Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
17Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Kadınların Kurtuluşu | Kasım 2011

Kadınların Kurtuluşu | Kasım 2011

Ratings: (0)|Views: 3,486 |Likes:
Published by haindomdom

More info:

Published by: haindomdom on Nov 23, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/14/2013

pdf

text

original

 
KAZAN
KALDIRIYORUZ
ERKEK VE DEVLET
ŞİDDETİNE KARŞI
Ne olduğumuza, ne istediğimize hep birileri bizim adımızakarar verdi. Öyle ki bizler, başkalarını adını taşıyıp, kundaklakefen arasında duvak takanlarız. Oysa dünyanın yarısıyız in
-
sanız, kadınız.Bu sistemin bize dayattığı rolleri reddediyoruz.
 Artık şiddete maruz kalma
-
 yı, dayağı, tacizi, tecavüzü
kabullenmiyoruz. Artık ücretsiz ev içi emek 
gücü, düşük ücretli güven
-
cesiz işçi olmak istemiyoruz.
 Artık savaş, işgal, militarizm mağduru olmak istemiyoruz.
 Artık onların, şiddetine, tacizine, tecavüzüne; on
-
ların ‘erkek’ dünyasına
KAZAN KALDIRIYORUZ!
 
m
e
 ğ
i
m
iz
 , 
b
e
de
ni
 mi z
,  k i
 m l i
 ğ
 i m i z  b i
 z i md
i r...
KadınlarınKurtuluşu
SOSYALİST DEMOKRASİGAZETESİÖZEL SAYI 1115 KASIM 20112,5 TL
ERKEK, DEVLET
TECAVÜZÜ
 Yargıtay Mardin’de26 kişinin tecavü
-
züne uğrayan 13 yaşındaki bir kız çocuğu için yerel mah
-
kemenin “küçük kızın her şeyin farkında oldu
-
ğu, isteseydi engel olabileceği ve sanıkların enalt sınırdan cezalandırılması” talebine destek  verdi. 
Sf.4
Bilenlerin “90’laramı dönüyoruz” en
-
dişesi yaşadığı birdönemden geçiyoruz. Milliyetçi-ırkçı söy 
-
lemin yükseltildiği, savaş çığırtkanlığının art
-
tığı dönemlerin bedelini ise en çok kadınlarödüyor.
Sf.16
Van depremi erte
-
sinde bölgenin du
-
rumunu daha iyikavrayabilmek ve bilgileri birinci ağızdanalmak adına VAKAD (Van Kadın Derneği) gö
-
nüllüsü sosyolog Aylin Çelik’le bir söyleşi ger
-
çekleştirdik.
Sf.20
BARIŞ İÇİNSES VERVAN’DANBİZE KALAN
 
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mü
-
cadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken bir kezdaha şiddetle kuşatılmış hayatlarımızı değiştir
-
meye, dönüştürmeye dair örgütlü mücadelemizi
sürdürme iradesindeyiz. İçinden geçtiğimiz şu
günlerde tüm toplumsal kesimlerde kadına yönelik 
şiddette bir artış olduğu görülüyor. Neredeyse
tamamı münferit şiddet olguları gibi gösterilmeye
çalışılsa da biz bütün bu kadına yönelik şiddetolaylarının bütünlüklü erkek egemen sisteminbir parçası olduğunu biliyoruz.
Son dönemde sınır dışı ve içi operasyonlarla
daha da tehditkâr hale gelen militarizm ve mil
-
liyetçilik; erkek, devlet şiddetini tırmandırıyor.Toplumda yaratılan militarist ve milliyetçi his
-
teri gerek kamusal gerekse özel alanda kadına yönelik şiddetin artmasına yol açıyor. Ev içeri
-
sindeki şiddet savaşın karanlığında kayboluyor.Eril iktidardan beslenen militarizm hayatlarımızı
kuşatırken şiddet katmerleşerek artıyor. Ölmenin
 ve öldürmenin meşrulaştırıldığı bir ortamda ev 
içinde yaşadığımız tecavüz, taciz şiddet görün
-
mezleşiyor; ev içindeki emeğimiz yok sayılıyor.Bu şiddetin bir adı patronun tacizi oluveriyor;diğer adı işten atılma. Bir adı polis tacizi veşiddeti oluyor; diğer bir adı tutuklamalar.
Tecavüzün erkek egemen sistemin yarattığı
bir cezalandırma mekanizması olduğu, erkeklik 
ile tecavüzün nasıl iç içe geçtiği görmezdengelinirken, tecavüz sadece bir sapıklık hali gibiadlandırılmaya çalışırken, tecavüzün erkekler
-
den tarafında ne kadar sistematik uygulandığıgizleniyor. Tecavüz testosterona bağlanmayaçabalanıyor. Kız çocuklarına tecavüz eden ve
adeta devletin protokol listesini andıran tecavüzçeteleri yargının en yüksek kademelerinde dahi
aklanıyor. Kadınlar her gün en güvendikleri er
-
kekler tarafından sokak ortasında öldürülürken,bakanlığın adından ‘kadın’ çıkartılarak kadınlar
ailenin ‘korunaklı’ duvarları arasına hapsedilmeye,
kadının aileden bağımsız bir varlık olmadığının
altı çizilmeye çabalanıyor.Her gün artarak devam ediyor nefret cina
-
 yetleri. Failleri ya bulunamıyor ya da bulunmak 
istenmiyor. Ya evleri yakılıyor kadınların ya dasokak ortasında pompalı tüfekle geliyor ölüm.
Erkek egemen sistem onun gibi olmayan, kendine
benzetemediği her şeyi yok ediyor. Anayasanın
10. Maddesine, ‘Cinsel Yönelim’ ve ‘CinsiyetKimliği’nin eklenmesinin, LGBT (lezbiyen, gey,
biseksüel, trans) bireylere yönelen şiddetin sona
2
Bizden N.Ç’ye tecavüz edilmesini, Ayşe’nin
öldürülmesini, Sevahir ’in polisin sıktığı tazyikli
su ile belinin kırılmasını kabullenmemizi vebunları sineye çekmemizi bekliyorlar…
Her gün 5 kadın ailenin ‘korunaklı’ duvarları
içinde öldürülürken, bizden sesimizin dört
duvar arasında sıkışıp kalmasını, kimliğimizinailenin varlığı ile özdeş tutulmasını kabullen
-
memizi istiyorlar.
Kezban İncebacak, sahurda yoğurt olmadığıiçin, Müzeyyen Yanıkbaş boşanmak istediğiiçin, Nazlı Umakoğlu soğuk davrandığı için,Seher Kocaman elektrik faturası çok geldiği
için kocaları tarafından öldürüldü. Erkek şid
-
detinin adı hep ‘cinnet’, ‘sapıklık’, ‘delilik’,‘hastalık’, ‘işsizlik’, ‘onur’, ‘gurur’, ‘namus’
olurken; şiddete hep bir sebep sunuldu. Hâlâ
bizden bu şiddeti ve onların sebeplerini iç
-
selleştirmemizi istiyorlar.
Bizden kendi diline, kimliğine yasaklı sürgün
 yaşayan Kürt kadınlarından nefret etmemizi
istiyorlar.
Bizden savaşın yarattığı tacize tecavüze, be
-
denlerimizin birer savaş ganimeti görülüp talan
edilmesine, askerden travmatize olarak gelen
erkeklerin bizlere daha fazla şiddet uygula
-
masına rıza göstermemizi istiyorlar.
Bizden savaşı üreten ve destekleyen mekaniz
-
maları desteklememiz, çocuklarımızı savaşa
sorgusuzca göndermemiz, savaşta ölen yakın
-
larımız ardından onurlanmamız bekleniyor.Bizden bir yük taşıma aracında taşındıklarıiçin sele kapılıp boğularak kapitalizmin kârhırsı tarafından öldürülen kadınların; kapı
-
ları dışarıdan kilitlenmiş bir fabrikada çıkan
 yangında dışarı çıkamayıp yanarak can veren
kadınların katledilişini kader olarak yorum
-
lamamız isteniyor.Bizden niteliksiz ve ucuz iş gücü olarak kul
-
lanılmayı kabul etmemizi, karın tokluğunaçalışıp buna şükretmemizi, evde harcananemeğimizin yok sayılmasını doğal bulmamı
-
zı istiyorlar.
Bizden işyerinde patronun da evdeki erkeğin
de tacizine sessiz kalmamızı, susarak bu sistemi
 yeniden üretmemizi, ‘üç çocuk’ doğurmamızı,medyada kadın düşmanlığına varan hakaret
-
lere gülmemizi bekliyorlar.
 Yani bizden acılarımızı sineye çekmemizi, şid
-
deti normalleştirmemizi, tecavüzün ve şiddetin
bizim suçumuz olduğuna inanmamızı, veriliolanı kabul etmemizi istiyorlar.Ne olduğumuza ne istediğimize hep birileribizim adımıza karar verdi.Öyle ki bizler, başkalarını adını taşıyıp, kun
-
dakla kefen arasında duvak takanlarız…Bir türlü hükmü geçmeyen, işi bir türlü bit
-
meyenleriz…Hep aynı masalarla aldatıldık ve bunu kaderdiye sineye çekerken, sessizce yalnızlığımızıbüyüttük yüreklerimizde. Hep yanlış yaptı
-
ğımıza inandırıldık.Oysa dünyanın yarısıyız insanız, kadınız.Bizler bu sistemin bize dayattığı bu rolleri
reddediyoruz.
 Artık şiddete maruz kalmak istemiyoruz. Dayak,
taciz, tecavüze karşı sesimizi yükseltiyoruz. Artık ücretsiz ev içi emek gücü olmak iste
-miyoruz.
 Artık düşük ücretli güvencesiz işçi olmak is
-temiyoruz.
 Artık kamudan dışlanmak istemiyoruz.
 Artık savaş, işgal, militarizm mağduru olmak 
istemiyoruz.
 Artık onların, şiddetine, tacize, tecavüzüne;onların ‘erkek’ dünyasına;
 
KAZAN KALDIRIYORUZ!
Kasım 2011
|
Kadınların Kurtuluşu
ERKEK ve DEVLET ŞİDDETİNE
KAZAN KALDIRIYORUZ!
 
3
ermesi adına ilk adım olacağı
umudunu taşıyoruz. “Genelahlaka aykırılık” gerekçesiyleörgütlenme hakkının engel
-
lenmesine hep birlikte “Dur!”
diyoruz. Nefret cinayetlerinde,
cinsel yönelim ya da cinsiyet
kimliğinin “tahrik” ve hafifletici
unsur olarak kabuledilmesini,
insanlık adına verilen hiçbir
hukuki karara yakıştırmıyoruz.
Bu nedenle bu 25 Kasım’da
‘Heteroseksizme son’
slo
-
ganını yükseltiyoruz.
Başta Kürt kadın hareketiolmak üzere, sendikalardan,
muhalif kitle örgütlerinden
kadınların gözaltına alınması
 ve tutuklanması artarken, bu
kadınların gözaltında tacize
son dönemlerde çok fazla ve
sistematik biçimde maruz kal
-
dıklarını öğreniyoruz. Med
-
 yada Kürt kadınlarını hedef alan erkek egemen tarzda yazıları kaleme alan köşe
 yazarlarını ve erkek egemen
söylemle süreci ele alan medya
mensuplarını tanıyoruz. Mevcut militaristatmosferden beslenen şiddet olgusunu özel alan
-
da en yakınındaki kadına yönlendiren erkeklerin varlığından haberdarız. Savaş koşullarında kadınıbedenini savaş alanı olarak gören zihniyeti; buzihniyetle yoğrulmuş erkeklerin kadınları taciz vetecavüzle cezalandırıldığını biliyoruz. Bu bilinçlebiz kadınlar erkek, devlet şiddetini geriletmenin
 yolunun, aynı zamanda militarizm ve milliyetçiliğin
tırmandırıldığı savaş ortamının son bulmasından ve barışın hayata geçirilmesinden geçtiğini savu
-
nuyoruz. Bu nedenle bu 25 Kasım’da
‘Barış için
ses ver’
sloganını yükseltiyoruz.Devletin kolluk kuvvetlerinin politik kadınla
-
rı hedefleyerek uyguladığı şiddetin tırmandırılanmilitarizmden, bizzat iktidar araçları tarafından
 yoğunlaştırılan savaş atmosferinden beslendiğinin
bilincindeyiz. Kadınlar sokakta seslerini yükseltti
-
ğinde, onların yerlerde sürüklenmeyi, tekmeleri,fiziksel ve sözel tacizi kabul etmeleri bekleniyor.
Düzen partileri dışında politika yapan tüm kadın
-
ların; belki de ibret alınması için özellikle Kürt kadınmilletvekillerinin bu atmosferden beslenen öfkeyle
hedef alındıklarını, fiziksel olarak kolluk kuvvetleri
tarafından, sözel ve yazılı olarak medya tarafından
‘cezalandırıldıklarını’; siyasi iktidarınsa tüm bunlara
alkış tutar beyanatlarda bulunduğunu görüyoruz.
Savaştan, eril iktidardan ve cinsiyetçilikten besle
-
nen bu yaklaşımın son ermesi için bu 25 Kasım’da
‘Devlet şiddetine son’
sloganını yükseltiyoruz.Diğer yandan ekonomik kriz kadınları her ge
-
çen gün daha fazla kuşatıyor. Ekonomik krizin baş
göstermesiyle birlikte öncelikle kadınların işsizlikle
 yüzleştiğini biliyoruz. Krizin etkisiyle meşrulaştırılan
güvencesiz ve daha ucuza çalıştırma yöntemlerine de
 yine en çok kadınların maruz kaldığının farkındayız.Kadınların kayıt dışı enformel sektöre yönlendirildi
-
ğini; kriz dönemlerinde ‘ev ekonomisi’ adı altındaparayla dışarıdan alınan birçok ürün ve hizmetinkadınların üstüne yıkılarak görünmeyen emek sö
-
mürüsünün arttırıldığını tespit ediyoruz. Ekonomik 
kriz koşullarında stres altında kalan erkeklerin, deşarj
olmanın yolunu özel alanda kadına yönelik şiddet
-
te aradığını; yani kriz
dönemlerinde kadınların
daha fazla psikolojik ve fiziki
erkek şiddetine maruz kaldığını
biliyoruz. Bu bilinçle, kadın
kurtuluş mücadelesini erkek 
egemenliğiyle kol kola girmiş
olan kapitalizme karşı müca
-
dele perspektifiyle yürütmek 
gerektiğinin bilincindeyiz. Bu
nedenle bu 25 Kasım’da
‘Ev 
içinde de dışında da emeği
-
mizin karşılığını istiyoruz’
 
sloganını yükseltiyoruz. Ataerkil düzen bizi evle
-
re hapsederek bedenimizi,kimliğimizi denetim altında
tutuyor. Bu denetimi sağlamak 
için de şiddeti bir silah olarak kullanıyor. Şiddet bize koyun
koyuna yaşadığımız erkekler
tarafından uygulanıyor. En
güvenilir yer olduğu söylenen
evlerimizde, dayağa, baskıya,
aşağılanmaya, tecavüze ma
-
ruz kalıyoruz, öldürülüyoruz.
Bu şiddet sarmalının içindekıskıvrak bağlanıyor, nefes
alamıyoruz. Kendimize saygıduymamız istenmiyor. Ailedeki tüm işlerbizden sorulduğu halde emeğimiz yok sayılıyor.
Cinselliğimizle de sömürülüyoruz. Yatak oda
-
larımızda eril iktidarın her türüyle karşı karşıyakalıyoruz. Yasalarda suç olarak tanımlattığımız
evlilik içi tecavüz devlet kurumlarında ve top
-
lumda karşılığını bulmuyor. Ailenin kutsallığı
ailenin erkeklerinden gelen tecavüzleri görün
-
mez kılıyor. Yasalarda ismini bulmayan ensestlehayatımız kararıyor. Bunedenle bu 25 Kasım’datüm bu dayatmalara vebaskılara karşı 25 Kasım
da
‘Erkek şiddetine son’
sloganını yükseltiyoruz.
Bu hayatta biz de varız,
evde, okulda, fabrikada,tarlada üretiyoruz. Bizim
de sözümüz var. Ne kadarayrımcı politikalarla dışlansak, ikinci sınıf sayılsak,düşünmemiz, yazmamız engellense de bizim dehayata dair sözümüz var.
Bizler bu sistemin bize dayattığı rolleri reddedi
-
 yoruz Bu nedenle tüm bu dayatmalara ve baskılara
karşı erkek egemenliğine;
‘Erkek ve devlet şiddetine karşı kazan kal
-
dırıyoruz.’
Kadınların Kurtuluşu|Kasım 2011

Activity (17)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 thousand reads
1 hundred reads
haindomdom liked this
edagült liked this
haindomdom liked this
haindomdom liked this
haindomdom liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->