You are on page 1of 6

1- Her fitneye düşen azarlanmaz. 2- Mert insanları düştüklerinde kaldırın.

Onlardan tökezleyen hiç kimse yoktur ki, Allah’ın eli onun elinde olup onu kaldırmasın. 3- Zanna güvenerek hüküm vermek, adaletten değildir. 4- Adalet, hakkı gözetmek, iyilik lütuftur. 5- Kendisinin hakkını yerine getirmeyenin hakkını yerine getiren kimse, ona ibadet etmiş olur. 6- Vefasızlara vefa göstermek, Allah’ın yanında vefasızlıktır. Vefasızlara vefasızlık yapmak, Allah’ın yanında vefadır. 7- Husumette aşırı giden kişi günah işlemiş olur. Husumeti gereği gibi yapmayan zulme uğramış olur. Husumet yapan, Allah’tan sakınamaz. 8- Fıtrata uygun hareket eden insanların diğer insanlarla olan ilişkilerinde sergiledikleri eşsiz rahatlık ve bu tutumlarından ötürü bir kısım insanlar tarafından takdirden öte bir imrenmeyle karşılamaları fıtratlarının henüz bozulmamış olduğunun delilini teşkil etmesi; diğer bir kısım insanların ise çekememezlik kıskançlık ve hasetlerinden ötürü –şeytanı yoldan çıkaran ilk büyük günah kibirin ve gururun kaynağını oluşturan – adeta hakkı savunmayı savunan kişiden dolayı kabul etmeye yanaşmayarak inkar etme yolunu seçmeleriyle içine düştükleri halin şeytanınkiyle benzerlik teşkil ediyor olmasının akıbetlerinin de aynı olacağı endişesini kuvvetlendiriyor olması. 9- Mazlumun zalime karşı günü, zalimin mazluma karşı gününden daha şiddetlidir. 10- Elbisesini, hayanın giydirdiği kimsenin ayıbını insanlar görmez. 11- Kim zekada basiret sahibi olursa, ona hikmet görünür. Kime hikmet görünürse ibreti bilir. Kim ibreti bilirse sanki ilklerin arasında olur. 12- İnsanlar, kendilerine hoşlanmadıkları şeylerle konuşan kimse hakkında bilmediklerini söylerler. 13- Her insanın değeri, iyi yaptığıdır. 14- Kim kendisiyle Allah arasındaki şeyi düzene koyarsa, Allah da onunla insanlar arasındaki şeyi düzene koyar. Kim ahretinin işini düzene koyarsa, Allah onun dünya işlerini düzene koyar. Kim kendi nefsine nasihat ederse Allah onu korur. 15- Hiçbir memleket, seni diğerlerinden daha çok hak ediyor değildir. Memleketlerin hayırlısı seni taşıyandır. 16- Bedenler usandığı gibi kalpler de usanır. Onlar için hikmetlerin ilgi çekici yönlerini arayın. 17- İlmin en düşüğü dilde duran, en yükseği ise uzuvlarda ve temel organlarda tezahür edendir. 18- İnsanların peygamberlere en yakın olanı, onların getirdiğini en iyi bilendir. 19- İlmi nakledenler çok, kavrayanlar azdır. 20- Sadece entrikacının (otorite sahibine) yaklaştırıldığı, günahkârın zarif sayıldığı, hakkı gözetenin zayıf kabul edildiği bir zaman gelecek. Bu zamanda sadakayı zarar, akraba ziyaretini başa kakma, ibadeti insanlara karşı kibirlenme vesilesi sayarlar. Bu sırada otorite kadınlara danışmak, çocukları görevlendirmek ve hadımların işi çekip çevirmesiyle yürür. 21- İnsanlar, dünyalarını düzeltmek amacıyla dinleri konusunda hiçbir şey terk etmezler ki Allah, daha zararlı olanın kapısını açmış olmasın. 22- Münezzeh olan Allah’ın emrini ancak kandırmayanlar, - yapmacık hareket etmeyenleramelleri geçersiz olanlara benzemeyenler ve arzulara uymayanlar yerine getirir. 23- Akıldan daha yararlı bir mal, kendini beğenmişlikten daha ıssız bir yalnızlık, planlama gibi akıl, takva gibi asalet, ahlak güzelliği gibi dost, edep gibi miras, başarı gibi lider, salih amel gibi ticaret, sevap gibi kazanç, şüphe karşısında durma gibi takva, haramdan uzaklaşma gibi züht,

tefekkür gibi ilim, farzları yerine getirme gibi ibadet, haya ve sabır gibi iman, tevazu gibi asalet, ilim gibi şeref ve danışmadan daha sağlam yardımlaşma yoktur. 24- Fırsatı kaçırmak, yutulamayan lokmadır. 25- İslam teslimiyettir; teslimiyet yakindir; yakin tasdiktir; tasdik ikrardır; ikrar yerine getirmedir; yerine getirme Salih ameldir. 26- Yaratıcının senin yanındaki büyüklüğü, yaratılanı gözünde küçültür. 27- Yardım, sıkıntıya göre gelir. 28- Muhabbet göstermek, aklın yarısıdır. 29- Üzüntü, yaşlılığın yarısıdır. 30- Allah’ım, evet! Yeryüzü, ister açık ve meşhur olarak, ister gizli ve bilinmeyen bir şekilde Allah’ın hüccetlerinin ve apaçık delillerinin iptal olmaması için, Allah için bir hücceti ayakta tutandan boş kalmaz. Kaç kişiler? Neredeler? Allah’a yemin olsun ki, onlar sayıca en az olanlar, Allah katında en büyük değere sahip olanlardır. Onu denk olanlara emanet edinceye kadar Allah onlarla hüccetini ve açık delillerini korur. İlim, onlarla basiretin hakikatine hücum eder. Onlar, yakin ruhla temasta bulundular; bolluk içinde yaşayanların zor bulduklarını kolay buldular. Cahillerin tiksindikleriyle samimi oldular. Ruhları yüksek yere asılı bedenlerle, dünya ile arkadaş oldular. Bunlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleri ve dinine çağıranlardır. Ah, ah! Onları görmeyi ne kadar arzuluyorum! 31- İnsanlar üç çeşittir. Rabbani bir alim; kurtuluş yolunda öğrenen; her bağıranın peşinden giden, her rüzgarla eğilen, ilmin nuruyla aydınlanmayan ve sağlam temele dayanmayan ayak takımı yığını. 32- Kişi, dilinin altında gizlidir. 33- Kendi değerini bilmeyen kişi helak olur 34- Bir topluluğun yaptığından razı olan kişi o fiili onlarla birlikte yapan gibidir. Batıla giren her insan için iki günah vardır: Batılı yapmanın günahı ve ondan razı olma günahı. 35- Kim nefsini itham edilecek konumlara koyarsa, onun hakkında kötü zanda bulunanı ayıplamasın. 36- Kendini beğenmek, kemalin artmasına engel olur. 37- Günahı terk etmek, tövbeyi istemekten kolaydır. 38- Liderliğinin aracı, göğsün genişliğidir. 39- Zararlıyı, iyilik yapanın sevabıyla kov. 40- Gevşek davranmanın meyvesi, pişmanlıktır; kararlığının meyvesi, esenliktir. 41- Biri dalalet olmadan iki dava ihtilaf etmez. 42- Kalplerin şehveti, ilerlemesi ve geri çekilmesi vardır. Onlara şehvetleri ve ilerlemeleri tarafından gidin. Kalp, zorlanırsa kör olur. 43- Nimetlerin zevalini düşünerek onlar için aşırı bir istek göstermeden, rekabette ölçüyü aşmamalı. 44- Kim nefsini hesaba çekerse kazançlı olur. Kim ona karşı gafil olursa zarar eder. Kim korkarsa emniyette olur. İbret alan görür; gören anlar; anlayan bilir. 45- Kendini beğenmek, akılla nefsin ayıpları arasına giren bir örtüdür. 46- Hallerin değişiminde, insanların cevherlerini bilmek vardır. 47- Arkadaşın kıskançlığı, dostluğun hastalığındandır. 48- Asil kişinin en onurlu davranışlarından biri, bilmediği şeye dikkat etmemesidir. 49- Susmanın çokluğuyla, heybet olur. İnsafla, insanın sevenleri çoğalır. İyilikte bulunmakla, değerler artar. Tevazuyla nimet tamamlanır. Erzakı yüklenmekle şeref vacip olur. Adil

uygulamayla muhalif olan kahredilir. Sefihe karşı yumuşak huylulukla onun aleyhine yardımcılar artar. 50- Kıskançların, bedenlerin sağlığını umursamamalarına hayret. 51- İman, kalp ile bilmek, dil ile ikrar ve uzuvlarla amel etmektir. 52- Bazıları, mükafat isteyerek Allah’a ibadet eder; bu, tüccarın ibadetidir. Bazıları, korkarak Allah’a ibadet eder; bu, kölelerin ibadetidir. Bazıları, şükrederek Allah’a ibadet eder; bu, hürlerin ibadetidir. 53- Allah’ın her nimette bir hakkı vardır. O hakkı ödeyene, Allah nimetini artırır. Hakkın edasında kusurlu olan, nimetinin zevaliyle tehlikeye girmiştir. 54- Kudret artarsa, şehvet azalır. 55- Amellerin en üstünü, nefsini onun için zorladığındır. 56- Allah imanı, şirkten temizlemek için; namazı, kibirden uzak olmak için; zekatı, rızka sebep olması için orucu, insanların samimiyetini sınamak için; haccı, din ehlini birbirlerine yaklaştırmak için; cihadı, İslam’a kudret için; iyiliği emretmeyi, halkın maslahatı için; kötülüğü nehyetmeyi, sefihleri engellemek için; akraba ziyaretini, sayının çoğalması için; kısası, kan dökülmemesi için; had cezalarının yerine getirilmesini, kutsalların yüceltilmesi için; içki içilmesini terk etmeyi, doğruluğu yüceltmek için; selamı, korkulardan güven içinde olmak için; emaneti, ümmete nizam vermesi için; itaati, imameti yüceltmek için farz kılmıştır. 57- Ayaklarım bu kayganlıklardan kurtulsaydı bazı şeyleri değiştirirdim. 58- Allah’ın kendisi için takdir ettiğinin onu bulacağından emin olan ve bu şekilde davranan; menfaat elde etmede insanların en rahatıdır. Bunu terk eden ve bundan şüphe duyan, zarardan dolayı insanların en meşgulüdür. Nice nimet verilenler vardır ki, nimetlerle kandırılmıştır. Nice belaya maruz kalanlar vardır ki, imtihan onun lehine yapılmıştır. Ey fayda talep eden! Şükrünü artır; dünyayı talepte acele etme ve rızkının sınırında dur. 59- Allah bir kulunu rezil etmek isterse onu ilimden mahrum eder. 60- Geçmişte bir din kardeşim vardı. Dünyanın gözünde küçük olması, onu gözümde büyütüyordu. Karnının hükümranlığından kurtulmuştu; bulamadığı şeyi arzulamıyor; bulduğunda ise çok yemiyordu. Zamanının çoğunda suskundu. Konuştuğu zaman konuşanları geçer ve soranların susuzluğunu giderirdi. Zayıftı ve zayıf sayılan biriydi. Ciddilik geldiği zaman ormanların aslanı ve vadilerin yılanıydı. Yerine getirmeden bir delili açıklamazdı. Benzerinde özür bulduğu bir şeyde, mazaretini dinlemeden kimseyi ayıplamazdı. İyileşmeden bir hastalıktan şikayet etmezdi. Söylediğini yapar; yapmadığını söylemezdi. Konuşma da mağlup edilse de susma da mağlup edilemezdi. Dinlemeye konuşmaktan daha istekliydi. Aniden önüne iki iş çıksa, arzuya hangisinin yakın olduğuna bakar ve ona muhalefet ederdi. Bu huylara yapışın! Onlardan ayrılmayın; onlar için birbirinizle yarışın. Eğer bunu yapmazsanız biliniz ki, azı almak çoğu terketmekten daha hayırlıdır 61- Allah’ın yanında her musibetin ardından gelen bir bedeli vardır. Musibetler karşısında sabredersen, kader üzerine akar; sen ise mükafatlanırsın. Matem tutarsan, kader üzerine akar; sen ise günah işlemiş olursun. 62- Kulun nazarında Allah’ın elindeki, kendisinin elindekinden daha güvenilir olmadıkça onun imanı doğru olmaz. 63- Taşı geldiği yere gönderin. Şer, ancak şerle defedilir. 64- Rakiplerini neyle yendin? Nefsine karşı bana yardım etmeyen hiçbir adamla karşılaşmadım ki. 65- Günahın kendisine galip geldiği kişi galip olmaz. Kötülükle galip gelen, gerçekte mağluptur.

66- Allah için yapmanız gereken en az şey, O’na karşı günah işlemek için nimetlerinden yardım almamanızdır. 67- Mümin, neşesi yüzünde ve üzüntüsü kalbinde, göğsü en geniş, nefsi en hakir olandır. Büyüklenmeyi kerih görür; şöhretten nefret eder. Üzüntüsü uzun, endişesi uzak, suskunluğu çok, vakti doludur. Çok şükreden, çok sabredendir. Düşüncesi bilinmeyen, ihtiyacını göstermekte cimri, tabiatı kolay, huyu yumuşaktır. Nefsi sert taştan daha sert, kendisi köleden daha hakirdir. 68- Günahların en kötüsü, sahibinin küçümsediğidir. 69- Kendi ayıbına bakan kişi, başkasının ayıbıyla ilgilenmez. Allah’ın verdiği rızka razı olan, kaçırdığı şeylere üzülmez. İsyan kılıcını çeken kişi o kılıçla öldürülür. İşlerin sebeplerini hazırlamadan onlara girişen, telef olur. Denizin derinliklerine hızla atılan boğulur. Kötülük yerlerine giren, itham altında kalır. Çok konuşan, çok hata yapar. Çok hata yapanın hayası azalır. Hayası azalanın takvası azalır. Takvası azalanın kalbi ölür. Kalbi ölen, cehenneme girer. İnsanların ayıplarına bakıp onları yadsıyan, sonra da o ayıpları kendisi için kabul eden kişi bizzat ahmaktır. Kanaat, tükenmeyen bir maldır. Kim ölümü çok hatırlarsa dünyadan önemsiz olana da razı olur. Sözünün amelinden olduğunu bilen kişinin, kendisini ilgilendiren şeyler dışında sözü azalır. 70- Onurunu korumak isteyen, haksız yere münakaşayı bıraksın. 71- İslam’dan daha yüksek şeref, takvadan daha kuvvetli bir güç, takvadan daha korunaklı bir sığınak, tövbeden daha başarılı bir şefaatçi, kanaatten daha zengin bir hazine, azığa rızadan daha çabuk fakirliği gideren bir mal yoktur. Kim yetecek kadarıyla yetinirse rahata kavuşur ve refahta yer edinir. Tamah, bitikinliğin anahtarı, yorgunluğun vesilesidir. Hırs, kibir ve haset, günahlara atılmanın sebepleridir. Kötülük, ayıpların toplayıcısıdır. 72- Bilmediğini söyleme. Hatta bütün bildiklerini de söyleme. Allah, kıyamet gününde sana karşı delil olarak kullanmak için bütün organlarına yükümlülükler yüklemiştir. 73- Cennet dışındaki her nimet hakirdir; Cehennem dışındaki her felaket afiyettir. 74- Kim hakla güreşirse hak onu yıkar. 75- Kalp, gözün kitabıdır. 76- Takva, ahlakın başıdır. 77- Başkası için kötü gördüğünden kaçınmak, nefsini terbiye olarak yeter! 78- Bağışlanma en yükseklerin derecesidir ve altı anlama gelen bir isimdir. Birincisi, geçen için pişmanlık; ikincisi, ona ebediyen dönmeyi terk etmek üzere azim; üçüncüsü, Allah’la pürüzsüz, üzerinde sorumluluk olmadan karşılaşıncaya kadar yaratılmışlara haklarını vermen; dördüncüsü, kaybettiğin üzerindeki her farzın hakkını ödemeyi amaçlaman; beşincisi, haramla elde edilmiş mal üzerine yeşeren eti, deriyi kemiğe yapıştırıncaya ve kemikle deri arasında yeni et ortaya çıkıncaya kadar hüzünlerle eritmeyi amaçlaman; altıncısı, vücuda masiyetin tatlılığını tattırdığın gibi itaatin acısını tattırman. O zaman, Allah’tan bağışlanma dileyebilirsin. 79- Kim gizlisini ıslah ederse, Allah onun açığını islah eder. Kim dini için çalışırsa, Allah dünyasının işi için ona yeter. Kim kendisiyle Allah arasındakini güzel yaparsa Allah, onunla insanlar arasındakini güzel yapar. 80- İhtiyacını bir mümine arz eden, onu Allah’a arz etmiş olur. İhtiyacını bir kafire arz eden sanki Allah’ı şikayet etmiş olur. 81- Allah’ın dostları, insanlar dünyanın zahirine bakarken batınına bakan ve insanlar dünyaya ait şeylerle meşgul olurken ahirete ait şeylerle meşgul olan kimselerdir.

82- Dünyadan, kendilerini öldürmesini korktukları şeyleri öldürürler. Ondan, yakında onları terk edeceğini öğrendikleri şeyleri terk ederler. Başkalarının dünyadan çoğaltmayı düşündükleri şeylerin önemsiz, elde ettikleri şeylerin geçici olduğunu görürler. İnsanların barış yaptıklarına düşman, düşmanlık yaptıklarıyla barışan kimselerdir. Kitap onlarla bilinir; onlar da onunla bilinirler. Allah’ın kitabı onlarla ayakta durur; onlarda onunla ayakta dururlar. Umduklarının üstünde umulacak bir şey ve korktuklarından daha çok korkulacak bir şey görmezler. 83- Kişiyi dene; ondan sonra nefret et. 84- İnsanlara aynı ölçüde güvenmek bir eksiklik ve cahilliktir. Çünkü aslen insan cahil yaratılmıştır. Sonradan öğretilmiştir. Ve Allah daha çok güvenilmeye layıktır. İnsanları ne kendi nefsinden üstün tut ne de onları alçalt; herkesi tanıyana kadar onlar hakkında aşırı bir yorumdan sakın. Tanıdıktan sonra kaldırabilecekse doğruyu yüzüne söylersin, kaldıramayacaksa ya dolaylı yoldan bir misalle ya da sayıp sevdiği bir kişi aracılığıyla anlatılması en uygun olan yoldur. 85- Allah, bir kul için şükür kapısını açıp, artırma kapısını kapatmaz. Bir kul için dua kapısını açıp, isteğini yerine getirme kapısını kapatmaz. Bir kul için tövbe kapısını açıp bağışlama kapısını kapatmaz. 86- Bir kişi de saf bir haslet olursa, o hasletin kardeşlerini de bekleyin. 87- Kendisi için nefsi kıymetli olan kimseye, şehvetleri önemsiz olur. 88- Şaka yapan hiç kimse yoktur ki, aklından bir şey püskürmesin. 89- Sana rağbet edenden uzaklaşman hayırdan nasibini esiltir. Senden uzaklaşana rağbet etmen nefsin zilletidir. 90- Şiir güzeldir, ama toplumdaki herkesi aynı kategoriye koymak ve onların aynı pistte koştuklarını farzederek genel yorum ve yargılarda bulunmak doğru olmasa gerektir. 91- İki tamahkar doymaz; ilim isteyen ve dünyayı isteyen. 92- İman, sana zarar verdiği halde doğruluğu, yarar sağlayan yalana tercih etmen; sözünde amelinden daha fazlasının olmaması ve başkasından söz ederken Allah’tan sakınmandır. 93- Gıybet, acizin çabasıdır. 94- Benden dolayı-Hz.Ali(kv)- iki kişi helak olur: Aşırı seven ve aşırı buğz eden. Allah’a yemin ederim ki, bir kelime gizlemedim; bir defa dahi yalan söylemedim. Bu gün ve bu makam bana bildirilmişti. Ben Allah’ın beyatını bozanların üzerindeki hüccetine ve onlar hakkında bildiğine razıyım.Ömrüme yemin ederim ki, hakka muhalefet edenlerle, münafıklık ve gizleme gibi günahları işleyenlerle savaşmakta tereddüt göstermem. Eğer yüz çevirirlerse, kılıcımın keskin tarafını onlara vereceğim. Ben, Rabbimden kesin inanç üzerinde ve dinimde şüphe olmayan bir insanım. Allah, kişi için doğruluk lisanını, insanlar arasında başkalarına miras olarak bıraktığı maldan daha hayırlı kılar. 95- Tevhid, O’nun hakkında vehimde bulunmaman; adalet, O’nu itham etmemendir. 96- Allah yolunda şehit olan MÜCAHİT, günah işlemeye gücü yettiği halde kaçınan kimseden daha büyük mükafat sahibi değilidir. İffetli kişi, neredeyse Meleklerden bir melek olacaktı. 97- Mü’min , kardeşinden mahçup olursa ondan ayrılır. 98- Dinin esası, Allah’ı bilmektir. O’nu bilmenin kemali, O’nu tasdik etmektir. O’nu tasdik etmenin kemali, O’nu birlemektir. O’nu birlemenin kemali, O’na ihlas ile bağlanmaktır. O’na ihlas ile bağlanmanın kemali, her sıfatın mevsufun gayrı olduğuna ve her mevsufun sıfatın gayrı olduğuna şehadet ederek O’nun için sıfatları reddetmektir.

99- Vefa, doğruluğun ikizidir. Ondan daha korunaklı bir sığınak bilmiyorum. Dönüşün nasıl olacağını bilen kimseyi mağdur etmez. Öyle bir zamana ulaştık ki, bu zamanda yaşayanların çoğu ihaneti akıllılık kabul ediyor. 100Allahım! Benden daha iyi bildiğin şeyler için beni bağışla.Aynı hatayı tekrar edersem , beni yine bağışla. Allahım! Kendi kendime yapmaya söz verip de yapamadıklarım için beni bağışla. Allahım! Sana dilimle yaklaştığım, ancak kalbimin muhalefet ettiği şeyler için beni bağışla. Allahım! Benim için bakışların işaretlerini, sözlerin düşüklüğünü, kalbin şehvetlerini ve dilin sürçmelerini bağışla. 101Nefisleriniz için ruhsat aramayın. Ruhsatlar, sizi onda zalimler yapar. İki yüzlülük yapmayın; iki yüzlülük sizinle musibete hücum eder. Allah’ın kulları! İnsanların, nefsine en iyi nasihat edeni, onların Rabbine en itaatkarıdır. Onların nefsini en aldatanı, Rabbine en asi olanıdır. Aldatılmış olan, nefsini aldatandır. Gıpta edilecek durumda olan, dini salim olandır. Mutlu olan, başkalarıyla öğüt alandır; mutsuz olan ise, arzusuyla aldatılandır. 102Ey Allah’ın kulları! Allah’ın kullarından Kendisine en sevgili olanı, Allah’ın nefsine karşı yardım ettiği, hüznü giyen ve korkuyla örtünen kişidir. Hidayet kandili kalbini aydınlatır. Başına gelecek olan ölüm için ikramını hazırlar. Uzak olanı nefsine yaklaştırır; zor olan, ona kolay gelir. Baktığında görür; zikredip arttırır. Tatlı sudan içerek susuzluğunu giderir. Hedefine ulşamak ona kolay olur. İlk içişinde, bir daha içmeye gerek kalmayacak şekilde suya kanar. Sağlam ve düz bir yol tutar. Şehvetlerin elbiselerini çıkarmıştır. Biri hariç, bütün endişeleri terk etmiştir. Körlük sıfatından ve heva ehliyle beraber olmaktan çıkmış; hidayet kapılarının anahtarlarından ve mahvolmuş kapıların kilitlerinden olmuştur. Yolunu görmüş; gideceği yolu tutmuş; alametini bilmiş; okyanusları aşmıştır. Kulplarından, en sağlamına, iplerden de en dayanıklı olanına tutunmuştur. Güneş aydınlığı gibi kesin bilgiye sahiptir. Nefsini, kendisine ulaşan her şeyi yerine getirmek ve her fer’i aslına irca etmek suretiyle tüm işlerinde Münezzeh olan Allah’ın emrine amade etmiştir. Karanlıkların ışığı, içinden çıkılmaz işlerin keşfedeni, müphemlerin anahtarı, güçlükleri defeden, çöllerin rehberidir. Konuştuğunda anlatır; sustuğunda güvende olur. Allah’ a samimiyetle kendini adamış; Allah da onu seçmiştir. O, dininin madenlerinden ve yerinin temel direklerindendir. Kendisini adaletle yükümlü tutmuştur. Onun ilk adaleti, arzuyu nefsine yasaklamasıdır. Hakkı tavsif edip onunla amel eder. Hayır için ulaşamadığı bir hedef ve yönelmediği, yararlı olması muhtemel bir yer bırakmaz. Dizginlerini Kur’an’ın eline vermiştir; Kur’an onun komutanı ve önderidir. Yükünü çözdüğü yerde çözer; konakladığı yere konaklar.