http://www.

İÇİNDEKİLER
Sunuş I - "ALLAH" ADININ ARAPÇA OLUP OLMADIĞI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLER A - "Allah" Adının Başka Dillerden Arapçaya Geçtiği Yolundaki Görüş B-"Allah" Adının Arapça Olduğu Yolundaki Görüş 1. "Allah", Bir Türev mi (Müştak) Özel Ad mı? a) "Allah" Sözcüğünün, Tanrı'ya Özel Ad Olduğunu Savunanların Görüşü b) "Allah Belirli Anlamı Olan Bir Sözcükten Türemiş Bir Türevdir" Görüşü 2. "Allah" Sözcüğünün Kökeni ve Anlamı II -"ALLAH"A "TANRI" DENİR Mİ? A - "Allah"a "Tanrı" Denemeyeceğini İleri Sürenlerin Görüşü 1. "Allah"ın Özel Ad Olarak Görülmesi 2. "Allah"ın Çoğulunun Olmasına Karşılık "Tanrı'nın ve Ötekilerin Çoğullarının Bulunması 3. Başka Tanrılara "Allah" denmiyor; "Tanrı" Deniyor Olması 4. "Allah" ve "İsm-i Azam" B - "Allah"a "Tanrı" Denebileceği ve Kanıtları l."Allah"a "Tanrı" Denebileceğinin Ayet ve Hadislerden Kanıtları 2. "Tanrı" Sözcüğünün, Tek Tanrı'ya inananlar Çevresinde Taşıdığı Özel Anlamı 3. İslam'ı Çok İyi Bilenler Kesiminde de "Allah" Adı Yerine Tanrı Denegelmiş Olması a) Tefsirlerde "Tanrı" b) Dinbilirlerin Fetvaları c) Eski Sözlüklerde "Tanrı" III - İSLAM ÖNCESİ (EL CAHİLİYE) ARAPLARINDA "ALLAH" A - Eski Arap Dilinde B - Eski Arapların inançlarında "Allah" IV - KUR'AN VE HADİSLERDE "ALLAH" A - "Allah"ın "Kendi"si ("ZAT"ı) 1. "Allah" Kur'an'da "Kendi"ni Nasıl Anlatıyor? 2. Peygamber Allah'ın Kendisini Nasıl Anlatıyor. B - Allah'ın "sıfat"ları V - İSLAM "KELÂM"INDA "ALLAH" A - Allah'ın Varlığı Nasıl Kanıtlanabilir? 1. "Sonradanlık" ("Hudus") Yolu 2. Olabilirlik - Olmayabilirlik (iman) Yolu 3. Başka Yollar B - Allah'ın Kendisini Olduğu Gibi (Künhünü) Bilip Kavramak Mümkün mü?

C - Allah'ın Sıfatları Üstüne Tartışmalar 1. Allah'ın Zati Sıfatları a) Selbi Sıfatlan b) Subuti Sıfatları 2. Allah'ın "Fiili Sıfatlar"ı VI - ALLAH - EVREN, ALLAH- İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ A - Allah - Evren İlişkisi 1. Allah Evreni Nasıl Yönetir? 2. Allah'ın Evreni Görüp Gözetmesi, Koruması B - Allah - insan ilişkisi ÖZET

SUNUŞ
Toplumu değiştirmek isteyen herkes, ilk önce yaşadığı toplumun eskiyen, çürüyen hakim kültürü ve ideolojisiyle karşı karşıya gelir. Bu, bir anlamda yaşadığı toplumla karşı karşıya gelmektir. Tarihteki bütün büyük dönüşümlerin hepsi, son tahlilde, toplumun kendisinin değişmesidir. 1920'lerden sonra materyalist felsefeye doğru atılımın başını Türk devrimi çekiyordu. İdeolojik alanda Ortaçağ'dan çıkışta Kemalist devrimin önemli bir etkisi oldu. Osmanlı ile siyasal düzlemde hesaplaşan Kemalistler, daha sonra felsefi alanda idealizmle hesaplaşmayı yaşadılar. Atatürk ve arkadaşları, 1930'ların eşiğinde, "Allah mı insanı yarattı, yoksa insan mı Allah'ı" sorusunu kendilerine sormuşlar ve net bir yanıt vermişlerdir. Bu tür yanıtları, gizli toplantılarda, sofralarda değil, okul kitaplarının sayfalarına yazarak yapmışlardır. Din konusundaki tavırlarını meclis kürsüsünden de ilan etmekten çekinmemişlerdir. 1960'lardan sonra Türkiye'yi yönetenler, askeri yetkililer de içinde olmak üzere, dini ideolojiyi yükselen demokrasi hareketine karşı bir dalgakıran olarak benimsediler. 1980'lere gelindiğinde Türkiye'de din birleştirici bir rol oynar, din lazımdır' biçiminde bir saptama yaptılar. Büyük burjuvazinin ve devletin merkezi güçlerinin ideolojisi İslam olmamasına rağmen, bin yıllık kökleri olan olan İslami ideolojiyi geniş halk kitlelerinin önüne bir barikat olarak yerleştirdiler ve ideolojik hegemonya aracı olarak kullandılar. Burjuvazi, ümmetten millete geçişin mücadelesini veren Türk devrimini önce yan yolda bırakmış, daha sonra da bu tavrıyla Türk devriminin kazanımlarını ortadan kaldırmaya yönelmiştir. Ortaçağ ideolojisinin büyük darbeler yemesi sonucu laik ve modern kuşakların yetiştiği, farklı din ve mezheplerden insanların yaşadığı bir ülkede din nasıl birleştirici olabilir? 1950'lerden sonra Türk devriminin sönüşe geçmesiyle birlikte toplumun materyalist eğitimi de aşınmaya uğradı. 1960 sonrasında ise devlet dışında materyalizmi kitlelere yayan odaklar oluşmaya başladı. Bilimsel sosyalizmden esinlenen bu ideolojik- kültürel çaba, burjuva materyalizmini kitlesel olarak aşma yönünde bir başlangıcı da ifade ediyordu. Arlık genç kuşaklar materyalizmi Marks, Engels, Lenin ve Mao'dan öğreniyorlardı. Batı, burjuva demokratik devrimler öncesinde büyük bir aydınlanma çağı yaşadı. Bizim tarihimizde ise, Beşir Fuat gibi bir kaç düşünür dışında böyle bir çaba yok. Burjuvazinin demokratik atılımı, ülkemizde her alanda olduğu gibi, kültürel alanda da cılız kaldı. Türkiye'nin demokratik devrimini tamamlaması ve insan zihninin zincirlerinden kurtularak özgürleşmesi ve aydınlanmasına önderlik, daha modern ve siyasal akım olan sosyalizmin omuzlarına kalmıştır. 1960 sonrası marksistlerimizin materyalizmin tutarlı ve çağdaş temsilcileri olması gerekirken, materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkaramamışlardır. Diyalektik materyalizm, ulusal planda burjuvazinin materyalizmini incelemediği için onunla hesaplaşmadılar ve tarihi yerine oturtamadılar. 1980 sonrası Saçak ve 2000' e Doğru dergileri dini ideolojiye karşı net itirazlar yöneltti. Dinin bir ortaçağ ideolojisi olarak bilimle ve modern toplumun ihtiyaçlarıyla bağdaşmadığını ortaya koydu. Bunu yaparken, burjuva materyalizmin ulusal plandaki köklerini ortaya çıkarmakla yetinmeyip, bizzat İslam'ın temel kaynaklarını ele alarak bir ideolojik mücadele yürüttü. Sorunu kültürel ve ideolojik düzlemde ele aldı. Turan Dursun, din alemine, safsataya, hurafeye karşı bu dergilerde kalemiyle savaştı. Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara götürmedi. Bir aydınlanman olarak marksistlerle birleşti. Bugün, ideolojik olarak dine sarılanlar, İslama dayanarak yenileşmeye karşı barikat inşa edenler, ideolojinin siyaset alanına yayılmasını şiddet yoluyla ezmeye yönelmektedirler. Diğer taraftan, İslami ideolojinin gerçek sahipleri ideolojinin siyaset alanına yayılmasını isleyen dini çevreler de sorunu şiddet yoluyla çözmeye yöneldiler. Önce radyolarında, dergilerinde tehdit ettiler. Daha sonra öldürme eylemlerine başladılar. Bu kitabın yazan öldürüldü. Öldürülünce din kurtuldu mu? İdeolojik sorunlar, ideoloji dışı araçlarla, şiddet ve cezayla değil, demokratik bir ortamda ve ideolojik mücadeleyle çözülmelidir. Modern-demokratik toplumun kurulmasının ve demokratik devrimin tamamlanmasının taşıyıcıları düşünce ve vicdan özgürlüğünden yanadırlar. Hiç kimseye düşüncesi, dini inancı, ibadeti yüzünden baskı yapılamaz. Yapılması gereken, katılmadığımız düşüncelere karşı ideolojik mücadele yürütmek ve toplumu

aydınlatmaktır. Biz biliyoruz ki, metafizik iman, hayatın kendisine, bilimsel düşünceye karşı koyamaz. İdeolojik mücadeleden korkan ve kaçanlar ise kendilerine hizmet edecek caniler arayacaklardır. Bunlara da toplum hakettikleri yanıtı verecektir. Elinizdeki kitap, Turan Dursun'un uzun yıllar üzerinde çalıştığı 14 ciltlik Kur'an Ansiklopedisi'nin "ALLAH" maddesidir. İslam öncesi ve sonrası kaynakların taranmasıyla hazırlanan bu madde dini ideolojiye karşı yürütülen ideolojik mücadelede temel bir kaynak olması düşüncesiyle Ansiklopedinin yayınını beklemeden ve metnin orijinalinde hiç bir değişiklik yapmadan okuyucularımıza sunuyoruz. Kaynak Yayınları

27. (Günel'in yazdığına göre. Yahudiliğin ikinci kurucusu sayılan ünlü Yahudi düşünür Musa İbn Meymun (1135-1205) da. Ancak "Elahim" çoğulken tekil anlamında. Mikail'de. yani Tek Allah karşılığında kullanılmakta. Türk Süryaniler Tarihi. not: 294. (Bkz. s. 1970. Onun için "Cebrail "Tanrı'nın kulu" demek olan "Abdullah". 46) Tevrat'ın İbranca'sında da "Allah" adının "Elah" (tekil) ve "Elahim" (çoğul) olarak yer aldığı görülmekte. (Aşağıya bkz. O'na bir "adaş" ("semiyy") bilir misin? (Meryem Suresi. "kul" demek olan "abd" . ayet: 65. İbn Meymun'un ünlü kitabı: "Delaletü'l-Hairin". tüm Sami dillerinde yer alan ve "tanrı". (Örneğin bkz. "Cebr". bulunan "il (ya da el)" "Tanrı (Allah)" anlamına gelmektedir.) I "ALLAH" ADININ ARAPÇA OLUP OLMADIĞI KONUSUNDAKİ GÖRÜŞLER A. yerin Ve bu ikisinin arasında bulunanların Tanrısı'dır. e't-Tefsiru'1-Kebir.) "Süryanca". "Allah" maddesi. Öyleyse O'na kulluk et. (Rabb).tümünü kendinde bulunduran.. s."ALLAH" (Tefsirlerden:) "Gerçek Ma'bûd". böyle yer verip kullanmakta. Süryani tarihini yazan Aziz Günel de "Allah"ın Süryanca olduğunu yazıyor. İsrafil'de. Hüseyin Atay. "Allah"ın sözcük olarak aslı. Tek Tanrı'nın adı.296.) "Allah"ın ve "ilah"ın. Taberi'nin "Camiu'l-Beyan Fi Tefsiri'l-Kur'an" adlı ünlü tefsirinde de belirtildiği gibi birçok islam büyüğünün görüşüne göre. yay. "Allah"."Allah adının başka dillerden Arapçaya geçtiği yolundaki görüş Kimilerine göre. "baştanrı" anlamı verilen "El" ya da "il" ilişkili olduğu ileri sürülür.) Açıklama: "Allah" adının özel ad olduğuna ve bu adda başkalarının ortak olamayacağına kanıt olarak gösterilenler arasında bu ayet de bulunmakta. Ve O'na olan ibadette kesinti yapma. Diyarbakır.) İslam Ansiklopedisi'nde "Allah"ın sözcük olarak aslının "Aramice" ve "Alaha" olduğunu söyleyenler bulunduğu yazılı. s. "Mika" da "kul -cuk (küçük kul)" demek olan "ubeyd" anlamındadır. Azrail'de." "Tanrısal niteliklerin. Tek Gerçek varlığın. (Bkz. "Mikail" de . "En Yüce ve Mukaddes varlığın. s. Süryanca'daki "Aloho"dur. başkasının ortak olamayacağı özel adı. (Bkz. "İbranca" ya da "Süryanca"dır. "Aramca"nın bir dalı olarak kabul edilir. not: 258. varlığı kendinden olan. c." Anlamı: Göklerin.. 163. Razi. Cebrail'de. 29.l. Arapça değildir. Aziz Günel.

Mikail de 'Abdullah' demektir. Allah sözcüğünün. Yani bir başka sözcükten türemiş bir türev. yoksa yalnızca Ali. Dahası.) Celaluddin Süyûti de. İbranca dilindeyse. 346-347. İbn Abbas ve ilim ehlinden bir topluluğun görüşü de budur. 196. putlanndan her birine ALLAH lakabını veriyorlardı. Arapça olmayan bir kökten gelmektedir. (Tüm bunlar için bkz. Bununla birlikte Ebu Ali e's-Sûsi'ye göre bu görüş iki nedenle doğru değildir: Birincisi: Allah'ın adlan arasında 'İL' diye bir ad bulunmamakta. ALLAH ya da HALLAH adlan.' Kimi incelemeciler de. Kahire. s..l. el İtkan Fi Ulûmi'l-Kur'an adlı ve temel kaynaklardan olan kitabında. Elah. 'Elah' bulunmaktadır. 'AB-DUL'-EL (Tanrı kulu). 'abd'. değil midir. CİBRİL'in anlamı 'ABDULLAH'dır. tıpkı Nabatlar gibi. Ancak. Aynı sayfa. "İl" sözcüğü için İbn Cinni'nin: "-Nabatça'da Allah'ın adıdır. "Allah sözcük olarak. Bilginler. bir türev mi (müştak). sonraları. aynı sayfada." denebilir. 'El İlahu'l-Ezeli (Ezelde varolan Tanrı)." dediği aktarılmakta. 'Safa Yazıtları'nda rastlamışlardır. 1937." dediğini aktarıyor. tarih öncesinde de kullanılıyordu. Abdullah İbn Hars bu görüşte olanlardan. Kapalı ve bilinmeyen anlamlarda."Tanrı'nın kulcuğu" demek olan "Ubeydullah" ile eş anlamlıdır." (Mu hammed Abdulmuid Han. Arapça'da da 'İlah' vardır. Ebu Ali'ye cevap verildiği görülüyor: "-'Cibr' ve 'İL' Arapça olsalardı Ebu Ali e's-sûsi'nin dediği doğru olabilirdi. bunu. s.. SHADDAİ ve YEHWEH adlan. "Yalancı Peygamber Müseyli-me"nin yandaşlarına: "-Yazık size nasıl bir inanca kapılıyorsunuz! Tanrı'ya antiçerek söylerim ki 'Tanrı'dandır' diye ileri sürülen bu sözler 'İL'den (yani Allah'tan) gelme değildir. Arap düzyazısında. yukarıda açıklama ve yorumlara göre tümünün kökü aynıdır. "müştak" mıdır. 'İL' de 'ALLAH' demektir. En Büyük Tanrı'nın adı oluvermiştir. Nabatça yazıtlarda..3. EL. Başlangıçta lakap olarak kullanılan Allah sözcüğü. İLAH.' İleri sürüldüğüne göre: (İl). Taberi." (Bkz. ELAHİM. tartışması var. Razi. şiddet ve güç anlamını içeren bir İbranca sözcükten geldiğini ileri sürerler. "Allah" anlamına gelseydi sözcüğün sonu 'mecrur' (esre) olurdu. 'El İlahu-1 Muteal (Yüce Tanrı)' gibi niteliklerle nitelenmiş olarak geçer. El Esatiru'l-Arabiyyetu Kable'l. İbn Abbas. Wellhausen-diyor ki: -Herhalde Araplar. 135. taşıdığı anlama göre kullanılan bir sözcük mü. özel ad mı ? . s. not:l. Eski "yazıt"lar. bir çok yazıtta bulunmuştur." "Aloho" ve "İl (ya da El)" sözcükleri çok yakından ilişkilidir. İkrime.) Razi'nin tefsirinde. Yukarıda verilen bilgilere göre. Dahası. Elahim biçiminde çoğul olur. ya da aynı anlamda ve aynı kökten olduğu ileri sürülen öteki sözcükler var mıydı? Muhammed Abdulmuid Han'ın kitabından ilgili bir bölümün bir parçasını Arapça'sından dilimize olduğu gibi çevirelim: "-Devidson bir 'makale'sinde söyler der: '-Herhalde. Ama Peygamberlerin ve şairlerin sözlerinde ÖZEL AD OLARAK kullanılır.) Fahruddin Razi'nin tefsirinden (Arapçasından Türkçe'ye olduğu gibi aktarılmıştır): "-Kimilerine göre. Bu görüşte olanların adlan arasında."ALLAH" adının Arapça olduğu yolundaki görüş "Allah" sözcüğünün Arapça olduğunu savunanların çoğunlukta ol düğü söylenebilir. Ali İbn Huseyn gibi adların da bulunduğu görülmekte. Dahası: Ebubekir'in de (Halife). Yalnızca Safa yazıtlarında ALLAH tek başına yer almış bulunmakta. tefsir." (Bkz. Ve bu açıklamalara bu yorumlara göre. c. "Allah" adıyla çeşitli "Sami" toplumlarının dillerinde "Allah" anlamında yer alan "Alaha".İslam. her yerde put adlarından biriyle geçmekte. Çünkü 'CİBR'. "Kur'an Arapça olmayan sözcükler"e ayırdığı bölümde. Abdullah İbn Hars. Arapça'da herf-i tarifle 'El İlah' ya da 'Allah' biçimini alır.) B. c. kesin bir yargı olarak ileri sürenler vardır. 'VEHEBÜ'L-EL (Tanrı armağanı)'. özel ad gibi yer almamakta. Ama bunlar (Cibr ve İl) İbranca'dırlar. İkincisi: Eğer Cebrail ve Mikail'deki "İL". 'ZEYDULLAH (Tanrı'nın Zeyd'i) ve 'ABDULLAH (TANRI'NIN KULU)' adlarına. "İl"i "Allah" anlamında kullanmakta. "il"in ibranca olduğu ileri sürülüyor. "Elah"."ALLAH". ad tamlaması (izafet). Aramca dilinde. Veli gibi bir özel ad mı? 1. adın rneksur (esre) olmasını gerektirmez. yazıtlardan sağlanan bilgiler ne diyor acaba? Tarih öncesinde de "Allah" sözcüğü. "Ela-him (ya da Elohim).

" gibi. ikinci rivayete göreyse "türev" olduğunu benimsemiştir. Ayşe'dir. anlamının içine başkalarının da katılacağı düşünülebilir. tefsir. s...". Ahmet'tir. Tanrı'dan söz etmek ve O'nu tanıtmak isteyen kimse de. Alim'dir. Halil. c. "Allah" deyince birçokları kapsamı içine girebilir. "-Falanca kişi." denebilir. Razi. gösterilen şey ya da kimse.. İkinci kanıt: Bir kimse anlatılmak. c..l. 'müştak' (türev) değildir. övgüyü içeren bir "sıfat"ıdır. bu üç kanıta yer verdikten sonra cevap da veriyor: Razi'ye göre. şu ülkede alimdir.) deniyor." (E't-Tefsiru'1-Kebir. belirli bir kimliği bulunması yeterlidir.. sonra övücü niteliklerini dile getirir. Ahmet'tir. önce o kimsenin özel adı söylenir. "-Allah." gibi.. benzeri olmayan Zeyd'dir. ayet 65. bu sözcük (ALLAH). Öyleyse O'nun için özel bir ad gerekli değildir. bir anlamı vardır. Ve kesinlikle. "Allah"ın.a) "ALLAH" sözcüğünün. Razi. (Bkz. semavate ve'l-erd" (yani: O göklerde ve yerde Allah'tır. Usulcülerin (islam hukuk felsefecilerinin) ve fakihlerin görüşleri de budur. öteki nitelediklerinden ayrı bir özelliği olan bir addır.. usul bilen bir kişidir. Allah adını söyler. Böyle dendiğinde şu anlam çıkarılabilir. Arap dili ve edebiyatçılarının en baş ustalarından sayılan ünlü dilbilimci Halil'in (ölm. sayılan kişidir. İbn Abbas'ın anlatımıyla: "Kulların tümü üzerinde Tanrılık (uluhiyyet) ve Mabud'luk hak ve yetkisinin Sahibi"dir. O zaman da. "sıfat"ı söylendiği zaman bir anlamı olur. s. "Allah". Anlamı da "Mabud"dur (ibadet edilen). yani kişinin özel adı değil. l. 786). nahiv bilen. "Allah'tan başka Tanrı yoktur" demek olan "Lailahe illallah" gerçek anlamıyla 'Tanrı birliği"ni anlatamaz. Allah bir "sıfat" (nitelik) olmayıp da bir özel ad olsa.. Halil'den iki görüş aktarıldığını yazar. c. s. 156-157.. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. sonra da nitelikleri sıralanır. göklerde ve yerde Allah'tır. Tanrı'ya özel ad olduğunu savunanların görüşü: Fahruddin Razi şöyle der: "-Bizim seçip benimsediğimiz görüş odur ki.) "-O'na adaş bilir misin?" O'nun adını taşıyacak bir başkasının bulunmadığı anlatılmak istenir.. Halil ve Sibeveyh'in görüşü de budur..l. bir anlamı olan. Üçüncü kanıt: Bir ayette (Meryem. tanıtılmak istenen şeyin.) Fahruddin Razi. "Allah" sözcüğünün "türev" (müştak) olmadığı yolundaki görüşü benimsediğini yazıyorsa da İbnü'l-Cevzi.) b) "ALLAH" belirli anlamı olan bir sözcükten türemiş bir türevdir" görüsü: Kimilerine göre de "Allah" bir kökten gelir. "öz adı"dır. erdemlidir. 156) Razi. Tanrı içinse böyle bir durum söz konusu olamaz. 158. "Göklerde ve yerde Allah'tır" dendiğine göre. kimsenin. "Allah" sözcüğünün "türev" olmadığını. Razi. Yalnızca "Allah"ı ad olarak almış olan yoktur. Razi... kutsal niteliklerini sıralamadan önce. şu ülkede. Bu da gösterir ki "Allah". Kur'an'daki bu tür anlatımların anlamı olmaz.): "Ve Huve'llahu fi's. Aynı kitap. ünlüdür. s. Yüce Tanrı'nın özel adıdır. 157. Kadir'dir. o anlamdan ötürü söylenir O Yüce Varlık için. Demek ki. s. özel ad olmayıp "türev" olduğunu ileri sürenlerin de dayanakları vardır. bunların da üç kanıtlarına yer verir: Birinci kanıt: Bir ayette (En'am ayet: 3. O'nun sıfatlarını ad olarak almış olanlar vardır.l. (Bkz. (Bkz. Birinci "rivayet"e göre. "Zeyd. Zadü'l-Mesir Fi ilmi't-Tefsir.. başka bir sözcükten türemiş bir "türev" (müştak) olsa. c. duyularla algılayıp "işaret" edilebilen bir şeyi ya da bir kimseyi göstermek için konulur ve kullanılır." sözünün anlamı olamaz. Ahmet'tir. "Allah" özel ad değildir. Hakim'dir.." dendiği zaman. O'nun özel adıdır. beş duyuyla "işaret edilebilir" olması şart değildir. (Bkz. İkinci kanıt: Özel ad.) . Tanrı'nın. "Özel ad"la gösterip tanıtmak için anlatılmak. Onun için "-O. Üçüncü kanıt: Özel ad. o adla "işaret" edilen. konulur ve kullanılır ki. "-Falanca. şu ülkede Zeyd'dir. Öyleyse Tanrı'nın özel adı yoktur. fıkıh bilen. "-Falanca şu ülkede Zeyd'dir. üç kanıt sıralıyor: Birinci kanıt: "Allah". 8) "Allah"ın Tanrı'nın "özel ad"ı olduğunu savunanların kanıtlanın aktarırken. Çünkü: "-Falanca." denmiş olması "Allah"ın özel ad olmasına ters değildir. tanıtılmak istendiğinde. aynı türden olan benzerlerinden ayırt edilebilsin.

aynı s. edindikleri her 'ma'bud'a (her tanrıya) ad olarak vermişlerdi. Felsefecilerin dayanaklarının özeti şu: Özel adla. "Vilah"tan gelmedir. 'Allah'ın aslı. s. Aynı kitap. Bilgenin bu sözünün doğru olduğunu şu ayet de gösterir: '-O'nu överek teşbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Kimilerine göre de. Kimilerine göre de Allah. c. yani Ku-feli din ve dil uzmanları başka bir köken gösteriyor. 163.) . "Allah"ın da özel ad olmadığı görüşünü paylaşanlar. s. insanlardan kimileri böyledir. ama Tanrı'nın kendisi (kimliği) konusunda düşünmeyin!' denmiştir. kul (insan). dile ağır geldiği için "ilah"taki "hemze" ("i") kaldırılmış ve bir araya gelen iki "lam" birbirinin içine geçirilmiş (idğam) ve "Allah" sözcüğü meydana gelmiş. Tapındıkları için 'şems'i (güneşi) de 'ilahe' (tanrıça) diye adlandırmışlardır. Kur'an'da "O'na bir adaş bilir misin?" denmiştir. Aynı kitap. sözcüğüne dönüşmüştür.."ALLAH" sözcüğünün kökeni ve anlamı: "Tanrı'nın bir özel adı bulunmadığı. tam olarak anlamaksa mümkün değildir.. (Bkz. Yalnızca O'na özgü olduğu için.' Abede.) "İlah" nasıl "Allah" biçimini almış? İleri sürüldüğüne göre.. Emiru'l-Mü'minin'in şu sözünde işaret etmek istediğidir: 'Tanrı'nın tüm • sıfatlan önünde. 114) 2. Basriyyun "yani Basralı uzmanlar başka köken gösteriyor: Kufe'lilere göre "Allah" sözcüğünün "aslı": "İlah"tır.) 'İlah'ı. eşyanın tümüne sevgilidir (her şeyin ve herkesin coşkuyla tutulduğu sevgilisidir).' (İsra.l. istemsiz olarak bu duruma getirilmiştir: Cansız varlıklar ve hayvanlar gibi. "hakikat"ini. "Allah". ayet: 44. baygın) olmasıdır. ya'budü' (falanca kişi taptı. 'ilah'. biraz da iradeleriyle bu duruma getirilmişlerdir. böyle kimlikler için konulur ve kullanılır. Kimse "Tanrı'nın "kendisini" tam ve gerçek anlamıyla algılayamaz. Kimi şeyler..) "Allah" sözcüğüne "köken" olarak gösterilen sözcüklerin anlamlan vardır ve "Allah" sözcüğü bu anlamları yüklenmiştir: Temel kaynaklardan olan "Ragıb"ın "El Müfredat"ının (Arapça) ilgili maddesinden aynen: "-Kimilerine göre. ye'lehü fulanun denir. 'Elehe. Basra'lılara göre de "Lah"ın başına "elif lam" getirilmiş ve "idğam" sonucu "Allah" sözcüğü oluşmuş. bu alanda doğruyu ararken şaşar.Razi. sözcüğü. "Tanrı'nın özel adı olabilir mi?" sorusuna. diller. tam olarak algılanabilenleri. (Razi. göstermek amaçlanır. 'tahayyere (şaştı)' anlamındaki 'elehe'den gelmedir. Kimilerine de biraz zorla. Sonra yalnızca Yüce Yaratan için söylenir olmuştur. Bundan dolayıdır ki. yüceltmek için "elif ile "lam" konmuş. 'İlah'tır. "ilah"ın başına. Öyleyse O'nun için bir özel ad da gerekli değildir. "Allah" sözcüğüne bir köken bulma çabasına girişiyorlar. 'ibadet edilen (ma'bud)' anlamındadır. "Vilah"taki "Vav" sonradan "hemze"ye ("i"ye) dönüşmüştür.) Tanrı'ya 'vilah'tan 'ilah' ve Allah denmesinin nedeni O'nu söz konusu olduğu yönde her şeyin 'valih' (aklı uçup gidecek ölçüde coşkulu. Baştaki hemze kaldırılıp yerine elif ve lam geçirilmiştir (böylece 'Allah' olmuştur). Buna göre. 'Lat'ı da öyle. (Yani Tanrı'nın "adaş"ının olmadığı anlatılmıştır. bilgelerden kimi şöyle den -Allah. "El ilah" olmuş. Özel ad. şaşkın. Tanrı'ya bu anlamda 'Allah' denmesinin nedeni. Bu. Bu nedenledir ki:'-Tanrı'nın nimetleri alanında düşünün. Basra'lılara göreyse: "Lah"tır. "felsefecilerin ileri gelenlerinin "-hayır!" diye karşılık verdiklerini anlatıyor. "Taptı (abede)" anlamında "teellehe" dendiği de olur. (Daha sonra o da. Tanrı'nın nitelikleri konusunda düşündüğünde şaşkınlığa düşer. Fahruddin Razi'nin de belirttiğine göre "Kûfiyyun". Tanrı'nın kimliğini.'Bu şudur ki. sıfatlarda şaşkınlığa düşülür. sözler. "tazim" yani büyütmek. tefsir. somut olarak gösterilebilenleri anlatmak. (Bkz. tapar) anlamında..

l. 160) Taberi'nin tefsirinde de "Allah" sözcüğünün. O'nu bilip düşünme yoluyla sükûnete. Ama Araplar. coşku ve şaşkınlık anlamını içeren "Vilah". aklın hep takılı olması. s. "ilah" denmesinin nedeni. taşıdığı bir anlamı vardır. Burada da. 'ilaheteke (senin kulluğunu)' biçiminde de okunmuştur. Temel olan bu. Kur'an'da da Tanrı: '-Yoksa kendilerini bize karşı savunacak ilahları (tanrıları) mı var? (Enbiya. "Allah" sözcüğünün geldiği ileri sürülen "İlah"m başka anlamlarının da düşünülebileceğini yazıyor. düşkünlük göstermek. perdeli)'(Hadit." (Yorumlar için bkz. ayet: 127. (Bkz. hangi anlamdaki kökten nasıl gelmiş olabileceği.Kimilerine göre de "lahe yelûhu"dan ('perdelendi. huzur)" anlamı. 159-161) Razi'nin yazdıklarına göre. Bu sonuncu ayette geçen 'aliheteke (senin tanrıların)' sözcüğü.) Yukarıda anlatılanlara göre şu söylenebilir: "Allah" sözcüğünün kökeni. En başta belirtilen anlamıysa: "Tapınılan" (Ma'bud) anlamıdır. Tanrı'nın şu sözüne işaret vardın '-Gözler O'nu algılıyamaz.) demişlerdi. her darda kalındığında O'nun anılması. kimine göre. 41-42. Aynı kitap. ayet: 3) 'İlah'ın çoğul almaması gerekir. C. El Müfredat. "akılların.' (En'am. yardım etmesi için O'na yakanlması" nedeniyle O'na "İlah" denmiş olduğu düşünülebilir. Fahruddin Razi. "Allah" sözcüğüne köken olarak "Yüce" anlamını içeren "Lah" sözcüğü de düşünülebilir.) Şu ayetteki 'Batın' (içte. yani "gönül vermek. s. yani "kulluk ederler. bir anlamıyla "tapınılan (ma'bud)" demek olan bir başka anlamında "şaşkınlık" bulunan (ululuğu ve tam bilinemezliği karşısında şaşkınlığa düşülen) "ilah" kimine göre." (Rağıbu'l-İsfehani. Razi'deki kadar uzun olmasa da anlatılmakta. ibadet ederler". bütün gözleri algılar (görür). . Buna göre. s. Bu anlama göre de şu düşünülebilir: O'na ilah denmesinin nedeni herkesin korkup O'na sığınır olması O'nun da kendisine sığınanları kurtarıyor bulunmasıdır. "İlah" maddesi. perdelenir') gelir. kimine göre "perdelenmişlik" anlamını veren "Liyah (lale yelûhu'dan)"tır. ayet 43. Çünkü gerçekte O'ndan başka 'İlah' yoktur. c. ayrıca 'ma'bud'lar (tanrılar) bulunduğuna inanmışlardı. O."Bir şeyden korkup birine sığınma" anlamı. ruhların ancak. Razi. tefsir. tapınırlar".) diyor. l. aklı alıp götürecek ölçüde sevgi. "Vülû".. 25. Yani "İlah" dedikleri varlığa "taparlar. s. O'nu anma. Batın'dır (gizli. Firavun'un çevresindekiler. bu yüzden 'ilah'ı çoğullaştırarak 'alihe' (tanrılar) dediler. yatışmışlık. kendisine: '-Musa'yı ve toplumunu. (Bkz. kapalı) ile anlatılmak istenen de budur: '-Ve (Tanrı) Zahir'dir (açık). "Allah" sözcüğünün kökeni ne olursa olsun. "İlah"ın Arap dilindeki kullanışlara göre başka anlamlarının da bulunduğunu belirtiyor: "Sükûn (dinginlik." Bu anlama göre de. yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar seni ve tanrılarım bıraksınlar diye mi salıveriyorsun? (A'raf. ayet: 103. "gönüllerin hep O'na takılı bulunması.) Demek ki. aynı c. huzura kavuşup yatışabilir olmasıdır" diye düşünülebilir.

"özel ad" olduğu görüşünü benimsiyor ve buna çok önem verdiğini belli ediyor. anılamayacağı görüşünü benimsiyor değillerdir. "Allah" yerini tutmadığı düşündüğü seziliyor. "kulaktan dolma bilgiler"le konuya karışıp bu görüşü savunanlar. Elmalılı Hamdi Yazır. nasıl "Allah" adının yerini tutmuyorsa "Tanrı" da o adın yerini tutmuyor. 24. (Bkz. 25.) . "Allah" değildir."ALLAH"a "Tanrı" denemeyeceğini ileri sürenlerin görüşü: Bunu ileri sürenlerin kimi. haksıza itlak edilmiştir. Denebilir ki. Böyle bir tabir işitirsek. s. gerek Rahman deyin. c. "Allah"tan "eam" olduğunu. ilahlar. istanbul. "hudayan" ve "alihe" biçiminde çoğulları bulunduğu için. başka adla çağrılamayacağı. Halbuki. "bilgi" ve erdemiyle tanınan Elmalılı Hamdi Ya-zır'dır. hangisini derseniz deyin. en güzel isimler O'nundur. "Allah". Bu durumdakilerin başında gelenlerden biri de. "Allah'a Tanrı denemez!" demiyor. yetkiye sahip kimselerdir. rablar' denir. "İlah" gibi sözcükler. ama her tanrı. Arapça'da 'ilah'ın cem'i (çoğulu) olarak 'alihe'. "Huda". "Allah"a. Yazır benzeri kolay kolay meydana konulamayan "tefsir"iyle (Hak Dini Kur'an Dili adlı) kendini kanıtlamıştır. söyleyenin cehline veya gafletine hamlederiz. şu demektir: "Tanrı" ile "Allah" arasında "umum husus mutlak" ilişkisi var: Yani. "Allah" adının yerini tutmazlar. Kendisinin açıkladıklarına göre. Demek ki Hamdi Yazır'a göre. 'Tanrı"dır. Fars-ça'daki "Huda". "ALLAH"IN Özel Ad Olarak Görülmesi: Yazır. "Allah" yerine "Tanrı" denmemesinden yana.) Bu. 1960. Hak Dini Kur'an Dili. Bunu açığa vurduğu bile söylenebilir. "Tanrı." (isra Suresi. Geniş bilgi sahibi olduğu kuşkusuz olan Hamdi Yazır'ın yazdıklan-na dayanılarak. Çünkü bunlar.l. "Allah" denmesinden yana olmasında da kendini gösteriyor. ayet: 110. "Tanrı" denemeyeceği görüşünden yana olmasa da.II "ALLAH'A "TANRI" DENİR Mİ? A.. "Tanrı'nın. Huda adlan. "rab'. yani birincisinin kapsamının daha geniş olduğunu yazıyor. b) "tanrılar".. 'ilah'. "Tanrı'nın. Dahası. Yazır'ın gönlü. "Tanrı". 'ma-bud' gibi ism-i anıdır. s. "Allah" adı yerine "Tanrı" denmesini neden uygun bulmadığı şöyle özetlenebilir: 1." (Aynı kitap. Anlamı: (Diyanet'in) Demek ki: "Gerek Allah deyin. 'Allah' gibi ism-i has (O'na özgü ad) değildir. mabutlar. 'Tanrı" değil. a) özel ad olmadıkları.. "Allah" yerine söyleniyor olsa da. 'rab'in cem'i olarak 'erhab' dendiği gibi Farisi'de 'huda'nın ceminde 'hudayan' ve lisanımızda 'Tanrılar. "Allah"ın. Bu önem verişin etkisi. 'Allahlar' denmemiştir ve denemez. "O"na. Fransızca'daki "Diyö". Oysa "Allah" adınının "Yüce Yaratıcı"nın "özel ad"ı olduğunu savunanların hepsi. Kimileri de konuya girmek için gerçekten gereken bilgiye. haklıya.) Böyle diyor.

bir başka yönden de ele alınabilir: daha önce de sunulmuştu ki. Aynı kitap. "Huda"nın. ileri sürüldüğü gibi "Alaha" ya da "Aloho" biçimlerinden Arapça'ya geçmişse ve az bir değişiklikten sonra öyle süregelmişse. Süyûti. "Allah". Eğer bu yorum doğruysa. 48). "Kayyum". "Çok tanrı"ya inanıldığı dönemlerde "çoğulsuz" söylenirken. bu değerlendirmeye göre. çoğulu olmak yönünden "Tanrı". “Tanrı”yı. İlk bakışta bu değerlendirme insana doğru gibi geliyor. ve "tanrı"nın çoğulları var. el itkan 1/181)." diyor. Yazır'a göre "İlah"m. her şeyi ve kullarını görüp gözeten) ve "Kayyunı"unda "çoğulu" yoktur. Aziz Günel Türk Süryaniler Tarihi. (Bkz. Eğer bu böyleyse. "En Büyük Tanrı" birkaç tane olmaz da ondan. 2. sonraları. "Allah" sözcüğünün çoğul almaması doğaldır. kimilerine göre "Allah" sözcüğü. putlarından her birine ALLAH lakabını veriyorlardı.Wellhausen şöyle düşünebileceğini yazıyor: "Araplar. Daha önce de çoğulu yoktur da ondan. "Varlığı kendinden olan Zat"ın (Tanrı'nın) bile olsa. "Tanrı"nın..) böyle düşünenler var. "özel ad"ın "birden çok sayıda" olabileceğini ve "O"na."Allah" adının özel ad olduğuna nasıl itiraz edildiği daha önce sunulmuştu. Eskiden "En Büyük Tanrı"ya ad olarak verildiği için. Şöyle düşünülebilir: "Allah" kimi incelemecilerin. Başlangıçta lakap olarak kullanılan Allah sözcüğü. "Yüce Yaratıcı"nın başka adlan da olamaz mı." (Yukarıda. Kaldı ki. "Allah" değildir. ama her "tanrı". I/A'ya bkz. Buna karşılık "ilah"ın. bunun "Allah" adının anlamından kaynaklandığı gerekmeyebilir. "Tanrı" deniyor olması: Yazır. "aline" diye çoğulu bulunduğuna göre "Allah" sözcüğünün de çoğulu var kabul edilebilir. Vasıti'nin açıklamasına göre "Süryanca"dır ve Süryan'cada "hiç uyumayan" anlamına gelmektedir. "Tanrı"nın kapsamının daha geniş ("eam") olduğunu yazıyor. yalnızca çoğulsuzluğuna dayanılarak "Allah" sözcüğünün "Tanrı"dan ve başka dillerdeki adlardan farklı olduğunu ileri sürmek ve "Allah" adı varken öteki adlarla "O Yüce Varlık"tan sözetmenin yerinde olmayacağını savunmak sağlıklı gibi görünmüyor. EN BÜYÜK TANRI'NIN ADI oluvermiştir.Başka Tanrılara "Allah" denmiyor. "Diyö" denilebileceğini. "huda"nın. Bunun birçok örneği vardır: Tanrı'nın Kur'an'da geçen "adlaşmış" sıfatlarından ("en güzel adlar" diye nitelenenlerden) "Kayyum" ve "Rahman" gibi.) Yani Yazır da. ama "ilah"ın "Allah" olmaması gibi. s. Şu da var: Daha önce Muhammed Abdulmuid Han'ın kitabından yapılan alıntıda görüldüğü gibi. "Rahman"da El Müberret ve Sa'lebe'nin incelemelerine göre "ibranca" (Bkz. "Rahman"ın da çoğulu yoktur. "Huda".. dilcilerin ileri sürdükleri gibi Arap dilinin dışından gelmeyse. Allah-u Teala'nın ayrı ayrı ism-i hassı bulunmak mümkindir ve ser" an caizdir. "Huda" ve "ilah" gibi sözcüklerden farklı olmuyor. "ilah"ın. "Tanrı"dır. "Tanrı". Kısacası. aynı s. Birkaç tane "özel ad"ın bulunması mümkün değil mi? Hamdi Yazır'ın kendisi de bunun "mümkün" olduğunu yazıyor: "Hatta (O'nun) ism-i hassı (özel adı) bile taaddüd edebilir (yani çok sayıda olabilir) ve muhtelif lisanlarda. Bunun böyle olması da. "Allah" adının bir çoğulu yoksa. el itkan 1/183) Tanrı'nın "ad"ı olarak söylendiğinde de bu anlam bulunur (hiç uyumayan. "Allah"ı da "has isim (özel ad)" olarak düşünüp ele aldıktan sonra. "ayrı ayrı adlar"ın verilebileceğini. "cins isim". çoğulu olmaması doğal karşılanabilir. "İlah"tan geliyor. bunun "Şer'an" (dince) "caiz" olduğunu kabul ediyor. tıpkı Mabatlar gibi. Özel ad olduğu kabul edilse bile. "TEK TANRI" dönemine geçildikten sonra 'çoğullu" söylenmesi düşünülemez. Tıpkı "Allah"ın "ilah" olması. "Allah" adının yerini tam tutamayacağını gösterir. Bu durumda. Oysa. (Bkz. Ama konuyu temelden alınca hiç de doğru olmadığı ortaya çıkıyor: Önce şöyle bir soru soruluyorsa konuya açıklık getirebilir: . Süyûti. "çeşitli diller"de. Yani."Allah"ın çoğulunun olmamasına karşılık "Tanrı'nın ve ötekilerin çoğullarının bulunması: "Allah"ın çoğulu yok. 3. Süryanilere göreyse "Süryanca"dır ve aslı "acıyan" anlamında "Rahmono"dur (bkz.

Tek Tanrı'dan başkasına "ilah". haklı bulmuyor. "çok tanrı"lı dönemlerin "tanrılar"ından söz edildiğinde taparlarının inandıklarına "ilah". "Diyö"den başka diyö yok"a takılıyor. O. "tanrılar" diyerek söz edilmesinde. yani "ilahlar (tanrılar) biçiminde yer alıyor oluşu da. yani anlatmaktır yalnızca. Kur'an yorumlarında belirtildiği gibi. doğru bir şey mi söylüyorlardı? Kur'an'a. Hadislerde de. Ama Kur'an'da şu da var: Anlamı: Onlar kendilerine güç kazandırsınlar diye Allah'ın dışında "ilah'lar edindiler. "Tek Tanrı'ya inananların inancına göre. elbette ki bu soruya: "-Hayır!" diye karşılık vermek gerekir. putataparların tanrılarından söz edilirken "ali-he".l. Denirse taparlarının öyle dediklerini anlatmak için denir yalnızca. ayet: 81. Kısacası: İslam açısından "Tek Tanrı'nın dışında tapılanlara nasıl "Allah" denemezse. hadislerde. İslam'ın "Evet!" dediği ve bunu haklı bulduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte kimileri. "Tek Tanrı'dan başkasına da "ilah" ya da "tanrı" denmesine. yani "ilahlar" deniyor. 25. İslam'a ve inanırlarına göre. Kur'an'a ve İslam'a göre. O nedenle Hamdi Yazır'ın buna takılması da (Yazır. "hikaye etmek"lir. inandıkları Tanrılara "ilah" derlerken.) Görülüyor ki. "ilah"da denemez. "tanrı". "Huda" arasında bir farkın bulunmadığı ortaya çıkıyor. Putataparların inandıklarından "ilah" ya da "tanrı" diye sözedilmesi. Çünkü "Tanrı'dan başka tanrı" sözündeki "Tanrı" sözcüklerinden birincisi. çelişkili bulduğunu yansıtıyor. Daha bir çok ayette. "ilahlar". ayet: 163. yer tanrı'ya güneş tanrı'ya. "Tanrı" denmesini kabul etmiyor. Kur'an. ay-tanrı'ya) inanırlardı. Daha birçok ayette bu anlatım vardır.) Kur'an'da böyle deniyor işte. Bu. C. bunu ve dolayısıyla bir benzeri olan "Tanrı'dan başka tanrı yok" sözünü anlamsız. bu dile getiriliyor. "Allah" adında. söylenişten açıkça anlaşılır. Anlamı: Ve "ilah"ınız BİR TEK "İLAH"tır.) (Bkz. olanı. Buradaki anlatış yani "Tek Tanrı'nın dışında tapılanlara "ilah". olağanüstü önem vermekteler: .-"Çok tanrı"ya inananlar. O'ndan başka "ilah" yoktur. Bu durum da "Tek Tanrı'dan başkasına söylenememek yönünden de "Allah" ile "ilah". olmuşu dile-gctirmcklir. Ayetlerde. Kur'an. putataparların öyle inanıyor olmalarından dolayıdır. inanırların öyle inandıklarını belirtmek içindir. Rahman'dır.) Kolay kolay haklı sayılamaz. 'Tek Tanrı" anlamındadır. (Meryem Suresi. "tanrı" diye söyleniyor oluşu. Ragıb'ın "El Müfredat"ından yukarıda sunulan alıntıda da yer almıştı. "alihe". bu ilahe (örneğin göktanrı'ya." denebilir. ayetle. s. Böyle denebilmesi. putataparların kendi tanrılarına "tanrı" demeleri haklı mıydı. "ilahlara taparlardı. Bundan çok açık anlaşılıyor ki." denebildiği gibi.. yerinde miydi? "Tek Tanrı" inancına. Yani. islam açısından bir salanca yoktur.. "Tanrı". İslam. "-Allah'tan başka Tanrı yoktur. Rahim'dir. Demek ki. şu ilahe. "Tanrı"dan başka tanrı yoktur" da denebilir. "İsm-i A'zam" niteliğini > görmekte ve o nedenle bu ada. Bu değerlendirme. (Bakara Suresi.

Demek ki "Allah"la Kur'an'da "ilah" deniyor ve Diyanet'in benimseyip yayınladığı "Meal"de de.. "O'nun kendisi" tüm varlıklar içinde "En Büyük" olduğu için. adların en şereflisidir. merhametli olandan başka Tanrı yoktur. sonuçsuz kalacağı bildirilir hadislerde.) Ama çokları sanırlar ki. Ve bu nedenle de O'nun adı." "Tanrı'nız bir tek Tanrı'dır"ın. s. Oysa Fahruddin Razi'nin de dile getirdiği gibi. onlarla en güzel şekilde mücadele edin."ALLAH"a "Tanrı" Denebileceği ve Kanıtları: 1. "Allah" adının kendinden kaynaklanır. Farsların dilinde yaygın olarak "Huda" dendiği için "En Büyük Ad" "Huda" olur. Aynı kitap. "O'na" Arapların dilinde yaygın olarak "Allah" dendiği için." "Allah'ın adıyla" başlanır. Şöyle deyin: "-Bize indirilene de. "O'nun adı" olduğu için önemlidir. c. "Tek Tanrı'nın "ad"ı olmasındandır. Büyük Kur'an yorumcusu Fahruddin Razi de bunu savunanlar arasında."Rahman ve Rahim olan. ayetteki karşılığı "Ve ilahun vahid"dir."ALLAH"a "Tanrı" Denebileceğinin Ayet ve Hadislerden Kanıtları: "Allah"a "Tanrı" denebileceğinin en başta gelen kanıtlan. Anlamı: (Diyanet'in) Kitap ehlinden haksız davrananlar bir yana. "Allah" adı için "El İsmü'l-A'zam" deniyor olmasını doğal bulmak gerektiği söylenebilir. "Allah" adının "En Büyük Ad" demek olan "El İsmü'l-A'zam' diye nitelenebilmesi.. size indirilene de inandık. bir kaç kez. sözlerin. adların en şereflisi sayılır. Öyle başlanmayan işin de. Diyanet'in resmi çevirisindeki anlamı aynen şöyledir: "Tanrı'nız bir tek Tanrı'dır. Bizim Tanrımız da sizin Tanrınız da birdir. İşte bundan dolayı. Razi'nin tefsirinde yer verdiği ve savunduğu gerekçenin özeti şöyle: "Bir 'zikr'in üstünlüğü onunla anılan ve anlatılan ne ise ondan kaynaklanır. sözü edilen adın.. Tefsir. l. "Tek Tanrı" diye tanıtılan "Tanrı". (Bkz. "O'nun adı" olduğu için "En Büyük Ad"dır. ayetinin. O'na özgü ad da bilgilerin. Türklerin dilinde yaygın olarak "Tanrı" dendiği için "En Büyük Ad". 114-115. "Allah" adından başka olmadığını savunurlar. 115." (Ankebût Suresi. İslam'ın Arapça olan temel metinlerinde de "O'nun en yaygın adı" olarak ye alıyor. ayet: 46) Burada da "Tanrımız" ve "Tanrınız" diye anlatılan ve "kendisine teslim olunan". "Tanrı olur. çok büyük etki gücü olduğu ve her kapıyı açacağı bildirilen "el İsmü'l-A'zam"ın. Türkçe olarak "Tanrı" anlamı veriliyor. Buna göre. s. Allah'ın adıyla. merhamet. "En Büyük Ad" "Allah" olur. O'na teslim olmuşuzdur.. "Allah" adı. söz konusu özellik. . O. "O'nun adı" olmasıdır.) Demek ki önemli olan şu ya da bu "ad" değil. eden. B. yalnızca Arapların dilinde değil. "Allah"adı. Biz. öyle başlanması istenir.1. söz. c. Hem de kısa bir ayette. Kimileri. kuşkusuz "Allah"tır. "Allah"tan başka değildir. Tanrı'nın kendisi (Zat'ı) bilinen anılanların en şereflisi olduğu için O'na ilişkin bilgi." (Bkz. kuşkusuz ayet ve hadislerdeki kanıtlarıdır: Bakara Suresi'nin yukarıda sunulan 163.

O'ndan başka tanrı olmayan Allah'tır. 6. geceleyin namaza. 72. (Nas Suresi tamamı. "Tanrı" denebileceği açıkça dile getiren daha pek çok ayet vardır. Tefsir: 68. Buhari.) Aynı. ilmi her şeyi içine almıştır. ve 43. Tevhid: 35. Kıyamet günü. hadisin bir başka biçiminde de Peygamberin: "-Ente ilahi. "Allah"a "Tanrı" denir mi denmez mi. Rikak: 83.) .) Nün (Kalem) Suresinin 42. Tevhid: 8. Selatul-Müsafirin: 199. insanların hükümdarı (Melik) ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım. yalnız sen varsın!" (Buhari. Bir ikisini aktarmakla yetinelim: İbn Abbas'tan aktarıldığına göre: Peygamber. (Taha Suresi. yani: "-Sensin benim ilahım (Tanrım)! Benim için Senden başka ilah yoktur!" dediği belirtiliyor. Darimi. ancak. 722. tartışmasının gerçekte bir anlamı kalır mı? "Allah"a "ilah". yani "Tanrı" denebileceğini gösteren hadislerden de sayısız örnekler vardır. "nasın ilahı". s. Tanrı kendisini gösterecek ve O'nun önünde secde edilecek. ayetlerinin "tefsir"inde yer verilen bir hadise göre. Buhari. ayet: 98.ayet 34) Anlamı Sizin Tanrınız. ibadete kalkıp dua ederken seslenişleri arasında şöyle de sesleniyordu Tanrı'ya: "-Ente ilahi! Laelahe illa ente!" yani: "Sensin benim ilahım (Tanrım)! Başka ilah yoktur. (Bkz.) "Allah"a "ilah". (Bkz. Müslim. Kur'an'da "Allah"a.Anlamı: (Diyanet'in) Sizin Tanrınız tek bir Tanrı'dır.) Kur'an'da "Allah"a "ilah" denirken ve "ilah"da Türkçemizde "Tanrı" diye karşılanırken. yani "insanların Tanrısı" da denmekte: Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! De ki: "-İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden insanların Tanrısı. laelahe li Gayruke". s. hadis no: 769. O'na teslim olun! (Hacc Suresi. c.

hep aynı anlam var: "Ögmek Tanrı'nundur. kimse başka bir tanrı düşünmez.Bu hadiste.144 (bir sözcükteki değişiklikle).) İşte birkaç örnek: Okunuşu: "ELHAMDÜLİLLAH". En'am. Çünkü Kur'an'da da. Bu tercüme. Birden perde açılıp gösterilecek ve oradakiler gördükleri karşısında secdeye kapanacaklar. toplumda. Yukarıda da değinilmişti ki bu hoş karşılamama haklı bir nedene dayanmamakta. ." Ayetten olan bu parça. bir kesim insan arasında şöyle bir konuşma geçecek: MELEK. kullarına kendini gösterecek olan "Tanrı"dan söz edilirken "Allah" adı yerine "Rabb"ın ve "İlah"ın yer alıyor olması ilginçtir. ayrıca 31 ayette daha yer alır. 3. "-Allah'a 'ilah'.. "Tanrı" diye çeviriliyor. Demek ki. Kehf. eğer "puta taparların tanrıları"ndan söz edilmiyorsa. 1976. Ve bunun da örnekleri pek çoktur. "Tanrı" dendiğinde. "Tek Tanrı"ya inananların bulunduğu ortamda. Görülen "İlahtır" (Ulu Tanrı). Fatiha. Darimi'deki biçimde anlatıldığında göre Kıyamet günü bir melekle.İslam'ı Çok İyi Bilenler Kesiminde De "Allah" Adı Yerine Tanrı Dene gelmiş Olması: a) Tefsirlerde "Tanrı" 1350-1431 yılları arasında yaşamış bulunan Şemseddin Muhammed İbn Fenari'nin olduğu sanılan bir Kur'an çevirisinde "Allah" adı. Yer aldığı ayetler: Bakara: 74. Ayet ve hadisler dinin temel metinleridir. 85. (Yay. hadislerde de "İlah" yani "Tanrı" deniyor "Allah"a." Fenari'deki anlamı: Degül Tanrı gafil andan kim işlersiz. Bunlarda "Allah"a "ilah dendiğini gördük. "Kur'an'a ve hadislere göre: '-EVET!'" diye karşılık vermek gerekir.140. eşanlamlıdır. Buhari'de yer alan biçimde "Tanrı" için "Rabb" Dari-mi'de yer alan biçimindeyse "İlah" geçiyor. Yukarıdaki hadiste. Fenari'nin çevirisinde. Ayrıca. toplumda "Allah" adıyla "Tanrı" adı tümüyle özdeştir. 2. Tanrı'nındır. Bunda hiçbir kuşku yok. 'Tanrı' denir mi?" sorusuna.(Görseniz) tanır mısınız O'nu? GRUP. no: 227.Herkes çekilip gittiği halde siz burada durmuş neyi bekliyorsunuz? GRUP. Ayet ve hadislerdeki sayısız örnek nedeniyle". "Tek Tanrı"ya inananlar çevresinde."ilahımızı" bekliyoruz. MELEK. Kültür Bakanlığı'nca yayınlanmıştır.Bize tanıtılırsa tanırız. Sebe'ne Fatır ve Teğabûn surelerinin birinci ayetlerinde. 149. Fenari'nin çevirisindeki anlamı: "Ögmek (övülmek). Tek Tanrı'ya inananlar Çerçevesinde Taşıdığı Özel Anlamı: "Tek Tanrı"dan başka tapınılanlara da "tanrı" deniyor olması nedeniyle "Allah"a "Tanrı" denmesini hoş karşılanmayanlar var. İst. Âli İmran: 99."TANRI" Sözcüğünün. "Tanrı"nın taşıdığı özel anlamı göz önünde tutmak gerekin Böyle bir çevrede ve toplumda. "Tanrı" dendiğinde herkesin aklına gelen "TEK TANRI"dır.

) Ord. Kur'an'da Tanrı'nın niteliği olarak geçen "Rabb" sözcüklerine de "Çalab" anlamı veriliyor genellikle. Haşr: 18 (bir harf değişik). "İslam Türk uleması"nın. Dahası: "Allah" adının da bulunduğu bir "tam ayet"in (kimilerine göre daha da fazlasının) "tercümesi"nin. c. s. (Bkz. c) Eski Sözcüklerde "Tanrı" : 11. 13. İstanbul. Ebu Hanife Kur'an'da "anlam"ı ("mana"yı) temel almakta. Daha çok örnek vermeye gerek yok. c. ya da dönmüş olabileceği. "Allah"ın "başka dillerde (örneğin Türkçe'de. (Bkz. Fahruddin Razi. Saduddin Teftazani. yukarıda belirtildiği gibi bu "caiz"liği açıkça belirtiyor. "Tanrı" yerine "Allah" denmesinden yana olan Elmalılı Hamdi Yazır bile.283 (bir sözcük değişikliğiyle) Âli İmran: 153 (bir sözcüğün yer değiştirmesiyle). Yani "Allah" adını anarak ant içmekle. "Kur'an'ın Türkçe tercümesinin ibadetlerde okunması"nı "caiz" gördüklerine ve uyguladıklarına ilişkin belgeler yayınlanmaktadır. İstanbul. O çevrelerdeki din bilirleri. 57-58. "Allah adına yemin" sayılagelmiştir.l s. 180. Oysa "Allah" adına ant içmek. gerek tefsirlerde aktarılır. Mücadele: 3. s. "Tanrı" adını anarak ant içmek farklı değerde görülmemiştir. Dr. Ama tartışmasız caiz görülegelen şu: "Allah" adı yerine başka dillerdeki karşılığı. Lokman: 29 (bir harf değişik). "Hude" adına ant içilmesine karşı çıkmazlar. Kur'an'da yüzlerce kez geçen "Allah" sözcüklerine "Tanrı" diye anlam veriyor. Ayrıca Arapça'yı çok iyi biliyordu.1. Farsça'da) karşılığının" söylenmesinin Şer'an caiz olduğu görüşünde birleşmekteler. e't-Tefsi-ru'1-Kebir. Hadid: 10. s. Doğu Anadolu'da yaşayan yurttaşlarımızdan Kürtçe konuşanlar genellikle. "Tanrı" adına ant içmek de. 278. Maide: 8 (bir harf değişiklik). Elmalı. Zeki Velidi Togan da.Fenari'nin çevirisindeki anlamı: Tanrı anı kim işlersiz bilicidir.271. Yer aldığı ayetler Bakara: 234. 28 (anlam değiştirmeyen bir sözcük değişikliği). gerek "usulü'l-fıkıh (Islam hukuku yöntem bilim)" kitaplarının "Kitap (Kur'an)" tanımına ilişkin bölümlerinde. 1310. (Bkz. tefsir.) Ciddi din bilirleri içinde. (Konu için "Kur'an" maddesine bkz. 1333. hiç çekinmeden. s.) "Tengri"nin yani "Tanrı'nın Türkçe ve Arapça olarak anlatıldığı madde şöyle: . Ebu Hanife'nin bu konudaki fetvasına ilişkin olarak çok uzun ayrıntılar içeren bir kitap yazdığını yazar. "Allah" adı yerine "Hude (Huda'dan bozma)" adına ant içerler ve bu ant (yemin) dinen geçerli sayılır. Farsça'daki "Huda" söylenebilir. dahası bir İslam biliriydi.) Teftazani.213. eski Türkler'de. Bu çeviride. "caiz değil" diyen yok. yüzyılda yaşamış olan Kaşgarlı Mahmut'un kendi gibi ünlü yapıtı Divanü Lugati't-Türk'ündcn: "Tengri (Tanrı): Allah (Güçlü ve Yüce Allah). çok önemli konulardandır. hiç kuşku yok ki "müslüman"dı. b) Din Bilirlerinin Fetvalar: Din bilirleri. Ebu Hanife'nin. tüm dinbilirlerine göre. aynı kitap. Bu tercümenin sahibi olan kişi.) Konu tartışmalıdır. Aktarıldığına göre. Prof. c. 209. Bununla birlikte. Tevbe: 16 (bir sözcük yer değiştirmiş). "namazda okun-ması"na bile imam A'zam Ebu Hanife'nin fetva verdiği. bu olasılığın yüksek olduğu ileri sürülür. 11. Münafıkûn: 11 (bir sözcük yer değiştirmiş). Telvih (Arapça). Teğabûn: Nün 8. 58." (Divanü Lugati't-Türk. Türkçe'yi de çok iyi bildiği belli oluyor.1. Ve bu uzman kişi. örneğin Türkçe'deki "Tanrı". bu görüşünden döndüğü. 24.

usanma (baş kaldırma).göğe de 'Tengri (Tanrı)'derler. Bu tür sapıklıktan Tanrı'ya sığınırız. "dağlar" için "yerin çivileri" denmekte. Yüksek bir dağa.) .) Kaşgarlı Mahmut aynı kitapta. s. Bilimsel Bildiriler.. (s. Tengri sevinçsiz (oysa Tanrı.Tanrı onları yoketsin. ("Boyun çekme" yani: "dik başlılık etme" anlamı verildiği gibi." "Kur'an'da. "boynunu çek" yani: "baş kaldır. Atasözünde şöyle denir: 'Eşek kafirler kendilerince Tanrı'ya tapınırlar. dağlarla yeri çiviledi. Ve korkup sakın. Tapuğsak (tapınmak ister)..Anlamı: "Tengri-Güçlü ve Yüce Allah. İşte birkaç örnek: "Tengri tağ birle yerin besürdi". Böyle şeylere secde ederler onun için. şu anlamdaki Arapçayla anlam veriyor: "Yani: Tanrı. 64. yan çevir" anlamı da veriliyor. Korkup eymenu oyna-magil. yeri bastırıp pekiştirdi. Bilgin kişiye de 'tengrgan' ederler. Yani: "Tanrı dağla. besurmak) kullanılır. oyun oynama. Türkçe deyimlerde sık sık "Allah" anlamında yer verir." (Divanu Lu-gati't-Türk. 278-279. ulu bir ağaca.. Ulan. Şiir: Tüngün Tebun Tengri'ne boynamegil. ama o kişinin hoşlanmadığı şeyi yapan kişiyi anlatmak için söylenir. 1972. Bu nedenle. s: 387) Yani: Gece-gündüz Tanrı'na kulluk et. yazar. yukardaki deyime. (Bkz. Ağır bir şey altına konulup bastı-nlan her şey için bu sözcük (besurur. "Tanrı"ya. bu tapınmadan hoşnut değildir) Biri için hoşlanacağını sandığı. Bu nedenle.. Oysa ondan Toyun (putatapar rahip. din büyüğü). Kafirler . Kendilerince büyük olan başka şeylere de 'tengri' adını verirler.

"Zengin bir edebiyat antolojisidir". 262) "Tengri anı kargadı." Yani: "Tanrı onu lanetledi. "Tanrı (Tengri)"yi müslüman olmayan Türkler.". Ali Çiçek.. Üstelik o dönemlerde. ." diye başlar. .) Bu kitap 1073 de yazılmıştır. s. İstanbul. Böyleyken. Medreselerde okutulagelen ve ezberletilen "Subha-i Sıbyan" adlı şiir biçimindeki Sözlük de. "Allah" karşılığında "Tanrı demekte bir sakınca görmemekteydiler. Demek ki taa 11. Yani "Allah"a Türkçe'de "Tanrı" dendiği belirtilir."Allah u Tanrı. müslüman Türkler ve din bilirleri. . yine aynı kitaptan öğrendiğimize göre. Dahası. başka "tanrılar" için de kullanıyorlardı. yüzyıldaki ciddi bir kaynakta da. 1970. s. "ulu"ladıkları her şeye 'Tengri" diyorlardı. May yay. "Tek Tanrı" için rahatlıkla ve sakınca görmeden söylenebilirken. Kaşgarlı Mahmut Divanu Lugati't. 9. "Allah"a "Tanrı" anlamı verildiğini ve Türkçesinin kullanıldığını görmekteyiz. (Divan. "Çok tanrıcı" inancın egemen olduğu çağlarda. 'Tanrı" sözcüğü "başka tanrılar" için de söylendiği halde."Bir dilbilgisi (gramer)". Ali Çiçek." (Bkz.. Tek Tanrı inancının egemen olduğu bu çağda 'Tanrı" "Allah'la tümüyle eş anlamı içerir bir duruma gelmişken söylenmeşinde sakınca görmenin sağlam gerekçesi olamaz."Tengri meni beyütti (bey etti)" Yani: Tanrı beni zengin etti.Türk. yukarıdaki alıntılan yaptığımız kitap (Divanu Lugati't-Türk) için şöyle diyor: -"Türkçemizin ilk sözlüğüdür." ."En eski Türk ansiklopedisidir.

386. (Bkz.III İSLAM ÖNCESİ ("EL CAHİLİYE") ARARLARINDA "ALLAH" A. "Hanif Dini"nden başka tüm dinler yalandır.. "Hak'a.389. 386. s. Şiirler için de aynı kitapta bkz. 630 ?) şiirlerinden. Anlamı: Cömertlik ve şaşmaz sağduyu gibi öyle özellikleri vardır ki onların" Allah onlardan başkalarına vermemiştir. Bilgelik dolu kitapları (İncil).Zubvani'nin şiirlerinden: Anlamı: Ant içtim. "ilah" m kendinden gelmedir.Eski Arap Dilinde: İslam öncesinin Arap şairlerinin şiirlerinde "Allah" sözcüğünü bolca bulabilmekteyiz. Ah-baru'l-Merakıse ve Ahbaru'n-Nevabiği ve Âsaruhum. Halife Ömer'in bu şairi. s. Dinleri de sağlam.) Müslüman yorumcular. "en üstün şair (eş'aru'n-nas)" diye nitelediği aktarılır.395. Ve nice "-Allah için iyiliği olan adamdı iyiliği karşısına çıksın! " diyen. Hesenu's-Sendûbi. (Ebu'l-Ferec El Isbihani. Tek Tanrı'ya doğruya . Anlamı: Öldüğüm zaman nice sevinen olur. yılında. Sait'in (ölm. Eğani. Mısır. yani Peygamberin peygamberliğinden 7 yıl önce öldüğü bilinen Nabiğae'z. (Bkz. s.) Ümmeyyetü'bni Ebi's. "Hanif. artık sende bir kuşku bırakmamış olmalıyım.: Anlamı: Kıyamet günü. 180.) "Hanif'in anlamı tartışıla gelmiştir. Öbür dünyaya ilişkin geleceklerinden başka umut bağladıkları bir şey yoktur. "Allah" katında. 3. "Allah" (adına ant içmenin) ötesinde başvurulabilecek bir yol kalmıyor. Şerhu Divani İmriü'1 Kays. Miladın 604. c.

(Bkz.) Anlamı: Gecelediğimiz ve sabahladığımız her yerde ve her zaman. (Toshihiko aynı kitap. "Allah"a "hamd" olsun. Ve yazgı yazan. Ne denli gizlenirse gizlensin.) Yine "Yedi Askı" şiirlerinden ve tümünün başında gelen ünlü İmri-ü'1-Kays'ın (ölm. Dr. Beyrut.) şiirlerinden: "Yedi Askı'da yer alan şiirlerinden iki dize: Anlamı: Sevgili diyor ki "Allah'a. 81.) Anlamı: Tüm insanlar. s. Dr Toshihiko Izutsu. "Allah"ın sunileridirler (halkları). 302. Sabahımızı da. c. ya da ivedilik gösterilip öç alınır.. s. "hesap günü"ne (Kıyamete) biriktirilir. El Asru'l-Cahili.g. körlüğün de senden ayrılacağı yok. (Bkz. Kur'an'da Allah ve İnsan.. "Allah onu bilir" Cezası ertelenir. Eğani aynı yer. Toshihiko Izutsu.k. islam Peygamberinin gelmesinden önce kendisine peygamberliğin verileceğini umduğunu. s. 'Tek Tanrı inancının taşıdıkları aktarılagelen "hanif"lerdendir. Doç. ama bu olmayınca kıskanıp islam'a ve Peygamberlerine düşman olduğu ileri sürülür. O'dur egemen yeryüzünde.g. 110. a. "Halk"ın tümü kendi istekleriyle "O'nun" cariyeleri ve köleleri olmuşlardır. gecelememizi de "hayr" evle "ya Rabbi"! Tüm ufukları "saltanat"ıyla kaplamış olan "Hanifliğin Rabbi'nin "hazine"leri tükenmez. a.k.) Zübeyr İbn Ebi Sülma'nın şiirlerinden: Anlamı: İçinizde olanı sakın ha.Ebu'1-Ferec Isbihani. Ümeyye. ant içerek söylerim: Seni uzaklaştırmak için başvurabileceğim bir yol yok.. Şerhu Mual-lekati's-Seb'. Eğani.) Başka şiirlerinden: . s. Dr. Mısır. kimine göre Müslümanlık'tan kısa bir süre önce ölen (Bkz. Şevki Dayf. "Allah'tan" gizlemeye çabalamayın. s. Zevzeni. 84. ("e'd-Dinu'1-Hanefiyyeti") de sonradan "İslam" anlamını verirler. 303.) "Yedi Askı" ("el muailekatu's. s. Süleyman Ateş. aynı s. Müslümanlar kesiminde "Aduvvul-lah" yani "Tanrı düşmanı" diye nitelenir. 183. çev. (Ebu'l-Ferec. tarihi: 627) müslüman olmayan.) Anlamı: O "Allah"tır yaratıkların Yaratıcısı." (Zevzeni. 18..-Seb'a") şairlerinden kimine göre islam dönemine kavuştuğu halde (ileri sürülen ölm. 540.yönelen". Gizli kalsın diye çaba göstermeyin. "Haniflik Dini"ne. s. (Aşk yüzünden sende yerleşmiş) Şaşkınlığın. (Dr. Dr. 3. El Asru'l-Cahili. bir "kitap"a konur. Şevki Dayf.

(Diyanet'in) Yolun doğrusunu göstermek ("kasdu's-sebil"). önüne yokuş geldiği zaman iyice ağırlaşmış görüyorum. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi-("hidayet"). s. kimi de Allah'ın izniyle iyiliklere koşar. Mısır. "hilm". Yolun kimi yanlış.devemi. Onlardan kimi kendine yazık eder. İşle büyük lütuf budur. ayet: 9. "cair". 169. (Fatır Suresi. çekip çevirdi beni. "Yol azığı"nın en iyisi de "iyilik"tir. (Bkz. Yolun doğrusunu gösterme de. "kasdü's-sebil" ve en başta da "Allah". kimi doğrudur. "birr". istediğin şey doğrultusunda en büyük başarıyı verecek olan "Allah" ÜT. "hüda". (Nahl Suresi. kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırak-mışızdır.Anlamı: "El hamdü lillahi (Allah'a hamd olsun ki)".) İmriül-Kays'ın dört dizelik bir şiiri daha: .) Anlamı: (Diyanet'in) Sonra bu kitabı. Yolun eğri olanı da ("cair") vardır. ayet: 32. Anlamı: Orta-doğru yola yöneldim.Kays. "hayr".) Bu dizilerdeki sözcüklerin ve deyimlerin çoğu. "tarikat". işlerim dürüst amaç doğrultusuna sokuldu. kimi orta davranır ("muk-tasıd"). Şerhu Divani İmriü'l. aldatıp saptırma da vardır (dünyada). Sağduyum öğüt verdi. "anahtar sözcük ve deyimler" olarak Kur'an'da da yer alır "Muktasıd". Allah'a aittir.

İslam öncesinin "hutbe"lerinde. 604 ?) şiirlerinden: Anlamı "Allah'ın Kitabıyla ant verip" istekte bulunuyorsun.g.) ünlü "hulbe"si: Anlamı: "Ey halk! Dinleyin. ne de namaz kılmış" gibi olur.165. O bakışla. (Divanu Adiyy İbn Zeydi'l-lbadi. (Zevzeni. s.k. Ölüme atılmışların kanı olmaz. (Şerhu Divani lmriü'1-Kays.) İslam öncesi dönemden. durağan. "Allah"lı siklerinden daha birçok örnek verilebilir. Gece. 1965. karanlık. 587 ?. Başa gelen gelir. s. gök. yani "söz ustalığı"na örnek gösterilen seslenişlerde de "Allah" adına yer verildiğini görmekteyiz: Ünlü söz ustalarından Kus İbn Saide'nin (ölm. 580) "askı"sındaki şiirlerinden: Anlamı: "Allah" in bildiği gibi" yapacağımızı yaptık onlara. rahip tutulu verir ona ve sevgisine kendini verir de bir gün bile "Allah için ne oruç tutmuş. yak. s. gündüz. belleyin: Yaşayan ölür. 600. 147. Oysa "Allah'ın Kitabıyla" (onu ileri sürerek) yükselemezsin sen. lahkik: Muhammed Cebbar. burçları .) İslam öncesinin çok ünlü Hıristiyan şairi Adiyy İbn Zevdi'l-lbadi'nin (ölm. 188. orucunda niyazında olan bir rahibe bakmış olsa.) Yine "Yedi Askı" şairlerinden Haris İbn Hıllize'nin (ölm.Anlamı: Öyle bakışı vardı ki o genç kadının. a.

nerde Ad (toplumu)? Nerede babalar. "Onlar" denen kimseler de "Mekke müşrikleri (putataparlan)"dır.) B. 1964. yer yayılıp döşenmiş. 8-9) . şüphesiz: "-Allah'tır" derler. c. fakat bunu akletmezler. e't-Tarihu'l. dağlar birer çivi. (Ankebût. De ki: "Övülmek Allah içindir". üzerinde bulunduğunuz dininizden daha sevgili bir din vardır 'Allah kalında. tefsir. yıldızlar parlar. Taberi. (Bkz.) And olsun ki onlara: "-Gökten su indirip onunla..Ebedi.' (Ali Muhammed Hasen. 115. Öyleyse niçin aldatılıp döndürülüyorlar? ('Ankebût. ırmaklar akağında akmakta. denizler kabarır. ayet: 61. Gökte haber. ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan. Öyle istedikleri için mi kalıyorlar. ayet 63) Açıklama: Kolaylıkla anlaşılacağı ve Kur'an yorumlarında da belirtildiği gibi. yoksa uyusunlar diye mi bırakılıyorlar? Ey güçlü topluluk! Nerde Semûd (toplumu). 21. "-Onlara sorarsan" denirken peygambere sesleniliyor. ne oldu? Yadırganmayan zülüm nerede. atalar? Şükürle karşılanmayan iyilik nerede. insanlar gidiyorlar (ölüyorlar) ve dönmüyorlar. yerde 'ibret' var. güneşi. s.Eski Arapların İnançlarında "Allah": Anlamı: (Diyanet'in) Andolsun ki onlara: "-Gökleri ve yeri yaratan. şüphesiz: "-Allah'tır" derler. ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan. s. ne oldu? Kus gerçek ve içinde günah bulunmayan bir antla ant içer ki.olan.

Allah bana bir zarar vermek isterse. ayet 9. her şeyi bilen yaratmıştır" derler. (Zuhruf. ayet: 25. "-Allah'tır" derler. Allah'ı bırakıp da taptıklarınız. Güçlü olan. onlara: "-Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan." (Zümer Suresi. O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahud bana bir rahmet dilerse.Anlamı: (Diyanet'in) And olsun ki. (Lokman.) (Diyanet'in) . "Onları. Güvenenler. onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan. "Allah" tır derler. ayet38) Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! And olsun ki onlara: "-Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan. O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter.) Anlamı: (Diyanet'in) Ey Muhammed! And olsun ki. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur" ama çoğu bilmezler. De ki: "Öyleyse bana bildirin. O'na güvenir.

Dikkat edin! Halis din. yine de "puflara tapıyorlardı. "Allah'a yaklaştıracağına inandıkları" için. aralarında hüküm verecektir. "asıl kulluk.) Sunulan son ayette." (Bkz. "Allah" inancı vardı. Allah'ı bırakarak.) Açıklama: Yukardaki ayetlerle çok açık biçimde anlatılıyor ki: Putataparlara "her şeyi Yaratan"ın. geçerli değildir. yalnızca Allah'a özgüdür. tefsir 23/122. Taberi. açıkça: "-Allah!" diye karşılık vermektelerdi.) Kısacası: "Allah"tan başkalarına tapınırlarken putataparların güttükleri tek amaç: "Allah'a yaklaşmak". "Pufların. ibadet"tir. 16/64. Allah'ındır. 'Allah'a yaklaştırma amacıyla da olsa. —"Gökleri yeri. Doğrusu Allah. onların ortak koşmalarından münezzeh ve Yüce'dir. O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara (putlara) bizi." Demek ki. Allah'ındır. . (Yunus Suresi. Bu amacı gerçekleştirmek için de tapınma yoluyla. (Bkz. güneşi ayı YARATAN ve bunları belirli bir düzen içinde tutan. Allah şüphesiz. her şeyi Allah'ın yarattığını." "Halis din"in anlamı. Putlara yapılan ibadet. beyinsizliklerinden. Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz!" derler. Ey Muhammed! De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah. (Zümer Suresi. cahilliklerinden. her şeyi düzene koyanın "KİM" olduğu sorulduğunda. Tanrı'dan başkalarının "şefaat"lerini sağlamaya çalışıyorlar: Anlamı: (Diyanet'in) Onlar. Bununla birlikte. yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez. ayet: 3. Allah'ı bırakıp başkasına tapıyorlardı. meydana getirdiğini kabul (ikrar) ediyorlardı. kendilerine fayda da zarar da vermeyen putlara taparlar: "-Bunlar (putlar). putataparların kendi karşılıkları yer alıyor: —"Onlara tapıyoruz ki bizi Allah'a yaklaştırsınlar"! Ayette uyarı da var: —"Dikkat edin! 'Halis din'. Kurtubi diyor ki: "-Putataparlar. ayrılığa düştükleri şeylerde. Tefsiru Kurtubi. yürüten KİM?" —"ALLAH!" —"Gökten yağmur indirip yeryüzüne yaşam veren KİM?" —"ALLAH!" Yine onlara soruluyor: —"Putlara neden tapıyorsunuz? —"Allah'a yaklaştırsınlar diye. Yani "ibadet. sözü edilen putataparlarla. Allah katında bizim şefaatçılan-mızdır" derler.

Hikmetli ve Merhametli bir Tanrı'nın varlığını kabul eder. bizim. Putlar. bitkilerin. e't-Tefsiru'l-"Kebir. Puta ibadetteki amaçlarıysa o belirlenmiş olan RUH'a ibadettir. Güçlü. Allah katındaki şefaatçilerimizdir. Merhametli bir Tanrı'nın varlığına ilişkin bilgi. uluların mezarlarına saygı göstermeye kendilerini vermekteler. Putlara ibadetteki amaçlan. 'Tanrı'nın bir ışık." demelerinin de yorumuna girişiyor ve şöyle diyor: "-Bilesin ki kimi insanlara (yorumculara) göre: Kafirler (putataparlar). kimi yüksek ve şerefli cisimlere girmiş olabileceğini düşünüyorlardı. Razi 17/59-60. ulularının biçimlerinde yaptılar ve bu simgelere ibadete koyuldukları sürece. birtakım 'tılsımlar' (gizli-gizemli şeyler) belirleyip koydular. Tanrı'ya doğrudan tapınmaktan daha çok Tanrı'yı yücelttiğini. tıpkı 'tılsımcılar' gibi yaklaştılar bu putlara. bu bilginin sağlamlığına tanıklık eder. yalnızca yıldızların yetkili olduklarını ileri sürüyorlardı. taptıkları pullan için: "-Bunlar. O nedenle de. Dr.) Ayrıca bkz. Razi. putataparların. Putataparlarla "-Putlar. aralarında hiç bir ayrılık yoktur. peygamberlerinin. O ruhun da. yıldızlara tapıyorlardı. özellikle de hayvanların şaşılasılıklarını. tüm hakların üzerinde birleştikleri bir bilgidir. İkinci görüşe göre: Putataparlar. meleklere de öteki pullan diktiler. Aklın doğası da. 26/282) Razi. 'En Büyük Tanrı'ya 'en büyük put'u. putlara tapınmanın. zamanımızda da benzeri vardır: Halkın çoğu." (Fan. O ruhu da belirli bir putla simgelediler. Çünkü göklerin ve yerin şaşılasılıklarını. Sonra da. Bunun. Toshihiko Izutsu. Sonra. meleklerin de birer ışık (nur) olduklarına inandılar. asıl Büyük Tanrı'ya kulluk ettiğine inandılar. o yıldızlara ibadeti yöneltmektir. Üçüncü görüşe göre: Putataparlar. söz konusu putlara. Allah katında bizim birer şefaatçimizdir. Onların mezarlarına saygı gösterirlerse. "Put"." savını nasıl ileri sürdükleri konusunda (yorumcular) tartıştılar: ve birçok görüş ileri sürdüler: Birinci görüşe göre: Putataparlar. Güçlü. uluların Tanrı katında kendilerine şefaatçi olacaklarını ileri sürdüler. o puta ibadet etmeye koyuldular. Tanrı'nın. yıldızların doğduklarım ve battıklarım görünce.' dediler. yorumcuların. dünyanın her bölgesinden birine 'gökler alemi'nin ruhlarından bir ruh belirlediler. putataparlarca "Allah"ın kabul edilmesini buna bağladıklarını yazıyor. Tanrı'ya daha çok saygı anlamı taşıdığını sandılar: '-Tanrı'ya doğrudan ibadet etmekle uğraşmaya bizim yetkimiz yoktur. Beşinci görüşe göre: Putataparlar. onlara (birer simge olsun diye) belirli putlar diktiler ve onlara ibadete koyuldular. Dördüncü görüşe göre: Putataparlar. söz konusu putlarını. onların da kendilerine Tanrı katında şefaatçi olacaklarına inanırlar.) Açıklama: Fahruddin Razi'den: "-İnsanlardan kimi (kimi yorumcular) şöyle der: '-Bir tek. insan vücudundaki şaşılasılıkları ve bütün bunlardaki şaşılası hikmet ve yararlan düşünen kimse. peygamberlerinin.'" (Razi. Tanrı katında bize şefaatçiler olarak yardım ederler. Altıncı görüşe göre: Belki de putataparlar 'Hululiyye' inancını taşıyorlardı. mahiyet itibarıyla İslam'ın Allah kavramına . kesinlikle bir Tek. Sonra. Bu konuda. Tanrı'ya doğrudan kulluk etmeye. Hikmetli.ayet: 18. ('Tanrı'nın eşyaya girdiğine inanıyorlardı). Biz önce bu putlara ibadet etmeye çalışırız. şöyle der: "-İslam'dan önceki Araplar arasında bulunan Allah kavramı.

(Bkz. Allah'ı göklerin ve yerin yaratıcısı bildikten sonra. ona verilen söz gerçektir.şaşırtacak derece yakındır. Kur'an. 96. 'dünyanın yaratıcısı'.) Anlamı: Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a ant içerler. Doç. Ankara. Süleyman Ateş. Sabûni. Dr. kimileri orta (doğru) yolu tutar. yani "Allah"ı "Yaratıcı" olarak kabul edişlerine ve "O'na sığınışları"na. Aynı kitap. ayet: 32. Ne var ki insanların çoğu bunu bilmezler. bazen böyle doğru bir Tanrı anlayışının kafirleri neden yeni gerçeği kabule sevketmediğine şaşar. (Nahl Suresi. (. bu sonuca yarmamalarıdır. Hayır. ayet 63. " Yalnız Kur'an'ın onlardan yakındığı tek taraf.) Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman. 1975. ayet: 38. yalnız O'na ibadet edebileceğini. Safvetu't-Tefasir. Ayetlerimizi 'gaddar' (hattar) nankörlerden başkası inkar etmez. (Lokman Suresi.. 'yağmuru indiren'. Onları kurtarıp karaya çıkardığımızda da. aynı s. "geçici monoteizm (Tek-tanrıcılık)" diyor. ilahiyat yay. (Bkz. O'ndan başkasına tapılamayacağını bilmemeleri.) Açıklama: "Onlar"la anlatılmak istenen. Kur'an yorumcularına göre "putata parlar"dır.) (Ayetlerin açıklamalarında) görülüyor ki. s. yukarıdaki ayetler ve özellikle de sonuncu ayet dolayısıyla konuya eğilirken putataparların da inançlarına. 2/497. islam'dan önceki Arapların zihninde.) .) Izutsu. (Kur'an'da Allah ve insan. O kadar yakındır ki. Kur'an bunu şu cümlelerle ifade eder: 'O halde nasıl (doğrudan) döndürüyorlar' (Ankebût.. 'yeryüzünde bulunan her şeye hayat veren' varlık olarak bilinmektedir. dini yalnızca Allah'a özgü kılarak yakarırlar Allah'a.). çev. Allah.

) Bütün bu ayetler ve daha başka ayetler. Fakat kendilerine uyarıcının. ümmetlerin içinde en doğru yoldan gidenlerden biri olacaklarına. mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlıyor musunuz? (En'am Suresi. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer? (Nahl Suresi. sadece nefretlerini artırdı. ancak Allah katındadır.Anlamı: (Diyanet'in) Kendilerine bir mucize gösterilirse mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle "Allah'a yemin" ederler. "Allah'a yaklaşmalarını sağlasınlar" diye taptıklarını yansıtıyor. ayet 42) Anlamı: (Diyanet'in) Allah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi." Onların. İslam öncesinin putatapar Arap toplumuna da bir "Allah" inancı bulunduğunu." dediler. ama putataparların. De ki: "Mucizeler. neye tapıyorlarsa "Allah katında kendilerine yardımcı olsunlar" diye.) (Diyanet'in) Kendilerine bir uyarıcı gelince. Ve tutumları kınanıyor. . (Fatır. and olsun ki. ayet: 35. ayrıca hadislerden bir çoğu. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık. O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. ayet 109. bütün güçleriyle "Allah'a yemin' etmişlerdi.

Buna dair bir bilgileri yoktur. (Zuhruf Suresi. Rahman olan Allah'ın kullan olan melekleri de dişi saydılar. Onlar sadece vehimde bulunuyorlar. "-Eğer Rahman dilemiş olsaydı. ayet: 19-22. biz bunlara kulluk etmezdik!" derler.) .Anlamı: (Diyanet'in) Onlar. biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir. "doğrusu biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bel-bağlıyorlar? Hayır.

"ALLAH"ın "Kendi"si ("Zat"ı): Genellikle "Allah"ın neler yaptığı. ne demektir. bu ayetin çevirisi. "Allah'tan. "Dışta-Açık"tır. "Rahman". dolaylı yada doğrudan "Allah"ın "Kendi"sinin. kendisini tanımayanlara."Sonuncu"dur. ("Batın") İslam öncesi Arap putataparların dil ve inançlarında "Allah" adı ve inancı bulunduğu gibi Allah'ın niteliklerinden biri ve çok önemli olan "Rahman" adı ve inancının bulunduğunu dile getiren ayetler de var. "Sonuncu"dur. denerek de ve daha başka nitelikleriyle de söz edilir. ayet ve hadislerde de. Kur'an'da bile yüzlerce kez geçer. Kimi zaman tartışmaların. Kısacası. en önemli olan "O'dur".) Açıklama: Diyanet'in resmi çevirisinde. Bununla birlikte. . "Allah'ın Zat'ı" yani "Ken-di"si üzerinde de genişçe durulup tartışmalara yer verilir. ayette anlatılanların oluşturduğu konuyu nitelemesi şöyle: "Ürpertici. Kaldı ki. Fahruddin Razi'nin bu ayetin yorumu nedeniyle. yorumlu bir çeviri. Ìslam "kelam"ında. kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı Son'dur. O. "Batın (içte Gizli)" nedir. hangi nimetleri sergilediği. varlığı aşikardır. "kelam"cılar (Tanrıbilimciler) ve "tasavvuf'çular (gizemciler) bu ayette ne anlatıldığı üzerinde dururken "Evvel (İlk)" nedir. bu arada nitelikleri anlatılır. Kur'an yorumcuları. hoşnutluğunu kazananlara ne ödüller verdiği ve vereceği. "Rabb". bir de "Allah'ın ad ve sıfatlan" üzerinde durulagelmiştir: A. Ve çeşitli açılardan yorumlara girişiyorlar. bir "Allah'ın Zatı". çetin.. varlığının."lçte-Kapalı"dır."İlk"tir o. hem "SONUNCU" oluyor? -Nasıl oluyor da hem "Açık" hem "Gizli" oluyor? Derin derin düşünüyor yorumcular." Oysa buradaki sözlerden birçoğunun."Dışta-Açık"tır. 1.IV. "Gizli"dir. ayet 3. derin bir konu". Bir örnek: Anlamı: "İlk"tir O. -Nasıl oluyor da Tanrı. . "İçte-Gizli"dir. sözünün tam karşılığı değil. "ilah". hem "İLK". birliğinin anlatıldığını görmekteyiz. gerçek mahiyeti insan için gizlidir. her şeyi "Bilen"dir. buyruklarına karşı çıkanlara ne cezalar verdiği ve vereceği. ("Zahir") . her şeyi bilir. her şeyden öncedir. ("Ahir") . ayet ve hadislerdeki anlatımların çerçevesini çok aştığı ve bambaşka boyutlara ulaştığı görülür. Kur'an ve hadislerde daha çok anlatılan budur. Ve O. (Hadid Suresi. "Zahir (Dışta Açık)" nedir. Şöyle: "-O. "felsefe"sinde ise. ayette karşılığı yoktur.. ("Evvel") . KUR'AN VE HADİSLERDE "ALLAH" "Allah". islam (tüm öteki "semavi" dinlerde olduğu gibi) en başta gelen konulardandır. "ALLAH" Kur'an'da "Kendi"ni Nasıl Anlatıyor. Konu olarak ele alındığında. yani "Kendi"si. "Âhir (Sonuncu)" nedir.

.lu hadis) ve Ahmed İbn Hanbel de (c. en yakınında O vardır. 124. Yani kendinin dışındaki her şeyin üzerindedir.' (Kaf." (Bkz. Batın'dır.) diyor. s. görülemediği için de GlZLl'dir.) diyor. c. Yüce'dir. Ve her şey yok olup gittikten sonra da O kalacaktır. Bu bizim yorumumuza uygun olarak Peygamberden 'haber' (hadis) ak-tanlagelmiştir. yorumunu dayandırdığı hadisi de aktarıyor. 370.) Bu hadise.. Elmalılı. Ancak. Âhir'dir (Sonuncu). Yani: Her şeyin en içinde. Yani: Sınırsız olarak her şeyden ÖNCE'dir. Varlığını apaçık ortaya koyan kanıtlar nedeniyle ACIK'tır. (Bkz. Nitekim: '-Biz ona (insana) şahdamarından daha yakınız. s. yalnızca O'nun yüzü (Zatı. Hadis şöyle: .bir bir ele alıp uygun gördükleri açılardan yoğun bir yorum çabasına girişiyorlar. Yani: Sonsuza dek her şeyden sonra kalabilen en sonun-cu'dur? Çünkü. çünkü her şeyden sonra da kalıcıdır. Sabûni 3/320. Celaleyn 2/208.) yer veriyor. F. Kur'an yorumcularının çoğunun yorumu şöyledir: "-Allah İLK'tir. 7/4730-4731. 1329. Nitekim övgüsü yüce olan Tanrı: '-Her şey yok olup gidicidir. çünkü her şeyden öncedir. 2. Hak Dini Kur'an Dili. Duyularla algılanamadığı.) Taberi'nin yorumu: "Evvel'dir (İlk). ayet: 88. Razi 29/213. Aynı yer. Tirmizi (3298 no. Kendisi) kalıcıdır. SONUNCU'dur. (içte Gizli). kendinden başka hiçbir şey yokken O vardı. Zahir'dir (Dışta-Açık). ayet: 16. her şeyin üstündedir O'ndan daha yüce yoktur." (Camiu'l-Beyan Fi Tefsiri'l-Kur'an. 27. Öyleyse O'ndan daha yakın olan yoktur.' (Kasas. Razi'nin de belirttiği gibi.) Taberi.

ayet: 32. Hicr. biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. (Bkz. Tur. bu yerin "zaviye"leri (?). bir BULUT görünür. -Bu. Üstünüzde olan (kubbe) nedir. Enbiya. Tanrı. ayet: 17) Dökülmesi önlenip tutulmuş dalga dalga sular (yağmur sulan orada depo edilmiş). -Bu bulut. Korunmuş bir tavandır. Sizinle onun arasında bulunan uzaklık nedir biliyor musunuz? . birinci kat göktür ("reki"). ayet: 5. kendisine şükretmeyen. Sonra Peygamberle arkadaşları arasında şu konuşmalar geçer: -Bu (bulut) nedir biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. dua etmeyen bir topluma gönderiyor.Peygamberin arkadaşlarından Ebu Hüreyre'den aktarılan bu hadiste anlatıldığına göre: Bir gün. Peygamber arkadaşlarıyla birlikte otururken.

O'nun "Yüz"ü ("Zat"ı = Kendi'si) dışında. -Onun (birinci kat göğün) üstünde iki gök vardır ki. (500 yıllık).-Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Allah'ın üzerine düşer (le habete ale'llah)!" Peygamber daha sonra Hadid Suresinin yukarıda sunulan ayetini okur. 57. İki yerin arasında bulunan uzaklık 500 yıllıktır. Böyle denebilir. aralarında bulunan uzaklık. Buhari. Buhari'de de. gözle görülemez. s. söz konusu ayetteki "Zahir" ve "Batın" yorumlanırken Tanrı'nın "bilgisi"siylc "Zahir" ve yine "bilgi"siyle "Batın" olduğu belirtiliyor. 500 yıllık (ancak beş yüz yılda varılabilir) bir uzaklıktır. -Bir başka yer vardır. bir adamı en aşağı kattaki yere. "dış"ını da. (Kasas Suresi. Tanrı olarak yalnızca O vardır. Talak. "Zahir" ve "Batın" m anlamı bu.): Anlamı: Allah'la birlikte başka Tanrı'yı ("Tanrı" diye) çağırma.) Yedi kat gökten her iki kat göğün arasındaki uzaklık. 500 yıllıktır. (Peygamber bu arada da yedi kal yeri bir bir sayar. başlangıçta da. -Sizinle onun arasındaki uzaklık. adam.. 'Zat'ıyla (yani Kendi'si) 'Batın'-dır (duyularla algılanamaz. O'nundur. Her şey yok olucudur. sonunda da Tanrı'yı bulursunuz" sözüyle demek istenene uygun bir anlam sözkonu-su. birinci kat gökle yer arasındaki uzaklık kadardır (500 yıllık).) Benimsenen yorumlardan biri de şöyle: "Tanrı. "Evvel" ve "Âhir"in anlamı da. -Yerdir altınızdaki. 'nitelik'leriyle 'Zahir'dir. Onun altında ne vardır bilir misiniz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. "iç"ini de kaplamıştır. (Bkz. 6. (Peygamber bu arada yedi kat göğü bir bir sayar. -Bunların üstende Arş vardır. Peygamber en son şunu söyler: -"Peygamberin yaşamı elinde olan Tanrı'ya ant içerek söylerim ki. "Nereden başlayıp nereye giderseniz gidin.. c. O'na döndürüleceksiniz. Hüküm. ayet: 88. Buna göre. ayet: 12. bir iple sarkıtabilmiş olsanız. her şeyin. Yani ayetle anlatılmak istenenin bu olduğunu anlatır. Bu göklerin üstünde ne vardır biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Yani Tanrı'nın "bilgi"si.) Her iki kal yerin arasında 500 yıllık bir uzaklık vardır.) . "en içte" de Tanrı'nın bulunduğu anlatılmak isteniyor. "en yukarda" da. Yedi kat yer için bkz. Onun yukarısında ne var biliyor musunuz? -Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Arş'la (Son) gök arasında bulunan uzaklık iki gök arasındaki uzaklıktır. Tefsir / 57. biliyor musunuz? Tanrı ve Peygamberi daha iyi bilir. Allınızda ne vardır.

O'dur. tefsir. (İhlas Suresinin tümü. s. ayet: 26-27. (Enbiya Suresi. Sabûni. 617-618. İslam'da. "Tanrı'nın Kendisi"dir. ("Kadim").) Hadid ve Kasas surelerinden sunulan ayetlerle bu ayetlerden şu sonuçlar çıkartabilmekte: "Allah": -VAR'dır ("Vacibu'l-Vücûd" = Varlığı kesin gerekli. (Rahman Suresi. ayetlerde 6 anlama geldiğini yazdıklarını yazıyor ve örnekleriyle sıralarken "vech"in bir anlamının da "ZAT"olduğunu belirtiyor. ikisi de bozulurdu.) Anlamı: De ki: "O Allah BİR TEK'tir.-"yüz" anlamına gelen "vech" geçiyor. Allah 'Samed'dir. Tanrı'nın "KENDİSİ"dir. Razi. Arş'ın Rabbi olan Allah. (Bkz. 20/82.). -ÖNCESİZ'dir. yukarıdaki ayet de yer alıyor. 2/449. s. onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.) . Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı. "Samed" maddesi." Şu ayetler de yukarıdaki ayetin anlattığını dile getirir: Anlamı: Onun üzerinde (dünyada) ne varsa hepsi gelip-geçicidir. Örnek verdiği ayetler arasında. Yani söz konusu olan. 25/24. Yani bu ayetteki "vech"in de "ZAT" anlamına geldiğini anlatıyor. F. 1200) Kur'an yorumcularının Kur'an'da geçen "vech" sözcüğünün. "Hiçbir zaman yok olmayacak olan. 1985.Açıklama: Ayette. Nüzhetü'l-A'yün'in-Nevazır Fi Ilmi'l-Vücuh Ve'n-Nez-air. (Bkz. buradaki "vech"i. "Hakikat".) Açıklama: Bu surede yer alan "Samed"e Ragıb'ın "el Müfredat"ında şu anlam veriliyor: "Işde-yetkide kendisine başvurulan efendi.. 422. söz konusu olan. Doğurmamıştır ve Doğmamıştır.) Demek ki bu yoruma göre. Tanrı'nın "cisim" olduğunu ileri süren ve "Mücessime" diye adlandırılan kesimin dışında kalan müslüman yorumcular. "Zat" diye yorumlarlar. (El Müfredat. Beyrut. Taberi. -SONRASIZ'dır ("Baki"). Yalnızca senin Tanrı'nın "yüz"ü (Zat'ı) kalır. ayet: 22. Yüceliği ve "ikram"ı olan Tanrı'nın. başkan ("sey-yid")". Ayrıca "Tanrı'lıkla BİR TEK" olduğu da anlatılmaktadır. "Vücûduhu li zatihi = Varlığı Kendinden.. İbnü'l-Cevzi. tahkik: Muhammed Abdu'l-Kerim. Ve O'na hiçbir şey denk değildir.) Abdurrahman İbnü'l-Cevzi (ölm.

göklerin ve yerin NUR'udur": . (Bkz. Tefsiru'l-Kur'an / 112. "Samed" asıl anlamı ile "efendilik". -"Doğurmayan. (Bkz. "dilediğini yapan". tefsir. (Bkz. "yemez-içmez". e's-Sahih. gibi. (Şûra. F. "hükümdarlık" demek olan "seyyid"likte. Gören'dir. O. "yargısı bozulmayan".." -"Yok olmayan. 95. "Bir Tek" olduğu." ("Samed"in bütün bu anlamlan için bkz. "en üstün" anlamındadır. işiten'dir.Taberi." -"Herkesin muhtaç olup başvurduğu ve kimseye başvurmaya ihtiyacı olmayan. ay. islam "KELÂM"ının en çok üzerinde durduğu.. "Allah'ın ne olmadığı"nın yansıtıldığı "sıfat"ların ("e's-sıfatu's. Kısacası İhlas Suresinin "Allah"ın.) Yorumcularca genellikle benimsenen anlamı şu: "Herkesin her ihtiyacında kendisine başvurduğu. korkunçluklar karşısında da kendisine sığınılan". doğmayan..Razi. 32/181-182. E's-Sahih. hiçbir şey O'na benzemez"). tefsir." Bu da kimine göre. İbn Abbas'ın da içinde bulunduğu birçok kimsenin bu yorumu paylaştığını aktarır. 30/222-223. ileri gelenlerine 'SAMED' derler" diyor. aynı yer. en temel konularından biridir. yani yücelikte. 11. s. "vazgeçilmez" olduğu. Anlamı: (Diyanet'in) . selbiyye"nin) ana kaynağıdır. kimine göre "sert kaya gibi" anlamındadır.. c. aynı yer.) Açıklama: Bu ayette anlatılan ("O'nun hiç benzeri yoktur. Buhari. Taberi. -"Allah. Taberi. "doğan-doğuran" türden olmadığı ve "benzersiz" olduğu anlatılıyor.) Buhari: "Araplar. 30/223.Razi. her konuda Tanrı'ya başvurmak zorunda bulunduğu için "Samed'dir O"." Herkes. F. "başkanlık". "elde edilmek istenenler alanında kendisine başvurulan.) Fahruddin Razi'de.O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. "Samed"e başka anlamlar verenlerin bulunduğu da görülmekle: "Asıl amaçlanan". İbn Abbas'ın ve ötekilerin belirttiklerine göre.) "Samed"e şu anlamlar da verilmekte: -"Ecvef (içi boş) olmayan. 6.

her şeyi bilir. (Müslim.35. göklerin ve yerin nurudur. neredeyse yağın kendisi aydınlatacak. s.. Ebu Zerr ile Peygamber arasında şöyle bir konuşma geçer: -Ey Tanrı elçisi! Tanrı'nı (Rabbeke) gördün mü? Başka biçimine göre Ebu Zerr'e Peygamber şu karşılığı vermekte: -O bir NUR'du. c. O ışık bir cam içindedir. 175. üstünde nurdur. Müslim. Nur. Buhari. hadis no: 3282. sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. iman/292. Tevhid: 8.) Bir hadise göre. 171. Tirmizi.) Açıklama: Allah'a "Nur" Denebilir mi? Yukarıdaki ayette ve hadislerde "Allah"a. "Nur" dendiği açıkça görülmekte. s. Teheccüd: l Deavût: 9. bu anlamdaki seslenişle başlıyor.5. Allah.) -Bir NUR gördüm. Müslim. Ateş değmese bile. 161.24. (Nur Suresi. ayet: 35.Anlamı: (Diyanet'in) Allah. l. Ahmed İbn Hanbel 5/157. Cam ise. O. hadis no: 178. Müsafirin: 199. iman /291. 161. 1. göklerin ve yerin NUR'usun!" Bir hadis. (Bkz. Bu hadis. "-Hamd sanadır ya Allah! Sen. O'nun nuru içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. s. c. ne yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Tefsir/54. dilediğini nuruna kavuşturur. nasıl görebilirim?! (Bkz. "Kütübü Sitte"den öbür kitaplarda da yer alır. Bu. 396.) "Nur" nedir? Ragıb'ın "el Müfredat"ında önce şu tanım var: . ne yalnız doğuda. c. Allah insanlara misaller verir.

Dünyadaki de iki türlü. Razi. "nur"udur.) (Bkz.) Ne var ki yukarıda da belirtildiği gibi ayet ve hadislerde "Allah"a "Nur" dendiği görülüyor.. yaratıkları karanlıkta yarattı (haleke halkehu fi zulmetin). Tanrı'nın "Kendisi" ("Zat"ı) değil. bilinen anlamıyla Tanrı'ya neden "Nur" denemeyeceğini uzun uzun anlatır. (Bkz. (Bkz. 23/223 ve öt.) Ibnü'l-Cevzi'de "NUR"un Kur'an yorumcularına göre şu on anlama geldiği anlatılır: -İslam." (Cemaluddin Abdurrahman ibnü'l. Ibnü'l-Cevzi'nin aktarmasına göre. Cevzi. (Bkz. aynı yer. c. Maide: 44. "aydınlık" anlamıyla "nur". Zümer: 69. Nur: 35. "Allah. Tevbe/32. (Bkz. F. (Bkz. "O'nun Nuru" anlamına gelen bir deyim de var. 2/176.) Bununla birlikte. 1/122. iç gözle görülebilen (manevi) nur. Razi. (Bkz. "yol göstericidir ("el Hadi").) -Kur'an. (Bkz.) Bu hadisi.) Kimilerine göreyse. Razi diyor ki.) -Açıklama. Razi 23/223. (Tirmizi. "cisim"de. göklerin ve yerin Ziyası'dır (ışığı)" biçiminde yorumlayanlar da var. aynı kitap aynı yer. yerine göre yorumlarla verilen anlamlardır. "Nur" denebilir mi? "Ehl-i Sünnet" Tanrıbilimcilerine ve yorumcularına göre: "-Hayır!" Razi. F. 5. yani "ışık". 26. "nur" sözcüğüne. burada söz konusu olan "Allah'ın " Kendisi (yani Zatı)" değil. yukarıda sunulan ayetteki "nur" nedeniyle Fahruddin Razi'de aktarıyor. göklerin ve .) -Peygamber. Hadid: 12. Tirmizi'nin ve Ahmet İbn Hanbel'in de yer verdikleri şöyle bir hadis var: "-Allah. "Nur" maddesi. cisimdeki bir "durum"da olamayacağı için bu anlamda "nur" olarak düşünülemez.) Fahruddin Razi de "Güneş ve aydan gelen ışınlara NUR dendiğini" ve nurun sözlük anlamının bu olduğunu yazıyor. A'raf: 157. "Allah.Saf/8) -İman. özeti şöyle: Bilinen. İbnü'l-Cevzi. Taberi. bu "Nur" un anlamı. 1/122. Ahmed İbn Hanbel."Gözlerin görebildiği biçimde yayılan IŞIK ("e'd. (En'am: 1. Allah'ın bilgisiyle çerçeveli bir evrende kalemin mürekkebi kurumuştur artık (yazgı bilmiştir). tefsirinde. iman/18. Tanrı'nın "99 adı" arasında da yer alıyor. Allah.) Ibnü'l-Cevzi'nin aktardığı tamum da şöyle: "-Nur: Gözlerdeki ışıkların alıp görme duyusuna ilettiği ve kaynaklarına göre değişen parlak ışık. Taberi.) Kuşkusuz. Bakara: 257) -Hidayet (Bkz. F. Onun için diyorum ki. Bu nur kimden saptıysa o kimse sapıklığa düştü.dav"). göklerin ve yerin Nuru'dur" anlamındaki Kur'an açıklamasını ele alırken. Nüzhetü'l-A'yün. bu yorumculara göre Kur'an ve hadislerde "Allah" için söylenen "Nur". İbn Abbas'tan ve Enes İbn Malik'ten aktarmakta. Maide: 65. kafadaki gözle görülen nur. (Bkz. "Allah.) -Sırat köprüsünde inanırların saçtıkları aydınlık. bu görüşü. Âhiretteki nur. Sonra şöyle ayrımı yapılıyor Dünyadaki nur.) -Gündüzün aydınlığı. "Nur". "O'nun Nuru"dur. (Bkz. ayette. "Ad") Öyleyse. (Bkz. (Bkz. bilinen anlamından başka bir anlam taşıyor olmalıdır. tefsir 18/105. s. (Bkz.(Bkz. göklerin ve yerin Nuru'dur" diye 'başlayan ayette. Bubu'n-Nûr. "Allah.197. s. (Bkz. Ve sonra üzerlerine NUR'unu saldı.) -Ayın aydınlığı. hadis no: 2642. Furkan: 61. yani "ışık" anlamıyla "Allah"a.) Demek ki anlatılan. ya "cisim"dir ya da cisimdeki bir "durum"dur. El Müfredat. Kur'an yorumcularınca genellikle benimsenen görüş şöyledir Tanrı'ya "Nur" dendiğinde. Taberi. Bilinen. yukarıda görülen anlamlar.) -Ve Adalet (Bkz. Bu nurdan kime ulaştıysa o kimse doğru yolu buldu. yorumcular içinde. 599.

Bilgisinden. yeterince takdir edemediler. Anlamı: Allah. (Bkz. Yüce'dir.. artlarındakini de (yapmakta olduklarını da.) . "Nur". gökleri ve yeri içine alacak genişliktedir. Şu anlamlan verenler de var: "Allah'a yeterince inanamadılar. tefsir. O'nun izni olmadan O'nun katında şefaat edebilecek kim olabilir? Onların öndekileri de.. "Allah'ı yeterince yüceltemediler. burada. O.) Ayrıca bkz.. bilemeyenler" kimlerdir? Kimine göre: -Yahudilerdir. yapacaklarını da) bilir. O'nun Kürsi'si.." -"Allah'ı yeterince niteleyemediler. 13/72. Hacc Suresi. Kimine göre de burada anlatılmak istenenler: -Putataparlardır. nurunun olduğunu açıkça gösteriyor. 23/223. Razi. kendisinden başka Tanrı olmayan." (Bkz. söz konusu olanın." denmesi. Taberi.) Açıklama: "-Allah'ı." Yorumcular." anlamını vermekteler genellikle. ayet: 91. Büyük'tür. yeterince tanımayan. (Bakara Suresi ayet: 255. nuru. Tanrı'nın Ken-disi'nin değil.) "Allah'ı yeterince değerlendiremeyen. ayet: 74. 7/176-177. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur.. Diri. bilemediler. "Kayyûm" (Vasıti'ye göre Süryanca'da "uyumaz" demek).." (Bkz. Zümer Suresi. Razi. F. Tanrı'nın Kendi-si'nin NUR olduğu anlatılmıyor. (En'am Suresi.) Anlamı: (Diyanet'in) Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. ayet: 67.. Kendisini uyuklama da uyku da tutmayandır..yerin Nuru'dur" dendikten hemen sonra "-O'nun. F." -"Allah'ı yeterince tanıyamadılar. dilediğinin dışında hiçbir şeyi kuşatamazlar (kavrayamazlar).

eğer o yerinde kalırsa sen de beni görürsün! Yine ayette anlatılır ki. Ayrıca bkz. 9/37. Ancak. bu "görülme"nin nasıl bir görülme olduğu. "Nefs".30. s. Allah'ı Bu Dünyada Görmek: A'raf Suresinin 143.Peygamber Allah'ın Kendisini Nasıl Anlatıyor: -Allah'ın "kendisi" görülebilir mi? Hadislerde. dağ yerlebir olmuştu. dağa görünen Tanrı'nın kendisi (Zatı) değil. dağı yerle bir etmişti. (Âli İmran Suresi.Anlamı: (Diyanet'in) Allah sizi. dağı yerle bir etti.. "Kendisiyle"dir.) Kimi yorumcuya göre de. tefsir c. 265 hadis no: 3074. "Allah"ın "hiç görülemeyen" değil. 'Tanrı'nın KENDiSi" 2. tefsir. (Bkz. bir küçük parmak kadar görününce ("tecelli" edince). Anlamı "Kendisi".) sunulduğu gibi.5. Daha önce de (yukarıya bkz. Kendisiyle korkutur. (miracı dolayısıyla) sorulur: -Tanrı'nı gördün mü? Soran: Peygamberin arkadaşlarından Ebu Zerr. burada "Kendi" ("Zat") anlamındadır. "nur"uydu İslam Peygamberine. nasıl görmüş olabilirim? Bir başka aktarmaya göreyse. yorumcular arasında tanışılır. ayetinde. Rabb (Tanrı) ile Musa Peygamber arasında şöyle bir konuşma geçtiği anlatılır: -Tanrım! Kendini bana göster de sana bakayım! -Beni hiç göremezsin. O sırada Musa Peygamber de baygın (ölü gibi) düşüverdi. "Musa'nın Rabb'ı" dağa "tecelli" edince (Kendini gösterince). Peygamberin Ebu Zerr'e verdiği karşılık şöyle: . "görülebilen" bir varlık olduğu açıklanır. -Tanrı dağa görününce parmağıyla işaret etmiş.) Açıklama: "Nefsehû" yer alıyor. bir aktarmaya göre Peygamber Ebu Zerr'e şu karşılığı vermiştir: -O (Allah) bir NUR'dur.. Nasıl olmuştu da böyle olmuştu? Taberi'nin yer verdiği hadislere göre: -Tanrı dağa. Taberi. Ama (şu) dağa bak. ayet: 28. Tirmizi.

Cennettekiler. Tirmizi. Kitabu's-Sünne. "Allah"m.. hadis no: 291. Bu anlatılanlardan.2. Hadislerde. Darimi. Arş'ın üzerine yükseldin." (Bkz.l. kendisini gösterecektir. c. ibn Mace. Ahirette. Orada hiçbir yaratık yoktu.. s. Arş'ı da. "Arş". 95. Kelb Kabilesi'nin koyunlarının tüylerinin . Allah'ı öbür Dünyada Görmek: "Sağlam (sahih)" hadislerde de belirtildiğine göre. bir hadistir. yorumcular arasında tartışmalı. öğleyin GÜNEŞ nasıl açık. s. ayet: 7. 288. dünya göğüne iner. Altında ve üstündeyse HAVA bulunuyordu.) Bu hadiste Davud Peygamberin de Tanrı'ya şöyle seslendiği anlatılır: -"Subhan'sın Sen ey Allah. Müslim. 65. 4729 ve 4730 no. Bkz. Hûd Suresi. Mukaddime/13.) -Bu hadis için bkz. Buhari. Ebu Davud. Evren Yaratılmadan önce Allah ve Arş'ı: -"Hiçbir şey yokken Allah vardı ve ARŞ'ı (tahtı) SU üzerindeydi": Bu.297. s... Mukaddime / 13. Ebu Davud. Allah'ın Kendisinin. 293.-Bir NUR (olarak) gördüm. Ahmed İbn Hanbel. s. c.lu hadis.) Peygamber "bulutsuz bir havada. Müslim. Cennet / 3. Tirmizi. Cennet/15.. hadis no: 4726. Peygamberin: "-Vah sana! Allah'ın ne olduğunu bilir misin sen?" dedikten sonra Allah konusunda bilgi verirken yukarıdaki bilgiyi de verdiği yansıtılıyor hadiste. hadis no: 182 ("bulut" demek olan "ama" ve hadisin yorumu için aynı sayfada alttaki nota bkz. iman/302. (Bkz. Peygamber bunu çok açık olarak anlatmaktadır. O'nu (kendisini) açık-seçik göreceklerdir. Mukaddime / 32. İbn Mace. bu dünyada "görülebilir" olduğunu vs kendisinin de (Miraçta) O'nun kendisini gördüğünü anlattığı sonucu çıkarılabilir mi? Tartışmalıdır. Kur'an da da (Bkz.) İslam Peygamberi anlatıyor: -"Allah Arş'ının üstünde.. 4/411." (Bkz. seçik görülürse ve ayın ondördünde AY nasıl kuşku götürmeyen bir açıklıkla görülüyorsa Allah'ın da öyle açık ve seçik olarak görüleceğini" anlatmakta arkadaşlarına. 2/275. göklerin üstündedir.. (Bkz.) Konuya ilişkin ayrıca bkz. "Isra-Mirac". iman/296.. ("ARŞ"=Taht saray. Ahmet -İbn Hanbel. Yine de konu. Bir başka hadis için bkz. Peygamberin. sağlam kabul edilen hadislerin açık anlatımlarına göre: Peygamber. O'nun ARŞ'ı da SU üzerindeydi. Ahmet İbn Hanbel. "Allah" ın "Dünya Göğü" ne (Birinci Kat Göğe) inmesi: Şaban Ayının Onbeşinde: -"Şaban ayının onbeşinin gecesinde Allah. ARŞ'ının SU üzerinde olduğu". Konu için ayrıca bkz. Müslim. "Cennet" Demek ki. Tirmizi. 5. Yani Peygamber anlatıyor. c. Tefsir/4-8. Buhari.) Allah konusunda yanlış söz söyleyen bir Arap köylüsüne. (Bkz. "görülebilen" bir varlık olduğunu anlatıyor. Bed'ü'1-halk /l) "Allah"ın "gökleri ve yeri (altı günde) yarattığında. Tefsir/12. Tanrı'msın.) anlatılmakta. hadis no: 3109. 5. daha ayrıntılı anlatımlar da yer alıyor: Peygamberle bir arkadaşı (Ebu Rezin) arasında şöyle bir konuşma geçmekte: -Ey Tanrı Elçisi! Yaratıklarını yaratmadan önce Rabb'imiz (Allah) neredeydi (nasıl bir durumda bulunuyordu)? -Buluttaydı ("fi amain"). Tevhid/ 24. 97.292. 4/11.12. Tefsir / 55-1. Buhari. Allah.

yine Müslim'de. Tefsir/39-2. 101.26. hasta olan yok mu. Azı dişleri belirinceye dek gülmüştü Peygamber. (Bkz. ne ayetlerde yer alıyor. Ama Kıyamet gününü nasıl tutacağı ayrıntılı biçimde anlatılıyor.. 2147. gökleri bir parmağıyla. Tirmizi. Kitabu Sıfati'l-Münûfıkin / 19. rızık isteyen yok mu rızık vereyim. 371. hadis no: 4733..) Allah' in Gökleri Elinde Tutması: Hacc Suresinin 65. 1388 no.. Peygamberin gülüşünün. Bilgilerinin bu tür açıklamaları kavramakta yetersiz olduğunu biliyorlar da ondan. hadis no: 1389. bağışlayayım. Buhari. öteki yaratıkları da bir parmağıyla tutar ve Melik (hükümdar) Benim! der.sayısından bile çok sayıda kimseyi bağışlar.3. Kitabu Sıfati'l-Münafıkın/21 c. tevil yoluna gidilmemesi gerektiği görüşündedirler. Gökleri ve Yeri Parmaklarıyla Tutacak" : "Allah"ın "parmak"lan. 444.) Hadisin Tirmizi'de yer alan biçimine de. iyileştireyim. 1. "Dua eden yok mu duasını kabul edeyim? Benden isteyen yok mu istediğini vereyim? Benden bağışlanmasını isteyen yok mu bağışlayayım? Diye seslenir. s. ne de Peygamber anlatıyor." (Bkz. Fatır Suresinin 41. ayetinde. Ikametü's-Salat/191. ayetinde de... hadis no: 758. ya-hudinin sözlerini onaylar nitelikte olduğu da açıklanıyor.) Allah. 36. Allah'ın gökleri.) Hadisin yukarıdaki biçiminde. yahudinin yukarıda sunulan anlamdaki sözlerini dinledikten sonra: "-Doğrudur!" deyip onaylamış oluyordu. "Kıyamette. Tevhid/19. c. İbn Mace.". s. s. yeri ve öteki yaratıkları parmağıyla tutmasından sözedilirken zamanı belirtmiyor." Olayı. Mea-limu's-Sünne. Sünnet/21. "yerin üzerine düşmesin (ve insanları ezmesin) diye GÖĞÜ TUTTUĞU" anlatılıyor. hadis no: 2786. yerleri (yedi kat yeri) bir parmağıyla. Savm/39. güneş batınca dünya göğüne iner. Allah (Kıyamet günü) evreni parmaklarında şöyle tutacak: . Tanyeri ağarana dek. hadis no: 739. Bkz. s. Müslim. Teheccüd/14. ağacı ve toprağı bir parmağıyla. c." (Bkz.3.. Zümer: 67) okumaya başladı. "GÖK"ler ve "YER": Kitap ehlinden bir adam bir yahudi din biliri. İbn Mace. c. Yani Peygamber.. -"Ey Ebe'l. "Gök" Allah'ın "gökler"le "yer"i nasıl tuttuğuna ilişkin ayrıntılı bilgi. hadis no: 3238.l." (Buhari. Dünya Göğüne Her Gece iner: Peygamber şöyle de açıklar: -"Tanrımız." (Bkz. Tefsir / 41...) -"Şaban'ın onbeşinin gecesi olduğunda Allah. Allah'ın "yok olmasınlar diye GÖKLERLE YERİ TUTTUĞU" anlatılıyor. 5. s.. Ebu Davud. Ve Peygamber ayetten 've ma kadurellahe hakke kadrihi'yi (Allah'ı yeterince takdir edemediler) (Hacc: 74. gecenin son üçte biri kaldığında dünya göğüne iner. 5. Allah. Tirmizi. Allah'ın. Peygamberin arkadaşlarından Abdullah ibn Mes'ud aktarmakta. Abdullah der ki: "-Peygamberin güldüğünü gördüm anlatılanlardan dolayı.lu hadisin notu. Sünenü Ebi Davud'un hamişi.116. Ancak. Müslim. s. c. '-benden bağışlanmasını isteyen yok mu.' diye seslenir. İkametü's-Salat. 4733 no. (Bkz. 444.. Müslim.. hadis no: 2786..lu hadis. Salatu'l-Müsafirin/168-172. Kasım (Peygamber)! Allah.) Tanrı'nın "dünya göğüne inmesi"nin anlamı nedir? Hattabi diyor ki: "Selef uleması (eski din bilirleri) ve fıkıh imamları bu tür açıklamaların sözlerinin olduğu gibi alınıp benimsenmesi. Buhari'de ve öteki hadis kitaplarında yer alan bir başka biçimde zaman belirtiliyor Kıyamet günü. c.

O'nun avucundadır. ne de zayıf bir senedi bulunduğunu biliyorum" diyor Zerkeşi. sulan. (Bkz. ayetinin tefsiri olarak yer almakta. "ZAT' diye anlam verirler. Peygamberin diliyle anlatıyor: -"Bilinmeyen bir hazineydim bilinmek istedim. Hadisi aktaranlardan Muhammed İbn Salt. Sonra sırasıyla baş parmağa kadar geliyor. 141.. gerek hadislerde yer alan kimi "vech"lere. c. Ali el Kari ise. sözlük anlamıyla "yüz" demekse de. i'tisam/11. 371.) "Vech". (Yüce'dir) O. s.. Subhan'dır. 173. Onların ortak koşmalann-dan da münezzehtir. beni tanısınlar. 1985 hadis no: 2016. ama Kendi üzerinde düşünmeyin!" Peygamber böyle bir şey söylemiş midir? . Buna göre. "Kendi" demek. Ama ibn Tey-miyye. Buhari. Zümer Suresinin 67. Müslim'de ve Tirmizi'de bu hadis." Özellikle gizemciler kesiminde çok ünlü bir hadistir.Beş parmaktan: -Birinci parmakta: Gökler -İkinci parmakta: Yer -Üçüncü parmakta: Sular -Dördüncü parmakta: Dağlar -Beşinci parmakta: Öteki yaratıklar. Yani. s.) "O'nun Kendine Sığınmak": Korkulacak durumlar karşısında Peygamberin şöyle dediği bildirilir: -"Eûzü bi vechike = Senin 'Vechine' sığınırım!" (Örneğin bkz. Allah'ın gökleri yeri. ayetinin anlattığına uyduğunu (bu ayetin anlamı: "cinleri ve insanları. Tefsir/6-2. bana kulluk etsinler diye yarattım") yazar. s. hadis no: 3240.. ama anlamının doğru olduğunu ve Zariyat Suresinin 56. "-Bu hadisin ne sağlam.." (Zümer: 67. 1984. dağlan ve öteki yaratıkları beş parmağında nasıl tutacağını öyle gösteriyor. Beyrut. Bu ayetin başından bir parça yukarıda sunulmuştu. Tirmizi. Tamamının anlamı şöyledir: "-Onlar Allah'ı yeterince bilip değerlendiremediler. el Mesnu. İbnü'l-Cevzi.) "Gizli Hazineyken. Keşfu'1-Hafa. Peygamber sığınırken şöyle demiş oluyor: -"Allah'ım. 5. Daha doğrusu nasıl anlatıldığını öyle ak-tanyor. c. Süyûti ve başkaları da benzer şeyi söylüyorlar ve hadisin "sened"inin bulunmadığını yazıyorlar. anlatırken önce küçük parmağını gösteriyor. 2. Tefsir 41. (Bkz. Ali el Kari. hadis no: 3065. Hafız ibn Hacer. Tevhid / 16-45. Bütün yeryüzü. Gökler de O'nun sağ elinde durulmuş olacaktır. Allah için "yüz"ü uygun bulmayan yorumcular gerek Kur'an'da. bu tür kötü durumlardan Senin Kendine sığınırım!" "Allah" ın Kendi Üzerinde Düşünmek": -"Allah'ın yaratıktan üzerinde düşünün. Beyrut.) Buhari'de. Tirmizi/7. sözlerinin hadis olmadığını. hadis no: 232. o nedenle yaratıkları yarattım. Kendimi tanıttım ve beni tanıdılar." Allah. Kıyamet günü.

kendisinden başka Tanrı olmayan. Dua: 10. yarattıklarına şekil veren (Müsavvir). güvenlik veren (Mü'min). buyruğunu her şeye geçiren (Cebbar). ayaklan yedi kat yere ulaşmış başı da en üst göğü geçmiş durumda. çok zorlayıcı)" 10. hadiste Tirmizi'deki biçiminde. görüleni de görülmeyeni de bilen. (Kafa yormayın. Ama Allah'ın kendisi üstüne düşünmeyin. Hadisin anlamı doğrudur. Acıyan'dır. bunların sayısının "99" olduğu ve bunları sayanların "cennete girecekleri" belirtiliyor... güzel yaratan (Bari). "Halik (Yaratıcı)" 12. "Hakim (Hikmetli)" 47.. Ulu olan (Mütekebbir) Allah'tır. (Onun için kafa yormayı bırakın." (Bkz. en güzel adlar (el esmaul'husna) kendisinin olan Allah'tır. "bu hadisin senetleri zayıftır. O. "Bari (Yaratıcı)" 13. 371-372. "Mütekebbir (Ulu. Vareden (Halik). O. s. Ama hepsi bi-raraya geldiğinde güç kazanıyor. kral)" 4. Acıyıcı olandır (Rahman).. Sağlam kabul edilen hadis kitaplarında yer alan bu hadiste. Bu "ad"lardan (sıfatlardan) kimi. "En Güzel Adlar" demek olan "El Esmau'l-Hüsna"dan kimileri yer alıyor.hükümdar. Göklerde ve yerde olanlar.. Güçlü (Aziz). O zaman Peygamber şöyle konuşur: "Allah'ın yaratıkları üstüne düşünün. Ama genel olarak "hadis" olarak biliniyor.. Kur'an'da yalnızca bir kez geçer: "Müheymin" gibi. esenlik veren (Selam). "Mü'min (güvenlik veren) 7. Deavat/82. putperestlerin koştukları eşlerden münezzehtir. Tirmizi. 'Koruyan'. Hakim'dir (Hikmetli).) Açıklama: Yukarıdaki ayetlerde. Yaratan (Allah). Bunlar Allah'ın "sıfatlar"dırlar da. güçlüdür (Aziz). iki ayaklarıyla topukları arasında... kendisinden başka Tanrı olmayan Allah'tır.. (Bkz.)" -İbnü'l-Cevzi diyor ki. Bir aktarılışa göre: Peygamberin bir gün arkadaşlarından bir kesimin yanına çıkar. Keşfu'1-Hafa. Allah. O'nu teşbih ederler.) Anlamı: (Diyanet'in) O. elbette ki daha büyüktür.6. Tanrı'nın yaratıkları üstüne bir düşünceye dalmışlar. (Rahim)... Zikir/5. Müslim. ayet: 22-24. büyüklük gösteren)" 11. O. Görüp Gözeten' anlamında)" 8.. 600 yıllık uzaklık var. (Haşr Suresi. Görüp Gözeten (Müheymin)..Kimilerine göre: "-Evet!" Kimileri de Peygamberin kendisinin değil de. 2. "Rahim" 3.) Yukarıda yer alan "Rahman". kimine göre 'Sadık'.) Çünkü Rabbimiz bir MELEK yaratmıştır ki. (Bu sıfat. "Müheymin (kimine göre 'mü'min'in değişmiş biçimi. Sayısı değişik olarak ileri sürülür. "Melik (mülk sahibi. Hükümran (Melik) çok kutsal (Kuddûs). ."Aziz (Güçlü)" 9. Şurûd/68. arkadaşlarının böyle söylediklerini aktarırlar. "Selam" 6. ad (sıfat) olarak almakta. Bakar ki. cb 1. "Cebbar (buyruğunu her şeye geçiren. Buhari. İbn Mace.. "Kuddûs (çok kutsal" 5. iki topuklarıyla ayak altı çukurları arasında uzaklık da bir o kadar. O. Tevhid/12. "Müsavvir (biçim veren)" 14.

bir de. "işiten" anlamındadır ve 46 kez geçer.Maide Suresinin 48. "Sıfat". kimiyse pek çok kez geçer. Örneğin "Rahmen" 57. 'Kitab'ın sıfatı olarak. ayetinde de geçer.) Kimi biraz daha çok.. Cum'a Suresi'nin 1. ama Allah'ın sıfatı olarak değil. "Gören" anlamındadır ve 51 kez geçer. ayetinde. "Ad"lar (sıfatlar) için bkz. (Yukarıda. . "Ad". "Kuddûs" gibi. "Semi" gibi.) Kimi yalnızca iki kez geçer. "Bilen" anlamındadır ve 161 kez geçer. Yukarıdaki ayetlerde yer almayan ve Kur'an'da pek çok geçen sıfatlar da var: "Alim" gibi.. "Rahim" 113 kez geçmekte. "Basir" gibi.

-Olabilirlik-olmayablirlik ("imkan"). Allah'ı kanıtlamanın bir yolu bu. Başvurulan iki yol: -"Âlem"in "sonradanlığı" yoluyla Allah'ın varlığını kanıtlamak. Allah'tır. -"Varlığı hiç olamaz" olan (Mümteni'u'l-Vücûd") vardır. "yokken" ve "sonradan" olmuştur. 'sonradan olma'dı ('hadis'). Allah yaratmıştır. Yani Allah için bir zorunluluk değildir bu. olmadan "var" olmuştur? Belli ki bir "Varedici"si vardır. olmasa da olur" türdendir. kat kat gökler. İslam "Kelam"cılarına göre: "Allahın dışındaki her şey" . ırmaklarıyla. Allah istemeseydi yaratmazdı. dağlarıyla. ayı ve yıldızlarıyla şu gökyüzü.Ben "mümkinu'l-vücûd"dur yani "varlığı. "alem"in (Tanrı'nın dışındaki her şeyin) bu özelliğine dayanılır. cansızı. ama "olmuş". zorunluluk ("vücûb"). daha önce hiç yoktuysa ve meydana çıkması "sonradan"sa. Bir de: -Sonradanlık ("hudûs") var. "başlangıcı"nın hiç bulunmadığı.ki. l. İşte "Allah"ın varlığı "kanıtlanırken İslam felsefe ve Tanrıbiliminde ("kelam"ında) en çok.V. "sonradan" olmadığı. zorunlu" değildi. İşte bu 'sonradan ortaya koyan'. Allah'tan başkası değildir. olsa da olur. güneşi. "Âlem"in. İSLAM "KELÂM"INDA "ALLAH" A.) Şunlar ortaya çıkıyor: -İlle de olmak. İyi ama. hem de sonradan"dır. olmasa da olur" olan ("Mümkinü'l-Vücûd") vardır. işte o "Varedi-ci". Öyleyse 'Âlem'in de hiç yokken 'sonradan' ortaya koyanı vardır. hep öyle süregeldiği . -"Âlem"in "olması"nın da "olmaması"nın da "olabilirliği" ele alınarak Allah'ın varlığını kanıtlamak. hayvanı ve insanıyla bu yeryüzü. -Hiç olamazlık ("imtina")." Yani. -"Varlığı olsa da olur."Sonradanlık" ("Hudûs") Yolu: "Âlem. "Hudus yoluyla kanıtlama" denir buna. Birinciye örnek: Allah İkinciye örnek: Allahın dışındaki her şey. olması "ille de gerekli. buna "masiva" ve "alem" de deniyor . Üçüncüye örnek: Allah'ın tersi ya da bir başka Allah (Yani Allah'ın karşıtı da. bir başka Allah da hiçbir zaman olamaz. Çünkü "olmayabilirdi". Her 'sonradan olan'ın da bir yapıp ortaya koyanı ('Muhdis') vardır.Allah'ın Varlığı Nasıl Kanıtlanabilir? İslam düşünürlerince genellikle benimsenen bölümlemeye göre: -"Varlığı zorunlu" olan ("Vacibu'l-Vücûd") vardır. bir VAREDİCİ'si. bitkisi. Allah'ın bir "hikmet"ine dayalı olarak varlık kazanmıştır.

bir "illet"in. Allah'tır.("kadim-ezeli") olduğu söylenemez mi? Bunu söyleyenler de var kuşkusuz. düşünülemez. öyle var olur. yıpranmaktalar.l. -Varsayalım ki. istanbul. bir "madde"si olur da. "hikmet"i olmuş da "var" olmuş. -Olamaz." dense. "kadim"dir.. Bir temeli. Felsefe-Kelam kitaplarında. 1316. yine vazgeçmiş. o madde hangi şeyden hangi maddeden yaratıldı?" sorusu karşıya çıkar. Evrenin "sonradan" ("hadis") olduğunu kanıtlama çabasına girişilirken çok çeşitli biçimlerin sergilendiği görülür. dilediği zamanı seçmekte "özgür"dür ("muhtar"). -Varsayalım ki öyle. "Ay"ı görmüş "Tanrı'm" demiş. Tartışmalar böyle sürüp gider. Âlem de O'nun eseri olduğuna göre. o zaman da: "-Peki o madde nasıl ortaya çıktı. O. Evrenin "sonradan" olduğunu savunanlara karşı. "-Âlem zaman içinde (falanca zaman) meydana gelsin!" demiş olabilir. "ezel"de. "yıldız"ı görmüş. -Neden? -Hiçbir şey "yok"tan var olamaz. alem bir zaman "yok"ken. s. En'am Suresinin 74. öncesiz. evreni yaratıp ortaya koymak dilerken "O'nun iradesi". "Nedenlerin nedeni" ve var olması için gerekli olan her şey bulunduğunda zorunlu olarak var olmuştur. Öyleyse evren (alem) de "öncesiz ve sonrasız" değildir. Bütün bunlar. "sonradan" olmuştur ("hadis"tir). zamansız (kadim) olması gerekir. Evren her şeyiyle birlikte değişmektedir. İbrahim Peygamber. Ama Allah. Bunlara "Tanrı" demekten neden vazgeçmiş? Bunların "ufûl" ettiklerini . değişmekteler. bu cisimlerin aldığı biçimleri. ilk ve asıl neden. bu görüşü benimseyenler evrenin bir zaman "yok"ken "sonradan" varolmuş olabileceğinin kabul edilemez olduğunu ileri sürmekteler. "İlk Neden"in. Örnek: Bakılır ki. yokolmak-talar. Bu durumda evren için "sonradan olmadır" nasıl diyebiliyorsunuz? -İlk Neden (Yaratıcı). duyuların herhangi biriyle algılanan cisimleri. c. Ama alem bir zaman "yok"ken nasıl olmuş da ve hangi şey yol açmış da "var" olmuş? -Allah'ın "hikmet"i. 47. "ezeli"dir. Bir şeyi. Çünkü alemin meydana gelmesi için "gerekli olan her şey ve bütün neden (el illetü't-tamme)" bulunsun da alem meydana gelmesin. "Güneş"i görmüş "Tanrı'm" demiş. hiç yokken. -Allah'ın gücü her şeye yeter. bu iki kesim arasında şu tür karşılaşmalar bulunduğu görülür: -Evren (alem). ve onu izleyen ayetlerinde anlatıldığı gibi. gözle görülen. bir "tam neden"in sonucudur. ezeli" olduğu kabul edildiğine göre. "Tanrı'm" demiş sonra vazgeçmiş. alem o maddeden yaratılıp ortaya kondu. öncesiz. Kimse "O'nun hikmeti"ni bilemez. o sırada ortaya konulması. bir "neden"i. evrenin zaman içinde ve falanca zamanda meydana gelmesini sonuçlandıracak biçimde gerçekleşmiş olabilir. hiçbir temeli maddesi olmaksızın yaratmaya da yetmiştir ve alemi "yoktan" yaratmıştır. gelip geçici durumların önce yokken sonradan ortaya çıkmaktalar. Nedenler Nedeni'yse Allah'tır. Konu için "kelam" kitaplarına (örneğin Celalüddin Devvani. Demek ki alem sonradan olmuş değildir. tümüyle "zamansız. "Nedenler Nedeni"nin. varlıklarının "sonradan" ve bir "yaratma ürünü" olduğunu gösterir. sonra vazgeçmiş. "Her şeyin ve bütün neden"in bulunduğunda daha "zaman" yoktur. "-Bir maddesi vardır. Değişken dansa "öncesiz'" ve "sonrasız" olamaz. ezelilik vardır. alem için de "ezelidir" demek gerekiyor. Yani Allah. Yaratan'sa Allah'tır. yaratılması gereken alemin de başlangıçsız.165) bakınız.

Bekir Topaloğlu. tat. çeşitli bitkilere. Çünkü Allah'ın varlığı kendilidedir ve yokluğu "muhal"dir. Allah'tır. kapılan tek tek açılıp içine girildikten sonra çıkış kapısının nerede olduğu bilinemeyen. şu renklere. "Nedenler Nedeni". Celaluddin Devvani ve öteki kelam kitapları. varlığını kanıtlama konusunda genellikle karmaşık olmayan. şu şaşılasılıklara. insanlara. "felsefe"nin etkisiyle ve felsefeyi dinsel kavranılan savunmada kullanma çabalarıyla geliştirilmiş. 3. Şerhu'l-Mevakıf." denemez. "olması" için bir zorunluluk yokken olduğuna göre. 231-273 ve öt. dağlara.) Allah'ın.Başka Yollar: Allah'ın varlığını kanıtlamak için çok çeşitli yollar ileri sürülür. Ayrıca bkz." "-Evreni. İşte O. Allah'tır. ikincide "Akl"ı. 1969. Çünkü değişen "sonradan" olmadır. zorunluydu"denemez. yani "Allah"ı "is-bat" için 5 yoldan sözetmekte. (aşlara. Bir ortaya koyan bulunmalıdır. Sayısız kapısı olan. şu uyuma. söz konusu karmaşık yola girişmekten kendini alamamakta. durup dururken "var" olamazdı. "Vacib"i. şu yapının işleyişine. Allah'sa "öncesiz" ve "son-rasız"dır. benzer nitelikte yararlanmışlardır bu konuda. yani "değişir" olduklarını görmüş de ondan. bu düzeni ve varlığı sürdüren gücün varlığı apaçık ortada. düzenine. varlığını sonuçlandıran bir "illet". ağaçlara. var da olabilir. Hüseyin Atay. düz yol seçilir. Neden ki. Şöyle: -"Şu göklere. şaşırılıp kalınan büyük bir binanın durumuna dönüştürülmüştür. Yani. "NEFES"i. yay. yapısını yarattıktan sonra. düşünsel gelişmelere göre çeşitli yollar önermişlerdir.) . Özet olarak ve genellikle böyle anlatılır. ortaya koyan vardır. 1240) bile. "kelam" kitaplarını doldurmuştur. "CİSM"i ve beşincide "varlığını başkasına. koku. Kimiyse. şu insandaki yapıya. İşte bu Neden.. düşünülemez. Allah için. s. Değişen de Allah olamaz. çağa. İstanbul. (Yahudi Tanrıbilimcilerinden en önde gelen ve 1135-1205 yıllarında yaşamış bulunan Musa ibn Meymun'un bu alandaki çabası için bkz. Her yapının bir ustası olduğu gibi. ne de var olmaması için "olamaz" denir. el BulğaFi'l-Hikme. Kelam kitaplarında şöyle denir: -Âlem mümkin'dir (yani olması da olmaması da zorunlu ya da imkansız değildir). (Bkz. Hıristiyan ve İslam Tanrıbilimcileri. Böyle olan her şey için bir "imkan veren" vardır. bir cisimle bağlı olarak sürdüren. şu dengeye. "Allah"ın Kendisini dile getiren bir anlatımın ortaya konamayacağını belirttiği halde. birincide "varlık" demek olan "VÜ-CUD"u. Delaletü'l-Hairin. gibi şeylere ad olarak verilen "ARAZ"ı ele olarak Allah'ın varlığını kanıtlama çabasını göstermekte. Yoksa gelişen. Allah'ın Varlığı. İşte O. Ünlü tasavvufçu Muhyiddin İbnü'l-Arabi (ölm. yıldızlara. düzenini. kendi başına var olamayan" renk.. Bu yollardan kimi karmaşıktır..) 2-Olabilirlik-Olmayabilirlik (İmkan) Yolu: Âlem için: "-İlle de olması gerekiyordu. yayın. sıradan halkın kolayca anlayabileceği türdendir. alem. Karmaşık yollarla Allah'ı kanıtlama çabalan. Bunlar kendiliğinden olabilir mi? Bunları Yaralan. Böyle olunca da. Allah'ın kendisi için böyle bir şey söz konusu olamaz. Allah olmasaydı. sıradan halkın kolayca kavrayamayacağı biçimlerde kalıplaştırılmıştır."kayıp gittikleri"ni. Allah'tır. yok da olabilir. Allah değişmez. Demek ki aleme de imkan veren. değişen biçim ve durumlar akışında her şey nasıl dengede durabilir?" Bu ve benzeri anlatışlarla dile getirilen Allah'ın varlığı Allah'ın varlığını kanıtlama çabaları. Yahudi. bir "Tam Neden" olma-lı-dır. dördüncüde. Yani: "-Allah'ı da var eden bulunmalıydı. Muhyiddin İbnu'l-Arabi. evrendeki hiçbir şeyle. Nihat Keklik. Seyyid Şerif Cürcani. düzdür. Yahudi Tanrıbilimcilerle. Müslüman Tanrıbilimciler eski felsefe ve mantıktan olabildiğince. Yani. varlık veren vardır. hayvanlara. Diyanet yayınları. Ne var olması için.. varak 121-130. şu yeryüzüne. tarih boyunca süregelmiştir. bakın. üçüncüde çeşitli anlamları yanında "Kendi" demek olan "NEFS"i. böyle olmaktan başka türlüsü düşünülemez. (Bkz.

"Asıl (temel) me-tin"lerde bir türlü aktarma ve açıklama yer alırken. Kısacası. "hiç gerçekleşmemiş" olduğunu. o da "Mutezile" ile "Felsefeciler"in aynı görüşte oldukları yolundaki açıklamaya karşı çıkıyor.176-177. c. kimilerine göre. bunların "şeriY'lerin-de." (Arapçasından aynen çevrilmiştir. O'nu kavramaktır. Devvani-Gelenbevi. Ne var ki. ikinci dizesi Ali'ye ait olduğu bildirilen şu anlamdaki "beyt"e yer verilir: -"O'nun tam kavranılamayacağını kavramak. (Bkz.Allah'ın Sıfatları Üstüne Tartışmalar: Allah'ın "sıfat"lan konusunda. c. c. bu alandaki tartışmalarla dolup taşmakta. Kur'an yorumcuları. yani başkaları tarafından düşülen notlarda ve açıklamalarda karşı çıkışların ve başka tür bilgilerin yer aldığı görülür. aynı kitap. bu anlamı vermekte.) Tasavvuf kitaplarında. (Bkz. ikinci görüşü savunanlar arasında "Hüccetü'l-İslam"ı ve "İmamu'l-Haremeyn"i de gösterir. 173-175.) Bu şehre not düşen (haşiye) Gelenbevi (Gelenbe'li İsmail. "Mutezile'yle aynı görüşü paylaşan Hasan el Basri'den başlayarak ortaya çıkan 'Sonuncular'dır (Müteahhirin). kimin hangi görüşte olduğunu kesin ve net olarak söylemek kolay olmamakta. 1316. Allah'ı "künhü"yle.. İstanbul.B. s. s. En'am Suresinin 91. Allah'ın 'Âlim (Bilen)' 'Kadir (Güçlü)' 'Mürid (Dileyen)' 'Mütekellim (Konuşan)" olduğu ve öteki nitelikleri de böyle taşıdığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur.. Allah'ı yeterince değerlendiremediler" anlamındaki anlatımı. 72. c. Kelam kitapları. s. tam olarak bilinebilir mi? Bu soruya.) . Örneğin ayete. ama kendisi hakkında düşünmeyin. O'nun 'Zatı'ının sırrı'ndan söz etmekse.. (Devvani-Gelenbevi. 1790) ise. l. ayetindeki: "Onlar." biçiminde yorumlayanlar bulunduğunu aktarırlar. "Kelamcıların cumhuru"nun ikinci görüşte olmadıklarını. 259. 1. "haşiyelerinde.) Mercani de bir not düşüyor. F. İstanbul. Eş'ari de üçüncü görüştedir. "felsefeciler"in görüşleri ayrı.) C. "Mutezile"ninki ayrı. s. kelamcıların cumhuru (çoğunluğu) ikinci görüşte. Devvani-Gelenbevi-Mercani. Bkz. 1316.l.260. Kimlerin hangi görüşte olduklarını falanca "akaid" kitabı ayrı aktarır. 1. Allah'ın ne aynı. " diyer. Celalüddin Devvani'nin "Adudiyye" şehrinden: "Kelamcılarla bilgeler (felsefeciler) arasında. "Sünnet Ehli"nden de "Matüridiler"inki ayrı. Devvani-Gelenbevi. (Bkz..) Devvani. "ke-lamcılar"ınki ayrı. yalnızca "Eşari'ler"in de üçüncü görüşte bulunmadıklarını. s. c. gerçekte "Eş'ari'-ler"in de "Maturidi'ler"in de üçüncü görüşü paylaştıklarını belirtir. sıfatlar. "Eş'ariler"inki ayrı olarak aktarılır. (Bkz. ölm. 260. genellikle verilen karşılık: "-Hayır!"dır.Allah'ın Kendisini Olduğu Gibi (Künhünü) Bilip Kavramak Mümkün mü? Soru. 261. "-Subhan'sın (Yüce'sin) Tanrı'm! Seni yeterince bilemedik!" anlamında bir hadis aktarılır. aktarmalar da (rivayetler) hep aynı değildir. çünkü siz O'nu tam anlamıyla bilemezsiniz!" anlamındaki hadis aktarıldıktan sonra ilk dizesi Ebubekir'e. kimilerine göre de bunun gerçekleşmesinin "mümkün olmayacağını yazar. Celalüddin Devvani'nin "Adudiyye" şehrinde bu hadis ve "Allah'ın nimetleri üzerinde düşünün. 1. ne de kendisi'nin dışında mıdır? Mutezile ile felsefeciler birinci görüşte. Razi. filanca kitap ayrı biçimde aktarır. "kelamcılar"dan da "Sünnet Ehli"nden olanlarınki ayrı.. daha kısa olarak şöyle de sorulabilir: -Allah. s. O'na ortak koşmaktır (şirk)". Yalnızca şu noktalarda görüş ayrılıkları var: -Allah'ın sıfatlan Kendisi'nin aynı mıdır? -Allah'ın sıfatlan Kendisi'nin dışında mıdır ('Gayrı mıdır')? -Yoksa. "-Allah'ı yeterince bilemediler. yani olduğu gibi tam anlamıyla bilmenin. Devvani.

b) Subuti Sıfatlar: Bunlar da şöyle yedi olarak sayılır: -HAYAT: Diri olmak. "Vacibu'l-Vücûd"dur. . 20. 1985. "sonu. Bunlara da "Sübûti (olumluluk-lu) sıfatlar (Sıfat-ı Subûtiyye)" denir. yani "Bilen"dir. kendisinin aynıdır. Yani "Dileyen"dir. "Mütekellim"dir. Peki nelerdir Allah'ın sıfatları? Sıfatlardan kimi. dile getirilir: "Vücûd". Allah.. Allah'ın "Zat"ından (Kendinden) dolayıdır. Bilgelerin (felsefecilerin) görüşü: Allah'ın sıfatlan. Şerhu'l-Emali. Yani. Mutezile'nin görüşü: Allah'ın sıfatları. "Basir"dir. bunlara "Zati Sıfatlar (Sıfat-ı Zatiyye)" denir. "var olmaması düşünüleme-yen. Allah. söz söylemek. -KIYAM Bİ NEFSlHİ: Kendininkine yeterli olup var olmak için bir başkasına bir yere dayanma gereksinimi olmamak.Ünlü "Emali" adlı kitabın yazan Siracuddin Ali de (ölm. Zat'ından (Kendisinden) ve işlerinden dolayı olan sıfatlarının tümü de KADİM'dir (önceleri ve sonraları yoktur) ve son bulmaktan uzaktır. yamuklara. -KUDRET: Güç.Allah'ın Zati Sıfatları: Bu sıfatlardan biriyle Allah'ın varlığı. Allah. istanbul. bu mezheb. -MUHALEFETUN LİL HAVÂDlS: Sonradan olanlara. Allah "hiçbir şeyi başkasıyla paylaşmayan ortağı olmayan" bir varlıktır." "Sünnet Ehli'nin görüşü: Allah'ın sıfatlan. ne de başkasıdır. Bunlara "Selbi (olumsuzluklu) sıfatlar (Sıfat-ı Selbiyye)" denir. İbn Cemaa da böyle açıklar. Mutezi'leden ünlü aktarılışa göreyse.. yani "İşitici"dir. Allah. Arapça. kendisinin aynıdır. Yani "Konuşan"dır. Kendisinden başka ve ayrı da değildir. Yani. Sünnet Ehli'nin genellikle benimsediği görülen görüş sonuncu görüştür. -VAHDÂNİYYET: Bir-Tek olmak. Allah "Kendisinin dışındakilere hiçbir biçimde benzemeyen" bir varlıktır. -İRADE: Dilemek. "Allah'ın sıfatlan" olduğunu benimseyenlerden kimilerine göre bu sıfatlar Tanrı'nın kendisinden başka değildir.) Demek ki. -KELÂM: Konuşmak. "Alim"dir. -SEMİ: İşitmek. Zat'ının (Kendisinin) aynı değildir. 1173) iki "beyt"in de şöyle der: "Allah'ın sıfatlan. -BEKA: Sonrası olmamak. kendisinin ne aynıdır. "Mürid"dir. benzer nitelikte olmak. Yani "öncesi olmayan" bir varlıktır. -BASAR: Görmek. Allah. varlığı kendinden olan"dır. sıfatlar için ne "Allah'ın kendisinin aynıdır". kimilerine göre Tanrı'nın kendisi başkadır. a) Selbi Sıfatlar: Şunlar olarak bilinir: -KIDEM: Öncesi olmamak. s. Yani: "Gören"dir. sıfatlan başkadır. "Semi"dir. Allah. sonrası olmayan" bir varlıktır. Kimileri de "iş"lerinden dolayıdır. söz. bunlara da "Sıfat-ı Fi'liyye)" denir: 1. "Kadir"dir. Öteki sıfatların da kimileriyle Allah'ın "ne olmadığı" dile getirilir. ne de "Allah'ın kendisinden başkadır" denebilir. Allah. Allah'ın. var olması zorunlu. Allah." (Ali el Kari. "Hayy"dır. Allah. kimilerine göreyse. "yeri-yurdu ve dayanağı olmayan" bir varlıktır. Anlamı: Varlık. Kimile-riyse Allah'ın "ne olduğu"nu dile getirir. Allah. Yani "Güçlü"dür. "Baki"dir. "Kadim"dir. kendisinden başkadır. yani "Diri"dir. Allah'ın sıfatlarını hiç kabul etmemektedirler. -İLİM: Bilmek.

aranızdan sözü gizleyen ile açığa vuran ve geceye bürünerek gizlenip gündüzün ortaya çıkan arasında fark yoktur. Cum'a: 8. bir ölçüye göredir. görülmeyeni de bilen. Anlamı: Görmez misin ki.) (Diyanet'in) Allah. Zümer: 46. (Mücadele Suresi. Allah. Mü'minûn: 92. ayet: 7. yücelerin yücesi olan Allah'a göre. Haşr: 22. rahimlerin düşürdüğünü ve alıkoyduğunu bilir. ama burada "hazırda olan" anlamındadır. önce "kelamcılar"la "felsefeciler" arasında. ilgili kitaplarda. O'nun katında her şey.Allah' ın Bilgisinin Genişliği ve Değişmezliği: -Allah'ın bilmesi nasıldır? Bu soruya nasıl karşılık verilmesi gerektiği. "hazırda olanı da olmayanı da bilir. sonra da "kelamcılar"ın birbirleri arasında tartışmalıdır. (Ra'd Suresi. 105. Yani Allah. "Şehadet"in sözlük anlamı "hazır olmak"tır.) "Görülen". Tevbe: 94. Secde: 6. "görülmeyen" de "ğayb" sözcüğüyle yer alıyor ayetlerde. Görüleni de. "şehadet". her dişinin rahminde taşıdığını. yerde olardan da bilir.) Allah'ın "görüleni de görülmeyeni de bildiği" şu ayetlerde de bildirilir: En'am: 73." . göklerde olanları da. oldukça geniş bir yer tutagelmiştir bu tartışma. ayet: 8-10. Teğabün: 18.

ey insanlar. Allah. her şeyden Ha-berdar'dır. "bilgi"si için de söz konusu olamaz. ayet 34. yaptıklarınıza daldığınız anda. daha doğrusu "bilgisizlik" olur. ne yaparsanız. Oysa "değişme".Anlamı (Diyanet'in) Ey Muhammed! Ne iş yaparsan yap. ancak Allah'a mahsustur. ayet: 61. "Maddi cüz"iyyat" denen "nesnel ayrıntılar"!. Öyleyken islam düşünce dünyasında Allah'ın "bilgi"si. . rahimlerde bulunanı O bilir. tek tek ayrıntılar biçiminde (ala vechi'l-cüz'i) bilmez. Kitaplarda örnek de veriliyor: Varsayalım ki Ahmet bir yerde bulunduktan sonra çıkmıştır. ünlü karşılığa göre: -"Hayır!" Aktarılagelen odur ki. -"Allah. Oradan çıktıktan sonra Allah. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. şüphesiz. Yağmuru O indirir. başka ayetlerde. her şeyi bilir. Ahmet oradan çıktıktan sonra da Allah onu orada var bilmiş olsa. ayrıca hadislerde de açık olarak anlatılır. Allah. "tümel"dir ("külli"). her şeyi genel ve bir BÜTÜN olarak bilir. Allah'ın kendisi için nasıl söz konusu olamazsa.) Allah'ın her şeyi "bildiği". Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü şüphesiz apaçık bir kitap'tadır.) Anlamı: (Diyanet'in) Kıyamet saatini bilmek. bu "yanlış bir bilgi".(Lokman Suresi. felsefecilere göre. de "Allah. mutlaka biz sizi görürüz. Çünkü Ahmet artık orada değildir. Çünkü bilmiş olsa. evrendeki ayrıntıları da bilir mi?" "Felsefecilerden (İslam felsefecileri de içinde). ona dair Kur'an'dan ne okursan oku. Ahmet o yerde bulunurken." Ama Allah'ın "bilgi"si geneldir. Allah'ın "bilgi"sinde "değişme" ölür. Bilen'dir. kimse yarın ne yapacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah onu orada biliyordur. Ahmet'in orada bulunmadığını bilmiş olsa bu kez de Allah'ın bilgisi değişmiş olur. "nasıl" ve "ne genişlikte" olduğu üzerinde çok durulduğu ve tartışıldığı görülür. (Yunus Suresi.

işte bu görüşte oldukları aktarılır. s.. Allah'ta da "yaratma" söz konusudur. hiçbir insanla perde arkasının dışında konuşmuş değildir. hadis no: 2800. çoluk. l.) Kelamcılara göre. durumları tek tek içine almaz. filanca zaman çıkması. en küçük ayrıntıları da içini alacak biçimde "BİLİR". seni üzgün görüyorum. Uhud savaşında öldürüldü. her şeyi bütününü ve parçalarım. Mutezile görüşüne göreyse "Zat"ıyla bilir. (Şûra Suresi. ne demek istedikleri konusunda da tam bir anlaşma bulunduğunu söylemek güçtür.) . Sünnet Ehli'nin benimsediği genel görüşe göreyse Allah. ayet: 51. Doğrusu O. hadis no: 3010. s. c. Bu "zorunlu"dur da. 2. hadis no: 190. (Akaid kitaplarına bkz. ikinci kez senin uğrunda şehid olurum. Yahut bir elçi gönderir. İbn Mace.75. "bilgi (ilim)" sıfatıyla. ne istersen vereyim!" dedi. Ahmed"in falanca yere falanca zaman girmesi. İyiyi de. Allah'ın Dilemesi ("irade"si) Mutezile görüşüne göre Allah.) Tirmizi'de ve ibn Mace'de yer alan bir hadis: Cabir ibn Abdullah anlatıyor.Allah için ne "bilgisizlik" ne de bilgisinde bir "değişme" söz konusu olabilir. Devvani-Gelenbevi-Mercani-Hal-hali. 68. 5 . "kul". 936. Babana: "-Kulum! İste. kötüyü de sevaplı şeyleri de. felsefecilerin ne dedikleri. günahlı şeyleri de "yaratan" Allah'tır. izniyle dilediğine vahyeder. öyleyse. 230-231. Ama kelamcılar arasında. 1316. insanlar için "kötü (şer)" şeyleri dilemez. Ancak. Mehmed'in filanca zaman filanca durumda bulunması gibi ayrıntılı ve zamanlı olayları. c. Baban da: "-Beni diriltmiş olsan. Yüce'dir.) Geniş bir bilgi için ayrıca Şerhu Mevakıf'a da bkz. 5. Hakim'dir. -Babam şehid oldu ey Tanrı Elçisi.. Felsefecilerin. s. "Kazanan"sa. Allah. "iyi" şeyleri dilediği gibi. Arkasında da kan. Sünnet Ehli'nin genellikle benimsediği görüşe göre. "Kul"da "kazanma" (kesb). İstanbul." deyince Allah şu karşılığı verdi: "-bir daha oraya (dünyaya) döndürülemeyeceğine ilişkin söz verdim. s.) Allah'ın "görmesi" ve "işitmesi"yle ilgili görüşler de ayrı çerçevede. Allah. (Bkz. Peygamberle Cabir arasında şöyle bir konuşma geçer: -Ne o Cabir. (Kelam kitaplarına bkz. c. "kötü" şeyleri de diler. c.) Allah' ın Konuşması -Allah nasıl konuşur? -Ve Allah'la nasıl konuşulur? Anlamı: (Diyanet'in) Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur." Baban la şöyle dedi: "Öyleyse Tanrı'm! Arkamda bıraktıklarıma bunu bildir!" Tirmizi.çocuk ve bir sürü borç bıraktı! -Babanın Allah'a nasıl kavuşup nasıl konuştuğu müjdesini vereyim mi? -Evet! -Allah. 2. Dilediklerinin hepsi "iyi"dir (hayr). Allah'ın bilgisi. Ama senin babanla arada hiçbir perde olmaksızın konuştu.

"yaratılma" (mahluk) ve "sonradan olma" (hadis) mı? Sünnet Ehli genellikle birinci görüşü paylaşırlar. Hanbeli mezhebinin başı. Bu içeriğe "nefsi kelam" denk. bu ses ve harflerin dile getirdiği bir özü. s. s. Allah'ın ko-nuşması. c. önce kafasında bir düşünce bir tasarım biçiminde vardır. Ama "Hanbeliler"in dışında kalan kesimin görüşüne göre. 5. özüdür. Kur'an'ın. "ses ve harfler" biçimindeki kesiminin de "kadim" olduğunu "yaratma (mahlûk)" olamayacağını savunurlar. Aktarılagel-diğine göre. (Nisa Suresi." (Tirmizi. özellikle Halife Me'mun (halifeliği: 813-833) döneminde çok geniş boyutlara ulaşmış kavgalara ve çok üzücü durumlara yol-açmıştır.. Hanbeli'ler. ayet 164. "yaratılma (mahluk)" olduğunu kabul eden bir ferman çıkartıp yaymıştı. İşte "Allah'ın konuşması" böyle Kelamcılardan Mutezile'nin görüşüne göre.) Allah'ın Musa Peygamberle konuştuğu şu ayetlerde de anlatılır: A'raf: 143.) Ve aktarıldığına göre Ahmed ibn Hanbel bu yüzden.. içeriği vardır. "Kur'an". Mutezile görüşlüler kendi kesimlerine çekmeyi başarmışlardı. özellikle Abbasiler. içeriğidir. imamı olan Ahmed İbn Hanbel de bu görüşü kabul etmeyenler arasında bulunuyordu. Me'mun da Mutezile görüşünü herkese benimsetmek için 827 de."Allah'ın sözü"nü değiştirmek isterler.) Musa ile iki kez konuştu. çok kötü işkenceler görmüştü. hadis no: 3278. (Bkz. "ses ve harfler" değildir. (Feth Suresi. değildir" tartışması geçmişte. Musa ile de konuştu. Kur'an'ın.. Konu için ayrıca bkz. Bir hadis: "Allah. -Bir "Allah kelamı" olarak kabul edilen Kur'an.' 394. 'görünmesi'yle. Bilindiği gibi. Allah'ın Kendisi gibi "Kadim" (öncesiz) mi. Musa ile bir konuşma yapıp konuştu. Tefsir/54. (Allah'ın yarattıkları arasındadır. Emeviler-Abbasiler. 115. insanın söyledikleri "ses ve harfler" biçimini almadan.Anlamı: Ve Allah. Me'mun'u.) Anlamı: . İnsanlarda da bu vardır. o da tümüyle "yaratılma"dır.) Kur'an'da Allah'ın gönderdiği "kitab'lardaki sözler "Kelamu'llah (Allah'ın sözü)" diye nitelenir. Bahriye Üçok. ayet: 15. Dr. "Allah'ın kelamı"ndan "kadim" olan. Ankara 1979. Allah'ın sözlerinin de insanlara iletilen "ses ve harfler"in ötesinde. Bu görüşü kabul etmeyen de çok katı tutum göstermişti. Kur'an" denir. Doç."sözlerini. 'konuşması'nı. . Kur'an "ses ve harfler" biçimini aldığı zaman ancak "Allah'ın kelamı. Sünnet Ehli'nin dışında kalan Mutezile mezhebinden olanlarsa "Allah'ın kelamı"na.) "Kur'an yaratılmadır. Muhammed'e de iki kez kendini gösterdi. Muhammed ile Musa arasında paylaştırdı: (Yani Muhammed'e göründü. 144. konuştuğu kimsede yaratması" biçiminde olur.

"Yaratmak". Halik.2-Allah'ın "Fili Sıfatlar"ı: -TEVKİN: Yaratmak. Allah'ın ne yaptığı. Bari"dir. Allah'ın bütün işlerini islam Tanrıbilimcileri. Allah. kelamcılar. tek bir kavramda. Ne var ki. ne yapar olduğu. "Mükevvin. . yani "Yaratıcı"dır. neler yapacağı ve yapabileceği üstüne Kur'an'da ve hadislerde çokça açıklamalar vardır. Konu için bkz. "yaratmak" demek olan "tekvin"de toplamaktalar. Ancak. "tekvin" konusunda da aynı görüşte birleşmiş değiller.

Rahman. uzunluğu. yarattıklarım. Koruması Allah. "gökten yere" (yukarıdan aşağıya) doğru yönetilir. yalnızca yer ile birinci kat arasındaki uzaklık anlatılmıştır. "denetleme"si ve "denetlettirme"si vardır.) Yaratmasına ilişkin ayetler için bkz.Allah'ın Evreni Görüp Gözetmesi. Sonra o "emr" (buyruğa uygun gelişmeler).Allah Evreni Nasıl Yönetir? a) Yönetim. sizin sayı ölçünüze göre bin yıl olan bir gün içinde O'na çıkar.VI ALLAH-EVREN. Daha ötesi de olduğuna göre. b) Yönetimde. Allah'tır. tüm gök katlarıyla. ayet: 5. Kürsi. Yer ile gök. Bu nedenle bir "iş"e ilişkin buyruğun yere inişi ile buyruğa göre gerçekleşen gelişmenin göğe çıkışı (toplam) bin yılda olur. bir başka yerde neden "elli bin yıl" olarak bildirildiği yorumcular arasında tartışmalıdır ve çeşitli yorumlar ileri sürülmektedir. ayet: 29. "bir çeşit rapordur" denebilir. "Melek". Sağlam olarak benimsenen hadislerde de belirtildiğine göre. Bkz. "elli bin yıllık" uzaklıktan sözedilirken de işte o "ötesi" anlatılıyordun Böyle düşünülebilir. yaptıklarının ve durumlarının da içinde bulunduğu evrendeki tüm işler." l. ALLAH-İNSAN VE TOPLUM İLİŞKİLERİ A. "melek". Buyruğun yere inişi ve ilgili raporun çıkışının "bin yıl"da gerçekleştiği bildirilirken. Allah. Bir de göklerde Kürsi. "gün". . Ve meleklerle yönetir. Yöneten. "melek"ler görev almakta: (Allah) "emr"i (buyrukla yönetilen işleri) Gökten yere (doğru) yönetir ("tedbir"). Raporu düzenleyen ve ileten meleklerdir. Onun için buyruğun indirilişi ve ona uygun raporun çıkarılışı. vardır. Bir de "birinci kat gök"ten öteler vardır. ve "ruh"un "çıkma"larının. gözetir. iki kat göğün arasında da 500 yıllık uzaklık bulunmakta. yalnızca yer ile gök arasındaki uzaklıktır. tehlikelerden korur. Kimbilir? Bkz. 2. "melekler"in. toplam 1000 yıl ediyor. göklerden yere doğrudur. 500 yıllık uzaklık.Allah-Evren İlişkisi: Allah'ın "yaratma"sı. "Gök". (Secde Suresi.) Açıklama: Hadislerden ve Kur'an yorumcuların yorumlarından anlaşıldığına göre: -İnsanların davranışlarının. Bunun için görür. Kürsi'yle Arş arasındaki uzaklık var. Göğe çıkarılan. Bütün bunlar da yine "me-lek'lerle olur. ve 4. Kürsi'yle Arş arasındaki uzaklığı açıklayan hadisler. ayetlerindeyse. konuya bir açıklık getirebilir. Bir yerde neden "bin yıl". iradesine uygun olarak belirli bir düzende tutar. evreni yaratmıştır ve her an da yaratmaktadır (bkz. iki gök katı. insanların bildikleri yıl hesabıyla elli bin yılda ancak gerçekleştiği bildirilir. Mearic Suresinin 3. -Gökle yer arasında insanların bildikleri yıl hesabıyla 500 yıllık bir uzaklık vardır. "yönetme"si vardır. "Yaratmak.

yakın bir geçmişe dayanır. Zat sıfatları'ından Allah'ın hiçbir şeye benzemediğini dile getirenlere "Selbi (olumsuzluklu) Sıfatlar. ÖZET Bu maddedeki ayetlerin. her şeyiyle birlikte yoktan var eden varlık. "yazıcı melekle-ri"yle. "insan". "Kelam": Tanrı'nın konuşur olması. "Semi": Tanrı'nın işitir olması. (Sıfat-ı Selbiyye). İkinciler de şöyle sıralanır: "Hayat": Dirilik. insanların tutumlarını. Birinciler şöyle sayılır: "Kıdem": Öncesizlik. "İlim": Tanrı'nın bilir olması.B-Allah-İnsan İlişkisi: İnsan da Allah'ın bir yaratığıdır. İslam kelamcıları. Kur'an'ın ve hadislerin açıklamalarında "Allah" yerine "İlah" da dendiği açıkça görülür. davranışlarım denetler. "Beka": Sonrasızlık. Karşı çıkanlar. Kimi sağlam hadislerde bu "adlar"ın sayısının "99" olduğu belirtilir. Eski islam ulemasından. bu varlığın. Allah tüm yönetim ve denetim işlerini yaparken melekleri görevlendirir. "melek". "Allah" yerine. insanlara sorumluluklar yüklemesi ve denetlemesi vardır. "Huda" gibi sözcüklerin kullanılmasına karşı çıkan olmamıştır. sözleri. Allah. "yazıcılar". "Fil Sıfatlan" da bir sıfatta toplanır: "Tekvin": Yaratmak (Tanrı'nın yaratması). "Vahdaniyyet": Bir olmak. "irade": Tanrı'nın dilemesi. "Allah'ın sıfatlan"nı bölümlere ayırırlar: "Allah'ın Kendisi"nden (Zat'ından) dolayı olan sıfatlarına "Zat Sıfatlan (Sıfat-ı Zatiyye)" "iş"lerinden dolayı olan sıfatlarına da "Fiil Sıfatlan (Sıfat-ı Fi'liyye)" denir. nasıl bir varlık olduğunu dilegetirenlereyse "Subûti (olumlu-luklu) Sıfatlar" (Sıfat. "Basar": Tanrı'nın görür olması. insan evrende "onurlandırılmış" bir varlıktır. http: . "Koruyucu melek-ler"iyle de tehlikelerden korur. islam dinbilirlerinden kimine göre.Subutiyye) adı verilir. "Kıyam Bi Nefsihi": Var olması için başkasına dayanır olmamak. hadislerin ve yorumlarının dile getirildiklerinden anlaşılanlar şöyle özetlenebilir: Allah: Evreni. Ama Allah'ın buyrukları doğrultusunda davranmadığı zaman "çok alçak" bir duruma düşer. "Muhalefetun Lil Havadis": Yaratıklardan hiçbirine hiçbir yönden benzememek. Kimine göreyse "tapınılan" anlamına gelen "ilah" gibi bir sözcükten türedikten sonra "Tanrı"nın "özel ad"ı olmuştur. başka ortağı bulunmamak. "Tanrı". tutum ve davranışlara göre ödüllendireceğini ya da cezalandıracağını bildirmiştir. hiçbir anlamı sözcükten türemiş olmayan özel adıdır. Kimi melekler. Allah'ın evreni ve evren içinde de insanları yarattıktan sonra görüp gözetmesi. Allah'ın başka "adlar"ı (sıfatlan) da vardır. koruyup kollaması. Kur'an diliyle "En güzel adlar" anlamına gelen "el Es-mau'l-Husna" denir. kimileri de "koruyucular" olarak ve daha başka türlü görevler alarak Tanrı'nın buyruklarını yerine getirirler. "Allah" adı. Bunlara. kulluk etsin" diye yaratmış sorumluluk yüklemiş. Konu için bkz. "Kudret": Güç (Tanrı'nın gücü). Kendisini "tanısın.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful