Türkiye için Yeni Ufuklar Giriş Teknolojideki gelişmeler tarih boyunca, zaman zaman aksasa da hiç durmadı sürekli

gelişti, yeni yeni icatlarla yaşamın bir parçası haline geldi. Geçen yüzyılın başlarında telgraf, telefon ve elektriğin icadı ile ivmelenen teknolojik gelişme süreci başlıbaşına bir devrimdi. İnsanlığa her açıdan yeni bir çığır açtılar. Günlük yaşamın vazgeçilmezleri arasına girerlerken örgütler ve örgütlerin iş yapma şekillerine de yön verdiler. Ancak gerçek anlamda değişim ve devrim 1960’larda bilgisayarın hayatımıza girmesiyle ortaya çıktı. Önce elektronikte minyatürleşme, ardından kişisel bilgisayarlar, daha sonra da ağlar derken Internet yepyeni ufukların önünü açıverdi. Bu teknolojik devrim sayesinde en büyük gelişme örgütler ve kurumlar arasında sanal bağlantıyı olanaklı kılmasıyla meydana geldi. Önce örgütler kendi içlerinde(intranet) daha sonra coğrafi konumları fark etmeksizin örgütler arasında sanal bağlantılar(extranet ve şebeke örgütler) ortaya çıktı. Burada özellikle üzerinde durulması gereken nokta kuşkusuz bilginin sayıllaşarak (dijitalleşme) bilgisayar ve bilgisayar ağları üzerinden mekan ve zaman kısıtları olmaksızın günün her saati ve her dakikasında istenilen yerden ulaşılabilirliği sağlamasıydı. Bu arada aynı derece önemli olan bir gelişme de iletişim teknolojilerinde yaşandı. Aslında hala yaşanıyor demek daha doğru olacak. Bilginin ve iletişimin bir araya gelmeleri ise“bilişim” denilen kavramı ortaya çıkardı. Artık bilgiyi yaratma, saklama, iletme, işleme, uyarlama ve kullanma süreçleri oldukça kolaylaştı. Aslında bu hızlı gelişme ortaya çıkan bilgi miktarı her geçen gün artmaya devam etmiş ve öylesine devasa bir hale ulaşmıştırki bu yığınları derleyecek, seçecek, yönetecek ve uygulayabilirlik kazandıracak yapılanmalara ve organizasyonlara olan ihtiyaç da giderek arttırmıştı. Bu ihtiyaç önceleri özel sektörün yırtıcı rekabet ortamında gelişip serpilmişse de zaman içinde artan talep ve değişimin doğal sonucu olarak toplumsal düzeyde devlet bürokrasisini de zorlayıcı bir etmen haline dönüşmüştü. Geleneksel bürokrasi iş yapma yöntemlerini ve uygulamalarını tekrar gözden geçirmeye zorlanmıştı. 1930’lar ve 40’ların ihtiyaçlarına gore tasarlanmış hiyerarşiye dayalı merkezileşmiş bürokrasi organizasyonları, ne yazık ki 1990’ların çok hızla değişen, bilişim yoğun, bilgiye dayalı toplum ve ekonomisine yanıt verememiş ve hızla çağ dışı kalmıştır. Görünüşleri itibari ile hantal ama son derece devasa lüks transatlantik gemileri çağrıştıran bu yapılanmalar “supersonic jetler” olan yeni tür örgütlerle yarışmaya kalktıklarında oldukça geride kalmışlardır1. İşte, ilk başlarda özel sektörle başlayan elektronik-kurum (e-kurum) kavramı ticarette de sanallaşmaya (e-ticaret) yol açmış ve gittikçe olgunlaşan bu tür işletme ve örgütlerin varlığı, toplumsal baskılar ile birleşerek kamu sektörünü de değişime zorlamaya başlamıştı. “Sanal devlet” ya da daha çok bilinen adıyla “e-devlet” bu sürecin kamusal uzantısı olarak literatüre girdi. Özetlemek gerekirse başta Internet olmak üzere bilişim teknolojilerinin gittikçe artan ve yaygınlaşan kullanımı bireylerin, devletlerin ve büyük küçük tüm işletmelerin kullanımına son derece güçlü araçlar sunmuştur. İç yapılanmalarıyla, talep edilen iş becerilerinde ve iş örgütlenmeleriyle, işletmeler, bireyler ve devletler arasındaki ilişkilerde çok ciddi degişikliklere yol açmıştır.
1

. Fearey, 2001, s.5.

1

Makalede sırasıyla kavram kargaşasından başlayarak bizi e-yönetim sürecine götüren değişkenleri ele alacağız. Daha sonra da Türkiye’deki durumun bir analizini çıkartıp sebep sonuç ilişkisi içerisinde ana modelimizi ortaya koyacağız. Tanımlar ve Modelin Sunumu: Aslında e-kurum, e-devlet hatta e-yönetim gibi kavramlar sıkça kullanır olmasına rağmen çeşitli platformlarda kavram kargaşası hala devam etmekte. İçinde bulunduğumuz bu sürece kimi araştırmacılar “Dijital Çağ”, “Bilgi Çağı”, “Bilişim Çağı” gibi değişik isimler kullansa da bu köklü değişim başlıbaşına bir devrimdir. Kavramlara açıklık kazandırmak için öncelikle e-ticaretin tanımına bir bakalım. Kamuda eticaret/Hizmet Uygulama Grubu 1 numaralı rapor, UNCTAD Raporuna atfen e-ticaretin tanımı iki şekilde yapmaktadır. Buna göre e-ticaret denilen faaliyetler bütünü, mevcut iletişim ağının niteliğine göre geniş ya da dar tanımlanmaktadır2: “Geniş tanım: Özel şirketler, bireyler, hükümetler ve diğer özel ya da kamu kuruluşları arasında bilgisayarın aracı olduğu ağlar üzerinde gerçekleştirilen mal ve hizmet alım satımını içeren elektronik işlemdir. Mal ve hizmetler bu ağlar üzerinden sipariş edilmekle birlikte, ödeme ve nihai teslimat on-line ya da off-line olabilir”. “Dar tanım: Özel şirketler, bireyler, hükümetler ve diğer özel ya da kamu kuruluşları arasında İnternet üzerinde gerçekleştirilen mal ve hizmet alım satımını içeren İnternet işlemidir. Mal ve hizmetler İnternet üzerinden sipariş edilmekle birlikte, ödeme ve nihai teslimat on-line ya da off-line olabilir”. Literatüre baktığımızda üç tipin öne çıktığını görüyoruz34: Şirketten şirkete (B2B-Business-to-business) Şirketten müşteriye(B2C-Business-to-customer) Şirketten devlete(B2G-Business-to-governmet) E-devlet’in tanımına gelecek olursak literatürde bu konuda da tam olarak bir görüş birliğine varılabilmiş değildir. Kimi araştırmalar geleneksel devlet örgütlenmelerine alternatif olabilecek bir takım hizmet süreçlerinin elektronik ortamda sağlanması olarak tanımlarken5; kimileri ise demokratik devlet bürokrasisinin değişim mühendisliği ilkeleri doğrultusunda yeniden yapılanmasına yol açacak olan bir sosyal, ekonomik ve politik fenomen olarak açıklamaktadır6. Aslında TBD’nin yayınladığı “E-devlet Yolunda Türkiye” adlı kitapta en yalın tanım yapılmıştır7; “Devletin vatandaşlara karşı yerine getirmekle görev ve hizmetler ile vatandaşların buna karşılık devlete karşı olan görev ve hizmetlerinin karşılıklı olarak elektronik iletişim ve işlem ortamlarında kesintisiz ve güvenli olarak yürütülmesidir.”
2 3

. Kamuda e-ticaret/Hizmet Uygulama Grubu, 2002. . B2B E-commerce, 2000. 4 . Heeks, ,2001. 5 . Analysys Report, 1998 ; At The Dawn of E-Government, 2000. 6 . Levin, 1996 ; At The Dawn of E-Government, 2000. 7 . ‘E-devlet Yolunda Türkiye”, 2002, s.12.

2

E-devlet’te tıpkı e-ticaret gibi genel olarak üç tipe ayrılmaktadır89; Devletten şirkete (G2B-Government-to-business) Devletten devlete (G2G-Government-to-government) Devletten vatandaşa (G2C-Governmet-to-citizen) E-toplum’un tanımı kısaca; vatandaş, okul, hastane, yaşam mekanları gibi bir toplumu meydana getiren tüm etmenlerin elektonik iletişim ve işlem ortamlarında kesintisiz ve güvenli olarak var olmasıdır (e-vatandaş, e-okul, e-hastane, e-ev, e-yaşam). Tüm vaad edilen potansiyeline rağmen e-yönetim olgusu ise henüz gerçekleşmesi uzak olan bir hedeftir. Ancak yapılan son araştırmalar bu sürecin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde daha emekleme seviyesinde olduğuna işaret etmektedir. Modelimizin sonuç kısmı da zaten e-yönetim’e ulaşma hedefini kapsam olarak almaktadır. Genel anlamda bazı araştırmacılar e-yönetim kavramını kimi zaman e-devlet ile eşdeğer tutmakta kimi zaman da e-kurum ile birlikte anmaktadır10. Heeks (2001) gibi araştırmacıların içinde bulunduğu diğer bir grup ise eyönetim kavramına kapsam olarak e-kurum, e-vatandaş, e-hizmet ve e-toplum’dan oluşan bir süreç olarak değerlendirmektedir. İkinci tanım kapsam ve süreç olarak yönetim teorisine daha yakın gözükmektedir. Geleneksel yönetim bir bilim olarak uygulama sahasını ticaret (şirket), kamu (devlet, bürokrasi) ve toplumsal örgütlerde bulabilmiştir. Makalede geliştirilen modelin hedef kısmı da zaten bu tanımlamaya yakın ve paralel olarak geliştirilmiştir. Modele göre eyönetim e-ticaret, e-devlet ve e-toplum üçlüsünden oluşan bir süreçtir.
Bilgi ve İletişim Teknolojileri Devrimi Artan Rekabet Hizmet Ekonomisi

Endüstri Çağı

Bilişim Çağı

E-TİCARET E-TOPLUM E-DEVLET

Küreselleşme

Değişen Müşteri/Birey Profili

E-YÖNETİM

Şekil 1. E-Yönetim Modeli

E-Yönetim’e Doğru
8 9

. Riley, 2001, s.24. . “E-devlet Yolunda Türkiye”, a.g.e. s. 13. 10 . Heeks, a.g.e. s.21-22.

3

Bilgi ve İletişim Teknolojilerindeki İnanılmaz Gelişmeler Bilginin yeni binyılımızda işletmeler açısından rekabetçi bir avantaj sağlamasından bahsedilmişti. Aslında bilgi çağlardan beri doğru yerde, doğru zamanda ve etkin bir şekilde kullanıldığında her zaman üstün avantajlar sağlayabilen bir olgudur. Ancak telgraf, telefon ve elektrik gibi buluşların katkısıyla bilginin yayılması son derece basit ve hızlı bir hale dönüşmüş 1960’lardan itibaren bilgisayarın günlük yaşamın bir parçası haline gelmesi ile bilgisayar ağları üzerinden ışık hızında elektronik olarak paylaşımını mümkün kılmıştır. Bu süreçte geliştirilen teknolojiye kısaca göz atacak olursak11; • Bakır kablolardan fiber optik iletişim altyapısına geçiş. Böylece ışık hızında, düşük maliyetle iletişim sağlnadı.
• • •

Yeni kablosuz teknolojiler. Dalga boylarında bilgi akış hızı çok yüksek bir seviyeye ulaştı. Kablo ve kablosuz sistemlerin hızlı elektronik anahtarlama elemanlarıyla bağlanmaları olanaklı hale geldi. Internet gibi gerçek zamanlı ağ sistemlerinin altyapısı sağlanmış oldu. Belki de Internet’in yaygınlaşmasında en büyük katkı entegre devrelerin, minyatürleşmenin yani bilgisayarların ve bilgisayar sistemlerinin küçülmesi ve büyük veritabanları sistemlerinin geliştirilmesiyle olmuştur. Sayısal paket-anahtarlama teknolojisinin yaygın kullanılmaya başlanması ile birlikte ses, veri ve görüntü gibi çoklu ortam uygulamalarının her türlü elektronik ortamda hızlı bir şekilde aktarımı mümkün olabilmiştir.

Özellikle bilgisayar ve bilgisayar ağlarının (intranet-çevrimiçi ağ; extranet-çevremdışı ağ) işletmelerde vazgeçilmezler arasında girmesiyle iş süreçleri ve iş yöntemlerinde hatta örgütlerin yapılarında da muazzam değişiklikler ve dönüşümler oluşmaya başladı. Rekabet Yoğunluğunda Artan İvme Yeni binyıl herkese umulmadık ve geniş olanaklar vaad etmektedir. Artık büyük olmak avantaj olmaktan çıkmış küçük olmak esneklik, etkinlik ve yeterlilik sağlamaya başlamıştır. Rekabet gitgide daha katı ve saldırgan bir hale dönüşmeye başlamıştır. Değişik nedenler öne süren kimi araştırmacılar doymuş pazarlardan, rekabet olgusundaki doğal değişimlerden ve müşteri ihtiyaçlarıyla ilgili bilgilere olan talepteki artışlardan bahsederken12; kimileri rekabetteki yoğunluğun hiç olmadığı kadar arttığından ve maliyeti gittikçe düşen güçlü teknoljik araç ve gereçlerin örgütlerde kolayca kurulması sonucu geleneksel şirketlerin devasa envanter/stokkontrol, dağıtım kanalları veya katı hiyerarşiye dayalı örgüt modellerinden farklı son derece esnek, müşterilerin taleplerine en kısa sürede yanıt verebilen, yalın ve etkin şebeke tipi yeni örgütlerin büyükleri zorlamaya başmasını örnek göstermektedir13. Dijitalleşmeye başlayan yeni ekonomide değişim baş döndürücü bir hızla gerçekleşmekte, ürün ve hizmetlerinde çeşitlilik imkanı sunarken bir yandan da belirsizliği körüklemektedir. Bu da geleneksel yönetime dayalı işletmeleri yeni yapılanmalara zorlamaktadır (Değişim mühendisliği, yalın yönetim, küçülme,
11

. “The Networking Revolution”, 2000, s.4 . Morris, 1999. 13 . Sisodia ve Wolfe, 2000.
12

4

tedarikçi ağları). Ürünlerin çeşitliliğindeki ve kalitesindeki artış artık yetmemekte, kaliteli hizmet ve bilgi rekabet avantajı sağlamaktadır. Küreselleşme Sermaye, mal ve hizmetlerin mekan, zaman ve sınır tanımadan dünyanın her yerinde alınıp satılması büyük ölçüde iletişim ve nakliye teknolojilerindeki inanılmaz ilerleme sayesinde mümkün olabilmiştir. Sınırlar artık engel olmaktan çıkmaktadır. Liberalleşme, özelleştirme gibi kavramlar yönetim ve örgütleri, hatta toplumları değişime zorlamaktadır. Değişen Müşteri ve Birey Profili İletişim ve bilgi teknolojilerindeki değişim salt yönetim ve örgüt teorisindeki klasik yaklaşımları değil aynı zamanda İnternet gibi web gibi araçları kullanarak dünyayı evinin bir köşesinden 24 saat izleme şansını yakalamış müşteri kitlelerini ve bireyleri de etkilemesi kaçınılmaz bir sonuçtu. Büyük çoğunluğu iyi eğitim almış, teknolojik gelişmelerle iç içe, yeni şeyler talep etmekten çekinmeyen, son derece kuşkucu, yerine getirilmeyen sözlerden ya da en değerli şeyi olan zamanının boşa harcayanmasına asla tahammül edemeyen bir müşteri profili klasik örgütlerin iş süreçlerini değişime zorlaması da son derece olağandı14. Önceleri özel işletmelerde başlayan örgütsel dönüşüm ve değişim zamanla her iki tarafın kamu sektörünü de benzer konuma sürüklemesiyle yeni bir boyut kazanmıştı. E-ticarete alışmaya başlayan bireyler e-ticaretin sağladığı olanak ve koşulları devletten de talep eder olmuşlardı. Hizmet Ekonomisinin Gelişmesi Gelişen teknolojinin maliyetlerdeki düşüşe olan katkısı, esnek imalat teknikleri sayesinde ürün ve hizmetlerdeki muazzam çeşitlilik, ulaşım teknolojisinin mümkün kıldığı dünyanın her yerine talep edilen ürünü 24 saatte ulaştırabilecek düzeye gelmesi, standardizasyon ve talep esnekliğindeki etkinlik gibi rekabetçi stratejilerin yalnızca büyük işletmeler tarafından değil küçük ve orta ölçekli işletmelerin de kolayca uygulamaya sokabileceği rutin faaliyetler haline gelmiştir. Rekabette gittikçe artan ivme, işletmeleri yeni ürünler ve çeşitliliğin yanı sıra hizmet ve bilgi gibi anahtar etmenleri de ön plana çıkarmaya başlamıştır. Özellikle hizmetlerdeki çeşitlilik en belirleyici etmenler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hizmet bir mal gibi saklanamaz, üretilebilir ama üretildiği anda da hızla tüketiciye sunulur; fiziksel bir boyutu yoktur ancak heterojendir15. Müşteri ve bireylerle birebir ilişiki kurmaya imkan tanır, onların taleplerini anlamamıza, esnek davranabilmemize ve müşteri sadakatına yardımcı olur. E-yönetim neyi vaad ediyor? Tanımlarda da açıklandığı gibi e-yönetim süreci bir bütün olarak e-devlet, e-ticaret ve etoplum üçlüsünden meydana gelir. Geleneksel yönetim ve örgüt teorisindeki katı hiyerarşiye dayalı bürokratik örgütsel yapılanma zamanımızda herkesin kafasında olumsuz çağrışımlar yapmaktadır. Rüşvet, yolsuzluk, verimsizlik, istihdam fazlası ve devlet örgütü ile eşanlamlı
14 15

. Dhanji ve Jablonski, 2000. . Grönroos, 1998.

5

tutulmaktadır. Oysa literatürde Weber’in ismiyle anılan bürokrasi modeli Sanayi devrimin’in yarattığı büyük ticari işletmeler, ordu, kamu sektörü gibi oldukça karmaşık ve dev kurumları yönetmek için kullanılabilecek en verimli sistemdi16. Uzmanlaşma, dikey hiyerarşi, ussalcılık, merkezi otorite, kurallar ve nizamlar bu tip bürokratik modellerin vazgeçilmez özellikleri arasındadır. Aslında yirmibirinci yüzyıla kadar örgüt yapılarında bir derece sağlamlık kazandıran bu model, ussalcılık çerçevesinde tarafsız düzenlemelere olanak vermiş, yetki ve sorumlulukalrın, ceza ve ilişkileri net bir şekilde önceden belirlenmesine olanak sağladığından örgüt içi belirsizliğin azaltılmasını sağlamıştır. Peki bu kadar insanın neredeyse nefretle yaklaştığı modele yöneltilen eleştirilerin temel dayanağı neydi? Pekçok araştırmacı katı ve değişmezlik yüzünden bürokratik örgüt yapısının esnek olmadığı ya da olamadığı konusunda hemfikirdir. Son yıllarda meydana gelen yeni oluşumlar ve çevresel değişimlere uyum sağlayamamıştır. Tutucudur ve her türlü yeniliğe karşı doğal bir direnç gösterir. Çalışanların örgüte karar alma süreçlerinde bir faydası yoktur zira karar verme mercii üst kademe yöneticilerinin inisiyatifindedir. Departmanlaşma yaygın olduğundan örgüt içi işbirliği ve koordinasyon zaafiyeti vardır. Bu da maliyet ve kayıplara yol açmaktadır. Sıkı bir kontrol mekanizması ve önceden belirlenmiş kurallara uymak yükümlülüğü vardır. Bu kuralların sık değiştiği pek görülmez. Bürokrasinin en kötü ve en katı uygulamasını devlet kurumlarında görürüz. Zaten edevletin sağlayacağı varsayılan faydaların gerçekleşmesi olasılığı devletle vatandaşın karşılıklı etkileşiminde ortaya çıkacaktır. Değişik kaynaklar aşağı yukarı aynı şeylerden bahsetmektedir. Bunları alt alta sıraladığımızda neler çıkıyor bir bakalım: -E-yönetim vatandaş/müşteri odaklıdır. -Vatandaş veya müşterinin taleplerine en kısa zamanda, en iyi şekilde ve en istenilen kalitede sunabilecek örgütlenme modellerinin oluşmasını gerektirir. -Örgütsel performansı arttırır. Yatay yapılanma sayesinde yalın yönetim ve şebeke örgütlenmelerine olanka sağlar. -Şeffaftır. Rüşvet, yolsuzluk ve adam kayırma gibi olumsuz faaliyetleri engeller. -Demokratiktir. Katılımcı yönetim, özgürlük, hak ve adalet kavramlarını ön plana çıkartır. -Etkin ve verimli bir yönetim işleyişine olanak tanır. -24 saat x 7 hafta x 365 gün hizmet verir. Zaman sınırı tanımaz. -Coğrafi konum, sınırlar birer engel olmaktan çıkar. -Herkese eşit şekilde hizmet sunar. Engelli ve yaşlılar için erişim derdini ortadan kaldırır. -Maliyeti azaltıcı ve verimlilği artırıcı bir etkisi vardır. Özellikle kağıt israfını azaltarak ormanların korunmasında yardımcı olur. -Kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonu elzem hale getirir. -Talep edilen bir bilgiyi, istenilen oranda, istenilen zamanda ve istenilen mekanda sunar. Karar vericiler için bu tür bilgi olmazsa olmaz bir girdidir. -Vatandaşların devlete, kurumlara ve işletmelere olan inanç ve güven ortamı yaratır.

E-yönetimin Kısıtları
16

. Düren, 1994, s.39.

6

Yukarıdaki vaatlerin gerçekleştirilmesi birey olarak herkesi memnun eder. Ancak bu her dönüşüm ve değişim gibi göründüğü kadar kolay ve hızlı bir şekilde oluşmaz. Sancılı ve zaman isteyen bir süreçtir. Hukuksal boyutu kadar teknolojik altyapı, insan, finansman, güvenlik ve gizlilik, vizyon hatta inanç gibi değişik faktörler de işin içine gireceği düşünülürse olayın boyutu daha iyi değerlendirilebilecektir. Çalışanların kişisel kaygı ve korkular nedeniyle direnç gösterebilecekleri, kurumların ve işletmelerin bir takım yerleşik kültürel işleyişlerinde sorunlar ve sayısal uçurum (digital divide) gibi faktörler de kuşkusuz en önemli kısıtlar arasında kendini göstermektedir. Sonuç ve Değerlendirme Son yıllarda hem özel sektör hem de devlet sektöründe bu konuyla ilgili öncelikli çalışmaların varlığı bilinmektedir. Başta TBD gibi kimi Sivil Toplum Örgütleri de hem kamu hem de özel sektörden temsilcilerin bir araya geldiği çalışma grupları oluşturarak süreci hızlandırmak için özel bir gayret göstermektedirler. Endüstri Çağı’nı es geçmiş bir ülke olarak bu sefer treni yakalama arzusu her bireyin bilincinde olduğu bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle e-devlet ve e-toplum’un veritabanı altyapısını oluşturacak olan MERNİS projesinin en sonunda kullanılmaya hazır hale gelmesi sevinilecek bir gelişmedir. Devletin EAvrupa sürecinde bizzat yer alma isteği ve bu konuda taahhütte bulunması özellikle isteksiz politikacılar ve yerel yöneticiler için itici bir güç haline gelmiştir. Şu ana kadar yapılanlara bir göz atacak olursak17; -MERNİS projesi kullanılabilecek hale geldi. İlgili yasa tasarısı TBMM’ine ulaştırıldı. -Hukuksal altyapı için elzem olan “Elektronik Veri, Elektronik Sözleşme ve Elektronik İmza” ile ilgili tasarı da yine meclise sunuldu. -4077 sayılı Tüketcinin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan değişikliklerle ilgili tasarı mecliste. -Kişisel Verilerin Korunması Yasa Tasarısı taslağı hazırlanmış ve ilgili kurumların görüşüne sunulmuştur. -Ulusal Bilgi Güvenliği Kanunu Tasarısı taslağı diğer kurumların görüşü alındıktan sonra Başbakanlığa sevk edilmiştir. -Mevcut ceza kanunumuza Bilişim Suç ve Cezaları eklenmiştir. Uygulamalara baktığımızda şu anda halen faaliyette olan pek çok özel ve devlet işletmesinin en azından web sitelerinin varlığını görmekteyiz. Para çekme dışında hemen hemen tüm bankacılık işlemlerinin İnternet üzerinden gerçekleştirilebildiği, kredi kartı kullanarak güvenli bir şekilde alış-verişin yapılabildiği, vergi ve ceza gibi ödemelerin hatta pasaport başvurusu da dahil eskiden eziyet kabul edilen vakit öldürücü bir sürü işlemin artık “on-line” yani web üzerinden yapılabildiğine şahit oluyoruz. Ancak E-Avrupa kapsamında belirli zaman dilimleri için gerçekleştirilmesi taahhüt edilen daha pek çok değişiklik ve dönüşüm projeleri vardır (Bakınız E-Türkiye Hedefi, Capital Dergisi Eki: Digital Teknoloji ve Yönetim, Aralık 2001, s.7-11). Kimi geç kalmış olsa da gösterilen gayret takdir edilmelidir. Özellikle siyasi partilerde bu konunun öncelikli olduğuna dair henüz bir ciddi işaret görülmemektedir. Herkesin ortak görüşü bir bilişim bakanlığı kurulması ya da en azından müşteşarlık düzeyinde temsil edilmesidir. Önderlik, vizyon ve inanç sürecin ciddiyetine
17

. Ayvalı, 2002, s.76-77.

7

olan güveni pekiştireceği gibi işlerin bir elden koordinasyonuna ve hızlanmasına da kuşkusuz önemli katkı sağlayacaktır. Bu arada en önemli faaliyet toplumdaki İnternet kullanımını yaygınlaştıracak ve bilgisayar okur-yazarlığını artırıcı tedbirler olmalıdır. Bu kapsamda herşeyin salt devletten beklenilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bilişim teknolojileri pazarında ülkenin gerçeklerine uygun fiyat politikalarının belirlenmesi, hizmet kalitesinin artırılması, satılan sistem ile birlikte ciddi bir eğitimin verilmesi, lisans bedelleri için makul makul taleplerde bulunluması, yedek parça ve “upgrade” imkanlarının uygun şartlarda sağlanması, bu alandaki en son teknolojik yenilik ya da gelişmelerden satış yapılmış olsa bile ilgili kurum ve kişilerin haberdar edilmesi, Türk yazılım sanayisini ve yazılımcıları destekleyecek faaliyetlerin artırılması (ödüllü yarışmalar, en iyilere iş imkanı sağlanması), İnternet’in yaygınlaştırılması gibi daha bir sürü süreçte özel sektör de üzerine düşeni yapmak durumundadır. Siyasi düzeyde ise yapılması gerekenleri kısaca özetleyecek olursak; meclise ya da başbakanlığa sevk edilen tasarıların biran önce kanunlaştırılması sağlanmalı; birtakım genelge ve yönergeler kalabalığı yaratarak bürokrasinin çarklarında vakit kaybedilmemeli; Türk Telekom’un özelleştirilmesi ile rekabet ortamı yaratılarak bilişim altyapısının dünya standartlarıyla aynı, İnternet erişimi ve yaygınlaşmasını sağlayacak fiyat düzenlemelerine gidilmeli ve bilişim sektöründe faaliyet gösteren işletmelere katkı sağlayacak, özendirecek teşvik politikalarının uygulanması şeklinde olacaktır. Artık devlet “önce devlet” anlayışını değiştirebilme becerisini gösterip “devlet vatandaşı için vardır” diyebilmelidir18. Weber tipi bürokratik yapıdaki kanun, nizam ve yönetmelikler ve hatta iş süreçlerinin sadeleştirilmesi, güne uyarlanıp modern hale getirilmesi gereklidir. Kamu reformlarının personel ve örgüt ayağı hiç vakit kaybedilmeden uygulamaya koyulmalı, seçim ve seçmen kaygısı olmadan ülkenin önünü açma iradesi gösterilebilmelidir. Akademik çevreye düşen göreve gelince, ampirik araştırmalarla destekleyecekleri öneriler geliştirmeli, dünyadaki başarılı uygulamaların uyarlamasının nasıl ve ne şartlarda yapılabileceği konusunda araştırmalara örnek vermeli, bilişim teknolojileri ışığında yeni yönetim ve örgütlenme modelleri ile ilgili tavsiyeler geliştirmeye başlamaları gerekmektedir. E-yönetim’e giden süreçte durumun rakamlarla tespitine gelince19; 1. Sabit telefon hizmetine sahip hane yüzdesi: %28.35 2. Bilgisayara sahip hane yüzdesi: %12.3 3. Evde İnternet erişimine sahip hane halkı yüzdesi: %7 4. Ulusal araştırma ve eğitim ağlarının hizmet hızları: Ulaknet omurga kapasitesi: 34 Mbit/saniye Uçların omurgaya bağlantı kapasiteleri: 128 Kbit/saniye-2 Mbit/saniye Diğer Akademik ağlarla bağlantı kapasitesi: Yok Dünyanın geri kalanı ile bağlantı kapasitesi: 64/16 Mbit/saniye 5. İlk ve orta öğrenimde her 100 öğrenciye düşen bilgisayar sayısı: İlk öğrenimde; 1.33
18 19

. Üney, 2003, s.8. . Ayvalı, a.g.e., s.78.

8

Orta öğrenimde; 2.20 İnternet’e bağlı bilgisayar sayısı; 0.16 Aslında tablo pek iç açıcı değil. Ülkemiz henüz işin çok başlarındadır. Bu cesaret kırıcı durum toplumdaki her kesimden bireyleri kamçılayıcı bir etken olmalıdır. Gelişmiş toplumlarla aradaki fark büyük gözükse de kapatılamayacak demek değildir. Bunun için en başta gerekli olan şey her tür platformda vizyon, liderlik ve inançtır. Yani kısaca her kesimden her örgütten insanımızın gösterebileceği bir zihniyet değişikliğidir. KAYNAKÇA: At the Dawn of e-GOVERNMENT; The Citizen as Customer. Report by Deloitte & Touche and Deloitte Consulting, New York, 2000. Url : http://www.dc.com/research. Ayvalı, Ahmet, E-Türkiye, Bilişim Kültürü Dergisi, Yıl: 30, Sayı: 82, Haziran 2002. B2B E-commerce”, Deutsche Bank Equity Research, 2000. Cambridge 2020: Meeting the Challenge of Growth”, Cambridge: Analysys Reports and Publications, 1998. Url: http://www.analysys.com. Dhanji, Al ve Jablonski Andrezj, Retaining Online Customers, 2000. Url: http://ebusiness.pwcglobal.com/pdf/retainingonlinecustomers.pdf. Düren, Zeynep, Doç.Dr., Yönetim Bilimi Ders Notları, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını, 1994. E-devlet Yolunda Türkiye”, Derleyenler; Dr. Ali ARİFOĞLU, Abdullah KÖRNES, Prof.Dr. Ali YAZICI, Dr. M.Kemal AKGÜL ve Ahmet AYVALI, TBD Yayını, 2002. Fearey, Seth G., The New Face of Government: How E-Government is Reinventing Cities and Counties in the U.S., Institute for International Policy Studies, 2001. Url: www. connectedcommunities.net. Grönroos, Christian, Marketing Services: The Case of a Missing Product [Elektronik versiyon], Journal Of Business & Industrial Marketing, Vol. 13, No. 4/5, MCB University Press Ltd., 1998, s. 322-338. Heeks, Richard, Understanding e-Governance for Development, In Institute for Development Policy and Management Working Paper Series Paper No. 11, 2001. Url: http://www.man.ac.uk/idpm/idpm_dp.htm#ig. Kamuda e-ticaret/Hizmet Uygulama Grubu, Rapor No:1, 2002. Url: www.kamunet.gov.tr. Levin, L., Report to the IDRC on the Use of Information and Communications Technologies in Sub-Saharan Africa in the Area of Governance, 1996. Url: http://www.idrc.ca/acacia/studies/ir-

9

lev.htm. Morris, D.S., Bradley, R., Lynch, Barnes ve James E., Relationship Marketing Needs Total Quality Management, [Elektronik versiyon], Total Quality Management, Vol.10, Issue 4/5, Taylor & Francis Ltd., 1999, s.659-665. Riley, Thomas, Electronic Governance and Electronic Democracy: Living and Working in the Connected World, Volume 2, Riley Information Services Inc., 2001. Url: http://www.rileyis.com. Sisodia, Rajendra S. ve Wolfe, David B., Information Technology-Its Role in Building, Maintaining, and Enhancing Relationships, In Sheth, J.N./Parvatiyar, A (eds.): Handbook of Relationship Marketing, Thousand Oaks et al., 2000, s. 525-563. The Networking Revolution: Opportunities and Challenges for Developing countries, infoDev Working Paper, Global Information and Communication Technologies Department, The World Bank Group, 2000. Url: www.worldbank.com. Türkiye’nin ‘E’ Analizi”, Digital Teknoloji ve Yaşam, Capital Dergisi Eki, Yıl 1 Sayı: 8, Aralık 2001. Üney, Tuncer, “Devlet E-Devlet Olsa”, E-Yaşam: Hürriyet Gazetesi Eki, 31 Ocak 2003.

10

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful