Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword or section
Like this
19Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Bir Büyücünün Çocukluğu -Hermann Hesse

Bir Büyücünün Çocukluğu -Hermann Hesse

Ratings: (0)|Views: 328|Likes:
Published by secrettime

More info:

Published by: secrettime on Mar 23, 2012
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/10/2013

pdf

text

original

 
Bir Büyücünün Çocuklu
ğ
uHermann Hesse
Ya
şlı
Nuh,
ışı
l
ışı
l gözlerini kald
ırı
p kendisine soruyu yöneltenlere bakt
ı
babacan bir bak
ış
la “Çocuklar!” dedi iyilikseverlik dolu alçak birsesle. Yüzündeki ifade bir anda iyice ayd
ı
nland
ı
. “Sevgili çocuklar! Söylediklerinizde hem hakl
ısını
z, hem haks
ı
z. Ama siz dahasormadan, Tanr
ı
sorunuzun yan
ıtını
vermi
ş
bulunuyor. Sizi haks
ı
z görmem elde de
ğ
il, sava
ş
ülkesinden gelen bu adam pek ho
ş
birkonuk say
ı
lmaz ku
ş
kusuz. Bu gibi antikalar
ı
n yeryüzünde ne i
ş
i var, bilmem. Ama bu tür insanlar
ı
bir kez yaratan Tanr
ı
neden böyledavrand
ığını
biliyordur elbet. Hepimizin de bu beyaz adamlar
ı
n pek çok suçunu ba
ğış
lamas
ı
gerekir, zavall
ı
dünyam
ızı
bir kez dahamahvedip cezaland
ırı
lmas
ı
na yol açan bunlard
ı
r. Ama bak
ı
n, Tanr
ı
beyaz adamla neyi amaçlad
ığını
bir i
ş
aretle bildirdi bize. Sizhepiniz, sen Zenci, sen Eskimo, hepiniz pek yak
ı
nda umar
ı
m yeniden kurmaya ba
ş
layaca
ğımı
z yeryüzündeki ya
ş
am için sevgili
lerinizi de yan
ını
za ald
ını
z, sen Zenci e
ş
ini, sen K
ızı
lderili e
ş
ini, sen de Eskimo e
ş
ini. Yaln
ı
zca Avrupal
ı
beyaz adam
ı
n e
ş
i yokyan
ı
nda. Uzun zaman böyle oldu
ğ
una üzülmü
ş
tüm, ama
ş
imdi bunun alt
ı
nda yatan anlam
ı
sezer gibiyim: Bu adam bizler için bir uyar
ı
 ve itici bir güç olarak, bir hayalet olarak belki de, yok olmaktan kurtar
ılı
p yan
ımı
za verildi. Ne var ki, çoluk çocu
ğ
a kar
ış
amayacak;me
ğ
erki çok renkli insanl
ığı
n seli içine yeniden dal
ı
p gitsin. Sizin yeryüzündeki ya
ş
am
ınızı
yok edemeyecektir bundan böyle. Gönlünüzrahat olsun!”
Bir Büyücünün Çocuklu
ğ
uÇeviren: Kâmuran
Ş
ipalAFAYAYINLARI
 Hermann Hesse 1877’de Almanya’n
ı
n Calw kasabas
ı
nda do
ğ
du.
İ
lk
ş
iirini yirmibe
ş
ya
şı
nda yazd
ı
. Bunu
Peter Camenzind, ÇarklarAras
ı
nda, Gertrud, Rosshalde, Demian
ve di
ğ
er romanlar
ı
izledi.Birinci Dünya Sava
şı
nda Alman militarizmini protesto etmek için
İ
sviçre’ye yerle
ş
en,
İ
kinci Dünya Sava
şı
nda kitaplar
ı
Nazilertaraf
ı
ndan yak
ı
lan Hesse, bu ortam
ı
n, sorunlu aile ya
ş
am
ını
n ve sava
ş
esirlerine yard
ı
m konusundaki yo
ğ
un çal
ış
mas
ını
n sonucu a
ğı
rbir bunal
ı
m geçirdi. Jung’un ö
ğ
rencisi Lang ona psikanaliz tedavisi uygulad
ı
. Lang ile dostlu
ğ
u Hesse’nin ruhbilime ve Jung’a duydu
ğ
uilgiyi körükleyerek
ş
iirse, iç dünyas
ını
zenginle
ş
tirdi.
İ
nsanc
ı
ll
ığı
, bar
ış
severli
ğ
i ve insan ya
ş
am
ını
irdeleyen felsefesi,
Bozk
ı
rkurdu,Narziss ve Goldmund ve Sidarta
adl
ı
romanlar
ı
nda özellikle belirgindir.
Boncuk Oyunu
adl
ı
roman
ı
ndan sonra 1946’daNobel Edebiyat Ödülü de alan Hesse’nin Do
ğ
u edebiyat
ı
na olan yatk
ı
nl
ığı
ve bukonudaki bilgi ve etkinli
ğ
i, özellikle 1960 y
ı
llar
ı
nda Amerika’da canlanan Budizm ve Zen Budizmi ak
ı
mlar
ı
s
ı
ras
ı
nda en çok okunanyazarlar aras
ı
na girmesine neden oldu.Hemann Hesse 1962 y
ılı
nda
İ
sviçre’nin Montagnola kasabas
ı
nda öldü.
 
AFA Ça
ğ
da
ş
Dünya Edebiyat
ı
: 59 AFA Yay
ı
nlar
ı
: 378May
ı
s, 1999 © Suhrkamp Verlag, Frankfurt a.M. © AFA Yay
ı
nlar
ı
 
Spaete Prosa, Innen und Aussen
adl
ı
hikaye kitaplar
ı
ndan derlendiDizgi: AFA Yay
ı
nc
ılı
k A.
Ş
.Bask
ı
: Özener Matbaas
ı
 AFA Yay
ı
nc
ılı
k A.
Ş
., istiklâl cd. Bekâr sk. No.17 80080 Taksim/ 
İ
STANBUL 0: (212) 245 39 67 Fax: (212) 244 43 62
İÇİ
NDEK
İ
 
 Avrupal
ı
 
En sonunda durumu kavrayan Tanr
ı
, büyük tufan
ı
yollayarak kanl
ı
dünya sava
şı
yla yak
ılı
p y
ıkı
lan yeryüzündeki ya
ş
ama kendi eliyleson vermi
ş
ti. Seller ya
şlı
gezegenin onurunu ayaklar alt
ı
na alan ne varsa, hepsini bir ac
ı
ma duygusuyla silip süpürdü, karla kapl
ı
 topraklar
ı
, toplardan geçilmeyen da
ğ
lar
ı
, çevrelerinde a
ğ
lay
ı
p s
ı
zlayanlar
ı
yla çürüyüp koku
ş
mu
ş
cesetleri, isyan edenleri, yoksul
ş
enleri, gözlerini kan bürümü
ş
leri, ba
ş
kalar
ını
n can
ı
na kastedenleri, akl
ını
kaç
ı
ranlar
ı
, açl
ı
k çekenleri toparlayarak al
ı
p götürdü.Evrenin mavi gökyüzü, p
ırı
l p
ırı
l yerküresine dostlukla bakmaya ba
ş
lad
ı
yukar
ı
dan.
Ş
unu da belirtelim ki, Avrupa teknolojisi son ana kadar i
ş
in içinden yüzünün ak
ı
yla ç
ı
km
ış
, Avrupa yava
ş
yava
ş
yükselen sularakar
şı
haftalarca temkinle, inatla kar
şı
koymu
ş
tu.
İ
lkin milyonlarca sava
ş
tutsa
ğını
n gece gündüz u
ğ
ra
şı
p didinerek in
ş
a etti
ğ
i devcileyinsetlerle yapm
ış
bu, ard
ı
ndan da yapay yükseltilere ba
ş
vurmu
ş
tu; yükseltiler e
ş
i görülmedik bir tempoyla yukar
ı
lara t
ı
rman
ı
yor veba
ş
lang
ı
çta alabildi
ğ
ine geni
ş
teraslar görünümünü içerirken sonralar
ı
giderek kulelere dönü
ş
üyordu, insanlardaki yüreklilik,sadakatten
şaş
mayarak en son güne kadar bu kulelerde ba
ş
ar
ı
yla s
ı
nav verdi. Avrupa ve bütün dünya sulara gömülerek bo
ğ
ulupgiderken,
ışı
ldaklar son kalm
ış
çelik kulelerden batmakta olan yeryüzü- nün
ı
slak lo
ş
lu
ğ
unu hâlâ göz kama
ştırıcı
bir
ışı
kla delip geçi-yor, toplardan ç
ı
kan mermiler havada nazenin yaylar çizerek u
ğ
ultuyla sa
ğ
a sola mekik dokuyordu. Sondan iki gün önce ortabüyüklükteki ülkelerin liderleri,
ışı
k i
ş
aretleriyle dü
ş
manlar
ı
na bar
ış
önerisinde bulunmaya karar verdiler. Ne var ki, dü
ş
manlar
ı
hâlâayakta kalan tahkim edilmi
ş
kulelerin hemen bo
ş
alt
ı
lmas
ı
ko
ş
ulunu öne sürdü. Böyle bir
ş
eyi ise bar
ışı
n en kararl
ı
taraftarlar
ı
bilekabule haz
ı
r olduklar
ını
ı
klayamazd
ı
. Dolay
ısı
yla, en son saat gelip çatana kadar silahlar
ı
n ate
ş
lenmesi yi
ğ
itçe sürdürüldü.Sonunda, dünya ba
ş
tan a
şağı
sulara gömülmü
ş
tü. Sel felaketinden sa
ğ
ç
ı
kan tek Avrupal
ı
, belinde bir tahlisiye kemeri, sulardadolan
ı
p duruyordu; kalan gücünü ya
ş
anan son günlerin olaylar
ını
not etmeye harc
ı
yor, böylece vatan
ını
n son dü
ş
manlar
ı
öbür dünyay
ı
 boylad
ı
ktan sonra birkaç saat daha ayakta kalmay
ı
, defne dal
ı
ndan zafer çelengini sonsuz zamanlar için ba
şı
nda ta
şı
may
ı
 garantiledi
ğ
ini belgelemek istiyordu.Ans
ızı
n bozbulan
ı
k ufukta kara renkli, devcileyin ve hantal bir araç belirdi, bitkin durumdaki Avrupal
ı
ya a
ğı
r a
ğı
r yakla
ştı
. Bununkocaman bir tekne oldu
ğ
unu gören Avrupal
ı
rahatlad
ı
; tam bay
ı
lmak üzereydi ki, o çok, çok ya
şlı
Nuh Baha’n
ı
n boylu poslu vücuduyla,sakal
ını
n gümü
ş
telleri havada uçu
ş
arak, yüzer eve benzeyen teknenin güvertesinde dikildi
ğ
ini fark etti. Dev gibi bir zenci sulardaordan oraya sürüklenen Avrupal
ıyı
çekip ald
ı
gemiye. Adam ya
şı
yordu, pek k
ı
sa bir süre sonra da kendine geldi. Hz. Nuh dostluklagülümsedi adama; ba
ş
arm
ış
, yeryüzündeki yarat
ı
klar
ı
n her birinden birer örne
ğ
i yok olmaktan kurtarm
ıştı
.Arkadan esen rüzgarda yava
ş
yava
ş
yol alan Nuh’un gemisi bulan
ı
k sular
ı
n çekilmesini beklerken, güvertede rengârenk bir ya
ş
amkayna
ş
maya ba
ş
lam
ıştı
. Koca koca bal
ı
klar kalabal
ı
k sürüler halinde teknenin pe
ş
inden geliyor, renk renk dü
ş
sü ku
ş
lar ve böceklergeminin aç
ı
k çat
ısını
n üstünde küme küme uçup tekneyi izliyordu. Tüm hayvanlar
ı
n, tüm insanlar
ı
n içi, kurtar
ı
lm
ış
ve yeni bir ya
ş
amiçin seçilip ayr
ı
lm
ış
olman
ı
n k
ı
vanc
ı
yla dolup ta
ş
maktayd
ı
. Rengârenk tavus ku
ş
u tiz ve keskin ç
ığlı
klar
ını
sular üzerine yolluyor, ne
ş
eiçinde gülüp oynayan fil havaya kald
ı
rd
ığı
hortumuyla hem kendisi banyo yap
ı
yor, hem e
ş
ine banyo yapt
ırı
yordu. Kertenkele, tekneningüne
ş
li kalaslar
ını
n üzerinde
ışı
l
ışı
l par
ı
ldayarak yat
ı
yor, K
ızı
lderili birden suya dald
ı
rd
ığı
m
ı
zra
ğı
yla uçsuz bucaks
ı
z tufan
ı
n içinden
pırı
l p
ırı
l bal
ı
klan avl
ı
yordu. Kuru dallar
ı
birbirine sürterek ate
ş
yakan zenci, sevincinden tombul kar
ısını
n kalçalar
ı
na belli bir ritimgözeterek
ş
aplaklar indiriyor, kollar
ı
m kavu
ş
turmu
ş
ayakta dikilen s
ı
ska vücutlu Hindu, dünyan
ı
n yarat
ılışı
na ili
ş
kin ezgilerden al
ı
nm
ış
 dünya kadar eski dizeler m
ırı
ldan
ı
yordu. Bu
ğ
ular ç
ı
kararak güne
ş
te uzanm
ış
yatan Eskimo, gözlerinin içi gülerek vücudundaki suyu veya
ğı
terle at
ı
yor, sevimli bir tapir koklaya koklaya a
ğzını
Eskimonun oras
ı
nda buras
ı
nda gezdiriyordu. K
ı
sa boylu Japona gelince, incebir de
ğ
nek yontmu
ş
, bazen burnunun, bazen çenesinin üzerinde titizlikle dengede tutmaya çal
ışı
yordu. Avrupal
ı
ise kalem kâ
ğıdı
al
ı
pgemideki yarat
ı
klar
ı
n envanterini ç
ı
karmaya koyulmu
ş
tu.Teknedeki canl
ı
lar aras
ı
nda grupla
ş
malar olu
ş
up dostluklar kuruluyor, arada patlak veren bir kavga Hz. Nuh’un bir i
ş
aretiyleyat
ıştırılı
yordu. Bütün yarat
ı
klar, toplu halde
ş
en
ş
akrak ya
şı
yor, yaln
ı
zca Avrupal
ı
yaz
ı
i
ş
iyle tek ba
şı
na u
ğ
ra
şı
p duruyordu.Derken bütün o çok renkli insan ve hayvanlar yeni bir oyun oynamaya ba
ş
lad
ı
; her biri ötekilerle yar
ış
arak yetenek ve hünerlerinisergiliyor, her biri yar
ış
ta birinci olmak istiyordu. Bunun üzerine Hz. Nuh i
ş
e el koyarak düzeni sa
ğ
lad
ı
; büyük hayvanlar
ı
bir yana,küçükleri bir yana ay
ı
rd
ı
; insanlar aras
ı
nda da ayn
ı
yola ba
ş
vurdu, her canl
ı
öne ç
ıkı
p büyük bir ba
ş
ar
ı
yla üstesinden gelece
ğ
ineinand
ığı
hüneri sergileyecekti. Ve teknedeki yarat
ı
klar bu i
ş
i s
ı
rayla yapmaya ba
ş
lad
ı
.
Ş
ahane oyun günlerce sürdü; s
ı
k s
ı
k oyununu yar
ı
da kesen bir grup sahneden uzakla
şı
yor, bir ba
ş
ka grubun oyununu izlemeyekoyuluyordu. Sergilenen her güzel hüner herkes taraf
ı
ndan hayranl
ı
kla kar
şı
lanarak yüksek sesle alk
ış
lanmaktayd
ı
. Ola
ğ
anüstü öyleçok
ş
ey vard
ı
ki görülecek, Tanr
ını
n yaratt
ığı
her canl
ı
da ne yetenekler gizliymi
ş
me
ğ
er! Nas
ı
l da gülünüyor, ba
ğı
rmalarla, kavgadövü
ş
lerle, el ç
ı
rpmalarla, ayaklan yere vurmalarla, ki
ş
nemelerle nas
ı
l da takdir duygular
ı
ığ
a vuruluyordu!Gelincik nas
ı
l da ko
ş
uyor, tarlaku
ş
u nas
ı
l da büyüleyici bir sesle ötüyor, kabarm
ış
baba hindi nas
ı
l da görkemli görkemli yürüyor,sincap ne inan
ı
lmaz bir çeviklikle a
ğ
aca t
ı
rman
ı
yordu! Mandril Malezyal
ı
ya,
ş
ebek de Mandril’e öykünüyordu. Ko
ş
anlar, a
ğ
aca
rmananlar, yüzenler ve havada uçan yarat
ı
klar b
ıkı
p usanmadan birbiriyle yar
ışı
p durmaktayd
ı
; her birinin de kendi alan
ı
nda üstüneyoktu ve çevresindekilerden sayg
ı
nl
ı
k görmekteydi. Öyle hayvanlar vard
ı
ki, sihirli bir güçle donat
ı
lm
ıştı
; yine öyleleri vard
ı
ki,

Activity (19)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 hundred reads
Aalfaa Beta liked this
UniversalMaster liked this
Hasan Cinar liked this
ashinsan4513 liked this
Ali Hut liked this
Demet Laleli liked this
hevehic liked this
PUN1SH3R liked this
Gulsen Ulker liked this

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->