Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
3Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Memleket Hikayeleri Refik Halit Karay

Memleket Hikayeleri Refik Halit Karay

Ratings:

4.0

(1)
|Views: 2,101 |Likes:
Published by api-3755137

More info:

Published by: api-3755137 on Oct 18, 2008
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as RTF, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/18/2014

pdf

text

original

 
m
emle
k
et h
ikayeleri hakkİnda yazİlanlar
 ben edebiyata biraz merak 
y
ımdır. eskiden bu merakım estetiğin sınırı içindekalırdı, şimdi biraz daha derine gidip kitaplardan yazarlarına, yazarlardandevirlerin zihniyetine ve toplumların davranışlarına doğru uzanmak ister.meselâ çok eskiden büyük üstadrefik halid'in memleket hikâyeleri'ni, sadece bir güzel yazı okumak keyfikatkısız bir edebi zevk için hatmetmiştim, şimdionları yeniden okuyor ve her birinde, o edebi keyfin ötesinde, bambaşkahazineler keşfediyorurn. bana onlar, vatananadoln'nun yarım asır içinde değişen ve değişmeyen davranışlarına enkeskin ışığı tutuyor. onlar sayesinde üstad refikhalid'in öze varmaktaki büyük kudretine ve zamanı yenen eşsiz görüş veanlayışına bambaşka bir idrakle hayran oluyorum.
 bana o hikâyeler, bugün, anadolu'nun insan ve cemiyet hayat
ı hakkında yazılmış veyazılaçak en azametll psikoloji ve sosyolojieserlerinden daha etraflı, daha derin, daha dolu ve daha gerçek geliyor.Öyle sanıyorum ki, bu hikhyeleri okumadan anadolu'yu anlamanın, anlatmayabaşlamanın imkânı yok. bavuluna kamerasına, not defterini, mahmut makalve fakir baykurt'uneserlerini doldurarak anadolu'yu keşfe hazırlananlara, haritaya bakmadanve yola çıkmadan önce, o yarım asırlık memlekethikâyeleri'ni okumalarını tavsiye ederim.
ne yal
ın söyleyeyim, ben insanlarıiyi anlatan ve sevdiren edebiyatın taraflısıyım.hâdiselere ve zamana, asıl o duru kafa ve engin insan aşkıyle yazılmışeserler dayanabiliyor da, ondan.
 prof. sabri esad s
i
ya
v
u
Şgil 1964
t
ü
rk endüstrisi yenidir ve son y
ıllarda kurulmuştur. daha bir işçi problemiyokken refik halld 1920 de yayın
lad
ığımemleket hikâyelerinde - bu hikaye kitapta 1909 tarihinitaşımaktadır - ilk sosyal hikâyeyi yazdı.refik halid'in memleket hikâyeleri'nde ulaştığı yüksek sanat örneğinebir daha erişilmemiştir. dil, üslupve edebi yönden bugün de aşılamayan bu hikayeler modern türk edebiyatının en güzel mahsulleridir.
profesör otto sp
ies bonn 1963
refik halid'in memleket hikâyeler
i'
nde yer
'
alan yat
ık emine, cer hocası, sari bâlvesaire anadoluyu ve oradayaşayan yerli tipleri özel havası içinde o zamana kadargörülmemiş bir canlılık ve aydınlıkla bize tanıtır.bunlar hep bizim hayatımızın hikâyeleridir.
agâh s
ırrı levend
refik halid memleket hikâyeleri
'
nde hiçbir siyasi akide gözetmeden serapa be
şerinıstıraplarını tahlil etmiştir. yatık emine, koca Öküz, hakkı süküt,kuvvete karşı, cer hocası ayrı ayrı birer ıstırap tahlilleridir.
refi' cevad ulunaymemleket hikâyeleri rk edebiyat
ında anadolu'nun ilk hakikihikâyeleridir. anadolu memlekethiyelerinde n gerçek varlığı ve âlemi ile kaımızagetirilmiştir.
nihad sami banarlimemleket hikâyeleri gerçekten öz hikayelerdir. ondan sonra ne kadar gayretliler ç
ıktı.bu yolda uğraştılar,fakat gözlerindeki kalın perdeyi sıyıramadılar. kabukta kaldılar,cevhere varamadılar.
refik halid'in san'at men
şurundan zdüğü manzaralar, tabiat veşahıslar altın suyuna batırılmış zincirler gibiâteşin kıvılcımlı bir parıltı ile göz alırlar.
 
şeftali baeleri, sabal, yak emine hiyeleri, hiyeyememleketin girişidir. bunlarda yazıldığı çağınmanzarası, psikolojisi, mantığı, , ve ş varlığı ile nmemleket yaşar.
hakk 
ı
süha gezgİn
yatik em
İne
ak 
şam üzeri, geç vakit, jandarma mülâzımı (teğmen) kalemden çıkarkençavuş odaya girdi: selâm verip bir kâğıt uzattı:
merkezi viyette tevali vak'alar hudusuna sebebiyet veren uygunsuz tak 
ımından yatık emine, kaza dahilinde ikâmet ettirilmek ve âhar bir mahalleazimetine muhalefet olunmak üzere edildiğindenicrayı ica
emrediyordu. kaymakam bu tezkerenin arkasına almürekkebe batmış kamış kalemle yazdığı havalede
kasabanın ahlâk-ı umumiyesini ifsada meydan verilmemek içinlâzım gelen tedabirin jandarmabölük kumandanlığınca ittihazı»
demişti.
mülaz
ım daha yeni mektepten çıkmış, pembe, sarışın, tüy gibi ince, güzelendamlı bir delikanlıydı.mektepte adı dal sabri idi. bunu okuyunca garip bir utangaçlıkla hafifçekızardı; daha bu cinsten bir işe ilk rastlıyordu. fakatçavuşa acemilinden renk vermemek ve çapkın nmemek inkaşlarını biraz çatarak çok ciddî yapmak istediği bir sesle:
 
- getirin onu buraya!dedi. ne yapaca
ğını kendisi de pek iyi bilmiyordu. Önce şu kadını bir görecekti;sonra, sonra da belki korkutacak, ona bazıemirler verecekti. dirseklerini masasına dayadı, önüne kâğıdı çekti vebekledi.
 buras
ı ankara'ya iki n öte, ana yollardan ayçük birkasabaydı. İki gün bitmez tükenmez yokuşlar çıkılarak binzahmetle takatı tüken miş ve eıilmiş bir halde gelindiği haldeorada oturulacak bir kahve, yatacak bir han bulunmaz; şuçıplak kuru memlekete varmak in neden bu kadar yollar ıpzahmetler çekildiğini insan bir türlü anlamazdı. soğuk, barınılmazbir kışı; susuz,: dayanılmaz bir yazı vardı.
civara nisbetle o kadayolsuz ve yüksekti ki, sanki b
uraya insanlaryokuşları tırmana tırmana değil, gökten serpilerek gelmişler veinmeğe iz bulanıayarak öyle, dünyadan alâkasız bir kümehalinde kalmışlardı. haymana ovasının ortasında, en yüksek biryerde gözcü gibi bekleyen kasaba, kerpiç evleri vez sokaklarıyle ne kadar zevksiz, kasvetliydi. nömürlerini netice vermiyen davalar arkasında büyük ümitlerlekoşa didişe geçirip nihayet umduklarını bulamadan yıkılıp ölenadamlar gibi buraya nihayet tırmananlar da hiç şüphesizarap beklediklerini bulamamaktan ileri gelme bir kederledüşüp kalmışlardı.
ilk insanlar o, yan
ık ovala, sarp dağları aşarak buraya çıkmayaneden lüzum görmüşlerdi? tufan gibi nasıl bir tehlikeönünden kaçarak bura ya yerleşmişlerdi? o, şimdi bilinmiyordu,fakat her halde, bu derece zorluğa katlanabilmek içinmühim sebepler olmalıydı.
zaten civardaki halk he kolayca bulu
şupmünasebete girişememek yüzünden bu hesaba gayetgeri, gayet uyuşuk, şevksiz kalştı. ne gençlerin de hayatın ilktadlarını duymaktan gelen bir iştah, bir sıcaklık; ne deihtiyarlarında rahat bir yaşlığın verdiği çubuklu, hikâyeli birkeyif...
kad
ınlar ise taş gibi hissiz, kütük kadar hareketsiz venuktular; fakat hepsinin de ne kadar rbüz, ne di, vesağlam vücutları vardı... sıtmaların tırmanamadığı, hastalıklarınbarınamadığı bu dağ sırtında çınarlar gibi gelişe genişleye uzun,bıktırıcı bir ömür sürüyorlardı. ne kadar heyecansız, nederece uyuk bir ömür!
hayat
ın aşağı tabakalarda insanlarıkavuran,. çarpışıp didiştiren fırtınaları burasını tutmuyordu.burada mâneviyat itibariyle de durgun, tahavvülsüz(
değişikliksiz
) bir hava, karları lapa lapa yağan, sakin bir dağ iklimivardı. köylerinde ahali apaçık, kaç göçsüz gezip yaşadıkları halde bukasabada kadınların iki gözünü birden görmekimnsız. gelin bir evde, kan babandan kaçar, veybaldızının yüzünü tanımazdı. sazsız, sözsüz; düğünsüz derneksizbir ölü hayageçiriyorlar.
 bol bol evlenmekten ve s
ık sıkdoğurmaktan başka ömürlerinin tadı, acısı yoktu. kadınlarında

Activity (3)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
1 thousand reads
KEMALASCI liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->