Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
gelir dağılımı

gelir dağılımı

Ratings: (0)|Views: 94 |Likes:
Published by Sabri Çelik

More info:

Published by: Sabri Çelik on Dec 21, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/21/2011

pdf

text

original

 
Yönetim ve Siyasette Etik Sempozyumu
 , 1998, Adapazar 
ı
 . ss. 376-399
GEL
İ
R DA
Ğ
ILIMI SORUNU VE ÇÖZÜMÜNDE YEN
İ
ARAYI
Ş
LAR 
Mahmut B
İ
LEN
 
Muharrem ES
 
Giri
ş
 
Ş
üphesiz insanl
ı
k tarihinde önemli olan bir çok 
ş
eyin aras
ı
nda üretim ve mübadele de ayr 
ı
bir konumasahiptir. Bu hususlar endüstri devrimiyle, yani kitlesel üretimle beraber daha da önem kazanm
ı
ş
t
ı
r. Bu sebeplehangi mallar 
ı
n üretilece
ğ
i? Nas
ı
l üretilece
ğ
i? Ve kimler için üretilece
ğ
i? Sistem fark 
ı
gözetilmeksizin ekonomik sorunlar 
ı
n temelini te
ş
kil etmi
ş
tir. Mallar 
ı
n kimler için üretilece
ğ
i sorununun cevab
ı
n
ı
sosyalist sistemler ekonomik e
ş
itli
ğ
i esas alarak merkezi idareyle düzenlerken, piyasa ekonomisini benimseyen liberal sistemlerdefiyat mekanizmas
ı
çözüm arzetmi
ş
tir.Piyasa ekonomisinde, gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
iktisat politikas
ı
n
ı
n en önemli be
ş
arac
ı
ndan biridir. Bütün
İ
ktisatteorileri gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ile ilgilenmi
ş
tir. Genelde iktisat teorisinde gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
, birincil gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
 çerçevesinde ele al
ı
nm
ı
ş
t
ı
r. Fakat özellikle ikinci dünya sava
ş
ı
ndan sonra kamunun, ekonomide artan görevleriaras
ı
nda gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
düzeltmek önemli bir amaç haline gelmi
ş
tir. Devletin geliri yeniden da
ğ
ı
t
ı
c
ı
görevi,ikincil gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
ortaya ç
ı
karm
ı
ş
t
ı
r, birincil gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
olarak ifade edilirken,ikincil gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
bireysel gelir da
ğ
l
ı
m
ı
olarak ifade edilmektedir.
İ
fade edilen dönemde, sosyal devletin en önemli görevleri aras
ı
nda gelirin adil da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
sa
ğ
lamak yer alm
ı
ş
t
ı
r. Fakat ekonomide kamu kesiminin etkinsizli
ğ
i ve artan görevlerinin toplam ekonomiye külfetinin artmas
ı
,sosyal devleti tart
ı
ş
ma konusu yapm
ı
ş
t
ı
r. Hakim ekonomik tez haline gelen Neo-Liberalizm, devletinküçültülmesini ve piyasa ekonomisi çerçevesinde özel kesimin öncülü
ğ
ü ile ekonomik geli
ş
meyi önermi
ş
tir. Bu ba
ğ
lamda gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
artan ekonomik refah ile beraber, piyasa ili
ş
kileri içerisinde düzelece
ğ
i ifadeedilmektedir. Bu ba
ğ
lamda ülkemizde benimsenen piyasa ekonomisi ile gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
nas
ı
l bir sonuç ortayakoymu
ş
tur? Ayn
ı
 
ş
ekilde gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
nda meydana gelen sonuçlar daha çok piyasa ekonomisi sürecinde mi?Yoksa devletin önemli bir rolü var m
ı
d
ı
r? Bu sorular üzerinde önemli durulmas
ı
ve tahlil edilmesi gerekensorulard
ı
r.Gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n bizzat kendisi bir etik konusu olarak ele al
ı
nmaktad
ı
r. Eti
ğ
e konu olan gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n bozulmas
ı
nda, rol sahibi olan faktörlerin etikle olan ili
ş
kileri do
ğ
rusu merak konusudur. Bu ara
ş
t
ı
rmadaülkemizde y
ı
llar boyunca yap
ı
lm
ı
ş
gelir da
ğ
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmalar 
ı
çerçevesinde bireysel gelir da
ğ
l
ı
m
ı
, ayn
ı
 
ş
ekildeyap
ı
lan çe
ş
itli ara
ş
t
ı
rmalar 
ı
ş
ı
ğ
ı
nda fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
tahlil edilecektir. Devam
ı
nda gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n bozulmas
ı
nda önemli rol sahibi faktörler üzerinde durularak sonuçta çözüm önerileri üzerinde durulacakt
ı
r.
I- K 
İŞİ
SEL GEL
İ
R DA
Ğ
ILIMI
Gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
; Bir ülkede belirli dönemler içinde üretilen gelirin fertler, fertlerden olu
ş
an gruplar veyaüretim faktörleri aras
ı
nda bölünmesidir. Gelirin fertler, aileler ve çe
ş
itli tüketici birimler aras
ı
nda bölünmesineki
ş
isel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
, üretim faktörleri aras
ı
ndaki da
ğ
ı
l
ı
m
ı
na ise fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
denir.
1
 Ülkemizde gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
olgusu
ş
imdiye de
ğ
in hiç bu kadar üzerinde önemle durulan bir konu olmam
ı
ş
t
ı
r.Bilim çevrelerinde, medyada, politikada ve çe
ş
itli sivil toplum kurumlar 
ı
nda üzerinde konu
ş
ulan bir konuolmu
ş
tur. Öyle ki; ülkemizin ba
ş
 bakan
ı
bir konu
ş
mas
ı
nda gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n bu kötü durumu, toplumsal bir  bunal
ı
m
ı
a
ş
arak rejimi tehdit eder bir hale geldi
ğ
ini ifade etmi
ş
tir. Gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n bu dikkat çekici durumu, bir çok ara
ş
t
ı
rmac
ı
bu konu üzerinde durmaya itmi
ş
tir.
İ
fade edilen ki
ş
isel ve fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
nülkemizde ortaya ç
ı
kan son durumunun sebeplerini sorgulamak önem kazanm
ı
ş
t
ı
r.
 
 Ar 
 ş
. Gör., Sakarya Üniversitesi
 İ 
.
 İ 
.B.F.
 İ 
ktisat Bölümü.
Ar 
 ş
. Gör., Sakarya Üniversitesi
 İ 
.
 İ 
.B.F. Kamu Yönetimi Bölümü.
1
 
İ
smail Karaman, Dünyada ve Türkiye’de Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
,
Yeni Türkiye,
Say
ı
6, Ankara
1
997, s.
1
54
 
Gelir Da
 ğ 
ı
ı
m
ı
Sorunu ve Çözümünde Yeni Aray
ı
 ş
lar 
377Bilindi
ğ
i gibi ülkemizde
1
963’de ilk olmak üzere, devam eden tarihlerde çe
ş
itli kurumlar taraf 
ı
ndan birçok gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
yap
ı
lm
ı
ş
veya yapt
ı
ı
lm
ı
ş
t
ı
r. Nitekim en son D
İ
E taraf 
ı
ndan yap
ı
lan
1
994 gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
n
ı
n sonuçlar 
ı
, içinde ya
ş
ad
ı
ğ
ı
m
ı
z bu günlerde yay
ı
nlanm
ı
ş
t
ı
r.
İ
fade edilen ara
ş
t
ı
rmalar, gerek de
ğ
i
ş
ik yöntemler kullan
ı
lmas
ı
, gerekse de
ğ
i
ş
ik kurumlar taraf 
ı
ndan yap
ı
lmas
ı
sebebiyle kapsamlar 
ı
belli ölçüde birbirlerinden farkl
ı
l
ı
klar göstermektedir.
İ
fade edilen bu farkl
ı
l
ı
klara ra
ğ
men ülkemizde ki
ş
isel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
nnas
ı
l bir yap
ı
arz etti
ğ
i izah edilebilir.Ki
ş
isel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
tahlilinde en çok kullan
ı
lan yöntem, nüfusun yüzde dilimlerine gelirin hangi nispetteda
ğ
ı
ld
ı
ğ
ı
n
ı
göstermek 
ş
eklindedir. Ülkemizde yap
ı
lan çe
ş
itli gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmalar 
ı
n
ı
n sonuçlar 
ı
buyöntemlerle de
ğ
erlendirilebilir. Tablo
1
de görüldü
ğ
ü gibi nüfusun yüzde 20’lik dilimlerinin gelirden ald
ı
ğ
ı
paylar çe
ş
itli ara
ş
t
ı
rmalar itibariyle verilmektedir.Genel bir ifadeyle gerekirse ülkemizdeki ki
ş
isel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n gayri adil oldu
ğ
u görülmektedir.
1
963’de yap
ı
lan gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
nda, nüfusun en dü
ş
ük gelirli %20’lik kesimi, gelirin ancak %4.5’inial
ı
rken, nüfusun en yüksek gelirli kesimi, gelirin %57’sini almaktad
ı
r. Gelirin yar 
ı
s
ı
ndan fazlas
ı
nüfusun %20’sitaraf 
ı
ndan kullan
ı
lmaktad
ı
r.
1
963 y
ı
l
ı
ndan sonra
1
987 y
ı
l
ı
na kadar yap
ı
lan çe
ş
itli ara
ş
t
ı
rmalarda, söz konusukesimlerin paylar 
ı
nda s
ı
n
ı
rl
ı
bir 
ş
ekilde dü
ş
me ve yükselme olmakla birlikte,
1
987’de D
İ
E taraf 
ı
ndan yap
ı
langelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
nda, ayn
ı
kesimlerin s
ı
rayla gelirdeki pay
ı
%5,2 ve %50 olmu
ş
tur.
1
987 ara
ş
t
ı
rmas
ı
ndaelde edilen veriler,
1
963 y
ı
l
ı
sonuçlar 
ı
yla kar 
ş
ı
la
ş
t
ı
ı
ld
ı
ğ
ı
nda; Türkiye’de , üst gelir gruplar 
ı
ndan alt gelir gruplar 
ı
na do
ğ
ru s
ı
n
ı
rl
ı
bir gelir aktar 
ı
m
ı
oldu
ğ
u görülmektedir. Ayn
ı
 
ş
ekilde gelirin yo
ğ
unla
ş
mas
ı
n
ı
ifade eden“Gini Katsay
ı
”,
1
963 gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
nda 0,55 iken,
1
987’de ki ara
ş
t
ı
rmada 0,43 olarak hesaplanm
ı
ş
t
ı
r.Son dönemlerde de gözlenen bu s
ı
n
ı
rl
ı
düzelmede, personel kanunundaki de
ğ
i
ş
ikli
ğ
in, ücretliler ve di
ğ
er dar gelirliler yarar 
ı
na gelir vergisi oran
ı
n
ı
n azalt
ı
lmas
ı
n
ı
n, vergi iadesi sa
ğ
lanmas
ı
n
ı
n ve toplu i
ş
sözle
ş
meleri ilesa
ğ
lanan ücret art
ı
ş
lar 
ı
n
ı
n etkisi olmu
ş
tur.
2
 
1
994 D
İ
E gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
n
ı
n sonuçlar 
ı
na bak 
ı
ld
ı
ğ
ı
nda en dü
ş
ük gelirli nüfusun %20’lik kesimigelirin ancak %4,9’unu al
ı
rken, nüfusun en yüksek gelirli %20’lik kesimi, gelirin %54,9 ile gelirin yar 
ı
s
ı
ndanfazlas
ı
n
ı
elde etmektedir. Görüldü
ğ
ü gibi
1
987 y
ı
l
ı
itibariyle gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
nda görülen nisbi iyile
ş
menin
1
994gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
nda kayboldu
ğ
u görülmektedir. Ayn
ı
 
ş
ekilde “Gini Katsay
ı
s
ı
” söz konusu ara
ş
t
ı
rmada bozulma yönünde seyrederek 0,49 olmu
ş
tur. Bütün gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmalar 
ı
nda görülen kentsel yerlerdekigelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n, k 
ı
rsal yerlerdekinden daha kötü oldu
ğ
u sonucudur. Nitekim
1
994 gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
ndakentsel yerlerde gini katsay
ı
s
ı
0,5
1
iken k 
ı
rsal yerlerde 0,4
1
’dir. Bunun böyle olmas
ı
n
ı
n en önemli sebebi k 
ı
rsalyerlerde gelir farklar 
ı
n
ı
n çok fazla olmamas
ı
d
ı
r. Ayn
ı
 
ş
ekilde k 
ı
rsal yerlerde gelir kayna
ğ
ı
olan tar 
ı
m
ı
n katmade
ğ
erinin çok yüksek olmamas
ı
d
ı
r. Dü
ş
ük getiri, a
ş
ı
ı
kazançlar 
ı
engellemektedir. Fakat kentlerde hem üretimveya gelir kayna
ğ
ı
çok farkl
ı
hem de bunlar 
ı
n katma de
ğ
erlerinin nispeten yüksek olmas
ı
sebebiyle bir yandançok dü
ş
ük gelirli fertler, di
ğ
er yandan çok yüksek gelirliler bulunabilmektedir. Bu durum gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n bozulmas
ı
nda etkili olmaktad
ı
r.Genel olarak nüfusun en alt gelir grubu ile en yüksek gelir grubu aras
ı
ndaki fark 8 kat
ı
ise toplumsal bunal
ı
mlar 
ı
n ortaya ç
ı
kaca
ğ
ı
ifade edilmektedir. Ülkemizde en son yap
ı
lan
1
994 gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
nda, bu fark 
11
katolmas
ı
na ra
ğ
men sosyal patlamalar veya bunal
ı
mlar 
ı
n ç
ı
kmamas
ı
n
ı
n sebebi nedir? Ülkemiz için tesbit edilen enönemli sebeb, özellikle
ş
ehirlerde ya
ş
ayanlar için k 
ı
rsal yerlerden sa
ğ
lanan, tamamlay
ı
c
ı
veya telafi edicigelirlerdir. Bunlar 
ı
n toplam gelir içindeki pay
ı
n
ı
n yap
ı
lan bir ara
ş
t
ı
rmada %30 oldu
ğ
u ifade edilmektedir.
3
Bir  ba
ş
ka faktör, sosyal dayan
ı
ş
ma
ş
eklinde ortaya ç
ı
kan, zekat, sadaka gibi kurumlar 
ı
n varl
ı
ğ
ı
ve
İ
slam
ı
n tevekkülinanc
ı
oldu
ğ
u ifade edilmektedir.Geli
ş
mi
ş
ülkelerde, en dü
ş
ük gelirli nüfusun %20’lik kesimi, gelirin %7-8’ini al
ı
rken, en yüksek gelirlikesim, gelirin %40’
ı
n
ı
almaktad
ı
r. Hatta son dönemlerde, bu ülkelerde en yüksek gelirli kesiminin gelirdeki pay
ı
n
ı
%40’lar 
ı
n alt
ı
na indirmeye yönelik hedef ve politikalar izlemektedir.
 Ülkemizde oldu
ğ
u gibi geli
ş
mekte olan ülkelerde de, gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n geli
ş
mi
ş
ülkelere göre dahaadaletsiz da
ğ
ı
lmas
ı
n
ı
n en önemli nedeni, tar 
ı
m kesiminin ekonomideki a
ğ
ı
rl
ı
ğ
ı
n
ı
korumas
ı
ve dolay
ı
s
ı
yla nüfusun büyük kesiminin tar 
ı
m sektöründe çal
ı
ş
mas
ı
d
ı
r. Geli
ş
mi
ş
ülkelerde, gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n daha adil bir 
ş
ekildeda
ğ
ı
lmas
ı
nda, uygulanan sosyal politikalar yan
ı
nda, ücretliler kesiminin pay
ı
n
ı
n yükselmi
ş
olmas
ı
ve firmalar 
ı
nhalka aç
ı
lmas
ı
yla servetin alt ve orta gelir gruplar 
ı
na yay
ı
lmas
ı
n
ı
n önemli rolü olmu
ş
tur.
2
Alptekin Do
ğ
an,
Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
n
ı
n
İ
yile
ş
tirilmesi ve Toplumun Ça
ğ
da
ş
Standart
ı
n
ı
n Yükseltilmesi ve Gelir ve Refah Politikalar
ı
n
ı
nRasyonel Yap
ı
da Yönlendirilmesi,
DPT, Ankara:
1
988, s.24.
3
Ercan Dülgero
ğ
lu, Mustafa Aytaç ve Tahir Ba
ş
taymaz,
Kentlerde Ya
ş
ayan Ücretli Kesimin Telafi Edici ve Tamamlay
ı
c
ı
GelirKaynaklar
ı
: Bursa Örne
ğ
i,
Friedrick Ebert Vakf 
ı
, Bursa
1
992, s.23
 
İ
lhan Dülger,
Türkiyenin AT’ye Giri
ş
inin Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
Üzerine Beklenen Etkileri,
A.Ü. Ara
ş
t
ı
rma ve Uygulama Merkezi, Ankara:
1
989, s.2
 
Gelir Da
 ğ 
ı
ı
m
ı
Sorunu ve Çözümünde Yeni Aray
ı
 ş
lar 
378Ülkemizde, özellikle
1
970’lerin sonlar 
ı
na do
ğ
ru ve
1
980 y
ı
l
ı
nda üç haneli rakamlara ula
ş
an enflasyon belli dönemlerde bir ölçüde indirilmekle beraber, al
ı
nan bütün tedbirlere ra
ğ
men yüksek seviyesini hepkorumu
ş
tur. Yüksek oranl
ı
ve sürekli enflasyonun, gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
üzerinde bozucu bir etkide bulunmas
ı
vehanehalk 
ı
sat
ı
n alma gücünü olumsuz yönde etkilemesi kaç
ı
n
ı
lmazd
ı
r.
5
 
II. FONS
İ
YONEL GEL
İ
R DA
Ğ
ILIMI
Fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
, üretim süreci sonucunda meydana gelen has
ı
lan
ı
n faktörler aras
ı
nda payla
ş
ı
lmas
ı
d
ı
r. Yani, has
ı
lan
ı
n ne kadar 
ı
n
ı
n ücret-maa
ş
geliri, ne kadar 
ı
n
ı
n tar 
ı
m geliri ve ne kadar 
ı
n
ı
n faiz geliri
ş
eklinde da
ğ
ı
lmas
ı
yla ilgilidir. Gelirin fonksiyonel da
ğ
ı
l
ı
m
ı
, bir ülkenin geli
ş
mi
ş
lik seviyesi hakk 
ı
nda oldukçasa
ğ
l
ı
kl
ı
bilgi verebilir. Nitekim, geli
ş
mi
ş
ülkelerde iktisadi kalk 
ı
nman
ı
n ba
ş
lang
ı
ç dönemlerinde tar 
ı
m kesimi,milli gelirden en büyük pay
ı
al
ı
rken, geli
ş
me düzeyi yükseldikçe ücretlilerin pay
ı
n
ı
n artt
ı
ğ
ı
gözlenmi
ş
tir.Geli
ş
mekte olan ülkelerde ise tar 
ı
m kesiminin milli gelirdeki pay
ı
önemini korurken, ücretlilerin geliri, nisbiolarak daha dü
ş
üktür.Genellikle geli
ş
mekte olan ülkeler, kendi bünyelerinden kaynaklanan bir faktörel dengesizlik içindedir. Buülkelerde emek arz
ı
n
ı
n fazlal
ı
ğ
ı
na kar 
ş
ı
l
ı
k, sermaye k 
ı
t bir üretim faktörüdür. Bu durumda, piyasalara müdahaleedilmedi
ğ
i taktirde, emek ve sermaye piyasalar 
ı
nda arz ve talep kanunlar 
ı
çerçevesinde faktörlerin k 
ı
tl
ı
derecesine göre belirlenir.
Ş
ayet uygulanan ekonomi politikalar 
ı
, faktör fiyatlar 
ı
n
ı
etkiliyorsa, olu
ş
an fiyatlar faktörlerin gerçek de
ğ
erini vermez. Bu sebeple, üretim faktörlerinin gelir elde etme oranlar 
ı
de
ğ
i
ş
ebilmektedir 
 
1
963 y
ı
l
ı
ndan önce, ülkemizde fonksiyonel gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
hakk 
ı
nda kapsaml
ı
bir ara
ş
t
ı
rmayarastlanmamaktad
ı
r.
 
1
980 öncesi dönemlerde, sözkonusu gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ı
s
ı
ndan de
ğ
erlendirilecek en iyiara
ş
t
ı
rma,
1
973 Gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ara
ş
t
ı
rmas
ı
d
ı
r. Bu ara
ş
t
ı
rmaya göre ücretlilerin toplam nüfus içindeki pay
ı
%35iken gelirden ald
ı
klar 
ı
pay %28,3’tür. Kar, faiz ve rant geliri elde edenlerin durumu s
ı
rayla %
1
6,5 ve 4
1
,2’dir.Küçük üreticilerin durumu ise s
ı
ras
ı
yla %48,
1
ve 30,5’tir. Verilen de
ğ
erlerden de anla
ş
ı
laca
ğ
ı
üzere nüfusunyakla
ş
ı
k yar 
ı
s
ı
n
ı
olu
ş
turan hanehalklar 
ı
gelirin ancak %30,
1
’ini al
ı
rken, hanehalklar 
ı
n
ı
n %
1
6,5’i kar, faiz verant geliri alarak milli gelirin %4
1
,2’sini elde etmektedirler. Bu sonucun en önemli sebebi ülkemizde halen tar 
ı
mkesiminde ya
ş
ayan nüfusun büyük bir yekun te
ş
kil etmesidir. Daha öncede ifade edildi
ğ
i gibi ekonomik geli
ş
meyle beraber artan ücretli kesim hem tar 
ı
mda at
ı
l duran i
ş
gücünü verimli kullanarak hem de üretimdeyüksek bir katma de
ğ
erle gelir art
ı
ş
ı
n
ı
sa
ğ
layacakt
ı
r. Ücret geliri elde eden kesim halen nüfusun ancak %28,3’ünüte
ş
kil etmektedir. Bu oran geli
ş
mi
ş
ülkelerde %85’ler düzeyindedir.
8
 Bu arada, S. Özmucur taraf 
ı
ndan hesaplanan, fonksiyonel gelir da
ğ
ı
lm
ı
de
ğ
erlerinden bahsetmek gerekir 
9
.Tablo 2'de görüldü
ğ
ü gibi, bu çal
ı
ş
maya göre, tar 
ı
m
ı
n faktör gelirleri içindeki pay
ı
 
1
963 -
1
980 döneminde %4
1
,2 'den % 23,9 'a dü
ş
ş
tür. Önemli mevsim de
ğ
i
ş
iklikleri d
ı
ş
ı
nda,
1
963 -
1
976 döneminde tar 
ı
m gelirlerindeyava
ş
bir dü
ş
me gözlenmektedir. Ancak, yüksek enflasyon döneminin ba
ş
lad
ı
ğ
ı
 
1
977 'den sonra, bu dü
ş
ü
ş
 h
ı
zlanmaktad
ı
r. Tar 
ı
msal ürün fiyatlar 
ı
n
ı
n sanayi mamulleri fiyatlar 
ı
n
ı
n gerisinde kalmas
ı
yla iç ticaret haddindegörülen gerileme, tar 
ı
m kesiminin gelir kayb
ı
yla sonuçlanm
ı
ş
t
ı
10
. Bununla beraber geli
ş
me sürecinde tar 
ı
m
ı
n,toplam gelir içindeki pay
ı
n
ı
n dü
ş
mesi elbette beklenen bir sonuçtur.Maa
ş
ve ücretlerin toplam gelir içindeki pay
ı
 
1
963 -
1
969 döneminde %2
1
'den %3
1
'e yükselmi
ş
tir.
1
970-
1
976 y
ı
llar 
ı
nda ücretlerin pay
ı
nda önemli bir de
ğ
i
ş
me olmazken,
1
977 y
ı
l
ı
nda bu kesimin pay
ı
, en yüksek seviyesi olan % 36,8 'e ula
ş
m
ı
ş
t
ı
r. Bu tarihten sonra, özellikle fiyatlar genel düzeyinin yükselmesi, sabit sermayeyat
ı
ı
mlar 
ı
n
ı
n
ş
mesi ve ücret art
ı
ş
lar 
ı
üzerideki bask 
ı
lar 
ı
n etkisiyle
1
980 'de % 26,5 'e gerilemi
ş
tir. Ülkeleringeli
ş
me sürecinde, maa
ş
ve ücretlerin toplam faktör gelirleri içindeki pay
ı
n
ı
n artmas
ı
beklenir. Nitekim, OECDülkelerinde bu kesimin gelir içindeki pay
ı
% 70 'ler düzeyinde bulunmaktad
ı
11
. Yukar 
ı
da ifade edilengeli
ş
melere ba
ğ
l
ı
olarak "Faiz, rant, kâr" gelir grubunun milli gelirden ald
ı
ğ
ı
pay,
1
963 y
ı
l
ı
nda % 37,3 düzeyindeiken, h
ı
zl
ı
bir art
ı
ş
ile
1
980 'de % 49,4 seviyesine ula
ş
m
ı
ş
t
ı
r.
1
980 öncesi dönemde gelir da
ğ
ı
l
ı
m
ı
nda meydana gelen de
ğ
i
ş
melerin sebepleri
ş
öyle özetlenebilir.Ücretlerin pay
ı
n
ı
n art
ı
ş
göstermesinde öncelikle
1
963 y
ı
l
ı
ndan itibaren toplu i
ş
sözle
ş
mesi sistemininuygulanmaya ba
ş
lamas
ı
n
ı
n etkisi oldu
ğ
u ifade edilmelidir. Bu y
ı
llarda sendikalar ve kamuoyunda, daha önceki
5
Tamer Berksoy,
Enflasyonun Hanehalk 
ı
Üzerindeki Etkileri
,
İ
TO Yay
ı
n
ı
,
İ
stanbul, Temmuz
1
989, s.24.
Ercan Dülgero
ğ
lu, a.g.e., s.23.
Korkut Boratav, “
1
950-
1
965 Döneminde Tar 
ı
m D
ı
ş
ı
ndaki Emekçi Gruplar Aç
ı
s
ı
ndan Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ndaki De
ğ
i
ş
meler”,
A.Ü. SBF Dergisi
  No:7 Cilt:24, Ankara: Mart
1
969
8
T
İ
SK,
Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
ve Politikalar
, T
İ
SK Yay
ı
n
ı
,
İ
stanbul
1
995, s.
1
6
1
.
9
Mustafa Sönmez,
Türkiye’de Gelir E
ş
itsizli
ğ
i
,
İ
leti
ş
im Yay
ı
nlar 
ı
,
İ
stanbul:
1
992, s.
11
0.
10
S.Özmucur, “Türkiye’de Fonksiyonel Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
 
1
963-
1
984”,
 
İ
.Ü.
İ
ktisat Dergisi
, Say
ı
:258,
İ
stanbul:May
ı
s
1
986, s.
1
3
11
S. Özmucur, “Türkiye’de Fonksiyonel Gelir Da
ğ
ı
l
ı
m
ı
 
1
963,
1
985”,
İ
ktisat Dergisi
, say
ı
.258,
İ
stanbul, May
ı
s,
1
986, s.
1
3.

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->