You are on page 1of 129

Zamanmzn Bir Kahraman Lermontov

NSZ Her kitapta nsz, hem ilk hem de son eydir. Ya eserin amacn aklamak iin yazlr, ya da kl gstermek, eletirmelere cevap vermek iin. Ama okurlar, genellikle, ne ahlaki amalar la ne de eletirilerdeki saldrlarla, ilgilenirler; onun iin de nszleri okumazlar. Yazk i her yerde byledir bu, zellikle bizim lkemizde. Halkmz hl yle toy, yle saftr ki, s "kssadan hisse" karamad bir yky anlamaz. Bakarsnz gln bir yeri atlar, bir hicvi ni kt yetitirilmitir ksacas. Saygdeer bir kitapta olduu gibi, saygdeer bir toplulu ann yeri olmadn daha renmemitir; ada eitimin ok daha keskin bir silah yarattn olmasna ramen, dalkavukluk klna brnerek tam hedefi bulan, kanlmaz, ldrc bir si ektedir. Bizim halkmz, savaan saraylara mensup iki diplomatn konumalarna kulak verip o nlarn yakn bir arkadalk uruna kendi hkmetlerini aldattklarna inanan saf bir taraly Bu kitap baz okurlarn, hatta baz eletirmenlerin, kelimenin tam anlamyla, talihsiz ina nlarnn acsn ekti. Bazlar "Zamanmzn Bir Kahraman " gibi ahlaksz bir insann rne ne pek ierledi; bazlar da, byk bir incelik gstererek, yazarn kendisinin ve arkadalarnn portresini izdiini belir Ne bayat, ne acnacak bir davran! Apak ortada: Rusya 'nn yle bir yaradl vardr ki, e iyiye gider bu eit samalklarn dnda. Bizde masallarn en masal bile kiilere ynelt olarak grlr. Beyler, "Zamanmzn Bir Kahraman" gerekten bir portredir, ama bir tek kiinin portresi de ldir; kuamzn gittike anan ktlklerinden yaratlm bir portredir. Bana bir insann bu yacan syleyeceksiniz yine; ben de diyeceim ki, madem bir sr trajik ve romantik haydutu varlna inandnz, yleyse neden Peorin gereine inanmyorsunuz? ok daha korkutucu, ok k kahramanlarn beendiniz, yine bir yk kahraman olan bu kiiyi neden benimsemiyorsunuz? ksa bu kiideki gerek pay sizin isteinizden daha m fazla? Bu ykden ahlakn bir ey kazanamayacan syleyeceksiniz. zr dilerim, insanlarn tatlyl yeter; bundan mideleri bile bozuldu: Biraz ac ila, kat gerekler gerek onlara. Yine d e szlerimden bu kitabn yazarnn, insanlarn ktlklerini silip sprmek gibi yce bir d rmayn. Tanr onu byle bir kstahlktan korusun! O sadece, ada bir insan kendi anlad grd gibi izmei elendirici buldu. Hastaln belirtilmi olmas bile yeter; nasl iyil nr bilir. IBella "Tiflis'ten geliyordum. Kk yaysz arabamdaki tek yk, yarsna kadar Grcistan yol uumun notlaryla dolu bir bavuldu. Bu notlarn ou, talihiniz varm ki, kayboldu; iinde eyalarmn bulunduu bavul ise, talihim varm ki, sapasalam duruyor. Kayavur Vadisine girdiimde, gne karl doruklarn arkasnda saklanmaya balamt bile. Bi an arabacm, karanlk basmadan nce Kayavur Da'na kabilmemiz iin durmadan kamlyordu in olanca gcyle de trkler sylyordu. Ne tatl bir yerdir bu vadi! Yeil sarmaklarla r talanm kzl kayalar ve almaz dalar ykselir evresinde; sularn oyduu sar yarlar, u de karlarn altn saaklar; aada kasvetli, kara bir derbentten grltyle fkran adsz leen Aragva Irma gm bir iplik gibi uzanr, bir ylann derisi gibi parldar. Kayavur Da'nn eteine gelince bir hann yannda durduk. Yirmi kadar Grc ve dal toplan arp duruyorlard; biraz tede, geceyi geirmek iin bir deve kervan konaklamt. Arabam aa karabilmek iin mutlaka kz tutmam gerekiyordu, nk gz gelmiti bile, yerler buz i l ise iki kilometreden uzundu. Elden ne gelir: Alt kzle birka Oset tuttum, ilerinden biri bavulumu srtlad, tekiler d ere yardm etmeye koyuldular, ama yardmlarn sadece barmakla yapyorlard. Arabamn arkasndan, tepeleme ykl olmasna ramen, drt kzn kolaylkla ektii baka bir u. Bu durum artt beni. Arabann arkasnda, gm kakmal Kabarda ubuunu tttrerek, sah apoletsiz bir subay niformas, banda tyl bir erkez kalpa vard. Elli yalarnda gr , yznn Kafkas gneine alk olduunun belirtisiydi; vaktinden nce aarm byklar dim anna yaklap selam verdim. Usulca ald selamm, sonra da koca bir ttn duman kard az -Anlalan sizinle yol arkadayz. Sessizce ban edi yine. -Stavropol'a gidiyorsunuz galiba? -Evet efendim. Beylik eyayla. -Syler misiniz bana, benim bo arabam u Osetlerin yardmyla alt kz zor kprdatrken, da, sizin ar arabanz drt kz kolayca ekiyor? Kurnazca glmsedikten sonra kendini nemseyerek bana bakt:

-Anlalan Kafkasya'da uzun zaman bulunmadnz. -Buraya geleli bir yl kadar oldu, diye cevap verdim. Bir daha glmsedi. -Niye sordunuz?

-unun iin, efendim: Bu Asyallar mthi dzenbazdr! Barp armayla hayvanlara yardm e anyorsunuz? Ne diye bardklarn eytan bilir. Bakn bir de kzler anlar onlarn dilinden niz yirmi kz birden koun arabanza, u srcler bildikleri gibi bir barmaya balasnlar inden bile kmldamaz... Ne madrabazdr bu herifler! Ama elden ne gelir? Yolculardan p ara szdrmaya baylrlar... marttlar bu haydutlar! Greceksiniz, sizden de bahi kopara bilirim onlr, beni tongaya baaramazlar! -Uzun zamandr m burada grevlisiniz? Biraz kabararak, -Aleksey Yermolov'un zamannda baladm greve, dedi. Snr komutasn aldnda ben temendi edi, dallarla arpmalarmdan tr, iki kere terfi ettim... onun komutasndayken. -imdi? -imdi snrda, nc Tabur'daym. Ya siz? Ben de kendimi anlattm. Konumamz burda sona erdi, yan yana, sessizce yrmeye devam ettik. Dan doruunda, kara ra tladk. Gne batmt, gneyde olduu gibi, gece, hi ara vermeden gn takip etti; yine de, zl yznden yolu kolayca karabiliyorduk, hl trmanyorduk, ama yoku artk o kadar dik umun arabaya konmasn, kzlerin yerine de atlarn koulmasn byrdm ve vadiye son bir ke iin arkama dndm; boazlardan dalgalar halinde kan youn sis btn btne kaplamt vad s bile gelmiyordu kulamza. Osetler grltyle evremi sarp bahi istediler, ama Yzba alad ki, hepsi bir anda dalverdi. -Ne herifler, dedi Yzba, daha Rusa'da "ekmek" demesini bilmezler, "subaym, bahi ver" s erini ebzerlemiler. Bana kalrsa, Tatarlar daha iyidir, hi olmazsa iki imezler. Konak yerinden bir kilometre kadar uzaktaydk hl. Her yer o kadar sessizdi ki, bir s ivrisinek usa vzltsn dinleyerek kendisini takip etmek mmknd. Solumuzda derin bir bo ara azn am; arkasnda, bizim nmzde, gn batmnn son akislerini tayan solgun ufuk krklarla kapl lacivert tepeler var. Karanlk gkte yldzlar parldamaya balamt; ga yldzlar kuzeyde olduundan daha ykseklerde duruyorlar sanki. Yolun iki yannda, plak, ka a kayalar frlam; tede beride, karn altndan allar grnmekte, ama bir tek kuru yaprak amyor; tabiatn bu l uykusu arasnda yorgun posta atnn soluyuunu, ngran dzensi tatl. -Yarn gzel olacak! dedim. ' Yzba tek kelime bile sylemeden parmayla nmzdeki yce da gsterdi.

-Nedir bu? diye sordum. -Gud Da. -Ne olmu? -Bakn nasl ttyor. Gerekten de, Gud Da ttyordu; yamalarndan incecik bulutlar trmanyordu, tepesinde de, lk gkte bir leke gibi grnen simsiyah bir bulut duruyordu. Konaklayacamz hanla onu evreleyen da evlerinin damlarn seebiliyorduk artk, ilerimizd imli ateler ldyordu; souk bir rzgr esti anszn, boaz uuldad, incecik bir yamur b a ancak vakit bulabilmitim ki, lapa lapa kar yamaya balad. Saygyla Yzba'ya baktm. Skntyla, -Geceyi burada geirmemiz gerekecek, dedi. Bu tipide dalardan geilmez. Sonra, -Krestovaya Goro'da var m? diye sordu srcye. Oset src, "' -Daha yok efendim, diye cevap verdi, ama yaknda olur. x Konaklayacamz yerde y olcular iin ayr bir oda olmad iin isli bir yerli kulbesine gtrdler bizi, geceyi ora cektik. Kafkasya'daki yolculuklarmn tek lks olan dkme aydanlm vard yanmda, yol ark dak ay imeye davet ettim. Kulbenin bir duvar yara yapkt; kapsnn nnde kaygan basamak vard. El yordamyla inee arptm (Bu insanlarn evlerindeki dehlizler, ahr olarak kullanlr.) Hangi yana gidec mi bilmiyordum: Burada koyunlar meliyor, ilerde de bir kpek hrlyordu. Neyse ki, lgn b ir k parldad tede, ben de kapya benzer bir aral grebildim. Olduka garip bir manza Tavann isten kararm iki direin tuttuu geni kulbe insanlarla tkabasa doluydu. Yerde b e yaklmt, tavandaki bir delikten giren rzgrn savurduu duman ortal ylesine kaplam emi gremedim: Yal iki kadn, bir sr ocuk, bir de sska Grc oturmutu atein evresine

lar iindeydi. Yaplacak bir ey yoktu, atein yanna kp pipolarmz yaktk; biraz sonra fokurdamaya balad. Bir eit aknlkla bizi sessizce seyretmekte olan pis ev sahiplerimizi gstererek, -Ne zavall insanlar! dedim Yzba'ya. -Son derece salak insanlardr bunlar, diye cevap verdi. Dnebiliyor musunuz, ellerinde n hibir i gelmez, eitim de grmemilerdir! Bizim eenlerle Kabardallar soyguncudurlar, i zdirler ama hi olmazsa hepsinin gzpektir; bunlarn silahla en ufak ilgileri yok: Hibir inde yle doru drst bir haner bile gremezsiniz. Ne olacak, Oset ite! -eenlerin bulunduu yerde ok kaldnz m? -Kemenniy Brod yaknlarndaki bir kalede blmle birlikte on yl kaldm. Bilir misiniz oray -Duymutum. -Aman efendim, oradaki haydutlarla uramaktan canmz kt. Neyse ki, iler biraz dzeldi skiden olsa, kale du 13 . varndan on adm uzaklasan yolunu gzleyen bir Allann belasna rastlardn: Bir an bo bulun , tamam: Ya boynuna bir kement sarlr, ya da ense kkne kurunu yerdin. Ama yiit adamlard ... Merakla, -Banzdan ok serven gemitir herhalde, dedim. -Gemez olur mu hi? Tabii geti... Szn burasnda, bynn sol yann ekitirmeye balad, kafasn nne eip dnceye dal Bandan gemi bir olay renmek iin can atyordum yolculuk edip de gnlk tutmakta olan h ir bu tutkuyu. Bu arada, ay da demlenmiti; bavulumu ap iki kk bardak kardm, dolduru i onun nne koydum. Bir yudum alp kendi kendine sylenir gibi, -Geti tabii! diye mrldand. Bu sz byk umutlar verdi bana. Kafkasya'da savalara katlm insanlarn konumay, balar ylar anlatmay pek sevdiklerini biliyordum; byle frsat da ellerine kolay kolay gemezdi : Bir bakarsnz, blyle birlikte be yl ssz bir yerde grevlendirilir, kimse kendisine " bile demez (nk avu dese dese, "Saol" der). stelik ok ey de vardr anlatacak; evre k uyandracak yabani kiiler sarmtr, her gn bir tehlikeyle, inanlmaz bir olayla karla leri pek azmz kda geiririz, buna zlmemek elde deil. -aya biraz rom koymak istemez miydiniz? diye sordum karmdakine. Beyaz Tiflis romum var; gece de souk. ok teekkr ederim ama istemem, ben iki imem. -Nasl olur? -yle ite. Kendi kendime yemin ettim. Temendim, gnn birinde ikiyi fazla kardk, gecele larm verdiler; erlerin nne sarho ktk, Aleksey Petrovi bunu renince canmza okudu. Ha , lgna dnmt! Az kalsn, divan

harbe verecekti bizi. stelik buralarda in cin grmeden geirirsiniz yl, bir de votkaya altnz m, iiniz tamam demektir. Bunlar duyunca, az kalsn btn umudumu kaybediyordum! -erkezlere bakn mesela, diye devam etti. Dnde olsun, cenazede olsun bozayla kafay buld ular m hemen hanerlerine sarlrlar. Bir keresinde canm zor kurtardm, stelik de arkada bir prensin evinde. -Nasl oldu bu i? -Nasl m oldu?... (Piposunu doldurup bir nefes ekti, sonra anlatmaya balad.) Blmle bi e Terek'in tesinde bir kalede bulunuyordum yaknda be yl olacak. Bir sonbahar gn, erzak postas geldi; postada bir de subay, yirmi be yalarnda bir delikanl vard. Tepeden trna iformal, yanma kp kalemde kalmak zere emir alm olduunu bildirdi. yle ince biriydi k yle narin, giydii niforma yle yeniydi ki, Kafkasya'ya yeni geldiini hemen anladm. "He rhalde daha nce Rusya'da grevli bulunuyordunuz?" diye sordum. "Evet efendim," diye cevap verdi. Elini skarak, "Memnun oldum," dedim, "Memnun oldum. Biraz skc bulacaksnz buray, ama anlarz sizinle, ikimiz. Onun iin sadece Maksim Maksimi deyin bana; hem son ra byle tepeden trnaa niformayla dolamanzn da gerei yok. Beni grmeye gelirken ban izi geirirsiniz, yeter." * Yatacak yer verdik ona, o da kaleye yerleti. * Maksim Maksimi'e, -Ad neydi? diye sordum. Ad... Gregoriy Aleksandrovi Peorin'di. Tatl, evet, tatl bir adamd, ama garipti biraz. Bir bakarsnz, btn gn yamur altnda avlanmakla geirmi; herkes donar, yorulur, onun um bile deil; bir bakarsnz odasnda otururken pencereden rzgr girmi, souk aldn syley

kama kadar yatar; kepenk arpar, irkilir, bembeyaz kesilir; ama bir yaban do 15

muzunu tek bana yakaladn da grdm; gn gelir, saatlerce tek kelime alamazdnz aznda umaya balad m katla katla lrd insan... Evet, garip davranlar vard; herhalde zeng deerli eyayla doluydu odas! , Yine sordum: , -Uzun zaman kald m sizinle? -Bir yl kadar. Benim iin unutulmayacak bir yld dorusu; ne dertlere soktu bam, ama onu yzden unutmam deilim. Bilirsiniz, baz insanlarn alnyazlarnda inanlmaz servenler y Bardana biraz daha ay koyarken, merakla, -inanlmaz servenler mi? diye sordum. -Bakn anlataym. Kaleden drt mil kadar uzakta dostumuz bir prens otururdu. On be yalarn daki olu atma atlar, bize gelirdi: Her gn bir bahane bulurdu mutlaka. Peorin de ben de, onu ok martmtk. Kan fkr fkr kaynard, ya drtnala giderken yerde duran bir a a tfekle ate ederdi. Yalnz kt bir huyu vard: Paraya pek dknd. Bir gn, aka olsun d eer babasnn keilerinden birini arp kendisine getirirse bir altn vereceini sylemiti dersiniz? Ertesi gece, boynuzlarndan srkleye srkleye keiyi getirmez mi? Arasra da tak kendisine, ite o zaman gzleri kan anana dner, elini hanerine atard. "Hey Azamet, kell omuzlarnn stnde uzun zaman durmayacaa benzer," derdim, "bana yaman eyler gelecek!" Bir gn yal prens kalkp ayamza kadar geldi, bizi bir dne ard: En byk kzn ev arydk; ne yapalm, prens Tatard ama gitmemek olmazd. Biz de gittik. Kynde havlaya havla a kyamet kadar kpek karlad bizi. Kadnlar geldiimizi grr grmez saklandlar. Zaten y ildiklerimizin de gzellikle ilgileri yoktu. Peorin, "erkezleri daha baka sanrdm," dedi bana. Glmseyerek 16 "Dur bakalm!" diye karlk verdim. Ben biliyordum kimlerle karlaacamz. Prensin evine bir sr insan toplanmt. Bilirsiniz, bu Asyallar kim var kim yok hepsini d rine arrlar. Byk bir saygyla karladlar bizi, en gzel odaya aldlar. Ama ben yine d ye baladklarna dikkat ettim, ne olur ne olmaz. Yzba'ya, -Nasl olur dnleri? diye sordum. -teki dnler gibi. nce imam Kuran'dan bir eyler okur; sonra gen iftle akrabalarna arm verilir; yerler, boza ierler; ata binip cirit atarlar; her zaman bir aklaban bulu nur dnlerde, st ba ya iinde, topal bir ata binip maskaralklar yapar, herkesi elend ra da, karanlk basnca, konuk odasnda, bizim deyimimizle, balo balar. Zavall ihtiyarn b iri eline telli... adn unuttum bu zatn...her neyse, bizim balalayka gibi bir saz ite, onu tmbrdatr. Kzlarla delikanllar karlkl sralanp ellerini rparlar, trk syler bir delikanl kar ortaya, karlkl mni okurlar, akllarna ne gelirse; tekiler de onla tekrarlar. Peorin'le ben ba kede oturuyorduk; ev sahibinin 'on alt yalarndaki kk k n yanna gelip bir... nasl derler... bir eit vg syledi ona. -Hatrlayabiliyor musunuz, nasl bir eydi? -Evet, galiba yleydi: "Bizim gen yiitlerimiz yakkldr, kaftanlar gmle ilenmitir y onlardan da yakkl, onun ceketi altnla ilenmi. Kavak gibi ycelir onlarn arasnda, bahemizde boy atmyor." Peorin ayaa kalkp onun nnde eildi, elini kendi bana, sonra ine gtrd, kza cevap vermemi istedi. Dillerini iyi bilirim, Peorin'in sylediklerini evi dim. Kz yanmzdan uzaklanca, Peorin'e "Ne dersin?" diye fsldadm. 17 "Enfes," diye cevap verdi. "Ad ne?" "Bella," dedim. Gerekten de gzeldi: Uzun boylu, ince, gzleri bir da ceylannn gzleri gibi kapkara, bak nsann iine iliyor. Dncelere dald Peorin, gzlerini kzdan ayrmad; kz da arada bir aamak bir bak atyordu Peorin'e. Ama gen, gzel prensesi beenen sadece Peorin deildi: ir kesinden, canl, ateli bir ift gz daha dikilmiti Bella'nn stne. Biraz daha baknc n beri tandm Kazbi olduunu anladm onun. Biliyor musunuz, ne dosttu bizimle, ne de dm u ilememiti ama pheli biri olarak grlrd. Zaman zaman koyun getirirdi bizim kaleye, u iyatla satard, hi pazarlk etmezdi: Ka para derse o kadar vereceksin... Boazn kessen fi at indirmezdi. Kuban Irma'nn Rus tarafnda Abreklerle dp kalkt sylenirdi. Dorusunu tam da hayduta benzerdi hani: Ufak tefek, kuru, geni omuzlu... Ama yle evikti ki, e ytan gibi evik! Srtna ald bemet'i yrtk prtkt, ama silahlan gm kakmalyd. Atn Sahiden de dnyada bundan daha gzel bir at olabileceini insan dnemez bile. Btn atllar

lard Kazbi'i; zaman zaman atn almak istemiler, ama baaramamlard. u at imdi bile g Zifiri yaz, ayaklar t gibi, gzleri Bella'nn gzlerini aratmaz; gc de ne g ya! bin l kotur; yle de terbiye edilmi ki-efendisinin peinden kpek gibi gider; sesini bile ta nr! Kazbi hi balamazd onu. Tam haydut at! O gece Kazbi her zamankinden de skntlyd, baktm bemet'inin altna kalmaki'sini de giy u kalmaki'yi bo yere giymez," diye dndm, "aklndan mutlaka bir eyler geiyor." erde b temiz hava almak iin dar ktm biraz. Dalara gece kyordu, sis boazlar rtmeye bal iye atlarn bulunduu ahra bir bakaym dedim, 18 stelik tedbirli olmakta da fayda vardr; atm cins bir att, az m Kabardal onu tatl bak szerek, "Yahi the, ok yahi (gzel at, ok gzel)!" diye mrldanmt. it boyunca ilerlerken birtakm sesler duydum anszn; seslerden birini hemen tandm: o hay lazn, ev sahibimizin olu Azamet'in sesiydi bu; teki daha az, daha hafif sesle konuuy ordu. "Ne konuuyorlar acaba?" diye dndm. "Sakn benim attan konumasnlar?" itin yanna tek kelime bile karmamaya alarak szlerine kulak verdim. Evden gelen trkler, grltle eken bu konumay arasra bouyordu. "Ne gzel atn var," diyordu Azamet. "Evin efendisi ben olaydm, elimde de yz ksraklk b sr olayd, yarsn senin ata deiirdim Kazbi!" "Haa, demek Kazbi'mi," dedim kendi kendime, kalmaki'yi hatrladm. Biraz sustuktan sonra, "Evet," diye cevap verdi Kazbi. "Btn Kabarda'da onun gibisin i bulamazsn. Bir keresinde, Terek'in tesinde, Abreklerle Rus srlerini karmaya gitmitim talihimiz yokmu, daldk, herkes kendi bann aresine bakt. Ardmdan drt Kazak geliyor rn seslerini bile duyabiliyordum, nmde dersen sk aal'bir orman vard. Eyerin stnde e dimi Allaha emanet ettim ve mrmde ilk defa atma kt davrandm, bir krba vurdum ona. Ku dald dallarn arasna; dikenler elbiselerimi paralyor, karaaalarn kurumu dallar sura du. Atm, aa ktklerinin stnden atlyor, allar gsyle ayryordu. Onu ormann kenar uma yayan devam etseydim daha iyi olacakt benim iin, ama ondan ayrlamadm, Tanr halime acd. Kafamn stnde birka kurun vzldad; atlarndan inmi Kazaklarn peimden kotukl nszn derin bir sel yata grdm nmde; atm biraz duraladktan sonra srad. Arka ayakla a 19 mad, n ayaklarndan asl kald. Dizginleri brakp yataa yuvarlandm; atmn hayatn kur and. Kazaklar olanlarn hepsini grmt, ama ilerinden hibiri beni aramak iin aa inme e ldm sanmlard, atm yakalamak iin koutuklarn duydum. Yreim kan alad; sel y kineyerek ileri geri kotuunu duydum. Karagz'mn sesini tandm: Oydu, dostumdu!... O gn eri de hi ayrlmadk." Olduum yerden, Kazbi'in, atnn dzgn boynunu okayarak ona gzel szler sylediini duyab . "Bin ksraklk bir srm olayd," dedi Azamet, "hepsini Karagz'e deiirdim." Kazbi kaytszca, "Yok, istemem," diye karlk verdi. Azamet yaltaklanarak, "Dinle, Kazbi, dedi. "Sen iyi bir adamsn, gzpek bir yiitsin. Babam Ruslardan korkuyor, benim da etec ileri arasna katlmama izin vermiyor. Atn ver bana, ne istersen yaparm, babamn en gzel eini, en gzel klcn, ya da ne istersen onu alarm sana. Babamn klc da sahici Gurda' e dedirsen etine kendiliinden girer; senin kalmaki'n bile durduramaz onu." Kazbi su suyordu. "Atn ilk grdmde," diye devam etti Azamet, "senin altnda dnp srarken, burnundan sol ynaklarnn altndan kvlcmlar sratrken grdmde iim bir tuhaf oldu, o gnden beri de iyor bana: Babamn en iyi atlarna irenerek bakyorum, stlerinde grnmekten utanyorum, y srekli bir ar var; ite bu aryan yrekle btn gn bir kayann tepesinde oturuyorum, g yry, ok gibi dzgn srtyla senin yaz atn var hep; canl gzleriyle gzlerimin taa benimle konumak istermi gibi." Titreyen bir sesle, "Atn bana satmazsan lrm Kazbi!" de Azamet. 20

Sonra alamaya balad galiba, bana yle geldi: inatnn inats biriydi Azamet, kkln an gznden tek damla ya karamazdn. Gzyalarna Kazbi kahkahayla cevap verdi. Azamet, kararl bir sesle, "Dinle" dedi. "Gryorsun, her eyi yapacak haldeyim, isterse n sana kzkardeimi karaym. yle gzel dans eder ki! yle gzel trk syler ki! iledii ! Trk padiahnn bile byle kars olmamtr... istersen yapaym bu ii. Yarn gece dereni

da beklersin; kardeimi komu kye gtreceim alr gidersin. Artk Bella da senin atndan de deildir ya?" Kazbi uzun, ok uzun bir zaman sustu; sonunda, cevap verecei yerde, alak sesle eski b ir trky mrldand (*): Bizim kylerimizde gzel kzlar oturur, Nice yldzlar parlar iinde gzlerinin. Onlarla sevimenin esiz bir tad vardr; Ama daha tatldr zgrl yiidin. Altn versen verirler drt kadn birden sana, Ama gzelse eer, kim vazgeer atndan: Bozkrda rzgr bile yakalayamaz onu. Sahibini aldatmaz, kandrmaz hibir zaman. Azamet, bo yere, isteklerini kabul ettirmeye alt ona, bo yere, umutsuzca alad, yaltak d, yeminler etti. Sonunda Kazbi dayanamad, szn kesti onun: "Ykl karmdan, deli olan! Benim atma sen mi bineceksin? adm gitmeden srtndan atar rn stne dp kafan krarsn." fkeyle, "Beni mi atacak?" diye haykrd Azamet; ocuk (*) Kazbi'in trksn iir haline getirdiim iin okurlardan zr dilerim; bana dzyaz ola M.L.) 21 hanerinin demiri Kazbi'in kalmaki'sine arparak nlad. Gl bir kol geri itti onu, ite t ki, it sarsld. "Elence balyor artk," diye dnerek ahra daldm, atlarmz eyerle iki dakika sonra, evin iinde mthi bir grlt koptu. yle olmu: Bemet'i parampara, Az a dalarak Kazbi'in kendisini ldrmek istediini sylemi. Herkes tfeini kapp dar frl m! Barmalar, grltler, ate sesleri... Ama Kazbi atna atlamt bile, sokakta kalabal ibi drt dnyor, kendini korumak iin evresine kl alyordu. Kolundan yakalayarak, "Misafirlie gidip de dayak yemek tatl bir ey deil," dedim Peori n'e. "Bir an nce kirii krsak." "Bir dakika daha durun, sonunu grelim." "Sonu nasl olsa kt bitecek. Bu Asyallar byledir: Bozay ektiler mi hemen hanere sarl Atlarmza atlayp kalenin yolunu tuttuk. Yzbaya merakla, -Kazbi ne oldu? diye sordum. ayn iip bitirirken, -Byle heriflere bir ey olur mi hi? dedi. Tabii ki svp gitmi! -Yaralanmadan m? diye sordum. -Orasn Tanr bilir! Bu haydutlarn srtlar yere gelmez. Onlar dvrken grdm, efendim; i kalbura dnsn, hl kl sallar. Ksa bir sessizlikten sonra Yzba ayan yere vurarak szlerine devam etti: -Yaptm bir eyden tr kendimi hi balamayacam: Kaleye dndmzde eytan drtt, anlattm; glmsedi hinolu hin!-bir eyler gelmiti aklna. -Ne gelmiti? Anlatr msnz bana? 22

-Madem baladm, bari sonunu da getireyim: Drt gn sonra Azamet bizim kaleye urad. Her zamanki gibi, kendisine tatl ikram eden Peo rin'in yanna kt. Ben de oradaydm. Sz dnd dolat, atlara geldi; Peorin, Kazbi'in at le evik, yle gzel bir atm ki, tpk bir ceylanm, dnyada ei benzeri bulunmazm. Kk Mslmann gzleri parldad, ama Peorin bunun farkna varmam gibi davranyordu; be etirdim, ama konuma yine Kazbi'in atna srad. Azamet ne zaman kaleye gelse hep bu konu alyordu. hafta kadar sonra Azamet'in sararp solmaya, erimeye baladn fark ettim, t daki sevgililer gibi, efendim. akna dndm. Sonunda btn meseleyi anladm: Peorin onu yle oynatm ki parmanda, ocuk sonunda kendin atacak hale gelmi. Bir keresinde, "Gryorum ki, Azamet," demi, "bu attan ok holanyorsun ama insan nasl kendi ensesini gremez, senin de bu at greceim yok! Syle bana, bu at sa a verene karlk olarak sen ne verirdin?" "Ne isterse," diye cevap vermi Azamet. "yleyse bu at ben sana getireceim, ama bir artla... Yemin et istediimi yapacana..." "Yemin ederim... Ama sen de yemin et!" "yi! Yemin ederim ki bu at senin olacak; ama karlnda kzkardein Bella'y istiyorum. Ka nun bal olacak. Bu alveriten krl kacak olan sensin."

Azamet cevap vermemi. "Olmad m? Peki, nasl istersen! Ben de koca adam sanyordum seni, bakyorum daha ocukmusu ; daha ata binmek iin yan pek kk." Azamet fkelenmi. "Ya babam?" demi. "Hi evden ayrlmaz m?" 23 . "Ayrlr..." "Tamam m, o halde?" l gibi bembeyaz kesilmi Azamet. "Tamam" diye fsldam. "Ne zaman?" "Kazbi'in buraya ilk geliinde; on tane ko getirecek, sz verdi; gerisi benim iim. Sana gveniyorum, Azamet!" Bylece anlamlar... anlama da ne berbat bir anlama ya! Bunu Peorin'e de syledim sonrad ama bir erkez kznn kendisi gibi bir koca bulduu iin talihine kretmesi gerektiini s rkezlerin detlerine gre kocas saydrm Peorin; hem sonra Kazbi de cezalandrlmas art aydutmu. Siz kendiniz karar verin, ne diyebilirim? Ama o sralarda, planlarn bilmiyor dum. Neyse, bir gn Kazbi gelip koyuna ya da bala ihtiyacmz olup olmadn sordu. Ertesi etirmesini syledim. Peorin, "Azamet," demi, "Yarn Karagz elimde olacak; Bella'y bu gece getirmezsen bu at hi gremezsin..." "Peki," demi Azamet, drtnala kye yollanm. Akamleyin Peorin silahlarn kuanp kaleden kt. Bu ii nasl becerdiklerini bilmiyorum; ece ikisi de dnd, nbeti Azamet'in eyerinde bir kadnn yatmakta olduunu grm, elleriyl an balym kadnn, bana da bir yamak sarlm. Yzba'ya, -At ne oldu? diye sordum. -Anlatyorum, anlatyorum. Ertesi sabah erkenden Kazbi geldi, yannda satlk on tane ko ge irmiti. Atn ite baladktan sonra, yanma kt; haydut olmasna ramen konuumdu, onun i im ona. Surdan burdan konumaya baladk... Birdenbire Kazbi irkildi, yz deiti... Pencereye kot a pencere yazk ki, arka avluya bakyordu. "Ne oldu?" diye sordum. 24

Tepeden trnaa titreyerek, "Atm!... atm!" dedi. Ben de nal sesleri duymutum. "Herhalde bir Kazaktr," dedim. "Yok! Urus yaman, yaman (kt, kt bir Rus)!" diye bard, pars gibi odadan frlad, ki ad ya vard; kale kapsnda, nbeti, tfeiyle Kazbi'in yolunu kesmeye alt. Tfein stnd a balad Kazbi... Uzakta toz kalkyordu Karagz'n srtna atlam giden Azamet'ti bu. Kazb n, bir yandan da tfeini klfndan karp ate etti. Bir an kprdamadan durdu, vuramad r lk atarak tfeini taa alp parampara etti, sonra da yere kp ocuk gibi alamaya aledekiler evresinde toplanmlard onun, ama o, kimsenin farknda deildi; bir sre Kazbi' vresinde durup onu seyrettikten sonra geri dnd herkes: Kolarn parasn yanna braktrdm bile srmedi paralara, l gibi yzkoyun yatt durdu, inanr msnz, btn gece ylece yat h kaleye gelip hrszn kim olduunu sordu. Azamet'in at zp kardn gren nbeti bun zamet'in adn duyunca gzleri parlad Kazbi'in, prensin oturduu kye doru yola kt. -Azamet'in babas ne yapm? -Mesele bunda zaten; Kazbi bulamam onu; bir yere gitmi, alt gndr kyde deilmi; yoksa kardeini karabilir miydi? Babas dnnce bir de bakm ki ne kz var, ne de olu. Sinsi kerata! Ele geirilirse cannd an pekl anlam. O gnden beri ortada yok; herhalde bir Abrek etesine katlp ya Terek an'n Rus kysnda lp gitmitir; can cehenneme! itiraf edeyim, bu yzden benim de bam derde girdi. erkez kznn Peorin'in dairesinde bul uunu renir renmez apoletlerimi taktm, klcm kuandm, oraya gittim. Peorin n odda, bir elini bann altna koymu yatyordu; 25 teki elinde snm bir ubuk vard; ikinci odaya alan kap kilitliydi, anahtar da kapnn . Bir anda fark ettim btn bunlar... Boazm temizleyip topuklarmla eie vurmaya balad mam gibi davranyordu. Sert olabildiim kadar serte, "Mlazm efendi!" dedim. "Burada olduumu grmyor musunuz?"

Yerinden kalkmadan, "Ooo, merhaba Maksim Maksimi! Bir ubuk imez miydiniz?" diye cev ap verdi. "Affedersiniz ama, ben Maksim Maksimi deilim; sizin Yzbanzm." "Fark etmez. Biraz ay? Ne ac ektiimi bir bilseniz!" Yataa doru yryerek, "Her eyi bil m," diye cevap verdim. "iyi yleyse. Zaten anlatacak halim yok." "Mlazm efendi, benim de sizinle birlikte s orumlu tutulabileceim bir su ilediniz..." "Hadi canm! Ne kar bundan? Her eyi paylamyor muyuz zaten?" l "akann sras deil. Klcnz verin ltfen!" "Mitka, klcm!" Mitka klc getirdi. Grevimi yapmtm, yatan kenarna oturup, "Bana bakn Gregoriy Aleks dedim, "yaptnz iin ho bir i olmadn kabul etmek zorundasnz."Hangi in?'' "Bella'y karmanzn... Ah, u Azamet iti!... Hadi, kabul edin," dedim. "Ya kz beeniyorsam?" Buyrun bakalm, ne der insan?... Dilim tutuldu. Yine de, biraz sessizlikten sonra, babas kz isterse geri gndermemiz gerektiini syledim. "Gerekmez." "Ya burada olduunu renirse?" 26

"Nerden renecek?" Yine dilim tutuldu. Dorularak, "Bana bakn, Maksim Maksimi," dedi Peorin, "siz iyi bi r insansnz. Bu kz o yabani herife verirsek, ya boazn keser ya da satar. Olan oldu, il daha da kartrmayalm artk; Bella bende kalsn, benim klcm da sizde kalsn..." "Hi olmazsa onu bir kere greyim," dedim. "u kapnn ardnda. Onu grmek iin ben de bouna uratm bugn; rtlere sarnm, bir k r, ne de adamn yzne bakyor; yabani bir ceylan gibi rkek. Bizim hancnn karsn tuttum; a biliyor, Bella'ya bakacak, kendisinin bana ait olduunu iyice sokacak kafasna." Y umruunu masaya indirerek, "nk o benden baka kimsenin olamaz," diye ekledi. Ben de kabul ediyordum bunu... Yapacak baka bir ey yoktu ki! yle insanlar vardr ki o nlarn dedikleri kabul edilir. -Sonra ne oldu? diye sordum Maksim Maksimi'e. Kz kendine altrd m, yoksa kzcaz yurd yle eriyip gitti mi? -Yok canm, niye zlesin yurdunu? Onun kynden grnen dalar bizim kaleden de grnr bu ya e de, yeter bu kadar. stelik Peorin her gn bir hediye veriyordu ona; ilk gnlerde hi se s karmadan kibirle geri evirdi hediyeleri; o zaman da hancnn karsna gidiyordu hediyele , bu da onun gevezeliini artryordu. Ah, hediyeler! Renkli bir bez uruna neleri gze al maz kadnlar... Neyse, konumuzdan ayrlmayalm... Uzun zaman Peorin kzla urat durdu; bu da Tatarca renmeye balyordu, kz da biraz biraz Rusadan anlyordu artk. Derken kalarn Peorin'e bakmaya balad; hep kederliydi, kendi topraklarnn trklerini sylerdi usul usu le hznl trklerdi ki, yan odadan dinlediimde ben bile hznlenirdim. Bir sahneyi hi unu cam: Penceresinin nnden geiyor 27 dum, ieriye bir gz attm; Bella, ba nne eik, bir minderde oturuyor, Peorin de yannda duruyordu. "Kulak ver bana, periciim," diyordu. "Biliyorsun ki nasl olsa gnn birinde benim olac aksn... yleyse neden bu acy ektiriyorsun bana? eenin birine tutkun deilsin, deil mi? unsan syle, hemen brakaym seni." Belle ok hafif titreyerek ban iki yana sallad. "Yoksa," diye devam etti Peorin, "benden ireniyor mu V sun? Kz iini ekti. "Yoksa inanlarn m beni sevmene engel oluyor?" Bella bembeyaz kesildi, cevap vermedi. "nan bana, Allah btn insanlarn Allahdr; madem benim seni sevmeme izin verdi, senin ben i sevmeni neden yasaklasn?" Bu yeni fikirle bylenmi gibi Peorin'in yzne bakt Bella; gzlerinde hem gvensizlik, he nma istei vard. Gzler de ne gzlerdi ya! Kor gibi ldyorlard. "Dinle, iyi kalpli, canm Bella'cm!" diye devam etti Peorin. "Seni ne kadar sevdiimi gr rsun; seni sevindirecek ne varsa yapmaya hazrm; mutlu olman istiyorum, yine suratn as

arsan, ben lrm. Syle bana, daha neeli olacak msn?" Kara gzlerini ondan ayrmadan dncelere dald Bella, sonra tatl tatl glmseyerek ban da sallad. Peorin, kzn elini tutup kendisini pmesi iin dil dkmeye balad ona; Bella, ni korumaya alarak, krk dkk Rusasyla, "N'olur, n'olur, hayr, hayr," deyip duruyord Peorin steleyince titreyip alamaya balad. "Ben senin klenim," dedi, "klenim; tabii, ne istersen yaparsn bana." Sonra yine gzyalar dkt. Peorin yumruuyla alnna vurup teki odaya geti. Ben de yanna gittim; skntl skntl larn da gsnn stnde kavuturmutu. " 28 "Eee, ne var ne yok?" dedim. "Kadn deil, eytan!" diye cevap verdi. "Bakn size erefim stne yemin ediyorum ki bu kz im olacak..." Bam salladm. "Bahse girer misiniz?" dedi. "Bir hafta iinde." "Kabul!"

El skp ayrldk. Ertesi sabah ilk yapt i, teberi almak iin bir posta erini Kzlar kasabasna gndermek o er, eit eit Acem kumalaryla dnd. Bana hediyeleri gsterirken, "Ne dersiniz Maksim Maksimi," dedi, "bir Asya gzeli byle bir yaylm ateine dayanabilir mi?" "Siz bu erkez kzlarn bilmezsiniz," diye karlk verdim. "Bunlar ne Grc kzlarna, ne d fkasya'daki Tatar kzlarna benzerler... hi benzemezler. Bunlarn kendi kurallar vardr, b aka trl yetitirilmilerdir." Peorin glmsedi, slkla bir mar tutturdu. Benim hakl olduum anlald; hediyeler, beklenen amacn ancak yarsn salayabildi: Daha n rin'e daha gvenen biri oldu Bella, ama hepsi bu kadar; Peorin de son bir areye bavur maya karar verdi. Bir sabah atnn eyerlenmesini buyurdu, erkez elbiseleri giyip sila hlarn kuand, sonra da yanna gitti Bella'nn. "Bella!" dedi, "seni ne kadar sevdiimi bil yorsun. Bir kere beni tanynca seversin diye dnp seni kardm; yanlmm, hoakal! Ne un; babann yanna dnmek istersen dnebilirsin. Senin nnde suluyum, kendi kendimi cezalan mam gerek. Hoakal, gidiyorum... Nereye mi? Nerden bilebilirim? Belki de ksa zaman s onra ya bir kurun, ya da bir kl darbesi gelip bulur beni: O zaman beni hatrla, beni b ala." Bella'ya srtn dnp elini arkaya doru uzatt. Bella elini 29 . ' tutmad onun, susuyordu. Ama kapnn aralndan yzn grebiliyordum, yle zldm ki onun , kck yzne bir l solgunluu gelip kmt! Cevap alamaynca kapya doru birka adm u. Hem ben size bir ey syleyeyim mi, numara diye balad bir ii gerekletirebilirdi de. bilir ya, yle bir adamd. Ama elini tam kapya atmt ki, Bella srayarak boynuna doland hkrarak alamaya balad. nanr msnz, kapnn arkasnda dikilirken ben bile alamaya alamak deildi bu, eydi... budalalk ite!" Yzba sustu. Bir sre sonra byklarn ekitirerek, -Evet, dedi, itiraf ederim ki zlmtm. Hibir kadn tarafndan bylesine sevilmediim iin -Mutluluklar uzun srd m? diye sordum. -Evet, Bella da sonradan bize itiraf etti: ilk grd gn Peorin'e tutulmu, onu sk sk r grmeye balam, kimse kendisini Peorin kadar etkilememi. Evet, mutluydular! Kendimi tutamadm, -Ne tatsz! diye bardm. Gerekten de, ackl bir sonu bekliyordum, umutlarm anszn krlmt! -Bella'nn kalede olabileceini babas hi aklna getirmedi mi? diye devam ettim. -Galiba onun da aklna gelmi bu. Birka gn sonra ihtiyarn ldrldn rendik. Nasl l Dikkatim yeniden uyanmt. -Kazbi, Azamet'in, at babasnn rzasn alarak aldn sanyordu bana kalrsa. Bir gn, re uzakta, yol kenarnda bekliyormu; ihtiyar da kzn aramaktan dnyormu kye; adanlan a almlar, akam olmak zereymi, dne dne giderken Kazbi anszn kedi gibi bir

30

allktan frlayvermi, arkadan ata atlayp ihtiyar hanerlemi, sonra da yere atm onu, yakalayp "uzaklam, ihtiyarn adamlar uzaktan grmler bunu, Kazbi'in ardndan gitmile layamamlar. Karmdakinin dncelerini anlamak iin, -Atnn cn alm, dedim. -Tabii kendi kurallarna gre tamamen haklyd, dedi Yzba. Bir Rusun, aralarnda yaad kiilerin detlerine uymakta gsterdii bu hastala hayran ol medim. Bu eit bir davran artk vlr m, ktlenir mi, orasn bilemem; yalnz bu, akln eine ya da ortadan kaldrlamayacana inand yerde ktl balayan berrak bir saduyu Bu arada, aymz bitirmitik; koumlu atlar, karda souktan titriyorlard; ay batda soluyo aktaki doruklarda yrtk bir perdenin saaklarna benzeyen kara bulutlarn arasna dalmaya h azrlanyordu. Kulbeden ayrldk. Yol arkadamn dediinin tersi kt, hava dzeldi, gecen bir sabah gelecei besbelliydi; yldzlar nefis ilemeler gibi birbirlerine karmlard uz da, derken birer birer sndler, afan solgun yanklar mor g kaplad, el dememi karla yamalarn ar ar aydnlatt. Sada solda kasvetli, esrarl uurumlar kara birer az gi a, ylanlar gibi kvrlan, bklen, yaklaan gnden korktuu iin kamak ister gibi evremizd lara ekilen sis vard. insann yrei sabah duasnda nasl durgun olur, yer de gk de ylesine durgundu; yalnz arad ada, atlarn krayla slanm yelelerini hafife uurarak souk bir yel esiyordu doudan. Y duk; be clz at, Gud Dana kan yolda glkle ekiyordu arabalarmz. Biz de atlar yoru rin arkalarna ta koyarak, yaya devam ediyorduk yolumuza; 31 yol gkyzne kyor gibiydi, gzn grebildii kadar trmanyordu nk, sonunda da, bir n d Dann tepesine avn bekleyen bir akbaba gibi tnemi olan bulutun iinde kayboluyordu; k ayaklarmzn altnda gcrdyordu; hava baya azalmt, soluk alrken glk ekiyordu in e doluyordu sanki, buna ramen damarlarma tatl bir duygu yayld, dnyann bu kadar tepesin e olmaktan sevindim; tabii ocuksu bir duyguydu bu, ama toplum kurallarndan kurtulu p tabiata bu kadar yaklanca, insan ocuklamadan edemiyor: Sonradan edinilmi ne varsa a kp gidiyor insandan, ruh temizleniyor, eskiden nasl idiyse, bir gn yine nasl olacaks a, o durumu alyor. Benim gibi yabani dalarda dolam, uzun zaman onlarn garip biimlerini incelemi, aralarn dolduran havay byk bir istekle iine ekmi bir insan, benim o byl anlatma, izme duygumu anlar. Sonunda Gud Dana ktk, durup evremize baktk: Souk soluu frtnann haberini veren boz bulut hl tepemizdeydi; ama douda her ey yle berrak, yle ibi parlakt ki, o bulutu btn btne unuttuk, Yzba da, ben de. Evet, Yzba bile: Tabia nin yaratt duygu, basit kalplerde, bizim gibi, szle olsun yazyla olsun, cokuyla hikyel r anlatan kiilerin kalplerinde olduundan ok daha gldr. Bu esiz manzaralara alksnzdr herhalde? dedim. -Evet efendim, insan kurunlarn vzldamasna bile, yani kalbinin arpntsn gizlemeye bil r. -Ben aksini duymutum, eski askerler bu musikiden holamrlarm. -Aslna bakarsanz hotur tabii; insann kalbini hzl hzl arptrd iin. Douyu gstererek, -Bakn, diye ekledi, ne lke! 32

Gerekten de, byle bir manzaraya baka yerde kolay kolay rastlayamam: iki srmay andran A ragva ile bir baka rman kestii Kayavur Vadisi altmzda uzanyordu; vadide kayan solgun imsi bir sis sabahn lk klarndan kaarak yaknlardaki derbentlere akyordu; samzda v karla ya da allarla rtl, hepsi birbirinden yksek, kesien doruklar vard; uzakta da da ordu, ama hibiri birbirine benzemiyordu; karlar kzl bir ltyla yle canl, yle prlt insan neden mrnn sonuna kadar burda kalamayacana kendisi bile ayordu; lacivert bir da asndan grnen gnei frtna bulutlarndan ancak usta bir gz ayrabilirdi; ama kan rengi b vard gnein stnde, arkadam zellikle buna dikkat etti. -Syledim size, diye bard, bu gece hava berbat olacak; acele edelim, yoksa Srestovaya Danda frtna yakalar bizi. Hadi! diye seslendi srclere. Arabann hzn kessin diye tekerleklerin altna fren yerine zincirler takld; atlar geme al inmeye baladk; sada kayalklar vard, solda da bir uurum; yle derin bir uurumdu ki bu, binde bulunan koca bir Oset ky krlang yuvas gibi grnyordu; iki arabann yan yana ge

u yolu, resmi evrak gtren bir memurun ylda on iki kere, sarsntl arabasndan hi inmeden ce vakti gemek zorunda kaldn dnnce titredim. Arabaclarmzdan biri Yaroslav mujikle Rus, teki de bir Osetti, Oset yanlardaki atlar zm, ndeki at da geminden tutmu, btn i kullanarak gtryordu; ama bizim tasasz Rus, yerinden bile kprdamamt! Peinden bu u ek istemediim bavulum iin biraz rahatn bozabileceini syledim kendisine. -Aman efendim, diye cevap verdi. Tanrnn izniyle biz de onlardan geri kalmayz: Zaten bu benim ilk seferim deil ki! Haklyd, onlardan geri kalabilirdik, ama kalmadk ite; in 33 san bir eyin stnde ok kafa yorsa, bir de bakar ki, hayat urunda tasalanmaya demiyor... Ama siz belki de Bella'nn yksnn sonunu renmek istersiniz. nce unu belirteyim ki, bu r yk deil, yolculuk notlardr; onun iin, Yzba yky yolculuun neresinden anlattysa anlatacam. Demek ki, biraz beklemeniz ya da birka sayfa atlamanz gerekecek; yine de bunu yapmanz tlemem dorusu, nk Krestovaya'dan (ya da bilgin Gamba'nn yanl olarak . Christophe diye adlandrd dadan) geiimiz ilginizi ekecektir. Gud Dandan ertovo Va iyorduk... Ne romantik bir ad! ertovo deyince ort (eytan) gelir gznzn nne, sarp kaya rasnda kt ruhlarn dolatn duyar gibi olursunuz, ama aslnda byle deildir, vadinin a erta'dan (snr) gelmektedir, nk eskiden Grcistan snr buradayd. Bu vadi, insann ak muzun Saratov, Tambov ve baka gzel yerlerini getiren kar ynlaryla doluydu. Snr vadisi indiimizde Yzba, ite Krestovaya! dedi ve karla kapl bir tepeyi gsterdi; dorukta, tatan bir ha kapkara grnyordu; han yanndan belli belirsiz bir yol geiyordu dan evresini dolanan aa yo pl olduu zaman kullanlan bir yoldu bu: Srcler daha tehlikesi olmadn sylediler mamak iin aadaki yoldan gtrdler bizi. Dnemete alt Oset'e rastladk; bize yardm ede klere yaptlar, bara bara arabalarmz ekmeye, itmeye baladlar. Gerekten de tehlik u: Sada, balarmzn stnde, ilk rzgrla boaza yuvarlanmaya hazr koca koca kar ynlar ol yer yer karla rtlyd, baz yerler gne nlarnn ve donun etkisiyle buz tutmutu, y , atlar durmadan dyorlard; solumuzda, kh buz tabakalarnn altnda gizlenerek, kh kara tnden kprerek bir 34

rman akt derin bir yar vard. Krestovaya'nn evresini iki saatte dnebilmitik iki saa ilometre! Bu arada bulutlar toplanm, dolu ve kar balamt; boazlara dolan rzgr masalla Haydut Solovey gibi kkryor, slk alyordu; tatan ha da doudan gittike kaln tabakala gelen siste kaybolmutu. Bu haa dair olduka garip, ama birok insann inand bir sylent dr: Kafkasya'dan geerken Byk Petro dikmi o ha. Ama aslna baklrsa, Byk Petro Das bu bir; ikincisi de, han stnde koca koca harflerle oraya General Yermolov'un buyruuyl a 1824'te dikildii yazldr. Ama yazya aldran kim, sylenti ylesine kk salmtr ki ins e inanacan aryor, stelik biz yazlara inanmaya pek yle alk deiliz. Kobi durana ulaabilmemiz iin buzlu kayalardan, tehlikeli karlardan daha be kilometre inmemiz gerekiyordu. Atlar yorulmulard; biz donuyorduk; bora, tpk bizim kuzeydeki bo ramz gibi, uultusunu artrmt, yalnz bunun yabani sesi daha ac, daha hznlyd. Sen de srgnsn, diye dndm. Sen de geni bozkrlarn zlemi iindesin! Souk kanatlarn orada, ama burada demir kafesinin parmaklklarna haykrlarla saldran tutsak bir kartal g ibisin. Yzba, -Bu kt ite, dedi. Baksanza, kardan, sisten baka bir ey grnmyor; insan ya uuruma yuv , ya da fundalklara taklp kalacak, aada da Baydar Irma yle kabarmtr ki kardan k di. Ne olacak, Asya ite, rmana olsun, insanna olsun, gvenilmez! Srcler, kineyen, yrmek istemeyen, kamlarn gzel dilinden baka hibir dilden anlamay ken bir yandan da barp kfrediyorlard. Arabaclardan biri sonunda, -Beyefendi, dedi, bugn Kobi'ye varmak imknsz; yol ya 35 knken brakn da sola dnelim. Dan yamacnda baz karartlar var orada, herhalde kulbedir ; kt havalarda yolcular hep orada kalr, efendim. Osetlerden birini gstererek, -Bahi verirseniz klavuzluk edecekmi, dedi. Yzba, -Biliyorum, dostum, dedi. Sen sylemeden anlamtm ben! Ah, bu alaklar! Bahi frsatn bu m hi karmazlar. -Yine de kabul etmelisiniz ki, dedim, bunlar olmasayd halimiz harapt. -yle, yle, diye mrldand. Bktm bu klavuzlardan! Sinekten ya karrlar. Sanki yolu on

bulamazmz gibi! Biz de sola saptk; nasl olduysa oldu, bir sr zorluktan sonra, ats kerpi ve talardan arlar da ayn malzemeyle klm iki kulbeden meydana gelen derme atma bir snaa vard aavralar iinde ev sahipleri gler yzle karladlar bizi. Sonradan rendiime gre hkme lanm yolcular barndrmak artyla kendilerine para ve yiyecek veriyormu. Atein yanna -Neyse, artk iler yolunda, dedim. imdi Bella'nn hikyesini bitirebilirsiniz artk: Herh alde i o kadarla bitmemitir. Kurnaz kurnaz glmseyip gzn krparak, -Nerden biliyorsunuz? diye cevap verdi Yzba. -Baka trl olamaz ki; olaanst balayan olaylar olaanst biter... -Doru sylyorsunuz... -Sevindim buna. -Siz sevinin bakalm, ben dndke zlyorum. Tatl bir kzd u Bella! Zamanla ona kendi da benden holanyordu. urasn belirteyim ki benim ailem yoktur; on iki yldr annemden bab mdan hi haber almyo 36

rum, evlenmeyi de aklma bile getirmedim. Zaten bundan sonra da evleneceim yok. marta cak birini buldum diye keyifleniyordum. Bize trkler syler, lezginka oyunlar oynard. H em de nasl oynard ya! Tara ehirlerinde bizim kzlar grdm, hatta yirmi yl kadar nce M da Soylular Derneini ziyaret bile ettim. Bella'y ilerinden hibiriyle kyaslamam. Bambak a bir kzd o! Peorin, tabebekler gibi giydirirdi, onu, ssler pslerdi; bizim yanmzda o ar gzelleti ki! Elleriyle yz esmerliini kaybetti, yanaklarna renk geldi... yle de nee di ki! Durmadan benimle elenirdi kerata. Tanr gnahlarn balasn! -Ona babasnn ldn sylediiniz zaman ne yapt? -Durumuna alncaya kadar bunu uzun zaman sakladk ondan; babasnn ldn syleyince de b onra da unuttu. Drt ay, btn iler yolunda gitti. Galiba daha nce de syledim size, Peorin avlanmaktan m holanyordu: Zaman zaman kendini tutamaz, yaban domuzu ya da da keisi avlamak iin orma na giderdi, ama artk kale kapsndan dar bir adm bile atmyordu. ok gemedi, baktm yin alm, elleri arkasnda, bir aa bir yukar odada dolayor. Bir gn kimseye sylemeden ava r da gelmedi. Derken bir kere daha, bir kere daha kt; sonra sk sk tekrarlanmaya balad u. "Bu kt ite," diye dndm, "mutlaka aralarna bir soukluk girdi." Bir sabah onlar grmeye gittim. Hl gzmn nnde: Bella, ipekli kara bir bemet'e brnm uyordu, zavallck yle solgun, yle zntlyd ki, korktum! "Peorin nerede?" diye sordum. "Ava gitti." "Bugn m gitti?" Syleyeceklerini toparlamas zormu gibi cevap vermedi bir 37 sre. Sonunda derin derin iini ekerek, "Hayr, dn gitmiti," dedi. "inallah bana bir ey gelmemitir." Gzyalar iinde, "Dn dndm, btn gn dndm," diye karlk verdi. "eit eit kaza zu tarafndan yaralandysa, ya bir een tarafndan daa karldysa, dedim. Bugn inanyoru evmiyor." "Senin aklna da en kt ihtimal gelmi yavrum!" Alamaya balad, sonra kibirle ban kaldrp gzlerini sildi, devam etti: "Eer sevmiyorsa, beni eve yollamasna kim engel oluyor? Zorlamyorum ki onu. Ama byle devam ederse ben kendim giderim: Ben klesi deilim onun, bir prens kzym!" Onu yattrmaya altm. "Dinle Bella, hep burada, senin dizinin dibinde kalamaz ya; gen b adam o, avlanmaktan elbet holanacak; biraz orada burada oyalanr, sonra da kalkar g elir; ama sen byle surat asarsan hemencecik bktrrsn onu." "Haklsn, haklsn!" diye cevap verdi. "Neeli olacam." Bir kahkaha atarak tefini kapt, evremde dnerek ark sylemeye, oynamaya balad; ama uzun edi bu da; yeniden yatan stne att kendini, yzn elleriyle kapad. Onun iin ne yapabilirdim ki? Zaten kadnlarla hi ilgim olmamt. Onu nasl rahatlatabiliri diye dndm dndm, aklma bir ey gelmedi; bir sre ikimiz de konumadk... ok tatsz ! Sonunda, "istersen kale surlarnda biraz dolaalm," dedim. "Hava ok gzel!" Eylld. Gerekten de nefis bir gnd, prl prld her yer, pek yle scak da deildi; dal

nun iindeymi gibiydi. Avluda, hi konumadan dolap durduk; sonunda imenlerin stne otur en de yanna ktm. Dndke 38 glmem geliyor, dadsym gibi peinden kouyordum. Kalemiz yksek bir yerdeydi, surlardan grnen manzara ok gzeldi: Bir yanda, da yamalarn adar uzanan ormann balad yerde biten, sel yataklaryla izilmi geni bir otlak vard; de, bacalar tten yerli ky evleriyle, dolasan at srleri grnyordu; ilerde ise Kafkaslar ants olan tal tepeler vard, bu tepeleri rten sk fundaln hemen yanndan kk bir de tam burca oturduumuz iin her yan grebiliyorduk. Bir de baktm, boz bir atn stne binmi kt ormandan, yaklat yaklat, bizden yz adm kadar tede, derenin kar kysnda durd urmaya balad sonra. Ne demekti bu? "Bir baksana Bella," dedim, "senin gzlerin daha iyi grr, kim bu zpr atl? Kime fiyaka y apyor?" Baktktan sonra, "Kazbi bu!" diye haykrd Bella. "Ah yezit! Bizimle alay etmeye mi gel mi?" Daha dikkatli baktm. Evet, kara suratyla, elbisesiyle Kazbi'ti bu, her zamanki gibi de kirliydi. Kolumu tutarak, "Altndaki de babamn at," dedi Bella; yaprak gibi titriyordu, gzleri alev alev parlyordu. "Ohooo," diye dndm, "demek ki senin damarlarnda da haydut kan kaynyor yavrum!" "Buraya gel," dedim nbetiye. "Tfeini gzden geir, u ilerdeki adam vurursan sana gm var." Glerek, "Emret dursun," dedim. Nbeti elini sallayarak, "Hey ahbap!" diye bard. "Dursana biraz, ne diye yle topa gibi t dnyorsun?" Kazbi durup sylenenlere kulak verdi; herhalde kendisiyle uzlama yollar arayacamz san . Ne uzlama ya! Benim nbeti nian ald ate etti... Ama vuramad. Daha namludaki barut ate lmadan Kazbi atn bir yana sratt. zengilerin stnde dorulup kendi diliyle bir eyler i 39 zi tehdit eder gibi bir iaret yapp kayboldu. Nbetiye, "Kendinden utan," dedim. "Yok oldu namussuz," diye cevap verdi. "Bu Allann belas herifleri vurmak imknsz." Onbe dakika kadar sonra, Peorin avdan dnd. Bella onun boynuna att kendini, yokluundan ne tek kelime yaknd, ne de sitem etti. Artk ben bile kzmtm Peorin'e. "Yahu," dedim, "biraz nce Kazbi hemen urackta, dereni uruyordu, kendisine ate ettik: Az kalsn sen de karlaacaktn onunla. Bu dallar kincidir zamet'e senin yardm ettiini bilmiyor mu sanyorsun? stelik, bahse girerim ki Bella'y gr mtr bugn. Daha geen yl tutkundu bu kza, bana kendisi syledi, yeteri kadar balk bula i onunla evlenecekti." Peorin dnceli grnyordu. "Evet," dedi, "daha dikkatli olmalyz... Bella, bundan sonra surlara kmayacaksn." O gece, onunla uzun uzun konutum. Zavall kzcaza kar deitiini syledim; gnn yars yana, Bella'ya kar artk souk davrandn, onunla ilgilenmediini, kzn da gzle grlr elmi, iri gzleri parlaklklarn kaybetmilerdi. "Niye i ekiyorsun Bella?" diye sorardm. "zgn msn?" "Hayr." "istediin bir ey var m?" ''Hayr'' "Aileni zlyor musun?" "Benim ailem yok." Baz gnler "evet" ve "hayr"dan baka kelime kmazd azndan. Neyse, bunlar anlattm Peorin'e. "Bana bakn, Maksim Maksimi," diye cevap verdi, "kt 40

bir huyum var benim: Artk byle mi yetitirildim, yoksa Tanr m beni byle yaratt, orasn iyorum. Bildiim tek ey u: Bakalarnn mutsuz olmasna sebep oluyorsam, bilin ki ben onlar an daha az mutsuz deilim. Tabii ki karmdakileri rahatlatan bir ey deil bu, ama bir ge rek. Genliimde, ailemden ayrldm andan itibaren parann satn alabilecei her zevki l ya baladm, hepsinden de bktm tabii. Grand monden, atldm sonra, sosyeteden usandm, kiba kadnlar sevdim, onlar da beni sevdiler, ama onlarn sevgisi sadece kafamla onurumu dolduruyordu, yreim ise bombotu... Okumaya, almaya baladm renmekten de skldm-ne

uun renmekle ilgisi olmadn anladm, en mutlu insanlar bilgisiz insanlardr nk, n d eselesidir, n kazanmak iin becerikli olmak yetiyor. Derken bunalmaya baladm... Ksa za man sonra Kafkasya'ya gnderildim; hayatmn en mutlu anyd bu. een kurunlar arasnda bu ri yoktur sanyordum. Bounaym! Bir ay geti, kurun vzltlarna da, lmn yanbamda d sivrisineklerle daha ok ilgilenmeye baladm; son umudumu yitirdiim iin eskisinden de ok bunalyordum. Bella'y evimde grdm zaman, kucaklayp kara buklelerinden ptm zaman, b kader tarafndan gnderilmi bir melek olduunu sandm onun, ne budalaymm!... Yine yanlm bir kz sevmek, kibar birkadn sevmekten pek farkl deilmi; birinin hoppal insan nas kinin de bilgisizlii, basitlii o kadar bktryor. Yine de holanmyorum ondan; mutlu anlar yaatt bana; onun uruna canm bile veririm; ama arkadal renksiz bir arkadalk. Budala insan mym, bilmiyorum; bildiim bir ey var: Ben belki de ondan daha ok acnacak haldeydi m. u anlamsz dnya ruhumu bozmu; kafam tedirgin, yreim doymak bilmiyor; hibir eyle yet iyorum; zevke nasl altysam acya 41 da yle alyorum, hayatm gittike boalyor; bir tek are kald benim iin: Yolculuk etmek amanda yola kacam ama, Avrupa'ya deil, Tanr korusun! Amerika'ya, Arabistan'a, Hindista n'a gideceim belki de yolda bir yerlerde lrm! Hi olmazsa bu son rahatlm frtnalarla, rla bozulmaz." Uzun zaman buna benzer eyler syledi, szleri aklmda kald, nk yirmi be bir adamn azndan bu szleri ilk duyuyordum, dilerim Tanrdan, bundan byle de duymam... Yzba, bana bakarak, -Ne garip! diye devam etti, syler misiniz bana; siz de bakentte yaadnz, btn genler b idir? Byle konuan ok insan olduunu syledim Yzba'ya; bazlar dndklerini sylyorlard; larnda balayan bunalt, her moda gibi, aa katlara da yaylmaya balamt; artk eskiyor bunalanlar ise bunu bir ayp gibi gizliyorlard. Yzba bu ayrntlar pek kavrayamad. Ba rak kurnazca gld. l Bunalma modasn ka ranlar da herhalde. Franszlardr. -Hayr, ingilizler. -Ya, demek byle, diye cevap verdi. Zaten eskiden beri ayyatr onlar. Byron'un bir ayyatan baka bir ey olmadn ileri sren Moskoval kibar bir kadn hatrla leri balanabilirdi: ikiyi brakmak iin btn ktlklerin ikiden geldiine inanmt bi en anlatmaya balad: -Kazbi bir daha grnmedi. Yine de, kaleye gelmemesinin bir sebebi olduunu, bir eyler t asarladm sanyordum. Neyse, bir gn Peorin, yaban domuzu avna kmamz iin stelemeye balad beni; uzun zaman m: Zaten yaban domuzu av benim iin yeni bir ey deildi; yine de beni kandrp peinden sr i. Yanmza alt er alp sabahleyin er42 '

kenden kaleden ayrldk. Saat ona kadar allarn, aalrn arasnda oyalandk, ama bir tek d ile rastlayamadk. "Artk dnsek," dedim, "inat etmenin ne anlam var? Besbelli, bugn talihimiz yok!" Ama scaa ve yorgunlua ramen, Peorin bir domuz ldrmeden dnmek istemedi. yle bir adamd ne koyduysa mutlak yapmak isterdi, kkken annesi martmtr herhalde. Sonunda, leye do nn belas domuzla karlatk. Bum! Bum! ate ettik, ama bouna. Domuz, kamlarn arasnda alihimiz yokmu o gn! Biraz dinlenip kaleye doru yola kovulduk. Atlarmz yanyana gidiyordu, konuuyorduk, dizginleri de koyuvermitik; yaklamtk, nmzd kale grnecekti. Bir silah sesi duyduk anszn. Birbirimize baktk, kafalarmzda ayn kuk nmt. Silah sesinin geldii yere doru drt nala koturmaya baladk atlarmz. Surlara to rin tarlay gsterdiklerini grdk, bir atl vard tarlada, atnn eyerine beyaz bir ey atm gidiyordu. Peorin tpk eenler gibi bir nara att. Tfeini klfndan karp ileri frl n. Neyse ki, avdan eli bo dnmemiz yznden, atlarmz yorulmamt, hzla gidiyorlard, git rduk. Sonunda Kazbi'i tandm, ama eyerinde ne olduunu kestiremedim. Peorin'e yetimitim. "Kazbi bu!" diye bardm. Ban sallayp atn kamlad. Neyse, Kazbi'e bir tfek atm yaklamtk; at ya yorulmutu, ya da bizim atlar daha iyiyd bilmiyorum; yalnz Kazbi ne kadar abalasa aray aamyordu. Herhalde o srada Karagz hat Baktm ki Peorin drtnala giderken nian alyor, "Ate etme!" diye bardm. "Nasl olsa yak onu." Ama bu genlerin tepeleri en olmadk zamanlarda atar. T

43 fekten kan kurun Kazbi'in atnn arka ayan krdrd, o hzla on adm kadar gitti at, s land. Kazbi srad, baktk ki kollarnda yamaa sarlm bir kadn var. Bella'yd bu, zav diliyle bir eyler bardktan sonra hanerini kzcazn stne doru kaldrd Kazbi. Kayb u; ben de ate ettim; kurun omzuna sapland herhalde, nk o srada kolunu indirdi. Duman d man, baktk ki yerde at yatyor, yannda da Bella var; Kazbi tfeini atm, kedi gibi, yama allklara trmanyordu. Onu aa indirirdim indirmesine ama, tfeim dolu deildi. Atlar ella'nn yanna kotuk. Zavallck, hareketsiz yatyordu, yarasndan da oluk gibi kan boany Alak haydut! Hi olmazsa haneri kalbine saplayabilirdi, o zaman orackta ii biterdi kzc azn; ama srtna, en olmayacak yere saplanm! Kendinde deildi. rty yrtp yaray sms uzca souk dudaklarndan pt Bella'y, ama faydasz. Atna bindi; Bella'y kaldrp onun eyerine yerletirdim; kollaryla sard kz, kaleye yolla Birka dakika sren sessizlikten sonra Peorin, "Bakn Maksim Maksimi," dedi, "byle giders ek ancak ls varr kaleye." "Doru," dedim, drtnala gitmeye baladk. Kalenin kapsnda bi eyen kalabalkla karlatk. Yaral kz dikkatle Peorin'in dairesine gtrp doktora haber o olmasna ramen geldi, yaray inceledi, kzn bir gnden fazla yaayamayacan syledi, a ister istemez sevinerek kolundan tuttum Yzba'yi, -iyileti mi? diye sordum. -Hayr, diye cevap verdi, doktor yanlm, iki gn yaad. -Kazbi nasl karm onu, anlatr mydnz? -Anlataym; yle olmu; Peorin'in yasana ramen Bella kaleden kp dereye gitmi. ok s tan stne oturup ayaklarn suya sallandrm, ite o srada Kazbi 44

sinsice yaklap kucaklam kz, eliyle azn kapayp allara srklemi. Orada da atna a bir ara Bella bir lk atm; l duyan nbetiler durumu anlayp ate etmiler ama, Ka sonra da biz yetitik. -Peki Kazbi kz niye karmak istemi? -Bu erkezlerin hrsz srs olduu herkese bilinir. Ellerinin uzanaca ne varsa almak is erine yarasn yaramasn kapp gtrrler. Bunun iin onlar sulamak bouna! stelik uzun zam da holanyordu. -Demek Bella ld? -ld; ama epey ac ekti. Onunla birlikte biz de ektik. Gece saat on sularnda kendine gel ir gibi oldu; yatann yannda oturuyorduk; gzlerini aar amaz Peorin'i ard. Peorin tarak, "Burada, yanndaym canm," diye cevap verdi. Bella, "lyorum," dedi. Onu yattrmaya altk; doktorun kendisini iyiletireceini syledik. Ban sallayp duva iyordu! Geceleyin sayklamaya balad; aln ate gibi yanyordu; arada srada btn gvdesini bir tit alyordu. Anlalmaz szlerle babasndan, kardeinden bahsediyordu; dalara, evine gitmek is ediini sylyordu. Peorin'den sz ayordu sonra, ona taklyor, kendisini artk sevmedii ediyordu. Peorin, ban ellerinin arasna alm, hi konumadan onu dinliyordu; ama gzlerinden bir t a yan aktn bile grmedim: Artk hi alamaz myd, yoksa kendini mi tutuyordu, orasn a gelince, ben bundan ackl bir sahne grmemitim. Sabaha kar sayklama kesildi; bir saat kadar, benzi kl gibi, hi kprdamadan yatt, yle san soluk alp almadnn farkna bile varamyordu nerdeyse; sonra biraz iyileti, konumaya neler syledi dersiniz? Byle bir fikir gelse gelse 45 . lmekte olan birinin aklna gelebilir! Hristiyan olmadna zldn syledi, teki dnyad uhuyla bulumayacakm, bir baka kadn onun sevgilisi olacakm. Bari lmeden nce kendisini iz ettirelim dedim, bu dncemi ona da atm. Kararszca bana bakt, uzun zaman azn amad ngi dinde domusa o dinde leceini syledi. Koca bir gn bylece geti. Gn biterken nasl ! Solgun yanaklar artk iyice km, gzleri adamakll irilemiti, dudaklar ate gibiydi mir paras koymulard sanki, ii yanyordu. ikinci gece balad; ne bir damla gzlerimizi krptk, ne de yatan bandan ayrldk. ekti inliyor, arlar biraz kesilince daha iyi olduuna inandrmaya alyordu Peorin'i, ona u or, elini pp avucunun iine alyordu. Sabaha kar lmden nceki tedirginlii duymaya ve d; sarglar zd, yaras yine kanad. Yeniden pansuman yaplnca biraz yatt, Peorin'in ni istedi. Peorin yatan yannda diz kp ban yastn stne doru uzatt, dudaklarn

daklarna bastrd; Bella titreyen kollarn smsk boynuna dolad Peorin'in, sanki bu pc hu sevdiinin ruhuna geecekti.... Ah, iyi ki ld! Ya Peorin onu braksayd hali ne olurdu? Nasl olsa gnn birinde brakacakt... Bizim askeri doktorun lapalarla, uruplarla eziyet etmesine ramen, ertesi gnn yarsn dur un, sessiz ve sylediklerimize boyun eerek geirdi. "Allahakna," dedim doktora, "nasl olsa lecek diyen siz deil miydiniz, bu ilalar niye v riyorsunuz boubouna?" "Bylesi daha iyi Maksim Maksimi," diye cevap verdi, "insann ii rahat eder." Ne desem , bilmem ki! leden sonra susuzluk balad. Pencereleri atk, ama da 46 l Zamanmzn Bir Kahraman rs ieriden daha scakt; yataa buz koyduk; bouna! Bu dayanlmaz susuzluktan sonra lmn biliyordum; bunu Peorin'e de syledim. Bella yatakta dorularak, ksk bir sesle, "Su, su!..." diye inledi. araf gibi bembeyaz kesildi Peorin, bir bardak alp azna kadar doldurdu, Bella'ya verdi. Gzlerimi ellerimle kapayp dua etmeye baladm. Hangi duayd, hatrlamyorum imdi. Evet ef im, hastanelerde olsun, sava alanlarnda olsun, bir sr insann ldn grmtm, ama hi dar dokunmamt bana! Sonra zntm artran bir ey daha vard, onu da syleyeyim: lmeden kerecik olsun hatrlamamt, ben ki bir baba gibi sevmitim onu. Neyse, Tanr gnahlarn b Aslna baklrsa ben kimim ki son nefeste hatrlanaym? Suyu itikten hemen sonra kendini daha iyi hissetmeye balad, dakika sonra da teki dnya a gt. Dudaklarna bir ayna tuttuk, buulanmad! Peorin'i odadan kardm, surlarn yanna un zaman, ellerimiz arkamzda, tek kelime sylemeden, yan yana bir aa bir yukar dolatk; er zamanki gibiydi, bu zoruma gitti benim; yerinde olsam acdan lrdm. Sonunda glgeye o turup bir denekle kumlara bir eyler izmeye balad. Biliyor musunuz, yaknlk gstereyim d konumaya baladm; ban kaldrp gld. Bu glten tylerim diken diken oldu. Kalkp tab m. Dorusunu isterseniz, biraz oyalanrm diye bu ile urayordum. Bendeki ipekliyle tabutun i i dedim, sonra da Peorin'in zaten Bella iin alm olduu gm erkez srmalaryla ssled Ertesi gn, kalenin arkasna, rman yanna, son kere oturduu yere gmdk onu; kk mezar yaz akasyalarla mrver fidanlar var imdi. Bir ha dikeyim dedim, 47 ama ekindim; zaten Hristiyan deildi ki. -Peorin'e ne oldu? diye sordum. -Peorin uzun zaman hasta yatt, zayflad; zavallck, kendisiyle bir daha Bella hakknda ko umadk: Bunun cann skacan dndm, ne faydas vard? ay kadar sonra E... Alayna a O gnden beri de karlamadk... Bakn, imdi geldi aklma, geenlerde biri Peorin'in Rusy ordu, ama bltenlerde buna dair bir eye rastlamadm. Haberler bizim gibilere ge ular. Burada, haberleri bir yl sonra almann ne kadar tatsz olduuna dair uzun nutuklar ekti. . zc anlardan kurtulmak istiyordu galiba. Ne szn kestim onun, ne de dinledim. Bir saat sonra yolculua devam etmemiz mmkn oldu; frtna dinmi, hava almt, yola kt Peorin ve Bella'dan sz amadan edemedim. -Kazbi'e ne oldu, bu konuda bir ey duydunuz mu? diye sordum. -Kazbi'e mi? Dorusunu isterseniz pek bilmiyorum... apslarn sa kolunda Kazbi adnda bir am varm, krmz bir bemet giyen gzpek bir yiitmi bu, bizim atelerimizin altnda dola da bir kurun vzldad zaman da eilip kibar kibar selam verirmi; ama ayn adam deildir e! Kobi'de Maksim Maksimi'le ayrldk; ben posta arabasyla devam ettim yoluma; o, ar eyalar an tr, benimle gelmedi. Bir daha buluacamz pek sanmyorduk, ama bulutuk, isterseniz ize; bu da ayr bir hikyedir... Yine de, Maksim Maksimi'in saygdeer bir insan olduunu k abul etmelisiniz. yle deil mi? Kabul edersiniz, belki de gereksiz yere uzattm hikyenin karln bol bol alm olacam.

IIMaksim Maksimi Maksim Maksimi'den ayrldktan sonra, Terek Boazyla Daryal Boaz'm hzla getim, Kazbek't mei yiyip Lars'da ay itim, akam yemei vaktinde de Vladikafkas'a vardm. Dalar anlatmay burada, oralarda bulunmam kimseler iin bo szler sylemek, anlamsz tablolar izmek, kims

n okumak bile istemeyecei gereksiz bilgiler vermek olur bu. Btn yolcularn mola verdii bir handa ben de mola verdim; ama ne bir sln kzarttrmak ne bir lahana orbas yaptrtmak mmknd burada; idaresi yle budala, yle ayya harp malul ki zaten onlardan doru drst bir i beklemek bounayd. Handa gn geirmem gerektii bildirildi: Uursuzlar, Yekaterinograd'dan gelmemiti daha, b z de yola kamayacaktk. Ne uursuzluk ya!... Ama byle kt kelime oyunlar bir Rusu rahatl or. Maksim Maksimi'in anlatt Bella hikyesini yazmakla vakit geiririm dedim. Bu hikyeni uzun bir hikyeler zincirinin ilk halkas olacan aklma bile getirmedim; baten nemsiz bi olay bile ac sonular douruyor!... Uursuzlarn 49 kimler olduunu bilmezsiniz belki, bu arada onu anlataym: Uursuzlar, Kabarda blgesind e, Vladikafkas'tan Yekaterinograd'a kadar ulatrmay yneten piyadelerle toplarna verile n addr. ilk gn ok skntl geirdim; ertesi sabah erkenden bir araba girdi avluya. Baktm, Maksim imi! riski iki dost gibi karlatk. Benim odamda kalabileceini syledim kendisine; hi na nmad, omzuma bile vurdu, dudaklarm da glmser gibi arptt. Tuhaf adam! Ahlk sanatnda byk bir ustal vard Maksim Maksimi'in; bir sln enfes bir ekilde k la bile yapp stnde gezdirdi; aka syleyeyim ki, o olmasayd kuru yemeklerle yetinmek z a kalacaktm. Bir ie de KaJetin arab eit eit yemekleri (zaten bir eit vard) unutm , ubuklarmz yakp oturduk: Ben pencerenin yanna, rutubetli ve souk bir gn olduu iin an bana. Sustuk. Konuacak ne vard ki? Kendisi hakknda ilgi ekici ne varsa anlatmt im ise anlatacak bir eyim yoktu. Pencereden darsn seyrediyordum. Aalarn tesinde, bu ttike genileyen Terek Irma'nn kysnda tede beride tek katl evler vard; uzaklarda gi ir duvar gibi grnen mavi dalarn ardndan bembeyaz kardinal balyla Kazbek Da beliriy ardan artk ayrlacam iin baya zlyordum. Uzun zaman bylece oturduk. Gne, souk doruklarn ardna gizlenmiti, akl bir sis yaylma adilere; dardan bir ngrak sesiyle arabaclarn amatas geldi. Birka araba dolusu pasa girdi avluya, arkalarnda da bo bir yol landosu geliyordu; landonun hafif, rahat gi diinden, k grnnden yabanc yaps olduu anlalyordu. Macar redingotu giymi palab ordu landoyu, bir uak iin olduka iyi giyinmiti; ubuunun kln almla silkisinden, ara im olduunu kolayca anla50 "Zamanmzn Bir Kahraman mak mmknd. Pek ince eleyip sk dokumayan bir efendinin mark uayd besbelli... Bir e o'su. -Hey, ahbap, diye bardm pencereden, Uursuzlar m geldi nedir? Kmseyen bir tavrla bakt bana, boyunbam dzelterek ban evirdi; yannda yrmekte ol erine cevap verdi; glmseyerek, Uursuzlarn geldiini, ertesi sabah yeniden yola klacan . Bu arada pencerede durmakta olan Maksim Maksimi, -Yarabbi kr, dedi. Sonra ekledi: -Ne enfes araba! Mutlaka Tiflis'e teftie giden bir memurdur. Bizim darack da yollarn bilmiyor galiba! Yandn demektir ahbap, senin bildiin yollara benzemez bu; araban i ngiliz mal olsa bile cvatalar gever! Koridora ktk. Yan odalardan birine alan bir kap vard koridorun sonunda; uakla arabac llar yerletiriyorlard. -Bana bak, ahbap, dedi Yzba, bu enfes araba kimin arabas? Harika bir araba! Adam, bavullardan birini zerken, ban bile evirmeden bir eyler mrldand. Maksim Maksi erek omzuna dokundu saygszn. -Sana soruyorum ahbap! dedi. -Kimin arabas m? Efendimin... -Efendin kim? -Peorin. Beni kolumdan ekitirerek, -Ne dedin? Ne dedin? Peorin mi? Hay Allah!... Kafkasya'da grevde bulunmu mu? diye b ard Maksim Maksimi. Gzleri neeyle parlyordu. -Bulunmu galiba. Ben hizmetine gireli ok olmad. -Tamam! Tamam! Gregoriy Aleksandrovi mi? Ad Gregoriy Aleksandrovi mi? 51 Uan omzuna dosta yle bir vuru vurdu ki, adam sarsld. -Efendinle ben arkadatk, diye ekledi. Uak, kalarn atarak, -zr dilerim efendim, iime engel oluyorsunuz, dedi.

-Tuhaf davranlarn var ahbap!... Duymadn m, sana efendinle yakn arkada olduumuzu syle ayn evde bile kaldk! Kendisi nerede? Uak, Peorin'in akam yemei ve gece yatsna Albay N...'lerde kaldn syledi. -Bu gece buraya gelmez mi? Ya da, sen onu grmeye gitmeyecek misin? Gidersen, Maks im Maksimi'in burada olduunu syle... Sen o kadar syle, o anlar. Seksen kpek bahi verir m sana. Bu kadar az bahiin szn duyunca suratn buruturdu uak, ama yine de Maksim Maksimi'in yapacan syledi. Maksim Maksimi, gzlerinde bir zafer parltsyla, -Bakn nasl koa koa gelecek imdi! ded p kapda bekleyeyim bari... Yazk ki Albay N., ile tanmyorum. Kapnn nndeki bir sraya oturdu sonra, ben de odama ekildim, itiraf ederim ki, bu Peorin i ben de merakla bekliyordum; Yzba'nn anlattklarna baklrsa pek vlecek birine benzem ama kiilii ilgi ekici grnyordu bana. Bir saat sonra, harp malullerinden biri, kaynaya n bir semaverle bir aydanlk getirdi. Pencereden, --Maksim Maksimi, diye seslendim. a y imez misiniz? -Teekkr ederim, imdi istemem. -Siz bilirsiniz! Bir bama ay imeye baladm; on dakika sonra bizimki de geldi. -Haklsnz galiba, bir bardak ay isem iyi olacak. Anlarsnz ya, Peorin'i bekliyordum. U i ok oldu; herhalde nemli bir ii kmtr. 52

Aceleyle bir bardak ay mideye indirdi, arkasndan bir bardak daha iti, endieli grnerek apnn nne kt yine. Peorin'in ilgisizliine krld besbelliydi; uzun uzun arkadalk bir saat nce de Maksim Maksimi adn duyar duymaz koarak geleceini sylemiti onun. Pencereyi yine ap Maksim Maksimi'e yatma zamannn geldiini sylediimde hava kararmt inin arasndan bir eyler mrldand; arm tekrarladm; cevap vermedi. Kaputa sarnarak kanepeye uzandm, ini sobann stnde yank braktm mumu, uykuya daldm. M aksimi gecenin ge saatinde odaya girerek uykumu karmasayd rahat bir gece geirecektim. buunu masann stne atarak dolamaya balad, sobann kllerini kartrd, sonunda yatt; man bir yandan bir yana dnerek ksrd durdu. -Tahtakurular m var? diye sordum. Derin derin iini ekerek, -Evet, dedi. Ertesi sabah erkenden uyandm, ama Maksim Maksimi benden nce davranmt. Kapnn nndeki urur buldum onu. -Komutan grmem gerekiyor, dedi, Peorin gelince bana bir haber yollar mydnz? Yollayacama sz verdim. Koarak uzaklat, bacaklar eski glerini, genliklerini yeniden d sanki. Serin, ama gzel bir sabaht. Altn bulutlar, sradalar gibi toplanmt tepelerin stnde. geni bir alan vard; karya da, gnlerden pazar olduu iin, pazar kurulmutu, bir sr ins kmiti; srtlarnda kfelerle petek bal tayan Oset delikanllar bama t, hepsini kov tarafndan rahatsz edilmek istemiyordum dorusu. Sevimli Yzba'nn tedirginliini payla bu da yeterdi. On dakika ya gemi ya gememiti ki, beklediimiz kimse 53 alann karsnda belirdi. Yannda Albay N... vard; Albay, konuunu hana kadar getirdikten s nra dnp kaleye doru gitti. Harp malullerinden birini hemen Maksim Maksimi'e yolladm. Efendisini karlamak zere, Peorin'in ua avluya kt, atlarn hazrlanmakta olduunu s sigara uzatt ona, baz emirler aldktan sonra da eyalara bakmak zere ayrld. Efendisi, b r sigara yaktktan sonra birka kere esnedi, kapnn teki yanndaki sraya oturdu. imdi onu ortresini izeyim size. Orta boyluydu; ince gvdesiyle geni omuzlar, avare yaaynn da iklim deiikliklerinin d dii glklere dayanabildiim ve ehir hayatnn dknlkleriyle ruh frtnalarna yenilmed ozlu kadife ceketinin yalnz alt iki dmesi iliklenmiti, altndan grnen tertemiz beyaz a r, kibar bir beyin alkanlklarn belirtiyordu; kirli eldivenleri smarlama yaplmt san ellerine ylesine uyuyordu; eldivenlerden birini kard zaman soluk parmaklarnn ne kada nce olduunu aknlkla grdm. Kaytsz, rahat bir yry vard, ama kollarn sallamyor elirtisi. Yine de, bunlar kendi gzlemlerime dayanarak karaladm zel notlar, bu notlara krkrne inanmanz istemem.

Sraya otururken, dik gvdesi ylesine bkld ki, helkemi; inde hi kemik yok sanrdnz; b davranlar ; sinirli bir gszlkten gelen davranlard; Balzac'n otuz ya-ndaki koket balondan sonra kuty minderlere nasl ker, o da sraya yle kt. Yzne ilk bakta, o dr diye dnmtm, sonralar ise otuz yalarnda grnd bana. Glmseyiinde bir ocuksul ir incelik gze arpyordu; doutan dalgal yumuak sa soylu, soluk alnn ereveliyordu; 54

ya da tedirginlik anlarnda daha ok beliren krklar uzun bir gzlemden sonra seebildim. ak rengine karlk, byklaryla kalar karayd, hani baz beyaz atlarn yeleleriyle kuy ah olur, bu da yle... soyluluk belirtisi. Portresini tamamlamak iin, hafife kalkk bi r burnu, prl prl, beyaz dileri ve kahverengi gzleri olduunu syleyeyim. Gzleri iin b ime daha eklemeliyim. Kendisi glerken gzleri hi glmyorlard! Baz insanlarda buna benzer acayip elimelere ra m hi? Ya kt bir huyun ya da derin, srekli bir acnn belirtisidir bu. Yar kapal kirpi nin ardndan fosforlu bir ltyla patlyorlard diyebilirim. Ne iindeki parltnn ne de c yal gcnn yanksyd bu; dzgn bir eliin gz kamatrc ama souk parltsna benziyord yalanmad zamanlarda, insann iine ileyen, yrtc baklard, saygsz bir sorunun tats u insann stnde, bu kadar kaytsz, bu kadar durgun olmasalard, kstaha baklar olarak d ndirilebilirlerdi. Belki de onun hayatnn baz ayrntlarn bildiim iin dndm bunlar, a bir etki de brakabilirdi bu baklar; ama Peorin'i size yalnz ben anlatacama gre, ben zdiim portreyle yetinmeniz gerekecek. Sz, onun yakkl bir adam, yznn de kibar kadnl iden bir yz olduunu syleyerek balayaym. Atlar koulmutu artk; koum ngraklar nlayp duruyordu, Peorin'in ua iki kere efen p hazr olduklarn sylemiti, ama Maksim Maksimi hl grnrlerde yoktu. Neyse ki, Peori dalarnn mavi tepelerine bakarak dncelere dalmt, yola kmakta acele etmiyordu. Yann -Biraz daha bekleyecek olursanz, dedim, eski bir dostunuzu yeniden grmenin mutluluu nu tadacaksnz. -Ha, sahi, diye cevap verdi aceleyle, dn gece de sylediler 55 bana. Ama kendisi nerede? Alana baknca, Maksim Maksimi'in olanca gcyle koarak, geldiini grdm. Biraz sonra yanm suratndan ter damlyordu; apkasnn altndan sarkan slak salar alnna yapimiti; dizler u. Peorin'in boynuna atlacakt nerdeyse; Peorin, dosta glmseyerek, ama souka elini uz ba bir an olduu yerde kalakald, sonra karsndakinin elini iki eliyle skt; hl konua -Nasl da sevindim, sevgili Maksim Maksimi! dedi Peorin. Naslsnz bakalm? Yal adam, gzlerinde yalarla, -Ya siz? Ya siz? diye kekeledi. Bu kadar zaman... Bu kadar zaman siz nerelerdeyd iniz?... Nereye gidiyorsunuz? -ran.'a gidiyorum, sonra daha da telere... -u anda gitmiyorsunuz ya?... Biraz bekleyin sevgili dostum!... Hemen ayrlacak deili z tabii. Uzun zamandr birbirimizi grmedik. -Hemen gitmem gerekiyor Maksim Maksimi, diye cevap ald. -Yok canm! Aceleniz ne? Anlatacak, soracak o kadar ok eyim var ki... Naslsnz? istifa m ettiniz? iler nasl? Neler yaptnz? Peorin glmseyerek, -Skldm, diye cevap verdi. -Kaledeki gnlerimizi hatrlyor musunuz? Avlanmak iin gzel yerdi dorusu! Siz de amma tut kuyla avlanrdmz haa.. Bella'y da hatrladnz m? Peorin hafife sarararak ban evirdi. Esnermi gibi yaparak, -Tabii hatrladm, dedi. Maksim Maksimi birka saat daha kalmas iin yalvarmaya balad ona. 56

-Enfes bir yemek yeriz, dedi. Bende bir ift sln var, burann Kahetin arab da nefis; tab ii Grcistan'daki araplar kadar gzel deil ama bu da birinci snf. Konuuruz.. Petersburg' aki hayatnz anlatrsnz bana. Oldu mu? -Aslnda anlatacak bir eyim yok, sevgili Maksim Maksimi... Artk hoakaln diyeyim size, g tmem gerekiyor, acelem var. Elini skarak,

-Beni unutmadnz iin teekkr ederim, diye ekledi. Yzba suratn ast. Saklamak isteme e fkeli olduu besbelliydi. -Unutulmuum, diye homurdand. Ben ki hibir eyi unutmadm. Peki, nasl isterseniz yle yap Bir daha bu ekilde karlaacamz ummamtm. Peorin, onu dosta kucaklayarak, -Hadi hadi, dedi. Eskiden naslsam imdi de yle deil miyim? Elden ne gelir? Herkes ken di yoluna. Bir daha birbirimizi grp gremeyeceimizi Tanr bilir. Bunlar sylerken arabaya binmiti bile; arabac dizginleri e line almt. Maksim Maksimi, arabann kapsna yaparak, -Durun, durun! diye bard anszn. Az kalsn unutuyordum. Ktlarnzn bazlar bende kal androvi. Belki Grcistan'da sizinle karlarm diye onlar yanmda tayordum, Tanr bizi Onlar ne yapaym? -Ne isterseniz, diye cevap verdi Peorin. Hoakaln. Maksim Maksimi, onun arkasndan, -Demek iran'a gidiyorsunuz?.. Ne zaman dneceksiniz? diye bard. Bu arada, lando epey uzaklamt, ama Peorin eliyle "Hi dnmeyeceim! Zaten niye dneyim?" lerden bir iaret yapt... Tal yolda araba tekerleklerinin grltsyle ngrak sesleri 57 kesildikten sonra uzun sre zavall Maksim Maksimi olduu yerden kmldamad; derin dncel mt. Gzlerinde zaman zaman beliren yalara ramen kaytsz bir hava taknmaya alarak, -Evet, dedi sonunda, eskiden arkadatk; ama gnmzde arkadaln deeri kald m zaten? On neyim ki? Ne paran ne rtbem var, stelik yat da deilim. Bakn zppeye, Petersburg'u ziy nden sonra ne hale gelmi? Ne gzel bir bando! Ne ok bavul! Bir de burnu byk uak! Alayl bir glmseyile sylenmiti bu szler. Bana dnerek, -Syleyin bakalm, diye devam etti, siz ne dersiniz bu ie? Hangi eytana uyarak iran'a gidiyor? Samalk, baka bir ey deil, dpedz samalk! Aslna bakarsanz, ben onun gvenil insan olduunu ta batan beri biliyordum. Yine de, sonu kt olacak diye zlyorum... Baka lamaz! Her zaman sylemiimdir: Eski dostlarn unutanlardan adama hayr gelmez. Szn burasnda, heyecann gizlemek iin dnp avluda dolamaya balad; gzleri ya iinde, lerini kontrol ediyormu gibi, arabasnn evresini doland birka kere. Yanna yaklaarak, Maksim Maksimi, dedim. Peorin'in size brakt ktlar nelerdir? -Tanr bilir! An gibi bir eyler ite... -Ne yapacaksnz onlar? -Ne mi yapacam? Fiek sks yaptrtrm artk. -Bana verseniz... aknlkla bana bakt, dilerinin arasndan bir eyler mrldanarak bavullardan birini kar bir defter karp tiksinerek yere att; ikinci, nc derken tam on defter ayn sonula kar e bir ocuksuluk vard Maksim Maksimi'in; hem eleniyor, hem duygulanyordum. 58 -te hepsi burada, dedi, ele geirdiiniz hazine iin kutlarm sizi... -Bunlar ne istersem yapabilir miyim? -isterseniz gazeteye verin. Bana ne? Ne dostuyum onun, ne de akrabas. Evet, uzun zaman bir at altnda yaadk... Ama kiminle yaamadm ki? Ktlar alp aceleyle oradan uzaklatm, Yzba'nn piman olacandan korkuyordum. Ksa z nn bir saat iinde yola kaca bildirildi. Atlarn hazrlanmasn byrdm. Yzba odaya ymekteydim artk; o, yola kmak iin hazrlanmyor gibiydi; grnnde bir soukluk, bir ta -Ya siz, Maksim Maksimi, siz gelmiyor musunuz? -Hayr efendim. -Niye? -Daha komutan grmedim; kendisine vermem gereken baz beylik eyalar var. -Ama siz onu grmeye gitmemi miydiniz? Bunlarak, -Gitmitim tabii, dedi, ama kendisi yoktu... ben de bekleye medim.

Onu anlyordum. Zavall ihtiyar, belki de mrnde ilk olarak, grevini, resmi dille syleyec ek olursak, "zel ileri urunda ktye kullanmt", ald karlk da ne karlkt ya! -ok zldm, dedim, bu kadar erken ayrlacamza ok zldm Maksim Maksimi. -Bizim gibi bilgisiz ihtiyarlar sizin gibilerle bir olabilir mi hi? Sizler kibarsnz , kibirlisiniz. Burada erkez atei altnda dost olabilirsiniz bizimle... Ama ilerde k arlanca elimizi bile skmaya utanrsnz. Ben bu talar hak edecek bir ey yapmadm, Maksim Maksimi. 59 -Aklma gelmiken syleyeyim, dedim. Neyse, mutluluklar ve iyi yolculuklar dilerim siz e. Biraz souka ayrldk. Sevgili Maksim Maksimi inat, hrn bir Yzba olup kmt! Ned atlmaya hazrlnrken, Peorin ya dalgnlk ya da baka bir sebepten tr kendisine sadece zatt diye! Bir delikanlnn, insanlarn davranlarna ve duygularna arkasndan bakt pem en gzel umutlarn, dlerini kaybetmesi ok zc; ama eski hayallerin yerini daha kalc, l hayaller de alabilir. Gelin grn ki, insan Maksim Maksimi'in yanda olunca eski hayall eri yeni hayallerle deitiremiyor. Kalp katlayor, ruh kendi stne kapanyor. Yola yalnz

Peorin'in Gnl ;?.. 60 ONSUZ Peorin 'in Iran 'dan dnerken ldn rendim geenlerde. Bu haber sevindirdi beni, hem ba otlar yaymlamak hakkn salyordu, hem de baka birinin eserine kendi imzam atmak frsat rdu. Dilerim okuyucular byle ufak bir sahtekarlk iin beni sulamazlar. Hi tanmadm bir insann en derin srlarn neden aklyorum, onu anlataym imdi. Arkada k bir arkadan hesapl boboazln herkes hogrr-ama hayatmda bir kerecik, da yolunda de, arkadalk maskesi arkasnda saklanp sitem, t, alay ve yaknmalarla boy gstermek i dii kimsenin lmn ya da dmesini bekleyen biri de olamam. Bu notlar okurken, kendi kusurlarn, ktlklerini hi acmadan ortaya seren bu adamn ite nandm, isterse en kt insann olsun, bir insann nhunun tarihi, btn bir ulusun ruhunun t hinden daha az merakl, daha az eitici deildir; zellikle bu tarih, olgun bir kafann ke ndi zerindeki gzlemlerinin sonucuysa ve yaknlk salamak tutkusuyla yazlmsa. Rousseau'n itiraflar bile, yazan tarafndan arkadalarna okunmu olmann kusurunu tar. Onun iin, ra tyla elime geen bir gnlkten baz blmleri yaymlamaya, yalnzca yararl olabilmek amac i. zel adlan deitirdim 61 ama bu adlarn gerek sahipleri herhalde kendilerini tanyacaklardr; belki de, artk dnyam la hi iliii kalmayan bir adam, suladklar hareketlerinden tr ho greceklerdir. Biz, her eyi balarz. Bu kitaba Peorin 'in yalnz Kafkasya anlarn koydum, iinde btn hayatn anlatt koca ruyor elimde. Bir gn o da dnyann yargsna sunulacaktr, ama imdilik byle bir sorumlulu nmemem iin nemli sebepler var. Baz okurlar Peorin 'in kiilii hakknda benim dncemi renmek isteyebilirler. Cevabm k -Ama bu kt bir alay! diyeceklerdir. Acaba? I'Taman 62 T aman, Rusya'daki btn ky kasabalarnn en ktsdr. Az kalsn alktan lecektim orada, ya da kalktlar. Bir gece ge vakit menzil atlarnn ektii ufak bir yaysz arabayla vard . Arabac, yorgun atlarn, kasabann giriinde, Taman'daki tek ta yapnn kapsnda durdurd eslerinden irkilerek uyanan Karadenizli Kazak nbeti, yabani sesiyle, -Kim var orada? diye bard. Bir avula bir Onba grnd. Seyyar bir tabura katlmak zere resmi grevle yolculuk eden ay olduumu syledim onlara, yatacak yer istedim. Onba beni kasabada dolatrd. Kapsn e dolu. Hava souktu; gecedir uyumamtm, bitkindim, fkelenmeye balyordum artk. -Rezil herif, bana bir yer bul! diye bardm, isterse eytann evi olsun, bir ev bul bana. Ensesini kayarak, -Bir ev daha var, dedi Onba, ama kt bir yerdir, efendimiz orasn beenmezler!

63 "Kt" kelimesinin tam anlamn kavrayamamm; beni oraya gtrmesini byrdm, iki yannda aland pis sokaklardan geip denizin tam kysndaki bir kulbeye vardk. Dolunay, yeni konann sazl damn, beyaz badanal duvarlarn aydnltyordu; bahede, ak me atma ikinci bir kulbe daha vard; tekinden de eski, tekinden de kk bir kulbeydi bu anki bu kulbenin duvarlar dibinden denize dklyordu; aada lacivert dalgalar bitmek bil en bir mrltyla arpyordu karaya. Ay, kendisine hem bakaldran hem de boyun een dnyay yordu usulca; onun nda, kydan epey uzakta, kprtsz karaltlar soluk ufkun nnde b seebiliyordum. -Limanda gemiler var, dedim kendi kendime. Yarn Gelincik'e hareket ederim. Yanmda emirber olarak snr alayndan bir Kazak vard. Bavulumu almasn, arabacy da salv i syledim. Sonra ev':' sahibine seslenmeye baladm. Cevap yok. Kapy aldm yine'i cevap y k. Tuhaf bir durum. Sonunda on drt yalarnda bir ocuk grnd dehlizden. -Evin efendisi nerede? -Evin efendisi yok. ''-Nasl yani? Bu evin efendisi yok mu? Yok. -Evin hanm? -ehre gitti. -yleyse kim aacak bana kapy? diye sorup bir tekme attm. Kap ald, bir rutubet kokusu ierden. Kkrtl bir kibrit yakp olann burnuna tuttum; , bembeyaz iki gz1 aydnla nmde kprdamadan duruyordu, kendisini incelemeye baladm. itiraf ederim, krler, tek gzller, sarlar, dilsizler, olaklar, 64 Peorin'in Gnl topallar, kamburlar, vs. hakknda kesin yarglarm vardr, insann grnyle ruhu arasnda r olduunu fark etmiimdir; sanki bir kolun yok oluuyla birlikte ruh da bir duygusunu kaybeder. Onun iin, kr ocuun yzn incelemeye baladm, ama gzleri olmayan bir yzde insan ne oku Uzun zaman, elimde olmayan bir acmayla baktm onun yzne; anszn ince dudaklarna belli be irsiz bir glmseme yayld, bu glmseme nedense tatsz bir etki brakt bende. Kafamda, kr dar kr olmad kukusu uyand; ama bouna! Kr olmayan biri kendini kr gstermekle ne kaza di? Yine de, aklma takld bu. Baz inanlarm vardr. Sonunda, -Sen evin hanmnn olu musun? diye sordum. -HayrKimsin yleyse?

-Yetimin biri. Bir sakat. -Evin hanmnn hi ocuu yok mu? -Yok. Bir kz vard, o da bir Tatarla denize kat. -Ne Tatar? -eytan bilir! Krm'dan bir Tatar ite, Kerli bir kayk. Kulbeye girdim; btn eya ir masa, bir de ocan yanndaki koca bir sandktan ibaretti. Duvarlarda bir tek ikona bile yoktu ktye alamet ! Krk pervazlar arasndan deniz yeli giriyordu. Bavulumdan bir mum karp yaktm, onun yerletirmeye baladm. Odann bir kesine klcmla tfeimi koydum, tabancalarm masaya b birinin stne pelerinimi yaydm; benim Kazak teki sraya uzand, on dakika sonra horlamay a balad. Ama uyku tutmuyordu beni, karanlkta kr ocuk geliyordu gzlerimin nne. Bylece bir saat kadar geti. Ay pencereyi aydnlatyordu, szlen kulbenin toprak zem ordu. Szlen 65 ktan bir glge geiverdi anszn. Kalkp pencereye bir gz attm; biri, bir daha koarak g du, nereye gittiini Tanr bilir. Kyya inen dik yokutan aa komas imknszd; ama gide e yoktu ki. Kalkp bemet'imi srtma geirdim, hanerimi kuandm, hi ses etmemeye alara nmde kr ocuk beliriverdi. itin arkasna saklandm hemen; salam, ama dikkatli admlarla an geti. Kolunun altnda bir boha vard; limana yneldi, dar, dik yoldan inmeye balad. "Bir gn gelecek ki dilsizler konuacak ve krler grecektir(*)", diye dnp, beni gremeye r uzaklktan takip etmeye baladm onu. Bu arada, ay bulutlarla rtnm, denizin stn sis kaplamt; yaknlardaki bir geminin bur an fener grnyordu sislerin arasndan. Kydaki kpkl dalgalar neredeyse batracak gibiyd i. Glkle yokutan indim. Grdklerim unlard: Kr ocuk bir an duralad, sonra yokuun sa

ar kyda yryordu ki, bir dalga gelip onu gtrebilirdi; ama besbelli bu yolu ilk tepmiyor du, tatan taa atlayndan, ukurlara basmayndan yle anlalyordu. Sonunda, bir eye k ibi, durdu, yere oturup bohay yanna brakt. Bir kayann arkasna saklanp onun hareketler takip ettim. Birka dakika sonra, aksi ynden, beyazlar giyinmi biri geldi. Gidip krn yanna oturdu. Rzgr, konumalarn zaman zaman kulama kadar getiriyordu. Bir kadn sesi, -Ee, kr? dedi. Frtna iddetlendi; Yanko gelmeyecek. teki, -Yanko frtnadan korkmaz, diye cevap verdi. Kadn, sesinde bir hznle, -Sis de artyor, diye steledi. (*) incil'den 66 Peorin'in Gnl -Siste devriyeleri atlatmak daha kolay. -Ya batarsa? -Batarsa batsn, ne kar bundan? Sen de pazar gn yeni kurdeleni takmadan gidersin kilis eye. Bir sre konumadlar; dikkatimi eken bir ey vard: O zamana kadar Ukrayna ivesiyle konum an kr, artk tertemiz bir Rusayla anlatyordu diyeceklerini. Ellerini rparak, -Grdn m, haklymm, dedi. Yanko ne denizden, ne rzgrlardan, ne sisten, ne de devriyele korkar. Dinle bak! Bu, suyun sesi deil... Ben aldanmam... Onun uzun kreklerinin se si bu! Kadn, ayaa frlayp, endieli endieli uzaklara bakmaya balad. -Yanlyorsun, kr, dedi. Ben bir ey grmyorum. itiraf ederim, ne kadar uratysam ben de kaya benzer bir ey gremedim uzaklarda. On daki a kadar geti; sonra da gibi dalgalar arasndan kara bir nokta grnd, bir byyor bir k lgalarn stnde inip kalkarak, kayk kyya yaklayordu. Byle bir gecede on be millik bo e aldna gre yiit bir denizci, diye dndm; herhalde nemli bir sebep de vard! Zavall arparak bakarken bunlar dndm. Kayk, bir rdek gibi dalyordu dalgalara, sonra dalgala gibi alyla birlikte derin karanlktan kpkler arasnda kyordu. imdi kyya arpp endime; ama ustalkla yan dnp sapasalam, krfeze girdi. Koyun postundan bir Tatar kalpa iymi orta boylu bir adam kt kyya. Elini sallad; birden, kayktan kardklar bir yle kocamand ki, kayk nasl batmam, bugn bile ayorum. Her biri bir boha yklendi, en kayboldular. Kulbeye dnmek zorunda kaldm; ama, itiraf ederim, btn bu 67 garip olaylar kafam kurcalad benim, sabah bekledim. Uyannca beni giyinmi gren emirber ard; ona niye erken kalktm sylemedim tabii. Bir eden yrtk bulutlar ve beyaz bir deniz fenerinin tepesiyle birleen mor renkli uzak Krm kylarn hayranlkla seyrettikten sonra, Gelincik'e hareket saatini renmek zere Fonagori alesine, komutanla grmeye gittim. Yazk ki, komutan kesin bir ey syleyemedi. Limandaki gemiler ya devriyelerdi ya da d aha yklenmeye balanmam tc-car gemileriydi. -Belki drt gn sonra posta gemisi gelir, dedi komutan, o zaman bir'ey dnrz. Skntl ve aksi, kulbeye dndm. Kapda benim Kazak korkulu bir yzle karlad beni. -ler kt, efendim, dedi. -Evet, dostum, biliyorum. Buradan ne zaman kurtulacamz Tanr bilir! Bunlar duyunca daha da telaland, bana doru eilerek, -Kt bir yer buras! diye fsldad. Bugn Karadenizli bir avua rastladm; geen yl ayn a. Ona nerede kaldmz syler sylemez, "Karde, berbat bir yer oras, sahipleri de berbat edi. Sahiden de ne biim kr bu? Her yere, pazara, ekmek, su almaya tek bana gidiyor.. . buralar iyi biliyor... -Evin hanmm grdn m? -Siz burada yokken yal bir kadnla kz geldi. -Ne kz? Onun kz yok ki. -Kz deilse kim olduunu Tanr bilir. Neyse, kadn imdi kulbede. Kk kulbeye girdim. Ocak yanyordu, yoksullar iin olduka gzel saylabilecek bir yemek p u iinde. Sorduum btn sorulara, kadn sar olduunu, tek kelime duymadn syleyerek ce lemek bouna! Atei al r Peorin 'in Gnl pyla alevlendiren kre dndm. Kulandan yakalayarak, -Syle bakalm, kr eytan! dedim. Dn gece o bohayla sinsi sinsi nereye gidiyordun, ha?

O anda kr ocuk, alayp inlemeye, barmaya balad: -Nereye mi gidiyordum? Hibir yere... Bohayla m? Ne bohas? Bu kere sylenenleri duyan yal kadn homurdand: -insanlar neler de uyduruyorlar! Hem de bir sakat iin! Niye urayorsunuz onunla? Size ne yapt? Usandm, bu bilmeceyi zmeye karar vererek kulbeden ktm. Pelerine sarnp itin yanndaki bir taa oturdum, avare avare uzaklar seyretmeye baladm. dn geceki frtnadan kabarm deniz vard; dalgalarn tekdze sesi, uykuya dalmaya hazrlan r ehrin mrltsn andryordu; bu, gemi yllarm hatrlatt bana, dncelerim, kuzeye, nlar rahatsz etti beni, onlarn arasnda kayboldum. Bylece bir saat, belki de daha ok za man geti. Anszn arkya benzer bir ey arpt kulama. Gerekten bir arkyd, gen bir k nereden geliyordu ses? Dinledim; garip, bir ar, bir hznl, bir hzl, bir neeli arkyd . Kimseler yoktu; yeniden dinledim, kelimeler gkten dyorlard sanki. Gzlerimi kaldrdm; lbenin damnda, izgili bir elbise giymi, salar zk bir kz, bir su perisi duruyordu. G in diye elini gzlerine siper etmi, uzaklara bakyor, bir glp bir dnyor, arksn sy O arky kelime kelime ezberledim: Bu yemyeil denizin dalgalar stnde kadrgalar salnr beyaz yelkenleriyle. 69 Benim kaym da var kadrgalar iinde, yelkeni yoktur ama krei iki tane. Patlaynca frtna o eski kadrgalar kanatlarn ap denize dalrlar.

Selamlarm denizi eilip dalgalara: "Ey azgn deniz, sakn kayma dokunma. Benim kk kaym deerli eyler tar, kaptan da ne kaptan, gzpek bir bahadr!" Geceleyin duyduum sesin bu ses olduunu anlayverdim birdenbire; bir an dndkten sonra ye iden dama baktm, kz yoktu. O srada koarak geti yanmdan, bir baka ark mrldanarak, p tarak yal kadnn kulbesine gitti; sonra da bir tartma balad aralarnda. Yal kadn k kz ise kahkahalar atyordu. Baktm, benim su perisi kulbeden kt. Yanma gelince durup, o a bulunmama am gibi gzlerini gzlerime dikti; dnd, ar ar limana doru yrd sonra i bununla bitmedi: Oturduum kulbenin evresinde doland btn gn; ark sylemesi de, zp dakika kesilmedi. Ne garip yaratkt! lgnlk izleri yoktu yznde; aksi; 70 Peorin 'in Gnl ne, prl prl; insann iine ileyen baklar vard. Gzleri, mknatsl birer gce sahipt aksalar karlarndakinden bir soru bekliyor gibiydiler. Ama ben daha.azm aar amaz, kurn a glmseyerek kayordu. Dorusunu isterseniz, byle bir kadn grmemitim imdiye kadar! Gzellikle ilgisi yoktu, ama benim de gzellik konusunda kendime gre dncelerim vardr. Cins kadnd... cins olmak, atl a olduu gibi, kadnlarda da byk bir eydir; bunu bulanlar; la jeune France. Yryten, el n, bir de ayaklardan anlalr bu (yani la jeune France deil, cins olmak), zellikle buru n da nemlidir. Rusya'da dzgn burun bulmak kk ayak bulmaktan daha zordur. Benim arkc kizinden fazla gstermiyordu. Grnndeki olaanst yumuaklk, ban sadece kendine zg yanm boynuyla omuzlarnn altna benzer parlts ve zellikle, dzgn burnu... btn bunla Gzlerinin ucundan baklarnda yabani, kukulu bir eyler okuyordum geri, glmseyiinde t r belirsizlik vard, ama inancn gc diye buna denir ite: dzgn burnu aklm bamdan alm Mignon'unu (onun Alman hayal gcnn garip yaratn) bulduumu sanmtm; aralarnda yl ikler vard ki sonsuz tedirginlikten tam durgunlua ayn hzl geiler, ayn kapal szler, alar, garip arklar. Akamst, kapnn yannda nn kestim onun; aramzda yle bir konuma geti: -Syle bana, gzel kz, dedim, damda ne yapyordun bugn? -Rzgrn nereden estiini anlamaya alyordum.

-Sana ne bundan? -Rzgrla birlikte mutluluk da gelir. -Demek mutluluu arkyla aryordun? 71 -arklarn olduu yerde mutluluk da vardr. -Ya insan kederli bir ark sylyorsa? -Ne kar? Bir yerde iyi yoksa o yerde kt bulunur; iyi ile ktnn aras pek yle uzak dei -Kim retti sana o arky? -Kimse retmedi; iimden ark sylemek geliyorsa sylerim; dinlemek isteyen de dinler; dinl meyen anlamaz. -Peki arkc blbl, adn ne senin? -Beni vaftiz eden bilir. -Kim vaftiz etti seni? -Nereden bileyim? -Ne byk sr! Bak, senin hakknda bir ey rendim. (Sanki kendisine sylemiyormuum gibi, y , dudaklar kmldamad.) Dn gece kyya inmisin. Burada, btn grdklerimi ciddi ciddi anlattm kendisine, telalanr sanyordum. Hi mi hi ad! Kahkahalar atmaya balad. -ok ey grmsn, ama az ey biliyorsun, dedi. Bildiini de kendine sakla! -Ya grdklerimi komutana sylemeyi aklma koymusam? ok ciddi, hatta sert bir tavr taknd urasnda. Anszn srad, bir arkya balayp allar arasndan frlayan bir ku gibi gzden kayboldu izdi: O srada bu szlerimin nemini kavrayamamm, sonradan piman oldum. Hava daha yeni ka armt; Kazaa, ay yolculuk usul demlemesini byrdm; bir mum yakp masann bana oturd mu tttrdm, ikinci bardak aym bitirmek zereydim ki, kap gcrdad, arkamda bir elbisen hrtsyla baz ayak sesleri duydum; rkerek dndm: Oydu, benim su perisi. Usulca karma erini benim gzlerime dikti; neden bilmiyorum, baklar alacak kadar candan grnd bana; ir zamanlar hayatmla zalimcesine 72 Peorin'in Gnl oynayan baz baklar hatrlatt. Soru sormam bekliyor gibiydi, ama anlatlmaz bir karkl kafam, ses karmadm, iinin heyecann aa vuran hafif bir solgunluk kaplamt yzn, e maszca dolayordu, belli belirsiz titriyordu; gs bir kabaryor, bir iniyordu; zaman zam soluunu tutuyordu. Bu komedi skmaya balamt artk beni; sessizlii en kolay ekilde, yan bir bardak ay sunarak, bozmak zereydim ki anszn ayaa kalkp kollarn boynuma dolad, n ateli bir pck kondurdu dudama. Gzlerim karard, bam dnd, genlik tutkusunun btn a o, ylan gibi kayarak kollarmdan kurtuldu. -Bu gece, diye fsldad, herkes uyuyunca kyya gel. Sonra ok gibi frlayp kt odadan. De aydanlkla yerde durmakta olan mumu devirdi. Samanlarn stne uzanm, geri kalan ayla snmay kuran Kazak, -eytan kar! diye bard. Ancak o zaman kendime gelebildim. iki saat kadar sonra, liman sessizlie brnnce benim Ka 'za uyandrdm. -Ate edersem, dedim, hemen kyya gelirsin. Gzleri falta gibi ald; n cevab yaptrd: -Bastne, efendim! Kuama bir tabanca sokup dar ktm. Kz beni yokuun banda bekliyordu; kvrak gvdesi kti. Elimi tutarak, -Beni takip et! dedi. Yokutan inmeye baladk. Nasl oldu da kafam krmadm, hl aarm, inince saa saptk, bi asndan gittiim yolda ilerledik. Ay daha domamt, iki yldz, bir ift deniz feneri gibi rdu lacivert gkte. Kyya yanam 73 kay ar ar sallayan koca dalgalar kayalara birbiri arkasndan arpyorlard.

. . . -Hadi, kaya binelim, dedi. Durakladm. Deniz gezintilerine alktm; ama sras deildi duraklamann. Kaya atlad, ar de bindim. Kydan aldmz anlaynca aklm bama geldi.

-Bu da ne demek? dedim serte. Beni oturtup kollarn boynuma dolayarak, -Bu, seni seviyorum demektir, dedi. Yanan yanama bastrd; yzmde alevli soluunu duydum. Anszn bir ey dt suya. Kua Ah, ne byk bir kuku girdi iime! Kan beynime srad; evreme baktm, kydan elli kula bilmiyordum! Onu itmeye altm, ama elbiselerime kedi gibi yapmt; birdenbire, gl b kalsn denize dyordum. Kayk sallanyordu, toparlandm; byk bir mcadele balad aramzd bana, ama baktm ki karmdaki benden daha evik. Kk ellerini skarak, -Ne istiyorsun? diye bardm. Parmaklar atrdad, ama barmad kz; ylan gibi biriydi, bu acya dayand. -Grdn, dedi, syleyeceksin! insanst bir abayla beni bordaya yatrd; ikimiz de yar belimize kadar kayktan sarkmtk uya deiyordu; artk en nemli and bu. Dizimi kayn oturak tahtasna dayayarak bir elimle rn, bir elimle de boazn yakaladm onun; elbiselerimi brakt, o anda kz suya attm. Hava iyice kararmt; birka kere kpkler arasnda ban seebildim, o kadar... Kaykta eski bir kree benzer bir ey buldum; nasl olduysa oldu, bin glkle kyya geldim e doru yrrken, 74 Peorin'in Gnl bir gece nce krn denizciyi bekledii yere bakmadan edemedim. Ay prl prld gkte, beyaz mi biri kyda oturuyordu; merakla yaklap yokuun bandaki imenlerin arasna uzandm. Ba her eyi ak seik grebiliyordum; benim deniz kzn fark edince pek armadm dorusu, bi Uzun salarn skyordu; slak al, kvrk gvdesini ve dik memelerini ortaya karmt. U yaklat; iinden, bir gece nceki gibi, Tatar kalpakl, ama salar Kazaklarnki gibi kesilm eri kemerine koca bir haner sokmu bir adam kt. -Yanko, dedi kz, her ey bitti artk! Daha sonra konuma devam etti, ama yle hafif konuuyorlard ki sylediklerini duyamyordum. Bir ara Yanko, sesini ykselterek, -Kr nerede? dedi. -Bir ie gnderdim onu, diye cevap ald. Birka dakika sonra kr grnd, srtndaki uval bir kaya yerletirdiler. -Dinle kr, dedi Yanko, sen o yeri korursun... anlyorsun ya... orada epey deerli eya var... Sylersin.....'a (sylenen ad duyamadm), artk bana gvenmesin, iler bozuldu, bundan byle beni gremez; tehlikeli olur bu. Ben baka yerde i bulurum, ama o benim gibi gzpek birini bulamaz. Sylersin, bana d aha ok para verseydi Yanko da onu brakmazd; rzgrn estii, denizin kabard yerlerde ba Bir sre sustu, sonra devam etti: -Kz da benimle geliyor, burada kalamaz, ihtiyar karya da sylersin, artk gebersin git sin, yaad yaayaca kadar; insan lecei zaman bilmeli. Ona gelince, o da bizi gremez bu byle. Acnacak bir sesle, -Ya ben? diye sordu kr. 75 -Senin bana ne faydan dokunacak? diye cevap ald. Bu arada, benim deniz kz kaya atlamt, eliyle Yanko'ya iaret ediyordu; Yanko bir eyle avucuna. -Al unu, pasdispanya alrsn kendine, dedi. Kr, -Yalnz bu kadarck m? diye sordu. -Peki, unu da al bakalm. Yere, bir tan stne dt para. Kr onu almad. Yanko kaya bindi; kydan esiyordu rzg n ap uzaklatlar. Uzun zaman ay nda, karanlk dalgalarn arasnda bembeyaz parldad turuyordu; hkra benzer bir ey duydum, alyordu. Uzun uzun alad... zldm. Kader ben kaaklarn huzurlu ortamna niin atmt? Bir kaynan dzgn suyuna frlatlan bir ta gi onlarn, az kalsn bir ta gibi kendim de batacaktm! Kulbeye ekildim. Dehlizde, tahtadan bir anan stnde mum yanyordu. Kazak, buyruuma ra k elinde, uykuya dalmt. Rahatn karmadan odaya girdim. Bir de baktm ki, yolculuk anta kmal klcm, bir arkadan armaan olan Dastan hanerim ortada yok! Krn srtndaki uv zaman anladm ite! Pek nazik saylmayacak bir tekmeyle Kaza uyandrp adamakll haladm biraz yatt; yaplacak bir ey yoktu ki! Aslnda baklrsa, komutanla gidip kr bir ocu

uunu, on sekiz yanda bir kzn da bomaya kalktn sylemem sama olmaz myd? Neyse ki, olculuuma devam etmem imkn kt, Taman'dan ayrldm. Yal kadnla zavall kr ocuk ne o rum. Zaten insanlarn sevinlerinden, aclarndan bana ne? Ben, yolculuk eden bir askerd en, elinde resmi grevlilere verilen bir yol belgesi bulunan bir insandan baka neyi m ki? 76 2Prenses Meri 11 Mays Dn Pyatigorsk'a geldim, ehir dna yakn bir yerde, Mauk Dann eteklerinde, blgenin en tasnda bir ev tuttum: Frtna ktnda bulutlar evimin damna kecekler. Bu sabah saat be emi anca, odam, evimin nndeki kck bahede byyen ieklerin kokusuyla doldu. iee ar penceremin iine kadar uzanyorlar ve rzgr arasra onlarn tayapraklarn serpiyor yaz arafta da harika bir manzara var; batda, be tepeli Betu "yatm bir frtnann son kara gibi masmavi uzanyor; kuzeyde, Mauk Da kvrck tyl bir Acem kalpa gibi, boydan boya fkun o kesimini; douda, daha i ac bir manzara var; tam aada da rengrenk, tertemiz, y i kk bir kasaba; maden suyu kaynaklar kpk kpk, ayr ayr dillerden konuan kalabal t edilemiyor; ehrin tesinde ise, sra sra dalar ykseliyor, nasl mavi, nasl tepeleri bu lu dalar, oysa ufkun son noktasnda karl doruklardan bir dizi uzuyor gz alabildiine, K azbek'le balayp ifte tepeli Elbrus'la biten bir dizi. 77 ' Byle bir lkede yaamak ne gzel! Bir eit sevin yaylyor damarlarm. Hava, kk bir oc ze, gne prl prl, gk mavi; kiinin, bundan fazla ne istenebilir, diyecei geliyor. Kim , zlem ya da pimanlk ihtiyc duyar burada? Her neyse, vakit tamam. Elizabet Kayna'na gi deceim: Dediklerine gre, sabahlar, kaplcalardaki btn kibarlar orada toplamyorlarm. ehrin merkezine indiimde bulvar boyunca yrdm; usul usul daa trmanan bir sr bezgin ki pt gzme. Bunlarn ou, tara bozkrlarndan gelme toprak sahiplerinin aileleriydi: Kocala i psk, modas gemi redingotlarna, karlarla kzlarn ssl psl elbiselerine bir kere b du bunu anlamak iin. Kaplcalardaki gen adamlar bir bir tanm olmallar ki, sevimli bir iyle beni incelediler. nce, kaputumun Petersburg modasna uygunluu yanltt onlar, ama so nra alelade bir subay olduumu belirten apoletlerimi grnce tiksintiyle balarn evirdiler Mahalli yksek memurlarn hanmlar, yani bir bakma kaplcalarn ev sahibeleri, daha bir yak davranyorlard; onlarn el gzlkleri vardr, niformaya pek dikkat etmezler, Kafkasya'da, s sra dmeli asker ceketlerinin altnda ateli yreklere, beyaz kalpaklar altnda zeki kafal ra rastlamaya alkndrlar. ok sevimlidir bu kadnlar, uzun zaman da sevimli kalrlar! Her , eski hayranlarnn yerini yenileri alr; onlarn bitmek tkenmek bilmeyen insancllm bun yabiliriz belki. Elizabet Kayna'na giden dar patikadan karken, kimi sivil kimi asker bir erkek grubuna yetitim; bunlar, sonradan rendiime gre, sulardan yararlanmak istey enlerin arasnda zel bir snf meydana getiriyorlarm. Ierlermi, ama su deilmi itikler rmi, geici maceralara atlrlarm, kumar oynarlarm ve can skntsndan ikyet ederlerm lar: Hasr 78 Peorin'in Gnl zarfl bardaklarn kkrtl suya daldrrken bilgece pozlar taknrlar; sivil olanlar, solu yunba takarlar; askerler, yakalarnn arasndan krmal gmleklerini gsterirler. Tara evl hi kmserler ve bakentin iine admlarn bile atamadklar soylu konaklarn dnp i Sonunda, kaynaa vardm. Kaynan yanbandaki alanda, banyolar evreleyen krmz kiremitl rd, biraz daha tede de, yamurlu havalarda yrye klabilecek bir avlu. Birtakm yaral denekleri yana dayam, bir sraya kmlerdi, soluk ve bitkindiler. Birtakm hanmlar, bir kar dolanyor, suyun ifal etkisini bekliyorlard, ilerinde biriki tane gzel yzl olan v auk Dann yamacn kaplayan asmalarn arasnda, ba baa kalmay kalabala tercih eden re ar gze arpyordu, nk bylesi bir apkann yannda mutlaka ya bir asker kalpa gryord k, sakil sivil apkalarndan birini. Eol Harp diye anlan blmn bulunduu sarp tepenin st anzara merakllar durmu, teleskoplarn Elbrus Dana evirmilerdi: Aralarnda, renciler staln iyiletirmek iin buralara kadar gelmi iki eitmen vard. Tepenin kenarna geldiimde soluum kesilmiti; kiremitli yapya yaslanarak ilgin manzaray lemeye balamtm; ama o srada bildik bir ses duydum arkamda: -Peorin! Ne zamandr buradas Dndm ki, Grunitski! Kucaklatk. Seyyar taburda tanmtm onunla. Bacana bir kurun ye hafta kadar nce gelmi kaplcalara. Grunitski harp okulu rencisidir. Hizmete gireli ancak bir yl olmutur; zppelik adna erl re zg kaln kaputlardan giyiyor. Erlerin takt Giyorgi nian var gsnde. Vcudu birn

dam; grnne kanarsanz yirmi be yainda falan dersiniz, oysa yirmi birinde bile yok daha onu surken ban geriye atar, sol eliyle de boyuna byn burar, sa eliyle koltuk deneine y numas hzl ve zentilidir; her durumda kullanlabilecek ezberleme deyimlere nem veren, ya gzellikten etkilenmeyen, kendilerini ciddi ciddi olaanst duygulara, yce tutkulara ve bilinmedik aclara kaptrveren kiilerden biridir o. Byleleri etki yaratabildiler mi mu tlu olurlar; taral hanmlar baylrlar bu tiplere. Yalannca ya akl banda iftlik sahip lar, ya da ikiye vururlar; bazen iki iin de stesinden geldikleri olur. Yrekleri, ou ke re, erdemlerle doludur ama iirsel ynden be para etmezler. Grunitski'nin en byk tutkusu parlak szler sylemekti; konuma gndelik kavramlarn dna kar kmaz kelime yamuruna ibir zaman tartamadm onunla. Ne kar klarnza kulak asar, ne sylediinizi dinler. emen sizin biraz nce sylediklerinizle ilgili gibi grnen, ama aslnda kendi konumasnn d m olan bir tirada giriir. ; Ortalama bir zeks vardr; nkteleri epey gldrcdr, ama ou kere yersiz kaar, stelik an da saylmaz; bir kelimeyle alt edebilecei tek kii yoktur dnyada; insanlar tanmaz, za yf noktalarndan habersizdir, nk btn mr boyunca yalnz kendisiyle ilgilenmitir. Amac kahraman olabilmektir. Kendisinin bu dnyaya gre yaratlmadna, bu yzden de hep ac ek hkm olduuna bakalarn inandrmaya ylesine alt ki, kendisi bile nerdeyse inand syle kaputunu kurumla tamas bundan. Kendisini iyi tandm iin holanmaz benden, ama grn uz. Grunitski'nin olaanst cesur olduu sylentisi yaygndr. Onu harektta grdm: Klc , gzlerini yumup ileri atlyor. Nedense Rus cesaretine pek benzemiyor bu! Ben de sevmem onu: Gnn birinde dar bir geitte karla Peorin'in Gnl saaz gibi gelir bana; o zaman mutlaka ikimizden biri kaybedecek. Onun Kafkasya'ya gelii de bu gzkara romantizmin sonucu. Kalbm basarm, babaevinden ayr n gzel bir komu kzna, pek hznl bir tavrla, Kafkasya'ya gitmesinin nedeninin yalnz as k etmek olmadn, asl... gibi eyler syledikten sonra, szn tam burasna gelince gzleri kapayarak yle demitir: -Hayr, siz asla bilmemelisiniz bunu! Yoksa o tertemiz ruhunuz sarslr! Hem de neye? Ben neyim sizin iin? Beni anlar mydnz?., vesaire. K... Alayna katlmasnn asl nedeninin kendisi ile Tanr arasnda ebedi bir sr olarak kala ledi bana. Yine de trajik havadan syrld anlarda, Grunitski olduka sevimli, elenceli bir adamdr. kadnlarn yannda grmek isterdim, kim bilir nasl yrtnr! Eski ahbaplar gibi kucaklatk. Kaplcalardaki hayat, nemli kiiler hakknda sorular sordum ona. -Buradaki hayatmz olduka basittir, dedi iini ekerek. Sabahlar maden suyu ienler, btn alar gibi, sinamekidirler; akamlar arap ienlerse, btn salam kiiler gibi, can skc. syetesi de var, ama neye yarar? ou iskambil oynar bunlarn, kt giyinir, feci bir Fransz ca konuurlar! Bu yl Moskova'dan yalnz Prenses Ligovskiy ile kz gelmiler, ama onlarla t anmadm. Er kaputum, yadsnma damgas gibi bir ey. Uyandrd ilgi, acma gibi ar geliy Bu srada iki soylu kadn yanmzdan geip kaynaa doru yrdler; biri yalcayd; br, g yzlerini iyice grmeme engel oldu, ama sekin zevkin kesin kurallarna gre giyindikleri belliydi: Hibir fazlalk yoktu giyimlerinde. Gen olan, yakas kapal, gm grisi bir elbis iymiti, ince, ipekli bir earp dolamt zarif boynuna; ak renk ayakkab 81 lan ince bileini yle gzel kavryordu ki, gzelliin srlarndan habersiz olan biri bile, h lse aknlktan kendini tutamaz, haykrverirdi. Hafif ve soylu yrynde szle anlatlama gzle grlebilecek bir el dememilik gze arpyordu. Yanmzdan geerken, sevilen bir kad an szan o silinmez koku yayld evreye. -te Prenses Ligovskiy, dedi Grunitski, yanndaki de ingiliz modasna uyarak Meri dedii k Onlar burya geleli daha gn oldu. -Yine de sen adn renmisin ama? -yle bir kulama alnmt, dedi kzararak. Onlarla tanmay katiyen istemediimi itiraf irli asiller biz askerlere yamyamlara bakar gibi bakyorlar. Alayn numarasn tayan bir k asketin altnda parlak bir zek, kaln bir kaputun altnda yrek olup olmad onlarn ne umu ? -Zavall kaput, dedim glmseyerek. Peki, imdi yanlarna gidip byk bir saygyla onlara su

daklar sunan sayg deer bay kim? -Moskoval zppelerden Rayevi! Kumarbazn biri, gkmavisi yeleinden sarkan kocaman altn k kten de hemen belli oluyor ya. u Robinson Crusoe'nun bastonunu andran kaln baston! Sayla sakal da a la. mou jik kesilmi, hepsi birbirine uygun. -Sen btn insanla kin balamsn galiba. -Hakkm da var. -Yapma? Bu srada kadnlar kaynan bandan ayrlp yaknmza geldiler. Grunitski, koltuk denein matik bir poz alr almaz yksek sesle ve Franszca bir karlk verdi bana: -Mon cher, j e hais le hommes pour ne pas les mepriser car autrement la vie erait n e farce trop degoutante. (*) (*) Azizim, ben insanlar kmsememek iin nefret ederim onlardan, yoksa hayat ok iren bi omedi olurdu. 82 Peorin 'in Gnl Gen ve gzel prenses ban evirdi, ilgiyle, uzun uzun inceledi sylevciyi. Bu, olduka bel iz bir bakt ama, alayc deildi; bundan tr iimden, btn kalbimle kutladm Grunits ki'yi. -u Prenses Meri ok gzel bir kz, dedim. Kadife gibi gzleri var. Evet, evet, kadife tam kelimesi. Gzlerinden sz atn zaman bu benzetmeyi kullanman tlerim: st ve alt kirpi ine uzun ki gzbebekleri gnein nlarn yanstamyor. Byle parltsz gzlere baylrm karlar sanki insan. Ne var ki yzndeki tek gzel yer, gzleri galiba. Acaba dileri nasl, yaz m? Bak, bu ok nemli! Yazk ki senin parlak szlerine glmsemedi. -Gzel bir kadndan, bir ingiliz atndan bahseder gibi bahsediyorsun, dedi Grunitski fke yle. -Mon cher, dedim onun tavrn taklide alarak, Je meprise le femmes pour ne pas le aimer, car autrement la vie erait un melodrame trop ridicule(*). Dnp yanndan uzaklatm. Yarm saat kadar, asmalarn altnda, madenli kayalar ve kayalardan rkan allar arasnda dolatm. Scak bastryordu, hemen dnmeye karar verdim. Kkrtl kayn ken, glgeli yolda durup derin bir soluk almak istedim; bylece olduka ilgin bir sahne yi kairmam oldum. Oyuncular, yle sralanmlard. Yal prensesle Moskoval zppe glgel ir srada oturuyorlard; grne baklrsa hararetli bir konumaya dalmlard. Gen prenses e son bardak suyunu da yudumlam, kaynan kenarnda dnceli bir yzle dolayordu. Gruni nbandayd kaynan; avluda baka kimse yoktu. Yanlarna yaklatm, yolun kesine gizlendi ada, Grunitski bardan yere, kumlarn stne drd ve kal '*) Azizim, kadnlar sevmemek iin kmserim, yoksa hayat ok sama bir melodram olurdu. 83 drmak iin vargcyle eilmeye abalad. Sakat aya engel oluyordu eilmesine. Zavall! Kol dayanarak nasl abalyordu, ama bouna. Yznden, ektii acy okuyabilirdiniz. Prenses Ma nlar benden daha iyi grmt. Bir kutan daha hafif admlarla onun yanna seirtti, eildi, ldrd ve anlatlmaz bir incelikle ona uzatt. Sonra kpkrmz oldu yz, dnp glgeli yola nesinin bir ey grmediine emin olduktan sonra kendini toparlar gibi oldu. Grunitski, ona teekkr etmek iin azn atnda, o oktan uzaklamt. Bir dakika sonra, annesi ve oradan ayrld; yalnz, Grunitski'nin yanndan geerken son derece ciddi, soylu bir tavr t knd, ban bile evirmedi, kendisini tepenin eteklerine varana kadar uzun bir sre izleyen o tutkulu bak nemsemeden bulvarn kavak fidanlarnn arasnda gzden kayboldu. Uzakta cad geen apkas seilebiliyordu; Pyatigorsk'un en gzel evlerinden birinin kapsndan telala g i. Annesi de izledi onu ve kapda ayrlrken bayla selmlad Rayevi'i. Ancak o zaman, zavall tutkun harbiyeli benim varlmn farkna vard. -Grdn m? dedi kolumu skarak. Tam bir melek! Byk bir saflkla, -Nedenmi? diye sordum. Grmedin mi? -Grmesine grdm: Senin bardan kaldrd. Bekilerden biri de o srda buralarda olsayd, a rd, stelik bahi bekledii iin daha da atik davranrd. Bununla birlikte, sana acmas ol y: Sakat ayann stne bastn zaman yzn o kadar acnacak bir haldeydi ki. -Yani, gzel ruhunun yznde yansd o anda, ona bakarken iin titremedi mi? -Hayr. 84 Peorin 'in Gnl Dpedz yalan sylyordum, ama amacm onu fkelendirmekti. Kar kmak, vazgeemediim bir t aten btn hayatm, zc ve krc bir kar kmalar zincirinden ibaret, gerek duygularma,

birinin yannda buz kesilirim; galiba ancak ekingen, donuk biriyle kuracam yakn bir il iki tutkulu bir hayalperest karabilirdi benden. Hem bir ey daha itiraf etmeliyim; o anda bildik, kt bir duygu yoklamt yreimi. Bu duygu kskanlkt: ekinmeden "kskanl de amdr kendime kar, stelik sanmam ki, dikkatini eken gzel bir kadnn, birdenbire tanmad bir baka adam tercih etmesini hazmedebilecek bir gen adam, tekrar ediyorum, sa mam ki byle bir gen adam bulunsun (tabii, yksek tabakalarda yaam, gururunu yeterince b eslemi olanlar hari). Hi konumadan Grunitski'yle tepeden indik ve bulvar izleyerek bizi byleyen gzelin girdi evin pencereleri nnden getik. Pencerede oturuyordu. Grunitski kolumu drtt ve ona, kadn arn stnde fazla bir etki yapmayan bulank, sevecen gzlerle bakt. Ben, el gzlm kza bu bak glmsetmeti onu, el gzlmeyse, olduka sinirlenmiti. yle ya, Kafkasyal bir al bir prensesi denetlemeye nasl cesaret edebilirdi?

13 Mays Bu sabah, doktor arkadam beni yoklamaya geldi; soyad Werner'dir ama Rus aslldr. Bunda cak ne var? Ad Ivanof lan bir Alman tandm da vard bir zaman. Werner, birok ynden, olaanst bir adamdr. Btn doktorlar gibi pheci ve maddecidir, am de, gerekten sylyorum airdir. Eylemlerinde airdir, konuurken sk sk air otar, ama ha yunca iki msra drmemitir, insan yrei nin bam telerini, bir cesedin damarlarn inceler gibi incelemi tir, ama bu bilgiden yararlanmay asla bilememi: Bakarsnz] bazen kusursuz bir tehisi, stmann nasl iyileti bile mez. ou kere, hastalaryla sinsi sinsi alay ederdi, yalnz bit defa l bir askerin a rkasndan aladn grdm. Yoksul bi adamd; hep milyoner olmay kurar, ama para kazanmak atmazd. Bir zamanlar, bana, dostunun hatrn yapmaktansa dmannn hatrn yapmay terci emiti, yoksa sevecenlik satmak gibi bir ey olurmu bu; oysa nefret,; dmann cmertliine nla artarm. Zehirli bir dili vard! Werner'in: Onun hicivleri yznden sryle iyi insann abaya, salaa'kmt. Rakipleri, haseti sayfiye doktorlar, onun, hastalarnn karikatrle entisini yaymaya almlard. Hastalar kudurdular tabii; hemen hemen hepsi onunla ilikiyi esti. Dostlar, yani Kafkasya'da hizmet gren namuslu kiiler, onun sarslm itibarn yerin etirmek iin bouna uratlar. insan ilk bakta biraz yadrgatan, sonralar, yani gz, dzensiz izgilerde gvenilir, yce hun izlerini zmeye alnca, ekici hale gelen bir grne sahipti. Kadnlarn bu tiplere tutulduklar, sonradan da onlarn irkin yzlerini, en taze, en pembe beyaz delikanllara deimedikleri grlmtr. Kadnlarn hakkn vermeliyiz; ruh gzelliini anlama gds vard Werner gibi adamlarn onlara neden delicesine tutkun olduklarn buna balayabiliriz. Werner, ufak tefek, zayf, ocuk gibi gsz bir adamd. Bacaklarndan biri ksayd Byron'un bi; gvdesine gre ba koskocamand; san ok ksa keserdi; kafasnn bylece bsbtn ort , kafatasndan karakter tahmin edenleri bile artacak kadar iinden klmaz bir haldeydi. mak bilmeyen kk kara gzleri, aklnzdan geeni okumak isterdi. Giyimi, temiz ve dzenliyd kemikli, zayf Peorin'in Gnl ellerini ak sar eldivenlerle rterdi. Redingotu, boyunba ve yelei hep siyaht. Genler, istofeles" derlerdi ona. Gya kzard bu takma ada, ama aslnda basbay gurur duyduu belli . abuk kaynap ahbap olduk; nk ben gerek dostluk kuramam. Byle durumlarda dostlardan b , mutlaka brnn klesi olur, ama ikisi de kendi balarna kaldklar zaman kabul edemezler . Ben hi kimsenin klesi olamam, te yandan dizginleri ele almak da, gerek dostlukta k andrmayla birletii iin, can skc bir itir. Hem benim uaklarm da var, param da! Werne tanmtk: ilk, S... ehrinde, kalabalk, grltc bir genler grubunda rastlatk onunla. doru konuma, felsefi, metafizik bir yne kayd; inanlar tartld; herkes bir eylere in -Bana gelince, ben tek eye inanrm, demiti doktor. -Neye? diye sordum, o ana kadar azn amam birinin dncesini renmek iin. -Er ge gzel bir sabah vakti leceime. -Ben sizden bir adm ilerdeyim yleyse, dedim. Sizinkinin yan sra bir inancm daha var, o da u: Felaket bir akam vakti domak mutsuzluuna uramm. Herkes, sama sapan konutuumuzu ileri srd, oysa ilerinden hibiri daha akllca bir sz miti. Bylece, kalabaln iinden birbirimizi semi olduk. Sk sk bir araya gelir, ciddi soyut konulardan konuurduk, ta ki birbirimizi akna evirdiimizi anlayana kadar. Sonra, birbirimizi anlaml gzlerle szerek iero'nun szn ettii Romal kahinler gibi kahkahalar rdik; neemizi bulunca da, geceden honut,

ayrlrdk. Werner odama girdiinde, sedire uzanm, gzlerim tavanda, kollarm bamn altnda yatyordu Koltua oturdu, bastonunu bir keye dayad, esnedi, havann gittike scaklatn syledi. lerden tedirgin 87 olduumu syledim; sonra bir sre karlkl sustuk. -Sevgili doktorcuum, dedim, una zellikle dikkatinizi ekerim ki budalalar olmasayd bu dnyann yaanacak hali kalmazd... Bakn: urada akl banda iki insanz; her konuda sonu g artmalara girimenin mmkn olduunu batan biliyoruz, bu yzden de tartmyoruz; birbirim zli dncelerini seziyoruz hemen hemen; bir kelime bir konuyu btnyle aa karyor bizi uygumuzun dibinde yatan tohumu tabaka zar altndan bile bulup karabiliriz. zc eyler yor bize, gln eylerse hzn veriyor; doruyu sylemek gerekirse, genellikle, kendi benlik imizin dnda kalan her eye kar olduka kaytszz. Demek ki aramzda bir duygu ve dnc deil: Birbirimiz hakknda bilmek istediimiz her eyi biliyoruz, daha fazla bilgi edin meye de niyetimiz yok. Bir tek zm yolu kalyor geriye: Yeni yeni havadisler vermek. H adi bakalm, yeni bir havadis verin bana. Bu uzun konumadan bitkin derek gzlerimi kapadm ve esnedim. O, bir an dndkten sonra karlk verdi: -Ne olursa olsun, u laf kalabalnda bile bir fikir bulmak mmkn. -ki fikir, diye karlk verdim. -Siz bir tanesini syleyin, ben tekini aklayacam. Tavandan gzlerimi ayrmadan, iin ii , -Peki, dedim, siz balayn bakalm! -Kaplcalara gelenlerden biri hakknda baz bilgiler edinmek istiyorsunuz; zaten bu ki msenin kim olabileceine ilikin bir ipucu da var elimde, nk oradan da sizi soruturdular . -Doktor! Biz katiyen konuamayz: Birbirimizin iinden geeni okuyoruz. -imdi teki fikre gelelim... Peorin'in Gnl -teki fikir u: Size bir eyler anlattrmak istedim nk bir kere, dinlemek daha az yorucud r; ikinci olarak, dinleyen katiyen kendini aa vurmaz; nc olarak, bylelikle, bakasn irsiniz; drdnc olarak da, sizin gibi zeki adamlar, anlatanlar deil dinleyenleri sever ler. imdi konuya dnebiliriz! Yal Prenses Ligovskiy neler syledi benim iin? -Yal prensesin sylediini nereden biliyorsunuz bir kere? Genci olmasn? -Yalsdr, kesin olarak eminim. Neden?

-Gen prenses, Grunitski'yi sormutur da ondan. -Her eyi rahata birbirine balamakta stn bir yeteneiniz var. Gen prenses, asker kaputlu gencin rtbesinin, bir dello sonucunda erlie indirildiinden emin olduunu syledi. -Umarm bu gzel aldan dzeltmeye kalkmadnz. -Tabii. -Planmza burada bir balang noktas bulabiliriz, diye haykrdm sevinle. Bu komedinin so getirmek de artk bize der. Kader, can skntmdan kurtarmaya alyor beni galiba. -Zavall Grunitski kurbannz olacak gibi geliyor bana. s -Sznze devam edin, doktor. -Yal prenses, yznzn kendisine yabanc gelmediini syledi. Ben de, mutlaka Petersburg' ekin bir toplantda karlam olduunuzu syledim. Adnz hatrlattm. Hatrlar grnd. dile dolam orada. Prenses, kendi grlerine sosyete dedikodularn da katarak servenler en bahsetmeye balad. Kz, ilgiyle dinliyordu bizi. Onun gznde modern bir romann kahrama olmutunuz. Kadncazn sylediklerini yalanlamadm, sama sapan eyler olduklarn bile bil -Sevgili dostum benim! dedim elimi uzatarak. Doktor, duygulanarak skt elimi, szne devam etti: -isterseniz, sizi tantraym... -Aman dostum, dedim ellerimi kaldrarak. Roman kahramanlar tantrlr m hi? Onlar sevgil yle ancak, onlar mutlak bir lmden kurtarmaya alrken tanrlar. -Demek gen prensese gz koydunuz? -Tam aksi! Tam aksi! Sonunda sizi yendim: Anlamyorsunuz beni! Her ne kadar bu ben i zyorsa da, diye devam ettim bir sre sustuktan sonra. zyor, nk srlarm hibir zama m, karmdakinin tahmin etmesinden holanrm, nk bylelikle gerekirse syleneni yalanlaya

. Yalnz, u anayla kz bana mutlaka iyice anlatmalsnz. Nasl insanlardr? -Bir kere ana, krk be yalarnda bir kadn, diye devam ettim bir sre sustuktan sonra. zy nk srlarm hibir zaman kendim amam, karmdakinin tahmin etmesinden holanrm, nk syleneni yalanlayabilirim. Yalnz, u anayla kz bana mutlaka iyice anlatmalsnz. Nasl lardr? -Bir kere ana, krkbe yalarnda bir kadn, diye balad Werner. Sindirim sistemine diyecek ok ama, kannda bir bozukluk var; yanaklarndaki krmz lekeler, szlerimi. Hayatnn ikinci rsn Moskova'da geirmi, o rahatlk iinde imanlam. Uygunsuz fkralardan holanr; baz en, kendi de ak sak eyler anlatr. Kznn bir gvercin kadar saf olduunu syledi. Bana yse zlmemesini, duyduumu bakalarna sylemeyeceimi belirtecektim. Romatizma tedavisi ii elmi; kznn derdini bilen yok. ikisine de gnde ikier bardak kkrtl su imelerini, haft kere de sulandrlm kkrt banyosu yapmalarn salk verdim. Yal prenses, buyurmaya pek iba; kznn zeksna ve kltrne sonsuz saygs var; kz, Byron'u ingilizcesinden okumu, e biliyor. Anlaldna gre, Moskova'da 90 Peorin 'in Gnl gen kzlar bilime vermiler kendilerini, kt de etmemiler dorusu! Erkeklerimiz, genel ola ak, yle kaba saba ki, onlarla oynamak akll bir kadn iin katlanlmaz bir ey olsa gerek. prenses, delikanllara pek dkn; oysa gen prenses, bir eit kmsemeyle bakyor onlara. e alkanl! Moskova'da, ya krk bulmu dhilerle grrler. -Siz Moskova'da bulundunuz mu doktor? -Evet, uzunca bir sre altm orada. -Devam edin. -Sanrm her eyi syledim... Ha, bir ey daha var: Gen prenses, duygulardan, tutkulardan f alan bahsetmeyi pek seviyor. Bir k Petersburg'da bulunmu, oray hi beenmemi: Herhalde k ndisini fazla scak bir ilgiyle karlamam olacaklar. -Bugn evlerinde kimseye rastlamadnz m? -Ne gezer, bir sr kiiye rastladm; bir yaver, yapmack tavrl bir muhafz subay, bir de a yeni gelmi bir hanm; hanm, prensesin koca tarafndan akrabasym, ok gzel bir kadn a amanda ok hasta sanrm... Kaynakta grmsnzdr belki. Orta boylu, sarn, dzgn hatlar i bir yz, sa yananda kk, kapkara bir beni var. Anlaml yzyle dikkatimi ekti. -Kk bir ben mi? diye mrldandm dilerimin arasndan. Sahi mi? Doktor bir gz att bana, sonra elini kalbimin stne koyarak, ciddi bir sesle, -Onu tanyorsunuz! dedi. Gerekten de kalbim, her zamankinden daha hzl arpyordu. -imdi zafer kazanma sras sizde, dedim. Ama size gveniyorum; biliyorum srrm aa vurma tiiniz kadn daha grmedim, ama anlattklarnzdan sezdiime gre, eskiden sevdiim bir kad den hi bahsetmeyin ona; sorarsa, ktleyin. -Peki, yle olsun, dedi Werner omuz silkerek. O gidence mthi bir hzn sard kalbimi. Bizi Kafkasya'da yeniden karlatran ey, kader miydi? Yoksa o buraya beni bulacan bilerek m elmiti? Nasl karlaacaktk? Sonra gerekten o kadn myd? nsezilerim yanltmaz beni. Ge r insan, beni etkiledii kadar etkileyemez. Gemi bir hzn, ya da sevinci hatrlatan her ruhumu derinden sarsar ve eski gnleri geri getirir... Salaka bir yaradlm var, hibir e unutmam, hibir eyi! le yemeinden sonra, saat altya doru, bulvarda dolamaya ktm; kalabalk gze arpyord kz bir sraya oturmulard, evrelerinde, dikkatlerini ekmek iin ne yapacaklarn arm ordu. Ben biraz uzaktaki bir sraya oturdum, D... Alayndan tandm iki subay durdurarak o larla konumaya baladm; glnecek bir ey anlatm olmalym ki lgnlar gibi glmeye bal n evresini kuatanlardan bazlar, merak edip, benim yanma yanatlar; yava yava hepsi on nz brakarak benim yanmda kmelendi. Durmadan konuuyordum; anlattklarm budalala varaca ar zekiceydi; yanmzdan geen garip tiplerle, denebilirse, zehirli bir dille alay edi yordum. Gne batana kadar dinleyicilerimi elendirdim. Prensesle annesi, aya hafife aksa yan bir ihtiyarla birlikte, kol kola yanmdan getiler birka kere; gen prenses, birka k ere bana bakt; kaytsz olmaya alrken sinirliliini saklayamayan baklard bunlar. Neza nce yanna dnen genlerden birine, -Ne anlatyordu size? diye sordu. ok elenceli eyler he halde. Belki de sava alanlarndaki kahramanlklarn... Bunlar olduka yksek sesle, besbelli beni inelemek niyetiyle sylemiti. "Ya! Demek pek ierlediniz sevgili prenses; durun bakalm, iin bandayz daha." 92

Peorin 'in Gnl Grunitski, yrtc bir hayvan gibi bakyordu ona, gzlerini stnden ayrmyordu: Kalbm b nesiyle tantrabilmek iin bir aracya bavuracaktr. Anne de ok sevinecek buna, nk can . 16 Mays u son iki gn iinde, iler son derece yolunda gitti. Gen prenses, kelimenin tam anlamyla , nefret ediyor benden: Benimle alay ederken kulland deyimler alnd kulama: Biraz ine i tabii, ama ayn zamanda vc de. En ok at da, benim gibi yksek sosyeteye girmi, Pe ki kuzinleri ve teyzeleriyle ilidl olmu birinin, kendisiyle tanmaya almamasym. H akta ya da bulvarda rastlayoruz; parlak yaverleri, soluk benizli Moskovallar, ksaca bt hayranlarn elinden almak iin yapmadm brakmyorum ve aa yukar her keresinde de ba misafir arlamaktan teden beri nefret ederim. imdi, evim sabah akam misafir dolu; le, kam yemeklerini bende yiyorlar, kt oynuyorlar; yani benim ampanyam, prensesin gzel gzl rinden daha ekici geliyor! Dn, olakov'un maazasnda karlatk: Ei bulunmaz bir Acem hals iin pazarla girimi ik etmesin diye yalvaryordu; hal odasn ne kadar gzelletirecekti! Krk ruble fazla verip pazarlk d ettim onlar; beni, derin bir fkeyle yanan bakyla dllendirdi. leye dor alyla rtlmesini ve onun penceresinin nnden geirilmesini emrettim. Werner o srada orada bulunuyormu. Gen prenses, bana kar bir kampanyaya girimek istiyor: Her gn le yemekler bende yiyen iki yaverin, geende, onun yannda, bana souk souk selam verdiklerini far k ettim. Grunitski esrarl bir tavr taknd: Elleri arkasnda dolayor, 93 herkesi tanmazlktan geliyor; baca birdenbire iyileti, ok hafif aksyor artk. Yal pre konuup kzn vmek frsatn bulmu. Kz da pek ince elemiyor galiba, nk o gnden sonra lamna en tatl glmsemesiyle karlk veriyor. Dn, Grunitski bana, -Gerekten Ligovskiy'lerle tanmak istemiyor musun? diye sordu. -Neden isteyeyim? -Yapma imdi! Evleri, kaplcalarn en gzel evi! En sekin kiiler... -Dostum, ben burada olmayan sekin kiilerden usanmm zaten. Peki... sen gidiyor musun o raya? -Daha gitmedim. Gen prensesle bir iki kere konutum, o kadar. Davet frsatn kollamak tu haf geliyor, geri burada det yle, biliyorsun... Apoletli olsaydm, o zaman durum bakay d tabii... -Yok canm! Sen byle ok daha ekicisin! Yalnz, ansndan yararlanmay bilmiyorsun. Her duy u gen kzn gznde, er kaputu bir kahraman haline sokar seni, hatta bir martir. Grunitski keyifle glmsedi. -Samalyorsun! dedi. -Eminim gen prenses sana imdiden k olmutur bile. Kulaklarna kadar kzard, sonra gs Ah kibir! Arkhimedes'in dnyay yerinden oynatmada kullanmay tasarlad kaldrasn sen! Da e alarak, -Sen hep aka edersin zaten, dedi. Hem, beni o kadar az tanyor ki. -Kadnlar ancak tanmadklarna k olurlar. -Ben kendimi ona beendirmeye almyorum ki. Amacm, gzel bir eve kabul edilmek; zaten her angi bir umut beslemem gln kaard... Ama sizin gibilere gelince i deiiyor; siz Pe 94 Peorin'in Gnl tersburglu apknlar, bir baknzla eritirsiniz kadnlar... Ha, Peorin, gen prenses seni dedi, biliyor musun? -Nasl? Sana benden bahsetti imdiden, yle mi? -Dur, dur, fazla sevinecek bir ey yok. Geen gn tesadfen kaynan orada karlap konuma iki satr konutuktan sonra bak ne dedi: "Tatsz baklaryla insan tedirgin eden o bay kim? Hani siz... O gnk inceliini hatrlaynca kzard. "O gnn szn etmeyelim," dedim, "hi tmayacam bir gndr." Peorin dostum! Seni kutlayamayacam ne yazk ki; onun kara listesin irmisin. zldm dorusu, nk Meri'ciim ok sevimli bir kz!... unu gzden karmamak gerekir ki, Grunitski, yeni tand bir kadndan bahsederken, Meri'c da Sophie'iim diyen erkeklerdendir, yeter ki o kadn bunlar tarafndan beenilmek mutlul uuna ermi bulunursun. Ciddi bir tavr taknarak karlk verdim:

-Evet, fena kz deil... Yalnz, kendini kolla Grunitski! Rus gen kzlarnn ou platonik lenirler, evlilikle birletirmezler bu duyguyu: Oysa platonik ak, aklarn en tatszdr. Ge prenses, gnln elendirmek isteyen kzlardan; yannda iki dakika sklmayagrsn, kaybettin ir. Belki de suskunluun, merakn uyandryordun konuman, asla doyurmamaldr bu merak; he onu tedirgin etmelisin. Bakarsn, senin uruna herkesin iinde kurallar ayak altna alr, s onra da fedakrlk diye adlandrr bunu ve kendini dllendirmek iin senin cann karmaya a sonra da sana katlanamadn syleyiverir. Onun karsnda bir stnlk elde edemezsen, il ra ikinci bir pck bile koparamazsn; seninle bkncaya kadar oynar, iki yla kalmadan da esini krmamak iin bir canavarla evlenir, o zaman kendini mutsuz olduuna inandrmaya ab alar, yalnz bir tek erkei sevmitir, yani seni, ama o erkek er kaputu giyiyor diye k ader izin verme 95 mistir birlemenize, oysa o kaln, boz kaputun altnda cokun ve soylu bir yrek arpmaktadr .. Grunitski, yumruunu masaya indirdi, odada bir aa bir yukar dolamaya balad. iimden kahkahalarla glyordum, hatta biriki kere glmsedim; iyi ki farkna varmad. Tutkun olduu gn gibi ortada, her zamankinden daha kolay kanyor. Parmanda anszn yerli i siyah oymal gm bir yzk beliriverdi. Midemi bulandrd bu yzk, inceledim, ne greyim d .. Yzn i tarafna kk harflerle Meri ad kazlm; yannda onun mehur barda yerden im ona. Zorla itiraf ettirmek istemiyorum, istiyorum ki kendisi srda sesin beni. O zaman keyfm tamam olacak!... Bu sabah ge kalktm; kaynaa geldiimde grnrde kimseler kalmamt. Scak bastryordu; f krl, ykl bulutlar, karl dalardan hzla uzaklayordu; Mauk'un tepesi, snm bir mea esinde, hzlar kesilmi, sanki allarn dikenlerine taklp kalm kuruni bulut paralan, kvrlp srnyorlard. Hava, elektrikle doluydu. Bir maaraya kan, asma ardaklaryla ka ; zgndm. Doktorun szn ettii benli gen kadn dnyordum. Neden gelmiti? O muydu? O ordum? Hatta neden emindim byle? Yanaklar benli kadnlar az myd? Bunlar dnerek maara iim, ieri baknca, kubbenin serin glgesindeki ta bir srada, hasr apkal, omuzlarna si al atm, ba nne dm bir kadnn oturduunu grdm: apkas, yzn grmeme engel ol n geri dnmek zereydim ki, ban kaldrp yzme bakt. -Vera! diye haykrdm elimde olmadan. Peorin'in Gnl rkildi, sarard. -Burada olduunu biliyordum, dedi. Yanna oturup elini tuttum. O sevgili sesini duyunca, uzun sredir unutmu olduum bir rp erme kaplad iimi: Derin, durgun gzleriyle gzlerimin iine bakt; gvensizlikle siteme ben er bir eyler okunuyordu gzlerinde. -Birbirimizi grmeyeli ok oldu, dedim. -Evet, ok oldu; ikimiz de birok bakmdan deitik. -Yani beni artk sevmiyorsun?... -Evlendim!... dedi. -Yine mi? Yllar nce de ayn durumdaydn, ama o zaman... Elini avucumdan ekti. Yanaklar kpkrmzyd. -Belki de bu ikinci kocan seviyorsundur... rdi. -Yoksa ok mu kskan? ik.

Karlk vermeden bam te yana Bir sessizl

-yleyse? Anlalan gen, yakkl, stelik zengin biri, ok zengin, sen de korkuyorsun ki.. knca mthi ardm: Derin bir umutsuzluk vard yznde, gzleri ya iindeydi. -Syle, diye fsldad sonunda, bana ac ektirmek ok mu houna gidiyor? Senden nefret edebi liyim. Tantmzdan bu yana bana acdan baka ne verdin ki... Sesi titriyordu, ban gs bana doru eildi. "Belki de bu yzden seviyorsun beni," diye dndm, insan sevinlerini unutur da, aclarn unutmaz... Sk sk sarldm ona, uzun bir sre yle kaldk. Neden sonra dudaklarmz birleti; ateli, pe braktk kendimizi, elleri buz gibiydi, aln yanyordu. Aramzda, kt stnde anlam r, hatta hatrlanmas mkn olmayan konumalardan biri balad: italyan operalarndaki gibi, 97

seslerin anlam szlerin anlamn bastrr ve tamamlar byle konumalarda. Kocasyla karlamam katiyen istemiyor; kocas, bulvarda karma kan aksak ihtiyarm: On hatr iin evlenmi. Zenginmi, romatizmas varm. Kocasyla alay etmeye kalkmadm bile: bi sayyor, koca olarak aldatacaktr mutlaka. Ne garip ey u insan kalbi, zellikle kadn k albi! Vera'nn kocas Semion Vasilyevi G... v, Prenses Ligovskiy'in uzak akrabasym. Onlarn evi e bitiik evde oturuyormu; Vera da sk sk yokluyormu yal prensesi. Ona, Ligovskiy'lerle anacama ve dikkati gen prensesin stne ekmek iin ona kur yapacama dair sz verdim. m tasarlarm bozulmam oluyordu, hem de hoa vakit geirecektim. Hoa vakit! Evet, dorusunu isterseniz, insan ruhunun yalnzca mutluluk istedii, yrein bi ini byk bir gle, bir tutkuyla sevmeye ihtiya duyduu dnemi atlatmm ben. imdilik, b ilmek, hem de az kimse tarafndan: Arasra, bir tek srekli balln yeteceini bile dnm ak bir alkanl! Bir nokta hep acayip grnmtr bana: imdiye kadar sevdiim hibir kadnn esiri olmadm; t nlarn iradeleri ve kalpleri stnde tartlmaz bir egemenlik kazandm, hem de hi kendimi z amadan. Neden? Hibir zaman hibir eye yeterince deer vermediimden mi, onlarn beni elden karmamak iin durmadan korkmalarndan m? Yoksa gl bir organizmann etkisi mi bu? Yoksa di bana buyruk bir kadna rastlamamamdan tr m? Dorusunu isterseniz, kendi bana buyruk kadnlardan oldum bittim holanmam mdr, alt ede nlar; hem zaten onlarn alan deil ki bu. Evet, bir zamanlar iradesi etin bir kadn sevmi, asla altede Peortn'in Gnl memitim onu. Dman olarak ayrlmtk; ona be yl sonra rastlam olsaydm, baka trl ay Vera hasta, ok hasta, ama kabul etmeye yanamyor bunu: Onda verem, hele fievre lente dedikleri hastalktan olmasndan korkuyorum, nk Rus yapsna taban tabana zt bir hastal Rusa karl bile yok. Frtna, maarada yakalad bizi, orada yarm saat kadar oyalad. Vera, kendisine bal kalaca vermemi istemedi benden, ayrkl beri baka kadnlar sevip sevmediimi de sormad. Eskisi gi bi dnmeden brakt kendini kollarma. Onu aldatmam. Dnyada, aldatmaya katlanamayacan t odur. Biliyorum, yaknda ayrlacaz belki de bir daha karlamamacasna; ikimiz de ayr yol n mezara gideceiz. Ama onun ans, bozulmadan kalacak yreimde. Bunu kendisine hep syledi m; o da inand ama, inanmam grnd. Neden sonra ayrldk: Uzun bir sre baklarmla onu izledim, ta ki apkas allklarla kaya da kaybolana kadar. Yreim, ilk ayrltaki gibi szlad. Buna nasl sevindim! Yoksa genlik verimli frtnalaryla geri mi dnyor, belki de son bir bak frlatyor bana, hatra olara ir armaan? Bir olan ocuu izlenimi uyandrdm sanmam ne kadar sama! Yzm soluk ama ca k, esnek; sk salarm kvr kvr, gzlerim yanyor, kanm kaynyor... Eve dndmde ata atladm, drtnala stepe srdm hayvan. Azgn bir at stnde uzun imenler rzgrna kar drtnala gitmeyi severim; gzel kokan havay itahla iime eker, gzlerimi diker, nesnelerin her an biraz daha kesinleen belirsizliini saptamaya alrm. Yreim n ar keder dolu olursa olsun zihnimi hangi dnce ezerse ezsin, hepsi bir anda dalverir: i m hafifler, vcut yorgunluu akln kayglarn bastrr. Bana sk yeillerle donanm gney g an, mavi gkyzn ya da Peorin'in Gnl kayadan kayaya akan suyun arltsn unutturacak bir kadn, bak yoktur. i Galiba nbet kulelerinde esneyen Kazaklar benim byle keyfmce, amasz, doludizgin gittiim i grnce uzun bir sre dnp durdular, nk giyiniime baknca beni erkez sanmlardr. rkez giysileriyle at stnde giderken, gerek Kabardallann oundan fazla benziyormuum bir abardalya. Bu soylu sava giysisiyle, kelimenin tam anlamyla, zppe oluyorum: Fazladan srmalarm yok; deerli silahlarm gze batmayan klflarda; kasketimin krk ne fazla uzun, azla ksa; deri tozluklarla botlar ayaklarma tamtamna uyuyor; yakalm beyaz, erkez cepke im koyu kahverengi. Uzun bir sre, dallarn ata bini yntemini inceledim: Kafkas usul ata biniimdeki ustal kabul etmek her eyden fazla gururlandrr beni. Drt atm vardr ahrm nimdir, br de, krlarda tek bama dolamam salayacak dostlarmn: Dostlarm byk bi arm, ama hi binmezler. le yemei vaktinin geldiini hatrladmda saat akam alty bul u; Pyatigorsk'tan kaplca sosyetesinin sk sk piknikler dzenledii Alman kyne giden , yol vardm. Yol, fundalklar arasndan bklp gidiyordu, u-J zun otlarn glgesine gizlenen ay tyle akt kk s sel yataklarna iniyordu arasra; her yanda mavi kitleler ykseli-yordu basamak. Betu, Zmeinaya, Yeleznaya ve Lisaya. ' Yerli lehesinde "kiri" denilen bu

sel yataklarndan birine inince, atm sulamak zere durdum; tam o srada, yolun stnde, gr alc bir binici grubu belirdi; kadnlar, siyah ya da ak mavi binici giysileriyle, erke klerse, erkez slubuyla kaba Rus biiminin karmndan meydana gelen bir kyafetle. nden, ski ile Prenses Meri geliyorlard. Kaplcalardaki bayanlar, erkezlerin gpegndz saldrya geebileceklerine inanrlar hl: B runitski'nin kapu 100 tunun stne bir klla iki tabanca takmas bu yzdendi; kahraman klnda olduka gln g aramza girmiti, yine de yapraklarn arasndan olan biteni grebiliyordum; yzlerinden duyg sal eyler konutuklar belliydi. Sonunda, inie geldiler; Grunitski, prensesin atn dizgin erinden tuttu; o zaman konumann sonunu duyabildim: -Demek btn mrnz boyunca Kafkasya'da kalmak istiyorsunuz? diyordu prenses. -Rusya benim iin nedir ki? diye karlk verdi arkada, binlerce kiinin, kendileri daha ze gin olduklar iin beni kmseyecekleri bir yer; oysa burada, u kaln er kaputu sizinle tan a engel olmad... -Aksine, dedi kk prenses kzararak. Grunitski'nin yznden honutluk akyordu. Szne devam etti: -Buradaki hayatm grlt iinde geecek, pek farkna varmadan geecek bu vahilerin kurunla Tanr, her yl parlak bir kadn glmseyii esirgemeseydi benden, o gnk... Tam o srada biraz yakna gelmilerdi; atm kamlayarak alln arasndan syrldm. -Mon dieu, un circassien!...(*) diye haykrd prenses; korku i indeydi. Onu kesin bir ekilde yattrabilmek iin hafife eilerek Franszca karlk verdim: -Ne craignez rien, madame -Je ne suis pas plus dangereux que votre cavalier(**). Prenses kzarmt. Peki ama neden acaba? Yanldndan tr m, yoksa sylediklerimi kstah nci tahminimin doru olmasn isterdim. Grunitski sinirli bir bak frlatt bana. (*) Tanrm, bir erkez!... ' ) Hi korkmayn, madam -kavalyenizden daha tehlikeli deilim. 101 Bu akam ge satlerde, yani on bir civarnda, bulvardaki kavaklarn arasnda dolamaya ktm uykuya dalmt: Yalnz baz pencerelerde klar yanyordu hl. tarafmda, kayalarn ka u; tepesinde uursuz bir kk bulut barndran Mauk Dann uzantlaryd bunlar. Ay, doud lerde, karla kapl dalarn gm yamalar parldyordu. Nbetilerin sesleri, geceleri serb k su kaynaklarnn arltsna karyordu. Arasra, sokakta nal sesleri yanklanyordu, heme da bir nogay arabasnn gcrtsyla ili bir Tatar arks. Bir sraya kp dnceye dald sta rahata amak isterdim, ama kime? Acaba Vera u anda ne yapyordu? O anda elini skabi lmek iin neler vermezdim! Anszn hzl, dzensiz bir ayak sesi duydum Grunitski olmalyd. Tamam! Ta kendisi! -Nereden geliyorsun? Pek stnde durmadan, -Prenses Ligovskiy'lerden, dedi. u Meri'nin ne gzel sesi var! -Sana bir ey syleyeyim mi, dedim, bahse girerim ki o senin harbiyeli olduunu bilmiy or; rtbenin alnm olduunu sanyor. -Belki de! Bana ne? dedi dalgn dalgn. -Hi, aklma geliverdi de. -Farknda msn bilmem, bugn ok kzdrdn onu. Byle saygszlk grmemi. Senin ok iyi ye g kurallarn ona hakaret edemeyecek kadar iyi bildiine inandrncaya kadar canm kt: K bakn varm onca, mutlaka kendini pek beeniyormusun. -Yalan deil... Yoksa savunmak m istiyordun onu? -Yazk ki henz byle bir hakkm yok... "Vay, vay!" diye dndm. "imdiden umutlu." 102 Peorin'in Gnl -Olan sana oldu, diye devam etti Grunitski. Artk onlarla tanman gleti; yazk! Grdm erden biri. iimden gldm. -u anda benim gzmde en gzel yer kendi evimdir, dedim esneyerek, ayaa kalktm. -Ama nce zldn itiraf et... -Sama! Canm ekerse, yarm akam yal prensesin evine

gidebilirim. -Grrz... -Seni honut etmek iin, gen prensesle flrt bile ederdim... -Konumay kabul ederse... -Senin konumann ona bkknlk verdii an kollayacam... yi geceler. -Ben gezeceim; ta atlasa imdi uyuyamam... Hadi, gel lokantaya gidelim, orada kumar o ynanyor... Bu gece, byk heyecanlara ihtiyacm var... -Kt anslar dilerim. Sonra eve gittim. 21 Mays Bir hafta geti aradan, daha Ligovskiy'lerle tanamadm. Uygun bir frsat bekliyorum. Grun itski, tam bir glge gibi, gen prensesi her gittii yerde izliyor; durmadan konuuyorla r: Bakalm ne zaman onu bezdirmeye balayacak? Annesinin duruma pek aldrd yok, nk onun uygun biri deil Grunitski. Aln size ana mant! Bir iki sevgi dolu bak fark ettim. Art lara son vermeli. Dn, Vera ilk defa kaynaa geldi. Maaradaki bulumamzdan beri evden dar adm atmamt, ardaklarmz ayn anda kaynaa daldrdk, belli belirsiz bana doru eilerek kulama fsld 103 -Ligovskiy'lerle tanmak istemiyor muydun? Birbirimizi grebileceimiz tek yer, oras. Sitem! ff! Ama hak ettim dorusu... Tam da yarn lokantann balo salonunda yelere bir balo var; mazurkay gen prensesle edec eim. 22 Mays Lokanta salonu deimi, Asiller Dernei'nin balo salonuna dnmt. Saat dokuzda herkes geld Prensesle kz herkesten ge geldiler: Birok kadn, kskan baklarla szd gen prensesi, i ok iyi giyiniyor. Orann asil geinenleriyse kskanlklarn gizleyerek ona yanatlar. E gelir? Kadnlarn bulunduu bir toplulukta mutlaka yksekalak tabaka ayrm bagsteriveri erenin dnda, kalabalk bir grubun arasnda Grunitski duruyordu, cama yzn yaptr-) m ini bir an ayrmyordu; yanndan geerken, prenses belli belirsiz bir ba iaretiyle selamla d onu. Grunitski zevkten drt ke olmutu. Dans, bir polkayla ald; sonra orkestra bir v maya balad. Mahmuzlar sakrdad, etekler havalanp dnd. Ben, ba pembe tylerle kapl, iman bir kadnn arkasnda duruyordum; elbisesinin gzalc lik dnemini hatrlatyordu; przl teninin rengi de siyah tafta beneklerin moda olduu mutl a. Boynundaki en byk siil, gerdanlnn tokasyla rtlmt. Kavalyesi svari Yzba -u kk prenses de katlanlr ey deil! Bana arpt da zr bile dilemedi, stelik dnp e est impayablel... (*) Nesine gveniyor, bilmem. Ona haddini bildirmeli... (*) Olmaz yle ey!... 104 Peorin'in Gnl -Oras kolay, dedi nazik Yzba, sonra yan odaya geti. Buradaki detlere gre, insan tant kadn dansa kaldrabiliyor; bundan yararlanarak prensese doru yrdm, kendisini valse a Zaferini aa vurmamak, glmsememek iin g tutuyordu kendini: Yine de hemen olduka kayt a sert bir tavr taknmay baard. Elini, geliigzel omzuma brakt, gzel ban birazck e baladk. Bundan daha ok ehvet uyandran, daha kvrak bir bel grmedim! Taze soluu yzm eiyordu; arasra valsin kasrgas iinde salarndan zlen bir lle ate kesilmi yanaklar dndk pisti (alacak kadar gzel vals yapyor). Soluu kesilmi, gzleri bulanmt: Yar , "Merci, monsieur," diyebildi. Birka dakikalk bir sessizlikten sonra pek boynu bkk bir tavrla, -Prenses, dedim, beni hi tanmamanza ramen galiba tarafnzdan sevilmemek talihsizliine u dm... Beni kstah bulmusunuz... Doru mu acaba? -Siz de bu dncemi dorulamak istiyorsunuz herhalde, dedi yznn havasna pek yakan alay adeyle. -Eer sizi herhangi bir ekilde rahatsz etmek kabaln gsterdimse, brakn daha byk bir im de sizden zr dileyeyim. Aslnda, hakkmdaki dncelerinizin yanl olduunu ispat edebi terdim. -Sizin iin epeyce g olacak bu. -Neden? -nk bize gelmiyorsunuz, bu balolar da sk sk verilmeyecek herhalde. s "Demek ki," diye dndm, "kaplar bundan byle bana kapal." Azck sinirlenerek,

105 -Biliyor musunuz, prenses, dedim, pimanlk duyan bir suluyu geri evirmemeli: nk bu kere de umutsuzluk yznden eskisinden iki kat daha sulu hale gelebilir, o zaman da... evremizdekilerin kahkahalar, fsltlar, dnp cmleyi yarda kesmeye zorlad beni. Bir ik de birtakm deli1 kanllr duruyordu, aralarnda gzel prensese haddini bildirmek isteyen svari Yzbas da vard. Besbelli, bir eye ok sevinmi: Ellerini uuturuyor, yksek ses arna gz j krpyor. Birdenbire kalabalktan, frakl, uzun bykl, krmz yzl bir bay, y prensese doru yrd: Sar-] hotu. Ne yapacan aran prensesin nnde duralad, ellerini urarak i kapayc, gri gzlerini ona dikti, atlak ve titrek bir sesle, -Permettez... Yani, ite... Bu mazurkay sizinle edebilir miyim? evresine yalvaran gzlere bakan gen prenses, -Ne istiyorsunuz? diye sordu. Ne yazk ki anas uzaktayd ve yaknlarda tandk kimse gremiy rdu. Sanrm bir yaver, olan biteni grmt ama kavgaya karmamak iin kalabaln arasna Sarho, bunun zerine, kendisini gz krparak yreklendiren svari Yzbasna dnd ve, -Eee? dedi, yani benimle dans etmek istemiyor musunuz? te bir kere daha sizi benim le mazurka yapmaya aryorum... Belki de sarho olduumu sanyorsunuz? Ne zarar var! Bana nn, insan bu halde daha serbeste... Korkudan ve fkeden baylmak zereydi prenses. Sarhoa doru yrdm, kolunu iyice skp gzlerinin iine bakarak prensesi rahat brakmasn n bu dans oktan bana ltfetmi olduunu syledim. -O zaman baka! Bir dahaki sefere! dedi glerek ve utantan 106 Peorin'in Gnl yerle bir olan arkadalarnn yanna gitti; hemen yan odaya gtrdler onu. Prenses, derin, ok gzel bir bakla dllendirdi beni. Anasna gidip olanlar anlatt: O da abaln iinde beni bulup teekkr etti. Annemi tandm, teyzelerimden birouyla ahbap ol -Nasl oldu da imdiye kadar sizinle tanmadk, diye ekledi, ama unu kabul etmelisiniz ki bunda yalnz sizin suunuz var; herkesten kayorsunuz: Grlm ey deil. Umarm salonumun lmnz datr... Hakl mym caba? Bu gibi hallerde kulanmak zere ezberde tutulan szlerden birkan syledim. Kadriller, bitmek bilmiyordu. Sonunda, st balkondan mazurka sesi duyuldu. Gen prensesle yerlerimizi aldk. Ne sarho adamdan, ne gemiteki davranmdan, ne de Grunitski'den sz atm. Yava yava, stndeki etkileri dald. Gzel yz nee ile parlad; akll akalar yapyordu; konumas dan zekiceydi, canlyd, rahatt; derin gzlemleri vard. Dolambal yollardan, kendisini ok beri beendiimi syledim. Kk ban yana eerek hafife kzard. Sonra, kadife gzlerini gzlerime dikerek, zoraki bir glmsemeyle, -Tuhaf bir insansnz! dedi. -Sizinle tanmak istemiyordum, dedim, nk evrenizde ylesine byk bir hayran kitlesi var ralarndan beni ayrt edemezdiniz. -Korkularnz bounaym: Onlarn hepsi bo insanlar... -Hepsi mi! Gerekten hepsi mi? Bir eyler hatrlamak istercesine dikkatle bakt yzme, sonra yine hafife kzard, sonra da sinlikle, 107 -Hepsi! dedi. -Dostum Grunitski de dahil mi? -O nereden sizin dostunuz oluyor? dedi kukuyla. -Dostum ya. -O "bo"lar snfna katlamaz tabii. -Talihsizler snfna katlabilir ama, dedim glerek. -Elbette! Glecek ne var bunda? Siz onun yerinde olsaydnz grrdm. -Neden? Ben de bir zamanlar harbiyeliydim; hem hayatmn en iyi dnemiydi! -Peki o harbiyeden mi? diye ekledi abucak, ben ey... -Ne sanmtnz? -Hi!... u bayan kim? Artk konuma baka alana kaymt, bir daha da ayn konuya dnmedik. Mazurka bitmiti, ayrldk bir dahaki bulumamza kadar. Kadnlar gittiler. Akam yemei iin

ner'le karlatm. -Yaa, dedi, demek byle! Hani prensesi ancak mutlak bir lmden kurtarmak amacyla tanacak tnz onunla? -Daha iyisini becerdim, dedim. Onu baloda baylmaktan kurtardm. -Ne, ne? Anlatn bakaym... -Anlatmayacam, dnn de bulun. Siz dnyada her eyi kefedebilirsiniz! 23 Mays Bu akam saat yediye doru, bulvarda gezintiye kmtm. Grunitski beni uzaktan grnce yan Gzleri, bir eit budalaca mutlulukla parlyordu. Elimi tuttu, sonra trajik bir sesle, 108 Peorin'in Gnl -Teekkr ederim, Peorin... dedi. Beni anlyorsun demek? -Hayr, anlamyorum; ama her neyse, minnettarla demez, diye karlk verdim. Vicdanmda iy i yaptma ilikin bir duygu yoktu. -Peki ya dn gece? Unutmu olamazsn... Meri her eyi anlatt bana... -Demek artk her eyini paylayorsun onunla? Minnettarln bile! -Bak, dedi Grunitski nemli bir sesle, ltfen akmla alay etme, dostum kalmak istersen.. . Delicesine seviyorum onu. Sanrm, umarm o da seviyordur beni... Senden bir ricam v ar. Bu gece onlar ziyarete gidiyorsun: Sz ver bana, hibir eyi gzden karmayacaksn. Bu de tecrbeli olduunu bilirim, kadnlar benden daha iyi tanyorsun... Kadnlar! Kadnlar! Ki anlar onlar ki? Glleri baklaryla eliir, szleri umut verir, kandrr, te yandan se bizi. Bir an bakarsn, en gizli srrmz sezmilerdir, bir an gemez en belirgin ipularnda ey karamazlar. u prensesi ele alalm, mesela. Daha dn gzleri bana dediinde ate gibi u, bugnse baklar tatsz, souk... -Belki de kaplcann etkisidir, diye karlk verdim. -Her eyi ktye yoruyorsun... Sen maddecinin birisin, dedi kmsercesine. Hadi, imdi baka nuya geelim. Sekiz buuk sralarnda, prensesin evine birlikte gittik. Vera'nn evinden geerlerken, onu camda grdm. Alelacele szdk birbirimizi. Bizden hemen s onra Ligovskiylerin evine geldi. Yal prenses, bir akrabasyla tantrr gibi tantrd be . ay datlmt; sryle misafirleri vard; genel konular tartlyordu. Kendimi yal pr ordum; akalar yaptm onu bir iki kere iten gldrdm: Gen prenses de glmek istiyordu ama, rdii rolden uzaklaiin zor tutuyordu kendini. Kendisine dnceli bir 109 tavrn yaktn sanyor, belki de yledir. Grunitski, onun neemi paylamamasndan honut hepimiz salona getik. -Szn dinlediime sevindin mi, Vera? dedim yanndan geerken. Bana ak ve minnet dolu bir bakla bakt. Artk bu baklarna altm, oysa bir zamanlar na k duyardm. Yal prenses, kzn piyanonun bana geirdi: Herkes bir ark istiyordu. Ben a rgaadan yararlanarak Vera'nn yanna, pencereye doru seirttim; bana ikimizle ilgili ok n mli bir ey syleyecekti. Ne kadar samaym meer. Bu arada, kaytsz tavrmn gen prensesi sinirlendirdiinin farkndaydm, fkeyle yanan bak abiliyordum bunu... Dorusu bu eit konumadan iyi anlarm ben, sessiz ve anlaml, ksa ve .. Prenses arksna balamt: Sesi kt saylmazd ama kt sylyordu. Zaten dinlemedim. Gru ni piyanoya dayam, onun gzlerinin iine bakyor, her an yava sesle, "Charmant! Delicieux !" diyerek durumu kurtaryordu. -Bak, dedi Vera bana, kocamla tanman istemiyorum, gelgelelim yal prensesi de mutlaka honut etmelisin. Senin iin g olmasa gerek; istediin her eyi elde edersin sen. Birbirim izi ancak burada grebiliriz... -Yalnz burada m?.. Vera kzararak szn tamamlad: -Senin klen olduumu bilirsin; hibir zaman isteklerine kar duramadm... Bu yzden de ceza keceim. Benden naslsa bkacaksn. Ben de onurumu koruyaym... Kendi adma istemiyorum bunu , biliyorsun! Yalvarrm, eskisi gibi bo kukularla, yapmack souk tavrlarla ikence etme a. Belki de yaknda leceim. Her geen gn biraz daha gsz kaldm hissediyorum... Buna eil, seni dn 110 Peorin'in Gnl yorum... Siz erkekler bir bakn, bir el skn ne tatlar verdiini bilmezsiniz... Bense, y

n ederim, senin sesini dinlerken, yle derin, yle garip bir mutluluk duyuyorum ki e n ateli pler bu mutluluun yerini tutamaz. O srada Prenses Meri arksn bitirmiti. evresinden vg dolu sesler ykseldi. Herkes uza sonra yanatm yanna, sesi hakknda bir eyler syledim. Alt dudan bkp buruturarak alayl bir reverans yapt. -Sesimi dinlememi olmanz da ayrca sevindiriyor beni, dedi, ama belki de mzikten holan myorsunuz. -Tam aksi... Hele yemekten sonra olursa. -Grunitski, tutarl bir zevkiniz olmadn sylemekte haklym... Gryorum, mzii de mid unuz. -Yine yanldnz. Hi de mideme dkn deilim: Sindirimim son derece bozuktur. Ama yemekten ra mzik, insann uykusunu getirir; yemekten sonra uyku ise salk bakmndan ok yararldr. k ki, mzii tbbi bir ynden seviyorum. Akam oldu muydu, mzik sinirlerimi bozuyor, ya ok oluyorum ya ok sevinli, kisi de yoruyor, hele zgn ya da neeli olmak iin belli bir ned n yoksa; stelik toplantlarda hznlenmek sama kayor, lsz nee de ho karlanmyor.. Szlerimi sonuna kadar dinlemedi, yanmdan uzaklat, gidip Grunitski'nin yanna oturdu; bi r eit duygusal konuma balad aralarnda. Gen prenses, onu dikkatle dinliyormu gibi gr ramen parlak szlerine dalgn, bazen yersiz karlklar veriyor olmalyd ki Grunitski ara a szyordu onu, sk sk tedirgin baklarla da vuran bu derin duygu gerginliinin nedenini mak amacyla. Ama ben sizin oyununuzu kavradm sevgili prensesim. Kendinizi kollayn! Siz, beni ke ndi silahmla vurmak, gururumu incitmek istiyorsunuz, ama baaramayacaksnz. Hele bana bir sava amayagrn, katiyen acmam size. 111 Gece boyunca birka kere zellikle konumalarna katlmaya altm, ama prenses syledikleri bir tavrla, yapmack bir tedirginlikle dinledi; sonunda yanlarndan ayrldm. Gen prenses zaferi kazanmt; Grunitski de. Zaferi elde ettiniz demek dostlarm, aman sk tutunun, n zun zaman byle gitmez. Ne yaplabilir? iimde bir nsezi var... Bir kadnla tantmda hem n her zaman onun bana k olup olamayacan nceden kestiririm. Gecenin geri kalan ksmn Vera'nn yannda geirdim, gemi gnlerden konutum doya doya. Ne i bylesine seviyor, gerekten bilmiyorum; stelik beni tam tamna, btn aalk zaaflarml kularmla anlayan tek kadn o. Ktlk bu kadar ekici olabilir mi ki? Grunitski'yle birlikte ktk; darda koluma girdi ve uzun bir sessizlikten sonra, -Eee, dedi, ne dnyorsun bakalm? "Senin dpedz salak olduunu," demek geldi iimden, ama kendimi tuttum, omuz silkmekle yetindim. 27 Mays Bu sre iinde planmdan hi ayrlmadm. Gen prenses konumamdan holanmaya balyor. Hayat gin olaylardan sz ettim ona; beni olaanst bir insan olarak grmeye balad. Dnyadaki he , zellikle duygularla alay ediyorum: Bu zelliim, rktmeye balad onu. Ben yaknlardayken unitski ile duygusal tartmalara girimeye yeltenmiyor, hatta onun yaknlama abalarn al r glmsemeyle karlyor; yine de Grunitski yanna gelince, uysal bir tavr taknp ba ba nlar, lk keresinde buna sevindi ya da sevinmi grnd; ikinci keresinde bana, nc keres e Grunitski'ye darld. 112 Peorin 'in Gnl -Sizde de gurur diye bir ey yok! dedi dn bana. Neden Grunitski'nin yannda daha iyi v akit geirdiimi sanyorsunuz? Bir dostumun mutluluu uruna kendi zevkimi feda ettiimi syledim. -Benim zevkimi de feda ediyorsunuz, diye ekledi. Gzlerinin iine bakarak dnceli bir ta vr takndm. Bu o laydan sonra btn gn tek kelime konumadm onunla. Akamst, durgunlamt; bu sabah, kay youn bir durgunluk kt stne. Yanna gittiimde, dalgn dalgn, doaya vgler dzen Gru rdu; ama beni grr grmez kahkahalar atmaya balad (ortada glnecek bir ey olmad halde mezlikten geldi. Biraz uzaklap gizlice onu gzetlemeye koyuldum: Ban evirdi, iki kere s an esnedi. Grunitski'den bkt besbelli. Daha iki gn onunla konumayacam.

3 Haziran ou zaman kendi kendime sorarm, neden batan karmay aklmdan bile geirmediim, evlenmey

bir gen kzn akn kazanmak iin bylesine steliyorum? Neden bu kadnca cilveler? Vera, b nses Meri'nin en ok sevebilecei erkekten fazla seviyor: Onu ele geirilmez bir gzel o lrak grseydim, belki de herhangi bir iliki kurmann gl bana ekici gelirdi. Gelgelelim, ortada yle bir durum yok! Anlalan, benimki, genliimizin ilk yllarnda acda cya srkleyen, kadndan kadna koturan duraksz sevilme ihtiyac deil. Ta ki bize katlana bir kadna rastlayncaya kadar koarz, o zaman gerek ballk balar; o gerek ve sonsuz t atematik deyimleriyle, bunu belli bir noktadan bolua indirilen bir izgi diye adlandr abiliriz: Bu sonsuzluun srr yalnz amaca ulamann m imknszlnda yatar, yani sona vardrmann imknszlnda. Peki yleyse neden bu abalara giriiyorsun? Grunitski'yi kskandm iin mi? Zavall! Bu k n nesine? Yoksa bizi, yakn bir arkadamzn tatl dlerini bozmaya iten o kt ama nnde ygu mu, umutsuzluk iinde size, neye inanmak gerektiini sorduunda ona unlar syleyebilme nin verdii aalk zevk mi? "Dostum, ayn ey benini de bama geldi, ama gryorsun pekl yemek de yiyorum, rahat bir u da uyuyabiliyorum, acsz, gzya dktrmeden gelecek bir lm bile umabiliyo rum. Ama yine de... toy, henz gn grmemi bir ruha sahip kabilmek snrsz bir sevin ver n gzel kokularn saabilmek iin gnein ilk nn bekleyen bir iektir. Hemen koparlma adktan sonra yere atlmaldr: Belki kaldran biri bulunur! Yolu stne kan her eyi yalayp yutan bu doymak bilmez itah duyuyorum. Bakalarnn al ne ruhumu besleyen bir gda olarak, kendimle ilgili olduu srece ilgi gsteriyorum. Sev ginin beni lgnlklara srklemesi artk imknsz: Hrs, yaadm artlar yznden bastr a kar bende, nk bence hrs, egemenlik isteinden baka bir ey deildir; benim de btn i boyunduruum altna almak, kendime gre ak, ballk ve korku yaratmak demek olan asl zev egemenliin balca belirtisi ve en byk zaferi deil mi? Baka birinin aclarnn ya da se in kayna olmak hak, sz konusu deilken-gururumuzu bundan ok besleyen bir ey dnlebili eki mutluluk ne? Doyma noktasna ulam bir gurur. Kendimi dnyadaki br insanlardan daha i i, daha gl hissedebilseydim, mutlu olurdum; herkes beni severdi. Kendimde sonsuz bi r sevme yetenei bulurdum. Ktlk, ktle yol ayor: ilk s 114 ~Peorin'in Gnl z, bakasna ac ektirmenin zevki hakknda bir ipucu veriyor bize. Kt uygulamak istenmedike, insan kafasnda biimlenemez: Fikirler, organik yaratklardr. Der ler ki, doularndan biim alrlar fikirler, bu biim de eylemdir; kafasnda daha fazla fiki barndran biri, tekilerden daha eylemcidir. Bu yzden de memur masasna balanm bir dhi tpk durgun bir hayat sren, rnek davranlar gsteren, sonra da damar tkanmasndan lver ibi lmek, ya da ldrmak zorundadr. Heyecanlar, evrimlerinin ilk dnemini yaayan fikirlerden baka bir ey deildir; yrein gen nden gelme armaanlardr onlar; btn hayat boyunca onlarn etkisinde kalacan sananlarsa alardr. Durgun rmaklarn ou grl grl biralayan olarak balar, ama hibiri coup kp . Ama bu durgunluk, ou kere, gizli bir gcn belirtisidir; duygularla dncelerin cokunlu derinlii lgnlklara izin vermez; ruh, ister ac ekerken, ister sevin duyarken olsun, k isiyle kesin bir hesaplamaya gider ve her eyin byle zmlenmesi gerektiine inanr; bilir , frtnalar olmasayd, gnein srekli scakl gcn kuruturdu; bylece hayatnn temelle kendini bir ocuk gibi okar ya da azarlar. Kendini tanmann yceliine erimi bir kii tan 'Afcti deerlendirebilir yalnz. Bu sayfay yeniden gzden geirince, konudan olduka uuzaklm olduumu gryorum... Ama ne ?.. Ben bu gnl srf kendim iin tutuyorum, o zaman bu sayfalara doldurduklarm, zamanla, eerli bir an olacak benim iin. Grunitski koarak geldi ve kollarma atld: Subay olmu. Bir iki kadeh ampanya itik. Onun dndan Dr.Werner skn etti. -Sizi kutlayacak deilim, dedi Grunitski'ye. 115 -Neden? -nk er kaputu pek yakyordu size, hem tarada diki mis bir piyade subay niformas yak . Yani, imdiye kadar kuraldnda kalyordunuz, imdi herkes gibisiniz. -Konuun, konuun, doktor! Ne derseniz sevincimi baltalayamazsnz. Sonra kulama eilerek, -Bu apoletlerin bana ne umutlar verdiini bilmiyor ki, dedi... Ah u poletler! Sizin

kck yldzlarnz yolumu aydnlatacak. Artk tam anlamyla mutluyum. -Maaraya kadar yryeceiz, bizimle gelir misin? diye sordum. -Ben mi? niformam hazrlanana kadar gen prensese ta atlasa kendimi gsteremem. -Mutlu haberi syleyeyim mi ona? -Hayr, hayr, n'olur syleme... artmak istiyorum... -Ha, aklma gelmiken soraym... Aranz nasl? Yz birden asld, dalgnlat: vnmek, yalan sylemek istiyor ama utanyordu; doruyu sy unu kryordu. -Ne dersin, seni seviyor mu? -Sevmek mi? Aman Peorin, neler dnyorsun!... Bu kadar abuk k olunur mu?... Aslnda se bile sylemez, akl banda kadnlar sylemezler... -ok gzel! Herhalde sence akl banda bir erkek de tutkularndan sz amamaldr. -Sevgili dostum! Her eyin bir yolu var; sylenmeden kalan sryle ey tahmin edilebilir. -Doru... Ne var ki gzlerden okunan ak, kadnlar hibir ekilde balamaz, oysa kelimeler.. yan tetik bas Grunitski, kz seninle oynuyor. 116 Peorin 'in Gnl -O mu? diye atld, gzlerini ge kaldrp hogryle glmsedi: -Sana acyorum Peorin! Gitti. Akamst, kalabalk bir grup maaraya doru yrye ktk. Yerli bilginlerin dediklerine baklrsa, "maara", snm bir yanarda azndan baka bir ey k Dann yamalarndan birinin stnde, ehirden bir mil kadar uzakta bir yanarda az. al ar arasndan geen dar bir patikadan gidiliyor oraya. Da trmanrken kolumu gen prensese v rdim; btn yry boyunca bir an brakmad. Lafa dedikoduyla baladk: Orada bulunan, bulunmayan btn tandklarmz bir bir ele aldm, gln yanlarn gsterdim nce, sonra da kt yanlarn. Damarm tutmutu. aka derken garez and, sonra rkt. -Siz tehlikeli bir adamsnz! dedi. Sizin zehirli dilinizin kurban olacama ormanda bir katilin ba altna yatarn, daha iyi... Bakn ak ak sylyorum, bir gn cannz beni ize bir bak alp boazm kesin: Zaten size g de gelmez bu. -Katile mi benziyorum? -Katile olsa iyi... Bir an dndm, sonra iten krlm gibi yaparak, -Evet, ocukluumdan beri kaderim budur zaten! dedim. Herkes, yzmde kt eilimlerin belirt lerini arard; aslnda olmayan ama onlarca olmas gereken eilimleri: Sonunda dilekleri gerekleti. Alakgnllydm; beni hesapllkla suluyorlard: Sonunda hi konumaz hale gel ktl ayrt edebiliyordum; anlamyorlard beni, herkes kryordu: Kin gtmeye baladm, i cuktum, bakalar gibi en, konukan deilim; onlardan stn gryordum kendimi 117 ama herkes beni onlardan aa tutmakta szbirlii etmiti: Kskan oldum. Btn dnyay sevm eerlendiren kmad: Bylelikle de nefret etmeyi rendim. Renksiz genliimi, kendime ve d ar giritiim savata tkettim. Alaya alnmaktan korktuum iin, en iyi duygularm yreim e gmdm: Orada silinip gittiler. Hep doru syledim, inanlmadm: O zaman kandrmaya balad barlarn dnyasn, toplumun ileyiini iyiden iyiye kavraynca, hayat biliminde ustalk kaza bakalarnn bu ustal kazanmadan mutlulua nasl ulatklarm grdm; benim hi ylmadan tadn, onlar kendilerini hi yormadan karyorlard. O zaman iimi bir karamsarlk kaplad; a kurunuyla giderilecek trden bir karamsarlk deildi bu: Souk, aresiz, sevimliliin, iyi niyetli bir glmsemenin altna gizlenen bir umutsuzluktu. Ruh ynnden sakat olmutum. Ruhu mun yars yoktu; solmutu, umutu, lmt. Ben de o yary kestim attm; oysa teki yar k i, herkesin hizmetindeydi. Kimse farkna varmad bunun; nk bir zamanlar var olan teki ya ndan haberleri yoktu; ama siz bir hatray uyandrdnz, ben de size bir kitabe okudum. Bi roklarna kitabeler gln gelir, ama ben hi de yle dnmem, hele onlarn altnda nelerin an. Yine de sizden grlerime katlmanz isteyemem; bu ani km size gln geliyorsa l katiyen gcendirmez beni. O anda, gzlerim gzlerine takld: Yalar parlyordu gzlerinde; koluma dayanan kolu titriyo , yanaklar yanyordu: Bana acmt! Acma duygusu... Btn kadnlarn kolaylkla kapldkla eine penelerini geirmiti. Yry boyunca dalgnd, hi hoppalk etmedi. nemli bir belir Maaraya vardk: Kadnlar, kavalyelerinin yanndan ayrldlar, ama o benim kolumu brakmad. lca zppelerinin nkl 118 Peorin'in Gnl

teleri onu gldrmyordu, ucunda durduu uurumun derinlii korkutmuyordu; oysa teki kadnla atarak gzlerini kapamlard. Geri dnerken, zc konumay yenilemek istemedim, ama sorduum sudan sorulara, yaptm gel ara ksa karlklar verdi, dalgnd. Sonunda, -Hi sevdiniz mi? diye sordum. Dikkatle gzlerimin iine bakt, ban iki yana sallad ve yine dnceye dald: Besbelli bi k istiyor, yalnz sze nereden gireceini kestiremiyordu. Gs inip inip kalkyordu... O and ne olsun istersiniz... Muslin elbise kollar pek korumaz insan; bu yzden bileimden kan bir kvlcm onun bileini de sard. Hemen hemen btn tutkular byle balar; ou kere, bir fiziksel ya da moral zelliklerimiz yznden sevdiini sanarak kendimizi byk lde aldat i ki onlar kutsal atei karlamak iin hazrlarlar yreklerini, yumuatrlar: Yine de, mesel zmleyen ilk dokunutur. Gezintiden dndmzde gen prenses, zoraki bir glmsemeyle, -Bugn ok iyiydim, deil mi? diye sordu. Ayrldk. Kendinden honut deil; bana souk davrandndan tr kzyor kendine... ilk zafer, asl zafer bu ite! Yarn gnlm almak isteyecek. Bunlar ezbere biliyorum iin can skc yan da bu ya. 4 Haziran Bugn Vera'y grdm. Kskanlk gsterileriyle rahatm iyice kard. Anlaldna gre ge a'ya amay aklna koymu: Tam da adamm semi! 119 -Bunlarn ne demek olduunu biliyorum, diyordu Vera durmadan. Ne olur bana imdiden ak ak onu sevdiini itiraf et. -Peki ama ya sevmiyorsam? -yleyse neden peini brakmyor, umutlandryorsun onu? Ben seni bilmez miyim? San inanmam stiyorsan gelecek hafta Kislovodsk'a gelirsin; biz br gn oraya gidiyoruz. Ligovskiy 'ler daha bir sre burada kalacaklar. Bize yakn bir ev tutarsn. Biz kaynan yaknlarndaki byk evde kalacaz, ikinci katta; Prenses Ligovskiy alt katta oturacak; bitiiimizde ayn damn bir evi daha var, henz tutulmam... Gelecek misin? Sz verdim, ayn gn evi tutmak iin birini yolladm. Grunitski, akam saat altda beni grm eldi, ertesi gn niformasnn hazr olacan bildirdi: Baloya yetiiyormu. -Nihayet, onunla btn akam dans edebileceim, dedi. Neler konuuruz kim bilir! diye ekle di. -Balo ne zaman? -Yarn tabii! Bilmiyor muydun? Yarn byk bir enlik var, yerel ynetim dzenliyermu... -Gel bulvarda dolaalm biraz. -imknsz, bu berbat kaputla dar adm atamam. -Ne zamandan beri kaputunu sevmemeye baladn? Gezintiye tek bama ktm, Prenses Meri'ye rastladm, mazurkay kendisiyle etmek istediimi edim. Hem ard, hem sevindi. -Geen sefer, zorunluluk yznden dans ettiinizi sanmtm, dedi tatl bir glmsemeyle. Grunitski'nin yokluunun farknda deil galiba. -Yarn ok gzel bir srprizle karlaacaksnz, dedim. -Neymi o? -imdilik sr... Baloda kendiniz anlarsnz. Akam, yal prensesin evinde geirdim: Vera ile sevimli bir ihtiyardan baka kimse yoktu. Keyfim yerindeydi, olaanst 120 Peorin'in Gnl eyler anlatp duruyordum: Gen prenses karma oturmu, samalklarm yle derin, dikkatli, ce bir ilgiyle dinliyordu ki kendimden utandm. Nereye gitmiti o canll, o uarl, kap kstah tavr, kmseyen glmseyii, dalgn baklar? Vera da bunlarn farkndayd: Hasta yznde derin bir hzn belirdi: Pencerenin kenarndaki g bir koltua km, glgede ylece oturuyordu... Ona ok acdm. O zaman onunla nasl tantm, onu nasl sevdiimi, akmzn btn hikyesini oradakilere rma adlarla. Ona duyduum yaknl, ektiim zntleri yle canl bir dille anlattm, onun davranlarn e kardm ki, sonunda ister istemez gen prensesle flrt etmemi

balad. Ayaa kalkt, yanmza geldi, canland biraz... Doktorun, saat on birde yatmasn tlediin gecenin ikisinde hatrlayabildik. 5 Haziran Balodan yarm saat nce, Grunitski, prl prl piyade subay niformasyla kageldi. Ceket ucuna ifte el gzl asl tuntan bir zincir takmt; akl almaz byklkteki apoletleri bi yukar kvrkt; izmeleri gcrdyordu; sol elinde, kahverengi eldivenleriyle kasketini t yor, sa eliyle de durmadan kvrck salarn kabartyordu. Hem bir eit kibir, hem de bir zlik okunuyordu yznde: Bayramlk kl, gururlu yry beni kahkahalarla gldrebilirdi, gun dseydi tabii. Kasketiyle eldivenlerini masann stne att, sonra ceketinin eteini ekitirerek aynada ken ine ekidzen verdi: Kenar e 121 nesine deer son derece sert bir yakaln stne dolanm kocaman atks, yakasnn altndan unu yeterli grmemi olmal ki, atky kulaklarna kadar ekti. Bu g i nk niformasnn -Dediklerine gre bu gnlerde prensesimle pek fazla ilgileniyormusun, dedi kaytsz bir t avrla, yzme bakmadan. Gemiteki nl apknlardan birinin pek sevdii bir deyimi; tekrarladm: Bir zamanlar Pukin etmiti o apkndan: -Bize mi kalm o iei koklamak? -Syleyin bakalm, ceket nasl duruyor? Allahn belas Yahu-i di!... Kollarmn alt nasl da .. Yannda lavantas olan var m? -Aman, daha lavanta m istiyorsun? Srdn glsuyunun kokusundan yanna yaklalmyor zaten. -Zarar yok. Verin. ienin yarsn boynuyla atksnn arasna, mendiline ve ceketinin yenlerine aktt. -Sen dans edecek misin? diye sordu. -Sanmam. ,' -Korkarm mazurkaya prensesle katlmam gerekecek, oysa bir figrn bile bilmiyorum. , -Ondan mazurka iin sz aldn m? -Henz almadm. -Senden nce davranmasnlar da... Elini alnna vurarak, -Doru ya! dedi. imdilik hoa kaln... Giri kapsnda buluacam onunla. Kasketini kapt gibi koar admlarla uzaklat. Yarm saat sonra ben de ktm. Sokaklar karanlk ve botu;' kulbn (isterseniz meyhanenin d iyebilirsiniz) dolaylarna youn bir kalabalk birikmiti; pencereler l sld; akam rz Peorin'in Gnl 122 gar, askeri bandonun ald mzii bulunduum yere kadar getiriyordu. Yava yava yryordu caba," diye dnyordum, "benim hayatta tek iim bakalarnn umutlarn ykmaktan ibaret mi hareket etmeye baladmdan beri kader beni bakalarnn dramlarnn sonuna yetitiriyordu, kimse bensiz lemezmi ya da ac ekemezmi gibi! Ben beinci perdenin vazgeilmez kiilerind m; ister istemez cellatn ya da hainin sevimsiz roln oynamak zorundaym. Kaderin bunda n amac ne olsa ki? Belki de burjuva trajedileri, aile romanlar yazar ya da Halk Ktpha nesi iin hikye yazanlarla ibirlii eden biri olmam istiyordur benden. Ne bileyim? Ka ki hayatn Byk iskender ya da Lord Byron olarak bitireceini kestirebilir nceden? ite bu y en de varln, fahri danmanlktan teye gidemeyen bir grevle srdrr." Toplant salonuna varnca, kalabaln arasna kararak gzlemler yapmaya baladm. Grunits sesin yannda durmu, heyecanl heyecanl bir eyler anlatyordu ona: Prenses, dalgn gzlerl inliyor. uraya buraya bakyor, yelpazesini dudaklarna gtyordu. Yznden sabrszlk okunu gzleriyle etrafta birini aryordu sanki: Konumalarn duyabilmek iin usulca arkadan yakla . -Bana ac ektiriyorsunuz, prenses, diyordu Grunitski. Sizi son grdmden bu yana mthi d ... Prenses ban ona evirdi: -Siz de deitiniz, dedi. Grunitski, bu baktaki gizli alay sezememiti. -Ben? Ben mi deitim?... Asla! Bunun imknsz olduunu siz de biliyorsunuz! Sizi bir kere gren, o taplas yznz mr boyunca unutamaz.

-Susun ltfen... -Bir sre nce sevinle dinlediiniz eyleri neden imdi duymak istemiyorsunuz? 123 Gen prenses glerek, -Tekrardan holanmam da ondan, dedi. -Ne kadar yanlmm Tanrm!... O kadar budalaymm ki hi olmazsa bu apoletlerin dlerimi ceini... Yok yok, herhalde hep o berbat kaputla kalmak daha iyi olurdu; belki de ilginizi ona borluyum. -Gerekten de kaput, size daha iyi gidiyordu. Tam o srada prensese doru yryerek nnde eildim; hafife kzard, sonra telala, -Haksz mym ama Msy Peorin? dedi. Er kaputu Msy Grunitski'ye daha iyi gidiyordu. -Ben sizinle ayn fikirde deilim, diye karlk verdim, subay niformas onu olduundan da g teriyor. Grunitski bu hareketi hazmedemedi: Btn delikanllar gibi o da yal olmak iddiasnda; yzd derin tutku izgilerinin ya izlerinin yerini tuttuunu sanyor. fkeli bir bak frlatt y an hrsla yere vurdu ve yanmdan uzaklat. -tiraf edin bakalm, dedim gen prensese, teden beri gln olduu halde siz yakn zamana k ilgin buluyordunuz onu... Boz kaputu muydu ilginizi eken? Gzlerini yere indirdi, karlk vermedi. Grunitski btn gece prensesin peini brakmad; ya onunla dans ediyor ya da karsnda bir ularak gzleriyle onu yiyordu; iini ekiyor, prensesi yalvarmalaryla, sitemleriyle ted irgin ediyordu. nc kadrilden sonra, kz kendisinden bsbtn usandrmt. Bir ara yanma geldi, kolumu tutarak, -Senden bunu beklemezdim, dedi. -Neyi? -Mazurkay onunla edecekmisin, yle mi? Bana kendisi syledi... -Bundan ne kar? Sr deil ya... 124 Peorin 'in Gnl -Tabii deil... Byle mark, uar bir kzdan her ey beklenir... Ama cm alacam! -Sen suu onda deil, subay niformanla apoletlerinde ara. Artk kendisine ekici geliniyo rsan ne yapsn yani? -Neden umutlandrd yleyse? -Sen neden umutlandn? Bir eyi elde edebilmek iin aba gsterenlere aklm erer; ama umutla nmak ne demek? Kin dolu bir glmseyile, -Bahsi kazandn ama daha tamtamna deil, dedi. Mazurka balamt. Grunitski, prensesten ba imseyle dans etmiyor, teki erkekler de boyuna onunla dans ediyorlard; besbelli, bir tuzak hazrlamlard bana. Daha iyi. Benimle konumak istiyor, engel oluyorlar o zaman, daha ok isteyecektir. Bir iki kere elini tuttum; ikinci keresinde bir ey sylemeden ekti. -Bu gece gzme uyku girmeyecek, dedi. -Grunitski'nin yznden. -Hayr, hayr! Sonra gzleri dald, yle dnceli, mahzun bir hali vard ki o akam mutlaka eye karar verdim. Dalmaya balanmt. Prensesi arabasna bindirirken kk elini abucak dudaklarma gtrp ler gremezdi. Kendimden honut, salona dndm. Uzun bir masada genler akam yemei yiyorlard; aralarnda Grunitski de vard. Ben ieri gi ce hepsi sustular; benden bahsediyorlard besbelli. Geen balodan beri ou bana kar dman bir tavr taknd, zellikle svari Yzbas; imdi de Grunitski'nin bakanlnda bir ete r. Grunitski yle kibirli, yle cesur bir havada ki... ok sevindim; Hristiyan anlamnda olmasa bile dmanlarm severim; beni elendirirler, nabz andrrlar. Her zaman tetikte olmak, her bak kollamak, her kelimenin 125 anlamn yakalamak, amalar sezinlemek, tuzaklar ortaya kartmak, aldanm grnmek, sonra bir tekmede kurnazln o karmak, yce dokusunu yerle bir etmek hayat diye buna derim ben . Akam yemei boyunca Grunitski svari Yzbasyla fsldap durdu, birbirlerine hep gz k

6 Haziran Bu sabah Vera, kocasyla Kislovodsk'a hareket etti. Prenses Ligovskiy'lere giderke n karlatm arabalaryla, Vera, bayla bana selam verdi: Baknda bir eit sitem vard. Neden kendisiyle ba baa kalma farsatn vermiyor bana? Ak da, ate gibi, yalm tkenince r. Belki de yakarmalarmn baaramadn kskanlk baaracak. Prensesin evinde tam bir saat kaldm. Meri kmad; hastaym. Akam da bulvarda grnmedi. E eriyle silahlanm yeni dman etesinin niyeti iyice bozuk anlalan, iyi ki prenses hasta: na saygszlk edebilirlerdi. Grunitski'nin salar darmadankt; her yanndan umutsuzluk aliba derinden sarsld. zellikle gururu yara ald; ama bazlar umutsuzluklarnda bile gl Eve dnnce, bir boluk hissettim. Onu grmemitim! Hastayd! Sakn gerekten tutulmu olmaya Sama! 7 Haziran Sabah saat on birde yani yal Prenses Ligovskiy'in Yermolov hamamnda terlemekte olduu saatlerde ben onlarn evinin nnden geiyordum. Gen prenses, dalgn dalgn pencerede oturu ordu. Beni grnce hemen ayaa kalkt. Hole girdim; hizmetilerden hibiri ortalkta yoktu; ben de 126 Peorin'in Gnl kaplcalara zg rahat detlerden yararlanarak adm vermeden salona daldm. Gen prensesin gzel yzn donuk bir sarlk kaplamt. Piyanonun banda bir eliyle koltu rdu. Eli hafife titriyordu. Usulca yanna yaklaarak, -Bana dargn msnz? diye sordum. Bitkin, cansz bir bakla yzme bakp ban iki yana saladi; azn ap bir eyler sylem emedi, gzleri yala doldu; koltua kerek ellerini yzne kapad. Elini tuttum. -Neyiniz var sizin? dedim. -Siz bana sayg gstermiyorsunuz!... N'olur, yalnz brakn beni! Bir iki adm attm... Koltukta doruldu; gzleri parlyordu. Elimi kapnn tokmana koyarak ladm. -zr dilerim, prenses, dedim, lgnlk ettim... Bir daha olmayacak; elimden geleni yapaca . Bugne kadar iimden neler getiini bilmenizin ne gerei var? Bunlar hi renemeyeceksin izin iin bylesi daha iyi olacak. Hoa kaln. Dar karken aladn duyar gibi oldum. Akama kadar Mauk Dann eteklerinde dolatm, eve gelince de bitkin derek kendimi yataa attm. Werner urad. Gen prenses Ligovskiy il evlenecekmisin, doru mu? dedi. -O da ne demek? -ehirde herkes bunu konuuyor; btn hastalarm bu nemli haber stne kafa yoruyorlar: Hast r byledir ite, bilmedikleri yoktur. "Grunitski'nin marifeti", diye dndm. -Size bu sylentilerin aslsz olduunu gstermek iin unu gizlice syleyeyim ki doktor, ded yarn Kislovodsk'a gidiyo rum. 127 -Ligovskiy'lerle mi? -Hayr, onlar bir hafta daha kalyorlar. -Demek onunla evlenmiyorsun? -Yazklar olsun doktor! Yzme bir bak bakaym: Gveye falan benzer bir yanm var m benim? -yle bir ey demedim... Sonra, kurnaz bir glmsemeyle ekledi: -Ama siz de pek iyi bilirsiniz bazen yle eyler olur ki, onurlu bir adam evlenmek z orunda kalr ve baz analar bu frsatlar hi karmazlar. Bu yzden bir dost olarak daha tem li olmanz tlyorum. Burada, kaplcalarda hava olduka tehlikelidir: ok daha iyilerine l kendilerini kaptrp soluu kilisede alan nice deerli genler grmmdr. inanr msnz, dirmeye kalktlar? Solgun yzl bir kz olan taral bir anne. Kznn yznn ancak evlen lenebileceim kendisine sylemek budalaln etmitim. O zaman, minnet dolu yalarla, bana k evlenmemi teklif etmi, btn servetlerini galiba elli kadar kle-ayaklarnn altna sermiti ma ben evlenemeyeceimi sylemitim kendisine. Werner, beni uyandrdndan emin, kt. Sylediklerinden, ehirde gen prensesle benim hakkmda daha imdiden irkin sylentiler yay

duunu anladm. Grunitski bunun hesabn verecek! 10 Haziran Kislovodsk'a geleli gn oldu. Veray'ya her gn kaynakta ve bulvarda rastlyorum. Sabahl an, kalkar kalkmaz pencerenin kenarna oturuyor, el gzlm onun balkonuna eviriyordum: O tan hazrlanm, giyinmi oluyor, nceden kararlatrdmz iareti bekliyor; evlerimizden k olda, gya tesadfen karlayoruz. Canlandrc da havas rengini ve 128 Peo ririin Gnl kuvvetini geri getirdi. Narzan'a bouna Hayat emesi dememiler. Blgenin yerlileri Kislo vodsk'un insanda ak istei uyandrdn, Mauk Da eteklerinde balayan her ak macerasn ulatn ileri sryorlar. Gerekten de, burada her ey yalnzlk alyor; her ey gizeml sndan grl grl kpklerle akarak kendine yol aan suyun stne eilmi kavak aalarnn ana kol salan karanlk, sessiz sel yataklar; beyaz akasyalarla, uzun otlarn buusuyla dolu havann tazelii; vadinin ucunda buluarak dosta bir yarma sonucu Podkumok'a karan in rmaklarn o duraksz, uyuturucu arltlar, hepsi. Bu kyda boaz genileyip yeil bir ; arasndan tozlu bir yol gemekte. Oraya her bakmda, st kapal bir arabann geldiini, penceresinden kk, pembe bir yzn baktn grr gibi oluyorum. imdiye kadar o yoldan ka geti, ama o asla. Kalenin arkasna den yre iyice kalbalklat: Benim kaldm evden birk bir tepeye kurulmu lokantada, ift sra halinde uzanan kavaklar arasnda klar titreiyor mlar; gece ge saatlere kadar sesler ve bardak angrtlar duyuluyor. Hibir yerde buradaki kadar Kahetin arab ve maden suyu iilmiyordur.

ikisini birlikte yrten ok, bilirim Yine de syleyeyim, ben onlardan deilim, Grunitski, her gn, dostlaryla meyhanede buluup iiyor, zoraki bir selam veriyor bana. Daha dn geldii halde kendisinden nce banyo yapmak isteyen ihtiyar adamla kavga etti: uras kesin, bana gelenler askerlik damarlarn kabartyor. 129 11 Haziran Sonunda geldiler. Arabalarnn sesini iittiimde pencere kenarnda oturuyordum: Yreim titr di... Bu da nesi? Ak m oldum acaba?.. yle budala bir yapm var ki, benden beklenir. le yemeini onlarda yedim. Yal prenses, beni tatl tatl szyor, kznn yanndan da hi andan, Vera, gen prensesi kskanyor; ileri amma da kartrdm! Erkeini paylat sand nelere bavurmaz kadnlar? Hi unutmam, bir keresinde, srf baka bir kadna am diye bir u bana. Kadn kafasndan daha elikili bir ey yoktur; kadnlar herhangi bir eye inandrma nlar yle bir noktaya getirmelisiniz ki kendi kendilerini inandrsnlar. Onlarn nyarglar usulleri de ok ilgintir: Diyalektiklerini zebilmek iin btn mantk kurallarn altst e rektir. Szgelimi, sradan bir rnek: Bu adam beni seviyor, ama ben evliyim: demek ki onu sevmemeliyim. imdi de kadnlarn yntemi: Evli olduum iin onu sevmemeliyin; ama o beni seviyor, demek ki... Burada bir sr nokta sralanabilir, nk mantk durur, artk sz geen dildir, gzlerdir v eer varsa, yrek konuur. Bu yazdklarm bir kadn grse ne olurdu? "iftira!" diye haykrrd fkeyle. airler iir yazal, kadnlar da onlar okuyal beri (bunun iin de kadnlara iten bir teek uz) melek olarak nitelendirilmeye ylesine altlar ki, ayn airlerin Neron'u bile para ur na yar tanr katna kardklarn unutarak byk bir safiyetle kendileri de inandlar melek . Kadnlardan bylesine kinle bahsetmek, benim gibi gz 130 Peorin 'in Gnl dnyada onlardan baka hibir ey grmeyen birine dmezdi; ben onlarn uruna i rahatlm da etmeye hep hazrdm. Belki de bir fke annda, gururum krld iin, ancak tecrbeli gz ndirebilecei o byl rty ekip atmak istiyorum stlerinden. Hayr, hayr, onlar iin bt nun sonucu: Akln serin gzlemleri Kalbin ac deyileri

Kadnlar, btn erkeklerin kendilerini benim tandm kadar iyi tanmalarn istemeliler, duyduum korkuyu yeneli beri, onlarn kk zaaflarn anlayal beri yz kat daha ok seviyor r. Aklma geldi: Geen gn Werner, kadnlar Tasso'nun Kurtarlan Kuds kitabnda szn ettii zetti. Yakna gelmeyegr, dedi, drt bir yandan yle belalar saldrr ki Tanr korusun: Sorumluluk, urur, drstlk, kamuoyu, alay, kkseme... Yapacan tek ey, evrene bakmadan dosdoru yr yava, canavarlar yok olur ve nnde durgun, gneli bir imenlik alr, ortasnda yeil mer ten bir imenlik. Gelgelelim, ilk admlarda yrein titrer de ardna bakarsan mahvoldun gi tti! 12 Haziran Bu akam olaylar asndan ok zengindi. Kidlovods'un iki mil kadar tesinde, Podkumok Irma kt geitte "Halka" denilen bir kaya vardr. Bu, doa tarafndan oyulmu bir eit kapdr; epeden kar ve arasndan, batan gne, son alevli bakn frlatr dnyaya. Bu ta pencered tmek iin byk bir grup, atlarla oraya git 131 mistik. Dorusunu sylemek gerekirse, hibirimiz gnein batn falan dnmyorduk. Ben ge nnda gidiyordum; dnerken, Podkumok'un kysndan gemek gerekti. En s da dereleri bile t elidir, nk dipleri kaleidoskop gibidir; her gn dalgalarn basncna gre deiir. Dn bir n yerde, bugn bakarsnz bir ukur vardr. Prensesin atn dizgininden tutarak suya doru s u, diz boyundayd; akntya kar ilerlemeye baladk. Bilindii gibi, hzl derelerden geer bakmamak gerekir, yoksa insann hemen ba dner. Prenses Meri'yi bu konuda uyarmay unutm utum. Tam derenin ortasna, akntnn en hzl olduu yere varmtk ki, prenses eyerinin s -Fena oluyorum! dedi zayf bir sesle. abucak eilip ince belinden kavradm. -Yukarya bakn! diye fsldadm, bir ey deil, korkmayn; yannzdaym. Daha iyiceydi, kolumdan kurtulmak istedi, ama ben bsbtn sk sardm kvrak, yumuack gvd yanam yanana deiyordu; yz ate gibiydi. -Ne yapyorsunuz... Tanrm!... Onun titreyiine, aknlna kulak asmadm, dudaklarm yumuak yanaklarna dedi; anszn i rmad. Arkada kalmtk: Olanlar kimse grmedi. Kyya ktmzda herkes atn koturmaya u; ben de yannda kaldm. Anlalan, sessizliim onu tedirgin ediyordu, ama srf merak yznd azm amamaya ant itim. Bu g durumdan nasl syrlacam grmek istiyordum. Bouk bir sesle, -Siz ya beni aalamak istiyorsunuz, ya da gerekten ok seviyorsunuz! dedi. Belki de ben imle alay etmek, beni incitmek, sonra da brakmak istiyorsunuz... Bunu dnmek bile yle alaka, yle haince bir ey olurdu ki... Yok, yok! Olamaz, 132 Peorin'in Gnl deil mi, diye ekledi tatl bir gvenle, bende saygszlk uyandracak bir ey yok, deil mi? ha hareketiniz... Sizi balamak zorundaym, nk ben izin verdim buna... Cevap verin ltf esinizi duymak istiyorum!... Son szlerinde yle kadnca bir sabrszlk vard ki, kendimi glmekten alkoymadm. Neyse ki ararmaya balamt. Karlk falan vermedim. -Susuyorsunuz, diye devam etti. Belki de nce benim sizi sevdiimi sylememi bekliyors unuz. Sustum. Anszn bana dnerek, -yle mi istiyorsunuz? diye sordu. Bakndaki ve sesindeki kesinlikte rktc bir ey vard. Omuzlarm silkerek, -Neden yle isteyeyim? dedim. Atn kamlayarak dar ve tehlikeli yoldan drtnala umaya balad. Her ey yle abuk olmut i toparlayp yanna gittiimde o, ndekilere katlmt. Dnerken, btn yol boyunca durmadan gld. Hareketlerinde hastalkl bir nee gze arpyordu; yzme bir kere bile bakmad. Her aanst neeyi fark etmiti, ihtiyar prenses, iin iin seviniyordu kzna baktka; oysa k nir buhran geiriyordu. Btn gece uyumayacak, alayacak. Bu dnce, sonsuz bir sevin veri ana: Bazen vampirleri anlyorum... Bir de, iyi yrekli, keyifli bir insan olarak n sa ldm, stelik bu sfatlar hak etmeye altm dndke... Atlardan inildikten sonra, kadnlar ihtiyar prensesin evine gittiler. Ben heyecanly dm, kafama en dnceleri datmak iin dalara doru drtnala srdm atm. Islak akam u. Ay, karanlk doruklarn ardndan domak iin dalara doru drtnala srdm atm. Islak ak

serinlik yayyordu. Ay, karanlk doruklarn ardndan 133 domak zereydi. Nalsz atmn her adm, dar boazlarn sessizliinde bo yanklar brakyor a atm suvardm, gney gecesinin taze havasn bir iki kere itahla cierlerime ektikten so ola ktm. Kenar mahallelerden getim. Pencerelerde klar teker teker snyordu; kaledeki rle evre kulelerdeki Kazaklar, birbirlerine uzun uzun sesleniyorlard. Mahallenin uurum kenarna kurulmu evlerinden birinde olaanst bir aydnlk dikkatimi ekt asra ykselip alalan sesler, haykrlar, bir asker elentisinin yapldn gsteriyordu. pencereye gizlice yanatm: Doru drst kapanm bir pancur, elenenlerin kimler olduklarn ve konutuklarn duymama yardm etti. Benden bahsediyorlard. Yz araptan al al olmu svari Yzbas masaya yumruunu indirerek sz istedi: -Baylar, dedi. Bu gerekten katlanlmaz bir durum! Peorin'e mutlaka bir ders vermeliy iz! Petersburglu zpktlar birtakm tavrlar taknrlar, ta ki burunlar yere srtlnceye alnz kendisinin kibarlar arasnda yaadn sanyor her zaman temiz eldiven ve boyal izme iin. -Ya o kstaha glmseyii! Kalbm basarm korkan biridir, dpedz korkak! -Ben de yle dnyorum, dedi Grunitski. ii akayla geitiriyor. Bir keresinde ona yle im ki bakas olsayd beni para para ederdi, ama Peorin alaya ald. Tabii delloya arma derdi. stelik, bulumak... -Grunitski, gen prensesi elinden ald diye ona kzyor, dedi birisi. -Amma da laf! Geri onunla azck flrt ettim ama, evlenmek istemediim iin hemen vazgetim; gen kzlara boyun emek detim deildir. 134 Peorin in Gnl -Evet, evet, bence birinci snf bir korkaktr. Yani Peorin tabii, Grunitski deil. Grunit ki, bulunmaz bir adam, hem de gerek bir dost! dedi svari Yzbas. Baylar! Hibiriniz br ana deilsiniz, deil mi? Hibiriniz. Gzel! Onun yiitliini denemek ister miydiniz? Elence i olurdu. -Tabii isterdik, ama nasl? -Dinleyin. Grunitski ona ayrca kzgn; asl rol ona dyor! Durup dururken, hi yznden b eorin'i delloya davet eder... Durun bakn, imdi asl meseleye geliyoruz... Onu delloya a Gzel! Btn bunlar, arl ekli, hazrlklar, artlar... Bunlarn hepsi mmkn olduu kad lde yaplmal; bunlar bana brakn. Zavall dostum, senin ahidin ben olurum! O da gzel! i n can alc noktasna geldik: Tabancalara kurun koymayacaz. imdiden sylyorum Peorin yu Alt adm arayla kar karya gelirler, ff be! Kabul ediyor musunuz, baylar? -Mkemmel bir tasar! Kabul ediyoruz! Neden etmeyelim? Sesleri geldi drt bir yandan. -Ya sen Grunitski? Sabrszlktan titreyerek Grunitski'nin karln bekledim. Bu tesadf olmasa, u ahmaklar rumuna deceini dndke fkeden kuduruyordum. Grunitski, hayr deseydi, boynuna atlaca bir sessizlikten sonra iskemlesinden kalkt, elini Yzbaya uzatarak kurumlu bir sesle, -Peki, dedi, kabul ediyorum. Btn bu namuslu kiilerin sevincini tamtamna anlatmak ok g olurdu. ki ayr duygunun etkisinde eve dndm. Bu duygulardan biri zntyd. "Neden benden nefret e orlar?" diye dndm. "Neden? Kime ne zararm dokundu? Hi. Acaba ben de d grnleriyle lardan biri miyim?" Zehirli bir kinin btn benliimi doldurduunu duyumsuyor 135 durn. "Ayan tetik bas, Msy Grunitski!" diyordum boyuna, odamda bir aa bir yukar dol en byle oyunlara gelmem. Salak dostlarnn gzne girmek pahalya oturur sana. Ben senin oy uncan deilim!" Btn gece gzme uyku girmedi. Sabahleyin, limon gibi sarydm. Sabah, kaynakta gen prensesle karlatm. : -Hasta msnz? dedi beni dikkatle szerek. -Btn gece uyumadm. -Ben de... Sizi suladm... Yanldm belki. Ama n'olur davrannz aklayn, her eyi ba -Her eyi mi? -Evet, her eyi... Yeter ki doruyu syleyin bana ve abuk olun... ok kafa yordum, davran kl karmaya, yorumlamaya altm: Belki de ailemin karaca zorluklardan korkuyorsunuz.. k. Duyduklar zaman... (sesi titriyordu) yalvarr yakarr kandrrm onlar... Yoksa belki de kendi durumunuz... Yalnz unu bilin ki, ben sevdiim kimse iin her eyi gze alabilirim... N'olur abuk cevap verin... Acyn bana... Beni kmsemiyorsunuz deil mi? Elime sarld.

Yal prenses, nde Vera'nn kocasyla yryordu, bir ey grmemiti; yine de gezintiye kan m olabilirlerdi bizi btn merakl dedikoducularn en merakllardr onlarelimi scak avucu rtardm. -Size gerei syleyeceim, dedim prensese, kendimi hakl karmaya da, davranlarm akla im yok. Size k deilim. Dudaklar hafife sarard. Ancak duyulabilecek bir sesle, -Brakn beni, dedi. Omuz silktim, dndm, yryp gitti . . . . 136 Peorin'in Gnl 14 Haziran Bazan kendimi ok kk gryorum... Belki de bakalarn kmsemem bu yzdendir. Soylu davr orum. Kendi gzmde gln olmaktan korkuyorum. Benim yerimde baka birisi olsa gen prensese yreini ve servetini hemen sunuverirdi, ama "evlenme" kelimesinin benim stmde gizemli bir etkisi var. Bir kadn ne kadar seversem seveyim, kendisiyle evlenmek zorunda o lduumu bana hissettirirse... Ne ak kalr, ne bir ey! Yreim ta kesilir ve hibir ey onu scaklna getiremez. Bu fedakarln dnda her fedakarlk istenebilir benden. Yirmi kere da namusumu ortaya koyabilirim, ama zgrlm asla! Neden bunca deer veriyorum ona? Bana n iyilii dokunuyor? Kendimi neye hazrlyorum? Gelecekten ne bekliyorum?.. Aslnda hi. Bu benimki, iten gelen bir korku, silinmez bir nsezi. Grunitski, bir sredir bana selam vermiyor; bu gece de bir iki kere saygsz baklarla szd eni. Hesaplamaya giritiimizde bunlarn hepsi gz nnde tutulacak. Saat ondan az nce kalk ttim. Dars zifiri karanlkt. evredeki dalarn doruklarnda souk, karanlk bulutlar birikmi a rzgar lokantann yaknlarndaki kavak alarnn tepelerinde inildiyordu. Pencerelerin d i birikmiti. Tepeden indim, kapdan knca admlarm sklatrdm. Anszn, arkamdan biri aptm. Gen prensesin penceresinin altndan geerken yine ardmda ayak sesleri duydum. nifo rma giymi biri, koarak yanmdan geti. Bu beni kukulandrd: Yine de, gizlice sahanla do e karanlk merdivenlerden ktm. Kap ald; kk bir el elimi tuttu. -Hi kimse grmedi ya? diye fsldad Vera, gsme iyice yaslanarak. -Kimse grmedi. 137 -imdi seni sevdiime inandn m? Nasl kararszdm, nasl aclar ektim!.. Ama sen eninde so eni yola getiriyorsun. Yrei deliler gibi arpyordu; elleri buz kesmiti. Hemen kskanlk sitemlerine, yaknmaya Her eyi kendisine itiraf etmemi, tek dilei benim mutluluum olduuna gre ihanetimi kavg asz grltsz kabul edeceini syledi. Bunlara pek inanmadm ama onu yeminlerle, vaatlerle an yattrdm. -Demek Meri ile evlenmiyorsun? Onu sevmiyorsun? O da sanyor ki... Biliyor musun z avallck sana delicesine tutkun, zavall! rmceklerden, hamambceklerinden, farelerden neden korktuklarn bilmeyen insanlar yok mu dur? itiraf edeyim mi? Ben daha ocukken, ihtiyar bir kadn annemin falna bakm. Benim " kt bir evlenme sonucunda leceimi" sylemi. Beni ok etkilemiti bu: Ruhumda evlenmeye ka suz bir isteksizlik uyand. Yine de, bir ey, faln doru kacan gsteriyor, ama ben bunu duu kadar gecikmesi iin elimden geleni yapacam. 15 Haziran Dn, buraya hokkabaz Apfelbaum geldi. Lokantann kapsna yukarda ad geen harika hokkabaz, cambaz, kimyager ve gzbacnn bu gece, saat sekizde, saygdeer mterilere Soylular Derne lonunda (yani lokantada) olaanst bir gsteri yapacana dair bir ilan asld; giri ikier ble. Herkes harika hokkabaz grmeye gidiyor: Prenses Ligovskiy bile kznn hasta olmasna ramen bir bilet ald. Bugn le yemeinden sonra Vera'nn penceresinden getim. Tek bana balkonda oturmutu. Aya e bir kt paras dt: "Bu gece, saat dokuz buuk sularnda giri merdiveninden 138 Peorin 'in Gnl gel. Kocam, Pyatigorsk'a gitti, yarn sabahtan nce dnmeyecek. Uam ve oda hizmetilerim e de olmayacaklar: Hepsine bilet aldm, prensesin hizmetilerine de. Seni bekliyorum.

Mutlaka gel." "Tamam," diye dndm. "Sonunda istediime gelmedi V m? Saat sekizde, hokkabaz seyretmeye gittim. Seyirciler dokuza kalmadan yerlerini al mlard: Gsteri balad. Arka sralarda Vera'yla prensesin uaklarn, oda hizmetilerini g oradayd. Grunitski, el gzlyle, n srada oturmutu. Hokkabaz, mendil, saat, yzk fala er istediinde hep ona bavuruyordu. Sabaha kar saat ikide, iki al birbirine baladm, ya ki stuna dayanarak st balkondan alt balkona indim. Gen prensesin odasnda hl k yanyo r ey, beni o pencereye doru itti. Perde tamtamna ekilmedii iin odann iini ilgiyle sey ebiliyordum. Meri yatanda oturuyordu; elleri dizlerinin stndeydi; gr salar, dantelli b r gece balnn altnda toplanmt; geni, kzl bir al beyaz omuzlarn rtyordu. Kpr kk bir masann stnde ak bir kitap duruyordu, ama hareketsiz ve yasl gzleri belki de dir ayn sayfada dolayordu, dnceleri ise baka yerdeydi. O srada allarn arasnda bir hrt oldu. Balkondan imenlie atladm. Gremediim bir el -Naslm? dedi kaba bir ses. Yakalandn ite!... Gen prensesleri gece ziyaret etmek neymi, gstereceim sana!... Keden frlayan baka biri, -Sk tut onu! diye haykrd. Biri Grunitski, teki de svari Yzbasyd. Yzbay bir yumrukta yere serdim, hemen alla daldm. Evlerimizin nndeki meyilli topra arn bir bir biliyordum. 139 -Harsz var! imdat! diye bardlar. Bir silah patlad, dumanlar saan bir fiek ayaklarmn dibine dt. Bir dakika sonra odamdaydm; soyunup yattm. Daha uam kapy yeni kilitlemiti ki svari Y runitski kapy vurmaya baladlar. -Peorin! Uyuyor musun? Orada msn? diye baryordu Yzba. -Uyuyorum, diye cevap verdim bozuk bir sesle. -Kalk bakalm!... Hrszlar!... erkezleri.. Gittiler. Aslnda cevap vermemeliydim onlara: Bir saat daha bahede dolanp beni ararl ard. Bu srada, ortalk kart. Kaleden drtnala bir Kazak geldi. Herkes ayakland: allk a erkez aramaya baladlar ve tabii tek erkeze rastlamadlar. Ama mutlaka biroklar, garni on askerleri daha cesur ve tetik olsayd, u apulculardan en aa yirmisi yere serilmi olu du, diye dnmlerdir. 16 Haziran Bu sabah, kaynakta, geceki erkez basknndan baka laf edilmiyordu. Narzan suyundan dok torun tledii kadar itikten ve kavaklar arasnda on kere kadar gidip geldikten sonra Ver a'nn kocasyla karlatm; Pyatigorsk'tan henz dnmt. Koluma girdi; lokantaya le yeme k. Karsnn durumuna ok zlyordu. Durmadan, -Dn gece nasl korkmu, diyordu, tam da benim olmadm zamana rastlamas... ilerinde Grunitski de bulunan bir sr gen yan odaya giden kapnn yanna birikmilerdi, o yanna oturup yemek smarladk. Kader, bir kere daha, bana Grunitski'nin geleceini karar latracak bir konumay duyma frsatn verdi. Beni gre 140 Peorin 'in Gnl medii iin gizli bir amac olduundan kukulanmadm; gelgelelim, bu, onun suunu gzmde bs . -Gerekten erkezler miymi? dedi birisi. Gren olmu mu ki? -Ben size iin asln anlataym, dedi Grunitski, ama sakn beni ele vermeyin. yle oldu; d e, adn vermeyeceim biri bana urad ve saat ona doru birinin, Ligovskiy'lerin oturduu ev gizlice girdiini syledi. Bu arada unu da belirtmeliyim: Yal prenses buradayd, gen pre ses ise evindeymi. Biz de bu talihli genci enselemek iin oraya gidip pencerelerin altnda durduk. Karmdaki, yemeiyle son derece megul grnd halde itiraf edeyim ki irkildim. Houna git eyler duyabilirdi, tabii eer Grunitski gerei sezmise. Ama kskanlk gzn ylesine b bir ey gelmiyordu. -Biz, diye devam etti Grunitski, srf onu korkutmak amacyla aldmz mermisiz fiekle dolu klerimizle yol kmtk. Gecenin saat ikisine kadar bahede bekledik. Neden sonra, nereden tk Tanr bilir, ama uras muhakkak ki pencereden kmamt, nk pencerenin aldn g

rkasndaki caml kapdan km olacak evet ne diyordum, neden sonra balkondan birisinin indi i grdk... Prensesin bu hareketine ne buyrulur? u Moskoval kzlar da az deillermi! Ondan sonra ne olsa beenirsiniz? Herifi yakalamak istedik, ama elimizden kurtuldu, tavan gibi kaarak alla dald, ite o zaman stne ate ettim. Grunitski'nin evresindekiler sylenenlere pek inanmamlard; fsltlar duyuldu. -Bana inanmyorsunuz demek? dedi. Size namusum ve erefim stne yemin ederim ki syledikl erim kelimesi kelimesine dorudur; isterseniz, o kimsenin adn bile verebilirim. Hepsi birden, 141

-Syle bakalm, kimmi? diye haykrdlar. -Peorin! dedi Grunitski. O anda gzlerini kaldrd ben, tam karsnda, kapnn eiinde duruyordum-yz kpkrmz ol a, tane tane unlar syledim: -Bu alaka iftiray dorulayabilmek iin namusunuz stne sz verdiiniz andan sonra ieri g n zgnm. Burada olsaydm, sizi byk bir adilikten kurtarm olurdum. Grunitski yerinden frlad, tam barmak zereydi ki, -Rica ederim, dedim ayn soukkanllkla, rica ederim szlerinizi bir an nce geri aln: Syl klerinizin uydurma olduunu kendiniz de pek iyi biliyorsunuz. Sizin parlak zellikle rinize kaytsz kald iin bir kadndan bylesine korkun bir almaya hakknz yok sanr izi tekrarlarsanz hem onurlu bir erkek sfatn kaybedecek, hem de hayatnz tehlikeye soka aksnz. Grunitski, gzlerini yere indirmi, heyecandan titreyerek duruyordu karmda. Ama vicdanl a gurur arasndaki atma uzun srmedi. Yannda oturan svari Yzbas dirseiyle drtt on ine geldi, gzlerini yerden ayrmadan, -Sayn bay, dedi, ben bir ey sylediim zaman dnerek sylerim, tekrar etmeye de hazrm d Sizin tehditlerinizden rkecek deilim; her eyi gze aldm. -Sonuncu sznz zaten doruladnz, dedim souk bir sesle ve svari Yzbas'nn koluna gi -Ne istiyorsunuz? dedi Yzba. -Grunitski'nin dostu olduunuza gre, dedim, herhalde ahidi olmay kabul edersiniz? Yzba, byk bir ciddiyetle eildi. -Doru tahmin ettiniz, dedi, aslnda onun ahidi olmak zorundaym da, nk ona edilen hakare in ucu bana da dokunuyor. Eri omuzlarn dikletirmeye alarak, 142 Peorin in Gnl -Dn gece, diye ekledi, onunla beraberdim. -Ya? dedim, demek bana yumruk savurduum adam sizdi nz? Sarard, morard; gizli bir kt niyet seziliyordu baknda. Son derece kibar bir ekilde e k, -Ben de bugn ahidimi size yollamaktan eref duyacam, dedim, kzgnlna aldrmam grn Lokantann taraasnda Vera'nn kocasyla karlatm. Galiba beni bekliyordu. Gzleri yala -Asil delikanl, dedi. Hepsini duydum. Ne alak bir adam! Ne kadar nankr! Byle bir ola ydan sonra kim bunlar temiz bir eve alr? iyi ki kzm yok! Ama uruna hayatnz tehlikeye en kz sizi dllendirecektir. Zaman gelinceye kadar, azmdan hibir ey karmayacama g . Ben de gentim, ben de askerlik yaptm: Bu eit ilere karlmamas gerektiini bilirdim. Zavallck! Kz olmadna seviniyor. Doruca Werner'e gittim, kendisini evde buldum, olan biteni anlattm; Vera'yla ve gen prensesle ilikilerimi, tesadfen duyduum konumay, bu konumadan, o adamlarn beni mermisi fiekle delloya zorlayarak alaya almak istediklerini rendiimi, hepsini. An imdi i cid eiyordu: Byle bir sonu akllarna gelmemiti herhalde. Doktor, ahidim olmaya raz oldu; dellonun artlar hakknda bilgi verdim ona. Bu iin gizli tutulmas iin steleyecekti, nk lme meydan okuyacak kadar cesur olduum halde geleceim tmeye niyetim yok. Sonra eve gittim. Bir saat sonra, doktor aratrmasnn sonularn getirdi. -Gerekten size kar bir tuzak hazrlyorlar, dedi. Grunitski'nin evinde o svari Yzba's lmediim bir baka 143 adama rastladm. Bir an, izmelerimi karmak iin sofada duraklamtm. Barp aryor, t

"Katiyen raz olmam," diyordu, "beni herkesin gz nnde rezil etti: Ondan nce i bakayd eki, bundan sana ne?" diyordu svari Yzba's. "Ben her eyi stme alyorum. Be delloda tim, bu ileri dzenlemeyi bilirim, inan bana. Hepsini tasarladm. Yalnz sen karmayacaksn Herifi korkutmann bir zarar yok, hem insan kurtulma imknna sahipse neden kendini te hlikeye atsn?.." Tam o srada ben ieri girdim. Birden, sustular. Grmemiz olduka uzun s Sonunda u sonuca vardk: Buradan mil kadar uzakta ssz bir boaz var; yarn sabah saat d oraya gidecekler, biz de onlardan yarm saat sonra yola kacaz; alt adm aralkla durup birimize ate edeceksiniz. Bunu Grunitski istedi. ldrlen, erkezlere braklacak. imdi, baz kukularm var: Onlar, yani Grunitski'nin ahitleri, nceki tasarlarnda deiiklik y iyorlar; yalnz Grunitski'nin tabancasn doldurmak istiyorlar. Bu biraz cinayeti andryor ama sava srasnda, hele Asya savalarnda, hileye izin verilir. Yine de Grunitski arkada arndan biraz daha namuslu. Ne dersiniz, onlara meseleyi anladmz belli edelim mi? -Asla, doktor! Gvenin bana, onlarn tuzana dmeyeceim. -Ne yapacaksn yleyse? -Oras sr ite. -Aman oyuna gelmeyin de... Unutmayn, mesafe alt adm... -Doktor, yarn sabah drtte sizi bekliyorum; atlar hazr olacak... Gle gle. Akama kadar evden kmadm, odamda kilitli kaldm. Bir uak, yal prensesten bir davetiye g rdi. Hasta olduumu bildirmesini syledim. 144 Peorin'in Gnl Sabahn saat ikisi... Uykum bir trl gelmiyor... Ne var ki yarn elimin titrememesini s alamak iin uyumak zorundaym. Alt admdan vuramamak imknsz ama. Ah, Msy Grunitski! Be ceksiniz... Rolleri deiiyoruz; artk sizin solgun yznzde korku belirtileri aramak bana dyor. Neden u ldrc alt adm kendiniz istediniz? Alnm, hi tartmadan, size sunac ., sonra... sonra... ya kaderi benimkinden ar basarsa? Ya yldzm bana ihanet ederse?.. Tuhaf olurdu dorusu, imdiye kadar btn ufak tefek delimenliklerime boyun edi. Gkte de, yerdekinden fazla bir ballk aranamaz ki... N'olacak yani? leceksem leceim! Dnyann byk kayb olmayacak bu ite, stelik ben de yet ar usandm. Baloda esneyip de, srf arabas kapya gelmemi diye yatana gidemeyen bir adama benziyorum. Ama artk arabam hazr... Hoa kaln!.. Aklmdan btn gemiimi geiriyor, elimde olmadan ayorum: Neden yaamm sanki, ne amal .. Yine de o ama var olsa gerek. Kaderim mutlaka yksek bir amaca ynelmiti, nk ruhumda onsuz bir g hissediyorum. Ama o kaderin ne olduunu kestiremedim, bo, nankr tutkularn e iciliine kapldm; onlarn ocandan demir gibi sert ve souk ktm, ama soylu duygularn a ir daha gelmemecesine yitirdim-hayatn en gzel tomurcuklarn. O zamandn bu yan, ka kere , kaderin elinde bir balta grevini yaptm! Cellatn baltas gibi, ou kez kt bir niyet g n, ama hibir zaman da pimanlk duymadan mahkmun bana indim. Akm, hi kimseye mutluluk medi, nk sevdiklerim uruna bir eyi gzden karmadm. Kendi adma sevdim, kendi zevkim i rn duygularm, sevecenliklerini, sevinlerini ve kederlerini itahla tketerek kalbimin g arip bir ihtiyacn karladm hi doymak bilmedim. Tpk, alktan ve yorgunluktan bitkin d kusunda gzel yemekler 145 ve kpren araplar grmesi gibi; uykusunda hayal gcnn uucu tatlarn iine eker, rahatl i: Ama uyanr uyanmaz grntler kaybolur. ki katna km bir alkla, bir umutsuzlukla ba ndini! Belki yarn leceim!... Dnyada beni tamtamna anlam hibir yaratk kalmayacak. Bazlar b dan kt, bazlar olduumdan iyi sanrlar. Bazlar iyi bir adamd, brleri, rezilin tekiyd ler. kisi de yanl olacak. Byleyken, yaamaya deer mi zaten? Yine de insan yayor, merak en. Yeni bir eyler bekleyip duruyor... Sama, sinir bozucu bir du rum! te bir buuk aydr N... Kalesi'ndeyim. Maksim Maksimi ava gitti. Yalnzm, pencerede oturu orum. Boz bulutlar, dalar eteklerine kadar rtt; sisin arasndan gne, sar bir leke gibi r. Hava souk: Rzgr inildeyip duruyor, pancurlar sallyor... f ne skc!... Bir sr gar den yarda brakmak zorunda kaldm gnlme devam ediyorum. Son sayfay yeniden gzden geiriyorum. Ne gln! leceimi sanmm, mknszm. Daha acl de sryle yl olduunu biliyorum. Gemi, hafzamda ne kadar kesin ve duru bir ekil ald! Zaman, tek izgiyi, tek glgeyi bile silememi. Dellodan bir gece nce gzme uyku girmediini hatrlyorum. Uzun uzun yazamamtm: Gizli b

rginlik sarmt iimi. Bir saat kadar odada dolatm, sonra oturup masamn stnde duran bir n atm: Walter Scott'un skoya Pritenleri idi. nceleri okuyabilmek iin basbaya aba g erekti, ama sonra kitaptaki byl hayal gcne kaptrdm kendimi, zaman unuttum. u sko insana verdii zevkin karln teki dnyada mutlaka almtr. Neden sonra afak skt. Sinirlerim yatmt. Aynada kendimi gzden geirdim: Yzmde, sk n iz 146 Peorin'in Gnl lerini tayan bir donukluk vard; ama gzlerim, her ne kadar mor glgelerle kaplysa da gur urla, cesaretle parlyordu. Kendimi pek beendim. Atlarn eyerlenmesini syledikten sonra giyindim ve banyo yapmaya kotum. Narzan suyun un souk kpklerine gmlrken gvdemin ve ruhumun yepyeni bir gle dolduunu duydum. Baloy ekmi gibi taze, diri ktm sudan... Bundan sonra gelin de ruhun gvdeye bal olmadn il kalkn! Eve dndmde doktor gelmiti. stnde boz renkte klot pantolonla bir Kafkas yelei vard; rkez kalpa takmt. O kocaman hantal kalpan altndaki kck gvdesini grnce kahkahay ten bir kavgac ifade yoktur, stelik o gn her zamankinden de ask grnyordu. -Neden bu kadar mahzunsunuz, doktor? diye sordum. Bundan nce en azndan yz kere, baka larn byk bir kaytszlkla br dnyaya uurlamadnz m? Tutun ki, bende safra kesesi il bilirim de, lebilirim de; ikisi de olaandr. Bana, bilmediiniz bir hastala tutulmu bir asta gzyle bakn; o zaman ilginiz mthi uyanacaktr. Beni gzlemleyerek ok nemli fizikse elemeler yapabilirsiniz. Ani bir lm beklemek de aslnda gerek bir hastalk deil midir? Bu dnce doktoru etkilemiti; neesi biraz yerine geldi. Atlarmza bindik. Werner, iki eliyle dizginlere asld; yola ktk. Gz ap kapayana kadar nar mahalleden, sonra da drtnala kalenin yanndan getik, grltl bir rman eitli yerl tii bir boazd bu. Dereyi sudan gemek gerekiyordu; doktor, ok sklyordu bu iten; nk ince duruyordu. Daha mavi, daha duru bir sabah dnemiyorum. Gne, yeil doruklarn ardndan daha yeni dom lk nlarnn lld, gecenin solan serinliiyle birleince tatl bir geveklik ve 147 riyordu insana. Yeni doan gnn neeli nlar daha szmamt boaza, iki yanmz tepeden lerini yaldzlyordu. Derin yarklarda boy atan sk allar en hafif bir rzgr estiinde bil gm yamuruna tutuyordu bizi. O gn her zamankinden daha fazla doaya tutkundum hatrlad Geni asma yapraklarnn stnde titreyerek milyonlarca n saan iy tanelerini nasl bir e inceliyordum! Gzlerim, sisli ufuklar nasl itahla yarmaya alyordu! Bir ara, yol dara ya, kayalar bsbtn mavi ve rktc gelmeye balad: O kadar ki, sonunda, nmzde almaz de birletiler. Ses karmadan yol alyorduk. -Vasiyetnamenizi hazrlam mydnz? diye sordu Werner anszn. -Hayr. -Ya lrseniz? -Miraslarm kendiliklerinden ortaya karlar. -Yani, son bir veda yazs yollamak istediiniz bir dostunuz yok mu? Bam salladm. -Yani, kendisine hatra olarak bir ey brakmak isteyeceiniz tek kadn da m yok bu dnyada? -Size almam m isterdiniz doktor? diye sordum, insann sevgilisinin adn anarak ld ya li bir dostuna pomatl yahut pomatsz bir tutam sa brakt yllar oktan geride braktm r lm aklma gelince yalnz kendimi dnyorum: Bazlar bunu bile yapmazlar. Yarn beni un aha kts, hakkmda yalanlar uyduracak dostlardan, bakalarn kucaklarken bir lye kar k mamak iin arkamdan glecek kadnlardan bana ne? Hayatn kasrgas iinden birka fikirle k duygu aramayn. Uzun sredir kalbimle deil kafamla yayorum zaten. Kendi tutkularm ve dav anlarm dikkatle inceliyorum, ilgiyle, ama hep 148

Peorin'in Gnl darda kalarak. Benliimde iki kii barnyor: Bunlardan biri, kelimenin tam anlamyla yay se onu yarglyor. Birinci, belki de bir saate kadar sizden ve dnyadan ayrlacak, tekiys e... teki ne olacak?... Bakn doktor, sada, u kayann stndeki siyah glgeyi gryor m iba, hasmlarmz onlar. Atlarmz hzlandrdk. Kayann dibindeki alla at balanmt. Biz de atlarmz oraya baladk ve patikadan b

ki, svari Yzba's ve br ahidiyle bizi bekliyordu; bu ahidin ad Ivan Ignatyevi'ti. S diler. ., Svari Yzba's alayl bir glmsemeyle, -Sizi uzun zamandr bekliyoruz, dedi. Saatimi karp gsterdim. zr dileyerek kendi saatinin ileri olduunu syledi. Birka dakika, skc bir sessizlik old sonra doktor, Grunitski'ye dnerek sessizlii bozdu: -Bana kalrsa, dedi, iki taraf da dvmeye hazr olduklarn gstererek namus kurallarn ye tirdiler, artk dosta konuup meseleyi aramzda halledebiliriz sanrm. -Ben hazrm, dedim. Yzba, Grunitski'ye gz krpt; o da korktuumu sanarak kurumlu bir tavr taknd, oysa o yz sapsaryd. Geldiimizden beri ilk defa gzlerini kaldrp yzme bakt; bu baktan i nlamak mmknd. -artlarnz bildirin, dedi, sizin iin elimden ne gelirse, emin olun... -artlarm unlar: Bugn herkesin iinde iftiralarnz geri alp benden zr dileyeceksiniz. -Bana yle bir ey nasl teklif edebilirsiniz ayorum, ba ym. Ne teklif edebilirdim? edebilirdim? 149 -yleyse dveceiz. Omuz silktim. -Siz bilirsiniz; yalnz unu unutmayn: ikimizden biri mutlaka lecek. -Dilerim len siz olursunuz. -Ben tam tersinin olacandan eminim. Bozuldu, sonra kzard, zoraki bir kahkaha att. Yzba, koluna girip bir kenara gtrd onu; uzun bir sre fisldap durdular. Buraya gelir urum yerindeydi, ama btn bunlar canm skmaya balyordu. Doktor yanma geldi. -Dinleyin beni, dedi telala, galiba size kurduklar tuza btn btne unuttunuz. Ben taban doldurmay bilmem a; ma bu durumda... Tuhaf bir adamsnz! Niyetlerini bildiinizi sylers eniz cesaret edemezler... Ne zorunuz var? Ku gibi vura: caklar sizi. -Ltfen telalanmayn doktor, biraz bekleyin.. Her eyi ylesine yoluna koyacam ki kazanma slar kalmayacak. Brakn da fsldasmlar bakalm. Sonra, -Baylar! Canm sklmaya balad, dedim yksek sesle. Dvelim; dn, bunlar konuacak bol b rd. -Hazrz, dedi Yzba. Yerlerinizi aln, baylar! Doktor, ltfen alt adm ler misiniz? Ivan Ignatyevi tiz bir sesle, -Yerlerinizi aln! diye tekrarlad. -Bir dakika! dedim. Bir artm daha var. Dvmz mutlaka lmle sonulanacana gre bu ii n elimizden geleni yapmalyz, ahitlerimizin ilerde sorumlu tutulmamalarn salamalyz. Ka m? -Kabul. -Ben yle dndm. Samza den yaln kayann tepe 150 Peorin 'in Gnl sini gryor musunuz? Darack bir alan. Oradan aaya, hi deilse, otuz kulalk bir derinl gerek; aada da sarp kayalar var. Dzln iki ucunda yerlerimizi alrz; bylelikle hafif ra bile lmle sonulanr. Teklifim sizin dileinize de uygun olsa gerek, nk alt admlk niz istemitiniz. Yaralanan, ister istemez aaya yuvarlanp paralanacaktr; o zaman doktor cesetten kurunu karr ve bu lm yanl bir adma balamak imkn doar. Kimin nce ate k anlarz. Son olarak unu da syleyeyim ki, baka artlar altnda katiyen dvmem. Yzba, artlar kabul ettii anlamnda ban sallayan Grunitski'ye anlaml anlaml baktk -Peki, dedi, sizin dediiniz gibi olsun! Grunitski'nin yz her an deiiyordu. Onu g bir duruma sokmutum. Normal artlar altnda bacamdan falan vurur, beni hafife yaralayarak cn alm olurdu; vicdan da fazla rahats d. Oysa imdi ya havaya ate etmek, ya katil olmak ya da alaka baarsndan vazgeip benim n tehlikeye atlmak zorundayd. Bu anda, onun yerinde olmak istemezdim dorusu. Hemen yz bay kenara ekip telal telal bir eyler sylemeye balad. Morarm dudaklarnn titre elim Yzba kmseyen bir glmsemeyle ban evirdi. Olduka yksek bir sesle Grunitski' -Sen budalann birisin, dedi, hibir eyden anladn yok! Hadi gidelim baylar! allklar arasnda kalan yara, dar bir patikadan klyordu; bu tabii merdivenin basamaklar

a paralarndand. allara tutunarak trmanmaya balardk. Grunitski nden gidiyordu, arkas leri, onlardan sonra da doktorla ben. ' -Size ayorum, dedi doktor elimi kuvvetle ska rak. Nabznz verin bakaym!.. f, nasl da hzl atyor!... Oysa yznz 151 den hibir ey belli deil... Yalnz gzleriniz her zamankinden daha parlak. Anszn, ayamzn dibine grltyle kk talar yuvarland. O ne? Grunitski'nin aya kay ri tutmasalard tepetaklak yuvarlanmas iten bile deildi. Aman dikkat! diye haykrdm. Sakn deyim demeyin; kt alamettir. Julius Caesar' unutmayn Az sonra, yaln kayann tepesine ulamtk; dzlk, sanki zel olarak dello iin hazrlanm kaplyd. Drt bir yanmzdan tepeler, sabahn altn sisine bulanm srler gibi uzanyordu Elbrus Da, aralarnda doudan kopup gelen incecik bulutlarn doland buzlu tepeler zinci in son halkas halinde uzatyordu beyaz ban. Dzln kenarna giderek aaya baktm: Az ir mezar gibi karanlk ve souktu; frtnalarn ve zamann frlatt, dilerini yosun brm arn bekliyorlard. stnde dveceimiz dzlk dzgn bir gen biimindeydi. kntdan itibaren alt adm l en ucunda, uuruma srtn vererek durmas kararlatrld. O lmeyecek olursa hasmlar yer d rdi. Grunitski'nin yararna elimden geleni yapmaya karar verdim; denemek istiyordum onu. Belki de bir ycelik bagsterirdi ruhunda, o zaman her ey yoluna girmi olurdu; ne yazk ki kibir ve zayflk ar basacakm!... Kaderim yardmc olursa hi acmayacaktm ona. Kim vicdanyla byle hesaplara girimemitir? -Paray atn, doktor, dedi Yzba. Doktor, cebinden gm bir para karp havaya kaldrd. Grunitski, bir dostun dirsek vuruuyla anszn kendine gelmiesine, 152 Peorin 'in Gnl -Yaz! diye haykrd. -Tura! dedim. Para havaya frlad, sonra hafif bir ngrtyla dt; herkes kotu. anslsnz dedim Grunitski'ye, ilk siz ate edeceksiniz! Ama unu bilin ki beni ldrmezse n mutlaka sizi vuracam; erefim stne ant ierim. Kzard; silahsz bir adam ldrmekten utanyordu. Dikkatle onu gzlyordum; bir an bana yl ki ayaklarma kapanp zr dileyecek, ama bylesine alaka bir tasary aklamay gze al kar yol kalyordu: Havaya ate etmesi. Havaya ate edeceinden emindim! Buna ancak tek ey engel olabilirdi: Benim ikinci bir dello isteinde bulunmam. Doktor, ceketimin kolunu ekerek, -Tam zaman, diye fsldad onlara kurduklar tuzaktan haberiniz olduunu imdi sylemezseniz hvolursunuz. Bakn, tabancasn dolduruyor... Siz sylemezseniz, ben... -Sakn doktor, diye karlk verdim koluna aslarak. Her eyi bozarsnz yoksa. Bana karmay r sz vermitiniz... Hem size ne? ldrlmek istiyorum... akn baklarla beni szd. -O zaman baka tabii!... Yalnz br dnyada benden ikyeti olmayn da. Bu arada Yzba uhlar doldurmutu; birini Grunitski'ye verdi, glmseyerek bir eyler fs bana uzatt. Dzln ucunda durdum, sol ayam sk skya kayaya dayadm; kk bir yara alrsam srt e doru eildim. Grunitski tam karmda durdu, iaret verilir verilmez tabancasn kaldrmaya balad. Dizler riyordu. Tam alnma nian almt... 153

Sonsuz bir fke kabard iimde. Anszn, tabancasnn namlusunu indirdi, ahidine dnd. -Yapamayacam, dedi bouk bir sesle. -Korkak! dedi Yzba. Tabanca patlad. Kurun, dizimi syrp geti. Uurumun kysndan bir an nce uzaklamak ii dan ileri doru bir iki adm attm. -Dostum Grunitski, yazk ki isabet ettiremedin! dedi Yzba. imdi sra sende, yerini al ba alm! nce kucaklaalm: Bir daha birbirimizi gremeyeceiz! Kucaklatlar. Yzba glmemek iin g tutuyordu kendini. -Korkma, dedi, kurnaz bir bakla Grunitski'yi szerek. Dnyada her ey botur!... Ne doa b

ra eder, ne kader, ne de hayat. Bu trajik sylevi kelimelerin stne basa basa syledikten sonra yerine ekildi. van gnatye i de yal gzlerle Grunitski'yi kucaklad; karmda imdi bir Grunitski kalmt. Bugne a yreimde kabaran duygunun kesinlikle ne olduunu zmeye almmdr; bir yandan yaralan yandrd fkeyle kark tiksinti duygusu, te yandan o anda byk bir gven ve son derece aygszlkla yzme bakan u adamn iki dakika nce, stelik kendini hibir tehlikeye atmadan bir kpek gibi ldreceini dnmekten doan fke. (nk bacam biraz daha derinden yarala ayadan aa decektim.) Birka dakika aralksz gzlerinin iine baktm, en ufak bir pimanlk belirtisini karmamak a, iinden glyornu gibi geldi bana. -lmeden nce dua etmenizi salk veririm, dedim o zaman. -Benim ruhumu kendi ruhunuz dan fazla dnmeyin. Yal tek isteim var sizden: abuk ate edin. -Demek iftiranz geri almyorsunuz? zr dilemiyorsunuz 154 Peorin 'in Gnl benden? yi dnn: Vicdannz bir ey demiyor mu? -Msy Peorin! diye haykrd svari Yzba's. Buraya gnah karttrmaya gelmi deilsiniz lim ltfen, belki boazdan bir geen olur da bizi grr. Doktor yanma geldi. Zavallck! On dakika nceki Grunitski'den daha saryd yz. Syleyeceklerimi tpk bir lm kararn bildirir gibi tane tane ve yksek sesle syledim: -Doktor, bu baylar, herhalde o tela iinde, tabancam doldurmam, olacaklar: Sizden onu yeniden doldurmanz rica edeceim, bu sefer doru drst! -Olamaz, diye haykrd Yzba, olamaz! Ben iki tabancay da kendi elimle doldurdum: Belki s izinkinin kurunu dmtr!... Su bende deil! Hem bir daha doldurmaya hakknz yok... Hi e aykr; buna izin veremem... -Peki yleyse! dedim Yzba'ya. O zaman ikimiz ayn artlarla dvelim. Duralad. Grunitski, ba nne dm, kederli ve utanga, ylece duruyordu. Nihayet, doktorun elinden tabancam kapmaya yeltenen Yzba'ya, -Rahat brak onlar! dedi. Hakl olduklarn sen de biliyor sun. Yzba'nn btn iaretleri boa gidiyordu. Grunitski o yana bakmyordu bile. Bu srada doktor tabancay doldurmu, bana uzatmt. Yzba hrsla tkrp ayan yere vurarak, -Sen de budalann tekiymisin birader! dedi. Basbaya budalann teki!... Bana gvendiysen h er dediimi dinlemeliydin... Hak ettin bunu! Sinek gibi leceksin... Arkasn dnd, yanmzdan uzaklarken, 155 -Ne olursa olsun, usule aykr davranyorlar, diye mrldand. -Grunitski, dinle beni! dedim. Daha vakit varken iftiran geri al; yaptklarn balayaca i aldatamadn; bylece kendime olan saygm yeniden kazandm. Unutma, bir zamanlar dosttuk ... Yzn ate basmt, gzleri yanyordu. -Vurun! dedi. Kendimden ireniyorum, sizden de nefret ediyorum. Beni ldrmezseniz kar anlk bir kede sktrp, boaznz keserim. Bu dnyada ikimize birden yer yok... Ate ettim. Duman daldnda Grunitski yerinde deildi. Yalnz, hafif bir toz bulutu uurumun kenarnd ya doru ykseliyordu. Herkes bir azdan haykrd. -Finita la commedia! dedim doktora. Karlk vermedi, dehet iinde ban te yana evirdi. Omuz silktim, Grunitski'nin ahitlerine selam vererek oradan uzaklatm. Yoldan aa inerken kayalarn arasnda, Grunitski'nin kanl cesedi gzme iliti. Elimde ol lerimi kapadm. Atm zdm, ar ar eve yollandm: Kalbimde sanki bir ta vard. Gne, kararm gibi gel . Mahalleye gelmeden saa, boaza giden yola saptm. Birine rastlamak katlanlmaz bir ey ol acakt. Yalnz kalmak istiyordum. Dizginleri gevek tutarak, bam nmde, uzun bir sre atla zindim; neden sonra, kendimi hi bilmediim bir yerde buldum. Atm geri evirerek yolu ar

amaya baladm. Bitkin dm atmn stnde bitkin bir ekilde Kislovodsk'a vardmda gne Uam, Werner'in geldiini syledi, iki tane not uzatt bana: Biri Werner'den, teki... Vera dan. 156 Peorin'in Gnl Birinciyi atm; yle diyordu: "Her ey mmkn olduu kadar iyi halledildi: Paralanm ceset getirildi; kurun, gsten u lmn bir kaza sonucu olduuna inanyor; yalnz blge kumandan kavganz duymu olacak ki ama bir ey demedi. Aleyhinize hibir delil yok; rahat uyuyabilirsiniz... Becerebili rsiniz... Hoa kaln." Uzun bir sre ikinci notu okuyamadm... Vera ne syleyebilirdi bana?... iimde kt bir nsez vard. te, her kelimesi aklma bir bir kazlan mektubu: "Birbirimizi bir daha hi grmeyeceimize kesinlikle inanarak yazyorum sana. Yllarca nce senden ayrlrken yine ayn eyi dnmtm; ama kader beni ikinci bir kere denemek istedi. aaryla atlatamadm: Zayf yreim alt sese boyun edi yine. Beni bu yzden kmsemezs up hem bir ayrl mektubu olacak hem bir aklama: Seni seveliberi iimde biriken eyleri a ak zorundaym gibi geliyor. Seni sulayacak deilim hangi erkek olsa byle davranrd; sen, beni kendi maln olarak, sevinlerinin, tedirginliinin, zntlerinin, durmadan deien bu d ularn kayna olarak grdn; bunlarsz hayat skc ve tekdze olurdu. Bunu ta batan beri b ; ama mutsuzdum, ben de bir gn davranm deerlendirirsin umuduyla, artlara gre deimey cenliimi anlarsn umuduyla kendimi feda ettim. O zamandan bu yana ok vakit geti. Seni n ruhunun btn gizli kapakl yanlarn kavradm... ve anladm ki umudum bounaym. ok buru i! Ama akm, yreimle ylesine birlemiti ki, o da karard, ama snmedi. Bir daha karlamamacasna ayrlyoruz; senden baka kimseyi sevmeyeceimi bilmelisin: Ruhun anca hazinesini, gzyalarn ve umutlarn senin urunda tketti. Seni bir kere sevmi olan baka erkekleri kmsemeden.edemez, onlar 157 dan daha iyisin diye deil, yok canm! Ama senin yaradlnda kendine zg bir ey var, guru esrarl bir ey. Ne sylersen syle, altedilmez bir g var sesinde. Hi kimse senin gibi dur amacasna sevilmek isteyemez: Kimsede ktlk bunca ekici deildir; kimsenin bak bylesi luluk vaat edemez, kimse stnlnden bu derece ustalkla yararlanamaz, stelik kimse gerek senin kadar mutsuz olamaz, nk kendini aksine inandrmaya bu kadar aba gstermemitir. imdi, buradan alelacele gidiimin nedenlerini anlatacam: Senin iin nemsiz eyler, nk ni ilgilendiriyor. Bu sabah, kocam odama geldi ve Grunitski'yle tartmanz anlatt. Herhalde yzm ok bozulm ak; nk uzun uzun beni inceledi. Bugn dveceini ve buna benim sebep olduumu dndke ktm; delireceimi bile sandm... Ama imdi mantm alt iin sa kalacandan eminim: , imknsz! Kocam, uzun sre odada dolat durdu. Bana ne sylediini bilmiyorum, ne karlk i hatrlamyorum imdi... Yalnz seni sevdiimi syledim. Bir de unu hatrlyorum: Konumam doru bana feci bir hakaret ederek odadan kt. Arabann hazrlanmas iin emir verdiini du .. U saattir pencerenin banda senin dnmeni bekliyorum... Biliyorum hayattasn, lemezsin sen!... Araba neredeyse hazr... Allahasmarladk... Bittim ben, ama ne zarar var? Ben i hep hatrlayacan, seveceini demiyorum, yalnz hatrlayacan bir bilsem... Allahasmar ri geliyor... Bu mektubu saklamam gerek... Meri'yi sevmiyorsun, deil mi? Onunla evlenmeyeceksin? Bak, benim iin bu fedakrl gze al alsn: Senin urunda her eyimi kaybettim..." lgnlar gibi kapya atldm, avluda gezdirilen erkez atma atlayarak drtnala Pyatigorsk'a yola ktm. Durmadan soluyan, kpklerle kapl atm hi acmadan krbalyordum: 158 Peorin'in Gnl Hayvan, tal yolda rzgr gibi uuruyordu beni. Gne, bat dalarnn tepelerine km kara bir bulutun arkasna girmiti bile; boaz karar dkumok Irma, talarn stnden geerken skc, tekdze sesler karyordu. Pyatigorsk'a ge ak dncesi, bir eki gibi iniyordu yreime. Onu bir dakikack grebilmek, bir dakikack d unla vedalaabilmek, elini tutabilmek... Dua ediyor, lanetler savuruyor, alyor, glyord um... Hayr, hayr, hibir ey zntm, umutsuzluumu dile getiremez! Vera'y ebediyen kaybe imaliyle yz yze gelince, onun benim iin dnyada her eyden deerli olduunu anlamtm hay a, ereften de, mutluluktan da! Kafamda nasl lgnca tasarlar dolayordu, artk Tanr bil u srada drtnala gidiyor, boyuna kamlyordum atm. Bir aralk, atmn daha sk soluduunu

dmdz yolda bir iki kere tkezlemiti. Bir Kazak ky olan Yesentuki'ye mil kalmt; or irebilirdim. Atm on dakika daha dayansayd her ey yoluna girecekti! Ne yazk ki kk bir sel yatandan en karmza kan ilk sarp dnemete yere yuvarland. Hzla yere atladm, onu kaldrmaya al ne asldm, ama bouna. Kenetlenmi dilerinin arasndan glkle duyulabilecek bir inilti akika sonra lmt. Son umudumu da yitirmi, tek bama istepte kalmtm; yayan gitmeye kar im; ama dizlerim tutmuyordu. Gnn heyecanlarndan ve uykusuzluktan bitkin derek slak otl arn arasna attm kendimi, ocuk gibi alamaya baladm. Uzun zaman kprdamadan yattm; gzyalarm, hkrklarm tutmaya almadan ac ac alad lm, soukkanllm uup gitmiti; ruhum bitkindi, mantm durmutu; o anda beni biri gr ntiyle ban evirirdi. 159 . iyle da rzgr yanan bam serinletip de aklm almaya balaynca anladm ki kaybolmu k faydasz, sama bir ey. Ne istiyordum sanki? Onu grmek mi? Ne iin? Aramzda her ey bitm mi miydi? Yasl bir ayrlk p anlarma bir ey katacak deildi ki; zaten ondan sonra ay a g gelirdi bize. Yalnz, alayabilmem houma gitti. Belki de altst olmu sinirlerime, uykusuz bir geceye, birka dakika tabanca namlusu karsnda beklemi olmaya ve bombo mideme borluyumdur bunu. Her eyde bir hayr var! Acm, askerlik deyimiyle, bende mutlu bir artma hareketi yapt. G alar salk iin yararldr, hem belki de ata binmeseydim, o on millik yolu yayan dnmek zo da kalmasaydm, o gece de gzme uyku girmezdi. Kislovodsk'a sabahn beinde vardm, kendimi yataa attm ve Napolyon'un Vaterlo'dn sonrak i uykusuna benzer bir uykuya daldm. Uyandmda hava kararmt. Ak pencerenin karsnda oturdum, erkez kaputumun dmelerini nlik uykusundan sonra bile yatmayan gsm serinletti. Uzakta, rman tesinde, suyu glg kavaklarn tepelerinde kalenin, mahallenin klar yanp snyordu. Evin penceresinde t nsesin evi karanlklara gmlmt. Doktor geldi; kalar atkt; her zamankinin aksine elini bana uzatmad. -Nereden geliyorsunuz, doktor? -Prenses Ligovskiy'nin evinden. Kz hasta bir sinir krizi geirmi... Ama asl mesele o d eil: ilgililer phede, hibbir ey ispat edemeseler bile size daha dikkatli olmanz tle enses bugn bana kz yznden dello ettiinizi bildiini 160 Peorin 'in Gnl syledi. O kk ihtiyardan renmi, ad neydi canm? Siz Grunitski'yle lokantada atrke izi uyarmaya geldim. Hoa kaln. Birbirimizi bir daha grmeyeceiz sanrm: Sizi baka bir y gnderecekler. Eikte duralad. Elimi skmak istiyordu; eer ben ufack bir yaknlk belirtisi gsterseydim numa atlacakt; ama put gibi durdum o da gitti. Aln size, ite insanlar! Hepsi byledir. Bir davrann kt yanlarn nceden bilirler. Siz erler, t verirler, hatta baka kar yol olmadn grerek desteklerler bile sizi, ama so den syrlverirler ve btn sorumluluu yklenmek cesaretini gsterenden fkeyle yz evirir i byledir, en inceleri, en zekileri bile. Ertesi gn, komutanlktan N... Kalesine hareket emrini aldktan sonra, yal prensesi yokl ayp Allahsmarladk demek istedim. Sylenecek zel bir eyim olup olmad sorusuna, kendisine mutluluk dilediim falan karl -Bense sizinle ciddi eyler konuacaktm. Ses karmadan oturdum. Sze nasl balayacan kestiremiyordu besbelli. Yz al al oldu, tombul parmaklarn sinirl li masaya vuruyordu; sonunda kesik cmlelerle sze balad: -Beni dinleyin Msy Peorin, sizin soylu bir insan olduunuzu sanyorum. Eildim, selam verdim. -Hatta bundan eminim, diye devam etti, davranlarnz her ne kadar garipse de... Belki benim aklma gelmeyen nedenler vardr, ama imdi o srlar bana amak zorundasnz. Kzm if kar savundunuz; onun uruna dvp lm gze aldnz. Cevap vermeyin. Biliyorum, Grunits roz kard) bunu itiraf etmeyeceksiniz imdi. Tanr onu ba 161 lasn, umarm sizi de balar!... Bunlar beni ilgilendirmez.. Sizi sulamak elimden gelmi bilmeden de olsa, bunlara yol aan lazmdr. Bana her eyi syledi... Sanrm her eyi. Siz k isine aknz sylemisiniz, o da sizi sevdiini aklam. (Szn burasnda prenses derin b ma kzm hasta; bunun sradan bir hastalk olmadn biliyorum! Gizli bir znt kemiriyor o

l ne olduunu sylemiyor, yalnz ben bu zntnn nedeninin siz olduunu biliyorum... Dinley ni, belki de yksek mevki, ya da byk servet aradm sanyorsunuzdur. yle dnmeyin! Ben utluluunu isterim. Sizin imdiki durumunuz pek parlak deil ama ilerde dzelebilir: imkn larnz var. Kzm sizi seviyor; kocasn mutlu klabilecek ekilde yetiti. Ben zenginim, o nim tek ocuum... Syleyin bana, neden karar veremiyorsunuz?... Biliyorsunuz, bunlar s ize sylemeneliydim aslnda, ama yreinize ve namusunuza gveniyorum.. Unutmayn, bir tane var... Alamaya balamt. -Prenses, dedim, size karlk vermeme imkn yok. Ltfen kznzla ba baa grmeme izin ve iskemlesinden heyecanla frlayarak, -Asla! diye haykrd. -Nasl uygun grrseniz, dedim ve kalkmaya hazrlandm. - Dnd, beklemem iin iaret etti n kt. Be dakika geti; kalbim hzla arpyordu, ama dncelerim salamd, kafam yerindeydi. Gzel gsmde hi olmazsa bir ak kvlcm aradm, ama bouna. O srada kap ald ve Meri ieri girdi.Tanrm! Grmeyeli ne kadar da deimiti onu son gr k mu gemiti? Odann ortasna gelince sendeledi. Hemen yerimden frladm, kolumu uzatp onu koltua doru g . 162 Peorin 'in Gnl Karsnda durmu, yzne bakyordum. Uzun bir sre ikimiz de konumadk. Mthi bir hznle rimde umuda benzer bir eyler aryordu; solgun, kenetli duran zarif elleri ylesine in ce ve saydamd ki ona acdm. -Prenses, dedim, sizinle alay ettiimi biliyorsunuz, deil mi? Beni kmsemeniz gerekir. Hastalkl bir krmzlk sard yanaklarn. Devam ettim: -Demek ki beni sevemezsiniz... Ban evirdi, dirseini masaya dayayar ak eliyle yzn rtt; galiba gzleri yala doluydu. -Tanrm! diye fsldad glkle duyulabilir bir sesle. Dayanlmaz bir eydi bu: Bir dakika d se, ayaklarna kapanacaktm. -Kendiniz de gryorsunuz, dedim mmkn olduu kadar sert bir ses ve zoraki bir glmseyile, ndiniz de gryorsunuz ki sizinle evlenemem. imdi bunu isteseniz bile ok gemez, piman ol ursunuz. Annenizle konumam, sizinle aka, hatta kabaca hesaplamam gerektirirdi. Galiba anneniz hayal dnyasnda yayor: Siz kolaylkla onu kendine getirebilirsiniz. Sizin gznzd en, sefil bir insanm, ama unu da itiraf edeyim ki, sizin iyiliiniz iin yapabileceim te k ey bu. Gryorsunuz, size gre ok aalardaym. imdiye kadar beni sevdinizse bile, imd a beni aalayacaksnz. Haksz mym? Bana dnd, yz mermer gibiydi; yalnz gzleri prl prl yanyordu. -Sizden nefret ediyorum! dedi. Teekkr ettim, karsnda saygyla eilerek ktm. Bir saat sonra posta arabas beni hzla Kislovodsk'tan uzaklatnyordu. Yesentuki'ye bir ka mil kala, yol kenarnda, atmn leini grdm. Oradan geen bir Kazak eyeri alm olmal 163 eyerin bulunduu yere, l hayvann srtna iki karga konmutu, iimi ektim, bam te yana imdi burada, bu can skc kalede, sk sk gemii hatrlyor, kaderin bana izdii yoldan n iimi soruyorum kendi kendime; o yolda durgun sevinler ve i huzuru bekliyordu beni. Yok, hayr! yle bir hayata katlanamazdm ben! Ben, bir korsan kadrgasnn gvertesinde dom r denizci gibiyim. Denizci ruhu frtnalara ve savalara alktr, kyya atlnca, glgelik ar ekerse eksin, gne ne kadar dinlendirirse dinlendirsin can sklr, ii ezilir. Btn kumsalda dolar, dalgalarn tekdze mrltsna kulak verir, sisli ufuklar kolaan eder. A vi denizi boz bulutlardan ayran o soluk izgide, nceleri mart kanad gibi duran, ama so nra, yava yava dalgalarn kpklerinden syrlarak usulca ssz rhtma yanamaya alan o elirecek midir? 164

3Kaderci Bir zamanlar, cephemizin sana den bir Kazak kynde iki hafta kalmtm. Ayn kyde bir p uru da bulunuyordu; subaylar akamlar srayla birbirlerinin evlerinde toplanp kt oynuyor ard. Bir keresinde bostondan bkp ktlar masann stne frlattktan sonra Binba S...'nin ev

sre oturmutuk. Konuma, her zamankinin aksine, elenceliydi, insann alnyazsnm gkte ya undaki Mslman inancnn biz Hristiyanlar arasnda da birok taraftar bulduu gereini tar erkes ya bunu dorulamak ya da yalanlamak iin birtakm olaanst olaylar anlatyordu. -Btn bunlar bir eyi aydnlatmyor ki baylar... dedi yal Binba. Herhalde hibiriniz d doru olduunu pekitirmek iin anlattnz olaylar gznzle grdnz syleyemezsiniz. Biroumuz, -Tabii grmedik, dedik, ama inanlr kimselerden duyduk... -Sama sapan eyler bunlar! dedi birisi. lmmzn ne zaman olduunu gsteren listeyi gren ir kimseler 165 nerde? Hem kader diye bir ey varsa, neden zgr bir irade ve akl verilmi bize, neden ha reketlerimizin hesabn vermek zorundayz? O anda odann kesinde oturmakta olan bir subay ayaa kalkt ve yava admlarla masaya doru lerek odada bulunanlar durgun, ciddi bir bakla szd. Soyadndan da anlald gibi Srp stemen Vuli'in d grn, kiiliine tamtamna uyuyordu. Uzun boy, karayaz bir yz, s eskin gzler, rkna zg geni fakat dzenli bir burun, dudaklarndan bir an eksilmeyen mahz souk bir glmseyi... Bunlarn hepsi, kaderin kendisine arkada olarak verdii kiilerle h dnceyi, hibir tutkuyu paylaamayan zel bir yaratk havasn veriyordu ona. Cesurdu, az ama z bir konuma tarz vard; kendisiyle ve ailesiyle ilgili srlar hi kimsey amazd; arap imezdi fazla; Kazak kzlarna ilgi gstermezdi. (Kazak kzlarn grmeyenler kadar ekici olduklarn akllarna bile getiremezler.) Sylenirlere gre Albayn kars onu l gzlerine kar kaytsz deilmi; ama biri bunu azna alacak olsa, Vuli iyice ierlerdi Sr olarak saklamad tek tutkusu vard, kumar. Yeil uhal masaya bir oturmayagrsn, her urdu, ounluk kaybederdi de; ama yakasn brakmayan kt talih, inadn krklemekten baka u. Denilenlere baklrsa, bir gece harekat srasnda, yastk stnde vist oynayanlara bankolu ediyormu; ans da mthi yaver gidiyormu. Anszn tfek sesleri iitilmi, tehlike iaret erkes silahna sarlm. Vuli, yerinden bile kmldamadan oyunculardan birine, "Rest eksene diye baryormu. br, can kaygsyla dar frlarken, "Yediliye gidiyorum!" diye cevap v el karmaaya kulak asmam, ktlar amaya devam etmi; bir de bak 166 Peorin 'in Gnl m, ateli oyuncunun yedilisi kmasn m? Snra vardnda bir mermi yamurudur gidiyormu. Vuli, een kurunlarna, kllarna ald am. Sonunda, onu, dman ormandan pskrtmekte olan avc hattnda grm: "Yedili kazand!" diye haykrm, yanna giderek ona czdann uzatm br istedii kadar o yersiz olduunu sylesin. Bu tatsz devi yerine getirdikten sonra peine askerleri de ta karak ileri atlm ve harektn sonuna kadar serinkanllndan bir ey kaybetmeden eenler a tutmu. stemen Vuli masaya yananca herkes sustu; umulmadk bir k bekliyorduk. -Baylar, dedi (sesi, her zamankinden bir perde aa olmasna ramen, sakindi) baylar, bu bo tartmalarn ne gerei var? Delil mi istiyorsunuz? Sizi kendi stmde bir deneme yapmaya rum: Bakalm insan, hayatn istedii gibi kullanabilir mi, yoksa her birimizin bir alnya zs m vardr?.. Kim gelecek? -Benden paso, benden paso! Sesleri ykseldi her yandan. Amma da garip adam! Kimin aklna gelir bu!... -Bahse girmeyi teklif ediyorum, dedim akayla. -Ne biim bir bahis bu? -Ben alnyazs diye bir eyin olmadn ileri sryorum, dedim ve on be yirmi altn, ksa aldysa hepsini, masann stne boalttm. Vuli, bouk bir sesle, -Ben de kabul ediyorum, dedi. Binbam, siz hakem olacaksnz, ite size on be altn; geriye kalan be altn bana olan borcunuzdan bunlara eklerseniz ok sevinirim. -Peki, dedi Binba, yalnz meselenin ne olduunu kavrayamadm. Nasl zmleyeceksiniz bunu? Vuli, ses karmadan Binba'nn yatak odasna yneldi, biz 167 de peinden. Silahlarn asl durduu duvara yrd, boy boy tabancalardan rastgele birine uz ividen kurtard. Bir ey anlayamamtk, ama horozu kaldrp da namluya barut doldurunca su lar dayanamayarak haykrdlar, eline yaptlar. -Ne yapmak istiyorsun sen? Bak, delilik derler u senin yaptna? diye haykrdlar. Kollarn kurtararak,

-Baylar, dedi yavaa, hanginiz benim iin yirmi altn demeyi gze alyor? Hepsi susup kenara ekildiler. Vuli br odaya geti ve masann bana oturdu; biz de arkasndan masaya yneldik. Bayla, mamz iaret etti. Ses karmadan istediini yerine getirdik; o anda stmzde tuhaf bir ege k kazanmt. Gzlerinin iine baktm; pheci bakm sakin, sabit bir bakla karlad, s ; yleyken ben btn soukkanllna ramen onun soluk yznde lmn izlerini grebiliyordu k usta sava da bu inancma katlrlar-bir iki saat iinde lecek birinin yzn, genellikl azgsnn garip izlerini tar; tecrbeli bir gz bunu hemen fark eder. -Bu gece leceksiniz, dedim ona. abucak dnd, ama telasz ve sakin bir sesle karlk verdi: -Belki, belki de deil... inba'ya, -Tabanca dolu mu? diye sordu. ' Binba aknlktan unutmutu. -Yatan baucunda asl durduuna gre mutlaka doludur. -Yapma imdi Vuli dedi birisi, adam m kandryorsun? -Tatsz bir aka, diye atld bir bakas. Bir nc, -Bee elli bahse girerim ki tabanca dolu deildir! diye haykrd. 168

Peoririin Gnl Yeni yeni bahislere girildi. ' Bu uzun merasim canm skmt. -Bana bak, dedim, ya kendini vurur ya da tabancay yerine asarsn, biz de evlerimize gideriz. -Doru! diye haykrdlar. Hadi gidelim artk. Vuli, tabancann namlusunu alnna dayayarak -Baylar, ltfen yerinizden kmldamayn! dedi. Herkes, sanki ta kesilmiti. -Msy Peorin, dedi Vuli, desteden bir kt seip havaya atn. Dn gibi hatrmda: Desteden ektiim kt, kupa beyiydi; aldm, havaya frlattm. Herkes so utu; btn gzler, korku ve garip bir merak iinde, tabancaya ve havaya frlatlm iskambil ip geliyordu durmadan; havada dalgalanp usulca yere inen, o kader tayin edecek is kambil kdna. Kt masaya deer demez Vuli tetii tekti... Tabanca patlamad! -kr Tanrya, dediler, dolu deilmi... -Yine de bir bakalm biz, dedi Vuli. Tetii tekrar drd, pencerenin stnde asl duran kaskete nian ald. Tabanca ate ald; doldu. Duman daldnda kasket yerinde yoktu. Tam ortasndan delinmiti; kurun duvara girm dakika kadar hibirimiz azmz aamadk. Vuli, mthi bir soukkanllkla altnlarm k Tabancann ilk keresinde neden ate almad konusunda bir tartmaya giriildi. Bazlar, ta tutukluk yaptn ileri srdler; bazlar ise ilk barutun nemli olduunu, sonradan Vuli'in arut koyduunu fsldadlar; ama bu son dncenin yanl olduunu, nk bu sre iinde gzl r an bile ayrmadm syledim. -ansl bir kumarbazsn! dedim Vuli'e. . 169 Tatl tatl glmseyerek, . -Hayatmda ilk defa, dedi. Bu, deme kt oyununu aratmyor. -Ama azck tehlikeli. -Ha sahi!... Alnyazs var mym? -Alnyazsna inanrm inanmasna, gelgelelim bu gece neden bana mutlaka lecekmisin gibi ge , onu bilemiyorum. Bir dakika nce kendi alnna tabanca dayayan u adam bu sz stne dpedz bozulmutu; yz k Yeter artk! dedi ayaa kalkarak. Bahis bitti; bundan sonra syledikleriniz yersiz kayor . Kasketini alp kt. Bu, nedense tuhaf geldi bana; meer bouna deilmi. ok gemeden herkes kt; Vuli'in gsterileri stne fikirler yrtmekten geri kalnmad: H ndini vurmak zere olan bir adama kar bahse girimekle bencillik ettiimde birletiler: Sa nki ben olmasaymm o byle sudan bir frsat bulamazm! Yrenin ssz sokaklarndan eve doru yryordum. Kpkrmz dolunay, bir yangn klyla a de ykseliyordu; yldzlar, koyu mavi gkyznde parldyordu. Bir zamanlar, toprak kavgas y sudan haklar gibi birtakm gndelik sorunlarmzda tanrsal glerin sz sahibi olduunu iler bilginlerin yaadn dndke glmemek iin kendimi g tutuyordum. Neye yaramt btn kalaryla aydnlanm, yalnzca onlarn savalarn ve enliklerini aydnlatmaya yaram u k manki gibi alev alev yanmaktalar, oysa o tutkularla umutlar, sahipleriyle birlik

te, tpk en bir gezgincinin ormann kenarnda yakt kk bir ate gibi snp gittiler! rlklaryla btn bir gn kendilerini sessiz, fakat deimez bir sevecenlikle gzetmesinden lir nasl tat almlardr! 170 Peorin 'in Gnl Oysa biz, onlarn yeryzn inan ya da gurur, haz ya da korku tanmadan tepen zavall torunl r (tek korkumuz, kanlmaz son aklmza gelince iimize ken korkudur) artk btn insan s kendi mutlulumuz iin de byk fedakrlklara giriemiyoruz, nk mutluluun imknsz oldu , tpk dedelerimizin bir aldantan baka bir aldana srklenileri gibi biz de bir phed geiyoruz. Ama bizde ne onlarn umutlar var, ne de insanla ya da kaderle yaplan savata duyulan o belirsiz, ama tadna doyulmaz heyecan. Buna benzer sryle ey geti aklmdan. stlerinde fazla kafa yormadm; byle soyut dncele , sonucu yoktur ki soyut dncelerin. Delikanlyken durmadan hayal kurardm; ele avuca sma , doymak bilmez hayal gcmn biimlendirdii bazen kararan, bazen prl prl yanan grntl erdim! Onlardan geriye ne kald? Korkun bir ryayla cebellemenin bitkinlii gibi bir bit kinlik ve pimanlklarla dolu silik bir an. Bu bo abada, gerek hayatn can damar saylan ateini, irade direncini tkettim. Hayata, onu btn ayrntlarna kadar kafamda yaayarak at e tpk nceden okunmu bir kitabn kt bir taklidini okur gibi bunaldm, tiksinti duydum. Akamki olay beni iyice etkilemi, sinirlerimi bozmutu. imdi, alnyazsma kesin olarak ina np inanmadm bilemiyorum; ama o akam yrekten inanyordum; deliller apak ortadayd ve rmzla alay etmeme, onlarn kaypak gkbilimine glp gememe ramen elimde olmadan onlarn i n gitmitim. Yalnz, bu tehlikeli yolda zamannda durmay becerdim; hibir eyi kr krne y , hibir eye gzbal inanmamak ilkesine uyarak metafizii bir kenara attm, bastm yere aladm, iyi ki tetikte olmaya almn: Neredeyse decektim; anszn tombul, yumuack, a 171 cansz bir ey takld ayama. Eildim. Ay, yolu batan baa aydnlatyordu; ne greyim? n rlm bir domuz yatmyor mu? Daha incelemeye vakit kalmadan ayak sesleri duydum. Yan so kaktan iki Kazak koarak geliyorlard; bunlardan biri yanma yaklaarak bana domuz koval ayan sarho bir Kazaa rastlayp rastlamadm sordu. Rastlamadm syledim, ama fkesine yvancaz iaret ettim elimle. -Serseri! diye haykrd ikinci Kazak. arab bitirip kafay buldu mu, nne her kan silip , peinden gidelim Yeremi; onu balamak gerek, yoksa... Uzaklatlar; ben de btn dikkatimi toplayarak yoluma devam ettim ve bama bir i gelmeden vi buldum. Yal bir Kazak avuunun evinde oturuyordum; nazikliinin yan sra gen ve gzel kz Nasty sevdiim bir adamd bu. Nastya, her zamanki gibi, gocuuna sarnm, bahe kapsnda beni bekliyordu. Ay, gece ayazn morarm tatl dudaklarn aydnlatmt. Beni grnce glmsedi; ama ben baka eyler dn ken, -yi geceler Nastya, dedim. Bir eyler syleyecekti ama, iini ekmekle yetindi. Odamn kapsn kapadm, bir mum yakp kendimi yataa attm; her gecekinden daha uzun srd u gelmesi. Daldmda, tanyeri aarmak zereydi, ama o gece uzun boylu uyumak kaderde yokmu. Sabah saat drtte penceremi biri yumrulamaya balad. Hemen yataktan frladm: Neler oluyo rdu? -abuk kalk, giyin! diye batryorlard darda. abucak giyinip ktm. Beni almaya gelen subaylarn de bir azdan, -Biliyor musun ne oldu? dediler. Yzleri, l yz gibi sapsaryd. -Ne oldu? 172 .Peorin'in Gnl -Vuli ldrlm. Sersemletim. -Evet ldrlm, diye devam ettiler. Hadi abuk olalm. -iyi ama nereye gidiyoruz? -Yolda renirsin. Yrdk. Olay uzun uzun anlattlar; bu arada, Vuli'i, lmnden yarm saat nce yz yze ge kurtaran garip alnyazs stne fikirler de yrttler tabii. Vuli tek bana, karanlk bir yormu. Domuzu bien sarho Kazak karsna km, belki de onu grmeden geip gidecekmi am bire durmu: "Kimi aryorsun, arkada?" diye sormu. Bunun stne Kazak, "Seni!" diye haykra ak klcn savurmu, omzundan ta kalbine kadar yarm Vuli'i. Benim karma kan, katili a

n Kazaklar yetimiler; yaral subay yerden kaldrmlar, oysa o son nefesini vermek zereym ek kelime syleyebilmi: "Haklym." Bu kelimelerdeki gizli anlam yalnz ben zebiliyordum i kastetmiti. Farknda olmadan zavallnn kaderini bilmiim; sezgim yanltmamt beni, dei nlam tayan yznden sonunun geldiini okumutum. Katil, kyn dndaki bo bir kulbeye saklanmt: Oraya doru yola ktk. Bir sr kadn rdu; arasra, gecikmi bir Kazak sokaa frlyor, yolda kamasn beline takyor, koarak gei anmzdan. Bir kargaadr gidiyordu. Oraya vardmzda kulbenin evresini kalabaln sarm olduunu grdk; kaplarla kepenkle iti. Subaylarla Kazaklar, kendi aralarnda ne yaplacan tartyorlar, kadnlar alayp s iyorlard, ilerinden birinin, ihtiyar bir kadnn lgnca bir umutsuzlukla dolu yz gzme eklerini dizlerine dayam, ban elleri arasna alm, kaln bir ktn stnde oturuyordu di o. A 173 rasra dudaklar kmldyordu... Dua m ediyordu, lanet mi? Bu karara varp suluyu yakalamak artt. Gelgelelim hi kimse ilk atlm yapmaya cesaret ed yordu. Pencereye yanatm, kepengin aralndan ieri baktm.Katil, yz sapsar, yerde yatyordu; s ir tabanca tutuyordu, kanl bir kl vard yanbanda. Anlaml gzleri durmadan evreyi kol du; bazen titriyor, geceki olaylar tamtamna hatrlamyormu gibi ban tutuyordu. Tedirgin klarnda bir kararllk yoktu. Binba'ya, neden Kazaklara kapy krp ieri girme emri ve dum; imdi daha kolayd, sonra, tamtamna ayldktan sonra, g olacakt. Tam o srada yal bir Kazak Yzba's kapya yanat, ona adyla seslendi; o da karlk ve -Yanl bir i yaptn, Yefimi karde, dedi Yzba. Teslim olmaktan baka aren yok. -Teslim olmayacam! dedi Kazak. -Tanrdan kork! Dinsiz bir een deil, namuslu bir Hristiyansn sen, iyi dn. Gnaha gird pacak ey yok; kaderin dedii olur. -Teslim olmayacam! diye haykrd Kazak fkeyle; tabancasnn horozunu kaldrdn duyduk. Yzba, bunun stne ihtiyar kadna dnerek, -Kadnm, dedi, biraz konu olunla, belki seni dinler... Bu yapt Tanry bsbtn kzdrm yaramaz. Hem bak, baylar iki saattir bekliyorlar. ihtiyar kadn, donuk baklarla onu szerek ban iki yana sallad. Kazak Yzba's bu kere Binba'ya kotu: -Vasiliy Petrovi, dedi. Ben bu adam tanrm, teslim olmaz; kapy krarsak adamlarmzdan b drr. En iyisi ate emri verin. Kepenkte geni bir delik var. O an, garip bir fikir geti kafamdan. Vuli gibi ben de kade 174 ~Peorin'in Gnl rimi denemek istedim. -Bir dakika, dedim Binba'ya, onu diri diri ele geireceim. Yzba'ya katili lafa tutmasn dim; kararlatrdmz iareti verir vermez kapy krp yardmma koacak Kazak diktim girie, sonra kulbenin e rsuz pencereye doru yrdm. Kalbim hzla arpyordu. -Seni melun, seni! diye baryordu Yzba. Bizimle alay m ediyorsun sen? Yoksa seni ele ge emeyeceimizi mi sanyorsun? Kulbeye yaklap olanca gcyle kapy yumruklamaya balad. Gzm delie dayam, bu ynde en Kazan hareketlerini izliyordum. Birdenbire kepengi kopardm ve pencereden ieri dal dm. Tabanca kulamn dibinde patlad, mermi apoletlerimden birini kopard; ne var ki oday olduran duman, dmanmn, yanbanda duran klca uzanmasna engel olmutu. Onu kollarndan zaklar odaya daldlar; dakikaya kalmadan katil yakalanm, kollan balanarak muhafzlar ta afndan gtrlmt. Kalabalk dald. Subaylar beni kutluyorlard; hak etmitim de dorusu Btn bunlardan sonra kaderci olunmaz m? Ama insan bir eye kesinlikle inanp inanmadn n n bilebilir? stelik sk sk duyularmzn aldann, mantmzn yanln inan sanmaz m eilim karakter salamln baltalamaz ki...Tam aksine, nme ne kacan bilmediim zaman aretle atlrm. nk lmden daha kt bir ey gelemez bama; lmden de kamak olmaz! Kaleye dnnce, bamdan geenleri, gzmle grdm olay Maksim Maksimi'e anlattm, alnya dndn renmek istedim. nce, kelimenin anlamn karamad, ben elimden geldiince a yarak, 175

-Tabii efendim, dedi, olduka kark bir i bu!... Ama bu Asya tabancalar, horozlar iyi ya

nmad, yahut parmakla kuvvetlice bastrlmad takdirde, ate almaz. unu da belirteyim, b tfeklerini de pek sevmem.Nedense bizim gibilerin eline yakmyor onlar: Kundak yle kk burnun yanmasn diye cann kyor... Ama kllarna diyecek yok dorusu! Biraz dndkten sonra ekledi: -Yaa, acdm zavallya... Geceleyin neden sarhola konumaya kalkar sanki?... Anlalan alny uymu!... Azndan baka bZamanmzn Bir Kahraman Lermontov

NSZ Her kitapta nsz, hem ilk hem de son eydir. Ya eserin amacn aklamak iin yazlr, ya da kl gstermek, eletirmelere cevap vermek iin. Ama okurlar, genellikle, ne ahlaki amalar la ne de eletirilerdeki saldrlarla, ilgilenirler; onun iin de nszleri okumazlar. Yazk i her yerde byledir bu, zellikle bizim lkemizde. Halkmz hl yle toy, yle saftr ki, s "kssadan hisse" karamad bir yky anlamaz. Bakarsnz gln bir yeri atlar, bir hicvi ni kt yetitirilmitir ksacas. Saygdeer bir kitapta olduu gibi, saygdeer bir toplulu ann yeri olmadn daha renmemitir; ada eitimin ok daha keskin bir silah yarattn olmasna ramen, dalkavukluk klna brnerek tam hedefi bulan, kanlmaz, ldrc bir si ektedir. Bizim halkmz, savaan saraylara mensup iki diplomatn konumalarna kulak verip o nlarn yakn bir arkadalk uruna kendi hkmetlerini aldattklarna inanan saf bir taraly Bu kitap baz okurlarn, hatta baz eletirmenlerin, kelimenin tam anlamyla, talihsiz ina nlarnn acsn ekti. Bazlar "Zamanmzn Bir Kahraman " gibi ahlaksz bir insann rne ne pek ierledi; bazlar da, byk bir incelik gstererek, yazarn kendisinin ve arkadalarnn portresini izdiini belir Ne bayat, ne acnacak bir davran! Apak ortada: Rusya 'nn yle bir yaradl vardr ki, e iyiye gider bu eit samalklarn dnda. Bizde masallarn en masal bile kiilere ynelt olarak grlr. Beyler, "Zamanmzn Bir Kahraman" gerekten bir portredir, ama bir tek kiinin portresi de ldir; kuamzn gittike anan ktlklerinden yaratlm bir portredir. Bana bir insann bu yacan syleyeceksiniz yine; ben de diyeceim ki, madem bir sr trajik ve romantik haydutu varlna inandnz, yleyse neden Peorin gereine inanmyorsunuz? ok daha korkutucu, ok k kahramanlarn beendiniz, yine bir yk kahraman olan bu kiiyi neden benimsemiyorsunuz? ksa bu kiideki gerek pay sizin isteinizden daha m fazla? Bu ykden ahlakn bir ey kazanamayacan syleyeceksiniz. zr dilerim, insanlarn tatlyl yeter; bundan mideleri bile bozuldu: Biraz ac ila, kat gerekler gerek onlara. Yine d e szlerimden bu kitabn yazarnn, insanlarn ktlklerini silip sprmek gibi yce bir d rmayn. Tanr onu byle bir kstahlktan korusun! O sadece, ada bir insan kendi anlad grd gibi izmei elendirici buldu. Hastaln belirtilmi olmas bile yeter; nasl iyil nr bilir. IBella "Tiflis'ten geliyordum. Kk yaysz arabamdaki tek yk, yarsna kadar Grcistan yol uumun notlaryla dolu bir bavuldu. Bu notlarn ou, talihiniz varm ki, kayboldu; iinde eyalarmn bulunduu bavul ise, talihim varm ki, sapasalam duruyor. Kayavur Vadisine girdiimde, gne karl doruklarn arkasnda saklanmaya balamt bile. Bi an arabacm, karanlk basmadan nce Kayavur Da'na kabilmemiz iin durmadan kamlyordu in olanca gcyle de trkler sylyordu. Ne tatl bir yerdir bu vadi! Yeil sarmaklarla r talanm kzl kayalar ve almaz dalar ykselir evresinde; sularn oyduu sar yarlar, u de karlarn altn saaklar; aada kasvetli, kara bir derbentten grltyle fkran adsz leen Aragva Irma gm bir iplik gibi uzanr, bir ylann derisi gibi parldar. Kayavur Da'nn eteine gelince bir hann yannda durduk. Yirmi kadar Grc ve dal toplan arp duruyorlard; biraz tede, geceyi geirmek iin bir deve kervan konaklamt. Arabam aa karabilmek iin mutlaka kz tutmam gerekiyordu, nk gz gelmiti bile, yerler buz i l ise iki kilometreden uzundu. Elden ne gelir: Alt kzle birka Oset tuttum, ilerinden biri bavulumu srtlad, tekiler d ere yardm etmeye koyuldular, ama yardmlarn sadece barmakla yapyorlard. Arabamn arkasndan, tepeleme ykl olmasna ramen, drt kzn kolaylkla ektii baka bir u. Bu durum artt beni. Arabann arkasnda, gm kakmal Kabarda ubuunu tttrerek, sah apoletsiz bir subay niformas, banda tyl bir erkez kalpa vard. Elli yalarnda gr , yznn Kafkas gneine alk olduunun belirtisiydi; vaktinden nce aarm byklar dim anna yaklap selam verdim. Usulca ald selamm, sonra da koca bir ttn duman kard az -Anlalan sizinle yol arkadayz.

Sessizce ban edi yine. -Stavropol'a gidiyorsunuz galiba? -Evet efendim. Beylik eyayla. -Syler misiniz bana, benim bo arabam u Osetlerin yardmyla alt kz zor kprdatrken, da, sizin ar arabanz drt kz kolayca ekiyor? Kurnazca glmsedikten sonra kendini nemseyerek bana bakt: -Anlalan Kafkasya'da uzun zaman bulunmadnz. -Buraya geleli bir yl kadar oldu, diye cevap verdim. Bir daha glmsedi. -Niye sordunuz?

-unun iin, efendim: Bu Asyallar mthi dzenbazdr! Barp armayla hayvanlara yardm e anyorsunuz? Ne diye bardklarn eytan bilir. Bakn bir de kzler anlar onlarn dilinden niz yirmi kz birden koun arabanza, u srcler bildikleri gibi bir barmaya balasnlar inden bile kmldamaz... Ne madrabazdr bu herifler! Ama elden ne gelir? Yolculardan p ara szdrmaya baylrlar... marttlar bu haydutlar! Greceksiniz, sizden de bahi kopara bilirim onlr, beni tongaya baaramazlar! -Uzun zamandr m burada grevlisiniz? Biraz kabararak, -Aleksey Yermolov'un zamannda baladm greve, dedi. Snr komutasn aldnda ben temendi edi, dallarla arpmalarmdan tr, iki kere terfi ettim... onun komutasndayken. -imdi? -imdi snrda, nc Tabur'daym. Ya siz? Ben de kendimi anlattm. Konumamz burda sona erdi, yan yana, sessizce yrmeye devam ettik. Dan doruunda, kara ra tladk. Gne batmt, gneyde olduu gibi, gece, hi ara vermeden gn takip etti; yine de, zl yznden yolu kolayca karabiliyorduk, hl trmanyorduk, ama yoku artk o kadar dik umun arabaya konmasn, kzlerin yerine de atlarn koulmasn byrdm ve vadiye son bir ke iin arkama dndm; boazlardan dalgalar halinde kan youn sis btn btne kaplamt vad s bile gelmiyordu kulamza. Osetler grltyle evremi sarp bahi istediler, ama Yzba alad ki, hepsi bir anda dalverdi. -Ne herifler, dedi Yzba, daha Rusa'da "ekmek" demesini bilmezler, "subaym, bahi ver" s erini ebzerlemiler. Bana kalrsa, Tatarlar daha iyidir, hi olmazsa iki imezler. Konak yerinden bir kilometre kadar uzaktaydk hl. Her yer o kadar sessizdi ki, bir s ivrisinek usa vzltsn dinleyerek kendisini takip etmek mmknd. Solumuzda derin bir bo ara azn am; arkasnda, bizim nmzde, gn batmnn son akislerini tayan solgun ufuk krklarla kapl lacivert tepeler var. Karanlk gkte yldzlar parldamaya balamt; ga yldzlar kuzeyde olduundan daha ykseklerde duruyorlar sanki. Yolun iki yannda, plak, ka a kayalar frlam; tede beride, karn altndan allar grnmekte, ama bir tek kuru yaprak amyor; tabiatn bu l uykusu arasnda yorgun posta atnn soluyuunu, ngran dzensi tatl. -Yarn gzel olacak! dedim. ' Yzba tek kelime bile sylemeden parmayla nmzdeki yce da gsterdi.

-Nedir bu? diye sordum. -Gud Da. -Ne olmu? -Bakn nasl ttyor. Gerekten de, Gud Da ttyordu; yamalarndan incecik bulutlar trmanyordu, tepesinde de, lk gkte bir leke gibi grnen simsiyah bir bulut duruyordu. Konaklayacamz hanla onu evreleyen da evlerinin damlarn seebiliyorduk artk, ilerimizd imli ateler ldyordu; souk bir rzgr esti anszn, boaz uuldad, incecik bir yamur b a ancak vakit bulabilmitim ki, lapa lapa kar yamaya balad. Saygyla Yzba'ya baktm. Skntyla, -Geceyi burada geirmemiz gerekecek, dedi. Bu tipide dalardan geilmez. Sonra, -Krestovaya Goro'da var m? diye sordu srcye. Oset src, "' -Daha yok efendim, diye cevap verdi, ama yaknda olur. x Konaklayacamz yerde y olcular iin ayr bir oda olmad iin isli bir yerli kulbesine gtrdler bizi, geceyi ora cektik. Kafkasya'daki yolculuklarmn tek lks olan dkme aydanlm vard yanmda, yol ark dak ay imeye davet ettim. Kulbenin bir duvar yara yapkt; kapsnn nnde kaygan basamak vard. El yordamyla

inee arptm (Bu insanlarn evlerindeki dehlizler, ahr olarak kullanlr.) Hangi yana gidec mi bilmiyordum: Burada koyunlar meliyor, ilerde de bir kpek hrlyordu. Neyse ki, lgn b ir k parldad tede, ben de kapya benzer bir aral grebildim. Olduka garip bir manza Tavann isten kararm iki direin tuttuu geni kulbe insanlarla tkabasa doluydu. Yerde b e yaklmt, tavandaki bir delikten giren rzgrn savurduu duman ortal ylesine kaplam emi gremedim: Yal iki kadn, bir sr ocuk, bir de sska Grc oturmutu atein evresine lar iindeydi. Yaplacak bir ey yoktu, atein yanna kp pipolarmz yaktk; biraz sonra fokurdamaya balad. Bir eit aknlkla bizi sessizce seyretmekte olan pis ev sahiplerimizi gstererek, -Ne zavall insanlar! dedim Yzba'ya. -Son derece salak insanlardr bunlar, diye cevap verdi. Dnebiliyor musunuz, ellerinde n hibir i gelmez, eitim de grmemilerdir! Bizim eenlerle Kabardallar soyguncudurlar, i zdirler ama hi olmazsa hepsinin gzpektir; bunlarn silahla en ufak ilgileri yok: Hibir inde yle doru drst bir haner bile gremezsiniz. Ne olacak, Oset ite! -eenlerin bulunduu yerde ok kaldnz m? -Kemenniy Brod yaknlarndaki bir kalede blmle birlikte on yl kaldm. Bilir misiniz oray -Duymutum. -Aman efendim, oradaki haydutlarla uramaktan canmz kt. Neyse ki, iler biraz dzeldi skiden olsa, kale du 13 . varndan on adm uzaklasan yolunu gzleyen bir Allann belasna rastlardn: Bir an bo bulun , tamam: Ya boynuna bir kement sarlr, ya da ense kkne kurunu yerdin. Ama yiit adamlard ... Merakla, -Banzdan ok serven gemitir herhalde, dedim. -Gemez olur mu hi? Tabii geti... Szn burasnda, bynn sol yann ekitirmeye balad, kafasn nne eip dnceye dal Bandan gemi bir olay renmek iin can atyordum yolculuk edip de gnlk tutmakta olan h ir bu tutkuyu. Bu arada, ay da demlenmiti; bavulumu ap iki kk bardak kardm, dolduru i onun nne koydum. Bir yudum alp kendi kendine sylenir gibi, -Geti tabii! diye mrldand. Bu sz byk umutlar verdi bana. Kafkasya'da savalara katlm insanlarn konumay, balar ylar anlatmay pek sevdiklerini biliyordum; byle frsat da ellerine kolay kolay gemezdi : Bir bakarsnz, blyle birlikte be yl ssz bir yerde grevlendirilir, kimse kendisine " bile demez (nk avu dese dese, "Saol" der). stelik ok ey de vardr anlatacak; evre k uyandracak yabani kiiler sarmtr, her gn bir tehlikeyle, inanlmaz bir olayla karla leri pek azmz kda geiririz, buna zlmemek elde deil. -aya biraz rom koymak istemez miydiniz? diye sordum karmdakine. Beyaz Tiflis romum var; gece de souk. ok teekkr ederim ama istemem, ben iki imem. -Nasl olur? -yle ite. Kendi kendime yemin ettim. Temendim, gnn birinde ikiyi fazla kardk, gecele larm verdiler; erlerin nne sarho ktk, Aleksey Petrovi bunu renince canmza okudu. Ha , lgna dnmt! Az kalsn, divan

harbe verecekti bizi. stelik buralarda in cin grmeden geirirsiniz yl, bir de votkaya altnz m, iiniz tamam demektir. Bunlar duyunca, az kalsn btn umudumu kaybediyordum! -erkezlere bakn mesela, diye devam etti. Dnde olsun, cenazede olsun bozayla kafay buld ular m hemen hanerlerine sarlrlar. Bir keresinde canm zor kurtardm, stelik de arkada bir prensin evinde. -Nasl oldu bu i? -Nasl m oldu?... (Piposunu doldurup bir nefes ekti, sonra anlatmaya balad.) Blmle bi e Terek'in tesinde bir kalede bulunuyordum yaknda be yl olacak. Bir sonbahar gn, erzak postas geldi; postada bir de subay, yirmi be yalarnda bir delikanl vard. Tepeden trna iformal, yanma kp kalemde kalmak zere emir alm olduunu bildirdi. yle ince biriydi k yle narin, giydii niforma yle yeniydi ki, Kafkasya'ya yeni geldiini hemen anladm. "He rhalde daha nce Rusya'da grevli bulunuyordunuz?" diye sordum. "Evet efendim," diye cevap verdi. Elini skarak, "Memnun oldum," dedim, "Memnun oldum. Biraz skc bulacaksnz buray, ama anlarz sizinle, ikimiz. Onun iin sadece Maksim Maksimi deyin bana; hem son ra byle tepeden trnaa niformayla dolamanzn da gerei yok. Beni grmeye gelirken ban izi geirirsiniz, yeter." *

Yatacak yer verdik ona, o da kaleye yerleti. * Maksim Maksimi'e, -Ad neydi? diye sordum. Ad... Gregoriy Aleksandrovi Peorin'di. Tatl, evet, tatl bir adamd, ama garipti biraz. Bir bakarsnz, btn gn yamur altnda avlanmakla geirmi; herkes donar, yorulur, onun um bile deil; bir bakarsnz odasnda otururken pencereden rzgr girmi, souk aldn syley kama kadar yatar; kepenk arpar, irkilir, bembeyaz kesilir; ama bir yaban do 15

muzunu tek bana yakaladn da grdm; gn gelir, saatlerce tek kelime alamazdnz aznda umaya balad m katla katla lrd insan... Evet, garip davranlar vard; herhalde zeng deerli eyayla doluydu odas! , Yine sordum: , -Uzun zaman kald m sizinle? -Bir yl kadar. Benim iin unutulmayacak bir yld dorusu; ne dertlere soktu bam, ama onu yzden unutmam deilim. Bilirsiniz, baz insanlarn alnyazlarnda inanlmaz servenler y Bardana biraz daha ay koyarken, merakla, -inanlmaz servenler mi? diye sordum. -Bakn anlataym. Kaleden drt mil kadar uzakta dostumuz bir prens otururdu. On be yalarn daki olu atma atlar, bize gelirdi: Her gn bir bahane bulurdu mutlaka. Peorin de ben de, onu ok martmtk. Kan fkr fkr kaynard, ya drtnala giderken yerde duran bir a a tfekle ate ederdi. Yalnz kt bir huyu vard: Paraya pek dknd. Bir gn, aka olsun d eer babasnn keilerinden birini arp kendisine getirirse bir altn vereceini sylemiti dersiniz? Ertesi gece, boynuzlarndan srkleye srkleye keiyi getirmez mi? Arasra da tak kendisine, ite o zaman gzleri kan anana dner, elini hanerine atard. "Hey Azamet, kell omuzlarnn stnde uzun zaman durmayacaa benzer," derdim, "bana yaman eyler gelecek!" Bir gn yal prens kalkp ayamza kadar geldi, bizi bir dne ard: En byk kzn ev arydk; ne yapalm, prens Tatard ama gitmemek olmazd. Biz de gittik. Kynde havlaya havla a kyamet kadar kpek karlad bizi. Kadnlar geldiimizi grr grmez saklandlar. Zaten y ildiklerimizin de gzellikle ilgileri yoktu. Peorin, "erkezleri daha baka sanrdm," dedi bana. Glmseyerek 16 "Dur bakalm!" diye karlk verdim. Ben biliyordum kimlerle karlaacamz. Prensin evine bir sr insan toplanmt. Bilirsiniz, bu Asyallar kim var kim yok hepsini d rine arrlar. Byk bir saygyla karladlar bizi, en gzel odaya aldlar. Ama ben yine d ye baladklarna dikkat ettim, ne olur ne olmaz. Yzba'ya, -Nasl olur dnleri? diye sordum. -teki dnler gibi. nce imam Kuran'dan bir eyler okur; sonra gen iftle akrabalarna arm verilir; yerler, boza ierler; ata binip cirit atarlar; her zaman bir aklaban bulu nur dnlerde, st ba ya iinde, topal bir ata binip maskaralklar yapar, herkesi elend ra da, karanlk basnca, konuk odasnda, bizim deyimimizle, balo balar. Zavall ihtiyarn b iri eline telli... adn unuttum bu zatn...her neyse, bizim balalayka gibi bir saz ite, onu tmbrdatr. Kzlarla delikanllar karlkl sralanp ellerini rparlar, trk syler bir delikanl kar ortaya, karlkl mni okurlar, akllarna ne gelirse; tekiler de onla tekrarlar. Peorin'le ben ba kede oturuyorduk; ev sahibinin 'on alt yalarndaki kk k n yanna gelip bir... nasl derler... bir eit vg syledi ona. -Hatrlayabiliyor musunuz, nasl bir eydi? -Evet, galiba yleydi: "Bizim gen yiitlerimiz yakkldr, kaftanlar gmle ilenmitir y onlardan da yakkl, onun ceketi altnla ilenmi. Kavak gibi ycelir onlarn arasnda, bahemizde boy atmyor." Peorin ayaa kalkp onun nnde eildi, elini kendi bana, sonra ine gtrd, kza cevap vermemi istedi. Dillerini iyi bilirim, Peorin'in sylediklerini evi dim. Kz yanmzdan uzaklanca, Peorin'e "Ne dersin?" diye fsldadm. 17 "Enfes," diye cevap verdi. "Ad ne?" "Bella," dedim. Gerekten de gzeldi: Uzun boylu, ince, gzleri bir da ceylannn gzleri gibi kapkara, bak nsann iine iliyor. Dncelere dald Peorin, gzlerini kzdan ayrmad; kz da arada bir aamak bir bak atyordu Peorin'e. Ama gen, gzel prensesi beenen sadece Peorin deildi: ir kesinden, canl, ateli bir ift gz daha dikilmiti Bella'nn stne. Biraz daha baknc n beri tandm Kazbi olduunu anladm onun. Biliyor musunuz, ne dosttu bizimle, ne de dm

u ilememiti ama pheli biri olarak grlrd. Zaman zaman koyun getirirdi bizim kaleye, u iyatla satard, hi pazarlk etmezdi: Ka para derse o kadar vereceksin... Boazn kessen fi at indirmezdi. Kuban Irma'nn Rus tarafnda Abreklerle dp kalkt sylenirdi. Dorusunu tam da hayduta benzerdi hani: Ufak tefek, kuru, geni omuzlu... Ama yle evikti ki, e ytan gibi evik! Srtna ald bemet'i yrtk prtkt, ama silahlan gm kakmalyd. Atn Sahiden de dnyada bundan daha gzel bir at olabileceini insan dnemez bile. Btn atllar lard Kazbi'i; zaman zaman atn almak istemiler, ama baaramamlard. u at imdi bile g Zifiri yaz, ayaklar t gibi, gzleri Bella'nn gzlerini aratmaz; gc de ne g ya! bin l kotur; yle de terbiye edilmi ki-efendisinin peinden kpek gibi gider; sesini bile ta nr! Kazbi hi balamazd onu. Tam haydut at! O gece Kazbi her zamankinden de skntlyd, baktm bemet'inin altna kalmaki'sini de giy u kalmaki'yi bo yere giymez," diye dndm, "aklndan mutlaka bir eyler geiyor." erde b temiz hava almak iin dar ktm biraz. Dalara gece kyordu, sis boazlar rtmeye bal iye atlarn bulunduu ahra bir bakaym dedim, 18 stelik tedbirli olmakta da fayda vardr; atm cins bir att, az m Kabardal onu tatl bak szerek, "Yahi the, ok yahi (gzel at, ok gzel)!" diye mrldanmt. it boyunca ilerlerken birtakm sesler duydum anszn; seslerden birini hemen tandm: o hay lazn, ev sahibimizin olu Azamet'in sesiydi bu; teki daha az, daha hafif sesle konuuy ordu. "Ne konuuyorlar acaba?" diye dndm. "Sakn benim attan konumasnlar?" itin yanna tek kelime bile karmamaya alarak szlerine kulak verdim. Evden gelen trkler, grltle eken bu konumay arasra bouyordu. "Ne gzel atn var," diyordu Azamet. "Evin efendisi ben olaydm, elimde de yz ksraklk b sr olayd, yarsn senin ata deiirdim Kazbi!" "Haa, demek Kazbi'mi," dedim kendi kendime, kalmaki'yi hatrladm. Biraz sustuktan sonra, "Evet," diye cevap verdi Kazbi. "Btn Kabarda'da onun gibisin i bulamazsn. Bir keresinde, Terek'in tesinde, Abreklerle Rus srlerini karmaya gitmitim talihimiz yokmu, daldk, herkes kendi bann aresine bakt. Ardmdan drt Kazak geliyor rn seslerini bile duyabiliyordum, nmde dersen sk aal'bir orman vard. Eyerin stnde e dimi Allaha emanet ettim ve mrmde ilk defa atma kt davrandm, bir krba vurdum ona. Ku dald dallarn arasna; dikenler elbiselerimi paralyor, karaaalarn kurumu dallar sura du. Atm, aa ktklerinin stnden atlyor, allar gsyle ayryordu. Onu ormann kenar uma yayan devam etseydim daha iyi olacakt benim iin, ama ondan ayrlamadm, Tanr halime acd. Kafamn stnde birka kurun vzldad; atlarndan inmi Kazaklarn peimden kotukl nszn derin bir sel yata grdm nmde; atm biraz duraladktan sonra srad. Arka ayakla a 19 mad, n ayaklarndan asl kald. Dizginleri brakp yataa yuvarlandm; atmn hayatn kur and. Kazaklar olanlarn hepsini grmt, ama ilerinden hibiri beni aramak iin aa inme e ldm sanmlard, atm yakalamak iin koutuklarn duydum. Yreim kan alad; sel y kineyerek ileri geri kotuunu duydum. Karagz'mn sesini tandm: Oydu, dostumdu!... O gn eri de hi ayrlmadk." Olduum yerden, Kazbi'in, atnn dzgn boynunu okayarak ona gzel szler sylediini duyab . "Bin ksraklk bir srm olayd," dedi Azamet, "hepsini Karagz'e deiirdim." Kazbi kaytszca, "Yok, istemem," diye karlk verdi. Azamet yaltaklanarak, "Dinle, Kazbi, dedi. "Sen iyi bir adamsn, gzpek bir yiitsin. Babam Ruslardan korkuyor, benim da etec ileri arasna katlmama izin vermiyor. Atn ver bana, ne istersen yaparm, babamn en gzel eini, en gzel klcn, ya da ne istersen onu alarm sana. Babamn klc da sahici Gurda' e dedirsen etine kendiliinden girer; senin kalmaki'n bile durduramaz onu." Kazbi su suyordu. "Atn ilk grdmde," diye devam etti Azamet, "senin altnda dnp srarken, burnundan sol ynaklarnn altndan kvlcmlar sratrken grdmde iim bir tuhaf oldu, o gnden beri de iyor bana: Babamn en iyi atlarna irenerek bakyorum, stlerinde grnmekten utanyorum, y srekli bir ar var; ite bu aryan yrekle btn gn bir kayann tepesinde oturuyorum, g yry, ok gibi dzgn srtyla senin yaz atn var hep; canl gzleriyle gzlerimin taa benimle konumak istermi gibi." Titreyen bir sesle, "Atn bana satmazsan lrm Kazbi!" de Azamet. 20

Sonra alamaya balad galiba, bana yle geldi: inatnn inats biriydi Azamet, kkln an gznden tek damla ya karamazdn. Gzyalarna Kazbi kahkahayla cevap verdi. Azamet, kararl bir sesle, "Dinle" dedi. "Gryorsun, her eyi yapacak haldeyim, isterse n sana kzkardeimi karaym. yle gzel dans eder ki! yle gzel trk syler ki! iledii ! Trk padiahnn bile byle kars olmamtr... istersen yapaym bu ii. Yarn gece dereni da beklersin; kardeimi komu kye gtreceim alr gidersin. Artk Bella da senin atndan de deildir ya?" Kazbi uzun, ok uzun bir zaman sustu; sonunda, cevap verecei yerde, alak sesle eski b ir trky mrldand (*): Bizim kylerimizde gzel kzlar oturur, Nice yldzlar parlar iinde gzlerinin. Onlarla sevimenin esiz bir tad vardr; Ama daha tatldr zgrl yiidin. Altn versen verirler drt kadn birden sana, Ama gzelse eer, kim vazgeer atndan: Bozkrda rzgr bile yakalayamaz onu. Sahibini aldatmaz, kandrmaz hibir zaman. Azamet, bo yere, isteklerini kabul ettirmeye alt ona, bo yere, umutsuzca alad, yaltak d, yeminler etti. Sonunda Kazbi dayanamad, szn kesti onun: "Ykl karmdan, deli olan! Benim atma sen mi bineceksin? adm gitmeden srtndan atar rn stne dp kafan krarsn." fkeyle, "Beni mi atacak?" diye haykrd Azamet; ocuk (*) Kazbi'in trksn iir haline getirdiim iin okurlardan zr dilerim; bana dzyaz ola M.L.) 21 hanerinin demiri Kazbi'in kalmaki'sine arparak nlad. Gl bir kol geri itti onu, ite t ki, it sarsld. "Elence balyor artk," diye dnerek ahra daldm, atlarmz eyerle iki dakika sonra, evin iinde mthi bir grlt koptu. yle olmu: Bemet'i parampara, Az a dalarak Kazbi'in kendisini ldrmek istediini sylemi. Herkes tfeini kapp dar frl m! Barmalar, grltler, ate sesleri... Ama Kazbi atna atlamt bile, sokakta kalabal ibi drt dnyor, kendini korumak iin evresine kl alyordu. Kolundan yakalayarak, "Misafirlie gidip de dayak yemek tatl bir ey deil," dedim Peori n'e. "Bir an nce kirii krsak." "Bir dakika daha durun, sonunu grelim." "Sonu nasl olsa kt bitecek. Bu Asyallar byledir: Bozay ektiler mi hemen hanere sarl Atlarmza atlayp kalenin yolunu tuttuk. Yzbaya merakla, -Kazbi ne oldu? diye sordum. ayn iip bitirirken, -Byle heriflere bir ey olur mi hi? dedi. Tabii ki svp gitmi! -Yaralanmadan m? diye sordum. -Orasn Tanr bilir! Bu haydutlarn srtlar yere gelmez. Onlar dvrken grdm, efendim; i kalbura dnsn, hl kl sallar. Ksa bir sessizlikten sonra Yzba ayan yere vurarak szlerine devam etti: -Yaptm bir eyden tr kendimi hi balamayacam: Kaleye dndmzde eytan drtt, anlattm; glmsedi hinolu hin!-bir eyler gelmiti aklna. -Ne gelmiti? Anlatr msnz bana? 22

-Madem baladm, bari sonunu da getireyim: Drt gn sonra Azamet bizim kaleye urad. Her zamanki gibi, kendisine tatl ikram eden Peo rin'in yanna kt. Ben de oradaydm. Sz dnd dolat, atlara geldi; Peorin, Kazbi'in at le evik, yle gzel bir atm ki, tpk bir ceylanm, dnyada ei benzeri bulunmazm. Kk Mslmann gzleri parldad, ama Peorin bunun farkna varmam gibi davranyordu; be etirdim, ama konuma yine Kazbi'in atna srad. Azamet ne zaman kaleye gelse hep bu konu alyordu. hafta kadar sonra Azamet'in sararp solmaya, erimeye baladn fark ettim, t daki sevgililer gibi, efendim. akna dndm. Sonunda btn meseleyi anladm: Peorin onu yle oynatm ki parmanda, ocuk sonunda kendin atacak hale gelmi. Bir keresinde, "Gryorum ki, Azamet," demi, "bu attan ok holanyorsun ama insan nasl kendi ensesini gremez, senin de bu at greceim yok! Syle bana, bu at sa

a verene karlk olarak sen ne verirdin?" "Ne isterse," diye cevap vermi Azamet. "yleyse bu at ben sana getireceim, ama bir artla... Yemin et istediimi yapacana..." "Yemin ederim... Ama sen de yemin et!" "yi! Yemin ederim ki bu at senin olacak; ama karlnda kzkardein Bella'y istiyorum. Ka nun bal olacak. Bu alveriten krl kacak olan sensin." Azamet cevap vermemi. "Olmad m? Peki, nasl istersen! Ben de koca adam sanyordum seni, bakyorum daha ocukmusu ; daha ata binmek iin yan pek kk." Azamet fkelenmi. "Ya babam?" demi. "Hi evden ayrlmaz m?" 23 . "Ayrlr..." "Tamam m, o halde?" l gibi bembeyaz kesilmi Azamet. "Tamam" diye fsldam. "Ne zaman?" "Kazbi'in buraya ilk geliinde; on tane ko getirecek, sz verdi; gerisi benim iim. Sana gveniyorum, Azamet!" Bylece anlamlar... anlama da ne berbat bir anlama ya! Bunu Peorin'e de syledim sonrad ama bir erkez kznn kendisi gibi bir koca bulduu iin talihine kretmesi gerektiini s rkezlerin detlerine gre kocas saydrm Peorin; hem sonra Kazbi de cezalandrlmas art aydutmu. Siz kendiniz karar verin, ne diyebilirim? Ama o sralarda, planlarn bilmiyor dum. Neyse, bir gn Kazbi gelip koyuna ya da bala ihtiyacmz olup olmadn sordu. Ertesi etirmesini syledim. Peorin, "Azamet," demi, "Yarn Karagz elimde olacak; Bella'y bu gece getirmezsen bu at hi gremezsin..." "Peki," demi Azamet, drtnala kye yollanm. Akamleyin Peorin silahlarn kuanp kaleden kt. Bu ii nasl becerdiklerini bilmiyorum; ece ikisi de dnd, nbeti Azamet'in eyerinde bir kadnn yatmakta olduunu grm, elleriyl an balym kadnn, bana da bir yamak sarlm. Yzba'ya, -At ne oldu? diye sordum. -Anlatyorum, anlatyorum. Ertesi sabah erkenden Kazbi geldi, yannda satlk on tane ko ge irmiti. Atn ite baladktan sonra, yanma kt; haydut olmasna ramen konuumdu, onun i im ona. Surdan burdan konumaya baladk... Birdenbire Kazbi irkildi, yz deiti... Pencereye kot a pencere yazk ki, arka avluya bakyordu. "Ne oldu?" diye sordum. 24

Tepeden trnaa titreyerek, "Atm!... atm!" dedi. Ben de nal sesleri duymutum. "Herhalde bir Kazaktr," dedim. "Yok! Urus yaman, yaman (kt, kt bir Rus)!" diye bard, pars gibi odadan frlad, ki ad ya vard; kale kapsnda, nbeti, tfeiyle Kazbi'in yolunu kesmeye alt. Tfein stnd a balad Kazbi... Uzakta toz kalkyordu Karagz'n srtna atlam giden Azamet'ti bu. Kazb n, bir yandan da tfeini klfndan karp ate etti. Bir an kprdamadan durdu, vuramad r lk atarak tfeini taa alp parampara etti, sonra da yere kp ocuk gibi alamaya aledekiler evresinde toplanmlard onun, ama o, kimsenin farknda deildi; bir sre Kazbi' vresinde durup onu seyrettikten sonra geri dnd herkes: Kolarn parasn yanna braktrdm bile srmedi paralara, l gibi yzkoyun yatt durdu, inanr msnz, btn gece ylece yat h kaleye gelip hrszn kim olduunu sordu. Azamet'in at zp kardn gren nbeti bun zamet'in adn duyunca gzleri parlad Kazbi'in, prensin oturduu kye doru yola kt. -Azamet'in babas ne yapm? -Mesele bunda zaten; Kazbi bulamam onu; bir yere gitmi, alt gndr kyde deilmi; yoksa kardeini karabilir miydi? Babas dnnce bir de bakm ki ne kz var, ne de olu. Sinsi kerata! Ele geirilirse cannd an pekl anlam. O gnden beri ortada yok; herhalde bir Abrek etesine katlp ya Terek an'n Rus kysnda lp gitmitir; can cehenneme! itiraf edeyim, bu yzden benim de bam derde girdi. erkez kznn Peorin'in dairesinde bul uunu renir renmez apoletlerimi taktm, klcm kuandm, oraya gittim.

Peorin n odda, bir elini bann altna koymu yatyordu; 25 teki elinde snm bir ubuk vard; ikinci odaya alan kap kilitliydi, anahtar da kapnn . Bir anda fark ettim btn bunlar... Boazm temizleyip topuklarmla eie vurmaya balad mam gibi davranyordu. Sert olabildiim kadar serte, "Mlazm efendi!" dedim. "Burada olduumu grmyor musunuz?" Yerinden kalkmadan, "Ooo, merhaba Maksim Maksimi! Bir ubuk imez miydiniz?" diye cev ap verdi. "Affedersiniz ama, ben Maksim Maksimi deilim; sizin Yzbanzm." "Fark etmez. Biraz ay? Ne ac ektiimi bir bilseniz!" Yataa doru yryerek, "Her eyi bil m," diye cevap verdim. "iyi yleyse. Zaten anlatacak halim yok." "Mlazm efendi, benim de sizinle birlikte s orumlu tutulabileceim bir su ilediniz..." "Hadi canm! Ne kar bundan? Her eyi paylamyor muyuz zaten?" l "akann sras deil. Klcnz verin ltfen!" "Mitka, klcm!" Mitka klc getirdi. Grevimi yapmtm, yatan kenarna oturup, "Bana bakn Gregoriy Aleks dedim, "yaptnz iin ho bir i olmadn kabul etmek zorundasnz."Hangi in?'' "Bella'y karmanzn... Ah, u Azamet iti!... Hadi, kabul edin," dedim. "Ya kz beeniyorsam?" Buyrun bakalm, ne der insan?... Dilim tutuldu. Yine de, biraz sessizlikten sonra, babas kz isterse geri gndermemiz gerektiini syledim. "Gerekmez." "Ya burada olduunu renirse?" 26

"Nerden renecek?" Yine dilim tutuldu. Dorularak, "Bana bakn, Maksim Maksimi," dedi Peorin, "siz iyi bi r insansnz. Bu kz o yabani herife verirsek, ya boazn keser ya da satar. Olan oldu, il daha da kartrmayalm artk; Bella bende kalsn, benim klcm da sizde kalsn..." "Hi olmazsa onu bir kere greyim," dedim. "u kapnn ardnda. Onu grmek iin ben de bouna uratm bugn; rtlere sarnm, bir k r, ne de adamn yzne bakyor; yabani bir ceylan gibi rkek. Bizim hancnn karsn tuttum; a biliyor, Bella'ya bakacak, kendisinin bana ait olduunu iyice sokacak kafasna." Y umruunu masaya indirerek, "nk o benden baka kimsenin olamaz," diye ekledi. Ben de kabul ediyordum bunu... Yapacak baka bir ey yoktu ki! yle insanlar vardr ki o nlarn dedikleri kabul edilir. -Sonra ne oldu? diye sordum Maksim Maksimi'e. Kz kendine altrd m, yoksa kzcaz yurd yle eriyip gitti mi? -Yok canm, niye zlesin yurdunu? Onun kynden grnen dalar bizim kaleden de grnr bu ya e de, yeter bu kadar. stelik Peorin her gn bir hediye veriyordu ona; ilk gnlerde hi se s karmadan kibirle geri evirdi hediyeleri; o zaman da hancnn karsna gidiyordu hediyele , bu da onun gevezeliini artryordu. Ah, hediyeler! Renkli bir bez uruna neleri gze al maz kadnlar... Neyse, konumuzdan ayrlmayalm... Uzun zaman Peorin kzla urat durdu; bu da Tatarca renmeye balyordu, kz da biraz biraz Rusadan anlyordu artk. Derken kalarn Peorin'e bakmaya balad; hep kederliydi, kendi topraklarnn trklerini sylerdi usul usu le hznl trklerdi ki, yan odadan dinlediimde ben bile hznlenirdim. Bir sahneyi hi unu cam: Penceresinin nnden geiyor 27 dum, ieriye bir gz attm; Bella, ba nne eik, bir minderde oturuyor, Peorin de yannda duruyordu. "Kulak ver bana, periciim," diyordu. "Biliyorsun ki nasl olsa gnn birinde benim olac aksn... yleyse neden bu acy ektiriyorsun bana? eenin birine tutkun deilsin, deil mi? unsan syle, hemen brakaym seni." Belle ok hafif titreyerek ban iki yana sallad. "Yoksa," diye devam etti Peorin, "benden ireniyor mu V sun? Kz iini ekti. "Yoksa inanlarn m beni sevmene engel oluyor?" Bella bembeyaz kesildi, cevap vermedi.

"nan bana, Allah btn insanlarn Allahdr; madem benim seni sevmeme izin verdi, senin ben i sevmeni neden yasaklasn?" Bu yeni fikirle bylenmi gibi Peorin'in yzne bakt Bella; gzlerinde hem gvensizlik, he nma istei vard. Gzler de ne gzlerdi ya! Kor gibi ldyorlard. "Dinle, iyi kalpli, canm Bella'cm!" diye devam etti Peorin. "Seni ne kadar sevdiimi gr rsun; seni sevindirecek ne varsa yapmaya hazrm; mutlu olman istiyorum, yine suratn as arsan, ben lrm. Syle bana, daha neeli olacak msn?" Kara gzlerini ondan ayrmadan dncelere dald Bella, sonra tatl tatl glmseyerek ban da sallad. Peorin, kzn elini tutup kendisini pmesi iin dil dkmeye balad ona; Bella, ni korumaya alarak, krk dkk Rusasyla, "N'olur, n'olur, hayr, hayr," deyip duruyord Peorin steleyince titreyip alamaya balad. "Ben senin klenim," dedi, "klenim; tabii, ne istersen yaparsn bana." Sonra yine gzyalar dkt. Peorin yumruuyla alnna vurup teki odaya geti. Ben de yanna gittim; skntl skntl larn da gsnn stnde kavuturmutu. " 28 "Eee, ne var ne yok?" dedim. "Kadn deil, eytan!" diye cevap verdi. "Bakn size erefim stne yemin ediyorum ki bu kz im olacak..." Bam salladm. "Bahse girer misiniz?" dedi. "Bir hafta iinde." "Kabul!"

El skp ayrldk. Ertesi sabah ilk yapt i, teberi almak iin bir posta erini Kzlar kasabasna gndermek o er, eit eit Acem kumalaryla dnd. Bana hediyeleri gsterirken, "Ne dersiniz Maksim Maksimi," dedi, "bir Asya gzeli byle bir yaylm ateine dayanabilir mi?" "Siz bu erkez kzlarn bilmezsiniz," diye karlk verdim. "Bunlar ne Grc kzlarna, ne d fkasya'daki Tatar kzlarna benzerler... hi benzemezler. Bunlarn kendi kurallar vardr, b aka trl yetitirilmilerdir." Peorin glmsedi, slkla bir mar tutturdu. Benim hakl olduum anlald; hediyeler, beklenen amacn ancak yarsn salayabildi: Daha n rin'e daha gvenen biri oldu Bella, ama hepsi bu kadar; Peorin de son bir areye bavur maya karar verdi. Bir sabah atnn eyerlenmesini buyurdu, erkez elbiseleri giyip sila hlarn kuand, sonra da yanna gitti Bella'nn. "Bella!" dedi, "seni ne kadar sevdiimi bil yorsun. Bir kere beni tanynca seversin diye dnp seni kardm; yanlmm, hoakal! Ne un; babann yanna dnmek istersen dnebilirsin. Senin nnde suluyum, kendi kendimi cezalan mam gerek. Hoakal, gidiyorum... Nereye mi? Nerden bilebilirim? Belki de ksa zaman s onra ya bir kurun, ya da bir kl darbesi gelip bulur beni: O zaman beni hatrla, beni b ala." Bella'ya srtn dnp elini arkaya doru uzatt. Bella elini 29 . ' tutmad onun, susuyordu. Ama kapnn aralndan yzn grebiliyordum, yle zldm ki onun , kck yzne bir l solgunluu gelip kmt! Cevap alamaynca kapya doru birka adm u. Hem ben size bir ey syleyeyim mi, numara diye balad bir ii gerekletirebilirdi de. bilir ya, yle bir adamd. Ama elini tam kapya atmt ki, Bella srayarak boynuna doland hkrarak alamaya balad. nanr msnz, kapnn arkasnda dikilirken ben bile alamaya alamak deildi bu, eydi... budalalk ite!" Yzba sustu. Bir sre sonra byklarn ekitirerek, -Evet, dedi, itiraf ederim ki zlmtm. Hibir kadn tarafndan bylesine sevilmediim iin -Mutluluklar uzun srd m? diye sordum. -Evet, Bella da sonradan bize itiraf etti: ilk grd gn Peorin'e tutulmu, onu sk sk r grmeye balam, kimse kendisini Peorin kadar etkilememi. Evet, mutluydular! Kendimi tutamadm, -Ne tatsz! diye bardm. Gerekten de, ackl bir sonu bekliyordum, umutlarm anszn krlmt!

-Bella'nn kalede olabileceini babas hi aklna getirmedi mi? diye devam ettim. -Galiba onun da aklna gelmi bu. Birka gn sonra ihtiyarn ldrldn rendik. Nasl l Dikkatim yeniden uyanmt. -Kazbi, Azamet'in, at babasnn rzasn alarak aldn sanyordu bana kalrsa. Bir gn, re uzakta, yol kenarnda bekliyormu; ihtiyar da kzn aramaktan dnyormu kye; adanlan a almlar, akam olmak zereymi, dne dne giderken Kazbi anszn kedi gibi bir 30

allktan frlayvermi, arkadan ata atlayp ihtiyar hanerlemi, sonra da yere atm onu, yakalayp "uzaklam, ihtiyarn adamlar uzaktan grmler bunu, Kazbi'in ardndan gitmile layamamlar. Karmdakinin dncelerini anlamak iin, -Atnn cn alm, dedim. -Tabii kendi kurallarna gre tamamen haklyd, dedi Yzba. Bir Rusun, aralarnda yaad kiilerin detlerine uymakta gsterdii bu hastala hayran ol medim. Bu eit bir davran artk vlr m, ktlenir mi, orasn bilemem; yalnz bu, akln eine ya da ortadan kaldrlamayacana inand yerde ktl balayan berrak bir saduyu Bu arada, aymz bitirmitik; koumlu atlar, karda souktan titriyorlard; ay batda soluyo aktaki doruklarda yrtk bir perdenin saaklarna benzeyen kara bulutlarn arasna dalmaya h azrlanyordu. Kulbeden ayrldk. Yol arkadamn dediinin tersi kt, hava dzeldi, gecen bir sabah gelecei besbelliydi; yldzlar nefis ilemeler gibi birbirlerine karmlard uz da, derken birer birer sndler, afan solgun yanklar mor g kaplad, el dememi karla yamalarn ar ar aydnlatt. Sada solda kasvetli, esrarl uurumlar kara birer az gi a, ylanlar gibi kvrlan, bklen, yaklaan gnden korktuu iin kamak ister gibi evremizd lara ekilen sis vard. insann yrei sabah duasnda nasl durgun olur, yer de gk de ylesine durgundu; yalnz arad ada, atlarn krayla slanm yelelerini hafife uurarak souk bir yel esiyordu doudan. Y duk; be clz at, Gud Dana kan yolda glkle ekiyordu arabalarmz. Biz de atlar yoru rin arkalarna ta koyarak, yaya devam ediyorduk yolumuza; 31 yol gkyzne kyor gibiydi, gzn grebildii kadar trmanyordu nk, sonunda da, bir n d Dann tepesine avn bekleyen bir akbaba gibi tnemi olan bulutun iinde kayboluyordu; k ayaklarmzn altnda gcrdyordu; hava baya azalmt, soluk alrken glk ekiyordu in e doluyordu sanki, buna ramen damarlarma tatl bir duygu yayld, dnyann bu kadar tepesin e olmaktan sevindim; tabii ocuksu bir duyguydu bu, ama toplum kurallarndan kurtulu p tabiata bu kadar yaklanca, insan ocuklamadan edemiyor: Sonradan edinilmi ne varsa a kp gidiyor insandan, ruh temizleniyor, eskiden nasl idiyse, bir gn yine nasl olacaks a, o durumu alyor. Benim gibi yabani dalarda dolam, uzun zaman onlarn garip biimlerini incelemi, aralarn dolduran havay byk bir istekle iine ekmi bir insan, benim o byl anlatma, izme duygumu anlar. Sonunda Gud Dana ktk, durup evremize baktk: Souk soluu frtnann haberini veren boz bulut hl tepemizdeydi; ama douda her ey yle berrak, yle ibi parlakt ki, o bulutu btn btne unuttuk, Yzba da, ben de. Evet, Yzba bile: Tabia nin yaratt duygu, basit kalplerde, bizim gibi, szle olsun yazyla olsun, cokuyla hikyel r anlatan kiilerin kalplerinde olduundan ok daha gldr. Bu esiz manzaralara alksnzdr herhalde? dedim. -Evet efendim, insan kurunlarn vzldamasna bile, yani kalbinin arpntsn gizlemeye bil r. -Ben aksini duymutum, eski askerler bu musikiden holamrlarm. -Aslna bakarsanz hotur tabii; insann kalbini hzl hzl arptrd iin. Douyu gstererek, -Bakn, diye ekledi, ne lke! 32

Gerekten de, byle bir manzaraya baka yerde kolay kolay rastlayamam: iki srmay andran A ragva ile bir baka rman kestii Kayavur Vadisi altmzda uzanyordu; vadide kayan solgun imsi bir sis sabahn lk klarndan kaarak yaknlardaki derbentlere akyordu; samzda v karla ya da allarla rtl, hepsi birbirinden yksek, kesien doruklar vard; uzakta da da ordu, ama hibiri birbirine benzemiyordu; karlar kzl bir ltyla yle canl, yle prlt insan neden mrnn sonuna kadar burda kalamayacana kendisi bile ayordu; lacivert bir da asndan grnen gnei frtna bulutlarndan ancak usta bir gz ayrabilirdi; ama kan rengi b

vard gnein stnde, arkadam zellikle buna dikkat etti. -Syledim size, diye bard, bu gece hava berbat olacak; acele edelim, yoksa Srestovaya Danda frtna yakalar bizi. Hadi! diye seslendi srclere. Arabann hzn kessin diye tekerleklerin altna fren yerine zincirler takld; atlar geme al inmeye baladk; sada kayalklar vard, solda da bir uurum; yle derin bir uurumdu ki bu, binde bulunan koca bir Oset ky krlang yuvas gibi grnyordu; iki arabann yan yana ge u yolu, resmi evrak gtren bir memurun ylda on iki kere, sarsntl arabasndan hi inmeden ce vakti gemek zorunda kaldn dnnce titredim. Arabaclarmzdan biri Yaroslav mujikle Rus, teki de bir Osetti, Oset yanlardaki atlar zm, ndeki at da geminden tutmu, btn i kullanarak gtryordu; ama bizim tasasz Rus, yerinden bile kprdamamt! Peinden bu u ek istemediim bavulum iin biraz rahatn bozabileceini syledim kendisine. -Aman efendim, diye cevap verdi. Tanrnn izniyle biz de onlardan geri kalmayz: Zaten bu benim ilk seferim deil ki! Haklyd, onlardan geri kalabilirdik, ama kalmadk ite; in 33 san bir eyin stnde ok kafa yorsa, bir de bakar ki, hayat urunda tasalanmaya demiyor... Ama siz belki de Bella'nn yksnn sonunu renmek istersiniz. nce unu belirteyim ki, bu r yk deil, yolculuk notlardr; onun iin, Yzba yky yolculuun neresinden anlattysa anlatacam. Demek ki, biraz beklemeniz ya da birka sayfa atlamanz gerekecek; yine de bunu yapmanz tlemem dorusu, nk Krestovaya'dan (ya da bilgin Gamba'nn yanl olarak . Christophe diye adlandrd dadan) geiimiz ilginizi ekecektir. Gud Dandan ertovo Va iyorduk... Ne romantik bir ad! ertovo deyince ort (eytan) gelir gznzn nne, sarp kaya rasnda kt ruhlarn dolatn duyar gibi olursunuz, ama aslnda byle deildir, vadinin a erta'dan (snr) gelmektedir, nk eskiden Grcistan snr buradayd. Bu vadi, insann ak muzun Saratov, Tambov ve baka gzel yerlerini getiren kar ynlaryla doluydu. Snr vadisi indiimizde Yzba, ite Krestovaya! dedi ve karla kapl bir tepeyi gsterdi; dorukta, tatan bir ha kapkara grnyordu; han yanndan belli belirsiz bir yol geiyordu dan evresini dolanan aa yo pl olduu zaman kullanlan bir yoldu bu: Srcler daha tehlikesi olmadn sylediler mamak iin aadaki yoldan gtrdler bizi. Dnemete alt Oset'e rastladk; bize yardm ede klere yaptlar, bara bara arabalarmz ekmeye, itmeye baladlar. Gerekten de tehlik u: Sada, balarmzn stnde, ilk rzgrla boaza yuvarlanmaya hazr koca koca kar ynlar ol yer yer karla rtlyd, baz yerler gne nlarnn ve donun etkisiyle buz tutmutu, y , atlar durmadan dyorlard; solumuzda, kh buz tabakalarnn altnda gizlenerek, kh kara tnden kprerek bir 34

rman akt derin bir yar vard. Krestovaya'nn evresini iki saatte dnebilmitik iki saa ilometre! Bu arada bulutlar toplanm, dolu ve kar balamt; boazlara dolan rzgr masalla Haydut Solovey gibi kkryor, slk alyordu; tatan ha da doudan gittike kaln tabakala gelen siste kaybolmutu. Bu haa dair olduka garip, ama birok insann inand bir sylent dr: Kafkasya'dan geerken Byk Petro dikmi o ha. Ama aslna baklrsa, Byk Petro Das bu bir; ikincisi de, han stnde koca koca harflerle oraya General Yermolov'un buyruuyl a 1824'te dikildii yazldr. Ama yazya aldran kim, sylenti ylesine kk salmtr ki ins e inanacan aryor, stelik biz yazlara inanmaya pek yle alk deiliz. Kobi durana ulaabilmemiz iin buzlu kayalardan, tehlikeli karlardan daha be kilometre inmemiz gerekiyordu. Atlar yorulmulard; biz donuyorduk; bora, tpk bizim kuzeydeki bo ramz gibi, uultusunu artrmt, yalnz bunun yabani sesi daha ac, daha hznlyd. Sen de srgnsn, diye dndm. Sen de geni bozkrlarn zlemi iindesin! Souk kanatlarn orada, ama burada demir kafesinin parmaklklarna haykrlarla saldran tutsak bir kartal g ibisin. Yzba, -Bu kt ite, dedi. Baksanza, kardan, sisten baka bir ey grnmyor; insan ya uuruma yuv , ya da fundalklara taklp kalacak, aada da Baydar Irma yle kabarmtr ki kardan k di. Ne olacak, Asya ite, rmana olsun, insanna olsun, gvenilmez! Srcler, kineyen, yrmek istemeyen, kamlarn gzel dilinden baka hibir dilden anlamay ken bir yandan da barp kfrediyorlard. Arabaclardan biri sonunda, -Beyefendi, dedi, bugn Kobi'ye varmak imknsz; yol ya 35 knken brakn da sola dnelim. Dan yamacnda baz karartlar var orada, herhalde kulbedir

; kt havalarda yolcular hep orada kalr, efendim. Osetlerden birini gstererek, -Bahi verirseniz klavuzluk edecekmi, dedi. Yzba, -Biliyorum, dostum, dedi. Sen sylemeden anlamtm ben! Ah, bu alaklar! Bahi frsatn bu m hi karmazlar. -Yine de kabul etmelisiniz ki, dedim, bunlar olmasayd halimiz harapt. -yle, yle, diye mrldand. Bktm bu klavuzlardan! Sinekten ya karrlar. Sanki yolu on bulamazmz gibi! Biz de sola saptk; nasl olduysa oldu, bir sr zorluktan sonra, ats kerpi ve talardan arlar da ayn malzemeyle klm iki kulbeden meydana gelen derme atma bir snaa vard aavralar iinde ev sahipleri gler yzle karladlar bizi. Sonradan rendiime gre hkme lanm yolcular barndrmak artyla kendilerine para ve yiyecek veriyormu. Atein yanna -Neyse, artk iler yolunda, dedim. imdi Bella'nn hikyesini bitirebilirsiniz artk: Herh alde i o kadarla bitmemitir. Kurnaz kurnaz glmseyip gzn krparak, -Nerden biliyorsunuz? diye cevap verdi Yzba. -Baka trl olamaz ki; olaanst balayan olaylar olaanst biter... -Doru sylyorsunuz... -Sevindim buna. -Siz sevinin bakalm, ben dndke zlyorum. Tatl bir kzd u Bella! Zamanla ona kendi da benden holanyordu. urasn belirteyim ki benim ailem yoktur; on iki yldr annemden bab mdan hi haber almyo 36

rum, evlenmeyi de aklma bile getirmedim. Zaten bundan sonra da evleneceim yok. marta cak birini buldum diye keyifleniyordum. Bize trkler syler, lezginka oyunlar oynard. H em de nasl oynard ya! Tara ehirlerinde bizim kzlar grdm, hatta yirmi yl kadar nce M da Soylular Derneini ziyaret bile ettim. Bella'y ilerinden hibiriyle kyaslamam. Bambak a bir kzd o! Peorin, tabebekler gibi giydirirdi, onu, ssler pslerdi; bizim yanmzda o ar gzelleti ki! Elleriyle yz esmerliini kaybetti, yanaklarna renk geldi... yle de nee di ki! Durmadan benimle elenirdi kerata. Tanr gnahlarn balasn! -Ona babasnn ldn sylediiniz zaman ne yapt? -Durumuna alncaya kadar bunu uzun zaman sakladk ondan; babasnn ldn syleyince de b onra da unuttu. Drt ay, btn iler yolunda gitti. Galiba daha nce de syledim size, Peorin avlanmaktan m holanyordu: Zaman zaman kendini tutamaz, yaban domuzu ya da da keisi avlamak iin orma na giderdi, ama artk kale kapsndan dar bir adm bile atmyordu. ok gemedi, baktm yin alm, elleri arkasnda, bir aa bir yukar odada dolayor. Bir gn kimseye sylemeden ava r da gelmedi. Derken bir kere daha, bir kere daha kt; sonra sk sk tekrarlanmaya balad u. "Bu kt ite," diye dndm, "mutlaka aralarna bir soukluk girdi." Bir sabah onlar grmeye gittim. Hl gzmn nnde: Bella, ipekli kara bir bemet'e brnm uyordu, zavallck yle solgun, yle zntlyd ki, korktum! "Peorin nerede?" diye sordum. "Ava gitti." "Bugn m gitti?" Syleyeceklerini toparlamas zormu gibi cevap vermedi bir 37 sre. Sonunda derin derin iini ekerek, "Hayr, dn gitmiti," dedi. "inallah bana bir ey gelmemitir." Gzyalar iinde, "Dn dndm, btn gn dndm," diye karlk verdi. "eit eit kaza zu tarafndan yaralandysa, ya bir een tarafndan daa karldysa, dedim. Bugn inanyoru evmiyor." "Senin aklna da en kt ihtimal gelmi yavrum!" Alamaya balad, sonra kibirle ban kaldrp gzlerini sildi, devam etti: "Eer sevmiyorsa, beni eve yollamasna kim engel oluyor? Zorlamyorum ki onu. Ama byle devam ederse ben kendim giderim: Ben klesi deilim onun, bir prens kzym!" Onu yattrmaya altm. "Dinle Bella, hep burada, senin dizinin dibinde kalamaz ya; gen b adam o, avlanmaktan elbet holanacak; biraz orada burada oyalanr, sonra da kalkar g elir; ama sen byle surat asarsan hemencecik bktrrsn onu." "Haklsn, haklsn!" diye cevap verdi. "Neeli olacam." Bir kahkaha atarak tefini kapt, evremde dnerek ark sylemeye, oynamaya balad; ama uzun

edi bu da; yeniden yatan stne att kendini, yzn elleriyle kapad. Onun iin ne yapabilirdim ki? Zaten kadnlarla hi ilgim olmamt. Onu nasl rahatlatabiliri diye dndm dndm, aklma bir ey gelmedi; bir sre ikimiz de konumadk... ok tatsz ! Sonunda, "istersen kale surlarnda biraz dolaalm," dedim. "Hava ok gzel!" Eylld. Gerekten de nefis bir gnd, prl prld her yer, pek yle scak da deildi; dal nun iindeymi gibiydi. Avluda, hi konumadan dolap durduk; sonunda imenlerin stne otur en de yanna ktm. Dndke 38 glmem geliyor, dadsym gibi peinden kouyordum. Kalemiz yksek bir yerdeydi, surlardan grnen manzara ok gzeldi: Bir yanda, da yamalarn adar uzanan ormann balad yerde biten, sel yataklaryla izilmi geni bir otlak vard; de, bacalar tten yerli ky evleriyle, dolasan at srleri grnyordu; ilerde ise Kafkaslar ants olan tal tepeler vard, bu tepeleri rten sk fundaln hemen yanndan kk bir de tam burca oturduumuz iin her yan grebiliyorduk. Bir de baktm, boz bir atn stne binmi kt ormandan, yaklat yaklat, bizden yz adm kadar tede, derenin kar kysnda durd urmaya balad sonra. Ne demekti bu? "Bir baksana Bella," dedim, "senin gzlerin daha iyi grr, kim bu zpr atl? Kime fiyaka y apyor?" Baktktan sonra, "Kazbi bu!" diye haykrd Bella. "Ah yezit! Bizimle alay etmeye mi gel mi?" Daha dikkatli baktm. Evet, kara suratyla, elbisesiyle Kazbi'ti bu, her zamanki gibi de kirliydi. Kolumu tutarak, "Altndaki de babamn at," dedi Bella; yaprak gibi titriyordu, gzleri alev alev parlyordu. "Ohooo," diye dndm, "demek ki senin damarlarnda da haydut kan kaynyor yavrum!" "Buraya gel," dedim nbetiye. "Tfeini gzden geir, u ilerdeki adam vurursan sana gm var." Glerek, "Emret dursun," dedim. Nbeti elini sallayarak, "Hey ahbap!" diye bard. "Dursana biraz, ne diye yle topa gibi t dnyorsun?" Kazbi durup sylenenlere kulak verdi; herhalde kendisiyle uzlama yollar arayacamz san . Ne uzlama ya! Benim nbeti nian ald ate etti... Ama vuramad. Daha namludaki barut ate lmadan Kazbi atn bir yana sratt. zengilerin stnde dorulup kendi diliyle bir eyler i 39 zi tehdit eder gibi bir iaret yapp kayboldu. Nbetiye, "Kendinden utan," dedim. "Yok oldu namussuz," diye cevap verdi. "Bu Allann belas herifleri vurmak imknsz." Onbe dakika kadar sonra, Peorin avdan dnd. Bella onun boynuna att kendini, yokluundan ne tek kelime yaknd, ne de sitem etti. Artk ben bile kzmtm Peorin'e. "Yahu," dedim, "biraz nce Kazbi hemen urackta, dereni uruyordu, kendisine ate ettik: Az kalsn sen de karlaacaktn onunla. Bu dallar kincidir zamet'e senin yardm ettiini bilmiyor mu sanyorsun? stelik, bahse girerim ki Bella'y gr mtr bugn. Daha geen yl tutkundu bu kza, bana kendisi syledi, yeteri kadar balk bula i onunla evlenecekti." Peorin dnceli grnyordu. "Evet," dedi, "daha dikkatli olmalyz... Bella, bundan sonra surlara kmayacaksn." O gece, onunla uzun uzun konutum. Zavall kzcaza kar deitiini syledim; gnn yars yana, Bella'ya kar artk souk davrandn, onunla ilgilenmediini, kzn da gzle grlr elmi, iri gzleri parlaklklarn kaybetmilerdi. "Niye i ekiyorsun Bella?" diye sorardm. "zgn msn?" "Hayr." "istediin bir ey var m?" ''Hayr'' "Aileni zlyor musun?" "Benim ailem yok." Baz gnler "evet" ve "hayr"dan baka kelime kmazd azndan. Neyse, bunlar anlattm Peorin'e. "Bana bakn, Maksim Maksimi," diye cevap verdi, "kt 40

bir huyum var benim: Artk byle mi yetitirildim, yoksa Tanr m beni byle yaratt, orasn

iyorum. Bildiim tek ey u: Bakalarnn mutsuz olmasna sebep oluyorsam, bilin ki ben onlar an daha az mutsuz deilim. Tabii ki karmdakileri rahatlatan bir ey deil bu, ama bir ge rek. Genliimde, ailemden ayrldm andan itibaren parann satn alabilecei her zevki l ya baladm, hepsinden de bktm tabii. Grand monden, atldm sonra, sosyeteden usandm, kiba kadnlar sevdim, onlar da beni sevdiler, ama onlarn sevgisi sadece kafamla onurumu dolduruyordu, yreim ise bombotu... Okumaya, almaya baladm renmekten de skldm-ne uun renmekle ilgisi olmadn anladm, en mutlu insanlar bilgisiz insanlardr nk, n d eselesidir, n kazanmak iin becerikli olmak yetiyor. Derken bunalmaya baladm... Ksa za man sonra Kafkasya'ya gnderildim; hayatmn en mutlu anyd bu. een kurunlar arasnda bu ri yoktur sanyordum. Bounaym! Bir ay geti, kurun vzltlarna da, lmn yanbamda d sivrisineklerle daha ok ilgilenmeye baladm; son umudumu yitirdiim iin eskisinden de ok bunalyordum. Bella'y evimde grdm zaman, kucaklayp kara buklelerinden ptm zaman, b kader tarafndan gnderilmi bir melek olduunu sandm onun, ne budalaymm!... Yine yanlm bir kz sevmek, kibar birkadn sevmekten pek farkl deilmi; birinin hoppal insan nas kinin de bilgisizlii, basitlii o kadar bktryor. Yine de holanmyorum ondan; mutlu anlar yaatt bana; onun uruna canm bile veririm; ama arkadal renksiz bir arkadalk. Budala insan mym, bilmiyorum; bildiim bir ey var: Ben belki de ondan daha ok acnacak haldeydi m. u anlamsz dnya ruhumu bozmu; kafam tedirgin, yreim doymak bilmiyor; hibir eyle yet iyorum; zevke nasl altysam acya 41 da yle alyorum, hayatm gittike boalyor; bir tek are kald benim iin: Yolculuk etmek amanda yola kacam ama, Avrupa'ya deil, Tanr korusun! Amerika'ya, Arabistan'a, Hindista n'a gideceim belki de yolda bir yerlerde lrm! Hi olmazsa bu son rahatlm frtnalarla, rla bozulmaz." Uzun zaman buna benzer eyler syledi, szleri aklmda kald, nk yirmi be bir adamn azndan bu szleri ilk duyuyordum, dilerim Tanrdan, bundan byle de duymam... Yzba, bana bakarak, -Ne garip! diye devam etti, syler misiniz bana; siz de bakentte yaadnz, btn genler b idir? Byle konuan ok insan olduunu syledim Yzba'ya; bazlar dndklerini sylyorlard; larnda balayan bunalt, her moda gibi, aa katlara da yaylmaya balamt; artk eskiyor bunalanlar ise bunu bir ayp gibi gizliyorlard. Yzba bu ayrntlar pek kavrayamad. Ba rak kurnazca gld. l Bunalma modasn ka ranlar da herhalde. Franszlardr. -Hayr, ingilizler. -Ya, demek byle, diye cevap verdi. Zaten eskiden beri ayyatr onlar. Byron'un bir ayyatan baka bir ey olmadn ileri sren Moskoval kibar bir kadn hatrla leri balanabilirdi: ikiyi brakmak iin btn ktlklerin ikiden geldiine inanmt bi en anlatmaya balad: -Kazbi bir daha grnmedi. Yine de, kaleye gelmemesinin bir sebebi olduunu, bir eyler t asarladm sanyordum. Neyse, bir gn Peorin, yaban domuzu avna kmamz iin stelemeye balad beni; uzun zaman m: Zaten yaban domuzu av benim iin yeni bir ey deildi; yine de beni kandrp peinden sr i. Yanmza alt er alp sabahleyin er42 '

kenden kaleden ayrldk. Saat ona kadar allarn, aalrn arasnda oyalandk, ama bir tek d ile rastlayamadk. "Artk dnsek," dedim, "inat etmenin ne anlam var? Besbelli, bugn talihimiz yok!" Ama scaa ve yorgunlua ramen, Peorin bir domuz ldrmeden dnmek istemedi. yle bir adamd ne koyduysa mutlak yapmak isterdi, kkken annesi martmtr herhalde. Sonunda, leye do nn belas domuzla karlatk. Bum! Bum! ate ettik, ama bouna. Domuz, kamlarn arasnda alihimiz yokmu o gn! Biraz dinlenip kaleye doru yola kovulduk. Atlarmz yanyana gidiyordu, konuuyorduk, dizginleri de koyuvermitik; yaklamtk, nmzd kale grnecekti. Bir silah sesi duyduk anszn. Birbirimize baktk, kafalarmzda ayn kuk nmt. Silah sesinin geldii yere doru drt nala koturmaya baladk atlarmz. Surlara to rin tarlay gsterdiklerini grdk, bir atl vard tarlada, atnn eyerine beyaz bir ey atm gidiyordu. Peorin tpk eenler gibi bir nara att. Tfeini klfndan karp ileri frl n. Neyse ki, avdan eli bo dnmemiz yznden, atlarmz yorulmamt, hzla gidiyorlard, git rduk. Sonunda Kazbi'i tandm, ama eyerinde ne olduunu kestiremedim. Peorin'e yetimitim. "Kazbi bu!" diye bardm.

Ban sallayp atn kamlad. Neyse, Kazbi'e bir tfek atm yaklamtk; at ya yorulmutu, ya da bizim atlar daha iyiyd bilmiyorum; yalnz Kazbi ne kadar abalasa aray aamyordu. Herhalde o srada Karagz hat Baktm ki Peorin drtnala giderken nian alyor, "Ate etme!" diye bardm. "Nasl olsa yak onu." Ama bu genlerin tepeleri en olmadk zamanlarda atar. T 43 fekten kan kurun Kazbi'in atnn arka ayan krdrd, o hzla on adm kadar gitti at, s land. Kazbi srad, baktk ki kollarnda yamaa sarlm bir kadn var. Bella'yd bu, zav diliyle bir eyler bardktan sonra hanerini kzcazn stne doru kaldrd Kazbi. Kayb u; ben de ate ettim; kurun omzuna sapland herhalde, nk o srada kolunu indirdi. Duman d man, baktk ki yerde at yatyor, yannda da Bella var; Kazbi tfeini atm, kedi gibi, yama allklara trmanyordu. Onu aa indirirdim indirmesine ama, tfeim dolu deildi. Atlar ella'nn yanna kotuk. Zavallck, hareketsiz yatyordu, yarasndan da oluk gibi kan boany Alak haydut! Hi olmazsa haneri kalbine saplayabilirdi, o zaman orackta ii biterdi kzc azn; ama srtna, en olmayacak yere saplanm! Kendinde deildi. rty yrtp yaray sms uzca souk dudaklarndan pt Bella'y, ama faydasz. Atna bindi; Bella'y kaldrp onun eyerine yerletirdim; kollaryla sard kz, kaleye yolla Birka dakika sren sessizlikten sonra Peorin, "Bakn Maksim Maksimi," dedi, "byle giders ek ancak ls varr kaleye." "Doru," dedim, drtnala gitmeye baladk. Kalenin kapsnda bi eyen kalabalkla karlatk. Yaral kz dikkatle Peorin'in dairesine gtrp doktora haber o olmasna ramen geldi, yaray inceledi, kzn bir gnden fazla yaayamayacan syledi, a ister istemez sevinerek kolundan tuttum Yzba'yi, -iyileti mi? diye sordum. -Hayr, diye cevap verdi, doktor yanlm, iki gn yaad. -Kazbi nasl karm onu, anlatr mydnz? -Anlataym; yle olmu; Peorin'in yasana ramen Bella kaleden kp dereye gitmi. ok s tan stne oturup ayaklarn suya sallandrm, ite o srada Kazbi 44

sinsice yaklap kucaklam kz, eliyle azn kapayp allara srklemi. Orada da atna a bir ara Bella bir lk atm; l duyan nbetiler durumu anlayp ate etmiler ama, Ka sonra da biz yetitik. -Peki Kazbi kz niye karmak istemi? -Bu erkezlerin hrsz srs olduu herkese bilinir. Ellerinin uzanaca ne varsa almak is erine yarasn yaramasn kapp gtrrler. Bunun iin onlar sulamak bouna! stelik uzun zam da holanyordu. -Demek Bella ld? -ld; ama epey ac ekti. Onunla birlikte biz de ektik. Gece saat on sularnda kendine gel ir gibi oldu; yatann yannda oturuyorduk; gzlerini aar amaz Peorin'i ard. Peorin tarak, "Burada, yanndaym canm," diye cevap verdi. Bella, "lyorum," dedi. Onu yattrmaya altk; doktorun kendisini iyiletireceini syledik. Ban sallayp duva iyordu! Geceleyin sayklamaya balad; aln ate gibi yanyordu; arada srada btn gvdesini bir tit alyordu. Anlalmaz szlerle babasndan, kardeinden bahsediyordu; dalara, evine gitmek is ediini sylyordu. Peorin'den sz ayordu sonra, ona taklyor, kendisini artk sevmedii ediyordu. Peorin, ban ellerinin arasna alm, hi konumadan onu dinliyordu; ama gzlerinden bir t a yan aktn bile grmedim: Artk hi alamaz myd, yoksa kendini mi tutuyordu, orasn a gelince, ben bundan ackl bir sahne grmemitim. Sabaha kar sayklama kesildi; bir saat kadar, benzi kl gibi, hi kprdamadan yatt, yle san soluk alp almadnn farkna bile varamyordu nerdeyse; sonra biraz iyileti, konumaya neler syledi dersiniz? Byle bir fikir gelse gelse 45 . lmekte olan birinin aklna gelebilir! Hristiyan olmadna zldn syledi, teki dnyad uhuyla bulumayacakm, bir baka kadn onun sevgilisi olacakm. Bari lmeden nce kendisini iz ettirelim dedim, bu dncemi ona da atm. Kararszca bana bakt, uzun zaman azn amad ngi dinde domusa o dinde leceini syledi. Koca bir gn bylece geti. Gn biterken nasl ! Solgun yanaklar artk iyice km, gzleri adamakll irilemiti, dudaklar ate gibiydi

mir paras koymulard sanki, ii yanyordu. ikinci gece balad; ne bir damla gzlerimizi krptk, ne de yatan bandan ayrldk. ekti inliyor, arlar biraz kesilince daha iyi olduuna inandrmaya alyordu Peorin'i, ona u or, elini pp avucunun iine alyordu. Sabaha kar lmden nceki tedirginlii duymaya ve d; sarglar zd, yaras yine kanad. Yeniden pansuman yaplnca biraz yatt, Peorin'in ni istedi. Peorin yatan yannda diz kp ban yastn stne doru uzatt, dudaklarn daklarna bastrd; Bella titreyen kollarn smsk boynuna dolad Peorin'in, sanki bu pc hu sevdiinin ruhuna geecekti.... Ah, iyi ki ld! Ya Peorin onu braksayd hali ne olurdu? Nasl olsa gnn birinde brakacakt... Bizim askeri doktorun lapalarla, uruplarla eziyet etmesine ramen, ertesi gnn yarsn dur un, sessiz ve sylediklerimize boyun eerek geirdi. "Allahakna," dedim doktora, "nasl olsa lecek diyen siz deil miydiniz, bu ilalar niye v riyorsunuz boubouna?" "Bylesi daha iyi Maksim Maksimi," diye cevap verdi, "insann ii rahat eder." Ne desem , bilmem ki! leden sonra susuzluk balad. Pencereleri atk, ama da 46 l Zamanmzn Bir Kahraman rs ieriden daha scakt; yataa buz koyduk; bouna! Bu dayanlmaz susuzluktan sonra lmn biliyordum; bunu Peorin'e de syledim. Bella yatakta dorularak, ksk bir sesle, "Su, su!..." diye inledi. araf gibi bembeyaz kesildi Peorin, bir bardak alp azna kadar doldurdu, Bella'ya verdi. Gzlerimi ellerimle kapayp dua etmeye baladm. Hangi duayd, hatrlamyorum imdi. Evet ef im, hastanelerde olsun, sava alanlarnda olsun, bir sr insann ldn grmtm, ama hi dar dokunmamt bana! Sonra zntm artran bir ey daha vard, onu da syleyeyim: lmeden kerecik olsun hatrlamamt, ben ki bir baba gibi sevmitim onu. Neyse, Tanr gnahlarn b Aslna baklrsa ben kimim ki son nefeste hatrlanaym? Suyu itikten hemen sonra kendini daha iyi hissetmeye balad, dakika sonra da teki dnya a gt. Dudaklarna bir ayna tuttuk, buulanmad! Peorin'i odadan kardm, surlarn yanna un zaman, ellerimiz arkamzda, tek kelime sylemeden, yan yana bir aa bir yukar dolatk; er zamanki gibiydi, bu zoruma gitti benim; yerinde olsam acdan lrdm. Sonunda glgeye o turup bir denekle kumlara bir eyler izmeye balad. Biliyor musunuz, yaknlk gstereyim d konumaya baladm; ban kaldrp gld. Bu glten tylerim diken diken oldu. Kalkp tab m. Dorusunu isterseniz, biraz oyalanrm diye bu ile urayordum. Bendeki ipekliyle tabutun i i dedim, sonra da Peorin'in zaten Bella iin alm olduu gm erkez srmalaryla ssled Ertesi gn, kalenin arkasna, rman yanna, son kere oturduu yere gmdk onu; kk mezar yaz akasyalarla mrver fidanlar var imdi. Bir ha dikeyim dedim, 47 ama ekindim; zaten Hristiyan deildi ki. -Peorin'e ne oldu? diye sordum. -Peorin uzun zaman hasta yatt, zayflad; zavallck, kendisiyle bir daha Bella hakknda ko umadk: Bunun cann skacan dndm, ne faydas vard? ay kadar sonra E... Alayna a O gnden beri de karlamadk... Bakn, imdi geldi aklma, geenlerde biri Peorin'in Rusy ordu, ama bltenlerde buna dair bir eye rastlamadm. Haberler bizim gibilere ge ular. Burada, haberleri bir yl sonra almann ne kadar tatsz olduuna dair uzun nutuklar ekti. . zc anlardan kurtulmak istiyordu galiba. Ne szn kestim onun, ne de dinledim. Bir saat sonra yolculua devam etmemiz mmkn oldu; frtna dinmi, hava almt, yola kt Peorin ve Bella'dan sz amadan edemedim. -Kazbi'e ne oldu, bu konuda bir ey duydunuz mu? diye sordum. -Kazbi'e mi? Dorusunu isterseniz pek bilmiyorum... apslarn sa kolunda Kazbi adnda bir am varm, krmz bir bemet giyen gzpek bir yiitmi bu, bizim atelerimizin altnda dola da bir kurun vzldad zaman da eilip kibar kibar selam verirmi; ama ayn adam deildir e! Kobi'de Maksim Maksimi'le ayrldk; ben posta arabasyla devam ettim yoluma; o, ar eyalar an tr, benimle gelmedi. Bir daha buluacamz pek sanmyorduk, ama bulutuk, isterseniz ize; bu da ayr bir hikyedir... Yine de, Maksim Maksimi'in saygdeer bir insan olduunu k abul etmelisiniz. yle deil mi? Kabul edersiniz, belki de gereksiz yere uzattm hikyenin karln bol bol alm olacam.

IIMaksim Maksimi Maksim Maksimi'den ayrldktan sonra, Terek Boazyla Daryal Boaz'm hzla getim, Kazbek't mei yiyip Lars'da ay itim, akam yemei vaktinde de Vladikafkas'a vardm. Dalar anlatmay burada, oralarda bulunmam kimseler iin bo szler sylemek, anlamsz tablolar izmek, kims n okumak bile istemeyecei gereksiz bilgiler vermek olur bu. Btn yolcularn mola verdii bir handa ben de mola verdim; ama ne bir sln kzarttrmak ne bir lahana orbas yaptrtmak mmknd burada; idaresi yle budala, yle ayya harp malul ki zaten onlardan doru drst bir i beklemek bounayd. Handa gn geirmem gerektii bildirildi: Uursuzlar, Yekaterinograd'dan gelmemiti daha, b z de yola kamayacaktk. Ne uursuzluk ya!... Ama byle kt kelime oyunlar bir Rusu rahatl or. Maksim Maksimi'in anlatt Bella hikyesini yazmakla vakit geiririm dedim. Bu hikyeni uzun bir hikyeler zincirinin ilk halkas olacan aklma bile getirmedim; baten nemsiz bi olay bile ac sonular douruyor!... Uursuzlarn 49 kimler olduunu bilmezsiniz belki, bu arada onu anlataym: Uursuzlar, Kabarda blgesind e, Vladikafkas'tan Yekaterinograd'a kadar ulatrmay yneten piyadelerle toplarna verile n addr. ilk gn ok skntl geirdim; ertesi sabah erkenden bir araba girdi avluya. Baktm, Maksim imi! riski iki dost gibi karlatk. Benim odamda kalabileceini syledim kendisine; hi na nmad, omzuma bile vurdu, dudaklarm da glmser gibi arptt. Tuhaf adam! Ahlk sanatnda byk bir ustal vard Maksim Maksimi'in; bir sln enfes bir ekilde k la bile yapp stnde gezdirdi; aka syleyeyim ki, o olmasayd kuru yemeklerle yetinmek z a kalacaktm. Bir ie de KaJetin arab eit eit yemekleri (zaten bir eit vard) unutm , ubuklarmz yakp oturduk: Ben pencerenin yanna, rutubetli ve souk bir gn olduu iin an bana. Sustuk. Konuacak ne vard ki? Kendisi hakknda ilgi ekici ne varsa anlatmt im ise anlatacak bir eyim yoktu. Pencereden darsn seyrediyordum. Aalarn tesinde, bu ttike genileyen Terek Irma'nn kysnda tede beride tek katl evler vard; uzaklarda gi ir duvar gibi grnen mavi dalarn ardndan bembeyaz kardinal balyla Kazbek Da beliriy ardan artk ayrlacam iin baya zlyordum. Uzun zaman bylece oturduk. Gne, souk doruklarn ardna gizlenmiti, akl bir sis yaylma adilere; dardan bir ngrak sesiyle arabaclarn amatas geldi. Birka araba dolusu pasa girdi avluya, arkalarnda da bo bir yol landosu geliyordu; landonun hafif, rahat gi diinden, k grnnden yabanc yaps olduu anlalyordu. Macar redingotu giymi palab ordu landoyu, bir uak iin olduka iyi giyinmiti; ubuunun kln almla silkisinden, ara im olduunu kolayca anla50 "Zamanmzn Bir Kahraman mak mmknd. Pek ince eleyip sk dokumayan bir efendinin mark uayd besbelli... Bir e o'su. -Hey, ahbap, diye bardm pencereden, Uursuzlar m geldi nedir? Kmseyen bir tavrla bakt bana, boyunbam dzelterek ban evirdi; yannda yrmekte ol erine cevap verdi; glmseyerek, Uursuzlarn geldiini, ertesi sabah yeniden yola klacan . Bu arada pencerede durmakta olan Maksim Maksimi, -Yarabbi kr, dedi. Sonra ekledi: -Ne enfes araba! Mutlaka Tiflis'e teftie giden bir memurdur. Bizim darack da yollarn bilmiyor galiba! Yandn demektir ahbap, senin bildiin yollara benzemez bu; araban i ngiliz mal olsa bile cvatalar gever! Koridora ktk. Yan odalardan birine alan bir kap vard koridorun sonunda; uakla arabac llar yerletiriyorlard. -Bana bak, ahbap, dedi Yzba, bu enfes araba kimin arabas? Harika bir araba! Adam, bavullardan birini zerken, ban bile evirmeden bir eyler mrldand. Maksim Maksi erek omzuna dokundu saygszn. -Sana soruyorum ahbap! dedi. -Kimin arabas m? Efendimin... -Efendin kim? -Peorin. Beni kolumdan ekitirerek, -Ne dedin? Ne dedin? Peorin mi? Hay Allah!... Kafkasya'da grevde bulunmu mu? diye b ard Maksim Maksimi. Gzleri neeyle parlyordu.

-Bulunmu galiba. Ben hizmetine gireli ok olmad. -Tamam! Tamam! Gregoriy Aleksandrovi mi? Ad Gregoriy Aleksandrovi mi? 51 Uan omzuna dosta yle bir vuru vurdu ki, adam sarsld. -Efendinle ben arkadatk, diye ekledi. Uak, kalarn atarak, -zr dilerim efendim, iime engel oluyorsunuz, dedi. -Tuhaf davranlarn var ahbap!... Duymadn m, sana efendinle yakn arkada olduumuzu syle ayn evde bile kaldk! Kendisi nerede? Uak, Peorin'in akam yemei ve gece yatsna Albay N...'lerde kaldn syledi. -Bu gece buraya gelmez mi? Ya da, sen onu grmeye gitmeyecek misin? Gidersen, Maks im Maksimi'in burada olduunu syle... Sen o kadar syle, o anlar. Seksen kpek bahi verir m sana. Bu kadar az bahiin szn duyunca suratn buruturdu uak, ama yine de Maksim Maksimi'in yapacan syledi. Maksim Maksimi, gzlerinde bir zafer parltsyla, -Bakn nasl koa koa gelecek imdi! ded p kapda bekleyeyim bari... Yazk ki Albay N., ile tanmyorum. Kapnn nndeki bir sraya oturdu sonra, ben de odama ekildim, itiraf ederim ki, bu Peorin i ben de merakla bekliyordum; Yzba'nn anlattklarna baklrsa pek vlecek birine benzem ama kiilii ilgi ekici grnyordu bana. Bir saat sonra, harp malullerinden biri, kaynaya n bir semaverle bir aydanlk getirdi. Pencereden, --Maksim Maksimi, diye seslendim. a y imez misiniz? -Teekkr ederim, imdi istemem. -Siz bilirsiniz! Bir bama ay imeye baladm; on dakika sonra bizimki de geldi. -Haklsnz galiba, bir bardak ay isem iyi olacak. Anlarsnz ya, Peorin'i bekliyordum. U i ok oldu; herhalde nemli bir ii kmtr. 52

Aceleyle bir bardak ay mideye indirdi, arkasndan bir bardak daha iti, endieli grnerek apnn nne kt yine. Peorin'in ilgisizliine krld besbelliydi; uzun uzun arkadalk bir saat nce de Maksim Maksimi adn duyar duymaz koarak geleceini sylemiti onun. Pencereyi yine ap Maksim Maksimi'e yatma zamannn geldiini sylediimde hava kararmt inin arasndan bir eyler mrldand; arm tekrarladm; cevap vermedi. Kaputa sarnarak kanepeye uzandm, ini sobann stnde yank braktm mumu, uykuya daldm. M aksimi gecenin ge saatinde odaya girerek uykumu karmasayd rahat bir gece geirecektim. buunu masann stne atarak dolamaya balad, sobann kllerini kartrd, sonunda yatt; man bir yandan bir yana dnerek ksrd durdu. -Tahtakurular m var? diye sordum. Derin derin iini ekerek, -Evet, dedi. Ertesi sabah erkenden uyandm, ama Maksim Maksimi benden nce davranmt. Kapnn nndeki urur buldum onu. -Komutan grmem gerekiyor, dedi, Peorin gelince bana bir haber yollar mydnz? Yollayacama sz verdim. Koarak uzaklat, bacaklar eski glerini, genliklerini yeniden d sanki. Serin, ama gzel bir sabaht. Altn bulutlar, sradalar gibi toplanmt tepelerin stnde. geni bir alan vard; karya da, gnlerden pazar olduu iin, pazar kurulmutu, bir sr ins kmiti; srtlarnda kfelerle petek bal tayan Oset delikanllar bama t, hepsini kov tarafndan rahatsz edilmek istemiyordum dorusu. Sevimli Yzba'nn tedirginliini payla bu da yeterdi. On dakika ya gemi ya gememiti ki, beklediimiz kimse 53 alann karsnda belirdi. Yannda Albay N... vard; Albay, konuunu hana kadar getirdikten s nra dnp kaleye doru gitti. Harp malullerinden birini hemen Maksim Maksimi'e yolladm. Efendisini karlamak zere, Peorin'in ua avluya kt, atlarn hazrlanmakta olduunu s sigara uzatt ona, baz emirler aldktan sonra da eyalara bakmak zere ayrld. Efendisi, b r sigara yaktktan sonra birka kere esnedi, kapnn teki yanndaki sraya oturdu. imdi onu ortresini izeyim size. Orta boyluydu; ince gvdesiyle geni omuzlar, avare yaaynn da iklim deiikliklerinin d dii glklere dayanabildiim ve ehir hayatnn dknlkleriyle ruh frtnalarna yenilmed

ozlu kadife ceketinin yalnz alt iki dmesi iliklenmiti, altndan grnen tertemiz beyaz a r, kibar bir beyin alkanlklarn belirtiyordu; kirli eldivenleri smarlama yaplmt san ellerine ylesine uyuyordu; eldivenlerden birini kard zaman soluk parmaklarnn ne kada nce olduunu aknlkla grdm. Kaytsz, rahat bir yry vard, ama kollarn sallamyor elirtisi. Yine de, bunlar kendi gzlemlerime dayanarak karaladm zel notlar, bu notlara krkrne inanmanz istemem. Sraya otururken, dik gvdesi ylesine bkld ki, helkemi; inde hi kemik yok sanrdnz; b davranlar ; sinirli bir gszlkten gelen davranlard; Balzac'n otuz ya-ndaki koket balondan sonra kuty minderlere nasl ker, o da sraya yle kt. Yzne ilk bakta, o dr diye dnmtm, sonralar ise otuz yalarnda grnd bana. Glmseyiinde bir ocuksul ir incelik gze arpyordu; doutan dalgal yumuak sa soylu, soluk alnn ereveliyordu; 54

ya da tedirginlik anlarnda daha ok beliren krklar uzun bir gzlemden sonra seebildim. ak rengine karlk, byklaryla kalar karayd, hani baz beyaz atlarn yeleleriyle kuy ah olur, bu da yle... soyluluk belirtisi. Portresini tamamlamak iin, hafife kalkk bi r burnu, prl prl, beyaz dileri ve kahverengi gzleri olduunu syleyeyim. Gzleri iin b ime daha eklemeliyim. Kendisi glerken gzleri hi glmyorlard! Baz insanlarda buna benzer acayip elimelere ra m hi? Ya kt bir huyun ya da derin, srekli bir acnn belirtisidir bu. Yar kapal kirpi nin ardndan fosforlu bir ltyla patlyorlard diyebilirim. Ne iindeki parltnn ne de c yal gcnn yanksyd bu; dzgn bir eliin gz kamatrc ama souk parltsna benziyord yalanmad zamanlarda, insann iine ileyen, yrtc baklard, saygsz bir sorunun tats u insann stnde, bu kadar kaytsz, bu kadar durgun olmasalard, kstaha baklar olarak d ndirilebilirlerdi. Belki de onun hayatnn baz ayrntlarn bildiim iin dndm bunlar, a bir etki de brakabilirdi bu baklar; ama Peorin'i size yalnz ben anlatacama gre, ben zdiim portreyle yetinmeniz gerekecek. Sz, onun yakkl bir adam, yznn de kibar kadnl iden bir yz olduunu syleyerek balayaym. Atlar koulmutu artk; koum ngraklar nlayp duruyordu, Peorin'in ua iki kere efen p hazr olduklarn sylemiti, ama Maksim Maksimi hl grnrlerde yoktu. Neyse ki, Peori dalarnn mavi tepelerine bakarak dncelere dalmt, yola kmakta acele etmiyordu. Yann -Biraz daha bekleyecek olursanz, dedim, eski bir dostunuzu yeniden grmenin mutluluu nu tadacaksnz. -Ha, sahi, diye cevap verdi aceleyle, dn gece de sylediler 55 bana. Ama kendisi nerede? Alana baknca, Maksim Maksimi'in olanca gcyle koarak, geldiini grdm. Biraz sonra yanm suratndan ter damlyordu; apkasnn altndan sarkan slak salar alnna yapimiti; dizler u. Peorin'in boynuna atlacakt nerdeyse; Peorin, dosta glmseyerek, ama souka elini uz ba bir an olduu yerde kalakald, sonra karsndakinin elini iki eliyle skt; hl konua -Nasl da sevindim, sevgili Maksim Maksimi! dedi Peorin. Naslsnz bakalm? Yal adam, gzlerinde yalarla, -Ya siz? Ya siz? diye kekeledi. Bu kadar zaman... Bu kadar zaman siz nerelerdeyd iniz?... Nereye gidiyorsunuz? -ran.'a gidiyorum, sonra daha da telere... -u anda gitmiyorsunuz ya?... Biraz bekleyin sevgili dostum!... Hemen ayrlacak deili z tabii. Uzun zamandr birbirimizi grmedik. -Hemen gitmem gerekiyor Maksim Maksimi, diye cevap ald. -Yok canm! Aceleniz ne? Anlatacak, soracak o kadar ok eyim var ki... Naslsnz? istifa m ettiniz? iler nasl? Neler yaptnz? Peorin glmseyerek, -Skldm, diye cevap verdi. -Kaledeki gnlerimizi hatrlyor musunuz? Avlanmak iin gzel yerdi dorusu! Siz de amma tut kuyla avlanrdmz haa.. Bella'y da hatrladnz m? Peorin hafife sarararak ban evirdi. Esnermi gibi yaparak, -Tabii hatrladm, dedi. Maksim Maksimi birka saat daha kalmas iin yalvarmaya balad ona. 56

-Enfes bir yemek yeriz, dedi. Bende bir ift sln var, burann Kahetin arab da nefis; tab ii Grcistan'daki araplar kadar gzel deil ama bu da birinci snf. Konuuruz.. Petersburg' aki hayatnz anlatrsnz bana. Oldu mu? -Aslnda anlatacak bir eyim yok, sevgili Maksim Maksimi... Artk hoakaln diyeyim size, g tmem gerekiyor, acelem var. Elini skarak, -Beni unutmadnz iin teekkr ederim, diye ekledi. Yzba suratn ast. Saklamak isteme e fkeli olduu besbelliydi. -Unutulmuum, diye homurdand. Ben ki hibir eyi unutmadm. Peki, nasl isterseniz yle yap Bir daha bu ekilde karlaacamz ummamtm. Peorin, onu dosta kucaklayarak, -Hadi hadi, dedi. Eskiden naslsam imdi de yle deil miyim? Elden ne gelir? Herkes ken di yoluna. Bir daha birbirimizi grp gremeyeceimizi Tanr bilir. Bunlar sylerken arabaya binmiti bile; arabac dizginleri e line almt. Maksim Maksimi, arabann kapsna yaparak, -Durun, durun! diye bard anszn. Az kalsn unutuyordum. Ktlarnzn bazlar bende kal androvi. Belki Grcistan'da sizinle karlarm diye onlar yanmda tayordum, Tanr bizi Onlar ne yapaym? -Ne isterseniz, diye cevap verdi Peorin. Hoakaln. Maksim Maksimi, onun arkasndan, -Demek iran'a gidiyorsunuz?.. Ne zaman dneceksiniz? diye bard. Bu arada, lando epey uzaklamt, ama Peorin eliyle "Hi dnmeyeceim! Zaten niye dneyim?" lerden bir iaret yapt... Tal yolda araba tekerleklerinin grltsyle ngrak sesleri 57 kesildikten sonra uzun sre zavall Maksim Maksimi olduu yerden kmldamad; derin dncel mt. Gzlerinde zaman zaman beliren yalara ramen kaytsz bir hava taknmaya alarak, -Evet, dedi sonunda, eskiden arkadatk; ama gnmzde arkadaln deeri kald m zaten? On neyim ki? Ne paran ne rtbem var, stelik yat da deilim. Bakn zppeye, Petersburg'u ziy nden sonra ne hale gelmi? Ne gzel bir bando! Ne ok bavul! Bir de burnu byk uak! Alayl bir glmseyile sylenmiti bu szler. Bana dnerek, -Syleyin bakalm, diye devam etti, siz ne dersiniz bu ie? Hangi eytana uyarak iran'a gidiyor? Samalk, baka bir ey deil, dpedz samalk! Aslna bakarsanz, ben onun gvenil insan olduunu ta batan beri biliyordum. Yine de, sonu kt olacak diye zlyorum... Baka lamaz! Her zaman sylemiimdir: Eski dostlarn unutanlardan adama hayr gelmez. Szn burasnda, heyecann gizlemek iin dnp avluda dolamaya balad; gzleri ya iinde, lerini kontrol ediyormu gibi, arabasnn evresini doland birka kere. Yanna yaklaarak, Maksim Maksimi, dedim. Peorin'in size brakt ktlar nelerdir? -Tanr bilir! An gibi bir eyler ite... -Ne yapacaksnz onlar? -Ne mi yapacam? Fiek sks yaptrtrm artk. -Bana verseniz... aknlkla bana bakt, dilerinin arasndan bir eyler mrldanarak bavullardan birini kar bir defter karp tiksinerek yere att; ikinci, nc derken tam on defter ayn sonula kar e bir ocuksuluk vard Maksim Maksimi'in; hem eleniyor, hem duygulanyordum. 58 -te hepsi burada, dedi, ele geirdiiniz hazine iin kutlarm sizi... -Bunlar ne istersem yapabilir miyim? -isterseniz gazeteye verin. Bana ne? Ne dostuyum onun, ne de akrabas. Evet, uzun zaman bir at altnda yaadk... Ama kiminle yaamadm ki? Ktlar alp aceleyle oradan uzaklatm, Yzba'nn piman olacandan korkuyordum. Ksa z nn bir saat iinde yola kaca bildirildi. Atlarn hazrlanmasn byrdm. Yzba odaya ymekteydim artk; o, yola kmak iin hazrlanmyor gibiydi; grnnde bir soukluk, bir ta -Ya siz, Maksim Maksimi, siz gelmiyor musunuz? -Hayr efendim.

-Niye? -Daha komutan grmedim; kendisine vermem gereken baz beylik eyalar var. -Ama siz onu grmeye gitmemi miydiniz? Bunlarak, -Gitmitim tabii, dedi, ama kendisi yoktu... ben de bekleye medim. Onu anlyordum. Zavall ihtiyar, belki de mrnde ilk olarak, grevini, resmi dille syleyec ek olursak, "zel ileri urunda ktye kullanmt", ald karlk da ne karlkt ya! -ok zldm, dedim, bu kadar erken ayrlacamza ok zldm Maksim Maksimi. -Bizim gibi bilgisiz ihtiyarlar sizin gibilerle bir olabilir mi hi? Sizler kibarsnz , kibirlisiniz. Burada erkez atei altnda dost olabilirsiniz bizimle... Ama ilerde k arlanca elimizi bile skmaya utanrsnz. Ben bu talar hak edecek bir ey yapmadm, Maksim Maksimi. 59 -Aklma gelmiken syleyeyim, dedim. Neyse, mutluluklar ve iyi yolculuklar dilerim siz e. Biraz souka ayrldk. Sevgili Maksim Maksimi inat, hrn bir Yzba olup kmt! Ned atlmaya hazrlnrken, Peorin ya dalgnlk ya da baka bir sebepten tr kendisine sadece zatt diye! Bir delikanlnn, insanlarn davranlarna ve duygularna arkasndan bakt pem en gzel umutlarn, dlerini kaybetmesi ok zc; ama eski hayallerin yerini daha kalc, l hayaller de alabilir. Gelin grn ki, insan Maksim Maksimi'in yanda olunca eski hayall eri yeni hayallerle deitiremiyor. Kalp katlayor, ruh kendi stne kapanyor. Yola yalnz

Peorin'in Gnl ;?.. 60 ONSUZ Peorin 'in Iran 'dan dnerken ldn rendim geenlerde. Bu haber sevindirdi beni, hem ba otlar yaymlamak hakkn salyordu, hem de baka birinin eserine kendi imzam atmak frsat rdu. Dilerim okuyucular byle ufak bir sahtekarlk iin beni sulamazlar. Hi tanmadm bir insann en derin srlarn neden aklyorum, onu anlataym imdi. Arkada k bir arkadan hesapl boboazln herkes hogrr-ama hayatmda bir kerecik, da yolunda de, arkadalk maskesi arkasnda saklanp sitem, t, alay ve yaknmalarla boy gstermek i dii kimsenin lmn ya da dmesini bekleyen biri de olamam. Bu notlar okurken, kendi kusurlarn, ktlklerini hi acmadan ortaya seren bu adamn ite nandm, isterse en kt insann olsun, bir insann nhunun tarihi, btn bir ulusun ruhunun t hinden daha az merakl, daha az eitici deildir; zellikle bu tarih, olgun bir kafann ke ndi zerindeki gzlemlerinin sonucuysa ve yaknlk salamak tutkusuyla yazlmsa. Rousseau'n itiraflar bile, yazan tarafndan arkadalarna okunmu olmann kusurunu tar. Onun iin, ra tyla elime geen bir gnlkten baz blmleri yaymlamaya, yalnzca yararl olabilmek amac i. zel adlan deitirdim 61 ama bu adlarn gerek sahipleri herhalde kendilerini tanyacaklardr; belki de, artk dnyam la hi iliii kalmayan bir adam, suladklar hareketlerinden tr ho greceklerdir. Biz, her eyi balarz. Bu kitaba Peorin 'in yalnz Kafkasya anlarn koydum, iinde btn hayatn anlatt koca ruyor elimde. Bir gn o da dnyann yargsna sunulacaktr, ama imdilik byle bir sorumlulu nmemem iin nemli sebepler var. Baz okurlar Peorin 'in kiilii hakknda benim dncemi renmek isteyebilirler. Cevabm k -Ama bu kt bir alay! diyeceklerdir. Acaba? I'Taman 62 T aman, Rusya'daki btn ky kasabalarnn en ktsdr. Az kalsn alktan lecektim orada, ya da kalktlar. Bir gece ge vakit menzil atlarnn ektii ufak bir yaysz arabayla vard . Arabac, yorgun atlarn, kasabann giriinde, Taman'daki tek ta yapnn kapsnda durdurd eslerinden irkilerek uyanan Karadenizli Kazak nbeti, yabani sesiyle, -Kim var orada? diye bard. Bir avula bir Onba grnd. Seyyar bir tabura katlmak zere resmi grevle yolculuk eden

ay olduumu syledim onlara, yatacak yer istedim. Onba beni kasabada dolatrd. Kapsn e dolu. Hava souktu; gecedir uyumamtm, bitkindim, fkelenmeye balyordum artk. -Rezil herif, bana bir yer bul! diye bardm, isterse eytann evi olsun, bir ev bul bana. Ensesini kayarak, -Bir ev daha var, dedi Onba, ama kt bir yerdir, efendimiz orasn beenmezler!

63 "Kt" kelimesinin tam anlamn kavrayamamm; beni oraya gtrmesini byrdm, iki yannda aland pis sokaklardan geip denizin tam kysndaki bir kulbeye vardk. Dolunay, yeni konann sazl damn, beyaz badanal duvarlarn aydnltyordu; bahede, ak me atma ikinci bir kulbe daha vard; tekinden de eski, tekinden de kk bir kulbeydi bu anki bu kulbenin duvarlar dibinden denize dklyordu; aada lacivert dalgalar bitmek bil en bir mrltyla arpyordu karaya. Ay, kendisine hem bakaldran hem de boyun een dnyay yordu usulca; onun nda, kydan epey uzakta, kprtsz karaltlar soluk ufkun nnde b seebiliyordum. -Limanda gemiler var, dedim kendi kendime. Yarn Gelincik'e hareket ederim. Yanmda emirber olarak snr alayndan bir Kazak vard. Bavulumu almasn, arabacy da salv i syledim. Sonra ev':' sahibine seslenmeye baladm. Cevap yok. Kapy aldm yine'i cevap y k. Tuhaf bir durum. Sonunda on drt yalarnda bir ocuk grnd dehlizden. -Evin efendisi nerede? -Evin efendisi yok. ''-Nasl yani? Bu evin efendisi yok mu? Yok. -Evin hanm? -ehre gitti. -yleyse kim aacak bana kapy? diye sorup bir tekme attm. Kap ald, bir rutubet kokusu ierden. Kkrtl bir kibrit yakp olann burnuna tuttum; , bembeyaz iki gz1 aydnla nmde kprdamadan duruyordu, kendisini incelemeye baladm. itiraf ederim, krler, tek gzller, sarlar, dilsizler, olaklar, 64 Peorin'in Gnl topallar, kamburlar, vs. hakknda kesin yarglarm vardr, insann grnyle ruhu arasnda r olduunu fark etmiimdir; sanki bir kolun yok oluuyla birlikte ruh da bir duygusunu kaybeder. Onun iin, kr ocuun yzn incelemeye baladm, ama gzleri olmayan bir yzde insan ne oku Uzun zaman, elimde olmayan bir acmayla baktm onun yzne; anszn ince dudaklarna belli be irsiz bir glmseme yayld, bu glmseme nedense tatsz bir etki brakt bende. Kafamda, kr dar kr olmad kukusu uyand; ama bouna! Kr olmayan biri kendini kr gstermekle ne kaza di? Yine de, aklma takld bu. Baz inanlarm vardr. Sonunda, -Sen evin hanmnn olu musun? diye sordum. -HayrKimsin yleyse?

-Yetimin biri. Bir sakat. -Evin hanmnn hi ocuu yok mu? -Yok. Bir kz vard, o da bir Tatarla denize kat. -Ne Tatar? -eytan bilir! Krm'dan bir Tatar ite, Kerli bir kayk. Kulbeye girdim; btn eya ir masa, bir de ocan yanndaki koca bir sandktan ibaretti. Duvarlarda bir tek ikona bile yoktu ktye alamet ! Krk pervazlar arasndan deniz yeli giriyordu. Bavulumdan bir mum karp yaktm, onun yerletirmeye baladm. Odann bir kesine klcmla tfeimi koydum, tabancalarm masaya b birinin stne pelerinimi yaydm; benim Kazak teki sraya uzand, on dakika sonra horlamay a balad. Ama uyku tutmuyordu beni, karanlkta kr ocuk geliyordu gzlerimin nne. Bylece bir saat kadar geti. Ay pencereyi aydnlatyordu, szlen kulbenin toprak zem ordu. Szlen 65 ktan bir glge geiverdi anszn. Kalkp pencereye bir gz attm; biri, bir daha koarak g du, nereye gittiini Tanr bilir. Kyya inen dik yokutan aa komas imknszd; ama gide e yoktu ki. Kalkp bemet'imi srtma geirdim, hanerimi kuandm, hi ses etmemeye alara nmde kr ocuk beliriverdi. itin arkasna saklandm hemen; salam, ama dikkatli admlarla

an geti. Kolunun altnda bir boha vard; limana yneldi, dar, dik yoldan inmeye balad. "Bir gn gelecek ki dilsizler konuacak ve krler grecektir(*)", diye dnp, beni gremeye r uzaklktan takip etmeye baladm onu. Bu arada, ay bulutlarla rtnm, denizin stn sis kaplamt; yaknlardaki bir geminin bur an fener grnyordu sislerin arasndan. Kydaki kpkl dalgalar neredeyse batracak gibiyd i. Glkle yokutan indim. Grdklerim unlard: Kr ocuk bir an duralad, sonra yokuun sa ar kyda yryordu ki, bir dalga gelip onu gtrebilirdi; ama besbelli bu yolu ilk tepmiyor du, tatan taa atlayndan, ukurlara basmayndan yle anlalyordu. Sonunda, bir eye k ibi, durdu, yere oturup bohay yanna brakt. Bir kayann arkasna saklanp onun hareketler takip ettim. Birka dakika sonra, aksi ynden, beyazlar giyinmi biri geldi. Gidip krn yanna oturdu. Rzgr, konumalarn zaman zaman kulama kadar getiriyordu. Bir kadn sesi, -Ee, kr? dedi. Frtna iddetlendi; Yanko gelmeyecek. teki, -Yanko frtnadan korkmaz, diye cevap verdi. Kadn, sesinde bir hznle, -Sis de artyor, diye steledi. (*) incil'den 66 Peorin'in Gnl -Siste devriyeleri atlatmak daha kolay. -Ya batarsa? -Batarsa batsn, ne kar bundan? Sen de pazar gn yeni kurdeleni takmadan gidersin kilis eye. Bir sre konumadlar; dikkatimi eken bir ey vard: O zamana kadar Ukrayna ivesiyle konum an kr, artk tertemiz bir Rusayla anlatyordu diyeceklerini. Ellerini rparak, -Grdn m, haklymm, dedi. Yanko ne denizden, ne rzgrlardan, ne sisten, ne de devriyele korkar. Dinle bak! Bu, suyun sesi deil... Ben aldanmam... Onun uzun kreklerinin se si bu! Kadn, ayaa frlayp, endieli endieli uzaklara bakmaya balad. -Yanlyorsun, kr, dedi. Ben bir ey grmyorum. itiraf ederim, ne kadar uratysam ben de kaya benzer bir ey gremedim uzaklarda. On daki a kadar geti; sonra da gibi dalgalar arasndan kara bir nokta grnd, bir byyor bir k lgalarn stnde inip kalkarak, kayk kyya yaklayordu. Byle bir gecede on be millik bo e aldna gre yiit bir denizci, diye dndm; herhalde nemli bir sebep de vard! Zavall arparak bakarken bunlar dndm. Kayk, bir rdek gibi dalyordu dalgalara, sonra dalgala gibi alyla birlikte derin karanlktan kpkler arasnda kyordu. imdi kyya arpp endime; ama ustalkla yan dnp sapasalam, krfeze girdi. Koyun postundan bir Tatar kalpa iymi orta boylu bir adam kt kyya. Elini sallad; birden, kayktan kardklar bir yle kocamand ki, kayk nasl batmam, bugn bile ayorum. Her biri bir boha yklendi, en kayboldular. Kulbeye dnmek zorunda kaldm; ama, itiraf ederim, btn bu 67 garip olaylar kafam kurcalad benim, sabah bekledim. Uyannca beni giyinmi gren emirber ard; ona niye erken kalktm sylemedim tabii. Bir eden yrtk bulutlar ve beyaz bir deniz fenerinin tepesiyle birleen mor renkli uzak Krm kylarn hayranlkla seyrettikten sonra, Gelincik'e hareket saatini renmek zere Fonagori alesine, komutanla grmeye gittim. Yazk ki, komutan kesin bir ey syleyemedi. Limandaki gemiler ya devriyelerdi ya da d aha yklenmeye balanmam tc-car gemileriydi. -Belki drt gn sonra posta gemisi gelir, dedi komutan, o zaman bir'ey dnrz. Skntl ve aksi, kulbeye dndm. Kapda benim Kazak korkulu bir yzle karlad beni. -ler kt, efendim, dedi. -Evet, dostum, biliyorum. Buradan ne zaman kurtulacamz Tanr bilir! Bunlar duyunca daha da telaland, bana doru eilerek, -Kt bir yer buras! diye fsldad. Bugn Karadenizli bir avua rastladm; geen yl ayn a. Ona nerede kaldmz syler sylemez, "Karde, berbat bir yer oras, sahipleri de berbat edi. Sahiden de ne biim kr bu? Her yere, pazara, ekmek, su almaya tek bana gidiyor.. . buralar iyi biliyor... -Evin hanmm grdn m? -Siz burada yokken yal bir kadnla kz geldi. -Ne kz? Onun kz yok ki. -Kz deilse kim olduunu Tanr bilir. Neyse, kadn imdi kulbede.

Kk kulbeye girdim. Ocak yanyordu, yoksullar iin olduka gzel saylabilecek bir yemek p u iinde. Sorduum btn sorulara, kadn sar olduunu, tek kelime duymadn syleyerek ce lemek bouna! Atei al r Peorin 'in Gnl pyla alevlendiren kre dndm. Kulandan yakalayarak, -Syle bakalm, kr eytan! dedim. Dn gece o bohayla sinsi sinsi nereye gidiyordun, ha? O anda kr ocuk, alayp inlemeye, barmaya balad: -Nereye mi gidiyordum? Hibir yere... Bohayla m? Ne bohas? Bu kere sylenenleri duyan yal kadn homurdand: -insanlar neler de uyduruyorlar! Hem de bir sakat iin! Niye urayorsunuz onunla? Size ne yapt? Usandm, bu bilmeceyi zmeye karar vererek kulbeden ktm. Pelerine sarnp itin yanndaki bir taa oturdum, avare avare uzaklar seyretmeye baladm. dn geceki frtnadan kabarm deniz vard; dalgalarn tekdze sesi, uykuya dalmaya hazrlan r ehrin mrltsn andryordu; bu, gemi yllarm hatrlatt bana, dncelerim, kuzeye, nlar rahatsz etti beni, onlarn arasnda kayboldum. Bylece bir saat, belki de daha ok za man geti. Anszn arkya benzer bir ey arpt kulama. Gerekten bir arkyd, gen bir k nereden geliyordu ses? Dinledim; garip, bir ar, bir hznl, bir hzl, bir neeli arkyd . Kimseler yoktu; yeniden dinledim, kelimeler gkten dyorlard sanki. Gzlerimi kaldrdm; lbenin damnda, izgili bir elbise giymi, salar zk bir kz, bir su perisi duruyordu. G in diye elini gzlerine siper etmi, uzaklara bakyor, bir glp bir dnyor, arksn sy O arky kelime kelime ezberledim: Bu yemyeil denizin dalgalar stnde kadrgalar salnr beyaz yelkenleriyle. 69 Benim kaym da var kadrgalar iinde, yelkeni yoktur ama krei iki tane. Patlaynca frtna o eski kadrgalar kanatlarn ap denize dalrlar.

Selamlarm denizi eilip dalgalara: "Ey azgn deniz, sakn kayma dokunma. Benim kk kaym deerli eyler tar, kaptan da ne kaptan, gzpek bir bahadr!" Geceleyin duyduum sesin bu ses olduunu anlayverdim birdenbire; bir an dndkten sonra ye iden dama baktm, kz yoktu. O srada koarak geti yanmdan, bir baka ark mrldanarak, p tarak yal kadnn kulbesine gitti; sonra da bir tartma balad aralarnda. Yal kadn k kz ise kahkahalar atyordu. Baktm, benim su perisi kulbeden kt. Yanma gelince durup, o a bulunmama am gibi gzlerini gzlerime dikti; dnd, ar ar limana doru yrd sonra i bununla bitmedi: Oturduum kulbenin evresinde doland btn gn; ark sylemesi de, zp dakika kesilmedi. Ne garip yaratkt! lgnlk izleri yoktu yznde; aksi; 70 Peorin 'in Gnl ne, prl prl; insann iine ileyen baklar vard. Gzleri, mknatsl birer gce sahipt aksalar karlarndakinden bir soru bekliyor gibiydiler. Ama ben daha.azm aar amaz, kurn a glmseyerek kayordu. Dorusunu isterseniz, byle bir kadn grmemitim imdiye kadar! Gzellikle ilgisi yoktu, ama benim de gzellik konusunda kendime gre dncelerim vardr. Cins kadnd... cins olmak, atl a olduu gibi, kadnlarda da byk bir eydir; bunu bulanlar; la jeune France. Yryten, el n, bir de ayaklardan anlalr bu (yani la jeune France deil, cins olmak), zellikle buru n da nemlidir. Rusya'da dzgn burun bulmak kk ayak bulmaktan daha zordur. Benim arkc kizinden fazla gstermiyordu. Grnndeki olaanst yumuaklk, ban sadece kendine zg yanm boynuyla omuzlarnn altna benzer parlts ve zellikle, dzgn burnu... btn bunla Gzlerinin ucundan baklarnda yabani, kukulu bir eyler okuyordum geri, glmseyiinde t r belirsizlik vard, ama inancn gc diye buna denir ite: dzgn burnu aklm bamdan alm Mignon'unu (onun Alman hayal gcnn garip yaratn) bulduumu sanmtm; aralarnda yl

ikler vard ki sonsuz tedirginlikten tam durgunlua ayn hzl geiler, ayn kapal szler, alar, garip arklar. Akamst, kapnn yannda nn kestim onun; aramzda yle bir konuma geti: -Syle bana, gzel kz, dedim, damda ne yapyordun bugn? -Rzgrn nereden estiini anlamaya alyordum. -Sana ne bundan? -Rzgrla birlikte mutluluk da gelir. -Demek mutluluu arkyla aryordun? 71 -arklarn olduu yerde mutluluk da vardr. -Ya insan kederli bir ark sylyorsa? -Ne kar? Bir yerde iyi yoksa o yerde kt bulunur; iyi ile ktnn aras pek yle uzak dei -Kim retti sana o arky? -Kimse retmedi; iimden ark sylemek geliyorsa sylerim; dinlemek isteyen de dinler; dinl meyen anlamaz. -Peki arkc blbl, adn ne senin? -Beni vaftiz eden bilir. -Kim vaftiz etti seni? -Nereden bileyim? -Ne byk sr! Bak, senin hakknda bir ey rendim. (Sanki kendisine sylemiyormuum gibi, y , dudaklar kmldamad.) Dn gece kyya inmisin. Burada, btn grdklerimi ciddi ciddi anlattm kendisine, telalanr sanyordum. Hi mi hi ad! Kahkahalar atmaya balad. -ok ey grmsn, ama az ey biliyorsun, dedi. Bildiini de kendine sakla! -Ya grdklerimi komutana sylemeyi aklma koymusam? ok ciddi, hatta sert bir tavr taknd urasnda. Anszn srad, bir arkya balayp allar arasndan frlayan bir ku gibi gzden kayboldu izdi: O srada bu szlerimin nemini kavrayamamm, sonradan piman oldum. Hava daha yeni ka armt; Kazaa, ay yolculuk usul demlemesini byrdm; bir mum yakp masann bana oturd mu tttrdm, ikinci bardak aym bitirmek zereydim ki, kap gcrdad, arkamda bir elbisen hrtsyla baz ayak sesleri duydum; rkerek dndm: Oydu, benim su perisi. Usulca karma erini benim gzlerime dikti; neden bilmiyorum, baklar alacak kadar candan grnd bana; ir zamanlar hayatmla zalimcesine 72 Peorin'in Gnl oynayan baz baklar hatrlatt. Soru sormam bekliyor gibiydi, ama anlatlmaz bir karkl kafam, ses karmadm, iinin heyecann aa vuran hafif bir solgunluk kaplamt yzn, e maszca dolayordu, belli belirsiz titriyordu; gs bir kabaryor, bir iniyordu; zaman zam soluunu tutuyordu. Bu komedi skmaya balamt artk beni; sessizlii en kolay ekilde, yan bir bardak ay sunarak, bozmak zereydim ki anszn ayaa kalkp kollarn boynuma dolad, n ateli bir pck kondurdu dudama. Gzlerim karard, bam dnd, genlik tutkusunun btn a o, ylan gibi kayarak kollarmdan kurtuldu. -Bu gece, diye fsldad, herkes uyuyunca kyya gel. Sonra ok gibi frlayp kt odadan. De aydanlkla yerde durmakta olan mumu devirdi. Samanlarn stne uzanm, geri kalan ayla snmay kuran Kazak, -eytan kar! diye bard. Ancak o zaman kendime gelebildim. iki saat kadar sonra, liman sessizlie brnnce benim Ka 'za uyandrdm. -Ate edersem, dedim, hemen kyya gelirsin. Gzleri falta gibi ald; n cevab yaptrd: -Bastne, efendim! Kuama bir tabanca sokup dar ktm. Kz beni yokuun banda bekliyordu; kvrak gvdesi kti. Elimi tutarak, -Beni takip et! dedi. Yokutan inmeye baladk. Nasl oldu da kafam krmadm, hl aarm, inince saa saptk, bi asndan gittiim yolda ilerledik. Ay daha domamt, iki yldz, bir ift deniz feneri gibi rdu lacivert gkte. Kyya yanam 73

kay ar ar sallayan koca dalgalar kayalara birbiri arkasndan arpyorlard.

. . . -Hadi, kaya binelim, dedi. Durakladm. Deniz gezintilerine alktm; ama sras deildi duraklamann. Kaya atlad, ar de bindim. Kydan aldmz anlaynca aklm bama geldi. -Bu da ne demek? dedim serte. Beni oturtup kollarn boynuma dolayarak, -Bu, seni seviyorum demektir, dedi. Yanan yanama bastrd; yzmde alevli soluunu duydum. Anszn bir ey dt suya. Kua Ah, ne byk bir kuku girdi iime! Kan beynime srad; evreme baktm, kydan elli kula bilmiyordum! Onu itmeye altm, ama elbiselerime kedi gibi yapmt; birdenbire, gl b kalsn denize dyordum. Kayk sallanyordu, toparlandm; byk bir mcadele balad aramzd bana, ama baktm ki karmdaki benden daha evik. Kk ellerini skarak, -Ne istiyorsun? diye bardm. Parmaklar atrdad, ama barmad kz; ylan gibi biriydi, bu acya dayand. -Grdn, dedi, syleyeceksin! insanst bir abayla beni bordaya yatrd; ikimiz de yar belimize kadar kayktan sarkmtk uya deiyordu; artk en nemli and bu. Dizimi kayn oturak tahtasna dayayarak bir elimle rn, bir elimle de boazn yakaladm onun; elbiselerimi brakt, o anda kz suya attm. Hava iyice kararmt; birka kere kpkler arasnda ban seebildim, o kadar... Kaykta eski bir kree benzer bir ey buldum; nasl olduysa oldu, bin glkle kyya geldim e doru yrrken, 74 Peorin'in Gnl bir gece nce krn denizciyi bekledii yere bakmadan edemedim. Ay prl prld gkte, beyaz mi biri kyda oturuyordu; merakla yaklap yokuun bandaki imenlerin arasna uzandm. Ba her eyi ak seik grebiliyordum; benim deniz kzn fark edince pek armadm dorusu, bi Uzun salarn skyordu; slak al, kvrk gvdesini ve dik memelerini ortaya karmt. U yaklat; iinden, bir gece nceki gibi, Tatar kalpakl, ama salar Kazaklarnki gibi kesilm eri kemerine koca bir haner sokmu bir adam kt. -Yanko, dedi kz, her ey bitti artk! Daha sonra konuma devam etti, ama yle hafif konuuyorlard ki sylediklerini duyamyordum. Bir ara Yanko, sesini ykselterek, -Kr nerede? dedi. -Bir ie gnderdim onu, diye cevap ald. Birka dakika sonra kr grnd, srtndaki uval bir kaya yerletirdiler. -Dinle kr, dedi Yanko, sen o yeri korursun... anlyorsun ya... orada epey deerli eya var... Sylersin.....'a (sylenen ad duyamadm), artk bana gvenmesin, iler bozuldu, bundan byle beni gremez; tehlikeli olur bu. Ben baka yerde i bulurum, ama o benim gibi gzpek birini bulamaz. Sylersin, bana d aha ok para verseydi Yanko da onu brakmazd; rzgrn estii, denizin kabard yerlerde ba Bir sre sustu, sonra devam etti: -Kz da benimle geliyor, burada kalamaz, ihtiyar karya da sylersin, artk gebersin git sin, yaad yaayaca kadar; insan lecei zaman bilmeli. Ona gelince, o da bizi gremez bu byle. Acnacak bir sesle, -Ya ben? diye sordu kr. 75 -Senin bana ne faydan dokunacak? diye cevap ald. Bu arada, benim deniz kz kaya atlamt, eliyle Yanko'ya iaret ediyordu; Yanko bir eyle avucuna. -Al unu, pasdispanya alrsn kendine, dedi. Kr, -Yalnz bu kadarck m? diye sordu. -Peki, unu da al bakalm. Yere, bir tan stne dt para. Kr onu almad. Yanko kaya bindi; kydan esiyordu rzg n ap uzaklatlar. Uzun zaman ay nda, karanlk dalgalarn arasnda bembeyaz parldad turuyordu; hkra benzer bir ey duydum, alyordu. Uzun uzun alad... zldm. Kader ben kaaklarn huzurlu ortamna niin atmt? Bir kaynan dzgn suyuna frlatlan bir ta gi

onlarn, az kalsn bir ta gibi kendim de batacaktm! Kulbeye ekildim. Dehlizde, tahtadan bir anan stnde mum yanyordu. Kazak, buyruuma ra k elinde, uykuya dalmt. Rahatn karmadan odaya girdim. Bir de baktm ki, yolculuk anta kmal klcm, bir arkadan armaan olan Dastan hanerim ortada yok! Krn srtndaki uv zaman anladm ite! Pek nazik saylmayacak bir tekmeyle Kaza uyandrp adamakll haladm biraz yatt; yaplacak bir ey yoktu ki! Aslnda baklrsa, komutanla gidip kr bir ocu uunu, on sekiz yanda bir kzn da bomaya kalktn sylemem sama olmaz myd? Neyse ki, olculuuma devam etmem imkn kt, Taman'dan ayrldm. Yal kadnla zavall kr ocuk ne o rum. Zaten insanlarn sevinlerinden, aclarndan bana ne? Ben, yolculuk eden bir askerd en, elinde resmi grevlilere verilen bir yol belgesi bulunan bir insandan baka neyi m ki? 76 2Prenses Meri 11 Mays Dn Pyatigorsk'a geldim, ehir dna yakn bir yerde, Mauk Dann eteklerinde, blgenin en tasnda bir ev tuttum: Frtna ktnda bulutlar evimin damna kecekler. Bu sabah saat be emi anca, odam, evimin nndeki kck bahede byyen ieklerin kokusuyla doldu. iee ar penceremin iine kadar uzanyorlar ve rzgr arasra onlarn tayapraklarn serpiyor yaz arafta da harika bir manzara var; batda, be tepeli Betu "yatm bir frtnann son kara gibi masmavi uzanyor; kuzeyde, Mauk Da kvrck tyl bir Acem kalpa gibi, boydan boya fkun o kesimini; douda, daha i ac bir manzara var; tam aada da rengrenk, tertemiz, y i kk bir kasaba; maden suyu kaynaklar kpk kpk, ayr ayr dillerden konuan kalabal t edilemiyor; ehrin tesinde ise, sra sra dalar ykseliyor, nasl mavi, nasl tepeleri bu lu dalar, oysa ufkun son noktasnda karl doruklardan bir dizi uzuyor gz alabildiine, K azbek'le balayp ifte tepeli Elbrus'la biten bir dizi. 77 ' Byle bir lkede yaamak ne gzel! Bir eit sevin yaylyor damarlarm. Hava, kk bir oc ze, gne prl prl, gk mavi; kiinin, bundan fazla ne istenebilir, diyecei geliyor. Kim , zlem ya da pimanlk ihtiyc duyar burada? Her neyse, vakit tamam. Elizabet Kayna'na gi deceim: Dediklerine gre, sabahlar, kaplcalardaki btn kibarlar orada toplamyorlarm. ehrin merkezine indiimde bulvar boyunca yrdm; usul usul daa trmanan bir sr bezgin ki pt gzme. Bunlarn ou, tara bozkrlarndan gelme toprak sahiplerinin aileleriydi: Kocala i psk, modas gemi redingotlarna, karlarla kzlarn ssl psl elbiselerine bir kere b du bunu anlamak iin. Kaplcalardaki gen adamlar bir bir tanm olmallar ki, sevimli bir iyle beni incelediler. nce, kaputumun Petersburg modasna uygunluu yanltt onlar, ama so nra alelade bir subay olduumu belirten apoletlerimi grnce tiksintiyle balarn evirdiler Mahalli yksek memurlarn hanmlar, yani bir bakma kaplcalarn ev sahibeleri, daha bir yak davranyorlard; onlarn el gzlkleri vardr, niformaya pek dikkat etmezler, Kafkasya'da, s sra dmeli asker ceketlerinin altnda ateli yreklere, beyaz kalpaklar altnda zeki kafal ra rastlamaya alkndrlar. ok sevimlidir bu kadnlar, uzun zaman da sevimli kalrlar! Her , eski hayranlarnn yerini yenileri alr; onlarn bitmek tkenmek bilmeyen insancllm bun yabiliriz belki. Elizabet Kayna'na giden dar patikadan karken, kimi sivil kimi asker bir erkek grubuna yetitim; bunlar, sonradan rendiime gre, sulardan yararlanmak istey enlerin arasnda zel bir snf meydana getiriyorlarm. Ierlermi, ama su deilmi itikler rmi, geici maceralara atlrlarm, kumar oynarlarm ve can skntsndan ikyet ederlerm lar: Hasr 78 Peorin'in Gnl zarfl bardaklarn kkrtl suya daldrrken bilgece pozlar taknrlar; sivil olanlar, solu yunba takarlar; askerler, yakalarnn arasndan krmal gmleklerini gsterirler. Tara evl hi kmserler ve bakentin iine admlarn bile atamadklar soylu konaklarn dnp i Sonunda, kaynaa vardm. Kaynan yanbandaki alanda, banyolar evreleyen krmz kiremitl rd, biraz daha tede de, yamurlu havalarda yrye klabilecek bir avlu. Birtakm yaral denekleri yana dayam, bir sraya kmlerdi, soluk ve bitkindiler. Birtakm hanmlar, bir kar dolanyor, suyun ifal etkisini bekliyorlard, ilerinde biriki tane gzel yzl olan v auk Dann yamacn kaplayan asmalarn arasnda, ba baa kalmay kalabala tercih eden re ar gze arpyordu, nk bylesi bir apkann yannda mutlaka ya bir asker kalpa gryord k, sakil sivil apkalarndan birini. Eol Harp diye anlan blmn bulunduu sarp tepenin st anzara merakllar durmu, teleskoplarn Elbrus Dana evirmilerdi: Aralarnda, renciler staln iyiletirmek iin buralara kadar gelmi iki eitmen vard.

Tepenin kenarna geldiimde soluum kesilmiti; kiremitli yapya yaslanarak ilgin manzaray lemeye balamtm; ama o srada bildik bir ses duydum arkamda: -Peorin! Ne zamandr buradas Dndm ki, Grunitski! Kucaklatk. Seyyar taburda tanmtm onunla. Bacana bir kurun ye hafta kadar nce gelmi kaplcalara. Grunitski harp okulu rencisidir. Hizmete gireli ancak bir yl olmutur; zppelik adna erl re zg kaln kaputlardan giyiyor. Erlerin takt Giyorgi nian var gsnde. Vcudu birn dam; grnne kanarsanz yirmi be yainda falan dersiniz, oysa yirmi birinde bile yok daha onu surken ban geriye atar, sol eliyle de boyuna byn burar, sa eliyle koltuk deneine y numas hzl ve zentilidir; her durumda kullanlabilecek ezberleme deyimlere nem veren, ya gzellikten etkilenmeyen, kendilerini ciddi ciddi olaanst duygulara, yce tutkulara ve bilinmedik aclara kaptrveren kiilerden biridir o. Byleleri etki yaratabildiler mi mu tlu olurlar; taral hanmlar baylrlar bu tiplere. Yalannca ya akl banda iftlik sahip lar, ya da ikiye vururlar; bazen iki iin de stesinden geldikleri olur. Yrekleri, ou ke re, erdemlerle doludur ama iirsel ynden be para etmezler. Grunitski'nin en byk tutkusu parlak szler sylemekti; konuma gndelik kavramlarn dna kar kmaz kelime yamuruna ibir zaman tartamadm onunla. Ne kar klarnza kulak asar, ne sylediinizi dinler. emen sizin biraz nce sylediklerinizle ilgili gibi grnen, ama aslnda kendi konumasnn d m olan bir tirada giriir. ; Ortalama bir zeks vardr; nkteleri epey gldrcdr, ama ou kere yersiz kaar, stelik an da saylmaz; bir kelimeyle alt edebilecei tek kii yoktur dnyada; insanlar tanmaz, za yf noktalarndan habersizdir, nk btn mr boyunca yalnz kendisiyle ilgilenmitir. Amac kahraman olabilmektir. Kendisinin bu dnyaya gre yaratlmadna, bu yzden de hep ac ek hkm olduuna bakalarn inandrmaya ylesine alt ki, kendisi bile nerdeyse inand syle kaputunu kurumla tamas bundan. Kendisini iyi tandm iin holanmaz benden, ama grn uz. Grunitski'nin olaanst cesur olduu sylentisi yaygndr. Onu harektta grdm: Klc , gzlerini yumup ileri atlyor. Nedense Rus cesaretine pek benzemiyor bu! Ben de sevmem onu: Gnn birinde dar bir geitte karla Peorin'in Gnl saaz gibi gelir bana; o zaman mutlaka ikimizden biri kaybedecek. Onun Kafkasya'ya gelii de bu gzkara romantizmin sonucu. Kalbm basarm, babaevinden ayr n gzel bir komu kzna, pek hznl bir tavrla, Kafkasya'ya gitmesinin nedeninin yalnz as k etmek olmadn, asl... gibi eyler syledikten sonra, szn tam burasna gelince gzleri kapayarak yle demitir: -Hayr, siz asla bilmemelisiniz bunu! Yoksa o tertemiz ruhunuz sarslr! Hem de neye? Ben neyim sizin iin? Beni anlar mydnz?., vesaire. K... Alayna katlmasnn asl nedeninin kendisi ile Tanr arasnda ebedi bir sr olarak kala ledi bana. Yine de trajik havadan syrld anlarda, Grunitski olduka sevimli, elenceli bir adamdr. kadnlarn yannda grmek isterdim, kim bilir nasl yrtnr! Eski ahbaplar gibi kucaklatk. Kaplcalardaki hayat, nemli kiiler hakknda sorular sordum ona. -Buradaki hayatmz olduka basittir, dedi iini ekerek. Sabahlar maden suyu ienler, btn alar gibi, sinamekidirler; akamlar arap ienlerse, btn salam kiiler gibi, can skc. syetesi de var, ama neye yarar? ou iskambil oynar bunlarn, kt giyinir, feci bir Fransz ca konuurlar! Bu yl Moskova'dan yalnz Prenses Ligovskiy ile kz gelmiler, ama onlarla t anmadm. Er kaputum, yadsnma damgas gibi bir ey. Uyandrd ilgi, acma gibi ar geliy Bu srada iki soylu kadn yanmzdan geip kaynaa doru yrdler; biri yalcayd; br, g yzlerini iyice grmeme engel oldu, ama sekin zevkin kesin kurallarna gre giyindikleri belliydi: Hibir fazlalk yoktu giyimlerinde. Gen olan, yakas kapal, gm grisi bir elbis iymiti, ince, ipekli bir earp dolamt zarif boynuna; ak renk ayakkab 81 lan ince bileini yle gzel kavryordu ki, gzelliin srlarndan habersiz olan biri bile, h lse aknlktan kendini tutamaz, haykrverirdi. Hafif ve soylu yrynde szle anlatlama gzle grlebilecek bir el dememilik gze arpyordu. Yanmzdan geerken, sevilen bir kad an szan o silinmez koku yayld evreye. -te Prenses Ligovskiy, dedi Grunitski, yanndaki de ingiliz modasna uyarak Meri dedii k Onlar burya geleli daha gn oldu.

-Yine de sen adn renmisin ama? -yle bir kulama alnmt, dedi kzararak. Onlarla tanmay katiyen istemediimi itiraf irli asiller biz askerlere yamyamlara bakar gibi bakyorlar. Alayn numarasn tayan bir k asketin altnda parlak bir zek, kaln bir kaputun altnda yrek olup olmad onlarn ne umu ? -Zavall kaput, dedim glmseyerek. Peki, imdi yanlarna gidip byk bir saygyla onlara su daklar sunan sayg deer bay kim? -Moskoval zppelerden Rayevi! Kumarbazn biri, gkmavisi yeleinden sarkan kocaman altn k kten de hemen belli oluyor ya. u Robinson Crusoe'nun bastonunu andran kaln baston! Sayla sakal da a la. mou jik kesilmi, hepsi birbirine uygun. -Sen btn insanla kin balamsn galiba. -Hakkm da var. -Yapma? Bu srada kadnlar kaynan bandan ayrlp yaknmza geldiler. Grunitski, koltuk denein matik bir poz alr almaz yksek sesle ve Franszca bir karlk verdi bana: -Mon cher, j e hais le hommes pour ne pas les mepriser car autrement la vie erait n e farce trop degoutante. (*) (*) Azizim, ben insanlar kmsememek iin nefret ederim onlardan, yoksa hayat ok iren bi omedi olurdu. 82 Peorin 'in Gnl Gen ve gzel prenses ban evirdi, ilgiyle, uzun uzun inceledi sylevciyi. Bu, olduka bel iz bir bakt ama, alayc deildi; bundan tr iimden, btn kalbimle kutladm Grunits ki'yi. -u Prenses Meri ok gzel bir kz, dedim. Kadife gibi gzleri var. Evet, evet, kadife tam kelimesi. Gzlerinden sz atn zaman bu benzetmeyi kullanman tlerim: st ve alt kirpi ine uzun ki gzbebekleri gnein nlarn yanstamyor. Byle parltsz gzlere baylrm karlar sanki insan. Ne var ki yzndeki tek gzel yer, gzleri galiba. Acaba dileri nasl, yaz m? Bak, bu ok nemli! Yazk ki senin parlak szlerine glmsemedi. -Gzel bir kadndan, bir ingiliz atndan bahseder gibi bahsediyorsun, dedi Grunitski fke yle. -Mon cher, dedim onun tavrn taklide alarak, Je meprise le femmes pour ne pas le aimer, car autrement la vie erait un melodrame trop ridicule(*). Dnp yanndan uzaklatm. Yarm saat kadar, asmalarn altnda, madenli kayalar ve kayalardan rkan allar arasnda dolatm. Scak bastryordu, hemen dnmeye karar verdim. Kkrtl kayn ken, glgeli yolda durup derin bir soluk almak istedim; bylece olduka ilgin bir sahne yi kairmam oldum. Oyuncular, yle sralanmlard. Yal prensesle Moskoval zppe glgel ir srada oturuyorlard; grne baklrsa hararetli bir konumaya dalmlard. Gen prenses e son bardak suyunu da yudumlam, kaynan kenarnda dnceli bir yzle dolayordu. Gruni nbandayd kaynan; avluda baka kimse yoktu. Yanlarna yaklatm, yolun kesine gizlendi ada, Grunitski bardan yere, kumlarn stne drd ve kal '*) Azizim, kadnlar sevmemek iin kmserim, yoksa hayat ok sama bir melodram olurdu. 83 drmak iin vargcyle eilmeye abalad. Sakat aya engel oluyordu eilmesine. Zavall! Kol dayanarak nasl abalyordu, ama bouna. Yznden, ektii acy okuyabilirdiniz. Prenses Ma nlar benden daha iyi grmt. Bir kutan daha hafif admlarla onun yanna seirtti, eildi, ldrd ve anlatlmaz bir incelikle ona uzatt. Sonra kpkrmz oldu yz, dnp glgeli yola nesinin bir ey grmediine emin olduktan sonra kendini toparlar gibi oldu. Grunitski, ona teekkr etmek iin azn atnda, o oktan uzaklamt. Bir dakika sonra, annesi ve oradan ayrld; yalnz, Grunitski'nin yanndan geerken son derece ciddi, soylu bir tavr t knd, ban bile evirmedi, kendisini tepenin eteklerine varana kadar uzun bir sre izleyen o tutkulu bak nemsemeden bulvarn kavak fidanlarnn arasnda gzden kayboldu. Uzakta cad geen apkas seilebiliyordu; Pyatigorsk'un en gzel evlerinden birinin kapsndan telala g i. Annesi de izledi onu ve kapda ayrlrken bayla selmlad Rayevi'i. Ancak o zaman, zavall tutkun harbiyeli benim varlmn farkna vard. -Grdn m? dedi kolumu skarak. Tam bir melek! Byk bir saflkla, -Nedenmi? diye sordum. Grmedin mi? -Grmesine grdm: Senin bardan kaldrd. Bekilerden biri de o srda buralarda olsayd, a rd, stelik bahi bekledii iin daha da atik davranrd. Bununla birlikte, sana acmas ol y: Sakat ayann stne bastn zaman yzn o kadar acnacak bir haldeydi ki.

-Yani, gzel ruhunun yznde yansd o anda, ona bakarken iin titremedi mi? -Hayr. 84 Peorin 'in Gnl Dpedz yalan sylyordum, ama amacm onu fkelendirmekti. Kar kmak, vazgeemediim bir t aten btn hayatm, zc ve krc bir kar kmalar zincirinden ibaret, gerek duygularma, birinin yannda buz kesilirim; galiba ancak ekingen, donuk biriyle kuracam yakn bir il iki tutkulu bir hayalperest karabilirdi benden. Hem bir ey daha itiraf etmeliyim; o anda bildik, kt bir duygu yoklamt yreimi. Bu duygu kskanlkt: ekinmeden "kskanl de amdr kendime kar, stelik sanmam ki, dikkatini eken gzel bir kadnn, birdenbire tanmad bir baka adam tercih etmesini hazmedebilecek bir gen adam, tekrar ediyorum, sa mam ki byle bir gen adam bulunsun (tabii, yksek tabakalarda yaam, gururunu yeterince b eslemi olanlar hari). Hi konumadan Grunitski'yle tepeden indik ve bulvar izleyerek bizi byleyen gzelin girdi evin pencereleri nnden getik. Pencerede oturuyordu. Grunitski kolumu drtt ve ona, kadn arn stnde fazla bir etki yapmayan bulank, sevecen gzlerle bakt. Ben, el gzlm kza bu bak glmsetmeti onu, el gzlmeyse, olduka sinirlenmiti. yle ya, Kafkasyal bir al bir prensesi denetlemeye nasl cesaret edebilirdi?

13 Mays Bu sabah, doktor arkadam beni yoklamaya geldi; soyad Werner'dir ama Rus aslldr. Bunda cak ne var? Ad Ivanof lan bir Alman tandm da vard bir zaman. Werner, birok ynden, olaanst bir adamdr. Btn doktorlar gibi pheci ve maddecidir, am de, gerekten sylyorum airdir. Eylemlerinde airdir, konuurken sk sk air otar, ama ha yunca iki msra drmemitir, insan yrei nin bam telerini, bir cesedin damarlarn inceler gibi incelemi tir, ama bu bilgiden yararlanmay asla bilememi: Bakarsnz] bazen kusursuz bir tehisi, stmann nasl iyileti bile mez. ou kere, hastalaryla sinsi sinsi alay ederdi, yalnz bit defa l bir askerin a rkasndan aladn grdm. Yoksul bi adamd; hep milyoner olmay kurar, ama para kazanmak atmazd. Bir zamanlar, bana, dostunun hatrn yapmaktansa dmannn hatrn yapmay terci emiti, yoksa sevecenlik satmak gibi bir ey olurmu bu; oysa nefret,; dmann cmertliine nla artarm. Zehirli bir dili vard! Werner'in: Onun hicivleri yznden sryle iyi insann abaya, salaa'kmt. Rakipleri, haseti sayfiye doktorlar, onun, hastalarnn karikatrle entisini yaymaya almlard. Hastalar kudurdular tabii; hemen hemen hepsi onunla ilikiyi esti. Dostlar, yani Kafkasya'da hizmet gren namuslu kiiler, onun sarslm itibarn yerin etirmek iin bouna uratlar. insan ilk bakta biraz yadrgatan, sonralar, yani gz, dzensiz izgilerde gvenilir, yce hun izlerini zmeye alnca, ekici hale gelen bir grne sahipti. Kadnlarn bu tiplere tutulduklar, sonradan da onlarn irkin yzlerini, en taze, en pembe beyaz delikanllara deimedikleri grlmtr. Kadnlarn hakkn vermeliyiz; ruh gzelliini anlama gds vard Werner gibi adamlarn onlara neden delicesine tutkun olduklarn buna balayabiliriz. Werner, ufak tefek, zayf, ocuk gibi gsz bir adamd. Bacaklarndan biri ksayd Byron'un bi; gvdesine gre ba koskocamand; san ok ksa keserdi; kafasnn bylece bsbtn ort , kafatasndan karakter tahmin edenleri bile artacak kadar iinden klmaz bir haldeydi. mak bilmeyen kk kara gzleri, aklnzdan geeni okumak isterdi. Giyimi, temiz ve dzenliyd kemikli, zayf Peorin'in Gnl ellerini ak sar eldivenlerle rterdi. Redingotu, boyunba ve yelei hep siyaht. Genler, istofeles" derlerdi ona. Gya kzard bu takma ada, ama aslnda basbay gurur duyduu belli . abuk kaynap ahbap olduk; nk ben gerek dostluk kuramam. Byle durumlarda dostlardan b , mutlaka brnn klesi olur, ama ikisi de kendi balarna kaldklar zaman kabul edemezler . Ben hi kimsenin klesi olamam, te yandan dizginleri ele almak da, gerek dostlukta k andrmayla birletii iin, can skc bir itir. Hem benim uaklarm da var, param da! Werne tanmtk: ilk, S... ehrinde, kalabalk, grltc bir genler grubunda rastlatk onunla. doru konuma, felsefi, metafizik bir yne kayd; inanlar tartld; herkes bir eylere in -Bana gelince, ben tek eye inanrm, demiti doktor. -Neye? diye sordum, o ana kadar azn amam birinin dncesini renmek iin. -Er ge gzel bir sabah vakti leceime. -Ben sizden bir adm ilerdeyim yleyse, dedim. Sizinkinin yan sra bir inancm daha var,

o da u: Felaket bir akam vakti domak mutsuzluuna uramm. Herkes, sama sapan konutuumuzu ileri srd, oysa ilerinden hibiri daha akllca bir sz miti. Bylece, kalabaln iinden birbirimizi semi olduk. Sk sk bir araya gelir, ciddi soyut konulardan konuurduk, ta ki birbirimizi akna evirdiimizi anlayana kadar. Sonra, birbirimizi anlaml gzlerle szerek iero'nun szn ettii Romal kahinler gibi kahkahalar rdik; neemizi bulunca da, geceden honut, ayrlrdk. Werner odama girdiinde, sedire uzanm, gzlerim tavanda, kollarm bamn altnda yatyordu Koltua oturdu, bastonunu bir keye dayad, esnedi, havann gittike scaklatn syledi. lerden tedirgin 87 olduumu syledim; sonra bir sre karlkl sustuk. -Sevgili doktorcuum, dedim, una zellikle dikkatinizi ekerim ki budalalar olmasayd bu dnyann yaanacak hali kalmazd... Bakn: urada akl banda iki insanz; her konuda sonu g artmalara girimenin mmkn olduunu batan biliyoruz, bu yzden de tartmyoruz; birbirim zli dncelerini seziyoruz hemen hemen; bir kelime bir konuyu btnyle aa karyor bizi uygumuzun dibinde yatan tohumu tabaka zar altndan bile bulup karabiliriz. zc eyler yor bize, gln eylerse hzn veriyor; doruyu sylemek gerekirse, genellikle, kendi benlik imizin dnda kalan her eye kar olduka kaytszz. Demek ki aramzda bir duygu ve dnc deil: Birbirimiz hakknda bilmek istediimiz her eyi biliyoruz, daha fazla bilgi edin meye de niyetimiz yok. Bir tek zm yolu kalyor geriye: Yeni yeni havadisler vermek. H adi bakalm, yeni bir havadis verin bana. Bu uzun konumadan bitkin derek gzlerimi kapadm ve esnedim. O, bir an dndkten sonra karlk verdi: -Ne olursa olsun, u laf kalabalnda bile bir fikir bulmak mmkn. -ki fikir, diye karlk verdim. -Siz bir tanesini syleyin, ben tekini aklayacam. Tavandan gzlerimi ayrmadan, iin ii , -Peki, dedim, siz balayn bakalm! -Kaplcalara gelenlerden biri hakknda baz bilgiler edinmek istiyorsunuz; zaten bu ki msenin kim olabileceine ilikin bir ipucu da var elimde, nk oradan da sizi soruturdular . -Doktor! Biz katiyen konuamayz: Birbirimizin iinden geeni okuyoruz. -imdi teki fikre gelelim... Peorin'in Gnl -teki fikir u: Size bir eyler anlattrmak istedim nk bir kere, dinlemek daha az yorucud r; ikinci olarak, dinleyen katiyen kendini aa vurmaz; nc olarak, bylelikle, bakasn irsiniz; drdnc olarak da, sizin gibi zeki adamlar, anlatanlar deil dinleyenleri sever ler. imdi konuya dnebiliriz! Yal Prenses Ligovskiy neler syledi benim iin? -Yal prensesin sylediini nereden biliyorsunuz bir kere? Genci olmasn? -Yalsdr, kesin olarak eminim. Neden?

-Gen prenses, Grunitski'yi sormutur da ondan. -Her eyi rahata birbirine balamakta stn bir yeteneiniz var. Gen prenses, asker kaputlu gencin rtbesinin, bir dello sonucunda erlie indirildiinden emin olduunu syledi. -Umarm bu gzel aldan dzeltmeye kalkmadnz. -Tabii. -Planmza burada bir balang noktas bulabiliriz, diye haykrdm sevinle. Bu komedinin so getirmek de artk bize der. Kader, can skntmdan kurtarmaya alyor beni galiba. -Zavall Grunitski kurbannz olacak gibi geliyor bana. s -Sznze devam edin, doktor. -Yal prenses, yznzn kendisine yabanc gelmediini syledi. Ben de, mutlaka Petersburg' ekin bir toplantda karlam olduunuzu syledim. Adnz hatrlattm. Hatrlar grnd. dile dolam orada. Prenses, kendi grlerine sosyete dedikodularn da katarak servenler en bahsetmeye balad. Kz, ilgiyle dinliyordu bizi. Onun gznde modern bir romann kahrama olmutunuz. Kadncazn sylediklerini yalanlamadm, sama sapan eyler olduklarn bile bil -Sevgili dostum benim! dedim elimi uzatarak. Doktor, duygulanarak skt elimi, szne devam etti: -isterseniz, sizi tantraym...

-Aman dostum, dedim ellerimi kaldrarak. Roman kahramanlar tantrlr m hi? Onlar sevgil yle ancak, onlar mutlak bir lmden kurtarmaya alrken tanrlar. -Demek gen prensese gz koydunuz? -Tam aksi! Tam aksi! Sonunda sizi yendim: Anlamyorsunuz beni! Her ne kadar bu ben i zyorsa da, diye devam ettim bir sre sustuktan sonra. zyor, nk srlarm hibir zama m, karmdakinin tahmin etmesinden holanrm, nk bylelikle gerekirse syleneni yalanlaya . Yalnz, u anayla kz bana mutlaka iyice anlatmalsnz. Nasl insanlardr? -Bir kere ana, krk be yalarnda bir kadn, diye devam ettim bir sre sustuktan sonra. zy nk srlarm hibir zaman kendim amam, karmdakinin tahmin etmesinden holanrm, nk syleneni yalanlayabilirim. Yalnz, u anayla kz bana mutlaka iyice anlatmalsnz. Nasl lardr? -Bir kere ana, krkbe yalarnda bir kadn, diye balad Werner. Sindirim sistemine diyecek ok ama, kannda bir bozukluk var; yanaklarndaki krmz lekeler, szlerimi. Hayatnn ikinci rsn Moskova'da geirmi, o rahatlk iinde imanlam. Uygunsuz fkralardan holanr; baz en, kendi de ak sak eyler anlatr. Kznn bir gvercin kadar saf olduunu syledi. Bana yse zlmemesini, duyduumu bakalarna sylemeyeceimi belirtecektim. Romatizma tedavisi ii elmi; kznn derdini bilen yok. ikisine de gnde ikier bardak kkrtl su imelerini, haft kere de sulandrlm kkrt banyosu yapmalarn salk verdim. Yal prenses, buyurmaya pek iba; kznn zeksna ve kltrne sonsuz saygs var; kz, Byron'u ingilizcesinden okumu, e biliyor. Anlaldna gre, Moskova'da 90 Peorin 'in Gnl gen kzlar bilime vermiler kendilerini, kt de etmemiler dorusu! Erkeklerimiz, genel ola ak, yle kaba saba ki, onlarla oynamak akll bir kadn iin katlanlmaz bir ey olsa gerek. prenses, delikanllara pek dkn; oysa gen prenses, bir eit kmsemeyle bakyor onlara. e alkanl! Moskova'da, ya krk bulmu dhilerle grrler. -Siz Moskova'da bulundunuz mu doktor? -Evet, uzunca bir sre altm orada. -Devam edin. -Sanrm her eyi syledim... Ha, bir ey daha var: Gen prenses, duygulardan, tutkulardan f alan bahsetmeyi pek seviyor. Bir k Petersburg'da bulunmu, oray hi beenmemi: Herhalde k ndisini fazla scak bir ilgiyle karlamam olacaklar. -Bugn evlerinde kimseye rastlamadnz m? -Ne gezer, bir sr kiiye rastladm; bir yaver, yapmack tavrl bir muhafz subay, bir de a yeni gelmi bir hanm; hanm, prensesin koca tarafndan akrabasym, ok gzel bir kadn a amanda ok hasta sanrm... Kaynakta grmsnzdr belki. Orta boylu, sarn, dzgn hatlar i bir yz, sa yananda kk, kapkara bir beni var. Anlaml yzyle dikkatimi ekti. -Kk bir ben mi? diye mrldandm dilerimin arasndan. Sahi mi? Doktor bir gz att bana, sonra elini kalbimin stne koyarak, ciddi bir sesle, -Onu tanyorsunuz! dedi. Gerekten de kalbim, her zamankinden daha hzl arpyordu. -imdi zafer kazanma sras sizde, dedim. Ama size gveniyorum; biliyorum srrm aa vurma tiiniz kadn daha grmedim, ama anlattklarnzdan sezdiime gre, eskiden sevdiim bir kad den hi bahsetmeyin ona; sorarsa, ktleyin. -Peki, yle olsun, dedi Werner omuz silkerek. O gidence mthi bir hzn sard kalbimi. Bizi Kafkasya'da yeniden karlatran ey, kader miydi? Yoksa o buraya beni bulacan bilerek m elmiti? Nasl karlaacaktk? Sonra gerekten o kadn myd? nsezilerim yanltmaz beni. Ge r insan, beni etkiledii kadar etkileyemez. Gemi bir hzn, ya da sevinci hatrlatan her ruhumu derinden sarsar ve eski gnleri geri getirir... Salaka bir yaradlm var, hibir e unutmam, hibir eyi! le yemeinden sonra, saat altya doru, bulvarda dolamaya ktm; kalabalk gze arpyord kz bir sraya oturmulard, evrelerinde, dikkatlerini ekmek iin ne yapacaklarn arm ordu. Ben biraz uzaktaki bir sraya oturdum, D... Alayndan tandm iki subay durdurarak o larla konumaya baladm; glnecek bir ey anlatm olmalym ki lgnlar gibi glmeye bal n evresini kuatanlardan bazlar, merak edip, benim yanma yanatlar; yava yava hepsi on nz brakarak benim yanmda kmelendi. Durmadan konuuyordum; anlattklarm budalala varaca ar zekiceydi; yanmzdan geen garip tiplerle, denebilirse, zehirli bir dille alay edi yordum. Gne batana kadar dinleyicilerimi elendirdim. Prensesle annesi, aya hafife aksa yan bir ihtiyarla birlikte, kol kola yanmdan getiler birka kere; gen prenses, birka k

ere bana bakt; kaytsz olmaya alrken sinirliliini saklayamayan baklard bunlar. Neza nce yanna dnen genlerden birine, -Ne anlatyordu size? diye sordu. ok elenceli eyler he halde. Belki de sava alanlarndaki kahramanlklarn... Bunlar olduka yksek sesle, besbelli beni inelemek niyetiyle sylemiti. "Ya! Demek pek ierlediniz sevgili prenses; durun bakalm, iin bandayz daha." 92 Peorin 'in Gnl Grunitski, yrtc bir hayvan gibi bakyordu ona, gzlerini stnden ayrmyordu: Kalbm b nesiyle tantrabilmek iin bir aracya bavuracaktr. Anne de ok sevinecek buna, nk can . 16 Mays u son iki gn iinde, iler son derece yolunda gitti. Gen prenses, kelimenin tam anlamyla , nefret ediyor benden: Benimle alay ederken kulland deyimler alnd kulama: Biraz ine i tabii, ama ayn zamanda vc de. En ok at da, benim gibi yksek sosyeteye girmi, Pe ki kuzinleri ve teyzeleriyle ilidl olmu birinin, kendisiyle tanmaya almamasym. H akta ya da bulvarda rastlayoruz; parlak yaverleri, soluk benizli Moskovallar, ksaca bt hayranlarn elinden almak iin yapmadm brakmyorum ve aa yukar her keresinde de ba misafir arlamaktan teden beri nefret ederim. imdi, evim sabah akam misafir dolu; le, kam yemeklerini bende yiyorlar, kt oynuyorlar; yani benim ampanyam, prensesin gzel gzl rinden daha ekici geliyor! Dn, olakov'un maazasnda karlatk: Ei bulunmaz bir Acem hals iin pazarla girimi ik etmesin diye yalvaryordu; hal odasn ne kadar gzelletirecekti! Krk ruble fazla verip pazarlk d ettim onlar; beni, derin bir fkeyle yanan bakyla dllendirdi. leye dor alyla rtlmesini ve onun penceresinin nnden geirilmesini emrettim. Werner o srada orada bulunuyormu. Gen prenses, bana kar bir kampanyaya girimek istiyor: Her gn le yemekler bende yiyen iki yaverin, geende, onun yannda, bana souk souk selam verdiklerini far k ettim. Grunitski esrarl bir tavr taknd: Elleri arkasnda dolayor, 93 herkesi tanmazlktan geliyor; baca birdenbire iyileti, ok hafif aksyor artk. Yal pre konuup kzn vmek frsatn bulmu. Kz da pek ince elemiyor galiba, nk o gnden sonra lamna en tatl glmsemesiyle karlk veriyor. Dn, Grunitski bana, -Gerekten Ligovskiy'lerle tanmak istemiyor musun? diye sordu. -Neden isteyeyim? -Yapma imdi! Evleri, kaplcalarn en gzel evi! En sekin kiiler... -Dostum, ben burada olmayan sekin kiilerden usanmm zaten. Peki... sen gidiyor musun o raya? -Daha gitmedim. Gen prensesle bir iki kere konutum, o kadar. Davet frsatn kollamak tu haf geliyor, geri burada det yle, biliyorsun... Apoletli olsaydm, o zaman durum bakay d tabii... -Yok canm! Sen byle ok daha ekicisin! Yalnz, ansndan yararlanmay bilmiyorsun. Her duy u gen kzn gznde, er kaputu bir kahraman haline sokar seni, hatta bir martir. Grunitski keyifle glmsedi. -Samalyorsun! dedi. -Eminim gen prenses sana imdiden k olmutur bile. Kulaklarna kadar kzard, sonra gs Ah kibir! Arkhimedes'in dnyay yerinden oynatmada kullanmay tasarlad kaldrasn sen! Da e alarak, -Sen hep aka edersin zaten, dedi. Hem, beni o kadar az tanyor ki. -Kadnlar ancak tanmadklarna k olurlar. -Ben kendimi ona beendirmeye almyorum ki. Amacm, gzel bir eve kabul edilmek; zaten her angi bir umut beslemem gln kaard... Ama sizin gibilere gelince i deiiyor; siz Pe 94 Peorin'in Gnl tersburglu apknlar, bir baknzla eritirsiniz kadnlar... Ha, Peorin, gen prenses seni dedi, biliyor musun? -Nasl? Sana benden bahsetti imdiden, yle mi? -Dur, dur, fazla sevinecek bir ey yok. Geen gn tesadfen kaynan orada karlap konuma iki satr konutuktan sonra bak ne dedi: "Tatsz baklaryla insan tedirgin eden o bay kim? Hani siz... O gnk inceliini hatrlaynca kzard. "O gnn szn etmeyelim," dedim, "hi

tmayacam bir gndr." Peorin dostum! Seni kutlayamayacam ne yazk ki; onun kara listesin irmisin. zldm dorusu, nk Meri'ciim ok sevimli bir kz!... unu gzden karmamak gerekir ki, Grunitski, yeni tand bir kadndan bahsederken, Meri'c da Sophie'iim diyen erkeklerdendir, yeter ki o kadn bunlar tarafndan beenilmek mutlul uuna ermi bulunursun. Ciddi bir tavr taknarak karlk verdim: -Evet, fena kz deil... Yalnz, kendini kolla Grunitski! Rus gen kzlarnn ou platonik lenirler, evlilikle birletirmezler bu duyguyu: Oysa platonik ak, aklarn en tatszdr. Ge prenses, gnln elendirmek isteyen kzlardan; yannda iki dakika sklmayagrsn, kaybettin ir. Belki de suskunluun, merakn uyandryordun konuman, asla doyurmamaldr bu merak; he onu tedirgin etmelisin. Bakarsn, senin uruna herkesin iinde kurallar ayak altna alr, s onra da fedakrlk diye adlandrr bunu ve kendini dllendirmek iin senin cann karmaya a sonra da sana katlanamadn syleyiverir. Onun karsnda bir stnlk elde edemezsen, il ra ikinci bir pck bile koparamazsn; seninle bkncaya kadar oynar, iki yla kalmadan da esini krmamak iin bir canavarla evlenir, o zaman kendini mutsuz olduuna inandrmaya ab alar, yalnz bir tek erkei sevmitir, yani seni, ama o erkek er kaputu giyiyor diye k ader izin verme 95 mistir birlemenize, oysa o kaln, boz kaputun altnda cokun ve soylu bir yrek arpmaktadr .. Grunitski, yumruunu masaya indirdi, odada bir aa bir yukar dolamaya balad. iimden kahkahalarla glyordum, hatta biriki kere glmsedim; iyi ki farkna varmad. Tutkun olduu gn gibi ortada, her zamankinden daha kolay kanyor. Parmanda anszn yerli i siyah oymal gm bir yzk beliriverdi. Midemi bulandrd bu yzk, inceledim, ne greyim d .. Yzn i tarafna kk harflerle Meri ad kazlm; yannda onun mehur barda yerden im ona. Zorla itiraf ettirmek istemiyorum, istiyorum ki kendisi srda sesin beni. O zaman keyfm tamam olacak!... Bu sabah ge kalktm; kaynaa geldiimde grnrde kimseler kalmamt. Scak bastryordu; f krl, ykl bulutlar, karl dalardan hzla uzaklayordu; Mauk'un tepesi, snm bir mea esinde, hzlar kesilmi, sanki allarn dikenlerine taklp kalm kuruni bulut paralan, kvrlp srnyorlard. Hava, elektrikle doluydu. Bir maaraya kan, asma ardaklaryla ka ; zgndm. Doktorun szn ettii benli gen kadn dnyordum. Neden gelmiti? O muydu? O ordum? Hatta neden emindim byle? Yanaklar benli kadnlar az myd? Bunlar dnerek maara iim, ieri baknca, kubbenin serin glgesindeki ta bir srada, hasr apkal, omuzlarna si al atm, ba nne dm bir kadnn oturduunu grdm: apkas, yzn grmeme engel ol n geri dnmek zereydim ki, ban kaldrp yzme bakt. -Vera! diye haykrdm elimde olmadan. Peorin'in Gnl rkildi, sarard. -Burada olduunu biliyordum, dedi. Yanna oturup elini tuttum. O sevgili sesini duyunca, uzun sredir unutmu olduum bir rp erme kaplad iimi: Derin, durgun gzleriyle gzlerimin iine bakt; gvensizlikle siteme ben er bir eyler okunuyordu gzlerinde. -Birbirimizi grmeyeli ok oldu, dedim. -Evet, ok oldu; ikimiz de birok bakmdan deitik. -Yani beni artk sevmiyorsun?... -Evlendim!... dedi. -Yine mi? Yllar nce de ayn durumdaydn, ama o zaman... Elini avucumdan ekti. Yanaklar kpkrmzyd. -Belki de bu ikinci kocan seviyorsundur... rdi. -Yoksa ok mu kskan? ik.

Karlk vermeden bam te yana Bir sessizl

-yleyse? Anlalan gen, yakkl, stelik zengin biri, ok zengin, sen de korkuyorsun ki.. knca mthi ardm: Derin bir umutsuzluk vard yznde, gzleri ya iindeydi. -Syle, diye fsldad sonunda, bana ac ektirmek ok mu houna gidiyor? Senden nefret edebi liyim. Tantmzdan bu yana bana acdan baka ne verdin ki... Sesi titriyordu, ban gs bana doru eildi.

"Belki de bu yzden seviyorsun beni," diye dndm, insan sevinlerini unutur da, aclarn unutmaz... Sk sk sarldm ona, uzun bir sre yle kaldk. Neden sonra dudaklarmz birleti; ateli, pe braktk kendimizi, elleri buz gibiydi, aln yanyordu. Aramzda, kt stnde anlam r, hatta hatrlanmas mkn olmayan konumalardan biri balad: italyan operalarndaki gibi, 97 seslerin anlam szlerin anlamn bastrr ve tamamlar byle konumalarda. Kocasyla karlamam katiyen istemiyor; kocas, bulvarda karma kan aksak ihtiyarm: On hatr iin evlenmi. Zenginmi, romatizmas varm. Kocasyla alay etmeye kalkmadm bile: bi sayyor, koca olarak aldatacaktr mutlaka. Ne garip ey u insan kalbi, zellikle kadn k albi! Vera'nn kocas Semion Vasilyevi G... v, Prenses Ligovskiy'in uzak akrabasym. Onlarn evi e bitiik evde oturuyormu; Vera da sk sk yokluyormu yal prensesi. Ona, Ligovskiy'lerle anacama ve dikkati gen prensesin stne ekmek iin ona kur yapacama dair sz verdim. m tasarlarm bozulmam oluyordu, hem de hoa vakit geirecektim. Hoa vakit! Evet, dorusunu isterseniz, insan ruhunun yalnzca mutluluk istedii, yrein bi ini byk bir gle, bir tutkuyla sevmeye ihtiya duyduu dnemi atlatmm ben. imdilik, b ilmek, hem de az kimse tarafndan: Arasra, bir tek srekli balln yeteceini bile dnm ak bir alkanl! Bir nokta hep acayip grnmtr bana: imdiye kadar sevdiim hibir kadnn esiri olmadm; t nlarn iradeleri ve kalpleri stnde tartlmaz bir egemenlik kazandm, hem de hi kendimi z amadan. Neden? Hibir zaman hibir eye yeterince deer vermediimden mi, onlarn beni elden karmamak iin durmadan korkmalarndan m? Yoksa gl bir organizmann etkisi mi bu? Yoksa di bana buyruk bir kadna rastlamamamdan tr m? Dorusunu isterseniz, kendi bana buyruk kadnlardan oldum bittim holanmam mdr, alt ede nlar; hem zaten onlarn alan deil ki bu. Evet, bir zamanlar iradesi etin bir kadn sevmi, asla altede Peortn'in Gnl memitim onu. Dman olarak ayrlmtk; ona be yl sonra rastlam olsaydm, baka trl ay Vera hasta, ok hasta, ama kabul etmeye yanamyor bunu: Onda verem, hele fievre lente dedikleri hastalktan olmasndan korkuyorum, nk Rus yapsna taban tabana zt bir hastal Rusa karl bile yok. Frtna, maarada yakalad bizi, orada yarm saat kadar oyalad. Vera, kendisine bal kalaca vermemi istemedi benden, ayrkl beri baka kadnlar sevip sevmediimi de sormad. Eskisi gi bi dnmeden brakt kendini kollarma. Onu aldatmam. Dnyada, aldatmaya katlanamayacan t odur. Biliyorum, yaknda ayrlacaz belki de bir daha karlamamacasna; ikimiz de ayr yol n mezara gideceiz. Ama onun ans, bozulmadan kalacak yreimde. Bunu kendisine hep syledi m; o da inand ama, inanmam grnd. Neden sonra ayrldk: Uzun bir sre baklarmla onu izledim, ta ki apkas allklarla kaya da kaybolana kadar. Yreim, ilk ayrltaki gibi szlad. Buna nasl sevindim! Yoksa genlik verimli frtnalaryla geri mi dnyor, belki de son bir bak frlatyor bana, hatra olara ir armaan? Bir olan ocuu izlenimi uyandrdm sanmam ne kadar sama! Yzm soluk ama ca k, esnek; sk salarm kvr kvr, gzlerim yanyor, kanm kaynyor... Eve dndmde ata atladm, drtnala stepe srdm hayvan. Azgn bir at stnde uzun imenler rzgrna kar drtnala gitmeyi severim; gzel kokan havay itahla iime eker, gzlerimi diker, nesnelerin her an biraz daha kesinleen belirsizliini saptamaya alrm. Yreim n ar keder dolu olursa olsun zihnimi hangi dnce ezerse ezsin, hepsi bir anda dalverir: i m hafifler, vcut yorgunluu akln kayglarn bastrr. Bana sk yeillerle donanm gney g an, mavi gkyzn ya da Peorin'in Gnl kayadan kayaya akan suyun arltsn unutturacak bir kadn, bak yoktur. i Galiba nbet kulelerinde esneyen Kazaklar benim byle keyfmce, amasz, doludizgin gittiim i grnce uzun bir sre dnp durdular, nk giyiniime baknca beni erkez sanmlardr. rkez giysileriyle at stnde giderken, gerek Kabardallann oundan fazla benziyormuum bir abardalya. Bu soylu sava giysisiyle, kelimenin tam anlamyla, zppe oluyorum: Fazladan srmalarm yok; deerli silahlarm gze batmayan klflarda; kasketimin krk ne fazla uzun, azla ksa; deri tozluklarla botlar ayaklarma tamtamna uyuyor; yakalm beyaz, erkez cepke im koyu kahverengi. Uzun bir sre, dallarn ata bini yntemini inceledim: Kafkas usul ata biniimdeki ustal kabul etmek her eyden fazla gururlandrr beni. Drt atm vardr ahrm

nimdir, br de, krlarda tek bama dolamam salayacak dostlarmn: Dostlarm byk bi arm, ama hi binmezler. le yemei vaktinin geldiini hatrladmda saat akam alty bul u; Pyatigorsk'tan kaplca sosyetesinin sk sk piknikler dzenledii Alman kyne giden , yol vardm. Yol, fundalklar arasndan bklp gidiyordu, u-J zun otlarn glgesine gizlenen ay tyle akt kk s sel yataklarna iniyordu arasra; her yanda mavi kitleler ykseli-yordu basamak. Betu, Zmeinaya, Yeleznaya ve Lisaya. ' Yerli lehesinde "kiri" denilen bu sel yataklarndan birine inince, atm sulamak zere durdum; tam o srada, yolun stnde, gr alc bir binici grubu belirdi; kadnlar, siyah ya da ak mavi binici giysileriyle, erke klerse, erkez slubuyla kaba Rus biiminin karmndan meydana gelen bir kyafetle. nden, ski ile Prenses Meri geliyorlard. Kaplcalardaki bayanlar, erkezlerin gpegndz saldrya geebileceklerine inanrlar hl: B runitski'nin kapu 100 tunun stne bir klla iki tabanca takmas bu yzdendi; kahraman klnda olduka gln g aramza girmiti, yine de yapraklarn arasndan olan biteni grebiliyordum; yzlerinden duyg sal eyler konutuklar belliydi. Sonunda, inie geldiler; Grunitski, prensesin atn dizgin erinden tuttu; o zaman konumann sonunu duyabildim: -Demek btn mrnz boyunca Kafkasya'da kalmak istiyorsunuz? diyordu prenses. -Rusya benim iin nedir ki? diye karlk verdi arkada, binlerce kiinin, kendileri daha ze gin olduklar iin beni kmseyecekleri bir yer; oysa burada, u kaln er kaputu sizinle tan a engel olmad... -Aksine, dedi kk prenses kzararak. Grunitski'nin yznden honutluk akyordu. Szne devam etti: -Buradaki hayatm grlt iinde geecek, pek farkna varmadan geecek bu vahilerin kurunla Tanr, her yl parlak bir kadn glmseyii esirgemeseydi benden, o gnk... Tam o srada biraz yakna gelmilerdi; atm kamlayarak alln arasndan syrldm. -Mon dieu, un circassien!...(*) diye haykrd prenses; korku i indeydi. Onu kesin bir ekilde yattrabilmek iin hafife eilerek Franszca karlk verdim: -Ne craignez rien, madame -Je ne suis pas plus dangereux que votre cavalier(**). Prenses kzarmt. Peki ama neden acaba? Yanldndan tr m, yoksa sylediklerimi kstah nci tahminimin doru olmasn isterdim. Grunitski sinirli bir bak frlatt bana. (*) Tanrm, bir erkez!... ' ) Hi korkmayn, madam -kavalyenizden daha tehlikeli deilim. 101 Bu akam ge satlerde, yani on bir civarnda, bulvardaki kavaklarn arasnda dolamaya ktm uykuya dalmt: Yalnz baz pencerelerde klar yanyordu hl. tarafmda, kayalarn ka u; tepesinde uursuz bir kk bulut barndran Mauk Dann uzantlaryd bunlar. Ay, doud lerde, karla kapl dalarn gm yamalar parldyordu. Nbetilerin sesleri, geceleri serb k su kaynaklarnn arltsna karyordu. Arasra, sokakta nal sesleri yanklanyordu, heme da bir nogay arabasnn gcrtsyla ili bir Tatar arks. Bir sraya kp dnceye dald sta rahata amak isterdim, ama kime? Acaba Vera u anda ne yapyordu? O anda elini skabi lmek iin neler vermezdim! Anszn hzl, dzensiz bir ayak sesi duydum Grunitski olmalyd. Tamam! Ta kendisi! -Nereden geliyorsun? Pek stnde durmadan, -Prenses Ligovskiy'lerden, dedi. u Meri'nin ne gzel sesi var! -Sana bir ey syleyeyim mi, dedim, bahse girerim ki o senin harbiyeli olduunu bilmiy or; rtbenin alnm olduunu sanyor. -Belki de! Bana ne? dedi dalgn dalgn. -Hi, aklma geliverdi de. -Farknda msn bilmem, bugn ok kzdrdn onu. Byle saygszlk grmemi. Senin ok iyi ye g kurallarn ona hakaret edemeyecek kadar iyi bildiine inandrncaya kadar canm kt: K bakn varm onca, mutlaka kendini pek beeniyormusun. -Yalan deil... Yoksa savunmak m istiyordun onu? -Yazk ki henz byle bir hakkm yok... "Vay, vay!" diye dndm. "imdiden umutlu." 102 Peorin'in Gnl

-Olan sana oldu, diye devam etti Grunitski. Artk onlarla tanman gleti; yazk! Grdm erden biri. iimden gldm. -u anda benim gzmde en gzel yer kendi evimdir, dedim esneyerek, ayaa kalktm. -Ama nce zldn itiraf et... -Sama! Canm ekerse, yarm akam yal prensesin evine gidebilirim. -Grrz... -Seni honut etmek iin, gen prensesle flrt bile ederdim... -Konumay kabul ederse... -Senin konumann ona bkknlk verdii an kollayacam... yi geceler. -Ben gezeceim; ta atlasa imdi uyuyamam... Hadi, gel lokantaya gidelim, orada kumar o ynanyor... Bu gece, byk heyecanlara ihtiyacm var... -Kt anslar dilerim. Sonra eve gittim. 21 Mays Bir hafta geti aradan, daha Ligovskiy'lerle tanamadm. Uygun bir frsat bekliyorum. Grun itski, tam bir glge gibi, gen prensesi her gittii yerde izliyor; durmadan konuuyorla r: Bakalm ne zaman onu bezdirmeye balayacak? Annesinin duruma pek aldrd yok, nk onun uygun biri deil Grunitski. Aln size ana mant! Bir iki sevgi dolu bak fark ettim. Art lara son vermeli. Dn, Vera ilk defa kaynaa geldi. Maaradaki bulumamzdan beri evden dar adm atmamt, ardaklarmz ayn anda kaynaa daldrdk, belli belirsiz bana doru eilerek kulama fsld 103 -Ligovskiy'lerle tanmak istemiyor muydun? Birbirimizi grebileceimiz tek yer, oras. Sitem! ff! Ama hak ettim dorusu... Tam da yarn lokantann balo salonunda yelere bir balo var; mazurkay gen prensesle edec eim. 22 Mays Lokanta salonu deimi, Asiller Dernei'nin balo salonuna dnmt. Saat dokuzda herkes geld Prensesle kz herkesten ge geldiler: Birok kadn, kskan baklarla szd gen prensesi, i ok iyi giyiniyor. Orann asil geinenleriyse kskanlklarn gizleyerek ona yanatlar. E gelir? Kadnlarn bulunduu bir toplulukta mutlaka yksekalak tabaka ayrm bagsteriveri erenin dnda, kalabalk bir grubun arasnda Grunitski duruyordu, cama yzn yaptr-) m ini bir an ayrmyordu; yanndan geerken, prenses belli belirsiz bir ba iaretiyle selamla d onu. Grunitski zevkten drt ke olmutu. Dans, bir polkayla ald; sonra orkestra bir v maya balad. Mahmuzlar sakrdad, etekler havalanp dnd. Ben, ba pembe tylerle kapl, iman bir kadnn arkasnda duruyordum; elbisesinin gzalc lik dnemini hatrlatyordu; przl teninin rengi de siyah tafta beneklerin moda olduu mutl a. Boynundaki en byk siil, gerdanlnn tokasyla rtlmt. Kavalyesi svari Yzba -u kk prenses de katlanlr ey deil! Bana arpt da zr bile dilemedi, stelik dnp e est impayablel... (*) Nesine gveniyor, bilmem. Ona haddini bildirmeli... (*) Olmaz yle ey!... 104 Peorin'in Gnl -Oras kolay, dedi nazik Yzba, sonra yan odaya geti. Buradaki detlere gre, insan tant kadn dansa kaldrabiliyor; bundan yararlanarak prensese doru yrdm, kendisini valse a Zaferini aa vurmamak, glmsememek iin g tutuyordu kendini: Yine de hemen olduka kayt a sert bir tavr taknmay baard. Elini, geliigzel omzuma brakt, gzel ban birazck e baladk. Bundan daha ok ehvet uyandran, daha kvrak bir bel grmedim! Taze soluu yzm eiyordu; arasra valsin kasrgas iinde salarndan zlen bir lle ate kesilmi yanaklar dndk pisti (alacak kadar gzel vals yapyor). Soluu kesilmi, gzleri bulanmt: Yar , "Merci, monsieur," diyebildi. Birka dakikalk bir sessizlikten sonra pek boynu bkk bir tavrla, -Prenses, dedim, beni hi tanmamanza ramen galiba tarafnzdan sevilmemek talihsizliine u dm... Beni kstah bulmusunuz... Doru mu acaba? -Siz de bu dncemi dorulamak istiyorsunuz herhalde, dedi yznn havasna pek yakan alay adeyle. -Eer sizi herhangi bir ekilde rahatsz etmek kabaln gsterdimse, brakn daha byk bir im de sizden zr dileyeyim. Aslnda, hakkmdaki dncelerinizin yanl olduunu ispat edebi terdim.

-Sizin iin epeyce g olacak bu. -Neden? -nk bize gelmiyorsunuz, bu balolar da sk sk verilmeyecek herhalde. s "Demek ki," diye dndm, "kaplar bundan byle bana kapal." Azck sinirlenerek, 105 -Biliyor musunuz, prenses, dedim, pimanlk duyan bir suluyu geri evirmemeli: nk bu kere de umutsuzluk yznden eskisinden iki kat daha sulu hale gelebilir, o zaman da... evremizdekilerin kahkahalar, fsltlar, dnp cmleyi yarda kesmeye zorlad beni. Bir ik de birtakm deli1 kanllr duruyordu, aralarnda gzel prensese haddini bildirmek isteyen svari Yzbas da vard. Besbelli, bir eye ok sevinmi: Ellerini uuturuyor, yksek ses arna gz j krpyor. Birdenbire kalabalktan, frakl, uzun bykl, krmz yzl bir bay, y prensese doru yrd: Sar-] hotu. Ne yapacan aran prensesin nnde duralad, ellerini urarak i kapayc, gri gzlerini ona dikti, atlak ve titrek bir sesle, -Permettez... Yani, ite... Bu mazurkay sizinle edebilir miyim? evresine yalvaran gzlere bakan gen prenses, -Ne istiyorsunuz? diye sordu. Ne yazk ki anas uzaktayd ve yaknlarda tandk kimse gremiy rdu. Sanrm bir yaver, olan biteni grmt ama kavgaya karmamak iin kalabaln arasna Sarho, bunun zerine, kendisini gz krparak yreklendiren svari Yzbasna dnd ve, -Eee? dedi, yani benimle dans etmek istemiyor musunuz? te bir kere daha sizi benim le mazurka yapmaya aryorum... Belki de sarho olduumu sanyorsunuz? Ne zarar var! Bana nn, insan bu halde daha serbeste... Korkudan ve fkeden baylmak zereydi prenses. Sarhoa doru yrdm, kolunu iyice skp gzlerinin iine bakarak prensesi rahat brakmasn n bu dans oktan bana ltfetmi olduunu syledim. -O zaman baka! Bir dahaki sefere! dedi glerek ve utantan 106 Peorin'in Gnl yerle bir olan arkadalarnn yanna gitti; hemen yan odaya gtrdler onu. Prenses, derin, ok gzel bir bakla dllendirdi beni. Anasna gidip olanlar anlatt: O da abaln iinde beni bulup teekkr etti. Annemi tandm, teyzelerimden birouyla ahbap ol -Nasl oldu da imdiye kadar sizinle tanmadk, diye ekledi, ama unu kabul etmelisiniz ki bunda yalnz sizin suunuz var; herkesten kayorsunuz: Grlm ey deil. Umarm salonumun lmnz datr... Hakl mym caba? Bu gibi hallerde kulanmak zere ezberde tutulan szlerden birkan syledim. Kadriller, bitmek bilmiyordu. Sonunda, st balkondan mazurka sesi duyuldu. Gen prensesle yerlerimizi aldk. Ne sarho adamdan, ne gemiteki davranmdan, ne de Grunitski'den sz atm. Yava yava, stndeki etkileri dald. Gzel yz nee ile parlad; akll akalar yapyordu; konumas dan zekiceydi, canlyd, rahatt; derin gzlemleri vard. Dolambal yollardan, kendisini ok beri beendiimi syledim. Kk ban yana eerek hafife kzard. Sonra, kadife gzlerini gzlerime dikerek, zoraki bir glmsemeyle, -Tuhaf bir insansnz! dedi. -Sizinle tanmak istemiyordum, dedim, nk evrenizde ylesine byk bir hayran kitlesi var ralarndan beni ayrt edemezdiniz. -Korkularnz bounaym: Onlarn hepsi bo insanlar... -Hepsi mi! Gerekten hepsi mi? Bir eyler hatrlamak istercesine dikkatle bakt yzme, sonra yine hafife kzard, sonra da sinlikle, 107 -Hepsi! dedi. -Dostum Grunitski de dahil mi? -O nereden sizin dostunuz oluyor? dedi kukuyla. -Dostum ya. -O "bo"lar snfna katlamaz tabii. -Talihsizler snfna katlabilir ama, dedim glerek. -Elbette! Glecek ne var bunda? Siz onun yerinde olsaydnz grrdm.

-Neden? Ben de bir zamanlar harbiyeliydim; hem hayatmn en iyi dnemiydi! -Peki o harbiyeden mi? diye ekledi abucak, ben ey... -Ne sanmtnz? -Hi!... u bayan kim? Artk konuma baka alana kaymt, bir daha da ayn konuya dnmedik. Mazurka bitmiti, ayrldk bir dahaki bulumamza kadar. Kadnlar gittiler. Akam yemei iin ner'le karlatm. -Yaa, dedi, demek byle! Hani prensesi ancak mutlak bir lmden kurtarmak amacyla tanacak tnz onunla? -Daha iyisini becerdim, dedim. Onu baloda baylmaktan kurtardm. -Ne, ne? Anlatn bakaym... -Anlatmayacam, dnn de bulun. Siz dnyada her eyi kefedebilirsiniz! 23 Mays Bu akam saat yediye doru, bulvarda gezintiye kmtm. Grunitski beni uzaktan grnce yan Gzleri, bir eit budalaca mutlulukla parlyordu. Elimi tuttu, sonra trajik bir sesle, 108 Peorin'in Gnl -Teekkr ederim, Peorin... dedi. Beni anlyorsun demek? -Hayr, anlamyorum; ama her neyse, minnettarla demez, diye karlk verdim. Vicdanmda iy i yaptma ilikin bir duygu yoktu. -Peki ya dn gece? Unutmu olamazsn... Meri her eyi anlatt bana... -Demek artk her eyini paylayorsun onunla? Minnettarln bile! -Bak, dedi Grunitski nemli bir sesle, ltfen akmla alay etme, dostum kalmak istersen.. . Delicesine seviyorum onu. Sanrm, umarm o da seviyordur beni... Senden bir ricam v ar. Bu gece onlar ziyarete gidiyorsun: Sz ver bana, hibir eyi gzden karmayacaksn. Bu de tecrbeli olduunu bilirim, kadnlar benden daha iyi tanyorsun... Kadnlar! Kadnlar! Ki anlar onlar ki? Glleri baklaryla eliir, szleri umut verir, kandrr, te yandan se bizi. Bir an bakarsn, en gizli srrmz sezmilerdir, bir an gemez en belirgin ipularnda ey karamazlar. u prensesi ele alalm, mesela. Daha dn gzleri bana dediinde ate gibi u, bugnse baklar tatsz, souk... -Belki de kaplcann etkisidir, diye karlk verdim. -Her eyi ktye yoruyorsun... Sen maddecinin birisin, dedi kmsercesine. Hadi, imdi baka nuya geelim. Sekiz buuk sralarnda, prensesin evine birlikte gittik. Vera'nn evinden geerlerken, onu camda grdm. Alelacele szdk birbirimizi. Bizden hemen s onra Ligovskiylerin evine geldi. Yal prenses, bir akrabasyla tantrr gibi tantrd be . ay datlmt; sryle misafirleri vard; genel konular tartlyordu. Kendimi yal pr ordum; akalar yaptm onu bir iki kere iten gldrdm: Gen prenses de glmek istiyordu ama, rdii rolden uzaklaiin zor tutuyordu kendini. Kendisine dnceli bir 109 tavrn yaktn sanyor, belki de yledir. Grunitski, onun neemi paylamamasndan honut hepimiz salona getik. -Szn dinlediime sevindin mi, Vera? dedim yanndan geerken. Bana ak ve minnet dolu bir bakla bakt. Artk bu baklarna altm, oysa bir zamanlar na k duyardm. Yal prenses, kzn piyanonun bana geirdi: Herkes bir ark istiyordu. Ben a rgaadan yararlanarak Vera'nn yanna, pencereye doru seirttim; bana ikimizle ilgili ok n mli bir ey syleyecekti. Ne kadar samaym meer. Bu arada, kaytsz tavrmn gen prensesi sinirlendirdiinin farkndaydm, fkeyle yanan bak abiliyordum bunu... Dorusu bu eit konumadan iyi anlarm ben, sessiz ve anlaml, ksa ve .. Prenses arksna balamt: Sesi kt saylmazd ama kt sylyordu. Zaten dinlemedim. Gru ni piyanoya dayam, onun gzlerinin iine bakyor, her an yava sesle, "Charmant! Delicieux !" diyerek durumu kurtaryordu. -Bak, dedi Vera bana, kocamla tanman istemiyorum, gelgelelim yal prensesi de mutlaka honut etmelisin. Senin iin g olmasa gerek; istediin her eyi elde edersin sen. Birbirim izi ancak burada grebiliriz... -Yalnz burada m?.. Vera kzararak szn tamamlad: -Senin klen olduumu bilirsin; hibir zaman isteklerine kar duramadm... Bu yzden de ceza keceim. Benden naslsa bkacaksn. Ben de onurumu koruyaym... Kendi adma istemiyorum bunu

, biliyorsun! Yalvarrm, eskisi gibi bo kukularla, yapmack souk tavrlarla ikence etme a. Belki de yaknda leceim. Her geen gn biraz daha gsz kaldm hissediyorum... Buna eil, seni dn 110 Peorin'in Gnl yorum... Siz erkekler bir bakn, bir el skn ne tatlar verdiini bilmezsiniz... Bense, y n ederim, senin sesini dinlerken, yle derin, yle garip bir mutluluk duyuyorum ki e n ateli pler bu mutluluun yerini tutamaz. O srada Prenses Meri arksn bitirmiti. evresinden vg dolu sesler ykseldi. Herkes uza sonra yanatm yanna, sesi hakknda bir eyler syledim. Alt dudan bkp buruturarak alayl bir reverans yapt. -Sesimi dinlememi olmanz da ayrca sevindiriyor beni, dedi, ama belki de mzikten holan myorsunuz. -Tam aksi... Hele yemekten sonra olursa. -Grunitski, tutarl bir zevkiniz olmadn sylemekte haklym... Gryorum, mzii de mid unuz. -Yine yanldnz. Hi de mideme dkn deilim: Sindirimim son derece bozuktur. Ama yemekten ra mzik, insann uykusunu getirir; yemekten sonra uyku ise salk bakmndan ok yararldr. k ki, mzii tbbi bir ynden seviyorum. Akam oldu muydu, mzik sinirlerimi bozuyor, ya ok oluyorum ya ok sevinli, kisi de yoruyor, hele zgn ya da neeli olmak iin belli bir ned n yoksa; stelik toplantlarda hznlenmek sama kayor, lsz nee de ho karlanmyor.. Szlerimi sonuna kadar dinlemedi, yanmdan uzaklat, gidip Grunitski'nin yanna oturdu; bi r eit duygusal konuma balad aralarnda. Gen prenses, onu dikkatle dinliyormu gibi gr ramen parlak szlerine dalgn, bazen yersiz karlklar veriyor olmalyd ki Grunitski ara a szyordu onu, sk sk tedirgin baklarla da vuran bu derin duygu gerginliinin nedenini mak amacyla. Ama ben sizin oyununuzu kavradm sevgili prensesim. Kendinizi kollayn! Siz, beni ke ndi silahmla vurmak, gururumu incitmek istiyorsunuz, ama baaramayacaksnz. Hele bana bir sava amayagrn, katiyen acmam size. 111 Gece boyunca birka kere zellikle konumalarna katlmaya altm, ama prenses syledikleri bir tavrla, yapmack bir tedirginlikle dinledi; sonunda yanlarndan ayrldm. Gen prenses zaferi kazanmt; Grunitski de. Zaferi elde ettiniz demek dostlarm, aman sk tutunun, n zun zaman byle gitmez. Ne yaplabilir? iimde bir nsezi var... Bir kadnla tantmda hem n her zaman onun bana k olup olamayacan nceden kestiririm. Gecenin geri kalan ksmn Vera'nn yannda geirdim, gemi gnlerden konutum doya doya. Ne i bylesine seviyor, gerekten bilmiyorum; stelik beni tam tamna, btn aalk zaaflarml kularmla anlayan tek kadn o. Ktlk bu kadar ekici olabilir mi ki? Grunitski'yle birlikte ktk; darda koluma girdi ve uzun bir sessizlikten sonra, -Eee, dedi, ne dnyorsun bakalm? "Senin dpedz salak olduunu," demek geldi iimden, ama kendimi tuttum, omuz silkmekle yetindim. 27 Mays Bu sre iinde planmdan hi ayrlmadm. Gen prenses konumamdan holanmaya balyor. Hayat gin olaylardan sz ettim ona; beni olaanst bir insan olarak grmeye balad. Dnyadaki he , zellikle duygularla alay ediyorum: Bu zelliim, rktmeye balad onu. Ben yaknlardayken unitski ile duygusal tartmalara girimeye yeltenmiyor, hatta onun yaknlama abalarn al r glmsemeyle karlyor; yine de Grunitski yanna gelince, uysal bir tavr taknp ba ba nlar, lk keresinde buna sevindi ya da sevinmi grnd; ikinci keresinde bana, nc keres e Grunitski'ye darld. 112 Peorin 'in Gnl -Sizde de gurur diye bir ey yok! dedi dn bana. Neden Grunitski'nin yannda daha iyi v akit geirdiimi sanyorsunuz? Bir dostumun mutluluu uruna kendi zevkimi feda ettiimi syledim. -Benim zevkimi de feda ediyorsunuz, diye ekledi. Gzlerinin iine bakarak dnceli bir ta vr takndm. Bu o laydan sonra btn gn tek kelime konumadm onunla. Akamst, durgunlamt; bu sabah, kay youn bir durgunluk kt stne. Yanna gittiimde, dalgn dalgn, doaya vgler dzen Gru rdu; ama beni grr grmez kahkahalar atmaya balad (ortada glnecek bir ey olmad halde

mezlikten geldi. Biraz uzaklap gizlice onu gzetlemeye koyuldum: Ban evirdi, iki kere s an esnedi. Grunitski'den bkt besbelli. Daha iki gn onunla konumayacam.

3 Haziran ou zaman kendi kendime sorarm, neden batan karmay aklmdan bile geirmediim, evlenmey bir gen kzn akn kazanmak iin bylesine steliyorum? Neden bu kadnca cilveler? Vera, b nses Meri'nin en ok sevebilecei erkekten fazla seviyor: Onu ele geirilmez bir gzel o lrak grseydim, belki de herhangi bir iliki kurmann gl bana ekici gelirdi. Gelgelelim, ortada yle bir durum yok! Anlalan, benimki, genliimizin ilk yllarnda acda cya srkleyen, kadndan kadna koturan duraksz sevilme ihtiyac deil. Ta ki bize katlana bir kadna rastlayncaya kadar koarz, o zaman gerek ballk balar; o gerek ve sonsuz t atematik deyimleriyle, bunu belli bir noktadan bolua indirilen bir izgi diye adlandr abiliriz: Bu sonsuzluun srr yalnz amaca ulamann m imknszlnda yatar, yani sona vardrmann imknszlnda. Peki yleyse neden bu abalara giriiyorsun? Grunitski'yi kskandm iin mi? Zavall! Bu k n nesine? Yoksa bizi, yakn bir arkadamzn tatl dlerini bozmaya iten o kt ama nnde ygu mu, umutsuzluk iinde size, neye inanmak gerektiini sorduunda ona unlar syleyebilme nin verdii aalk zevk mi? "Dostum, ayn ey benini de bama geldi, ama gryorsun pekl yemek de yiyorum, rahat bir u da uyuyabiliyorum, acsz, gzya dktrmeden gelecek bir lm bile umabiliyo rum. Ama yine de... toy, henz gn grmemi bir ruha sahip kabilmek snrsz bir sevin ver n gzel kokularn saabilmek iin gnein ilk nn bekleyen bir iektir. Hemen koparlma adktan sonra yere atlmaldr: Belki kaldran biri bulunur! Yolu stne kan her eyi yalayp yutan bu doymak bilmez itah duyuyorum. Bakalarnn al ne ruhumu besleyen bir gda olarak, kendimle ilgili olduu srece ilgi gsteriyorum. Sev ginin beni lgnlklara srklemesi artk imknsz: Hrs, yaadm artlar yznden bastr a kar bende, nk bence hrs, egemenlik isteinden baka bir ey deildir; benim de btn i boyunduruum altna almak, kendime gre ak, ballk ve korku yaratmak demek olan asl zev egemenliin balca belirtisi ve en byk zaferi deil mi? Baka birinin aclarnn ya da se in kayna olmak hak, sz konusu deilken-gururumuzu bundan ok besleyen bir ey dnlebili eki mutluluk ne? Doyma noktasna ulam bir gurur. Kendimi dnyadaki br insanlardan daha i i, daha gl hissedebilseydim, mutlu olurdum; herkes beni severdi. Kendimde sonsuz bi r sevme yetenei bulurdum. Ktlk, ktle yol ayor: ilk s 114 ~Peorin'in Gnl z, bakasna ac ektirmenin zevki hakknda bir ipucu veriyor bize. Kt uygulamak istenmedike, insan kafasnda biimlenemez: Fikirler, organik yaratklardr. Der ler ki, doularndan biim alrlar fikirler, bu biim de eylemdir; kafasnda daha fazla fiki barndran biri, tekilerden daha eylemcidir. Bu yzden de memur masasna balanm bir dhi tpk durgun bir hayat sren, rnek davranlar gsteren, sonra da damar tkanmasndan lver ibi lmek, ya da ldrmak zorundadr. Heyecanlar, evrimlerinin ilk dnemini yaayan fikirlerden baka bir ey deildir; yrein gen nden gelme armaanlardr onlar; btn hayat boyunca onlarn etkisinde kalacan sananlarsa alardr. Durgun rmaklarn ou grl grl biralayan olarak balar, ama hibiri coup kp . Ama bu durgunluk, ou kere, gizli bir gcn belirtisidir; duygularla dncelerin cokunlu derinlii lgnlklara izin vermez; ruh, ister ac ekerken, ister sevin duyarken olsun, k isiyle kesin bir hesaplamaya gider ve her eyin byle zmlenmesi gerektiine inanr; bilir , frtnalar olmasayd, gnein srekli scakl gcn kuruturdu; bylece hayatnn temelle kendini bir ocuk gibi okar ya da azarlar. Kendini tanmann yceliine erimi bir kii tan 'Afcti deerlendirebilir yalnz. Bu sayfay yeniden gzden geirince, konudan olduka uuzaklm olduumu gryorum... Ama ne ?.. Ben bu gnl srf kendim iin tutuyorum, o zaman bu sayfalara doldurduklarm, zamanla, eerli bir an olacak benim iin. Grunitski koarak geldi ve kollarma atld: Subay olmu. Bir iki kadeh ampanya itik. Onun dndan Dr.Werner skn etti. -Sizi kutlayacak deilim, dedi Grunitski'ye. 115

-Neden? -nk er kaputu pek yakyordu size, hem tarada diki mis bir piyade subay niformas yak . Yani, imdiye kadar kuraldnda kalyordunuz, imdi herkes gibisiniz. -Konuun, konuun, doktor! Ne derseniz sevincimi baltalayamazsnz. Sonra kulama eilerek, -Bu apoletlerin bana ne umutlar verdiini bilmiyor ki, dedi... Ah u poletler! Sizin kck yldzlarnz yolumu aydnlatacak. Artk tam anlamyla mutluyum. -Maaraya kadar yryeceiz, bizimle gelir misin? diye sordum. -Ben mi? niformam hazrlanana kadar gen prensese ta atlasa kendimi gsteremem. -Mutlu haberi syleyeyim mi ona? -Hayr, hayr, n'olur syleme... artmak istiyorum... -Ha, aklma gelmiken soraym... Aranz nasl? Yz birden asld, dalgnlat: vnmek, yalan sylemek istiyor ama utanyordu; doruyu sy unu kryordu. -Ne dersin, seni seviyor mu? -Sevmek mi? Aman Peorin, neler dnyorsun!... Bu kadar abuk k olunur mu?... Aslnda se bile sylemez, akl banda kadnlar sylemezler... -ok gzel! Herhalde sence akl banda bir erkek de tutkularndan sz amamaldr. -Sevgili dostum! Her eyin bir yolu var; sylenmeden kalan sryle ey tahmin edilebilir. -Doru... Ne var ki gzlerden okunan ak, kadnlar hibir ekilde balamaz, oysa kelimeler.. yan tetik bas Grunitski, kz seninle oynuyor. 116 Peorin 'in Gnl -O mu? diye atld, gzlerini ge kaldrp hogryle glmsedi: -Sana acyorum Peorin! Gitti. Akamst, kalabalk bir grup maaraya doru yrye ktk. Yerli bilginlerin dediklerine baklrsa, "maara", snm bir yanarda azndan baka bir ey k Dann yamalarndan birinin stnde, ehirden bir mil kadar uzakta bir yanarda az. al ar arasndan geen dar bir patikadan gidiliyor oraya. Da trmanrken kolumu gen prensese v rdim; btn yry boyunca bir an brakmad. Lafa dedikoduyla baladk: Orada bulunan, bulunmayan btn tandklarmz bir bir ele aldm, gln yanlarn gsterdim nce, sonra da kt yanlarn. Damarm tutmutu. aka derken garez and, sonra rkt. -Siz tehlikeli bir adamsnz! dedi. Sizin zehirli dilinizin kurban olacama ormanda bir katilin ba altna yatarn, daha iyi... Bakn ak ak sylyorum, bir gn cannz beni ize bir bak alp boazm kesin: Zaten size g de gelmez bu. -Katile mi benziyorum? -Katile olsa iyi... Bir an dndm, sonra iten krlm gibi yaparak, -Evet, ocukluumdan beri kaderim budur zaten! dedim. Herkes, yzmde kt eilimlerin belirt lerini arard; aslnda olmayan ama onlarca olmas gereken eilimleri: Sonunda dilekleri gerekleti. Alakgnllydm; beni hesapllkla suluyorlard: Sonunda hi konumaz hale gel ktl ayrt edebiliyordum; anlamyorlard beni, herkes kryordu: Kin gtmeye baladm, i cuktum, bakalar gibi en, konukan deilim; onlardan stn gryordum kendimi 117 ama herkes beni onlardan aa tutmakta szbirlii etmiti: Kskan oldum. Btn dnyay sevm eerlendiren kmad: Bylelikle de nefret etmeyi rendim. Renksiz genliimi, kendime ve d ar giritiim savata tkettim. Alaya alnmaktan korktuum iin, en iyi duygularm yreim e gmdm: Orada silinip gittiler. Hep doru syledim, inanlmadm: O zaman kandrmaya balad barlarn dnyasn, toplumun ileyiini iyiden iyiye kavraynca, hayat biliminde ustalk kaza bakalarnn bu ustal kazanmadan mutlulua nasl ulatklarm grdm; benim hi ylmadan tadn, onlar kendilerini hi yormadan karyorlard. O zaman iimi bir karamsarlk kaplad; a kurunuyla giderilecek trden bir karamsarlk deildi bu: Souk, aresiz, sevimliliin, iyi niyetli bir glmsemenin altna gizlenen bir umutsuzluktu. Ruh ynnden sakat olmutum. Ruhu mun yars yoktu; solmutu, umutu, lmt. Ben de o yary kestim attm; oysa teki yar k i, herkesin hizmetindeydi. Kimse farkna varmad bunun; nk bir zamanlar var olan teki ya ndan haberleri yoktu; ama siz bir hatray uyandrdnz, ben de size bir kitabe okudum. Bi roklarna kitabeler gln gelir, ama ben hi de yle dnmem, hele onlarn altnda nelerin an. Yine de sizden grlerime katlmanz isteyemem; bu ani km size gln geliyorsa l katiyen gcendirmez beni. O anda, gzlerim gzlerine takld: Yalar parlyordu gzlerinde; koluma dayanan kolu titriyo

, yanaklar yanyordu: Bana acmt! Acma duygusu... Btn kadnlarn kolaylkla kapldkla eine penelerini geirmiti. Yry boyunca dalgnd, hi hoppalk etmedi. nemli bir belir Maaraya vardk: Kadnlar, kavalyelerinin yanndan ayrldlar, ama o benim kolumu brakmad. lca zppelerinin nkl 118 Peorin'in Gnl teleri onu gldrmyordu, ucunda durduu uurumun derinlii korkutmuyordu; oysa teki kadnla atarak gzlerini kapamlard. Geri dnerken, zc konumay yenilemek istemedim, ama sorduum sudan sorulara, yaptm gel ara ksa karlklar verdi, dalgnd. Sonunda, -Hi sevdiniz mi? diye sordum. Dikkatle gzlerimin iine bakt, ban iki yana sallad ve yine dnceye dald: Besbelli bi k istiyor, yalnz sze nereden gireceini kestiremiyordu. Gs inip inip kalkyordu... O and ne olsun istersiniz... Muslin elbise kollar pek korumaz insan; bu yzden bileimden kan bir kvlcm onun bileini de sard. Hemen hemen btn tutkular byle balar; ou kere, bir fiziksel ya da moral zelliklerimiz yznden sevdiini sanarak kendimizi byk lde aldat i ki onlar kutsal atei karlamak iin hazrlarlar yreklerini, yumuatrlar: Yine de, mesel zmleyen ilk dokunutur. Gezintiden dndmzde gen prenses, zoraki bir glmsemeyle, -Bugn ok iyiydim, deil mi? diye sordu. Ayrldk. Kendinden honut deil; bana souk davrandndan tr kzyor kendine... ilk zafer, asl zafer bu ite! Yarn gnlm almak isteyecek. Bunlar ezbere biliyorum iin can skc yan da bu ya. 4 Haziran Bugn Vera'y grdm. Kskanlk gsterileriyle rahatm iyice kard. Anlaldna gre ge a'ya amay aklna koymu: Tam da adamm semi! 119 -Bunlarn ne demek olduunu biliyorum, diyordu Vera durmadan. Ne olur bana imdiden ak ak onu sevdiini itiraf et. -Peki ama ya sevmiyorsam? -yleyse neden peini brakmyor, umutlandryorsun onu? Ben seni bilmez miyim? San inanmam stiyorsan gelecek hafta Kislovodsk'a gelirsin; biz br gn oraya gidiyoruz. Ligovskiy 'ler daha bir sre burada kalacaklar. Bize yakn bir ev tutarsn. Biz kaynan yaknlarndaki byk evde kalacaz, ikinci katta; Prenses Ligovskiy alt katta oturacak; bitiiimizde ayn damn bir evi daha var, henz tutulmam... Gelecek misin? Sz verdim, ayn gn evi tutmak iin birini yolladm. Grunitski, akam saat altda beni grm eldi, ertesi gn niformasnn hazr olacan bildirdi: Baloya yetiiyormu. -Nihayet, onunla btn akam dans edebileceim, dedi. Neler konuuruz kim bilir! diye ekle di. -Balo ne zaman? -Yarn tabii! Bilmiyor muydun? Yarn byk bir enlik var, yerel ynetim dzenliyermu... -Gel bulvarda dolaalm biraz. -imknsz, bu berbat kaputla dar adm atamam. -Ne zamandan beri kaputunu sevmemeye baladn? Gezintiye tek bama ktm, Prenses Meri'ye rastladm, mazurkay kendisiyle etmek istediimi edim. Hem ard, hem sevindi. -Geen sefer, zorunluluk yznden dans ettiinizi sanmtm, dedi tatl bir glmsemeyle. Grunitski'nin yokluunun farknda deil galiba. -Yarn ok gzel bir srprizle karlaacaksnz, dedim. -Neymi o? -imdilik sr... Baloda kendiniz anlarsnz. Akam, yal prensesin evinde geirdim: Vera ile sevimli bir ihtiyardan baka kimse yoktu. Keyfim yerindeydi, olaanst 120 Peorin'in Gnl eyler anlatp duruyordum: Gen prenses karma oturmu, samalklarm yle derin, dikkatli, ce bir ilgiyle dinliyordu ki kendimden utandm. Nereye gitmiti o canll, o uarl, kap kstah tavr, kmseyen glmseyii, dalgn baklar?

Vera da bunlarn farkndayd: Hasta yznde derin bir hzn belirdi: Pencerenin kenarndaki g bir koltua km, glgede ylece oturuyordu... Ona ok acdm. O zaman onunla nasl tantm, onu nasl sevdiimi, akmzn btn hikyesini oradakilere rma adlarla. Ona duyduum yaknl, ektiim zntleri yle canl bir dille anlattm, onun davranlarn e kardm ki, sonunda ister istemez gen prensesle flrt etmemi balad. Ayaa kalkt, yanmza geldi, canland biraz... Doktorun, saat on birde yatmasn tlediin gecenin ikisinde hatrlayabildik. 5 Haziran Balodan yarm saat nce, Grunitski, prl prl piyade subay niformasyla kageldi. Ceket ucuna ifte el gzl asl tuntan bir zincir takmt; akl almaz byklkteki apoletleri bi yukar kvrkt; izmeleri gcrdyordu; sol elinde, kahverengi eldivenleriyle kasketini t yor, sa eliyle de durmadan kvrck salarn kabartyordu. Hem bir eit kibir, hem de bir zlik okunuyordu yznde: Bayramlk kl, gururlu yry beni kahkahalarla gldrebilirdi, gun dseydi tabii. Kasketiyle eldivenlerini masann stne att, sonra ceketinin eteini ekitirerek aynada ken ine ekidzen verdi: Kenar e 121 nesine deer son derece sert bir yakaln stne dolanm kocaman atks, yakasnn altndan unu yeterli grmemi olmal ki, atky kulaklarna kadar ekti. Bu g i nk niformasnn -Dediklerine gre bu gnlerde prensesimle pek fazla ilgileniyormusun, dedi kaytsz bir t avrla, yzme bakmadan. Gemiteki nl apknlardan birinin pek sevdii bir deyimi; tekrarladm: Bir zamanlar Pukin etmiti o apkndan: -Bize mi kalm o iei koklamak? -Syleyin bakalm, ceket nasl duruyor? Allahn belas Yahu-i di!... Kollarmn alt nasl da .. Yannda lavantas olan var m? -Aman, daha lavanta m istiyorsun? Srdn glsuyunun kokusundan yanna yaklalmyor zaten. -Zarar yok. Verin. ienin yarsn boynuyla atksnn arasna, mendiline ve ceketinin yenlerine aktt. -Sen dans edecek misin? diye sordu. -Sanmam. ,' -Korkarm mazurkaya prensesle katlmam gerekecek, oysa bir figrn bile bilmiyorum. , -Ondan mazurka iin sz aldn m? -Henz almadm. -Senden nce davranmasnlar da... Elini alnna vurarak, -Doru ya! dedi. imdilik hoa kaln... Giri kapsnda buluacam onunla. Kasketini kapt gibi koar admlarla uzaklat. Yarm saat sonra ben de ktm. Sokaklar karanlk ve botu;' kulbn (isterseniz meyhanenin d iyebilirsiniz) dolaylarna youn bir kalabalk birikmiti; pencereler l sld; akam rz Peorin'in Gnl 122 gar, askeri bandonun ald mzii bulunduum yere kadar getiriyordu. Yava yava yryordu caba," diye dnyordum, "benim hayatta tek iim bakalarnn umutlarn ykmaktan ibaret mi hareket etmeye baladmdan beri kader beni bakalarnn dramlarnn sonuna yetitiriyordu, kimse bensiz lemezmi ya da ac ekemezmi gibi! Ben beinci perdenin vazgeilmez kiilerind m; ister istemez cellatn ya da hainin sevimsiz roln oynamak zorundaym. Kaderin bunda n amac ne olsa ki? Belki de burjuva trajedileri, aile romanlar yazar ya da Halk Ktpha nesi iin hikye yazanlarla ibirlii eden biri olmam istiyordur benden. Ne bileyim? Ka ki hayatn Byk iskender ya da Lord Byron olarak bitireceini kestirebilir nceden? ite bu y en de varln, fahri danmanlktan teye gidemeyen bir grevle srdrr." Toplant salonuna varnca, kalabaln arasna kararak gzlemler yapmaya baladm. Grunits sesin yannda durmu, heyecanl heyecanl bir eyler anlatyordu ona: Prenses, dalgn gzlerl inliyor. uraya buraya bakyor, yelpazesini dudaklarna gtyordu. Yznden sabrszlk okunu gzleriyle etrafta birini aryordu sanki: Konumalarn duyabilmek iin usulca arkadan yakla . -Bana ac ektiriyorsunuz, prenses, diyordu Grunitski. Sizi son grdmden bu yana mthi d

... Prenses ban ona evirdi: -Siz de deitiniz, dedi. Grunitski, bu baktaki gizli alay sezememiti. -Ben? Ben mi deitim?... Asla! Bunun imknsz olduunu siz de biliyorsunuz! Sizi bir kere gren, o taplas yznz mr boyunca unutamaz. -Susun ltfen... -Bir sre nce sevinle dinlediiniz eyleri neden imdi duymak istemiyorsunuz? 123 Gen prenses glerek, -Tekrardan holanmam da ondan, dedi. -Ne kadar yanlmm Tanrm!... O kadar budalaymm ki hi olmazsa bu apoletlerin dlerimi ceini... Yok yok, herhalde hep o berbat kaputla kalmak daha iyi olurdu; belki de ilginizi ona borluyum. -Gerekten de kaput, size daha iyi gidiyordu. Tam o srada prensese doru yryerek nnde eildim; hafife kzard, sonra telala, -Haksz mym ama Msy Peorin? dedi. Er kaputu Msy Grunitski'ye daha iyi gidiyordu. -Ben sizinle ayn fikirde deilim, diye karlk verdim, subay niformas onu olduundan da g teriyor. Grunitski bu hareketi hazmedemedi: Btn delikanllar gibi o da yal olmak iddiasnda; yzd derin tutku izgilerinin ya izlerinin yerini tuttuunu sanyor. fkeli bir bak frlatt y an hrsla yere vurdu ve yanmdan uzaklat. -tiraf edin bakalm, dedim gen prensese, teden beri gln olduu halde siz yakn zamana k ilgin buluyordunuz onu... Boz kaputu muydu ilginizi eken? Gzlerini yere indirdi, karlk vermedi. Grunitski btn gece prensesin peini brakmad; ya onunla dans ediyor ya da karsnda bir ularak gzleriyle onu yiyordu; iini ekiyor, prensesi yalvarmalaryla, sitemleriyle ted irgin ediyordu. nc kadrilden sonra, kz kendisinden bsbtn usandrmt. Bir ara yanma geldi, kolumu tutarak, -Senden bunu beklemezdim, dedi. -Neyi? -Mazurkay onunla edecekmisin, yle mi? Bana kendisi syledi... -Bundan ne kar? Sr deil ya... 124 Peorin 'in Gnl -Tabii deil... Byle mark, uar bir kzdan her ey beklenir... Ama cm alacam! -Sen suu onda deil, subay niformanla apoletlerinde ara. Artk kendisine ekici geliniyo rsan ne yapsn yani? -Neden umutlandrd yleyse? -Sen neden umutlandn? Bir eyi elde edebilmek iin aba gsterenlere aklm erer; ama umutla nmak ne demek? Kin dolu bir glmseyile, -Bahsi kazandn ama daha tamtamna deil, dedi. Mazurka balamt. Grunitski, prensesten ba imseyle dans etmiyor, teki erkekler de boyuna onunla dans ediyorlard; besbelli, bir tuzak hazrlamlard bana. Daha iyi. Benimle konumak istiyor, engel oluyorlar o zaman, daha ok isteyecektir. Bir iki kere elini tuttum; ikinci keresinde bir ey sylemeden ekti. -Bu gece gzme uyku girmeyecek, dedi. -Grunitski'nin yznden. -Hayr, hayr! Sonra gzleri dald, yle dnceli, mahzun bir hali vard ki o akam mutlaka eye karar verdim. Dalmaya balanmt. Prensesi arabasna bindirirken kk elini abucak dudaklarma gtrp ler gremezdi. Kendimden honut, salona dndm. Uzun bir masada genler akam yemei yiyorlard; aralarnda Grunitski de vard. Ben ieri gi ce hepsi sustular; benden bahsediyorlard besbelli. Geen balodan beri ou bana kar dman bir tavr taknd, zellikle svari Yzbas; imdi de Grunitski'nin bakanlnda bir ete r. Grunitski yle kibirli, yle cesur bir havada ki... ok sevindim; Hristiyan anlamnda olmasa bile dmanlarm severim; beni elendirirler, nabz

andrrlar. Her zaman tetikte olmak, her bak kollamak, her kelimenin 125 anlamn yakalamak, amalar sezinlemek, tuzaklar ortaya kartmak, aldanm grnmek, sonra bir tekmede kurnazln o karmak, yce dokusunu yerle bir etmek hayat diye buna derim ben . Akam yemei boyunca Grunitski svari Yzbasyla fsldap durdu, birbirlerine hep gz k 6 Haziran Bu sabah Vera, kocasyla Kislovodsk'a hareket etti. Prenses Ligovskiy'lere giderke n karlatm arabalaryla, Vera, bayla bana selam verdi: Baknda bir eit sitem vard. Neden kendisiyle ba baa kalma farsatn vermiyor bana? Ak da, ate gibi, yalm tkenince r. Belki de yakarmalarmn baaramadn kskanlk baaracak. Prensesin evinde tam bir saat kaldm. Meri kmad; hastaym. Akam da bulvarda grnmedi. E eriyle silahlanm yeni dman etesinin niyeti iyice bozuk anlalan, iyi ki prenses hasta: na saygszlk edebilirlerdi. Grunitski'nin salar darmadankt; her yanndan umutsuzluk aliba derinden sarsld. zellikle gururu yara ald; ama bazlar umutsuzluklarnda bile gl Eve dnnce, bir boluk hissettim. Onu grmemitim! Hastayd! Sakn gerekten tutulmu olmaya Sama! 7 Haziran Sabah saat on birde yani yal Prenses Ligovskiy'in Yermolov hamamnda terlemekte olduu saatlerde ben onlarn evinin nnden geiyordum. Gen prenses, dalgn dalgn pencerede oturu ordu. Beni grnce hemen ayaa kalkt. Hole girdim; hizmetilerden hibiri ortalkta yoktu; ben de 126 Peorin'in Gnl kaplcalara zg rahat detlerden yararlanarak adm vermeden salona daldm. Gen prensesin gzel yzn donuk bir sarlk kaplamt. Piyanonun banda bir eliyle koltu rdu. Eli hafife titriyordu. Usulca yanna yaklaarak, -Bana dargn msnz? diye sordum. Bitkin, cansz bir bakla yzme bakp ban iki yana saladi; azn ap bir eyler sylem emedi, gzleri yala doldu; koltua kerek ellerini yzne kapad. Elini tuttum. -Neyiniz var sizin? dedim. -Siz bana sayg gstermiyorsunuz!... N'olur, yalnz brakn beni! Bir iki adm attm... Koltukta doruldu; gzleri parlyordu. Elimi kapnn tokmana koyarak ladm. -zr dilerim, prenses, dedim, lgnlk ettim... Bir daha olmayacak; elimden geleni yapaca . Bugne kadar iimden neler getiini bilmenizin ne gerei var? Bunlar hi renemeyeceksin izin iin bylesi daha iyi olacak. Hoa kaln. Dar karken aladn duyar gibi oldum. Akama kadar Mauk Dann eteklerinde dolatm, eve gelince de bitkin derek kendimi yataa attm. Werner urad. Gen prenses Ligovskiy il evlenecekmisin, doru mu? dedi. -O da ne demek? -ehirde herkes bunu konuuyor; btn hastalarm bu nemli haber stne kafa yoruyorlar: Hast r byledir ite, bilmedikleri yoktur. "Grunitski'nin marifeti", diye dndm. -Size bu sylentilerin aslsz olduunu gstermek iin unu gizlice syleyeyim ki doktor, ded yarn Kislovodsk'a gidiyo rum. 127 -Ligovskiy'lerle mi? -Hayr, onlar bir hafta daha kalyorlar. -Demek onunla evlenmiyorsun? -Yazklar olsun doktor! Yzme bir bak bakaym: Gveye falan benzer bir yanm var m benim? -yle bir ey demedim... Sonra, kurnaz bir glmsemeyle ekledi: -Ama siz de pek iyi bilirsiniz bazen yle eyler olur ki, onurlu bir adam evlenmek z orunda kalr ve baz analar bu frsatlar hi karmazlar. Bu yzden bir dost olarak daha tem li olmanz tlyorum. Burada, kaplcalarda hava olduka tehlikelidir: ok daha iyilerine l kendilerini kaptrp soluu kilisede alan nice deerli genler grmmdr. inanr msnz,

dirmeye kalktlar? Solgun yzl bir kz olan taral bir anne. Kznn yznn ancak evlen lenebileceim kendisine sylemek budalaln etmitim. O zaman, minnet dolu yalarla, bana k evlenmemi teklif etmi, btn servetlerini galiba elli kadar kle-ayaklarnn altna sermiti ma ben evlenemeyeceimi sylemitim kendisine. Werner, beni uyandrdndan emin, kt. Sylediklerinden, ehirde gen prensesle benim hakkmda daha imdiden irkin sylentiler yay duunu anladm. Grunitski bunun hesabn verecek! 10 Haziran Kislovodsk'a geleli gn oldu. Veray'ya her gn kaynakta ve bulvarda rastlyorum. Sabahl an, kalkar kalkmaz pencerenin kenarna oturuyor, el gzlm onun balkonuna eviriyordum: O tan hazrlanm, giyinmi oluyor, nceden kararlatrdmz iareti bekliyor; evlerimizden k olda, gya tesadfen karlayoruz. Canlandrc da havas rengini ve 128 Peo ririin Gnl kuvvetini geri getirdi. Narzan'a bouna Hayat emesi dememiler. Blgenin yerlileri Kislo vodsk'un insanda ak istei uyandrdn, Mauk Da eteklerinde balayan her ak macerasn ulatn ileri sryorlar. Gerekten de, burada her ey yalnzlk alyor; her ey gizeml sndan grl grl kpklerle akarak kendine yol aan suyun stne eilmi kavak aalarnn ana kol salan karanlk, sessiz sel yataklar; beyaz akasyalarla, uzun otlarn buusuyla dolu havann tazelii; vadinin ucunda buluarak dosta bir yarma sonucu Podkumok'a karan in rmaklarn o duraksz, uyuturucu arltlar, hepsi. Bu kyda boaz genileyip yeil bir ; arasndan tozlu bir yol gemekte. Oraya her bakmda, st kapal bir arabann geldiini, penceresinden kk, pembe bir yzn baktn grr gibi oluyorum. imdiye kadar o yoldan ka geti, ama o asla. Kalenin arkasna den yre iyice kalbalklat: Benim kaldm evden birk bir tepeye kurulmu lokantada, ift sra halinde uzanan kavaklar arasnda klar titreiyor mlar; gece ge saatlere kadar sesler ve bardak angrtlar duyuluyor. Hibir yerde buradaki kadar Kahetin arab ve maden suyu iilmiyordur.

ikisini birlikte yrten ok, bilirim Yine de syleyeyim, ben onlardan deilim, Grunitski, her gn, dostlaryla meyhanede buluup iiyor, zoraki bir selam veriyor bana. Daha dn geldii halde kendisinden nce banyo yapmak isteyen ihtiyar adamla kavga etti: uras kesin, bana gelenler askerlik damarlarn kabartyor. 129 11 Haziran Sonunda geldiler. Arabalarnn sesini iittiimde pencere kenarnda oturuyordum: Yreim titr di... Bu da nesi? Ak m oldum acaba?.. yle budala bir yapm var ki, benden beklenir. le yemeini onlarda yedim. Yal prenses, beni tatl tatl szyor, kznn yanndan da hi andan, Vera, gen prensesi kskanyor; ileri amma da kartrdm! Erkeini paylat sand nelere bavurmaz kadnlar? Hi unutmam, bir keresinde, srf baka bir kadna am diye bir u bana. Kadn kafasndan daha elikili bir ey yoktur; kadnlar herhangi bir eye inandrma nlar yle bir noktaya getirmelisiniz ki kendi kendilerini inandrsnlar. Onlarn nyarglar usulleri de ok ilgintir: Diyalektiklerini zebilmek iin btn mantk kurallarn altst e rektir. Szgelimi, sradan bir rnek: Bu adam beni seviyor, ama ben evliyim: demek ki onu sevmemeliyim. imdi de kadnlarn yntemi: Evli olduum iin onu sevmemeliyin; ama o beni seviyor, demek ki... Burada bir sr nokta sralanabilir, nk mantk durur, artk sz geen dildir, gzlerdir v eer varsa, yrek konuur. Bu yazdklarm bir kadn grse ne olurdu? "iftira!" diye haykrrd fkeyle. airler iir yazal, kadnlar da onlar okuyal beri (bunun iin de kadnlara iten bir teek uz) melek olarak nitelendirilmeye ylesine altlar ki, ayn airlerin Neron'u bile para ur na yar tanr katna kardklarn unutarak byk bir safiyetle kendileri de inandlar melek . Kadnlardan bylesine kinle bahsetmek, benim gibi gz 130 Peorin 'in Gnl

dnyada onlardan baka hibir ey grmeyen birine dmezdi; ben onlarn uruna i rahatlm da etmeye hep hazrdm. Belki de bir fke annda, gururum krld iin, ancak tecrbeli gz ndirebilecei o byl rty ekip atmak istiyorum stlerinden. Hayr, hayr, onlar iin bt nun sonucu: Akln serin gzlemleri Kalbin ac deyileri

Kadnlar, btn erkeklerin kendilerini benim tandm kadar iyi tanmalarn istemeliler, duyduum korkuyu yeneli beri, onlarn kk zaaflarn anlayal beri yz kat daha ok seviyor r. Aklma geldi: Geen gn Werner, kadnlar Tasso'nun Kurtarlan Kuds kitabnda szn ettii zetti. Yakna gelmeyegr, dedi, drt bir yandan yle belalar saldrr ki Tanr korusun: Sorumluluk, urur, drstlk, kamuoyu, alay, kkseme... Yapacan tek ey, evrene bakmadan dosdoru yr yava, canavarlar yok olur ve nnde durgun, gneli bir imenlik alr, ortasnda yeil mer ten bir imenlik. Gelgelelim, ilk admlarda yrein titrer de ardna bakarsan mahvoldun gi tti! 12 Haziran Bu akam olaylar asndan ok zengindi. Kidlovods'un iki mil kadar tesinde, Podkumok Irma kt geitte "Halka" denilen bir kaya vardr. Bu, doa tarafndan oyulmu bir eit kapdr; epeden kar ve arasndan, batan gne, son alevli bakn frlatr dnyaya. Bu ta pencered tmek iin byk bir grup, atlarla oraya git 131 mistik. Dorusunu sylemek gerekirse, hibirimiz gnein batn falan dnmyorduk. Ben ge nnda gidiyordum; dnerken, Podkumok'un kysndan gemek gerekti. En s da dereleri bile t elidir, nk dipleri kaleidoskop gibidir; her gn dalgalarn basncna gre deiir. Dn bir n yerde, bugn bakarsnz bir ukur vardr. Prensesin atn dizgininden tutarak suya doru s u, diz boyundayd; akntya kar ilerlemeye baladk. Bilindii gibi, hzl derelerden geer bakmamak gerekir, yoksa insann hemen ba dner. Prenses Meri'yi bu konuda uyarmay unutm utum. Tam derenin ortasna, akntnn en hzl olduu yere varmtk ki, prenses eyerinin s -Fena oluyorum! dedi zayf bir sesle. abucak eilip ince belinden kavradm. -Yukarya bakn! diye fsldadm, bir ey deil, korkmayn; yannzdaym. Daha iyiceydi, kolumdan kurtulmak istedi, ama ben bsbtn sk sardm kvrak, yumuack gvd yanam yanana deiyordu; yz ate gibiydi. -Ne yapyorsunuz... Tanrm!... Onun titreyiine, aknlna kulak asmadm, dudaklarm yumuak yanaklarna dedi; anszn i rmad. Arkada kalmtk: Olanlar kimse grmedi. Kyya ktmzda herkes atn koturmaya u; ben de yannda kaldm. Anlalan, sessizliim onu tedirgin ediyordu, ama srf merak yznd azm amamaya ant itim. Bu g durumdan nasl syrlacam grmek istiyordum. Bouk bir sesle, -Siz ya beni aalamak istiyorsunuz, ya da gerekten ok seviyorsunuz! dedi. Belki de ben imle alay etmek, beni incitmek, sonra da brakmak istiyorsunuz... Bunu dnmek bile yle alaka, yle haince bir ey olurdu ki... Yok, yok! Olamaz, 132 Peorin'in Gnl deil mi, diye ekledi tatl bir gvenle, bende saygszlk uyandracak bir ey yok, deil mi? ha hareketiniz... Sizi balamak zorundaym, nk ben izin verdim buna... Cevap verin ltf esinizi duymak istiyorum!... Son szlerinde yle kadnca bir sabrszlk vard ki, kendimi glmekten alkoymadm. Neyse ki ararmaya balamt. Karlk falan vermedim. -Susuyorsunuz, diye devam etti. Belki de nce benim sizi sevdiimi sylememi bekliyors unuz. Sustum. Anszn bana dnerek, -yle mi istiyorsunuz? diye sordu. Bakndaki ve sesindeki kesinlikte rktc bir ey vard. Omuzlarm silkerek, -Neden yle isteyeyim? dedim. Atn kamlayarak dar ve tehlikeli yoldan drtnala umaya balad. Her ey yle abuk olmut i toparlayp yanna gittiimde o, ndekilere katlmt. Dnerken, btn yol boyunca durmadan gld. Hareketlerinde hastalkl bir nee gze arpyordu; yzme bir kere bile bakmad. Her aanst neeyi fark etmiti, ihtiyar prenses, iin iin seviniyordu kzna baktka; oysa k

nir buhran geiriyordu. Btn gece uyumayacak, alayacak. Bu dnce, sonsuz bir sevin veri ana: Bazen vampirleri anlyorum... Bir de, iyi yrekli, keyifli bir insan olarak n sa ldm, stelik bu sfatlar hak etmeye altm dndke... Atlardan inildikten sonra, kadnlar ihtiyar prensesin evine gittiler. Ben heyecanly dm, kafama en dnceleri datmak iin dalara doru drtnala srdm atm. Islak akam u. Ay, karanlk doruklarn ardndan domak iin dalara doru drtnala srdm atm. Islak ak serinlik yayyordu. Ay, karanlk doruklarn ardndan 133 domak zereydi. Nalsz atmn her adm, dar boazlarn sessizliinde bo yanklar brakyor a atm suvardm, gney gecesinin taze havasn bir iki kere itahla cierlerime ektikten so ola ktm. Kenar mahallelerden getim. Pencerelerde klar teker teker snyordu; kaledeki rle evre kulelerdeki Kazaklar, birbirlerine uzun uzun sesleniyorlard. Mahallenin uurum kenarna kurulmu evlerinden birinde olaanst bir aydnlk dikkatimi ekt asra ykselip alalan sesler, haykrlar, bir asker elentisinin yapldn gsteriyordu. pencereye gizlice yanatm: Doru drst kapanm bir pancur, elenenlerin kimler olduklarn ve konutuklarn duymama yardm etti. Benden bahsediyorlard. Yz araptan al al olmu svari Yzbas masaya yumruunu indirerek sz istedi: -Baylar, dedi. Bu gerekten katlanlmaz bir durum! Peorin'e mutlaka bir ders vermeliy iz! Petersburglu zpktlar birtakm tavrlar taknrlar, ta ki burunlar yere srtlnceye alnz kendisinin kibarlar arasnda yaadn sanyor her zaman temiz eldiven ve boyal izme iin. -Ya o kstaha glmseyii! Kalbm basarm korkan biridir, dpedz korkak! -Ben de yle dnyorum, dedi Grunitski. ii akayla geitiriyor. Bir keresinde ona yle im ki bakas olsayd beni para para ederdi, ama Peorin alaya ald. Tabii delloya arma derdi. stelik, bulumak... -Grunitski, gen prensesi elinden ald diye ona kzyor, dedi birisi. -Amma da laf! Geri onunla azck flrt ettim ama, evlenmek istemediim iin hemen vazgetim; gen kzlara boyun emek detim deildir. 134 Peorin in Gnl -Evet, evet, bence birinci snf bir korkaktr. Yani Peorin tabii, Grunitski deil. Grunit ki, bulunmaz bir adam, hem de gerek bir dost! dedi svari Yzbas. Baylar! Hibiriniz br ana deilsiniz, deil mi? Hibiriniz. Gzel! Onun yiitliini denemek ister miydiniz? Elence i olurdu. -Tabii isterdik, ama nasl? -Dinleyin. Grunitski ona ayrca kzgn; asl rol ona dyor! Durup dururken, hi yznden b eorin'i delloya davet eder... Durun bakn, imdi asl meseleye geliyoruz... Onu delloya a Gzel! Btn bunlar, arl ekli, hazrlklar, artlar... Bunlarn hepsi mmkn olduu kad lde yaplmal; bunlar bana brakn. Zavall dostum, senin ahidin ben olurum! O da gzel! i n can alc noktasna geldik: Tabancalara kurun koymayacaz. imdiden sylyorum Peorin yu Alt adm arayla kar karya gelirler, ff be! Kabul ediyor musunuz, baylar? -Mkemmel bir tasar! Kabul ediyoruz! Neden etmeyelim? Sesleri geldi drt bir yandan. -Ya sen Grunitski? Sabrszlktan titreyerek Grunitski'nin karln bekledim. Bu tesadf olmasa, u ahmaklar rumuna deceini dndke fkeden kuduruyordum. Grunitski, hayr deseydi, boynuna atlaca bir sessizlikten sonra iskemlesinden kalkt, elini Yzbaya uzatarak kurumlu bir sesle, -Peki, dedi, kabul ediyorum. Btn bu namuslu kiilerin sevincini tamtamna anlatmak ok g olurdu. ki ayr duygunun etkisinde eve dndm. Bu duygulardan biri zntyd. "Neden benden nefret e orlar?" diye dndm. "Neden? Kime ne zararm dokundu? Hi. Acaba ben de d grnleriyle lardan biri miyim?" Zehirli bir kinin btn benliimi doldurduunu duyumsuyor 135 durn. "Ayan tetik bas, Msy Grunitski!" diyordum boyuna, odamda bir aa bir yukar dol en byle oyunlara gelmem. Salak dostlarnn gzne girmek pahalya oturur sana. Ben senin oy uncan deilim!" Btn gece gzme uyku girmedi. Sabahleyin, limon gibi sarydm. Sabah, kaynakta gen prensesle karlatm. : -Hasta msnz? dedi beni dikkatle szerek. -Btn gece uyumadm. -Ben de... Sizi suladm... Yanldm belki. Ama n'olur davrannz aklayn, her eyi ba -Her eyi mi?

-Evet, her eyi... Yeter ki doruyu syleyin bana ve abuk olun... ok kafa yordum, davran kl karmaya, yorumlamaya altm: Belki de ailemin karaca zorluklardan korkuyorsunuz.. k. Duyduklar zaman... (sesi titriyordu) yalvarr yakarr kandrrm onlar... Yoksa belki de kendi durumunuz... Yalnz unu bilin ki, ben sevdiim kimse iin her eyi gze alabilirim... N'olur abuk cevap verin... Acyn bana... Beni kmsemiyorsunuz deil mi? Elime sarld. Yal prenses, nde Vera'nn kocasyla yryordu, bir ey grmemiti; yine de gezintiye kan m olabilirlerdi bizi btn merakl dedikoducularn en merakllardr onlarelimi scak avucu rtardm. -Size gerei syleyeceim, dedim prensese, kendimi hakl karmaya da, davranlarm akla im yok. Size k deilim. Dudaklar hafife sarard. Ancak duyulabilecek bir sesle, -Brakn beni, dedi. Omuz silktim, dndm, yryp gitti . . . . 136 Peorin'in Gnl 14 Haziran Bazan kendimi ok kk gryorum... Belki de bakalarn kmsemem bu yzdendir. Soylu davr orum. Kendi gzmde gln olmaktan korkuyorum. Benim yerimde baka birisi olsa gen prensese yreini ve servetini hemen sunuverirdi, ama "evlenme" kelimesinin benim stmde gizemli bir etkisi var. Bir kadn ne kadar seversem seveyim, kendisiyle evlenmek zorunda o lduumu bana hissettirirse... Ne ak kalr, ne bir ey! Yreim ta kesilir ve hibir ey onu scaklna getiremez. Bu fedakarln dnda her fedakarlk istenebilir benden. Yirmi kere da namusumu ortaya koyabilirim, ama zgrlm asla! Neden bunca deer veriyorum ona? Bana n iyilii dokunuyor? Kendimi neye hazrlyorum? Gelecekten ne bekliyorum?.. Aslnda hi. Bu benimki, iten gelen bir korku, silinmez bir nsezi. Grunitski, bir sredir bana selam vermiyor; bu gece de bir iki kere saygsz baklarla szd eni. Hesaplamaya giritiimizde bunlarn hepsi gz nnde tutulacak. Saat ondan az nce kalk ttim. Dars zifiri karanlkt. evredeki dalarn doruklarnda souk, karanlk bulutlar birikmi a rzgar lokantann yaknlarndaki kavak alarnn tepelerinde inildiyordu. Pencerelerin d i birikmiti. Tepeden indim, kapdan knca admlarm sklatrdm. Anszn, arkamdan biri aptm. Gen prensesin penceresinin altndan geerken yine ardmda ayak sesleri duydum. nifo rma giymi biri, koarak yanmdan geti. Bu beni kukulandrd: Yine de, gizlice sahanla do e karanlk merdivenlerden ktm. Kap ald; kk bir el elimi tuttu. -Hi kimse grmedi ya? diye fsldad Vera, gsme iyice yaslanarak. -Kimse grmedi. 137 -imdi seni sevdiime inandn m? Nasl kararszdm, nasl aclar ektim!.. Ama sen eninde so eni yola getiriyorsun. Yrei deliler gibi arpyordu; elleri buz kesmiti. Hemen kskanlk sitemlerine, yaknmaya Her eyi kendisine itiraf etmemi, tek dilei benim mutluluum olduuna gre ihanetimi kavg asz grltsz kabul edeceini syledi. Bunlara pek inanmadm ama onu yeminlerle, vaatlerle an yattrdm. -Demek Meri ile evlenmiyorsun? Onu sevmiyorsun? O da sanyor ki... Biliyor musun z avallck sana delicesine tutkun, zavall! rmceklerden, hamambceklerinden, farelerden neden korktuklarn bilmeyen insanlar yok mu dur? itiraf edeyim mi? Ben daha ocukken, ihtiyar bir kadn annemin falna bakm. Benim " kt bir evlenme sonucunda leceimi" sylemi. Beni ok etkilemiti bu: Ruhumda evlenmeye ka suz bir isteksizlik uyand. Yine de, bir ey, faln doru kacan gsteriyor, ama ben bunu duu kadar gecikmesi iin elimden geleni yapacam. 15 Haziran Dn, buraya hokkabaz Apfelbaum geldi. Lokantann kapsna yukarda ad geen harika hokkabaz, cambaz, kimyager ve gzbacnn bu gece, saat sekizde, saygdeer mterilere Soylular Derne lonunda (yani lokantada) olaanst bir gsteri yapacana dair bir ilan asld; giri ikier ble. Herkes harika hokkabaz grmeye gidiyor: Prenses Ligovskiy bile kznn hasta olmasna ramen bir bilet ald. Bugn le yemeinden sonra Vera'nn penceresinden getim. Tek bana balkonda oturmutu. Aya

e bir kt paras dt: "Bu gece, saat dokuz buuk sularnda giri merdiveninden 138 Peorin 'in Gnl gel. Kocam, Pyatigorsk'a gitti, yarn sabahtan nce dnmeyecek. Uam ve oda hizmetilerim e de olmayacaklar: Hepsine bilet aldm, prensesin hizmetilerine de. Seni bekliyorum. Mutlaka gel." "Tamam," diye dndm. "Sonunda istediime gelmedi V m? Saat sekizde, hokkabaz seyretmeye gittim. Seyirciler dokuza kalmadan yerlerini al mlard: Gsteri balad. Arka sralarda Vera'yla prensesin uaklarn, oda hizmetilerini g oradayd. Grunitski, el gzlyle, n srada oturmutu. Hokkabaz, mendil, saat, yzk fala er istediinde hep ona bavuruyordu. Sabaha kar saat ikide, iki al birbirine baladm, ya ki stuna dayanarak st balkondan alt balkona indim. Gen prensesin odasnda hl k yanyo r ey, beni o pencereye doru itti. Perde tamtamna ekilmedii iin odann iini ilgiyle sey ebiliyordum. Meri yatanda oturuyordu; elleri dizlerinin stndeydi; gr salar, dantelli b r gece balnn altnda toplanmt; geni, kzl bir al beyaz omuzlarn rtyordu. Kpr kk bir masann stnde ak bir kitap duruyordu, ama hareketsiz ve yasl gzleri belki de dir ayn sayfada dolayordu, dnceleri ise baka yerdeydi. O srada allarn arasnda bir hrt oldu. Balkondan imenlie atladm. Gremediim bir el -Naslm? dedi kaba bir ses. Yakalandn ite!... Gen prensesleri gece ziyaret etmek neymi, gstereceim sana!... Keden frlayan baka biri, -Sk tut onu! diye haykrd. Biri Grunitski, teki de svari Yzbasyd. Yzbay bir yumrukta yere serdim, hemen alla daldm. Evlerimizin nndeki meyilli topra arn bir bir biliyordum. 139 -Harsz var! imdat! diye bardlar. Bir silah patlad, dumanlar saan bir fiek ayaklarmn dibine dt. Bir dakika sonra odamdaydm; soyunup yattm. Daha uam kapy yeni kilitlemiti ki svari Y runitski kapy vurmaya baladlar. -Peorin! Uyuyor musun? Orada msn? diye baryordu Yzba. -Uyuyorum, diye cevap verdim bozuk bir sesle. -Kalk bakalm!... Hrszlar!... erkezleri.. Gittiler. Aslnda cevap vermemeliydim onlara: Bir saat daha bahede dolanp beni ararl ard. Bu srada, ortalk kart. Kaleden drtnala bir Kazak geldi. Herkes ayakland: allk a erkez aramaya baladlar ve tabii tek erkeze rastlamadlar. Ama mutlaka biroklar, garni on askerleri daha cesur ve tetik olsayd, u apulculardan en aa yirmisi yere serilmi olu du, diye dnmlerdir. 16 Haziran Bu sabah, kaynakta, geceki erkez basknndan baka laf edilmiyordu. Narzan suyundan dok torun tledii kadar itikten ve kavaklar arasnda on kere kadar gidip geldikten sonra Ver a'nn kocasyla karlatm; Pyatigorsk'tan henz dnmt. Koluma girdi; lokantaya le yeme k. Karsnn durumuna ok zlyordu. Durmadan, -Dn gece nasl korkmu, diyordu, tam da benim olmadm zamana rastlamas... ilerinde Grunitski de bulunan bir sr gen yan odaya giden kapnn yanna birikmilerdi, o yanna oturup yemek smarladk. Kader, bir kere daha, bana Grunitski'nin geleceini karar latracak bir konumay duyma frsatn verdi. Beni gre 140 Peorin 'in Gnl medii iin gizli bir amac olduundan kukulanmadm; gelgelelim, bu, onun suunu gzmde bs . -Gerekten erkezler miymi? dedi birisi. Gren olmu mu ki? -Ben size iin asln anlataym, dedi Grunitski, ama sakn beni ele vermeyin. yle oldu; d e, adn vermeyeceim biri bana urad ve saat ona doru birinin, Ligovskiy'lerin oturduu ev gizlice girdiini syledi. Bu arada unu da belirtmeliyim: Yal prenses buradayd, gen pre ses ise evindeymi. Biz de bu talihli genci enselemek iin oraya gidip pencerelerin altnda durduk.

Karmdaki, yemeiyle son derece megul grnd halde itiraf edeyim ki irkildim. Houna git eyler duyabilirdi, tabii eer Grunitski gerei sezmise. Ama kskanlk gzn ylesine b bir ey gelmiyordu. -Biz, diye devam etti Grunitski, srf onu korkutmak amacyla aldmz mermisiz fiekle dolu klerimizle yol kmtk. Gecenin saat ikisine kadar bahede bekledik. Neden sonra, nereden tk Tanr bilir, ama uras muhakkak ki pencereden kmamt, nk pencerenin aldn g rkasndaki caml kapdan km olacak evet ne diyordum, neden sonra balkondan birisinin indi i grdk... Prensesin bu hareketine ne buyrulur? u Moskoval kzlar da az deillermi! Ondan sonra ne olsa beenirsiniz? Herifi yakalamak istedik, ama elimizden kurtuldu, tavan gibi kaarak alla dald, ite o zaman stne ate ettim. Grunitski'nin evresindekiler sylenenlere pek inanmamlard; fsltlar duyuldu. -Bana inanmyorsunuz demek? dedi. Size namusum ve erefim stne yemin ederim ki syledikl erim kelimesi kelimesine dorudur; isterseniz, o kimsenin adn bile verebilirim. Hepsi birden, 141

-Syle bakalm, kimmi? diye haykrdlar. -Peorin! dedi Grunitski. O anda gzlerini kaldrd ben, tam karsnda, kapnn eiinde duruyordum-yz kpkrmz ol a, tane tane unlar syledim: -Bu alaka iftiray dorulayabilmek iin namusunuz stne sz verdiiniz andan sonra ieri g n zgnm. Burada olsaydm, sizi byk bir adilikten kurtarm olurdum. Grunitski yerinden frlad, tam barmak zereydi ki, -Rica ederim, dedim ayn soukkanllkla, rica ederim szlerinizi bir an nce geri aln: Syl klerinizin uydurma olduunu kendiniz de pek iyi biliyorsunuz. Sizin parlak zellikle rinize kaytsz kald iin bir kadndan bylesine korkun bir almaya hakknz yok sanr izi tekrarlarsanz hem onurlu bir erkek sfatn kaybedecek, hem de hayatnz tehlikeye soka aksnz. Grunitski, gzlerini yere indirmi, heyecandan titreyerek duruyordu karmda. Ama vicdanl a gurur arasndaki atma uzun srmedi. Yannda oturan svari Yzbas dirseiyle drtt on ine geldi, gzlerini yerden ayrmadan, -Sayn bay, dedi, ben bir ey sylediim zaman dnerek sylerim, tekrar etmeye de hazrm d Sizin tehditlerinizden rkecek deilim; her eyi gze aldm. -Sonuncu sznz zaten doruladnz, dedim souk bir sesle ve svari Yzbas'nn koluna gi -Ne istiyorsunuz? dedi Yzba. -Grunitski'nin dostu olduunuza gre, dedim, herhalde ahidi olmay kabul edersiniz? Yzba, byk bir ciddiyetle eildi. -Doru tahmin ettiniz, dedi, aslnda onun ahidi olmak zorundaym da, nk ona edilen hakare in ucu bana da dokunuyor. Eri omuzlarn dikletirmeye alarak, 142 Peorin in Gnl -Dn gece, diye ekledi, onunla beraberdim. -Ya? dedim, demek bana yumruk savurduum adam sizdi nz? Sarard, morard; gizli bir kt niyet seziliyordu baknda. Son derece kibar bir ekilde e k, -Ben de bugn ahidimi size yollamaktan eref duyacam, dedim, kzgnlna aldrmam grn Lokantann taraasnda Vera'nn kocasyla karlatm. Galiba beni bekliyordu. Gzleri yala -Asil delikanl, dedi. Hepsini duydum. Ne alak bir adam! Ne kadar nankr! Byle bir ola ydan sonra kim bunlar temiz bir eve alr? iyi ki kzm yok! Ama uruna hayatnz tehlikeye en kz sizi dllendirecektir. Zaman gelinceye kadar, azmdan hibir ey karmayacama g . Ben de gentim, ben de askerlik yaptm: Bu eit ilere karlmamas gerektiini bilirdim. Zavallck! Kz olmadna seviniyor. Doruca Werner'e gittim, kendisini evde buldum, olan biteni anlattm; Vera'yla ve gen prensesle ilikilerimi, tesadfen duyduum konumay, bu konumadan, o adamlarn beni mermisi fiekle delloya zorlayarak alaya almak istediklerini rendiimi, hepsini. An imdi i cid eiyordu: Byle bir sonu akllarna gelmemiti herhalde. Doktor, ahidim olmaya raz oldu; dellonun artlar hakknda bilgi verdim ona. Bu iin gizli tutulmas iin steleyecekti, nk lme meydan okuyacak kadar cesur olduum halde geleceim

tmeye niyetim yok. Sonra eve gittim. Bir saat sonra, doktor aratrmasnn sonularn getirdi. -Gerekten size kar bir tuzak hazrlyorlar, dedi. Grunitski'nin evinde o svari Yzba's lmediim bir baka 143 adama rastladm. Bir an, izmelerimi karmak iin sofada duraklamtm. Barp aryor, t "Katiyen raz olmam," diyordu, "beni herkesin gz nnde rezil etti: Ondan nce i bakayd eki, bundan sana ne?" diyordu svari Yzba's. "Ben her eyi stme alyorum. Be delloda tim, bu ileri dzenlemeyi bilirim, inan bana. Hepsini tasarladm. Yalnz sen karmayacaksn Herifi korkutmann bir zarar yok, hem insan kurtulma imknna sahipse neden kendini te hlikeye atsn?.." Tam o srada ben ieri girdim. Birden, sustular. Grmemiz olduka uzun s Sonunda u sonuca vardk: Buradan mil kadar uzakta ssz bir boaz var; yarn sabah saat d oraya gidecekler, biz de onlardan yarm saat sonra yola kacaz; alt adm aralkla durup birimize ate edeceksiniz. Bunu Grunitski istedi. ldrlen, erkezlere braklacak. imdi, baz kukularm var: Onlar, yani Grunitski'nin ahitleri, nceki tasarlarnda deiiklik y iyorlar; yalnz Grunitski'nin tabancasn doldurmak istiyorlar. Bu biraz cinayeti andryor ama sava srasnda, hele Asya savalarnda, hileye izin verilir. Yine de Grunitski arkada arndan biraz daha namuslu. Ne dersiniz, onlara meseleyi anladmz belli edelim mi? -Asla, doktor! Gvenin bana, onlarn tuzana dmeyeceim. -Ne yapacaksn yleyse? -Oras sr ite. -Aman oyuna gelmeyin de... Unutmayn, mesafe alt adm... -Doktor, yarn sabah drtte sizi bekliyorum; atlar hazr olacak... Gle gle. Akama kadar evden kmadm, odamda kilitli kaldm. Bir uak, yal prensesten bir davetiye g rdi. Hasta olduumu bildirmesini syledim. 144 Peorin'in Gnl Sabahn saat ikisi... Uykum bir trl gelmiyor... Ne var ki yarn elimin titrememesini s alamak iin uyumak zorundaym. Alt admdan vuramamak imknsz ama. Ah, Msy Grunitski! Be ceksiniz... Rolleri deiiyoruz; artk sizin solgun yznzde korku belirtileri aramak bana dyor. Neden u ldrc alt adm kendiniz istediniz? Alnm, hi tartmadan, size sunac ., sonra... sonra... ya kaderi benimkinden ar basarsa? Ya yldzm bana ihanet ederse?.. Tuhaf olurdu dorusu, imdiye kadar btn ufak tefek delimenliklerime boyun edi. Gkte de, yerdekinden fazla bir ballk aranamaz ki... N'olacak yani? leceksem leceim! Dnyann byk kayb olmayacak bu ite, stelik ben de yet ar usandm. Baloda esneyip de, srf arabas kapya gelmemi diye yatana gidemeyen bir adama benziyorum. Ama artk arabam hazr... Hoa kaln!.. Aklmdan btn gemiimi geiriyor, elimde olmadan ayorum: Neden yaamm sanki, ne amal .. Yine de o ama var olsa gerek. Kaderim mutlaka yksek bir amaca ynelmiti, nk ruhumda onsuz bir g hissediyorum. Ama o kaderin ne olduunu kestiremedim, bo, nankr tutkularn e iciliine kapldm; onlarn ocandan demir gibi sert ve souk ktm, ama soylu duygularn a ir daha gelmemecesine yitirdim-hayatn en gzel tomurcuklarn. O zamandn bu yan, ka kere , kaderin elinde bir balta grevini yaptm! Cellatn baltas gibi, ou kez kt bir niyet g n, ama hibir zaman da pimanlk duymadan mahkmun bana indim. Akm, hi kimseye mutluluk medi, nk sevdiklerim uruna bir eyi gzden karmadm. Kendi adma sevdim, kendi zevkim i rn duygularm, sevecenliklerini, sevinlerini ve kederlerini itahla tketerek kalbimin g arip bir ihtiyacn karladm hi doymak bilmedim. Tpk, alktan ve yorgunluktan bitkin d kusunda gzel yemekler 145 ve kpren araplar grmesi gibi; uykusunda hayal gcnn uucu tatlarn iine eker, rahatl i: Ama uyanr uyanmaz grntler kaybolur. ki katna km bir alkla, bir umutsuzlukla ba ndini! Belki yarn leceim!... Dnyada beni tamtamna anlam hibir yaratk kalmayacak. Bazlar b dan kt, bazlar olduumdan iyi sanrlar. Bazlar iyi bir adamd, brleri, rezilin tekiyd ler. kisi de yanl olacak. Byleyken, yaamaya deer mi zaten? Yine de insan yayor, merak en. Yeni bir eyler bekleyip duruyor... Sama, sinir bozucu bir du rum! te bir buuk aydr N... Kalesi'ndeyim. Maksim Maksimi ava gitti. Yalnzm, pencerede oturu orum. Boz bulutlar, dalar eteklerine kadar rtt; sisin arasndan gne, sar bir leke gibi r. Hava souk: Rzgr inildeyip duruyor, pancurlar sallyor... f ne skc!... Bir sr gar

den yarda brakmak zorunda kaldm gnlme devam ediyorum. Son sayfay yeniden gzden geiriyorum. Ne gln! leceimi sanmm, mknszm. Daha acl de sryle yl olduunu biliyorum. Gemi, hafzamda ne kadar kesin ve duru bir ekil ald! Zaman, tek izgiyi, tek glgeyi bile silememi. Dellodan bir gece nce gzme uyku girmediini hatrlyorum. Uzun uzun yazamamtm: Gizli b rginlik sarmt iimi. Bir saat kadar odada dolatm, sonra oturup masamn stnde duran bir n atm: Walter Scott'un skoya Pritenleri idi. nceleri okuyabilmek iin basbaya aba g erekti, ama sonra kitaptaki byl hayal gcne kaptrdm kendimi, zaman unuttum. u sko insana verdii zevkin karln teki dnyada mutlaka almtr. Neden sonra afak skt. Sinirlerim yatmt. Aynada kendimi gzden geirdim: Yzmde, sk n iz 146 Peorin'in Gnl lerini tayan bir donukluk vard; ama gzlerim, her ne kadar mor glgelerle kaplysa da gur urla, cesaretle parlyordu. Kendimi pek beendim. Atlarn eyerlenmesini syledikten sonra giyindim ve banyo yapmaya kotum. Narzan suyun un souk kpklerine gmlrken gvdemin ve ruhumun yepyeni bir gle dolduunu duydum. Baloy ekmi gibi taze, diri ktm sudan... Bundan sonra gelin de ruhun gvdeye bal olmadn il kalkn! Eve dndmde doktor gelmiti. stnde boz renkte klot pantolonla bir Kafkas yelei vard; rkez kalpa takmt. O kocaman hantal kalpan altndaki kck gvdesini grnce kahkahay ten bir kavgac ifade yoktur, stelik o gn her zamankinden de ask grnyordu. -Neden bu kadar mahzunsunuz, doktor? diye sordum. Bundan nce en azndan yz kere, baka larn byk bir kaytszlkla br dnyaya uurlamadnz m? Tutun ki, bende safra kesesi il bilirim de, lebilirim de; ikisi de olaandr. Bana, bilmediiniz bir hastala tutulmu bir asta gzyle bakn; o zaman ilginiz mthi uyanacaktr. Beni gzlemleyerek ok nemli fizikse elemeler yapabilirsiniz. Ani bir lm beklemek de aslnda gerek bir hastalk deil midir? Bu dnce doktoru etkilemiti; neesi biraz yerine geldi. Atlarmza bindik. Werner, iki eliyle dizginlere asld; yola ktk. Gz ap kapayana kadar nar mahalleden, sonra da drtnala kalenin yanndan getik, grltl bir rman eitli yerl tii bir boazd bu. Dereyi sudan gemek gerekiyordu; doktor, ok sklyordu bu iten; nk ince duruyordu. Daha mavi, daha duru bir sabah dnemiyorum. Gne, yeil doruklarn ardndan daha yeni dom lk nlarnn lld, gecenin solan serinliiyle birleince tatl bir geveklik ve 147 riyordu insana. Yeni doan gnn neeli nlar daha szmamt boaza, iki yanmz tepeden lerini yaldzlyordu. Derin yarklarda boy atan sk allar en hafif bir rzgr estiinde bil gm yamuruna tutuyordu bizi. O gn her zamankinden daha fazla doaya tutkundum hatrlad Geni asma yapraklarnn stnde titreyerek milyonlarca n saan iy tanelerini nasl bir e inceliyordum! Gzlerim, sisli ufuklar nasl itahla yarmaya alyordu! Bir ara, yol dara ya, kayalar bsbtn mavi ve rktc gelmeye balad: O kadar ki, sonunda, nmzde almaz de birletiler. Ses karmadan yol alyorduk. -Vasiyetnamenizi hazrlam mydnz? diye sordu Werner anszn. -Hayr. -Ya lrseniz? -Miraslarm kendiliklerinden ortaya karlar. -Yani, son bir veda yazs yollamak istediiniz bir dostunuz yok mu? Bam salladm. -Yani, kendisine hatra olarak bir ey brakmak isteyeceiniz tek kadn da m yok bu dnyada? -Size almam m isterdiniz doktor? diye sordum, insann sevgilisinin adn anarak ld ya li bir dostuna pomatl yahut pomatsz bir tutam sa brakt yllar oktan geride braktm r lm aklma gelince yalnz kendimi dnyorum: Bazlar bunu bile yapmazlar. Yarn beni un aha kts, hakkmda yalanlar uyduracak dostlardan, bakalarn kucaklarken bir lye kar k mamak iin arkamdan glecek kadnlardan bana ne? Hayatn kasrgas iinden birka fikirle k duygu aramayn. Uzun sredir kalbimle deil kafamla yayorum zaten. Kendi tutkularm ve dav anlarm dikkatle inceliyorum, ilgiyle, ama hep 148 Peorin'in Gnl

darda kalarak. Benliimde iki kii barnyor: Bunlardan biri, kelimenin tam anlamyla yay se onu yarglyor. Birinci, belki de bir saate kadar sizden ve dnyadan ayrlacak, tekiys e... teki ne olacak?... Bakn doktor, sada, u kayann stndeki siyah glgeyi gryor m iba, hasmlarmz onlar. Atlarmz hzlandrdk. Kayann dibindeki alla at balanmt. Biz de atlarmz oraya baladk ve patikadan b ki, svari Yzba's ve br ahidiyle bizi bekliyordu; bu ahidin ad Ivan Ignatyevi'ti. S diler. ., Svari Yzba's alayl bir glmsemeyle, -Sizi uzun zamandr bekliyoruz, dedi. Saatimi karp gsterdim. zr dileyerek kendi saatinin ileri olduunu syledi. Birka dakika, skc bir sessizlik old sonra doktor, Grunitski'ye dnerek sessizlii bozdu: -Bana kalrsa, dedi, iki taraf da dvmeye hazr olduklarn gstererek namus kurallarn ye tirdiler, artk dosta konuup meseleyi aramzda halledebiliriz sanrm. -Ben hazrm, dedim. Yzba, Grunitski'ye gz krpt; o da korktuumu sanarak kurumlu bir tavr taknd, oysa o yz sapsaryd. Geldiimizden beri ilk defa gzlerini kaldrp yzme bakt; bu baktan i nlamak mmknd. -artlarnz bildirin, dedi, sizin iin elimden ne gelirse, emin olun... -artlarm unlar: Bugn herkesin iinde iftiralarnz geri alp benden zr dileyeceksiniz. -Bana yle bir ey nasl teklif edebilirsiniz ayorum, ba ym. Ne teklif edebilirdim? edebilirdim? 149 -yleyse dveceiz. Omuz silktim. -Siz bilirsiniz; yalnz unu unutmayn: ikimizden biri mutlaka lecek. -Dilerim len siz olursunuz. -Ben tam tersinin olacandan eminim. Bozuldu, sonra kzard, zoraki bir kahkaha att. Yzba, koluna girip bir kenara gtrd onu; uzun bir sre fisldap durdular. Buraya gelir urum yerindeydi, ama btn bunlar canm skmaya balyordu. Doktor yanma geldi. -Dinleyin beni, dedi telala, galiba size kurduklar tuza btn btne unuttunuz. Ben taban doldurmay bilmem a; ma bu durumda... Tuhaf bir adamsnz! Niyetlerini bildiinizi sylers eniz cesaret edemezler... Ne zorunuz var? Ku gibi vura: caklar sizi. -Ltfen telalanmayn doktor, biraz bekleyin.. Her eyi ylesine yoluna koyacam ki kazanma slar kalmayacak. Brakn da fsldasmlar bakalm. Sonra, -Baylar! Canm sklmaya balad, dedim yksek sesle. Dvelim; dn, bunlar konuacak bol b rd. -Hazrz, dedi Yzba. Yerlerinizi aln, baylar! Doktor, ltfen alt adm ler misiniz? Ivan Ignatyevi tiz bir sesle, -Yerlerinizi aln! diye tekrarlad. -Bir dakika! dedim. Bir artm daha var. Dvmz mutlaka lmle sonulanacana gre bu ii n elimizden geleni yapmalyz, ahitlerimizin ilerde sorumlu tutulmamalarn salamalyz. Ka m? -Kabul. -Ben yle dndm. Samza den yaln kayann tepe 150 Peorin 'in Gnl sini gryor musunuz? Darack bir alan. Oradan aaya, hi deilse, otuz kulalk bir derinl gerek; aada da sarp kayalar var. Dzln iki ucunda yerlerimizi alrz; bylelikle hafif ra bile lmle sonulanr. Teklifim sizin dileinize de uygun olsa gerek, nk alt admlk niz istemitiniz. Yaralanan, ister istemez aaya yuvarlanp paralanacaktr; o zaman doktor cesetten kurunu karr ve bu lm yanl bir adma balamak imkn doar. Kimin nce ate k anlarz. Son olarak unu da syleyeyim ki, baka artlar altnda katiyen dvmem. Yzba, artlar kabul ettii anlamnda ban sallayan Grunitski'ye anlaml anlaml baktk -Peki, dedi, sizin dediiniz gibi olsun! Grunitski'nin yz her an deiiyordu. Onu g bir duruma sokmutum. Normal artlar altnda bacamdan falan vurur, beni hafife yaralayarak cn alm olurdu; vicdan da fazla rahats

d. Oysa imdi ya havaya ate etmek, ya katil olmak ya da alaka baarsndan vazgeip benim n tehlikeye atlmak zorundayd. Bu anda, onun yerinde olmak istemezdim dorusu. Hemen yz bay kenara ekip telal telal bir eyler sylemeye balad. Morarm dudaklarnn titre elim Yzba kmseyen bir glmsemeyle ban evirdi. Olduka yksek bir sesle Grunitski' -Sen budalann birisin, dedi, hibir eyden anladn yok! Hadi gidelim baylar! allklar arasnda kalan yara, dar bir patikadan klyordu; bu tabii merdivenin basamaklar a paralarndand. allara tutunarak trmanmaya balardk. Grunitski nden gidiyordu, arkas leri, onlardan sonra da doktorla ben. ' -Size ayorum, dedi doktor elimi kuvvetle ska rak. Nabznz verin bakaym!.. f, nasl da hzl atyor!... Oysa yznz 151 den hibir ey belli deil... Yalnz gzleriniz her zamankinden daha parlak. Anszn, ayamzn dibine grltyle kk talar yuvarland. O ne? Grunitski'nin aya kay ri tutmasalard tepetaklak yuvarlanmas iten bile deildi. Aman dikkat! diye haykrdm. Sakn deyim demeyin; kt alamettir. Julius Caesar' unutmayn Az sonra, yaln kayann tepesine ulamtk; dzlk, sanki zel olarak dello iin hazrlanm kaplyd. Drt bir yanmzdan tepeler, sabahn altn sisine bulanm srler gibi uzanyordu Elbrus Da, aralarnda doudan kopup gelen incecik bulutlarn doland buzlu tepeler zinci in son halkas halinde uzatyordu beyaz ban. Dzln kenarna giderek aaya baktm: Az ir mezar gibi karanlk ve souktu; frtnalarn ve zamann frlatt, dilerini yosun brm arn bekliyorlard. stnde dveceimiz dzlk dzgn bir gen biimindeydi. kntdan itibaren alt adm l en ucunda, uuruma srtn vererek durmas kararlatrld. O lmeyecek olursa hasmlar yer d rdi. Grunitski'nin yararna elimden geleni yapmaya karar verdim; denemek istiyordum onu. Belki de bir ycelik bagsterirdi ruhunda, o zaman her ey yoluna girmi olurdu; ne yazk ki kibir ve zayflk ar basacakm!... Kaderim yardmc olursa hi acmayacaktm ona. Kim vicdanyla byle hesaplara girimemitir? -Paray atn, doktor, dedi Yzba. Doktor, cebinden gm bir para karp havaya kaldrd. Grunitski, bir dostun dirsek vuruuyla anszn kendine gelmiesine, 152 Peorin 'in Gnl -Yaz! diye haykrd. -Tura! dedim. Para havaya frlad, sonra hafif bir ngrtyla dt; herkes kotu. anslsnz dedim Grunitski'ye, ilk siz ate edeceksiniz! Ama unu bilin ki beni ldrmezse n mutlaka sizi vuracam; erefim stne ant ierim. Kzard; silahsz bir adam ldrmekten utanyordu. Dikkatle onu gzlyordum; bir an bana yl ki ayaklarma kapanp zr dileyecek, ama bylesine alaka bir tasary aklamay gze al kar yol kalyordu: Havaya ate etmesi. Havaya ate edeceinden emindim! Buna ancak tek ey engel olabilirdi: Benim ikinci bir dello isteinde bulunmam. Doktor, ceketimin kolunu ekerek, -Tam zaman, diye fsldad onlara kurduklar tuzaktan haberiniz olduunu imdi sylemezseniz hvolursunuz. Bakn, tabancasn dolduruyor... Siz sylemezseniz, ben... -Sakn doktor, diye karlk verdim koluna aslarak. Her eyi bozarsnz yoksa. Bana karmay r sz vermitiniz... Hem size ne? ldrlmek istiyorum... akn baklarla beni szd. -O zaman baka tabii!... Yalnz br dnyada benden ikyeti olmayn da. Bu arada Yzba uhlar doldurmutu; birini Grunitski'ye verdi, glmseyerek bir eyler fs bana uzatt. Dzln ucunda durdum, sol ayam sk skya kayaya dayadm; kk bir yara alrsam srt e doru eildim. Grunitski tam karmda durdu, iaret verilir verilmez tabancasn kaldrmaya balad. Dizler riyordu. Tam alnma nian almt... 153 Sonsuz bir fke kabard iimde. Anszn, tabancasnn namlusunu indirdi, ahidine dnd. -Yapamayacam, dedi bouk bir sesle. -Korkak! dedi Yzba.

Tabanca patlad. Kurun, dizimi syrp geti. Uurumun kysndan bir an nce uzaklamak ii dan ileri doru bir iki adm attm. -Dostum Grunitski, yazk ki isabet ettiremedin! dedi Yzba. imdi sra sende, yerini al ba alm! nce kucaklaalm: Bir daha birbirimizi gremeyeceiz! Kucaklatlar. Yzba glmemek iin g tutuyordu kendini. -Korkma, dedi, kurnaz bir bakla Grunitski'yi szerek. Dnyada her ey botur!... Ne doa b ra eder, ne kader, ne de hayat. Bu trajik sylevi kelimelerin stne basa basa syledikten sonra yerine ekildi. van gnatye i de yal gzlerle Grunitski'yi kucaklad; karmda imdi bir Grunitski kalmt. Bugne a yreimde kabaran duygunun kesinlikle ne olduunu zmeye almmdr; bir yandan yaralan yandrd fkeyle kark tiksinti duygusu, te yandan o anda byk bir gven ve son derece aygszlkla yzme bakan u adamn iki dakika nce, stelik kendini hibir tehlikeye atmadan bir kpek gibi ldreceini dnmekten doan fke. (nk bacam biraz daha derinden yarala ayadan aa decektim.) Birka dakika aralksz gzlerinin iine baktm, en ufak bir pimanlk belirtisini karmamak a, iinden glyornu gibi geldi bana. -lmeden nce dua etmenizi salk veririm, dedim o zaman. -Benim ruhumu kendi ruhunuz dan fazla dnmeyin. Yal tek isteim var sizden: abuk ate edin. -Demek iftiranz geri almyorsunuz? zr dilemiyorsunuz 154 Peorin 'in Gnl benden? yi dnn: Vicdannz bir ey demiyor mu? -Msy Peorin! diye haykrd svari Yzba's. Buraya gnah karttrmaya gelmi deilsiniz lim ltfen, belki boazdan bir geen olur da bizi grr. Doktor yanma geldi. Zavallck! On dakika nceki Grunitski'den daha saryd yz. Syleyeceklerimi tpk bir lm kararn bildirir gibi tane tane ve yksek sesle syledim: -Doktor, bu baylar, herhalde o tela iinde, tabancam doldurmam, olacaklar: Sizden onu yeniden doldurmanz rica edeceim, bu sefer doru drst! -Olamaz, diye haykrd Yzba, olamaz! Ben iki tabancay da kendi elimle doldurdum: Belki s izinkinin kurunu dmtr!... Su bende deil! Hem bir daha doldurmaya hakknz yok... Hi e aykr; buna izin veremem... -Peki yleyse! dedim Yzba'ya. O zaman ikimiz ayn artlarla dvelim. Duralad. Grunitski, ba nne dm, kederli ve utanga, ylece duruyordu. Nihayet, doktorun elinden tabancam kapmaya yeltenen Yzba'ya, -Rahat brak onlar! dedi. Hakl olduklarn sen de biliyor sun. Yzba'nn btn iaretleri boa gidiyordu. Grunitski o yana bakmyordu bile. Bu srada doktor tabancay doldurmu, bana uzatmt. Yzba hrsla tkrp ayan yere vurarak, -Sen de budalann tekiymisin birader! dedi. Basbaya budalann teki!... Bana gvendiysen h er dediimi dinlemeliydin... Hak ettin bunu! Sinek gibi leceksin... Arkasn dnd, yanmzdan uzaklarken, 155 -Ne olursa olsun, usule aykr davranyorlar, diye mrldand. -Grunitski, dinle beni! dedim. Daha vakit varken iftiran geri al; yaptklarn balayaca i aldatamadn; bylece kendime olan saygm yeniden kazandm. Unutma, bir zamanlar dosttuk ... Yzn ate basmt, gzleri yanyordu. -Vurun! dedi. Kendimden ireniyorum, sizden de nefret ediyorum. Beni ldrmezseniz kar anlk bir kede sktrp, boaznz keserim. Bu dnyada ikimize birden yer yok... Ate ettim. Duman daldnda Grunitski yerinde deildi. Yalnz, hafif bir toz bulutu uurumun kenarnd ya doru ykseliyordu. Herkes bir azdan haykrd. -Finita la commedia! dedim doktora. Karlk vermedi, dehet iinde ban te yana evirdi. Omuz silktim, Grunitski'nin ahitlerine selam vererek oradan uzaklatm. Yoldan aa inerken kayalarn arasnda, Grunitski'nin kanl cesedi gzme iliti. Elimde ol

lerimi kapadm. Atm zdm, ar ar eve yollandm: Kalbimde sanki bir ta vard. Gne, kararm gibi gel . Mahalleye gelmeden saa, boaza giden yola saptm. Birine rastlamak katlanlmaz bir ey ol acakt. Yalnz kalmak istiyordum. Dizginleri gevek tutarak, bam nmde, uzun bir sre atla zindim; neden sonra, kendimi hi bilmediim bir yerde buldum. Atm geri evirerek yolu ar amaya baladm. Bitkin dm atmn stnde bitkin bir ekilde Kislovodsk'a vardmda gne Uam, Werner'in geldiini syledi, iki tane not uzatt bana: Biri Werner'den, teki... Vera dan. 156 Peorin'in Gnl Birinciyi atm; yle diyordu: "Her ey mmkn olduu kadar iyi halledildi: Paralanm ceset getirildi; kurun, gsten u lmn bir kaza sonucu olduuna inanyor; yalnz blge kumandan kavganz duymu olacak ki ama bir ey demedi. Aleyhinize hibir delil yok; rahat uyuyabilirsiniz... Becerebili rsiniz... Hoa kaln." Uzun bir sre ikinci notu okuyamadm... Vera ne syleyebilirdi bana?... iimde kt bir nsez vard. te, her kelimesi aklma bir bir kazlan mektubu: "Birbirimizi bir daha hi grmeyeceimize kesinlikle inanarak yazyorum sana. Yllarca nce senden ayrlrken yine ayn eyi dnmtm; ama kader beni ikinci bir kere denemek istedi. aaryla atlatamadm: Zayf yreim alt sese boyun edi yine. Beni bu yzden kmsemezs up hem bir ayrl mektubu olacak hem bir aklama: Seni seveliberi iimde biriken eyleri a ak zorundaym gibi geliyor. Seni sulayacak deilim hangi erkek olsa byle davranrd; sen, beni kendi maln olarak, sevinlerinin, tedirginliinin, zntlerinin, durmadan deien bu d ularn kayna olarak grdn; bunlarsz hayat skc ve tekdze olurdu. Bunu ta batan beri b ; ama mutsuzdum, ben de bir gn davranm deerlendirirsin umuduyla, artlara gre deimey cenliimi anlarsn umuduyla kendimi feda ettim. O zamandan bu yana ok vakit geti. Seni n ruhunun btn gizli kapakl yanlarn kavradm... ve anladm ki umudum bounaym. ok buru i! Ama akm, yreimle ylesine birlemiti ki, o da karard, ama snmedi. Bir daha karlamamacasna ayrlyoruz; senden baka kimseyi sevmeyeceimi bilmelisin: Ruhun anca hazinesini, gzyalarn ve umutlarn senin urunda tketti. Seni bir kere sevmi olan baka erkekleri kmsemeden.edemez, onlar 157 dan daha iyisin diye deil, yok canm! Ama senin yaradlnda kendine zg bir ey var, guru esrarl bir ey. Ne sylersen syle, altedilmez bir g var sesinde. Hi kimse senin gibi dur amacasna sevilmek isteyemez: Kimsede ktlk bunca ekici deildir; kimsenin bak bylesi luluk vaat edemez, kimse stnlnden bu derece ustalkla yararlanamaz, stelik kimse gerek senin kadar mutsuz olamaz, nk kendini aksine inandrmaya bu kadar aba gstermemitir. imdi, buradan alelacele gidiimin nedenlerini anlatacam: Senin iin nemsiz eyler, nk ni ilgilendiriyor. Bu sabah, kocam odama geldi ve Grunitski'yle tartmanz anlatt. Herhalde yzm ok bozulm ak; nk uzun uzun beni inceledi. Bugn dveceini ve buna benim sebep olduumu dndke ktm; delireceimi bile sandm... Ama imdi mantm alt iin sa kalacandan eminim: , imknsz! Kocam, uzun sre odada dolat durdu. Bana ne sylediini bilmiyorum, ne karlk i hatrlamyorum imdi... Yalnz seni sevdiimi syledim. Bir de unu hatrlyorum: Konumam doru bana feci bir hakaret ederek odadan kt. Arabann hazrlanmas iin emir verdiini du .. U saattir pencerenin banda senin dnmeni bekliyorum... Biliyorum hayattasn, lemezsin sen!... Araba neredeyse hazr... Allahasmarladk... Bittim ben, ama ne zarar var? Ben i hep hatrlayacan, seveceini demiyorum, yalnz hatrlayacan bir bilsem... Allahasmar ri geliyor... Bu mektubu saklamam gerek... Meri'yi sevmiyorsun, deil mi? Onunla evlenmeyeceksin? Bak, benim iin bu fedakrl gze al alsn: Senin urunda her eyimi kaybettim..." lgnlar gibi kapya atldm, avluda gezdirilen erkez atma atlayarak drtnala Pyatigorsk'a yola ktm. Durmadan soluyan, kpklerle kapl atm hi acmadan krbalyordum: 158 Peorin'in Gnl Hayvan, tal yolda rzgr gibi uuruyordu beni. Gne, bat dalarnn tepelerine km kara bir bulutun arkasna girmiti bile; boaz karar dkumok Irma, talarn stnden geerken skc, tekdze sesler karyordu. Pyatigorsk'a ge

ak dncesi, bir eki gibi iniyordu yreime. Onu bir dakikack grebilmek, bir dakikack d unla vedalaabilmek, elini tutabilmek... Dua ediyor, lanetler savuruyor, alyor, glyord um... Hayr, hayr, hibir ey zntm, umutsuzluumu dile getiremez! Vera'y ebediyen kaybe imaliyle yz yze gelince, onun benim iin dnyada her eyden deerli olduunu anlamtm hay a, ereften de, mutluluktan da! Kafamda nasl lgnca tasarlar dolayordu, artk Tanr bil u srada drtnala gidiyor, boyuna kamlyordum atm. Bir aralk, atmn daha sk soluduunu dmdz yolda bir iki kere tkezlemiti. Bir Kazak ky olan Yesentuki'ye mil kalmt; or irebilirdim. Atm on dakika daha dayansayd her ey yoluna girecekti! Ne yazk ki kk bir sel yatandan en karmza kan ilk sarp dnemete yere yuvarland. Hzla yere atladm, onu kaldrmaya al ne asldm, ama bouna. Kenetlenmi dilerinin arasndan glkle duyulabilecek bir inilti akika sonra lmt. Son umudumu da yitirmi, tek bama istepte kalmtm; yayan gitmeye kar im; ama dizlerim tutmuyordu. Gnn heyecanlarndan ve uykusuzluktan bitkin derek slak otl arn arasna attm kendimi, ocuk gibi alamaya baladm. Uzun zaman kprdamadan yattm; gzyalarm, hkrklarm tutmaya almadan ac ac alad lm, soukkanllm uup gitmiti; ruhum bitkindi, mantm durmutu; o anda beni biri gr ntiyle ban evirirdi. 159 . iyle da rzgr yanan bam serinletip de aklm almaya balaynca anladm ki kaybolmu k faydasz, sama bir ey. Ne istiyordum sanki? Onu grmek mi? Ne iin? Aramzda her ey bitm mi miydi? Yasl bir ayrlk p anlarma bir ey katacak deildi ki; zaten ondan sonra ay a g gelirdi bize. Yalnz, alayabilmem houma gitti. Belki de altst olmu sinirlerime, uykusuz bir geceye, birka dakika tabanca namlusu karsnda beklemi olmaya ve bombo mideme borluyumdur bunu. Her eyde bir hayr var! Acm, askerlik deyimiyle, bende mutlu bir artma hareketi yapt. G alar salk iin yararldr, hem belki de ata binmeseydim, o on millik yolu yayan dnmek zo da kalmasaydm, o gece de gzme uyku girmezdi. Kislovodsk'a sabahn beinde vardm, kendimi yataa attm ve Napolyon'un Vaterlo'dn sonrak i uykusuna benzer bir uykuya daldm. Uyandmda hava kararmt. Ak pencerenin karsnda oturdum, erkez kaputumun dmelerini nlik uykusundan sonra bile yatmayan gsm serinletti. Uzakta, rman tesinde, suyu glg kavaklarn tepelerinde kalenin, mahallenin klar yanp snyordu. Evin penceresinde t nsesin evi karanlklara gmlmt. Doktor geldi; kalar atkt; her zamankinin aksine elini bana uzatmad. -Nereden geliyorsunuz, doktor? -Prenses Ligovskiy'nin evinden. Kz hasta bir sinir krizi geirmi... Ama asl mesele o d eil: ilgililer phede, hibbir ey ispat edemeseler bile size daha dikkatli olmanz tle enses bugn bana kz yznden dello ettiinizi bildiini 160 Peorin 'in Gnl syledi. O kk ihtiyardan renmi, ad neydi canm? Siz Grunitski'yle lokantada atrke izi uyarmaya geldim. Hoa kaln. Birbirimizi bir daha grmeyeceiz sanrm: Sizi baka bir y gnderecekler. Eikte duralad. Elimi skmak istiyordu; eer ben ufack bir yaknlk belirtisi gsterseydim numa atlacakt; ama put gibi durdum o da gitti. Aln size, ite insanlar! Hepsi byledir. Bir davrann kt yanlarn nceden bilirler. Siz erler, t verirler, hatta baka kar yol olmadn grerek desteklerler bile sizi, ama so den syrlverirler ve btn sorumluluu yklenmek cesaretini gsterenden fkeyle yz evirir i byledir, en inceleri, en zekileri bile. Ertesi gn, komutanlktan N... Kalesine hareket emrini aldktan sonra, yal prensesi yokl ayp Allahsmarladk demek istedim. Sylenecek zel bir eyim olup olmad sorusuna, kendisine mutluluk dilediim falan karl -Bense sizinle ciddi eyler konuacaktm. Ses karmadan oturdum. Sze nasl balayacan kestiremiyordu besbelli. Yz al al oldu, tombul parmaklarn sinirl li masaya vuruyordu; sonunda kesik cmlelerle sze balad: -Beni dinleyin Msy Peorin, sizin soylu bir insan olduunuzu sanyorum. Eildim, selam verdim. -Hatta bundan eminim, diye devam etti, davranlarnz her ne kadar garipse de... Belki benim aklma gelmeyen nedenler vardr, ama imdi o srlar bana amak zorundasnz. Kzm if kar savundunuz; onun uruna dvp lm gze aldnz. Cevap vermeyin. Biliyorum, Grunits

roz kard) bunu itiraf etmeyeceksiniz imdi. Tanr onu ba 161 lasn, umarm sizi de balar!... Bunlar beni ilgilendirmez.. Sizi sulamak elimden gelmi bilmeden de olsa, bunlara yol aan lazmdr. Bana her eyi syledi... Sanrm her eyi. Siz k isine aknz sylemisiniz, o da sizi sevdiini aklam. (Szn burasnda prenses derin b ma kzm hasta; bunun sradan bir hastalk olmadn biliyorum! Gizli bir znt kemiriyor o l ne olduunu sylemiyor, yalnz ben bu zntnn nedeninin siz olduunu biliyorum... Dinley ni, belki de yksek mevki, ya da byk servet aradm sanyorsunuzdur. yle dnmeyin! Ben utluluunu isterim. Sizin imdiki durumunuz pek parlak deil ama ilerde dzelebilir: imkn larnz var. Kzm sizi seviyor; kocasn mutlu klabilecek ekilde yetiti. Ben zenginim, o nim tek ocuum... Syleyin bana, neden karar veremiyorsunuz?... Biliyorsunuz, bunlar s ize sylemeneliydim aslnda, ama yreinize ve namusunuza gveniyorum.. Unutmayn, bir tane var... Alamaya balamt. -Prenses, dedim, size karlk vermeme imkn yok. Ltfen kznzla ba baa grmeme izin ve iskemlesinden heyecanla frlayarak, -Asla! diye haykrd. -Nasl uygun grrseniz, dedim ve kalkmaya hazrlandm. - Dnd, beklemem iin iaret etti n kt. Be dakika geti; kalbim hzla arpyordu, ama dncelerim salamd, kafam yerindeydi. Gzel gsmde hi olmazsa bir ak kvlcm aradm, ama bouna. O srada kap ald ve Meri ieri girdi.Tanrm! Grmeyeli ne kadar da deimiti onu son gr k mu gemiti? Odann ortasna gelince sendeledi. Hemen yerimden frladm, kolumu uzatp onu koltua doru g . 162 Peorin 'in Gnl Karsnda durmu, yzne bakyordum. Uzun bir sre ikimiz de konumadk. Mthi bir hznle rimde umuda benzer bir eyler aryordu; solgun, kenetli duran zarif elleri ylesine in ce ve saydamd ki ona acdm. -Prenses, dedim, sizinle alay ettiimi biliyorsunuz, deil mi? Beni kmsemeniz gerekir. Hastalkl bir krmzlk sard yanaklarn. Devam ettim: -Demek ki beni sevemezsiniz... Ban evirdi, dirseini masaya dayayar ak eliyle yzn rtt; galiba gzleri yala doluydu. -Tanrm! diye fsldad glkle duyulabilir bir sesle. Dayanlmaz bir eydi bu: Bir dakika d se, ayaklarna kapanacaktm. -Kendiniz de gryorsunuz, dedim mmkn olduu kadar sert bir ses ve zoraki bir glmseyile, ndiniz de gryorsunuz ki sizinle evlenemem. imdi bunu isteseniz bile ok gemez, piman ol ursunuz. Annenizle konumam, sizinle aka, hatta kabaca hesaplamam gerektirirdi. Galiba anneniz hayal dnyasnda yayor: Siz kolaylkla onu kendine getirebilirsiniz. Sizin gznzd en, sefil bir insanm, ama unu da itiraf edeyim ki, sizin iyiliiniz iin yapabileceim te k ey bu. Gryorsunuz, size gre ok aalardaym. imdiye kadar beni sevdinizse bile, imd a beni aalayacaksnz. Haksz mym? Bana dnd, yz mermer gibiydi; yalnz gzleri prl prl yanyordu. -Sizden nefret ediyorum! dedi. Teekkr ettim, karsnda saygyla eilerek ktm. Bir saat sonra posta arabas beni hzla Kislovodsk'tan uzaklatnyordu. Yesentuki'ye bir ka mil kala, yol kenarnda, atmn leini grdm. Oradan geen bir Kazak eyeri alm olmal 163 eyerin bulunduu yere, l hayvann srtna iki karga konmutu, iimi ektim, bam te yana imdi burada, bu can skc kalede, sk sk gemii hatrlyor, kaderin bana izdii yoldan n iimi soruyorum kendi kendime; o yolda durgun sevinler ve i huzuru bekliyordu beni. Yok, hayr! yle bir hayata katlanamazdm ben! Ben, bir korsan kadrgasnn gvertesinde dom r denizci gibiyim. Denizci ruhu frtnalara ve savalara alktr, kyya atlnca, glgelik ar ekerse eksin, gne ne kadar dinlendirirse dinlendirsin can sklr, ii ezilir. Btn kumsalda dolar, dalgalarn tekdze mrltsna kulak verir, sisli ufuklar kolaan eder. A vi denizi boz bulutlardan ayran o soluk izgide, nceleri mart kanad gibi duran, ama so nra, yava yava dalgalarn kpklerinden syrlarak usulca ssz rhtma yanamaya alan o elirecek midir?

164

3Kaderci Bir zamanlar, cephemizin sana den bir Kazak kynde iki hafta kalmtm. Ayn kyde bir p uru da bulunuyordu; subaylar akamlar srayla birbirlerinin evlerinde toplanp kt oynuyor ard. Bir keresinde bostondan bkp ktlar masann stne frlattktan sonra Binba S...'nin ev sre oturmutuk. Konuma, her zamankinin aksine, elenceliydi, insann alnyazsnm gkte ya undaki Mslman inancnn biz Hristiyanlar arasnda da birok taraftar bulduu gereini tar erkes ya bunu dorulamak ya da yalanlamak iin birtakm olaanst olaylar anlatyordu. -Btn bunlar bir eyi aydnlatmyor ki baylar... dedi yal Binba. Herhalde hibiriniz d doru olduunu pekitirmek iin anlattnz olaylar gznzle grdnz syleyemezsiniz. Biroumuz, -Tabii grmedik, dedik, ama inanlr kimselerden duyduk... -Sama sapan eyler bunlar! dedi birisi. lmmzn ne zaman olduunu gsteren listeyi gren ir kimseler 165 nerde? Hem kader diye bir ey varsa, neden zgr bir irade ve akl verilmi bize, neden ha reketlerimizin hesabn vermek zorundayz? O anda odann kesinde oturmakta olan bir subay ayaa kalkt ve yava admlarla masaya doru lerek odada bulunanlar durgun, ciddi bir bakla szd. Soyadndan da anlald gibi Srp stemen Vuli'in d grn, kiiliine tamtamna uyuyordu. Uzun boy, karayaz bir yz, s eskin gzler, rkna zg geni fakat dzenli bir burun, dudaklarndan bir an eksilmeyen mahz souk bir glmseyi... Bunlarn hepsi, kaderin kendisine arkada olarak verdii kiilerle h dnceyi, hibir tutkuyu paylaamayan zel bir yaratk havasn veriyordu ona. Cesurdu, az ama z bir konuma tarz vard; kendisiyle ve ailesiyle ilgili srlar hi kimsey amazd; arap imezdi fazla; Kazak kzlarna ilgi gstermezdi. (Kazak kzlarn grmeyenler kadar ekici olduklarn akllarna bile getiremezler.) Sylenirlere gre Albayn kars onu l gzlerine kar kaytsz deilmi; ama biri bunu azna alacak olsa, Vuli iyice ierlerdi Sr olarak saklamad tek tutkusu vard, kumar. Yeil uhal masaya bir oturmayagrsn, her urdu, ounluk kaybederdi de; ama yakasn brakmayan kt talih, inadn krklemekten baka u. Denilenlere baklrsa, bir gece harekat srasnda, yastk stnde vist oynayanlara bankolu ediyormu; ans da mthi yaver gidiyormu. Anszn tfek sesleri iitilmi, tehlike iaret erkes silahna sarlm. Vuli, yerinden bile kmldamadan oyunculardan birine, "Rest eksene diye baryormu. br, can kaygsyla dar frlarken, "Yediliye gidiyorum!" diye cevap v el karmaaya kulak asmam, ktlar amaya devam etmi; bir de bak 166 Peorin 'in Gnl m, ateli oyuncunun yedilisi kmasn m? Snra vardnda bir mermi yamurudur gidiyormu. Vuli, een kurunlarna, kllarna ald am. Sonunda, onu, dman ormandan pskrtmekte olan avc hattnda grm: "Yedili kazand!" diye haykrm, yanna giderek ona czdann uzatm br istedii kadar o yersiz olduunu sylesin. Bu tatsz devi yerine getirdikten sonra peine askerleri de ta karak ileri atlm ve harektn sonuna kadar serinkanllndan bir ey kaybetmeden eenler a tutmu. stemen Vuli masaya yananca herkes sustu; umulmadk bir k bekliyorduk. -Baylar, dedi (sesi, her zamankinden bir perde aa olmasna ramen, sakindi) baylar, bu bo tartmalarn ne gerei var? Delil mi istiyorsunuz? Sizi kendi stmde bir deneme yapmaya rum: Bakalm insan, hayatn istedii gibi kullanabilir mi, yoksa her birimizin bir alnya zs m vardr?.. Kim gelecek? -Benden paso, benden paso! Sesleri ykseldi her yandan. Amma da garip adam! Kimin aklna gelir bu!... -Bahse girmeyi teklif ediyorum, dedim akayla. -Ne biim bir bahis bu? -Ben alnyazs diye bir eyin olmadn ileri sryorum, dedim ve on be yirmi altn, ksa aldysa hepsini, masann stne boalttm. Vuli, bouk bir sesle, -Ben de kabul ediyorum, dedi. Binbam, siz hakem olacaksnz, ite size on be altn; geriye kalan be altn bana olan borcunuzdan bunlara eklerseniz ok sevinirim. -Peki, dedi Binba, yalnz meselenin ne olduunu kavrayamadm. Nasl zmleyeceksiniz bunu? Vuli, ses karmadan Binba'nn yatak odasna yneldi, biz

167 de peinden. Silahlarn asl durduu duvara yrd, boy boy tabancalardan rastgele birine uz ividen kurtard. Bir ey anlayamamtk, ama horozu kaldrp da namluya barut doldurunca su lar dayanamayarak haykrdlar, eline yaptlar. -Ne yapmak istiyorsun sen? Bak, delilik derler u senin yaptna? diye haykrdlar. Kollarn kurtararak, -Baylar, dedi yavaa, hanginiz benim iin yirmi altn demeyi gze alyor? Hepsi susup kenara ekildiler. Vuli br odaya geti ve masann bana oturdu; biz de arkasndan masaya yneldik. Bayla, mamz iaret etti. Ses karmadan istediini yerine getirdik; o anda stmzde tuhaf bir ege k kazanmt. Gzlerinin iine baktm; pheci bakm sakin, sabit bir bakla karlad, s ; yleyken ben btn soukkanllna ramen onun soluk yznde lmn izlerini grebiliyordu k usta sava da bu inancma katlrlar-bir iki saat iinde lecek birinin yzn, genellikl azgsnn garip izlerini tar; tecrbeli bir gz bunu hemen fark eder. -Bu gece leceksiniz, dedim ona. abucak dnd, ama telasz ve sakin bir sesle karlk verdi: -Belki, belki de deil... inba'ya, -Tabanca dolu mu? diye sordu. ' Binba aknlktan unutmutu. -Yatan baucunda asl durduuna gre mutlaka doludur. -Yapma imdi Vuli dedi birisi, adam m kandryorsun? -Tatsz bir aka, diye atld bir bakas. Bir nc, -Bee elli bahse girerim ki tabanca dolu deildir! diye haykrd. 168

Peoririin Gnl Yeni yeni bahislere girildi. ' Bu uzun merasim canm skmt. -Bana bak, dedim, ya kendini vurur ya da tabancay yerine asarsn, biz de evlerimize gideriz. -Doru! diye haykrdlar. Hadi gidelim artk. Vuli, tabancann namlusunu alnna dayayarak -Baylar, ltfen yerinizden kmldamayn! dedi. Herkes, sanki ta kesilmiti. -Msy Peorin, dedi Vuli, desteden bir kt seip havaya atn. Dn gibi hatrmda: Desteden ektiim kt, kupa beyiydi; aldm, havaya frlattm. Herkes so utu; btn gzler, korku ve garip bir merak iinde, tabancaya ve havaya frlatlm iskambil ip geliyordu durmadan; havada dalgalanp usulca yere inen, o kader tayin edecek is kambil kdna. Kt masaya deer demez Vuli tetii tekti... Tabanca patlamad! -kr Tanrya, dediler, dolu deilmi... -Yine de bir bakalm biz, dedi Vuli. Tetii tekrar drd, pencerenin stnde asl duran kaskete nian ald. Tabanca ate ald; doldu. Duman daldnda kasket yerinde yoktu. Tam ortasndan delinmiti; kurun duvara girm dakika kadar hibirimiz azmz aamadk. Vuli, mthi bir soukkanllkla altnlarm k Tabancann ilk keresinde neden ate almad konusunda bir tartmaya giriildi. Bazlar, ta tutukluk yaptn ileri srdler; bazlar ise ilk barutun nemli olduunu, sonradan Vuli'in arut koyduunu fsldadlar; ama bu son dncenin yanl olduunu, nk bu sre iinde gzl r an bile ayrmadm syledim. -ansl bir kumarbazsn! dedim Vuli'e. . 169 Tatl tatl glmseyerek, . -Hayatmda ilk defa, dedi. Bu, deme kt oyununu aratmyor. -Ama azck tehlikeli. -Ha sahi!... Alnyazs var mym? -Alnyazsna inanrm inanmasna, gelgelelim bu gece neden bana mutlaka lecekmisin gibi ge , onu bilemiyorum. Bir dakika nce kendi alnna tabanca dayayan u adam bu sz stne dpedz bozulmutu; yz k Yeter artk! dedi ayaa kalkarak. Bahis bitti; bundan sonra syledikleriniz yersiz kayor . Kasketini alp kt. Bu, nedense tuhaf geldi bana; meer bouna deilmi. ok gemeden herkes kt; Vuli'in gsterileri stne fikirler yrtmekten geri kalnmad: H ndini vurmak zere olan bir adama kar bahse girimekle bencillik ettiimde birletiler: Sa nki ben olmasaymm o byle sudan bir frsat bulamazm!

Yrenin ssz sokaklarndan eve doru yryordum. Kpkrmz dolunay, bir yangn klyla a de ykseliyordu; yldzlar, koyu mavi gkyznde parldyordu. Bir zamanlar, toprak kavgas y sudan haklar gibi birtakm gndelik sorunlarmzda tanrsal glerin sz sahibi olduunu iler bilginlerin yaadn dndke glmemek iin kendimi g tutuyordum. Neye yaramt btn kalaryla aydnlanm, yalnzca onlarn savalarn ve enliklerini aydnlatmaya yaram u k manki gibi alev alev yanmaktalar, oysa o tutkularla umutlar, sahipleriyle birlik te, tpk en bir gezgincinin ormann kenarnda yakt kk bir ate gibi snp gittiler! rlklaryla btn bir gn kendilerini sessiz, fakat deimez bir sevecenlikle gzetmesinden lir nasl tat almlardr! 170 Peorin 'in Gnl Oysa biz, onlarn yeryzn inan ya da gurur, haz ya da korku tanmadan tepen zavall torunl r (tek korkumuz, kanlmaz son aklmza gelince iimize ken korkudur) artk btn insan s kendi mutlulumuz iin de byk fedakrlklara giriemiyoruz, nk mutluluun imknsz oldu , tpk dedelerimizin bir aldantan baka bir aldana srklenileri gibi biz de bir phed geiyoruz. Ama bizde ne onlarn umutlar var, ne de insanla ya da kaderle yaplan savata duyulan o belirsiz, ama tadna doyulmaz heyecan. Buna benzer sryle ey geti aklmdan. stlerinde fazla kafa yormadm; byle soyut dncele , sonucu yoktur ki soyut dncelerin. Delikanlyken durmadan hayal kurardm; ele avuca sma , doymak bilmez hayal gcmn biimlendirdii bazen kararan, bazen prl prl yanan grntl erdim! Onlardan geriye ne kald? Korkun bir ryayla cebellemenin bitkinlii gibi bir bit kinlik ve pimanlklarla dolu silik bir an. Bu bo abada, gerek hayatn can damar saylan ateini, irade direncini tkettim. Hayata, onu btn ayrntlarna kadar kafamda yaayarak at e tpk nceden okunmu bir kitabn kt bir taklidini okur gibi bunaldm, tiksinti duydum. Akamki olay beni iyice etkilemi, sinirlerimi bozmutu. imdi, alnyazsma kesin olarak ina np inanmadm bilemiyorum; ama o akam yrekten inanyordum; deliller apak ortadayd ve rmzla alay etmeme, onlarn kaypak gkbilimine glp gememe ramen elimde olmadan onlarn i n gitmitim. Yalnz, bu tehlikeli yolda zamannda durmay becerdim; hibir eyi kr krne y , hibir eye gzbal inanmamak ilkesine uyarak metafizii bir kenara attm, bastm yere aladm, iyi ki tetikte olmaya almn: Neredeyse decektim; anszn tombul, yumuack, a 171 cansz bir ey takld ayama. Eildim. Ay, yolu batan baa aydnlatyordu; ne greyim? n rlm bir domuz yatmyor mu? Daha incelemeye vakit kalmadan ayak sesleri duydum. Yan so kaktan iki Kazak koarak geliyorlard; bunlardan biri yanma yaklaarak bana domuz koval ayan sarho bir Kazaa rastlayp rastlamadm sordu. Rastlamadm syledim, ama fkesine yvancaz iaret ettim elimle. -Serseri! diye haykrd ikinci Kazak. arab bitirip kafay buldu mu, nne her kan silip , peinden gidelim Yeremi; onu balamak gerek, yoksa... Uzaklatlar; ben de btn dikkatimi toplayarak yoluma devam ettim ve bama bir i gelmeden vi buldum. Yal bir Kazak avuunun evinde oturuyordum; nazikliinin yan sra gen ve gzel kz Nasty sevdiim bir adamd bu. Nastya, her zamanki gibi, gocuuna sarnm, bahe kapsnda beni bekliyordu. Ay, gece ayazn morarm tatl dudaklarn aydnlatmt. Beni grnce glmsedi; ama ben baka eyler dn ken, -yi geceler Nastya, dedim. Bir eyler syleyecekti ama, iini ekmekle yetindi. Odamn kapsn kapadm, bir mum yakp kendimi yataa attm; her gecekinden daha uzun srd u gelmesi. Daldmda, tanyeri aarmak zereydi, ama o gece uzun boylu uyumak kaderde yokmu. Sabah saat drtte penceremi biri yumrulamaya balad. Hemen yataktan frladm: Neler oluyo rdu? -abuk kalk, giyin! diye batryorlard darda. abucak giyinip ktm. Beni almaya gelen subaylarn de bir azdan, -Biliyor musun ne oldu? dediler. Yzleri, l yz gibi sapsaryd. -Ne oldu? 172 .Peorin'in Gnl -Vuli ldrlm. Sersemletim. -Evet ldrlm, diye devam ettiler. Hadi abuk olalm. -iyi ama nereye gidiyoruz?

-Yolda renirsin. Yrdk. Olay uzun uzun anlattlar; bu arada, Vuli'i, lmnden yarm saat nce yz yze ge kurtaran garip alnyazs stne fikirler de yrttler tabii. Vuli tek bana, karanlk bir yormu. Domuzu bien sarho Kazak karsna km, belki de onu grmeden geip gidecekmi am bire durmu: "Kimi aryorsun, arkada?" diye sormu. Bunun stne Kazak, "Seni!" diye haykra ak klcn savurmu, omzundan ta kalbine kadar yarm Vuli'i. Benim karma kan, katili a n Kazaklar yetimiler; yaral subay yerden kaldrmlar, oysa o son nefesini vermek zereym ek kelime syleyebilmi: "Haklym." Bu kelimelerdeki gizli anlam yalnz ben zebiliyordum i kastetmiti. Farknda olmadan zavallnn kaderini bilmiim; sezgim yanltmamt beni, dei nlam tayan yznden sonunun geldiini okumutum. Katil, kyn dndaki bo bir kulbeye saklanmt: Oraya doru yola ktk. Bir sr kadn rdu; arasra, gecikmi bir Kazak sokaa frlyor, yolda kamasn beline takyor, koarak gei anmzdan. Bir kargaadr gidiyordu. Oraya vardmzda kulbenin evresini kalabaln sarm olduunu grdk; kaplarla kepenkle iti. Subaylarla Kazaklar, kendi aralarnda ne yaplacan tartyorlar, kadnlar alayp s iyorlard, ilerinden birinin, ihtiyar bir kadnn lgnca bir umutsuzlukla dolu yz gzme eklerini dizlerine dayam, ban elleri arasna alm, kaln bir ktn stnde oturuyordu di o. A 173 rasra dudaklar kmldyordu... Dua m ediyordu, lanet mi? Bu karara varp suluyu yakalamak artt. Gelgelelim hi kimse ilk atlm yapmaya cesaret ed yordu. Pencereye yanatm, kepengin aralndan ieri baktm.Katil, yz sapsar, yerde yatyordu; s ir tabanca tutuyordu, kanl bir kl vard yanbanda. Anlaml gzleri durmadan evreyi kol du; bazen titriyor, geceki olaylar tamtamna hatrlamyormu gibi ban tutuyordu. Tedirgin klarnda bir kararllk yoktu. Binba'ya, neden Kazaklara kapy krp ieri girme emri ve dum; imdi daha kolayd, sonra, tamtamna ayldktan sonra, g olacakt. Tam o srada yal bir Kazak Yzba's kapya yanat, ona adyla seslendi; o da karlk ve -Yanl bir i yaptn, Yefimi karde, dedi Yzba. Teslim olmaktan baka aren yok. -Teslim olmayacam! dedi Kazak. -Tanrdan kork! Dinsiz bir een deil, namuslu bir Hristiyansn sen, iyi dn. Gnaha gird pacak ey yok; kaderin dedii olur. -Teslim olmayacam! diye haykrd Kazak fkeyle; tabancasnn horozunu kaldrdn duyduk. Yzba, bunun stne ihtiyar kadna dnerek, -Kadnm, dedi, biraz konu olunla, belki seni dinler... Bu yapt Tanry bsbtn kzdrm yaramaz. Hem bak, baylar iki saattir bekliyorlar. ihtiyar kadn, donuk baklarla onu szerek ban iki yana sallad. Kazak Yzba's bu kere Binba'ya kotu: -Vasiliy Petrovi, dedi. Ben bu adam tanrm, teslim olmaz; kapy krarsak adamlarmzdan b drr. En iyisi ate emri verin. Kepenkte geni bir delik var. O an, garip bir fikir geti kafamdan. Vuli gibi ben de kade 174 ~Peorin'in Gnl rimi denemek istedim. -Bir dakika, dedim Binba'ya, onu diri diri ele geireceim. Yzba'ya katili lafa tutmasn dim; kararlatrdmz iareti verir vermez kapy krp yardmma koacak Kazak diktim girie, sonra kulbenin e rsuz pencereye doru yrdm. Kalbim hzla arpyordu. -Seni melun, seni! diye baryordu Yzba. Bizimle alay m ediyorsun sen? Yoksa seni ele ge emeyeceimizi mi sanyorsun? Kulbeye yaklap olanca gcyle kapy yumruklamaya balad. Gzm delie dayam, bu ynde en Kazan hareketlerini izliyordum. Birdenbire kepengi kopardm ve pencereden ieri dal dm. Tabanca kulamn dibinde patlad, mermi apoletlerimden birini kopard; ne var ki oday olduran duman, dmanmn, yanbanda duran klca uzanmasna engel olmutu. Onu kollarndan zaklar odaya daldlar; dakikaya kalmadan katil yakalanm, kollan balanarak muhafzlar ta afndan gtrlmt. Kalabalk dald. Subaylar beni kutluyorlard; hak etmitim de dorusu Btn bunlardan sonra kaderci olunmaz m? Ama insan bir eye kesinlikle inanp inanmadn n n bilebilir? stelik sk sk duyularmzn aldann, mantmzn yanln inan sanmaz m eilim karakter salamln baltalamaz ki...Tam aksine, nme ne kacan bilmediim zaman aretle atlrm. nk lmden daha kt bir ey gelemez bama; lmden de kamak olmaz!

Kaleye dnnce, bamdan geenleri, gzmle grdm olay Maksim Maksimi'e anlattm, alnya dndn renmek istedim. nce, kelimenin anlamn karamad, ben elimden geldiince a yarak, 175

-Tabii efendim, dedi, olduka kark bir i bu!... Ama bu Asya tabancalar, horozlar iyi ya nmad, yahut parmakla kuvvetlice bastrlmad takdirde, ate almaz. unu da belirteyim, b tfeklerini de pek sevmem.Nedense bizim gibilerin eline yakmyor onlar: Kundak yle kk burnun yanmasn diye cann kyor... Ama kllarna diyecek yok dorusu! Biraz dndkten sonra ekledi: -Yaa, acdm zavallya... Geceleyin neden sarhola konumaya kalkar sanki?... Anlalan alny uymu!... Azndan baka bir ey alamadm: Metafizikle ilgili tartmalardan pek holanmyor. 176 ir ey alamadm: Metafizikle ilgili tartmalardan pek holanmyor. 176