Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more
Download
Standard view
Full view
of .
Save to My Library
Look up keyword
Like this
3Activity
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
İniş Sırasına Göre Necm Necm Kuran Meali - Hakkı Yılmaz

İniş Sırasına Göre Necm Necm Kuran Meali - Hakkı Yılmaz

Ratings: (0)|Views: 704 |Likes:
Published by Ozgur Islam
Hakkı Yılmaza ait iniş sırasına göre necm necm düzenlenmiş açıklamalı Kuran Meali.
Hakkı Yılmaza ait iniş sırasına göre necm necm düzenlenmiş açıklamalı Kuran Meali.

More info:

Published by: Ozgur Islam on Jul 05, 2012
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/17/2013

pdf

text

original

 
KUR’ÂN'IN TÜRKÇE MEÂLİ
SUNUŞ
Kur’ân'ı Arapça aslından okuyup anlamak ve anladıklarımı Türkçe anlatmak üzere yaptığımbu çalışmada şeytânı'r-racîm'den; onun telkinlerinden, ayartmalarından ve vesveselerinden Allah'asığınıyorum.Olması gereken niteliklerleövemesek de, bilebildiğimiz ve akıl edebildiğimiz tüm övgüleriâlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm Allah için özgülüyor, özellikle de bu âciz, fakir ve hakir kulaKur’ân'ı Türkçe olarak okuyucuya sunma nimeti ve hizmetini bahşettiği için O'na sonsuzövgülerimi sunuyorum.Yüce Rabbimizden, Peygamberi MuhammedAs’ı, yakınlarını ve arkadaşlarını destekleyipkolladığı gibi, bizlerle birlikte Allah'ın dinine hizmet edenlerin tümünü de korumasını, kollamasınıve desteklemesini niyaz ediyorum.Rabbimizin mesajlarınıyalın olarak saptayıp insanlığın önüne koymaya gayret ettiğim buçalışmada, Allah'ın rızası dışında hiçbir amaç gütmedim. Aczimiz ve idrakimizin sınırlı olmasınedeniyle şüphesiz eksiklerimiz olmuştur. Ancak, Rabbim şâhittir ki bile bile hiçbir yanlışyapılmamıştır. Onun için, Yüce Rabbimizin beni affedeceğini umuyorum.Burada sunulan meal, kadim Arap dili [lugatı, grameri, edebiyatı] ile birlikte Kur’ân'ınbütünlüğü dikkate alınarak, çok hassas bir şekilde yapılmış tahlillerin sonucudur. Sunduğumuzanlamların kanıtları, kaynakları, gerekçeleri
Tebyînu'l-Kur’ân
adlı çalışmamızda mevcuttur.Ayrıntılı bilgi edinmek, kontrol etmek ve denetlemek isteyen okurlarımız, 11 cilt hâlindeyayınlanmış olan
Tebyînu'l-Kur’ân
'dan veya internet sitelerimizden bunları görebilirler.Meali sunmazdan önce, Kur’ân ile ilgili birkaç noktayı açıklamayı yararlı görerek,okurlarımıza kısa ve öz bilgiler sunmak istiyoruz.
 KUR’ÂN 
Allah'tan, elçisi Muhammed'e (a.s) vahyedilen kitabın özel ismi olan
Kur’ân
sözcüğünün kökanlamı, “birikipdağılma”dır. Buradan hareketle “harflerin birikerek sözcükleri, sözcüklerincümleyi oluşturması ve bunun aktarılması işi” [okumak] de bu sözcükle ifade edilmiştir. Buna göre
Kur’ân
sözcüğü de “okunan” anlamındadır. Biz ise, “öğrenilip öğretilen” anlamınıyeğliyoruz.“Kur’ân” sözcüğü, Allah’tan, elçisi Muhammed As’a vahyedilen kitabın özel ismidir.
 ÂYET 
 Âyet 
sözcüğü, “alâmet/gösterge” demektir.
 Allah'ın âyetleri
ifadesi, genel olarak, “Allah'ınvarlığı ve birliğinin alâmeti/göstergesi olan varlıklar ve sistemler”;
Kur’ân âyetleri
de, “insanındoğru yolu bulmasına alâmet/gösterge olan Allah'tan gelen cümleler” demektir.Meal'de, Allah'ın varlığı ve birliğinin alâmeti/göstergesi anlamındaki
âyet 
sözcükleri,“alâmet/gösterge”, “insanın doğru yolu bulması için alâmet/gösterge olan Allah'tan gelen cümleler”anlamındaki
âyet 
sözcükleri sadece
âyet;
her iki anlamı içerenler ise “âyet/alâmet/gösterge”şeklinde verilmiştir.
SÛRE
Sözcüğün ilk anlamları “artık-birikinti”, “duvar-kenti çevreleyen sur”, “menzile-evin odası,salon, mutfak gibi bölümleri” demektir.
Kur’ân sûresi
denilince de, Kur’ân'ın bölümleri; inişe görebölümler veya konu bölümleri amaçlanır.
 
Parça parça, necm necm, bölüm bölüm inen âyetler, Kur’ân'dan öğrendiğimize göre ilkdönemlerden başlayarak sayfasayfa yazılmış ve sûreler hâline getirilmiştir. Çünkü, Mekkedöneminin ilk yıllarında inmiş olan Resmi Mushaf'taki Yûnus/38, Hûd/13, Abese/13. âyetlerde veMedîne dönemindeki Bakara/23; Tevbe/64, 86, 124, 127; Nûr/1, Muhammed/20. âyetlerde Kur’ânsûrelerinden ve Kur’ân sayfalarından söz edilmektedir. Fakat sözü edilen Kur’ân sayfaları nebugün elimizdeki 605 sayfadır, ne de Kur’ân'da sözü edilen sûreler 114 adettir. Çünkü bugünelimizdeki Kur’ân sayfaları, hattatların yazdığı sayfalardır. 114 adet olarak belirlenmiş sûreler ise“sûre”den söz eden âyetlerin indiği zamandaki sûre anlayışı ile değil, yıllar sonra toplumun birkesiminin görüş, kavrayış ve anlayışı ile oluşturulmuş sûrelerdir. Nitekim elimizdeki kaynaklaragöre, ilk sahabe tarafından oluşturulanMushaflarda ve sûrelerdeki âyet sayılarında farklılıklarvardır.Mevcut Mushaflarda yer alan sûreler de ne yazık ki, hem necmleri hem de konularıbakımından, Kur’ân'da konu edilen sûre özelliğini taşımaktan uzaktır. Anlamayı kolaylaştırmasıgereken bölümler, ne yazık ki birçok sûre anlamayı zorlaştırmış, hatta bazı yerlerdeimkânsızlaştırmıştır.Kanaatimize göre, Kur’ân'daki her necm [vahiy grubu] bir sayfa, her konu da bir sûre idi.Gönül isterdi ki, her bir necmin iniş sırası belirlenmiş olsun, sûreler deKur’ân'ın ifade ettiği sûreanlayışına uygun olsun.
SÛRE İSİMLERİ
Sûreler, içlerindeki dikkat çekici bir sözcüğe veya genel içeriğine göre; Bakara, Nisâ, Yûsuf,Yûnus vb. gibi isimlerle isimlendirilmiştir, ki bu isimlendirmenin Allah ve Rasûlü ile herhangi birilişkisi yoktur.
 NECM 
 Necm,
“bir kerede inen âyet grubu” demektir. Necm, bir âyetten ibaret olabileceği gibi,onlarca, hatta yüzlerce âyetten de oluşmuş olabilir.Kur’ân bir defada topluca ve konulara ayrılmış olarak değil, 23 seneye yakın bir zamandiliminde, toplumdaki olaylara, gelişmelere ve problemlere göre necm necm inmiştir. Bir konuyaait âyetlerin hepsi bir arada değildir.Bu fakir kul tarafından Allah'ın izni ile anlam bilgisi ve teknik özellikler gereği necmleroluşturulmuş, ayrıca Resmi Mushaf'taki hatalı düzenlemeler, sıralamalar düzeltilmiş; birçokparagrafın âyetleri yeniden düzenlenmiş ve bunlar hem dipnotta hem de necmin altındagösterilmiştir. Ancak bizim düzenlememiz da mutlak [son ve değişmez] değildir. Ehl-i ilimtarafından tüm dünya Müslümanlarının elbirliğiyle son düzenleme ve sıralamanın yapılmasıgerekir. Biz bu konuda ilk adımı atmış ve sorunu tüm ehl-i insaf, ehl-i vicdan ve ehl-i imanındikkatine sunmuş bulunuyoruz.
 MEKKÎ-MEDENÎ SÛRELER ve ÂYETLER
Kur’ân, Rasûlullah'a Mekke'de inmeye başladı ve hicretten sonra da Medîne'de–ölümündenkısa bir süre öncesine kadar–devam etti. Sûre ve âyetlerin Mekkî ve Medenî diye ayrılması,indikleri mekanlar dikkate alınmaksızın, sadece hicret göz önüne alınarak yapılmış olmasındandır.Sûreler, Mekkî ve Medenî şeklinde ikiye ayrılmasına rağmen, bazı sûrelerin tamamınınMekkî, bazı sûrelerin ise tamamının Medenî olmadığı bilinmektedir. Yani, bazı Mekkî sûreleriniçinde Medenî, bazı Medenî sûrelerin içinde de Mekkî âyetler bulunmaktadır. Bu çalışmada bunlarda gösterilmiştir.
 
Sûre ve âyetlerin kaçının Mekkî, kaçının Medenî veya kaçının karışık olduğu üzerinde neyazık ki görüş birliği sağlanmış değildir ve sağlanacağa da benzememektedir.
 ÂYET ÇEŞİTLERİ
Kur’ânın, Resmi Mushaf'a göre Âl-i İmrân/7.âyetinde(477. necm) belirtildiği üzere, Kur’ânâyetleri muhkem ve müteşâbih âyetler olarak gruplanmaktadır.
 MUHKEM ÂYETLER
 Muhkem
sözcüğü, “hüküm içeren” demektir. Dolayısıyla
muhkem âyetler,
“içerisindeinsanları kargaşadan ve yanlış iş yapmaktan engelleyen ilkelerin bulunduğu âyetler” anlamınagelir. Kur’ân'daki tabirle bu âyetler, Kitab'ın anasıdır. Yani bu âyetler, hayatta uygulanacak olankuralları içerir. Kitab'ın iniş amacı, bu âyetlerdeki ilkeleri insanlara uygulatmaktır.
 MÜTEŞÂBİH ÂYETLER
Tüm dillerde eş anlamlı, sesteş sözcükler olduğu gibi, sözcüklerin hakikat, mecâz ve kinayeanlamları da vardır. Bu sözcüklerle kurulan cümlelerde birden fazla anlam oluşur. Birden fazlaanlam ifade eden cümlelere ise “müteşâbih cümle” denir. Bu cümle, Kur’ân cümlesi ise, ona“müteşâbih âyet” denir. Bu âyetlerin, bir dil ve edebiyat uzmanı olmayan Peygamber'in ağzındanortaya konulması, Peygamber'in bunu yapacak uzmanlığa sahip olmayışı nedeniyle bu cümlelerino'na ait olmadığını gösterir. Ayrıca Kur’ân sözcüklerinin içerdiği bu birden çok anlamlar, Kur’ân'ınçağlar boyu tazeliğini korumasını sağlar. Al-i İmrân/7'ye
(4
77. necm)re bu âyetlerin te’vîlini[birkaç anlamdan hangisinin birinci plânda dikkate alınması gerektiğini] Allah'ın ve konuyla ilgiliuzmanlarınbildiği-bileceği bildirilmektedir.
TE’VÎL
Te’vîl
sözcüğü, “geriye dönüş” şeklindeki kök anlamından değişerek “tedbir” [arkalaştırma],yani “birinci, ikinci, üçüncü şeklinde ardı ardına dizmek/sıralamak, öncelik sırasına koymak”anlamlarında kullanılmaktadır.Bu anlamlara göre,
mütâbih âyetlerinte’vîli
, “o âyetlerin birbirinden güzel, birbirinebenzeyen açık-seçik anlamlarının arka arkaya sıralanması, bu anlamların öncelikli bir sıraya tâbitutulması” demektir. Yoksa,
müteşâbih âyetlerinte’vîli,
Kur’ân'da birtakım anlaşılmaz âyetlerbulunduğu, bunların anlamını da sadece Allah ve “râsihûn” denilen ehil kimselerin bildiğimanasına gelmez.
 KUR’ÂN'IN TERCÜMESİ ve MEALİ
Tercüme,
“bir metni bir dilden başka bir dile çevirmek”tir. Ne var ki diller arasındaki kültür,gelenek farklılıkları, özgün tasavvur ve tahayyülden kaynaklanan farklılıklar nedeniyle, nesnelerin,hareketlerin durumları, sembol ve duyguların birebir çevirisi mümkün olamamaktadır. Bu nedenlede çevirilerde, özgün metnin özellikleri ve vurgularıaktarılamayıp, sadece anlam aktarması[zihinsel ve duygusal mesajın iletilmesi] söz konusu olmaktadır. Bu durumda herhangi bir dildekinormal bir metnin birebir tercümesi [özgün metnin özelliklerini eşdeğer olarak yansıtması]mümkün değildir. Durum böyle olunca, şiir, roman, öykü gibi sanat eserlerinin birebir tercümesiolası değildir.

Activity (3)

You've already reviewed this. Edit your review.
1 thousand reads
1 hundred reads
uygarca liked this

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->