You are on page 1of 191

Tarihte Akl,

dealist felsefeyi sona erdiren nl Alman filozofu Hegel'in, bugnk tarih yazmna da damgasn vurmu, tarih felsefesi ya da kendi deyimiyle, felsefi dnya-tarihi konusundaki grlerini ieren temel bir kitap. Bu zorlu metni deerli felsefecimiz nay Szer'in zenli evirisiyle sunuyoruz.

G. W. F. HEGEL TARHTE AKIL Kabalc Yaynevi

G. W. F. HEGEL

TARHTE AKIL

Trkesi: nay Szer

KABALCI YAYINEV 5-4 Felsefe Dizisi 15 TARHTE AKIL G.W. F. Hegel zgn Ad: Die Vernunft in der Geschichte Bu evirinin tm yayn haklan Kabalc Yaynevi'ne aittir. Birinci Basm: Ara Yaynclk, stanbul Austos 1991 kinci Basm: Ara Yaynclk, stanbul Aralk 1991 nc Basm: Kabalc Yaynevi, stanbul 1995 ISBN 975 - 7942 - 15 - 4 Yayn Ynetmeni: Vedat orlu Dizgi: Beyhan Ajans Dzelti: Fsun Kayra Bask: Yaylack Matbaas Cilt: Aziz-Kan Mceliithanesi KABALCI YAYINEV Himaye-i Etfal Sok. No: 8-B Caalolu 34410 STANBUL Tel: (0212) 526 85 86 - 522 63 05 Fax: (0212) 526 84 95

NDEKLER

evirenin nsz..... ................................................................. Birinci Taslak (1822 ve 1828) Tarih Yazmnn eitleri...................

7 9

kinci Taslak (1830) Felsefi Dnya Tarihi......................................... 27 A. Felsefi Dnya-Tarihinin Genel Kavram............................ 31 B. Tinin Tarihte Gereklemesi............................................. 52 a) Tinin belirlenimi......................................................... 56 b) Gerekleme Aralar................................................... 80 c) Gerekleme Malzemesi.............................................. 109 d) Tinin Gereklii.......................................................... 136 C. Dnya-Tarihinin Gidii..................................................... 146 a) Gelime lkesi............................................................. 146 b) Tarihin Balangc....................................................... 154 c) Gelime izgisi......................................... ................. 162 1826/27 K Semestresinden Eklemeler.......................................... 179 Notlar................................................. ............................................. 187

EVRENN NSZ Bu kitap G. W. F. Hegel'in Berlin'de 1822/23 k semestresinden balayarak 1831'e kadar drt kez yineledii ve her kezinde yeni malzeme ile zenginletirdii ders notlarndan olu maktadr. eviri, G. W. F. Hegel'in Tarihte kil (Die Vernunft in der Geschichte) metninin Johannes Hoffmeister tarafndan yaymlanan (Hamburg, 1955) basksna dayanlarak yaplm tr. Hoffmeister'in basks, o zamana kadarki basklarn dr dncsdr. Daha ncekiler, u yaymclar tarafndan gerek letirilmiti: Eduard Gans (1837), Karl Hegel (1840), Georg Lasson (1917, 1920 ve 1930 tarihlerinde kez). Bu basklar iinde ilkin Geog Lasson'unki, Hegel'in rencilerinin ok saydaki ders notlarnn zgn asl metin ile birletirilmesini salamtr. J. Hoffmeister basks ise btn bu metinlere daha ok birlik vermeyi amalamtr. Rhein-Westfalien Bilimler Akademisi'nce yaymlanan Hegel'in Toplu yaptlar (Ge sammelte Werke) erevesinde yeni ve beinci bir bask hlen hazrlanmaktadr. Ana metindeki dnya-tarihinin corafya koullar ve blmlenmesi ile ilgili "Ek"i eitli nedenlerle evirimizin iine alamadk. (Hegel'in tarih felsefesinin anlalmas iin asl ku ramsal arlkl blmleri imdilik yeterli buluyoruz). Hoffme ister'in renci ders notlarn blmlemede Lasson'dan ayrlarak, kulland keli ayralar bir yana braktk. Bu arada e-

TARHTE AKIL

viri bir metne hibir ey katmayan yineleme niteliindeki baz dipnotlarn darda brakarak ksaltmalara gittik ve dipnotlar nn kime ait olduunu belirttik (ayrca belirtilmeyenler doru dan Hegel'e aittir). Dorudan Hegel'in kaleminden kan b lmlerin bana bir imi, renci ders notlarnn bana ise bir imi konulmutur. Bu evirinin baz blmleri daha nce eitli yerlerde ya ymlanmt (Mete Tuncay: Batda Siyasal Dnceler Tarihi. Seilmi Yazlar III. Yakn a. Ankara ni. SBF Yay. No. 289, s. 5-21; Macit gkberk: Felsefenin Evrimi. MEB. Ankara: 1979, s. 359-380; Artila Tokatl: ada Dialektiin Kayna Hegel. YAZKO. stanbul: 1981, s. 101-123). Burada bu blmler ye niden gzden geirilmi ve salt anlatma aklk vermek kay gsyla dzeltilmitir. Okuyucunun elinde bulunan bu nc basmdan, evir menin ikinci basmda yeralan Tarih ve Bilinalt balkl ya zs karlmtr. Bundan ama, birinci basmda olduu gibi okuyucuyu her trl yorumun tesinde Hegel'in metniyle babaa brakmaktr. nay Szer, Aralk 1994

BRNC TASLAK (1822 ve 1828)


TARH YAZIMININ ETLER

31.X.1822'de baland; 30.X.1828'de tekrar edildi.

Baylar! Bu derslerin konusu felsefi dnya-tarihidir. Gene dnyatarihinin kendisini izleyeceiz; konumuz tarihten ekip kara camz ve ieriine rnekler gsterebileceimiz genel dn celer deil, dnya-tarihinin kendisinin ieriidir. Buna temel olacak bir ders kitab gsteremiyorum; -ayrca benim "Hukuk Felsefesinin lkeleri"inde 341 den 360'a (son) kadar bu trl bir dnya-tarihinin daha kesin kavramn, ele al nnda gz nnde bulundurulmas gereken ilkeler -ve d nemlerle birlikte vermitim. En azndan oraya bakarak sz ko nusu olacak eleri soyut olarak ortaya ktklar biimleriyle tanyabilirsiniz. felsefi dnya-tarihimize felsefi bir dnya-tarihinin ne oldu u konusunda sizde nceden (genel, belirli) bir tasarm olu turacak biimde bir giri yapmak istiyorum. Bu amala ilkin tarihin baka trl sunulu ve inceleni tarzlarn ele alp be timleyecek ve birbiriyle karlatracam. tarih yazm tarzn birbirinden ayrdediyorum: a) Kaynaktan tarih, b) Dngenen (reflektierte) tarih, c.) felsefi tarih. a) Hemen ad anarak rnek verecek olursam, birincisiyle rnein Herodot, Thukydides ve benzerlerini sylemek isti yorum, yani betimledikleri eylemleri, verileri ve durumlar kendileri yaam, onlarn iinde yaamlarn sonuna kadar srdrm, kendi varlklaryla bu verilerin ve onlarn tininin bir paras olmu, bu eylemler ve veriler zerine bir bildiri

12

TARHTE AKL

kaleme alm, imdiye dein salt olmu bitmi ve dsal olarak kalm eyleri tinsel tasarmn alanna yerletirmi ve bu alan adna ilemi, bylece ilkin i ve d duyu iin dpedz varo lan bir tasarm, zihinsel herhangi bireyi dnme uratm tarih yazarlarn gz nnde bulunduruyorum. air de rne in kendi duyumunda bulduu malzemeyi duyusal tasarm meydana getirmek zere byle iler. Bu tarih yazarlarnda geri bakalarnn ykleri, bildikleri de kendi yazdklar tari hin bir parasn oluturur, ama bunlar dank, az, rastlant sal znel malzemeden baka birey deildir. Nasl kendi dilini bir yap ta gibi kullanmasna, edindii bilgilere de ok ey borlu olmasna karn yine de asl yapt aire aitse, tpk bu nun gibi bu tr tarih yazan da gerekte oktan olmu bitmi, znel, raslantsal anlara karm ve yalnzca, unutmaya yarg l bellekte saklanm eylerden bir btn yaratr, onlar Mnemosye'nin tapnana yerletirerek lmszletirir2. Byle ta rih yazarlar gemii yerinden alp baka bir yere dikerler, iinde byd geici topraktan alp daha iyi, daha yk sek bir alana eker, onu (lmlerin) sonraszla kavumu ruhlarn lkesine aktarrlar. Bunlar yle ruhlardr ki. eskilerin Elysium iin dedikleri gibi, yaamlarnda bir kez kahramanca yapm olduklar ey neyse onu imdi ncesizsonrasz ola rak yapmaktadrlar. Sylenceleri, halk trklerini, gelenekleri, genel olarak i irleri de bu trl kaynaktan tarihin dnda dnyorum, nk byle sylenceler, gelenekler olup biteni bulank bir biimde saptar, bu da bunlar reten halklarn ya da onlarn bir kesimlerinin bilinlerinin bulank olmasndan ileri gelir. Halkn tarihle ilikisini sonra ele alacam. Bilinleri bulank halklar ya da onlarn bulank tarihi tarih biliminin konusu ola maz, en azndan felsefi dnya-tarihinin konusu deildir, n k onun amac tarihteki ide'nin bilgisidir. yani kendi ilkele rini bilincin na, kendilerinin ne olduunu, ne yaptklarn

TARH YAZIMININ ETLER

13

bilmenin na getirmi halklarn tinleri sz konusudur bura da. Daha sonra historia ile res gestea'nn oluturduu bala m ele alacaz; bir halkn asl, nesnel tarihi ilkin onun bir ta rih bilimine (Historie) sahip olmasyla da balar. Sahip de ilse, Hindistan'n, iinde hl tarihin ortaya kmad, bou na tarihi gibi buuk bin yldr hl hibir kltr srecinin gerekleemedii bir kltr karsnda kalrz. Bu trl kaynaktan tarih yazarlar kendilerinin de iinde bulunduklar olay, eylem ve durumu, tasarma seslenen bir ta sarm yaptna evirirler. Bundan hemen baz sonular karabiliriz: aa) Anlalacaktr ki bu tarz tarihlerin d kapsam geni olamaz5. z malzemesi, insanlarn kendi yaantlarnda ve imdiki ilgilerinde yaayan, kendi evrelerinde canl olarak bulunan eydir. Yazar az ya da ok katld, en azndan bakalaryla bir likte yaad eyi anlatr. Ksa zaman aralklardr, insanlarn ve olaylarn bireysel biimleridir konusu. Bu tr tarih yazarlar bilinli ya da bilinsiz sahip olduklar sezgilerle alrlar. Tab lolarnda kimsenin zerinde durmad tek tek izgileri bir araya getirirler. Amalar bu tabloyu sezgileriyle ya da sezgi ye dayal ykleriyle canlandrdklar gibi kendilerinden son rakilere tasarlatmaktr. bb) Bu tr tarih yazarlarnda yazarn yetiimi ve yaptnda dile getirdii olaylar, kaleme alann tini ile anlatt eylemlerin tini bir ve ayndr. yleyse yazarn ilkin hibir dngemeye (Reflexion) ge reksinimi olmayacaktr, nk olgunun tininde yaamaktadr, dngemede olduu, gibi onu am deildir. Yazar olgunun tiniyle birlemitir demek, u demektir: standlar arasnda b yk bir ayrmn ortaya kt, kltr ve ilkelerin de standa bal olduu bir ada byle bir tarih yazar, ama, hedef ve

14

TARHTE AKIL

eylemleriyle, kendisinin anlatt politik evreye ait olan dev let adamlar ve komutanlarn standna ait olmaldr'*. Olgu nun bu tini belli bir kltr dzeyinde ise, kendisini de bilir. Yaamnn ve eylemlerinin temel bir yn onun bilincidir, kendi amalan ve ilgileri zerine olduu gibi kendi ilkeleri zerine olan bilinci eylemlerinin bir yn kendini bakala rna aklama, onlarn tasarmna gre eyleme, onlarn istek lerine gre hareket etmedir. Konumak insanlar arasnda eylem, hem de zl ve etkili eylem yerine geer. Konumalarnn ktye alndn grn ce insanlar sylediklerinin szden teye gemediini iddia ederler sk sk. Eer sylediklerinin szden baka birey ol mad doruysa, tabii ki susuzluklarn ileri srebilecekler dir; nk byle bir konuma ene almadan baka birey deildir, ene almann da bir olumlu yan susuzluudur. Byleleri deil, halkn iinde yaplan konumalar, halktan hal ka, halklar ve prensler zerine yaplan konumalar, birer ey lem olarak tarihin, zellikle daha eski tarihin z konusu dur. O halde, yazar kendi dngemeleriyle bu bilinci ortaya karp aklayamaz, bu konuda kiileri ve halklarn kendi lerini kendi isteklerini bildikleri gibi bildirmeye brakmas gerekir. Kiilerin motivlerini (ve duygularn) kendi adna aklayacak, onlar kendi tikel bilincinin na karacak deildir. Onlara sylemedikleri eyleri yapay olarak syletme sine gerek yok; eer byle yapacak olsayd, bu ierik ve bi linci konumaya brakaca kiinin ierik ve bilinciyle ayn olacakt. Bylelikle Thukydides'te, en bilgili, en gerek, en soylu devlet adam Perikles'in ve daha baka konumacla rn, halk elilerinin vb. konumalarn okuyoruz. Bu konu malarda bu insanlar kendi halklarnn, kendi kiilikleri nin ilkelerini, kendi trel ve tinsel iliki ve doalarnn ol duu kadar kendi politik ilikilerinin bilincini, kendi

TARH YAZIMININ ETLER

15

amalarnn ve eyleyi tarzlarnn ilkelerini dile dkmektedir ler. Bu durumda tarih yazarna pek az ey kalr ya da hibir ey kalmaz. Onlar konumaya braktnda da ortaya kan, yabanc, ereti bir bilin deil, kendi kltr ve biimleri dir. Uluslarn tzsel tarihi, yani tini incelenmek, bu uluslarn iinde, onlarla birlikte yaamak, yaam olmak istenirse, o zaman byle kaynaktan gelen tarih yazarlar inceden in ceye incelenmeli, uzun uzun okunmaldr; bylece bir halkn ya da hkmetin tarihi taze, canl, ilk elden edinilir. Bir kimse tam bilgin bir Historicus5 olmak yerine tarihin tadn karmak istiyorsa, hemen hemen yalnzca byle tarih yazarla ryla yetinebilir. Ayrca byle tarih yazarlar sanld kadar sk deildir. Herodotos'u, tarihin babasn, kumcusunu stelik en byk tarih yazcs ve Thukydides'i nceden anm bulunuyorum. Her ikisi de hayran olunacak bir ocuksuluktadrlar. Xenophon'un Onbinlerin Dn de bylesine bir temel kitap vb. Polybius, Caesars Comentarii de bunun gibi byk bir tinin bir bayapt yani yaln, dz bir yapt. Bu yaptlar yal nzca eski zamana zg deil. Bu tr tarih yazarlarnn varol mas iin yalnz bir halkta kltrn yksek dereceye var mas yetmiyor, fakat ayn zamanda bu yazarlarn tinsellikte bilgin kiilerle yalnz kalmamalar, devlet yneticileri ve ku mandayla birlemi olmalar gerekiyor. Nahif kronik tutucular pekl Ortaada da vard, ama devlet adamlar iinde kronikiler yoktu, yine de ynetime ve devlet uygulamalarna arln veren, yani devlet adam da olan bilgin piskoposlar vard, ama bunun da tesinde politik bilin gelimemiti. Kl trmz tm olaylar hemen kayda geiriyor ve dorudan onlar bize tasarlatacak tutanaklara dntryor. Zaman mzda savalar zerine; deer biilmez, yaln, zekice yazlm, belli tutanaklara sahibiz, baka konular zerine olanlar ise Sezar'n Kommentarla ile edeerde, hatta ieriinin zenginlii,

16

TARHTE AKL

yani ara-gerelerin ve koullarn belirli olarak bildirilmesi y nnden onlar da gemekte. Birok Franszca Mmoires buraya girer, an zeki kii lerinin kk balanlan ve anekdotlar zerine kaleme al d sk sk kk bir taban zerinde geni olmayan ierikle, ama sk sk da daha byk, daha ilgin bir alanda yine byk zeklarca yaplan almalardr bunlar; Kardinal de Retzi'n Mmoires'i bu trden bir bayapttr. Almanyada, kendileri de olaylara karm ustalarca yazlan bu trden yazlara az taslanr; belli bir ne kavumu Histoire de mon temps de Frdric II'i ayr tutmamz gerekir. Byle olaylarn ada olmu olmak yetmez, onlar yakndan grm, iyi haber ala cak durumda bulunmu olmak da; yazar anlatt kiinin top lumsal konumunda olmal, onun evresinden gelmi, onun grlerini, dnme biimini, kltrn paylam olmal dr. Yukardan baklrsa, olay kubakyla doru olarak gr lr ve hereyin yeri anlalabilir, yoksa aadan yukarya bir ahlk deliinden baklr ya da bilgelik taslanrsa bu bak ne doru, ne de yerinde olur. Zamanmzda toplumsal konumla rn dar grllnden syrlmak ve egemenlik hakknn ve ynetim gcnn kendisinde bulunduu kesimden bil gi almak gittike daha ok art olmaktadr, nk dorudan doruya politik etkinliin dnda kalanlar ahlk ilkeleriyle oyalanmakta, kendilerine gre yksek konumdakilerden by lece kendilerini ayrp avunmakta, ksaca hep ayn dngnn iinde dnp durmaktadrlar. b) kinci tr tarihi dngeyen tarih diye adlandrabili riz. Bu tr tarihin serimi yazarn zamannda bulunann (Gegenwrtige) tesine gemektedir. stenen, yalnzca zaman da canl bulunan deil, ele alman konu neyse onu, yani tm gemii tinde bulunan birey olarak sergilemektir6 Bu ba lk altnda ok eitli trler bir araya gelir ama hepsi de ge nel olarak tarih yazar dediimiz kiinin rnleridir. Burada

TARH YAZIMININ ETLER

17

aslolan, tarihinin kendi tininden ayr bir tinsel ierik ta yan malzemeyi ilemesidir; burada yazarn bir blmyle ey lem ve olaylarn ierik ve amalarndan, br blmyle tarih yazma tarzndan edindii kurallar, tasarmlar ilkeler sz ko nusudur. Biz Almanlarda bu konular zerine dngeme ve akl yrtme ok eitlidir; her tarih yazarnn kendi biim ve tarz vardr, kafas baka trl alr. ngilizler ve Franszlar genellikle tarihin nasl yazlmas gerektiini bilir ler; ortak bir eitimin tasarmlarna sahiptirler; bizde her kafa dan bir ses kar. ngiliz ve Fransz tarih yazarlarnn stnl ortadadr; son on yirmi yl iinde bizde tarih yazarlar zerine yazlan eletirilere bakacak olursak, hemen hemen her eletirinin, tarih yazarnn kuramna kar karak tarih-ya zmnn nasl olmas gerektii konusunda kendi kuramyla baladn grrz. Hl abalama, tarihin nasl yazlmas ge rektiini hl arama aamasndayz. aa) Genellikle bir halkn, lkenin ya da genel olarak btn dnyann tm tarihinin zeti istenir; Tarihlerin bu amala hazrlanmas zorunlu olur. Bu tr tarih kitaplar temel, resmi tarih-yazarlarndan, oktandr ortada dolaan ykler den ve tek tek bilgilerden yaplan zorunlu kompilationlardr. Kaynak, gr (Anschauung), grnn dili deildir; dorudan doruya tanklk zellii yoktur. Bu birinci tr dngeyen tarih, eer ayrca bir lkenin, dnyann tm tarihini anlatma amacnda deilse, ilkin bir nce olmu olandan yola kar. Bu kompilationun tarz, tarihin daha ayrntl olarak m, yoksa olmayarak m verilmesi istendiine baldr.7 Bu arada byle tarih yazarlarnn, okuyucuda adalarn ve grme ta nklarnn seslerini iitiyormu izlenimini uyandracak dere cede tarihi grlr biimde yazmay yeledikleri de olur. Ancak byle bir balang daima az ya da ok mutsuz bir ba langtr. Tm yapt tekbir tonda olmaldr, olmak zorunda dr; nk yazar belli bir kltrden gelen bir bireydir, ama ta

18

TARHTE AKIL

rihin iinde getii zamanlar, bunun gibi tarih yazarnn yarar lanabilecei tarihiler bu kltrden ok ayr bir kltrdendir. Bu tarihilerin dili ile konuan tin de yazarn kendi zamannn tininden ayrdr. Eer tarih yazar o zamanlarn tinini anlatmak istiyorsa, kendi tinini bastrma devidir. Bylece Livius Roma nn eski krallarn, eski zamanlarn konsl ve komutanlarn, kendi zamannn usta bir avukatnn (ene yartran bir sylevcinin) konuabilecei gibi konuturur, bu da sahici antik zamandan kalm sylencelerle, rnein Menenius Agrippa'nn mide ve ikembe masalyla tam bir kartlk oluturur. Bylelikle Livius soykrmlarnn ve baka olaylarn uzayp gi den, ayrntl betimlerini bunlarn getii zamanda yazlsayd olamayacak bir tonda, ince ayrntlarla, sanki kendisi de orada bulunmu ve grm gibi verir. Bunlar yle betimlerdir ki, izgileri btn zamanlarn soykrmlar iin yeniden kullanla bilir, belirleyicilikleriyle temel olaylarn gidii zerine baka yerlerde sk rastlanan balam eksiklikleri ve tutarszlklarla kartlk olutururlar. Byle bir kompilator ile temel tarihinin ayrm en iyi, Polybius ile Livius'un onun yaptndan belli dnemler zerine kalanlar nasl kulland, att, ksaltt karlatrlrsa ortaya kar. Johannes von Mller betimle dii zamanlarn tarihine bal kalma abasyla kendi tarihine8 kat, iirilmi, bilgie bir grn verdi. Eski Tschudy'de9 benzeri eyleri, byle salt yapay abartl bir antik adan ok daha sevimli, nahif doal bir biimde buluyoruz.

(Ely.na Kenar Eki:)


Bir yazar olarak kendimizi baka zamanlarn iine gr lr ve canl bir biimde yerletirmede glk ekiyoruz. Ya zarn bir dnyas vardr, gereksinim ve ilgileriyle o dnyann, ve dnyann deerlerinin bir parasdr. Hangi zamann olursa olsun, rnein bize o kadar eitli ve nemli yanlardan sesle-

TARH YAZIMININ ETLER

19

nen Yunan yaamnn iine girdiimizde, en nemli noktada duygudalk kuramyoruz, Yunanllarla ayn duyguyu paylaa myoruz. Atina kentiyle pek ok ilgilensek, yurttalarnn ey lemlerini, iinde bulunduklar tehlikeleri tmyle tasarlasak bile bir anavatandr szkonusu olan, kltrl bir halkn en yksek, soylu anavatan yine de Zeus, Mineva vb. nnde diz ktkleri, Plataiai'da sava gnnde kurbanlar keserek yakardklar zaman ayn duygular duyamyoruz klelik S kn ton, hava tpk belli bir kpei pekl tasarladmz, tandmz, alkanlklarn, balln, zelliklerini tahmin et tiimiz halde onunla ayn eyleri duyamayacamz gibi. Tonla duygudalk salanamasa bile tarihsel-olann en azndan grlenebilir klnmas baka biimde de denendi: duyumlar canl tutarak, yani grden ayrmsz bir biimde olaylarn en ince aynntsna kadar inerek, konumlarn, duyulu yaay biimlerinin nasl ortaya ktklarn bildirerek. (Ana Metnin Arkas:) Dnya tarihinin uzun dnemlerini ya da tm yaylmn topluca gz nnde bulundurmak isteyen byle bir tarihte, gerekliin bireysel seriminden az ya da ok vazgeilme si, soyutlamalara gidilmesi, zet karlmas, ksaltlmas arttr. Bu da birok olay ve eylemlerin dpedz darda bra klmas demek deildir, ayn zamanda dncenin, anln yalnzca, en gl zetleyici olduuna iarettir. rnein: bir sava verildi, byk bir zafer kazanld, bir kent ele gei rildi vb. Sava, byk zafer, ele geirme, btn bunlar ayrn tl, bireysel bir btnl bize yaln bir biimde tasarlatan genel tasarmlardr Eer Peleponez savann balarnda Plataiai'n Ispartallarca uzun zaman kuatld, oturanlarn bir blm katktan sonra kentin alnd, geride kalan yurttala rn kltan geirildii sylenirse, bu Thukydides'in o kadar ilgin bir biimde, ayrntl en ufak noktasna kadar anlat

20

TARHTE AKIL

tklarnn ksa bir derlenmesidir ya da diyelim ki Atinallarn bir Sicilya seferinin kt balamas. Fakat, denildii gibi, zet iin byle dngeme tasarmlarndan yararlanlmas ka nlmazdr; byle bir zetin de kanlmaz olduu gibi. Do allkla byle bir anlat gittike daha kuru olur. Livius, yz kez Volks'lere kar yaplan savalar anlattktan sonra bu kez daha "bu yl Volsk'lere ya da Fidenatlara kar baaryla sava ld" diye yazarsa ilgin deildir bu. Tarihin bu tarz yazm canszdr; byle anlatlar, soyut tasarmlar konuyu kurulatrr. Bu genel tutuma kar belli tarih yazarlar, duyumu deilse bile, hi deilse gry, tasarm canlandrmak zere, gemi zaman yorumsuz, yan tutmayan, ayrntl, canl bir serimle anlatmaya, onun tpatp bir imgesini vermeye bakarlar. Olay lar her yerde bir tablo halinde bir araya getirirler (Ranke). Ayrntnn, kk ilgilerin, asker davranlarn, politik kar lar zerinde etkisi olmayan zel ilerin renkli bir yn, b tn, genel erei kavramak iin yetersiz kalr. Bir dizi karak ter izgisinin bir Walter Scott romannda gibi her yerde bulunmas, alp abalanarak bir araya getirilmesi, tarihyazarlarnda, mektup yaynclarnda, kronikilerde olduu gi bi bize bir sr rastlantsal tek tek olay iinde yolumuzu yi tirtir. Bu tek tek olaylar tarih asndan pekl dorudurlar da; ama asl ilgiye deer olan bylelikle aklk kazanmaz, tersine bulanr. Bir askerin adnn u ya da bu olmas farketmez, so nu ayndr. Tek bir bireyin eylem ve alnyazsnn, her trl ufak tefek eyin babo ilgiye konu olduu, bu tr ayrnt

ve ince izgi ressamln Walter Scottun romanlarna brakmal. Fakat devletlerin byk yarar ve karlarnn gsterildii tablolarda bu bireysel zellikler gzden yiter. Karakter izgileri zamann tinini belirleyip, anlamlandrmaldr. Bunu, yksek, onurlu bir biimde, yani politik eylemle
re, davranlara, durumlara geerlilik kazandrarak, kar ve

TARH YAZIMININ ETLER

21

ilgilerdeki genel yann belirleyici zelliini gstererek ger ekletirmek gerekir. bb) Birinci tr dngeyen tarih bizi hemen ikinci bir tr dngeyen tarihe vardrr: Bu da pragmatik tarihtir. Asln da bunun ad yoktur; tarih yazmnn genellikle gz nnde bulundurduu ey sz konusudur: gemite yaananlarn in celemeye dayal bir tasarmn vermek. Yani biz10 byle bir totaliteyi karmzda grp onunla uramyorsak, fakat daha ok dngememize konu yaptmz bir dnya ile, onun tin sel gemiiyle, ilgilerinin ve kltrnn gemiiyle ura yorsak, totalite iin bir bulunma gereksinimi (das Bedrfnis einer Gegenwart) sz konusu olur. Bunun da yeri tarih de ildir, anlan bilgisinde, tinin znel etkinlii ve abasnda bulunur totalite. Olaylarn d grn renksizdir, gridir; erek devlet, anavatan bunlarn anla, i balam, bun lardaki ilikilerin genel yandr srekli-olan. Bunlar imdi geerli olduu gibi, daha nce de ve daima geerli olmutur. Her devlet kendisi iin erektir, da kar korunma i gelimesi ve oluumu ise zorunlu olarak basamak basamak tr, bu basamaklanta da akla-uygunluk. adillik, savunma zgrlkten nce gelir. Devlet bir kurumlar dizgesidir a) dizge olarak anayasa, b) ayn zamanda bunun ierii, yle ki burada gerek kar ve ilgiler bilin dzeyine kar, etkinli e kavuur. Bu ilerleyii salt balamn d tutarllk ve zorunluu deil, olgudaki, kavramdaki zorunluluk belirler. Budur gerek olgu. rn. modern bir devlet, Alman-Roma Krall ta rihi, byk bireyler ya da tek tek byk olaylar Fransz Devrimi herhangi bir byk gereksinim, ite budur tarih ya zarnn konusu ve erei, ama halkn da, zamann kendisinin de erei. Herey buraya baldr. Byle pragmatik dngemeler ne denli soyut olsalar da. gerekten imdide bulunurlar ve gemiin anlatlmasnda onun canlandrlmas, imdide bulunmasnn salanmas

22

TARHTE AKIL

beklenir. Bu dngemelerin gerekte ilgin ve canlandrc olup olmadklar, yazarn kendi tinine baldr. Pragmatik tarih yazarnn en kt yan, kiileri gden ne denleri, hibir kavrama dayanmakszn tikel eilim ve tutku larla aklayan, olgunun kendisindeki gdc etkinlii gr meyen kk ruhbilimsel kafa yapsdr. Pragmatik tarih ya zarlarnn kompilation yoluyla anlatp duran ahlaks, za man zaman bu ksr anlatlardan vazgeip yksek hristiyanca dncelerle, kendine gelir, olay ve kiilerin brne ahlak hanerini dayar, t, vaaza geer vb. Dngeyen tarihin ikinci bir tr pragmatik tarihtir. Eer gemi ve uzak bir dnya ile urayorsa, bu abalarnn karl olarak kendi etkinliinin rn olan bir zaman tinin karsndadr. Olaylar eitlidir, fakat genel yanlan, ileri, ba lamlar birdir. Bu genellik olayn gemi olma belirlenimini kaldrr ("hebt... auf) ve onun bizim iin bulunmasn salar ("macht... gegenwrtig"). (Genel koullar, durumlarn zincirlenii, daha nce olduu gibi tek tek ve bireysel olarak sergile nen olaylara eklenmezler artk, fakat onlarn kendileri olay olurlar, tikel yan deil, genel yan ortaya kar. Tmyle birey sel olaylar sonradan genel olarak kavranrsa, bu etkisiz ve ve rimsiz olur; bunun yerine olaylarn tm balam ilenirse, ya zarn tinini gsterir bu). Burada zellikle ahlaksal dngemeleri, tarihten karlan ve sk sk da onu biimlendiren ahlak dersini zellikle gz nnde bulundurmak gerekir. Her ne kadar iyi davran r neklerinin zellikle genleri karakter sahibi yapt ve ahlk eitiminde ocuklar en iyi alamak iin genel dorularn so mut birer tasarlan olarak kullanlabilecei sylenirse de, hal kn yazglar, beklenmedik devlet deiiklikleri, yarar ve karlar, kark ileri, ahlaktan baka bir alana girer. (Ahlaksal yntemler ok yalndr; Kutsal kitap tarihi ahlak dersi iin ye

TARH YAZIMININ ETLER

23

ter. Fakat tarih yazarnn ahlaksal soyutlamalar hibir ie ya ramaz.) Hkmdarlardan, devlet adamlarndan, halklardan, tarih deneyinden ders almalar istenir. Ama deney ve tarihin ret tii de. halklarn ve hkmetlerin hibir zaman tarihten birey renmedikleri ve bunlardan alnabilecek derslere gre dav ranmadklardr. Her bir dnem, her bir halk, yle kendine zg koullar iindedir, yle bireysel bir durum gsterir ki, ancak o durumun iinde o duruma gre karar verilmesi gere kir ve ancak byle karar verilebilir (bu kararda hakl olmay ancak yce karakterler bilir.) Olaylarn kalabal iinde genel bir ilke, gemiteki benzer koullar anmsama yetmez; nk byle solgun bir an imdinin frtnas iinde gszdr, z grce yaanan zamana kar koyamaz. (Tarihi oluturan ey onun getirdii dngemelerden ayrdr. Hibir durum teki nin tmyle benzeri deildir; bireysel durumlar arasndaki benzerlik biri iin en iyi olann teki iinde en iyi olmasn gerektirmez. Her halkn konumu ayrdr; neyin hakl neyin haksz olduuna karar vermek iin ise bavurulacak ilk yer ta rih deildir.) Bu adan, devrim srasnda Franszlarn sk sk yaptklar gibi, dnp dolap yine Yunanl ve Romal rnek lere dayanma kadar ksr birey yoktur. Bu halklarn doas ile kendi zamanmzn doas kadar birbirinden ayr iki ey dnlemez. Johannes v. Mller, genel tarihinde11 olduu gibi svire-tarihinde de byle ahlaksal amalar gtt, prens ler, hkmetler, halklar ve zellikle svire halk iin ahlak re eteleri hazrlad. Kendi reti ve dngemelerini biriktirip durdu, mektuplarnda12 bir hafta iinde gerekletirdii dngemelerin tam saysn verir sk sk. (zdeyilerini istedii gibi yksnn iine serpitirir; ama bunlar ancak somut bir duruma canl bir biimde uyarlar. Dnceleri ok yzeysel dir; bu yzden can skar). Bunlar yaptklarnn en iyisi deil dir. (Dngemeler somut olmaldr.) Dngemeleri doru

24

TARHTE AKIL

klacak, ilgin yapacak tek ey. durumlarn batan sona, z gr. hereyi iine alacak bir biimde grlenmesi ve bize kendi kendini aan denin derin duygusudur. rnein Montesquieu'nun Yasalarn Tini13 byledir, yani konusunu batan sona ve derinliine iler. Bu nedenle bir dngeyen tarih yerini tekine brakr. Malzeme her yazarn emrindedir, onu dzene koyup ilemek iin kendini rahatlkla yetkili sayabilir, kendi tinini de bu mal zemede o zamanlarn tini olarak geerli klabilir. Sonunda bu tr dngeyen tarihlerden bkknlk geldi, kesin olarak yapl m betimlere, bir olayn btn bak-alarndan izilmi bir tablosuna gidildi. Bunlar deersiz deil, ama btn deeri malzeme olmasnda. Biz Almanlar bundan memnunuz; Fran szlar ise akllca davranp imdiki zaman tasarlyorlar, gemi i bununla ilikiye sokuyorlar. c) Dngeyen tarihin nc tarz eletirel olandr; ze rinde durulmal, nk zellikle zamanmzda Almanya'da ta rih byle yazlyor. Tarihin kendisi deil, tarihin tarihi, tarihsel yklerin yarglanmas, onlarn doruluk ve inanlabilirliinin aratrlmas sz konusu (Niebuhr'un Roma Tarihi14 byle yazlmtr.) Buradaki zorunlu olaandlk, olgular deil, y kler zerine pazarln yapan yazarn keskin zeksnda orta ya kar. (Yazar btn durumlardan inandrc sonularn karr.) Franszlar bu tarih trne ok temel ve ne yaptn bi len katklarda bulundular. Yine de bu eletirel yntemin ken disini tarihte geerli klmadlar, onun yerine kendi yarglama larn eletiri yazlar biiminde kaleme aldlar. Bizde yksek eletiri denilen ey yalnzca filolojiyi deil, ayn zamanda tarih kitaplarn da ele geirmitir (bu kitaplarda tarihin taban tarihi ne yaptn bilerek aratrma bir yana braklarak, keyfe kal m tasarmlara, rptrmalara yer verilmitir). Bu yksek eletiri kendini beenmi bir imge gcnn akla gelebilecek her trl tarih d ham hayaline hoa kabul gstermek iin

TARH YAZIMININ ETLER

25

temellendirmekten vazgemek zorunda kalmtr. Bu da bir tr. imdiyi gemile, bulunan bulunmayanla ilikiye sokma tarzdr, kiinin aklna gelenleri tarihsel verilerin yerine koy masyla yazlr. -Bu akla gelenler ise ne kadar cretli, yani temelden yoksun, dayanaklar kt. tarihte belirleyici olanla e liir durumdaysalar, bize o kadar uygun gzkr. d) Dngeyen tarihin son tr de zel-tarihtir. zel-tarih, bir halkn zengin yaamnn tm balam iinden genel bir bak-noktasn ekip kard iin (rnein sanat, tze ve din tarihi) para para, tikel birey olarak gzkr. Geri soyutlaycdr ama bu bak-noktalar genel olduu iin ayn za manda felsefi dnya-tarihine geii salar. (Tasarm gcmz bir halk tasarlad zaman, eskilerin bulduklarndan daha fazla bak-noktalar, ele alnmas gere ken tinsel belirlenimler bulur: sanat, din, bilim, anayasa, tze, eelik, gemicilik tarihleri byle genel bak-noktalardr. Za manmzn kltr dorultusunda, tarihin bu trl ele aln daha ok istenilmekte ve retilmektedir. Zamanmzda zel likle tze ve anayasa tarihi arlk kazanyor. Anayasa tarihi ise zaten genel tarihle ilgilidir; anlam ve mantna yalnzca devletin btn gznnde bulundurulduunda kavumakta dr. Temele inilerek ve ilgin bir biimde ilenirse ve rnein Hugo'nun Roma Tze Tarihi15 gibi dpedz d malzemede, dtaki nemsiz eylere taklp kalmazsa, istenilene uygun ola bilir. Bu konuda Eichhorn'un16 Alman Tze tarihi ierike ok daha zengindir.) Tarih almasnn bu ve buna benzer dallan bir halkn ta rihinin btnyle iliki iindedir, sorun da bu btnn ba lamyla ele alnmasnda ya da dpedz d koullarda aranmasndadr. Bu son durumda halklarn tmyle rastlantsal tikelliklerinin anlatlmasna dnr tarih. Eer dngeyen tarih genel bak-noktalarn izleyecek duruma gelmise, bu noktalarn asllarnda doru noktalar olmalar kouluyla d-

26

TARHTE AKL

ardan bir ipucu oluturmak ya da konuya dardan e kidzen vermek yerine, olaylarn ve eylemlerin onlar ierden ynelten ruhunu meydana getirdikleri grlecek tir. e) nc tr tarih olan felsefi dnya-tarihi, bu son tr dngeyen tarih almasna balanr, ancak yle bir biim de ki, genel bak-noktas artk teki bak noktalarndan so yut ve tikel bir biimde ayrdedilmez. felsefi dnya tarihinin bak-noktas soyut bir genellikte deildir, tersine somuttur, bulunduu gibidir (schlechthin gegenwrtig). nk o, sonra sz olarak kendinde olan ve kendisi iin gemi diye bireyin olmad tindir, ya da ide'dir. Ruhlarn klavuzu Merkr gibi, ide gerekte haklarn ve dnyann klavuzudur, tin ise olaylar gtm olan ve gden, buyruklar akla dayal istencidir onun. Bu istenci bu gdm iinde tanmak bizim buradaki erei mizdir.

KNC TASLAK (1830)


FELSEF DNYA-TARH

8.XI.1830'da balad

Baylar! Bu derslerin konusu dnya-tarihi felsefesidir. Tarihin, dnya-tarihinin ne olduu zerine birey syleme me gerek yok; onunla ilgili genel tasarm yeterlidir, aa yu kar ayn noktada anlayoruzdur. Ama konumuzun bir dnya-tarihi felsefesi olmas, tarihi felsefi olarak ele almak iste memiz, daha derslerin balnda gze arpabilecek bir nokta olarak aklamay, daha dorusu temellendirmeyi gerekser gzkmektedir. Tarih felsefesi, tarihin dnme tarafndan ele alnmasn dan baka bir ey deildir; dnmeyi burada asla bir yana atamayz. nk insan dnendir; hayvandan bu noktada ayrlr, insanca olan her eyde, insanca olduu ve hayvanca olmad srece, dnme vardr; bylece, tarihle her trl uramada dnme vardr. Tarihte olduu kadar insanla ilgili her eyde de bu genel dnme paynn kabul edilmesi, d nmeyi varolanla, verilenle baml klma ve onu bu temel den tretmek tutumumuz yznden bize yetersiz gzkebilir. Oysa, felsefede speklasyonun, varolan gzetmeksizin kendi sinden meydana getirdii birtakm sonular yer alr. Speklas yon bu sonularla tarihe gider ve onu malzeme olarak ele alr, olduu gibi brakmaz, tam tersine sonulara gre dzen ler, tarihi apriori olarak kurar. Tarih, olmu olanla ilgilenir. znde kendisini kendi sinden tr belirleyen kavram bu ilgiye ters der gzk mektedir, Elbette olaylar, onlar tam da nmzde geiyormu tasarmn uyandracak biimde bir araya getirilebilir. Geri bu durumda da iimiz pragmatik denilen eyle, olaylarn neden

30

TARHTE AKIL

ve ilkeleriyledir. Ama. bunun iin, tasarlanabilecei gibi, kav ram zorunludur, bundan tr de kavram kendisine ters d en bir ilikiye girmi olmaz. Ancak bu yolda daima olaylar temel alnr, kavramn etkinlii de verilenin biimsel, genel ieriiyle, ilkelerle, kurallarla, yasalarla snrlanr. Tarihten karsanan ey iin mantksal dnme zorunlulukla ngrlr; ama buna hakllk verecek ey deneyden gelmelidir. Buna karlk felsefenin kavramdan anlad baka bireydir; burada kavrama, kavramn etkinliidir, yoksa, baka yerlerden gelen malzeme ve formun yarmas deil. Pragmatik tarihte oldu u gibi malzeme ve formun arasndaki byle bir kardelik felsefedeki kavram iin yeterli deildir; o znden tr mal zeme ve ieriini kendisinden alr. Bu adan arada kurulan bant ne olursa olsun, yine ayn ayrm, kavramn olaydan bamszln bildiren ayrm kalr. Bununla birlikte, daha yksek bir bak asndan bakt mzda, ayn durum (felsefeyi tmyle bir yana brakalm) tarih incelemesinin iinde de ortaya kar. lkin tarihte yaptalar olarak kavramdan uzaklaan doa koullarn, eitli insan kaprisini, d zorunluluu gryoruz. br yandan btn bunlarn karsna daha yksek bir zorunluluk olarak, lm sz bir adillik ve sevgi dncesini, kendinde ve kendisi iin doruluk olan saltk son-erei koyuyoruz. Bu koyduumuz ey, doal varln kart olarak soyut elere, kavramn z grlk ve zorunluluuna dayanmaktadr. Bizi eitli biimle riyle, dnya-tarihinin idesi balamnda da ilgilendiren bir kar tlktr bu. Bu kartl kendinde ve kendisi iin olan dnyatarihinde zlm gstermek, amacmzdr. Bunun karsnda tarih, yalnzca olan, olmu olan, olaylar ve eylemleri kavratmak zorundadr. Yalnzca verilene bal kald kukusuz bu. dnmeyle birlikte giden eitli aratrmalar gerektiren ve hemen gerekleemeyecek bir ey dir ve yalnzca olanlar kendine erek edindii lde, tarih

FELSEF DNYA-TARH

31

olmaktadr. Felsefenin abas, ite bu erekle elime halinde gzkyor; girite aydnlatmak istediim nokta da, bu eli me, bunun tarih bilimine getirdii veriler ve tarihi bu verilere uygun olarak ilemesi yznden felsefeye kar yaplan eleti rilerdir. Bu aydnlatma iin, ilkin dnya-tarihi felsefesinin genel belirlenimini vermek ve buna balanan en yakn so nulan belirgin klmak gerekiyor. Bu yaplnca, da dnceyle olmu olann bants kendiliinden doru bir biimde a kacaktr. Dnya-tarihinde bir giri yazsnda ele alnamaya cak kadar ok zengin bir malzemeyle karlaacamz iin, tarihsel olann incelenmesindeki ama ve yararlarla, zellikle de kavram ve felsefenin tarihsel-olanla bantsnda ortaya kan bak noktalar, ilkeler ve grlerle, ilgili saysz arpk tasarm ve dngemeyi geri-evirme ya da hakl-karma ii ne burada giriecek deilim. Bunlar btnyle bir yana bra klabilir ya da geici olarak zerinde durulabilir.

A. (Felsefi Dnya-Tarihinin Genel Kavram)


Bugn geerlikteki dnya-tarihi felsefesi kavram ile ilgili olarak ilkin unu sylemek isterim: Felsefenin dncelerle tarihe yaklatn ve tarihi dncelere gre ele aldn daha nce belirtmitim. lkin bu nedenle felsefeye itirazlar yapl maktadr. Oysa felsefenin tarihe getirdii biricik kavram sade ce us kavramdr, buna gre us dnyaya egemendir ve dnya tarihi'nde her ey usa uygun olmutur. Bu kan ve bilgi, yukardaki biimde kendisini ortaya koyan tarih asndan bir varsaymdr. Ama felsefede varsaym deildir; felsefede spe klatif bilgi yoluyla u nokta kantlanr: us tanr'yla olan bant ve ilgisini daha yakn tartmakszn burada bu anla tmla yetinebiliriz yani tz, sonsuz g olarak, btn do

32

TARHTE AKIL

al ve tinsel yaamn sonsuz maddesidir; sonsuz form ola rak da. kendinde tad ieriin gereklemesidir; tz deyin ce. tm gerekliin kendisiyle ve kendisinde varln ve kal cln kazand ey anlalr. Usun sonsuz g olmas de mek, kendi ieriini yalnzca ideal ve gere kirlik alanna geti rebilecek ve gerekliin dnda, kimbilir belki de baz insan larn zihinlerinde zel birey gibi varolacak derecede gsz olmamas demektir. Sonsuz ierik deyince de, tm z ve doru anlalr. Bu sonsuz ierik kendi kendisinin maddesi olup bu maddeyi ilenmek zere kendi etkinliine verir. Usun, sonlu eylem gibi, d malzemenin koullarna, kendile rinden beslenecei ve etkinlii iin nesneler alaca, hazr aralara gereksemesi yoktur; o, kendisinden beslenir, kendi kendisi iin malzemedir ve bu malzemeyi iler. Hem kendisi kendisinin n koulu ve varmak istedii erek, mutlak son erektir, hem de yalnz doal evrenin deil, ayn zamanda tin sel evrenin iten kp grn alannda dlamasdr: bu da dnya-tarihinde olur. te bu idenin doru, sonsuz ve kesin likle gl ide olduu, dnyaya kendisini at ve bu at eyin kendi ululuundan baka bir ey olmad felsefede ka ntlanr, kantland biimde de burada varsaylmaktadr. Felsefi incelemenin raslantsal uzaklatrmaktan baka bir amac yoktur, Raslantsallk d zorunlulukla

ayn eydir, yani d koullardan baka birey olmayan nedenlere geri gider. Tarihte znel tini ya da gnlmz k
prdatan tikel bir nedeni deil, genel bir erei, dnyann son ereini aramal onu usumuzla kavramalyz. Us ise asla tikel sonlu bir erekle deil, yalnzca saltk erekle ilgilenir. Kendi kendine tanklk eden, insann ilgilenebilecei, insanla hereyde kendine destek bulan bir ierik nndeyiz. Ussal olan kendinde ve kendisi iin varolandr, herey burada deerini bulur, Ussallk trl klklara girer, ama hibirinde halklar de diimiz, eitli oluumlarda olduu gibi kendi ereini aka

FELSEF DNYA-TARH

33

ortaya koyup gstermez. sten dnyasnn raslantya brakl mam olduu inan ve dncesini tarihe getirmeliyiz. Halk larn bandan geenlerde son bir erein egemen olduu, dnya tarihinde usun tikel bir znenin usu deil, fakat tan rsal, saltk usun bulunduu varsaydmz bir dorudur: bunun kant dnya-tarihinin kendi aklamasdr; usun ben zeri ve eylemidir o. Fakat daha doru olarak asl kant bilgisi nin kendisindedir; dnya tarihinde ise bu kant ortaya kar. Dnya-tarihi yalnzca bu tek usun grndr, kendisini aklad tikel oluumlarndan biri, kendisini tikel bir e olarak, haklarda sergileyen bir modelin kopyas. Us kendisinde durur ve erei kendindedir; kendini var k lar, gerekletirir. Dnme, usun bu ereinin bilincine sahip olmaktr. Felsefi dn balangta olaand gelebilir;- tasarmlarla dnme kt alkanlndan tr raslantsal birey, bir esin sanlabilir. Dncenin tek doru ve en yksek ey olduunu anlamayan kimse, felsefi dn asla yarglaya maz. inizde felsefe ile henz tanmam olanlardan, dnya tarihi zerine olan bu derslere, usun gcne inanarak, us yo luyla kazanlacak bilgiye susuzluk duyarak katlmalarn dile yebilirdim; zaten bilimlerin reniminde znel bir gereksinim olarak ngrlen de, hi phesiz usa dayanan aratrmaya, bilgiye kar duyulan istektir, yoksa bilinenlerin yle kabaca derlenmesi deil. Gerekte ise byle bir inanc nceden ne rip istemek zorunda deilim. Daha nce sylemi olduum ve yine de zerinde duracam nokta bizim bilimimiz bak mndan da kabaca bir varsaym olarak deil, ama tme toptan bak olarak, srdrdmz dnn sonucu olarak alnmak gerekir; bu sonu benim iin bilinen bireydir, nk tm zaten bilmekteyim. u noktalar, ilkin anlalmtr ve dnya-tarihinin incelenmesinden de anlalacaktr; dnyatarihinde her ey usa uygun olmaktadr; dnya-tarihi, dnya-

TARHTE AKIL tininin usa uygun zorunlu gidii olmutur; dnya-tini, tarihin tz'dr; bu doas hep bir ve ayn olan tindir ve dnyann varoluu bu doay aklar. Bu durum, sylendii gibi, tarihin bir rndr. Tarihi ise olduu gibi ele almak, historik, empirik davranmak gerekir. Btn bu eyler arasnda, meslekten tarihilerin bizi yoldan karmalarna da izin vermemeliyiz. nk hi deilse Alman tarihileri arasnda, hem de byk bir yetkiye sahip olup kaynak incelemesi denilen eye kendi lerini adam olanlardan yleleri vardr ki, tam knadklar filo zoflar gibi, tarih iin a priori iirler yazmaktadrlar. Bir rnek verelim: dorudan doruya tanr tarafndan eitilmi, yetkin bir gr ve bilgelik iinde yaayan, btn doa yasalarnn ve tinsel doru'nun kavrayc bilgisine sahip olan ilk ve ok eski bir halkn varolmu olduu byle yaygn bir iirdir, ruhanlerden oluan u ya da bu halkn varl, daha zel bir konuya geecek olursak Romal tarih yazarlarnn kendi sinden daha eski tarihi kardklar bir Roma Epos'unun varl da bunun gibidir. Yabancs olmadmz bu eit a priori konular, hevesli meslekten tarihilere brakyoruz. lk koul olarak, tarihsel-olan sadk olarak kavradmz ileri srebilirdik; ancak byle genel anlatmlarda, iki anlaml lk vardr. Az ok bir eyler syleyip iddialarda bulunan, all m ve sradan tarihi de, yalnzca belgeler yoksa, yalnzca ve rilmi olanla yetinse bile, dncesi bakmndan, edilgin de ildir: kendi kategorilerini birlikte getirir ve varlklara bu kate gorilerin iinden bakar. Doru, duyulardan meydana gelen yzeyde bulunmaz; zellikle bilimsel olmas gereken hi bir eyde us gaflet uykusuna dalmamal, derinliine dnlp inceleme yaplmaldr. Dnyaya us gzyle bakana, dnya da us gzyle bakar; bunlar karlkldr. Dnyann erei algdan ileri gelmelidir deniyorsa, bu kendine gre dorudur. Ancak geneli, ussal tanmak iin ie usla balanmal. Nesneler onlar zerinde dnmek iin uya

FELSEF DNYA-TARH

35

rdrlar. ayrca onlar dnyada ele aldmz gibi buluyoruz. Dnyaya yalnz znellik asndan bakarsa insan orada hereyi kendi yaradlna gre bulacaktr, heryerde hereyi nasl yaplmas, nasl olmas gerekiyorsa yle bilecek, yle gre cektir. Fakat dnya-tarihinin byk ierii ussaldr, ussal ol maldr; dnyaya tanrsal bir isten egemendir, bu isten de byk ierii belirleyemeyecek denli gsz deildir. Bu tzsellii tanmak bizim ereimiz olmaldr; tanmak iin de usun bilinciyle ie balamalyz. Bedendeki gzleri deil, sonlu anla deil, derindeki, ve rilenlerin renkli okluunun altndakini gren kavram ve us gzn gereksiyoruz. Denecek ki, tarih byle ilenirse, a priori bir ilem olur, bu da aslnda hakszdr. Felsefe byle konumalarn stndedir. Tzsellii tanmak iin insan usla ie balamak zorundadr. zellikle tek yanl dngemelerden kanlmaldr; nk bunlar tarihi bozarlar, kendileri de yanl znel grlerden ileri gelirler. Felsefenin byle ey lerle ii yoktur. Felsefe usun kendisindeki kesinlikle olayla rn usa uygun getiine inanm olacak ve doruyu, bugn gya, geni grllkle tarihe her trl a prioriyi tayan fi lologlarda moda olduu gibi, arptmayacaktr. de'yi kendi sine ndayanak ald lde, felsefe a priori olarak i ban dadr. Ama ide kesinlikle oradadr: Bu da usun kendi inanc dr. Demek ki felsefi dnya-tarihinin bak noktas, birok ge nel bak-noktas arasndan seilerek soyutlanm biri deildir. Tinsel ilkesi btn bak-noktalarnn btnldr (Totali tt). felsefi dnya-tarihi halklarn somut, tinsel ilkesini, bu il kenin tarihini gznnde bulundurur, tek tek durumlarda de il, btne yn veren genel bir dnceyle urar. Buradaki genelin raslantsal grnlerle ii yoktur; tikelliklerin kalaba ln burada teke indirmek gerekir. Tarihin nnde, varln eitli yanlarnn tmn kendisinde bir araya getiren en so-

36

TARHTE AKIL

mut nesne durmaktadr: inceleyecei birey dnya-tinidir. Fel sefe tarihle uratnda, somut oluumuyla somut nesne olan eyi kendisine konu yapar ve bunun zorunlu gelimesini gz nnde bulundurur. Bu nedenle felsefe iin kendisine sonra dan bir de olaylarn eklenecei yazglar, tutkular, halklarn enerjisi birinci derecede aratrma konusu deildir. Olaylar gtren tindir ilk-olan: o Merkr'dr, halklarn nderi, felsefi dnya-tarihinin kendisine konu edindii genellik, yannda baka belirlenimlerin bulunaca tek bir yan bu yan ne denli nemli olursa olsun deildir. Tersine bu genellik hereyi kendinde kavrayan tin, yani ncesiz sonrasz olarak ken dinde olduu iin heryerde bulunan, kendisi iin gemiin sz konusu olmad, deimeyerek daima gl kuvvetli ka lan sonsuz somut eydir. Tarih ele alnacaksa nce anlak asndan ele alnmal, ne den ve etkisi aklanmaldr. Bu yoldan dnya-tarihinde zselolan, zsel-olmayan dta brakarak ele almak istiyoruz. Anlak, nemliyi, kendisinde anlam tayan vurgular. Tarihi-ileyiinde izledii eree gre zsel-olan olmayandan ayrdeder. Bu erekler ok eitli olabilirler. Bir erek ortaya kondu mu ok ey akla gelir; ana ve yan-erekler ortaya kar. y leyse biz tarihte verileni tinin erekleriyle karlatrdmzda baka ynlerden ilgin olan hereyi bir yana brakacak ve zsel-olana eileceiz. Bylece us, imdiye dein sylenenle rin dzeyini aan bir ierikle karlar: tini, gnl-varln znde ilgilendiren, zerine yazlanlarn okunmas bile bizi ya yasl ya hayran klan ya da sevindiren erekler sz konusu olur. te yanda ayr inceleme, bak as ve yarglama tarz lar, bizi hemen salt nem ve nemsizlik konusuna vardrr: bunlar nmzde yatan sonsuz malzeme arasnda kendilerine arlk verdiimiz, ilk akla gelen kategorilerdir; ancak bu ko nunun yeri, buras deildir.

FELSEF DNYA-TARH

37

Yine de tarihi dncemize konu yaptmzda ortaya kan kategorilere burada ksaca deinelim. lk kategori, bir sre varolarak ilgimizi kendilerine eken ve sonra yiten birey lerin. halklarn ve devletlerin deien grnmnden elde edilir. Deime kategorisidir bu. Olaylar ve eylemlerin durup dinlenmeksizin ard arda ge len, sonsuz eitlilikteki halk devlet ve birey oluumlarnn muazzam tablosu karsndayz. nsann gnlne seslenip onu kmldatabilen herey, her trl iyilik, gzellik, byklk duy gusu, bu oyun iin ortaya konur, kabul ettiimiz, gerekle mesini dilediimiz erekler buna gre oluur, izlenir; umudu muz da kaygmz da onlardadr. Btn bu olaylar ve raslantlarda en bata insan eylem ve asn gzlemliyoruz, heryerde kendimize ait eyler buluyor ve bu nedenle her yerde eilim lerimize gre ya onlarn yannda ya da karsnda yerimizi al yoruz. Kimi bizi gzellik, zgrlk ve zenginlik ekiyor, kimi de ktlkleri besleyen enerji. Kimi zaman genel bir ilginin olduka kapsaml kitlesinin ok daha g ilerlediini ve daha kk aptaki ilikilerin sonsuz kmesi iin gzden karld nda, un ufak olup gittiini, sonra glerin muazzam topla mndan kk bireyin, nemsiz gzkenden ise muazzam bir sonucun ortaya ktn gryoruz: her yerde bizi ilgi ala n iine almak isteyen ok renkli bir birikim var, birey yiter se, yerini hemen bakas almakta. Bu deime dncesinin olumsuz yan bizi yasa gm yor. Nedir bize bu denli dokunan? Tarihteki en zengin oluu mun, en gzel yaamn bile yok olup gitmesi ve en iyi eyle rin ykntlar arasnda dolamamz. En soylu en gzel diye bi lip balandmz eyi elimizden alyor tarih: onu tutkulara kurban ediyor. Herey gelip geiyor, geriye hibirey kalma macasna. Her yolcu bu melankoliyi duymutur. Kim Kartaca'nn, Palmira'nn, Persepolis'in, Roma'nn ykntlar karsn da, zenginliklerin ve insanlarn geicilikleri zerine dnce-

38

TARHTE AKL

lere dalmadan, bir zamanlarn gl ve zengin yaamnn ya sn tutmadan durabilmi? Kiisel olarak yitirdiimiz insanla rn mezar banda ya da kendi amalarmzn gelip geicilii karsnda duyulan cinsten bir yas deil, fakat parltl ve s tn deerdeki insan yaamnn yok olup gitmesi nnde du yulan, her trl yarar dncesinin tesindeki yas. Bu deime kategorisinin karsnda, lmden yeni yaa mn meydana geldiini syleyen teki bak as yer alr he men. Doulularn dncesi budur, belki de en byk dn celeri, meta-fiziklerinin en yksek noktas. Ruh gc tasarm ayn dnceyi bireyle ilikisi ynnden anlatr: ncesiz-sonrasz kendi lmn hazrlayan ve kendi kllerinden yeni, genlemi ve taze olarak daima yeniden doan Phnix, do al yaam tasarm olarak genellikle bilinmektedir. Fakat bu, doulu bir tasarmdr-, vcut iin geerlidir, tin iin deil. Bat l iin tin yalnzca genlemi olarak domaz, fakat incelmi, ykselmi olarak doar. Kendi kendisine doallkla kar kar, kendi olduu biimi yiyip tketir ve bu yoldan yeni olu umuna ykselir. Varlnn kabuunu krdnda, dpedz baka bir kabuun iine girmez, fakat daha nceki varlk bii minin klnden daha salt bir tin olarak meydana gelir. Bu, tinle ilgili ikinci kategoridir. Tinin genlemesi ayn biime dpedz bir geri dn deildir: kendini dzeltme ve kendi kendini ilemedir. devini bitirmesiyle birlikte kendine yeni devler bulur, bylece iledii malzemeyi eitlendirip oal tr. Bu nedenle tarihte tinin tketilmez sayda yanlarla ortaya ktn, bu trl ortaya ktan keyif aldn, honut oldu unu gryoruz. Yine de tinin almasnn kendi etkinliini yeniden oaltmaktan ve kendini yeniden yiyip bitirmekten baka bir sonucu yok. Onu tatmin eden kendi yaratlarndan herbiri, ona srekli yeni malzeme olmakta, onu kendisini ile meye armaktadr. Kendi oluumu ona malzeme olmakta, bu malzeme zerindeki almas da onu yeni tinsel oluum

FELSEF DNYA-TARH

39

lara ykseltmektedir. Bylece tin btn glerini btn yanla ryla bildirmektedir bize. Glerinin neler olduunu oluturup rettiklerinin eitliliinden reniyoruz. Kendi etkinliinden ald bu hazda ii yalnz kendi kendisiyledir. Geri direni ve engellemenin de tesinde, giriimlerini bsbtn baarszla srkleyebilen, i ve d doa koullarnn a iindedir, an cak yine de iindeki baarszl tinsel varlk olarak yaar; bu varln erei ise yapt deil, kendi etkinliidir, etkinliini ka ntlam olma kendisine baar olarak kalr. Bu ekici dncelerin bundan sonraki aamas ise tikelliklerden yeniden usanmamz ve sormamzdr: btn bu tikelliklerin sonu nedir? Bunlar zel ereklerine gre tketilemiyor; hepsi bir yaptta birlemeliler. Tinsel ierikle ilgili bu muaz zam esirgemezliin bir sonerei olmal. Btn bu kuru grl tnn ardnda ierde, sessiz, gizli bir yapt bulunup bulunma d sorusu kafamz kurcalyor, yle bir yapt ki btn gr nlerin gcn kendinde tasn. Bizi artabilecek nokta, bu ieriin byk eitlilii, hatta kendi kendine kart olmas. Kartln kutsallk derecesinde sayg grdn, zamanlarn, halklarn ilgisini kendine ektiini gzlyoruz. Bu trl kart larn birbirine yerini brakmasnn hakl nedenini ide'de bulma istei iimizde kprdyor. Bu kendinde ve kendi iin olan bir snerek sorusu bizi nc kategoriye vardryor. Us katego risidir bu. Dnyaya egemen olan usun varlna inanma bu grn bilinli biimidir. Kant dnya-tarihinin kendi gidii dir. Bu gidi usun tasarlad ve eyledii gibidir. Yalnzca, usun dnyada ve bunun sonucu olarak dnya-tarihinde gemite olduu gibi imdi de egemen olduu konusundaki genel kan ile ilgili olarak iki dnme biimine dikkati ekmek istiyorum, nk bunlar, glk karan temel noktaya daha yakndan deinmemize ve daha sonra belirt mek zorunda olduumuz noktaya iaret etmemize frsat vere cektir.

TARHTE AKIL Biri, ilkin Yunanl Anaxagoras'n ileri srm olduu ta rihsel savdr: buna gre. Nous, genel anlamyla anlak ya da us dnyay ynetmektedir kendisinin-bilinci anlamnda bir Zek deil, bir trl tanmlanan bir Tin deil; bu son syledi imiz ile ilkini birbirinden iyice ayrdetmek gerekir. Gne sistemlerinin devinimi, deimez yasalara uygun olur; bu ya salar usun ta kendisidir. Ancak ne gne, ne de bu yasalara gre onun evresinde dnen gezegenler, eylemlerinin bilin cindedir. nsan, bu yasalar varlktan ekip karr ve bilir. Usun doada bulunduu ve genel yasalarca deimeksizin ynetildii dncesi, bu dncenin ilkin Anaxagoras'ta ken disine doa ile bir snr koymu olmas noktas dnda bizi azck olsun artmaktadr. Bu trl dncelere alknz ve bunlarla bir ey de olmuyor. Bu tarihsel durumu sz konusu ediim, u noktay belirtmek amacyladr: tarih, bize allm gzkebilen byle bireyin dnyada her zaman bulunmam olduunu ve bu dncenin insan tin'inin tarihinde pek ok rlar atn retir. Aristoteles, Anaxagoras'tan bu dn cenin kurucusu olarak sz etmekte, onun sarholar arasnda bir ayk gibi gzktn sylemektedir. Bu dnce, Anaxagoras'tan Sokrates'e geti ve btn olaylarn nedenini raslantda bulan Epikuros'un retisini saymazsak, felsefe tarihinde ilk kez yaygn ve baskn bir g r haline geldi: hangi dinler ve uluslar zerinde etkili oldu unu yeri gelince greceiz. Platon, Sokrates'i (Plaidos, Steph. 97-98) dncenin yani bilinli mi bilinsiz mi oldu u belirsiz usun, dnyay ynettii bulgusu zerine yle konuturur: "Doay akla uygun olarak bana aklayacak, tikel olanda kendi tikel ereini, tmde genel erei, sonerei, iyiyi gsterecek bir retmen bulmu olduuma gvenip sevinmi tim. Bu gvencemi yine de yitirmezdim. Ama tam da Anaxagoras'n yazlarna gayretle sarldm zaman" diye devam eder Sokrates "ne ok aldanmm. Anaxagoras'n us yerine

FELSEF DNYA-TARH

41

yalnzca hava, esir, su ve benzerleri gibi dsal nedenler gs terdiini anladm." Grlyor ki, Sokrates'in Anaxagoras'in il kesinde bulduu yetersizlik, ilkenin kendisiyle deil, bu ilke nin somut doaya uygulanndaki eksiklikle ilgilidir: doa bu ilkeden kalklarak anlalp kavranmamtr, bu ilke genellikle soyut kalmtr. Daha kesin sylersek, doa, ayn ilkenin bir geliimi olarak usun etkileyici gcyle meydana getirdii bir rgt olarak kavranmamtr. Burada daha balangta, belirle nimin, bir ilkenin, bir dorunun yalnzca soyut olarak kalm olmasyla, tam tersine daha yakndan belirlenmeye, somut ge liime doru yoluna devam etmesi arasndaki ayrm belirgin klmak istiyorum. Bu ayrm, temel bir ayrmdr. eitli yerler arasnda dnya-tarihimizin sonunda, en son siyasal durumun kavranmas konusunda bu nokta zellikle karmza kacaktr. Usun dnyay ynettii ilkesinin4bu ilk ortaya kn ve ondaki eksiklii ilkin ele aldm, nk bu ilke bizim iin tan dk olan ve inandrc gelen baka bir biimde tam uygulama sn bulmaktadr: dnyann, raslantnn, d, raslantsal neden lerin keyfine bal olmad, bir ngrnn dnyay ynet tii yolundaki dinsel doruyu sylemek istiyorum. Daha n ce, ad geen ilkeye olan inanlarmz zerinde hi bir iddia da bulunmak istemediimi aklamtm; yine de, bu dinsel klktaki inan zerinde durabilirdim, eer bilimsel tutum fel sefede varsaymlarn geerli olmasna izin verseydi. Baka bir deyile, zerinde konumak istediimiz bilimin, her eyden nce, yukardaki ilkenin doruluu (Wahrheit) iin olmasa bile kurala uygunluu (Richtigkeit) iin kant bulmas, so mut olan ilkin gstermesi gerekir. Ancak belli ve tanrsal bir ngrnn yeryzndeki olaylardan kesinlikle nce geldii biimindeki doru, verilen ilkeye karlk olmaktadr. nk tanrsal ngr, kendi ereini yani dnyann yneldii saltk usa uygun son erei gerekletiren sonsuz gcn bilgeliidir;

42

TARHTE AKIL

ustur, kendi kendisini tm zgrlyle belirleyen dnme dir, Nous'tur. Ama daha yakndan bakldkta bu inanla bizim ileri sr dmz ilkenin ayrl, hatta kartl da. tpk Anaxagoras'n ilkesiyle, Sokrates'in bu ilke zerindeki savnn kartl gibi ayn yoldan ortaya kmaktadr, yani bu inan da belirsiz dir, (genellikle ngrye inanc kastediyorum) belirli olana eriememekte, dnya olaylarnn tmne, alabildiine akp gi diine uygulanamamaktadr. Bu uygulama yerine, tarihin do al aklamasyla yetinilmektedir. nsan tutkularna, daha g l orduya, u ya da bu bireyin yeteneine, keliine ya da bir devlette bunlarn bulunmamasna balanlmaktadr. Bunlar, Sokrates'in, Anaxagoras'ta knad, doal, raslantsal denilen nedenlerdir. Soyutlamada kalnmakta, ngr dncesinin, belirlenmeksizin yle kabaca genellenmesiyle yetinilmek is tenmektedir. te ngrln u ya da bu biimde davranma sndaki belirlilie ngr'nn plan (bu yazgnn, erei ve aralar, bu planlar) denir. Ancak bu plan gzlerimizden sald olan bir eydir, bu plan bilmeyi istemek, yeterli temelden yoksun bir kanya dayanmak demektir. Usun kendisini ger eklikte nasl at konusunda, Anaxagoras'n bilgisizlii do ald: dnme, yani dncenin bilinci onda ve genellikle Yunanistan'da daha ileriye gitmemiti. Anaxagoras, somutu genel ilkenin nda kavramak iin genel ilkeyi somuta uy gulayamazd. Somutun genelle bir birleimini, znel bir tekyanllkla da olsa byle bir uygulamaya kar olmadn gs terdi. Ancak ondan nceki inan en azndan ngr plannn byk apta uygulanmasna ve bu plann bilgisine ters d mektedir. Geri, u ya da bu durumda bu plann geerlilii pekala kabul edilmekte ve dindar ruhlar, bakalarnn salt raslant sandklar birok tek tek olayda, yalnzca genel olarak tanrnn takdirlerini deil, ama ayn zamanda tanr ngrs nn yazgsn, bu ngrdeki erekleri grmektedirler. Yine de

FELSEF DNYA-TARH

43

bu kabul ve grmeler tek tek olaylarn dna kmama eili mindedir: rnein byk bir bocalay ve glk iinde olan bir kimseye hi beklemedii anda bir yardm gelmise, kra nn anlatmak iin hemen Tanr'ya ellerini at iin hakszlk etmememiz gerekir. Ancak burada varlmak istenen erek s nrldr: ierii de, yalnzca bu bireyin zel ereidir. Oysa dnya-tarihinde bizim ele aldmz bireyler, tmyle halklar ve devletlerdir. yleyse ngr inancnn, deyim yerindeyse, mezatln yapan bu dkknda oyalanamayz, dnyay y neten bir ngrnn varolduu tarzndaki genellemeyi ap da belirlilie varmak istemeyen soyut, belirsiz inanlarla da kalamayz, tam tersine bu konuda ok daha ciddi davranmak zorundayz. Somut olan, yani ngrnn izledii yollar, ta rihte alar ve grnlerdir, bunlar ak olarak nmzdedir; bizden istenen ise, yalnzca bunlarn ad geen genel ilkeyle ilikisini kurmamzdr. Genel anlamda tanrsal ngr plannn bilgisinden sz ederken, gnmzde nem bakmndan birinci sray alan bir soruna, tanry bilme olana sorununa iaret ettim: bu, bir so run olmaktan ktna gre, kastettiim daha ok,Kutsal Kitap'taki, tanry yalnzca sevmek deil, ama ayn zamanda bilmenin en yce bir dev olarak nerilmesine kar olarak tanry bilmenin olanaksz olduunu ileri sren, nyarglam retiydi. Bu retiye gre tinin yukarda ileri srlen eyin ta kendisi, yani dorunun zn kavratan ey olduu, tm nes neleri bildii, baknn tanrsalln derinliklerine kadar iledi i yadsnmaktadr. Saf inan en yakndaki dala tutunabilir ve genel bir tanrsal dnya hkmeti tasarmnda kalabilir. nanlar pole mie dnmedike, byle yapanlar knamamalyz. Fakat saflkla hi ilgisi olmayan bir biimde bu tasarmda diretebilir ler de, genel nerme tam da genellii yznden zel olumsuz bir anlam bile kazanabilir, yle ki tanrsal z uzaklarda kalr,

44

TARHTE AKIL

insana ait eylerin ve bilgilerin tesine geer. Bylece insan doruluk ve usa uygunluk iddiasn kendinden uzaklatrma zgrlne sahip olurken, kendi tasarmlarn dlatrma ra hatlna eriir. Bu anlamda tanr tasarm bo lafa dnr. Tanr, us ve bilincimizin tesine yerletirildi mi, hem tanrnn doas neyse onunla uramaktan, hem de usu dnya-tarihinde aramaktan kurtulduk demektir; o zaman babo varsaym lar ortada cirit atar. Dindar alak gnlllk, vazgeme yoluy la ne kazandn ok iyi bilir. Tanr zerindeki bilgimizin olana tartmasna girme mek iin usun dnyay ynetmi ve ynetmekte olduu yo lundaki nermemizin, ngr'nn dnyay ynettii biimin de dinsel bir klk almasndan sz etmeyebilirdim. Yine de bu konuyu bir yana brakmak istemedim, bunun da nedeni, ks men kendi nermemizle ad geen dinsel bilginin nasl ileri bir bant iinde olduunu gstermek, ama ksmen de, felse fenin dinsel dorulan anmaktan utand ya da utanmas ge rektii ve bunlardan kand, bu yzden de bu konularda hi de iyi niyetli olmad tarzndaki kuku ve sandan kurtul makt. Buna karlk gnmzde iler o denli ilerlemitir ki, felsefe tanrbilimin baz trlerine kar dinsel konular kendi zerine almak zorunda kalmtr. Kaza ve kaderin plann grmek istemenin cretkrlk olaca sk sk sylenir. Bu da imdilerde kuku gtrmez ge nel bir doru haline gelen, tanrnn bilinemeyecei grnn bir sonucudur. Bu gre varan, tanrbilim olduuna gre, tanry bilmek zere felsefeye snmaktan baka yapacak bir ey kalmaz. Yine de bunu bilmek istemek felsefenin kibridir sanlr. Fakat daha doru olarak asl alak gnllln, tanr y hereyde tanmak, onu hereyde, zellikle dnya-tarihi sah nesinde saymak olduu sylenmelidir. Tanrnn bilgeliinin doada tannaca konusunda bir gelenei srdrp duruyo ruz. Bu bilgelie hayvan ve bitkilerde hayran olmak bir sre

FELSEF DNYA-TARH

45

modayd. nsan yazglarna, doann rnlerine atmz l de tanry tanmaktaymz. Eer kaza ve kader byle ey lerde kendini gsteriyorsa, niin dnya-tarihinde gstermesin? Dnya-tarihinin malzemesi ok mu byk geliyor? Kaderin gerekten de allm bir dnceyle yalnz kk eylerde etkin olduunu sanyoruz, kader sanki insanlara sadaka da tan, onlarn derdine are bulan zengin bir adam. Dnya tari hinin malzemesinin kaza ve kadere ok fazla geldiini syle yenler yanlyor, nk tanrnn bilgelii bykte de kkte de birdir. Halklarn ve krallarn kaderinde neyse bitki bcek iin de odur. Tanry ok zayf sanmayalm, bilgeliini byk ilerde de tanyalm. Tanrnn bilgeliinin her yerde etkin ol madn sylemek daha ok bir ekingenlikten ileri geliyor dur, tanrsal bilgelikle bir ilgisi yoktur. Ne olursa olsun doa dnya-tarihine gre daha aa dzeyde bir sahnedir. Doa, tanrsal idenin kavramszlk iinde olduu alandr, tinsellik onun kendi vatandr, onun ite orada tannr olmas gerekir. Usun kavramyla silahlanmsak, hibir malzeme bize ekin me duygusu vermemeli. Tanry bilmeyi istememek gerektii iddias kukusuz buradakinden daha geni bir biimde ele alnmaldr. Ancak bu konu bizim amalarmzla ok yakn ilikide olduundan ilkin genel bak noktalarnn verilmesi kanlmazdr. Tanr biline meyecekse, tinin ilgilenmesi iin geriye yalnz tanrsal olma yan, snrl, sonlu ey kalr. Sonlu olan eyle kesinlikle ural mal, ancak daha st bir zorunluluk olarak yaamn bir pazar gn de olmal, yle ki insan hafta iindeki uralarn asn, dorularla asn, bunlarn bilincine varsn. Eer tanrnn ad bo bir seda olmayacaksa, tanrnn iyilii ni ya da bize kendini bildirdiini teslim etmeliyiz. Eski Yu nanllarn tasarmnda tanr kskan bir varlk olarak dnl mtr, tanr byklerin dmanym, byklerin batmas tamnn buyruuymu. Aristoteles airlerin oka yalan sy

46

TARHTE AKIL

lediini sylyor: tanrya kskanlk yaktrlamaz. Tanrnn kendini bize bildirmediini iddia edecek olursak, bu tanrnn kskan olduunu sylemeye varr-, nasl ate baka bir eyi tututurduun iin snmezse, tanr da kendini bildirmekle birey yitirmez. Denilecek ki, tanr kendini bildirir, ama olsa olsa doada ya da insan gnllerinde, duygularnda. Onun iin zaman mzda bu kadarla kalnmas isteniyorsa, yerindedir. Tanr bi zim iin arasz olarak bilincimizde, grde vardr. Gr ve duygu dngemeye dayanmamakta birleirler. Bu gre kar, insann dnen varlk olduu, dnmesiyle kendisini hayvandan ayrd vurgulanmaldr. Dnerek davranr o, kendisi bunu bilmese de byledir. Tanr kendini insana a yorsa, kendini temelde onun dnen yanna ayordur. Eer kendini insana duygu yoluyla asayd, onu dngeme yetisi olmayan hayvan dzeyine indirmi olurdu, hayvanlara din yklemiyoruz ki. Gerekten de insann dini varsa bu hayvan olduu iin deil, dnen varlk olduu iindir. nsann d nmesiyle hayvandan ayrld herkesin bildii bir doru, yi ne de unutuluyor. Tanr kendinde ve kendi iin ncesiz-sonrasz varlktr. Kendinde ve kendi iin genel-olan ey ise duygunun deil, dnmenin konusudur. Besbelli her trl tinsellik, her trl bilin ierii, dnmenin rn ve konusu olan herey, en bata da din ve tzsellik, duygu biiminde de insanda olmal dr ve ilkin duygu olarak oradadr. Ama duygu, insann bu ierii kendisinde bulduu kaynak deildir, fakat bulma tarz dr, en kt formdur, hayvanlarla ortaklaa sahip olduu bir form. Tzsel olan ey, duygu formunda ortaya kmaldr, ama onun daha yksek, daha vakarl biimi de vardr. Ahlaksal-olan, yani doru-olan, tinsel ierik, yle gerekiyor diye duygu derecesine indirilir, genellikle orada tutulmak istenirse, o zaman temelde bu ierie hayvann formu veriliyor demek

FELSEF DNYA-TARH

47

tir, ama byle bireye hayvann yetenei yoktur. Duygu, bir ieriin girebilecei en aa biimdir; bu biim onu, yok de necek gibi bir hale getirir. Duygu aamasnda kald srece, tinsel ierik hl rtldr ve btnyle belirsizdir. nsann duygu yoluyla sezdii birey hl btnyle zneldir ve znel bir biimde vardr. yle duyuyorum, dersek, kendimizi kapat mz demektir. Baka herkesin, eit olarak ama ben yle duy muyorum demeye hakk vardr. Bylece ortak tabandan k lr, ancak ok zel durumlar iin duygu tmyle hakldr. Ama her ierikle ilgili olarak herkesin ayn duyguya sahip ol duunu iddia etmek, k noktas olarak alnan duygunun kendisiyle, herkesin tikel znelliiyle eliir. Eer bir duygu ierii sz konusuysa, herkes kendi znel bak-noktasna in dirgenmi demektir. Yalnzca duygularna gre davranan biri ne teki notunu verirse, bu da ona notunu verebilir, her ikisi de kendi noktalarndan birbirlerini sulamakta hakl olurlar. Birisi, duygularndan tr dindar olduunu, bir bakas da kendi duygularnda tanrya yer olmadn sylerse, her ikisi de hakldr. Bir kimse bu yoldan tanrsal ierii, tanrnn kendini amasn, insanlarn tanryla ilikisini, tanrnn insanlar iin varln salt duyguya indirgerse, bylece bu ierii z nellikle keyfe kalmlkla, rastgelelikle snrlam olur. Gerek ten de bylece kendinde ve kendi iin olan doru batan sa vlm olur. Yalnzca belirsiz duygular sz konusuysa, tanrnn ve onun ieriinin bilgisine sra gelmiyorsa, geriye benim he veslerimden baka birey kalmaz, sonlu-olan son sze sahip olur. Bu da tanryla ilgili hibirey bilmiyorum, tanr dnce sinin getirebilecei snrlamalar da ciddiye almyorum demek tir. Doru-olan kendi iinde geneldir, zseldir, tzseldir. By le olduu iin de yalnzca dncede ve dnce iindir. Tin sel olan, yani tanr dediimiz ey ise gerekten tzsel ve ken di iinde z gerei bireysel olan znel doruluktur. O d

48

TARHTE AKIL

nendir, dnd iin de kendi iinde yaratcdr. Bu yaratc dnmeyi dnya-tarihinde buluyoruz. Dorudur dediimiz baka herey, bu ncesiz sonrasz doruluun zel bir biimi dir. dura oradadr, ondan gelen bir madr. nsan onu bil mezse, doruyu da, hakly da ahlkly da hi bilmiyor de mektir. Dnya-tarihindeki ngrnn plan nedir? Bunu grmenin zaman geldi mi? Burada u genel nokta zerinde durmak isti yorum: Hristiyan dininde tanr kendini dnyaya amtr, de mek ki, kapal gizli kalmamak iin, ne olduunu insanlara bil dirmitir. Bu olanakla birlikte, bize, tanry tanmak devi d mektedir; bu temele, tanrsal varln kendini amasna daya nan tinsel geliimin ilkin duyulmu ve tasarlanm olan eyi de sonunda dnce ile kavrayacak derecede ilerlemi olmas gerekir. Tanr'y tanmann zamannn gelip gelmedii, dnya nn sonereini oluturan eyin, son olarak her yerde geerli olup olmadna ve bilinli bir tarzda geerlik alanna girip girmediine bal olmaldr. Hristiyan dininin yetkinlii onunla birlikte bu zamann gelmi olmasnda. Bylece dnya tarihinde mutlak dnm noktasna varlr. Tanrnn doasnn ne olduu ak klnr. Eer tanry bilmiyoruz denilirse, Hristiyan dini de fazlalk ha line gelir, ok gecikmi, deerini yitirmi bireye dnr. H ristiyanlkta tanr nedir, bilinir. Ayrca bu bilginin ierii de duygularmza seslenir. Ama tinsel duygu olduu iin en azn dan tasarmlarmza, yalnzca duyusal deil, dnsel tasarm larmza da, yani tamnn kendisini insanlara bildirdii asl or gana seslenir. Hristiyan dini insanlara tanmn doa ve zn gsteren dindir. Bylece Hristiyan olarak tanrnn ne olduu nu biliyoruz: artk tanr bilinmeyen birey deil. Hl bilinme diini sylyorsak, Hristiyan deiliz. Daha nce belirttiimiz gibi Hristiyanlk, bizden tanry insann kendinden deil, tan-

FELSEF DNYA-TARH

49

rsal bilme ve tanmann kendisinden renme alak gnll ln ister. Hristiyanlar tanrnn srlarna srda olduu l de, dnya-tarihinin anahtar da elimize gemi oluyor. Burada ngrnn ve onun plannn belli bir bilgisi sz konusu. H ristiyanln ana-retisi ngrnn dnyaya egemen olmu ve olmakta olduudur, dnyann tanrsal devlete ynetildii, buna uygun olduudur. Bu reti rastlant tasarmna olduu kadar, Musevi halknn korunumu gibi snrl ereklere de kar dr. Onun erei, kendinde ve kendisi iin olan, btnyle genel sonerektir. Dinde bu genel tasarmn tesine geilmez: din genel-olanda kalr. te ilkin bu genel inantan, dnya-ta rihinin ncesiz-sonrasz usun bir rn olduu ve usun tarih teki byk devrimleri belirledii inancndan, felsefeye ve dnya-tarihi felsefesine girilmesi gerekir. Bunun iin sylememiz gerekir ki, bu kannn, inanmada ki bu kesinliin yalnzca tasarm olarak kalmayp dnlece i, gelitirilecei, tannaca, belli bir bilgi haline getirilecei zaman kukusuz gelmitir. nan ieriin gelimesine, zorun luluun grlmesine izin vermez bunu salayan bilgidir. Ti nin gelime halinde olmasndan byle bir zamann geldii bellidir. Tinin en yksek noktas olan dnce, kavram kendi hakkn arar. Onun en genel ve zl z tinin asl doasdr. nanma ile bilmenin ayrm yaygn bir kartlk olmu du rumda. Herkes bunlarn ayr olduunu, bunun iin de tanrnn bilinemeyeceini tartmasz kabul ediyor. Eer tanry tan mak, bilmek ve bilgiyi gzler nne sermek istediinizi sy lerseniz, insanlar rktp karabilirsiniz. Ancak bu ayrm aslnda gerekten bounadr. nk inandm eyi, biliyorumdur da, kukum yoktur ondan. Dinde tanrya ve onun do asn yakndan aklayan retilere inanlr, ama insan inan d eyi her trl kukunun tesinde bilir de. Bilmek bireyi bilincinin karsna konu olarak koymak, bundan da kuku duymamak demektir, fakat inanmann bundan ayr bir yan

50

TARHTE AKIL

yok. Tanma ("Erkennen") ise hem bilin ieriinin, hem de inan ieriinin nedenlerini, zorunluluunu grr, dorudan doruya birey olan, din ve duygu otoritesini bir yana brakr, br yandan da bu ierii yakn belirlenimlerine gre geliti rir. Bu yakn belirlenimlerin doru olarak tannmas, kavram iindeki somut birliiyle yakalanmas iin ilkin dnlmesi gerekir. Tanry tanmann kstahlk olduunu syleyenlerin, tanmadan yalnzca zorunlu olana yneldii ve ieriin gelimesini gznnde bulundurduu lde geriye dn olmayacan bilmeleri gerekir. Ayrca bu tanmann, inanma dan yalnzca tikelin bilgisiyle ayrld iin, kstahlk saylma yaca sylenebilir. Ama bu tarz konuma kendi iinde zaten arpk ve yanltr. nk tinselliin doas soyut birey deil dir, canldr, genel bir bireydir, zneldir, kendini kendi iinde belirler, karar verir. Bu nedenle tanrnn doas, belirlenimleri tannrsa, doru olarak bilinir. Hristiyanlk da tanrdan byle sz eder, tanry tin olarak tanr, bu da soyut birey deildir, fakat Hristiyan dininin insanlara bildirdii saltk ayrmlar or taya koyan ve kendi iinde dnen sretir. Tanr ocuklarnn dargrl ve bokafal olmasn iste mez, tannmaktr onun istei. ocuklar her ne kadar tin a sndan fakirse de tinin bilgisinde zengin olmal, her trl de eri bu bilgide bulmaldr. Tarih, tanrnn doasnn tek belirli bir e asndan gelimesidir, bu nedenle burada ancak be lirli bir bilgi sz konusu olabilir. Sonunda, dnya-tarihinin ta kendisi olan, yaratc usun bu zengin rnlerini de kavramann vakti gelecektir. Bilgimiz, sonsuz bilgeliin kendisine erek olarak koyduu eyin, doa alannda olduu gibi, gerekliini ve etkinliini dnyada ka zanan tinin alannda da ortaya km olduu konusunda bir gr kazanmaya ynelmitir. Buna yneldii lde de, in celememiz bir theodice'dir, yani Leibniz'in kendi tarzna uy gun olarak metafizik asndan henz soyut, belirsiz kategori-

FELSEF DNYA-TARH

51

lerle yapt, tanr'nn yollarn bir hakl karma denemesidir: buna gre, genel olarak dnyadaki ktln, ahlakszln kavranmas, dnen tinin de varln olumsuz yanyla ba damas gerekmekledir; somut ktln tm ynnn gzle rimizin nnde yatt alan da, dnya-tarihidir. (Gerekten de, uzlatrmac bilgi iin hi bir yerde dnya-tarihi'nde olduun dan daha fazla bir uyar ve ar yoktur, bizim de bir sre zerinde durmak istediimiz nokta budur.) Bu uzlatrmaya, olumlu olann bilgisiyle varlabilir, ancak bu bilginin ortaya kmasyla birlikte olumsuz yan nemini yi tirip yenilmi olarak gzden uzaklaacaktr; bunun iin de, bir yandan dnyann sonereinin doru olarak saptanmas, br yandan da bu sonerein dnyada gereklemi olduunun, ama ktln onun yannda ayn lde gereklik kazanma dnn ve kendisini birlikte geerli klmadnn bilinmesi ge reklidir. Temellendirme, ktl usun saltk gc karsnda kavranabilir hle getirmeye ynelir. Sz konusu olan, daha nce szn ettiimiz ve bize dnya-tarihinin sunanda en soylu ve en gzel olann nasl kurban edildiini gsteren olumsuz kategoridir. Bu arada tek tek bireylerin dayankszl usu iinden alkoyamaz: tek tek erekler kendilerini genel erekte yitirirler. Us varolmada ve yokolmada insan soyunun genel emeinin rn olan bir yapt grr: bizim de ait oldu umuz dnyada yer alan bir yapttr bu. Grnler bizim araya karmamz sz konusu olmadan bir gereklik haline gelmitir, yalnzca bilin, dnen bilin gereklidir, onlar kavramak iin. nk her olumlu-olan ey yalnzca duyguyla, fantaziyle varolmaz, fakat gerekliin bir parasdr ve bizim bir paramz, ya da biz onun parasyz. Sz edilen us, usun dnyay ynetmesi, tpk ngr gibi, belirsiz szlerdir; usdan hep belirlenimi, ierii, bir e yin usa dayanp dayanmadn yarglayabilmek iin ltn

52

TARHTE AKIL

ne olduu bildirilmeden sz edilir. Usu kendi belirlenimine uygun olarak kavramak, yaplacak ilk eydir, bundan sonras, us yolundan ayrlmadmz srece kendiliinden gelir. Ken dimize buyurduumuz bu devle birlikte, sylediimiz gibi, bu girite zerinde durmak istediimiz ikinci noktaya geliyo ruz.

B
Tin'in Tarihte Gereklemesi Us dnya ile bants iinde ele alnd srece, usun ken dinde belirleniminin ne olduu sorunu, dnyann sonereinin ne olduu sorunuyla zdetir; daha yakn bir bakla, burada sz konusu olan, sonerein gereklik kazanmas, gerekle mesindeki zorunluluktur. Burada iki trl inceleme yapmak gerekir: bu sonerein ierii, son erek olarak belirlenimi ve bir de gereklemesi. lkin, inceleme konumuz olan dnya-tarihinin tinsel ta ban zerinde getiine dikkat etmemiz gerekir. Dnya ruhsal ve fiziksel doay kendisinde bir araya getirmektedir. Fiziksel doa ayn zamanda dnya-tarihi'ni de iine alr. te daha ba langta, doann belirlenmesiyle ilgili bu temel koullara dik kati ekiyoruz. Beri yandan tin ve onun geliim sreci, tzseldir. Burada doann nasl kendinde ele alnnca ayn zamanda usun bir dizgesini oluturduunu, zel, kendine zg bir e olarak ortaya ktn incelememiz gerekmiyor, doay yal nzca tinle olan bants iinde greli olarak dnmeliyiz. Doann yaratlmasndan sonra insan ortaya kar ve doal dnyaya kartlk oluturur: varlyla ikinci dnyay ku rar. Genel bilincimize gre iki dnyalyz: doa dnyas ve tinsel dnya. Tin dnyas insann meydana getirdii dnyadr. nsan istedii kadar tanrnn dnyasn tasarlayp dursun, dai

FELSEF DNYA-TARH

53

ma tinsel bir dnyadr bu, insanda gereklemesi, onun tara fndan var klnmas gerekir. Tinin temelleri hereyi kapsar, insan ilgilendirmi ve ilgi lendirmekte olan hereyi iine alr. nsan etkinse orada etkin dir: istediini yapabilir, byle yapabilmesi onda tinin eylemde bulunmasndandr. Bu nedenle tarihin gidii iinde tinsel do ay varlna gre, yani tinin doayla birleme tarzna, gide rek insan doasna gre tanmak yararl olabilir. nsan doa sndan szedildiinde, en bata kalc birey tasarlanmt. n san doasnn serimi btn zamanlara uymaldr, nceki za mana da, imdiye de. Bu genel tasarm sonsuz eitlilikte k lklara (Modifikation) girebilir, fakat gerekte genel-olan eit li klklarnda bir ve ayn zdr. Ayrmlar bir yana atmak, b tn durumlarda ayn tarzda etkin olmas, kendini ayn ilgiyle gstermesi gereken genel-olan saptamak dngemenin ii dir. Genel tip ondan en uzak gzkende de kendini gstere bilir: en arpk oluumda bile insana ait bir iz bulunabilir. Byle bir durumda da insan karakterine rastlanmas bizi avundurur ve dnya ile bartrr. Bu adan dnya-tarihinin ele alnnda arlk, insanlarn ayn kalmasna, btn koul lar altnda ahlakszlklarn ve erdemlerin hep bulunmu olma sna verilir. Gerekten Salome ile birlikte "gne altnda yeni birey yok" diyebiliriz. rnein bir insan bir put nnde diz km yakarrken grrsek, her ne kadar bu tapnd ey us asndan reddedi lir olsa da, buradaki canl duyguyu gznne alarak, bunun Hristiyann doruyu yanstan duygularyla, filozofun ussal d nmeyle ncesiz-sonrasz doruya eilmesindeki duygulary la e deerde olduunu syleyebiliriz. Yalnzca konular birbi rinden ayrdr, ama znel duygu bir ve ayndr. Hahainlerin yksn, bunlarn efendileri olan yal da adamyla ilikisi ni anmsamakla birlikte, efendilerinin gnahlar iin kendile rinden nasl esirgemezlikte bulunduklar gzmzn nnde

54

TARHTE AKIL

canlanr. znel adan bu Curtius'un ana vatann kurtarmak iin kendini uuruma atmasndaki ayn vazgeitir. Bu nokta ya bal kalarak dnya-tarihinin byk tiyatrosuna ynelmeye gerek olmad sylenebilir. nl fkraya gre Sezar kk bir kentte. Roma'daki byk gsteri meydannda karlat ayn umutlan ve etkinlikleri bulmu. Ayn gdler ve alp abalamalar kocaman dnya-tiyatrosunda olduu gibi kk bir kentte de karmza kyor. eriin bu trl ele alnnda insan etkinliinin ereklerin den soyutlama yapldn gryoruz. Nesnellie kar bu zenli kaytszl zellikle Franszlarda ve ngilizlerde bulabi liyoruz: onlar buna felsefi tarih yazm diyorlar. Fakat kltrl bir bak as yine de kk evrelerdeki eilim ve gdlerle dnya-tarihinin kar yarndaki eilim ve gdleri birbirin den ayrdedecektir. Gerek genel erekler, gerekse onu temsil eden bireyler olarak bizi etkileyen nesnel ilgi ve yarar, tarihi bizim iin ekici klan eydir' Bu erek ve bireylerin yitimi, k bizi yasa boar. Yunanllarn Perslere kar savan ya da skender'in her yere egemen oluunu gz nne alrsak, bizi ilgilendiren eyin ne olduunun bilincine varrz: Yunanl larn barbarlarn elinden kurtulduunu grmektir bu; Yunan devletinin korunmasna, Yunanllarn bana geerek Asya'y avucunun iine alan hkmdaradr ilgimiz. skender giriimin de baarszla urasayd ne olacan dnelim: eer yal nzca insan tutkular sz konusu olsayd, kukusuz yitirecei miz hibirey olmayacakt. Bu durumda tutkularn bir oyunu nu grmekten bizi hi birey alkoyamazd, ama bununla ken dimizi memnun olmu duymayacaktk. Tarihe duyduumuz ilgi maddesel, nesnel bir ilgidir. Tini byle zl ierie kavuturan tzsel erek ne trdendir yleyse? Buradaki ilgi tzsel ve belli trdendir, belli bir din, bilim, sanattr. Tin byle bir ierie nasl varyor, bu ierik ona nereden geliyor? Bu soruya empirik bir yant vermek ko

FELSEF DNYA-TARH

55

laydr. Her birey yaad imdiki zamanda byle zsel bir ilgi iindedir: bir anavatan, belli bir dini vardr, hakly ve ahlakl y ayrdeden belli bir bilgi ve tasarmlar evrelemektedir onu. Yalnzca balanaca eyleri semek ona braklmtr. Ama toplumlar byle bir ierikle urar ve byle ilgilere sahip olarak bulmamz, ieriini aratrdmz dnya-tarihi alannda olduumuzu gstermektedir. Empirik yaklamla yetinenleyiz, daha derine giden soruyu, tinin byle tin olarak, yani bireyler ya da halklar olarak bu ierie nasl vardn sormalyz. e rii zel kavramlar dnda hi bireyden tretmemeliyiz. im diye kadar sylenenler allm anlamnda bilin iin geerli olan eylerdir. imdi ele alnmas gereken kavram baka bireydir bunun bilimsel olarak zmlenmesinin yeri buras olmasa da, Felsefe her ne kadar allm tasarm tanrsa da, ondan sapmak iin kendi nedeni vardr. Dnya-tarihini sonereine gre incelemeliyiz: bu snerek dnyada istenen eydir. Tanrya gelince, onun en yetkin oldu unu biliyoruz: o bundan tr yalnz kendini ve dengini is teyebilir. Tanr ve onun istencinin doas birdir: felsefede bu na ide diyoruz. Bylece ide kendi banadr, ama inceleme miz gerekir, insan tini esidir, daha belirli olarak ide, insan zgrl idesidir. denin kendini en salt ama biimi dn cenin kendisidir: ide mantkta byle ele alnr. Baka bir bii mi ile fiziksel doadr, ncs ise sonuncusu ve tin dedii miz eydir. Beri yandan tin, kendisini seyrettiimiz tiyatro sahnesi nin zerindedir, yani dnya-tarihindedir, kendisinin en somut gerekliindedir. Ancak ilkin, bu noktay gznnde bulundurmakszn ya da daha ok somut gerekliin bu tarznda geneli kavramak zere, tinin doasna dein baz soyut belir lenimler nermemiz gerekmektedir. Ayn zamanda burada bu konu zerinde yalnzca deinilerek konuulabilir, nk tin idesini speklatif olarak derinletirmek yle dursun, syle

56

TARHTE AKIL

diklerimizi dinleyicilerin zihinlerinde daha nce bulunan al lagelmi tasarma uygun bir biimde vermenin bile zaman ve yeri buras deildir. Bir girite sylenebilecek olan ey, genel olarak bir yerde tamamlanp kantlanm olan ya da tarih bili mindeki almalarn sonucu da hi deilse onanmas gereken bir varsaym olarak kabul edilmelidir. a. Tinin Belirlenimi O halde zerinde duracamz ilk konu, tinin soyut be lirlenimidir. Onun iin unu sylyoruz: tin soyutlanm birey deildir, insan doasndan yaplm bir soyutlama de ildir, fakat btnyle bireyseldir, etkindir, en yaln anlamn da canldr: bilin, ama ayn zamanda bilincin nesnesi tinin varoluu, kendi kendini nesne olarak almasdr. O halde tin dnendir, varolan bireyin dnmesidir, varolduunu ve nasl varolduunu dnmesi. Tin bilendir: fakat bilme usu olan bir nesnenin bilincidir. Ayrca tin, kendisinin-bilinci (SelbstbewufStsein) olduu lde, bilince sahiptir. Yani ben bir nesneyi, onda ayn zamanda kendimi bildiim, olduum eyin benim iin ayn zamanda nesne olduunu, u ya da bu ey olmadm, kendisi zerinde bildiim ey olduumu ba na syleyen kendi belirlenimimi bildiim lde biliyorum. Kendi nesnem zerine biliyorum ve kendim zerine biliyo rum: bunlar birbirinden ayrlr gibi deil. Tin bylece z ge rei olduu ey zerine, kendi doas zerine belirli bir tasa rm edinir. erii yalnzca tinsel olabilir: tinselliktir ierii, tin selliedir ilgisi. Bylece tin kendi ieriine erer: kendi ierii ni nceden hazr bulmaz, fakat kendini kendi iin nesne, ie rik yapar. Bilme onun biimidir, davrandr, ierii de tinsel liin kendisi. Bylece tin doas gerei kendindedir ya da z grdr. Tinin doas kendini tam kartnda bildirir bize. Tini mad

FELSEF DNYA-TARH

57

denin karsna koyuyoruz. Nasl arlk maddenin tz ise, bunun gibi, zgrln de tinin tz olduunu sylemeliyiz. Herkes tinin baka zellikler yannda bir de zgrle sahip olduuna dorudan doruya inanr. Felsefe ise bize, tinin ba ka btn zelliklerinin zgrlkten ileri geldiini, hepsinin zgrle arac olduunu, hepsinin zgrlk ardnda olup onu meydana getirdiini retir. zgrln tin iin tek do ru olduu yolundaki bilgi speklatif felsefenin bilgisidir. Ken disinde merkeze doru bir gdlme olduu lde madde ardr: z gerei bir araya getirilmi bireydir madde, hepsi merkeze doru ekilen tek tek paralardan oluur. yleyse maddenin birlii yoktur. D da bir yapdadr ve birliini arar: kendi kendini ortadan kaldrmaya (aufzuheben) alr ve kartnn ardndadr. Bunu bulsayd, madde madde olmak tan kard, bylece sonu gelmi olurdu: idealite ardndadr, nk birlik iinde kavranlr bir hle gelir. Tersine tin merke zi kendinde olan eydir: o da merkeze ynelir, ama merkezi kendi iindedir. Birlii kendi dnda deildir. Onu srekli kendinde bulur, kendi iinde ve kendindedir. Maddenin tz kendi dndadr. Buna karlk tin kendi kendinde olma durumudur, bu da onun zgrldr. nk, eer bamly sam, ben olmayan bir bakasyla balantm var, dmdaki yoksa ben de yokum demektir. Kendi kendimdeysem, zg rm. Tinin kendi merkezine yaklamaya almas demek, ken di zgrln eksiksiz klmaya almas demektir. Bu aba onun zdr. Tin vardr, denildiinde ilkin bunun anlam ti nin olmu bitmi birey olduudur. Fakat o, eyleyen eydir. z eylemdir: kendinin rndr, kendisinin hem ba, hem sonudur. zgrl durup duran bir varlk olmakta deil, z grln ortadan kaldrmaya ynelen eyi srekli yadsmak tadr. Kendini retmek, kendini kendine nesne yapmak, ken di zerine bilmektir tinin ii: bylece o kendi kendisi iindir.

58

TARHTE AKIL

Doal eyler kendileri iin deildir: bu nedenle de zgrlk leri yoktur. Tin kendi zerindeki bilgisine gre kendini retir, gerek klar: kendi zerine bilgisinin ayn zamanda gerekle mesini salar. Herey tinin kendi zerindeki bilincine baldr: eer tin kendisinin zgr olduunu biliyorsa, bu onu bilme mesinden ok ayrdr. nk bilmiyorsa kledir, klelikten memnundur, bunun kendine yakmadn bilmemektedir. Her ne kadar kendinde ve kendisi iin daima zgrse de ilkin zgrln duymas tini zgr klar. Tinin kendi zerindeki ilk bilgisi, girdii insan bireyi kl nda duyan varlk olmasdr. Bu aamada henz hibir nes ne ile ilikisi yoktur. Kendimizi u ya da bu biimde belirlen mi buluyoruz. imdi bu trl belirlenmilii kendimden ayr maya bakyorum ve kendimle ikileiyorum. Bylece duygula rm d ve i dnya olarak blnyor. Ayn zamanda varlk belirlenimim zellik kazanyor, kendimi eksik, olumsuz bir varlk duyuyorum, kendimde beni kemiren bir eliki buluyo rum. Ama ben varm: bunu biliyorum ve bu bilgimi olumsuzlanmann, eksikliin karsna koyuyorum. Kendimi koruyup eksikliini kaldrmaya alyorum: ite bylece varlm ig dye dnt. gdnn yneldii nesne beni tatmin eden nesnedir, kendi birliimi yeniden kuracak nesnedir. Her canl nn igdleri vardr. Bylece doal varlklar oluyoruz, nk igd balca duyusal bireydir. Kendilerine igdmle yak latm nesneler benim kendimle btnlememe aracdr: bu da teorinin ve pratiin temelini meydana getirir. Ancak ig dlerimizin yneldii nesnelerle ilgili grler bizi dorudan doruya kendi dmza koyar, biz de dsal oluruz. Grler tek tektir, duyusal eylerdir. gd de, ierii ne olursa olsun byle bireydir. Bu belirlenimi asndan insann hayvandan bir ayrm yoktur, nk igdde kendisinin bilinci bulun maz. nsann kendisiyle ilgili bir bilgisi vardr, burada hayvan dan ayrlr. O dnendir; dnme ise genel-olann bilinme

FELSEF DNYA-TARH

59

sidir. Dnme yoluyla ierik yalnlar, insan da yalnlar, i sel, kavranlr birey olur. Ama ben daha ok ierdekiyim, ya lnm. Ancak ierii bu trl yalnlatrrsam, genel, kavranlr birey olur. nsan reel olarak olduu eyi, kafasnda da olmaldr. Reel-olan kavranlr birey olarak bildii lde, insan salt do al bir varlk olmaktan kar, dolaysz grlerinin ve igd lerinin, onlarn tatmin ve retiminin klesi olmaktan kurtulur. Bunu bildii, igdlerini bask altna alnmasnda ortaya kar: igds itkisiyle tatmini arasna kavranlr olan, dn ceyi koyar. Hayvanda itki ile tatmini bir aradadr: bu bir-aradal ac ve korkunun dnda kendiliinden bozmaz. nsan da igd tatminden nce ya da hi tatmin olmakszn ortaya kar. nsan igdlerini baskya alabiliyor ya da serbest brakabiliyorsa, bu onun ereklere gre eylemesinden, kendisini genel-olana gre belirlemesinden ileri gelir. Kendisi iin han gi erein geerli olmas gerektiini belirleyebilir: Hatta en-genel-olan kendisine erek yapabilir. Burada onu belirleyecek olan, kendisiyle ve ne yapmak istediiyle ilgili tasarmlandr. nsann bamszl buradadr: kendisini belirleyecek eyi bil mektedir. Bylece yaln kavranlan, kendi olumlu zgrl n kendine erek edinebilir. Hayvann da tasarmlar vardr, ama o bunlara kavrad bir gereklik olarak sahip deildir: bu vaizden i bamszlktan yoksundur. Canl varlk olduu iin hayvann devinimlerinin kayna kendindedir. Ama drt zaten kendinde deilse, dardan uyarlmaz: kendi iindekine karlk olmayan ey hayvan iin yoktur. Hayvan kendinde kendisinden tr ikileir. gdsyle onun tatmini arasna birey koyamaz: istenci yoktur, kendini tutmay bilmez. Uyar onun iinde balar ve ikin bir gereklemeyi varsayar. nsana gelince: o, devinim kendisinde balad iin deil, devinim lerini tutabildii, dolayszl ve doall engelledii iin ba msz olur.

60

TARHTE AKIL

Bir ben olduunu dnme, insan doasnn kkdr. Tin olarak insan dolaysz bir varlk deildir, tersine z gerei kendi zerine dnen bir varlktr. Bu dolaym devinimi tinin zsel e ve aamasdr. Eylemi, dolayszl amak, bunu yadsyarak kendine dnmektir: o, eylemle kendi kendini yap t eydir. lkin kendine dndnde, zne, kavranlr ger eklik olur. Tin yalnzca onun sonucudur. Tohum rnei bu durumu aklayabilir. Bitki tohumla balar, ama tohumu ayn zamanda bitkinin tm yaamnn sonucudur: bitki tohumu meydana getirmek iin byr. Fakat, tohumun bireyin balan gc ve ayn zamanda sonu olmas, k ve sonu olarak ayr, yine de ayn olmas, bir bireyin rnnn bir bakasnn ba langcn meydana getirmesi yaamn gszln gsterir. Bu iki yan yaamda tpk buday tohumunun yaln biiminin bitkinin geliim srecinden ayrld gibi ayrlmaktadr. Daha yakn bir rnek her bireyin kendisindedir. nsan ol mas gerektii eyi yalnzca eitim ve terbiye yoluyla olur. Dolaysz olarak olduu ey, yalnzca usun, zgr olmann olanadr, yalnzca gerekirlik belirlenimidir. Hayvan gzn ap kapayaca kadar bir sre iinde yetiimini tamamlar: an cak bunu doann hayvana bir ltf sanmamal. Hayvann b ymesi yalnzca saysal bir glenmedir. Buna karlk insan olmas gerektii eyi kendisi olmaldr: tam da tin olduu iin, hereyi ilkin kendisi kazanmal, doalln silkinip zerinden atmaldr. yleyse tin kendi kendisinin sonucudur. Bu durumun en yce rneini tanrnn doas verir: Asln da bu rnek mrnek deil1, kendisi iin baka hereyin r nek sayld genelin, dorunun kendisidir. Eski dinler de ger i tanry tin olarak adlandrdlar, ama bununla tinin doasn aklam olmadlar. Musevilik dininde de tanr ilkin yalnzca genel birey diye tasarland. Buna karlk Hristiyanlkta tanr kendini tin olarak at: ilkin baba, g, kendini henz sakla yan soyut genellik olarak, sonra da kendi nesnesi, kendisin

FELSEF DNYA-TARH

61

den bakas, kendi ikilii, yani oul olarak. Bu kendisinden bakas ayn zamanda dorudan doruya kendisidir: o burada kendisini bilir, burada kendisini grr ite nc olarak bu kendini bilerek grme ile tin kendisi olur. Yani, tek bana ne biri, ne teki, fakat ikisinin btn tindir. Tanr duyum d zeyinde ele alndnda, bakasna kendisi olarak sahip olma nn ncesiz-sonrasz sevgisidir. Bu leme nedeniyle Hristi yanlk teki dinlere stndr. Bu yle olmasayd, dnce dediimiz ey teki dinlerde daha ok bulunabilirdi. Bu le me dinin speklatif yandr, felsefe de usun idesini onda bu lur. Bundan sonraki adm, znde kendi zerine olan bilinciy le ele aldmz tini, alaca biimlere gre tek insan bireyi olarak dnmememizdir. Tin znde bireydir, ama dnya-tarihinde tikellerle, snrl tikel bireyselliklerle iimiz yok. Tarih teki tin bir bireydir, ancak genellik tayarak belirlilik kazanan bir birey, yani halk-tini (Volksgeist). Halk-tinleri ise yine kendi zerlerine sahip olduklar tasarma gre, tini kavrayp temellendirmelerindeki yzeysellie ve derinlie gre birbirle rinden ayrlrlar. Halklarn trellik haklar (das Recht des Sittlichen) tinin kendi zerine olan bilincidir: bu hak ve hukuk tininin kendisiyle ilgili olarak sahip olduu kavram oluturur. Demek ki, tinin tasarmdr tarihte gerekleen. Halkn bilinci tinin kendisi zerindeki bilincine baldr. Hereyin gelip ken disine dayand son bilin aamas ise insann zgr olduu dur. Tinin bilinci dnyada olumaldr. Bu gereklemenin malzemesi, taban genel bilinten, halkn bilincinden bakas deildir. Bu bilin halkn btn erek ve ilgilerini kendinde ta r, bu erek ve ilgiler de bilinlenmeye ynelir: bu bilintir halkn haklarn, tresini, dinini oluturan. Bireyler onu bilme se bile, halk-tininin bu tz bir varsaym olarak orada durur. Bir zorunluluk gibidir bu bilin: birey bu hava iinde eitim grr, bakasn bilmez, yine de dpedz bir renim ve

62

TAEHTE AKIL

onun sonucu deildir, tersine bu bilin bireyin kendisinden yola klarak gelitirilir, ona retilmez: Birey bu tzn iin dedir. Bu genel tz dnyalk eylerle ("das Weltliche") ile bir deildir: dnyalklar gsz olarak ona direnirler. Hibir birey bu tzn dna kamaz, kendini baka bireylerden ayrdedebilir, ama halk-tininden deil. Bir birey biroklarna gre daha akll olabilir, ama halk-tinini geemez. Aklllar, halkn tinini bilip ona gre davranmay bilenlerdir. Bunlar halkn iinden gelen byk insanlardr, halk genel tine gre yne tirler. Bu demektir ki, bizim iin bireysellikler yitiyor ve yal nzca halk-tininin isteini gerekletiren bireyler geerlik ka zanyor. Tarih felsefi olarak ele alnacaksa yle konumak tan kanlmal: unu yapan birisi iktidara gelseydi, bir devlet batmazd vb. Tzselin nnde bireyler yiter: tzsel, kendi erekleri iin gereksedii bireyleri kendi bulur. Bireyler tarihte gemesi gereken olayn gemesini hibir zaman engellemez ler. Halk-tini hem znde zel bir tindir, hem de saltk genel tinden bakas deildir nk o tektir. Dnya-tini, kendisi ni insan bilincinde aklad biimiyle dnyann tinidir: in sanlarn onunla ilikisi tek tek eylerin tzsel btnle olan ilikisi olarak anlalmaldr. Dnya-tini, saltk olan tanrsal ti nin yapsndadr. Tanr, her yerde ve her zaman olduu l de, her insandadr, herkesin bilincinde ortaya kar: bu da dnya-tinidir. Bir halkn zel tini yok olup gidebilir, fakat o dnya-tarihinin ilerleyi zincirinde bir halkadr, bu genel tin ise yokolamaz. Halk-tini zel biime girmi genel tindir. Ge nel tin kendisinde bu zel biimi aar, ama varolduu srece de bu zel biimiyle grnr: nk varolula birlikte zellik de balar. Halk-tininin zellii, tin zerindeki bilincinin tarzn da ortaya kar. Gnlk yaamda yle konuuyoruz: bu hal kn yle bir tanr tasarm vard, yle bir dini, yle bir tze si; trellikle ilgili tasarmlan u ve u idi. Hereye bir halkn

FELSEF DlINYA-TARH

63

kendi dnda sahip olduu nesneler gibi bakyoruz. Ama y le yzeysel bir bakta bile bu eylerin tinsel nitelikte olduu nu. tinden, tinin tin zerindeki bilincinden baka bir gerek likleri bulunmadn farkediyoruz. Ama, sylediimiz gibi, tin ayn zamanda kendisinin-bilincidir. Burada kendisinin-bilincinden imdiki bireysel varl mn bilincini anlarsam bir yanllk yapann. Felsefenin g yan da burada, nk ounluk birey deyince bireyin zel, empirik varln anlyor. Oysa tin, tinin bilincinde zgrdr: zamanl, snrl varl omda ortadan kalkar ve kendi z olan salt zle ilikiye geer. Tanrsal z insann ve doann zyle ayn olmasayd, bir hiti. Buradan da anlalyor ki, kendisinin-bilinci, ancak felsefenin gsterdii yolda tam tamna belirlenebilecek felsefi bir kavramdr. Bunu aklda tuttuktan son ra una dikkat etmeli: belli bir halk-bilinci o halkn z zeri ne olan bilintir. Tin ilkin kendine nesnedir, ama bizim iin varolmakla birlikte henz kendini orada tanmamsa, gerek anlamnda bilgi-nesnesi olamamtr. Fakat erei bilinmektir, yalnzca kendinde ve kendisi iin neyse onu bilmesi, kendisi iin doru olan noktada kendisini gstermesidir yani kendi kavramna uygun tinsel dnyay meydana getirmesi, kendisi iin doru olan gerekletirmesidir, din ve devleti, kendi kav ramna uygun olacak, dosdoru kendi kavram ya da kendi idesi olacak biimde kendisinden retmesidir ide, kavrama tutulmu bir aynadan baka birey olmayan realitedir. te tinin ve tarihin genel amacndan btn bunlar anlamak gere kir. Nasl aacn btn yaps, meyvalarn tad ve biimi ekir dekte ieriliyorsa, tinin ilk izleri de yle gizil olarak tm tarihi kendinde tamaktadr. Bu soyut belirlenime gre dnya-tarihi iin u sylene bilir: tinin kendini gsterip amas, kendinde olduu eyin bilgisine varmak iin kendisini ilemesi ile olur. Doulular, tinin ya da tin olarak belirlenen insann kendinde zgr oldu

64

TARHTE AKIL

unu bilmezler. Bilmedikleri iin de zgr deildirler. Yal nzca tek kiinin zgr olduunu kabul ederler: ama bu tr l zgrlk, bana buyrukluk, yabanslk, doal bir rast lant ya da bana buyrukluktan baka birey olmayan bir tutku uyuukluu ya da tutkunun dizginlenip yumuatlma sdr. Bu tek kii yalnzca bir despottur, zgr bir adam, bir insan deildir. lkin Yunanllarda zgrln bilinci do mutur ve bu yz-den de Yunanllar zgr olmulardr; ama onlar da Romallar gibi, kendisiyle tanmlanan insann deil, yalnzca baz kiilerin zgr olduunu kabul ediyorlard. n sann insan olarak zgr olduunu Platon da, Aristoteles de bilmediler; bu nedenle de Yunanllarn yaamalar ve gze lim zgrlkleri salt kle edinmeleri yznden snrlanm olmakla kalmad, ama ayn zamanda zgrlkleri, ksmen rastlantsal, bakmsz, solmaya yargl yetersiz bir iee, ks men de insann insana zorlu bir kleliine dnt. H ristiyan dnyasnda ilkin Germen uluslar, insann insan olarak zgr olduunun, tin zgrlnn insann doasn meydana getirdiinin bilincine vardlar. Bu trl bilin, il kin dinde, tinin bu en derin blgesinde domutur; ama bu ilkeyi dnyalk ze sokmak, zmlenmesi, uygulanmas g ve uzun bir kltr abas isteyen daha geni apta bir sorundu. rnein, Hristiyanlk dininin kabulyle klelik he men ortadan kalkmad gibi, devletler de zgrle gre ynetilmiyor, ne hkmetler ve anayasalar usa uygun bir biimde rgtleniyor, ne de zgrlk ilkesi zerine temel lendiriliyorlard. Bu ilkenin dnya ilerine uygulanmas, dnyada nfuz etmesi ve biim vermesi, tarihi meydana ge tiren olaylarn uzun zincirinin ta kendisidir. lkenin soyut ilke olarak kalmasyla uygulanmas, yani tinin ve yaamn gerekliine sokulmas ve yrtlmesi arasndaki ayrma daha nce dikkati ekmitim. imdi tekrar bu noktaya d nyoruz. Bu ayrm bizim bilimimizde temel bir belirlenimdir

FELSEF DNYA-TARH

65

ve aklda tutulmas nemlidir; Hristiyanlk ilkesi, zgrlk bilinci bakmndan olduu kadar genellikle zgrlk ilkesi bakmndan da nemlidir. Dnya-tarihi, zgrlk bilincinde ilerlemedir, zorunluluunu tanmamamz gereken bir ilerle medir. zgrl bilmedeki basamaklar zerine genel olarak sylediklerimle yani Doulularn yalnzca bir kimsenin, Yunan ve Roma dnyasnn ise baz kimselerin zgr oldu unu bildiine, bizim ise btn insanlarn insan olarak z gr olduunu bildiimize dair szlerimle dnya-tarihinde yaptmz blmleme ortaya kmaktadr. Tarihi bu blmle meye uygun olarak ele alacaz. imdilik buna ylece deiniyoruz, nk daha nce baz kavramlar aklamamz ge rekmektedir. Tzsel ve fizik dnya, tinsel dnyaya bal olduundan ya da speklasyon terimlerini kullanacak olursak- fizik dnya nn tinsel dnyasna karsna karaca hi bir doru olmad ndan, tinsel dnyann belirleniminin ve dnyann genel son ereinin tinin kendi zgrlnn bilinci ve ancak bu bilinle olanakl olan genel anlamda zgrln gereklii olduunu varsayyoruz. Ama ileri srlm olan biimiyle, bu zgrl n belirsiz ya da ok anlaml bir szck olduu, en yksek iyi olarak kendisiyle birlikte sonsuz anlamazlklar, karklklar, yanlmalar getirdii ve akla gelebilecek her trl arlkla r iine ald da hi bir ada, gnmzde olduu kadar iyi bilinmemi, yaanmamtr. Ama imdilik genel belirlemeyle yetineceiz. Bundan baka, kendinde olann soyut ilkesi ile gerek olan arasndaki sonsuz ayrmn nemine dikkat ekil miti. Kendisinin bilincine varma nk kavram gerei, z grlk kendini bilmedir ve bylece kendi gerekliine eri menin sonsuz zorunluluunu kendi iinde tayan, yine z grln kendisidir. O, kendi kendisinin ereidir. Tinin biricik ereidir.

TARHTE AKIL Tinin tz zgrlktr. Tinin tarih, srecindeki erei bylece sylenmi oluyor: znenin zgrl. Yani erei kendi vicdanna ve ahlakna sahip olmasdr, znenin sonsuz deer kazanmasn ve bu sonsuzluun bilincine varmasn salayacak genel ereklere sahip olmasdr. Dnya-tinin erei nin ierdii bu tze herkesin zgr olmasyla eriilir. Halk-tinleri, tinin kendi kendisinin zgr bilgisine varma srecindeki basamaklardr. Halklar ise kendi balarna varlk lardr tinin kendinde varln temsil etmezler, byle ol duklar iin doal bir varolula karmza karlar. Uluslardr bunlar, byle olduklar lde de dayandklar ilke doal bir ilkedir. lkeler birbirinden ayr olduu iin, halklar da do allkla birbirinden ayrdr. Her halkn ilkesi kendinedir ve ona erimeye alr. Ereine vard m, dnyadaki ii sona erer. Bir halkn tini, karanlk bir igd gibi sakldr, ama ken disini ileyen, nesnellik kazanmaya alan ilkenin gelimesi olarak anlalabilir. Byle bir halk-tini belli bir tindir, somut bir btndr: kendi belirlenimine gre tannmas gerekir. Tin olduu iin kendini yalnz tinsel olarak, dnce yoluyla bil dirir. Bu dncelerin sahibi biziz. Ayrca halk-tini kendi ken disini dnerek kavrar. yleyse bu tinin somut kavramn, il kesini gz nnde bulundurmalyz. Kendi iinde bu ilke ok zengindir ve eit eit gelime gsterir, nk tin canldr ve etkindir, ii kendi rnleriyledir. Halkn tm eylem ve eilim lerinde kendini o belli eder, kendini gerekletirir, kendinden memnunluk duyar, kendini kavrar. Gelimesi, din, bilim, sa natlar, insan yazglar ve olaylar biiminde olur. Budur halka karakterini veren, yoksa doal durumu (nation szcnn nasciden tremi olmasnn akla getirebilecei gibi) deil. Gerekletirdii eylerde halk-tini ilkin kendi zerine deil, yalnzca kendi belirli gerekliinin erekleri zerine bilgi edi nir. Fakat onun igds, dncelerini gelitirmektir. En

FELSEF DNYA-TARH

67

yksek etkinlii dnmektir, dnerek kendisini kavramas nn en yksek gerekletirilme biimine varr. Tinin eriebile cei en yksek nokta, kendini bilmedir, kendini glyle de il, dnceyle kavramadr. Bunu yapmaldr, yapacaktr da. Ama bunu yapt anda da sonu gelir, baka bir aamaya, baka bir tin aamasna geer. Tek bir halk-tini baka bir hal kn ilkesine getiinde kendisini tamamlam olur: bylece halklarn ilkeleri ortaya kar, ilerler, ve zlr. Bu devinimin balamnn nerede olduunu gstermek felsefi tarihin iidir. Halk-tinin soyut biimdeki ilerleyii zaman iinde duyula rmzla kavradmz biimde ilerleyiidir, ilk akla gelen etkin lik budur. Daha somut olan devinim tinsel etkinliktir. Bir halk kendi iinde ilerlemeler yapar; ilerler ve geriler. Bylece kl tr kategorisine geliyoruz, kltrn zenginlemesine ve kltrszlemeye, Kltrszleme halkn bozulmasnn hem so nucudur, hem de kayna. Kltr szcyle halk-tininin tzsel ierii zerine henz birey sylenmi olmuyor: kltr bi imsel bireydir ve balca genelin ona verdii biime gre belirlenir. Kltrl insan, davranlarna genelin damgasn vurmay bilen, tikel yanndan vazgemi, genel ilkelere gre eyleyen kiidir. Kltr dnmenin ald biimdir. Daha ya kn bir bak unu ortaya koyar: kltr sayesinde insan kendi ni dizginlemeyi renir, eilimi ve isteklerine gre davranmak yerine onlar tutar. Nesne karsnda zgrleir, kuramsal dav ranmaya alr. Buna bal olarak tek tek yanlar byle olduk lar gibi kavrama, durumlar birbirlerinden ayrma, ayrlan yanlar yaltlama, bu yanlarn herbirine genelin, biimini ver mek zere soyutlama alkanl doar. Kltrl insan nesne leri eitli yanlaryla tanr: bu yanlar onun iin vardr, kltre dayal dngeme onlara genelin biimini vermitir. Davranlarnda her tek tek yan gz nnde bulundurur. Buna karlk kltrsz insan ana noktay yakalayaym derken iyi niyetle de olsa bir sr baka yan bozar. Kltrl insan e

68

TARHTE AKIL.

itli yanlar saptarken, somut olarak davranr: genel bakalarna, ereklere gre davranma alkanlndadr. O halde kltr bir ierie genellik karakterinin kazandrlmas yolun daki yaln belirlenimi anlatr. Beri yandan tinin geliimi kltr douran devinim olarak daha somut biimde kavranmaldr. Tinin genellii, kendinde sahip olduu belirlenimleri koymasndadr (setzen). Bu da yine znel anlamda anlalabilir. Tinin kendinde olduu eye yetenek, bunun konulmu durumuna da zellikler, yatknlk lar denir. Ortaya kan eyin kendisi de bylece znel olarak kavranr. Fakat tarihte herey tinin meydana getirdii nesne, eylem, yapt olarak kavranr. Halk-tini bilmedir, bir halk-tininin realitesi zerindeki dnce etkinlii, bu dnce rn nn artk yalnzca znel deil, nesnel olarak bilinmesi sonu cunu verir. Bu belirlenimler asndan, sk sk insann ierden olduu eyle eylemleri arasnda bir ayrm gzetildiini hatr latalm. Tarihte bu ayrma yer yoktur: eylemlerinin dizisi insa nn kendisidir. Eyleme dklmese bile niyetin, amacn nemli olaca sanlr. Tek tek olaylarda insan kendisini tannmaz ha le getirebilir, ama bu btnyle zel bir durumdur. in do rusu, dn iten ayr olmaddr. zellikle tarihte ile d ge ici olarak ayran bu trl kl krk yarmalara yer yoktur. Ey lemleri ne ise halklar da odur. Eylemler onlarn ereidir. Tin ne eylerse zne uygun eyler, kendisini kendinde ol duu, ey yapar, kendini eyleme, yapta dntrr: bylece kendi kendisinin nesnesi olur, kendisini kendi nne varolu diye koyar. Halkn-tini byledir. Eylemi, kendini, varolan hem de uzamda varolan bir dnyaya dntrmektir: dini, kultus'u, treleri, grenekleri, sanat, anayasas, politik yasalar, eilimlerinin btn kapsam ve eylemleriyle kendi yaptdr ite halk budur. Birey bu durumda halk zaten hazr, olmu bitmi bir dnya olarak bulur, ona den buna katlmaktr. i bu tzsel varl kendinsemektir, yle ki sonunda kendi varlk

FELSEF DNYA-TARH

69

tarz, kendi yatknl ortaya ksn, o da bununla var olsun. Yapt ortadadr, bireylere den kendilerini ona uydurmaktr. Bu oluum dnemini inceleyecek olursak, burada halkn ken di tinsel erei iin altn grrz, byle bir halka da trel, erdemli, gc yerinde deriz, nk halk bylece kendi tininin iindeki isten neyse onu gerekletirir ve yaptn nesneletir me sreci iinde dardan gelebilecek iddete kar savunur. Burada bireyler henz btnden ayrmamtr. Halk kendini bir yapt haline getirirse, kendinde varlk olarak tad zy le onun gereklemesi arasndaki ikilik ortadan kalkar, kendi si de tatmine kavuur. Kendindekini imdi kendi dnyas hali ne getirmi olur. Kendi yaptnda, tin kendi dnyasnn tadna varr. imdi de tin istediine sahip olursa, ne olacan gznne alalm. Bu durumda etkinlii artk durur, tzsel ruhu artk etkin olmaktan kar. Eylemi ile en yksek ilgileri arasna uzaklklar girer. Birey benim iin saklln koruyorsa, henz tatmine kavumam ereklerim asndan onu gereksiyorsam, o ey iin ilgi duyarm. Halk kendi kendine biim vermi, ere ine ermise, derindeki ilgisi sner. Halk-tini doal bir birey dir: doallk iinde yetiir, glenir, zayflar, derken lr. S nrl bir varl olan tinin gp gitmesi doann snrl oluundandr. Tin canldr ve bu lde de zce etkindir: ii u ra kendini meydana getirmektir, kendini retip gerekletir mektir. Gereklik henz kavramna uygun deilse, tinin i kavram kendi kendisinin-bilinciyle kavranmamsa ortaya kartlk kar. Fakat tin yaamnda kendi kendisine nesnellik verdii anda, kendi kavramn sonuna kadar iledii ve ger ekletirdii anda, dediimiz gibi, kendisinin tadna varm demektir. Bu tadda artk etkinlik yoktur, hibir direnle karlamakszn kendini kendisiyle anlatmas sz konusudur. Ti nin henz etkin olduu dnem, en gzel zamandr, bir halkn genlik dnemi: bireyler bu dnemde anavatanlarn koruma,

70

TARHTE AKIL

halklarnn erei ne ise onu geerli klma istei iindedirler. Bu sona erdi mi. yaama alkanlk girer: nasl yaam alkan lk haline gelince insan canlln yitirirse, burada da, halk-tini kendi varlnn tadn karmaya balaynca, yle olur. Halk-tini etkinliine son verdi mi, kprdanma ve ilgi de kesi lir: artk halk genlikten yalla geer, elde ettiklerinin tadn karacak dneme varr. Daha nce bir gereksinim, bir yok sunluk sz konusuydu, bir yerden bu gereksinim karlanr ve artk gereksinim olmaktan kar. Gereksinim karlanmas diye de birey kalmaz ve hi bireyin gerekmedii imdiki zaman balar. Bu arada halk ereinin bir parasndan vazgeerek ge riye kalanla yetinmi olabilir. Eer hayal-gc gereklii a msa, o da bu aan blm istemekten vazgeer, ereini ger eklikle snrlar. Elde ettiinin tadna vararak yaar, iinde ar tk hibir canllk tamayan alkanla teslim olur, doal l mn byle karlar. Daha ierde ve darda ok sava ve ba r grebilir: bitkisel yaamn ok srdrebilir. Didinip durur: ama bu didinme durma yalnzca bireylerin yarar ve ilgisine hizmet eder, yoksa artk halkn yararna deil. En byk, en yksek yaam ilgisi yitip gitmitir, nk ilgi yalnzca kart lkla birlikte varolur. Halk-tininin doal lm kendini politikada hi-olup git me olarak gsterebilir. Bu lm, alkanlk dediimiz eydir. Saat kurulmutur ve kendiliinden ilerlemektedir. Alkanlk kart olmayan bir eylemdir, yalnzca srp gider, erein do luluu ve derinliine artk gerek kalmaz - olgularda derinle meyi bir yana brakan, neredeyse yzeysel, duyusal bir varlk. nsanlar byle lr, halklar doal lmleriyle byle lr. Yine de ayakta kalrlarsa, gereksinimleri karland iin kendi kurumlarn gereksemeyen, yaama ilgi gstermeyen bir varla dnrler politik bir hilik ve can sknts. Bu durumda olumsuz-olan ikiye blnme, sava olarak gzkmez: kendi leri de ne olduunu anlamadan susuz susuz ortadan kalkan

FELSEF DNTA-TARH

71

eski Alman imparatorluu devletlerinde olduu gibi. Byle bir lmde her ne kadar ide yaamndan kopmusa da bir halk kendini iyi duyabilir. Bylece daha yksek bir ilkeye malzeme olur, daha yksek bir ilkeye gre yaayan baka bir halkn eyaleti haline gelir. Ancak bir halkn vard ilke ger ek bireydir: alkanlkta lmn bulsa da, tinsel varl bu nunla lmez, tersine daha yksee doru trmanr. Geicilik bizi korkutabilir, ama bu geiciliin tininin yksek idesi a sndan derin bir zorunluluk olduunu grrz. Burada tin bylece saltk son ereine varr: bizim de geicilik dnce siyle barmamz gerekir. Tikel halk-tini geicilie yargldr, sona erer, dnya-tarihi iin anlamn yitirir, tinin kendi zerine gelitirdii en yksek kavramn taycs olmaktan kar. nk tinin en yksek kavramn gelitiren halk her seferinde zamana ve ortala egemen olur. Halklarn byle yksek kavramlara eriemedii de grlebilir: bu tr halklar dnya-tarihinde bir yana itilirler. Fakat tin genel birey, bir tr olduu iin, daha baka bir belirlenime de sahiptir. Halk-tini tr olarak kendisi iin var olan bireydir: buradan da ondaki genelliin bu varlkta kar tlk olarak gzkmesi olana doar. Kendinin olumsuzu olan ey yine onda ortaya kar: dnme kendisini dolaysz etkinin stne ykseltir. Bylelikle kendi doal lm ld rlme olarak grnr. Bir yandan halk-tininin kendisinin ha zrlad yok-olup-gitmeyi gryoruz. Bu yok-olup-gitme eitli biimlerde ortaya kar: bozukluk ierden patlak verir, is tekler meydan bo bulur, herkes kendi yararnn ardna d nce tzsel tin buna yetiemez ve yknt haline gelir. Tek tek ilgi ve karlar, daha nce btne adanm olan yetenek ve gleri paralarlar. Bylece olumsuz-olan, ierden gelen bir bozulma ile tek tek zel karlar halinde ortaya kar. Hal kn egemenliinin elinden alnmas d iddete bal gzkr. Ancak bu d iddet grntedir: hibir g, halk-tini zaten

TARHTE AKIL kendiliinden canlln yitirmi, lm olmadka, ona ken dini onu ykarak kabul ettiremez. Geicilik esinden sonra yaamn, sonu konusuna geliyo ruz. Doada tomurcuklarn nasl dtn ve yerlerine yeni lerinin geldiini biliyoruz. Ama tinsel yaam bakadr. Aa hep kalr, filizlenir, yapraklanr, iek aar, meyva verir ve da ima yeniden balar. Bir yllk bitki meyvalarndan sonra yaa maz; aa yllarca srer, ama bir gn o da lr. Doadaki ye niden canlanma yalnzca ayn eyin yinelenmesidir: hep ayn dngyle gelen can skc bir tarih. Gne altnda yeni birey yoktur. Ama tinin gneiyle i deiir. Onun gidii, devinii bir kendini yineleme deildir, tersine tinin daima baka baka biimlere girmesiyle deien grn, znde ilerlemedir. Bu nokta halk-tinlerinin dnsel olumsuzlanmas balamn da yle ortaya kar: varln bilgisi, dnme yoluyla kavranl, yeni bir oluumun kayna ve doum yeridir. Bu yeni oluum, ksmen koruyan, ksmen de ykselten bir ilkenin so nucu olarak, ayn zamanda daha yksek bir oluumdur. Belli bir tinsel oluum doal birey gibi zamanla geip gitmez, ter sine kendisinin-bilincini kendisi gerekletiren ve kendisini bilen etkinliiyle kaldrlr (aufgehoben). Bu kaldrlma, d nce etkinlii sz konusu olduu iin, ayn zamanda sakla ma ve ykseltmedir. Tin bir yandan realiteyi, olduu eyi kal drrken ayn zamanda olmu olduu eyin zn, dncesi ni, genel yann kendisine kazanp saklar. lkesi artk, nasl olmu-olduu ile ilgili bu dolaysz ierik ya da yle olmu-olmasndaki erek deil, btn bunlarn zdr. Bir halk-tininden tekine gei konusunda una dikkt edilmelidir: genel tin hibir zaman lmez. Fakat dnya-tininin bir paras olan halk-tininin kendi yaptnn bilgisine dn mesiyle varmas gerekir. Bu dnmenin, bu dngemenin, zel ilkesini tand dolaysz eylere artk saygs kalmaz: z nel tinle genel tin arasnda bir ayrlk belirir. Bireyler kendi i

FELSEF DNYA-TARH

73

lerine ekilir, kendi ereklerinin ardna derler. Bunun, halkn bozulmas demek olduuna dikkati ekmitik. Herkes kendi tutkularna gre ereklerini seer. Tinin bu kendi iine ekil mesiyle ayn zamanda dnme zel bir gereklik kazanr, bi limler ortay'a kar. Bylece bilimlerle bir halkn bozulmas, k daima el ele gider. Ama bu da daha yksek bir ilkenin balangc demektir. Tin tek olduu iin, ikilikten birlik kurma gereksinimi doar. Tin, birlii kuracak derecede canl ve yeterince gldr. Ti nin daha aadaki ilkeyle kartlk ve elikisi onu daha yk sekteki ilkeye gtrr. rnek olarak Yunanllar bayndr ol duklar dnemde, trelerinin en parlak zamannda genel z grlk kavramna sahip deillerdi. Geri kathekon, yani uyum nedir biliyorlard, ama ahlakllk (Moralitt), vicdan tanmyorlard. Ahlakllk yani tinin kendine dn, dnge me, tinin kendini aramas yoktu: bunlarn hepsi ilkin Sokra tes'le balad. in iine dngeme karp bireyin kendi iine ekilmesi, kendi iine kapal ve kendi belirlenimlerine gre yaamak zere trelerden kopmasyla da hemen bozulma, e liki balad. Ancak tin eliki iinde kalamaz, birletirmeyi is ter ve daha yksek ilkeye gei birlemeyle olur. Tinin bu kendisiyle, kendi kavramlaryla dayanma sreci tarihtir. ki lik kendinde daha yksek bir bilinci tar. Fakat bu daha yk sein de bilince yansmayan bir yan vardr. nk ilkin kii sel zgrlk ilkesinin gelmesiyle, kartlk, bilincin iine alna bilir. Bu gidiin sonucu, tinin kendini nesnelletirip bylece or taya kan kendi varln dnmesiyle birlikte, bir yandan belirlenimlerinin sarsntya uramas, br yandan varlnn genel yann kavramas ve bylece kendi ilkesine yeni bir be lirlenim kazandrmasdr. Bu yoldan bu durumdaki halk-tininin tzsel belirlenimlerinde deiiklik olur, yani dayand il ke baka, daha yksek bir ilkeye gei salar.

74

TARHTE AKIL

Bu geiin zerine eilip onu tanmak, tarihin felsefi kavrannda en nemli noktadr, ruhu ve z buradadr. Birey eitli basamaklardan geer ve birey olarak kalr: halk da y ledir, kendi tini iin en ok genellik tayan basamaa kadar kar. Deimenin i kavramsal zorunluluu buradadr. Yaa mn gszl ise daha nce iarette bulunduumuz gi bi balangla sonucun birbirinden kopmasnda belli eder kendini. Bireylerin de, halklarn da yaamnda bu byledir. Belirli bir halk-tini dnya-tarihinin gidii iinde yerini alan bir bireydir. Halkn yaam bir meyvay olgunlatrr, nk etkin lii kendi ilkesini gerekletirmeye ynelir. Ancak bu meyva gerisin geriye ana kucana dmez, bu yaamda o meyvann tadna varma frsat domayacaktr, tersine o meyva ona ac gelecektir. Yine de ona uzanmaktan geri kalmaz, nk susa mtr ona, ama srd anda da sonu gelir, ayn zamanda da daha yksek bir ilkeye geer. Meyva yeniden tohum olur, ama bir ncekini olgunlatracak olan baka bir halkn tohu mu. Tin znde kendi etkinliinin sonucudur: etkinlii dolay sz ne varsa onu amak, yadsmak ve kendine dnmektir. Tin zgrdr: dnya-tini, dnya-tarihinde kendi zn gerekletirmeye, stn olduu noktaya varmaya abalar Ey lemi kendini bilip tanmaktr, bu da bir solukta olmaz, basa mak basamak gerekleir. Her tek tek yeni halk-tini, dnya-tininin kendi bilincini, zgrln kazanmas yolunda yeni bir basamaktr. Bir halk-tininin lm yeniden yaama geidemektir, ama doadaki gibi bir canlnn ardndan benzerinin dnyaya gelmesi gibi deil. Dnya-tini tersine daha aadaki belirlenimlerden daha yksek ilkelere, kendi kavramlarna, kendi idesinin daha gelikin sunulularna doru ilerler. yleyse burada sz konusu olan, insanln sahip olduu, tinin dnyada erimeyi tasarlad, saltk bir iddetle sonsuz olarak gerekletirmeye gdld sonerektir. Bu sonerei

FELSEF DNYA-TARH

75

daha yakndan belirlemek iin daha nce halk-tini ile ilgili olarak sylediklerimizi hatrlayalm. Demitik ki, tinin btn ii gc kendisiyledir. Tinden daha yksei yoktur, onun nes nesi olmaktan da daha deerli birey yoktur. Kendisinin ne olduunu renene dek durup dinlenme nedir bilmez, hep bunu renmeye bakar. Elbette gene, soyut bir dncedir bu ve tinin en yksek, biricik ilgisi olarak belirlediimiz d nceyle tarihte grdklerimiz, yani halklarn ve bireylerin il gileri arasnda derin bir uurum vardr. Empirik olarak halklarn yzyllarca uratran zel amalar, tikel ilgileri gryo ruz, rnein Roma ile Kartaca arasndaki atmay hatrlaya lm. Tarihteki bu grnlerden zl ilgilerce beslendiini sylediimiz dncelere kadar ok uzun bir yol var. Burada ki kartl, yani ilkin kendini kabul ettiren kar ve ilgilerle tinin saltk ilgisi olarak tanmladmz ey arasndaki kartl daha sonra ele alacaz. imdilik daha kolay olan, kavramn genel izgileriyle yetinelim: zgr tin, bu zgrlnden t r, kendi kendisiyle iliki iindedir, yoksa baml olacak, z grln yitirecekti. Eer ama, tinin kendisinin-bilincine varmas ya da dnyay kendine uydurmas ise (bunlarn ikisi de ayn kapya varr: tinin nesneleri kendine katt ya da ter sine kavramn kendisinden meydana getirdii, onlar nesnel letirip bylece kendisini var kld sylenebilir. Tin nesne lerde kendisinin-bilincindedir, bundan da mutludur, nk nerede nesneleri iteki arya karlk veriyorsa, orada zgr lk vardr.), eer bylece amacn belirlemise, tinin ilerlemesi de daha yakn belirlenimini kazanr, yani bu ilerleme salt bir sayca oalma olarak kavranamaz artk. Buna hemen unu da ekleyebiliriz: allm anlamndaki bilincimiz asndan da iler byle gitmektedir, yani bilin kendi zn bilmek iin eitim basamaklarndan gemek zorundadr. yleyse dnya-tarihinin amac tinin aslnda olduu eyin bilgisine varmas, bu bilgiyi nesnel klmas, varolan bir dnya

76

TARHTE AKIL

da gerekletirmesi, kendini nesnel olarak meydana getirme sidir. Aslolan nokta, bu amacn kendisinin meydana getirilmi birey olmasdr. Tin hayvan gibi doal birey deildir: hay van olduu gibidir, dolayszdr. Tin ise hayvandan kendini meydana getirmesiyle, kendini olduu ey yapmasyla ayrlr. Bu nedenle de onun gereklii yalnzca kendi ettikleridir. Varl yapma-etmedir, durgun bir varolu deil, fakat u meydana getirilmilik, kendisi iin olumu olmak, kendisiyle kendisini yapm olmak. Onun asl, kendi kendini meydana getirmi olmaktr: varl saltk sretir. Kendisinin yalnzca kendisiyle kendi zerinden dolaym olan bu srete, o ayr e ve aamalar edinir, devinim ve deiimler yaar, bir yle bir byle belirlenir. Yani bu sre z gerei basamak basa maktr. Dnya-tarihi, tinin kendini, kendi asl dorusunu bilip gerekletirdii tanrsal srecin, basamakl gidiin serimidir. Btn bunlar kendini tanmadaki basamaklardr: tinin zne seslenen en yksek buyruk, "kendini tan"dr, kendi neyse onu bilip meydana getirmektir. Bunu da tin dnya-tarihinde meydana getirir: kendini belli oluumlar tarznda meydana getirir, bu oluumlar dnya-tarihindeki halklardr. Herbiri belli bir basamaa karlk olan yaplardr bunlar: Dnya-tarihindeki dnemleri gsterirler. Daha yakndan bakldkta, bunlar ti nin kendisinde bulduu ve gerekletirmek zorunda olduu ilkelerdir. Bylece, yalnzca tinin doasn dlatran zl bir balam belirir. Dnya-tarihi, tinin tanrsal, saltk srecinin en yksek olu umlarna gre serimidir: orada tinin doruya, kendi zerin den kendisinin-bilincine varmasnn basamakl yolu gsteri lir. Bu basamaklardaki oluumlar dnya-tarihinde ortaya kan halk-tinleridir, onlarn trel yaamnn, anayasalarnn, sanat, din ve bilimlerinin belirlenimleridir. Bu basamaklar dan gemek, dnya-tininin sonsuz igdsnn, kar ko nulmaz isteinin gereidir: nk hem bu blmlenme, hem

FELSEF DNYA-TARH

77

de onlarn tmnn gerekletirilmesi tinin kavramnda ierilmitir dnya-tarihi, tinin nasl yava yava bilinlenip doruyu istemeyi rendiini gsterir yalnzca. Bir balan g yapar, ana-noktalar bulur, sonunda tan bilince kavu ur. Bu ilerlemenin sonereini yukarda anlatmtk. Zorunlu basamaklan iindeki halk-tini ilkeleri, genel bir tinin e leridir, yle bir genel tin ki bu genel eler zerinden tarih, kendini iine alan bir totaliteye varr ve ayn zamanda bu s reci sona erdirir. Tinin tarihte kendi amacn gerekletirme sreci ile ilgili bu dncenin tam karsnda, idealler ve onlarn gereklikle ilikisi konusunda ok yaygnlam baka bir tasarm vardr. Pek sk olarak ideallerin gerekletirilemeyeceinden szlanldn iitiriz. Bunlar ayrm gzetilmeksizin fantazinin-ya da usun idealleri olabilir. zellikle genlik ideallerinin kat gereklik karsnda dler gibi uup gittii sylenir. Gerein kayalarna arpp para para olan bu idealler ilkin yalnzca znel ve tek kiinin kendini beenmi bireyselliinin rn olabilirler. Onlar burada gz nnde bulundurmuyoruz. n k bireyin kendisi iin pskllendirdii eyler genel gereklik iin kural olarak alnamaz, bunun gibi dnya iin geerli ku ral tek tek bireylerin kk yaamlarnn anlatm olamaz. Byle idealler pekala gereklemeyebilir. Birey oun kendi kendine hayaller kurar, gerekletirmek istedii yksek ama lan, olaanst eylemleri tasarlar, kendisinin nemli olduu na, iddialarnn hakllna, dnyay kurtaracana inanr. By le tasarmlar ait olduklar yerde kalmal. nsan, kendi deerleri zerine abartl tasarmlardan baka birey olmayan dler ku rabilir. Bireye hakszlk yaplyor da olabilir, ama btn bun larn, bireyleri kendi ilerlemesi iin ara olarak kullanan dn ya-tarihi ile bir ilikisi yoktur. Fakat ideal denilince bundan usun idealleri, gerekletiril meyi bekleyen iyinin, dorunun, dnyadaki en-iyinin ideleri

78

TARHTE AKIL

de anlalr. Bunlarn gereklik alanna girmemeleri nesnel bir hakszlktr. Schiller gibi airler bu konuda duyduklar kederi duygulu ve dokunakl bir biimde ortaya dkmlerdir. Buna karlk biz genel usun kendi iini yrttn sylyorsak, bunun kukusuz empirik tek tek olaylarla bir ilikisi yoktur. Bunlar biraz daha iyi ya da biraz daha kt olabilir, nk bylece rastlantnn, tikelliin, kavramlatrlp zorla yetkili k lnd alana girmi oluyoruz. zellikle tikel eylere bakarak insan dnyada hakszlklar olduunu sanabilir. Giderek gr nler dnyasnda insan pek ok kusur bulabilir. Ama bizim iimiz empirik tikellikle deil: orada rastlant egemendir, biz bununla uramyoruz. Kusur bulmaktan, kusur bularak ken disinin daha iyi bildii, amacnn iyi olduu izlenimi yarat maktan daha kolay birey yoktur. Genel usu hie sayarak ve yalnz tikeli ve ondaki eksiklii gznnde bulundurarak byle zne! bir biimde kusur bulmak kolaydr. Kusur bulan kii, iyi niyet gsterisiyle btnn iyiliine alt ve kalbinin iyi olduu izlenimini yaratt lde ok da kurumlanp caka satabilir. Bireylerde, devletlerde dnya ynetiminde eksiklik ler bulmak, onlarn durumunu doru olarak grmekten daha kolaydr. nk olumsuz ders veren hi bireye bulamaz, olayn stnden onun olumlu yann kavramadan bakar. Elbet suu ykleyenin nedenleri olabilir, ancak eksii bulup ortaya karmak, tzsel olan bireyi gstermekten (rnein sanat ya ptlarnda) ok daha kolaydr. nsanlar zayf noktay hakl ola rak yakaladlar m son sz sylediklerine inanrlar. Herhalde hakldrlar, ama olumlu yan grmemezlikten geldikleri iin de hakszdrlar. Her yerde ktlk grmek, olumluyu, sahiciyi gzden karmak, en byk slk belirtisidir. nsan yalann ca genel olarak daha ll olur, genler daima g bee nir: yallk insanlarn yargsna olgunluk verir, kaytszlktan tr en kt olanda karar klmak deildir bu, tersine gn grm olarak, olaylarn tzsel ve kalc yanna eilmek de

FELSEF DNYA-TARH

79

mektir. Ucuza getirmek deil, hakkn vermedir sz konusu olan. Asl ideale, usun kendi idesine gelince, felsefenin kendi siyle dayanaca gr, gerek dnyann olmas gerektii gi bi olduu, usa dayal istencin, somut iyinin gerekten de en gl olarak, yapc saltk gle ortaya ktdr. Asl iyilik, genel tanrsal us, ayn zamanda kendini meydana getirme g cdr. Bu iyilik, en somut tasarmyla bu us. tanrdr. Tanr dediimiz ey, salt iyiliin idesi deil, fakat bir gerekliktir. Felsefenin getirdii gr, iyilii yani tanrnn gcn yolun dan saptracak bir iddetin asla olamayaca yolundadr; buna gre tanr hakldr ve dnya-tarihi tanrsal ngrnn plann dan baka birey sergilemez. Tanr dnyay ynetir: onun y netiminin ierii, plannn uygulamaya konulmas, dnya-tari hidir. Bunu kavramak dnya-tarihi felsefesinin grevidir. Onun da n-dayana, idealin kendisini gerekletirdii, yal nzca ideye uygun olann gereklik kazanddr. Yalnzca bir ideal olarak kalmayan bu tanrsal idenin salt altnda, dn yann gidiinin deli bozuk birey olduu yanlsamas ortadan kalkar. Felsefe tanrsal idenin ieriini, gerekliini tanmak ve hor baklan gereklii savunmak ister. nk tanrsal yap t alglamak usun iidir. Bunun dnda gereklik denen eyi felsefe kukuyla kar lar: bireyler grnmektedir, ama kendinde ve kendi iin gereklii yoktur. Felaket ve olaylarn lgn gidii karsn da bir avuntu sz konusu olabilir. Beri yandan avuntu, ol mamas gereken bir ktl olsa olsa unutturur. Avuntu nun yeri sonlu eylerin dnyasdr. Oysa felsefe bir avuntu deildir: daha fazla bireydir, felsefe uzlatrr, hakszlk gi bi gzken gereklii us dzeyine ykseltir, onun idede te mellendiini, usun bununla tatmin olduunu gsterir. n k us tanrsaldr. Usa temel olan ierik tanrsal idedir ve z gerei tanrnn plandr. Dnya-tarihinde us, znenin istenci

80

TARHTE AKIL

asndan ideye denk deildir, yalnzca tanrnn etkinlii ide ye denktir. Oysa tasarmlarmza gre us idenin alglanmas dr, zaten etimolojik olarak szn, hem de doru szn (Lo gos) alglanmasdr. Dorudaki doruluk (Die Wahrheit des Wahren) bu tanrnn yaratt gibi olan dnyadr. Tanr sy ler: ne derse kendini syler, kendini syleme, kendini bildir me onun gcdr. Usun alglad da kendi kendini yanstan tanrsal doruluktur. Felsefenin k da buradadr: ideal bo birey deildir, tersine gerektir ide kendisini bize algla tr. Hemen akla gelen soru u olabilir: ide hangi aralar kullanyor? kinci olarak ele alacamz nokta budur.

b. Gerekleme Aralar
zgrln, kendisini dnyaya getirmede kulland ara lar sorusu, bizi tarihin grnnn ta kendisine gtrr. z grln, zgrlk olarak, daha isel bir kavram olmasna karlk, aralar, tarihte de gze arpt gibi, dsal grn ler olarak ortaya karlar. Tarihe daha ilk bak, insanlarn gereksinimlerinden, tutkularndan, ilgi ve karlarndan, eri mek istedikleri ideal ve ereklerden, karakterleri ile yetenekle rinden doan davranlar gsterir. yle ki bu etkinlik oyu nunda, ipler yalnzca bu gereksemelerin, tutkularn, ilgilerin vb. elindedir. Bireyler, ksmen daha genel olan ereklere, iyi ye ynelirler, ama bu iyinin snrlanm olmasn da isterler. rnein soylu vatan sevgisi, ama dnya ve dnyann genel ereiyle az bir ilikisi olan belli bir vatan sevgisi ya da aile sevgisi, arkada sevgisi genellikle doruluk, drstlk, ksa cas, btn erdemler buraya girer. Bu znelerde ve onlarn etki evrelerinde usun belirleniminin ancak bu erdemler bii minde gerekletiini grebiliriz. Ama bu zneleri, teki bi reylerle karlatrmamz gerekir; o zaman da u anlalr: bun-

FELSEF DNYA-TARH

81

lar insan soyunun topuna gre kk bir oran meydana geti ren tek tek bireylerdir. Bu yzden de etkilerinin alan greli olarak kktr. Ayrca burada tutkular, belli bir kar ve ilgi nin erekleri, bencilliin tatmini en gl etmenlerdir. Bunlarn gc, adaletin ve ahlakn koymak istedii snrlarn hi birine aldrmamalarnda ve tutkularndaki doal iddetin dzen, l , adalet ve ahlak gden yapma ve skc disiplinden ok daha fazla insana yakn olmalarndandr. Tutkularn bu oyununu seyrettiimizde, iddetlerinin rn lerini ve yalnzca tutkularn deil, ama ayn zamanda ve hatta zellikle iyi niyetlerin, doru ereklerin evresinde toplanan mantkszln dourduu sonular, tarih iinde gznnde bulundurduumuzda, ktle, ktye, insan zeksnn kur mu olduu en ileri krallklarn yklna, bireylerin anlatlmaz perianlk ve aclarna en derin acmayla baktmzda, iimiz bu geicilik karsnda zntyle dolar; bu ykl yalnzca do ann yapt olmayp tersine insan istencinin rn olduun dan, bu tutku oyununun seyri daha da ok ahlaksal znt verir ve eer varsa, iimizdeki iyi tin bakaldrr Retorik abartmaya kamadan, bireysel erdemler ya da masumluun olduu gibi halk ve devlet hizmetlerinin en parlak doruklar nn uram olduu ykmlar doru bants iinde grerek, en tyler rpertici tabloya varabilir ve bylece hi bir avuntu, yattrma kabul etmeyen, zntlerin en byn, en tedir gin edicisini duyabiliriz. Bu zntye kar cephe almak, on dan kp syrlmak iin de yle dnrz: olan olmu, alnyazs byleymi, deitirebilecek hi birey yok. Sonra bu zc dncenin yaratabilecei skntdan tekrar yaam duy gusuna (Lebensgefhl) ve gemi iin zlmeyi deil, ama etkinliimizi buyuran erek ve ilgilerimizin dinginliine, gide rek sakin kyda durup, gven iinde, uzaktaki karmakark yknt ynn hazla seyreden bencilliimize dneriz. Fakat tarihe, halklarn mutluluu, devletlerin bilgelii ve bireylerin

82

TARHTE AKIL

erdemleri kurban edilen bir mezbaha gzyle baktmzda bile, bu dev gibi kurbanlarn kime, hangi soneree kurban edildikleri sorusu zihnimizi kurcalar. Burada incelememizin genel balangcn oluturan soruna gemi oluyoruz. Yine buradan kalkarak, bizde melankolik duygular uyandran o tyler rpertici olaylar tablosunu, dnya-tarihinin tzsel belir lenimini. onun mutlak sonereini ya da bununla zde olan sonucunu gerekletiren aralarn alan olarak belirlemitik. Batan beri, tikel olandan genele kan dngeme yolundan kandk. Ayrca o grleri ve bunlarn yaratt duygulan ap, o incelemelerde verilen ngr bulmacalarn gereklik alannda zmlemek, bu duygulu dngemenin ii deildir; o, tersine bu olumsuz sonucun bo ve verimsiz yceliklerin den melankolik bir haz duymakla yetinir. Bylece balang noktamza geri dnyoruz, bununla ilgili olarak ileri srecei miz eler, tarihin gznne serdii o korkun tablonun akla getirebilecei sorularn yantlanmasnda nemli olan belirle nimleri de tayacaktr. Bu konuda ilk sylenmesi gereken, ilke, son erek, yazg ya da tinin tin olarak asl, doas, kavram diye adlandrd mz eyin sadece genel, soyut bir ey olduudur. lke, temel ilke, yasa, genel, isel bireydir ve byle olduu iin de ne kadar kendinde doru olursa olsun, tamamen gerek deil dir. Erek, temel ilkeler, vb. dncelerimizde, her eyden n ce niyetlerimizde ya da kitaplardadr, ama henz gereklikte deildir. Onun asl bir olanak, bir gizilgtr (Potentialitat), ama bu, kendi iinden kp varla gememitir. Gereklik kazanabilmesi iin ikinci bir e eklenmelidir: bu da etkinlik tir, gereklemedir, ilkesi de istentir, genel olarak insanlarn dnyadaki etkinliidir. Ancak bu etkinlik sayesinde, o kav ramlar, o soyut belirlenimler gereklik kazanr. Yasalar, ilkeler kendiliklerinden yaayp geerlikte kalmaz lar. Onlar devinime geiren, onlara varlk veren ey, insano

FELSEF DNYA-TARH

83

lunun gereksinim gds, eilimi ve tutkusudur. Benim bireyi devindirmem, ona varlk kazandrmam beni ilgilendirmelidir. Onun iinde, orada, onunla olmalym. Yaplmasyla tat min olmalym. O, benim ilgim olmaldr. "lgi", bireyin iin de, orada, onunla olmak demektir. Benim kendisi iin etkin olmam gereken bir erek, herhangi bir biimde benim de ere im olmaldr. Bu arada erein beni ilgilendirmeyen bir siti baka yanlar, sonular olsa bile ben kendi ereimi tatmin etmeliyim. znenin kendisini etkinlikte, almada tatmin ol mu duymas, onun sonsuz hakkdr ve zgrln ikinci esidir. nsanlar, bir eyle ilgilenmeleri gerektiinde, o ey zerinde bir etkinlik gsterebilmelidirler. Bu demektir ki, bir ilgide kendilerine ait olan elde etmek, o ilgiye kendilerini katmak ve o ite kendilerine gvenlerini kazanmak isterler. Burada yanl anlamaktan kanmaldr. Birinin bir nesneyle ilgilendiini sylerken onu sular ve ona hakl olarak kzarz, ama burada 'ilgilenmek' sz kendi karn gzetmek anla mnda kullanlmaktadr bu demektir ki, o kii, her ey bir yana yalnz kendi karn, kendi iini dnyor, kendisine bu frsat veren genel eree aldrmakszn, hatta ksmen de onun aleyhine, onu kstekleyerek, ona zarar vererek ve onu gzden kararak. Ama birey iin etkin olan biri onunla yal nzca genel anlamda ilgili deildir. Ama ilgi duyarak orada, onun yannda olarak ilgilidir (interessiert dabei). Alman dili bu ayrm ok iyi belirtmektedir. Etkin olan bireylerin tatmini olmakszn hi birey meydana getirilemez. Her ne kadar ba kalaryla ortak, bakalaryla ierik bakmndan deilse bile z de olan gereksinimleri, gd ve ilgileri varsa da, bireyler ti keldir. Bu demektir ki, kendilerine zg belirli gereksinimleri nin ve istenlerinin dourduu ilgiler deil, ayn zamanda kendi grlerinin, inanlarnn ya da en azndan kendi san ve dncelerinin ilgileri de vardr-tabii saduyunun, anln, usun gereksinimleri uyanmlarsa. Bu durumda bireyler bir

84

TARHTE AKIL

nesne iin etkin olmalar gerektiinde, o nesnenin kendilerine uygun olmasn, o nesnenin iyi, doru ya da yararl, karl ol duuna inanp bylece onun yannda yer almay, ona katl may isterler. Bu durum, insanlarn bakalarna gvenmeleri ve otoriteye boyun emeleri nedeniyle bireye yaklamak ye rine, bir ie anlklar, bamsz inan ve kanlarndan tr et kinliklerini adamak istedikleri bizim zamanmzn nemli bir esidir. Dnya-tarihinde bizi ilgilendiren ide'dir: ide kendini nasl insan istenci, insan zgrl yoluyla dlatryor, ite bu noktayla ilgileniyoruz. Bu dlatrmann sonucu olarak na sl olup da isten, zgrln soyut taban haline geliyor, bu istencin rn ise bir halkn tm trel varoluu oluyor, bunu soruyoruz. Bu biimde ele alman ide'nin ilk ilkesi, dediimiz gibi, soyut ide'nin kendisidir, teki ilke ise insan tutkusudur: ikisi birlikte dnya-tarihi dediimiz halnn atk ve ipliini meydana getirirler. Kendi bana ide gerekliktir, tutkular ise ona uzanmak iin kol. Bunlar u noktalardr; bunlar balayp bir araya getiren merkez, zgrlktr. Nesnel olarak ele aln dklarnda, ide ve tikellik zorunlulukla zgrln byk kar tl iinde yerlerini alrlar. nsann yazgya kar savamdr bu. Ancak biz burada zorunluluu kaderin dsall anlamn da deil, tanrsal idenin zorunluluu olarak alyoruz. Sorulma s gereken, bu yksek idenin insan zgrlyle nasl birlee bileceidir. stediini soyut, saltk, kendinde ve kendisi iin ortaya koyabiliyorsa, tek kiinin istenci zgrdr. O zaman genel ve usa uygun olan ey tarihte nasl belirlenebilecek? Bu eliki her bir ayrnt ayr ayr ele alnarak aklanamaz. Akla aadaki nokta geliyor. Alev havay yiyip bitirir: odundan beslenerek, hava aala rn bymesi iin tek kouldur. Odun havann ate tarafndan yenilip bitirilmesine yol aarken, kendi kendine kar, kendi kaynana kar savar. Yine de havada oksijen kalr, aalar

FELSEF DNYA-TARJH

85

da yeillenip durur. Bunun gibi, birisi bir ev yapmak isterse, bu onun kararna baldr, ancak doal elerin hepsi ona bu ite yardmc olmaldr. Yine de ev insanlar doal elere kar korumak iin yaplr. eler burada kendi kendilerine kar kullanlr: ancak bununla genel doa-yasas bozulmu olmaz. Ev yapmak ilkin ierdeki bir erek ve amatr. Bu ama cn aralar tek tek elerdir, malzemesi demir, tahta, talar. eler bunlar ilemeye yarar: ate demiri eritmeye, hava, ate i krklemeye, su arklar dndrp tahtay kesmeye vb. So nu, evi yapmaya yarayan havann ev tarafndan engellenme sidir, yamur suyunun da, atee kar direnliyse, atein de. Talar ve direkler yerekimine boyun eerler, aaya doru ekilirler, onlar sayesindedir ki yksek duvarlar klr. Byle ce eler kendi doalarna uygun kullanlrsa onlar dizginle yen bir rn meydana getirirler. Tutkular da benzer bir bi imde tatmine kavuur, kendilerini ve amalarn doal belir lenimleri dorultusunda yerine getirerek insan toplumu de nen yapy ortaya karrlar: bu yapda hakl dzene kar id det kullanm onlarn baskya alnmasyla ortadan kalkmtr. Gnlk yaamda bize gvence veren eyin hakllmz oldu unu biliyoruz: bu hak kendiliinden ortaya kar. nsanlarn tek tek kar ve amalarnn sk sk karsnda yer alan tzsel bir davran tarzn gsterir. Tek balarna brakldklarnda in sanlar genel hak karsnda kendi tikel amalarnn savamn sonuna kadar verirler: Davranlar zgrdr. Ama bununla genel taban, tzsel ey, yani hak parlakln yitirmi olmaz. Dnya dzeninde de byledir: burada tutkular ve ussallk baka baka yap talardr. Tutkular insan eyleme arr. Her zaman trellie kar kmazlar, tersine geneli gerekleti rirler. Ahlak asndan bakldkta tutkular besbelli kiisel karlar kollar. Bir bakma kt ve bencildirler. Ancak edimde bulunan, daima bireydir: eylem halinde varm, yneldiim ey kendi amacmdr. lgi ve kar istedii kadar bireysel olsun,

86

TARHTE AKIL

bu onun genele kar olduu anlamna gelmez. Genelin tikel zerinden gereklik alanna girmesi gerekir. Tutkuya, hakl olmayan, az ya da ok kt birey gzyle baklr: insann tutkular olmamal. Tutku burada anlatmak is tediim eyi tam anlatan bir szck deil. Sylemek istediim kiinin tikel ilgilerle, zel ereklerle ya da diyelim ki, bencil amalarla eylemde bulunmasdr. Bylece bu ereklere doru tm istek ve karakterinin enerjisiyle yrmesi, baka her trl erei, daha dorusu baka hereyi bir yana atmas sz konusu burada. Bu tikel ierik insan istenciyle yle ayrlmaz bir btn oluturuyor ki, onun tm belirlenimi haline geliyor: o bylece olduu ey oluyor. nk birey gerekte varolan bireydir, belirlidir, genel anlamda insan deildir, byle birey yoktur da ondan. Karakter de istencin ve zeknn bu belirlenimini anlatr. Ancak bir ayrmla: karakter kendinde btn zellikleri toplar, zel yaamdaki davran tarzlarn vb. gsterir, ama bu belirlenimleri etkin ve eylemli olarak yakalamaz. Tutku szc n karakterin tikel belirlenimi anlamnda kullanyorum, bu nun iin istenle ilgili bu belirlenimlerin yalnzca zel bir ie rik tamadna, tersine genel anlamyla eylemleri gttkleri ve etkilediklerine dayanyorum. Zayf karakterlere fare dour tan gsz, ite kalm ama ve niyetlerden sz etmiyorum burada. Bylece etkinlik gsteren kiilerin ilgisi olmadan hibir eyin ortaya kmadn sylemi oluyoruz. nsann kendin deki tm bireylik, sahip olduu ve olabilecei btn baka il giler ve erekleri bir yana atarak damarlarndaki btn istekle kendini bir konuya adad, bu erekte btn gerekseme ve glerini younlatrd zamanki ilgisine "tutku" adn vere cek olursak, o zaman dnyada hi bir yce eyin, tutku ol makszn meydana getirilmemi olduunu sylememiz gere kir. Tutku, ieriin ya da erein henz belirlenmemi olduu isteme enerjisinin ve etkinliin znel, formel yndr. Kiisel

FELSEF DNYA-TARH

87

inan, gr ve vicdan konusunda da bu byledir. yleyse, tutkunun neyi erek edindii kadar, inancmn ierii, bu ie riklerden birinin mi yoksa tekinin mi daha doru bir doada olduu da nemlidir. Ama tersine, bu byleyse, o zaman bu erein, varlk alanna girmesi ve btn bu gereksinim, gd, tutku, kiisel gr, dnce, inan kavramlarn kendinde toplayan znel isten esi olarak gereklik kazanmas gere kir. ' Bu arada devlet kurumuna yle bir bakacak olursak, ge nel anlamda bir erein tarihsel gerekliinin znel esi ze rine olan bu aklamadan u sonu kar: kendi genel erekle riyle vatandalarnn kiisel ilgilerinin birlemi olduu, birinin tatmin ve gereklemesini tekinde bulduu bir devlet, bu bakmdan, iyi dzenlenmi iten gl bir devlettir. Bu, ok nemli bir noktadr. Ama bir devlette bu birleme salanana kadar, anlan uzun abalarn gerektiren birok tlenmeye, eree uygun dzenlemelere gerekseme vardr, ayrca tutkular la arpp bunlar g ve skc bir disipline sokmak gerekir. Byle bir birlemenin saland an, devlet, tarihindeki en parlak, erdemli, gl ve mutlu dnemi yaar. Oysa dnya-tarihi, insanlarn yaam ve mlklerini gvenlik altna almak gibi bilinli bir eree ynelen birarada yaama gdsnn grl d topluluklarda olduu gibi herhangi bir bilinli erekle balamaz. nsan topluluklarnda byle bir birarada yaama gerekleince, bilinli erek hemen daha fazlasna ynelir: r nein Atina, Roma vb. ehirlerini ele geirmek gibi. Ayrca, bundan doan her kt durum ya da gereksinimle, dev da ha da yakndan belirlenir. Dnya-tarihi, tinin kavramn mem nun etme genel ereiyle kendinde (an sich) olarak, yani doa olarak balar. Tin kavram ite, en iten olan bilinsiz gddr ve daha nce genel izgileriyle belirtildii zere, dnya-tarihinin btn ii gc onu bilince karmaktr. Byle ce doa z, doa istenci biiminde ortaya kan, znel yn

88

TARHTE AKIL

dediimiz eydir; kiisel dnce ve znel tasarm gibi gerek sinim. gd, tutku, kiisel ilgi kendileri iin varolurlar. stek lerden. ilgilerden ve etkinliklerden oluan bu muazzam ktle, dnya-tininin, kendi ereine erimek, onu bilin dzeyine karmak ve gerekletirmek iin kulland aletler ve aralar dr; dnya-tininin erei ise kendini bulmak, kendine gelmek ve kendini bir gerek olarak seyretmektir. Yine de bireylerin ve halklarn kendi ereklerini arama ve gerekletirmede gze arpan canllklarnn, ayn zamanda zerine bir ey bilmedik leri, farknda olmadan gerekletirdikleri daha yksek, daha kapsayc bir erein ara ve aletleri olmalarndan ileri geldii sav tartlabilirdi, nitekim tartld da. Hemen de eitli bi imlerde yadsnp "d rn, felsefe!" haykrlaryla geri evrildi, kmsendi. Oysa ben batan beri usun dnyay ynettiini ve bununla kalmayp dnya-tarihini de ynetmi olduunu ve ynettiini akladm, bu varsaymmz ya da inancmz dile getirdim; bunun da yalnzca bir sonu olmas gerektii sylenmitir, burada daha fazla bir iddia da yoktur. Kendinde ve kendisi iin olan genel ve tzsel ze btn br varlklar baldrlar, ona hizmet ederler, onun aralardrlar. Us tarihsel varla (Dasein) ikindir, kendisini bunun iinde ve bunun araclyla gerekletirir. Genel-olan, kendinde ve kendisi iin olan ile tikelin, znel-olann birlemesinin kendi bana bir doru olduu speklatif bir dncedir ve bu ge nel biimiyle Mantkta ele alnr. Ama dnya-tarihinin hl ilerleme durumunda olduu dnlen gidiinde znel yn temsil eden bilin, tarihin salt son ereinin, tin kavramnn ne olduunu henz bilecek durumda deildir. Ayrca, bu nokta zaten gereksinim ve ilgisinin konusu deildir: bilince konu olmadanda genel-olan, tek tek ereklerdedir, bunlarn aracly la gereklemektedir. Bu balantnn speklatif yn Mantk'a girdiinden, burada bu ynde bir kavramlatrmaya girime yeceim, ancak rneklerle daha iyi aklamay deneyebilirim.

FELSEF DNYA-TARH

89

Dnya-tarihinde insanlarn kendilerine erek edindikleri ve eritikleri, dolaysz olarak bilip istedikleri eylerin yanban da, davranlarnn rn olarak, baka bir eyin daha orta ya kmas da bu balama girer. lgilerini gerekletirirler, bununla da ilerinde olan, ama bilinli olmadklar, amala madklar baka birey daha meydana gelmi olur. rnekseme yoluyla, belki de hakl bir alma duygusuyla yani urad haksz bir zarardan dolay bakasnn evini atee veren bir adamn davrann ele alalm. Kendiliinden, do laysz olarak kendisi iin ele alnan bu eylemle bu eylemin kapsamad daha geni d koullar arasnda hemen bir ba lam kurulur. rnein kk bir alevi bir kiriin bir kesine tutmak byle bir eylemdir. Bununla henz yaplmam olan ey, bu eylemle kendiliinden gelir. Kiriin atee verilmi par as br paralarna, kiriin kendi evin atsna, bu da br evlere bitiiktir. Bylece alnacak kimseden baka bir ok kiilerin de mlkn yok eden, hatta canlarna malolan byk bir yangn kar. Bu ise yangn balatann ne dolay sz eyleminde, ne de amacnda vardr. Ayrca eylemin bun dan da daha geni bir anlam vardr. Eyleyene gre eyle min erei, mlknn yok edilmesiyle o kimseden al makt. Ama bu bir sutur, su da cezasn iine alr. Eylemi nin bir su olarak ceza grmesi, belki de eyleyenin ne bi linli olarak bildii, ne de istedii bir eydi. Yine de bu onun kendi eylemidir ve eylem araclyla gerekleen gene tzsel olan bireydir. Bu rnek bir eylemde, eylemi yapann isten ve bilinci ile ilgisi olmayan baka bir eyin daha bu lunabileceini saptam oluyor. Bu rnek, ayrca, eylem t znn, bununla da genel anlamyla eylemin, kendisini ger ekletirmi olana kar ktn da gsterir. Eylem, eyleye ni ykan bir kar vuru olur, bir su olduu iin de, kendi sini tketip yasann geerliini yeniden salar. rnein bu yn zerinde durmamz gerekmez. Bu yn zel duruma

90

TARHTE AKIL

aittir. Ayrca, yalnzca bir rnek vermek istediimi de syle mitim. Yine de, daha sonra yeri gelecek olsa da. genel ile tikel olann birlemesini, kendi iin zorunlu bir belirlenim ile rast lantsal grnen bir erein birlemesini, bizi asl ilgilendiren biimi de gsteren bir rnek daha vermek istiyorum. Sezar, stn mevkiini deilse bile devletin banda bulunanlarla olan eitliini yitirmek ve kendisine bir yandan dmanlk besler ken, br yandan devletin resmi anayasasn ve yasalarn g rnteki gcn kiisel ereklerinden yana eviren kiilere boyun emek tehlikesindeyken, kendisini, mevkiini, onur ve gvenliini korumak iin onlarla savat; Roma eyaletlerinin ynetimi bu kimselerin elinde olduu iin de, Sezar'n utkusu ayn zamanda btn Roma mparatorluu'nun fethi ile sonu land. Bylece, devlet anayasasn olduu gibi brakt, ama devletin tek egemeni oldu. Roma'nn tek hkmdar olmasn, ilkin olumsuz olan bu ereinin gereklemesini salayan ey, ayn zamanda Roma ve dnya-tarihinin kendiliinden zorunlu yazgsyd. yle ki, Sezar'n abas, yalnzca kiisel kazanla sonulanmad, tersine bu aba, kendinde ve kendi iin zama n gelmi olan gerekletiren bir gdyd. Tarihteki byk insanlar byledir: dnya-tininin istencini oluturan tz, onlarn kiisel ereklerindedir. Bu ierik onlarn asl gcdr, yine de insanlarn genel ve bilinsiz gdsnde yaanr. nsanlar byle bir erei gerekletirmeyi ilgi duyarak zerine alm olan kiiye iten gelen bir gdyle itilirler, kar koymak elle rinden gelmez. Halklar daha ok o kiinin bayra evresinde toplanrlar. Byk insan, onlara ilerindeki gdy gsterir ve onu gerekletirir. Bir halk o halk yapan ey, yani o halkta ayrdedilen eler ona genel grnn kazandrr, buna bir de baka bir ilke olarak bireysellik eklenir, bu iki ilke birlikte idenin gerekliini meydana getirirler. Halkn, devletin z bu iki

FELSEF DNYA-TARH

91

yann ayrlma ve birlemesi tarzndan oluur. Bu tarz bize ide nin iinde yaad canl sreci verir. Bu da ilkin ierdeki bireydir. etkisizdir', gerek olmayan, dnlm, tasarlanm, halkn iinde kalan, davurulmam bireydir. Buradaki gene lin, gereklik kazanmak iin, kendisi aracyla davurulaca, eyleme dnecei ey, bireyin edimidir: bu edim ierdekini gereklik alanna getirir ve yanl olarak gereklikle bir tutu lan salt dardakini ideye uygun klar. Salt dardaki denilince bundan henz tinsellik kazanma d ve eitimden gememi olduu lde, bireysellii de anlamak gerekir: birey, kendi totalitesine gre ne kadar gl olarak tzsellie katlyor, ideyi de iine alyorsa, o kadar asl na yaklayor demektir. Genelle znelliin ilikisinden doan sonu ierdekinin halkn bilincinde yer almas, halkn da do ruyu ncesiz sonrasz kendinde, ve kendisi iin varlk diye, z diye bilmesidir. Kendinde-ve-kendi-iin-varolmann anlamnn renilecei canl bilin eitimi uygun biiminde, genelliin biiminde gereklemez. sten ierdeki bireyse, henz uyukluyorsa, yalnzca doal haldedir, henz ussal-olan bul mamtr. Hak ve onun dncesi henz gelimemitir. lkin bireylerin kendi ereklerini bilmesiyle asl anlamnda trellik balar. Devinmeyenin, Aristoteles'in dedii gibi, kendisi de vinmeden bireyleri devindirenin bilinmesi gerekir. Byle ken disi devinmeden devindirenin varolmas, znenin kendi zgr ayrmn gelitirmesi anlamna gelir. yleyse ncesiz sonrasz olarak devinmeyen ey bilinmeli, bireyler, zneler de zgr, kendi balarna buyruk olmaldrlar. Nasl dnya-tarihinde halklar zgrlk kazanrken grdysek, burada da halklarn iindeki bireyleri ayn yolda gryoruz. denin kendi iindeki belirlenimi kendini bilmedir, etkin liktir. Bylece ide, dnyann yaratlmasndan da nce gelen ncesiz-sonrasz tanrsal yaamn i mant ile zdetir. Bu aamada ide henz dolaysz varlk biiminden yoksundur: il

92

TARHTE AKIL

kin geneldir, ierdedir, tasarm halindedir. Bundan sonraki kanlmaz aama, idenin, kendinde ilkin kavranlr olarak bu lunan kartla hakkn tanmas, yani ayrm ortaya koymas dr, Bu da zgr genelliine gre, kendi kendisinde kald biimiyle ele alman ideyle, soyut kendi iindeki dngeme (Reflexion in sich) olan idenin ayrmdr. Bir yanda genel ide ortaya karsa, ayn genel ide bu teki yani biimsel kendiiin-olma, biimsel zgrlk, kendisinin-bilincinin soyut birli i, kendi iindeki sonsuz dngeme, sonsuz olumsuzlama olarak belirler: bu da idenin her trl doluunun (Erfllung) karsnda yer alan, kartln en u noktasn oluturarak ide nin tm doluluuna kar kan "beri'dir. Genel ide bylece bir yandan tzsel doluluktur, br yandan da babo rastlan tnn soyutluu. Tanr ve ne varsa hepsi birbirinin dna k mtr, hepsi bir bakas olarak ortaya konmutur. Bilen bene gelince, o da kendisi iin bakas olacak biimde ortaya kon mutur. Bu nokta daha gelitirilirse, buraya zgr tinlerin, dnyann vb. yaratlmas girer. Bakas, atomdur, ayn zaman da okluu dile getiren atom ise en bata sonluluktur. Baka sn kendisi iin darda brakmasyla belirlenir, bunun sonucu olarak snr kendindedir, bylelikle de sonluluun ta kendisi olur. Bu kendi iindeki dngeme, tikel kendinin-bilinci, ide olarak ne varsa onun karsnda yer alarak saltk sonluluk ha line gelir. Beri yanda sonlu-olan ey, zgrln bu u noktas, bu biimsel bilme tanrsal grkemle yani idenin grkemiyle iliki iindedir. Tanrsal grkem burada olmas gerekene hakkn veren ide demektir, bylece sonlu-olan, bilmenin tinsel esi nin, giderek her ne kadar biimsel olsa da onun realitesinin saltk yannn eninde sonunda gelip dayand taban olutu rur. Bu kartln getirdii saltk balam kavramak metafizi in yce devidir. "Ben" iin bakas, tanrsallk, giderek din demektir, ayrca bakas olarak genellikle dnya, sonluluun

FELSEF DNYA-TARH

93

evrensel kapsam anlalyor. Bu erevede "ben" de kendi sonluluuyla belirlenmitir: kendini bu yanda sonlu olarak kavrar, sonlu ereklerin, grnlerin bak noktasn temsil eder. Kendi iindeki dngeme, bu zgrlk yalnz soyut olarak alndkta saltk idenin etkinliinin biimsel esidir. Bu tarzdaki kendini bilme hereyden nce kendini istemektir, hem de herey onda bu istei uyandrmaktadr: o her trl nesne karsnda kendini bilen znellik olmak zorundadr. Kendi konusundaki kesinlii budur: eer znelliin bundan da baka bir ierii olmuyorsa, bunu usun igdsne bor ludur tpk dindarln da zneyi kurtarmaktan baka bir amac olmad gibi. Bylece "ben" kendini ilkin bilen zne olarak istememektedir, tersine tm dolayszlyla sonlu varlk olarak istemektedir: bu onun grn alandr. zel olarak neyse onu istemektedir. Buras tutkularn kesitii, bireyin kendi tikelliini gerekletirdii alandr. Bylece "ben" kendi sonlu varln gerekletirirse, ikiye blnr. Atomla bakas bylece uzlarsa, bireyler mutluluk denilen eye eriirler. nk mutlu kii, kendiyle uyum iinde olan kiidir. Tarihe de mutluluk asndan baklabilir, ama tarih mutluluun teme li olamaz. Tarihin mutlu sayfalar bo sayfalardr. Elbette dn ya-tarihinde tatmin olma sz konusudur, ama bu mutlulukla bir deildir, nk burada tatmin tikel ilgileri aan ereklerin gereklemesi karsnda duyulur. Dnya-tarihi iin anlaml olan ereklere soyut istemeyle, enerjiyle varlmaldr. Bu erek lerin ardna den dnya-tarihi bireyleri geri tatmine kavu mu olurlar, ama mutlu olmay akllarndan geirmemilerdir. Bu soyut etkinlik esini, tinin gnlnde yatan genel idey le dardaki arasnda ba, yani medius terminus olarak, yani ideyi ierden darya yerletiren ey olarak grmek gerekir. Darya karldnda, genellik ayn zamanda tikelleir. er de kalma lm gibi birey olacakt, nk soyutluktan kurtu lamayacakt. Genellik etkinlik kazannca varolan bireye d-

94

TARHTE AKIL

nr. Ters bir yoldan etkinlik de ii-bo nesnellii kendinde ve kendisi iin olan zn grn dzeyine karr. imdiye dein idenin yol ayrmn tek yanl olarak, yani ideyle ato mun. ama dnen atomun birbirinden ayrlmas olarak gznnde bulundurduk. Bu atom bir bakas iin vardr, bakas da onun iin: bu nedenle etkinlik olarak kendi iindeki son suz gerilim biiminde dnlmesi gerekir. Bu tanm en onun bir yann, bir ucunu meydana getirir, ama br yanyla ayn zamanda dolaysz eydir, yle ki hereyin, maddeye, ge nele dntrlmesi ve yine hereyin maddeden, genelden tinsele, tikele dntrlmesi, saltk istencin bilinip gerek k lnmas onun bu dolayszlna karlk olur. Bu sonsuz birlik, yani ikiliin giderilmesi gds, ayrlan teki yoldur. Sonluluun bak-as diye birey olacaksa, bu, kendi belirlenimleri ni gerekletirdiinde, genele varolu kazandran bireysel et kinlikte ortaya kar. Bireyler kendi gerek, sonlu isteklerinin ardnda gittikleri, kendi zelliklerinin tadna varmaya altk lar lde, burada bir yandan genel anlamnda etkinlik szkonusudur. Beri yandan ise, ayn zamanda, genel erekler, ya ni iyi, hak, devi dncesi kendilerini belli eder. Bu olmaz sa, her ey keyfe kalm, rastgele, bir hale gelir, ama biz bunu geride- braktk. Tikelin genelletirilmesi, znenin trellikle eitimini salayan eydir: tam da bununla trellik gereklik kazanr. Tikelliklerdeki bu genel-olan, zel iyilik adna ne varsa odur, yani trel olarak varolan ey. Bunun retimi, l gn bir srp gitme deildir, her ne kadar retim burada ko runmaya almay ieriyorsa da, bu korunma daima meydana getirme demektir. Bu korunum, bu tre, bu geerli hak. genel soyut anlamdaki iyilik deildir, belirli bireydir. dev duygu su, herhangi bir toprak parasn deil, ite u anavatan sa vunmay buyurur. Bireylerin trel etkinlii iin model burada dr; her bireyce bilinen devler ve yasalar, bunlarn her birinin nesnel konumu buradadr. nk iyilik akna iyilik diye bo

FELSEF DNYA-TARH

95

bir lafa canl gereklikte yer yoktur. Kii eylemde bulunacak sa. yalnzca iyilii amalamamal. fakat hangi eyin iyi oklu unu bilmelidir. zel yaamn allm durumlar iin hangi eyin iyi ya da kt, hakl ya da haksz olduu bir devletin yasa ve trelerinde belirtilmitir. Bunu renmek g deil dir. yleyse bireylerin deeri, halkn tinine uygun olmalarn da, onu temsil etmelerinde, toplu yaamdaki ilerin "stand" iinde yer almalarnda ortaya kar. Bu standlara blnmenin kast tarznda olmamas, kiinin kararna bal olmas devlet iindeki zgrln kouludur. Bu durumda bireyin ahlak ait olduu standn devlerini yerine getirmesindedir: bunlar da bilmek kolaydr, nk stand onlar belirler. Bu ilikilerin tzsel yan us olarak bilinir: dev denildiinde sylenmek is tenen de budur. devin ne olduunu incelemek gereksiz bir kl krk yarma olurdu: ahlaksal konular g birey olarak grme eiliminin altnda devleri savsaklama zlemi yatar. Herkesin bir stand vardr, herkes hakl drst davrann han gisi olduunu bilir. Allm zel ilikilerde hakly ve iyiyi ayrdetmenin g olduu syleniyorsa, bu konuda glk karp titizlenmenin sekin bir ahlak olduu syleniyorsa, bu nu, daha ok bilinmesi hi de zor olmayan devlerden ka maya alan kt niyet rnei olarak anlamak gerekir. Ya da hi deilse parman kolay kolay kprdatmayan, bunun d nda kendi kendisiyle yetinip, ahlaktan haz alan dnce ay lakl vardr arkasnda. Ahlakn belirledii bir ilikinin doa snda tzsellik, dev duygusu vardr. ocuklarn anababalarna kar ilikisinin doasnda da bu ilikiye uygun davranma devi yatar. Ya da tzel ilikiyi alalm: birisine para borcum varsa tze asndan paray geri vermem gerekir. Burada bir zorluk yok. devin temelini vatanda olarak yaama olutu rur: bireylere meslekleri gsterilmitir, bunun gibi devleri gsterilmitir: ahlak da bunlara uygun davranmaktadr.

96

TARHTE AKIL

Her iki ucun birlemesi, yani genel idenin dolaysz ger eklie dnmesi ve tikelliin genel doruya ykselmesi, il kin bu yanlarn birbirine kar kaytszlk iinde ayr kalmalar varsaymna gre olur. Eylemde bulunanlar etkinliklerinde ti kel amalar, zel ilgiler ardndadr, ama ayn zaman bilirler ve dnrler. Bu nedenle ereklerinin ieriine hak, iyi dev vb. ilgili genel, zl belirlenimler sinmitir. nk salt istee, ya ban ve ham isteyie dnya-tarihi tiyatrosunda yer yoktur. Erek ve eylemler iin ayn zamanda ynergeler ieren bu genel belirlenimler, belirli bir ierik tarlar. Her birey bulunduu geliim basamana gre kendi halknn ocuudur. Kimse halknn tinine basp geemez, yeryzne basp geemeye cei gibi. Yer arlk merkezidir: bir cismin kendi merkezin den ayrld tasarlanrsa, bu ancak havada toz olup gitmesi biiminde olur. Ayn ey birey iinde sylenebilir. Ama onun tze uygunluu kendindendir: halkn kollad istenci bilin na getirmeli, konuturmaldr. Birey kendi ieriini kendisi yaratmaz, yalnzca kendindeki tzsel ierii kullanr. Herkesin trelliin btnn koruyacak biimde yararland bu genelin karsnda, byk tarihte sz sahibi olan, ama t rel sorunlar da birlikte getirmekten uzak olmayan ikinci bir genel yer alr. Daha nce idenin ilerleyiinden sz ederken bu ikinci genelin nerede ortaya ktna deinilmitir. Bu tr l genellik, trel topluluk iinde yer alamaz, nk orada kendi belirli genelinin karsnda tikel varlk ahlakszlk, yalan dolan vb. olarak kendini gsterir, ancak bu ezilmeye mah kmdur. Buna karlk trel bir topluluk snrlanm oldu u lde, kendi stnde yer alan daha yksekteki bir ge nele sahiptir: bu genel onu kracaktr. Bir oluumdan teki ne gei de aslnda daha nce yer alan genelin onu zel bireye dntren dnme yoluyla kaldrlmasdr. Sonra gelen daha yksekteki genel, nceki trn yakn cinsi ola rak, daha geerlik kazanmamtr, ierde vardr: bu da varolan

FELSEF DNYA-TARH

97

gereklii sallantl bir duruma getirir, onda atlaklara yol aar. Tarihin gidiinde bir halkn, devletin korunumu, yaama dzeninin korunumu nemli bir edir. Bireyler kendi etkin likleriyle ortak yapya katlrlar, zel katklaryla onu meydana getirirler: trel yaam bylece korunur. teki e ise halk-tininin, byle varolup giderken artk mrn tamamlad iin ortadan kalkmas, bununla birlikte dnya-tarihinin, dnya-tininin yoluna devam etmesidir. Bireylerin trel topluluk iin deki konumunu, ahlaksal davrann, devini sz konusu et miyoruz, sz konusu olan yalnzca tinin, kendisinin daha yksek bir kavramna doru gelimesi, ilerlemesi, ykselmesi. Bu da kendi kavramyla iini bitirmi olan nceki gerekliin deerden dmesi, paralanp yklmasyla birlikte gider. Bu yklma bir yandan idenin ierden gelimesinin getirdii bir zorunluluktur, br yandan ise ayn gelime bireylerin kendi eylemleriyle meydana getirdikleri, yaptklar bireydir. Tam da bu noktada srmekte olan, kabule uram devler, yasalar ve haklarla bu dizgenin karsnda yer alan olanaklar arasnda byk atmalar kar: dizge yaralar alr, temelden sarslr ama ayn zamanda bu olanaklar iyi, sonuta duruma gre ya rarl, zl ve zorunlu saylabilecek bir ierik de kazanr. Bu olanaklar tarihin iinde yeralr: bir halkn ya da devletin varl n korumasna temel olan genelden daha baka trl bir ge neli birlikte getirirler. Bu genel, retken idenin esidir, kendi kendinin ardnda olan, kendi kendini hedef alan dorunun esi. te bu daha yksek geneli kavrayan, onu kendilerine ama yapan, tinin daha yksek kavramna karlk olan erei gerekletirenler, dnya tarihindeki byk adamlardr. Bu a dan bu bireylere kahramanlar denilmelidir. Kendi ereklerini, mesleklerini sessiz sakin, dzenli dizgede, olaylarn kutsanm gidiinde bulmazlar. Hakllklar kurulu dzenden deil, baka

98

TARHTE AKIL

bir kaynaktan ileri gelir. imdiki zamann henz ona alma yan bir kapsn alan gizli tindir bu: imdinin kabuu iinde baka bir ekirdek gibidir. Ancak yerleik dzenden sapan herey, amalar, erekler, grler, ideal denilen eyler ayn biimde varolanlardan da ayrlr. Maceraclar da byle idealle re sahiptir, varolanlara hi mi hi benzemeyen eyleri tasarla yp ardlarna derler. Ancak bu tasarmlarn, iyi nedenlerin, genel ilkelerin bilinenlerden ayr olmas onlar henz hakl klmaz. Yalnzca ierdeki tinin kendi saltk gcyle yneldii ierik asl anlamnda ereklerin konusu olur: dnya-tarihinin bireylen de kafalarna taktklar eyi deil, doru ve zorunlu bireyi istemi ve meydana getirmi, ilerine doan eyin, za man gelmi ve zorunlu birey olduunu bilen kiilerdir. Bu trl oluumlarn genel idenin e ve aamalar oldu u noktasna daha ayrm getirilebilir. Bu kavram felsefeye z gdr. Dnya-tarihindeki byk adamlarn bu kavrama sahip olmalar gerekmez, nk onlar uygulamann iindedirler. Yi ne de zaman geldii iin kendi yaptlarn bilmekte, ona y nelmektedirler. Yreklerinde yatan budur. Kendi dnyalarnn bu genel, zorunlu, en yksek basaman bilmek, bunu ken dilerine ama edinmek, enerjilerini oraya aktmakt ileri. Ger ekletirdikleri geneli, kendilerinden yarattlar, ama bulgula madlar, nk bu genel hep vardr, yalnzca onlar ortaya karmak onuruna erdiler. Genelin kendisinde bulduklar bu i kaynak yeni olduu iin onu yaratm gibi gzkyorlar, ay n nedenle, meydana getirdikleri yeni koullar, eylemler on larn meydana getirdikleri eyler, onlarn ilgi ve yaptlar gibi gzkyor. Hak onlarda, nk grleri derine gidiyor: dn yalar, zamanlar iin ne dorudur, kavram nedir, bundan sonraki genel nedir, biliyorlar. tekiler ise, dediimiz gibi, onlarn bayra altnda toplanyorlar, nk syledikleri zama na uyuyor. Kendi dnyalarnda en derin grl kiiler bun lar, yaplacak eyi en iyi onlar biliyor, yaptklar da hakl. te

FELSEF DNYA-TARH

99

kiler duygularyla onlara boyun emek zorundalar. Konuma lar, eylemleri, sylenebilecek, yaplabilecek eyin en iyisi. Tarihin byk bireyleri yalnz bu duruma gre anlalmal. Yalnzca kendilerini tzsel tinin organlar haline getirmi ol malardr onlarda hayranlk uyandran nokta. Bireyin kendi genel tzyle asl ilikisi budur. Bu tz hereyin kendisinden kt noktadr, tek erek, tek g, btn bu bireylerce tek is tenen, o bireylerde tatminini arayan, gerekleen ey. Tam da bundan tr bu bireyler dnyaya iddet getirirler, kendinde ve kendisi iin varolan tinin ereine uygun eree sahip kiiler olduklar iin, saltk olarak hakldrlar, ama pek kendilerine zg bir hakla. Dnyann ne olaca henz bilinmiyor, insann erei ona biim vermektir. Dnya-tarihindeki byk adamlarn hedefi budur, bu hedefe vardklarnda tatmin duyarlar. Hl ortalar da olan, hl parlakln gsteren ama aslnda yalnzca ger ekmi gibi gzken eyin gszln bilmektedirler. On larn iinde gelien tin, dnyaya geldiinde dnyay amaya kararldr, kendisiyle ilgili bilinci artk honutsuzluk iindedir, ama bu honutsuzlukla istedii eyi henz bulmu saylmaz istedii henz olumlu olarak var deildir bu yzden olumsuz yan oluturur. nsanlara isteklerinin ne olduunu il kin bildirenler, dnya-tarihindeki byk adamlardr. Zordur insann ne istediini bilmesi: gerekten de insan bireyi iste yebilir, ama yine de olumsuz bir bak as iindedir, honut suzdur, olumlu bir bilinci pekala olmayabilir. Oysa bu trl bireyler, istedikleri eyin olumlu olduunu biliyorlard. Bu bi reylerin ilkin kendileri tatmin bulurlar, bakalarn memnun etmek umurlarnda deildir. Eer bunu isteseydiler, balar dertteydi: nk bakalar kendilerinin deil, zamann ne iste diini bilmemektedirler. Beri yandan dnya-tarihi bireylerine kar kmaya kalkmak bounadr. Yaptlarn ortaya kar mak iin hibir engel tanmazlar. in dorusu da budur, ba-

100

TARHTE AKL

kalar istediklerinin bu olduunu kastetmemi olmasalar da uyarlar, hogrrler. iddeti dsal yabanc birey olarak, sa hip olduklarn dndkleri istein karsnda grseler de. iddet onlar aar. nk ilerleyen tin btn bireylerin en ierdeki ruhudur, en ierde olduu iin de bilinsizdir, onu byk adamlar bilinlendirir. Aslnda onlarn da istedikleri budur, iddet de kendi bilinli istemelerinin elikisinden ileri gelir. Bu nedenle bireyler bu ruh nderlerini izlerler, duyduklar iddet kendilerine kar kan kendi ilerindeki tinin dayanlmaz iddetidir. Bu dnya-tarihi bireylerinin yazgsna yeni bir bakla, onlarn, genel tinin ilerlemesindeki basamaklardan biri olan bir erein savunucusu olmak mutluluuna erdikleri sylenebi lir. Ancak kendi tzlerinden ayrdedilmi zneler olduklar l de, allm anlamda mutlu olmamlardr. Mutlu olmak da istememilerdir, btn istekleri ereklerine varmakt: buna da alp abalayarak vardlar. Kendi ereklerini, yani genel erei gerekletirerek tatmin bulacaklarn anlamlard. Ba kalarnn gr ne olursa olsun bu ereklerini srdrmek yi itliini gsterdiler. Seimleri, mutluluk deil, erekleri uruna alp abalama, savamadr. Ereklerine vardklarnda bunun keyfini srmemiler, mutlu olmamlardr. Eylemleridir onlar olduklar ey yapan: doa ve karakterlerinin kapsamn tutkularyla belirlemilerdir. Ereklerine vardlar myd, den iin bo kabuklara benzerler. Belki de ypratc olmutur onlar iin ereklerini gerekletirmek, gerekletirdikleri anda da skender ya da cinayet kurban Sezar gibi erken lmler ya da Napoleon gibi srlmlerdir. u sorulabilir: kendileri iin ne ka zanmlardr? Kazanlar kavramlardr, gerekletirdikleri erektir. Keyif sremediler, kazanlar bakayd. Tarihi yaratan insanlarn mutlu denilen kiilerden olmadklar, bu mutluluu ancak onlarnkinden ok baka d koullar altndaki bir zel yaamn verecei dncesi korkun bir avuntudur: avuntu

FELSEF DNYA-TARH

101

isteyen onu tarihte bulabilir. Ama bunu isteyecek olan, her trl bykl, yetkinlii kmsemeye kalkarak can s kan, bykle yalnzca o mutsuz olduu iin katlanabilen kskanlktr. Bylece bir denge bulmaya alr kskanlk. Son zamanlarda prenslerin tahtlarnda mutlu olmadklar bk knlk verinceye dek anlatld duruldu, bunu anlatanlarn ama c kskanlk duymadklarn, kendilerinin deil de o kiilerin tahta oturmasna aldrmadklarn gstermektir. Oysa zgr in san, kskan deildir, byk insanlar tanmaktan zevk ve k van duyar. Fakat byle byk insanlarn evresinde, onlarn tutkular n yanllk olarak gren bir kskanlk srs toplanr. Ger ekten de, onlar grne gre tutkulu saylabilirler, tutkuyla srklendikleri sylenerek de iin ahlak yan vurgulanabilir. Elbette tutku insanlaryd onlar, yani ereklerinin tutkusuyla doluydular, btn karakterlerini, keliklerini, mizalarn bu eree adadlar. Burada kendinde ve kendisi iin zorunlu olan ey, tutku biiminde ortaya kmaktadr. Byle byk insanlar yalnzca tutkularnn kafalarna taktklar eyin ardndaym gibi gzkyorlar, fakat istedikleri genel olandr, budur pathoslar. Tutku benliklerinin enerjisinden baka birey deildir, bu olmadan hibir ey meydana getiremezlerdi. Tutkunun ve idenin erei bylece bir ve ayndr: tutku, karakterin ve genelin saltk birliidir. Burada tinin znel kala rak ide ile zde olma tarz, hayvans birey gibidir. Deerli birey meydana getiren insan onu btn enerjisiy le meydana getirir: soukkanllkla unu ya da bunu seecek durumda deildir. unun ya da bunun ardnda komaz, asl byk erei ne ise, ona kendini vermitir. Tutku bu erein enerjisi, bu istein belirlenimidir. nsann kendi enerjisini by le bireye vermesi, bir eit gddr, neredeyse hayvans bireydir. Bu tutkuya, evk veya cokunluk da diyoruz. Ancak cokunluk deyimini ereklerin daha ideal, daha genel trden

102

TARHTE AKIL

olduu durumlar iin saklayalm. Politik insan bir cokun de ildir. cokun kiilerde bulunmayan aydnlk dnceye sahip olmaldr. Tutku, insann deerli birey yaratmasnn koulu dur: ahlak-d deildir. Bu cokunluun iinde doruya yer varsa, ayn zamanda kendini bilen bir cokunluk olur: kuram dr, bu doru ereklere nasl erilebilecei konusunda kubakna sahip olan. Baka dikkat edilecek bir nokta da, dnya-tarihi insanlar nn, genel tinin gereksedii byk eree varmakla yalnzca tatmin bulmakla kalmayp bakaca grnr kazanlar da elde ettikleridir. Ereklerine ayn zamanda kendi erekleri olarak var dlar: bunlar birbirinden ayrlmamaktadr, tatmin hem olgu asndan, hem de kahramann kendi asndandr. Bu kendi leri iin olan yan varlan olgudan ayrlabilir ve byk insanla ra kendi ereklerini izledikleri gsterilebilir, hatta yalnzca kendi ereklerini izledikleri iddia edilebilir. Gerekten de bu insanlar n ve onura kavumulardr; kskanlklarndan t r knama hevesine kaplmamlarsa, adalar ve sonra ge lenler tarafndan tannmlardr. Ama insann, kendisi tatmin duymadan ve bunu istemeden birey yapabileceini sanmak samalktr. Salt sonlu, tek tek ereklere sahip olan ayrlk znellik elbette genele boyun emelidir. Bu znelliin ey lemi idenin eylemi olduu lde, o da tzselliin taycs dr. Bu ayrm yapanlar ruhbilim okbilmileridir: bylece tut kuyu hrsla bir tutup o insanlarn ahlakna glge drrler, eylemlerinin sonularn erekleriymi gibi gsterip eylemleri ni de bu ereklerin aralar olarak aalarlar, yalnzca ne ka vumak, elde etmek iin eylemde bulunduklarn sylerler. Bylece rnein skender'in abalar zaptetme hrsna verile rek znel birey haline sokulur, bu yzden de iyi olmad sylenir. Bu szm ona ruhbilimsel gr, btn eylemleri in san ruhuna yerletirip znel bir hava vererek aklamay bilir:

FELSEF DNYA-TARH

103

eylemciler hereyi irili ufakl hrslarndan tr yapmlardr, bu hrslan yznden de ahlakl insanlar deillerdi. Makedon yalI skender ksmen Yunanistan', sonra Asya'y ele geirmedi mi, yleyse zaptetme hrs vard onda. Yaptklarn n ve zaptetme hrsyla yapt, bunun kant kendisine n getirecek eyleri yapmay semesidir. Hangi bilgi retmen, Byk s kender'in, Sezar'n tutkularyla davranan, bu nedenle de ah laksz insanlar olduklarn kantlanmamtr ki! Bundan da he men bu retmenin andklarndan daha stn bir kii olduu ortaya kar, nk byle tutkular yoktur. Asya'y ele geir meye, Dara'y, Porus'u yenmeye kalkmam, keyfince yaa m, hem de yaatmtr Byle ruh bilimciler, tarihteki kii lerin zel yaamlarndan tr sahip olduklar zellikleri ilk planda gz nnde bulundurmaktadrlar. nsan yer, ier, dostlar, arkadalar vardr, zaman zaman duygulanr, hiddet lenir de. Byk insanlarn da byle zellikleri olmutur, ye mi imi, u yemei beenmi, o arab deilde bu arab ya da su imi olabilirler. nl szdr: bir vale iin kahraman yoktur, ben buna unu ekledim, Goethe de iki yl sonra bu nu yineledi o kii kahraman olmad iin deil, fakat teki vale olduu iin3 Vale, kahramann izmelerini karr, yatar ken yardm eder, ampanya sevdiini bilir vb. Vale iin kahra man yoktur: dnya iin, gereklik ve tarih iin vardr kahra man. Tarihsel kiilikler, byle valelerin elinden kurtulamazlar: hizaya getirilir, bu ince insan uzmanlarnn ahlakyla bir dze ye, hatta onun birka basamak aasna konulurlar. Homeros'un krallarda kabahat bulan Thersites'i btn zamanlar iin rnektir. Geri Homeros'un zamannda olduu gibi kaln bir denekle onu dvmek frsat her zaman domaz, ama ks kanl, dikkafall kendine zarar verir; onu yiyip bitirecek olan ey, harika ama ve kusur bulmalarnn dnyada hibir baar kazanmamasdr. Bylece komusunda gld ey Thersitesciliin kendi bana gelebilir.

104

TARHTE AKL

Ayrca bu trl ruhbilimsel okbilmilikte bir de eliki sz konusudur. Kazanlan onur ve n, sanki bunlar amala nan eylermiesine knanmaktadr. Beri yandan, byle insan larn yapmak istedikleri eylerin bakalarnca kabul grmesi, yani onlarn znel istenlerinin bakalarnca saygyla karlan mas gerektii iddia edilmektedir. yi ama, onurlandrlma ve nlenme zaten bu kabul, o insanlarn istedikleri eyin doru olduunun kabul edildiini gstermektedir. Dnya-tarihinin bireyleri gerekte insanlarn gnlnde yatan eyin yolunu iz milerdir. Yine de istenen bu kabul bir kez ortaya ktktan sonra, bu kiiler n ve onur ardnda komakla sulanrlar. Bu sulamalara kar, o kiilerin n ve onur ardnda olmadklarn belirtmek yeter: nk onlarn horgrdkleri ey tam da buy du, yani allm-olan eyler, yzeysel itibar, hatr saylma. Asl bunlar hie saydklar iin yaptlarn meydana getirdiler, yoksa sradan insanlar olarak kalrlard ve bir bakas tinin is teini yerine getirirdi. Fakat bu kez de bu insanlar, bakalarnn tanncasn ara madklar, onlarn grlerine tepeden baktklar iin sulanr lar. Tabii ki onlarn onuru kolay eyleri kmsemededir. Dnyaya getirdikleri yenilik, onlarn kendi amac olduu iin, onunla ilgili tasarm kendilerinde buldular, kendi ereklerine vardlar. Bylece tatmine kavutular. Bakalarnn elikisine karn onu istediler, duyduklar tatmin de buradan ileri geli yor. Byk insanlar kendi amalaryla tatmin olmay istemi lerdir, yoksa bakalarnn ortamal amalaryla deil. Bakala rnn amalarna aldrmadlar, onlarn sylenmesine izin verseydiler, ne kadar darkafal, ne kadar arpk urpuk olduklar ortaya kacakt: hereyin iyisini onlar bildiler. Sezar n, Roma devletinin nasl olmas gerektii konusundaki tasarm en do ru tasarmd, yasalarn auctoritas ve dignitas'a dayanmas ge rektiini, ama dayanmadn, bu duruma da bir son verilmesi gerektiini biliyordu. Bunu gerekletirebildi, nk doruy

FELSEF DNYA-TARH

105

du. iero'ya bel balasayd, bir hi olup gidecekti. Sezar devletin bir yalan haline geldiini, iero'nun bo szler sy lediini, bu kntnn yerine baka birey gelmesi gerekti ini, devlete kendi verecei biimin kanlmaz olduunu bili yordu. Bylelikle dnya-tarihi bireyleri kendi nemli ilgi ve yararlar asndan bakaca kendi halinde yararlar, kutsal haklan ciddiye almam, zerlerine basp gemi, saymam lardr, bu davranlar nedeniyle de knanmlardr. Ama onlarn durumlarn ayr tutmak gerekir. lerleyen byk bir kiilik yolunun zerindeki baz susuz ieklen ezer, ezmek zorun dadr da. Grlyor ki tutkuyla birlikte ortaya kan zel ilgi ve ya rar genelin eyleminden ayrlamaz: nk genel olan, zel ve belirli olan eyin ve onun olumsuzlanmasnn sonucudur. znel-olana kendine zg ayr bir ilgi karlk olur dnya-tari hinde: bu da sonlu bireydir, yleyse son bulacaktr. kiye b lnp birbiriyle savaan zel ilgilerdir, bunlardan bir taraf ye nilmeye yargldr. Ama ite savatan, zelin yenilgisinden ge nel doar. Genele bir zarar gelmez. Kartlarn arasndaki sa vaa katlan, tehlikeye atlan, genel deildir: o saldrya ura madan, zarar grmeden arka planda kalr, ypransnlar diye zel tutkular cepheye yollar. Tutkular kendi amac iin kul lanmasna usun hilesi denilebilir, bylece usun kendini ken disiyle ortaya koyduu ey yiter, zarar grr. nk grn lerin bir yan olumsuz, br yan olumludur: bireyler gzden karlr, kurban edilir. de varoluun ve geiciliin vergisini kendi cebinden demez, bireylerin tutkularna detir. Sezar kanlmaz olan yapmalyd, rm zgrl frlatp atma lyd, bu kavgada kendisinin de sonu geldi, ama zorunlu olan ey yine de kald: zgrlk, ideye gre, d koullar altnda gerekleecekti. Bireylerin ereklerini, tatmin duygularn gzden karl m, mutluluklarn ise doal iddete, rastlantsalla kurban

106

TARHTE AKL

edilmi grmekten ve kendilerini de genellikle ara kategori sine gre ele almaktan holansak bile btn bunlar bizi yine de bir yanyla sallantda brakacaktr. Bu bak asyla en yksek bireyi kavradmz dnmek bile bu kararszlm z ortadan kaldrmayacaktr. Bunun nedeni, btn bu olaylar da, onlarn hibirine bal olmayan, onlarn iinde yer almak la birlikte kendinde ncesiz-sonrasz ve tanrsal olan bireyin bulunmasdr. Bu da ahlaksallk, trellik, dinselliktir. Daha usereinin bireylerle etkinlik kazand sylenirken, bu konu nun znel yan, ilgi, gereksinim ve gdlerle, kiisel grler le ilgili yan biimsel olarak tantlmt: ayn konunun sonsuz bir hakla karmza ktnn gsterilmesi gerekmekteydi. Bir aratan sz ettiimizde, arac ilkin erein dnda, ona ait ol mayan birey olarak dnrz. Oysa gerekte doal eyler bile, ilerindeki en cansz olan bile, ara olarak kullandkla rnda, ereklerini karlayacak bir yapda olmallar, erekleriyle ortaklaa bir yanlan bulunmal. nsanlar da en azndan bu t myle yzeysel anlamda ussal ereklerin aralardrlar: bu erekler varolduka yalnzca ierike onlardan ayrlarak zel ereklerini gerekletirmezler, ayn zamanda o ussal eree ka tlrlar ve bylece kendinin-erei (Selbstzweck) haline ge lirler, ierike insana gre daha aa bir basama olutu ran ve bylece hakl olarak ara diye kullanlabilen, insan d ndaki canllardan olduu gibi biimsel bir erek4 deildir sz konusu olan. nsanlar, bireyler erein ieriine gre kendinin-ereidirler de. Aracn kategorisi olarak anlamak istedii miz ey de, yani ahlaksallk, trellik, dinsellik de bu belirleni me sahiptir. nsan yalnzca kendisindeki tanrsal yan nedeniy le kendisinde erektir (Zweck in ihm selbst) balangtan beri us ve kendinde etkin, kendini belirleyici olmas ynn den zgrlk denen ey nedeniyle bu byledir. Burada daha ayrntya girmeden, dinselliin, ahlaksalln vb. bu noktada temel ve kaynaklarn bulduklarn, d zorunluluk ve rastlant-

FELSEF DKYA-TARH

107

sall kendilerinde atklarn sylyoruz. Ama unutmayalm, bunlar bireylerde ortaya ktklar, bireysel zgrln takdiri ne brakldklar lde bizim ilgimizi ekiyor: bu belirlenim asndan dinsel ve trel zayflama, bozulma, yok olma, birey lerin sorununa girmekte. nsanla onun yksek, saltk belirlenimi olarak damgasn vuran ey, iyiyi kty ayrdetmeyi, bunlardan birini semeyi bilmesi, tek bir szckle, sorumlu olabilmesi, yalnzca kt lkten deil, iyilikten de sorumlu olabilmesi, undan ya da bundan, kendisinin olduu ve kendisinde olan hereyden de il, fakat kendi bireysel zgrln ilgilendiren iyi ve kt den sorumlu olabilmesidir. Yalnzca hayvan, gerek anlamda btnyle sorumsuz, susuzdur. Ancak, bu noktada doabile cek yanl anlamalar (rnein, susuzluk denilen eyin k tl bilecek durumda olmamann bylece hor grlp hie sayldn sanmay) gidermek, zgrlk kavram zerine yaplacak ayrntl bir aratrma kadar uzunboylu bir almay gerektirirdi. Fakat erdemin, trelliin ve dinselliin tarihteki yazgsna bakp da, yeryznde iyilerin ve dindarlarn ilerinin sk sk ya da ounlukla kt gittiinden, ktlerin ilerinin ise iyi gittiinden yaknanlarn arasna katlmamalyz. i iyi gitme den ounlukla zengin olma, itibarl grnme anlalr. Fakat sz konusu olan kendinde ve kendisi iin olan erek asndan ise, bireylerin ilerinin o trl iyi ya da kt gitmesi ussal dnya-dzeninin bir esi saylamaz. Buna karlk, dnyaereinden, bireylerin mutlulua olan haklarndan daha fazla bir hakla, iyi, trel ve hak yolundaki ereklerini uygulamaya koyup salama balamas istenir. nsanlar ahlak ynnden honutsuz brakan ve honutsuz kalmay da istedikleri nokta, zamann onlarn doru ve iyi bildikleri eylere deer vermemesidir. Onlar bunlarn karsna hakl bildikleri ve ol mas gerektiini ngrdkleri eyi koyarlar. Bu ey ister dev

108

TARHTE AKIL

let ileriyle, ister kendileriyle ilgili, kendileri iin kvan konu su olacak trden olsun, farketmemektedir. Burada tatmin ara yan. artk tikel ilgi ve tutku deildir, fakat ustur, haktr, zgr lktr. Bu aray ve iddia bu szlerle silahlanm olarak ban ykseltir, dnya durumu ve olup bitenlere honutsuz olmann da tesinde bakaldrr. Bu trl duygu ve grlere gereken yeri, vermek iin, ortaya konan iddialar, son derece kesin g rleri incelemek gerekirdi. Gemite hibir zaman bu konu larla ilgili genel dnceler imdi olduu gibi bu derece iddia ile ortaya atlmamt. Tarih balca bir tutkular savam gibi gzkyor. Zamanmzda ise, bu savam, daha ok ksmen hakkn arayan dnceler, ksmen de bu daha yksekteki araylarn erevesi iinde anlamn bulan tutkularn ve zel ilgilerin arasnda gemekte gibidir. Usun belirlenimi, saltk erek, bilinli zgrlk adna yaplan bu hak iddialar, bylece bir yandan saltk erekler, br yandan din, trellik ve ahlak olarak geerlik kazanmaktalar. Bu iddialarn kendisine evrildii devleti birazdan ele ala caz. Dinsel, trel, ahlaksal erek ve durumlarn dumura ura mas, yaralar almas ve yok olup gitmesi konusunda ise ilerde bu konuyu daha yakndan ele almak zere imdi lik unu belirtmeliyiz: btn o tinsel glerin byle gler olarak tad hakllk su gtrmez, ancak, oluum biimleri ierik ve gereklik yolundaki geliimleri snrl olabilir. lerin de tadklar ey, genel yanlar sonsuzdur ama bu nedenle d doann ilikilerine, rastlantsalla boyun eerler. Bu yz den de bu yanlaryla geicidirler, dumura urar, yaralar alrlar. Din ve trellik, kendi ilerinde genel zler olarak, bireyin ru hunda eitim ve geliimden nce de asllarna ve kavramlarna uygunlukla var olma zelliine sahiptirler. Snrl bir yaam sren birinin bir obann, bir kylnn dinsellii, geli memi younluu ve az saydaki yaln yaam koullaryla s nrl oluuyla sonsuz deer kazanr. Bu deer, bilgileri geli-

FELSEF DNYA-TARH

109

mi, zengin bir varoluun iliki ve eylemlerinin iinde yaayan birinin dinsellik ve trelliinin deerine denktir. Bu ierdeki merkez, znel zgrln hakl olduu bu yaln alan, bu is tek, karar ve eylem oca, bireyin sorum ve deerinden ayrl mayan, onun ncesiz-sonrasz yarg yeri olan vicdannn bu soyut ierii, dokunulmaz bireydir: dnya-tarihinin kuru g rltlerini duymad gibi, zamann yalnzca yzeydeki dei melerinin deil, zgrlk kavramnn zorunluundan doan deimelerinin de dndadr. Ancak genel olarak unu gz den karmamal: dnyada soylu ve yksek bulunarak hakl grlen hereyin stnde daha bir yksei vardr. Dnya-tininin hakll btn zel hakllklarn tesine geer: bunlara da hakkn o verir, ama onlar kendine ortak yaparken yine de tikellie yarglayacak biimde. Dnya-tininin kendi kavramn gerekletirirken kulland aralar zerine bu kadar yeter. Ksaca, us eyleyen z neler iin tzel z olmakla birlikte yine de ilk onlarn ka ranlktaki arka-plannda gzkyorsa, bu znelerin eylemi so yuttur. Bireyleri yalnzca eyleyen kiiler olarak deil, yal nzca zel, kendileriyle snrlanm erekleriyle deil, fakat din ve trelliklerinin somut ieriiyle ele alrsak konu etrefille ir ve zorlar, nk bu din ve trellikler ustan ve onun sal tk hakllndan pay alan belirlenimlerdir. Burada artk dpe dz bir ara-erek ilikisi geerliliini yitirir. Tinin saltk erei ile ilgili ana bak noktalarn ksaca gzden geirmi oluyo ruz.

c) Gerekleme Malzemesi
nc nokta, bu aralarla gerekleen erein ne oldu u, onun gereklikteki oluumudur. Aralardan sz edildi, ama znel sonlu bir erein uygulamaya konulmasnda, onun gereklemesi iin bulunmas ya da salanmas gereken bir

110

TARHTE AKIL

de malzeme esi var. Sorulacak soru udur: usa uygun son erein kendisine uygulanaca malzeme hangisidir? Tarihsel yaamdaki deimeler, iinde kendilerini gs terdikleri bireyi varsayarlar. Fakat, grdmz gibi, bu de imeler znel istenle varlk sahnesine konmulardr. yley se burada da ilk akla gelen yan yine znedir, insann gereksi nimleridir, znellik adna ne varsa odur. Ussal olan ey, insa nn bilme ve istemesinde, bu malzemede varln kazanr. znel isten, bir gerekliin doru karl olan, yneldii erek asndan, dnya-tarihindeki byk bir tutku olarak ele alnd. Bu erein gereklikte doru bir karl vardr. znel isten snrl tutkularla bamldr ve tikel ereklerinin ancak bu bamllk iinde tatmin edildiini grr. Fakat, gsterdiimiz gibi, onun bir de tzsel bir yaam, zne uygun olarak iin de yaad bir gereklii vardr, bu gereklii kendisine varo lu erei yapar. Bu zsel yan, yani znel istenle genelin oluturduu birlik, trel btndr, somut biimiyle de devlet. Devlet, bireyin birey geneli bilip istedii ve ona inand l de kendisinde zgrlne sahip olduu ve onun tadn kard gerekliktir. Devlet bylece teki somut yanlarn, t zenin, sanatn, trelerin, yaamn kolaylklarnn buluma noktas olur. Devlette zgrlk nesneleir ve olumlu olarak gerekleir. Ancak bunu, tek kiinin znel istenci genel isten sayesinde uygulama buluyormu, bu uygulamann keyfini s ryormu ve genel isten onun iin bir aram gibi, dn memek gerekir. Devlet, herkesin yaamna kstlamalar geti ren, bir insan toplamas da deildir. Eer znelerden herbirinin kendi zgrln, herkese kk bir zgrlk alan b rakan genel bir snrlama ve kstlamayla kazand sanlrsa, zgrlk yalnzca olumsuz biimde dnlm olur: tersine, hak. trellik, devlet, yalnz bunlardr olumlu anlamda zgr lk. zgrlk yalnz bunlarla zgrlk olur. Tek kiinin keyfe kalm davranlar zgrlk deildir. Kstlanan zgrlk, tek

FELSEF DNYA-TARH

111

tek gereksinimlerle ilgili olan, cannn istedii gibi davranma zglldr. nsan yalnzca devlette ussal varla kavuur. Eitimin tm amac, bireyi znellikten kurtarp ona devlet iinde nesnellik kazandrmaktr. Tabii ki bir birey, devleti u ya da bu isteine erimek iin ara olarak kullanabilir. Ancak aslolan, herkesin bir eyi kendisi istemesi ve o eyle, i ve durumla ilgisiz olan bir yana atmasdr. nsan btn insanln devlete borludur: z yalnzca oradadr. nsan sahip olduu btn deere, tm tinsel gereklie devlet sayesinde sahiptir. nk onun tinsel gereklii, bilen kii olarak kendi znn, us yannn onun iin nesnelemesi, nesnellik ve dolaysz bir varolu kazanma sdr: ancak byle bilinlenir, ancak byle trel olur, devletin tzel yaamnda yerini alr. nk doru-olan, genel ve znel istencin birliidir: genel de devlette, yasalarla, genel ve usa uygun belirlenimlerle ortaya kar. znel isten, yani tutku, eyleyicidir, gerekletiricidir, ide ise ierde yer alr: devlet varolan, gerek trel yaamdr. n k devlet, genel, zsel istenle znel istencin birliidir, bu da trelliktir. Bu birliin iinde yaayan bireyin trel bir yaam, bu tzsellikten ayrlmayan bir deeri olur. Sophokles'in Antigone'si yle der: tanrsal buyruklarn dn bugn yoktur, sonsuz olarak yaarlar, kimse ne zaman ortaya ktklarn syleyemez. Trelliin yasalar rastlantsal deildir, ussalln ta kendisidir. nsanlarn gerek eylemlerinde ve dncelerin de yalnzca tzselin geerli olup bu geerliliin kalc olmas, ite devletin amac budur. Usun saltk yararnadr bu trel b tnn varolmas: kahramanlarn, her ne kadar tam yetkinlikle olmasa da, devletleri kurma yolundaki hak iddialar ve buna katklar da usun yararnadr. Devlet yurttalarn yz suyu hrmetine var deildir. Denilebilir ki, devlet erektir, tekiler de aletleri. Yine de bu genel erek-ara ilikisi buraya uymu yor. nk devlet yurttalarn karsnda yer alan soyut birey

112

TARHTE AKIL

deildir: tersine hibir organn ne erek ne de ara olduu or ganik yaamn eleri gibidir yurttalar. Devletin tanrsal yan, yeryznde varolduu biimiyle, idedir. Devletin z trel canllktr. Bu da genel ve znel isten lerin birlemesinde ortaya kar. sten etkinliktir, bu etkinlik znel isten olarak d dnyada kartn bulur. stencin ilkesi kendi-iin-olmadr: bu da dlanmay ve sonluluu getirir. n sann istencinin snrsz, dncesinin ise snrl olduu doru deildir, doru-olan bunun tam tersidir. Buna karlk isten, kendinde ve kendisi iin olduu biime gre ele alnacak olursa, bylece d dnyann kart olmaktan km olur, b tnyle genel birey haline gelir. Artk isten kendinde g tr, genel gcn, doann ve tinin zdr. Bu z, doann ve tinin efendisi gibi dnlebilir. Bu zne, doann ve tinin bu efendisi yine de baka bireyin karsnda yer alr. Oysa saltk g kendisinden baka bireyin deil kendi kendisinin efendi sidir, kendi iindeki dngemedir, kiiliktir. Bu kendi iinde ki dngeme kendisiyle yaln bir ilikidir, bir varolutur: g, kendindeki dngeme olarak, dolaysz gerekliktir. Bu ger eklik ise bilmek demektir, giderek bilen kii olmak demektir, bu da insan bireyidir. Genel tin insan bilinci olarak vardr. n san bu varolutur, bilmenin bu kendisi-iin-olmasdr. Tin, kendini bilen, kendini zne olarak alan tin olduu lde do laysz bir varolu olarak karmza kar: bu da insan bilinci dir. Genel istence uygun davranmak, yani devlet iin geerli olan neyse onu kendine genel erek yapmak bir alkanlktr. En ilkel devlette bile bir istencin tekine boyun ediini g ryoruz: ama bu bireyin kendi istenci olmamas anlamnda deildir, kendi tikel istencinin geerli olmamas anlamndadr. nsann aklndaki esintilerin, gelip geici isteklerin geerlii yoktur. Byle daha gelimemi durumdaki bir devlette de is tencin tikel yanndan vazgeilir, zl olan genel istentir. Ti-

FELSEF DNYA-TARH

113

kel isten az da olsa baskya girerse, kendi iine ekilir. Ge nelin varl iin zorunlu ilk e. burada devlette ortaya kan bilme dnme esidir. Yalnz bu taban zerinde, yani dev lette sanat ve din diye birey olabilir. Kendilerini kendi ile rinde ussal biimde rgtlemi halklar gznnde bulunduruyoruz. Dnya-tarihinde yalnz devlet kurmu halklarn sz edilebilir. zerinde hibir ey bitmeyen bir adada, hereyden tam uzak olarak devlet kurulabilecei sanlmasn. Geri tarih teki btn byk adamlar yaptlarn tek bana meydana ge tirdiler, ama onlar, devletin zaten meydana getirmi olduu ey ne ise onu kendileri iin istemilerdir. Genel-olan, tek in sann kafasndaki birey deildir, varolu alanna girmesi ge rekir. Devlet ite genelin geerlilik kazand varolu alandr. Burada ierdeki ayn zamanda darda ve gerektir. Gereklik elbette d okluu getirir, ama okluk burada genelliiyle kavranmaktadr. Genel ide devlette grn alanna girer. Grn deyi minin burada allm anlamda kullanlmadna dikkat etmek gerekir. Allm anlamna gre erk (Kraft) ile grn, biri ni zl, tekini zsz, dsal sayarak ayrmaktayz. Ancak erk kategorisinde henz somut bir belirlenim yoktur. Bunun kar snda, tin yani somut kavram neredeyse, orada grn z llk kazanr. Grnn kendinden ayrdetmesi tinin kendi eylemidir, eylemletirmedir. Eylemi insann olduu eydir, ey lemlerinin dizisi kendisini yapt eyi gsterir. Bylece tin z de enerjidir, grnnden soyutlama yaplamaz. Tin grne rek kendini belli klar, somut doasnn esi budur: kendini belirlemeyen tin, anlakn soyutlamasdr. Tinin grnmesi, kendini belirlemesidir, bu grn devletler ve bireylerdeki biimiyle ele alacaz. Tinsel birey olarak halka, kendi iinde yelere ayrlarak organik bir btn oluturduu lde, devlet diyoruz. Bu ad landrma, devlet ve tzesiyle, din, bilim ve sanattan ayr ola

TARKTE AKIL rak yalnzca politik yan sylenmek istendii iin iki anlaml olarak kalyor. Fakat burada devleti daha geni bir anlamda, hkmdarlk (Reich) deyiminde olduu gibi tinsel grn yle anlamak, almak gerekir. Demek ki, halk tinsel bir birey olarak dnyor ve onda ilkin dsal yan vurgulamak yeri ne, zaten halkn tini diye adlandrdmz eyi, yani doru ola rak olduu eyi, z zerindeki kendisinin bilincini, kendisi iin doru olan neyse onu, bir halkta yaayan ve ona egemen olan tinsel gleri ele alyoruz. Bir devlette ortaya kan ve bi linen genellik, varolan hereyi iine alabilen form olarak, bir ulusun kltrn meydana getiren eydir. Bu genellik formu nu kazanan ve devletin oluturduu ve somut gereklie kar lk olan belirli ierik ise halkn tininin kendisidir. Gerek devlet btn tek tek ilerinde, savalarnda, kurumlarnda vb. bu tin tarafndan ynetilir. Buradaki tinsel ierik salamdr, dayanakldr, keyfe kalmln, tikelliin, esintinin, bireyselli in, rastlantnn tesindedir. Bunlarla doasnn bir ilikisi yoktur: bir kentin, bir tarlann zerinden kalkan uuan toz gibidir bunlar. Bu tinsel ierik, halkn tini olduu lde ayn zamanda bireye zn verir. O insanlar birbirine balayan kutsal eydir. Tm zel mutluluklarn, zel isteklerin kendisi ne bal olduu tek ve ayn yaamdr, o byk bir varlk, b yk bir erek, byk bir ieriktir. O halde devlet, dnya-tarihinin daha yakndan belirlenmi konusudur, zgrlk onda nesnellik kazanr ve bu nesnelliin tadn kararak yaar. nk yasa, tinin nesnelliidir, doru lanm istentir. Yalnzca yasaya boyun een isten zgrdr: kendisinde kalarak zgr olduu iin. Devlet ya da anavatan, vatandalar yasalara boyun edirerek onlarn znel istenle rinden bir varolu ortakl meydana getirdii lde, zgr lk ve zorunluluk kartl ortadan kalkar. Ussal-olan tzselliiyle zorunludur, biz de onu yasa olarak tandmz ve kendi zmzn tz bildiimiz lde zgrz: bu durumda nes

FELSEF DNYA-TARM

115

nel ve znel isten barr ve ayn aydnlk btnde birleir. nk devletin trellii, herkesin kendi kansnn egemen ol duu. dngenmi ahlak deildir: bu daha ok amzn g rdr. buna karlk asl ve antik grn temelinde herke sin bir devi olduu dncesi yatar. Atinal bir yurtta ig dsnn kendisine gsterdii ey neyse onu yapyordu. Ken di eyleminin konusu olan ey zerinde dngediimde, bu nu istencimle yaptm bilinci uyanmaldr bende. Trellik ise devdir, tzsel haktr, hakl olarak denildii gibi ikinci doa dr. Bunun da nedeni insann ilk doasnn dolaysz, hayvans varl olmasdr. Devletin doasnn ne olduu anlatld. Burada bu ko nuyla ilgili olarak zamanmzn kuramlarnda oldu-bittiye, n yargya dnm eitli yanllarn bulunduunu hatrlamak gerekir. Bunlardan yalnzca birkan, zellikle, tarihin erei ile ilgili olanlar ele almak istiyoruz. lk karmza kan gr, zgrln gereklemesi ola rak tanmladmz devlet kavramnn tam kartdr: insann doal olarak zgr olduu, toplumda ve kanlmaz olarak iine girdii devlette ise bu doal zgrle snr koymak zo runluluunun doduu sylenir. nsann doal olarak zgr olduu eer bundan kavramna, yalnzca belirlenimine gre yalnzca kendinde zgr olduu anlalyorsa tmyle dorudur: bir nesnenin doas kavramndan baka birey ola maz. Ancak bundan ayn zamanda insann yalnzca kendi do al dolaysz varlna gre nasl olduu anlalmakta ve tm cenin anlamna bu da eklenmektedir. Bu yoldan, insann do al haklarna sahip olduu, snrsz bir uygulamayla zgrl nn tam tadna vard bir doal durum varsaylmaktadr. Bu varsaymn tarihsel geerlii yoktur onu ciddiye alarak byle bir durumun gnmzde ya da gemite bir yerde orta ya ktn kantlamak g olurdu. Elbette insann yabanilik iinde yaad durumlar gsterilebilir, ama bunlar kaba istek-

116

TARHTE AKL

lerle ve iddet eylemleriyle balantldrlar, ne kadar ok ge limemi olsalar da zgrl kstlayan toplumsal dzenle melerle birlikte ortaya karlar. Bu varsaym, kuramsal dn cenin kark tasarmlarndan biridir, azndan kard, sonra da tarihsel bir kant bulunmadan gerek ss verdii szlere dayanr. Tarihe doal durumla, bir susuzluk durumuyla balan mak isteniyor. Bizim tin kavrammza gre, tinin bu ilk duru mu, onun henz gereklik kazanmad bir zgr olmay du rumudur. Bu grn temelinde bir yanl anlama yatmakta dr. Eer doa szc bireyin zn, kavramn anlatyorsa, doal durum, doal hak, insann kendi kavramna, tinin kav ramna gre sahip olduu durum ve hakk gstermektedir. Ama bu nokta tinin doal durumunda olduu eyle kartrl mamaldr. Bu durum zgr olmay, duyusal gr iinde ya ay durumudur: Exeundum est e stat naturae (Spinoza). Bu nedenledir ki insanln ilk durumunu anlatan geleneklerle, rnein Musevi geleneiyle ie balamyoruz ve gelenee, orada biliciliin gereklemeye balad noktada deiniyoruz. Gelenek burada tarihsel kimlik kazanmaya balyor: daha n ce asla halklarn kltrnn bir paras olmamt, Eer byle bir doal durumu empirik olarak varlk ala nnda buluyorsak, bunu onun kavramna borluyuz. Dolays zn ve doaln idealitesi olarak zgrlk kendisi dolaysz ve doal birey deildir, ilkin kazanlmas gereken bireydir, bu kazanlma da bilme ve istemenin eitimden geiini salaya cak sonsuz bir dolaym yoluyla olur. Bu nedenle doal du rum, daha ok hakszlk, iddet,'dizginlenmemi doal ig d, insanlk d eylemler ve duygulanmlar durumudur. Bu duruma en bata toplum ve devlet tarafndan snrlar getirilir: duygulanmlar ve kaba igdler, ama ayn zamanda zerin de dngenmi keyfilikler, kltrn yaratt gereksinimler, istek ve tutkular snrlanr. Bu snrlama, zgrlk bilin ve is

FELSEF DNYA-TARH

117

teyiinin, aslna, yani usa ve kavramna uygunlukla ilkin ger eklik alanna girmesini salayan dolaymn bir parasdr. Kavramnn gerei olarak zgrl zgrlk yapan eyler hak ve trelliktir: bunlar da kendinde ve kendisi iin olan ge nel zsellikler, nesneler ve ereklerdir. Duyusallktan kendini ayrarak, geliimini ona kar yapan dnme etkinlii, bu zsellik, nesne ve erekleri ortaya karr, ama ayn etkinlik ilkin onlan yeniden duyusal isten alanna, hem de bu istenci zor layarak sokmal, orayla kaynatrmaldr. zgrl yalnz bi imsel, znel anlamda, onun asl zn meydana getiren nes ne ve ereklerden soyutlayarak ele almak, hep yaplan bir yan llktr: bylelikle, tek-kii olarak bireyin ierii neyse onun yalnzca bir yann oluturan igd, istek, tutku istediini yapma ve keyfe kalmlk zgrlk olarak kabul edilir, bunlarn snrlanmas da zgrln snrlanmas sanlr. Oysa bu trl snrlama daha ok zgrlemenin kouludur. Toplum ve devlet de daha ok zgrln gerekletii durumlardr. kinci olarak hakkn yasal biim kazanmasna kar duran baka bir tasarm ele almak gerekiyor. Ataerkillik durumu, ya toplumun btn ya da onun baz blmleri iin, tzel eyle birlikte tre ve duygu esinin de tatmine kavutuu nu, adaletin ierik asndan da yalnzca bunlarla bant iin de yerine getirildiini gsteren durum olarak kabul edilmek tedir. Ataerkillik durumunun temelinde aile ilikisi bulunmak tadr. Aile ilikisi en bata trellii dile getirir. Devletin temsil ettii trellik ise ikinci, bilinle gelimi trelliktir. Ataerkil ai le ilikisi bir gei durumunu gsterir: aile oktan bir kavim ya da halk haline gelmi, aileyi birletiren ba, bir sevgi ve gven ba olmaktan km, bir hizmet ba haline gelmitir. lkin ailedeki trelliin ne olduunu grelim. Aile yalnzca bir kii gibidir: yeleri kendi kiiliklerinden (bununla birlikte tzel ilikiden, ayrca daha baka zel kar ve bencilliklerden de) ya birbirleri iin vazgemilerdir (anababalar) ya da bu ki

118

TARHTE AKIL

ilie henz varmamlardr (ilkin daha nce anlatlan doal durum iinde bulunan ocuklar). Bylece de duygu birlii iindedirler, birbirlerine sevgi, gven duyarlar, inanrlar: sev gide birey kendi bilincini teki bireyin bilincinde edinir, o bi linte dlar, karlkl dlama iinde bulur. Gereksinimlerin ve yaamn d koullarnn gerektirdii yarar ve kar ilikileri rnein aile iinde ocuklarn yetitirilmesinde ortak bir erei oluturur. Ailenin tini, penatlar, tpk devlette ortaya kan halk-tini gibi zsel, bir tzdr ve her ikisinde de trellik, bireysel kiilik ve ilgilerden vazgeilmesini, bunlarn duygu, bilin ve istek olarak bir yana braklmasn gerektirir. Ancak ailedeki bu birlik znde duyusaldr, doallkla erevelenmi olarak kalr. Ailenin kutsallnn devlete en derin bir saygy la karlanmas gerekir: onun sayesindedir ki devlet kendi uyruklar arasnda, devletin btnln oluturacak taban ya pan bireyleri bulur. Bu bireyler ise devlet iinde trellemilerdir (yoksa kendilerinden byle deildirler). Ancak ailenin ataerkil bir btne doru genilemesi, hsmlk ban, yani bu tabann doal yann aar ve bunun da tesinde bireylerin ki ilik dzeyinde gelime gstermeleri aranr. Ataerkil ilikiyi daha geni kapsamyla ele almak bizi teok rasi devlet biimine vardracaktr: ataerkil kabilenin ba ayn zamanda bu kabilenin din bydr. Aile henz toplum ve devletten ayrlmamsa, dinin aileden ayrlmas da henz ol mam demektir, hele kutsallk duygu olarak yayorsa bu ay rma daha az olacak demektir. Dnyada byle durumlara pek ok rastlanyor: devlet ler de ksmen ailelerin birlemesiyle oluuyor. Aile de trel bir btndr, ama tin burada sevgi biimindedir. Yine burada da her ye kendini btne ait olarak grmektedir: bencillikle kendi iin deil, btn aile iin almaktadr. Fakat devletin tini bu tarz trellikten, penatlarn trelliinden ayrdr. Devlet te tin, sevgi, duygu biiminde deil, bilin, isteme ve bilme

FELSEF DNYA-TARII

119

biiminde vardr. Devletin gznde ailenin genellii doal bir aama gibidir: treler, trel varln dolaysz varolma biimi dir. Ama devleti devlet yapan yasalardr. Yani tre dpedz dolaysz bir biimde deil, asl genelliiyle, bu genelliin bi linmesiyle vardr. Genelin bilinmesi, devletin tinsel ynn oluturur. Birey yasalara boyun eer ve bu boyun eme ile zgr olduunu bilir: bylelikle kendi istenci ile karlar. yleyse burada bilme ve isteme birleir. Bundan tr de devlette bireylerin bamszl sz konusudur: nk onlar bilen kiilerdir, yani bildikleri genelin karsna kendi benlerini koyarlar. Ailede bu bamszlk yoktur: onun yelerini bir letiren ey, doal igddr. Kendilerindeki dngemeyle ilkin devlette varolurlar. Devlette bireylerin karsnda duran, onlara kar olan eyle onlarn bamszlnn ayrm balar. Devleti kendinde somut bir varlk yapan us esidir bu. Halkn kendi iinde nasl ayrm kazand konusunu, tinin kendi etkinliiyle, kendini belirlemesini ve bundan tr de grnnn zsel bir zorunluluk kazanmasn daha yakn dan grmemiz gerekiyor. nk tin bylece tin olmaktadr. Bir halktan sz ettiimizde, onun tininin ayrt gleri aklayabilmeliyiz. Bu zel gler, din, anayasa, yurttalk hakkn iine alacak biimde tzel dizge, endstri, mesleklerin bt n. sanatlar, bilim ve haklar birbirinden ayran askeri yn, yreklilik yndr. Konuyu genel olarak ele alrsak, bu birbi rinden ayrlan eler ortaya kar. Bir halkn tarihinde kendi ni gsteren btn ynler birbirine sk skya baldr. Bir hal kn tarihi, tinin, kendisiyle ilgili olarak sahip olduu kavramn damgasn eitli alanlara basmasndan baka bir ey deil dir. Bu alanlar, devlet, din, sanat, tze, baka uluslarla ilikiler dir; btn bunlar, tinin kendisiyle ilgili kavramn gerekletir me. kendini grme, kendini hazr bir dnya olarak bilme,

120

TARHTE AKIL

tpk sanatnn kendi zn yapt olarak keyifle karsna koymasnda olduu gibi kendine kendi yapt olarak sahip olma biimleridir. Halk-tininin rnleri arasnda, dediimiz gi bi, ayn zamanda din vb. var. Bunlar onun alnyazsdr, ey lemleridir: kendi kavramnn anlatmndan baka birey deil dir. Bir halkn dini, yasalar, trellii, bilimlerin, sanatlarn, t zel ilikilerin durumu, baarlar, fiziksel gereksinimlerini kar lamas iin endstri, tm alnna yazlanlar, savata ve barta komularyla ilikileri, bunlarn hepsi ierden birbirine bal dr, Montesquieu'nun saptad, incelikleriyle ileyip gster meye alt bir noktadr bu. Bu nokta ok ynllyle nemlidir, rnein Hint dininin Avrupallarn tinsel zgrl yle badamamas ve birbirinden oun uzak olan anayasa larn belli bir dinle badamazl gibi. Beri yandan bu konu ok bo szlere de elverilidir. Allm olarak byle eyler her frsatta sylenir, die dokunur hibir ey anlatlmadan say falar, kitaplar doldurulur. Kimi sanatlar yksek bir yetkinlik derecesine vardran halklar vardr, rnein inliler ve Hintli ler. inliler nasl kullanacaklarn bilmeden barutu buldular; Hintlilerde ise iir sanat ok parlak rnler verdi, ama sanat onlar zgrle, hak kavramna vardrmad. Bu tek tk ret tikleri eylere yzeysel olarak bakp da bundan kltrlerinin her alanda byle olduu sonucu karlrsa, bu ok byk bir yanllk olur. Dnp dolap geleceimiz nokta ne trden bir balamn gerekten varolduu noktasdr. Ama iin bu yanna nem verilmiyor, sanlyor ki eitli belirlenimlerin hepsi bir biriyle balantldr: oysa burada eitli yanlara egemen olan belirleyici tinsel bir ilke szkonusudur. Bu ilke halktaki kendisinin-bilincidir, halklarn alnyazsn etkileyen g odur. Bir halkn kltrnn eitli yanlar, tinin kendi kendisiyle ilikileridir: tin halklara kendisi biim verir, tini tanrsak, an cak o zaman ilikileri tanmaya balarz. Halk-tinin tzsellii ruhlara yeralt dnyasnn yolunu gsteren Hermes gibi d

FELSEF DNYA-TARH

121

nlmeli, o da bu tzselliiyle bir halkn bireylerinin ncs ve rehberi olur. Bireylerin nemi de burada ortaya kar. Devletin bireylerde yaamasna, bu canlla, trellik denir. Devletin yasalar ve dzenlemeleri bireyin yasalar ve dzenlemeleridir: sz konusu olan, onun haklardr, kendi va tan. anavatan olarak, doas, topra hava ve sular zerinde ki kullanma ve eelik hakk buraya girer. Bu devletin tarihi, eylemleri, atalarnn eylemleri onundur, anlarnda yaarlar, bunlarn baarlar da imdi onundur. Sahip kt lde hepsi ona aittir, nk btn bunlar bireyin tzn, varln meydana getirir. Tasarmlarda bunlar canl kalr, istenci yasalarn, anavatann isteklerinden ayrlmaz. Bir ngilize sorun, size kendisinin ve yurttalarnn Gney Hindistan' ve Okyanus'u ellerine geirdiklerini, dnya tecimine egemen oldukla rn, parlamentolar ve yeminli yarglar olduunu vb. anlata caktr. Bir halkn zn ve tinini meydana getiren, ite bu tinsel ortaklktr. Tinsel olduu iin de btn belirlenimlerini yaln bir zde toplayarak kendisini tek bir g, tek bir z bii minde saptamaldr. rnein Athene iki anlamldr: hem t myle devlettir, hem de bu tmn tini olarak tanradr. Bi reyler halka aittir: her birey kendi halknn ocuudur, hem de devlet gelime iinde olduu lde, kendi zamannn o cuu. Kimse kendi zamannn gerisinde deildir, onu aama d gibi. Bu tinsel z onundur, onu temil eder: kendisinden kt ve ayrca zerinde durduu eydir. Bu nokta her bi reydeki nesnel yan meydana getirir, bunun dnda herey bi imseldir. Szkonusu olan halk-tini belli bir tindir, az nce sy lendii gibi de, geliiminin tarihsel aamasna gre belirlidir. Bu tin, halkn bilincinin, tantlan baka formlarn temellendi rir, onlara ieriini verir. nk tin, kendisi zerindeki bi linci nedeniyle kendisine nesne olmaldr, nesnellik de hemen ayrmlar getirir. Bu ayrmlar nesnel tinin ayr ayr alanlarna

122

TARHTE AKIL

karlk olur, bunlardan da bir btnlk doar, tpk ruh dedi imiz eyin kendi yelerinin bir dizgesi olmas, bu yelerin yaln bir birlik kuracak biimde bir araya gelmelerinden olu mas gibi. Tin kendi zselliine gre, zn kendisidir, tanr olarak tasarlanan, saylan ve sevilen bir bireyselliktir: bu dinde byledir sanatta kendini imge ve gr olarak gste rir ve felsefede dnce yoluyla tannp kavranr. Btn bu oluumlar tz ierik ve nesnelerinin temel zdelii nedeniy le, devletin tininden ayrlmaz bir btn meydana getirirler: yalnz bu dinle birlikte bu devlet biimi varolabilir, tpk bu nun gibi bu devlette yalnzca bu felsefe ve bu sanat ortaya kabilecei gibi. Bu gr, devletlerin anayasalarn dinden bamsz olarak kaleme alp yrrle sokmak isteyen gnmze zg buda lalk karsnda ayr bir nem kazanmaktadr. Katoliklik, her ne kadar protestanlkla birlikte ayn Hristiyan dini iinde yer alyorsa da, protestanlk ilkelerine gre hakl grlen, dev letin i adaletini ve trelliini tanmamaktadr. Devlet haklar nn, anayasann bu trl ayr tutulmas, hakk ve trellii ken dinde, tzsel birey olarak tanmayan katolikliin bu tutumu nedeniyle kanlmaz oluyor. Ancak isellikten, insan vicdan nn varabilecei bu en son kutsallk derecesinden, dinin asl makam ve yerini bulduu bu sessiz dnyadan kopardklarn da devlet haklaryla ilgili ilkeler ve dzenlemeler de gerek bir merkezden yoksun soyutlamalara dnmekte, belirsizlik iinde kalmaktadr. ki e zerinde durduk: biri saltk snerek olarak z grlk idesi, teki ise bunun arac olan znel yan, yani tm canllyla, devinim ve etkinliiyle bilme ve istemenin znel yan. Devleti trel btnlk ve zgrln realitesi ve bu her ikisinin nesnel birlii olarak tandk. Her ne kadar anlatrken bu iki yan birbirinden ayrdettikse de, aslnda bunlar bir ba lam iindedir, tek balarna ele alnsalar da bu balam yine

FELSEF DNYA-TARH

123

oradadr. Bir yandan ideyi kendi belirlenimine gre, yani ken dini kendine erek yaparak kendini bilip isteyen zgrlk ola rak tandk. Bu ayn zamanda usun yaln kavramdr, hem de zne dediimiz eydir, yani kendisinin- bilinci, dnyadaki varlyla tin. Beri yandan znellii ele alacak olursak, znel bilip istemenin dnmeyle bir olduunu grrz. Fakat eer dnerek bilip istiyorsam, genel nesneyi, kendinde ve ken disi iin ussal olan eyin tzsel yann istiyorum demektir. Bylece nesnel yan olan kavramla znel yan arasnda kendin de kalc olan bir birlemenin ortaya ktn gryoruz. Bu birlemenin nesnel varl devlettir, devlet ise, halk yaamnn br somut yanlarn, sanatn, tzenin, trelerin, dinin, bilimin temelini ve merkezini oluturur. Her trl tinsel eylemin tek erei, bu birlemenin, yani zgrln bilincine varmaktr. Bu tr bilinli birlemenin getirdii oluumlarn en banda din gelmektedir. Dnya-tini dinde saltk tinin bilincine varr. Kendinde ve kendisi iin olan zn bu bilincinde insan isten ci kendisinin tikel yarar ve karlarna hayr der: bunlar artk tikellikle bir ilgisi kalmadn dnerek bir yana iter. Esirge mezlik yoluyla insan kendi sahip olduu eylerden, isteklerin den, tikel duyumlarndan vazgeer. Dindarlk younlaan bir duygudur, ama zerinde dnmeyi de birlikte getirir: klt bu dnmenin bir anlatmdr. Tindeki nesnellikle znelin bir lemesinden ortaya kan ikinci oluum sanattr: sanat gerek lik ve duyusallkla dinden daha ok iliki iindedir. Dini de ona en yakr bir biimde dile getirir, tanrsal tini olmasa bile, tanrsal biimleri, yani tanrsallk ve tinsellik adna ne varsa onu. Tanrsal nitelikler sanatla gm alanna girerler, fantezi ve gryle canllk kazanrlar Ancak doru-olan yalnz dinde olduu gibi tasarm ve duyguyla, yalnz sanatta olduu gibi gryle kendini anlatmaz, dnen tinde de kendi anlatmn bulur. Bylece birlemenin nc oluumuna geliyoruz: Felsefe. Bu da en yksek, en zgr, en bilgece oluumdur.

124

TARHTE AKIL

Devletin kendinde ve kendisi iin olan ierii halkn tini nin kendisidir. Gerek devlet bu tinle yaar: beri yandan ger ek devlette belli ilgiler, tek tek iler, savalar, kurumlar vb. sz konusudur. Yine de insann yalnzca bunlar zerinde bil gisi olmas yetmez, ayn zamanda kendisi zerine bilgisi ol mal, genel tinle devletin oluturduu ve kkleri ok derine giden birliin ak bilincine sahip bulunmaldr. Bu bilincin ierdii gerek tin, bu bilmenin merkez noktas, dindir. Din kendisinin-bilincinin ilk biimidir, halkn tininin, halkn tinin de ortaya kan belirlenimine gre, genel, kendinde ve kendi si iin olan tinin tinsel bilincidir, doru-olann en salt, en b tnlkl bilincidir. Doruluun bundan daha ileri derecesi, dindeki ilkesine uygun olduu lde geerlik kazanr. Din, tanr tasarm bu anlamda halkn genel snrn, tabann gste rir. Din, halkn doru bildii eyi tanmlad yerdir. Bir nes nenin tanm, nesnenin uyduu yasalar, o zneye z gerei ait olan hereyi kapsar: sz konusu olan nesnenin btndr, tek, yaln bir dnce belirlenimine indirgenmi olarak nesne nin doasdr. Denilir ki bu belirlenim onun zelliklerinin ru hudur. Toplu gk cisimlerinin yasalarn bilince onlarn alabi lecekleri btn konumlar da izlememiz gibi. Din bir halkn kendisi olduu eyle, en yksek zle ilgili bilincidir. Bu bilgi genel zdr. Halk tanry tasarlarken, ken disinin tanryla olan ilikisini, giderek kendisini tasarlar: bu anlamda din halkn kendisiyle ilgili kavramdr. Doay kendi tanrs bilen bir halk, zgr bir halk olamaz: ilkin tanry do ann stnde dndnde tin haline gelir, zgrleir. Dini tinselliiyle ele aldmzda nemli olan nokta dinin doruyu, ideyi ayr olarak m, yoksa asl birlii iin de mi tanddr. Ayr olarak tanyorsa, tanr, soyutlanm en yksek varlktr, insan gerekliinin tesinde yerin gn efendisidir. Birlii iinde dnlyorsa, tanr genelle tikelin birliidir, nk onda tikel-olan da olumlu biimde gz nne getirilmekte,

FELSEF DNYA-TARH

125

bylece insan-olma idesine nem verilmektedir. Tanrsal ide de tinin genel yanyla bilincin varl birleerek varolur: son lunun sonsuzla birlemesi demektir bu. Bunlar ayrlrsa anlakn sonsuzluk dncesi egemen olur. Hristiyanlkta tanrsal ide tanrnn ve insann doalarnn birlii olarak insana alr. Bu, dinin gerek idesidir. Klt bunun bir parasdr: klt tikel bilincin tanrsal-olanla kendi birliini salamasdr. amzn anlak tanry bir soyutlama, insandaki kendisinin bilincini aan, onun tesinde olan birey, insann yalnzca kafasn vu raca dmdz demirden bir duvar haline getirdi. Usun bu konudaki dnceleri ise anlakn soyutlamalarndan baka dr. Dinin konusu doru-olandr, yani nesnelin znelle birle mesi. Fakat yeryzndeki dinlerde sk sk saltk-olanla sonluolan birbirinden yeniden ayrlmaktadr, hatta saltn tin oldu u kabul edildiinde bile bu ayrm yaplmaktadr: o zaman da ortada cismi olmayan bir isim kalmaktadr. Musevilikte, ay rca Mslmanlkta, Trklere geip onlarn tasarmnca belirle nen gnmzn bu anlak dininde bu byledir. Buradaki so yut genellik element biiminde salt doa rn olarak tasarla nabilir, rnein ate gibi, ama Musevilerde olduu gibi tinsel genellik olarak da tasarlanabilir. Genel-olan, doa diye tasar lanrsa, buna panteizm denir. Ama o zaman da ierik diye bir ey kalmaz. Tanr ve zne adna ne varsa yiter, nk artk ayrdedilmezler. Baka bir tasarm da tanryla evrenin birlii dir. Hintlilerdeki tenleme buraya girer, Yunan sanat da, tanr ve insan doalarnn birlii sa'da dile geldii lde daha salt anlamda olmak zere, Hristiyanlk da. Sz konusu ten leme insan-biimci, tanrya yakmaz bir tarzda deildir, do ru olarak saptanan ey, tanr idesi neyse bizi ona vardracak biimdedir. Din felsefesinde, tinin zyle ilgili dinsel bilincin gelime sini de gstermek gerekir: ama biz bu konuya girmiyoruz.

126

TARHTE AKIL

nk burada halkn bilincinin kendisinde ayrdettii bakaca ynler ve biimlerdir bizi bundan byle uratracak olan. Bu bilincin gerek tini dindir. Sanat ve bilim bunun ynleri, bi imleri olarak grlebilir. Sanatn ierii dininkiyle birdir: tek ayrm ana malzemesinin duyusal gr olmasdr. Bilim ve fel sefe de ayn konuyu iler, ama ana malzemesi dncedir. teki bilimlerin ierii saltk deildir ve devlete, gereksinim lere ynelik sonlu bir ierik sunarlar: yleyse dinde, halkn btn varl dine dayand lde, bir halkn ilkesi en yaln anlatmna kavuur. Bu adan din devlet ilkesiyle en yakn bir iliki iindedir. Din, devlet tininin koul-tanmaz genelliiyle tasarlanmasdr, yle ki buraya varnca bu tasarma sahip olan gerek tin b tn d rastlantsallklar kendinden atm olur. Nerede bireysellik olumlu olarak tanrnn zne gre biliniyor, znellik de bu zn kendisine gre grleniyorsa, bilinli zgrlk yal nzca oradadr. Bu zgrlk bilinci Yunanllarda ve daha ge limi biimiyle Hristiyanlk dnyasnda ortaya kt. Bu a dan hakl olarak devletin dine dayand iddia edilir. Bununla sylenmek istenen, dnyadaki varln zaman iinde herkesin ilgisine gre devinen, yani greli ve halk kavramna gre kav ranlmayan bir varlk olduu, bu varln, yalnz kendi genel ruhu olan ilke tarafndan tam tamna hakl klnd lde, hakllk kazanddr: bu da, bu varln tanrsal zn belirle nim ve varoluu diye bilinmesinden baka birey deildir. Devletin dine dayanmas bu nedenledir. Devletin ilkesi do rudan doruya hakl bir ilke olmaldr: bunun karsnda son lu ilgiler greli eyler olarak kalrlar. Genel ilkenin saltk bi imde hakl karlmas, tanr doasnn e ve belirlenimi olarak bilin na getirilmesidir. yleyse devletin ilkesi, kendisinin zorunlu kld genelin saltk tanrsal zn belirle nimi olarak bilinmesidir. Devletin dine dayandnn gn mzde sk sk sylendiini iitiyoruz, bununla denilmek iste

FELSEF DNYA-TARH

127

nen, prense ya da yasaya boyun eme tanr korkusuyla dalia kolay olaca iin tanrdan korkan kiilerin devlerini daha canla bala yapacaklarndan baka birey deil. Tanr korkusu, geneli her trl tikelin stnde tuttuu iin besbelli prens ve yasalar da karsna alabilir, banazla varabilir, devlet ve onun kuruluu, dzeni zerinde ykc etkilere yol aabilir. Bunun iindir ki tanr korkusunun ll ve dikkatli olmas, koruyaca eyleri tersine yakp ykmamas gerektii sylenir. Byle bir tehlike vardr en azndan. Devletin dine dayand konusunda doru bir kanya varl dktan sonra bile, sanki devlet varm da din yokmu gibi bir tavr taknlyor, bundan byle de din devlete tama su gibi getirilmeye kalklyor. nsanlarn dinle eitilmesi tmyle ye rindedir, ama bu eitimde din henz varolmayan birey gibi sunulmamal. nsanlar varolan bir modele gre eitilir, varol mayana gre deil. nk devletin dine dayand, kklerinin orada olduu syleniyorsa, bunun anlam devletin dinden or taya km olduu, hl da kma sreci iinde olduudur. Belli bir devlet belli bir dinden gelmitir. Devletin ilkeleri, de diimiz gibi, kendinde ve kendisi iin geerli eyler olarak dnlmelidir, bu da ancak onlarn tanrsal zn kendisinin belirlenimleri olarak bilinmeleriyle olanakl olur. Dinin yaps neyse, devlet ve anayasa da o yapdadr: devlet gerekten dinden kmtr, hem de yle ki Atina ve Roma devletleri yal nzca bu halklarn belli pagan dini erevesinde olanaklyd, tpk katolik devletin protestan devletten ayr bir tini ve ana yasas olduu gibi. Dini devlete geri getirmeye ynelik btn alp abalamalar, atlan btn o korku lklar, dinin devlet yaamnda yittiini ya da yitmek zere olduunu haber veren tehlike anlar ise. durum o tehlike anlarnn bildirdiinden daha k t demektir: nk bu anlar alanlar dinin ktle kar bir ara olarak geri getirilebileceine, din tohumlarnn ekile-

128

TARHTE AKIL

nebileceine inanyorlar, ama din ne aratr, ne de tohum, in sanlar, ok daha derinlerden etkiler. Devletle din zde toplum ilkesini paylarlar: din devlete onun yapsn, bireylerin davranlarn ve devletle i ilikisini dzenlemek zere dardan eklenen birey deildir, tersine o batan beri belirleyerek, etkiyerek devletin iindedir. Nasl bi limin, sanatn retilmesi gerekiyorsa, insanlara din eitimi de gerekir, Ama bunu d bir iliki olarak anlamamalyz, tersine, bunun anlam, daha nce de dediimiz gibi, devletin politik, sanatsal ve bilimsel yaam olduudur, nk devlet zaten belli bir dinden kmtr, dinle zde bir toplumsal ilkeyi paylamaktadr. Buna kar kolayca yzeysel itirazlar yaplabilir. Fakat n mze kan ilk halk alp onda bu balam aramaya kalk mamalyz. Birbirinden ok ayr dinlere sahip de olsalar kuru lular bir olan, oban halklarn deil, olgunlua ermi dev letleri, kltr tam olan halklar gznnde bulundurmalyz. Bylece gelimemi toplumlarda bir halkn tininin kendi ilke ce belirlenimini gerekletirip ortaya koyabilecei kltr d zeyi yoktur. Kltr tam olan bir halk daha yaln durumdaki bir halkta ayr ayr kalacak olan alanlar ve yaama biimlerini kendinde birletirmitir. Kimi halklar da bamsz deildir, ya da en azndan bamszlklar kendi anayasa ve glerinden ileri gelmemektedir. Bu halklarn bir blm kendi ilerinde zengin bir kltre varmamlardr, bir blm ise kendi ken dilerine bamsz olmamlardr. Atina'nn demokratik bir ku ruluu vard, Hamburg'un da demokratik bir kurulu yasas var, dinleri birbirinden tmyle ayr, ama kurulular ayn. Burada dinle devletin zsel balam diye adlandrdmz ey le eliir gzken rneklerle karlayoruz. Bunun aklamas Hamburg'un tecim snfnn ar bast bir kent olmasdr: kent bylece bamszlamtr, ama byk bir Avrupa devleti gibi deil. Bunun gibi d grnyle ok ey vaadeden,

FELSEF DNYA-TARH

129

ama daha zgr bir gelimeye kavumam devletleri rnek almamalyz. Kuzey Amerika devletleri deniz tecimiyle bala dlar, ieriye doru yaylyorlar, ama Avrupa devletlerinin kl tr ve olgunluu henz onlarda yok. yleyse din. anayasa, dnyadaki hkmete, dnyadaki yaama salad zorunlu gei birlikte ele alnmaldr, dnya da gerekletirilmelidir: nk bu ilke dnya bilgisini kendin de tamaktadr. Tinsel ilke ne kadar derindeyse, din ne kadar saltsa, bu ilke dnyayla o denli az uraacaktr: rnein Hris tiyanlkta olduu gibi. Dinin bilgelikten ayrm uradadr ki bilgelik dnyann an erefine, yrekliliine, malna kaytsz kalmay buyururken, din daha ok dnyadan payn almakta, an eref ve saygnlk ardnda komaktadr. Din ok verimsiz olabilir: bu bilinen bireydir. Bu nedenle dinin yalnz kafalar da deil, ayn zamanda gnllerde olmas, insann tm yaa mnda anlatmn bulmas, bu yaama trellik ve tzellik ka zandrmas gerektii sylenir. Beri yandan bireyler sz konu su olunca, dorunun ilkesinin gereklemeden de kalabilece i izlenimine yakalanyorsak da, halklar sz konusu olunca bu byle olamaz. Burada dorunun genel ilkesi yasann tek tek alanlarnn iine girer, yle ki bu ilkeyi temsil eden dinsel pratik bilin de ondan dorudan payn alr. Dorunun tek tek alanlardaki grn, anayasa, tzel iliki ve trellik, sa nat ve bilim biimlerindedir. Sk sk belirttiimiz gibi, tin ken di zerindeki bilincini gerekletirmelidir: kendine konu ve nesne olmaldr. Tin yalnzca kendi zerine bilgi sahibi oldu u lde, nesnelletii lde tin olur. Nesnellik ise sonluluu ve rgtn tek tek yelerinin ayrmlamasn birlikte geti rir. Tin kendini nesne olarak karsna alr, bylece ayrmlar: kendi kendisini karsna ald, canl bir ruhu oluturan kendi paralaryla hesaplat iin de kendinde kendisini bilir, ken di zel alan ve paralarn zetleyerek dile getirir. Tini balan gcna gre dnmek yetmez: o kendi kendini meydana ge

130

TARHTE AKL

tiren eydir, kendi ereidir, kendi sonucudur, yle ki bu so nu o balangtan baka birey deildir. Kendi kendisine gereklik kazandrmas ise nesnelemenin araya girmesiyle olur. Din, din olarak ele alndnda kendini zce gerekletirmelidir: tinin kendi zerine bilinlenecei, gerek bir tin hali ne gelecei bir dnyay kurmaldr. Tinin eylem alannda olduu eyle ilgili bilincinin gerek ten dinin kendisinde bulunmas nemli bir noktadr. Eer ti nin ne olduunun bilincinde, dorunun, kavramna gre tinin kendisinin ne olduunun bilinci ierilmise, tinin varlnn btn yanlar doruyla ilikiye girmi, doruluk belirlenimini kazanm demektir bu da ancak gerek anlamdaki dinde olabilir. Bu varlkla ilgili olmayan baka yanlar doruluk belir lenimini tamadklar iin dindarl kendilerine temel alr ve bylece ksr olarak kalr. Dinin rastlantya kalm, henz doruyla karlamam ilkel yanlan da vardr. Burada amacmz dinin zel alanlarn damgasn kendinde nasl tadn gs termektir. Dinin bireyde ortaya kt biimiyle sk sk verimsizletii sylenmiti. Buna karlk olarak halkn yaama dizgesi dine uyar biimde dzenlenmi olmaldr. Din, tinin kavramna ait olan hereyi dinsel ilkeyle denkleip denklemediine, tinin dine kendi ilkesini getirip getirmediine gre, temel bir ay rm gsterir. Eer tin asl derinliinde kavranmyorsa, dedii miz gibi, bir halkn yaamnda usa uymayan, rastlantya bra klm, zgr olmayan noktalar ortaya kar. rnein, Yunan llarn kamu ilerinde devlet szlemelerinin imzalanmasn da bazan da zel ilerde bilicilere bavurmalar Yunan di ninin, Yunan tinsel ilkesinin, Yunan tini olarak tinin kendisiy le ilgili kavramnda ortaya kan bir eksikliktir. Bunu, tinin zsel bir yann, tinin tzsel ilkesiyle btnlemeden, ters yol dan, zgrle yakmayan bir biimde yerine getirilmesi ola rak anlamalyz. slam dininde de bunun rnei vardr. Koyu

FELSEF DNYA-TARH

131

din inanc inananlarn dnyay ele geirmeye armtr, ama ayn inan onlarn kurduu devletin, yelerinin uyumuyla a lan organik bir yaam olmasna, zgrle dayal yasal bir dzeni meydana getirmesine yetmemitir. Eer Hristiyanlk gibi bir din, ilke olarak tinin saltk kavramna dayanyorsa, bunun zorunlu sonucu, bu dinin kendi dnyasna kavrama uygun bir biim vermesidir. Gerekliin bu ilkeye gre yourulmas uzun boylu almay gerektirir, dnden bugne yap lamaz: Hristiyanln balangcnda da onun ilkesiyle, ilk H ristiyan topluluklarnn hamlk ve yalanl arasndaki korkun elikiyi hemen gryoruz. Sanat da gzel yaptlar meydana getirmeye alt lde malzemesini gereksinimlerin hizmetinde iledii iin, dinin belirlenimiyle sk skya iliki iindedir. Anlakn ya hi sanat yoktur, ya da olsa olsa ycelten bir sanat vardr, burada da canl biim (Getalt) o kadar bozulmutur ki, ortada birey di ye birey kalmaz. Tin, Museviler ve Mslmanlarda olduu gibi insann kart olarak her trl canl biiminden soyutlan m olarak kavranyorsa, byle bir kavrayta grsel sanatlara yer yoktur. Doru diye alnan ey orada biime girmeye kat lanmaz: saptanma tarznn d bir biime karlk olmamas gerekir. mgegc burada tin iin doru ve geerli olan eyi kavrama yetisi deildir. Ne var ki sanat znde gzel sanattr: imgegc ve biimverme nerede en yksek yeti olarak gei yor, nerede tanr salt genel bir tini aarak tasarlanyorsa, sana tn da orada yer alm olmas gerekir. Bylece sanatn, tanrsal genellii doal znellik biiminde seyreden Yunanllarda ol mas gerekiyordu. Byle bir halk iin, genel ve tanrsal olan eyi duyu grsyle kavrayp sunmak kanlmazdr. Bunun gibi Hristiyanlk dini de z gerei sanata sahiptir, nk onun iin tanrsallk anlakn soyutlamas deildir, yine de bi zim iin sanat Yunanllar iin olduu gibi dorunun tasarlanp dnlmesinin en yksek biimi olamaz, yeri daha aalar

132

TARHTE AKIL

dadr. Sanatn yaratt biimlerin bizim iin her trl koulun stnde bir doruluu yoktur, bunlar saltk-olann grnme biimleri deildirler. Sanatn gsterdii biimler sonlu eyler dir, sergilenmesini istediimiz sonsuz ierie uymazlar. En ok bilimler diye yaklarlar: geri bilimlerin ierii e itlidir, ou yalnzca bir bilgiler derlemesidirler; ama hi de ilse burada dnme, tanma ilkesi geerlidir. Bilimler ger ekliin tm yanlan iin yararldr, tpk dinin, devletin, tze nin yararl olmas gibi doru-olann baka ereklere de hiz met etmesi gibi. Benzer bir yoldan, tanrnn yararl olduu da sylenebilir: din d, yakksz bir konumadr bu. Tanrnn yarar iyiliidir, bunu da o kendiliinden datyor, kendisini ona adyor. Aslnda bilimleri bu baml yarar ilikisine gre ele almamak gerekir: onlar da din gibi kendinde ve kendisi iin birer erektir, kendileri iin son birer erek. Bilimler, zel likle zgr dnmenin bilimi olarak felsefi dnmenin r n olduklar iin, tinin onlara salad zgn temel zerinde ykselirler. Halk kendisi ve doruyla ilgili kavrama, dnme yoluyla bilimsel, yani tinsel kavrama karlk olan biimi verir. Tinin en derin noktasn soyut olarak kavrayalm, ite bu d nmedir. Burada nesnel konu tinin doasna uymaktadr. Bi limler bu anlamda bir halkn varlnn doruk noktasdr; hal kn en yksek igds, kendisini kavramak ve bu kavramn heryerde gerekletirmektir. En nemli tinsel ana malzeme, fi ziksel gereksinimler deildir, biimsel hak deildir, fakat d nmedir, insan kafasdr. Halk, en parlak dneminde, zgr, her trl yarar ve kar am, isteklerini arkada brakm bi lin haline gelir: sanat rnleri bunun rneidir. Ama bu bi lincin ierii sanatnki gibi duyusal bir malzeme de deildir, onun kavramnn kulland malzeme dnmeden gelir. Bi limleri gelitirmek bir halka an verir. Dinde duyusal ve tinsel tasarm biiminde ortaya kan ierii dnp kavramak zellikle felsefe biliminin iidir. Bu nokta Hristiyanlkta, tanr

FELSEF DNYA-TARH

133

olunu dnyaya getirmitir, denilerek anlatlr. Fakat bununla doal birey dile getirilmi oluyor, yoksa bir dnme ilikisi deil. Dinde tasarmlarn canl ilikisi olarak kavranan ey, bi limde kavramlarn diline dklyor, yani ayn ierik en yk sek, en canl, en uygun biimiyle ele alnyor. Bylece halk dorunun bilincine en yetkin biimde varyor, tini saltk ola rak gerekletiriyor. Bu nedenle grsel sanatlarn dnya-tarihiyle ilikisi neyse, felsefenin ilikisi de odur. Somut felsefe yalnz Yunanllarda ve Hristiyanlarda olabilir: soyut felsefeyi doulularda da buluyoruz, ama bu felsefede sonlu-olanla tanrsal-olann birliine varlmyor. Bu ideal varlk biiminin karsnda devletin d grn nn ierdii teki varlk biimi de yer almaktadr. Bu ierikte de, hangi zel tre girerse girsin, yine de genel-olan kendini belli etmektedir. Bu trden ilk malzeme, halklarn treleri, gelenek gre nekleri denilen eydir. Doal trellik, aile ba buraya girer: her ikisi de devletin doasnca belirlenir, rnein evliliin t r, okkanllk, okkocallk, tekelilik. Hristiyan devletlerin de, yalnzca tek erkek tek kadnla evlenebilir, nk yanlar eit hakka sahiptir. Ayrca kle olup olmadklarna gre, o cuklarn anababalarna olan ilikisi de buraya girer. Baka bir tre de bireylerin birbirlerine kar nezakete kadar varan dav ranlaryla ilgilidir. Avrupallarla Asyallarn rnein stlerine kar nazik davranlarnda ortaya kan ayrm hatrlamak ye ter. Bu grenekler tzsel koullara geri gitmekte, kiilerin bu koullar dn tarzn dile getirmektedir. Simgeseldirler, ama pek ok rastlantsal eyi de birlikte tamaktadrlar: hepsi ni anlaml saymak yanl olur. Grnle ilgili baka bir nokta da kiilerin doa ve kendi sonlu gereksinimlerinin yerine getirilmesi ile ilgili pratik dav ranlardr. Meslek etkinlikleri buraya girer: bu etkinlik bize kiilerin doaya olan bamllk ve ilgilerine gre davranlar

TARHTE AKIL n, yine buna gre gereksinimlerini karlay ve yerine geti rilerini tantr. Burada doal gdler kiiselleir: din ve ana yasann temsil ettii zsel yan bu alann ok uzanda kalr. Yine de, halkn, meslek etkinlii, endstri ve tecim karsnda nasl bir anlay gsterdiine gre, tinin genel ilkesi anlam ve nem kazanr. Bu etkinlikteki ama, bireyin kendi ilerine bakmas, sonsuz okluk ve incelik gsterebilen kendi gereksi nimlerinin gerektirdii biimde hayatn kazanmak zere eme ini, kafasn, gcn, sanatn kullanmasdr. Bu etkinlikler iinde iftilik zorunlu olarak doaya bamllk gsterir. Ger ek anlamyla meslek etkinlii denen ey, ilemek zere kaba malzemeye ynelir, varlnn devamn, anlakn, dnme nin, endstrinin rnleriyle salar. Bu etkinlik dal tikelle ilgi lidir: ama tikele de ierden snr konulamaz. Biriken zengin lik, kazanlan incelik, llemez boyutlara varabilir. Ancak mesleklerin snrl, kastlara bal olarak uygulanmas, bylece gelime nedir bilmemesiyle bireyin btnyle snrsz olmas ve lsz geliebilmesi arasnda byk bir ayrm vardr. Kastlara blnm toplum, meslek etkinliinin oldum olasya kendi iine kapatlm olduu bir toplum olarak bambaka bir halk-tinini, ayn zamanda bambaka bir din ve anayasay var sayar. nsanlarn hayvanlara ve birbirlerine kar kullandk lar silahlar ve ayrca gemiler de buraya girmektedir. Asyallar da rnein eski bir sylenceye gre demir bulunmutur. Ba rutun bulgulanmasn rastlantsal birey saymamak gerekir, ancak o zamanda, o kltr iinde bulgulanabilir ve kullanla bilirdi. Beri yandan bu tr nesnelerin bir ounun varl halk tinin zelliine baldr: buna rnek her dnem ve her kltr de hemen hemen ayn biimde ortaya kabilen lks nesnele ridir. nc nokta zel haklardr, kiinin sonlu gereksinimle ri bakmndan varolan haklar. Kii zgrl, kleliin ya saklanmas, eelik haklar burada anlatmn bulur. Tam kii

FELSEF DNYA-TARH

135

sel zgrlk, tam eelik hakk ancak belli bir ilkeye dayal devletlerde bulunabilir. Hak ilkesi genel ilkeyle dorudan doruya sk bir iliki iindedir. Hristiyanlkta rnein genel ilke, ilkin bir tinin doruyu temsil etmesi, ikinci olarak da bi reylerin sonsuz deer tamalar, tanrnn kayrasyla saltk tin sellie kabul edilmeleridir. Bunun bir sonucu bireyin kiiliiy le sonsuz olmas, kendisinin bilinci olarak, zgr olarak tann masdr (anerkannt wird). nsann insan olarak sonsuz deer tamas ilkesi dou dinlerinde yoktur. Bu nedenle de ilkin Hristiyanlkta insan kiisel zgrle kavuur, yani zgrce eelik sahibi olabilir. Son olarak sonlunun biliminden sz edelim. Matematik, doa-tarihi, fizik de belli bir kltr dzeyini gerektirirler. Bi rey ilkin ierden zgr olduktan sonradr ki, nesneye hakkn tanr, ona yalnzca istekleriyle ynelmez, kuram gzyle ba kar. Burada da antik dnya ile yeni dnya birbirinden ayrlr: antik dnya, doa ve onun yasalar karsnda bu ilgiyi gster memitir. Bunun iin daha yksek derecede, daha somut bir gvenlik, nesneleri sonlu yanlaryla ele alacak bir tinsel pekinlik gerekliydi. Tinin bu soyutlamaya varmas iin kendisinin-bilincinin kendisinde daha bir younlamas gerekiyordu. Tin kendini devlette balca bu anlamlara gre gerekleti rir. Gelimi bir devlette bu anlamlarn birbirinden ayrlmas, her birinin kendi hakkn elde etmesi iin kendi ilerinde e itli standlar halinde rgtlenmeleri gerekir. Bir yandan birey btn bu alanlara isterse katlabilir, br yandan ise birey zo runlu olarak en azndan dolayl biimde btn bunlardan, dinden, tzeden, anayasadan, bilimden kendine den pay almaktadr. Alanlar bireylerin katlaca tek tek stand'lara b lnmtr: bireyin meslei dediimiz de budur. nk btn bu alanlarn ortaya kan ayrmna zel noktalarda tek tek meslekler karlk olmaktadr. Standlar rgtlenmi bir devlet iinde bylece yerlerini bulurlar. nk devlet organik bir

136

TARHTE AKIL

btndr, btn bu rgtlenmeler onda zorunlulukla bir or ganizmay oluturmaktadr. Bylelikle devlet trel nitelikteki organik bir btn haline gelir. zgr-olan, kskanma nedir, bilmez; elerinin yaplanmasna izin verir. Genel-olan, bu zgrce belirlenimleri birlik halinde tutacak gce yine de sa hiptir.

d) Tinin Gereklii
imdiye dein ele alnan noktalar, devlet kavramnn so yut eleriyle ilgiliydi. Devletin iinde geecek eylerin ona uygunluunu salayacak biimde dzenlenip uygulama alan na getirilmesi anayasa ile olur. Bir halkn anayasaya sahip ol masna geri fazlalk gzyle baklm, devlet biiminin zaten bu demek olduu sylenmitir. Bylece anayasaya sahip ol mama anayasa gibi dnlm oluyor yalnzca, tpk yuvar lakln biim olarak dnlmesi gibi. Devletin kendisi iin meydana getirdii hereyi btn tek tek bireylerin onaylamasn gerektirecek biimde, bireysel is ten ilkesi zgrln tek, biricik belirlenimi olarak devlete temel alnrsa, aslnda anayasa diye birey olmaz. Bu durum da istenecek tek dzenleme, hibir istence dayanmakszn devletin gereksinimleri gibi gzken eyleri gznne alp grn bildirecek bir devlet merkezi ile birlikte bireylerin oy vermesini, eitli neriler iin verilen oylarn toplanp sa ylmasn salayacak bir mekanizma olurdu, bu saylmann so nucuna gre de karar alnm olurdu. Devlet kendi bana alndnda bir soyutlamadr, bu so yutlama kendi genel realitesine yurttalar zerinden varr. Fa kat gerektir de, salt genel varln bireylerinin isten ve et kinliiyle belirlemelidir. Hkmet ve devlet ynetimi, devlet ilerini yrtenlerin, bu konularda karar alp uygulama tarzn belirleyenlerin, sorumlu klnacak yurttalara buyruk verenler-

FELSEF DNYA-TARH

137

den ayrlmalarn gerektirir. rnein demokrasilerde sava ka rarn halk verse bile, baa sava yrtecek bir general getiril melidir. Devlet dediimiz soyutlamann yaam ve gereklik kazanmas ilkin anayasa yoluyla olur: ama bununla da buyu ranlarla buyrua uyanlarn, ynetenlerle ynetilenlerin ayrm ortaya kar. Beri yandan, buyrua uymak, zgrlkle ba damaz gzkr: buyruk verenler de devletin temeline, z grlk kavramna ters den bireyi yapmakta gibidirler. Buy ruk ve ona uyulmas, i baka trl yrmeyecei iin, zorun lu olmusa (bu zorunluluk, soyut olarak saptanmak istenen, zgrl dlayan, ona kar kan birey olarak gzkmek tedir) dzenlemenin hi deilse, yurttalardan en az uyma is teyecek, buyruk verenlerin keyfiliini de en aza indirecek bi imde yaplmas gerekir, gerektii sylenir. Buyruun onu ka nlmaz klan ierii, temel nokta ne ise orada ounluun ya da btnn istenciyle halk tarafndan belirlenmi, ka rarlatrlm olmaldr. Devlet de gereklii, bireysel birlii temsil ederek yeniden gcn kuvvetini bulmaldr. Devletin en bataki belirlenimi ynetenlerle ynetilenlerin ayrmdr. Anayasalarn da genel olarak monariye, aristokrasi ye ve demokrasiye gre snflandrlmas yerindedir. Ancak bu arada una dikkat edilmelidir: ilkin, monari, despotizm ve asl anlamnda monari olarak ikiye ayrlmaldr. kinci olarak kavrama dayal btn blnmelerde vurgu ana-belirlenim zerindedir, ama bu da bu ana-belirlenimin kendi biim, tr ve cinslerinde somut bir ierik kazanaca anlamna gelmez. nc olarak ve zellikle unutmamak gerekir ki, kavram bir sr tikel kipi (Modifikation) yalnzca belirtilen genel devlet dzenlerinde deil, bu dzenlerin bir ounun karmlarnda da onaylamaktadr. Ancak bu karmlar da bu dzenlerin bir kan bir araya getirerek hibir tutulur yan olmayan, tutarsz oluumlara yol amaktadr. yleyse ilk belirlenim ynetenler le ynetilenlerin ayrm oluyor, bu da dzenleniteki anlam

138

TARHTE AKIL

ve amaca gre anlalyor. Bu nedenle tartlmas gereken ko nu. hangi anayasann en iyi anayasa olduu, yani devlet g cnn yani hangi dzenlenme, rgtleni ve ileyile devletin ereine en gvenilir yoldan varacadr. Bu erek elbette deiik tarzlarda saptanabilir, rnein yurtta yaamnn dinginlik iinde tadna varlmas, genel mutlu luk olarak. Bu trl saptay bilinen hkmet ideallerine, bu arada en bata prenslerin (Feneolon5) ya da yneticilerin, aristokratlarn (Platon) eitim ideallerine yol amtr. nk burada vurgu, en yksekteki kiilerin nitelii zerindedir ve byle ilk ideallerde organik devlet dzenlemeleri asla d nlmemitir. En iyi anayasa sorunu ortaya atldnda, anaya sa, oun yalnzca kuram ve znel, zgr bir dnme ii olarak grlmekle kalmamtr, fakat ayn zamanda, en iyi ya da daha iyi olarak kabul edilen bir anayasann uygulamaya konulmas da byle kuramsal bir kararn sonucu saylmtr sanki anayasa tr btnyle zgr bir seime, yalnzca d nme ve karar vermeyle belirlenecek bir seime dayanrm gibi. Bu tr bir ocuksulukla ran halk deilse bile ran bykleri sahte Smerd'in ve byclerin drlmesi iin komplo kurmular, giriim baarya ulatktan sonra da Pisdader ailesinden tek bir ocuk bile kalmad iin ran'a ge reken anayasa konusunda gr vermilerdi. Herodot da ayn ocuksulukla bu gr vermeyi anlatmaktadr. Bugn bir lkenin, bir halkn anayasasnn byle zgr bir seime brakldn dnemiyoruz. zgrln soyut bir bi imde temel alnmas, ok genel olarak kuramda cumhuriyet ynetimi anayasasnn tek hakl, tek doru anayasa olarak ge erlik kazanmas sonucunu douruyor. Monarik devletlerde yksek hkmet grevleri yapm kiilerin bile bir ou r nein Lafayette6 bu gr dirensiz onaylamaktadrlar. An cak onlar da grmlerdir ki, byle bir anayasal kurulu, en iyisi olsa bile, her yerde uygulanamaz, insanlar dei-

FELSEF DNYA-TARH

139

tirmek olanakl olmadna gre, daha az zgrlkle ye


rinmek zorundayz. yleyse monarik anayasa bu koullar al tnda halk ahlakna en yararls olacaktr. Bu grte de belli bir devlet kuruluunun zorunluluu yalnzca d bir rastlant sallk kouluna bal klnmaktadr. Bu tasarm anlak dngemesinin kavram ile realiteyi birbirinden ayrmasnda kay naklanyor: bylece ide gz nne alnmayp soyut, bu ne denle doru olmayan bir kavrama bel balanlyor, bu kavram da biimsel kalp halkn ve devletin ne olduunu grleyemiyor. Bir halkn anayasasnn (iklim, koullar, corafyasal ko num gibi d koullan bir yana brakacak olursak) halkn di niyle, sanat ve felsefesiyle, en azndan kendi kltrnn tasa rm ve dnceleriyle tek br tz, tek bir tin oluturduuna daha nce dikkati ekmitim. Devlet bireysel bir totalitedir, bu totaliteden ne kadar nemli olsa da anayasa gibi zel bir yan tek bana ele alnp tartma ve seim konusu yapla maz. Anayasa yalnzca baka tinsel glere ierden baml deildir, fakat tm tinsel bireysellik belirlenimi kendisini mey dana getiren glerle birlikte btnn tarihi iinde yalnzca bir edir. Anayasann en yksek yaptrm ve meydana getir dii zorunlu balam nceden bellidir. Bu adan, anayasalardan sz ettiimizde, soyut ayrm larda, bilinen, daha nce geen demokrasi, aristokrasi ve mo narinin ayrmlarnda taklp kalmamaya dikkat etmeliyiz. Tes lim edilecektir ki, tmyle salt, iine aristokratik hibir ilkenin katmad bir demokrasi bulmak kolay deildir. Ayrca mo nari kendisinde baka eleri ieren bir kurulutur. Anayasalar, yani bir halkn politik, zsel durumunu gznne alacak olursak ortaya bambaka belirlenimler kar. Devlet yaamndaki eitli yanlar asndan devlet anayasa snn z belirlenimi u tmcede dile gelir: hangi devlette en ok zgrlk varsa, o devlet en iyisidir. Ama burada zgr ln realitesinin nerede olutuu sorusuyla karlayoruz.

140

TARHTE AKIL

zgrlk, btn tek tek kiilerin znel istenlerinin devlet i lerine katlmas olarak tasarlanyor. znel isten burada en son belirleyici nokta olarak dnlyor. Ancak devletin do as nesnel ve genel istencin birliidir: znel isten, kendi ti kelliinden vazgeerse bu birlie varr. Bir devlet tasarland nda bir yana hkmet, br yana halk, bir yana genelin yo un etkinlii, br yana bir znel istenler okluu konulu yor kolayca. Halkla hkmet birbirinden ayr dnlyor. yi bir devlet anayasas denilince bundan her iki yann birbirine kar gvenceye alnd, hkmet iin genelin etkin olmasn, halka da znel istencini kullanmasn salayan anayasa anla lyor: Bunlarn birbirini snrlamas isteniyor. Bu anayasa bii mi tarihte vardr, ama devlet kavramnda sz konusu kartlk kalkar. Halkla hkmetin kartlar olarak dnlmesinde k tcl birey, ktcl bir niyetin oyunu var; hkmetten ayr tutulursa sanki halk, tek bana btn temsil edecek. Byle dnlecek olursa, devletten genel ve tikel istencin birlii olarak sz etme olana oktan ortadan kalkm olur. Bu d nce henz devletin kurulma aamasnda kalyor. Ussal dev let kavram bu soyut kartl geride brakmtr: bu kartln zorunlu olduundan sz edenler devletin doasn hi de ta nmyorlar. Devlet sz geen yanlarn birliini kendisine te mel olarak alr: bu birlik onun varldr, tzdr. Temel olarak alr, ama bununla hemen kendi iindeki ge limesini tamamlam tz haline gelmez. Byle bir tz olarak devlet, bamsz organlarn, evre ve tikel genelliklerin dizge sidir; bunlarn etkinlii, kendi bamszlklarn kaldrarak b tn meydana getirmektir. Organik yaamda tikel bamszlk larn bylesine bir kartl sz konusu deildir: rnein hay vanlarn her bir hcreciinde yaam genelliiyle srmektedir; hcreyi btnden koparn, organik-olmayan bireye dnr. Devlet anayasalarnn ayrmlar, bu totalitenin oluum biimle ridir. Devlet dnyaya uygulanm ustur, bu nedenle eitli

FELSEF DNYA-TARH

141

anayasalar ilkelerinin eitliliine gre birbirlerini izlerler, ola an olarak hep ncekiler sonrakilerce kaldrlr. Devlet, insan isten ve zgrl biiminde dlam tin sel idedir. Tarihteki deiim znde ve genelde devleti ilgi lendirir. idenin eleri de onda eitli ilkeler olarak belirir. Halklarn parlak dnemlerine karlk olan anayasalar o halk lara zgdr, yani burada eitlilik, kltr geliiminin belli bir tarzna karlk olmaz, fakat ilkelerin eitlenmesi anlamna gelir. Bu nedenledir ki tarih bize bugnk anayasal oluumla ilgili hibir ey retemez. amzn ilkesi olan son anayasal ilke dnya-tarihinin daha nceki halklarnn anayasalarnda ierilmemitir. Bilim ve sanat sz konusu olduunda durum tmyle bakadr. Burada daha nceki ilkeler daha sonrakile rin saltk temelini olutururlar: rnein eskilerin felsefesi im dikine tabanlk etmek zere yeni felsefenin temelidir, orada ylece ierilmi olmas gerekir. Burada sanki talar, duvarlar ve ats ayn kalan bir yapya kesintisiz biim verilmektedir. Giderek Yunan sanat sanatn en yksek rneidir. Oysa ana yasa asndan durum deiir, burada eski ve yeninin zce or tak bir ilkesi yoktur. Soyut belirlenimler, rnein devlette ileri grn ve erdemin egemen olmas gerektii yolundaki re tiler elbette ortaktr. Ama amzn anayasal dzenlemeleri iin Yunanllar, Romallar ya da doulular rnek almak ka dar ters birey olamaz. Dou bize ataerkil iliki, babann y netimi, halklarn ball, Yunan ve Roma da halk zgrl rnekleri sunmaktadr. nk Yunan ve Romallarda btn yurttalarn genel yasama konularnda gr ve kararlara ka tlmasn salayacak zgr bir anayasa kavramnn gelitirildi ini gryoruz. Zamanmzda da genel eilim budur, ancak bir deiikle: gnmzn devletleri ok byk, yurttalarn says ok kabark olduu iin, yurttalar dorudan doruya deil de, dolayl olarak, kendi temsilcileri araclyla kamu i leri zerindeki kararlara katlmaktadrlar, yani yasama grevi

TARHTE AKL ni halk milletvekilleri araclyla yerine getirmektedir. Bilinen adyla temsile dayal anayasa, zgr anayasa kavramyla bir tutulmaktadr, hatta bu bugn deimez bir nyarg haline gelmi bulunmaktadr. Aslolan, zgrln, kendi kavramyla belirlendiinde, znel istenci ve keyfekalml deil, genel isten anlayn kendisine ilke yapmas, zgrlk dizgesinin zgrln kendi elerinin zgr geliimi olarak kavranma sdr. znel isten tmyle biimsel bir belirlenimdir, burada istencin ne istedii belirsiz kalr. Yalnzca ussal isten, kendi kendisini belirleyen, gelien, kendi elerini organik olarak rgtleyen genellie sahiptir. Ama burada, ussal zgrlk en sonra ortaya kar: malzeme olarak geneli kullanan gotik bir yapya benzer. Bu gotik katedrali eskiler bilmiyorlard. Hristi yanlk dnemi bu yapy yaratt. Burada genel olan sonsuz bir ayrmla karmza kmaktadr: bu ayrm da, bireylerin tzelle birlik iinde kendi zgrlklerine, bamszlklarna, zllklerine kavumalar, kendi eylem biimlerini tzsele biim ola rak vermeleridir. Tzselle byle gelikin bir ilikidir burada sz konusu olan. Halklarn ve anayasalarnn daha yksek d zeydeki ayrm ite burada ortaya kar. Allm olarak bir anayasann zl yan olarak grlen nokta, yani bireylerin anayasaya kiisel onaylarn verip ver medikleri daha yksekteki ilke asndan, nemsiz, olmasa da olan bir ayrmdr. lkin bireylerin kii olarak kavramlatrlp kavramlatrlmadna, tzselliin tin olarak, bu kiilerin bi lincinde olduklar z olarak varolup olmadna bakmak gere kir. rnein inlilerde byle bir onay hibir biimde yoktur: bunun bir eksiklik olduu onlara sylenseydi, byle bireyi aile meclisinde her yataki ocuun oyunu almak trnden bir delilik sayarlard. inliler kendilerini henz znel zgrlk olarak tanmyorlar: trel ve tzel-olann zselliiyle tanm yorlar, bu nokta henz onlar iin erek, yapt, nesne olarak var deil. br yandan Trklerde znel istencin tmyle babo

FELSEF DNYA-TARH

143

brakldn gryoruz. rnein yenierilerin istenci var. is tenleriyle davranyorlar, ama vahi bir isten bu, bir para di nin basks altnda, ama istediini yapmakta snr tanmyor. Burada kiisel isten yerinde olmayan bir tasarma gre z gr: ussal-olan, somut istenle kaynam deil. Byle bir is tenci tanmyor, onu kendine nesne yapmam, ilgisi ona de il, davranlar ona gre deil; genel bireyi isteyecek olursa, bu genel ey soyut ve mekanik kalyor, bylece banazla yor, her trl devlet rgtne, trellie zarar veriyor, hak hu kuk tanmyor. Avrupa devletlerinde durum baka: burada ba k as tmyle geneldir. Bilime dayal kltr, yaamn genel ereklere, genel ilkelere gre belirlenmesi bir kamu grevidir, ynetimin btn alanlar kavramca saptand lde bu ka mu grevinde yurttalar hkmetle dayanma iindedir. By le bir durumda tek tek bireylerin tek tek onay az ok nemi ni yitiriyor, nk zel grlere yer kalmamakta, kimse ak a devlet ileriyle uraanlardan daha fazla birey bilmemek tedir. Bireylerin kendi zel yarar ve karlarna gre iyi niyet gstermeleri de burada bir ie yaramayacaktr, nk kamu yarar karsnda bu tr zel yarar ve karlarn geri ekilmesi dir burada belirleyici nokta. Eer zgrlk tek tek bireylerin onayna bal klnrsa, herkesin oybirlii ile zerinde anlaa ca yasa dnda hibir yasann geerli olamayacan grmek kolaydr. Buradan hemen aznln oklua yerini brakmas, kararlan okluun vermesi dncesine gelinir. Ama J. J. Rousseau bile, bu durumda aznln istenci gznnde bulundurulmad iin, artk zgrln kalmayacan sylemiti. Polonya millet meclisinde her kiiye oyu soruluyordu, bu z grlk nedeniyle devlet batt. stelik yalnzca halkn aklnn banda olduunu ve hereyi bildiini, tzeden anladn sanmak tehlikeli ve yanltr; nk halkn her kesimi "ben halkm" diye ortaya atlabilir. Oysa devleti devlet yapan, halk deil, bilgi ve kltrdr.

144

TARHTE AKIL

Devlet anayasalarnn ayrmlar bize devlet yaam totalitesinin grn biimini verir. Birinci grn biiminde bu to talit henz gelimemi, zel alanlar henz bamszlamamtr, kincisinde bu alanlar ve onlarla birlikte bireyler daha zgrleirler, ncsnde ise kendi bamszlklarn kazanp geneli meydana getirecek derecede etkin olurlar. Dnya-tari hinde bu grnlerin birinden tekine geilere devlet rejim leri karlk olur. lkin her devlette bar ya da sava bir e it ataerkil krallk gryoruz. Bu ilk devlet biimi egemen ol maya dayanr ve igdseldir. Ancak iddet ve boyun ei, efendiden korkma da istenle ilgilidir. Bundan sonra zel gler iktidara gelir: egemenlik aristokratlarn, tek tek evrele rin, demokratlarn, bireylerin ellerine geer. Bu bireyler rast lantsal bir aristokrasi oluturur, bu da sonradan yeni bir kral la, monariye dnr. En son aama zel glerin tek bir g altnda toplanmas, ama bunun dnda da zel alanlarn bamsz olmas biimindeki monariden bakas deildir. y leyse bataki krallkla, bu ikinci meruti krall birbirinden ayrdetmek gerekir. Asl anlamnda bamsz devletlerin ge limesinde ortaya kan soyut, ama zorunlu giditir bu, yle ki bu gidile her kezinde seim sonucuna deil, halkn tinine uymas gereken o belirli anayasaya varlr. Anayasann getirdii ey, devletin usa uygun, yani politik bir varla dntrlmesi, kavramdaki elerin zgrce orta ya konmasdr. Bylece tek tek gler ayracak, tamamlana cak, zgrlk iinde bir eree katkda bulunacak ve o erekte birleip organik bir btn oluturacaktr. Bunun sonucu ola rak devlet, ussal, kendini nesnel olarak bilen ve kendi iin va rolan zgrle e olur. nk bu zgrln nesnellii tam da elerinin salt dncede kalmamas, asl realitede yerleri ni almasdr, bu da zgrln yalnz kendi iinde etkin ol mamas, etkinliiyle btn, ruhu, bireysel zgrl meyda na getirmesiyle salanr.

FELSEF DNYA-TARH

145

Devletin baka devletlerle de ilikisi olduunu, onla ra kar bamsz olduunu da buraya eklemeliyiz. Bam szlk bir halkn onurudur. Bu noktay daha iyi belirlemek iin burada pek ok ey sylenmesi gerekir, zorunlu olmad iin bu belirlemelere girimiyoruz. Devletlerin i ilikilerinde ge erli olan ilkeleri, devletlerin dnya-tarihi ile ilikilerinde ge erli olan ilkeden ayrdetmekle yetiniyoruz. Bu son noktada saltk tinin hakk geerlidir ve tinin daha yksek bir ilkesini geerli klan ilikiler sz konusu olur. Hibir devlet bu hakk kendisinde gremez. Tek tek devletler birbirlerini karlkl bamsz bireyler olarak varsayarlar, birinin bamszl an cak tekilerin bamszl varsayld lde kabul edilir. Bu tr ilikiler anlamalarla saptanr ve bu durumda hakllk ne denlerinin en az gznnde bulundurulmas gerekir. Dn ya-tarihinde ise daha yksek bir hak geerlik kazanr. Uygar halklarn barbar srleriyle ilikisi sz konusu olduunda bu hak gerekten de geerlilik kazanmaktadr. Din savalarnda da bir yan kutsal bir ilkeyi savunmakta, teki halklarn hak lar kk grlmekte, eit saylmamaktadr. Bir zamanlar Mslmanlarn tutumu buydu, kuramsal olarak hl da budur. Hristiyanlar da pagan halklar hristiyanlatrmak iin sava rlarken, kendi dinlerinin kendilerini hakl kld iddiasndaydlar. Bu gibi durumlarda soyut hakllk ya da hakszl n geerlilii yoktur, byle soyut haklar, olsa olsa asl anlam da tze dzeninin henz olumad durumlarda ortaya kar. Bu koullar altnda geerli olan ey, devletlerin birbirinden asl anlamda bamsz olduu duruma uygulanamaz. Bunun tersi de dorudur: tze devleti iin geerli olan ey henz tze devleti olmam bir devlete uygulanamaz. Devletlerin ilkeleriyle devletler tzesi birbirinden ayr eylerdir. Dnyatininin hakkn devletlere deil, yine dnya-tinine vermeli yiz.

146

TARHTE AKL

C.
DNYA-TARHNN GD

a) Gelime lkesi
Tarihte olup biten soyut deiiklik imdiye dein, tari hin ayn zamanda daha iyiye, daha yetkine bir ilerleyi oldu unu gstermek zere genel bir biimde ele alnd. Ne kadar sonsuz eitlilikte olursa olsun, doadaki deiiklikler, yalnz ca, kendisini durmadan yineleyen bir dngy gsterir. G ne altnda yeni hibir ey yoktur doada, bu adan doal bi imlerin o denli ok yanl oyunu tekdzeliin tesine ge mez. Yalnzca tinsel temeli olan deiiklikler yenilik getirir. Tinsellikteki bu grn insana dpedz doa nesnelerinden apayr bir belirlenim kazandrr: doa nesnelerinde hep tek ve ayn bir belirlenim, her zaman iin duraan bir karakter orta ya karken, tm deimeler bu karakterin snrlar iinde ve ikincil bir ey olarak olup biterken, insan gerek bir deime yetisiyle, hem de, denildii gibi, daha iyiye, daha yetkine y nelmesiyle, bir yetkinleme gdsyle belirlenir. Deime nin kendisini kural haline getiren bu ilke, katoliklik gibi din lerce ve ayn zamanda, duraan, hi deilse kararl olmay kendi haklar sayan devletlerce ktye yoruldu. Genelde dn yadaki varlklarn, bu arada devletlerin deiebilirlii kabul ediliyorsa da, bir yandan din doruluk dini olarak bundan ay r tutulmaktadr. Beri yandan da haklnn yerinde kalmamas n, hakkn inenmesini duruma gre rastlant, beceriksizlik ya da daha ok insanlarn dncesizlii, bozulmuluu, k tcl tutkularyla aklamak iin ak kap braklmaktadr. Gerekten de yetkinlemek aa yukar deime dediimiz ey kadar belirlenimden yoksundur: ne erei, ne de amac

FELSEF DNYA-TARH

U7

vardr. Varmak istedii, daha iyi, daha stn olan ey, bt nyle belirsizdir. Tinin gidiinin bir ilerleme olduuna dikkat etmek ge rekir: bu bilinen bir tasarmdr, ama dediimiz gibi sk sk da eletirilmitir. nk dingin bir dzen, yerleik anayasa ve ya sama dncesine kart gzkebilmektedir. Bu dzen zel il gi ister, btn abalar onun korunmasna ynelmelidir. Eer ilerlemeyle en bata insann yetkinleme ardnda olduu, dai ma daha kusursuz olma olanak ve zorunluluuyla davrand sylenmek isteniyorsa, ilerleme tasarm yetersizdir. Bu gr asndan dzen yksek deer olarak grlmez, en yksek deer deimedir. ok belirsiz olan ve deimeden baka bir anlam tamayan kusursuz hale getirme burada balca belirle nim olarak alnr: deimenin ise lt yoktur, varlklarn hangisinin hakl, hangisinin tzsel olduunu ayrdetmek iin de bir l verilmez. Seme ilkesi diye birey yoktur, ne bir ama, ne de belli bir snerek sz konusudur: geriye kalan da ha ok deimedir, hereyi deime belirler. nsan ovunun eirimi tasarm (Lessing) akl banda bir tasarmdr, ama bu tasarm burada sz edilen noktaya yalnzca deip gemekte dir. Bu trl tasarlandnda ilerleme nicelik dzeyinde kalr. Daima daha ok bilgi, daha ince kltr yalnzca byle pe kitirmelerle vakit geirilir. Nitelik konusuna bir trl gelin mez. Olgu, nitelik oktan vardr, ama ama edinilmez: byle ce belirsizlik iinde kalr. Ama ilerlemeden onu belirleyerek sz edeceksek, nicelik bo laftr. Erek bilinmelidir, eree eriilmelidir. Tinin kendi etkinliiyle ilikisi rnlerinin deiik liklerinin nitel deiimler olarak tasarlanp tannmasn gerek tirir. erden bir belirlenimin, kendini var klan kendinde bir ndayanan temel olarak bulunmas, geliim ilkesinin baka bir sonucudur. Bu biimsel belirlenim nemlidir. Dnya-tari hinin kendisini gerekletirmek iin bir sahne gibi deerlendi

TARHTE AKIL ren. ona sahip kan, orada kendi alann bulan tin, rastlant larla dardan oynayacak deildir, tersine kendindeki saltk belirleyici gtr o: kendi amalan dorultusunda kulland ve szn geirdii rastlantsallklar karsnda zgn belirle nimiyle sapasalam durmaktadr. Organik doal nesneler de gelime iindedir: yalnzca dorudan doruya dardan dei en bir varlkla karmza kmaz, deimez bir i ilkeye, yaln bir ze dayanr. Bu z, ekirdek halinde yine yaln bir varlk olarak sunar kendini bize, sonradan varolusal ayrmlar kaza nr, bu ayrmlar, yani organlar onu baka nesnelerle ilikiye sokar, bylece srekli bir deime srecini srdrr. Bu de ime ayn zamanda ve daha ok kendi kartn, yani organik ilkenin korunumunu ve oluumlarn deimeden kalmasn ierir. Organik birey bylelikle kendi kendini retir: kendisini kendinde olduu ey klar. Tin de yalnzca kendini yapt eydir, o da kendini kendinde olduu ey klar. Ancak doa daki geliim dolaysz, kartsz, engelsizdir: kavramla gerek lemesi arasna, ekirdein kendindeki belli doasyla varln buna uygunluu arasna hibir ey giremez. Tinde ise baka dr. Belirlenimlerinin gereklemeye geii bilin ve isten araclyla olur: bunlar ise ilkin arasz doal yaamn iine gmlmtr. Nesne ve erek, ilkin bilin ve istencin doal belirlenimidir, yle ki tine bu belirlenimi canl tutmak der, kendisi de sonsuz iddia, g ve zenginlik iindedir. Bylece tin kendinde kalarak kendisine kar kar. Kendi ereinin asl engel ve dman olarak kendisini yenmek zorundadr. Doa da dingin bir gidi gsteren gelime (bunun nedeni rnlerin de kendisine eit ve kendi iinde kalmasdr) tinin kendi ken disine kar yapt etin ve sonu gelmez bir kavgaya dn r. Tinin istedii ey, kendi kavramna erimektir: ama onu kendinden saklayan da yine kendisidir, bu kendi yabancla masna marurdur, ondan zevk alr. Buradaki gelime, organik yaamda olduu gibi zararsz,

FELSEF DNYA-TARH

1 *9

atmasz bir gelime deildir, tersine kendi kendisiyle sert ve zahmetli bir uramadr. Ayrca salt biimsel bir gelime deildir, burada belli bir ieriin meydana getirilmesi ereine ynelir. Bu erein ne olduunu en bata saptadk: tindir bu. hem de zne, zgrlk kavramna gre ele alnan tin. Tin inceleyeceimiz balca nesnedir, gelimeyi yneten ilke de anlamn burada kazanr. rnein Roma tarihinde, Roma ince leme nesnesidir, byle olarak da olaylarn ele alnna yn verir. Tersinden bakldkta, olaylarn da nedeni yalnzca bu nesnedir, olaylar ancak bununla iliki iinde anlamlanr ve ieriklerini kazanrlar. Dnya-tarihinde, arkalarnda hibir iz brakmadan sona ermie benzeyen eitli byk gelime evre leri vardr: iz brakmak yle dursun btn kltr birikimi sonradan yok edilmi, o servet artklarnn yardmyla, yeni den mthi abalayarak, zaman harcayarak ne aclar pahasna o kltrn oktan kendisine katm olduu alanlara eri mek iin yeniden ta en batan balanmas gerekmitir. Bu na karlk srekli gelimeler de vardr, zgn yaptalarndan olumu, her yanyla tamamlanm, zl kltr yap ve dizge leri de. Biimsel gelime ilkesi genel olarak alndkta ne bu grnlerden birini tekilere yeleyebilir, ne de daha n ceki gelime evrelerinden birinin yok olup gitmesindeki erei aydnlatabilir. Bu ilke bylesine ileri, ama zellikle geri gidi leri d rastlantsallklar olarak dnmek zorunda kalr, s tnlk gsteren noktalar ise yalnzca belirsiz bakalarna gre yarglayabilir, nk biimsel adan son sz gelimenin dir, erekler de saltk deil, grelidir. Tarihteki gelimenin zaman iinde olmas tinin kavra mna denk der, zaman olumsuzun belirlenimindedir. Varo lan herhangi birey bir veridir, bizim iin olumludur: ama bu olann tersinin de olabilmesi, olmamayla kurulan bu iliki, za mandr, hem de yle ki bu ilikiyi salt dnmekle kalmayz, ayn zamanda grleriz. Zaman bu tmyle soyut duyusallk-

150

TARHTE AKIL

tr. Birey olmama durumuna girmezse, srer, diyelim. Tin ve doadaki deimeleri karlatracak olursak, tin alannda bi reyin deimeye boyun ediini, doada ise trlerin deimez olduunu grrz. Bylece bir gezegen bir yerden tekine geer, ama yrngesi deimez. Ayn ey hayvan trleri iin de geerlidir. Deime bir dolamdr, tpksnn yinelenmesi. Herey dngler halinde olup biter, yalnzca bu dng ere vesinde, birey deiiklik geirir. Doada lmden doan ya am yine bireysel yaamdr: tr, bu deime iinde tz olarak karmza ktna gre, bireyin yokolmas. trn yeniden bi reysellie dn demektir. Trn korunumu, yalnzca ayn varlk biiminin tekdze bir yinelenmesiyle olur. Tinsel olu umlarda durum bakadr: burada deime yalnzca yzeyde deil, fakat kavramdadr. Dzenlenen, kavramn ta kendisidir. Doada tr hibir ilerleme yapmaz, tinde ise her ilerleme her deime ilerlemedir. Geri doada da, doal oluumlarn sra s her sonraki basamak bir ncekinin yeniden-dzenlenmesi olacak biimde, insana doru ykselen kl bir basamaklar dizisini oluturur ve bir ncekinin yokolmas ve kaldrlmasy la daha yksek bir ilke meydana gelir, ama btn bu basa maklar birbirinin dndadr, btn tomurcuklar birbiriyle yan yana dururlar. Birinden tekine gei, yalnzca bu balam kavrayacak dnen tin iin vardr. Doa kendi kendisini kavramaz, bunun iin de oluturduklarnn olumsuzlanmas diye birey onun iin sz konusu deildir. Tinsel alanda ise daha yksekteki oluum, daha nceki, daha aa basamaktakinin yeniden ilenmesiyle grn alanna girer. Bir nceki oluum bu nedenle sona erer. Bir sonrakinin bir ncekini ay dnlatarak grn alanna girmesi nedeniyledir ki, tinsel olu umlar zaman iinde grnr. Bu da unu gsterir: Dnya-ta rihi tinin zamandaki anmdr, tpk idenin uzamda doa ola rak anmas gibi. Tinin oluumlar olan halklar da bir yanlaryla doal varlk-

FELSEF DNYA-TARH

151

lardr. Bu nedenle eitli halklar uzamda oldum olas yaplar gibi yanyana boy gsterirler. Dnyaya yle bir bakacak olur sak en eski u ana oluumu birbirinden ayrdedebiliriz: ti pik Asya ilkesi (Mool. in ve Hint). soyut tin, tek tanr il kesi bulunmakla birlikte bunun karsnda dizgilenmemi bir rastlantsalln durduu slam dnyas, Hristiyan, Bat Av rupa dnyas: burada, en yksek ilke olan tinin kendisini ve kendi derinliini bilmesine varlm olmaktadr. Bu genel sra burada oldum olas byleymi gibi aklanyor, dnya-tarihin de ise birbirini izleyen basamaklar halinde. Byk ilkelerin oldum olas yan yana durmakta olmas zaman iindeki olu umlarn geiciliini ortadan kaldrmaz. Gzelim paganlyla Yunan halkn Roma halkyla yanyana dnebilirdik. Ancak bu halklar geip gitmitir. Bunun gibi her halkn kendi iinde de bu halk ayaktayken oktan yokolup gitmi oluumlar var dr. Bunlarn yitip gitmeleri, uzamda kalmamalar ancak onla rn kendi zel doasyla aklanabilir, bu doann yeri de dnya-tarihidir. Bundan da hemen, yalnzca en genel oluum larn ayakta kaldklar, daha belirli oluumlarn yaam kprts gsterdikleri lde yok olmaya yargl olduklar sonucu ka caktr. lerleme genellikle bir bilin basamaklan biiminde olur. nsan yaama, ocuun dnya ve kendisi zerindeki belli be lirsiz bilinciyle balyor: biliyoruz ki, kendinde ve kendisi iin ne olduunun bilgisine varncaya dein, empirik bilincin bir ok basaman trmanmas gerekmektedir. ocuk duyu dene yiyle balyor: ancak buradan yola karak insan, genel tasa rmlar basamana, oradan kavrama basamana varyor, bun dan sonra nesnelerin ruhunu, onlarn asl doasn tanmas olanakl oluyor. Tinsellik sz konusu olunca, ocuk ilkin anababasna, ona doru yolu gsteren kendi evresine gven iinde yayor: belirleyici zellii, insann bamszlk ardna dmesidir, dayanan kendinde bulmas, hakly, treli.

152

TARHTE AKIL

znde yaplmas gerekeni kendi bilincinde tanmasdr. zce nemli olann ne olduu konusunda insan bilinci baka belir lenimler de tar. lerlemenin bir bilin eitimi olmas, bunun salt niceliksel birey olmadn, zsel-olana trmanan eitli iliki basamaklarn ierdiini gsterir. Dnya-tarihi, ierii zgrlk bilinci olan ilkenin basa mak basamak ilerleyiini sergiler. Bu basamaklan, burada yalnzca tinin kendi kendisiyle ilikisindeki dolayll, dolay m gstermez, fakat ayn zamanda bu basamaklar tinin ken dindeki ayrml paralardr, kendi kendinde ayrmasdr. Bu basamaklarn daha yakn belirlenimi, genel doasna gre mant, daha somut adan tin felsefesini ilgilendirir. Soyut bir saptamayla burada u kadarn syleyelim: ilk basamaa, tinin daha nce szn ettiimiz doallkla iieliini gste ren dorudan doruyalk karlk olur, bu aamada tin zgr olmayan tikelliktir (bir kii zgrdr). kinci basamakta tin kendi iinden kp zgrlnn bilincine varr. Ancak bu ilk zgrleme eksik ve bir blmyledir (kimileri zgrdr), nk tin doann dolaymyla gelmitir, onunla ilikide kalr, bir esi doalldr. nc basamak, bu henz tikel z grlkten, zgrln salt genelliine ykselmesidir (insan insan olarak zgrdr) Kendisinin-bilinci aamasna, tinsel liin zn kendisinde duyma aamasna ykselmesi. Tinin ilk a ocuun tinselliiyle karlatrlabilir. Bu rada, dou dnyasnda karlatmz, tin ve doann birlii denilen eyi buluyoruz. Bu doal tin hl doada kalm, kendisi olamam, hl zgrln kazanmam, zgrlk srecinden henz gememi tindir. Tinin bu durumunda da devletleri, sanatlar, bilimlerin balanglarn gryoruz: ama btn bunlar doa taban stndeler. lk ataerkil dzende tinsel-olan, bireyi kendisine yalnzca bir ilinek olarak alan bir tzsellik tayor. Tek kiinin istenci nnde tekiler ocuklar gibi, st nnde astlar gibi boyun eiyorlar.

FELSEF DNYA-TARH

153

Tinin ikinci ilikisi, tinin dzenden ayrlmas, kendi zerin de dngemeye ekilmesi, boyun eme ve gvenme durumunun dna kmasdr. Bu iliki iki aamaldr. Birincisi ti nin delikanllk adr, kendine bir zgrlk tanmaktadr, ama bu zgrlk henz tzsellik kazanmamtr. zgrlk henz tinin derinliinde yeniden domamtr. Yunan dnyas byledir. teki aama tinin olgunlama adr: burada birey kendi ereklerinin sahibidir, ama sahip olmak iin bir gene lin, yani devletin hizmetine girmelidir. Roma dnyasnda du rum budur. Burada bireyin kiilii ile genele hizmet kartla r. Drdnc olarak germanik a, Hristiyan dnyas gelir. Burada da tini insana benzetecek olsaydk, bu an, tinin yallk a olduunu sylememiz gerekirdi. Yalln zelli i, insann imdiki zamanda deil, yalnzca anlarla, gemite yaamasdr: bu nokta karlatrmay olanaksz klyor. Birey deki olumsuzluk, onun doaya ait olmas ve geiciliidir. Oy sa tin kendi kavramlarna geri dner. Hristiyanlk dneminde tanrsal tin dnyaya gelmi, tmyle zgr olan, tzsel zgr le kendisinde sahip olan bireyin gnlnde yerini bulmu tur. Bu, znel tinin nesnel tinle barmas demektir. Tin, doal durum iinden kp gelirken bu doa karsnda znellik ola rak ikilemiti, bu da onun kavramna gre olmutu, imdi kendi kavramyla barmakta, birlemektedir. Yalnz btn bunlarn hepsi tarihin a priori yanyla ilgilidir, deney bu a priori'ye uymak zorundadr. Bu basamaklar genel srecin ana-ilkeleridir. Her basa man kendi iinde nasl yeniden bir oluum sreci ve ayn zamanda gei dialektii olduunu aklamay sonraya brak yoruz. Burada yalnz una dikkat etmek gerekiyor: Tin kendi son suz olanayla, ama yalnzca kendi saltk ieriini kendinde iermesinin olanayla ie balar, bu ierii kendisine ama

TARHTE AKIL ve erek edinir, bu ama ve eree de, ona kendi gerekliini ilkin gsterecek olan, kendi etkinliinin sonucu olarak varr. Bylelikle varlktaki ilerleme, eksik-olandan daha eksiksiz olana dorudur: burada eksiklik soyut bir biimde salt eksik lik olarak deil, ayn zamanda kendi kartn, eksiksiz olduu sylenen eyi, ekirdek, igd olarak ieren bir eksiklik ola rak anlalmaldr: olanak, zerinde dnldnde gerekte olmas gereken eyin ipucunu verir, bunlar da daha yakndan bakldkta Aristoteles anlamnda dynamis ve potentia, yani g ve erktir. Bylece kendisinin kendisindeki kart olarak eksik-olan, elikidir. Bu elikinin de varlk alanna girdii gibi kaldrlmas ve zlmesi gerekir. nk o, doalln, duyusalln, kendine yabancln kabuunu krp bilin na kma, yani kendisine gelme igdsdr, tinsel yaamn kendi kendisine verdii drtdr.

b) Tarihin Balangc
Tin tarihinin balangcnn, kavramna uygun olarak nasl dnlmesi gerektii konusuna, zgrlk ve halkn tam an lamnda var olduu ya da varolmu olduu bir doal durum tasarmndan sz ederken deinmitik. Ancak byle bir tarih sel varlk, saymaca bir dngemenin kararlamadan kabul et tii birey olmann tesine gemiyordu. Byle zerinde d nlm bir kabuln deil de, tarihsel bir olgunun ve onun yksek bir dzeyde onaylannn rn olan btnyle dei ik trden bir iddia bugn belli evrelerde pek ok geerlik tedir. Bu iddia erevesinde, eskiden tanrbilimcilerin kendile rine gre tasarladklar (rnein Tanrnn Adem'le branice konumas gibi), insanln iinde yaad ilk bir cennet durumu tasarm yeniden, ama gereksinimlere gre deiiklikler yaplarak, kabul grmektedir. Tm bilim ve sanatn kendi sinden kaynakland ilk bir halkn varl iddia edilmektedir.

FELSEF DNYA-TARH

155

(Schclling; Schlegel'in "Hintlilerin Dil ve Bilgelii zerine"


kitab). Bu eski halkn asl insanlk tarihinin en banda yer al d varsaylmtr. Tanrlarn tasarm ve eski sylenceler onu lmszletirmitir: bu halkn yksek kltrnn bozulmu izlerine en eski halklarn sylencelerinde de rastlayabiliyoruz. Tarihin de gsterebilecei gibi, en balangtaki halklarn du rumu bu yksek kltrn gerilemesinin sonucu olmaldr. Fel sefenin bunu gerektirdii ve ayrca bunun tarihsel gstergele rinin bulunduu ileri srlmektedir. Burada bavurulan yksek yetkili kaynak, ilkin ncildeki yklerdir. Bu ykler ise ilk durum ya az bilinen zellikleriyle, ya insanda deiikli e uram biimiyle genel insan doas olarak ya da Adem bir birey, bir kii, Adem ile Havva da bir ift olarak dnld lde, bu kiide ya da insan iftinde varm gi bi gsterirler. Ama o ilk durumda bulunmu bir halkn varl n ya da onun belli tarihsel bir dneminin tasarlanmasn hakl karacak bir nedenleri yoktur, bu halkn salt bir tanr ve do a bilgisine vardn ise hi kantlayamazlar. Doann balan gta tanrnn yaratclnn aynadaki parlak bir yansmas gibi insann gz nnde btn akl ve saydamlyla durdu u1, bunun gibi tanrsal dorularn da insan iin belli olduu tarznda airce szler sylenir. Bu ilk durumda insann, tanr tarafndan ona dorudan doruya aklanan dinsel dorularn belli ve yaygn bir bilgisine sahip olduu sezdirilir, ama yine de bu nokta belirsiz ve karanlkta braklr. Tarihteki btn dinlerin bu ilk durumdan ktklar, ayn zamanda ilk doru yu, yanl anlama ve saptrmalarnn sonucu olarak tannmaz hale getirdikleri sylenir. Yine de btn bu yanl zerine ku rulu sylencelerde o balangcn ve doruyu bildiren ilk din sel retilerin izleri bulunduuna ve bunlarn tannr halde ol duuna inanlr. Eski halklar tarihini aratrmaya da aslnda, byle ilk aklanm bilgiyi para para da olsa byk l de salt olarak bulabileceimiz bir noktaya varncaya dein

156

TARHTE AKIL

derine gitmek amacyla nem verilir. Bilgi gmtmzn pek ounu, bu nem vermeye borluyuz, ama bu aratrma hemen de kendi kendisinin aleyhine dnyor. nk bu aratrmann tarih diye varsayd eyi ilkin tarih adna sakla masna varyor i. stelik tarihsel veriler bata ok iie girmi durumdadr, sonra da yitip giderler. Tanr bilgisinin o zaman ki durumu, bakaca rnein Hintlilere Bailly3 gibi astronomla rn yaktrd bilimsel bilgiler, byle bir durumun dnyatarihinin balangcnda olduu dncesi, halklarn dinlerinin byle ilk bir durumda geleneksel balang noktalarn buldu u, ilerlemelerinin soysuzlama ve ktleme ile (kabaca t rm dizgesi denilen eyde tasarland gibi) atba gittii g r, btn bunlar varsaymlardr, tarihsel bir temelleri yok tur, varm gibi gzkse de onlarn keyfi, znel, hayat kayna karsna kavram koyduumuzda artk byle bir temele sa hip olamazlar. Byle ilk bir yetkinlik durumunun tasarlanmasnn fel sefi anlam udur: insan bir hayvannkine benzer karanlk bir yaantyla balangcn yapm olamaz. Bu dorudur: insan hayvan karanlndan gelerek geliemezdi, ancak kendi ka ranl iinden karak geliebilirdi. Hayvans insanlk hayvan lktan btnyle ayr bireydir. Balangc tin yapar: ama bu ilkin kendindedir, yine de insanlk karakteri n planda olan doal tin halindedir. ocuun ussall yoktur, ama ussal ol mak real olanana sahiptir. Buna karlk hayvann kendisini bilmek olana yoktur. ocuun en sradan bir davrannda bile insanca birey vardr: ilk devinimleri, barmas bile hayvannkinden btnyle ayrdr. nsan daima bir zekyd, ama bu nedenle, insann o ilk durumda tanrnn ve doann salt bilincine sahip olduu, glkle elde ettiimiz hereyin, tm sanat ve bilincin merkezinde yaam olduu ileri srlrse, bu zeknn, dnmenin ne olduunu bilmemek demektir. Tinin durmakszn ileri giden sonsuz devinim, , -

FELSEF DNYA-TARH

15"

(enerji, etkinlik) olduunu bilmemek demektir: bu de


vinim balangcn arkada brakm, baka bir aamaya ge mitir, bu aamay ilemektedir ve bu ileyite kendini bul mutur. lkin bu ileme abasyla tin geneli, kendi kavramn kendi nne koyar ve ilkin bylece gereklik kazanr. Genel balangta deildir, sondadr. Tinin yaratlar olduklar l de, greneklerin, yasalarn, dzenlemelerin, eski halklarn simgelerinin, speklativ ideleri tadklar yadsnamaz. Ama idenin i gereklii bundan tmyle bakadr: ide kendisini tanr ve kendisine zg bir biimde kavrar. Bilinli speklativ ide nce gelmi olamaz, tersine tinin en yksek dzeydeki, en soyut abalarnn rndr. Felsefi dne yakan, tarihi, ussalln dnyada va rolmaya balad noktada ele almaktr: ilkin kendinde bir olanak olduu noktada deil, fakat onun bilin, isten ve ey lem olarak ortaya kt durumda. Tinin, zgrln, yani iyinin ktnn, bunlarla birlikte yasalarn organik olmayan bir biimde varl, ister bilinsiz, yabanl ya da yabanl olmayan bir karanlk olarak, ister olaanst birey diye alnsn, tarihin konusu deildir. Doal, ayn zamanda dinsel trellik aile sev gisidir. Bu toplumda trel yan, toplum yelerinin birbirlerine kar zgr istenli bireyler, kiiler olarak davranmamasnda ortaya kar: tam da bundan trdr ki aile, tarihin kendisin de kaynakland geliimin dnda kalr. Tinsel birlik bu duy gularn ve doal sevginin snrlarn ap kiilik bilincine sahip olursa bylece bu karanlk ve tkz orta nokta ortaya km olur: burada ne doa, ne de tin aklk, saydamlk gsterir, ak ve saydam olmalar iin her ikisinin de kendisini bilen bir istenle daha ok eitimden gemeleri gerekir. Ak olan tek ey bilintir. Tanrnn kendinde ve kendisi iin olan ge nelliine gre kendini aslnda neyse yle olarak aabilecei tek varlk, dnmeyi renmi olan bilintir. zgrlk, yal nzca yasa ve hak gibi genel ve tzsel nesneleri bilip istemek

158

TARHTE ARIL

te ve onlara uyan bir gereklii, yani devleti meydana getir mektedir. Kendi belirlenimlerine kavuacaklar bu duruma gelme den. bylece telli dorultularda hatr saylr bir ilerleme gs termeden nce halklar uzun sre devletsiz yaam olabilirler. Yukarda sylediklerimizden de anlalabilecei gibi bu trl bir tarih-ncesi bizi hi mi hi ilgilendirmiyor: Bundan sonra gerekten bir tarih yaanm da olabilir, halklar hibir devlet kuramam da olabilir. Aa yukar yirmi yl nce, yeni bir dnyann bulgulanmas gibi, Sanskrite ve onun Avrupa dille riyle ortakl bulguland. Bu bulgulama German asll halkla rn zellikle Hint halklaryla tarihsel ball zerine bir fikir vermektedir: bu ballk byle konularda istenebilecek tam bir kesinlikle ortaya kmaktadr. Devlet kurmak yle dur sun, toplumlaamam bile olan halk topluluklarnn varl bizce oktan bilinmektedir. Gelenein gelimi durumlar bizi en bata ilgilendirecek olan tekiler zerine syledikleri ise devletlerinin kurulu tarihini amaktadr: onlar bu tarihin n cesinde pek ok deime geirmilerdir. Birbirinden ok uzak ve yalnz bugn deil bildiimiz kadaryla gemite de yalnzca din, anayasa, trellik asndan yani, yalnzca tinsel olarak deil, fiziksel yaplar asndan ayrlk gsteren halkla rn sz edilen bantsndan bizim iin u sonu domakta dr: bu uluslar Asya'dan yaylmlardr ve tartlmaz bir olgu olarak ok eski bir akrabalktan tamamiyle ayr bir oluum or taya kmtr. Bu olguyu, tarihi ssleyip zenginletiren yeni frsatlara gre ilerde de daima zenginletirecek olan rastgele dnlm olaylarn airce bir dzenlenmesi sanmamak gerekir. Ancak bu trl uzayp giden olaylar tarihin dnda kalr: bunlar tarihin ncesinde olup bitmitir. Tarih bizim dilimizde nesnel yanla znel yan birletirir, hem historiam rerum gestarum hem de res gestas, yani hem tarih-anlatma hem de olmu olan eyler, eylemler ve

FELSEF DNYA-TARH

159

olaylar anlamna gelir. Bu iki anlamn ayn szckte bir araya gelmesini d bir rastlantdan daha fazla birey olarak anlama lyz: bunun anlam tarihin tarihsel olay ve verilerle ayn za manda anlatlabilir hale geldiidir. Onlar birlikte ileri gtren, ierden ortak olduklar bir taban (Grundlage) vardr. Aile an lar, ataerkil gelenekler, aile ve klan iinde ilgi grrler. Her ey ayn biimde akp gidiyorsa, anlarda yer etmez. Ancak kaderin birbirinden ayrlk gsteren eylem ve uygulamalar Mnemosyne'yi, imgeleriyle canlandrabilir, tpk sevgi ve din duygularnn imgegcn balangtaki gdlere imgeleriyle biim vermeye ard gibi. Yine de ilkin devlet, yalnzca ta rihin dzyazsna uygun olmakla kalmayp, o dzyazy da birlikte reten bir ierii getirir. Sreklilik kazanma yolunda olan, devlet aamasna ykselen bir topluluk, znel, anlk ge reksinimleri karlamak iin yeterli ynetim buyruklar yerine, ynergeleri, yasalar, genel ve genelgeerli belirlenimleri ye ler. Bylece, anlalr, kendinde belirli, sonularyla kendisi iin sreklilik gsteren eylem ve olaylarla ilgilenmekle kal maz, onlar zerine bir sylem de gelitirir. Mnemosyne'nn, bu eylem ve olaylara, devletin bulunu ve imdiki yapsnn tad kalc erek adna anlarn srekliliini salamas gerek mitir. Sevgi gibi derin duygular, dinsel sezgi ve tasarmlar kendi balarna imdi iinde bulunulan zaman doldururlar ve doyum getirirler. Buna karlk devletin ussal yasalarnda ve ayn zamanda trelerinde ortaya kp dlaan varl, iinde bulunulan zaman bylesine doldurmaz: kendine yeterli deil dir, btnlemek iin anlak gemiin bilincini gerekser. ster yzyllar ister bin yllar iine alsn, ister devrimlerle, glerle, en beklenmedik deiikliklerle gemi olsun, tarih yazmndan nce gemi olan zamanlar, halklarn nesnel an lamda tarihini oluturmazlar nk znel e, tarihin anlatl mas esi eksiktir. Bir rastlant sonucu o dnemlerde anlatlmad iin, deil, anlatlamad iin tarih olmamtr. lkin

160

TARHTE AKIL

devlette yasalarn bilinciyle birlikte eylemler aka ortaya kar, bu eylemlerle ilgili apak bir bilin varolur, bu apaklk da onlar olduklar gibi saklama yeti ve gereksinimini getirir. Zengin Hint kaynaklaryla tanmaya balayanlarn dikkatini eken bir nokta, tin alannda bol bol hem de ok derinlii olan rnler vermi olan byle bir lkenin tarihi olmamasdr: bu adan bu lke, o kadar deerli ok eski zamanlara geri giden ayrntl bir tarih yazmna sahip olan in'in kartdr. Hindistan yalnz eski kutsal kitaplarn ve parlak iir yaptlar nn deil, ayn zamanda tarih oluumu iin n koul olan es ki yasa metinlerinin de sahibidir, ama tarihi yoktur. nk bu toplumda toplumsal ayrmlar kazanmaya balayan dzen ayn zamanda doal belirlenimlere gre (kastlar halinde) dondu rulmutur. yle ki, her ne kadar yasalar yurttalk haklarn dzenliyorsa da, bunlar yine de doadan gelen ayrmlara ba ml bir biimde dzenlemekte ve ncelikle bu stand'larn birbirlerine kar durumlarn (hakllktan ok hakszl) han gisi daha yksekte ve hangisi daha alakta ise ona gre sapta maktadr. Bylelikle trellik esi grkemli Hint yaamn dan ve topraklarndan srgn edilmitir. Dzenin getirdii, duraan ve doayla bal klelik durumunun tesinde her toplumsal iliki salt keyfe kalmlk, bouna alp abala ma, ya da daha ok hibir ilerleme ve gelimeye hizmet etme yen bir fke durumundan baka birey deildir: bylece bu toplumda Mnemosyne'yi dndrecek hibir anma treni sz konusu deildir. Derinlii olsa bile yine de karmakark bir hayl-gc sarmtr taban. Bu tabann kendinde saptan m bir erei gerekleecek, znel olmasa bile, tzsel yani kendinde ussal bir zgrlkle gerekleecek bir erei olma s gerekirdi, ancak bylece kendisinden bir tarih yaratabilir di. Tarihin byle bir koulu olmasnn sonulan da unlar ol mutur: ailelerin klanlara, klanlarn halklara doru ylesine

FELSEF DNYA-TARH

161

taknlkla, lszce bymesi ve bu bymenin getirdii, birok karklklara, savalara, dlere, ykllara yol at tahmin edilen genileme, tarihin dnda olup bitmitir. Yalnz bu kadar da deil: bu genileme ile balantl olan, sz sul tanlnn byme ve geliimi de dilsiz, sessiz, alttan alta ol mutur. Antlarla ilgili bir olgudur bu: diller, halklarn ilk ve gelimemi durumlarnda onlar konumasyla varabilecekleri en yksek gelime noktasna varmtr. Anlak da anlaml evri minin tm ayrntlaryla bu kuramsal taban zerinde boy at mtr. Yaygnlam tutarl dilbilgisi dnmenin yaptdr, d nme dilbilgisinde kendi kategorilerini belirginletirmitir. Baka olgu da udur: Uygarln toplumda ve devlette ilerle mesiyle, anlakn bu dizgeli yol alnda bir duraklama olur ve dil fakirleir, artk gelimez. Kendinde daha ok tinselleen, ussallaan ilerleyiin anlakn ayrnt ve kesinliini bir yana b rakmas, bunu kendine bir engel saymas, olmasa da olur diye grmesi zgn bir olaydr. Dil gerek anlamda kuramsal zeknn eylemidir, nk zek kendini kendi dnda byle dlatrr. Anmsama, imgeleme etkinlikleri dil olmadan ilkin insann iinde geen dlatrmalardr. Fakat genel olarak bu kuramsal eylem ile birlikte onun daha sonraki gelimesi, halk larn yaylmasnn buna bal olarak somutluk kazan, ayr ayr halklarn ortaya k, karma, g, dilsiz bir gemiin bozbulanklna gml olarak kalr: bunlar kendisinin-bilincine varmakta olan istence, baka bir dsallk zgn ger eklik edinen zgrle yakr eylemler deildir. Dil ne l de gelimi olursa olsun, bu trl deiimler, bu asal eden pay alamadklar iin tarih dzeyine erimemitir. Dilin nalmas, uluslarn birbirleri iinden karak ileriye itilileri ancak ya devletlerle karlama ya da kendilerinin devlet olmaya balamalar ile somut usun ilgisine deen bir anlam kazanmtr.

162

TARHTE AKIL

c) Gelime izgisi
Dnya-tarihinin balay ve onun dnd tutulmas gere ken tarih-ncesi ile ilgili bu aklamalardan sonra, dnya-tari hinin gidiini biimsel ynden de olsa burada daha ya kndan greceiz. Konunun blmlenmesiyle somut ierik daha iyi belirlenmi olacaktr. Daha nce belirtildii zere, dnya-tarihi tinin zgrlk bilincinin ve bu bilincin meydana getirdii zgrln geli mesini sergiler. Gelime demek, basamaklar tarznda ilerle me demektir, bu basamaklan da zgrln, olgunun kav ramnca, yani burada kendisinin-bilincine varmakta olan z grlk doasnn kavramnca meydana getirilen bir dizi belir lenimini ierir. Kavramn mantksal ve daha da ok genel an lamyla dialektik doas, yani kavramn kendi kendini belirle mesi, belirlenimlerini kendinde ortaya koyup yeniden kaldr mas ve bu kaldrmayla olumlu, giderek daha zengin, daha somut belirlenimler kazanmas, buradaki zorunluluk, salt, soyut kavram belirlenimlerinin bu zorunlu sralan felsefede tannmaktadr. Burada yalnzca her basaman tekilerden ay r olarak kendi belli zgn ilkesine sahip olduunu kabul et memiz yeterlidir. Bir halkn tininin belirlilii tarihte byle bir ilkedir. Tin kendi bilin ve istencinin tm gerekliinin her yann bu ilkeye gre somut olarak dile getirir. Halkn dini, politik kuruluu, trellii, tzel dizgesi, grenekleri ayn za manda bilimi, sanat, teknikteki ustal, i ve uralarnn y n ayn belirlenmiliin ortak damgasn tar. Bu zel nitelik ler o genel nitelie, bir halkn tikel ilkesine gre anlalr, bu na karlk olarak da tarihteki olgusal ayrntdan tikelliin o genel yan karlr. Belli bir tikelliin gerekte bir halkn ona zg ilkesini vermesi, iin, empirik olarak alnp tarih aratr mas ile kantlanmas gereken yandr. Bunun baarlmas iin yalnzca ilek bir soyutlama yetisi yetmez, idelerle yakndan

FELSEF DNYA-TARH

163

bir tanklk da gereklidir. Nasl Kepler'in elipslerle, kpler ve karelerle, bunlarn a priori ilikileriyle. bu tasarmlara belir lilik kazandracak lmsz yasalarn daha empirik verilere dayanarak bulmadan nce tanm olmas gerekliyse, bura da da ilkelerle byle bir a priori tanklk istenir. Bu genel ve temel bilgileri edinmemi olan kii, gkyzn ve oradaki yl dzlarn devinimlerini uzun uzun gzlemlese bile hibir ey anlamayacak, onlarla ilk kez karlam gibi olacaktr. Felse feye, normal olarak empirik tutum gsteren bir bilim karsn daki tavr, bilinen a priori yaklam ve malzemeyi idelere g re yorumlay nedeniyle yaplan itirazlarn bir blm, zgr ln gelimesiyle oluan dnceleri tanmamaktan ileri ge lir. Bu durumda bu trl dnce belirlenimleri yadrgatc, konu d birey gibi gzkr. Dncelerle tanmam, onla ra almam znel grler iin bu belirlenimler herhalde ya drgatcdr, konuya akl ermeyenlerin tasarmlarnda onlara yer yoktur. Soyut felsefenin byle bilimleri anlamad syle nir. Felsefe, gerekten bu bilimlere egemen olan anlaa gre dnmediini, yani bu anlan kategorilerine gre deil, usun kategorilerine davrandn itiraf etmelidir, ancak usun kategorilerine gre davrand lde de anla tanmakta, onun deerinin ve yerinin ne olduunu bilmektedir. Bilim sel anlan tutumu ayn zamanda zsel olann zsel olma yandan ayrdedilip altnn izilmesini gerektirir. Bunu yapabil mek iin ise, zsel olan tannmaldr: zsel-olan da, dnyatarihi btn olarak ele alnrsa, daha nce sylendii gibi, z grlk bilincidir, bu bilincin gelime halindeki belirlenimleri dir. Bu kategorilere giden yol gerek anlamda zsellie giden yoldur. Genellii iinde kavranan bir belirlenime kar dorudan doruya yaplan itirazlarn bir blm de allm olarak ide leri kavrayp anlamadaki eksiklikte kaynaklanyor. Doa-tarihinde kararl bir biimde ortaya kan trlere ve snflara kar

164

TARHTE AKL

talihsiz ucbe rnekleri ve karm yaratklar itiraz olarak gsterilirse sk sk belirsizlik pahasna sylendii gibi, ama hakl olarak kuraldlar kural bozmaz denilebilir: yani by le bir durumda, kural-dnn koullardr kendini belli eden. Normalden sapmann sonucu eksik, krma bir varlk ortaya kmtr. Doann gc, kendi genel snf ve trlerini baka birtakm ilkel e ve etkinlikler karsnda savunmaya yetmez. Ancak insann organizmas somut biimiyle kavrand ve onun organik yaam iin beyin, kalp vb. gibi organlar temel alnd gibi, genel olarak ya da baz paralaryla insana ben zeyen, bir insan vcudunda tohumu atlm, yaam, ondan remi, soluk alm, ama beyni, kalbi olmayan ackl bir yara tk ya da dk de pekl rnek olarak alnabilir. Byle bir rnek gerek bir insan organizmasnn gerektirdii yapya kar itiraz olarak kullanlrsa soyut olarak insan szcnde ve onun yzeysel belirleniminde kalnm olur. Bunun kar snda, somut, gerek bir insan-tasarm elbette ayr bireydir: byle bir insann kafasnda beyni, gsnde kalbi olmaldr. keliin, yetenek, erdemler ve ahlaksal duygularn, din darca sevgi ve saygnn, pek ok rnein gsterecei gi bi, dnyann btn blgelerinde, btn anayasa ve politik durumlarda bulunabildii yerinde olarak sylenirse, benzer bir biimde davranlm olur. Ancak bu arada zgrlkle ilgili kendisinin-bilincinde ortaya kacak ayrm bu sylenen nite likler karsnda nemsiz ya da zden yoksunmu gibi ele al nrsa, dngeme soyut kategoriler dzeyinde kalr, somut ierikten de vazgemi olur, nk bu tr kategorilerde so mut ieriin ilkesine asla yer yoktur. Bu biimsel bak alar na yaslanan bir kltr, kendini lsz bir biimde kl krk yaran sorulara, bilgi grlere, gzalc karlatrmalara, de rinmi gibi gzken dngeme ve konumalara kaptrm olur. Bu konumalar belirsiz braklan nokta tarafndan ne ka dar ok destekleniyor iseler, o kadar parlak olabilir; byk

FELSEF DNYA-TARH

165

sonular elde etme abalarnda ne kadar az salam ve az us sal iseler o kadar ok yeni batan alnabilir ve deitirilebilir ler. Tannm Hint epopeleri istenirse bu ynden Homeros'unkilerle karlatrlabilir ve ozann keliinin kant haylgcnn derinlii olduu iin de Homeros'unkilere stn gr lebilir. Bunun rnei, tek tek haylgc zelliklerinin ya da tanr figrlerindeki niteliklerinin benzerlii nedeniyle. Yunan sylencelerinin figrlerini Hint sylencelerinde bulmann ge erli saylm olmasdr. Benzer bir yoldan, bir-olan temel al d lde, in felsefesi, sonradan Elea felsefesi, Spinoza diz gesi olarak grnecek eyle, ayn tutulabilir; kendini soyut sa ylar ve izgilerle anlatt iin Pythagoras felsefesi, giderek Hristiyan domas da in felsefesinde varm sanlabilir. En yabanl olduu kadar en az yrekli toplumlarda da karmza kabilen gzpeklik, yiitlik, yce gnlllk, feragat, esir gemezlik rneklerine baklarak sonunda bunlarda Hristiyan devletlerinde olduundan ok daha fazla trellik ve ahlak bu lunduu sonucuna kolaylkla varlabilir. Bu adan, tarihin ve' onunla birlikte her trl eitimin ilerlemesiyle insanln daha iyi bir duruma gelip gelmedii, trelliin artp artmad ku kuyla sorulmutur. Ancak buradaki trellik, kendinde ve ken disi iin olan ya da byle olduuna inanlan tikel bir dinde hakl ve iyi ya da su ve ktlk olarak grlen eye deil, yalnzca eylemde bulunan kiinin hakl ya da su sayd, iyi lik ya da ktlk olarak grd eye dayandrlmaktadr. Burada bu trl grlerin biimciliini ve yanln gster mekle, sahte ahlak karsnda ahlakn ya da daha dorusu t relliin asl ilkelerini saptamakla uraacak deiliz. nk dnya-tarihi, ahlaksalln kendine zg alanndan daha yk seklerdeki bir taban zerinde devinmektedir. Ahlaksallk de mek zel ahlak, bireylerin buluncu, kendine zg istenci vedavran tarz demektir, bunlarn da kendi deeri, iddiada yeri, dl ve yaptrm vardr. Tinin kendinde ve kendisi iin

166

TARHTE AKL

olan son ereinin gerektirdii ve meydana getirdii ey. yaz gnn eylemi, alacak ve borlarn, iddia edilebilirliin, trellik asndan bireylere yneltilen uygunsuz istemin tesine geer. Tinin idesinin gelimesinin zorunlu kld eye trel kanlar ve soylu karakterleriyle direni gstermi olanlarn ahlak de eri, daha yksek bir dzenin istencini yrrle koymak zere, kendilerini bu dzenin aleti haline getirerek su ilemi olanlarn daha stndedir. Ama bu trl devrimlerde her iki yan da sonuta ayn rmln iinde bulunurlar, bunun iin de admlarn yasaya uygunlukla atanlarn savunduklar ey, yalnzca biimsel olan, yaayan tinin ve tanrnn oktan bir kede brakt bir haktr. Dnya-tarihinin bireyleri olan byk insanlarn eylemleri yalnzca isel, onlarn bilincinde olmadktan bir anlamda deil, ayn zamanda dnyadaki bak asndan hakldrlar. Ancak bu bak asna dayanarak ahlak savunucular dnya-tarihindeki eylemlere ve eylemcilere kar sulamalarda bulunamazlar, nk onlarn bu sulamalarla bir ilgisi yoktur. Alak gnlllk, boyun eme, insan sevgisi, yumuak huyluluk gibi kiisel erdemler korosu byk insan lar karsnda sesini ykseltemez. Dnya-tarihi ahlak alann ve ayrca zerinde o denli sk ve o kadar yanl yaklamla durulan, ahlak ve politika ayrmn btnyle bir yana braka bilir, yalnzca yargda bulunmaktan kanaca iin deil ta rihteki ilkeler ve eylemlerin bununla zorunlu ilikisi zaten kendi bana yargdr fakat ayn zamanda bireyleri oyunun dnda ve hi belirtmeden brakt iin. nk dnya-tarihi nin konusu halklarn tininin eylemleridir, bu tinin gerein yzeysel tabannda giydirip ortaya kard bireysel oluum lar tarih-yazclarna braklabilir. Ahlak alanndaki biimciliin ayns kelik, iir ve felsefe nin belirsizliklerinden de yararlanyor, her bulduu yerde bunlara da karyor. iir ve felsefe dngemenin rnleridir. zsel ayrmlar, ieriin asl derinliklerine inmeksizin vurgula-

FELSEF DNYA-TARH

167

yan ve gsteren byle genel konularda klielere bavurmak kltrn gereidir. stedii herhangi bir ierii ana elerine blmeye, dnsel belirlenim ve oluumlarna gre kavrama ya yneldii lde de, kltr biimsel bireydir. Kltr kl tr yapan eyi, kendisine bilin konusu haline getirecek z gr bir genellik sz konusu deildir burada. Dnme ve onun malzemeden ayrklatrlm formlar ile ilgili byle bir bilin, kukusuz varlk nedenini kltrde bulan felsefedir. Ama felsefede zaten hazr bulunan ierie genellik formunu giydirmekten baka birey yapmaz. yle ki, ierikle forma sa hip olurken ayn zamanda onlar birbirinden ayr tutar. Bu ayrmayla da, bir tasarmn birok tasarm halinde zmlen mesi sonucu hesaplanamayacak bir zenginlie kavumu olan ierii, dnme ile hibir ortak noktas olmayan empirik bir ierik sayar. Fakat kendisinde somut, zengin bir ierikle kar mza kan bir nesneyi yakn bir tasarm haline getirip (rne in, yeryz, insan vb., ya da skender, Sezar) bir szckle adlandrmakla, bu tasarm zmleyip onun belirlenimlerini tasarm gcyle ayrklatrmak ve onlara zel adlar vermek arasnda dnce etkinlii ynnden bir ayrm yoktur. Ger ekten bunlarn her ikisi de anlan ilemleridir. Kltr konu sunu belirsiz ve bolukta brakmamak iin bunu belirtmek ge rekiyordu. Bu dncenin k noktasna dnecek olursak aka u anlalm olacaktr: kelik, yeti, sanat bilim vb. ilgili genel noktalar ve onlar zerine genel grler dngemenin rn olduu gibi, biimsel anlamnda kltr de her basa makta ortaya kabilir, geliip serpilebilir. Hatta, varlan basa mak devlet ise ve bu uygarlk aamasnda anlan dngemesine, yasalara ve herey iin geerli olan genel formlara doru bir gidi sz konusu ise, bunun byle olmas da gere kir. Devlet yaamnda biimsel kltr zorunlu bir hale gelir; bilimler, ileri dzeyde iir ve sanat ortaya kar. Gzel sanat lar ad altnda toplanan eyler, teknik adan insanlarn uygar

168

TARHTE AKIL

bir biimde birlikte yaamas kesin kouluna dayanr. D ge reksinim ve aralara az bamllk gsteren, malzeme olarak dorudan doruya tinin damgasn tayan eyi, yani insan se sini kullanan iir sanat, tzel bir yaamn birletirmedii bir halkta da byk bir umut ve yksek bir anlatm gcyle orta ya kar, nk, daha nce de belirtildii gibi, dil uygarln da tesinde kendi ileri kltr dzeyine sahiptir. Devlet yaamnda felsefe de ortaya kmaldr, nk, az nce sylendii gibi, bir ierii kltr ierii haline getiren ey, dnmeye zg olan formlardr, felsefe ise bu formla il gili kendisinin-bilincidir, dnmenin dnlmesidir. Felsefe yaplarnn zgr malzemesi zaten genel kltrden gelmekte dir. Devletin kendi gelimesinde bu malzemeyi ilemeye izin veren belli dnemler yaanm olmaldr: bu dnemlerde ya soylu karakterlerin tini, blnm gereklikle barmak iin imdiki zamandan kaarak ideal dnyalara snrlar ya da d nme usun dnmesi haline gelmeye zorlanr. nk dngeyen anlak, halklarn din, yasa ve trelerindeki her trl saf kutsalla ve derin gre saldrm, bu kutsallk ve derin lii soyutlam, tanrszlatrp genel tasarmlar halinde sla trm, havaya uurmutur. Dnme, usun dnmesine d nnce de, iine dlen bozulmann onarmn kendi ana malzemesinde aramal ve yerine getirmelidir. yleyse btn dnya-tarihi halklarnda kesinlikle iir sa nat, gzel sanatlar, bilim ve hatta felsefe vardr. Ancak yalnz ton, deyi ve yn ayr ayr deildir, doru olarak ierik de ay rdr. Bu ierik ayrm da en yksek derecededir, nk ussal lkla ilgilidir. Ykseklerden bakan estetik bir eletirinin; mal zemesi olan eyin, yani ieriin tzsel yannn bizim beeni mizde rol oynamadn iddia etmesi, gzel sanatlarn amala yaca, liberal bir ruhun, kltrl bir tinin gz nnde bulun duraca ve haz alaca tek eyin salt gzel biimler, hayalgcnn parlakl ve benzeri eyler olduunu ileri srmesi bir

FELSEF DNYA-TARH

169

ie yaramaz. eriin kendisi anlamsz ya da yabans, fantastik ya da sama ise, insan saduyusu byle bir malzemeden so yutlama yaparak, estetik haz alamaz. Bulgu ve hayalgc zen ginlii. imge ve duygularn canll, anlatm tarznn gzellii gibi birtakm biimsel zelliklere dayanlarak Hint epopeleri Homeros'unkilerle bir tutulmak istense de, ierik ayrm ve onunla birlikte tzsel-olan ey, zgrlk kavramnn bilincine ve onun bireylerde biimleniine ynelen ussal ilgi sonsuz bir ayrm getirecek ve bu ayrm kalacaktr. Yalnzca klasik bir form yoktur, ayn zamanda klasik bir ierik vardr, ayrca form ve ierik sanat yaptnda o kadar sk skya baldr ki, ancak ierik klasik olduu lde, form da klasik olabilir. Fantastik, yani kendisini kendisinde snrlamayan ierikle birlikte (ussal olan, ls ve amac kendisinde olandr), form da lsz, formsuz ya da rahatsz edici ve biimsiz olur. Bunun gibi in, Hint Felsefeleri, Elea, Pythagoras, giderek Spinoza ve hatta tm modern metafizik, hepsi de bir'i ya da birlii, tmyle soyut olarak dnlen geneli kendilerine te mel aldklar lde birbirine koutmu gibi gsterilebilir. Ama byle bir karlatrma ya da bir-tutma son derece yzey seldir, Bylece asl nemli olan nokta, yani buradaki birliin belirli bir birlik olduu gzden karlr. zsel ayrm tam da burada, sz konusu birliin soyut ya da, somut tinden ba ka birey olmayan kendinde birlii iine alacak biimde so mut kavranlnda ortaya kar. Bu trl bir-tutma yalnzca soyut birliin tanndn gsterir. eitli felsefeler zerine de felsefe ilgisini meydana getiren eyin ne olduu bilinmeden yargya varlr. Yine de bir kltrn tzsel ieriinin gsterdii eitlilie karn deimeden kalan alanlar vardr. Sz konusu eitlilik dnen us ile ilgilidir. Kendisinin-bilincine dnen us bii minde sahip olan zgrlk, dnmeyle ayn eydir, onunla tek bir kk oluturur. Nasl yalnzca insan dnen varlksa,

TARHTE AKIL dnd iin de yalnzca o zgrle sahiptir. zgrlk bilinci, unu ierir: bireyin kendisini kii, yani kendi tikellii iinde kendinde genel-olan olarak, soyutlama, her trl tikellikten vazgeme yetisine sahip bir varlk olarak, kendindeki sonsuzluuyla kavramasn. Bu kavrayn dnda kalan alan lar, anlan tzsel ayrmlara karlk olur. zgrlk bilinciyle o denli sk bir iliki iinde bulunan ahlak, bu bilinten yoksun luk durumunda bile saldn koruyabilir, bu da ahlakn nes nel buyruklar olarak yalnz genel ykmllk ve haklan dile getirmesine ya da duyusall ve btn duyusal nedenleri bir yana iterek biimcilii salt olumsuz birey olarak vurgulamas na balanr. in ahlak, Avrupallarn onunla ve Konfuyus'un yazlaryla tanmasndan beri, Hristiyan ahlakn iyi tanyan larn vgsne kavutu, stnlyle dillere destan oldu. Bu nun gibi Hint dininin, iirinin (buna unu eklemek gerekir: yksek trden iirinin) ve zellikle felsefesinin duyusall l drme ve ondan vazgemede vard yce nokta bilinmekte dir. Yine de, aka sylenmelidir ki, bu iki ulus da zgrlk kavramyla ilgili zsel kendisinin-bilincinden yoksundurlar. Buna karlk inliler iin kendi ahlak kurallar doa-yasalar gibidir, bireyin yaplmasn emreden dsal buyruklardr, zora dayal haklar ve ykmllkler ya da karlkl nezaket kural lardr. Tzsel usun belirlenimlerini trel dne ilkin evi recek olan zgrlk eksiktir burada, ahlak devlet iidir, dev let memurlarnca ve yarg yerlerince uygulanr, ahlak zerine bunlarn kaleme ald metinler yasa kitaplarna benzemez, znel istence ve dnceye seslenirler. Stoaclarn yazlar gi bi, mutlulua varma yolunda gerekli olan bir dizi buyruk ola rak okunurlar. Bu buyruklar, onlarla karlaanlara, onlar iz lesinler ya da izlemesinler, keyfilii yenmi gibi gzkrler. Bunun gibi soyut bir zne, bir bilge tasarm, hem inli hem Stoac ahlaklarda retilerinin en yksek noktasn olutu rur. Duyusallktan, isteklerden ve dnyalk ilgilerden vazge

FELSEF DNYA-TARH

J71

meye dayal Hint retilerinde, olumlayan trel zgrlk in sann erei ve varlacak son nokta deildir. Erek, bilincin hi liidir, yaamn tinsel ve hatta fizik yadsndr. Yalnzca kendi temel malzemesinde ve ana ereinde genel bir ilke bulunduu lde, bir halk gerekten dnya-ta rihinin iine girebilir. Ancak bu koulla, byle bir tinin mey dana getirdii yapt, trel, politik bir rgt temsil eder. Halk lar srkleyen yalnzca istekse, bu trl srklenmeden geri ye bo hayllerden baka birey kalmaz, ortaya bir yapt k maz. Brakt izler yalnzca bozulma ve zlmedir. Kendi ocuklarn, kendi rnlerini yiyip bitiren Kronos'un, yani za mann egemenliinden Yunanllar byle sz ederler altn am bu, ama trel yaptlar vermeyen bir a. lkin, kendi kafasndan Pallas Athene'yi douran, evresinde Musalarla birlikte Apollo da bulunan Zeus, zaman trel ve bilgiye daya l bir yapt meydana getirmeye zorlad, ortaya devlet kt. Yaptn nesnellii yalnzca onun bilincinde ortaya kar. Genellik belirlenimi, dnmenin belirlenimi zaten bir yaptn esindedir: dnce olmakszn yaptn nesnellii sz konu su olmaz, dnce temeldir. Halk, kendi trelliine dayanak olan ve tikelliin yitmesini salayan geneli bilmelidir, kendi tzesinin, dininin belirlenimlerini bilmelidir. Tin, toplumsal bir dzenin, bir kltr varlyla yetinemez: onun istedii ken di belirlenimlerinin bilgisidir. Tin ancak bu yoldan znelliiy le kendi nesnelliindeki genelliin meydana getirecei birlie kavuur. Geri kendi dnyas dardan blnmtr, bu dn ya karsndaki tavryla d bir grlenledir vb., ama yine de en iindeki eyle bu dnyay birletirmelidir. Bu onun en ileri dzeydeki zgrlemesidir, dnme en iindeki ey olduu iin. Bir halkn kltrnn en ileri noktas budur, yani yaa mnn ve durumunun dncesini, yasalarnn ve tzesini bili mini ve trellii bir araya getirmektir. nk bu birlik, tinin kendi kendisiyle kurabilecei en ierden birliktir. Yapt onun

TARHTE AKIL kendi kendisini nesne olarak koymasn gerektirir. Ama tin kendisini zne uygun olarak, yalnz dnme yoluyla nesneletirir. Tin bu noktada kendi ilkelerini, gerek dnyasnn ge nelliini bilir. Yunanistan'n gemiini bilmek istiyorsak, bunu Sophokles ve Aristophanes'te. Thukydides ve Platon da bulu yoruz: Yunan yaamnn ne olmu olduu orada tarih klna girmitir (dort ist geschichtlich geworden). Yunan tini bu bi reylerde kendini tasarm ve dnce yoluyla kavramtr. Halkn kendi zerine olan bu tinsel bilinci, varabilecei en yksek noktadr, ancak bu da ilkin yalnzca kavranlr birey dir. Dnmenin bu yapt ok derin bir memnunluk getirir. Ama genellii asndan ayn zamanda kavranlr bireydir ve bu yapt meydana getiren reel gereklikten gerek yapt ve yaamdan biimsel olarak ayrlr. Byle zamanlarda bir halkn kimi erdemin yannda yeralan, kimi de onun yerine ge en erdemle ilgili hayl ve szlerde tatmin duyduunu g rrz. Tinin elinden bu gelmitir, dngenmemii (das unref lektierte), salt olgusal kendi zerindeki dngemeye konu yaptn bilmektedir. Bylece bir blmyle inan, gven, tre trnden belirlenimlerin snrllnn bilincine eriir, bu bilin ise bu belirlenimlerden ve onlarn yasalarndan ka mak iin nedenler bulur. Bu snrllk nedenlerin arannda ortaya kar: tmyle genel soyut birey olan nedenler, bu ya salar iin beklendii gibi bir temel oluturmadnda, erdem tasarm sallantya girer, mutlak mutlakln yitirir, nk ne denlere dayanmadan mutlak olamaz. Bununla ayn zamanda bireyler birbirinden ve btnden kopmaya, salt kendini d nerek, bo gururla, kendi karn aramaya ve onu btnn zararna gerekletirmeye balarlar. nk bilin znelliktir, bu da kendinde, kendini tikelletirme gereksinimindedir. Bo gurur, kendini dnme byle ortaya kar; tutkular, zel ilgi ler her trl balarn kopararak kokuurlar. Sonu halk tini nin doal lm deildir, kendi iindeki paralandr.

FELSEF DNYA-TARH

173

Bylece Kronos'un kendi ocuklarn yutup durmasn en gelleyerek onu bir eree, kalc birey meydana getirmeye y nelten. zamann geiciliine dur diyen Zeus'un da egemenli ine son verildi, hem de dnce ilkesi, bilginin, akl yrt menin. nedenleri sorma ve aklamann kaynan oluturan bu ilke tarafndan. Zaman duyularmzn olumsuz yandr. D nce de bu olumsuzluktan ayrlmaz, ancak dnce, iinde her trl varln, en bata sonlu varln, ve onun belirli olu umlarnn zld en derindeki sonsuz formun kendisidir. Geri olumsuzlayan zaman hereyi yutar, ama tin de her trl belirli ierii zer. Genel, snrsz olandr, en ierde yatan sonsuz formun kendisidir, byle olduu iin de, snrl her trl varln iini bitirir. Her ne kadar nesnel olan ey, ie riine gre, sonlu ve snrl gibi grnmezse de, yine de ve rilmi, dolaysz birey, bir yetki kayna olma grndedir. Bundan tr de dnceye snr izemez, dnen zne ve kendine ynelik sonsuz dngeme karsnda dayanamaz. Dncenin getirdii bu zlme zorunlu olarak ayn za manda yeni bir ilkenin douudur. Dnce genel birey ol duu lde zcdr: bu zlmede ise gerekte daha n ceki ilke korunmutur, ancak artk balangtaki belirlenimin de deildir. Genel z korunmutur, ama genellii genellik olarak vurgulanmtr. Daha nceki ilke genel bir aklamaya kavuturulmutur. Ayn zamanda imdiki durumu ncekinden ayr ele almak gerekir: imdiki z ncekinde daha ok ite kalmt, darya vurmas da eitli koullarn karmasyla olabiliyordu. Daha nce yalnzca somut ve tek birey olarak varolmu olan ey, genelliin formuna gre ilenmitir. Ama ayn zamanda bundan yeni birey, baka daha ileri bir belirle nim meydana gelmitir. imdi kendinde belirlendii biimiyle tin, baka, daha ileri ilgi ve ereklere sahiptir. lke formunun yeniden biimlendirilmesi ierie baka daha ileri belirlenim ler de ekler. Herkes bilir ki, ayn dine, ayn trellie sahip,

TARHTE AKIL tzsel durumu bir olan ayn halkn iinden gelen kltrl bir kiinin istekleri kltrsznkinden btnyle ayrdr. Kltr ve eitim ilkin salt biimselmi gibi gzkr, ama ieriksel bir ayrm da getirir. Eitimli ve eitimsiz Hristiyan bir yandan t myle aynym gibi gzkr, ama yine de ikisinin gereksi nimleri btn btne ayrdr. Eelik konusunda da durum byledir. Klenin de mlk vardr, ama onun haklar kendi siyle birlikte ee olann getirdii ykmllklerle snrldr. Eeliin ne olduu dnlrse, bundan yalnz birinin ege men olabilecei kar. Dnce genel olan vurgular, bylece ortaya baka bir ilgi, baka gereksinimler kar. Bu deimenin belirleyici noktas, imdide varolan eyin dnlmesi ve bylece genellie ykseltilmesidir. Tinin ii, geneli, zsel olan kavramaktr. Dorusuna uygun kavranm genellik tzdr, zlktr (Wesenheit), doru olarak varolan dr. rnein klenin bu anlamdaki genellii insanldr: bura da tikellik genelliin iinde erir. Eer bir halkta dnceler, rnein Atmallarda olduu gibi tikellii kaldrmaya ynelirse, dnce halkn tikel ilkesinin artk nemli olmad, zn yitirdii sonucuna varrsa, bu durumda o halk artk varolamaz: yeni bir ilke domutur. Dnya-tarihi bylece baka bir halka geer. Tarihte ilkeler halk-tinleri olarak vardr. Fakat bunlar ayn zamanda doal varlklardr. Tinin eritii basa mak, halkn doa-ilkesi ya da ulus olarak vardr. Bu belirli doal enin ayrma tarzna gre tin eitli klklarda gr nr. Bylece halk-tininde daha ileri, daha yksek belirleni, yani olumsuzlama, o zamana kadarki varlnn bozulmas olarak ortaya karsa da, bu olumsuzlamann bir de olumlu yan vardr, bu da yeni bir halktr. Bir halk birok basamaktan geemez, dnya-tarihinde iki kez yeni bir dnemi balatamaz. Eer halkta gerek ilgilerin yeni ortaya kmas gerekseydi, o zaman halkn tini yenilik istemeye balayacakt ama bu ye nilik nereden gelecekti? Bu olsa olsa kendisiyle ilgili daha

FEI.SEF DNYA-TAR H

175

yksek, daha genel bir tasarn, yani kendi ilkesinin tesine geme, dha genel olan bireye ynelme olabilir ama bu ileriye dnk belli bir ilkenin, yeni bir tinin var olmas de mektir. Dnya-tarihi asndan bir hak yalnz bir kez egemen olabilir, nk tinin sreci iinde ona yalnzca tek bir i veril mi olabilir. Bu ileriye giri, bu basamaklan daima daha fazla yet kinlik arandna gre sonsuza giden bir srece, eree son suz uzak kalan bir srece benziyor. Beri yandan, yeni bir il keye ilerleyite bile, daha nceki ilkenin ierii daha genel olarak kavrandna gre, yeni ortaya kan oluumun yine belirli bir oluum olaca ortadadr. Ne olursa olsun tarihin ii gereklikledir, genel olann kendisine belli tarzda sunmas ge reken gereklikle. Bu da, kavramn snrl hi bir oluum tara fndan yakalanamayaca dncesine kardr. Eer kavramn sindiremeyecei, zemeyecei birey var olsayd, bu herhal de en ileri derecede bir paralan, uursuzluk olurdu. Ama byle birey olsayd, bu kendi kendini yakalad biimde d ncenin kendisi olurdu yalnzca. nk kendisinde snrsz olan yalnzca odur ve btn gereklik onda belirlenir. Byle ce paralan sona erecekti, dnce kendi kendinden mem nun olacakt. Dnyann sonerei de burada olacakt. Us, doruyu, snr bilmeyen kendinde ve kendi iin varl tanr. Tin kavram kendine dntr, kendini nesne ve konu yapmaktr. Demek ki ilerleme sonsuza doru belirsiz bir gidi deildir, fakat ortada bir erek vardr, yani kendine geri dn erei. yleyse, belli bir dng vardr, tin kendi kendini aramaktadr. Sonerein iyilik olduu sylenir. lkin kesin olmayan bir anlatmdr bu. Dinsel form akla gelebilir ve gelmitir de. Fel sefeyle urayorsak, bakaca saygdeer grleri ekingen likten tr olduklar yerde brakacak gibi davranmamalyz. Dinsel bak asna gre insann kutsall erektir. Bireyler ynnden dinin balca erei budur. Birey kendi kimliini di

TARHTE AKIL nin yaamn dzenlemesiyle kazanr, ereine byle eriir. Ama byle ele alndnda erek, ruhlarn kendisinde kurtulu unu bulduu genel trden ierii zaten varsayar. Gelecekle, teki dnya ile ilgili bir erek olduu iin ruhlarn kurtuluuyla bir ilgimiz olmad sylenebilir. Ama yine de dnyadaki ya am teki dnyann ereine hazrlk saylacaktr. Ancak genel likle bu ayrm znel yan iin geerliktedir: bireylere kendile rini kurtulua gtren eyi bir ara olarak dnmekten baka yapacak bir ey kalmam gibi gzkmektedir. Ama bu hi de byle deildir, ara sanlan ey ne olursa olsun mutlak olarak ele alnmaldr. Din asndan, doal varlk iin olduu gibi tinsel etkinliin de erei tanry vglemektir. Gerekte bu, tinin ve tarihin en soylu ereidir. Tin kendi kendine konu ve nesne yapp kavramasyla belirlenir. Ancak bu yoldan o ken disinin rn olur, gerekten bir sonu olarak ortaya kar. Kendini kavramak demek kendini dnerek kavramak de mektir. Ancak bu rastgele, keyfe kalm, olmasa da olacak be lirlenimlerin bilgisi deil, saltn kavrandr. Demek ki tinin erei saltn bilinciyle kendisini bilinlendirmektir, yle ki, bu bilin tek bilin olsun ve tek bana doru olsun, hereyin bu bilince gre temellendirilmesi gereksin ve gerektende te mellendirilsin, dnya-tarihine gemite ve imdide egemen ol sun. Bu noktay gerekten tanmak, tanry saymak ya da do ruya vglemek demektir. Saltk snerek ite budur, doru luk, doruluun vgsn kendi yapan gtr. Tanry sayan bireysel tin kendini sayar, ama bu sayg kendi tikelliine y nelmi deildir, fakat tanry saymak iin yapt hereyin sal tk anlam tad bilgisine dayanmaktadr. Bu noktada birey sel tin doruya varr, ii gc saltklardr: bu nedenle de kendindedir. Snrl tinde ortaya kan, kendi zn snr olarak bilip dncesiyle onun stne ykselme elikisi burada or tadan kalkar. Doal lmn bile burada syleyecek sz yoktur.

FELSEF DNYA-TARH Dnya-tarihini kavraymzda tarihi ilkin gemi anlamn da ele aldk. Ama iimiz ayn zamanda kesinlikle iinde bu lunduumuz zamanladr. Doru olan ey. lmsz olarak kendinde ve kendi iindir, dnya da gelecekte olacak eyler deil, dpedz bulunan eydir, zamanda saltk olarak bulun ma anlamnda "imdi"dir. Gemi olarak gzken ey de ide'de yitip gitmemitir, ncesiz-sonrasz oradadr. de daima vardr, tin lmszdr: onun bulunmam olabilecei ya da bulunamayaca bir vakit yoktur, geip gitmez, henz olma m deildir, fakat daima imdidir. Bununla, bulunduumuz dnyann, tinin bugndeki oluumunun, kendi kendinin-bilincinin tarihte daha nce gzken btn basamaklar kendinde kavrad, zaten sylenmi olur. Geri bunlar birbirinden ba msz olarak ardarda gelmilerdir, ancak tin dediimiz ey daima kendinde olmutur, ayrm yalnzca bu kendindeliin geliimindedir. Bulunduumuz dnyann-tini, tinin kendi ken disinden gelitirdii kavramdr: dnyay tutan ve yneten odur, 6000 yllk abalarn sonucudur, tinin dnya-tarihini i leyiiyle gelitirdii ve bu ileyile ortaya kmasn zorunlu kld eydir. Dnya-tarihini ite byle kavramamz gerekmektedir: bu tarihte tinin almas, kendi olduu eyin bilgisine nasl gel dii gsterilmektedir. Bu olduu eyi ise, tin eitli alanlarna gre ileyip ortaya koymutur. Bu andan u anmsatlabilir: birey kendi kltr ve eiti mi erevesinde eitli alanlardan gemelidir. Bu alanlar, ge nel olarak onun tin kavramn temellendirmi ve bu kavrama dayanarak gemite kendi bana olumas iin gerekli forma sahip olmulardr. Ama tin imdi olduu ey neyse, hep oydu: imdi bilinci daha zenginlemitir yalnzca, kendisinin daha derinliine ilenmi kavram haline gelmitir. Tin gemiin b tn basamaklarn hl kendinde tamaktadr. Tinin tarihteki yaam, bir blmyle hazr bulunan, br blmyle gemi

178

TARHTE AKIL

e ait eitli basamaklarn bir dolam olmaktr. imiz tinin ide'siyle olduu iin ve dnya-tarihinde hereyi bu ide'nin bir grn olarak ele aldmz iin, ne kadar nceye giderse gitsin gemii gzden geirirken yalnzca bulunanla uravoruzdur. Felsefenin ii bulunanladr, gereklikledir. Tin ardnda brakm gzkt aamalara, iinde bulunduu derinlikte de sahiptir. Kendi aamalarndan tarihte gemi olduu gibi, ayn aamalardan imdi de gemelidir imdi de, yani kendi sinin kavramnda.

1826/27 K Semestresinden Eklemeler


[S. 30]
Ussal olan 1) mantksal ussaldr, bu burada bizim konu muz olamaz. Ayrca 2) usun bir yansmas, bir vcutlamas olan doa sz konusudur. Fakat burada da doal ussallk in celeme konusu deildir. Konu 3) Kendisinin-bilincindeki tin olarak ortaya kan ustur, bu ise genel olarak deil, tinin kendini dnyadaki eylemiyle aklad, dnyaya kendi zn getirdii biimde anlalacaktr. Tinin, kendini halklar dediimiz eitli oluumlarla akla yan, zerinde bulunduumuz genel temeldir. Bu biimiyle bi zim konumuzdur. Us kendinde ve kendi iin ncesiz-sonraszdr, durup du rur ("ruhend") ama ayn zamanda etkinliktir, ussal-olandan baka birey yapmaz. Kendini kendi iinden gerekletirir, bylece gerekletirilmi bireydir, kendi olduu eyi meyda na getiren bir erektir. Bu kavramn kantlanmas burada bizim devimiz deil: burada olsa olsa onu varsayyor ve inandrc klyoruz. Kant felsefenin nceki alanlarndadr. Bu zorunlu varsaymlar burada anyorsak, bu sylenenlerin ierdii, ve allm anlamnda bilinten tandmz tasarmlar hatrlat mak iindir.

[S. 3 , f ]
Dnya-tarihine daha yakndan bakldkta ortaya kan kar tlklar unlardr: 1) znel usun kendi konusu ve nesnesi olan tarihle kartl. Bu kartlk kuramsal diye adlandrla-

180

TARHTE AKIL

bilir. 2) zgrln zorunlulukla ilikisi ya da klgsal kart lk. Tarih incelemesindeki her iki varsaym unlard: 1) Bir ngr dnyay ynetmektedir. 2) Bu ngrnn plann bil mek olanakldr. imdi tarihin ussallnn bilgisine ve tari he uygulan bakmndan dnyann son-ereini tanyaca mz noktaya nasl varyoruz? de'de iki trl ey var: a) de'nin kendisi, b) varoluuyla halk, varln empirik yan. Genel ide bu ikisinin birliidir, ama bunlar birbirinden yi ne de ayrdr. lk yan kuramsaldr; tanmak istediimiz idedir bu, ona nasl varacamz sorulmaktadr. yle anlalyor ki tarihi kendinde naslsa yle ele almamz gerekiyor, byle alr sak tarih kendiliinden son-ereini gsterecektir. Empirik, al lm tarih temel oluturuyor, tanrsal istencin ne olduunun ondan renilmesi gerekiyor Ama bunu renmek iin, us tarih incelemesine getirilmeli, tpk mavi rengi tanmak iin gzlerimiz olmas gerektii gibi. Akll bir insan gzlemde bu lunur, bylelikle dnceler ona dardan gelmez, nk dnceleri onun kendindedir: nndeki eyler dncesine yol aar, ona konu olur nsan znel, tek-yanl grlerle dnyaya bakarsa, hereyde kusur bulur: nasl olmas gerekti i, ama yine de yle olmad bilinir. Kendisinde kusur bu lunan hereyin olsa olsa sonlu bir ierii vardr. Tzsel olan, tzselin gelip dayand ierik ussal olmaldr. Bizim tanrmz hi bireye aldrmakszn dnyalarn ara yerlerinde oturup kalkan, Epikuros'un tanrs deil. Tzseli tanmak isteyen, onun bilincini kendi getirmelidir. Nasl el renge dokunamazsa, duyulara da tzn ne olduu gizli kalr. Sonluyu kavrayan anlak da tz grmez. Btn oluum ve grnlerin renkli kargaas kendinde doruyu saklar, rty kaldrp doruyu tanyacak bilincin gzdr Anla byle znel akgzlklerden kurtaracak ey felsefe den bakas deildir.

KI SEMESTRESNDEN EKLEMELER
[S. 33]

181

Nasl allm anlamda tarihte. ereimiz gemi her trl olay anlatmak olmad iin eylem ve olaylardan belli bir seme ve sralama yapyorsak, tarihin felsef ele alnnda bu nun daha da nemle yaplmas gerekir. Malzeme imesiyle birlikte ksaltma gereksinimi balar. Ancak ksaltma bir s r olayn atlmasyla yaplmamaldr, fakat, gereklikte nemli bir dizi meydana getiren olaylar, tek tek durumlarda ortaya kan hereyi iine alacak bir birlik halinde toplanmal, genel tasarm iinde kavranmaldr. rnein meydan savandan, utkudan sz edildiinde bunlar, bir sr olay ve benzerini, her bir tek olay kendinde tayan genel tasarmlardr. Meydan savan gzle grlr hale getirmek iin bunlarn stelik savan her anna gre sergilenmesi gerekirdi. "Ordu sava kazand" tmcesinde, bir sr dolaym genel bir tasarmla ek siksiz olarak sylenmi olmaktadr. Bu genellik belirlenimi dnmenin kendisinden ileri gel mektedir, bizim tarihi ele almzda dnmeye dayal bir ele altr. Tarihi byle deil de, gzle grlr biimde ele almak isteyenler, ne istediklerini bilmiyorlar, nk gzle grmek de genel bireydir, dnmedir. zsel olanla olmayann bu ayrmn yapan, anlaktr. Daha inceden inceye aratrlrsa, bir durumda zsel olann, baka durumda yle olmad ortaya kar. Anlak dnceyi vurgulamaldr, hereyi bu birlik iinde ilikiye sokmal, eree uy gun olmayan atlamaldr. Tarih yazar ile kronik yazarnn ayrm buradadr. Kroniki gerek btn olaylar anlatr, ama sessiz sessiz ierde olup biten birok deimeyi gzden karr. Tarih yazarnn olaylar kendileri dorultusunda ele ald erekler rnein devlet, halk, bilim, sanat byle ereklerdir ok greli olabilir. zel, tikel ereklerle, insan ruhu ve us iin paha biilmez olan byle ereklerin ayrm hemen ortaya

182

TARHTE AKIL

kar. Halklarn, dinin, bilinin vb. boyun edii yazglar, b tn bunlarn hepsi, ancak kendinde ve kendi iin olan erek lerle ilgili olduklar lde, bize nemli gzkyorlar. yley se nelerdir bu erekler? Tarihi dnerek, felsefi olarak ele alyorsak, bizi ilgilendiren ey zerinde, tarihi ele almza te mel olan erekler zerinde belli bir bilince sahip olmamz ge rekir.

[S. 35]
Dnya-tarihinde ktln somut tablosunu, eriebilece i en byk boyutla gzlerimizin nnde gryoruz. Tek tek olaylarn ynna bir bak, bize birey ve her trl halkn kur ban edildii bir mezbaha karsnda olduumuzu dndr yor: en soylu, en gzel eylerin yok olup gittiini gryoruz. Gerek hibir ey kazanlmam gibi gzkyor, naslsa hl kalan u ya da bu lml yapt da alnnda rmenin damga sn tayor ve ksa zamanda kendisi gibi lml birey tara fndan bastrlyor.

[S. 45]
Hereyden nce, kendisini Hristiyan dininde aan tanr nn ne olduu bilinmelidir. Hi tanr tanmayanlara ncilde dinsiz denir. Hristiyanln tanrs, kendini insanlara am olan tanrdr. Hristiyanln en yksek noktas ahlaksal yan deildir, nk dinsiz kavimler de ok yksek bir ahlaka sa hip olmulardr. Tanrnn eyleyii zerine baz eyler bilmemiz gerekiyor; bunu bilmezsek, bilinmeyen tanrya tapnak yapan Atinallardan bir ayrmmz kalmaz.

[S. 48]
Fakat us salt olumsuzluk kategorisini geri evirir ve bu olumsuzluktan, insan soyunun bu genel hamaratlndan kal c bir yapt meydana geldiini, bizim kendi gerekliimizin de

KI SEMESTRESNDEN EKLEMELER

183

tm insan soyunun tarihinin bir sonucu olduunu kabul eder. Sonlu, geici erekler, genel bireyin aamalardr: geicilik, kendini bu erekler dorultusunda meydana getirmi olan geici-olmayan ierir. Bu olumlu yan, salt anmsanan birey de ildir, fakat kendisi gerekliin bir paras olan bir rndr, ya da biz bu rnn bir parasyz.

[S. 53]
Bu son-erek kendinde ve kendi da gereklemesi gereken iyilik de doann deil, tinin taban zerinde erei de yalnzca tinin doasndan lir. iin saptanmtr. Dnya denir ona. Dnya tarihi durur, bylece onun sonsonu olarak karlabi

[S. 56]
Hak, trellik, tinin kendisiyle ilgili kavramndan baka bir ey deildir. nsann insan olarak zgr olduunu Atinallar bilmiyorlard.

[S. 60]
Bu genel tin, dnya-tini tanryla ayn anlamda deildir. Dnyada varolduu biimiyle, tindeki ustur. Bu tinin devini mi, kendini olduu ey, kavramnn olduu ey yapmaktr. Bu devini ussaldr, tanrsal tine uygundur. Tanr kendi cemaatin de tindir: orada yaar, orada gerektir Dnya-tini, tinin ken disinin doru kavramn kendisi iin rettii bu srecin dizge sidir.

[S. 71, f.]


Tinin kavram kendine bir geri dntr: kendini dlatr mada kendini bulmas, budur onun kendine geri dnmesi, belli bir ama tar, saltk son-erek ynndedir. lkesi tikel bir ilke olduu lde, snrlar kendini halkta gsterir. Bu da

184

TARHTE AKIL

halkn bozulmasdr, hem de bilimlerin, felsefenin ortaya k . Bozulmayla birlikte dngeme balar, bilim, ahlak bilinci balar. Bir halk kendi ilkesine ermise, bu onun gelimesinde, dnme ve dngemenin ortaya kmasnda belli olur. Bir halkn igdsel davran dnemleri ayn zamanda onun er demlilik dnemleridir. Fakat o bu igd aamasnda kalma yacaktr. Kendine geri-dnme soyut dnmedir. Bu soyut dnmeye geri-dnerken, tin kendine, gereklik kazanp ka zanmadn sorar. Kendindeki zgr dnme, gerekliin ti niyle elikide olmamaldr. Yunanllarn ahlak bilinci yoktu. Bireyin hak, dev olup olmadn, dnmeye izin vermeyen devlet yasas tanml yordu. Ancak, devletin istediinin iyi olduunu grmyorsa, kimse zgr deildir. Orada birey, tre adna ne varsa ondan kopmutur: isellik, biimsel-olan ey varolan bu birlikten ko par. Kiisel ilgiler kendi haklln korurken, tzsel-olan da ayn zamanda kendini ortaya koymaldr.

[S. 83]
kinci kartlk klgsal, nesnel kartlktr, zorunlulukla z grln kartl. znel anlamyla zgrlk, bazan yendik leri, bazan da yenildikleri d yazglara kar insanlarn kar durmalardr. Bu kartla daha yakndan bir bak, zorunlu luu tanrsal birey olarak aldmz gsterir. Bir yanda tanr sal isten kendini belli ediyorsa, br yanda insanolu zgr lyle, usunun ve tutkusunun ilgileriyle ayakta durmaktadr, bu kartl nasl ortadan kaldracaz? (3.XI.1826) Zorunluluktan d zorunlulua anlamamalyz, zgrlkle karlatrldnda, kendinde ve kendi iin erek olan tanrsall, kar gelinmez eyi anlamalyz. Buradaki gler ve elikinin zm, yalnz ortak yaamdan gelen ta sarmlarla anlalr hale getirilebilir. Yasallk, yani hak, serve

KI SEMESTRESNDEN EKLEMELER

185

tin vb. korunumunu salyor. Bu byledir. Byle tzeye daya l bir durum, bana-buyruklua kar gvencedir. Tek kiiler genel taban bozamazlar. Teknik alanda da bu byledir. r nein bir ev insann bana buyrukluunun rn: bunun karsnda, ondan bamsz olan, ama ev yaplrken kullanl mas gereken malzeme yer alr. Bylece eree uygunluk zo runlulukla bir araya gelir.

[S. 85]
Eyleyen, davranta bulunan, bireysel varlktr: erek dai ma benim ereimdir. Kendinde ve kendi iin olan erek bi reylerce gerekletirilir: etkin olan bireylerdir. Bu erekler zel de olmaldr, bireyler tikel varlklar olarak bu ereklerle ili kidedir. Tr cinsin btn doasna kendinde sahiptir, nasl altn madene kart deilse, o da genel-olann karsnda deildir. Ancak tzsel olan kendini gerekten byle olarak meydana getirir: olumsuz-olan, kt-olan geicidir. Genelolan zorunlu olarak tikel zerinden gereklik kazanr. Tikel ler birbiri karsnda geerlik kazanr; ama yklp giderler de.

[S. 109]
Dnya-tininin istedii eyin son-erei besbelli yle anlatlabilir: kendi bana alndnda zne kiisel zgrle, ken dindeki ahlak bilincine sahiptir, bunun gibi, kendi trel du rumundan tr tatmin olmas onun kendi yararnadr. Bu znenin sonsuz deeri vardr. znelliin bu ynde bilince kavumas iin, zne zgr olarak dnlr. znellik tek bir tzsel erek oluturur: bu erek sonsuz bamszln r ndr. Bu tz, bireyin zerinde znelliiyle ilgili sz konusu biimsel zgrle kavuabilecei temel ve tabandr. Tinin derinlii saltk kartln birliini kendine erek edinmesindedir.

186

T AR [ TE AKIL

[S. 129, f.]


Henz devlet kumlam olan halklar gznnde bulundu rulmuyor. Devlet szc sk sk politik tzel ilikiler iin kullanlr; baka bir anlamda din de buraya sokulur. Anayasa tekin oklua, tekin teke (genel anlamda hak ilikisi) ilikisi dir, ayrca eitli i ve mesleklerin eitli standlara dalm.

[S. 131, f.]


lke dinde sylenmitir: gereklik alanna da girmelidir, halk-tininin ilkesi kendini gerekletirmelidir. Din, kendisininbilincinin en yksek varla olan isel, soyut ilikisidir. Din zerinde younlama, kendini ilan ederek, bildirerek ilerleyen dnya ilerine kaytszl birlikte getirir. Bir kez ierdeki kal c oldu mu, darya da vurur, uygulama balar.

NOTLAR BRNC TASLAK (1822 ve 1828) TARH YAZIMININ ETLER


1) K. H.'nin eki: Bir insann hereyi grmesi olanakl deildir. 2) Yunan sylencelerine gre Mnemosyne (bellek), mzik, ark, i ir ve gzel sanatlarn koruyucu tanralar olan dokuz Musa'nn annesidir. Mnemosyne'nin felsefi tarih asndan roln Hegel ilerde zellikle devletin tarihle ilikisi balamnda alacaktr (bak. s. 153 va.). . N. 3) K. H. ve L.'nin eki: Akla Herodotos, Thukydides, Guicciardini (Leopold v. Ranke'nin and Istoria d'Italia 156i yazar) geli yor. 4) K. H. da bu tmce yerine: "Eer tarih yazar, Sezar gibi, komu tanlarn ve devlet adamlarnn stand'na aitse, tarihin erekleriyle

onun kendi erekleri arasnda bir ayrm kalmyor demektir"


(L.'nin aklamas da bu dorultudadr, yani kaynaktan tarih ya zarnn, eylemlerini anlataca devlet adam ve komutanlarn stand'na ait olmas gerektiini vurgulamaktadr.* . N.) 5) 6) Kenar kmas: Halklarn kutsal kitaplarn bundan ayrdetmeli: her halkn byle bir temel kitab vardr ncil, Homeros. Almancada "Gegenwrtige", "gegenwrtig" szckleri yalnz im dide bulunan ey, imdiki anlamna deil ayn zamanda aklda ya da hatrda bulunan anlamna gelmektedir. . N. 7) Bundan sonras izilmitir, ama yine de K. H. ve L. tarafndan ye rine konmu, 1828'den nceye ait bir renci notuna dayanlarak

188
yeniden alnmtr.

TARHTE AKIL
Byle kompilationlar genellikle yalnzca

dnya-tarihi kompendiumlardr. rnein Livius'un Roma Tari

hi. Sicilyal Diodor vb., Johannes v. Mller'in svire Tarihi.


yi yazldklarnda, en yararl, asla vazgeilemeyecek almalar dr. Ama eylemin doru lsn ve belirlenimini vermezler. 8) Johannes v. Mller (1752-1809) svire Kentdelerinin Tarihi, c. I, Leipzig 1786; 2. ve 3- c., 1786-95; 5- c. in 4. ve I Bl.leri c. 1805-08. Dzeltilmi Toplu Bask. Leipzig 1826. 9) Aegidius Tschudi (1505-1572), tsvire Kroniki; Basel 1734-1736, 2 c. Politikac Tschudi'nin tarih yaptnda, daha sonra yitmi ok sayada temel belgeler bulunmaktadr. J. v. Mller bunlardan yararlanmtr. 10) 11) 12) Ely.nn youn ileniinde bu yerler yanllkla izilmi, yeniden yerlerine konmamtr. Johannes v. Mller, yirmidrt ciltlik genel tarih, zellikle Avrupa tarihi, Tbingen 1810, 3 c. Johannes v. Mller- Bonstetten'e Mektuplar, 1809; Woltmann'a Mektuplar, Berlin 1811; Mller'in En Eski Arkadana Mektupla r, Yay. v. Fssli, Zrich 1812. 13) 14) 15) Montesquieu, De lesprit des lois, Genf1748, 2. c.; Almancas Halle 1829, 3 c. Barthold Georg Niebuhr, Roma Tarihi, Berlin 1811, 1832'ye ka dar, 3 c. Gustav Hugo (1764-1844), Gibbon'un "bersicht des rmischen Rechts"inin (Roma Tzesi zeti), (Gthingen 1789) yaymlaycsdr. 16) Karl Friedrich Eichhorn (1781-1845), Deutsche Staats- und Rechtsqeschichte (Alnan Devlet ve Tze Tarihi), Gthingen, 1808-23, 4 Blm.

NOTLAR Tinin Tarihte Gereklemesi


1) 2) "Beispiel" (rnek) ile "Bei-her-spiel" (bo vakitte

189

oynanan

"oyun"; arasnda szck oyunu. . N. "lgilenmek" diye evirmek, zorunda kaldmz Almancada "ber haupt interessiert sein" deyimi "kendi yarar asndan ilgilenmek" anlamna gelmektedir. 3) Kar Hegel: Phnomenologie des Geistes, Yaynl. Joh. Hoff meister, 1952, s. 468; Tinin Grngbilimi (ev. Aziz Yardml, IDEA, Istanbul: 1986, s. 404). 4) 5) 6) Kenarda: Bak. Kant. 1651-175. Cambrai'n bapiskoposu ve prenslerin eitimcisi: Telemak'n Maceralar (Les aventures de Tlmaque, 1699). 1759-1834. Lafayette 1789'da Fransz Nationalgarde'm kurdu. Fransz Devrimi srasnda Feuillant'n bakan, 1792-97 politik gmen, sonra Paris'te 1830 Louis Philippe partisinin yanda.

C. Dnya Tarihin Gidii


1) 2) F. v. Schlegel, philosophie der Geschichte (Tarih Felsefesi) I, s. 44 (I. Bask). Dou yazn ile ilgili bulgulamalar ve eski Asya yaam, sylence leri, din ve din tarihi ile ilgili daha nceden toplanm gmtlerin yeniden incelenmesiyle ortaya kan pek ok deerli eyi bu ilgi ye borluyuz. Katolik hkmet ileri lkelerde dncenin istek lerine uzun zaman kar koyamad, bilim ve felsefeyle bir cep-

190

TARHTE AKIL

hede birleme gereksinimine boyun edi. Abb Lamennais* gzel konumalaryla gerek anlamda bir dinin ltleri olarak genel, bu anlamda katolik ve ok eski olmas gerektiini kabul ettirdi. Fran sa'da Congrgation** bu tr iddialarn baka zamanlarda sk sk oldu u gibi viz tiradlar ve otoriteye destek olarak kullanlmamas iin canla bala alt. Byk bir yaygnla kavumu olan Buddha dini, tanrlam bir insann dini olarak zellikle dikkati kendisine ekti. Hindli Trimurti, ierii asndan inli leme soyutlamasna gre ok daha aydnlkt. Bay Abel Rmussat*** ve Bay Saint Martin****, in ve sonra bundan yola karak Mool, olabildiince de Tibet kay naklar zerinde ok deerli aratrmalar yaptlar. Baron von Eckstein*****, kendi tarznda, yani yzeysel olarak Fr. von Schlegel'den aktarlm doa felsefesi tasarmlaryla, (yine de Fransa'da kimsenin tanmad Fr. von Schlegel'den daha iyi olarak) gazetesi

"Le Catholique"de, bilinen ilkel katoliklie ncelik verdi. Hkme


tin de desteiyle, zellikle Congrgation'un entellektel kanadnn douya yolculuklar dzenlemesini salad. En eskiye giden reti ler, zellikle Budizm'in eski tarihi ve kaynaklan zerine yeni aydnla tc bilgiler edinmek umuduyla henz ortaya karlmam gmtleri bulmaya yneldi. Ama katoliklii bu dolak, ama bilginler iin il gin yoldan daha da ileriye gtrmekti. *) Lamennais, 1782-1854, Fransa'da Katolik demokrasinin nderi, "L'Avenir" dergisinin yaymcs (1830-32) **) Sylemek istenen, papa XV. Gregor tarafndan 21 Haziran 1622'de kumlan Congregatio de propaganda fide'dir, all m olarak yalnzca propaganda denir. ***) Rmusat, Jean Pierre Abel, 1788-1832, Collge de Francede noloji Profesr. **) Saint-Martin, Marquies de, 1743-1803, teosof; "L'homme de dsir" (stek nsan) 1790, "De l'esprit des choses" ("Nesnelerin Tini zerine") 1800. *****) Eckstein, Ferdinand Baron von, 1790-1861, Restauration ve Ultramontanizmin parti yanda, 1830'a dein Fransz dileri ba kanlnn tarih yazcs.
Si

NOTLAR

191

3) Bailly:. Historie de lastronomie ancienne'de ( Eski Astronomi Tarihi, 1775) yzeysel bilgilerle Hintlilerin astronomisine gnder mede bulundu. Gnmzde de, Lambert'in de Kosmologische

Bricfe ber die Einrichtug des Weltbaus (Evren Yapsnn


Dzeni zerine Evrenbilimsel Mektuplar, 1761) ortaya koyduu gibi, Hintlilerin astronomi bilgileri olduu, rnein Brahmanlarn hi dnmeden kullandklar formllerle gne tutulmasn he sapladklar bilinmektedir. Ancak bir zamanlar mekanik bir bi imde de olsa bu formllerde etkin olan tin oktan yitmitir. Bu formllerle gelenekleen yntemler ise, onlarda daha nce varol duuna inanlan stnle sahip deildir.