Diyabet, başta karbonhidrat(şeker) olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren hormonal bir hastalıktır.

Daha çok kendini kan şekerinin yüksek olmasıyla ve buna bağlı diğer yan etkileriyle gösterir.Diyabet hastalarında temel sorun kandaki glikozun(şekerin) hücrelerimize giremeyişidir.Normalde besinlerle aldığımız veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glikoz(şeker),pankreas denen bir organımız tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonu aracılığıyla hücrelere girer ve enerji dönüştürülür.Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin veren kapılar bulunur.Bu kapılar normalde kapalıdır ve uygun anahtar varlığında açılır. İşte diyabet tam olarak bu kapıların açılmaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı gelişmektedir. TİP 1 DİYABET Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür.Genelde 40 yaş altında görülür. Bu hastalıkta insülin üreten pankreastaki beta hücrelerinin hasarı otoimmun bir süreç(vücudun bağışık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması ve onlara saldırması) sonunda meydana gelir. Mutlak veya göreceli bir insülin yetmezliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin hormonu(enjekte ederek) almak zorundadır. Zaten insüline bağımlı diyabet olarak adlandırılır.Toplumda tüm diyabet hastalarının %8-10 unu oluştururlar. Erişkinlerde görülen diyabettir. Pankreas insülin üretir fakat vücut bunu gerektiği gibi kullanamaz. Daha çok 40 yaş üzeri kişilerde ortaya çıkar. Belirtileri : Poliori (sık idarara çıkma) Polidipsi (çok su içme) Polifasi (çok yemek yeme) Kilo kaybı Plazma kan glukoz düzeyinin yükselmesi (açkarnına 126 mg'dan büyük ya da eşit olması)