Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
2Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Farabi Epistemolojisinde Akıl

Farabi Epistemolojisinde Akıl

Ratings: (0)|Views: 86 |Likes:
Published by nhemasvs

More info:

Published by: nhemasvs on Nov 07, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/05/2012

pdf

text

original

 
FARABI EP
İ
STEMOLOJ
İ
S
İ
NDE AKILMehmet Ali SARI
 
Özet/Abstract:
Bu çal
ı
ş
mada, Antikça
ğ
la bat
ı
Ortaça
ğ
ı
aras
ı
ndaki geçi
ş
i gösteren dü
ş
ünürlerden biriolan Farabi’nin “ak 
ı
l anlay
ı
ş
ı
”, daha çok onun epistemolojisi içinde ele al
ı
nm
ı
ş
t
ı
r. Ak 
ı
lanlay
ı
ş
ı
nda Farabi, her ne kadar Aristoteles’in etkisinde kal
ı
rsa da, Aristoteles’ten farkl
ı
olarak  bir tak 
ı
m belirlemelerde bulunur. Ak 
ı
l varl
ı
ksal ve bilgisel olarak baz
ı
nitelemelere ve belirlenimlere sahiptir; ak 
ı
l, bir taraftan insan
ı
n ula
ş
mas
ı
gereken bir amac
ı
gösterirken, di
ğ
er taraftan, birbirinden farkl
ı
olan dünyalar 
ı
birbirine ba
ğ
layan yönetici ve genel bir ilkedir. Buyüzden ak 
ı
l hem bir dü
ş
ünme yetisi hem de bir ilkedir.
Anahtar Kelimeler:
Ak 
ı
l, bilgi, dü
ş
ünülür (makul), dü
ş
ünme ilkesi, dü
ş
ünme yetisi,form,In this paper,
İ
t is aimed at studying the "conception of reason" in epistemology viewof Farabi who is one of the thinkers that shows transition between Antiguity and westernmiddleages. Whether Aristotle's influences on his view, he has determined the conception of reason differently from Aristotle' views. The reason has any ontological and epistemologicaldeterminations and characteristics; on the one hand, the reason exhibits a purpose which manshould get at, on the other hand, it is a director and the general principle which connects thedifferent world each other. Therefore, it is either the faculty or the principle of thinking.
Key Words:
Reason, knowledge, intelligible, principle of thinking, faculty of thinking, form
Ortaça
ğ
 
İ
slam ve bat
ı
felsefesine bakt
ı
ğ
ı
m
ı
zda, Tanr 
ı
her 
ş
eyinilkesidir; en gerçek, en yetkin ve en iyi varl
ı
kt
ı
r. Tanr 
ı
, varl
ı
ğ
ı
n bütünniteliklerini eksiksizlik ve taml
ı
k içinde kendinde toplam
ı
ş
t
ı
r; her 
ş
eyi yaratan,kendisi yarat
ı
lmam
ı
ş
olan bir varl
ı
kt
ı
r. Dolay
ı
s
ı
yla Tanr 
ı
, zorunlu varl
ı
kt
ı
r,onun d
ı
ş
ı
nda kalan hiçbir varl
ı
ğ
ı
n varolu
ş
u ise zorunlu de
ğ
ildir. (Ülken 1957:54) Bu durumda bir yaratan bir de yarat
ı
lan yani tek tek varolanlar vard
ı
r.Varl
ı
kla Tanr 
ı
, varolanlardan ise Tanr 
ı
’n
ı
n yaratt
ı
klar 
ı
kastedilir. Böyleliklevarl
ı
ğ
a ili
ş
kin olarak bir hiyerar 
ş
i söz konusu olur; zorunlu varl
ı
k olarak Tanr 
ı
, bir de onun yaratt
ı
ğ
ı
varolanlar. Ne var ki, varolanlar 
ı
n içinde olu
ş
vede
ğ
i
ş
meye u
ğ
rama olana
ğ
ı
bak 
ı
m
ı
ndan da bir s
ı
ralama söz konusudur.Ortaça
ğ
felsefesinde hakim olan Tanr 
ı
merkezli varl
ı
klara ili
ş
kin bir hiyerar 
ş
i
ş
üncesi, ortaça
ğ
 
İ
slam dünyas
ı
n
ı
n en önemli dü
ş
ünürleri içindekabul edilen Farabi’nin felsefesinde de kendini gösterir. Ne var ki Farabi’nin
Ar 
ş
. Gör. H.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü
 
SBArD Mart 2006, Say
ı
7, sh. 101 – 118102
felsefi sistemi, bir yan
ı
yla Aristoteles mant
ı
ğ
ı
na dayanan ak 
ı
lc
ı
bir metafizik anlay
ı
ş
ı
n
ı
, di
ğ
er yan
ı
yla Platinos’cu görü
ş
yard
ı
m
ı
ile
İ
slam inanc
ı
n
ı
nuzla
ş
t
ı
ı
lmaya çal
ı
ş
ı
ld
ı
ğ
ı
uzla
ş
t
ı
ı
c
ı
bir görünüme sahiptir. (Ülken 1957: 54)Öyle ki Farabi’ye göre zorunlu varl
ı
k (vacib’ül-vücud) Tanr 
ı
’d
ı
r, ve Tanr 
ı
, tek gerçek ve nedendir, Tanr 
ı
her 
ş
eyin ve bütün varl
ı
ğ
ı
n kayna
ğ
ı
d
ı
r. Tanr 
ı
, bütünkudret ve etkinli
ğ
i ile, yoklu
ğ
u hiç dü
ş
ünülmeyecek tarzda ve ezelde vard
ı
r.O’nun ezeldeki bu “varl
ı
ğ
ı
”n
ı
n, yine ezeli olarak “ta
ş
mas
ı
ndan” “mümkün”denen “dünyalar (alemler)” ortaya ç
ı
kar ve Tanr 
ı
taraf 
ı
ndan yarat
ı
lan ilk varl
ı
“ilk ak 
ı
ld
ı
r”. Bu ilk varl
ı
kta yani ilk ak 
ı
lda bir çokluk söz konusudur. Çünkü okendi özü bak 
ı
m
ı
ndan kendisini mümkün olarak bilir, Tanr 
ı
’y
ı
da zorunluolarak bilir. Dolay
ı
s
ı
yla onda iki türlü bilgi söz konusudur: Birincisi akl
ı
nkendisi hakk 
ı
ndaki bilgisi, ikincisi Tanr 
ı
’n
ı
n bir parças
ı
olmas
ı
bak 
ı
m
ı
ndan bilgisidir.(Ülken 1957: 59) Akl
ı
n kendi kendisini bilmesi bak 
ı
m
ı
ndan ozorunsuzdur; Tanr 
ı
’y
ı
bilmesi bak 
ı
m
ı
ndan zorunludur. Kendisini zorunluolarak bilmesi bak 
ı
m
ı
ndan ise ba
ş
ka bir akl
ı
yarat
ı
r; kendisini zorunsuz olarak  bilmesi bak 
ı
m
ı
ndan ilk gö
ğ
ün maddesini, kürelerin gö
ğ
ünü yarat
ı
r. Kendiözünü bilmesi bak 
ı
m
ı
ndan bu gö
ğ
ün
ş
ekli veya nefsini yarat
ı
r.
İ
kinci ak 
ı
l ikinci bir gö
ğ
ü, o da üçüncü akl
ı
yarat
ı
r ve böylece ay-alt
ı
evrene ininceye kadar bu böyle devam eder.
Ş
eylerin Tanr 
ı
’dan meydana gelmesiyle olu
ş
an “mümkünler aleminin”ilki “yukar 
ı
dünya” veya “ay-üstü dünya”d
ı
r. Bu dünya cisimden, maddeden veher türlü maddi
ş
ekilden uzakt
ı
r ve dolay
ı
s
ı
yla bu dünyaya duyularlaula
ş
ı
lamaz. Bu dünyaya ancak dü
ş
ünme etkinli
ğ
i ve bunu sa
ğ
layan “ak 
ı
l” ileula
ş
ı
labilir. Bu yüzden bu dünyaya “ak 
ı
llar dünyas
ı
” da denilir. Bu dünyadanfarkl
ı
olarak, “ay-alt
ı
dünya” olarak adland
ı
ı
lan dünya ise, insan ruhunun bir tak 
ı
m yetileriyle eri
ş
ebildi
ğ
i de
ğ
i
ş
im ve olu
ş
un meydana geldi
ğ
i maddi bir dünyad
ı
r.“Ay-üstü dünya” ba
ş
ka deyi
ş
le ak 
ı
llar dünyas
ı
nda yukar 
ı
dan a
ş
a
ğ
ı
yado
ğ
ru birinci, ikinci, üçüncü ve s
ı
ras
ı
yla maddi dünyan
ı
n bulundu
ğ
u dünyayado
ğ
ru ak 
ı
llar hiyerar 
ş
ik olarak yer al
ı
r. Bu s
ı
ralama içerisinde ay-üstü dünyay
ı
 olu
ş
turan her akla kar 
ş
ı
l
ı
k gelen bir “felek” söz konusudur ki, bunlar birer gök cismine kar 
ş
ı
l
ı
k gelir. Gök cisimlerinden bizim dünyam
ı
za en yak 
ı
n olan
ı
nas
ı
l“ay” ise, fizik-ötesi varl
ı
klar olan “ak 
ı
llar”dan da dünyam
ı
za en yak 
ı
n olan
ı
ayfele
ğ
inin akl
ı
olan “faal ak 
ı
l”d
ı
r. Bu ak 
ı
l, fizik dünya ile fizik-ötesi dünyan
ı
n
 
Mehmet Ali SARI103
s
ı
n
ı
ı
n
ı
ay
ı
ran ve ayn
ı
zamanda bu iki dünyay
ı
birbirine birle
ş
tiren; fizik-ötesietkileri, kendi üzerinden fiziki dünyaya aktaran bir merkezdir. K 
ı
sacas
ı
, varl
ı
s
ı
ralamas
ı
nda, maddi dünya ile maddi cisimlerden yoksun olan dünya yaniak 
ı
llar dünyas
ı
aras
ı
ndaki geçi
ş
i ve ba
ğ
lant
ı
y
ı
sa
ğ
layan ak 
ı
l “faal ak 
ı
l” d
ı
r. Budurum akl
ı
n ontolojik belirlenimini gösterir. Ancak bundan ayr 
ı
olarak bu ak 
ı
l,ayn
ı
zamanda insan
ı
n bu dünyadaki di
ğ
er varl
ı
klar aras
ı
ndaki en yüksek yerialmas
ı
n
ı
sa
ğ
layan teorik mutlulu
ğ
a ula
ş
mas
ı
n
ı
sa
ğ
lar. Bu durumda ak 
ı
l, bilgisel bir konumda üst bir ak 
ı
l olarak, insan
ı
n maddi dünyadan farkl
ı
olan
ş
ünülürleri ve ilk ilkeleri kavramas
ı
n
ı
sa
ğ
layan etkinli
ğ
i dile getirir.Ak 
ı
llar dünyas
ı
ndan farkl
ı
olan “ay-alt
ı
dünya” ise varl
ı
k bak 
ı
m
ı
ndanson derece eksik olan nesnelerin olu
ş
turdu
ğ
u dünyad
ı
r. Bu dünyada olu
ş
, bozulu
ş
ve sürekli bir de
ğ
i
ş
im söz konusudur, dolay
ı
s
ı
yla bu dünya ruhun bir tak 
ı
m yetileri ile eri
ş
ebilece
ğ
i bir dünyad
ı
r. Ay-alt
ı
dünyada nesnelerinvarl
ı
klar 
ı
nda zorunlu olarak maddeye ve maddi olana muhtaç olmalar 
ı
  bak 
ı
m
ı
ndan maddi tözler, özleri bak 
ı
m
ı
ndan etkin halde bulunamazlar.Böylelikle de etkinlikleri için d
ı
ş
ar 
ı
dan bir nedene ihtiyaçlar 
ı
vard
ı
r ki, bu da“faal ak 
ı
l” yani “etkin ak 
ı
l”d
ı
r. Formun, ruhun yetileri taraf 
ı
ndan soyutlanmas
ı
 sürecinde, imgelem yetisinde bulunan duyusal izlenimlerin, dü
ş
ünülür (makul)formlar olarak ak 
ı
lda ortaya ç
ı
kmas
ı
, bu d
ı
ş
etken yani faal akl
ı
n müdahalesinigerektirir. Bu ak 
ı
l arac
ı
l
ı
ğ
ı
yla dü
ş
ünülürler ba
ş
ka deyi
ş
le ilk öncüller kavran
ı
l
ı
olurlar. Dolay
ı
s
ı
yla ay-üstü dünya ile “ay-alt
ı
dünya” yani maddi dünyaaras
ı
nda ba
ğ
kuran faal ak 
ı
l, bir yönüyle ruhun dü
ş
ünen k 
ı
sm
ı
n
ı
n yetkinle
ş
mesive insan
ı
n yüksek formlar 
ı
kavramas
ı
n
ı
gösterirken, bir yönüyle de varl
ı
ksalolarak ay-üstü dünyay
ı
olu
ş
turan ak 
ı
llardan biridir.Biz de bu çal
ı
ş
mam
ı
zda Farabi’nin ak 
ı
l kavram
ı
n
ı
döneminin içindenas
ı
l ele ald
ı
ğ
ı
n
ı
, daha çok, bilmekle ilgisinde nereye yerle
ş
tirdi
ğ
inigöstermeye çal
ı
ş
aca
ğ
ı
z. Çünkü Farabi, ak 
ı
l kavram
ı
n
ı
antik dönemin iki farkl
ı
 
ş
üncesiyle birlikte ele alm
ı
ş
ve onu iki yönlü hem varl
ı
ksal hem de bilgisel bir belirlenim içinde de
ğ
erlendirmi
ş
tir. Öyle ki ak 
ı
l, bir yandan Tanr 
ı
’dan ta
ş
anilk varl
ı
k, kendini dü
ş
ünen etkin dü
ş
ünce ve dünyalar aras
ı
ndaki geçi
ş
isa
ğ
layan bir köprüyken, bir yandan da ak 
ı
l ve dü
ş
ünme yetisi, ba
ş
lang
ı
çta bir tür ruh veya ruhun bir parças
ı
veya ruhun yetkinliklerinden birisi ya da bütünvarolanlar 
ı
n mahiyetlerini ve formlar 
ı
n
ı
maddelerinden ayr 
ı
olarak soyutlay
ı
 pkavrama yatk 
ı
nl
ı
ğ
ı
na sahip oland
ı
r. Bu durumda ak 
ı
l, maddi dünyadan maddi

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->