Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
1Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
ATATÜRK'ÜN YAZI DEVRİMİNİN ÖYKÜSÜ

ATATÜRK'ÜN YAZI DEVRİMİNİN ÖYKÜSÜ

Ratings: (0)|Views: 70 |Likes:
Published by Chp Aydın

More info:

Published by: Chp Aydın on Dec 25, 2011
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/25/2011

pdf

text

original

 
sitesinin sunucularında barındırılmıştır.
 
 YAZI DEVRĠMĠNĠN
 
ÖYKÜSÜ
 Dizgi -
Baskı
-
 Yayımlayan:
 
 Yenigün Haber Ajansı
 
Basın ve Yayıncılık A.ġ.
 
Ağustos 1998
 
 YAZI DEVRĠMĠNĠN
 
ÖYKÜSÜ
 
SAMĠ N. ÖZERDĠM
 
Nurer Uğurlu baĢkanlığında bir kurul
 
tarafından hazırlanmıĢtır 
 C
UMHURĠYET GAZETESĠNĠN
 
OKURLARINA ARMAĞANIDI
R.
ĠÇĠNDEKĠLER
 
Önsözler 
7
GiriĢ: GeçmiĢe Kısa Bir BakıĢ
9
1. Atatürk'ün Yeni Türk HarfleriniMuĢtuladığı Gün
15
2. Yeni Türk Alfabesine Hazırlık Ayları
23
3. Yeni Türk Alfabesini Deneme Ayları
33
4. Yeni Türk Alfabesi Kanunu'nun ÇıkıĢından
Millet Mekteplerine 39
Sonuç
47Ekler 49
KiĢi Adları
113
SeçilmiĢ Kaynakça
119
Bu kitapçığı,
 
Türk harflerini bana 1928 yazında, okullar açılmadan önce öğretmiĢ olan babam A. Nabi Özerdim'inanısına adıyorum.
 
ÖNSÖZ
 
Bu küçük kitabı meydana getiren dört yazı, 1958
 
yılı içinde Ulus gazetesinde yayımlandı (9Ağustos, 3 Kasım, 12 Aralık, 15 Aralık). Bu yazılardan amaç, 9 Ağustos 1928 akĢamı Gazi MustafaKemal'in (Atatürk) Sarayburnu Parkı'nda yeni Türk alfabesini muĢtuladığı saatten, Türk alfabesiniyerleĢtiren yasanın yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1929 gününe değin, Türkiye'nin dört bucağında yeniharflerin hızla yayıldığını anlatan gazete haberlerinin bir özetini vermekti. Bilginlerin, uygulanmasıiçin yıllara gereksinme duydukları yeni alfabemiz, Atatürk'ün görüĢü ile üç
 
dört aya sığdırılmıĢ,1929 yılının ilk günü, Türkiye bir kültür savaĢını kazanmıĢtı.
 
Türk dilinin özleĢmesi için Arap yazısının atılması gerekliydi. Dil özleĢmesini hızlandıran vegerçekleĢtiren, yeni Türk alfabesidir. Türk Dil Kurumu'nun otuzuncu yılını kutlarken, yeni Türk
 
sitesinin sunucularında barındırılmıştır.
 
alfabesinin otuzuncu yılında yayımlanmıĢ olan bu yazıları gözden geçirerek bir araya getirmeyi,halka ve öğrencilere sunmayı istedim.
 
Bu küçük kitabı okuyanların, yurtta yeni harflerin yerleĢtirilmesi çabasının sadece kısa bir öyküsünün anlatılmıĢ olduğunu unutmamalarını dilerim. Yoksa, bu büyük devrim hareketinin tarihi
-elbette-
ayrıca geniĢ olarak yazılacaktır.
 
2. BASIM ĠÇĠN:
 
Türk harflerinin kabulünün ellinci, Türk Dil Kurumu'nun kuruluĢunun kırk altıncı yılında, bu küçükkitabı, gözden geçirerek, eklemeler, düzeltmeler yaparak yeniden sunuyorum. Bu basıma,cumhuriyet döneminden öncesini özetleyen bir ''GiriĢ'' ile, Atatürk'ün konuĢma ve yazılarını, yasametinlerini vb. içeren ''Ekler'' bölümünü ekledim. Yine, öğrenci ve halk için hazırlanmıĢ bubasımda, ''SeçilmiĢ Kaynakça'' ile, okuyucuların konuda bilgilerini geniĢletecek kitapları, yazılarıgösterdim.
 
Ankara, Eylül 1978
 
S.N. Özerdim
 
GĠRĠġ
 
GEÇMĠġE KISA BĠR BAKIġ
 
Türkler, Müslümanlığa girmeden önceki dönemlerinde, kendi alfabeleri olan Köktürk, Uygur alfabelerini, zaman zaman baĢka alfabeler de kullanmıĢlardır. Müslümanlığı kabul ettikten sonra,aĢağı yukarı bin yıllık bir süre içinde, Arap harfleriyle okuyup yazmıĢlardı.
 
Arap harfleri Türk diline uygun değildi. Türkçenin, Ġslam kültür çevresine girildikten sonra, Arap veFars dillerinin etkisi altında bozulduğu, Arapça, Frasça sözcüklerle dolduğu, Osmanlıca denilen bukarma dilde Türkçe sözcüklerin giderek azınlıkta kaldığı bilinir. Osmanlıca, yalnız yabancısözcüklerle değil, yabancı dillerin kurallarıyla, tamlamalarıyla da dolup taĢmıĢtı. Birkaç yüzyılönceden, hatta geçen yüzyıldan değil, cumhuriyet döneminin ilk yıllarından alınacak örnekler bilebunu kanıtlar. (Örneğin, Ekler bölümündeki yasa metinlerine bir göz atınız.)
 
Osmanlıca, sürekliolarak yazım (imla) sorunlarıyla karĢı karĢıya kalmıĢ, Türk harfleri kabul edilinceye değin, harflerindüzeltilmesi, yazımın durulması yolunda öneriler, tartıĢmalar, giriĢimler, dernekler birbirini izlemiĢ;ancak çıkar bir yol bulunamamıĢtı. Arada, Latin harflerinin kabulünü isteyenler de olmuĢtu.
 
Soruna değinenlerin ilki Münif PaĢa'dır. Cemiyet
-
i Ġlmiye
-
i Osmaniye'de (Osmanlı Bilim Derneği)verdiği konferansla bu konuyu ortaya atmıĢtı.
 
19. yüzyılın ikinci yarısından sonra, alfabe ve yazım sorunlarını Ali Suavi, Namık Kemal vebaĢkaları tartıĢma alanına getirdiler. ġinasi ile Emüzziya Tevfik, birtakım düzeltme giriĢimleriyaptılar. ġemsettin Sami de bunlara katılır. Ancak, onun Latin harfleri üzerinde de durduğu,Arnavutlar için Latin alfabesi düzenlediği bilinir (1). O yıllarda, Latin harflerinin yandaĢlarıbulunduğu, Namık Kemal'in konuya değinen mektuplarınıdan anlaĢılıyor (2). YeniĢehirli Avni'nindüĢünceleri de anılmalıdır (3).
 
Azeri yazar ve düĢünür Fethali Ahundzade'nin (Ahundof) burada anılması gerekir. 1863'teĠstanbul'a, harflerin düzeltilmesi için bir tasarı ile gelmiĢ; ancak, tasarısı ilgi görmüĢse de bir sonuca bağlanmamıĢtı. Ahundzade'nin, Ġslav (kimilerine göre Latin) harflerine dayanan bir alfabeönerisiyle Türkiye'ye bir kez daha geldiği de belirtilmektedir. (4)
 
1908 MeĢrutiyeti'nden sonra alfabe ve yazım sorunları yeniden ortaya çıktı. 1. Dünya SavaĢı'ndanönce, Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Enver PaĢa, orduda kullanılmak üzere Enver PaĢa Yazısıdenilen, munfasıl (ayrıĢık) harflerle yazılan bir alfabeyi uygulamaya koydu. Aslında bitiĢik yazılanArap harfli sözcükler, bu alfabe ile, bu harflerde pek az olan sesli harflerle (ünlüler) pekiĢtirilerek,Latin harflerine benzer bir biçimde yazılıyordu. Ancak, ayrı yazılıĢ Arap harflerine uymadığı için bugiriĢim baĢarısızlıkla sonuçlandı.
 
 
sitesinin sunucularında barındırılmıştır.
 
Dr. Milaslı Ġsmail Hakkı, Ismayıl Hakkı (Baltacıoğlu), Ispartalı Hakkı gibi yazar ve eğitimciler,harflerin düzeltilmesi için sürekli çalıĢtılar; bu arada komisyonlar, dernekler de kuruldu.
 
Öte yandan, baĢta Ġçtihat dergisi sahibi Dr. Abdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı (Kılıçoğlu), Taningazetesi, baĢyazarı Hüseyin Cahit (Yalçın), gazeteci, yazar Celâl Nuri (Ġleri) olduğu halde, daha ileridüĢünenler Latin harflerinin kabulü için yazdılar, tartıĢtılar. Latin harfi yandaĢları içinde, hattaMeĢrutiyetten önce, Hafız Ali Efendi adlı bir hocanın da bulunması dikkate değer (5).
 
Ancak, 1862'den beri süregelen bu savaĢımlar (6) 1928'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, Gordiondüğümünü kesercesine bir kesinlikle, Latin temeline dayanan Türk alfabesini getirmesi ileçözümlendi.
 
Arap harflerinin Türk diline neden uymadığı üzerinde uzun uzun durulabilir. Bu konuda bir fikir verebilmek için, bugünkü alfabemizdeki harf sırasına göre, Arap harflerinin sakıncalarınıözetleyeceğiz.
 
Arap harflerinin en büyük eksiği, ünlülerin azlığıdır (7). Türklerin sonradan eklediği (he) ile birliktebu harflerde dört tane ünlü vardı: Elif (hemze), Vav (v), Ye (y), Elif: a, e, i, önüne y konulduğunda ı,v konulduğunda: o, ö, u, ü seslerini verirdi. Vav, ünsüz olduğu halde, sözcük baĢlarında Elif ilebirlikte ünlüye dönüĢür, sözcüklerin içinde: o, ö, u, ü seslerini de verirdi. Ne var ki, sözcüksonunda bu ünlüler, bir baĢka ünsüzle, Ye (y) ile gösterilirdi. ''Sulu'' demek için (''sulı''
yazmak
gerekirdi. Ye (y) ünsüzü, sözcük baĢında elif ile, ortada ve sonda ise yalnız baĢına: ı, i ünlülerinedönüĢürdü. He, sözcük ortasında ve sonunda e sesi verirdi. Arapçadan geçmiĢ, Arapça kökenlisözcüklerde kullanılan ayn harfinin de: a,i, ö,u seslerini karĢıladığı olurdu.
 
Ünsüzlere gelince; dal (de) harfinden baĢka, tı adı verilmiĢ bir baĢka t sırasında d okunurdu.Örneğin, Adana adındaki d, tı ile yazılırdı. Gayn (g), kaf (k), ünsüzleri, sözcüğe göre, g, ke, olarakda okunurdu. Ġleride görüleceği üzere, Latin harfleri üzerinde hazırlık yapılırken, bu ünsüzler, Arapharflerinde olduğu gibi birbirinden (ga,ge; ka ke) ayrılmak istenmiĢ, sonra, ünsüzlerin ince ve kalınolmasına göre istenen ses sağlanacağından, g, k olarak bırakılmıĢtır. Türk harflerinin kabulündenbu yana, Kaf (kalın k) harfi için Q önerilmiĢ durmuĢtur. Oysa, Türkçe'nin buna gereksinmesi yoktur.Örneğin, ''gaz'', ''gerçi''; ''kafa'', ''kedi'' yazaraken özdeĢ ünsüzleri kullanıyoruz. Eskiden ke, ge, ğ,bu arada ''senin'', ''onun'' sözcüklerinin sonunda kullanılan geniz ünsüzü (sağır kef) hep özdeĢharfle yazılırdı; sonradan ge'yi ke'den ayırmak, geniz ünsüzünü belirlemek için çizgi, üç nokta gibiiĢaretlere gereksinme görüldü. (Geniz ünsüzü bugün n ile karĢılanıyor; bu ses için ayrı bir iĢ
aretin
gerektiği bugün de öne sürülür.) H ünsüzü için üç ayrı harf vardı: ha (noktasız), hı (noktalı) he''Hazır'' ha ile, ''ahlâk'' hı ile, ''hele'' ise he ile yazılırdı. He'nin ünlüye dönüĢtüğünü yukarıda gördük.Ha ile hı'yı birbirinden ayırmak olanaksız gibiydi; ünlü Türkçe (Osmanlıca) öğretmenleri arasındabile, hangi sözcüğün ha, hangisinin hı ile yazıldığını bilenlerin parmakla gösterildiği söylenirdi. Sünsüzü için üç ayrı harf vardı: Se (üç noktalı), Sin (diĢli), Sat. Se'nin kullanılacağı Türkçe sözcükyoktur: Arapça'dan bir örnek: ''salise''. ''Serin'' sin ile, ''satıĢ'' sat ile yazılırdı. T için de iki harf vardı: Te, tı. ''Tarih'' t ile, ''takım'' tı ile yazılırdı; tı'nın d sesi de verdiğini andık. Y'nin hem ünsüz,hem ünlü yerine geçtiğini de yukarıda gördük. Z için ise dört ayrı harf vardı: Zel (noktalı dal), ze (z),zı (noktalı tı), dat (noktalı sat). ''Zeki'' zel ile, ''Zil'' ze ile, ''mazi'' dat ile, ''zarif'' zı ile yazılırdı.Adındanda görüleceği üzere, dat, d sesi de verirdi: ''Fazıl'' ya da ''Fadıl''.
 
Arap harfleri, Arap, Fars dillerinden geçen kimi sözcüklerin okunmasında ayrı bir güçlük yaratırdı.''Mükemmel'' sözcüğünde de bir tek m olduğu halde m'nin iki kez okunması gerekirdi.''Mustafa''nın sonunda a değil y vardı, ama ı okunurdu.
 Ar
ap harfleri bitiĢik yazılırdı. Bu yüzden az yer tutardı. Bir iyiliği
-varsa-
budur; ikincisi de, yüzyıllar boyu iĢlenerek estetik bir güzellik kazanmıĢ olmasıdır. Arap harflerinin pek çok çeĢidi vardı: Rık'a,nesih, talik, sülüs ve daha baĢkaları. Hele arĢivlerde çalıĢanların, iyi bildiği, divani, siyakat gibi,okunması ancak uzmanlarca becerilebilen çeĢitler!(8) Arap harflerini öğrenebilmek için, sözcüklerikliĢe olarak ezberlemek gerekirdi. Bugün bir ilkokul öğrencisine, heceleri tek tek söyleyerek''mükemmel'' sözcüğünü yazdırabilirsiniz. Ne var ki, altmıĢ yıl öncenin çocuğuna bu sözcüğü
-
eğer daha öne görmediyse
-
doğru yazdıramazdınız; çünkü, bugünkü harflerle verirsek ''mükemmel'' ozaman ''mkml'' olarak yazılırdı; dört tane ünsüzle... Bu yüzden bir sözcüğü birkaç biçimde okumakher günkü yanılgılardandı. (9)
 
Arap harfleri; baĢta, ortada, sonda baĢka biçimler alırdı. Bu yüzden basım iĢlerinde, eskiden, harf kasaları çok karıĢıktı (10).
 
Arap harflerinde büyük harf (majiskül)ler yoktu.
 
ġimdi, Türk harflerinin kısa bir süre içinde nasıl baĢarıldığını gözden geçireceğiz.
 

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->