Find your next favorite book

Become a member today and read free for 30 days
Kral Serseri

Kral Serseri

Read preview

Kral Serseri

Length:
310 pages
3 hours
Publisher:
Released:
Feb 21, 2018
ISBN:
9786052259559
Format:
Book

Description

Kriz yaratan bir insan! Anlatacağım yaşamını Kral Arkadaşımın! Kişiliksiz, aşksız, ruhsuz bir adamın kendine ve topluma yabancılaşmasına sebep olan günah dolu bir hakikatini! Uyumsuz arayışlar içinde beyhude çırpınan bir insan! İnsani hedeflerden sapmış bir genç! Sözde batılı bir yaşam sürüyor gencimiz. Genç adam bu düşünce içinde yaşamaya çalışan ama karanlığın, öfkenin ve nefretin içinde doğmuş biri. Adamın görevi adeta önce bir yangın çıkarmak, sonra da kendini ve başkalarını o ateşte yakmak gibi bir şey! Tesellisi de yok bu işin…


 Rica ederim bu kitabı okuyun! Okuyun! İnanın ben o kadar dehşetli bir katil değilim. Okudukça gerçekleri göreceksiniz. Üstelik bunu size kibirle söylüyorum. Bir düşünün! Batılı gibi yaşıyor adam… Batı dünyasının ve Siyonizm’in geri kalmış ülkelerde hedeflediği insan modelidir bu! Bilirsiniz o batılı devletler işin hayırlı tarafını göreceklerine, her veriyi kendi menfaati doğrusunda görmedikçe her eylemi kendilerine yönelik bir saldırı olarak görürler. Siyonistler yeryüzünü fitne ve fesatlarla karıştırıp dünyayı kana bularken, Birinci, İkince Cihan Harpleri çıkarıp milyonlarca masum insanları acımasız bir şekilde öldürdüler. Buna bütün dünya şahittir...


 O menfaat felsefesine göre hareket eden bu Burjuvaları, Kapitalizm’i ve Sosyalizmin adaletini yakın zamanda gördük ve yaşadık işte. Batının bin yıldır İslam’a karşı yapılan Haçlı Seferlerini ve sebep oldukları Dünya Savaşlarını da öldürülen milyonlarca insanları da gördük. Ney azık ki, günümüzde de Batılılar tarafından yapılan katliamlar sürdürülerek devam ediyor. Günümüzde o kadar ileri gitmişlerdir ki, yirmi birinci Yüzyılı İslam’ı yok etme yüz yılı ilan etmişlerdir. Gördüğünüz gibi günümüzde bunu “Arap Baharı” projesiyle kısmen bunu başarmışlardır da…


Kahramanımıza gelince! Batı dünyasının ve Siyonizm’in geri kalmış ülkelerde hedeflediği insan modelidir bu! Bilirsiniz Batılı devletler işin hayırlı tarafını göreceklerine, her veriyi kendi menfaati doğrusunda görmedikçe her eylemi kendilerine yönelik bir saldırı olarak görürler. O zaman da, dünya harpleri çıkarıp, insanları öldürürler işte...

Publisher:
Released:
Feb 21, 2018
ISBN:
9786052259559
Format:
Book

About the author


Related to Kral Serseri

Book Preview

Kral Serseri - Halit Fuat Beşik

KRAL SERSERİ

HALİT FUAT BEŞİK

Kitap adı: KRAL SERSERİ

Yazar adı: HALİT FUAT BEŞİK

E-posta: h.fuatbesik@gmail.com

Sayfa Düzeni ve Grafik Tasarım: e-Kitap PROJESİ

Editorial & Kapak Tasarım : © e-Kitap Projesi

Yayıncı (Publisher): e-KİTAP PROJESİ,

www.ekitaprojesi.com, Murat UKRAY

Yayıncı Sertifika No: 32712

İstanbul, Şubat / 2018

eISBN: 978-605-2259-55-9

Cevap ve yorumlarınız için:

{For reply and your Comments}

www.ekitaprojesi.com/books/kral-serseri

www.facebook.com/EKitapProjesi

İçindekiler

Yazar Hakkında (Kısa Özgeçmiş)

Önsöz

Aşk Üzerine

Zavallı Ben

Kral Serseri Adnan

Bir İstanbul Hikayesi

O BİR ŞİİR ADAMI

Aşağılanan kadınlar

kız kardeşlerinin ölümü

zavallı kızkardeşim annem annem! diye ağlardı

bizimki fakirlik değil, kumar ve sarhoşluğun sefilliğiydi

lüks otelde kumar

yazarın yorumu

Ar damarları çatlamış adam

kadıncıklar

düşünün

nerede kaldı o soylu sevdalar?

o mektup

kUTSAL VAZİFE

İLK KIZ ARKADAŞIM HALE

İLK AŞKIM

ilk aşk ve ilk hayal kırıklığı

hale

sefilleri oynamak

öldürmek üzerine

konu dışı bir yorum, ezilen ezilene

ben kur-an aşığı bir deliyim

zavallı hale

edep yahu!

sefil adnan

bir cennet hayalinin sonu!

Yazar Hakkında (Kısa Özgeçmiş)

§

Yazarın çalışmaları;

TALAN MEVSİMİNDE ADAM GİBİ YAŞAMAK, SOKRATES’İN İSYANI, HAÇLILAR ÇANAKKALEDE, YÜZ ELLİ YAŞINDAKİ ADAM, TEVRATIN ÇOCUKLARI VE KURAN, ARİF’İN ÖLÜMÜ, ŞİİRLE AĞLAMAK, KÜÇÜK MAHMUT İLE KOCA BAYRAM, VENÜS GEZEGENİNDE İSYAN, ADEME MEKTUPLAR gibi Kur-an ahlakına dayalı, ama daha cüretkâr ve farklı konuda yazılmış kitaplardır.

Halit Fuat Beşik kimdir?

1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve Hep ben mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir…

Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak, Sokrates’in İsyanı, Haçlılar Çanakkale’de, Tevrat’ın Çocukları ve Kur-an, Yüz Elli Yaşındaki Adam, Şiirle Ağlamak, Küçük Mahmut ile Koca Bayram, Venüs Gezegeninde İsyan, Adem’e Mektuplar ve Burhan Bey isimli kitapları yayınlanmıştır.

İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Gerçek eserlerini bundan sonra size sunacağına inanıyor... Şimdilik, yaşıyor işte…

Önsöz

§

Kriz yaratan bir insan! Anlatacağım yaşamını Kral Arkadaşımın! Kişiliksiz, aşksız, ruhsuz bir adamın kendine ve topluma yabancılaşmasına sebep olan günah dolu bir hakikatini! Uyumsuz arayışlar içinde beyhude çırpınan bir insan! İnsani hedeflerden sapmış bir genç! Sözde batılı bir yaşam sürüyor gencimiz. Genç adam bu düşünce içinde yaşamaya çalışan ama karanlığın, öfkenin ve nefretin içinde doğmuş biri. Adamın görevi adeta önce bir yangın çıkarmak, sonra da kendini ve başkalarını o ateşte yakmak gibi bir şey! Tesellisi de yok bu işin…

Rica ederim bu kitabı okuyun! Okuyun! İnanın ben o kadar dehşetli bir katil değilim. Okudukça gerçekleri göreceksiniz. Üstelik bunu size kibirle söylüyorum. Bir düşünün! Batılı gibi yaşıyor adam… Batı dünyasının ve Siyonizm’in geri kalmış ülkelerde hedeflediği insan modelidir bu! Bilirsiniz o batılı devletler işin hayırlı tarafını göreceklerine, her veriyi kendi menfaati doğrusunda görmedikçe her eylemi kendilerine yönelik bir saldırı olarak görürler. Siyonistler yeryüzünü fitne ve fesatlarla karıştırıp dünyayı kana bularken, Birinci, İkince Cihan Harpleri çıkarıp milyonlarca masum insanları acımasız bir şekilde öldürdüler. Buna bütün dünya şahittir...

O menfaat felsefesine göre hareket eden bu Burjuvaları, Kapitalizm’i ve Sosyalizmin adaletini yakın zamanda gördük ve yaşadık işte. Batının bin yıldır İslam’a karşı yapılan Haçlı Seferlerini ve sebep oldukları Dünya Savaşlarını da öldürülen milyonlarca insanları da gördük. Ney azık ki, günümüzde de Batılılar tarafından yapılan katliamlar sürdürülerek devam ediyor. Günümüzde o kadar ileri gitmişlerdir ki, yirmi birinci Yüzyılı İslam’ı yok etme yüz yılı ilan etmişlerdir. Gördüğünüz gibi günümüzde bunu Arap Baharı projesiyle kısmen bunu başarmışlardır da…

Kahramanımıza gelince! Batı dünyasının ve Siyonizm’in geri kalmış ülkelerde hedeflediği insan modelidir bu! Bilirsiniz Batılı devletler işin hayırlı tarafını göreceklerine, her veriyi kendi menfaati doğrusunda görmedikçe her eylemi kendilerine yönelik bir saldırı olarak görürler. O zaman da, dünya harpleri çıkarıp, insanları öldürürler işte...

Böylelikle gerçek insanlık müşkül duruma düşüyor. Bir de üzerine yokluk ve sefillikler başlayınca dünyada egoistlik hâkim oluyor. Egoizm dünyaya hâkim olunca da, insanların bedeninde mutluluğun ve huzurun fizyolojik olarak barınması mümkün değildir. Böylece başta gençlik olmak üzere insanlığın geleceği kökten mahvolup gitmektedir. İnsanlık ve insanlar böylelikle elinde olmadan yaşamı süresince haksızca acınacak bir duruma düşüyor. Bu ölümcül savaşlar sonucunda insanlarda yokluk ve sefillikler başlayınca, o menfaatçi insanlar daha çok halkı sömürme yoluna gidiyor. İnsanlık her manada ölüyor. Her işte zenginlik ve egoizm hâkim oluyor. Egoizm dünyaya hâkim olunca da, insanların bedeninde mutluluğun fizyolojik olarak barınması mümkün değildir. Böylece başta gençlik olmak üzere insanlığın geleceği kökten mahvolmaktadır. Kimse kusura bakmasın! Bütün kötülüklerin anası olarak Batının fanatik ve bencil tutumunu suçluyorum…

Hani ağlarken güleceğim geliyor…

Bu gidişattan hiç memnun değilim!

Güzel günler görmek istiyorum ben...

Şöyle insanca…

İnsanların ölmediği!

Doğanın katledilmediği…

Ortadoğu gibi kan revan içinde olmayan…

İnsanları daha çok hayata bağlayan bir dünya…

Yepyeni ve insanca yaşamasını bilen bir dünya insanı istiyorum…

Sevmek, daha çok sevmek, yine sevmek istiyorum insanları…

Ne var ki!

Anlatmak çok zor…

Ey insanlık!

Geri dönüş, kaybolmadan görün gerçeği...

Hale Bakın şu zalimlere…

Öyle görmüşler atalarından!

Öldürüyorlar…

Dünya beni korkutuyor!

Zulüm diz boyu…

Bin yılın sefilleri bir yana!

Şimdi A.B.D dünyayı yutmaya çalışıyor...

Yüz kızartıcı savaşların sonu gelmiyor...

İşte bugünkü Ortadoğu gibi…

Orada doğan yaşayamıyor...

Keşke gülebilse insanlar…

Ne var ki, anlatmak çok zor…

Demek insanoğlunun hikâyesi hala tamamlanmış değil…

Güneşli günler görmek istiyorum...

Şu savaşlar olmasın yeter bana…

Lanet olsun!

Yine!

Her yer kan gölü…

Hale bir bakın…

Aşk Üzerine

§

Ah şu insanın beyninde ve kalbindeki çelişkiler! İnsanın en büyük gerçeği kendi içindeki çelişkileridir. Gerçek ise, anlatılan hikâyelerden çok daha etkili ve farklıdır. Çelişki olmadan düşünce olmuyor. Yeryüzünde her şey akılla yapılsaydı hiçbir şey ortaya çıkmazdı. Ama gerçek Aşk a gelince, insan için o her şeydir. Aşk yoksa yaşlanır ölürsün sadece ve yokluk yurduna düşersin. Üstelik aşksız bir hayat seni, hırs, hüzün, kan, hastalık, kibir ve en son da yaşlılıkla perişan eder. İnsan bu dünyada ne kadar dileklerine kavuşsa da, ne kadar da sevgili olsa da, bir zaman sonra tamamen unutulacaktır. İşte dünya aslında böyle bir yokluk yurdudur. Çok az insan, geliştirmesi gereken zekâsı, ruhu ve iradesi olduğunu anlıyor. Öyle ki, pek insan ömrünün sonunda cahil ve zalim geçirdiği için hiç doğmamış olmayı bile diler Allahtan...

Ya aşk öyle midir? O bir ayrıcalıktır. O aşkın, akıl ve mantıkla işi yoktur. Ama bunun yanında aşk için Rabbini tanımak, ilmini geliştirmek, çok çalışmak ve halkın teveccühü kazanmak zorundasın. Çünkü Kur-an ahlakıyla yaşamak zorunda olduğun için iyi insan olmak mecburiyetindesin. İyi bir örnek insan, binlerce insanı şeytanın yanıltıcı tuzaklarından kurtarırken, O derin hakikati edebince kendine ve insanlığa yaşatır. İlahi Aşk ta acı çekersin ama ayrılık ve hüzün yoktur içinde! Çünkü her an Rabbinle birliktesin. İnsanların en iyisi olmak zorundasın. Gerçek Aşk, bu yüzden çok başka bir şeydir! O ancak aklın olmadığı ve sadece Kur-an Ahlakının olduğu yerde aranmalıdır…

Aşkın elde edilmesi çok güçtür. Çok uzun çaba ister aşk... Kendine her şeyden fazla değer verir ve kibirlenirsen bu iş asla olmaz. Tabi bunun yanında kendine ucuz ham madde olarak da görmeden, aşırılıklardan uzak durarak ve şirke düşmeden yapmalısın…

Çok iyi de bir öğretmendir aşk. Öyle sıradan bir sevgi değildir Allah aşkı. Gelgeç sevgiyi herkes, hatta bir cani yaşayabilir. Sıradan Aşkı yaşamak maharet değil, İlahi Aşkı yaşamaktır asıl olan! Duygusuz bir insanın hissettiği ise aşk değil sırdan bir sevgidir...

Aşk, öyle bir şeydir ki, insanı eritip yok edebilir. Mahvedebilir de… Aşkı yaşamak için buna hazırlıklı olmak gerekir… Çünkü aşktaki zıt düşünceler, insanın yaşamını etkisi altına almıştır! İnsan Hakka âşıksa, inanılmaz yaratıcı da olabilir. Sadece dümdüz akıl başarılı olmuyor aşkta! Mantık dışı bir şey olan Aşk, akılla yapılmaya kalkılırsa, o aşk olmaktan çıkar, sadece sevgi olur. Aşktaki mantıksız zıt düşünceler bu yanıyla daha bir etkiler insanı! İnsanın gerçeği bütün çıplaklığıyla ele alması, olumlu sonuçlara sebep olur neticede…

O Aşk ki, çelişkiler içine düşürüyor insanı. Düşündükçe bunu daha iyi anlıyorum. İnsan ki, bu kadar aşka yakın, o kadar da zarif ve merhametli yaratılmışken başlarına bu kadar kötülük neden gelsin? Söyleyeyim size gerçeği! Aşksız yaşamaktan elbette! Üstelik insanoğlu gerçeğinde bu kadar ince güzel erdemlerle ve Hak ve adaletle donatılmışken? Güzel ve içten olan har şey kendini bağışlatırken o insan, güzelliği yaşamayı sevmiyorsa sadece içlerinde oluşturdukları kini seviyorlarsa işte bu olmaz. Bir de bazı insanlar sadece lüks ve konforu seviyorlar. Bu olmaz! İşin aslına bakılırsa aydın geçinen o batılılar hiçbir zaman uygar ve insancıl olmadılar ki…

Zavallı Ben

§

Merak etmeyin! Kendimin kim olduğumu biliyorum. Bu hikâyeyi üniversiteye başladığımda yaşadım. Delikanlılık mevsimini tüm görkemiyle sürdürmek isteyen ben şimdi iliklerime kadar bu adamın yaptıkları karşısında ürperiyordum. Oysa ben ki, aklım sıra dünyayı en güzel aşk tohumlarıyla istila edecektim. Büyük bir yazar olacaktım...

Ülkeleri kâinatı ve dünyayı yazdıklarımla aşkın ve sevginin istilasına uğratacaktım. Yazmakla ektiğim aşk tohumları dünyayı sardıkça din, dil renk, ırk, zenginlik- yoksulluk gibi ayırımlar kökten eriyecekti. Ben ki, yeryüzünü ve dünyayı yaşanacak hale getirecektim. Sözde gönlümü ve dünyayı güzel hayallerimle birleştirip bütün dünyayı cennet yapacaktım. Ben ki, elimdeki her imkânı dünyadaki insanları mutlu etmek için kullanacaktım…

Sonra, Kral arkadaşımın karşısında gün geçtikçe ezildim ve canım çok yandı! Sonra haddimi bilerek kim olduğumu öğrenmek zorunda kaldım. Öyle ki, onun yanında karamsarlık kaplıyordu içimi bütünüyle, gün be gün…

Ama yine de kalbimdeki kıvılcımı söndüremedim! Sonra anladım ki, senin algın değiştiğinde dünya değişiyor. Sen kendini değiştirirsen bütün dünya değişir. Önce kendimi ifade etmeyi iyi öğrenmeliydim. Kendini ifade edemeyenin her konuda sıkıntı çekeceğini öğretti arkadaşımın davranışları bana…

Yazmak istiyordum hep...

Öyle ki, kalbimin pusulası pes etmek yok diyordu…

Daha çok gençtim ve yaşamı sadece kitaplardan tanıyordum. Artık kendimi yeni bir yaşam tarzına adamak zorundaydım. Şimdilik bu adam yüzünden hedeflerimi daraltmak zorunda kalsam da, biliyordum ki, bir müddet için gözlerimi kapatsam da, gelecekte benim için güzel bir ışık vardı. Her şeye rağmen yine de yaşamak ve yazmak istiyordum. İçimdeki güneş hiç sönmüyordu. Benim için Allah tarafından erken gönderilmiş bir imtihandı her hal bu…

Bazen ışığı fark etmek için karanlığın dibine inmeyi bilmeli insan! Birine onu sevdiğini söylemiyorsan ağzını açma daha iyi. Suskunluğumu bozmaya değer sözler söyleyemeyeceğime göre susmam daha hayırlı olacaktı. Durmadan kuruyup durmadan yeşeren bahçede koza içindeki bir kelebek gibiydim açıkçası. Ne acı bir açıklama değil mi?

Ama bence onu görmekti akıllık!

Kalbimin sesini görmem gerekti…

Aşk tohumları sadece kalpte yeşerirmiş derler...

Öyle oldu!

Anladım ki aşk, gerçekten öyleymiş…

Aşk, insanın kalbinde yeşeren cennettir...

Cehennem ise, insanların kafasının içidir…

Aşk, Allah’ı da kalpte yaşatan bir duygudur...

Duyguların yoksa zaten ölüsün…

Anladım ki sonra!

Aşk gözyaşlarınla ıslanırken, bunun yanında kahkaha ile gülmeyi de bilmekmiş yaşam! Gördüm ki, Aşk kalp dolusu cennettir, onu kalbine sığdırabildiğin sürece…

Hayatım boyunca bu kadar vahşet ve acı gördükten sonra senin bu söylediklerine nasıl inanayım? Binlerce silahlı asker karşınızdaysa, ne yapabilirsiniz? demeyin bana! Bana inanmanıza gerek yok ama en derin karanlıklar bile tek mum aleviyle aydınlanabilir…

Bakın etrafınıza bir!

Her taraf,

Öfke,

Vahşet,

Yıkım!

Ve her yer alev içinde…

Hep ateş, kan gözyaşı!

Ama ışık yok…

O halde şimdi cenneti yaratmanın tam zamanı.

Hem de tam cehennemin kalbinde...

Demem odur ki, dünyadan memnun değilsek, başka bir dünya yaratmalıyız ve düşmekten korkup yürümeyi unutmayacağız. Allah’tan ödünç aldığımız o cılız canla bile dünyaya anlam üflemek zorunayız hepimiz! Hem de bunu yüce Kur-an ahlakıyla yapmalıyız! Yani bu Allah kitabı öyle bir şey ki, değiştirilmiş diğer hak kitaplar gibi değildir. Diğer kitapların tam aksine dünya ve ahret hayatını çıkmaza düşmekten kurtarır. Onu okuyan insan, zarar getirici şeylerin altında kalmayacağı gibi, başka kişiyi de zarar getirici davranışlardan da alıkoyar. İnsanın yükünü hafifletirken başka hayatlara huzur içinde bir irşat sağlar. Yani bütün bilinçlere rehber olacak olan hoşgörü, anlayışla ve aşkla…

O bizdeki zihin Kur-an Ahlakıyla batıl tutsaklığından kurtuldukça ve özgürleşmeye başladıkça gerçeğin hakikati sizi bekliyor olacak. O gerçeği görmeli artık ve hakikate gözlerinizi kapatmamalı. Güneşi geç görmeniz, onun olmadığını kanıtlamaz ki! Uyanın artık! Kabullenin gerçeği. Gerçeği, kabullendikten sonra en büyük yanlış bile en hakikatli doğruya dönüşebilir. Bu hakikati, ölüm kalım savaşın gibi görmesek de, hayatının sağlıklı akışı için Kur-an Ahlakı insan için çok gereklidir. Dünyadaki sorunlarımızı görmezden gelemeyiz ki...

Şuna çok içten inanıyorum ki, insanlığın sorunlarını Kur-an’dan başka hiç kimse çözemez. İslam ahlakı, dünyaya hâkim olmadıkça, medeni ve iktisadi bakımdan toplumlar asla refah ve mutluluğun zirvesine çıkamayacaktır. Menfaat felsefesine göre hareket eden o şimdiki büyük devletler, başka milletleri sömürme yoluna gittikleri için dünyada gerilik, sefalet, kargaşa ve sebep olurken, insanlar Kur-an Ahlakıyla yaşadığında hiç kimse zerre kadar zulme uğramadan yaşamdan hakkını mutlaka alır…

Kur-an zaten insanlığa doğru yolu göstermek için Allah tarafından indirilmiştir. İnanan akıllı bir kişi hayatını Kur-ana göre anlayıp değerlendirmeyi bilmelidir. Zira hakkıyla düşünen ve etrafına ibretle bakmayı bilen kişi mutlaka Allah’ı bulur ve ona inanır. İslam’da asıl iyilik şudur ki, ahret gününe, meleklere, hak kitaplara, Peygamberlere inanırken Allah rızasını gözeterek yakınlara, yetimlere, yoksullara, kölelere ve yolda kalmışlara yardım etmektir. Bazen cehennemi yaşadığımız şu günlerde, Kur-an’lı gelecek günleri düşündükçe adeta cennette yaşar gibi oluyorum. İnanıyorum ki, insanlığın saadeti Kur-an Ahlakıyla gelişecek. İnanın bana! Kalbimin sesini görün! Ben buna kayıtsız şartsız inanıyorum...

Ey Rabbim!

İnsanlığın mutluluğu beni saadete boğar…

Tuhaf ümitler içindeyim!

Güneşi bir defa görmek yeter…

İnsanlık için umutsuz değilim…

Onun içten kavuşacağımız günler yakındır…

Birbirini içten seven insanlar…

Bir de şu var! Kur-an’a inanan insanlar sözlerinde dururken, sıkıntı, hastalık, savaş zamanlarında sabrederek kendilerine düşen insanlık görevlerini yerine getirirler. En zor anlarda bile kulluk görevlerine yerine getirirler. Binaenaleyh onlar için aldatma ve dalavere ile elde edilen bütün kazançlar haramdır. Kur-an dostları her türlü davranışlarında dürüst ve samimidirler…

Allah size zaten bir yardım ederse artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Özlü bir ifade ile Allah’ın eşsiz kudretini ve sanatını idrak etmeyi bilmeliyiz. Kaba-saba, kötü ahlaka sahip, haksız, zalim, cimri ve herkese kötülük yapan kişi, ibadetlerini tam yapsa bile Allah katında makbul kul sayılmaz…

Bütün kâinata söylüyorum! Dönün artık Kur-an’a! Okuyun onu! Onu okumakla çok şey kazanırsınız. Kur-an, insanları hüzünlü, kederli çıkmaza sürükleyen bir kitap değildir. Diriltir insanı! Her şeyden önce onu okumakla insan olursunuz. Batının dünyasının yanlış modelinden kurtulursunuz…

Gelelim batı modeline! Onların hedeflediği insan modeli çok şehvet düşkünü, egoist, kibirli ve çirkin... O halde olası bütün tehlikeleri yakından görün. Cehennemde yaşarken cenneti göremezsiniz ki! Anlatıyoruz işte… Yavaş yavaş Kur-an Ahlakıyla yaşayın hayatı! Telaşa gerek yok…

Neyse ki, işe yaramaz şeylerle sizin vaktinizi çalmıyorum! Aslında yaşamın mürekkebi de sizsiniz, kâğıdı da! Herkese söylüyorum! Gidin hepiniz bulunduğunuz her yeri Kur-an’la aydınlatın. Bu aşkın tek bir kahramanı olmaz. Birlikte yola çıkarsak her kalp milyonlarca ışık olacak. Yaşamda Kur-an’la usta olun. Usta, kulağa değil, gönüllere hitap eder. Çırak ağacın farkında bile değilken usta tohumun içindekinin bile farkındadır…

Artık, Kur-an Ahlakıyla özgürleşip, neler yapabileceğimizi bir hayal edin. Şimdi en iyi müziği yapma zamanıdır. Çok çalışın ve kazanın. İstiyorsanız servet ve güç sahibi de olun! Evet, yanlış anlamadınız çok matah bir şey olmasa da, servet ve iktidar sahibi olabilirsiniz! Servet ve iktidar iyi bir kul olmaya vesile oluyorsa iki cihan saadetidir. Batılılar gibi azgınlığa ve sapıklığa sebep oluyorsa ebedi insanlığı kökünden yok eder. Hadi şimdi, Aşkın müziğini yapma zamanı… Hiç durmayın! O halde şimdi kendimizi Kur-ana göre şekillendireceğiz…

Böylelikle yaşam yolunda ilerlerken, bir heykeltıraş gibi kendimizi Kur-an Ahlakıyla yeniden yaratacağız. Kur-an anlayışına geçtiğinizde yanlışların farkında olmadan insanların hayatlarına giren yıkımları yakından göreceksiniz. Ama bazıları ne yazık ki, iyileşmek istemeyecek. Onları uyandırmak istediğine tepki ile karşılaşacaksın. Bu kitap da zaten sizi Kur-an Ahlakıyla daha ileriye taşımak için hazırlandı. Söyleyecek çok sözüm var ve onları sıraya koyup tek tek anlatmaya çalışacağım size…

Gelelim hikâyemize! Ah bu gençlik, sürekli dostluklar kurma mevsimidir. Bir gün böylesi bir puştu mecburen savunup benimseyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Benim için pek bir şey yapmamıştı ama benden çok fazla şeyler bekliyordu. Bu çirkin kral arkadaşımın en sevdiği şey çalışmadan vurgunlar yapmaktı...

Kötü bir insandı ama zorba bir cani de değildi doğrusu! Kötülük yapmak, adamın zihnine adeta çivi gibi mıhlanmış sanki. Adam fenalık etmek için mazeret bile aramıyordu. Cemiyet ve insanlık için felaket bir insandı. Afacan bir çocuk tavrıyla her kötülüğü çaktırmadan yapabilecek kabiliyette ve güçteydi…

Nasıl ve ne olduğunu iyi bilmiyordum ama belli ki, arkadaşımın yaşadığı kötü geçmişi önce kendi gençliğini kurban olarak almıştı! Daha sonra başarıları ya da, başarısızlıkları ya da, hayal kırıklıkları yaradılışındaki doğal kişiliğini iyice bozmuş ve böylelikle sakat karakterli, ahlaksız, hırslı, vefasız birisi olmuş çıkmıştı…

Nazik görür ama normalde hiç kibar değildi. Herkesin kusurlarının peşindeydi. Fakat nasıl olduysa kadınlara karşı, ilk defa tanışıyormuş gibi her zaman çok nazik, nüktedan ve espriliydi…

Kral Serseri Adnan

§

Aslında zekâsını doğru yönde kullansa çok büyük işler başarabilecek yetenekteydi. Adnan, o

You've reached the end of this preview. Sign up to read more!
Page 1 of 1

Reviews

What people think about Kral Serseri

0
0 ratings / 0 Reviews
What did you think?
Rating: 0 out of 5 stars

Reader reviews