Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Buzyeli Vadisi Serisi1 Kristal Parçası

Buzyeli Vadisi Serisi1 Kristal Parçası

Ratings: (0)|Views: 8|Likes:
Published by kharpet

More info:

Published by: kharpet on Oct 21, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as RTF, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/21/2011

pdf

text

original

 
Gelin etrafıma toplanın Bozkırların sert halkı Ve hikayemi dinleyinCesur kahramanlar ve sıkı dostlar hakkında Ve Buzyeli Vadisi'nin tiranıBir grup dostunHile ya da beceri ileOzanlar için efsaneler yazdığıFeci kibrini, zayıf bir zavallınınVe dehşetini Kristal Parçası'nın.İblis, dev bir mantarın gövdesine oymuş olduğu koltukta arkasına yaslandı. Kayadanadacığın etrafında sulu çamurlar höpürde-yip köpürüyordu. Bu, Cehennemkatmanının işaretçisi olan sonsuz bir sızıntı ve deveran idi.Errtu pençeli parmaklarıyla tempo tutuyor ve boynuzlu, may-munumsu kafasıomuzlarının üzerinde tembelce sallanırken karanlığın içine dikkat le bakıyordu."Nerelerdesin, Telshazz?" diye tısladı iblis, büyülü antika hakkında haberlerbekleyerek. Crenshinibon bütün iblislerin düşüncelerini doldururdu. Errtu, kırık parçaelin-deyken bütün katman üzerinde egemenlik kurabilirdi. Hatta belki de birkaçkatman üzerinde.Ve Errtu onu elde etmeye çok yaklaşmıştı!İblis bu ziynetin gücünü biliyordu. Yedi tane lich, şeytani büyülerini birleştirip kristalparçasını yarattıkları zaman, Errtu onlara hizmet etmekteydi. Lichler, yani ölümlüvücutları yaşam alemini terk ettiği zaman dinlenmeye çekilmeyi reddeden kudretlibüyücü ruhları, şimdiye kadar yapılmış en şeytani ziyneti yaratmak için bir arayagelmişlerdi. İyiliğin savunucularının en kıymetli olarak adlandırdığı şey tarafından,güneşin ışığı tarafından beslenip geliştirilen bir kötülüktü bu.Ama onlar kendi hatırı sayılır güçlerinin bile ötesine geçmişlerdi. Onun yapımı yedisinibirden yiyip yutmuştu. Crenshinibon kendi yaşamının ilk titreşimlerini beslemek içinlichlerin ölüm ötesi durumlarını koruyan büyü kudretini çalmıştı. Meydana çıkan güçpatlamaları Erttu'ytı Cehennem'e geri yollamış ve iblis kırık parçanın yok olduğunusanmıştı.Fakat Crenshinibon öyle kolay kolay yok edilemezdi. Şimdi, yüzyıllar sonra Errtukristal parçasının izine yeniden rastlamıştı. Nabzı atan bir kalbe sahip kristal bir kule,bir Cryshal-Tirith, Crens-hinibon'un kesin görüntüsüydü.Errtu büyünün yakınlarda olduğunu biliyordu; iblis bu antikanın kudretli varlığınıhissedebiliyordu. Keşke bu şeyi daha önce bulsaydı... keşke onu yakalasaydı...Ama sonra, olağanüstü güce sahip meleğimsi bir varlık olan Al Dimeneira gelmişti. AlDimeneira tek bir sözle Errtu'yu Cehen-nem'e geri göndermişti.Erttu şap şap yaklaşan ayak seslerini duyduğunda, dönüp duran dumanın vekaranlığın içine doğru baktı."Telshazz?" diye böğürdü iblis."Evet sahip," diye yanıtladı daha küçük olan iblis, mantardan tahta yaklaşırken sinipbüzülerek."Onu aldı mı?" diye kükredi Errtu. "Al Dimeneira kristal parçasını aldı mı?" Telshazz titreyip sızlandı, "Evet lordum... ah, hayır lordum!"Erttu'nun şeytani kızıl gözleri kısıldı."Onu yok edemedi," diye açıkladı küçük iblis hemencecik. "Crenshinibon elleriniyaktı.""Hah!" diye kahkaha attı Errtu. "Al Dimeneira'nın bile gücünün ötesinde! Peki neredeo zaman? Onu getirdin mi, yoksa ikinci kristal kulenin içinde mi duruyor?" Telshazz yeniden sızlandı. Acımasız sahibine gerçeği söylemek istemiyordu amaitaatsizlik etmeyi de göze alamazdı. "Hayır sahip, kulenin içinde değil," diye fısıldadıiblis."Hayır mı?" diye kükredi Errtu. "Nerede?""Al Dimeneira onu fırlattı.""Fırlattı mı?"
 
"Alemlerin üzerine, merhametli sahip!" diye haykırdı Telshazz. "Bütün gücüyle!""Varoluş düzlemlerinin üzerine!" diye hırladı Errtu."Onu durdurmaya çalıştım, ama..."Boynuzlu kafa ileri doğru atıldı. Erttu'nun yırtıcı ağzı, Telshazz'ın boğazını deşerkenküçük iblisin sözleri anlaşılamaz bir hırıltı halinde çıktı.Crenshinibon, Cehennem'in karanlığından çok uzaklarda bir yerde, dünyanın üzerindedinlenmekteydi. En büyük sapkınlık olan kristal parçası, Unutulmuş Diyarlar'm kuzeydağlarının çok yükseklerinde çanak şeklindeki bir vadide karın içine yerleşmişti.Ve bekliyordu.8e>s> l c)s"PiycmBüyünün Sahipkulesi'nden gelen büyücüler kervanı, düz ufuk çizgisinden yükselenKelvin Yığını'nın karla kaplı tepesini gördüğünde epey rahatlamıştı. Luskan'dan, On-Kasaba diye bilinen uzak sınır yerleşimine yaptıkları yolculuk üç haftadan fazlasürmüştü.İlk hafta o kadar da zor geçmemişti. Ekip, Kılıç Sahili'ne yakın bir yol izlemişti veDiyarlar'ın en kuzey uzantılarına seyahat ediyor olsalar bile, Engin Deniz'den gelenyaz meltemleri yeterince rahatlatıcıydı.Ama Dünyanın Omurgası'mn, yani çoğu kimsenin medeniyetin kuzeydeki sınırı olarakgördüğü sıra dağların, en batısındaki rampalardan dolaşıp Buzyeli Vadisi'nedöndükleri zaman, büyücüler bu yolculuğa çıkmamalarının neden öğütlendiğinihemen anlayı-verdiler. Bin mil karelik çorak ve engebeli tundra olan Buzyeli Vadisi,onlara bütün Diyarlar'ın en nahoş topraklarından biri olarak anlatılmıştı. Ve DünyanınOmurgası'mn kuzey kısmında yapılan sadece bir günlük yolculuk, Eldeluc'a, AlacalıDendybar'a ve Luskan'dan gelen diğer büyücülere bu şöhretin hakkıyla kazanıldığınıdüşündürmüştü. Güneyde geçit vermeyen dağlarla, doğuda uzanmakta olan bir buzultabakasıyla ve kuzey ile doğuda sayısız aysberglerle dolu, gemi yüzdürmeyeelverişsiz bir denizle sınırlanmıştı Buzyeli Vadisi. Buraya geçiş sadece DünyanınOmurgası ile kıyı şeridi arasındaki geçitten sağlanabiliyordu. Bu patika ise entecrübeli tüccarlar tarafından bile nadiren kullanılırdı.Hayatlarının geri kalan kısmında her ne zaman bu yolculuğu düşünseler büyücülerinaklına net bir şekilde iki şey gelecekti. Buraya seyahat edenlerin hiç unutamadıkları,Buzyeli Vadisi'ndeki hayatın iki gerçeği. Birincisi rüzgarın sonsuz uğultusuydu; sankiarazinin kendisi işkence görüyormuşçasına durmadan inliyor gibiydi. Ve ikincisivadinin boşluğuydu; miller boyunca uzanan gri ve kahverengi ufuk çizgileri.Kervanın varış noktası, bütün vadideki yeryüzü şekillerinden farklı olan tek bölgeydi.Bölgenin üç gölünün etrafına konuşlandı-10rılmış, civardaki tek dağ Kelvin Yığını'mn gölgesi altında bulunan on küçük kasaba. Buhaşin topraklara gelen herkes gibi büyücüler de On-Kasaba'nm oyma süsleri içinburadaydı. Bu süsler göl sularında yüzen boğumbaş alabalıklarının kafatasıkemiklerinden yapılan kaliteli oymalardı. Tabii bazı büyücülerin akıllarında daha sinsi çıkarlar da vardı.Adam incecik hançerin yaşlı adamın cüppesinin katları arasına kayıp kırışık tenininderinlerine ne kadar da kolayca battığına hayretle dikkat etti.Kızıl Morkai çırağına doğru döndü. Gözleri çeyrek yüzyıldır sanki kendi oğluymuş gibiyetiştirdiği adamın ihaneti karşısında genişlemiş, hayrete düşmüş bir haldesabitlenmişti.Akar Kessell ölümcül şekilde yaralanmış adamın hâlâ ayakta durması karşısındadehşete kapılmış bir halde hançeri bıraktı ve ustasından uzaklaştı. Onun menzilindendışarı kaçıp geri çekildi. Ev sahibi Doğulimanı Şehri tarafından, Luskan büyücülerinegeçici bir süreliğine karargah olarak tahsis edilen küçük kulübenin arka duvarına
 
doğru tökezledi. Kessell gözle görülebilir bir şekilde titriyordu. Yaşlı büyücününsihirsel ustalığının ölümün kendisini bile yenebilecek bir yol bulduğu gibi, git gidebüyüyen bir ihtimalin ışığında başına gelebilecek felaketleri düşünüyordu.Bu ihaneti karşısında kudretli hocası ona nasıl da feci bir kader hazırlayacaktı? Morkaigibi hakiki ve güçlü bir büyücü, yeryüzünde bilinen bütün işkencelerin en acıverenlerini bile gölgede bırakacak ne gibi sihirli ıstıraplar yaratacaktı? Yaşlı adam, ölmekte olan gözlerinin son ışıklan silinmeye başladığında bile bakışlarınısertçe Akar Kessell üzerinde tuttu. Neden diye sormadı. Akar Kessell'i muhtemelsebepleri için yüksek sesle sorgulamadı bile. Biliyordu ki işin içinde bir yerde güç eldeetme hırsı vardı. Bu çeşit ihanetlerdeki sebep hep bu olurdu. Onun kafasını karıştıranbu iş için kullandıkları piyondu, sebepler değil. Kessell mi? Kekeleyen ağzı en basitsihirli sözleri bile zar zor telaffuz edebilen mızmız çırak Kessell, kendisine gereğindenfazla ve nazik bir ilgi gösteren tek adamın ölümünden ne gibi bir çıkar elde etmeyiumabilirdi ki?Kızıl Morkai ölüp gitti. Cevabını asla bulamadığı pek az soru-11dan biriydi bu.Kessell, elle tutulabilir desteğine ihtiyaç duyduğu duvara yaslanmış bir halde kaldı veuzun dakikalarca titremeye devam etti. Onu bu tehlikeli duruma sokan güveni yavaşyavaş yeniden içinde büyümeye başladı. Şimdi patron oydu. Eldeluc, AlacalıDendybar ve diğer büyücüler öyle söylemişti. Ustası gittiğine göre o, Akar Kessell,Luskan'daki Büyünün Sahipkulesi'nde hakkı olan, kendine özel meditasyon dairesi vesimya laboratuvarıyla ödüllendirilecekti.Eldeluc, Alacalı Dendybar ve diğerleri öyle söylemişti."İş halledildi yani?" diye sordu iri yarı adam, Kessell, buluşma noktası olaraktasarlanan karanlık sokağa girdiğinde.Kessell hevesle başını salladı. "Luskanh al cüppeli büyücü bir daha büyüyapamayacak!" diye ilan etti, komplocu dostları gibiler için oldukça yüksek sayılacakbir sesle."Kısık konuş, ahmak," dedi, sokağın gölgelerinin içine sokulmuş narin yapılı bir adamolan Alacalı Dendybar, her zaman kullandığı aynı monoton sesle. Dendybar zaten peknadir konuşurdu ve konuştuğunda duygularını asla açık etmezdi. Her zamancüppesinin aşağı doğru çekilmiş kapüşonunun içinde gizlenirdi. Dendybar'da, onutanıyan çoğu kimseyi rahatsız eden soğukkanlı bir hava vardı. Büyücü, sınır yerleşimiOn-Kasaba'ya dört yüz millik yolculuk yapan tüccar kervanında fiziksel olarak enküçük ve en az heybetli adam olmasına rağmen, Kessell diğer hepsindenkorktuğundan daha fazla korkardı ondan."Kızıl Morkai, benim eski ustam öldü," diye tekrarladı Kessell yavaşça. "Bu gündenitibaren Kızıl Kessell diye bilinecek olan Akar Kessell, şimdi Luskan'ın BüyücülerLoncası'na tayin edildi.""Sakin ol dostum," dedi Eldeluc, Kessell'in heyecanla titreyen omuzlarına rahatlatıcıbir el koyarak. "Şehre döndüğümüzde münasip bir tayin töreni için yeterli zamanımızolacaktır." Gülümsedi ve Kessell'in kafasının arkasından Dendybar'a göz kırptı.Kessell'in başı dönüyordu. Kararlaştırılmış olan tayinin dallanıp budaklanmasıyla ilgilibir hayale kapılıp kaybolmuştu. Bir daha diğer çıraklar tarafından, ondan çok dahagenç olup da lonca mevkileri içinde yorucu adımlarla yükselmiş çocuklar tarafından12aşağılanmayacaktı. Ona artık biraz saygı göstereceklerdi. Çünkü o, eski günlerdekendisini geçmiş olanların bile arasından sıyrılıp şerefli bir büyücü mevkiine sahipolacaktı.Düşünceleri gelmekte olan günlerin her detayını gözden geçirdiği halde Kessell'inneşe saçan yüzü bir anda soluverdi. Yanında duran adama doğru sertçe döndü, yüzhatları sanki feci bir hata ya-kalamışçasma gerildi. Eldeluc ve ara sokakta bulunan

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->