• Embed Doc
  • Readcast
  • Collections
  • CommentGo Back
 
30
Somuncu Baba
Bu fâni dünya hayatýnýn þaþaasý veparlaklýðý, oyun ve eðlencesi, uyanýk vehakiki mü'minin Allah'a giden yolda sað-lam adýmlarla ve kararlý bir þekilde iler-lemesine asla engel olamaz, olmamalýda. Dünya ehlinin çalýþýp çabalamasý,evini barkýný zînetini, dahasý maddî zen-ginliðini artýrmak, korumak olmuþtur maalesef. Bunun aksine, bâki olanebedî âlemi düþünüp ona göre hayatýný tanzim eden Allah'ýn has kullarýndan akýl ve basiret sahiplerinin yolu da, imanmakamlarýný ve takva derecelerini, salihamelleri ve sözleri koruyacak unsurlaraen büyük özeni göstermek olmuþtur.Esas olan da budur.Ýman ve tevhid ihsanýndan sonra Allah'ýn insanlara baðýþladýðý en büyük nimetlerden biri de, onlara öðüt verensamimi önderlerin olmasýdýr. Öðüt ve-rici sözleri kelâm-ý kibar olarak söyle-dikçe; onlara Allah'ý hatýrlatarak en sað-lam ve en etkili iyiliði yaparlar, en büyük yararý baðýþlarlar. Hikmetli bir þekildeonlara, yapýlmasý gereken doðru hallerigösterirler. Böylece bu öðütlere uyan-lar da, baþarýdan en büyük nasibi eldeederler. Bu hususta kulaða küpe bir ke-lamý nakledelim: "Bil ki; sana öðüt verenseni sevmiþtir, ikiyüzlü davranarak seniidare eden ise seni aldatmýþtýr." Ve yinebu noktada; bu sözde belirtilen doðru-luk ve samimiyetin; Allah için, Rasulüiçin ve mü'minler için öðüdün önemianlaþýlýr.Öðüt; birine doðru ya da uygun bir yol göstermek için söylenen sözdür. Ýn-san yetiþtirmede gözden uzak tutulma-masý gereken ve hiç eskimeyen metod"öðüt'tür. "Nasihat, ders, vaaz, hatýrlat-ma" kelimeleri ile de ifade edilebilenöðüt, insan yaratýlýþýna uygun bir tarzdýr. Yaratýlýþa uygun olduðunu da bir adý"öðüt" olan Kur'ân-ý Kerimden öðreni-yoruz: "Ýnsanlarý, Rabbinin yoluna hik-metle ve güzel öðütlerle davet et."
1
Ýnsanlara öðüt kasdý ile söz söyle-Musa TEKTAÞ
Edebiyat
Paha BiçilmezÖðütler 
“Allah yolunda hayatýný vakfeden Allah dostlarýbaþta olmak üzere bu kutlu yolun yolcularý hizmetitemel düstur edinmiþ ve buminval üzere hayatlarýgeçirmiþlerdir. Allahrýzasýndan baþka ümidi vebeklentisi olmayanýn yaptýðý iþte, gördüðühizmette elbette kisamimiyet vardýr,gönüllülük vardýr, ihlas vardýr. Es-Seyyid OsmanHulûsi Efendi'nin her türlühizmete koþmasý,Peygamberimizin buhadisinin mazhariyetidir.”
 
Eylül / 2005
31
mek sünnettir. Dini hükümlere uygun olarak, ihtiyaca göre tatlý ifadelerle yapýlan konuþmalardan, verilen öðütlerden her-kes faydalanýr. Öðüt, gerçekten bir hayýr iþidir, çok sevimli bir hizmettir.Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin Divan'ýndaki bir gaze-linin redifi, “tut”tur. Öðütler de zaten tutulmasý, hayata uygu-lanmasý için söylenir. Þimdi bu gazelin beyitlerini inceleyerek hikmetli öðütlerden bizler de nasibimizi alalým, gazeli anlama-ya çalýþalým…Hulusi Efendi Hazretleri, dünyayý býrakmayý daha doðru-su dünyevileþen hayat tarzýný, aldatýcý dünyalýklarý býrakmayý tavsiye ederek baþlar gazeline. Ýlk beyit þöyledir:
Ko dâr-ý fenayý bunda râh-ý mülk-i bekâyý tutO mülke varmaða dâmen-i ehl-i Hudâ'yý tut
(Bu dünyanýn geçici zevklerini/zenginliklerini yine dünya-da býrak, ölümsüzlük ilkesini, Allah'la bâki olma ebediliðini kav-ra ve O'na yönel. Bekâ âlemine varabilmek için de bir Allahdostunun eteðine yapýþ, bir insaný- kâmilin eteðini tut.)Ýnsân-ý kâmil, büyük günahlardan kendini koruyabilen, kü-çük günahlarý da bilerek yapmayan kimsedir. Tasavvufta insân-ý kâmil olmak, yani ilahi sýr ve kemâlâta sahip bulunmak için bir  terbiye yolu kabul edilmiþtir. Buna seyr-ü sülûk adý verilir. Buyola girmek isteyen kimsenin, bir mürþidi kâmile intisap et-mesi gerekir. Hz. Peygamber (s.a.v) bir hadislerinde:"Mü'min mü'minin aynasýdýr", buyurmuþlardýr. Nasýl ki insan,yüzünde bulunan bir lekeyi, aynaya bakmadan görüp temiz-leyemiyorsa, kusurlarýný da kâmil bir mürþide bakmadan, ya-ni ona baðlanmadan görüp düzeltemez. Bu yolda hakikimürþid olarak, evvel emirde Kur'an-ý Kerim'i ve peygambe-rimizi zikretmek icap eder.Bu vesile ile tarikata intisap etmek isteyen kimse, evvela talip, girdikten sonra mûrþidinin telkin ve irþadýyla, kabiliyeti-ne göre sâlik ve vâsil merhalelerini kat' eder. Vâsýl en son ma-kamdýr. Buna fenafillah mertebesi de denir.Ýnsanýn bu merhaleleri kat edip, gayeye vasýl olabilmesiiçin zühd yolunu seçmesi, nefsini tezhip ederek, tedrici bir ýs-lah ile makamdan makama atlayýp, bir halden baþka bir haleinkýlap etmesi lazýmdýr.
2
Elinde var iken fýrsatý ganimet bilHebâ olmadan ömür tarîk-i Mustafâ'yý tut
(Ýçinde bulunduðun nimetleri iyi deðerlendir, her zamandilimini, irþad halkasýný, nefis terbiyesini öðreten tasavvufu,eline geçen ganimet olarak bil. Ömür gelip geçicidir, hayat tükenmeden, onu boþa harcama, Sevgili Peygamberimizinizini, Ýslâm'ýn emirlerini samimice yaþa, bu seçilmiþ yolu tut.)Gelip geçici ömür içerisinde insanoðlu hele de Allah'ýniman bahþettiði müminler için en güzel gidilecek yol, tek kur- tuluþ seçeneði Ýslâm dinidir. Dinimizin güzellikleri, incelikleriPeygamberimiz tarafýndan bizlere teblið edilmiþ ve onun ha-yatýyla örnek bir yaþam biçimi olarak sunulmuþtur. Tarik-iMustafa'dan kasýt, Peygamberimizin yolu ve onu takip eden tarikat ehlinin yoludur. Zaten Hak ve tek yol Ýslâm'dýr. Ýslâm'ýen ince biçimde yaþama ve nefsi terbiye etmenin yollarýnýgösteren tasavvuf büyüklerinin yolu da silsileleri ile Peygam-berimize baðlanmaktadýr. O zaman bu beyitten anlýyoruz ki,seçilmiþ peygamberin, seçilmiþ yolunu izlemek bir mühim fýr-satý deðerlendirmek, kurtuluþa ermektir. Zaten bir sonrakibeyitte tasavvufî vurgu daha açýk dile getirilmiþtir. Hazret bu-yuruyor ki:
 Makbûl-i dergâh-ý Hakk olmaða istersen rýzâBir mürþid-i kâmilin elindeki asâyý tut
(Allah katýnda kendisinden razý olunan biri olmak istiyorsan,kâmil bir mürþidin elini tut, ondan el al, elin onun eliyle olsun.Bu baðlýlýðýn sayesinde yetiþirsin. Ýbadetinle zikrinle, fikrinleamelinle Allah'ýn razý olduðu kullardan olursun.)Halk dilinde "el almak" olarak tabir edilen tasavvufî intisa-
 
32
Somuncu Baba
ba; “inabe” denilmektedir. Çünkü bir mürþidin elini tutmaya-nýn, elini þeytanýn tutup, onu sapkýn yollara götüreceðine dair yaygýn bir inanç vardýr. Ýkinci beyitteki asâdan kasýt eldir, baðlý-lýktýr. Mürþidin asâsýna yapýþmak, ona baðlanmaktýr.Mürþid, doðru yolu gösteren, uyaran, irþad eden demek- tir. Gerçek mürþid Hz. Muhammed (s.a.v)'dir. Diðer mürþid-ler, O'nun manevî mirasýný elde etmeðe muvaffak olmuþ kiþi-lerdir. Cürcânî, mürþidi, doðru yolu gösteren, sapýklýktan ön-ce Hak yola ileten kiþi, olarak tanýmlar. Tasavvufî terim olarak, tarikat lideri anlamýna da gelir. Ayný anlamda olmak üzerepostniþin, þeyh, seccâdeniþin, ifadeleri de kullanýlýr. Mürþidolan kiþinin, Allah'ýn ahlâkýný tahakkuk ettirmiþ olmasý, yani, enazýndan fena makamýna ulaþmasý þarttýr.Mürþidin en makbulü, hem "kâmil" (olgun), hem de mü-kemmil (baþkasýný olgunlaþtýran) olanýdýr.
3
Var ehl-i Hakk'a hizmet et bî-taleb ü bî-garaz"Seyyidü'l-kavmi hâdimuhum" emr-i Habîb-i Kibriya'yý tut
(Hakk’a hizmet edene, sen de hiçbir dünyevi beklentiiçinde olmadan, garazsýz ve ivazsýz bir þekilde hizmet et. Pey-gamberimizin; "Kavminin ulusu, o kavme hizmet edendir" ha-disi þerifindeki öðüdünü tut.) Allah yolunda hayatýný vakfeden Allah dostlarý baþta olmak üzere bu kutlu yolun yolcularý hizmeti temel düstur edinmiþ ve bu minval üzere hayatlarýný geçirmiþlerdir. Allah rýzasýndanbaþka ümidi ve beklentisi olmayanýn yaptýðý iþte, gördüðü hiz-mette elbette ki samimiyet vardýr, gönüllülük vardýr, ihlas var-dýr. Zaten bu halis halleri onlarý yüceltmekte, içinde bulun-duklarý toplumda, örnek önder hizmet insaný konumunaoturtmaktadýr. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi'nin her türlühizmete koþmasý, Peygamberimizin bu hadisinin mazhariyeti-dir.
"Elest" hitâbýndaki "belâ"yý laya sa'y etmeOl hükmü unutma olan ahd ü vefâyý tut
(Ruhlar âlemindeki verdiðin "evet sen bizim Rabbimizin"sözünün gereðini yerine getir. Olumlu tavrýný olumsuza çevir-me. O hüküm sahibine verdiðin sözü, ettiðin ahde vefalý ol-mayý hatýrýndan çýkarma, vefalý ol.)Bezm-i Elest: Elest bezmi. Allah, ruhlar âlemini yarattýðýzaman bütün ruhlara hitaben "Elestü bi-Rabbiküm (Ben sizinRabbiniz deðil miyim?)" buyuranca ruhlar "Kalû: Belâ (Evet,Sen bizim Rabbimizsin dediler)." Ýþte o zaman ikrar vermiþolan insanoðlu, dünya hayatýna geldiði zaman bu verdiði sözesadýk kalmalýdýr. Çünkü Allah, sözünden dönen olmasýn diyeruhlarý birbirine þahit tutmuþtur. Bu olay Kur'ân'da da anlatýlýr.(Ârâf/171-172). Bu meclis, "bezm-i ezel" olarak da bilinir. Ta-savvufta ve Ýslâm edebiyatlarýnda en eski zaman, en eski mec-lis olarak deðiþik biçimlerde çokça kullanýlmýþtýr. Þâirler sevgi-lilerine Elest bezminde âþýk olduklarýný, aþklarýnýn o zamandanbu yana devam ettiðini söylerler. Kelime yalnýzca "elest" ola-rak da anýlýr. Çok zaman telmih yoluyla kullanýlýr.
4
Tevekkül-i tâm ol ihlâs ile teslim olup yâraÞükr-i bî-nihâye kýl Hakk'a hamd ü senâyý tut
(Gönülden bir teslimiyetle, tevekkül et, her umurundasevdiðine samimi bir baðlýlýk içinde bulun. Bu halinden dolayýda, Allah'a sonsuz þükürlerde bulun, O'nu en güzel isimleriy-le övme halinde ve O'na þükran duymada kendini daim tut.)
of 00

Leave a Comment

You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...
You must be to leave a comment.
Submit
Characters: ...