Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Look up keyword
Like this
0Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Kitapçı Dukkanı Esmehan Aykol

Kitapçı Dukkanı Esmehan Aykol

Ratings: (0)|Views: 0|Likes:
Published by Tuğrul Sarıkaya

More info:

Published by: Tuğrul Sarıkaya on Jun 24, 2012
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

06/24/2012

pdf

text

original

 
ESMAHAN AYKOL
 1970, Edirne do
ğ
umlu. Bornova Anadolu Lisesi'ni ve
İ
stanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ö
ğ
renciyken
Sokak 
dergisinde gazetecili
ğ
e ba
ş
lad
ı
.
Güne
 ş
 , Nokta
ve
 Radikal 
 İ 
ki’de
çal
ı
ş
t
ı
. Berlin Humboldt Üniversitesi'nde hukuk yüksek lisans
ı
yapt
ı
,
ş
imdiayn
ı
üniversitede doktora yap
ı
yor.
İ
stanbul ve Berlin'de ya
ş
ı
yor.
ESMAHAN AYKOL
 
Kitapç
ı
Dükkân
ı
 
İ
lk Kati Hir 
ş
el Polisiyesi
 
Türkçe Edebiyat
19
 
Kitapç
ı
Dükkân
ı
 Esmahan AykolKapak tasar 
ı
m: Mithat Ç
ı
nar ©2001, Esmahan Aykol© 2001; bu kitab
ı
n Türkçe yay
ı
n haklanEverest Yay
ı
nlar 
ı
'na aittir.Birinci Bas
ı
m: Kas
ı
m 2001Üçüncü Bas
ı
m: Temmuz 2003ISBN: 975-316-967-1Bask 
ı
ve Cilt: Melisa Matbaac
ı
l
ı
EVEREST YAYINLARI Çatalçe
ş
me Sokak No: 52/2 Ca
ğ
alo
ğ
lu/ISTANBULTel: 0 212 513 34 20-21 Fax: 0 212 512 33 76Genel Da
ğ
ı
t
ı
m: Alfa, Tel: 0 212 511 53 03 Fax: 0 212 519 33 00e-posta:everest@alfakitap.comwww.everestyayinlari.com Everest, Alfa Yay
ı
nlar 
ı
'n
ı
n tescilli markas
ı
d
ı
r.
Ö'ye...
 
İ
TAPÇI DÜKKÂNI
 
 
B
İ

 
Dükkân
ı
n çevresinde deli gibi dönüyorum. Park yeri yok. Sabah sabah bu yar 
ı
m saatlik  park yeri arama turu iyice sinirimi bozuyor. Tüy diker gibi!
Ş
urada cinnet geçirsem n'olacak?Bakkal, çayc
ı
yard
ı
ma m
ı
ko
ş
acak? Ayr 
ı
ca, ko
ş
salar n'olacak? Cinnet minnet geçirmemeyeçal
ı
ş
ı
yorum o yüzden.Tam bu s
ı
rada, ben cinnet hususunda kendimi ikna etmeye çal
ı
ş
ı
rken, adam
ı
n biri dearabas
ı
n
ı
n kap
ı
s
ı
n
ı
ı
yor. Hey güzel Allah
ı
m! Ne diyorlar, kul s
ı
ı
ş
may
ı
nca h
ı
z
ı
yeti
ş
mezmi
ş
.Juan Antonio, yani Fofo'cu
ğ
um, iki haftad
ı
r deliler gibi â
ş
ı
k. Tam anlam
ı
yla deliler gibi.Fofo'nun
Ş
ile'ye gitti
ğ
i hafta sonu tan
ı
ş
m
ı
ş
lar. Asl
ı
nda, daha önce tan
ı
ş
mamalar 
ı
da,
İ
stanbul'da de
ğ
il de,
Ş
ile'de tan
ı
ş
malar 
ı
da inan
ı
lmaz. Neyse i
ş
te, tan
ı
ş
ı
 p, â
ş
ı
k oldular. Alfonso
İ
spanyol Kültür Merkezi'nde ders veriyor. Fofo mu? Fofo, güya bana dükkândaki i
ş
lerdeyard
ı
m ediyor. Asl
ı
nda iki hafta öncesine kadar gerçekten de yard
ı
m ediyordu, haks
ı
zl
ı
etmeyeyim.
Ş
imdi ise yüzünü gören cennetlik. Evde kar 
ş
ı
la
ş
ı
yoruz tabii, üstünü de
ğ
i
ş
tirmeyegeldi
ğ
inde, ama i
ş
te o kadar.
İ
ki haftad
ı
r aram
ı
zda toplam yirmi dakikal
ı
k bir diyalog geçmedidesem yeridir.Fofo â
ş
ı
k bir kelebek oldu
ğ
undan beri dükkân
ı
her gün ben aç
ı
yorum. Bu, her sabah erkenkalk 
ı
yorum, dolay
ı
s
ı
yla her gece kendimi pestil gibi yata
ğ
a at
ı
yorum demek. K 
ı
sacas
ı
, gecehayat
ı
, arkada
ş
larla bulu
ş
malar falan kalmad
ı
. Bu aralar Lale'yle bile do
ğ
ru düzgüngörü
ş
emedim. Neyse ki i
ş
imi seviyorum. Asl
ı
nda on saat dükkâna çak 
ı
l
ı
 p kalmam gerekmedi
ğ
inde dahaçok seviyordum."Polisiye roman okumay
ı
seven birinin polisiye roman satmay
ı
da sevmesinden dahado
ğ
al ne olabilir?" diyordu Fofo. Do
ğ
rusu ben de aynen böyle dü
ş
ünmü
ş
tüm dükkân
ı
açarken.Akl
ı
n yolu birdir.Sevgili dükkân
ı
m sayesinde
İ
stanbul'da ya
ş
ayan veya yolu
İ
stanbul'dan ve Kuledibi'ndengeçen her polisiye okurunu tan
ı
yorum. Üç sene önce, dükkân
ı
yeni açt
ı
ğ
ı
m günlerde ilk 
ş
terilerimden biri Mick Jagger olmu
ş
tu. Gözlerime inanamad
ı
m önce. Çok heyecanland
ı
m.Gerçi imza falan istemedim. Kendimi zor tuttum ama birlikte foto
ğ
raf çektirmeyi deönermedim. Hatta tan
ı
d
ı
ğ
ı
m
ı
bile belli etmedim. Lale benimle çok dalga geçmi
ş
ti: "Almankab
ı
zl
ı
ğ
ı
n tutuyor bazen," diye. Almanl
ı
ğ
ı
m de
ğ
il de saçmal
ı
ğ
ı
m tutuyor bence. S
ı
ı
durun,Mick Jagger'i tan
ı
d
ı
ğ
ı
m
ı
belli etmeme nedenimi söyleyece
ğ
im:
İş
kad
ı
n
ı
ciddiyetiyle ba
ğ
da
ş
maz diye... Dükkân
ı
yeni açt
ı
ğ
ı
mda kendimi Güler Sabanc
ı
san
ı
yordum. Neyse ki buruh halim fazla uzun sürmedi. Zaten günde on saat a
ğ
ı
r i
ş
çi olarak çal
ı
ş
ı
nca, insan kendiniolsa olsa gündelikçi Havva Han
ı
m gibi hissedebiliyor.Gene de eskisine göre çok rahat
ı
m: Hem i
ş
i baya
ğ
ı
ö
ğ
rendim, hem de pek maddi sorunumkalmad
ı
. Asl
ı
nda Fofo'yla konu
ş
may
ı
ş
ünüyorum, bu aptal â
ş
ı
k hali devam edecekse v£dükkana dönmeyi dü
ş
ünmüyorsa, yerine birini alaca
ğ
ı
m. Bizim Fofo'da orta s
ı
n
ı
f ev kad
ı
n
ı
 kafas
ı
vard
ı
r. Dedikodu denmez buna, yüzüne kar 
ş
ı
da söylüyorum. Hani, s
ı
rt
ı
n
ı
dayayacak  bir erkek bulur bulmaz i
ş
i gücü b
ı
rakan kad
ı
nlar vard
ı
r ya... Günün birinde bo
ş
and
ı
klar 
ı
nda dane yapacaklar 
ı
n
ı
 
ş
a
ş
ı
ı
rlar.Bu Fofo'nun ilk vakas
ı
de
ğ
il. Biz yakla
ş
ı
k iki y
ı
l önce tan
ı
ş
t
ı
ğ
ı
m
ı
zda o memleketiGranada'da bir Türk'e â
ş
ı
k olup, pe
ş
inden
İ
stanbul'a gelmi
ş
ti. Oradaki i
ş
ini gücünü b
ı
rakm
ı
ş
,s
ı
rt çantas
ı
n
ı
kap
ı
 p uça
ğ
a atlam
ı
ş
. Sevgilisi, Ali, kravat takan bir avukatt
ı
.
ş
üncesi bileinsan
ı
n tüylerini diken diken ediyor. Bizim Fofo'yla böyle birinin ili
ş
kisi ne kadar sürebilirdi
 
ki zaten? Hep diyorum, gene iyi dayand
ı
, bir y
ı
la yak 
ı
n o adamla birlikte oldu. Adam,Fofo'yla sevgili olduklar 
ı
n
ı
arkada
ş
lar 
ı
ndan sakl
ı
yordu. Hatta Fofo'yu arkada
ş
lar 
ı
ndansakl
ı
yordu. Fofo da her nedense onun kravatl
ı
arkada
ş
lar 
ı
yla tan
ı
ş
maya can at
ı
yordu. Adam
ı
n bürosuna bask 
ı
nlar yap
ı
yordu. Aldat
ı
l
ı
yor muyum diye de
ğ
il, belki bir arkada
ş
ı
n
ı
görür,tan
ı
ş
ı
ı
m diye. Lale'yle ikimiz sinirden kudurmak üzereydik. Özellikle ili
ş
kinin son zamanlar 
ı
 tam bir felaketti. Fofo sürekli evde oturup Türk televizyon kanallar 
ı
n
ı
seyrediyordu. Gerçi,faydas
ı
oldu, Türkçeyi söktü.
Ş
imdi, "Selam çocuklar, bugün bomba gibiyim," "Kendinizedikkat edin," gibi abuk sabuk televizyon Türkçesiyle konu
ş
uyor, ama olsun, televizyonseyreden herkes onu anl
ı
yor.Bu Ali belas
ı
n
ı
atlatt
ı
ktan sonra hayat
ı
m
ı
z düzene girmi
ş
ti asl
ı
nda. Fofo benim eve ta
ş
ı
n
ı
 pdükkânda çal
ı
ş
maya ba
ş
lad
ı
. Fofo'cu
ğ
um, hayat
ı
n kar 
ş
ı
s
ı
nda küçük bir çocuk. Bakal
ı
m,
ş
imdi bu adamla neler ya
ş
ayacak?
İ
ki haftad
ı
r içim içimi yiyor.Ben henüz sevgilisiyle tan
ı
ş
mad
ı
m.
ı
sac
ı
k görü
ş
melerimizde Fofo'yu sorguya çektim,ama ne de olsa o
ş
imdi â
ş
ı
k bir erkek, laf 
ı
na güven olmaz.Belli etmemeye çal
ı
ş
ı
yor ama Lale de kayg
ı
l
ı
. Bana, "Sen de amma Türkle
ş
tin, hem detam o
ğ
lan anas
ı
bir Türk oldun," diyor. Bence ne dedi
ğ
ini bilmiyor. Hem de kendisi çok farkl
ı
ym
ı
ş
gibi. Asl
ı
nda ikimiz de Fofo'yu iyi tan
ı
d
ı
ğ
ı
m
ı
z için, kendini nas
ı
l kap
ı
 pkoyverdi
ğ
ini bildi
ğ
imiz için kayg
ı
l
ı
y
ı
z. Kayg
ı
dan da öte... Bu ara sinirlerim bozuk.
İş
te bu yüzden park yeri bulamamaya falan tahammülüm yok.Hani önce dükkân
ı
açars
ı
n, havaland
ı
ı
rs
ı
n, bir iki fincan kahve içersin ve ondan sonrahayata ba
ş
lars
ı
n, de
ğ
il mi? Hay
ı
r efendim. Daha anahtar 
ı
kilide sokarken telefon çalmaya ba
ş
l
ı
yor. Acele etmekten nefret ederim; acele acele kap
ı
y
ı
ı
yorum, telefonun üstüneuçuyorum. Almanca konu
ş
an
ş
en
ş
akrak bir kad
ı
n sesi. Sabah sabah. Bu kadar 
ı
da fazlado
ğ
rusu. Bu saatte ne
ş
eli bir kad
ı
n çekilecek 
ş
ey de
ğ
il."Telefonunu annenden buldum, anneni de Berlin telefon rehberinden..." diyor."Evet," diyorum. "Kimsiniz?"Aaa! Bu Petra! Üniversite y
ı
llar 
ı
ndan arkada
ş
ı
m. Görü
ş
meyeli bir ömür oldu, en az
ı
ndanon be
ş
-on alt
ı
y
ı
l. Gerçi ben Petra'y
ı
takip edebildim, bas
ı
ndan,
ş
urdan burdan. Petra, benimayn
ı
zamanda en ünlü arkada
ş
ı
m. Dünya sinemas
ı
için olmasa da Alman sinemas
ı
nda bir star.Zaten bugüne kadar Almanlar Marlene Dietrich d
ı
ş
ı
nda dünya çap
ı
nda star m
ı
yeti
ş
tirdiler? Oda Alman'dan çok Amerikal
ı
yd
ı
ya, neyse. Ne diyordum?Petra bizim okulun tiyatro bölümündeydi. Mezun olduktan sonra, ben s
ı
rt çantam
ı
 yüklenip kendime yeni bir 
ş
ehir aramaya ç
ı
kt
ı
m, derken birbirimizi aramaz olduk. Hep öyleolur ya.Ben henüz Berlin'deyken Petra televizyonlarda görünmeye ba
ş
lam
ı
ş
t
ı
. Almantelevizyonlar 
ı
n
ı
n hâlâ en iyi yap
ı
m
ı
olan
Tatort 
’lardan birinde bile rol kapm
ı
ş
t
ı
.Görü
ş
medi
ğ
imiz on küsur y
ı
l içinde, Almanya'da oldu
ğ
um zamanlarda onun oynad
ı
ğ
ı
bir filmgösterimdeyse hiç kaç
ı
rmad
ı
m, hatta
İ
stanbul Film Festivali'ne gelen bir Alman filmine biles
ı
rf o oynuyor diye gitmi
ş
tim.Filmlerini izledim, dergilerde ç
ı
kan röportajlar 
ı
n
ı
atlamadan okudum, ama hani, insanlar 
ı
n
ş
öhret olan arkada
ş
lar 
ı
na kar 
ş
ı
geli
ş
tirdikleri bir a
ş
a
ğ
ı
l
ı
k duygusu vard
ı
r ya, hep, "Sokaktakar 
ş
ı
la
ş
sak beni tan
ı
maz," diye dü
ş
ünürsünüz. Veya ne bileyim, "Telefon etsem, sekreterigörü
ş
türmez," diye...
İş
te Petra'ya kar 
ş
ı
böyle hislerle doluydum. Asl
ı
nda makul bir nedeniyoktu bu hislerimin: Sonuçta, hiç sokakta kar 
ş
ı
la
ş
mam
ı
ş
t
ı
k, ona telefon falan da etmi
ş
 de
ğ
ildim. K 
ı
sacas
ı
, burnu Kafda
ğ
ı
'nda bir 
ş
öhret olup olmad
ı
ğ
ı
n
ı
bilmiyordum.
Ş
imdi ise, tamromanlardaki gibi, "hatt
ı
n öbür ucunda" Petra vard
ı
. Ve beni arad
ı
ğ
ı
na göre, ya burnuKafda
ğ
ı
'nda de
ğ
ildi, ya da art
ı
ş
öhret de
ğ
ildi.
Ş
öhretini kaybetmi
ş
, Alman devletinin me
ş
hur sosyal yard
ı
m
ı
yla ya
ş
ayan, Sosyal Hizmetler Dairesi'ndeki memurlar 
ı
n itip kakt
ı
ğ
ı
, devletin

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->