İ R L T .Ü .

KÜTÜr iSfttv* n Dû K'J ;V ASYQW: 1 ATH
D A İR ESİ BAŞKA.NUĞI .

w

j s i c i l no \
İFİYATi

(5 .4 o

O ral Sander, 1 9 6 4 yılında AÜ SB F'n in Siyasi Şubesi'nden m ezun oldu. Aynı yıl Siyasi Tarih Kürsüsü'ne asistan olarak girdi ve bu alalıda 1 9 6 8 yılında doktorası­ nı verdi. 19 7 5 yılında doçent, 1 9 8 8 yılında da profesör oldu. AÜ SBF Uluslarara­ sı İlişkiler Bölüm ü Başkan Yardım cılığı ve Siyasi T arih Anabilim D alı Başkanlığı yaptı. Ö ğrenim inin bir bölüm ünü Harvard Üniversitesi'nde tam am layan Sander, ABD'nin çeşitli üniversitelerinde dersler ve dizi konferanslar verdi. 10 Eylül 1995 te yitirdiğim iz Sander'in yurtiçi ve dışında yayım lanm ış ço k sayıda m akale­ si bulunm aktadır. .

San d er’in Eserleri: • Sovyet Dış P olitikası (AÜ SB F, 1 967) • T ü rk-A m erikan İlişk ileri 1 9 4 7 -1 9 6 4 (AÜ SBF, 1 9 7 9 ) • S iyasi T arih, İlk ça ğ lard a n 1 9 1 8 ’e (İm ge Kitabevi Yayınları, 19 8 9 , 1992, 1994, 1995, 19 9 7 , 19 9 8 , 19 9 9 , 2 0 0 0 , 2 0 0 1 , 2 0 0 2 , 2 0 0 3 -2 ) • Siyasi T arih, 1918 -1 9 9 4 (İm ge Kitabevi Yayınları, 19 8 9 , 1 9 9 1 , 1993, 1994, 1996, 19 9 7 , 1 9 9 8 , 19 9 9 , 2 0 0 0 , 2 0 0 1 , 2 0 0 2 , 2 0 0 3 -2 ) • A nka'nın Y ükselişi ve Düşüşü (İm ge Kitabevi Yayınları, 1 9 9 3 , 2 0 0 0 , 2 0 0 3 ) • Türkiye'nin Dış P olitikası (İm ge Kitabevi Yayınları, 19 9 8 , 2 0 0 0 )

îmge Kitabevi Yayınlan ,Yayın Yönetmeni Şebnem Ç iler Tabakçı ISBN 975-533-043-7 © imge Kitabevi Yayınlan, 1989 Tüm haklan saklıdır. Yayıncı izni olmadan, kısmen de olsa fotokopi, film vb. elektronik ve mekanik yöntemlerle çoğaltılamaz. 1. Baskı: 1989, 2. Baskı: 1992 3. Baskı: 1994, 4. Baskı: 1995 5. Baskı: 1997, 6. Baskı: Haziran 1998 7. Baskı: Mart 1999, 8. Baskı: Nisan 2000 9. Baskı: Haziran 2 0 0 1 ,1 0 . Baskı: Nisan 2002 11. Baskı: Şubat 2003 12. Baskı: Aralık 2003 Yayıma Hazırlayanlar Dr. M elek Fırat, Dr. Erel Tellal, Dr. Çağrı Erhan, Dr. G ökhan Erdem Sayfa Düzeni Yalçın Ateş Kapak Uygulama Leyla Ç elik Kapak Resmi John Singleton Copley, The Death o j M ajör Pierson Baskı ve Cilt Pelin Ofset (312) 418 70 93/94

imge Kitabevi Yayıncılık Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Konur Sok. No: 3 Kızılay 06650 Ankara Tel: (312) 419 46 10 - 419 46 11 • Faks: (312) 425 29 87 İnternet: www.imge.com.tr • E-Posta: imge@imge.com.tr İmge Ankara Konur Sokak No: 43/A Kızılay Tel: (31 2 ) 4 1 7 50 95/96 - 418 28 65 Faks: (3 1 2 ) 425 65 32 E-Posta: dagitim@imge.com.tr Dağıtım İstanbul Mühürdar Cad. No: 80 Kadıköy Tel: (2 1 6 ) 348 60 58 Faks: (216) 418 26 10 E-Posta: kadikoy@imge.com.tr

Oral Sander m Siyasi Tarih
İlkçağlardan 1918'e

KöTüPHAvir. ve m m m m m

DAÎR23İ B AŞK ANLIĞI SİCİL « ö l

FİYATI

'I

ı? .t o

12. Baskı

VV?
'S İ «M İ

imge k it a b e v i

mi

-2 -°°/ L -r,

İçindekiler

ÖNSÖZ.................................................................................................................15 ÜÇÜNCÜ BASKIYA ÖNSÖZ......................................................................... 17 I. TARİH NEDİR...........................................................................................19 A. TARİHTE OLAY................................................................................ 19 B. TARİHTE NEDEN............................................................................20 C. TARİHTE EĞİLİM............................................................................21 II. SİYASİ TARİH NEDİR?...........................................................................25 III. XIX. YÜZYILA KADAR DÜNYA TARİHİNİN ANAHATLARI...........................................................................................27 A. TARIMA DAYALI UYGARLIKLAR ORTADOĞU’NUN ÜSTÜNLÜĞÜ DÖNEMİ (MÖ 5000-MÖ 5 0 0 )......................................................................... 31 1. Yerleşik Topluluklar.................................................................. 31 2. Göçebeler.................................................................:................... 35 3. Din ve İlk Buluşlar......................................................................36 B. 4. Avrupa...........................................................................................36 UYGARLIĞIN “GLOBAL” NİTELİK ALMAYA BAŞLAMASI (MÖ 500-MS 1500).................................................. 37
5

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e)

1. Grek Uygarlığı ve Helenizmin Genişlemesi (MÖ 500-MS 5 0 0 )..................................................................... 38 a. lyonya’da Modern Bilimin Temelleri............................38 b. c. ç. d. Grek Uygarlığı.................................................................... 39 Makedonya ve Helenistik Dönem..................................41 Roma İmparatorluğu........................................................('^2) Hıristiyanlık........................................................................44

2. İslam Dünyasının Üstünlüğü (MS 6 0 0 -1 0 0 0 ).....................47 a. Doğuşu ve Niteliği............................................................. 47 b. c. İslamiyet’in Tutunması ve Nedenleri................. ..........47 İslamiyet’in Genişlemesi...................................................49

i. Halifeler ve Emeviler Dönemi..................................49 ii. Abbasiler Dönemi...................................................... 50 3. Steplerin Egemenliği: Moğollar ve Türkler (1 0 0 0 -1 5 0 0 ).................................................................52, a. Türklerin Siyasal Egemenliği (1000-1200).................. 53 b. Moğol istilaları (1200-1300)........................................... 56 c. Türklerin Üstünlüğü Yeniden Sağlamaları: Osmanlı Devleti (1 3 0 0 -1 5 0 0 )......................................... 57 i. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Üstünlükleri...........58 ii. Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da Genişlemesi....... 61 iii. Osmanlı Devleti’nin Yükselmesi............................. 64 C. MODERN VE GLOBAL DÜNYAYA GEÇİŞ BATI EGEMENLİĞİ DÖNEMİ (1500’den Günümüze)...........70 1. Batı’nm Yükselmesinin Temel Nedenleri.:...........................70 a. b. c. ç. d. e. Ağır Sabanın Bulunması ve Sonuçları...........................70 Feodalizm............................................................................ 72 Ticaretin Doğuşu ve Kent Yaşamı..................................75 Siyasal Yetki Mücadelesi..................................................78 Rönesans ..............................................................................80 Dini Reform (Reformasyon)..........................................,.8 3

2. Batı’nın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması (1 5 0 0 -1 7 0 0 )................................................................................88 a. b. Okyanuslara Açılma: Portekiz ve Ispanya’nın Üstünlüğü (1 5 0 0 -1 6 0 0 )........................................ Fiyat Artışı ve Merkantilizm........................................... 92

6

İçindekiler

c. ç.

Savaş Teknolojisindeki Gelişmeler ve Ulus-Devlet......................................................................... 94 Üstünlüğün Iberik’ten Kuzeybatı Avrupa’ya Geçmesi................................................................................ 96 i. “Başat Güç” Kavramı.................................................96 ii. Hollanda’nın Parlak Dönemi,.................................. 97 iii. Fransa’da Bütünleşme, Almanya’da Parçalanma: Otuz Yıl Savaşları ve VVestphalia Barışı (1 6 4 8 )..........................................98 iv. Fransa’nın Üstünlüğü ve Güç Dengesi Politikası.................................................................... 101 v. İngiltere’de Parlamenter Hükümet......................107 Doğu Avrupa’da Zayıflayan ve Güçlenen Devletler: Avusturya ve Prusya....................................112 i. Kutsal Roma imparatorluğu ve Güçlenen Devletler......................................................................113 ii. Polonya’nın Zayıflığı................................................116 iii. Rusya’nın Büyük Devlet Olması...........................116 Islam-Dünyasımn Zayıflaması ve Osmanlılar............119 i. İslam Dünyasının Gerileme Nedenleri............... 120 ii. Osmanlı Devletinin Zayıflama Nedenleri.......... 126 iii. Sokullu Dönemi: Zayıflamaya Karşı Önlemler.................................................................... 132 iv. IV. Murat ve Devletin Yeniden Canlanması................................................................135 v. Köprülüler Dönemi: Avrupa Baskısının Azalması............................................ :........................136 vi. Viyana Kuşatması (1 6 8 3 )...................................... 138 vii. Karlofça ve Gerileme Dönemi............................... 139

d.

e.

3. Dünya Dengesinin Sarsılması: Globalleşmeye Geçiş (1 7 0 0 -1 8 5 0 )....................... i..................................................... 141 a. Globalleşme Sürecinin Önemli Özellikleri ve “Ulus-Devlet”in Güçlenmesi......................................... 142 18. Yüzyılın Büyük Savaşlan ve Paris Barışı (1 7 6 3 )........................................................... 144 IV. DEVRİMLER DÖNEMİ (1 7 76-1848)................................................149 b.
7

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

A. AMERİKAN DEVRİMİ..................................................................151 1. Kuzey Amerika’daki İngiliz Üstünlüğü.............................. 151 2. Kuzey Amerika Halkının Ayırıcı Özellikleri.....................152 3. ABD’nin Bağımsızlığı ve Sonuçlan...................................... 155 4. İç Savaş ve Sonrası................................................................... 158 B. BÜYÜK FRANSIZ DEVRİMİ....................................................... 161 1. Devrim Öncesi Ortamı...........................................................161 2. Haklar Bildirisi ve Anayasa.................................................... 163 ' 3. Devrimden Savaşa ve Terör Yönetimine.............................164 4. Savaşın Değişen Niteliği ve Napolyon Bonapart............... 168 a. h. c. Yurttaş-Ordu.................................................................... 168 Yeni Bir Sezar................................................................... 169 Napolyon Savaşları..........................................................171

C. VİYANA KONGRESİ..................................................................... 175 1. Viyana Düzeninin Mimarları: Castlereagh ve Metternich............................................ .................................... 175 2. Cezalandırma Yerine Denge..................................................177 3. Viyana Düzenlemeleri............................................................ 179 4. Genel Değerlendirme........................................................... 181 Ç. 1830 ve 1848 DEVRİMLERİ....................................................... 183 1. Ekonomik ve Toplumsal Ortam...........................................183 2. Fransa’da 1830 ve 1848 Devrimleri..................................... 185 3. Avrupa’da 1848 Devrimleri................................................... 188 a. b. c. ç. Ulusçuluk..........................................................................188 Alman Ulusçuluğu.......................................................... 190 Öteki Ayaklanmalar........................................................192 Genel Değerlendirme........................................ ............ 194

D. “OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ..................................................................195 1. Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler................................... 196 2. Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin.............................................................................. 198 3. Lale Devri ve Önemi................................................................201 4. Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin Başlaması................................................................................... 203
8

..........234 2....................................................... Temeli........ 209 2................................................................. Alman Ulusal Birliği’nin Sonuçları.. EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BtÇİMLERİ..............................................................241 Ç.............215 ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ.............. 234 B..................................... Siyaset Alanında Gelişmeler. Çevre ve Nüfus......................................................................... 229 6. 217 2................... 242 1.......................................................238 3.......... İtalyan Birliği’nin Kuruluşu..... Almanya Birliği’nin Kuruluşu........................................ 232 VI................... Ekonomi Alanında Gelişmeler........................ Askerlik Alanında Gelişmeler..... 233 B............................................................... Endüstri Devriminin ikinci Aşaması (1870’lerden Sonra).... DIŞ POLİTİKACIN TEK ELDE TOPLANMASI..................................... 213 4.. Endüstri Devriminin ilk Aşaması (1870’Iere Kadar). ...................... Uluslararası Politika Açısından.................... AVRUPA UYUMUNUN SONU VE YENİ ULUSLARARASI GÜÇ DENGESİ..............................222 b........ 220 4..........240 C.................. 224 C................. SİYASET. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA NASIL GİDİLDİ?................ Beslenme.............................................................. Sağlık......... Emperyalizmin Sömürü ilişkisi................................................................... 226 2.................................... Ekonomik Unsur........................................................... 1........... YENİ SÜREKLİLİK VE DEĞİŞİKLİK GÜÇLERİ............. Avrupa Uyumunun Dayandığı Temellerin Yıkılması........ ENDÜSTRİ DEVRİMİ 4 ..............243 ! 9 .............233 A................ Kitle Toplumunun Ortaya Çıkışı................................ 227 3............................................................. 225 1............ Sömürge İmparatorlukları....................... Almanya Açısından....211 3................................208 1................................... Demografik Unsur........................................ EMPERYALİZM................................................................... 219 3....207 A...... Güvenlik Endişesi........... Ulusal itibar ve Büyüklük Duygusu......... 222 a............ 230 7............. 217 1....................................... 228 4.....İçindekiler V.......... 228 5...... Berlin Konferansı..................................................................................... ENDÜSTRİ DEVRİMİ VE SONUÇLARI: GLOBALLEŞME DÖNEMİ.............

..................... 251 4.................... Güç Dengesinin Değişmesi.276 3.... 271 Taiping Ayaklanması............282 7....... Bismarck Antlaşmalar Sistemi........................................................................... Yunanistan’ın Bağımsızlığım Kazanması ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı....................................................... Afyon Savaşı............................................................... Genel Değerlendirme.....................................................257 1........Siyasi TariJı (İlkçağlardan 1918’e) 2......................281 6...... Rus-Japon Savaşı ile Bloklaşmanın Önemi ve Sonuçları..........................279 5......................................................... 278 4..............289 2............................. Osmanlı Devleti’nin Parçalanma Nedenleri............................257 2................. c........................................... İNGİLTERE’NİN SÖMÜRGE (DENİZ) ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ ANTLAŞMA.................. Afrika Parçalanıyor........ Hindistan’da Ulusal Kongre’nin Kurulması........ 245 D.. Blok-Dışı Anlaşmalar........................ 289 1.................... Osmanlı Devleti’nin 19................ Çin’de Çözülme ve Parçalanma........................ Japonya’da Açılma ve Güçlenme............ Almanya’nın Stratejik Zayıflığı....................269 1......................254 E............ 266 F...............298 10 .. 260 5... ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ ÜÇLÜ İTTİFAK... b...................... 272 “Boxer” Ayaklanması......................... Latin Amerika’ya Erken Gelen Bağımsızlık... Alman-lngiliz Rekabeti... 286 G..................................................... Wilhelm............259 4......................................................... 274 2.......................264 6..247 2.............................................. Alman-Fransız Düşmanlığı............................................................................................296 4.. AVRUPA-DIŞI DÜNYA: BATI-KARŞITI İLK HAREKETLER..... 258 3................................................. tngiliz-Fransız Antlaşması (Erıtente Cordicıle)........ 290 3.................................... ........................................... 247 1......... Mısır’da Arabi Paşa Ayaklanması...... Ingiliz-Rus Sömürge Antlaşması.. Yüzyıldaki Genel Görüntüsü............................................. Napolyon Dönemindeki Osmanlı-Rus Savaşı....................................271 a.... Fransız-Rus Antlaşması....... OSMANLI DEVLETİ’NİN PARÇALANMASI.................................................................................................248 3..................... Bismarck’m Düşüşü ve II.............

.............................................. Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı... 338 I.... Meşrutiyet...............................................................................346 2.................. Yüzyılın Ortasında Devletin Genel Görüntüsü.... Almanya’nın Güvenlik Sorunu.................. Emperyalizm............................İçindekiler 5................. 313 b.. 347 II .......... 314 İngiltere’nin Değişen Politikası.................................................... Meşrutiyet................... Meşrutiyet..... Balkan Savaşları..... Reis-ül Küttaplık Dairesinin Önem Kazanması.... 307 Savaşın Sonuçları ve Islahat Fermanı... I..:.................331 4.............................. 322 c......... 300 6...328 . 328 1... . Çokyönlü Diplomasi Gereği........................ Bosna-Hersek Bunalımı... BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI...... ç... II........................................... Meşrutiyet ve Sultan’m Üstünlüğüne ................. YÜZYILDA OSMANLI DİPLOMASİSİNDEKİ GELİŞMELER.......... SAVAŞIN YAKIN NEDENLERİ...... BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ BUNALIMLARI........................................................................................ 329 3.............. Tanzimat Döneminde Sivil Bürokrasi (1 8 3 9 -1 8 7 1 )............ b....................313 a...... 318 10.............................................. 306 Savaşın Anlamı ve Önemi............ Dışişleri Bakanlığı ve Sivil Bürokrasinin Temelleri (1 7 9 0 -1 8 3 9 )....2............ 308 19............................ c............................. 325 H........................................................................................................................ 1838 Ticaret Sözleşmesi ve Tanzimat Fermanı.... 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve I.... Ağır Bunalımlar Dönemi: 1 9 08-1914............................................................ Osmanlı Devleti’ne Yeni Bir Dost: Almanya.................................................................................. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Ayaklanması: 1831-1841 ......i..... Savaşın Nedenleri...................................... 343 A........ Geri Dönüş....................... 312 8............................ 304 7............................................ 315 I............. 320 b............. Ayastefanos ve Berlin Barış Antlaşmaları....343 B.............. Savaşın Nedenleri.........345 1............................................. Trablusgarp Savaşı......................... ......................................... 316 9.......320 a.....................323 d.... 336 ■ 5.....339 VII.............................. SAVAŞIN TEMEL NEDENLERİ. c................306 a................................. ç.... 19.....

....................... 387 a......................................................................... 4..... Jean de Maurienne Anlaşması...... 377 2.................................383 5..... Bolşevik Devrimi ve Savaştan Çekiliş........................................................... SAVAŞIN ÇIKIŞI.......... ^82 3.... I.............. 1.377 F........................................... 1915 Yılında Doğu Cephesi..................... Savaş İlanları............................................ ..... Geçici Hükümetin Başarısızlığı....................388 b.... Rusya ile Yapılan Boğazlar Antlaşması...............364 SAVAŞ VE OSMANLI DEVLETİ.................................... 356 D............................................................................................................................... Osmanlı Devletinin Savaş Dışındaki Durumu. Yenik Düşülen Cepheler......................369 3.....................392 12 I...... 1915 Yılında Batı Cephesi............... 1917 YILINDAKİ GELİŞMELER....................................... 362 E................................................................................. 383 H.............. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Cepheleri........... Öncesi ve Nedenleri................................................ 1914 Yılında Batı Cephesi.............................. Sovyet Devrimi ve Rusya’nın Savaştan Çekilmesi................... OSMANLI DEVLETİNİ PARÇALAYAN GİZLİ ANLAŞMALAR.391 SAVAŞIN SONU...........349 5...................................348 4...............................................................................................................365 1......... Değişken Güç Dengesi ve Uluslararası Güvensizlik.............................354 2... Osmanlı Mirası Üzerinde Çatışma..351 Ç..................................................................................... 1914 VE 1915 YILLARINDA CEPHELER.......... 373 b........................................ St..............................358 1..... Çanakkale Cephesi....... Balfour Deklarasyonu.......... 350 C....................................... Çabuk Sönecek Büyük Ümitler......... .. ABD’nin Savaşa Girişi ve Wilson’un 14 Noktası.................................................................... ....................375 1916 YILINDA CEPHELER. Londra Anlaşması............................... 373 a.... Sykes-Picot Anlaşması.390 c....... SAVAŞIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ........................... 365 2........... 360 3..................................... Batı Cephesi..................................................384 1..Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) 3................................. Doğu Cephesi.............. 385 2..... 380 2........... Osmanlı-Alman İttifakı..... 380 1..................................... 1914 Yılında Doğu Cephesi... Uluslararası Örgütlenme Olmaması...... 358 2. 378 G.................................................................382 4............... 354 1........

Germain Barış Antlaşması (10 Eylül 1 9 1 9 )........................ Atatürk’ün Çağdaş Uygarlık Anlayışı............................ ....400 1.............4 0 1 2........... Enflasyon ve Borçlanma............. Sevres Barış Antlaşması................... 13 .. 410 4............ 407 2....... ............................................404 3..............İçindekiler i......... 415 b...........................403 c........................ Lausanne (Lozan) Barış Antlaşması........................................... Atatürk’ün Meşruiyet ve Hukuka Bağlılık Anlayışı............................................................ ... Ulusal Kurtuluş Savaşı’nm Örgütlenmesi ve Misakımilli.....................................393 a.................... 393 1........398 <...... BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI.. Neuilly ve Trianon Barış Antlaşmaları (27 Kasım 1919 ve 4 Haziran 1 9 2 0 )..................417 c................................... Atatürk’ün Barış ve Uluslararası İşbirliği Konularındaki Görüşü... Toplumsal Sonuçlar.....................419 ç......... Savaş ve Diplomasi........ Siyasal Sonuçları: Avrupa’nın Dünya Üstünlüğünün Sarsılması....... 394 c.. 414 a......... Büyük Ekonomik Çöküntü....................................................................................... 394 ç................................................ Ekonomik ve Toplumsal Sonuçlan.. Atatürk’ün Ulusçuluk Anlayışı................. 421 a.......................... Genel Değerlendirme...................................... Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’mn Ayıncı Özellikleri ve Atatürk....409 3.............. Barış Düzenlemesinin Değerlendirilmesi...................................................................... Devlet Müdahalesi.....................393 b........................................................... 402 b............................................................................................................. v...............................412 5............................... Avusturya ile St.................................. 402 Almanya ile Versailles Barış Antlaşması (28 Haziran 19 1 9 )........................ 397 3............ 396 2.... 406 1.................................................... TÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI.......... Barış Antlaşmalarının Hükümleri.................. Karşılaşılan Sorunlar................................ PARİS BARIŞ ANTLAŞMALARI..........404 ........................

^ "sr--L ' ' ■ . 7 . . ■ . .■ .

Profesör Sander de diplom atik tarihi (siyasi tarihi) çok yönlü. kültür tarihi teme­ line oturtmuştur. konferansçı ye konuk öğretim üyesi olarak bulunan Oral Sander. 15 . ülkemizdeki seçkin öğretim kuramlarında da ders ve konferanslar verdi. Dr. derin kültür birikiminin. Oral Sander siyasi tarih ile tarih felsefesi ve uluslararası ilişkiler teorisi arasında da yakın bağlantı kurmuştur. konuyu çok geniş bir çerçe­ vede ele almasıdır. gerçek aydın kimliğinin sonucuydu. Oral Sander’in siyasi tarih alanına en büyük katkısı. Profesör Sander’in bu geniş bakış açısı çokyönlü kişili­ ğinin. Yurtdışında önde gelen birçok üniversitede araştırma­ cı.Önsöz 10 Eylül 1995’te yitirdiğimiz Prof. Diplomat için “her şeyden anlayan ki­ şi” tanımı da yapılır. disiplinlerarası bir çerçevede ele almıştır. Siyasi tarihi bir uygarlık tarihi.

Oral Sander iyi bir araştırmacıydı. Prof. kitabın değerini gayet iyi belirt­ mektedir. hem de ge­ nel okuyucunun ilgisini çeken. bilgiye ve yo­ ruma dengeli biçimde yer vermektedir. iki cilt olarak hazırladığı Siyasi Tarih kitabı ile ders ve konferanslarında ortaya koyduğu temel bilgi ve yorumlarını bir araya toplamaktadır. Ömer Kiirkçüoğlu AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi iğ . Kitap. her defasında da yeni şeyler öğrendim” sözleri. Kendisine belki de en çok muhtaç olduğumuz.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Profesör. Böylece. Öğrenmeyi olduğu kadar öğretmeyi de çok severdi. Derste öğrencinin ilgisini canlı tutmakta gerçek bir üstattı. Bu kitap da hem siyasi tarih öğrencilerinin. Dr.. yararlı bir temel başvuru kaynağı niteliği kazanmış durumdadır. en ve­ rimli olabileceği bir dönemde yitirdiğimiz Oral Sander ki­ taplarıyla hep bizimle yaşayacak. bunlardan yalnız biriyle yetinmenin eksik. hatta yanlış olabileceğini de kanıtlamaktadır. Eski bir öğrencisi­ nin “kitabı pek çok kez okudum..

Bir tarih kitabı için üç yıl hem kısa. “olay” olarak değişmez. Ancak. Ne denli önemli gelişmeler olursa olsun. elinizdeki kitap da eskimiştir. Yaşayan ve gerçek tarih diyebileceğimizse yal­ nızca yorumdur ve bu yorum zamanın ileriye doğru akma­ sıyla. bir hafta bile bir tarih kitabım eskitebilir. yeni bilgilerin edinilmesiyle. hem de uzun bir süre olabilir. kitap eskimiş demektir. Son iki üç yıl içinde o kadar önemli olay o kadar ani biçimde ortaya çıkıyor ki. yeni bakış açılarının or­ taya çıkmasıyla değişir. şunu söylediğinizi duyar gibi oluyorum: “Bu tarih kitabı zaten 1918 yılma kadar gelmektedir. Geçmiş olaylar anlamında tarih. “ölüdür”. 17 . Bu bakımdan.Üçüncü Baskıya Önsöz Bu kitap basılalı neredeyse üç yıl oluyor. Eğer basıldığı andan bugüne dünya tarihini temelinden değişti­ recek önemli olaylar olmuşsa. ama o olayla­ rın yorumu değişir.” Yan­ lış! Geçmiş olaylar. geçmiş olaylar değişmeye­ ceğine göre. kitabın da eskimesi söz konusu olamaz.

dünya da tam bir kaos yaşanıyor. Hele Türkiye gibi çok az okunan bir ülkede şaşırtı­ cı. Dolayı­ sıyla. karmakarışık ortamda. Oral Sander Ankara. çoğu yanlış çıkacak yeni değerlendirmelere girişmek yerine eskilerini sürdürmek daha iyi diye düşünüyorum. üçüncü basımın. kitapta önemli deği­ şiklikler yapacak zamanı bulamadım. Mart 1994 18 . tarihçinin tarih kalıplarını yakalayabilmesi. Şu günlerde dünya o denli birden­ bire ve temelinden değişiyor ki. öznel bir neden. İki temel nedenden dolayı bu yanlış! Birincisi. belki de tembelliği­ min saygın bir gerekçesi. üçüncü basımı yapması mutluluk verici. kitabın niteliğinden çok sınırlı sayı­ da da olsa okuyucunun heves ve bilgisindeki artışa bağla­ mak daha doğru olur. Bunu biliyorum. Bir tarih kitabının. bu kalıplarla geçmiş ile bugün arasında karşılaştırmalar yapabilmesi ve geçmiş tarihi yeniden yo­ rumlayabilmesi olanaklı değil. Eski düzen yıkıldı ama ye­ nisi kurulamadı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Bu söylediklerimden. Ama bu mutluluğu. ilk ikisinden değişik olduğu ya da olması gerektiği anlaşılıyor. Bu. ama nesnel olanı da var. Bu tutum. Bilemiyorum.

T arih N edir?. Her bilim dalında tanım vermek güç ve bir dereceye kadar yanıltıcı bir uğraştır. H. okuyucu­ nun belleğinde kolayca yerleşemez. Tarihçi. Çağdaş İngiliz tarihçisi A. TARİHTE OLAY1 Tarihin ne olduğu ya da nasıl tanımlanacağı konusunda tam bir anlaşma yoktur. Tanım ge­ nellikle kolay anlaşılır ve açık seçik de olmaz. basit ve anlaşılır bir biçimde. 1990. ss. Su kaynaklar yardımcı niteliktedir. İletişim Yayınları. T arih T a sarım ı.I Tarih Nedir? A. 1 9 9 3 ve R. “Tarihte Y öntem ". E. (c. 2 8 ). tarihte olayların önemini vurgulamaktadır. 19 . Ara Yayınları. “Tarihçinin ana görevi. öncelikle olayları ele alacak ve bu olayları kronolojik ve sistematik bir biçimde inceleye1 Bu konuda şu kaynak okunm alıdır: Oral Sander. Collingwood. Taylor. şu çocuksu soruyu ya­ nıtlamaktır: Sonra ne oldu ve sonra kim geldi?” derken. Carr. J. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi. 1 9 7 3 . G. 59 -7 1 .

Olay. tıpkı doğa bilimlerinde olduğu gibi. Dikkat edilirse tanımda “olayların yorumu” deyimi geçti. kendi başlarına. Tarihin incelediği olaylar. Disiplinler arasında işbirliği ve işbölümünün son dere­ ce geliştiği bugün. Kısaca. Bu açıdan tarihi. Napolyon’un 1812. son dere­ ce karmaşık olan. “geç­ mişteki insan davranışlarını inceleyen ve olayların yoru­ munu yapan bir bilim dalı” olarak tanımlamak yanlış ol­ mayacaktır. Bu açıklamaya katılmayan tarihçiler de var. bir taşın düşmesi olayından daha açıklayıcı. Fizikte yerçekimi yasası. araların­ daki benzerlikler ne kadar çok olursa olsun. B.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) çektir. Bunlar. kendi içlerinde anlamlıdırlar. Ancak. tarihçinin ana uğraşısı. tarihin tek kurucu­ 20 . tarihçinin asıl görevi. tarihçi olay­ lardan bir “fetiş” yaratmamalıdır. değerli ve anlamlı olabilir. evrensel geçerlikte yasalar bulmak değildir. tarihte de çok sayıda ve değişik olaylar arasında nedensel yasaların bulunabile­ ceğini öne sürerler. Bu deyim bizi tarihin yalnızca “olaylar”dan ibaret olmadığı sonucuna götürüyor. TARİHTE NEDEN Olaylar ve bu olayları açıklığa kavuşturan belgeler tarih ile uğraşanlar için temel konular olmakla birlikte. kendi başları­ na gerçek. Hitler’in 1941 Rusya seferleri. önemsiz saydıklarını ise elemektir. tarihçi çözümlemeden (analiz) çok. çok karmaşık olan. Önemli görevi. incelenmesi ve açıklanması uzun zaman alan tarihi olayları ortaya koymaya çalışmaktır. açıklayıcı ve daha da önemlisi anlamlıdırlar. aralarında yapısal benzerliklerin kolay kolay bulunamadığı değişik olaylar arasında zorunlu ve sı­ kı bağlantılar. Ama. betimle­ me (tasvir) ile uğraşır. sayılamayacak kadar çok olan olaylar arasında önemli olanları bulmak ve incele­ me için ayırmak.

kopuksuz bir çizgi biçiminde. bizi onun bir başka özelliğine götürüyor. I. bir ölçüde. Tarihi bir inceleme. nedenler arasında öncelik çevresinde döner. İşte. Örneğin. tarih. Tek tek olayların nedenlerinin ortaya konması da tarihçinin çabası içinde olmalıdır.Tarih Nedir? su değildir. Dünya Savaşı’mn nedenle­ ri. Her tarihi olayın incelenmesi. Tarihçinin bu yaptığı nedir? Bu. ta­ 21 . işlenen konunun yorumudur. insanoğlunun dünyada görüldüğü ilk andan başlayarak. yukardaki tanımda belirtildiği gibi. hem de karmaşıktır. Ama. nedenlerin incelenmesidir. daha sonraki bir olayın ne­ deni ya da nedenleri arasındadır. Üstelik.” zinciri içinde ileri­ ye doğru bir hareket olarak görülebilir. Tarihin bu hareket niteliği.. Yani. yoksa yapılan kro­ noloji olur. doğa bilimlerindekine benzer yasalar yoksa da. bilimle uğ­ raşanların akima kendiliğinden “sonuç” sözcüğünü de ge­ tirir. tarihçinin araştırdığı nedenler hem çok. belki tüm insanlık tarihindeki önemli olayların bileşimi içinde bulunabilir. tarihte belirli bir olayın sonucu ya da sonuçları. hangi nede­ nin ya da nedenler kategorisinin en önemlisi olduğuna karar verip. TARİHTE EĞİLİM Tarihte. bugüne doğru aktığına ve geleceğe doğru akacağına göre.. “Neden” sözcüğü. C. tarihin genel akışının belirli bir noktasında ve o biçimi ile ortaya çıkıyor? Tarih­ çi sürekli bu soru ile uğraşır. bu “sonuçneden-olay-sonuç-neden-olay-sonuç. neden belirli bir olay. Tarih. Böylesine karmaşık nedenlerle karşıla­ şan tarihçinin önemli görevlerinden biri. bunları önemleri­ ne göre sıraya sokmak. nihai nedeni ya da nedenleri bulmaktır. bunu yaptıktan sonra. her bilim dalın­ da bulunan “neden-sonuç” ilişkisi. tarihin de ilgilenmesi gereken bir bağlantı olmalıdır.

Tarihin “hareket” demek olduğunun. tarihin itici güçlerini dikkate almaması. “hiçbir kuşak. 19. tarihin eğilimlerini bulmak duru­ mundadır. bu eğilimler tarihçinin dünü. gerçekte tarihteki hareketliliğin. (x) noktasından (y) noktasına doğru belir­ li bir hızla giden bir nesne demektir. ilerde görüleceği gibi. bir önceki kuşağı. hareket halindeki aracın nesnel eğilimidir. her ha­ rekette olduğu gibi tarihte de “eğilim” arar. neden ve sonuçlarını ortaya çıkarmak­ la yetinmez. Ama. tarihin eğilim­ leri. yüzyılın Avrupa tarihini in­ celeyen tarihçi. dünden bugüne ve yarma aktığının bilincinde olan tarihçi. verilerimizin elverdiği ölçüde bir kesinlik derecesi ile bile­ biliriz. adım adım.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) rihçi yalnız olayları. dirikliğin (dinamizmin) göstergesidir. Bugünü anla­ maya ve anlatmaya çalışan tarihçinin. bir madencinin maden ocağına fenersiz girmesinden farksız­ dır. her zamanda tarihte belirli bir süreklilik de sağlarlar. tam bir bilimsel çabayla eğilimleri bulabilir. aracın belirli bir zaman biriminde hangi noktada olacağını. çağımızın olaylarını anlamak ve geleceğin karanlığını ay­ dınlatmak için tarihçi. Tarihçi. Birbiri ile çelişir gibi görünen bu durum. değişiklik tüketilemez. Hareket eden bir araç demek. Bir tarihçi. liberalizm ve milli­ yetçilik gibi güçlü akımların 19. yüzyılın olaylarıyla etkitepki ilişkisi içinde olduğunu anlayacaktır. seçtiği önemli tarihi olayların bazı ana doğ­ rultuları gösterdiğini. her şey yenidir” derken haklı olabilir. Bu noktalar ve hız. Örne­ ğin. Tarihin eğilimleri bu kadar kesin bir biçimde biline­ mezse de. doğrultusunu ve hızım bildiğimiz zaman. bir bakıma. bir başka deyişle. tarih de kendisini kesinlikle tekrarlamaz. Kısaca. endüstrileşme. Baş­ langıç noktasını. bugünü ve bir öl­ çüde yarını anlamasında önemli ipuçları sağlarlar. elindeki incelenmiş tarihi olaylarla. bu eğilimleri. Ta­ 22 .

yüzyılla­ rın siyasi tarihi incelenirken. ne kadar birdenbire ve şiddetli olursa olsun. 19. İlerde görüleceği gibi. ve 20.Tarih Nedir? rihte sürekli görünen hiçbir şey değişikliğin aşındırıcı etki­ sinden kurtulamadığı gibi. bu temel varsayımdan yarar­ lanılacaktır. hiçbir değişiklik de geçmiş ile bugün arasın­ daki sürekliliği tam anlamıyla bozamaz. . değişiklik ile sürekliliğin çatışmasından başka bir şey değildir. Aslında tarih. bir anlamda.

Türkçede yanlış anlamaya uygun bir terimdir. 25 . değişme._________II________ Siyasi Tarih Nedir? İi . “Siyasi Tarih” terimi. yukardaki anlamda kullanıldığı zaman. bugün için teri­ mi değiştirmek pek doğru olmasa gerek. yıkılışlarından ve devletler arasındaki siyasal ve bir dereceye kadar ekono­ mik ilişkilerden söz eder. dev­ letlerin ortaya çıkışından. Türkiye’de hemen hemen elli yıldır “siyasi tarih” terimi kullanılageldiğinden. devletlerden. Bu disiplin. Bu bakımdan sözü edilen disipli­ ne özellikle Batı’da “uluslararası ilişkiler tarihi” de den­ mektedir. Tarihten daha dar an­ lamda kullanılan ve onun bir bölümü olan “siyasi tarih” terimi. ■ «gİİlP Şimdiye kadar tarihten söz edildi. gelişme. siyasetin tarihini inceler gibi görünüyor ama bu tam olarak doğru değildir. Ancak. dilimizde iki kavramı birden içermektedir ve böylece karışıklık daha da artmaktadır. ilk bakışta.

devlet içindeki insanların. Bu kitapta her iki anlamda siyasi tarih inceleme konu­ su yapılacaktır. yani uluslarararası sistemin temel birimlerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin tarihini inceleyen siyasi tarih. grupla­ rın birbirleriyle çatışmalarını ve devletlerin genel dünya ta­ rihi ve dünya devletler mozaiği içindeki yer ve önemlerini inceleyen siyasi tarih. geçirdikleri değişiklikle­ ri. Hitler’in Alman ulusunun örgütlenmesi konusundaki te­ mel düşüncelerini bilmeden. söz konusu devletlerin iç siyasi ve ekonomik yapısını bilmeden. Buna İngilizce’de diplom atic history. sınıfların. gelişmeleri. (ii) Bağımsız devletlerin. siyasi tarih kitapla­ rının çok sayıda sayfa dolduran ünlü konuları. Çünkü. Fransızca’da ise histoire politique denmektedir. 1917 tarihli Bolşevik Dev­ rimi sırasında Rusya’nın iç politikasına değinmeden yapıla­ cak bir “Sovyet dış politikası” çözümlemesi yüzeysel kalır. Almanya’nın o zamanki kom­ şularıyla olan ilişkilerini ve saldırgan dış politikasını anla­ mak kolay olmayacaktır. “Alman ulusal birliğinin kuruluşu”nu ve “Bismarck ittifakları”nm niteliğini anlamak zordur. devletlerin başka devletlerle olan ilişkilerini. 26 . Yine. Buna İngilizce’de political history. ilerde anlaşılacağı gibi. Fransızca’da histoire diplom atique adı veriliyor.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) (i) Devletlerin kuruluşlarını.

insanlık tarihinde görülen büyük değişme ve gelişmeler 27 . Üstelik.III XIX. yüzyılın bir olgusudur. dünyadaysa çoğunluğu. bu durum­ da. Siyasi tarih de bir bakıma. Ayrıca. 19. genellikle dünyada ve özellikle Avrupa’da modern devletlerin kuruluşu ve bu devletler arasında bugün anladığımız anlamda diplomatik ilişkilerin başlaması. yüzyıldan başlatılması mantıklı görünmek­ tedir. Bunun temel mantığı şudur: Tarihin ne durduğu ne de başladığı sihirli bir nokta vardır. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Anahatları Türkiye’de siyasi tarih kitaplarının hemen hemen hepsi. bundan sonraki bölümlerde görüleceği gibi. devletler arasındaki ilişkilerin tarihi oldu­ ğuna göre. tarihin kesintisiz akışı ya da süreci içine bir noktadan girmek zorundadır. Tarihçi. araştırmalarına 19. incelemelerine başlangıç tarihi olarak ya 1789 Büyük Fransız Devrimi’ni almakta ya da daha geniş olarak. daha çok 19. yüzyıldan başlamak­ tadırlar.

Tarih. yüzyılda başlamıyor. Bu mantığın doğruluğunu tümüyle yadsımamakla b ir­ likte. bugünü ve geleceği anlamak iç in elimizdeki tek anahtardır. çoğu kez yanıltıcı oluyor. dünya tarihi N eolitik dönemden bu gü n e kadar iki dö­ neme ayrılabilir: (i) Neolitik dönemden. ve 20.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) son iki yüz yıllık süre içinde olmuştur. Çünkü. onu iyi anlamak ve değerlerini nasıl ka­ 28 . Ne olduğumuzu bilebilm ek için. Üstelik bugünkü Avrupa’yı Avrupa yapan ya da Batı’yı üstün kılan değerler 19. Fransız tarihçi ve siyaset adam ı Alexis de Tocqueville. Sonuç ola­ rak. Dolayısıyla. yeryüzünün i l k büyük uygarlık­ larını doğuran Ortadoğu ve genel o larak Asya’nın yakın çağlara kadar kurduğu büyük devletleri. geçmişte ne olduğumuzu bilmemiz gerekiyor ve bu geçm iş de kesin bir çizgi ile 19. Öte yandan. çok kı­ sa bir anlatımla. hemen hemen tüm dünyada Avrupa’nın egemen olduğu yüzyıllardır. A vrupa’yı taklitten ya da yadsımaktan çok. yüzyıllar. okuyucuya daha önceki tarihin h iç olmazsa anahatlarmı vermeden. yüzyıldan başlatmak. daha doğrusu. bunların neden ve nasıl yıkıldıklarını anlamak çok önem lidir. 19. İlerde görüleceği gibi. Büyük Fransız Devrimi’ne kadar ve (ii) Büyük Fransız Devrim i’nden bu­ güne kadar. “geçmişten çıkarılan yanlış dersler. yüzyılın çok öncesinde yatmaktadır. 19. yüzyıl ö n cesin in tarihi konu­ sunda hiçbir değerlendirme yapmadan siyasi tarihe gir­ mek. siyasi ta rih i 19. onu Avrupa-merkezli biçime sokm aktır. okuyucu siyasi tarihin konusunu tüm üyle Avrupa ta­ rihi olarak anlamakta ve bu da ya A vrupa’nın gereğinden çok yüceltilmesine ya da onun hepten yadsınmasına yol açmaktadır. tarihten doğru dersler çıkarmamıza yar­ dım eder. tarihi hiç bilme­ mekten daha zararlıdır” derken herhalde doğruyu söylü­ yor. B ir bakış açısına göre. siyasi tarihe 1789 D evrim i’nden başlamak.

uzun dünya tarihi içinde Avrupa’nın dünya üstünlüğünün ancak belirli ve kısa bir dönemi kapsadığını tarihin genel akışı içinde öğreniyoruz. İnsanın tarım ve endüstri ile yarattığı uygarlık. kısaca mutlu­ luk ya da mutsuzluğunu belirleyen bu iki temel olgu. bu eğilimler her zaman göz önünde tutularak yapıla­ caktır. yüzyıl öncesi dünya tarihinin anlatı­ mı. temelinden etkileyen ve belki de gerçekten “devrim” diye nitelendirilebilecek en önemli iki olgu. endüstrinin ilkel biçimiyle de olsa başlamasıyla birlikte ge­ nişlemiş.XIX. tari­ hin anlaşılır dönemlere bölünmesinde de başlıca rolü oy­ nar. kurduğu siyasal ve toplumsal ku­ rumlan. 19. İnsanoğlunun günlük yiye­ ceğini. tarım insan yaşamında başat geçim kaynağı olduğu sürece. ta­ rım ve endüstrinin bulunuşudur. olayların ayrıntılarından çok belirli dönemlerin genel eğilimlerinin kısa bir biçimde verilmesidir. oturduğu yeri. Uygarlık. Daha da önemlisi. bir bakış açısına göre en önemli özelliği. burada yapılacak olan. Genellikle tarihin başlangıcı olarak kabul edilen MÖ 5000 ’ lerden bugüne kadar geçen 7000 yıllık süre içinde tarihin önemli olaylarını etkileyen ya da biçimlendiren. yerel ya da belirli coğrafi bölgelerle sınırlı kalmıştır. modern teknolojinin ortaya çıkmasıyla evrensel ya da global bir nitelik kazanmıştır. MÖ 5000’lerdeki Sümer kent-dev29 . uygarlığın belirli ve sınırlı merkezlerden çevreye doğru ge­ nişlemesidir. Zaten. bir bakıma tarihin akış çizgisini saptayan üç genel eğilim göze çarpmaktadır ve 19. 7000 yıllık in­ sanlık tarihinin. Örneğin. İnsanoğlunun yeryüzündeki yaşamını tüm yönleriyle değiştiren. yüzyıl öncesi dünya ta­ rihine son derece kısa bir giriş yapmak yararlı olur. Bu düşüncelerle. yakın ve uzak çevre ile ilişkilerini. Doğal olarak. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları zandığım bilmek gerekiyor.

A rab Politics: T he S ea rch f o r Legitim acy. Lord K inross. K aracan Yayınları. İnsanlık tarihinin bir başka önemli eğilimiyse. İnsanlığın T arih i. 19 8 0 . üç ana bölüme ayırıp incelemek mümkün­ dür. George M odelski. çok kaba bir biçimde. New Y ork. insanlık tarihinde küçük kent-devletlerden merkezileşmiş imparatorluklara ya da bugün görül­ düğü gibi. Bu düşüncelerin ışığı altında insanoğlunun tarihini. Hakkı Uzunçarşıh. T he R ise and Fail o f the Turkish E m pire. İstanbul. bugünkü dün­ ya toplumu global bir nitelik göstermektedir. Tim es Dünya Atlası. O sm anlı Tarihi. 1963. 1 9 7 2 ve 19 7 5 . H. İstanbul. 1 9 8 1 . T ü rk T arih Kurumu Basım evi. Ankara. 1 9 7 9 . MÖ 500 ile MS 1500’lere kadar olan süre­ yi kapsar ve üç ayrı altbölüme ayrılabilir: (a) Grek uygarlı­ ğı ve bu uygarlığın MakedonyalI İskender tarafından “Helenizm” adıyla genişletildiği dönem. 1. Londra. İstanbul. Bu dönem. The R ise o f tlte W est. Tarıma dayalı uygarlıklar ya da Ortadoğu bölgesi­ nin üstünlüğü dönemi. The O ttom an Centuries. The Outlirıe o f H is­ tory. T he Free Press. Yani. Andrea Ribard. 2. W illiam W oodruff. 30 . Bu dönem. A H istory o f th e W orld. New Haven. 1 1. 1. G. Cari Sağan. Yalçın. Principles o f W orld Politics. 1 9 7 7 . 19 5 6 . Hugh T hom as. Harper and Row Publishers. C osm os. T he M acm illan Press Ltd. Yale University Press. W ells. 19 7 2 .. New Y ork. (b) İslamiyet’in 1 T arih in bu biçim de bölünm esinde ve bu bölüm ün açıklam alarında yararla­ nılan kaynaklar şunlardır: W illiam M cN eil. G eoffrey Barraclough. New Y ork.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) letlerinin yerelliği ile tam bir zıtlık halinde. birbirle­ riyle etkileşimleri aralıklı ve geçici olan küçük çaplı bağım­ sız siyasal ve ekonomik birimlerden merkeziyetçiliğe doğ­ ru gelişmedir. Uygarlığın global bir nitelik almaya başladığı dö­ nem. ve 2. MÖ 5000’lerden MÖ 500 ’lere kadar olan 4500 yıllık süreyi kapsamaktadır ve te­ melde Mezopotamya bölgesi uygarlığının öyküsüdür. çev. C hicago. 1990. ciltler. M ichael Hudson. Say Kitap Pa­ zarlama. MÖ 500 ile MS 500 arasındaki 1000 yıllık süreyi kapsar. G arden C ity B o o k s. T he University o f Chicago Press. Halil Berktay. 2 c. güçlü merkezi devletlere doğru bir eğilim görül­ mektedir. Sander Kitabevi. T he Struggle f o r W orld Pow er. Altm Yayınları. 1 9 8 3 . C ard en City. 1500­ 1980..

başka bir deyişle.XIX. “global kozmopolitanizm” adı da verilmekte­ dir. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları doğuşu ve dünya üstünlüğünü sağladığı 600-1000 yılları arasındaki dönemden sonra. sonra dünya dengesi sarsılarak uygarlığın globalliğine geçiş baş­ lamış (1700-1850). tarihin genel akış sürecinin mantığına uy­ gun biçimde. 1950’den bugüne kadar olan dönem. Bu. yukarda özetlenen dünya tarihinin genel panaromasmda. sonunda da Avrupa kesin dünya üs­ tünlüğü sağlamıştır (1850-1950). (c) Steplerin dünya üstünlü­ ğünün tarihi başlar ve 1000 ile 1500 arasında Moğol ve Türklerin başat güç haline gelişleri. 3. Önce. İnsanlık tarihinin bu en son dönemine. İnsanoğlunun tarihinin üçüncü dönemi 1500’lerde başlar ve içinde bulunduğumuz bugüne kadar sürer. Avru­ pa’nın dünya egemenliğinin sağlanması dönemidir. Avrupa’nın dün­ ya üstünlüğünün sarsıldığı ama temel niteliği bugünden tam belli olmayan bir tarih kesimidir. A. TARIMA DAYALI UYGARLIKLAR ORTADOĞU’NUN ÜSTÜNLÜĞÜ DÖNEMİ (MÖ 5000-M Ö 500) 1. dünya tarihinin ana te­ ması olur. uygarlığın global bir nitelik kazanmaya başladığı Avrupa üstünlüğü dönemini başlangıç noktası olarak almakta ve bugüne kadarki siyasi gelişmeleri incele­ mektedir. modern ve global dünyaya geçiş. Siyasi tarih. Yerleşik Topluluklar Ortadoğu’nun bazı insan gruplarının MÖ 7000 dolayların­ da tarıma başladıkları ve kimi hayvanları ehlileştirdikleri 31 . Avrupa denizlerde üstünlüğü sağlamış (1500-1700).

Akarsulara değil de. Fırat ve Dicle de. üzerlerinde göreli olarak geniş toplumsal ve siyasal birimlere yol açtıkları. ta­ rihin iyi bilinen ve yerleşmiş özellikleri arasındadır. mutlak bir siyasal bağlılık. “tarım devrimi”. Bunlar. Akarsuların bu özelliği.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) bilinmektedir. bu çeşit güç­ 32 . çok kısa olarak. çok sayıda insanın düzenli çalışmasını gerektirmiş­ tir. bir bakıma kendi kendilerine yeterlidir ve dışlarındaki dünya ile anlamlı ve bilinçli temasları yoktur. Bu ise. kabarma zamanlarının belirsiz ol­ masıydı. geliştirme ve genişletmeleri süreci” olarak tanımlanabilir. gelişmiş bir bürokra­ si ve yönetim teknikleriyle sağlanmıştır. Bunun ilginç olan nedeni. “insanoğlunun bazı bitki ve hayvan türlerini denetleyip. böyledir. Tümüyle tarıma dayalı uygarlıkların hiçbiri global ya da dünya çapında bir kapsam göstermemektedir. Ortadoğu’nun ve dünyanın ilk yerleşik toplulukları olan Mezopotamya ile Mısır uygarlıkları. Büyük akarsu vadi ve deltalarının. örneğin o dönem Avrupasmda. ne kadar üstün olurlarsa olsunlar. Ya­ şamsal öneme sahip olan kanal sisteminin kurulması ve bakımı. Mezopotam­ ya insanının kanallar üzerindeki uğraşısı. mevsimlik yağışa bağlı tarımın uygulandığı ve dolayı­ sıyla kanal sisteminin bulunmadığı ya da gelişmemiş oldu­ ğu yörelerde. Bunlar. Sümer kent-devletlerinin kurulduğunu ve ilk uygarlığı yarattıkla­ rını görüyoruz. bazen kuraklığa yol açabilecek kadar az su taşırken. bölge insanlarını yaşaya­ bilmek için gelişmiş su kanalları ve setler yapmaya ve bun­ ların sürekli bakımını sağlamaya zorlamıştır. Gerçekten. Mezopotamya bölgesine sağladıklarıyla bu var­ sayımı doğrulamaktadır. Bunların taşıdıkları suyla bereket­ lenen topraklar üzerinde MÖ 5000’lerle birlikte. tarihin ilk otori­ ter monarşilerinin bu bölgede kurulmasını sağlamıştır. Fırat ve Dic­ le’nin akışının düzensiz. bazen de taşarak her yanı su altında bırakabi­ lirlerdi.

bazen ik­ tidarı birlikte kullanan ama çoğu kez çatışan kral-din adamı çelişkisi yaratılmıştır. Mezopo­ tamya bölgesinin göçebe saldırılarına açık olan topografya­ sı ve bir de kent-devletler arasındaki sınırların belirsizliği. yerleşik toplulukların oturduğu mer­ kezlerin dışında yaşayan göçebe kavimlerin. Bunun da kent-devlet içinde merkezi oto­ riteyi güçlendirici etkisi olmuştur. zengin kentdevletlere karşı giriştikleri yağmaya yönelik saldırılara kar­ şı savunma ihtiyacı. Bölgenin. Bu çelişki. Babiller ve Anadolu’da Hitit devleti belleğimizde yer etmiş olan­ larıdır.XIX. bölgede sürekli savaşlara yol açmıştır. 2500’lerde Akadlar. İnsanoğlunun ilk kez kent-devletler içinde siyasal ör­ gütlenmesi ve buna bağlı olarak yaratılan üstün uygarlıklar arasında daha önce sözü geçen Sümer kent-devletleri. Aynı dönemde bir başka akarsu vadisinde. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Anahatları lü kent-devletler göremiyoruz. 1700’lerde Asur kent-devletleri. Mezopotamya’da biriken zenginliğin bir nedeni de. öte yan­ dan siyasal istikrarsızlıkla birlikte güçlü ve geniş bir impa­ ratorluğun kurulamaması ya da çok kısa ömürlü olması sonucunu doğurmuştur. 33 . Bu durum. yıldızlardan hep büyülenmiş olan insanoğlunun belki de kurnaz bir bölümünü. en az 19. Nil’de kurulan ve kronolojik olarak birbiri arkasına dizilen Mısır devletleri ve uygarlığı da. din adamla­ rının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Mezopotamya’da düzenli ordu kurma­ yı gerektirmiştir. bir yan­ dan yöneticilerin otorite ve baskılarının artması. Öte yandan. Böylece. bölgede ağaç. Bundan başka. taş ve değerli madenlerin bulunmamasıdır. Ortadoğu’nun dünya üstünlüğü çerçevesi içinde değerlendirilebilir. yüzyıla kadar Avrupa tarihinin ana teması haline gelecektir. herkesi yakından ilgilendi­ ren hava koşullarıyla ilgili kehanetlere iterek. yılın büyük bir bölümünde bulutsuz olan gökyüzü.

yine coğraf­ yadan kaynaklanmaktadır. Gelişmiş bir bürokrasi ve profesyonel askerler 3. Ancak. bölgede siyasal birliğin sürdürülmesini kolaylaştır­ mıştır. Girit. Gelişmiş yönetim teknikleri 4. yani ticaret amacıyla üretimin geliştiği söylenemez. dönemin bü34 . zen­ ginliği artırmış ve uygarlığın gelişmesinde etkili olmuştur. İndus vadisi ve Çin. Mezopotamya’da buraya kadar özetlenen gelişmelerin gelecek yüzyıllara şu önemli katkıları olmuştur: 1. Ticaret ve tüccar sınıfı 5. Mezopotamya’ya göre çevresel sayılabilecek. İlkel de olsa belirli bir siyasal kuram ve siyasal bağ­ lılık duygusu 2. Böylece.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Bu durum bölge insanını ürettiği tahıl karşılığında bu mad­ deleri elde etmeye itmiştir. Nil akarsuyunu çevreleyen ge­ niş ve kolay geçit vermeyen çöl bölgesi. Din adamları ve bunların hâlâ tartışmalı olan siya­ sal yetkileri Mezopotamya uygarlığı kısa bir süre içinde merkezden çevreye doğru yayıldı. Burada kurulan siyasal birliğin ve bir bakıma üstün uygarlığın nedeni. Hammurabi döneminde tanık olduğumuz gelişmiş bir hukuk anlayışı 6. İlk ticari tarım daha sonra Grek yarımadası ve Batı Anado­ lu’da başlayacak ve bu da bölgede yaratılan yeni bir uygar­ lığın temeli olacaktır. yabancı güçlerin ve özellikle göçebe halkların Nil’i ele geçirmelerini zorlaş­ tırarak. Mısır. bölgede gelişen ticaret hayatı ve ortaya çıkan tüccar sınıfı bol tahıl ürünüyle bir­ likte değerlendirildiğinde. kolayca anlaşılacağı gibi. Mezopotamya çeşitli devletlere bölünmüşken ve böl­ gede siyasal istikrarsızlık kol gezerken. Mezopotamya’da ticaret temeline dayanan bir tarı­ mın. Mısır’da kentdevletler ve dağınıklık görmüyoruz.

göçebe topluluklar ihtiyaçları olan gıda maddelerini savaşarak zorla elde ediyorlardı. I 35 . şu ya da bu biçimde. zanaatkârlar. krallar. Herhangi bir nedenle bu iki tip topluluk arasında değiş tokuş durduğu takdirde. Bu iki “kamp” arasındaki amansız mücadele. yeraltı zenginlikleri yeterli olm ayan ve dö­ n em in uluslararası ekonom ik bunalım ı nedeniyle.2 Böylece. 2. Bunlar zaman zaman. çok gevşek bağlarla birbirlerine bağlanan çeşitli “konfede­ re” birimler halinde örgütlenmekteydiler. bu göçebeler arasında Grek ve Romalıların ataları ile kendilerine “Aryan” adı verilen ve Hazar Denizi çevresinde yaşayan kavimler de vardı. Avrasya’nın step ve yükseklikle­ rinde davar güdücü göçebe halklar yaşamaktaydı. MÖ 2000’lere gelindiğinde. incelenen dönem boyunca birbirleriyle müca­ dele eden iki karşıt “kamp” görüyoruz: Bir yanda göçebe­ ler (Avrasya’nın step ve dağ insanları) ile savaşçı aristokra­ siler ve öte yanda köylüler. başta Girit ve Mısır olmak üzere bunların tümü. din adamları ve tüccarlar. bunları ticaret yoluyla sağlayamayan Almanya ve Japonya gibi (bugünkü uygarlığa her ikisinin de katkısı vardır) devletlerin saldırgan dış politikaları ile benzerlik ilgi çekici­ dir. Hayvan yetiştiren ve bunların arkasından verimli otlaklara göç eden bu göçebe kavimler. savaşçı aristokrasiler tarafından yönetilen.XIX. hem de merkezdeki uygarlığın çevreye doğru yayılmasını 2 İkin ci Dünya Savaşı’ndan önce. hem dö­ nemin ilkel uluslararası ilişkilerinin ana teması olmuş. et dışındaki gıda maddeleri açısından büyük öl­ çüde yerleşik toplulukların ürettiklerine dayanmaktaydı­ lar. Ama. Göçebeler İlk uygarlıklar döneminde bu merkez ve çevre yerleşik topluluklarının ötesinde. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları yük uygarlıklarıdır. Mezopotamya uygar­ lığından etkilenmişlerdir.

Bu kültürü yaşayanlar. Buraya kadar anlatılanlardan ve ilerde de görülecek olanlardan anlaşılacağı gibi. parşömen üzerine yazı yazılmış. Ortadoğu’nun bu üstünlük çağında dün­ ya uygarlığına katkıları olan ilk buluşları sıralamak yerinde olur. Dünya tarihinin ilk döneminin bu çok kısa betimleme­ sinde. hiyeroglif ve çivi yazısı. son olarak. rakamlar sistemi. (iii) çoktanrılılıktan tektanrılılığa doğru yavaş bir evrim ve (iv) bu dönemlerde ortaya çıkan Yahudi ve sonra gelen Hıristiyan tektanrılı dinlerinin etkileneceği “ruhlar dünyası” ya da “yüce kat” kavramı. yerleşik ve göçebe halklar arasındaki uzun mücadelenin yol açtığı kültürel etkileşim yatmakta­ dır. verimsiz sayı­ 36 . Takvim. ağırlık ve uzunluk ölçüleri ilk kez Mezopotamya uygarlıkları tara­ fından bulunmuştur. Burada. (ii) ölüme karşı aşırı bir ilgi. alışverişte gümüş ve altın para kullanılmıştır. ilk metalürji bilgisi edinilmiştir. 4. dö­ nemin ilkel tarım aletleri göz önüne alınırsa. Din ve İlk Buluşlar Mezopotamya’da yerleşik ve tarımcı halkların dinleri dört önemli özellik gösterir: (i) Güneşe tapma. “uygarlık” dediğimiz bütünün doğduğu noktada. Ortadoğu'da yerleşik yaşama geçilmesiyle birlikte ilk kez buğday yetiştirilmiş.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sağlamıştır. 3. büyük taş bloklarının birbiri üstüne konmasıyla oluşan tapmaklarıyla hâlâ ilkel bir “megalit” kültürü yaşanmaktaydı. Anadolu’da ise ilk kez yaşamın deniz­ lerde başladığı fikri ortaya atılmış. Avrupa Mezopotamya uygarlığının geliştiği dönemde Avrupa’da durum çok farklıydı.

MÖ 1700’lerde. toplumsal örgütlenmenin genişleyen çerçe­ vesini gösterir. belki de bugüne kadar süren. Zamanla Hint-Avrupa dili kıtaya egemen ola­ cak. 2000 yıl önce Ro­ 3 “Barbar” sözcüğü burada o rijin al. Bu eğilim.XIX. Hint-Avrupa dillerini konuşan ve bronz yapmayı öğrenmiş . etkileşimin bulunması. çeşitli uygarlıklar arasında düzenli ve sürekli bir alışverişin. kısaca. UYGARLIĞIN “GLOBAL” NİTELİK ALMAYA BAŞLAMASI (MÖ 500-MS 1500) Globalleşme. bu bölgenin çapı en çok 1000 km iken. yani Y unanca konuşm ayan ve Atina dün­ yasının dışında yaşayan göçebe top lu lu k ve insan anlam ında kullanılm ıştır. bu barbar kavimler bugünkü Avrupalmın ilk çıkış noktasını oluşturacaklardır.bulunan barbar3 ka­ vimler. parçaları arasında düzenli ilişkiler olan bir bü­ tünse. doğudan gelen. 37 . savaşkan değerlere sahip atılgan özelliğini kazanacaktır. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları labilecek Avrupa topraklarında (fazla yağışın yol açtığı ça­ mur tabakasının yarılamaması) ancak çok küçük çaplı ta­ rım ve hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Atlantik Okyanusu kıyılarına kadar yayıldılar ve buradaki barışçı ve megalit yapan insanları denetimleri al­ tına aldılar. Bilinen tarih boyunca. Böylece uygarlığın yarattığı teknik ile göçebeliğin cesaret ve atılganlığını birleştirecek olan Avrupa insanı. bir dereceye kadar bu­ günkü dünyanın temel özelliğidir ve yarın büyük ölçüde böyle olacaktır. “çeşitli insan topluluklarının global bir sistem içine alınması süreci” olarak tanımlanabilir. 6000 yıl önce Mezopotamya’nın kentdevletleri arasında “büyük” bir toplum oluştuğu zaman. “Sistem”. B. insan topluluklarının coğrafi kapsamlarının genişlemesine doğru bir eğilim görülmekte­ dir.

Orta­ doğu’nun Fenike alfabesi Grek diline uygulanmış. okumayazma yaygınlaşmış ve din adamlarının tekelinden kurta­ 38 . farklı ada ve körfezlerde.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) ma İmparatorluğu Akdeniz çevresinde başat güç olduğu zaman. bölgenin tümünde toplumsal ve entelektüel bir tekdüzelik sağlayamamış. Çin’de Hun İmparator­ luğu Hindistan’la temasa geçmeye başlamıştı. lyon ya’da Modern Bilimin Temelleri MÖ 6. Burada. insanloğlunun en önemli düşüncelerinden biri doğdu: Evrenin bilinebile­ ceği. neden ön­ ce lyonya’da doğdu? lyonya’nm birçok avantajı vardı. farklı siyasal sistemler oluştu. Helen kültürü Hindistan’a kadar uzanmış. Dış dünyadan tam ol­ mayan bir tecrit çeşitlilik yaratır. adalar ve küçük körfezler ülkesiydi. Ne var ki. böylece özgür düşünce ve ser­ best araştırma mümkün olmuştur. bu dönemde Çin ve Hint dünyalarında da görülmektedir. Ama. tümüyle başına buyruk ve tahmin edilemez olmadığı ve onun bile uyacağı kuralların varlığı. yüzyılda Batı Anadolu sahillerindeki lyonya bölge­ sinde (kuzeyde İzmir ile güneyde D idim arasındaki kıyı şe­ ridi ve kıyıya yakın adalar) yeni bir kavram. modern anlamıyla bilim. 1. Tek bir güç merkezi. Her şeyden önce.’lik bir alana yayılmıştı. Bu süre içinde Mezo­ potamya. 3200 km. Anadolu ve Mısır kültürü Grek dünyasına. bu karşılıklı etkileşim uzun bir süre aralıklı ve dolaylı olmuş. Uygarlık alanının genişlemesi. bugünkü ve gerçek anlamda “global” bir nitelik kazanamamıştır. çünkü bir iç düzene sahip olduğu. Grek Uygarlığı ve Helenizmin Genişlemesi (MÖ 500-M S 500) a. Ayrıca. Böylece. lyonya değişik uygarlık çevrelerinin kesişme noktasındaydı.

yüzyıl dönemin bilinen dünyasında entelek­ tüel ve manevi büyük bir uyanış çağıdır. Ger­ çekten MÖ 6. MÖ 5000’de Mezopo­ tamya’da yerel nitelikte başlayan uygarlığın. Dolayısıyla. Hin­ distan’da Buddha’nm ve Çin’de Konfüçyüs ile L ao-Ç e’nin de dönemidir. başta Mısır ve Mezopotam­ ya olmak üzere. Üstelik. G rek Uygarlığı MÖ 5. eski Girit ve Miken uygarlığına karı­ şıp Grek adı verilen uygarlığı oluşturdular. MÖ 500’lere gelindiğinde. yüzyılda Grek yarımadasına gelen davar güdücü Dorlar. tıp mesleğini kuran H ipokm t. b. Afrika ve Avrupa uygarlıkları kay­ naşmış ve bilime dayalı uygarlığın bereketli tohumu atıl­ mıştır. Bu da.XIX. Bu yüzyıl yalnız lonyalı bilim adamlarının değil. ilk deneyi yapan ve yıl ile mevsimlerin uzunluğunu hesaplayan Anaksim andres. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları rılmıştı. Bütün bunların so­ nucu olarak. Doğu Akdeniz’de. İlk Grekler. Bu faaliyetlerin birbirinden tümüyle ayrı ve bağlantısız oldukları düşünülemez. ve 4. siyasal güç tüccarların eline geçmiş ve on­ lar da zenginliklerinin dayanağı olan teknolojiyi etkin bir biçimde geliştirmeye çalışmışlardır. atom sözcüğünü bugün­ küne yakın biçimiyle ilk kullanan Demokritus. yüzyıllarda lyonya üstünlüğünü Grek yarıma­ dasına kaptırır. bilimsel an­ lamda ilk astronom olan Anaksagoras ve dünyanın yu­ varlak olduğunu ilk söyleyen Pisagor lyonyalıydılar. kilit ve anahtarı bulan Teodorus. 1139 . aynı zamanda Afrika kıta­ sının denizden çepeçevre dolaşımını sağlamış bulunan Mı­ sır Firavunu Necho’nun. bilimle uğra­ şanların desteklenmesine yol açmıştır. giderek global bir nitelik almaya başladığı ve merkezden çevreye doğru genişlediği görülüyor. MÖ 12. Gölgelerinden piramitlerin yüksekliğini hesaplayan Thales. Asya. İran’da din adamı Zerdüşt’ün.

ne basit göçebe ne de uy­ gar insanlardı. kentin askerleri arasında dayanışma duygusunu artırmış ve eşitlik anlayışına yol açmıştır. Grekler kendilerine özgü bir uygarlık kurmak yerine. bir uygarlığı yıkıp. dönemin öteki uygarlıklarından ayırıcı nitelikler olmuştur. edilgen. siyasete karşı kayıtsız ve yönetici aristokrasi tara­ fından ezilen köylülerin bulunduğu toplumsal ve siyasal bir düzen egemen olurken. en az onlar kadar üs­ tün bir uygarlık yaratmış bulunan bir “eski”nin üstüne ku­ ruldu. MÖ 5. gerektiğinde kendisini mızrak ve kalkanla silahlan­ dırıp savaş alanında yurttaşlık görevini yapacak bağımsız çiftçinin alçakgönüllü yaşamı haline gelmiştir. Grek yarımadasının kentdevletlerinde ilk demokratik yönetimlerin kurulduğu gö­ rülüyor. tarımla uğraşan. Kısaca. Grek kent-devletlerini. Klasik Grek uygarlığı. canlı bir eşitlik ruhu ve toplumsal dayanışma duygusu. bunların yerine güç. Saflardaki askerler arasında toplumsal statü ve zen­ ginlik farklılıkları ortadan kalkmış. doğal olarak. Bu da. İyi bir kent yurttaşının ölçü­ tü. \e 4. sık saflarda yürüyen mız­ rak ve kalkanlı askerler alayım (Phalamc) 4 yaratmaları. kendini geçindirecek büyüklükte bir toprak parçasına sahip. Burada kırsal nüfus etkin ve yoğun bir biçimde devlet sorunlarıyla uğraşmakta ve siyasal bir canlılık hü­ küm sürmekteydi. yüzyıllara gelindiğinde. Bunu iki ana nedene bağlamak müm­ kündür. Böylece. . 4 1 9 3 9 ’da Ispanya’daki ve bugün Lübnan’daki faşist eğilim li Falan jist partileri­ n in adı bu G rekçe sözcükten gelm ektedir. onun külleri üzerinde ve ona büyük ölçüde bağlı bir başka uygarlık yarattılar. Greklerin askerlik alanında. cesaret ve disiplin önem kazanmıştı. önemli siyasal ve toplumsal gelişmeleri de beraberinde ge­ tirdi. eski Mezopotam­ ya uygarlığının kurulduğu topraklarda.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yada’dan anladığımız kadarıyla.

Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları ikinci olarak. Greklere bu geniş ufku Make­ donyalI İskender sağlayacaktır. Aristo. c. klasik Grek uygarlığının ve düşüncesinin iki önemli engelini oluşturur. Milet. yüzyılda doğuda güçlenen ve Anadolu’ya doğru 41 . Bu ve Greklerin kent-devletin ötesinde daha geniş bir siyasal örgütlenme ufkuna sahip olmamaları. zeytinyağı ve şarap gibi iki değerli ve kolayca taşınabilir maddenin de üretilmesi.XIX. Tukidides ve Batı Anadolu’da Herodot gibi düşünür ve tarihçilerin yetişmesi için uygun bir ortam hazırlamıştır. Bu süreç içinde Grek kül­ türünün ayırt edici özellikleri canlılığını yitirmiş ve Doğu’nun düşünce ve davranışlarını içererek genişlemiştir. ticari tarıma geçiş. tarımın ticari bir temele oturmasını sağlamış ve çevre kavimlerle canlı bir ticaret başlamıştır. klasik Grek’in savaş taktik ve stra­ tejilerini geliştiren MakedonyalI İskender. M akedonya ve Helenistik Dönem Zamanla Grek uygarlığının siyasal ve toplumsal yapısı. il­ kel biçimiyle de olsa. demokrasi eğilimi­ ni güçlendirmiştir. Canlı ticaretin doğurduğu zenginlik. daha eski Ortadoğu uygarlığının kalıpları içinde erimeye başladı. Sparta ve Efes gibi kentdevletlere büyük avantajlar sağlayarak. Grek uygarlığının bu klasik döneminde top­ lumda hiçbir hakka sahip olmayan tutsaklasın bulunması. yüzyılın ortlarmdan başlayarak. Dolayısıyla. 4. Plato. Atina. Grek demokrasisini bugünkü demokrasi anlayışından ayı­ ran önemli bir özelliktir. Bu döneme “Helenistik Dönem” adı veriliyor. Grek yarımadasında Perikles. gi­ derek artan bir biçimde. Grek yarımadası ve Batı Anadolu’da ta­ hıl üretimi önemli yerini korumakla birlikte. Sokrat. demokrasinin ortaya çıkması ve bir önceki yüzyılın lyonya uygarlığı. MÖ 4. Grek kültürünü genişletmiştir. Ancak.

Bu askeri kampanyalarla Grek dün­ yasının ufkunu genişletti. globalleşmeye başlayan yeryüzünün ilk habercisidir. ve 4.000 km2’lik bir bölgede etkin denetim kurdu. O. MÖ 200 ile 146 arasında ye­ ni bir imparatorluk gücü. küçük bir Cumhuriyet tarafından kuruldu. aynı İsken­ der. Roma İmparatorluğu MÖ 5. Taşkent ve Keşmir’e kadar yayıldı. MÖ 500’lerde 850 km2’lik bir alana sahip olan Roma. bir köyler öbeğiyken.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) ilerleyip kent-devletleri tehdit etmeye başlayan Persler’e karşı Grek kent-devletleri gereken siyasal ve askeri birliği kuramaymca. kurduğu imparatorluk. Kartaca ile yaptığı sa­ 42 . bildiğimiz anlamda bir kent-devlet oldu. Hindikuş dağlarını aşıp Buhara. Oğlu Büyük İskender ise. MÖ 200’leri izle­ yerek hızını yitirmeye başladı. Ortadoğu’nun kay­ naklarını önüne sererek Grek dünyasında büyük bir dönü­ şüme yol açtı. yani Roma. Sonra İran’a. Nüfusu da 25. Roma. Kısa bir süre içinde dağılmasına rağmen. bü­ yük bir fatihin yarattığı bir imparatorluk değildi. gittikçe genişleyen “He­ len” dünyasının. MÖ 6. özgür ve bağımsız olan ve giderek olgunlaşan Grek bölgesini yıkmış. ç. bunun yerine geniş ve merkeziyetçi bir imparatorluk kurmuştur. MÖ 260’ta 130. Ro­ ma imparatorluğu.000 iken üç milyonu bulmuştu. bir bakıma geniş bir “kozmopolis”in üye­ si olduklarının bilincine vardılar. siyasal ve toplumsal genişlemesi. MÖ 334’te Çanakkale Boğazı’nı geçerek As­ ya’ya girdi. Öte yandan. Anadolu’yu geçip Suriye ve Mısır’ı işgal etti. artık yerel bir topluluk olan kent-devletin (polis’in) değil. yüzyıllarda tarihin ana teması olan Helenizmin askeri. kolaylıkla Grek yarı­ madası ve Makedonya’ya kadar denetimini genişletti. bunu Makedonya Kralı Philip’in emperyalist gücü sağladı. yüzyılda büyüye­ rek. öteki tüm imparatorlukların aksine. Grekler.

Grek yarımadası.XIX. yasalara bağlılık ve yasaların üs­ tünlüğü geleneği vardı. artan zenginlik ihtirasları ve seçim sisteminin bozulması. Batı Anadolu ve Suriye’yi ele geçirdi. Roma’nm güçlü olduğu dönemlerde yurttaşlar arasında adalet. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları vaşlardan sonra (MÖ 260-201) Kuzey Afrika’yı. Atina “İmparatorluğu” bile. daha son­ ra Makedonya. MÖ 130’a gelindiğinde. Roma’da ise MS 212 yılında imparatorluk içindeki tüm özgür insanlar Ro­ ma yurttaşı olma hakkını kazanmışlardı. İmparatorluk. Bizans Roma’nm gerçek bir devamı olmayıp. Roma’nm tarihteki önemi şudur: Tarihte Roma’ya ka­ dar hiçbir cumhuriyet bir kent-devletin küçük coğrafi sı­ nırlarının ötesine taşamamıştı. bugünkü Fransa ve Iberik yarımadası dahil Akdeniz’e kıyısı olan tüm toprak şeridi üzerinde egemenlik kurdu. bu birleştirici geleneği yok etti. Roma’nm Akdeniz’in her yanında artan gü­ cü. Emperyalist genişlemenin yarattığı bozukluk. devletin birliğini sürdürememe ne­ deniyle açıklanabilir. Pompey ve Sezar gibi bir dizi askeri diktatör tarafından kaldırıldı. Batılı anlamda “mo­ dern devlet”in öncüsü sayılabilir. Roma’nm yurt43 . Doğuda. iç ve dış gerilimlerin doğmasına da yol açtı. Ne var ki. müttefiklerini yöneten bir kent-devletti. Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) Türklerin 1453’te İstanbul’u almalarına kadar ayakta kal­ dıysa da. 4 9 3 ’te yarımadada bir Ostrogot krallı­ ğı kuruldu. İtalya siyasal açıdan birleşti. Roma. Zamanla. yüzyılda Vizigotlar ve Vandallar gibi barbar istilacılarca yağma edilerek. MÖ 90-89 yıllarında bü­ tün yarımada halklarına Roma yurttaşlığı hakkının tanın­ masıyla. MS 331’de Batı ve Doğu olmak üzere ikiye bölündü ve Roma MS 5. Sulla. cumhuriyet anayasası. İs­ kender’in Helen Imparatorluğu’nun bozuk bir kopyası ola­ rak değerlendirilebilir. Roma’mn yıkılışı. insanlık tarihinde ilk büyük cumhuriyet olup.

bir bakıma da geliştirilmiş biçimi sayılabilir. Büyük ama bilgisiz ve yaratıcı­ lıktan yoksun imparatorluk. MS 3. Yahudiler. kısaca uygarlığın global bir nitelik almaya başlaması ve (iii) evrensel tanrı anlayışı. (ii) Makedonya ve daha sonra Roma’da ortaya çıkan “dünya politikası” kavramı. sistemin iç ve bir bakıma gerçek kim­ lik ve birliği kalmadı. en güçlü dö­ nemlerinde bile. Yahudi dini hem tektanrılı dinsel bir genişlik. Roma. Roma İmparatorluk sistemi temelde zayıf bir siyasal yapıya sahipti. bilim aşağılanmıştı. yüce ve birleştirici bir dinsel önderlik yoktu. d. tüm insanları doğru yola çekecek ve onları “Tanrı’nm seçtiği halk” olan Yahudilerin iyilikçi ama sıkı denetimi altına sokacak olan bir 44 . Kısaca.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) taşlık bağları. Helenizmin genişlemesi konusunda buraya kadar anla­ tılanlardan. öğretisi bölgede uzun süreden beri var olan Musevilik’in değişik koşullar altında bir bakıma tekra­ rı. MS 27-30 yılları arasında Filis­ tin’deki Nazareth kentinde İsa’nın vaaz vermesi ve ölme­ siyle başlamışsa da. ileriyi görüp değişen koşullara uyum gösteremedi. hem de dar ve katı bir ırkçılığın ilginç bir karışımıydı. yüzyıldan başlayarak bugüne kadar dün­ yayı etkileyecek olan üç önemli yapısal düşüncenin biçim­ lenmiş olduğu görülmektedir: (i) Mezopotamya. Mısır. İsa’nın yaşa­ dığı döneme gelindiğinde. “dünya barışı”nı koruyan bürokratik bir yönetim olarak nitelendirilebilir. Bir kere yurttaşlık dü­ şüncesi zayıflayınca. Hint ve Çin uygarlıklarının katkılarıyla lyonya’da doğan bilimsel düşünce. Roma’da özgür ve özgün düşünce kök salamadı. Hıristiyanlık Dar anlamda Hıristiyanlık. Değişen koşullara ayak uyduramadı ve görevini yapamaz duruma düştü. dinsel olmaktan çok ahlaki bağlardı. zenginliğe değer verilip.

XIX. Mezarlara. Bir ke­ re. dış dünyanın temelde ya­ bancı ve kötü olduğu inanışı. Daha önce Hindistan’da Budizm ve Hinduizmin. İkinci olarak. Ama. insanoğlunun tari­ hinde önemli değişiklikleri başlatmıştır. bu dünyanın başka bir dünya için kısa bir başlangıç olduğu anlayışı. Üçüncü olarak. üç inanışta da var olan. maddi ve manevi varlıklarıyla birlikte. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları kurtarıcı ya da “Mesih” bekliyorlardı. Her şeyden önce. Tanrı’nm ya da tanrıların sür­ dürülen haksızlıklara daha uzun süre izin vermeyeceğine ve yeni bir kurtarıcı göndereceğine şimdi daha çok inan­ maya başlamışlardı. tüm insan­ ların kardeş olduğu vurgulanmaktaydı. İsa’ya göreyse. bu dünyayla ilgili eşyalann cesetlerle birlikte konm asının nedeni budur. A ncak.5 insanların her türlü 5 Bu anlayış. İşte. Tüm insanlar. eski çoktanrılı dinlerde ve özellikle eski M ısır inanışlarında da vardı. 45 . gerekse yoksul ve umut­ suz halk arasında hızla yayıldı. İsa’nın öğretisi tüm özel zenginlik ve kişisel avantajlara karşıydı. birbiri­ ne sıkı bağlarla bağlı bir cemaat. Yeni öğreti birçok bakımdan Yahudi inançlarına da­ yanmaktaydı: Başka inançlara karşı hoşgörüsüzlük. Ya­ hudiler aşırı derecede aile bağlılıkları olan kişilerdi. bu dinlerde insan öldükten sonra dirilecek ve başka bir gövde içinde gerçek dünyada yeniden yaşayacaktı. “Tanrı sevgisinin büyük seli karşısında dar ve sı­ nırlı aile bağlarının yeri olamazdı”. inananlar arasında dayanış­ ma ve geleceğe umutla bağlanma gibi. şimdi de Filistin’de Hıristiyanlığın yayılması. İsa’ mn öğretisine Tanrı’nın insan­ lar arasında ayırdığı “seçilmiş bir halk” yoktu. MÖ 63 yılında do­ laylı bir biçimde Roma’mn baskıcı ve bozuk yönetimine gi­ ren Yahudiler ve bölgenin çoktanrılı dinlerine inanan yok­ sul ve ezilmiş toplulukları. Museviliğin aksine. bazı önemli noktalarda iki inanç arasında farklılıklar da vardır. Tanrı’nın katma aittiler. İsa böyle bir kurtarıcı olarak orta­ ya çıktı ve öğretisi gerek Yahudiler.

bir yan­ da Nazarethli İsa’nın gerçek öğretisi ile öte yanda kendisini izleyen ve öğretisini yaymak isteyen ama onun kadar yete­ nekli olmayanların yanlış anlamaları ve abartmaları arasın­ daki mücadelenin öyküsüdür. Hiç ol­ mazsa saf biçimiyle ilk ortaya çıktığı zaman yoksulun ve baskı altında inleyenlerin acılarım dindirdiği için. Hinduizm ve Budizm. Ancak. Hıristiyanlık. kent uygarlığındaki güç ve yeni yaşam biçimine başarılı bir şekilde uymuşlardır. Bundan sonra. günlük yaşamın önceden tahmin edilemeyecek değişiklikler gösterdiği bü­ yük kentlerde. Son olarak. üç inanış da. Üçüncü olarak. yoksul ve varsılların aynı yerde ama ayrı kültürel dünyalarda yaşadığı. yüzyılın başlarında İmparator Konstantin yeni dini kabul edince Hıristiyanlar. bir kurum olarak Hıristiyanlık ve onun başına geçecek olan “Papa”. hesaba katılması gere­ ken güç oldular. bu üç tektanrılı ve hiçbir coğrafi. Hıristiyanlığın yayılıp güçlenmesini.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) güçlüğe ve felakete karşı göğüs gerebilmelerini mümkün kılmıştır. dünyevi monarklarla ruha­ 46 . şimdi gelişmekte ve geniş­ lemekte olan kentlerde egemen olan kişisellikten uzak res­ mi ilişkiler bütününe ve insanların birbirlerine karşı du­ yarsızlığına çok uygun bir yanıt niteliğindeydi. bu sürecin hızlanmasında yardımcı olacaklardır. Hıristiyanlığın başlangıç dönemi. kül­ türel ve siyasal sınır tanımayan kapsamlı din ve özellikle Hıristiyanlık ve daha sonra ortaya çıkacak olan Müslüman­ lık. Roma Imparatorluğu’nun ekonomik koşulları bozuldukça özellikle kentlerde Hıristiyan dinini kabul edenler hızla çoğaldı. Özellikle 4. İkinci olarak. Dolayısıyla. böyle zor zamanların inanışı olmuştur. büyük em­ peryalist devletlerin yıkılması sağlamıştır denebilir. uygarlığın global bir nitelik almaya başladığı dönemde gelişerek. Her an bir yabancı ile karşılaşılan. iç huzuru artık doğa ve devlet dinleriyle sağlanamıyordu.

Muhammed’in yeni dinin ana teması ile ilgili olarak söyledik­ leri son derece basitti: Bir tek Tanrının.XIX. İslamiyet’in doğuşu. Hele­ nizm’in genişlemesinden sonraki ikinci aşama. Roma İmparatorluğu’nun yıkılışı ile büyük coğrafi keşiflerin başlamasına kadar dünya tarihin­ de İslamiyet’in doğuşundan daha önemli bir olay bulmak zordur. İslam Dünyasının Üstünlüğü (MS 600-1000) a. Hindistan ve Çin uygarlıkları arasındaki dört merkezli kültürel “den­ geyi” tam anlamıyla bozmamışsa da. Roma barbar istilaları kar­ şısında çökünce. Muhammed. MS 613 yılında Hz. Muhammed tarafından açıkla­ nan iradesine kesinlikle uymaları gerektiği. Yüzyılcı K adar Dünya Tarihinin Anahatları ni Papalık. kentin çoktanrılı inanışını reddedip. geniş mülkleri ve yaygın etkisiyle klasik geleneği koruyan ve Avrupa’yı olduğu kadar Hıristiyanlığı da yeni bir çağa götüren. MS 600 ile 1000 yılları arasında İslam dünyasının üstünlüğü ele geçir­ mesidir. Ortadoğu... yani Kilise ile devlet arasında yetki mücadelesi başlayacaktır. Kilise oldu. bir ticaret kenti olan Mekke’de. Hz. dengenin parçaları arasındaki sınırları keskinleştirmiş ve Ortadoğu’nun göreli ağırlığını artırmıştır. her insa­ nın Allah’ın Peygamberi Hz. 2. Avrupa. onun varlığına inananlara karşı son derece iyi ve bağışlayıcı olduğu. yeni bir tektanrılı dinin savunuculuğunu yapmaya başladı. Allah’ın varlığı. onun evrenin yaratıcısı ve düzenleyicisi olduğu. Bununla birlikte. İslam iyet’in Tutunması ve Nedenleri Çok geçmeden Mekke’nin zenginleri bu tektanrılı dinden 47 . b. hüküm gününde insanlar hakkında nihai kararı vereceği. Doğuşu ve Niteliği Uygarlığın global bir nitelik almaya başlamasında.

Ayrıca. Arap dünyasında pek bir şansı kalmadı. insanoğlu­ nun İslamiyet’in temsilcilerinin içtenliğine inancı sarsıldık­ tan sonra İslamiyet de zayıflamaya başlayacak ve birliği bo­ 48 . Hz. tüm insanoğlu­ na seslenmekteydi ve Yahudi dininin belirli bir “seçilmiş halka” dayanan sınırlılığına sahip değildi. Aslında. İslamiyet hiç ödün­ süz bir tektanrılılık üzerine oturmuş olup. Muhammed baskılar sonucunda Medine’ye göç etti (622) ve burada yeni dinin taraftarları artmaya başladı. bir tarım kenti olup. mezhepler ortaya çıkaran ve sık sık yeni değerlendirmelere konu olan Hıris­ tiyanlığın. ayrıntı­ larıyla ve titiz bir biçimde tanımlanmış bulunan ve böylece ilerde yanlış anlamalara yol açmayacak olan ibadet kuralla­ rı koymuştu. günlük yaşamda nezaket. Çoktanrılı dinlerin alametlerinin bu­ lunduğu Kabe’ye Arap dünyasından ziyaretler azalabilir ve hac ticareti zarara uğrayabilirdi. çürümekte olan Hıristiyanlık ve ırkçı Ya­ hudiliğe karşı önemli üstünlükleri vardı ve bir ölçüde bu yüzden hızla tutundu. İslamiyet tüm insanoğluna daha üstün değerler sunmak­ taydı. kültürel ve toplumsal geleneği çürümeye başlamıştı. Her şeyden önce. Mekke’nin aksine. sakinleri tektanrılı dinlere daha yakındı­ lar. sevecenlik ve zayıf olana karşı merhamet duygusu önemli bir üstünlük sayılabilir.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) korkmaya başladılar. Tanrı’yı belirli bir ırkm güdücüsü olarak gören Yahudi dininin ve Tanrı’ya nasıl hiz­ met edileceği konusunda ortalama insanın bir türlü anlaya­ madığı çeşitli yorumlar. Kısaca. Roma İmparatorluğu’nun kapitalist ve tutsaklığa da­ yanan sistemi ve Avrupa’nın edebi. Üstelik. İslamiyet’in. İslamiyet’te bu konularda yorum ya­ pabilecek bir rahipler sınıfı yoktu. Böyle bir dinin karşısında. Bu sekiz yıl içinde İslamiyet Arap yarımada­ sına yayıldı ve dinin toplumsal kuralları gelişti. Medine. İşin ilginç yanı. Sekiz yıl süren savaşlardan sonra yeni din Mekke’de de egemen oldu. doktrinler.

Hz. Sırasıy­ la. c. Bizans İmpa­ ratorluğu ve İran’da Sasani devletinin Suriye. Şimdi. Arap toplumundaki bu rahatsızlığa yanıt vermeye çalışmış­ tı. göçebe yaşamı bırakıp tarım ve ticaretle uğraşmaya başlayan ve geleneksel göçebe değerleri yeni tip yaşam biçimlerinin gerekleriyle bağdaştırmada güçlük çeken Araplar arasında tutundu. Muhammed’in 632’ de ölümünden 661 yılında Emevi hanedanlığının kurulma­ sına kadar olan döneme “Halifeler Dönemi” denir. Ebubekir. Arap gururu bu yabancı sayılan dinlerin kitlesel olarak kabulüne uygun değildi. doğrudan doğruya Araplara seslenmiş ve yerleşik kent yaşamının ku­ rallarını koymuştu. İbrahim’den İsa’ya kadar tüm peygamberleri kabul etmişti. bu dinler yerleşik toplu­ mun gereksinmelerini karşılamaktaydı. bu aile yüz yıla yakın sürecek bir 49 . Ömer. Hz. kendi inançlarını serbestçe sürdürmüşlerdi.XIX. Hz. Yahudi ve Hıristiyanlar vergi ödemekten başka bir yükümlülükleri olmaksı­ zın. bir Arap olarak. Yahudilik ve Hıris­ tiyanlığı tektanrılı dinler olarak saymış. Mı­ sır. 661 yılında Ali’nin öldürülmesinden sonra. Daha önce Yahudi dini ve bir dereceye kadar Hıristiyanlık. Muhammed. Başlangıçta İslamiyet başka dinden olanları zorla dön­ düren bir din değildi. Filistin. inandırıcılık taşımaktaydı. Bu dördü İsla­ miyet’i Arap yarımadasında güçlendirmişler. Müslüman dünyasının hem dini hem de siyasal önderleri oldular. İslam iyet’in Genişlemesi (i) H alifeler ve Em eviler Dönemi: Hz. Muhammed. Osman ve Aİİ. Muhammed’in mesajının teolojik basitliği ve tartışmasız ku­ ralları. Bu dönemde Emevi adı verilen bir aile yönetim konu­ sundaki yetenekleriyle güçlenmekteydi. Ama. Özellikle. Irak ve Iran topraklarını ellerine geçirmişlerdir. Daha önce de belirtildiği gibi. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları zularak çeşitli bölüntülere ayrılacaktır.

Kuruluşunu izleyen yıllarda Türklerin de yönetici oldukları bu Abbasi bileşimin sonucunda büyük bir hoşgörü ve araştırma hevesi ortaya çıkmış ve güçlü bir uygarlık doğmuştur. şullaı" al tında. Ayrıca. Abbasilerin bu başarılarının yanındaki önemi. Emevi önderleri aleyhindeki çürüme ve dine aykırı hareket suçla­ maları. Hintilerin matematik ve astronomi. Emeviler ise bir süre İspanya’daki Endülüs Emevi devleti ile varlıklarım sürdürdüler. (ii) Abbasiler Dönemi: Emevi yönetiminin ikinci yarı sında Ortadoğu iç savaşlarla çalkalanmaya başladı. Tabari ve İbn-i Sina gibi tıp adamları ve İbn-i Haldun gibi sosyo­ log. Emeviler İslam dünyasına önemli değişiklikler getirmişlerdir. Arapların kabile bağlılıkları yavaş yavaş gü­ 50 . Greklerin bilim ve rasyonel düşünce. Perslerin de edebi ve yönetsel yetenekleri Bağdat “potasın­ da” birleşmiştir. hukukçu ve bilim adamları. Hz. Muhammed’in soyundan gelen Abbasilerin hi­ lafet üzerindeki iddialarını güçlendirdi ve 750 yılında Abu al-Abbas Emevileri devirerek Abbasi hanedanlığını kurdu. Dört temel uygarlığın ba­ şarılı bir bileşimi ve belki de en üst noktası olarak değer­ lendirilebilir. iktidarları süresince. İslam dünyasında Arap ve Arap olmayan Müslümanlar arasında­ ki ayrımı etkili bir biçimde ortadan kaldırmalarıdır. Abbasi dönemi İslam uygarlığının gerçek dünya üs­ tünlüğünü her yönüyle vurgular. Kindi ve Farabi gibi filozoflar. döneme damgalarını vu­ ran İslam büyükleri arasındadır. yönetimi yeniden düzenlediler ve seçimle işbaşına gelen halifelik yerine irsi bir sistem kurdular. başkenti Bağdat’a taşıdı. devletin sınırları içine Kuzey Afrika. İslam topluluğunun tümüyle Arap olan yapısı değişmeye ve baş­ ka ırkları da içermeye başladı. din ve hukuk.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) hanedanlık kurarak halifeliği devraldılar. Bu ko. Arapların dil. İspan­ ya ve Asya’nın bir bölümünü kattılar. Başkenti Şam’a taşıdılar.

askeri ve siya­ sal açılardan Türklerle yeni bir gelişme dönemine girecek­ tir. Rize ile Tarsus’u birleştiren çizginin batısındaki Anadolu ve Balkan yarımadasının bü­ yük bir bölümünde. Atlantik kıyılarından doğuya doğru tüm Kuzey Afrika. yüzyıldan başlayarak İslam dünyasının sınırları içine girmeleri. 10. Böylece. Bu canlılık. yüzyılın ortalarında zayıflamaya başlamış ve topraklarının çoğunu Selçuklu Türklerine kap­ tırdıktan sonra 1258’de Moğolların Bağdat’ı ele geçirmele­ rine kadar kör topal yaşamıştır. bu toprakların büyük bir bölümünde Türk yöneticilerin başta bulunduğu ya da çoğunluğu oluşturdu­ ğu devletler kurulmaktadır. Dünya Savaşı’na kadar) Arap toprakları Osmanlılar tarafından yöneti­ lecek ve “Arabizm” derin bir uyku dönemine girecektir. Dünya tarihinin bu önemli dönem noktasında dünya­ nın bilinen topraklarının siyasal haritasına bir göz atmakta yarar var. şimdi içten içe çürümeye başlayan Bi­ 5i . İslam dünyasını ba­ tıda Hıristiyan ve doğuda Hindistan’dan ayıran sınırlarda açıkça kendini gösterecektir. 1000’li yılların baş­ lamasıyla birlikte İslamiyet.XIX. Devletin Kuzey Afrika top­ raklarında daha önce kurulmuş bulunan Fatimilerin elinde bulunan Mısır’da. İslamiyet’e yeni ve as­ keri bir canlılık vermiştir. Türk asıllı Memluklar 1260’ta yönetimi ellerine geçirdiler ve 1517’de Osmanlı Türklerine yenilene kadar eski Islam-Arap kültürünü bölgede yaşattılar. Doğu Anadolu ve Kafkaslar da dahil tüm Ortadoğu (Hindistan ve Tibet sınırına kadar) Abbasilerin egemenliği altındayken. Orta Asya steplerinden gelen Türk kavimlerinin batıya doğru göçleri sırasında. dinsel. 10. Abbasi Halifeliği. Yalnız Arabistan çöllerinde eski göçebe Arap kültürü (Bedevi) hemen hemen hiç değişmeden bu­ güne kadar gelecektir. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları cünü yitirmiştir. kültürel. Bu ta­ rihten sonra hemen hemen 400 yıl (yani I.

binlerce yıllık dönemsel değişikliğin ana temasını 52 . yeni bir göçebe fethinin doğurduğu canlılık. bu uygarlık bir süre sonra çürüyüp yı­ kılmaya yüz tutunca. ön­ derlerin tanrısallıkları vardır ve doğuştan gelen doğal bir hak olarak yönetirler. Hindistan ve Tibet’in kuzey ve kuzeybatısındaki bölgede Türk yöneticilerinin kurduğu Gazneliler. Bu koşullar altında. Yerleşik topluluklardaysa. onun kuzeyinde Doğu Türkleri ve Tibet’in kuzeyinde Batı Türkleri egemendir. Böyle toplulukların önderleri de zorlayan değil. Yerleşik toplulukların yarattığı inanç ve itaate dayanan düşünceyle göçebe toplulukların yarattığı kendi kendine yeterli ve bireysel çabaya dayanan. 3. Bu. hemen hemen bugünkü Çin Halk Cumhuriyeti’nin topraklarında büyük Çin İmparatorluğu. sürekli yer değiştiren ve savaşan bir toplumda. izlenecek şefler olmak zorundadırlar.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) zans hüküm sürmektedir. Göçebe fethinin yarattığı yenileme ve canlılık yeni bir uygarlık çıkarmış. Bugünkü Almanya dahil Fransa’nın tümünde Frank (Karolenj) İmparatorluğu hükümrandır. tarihin eski dönemlerinin en önemli olgusu ya da “ritm i”dir. birbirine zıt gibi görünen iki düşüncenin bileşimi ile oluşmuştur. Önder genel­ likle seçimle işbaşına gelir. Steplerin Egemenliği: Moeollar ve Türkler (1 0 0 0 -1 5 0 0 )' Siyasi tarihin ana konusu olan “modern devlet” ve çağdaş uygarlık. birey kendi kendine yeterli ve disiplinli ol­ mak zorundadır. yerleşik topluluklara dönem dönem yeni yönetici ve aris­ tokrasi sağlamışlardır. Karadeniz’in kuzeyinden neredeyse Baltık denizine kadar olan bölgede Türk kökenli Hazar İmparatorlukları vardır. irade dü­ şüncesi. Şurası açıktır ki. Tuna vadisinde geniş bir Bulgar. göçebe halklar.

olayların genel akışı dikkate alındığında. İran’dan başlayarak Ortadoğu’ya giden Türkler. son­ ra Türkler ve en sonunda Moğollar batıya göç ettiler. Bu tarih­ te. Biri. Türk dilinin Aral gölü ile Hazar denizinin güneyine kadar yayıl­ 53 . Türk ve Moğol kavimlerinin Av­ rasya steplerinden çevreye doğru yayılmaları. yüzyıl) Avrasya steplerinde canlı bir yaşam hüküm sürmekteydi. dört-merkezli dünya kültürel dengesi. yüzyılda Cengiz Han ve ardıllarının istilasıyla en büyük noktasına varan. stepten başlayan ve Ortadoğu ve Avru­ pa’ya kadar uzanan istilalar. iki önemli olaydan köklü bir biçimde etkilendi. Bu iki önemli olay. Önce Hint-Avrupalılar. kavim üstüne kavim. yüzyılda Türklerin Orta Asya’dan güney ve batıya doğru genişlemeleri sonucu. modern toplumun ve çağdaş tarihin temelidir.XIX. ya da 14. daha iyi otlaklar bulmak amacıyla batı yönünde hareketlendiler. yerleşik tarımcılarla göçebeler ara­ sındaki dengede bir kayma oldu. Söz konusu dönemde. üç ayrı başlık altında incelemek mümkündür: (i) Türkler’in siyasal egemenliği dönemi (1000-1200) (ii) İslamiyet’in genişlemesinin Moğol istilalarının et­ kisiyle duraklaması (1200-1300) (iii) Türklerin egemenliklerini yeniden sağlamaları (Osmanlı devleti) ve Avrupa’ya doğru genişleme (1300­ 1500) a. 13. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları oluşturmuştur. 1000 ile 1500 yılları arasında 500 yıllık dönem. aynı sırayla incelenecektir. 1000 ile 1500 yılları arasında “steplerin egemenliği” olarak adlandırılan dönemi. ötekiyse Batı Avrupa’da güçlü ve canlı bir uygarlığın yükselmeye başla­ masıdır. bu çerçeve içinde değerlendi­ rilmelidir. 10. Türklerin Siyasal Egemenliği (1000-1200) 1000’li yıllara gelindiğinde (13. Bu dönemsel değişiklik.

iki unsur daha. Ortadoğu’ya geldiklerinde böl­ gede Şii yöneticiler çoğunluktaydı ve Türkler hiç olmazsa manevi alanda bağımsızlıklarını vurgulamak için Sünniliği seçmişlerdir. Islamiyette “gaziler” tarafından verilen “kutsal cihat” kavramıydı. Halifelik döneminin görkemli günlerinin inanışıydı ve halkın büyük çoğunluğu tarafın­ dan benimsenmişti. İslam dünyasının dikkatini bir kere daha Hıristiyanlığa karşı “kutsal sava­ şa” doğru çevirmeyi bilmişlerdir. Bu coğrafi. yüzyıldan sonra Türkler sağlamış ve gerek Hıristiyanlığa. Bölgede yeni bir hevesin uyanmasına yol açarak. İslamiyet’in ilk doğduğu günlerdeki saf dini coşku ile doluydular. Bu Türkler İslam dinini kabul edip. ve 12.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) masını sağladılar. Türk yönetimini kabul ede­ rek. Türklerin kitle halinde İslam toplumuna girmelerini kolaylaştırmıştır. Askeri yetenekle­ rinin gururuna dayalı bir üstünlük duygusu. gerekse Hindistan’a doğru genişlemenin etkili kılıcı olmuşlardır. bunlara rağmen. onun bazı davranış kalıplarım benimsemekle birlikte. Türklerin İs­ lam toplumunda erimelerini engellemiş. hem de eskinin mutlu ve güçlü olunan günlerine dönülmesini bek­ lemeye başladılar. İs­ lam yöneticilerinin ve askerlerinin çoğunu 11. İkincisi. Gerçekten de Türkler. İslamiyet’in sınırlarının ötesinde Hıristiyanlara karşı savaşa girişmek. hem dinde bir sapmanın ortadan kalkmasını. savaşçı geleneğe sahip Türkler’e İslam dünyasında büyük bir prestij sağlamış ve batıda Hıristiyan. yüzyıllarda İslam dün­ 54 . dil ve savaşkan değerlerini korumuşlardır. Ancak. İs­ lam dünyasında benliklerini yitirmediler. doğuda Hindistan’a karşı mücadelede sürekli destek bulmuşlardır. dini ve kültürel koşullar. Böylece. Bir kere. Sünnilikse. Türklerin Ortadoğu’ya uyumlu bir bi­ çimde sızmalarını ve ilerideki askeri ve siyasal başarılarım kolaylaştırmıştır. 11.

İslam dünyasında kurulan devletlerden daha uzun ömürlü olanı.XIX. 1206 yılına kadar burada kurulan devletler istikrarlı olamamış. ilerde Memlukların Mısır’da kuracaklarına benzer bir rejim kura­ 55 . bunların ifade edildiği Arapça ve Akdeniz. Karadeniz. Türk tutsak askerleri Mısır’da iktidarı ele geçirmişler ve 1517’ye kadar sürecek ilginç bir oligarşik rejim kurmuşlar­ dır. Ama. Selçuklular ve ardılları halife değil sultan unvanını ta­ şıyorlar ve ülkeyi Abbasi halifeleri adına yönetiyorlardı. ortak bir din ve yasa. bu tarihten sonra yine Türk yöneticiler Delhi’de. Evrensel yönetim iddiasında değillerdi ama sınırlı ülkele­ rinde. bugünkü Af­ ganistan’daki merkezinden Pencap ve Yukarı Ganj vadisi­ ne akınlar yapmış (998-1030) ve başarılı Kuzey Hindis­ tan’ın Müslümanlarca istilasına yol açmıştır. nüfusun yavaş yavaş İslamiyet’i kabulünden varlık bulan dengeli ve uluslararası bir İslam toplumu düzeni geçerliydi. Hint Okyanusu bo­ yunca uzanan deniz yollarıyla Asya karayollarında sürdü­ rülen yaygın ticaret ayakta tutuyordu. Suriye ve Irak’ta sağladığı birliktir. Eyyubi soyundan gelen yöneticilerden sonuncusu 1250’de ölünce. Kurduğu Eyyubi devletinin sınırları Nil’den Dic­ le’ye kadar uzanmış ve 1187’de Kudüs’ü Haçlı kuvvetleri­ nin elinden geri alarak. Bu ticaretin örgüt­ lenmesinde Bağdat kentinin hâlâ önemli bir rolü vardı. Bu sıralarda İslam dünyasının öteki ucunda. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları yasında kurulan Türk devletleri kısa ömürlü olmuştur. bunların Filistin’deki topraklarım çok küçültmüştür. Bu düzeni. En istikrarlısı sayılan Selçuklular. daha önce de değinildiği gibi. bir Türk tutsak askerinin oğlu olan Gazneli Mahmut. birliklerini ancak elli yıl ka­ dar sürdürebilmişler (1037-1092) ve sonunda çeşitli bey­ liklere bölünmüşlerdir. Birinci Haçlı Seferi’nde (1097-1099) Hıristi­ yan başarılarına karşı Müslüman tepkisinden yararlanan Selahattin-i Eyyubi’nin Mısır.

İslam toplumunun içinde eridiler. AvrupalIların düşüncelerini geliştir­ 56 . Bağdat 1258’de alınarak Abbasi Halifeliği tü­ müyle sona erdirildi. askerlerinin ço­ ğunluğu Türklerden oluşan Moğolların istila dalgalarıyla altüst oldu. ordularının ve bugün genelkurmay denen yüksekpTanlâmâ. Irak^ Anadolu’nun bir bölümü ve 1279’da Çin’in tümünü katmışlardır^ Moğolların dünya tarihine etkisi çok büyüktür. yüzyılda İslam toplumunun dengesi. b. Asya ve Avrupa’nın büyük bir bölümünde siyasal yapı değişmiş. yani merkezi bir devletten çok.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) rak. karşılaştıkları düşmanlar üzerinde mutlak üstünlük kazan­ dırmıştın Cengiz Han’ın ölümünde. İran. yerinden edilmiş ve dağıtılmıştır. yüzyılın sonunda birdenbi­ re çıkmışlardır. Çin’in kuzeyinde Hun ve Türklerin çıktıkları yer olan bölgede. Göçebe halklar tarafından kurulan her im­ paratorluk gibi. çeşitli kavimlerin içinde yaşadığı bir “çerçeve” niteliğindeydi. Doğuda önce Moğollar. istikrarı sağlamışlardır. Önderlerinin en ünlüsü olan Cengiz Han (1206-1227) büyük bir kavim­ ler konfederasyonu kurmuş ve askerleri üzerinde sıkı bir disiplin sağlirnışErT Üstün bir askeri yönetim. kavimler birçok bölgenin etnik özelliklerini temelinden de­ ğiştirecek biçimde. sonra Timur tarafından kurulan benzer kö­ kenli bir hanedanlık hüküm sürdü. 12. Moğollara. Volga’dan Amur’a ka­ dar tüm Avrasya step bölgesi geniş bir askeffTconfederasyon içinde birleşmiş oldu. İstilacılar çok geçmeden İslamiyet’i kabul ederek. CenglzTn ardılları. Moğolların. bu konfçderasyona Doğu Avrupa. başlangıçta tam anlamıyla askeri bir impa­ ratorluk. Moğollar tarihe. Bü­ yük İskender bile Moğol topraklarının genişliğine ulaşabil­ miş değildir. yeni şeyler öğrenmeye çok me­ raklı insanlar olarak. Moğol İstilaları (1200-1300) 13.

Moğolların istila ve katliamları hakkında çok şey okumamıza rağmen. Türk kitlesi içinde eridi ve Moğolca yalnız Moğol anayurdunda varlığını sürdürdü. ordularını bağlılıklarına güvenebileceği Türk boylarıyla güçlendirmekte bir sakınca görmemişti. 15. Kıraç ülkeleri büyük bir nüfusu beslemeye elverişli olma­ dığı için Moğollar kalabalık bir kavim değildiler. Türklerin Üstünlüğü Yeniden Sağlam aları: Osmanlı Devleti (1300-1500) Osmanlı Türklerinin 14. onla­ rın Asya ile Avrupa arasında deneyim ve bilgi taşıyıcıları olarak iki kıtayı. sonunda Moğol ordularındaki Türklerin sayısı. Türk devletlerinin en uzun 57 . yerli Moğolları bir hayli aştı. birleştirdikleri ve böylece Avrupa’nın ortasından Pasifik Okyanusu’na ka­ dar uygarlığın global nitelik alması yolundaki katkılarına pek yer ayrılmamaktadır. 16. Moğolca konuşan azınlık. yüzyılın sonuna gelindiğinde tüm Ortadoğu ile Ku­ zey Afrika. Etnik bakımdan Moğol istilalarının en çarpıcı sonucu. Böylece. Tarihte. Anadolu. Moğol istilaları sonucu. eski tarihin genel ritmi İçinde. Ayrıca. Bu yüz­ den Cengiz Han.XIX. yüzyılın başında kurdukları dev­ let. Türk kavimlerinin Batı Asya’ya geniş çapta yayılması oldu. Varlığını 600 yıl sürdüren. Moğolların göçebe fethi. c. Balkanlar ve Doğu Avrupa’nın büyük bir bölümünü egemenliği altına alacak boyutlara ulaşmıştı. Türk dili Moğof or­ dularıyla birlikte Asya boyunca ilerledi. İslamiyet ve Hıristi­ yanlık arasındaki dinsel düşmanlığın Asya ile Avrupa ara­ sına koyduğu engeller azalmıştır. Yüzyıla K ad ar Dünya Tarihinin Anahatları me ve düş güçlerini harekete geçirmedeki etkileri de bü­ yük olmuştur. kısa bir süre için de olsa. çürümekte olan Avrupa uygarlıklarına yenilenme ve canlanma olanağı sağlamıştır. yüzyıldan sonra Avrupa’nın yükselmesinde Moğolların istilalarının etkisi çok önemlidir. Ne var ki.

(i) Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Üstünlükleri: Osmanl Türkleri. O sm anlılardan Önce A n adolu ’d a Türkler. E Yayınları. merkezileşmiş bir ha­ nedanlık devletinin toplumsal. Osmanlı devleti. yabancı diyarlardan yol bu6 Türklerin O sm anlı öncesi tarihi konusunda şu kaynaklara başvurulabilir: Kam uran G ürün. Her şeyden önce.. c. göçebeliğin irade. Doğu ile Batı’yı. aynı pota içinde eritmeyi de­ nemiş ve belirli bir süre başarılı da olmuştur.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ömürlüsü olan Osmanlılarm öyküsü. belki de o dönem ta­ rihinin en önemli konusu sayılabilir. Doğan Avcıoğlu. Ankara. İstan­ bul. T ü rk K ültür T arihine G iriş. 1978. Karacan Y ayınlan. Claude Cahen. bu sürece katkısı olan en önemli siya­ sal birimlerden biri olmuştur. İskender ve Sezar’m Makedonya ve Roma imparatorluklarının gerçekleştirdiklerinin çok ötesinde. T ekin Yayınevi. savaşkanlık ve disiplini ile yerleşik­ liğin itaat ve toplumsal düzenlilik ve uyumunu aynı siyasal sınırlar içinde birleştirmeyi. Dolayısıyla. 5 c. 2 c.6 Orta Asya’dan çöller. 5 c. K ültür Bakanlığı Yayınları. gazi uç beylerinin yarıbağımsız açık topluluklarından. O kadar ki. yeryüzünün global bir nitelik almaya baş­ ladığı bir dönemde. 58 . dağlar geçip. ekonomik ve siyasal yapısı­ na geçişin büyük hünerini göstermektedir. Osmanlılarm bir başka özelliği. 1 9 7 6 . T ü rk ler ve T ü rk D evleti Tarihi. Burhan Oğuz. 2. Bahaeddin Ögel. İkinci olarak. 1978. İstanbul. İstanbul M atbaa­ sı.. Batı Türkistan’ın Cengiz Han tarafından işgalin­ den sonra güneybatı yönünde göç eden bir kabiledir. Hıristiyan Avrupa’ya giren ilk ve tek Müslüman gücü olarak burada kazandığı başarının gizinde yatar. Osmanlı devleti.. İstanbul. Osmanlı devleti. bir ara Müslümanlığın genişlemesiyle birlikte çatışmaya başlayan ve çatıştıkları bölgelerde uygarlıklar arasına yüksek engeller koyan bu iki dinin arasındaki engellerin azaltılması bile söz konusu ola­ bilmiştir.. T ü rkiye H alkın ın K ültür K öken leri. eski ile ye­ niyi. T arih Dizisi. 1982. T ü rklerin Tarihi. İstanbul. Hıristiyanlık ile Müslümanlığı. 19 7 6 .

burada da­ marlarında Hitit. Ama. “Rum” ülkesinde büyümeye başladılar. O âna gelindiğinde Anadolu dil açısından Türk. din açısından Müslüman olmuştu bile. Truva. Zamanla. Üstelik coğrafi bir avantaj olarak. askeri fetihlerin meyvelerini etkin bir siyasal yapı biçi­ mine dönüştürmekteki başarılarıydı. Frig. kuruluş yıllarının dinamizmi içinde göçebe değerlerini sürdürmekteydiler ve savaşkan yetenekleriyle Hıristiyanlığa karşı önemli bir davanın en başta gelen savunucusu oldular. yani Hıristi­ yan dünyası ile sınırdaştı. Ayrıca. İlk önderleri olan Os­ 59 . Bu dünyanın dört köşesinden gönüllü savaşçılar çekti. Osmanlıların kuruluş üstünlükleriyle açıkla­ mak yanlış olmayacaktır. Osmanlı devleti antik Bitinya bölgesinin Söğüt kasaba­ sında kurulduğu için Bizans İmparatorluğu. siya­ sal ve toplumsal olmak üzere üç başlık altında incelenebi­ lir. Galat ve Berga­ malI kanı dolaşan Anadolu insanı da vardı. Selçuklular Batı Anadolu’ya “Ro­ ma Ülkesi” diyorlardı. Tidya.XIX. Osmanlıların kuruluşta belki de en önemli üstünlük­ leri. Daha sonra Batı Anadolu’da kalan ve Grekçe konuşanlara “Rum” denmeye başlanmış­ tır. Osmanlı devletinin kuruluş üstünlükleri coğrafi. siyasal istikrarsızlarla çalkalanan Trakya’nın hemen yanı başında kurulmuşlardı. İslam dünyasında prestiji çok bü­ yük oldu. irili ufak­ lı bir sürü beylik arasında neden Osmanlılar? Bunu. Böylece. Osmanlılar bölgede önem kazandılar ve Selçukluların yıkılmasından sonra kurulan Anadolu beylikleri arasında başat öğe oldu­ lar. Ama. yerleşebilecekleri topraklar aradılar. Selçuk­ lu Türkleri arasında ve Anadolu platosunda yerleşim alanı buldular. İyon. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin A nahatlan lup. “kafir”e karşı Müslüman davasını yürüten bir Gazi Cemaati” olarak. bunlar ata bağlarım çoktan unutmuşlardı. Sonunda. “Rum” ve “Rumeli” (Roma ili) söz­ cükleri buradan gelmektedir. Ayrıca Osmanlılar.

Türk-lslam karışımı bir uy­ garlık kurmuşlardı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) man. daha doğudaki Türk beyliklerinin kültürel ve toplumsal sınırlamalarından uzak bir devlet oluşturdular. daha önceki Müslü­ man Arap fetihlerinin yaratmış olduğu imajın aksine. Hemen batıdaki Bizans ve doğularındaki Selçuklu beyliklerindeki hanedan­ lık çatışmalarından uzak. Osmanlılarm bir başka üstünlüğü. birleşik bir beylik olarak kurul­ dular. bölünmemiş kişisel hükümdarlıkları. Bu son Roma İmparatorluğu’nu yakından inceleyip. Dev­ letin sınırları içine giren Hıristiyanların zorla dönüştürül­ mesine başvurulmamış. batısında Roma lmparatorluğu’nun yıkılmasından doğan boşluk üzerine kurulmuştu. Taraftarları kendilerine çok bağlı olup. Orhan ve Murat gibi sultanlar. Yani Osmanlılar. Doğu ile Batı ve göçebelikle yer­ leşiklik değerlerini bir araya getirerek. Osmanlılar kurulup geliştikleri dönemde Asya ile Avrupa. yönetimsel yeteneklerinden yararlanmayı bilmişlerdir. Selçuklular ise doğudaki Arap imparatorluklarının bırak­ tıkları boşluktan yararlanarak. düş­ manlarına dinsel bağnazlıktan uzak bir biçimde bakmaları­ dır. İnanmış Müslümanlar olarak. güvenlikleri kalmayan ve ağır bir vergi yükü altında ezilen Trakya’nın Hıristiyan köylüleri. Şimdi. ömrünü tamamlamakta olan Bizans’ı dö­ nüştürebilecek tek toplumdu. Siyasal birlik sağlamdı. dinlerini ve kültürel benliklerini sürdürmelerine. Özetlemek gerekirse. direnme göstermemişlerdir. kuruluşunu izleyen ilk yüzyıl içinde iktidar mücadelesine sahne olmadı. Osmanlı Devleti batısında Bi­ 60 . sürükleyicilikleri vardı. Bizans İmparatorluğu. Ay­ rıca. Osmanlıları kurtarıcı gibi görmüşler. iyi asker oldukları ka­ dar iyi de yöneticiydiler. dünya görüşünde pragmatik. Bizans’ın merkezi otoritesi bozulunca. büyük bir hoşgörü ile izin verilmiştir. Devlet. ilk Müslüman önderlerinin saf dinsel hevesiyle doluydular.

Avrasya steplerinin güneyi­ ni kuşatan bu dünyanın en eski uygarlık alanında. çevresine halk toplayan bir kavim şefi olarak geçmiştir. uygar­ lığın merkezden çevreye doğru genişlemesi ve bağımsız küçük siyasal birimlerden güçlü. Döneminde devle­ tin sınırları Grek yarımadası hariç hemen hemen tüm Bal­ kan yarımadasını içine alacak biçimde genişlemiş ve bura6ı . burada Os~ manlılarm ayrıntılı tarihine girmek. Yani. belki de yeni bir senteze varacak devletin bereketli tohumu atılmış­ tı. Arap imparatorluklarının Asya ve Afrika’ daki sınırlarına kadar. dirayetiyle ve hoşgörülü yönetimiyle çevresindeki aşiretleri denetimi altına almış ve Osmanlı tarihine. bir imparatorluk biçimine sokan sultandır. Roma İmparatorluğu’nun Avrupa’nın ortasındaki topraklarından.XIX. doğusunda Selçukluların bıraktıkları geniş boşluğun tam ortasında kurulmuştu ve bunu doldurmaya kararlıydı. Bu durum. (ii) Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da Genişlemesi: Şimdi ye kadarki açıklamalardan anlaşılacağı gibi. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları zans. şimdiye kadar sürekli belirtildiği gibi. merkezi Akdeniz olan geniş bölgede siyasal birliğin bu genç ve dirik devlet tarafından kurulaca­ ğı bir bakıma önceden belliydi. küçük bir kavmin başındayken. İlk geniş za­ ferlere girişen I. Osmanlıların ilk üç kurucu sultanından Osman Gazi. Bu bakımdan. babasının çevresine topladı­ ğı bu halkı devlet biçiminde örgütlemiş ve Avrupa’ya yer­ leşmek için ilk adımı atmıştır. kapsamlı ve merkezi dev­ letlere doğru gelişme yönündeki dünya tarihinin temel eği­ limlerinin canlı bir göstergesi ve önemli bir aşaması olarak değerlendirilebilir. siyasi tarih açısından önemli bazı değerlendirmelerle yetinmek gerekiyor. çizilmeye çalışan ge­ nel çerçevenin dışında kalmaktadır. babasından devraldığı devleti. Orhan Gazi. Devlet kurucu olarak Osmanlılarm ilk “devlet başkanı” sayılabilir. Murat.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) da 5 yüz yıl sürecek bir egemenliğin ilk tohumları atılmış­ tır. dil ve ırk un­ surlarını aynı potada bir araya getiren yeni Osmanlı uygar­ lığının doğuşunu simgelemektedir. işçiler tüccarlara başkaldırıyorlardı. Murat ayrıca Balkanlardaki askeri sınıfın üyelerini Osmanlı hizmetine geçirdi. Coğrafi keşifler. Kara ölüm (veba) Batı Avrupa ve Akdeniz’i mahvetmişti. Devletin askeri gücünü daha da artırmak amacıyla babası tarafından koruma birliği ola­ rak kurulan “yeniçeri” birliğini tam bir milis gücü biçimine dönüştürdü. Bu egemenlik. I. olası bir tep­ kiyi önledi. Osmanlılarm Balkanlar’da ilerlemeye başlaması. Böylesine bir özümleme süreciyle uzun yıllar sağlıklı bir biçimde işleyecek olan çok ırklı. Balkanların himaye altındaki devletlerini Hıristiyanlarma belirli bir hoşgörü göstererek. Bu durum. ama hizipçi Yunanlılar düşmandan da beter­ dir” sözü o zamana aittir. Ortodoks Patriği 1385’te Papa’ya yazdığı mek­ tupta. Murat. çok dinli ve çok 62 . Buna karşılık onlara vergiden bağışıklık ve belirlenen devlet toprakların­ dan yararlanma hakkı sağladı. Ba­ tı’da çöküşle aynı zamana rastladı. Avrupa’nın geriye kalan enerjisini Atlantik Okyanusu’nun ötesine götürmüştü. 1. ancak Osmanlılarm işine geliyordu. birbirinden çok farklı din. Esnek olmayan ve dirim gücünü yitiren Avrupa toplumu çöküşünün en alt nokta­ sındaydı. Köylüler toprak ağalarına. Osmanlılarm Balkanlar’daki ilerlemesine karşı Papa urban bir Hıristiyan birliği sağlamak istediyse de. Sultan’m kilisesini tam bir serbesti içinde bıraktığını söylemektedir. Osmanlılar bu ayrılıktan yarar­ landılar ve Katolikliğe karşı Ortodoks Kilisesi’ni himayeleri altına aldılar. Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki düşmanlık bunu engelledi: “Osmanlılar yalnızca düşmandırlar. hâlâ kendi prenslerinin komutası altında savaşan binlerce savaşkanı çok akıllı bir biçimde kullanmaya başladı. Böylece.

Ama. bir halk ayaklanmasına tanık olmuyoruz. devlet Anadolu’da 63 . Bayezıt’m (Yıldırım) yenilgisinden sonra devletin ayakta kalmasıdır. Atalarının özümleme politikasını Anadolu’da uygula­ mayan. dev­ leti de parçalandı. I. bu başarılı genişlemeyi etkilemiştir. belirli bir program içinde bilinçli bir yayılma olduğu anlaşılmaktadır. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları dilli bir imparatorluğun tohumlarını atmış oldu. Devletin. “cizye” adı altında az bir vergi alınması. üze­ rinde egemenlik kurduğu halkların din ve toplumsal ya­ şamlarına karışmaması. Osmanlıların genişleme­ sinin maceracı ve çapul bir istila olmadığı.XIX. Dolayısıyla. Özellikle Or­ todoks halk. Gagavuzlar. tarihteki öteki Doğu istilalarının aksine. Kumanlar. yeterli kaynaklara sahip olmadan devletin yeteneklerini zorlayan Bayezıt. tarihin bölgede­ ki kaderi aynen tekrarlanabilirdi. keyfi muamelenin olmaması ve Bizans’ın bozuk yönetimine karşı can ve mal güvenliğinin tam olarak sağ­ lanması. Osmanlıların bu genişlemesinin nedenlerini yalnız as­ keri yeteneklerine bağlamak çok eksik olur. Bir başka kolaylaştırıcı öğeyse. Katolik baskısına karşı bir kurtuluş olarak görmüştür. Osmanlı yönetimini. Balkanlara yüzyıllar önce gelip Hıristiyan olan ama Türklerle aynı ırktan gelen kavimlerin (Peçenekler. bu kuruluş ve genişleme dönemlerinde Osmanlı yönetimine karşı. gazi geleneğinin çok ötesinde. Anadolu topraklarında yalnız ordusu değil. Murat’tan sonra iktidara geçen 1. Anadolu’da daha önce Selçukluların Moğol istilasıyla yıkılmaları gibi. Vardar Türkleri gibi ve bazıları hâlâ Türkçe konuşan kavimler) özümleme sürecine yardımcı olmalarıdır. Haçlı seferlerinde bile. 15. bu önemli yenilgi de Os­ manlIları kısa ömürlü bir devlet yapabilir. yüzyılın başında Timur kuvvetlerine Ankara yakınlarında yenilince. Osmanlı genişleme politikasının başarısının en güzel göstergesi.

II. Bu yenilginin ortaya çıkardığı önem li gerçek. sürekliliği bozan unsurları arasında bir tanesidir. güçlü mirası akıl cı bir biçim de kullanarak dönem in en büyük im paratorlu­ ğunu oluşturm uşlardır. M ehm et devleti yeniden toparlam ak olanağına sahip oldu. bunun yeri­ ne basmakalıp suçlam alar doldurulmaktadır. kısaca daha iyi olduğunu gösterm ektedir. üzerlerinde “zorla” egem enlik kurulan ve dolayısıyla “ezilen” Hıristiyan unsurların fır­ sattan yararlanarak ayaklanmaları işten bile değildi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) belirli bir süre dağıldıysa da Balkanlarda dimdik ayakta kaldı ve I. sim gesel açıdan doğrudur. Bu. tedrici olarak ve 150 yıllık bir süre içinde. I. Osm anlı kabile devletinin gazi serhat savaşçılarının oluşturdukları yeni bir çağdaş im paratorluk tarafından dol­ durulmuştur. tarihin belki de en az şaşırtıcı olaylarından biridir. (iii) Osmanlı Devleti’nin Yükselmesi: U ygarlık kuşağı nın en geniş bölgesindeki siyasal ve kültürel boşluk üze­ rinde. M ehm et’ten sonra gelen sultanlar. tarihin genel akışı içinde. öteki devletlerinkinden daha adil. bozgunun Balkanlar’daki Hıristiyan tebaa üzerinde hiçbir tepki yaratm am ası ve düzenin sürerek O sm anlı yönetim ine bağlı kalınm asıdır. 64 . ortaçağ ile M odern Çağ ara­ sında dönüm noktası olarak geçer. yumuşak. bilinçli. Ne var ki. Bi­ zans’ın bıraktığı boşluk. Murat’ın sınırlarını daha da ge­ nişlettiği devlet. böylesine güçlü ve akıllı bir biçim de kurulm uş bulu­ nan bir devletin dünyanın başat güçlerinden biri haline gelmesi. G erçekte. tarihin değişiklik getiren. 1453 ta­ rihi. bu basit gerçeğe Batılı tarih kitaplarında ço k az yer verilm ekte. M ehm et’in (Fatih ) saltanatı sırasında Bizans’ın ünlü başkenti İstanbul’u ele geçirm iştir. Olayın en önem li anlamı budur. Anadolu’da parçalanan “zorba” bir Müslüman gücüne karşı. II. T ek başına bu bile Balkanlar’ daki Osm anlı yönetim inin. 1453 Doğu Roma İm paratorluğu’nun sonunu vurgular. İstanbul’un fethi.

XIX. Zamanla Türklerin pek itibar etme­ dikleri ticaret alanına el atarak zenginliklerini artırdılar. Vene­ dik’le girişilen savaşlarda Akdeniz’deki V enedik deniz üs­ tünlüğü sona erdirilm iştir. bir M üslü­ man devletin hüküm ranlığı altına girmişti. barışsever eğilim lere sahipti. Buralarda Osm anlılar. halkının yönetim inden ve iyi davranışından merkezi otoriteye karşı sorum lu olan kendi önderlerinin yönetim inde. II. Bayezıt. özellikle İtalya’daki kentdevletler birbirlerine karşı bir koz olarak O sm anlı desteği­ ni sağlama tehdidini kullanm aya başlayacaklardır. M ehm et dönem inin en çarpıcı ve siyasi tarih açısın dan önem li özelliği “m illetler sistem i”dir. Avrupa diplom asisinin manevraları içine. o dönem Avrupasmm çokuluslu devlet­ lerinde görülm emektedir. kendi yasa­ ları ve yaşam biçim lerini koruyan “m illetler” biçim inde ör­ gütlendiler. M ehm et’in yerine geçen II. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları II. bu faaliyetler üzerine. İşte. Çeşitli Hıristiyan ve öteki dinlerden topluluklar. Bundan sonra Osm anlılar yalnız Doğu Akdeniz’de değil. İstanbul’un fet­ hiyle b irlikte Ortodoks K ilisesi ve Avrupa’daki baskıdan kaçıp O sm anlılara sığm an çok sayıda Yahudi. Batı Akdeniz’de de deniz se­ ferlerine girişeceklerdir. Ispanya ve 65 . Böyle bir yönetim . Bayezıt Haçlı Seferlerine bir son vermek am acıyla babası­ nın başlattığı deniz gücü kurma çabasını hızlandırm ış ve Akdeniz’de deniz üstünlüğünü eline geçirm ek istemiştir. II. babasının aksi ne. Buna rağmen. Bu bağlılık kar­ şılığında H ıristiyan ve öteki dinsel topluluklar ibadet ser­ bestliği ve geleneklerini sürdürme ayrıcalığı kazandılar. çe­ kilm iştir. denizde de hesaba katılm ası gereken bir güç olm uştur. Belki. ama bu sınırlam alar içinde barış ve benliklerini geliştirm e olanak­ larından yararlandılar. istem eyerek de olsa. Bu dönemde O sm anlı devleti yalnız karada değil. fethedilm iş halk olarak birinci sınıf yurttaş olm a hakları ve siyasal özgürlükleri yoktu.

Selim de İslam dün­ yasının tartışmasız başı olduğunu iddia edebilirdi. M em luk sultanları gibi. Böylece. babasının döneminde Anadolu’da başlayan ve devletin bütünlüğünü tehdit eden Sünni-Şii çatışm ası sürüyordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Kuzey Afrika’daki M üslüm anlarca “deniz gazileri” olarak karşılanmışlardır. Bun­ dan başka. Ama. artık I. Böylece. 16. Anadolu’daki Şiileri destek­ leyen Iran Şahı İsm ail’in üzerine yürüdü ve onu Çaldıran’da yendi (1 5 1 4 ). Süleyman’ın (K anuni) tahta çıktığı tarih (1 5 2 0 ) Av­ rupa uygarlık tarihinin dönüm noktasına rastlar. devletin Doğu Anadolu yüksek bölgesinin tüm ü­ nü içerecek biçim de genişlem esi ve böylece doğudan gele­ bilecek bir saldırıya karşı (Tim ur’un saldırısı gibi) doğal ve kolaylıkla savunabilecek sınırlara kavuşmasıdır. Ispanya’dan sürülen Yahudileri Osmanlı topraklarına kabul etm iştir. yerini Rö­ 66 . Osm anlı devletinin artık tüm İslam dünyasının koruyucusu olduğunu sim gelemek­ teydi. I. 1. II. Feodal kuram larıyla birlikte geç ortaçağların karanlığı. 15. Kutsal em anetlerin İstan­ bul’a getirilm esi. yüzyılın sonun­ dan başlayarak. Bu da. Selim tahta çıktığı zaman. O sm anlılarm Akdeniz’de deniz üstünlüğünü ele geçirm elerinde yardım cı olm uştur. devletin içteki birliği sağlan­ mış oldu. Selim (Yavuz) dönem inde devletin doğuya doğru ge­ nişlediği görülüyor. Çaldıran zaferini izleyen M ısır seferi ve burada Mem­ luk yönetim ine son verilm esi (1 5 1 7 ) Halifeliğin O sm anlı sülalesine geçm esini sağlamıştır. Bu iç huzursuz­ luğa son verm ek isteyen Selim. Çaldıran zaferinin en önem li ve uzun süre­ li sonucu. Bayezıt im paratorluğun ticari ve ekonom ik genişlem esini de teşvik etm iş ve Italyan kent-devletleriyle kârlı ticari ilişkilere girmiştir. Ayrıca. yüzyılın başında Asya’daki güç dengesi O sm anlılar le­ hine bozulm uş olmaktaydı. M ekke ve Medine gibi kutsal kentlerin ve Hicaz hac yollarının denetim i.

H enri’n in . tıpkı İskender gibi. İngiltere’de VIII. H ıristiyan dünyasına karşı askeri gücünü kanıtlam ış ve kutsal b ir savaşçı olm uştur. Sultan Süleyman akıllı ve yetenekli bir kom utan ola­ 67 . Doğu ile Batı’nm toprak ve insanlarını birleştirm ekti. Şimdi bu güçlü m onarklarm karşısında ve Rönesans’ı yaratanların arasında 2 6 yaşındaki Süleyman vardı. Şarlken’le boy ölçüşm esi. İçten bir m üm in olarak m erhamet ve hoşgörü ile doluydu. Bunu gerçekleştirm ek için. Fatih’in b i­ le ufkunun çok ötesindeki Orta Avrupa’nın emperyal kal­ bine. Bu amaçla. bir gizli Osm anlı bağlaşması. Bir O s­ manlı müdahalesi tehdidi. kı­ saca. Amacı. Her ne kadar Viyana kuşatmasında başarısız olm uşsa da (1 5 2 9 ) devletin sınırla­ rını en geniş boyutuna çıkardı. yani Viyana ile birlikte Avusturya ve Macaristan topraklarına yöneldi. onu yenip topraklarını ele geçirm esi gere­ kiyordu. Ö nem li bir teh­ dit olan bu ilerlem eyi yalnız askeri değil. Fransuva’nm . düş gücünü pratik yetenekleriyle birleştiren. Habsburg İm paratorluğu’nda Şarlken’in. 1 5 0 0 ’ler. aynı zamanda diplom atik manevralarla da karşılamaya çalıştılar. Fransa’da I. bir Leonardo da V inci ve Mikelanj’m ve de Makyavel’in dünyasıydı. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları nesans’m altın ışığına bırakm aktaydı. “M üm inlerin kom utanı” olduğunu hiç unutm ayarak ve atalarının “gazi geleneğini” sürdüre­ rek.XIX. eylemle kültür ve zarafeti bir arada yürüten. Ufukları doğudan çok batı­ ya yöneliktir. Sultan Süleyman. Doğu Av­ rupa’daki m evcut Osm anlı sınırlarının ötesine. Avrupa devletleri arasında yararlı bir diplom atik silah ol­ muştu. bu Osmanlı-Avusturya çatışmasıdır. içine doğduğu Rönesans havasına tam uyan bir hü­ kümdar olm uştur. Dönem in askeri ve siyasi tarihinin tüm öyküsü. İstanbul’un fethinden sonra Avrupa devletleri artık Türkleri ciddiye alm ak durumundaydılar.

Sultan Süleyman’ın. 20 ayrı ırktan ve 21 ayrı hüküm et al68 . halkının hızla değişen bir dünyada iyi bir M üslüm an toplum olarak kalabilm esi için. eski Hilafet m erkezleri olan M ekke. onun ötesine geçilm esi yarardan çok zarar getirecek bir nokta vardır. Sulta­ n ın gerçekte Tanrı tarafından konan ve Peygamber tarafın­ dan iletilen kutsal yasa olan Şeriat’m ilkelerini değiştirme ya da görm em ezlikten gelme yetkisi yoktu. Karşılarında Asya step­ lerinden geçen “barbar sürüler” değil. Asya’da yapılan fütuhat sonucu. Bağdat ve Kahire kentleri ele geçmişti. Yüzyılın başında fet­ hedilm iş bulunan topraklardaki nüfusun çoğunluğu Hıristiyanken. M ehm et ve onun kom u­ tanı Kara Mustafa Paşa 1 6 8 3 ’te bu önem li dersi unutacak­ lardır. Osm anlı devleti artık Avrupa sorunla­ rında mutlaka hesaba katılması gereken bir güç olmuştu. Aslın­ da. sultanın hükümran otoritesini sınırlandırm aktaydı. Sultan Süleyman. Böylece Şeriat. iyi bir M üslüm an olarak. Medine. İstanbul’daki herhangi bir sultanın erişebileceği n ok­ tanın ötesinde bulunm aktadır. Sultan Süleyman’ın “K anuni” sıfatıyla anılm asının ne­ deni. Ardıllarından IV. Orta Avrupa’da. yasaların uygulanmasında değişiklikler yapılması gerektiği­ ni de görm em ezlikten gelememiştir. Ama. Bu bakım ­ dan.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) rak şunu anladı ki. Batının o zamana kadar karşılaşmadığı kadar modern bir biçim de örgütlen­ miş ordular vardı. Osmanlı devletini ilerde “Avrupa Uyu­ m u” diye adlandırılacak olan sistem in kalıcı bir unsuru bi­ çim ine dönüştürmüştü. içerde hukuki düzenlemelere gitmiş olmasıdır. Süleyman dönem inin uzun sefer yıllarından sonra Av­ rupalIların Türk tehlikesi karşısındaki korkuları arttı ve gücüne saygı duyulmaya başlandı. o zamanın askeri olanakları ve stratejisi açısından V i­ yana. Bu nedenle Viyana’yı bir daha kuşatmadı. bunu yapmaya niyeti de yoktu. Şam.

Bu yüzyıllar daha ço k Moğol ve Türk halklarının yüzyıllarıdır. Orta Asya’dan gelen göçebe­ lik. Mısır’da. Şimdi. bilinen dünyaya egemen olm uştur. Moğol ve Türk yöne­ ticiler ve geleneği egemendir. O sm anlılar denize de çık­ mışlar ve Akdeniz.XIX. Viyana kuşatılm ış ve Türk­ ler savunanlardan çok havaya yenilm işlerdir. 1 5 0 0 ’lerde baş­ layan ve bugüne kadar süren “Batı Egem enliği” dönemi üzerindeki açıklam alara geçebiliriz. Balkanlar’da. 1 5 7 1 ’de İnebahtı’ya kadar bu üstünlük sürer. Ç in’de. Kuzey Afrika’da. yüzyılın reformlarına kadar yürürlükte kalacaktır. ileride yeniden geri dönm ek üzere Osmanlı devletini ve steplerin üstünlüğünü bırakıp. Süleym an’ın yönetim i altında Osmanlı devleti daha M üslüm an bir nitelik kazanm ış ve bu durum da yeni bir yasal düzenlem eyi gerektirm iştir. yüzyılın sonuna kadar geçen üç yüz yıl içinde H ıristi­ yanlığın gerilediği görülür. Kızıldeniz ve Hint O kyanusu’nun bir bölüm üne hâkim olm uşlardır. Bu dönemde İran’da. Bu bölüm ü şöyle özetleyebiliriz: 13. H indistan’da. Bu yüzden. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları Unda yaşayan 15 m ilyonluk nüfusun 4/5’ü şim di Asyalı nüfustu. yüzyılın başından 15. 19. Kısaca. Kuzey Afrika’da Fas’tan Asya’da Hazar denizine kadar iki diyagonal çizginin uçlarını birleştiren alanı kap­ samaktaydı. Halepli Molla İbrahim ’i bu işle görevlen­ dirmiş ve ortaya çıkan yasaya “M ülteka-ul-utber” (D eniz­ lerin Kavşağı) adı verilm iştir. Bu düzenlem e. 69 . Sultan Süleyman’ın ölüm ünde (1 5 6 6 ) devletin sınırla­ rı Avrupa’da Buda’dan Arap yarım adasının ucundaki Aden’e. Sultan Süleyman. M acaristan ve Rusya’da.

a. bugün adına “B atı” dediğimiz uygarlığın tem elleri atılmaya başlandı. yani 10. A ğ ır Sabanın Bulunması ve Sonuçları Rom a İm paratorluğu dönem inde ve hatta onun yıkılm asın­ dan sonra Avrupa ve özellikle Kuzey Avrupa düzlüklerinde ekonom ik yaşam hâlâ son derece ilkel bir nitelik gösteri­ yordu. Yeni Zelanda ve ekonom ik gücü ve endüstriyel ve siyasal bağlarıyla bu m erkeze katılan J a ­ ponya’yı da içerecek biçim de genişletilm ektedir. siyasal ve toplum sal ör­ gütlenm e ve askerlik alanlarındaki başarılarının sağladığı bu yükselişin. bugün Batı’nm ekonom i. en az sürecin bilinm esi kadar önemlidir. doğusu hariç tüm Avrupa ve 18. Ne var ki. tarım ürünlerinin bölgeler arasında değişik­ lik arz etm em esi. yüzyılla birlikte ona hem ırksal hem de kültürel bağlarla bağlı olan ABD ve Avustralya’yı içine alacak biçim de kullanılm aktadır. yani geç ortaçağda bulunabilir ve çok çeşitli ve karm aşıktır. Batı’nın Yükselmesinin Temel Nedenleri Batı’nm dünya üstünlüğünü ele alması çok uzun bir süreç içinde gerçekleşm iştir. yüzyılda. ve 11. MODERN VE GLOBAL DÜNYAYA GEÇİŞ BATI7 EGEM EN LİĞİ DÖNEMİ (1 5 0 0 ’DEN GÜNÜMÜZE) 1. Batı’nın yükselm esinin tem el nedenleri 10. burada. Ayrıca. Bu üstünlüğün büyük bir bölüm ü­ nün öyküsü. Bugün sözcüğün kapsamı. ticareti de son derece düşük bir düzeyde tutuyordu. Ancak. tam bu dönemde. zaten siyasi tarihin de ana tem asını oluşturur. Ama bunları altı ana kategoriye bölerek incelem ek m üm­ kündür. “ağır saban”m bulunm asıdır. 70 . bu kendine özgü uygarlığın tem ellerinin bi­ linm esi. yüzyıllarda. Bunlar içinde en temel ve önem li olanı. 7 “Batı” sözcüğü.C.

Avrupa ya da geniş anlamda Batı üstünlü­ ğünün çıktığı nokta budur: Koşulların zorladığı yaratma yeteneği ve adale gücünden başka ve daha ü retken enerji kaynaklarının bulunm ası. hayvan gücü hem çeşitlendi. Bir iki yüzyıl öncesinde bulunan.XIX. sabanın çekilm esi için dört tin e öküzün sabana koşulm ası tekniğinin bulunm asının dâ katkısı olmuştur. Rom alılar atı. ama 10. Zamanla. en düz arazide bile suyun belirli yerlerde toplanm asını ve dolayısıyla kuru kalan yerclç. bu yöntem atın çekim h|İyyânı olarâk kullanılm asını engellem işti. Toprağa düşen su m iktarının fazlalığı ve drenaj sistem inin de bilinm em esi. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları Kuzey Avrupa düzlüklerinin iklim i ço k yağışlıdır. İnsan gücünden başka enerji kaynağının bilinm ediği o zamanın dünyasında bu yolla sağlanan gücün önem i açık­ tır.. Akdeniz’in göreli olarak kuru iklim inde kullanılan tarım yöntem lerinin Ku­ zey Avrupa’da uygulanmasına olanak verm em iş ve bu böl­ gede yeterli nüfus birikem em iştir. hem de arttı. iki yana ayrılıp b irik­ tirdiği büyük toprak yığınlarıyla. Toprağın derinine inebilen bu saban. Ayrıca. saban çekici olarak öküzle birlikte at d i kullanılmaya başlandı. Avrupalılar âfın om uzuna. Hayvan gücüyle çalışan ağır sabanın ve ürünün öğü­ 71 . ekilebilecek alanları çam ur yığm ı içinde bırakm aktaydı. boynu­ na bir yular jftarak kullanırlardı.. tarım yapılabilm esini sağladı. Böylece.geçırilen koşum takım ını ve sonra da birden çok hayvanı sabanın önüne koşmayı bulunca durum değiş­ ti. Bu durum. İşte. uzun süre. bugün Hollanda ve Belçika’n ın bulunduğu Flander düzlüklerinde ve hem en hem en aynı zamanlarda yel değirm eninin bulunm ası da m evcut enerji kaynaklarım artırmıştır. Bunda. ağır yüklerin çeki­ minde hayvau boğulabileceği için. ve 11. ağır saban kadar. Ancak. yüzyıllara kadar yaygın bir biçim ­ de kullanılam ayan ağır saban drenaj sorununu çözdü...

gücünün ve kültürünün tem eli olacaktır. Bu noktadan sonra süvari. Şövalyeliğin ortaya çıkm asının bir başka nedeni. Tarım alanlarının genişlemesiyle ortaya çıkan ürün fazlası. dö­ nem in Avrupasma damgasını vuran saygın ve etkili bir kişi 72 . b. Avrupa’yı birbirine katan step istilaları. step akıncılarına karşı benzer askeri güçler oluşturmuşlardı ama şövalyeli­ ğin ortaya çıkışı. temel ekono­ m ik ve siyasal kuram larını kuracak enerji ve zamanı ka­ zanm ış oldu. tüm savaş tarihini değiştirmiştir. Feodalizm Avrupa’nın askeri bakım dan gelişmesi de.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918‘e) tülm esi için rüzgâr gücünün kullanılm ası. eski Akdeniz uygarlık m erkezlerini çok aşa­ cak olan Batı zenginliğinin. Bunun en tipik örneği zırhlı süvari. savaş alanlarının en m üthiş gücü olacaktır. atm üzerinde şimdi çok daha rahat ve dengeli bir biçim de oturan süvari. şövalye. yani “şövalye”dir. bir bakım a. üzen­ ginin bulunm uş olmasıdır. Bu küçük ve ilk bakışta önem ­ siz gibi görünen aygıt. Daha önce Roma ve Bizans. Kuzey Avrupa düzlüklerinde gıda maddelerinin hızla artm asına ve bu da doğal olarak nüfusun birikm esine yol açm ıştır. Latin Hıristiyanlığı’mn durumunu kom ­ şularına karşı tem elinden değiştirdi. yüzyıllar arasında tüm Avrupa’da ekilebilir alan son derece genişledi. ağır saban ve hayvan gücünün sağladığı tarım ürünleri fazlası­ na dayanır. Böylece. Çünkü. ve 14. Avrupa. Güçlü bir köylü sınıfı­ na sırtını dayayan şövalyelere karşı step insanı eski üstünlüğünü yitirdi. Böylece. bu ye­ ni askeri güç sayesinde çok azaldı. bundan önceki dönem in ana teması olan. şimdi göreli olarak zenginleşen köylü­ lerden alman vergi ve kirayla güçlü bir profesyonel ordu kurulabilm iştir. Çünkü. ellerini savaşmak için daha etkili kullanmaya başlam ıştır. 11.

yılda daha önce belirlenm iş süre içinde savaşkan olarak lorda hizm et edecekti. onun vassalları oldular. Vassal vergi de verecekti. Tarım ın gelişmesi için gerekli olan barış ve güvenlik. Bunu izleyen 73 .XIX. feodal “lord”. vassallar arasında çıkabilecek toprak anlaşm azlıklarını çözecekti. (ii) savaşta tutsak düştüğü zaman fidyesinin ödenmesi ve (iii) vassalın toprak m irası elde etmesi. “vassal” ve toprağa bağlı (serf) köylüleriyle. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları haline gelm iş ve şövalyelik de dönem in en belirgin top­ lumsal ve siyasal kurumu olan feodalizmin tem elini oluş­ turmuştur. Feodalizm . feodalizm ortaya çık­ mıştır. Vassal ise. vassali koruyacak. daha az toprağa sahip olanların koruyuculuğunu üstlenm iş ve onlar da bu kişiye bağlılık sözü vermişlerdir. örgütlen­ miş devletin bulunm adığı yerel düzeyde. Akdeniz uygarlıklarında bunun despotik ve güçlü m erkezi devletler tarafından gerçekleşti­ rildiği daha önce belirtilm işti. Böylece. Anahatları bu olan feodal sistem . çocukları ve eşine lord bakacak ve ilerde m irasın hak sahibini bulm asını sağlayacaktı. Avrupa’da hızla ya­ yıldı ve gelecek yüzyılların güçlü m erkezi devletlerinin de çıkış noktası oldu. Bir vassal genç yaşta ölecek olursa. 5 0 0 -1 0 0 0 km 2’lik b ir toprak parça­ sı üzerinde en önem li ve güçlü kişi. “lord” ile “vassal” arasında karşılıklı hak ve görevler ilişkisine dayanır. bir çeşit hüküm et görevini yürütmesiydi. etkili m erkezi otoritelerin henüz kurulam am ış bulunduğu Avrupa’da. Her ikisinin birbirlerine kar­ şı önceden belirlenm iş hak ve görevleri vardır. toprağını işlem e ve ürününü topla­ m asını sağlayacak. Feodalizm in özü. ama bu vergi ancak üç durumda alınabilirdi: (i) Lordun çocuklarının evlenmesi. adaleti. 9 8 7 yılında Fransa’daki lordlar araların­ da bir kral seçerek. Lord. kısaca “feodalizm ” denen ku ram ların gelişip güçlenm esiyle sağlandı.

Batı ve Kuzey Avrupa dışındaki yerlerde ortaya çıkan benzer kurum lar için kullanılırsa. N orm anlar Ingiltere’de m erkezi ve etkili bir feo­ dalizm kurdular. sık sık karışıklık­ lara. özerk Ingiliz kurum ­ lan çok seyrek bozulan bir düzen içinde gelişm e olanağına kavuştular. 1066 yılında Normandiya Dükü W illiam tarafından fethedildi. zamanla soylu “lord”larm yerini bir tip hüküm et m em urları almış ve Av­ rupa feodalizm indeki “m ukavele” ilişkisi Asya rejimlerinde 74 . güçlü bir m onarşi sayesinde. köylü­ nün korunm a karşılığında. Ada’nın bu özelliğin­ den kaynaklanır. ama kurulan bu krallığın ardılları Büyük Fransız Devrim i’ne kadar tam sekiz yüzyıl. Almanya’da vassallar 911 yılında bir kral seçtiler ve bu kral 9 6 2 yılında im parator olarak taç giydi. Sonuç olarak. ortaya Avrupa’nın güçlü devleti Kutsal Roma İm ­ paratorluğu çıktı. siyasal istikrarsızlıklara ve hatta savaşlara yol açmışsa da. “Feodalizm ” sözcüğü. bu pek doğru olmaz. pek görülmeyen evrimsel gelişme çizgisi. Feodalizm in bizim açım ızdan en önem li özelliği. İngiltere’de başlangıçtan beri kral önem li yetkilere sahip oldu ve Ada’da Kıta’dakinden daha çok güvenlik ve toplum sal barış sağlandı. Böylece. Avrupa’da. gelecek çağların “anayasal hüküm et” anlayışı. Böylece. Ama. Bu durum. Bu mukaveleye aykırı hareket edilirse. hem de yetkileri artarak.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) 200 yıl içinde Fransa kralları fazla yetkiye sahip olamadı­ lar. lord ile vassal arasındaki “karşılıklılık esası”dır. İngiltere’de ise kral seçim le gelmedi. işte feo­ dalizmin bu mukaveleye dayanan niteliğinden doğacaktır. karşılıklı hak ve görevler sona ermekteydi. ik­ tidarda kaldılar. Ada. Kral ile halk ve lord ile vassal bir cins “m ukavele” ile birbirlerine bağlıy­ dılar. İngiliz anayasal kurum larm m . Eski Çin’deki toprak rejim inin. “lord”un toprakları üzerinde çalışm asına dayandığı doğrudur. Feodalizmde hiç kim se tam anlamıyla hüküm ran değildi.

göreli de olsa. Kısaca. Bu kısm i özgürlük ve kendi kendi­ ne yönetim . Avrupa’daki toprak sahibi olan lord. daha az yaratıcıydı ve büyük ordulara sahip değildi. merkezi otoriteye karşı birer direnm e odağı haline gelirken. Feodal Avrupa. ar­ tık sistem in tümü göçebelikten kurtulm uştu. Doğu’daki toprak sahibinin aksine. bunların ticaretle 75 . Avrupa’nın büyük toprak sahipleri. belki “feodal” Doğu’dan ve özellikle dönem in Çin ve H indistan’ından daha yoksuldu. çekici m eslek­ ler olm aktan çıkm aya başladı. c. hemen önem li bir kişi haline gelip. yani kendi kendinin efendisi soyluların. Rusya da dahil Doğu’da m erkezi otorite. Yerel güvenliğin sağlanma­ sıyla. Avrupa’ya dünya üstünlüğünü sağlayacak olan Rönesans’ın doğmasında da etkili olm uştur. O zamana kadar Avrupa’daki yerleşik toplulukların karabasanı haline gelen. tüccarların ve köylülerin oluşturdukları yer­ leşik topluluklar Avrupası’ydı. Ne var ki. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları gerçekleşem em iştir. Konu­ yu biraz daha açm ak gerekirse. yerel güvenliğin sağlanmasının çok önem li sonuçları oldu.XIX. bunlara kendine bağlı birer hüküm et uzantısı gözüyle bakmayı sürdürmüş ve böyle de davranmıştır. sorum luluk ve dolayısıyla yetki sahibi olan. Batı ve Doğu “feodalizm ”leri arasındaki asıl fark burada ortaya çıkıyor. Doğu’daki karşıtı her an yerinden atıla­ b ilecek bir cins “devlet m em uru”nun ötesinde toplumsal ve siyasal bir statüye erişem em iştir. Asya’nın öteki uygarlıklarında da du­ rum hem en hem en aynıdır. İşte. değer verilen maddelerin ele geçirilm esinde zora başvurma geçerli yol olm aktan çıkınca. karada hay­ dut saldırıları ile deniz ve kıyılarda korsanlık. Şimdi Avru­ pa. Ticaretin Doğuşu ve Kent Yaşamı Avrupa’da. kralla karşılıklı hak ve görev­ lere sahip olurken. din adam larının. çeşitli h aklan bulunan.

Avrasya uygarlıklarının tüccar ve zanaatkârları. tüccar oldular. bu çekirdekten Batı Ve Kuzey Avrupa’nın kentleri doğdu. 76 . İşte. daha sonraki Avrupa tarihinin kendi­ ne özgü niteliği buradan kaynaklanm aktadır. Avrupa’nın bu m odem “korsan”larmdan temelde çok fark­ lıydı. çalışkan. Köylü ve lordları yabancı ve işe yaramaz “aylak­ lar” olarak görüp. önce­ likle. Zamanla bu tüccarlar topluluğu. Ortadoğu. Burada önem li olan nokta. Böylesine tüccarlar tarafından kurulan Avrupa kentleri. ayrı bir tüccar kişiliği yaratmışlar. üstün bir 8 Bugün özellikle ABD’deki iş adam larının genel olarak tem el nitelikleri ve hatta açıkça benim sedikleri iş ilkeleri ile Batı’n ın tüccarlarının çıkış noktası arasındaki koşutluk ilginçtir. H indistan ve Çin’deki kent insanı. bir kere ya­ şamsal ekonom ik ve askeri sorunlarını çözünce. Tıpkı haydut ve korsan­ lar gibi. çalış­ kanlığı en önem li ve soylu değer olarak benim sem işlerdir. m eslek değiştirerek. tüccarlar da bağım sızca kendi işlerini kendileri görmeyi ve hatta savunmalarını kendileri sağlamayı yeğle­ mişlerdir. yüzyılda Batı Avrupa’da tam bin yıl sürecek olan bir geleneğin tohum u atılm ış olmaktaydı. 11. Yukardan düzenlem e ve vergilenmeye alışm ışlar­ dı ve bunun karşılığında savunma gereksinim leri karşılanı­ yordu. İşte. sonra buralara sürekli olarak yerleşmeye başladılar. D em ek ki. acımasız ve kendi kendine yeterli tüccarları8 ile Doğu’dakiler arasında tam bir zıtlık vardı. ticarete uygun ve savun­ ması kolay yerlerde uzun süreler geçirmeye. Hatta çoğu haydut ve korsan. haydut ve korsan ile şimdi ortaya çıkan tüccarın aynı bağım sızlık ve özgür davranış alışkanlıklarına sahip olm alarıdır. toprak sahipleri ve yöneticiler gibi toplum un üst tabakalarına hizm et eden kişiler durum un­ daydılar. Avrupa’nın saldırgan.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sağlanması seçeneğine başvuruldu. haydutlar da tüccarlara bıraktı. devlet görevlileri. korsan gem ileri yerini ticaret gem i­ lerine. Böylece. Bizans. etkili yerel sa­ vunm anın gelişmesiyle.

eğer Avrupa’da böyle canlı b ir ticaret doğmamış ve bağımsız özelliklere sahip kentler kurulm amış olsaydı. 9 Bu köylüler “tutsak" değil. fii­ len olmasa bile. Bir iki saatlik mesafede halkının özgür olduğu bir köy varken. Eskiden köyler birbirlerinden çok uzakken ve aralarında hem en hem en h iç etkileşim yokken. Böylece. Serf. Bu faaliyetlere nezaret eden lordlar. doğal olarak. belirli bir toprağa bağlı bulunup. Ticaret ve değişik bir kent yaşam ının ortaya çıkışının. yüzyıla gelindi­ ğindeyse hem en hem en tüm Avrupa’da serflik kurum u. ekim alanlarının genişlem esi ve yeni köylerin kurulm ası bunları birbirlerine yakınlaştırarak. kentler paranın satın alabileceği mallar üretmeye başladığından. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları uygarlığın çıkış noktaları oldular. 15. hukuken ortadan kalktı. Ü stelik. köylülerin yeni açılan ekim alanlarına gitme­ leri için özendirici tedbirler almaya başladılar. 12. O kadar ki. 77 . Ayrıca. yüzyılın Rönesans’ı ya gerçekleşem ez ya da en azından çağım ızın tem ellerini oluşturacak yenilikleri etkisiz ve kısa süreli kalırdı. gıda ihtiyacını da artırdı. ha­ berleşm e ve etkileşim i hızlandırdı. 15.XIX. tutsaktan daha ço k haklara sa­ hiptir. lordlarm da paraya ihtiyacı doğ­ muştu. yer değiştirmeye zorlanam am alandır. yüzyılda Kuzey Fransa ile Güney İngiltere’de. K entlerin sayılarının artm ası ve genişlem eleri. En önem lisi. şimdi köylüler ürettikle­ rinin b ir kısm ını kentlerde satarak biraz para da kazanı­ yorlardı. “serp tiler. belli bir köyün lordunun kendi köylüsünü serflik içinde tutm ası. lorda yıllık olarak verdiği para karşılığın­ da kişisel özgürlüklerini kazanan ve kendi topraklarına sa­ hip olan köylüler hızla artmaya başladı. Bunun üzerine lordlar ekim alanlarını genişletm eye başladılar. giderek zorlaştı.9 Bunların başında da köylüye özgürlüğünü vermek geliyordu. Avrupa uygarlık ve üstünlüğünün doğuşundaki payı ger­ çekten çok büyüktür.

yüzyılda b ir endüstri devi olm asından çok önce büyük bir ticaret devleti haline geldi­ ği unutulm am alıdır. ve 11. dünya tarihinin en az onlar kadar önem ­ li bir olayıdır. yüzyılı izleyen dönem in karışıklıkları ve sürekli savaşları (1 3 3 7 ile 1453 yılları arasındaki Yüzyıl Savaşları gibi). Bu. Siyasal Yetki Mücadelesi 10. İşin aslına bakılırsa. 78 . öteki Batılı devletler için de doğrudur. yerel lordlarm bu kez birbirlerine düş­ m elerine yol açtı. (ii) bu geniş yetki alanına karşı çıkan ulusal m onarşiler. Dış baskının azalması. en azından 19. Avrupa genelinde barış ve düzen sağlanamadı. Bu dört nokta arasındaki dört köşeli mücadele. (iii) ister dini. Belki de. siyasal bütünleşm e düzeyleri. belki de. yerel düzeyde güvenlik göreli olarak kurulmuş ve barbar istilalarına bir son verilm iş olmakla birlikte. ister laik nitelikte olsun. İngiltere’nin 19. yüzyıllarda. ç. yüzyıla kadar Avrupa tarihinin özüdür.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Ticaret ve kentleşm e. dünya tarihinin en önem li iki dönüm noktası olan tarım ve endüstri devrimleri arasındaki uzun zaman dilimi içindeki “basam ak taşı”nı oluşturm uş ve insanların birinden ötekine geçm elerini sağ­ lamıştır. 11. yani bir bakım a yetki alanları çatışan dört temel birim in birbirleriyle giriştikleri siyasal yetki m ücadeleleri­ nin ürünüdür: (i) Gücü giderek azalmakta olan Kutsal Ro­ ma İmparatoru ve/ya da Papa tarafından yönetilen H ıristi­ yanlık. feodal lord ya da prensler ve (iv) uyanan ticaretin doğurduğu kent-devletler. bir dereceye kadar.

m onarşinin koruyuculuğu. Almanya ve İtalya’daki m erkezi otoritenin yıkılm a­ sıysa. bu siyasal çeşitlilik ve siyasal yetki çatışmasından doğan dört köşeli m ücadelenin yol açtığı sürekli savaşlar 79 . 1 3 0 0 -1 5 0 0 yılları arasında Avrupa’nın siyasal dengesi. Bu konuda son olarak şu söylenebilir: 15. İngiliz ve Fransız kent insanına. yüzyıllarda kültü­ rel ve ekonom ik önderliği ellerine geçirm işlerdir. uzun vadede kazanan üstün askeri güçleriyle m onarşiler oldu. m onarşi sınırları içindeki kentlerle m onark arasındaki resm i olmayan ittifakta yatar. Belirli öl­ çüde bir m onarşi denetim i pahasına da olsa. Yani. belirli bir anarşi pahasına da olsa. yerel feodal lordlara kar­ şı korunm a ve bazı tem el özgürlükler kazandılar. Avrupa’nın batısında ortaya çıkan ulusal dev­ letler. m onarşinin kasası­ na sağladıkları vergi karşılığında. Papalığın buyrukları m onarşilerin uygu­ lamalarıyla çatışınca. Almanya ve İtalya’da hüküm süren yerel anarşiden daha çekici gel­ miştir. daha önce kurulm uş olanlarsa bağım sızlıklarını sürdürdü­ ler. gelecek yüzyıllarda parlak ve uzun bir gelişme ve güçlenm e potansiyeline kavuşmuşlardır. Papalığın kendine ait önem li bir as­ keri gücü yoktu.XIX. İşte. 13. Almanya ve İtalya’da Kutsal Roma İm paratorluğu’nun m irası üzerinde küçük kent-devletler kuruldu. ve 15. 14. yüzyılda Fransa ile İngilte­ re’de göreli olarak hom ojen ve güçlü ulusal krallıklar ku­ rulurken. Batı Hıristiyanlığı’nın ortasında küçük. İtalya ve Almanya bölgesinin kent-devletleri ise. ama canlı ve gelişmiş kent-devletleri arasında oluşm uştur. Kentliler. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları Büyük dinsel saygınlığı ve “afaroz” gibi manevi bir si­ lahı olm asına rağmen. çev­ rede ekonom ik bakım dan geri olan ulusal devletlerle. yüzyıla ge­ lindiğinde. bu bölgelerde kent-devletlerin hüküm ran birim ler haline gelm elerine yol açm ıştır. Fransız ve İngiliz m onarklarm m bu yeni güçlerinin gi­ zi.

yüzyı­ lın sonuna gelindiğindeyse. Ancak. deniz üstün­ lüğünün güvencesinde. Hatta. yani Latin dünyasının. Haçlı seferlerinden sonra (1 1 8 9 -1 1 9 2 ) İtalyan savaş ve ticaret gem ileri Karadeniz’e kadar sızmayı başarmışlardı. İtalya’da adına “R öne­ sans” denen ve İtalyan kent-devlet kültürünün çiçek açm a­ sı olarak tanım lanabilecek uyanış çağı pek m üm kün ola­ mazdı. Batı Avrupa’nın bu ilk “denizaşırı im paratorluğu” Türkler tarafından yıkılm ış oldu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) dizisi. Osm anlıların denizlere tam anlamıyla açıldı­ ğı 15. İtalyan kent-devletlerinin refahı. Başta V enedik ve Ceneviz ol­ mak üzere. Akdeniz sularına İtalyan yarım -adası egemendi. bu im paratorluğun yıkılm asının son derece önem li ve uzun süreli bir başka sonucu oldu. büyük ölçüde Doğu Akdeniz’le ti­ carete bağlıydı. Böylece. Avrupa kaşif. tüccar. 3. Bu karşıtlık. yüzyıldan. Batı’nm dirikliğinin de çıkış noktasıdır. bu üstünlüğüne karşıydılar. Doğu Akde­ niz’in eski uygar halkları İtalya’nın. d. yeryüzünün tüm okyanusları zamanla. Rönesans 11. İtalyan kent-devletlerinin Doğu Akdeniz’deki ve çevre lim anlarındaki üstünlüğüne son verdi. Avrupa’n ın ikinci denizaşırı genişlem esinin yolları haline geldi. Avrupa’ya zenginlik ve deney kazandıran büyük coğ­ 8o . Eğer bu ticaretin yarattığı ekonom ik dürtü ve entelektüel uyarıcı olmasaydı. belki dönem in Avrupa insanına acılar ve güçlüklerle dolu günlere mal olmuştur. O sm anlıların La­ tin Avrupa’ya karşı Ortadoğu ve Balkanları birleştirm edeki başarısının önem li nedenlerinden biridir. Venedik Ege’deki hem en h e­ men tüm topraklarını yitirdi. yüzyılın sonlarına kadar. 15. İster M üslüman olsun ister O rtodoks. 1 4 5 3 ’te İstan­ bul’un fethi. Böylece. m isyoner ve askerlerinin dikkati Akdeniz’in dışına çevrildi. A ncak bu canlı ortam.

Venedik. Bu bakım dan. daha önce de değinildiği gibi. Fransa. 15. geniş kitlelerin efendisi olm adıklarından. Aslında. Floransa. şu temel anlayışlara dayan­ dığı ve onlarla anlam kazandığı görülüyor: (i) Yeryüzü ilgi 8ı . Rönesans. yani 10. Hıristiyan olm ayan dünyayla çok yakın ekonom ik ve kül­ türel ilişkiler içindeydi. “Yeniden Doğuş” anlam ına gelen “Rönesans” (renaissance) sözcüğü. yüzyılın başında gerçekleşm esinin tarihi bir rastlantı olm adığı açıkça görü­ lüyor. Avrupa’nın bu kurum larm m uzun süreli bir dönüşüm sürecine girdiği b ir düşünce ve duygu dönemidir. Portekiz. Rönesans döne­ m inin yaratıcılığı.XIX. Alman İm paratorluğu. Rönesans’ı bir bütün olarak değerlendirirsek. Avrupa’nın tem el kurum lan. en kârlı ticaretin nereyle ve nasıl ya­ pılacağına harcadılar ve bu yolla sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. yüzyıllarda oluşmuştu. yenilikçiliği ve canlılığının asıl yürütücü gücüyse kent insanları. en erji ve zam anlarını bu kitlele­ rin yönetim ine değil. Ayrıntılarına girm eksizin. Ayrıca. ve 11. Hollanda ve İngiltere gibi despotik ol­ mayan küçük kent-devletlerinde ya da m etropollerde doğ­ muştur. H ıristiyan doktrin ve uygulam asının giderek daha geçersiz hale geldiği laik yaşam anlayışı. yani bir bakım a tüccarlardır. ne kadar zengin olurlarsa olsunlar. yüzyılın sonlarına gelindiğindeyse bu Rönesans kültürü Kuzey Avrupa kentlerine kadar ge­ nişledi. İtalyan kent-devletleri. eski Roma ve G rek başarılarının yeniden canlandırılm ak istenm esi sürecini anlatır. Bun­ lar. geç ortaçağda. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları rafi keşiflerin 15. Rus Çarlığı ve Osm anlı Devleti gibi büyük ve despotik devletlerde değil. Rönesans ise. Avrupa’nın kuzeyinden önce İtalyan yarı­ madasında başladı. Alpler’in kuzeyindekilere göre. yüzyılın sonu ile 16.

bireyin yetenekleri ve po­ tansiyel gücü vurgulandı. toplumdan uzak. dü­ şünceyle geçen yalnız ve edilgin bir yaşam gıptayla bakıla­ cak bir davranış biçim iyken. Bir yanda. cum huriyet rejim ini koruyan Floransa gibi kentdevletlerde yeni bir toplum sal bilinç. ortak sorum lu­ luk anlayışından vazgeçilerek. Tanrı’m n koruyuculuğu altında bile olsa. gerçekte büyük bir gü­ ce sahipti. Yoksulluk. zayıf bir yaratık olamazdı. İnsanın faal olm asına karşı duyulan bu yeni saygı. G eçm işte. başka dünyaları düşünm enin ve ona hazırlık yapm anın pek bir anlam ı olamazdı. ister savaşta. Sakin. 1 4 3 3 ’te hüm anist Leonardo Bruni. ister sanatta. yeni bir “kamuya da­ ha çok hizm et” anlayışı yerleşti. Bu yeni Rönesans bireyciliğiyle insanın olağanüstü başarıları üzerinde duruldu. hareketli. Erdem li bir kişi. birey kendi kaderini kendisi belirleyecekti. potansi­ 82 . Rönesans’la bir­ likte. ne yaptığını bilen. Ö te yanda. (ii) insan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir. Rönesans. b ir bakım a. Rönesans anlayışı­ na göre yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdi ki. serü­ venlerle dolu ve başarılı bir “dünyevi” yaşamdan daha say­ gıdeğer de değildi. “insanın tüm şan ve şerefi faal olm asında yatar” di­ yebilmekteydi. top­ lum sal ve bireysel alanlarda önem li sonuçlar doğurdu. (iii) insanın sürekli faal olm ası onurlu bir şeydir ve (iv) gerçek güzel­ dir. Servet ta­ rafından yönetilen dünyada.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir. insanın kendisini ve çevresini yeni bir algılama ve kavrama biçim idir. hiç olmazsa H ıristi­ yan doktrininde. İnsan. zenginliğin olanaklarından doğrulukla yararlanm a­ nın erdem olduğuna inanılmaya başlandı. ister devlet yönetim inde olsun. bu dünyanın işlerinden be­ lirli ölçüde uzak kalm aktı. dünyevi zevklerden yoksun “m ünzevi” bir yaşam. saygı uyandırmaktaydı. Eskiden ideal olan.

bir bakım a kendi bildiğini okuyan ve yaptığı her işte en iyisini. aynı zam an­ da sade vatandaşın da güven ve inancı sarsılm ıştı. evrende görülebilen ve dokunulabilen kişi ya da nesneler olarak ele alındı.10 e. resim den müziğe. Bu büyük uyanış. bu gerçe­ ği ve nesnelliği iletmesiydi. bir yanda Batı’nm üstünlüğünün temel nedenlerinden biri olm uş. G om brich. en olağanüstüsünü ortaya çıkaran kişiydi. 1 1 3 -2 5 9 . Prenslerin K ilise’ye başkaldırm ala­ 10 Rönesans sanat: ve sanatkârları konusunda okunm aya değer ço k iyi b ir kay­ nak şudur: E. kendi içişlerine karışm asına. “N esnellik” ise. nesnelerin. 1 9 7 2 . edebiyattan doğa bi­ lim lerine kadar tüm insan faaliyetlerinde kendini coşkuyla gösterdi. heykeltraşlıktan m im ariye. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları yelinden yararlanarak önüne çıkan fırsatları en iyi biçim de kullanan. İstanbul. Sanatın Öyküsü. “G erçek”.XIX. K ilise. K atolik Kilisesi’ne m uhalefet olarak ele alınırsa. manevi sınırlandırm a­ larına. Dini reform . Toplum sal ve bireysel alanlarla bu sıkı fıkılık yeni bir gerçekçilik ve nesnellik anlayışını da beraberinde getirdi. Rem zi Kitabevi Yayınları. yüzyıllarda Avrupa insanının din alanındaki dü­ şüncelerinde ortaya çıkan değişiklikler. M onarklar ve zenginler üzerinde ruhani gücünün azalm asının et­ kisi. 15. iddia ettiği genel hüküm ranlığa ve koyduğu vergile­ re karşı çıkılm asıydı. ss. Kilise’nin güç ve m ülküne itibar et­ memeye başlamışlardı. Dini Reform (Reformasyon) 15. 83 . ve 16. bu iki kaynaktan gelm iştir. öte yanda daha sonraki yüzyılların siyasi tarihi üzerinde çok önem li etkide bulunmuştur. on­ ları algılayan her norm al insana aynı görünm esi ve hisse­ dilm esi demekti. yüzyıla ge­ lindiğinde m onarklarm ve zenginlerin vicdanlarında sahip olduğu önem li yeri yitirm eye başlam ıştı. Sanattan ve bilim den beklenen. Bedrettin Cöm ert. H. çev. Ama.

Bu m ücadelenin ortaya çıkardığı değişikliklere topluca “Reform asyon” adı veriliyor. daha önce dört köşeli siyasal m ücadele şe­ masında gösterilen Kutsal Roma İm paratoru ile açıkça iş­ birliği yapmaya başladığı zaman. eğitim sistem ine ve Kilise’nin mal ve m ülküne el koy­ m ak istiyorlardı. Kilise içinde bir R e fjrmasyon vardı. tem elde dini nitelikteydi. 16. İkin ci olarak. ortaçağın da önem li temalarından biriydi. Bazı azizlerin başını çektiği bu hareket. Hıristiyan dünya­ sının dini önderi olduğu için değil. K ilise’nin gücüne değil. ger­ çekte. Roma’ya akan parayı sürdürmek ve kendi toprakları üzerindeki ruhani otorite­ ye. G önüllerinde yatan daha az değil. H ıristiyanların ruhani önderi olacağı yerde. M onarklarm bu isyanı. varlıklı ve dünyevi bir prens haline gelmişti. Papa’ya. Bir kere. K ilise’nin dünya yönetim ine ve Kutsal Roma Imparatoru’nun üzerlerindeki siyasal hüküm ranlık iddialarına karşı dini olm ayan bir hareketti. halka göre bir Reformasyon vardı. Kilise’den ayrılmayı ciddi ciddi düşünmeye başladılar. G üçlülerin kötülüklerine karşı olanları örgütleye­ cek ve onlara yardım edecek dürüst ve korkusuz bir Kilise istiyorlardı. yüzyıldan sonra ortaya çıkan m ücadelenin üç yönlü bir nitelik gösterdiği anlaşılır. Ü çüncü olarak. onun gücünü artırm ak peşin­ deydi. yüzyılda Kilise. monarklara göre bir Reform asyon vardı. Sade vatandaşın Kilise’ye karşı isyanıysa. Avrupa’da 14. Bunlar. Bu m onarklara ve sade halka bir de Kilise içinde re­ form isteyenleri katarsak. daha sıkı bir K ilise denetim iydi. zayıflığına karşı çıkı­ yorlardı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) rı. 84 . Kilise’yi doğru yola çekerek. olmadığı için itiraz edi­ yorlardı. Ancak. Bunlar. ama bu denetim dini öğretiye uygun ve dürüst bir denetim olmalıydı. O. H ıristiyanlığı zengin ve güçlü olanların hak­ sızlık ve kötülüklerine karşı güçlü bir otorite haline getir­ m ek istiyorlardı.

m anastır yaşamı sona erm eli ve din adam larının Hı­ ristiyan cem aatinin öteki üyelerinden farkı kalmamalıydı. Alman P rotestan lığının büyük önderi Mar­ tin Luther’dir (1 4 8 3 -1 5 4 6 ). Roma ile bağların kesil­ m esine yetecek ölçüde bir Reform asyona izin verdiler. tahta bağlı ulusal kiliselerin kurulmasıydı. kendi kiliselerini buna uygun olarak yönet­ m ekti. daha sürekli. bu ikisi arasında başarılı bir uzlaşm anın iyi bir örneğidir. dinin' başı olarak Pa~ pa’nın yerine m onarkın.XIX. kendi In cil’lerine sa­ hip olm ak. yani devletin geçm esi biçim ini al­ dı. Ona göre. dini denetim leri altına aldılar. N orveç. Kuzey Al­ manya ve Bohemya m onarkları Roma Kilisesi’nden ayrıla­ rak. Din adamları da öteki insanlar gibi evlenebil­ m ek. Iskoçya. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları M onarklarm Reform asyonu. Incil’den çıkarılacak ilkeler üzerinde yeni b ir ki­ lise kurm ak istiyordu. İngiltere’de Anglikan Kilisesi. Ortalama vatandaşın Reform asyonu bundan çok deği­ şikti. her Hıristiyan In cil’i oku­ malı ve kendi vicdanına göre istediği yorumu serbestçe ya­ pabilmeliydi. onu alaşağı etm ek ve yerine. ama kısa sürede daha az başarılı oldu. belki de kesm ek istem iyorlardı. Yapmak is­ tedikleri. İsveç. Luther. belki kesecek güçleri yoktu. O nun başkaldırışı daha dürüst. Kilise’yi düzeltm ek değil. Bu hareketin tipik örneği. Ancak. Danim arka. İngiltere. daha karm aşık. ama bunun ötesinde İsa’nın ilk öğretisine geri dönüş ya da In­ cil’in doğrudan yorum lanm ası gibi kendileri için de tehli­ keli sonuçlar doğurabilecek değişikliklere karşı direndiler. Bunlar Ro­ ma ile bağlarını tam anlam ıyla kesem ediler. Amaçları. sonunda başka yönlere de gitmiş olsa. K ilise’nin otoritesine karşı. Bu yüzden Al­ . Roma’ya ve Kutsal Roma Im paratoru’na karşı Almanya’da zaten birikm iş olan tepki dolayısıyla. bu reform ları yapabilmek için güce ihtiyacı olduğunu da biliyordu. Luther ateşli taraftar­ lar toplamaya başladı.

Alman­ ya’da bir grup Protestan prens ve kent-devletler arasında bir birlik kurarak. devletin otoritesine boyun eğme biçim ine dönüştü. dinin Papa’nm ol­ duğu kadar. İngiltere’de güçlü bir mezhep oluşturdular. Luther. Bu faaliyet. Bu hareketlerin önem li siyasal sonuçları oldu. Kutsal İmparatorluğun ancak Katolik dünyasında bir anlamı kalmıştı. François. Katolik Kutsal Roma İm paratoru’na kar­ şı savaşmaya başladılar. Siyasal çıkarlar. Protestanlığı ka­ bul eden m onarşilerde. Bunlar. Luther’in öğretisi. değişik görüş ve yorum lar ortaya çıkardı. Çünkü. Böylece. çok anlaşılır bir biçimde. Almanya’da prensler tarafından bü­ yük ölçüde ezildilerse de. Protestan Alman prenslikle­ 86 . din üzerinde hakları olan de­ netim i kurm alarını istedi. Bundan sonra Alman ve İngiliz insanlarının davranışlarındaki ve belki de gelecek tarihlerindeki farklı­ lık. değinildiği gibi. bu Protestan birliğini destekledi. Luther tarafından çevrilen ve çok sayıda basılan Incil’i büyük bir hevesle okuyorlardı. I. Birçok prens bu çağrıyı heves ve sevinçle kabul etti. dinsel çıkarların üstüne çıkm ıştı. Charles (Şarlken) doğal olarak K atolik kaldı. iyi bir Ka­ tolik olm asına rağmen. Habsburgların “evrensel m onarşisi”ne karşı Avrupa güç dengesini sağlamak için.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) man prenslerine seslenerek. Fran ­ çois. Bu gelişm eler karşısında Kutsal Roma İmpa­ ratoru olan ve Habsburglardan gelen V. Fransa Kralı I. inanm ış Alman Protestan köylülerinin prenslere karşı ayaklanm alarına ve kişinin dini bağım sızlığını savunmala­ rında prenslerin yanında yer alarak isyancıların bastırılm a­ larını isteyecek kadar devletin üstünlüğünün propaganda­ sını yaptı. İyi bir H ıristi­ yan kurulu otoriteye tam anlamıyla sadık kalmalıydı. devletin de elinde olm asına karşı çıkan Protestanlar türedi. Artık tüm Almanya ve Batı Avrupa’da insanlar. bir bakım a Almanya’da özgür düşünce ve inancın bas­ tırılmasıyla açıklanabilir.

Almanya’nın küçük ve bağımsız devletler mozayiği biçim inde parçalanm asına da yol açm ıştır. yüz­ yılda Kilise’n in hem en hem en bugünkü biçim ini almasıdır. K ur­ dukları okullar. Charles ve K ato­ lik kalan prensliklere karşı 1546 yılında başlattıkları sava­ şı. İspanyol Loyola’lı Aziz Ingatius’tur. M isyonerlik faaliyetiyle Hıristiyan­ lığı Ç in’e. Çizvitlerin asıl başarıları eğitim alanındadır. Fransa’nın desteğiyle Protestan Alman prensleri. tüm Katolik Avrupa’da Kilise’nin itibarını yeni­ den kazanm asını sağlamaya çalışm ışlar ve onlarla rekabete giren Protestan Avrupa’nın da uyarıcısı olmuşlardır. Ingatius. yüzyıldaki en önem li tem silcisiyse. çünkü uygulamada onlardan daha iyisi yoktu r“ demekteydi. ister devlet 87 . Reform asyon hareketinin önem li bir sonucu. Almanya’nın bölünmüşlüğünün sürdürülm esi üzerine kurulacaktır. 16. Bu adamlar kendilerini tümüyle Kilise’nin em rine verdiler. Bunu izleyen ve en azından 2. Bir başka önem li so­ nucuysa. ister siyasal. Cizvitler. 15. Avrupalüarın. Papalık bu tarihten sonra devlet yönetim inden ayrı dinsel bir örgüt olarak faaliyet gösterecektir. O kadar ki. yüzyıla kadar sürecektir. Aynı tarihli Augsburg Ba­ rışı Protestanlık davasının başarısını simgeler. Hindistan’a ve Kuzey Am erika’ya kadar yaydılar. Bu bölünm üş­ lük 19. ister dinsel olsun. Dünya Savaşı sonuna kadar olan dönemde K atolik Fransa’nın dış politikası. Aynı za­ manda. İngiliz filozo­ fu Sir Francis Bacon “eğitim açısından Cizvit okullarına danışm ak gerekir. ister devletler arasında. 1555 yılında zaferle bitirdiler. Ancak. uzun süre. Hıristiyalık dünyasındaki en iyi eğitim kurum lan olarak kaldılar.38’de “Isa’nın Toplum u” (Society of Jesu s) adıyla b ir tarikat kurdu ve bunlara “C izvitlef” (Jesuits) denmeye başlandı. genel bilgi düzeyini yük­ seltm işler. İm parator V. K ilise içindeki Reformasyon’un 16. Yüzyılcı K adar Dünya Tarihinin Anahatları riyle ve hatta Müslüman O sm anlı devletiyle ittifaklar kura­ caktır.XIX.

yüzyılda H açlı Sefer­ leri alıştırm ıştı. yüzyılla başlayan globalleşm e süreci içindeyse tüm dünyayı kapsayacak b i­ çim de yaygınlaştı. yüzyıllardan b eıi M üslüman dünyayla m ücadeleye girmişlerdi ve şimdi daha da ileriye gitmeye hazırdılar. Avrupa büyük b ir im paratorluk değildi ve hareketleri belirli bir merkezden yönetilm iyor88 . kısaca Avrupa’nın entelektüel ve m anevi enerjisini yükseltmiştir. Avrupa’nın yöneticileri ve zenginleri. Avrupa artık m ilitan. M atbaanın kurulm asından sonra yeryüzü hakkında bilgiye ve global bir bakış açısına sahip olmuşlardı. Avrasya kıta küt­ lesinin en batı köşesiydi. ente­ lektüel bir durgunluk hüküm sürecektir. m odern dünyanın temel özellikleri Avrupa’da belirginleşm işti. Bu özelliklerden birincisi. A vrupalılan de­ nizaşırı keşifler düşüncesine daha 11. Hıristiyan dinininin gerçeği üzerinde anlaşam am alarının. ama 1 5 0 0 ’lerde etkin. Avrupa. canlı ve kendine güvenen bir bölge haline gelmişti. Din ve devlet görevlilerinin işbirliği yapıp m ü­ kemm el bir dinsel uyum sağladıkları devletlerdeyse. İkincisi bağım sızlıktır. 2. Avrupa kültürü­ nün özünde bulunan pagan Helen ile H ıristiyan geleneği arasındaki tem el çelişkiyi çok belirgin bir hale getirerek. uzun m esafeli seyahat yapabilecek ticaret ve sa­ vaş gem ilerine sahip olmuşlardı. Ayrıca iyi eğitilmiş­ lerdi. Portekiz ve Ispanyollar. global eylem­ de bulunabilm e yeteneğidir. laiklik ve m odern bilim e giden kapıyı açmasıdır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sınırlan içinde olsun. Rönesans ile Re­ formasyon arasındaki karşılıklı etkileşim . çeşitliliği ve Avrupa insanının yaratıcılık potansiyelini ar­ tırmış. yüzyılın başına gelindiğinde:. iyi ör­ gütlenm iş. silahlanm ış ve saldırgandı. 16. Batı’nın Denizlerde Üstünlüğü Sağlaması (1500-1700) 16.

yüzyıla nasıl O sm anlılarm dönemi diyorsak. en geneli ve bir bakım a en açıklayıcısı olacaktır. Kısa­ ca. 1 5 0 0 ’lere kadar Avrupa için bü89 . 16. döne­ m in savaşları dini olduğu kadar siyasal. bunların hepsi Batı’nm üstünlüğüne şu ya da bu biçim de katkıda bulunduğu için. siyasal bağlılığı artırdı. Ancak. m illiyet düşüncesidir. tüccarların. Duruma göre. Yüzyılcı Kadar Dünya Tarihinin Anahatları du. Avrupa’da birkaç si­ yasal otorite. Ama. Denizaşırı genişlem eyi sınırlandırabilecek olan Kutsal Roma İm paratorluğu. sonra Ispanya’nın dönem i dem ek yanlış olmaz. özerk siyasal birim lerin. a. loncaların. Üçüncüsü. Avrupa. Okyanuslara açılm a ya da Batı Avrupa devletlerinin denizlere egemen ol­ maları denebilir. “ulus-devlet”in başlangıcı bu dönemde gözlenebilir. soyluların. ekonom ik. Fransa ve İngilte­ re m onarşileri. Atlantik Okyanusu. askeri harekât ve dünya işleriyle Haçlı Seferlerinde olduğu kadar ilgilenmiyordu. 13. 1 5 0 0 -1 7 0 0 arası dönem i çok değişik biçim lerde adlan­ dırılabilir. yüzyıla gelindiğinde siyasal oto­ ritesini büyük ölçüde yitirm işti. yönettikleri halkın güçlü siyasal bağlılığım elde etm işlerdi. İspanya. top­ lumsal ve anayasal konuları da içerm ektedir. Ruhani önderliğini koru­ makta olan Papalıksa. “Batı’nın de­ nizlerden başlayarak ve giderek karada da üstün duruma geçtiği dönem ” adını verm ek. Din Savaşları D önem i denebilir. bunların tek başlarına ya da birlikte hareketleri sonucu globalleşm e serüvenine atıldı. Yavaş yavaş uyanmakta olan m illiyetçilik bu m onarşileri güçlendirdi ve globalleşm e süreciyle bunun sağladığı dış dünyayla temas. prenslerin. yüzyıla da tüm dünyada önce Portekiz. Okyanuslara Açılm a: Portekiz ve Ispanya’nın Üstünlüğü (1 5 0 0 -1 6 0 0 ) Avrupa ve Asya’da 15.XIX. hatta üniversitelerin topluluğu biçim ine dönüş­ müştü. özellikle Portekiz.

Portekiz’den sonra Is­ panya’yı da denizaşırı im paratorluk kurmaya itti. Çin’in lim anları ve Yeni Gine’ye kadar uzandılar. Portekiz Krallığı Atlantik’te keşfi teşvik edip mali destek sağlayınca. Bu “im paratorluğun” kısa vadedeki en önem li sonucu. H üküm et. Hürmüz Boğazı ve Doğu Afri­ ka’da sürekli ticaret istasyonları kurdu. Bugünkü term inoloji içinde belirtm ek gerekirse. 5 0 0 ’lerde ise bir köprü. Böylece. baharat gibi Doğu kökenli m alların. Avrupa lehine değişmeye başlamıştır. Lizbon’dakinden beş kat daha pahalıydı. hâzinesini doldurm ak için. Avrupa’nın ateşli silahlar ve de­ niz gücüyle desteklenen ilk sömürge im paratorluğu kurul­ muş oldu. bir baş­ langıç noktası olm uştur. “C onquistador” denen İspanyol fatihlerinden Cortez M eksika’daki Aztek. O zamana kadar görülmemiş bir barbarlık. Türk ve Mısırlılara karşı savaştı. kendisini daha önce bilm edikleri Arap ticaretinin tam ortasında buldu. Ki­ lise yeni bir “Haçlı Ruhu” ile Hıristiyanlığı yeni kıtaya da yaymak için hem m isyonerler gönderdi. Bu uygarlıkların eşsiz altın heykel ve süs eşya­ larını eriterek paraya dönüştürdüler. Kraliçe Isabella’nm desteği ile K ristof K olom b’un 1 4 9 2 ’de Amerika kıtasını bulm ası. Avrupa’nın Asya ile ticaret den­ gesi. hâlâ eski ticaret yollarına dayanan V enedik’te. Avrupa’da fiyatlarının esaslı bi­ çim de düşmüş olmasıdır. Örneğin. hem de söm ürge­ ciliği destekledi. Vasco de Gama Afri­ ka’yı güneyinden dolaşıp. 1504 yılında baharatın fiyatı. çok el değiş­ tirm em elerinden dolayı. Aden. Pizarro ise Peru’daki İnka uygarlıklarını tümüyle yok ettiler. Portekiz’in ticaret re­ kabetini istem eyen Arap. Goa.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) yük bir engel. vahşet ve kitle­ sel katliam la. bir sondu. kı­ tayı bir altın ve gümüş deposu olarak gördü. Yerlilerin zorla ve / 90 . Portekizliler bura­ dan Malaka Yarımadası. Doğu’da Portekiz’in üstünlüğünü dengelemek için Ispanyollar bü­ yük bir hevesle Am erika’nın içlerini de keşfe başladılar.

Bu iki devlet 1 4 9 4 ’te yaptık­ ları bir anlaşmayla yeryüzünü ikiye bölerek paylaştılar. Denizlerdeki bu üstünlük. Am erika. şimdi çevrede kalan eski dünya içindeki M üslüm an halklar. iç sorun­ larını çözdükten ve Din Savaşları badiresini atlattıktan sonra. yeryüzünde. teknoloji ve irade gücünün bilinçli b ir biçim de bir araya getirilm esinin sonucudur. Amerika kıtasına geti­ rildi. Zaten Avru­ pa’nın deniz üstünlüğü. Bu ikisi dışında. Avrupa savaşkanlığı ile denizcilik tekniğinin bileşim iyse. tüm yeryüzünün kültürel dengesini tem elinden değiştire­ cektir. Bu yeni dö­ nemde Avrupa kıtası. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları ölesiye çalıştırılm aları bir yana. Afrika ve Asya’nın erişebil­ diği bir “dünya m erkezi” haline geldi. ulaşım ve ta­ şım acılık karalardan denizlere geçmeye başlayınca. devletlerin kaderini yalnız coğrafya belirlem ez. 10.XIX. kara yerine deniz ulaşım ı dönem i başlam ıştır. Okyanusların açtığı bu büyük olanaktan yararlan­ 9i . Portekiz ise Asya ve Doğu Hint adalarında ticaret hakkını elde etti. Doğu ile Batı’nm denizlerine tam yüz yıl Portekiz ile İspanya egemen olacaklardır. çok kısa b ir süre içinde. Bu devletler. yeryüzündeki m erkezi durum larını yitirdiler. Böylece.0 0 0 ’e ulaşan karaderili tutsak. İngiltere ve Hollanda gibi denizcilik po­ tansiyeli olan devletler henüz Iberik yarım adasının bu iki devleti gibi denizlere açılam am ışlardı. Magellan’m keşfettiği Filipinler Ispanya’ya. Fransa. Portekiz tara­ fından bulunan Brezilya Portekiz’e verildi. Ayrıca. Afrika’dan 1 5 6 0 ’ta sayıları 1 0 0 . yüzyıldan beri oluşan ve insanlık tarihinde m isli görülm emiş olan Avrupa savaşkanlığma geniş bir uygulama alanı sağladı. Portekiz ve Ispanya’nın deniz egemenliği 1 6 0 0 ’lere ka­ dar sürdü. Ç ünkü. İtalyan kent-devletlerinde başla­ yan ve daha sonra yüzü A tlantik’e dönük Portekiz’e geçen bilim . İspanya tüm Am erika’yı.

Hollanda’nın çoğu eyaletlerinin hükümdarıydı. Böylece. Tunus’u ellerine geçirdiler. Philip (1 5 5 6 -1 5 9 8 ) Portekiz’i miras yoluyla eline geçirince (1 6 4 0 ’ta yeniden bağımsız olacak­ tır) tüm Iberik yarımadası siyasal açıdan birleşm iş oldu. Ispanya’yı da oğlu Philip’e bıraktı. II. ama 16. Ayrıca. yüzyıla va­ rıldığında devletlerin en önem li uğraşı oldu ve bugün b il­ diğimiz niteliğini kazandı: Kapitalist ekonom inin ortaya çı­ kışı ve kentm erkezli ekonom ik sistem den ulus-m erkezli ekonom ik sistem e geçiş. 16. ve 15. 12. yüzyılın ikinci yarı­ sında hızlanan fiyat artışıdır. Charles. Augsburg Barışı’ndan bir yıl sonra. Tüm m alların fiyatları 1550ı 92 . Ü nce Hollanda’nın (1 5 6 8 ). Habsburglar biri Avusturya. sonra İngiltere’nin (1 5 8 8 ) Ispanyol deniz kuvvetle­ rine karşı zaferleri Ispanya’yı tahtından indirdi. Amerika’nın yanı sıra 1580’den sonra tüm Portekiz sömür­ gelerini devraldı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) maya başlayacaklardır. Hollanda bunun hem en arkasından Portekiz’in Hint Okyanusu kıyı­ larındaki ticaret m erkezlerine yerleşti. Türkler iki yıl içinde kayıplarını karşılayarak. yüzyılda başlayan. Avusturya ve Bohemya ile M acaristan’ın Türklerin elinde bulunm ayan bölümünü kardeşi Ferdi-nand’a (kısa bir süre sonra Kutsal Roma İm ­ paratoru seçilecektir). Bu ekonom ik dönüşüm ün önem li özelliği. yüzyıllar arasında gelişen ticaret. b. 16. 1 5 7 1 ’de Osm anlılara karşı İnebahtı’da (Lepanto) bir deniz zaferi elde ettiyse de. Fiyat Artışı ve M erkantilizm 10. öteki İspanya olmak üzere ikiye ayrıldı. yüzyılın ikinci yarısında Iberik yarım adasının de niz üstünlüğü tehdit edilmeye başlandı. bu uzun süreli olmadı. İspanya şimdi Batı Akdeniz’de yalnız Os~ m anlılar tarafından tehdit edilen bir üstünlüğe sahipti. 35 yıldır Almanya’nın dini bütünlüğünü korumaya ça­ lışan V. 1556’da tahtından feragat etti.

anayasal bunalım ların ortaya çık­ masına yardım etmiştir. Ö zellikle 13. Fiyat artışı. Kralın ve danışm anlarının. Bazı hüküm etlerse vergileri artırma yoluna giderek. Maden m iktarı. üretilen mal ve hikm etlerin hacm in­ den daha hızlı arttığı için. Tarım dışı. para m iktarının fazlalaşm asının ötesinde. uzun vadede enflasyonu körükledi. do­ layısıyla beslenm esi gereken nüfus hızla artmaya devam ediyordu. altın ve güm üşün kendi ülkelerine akması için tedbir alm aları. 16. Böylece. yüzyılın mali bunalım ı. İlerde in­ celenecek olan ve aynı dönemde ortaya çıkan din savaşla­ rında. üre­ tim m aliyeti ve taşıma masrafları yükseldi. Bu anayasal bunalım sonunda. öteki tüm Avrupa ülkelerinde kraliyet despotizmi kurulm uştur. 17.XIX. Ame­ rika’dan Avrupa’ya akan yeni bulunm uş değerli m adenler­ dir. m erkantilist 93 . her yerde ve her za­ man olduğu gibi. enflasyonun bu kesim üzerinde yarattığı kötüm ser­ liğin. önem li gelişm eleri yansıtır. Fiyat artışının bir başka sonucu. m adenin d&ğeri azaldı. Böylece. ekim e daha az uygun toprakların da tarıma açılm ası zorunluluğunu doğurmuştu. Bu uygulama kısa sürede kralın gelirini artırdıysa da. en ço k sabit gelirlileri etkiledi. 16. Bu durum karşısında bazı hüküm etler paranın değerini düşürdüler. Bu da fi­ yatların yükselm esi demektir. Bu sürekli enflasyon. Tarım teknolojisi fazla gelişmiş olmadığı için . Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları 1600 arasında ortalama olarak iki kat artm ıştı. yüzyıldan sonra sürekli artan nüfus. “m erkantilizm ”in or­ taya çıkışıdır. yüzyıl enflasyonunun önem li bir nedeni. 1 6 50’de buğdayın fiyatı Paris pazarında 1 5 0 0 ’dekine göre 15 kat daha pahalıydı. hüküm etlerin vergileri artırm alarının ve sonuç ola­ rak etrafı kasıp kavuran ekonom ik “anarşinin” payı bü­ yüktür. fi­ yat artışı da en çok tarım ürünlerinde görüldü. buna izin verm eyen parlam enter nitelikte kuruluşlarla çatışmaya sürüklendiler. yüzyılda İngiltere’de parlam ento zafer kazanm ış.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) düzenlem enin iticisi oldu. Böylece. giderek. Portekiz ve Ispanya’nın Amerika ve Doğu’daki tekelini kırm ışlardır. Bu şirketler sayesinde Kuzey Avrupa devletleri. c. Avrupa tarihi­ nin gelecek yüzyıllarının en önem li siyasal birim i haline gelecek olan “ulus-devlet”i doğuracaktır. güçlü ve kendi kendine yeterli ekonom i kurma düşüncesine. yeryüzünde ye­ ni ve çok daha güçlü sömürge im paratorlukları kurulacak­ tır. Savaş Teknolojisindeki G elişm eler ve Ulus-Devlet \ “U lus” duygusu 15. 16. yüzyılla birlikte. ulus-devletin kuruluşunu kolaylaştırmıştır. İn ­ giltere. Fransa. yüz­ yılla birlikte dünya ekonom isinin gidişi. ya­ ni m erkantilizm e yol açtı. yaşamsal olan ham ­ maddelerin dışında ithalatı yasaklamak ve böylece ticaret dengesini lehlerine çevirm ek. Bunların en ünlüleri. M erkantilist düşüncenin temel noktaları şunlardı: Mamul maddelerin ihracatım artırm ak. kısa bir süre sonra Osm anlı Şirketi izledi. daha 16. Çünkü. Portekiz ve Ispan94 . ulus-devlet çapın­ da ekonom ik düzenlem enin en başarılı düzenleme olduğu­ nu gösterecektir. hamm addelerin ihracatını azaltmak. 1553’te Rus­ ya Şirketi’ni kurm uştu. devletlerin güç­ lü ve sürekli ordu besleyebilecek olanaklara kavuşmalarını ve dolayısıyla Kuzey Avrupa devletlerinin güçlerinin art­ m asını sağlayacaktır. 1 6 0 0 ’de İngiltere’nin kurduğu Doğu H indistan. Ayrıca. biriken zenginlik. yani ekonom ik ve as­ keri olanaklar. yüzyıl baş­ larında Osm anlı devleti ile bu amaca yönelik ticaret anlaş­ maları (O sm anlı tarihinde daha sonra kapitülasyonlar adı­ nı alacak olan ve devletin zayıflam asının ana nedenlerin­ den birini oluşturacak ayrıcalık anlaşmaları) yapmıştı. Bunu. Bu iki gelişm e. Kuzey Buz Denizi’nin keşfinden sonra. Tüm bu gelişm elerle biriken zenginlik. Bu uygulamaysa. Hollanda ve Fransa’nın daha sonra kurdukları benzer şirketlerdir.

dönem in en m odern askeri birliği olan “y e n iç e rile rin çekirdeğini oluşturduğu Osm anlı ve süvari yerine piyadeden kurulan. soyluların bile ellerinde silah saflarda savaştığı İspanya ordusu. ok ve yay hâlâ savaşların sonunu belirlem ekte. 16. yüzyılların en başarılı ordu­ ’ ları.XIX. Topun yalnız kalelere karşı değil. Top. onun yaygın bir siyasal birim olarak ortaya çıkm asını olanaklı kılan. tartışmasız üstünlüğe sahip­ ti.yüz­ yılın ortalarına gelindiğinde. askeri amaçlarla ilk kez Otuz Yıl Savaşları’nda kullanılacaktır. Bu ve daha sonra yapılan toplarla. yüz­ 95 . O rdunun ar­ kasında bulunan ulus desteği. 1 5 . en başardı örneğini İngiliz ve Fransız m onarşileri vermiştir. 15. savaş teknolojisindeki ge­ lişm e ve özellikle topun bulunm asıdır. top ve tüfek. 16. bu durumu değiştiren önem li bir teknik başarı oldu. yüz­ yıllarca her türlü saldırıya başarıyla karşı koym uş olan Hı­ ristiyan kent surları Türkler tarafından yıkılm ış ve Avru­ pa’nın ortalarına kadar egem enliklerini yaygm laştırmışlardır. ve 16. yüzyılın ortalarında bulunan tüfek. süvari. tarihte ilk defa Sırbistan’ı Osm anlılara tabi biçi­ me sokan 1389 Kosova Savaşı’nda kullanılm ıştır. kalelerse yıkılm az ve kor­ kusuz taş yükseklikler olarak sürm ekteydi. aynı zamanda savaş alanlarında düşman askerlerine karşı kullanılm ası da 1521’de Belgrad ve 1 5 2 6 ’da M ohaç’ta Türkler tarafından gerçekleştirilm iştir. kılıç. Macar asıllı Urban’m Fatih Sultan M ehm et için yaptığı o zamanın en büyük ve etkili topu'. çok farklı bir örgütlenm e anlayışına sahip Osm anlı or­ dusu ve tüm halkın kurulm asında katkısı bulunduğu ve dolaylı olarak vergilerle finanse ettiği ulus-devletinki ol­ muştur. buraya kadar özetlenen gelişm elerin bileşi­ mi yatm aktaysa da. ve 17. yüzyılın başlarından 17. Örneğin. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları ya’da belirgin olarak görülm üşse de. Ulus duygusunun yol açtığı “ulus-devlet” denen olgu­ nun tem elinde. yüzyılın ortalarına kadar. 15. AnC'ak.

ç. Nisan 19 7 8 : “LongCycles o f W orld Leadership”. bu -yeni koşullara tam anlamıyla uyum gösterm iş. Paper delivered at the 1 7 * N orth Am erican Conference. 2. ortaçağın başarılı kurum ­ la n olan çevresindeki surlarıyla feodalizmi. 96 . dönemin yeni ekonom ik. Belirli bir devlet yüksele­ rek dünya denizlerinde egemen duruma geçm ekte (başat 11 “T h e Long Cycle o f Global Politics and the N ation-State". New Y o rk. 2 0 . yüzyılla birlikte dünya ta­ rihi. 1 9 7 2 . si­ yasal ve askeri koşullarına uyum gösteremedi. belirli devletlerin belirli bir süreyle yeryüzünde “başat güç” ( dominant pow er ) durumuna yüklem eleri ve sonra bu statülerinden düşm eleri zinciri içinde bugüne doğru ak­ maktadır. şövalyeliği ve hatta Rönesans kent-devletlerinin de sonunu vurguladı. T he F ree Press. “T esting Cobweb M odels o f the Long Cycle o f W orld Leadership”.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yıllarda “sürekli ordu” anlayışını doğuracak ve Otuz Yıl Sa­ vaşları ilk kez böyle orduların m ücadelesine sahne olacak­ tır. No. L/stünîüğün Iberik’ten Kuzeybatı A vrupa’y a Geçmesi (i) “Başat G ü ç” Kavramı: George M odelski11 tarafından geliştirilen bir kurama göre. Yerellikle evrensellik arasında bir bakım a ortalama yol olan— ulusdevlet. Comparative Studies in History and Society. bundan sonraki Avrupa tarihinin ve giderek tüm yeryüzü­ nün temel siyasal örgütlenm e biçim i olm uştur. ss. 15. New York. Bu başat güç durumuna yükseliş ve düşüş kaba­ ca yüz yıllık sürelerle olmaktadır. Pennsylvania. Tüm bu tekn olojik başarılar. 2 1 4 -2 3 5 . Peace and Scien ce Society. 19 7 2 . Ulusdevletin söz konusu gücü ve saygınlığı bugün de değişmiş değildir. Principles o f W orld P olitics. Paper delivered at the annual convention of the Am erican Political Science A ssociation. iç düzeni ve güçlü kuram larıyla. Kasım 1 9 8 1 . açıkça belirlenen sınırları. c. Kentlerin ve feodal toprakların yerelciliği ile Papalığın ve im paratorlukların evrenselliği. 19 8 1 .

Bu büyük savaştansa. 18. 17. 19. Bu ikisi arasındaki m ücadeleden ABD yarar­ lanarak. 20. “başat güç” kategorisi için e alınm amaktadır. (ii) Hollanda’nın Parlak Dönemi: Daha önce görüld 'ğü gibi. yüzyılın ikinci yarısında başat güç olacaktır. Iberik deniz gücü za12 Bu yüzyıllarda Osm anlı devleti üç kıtaya yayılan geniş ve güçlü b ir impara­ torluk kurm uşsa da. 1 5 8 8 ’de İspanyol Armadası’nm yenilgisi önem li b ir dönüm noktası olm uştur. 97 . deniz. hava ve uzaydaki egemenliği dikkate alınırsa. ABD’nin bu üstünlüğü. belki sistem in öteki üyelerinden bir kısm ının da katıldığı. M odelski’nin kuram ından hareket ederek şöyle bir ka­ ba gözlem de bulunabilir: 15. ve 16. Bu mücadele bir yüzyıl sürmüş ve kesin bir biçim de. yüzyıllar. Iberik yarım adasının global tekeline karşı H ollan­ da ve İngiltere tarafından meydan okundu. başat güce meydan okuyan başka bir güç ( ch a ü en ger ) çık ­ makta ve ikisi arasında. dünya egemenliğini kurmaktadır. sonra Ispanya’nın başat güç oldukları yüzyıllardır.XIX. yüzyıl ise Fransa’nın başatlığını vurgulam akta­ dır. üçüncü bir devlet kazançlı çıkarak. Akdeniz ve Kızıldeniz’in ötesinde büyük okyanuslara açılıp dünya deniz üstünlüğünü kuram adığı ve temelde b ir kara devleti ola­ rak kaldığı için. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları gücün tanım ında okyanuslara egem en olm ak önem li ve belirleyici bir özellik olarak gösteriliyor) ve bu egem enliği­ ni hem en hem en yüz yıl sürdürmektedir. yüzyılda İngiltere denizlere egemen olarak başat güç statüsüne yükselecek ve bu egemeliğe karşı Alman­ ya’nın meydan okum ası. belirli bir tarihte bitm em işse de. büyük b ir savaş yeni başat gücün belirm esini sağlamaktadır.12 1 5 6 8 ’de Hollanda-İspanya Savaşları Portekiz ve Ispanya’yı başat güç statüsünden düşürecektir. Bu üstünlüğe meydan okuyan ise Sovyetler Birliği’dir. hâlâ sürm ektedir. Bu süre içinde. 20. önce Porte­ kiz. yüzyılda iki dünya savaşma yol açacaktır. genellikle başat güç ve meydan okuyan güç değil. yüzyıl H ollan­ da’nın.

(iii) F ran sa ’da Bütünleşme. başarı kazandı. öteki devletlerce öykülenecek bir m o­ del oldu. X III. şimdi global bir nitelik gös­ teren ticaret şebekesinin m erkezi oldu. 17. Fransa’nın ulusal çıkarları Papalığın çıkarlarından hep ayrı düşünülm üştür. çıkarları gerektirdiği zaman. orduyu m erkezi otoriteyi kabul etmeyen kale ve kentleri ortadan kaldırmada başarılı bir b i­ çimde kullandı. Böyle ce. Amsterdam. Almanya ise 1618 1648 yılları arasındaki aynı nitelikte Otuz Yıl Savaşla 98 . yüzyıl Hollanda etkisinin altın çağı olarak nitelendirilebilir. Hollanda’nın kurduğu bu global şebeke öncelikle ticarete dayanıyordu ve tümüyle kâra yö­ nelikti Büyük askeri güce sahip olmayan Hollanda’nın bu deniz ticareti üstünlüğü uzun süreli olmadı. Böylece. Hollanda Doğu H indistan Şirketi. Amerika’daki İspanyol var­ lığına önem li bir tehdit oluşturdu. Hollanda’yı besle­ y e n noktalar dünyanın beş kıtasına yayılmış sömürge istas­ yonlarıydı. Kardinal Richelieu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yıllamaya başlayınca. Doğu’nun baharat ticaretini Portekiz’in elinden aldı. Avrupa’nın m odern hüküm et biçim i ola­ rak. Fransa 1 5 6 2 -1 5 9 8 yılları arasında dini nitelikte iç sa vaşlarmdan bütünlüğünü sağlamış. A lm anya’da Parçalanma: Otuz Yıl Savaşları ve W estphaha Barışı (1 6 4 8 ): Fransa’da IV. Louis’in salta­ natı sırasında (1 6 1 0 -1 6 4 3 ) kralın başbakanı ve Kilise’nin kardinali olan Richelieu. m onarşi otoritesi Fransa’nın hem en hemen her yerinde ilk kez tam olarak sağlandı ve Fransız tipi mutlakıyetçi m onarşi. Henri (1 5 8 9 -1 6 1 0 ) uzun ve yıkıcı dini iç savaşlardan sonra m onarşinin otoritesini sağladı. şimdi göreceğimiz Otuz Yıl Savaşlarında olduğu gibi. Devlet resmen Kato­ lik kalm akla birlikte. H ol­ landa Batı Hindistan Şirketi ise. Böylece. Alman Protestanlarm m yanında yer alm aktan da geri kalmadı. Ne var ki.

daha doğ­ rusu dini bir savaşa hazırlanan ve birbirlerine karşı dış destek sağlam aya. siyasal birliği korum ak isteyen Kutsal Roma im paratoru ile bağım sızlıklarını sağlamak için çabalayan üye devletler arasında bir iç savaştı. K atolik ve Protestan davası üzerinde Alman iç savaşıydı. da­ ha başlangıcından belliydi.çalışan iki kampta toplanıyordu. Tüm bu gerilim ve baskılardan kaynaklanan Otuz Yıl Savaşları’nm . 3 0 0 kadar dev­ letin dini olduğu gibi. 1 6 0 0 ’lere gelindiğinde Kutsal Roma İmparatorluğu resm en K atolik olm akla birlikte. Bir kere. her devletin vatandaşla­ rının dinini belirlem e yetkisini tanımıştı. İngiltere ve Fransa ile görüşm elere giriştiler. Fransa’nın bu bütünlüğü ve Al-j manya’m n parçalanm ışlığı konusu çevresinde dönecektir. İs­ . Çünkü. Bunlar da Ispanya’nın desteğine güveniyorlardı. çünkü Protestan devletler kadar K atolik devletler de Im parator’un deneti­ mini istem iyorlardı. İm paratorluk çerçevesi içinde Protestanlar çoğunluktaydı. karm aşık bir hal alacağı ve bir “savaşlar dizisi” olacağı. yüzyılla­ rın Avrupa tarihi de zaten. H absburglann resm en K atolik olan devletlerinin de içinde çok sayıda bulunuyorlardı. İkin ci olarak. Katolik Alman devletle­ ri Kutsal Rom a İm paratorluğu’nun desteği ve Bavyera’nm önderliğinde birleştiler.XIX. 18. Almanya parçalanıyor. 1 60 9 ’da ise. 1 5 0 0 ’lerde Almanya Avrupa’nın gelişmiş bir bölgesiyken. 1555 tarihli Augsburg Barışı. Ayrıca. 1 6 0 0 ’lere gelindiğinde gerilem e ve yerellik belirtileri gös­ termeye başlam ıştı. Ü çüncü olarak. Ancak. ve 19. Bu iki iç savaş arasında tam bir aynılık yoktu. bu hak uygulamada yürüm edi ve 1 6 0 8 ’de Protestan devletler hak­ larını savunm ak için aralarında bir birlik kurdular. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları n ’ndan parçalanm ış olarak çıkacaktır. Böylece. Dışar­ dan destek sağlamak için Hollanda. Otuz Yıl Savaşları Al­ man topraklarında sürdürülen Fransa ile Habsburglar. öyle de oldu.

dinin devlete boyun eğmesini eleştirm iştir. Papa’ya da im zalattırılm am ıştır. Böylece. İsviçre. savaş ilan edem eyeceği ve ba­ rış antlaşm ası imzalayamayacağı hükm e bağlandı. Protestanlık ve Calvinizm 13 geçerli dinler haline gelmiştir. daha önceki uluslararası toplantılar dini nitelikteyken. uluslararası hukuk bakım ından da Kutsal Rom a İm paratorluğu’nun parçalanm ış olduğu doğrulanmıştır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) panya ile Hollanda arasında ve işin içine Danim arka. Iskoçya. kanun koyamayacağı. Hıristiyanlıktaki batıl inanışlara ve görkem ­ li törenlere şiddetle karşı çıkm ış. İsviçre bağım sızlığını kazanm ış­ tır. W estphalia’n ın devlet. Hollanda ve İsviçre üzerinde de herhangi bir hak iddiası kalm am ış. kendi yasalarına göre hareket eden. ömrü çoktan tükenm iş olan feodal bir karışıklık içine itilm iş oldu. Ba­ rışı hazırlayacak olan konferans. M acaristan ve Kuzeybatı Am erika’da derin etkiler bırakm ışsa da. İkin ci ola­ rak.^şavaş ve iktidar sorunlarının tartışıldığı laik bir konferans olmasıdır. bugün taraftarları ço k azdır. öğretisinde Lu ther’in aksine. Avrupa’nın öteki devletleri m utlakıyetçi m onarşi altında birleşir ve güçlenirken. O kadar ki. Augsburg Barışı’nm hüküm leri yenilenm iş ve Almanya’da Ka­ toliklik. Papalık tem silcisi din­ lenm ediği gibi. Bundan sonra Avrupa. Kilise’nin gücü tam anlam ı ile sınırlandırılm ış. W estphalia Barışı ile 3 0 0 kadar Alman devleti hem en hem en hüküm ran siyasal birim ler oldular. E n önem li özelliklerinden biri. Ü çüncü olarak. Almanya. İsveç Transilvanya’nm da karıştığı uluslararası bir savaştı. Avrupa’n ın en büyük ilk konferansı sayılabilir. Fransız Devrim Savaşları öncesinin en büyük Avrupa savaşıdır ve Protestanların zaferi sonucu 1648 tarihli W estphalia (Vestefalya) Barışı ile bitm iştir. Üye devletlerin rızası olmadıkça İm paratorluğun vergi ve asker toplayamayacağı. * Otuz Yıl Savaşları. 100 . kendi siyasal 13 1 5 0 9 -1 5 6 4 yılları arasında yaşam ış olan Jo h n Calvin. Fransa’daki Protestan reform cularının en büyüğüdür.

( (iv) F r a n s a ’nın Üstünlüğü ve G üç D engesi Politikası: Fransa’da 14. elçi gönderip kabul eden ba­ ğım sız v e özgür devletlerden oluşacaktır. aa) İç Politika: 14. u lu sla ra ra sı sistem . Louis dönem inin (1 6 4 3 -1 7 1 5 ) ikisi iç ve biri dış p o litik a alanında olm ak üzere. bu noktadan sonra önce Avrupa’n ın . Avrupa’da norm al karşıla­ nacaktır. 14. serbestlik içinde ittifaklar ku ran v e b o z a n . W estphalia Barışı’nın. S o n u ç olarak. Dışardaysa. üç önem li özelliği var­ dır. güç dengesi kural­ larına g ö r e durum değiştiren. Louis 1 6 4 3 ’te beş yaşındayken Fransız tahtın a çıktı. B e lir li kurallara göre hareket eden ve aralarında dü­ zenli iliş k ile r bulunan parçaların (devletlerin) oluşturduğu bütün. A yrıca. Fransa’n ın dünya üstünlüğünü eline geçirm esine de yar­ dım cı o lm u ştu r. Güç dengesi. savaş ile barış arasında.XIX. K atolik Habsb u rglarm Avrupa’ya egem en olm a tehdidini ortadan kal­ dırdığı sö y len eb ilir. Kral N aibi Kardi­ 101 . bugün anladığımız anlamda W e s tp h a lia ile doğmuş sayılabilir. ortaçağdan kalm a soyluların (aristokrasi) feodal özgü rlü k lerin i sona erdirerek. Bundan sonra çeşitli ve çok sayıda devletin u lu slararası sistem e katılm ası ve değişik din ve m ez h ep lerin yan yana yaşaması. Avrupa sahnesinde doğm akta olan güçlü ve m utlakıyetçi ulus-devletin üstün­ lüğünü sağ lam ış ve son zamanlarda gelişm ekte olan güçlü ve d isip lin li ordu anlayışını Fransa’da tam anlamıyla yer­ leştirm iştir. Almanya’yı kü çük devletlere bölerek. Ö nceleri yönetim . genişlem eci ve saldırgan dış politikasına karşı öteki devletler bilinçli bir “güç d en gesi” (balance of pow er) politikası izlemeye başlayacaklardır. Bunlar yeni doğmakta olan m odern devletin iki vazgeçilm ez unsuru olacaktır. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları ve e k o n o m ik çıkarlarını izleyen. L o u is. sonra giderek tüm yeryüzünün uluslararası ilişkilerini düzenleyen bir m ekanizm a haline gelecektir.

soyluları bu davranışlarında desteklem ediler. eğer 14. m erkeziyetçi otoriteyi sağladıktan sonra or­ duya çekidüzen verdi. 14. Fransa ile savaşmakta olan İspanya ordusunu davet etm işlerdi. bir cins “özel te­ şebbüs” gibiydi. “Evrensel soylular dayanışm ası” ömrünü tamamlamakta ve yerini “m illiyetçilik” duygusu almaktaydı. 1648 ayaklanması. M eclis’in ( Etats-G enereaux ) toplanm asını isteyerek. bu askerlerin yaptıkları savaşlar devletin bir eylemi 102 . Fransa’yı Avrupa’nın en güçlü devleti yapm ıştır. Louis. Louis. Para ya da çeşitli siyasal amaçlarla istedik­ leri hüküm ete hizm et eder durumdaydılar. Bu koşullar altında. 1 6 6 1 ’de 23 yaşındayken m em leketin yönetim ini eline aldı ve 1 7 1 5 ’te ölene kadar tam 7 2 yıl ikti­ darda kaldı. ortaçağa ait eski feodal özgürlüklerin ülkeye karışıklıktan başka bir şey getirm eyeceğini anladı. Gelişen ulu­ sal ticaretin ürünü olan kent-soylular (burjuvazi) ve köylü­ ler. Kral Naibi M azarin’e karşı ayak­ lanmışlar. Feo­ dal özgürlüklerini savunmak için “evrensel soylular daya­ nışm asını” harekete geçiriyorlardı. Bu. Daha önce ordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) nal M azarin’deydi. sınıflar ve dinlerle bölünm üş bulunan Fransa’da bütünleştirici gücün ulusal m onarşinin m utlakıyetçiliği olduğunu anlamıştır. içerde m utlakıyet yönetim i ile m üm kün oldu 14. Modern tarihin en uzun süreyle iktidarda ka­ lan m onarkıdır ve Richlieu’ nun başarılarını devralarak. N itekim . yüzyılın din savaşları ve 1648 ayaklanm aları. Louis’ııin sonu olmamışsa. bir ara Paris’te denetim i ele geçirm işler. 16. Dola­ yısıyla. 1648 ayaklanmalarında soyluların yanında yer almışlardı. nedeni budur. toprak aristokrasisinin üstünlük iddialarına karşı kralın güçlü yönetim ini tercih etm eleri gerektiğini gösterdi. “devlet benim ” diyecek kadar ileri gidecek olan 14. 1648 ayaklanm alarının belki de en önem li tarih dersi budur. Louis. Fra sız halkına. Daha W estphalia Barışı sırasın­ da toprağa bağlı soylular.

Louis’nin bu alandaki en önem li başarısı. Fransa’yı Avrupa’da. Bir de. Bu am acında başa­ rı kazanırsa. ve 20. (Belki de bu am açla. 14. Amerika’da ve denizlerde üstün kılm ak. tam bir askeri hiyerarşi. sürekli oturacakları barakalar kurdurdu. yüzyılların “yurttaş-ordu” ya da “ulus-ordu” anlayışı. Kendisi en tepede olm ak üzere. İspan­ ya Kralı II. Şimdi. gerekse kafaca özürlü bulunan kızkardeşiyle evlenm işti) Böylece. Avrupa’nın öte­ ki devletlerinin bağım sızlıklarının sonu olurdu. Louis’nin dış politika am acı açıkça ortaya çıkıyor: Ispanya ile Fran ­ sa’nın kaynaklarını birleştirerek. bb) Dış Politika ve Güç D engesi: 14. Charles’in gerek vücut. Doğuya ve Ren bölgesine doğru genişlem ek ve İs­ panya Hollandası’m (Belçika) ilhak etm ek ki. askerlere tek tip üniforma giydirdi. Habsburg üstünlüğüne karşı. Burada dik­ kat edilm esi gereken nokta. böyle bir po­ litika Kutsal Roma İm paratorluğu’nun daha da parçalan­ m ası dem ekti. Daha on onbeş yıl önce. Bunun için Fran ­ sa’da her askerin yalnız kendisi için savaşm asını sağladı. kuracağı “evrensel m onarşi”. savaşı devletin bir eylem i biçim ine sokm asıdır. 14. aynı tehlike Fransa’dan geldiğine göre. em ir-kom uta zinciri kurarak. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Anahatları değildi ve sık sık amaçsız çapulcular m ücadelesine dönüşü­ yordu. ancak 1789 Bü­ yük Fransız Devrim i’nden sonra ortaya çıkacaktır. ordunun hâlâ belirli bir hane­ dana (Bourbon) bağlı kılınm asıdır. başını Fran ­ sa’nın çektiği bir güç dengesi politikasıyla mücadele edilm işti ve Otuz Yıl Savaşları sonunda im zalanan W estphalia Barışı bu politikanın başarısını simgeliyordu. dışarda ge­ nişlem eci bir dış politika izledi.XIX. Kısaca. Genişleyebileceği iki alan vardı. tüm İspanya topraklarına veraset yoluyla sahip olm ak istiyordu. 19. orduyu tam bir disiplin ve denetim altına aldı. Louis. “güç dengesi” politikasıdır. Avrupa’nın öteki devletlerinin bu “evrensel monarşi”ye karşı taktiği. güç dengesi politi103 .

Amaç. Ü çüncü bir anlam ı da. bağımsız dış politika izleme yeteneğine sahip çok sayıda devletin uluslararası sistem içinde bulunm ası­ dır. her zaman koalisyonun üyesi bile olm n y n b ı l ı r . Daha doğrusu. gücün b irçok faklı devletler arasında dağıldığı denklik.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) kası da ona karşı yöneltilecekti. bu devlete yine aynı sıfat verilebilir. Bu devlei. olası saldırı­ lara karşı Avrupa devletlerinin bağım sızlık ve hüküm ran­ lıklarım korum aktı. çıkarları b e l i r l i b i r bölgede ya da dünyada gucuıı dengede tutulm asında yatıyorsa ve bunu sağlayacak güce de sahipse. bu durumda. Eğer bir devlet. “Güç dengesi” kavramı birçok anlamda kullanılm akta­ dır. bozulan denge­ nin yeniden sağlandığı bir karşıt-ağırlık oluşturulmaktadır. Nedeniyse. Hele din savaşları bittikten sonra. yukardaki tanım içindeki güç dengesi politikasının izlenm esini kolaylaştırm ıştır. bu devlete. yüzyıllarda güç dengesi politikası izleyen devletlerin am acı. güç dengesini denetleyen devlet deııebiliı. Bir devlet. denge anlam ında kullanılm aktadır. Dönem in olaylarına gelince: Avusturya Habsburgları 104 . 17. kendilerini katı dış politika kalıplan içine sokacak ideolojilerin de olm a­ ması. dengenin sağ­ lanm ası için bir devletin elinde bulundurduğu güçten söz edilebilir. bu dengenin bozulm asıyla ortaya çıkan bir anlamı vardır. İkinci olarak. o zaman bu koalisyona “denge” adı verilm ektedir. barışı korum aktan çok. güç dengesinin denetim altında tu­ tulm ası anlayışından kaynaklanıyor. ve 18. kendi hareket serbestliklerini en üst dü­ zeyde tutm aktı. Ama. uluslararası sistem de üstün duruma geçerse ve sistem in öteki üyeleri bağım sızlıklarını kaybetm em ek için koalisyon kurarlarsa. Burada. Devletler serbestçe bir ittifaktan ötekine geçebilm ek­ teydi. Bir kere. Bu politika başarılı oldu sayılabilir. koalisyonun gerekli bir üyesi ve koalisyonun ona olan ihtiyacı onun koalisyona olan ihtiya­ cından çoksa.

XIX. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları

W estphalia Barışı ile sınırlandırılm ıştı. İspanya Habsburgları ile Fransa arasındaki savaş on yıl daha sürerek, 1659 tarihli Pireneler Barışı ile bitti. 14. Louis’nin Hollanda’ya saldırısı, Hollanda, Danim arka, Brandenburg, İspanya ve Avusturya H absburglarm m koalisyonu ile 1 6 7 8 ’de durdurulabildi. Ama bu savaşla Fransa, ordularını İsviçre ve Alsace sınırına getiren Franche-C om te bölgesini eline geçir­ di. Bir yıl sonra, 1 6 7 9 ’da Kutsal Rom a İm paratorluğu’nun Alsace-Lorraine yöresine sızmaya başladı. 1 6 8 1 ’de bağım­ sız bir cum huriyet olan Strasbourg kentini işgal etti. Kut­ sal Roma İm paratorluğu 1 6 8 6 ’ya kadar bu ilerlem eye karşı duramadı, çünkü doğuda M acarlar 14. Louis’nin kışkırt­ masıyla ayaklanmış, ayrıca O sm anlılar da 1 6 8 3 ’te Viyana’yı kuşatm ışlardı. Doğu’daki badireler atlatıldıktan sonra, 1 6 8 6 ’da 14. Louis’nin K atolik ve Protestan düşmanları Augsburg Birliği’ni kurdular: Kutsal Roma İm paratoru, İs­ panya ve İsveç kralları, Hollanda Cum huriyeti ve Bavyera ile Saksonya. 1 6 8 8 ’de başlayan savaş, 1 6 9 7 ’de Ryewick ba­ rışı ile sona erdi. Savaş nasıl belirsiz bitm işse, barışı da ay­ nı belirsizlikte oldu ve pek bir şey çözemedi. • cc) İspanya Veraset Savaşları ve Utrecht Barışı (1 7 1 3 ): Büyük bir miras bırakacak olan İspanya Kralı II. Charles’m 1700 yılında ölm esi Avrupa’yı bir dizi savaşa daha götür­ dü: İspanya Veraset Savaşları. Bu savaşların dünya tarihi açısından önem li özellikleri vardır. Bir kere, 18. yüzyılın gelecek savaşlarının tipik niteliğini aksettirm ektedir; tüm halk tarafından değil, profesyonel ordularca yürütülen bir savaşlar dizisi olm uştur. İkin ci olarak, dinin çok az rol oy­ nadığı ilk büyük çaplı savaş olm uştur. Asıl önem li olan da­ va, ticaret ve deniz gücüdür. Ü çüncü olarak, “dünya sava­ şı” denebilecek ilk savaştır. Avrupa’nın önde gelen devletlerinin yanı sıra, denizaşırı dünyayı da içine almıştır. II. Charles’m iki kızkardeşiyle evli bulunan Fransa
105

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

Kralı ile Habsburg İm paratoru, miras üzerinde en büyük hak sahibiydiler. Aslında, II. Charles ölm eden önce, güç dengesini bozm adan bu dünyanın belki de en büyük m ira­ sının vârisler arasında nasıl paylaştırılacağı konusunda plan üstüne plan yapılıyordu. Avrupa, ölm ek üzere olan “dede”nin başucunda, gözleri yaşlı ama akıllarında mirasın ne olacağı konusunda sorular bulunan akrabaları andırı­ yordu. Ancak, II. Charles’m kendisinden beklenm eyecek kadar akıllıca bir vasiyet yazmış olduğu hayretle öğrenildi. İspanya toprakları parçalanm adan bir bütün olarak 14. Louis’nin torununa kalacak ama iki taht hiçbir zaman birleş­ tirilm eyecek, 14. Louis kabul etmezse, Habsburg İm parato­ ru’ nun oğluna aynı koşullarla verilecekti. En azından Fransa’nın etkisinin genişleyebileceğini düşünerek, 14. L o­ uis bu m irası kabul etti ve kıyam et de koptu. İki yüzyıldır Avrupa içinde siyasal denge bu kadar tehdit edilmemişti. Güç dengesi politikasına uygun olarak, 1 7 0 1 ’de İngilte­ re’de, Kutsal Roma İm paratorluğu, Hollanda, Portekiz ve Brandenburg ve Savua dükalıklarm ın katıldığı bir “Büyük İttifak” kuruldu. 1 Fransa’nın yenildiği İspanya Veraset Savaşlarından sonra im zalanan U trecht Barışı’nm maddeleri, siyasi tari­ hin ana konusu olan 19. yüzyılın büyük çaplı olayları açı­ sından ço k önem lidir ve belki de “m odern dünya” W estphalia’dan çok U trecht ile kurulm uştur. Antlaşm anın asıl konusu İspanya dünyasının paylaşımıdır. İngiltere Cebeli­ tarık ile M inorka adasını, Savua Dükalığı Sardunya adasını aldı. Ispanya’nın Akdeniz’deki öteki toprakları (M ilan, Na­ poli ve Sicilya) ile İspanya Hollandası (Belçika) Avusturya Habsburglarm a bırakıldı. 14. Louis’nin torunu İspanya tah­ tına II. Philippe adıyla geçti. Bundan sonra Ispanya tahtı, belirli aralıklarla, 1 9 3 1 ’deki cum huriyetçi devrime kadar Bourbonlar tarafından işgal edifecektir. Fransa, Ameri­
IOĞ

XIX. Yüzyıla K adar Dünya Tal ihinin Anahatları

ka’daki iki kolonisini (Newfoundland ve Nova Scotia) İn­ giltere’ye devretti. U trecht Barışı ile Fransız etkisi sınırlandırıldı, ama or­ tadan kaldırılamadı. Her şeyden önce, Alsace ve FrancheCom te’deki kazançlarını korudu; Ispanya’daki etkisi arta­ rak sürdü. Dil ve uygarlığı Avrupa’da yayılmaya devam et­ ti. Yenilgiden sonra yeniden güçlenm e yeteneği, ekonom ik genişlem esiyle açıkça belli oldu. U trech t Barışı’m n önem i'şuradadır: Bir kere, daha ön­ ce adı çok az duyulan iki küçük devlet, Savua ve Brandenburg, Avrupa’nın siyasal ufkunda yükselm eye başladı, iki ü lkenin yöneticisi, galip tarafa katılm ış oldukları için, “k ral” kabul edildiler. Bundan sonra birincisine Sardunya ya da Piyem onte, İkincisine Prusya denecektir. İkin ci olarak, W estphalia ile kurulan uluslararası sis­ tem yeniden doğrulandı. Ü çüncü olarak, Almanya hâlâ feodal bir karmaşa içinde, “İtalya” hâlâ parçalanm ış, İspan­ ya ise Fransa’nın etkisi altına girmiş olduğu için, U trecht Barışı’ndan İngiltere ile F|ansa en güçlü iki devlet olarak çıkacaklardır. Ama, savaktan asıl kazançlı çıkan İngiltere ölm üştür. Ingiltere artık büyük devlettir. Savaş sırasında Iskoçya ile birleşm iş, M inorka ve C ebelitarık’la Akdeniz gücü olm uş, Am erika’da iki toprak parçası elde etmiştir. Ama, daha da önem lisi, İspanya A m erikası’na Afrikalı kö­ leler taşım a ayrıcalığını elde etm iş olmasıdır. Bristol ve Liverpool gibi kentlerin gelecek dönem deki zenginliklerinin kaynağı, bu tutsak ticaretinden elde edilen kârdı. ı (v) İngiltere’de Parlam enter Hüküm et: 17. yüzyılda İn ­ _ giliz tarihi, “m odern devletin” doğuşunda büyük rol oyna­ yan üç unsurun m ücadelesinin öyküsüdür. M onarşi, özel mal ve m ülk sahipleri ve hâlâ cahil olan ortalama halk. Aslında, İngiltere’de özel m ülk sahipleriyle siyasal oto­ rite arasındaki m ücadele 12. yüzyıla kadar geri gider. 15.
107

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

ve 16. yüzyıllar, Tudor ve Stuart hanedanlıklarının, İngiliz hüküm et sistem ini, Kıta Avrupası’nda olduğu gibi, “kişisel bir m onarşi” biçim ine sokm a yolundaki çabalarını anlatır. Ne var ki, İngiliz m onarşisinin bu yönde uğraşısının başa­ rısızlığı, İngiltere’nin siyasal gelişim çizgisini, Avrupa’dakinden ayıran en önem li unsurdur. Avrupa’nın hem en hem en her m onarşisinde halkın tem sili bir organı vardı. Ancak, hiçbiri İngiltere’deki kadar canlı ve güçlü olam am ıştır. Bu sonucu doğuran ve İngiliz ve Kıta Avrupası parlam entolarını birbirinden ayıran beş önem li özellik vardır. Bir kere, İngiliz Parlam entosu’nun arkasında belirli tem el ve evrensel hakları içeren belge ya da bildiriler vardı. İkin ci olarak, İngiliz Parlam entosu yal­ nız toprak sahibi şövalyeleri' değil, aynı zamanda seçim le gelen kentlileri de kapsıyordu. Ü çüncü olarak, İngiliz Par­ lam entosu’nun hem en hem en tüm üyeleri mal ve m ülk sa­ hibiydi. Tüccarlar tarafından da desteklenen toprak sahip­ leri, m onarkm vergileri artırm ası halinde zenginliklerinin tehlikeye gireceğini biliyorlardı. Dolayısıyla, krala karşı di­ renm ek için yeterli nedenleri vardı. Dördüncü olarak, tüm ülke içinde tek bir parlam ento vardı ve bu yüzden etkili olabiliyordu. Avrupa ülkelerinde görülen yerel nitelikte ve m eclis gibi çalışan kuruluşlar olm adığı için, muhalefet bir yerde odaklaşabiliyordu. Son \>larak, parlam ento içinde Lordlar ve Avam olm ak üzere ik i “kam ara” vardı. Toprak çıkarları bu ikisinde de tem sil ediliyordu. Soylular Lordlar Kamarası’nda, yukarı orta sın ıf ise Avam Kamarası’ndaydı. A ristokrasinin büyük bir bölüm ünü oluşturan bu sınıf, Avam Kam arası’nda tüccarlar ve kent tem silcileri ile bir aradaydı. Dolayısıyla, İngiliz Parlam entosu, Kıta Avrupası’ndakilerin aksine, sın ıf farklarını keskinleştirm iyordu. Ayrıca, yine Avrupa’dakilerin aksine, din adamları ayrı bir güç olarak parlam entoda yer almıyordu.
108

XIX. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları

Bu özellikler, İngiliz Parlam entosu’na m onarşiyle m ü­ cadelelerinde güç verm iştir. Parlam ento’nun etkinliğini sağlayan ilk belge, 1215 tarihli “Magna Charta” idi. Daha 13. yüzyılın başında, Kral’ın yurttaşın özgürlüğü ve kişisel malı üzerindeki yetkisini kaldırarak, İngiltere’yi bir hukuk devleti yapma yolunu açm ıştı. İngiltere’deki siyasal çatış­ manın önem li bir özelliği dç, Kıta Avrupası’m birbirine ka­ tan K atolik-Protestan çatışm alarına pek sahne olm am ası­ dır. İngiltere’deki m ücadele, d ini olm aktan çok, özel m ülk sahiplerini içeren Parlam ento ile Kral arasında siyasal nite­ likte bir hesaplaşmaydı. İngiltere’deki siyasal m ücadele I. Charles zamanında (1 6 2 5 -1 6 4 9 ) bir iç savaş haline dönüştü. Kral, Avrupa tipi bir m onark gibi hareket etm eye başlayıp, Parlam ento’ya danışmadan İspanya ve Fransa’ya savaş ilan edince ve sava­ şı linanse etm ek için vergileri artırınca, İngiliz Parlam ento­ su 1 6 2 8 ’de dünya tarikine damgasını vuracak bir belge ya­ yınladı: “Haklar Bildirisi” (Petitiorı o f Rights ). Bu bildiri, KraTın yetkilerine sınır getirerek, hukuk sürecinden geçilm eksizin Kral’ın kim seyi suçlayamayacağı, cezalandıram a­ yacağı ve halka karşı orduyu kullanam ayacağını belirtm ek­ teydi. Kral’m tepkisi ço k sert oldu. Parlam ento’yu dağıtıp 11 yıl toplamadı; vergileri artırmayı sürdürdü ve Katolik Kilisesi ile her türlü bağı kesm iş olan İskoç Presbiteryen K ilisesi’ni, Katolikliğin bazı özelliklerini hâlâ sürdürmekte olan İngiliz Anglikan K ilisesi ile birleştirm ek istedi. Bu sert tedbirler karşısında Iskoçlar ve üzerlerine gönderilen ordu isyan etti. Serüvenci dış politikanın doğal sonucu olan m a­ li iflas ve güvenebileceği bir orduya sahip olm aması, 1. Charles’ı 16 4 0 ’ta Parlam ento’yu toplantıya çağırmaya zor­ ladı. Parlam ento, bakanlardan birini idama m ahkûm et­ m ek gibi faaliyetlerde bulunm aya başlayınca, Kral’m uygu­ ladığı baskı durumu iyice karıştırdı. Bu karışıklık içinde,
109

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

Parlam ento’dan, sonra general sıfatını alacak olan Oliver Cromwell çıkm ıştır. Crom well, 1 6 4 2 ’de tam anlamıyla halktan oluşan bir ordunun başında Kral’a karşı m ücadele­ ye girişti. Bu arada Parlam ento, Kral’ı “vatana ihanet” su­ çundan yargılamaya başlam ıştı. H alkın m onarkı yargılama­ sı insanlık tarihinde ilk defa görülüyordu. Hem en hem en her devrim, çok büyük ölçüde yönetici­ lerin aşırılıklarından kaynaklanır. Ama, bu aşırılıklar hu­ kukun çerçevesi dışında bir zorbalık ve kararlılık gerekti­ rir. Bunun sonucunda patlak veren devrimse, başlangıçta istenm eyen ve öngörülm eyen daha da aşırı olan bir nokta­ ya doğru sürüklenir. Bu, tarihteki siyasal nitelikte hem en her devrimde böyle olm uştur ve İngiltere’deki ayaklanma da genellem eyi doğrulamaktadır. Belki, Ingilizler’in çoğun­ luğu, Kral’ın kral, halkın da özgür olm asından başka bir değişiklik istemiyordu. Kurtla kuzuyu yan yana yaşatm a­ nın bir yolunu bulma arayışı içindeydiler. Ama, Cromwell’in, en aşağı tabakalar da dahil, tümüyle halktan topla­ dığı “yeni ordu” artık geriye dönecek ve ılım lı davranacak durumda değildi. Kral geri gelirse, kendisine ve “centilm enleri”ne karşı başkaldırm ış olan “çapulcuların” oluştur­ duğu orduya acım asızca davranacağını biliyorlardı. Lordlar Kam arası’nın m uhalefetine rağmen, Avam Kamarası Kral’ı yargıladı, suçlu buldu ve 1649’da idam etti. İngiltere bir cum huriyet oldu ve “Com m onw ealth” adını aldı. Bu, eşine rastlanm az önem de bir olaydı. Daha önce, krallar savaşta ölebilir, başka krallar tarafından öldürülebilir, hatta bir soylu tarafından zehirlettirilebilirdi. Ama, halkın bir bölü­ m ünün ayaklanıp kralı yargılamaları ve idam etm eleri gö­ rülm üş şey değildi. Hanedanların bu korkulu karabasanı, tüm Avrupa’da rahatsız edici bir rüzgâr gibi esti. Croımvell, disiplinli ordusu sayesinde, yalnız İngilte­ re’deki duruma egemen olmakla kalmadı. Aynı zamanda
110

X IX. Yüzyıla K ad ar Dünya Tarihinin Anahatları

İrlanda ve Iskoçya’daki 1650 ayaklanm alarını bastırdı. Uzun deniz savaşları sonunda Hollanda’yı yenerek, İngiliz denizlerinden kovdu. Crom well’le birlikte İngiltere, yükse­ len bir deniz gücü olarak ortaya çıktı. Crom well’in 1 6 5 8 ’de ölümü üzerine -aşırılıkları halk tarafından zaten desteklenm em iştir- İngiltere’de alışılm ış olana geri dönüldü ve .monarşi yeniden kuruldu. Hatta idam edilen kralın oğlıl, II. Charles adıyla tahta geçti. An­ cak, K atolik olan kardeşi II. Jam es kral olduğunda (1 6 8 5 ) işler yeniden karışacaktır. Kral ile Parlam ento arasındaki m ücadele yeniden başladı. II. Jam es, İngiliz tahtının sınır­ lamalarını anlamayarak, m utlakıyetçi bir m onark gibi ha­ reket edince Parlam ento karşısına dikildi ve üç yıl süren m ücadele sonunda 1688 yılında ülkeden kaçtı. Parlamento ise 1689 yılında “Haklar Yasası”nı (Bili of Rights) yayınla­ dı. Buna göre, hiçbir yasa kral tarafından yürürlükten kal­ dırılm ayacak, Parlam ento’nun izni olmadan vergi ve asker toplamayacak, huUpk sürecinden geçilm eden hiç kim se tutuMlanamayacaktı. Böylece, İngiltere 1 6 8 8 yılından sonra modernleşmeye başlayan dünyada gerçek bir aristokratik yönetim in en iyi örneği oldu. Toprak sahibi aristokrasi, krala karşı yalnız bazı ayrıcalıklara sahip olm akla kalm am ış, hüküm ete de egemen olm uştur. Dolayısıyla, parlam enter hüküm et ve hukukun üstünlüğü gibi, 19. yüzyılın kilit ilkeleri, önce İngiltere’de yerleşm iş ve uygulama alanı bulmuştur. Buraya kadar anlatılanlardan anlaşılacağı gibi, 1 5 0 0 ­ 1 700 yılları arasındaki dönem de, uygarlığın m erkezi, çok çeşitli nedenlere bağlı olarak, Avrupa’nın batısına geçm iş­ tir. Söz konusu dönem de, önce Portekiz ve Ispanya deniz­ lere egemen olm uşlardır. Ancak, 1 6 0 0 ’lerle birlikte, gerek deniz üstünlüğü ve gerekse uygarlık, Avrupa’nın kuzeyine kaymış ve buradaki “ulusdevletler” dünya egemenliği yoIII

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

lunda önce denizlerde üstünlüğü ele geçirm işlerdir. Üste­ lik, güçlü devletler olma yolunda temel siyasal, ekonom ik ve toplum sal kuram larım sağlam bir biçim de yerleştirm iş­ lerdir. Bir sonraki dönem olan 1 7 0 0 -1 8 5 0 yılları arasında bu uygarlık yeryüzünün hem en hem en tüm kıtalarına ya­ yılmaya başlayacak ve bu süreç içinde Batı Avrupa daha da güçlenecektir. Bu konuyu ilerde işlem ek üzere bırakıp, şimdi incelem e konusu olan dönem den Avrupa’nın doğu­ sunda ortaya çıkan ve batısındakilerden çok farklı olan ge­ lişm elere geçebiliriz.
d. D oğu A vrupa’da Zayıflayan ve G üçlenen Devletler: Avusturya ve Prusya

17. yüzyılda ve özellikle W estphalia Barışı’ndan sonraki dönemde, m odern dünyanın kuruluşu açısından kalıcı et­ kileri olacak olaylar, Orta ve Doğu Avrupa’da ortaya çıktı. Yavaş yavaş zayıflamakta olan bir zam anların üstün güçle­ ri, Kutsal Roma İm paratorluğu, Polonya Cum huriyeti ve Osm anlı Devleti’nin toprakları üzerinde, Avusturya, Prus­ ya ve Rusya’nın yükselm esine tanık olundu. 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar, Batı Avrupa’da görü­ lenin aksine, Doğu Avrupa’da köylü kitlesi giderek özgür­ lüğünü yitirdi. Batıda güçlü bir tüccar ve burjuva sınıfı ya­ ratan ve emeğiyle çalışanları hukuken özgür ve hareketli bir işgücü haline getiren ticaret devrimi, Doğu Avrupa’da büyük toprak -.sahiplerini güçlendirm iş ve bunlar serflik kurum uyla zorla çalıştırılan geniş işgücüne sahip olm uşlar­ dı. Doğu Avrupa’da temel toplumsal ve ekonom ik birim, tarım arazisi olarak kaldı. Burada lord, zorla çalıştırılan köylüleri (robot) tam anlamıyla sömürm ekteydi. Bu serile­ rin izinsiz başka yere gitme, evlenme ya da başka bir iş öğ­ renm e özgürlükleri olmadığı gibi, 18. yüzyılın ortalarına kadar haksızlıklara karşı başvuracakları bir hukuk kurumu
112

bu üç devlet birçok noktada birbirine benzem ekteydi. merkezdeki m onark ile çevredeki valiler. Yeni yükselm ek­ te olan Avusturya. üçü de etkili bir yönetim sistem inden ve hüküm etten yoksun kalmaya başlamışlardı. Son olarak.” (i) Kutsal Roma İm paratorluğu ve G üçlenen Devletle Avusturya ve Prusya: Daha önce sözü çok geçen Kutsal Roma İmparatorluğu. Voltaire’in deyişiyle. üç devlet de çok değişik uluslardan oluşmaktaydı. her üçünde de m erkezi otorite zayıflamıştı. Otuz Yıl Savaşları’ndan sonra. Tüm bu devletler. Polonya’nın Batı ile eskiye dayanan bağları vardı. im parator seçilirken. Ordusu. Ancak. Avrupa’ya ya­ bancı sayılan M üslüman bir güçtü. kısaca. ne de im paratorluktu”. üzerinde oturdukla­ rı geniş toprak parçası siyasal açıdan zayıf.XIX. yani yeni dev­ letlerin egem enlik kurabilecekleri kadar “yum uşaktı. ısrarla “Germanik özgürlükler” adını verdikleri haklarını korum ak istiyorlar­ dı. kısaca m ahalli yöneticiler arasındaki anlaşmaya dayanıyor­ du. ik in ci olarak. Fransa’da en iyi örneğini güdüğüm üz “m odern devlet” anlayışı bu üç devlette de yoktu. Devletin varlığı. askeri önderler. eski Hıristiyan geleneğini bazı bakım lardan sürdürmekteydi. geliri ve işleyen bir hükü­ met. ne Romalı. Özet olarak. Güney Almanya’da bulunan “İm paratorluğun Şö­ valyeleri” de vardır). 113 . “ne kutsal. Bu da. Kutsal Roma İm paratorlu­ ğu ve Osm anlı devleti birbirlerinden çok farklıydılar. m ekanizm ası yoktu. Bir kere. na­ sıl sayıldığına bağlı olarak 3 0 0 ile 2 0 0 0 arasında değişen sayıda hüküm ran haklara sahip devletten oluşuyordu (son sayıda. küçük devletlerin İm parator tarafından denetlenmem esi anlamına geliyordu. Osm anlı devletiyse. Kut­ sal Roma im paratorluğu. Doğu Avrupa’da toprak sahipleri güçlü ve yönetim genel olarak despotikti. Dolayısıyla. G erilem ekte olan Polonya. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları da yoktu. Prusya ve Rusya’da da durum aynı ola­ caktır.

saraylarını da bir Versailles gibi görm ek alışkanlığmdaydı. pazarlığa oturuyor­ du. Her devlet yöneticisi kendini bir 14. Dolayısıyla. Avrupa’nın öte­ ki m onarklarm ki kadar geniş olm amıştı. M acaris­ tan ve Bohem ya’yı da içerdiğinden. Alp. Habsburglar’m tüm çabalarına rağmen. Avusturya m o­ narşisi. ötekine yüzyıllarca Bal tık k ı­ yılarında ufak bir bölgenin adı olan Prusya denmeye baş­ landı. Avus­ turya ile Prusya. W estphalia Barışı’ndan iki üç kuşak sonra büyük ve yeni bir im paratorluk haline geldi.etm esini şart koşuyor. 15. Belçika ve İtalya’da ortaya çıkm ış olmakla birlikte. Üye devletlerin İm parator’a kar­ şı m ücadeleleri sonucu. Avusturya Habsburgları ve Brandenburg ya da H ohenzollern hanedanlığı dışında sürekli kullanılan bir adları bile yoktu. 1 70 0 ’lerle birlikte bunlar arasından ik i tanesi. İm paratorluk Diyeti 1806’ da Kutsal Roma İmparatorluğu tarihe karışana kadar bir daha da toplanm ayacaktır. yöneticilerinin hüner ve iradesiyle güçlen­ meye başladı. yüzyıllarca Yukarı Tuna’da küçük bir arşidüklük olarak varlığını sürdüren Avusturya. Son diyet 1663’te Tuna’daki Osm anlı ilerlem esine karşı alınacak tedbirleri kararlaştırm ak için toplanmıştı. aslında başkenti Viyana’da olan bir Orta Tuna İm paratorluğu’ydu. Bohemya ve Karpat dağ sistem leri arasında yayılan bir devletti. seçilecek im paratordan üye devletlerin ayrıca­ lıklarını kabul . m utlakıyetçilik bir bütün olarak Almanya’da sınırlandırılm ış oldu. Avusturya. ama 3 0 0 devlet içinde m inyatür biçim iyle sürdü. Louis. Uzun süre bunların. bir kişi 114 . Dünya Savaşı’nm sonunda yıkılana kadar.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) “elektör” adı verilen devlet tem silcilerinin oluşturduğu se­ çici “d iy et’. Zamanla1 birine. çokuluslu bir nitelik taşıyordu. I. Alman etki­ si güçlü olm akla birlikte. yüzyılın ortalarından beri sürekli im parator seçilen Habsburglar’m yetkileri.

(FFusya^ savaşkan”olm aktan çok m ilitarist bir devletti. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları çevresinde toplanan “uluslar koleksiyonu” olarak kaldı. 1 4 1 7 ’de H ohenzollern ailesi m odern Prusya’nın çekir­ deği olan Prusya’yı yönetm eye başladı. çünkü köylü­ leri sürekli komutla yönetm eye alışık olduklarına inanm ış­ lardı. Otuz Yıl Savaşları sırasında 16 4 0 ’ta Fred erick W ilhelm Prusya tahtına otur­ du. Prusya ordusunda burjuva subay hem en 115 . Prusya’da devletin dikkat ve enerjisinin büyük bir bölümü silahlı kuvvetlere yöneldi. Tüm dev­ letlerde. dengesi politikasında bazı avantajlar sağlayabileceğine ina111 yorduk Devlet. ihtiraslıydı. Ama. Modern Prusya. Prusya’nın toplum sal gelişm e ve sın ıf yapısı üzeı inde ordu çok büyük etki yapmıştır. belki de Avrupa’nın en m ilitarist devleti sayılabilirdi. Bu anlatılanların sonu­ cu olarak. belki I.XIX. Dolayısıyla. yalnız genişle­ mek için dfeğil."Saldırgan deftil. 17. Prusya yöneticileri. devlet m ekanizm asının bir dereceye kadar silahlı kuvvetleri desteklem e am acıyla kurulduğu doğrudur. Ancak. ülkesinin küçük ol­ duğunu. özü orduya dayalı olduğundan. doğal savunma hatlarına sahip olmadığını ve güç­ lü komşuları bulunduğunu anladığından. Dünya Savaşı’nın nedenlerinden birini oluşturacaktır. Avusturya İm paratorluğu’nun bu niteliği. bu verilere dayanılarak yaygın biçim ­ de inanılanın aksine.hariç. Sonra “Büyük F red erick” adını alarak Prusya’yı güçlü bir devlet biçim ine soktu. var olabilm ek için de güçlü bir orduya dayanması gerektiği sonucuna vardı. Ama. Küçük de olsa güçlü ve disiplinli bir orduyla. adlarına “ n k e r” denen büyük Ju loprak sahiplerinin daha iyi subay olacağına. yüzyılda bir iki küçük arazinin daha H ohenzollern Hanedanlığı’nm eline geçmesiy^ ortaya çıktı. büyük devletlerin Prusya’yı siya­ sal manevralarında hesaba katacaklarına ve bö^lece-güçu. Frederick. tarihinin son aşam aları. kuruluşu nu__vc__ be 1 d p ^ 'a ıTığıhr c r duya ki > borçluydu ve ordusu sayesinde güçlü bir siyasal birim hali­ ne gelecekti.

(iii) Rusya’nın Büyük Devlet Olması: Bu arada D oğu. Prusya’da orta sı­ nıf. devlete hizm et eder ve ordularıyla gururlanırlardı. 17. T i­ pik bir orta sın ıf insanı. 8. Kısaca. Bunun belki de en önem li nedeni. MS 862 yılında Vikingler’in 14 saldırdarı sırasında Kiev’de kurulmuş 14 V ikingler.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) hem en yok denecek kadar azdı. Polonya adı verir len topraklar bir güç boşluğu oluşturuyordu. yüzyıla kadar Kuzey ve Batı Avrupa’nın kıyıdaki . Böylece. Ayrıca. Avrupa’nın güçlü devletle­ ri arasına girmeye namzetti. Bunlar. Özel m ülk sahibi olarak toplumsal güçleri de azdı. H içbir m erkezi sistem bu kadar geniş top­ rakları ve değişik ırkları etkili biçim de yönetem eyeceği için (bunun tek istisnası. Ö zellikle Moskova ve Berlin gibi yüksek güç m erkezleri gelişmeye başlayınca. hüküm et için çalışan devlet gö­ revlisi durumundaydı. (ii) Polonya’nın Zayıflığı: Polonya’ya “cum huriyet” denm esinin nedeni. öteki Avrupa devletlerindekilerin aksine. AvrupaMa/yükselen bir başka devlet de Rusya idi. güçlü ve disiplinli ordusu. ülkedeki öteki sınıfları etkisiz hale getirmişti. dürüst ve ça­ lışkan devlet hizm etiyle Prusya. soylulara büyük saygı duy­ maz. Polonya sınırlarına yapılan baskı arttı ve so­ nunda bu güç m erkezleri tarafından parçalandı. Polonya ne Fransa’daki gibi m utlak bir m onarşi ne de Ingiltere’deki gibi etkili bir parla­ m enter hüküm ete sahip olabildi. halkının çok karışık ve topraklarının çok geniş olmasıydı. yüzyıla kadar. Kısaca. kralın seçim le işbaşına gelm esi ve ana­ yasal özgürlüklerin yaygın olmasıydı. çok farklı bir devlet m ekanizm asına sahip olan Osmanlı devletiydi) özellikle m erkezden uzak yerlerde yerel yöneticiler bazı ayrıcalık ve özgürlükler kazanıyorlardı. zengin değil­ di. Büyük Frederick ile birlikte bunların oluşturduğu devlet hizm eti dürüstlüğü ve çalışkanlığıyla Avrupa’da ün yapma­ ya başladı. Polonya’da toprak aristokrasisi. yüzyıldan 10.

XIX. yerini Çar’m m utlakıyetçi yöneti­ m ine bıraktı. adını kendi adlarının başına eklem işlerdir. Çarlı­ ğın alam eti olarak. 117 . merkezi otoriteyi güçlendirici ve çarların despotizm ini artırıcı bir etki yaptı. Avras­ ya step topluluklarının özgürlük ve yerellik anlayışını sür­ düren ve eşit hüküm ran prenslerin konfederasyonu biçi­ m indeki Kiev geleneği. Batı ile Doğu özelliklerinin bir karışım ı haline gelene kadar. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları olan Rusya. bir bölüm ünü de kentlerden topladıkları piyadeyle oluşturarak. “Sezar” sözcüğünden gelm ektedir. taklidiydi. Türkler tarafından yı­ kıldıktan sonra. yerleşim bölgelerine yağma saldırıları düzenleyen İskandinav denizcileridir. Bu durum. Ivan (Büyük Ivan) “Tüm Rusların Ç arı”15 iddiasında bulunduğu zaman (1 4 6 2 -1 5 0 5 ) kendisini Bi­ zans im paratorlarının sonuncusu olarak ilan edip. “onun gibi olm ak” için. Zamanla. Bizans im paratorlarının îstan Jrul’daki sarayının. 15 Rom a İm paratoru Sezar’dan sonraki devlet adam larının bazıları. Oğlu III. Batı ve Bizans’la ticari ve dini bağlarını güç­ lendirmişti. Rus­ ya’nın Bizans’la bağlarını vurgulamaktaydı. III. feodal lordlara bağım lı olm aktan kurtuldular. Avusturya. (Bizans’ın çift başlı kartalını almıştı. yüzyılda bir sınır kasabası olarak adı geçen Moskova Prensliği Rus devletinin m erkezi olm uştu. Kremlin ’deki sarayı da. İslam iyet’in güçlü olduğu bölgeleri eline geçirebilirdi. “ikin ci Roma İmpara­ torluğu” iddiasında bulunan Bizans. Rusya’nm . Zaten. “m odern Rusya”nm ulusal birliği sağlanmaya başlanm ıştı bile. Rusya’nm kuruluş dönem i çarları orduları­ nın büyük bir bölüm ünü süvari birlikleri. O rtodoks H ıristiyanlığının gerçek m erkezi olarak “Üçüncü Rom a im paratorluğu” ola­ cağı tahm in ediliyordu. I III. Rus önderliğinde O rtodoks H ıristi­ yanlığı güneye ve doğuya doğru genişleyerek. Ü stelik. Alman ve Rus İm paratorlarının “Kayzer” ve “Ç ar” gibi adlarının başlarına koyduk­ ları unvanlar. Ivan tahta çıktığında. Vasil 1 533’te öldüğü zaman Rusya tam anlamıyla doğmuş ve ilk defa 12.

batıya doğru genişlem e ve Batılılaşma çabalarını anlatır. yüzyılda I. ama bu yöndeki genişleme Amur akarsuyunda Ç in’deki M anchu Hanedanlığa tarafın­ dan tam iki yüzyıl durduruldu. Petro (Peter) ve Büyük Katerina’n (1 7 6 2 -1 7 9 6 ) hüküm darlıkları dönem inde Rusya’nın öykü­ sü. yüzyılın ortalarına gelindiğinde. 16. yüzyılın ortala­ rında tüm Asya kıtası doğuya doğru geçilerek.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Rusya’nın bu tarihten sonraki gelişm esinin öyküsü. İsveç ve Polonya ile giriştikleri uzun mücadeleden sonra Baltık Denizi’ne. 18. hem orduyu hem de devlet m ekanizm asını güçlendirm ek istediler. Alman ve İngiliz teknisyen­ lerinin Rusya’ya göç etm elerini teşvik ederek. 1 7 0 7 ’de Jap on aalların m kuzeyinde Kam çatka yarımadası Rus bollgesi ilan edildi. Bu genişleme. 16. yüzyıl boyunca. Rusya bundan sonra güneye doğru sarktı. Amerika Kıtası’nın doğu ucunda bağım sızlığını kazanıp. M oğolların ve T ürklerin batıya sızmaya başladıkları sırada. doğu ve güneydoğu yönlerin­ de Rus genişlem esi kolaylaşmış oldu. dolayısıyla açık sulara çıktılar. Ba118 . Avrasya düzlüklerinde kurulan bu küçük devletin Kıta’ya bir ucundan öteki ucuna kadar egemen olm ak için genişle­ me m ücadelesidir. Don. 18. batıya doğru genişlemelerindeyse. yüzyılın ortasına gelindiğinde. batıya doğru tüm kıtayı egemenliği altına alma uğraşı veren ABD tarafından durdu­ rulacaktır. İvan (K orkunç Ivan) Orta Volga bölgesinde bir Müslüman Hanlığının m erkezi olan Kazan’ı eline geçirdi. Pasifik O k­ yanusu kıyında O khotsk kenti kuruldu. Ru'slar Bering Boğazı’m geçerek Alaska’ya girdiler ve Kaliforniya’ya doğru iler­ lemeye başladılar. Bu denetim in kurulm asıyla. 1 5 3 3 -1 5 8 4 yılları arasında Çar olan IV. Her iki m onark da. yüzyılın bundan sonraki bölüm ünde ve tüm 17. Ruslar. 17. Dinyeper ve Volga akar­ sularının bereketli vadileri Rusların denetim i altına girdi. HollandalI. Ruslar da kürk peşinde doğuya doğru genişlediler.

18. Petro’nun “Büyük Kuzey Savaşı” (1 7 0 0 -1 7 2 1 ) sonunda Letonya ve Estohya gibi iki bölge İsveç’ten alınarak. devlet ordunun ihti­ yaçlarına göre yönetilm eye başlandı. St. 19 6 2 . The Arah World Today. M orroe Berger. Sarayda Avrupa giysileri giyilme­ ye başlandı ve Kuzey Avrupa Protestan devletlerinde oldu­ ğu gibi. e. Batı Avru­ pa’nın bazı kurum ve düşüncelerinin Avrasya kıta kütlesi boyunca yayılm asını sağlamıştır. İslam Dünyasının Zayıflaması ve Osmanlılar16 1500’lerle birlikte Batı’nm yükselm esi ve 19. Petersburg’a almdı. Rusya önem li bir Avrupa devleti ol­ muştu. Çar I. Londra. Bili ve 119 . Rusya’nın “Doğulu” yü­ zünün değiştirilm esinde ve bir Avrupa devleti haline geti­ rilm esinde kararlıydılar. yüzyıl boyunca bu genişlem esi. Dünya kültürel dengesi­ nin bozulup. Doubleday and Co. 1 7 0 0 ­ 1850 dönem indeki globalleşm e süreci içinde. Baltık’tan Karadeniz’e ve oradan da Pasifik Okyanusu’na kadar geniş Avrasya bölgesi üzerinde. New Y ork. yüzyılın sonunda. Çariçe Katerina’nm O sm anlılar’a karşı giriştiği 1 7 6 8 -1 7 7 4 ve 1 7 8 7 -1 7 9 2 savaşları sonunda. Urallar’da bir silah endüstrisi kuruldu ve Rusya’nın “Batılılaştığm m ” bir sim ­ gesi olarak. Böylece. ancak onların sahip olduğu araçlar've anlayışla dengelenebilirdi. 19 7 3 . Kısaca. In c. m onarşinin denetim i altma alındı. Rusya Karade­ niz’in kuzeyine de yerleşti.. Prus­ ya’da Büyük Fred erick’in yaptığı gibi. Kilise. I. Petro’nun öldüğü 1725 tarihine gelindiğinde. başkent batıya. 20. Lords o f the Gol­ den Horn. Pan books. Rus gü­ cü Baltık’a tam anlam ıya yerleşti. Garden City. yüzyılın orta16 Bu bölüm yazılırken yararlanılan kaynaklar: N oel Barber. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları Lı’nın üstün gücü.XIX. Rusya’nm 18. yüzyılın ikinci yarısının “süper gücü” Rusya’n ın çerçevesi kurulm uş olu­ yordu. Jam es A. Batı’nın üstünlüğü karada da ele geçirm esi yolundaki tarihi süreç açısından önem i budur.

Harper and Row. Bazı ülkelerinse hâlâ kurtulm uş oldukları söyle­ nemez. “A History o f the W orld ”. Batı’nm siyasal. İslam dünyası 16. Politics in the Middle East. Chicago Univ. The Modern World. cilt. da Akdeniz. A Study o f History. bundan önceki bölüm lerden birinin konusuydu. 1 9 3 5 . H. Atlantik ve Hint okyanuslarından gösterdiği Cari Leiden. Fisher. (i) . 19 7 7. A. New York... daha sonraki yüzyıllardaysa gerilediğine tanık oluyoruz. yüzyıl. U zunçarşılı. H. The Rise and the Fail o f the Turkish Empire. 16. Londra. Os­ manlı Tarihi. 1 9 7 9 . 111. Little. Ankara. Eyre and Spottiswoade. T ü rk Tarih Kurumu Basım evi. Neden? Bu kadar geniş çaplı bir olayın nedenle­ rinin ne denli karm aşık ve çok sayıda olabileceğini de gör­ müş bulunuyoruz. T he Macmillaıı Press. 3. He­ men hem en dünyanın dört köşesi. 1 9 6 3 . İstanbul. Genel olarak İslam dünyası ve özel olarak Os­ m anlı devleti bunların etkilerinden uzun süre kurfülamayacaktır. W illiam M cN eill. Ancak. 16. Jo h n A. uzun vadede önem li görülen nedenler genel birkaç kategori içinde verilmeye çalışıla­ caktır.. Londra. 1 9 7 7 . / İslam dünyasına karşı Iberik yarımadasının 16. kısım . yan İslam iyet’in. 19 7 2 . Boston. Arnold Toynbee. İslam Dünyasının G erilem e N edenleri: 6 0 0 -1 0 yılları arasında en parlak dönem ini Arap unsuruyla yaşa. Oxford Univ. Sander Kitabevi. A History o f Europe from the Beginning o f the 18th Century to 1937. The Rise o f the West: A History o f Human Community. L. 120 . Press. Burada. The Struggle fo r W orld Power. 2. yüzyılla birlikte İslam dünyasının bu üstünlüğünün kalktığına. 1 9 5 2 .Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) larmda dünya üstünlüğünü eline geçirm esi İslam dünya­ sında ve genel olarak Asya’da bir “düşüş” dönemidir. Chicago. 1 5 0 0 -1 9 8 0 . Press. c. İslam dünyası ve onun en güçlü ve belki de tek bağımsız devleti olan Osm anlılar da bu düşüşten nasiplerini alacaklardır. yüzyılda bazı iç ve dış sorunlarla* karşılaştı. Lord Kinross. yüzyılın sonlarına kadar Türklerle en geniş sınırlarına ulaştığı ve en güçlü dönem ine girdiği. Londra. Brow n and Co. Publishers. 1981. The Ottoman Centuries. W illiam W oodruff. î. ekono­ m ik ya da kültürel üstünlüğü altına girdiğine göre. Garraty and Peter Gay.

özellikle Fransa ve İngiltere’ye çeşitli ticaret kolay­ lıkları sağladılar. O sm anlılar aynı başarıyı Hint Okyanusu’nda gösterem ediler ve bölgede Portekiz’in üs­ tünlüğünü bozamadılar. Daha önce de gördüğümüz gibi. Fransa ve İngilte­ re’yi bu ticaret anlaşm alarına iten ekonom ik nedenlere da­ ha önce değinilm işti. Ama.XIX. O sm anlılar bu devletleri Portekiz ve Ispanya’nın yarattığı ani tehdide karşı birer denge unsuru olarak gördüklerinden. 17. 121 . ama aynı zamanda uzun vadede daha da yıkıcı olacak eko­ nom ik tehdidin tohum u da atılıyordu. uzun vadeli ve önem li sonuçlar doğurmuştur. Portekiz. İngiltere ve Hollanda gem ileri Osmanlı limanlarından uzak m esafeli ticareti ellerine geçirm iş oldu­ lar. 16. yüzyıl boyunca Akdeniz’de yine de Osmanlı donanması egemen kaldı. O dönemde belki “zararsız ve önem siz” gibi görünen ve bir Avrupa devletinin üstünlüğüne karşı koy­ mak için başka bir Avrupa devletine verilen bu ticari ko­ laylıklar (sonraki dönem lerin kapitülasyonları) Avrupa’nın gelecek hâkim iyetinin tem elini oluşturdu. yüzyılın başında Kuzey Afrika’da M üslüm anlarla ça­ tıştı. 1 4 9 2 ’de Granada’yı eline geçirdi ve 16. Zamanla. İspanya ise. . yüzyılın son­ larına doğru Fransa. 16. Bu devletler denizlerdeki başarılarını bir bakım a O s­ manlIlara borçlu sayılabilirler. 1 5 3 5 ’te Fransa’ya ticaret ayrıcalıkları sağlandı. ortaya bir dizi anlaş­ ma çıktı. Fransa ve İngiltere’ye geçti. Ani askeri tehdit ortadan kaldırılıyordu. Akdeniz ve H int Okya­ nusu’nda deniz egemenliği Hollanda. yüzyıldan önce Batı ve Doğu Afrika kıyı şeridine egemen oldu ve sonra gü­ ney denizlerine inerek bölgedeki İslam ticaretini baltala­ maya başladı. İngiltere’nin “Levant” Ticaret Şirketi 1 5 8 0 ’de benzer ayrı­ calıklar aldı. Ayrı am açlarla hareket eden devlet­ lerin çıkarları bir noktada birleşince. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları tepki. 16. yüzyıldan başla­ yarak.

Hint Okyanusu’nun hiç olmazsa ku­ zeybatı kıyılarında aynı yarımadanın üstün duruma geçm e­ si kısa süreli olarak engellenebilm işti. biraz da haklı olarak düşünemedi­ ler. 1 7 0 0 ’lerde. Dolayısıyla. Osm anlılar. Ortaçağda H açlı Seferleri nasıl uzun vadede başarısız olmuş. refor'm yapmak ve Müslü­ m anların tem el üstünlüğünden kuşku duymak için neden 122 . Bu ve uzun mesafeli ticaretin Avrupa devletlerinin eline geç­ m esi. Ü stelik. Osm anlılarm başarılı deniz savaşları sonucu. toprak sahiplerinin yanında tüccarlara da kendine bağlı birer hüküm et uzantı­ sı gözüyle bakm ıştır. kendilerine şimdiye kadar güç verm iş olan eski yönetim modeli ve anlayışından ayrıl­ mayı. Kısaca. Eski yöntem ler gelecekte de işleyebilirdi. Osmanlı devletin­ deki tüccarların toplum sal yapı içindeki olumsuz koşullar­ dan etkilenm elerinin de payı vardır. Osm anlı tüccarlarını büyük çap­ lı ve uzun m esafeli ticarette Avrupa ile rekabet edemez du­ ruma getirdi. şimdiki Batı “saldırısı” da başarısız ol­ muştu. İslam gü­ cü galebe çalm ışsa. Akdeniz’de Iberik yarım adasının tehdidi ortadan kaldırılm ıştı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Bu olumsuz sonucun oluşmasında. Ü stelik. Avrupa ticaret gücünün uzun vadeli sonuçları kim se tarafından açıkça görülemezdi. Ö nce de görüldüğü gibi. hem de Doğu’da ticaretin teşvik edilmesi gereken bir uğraş olarak devletin öncelikleri listesinde ön sırayı bir türlü alamaması. Ama. yüzyılda İslam dünyasında “ara­ c ı”nm baharat ticaretinden elde ettiği kâr da kaldırıldı. O sm anlı tüccarları ti­ cari çıkarların gerektirdiği esnekliği anlamayan asker ve yöneticilere bağlı durumdaydılar. Ayrıca. paniğe kapılm ak. bu tarihlere gelindiğinde. 16. Hem Batı Avrupalı tüccarın devletten gördüğü destek. Doğu toplum larm da merkezi otorite. Çünkü. belki o dönemde. Batı Avrupa ticareti henüz Osm anlı devletinin iç bölgelerine sokulamam ıştı. modern zamanlarda İslam dünyasının başarısızlığı­ n ın tem el nedeni sayılmalıdır.

Ayrıca. 16. Avrasya kıta kü t­ lesinde Rusya’nın güçlü bir devlet olarak ortaya çıkm ası ve lumun sonuçlarıdır. ilerde görüleceği gibi. yarınından limitli bir hareketsizlik içine girdi. O sm anlılarla birlikte Tuna’ya kadar uzanan İslam dünyasının kuzey sın ırlan 16. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları yoktu. önceleri Kitlesel ve açık bir çatışm a biçim inde değildi. Rusya’nm Asya’daki bu başarılarının İslam dünyası ıs ısından uzun vadeli önem li sonuçları oldu. Sonra. Üncü tüccar ve serüvenciler Kus gücünü Urallar’m doğusunda da yerleştirmeye başladı­ lar Ruslar. 163 8 ’de Pasifik O kyanusu’na kadar dayandılar. Sünni-Şii çatışm ası ve bunun uzun vadeli sonuçları da İslam dünyasının zayıflamasına yol açan unsurlar arasın­ dadır. büyük so­ mu oluşturan Kazaklar da Rus denetim i altına girince.u Avrupa ve Asya’daki bu kayıplar.XIX. İslam dünyasının 16. Rusya. İş­ le. Kuşlar Ukrayna bölgesinde rahatladılar ve arkalarından ı ıııin olarak Urallar’ı geçtiler. Dol'. İslam dünyasının ilk gerileme işaretleri oldu. yüzyılın ortalarında. Çin sınırın­ d ın başlayıp. Öriıer ve O sm an’ın meşru­ iyetini kabul eden Sünnilik arasındaki bölünm e. ve 17. . O sm anlı devleti bugününden m em nun. Kazan ve Astragan hanlıklarını eline geçirm işti. bun< lan önceki kısım da görüldüğü gibi. bugünkü Pakistan. yüzyıllarda önem li ■ 'Içude daraldı ve üstün Rus gücü karşısında zayıf kaldı. Afganistan ve İran’dan geçerek. Bunun sonucunda tüm Volga bölgesi Rus yerleşim ve ticaretine açıldı. Hıristiyanlarla doğrudan temasta bulunulan Avrupa’da ve Akdeniz’de İslam iyet zaferler ka­ lın ırk e n ya da en azından elinde bulunanı korurken. yüzyılın sonlarıyla birlikte geri­ lemesi üzerinde etkili olan ik in ci faktör. bölgenin zengin doğal kaynaklarından yararlan. Halifeliğin Hz.ı rak. M uham m ed’in damadı Ali’den geldi­ ğini savunan Şiilik ile Ebubekir. za­ manla Sufilik gibi çok çeşitli bölüntülerin ortaya çıkmasıyla.

16. O sm anlılar hem en hem en h iç­ bir dinsel bölüntü ile ilişkilerini ve bağlarını bozmamışlardı. sürekli batı yönünde Avrupa ve Akde­ niz çevresine seferler yapan ve Anadolu yarımadası dışın­ daki topraklara büyük bir ilgi gösterm eyen Osm anlılarm dikkatlerinin bir bölümü doğuya çevrildi. İsm ail Safavi. İslam dünyasındaki bu dinsel ve dolayısıyla siyasal denge bozulmaya başladı. savaşkan ve güçlü bir orduyla Tebriz’i ele geçirerek kendini “İran Şahı” ilan etti. Şii ayaklanm asının neden olduğunu söyleyebileceği­ miz doğu seferleri sonucu. 15. Bu başarıların gizi. An­ cak. Osm anlı gücün­ deki bu bölünm enin ne gibi sonuçlar doğurduğunu ya da eğer bu ayaklanmalarla Osmanlı gücü. O sm anlılarm kuruluş sağ­ lamlığında ve genişlem esinde çok etkili olm uştu. işte. 1 5 0 0 ’de Hazar Denizi’nin güneyinde bağnaz bir Şii toplulu­ ğu. 1 5 1 4 ’te Şah İsmail’in kışkırtm aları sonucu Anadolu’da bile O sm anlılara karşı ayaklanm alar başladı. kuşaklar boyu yeraltında Şii propagandası ile koşullandırılm aları so­ nucu elde ettikleri dinsel bağnazlıktır. İsm ail Safavi’nin önderliğinde önem li bir güç haline geldi. İs­ m ail Safavi’nin çevresinde toplanan askerlerin. enerjisi ve dikkati batıdan çevrilm em iş olsaydı burada nereye kadar genişleyebileceklerini kesin çizgileriyle görm ek olanaksızdır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) bu tem el bölüntü çok karm aşık bir hale geldi ve keskinliğini de yitirdi. Osm anlılarm nüfus bileşim inin 124 . Derviş cem aatleri gibi İslamiyet’in farklı yorum larının coş­ kun dinsel heves ve heyecanları. yüzyılın hem en başında. önce de değinildiği gibi. yüzyılda Osmanlılarda Sünnilik resmi devlet dini oldu. kuruluş dönem inin büyük hoşgörü havası içinde. Ama. bu noktadan sonra İslam dünyası içinde Şiiler hesaba katılm ası gereken bir güç haline geldiler. O kadar ki. Bu tarihe kadar. 1510’da ise Bağdat ile bugünkü Irak’ın büyük bir bölüm ünü denetim i altına aldı. 1506’da tüm İran Platosu.

yüzyılın sonuna kadar iyi yönettiler ve genişletti­ ler. Selim ’in (Yavuz). hangi ölçüte vurulursa vurulsun. devletin bün­ yesindeki bu değişiklik. H ıristi­ yan dünyasına karşı üstünlüğünü ya da en azından denkli­ ğini bir kez daha ortaya koym uş. Hele. Onlardan sonra gelen padişahlar zam anında.XIX. Anadolu’daki ayaklanmaları bastırdıktan sonra. yenilikçi anlayış da yavaş yavaş sönm eye başla­ mıştı. yüzyıl boyunca Safavi devleti. Belki. İslam dünyası 16. Ama. Tüm bu olumsuz gelişm elere rağmen. yüzyılda. A bbasilerden sonra çürüm eye baş­ layan Arap-lslam toplum sal dokusunun O sm anlılarm yapı­ sı içine girm esi ve Osm anlılarm şimdi hem batı hem de doğu yönünde genişlemeye başlaması. dıştan ve içten gelen tehlikeler ortadan kalkm ıştı. Fatih Sultan M ehm et’in sarayında da vardı. Avrupa’da ortaya çıkan yeniliklere karşı bir tutuculuğun İslam alem ine ve Osm anlı devletine ege­ men olmasıdır. Şii ayaklanmasını bastırmak ve doğudaki Şah İsm ail tehdidini ortadan kaldır­ mak için büyük bir ordu toplaması gerekti. bölgenin kuzeyinde kendini gide­ rek hissettiren Rus gücüne karşı İslam ’ın ortak hareketinin önem kazandığı bir dönemde bu bölünm üşlük uzun vade­ de daha da zayıflatıcı oldu. İtalyan Rönesansm a hâkim olan ruh. Bu yanıltıcı düşüncenin en önem li sonucu. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman. Ama. yüzyıl­ da karşılaştığı güçlükleri yenm iş gibi görünüyordu. 1 5 1 4 ’te Çaldıran’da O s­ manlı topçusunun gücü Safavi bağnazlığına galebe çaldı. ilerde karşılaşılacak güçlüklerin ilk belirtileri oldu. İsla m dünyasında rahatsız edici ve zayıflatıcı bir unsur olarak kaldı. yani . 16. Osm anlı Sultanı I. yeniçeriler arasındaki huzursuzluğun sonucu olarak Sultan. bu güçlü miras üzerinde dev­ leti 16. Böylece. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahdtları nasıl değiştiği daha önce belirtilm işti. 17. Şah İsm ail’in gücünü tam ortadan kaldırmadan geri dönmek zorunda kaldı.

MÖ 5000’lerden beri. Köylü de asker ve devlet memurları tarafından sürekli ve sıkı bir de­ netim altında tutulmaktaydı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) 17. yüzyılda. Bu sonucun yaratılmasında İslam dünyasının toplum­ sal yapısı da etkili oldu. tü­ müyle doğru bir açıklama olamaz. yüzyılın genel zayıflama süreci içinde yeniliklerin ve yaratıcılığın yeşerecek toprak bulamayacağı açıktır. öte yanda Osmanlı devletine özgü yapısal bozukluklarda aran­ malıdır. Osmanlı devletinin za­ yıflamasının asıl açıklayıcı nedenleri. şimdi yapılması gere­ ken. Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra gelen padişahların büyük bir çoğunluğunun yeteneksizliği. Bu. şimdi tüm Ortadoğu bölgesinin tek egemeni olan Osmanlı devletine de geçmiş ve devlet en görkemli dönem­ lerinde bile bu kalıba uymuştur. (ii) Osmanlı Devletinin Zayıflama N edenleri: Özel ola­ rak Osmanlı devletinin önce duraklama ve sonra gerileme­ sinin açıklanmasında. Bu toplumsal özellikler. Ama bu durum. Böyle bir ortamda ve özel­ likle 17. Avrupa’da modern bilim. bir yanda genel ola­ rak İslam dünyasının yukarda anlatılan zayıflıklarında. önemli bir neden olarak gösterilir. Batı Avrupa’nın güçlü devletlerinde. Bu bakımdan. Ortadoğu toplumlarmm temel özelliği olmuştu. tüccarların işlerini gereğine uygun bir biçimde bağımsızca yürütememeleri. İslam dünyasının gerileme nedenlerine ek olarak. Os­ manlı devletine özgü yapısal bozukluklar üzerinde durI 126 . belki de Os­ manlı tahtmdakilerden daha yeteneksiz ve daha dengesiz monarklarm sayısı az değildir. o devletle­ rin güçlenmelerini ya hiç etkilememiş ya da çok kısa süreli olarak durdurmuştur. edebiyat ve etkili devlet yönetimini doğuran araştırıcı. kent insanının memur ve toprak sahiplerine sürekli baş eğmesi.. büyük Me­ zopotamya uygarlıkları da dahil. ister istemez. Osmanlı devletinde görülemedi. zevk ve sefa düşkünlüğü ve kiminin de psikolojik bakım­ dan dengesizliği. yenilikçi akımlar ve anlayış.

Bu aynı zamanda zayıfla­ ma sürecine girilmesinin en önemli nedenleri arasındadır. Osmanlı devleti bir istisna değil­ dir. Karşı konulamaz güçler zayıflatmışlar.XIX. I. Osmanlı toprak siste127 . birlik ve beraberlik sağlamaktaydı. Osmanlılara bir amaç duygusu. “ölümleri” de hasta yatağında değil. Osmanlı devletinde başlayan uzun duraklama. Devle­ tin enerjisinin tümü bu yönde kullanılmakta ve gelecek sa­ vaşlarda başarı kazanmak için devletin yönetimi sıkı tutu­ larak. büyük bir devletin zayıflaması­ nın nedenlerini daha açıklayıcı. Kanuni Sultan Süleyman’ın iyi niyetli toprak reform u­ nun monarkm isteklerinin aksine sonuçlar doğurması. fetihlerin durmasıyla Osmanlı hâzinesi yoksullaş­ maya. İkinci olarak. Yüzyıla Kadar Dünya Tarihinin Anahatları raaktır. kısaca daha bilim­ sel bir temel üzerine oturtabilir. çok te­ mel tarihi. za­ yıflamanın ikinci nedeni sayılabilir. ki­ şiler birbirlerini soymaya. gerile­ me ve yıkılma dönemlerinin en belirgin göstergesi. ganimet gelirleri ve yıllık vergiler de azalmaya başla­ dı. hâzinenin dolu olmasına dikkat edilmekteydi. Osmanlılarda Avrupa içindeki fetihler üç açıdan devletin güçlenmesini sağlamıştı. büyük devletler bir iki yöneticinin kişiliği ya da davranışıyla değil. Çünkü. öğretici. Pek önem verilmeyen. ama en az ilk ikisi kadar önemli bir başka unsur. Böyle bir yaklaşım. Bunun so­ nucu olarak Anadolu’da nüfus gereğinden çok artınca. toplumsal ve siyasal güçler tarafın­ dan yıkılırlar. A vru­ pa’da fetihlerin durmlış olmasıdır. Müslüman güç olarak Hıristiyan Avrupa’ya karşı savaş. büyük bir savaşın sonunda olur. Her şeyden önce. ekonomik. Dünya Savaşı da yıkmıştır. gidecek yer olmayınca kentleri doldurmaya ve kırsal bölgelerde karışıklıklar çıkarmaya başladılar. Osmanlı devletinin o zamana kadar başarı ile sürdürdüğü nüfus yerleştirme politikasının da durmasıdır. yeni fethedilecek topraklar olmayınca.

Böylece. merkezde. yüzyılın sonlarına doğru padişahın yönetici çevresi içine tümüyle kentlerde yaşayan kişiler girmeye başladı. Ama. zeamet ve tımar dağıtımı. Zayıflamanın üçüncü nedeni. 16. Osmanlı devletinde büyük toprak sahipliğinin ve bunun üzerinde de irsiyet ve miras hakkının doğduğu gö­ rülüyor. İşin da­ ha da kötüsü. bunlar aile nüfuzu ya da parayla bu yüksek yerlere geliyorlardı ve yerlerini ölmelerinden sonra oğulla­ rı alıyordu. yerel düzeyde görülen aksaklıkların giderilmesi amacıyla yerel otoritelerden alınıp merkezin tasarrufuna bırakıldı. Bu da. zamanla iddiaların haklılığından çok. Saray’da çevrilen dolaplara konu oldu ve rüşvet alma gibi amaçlarla yapılma­ ya başlandı. yenilikçi bir hareket olarak değerlendirilebi­ lir. artık Av­ rupa köylüsü Osmanlı’yı kurtarıcı gözüyle görmemeye baş­ lamış ve ağır vergi yükünün altında ezilmiştir. Osmanlı devletinde bu toprak dağıtımı. so128 . boşvermişlik. o dönemde Batı Avrupa’da merkezi otoritenin güçlenmesi yolunda ve özellikle Fransa’da ortaya çıkan merkezileşme süreciyle yakın bir benzerlik gösteriyordu. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak Osmanlı dev­ letinde “nepotizm” (yüksek devlet mevkilerinin akraba ya da çok yakın arkadaşlara bırakılmasını sağlayan kayırma sistemi) uygulaması başladı. Bu davranış. Bu bakımdan. Böylece. padişahla­ rın devlet yönetimine sahip olamamaları. o tarihe kadar Osmanlı fetihlerini büyük ölçüde kolaylaştırmış bulunan ve toprak sahiplerine büyük yararlar sağlayan Osmanlı toprak sisteminin ortadan kalk­ masına ve toprak sahibi köylünün büyük toprak sahipleri tarafından sömürülmesine yol açmıştır. Daha önce padişahın yönetici maiyeti. Ama.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) minin temel kurumlan olan has. Bu koşullar altında. m erkezdeki yönetici kad­ ronun bozulmasıdır. Kanuni Sultan Süleyman’ın amacının aksine. kökeni genellikle köylü olanlardan oluşmaktaydı ve bunlar kırsal alanların sorunlarını çok iyi biliyorlardı.

karışıklıklara ve düzensizliğe uğramıştır. bu devletler. merkezi otorite bozulmuş ve zayıflamıştır. şimdi gelişmiş olan ticaretleri ve Os­ manlı devletinkinden daha sağlam olan ekonomik yapıla­ rıyla. sorunu biraz ertelemişti ama özellikle Anadolu. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları rumluluklarm dağıtılması ve yönetim ilkelerine bağlılığın ortadan kalkması sonucunda. Daha önce hükümdarın mutlak kişisel otori­ tesine bağlı ve onun maiyeti tarafından etkili bir biçimde yönetilen devlet. 16. ekilen toprağın bü­ yüklüğünde herhangi bir değişiklik olmaksızın.XIX. 1584 yılındaki devalüasyonla altın para % 50 ora­ nında değer kaybetti ve askerlerin maaşlarının verildiği gümüş sikkeler eritilerek daha ince bir kalıpla basıldı. Avrupa’nın öteki devletlerinde de aynı enflasyonun varlığına daha önce değinilmişti. Kıbrıs’ın alınması. Ama. Zayıflamanın salt ekonomik nedenlerinin incelenm esinde şu noktalar ağır basmaktadır. nüfusun hızla artmış olmasıdır. Birincisi. yüzyıl boyunca Osmanlı nüfusu iki kat arttı ve Av­ rupa’da genişleme olanağı kalmayınca bu nüfusu yerleşti­ recek toprak kıtlığı çekilmeye başlandı. İkincisi. için­ deki bakır oranı artırıldı. işsiz. toprak ürünlerinin dışında herhangi bir ekono­ mik kaynağın gelişmesine de izin vermiyordu. Yeni Dünya’dan IspanyolAmerikan altını Avrupa’ya sokulunca fiyatlarda artış olma­ sıdır. enflasyonun etkilerini kısa sürede geçiştirdiler ve belki de bu enflasyonist gidişten uzun vadede yararlandı­ lar. Toprak kıtlığı köy­ lüleri ve özellikle gençleri başka yerlerde yaşamlarını kazanmaya itti. padişahların otoritelerinin sarsılmasıyla parçalanmaya. topraksız ve köksüz kişilerle doluydu ve bunlar yerel haydutların paralı askerliği gibi buldukları her türlü işe 129 . Osmanlı devleti bu ekonomik sıkıntıyı bir türlü atlata­ madı. Osmanlılarm “lonca” sistemine dayanan ekonomisi. Bu da Osmanlı parasının değerinin düşmesine ve yüksek enflasyona yol açtı.

yüzyılın ortalarında yeterli sayıda seferin yapılm masmdan aylak kalan ve ekonomik durumun kötülüğün­ den dolayı maaşlarını düzenli alamayan yeniçerilere zana­ atkârlık yapma izin verilmiş ve böylece ticaret hayatına atılan ve İstanbul tüccarlarıyla kaynaşan ocağın savaşma hevesi ve disiplini kaybolmuştur. ye­ niçeri ocağı bir de babadan oğula geçen bir niteliğe kavuş­ muştur.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) girmeye başladılar. devletin içine düştüğü durumu anlamaya ye­ ter. Bunun yüküyse gerek merkezi. 16. memurların üzerindeydi. Bu ise onları rüşvete. 16. kötü yola ve köylülerden hukuk dışı vergi istemeye itti. Ayrıca. Örneğin. yüzyılın sonlarına doğru yeniçeri­ ler karışıklık çıkaran ve yıkıcı isteklerde bulunan bir ocak biçimine dönüştü. Böylece. Bu isteğin yerine getirildiği­ ni söylemek. Enflasyonun yükü daha çok sabit gelirlilerin yani as­ ker. gerek yerel yönetimler kanalıyla köylünün sırtına bindi. “yeniçeri oca­ ğ ın ın bozulması büyük önem taşıyor. Topraksal genişle­ menin durmasının bir başka sonucu da Hıristiyan kökenli asker bulmanın artık olanaksızlaşmasıdır. Dolayısıyla. dayanışma duygusu ve askeri disiplinleri bo­ zulmuş oldu. silahlı kuv­ vetlere çok sayıda Müslüman nüfusun alınması sonucunu doğurmuştur. 1589’da değeri düşürülen pa­ rayla maaşları verilince ayaklanarak Topkapı Sarayı’na ka­ dar girdiler ve Divan toplantıdayken padişahtan sorumlu yetkililerin kafalarını istediler. Bu. Hazine büyüyen açığı kapamak için vergileri artırarak yeni kaynaklar arama yoluna gitti. devlet içindeki çeşitli askeri ocakla­ rın bileşimi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde evlenmelerine izin verildiğinden. Zayıflamanın askeri nedenleri arasında. 1593’te sipahiler ayaklandığı zaman bu isyan yeniçeriler tarafından bastırılmış ve böylece iki ocak ara130 . sivil ya da adli olsun. Üstelik.

XIX. Örneğin. dirik ve güçlü bir devlet tarafın­ dan doldurulabilirdi. mer­ kezi İstanbul olan bir “kara devleti” için Viyana kenti. Ama.. Aksi halde. İstanbul’dan sonra Roma’yı ele geçirmek ve İtalyan yarımadasına egemen ol­ duktan sonra. 17. ilk deni­ zaşırı sömürge imparatorlukları kurulduğunda. iyi planlanmış ve hevesle yürütülen bir hare­ ketle bu iş gerçekleşebilir. ölümü iBi . büyük Fatih’in 1481’de genç yaşta ölmesi. Bu devlet daha sonraki yüzyıllarda Moğolistan. Bunun yıkıcı sonuçlarını söylemeye bile gerek yok. İtalyan yarımadasına denizden ege­ men olan bir devlet için. güneyden Avrupa’nın “emperyal kalbi” Viyana’yı çevirmek istemesi. 18. Hele. birçok kent-devletin birbirine düştüğü bir dönemde. 1479’da İtalyan yarımadasının güney ucundaki Otranto’yu eline geçirmesi ve gelecek saldırılar için burada Gedik Ahmet Paşa gibi en iyi komutanının yönetiminde 20. Osmanlı devletinin zayıflama nedenleri arasına konan ve ne anlama geldiği de pek belli olmayan bir “devletin do­ ğal yayılma sınırlarına kavuşması” olgusu vardır. Ama. bu ihtiraslı ama gerçekçilikten pek uzak ol­ mayan planın uygulanmasını engelledi.000 asker bırakması nasıl açıklanabilir? İtalya’nın dağı­ nıklığını koruduğu. Polonya’nın doğu bölgesi ve Doğu Avrupa’nın geri­ ye kalan yerlerinde genişleyip güçlenirken. yüz­ yıldan bakıldığında Rusya’nın “doğal sınırları”nın neresi olduğu iki aşağı üç yukarı belliydi. yüzyıla gelinip. Afganistan’ın kuzeyi. “doğal sı­ nırlar” kavramı. herhalde doğal sınırlarının ötesindeydi. mantığa uygun düşüyor. Fatih Sultan Mehmet gibi ufku çok geniş bir hüküm­ darın yapmak istediği de belki buydu. bu denli zor olmasa gerek. Kafkasya’nın güneyi. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları sındaki rekabetten yararlanmak gelenek halini almıştır. Üstelik. Roma ile Bizans’ın yıkılmasının doğurduğu büyük boşluk. belki karadan ele geçirilmesi olanaksız olmasa bile son de­ rece zor bir işti. anlamını tamamen yitirdi.

Bu olumsuz gelişmeler karşısında Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa’nm İslam âlemini zayıflatan temel nedenleri doğru olarak anlayıp. Üstelik. Beyazıt’m. Kanuni’den sonra tahta geçen II. Bu durum bir bakıma ülkenin yararına da oldu denebilir. söylenebilecek olan. Çünkü. çizilecek sınırın temel mantığını soramamaktadır. Portekiz gibi devletlerin deniz ege­ menliğinin büyük önem kazandığı dönemde doğal genişle­ me alanının sınırları hangi ölçütle.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) üzerine Osmanlı devletinde ilk kez başlayan taht kavgası sırasında II. (iii) Sokullu Dönem i: Zayıflamaya Karşı Ö nlem ler: Ka nuni Sultan Süleyman’dan sonra gelen padişahların çoğu devlet işlerine büyük ilgi göstermemişlerdir. Hollanda. kardeşi Cem Sultan’a karşı kullan­ mak üzere Gedik Ahmet Paşa’yı ve Otranto’daki kuvvetler­ den büyük bir bölümünü geri çekmesi. İngiltere. Osmanlı devletinin zayıfla­ masının temel nedenleri arasına. açık denizlere tam anlamıyla egemen olamamasını koymak ge­ rektiğidir. çeşitli karşı tedbirler aldığı gözleniyor. Selim döneminde (1566-1574) Rus gücü Osmanlıları Karadeniz’in kuzeyin­ den tehdit etmeye başlamış. devletin doğal yayılma alanlarının sınırlarına dayandığı varsayımından çok. Osmanlı padişahının koruyucusu olduğu kutsal yerlere dini ve tica­ ri amaçlarla gitmelerini engellemeye başlamışlardı. Tüm bu düşüncelerin ışrğı altında. 132 . Kazan Hanlığı ve tüm Volga vadisi üzerinde egemenliğini kurmuştu. Türkis­ tan’ın da ele geçmesiyle buradaki Müslümanların. Otranto’nun he­ men düşmesine yol açarak planı tam anlamıyla tarihin derinliklerine gömdü. nasıl çizilebilir? Bir Hindistan. devlet işleri hemen tümüyle yetenekli sadrazamların eline geçmiş (Sokullu ve Köprülüler gibi) ve “zayıf padişahlar ve güçlü sadrazamlar” dönemi başlamıştır. bir Avustralya ve bir Amerika.

Sokullu’nun Süveyş’te de bir kanal açma ve böylece Osmanlı donanmasını Hint Okyanusu’na kısa yol­ dan çıkarma düşüncesidir. Böylece. tüm bu işlerle uğraşıla­ cakken. hem de donanma ile Hazar denizinden baskı altında tutulacak olan İran. Ostnanlı denetimindeki Azak de­ nizine dökülen Don ile Hazar denizine dökülen Volga bir­ birine bağlanırsa. bu ilginç ve akıllı projenin gerçekleşmesini engellemiştir. Tüm bunlardan. hem batısından. Bir kere.XIX. Her şeyden önce. Ancak. İkinci olarak. iklim koşullarının uygunsuzluğu ve zama­ nın teknolojisinin yetersizliği. Halife sıfatıyla tüm dünya Müslümanlarının koruyucusu olan Osmanlı padişahının prestijinin yeniden sağlanması amaçlanıyordu. Ayrıca. güneye doğru Rusya’nın olası genişlemesini durdurabilirdi. İslam dünyasına zarar vermeyecek boyutlarda tutulması ve Rus tehlikesinin ortadan kaldırıl­ ması. Sokullu Mehmet Paşa Don ile Volga akarsuları arasında Os­ manlı donanmasının geçebileceği bir kanal yaptırmak düşüncesindeydi. Yapılan Osmanlı-Rus ant­ laşması mevcut statükoyu da pek değiştirmemiştir. Osmanlılara karşı serüvenlere girişmekten alıkonabilecekti. Ne var ki. İkincisi. 133 . Osmanlı donanması Hazar’a da hâkim olacaktı. Sokullu Mehmet Paşa’nın. Yüzyıla K ad ar Dünya Tarihinin Anahatları 1568’deki Azak Seferi bunlardan biridir. Yemen’de patlak veren ayaklanmanın bastırılması­ na çalışılmıştır. Azak Seferi’ne uzun vadede önemli sonuçlar doğurabi­ lecek amaçlarla girişilmiştir. Bunun Osmanlı devleti açısından iki avantajı var­ dı. Osmanlı kuvvetleri Rusya ile Iran arasına girerek. ilginç olan bir nokta. bu devlet yörede daha da güçlenmeden durdurulmak is­ tenmekteydi. İslam dünyasını teh­ dit eden ve daha önce değinilmiş bulunan üç unsurdan en az ikisini kavradığı ve tedbir almaya çalıştığı anlaşılıyor: Sünni-Şii çatışmasının. Karade­ niz’in kuzeyinde ciddi boyutlara ulaşan Rus genişlemesi.

Ispan­ ya. Papalık. 1572 yılında. Venedik soylularına ait olan toprak devletleştirildi. Akde­ niz’de bir numaralı düşman saydığı Ispanya’ya karşı bir ha­ reket düzenlemeyi tasarlıyordu. Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’nın komutasındaki Osmanlı do­ nanması. Hıristiyan dünyasında bü­ yük bir tepkiye yol açtı. tüm Hıristiyanları bir Haçlı ruhu içinde birleştirmeyi amaçlayan “Sürekli Kutsal Birlik” kuruldu. İnebahtı Deniz Savaşı (Lepanto) hilal ile haç ara­ sındaki son büyük deniz savaşıdır ve Osmanlı donanması­ nın yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Yerel halka eko­ nomik yardımda bulunuldu ve Kıbrıs’a Anadolu’dan nüfus yerleştirildi. II. Osmanlı bayrağının yeniden Akdeniz’de görülmesi. V. Papa V. Venedik. Cervantes. Don Quixotc: (D on Kişot ) adlı kitabında bu savaştan “Hıristiyanlar için Türklerin yenilmez olmadığını gösteren en talihli gün” di­ ye söz eder. Venedik’in Osmanlılarla ticaret çıkarları ve za­ ferden sonra Hıristiyan devletleri arasındaki ittifakın çö­ zülmesi sonucunda. Selim’in. Ancak.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Sokullu’nun denizlerde beliren Iberik tehdidi konu­ sunda da duyarsız olmadığı anlaşılıyor. Ada’da Katoliklere karşı Yunan Ortodokslarmın eski ayrıcalıkları canlandırıldı ve Latin tutsak sistemi kaldırıldı. Venedik’le Osmanlılar arasında Kıb ns’ı resmen Osmanlı devletine bırakan bir barış antlaşması imzalandı. İstan­ bul ile Mısır arasındaki ticareti engelleyen ve Doğu Akde­ niz’de çok stratejik bir yere sahip olan Kıbrıs adasının fethi konusundaki kararlılığı bu harekâtı engelledi. 1573’te. İnebahtı’dan sonra Ispanya’nın eline '3 4 . inebahtı’dan altı ay sonra. Kıbrıs’ın Osmanlılarca fethi. Malta Şövalyeleri ve Italyan kent-aevletlerinden oluşturulan filoya. Sokullu. Kıbrıs adası 1571 yılında Venedik Cumhuriyeti’nden alındı. Pius’un çabaları sonucun­ da. Akdeniz’in egemeni olduğunu göstermek için Akdeniz’e açıldı. Charles’m oğlu Don Juan ko­ muta etti.

sivil yönetimin çürümüş­ 135 . 1579’da Sokullu Mehmet Paşa ise muhalifleri tarafından öldürüldü. Osmanlı devletinin böyle bir ortamda ihtiyaç duydu­ ğu. askeri di­ siplini bozulmuş olan yeniçeri ocağı bulduğa her fırsatta ayaklanıp karışıklık çıkardığı yetmiyormuş gibi. Os­ man’dır. Se­ lim’den sonra “silik padişahlar dönemi”ne girilir. Bu üstün yete­ neklere sahip sadrazamın öldürülmesi. Yapılan savaşta Osmanlı donanması galip çıktı ve hatta Portekiz Kralı Sebastian öldü. Mu­ rat’ın tahta çıktığı 1623 yılma kadar olan bu dönemde. IV. Bu deniz yenilgisi Portekiz’in başat güç durumundan düşmesinde başlıca rolü oynamıştır. Ye­ niçerileri ortadan kaldırmak isteyen ilk padişah II. (iv) IV.XIX. haremin devlet işlerindeki etkisi artıyor. 1622’de yeniçeri ve sipahilerin ayaklanması sonucu annesi Safiye Sultan’m da dolaplarıyla I. sal­ tanat mücadelesinde kardeş katilliği artarak sürüyor. Osman tebaası tarafından öldü­ rülen ilk Osmanlı padişahıdır ve devletin ne duruma düş­ tüğünün de en iyi belirtisidir. Selim eceliyle. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları geçmiş bulunan Tunus geri alındı. Mustafa gibi gerçekten akli dengesi bozulmuş olanlar tahta çıkıyor. Bunun için büyük bir Asya ordusu kurmayı planlamış ve bunlarla İstanbul’a yürüyüp Yeniçeri ve Sipa­ hi ocaklarını ortadan kaldırmayı. Osman öldürülmüştür. I. 1578’de Osmanlı etkisi 1 as’a kadar genişletildi. devleti iş­ lerinde Harem’le birlikte en etkili güç haline geliyordu. II. 1578’de II. Ancak. Fas Şerifi kendileri için ça­ lışacak bir başkasını tahta çıkarmak için müdahale eden Portekiz'e karşı Osmanlılardan yardım istemişti. yeni ve güçlü bir orduyla devleti güçlendirmeyi denemiştir. Osmanlı devletinde uzun sürecek olan gerileme ve yıkılma döneminin başlan­ gıcını oluşturan en önemli olaydır. yeniçerilerin acımasızlığım. M urat ve Devletin Yeniden Canlanm ası: II. Mustafa yeniden tahta çıkarılmış ve II. Burada.

IV. Anadolu iç savaş ve ayaklanmalarla inliyor. en az onlar kadar zalim ve onlarm saygı duymadığı kanun düzenini tekrar kuracak bir “tiran”dı. Bağdat geri alındıktan sonra İran’la.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lüğünü ortadan kaldıracak. Murat tahta geçtiği zaman devletin her yerinde karışıklık vardı. IV. Kısa bir süre sonra da devletin yönetimini tümüyle eline aldı. Devlet. çapulcu Kazaklar Boğaz’a kadar tüm Karadeniz kı­ yılarını yağmalıyorlardı. önce yönetimi Haremden ve dolap çeviren vezirlerden kurtardı. İran. Murat. ama dı136 . Bu felaket durum genç Murat’ın kesin gözlemlerine konu oldu ve önemli dersler çıkardı. Berbe­ ri kabileler bağımsızlık için çalışıyor. Bu. Evliya Çelebi. Murat işleri tam yoluna koyamadan 1640’ta öldü. İbra­ him geçti. IV. yüz yıl önce Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı barışa benzer bir banş yapıldı. Bağdat ve Erivan’ı ele geçiriyor. korku içinde büyüyen. 1638’de Bağ­ dat seferine çıktı. Kırım Tatarları ayak­ lanıyor. Mısır valileri sadakatsizlik örnekleri veriyor. ama onun değerlerini almamış bulunan I. Yeniçeri ve sipahilere bağlılık yemini ettirdi ve estirdiği terör anarşinin sonunu getirdi. zamanla tam böyle bir hükümdar oldu. (v) K öprülüler Dönemi: A vrupa Baskısının Azalması: İbrahim dönemi (1640-1648) içerde çürümüşlük. ağabeyinin zulmünü devralan. Murat’ın Os­ manlı padişahları arasında en acımasızı olduğunu yazar. ölümünden sonra yeniden büyük bir çökün­ tü içine girecektir. Gazi geleneğini sürdürerek ordusu­ nun başında savaşan Osmanlı padişahının yaptığı son barış olacaktır. tümüyle Topkapı’da yetişen. Lübnan’da kabileler isyan ediyor. Bu iki ocağın devlet işlerindeki etkisini ortadan kaldırdıktan son­ ra Anadolu’daki ayaklanmaları bastırdı ve 1635’te ilk Asya seferine çıkarak Erivan’ı yeniden ele geçirdi. Tahta geçtiğinde 14 yaşında olan Murat. Murat’ın yerine.

Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları şarda sınırlı başarılar dönemidir. daha önce iki limanı ele geçen Girit adasının baş­ kenti Candia 1666 yılında zapt edilmiştir. 137 . Avrupa’da artık fetihler dönemi ka­ panmıştır. taktik ve malzeme açısından çok büyük deneyler ve geliş­ meler kazandığı anlaşılmış. yerine yedi yaşındaki IV. yüzyılda Habsburg imparator­ luğu’ na ilk yenilgisi. Mehmet geçirilmiştir. çağın gerisinde kaldığı ortaya çıkmıştır. ancak Avrupa devletlerine toprak da yitirilmiş değildir. Avrupa’da Osmanlı’nm itti­ fakını sağlama çabaları vardır.XIX. 17. Gothard’da olmuş­ tur. hem dini hem de siya­ sal olarak Avrupa’da reform karşıtı hareketlerin başlaması ve Otuz Yıl Savaşları sonucu Avrupa devletleri arasındaki anlaşmazlıklardır. Köprülü’nün ilk başarıları ve iyimserliğine rağmen. Bu arada. Bu yüz yıl içerde karışıklıklar ve dertler dönemidir. Köprülüler etkili ve aydın bir yönetimle padişahın mutlak despotizmini sınırlandırmışlar ve devlete belirli bir iç istikrar sağlamışlardır. ama Osmanlı devleti böyle bir yardımı verecek durumda değildir. Bu sırada devlet Avru­ pa’dan baskı altında kalmadığı için bunun sağlanması ko­ laylaşmıştır. eğitim. Osmanlı devletinin 17. Şimdi. yüzyılda Osmanlı ordusunun ve askeri bilgisinin dönemin gelişmelerinin arkasında kaldığı­ nı açık bir biçimde göstermesidir. Bunun önemli bir nedeni. Yetenekli komutanlar sa­ yesinde Kırım Kazaklar’m elinden geri alınmış ve Girit’in önemli limanları ele geçmiştir. Tam aksine. 1664 yılında St. Otuz Yıl Savaşları so­ nunda Avrupa ordularının örgütlenme. 1648'de I. İbrahim tahttan indirilerek. Bu savaşın önemi. önderlik. bü­ yük devlet adamları olan Köprülüler’in sadrazam oldukla­ rını görüyoruz. Sultan Süleyman’ın ölümü üzerinden tam yüz yıl geçmiş bulunmaktadır. Yeni padişahın çocukluk ve olgunluk dönemlerinde. Osmanlı ordusunun. geleneksel yöntemleriyle.

Katolik yönetiminden memnun ol­ mayan Protestan Macarlar ayaklanmaya başladılar ve impa­ ratora karşı bir iki başarıdan sonra Padişah’tan yardım iste­ diler. (vi) Viyana Kuşatması (1 6 8 3 ): Sadrazam Kara Mus fa Paşa. tünel kazarak patlatıcıyla surları devirmeye güveniyordu. Ama ne var ki. bir “fatih” olarak dünyaya ün salmak hülyasında olan çok ihtiraslı bir adamdı. Mehmet’in damadı olan Kara Mustafa Paşa’yı sadrazamlığa getirmesi. I. yani bir gün Roma’nm St. Viyana’yı ele geçirdikten sonra Ren’e doğru yürüyüp Fransa Kralı 14. kenti ablukaya alarak yar­ dım gelmesini önlemeye çalıştı ve sonra siper kazma işine girişildi. 138 . din uğruna Hıristiyan Avrupa’ya karşı girişilen son büyük Müslüman seferidir. Louis ile savaşacağını da söyle­ mekteydi. Kale altında patlatılan mayınların surlarda açtığı deliklerden bir iki kez kente girmek mümkün olduysa da. bir askeri komutan olarak yete­ nekleri çok sınırlıydı. ağır toplarını getirmemiş olmasıydı. Bağnaz bir Hıristiyan düşma­ nı olarak. Edirne’de 1683 ilkbaharında büyük bir ordu toplandı. Ayrıca. Önce. Fransa’ya da yardım için başvurmuşlardı. 14. Sadrazam daha çok Türklerin gerçekten çok üs­ tün oldukları mayıncılığa. 1680’lerle birlikte. Kara Mustafa Paşa’mn en önemli eksiği. tıpkı Sultan Süleyman’ın 1529’da yaptığı gibi. eski Osmanlı geleneklerine uygun olarak. bir Osmanlı-Habsburg savaşında yansız kalacağını da belir­ terek. İstanbul’daki elçisi aracılığıyla. Bayezıt’in tehdidini yemlediği. Osmanlılarm son Viyana kuşatmasını tahrik etmiş oluyordu. Louis yardım vaat ederken. Peter meydanında atla dolaşacağını söylediği rivayet edilir.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Köprülü ailesinden Sadrazam Ahmet Paşa’nm 1672 yı­ lında ölümü ve IV. Köprülüler’in canlandırma­ ya çalıştıkları devletin gerilemesinin artık önlenemeyeceği­ nin ilk habercisi oldu. Bu.

Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları bu girişimler püskürtüldü. Bu Viyana başarısızlığının önemli so­ nuçları oldu. Avrupa için artık bir tehdit oluşturmayacak olan Osmanlı devleti. Üçüncü olarak. Tam bu sırada Polonya birlikle­ rinin kentin yakınlarına geldiği görüldü. Kara Mustafa Paşa. Kara Mustafa Paşa’nm bir başka hatası­ dır. Kah­ lenberg tepesim eline geçirmek için bir harekette de bu­ lunmadı. ekonomi ve toplumsal gelişme alanlarında da belirgin bir hal alacaktır. Polonya süvarileri te­ peden aşağıya inerek Osmanlı ordusunu iki ateş arasında bıraktıkları zaman. Sultan Süleyman 150 yıl kadar önce.XIX. Doğu’ya galebe çalacak ve bundan böyle aradaki uçurum. Bir kere. Osmanlı devletine savaş açarak Preveze ve Mora’yı. kuşatmadan bir yıl sonra Venedik. bu tarih­ ten sonra. Po­ lonya birliklerine karşı önlem alınmamıştı. Ancak bu kez. bir meydan savaşı vermiş ve ordusu büyük ölçüde darmadağın olmuştu. Kentin kuşatılmasıyla meşgul bulunulduğundan. Üstelik. havanın muhalefeti ve ağır toplarının olmaması yüzünden alamamış. Osmanlıların bir fatih devlet olarak prestijinde büyük yaralar açıldı. (vii) K arlofça ve G erilem e D önem i: 1699’da Osmanlı139 . Polonya Kralı Jan Sobieski kente hâkim olan bir tepede (Kahlenberg tepesi) karargâhını kurdu. başka bir dev­ letin genişleme konusu haline gelecektir: Rusya. yeni ulus-devletleriyle Batı’nm gücü. Osmanlı devletinde toprak yitir­ me süreci tam anlamıyla başladı. Son olarak. ama ordusuna hiçbir zarar verdirtme­ den geri dönmesini bilmişti. Habsburglar da Hırvatistan’ın büyük bir bölü­ münü işgal etti. Bu tepenin Osmanlılar tarafından ko­ runmamış olması. Kaleden top atışı başlayıp. Böylece. yalnız as­ keri değil. İki ateş arasında bırakılan Osmanlı ordusu çekildi. Sobieski’nin geldiği görülmüş olmasına rağmen kuvvetin bir kısmı bu yeni düşmanla uğraşmak için ayrılmadı. artık yapacak bir şey kalmamıştı. İkincisi. Viyana’yı ulaşım sorunları.

17. Tüm bu gelişmelerin sonucuysa savaş alanlarında yenilgiler dizisidir. genel olarak Islâm dünyası ile Avrupa arasındaki askeri dengede bir dönüm noktasıdır. Sufizm gibi inanışlarla Tanrı’nın birliğinin ve görünmezliğinin zedelendiğini öne sürüyordu. yüzyıldaki temel kurallarına geri dönülmesiydi. Ama. bu tepkinin önemli bir noktaya varamayacağını söylemenin bile gereği 140 . artık tekerinden de rahatsız edici sesler gelmeye başlamıştı. yüzyılın sonuna kadar İslam ve Hıristiyan dünyaları arasındaki uzun çatışmada. İslam dünyasını çözümü çok zor bir bilmece ile karşı karşıya bıraktı. Bu uğraş içinde hem devlet dışarıya karşı za­ yıflayacak. Tarihin akışının aldığı bu yeni eğilim. bu yeni fırtınanın duracağı yoktu ve İslam dünyasının yalnız çatısı uçmakla kalmamış. başarı ibresi hâlâ Müslümanla­ rın lehine ağır basıyordu. Batı karşısında üstünlüğün yeniden kazanılma­ sını sağlayacaktı. Birisi. valilerle uğ­ raşılacaktır. Muhammed’in doğru yolundan sapıldığım. İslam dünyası bu yenilgilere hazır değildi. Dolayısıyla. Bu noktadan sonra Osmanlı devleti Avrupa’ya karşı savunmaya geçecek ve merkezi otoritenin emirlerine karşı çıkacak olan yerel yöneticiler. İslam dünyası için felaketlerin yeni olmadığı doğruydu. Buraya kadar anlatılanlardan. İslami­ yet’in 7. hem de Avrupa devletlerinin Osmanlılarm iç iş­ lerine müdahalesi başlayacaktır. Yapılacak şey. dayanışması ve ilk günle­ rin hevesi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ların Habsburglara yenilgisi ve Karlofça Barış Antlaşma­ sıyla Macaristan’ın büyük bir bölümünü yitirmesi. bundan öncekilerin hemen he­ men hepsi geçici nitelikte olmuştu. Abbasi Halifeliği yıkıl­ mış. İslam dünyasında iki farklı tepki doğ­ du. Bu yolla kurulacak İslam Birliği. ama Osmanlı Devleti İslamiyet’in görkemini geri getir­ miş ve sınırlarını genişletmişti. Hz. fırtınanın geç­ mesini mi beklemek gerekiyordu? Ama. Gerçekte. Zamanla.

İslam dünyasının hiçbir rekabet şan­ sı kalmadı. 19. Sonuç olarak. yüzyılın başların­ da Osmanlı devletinde orduyu Avrupa modeline uygun olarak yeniden düzenleme faaliyetleri başladıysa da. yeni­ çerilerin ve ulemanın tutuculuğu. 1850’lerde yeryüzünün belki de en önemli ve gerçek devrimi sayılabilecek endüstri ve demok­ rasi devrimlerine kadar tam anlamıyla ortadan kalkmış de­ 141 . bu yenilik hareketlerini baltaladı. kör bir tutuculuk. Çin ve Avrupa arasındaki binlerce yıllık dengesi. Avrupa’nın ba­ şarısını sağlayan önemli gelişmeleri ve yenilikleri İslam toplumuna uygulamak yönünde çıktı. bu dünyanın büyük bir bölümü Batı’nm sömürgesi biçimine dönüştüler. 18. 3. Wahhab’ın etkisi Arap çöllerinin ötesine pek geçemediyse de. 1700’lere gelindiğinde. nesnel gelişmeler karşısında ortadan kalkmakta olan toplumsal bir düzenin çökmekte olan kuruluş ve düşüncelerine bağlılık. ancak 19. yüzyılda­ ki Osmanlı reform hareketlerinde görülecek ama o zaman da çok geç kalınmış olacaktır. Dünya Dengesinin Sarsılması: Globalleşmeye Geçiş (1700-1850) Dünyanın. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları yok.XIX. bugüne kadar İslam dünyasının karşılaştığı ikileme çözüm yolu olarak ayakta kalmıştır. Arabistan’da çevresine taraftarlar toplayan Abdül-Wahhab’dır (1703-1792). yüz­ yılın ortalarına kadar Müslüman dünyaya egemen oldu. Batı’ya karşı üstünlüğün elden kaçmasına karşı doğan tepkilerden İkincisi. İslam dünyasından. Ortadoğu. En belirgin yenilik askerlik alanmdakiydi ve toplumu pek sarsmadan bu yeni­ liklerin alınması mümkün olabilirdi. Bu görüşün en önemli mimarı. Bu yöndeki ciddi faaliyetler. Tam tersine. Batı’nm denizlerden sonra karada da üstünlüğüne karşı. Hindistan.

19. Avrupa’nın bu savaşkanlığı. dünyanın glo­ balleşmesinin hızlandığı dönemdir. Avrupa’da ortaçağın düzeni Rönesans ve Reform ha­ reketleriyle yıkılmış bulunuyordu. Kuzey Amerika Kızılderililerini. Endüstri ve D em okrasi------. Maya uygarlıklarını. bu süre­ cin hızlanmasında enerji kaynağı durumunda olan Avrupa şiddeti ve kibiridir.1 Modern ve Çağdaş Dünya a. İslam dünya­ sı hariç.. dünyanın öteki uygarlıklarının davranış kalıpları ve edilginlikleriyle karşılaştırıldığında çok daha belirgin bir hal alıyor. Hint ve Çin insanını düşü­ nün) böylesine acımasızca kullanılan bir güç karşısında tu­ tunamazdı ve tutunamadı. Avrupalmın atılganlığı ve acımasızlığı gelişmiş askeri teknolojiyle birleştiğinde. Bundan sonra Büyük Fransız Devrimi’ne kadar olan döneme Avrupa’da “Eski Rejim” (Ancient Regim e ) adı verilmektedir. Atlantik kıyı dev­ letlerinin önce denizlere ve sonra karalara egemen olması işten bile değildi. Bu sürecin daha iyi an­ laşılması için çok çarpıcı bazı özellikleri üzerinde durmak gerekiyor. Bunların hiçbiri (Aztek.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) ğildir. Özellikle büyük coğrafi keşifle­ 142 . yüzyıldaki endüstri ve demokrasi devrimleriyse Modern ya da Çağdaş Dünya’yı doğurmuştur. Ortaçağ Avrupası j Rönesans ve Reformasyon --------. Globalleşm e Sürecinin Önemli Özellikleri ve “Ulus-Devlet”in Güçlenmesi İnceleme konusu olan 1700-1850 dönemi. Globalleşmenin önemli özelliklerinden biri.

ulaştırma hatlarını kestiler ve böylece onları cılız bıraktılar. Deniz harekâtı. İlk İspanyol ve Por­ tekiz kaşiflerin kurdukları global şebeke denizciliğe daya­ nıyordu ve 20.XIX. artık güçlü hükümetler ol143 . denizle­ rin ve denizciliğin kazandığı önemdir. Bu deniz üs­ tünlüğü ve kurulan denizcilik şebekesi. Uzak ve denizaşırı bölgelerde deniz harekâtı yalnız leknoloji gerektirmiyordu. devlet faaliyetinin ve etkinli­ ğinin genişlemesi. modern devlet. Hükümetlerin askeri faaliyetleri de. yüzyıla kadar da öyle kaldı. modern girişim­ cilik ve modern bilim gibi temel örgütlenme tipleri global­ leşme süreci tarafından biçimlendirilmiş ve ondan büyük ölçüde yararlanmıştır. dünyayı dolaşacak askeri ve ticari deniz filolarını kurup sürdürecek hükümetler. dünya topluınunun ölçeğini genişletmek suretiyle. uygarlığın globalleşmesi sürecinde. sınırladılar. yüz­ yıla kadar ciddi bir biçimde meydan okunmayan bir “Av­ rupa yenilmezliği” duygusu yarattı. Globalleşme sürecinin ikinci çarpıcı özelliği. pahalı olduğun­ dan sürekli bir vergi geliri. globalleşme sürecinin en önemli sonucu sayılabilir. Böylece. globalleşme sürecinde. Avrupa savaşkanlığı tüm uluslara­ rası sistemin başat özelliği haline geldi. bu büyük ölçekte laaliyet gösterecek yetenekte örgütlenmeyi de gerektirme­ sidir. Kısaca. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları rin hemen sonrasında Avrupalılarm yeni dünyalarda ka­ zandıkları kolay zaferler bir efsane gibi büyüdü ve 20. sadık ve iyi yetiştirilmiş bir işgücü ve uzun vadeli amaçlar doğrultusunda bu unsurların işbirliği içinde çalış­ masını sağlayacak bir hükümet sistemi de gerektirmekteydi. karayollarını ve bunun üzerinde kurulu kara uygarlıklarını gölgeye düşür­ dü. giderek deniz gücünün gelişmesine dayanmaya başladı. Modern toplumun. Globalleşme sürecinin üçüncü özelliği. Batı Avrupalılar. gemi yapım ve yedek parça en11 üstrisi. deniz üstünlükleriyle kara uygarlıkla­ rını çember içine aldılar. Kısaca.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) mak durumundaydı. Ar­ tık Avrupa insanı için uluslararası politika. yüzyıla gelindi­ ğinde artık tümü “yurtsever” olmuştur. yüzyıla kadar Avrupa in­ sanı “dindar” olarak düşünülebilirdi. öte­ ki uçta Avusturya güçlenmeye başladı. 18. 16. devlet tüm ulusla­ rarası sistemde tek geçerli ve başat birim haline geldi. monarklar ve prensler değil. 15. Fransa ve İngiltere idi. Avrupalı’nm “Tan­ rısı”. monark ve prensler. yüzyılın ikinci yarısıyla 19. Dinin de birleştirici rolünün kalmadığı 18. barış. b. “Fransa” dış politika­ sının dolapları. ölümsüz “devletler” arasındaki bir alışveriş olmalıydı. Louis ile bu güç dengesini bozmaya çalışmış ama Ingilte144 . Bu yüzyıllarda. “Prusya”nm egemenliği. “Rusya”mn büyüklüğü gibi ko­ nular üzerinde durulacaktır. şu ya da bu kralın çevirdi­ ği dolaplar ya da ihtiraslarından çok. Otuz Yıl Savaşları’ndan Fransa Avrupa’nın en güçlü devleti olarak Çıktı. refah ve milyonlarca insanın yaşa­ mı değil. “Fransa”mn şan ve şöhreti. Dolayısıyla. yeni “ulus-devlet” kurabilirdi. Bu güçlü hü­ kümetleri. 18. 14. giderek daha az önem taşımaya başladı. Louis’nin ölümünden sonra (1715) Fransa’nın askeri üstünlü­ ğü yavaş yavaş ortadan kalkmaya ve bir uçta İngiltere. 19. tümü titizlikle bağımsızlığını korumaya çalışan çok sayıda devlet üzerine oturuyordu. yüzyılın ihtiyaç duyduğu ve globalleşmenin ürünü olan böyle güçlü hükü­ metleri ya kuramadılar ya da sürdüremediler. yüzyılların sorunlarına yanıt veren büyük monarşiler. 18. birlik. yüzyıllarda. 19. yüzyılda Almanya. ve 17. kursa kursa. ya da “Prusya”nm ihtiraslarından söz edil­ meye başlandı. temsil ettikleri devletlerden. “Eski Rejim”. “ltalya”nm birliği. kişiler “devletin üstünlüğü ve dokunul­ mazlığına” büyük bir inançla sarıldılar. yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte. Ama. Fransa. 14. Yüzyılın Büyük Savaşları ve Paris Barışı (1 7 6 3 ) Daha önce gördüğümüz gibi. ve 19.

Paris Antlaşması. 18. Güç dengesi. Avusturya’ya göre daha avantajlı çıktıkları gözlenmektedir. Portekiz ve İspanya bile değil. Baltık’ta İs­ veç İmparatorluğu’nun yıkılması (1700-1721) ve Polon­ ya’nın parçalanması gibi büyük çaplı düzenlemeler ile. Av­ rupa’nın belli başlı devletleri arasında güç dengesine dikkat edilerek yapılmıştı. Avrupa’da İspanya lmparatorluğu’nun parçalanması (1700-1714). yüzyılın bu büyük savaşlarında görül­ memektedir. kurulu ulusdevletler arasında güç dengesini sağlama temeline oturdu. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları re’nin 1689’da Büyük İttifaka girmesiyle güç dengesi yeni­ den kurulmuştu. Bu antlaşmada dört büyük Avrupa devleti -İngiltere. Yedi Yıl Savaşları sonunda imzalanan Paris Ba­ rış Antlaşması’nda açıkça görülmektedir. yalnız Avrupa’nın öteki uygarlıklara göre üstünlüğünü göstermekle kalmamış. Avrupalılar ara­ sında 18. 1713 Utrecht Barışı’ndan beri. 19. Fransa.dünyaya kendi istedikleri gibi bir düzen verme­ ye çalıştılar. Otuz Yı'l Savaşları’ndan sonra Avrupa devlet­ leri arasındaki rekabet dini mücadeleye değil. ve 20. İngiltere idi. örneğin Asya ve denizlerinde güç dengesini sağlayacak olan Osmanlı devleti bir yana. Artık bundan sonra. Bunu izleyen yıllarda. 1500’lerden sonraki 300 yıllık süre içinde “Batı’nm yükselişi”. Avrupa devlet145 . yüzyıllarda daha da coşkulu bir biçimde yeniden belirecekse de. Önceki din savaşlarına damgasını vuran “haklı­ lık inancı” ve savaşları yıkıcı sonuçlara götüren bağnazlık. Doğu Avrupa’daki ge­ nişlemeden Rusya ve Prusya’nın. İspanya ve Portekiz. yüzyılın ikinci yarısındaysa.XIX. İngiltere ilk kez bir dünya gücü olarak tanındı ve Fransa ile yüz yıllık mücadelesi İngiltere lehine sonuç­ landı. yüzyıl savaşlarının sınırlı niteliğini de ortaya çı­ karmıştır. Bunu izleyen Yedi Yıl Savaşla­ rında (1756-1763) İngiltere kesin bir zafer kazandı ve Hindistan ile Amerika’daki Fransız topraklarım elme_g£çird jj 18.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

leri arasında barışın gereği olarak düşünüldü. Dolayısıyla, 18. yüzyıl savaşları hiçbir zaman var ya da yok olma müca­ delesi biçimine dönüşmedi; bazı savaş kurallarının ortakla­ şa gözlenmesiyle, yıkıcılığı azaltıldı. Ordular göreli olarak küçüktü ve amaçlan da karşı tarafın toptan yok edilmesi olmadı. Üstelik, din savaşlarında sivil halka verilen büyük zarar göz önüne alınarak savaş alanları sınırlandırıldı. 18. Yüzyıl Savaşlarının böyle ılımlı bir nitelik alması­ nın önemli bir nedeni, Avrupa’nın globalleşen ticaretiyle kazandığı yeni zenginlik ve refahta aranmalıdır. Gelişen ekonomiye zarar vermemek düşüncesiyle, ordular ekono­ mik bakımdan üretici olmayan kesimden oluşturuluyordu. Her hükümet, köylü, mühendis ve burjuvalar gibi üretken kesimi, hem üretimi, hem de toplumun bu kesiminin öde­ diği vergileri sürdürmek için işinin başında bırakmıştır. 18. yüzyıl ortalarının bu büyük savaşları, halklar arasında değil de hükümetlerin temsil ettiği oligarşi ve aristokratlar arasında ve “ulus bilinci” ile yürütülmeyen son savaşlardır. Bu savaşların^! 7 4 0 -1748İ yılları arasında verilenine Avusturya Veraseti 1756-1763 arasmdakine ise Yedi Yıl Sa­ vaşları denir. Gerçekte, ikisi aynı savaş olup şu iki temel sorun çevresinde dönmüştür: İngiltere ile Fransa arasında sömürge, ticaret ve deniz gücü için, Prusya ile Avusturya arasında Orta Avrupa’da toprak ve askeri güç yönünde mü­ cadele. Savaş sonunda imzalanan ve Avusturya’nın yenilgi­ sini vurgulayanCT748 tarihli Aixla-Chapetfe Barışı ile, taraf­ lar son derece önemTTTJit Alman toprağı olan (^Silezya^ bölgpînrnlPrusya’ya geçmesine karar verdiklerinden, Prus­ ya Avrupa’da hesaba katılması gereken önemli bir güç hali(^'nej^elcu? Böylece, bir yanda genişleyen Prusya ile öte yanda hâlâ hûvük bir devlet o lan A^üHurya, simriârı tam belli ol­ mayan ve (rAlmanya’’ denen bölgede iki önemli güc olarak ortaya cıktıîar~Târihte bu duruma “Alman İkiliği” ( G er 146

XIX. Yüzyıla K adar Dünya Tarihinin Anahatları

man Dualisın'j d e ilecektir.-- Bu antlaşmayla, İngiltere ile

Fransa arasında kısa bir süre silah bırakışması oldu. Bundan sonra Avusturya, Silezya bölgesini yeniden ele geçirmek için Avrupa’nın büyük askeri gücü Fransa ile itti­ fak yollarını aramaya başladı ve bu İngiltere ile Prusya’yı birbirine yaklaştırdı. Ingiliz-Prusya ittifakı 1756 yılında ya­ pıldı. Avusturya ise Fransa’nın ittifakım sağlamak için ha­ nedanlar arası evlilik gibi binlerce yıllık bir yöntemi kul­ landı. İlerde Fransız tahtına geçecek olan 16. Louis ile Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa’nm kızı Marie Antoinette evlendirildiler. Fransa ile Avusturya arasındaki it­ tifaka 4pnra; batı sınırında güçlenen Prusya’yı sınırlamak isteyen Rusya da katıldı. Bu üçü, Prusya Krallığı’m yeni­ den Brandenburg Dükalığı sınırları içine sokmak için mü­ cadele ederken, Prusya yeni güçlü statüsünü ve Silezya’yı> elinde tutmak için savaşıyordu. Kesin bir sonuca ulaşma­ yan savaş sonunda imzalanan barışla, savaş öncesi durum aynen kabul edildi. Prusya, Avrupa’nın ortasında, şimdi halk tarafından “kahraman” ,ilan edilen II. Frederick’le (Bü-^ ü k ) dimdik ayakta kaldı— Yedi Yıl Savaşları’nm geriye kalan bölümü, Ingiltere ile Fransa arasında sömürge ve deniz üstünlüğü mücadele­ sidir. Adı gibi (yedi yıl süren savaş sonucunda. Hindistan. Afrika ve AmerikaldakLFransız toprakları. Ingiltere’nin de­ netimi altına girdi. Fransa’nın ekonomisinin de dayandığı denizaşırı topraklarının,bemen-hemeiL tümü elinden çık vmak durumundaydı. L İ 7öS’îte Paris’te imzalanan barış antlaşması, beklene­ nin aRfîne, Fransa açısından çok ağır hükümler taşımaz. Fransa, Mississipi akarsuyunun doğusundaki Amerika top­ raklarını ve Kanada’yı İngiltere’ye devretti. Bu akarsuyun batı ve güneyindeki topraklan ise, son yıllarda savaşa giren Ispanya’ya bıraktı. Böylece, Fransa Kuzey Amerika’daki
'4 7

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

topraklarının tümünü yitirdi. Ama, o sırada ekonomik ba­ kımdan Fransa için daha önemli olan Batı Hint Adala­ rındaki Guadeluppe ve Martinique adalarım, Afrika’daki tutsak ticaret kolonilerini ve güçlendirmemesi koşuluyla Hindistan’daki liman tesislerini depo ve ticaret ofislerini elinde tuttu. Yedi Yıl Savaşları dünya tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Prusya, Avusturya’ya karşı varlığını “Alman­ ya” da ikiliğini sürdürdü. Fransa büyük bir yenilgi almasına rağmen, ekonomik bir felakete sürüklenmedi. Savaş, İngil­ tere’ye yeni ticaret kanalları açtı. 1755-1785 arasındaki otuz yıllık dönemde İngiltere’nin Amerika ve Doğu ile tica­ reti üç kat arttı. Ama, İngiltere’nin asıl kazancı stratejik ni­ telikteydi. Avrupa’da güç dengesi korunmuş, Kuzey Ameri­ ka’daki İngiliz yurttaşları Fransız baskısından kurtulmuş ve İngiltere denizlere egemen olmuştu. Amerika ve Hindis­ tan için 1763 Barışı çok önemli sonuçlar doğurdu. Meksi­ ka’nın kuzeyindeki Amerika, İngilizce konuşan dünyanın bir uzantısı haline geldi. Hindistan’da, Ingiltere toprakları­ nı genişletme politikasına başlandı. Sonunda, Hindistan, İngiliz İmparatorluğu’nun ekonomik sisteminin en önemli parçası ve Hindistan’a giden denizyolu ve bu yolun kıyı bölgeleri de “can damarı” haline geldi. Bundan sonra İngi­ liz dış politikası, temelde, bu yaşamsal yolun emin ellerde bulunması ve tehditlerden uzak tutulması amacına yönele­ cektir.

_______________IV_______________ Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

1500’lerde başlayan globalleşme süreci, 18. yüzyılın ikinci yarısında Amerika kıtasını da içine alacak biçimde genişle­ di. Ayrıca burada, İngiltere’nin 19. yüzyıldaki tartışmasız üstünlüğüne 20. yüzyılın ikinci yarısında rakip çıkacak bir devletin “tohumu” da atıldı. Kuzey ve Güney kıtalarıyla birlikte tüm Amerikalıların 15. yüzyıldan başlayarak yerle­ şime açıldığı ve Avrupa insanının buraya Avrupa kültürü­ nü getirip yerleştirdiği biliniyor. Ama, dünya politikasını önce etkileyecek ve sonra belki de biçimlendirecek ABD’nin ve güneyde irili ufaklı bir dizi devletin kurulması için 18. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yüzyılın ilk yarısını beklemek gerekecektir. Daha önce belirtildiği gibi, 13. yüzyılda İngiltere’de başlayan anayasal süreç, Avrupa kıtasının geriye kalan bö­ lümlerinde değişik formlar aldıktan sonra, koca bir okya­ nus aşarak, Kuzey Amerika kıtasına ulaştı. Burada, özellik­
149

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e)

le Kuzey Avrupa ülkelerinden göç eden ve Avrupa düşün­ ce ve teknolojisine sahip insanlar arasında hem güçlendi hem de değişik biçimler aldı. Bağımsızlık, özgürlük ve eşit­ lik gibi üç kavram, Amerikan Devrimi ile Yeni Kıta’mn ku­ zeydoğu köşesindeki 13 Koloni’de iyice yerleşti. 18. yüzyı­ lın sonlarına doğru gerisin geriye Batı Avrupa’ya döndü ve orada Büyük Fransız Devrimi ile büyük bir patlamaya yol açtı. O zamana kadar gelişen tüm kavramlar ve yeni örgüt­ lenme biçimleriyle “Eski Rejim”in çatışması, ortaya hiçbir coğrafi sınır tanımadan gelişen, yayılmacı ve patlayıcı güç­ ler çıkardı. Bunlardan milliyetçilik ve demokrasi, dönemin Endüstri Devrimi ve emperyalizmi ile körüklenerek, Batı Avrupa’dan Orta Avrupa’ya, oradan Doğu Avrupa’ya ve Os­ manlı Devletinden geçerek dünyanın tüm bölgelerine ya­ yılmaya başladı. İşte, bu yeni, dirik ve patlayıcı değişiklik güçlerinin, 18. yüzyıl öncelerinden kalma süreklilik güçle­ riyle çatışması tüm 19. ve 20. yüzyıl tarihinin bir bakıma özüdür. İngiltere, Batı Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Os­ manlı devleti yoluyla Ortadoğu, 20. yüzyılda ise Asya ve Afrika kıtalarını içine alan ve değişik yerlerde değişik bi­ çimler de gösterse, çıktığı yer ve özü hemen hemen aynı olan bu Büyük Dönüşüm, globalleşme “çeşitli insan toplu­ luklarının kapsamlı global bir sistem içine alınma süreci” olarak tanımlanıyorsa, dünyanın globalleşmesini gerçekleş­ tiren temel olgudur. “Modern dünya”, “çağdaş dünya”, “çağdaş uygarlık”, “dünya politikası”, “Modern uluslarara­ sı sistem ve ilişkiler” gibi sürekli kullanılan kavramların da çıkış noktasıdır.1
1 IV. Bölüm yazılırken yararlanılan kaynaklar: Fah ir Arm aoğlu, Siyasi Tarih, 1789-1960, İş Bankası Yayınları, Ankara, 19 9 0 ; Eugene Black, Posture o f Europe, 1815, 1940, Homewood, Illinois: T he D orsey Press, 19 6 4 ; H. A. L. Fisher, A History o f Europe from the Beginning o f the 18tlı Century to 1937, Londra, Eyre and Spottisvoode, 19 5 2 ; A. Goodwin, The Freııch Revolution,

150

A. AMERİKAN DEVRİMİ 1. Kuzey Amerika’daki İngiliz Üstünlüğü Portekiz ile İspanya, 15. yüzyıla kadar geri giden keşif hak­ larıyla Yenidünya üzerinde tekelci sömürge iddiasında bu­ lunmuşlardı. Ancak, 1580’de İspanya tarafından işgale uğ­ rayınca, Yenidünya’da Iberik yarımadasının denetimi göre­ vini İspanya yüklenmiştir. 1588’e kadar rakipsiz kalan bü­ yük İspanyol Armadası, bu tarihte İngiliz donanmasına ye­ nilince, Ispanya’nın gücü de, Portekiz gibi zayıflamıştı. Av­ rupa’nın yeni güçlenen sömürgeci devletleri, Hollanda, Fransa ve İngiltere, bir yanda aralarında çatışırlarken öte yanda Yenidünya’daki İspanyol ve Portekiz sömürgelerini teker teker ellerine geçirmeye başladılar. 17. yüzyılda bu üç devlet, kendi Amerikan kolonilerini Ispanya’ya kabul ettirdikten sonra, İngiltere Hollanda’yı denizlerde iki kez yendi ve 1667’de HollandalIları Kuzey Amerika’dan attı. İngiltere, 1688-1763 tarihleri arasında Kuzey Amerika ko­ lonileri üzerindeki denetim yüzünden tam dört kez Fransa ile savaştı. Bunların tümü önceki bölümlerin konularıydı. Amerika yüzünden savaca tutuşan Avrupa’nın sömür­ geci devletleri, merkantilizm ın ekonomik ve siyasal ilkeleLondra, Arrow Books, Ltd., 1 9 5 9 ; W illiam M cN eilI, The Risc o f the West: A His­ tory o f the Humarı Community, Chicago, Univ. o f Chicago Press, 1 9 6 3 ; R. B. Nye ve J . E. M orpurgo, The Birth o f the United States: l; The Growth o f the United Sta­ tes: II, M iddlesex, Londra, Penguin, 1 9 6 4 ; R. R. Palm er ve Jo e l C olton, A Histon o f the M odem World, New Y ork, Alfred A. Knopf, 1 9 7 1 ; Bertand Russeil, F reede • and Organization, 1814-1914, Londra, A ilen and U nw in, Ltd., 1 9 5 2 ; O ral Sandı “Arap-lsrail Savaşı’n ın Onuncu Yıldönüm ünde 1815 Avrupası ve H enry Kissinger”, SB F Dergisi, c. 3 8 , S. 1-4, 1 9 8 3 , A. J . P. Taylor, The Struggle fo r Mastery in Europe, 1848-1918, Londra, Oxford Univ. Press, 1 9 7 4 ; Hugh Thom as, A History o f the World, New Y ork, H arper and Row, P ub., 19 7 9 ; David T hom son, Europe Since Napoleon, M iddlesex, Londra, Penguin, 1 9 6 6 ; H. G. W ells, The Outline o f History, c. II, New Y ork, Garden City B ooks, 1 9 5 6 , W illiam W oodruff, The Struggle fo r W orld Power, 1500-1980, Londra, T he M acm illan Press, Ltd., 1981.

151

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

rinden hareket ettiler. Daha önce görülen merkantilist ku­ rama göre, güçlü bir devlet olmanın yolu, Amerika’daki gi­ bi koloniler elde etmekten geçmekteydi. Kolonilerle ticaret üzerinde kurulacak tekelle metropol, satın alacağından da­ ha çok satabilir ve böylece uygun bir ticaret dengesiyle zenginleşebilirdi. Üstelik, kolonilerle ticaret deniz gücünü de besler ve böyle bir devlet gerek artan zenginlik gerekse deniz gücüyle büyüklük yolunda iki önemli anahtarı eline geçirmiş olurdu. Ama, Avrupa devletleri, böyle bir sömür­ ge imparatorluğunun Avrupa güç dengesini bozacak kadar genişlemesini engelleme üzerinde anlaşmışlardı. Bu yüz­ den, uygulamada, merkantilist kuram ile Avrupa güç den­ gesi ilkesi, Avrupa devletleri arasında çatışmaya yol açacak bir nitelik taşımaktaydı. İngiltere’nin, Amerika’daki koloniler üzerinde kimin denetim kuracağı sorunundan kökenini alan Yedi Yıl Sa­ vaşlarında Fransa’yı yenerek, 1763 Paris Antlaşması ile Kuzey Amerika kıtasının hemen hemen tümünü eline ge­ çirdiğini görmüştük- Bu Yedi Yıl Savaşları, dünyanın en önemli çatışmalarından biri sayılır. Fransa’nın yenilgisi, İn­ giliz kolonilerini güçlü bir devletin istilası korkusundan kurtarmıştır. Ispanya’nın da gücü azaldığına göre, artık Kuzey Amerika’da İngiliz kolonilerinin genişlemesini en­ gelleyecek güç kalmamıştı. Yedi Yıl Savaşları’nm yarattığı bu yeni güvenlik duygusu, Amerikan Devrimi’ne yol açan bağımsızlık ruhunun gelişmesini büyük ölçüde etkilemiş­ tir. 2. Kuzey Amerika Halkının Ayırıcı Özellikleri Kuzey Amerika’daki İngiliz kolonileri, Avrupa tipi toplu­ mun yepyeni topraklar üzerinde ve benzersiz koşullarda ö rgü denmesidir.
152

Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

Amerikan bağımsızlık mücadelesi, gerçekte, Ingilizlerin Yenidünya’ya getirdikleri ilkelere dayanılarak yürütül­ müştür. Kuzey Amerika kolonileri feodal ve mutlakıyetçi hir biçimde değil, liberal bir temele dayanılarak sömürge haline getirilmişlerdi. Kuzey Amerika’ya göç edenler, bu kıtanın güneyine göç edenler gibi, altın ve elmas bularak zengin olup, ülkelerine dönmek hırsıyla değil, dinsel baskı­ dan, işsizlik ve yoksulluktan kurtulmak, kendilerine özgür­ ce yaşayacakları yepyeni bir ortam yaratmak umuduyla göç etmişlerdi. Daha göç ettikleri sırada, kafalarında özgür ve bağımsız bir biçimde yaşama düşünceleri gelişmeye baş­ lamıştı. Ayrıca, temelli yerleşmek düşüncesiyle göç ettikle­ rinden, ailelerini de yanlarına alarak yeni topraklara gel­ mişler, Kuzey Amerika kökenli insanla karışmak gereğini duymamışlardır. Bu durum, bütünlüklerini korumada son derece önemli bir etken olmuştur.2 İkinci olarak, İngiltere ve öteki Avrupa ülkelerindekinin aksine, kolonilerde aristokrasi yoktu ve monarşinin gücü hem uzakta hem de etkisizdi, ilk yerleşim bölgelerin­ de nüfus artınca, hemen bölgenin ötesinde boş ve yeni toprakların bulunması, toprak kıtlığının yarattığı baskıları ortadan kaldırarak, son derece eşitlikçi çiftçi toplulukları­ nın oluşmasını sağlamıştı. Ama, ilk yerleşim bölgelerinde ve özellikle liman kentlerinde, 18. yüzyılda mal sahipleri ve başarılı tüccarların oluşturdukları, Ingiltere’dekine ben­ zer bir oligarşi de bulunuyordu. Böylece, çiftçi toplulukla2
G üney Am erika’ya gelen İspanyol ve Portekizlilerin büyük bir bölüm ü, se­ rüvenci kişilerdi. Buralarda zengin olup ülkelerine dönm eyi düşlediklerin­ den, ailelerini arkalarında bırakm ışlar, dönm eleri gerçekleşm eyince de G ü­ ney Am erika’n ın çeşitli yerlileriyle karışm ışlardır. Böylece, Kuzey Am eri­ ka’dakinin aksine, Güney Am erika’da birbirinden ayrı m elez ırklar ortaya çıkm ıştır. Kuzey Am erika kolonileri birleşip güçlü bir devlet haline gelir­ ken, G üney A m erika'nın yirm iden fazla devlete bölünm üşlüğünün ve birleşem em elerinin tem el nedenlerinden biri, işte bu güç anlayışındaki farklı­ lıktır. 153

daha doğrusu “öfke” vardı. Endüstriyel gelişme ise. Bazı din adamları belirli dinsel bölüntülerin en aşırı biçimde propagandasını yapa­ biliyordu. Fransa’nın ya­ rattığı askeri ve ekonomik baskıya karşı öfkeydi. kader birliği yaptıran üç unsur. en uzak denizlerde bile rakip tanımamaya başladı. Kızılderililere karşı duyulan öfkedir. 18.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) rınm yanı sıra. Anayurtlarını terk etmelerinin temel nedenlerin­ den biri. bu dinsel baskı değil miydi? Dördüncü olarak. gemi sahipleri ve işadamları. Üçüncü olarak. siyasal önderliği de eline ge­ çirebilecek durumdaydı. çeşitli kolonilerde birbirinden çok de­ ğişik dinlerin varlığı daha başlangıcından kabul edilmişti ve hiçbir siyasal birim ya da kişi. dini toplulukların üye­ leri atalarının dinsel heves ve coşkularından uzaklaşmışlar ve o dönemde Avrupa toplumunu dönüştürmekte olan la­ ikleşme anlayışını paylaşmışlardı. Bu ger'5 4 . ikinci unsur. yüzyıl ilerledikçe. Böylece. Ayrıca. ülkenin içlerindeki kırsal kesimin desteğini sağladıkları sürece. tüccarlar. tek bir kilise ya da doktrinin baskısı altında olmamakla övünmeye baş­ lamıştı. ama bu Ingiltere koloni topluluğu. Avrupa’da kaldı ve Kuzey Amerika kıtasına geçemedi. girişimci ruha sahip Ingiltere’deki iş sahip­ leri de Amerikan toplumunun temel dokusunu oluşturdu. 13 Koloni’nin çok değişik çevreler­ den gelen insanlarını birleştiren. ucuz ve bol tahta. Kendilerine rakip olabilecek mo­ narşi. Birincisi. Özellikle Amerikan gemiciliği. girişimci iş sahipleri ve Protestan inanışına sahip çalışkan gemicile­ rin sayesinde. ama 1763 yılında Ingiltere’ye yenilip Kuzey Amerika kıtasından çe­ kilmeleriyle Fransa’ya karşı duyulan tepki ortadan kalktı. kent ve toprak aristokrasileri ile bunları destekleye­ cek edilgen köylü tabakası. tüm Ingiltere Kuzey Amerikası’na tek bir dini zorla kabul ettirmeyi akimdan bile geçir­ medi. Amerikan Devrimi’nin sonrasına kadar cılız kalacaktır.

ne Fran­ sızların Ingilizlere karşı oynayacak kurnazlıkları. beyazların yerle­ şim bölgelerine sürekli bir tehdit oluşturmakla birlikte. Ayrıca. Yedi Yıl Savaşları’nm giderlerini kolonileriyle paylaşmak niyetindey­ di. Yedi Yıl Savaşları’ndan yenik çıkan Fransa da yenilgisinin acısını bu yeni bağım­ sızlık hareketini desteklemekle çıkarmak kararını verdi.1848) V* çek Amerika kökenli göçebe kabilelerin. 13 Koloııi’nin İngiliz sömürgeciliğine karşı öfkeleri ise Amerika’ ııııı bağımsızlık savaşma yol açacaktır. acımasızlığı ve gelişmiş silah teknolojisi olan beyaz Amerikalılara karşı pek bir şansları yoktu. Bağımsızlıktan 155 . Yedi Yıl Savaşları’ndan dünyanın en bü­ yük sömürge ve deniz devleti olarak çıkan Ingiltere. şimdi çok genişlemiş olan sömürge imparatorluğuna bir çekidü­ zen vermek. Yenidünya’nm göçebeleri­ nin arasından bir Kızılderili Cengiz Han çıkamadı. Ayrıca. bağlarını güçlendirmek istedi. ABD’nin Bağımsızlığı ve Sonuçları Kuzey Amerika’da yeteri kadar insan birikince. ar­ kalarında Avrupa saldırganlığı. 1774’te başlayan Amerikan bağımsızlık hareketi. 3. kendilerine bir anayasa hazırlama­ ları ve eşit haklarla bir birlik kurmaları kararlaştırıldı. * . özerk dev­ letler haline gelmeleri.G £orgp Washington komutasın­ da savaşan kolonilerle başa çıkamayacağını anlayınca. Ku­ zey Amerika kolonilerinde bağımsızlık yönünde öyle bir gelişme olurken. Yeni vergiler biçiminde ortaya çıkan bu baskı. hızla üreme yetenek ve iş­ leği. kendi vergi yükümlüsünün yükünü hafifletmek için.<x & D evlim ler Dönemi (1 7 7 6 . 1782 yılında ABD’nin bagımsizliğini tanıdı. 13 Kolo­ it i’yi huzursuzluk ve direnişe itti. Fran­ sa’nın da cömert yardımıyla 1776 yılında resmen bağımsız­ lık ilanına varch Ingi 1ter_e_-.. ne de tüm kabilelerin bir araya gelip önemli bir güç oluşturabile­ cekleri politik becerileri vardı.

Fransa. her nasılsa hiç ağırlıksız koşan atın avantajlarına sahip oluvermişti. Amerikan bağımsızlık mücadelesi­ ne yardım ederken büyük ekonomik yük altına girmişti. böylesine bir “te­ miz” çıkıştı. ilk darbeyi indirmiştir. Amerikan Devrimi. gerçekten önemli sonuçlar doğur­ muş bir olaydır. bağımsız oldukları gerçe­ ğinden daha az önemlidir. Bunun doğurduğu ekonomik sıkıntı 1789 Fransız Devri mi’nin en önemli nedenidir. Avrupalılarm genişletmek için birbirleriyle yarıştıkları sömürge sistemine. Amerikan bağımsızlık hareketinin ayrıntıları na girilmeyecektir. Amerikan bağımsızlığı. Böylece. Burada. yüzyılda da Asya ve Afrika’nın bağımlı insanlarına aydınlatıcı örnek ol­ muştur. tarihsel uzun bir süreç içinde. dünya tarihi açısından. yani önce Latin Amerikalılara. eski ile yeninin çatışmasının sıkıntılarıyla vc plansız bir biçimde oluşmuştu. Avrupa’nın modern devlet­ leri. yavaş yavaş kurumdan kuruma. Çünkü. sömürge bağlarını koparmak iste­ yen öteki halklara. Amerikan Devrimi. At yarışlarında. tehlikeli ve güvenilemeyecek bir “mal” olduğunu vurgulayarak. ABD sanki yumurtadan çık mış gibiydi. ABD ise önceden planlan­ mış. 13 Koloni’nin nasıl bağımsız oldukları.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sonra ABD sınırsız doğal kaynaklarıyla hızla gelişmiş ve daha 1867 yılında hemen hemen bugünkü sınırlarına ulaş­ mıştır. sonra oluşturulmuştur. Bağımsızlıkla birlikte dünyada yeni bir toplum ortaya çıktı. Avrupa’da belki de bugüne kadar sürecek olan bir liberal ve demokratik dev­ rimler çağını açacaktır. Dünyanın o zamana kadar görmediği. 156 . Devlet dini ve monarşisi yok­ tu. İmparatorluk ve Hıristiyanlık kabuğunu kıran bir Batı Avrupa uygarlığıydı. üzerinde yönlendirici jokeyi olmasına rağmen. bunun eninde so­ nunda elden çıkacak. sonra İn­ giliz sömürge imparatorluğundakilere ve 20.

Devrimler Dönemi (1 7 7 6 . din. özgürlük içinde. Baş­ larından yabancı saydıkları bir hükümeti atmışlar. Amerikan anayasaları. eya­ let anayasalarını yazmak için. toplantı özgürlüğü. Bağımsızlık Bildirgesi ile. yalnızca kendisine ve­ rilen bir yetkiyi kullandığını. ABD’de. ABD’nin yalnızca bir yönünü ele aldığı açıktır. Tüm bu anlatılanların. Bunlar. bir grup Amerikalının. Avrupa’daki gelişmele­ re eklenen Amerikan etkisi. Tean Tacgues Rousseau’nun Toplum Sözleşm esi’tıin uygulanması gibi görünüyordu. Özellikle Fransızlar. hükü­ metin halk tarafından yaratıldığını. Düşünürler artık model— ülke olarak lngikere:denxok <A T İ3D yralacaklardır. basın. daha sonraki tarihinin ve şimdi­ i5 7 . 19. insanların kendilerinden esirgenemeyecek haklara sahip olduklarını ilan etmişlerdi. yürütme ve yargı güçlerini en iyi ve birbirlerini denetleyecek biçimde kurarak. Ama. Amerikan Devrimi bu gibi düşünce akımları­ na ilerici bir nitelik kazandırmıştır. keyfi tutuklamanın olmaması ve yasa önünde eşitlik gibi çoğu Avrupalmm el­ de etmeye çalıştığı haklardı.1848) ABD’nin kuruluşu. küçük sa­ lonlarda bir araya gelmelerini. yüzyılın düşünce iklimini daha demokratik hale getirecektir. ^Avrupalılara Aydınlanma Çağının birçok düşüncesinin gerçekte uygulanabilir olduğunu gös­ termiştir. federalizm ve sınırlı hükümet. Bu anayasalar ve Bağımsızlık Bildirgesi. Avrupa için yeni düşünceler değildi. Avrupa’da var oldukları biçimleriyle feodalizm ve aristokrasi ile iç içe bu­ lunuyorlardı. 1789’da Fransızların. tartışmalarını hiç unutma­ yacaklardır. ABD’nin böyle bir örnek sun­ ması. oturup devlet mekanizmasını yasama. devrimlerine insan haklarıyla ilgili bir bildiri ve yazılı anayasa ile başlamalarının neden­ lerinden biridir. Anayasal haklar. yeni bir hükümet kurmuşlardı. çevri­ lerek 1778 yılında basılacak ve Avrupa’nın hemen hemen lüm entelektüel çevrelerinde hararetli tartışmalara konu olacaktır.

Irkçı­ lık bunlardan yalnızca bir tanesidir. Ama. son derece ağır koşullar altında. özellikle Abraham Lincoln gibi bir başkanın yöne­ timi altındaki ülkenin liberal çevrelerinde büyük bir “anakronizm” olarak değerlendiriliyordu. devralman bazı sıkıntıla­ rın ve çözülmemiş sorunların yükünü çekmekteydi. İç Savaş ve Sonrası ABD. eşitlik anlayışının yerleştiği ve bu yönleriyle öteki ül­ kelere örnek ABD’de zencilerin hâlâ tutsak olarak çalıştırıl ması. Şimdi. Üstelik. insancıl duygulardır. Bu savaşın nedenlerinden biri. zenci el emeğinin ya­ nında. Temel insan hak ve özgürlüklerinin savunu cusu. 1861-1865 yıllarında kuzey ve güney eyaletleri ara­ sında büyük bir iç savaş ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. 4. siyasal baskıyla Afri ka’dan ABD’nin güney eyaletlerine ucuz zenci tutsak getiriyor ve bunun karşılığında tekstil endüstrisi için ge­ rekli olan pamuğu alıyordu. en az bu­ nun kadar önemli bir başka nedeni zenci köleliğinin eko­ nomik yönünde yatar. Afrika’dan zenci köleler getirilmişti. Eko­ nomisi büyük ölçüde endüstriye dayanan kuzey eyaletleri ile köleliğin yasaklanmasıyla serbest kalacak ve kuzeye göç edebilecek zencilerle bol ve dolayısıyla ucuz el emeği sağ­ lamayı amaçlıyorlardı. Ailelerinden ve yaşadıkları topraklardan zorla koparılıp Amerika’ya getiri­ len bu Afrika insanları. kuzey eyaletlerinin gelişen tekstil endüstrisinin bu 158 . Ingiltere. Ekonomisi tarıma ve özellikle pa­ muk ekimine dayanan güney eyaletlerinde çalıştırılmak üzere. güneyin geniş pamuk tarlalarında çalıştırılıyorlardı. zenci köleliğiyle.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) ki durumunun da gösterdiği gibi. kuzeyin ekonomik çıkarları­ na hiç uymayan ilginç bir “ticaret üçgeni” çıkmıştı ve bu nun kırılması gerekiyordu.

en yeni teknolojiyi hemen yerleştirme olanağı. ikinci olarak. ABD’de hem üretimi başka alanlara da kaydırabilecek çok sayıda fabrika hem de silah fazlalığı ortaya çıkardı. Lincoln’ün başkanlığı sırasın­ da. miras yoluyla bölüne­ rek küçülmüş topraklar yerine. dört yıl süren Iç Sa­ vaş. öteki ül­ kelerde bulunmayan avantajlara sahip olmasında aranma­ lıdır. ABD iç savaş badiresini atlatıp birliğini koruduktan sonra kıtada hızla genişlemeye ve ekonomik bakımdan gö­ rülmemiş bir tempo ile büyümeye başladı. işte bu düşüncelerle. top­ rak mülkiyetinde feodal bir sisteme de sahip değildi. silah endüstrisi'5 9 . tarım alanında da üretkenliği çok yüksekti. geniş ve rasyonel bir biçimde örgütlenecek ve işlenecek toprakları vardı. 1865’te kuzey eyaletlerinin savaşı kazanasıyla kölelik yasaklandı ve ABD’de kuzey ve güney olmak üzere ikiye bölünmekten kurtuldu. savaş endüstrisini pompalamıştı. Kısaca. Son olarak. yani düşük üretkenliğine sahip değildi. Eski tipte üretimde bulunan ve yeni teknolojiyle verimliliği düşen fabrikaları yenileştirme zahmeti yerine. endüstriyel üretkenliği çok yüksekti. kuzey eyaletleri. ABD’ye büyük bir üstünlük sağladı. Bunun nedenle­ ri. geleneksel toplumun ağır yüklerine. Bu fab­ rikaların başka amaçlarla devreye girmesi. Üze­ rinde yüzyıllarca hak talep edilmiş. Savaşın bitmesi. yalnız endüstri alanında değil. Dolayı­ sıyla. endüstrileşme için gerekli olan nüfus ve do­ ğal kaynaklar dengesine sahipti: Zengin ve hiç sömürülme­ miş doğal kaynaklar ve bu doğal kaynakları işleyip tükete­ cek nicelik ve nitelikte nüfus. Ayrıca.Devrimler Dönemi (1776 -1848) pamuğa da gereksinimi artmıştı ve bu malın ucuz fiyatla Ingiltere ve öteki Avrupa devletlerine satılması işine gelmi­ yordu. Avrupa ve Asya’dakinin aksine. köleliğe son vermektense birlikten ay­ rılmayı yeğleyen güney eyaletleriyle savaştılar. ABD’nin ekonomik büyüme süreci açısından. Bir kere.

20. Bir kere İç Savaş bütün hızıyla sürüyordu. yüzyılın son on yılı içinde kendisi sömürgeci bir devlet haline gelmeye başladı. Dolayısıyla. yüzyıla girildiğinde ağır sa­ nayi kurulmuştu. Sonuç olarak. 10. Önceleri yalnız maddi destek sağlanması160 . kimya ve otomobil endüst­ rileri gelişti.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) nin canlandırdığı ekonomik faaliyet ve savaş artığı silahla­ rın dış ülkelere (ve bu arada Osmanlı devletine) ihracının sağladığı lehte ticaret dengesi. Daha 1860’larda Amerikan kartalı­ nın “koruyucu gölgesinin”. Sömürgecilik karşıtı büyük bir devrimle kurulan ABD. Ülke bu durumday­ ken. endüstriyel gelişmenin çıkış noktaları oldu. yüzyılın son yıllarında. büyük ölçüde iç ekonomik durum. (iii) 1890’lardan sonra ise. kısa bir sü­ re içinde ve üç aşamadan geçerek ekonomik olgunluğa erişti: (i) Kıtayı boydan boya geçen demiryolunun yapıl­ ması ve iç savaşın bitmesiyle birleşik bir ulusal pazara sa­ hip oldu. elektrik. sömürge faaliyetini teşvik ettiler. hızla endüstrileşmenin yarattığı sorunlar çözüm bekliyordu. Küba’da İspanya yönetimine karşı ayaklanma çıkması işi kolaylaştırdı. hızla maden iş­ leyen makinelerde hızlı bir gelişme ortaya çıktı. ABD’yi büyük ölçüde sınırlarının öte­ sinde genişlemeye itti. 1867’de Rus­ ya’dan Alaska’nın satın alınması dışında sömürge kazancı olmadı. Böylesine bir temelden hareket eden ABD. Ancak. Karayipler’in sıcak ve kuzeyin donmuş sularına yayılması gerektiği yolunda görüşler öne sürülmüşse de. İkinci olarak. Ayrıca. sermaye üzerinde baskı yapan endüstri işçisinin ortaya çı­ kışı ve hükümetin denetimi dışındaki büyük tekelci şirket­ ler. 19. (ii) Tekstil endüstrisinden sonra. ülkenin ekonomik bütünlüğü de sağlanma­ mış ve kıtanın iki ucunu birbirine bağlayan demiryolu ya­ pımı bitmemişti. ABD büyük ölçüde iç gelişmeleri yüzünden bu yola gitmedi. Dönemsel ekonomik depresyon.

federe devlet olarak birliğe katıldı) topraklarını eline geçirerek ve ilerde görüleceği gibi Latin Amerika ülkeleri üzerinde büyük bir ekonomik ve siyasal nüfuz kurarak. hü­ kümet ile toplum arasında bünyesel. Porto Rico (özel statü ile ABD’ye bağ­ landı) ve Hawai (Eisenhower döneminde 50. Siyasal anlamda liberalizmin temeli. yüzyılın ikinci yarısı ile 19. yöredeki etkisi tümüyle ortadan kaldı­ rıldı. Filipinler (1946’da bağımsız oldu). 1. yöneticilerle yönetilenler. bir başka deyişle. Fransız Devrimi “Eskidünya”da 25 yıllık karışıklık doğurmuştur. giderek. Ispanya’nın Amerika’dan atılması gö­ rüşü güç kazandı. denizaşırı ülkelere sa­ hip bir sömürgeci devlet durumuna geldi. Guam Adası (ABD’ye bağlandı). yüzyıldan önceki hanedanlık rejimlerinde var olmayan. Ayrıca. güçlenme ve genişlemeye yol açarken. 1880’lerde kurulmuş donanma da görev beklemekteydi.1848) ııa rağmen. 19. işlevsel ve kopuksuz ilişkilerin kurulmasıdır. Yenidünya’da bütünleşme. Fransa’da bu 161 . Ama. Devrim Öncesi Ortamı 18. ABD’dekinin aksine. Amerikan Devrimi. BÜYÜK FRANSIZ DEVRİM 18.D evrimler Dönemi (1 776 . yüzyılın büyük çaplı olay­ larının tümü “liberalizm” akımı tarafından biçimlenmiş ya da en azından etkilenmiştir. yüzyılın ikinci yarısının dünya tarihi açısından en önemli iki olayından biri Amerikan. hem Pasifik hem de Karayipler’de İspanya donanması ye­ nilgiye uğratılarak. öteki de Fransız Devnmi’dir. Bu yönde Amerikan Devrimi ilk örneği oluşturmuş ve Fransız aydın kamuoyunda bir uya­ nışa yol açmıştı. 1898 yılında başlayan savaşta.

Bu yüzden. Yine İngiltere ve Amerika’da olduğu gibi. Louis’nin ve onu izleyen monarkların genişleme istekleri ve bu uğurda yapılan savaşlar (özellikle Amerikan Devrim Savaş­ ları) döneminin toplanabilecek vergi kapasitesinin ötesin­ de bir askeri harcama getirmişti. Fransa’daki vergi geliri. 162 . halkın tep­ kisi ne Kral’a ne de izlediği dış politikaya. Tıpkı daha önceki İngiliz anayasa hareketlerinde ve Amerikan Devrimi’nde olduğu gibi. bunu kabul etmeyen soylular “de­ nize düşen yılana sarılır” misali.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) tip ilişkilerin kurulması yolunda önemli engeller vardı: Üretici olmayan soylular ve kilisenin önceki yüzyıllardan gelen ayrıcalıkları ile üretici olan sınıfların bu ayrıcalıkları­ nın bulunmaması. 19. soylular ile kilise­ nin vergi ayrıcalıkları dolayısıyla. ama üzerine bi­ nen ve bu ikisinin sonucu öldüğünü pek kavrayamadığı sı­ kıntılara karşıydı. monarşinin aşırılıklarında aranabilir. soylular. çaresizlik içinde. 1614 yılından beri toplan­ mayan “parlamentonun” ( Etats-Generaıuc ) toplanmasını is­ tediler. 14. İngiltere’dekinden bile azdı. yani feodalite. liberal nitelikteki Fran­ sız Devrimi’nin itici güçleri. Bunu bir yana bırakın. Fransız Devrimi’nin kökeni de. yüzyılın süreklilik güç­ lerine. İşte. 1789 Mayısında. din adamları ve halkın oluşturduğu üç kamaralı parlamento toplandı. mutlak monarşi ve kiliseye karşı sa­ vaşı. zaman zaman köylüleri de ya­ nma alan bu orta sınıf ve onların önündeki Amerikan Devrimi örneğidir. tüm toprak mülkiyetinden vergi alınması gerektiği ortaya atılınca. ilerde ele alınacak endüstri devriminin başlamasıyla güçlenen orta sınıf (ticaret ve sanayi burjuvazisi) öteki sı­ nıflarla bütünleşerek açmıştır. monarşinin saray harcamaları bile vergiyle elde edilen geli­ rin üzerindeydi./Toplantıda. Dolayısıyla. Bu ortamda monarşinin iflasın eşiğinde olduğu bütün açıklığıyla ortaya çıktı ve duruma bir çare bulmak üzere soyluların toplanması istendi.

politika ve yasama gereği yaratabilirdi. kaynağı­ nı “ilahi hukuk”tan alan haklarını. o da bir ölçüde sınırlandırılmış ve kral siyasal iktidarı seçimle gelen bir parlamento ile paylaşmak zorun­ da bırakılmıştı. Bunlar. Fransa’da başlamasının nedenlerinden biri de. kralın mutlak siyasal yetkisi yalnız Ingiltere’de. duyarlılık. Ama. daha önce görüldüğü gibi. huzursuzluklar. Ne var ki. Avrupa’da Fransa’dan çok daha yoksul ve ondan daha despotik bir yönetimle yönetilen çok sayıda devlet varken. temsili organa sahip çıkan 163 . Devrimin. bu devletin yüzyıllar boyunca monarşi tarafından sağ­ lanan siyasal birliğidir.Devrimler Dönemi (1776 . etki ve üretim faaliyeti dağılımına uymamasıdır:'Kral. I'ransızlar. Toplumsal ve ekonomik koşullar ne olursa olsun.1848) I ransız Devrimi’ne ilk hareketi soylular vermiştir. temsili organın bu üçe bölünmüş ve soylu ile kiliseye üstün hak­ lar tanıyan biçiminin Fransız toplumu içindeki çıkar. 2. Fransa’daki gibi bir “devlet” Orta ve Doğu Avrupa’da yoktu. yüzyılda adına “Fransa’ denen bir siyasal birimin üyesi oldukları duygusuna sahiptiler. üretici olmayan soylu­ lar ve kiliseyle işbirliği yaparak despotik bir biçimde kulla­ nıyor. Parlamento toplandıktan sonra gerek bunun içindeki anlaşmazlık gerek Paris’teki karışılıkların nedeni. Haklar Bildirisi ve Anayasa Hu gelişme ve koşullar altında. ulus çapında kamuo­ yu. bu tarihten önce. 18. burjuvazinin ve bu arada tüc­ carların artan güçlerinin en güzel göstergesiydi. ye­ ni kazandıkları güçle soyluların siyasal ayrıcalıklarına tep­ ki duymaya başlamışlardı. üretici olan burjuvazi ve köylüleri yönetime karış­ tırmıyordu. 1713-1789 yılları arasında Fransa’nın dış ticaretinin beş kat artması. ancak ulus olarak siyasal bakımdan birleşmiş olan bir ülkede.

Kral’m yetkilerini sınır­ landırdı ve siyasal iktidarı. monarşiye karşı savaş açtı ve anahatlarıyla şu is­ teklerde bulundu: (i) Bir anayasa ile monarşinin yetkileri­ nin sınırlandırılması. (iii) İç gümrük duvarlarının indirilmesi. eski rejimin ölüm fermanıdır” derken. • . halkın seçeceği bir parlamento ile Kral arasında paylaştırdı. yalnız devrimin gerçekleştiği Fransa’da değil tüm Avrupa’da “eski düzen” yıkılabilirdi. İstekler isyanın burjuva niteliğini açıkça ortaya koyuyordu. Amerika’daki çizgiyi izleyerek. herhalde haklı ve ileri görüşlüydü/ Bu bildiri 19. Avrupa’nın öteki devletleri Fransız Devrimi’ne müdahaleden ya da işe zorla karıştırıl­ maktan çekindiler Fransa ve devrim yanlısı gruplar. Devrimden Savaşa ve Terör Yönetimine . yasalar önünde eşitlik.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) orta sınıf. Kurucu Meclis sonra ulusal egemenlik ilkesine da­ yanan bir “Anayasa” hazırlayarak. özel mül­ kiyetin dokunulmazlığı ve vergilerin toplumda dengeli bir biçimde dağıtılması gibi temel hak ve özgürlükleri içeri­ yordu. (ii) Vergilerin düzene konması ve azaltılması. “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi. 1791 Eylülünde Anayasanın yürürlüğe girmesiyle. Bu bildiri. ■ .1 Tüm bu gelişmeler karşısında. Bunlar kabul edilip uygulama­ ya konulursa. söz ve basın özgürlüğü. Kurucu Meclis kendisini feshetti. yüzyıl boyunca liberalizmin en önemli belgesi olarak kalacaktır. Zamanın tarihçi­ si. 14 Temmuz 1789’da halk ayaklanarak despotizmin simgesi haline gelen Bastille hapishanesini ya­ kıp yıktı. insanların özgür olduğu. Avru­ pa’nın hemen hemen her ülkesinde boy göstermeye başla- 164 . Bu gelişmelerden hemen sonra oluşturulan ve topla­ nan Kurucu Meclis. ) > 3. önce bir “İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi” yayınladı. herkese memur olabilme hakkı. (iv) basın özgürlüğü.

Bu durum karşısında. zaman. yer. I ransa Kraliçesi Marie Antoniette’in kardeşi olan Habs­ burg İmparatoru II. Fransa’da burjuvazi. Niyeti. Çünkü. ırk ya da ulus farkı gözetmeksizin. Louis’nin tahttan indirilip öldürülmesi ve kuşkulanılan “siyasi”lerin ortadan kaldırılması da vardı. öteki devletler katıldığı lakdirde Fransa’da eski düzeni yeniden kurmak için askeri önlemler alacağını açıkladı. Bunlar arasında.1848) inişti. Kısaca. Pilinitz’de 1791 yılında yayınladığı bir bildiriyle. Bu arada Fransa’da “Ulusal Konvansiyon” dönemi açılmıştı 165 . uluslararası aristokratik bağlantılarını kullanarak Avrupa’nın çeşitli ül­ kelerine yerleştiler ve devrime karşı bir cins “kutsal savaş” açma hazırlığı içine girdiler. Leopold yapabilirdi. ama ülkesine yerleşen mülleci soylu militanlan susturmak istiyordu. insanların temel hak ve özgür­ lüklerinden söz etmekteydi. Leopold böyle bir desteğin gelmeyeceğini biliyor. Avrupa artık sınır ta­ nımayan bir bölünmeyle karşı karşıyaydı. aristokrasinin liberal kesimleri ve Kral ile işbirliği yapmak­ tı. Amerikan ve Fransız devrimlerinin doktrinleri. Fransız Devrimi’ne karşı silah kullanılacaksa. Baştaki yenilgilerin yarattığı panik birtakım önlemler alınmasına yol açtı. Ne var ki. Böylece. gücünü Fransa’nın mülki. 1792’de bir istila tehdidi ile karşı karşıya kalan devrimciler.Devrimler Dönemi (1776 . Avusturya ve Prusya’ya karşı savaş ilan ettiler ve çok geçmeden Avrupa’nın birçok ülkesiyle savaşır du­ ruma geldiler. Fran­ sa’dan kaçıp mülteci haline gelen soylular. Ocak 1793'te Kral 16. iki yıl boyunca siyasal sahneye egemen olarak. Aslında II. gerek aristokrasinin düşmanca faaliyetleri ve gerekse öteki Avrupa devletlerinin Fransa’ya müdahale edebileceklerini gösteren gelişmeler bunu olanaksız kıldı. askeri ve dini kurum]arını yeniden düzenlemekte kullanmıştı. bunu. ra­ hatlıkla Avrupa’nın her yerine ihraç edilebilecek evrensel bir felsefe biçiminde gelişti.

karşı saldırıya da geçtiler. muhaliflere karşı şiddet uy­ gulayarak destek kazanan Jakobenler ve bunun unutulmaz önderi Robespierre geçti. Bu durum.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) (1792-1795). bir yanda Avrupa devletlerinin Fransa’ya karşı uyguladıkları askeri ve siyasi baskılar. Fransa’nın dış tehditlere karşı birleşmesinde devrimci gruplardan biri olan Girondin’lerin ve bunun ünlü önder­ leri Danton ve Carnot’nun payları vardı. 6’sının din adamı ve % 70’inin köylü ve işçi kökenli o. Fransızlar yalnız istilacıları püs­ kürtmekle kalmayıp. Yalnızca İngiltere’ye karşı girişilen saldırı başarısız oldu.lması. l66 . Belçika. onların ye­ rine daha radikal devrimci bir kanat olan ve iktidarı daha demokratik bir temele oturtup. Konvansiyon yöneti­ mini aşırı baskıya itti. konvansiyon rejimi­ nin niteliğini açıkça ortaya koymaktadır. öte yanda devrimde aradıklarını bulamayan ve ihanet edildiklerine inanan köylü ve işçile­ rin ülkenin hemen her yerinde rejime karşı ayaklanmaları­ dır. Devrimin bu yola dökülmesinin nedenleri. Toprak reformu gerçekleşmemiş. Fransız Devrimi de bu genellemenin kalıbına uymuştur. 14’ünün burjuva. Kısa sürede Fransa’nın egemenliği Hollanda. İsviçre ve Kuzey İtalya’ya kadar genişledi. Fransa’nın doğal sınırlarının güvenceye alınması için ilhak edildi. Daha önce de de ğinildiği gibi. Robespierre gibi aşırı Konvansiyon önderleri içerde üç yıl tam bir “terör rejimi” kurdular. Dışarda bu gelişmeler olurken. Terör dönemi boyunca idam edilen­ lerin % 8 ’inin soylu. Böylece. siyasal istikrarsızlık ve savaş koşulları altında paranın değeri düşerek temel maddelerin fiyatı artmıştı. Ancak. siyasal devrimler yöneticilerin aşırılıkların­ dan kaynaklanır ve çoğu kez başlangıçta istenmeyen ve öngörülmeyen daha da aşırı bir noktaya doğru sürüklenir. Ulusal savaş için seferberliği mü­ kemmel bir biçimde sağlandı ve coşkulu orduların kurul­ ması başarıldı.

İlerde ele alınacak Napolyon Bonapart. 1914 yılma kadar Avrupa tarihindeki en önemli olay­ dır ve büyüklüğü ancak 16. “kurtarı­ lan” ülkelerde halkı yağmalamasını engellemedi. Fransız halkında devrim ve cumhuriyetçiliğe karşı kalıcı bir tepki yaratarak. Aynı za­ manda. liu yönetim savaş alanlarındaki başarıları sürdürdü. içerde son de­ rece dar bir tabana oturması ve köylü ile işçilerin sıkın­ tılarını hafifletecek önlemler alamamasıdır. yüzyılın din savaşları ile karşılaştırılabilir. Büyük Fransız Devı imi. Fransız I )evrimi Avrupa tarihinde bir dönüm noktasıdır. Direktuvar yö­ netiminin kısa sürmesinin bir başka nedeni. ve Louis Napolyon gibi despotların sağladık­ ları destek başka nasıl açıklanabilir? Ulusal Konvansiyon’un terör yönetimi. dikta rejimine artık tahammülü kalmayan halkın baskısıyla 1795’te yıkıldı ve Fransa 1799 yılma kadar sürecek olan Anayasal Cumhuriyet ya da Direktuvar yönetimine girdi. soyuna ve inançlarına bakılmaksızın kişinin değe11 ııin hararetle savunulması. Daha da önemlisi. yüzyılın Reformasyon hareketi ve 17. Fran­ sa’nın savaşları. en az 80 yıl Fransa’nın iç gelişmelerini imparatorluk ve bu­ nun despotizmi lehinde etkiledi.1848) “İnsan ve Yurttaş Haklan Bildirisi” üzerinde kurulan “de­ mokratik cumhuriyet” iç ve dış koşulların etkisiyle terör yönetimine dönüştü. giderek. özgürlük yolunda “kutsal savaş" yerine “Eski Rejim”in saldırı savaşlarına benzemeye başla­ dı. Fransız hü­ kümetinin ekonomik durumunu düzeltmek için. tüm insanların besin kaynağı oldu ve dünyanın dört bucağındaki düşünce ve kurumlan 167 . Ama bu durum. Fransız ordu­ larının savaş alanlarında kazandığı başarılar sonucu. Fransa’nın askeri başarılarını sınırladı. Bu durumdan Napolyon gibi bir otokrat yararlanacaktır. Fran­ sız ordusunun girdiği yerlerde kralların yönetimine son verilip cumhuriyetler kuruldu.F Devrimler Dönemi (1776 . Tüm bu ters gelişmelere rağmen.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

uzun süre etkiledi. Liberalizm ve milliyetçiliğin patlayıcı güçler olarak Avrupa’ya yayılması, “ulus-devlet” anlayışı­ nın tam anlamıyla yerleşmesi ve “yurttaş-ordu” olgusu ile “kitle savaşı” kavramlarının ortaya çıkması, Fransız Devrimi’nin doğrudan sonuçlarıdır. En önemlisi, daha önce “ra­ dikal” olarak nitelendirilen bir kavramı, hiç kuşkuya mey­ dan vermeyecek bir biçimde uygulamaya sokmuştur: Hü­ kümetler, ne tanrının ne de doğanın ama insanoğlunun ya­ rattığı kuruluşlardır. 4. Savaşın Değişen Niteliği ve Napolyon Bonapart
a. Yurttaş-Ordu

1795 yılında Fransa Cumhuriyeti’nin 800.000 kişilik ordu­ su vardı ve bu, herhangi bir Avrupa devletinin o tarihe ka­ dar toplayabildiği en büyük orduydu. Bu, liyakatlanna gö­ re hızla yükselen subayların komuta ettiği, belirli ve be­ nimsedikleri bir dava için savaşan yurttaşlardan oluşan ve silaha sarılıp halkı temsil eden, ulusal bir orduydu. Davaya bağnazca bağlılığı ve siyasal bilinciyle daha da güçlenmekteydi. Çoğunluğunu serflerin oluşturduğu ve hiçbirinin içinde bulundukları siyasal sistemlere üyelik ya da bağlılık duygusu olmadığı öteki Avrupa orduları ile tam bir zıtlık içindeydi. Cumhuriyetin ilk askeri başarılarının gizi, bu gerçekte yatat. Birçok unsur 18. yüzyılda sınırlı olan savaşı 20. yüz­ yılda topyekün (total) hale getirmiştir. Savaşın niteliği açı sından 18. ve 20. yüzyıllar arasında 19. yüzyıl bir tür “ge­ çiş dönemi”dir. Her şeyden önce, yukarda değinildiği gibi, orduların bileşimi değişti. 18. yüzyıl ve öncelerinin, subay­ ların soylu, erlerinin de çapulcu olduğu orduları yerine, Fransız Devrimi ile birlikte, subayları yetişmiş profesyonel asker, erleri de liberalizmin, yani yönetilenin hükümetine
168

Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

sahip çıkmasının ve böylece doğan ulus bilincinin ürünü olan, “yurttaşlar”dan oluşan ordular Avrupa sahnesine çık­ tı. İkinci olarak, ordunun, her türlü lüksü ve dolayısıyla ağırlığıyla yolculuğa gider gibi savaşa giden soylulardan arınmasıyla, hareketliliği ve hızı arttı. Çapulculardan olu­ şan erlere güvenilememesi, zorunlu olarak, savaşların biti­ şik düzende yapılmasını gerektiriyordu. Bu da, orduları kolay manevra yapamayan hantal birimlere dönüştürmek­ teydi. Güvenilen askerle birlikte orduların hareketliliği da­ ha da arttı. Üçüncü olarak, büyük, ateş gücü yüksek ve ha­ reketli bir orduyu kuracak ve devam ettirecek bir savaş ekonomisinin gereği, yine Fransız Devrimi ile açıkça orta­ ya çıktı. Fransız Devrimi’nden önce soyluların ve büyük toprak sahiplerinin vergilendirilememesi, devlet bütçesi­ nin çok dar tutulmasına yol açıyordu. Toplumun her kesi­ minin ve özellikle çok kazananın “yurttaş” sıfatıyla vergilendirilebilmesi, yıllar geçtikçe büyüyen bir “savaş bütçe­ sinin” ve ekonomisinin kurulmasına olanak sağladı. Son olarak, silah teknolojisindeki gelişmeler, savaşın yıkıcılığı­ nı artırdı. İşte tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, 20. yüzyılda tanık olduğumuz “kitle savaŞı”nm tohumları atıl­ dı.
b. Yeni B ir Seza r

Korsika doğumlu bir topçu subayı olan Napolyon Bonapart, Fransız ordusunu bu modern biçimiyle devraldı ve 1796-1797 İtalya kampanyasında sağladığı büyük başarıyla ünlü bir general oldu. Antik Roma İmparatorluğu hakkın­ da yazılanları büyük bir ihtirasla okuyan Napolyon, bu im­ paratorluğun Doğu’daki fetihlerini tekrarlamak gibi geniş ufuklara da sahipti. 1797 tarihli Campo Formio antlaşma­ sıyla Venedik’i Avusturya ile paylaşarak, Venedik’in lyon­ ya adalarını ve deniz filosunu eline geçirdi. Antlaşmanın
169

Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e)

gizli maddesine göre, iki devlet ilerde Güney Almanya top­ raklarını da paylaşacaklardı. Napolyon böylece Sezar’m ül­ kesine el atmış bulunuyordu, ama çok istikrarlı olmayan bir cumhuriyetin yetenekli generali için Sezar kötü bir ör­ nekti. Bir yıl sonra Sezar’m Kleopatra ile buluştuğu Mısır’a bir sefer yapıp, bu toprağı ele geçirerek İngiltere’nin Hin­ distan yolunu kesmek konusunda Direktuvar’ı ikna etti. Osmanlı toprağı olan Mısır’ı ele geçirmesine rağmen, zaferi kısa süreli oldu ve 1799’da geri çekilmek zorunda kaldi. Bu sırada, Fransa açısından Avrupa cephesinde de iş­ ler iyiye gitmiyordu. Yenilgiler dizisine, hâlâ durumları dü­ zelmeyen köylülerin feryatları ve ekonomik durumun kö­ tülüğü karışmıştı. Fransa, işleri rayına koyacak güçlü ve dürüst bir kurtarıcı, ikinci bir “George Washington” bekle­ meye başlamıştı. Napolyon Fransa’ya kafasında Washington’dan çok Sezar imgesiyle döndüyse de, halkın desteğiyle çevirdiği çeşitli dolaplarla Direktuvar yönetimini yıkarak, kendisinin büyük yetkilerle başında bulunduğu bir “Üç Konsül” yönetimi kurdu. Bunu gerçekleştiren Anayasa tam 18. yüzyıl biterken, 1800’de 3 milyona karşı 1500 oyla halk tarafından kabul edildi. Fransa kaderini tümüyle Napolyon’un ellerine bırakmış ve barış içinde, mutlu ve şanlı bir geleceğe umutla bakmaya başlamıştı. Napolyon ise, ye­ ni bir Sezar olma yolunda, bir imparatora tahammül edebi­ lecek zenginlikte ve düzende bir Fransa yaratmak için eko­ nomik, yönetimsel ve yasal düzenlemelere girişti ve büyük başarı kazandı. Fransız Kilisesi’nin yüzyıllardan beri ba­ ğımsız hareket ettiği Roma Katolik Kilisesi ile barıştı. Dev­ rimin ve Cumhuriyetin “dinsizliği” ortadan kaldırılmış, Roma’mn otoritesi Fransız Kilisesi üzerinde sağlanmıştı. “Dinsiz” Fransa, Napolyon’un kafasındaki yeni bir monar­ şiyi kaldıramazdı. Napolyon’a göre, Roma’ya bağlı din, or­ talama yurttaşı “uslu” tutacak mükemmel bir kurumdu.
170

Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

Napolyon’un kurduğu rejim, aslında hiçbir kesimi açıkça temsil etmiyor, belki de gücünü buradan alıyordu. Çünkü, bu durumda muhalefet de en alt düzeye inmiş olu­ yordu. Güçlü ve merkezi bir yönetimle iç barışı sağladı. Toprak reformu ve hukuk düzeninin sağlanması köylüleri rahatlattı. Konsüllük yönetimi ile Fransa’da devrim de bitmişti. “Büyük umutlar” gerçekleşmemiş bile olsa, “Eski Rejim”in aksaklıkları ortadan kaldırılmış sayılabilirdi. Devrimden yararlananların durumu sağlamlaşmıştı. Fransa, “köylü de­ mokrasisi” ile “burjuva cenneti”nin ilginç bir bileşimi ol­ muştu. Üstelik, 1802’ de Fransa, Papalık, İngiltere ve Kıta devletleriyle barış içinde idi. Devlet, Ren’e kadar genişle­ miş ve Hollanda ile İtalya’da bağlı cumhuriyetlere sahip ol­ muştu. Birinci Konsül’ün durumu o kadar sağlam ve hal­ kın desteği o kadar güçlüydü ki, 1804 yılmda bir plesibitle Konsüllük İmparatorluğa dönüştü, Napolyon da I. Napol­ yon adıyla imparator oldu. i . Napolyon Savaşları3 l'üm Avrupa kıtasına siyasal birlik sağlamaya en çok yak­ laşan ve hatta bu konuda Hitler’den daha başarılı olan Na­ polyon’dur. 1792’de Napolyon’dan önce başlayan ve I814’te biten silahlı mücadeleyi, yüz yıl öncesinin İspanya Veraset Savaşları’ndan sonra bir başka “dünya savaşı” olaıak değerlendirmek mümkündür. Çünkü, mücadelenin bir bölümü şimdi bağımsızlık mücadelesi veren İspanya Amerikasım da etkilemiştir. Ancak, Napolyon savaşlarının çofiu kısa süreli savaşlar dizisidir. Burada savaşların kronoloIisine ve ayrıntılarına girilecek değildir. Bu süre içinde,
J Hu savaşlar ve N apolyon’a karşı kurulan bir dizi koalisyon hakkında ayrıntılı bilgi için Bkz. Fahir Armaoğlu, Siyasi Tarih, 1789-1914, İş Bankası Yayınları, ss. 4 2 -6 9 , Ankara, 1961.

171

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

Fransız Devrimi’nin “saldırgan ve şımarık çocuğu” Avru­ pa’da tam bir fırtına gibi esmiş ve tutucu imparatorluk ve devletlerin karabasanı olmuştur. Milliyetçiliği ve Fransa’da uygulamadığı liberal düşünceleri silah zoruyla Avrupa’ya yaymak istemiştir. Zaferlerinin sonunda işgal ettiği ülkele­ re kardeşlerini kral olarak yerleştirerek, milliyetçilik ilkesi­ ne de ihanet etmiştir. Papa’nm da desteğiyle kendini Sezar değil, Şarlman gibi görmeye başlayacaktır. Üstelik, Avus turya sarayından Arşidüşes Marie Louise ile evlenerek, ba­ şından beri istediği yeni bir dünyanın kurucusu yerine, es­ ki dünyanın damadı olmuştur. Ayrıca bu evlilikle soylular arasına katılmış, sıradan bir yurttaşın imparator olması gi bi belki de gurur duyulabilecek bir özelliğini de, kişisel “kompleksi” yüzünden yitirmiştir. Napolyon’un bu Avrupa’da tek güç haline gelme yö­ nündeki faaliyetlerine karşı Avusturya, Prusya, Rusya ve Kıta’da bir devletin üstün duruma geçip güç dengesini boz masını istemeyen Ingiltere, aralarında bir dizi koalisyon kurarak mücadeleye girişmişlerdir. Napolyon bu koalis yonlara karşı Avrupa kıtasında kazandığı zaferlerle bir “Kı ta Sistemi” kurmayı amaçlamaktaydı. Ingiltere bu sisteme deniz ablukasıyla yanıt vermiş ve kıta ile her türlü ticarclı yasakladığı gibi, başka kıtalarla ticareti de engellemeye ça lışmıştır. Böylece, 20. yüzyıl savaşlarında çok kullanılacak bir mücadele kalıbı yaratılmış oldu. Her iki dünya savaşın da da İngiltere, Almanya’ya karşı bu yolla mücadele ede çektir. Napolyon’un “Kıta Sistemi”nin, ne kadar parlak asken zaferlerle kurulursa kurulsun, İngiltere’nin tartışmasız de' niz üstünlüğüyle sağladığı deniz ablukasına uzun süredı dayanması olanaksızdı. Napolyon’un anılarında yazdığı gı bi “Avrupa’nın siyasal kaderi bir fıçı şeker çevresinde dön meye başlamıştı.” Napolyon’un Avrupa’da işgal ettiği top

Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

laklarda yaşayanlar ve kendilerine bağlı olarak kurduğu krallıklar, el altından İngiltere ile iş yapmayı yeğlediler. Al­ manya’da ticaret çökmekteydi ve tüccarlar çok güç durum­ da kalmaya başlamışlardı. Üstelik, Napolyon ne kadar ça­ balarsa çabalasın, kara taşımacılığı, hele 30 yıl kadar sonra ortaya çıkacak olan demiryolları olmadan, deniz taşımacılığı Üe aşık atamadı. 1807’deki Tilsit Anlaşması’ndan beri Na­ polyon’un iyi ilişkiler sürdürdüğü Rus Çarı Alexander’m ablukaya dayanamayıp Kıta Sistemi’nden çekilmesi, Napol­ yon için sonun başlangıcı oldu. 1812’de Napolyon 600.000 kişilik bir orduya Rusya üzerine yürüdü. Bunun nedeni, belki Çar’m Kıta Siste­ mi’nden çekilmesine karşı duygusal bir tepki, belki Rus­ ya’yı ele geçirdiğinde İngiltere’nin ablukayı kaldırıp barış yapacağı umudu, belki düşman bir Rusya’nın kıta Avrupası’nda kurulacak sisteme eninde sonunda saldıracağı tah­ mini, belki Avrasya steplerine egemen olarak İngiliz sö­ mürgelerini kuzeyden vurmak düşüncesi, belki de bunla­ rın hepsinin bir bileşimiydi. Ama, kesin olan, pek akıllıca bir hareket olmaması ve Napolyon’un sonunu vurgulamı­ şıydı. Napolyon’un ordusunun yarısı Fransız askerlerinden oluşuyordu. Geriye kalanı Fransa’nın müttefiklerinden ve tabi ülke halklarından toparlanmıştı. Daha önce başlattığı İspanya kampanyası hâlâ sürüyor ve en az 250.000 Fransız askerini orada tutuyordu.4 Kış bastırmadan önce Polonya ve Batı Rusya’yı geçerek Moskova’ya girdi. Rus ordusu, ül­ kenin genişliğinden ve kışın koşullarından yararlanmak üzere önemli bir meydan savaşma girişmemiş ve doğuya çekilmişti ve dimdik ayakta duruyordu. Napolyon Mosko­
4 ilerde görüleceği gibi, N apolyon’un Ispanya’ya girişi, İspanya hüküm etinin Latin Am erika söm ürgeleri üzerindeki denetim ini gevşetm iş ve bölge ülke­ lerinin bağım sızlık yolunu açm ıştı. 173

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

va’yı eline geçirmesine rağmen, 150.000 askerini yitirmiş bulunuyor, stratejik durumu tehlike arz ediyor ve Çar Alexander barışa bir türlü yanaşmıyordu. Kış beklenenden ılık geçmesine rağmen, Kasım ayma kadar çekilmeyi düşünme­ di. Çekildiği zaman ise bu, tarihin en büyük trajedilerin­ den biri oldu. Avrupa devletleri geri çekilen “muhteşem” Fransız ordusuna, sırtlanların leşin üstüne çullandıkları gi­ bi saldırdılar. Fransız Devrimi’nin getirdiği yeni düzene ihanet etmiş bu despotu, kurtarıp canlandırdığı eski düzen şimdi mahvetmeye hazırdı ve öyle de yaptı. Paris’e döndü­ ğünde 600.000 kişilik büyük ordudan geriye sadece 1500 kişi kalmıştı. 1814 yılındaki son askeri kampanyalarla Fransa işgal edildi ve Napolyon Elbe adasına sürüldü. Na­ polyon, Avrupa’ya yemden çekidüzen vermek için topla­ nan Viyana Kongresi sırasında kaçarak yeniden, Fransa’nın başına geçecek ama Waterloo’da 1815 yılında İngiltere’ye yenilerek, bu kez 1825 yılında kanserden öleceği St. Helena adasına sürülecektir. Napolyon iktidar hırsıyla yanan bir fırsatçıydı ve ara­ dığı fırsatlar da çıkmıştı. Zamanında Avrupa’da at oynatan güçleri ve ne istediklerini çok iyi anlamıştı. Fransa’daki devrimci heves, iktidara oynamaya başladığı zaman çoktan sönmüştü ve iyi bir örgütlenme bilgisi olan ve sevilen bir askerin iktidarı ele geçirmesi işten bile değildi. İktidara geçtikten sonra, devrimin kalıcı sonuçlarını kendi deneti­ mi altında güçlendirdi, aşırı yönlerini ise bastırdı. Böylece, Fransız Devrimi’nin hem mirasçısı hem de yumuşatıcısı ol­ du. İşin aslına bakılırsa, Fransız Devrimi’nin özü, insana ve gücüne sarsılmaz bir inançtı. Ama, Napolyon böyle bir inanca yalnız kendisi için sahipti. Fransız Devrimi’nin in­ sanı ve Napolyon dünyayı yalnız irade ile alt edebileceğini sandı ve yanıldı. Napolyon, her zaman olanaksızı istedi; çoğu kez elde etti, edemediği zaman da yıkıldı. Napolyon
'7 4

Devrimler Dönemi (1776 - 1848)

ı IMinesinin özü buydu. O, gerçekten kaçanların, gerçekten Iuslanmayanların ve ufak Fransa’ya inanmayanların kahı itmamdır; yaşam boyutlarının üstüne çıkarılan insanların en güzel örneğidir. Sonu, yıkılan bir sistem kuran, sıcak İm adada son günlerini geçiren yalnız ve hasta bir adam­ dır.

C. VİYANA KONGRESİ 1. Viyana Düzeninin Mimarları: Castlereagh ve Metternich
(

Napolyon 19. yüzyılın ilk on beş yılı içinde liberalizm ve özellikle milliyetçilik akımlarım silah zoruyla Avrupa kıta­ ma yayarken, aslında çıkarları çatışan ve birbirlerine karm( ideolojilere bağlanmış iki devlet adamı, Avrupa barış ve düzeninin sorumluluğunun omuzlarında olduğunu anla­ mışlardı. İngiliz Dışişleri Bakanı Castlereagh ile Avusturya Başkanı Metternich. Birisi, parlamenter yapıya sahip bir uda devletinin, öteki çokuluslu ve otokratik bir kara devle­ tinin politikasını yürüten kişilerdi. Onları bir araya getiren ‘.ey, Avrupa barış ve düzeninin ancak Napolyon’un savaş alanlarında yenilgiye uğratılmasmdan geçtiğine ait ortak bir anlayışa varmış olmalarıydı. İkisine göre de barış, istiktarlı bir dünya düzeninin ve yaygın bir “meşrutiyet”in (on­ lara göre meşru bir biçimde kurulmuş monarşilerin yeni­ den kurulması anlamına geliyordu) kurulmasından sonra j’c rçekleşebili rdi. Castlereagh’ın Ingilteresi, kıtadaki müttefiklerinden değişik bir ülkeydi. Bir kere, geniş ve hâlâ genişlemekte olan Avrupadışı çıkarları vardı. İkinci olarak, Napolyon ta­ ralından hiç işgale uğramamıştı. Son olarak da, en tutucu
175

Tarafların çatışan çıkarları su üstüne çıktı. Ingiltere Napolyon’a karşı yürütülen savaştaki büyük payı dolayısıyla Avrupa’nın yeniden kurulması çabalarına katılmamazlık edemezdi. Avus­ turya ile Prusya arasında ciddi bir rekabet olmamasına bağ­ lıydı. Metternich ne kadar güçlü durumda olursa olsun. Böyle olmasa. Castlereagh ile Metternich arasında doğan karşılıklı saygı ve an­ layış iki ülkeyi birbirine yaklaştırmaktaydı. Ama. Böylesine bir rekabet ancak Rusya’nm işine yarayabi­ lirdi. bir bakıma. Viyana Kongresi’nde yalnız İngiltere’yi sa­ dece bir dış politika anlayışından kurtarmakla kalmamış. Bir ada devleti ola­ rak İngiltere’nin dış politikasının özü. Avrupa’da istikrar. Bunlar olursa. Castlereagh karmaşık bir diplomasi ile bu rekabeti önlemesini bildi. İşte. Savaş İngiltere’yi Ada’ya kapanık halinden çıkarmış. Ayrıca. İngiliz devlet adamlarını Avrupa’nın si­ yaset önderleriyle sıkı bir temasa sokmuştu. 176 . bir başka güçlü devlet adamına gerek duyulmaktaydı. birtakım nesnel koşullar da İngiltereAvusturya yakınlaşmasını zorluyordu. Castlereagh’m ileri görüşlülüğü burada ortaya çıkmaktadır. Öte yandan. Castlereagh Ingiltere’nin çıkarlarım çok dar tanımlayarak dikkatini Fransa üzerinde odaklaştırabilir ve böylece Rusya’nın Avrupa’da başat duruma yükselmesine yol açabilirdi. sa­ vaş sonrası düzenini tek başına kuramayacağına göre. Castlereagh. Napolyon yenilgi üzerine yenilgi almaya başladığı zaman. savaş sonrası barışın ince­ likleriyle uğraşmak ve Kıta ülkeleriyle uzun görüşmelere girişmek için bir zorunluluk kalmıyordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) hükümetler zamanında bile parlamenter sistemini ve kişi hak ve özgürlüklerini korumasını bilmişti. Kıta’da bir devletin egemen olmasını engellemek ve Manş Denizi’nin güvenli­ ğini sağlamaktı. zaten bü­ yük güçlüklerle kurulmuş bulunan koalisyonda dağılma belirtileri görüldü. Bunlara rağ­ men. Ayrıca.

Fran­ sa’da yenilgi anıları da uzun sürmedi. Castlereagh ile Metternich’in. “cezalandırma” yerine denge. Bunun sonucu olarak ortaya çıkan anlaşma intikamcı olmayınca. yani barış ve düzenin kurulmasında anla­ şıp el ele verdiklerinde. Versailles’den ço k daha ağır olan Sevres B an ş Antlaşm a­ sın a karşı açtığı m ücadele ve bu m ücadelenin Lozan ile başarıya ulaşm ası ve Türkiye’nin yeni kurulan uluslararası sistem e üç yıl gecikm iş olarak gir- . Cezalandırma Yerine Denge Viyana düzenlemesinin sağladığı göreli barış ve istikrar. Almanya’nın 1919 tarihli Versailles Ba­ rış Antlaşması’nm ağır hükümlerine ve oluşturduğu yeni uluslararası düzene karşı yaptığı buydu. Viyana Kongresi’ nden yüz yıl sonra. “intikam” ye­ rine meşruiyet yönünde hareket etmelerinde ve kısır çıkar çatışmalarını bir kenara itmelerinde yatar.Devrimler Dönemi (1776 -1848) aynı zamanda bu devletin Fransa’ya karşı cezalandırıcı ve sert bir politika izlemesini de engelleyebilmiştir. Avrupa politikasının genel hatlarında. 2. Metter­ nich ile Castlereagh. fiziki güvenliği sağlamış olmanın göz kamaştırıcı saygınlı­ ğı. yeni kurulan ulus­ lararası düzeni “meşru” görmeyebilir ve onu silah zoruyla değiştirmeye kalkışabilirdi. yani bu düzenlemenin başarısının gizi. Eğer Fransa eziklik ve yenilginin acısıyla baş başa kalsaydı.5 Galip devlet ya da devletin uzun vadeli çıkarları için kendilerini sınırlandırarak. Bu anlayış ve uygulama bugün bile yerel savaşlarla dolu ve savaşanların isteklerinin karşı taraf için ağır ve kabul edilemeyecek olduğu dünyamıza son derece önemli dersler vermektedir. törel düşüncelerin önemini gölgelememeliydi. ülkelerinin geleneksel ve farklı görüş ve uygulamalarını bir kenara iterek. Ona göre. yenik ya da yenikleri yeni olu­ şan uluslararası sistem içine almaları ve böylece “meşru” 5 T ü rk ulusunun. Viyana düzeni ortaya çıktı ve istik­ rar sağlandı.

Galip devletlerin korkutucu “iştahlarını” sınırlandıram am alarm ın sonucu olarak yıkılan Osm anlı devletinin başat öğesi olan T ü rk insanına. galip devletlerin kendi kendilerini sınırlan­ dırmalarının en güzel örneğidir. uluslararası sistem içinde küçük düşürülmemiştir. Özetle. Metternich ve dolayısıyla Viyana Kongresi’nin meşrui­ yet iddiası ise şuydu: Mevcut devletlerin sınırları kutsaldır. İlerde görüleceği gibi. M etternich ve bir derece­ ye kadar Castlereagh’ın ulusçuluk akım ına düşman olm aları. Fransa’nın savaşta ele geçirdiği toprakları geri almak ve Napolyon’un tahttan indirdiği “meşru” monarşileri yeni­ den kurmaktı. 20. meşru otori­ teye titiz bir itaat sağlanarak korunabileceği kararma vardı. m esi. Asıl amaçları. dokunulamaz ve her devlet bu kutsal sınırlarının içinde is­ tediği gibi hareket etmekte ve istediği rejimi kurmakta ser­ besttir. Napolyon’un Waterloo yenilgisinden sonraki 20 Kasım 1815 tarihli barış antlaşması da cezalan­ dırıcı değildir. Mütte­ fikler Rusya’dan korkmasalardı. 178 . sonuç değişmemektedir. özellikle çağ­ daş tarihte çok az rastlanır. Hatta. Bu doğrudur. 30 Mayıs 1814 tarihli ba­ rış antlaşması. bir yanda Avusturya ile İngiltere. tüm Av­ rupa devletleriyle birlikte. barış da hafif olmuştu. koşullar belki daha ağır olabilirdi. öte yanda Rusya ile Prusya arasında bir denge unsuru olarak görüldüğü için. O sm anlı devletinin eskiden üç yüz yıl yönettiği D oğu Avrupa ülkelerinin ulusçu akım ları başarı kazanırken (belki de daha doğrusu başarı kazanm aları sağlanırken) T ürk ulusuna aynı hakkı tanım a­ yan Lloyd George için aynı “h afifletici” nedeni bulm ak zordur. Fransa. Metternich ve Castlereagh’m önderliğinde­ ki Viyana Kongresi. Avrupa barış ve gönencinin.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) bir uluslararası düzen kurma çalışmalarına. Ama. Ama. Türkiye dışında bilim adam larının pek akıllarına gelm eyen önem li bir örnektir. yüzyılın başında. Galip devletler intikam yerine güç dengesinin peşinde koşmuşlardır. İşte. yaşayacak alan bırakılm adı. yüzyılın başlarında bağışlanabilecek bir yanlıştı. ilgili halkların “sözde” isteklerine uygularak değil. Napolyon’un yaptıklarından dolayı. nedeni ne olursa olsun. Fransa. 19.

Viyana Kongresi’ne tüm Avrupa devletleri ve hatta Na­ polyon’un yıktığı Kutsal Roma İmparatorluğu ile birlikte son bulan eski devletlerinin temsilcileri bile. endüstri devriminin İngiliz üreticilerine buhar gücü ile çalışan makineler sağlaması. Is­ panya’daki bağımsızlık mücadelesi kendi haline bırakıldı. Hollanda ile Belçika birleştirilerek. Prusya ve Rusya. yeniden ba­ ğımsız birimler olabilme umuduyla katılmıştır.3. Fransa 1792’deki sı­ nırlarına çekildi ve kendisine savaş tazminatı ya da tamirat borcu yüklenmedi. Delegelerin tümü. “Avrupa özgürlüklerinin korunma­ sı”. Avusturya. Paris’te 30 Mayıs 1814’te imzalandı. bazı devletlerin sahip olabilecekleri asker sayısının sınırlandırılması gibi tedbirlerle önlenecekti. Napolyon’un Kıta Sistemi’nin yıkılması. Böylece. Kongre’ye egemen olan ve nihai kararlan alan yine de dört büyük devlet -Ingiltere. Osmanlı devleti ve Balkan konularını Kongre’de konuşulacak konuların dışın­ da tuttu. yüz yıl sürecek dünya üstünlüğü dönemine girdi. tngilizler de denizlerin serbestliği ve sömürge konularını Kongre gündeminin dışında tutmaya çalıştı. Osmanlılarla son savaşın ganimeti Baserabya’yı ve özerk bir Büyük Dükalık olarak Finlandiya’yı ele'1geçirdi. Napolyon’ un Avrupa çapında kurmak istediği sisteme verilen ad olan “evrensel monarşi”. denizaşırı sömürgecilikte ciddi bir rakibin kal­ maması ve deniz gücü tekeliyle Ingiltere. Antlaşmaya göre. Viyana Düzenlemeleri Fransa’da tekrar iktidara getirilen Bourbon Hanedanlığı ile Müttefikler arasında ilk antlaşma. Ancak. yani Avrupa devletlerinden birinin tüm sisteme ege­ men olamaması konusunda aynı görüşteydiler. Viyana Kongresi öncesinde.ol­ du. Rusya. I ransa’nın Flander düzlüklerine doğru olası genişlemesine 179 . toprak düzenlemeleri.

yeniden Fransa’nın başına geçmesi ve Waterloo’da ye nilmesi üzerine. Avrupa’da kral ve imparator arası “Hıristiyanlık barışına” içten bir bağlılığı olan Çar Alexaıt der’m girişimiyle. Polonya 18. Fransız denetiminden Rus denetimi altı­ na geçmesinden başka bir değişikliğe uğramadı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) karşı koyabilecek güçlü bir devlet kurulmak istendi. bu devlet Avrupa’nın ortasında doğuda Rusya. yüzyılın sonundaki parçalanmış duru­ mundan kurtulamadı ve devletin bölünmüşlüğü sürdü. birincisinden biraz daha sert bir antlaşmaydı ve 700 milyon Frank tazminat ödeyene kadar işgal altında bu­ lunması kararlaştırıldı. Bu. Ren’in batısındaki Alman toprakları Prusya’ya verile­ rek. daha önce sözü edilen “Alman ikiliği” ya da rekabeti sorununa bu düzenlemeyle son veri­ lemedi. Rusya. Ingiltere. Kasım 1815’te. İttifakı imzalayan monarklar. Bir kısım Polonyalılar Prusya ve Avusturya sınırları içinde kaldığın dan. Ancak. Avusturya ve Prusya arasında Dörtlü ittifak kuruldu. Büyük devletlerin ve özellikle çokuluslu bir impa­ ratorluğun başkanı olan Metternich’in milliyetçilik akımın­ dan korkusu. Fransa ile ikinci Paris Barış Antlaşması ya­ pıldı. anayasalı ve Dükalığm topraklarına sahip yeni bir Polonya kuruldu. Bu dört büyük devletin ittifakı yanında. Böylece. Bu arada Napolyon’un Kongre toplantıdayken kaçma sı. Alman milliyetçilerinin “tek bir Almanya” çağrısını sonuçsuz bıraktı. bu antlaşmanın hü kümlerini uygulamak ve gerekirse barış için uluslararası askeri önlemler almak üzere. Sayıları 39’a indirilen ve Avusturya ile Prusya’yı da içeren Alman devletleri. yükümlülüğü belirsiz bir “Kutsal İttifak’ da kuruldu. gevşek bir Germen Konfederasyonu biçi­ minde örgütlendi. Avrupa’da Hıris tiyanlığm barışçı ilkelerini koruyacaklar ve her konuda biı 180 . batıda Fransa’ya karşı denge oluşturabilecek güce kavuşturuldu. Rus Çarı’nın hükümdarı olduğu. Napolyon’un yarattığı Varşova Büyük Dükalığı’ndan.

1648 tarihli Westphalia Barışı ile I. Papa ve Ingiltere dışında tüm monarklar tarafından imza­ landı. galip devletlerin önderleri. Viyana Kongresi sonucunda olu­ şan yeni düzen ve ittifaklar sistemi hakkında Goethe şun­ ları söylemiştir: “İnsanlık için daha büyük ve daha yararlı birşey icat edilmiş değildir. antlaşma yükümlülüklerinin yanında. eğer Rusya’yı Avrupa’da tutuculuğa bağlarsa. Napolyon savaşlarının kor­ ku ve büyük sıkıntılarından sonra. Viya­ na sistemi o dönemde hâlâ geçer akçe olan siyasal tutu­ culuğa dayanmaktaydı. İkincisi. Dünya Savaşı . bu devletin Yakm181 . Metternich’in bu konularda en büyük umudu. “en kötü barış bile en haklı savaştan da­ ha iyidir” demiyor muydu? İster bu basmakalıplardan etki­ lensinler ister etkilenmesinler. daha iyi örgütlenmesi gerektiğini bütün açıklığıyla anla­ mışlardı. uluslararası ilişkilerin. en geniş ve köklü değişiklikler getiren uluslararası diplomatik toplantıdır. 4.sonunda imzalanan Paris Barış Antlaşmaları arasında. uzun ömürlü ve etkili olabil­ mesi için. Metternich ye arkadaşlarının kurdukları sistemin iki zayıflığı vardı. Erasmus. ortak ilke­ lere ve ortak bir törel bakış açısına da gerek gösterir. Bunlardan birisi. “adalet ve düzensizlik yerine adaletsizlik ve düzeni yeğlerim” diyen adamdı. Yakındoğu. milliyetçilik akı­ mı. Bir uluslararası düzen. Bu ittifak.Devrimler Dönemi (1 7 7 6 -1 8 4 8 ) birlerine yardım edeceklerdi. yani bir bakı­ ma Osmanlı devleti sorunuydu. Goethe. törel değerlerin ötesinde. yani çizileri sınırların doğal ve ulusal sınırlar olmama­ sıydı. Genel Değerlendirme Paris antlaşmaları ve Viyana’daki düzenleme ile Viyana kongresi.” Gerçekten. . Osmanlı padişahı.

gücünü en etkin biçimde kullanması­ nı bilen büyük otokrasiler olduğu görülüyor. birleştirici otokrasi tarih döngüsündeki yerini eninde sonunda yine alıyor. İşte. İnsanoğlunun tarihinde. monarkların kişisel topraklarıydı ve bundan başka bir birleştirici öğeye ihtiyaçları da yoktu. Viyana’nm mimarı Metternich’in hiçbir ulusçuluğa en ufak bir sempatisi yoktu. Ama. sonunda başarısız da olsa. Ülkesini Napolyon’dan kurtaran adam ve Av­ rupa’nın yeni düzeninin kurucusu olarak prestiji çok yük­ sekti. Osmanlı devletinin Avrupa’daki top­ rakları üzerinde genişleme emellerine başlayıp. Metternich’in ta­ rihsel süreci sezme yeteneğine. sistem bir bakıma. Avrupa sahnesinde giderek çok önemli bir güç haline ge­ len ulusçuluk ve liberalizm oldu. Metternich’i sonunda yenmeyi başaran da. Dolayısıyla. Ona göre devletler. Ne yazık ki burada. dönemin öteki otokratlarını öylesine yönlendirmeyi başarmıştı ki. Bunlara karşı savaşan ulusçuluk ve liberalizm. Rusya. Viyana sistemi de çöktü. burada Avusturya ile çatışma olasılığı ortaya çıkınca ve Doğu Av­ rupa’ da Rusya’nın da desteklediği ulusçuluk akımları güç­ lenmeye başlayınca. zaman zaman başarı ka­ zansa da. yüzyıl boyunca ulusçuluk ve liberalizmin en güçlü düş­ manıydı. Metternich bazı konularda büyük devlet adamı niteli­ ğine sahipti. Macarlar. Bu gü­ vence bir kere geri alındı mı. sistem tümüyle çökebilirdi. Kurucu olmak bir yana. bu kita­ bın genel çizgisinden de anlaşılacağı gibi. 1815 ile 1848 arasın­ daki döneme “Metternich Dönemi” demek çok yanlış ol­ 182 . kredi vermek gerekiyor. Yani. yeni ve dayanıklı bir birleştirici öğe bulunamadı­ ğından. içinde Almanlar. Rusya’nın vereceği güvenceye ve Yakındoğu’da kurulmuş bulunan statükoya saygı göstermesine dayanıyordu. en etkili ve belki de tek birleştiricinin. Slavlar ve Italyanlar bulunan Avusturya otokrasisi tüm 19.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) doğu’da da tutucu olabileceği idi.

bazen işgal ve savaşa yol açan ve bazen de daha verimli toplumsal ve siyasal kurumlarm kurulmasını sağlayan dirik ve patlayıcı güçleri Avrupa sahnesine sok­ muştur. ulusçuluğun yadsınma­ sı temelinde kurulmuştu.Devrimler Dönemi (1776 . Avrupa sahnesi­ ne değişiklik getiren yeni güçlerle -endüstri devrimi. ilerde görüleceği gibi. O kadar ki. 1830 ve 1848 DEVRİMLERİ 1. Ekonomik ve Toplumsal Ortam 1789 Fransız Devrimi’nin doğrudan sonucu olan liberal ve milliyetçi düşünceler. daha ön­ ce de değinildiği gibi. Bunlara karşı mücadelede. bu düşüncelerden etkilenmeyen hiçbir Avrupa devleti kalmamıştır demek. I.1848) maz. libe­ 183 . ilk aşamada Napolyon’u yendi­ ler ve 1815 Viyana Kongresi kararlarıyla eski düzeni sür­ dürmeye çalıştılar. bazen eski siyasal sistemleri yıkan. Ancak. Ayrıca. Viyana Kongresi’nden sonra. törel değerleri esnek. bakış açısını çok daraltıcı ve uzun sürede yanıltıcı bir entelektüel boşluğa sahipti. Metternich’in tem­ sil ettiği Avusturya İmparatorluğu. ilkeleri katı ve etkisi çök geniş olan otokrat. Dönemin devrimci havası ile otokrasi arasında hiçbir ortalama nokta düşünmemiş ya da düşünüp bulamamıştı. Avrupa’nın liberalizm ve milliyetçilik kokan yeni havasını anlamayan ya da anla­ mak istemeyen yöneticiler. Ç. yanlış bir göz­ lem olmayacaktır. Dünya Savaşı’mn ani ne­ denlerinden biri olacaktır. Metternich sistemi son derece güçlü bir akıma da sürekli ters düşmekteydi. Napolyon’un öteki Avrupa devletle­ riyle savaşları ve işgalleri ile hemen hemen tüm Avrupa’ya taşınmıştır. Fransa’daki devrim. Böyle bir ulusçuluğu ezmeye ça­ lışması. Ancak bu.

yeni makineleri çalıştırmak için yetişmiş. şimdi bu süreç içinde. mevcut rejimlerin yetersizliğine karşı bir yandan işveren ve öte yandan işçinin hoşnutsuzluğu bir dizi devrime yol açtı. ki­ lise ve feodalizm. Zenginleşen ve etkinliğini artıran burjuva. iş ve ti­ caretle uğraşanların sayı. Avrupa’ya Fransa’dan başla­ mak üzere bir dizi devrim daha getirecektir. Ancak. Hemen hemen her Avrupa ülkesinde. üs­ tün nitelikte işçi gerekmemekte. Rakip firmalarla acı rekabet yü­ zünden işveren. 1830’lara gelindiğinde bu ekonomik değişikli­ ğin en önemli toplumsal ve siyasal sonucu. genel olarak orta sınıfa ödün vererek. yüzyılda işçi piyasasının niteliği değişti.çatışması. 1830 yılındaki liberal nitelikte ayaklanmaları daha iyi anlayabilmek için. fazla ücret istemeyen ka­ dın ve çocuklar işe alınmaktaydı. zenginlik ve etkinliklerinin art­ masıdır. dönemin ekonomik ve toplumsal yaşa­ mını. köklü ve kendile­ rine göre aşırı isteklerinden daha çok korkan yöneticiler. İşte burada. Teknolojik geliş­ meler sonucu ortaya çıkan yeni buluşların üretime uygu­ lanmasıyla Batı Avrupa’da makineleşmiş endüstri dönemi başlamıştı. çalış­ ma saatlerini uzatıyor ve ücretleri düşük düzeylere indiri­ yordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ralizm ve m illiyetçilik. imalat. İkincisinin kesin. etkili yasaların da bulunmamasıyla. kendi çıkarlarına daha uygun bir politika ve-kendi görüşlerine uygun bir hükümet biçi­ mi doğrultusunda çalışmaya başlamıştı.süreklilik güçlerinin -m onarşi. onların desteğini sağlamak yoluna gittiler. Bu durumda yöneticiler iki tehlike karşısında kaldılar: Orta sınıf ve işçi sınıfı. Fransa’da 1830 Devrimi’nden sonra Fransız Kralı olan ve 1848 yılına kadar iktidarda ka184 . Böylece. 19. fazla çalışma saatleri ve az ücret yeni ve büyük toplumsal sorunlar ortaya çıkardı. endüstrileşmeyle liberalizmin güçlen­ mesi arasında doğrudan bir bağ kurulabilir. kısa da olsa belirtmekte yarar var. Kentler işçi aileleriyle doldu.

Üstelik. meclis gibi parlamenter kuramların egemen ol­ duğu düzendir. tüm Avrupa ülkele­ rinde liberaller.Devrimler Dönemi (1776 . Yalnız Fransa’da değil. seçme hakkının mal ve mülk sahibi yurttaşları içine alacak biçimde sınırlandırılmasını. hemen hemen tüm 19. 185 . Louis bütünüyle olmasa bile. parlamenter kuruluşların egemenliğini savunmuştur ve bu açıdan bugünkü demokrasi anlayışın­ dan farklıdır. öldüğü tarih olan 1824 yılma kadar sürdü. özgürlükleri kısıtladı. Ancak. Avrupa’da Fran­ sız Devrimi ile hızlanan liberal akım. yine bugünkü demokrasiden farklı olarak. eşitlikten çok özgürlüğün savunuculuğunu yap­ mışlardır. ekonomi ve din alanlarında özgürlük. mutlak monarşiye karşı siyaset. liberalizmin asıl amacı haline gelmiştir. Ayan Meclisi’nin üyelerini kral seçmekteydi. Kısaca. bunlara sahip olmayanlara bu hakkın verilmemesini savunmuşlardır. temelde. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak. anayasa­ lı meşruti bir rejim kurulmuş. Böylece kurulan sistem burjuvaziye olanak sağlamaktaysa da. Fransa’da 1830 ve 1848 Devrimleri Napolyon’dan sonra Fransa tahtına oturtulan 18. Fransız Devrimi’nin anlamını bir dereceye kadar kavramıştı. Bunun sonucu olarak. Gerek 1789 ve gerekse şimdi ele alınacak olan 1830 ve 1848 devrimleri bu temel anlayışın ışığı altında değerlendirilmelidir. Millet ve Ayan Meclisleri’ne dayanan iki meclisli bir yasama sistemi kabul edilmişti. halkın ege­ menliğinden çok. Kurmaya çalıştıkla­ rı düzen. Ayrıca. asıl soyluların eline geçmiş olmaktaydı.1848) lan Louis Philippe bu yolu denemiştir. 2. meclislere seçilmek ve seçmek için mal ve mülk üzerinden vergi vermek gerekiyordu. yüzyıl boyunca. Bu koşullar altında kral kısa bir süre içinde tekrar mutlak yönetimi seçti. Louis’nin yönetimi.

Avrupa’da yeni bir işçi sınıfı ortaya çıkarmıştı. başka nedenler de vardır. Ancak. sosyalist Louis Blanc’m başkanlığında bir “ge­ çici hükümet” kuruldu. Charles gibi. Louis Philippe’in da­ yandığı burjuvaziyi birinci plana getiren ekonomik yapı değişikliği. Orleans Hanedanlığından ve liberal eğilimli olarak tanınan Louis Philippe Fransa tahtına otur­ du. Bu davranış ise. Charles. Liberalizm Fransa’da başarı kazanmış gibi görünüyor­ sa da. fabrikalarda kötü sağlık koşulları. baskıyı daha da artırınca halk ayaklandı ve 1830’da Paris sokakla­ rında üç gün süren kanlı çarpışmalar oldu. Ülkede 1848 Devrimi’nin patlak vermesinde Louis Philippe’in bu yönetim bi­ çiminin payı büyük olmuştur. Paris. kanlı çatışmalara sahne ol­ du ve yine tıpkı 10. Kendisi de zengin bir girişimci olan Louis Philippe. liberallerle şimdi Avrupa sahnesinde seslerini duyurmaya başlayan sosyalistlerin. öte yandan gizli örgütler içinde faaliyet gösteren aşırıların baskısı altında kaldı ve çalışama­ dı. Louis Philippe de ülke­ den kaçınca. Fransız tarihinde en geniş seçmen kitlesinin desteğini sağlayan bu yeni Cumhuriyet girişimine karşı cephe al­ 186 . tıpkı 1830 Devrimi’nde olduğu gibi. Louis Philippe’e karşı güç birliği yapmaları sonucunu verdi. kadın ve çocukların çalıştırılmaları gibi birçok ekonomik ve toplumsal sorunları vardı. 1824’te 18. üniversiteleri denetim altına aldı. bir yandan büyük burjuvazinin do­ laplarına kurban giderken.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) basma sansür koydu. fazla iş saati. az ücret. Daha önce de değinildiği gibi. Bu sorunları çöz­ mek için işçiler greve gidiyorlardı. Louis buna karşı sert tedbirler aldı ve kişi özgürlüklerini her gün biraz daha kıs-' tı. Geçici hükümet. İşçilerin. Louis’nin yerine geçen 10. Ülkeden kaçan 10. iktidarını 1848 yılma kadar zengin burjuvaziye dayayarak yürütmüştür. Charles’m yerine. bu kısa süreli oldu.

1848 Cumhuriyet yönetimi ise. köylülere topraklarını vermiş ve feodal nite­ likteki vergileri kaldırmıştı. Alman ulusal birliğini kurarken Fransa’ya savaş açıp onu savaş alanında yendiği (Sedan) tarihe kadar süre­ cek ve bundan sonra III. Cumhuriyet dönemi başlayacak­ tır. Napolyon adıyla imparatorluğu­ nu ilan edecektir. 1852’de. Napolyon Bonapart’m yeğeni Louis Napolyon gibi bir otokrat. 1848’de kurulan cumhuriyet rejiminin en büyük hata­ sı. Yeniden bu acı günlere dönmemek için. Bu diktatörlük 1871 yılma. par­ lamenter hükümet kurumlarına karşı çevrilmiş ve Fran­ sa’daki cumhuriyetçi güçler zayıflamıştır. kendisinin de gırtlağına kadar borcu olan ve köylülerin borçlarına bu açıdan bakacak olan “büyük isim­ li” Louis Napolyon’u başlarında görmek isteyecekleri açık187 . nüfusun çoğunluğunu oluşturan köylülerin desteğini kazanmak için bir tarım programının olmamasıdır. işleri düzene koyacak ve barış ortamını kuracak “dürüst bir otokrat”ta kurtuluşunu bulması güç olmadı. yedi buçuk milyon oyun beş buçuk milyonunu alarak cumhurbaşkanı olmuştur. Louis Napolyon. Bu da tutucu tepkilere kapıyı sonuna kadar açacaktır.1848) makla aşırılar tutucu bir tepkinin oluşmasına yol açacak­ lardır. köylülerin biriken borçlarını hemen tasfiye etmelerini istemiş ve toprak üzerindeki vergiyi artırmıştı. tu­ tucu tepki çok açık bir biçimde görülür. Bu durum­ da köylülerin. Fransız halkının “Terör Rejimi sırasındaki baskı ve karışıklık ortamında cumhuriyetçiliğe karşı duyduğu tepki henüz küllenmemişti. dört yıl sonra. 1848 yılının Temmuz ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak. dikta­ törlüğünü kuracak ve 111.Devrimler Dönemi (1776 . yani Prus­ ya’nın. Barikatlarda savaşma ve şiddetli darbe geleneği. 1789 Devrimi’nin hiç olmazsa bazı yeniliklerim izleyen Napol­ yon Bonapart.

3. yüzyıla kadar Avrupa. oy kullanma hakkı genişletilmiş ve seçim yasası değiştirilmiş­ tir. Fransa’nın dışında. seçim bölgeleri burjuvaziye daha geniş bir tem­ sil olanağı sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmiş. endüstrileşme ve li­ beralizmin yanında önemli bir payı olan ulusçuluk akımı kendini güçlü bir biçimde duyurmuştur. Yapılan hata. Bu. Napolyon’un ikinci imparatorluğudur. bu küçük siyasal birimleri bir araya getirmekte ve büyük imparatorluklar içinde yaşayan ulusların bağımsızlıklarını sağlamakta. 19. İtalya’daki liberal bir ayaklanma da Avusturya tarafından bastırılmıştır. milletvekili seçileceklerde belli bir zenginlik düzeyine erişmiş olma koşulunun aranmamasını savunan bir hareketti. sınırlı oy kullanma hakkından genel oya geçilmesini. 1830 yılındaki ayaklanmalar dalgası İngilte­ re’yi de etkilemiştir.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) tı. 19. 188 . Avrupa’da 1848 Devrimleri iy. yüzyılda ise. 1832 yılında çıkarılan bir yasayla. Ispanya ve Portekiz’de yeniden li­ beral nitelikte anayasalar hazırlanıp yürürlüğe konmuş. Bu yasa büyük burjuvaziyi hoşnut kılmışsa da. İngiltere’de ticaret ve sanayi burjuva­ zisinden gelen baskılar sonucunda. Avrupa devletlerinde henüz filizlenmekte olan libera­ lizmi çok aşan bir düzeye ulaşmış bulunmaktaydı. feodal bir te­ mel üzerinde bir araya gelmiş birçok siyasal birimden oluş­ maktaydı. “Chartism” de­ nen bir hareketi başlatmışlardır. Ünlü Fransız şairi Lamartine. gizli oy açık sayım ilkesi­ nin benimsenmesini. “halk hata yapmada serbest bırakılmalıdır” demiş­ ti. yüzyılı önceki yüzyıllardan ayıran temel öğelerden biri de ulusçuluktur. Halk yeni bir Napolyon arıyordu. III. 1830’larda İngiliz liberaliz­ mi. Böylece. küçük burjuvazi ve işçiler bununla yetinmemişler.

Bu dayanışma duygusu. yabancı yöneti­ me ve Avusturya Başbakanı Metternich’in sindirme politi­ kasına karşı. şu söylenebilir: Ulusçuluk. Avus­ turya’da ve Macaristan’daki ayaklanmalar. sınıftan farklı olarak. Ancak. 1830 devrimlerinden sonra. tüm öğelerini bir araya getiren bir tanım vermek oldukça zordur. Ayrıca. Ancak. ulusçu nitelikte hareketlerdi. ortak bir dilden. Büyük 1789 Devrimi’nin ilkelerini sağlamlaştırdığı­ nı söylemek olanaklıdır. Avrupa’da yeni bir dizi ayak­ lanmalara yol açtı. ba­ ğımsız tek bir devlet kurma hakkıdır. Liberal akım. ortasınıf hükümetlerinin yeter­ sizliğine karşı toplumsal ve demokratik reformlar biçimin­ de ortaya çıktı. Liberal düşünceye göre.D evrim ler Dönemi (1776 . ulusun çeşitli bölümlerini birbirinden ayrı 189 . İşte bu milliyetçi güç. bu dayanışma duygusu ulus varlığının te­ melidir. ekonomik olmayan bir tanımı vardır. kendileri özgür ve başka ulus­ ların da özgürlüğüne saygılı olan tüm uluslar. Avrupa sahnesindeki en etkili güçtür. 1848 Yılı şu olguyu açık bir biçimde gözler önüne ser­ di: Bilinçli toplumların kendi geleceklerini kendilerinin saptaması anlamındaki ulusçuluk. Fransa’da 1848 Devrimi’nin. Bir dayanışma duygusuna sahip coğrafi bir gruptur. onunla atbaşı beraber gitmiş­ tir. Dolayısıyla. 1830’dakinden çok daha belirgin bir bi­ çimde. İtalya’da. İngiltere ve Fransa’da ise. 1848 ayaklanmaları için­ de kendisini duyurmuşsa da. Süreklilik ve değişiklik getiren güçlerin çatışması. ulusçuluk bu yönüyle liberalizmin mantıksal bir sonucu olmuş. başarısı kısa süreli de olsa. Almanya’da. Hatta. kendi ulusal değer ve refahlarını geliştirmek durumundadırlar. yönetimsel bir biri­ me sahip olmak isteyen herhangi bir coğrafi grubun. Belçika. mutlaka bir tanım vermek gerekirse. İsviçre.1848) Ulusçuluğa. bir ulu­ sun. ortak kültürden ya da ortak çıkar ve tehlikeden doğmuş olabilir. ortak geçmişten.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) tutan hükümetleri. endüstri­ leşmenin sonucu olarak beliren yeni sınıfların ulusal birlik özlemi yanında. Avrupa’nın tutucu güçlerine göre devrimci 190 . daha küçük ve dar ulusdevletlerinin kurulması yolunda zorlayacaktır (Macaris­ tan’ın Avusturya İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını alma mücadelesinde olduğu gibi). Her şeyden önce. tüm Avrupa’yı düzenden hoşnutsuzluğun alevi kapladı. Böylece Prusya. Alm an Ulusçuluğu Fransa’daki 1848 devrim hareketi en çok liberalizmden et­ kilenmişti. Prus­ ya ise Napolyon’un işgaline karşı koyamamıştı. Doğu Avrupa açısından önemli ekonomik ve toplumsal sonucu ise. 1848 ayaklanmalarının Avrupa çapında en önemli siyasal başarı­ sı. ulusal birliğin kurulması yolunda oldu. Kökeni ve niteliği ne olursa olsun. Metternich’in ve onun simgelediği “eski düzen”in alaşa­ ğı edilmesidir. kapsamlı ulus-devletin kurulabilmesi için yıkacak (Prusya’nın Germen Konfederasyonu’nu yıkıp Alman ulusal birliğini kurmasında olduğu gibi) ya da kap­ samlı hanedanlık devletlerini. Çok sayıda küçük devletten oluşan konfe­ derasyon sürekli olarak Fransız etkisi altında kalmış. İlerde açıklanacağı gibi. eğer gelecek bir Fransız işgaline kar­ şı konacaksa. feodalizmin büyük ölçüde orta­ dan kaldırılmasıdır. bunu tek birleşmiş bir Almanya’nın başarabi­ leceği düşüncesi ve her ulusçulukta olduğu gibi. b. tek bir “Almanya” özlemini duyuyor ve Fransızlardan nefret ediyordu. bir de ül­ küsü vardı: Almanları Fransızların “düşük törel değerle­ rinden” kurtarmak ve onlara yeni bir görev bilinci vermek. Her Alman yurtseverinin akimda. Alman ulusal birliğini gerçekleştirecek olan Prusya’da or­ du. milliyetçilik de Alman ulusunun benliğini bulmasında önemli bir unsur olmuştur. Germen Konfederasyonu’nda ise. 1848 yılında.

Hegel ve bu büyük isimler gibi niceleri. Kant. Napolyon sisteminin bunları unutturaca­ ğından korkuyorlardı. 1800’lerden sonra güçlü bir bi­ çimde ortaya çıkan Alman ulusal uyanışı. geniş anlamdaki ulusçulukla bağlantılı olarak gelişti. kendi özel kuramlarının. otokrasi-karşıtı nitelik kazandı. tek hukuk kurumu. Schiller. yüzyıl uygarlığı­ m ı . insan grupları arasında benzerliklerden çok “farklılıkları” vurgulamaktaydı.Devrimler Dönemi (17 7 6 . bir arada. Uluslararası sistem temelde Fransız etki­ sinde olduğuna göre. tarihi gelişmelerinin değeri­ ni vurguluyor. hem tutuculuk ve hem de liberalizm. temelde. Fransız Devrimi ve Napolyon yılları. Avrupa’da tek devlet. Ama. yalnız Napolyon’un yönetimine değil. Dolayısıyla. Napolyon da bir otokrat olduğuna göre. tek ordu. Tutucu olan Alman ulusçuları. yani bir bakıma “Avrupa Birliği”ne karşı bir protestoydu. “romantizm” dediğimiz akımı yarat­ mışlardı. tek ekonomik sistem. aynı zamanda Fransız kültürünün yüz yıllık üstünlüğüne de is­ yan ettiler. “romantizm” akıldan çok “deha” ve “duygu”yu. Fransızlar ulusal birliğe sahipti ve 18. Almanlar. Alman düşüncesinin belli başlı özellik­ leri. Napolyon sisteminin zorla evrenselleştirme çabalarına karşı bir tepki olarak doğdu. temsili kuruluşlar ve özgürlüğün savu­ nuculuğunu yapıyorlardı. Alman­ ya’da görülmemiş bir kültürel uyanma dönemiydi. Tümü Akü Çağı’nm “kuru soyutlamalarına” karşı çıkıyorlardı. “Almanya”da ulusçuluk. Beetho­ ven.1848) bir tehlike olarak belirmeye başlayan ulusçuluk akımının bayraktarlığını yapmaya başladı. Öteki Alman ulusçuları ise. Napol­ yon ve Fransızlara karşı gelişti. Çünkü. Fichte. Böylece. hükümete daha çok katılma. Goethe. Napolyon’u yıkmış ve Avru­ pa’nın gelecek tarihini biçimlendirmiştir. ulusun kendi geleceğini kendinin tayin etme hakkının. geleneklerinin. Almanlar’m hareketi Fransa-karşıtı.

Ancak. Macarlar ulusal bağımsızlık için ayaklanmışlardır. yüzyıldaki yönetim anlayışının 19. dış ve özellikle Fransız etkisinden mutlaka kurtarılmalıydı ve öteki halklarmkinden çok daha soyluydu. yüzyılda H itler’in Alm anya’da çıkm ası ve Alm anların çoğunu peşinden sürüklem esi. Dünya Savaşı’na kadar iktidarım koruyacak olan Franz Joseph.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) nm temsilcisiydi. hem de halkın anayasa ve özgürlük is­ teklerine kulağını tıkayacaktır. ortadan kaldırılamayacak bir Alman ruhu. bunun nedeni.6 Ancak. tüm 19. Macaristan’ın bağımsızlık ha­ reketini hem büyük ölçüde Rusya’nın yardımı ile ve kanlı bir biçimde ezecek. Bu ulusal karakter ise. bir daha Viyana’ya dönmemek üzere İngiltere’ye kaçacaktır. ayrı ve doğuştan gelen bir Alman ulusal karakteri ol­ duğunu söylüyordu. Prusya. Alman ulusçularının Alman ulusal birliğini kurma yolunda 1848 yılındaki çabaları. koşulların daha uygun olduğu yirmi yıl sonra gerçekleştirecektir. Almanlar da ulusal birlikleri­ ni kurmalı ve kendi ulusal değerlerini egemen kılmalıydı. her ikisine de sahip ol­ mamasıydı. Avusturya’nın ağır basması sonucu. “anayasa ve özgür­ lük” isteğiyle Metternich’e karşı harekete geçmiştir. belki de. yüzyıldaki bu tem el toplum sal doku ve ruh bilindikten sonra. 18. Fichte. 1848 yılı­ nın sonunda imparator ilan edilen ve 1. Metternich okulunun temsilcisi olarak. 6 20. Çokuluslu bir imparatorluk olan devlette. 192 . Dolayısıyla. Yani. başarılı olamadı. Viyana’da halk. Bu baskılar karşısında. 19. bunu. c. yüzyıl boyunca ulusal birlik ve ulusal bü­ yüklük hemen hemen her Alman’m tutkusu biçimine dö­ nüşmüşse. Öteki Ayaklanm alar Metternich’in Avusturya-Macaristan İmparatorluğu da 1848 devrim girişimlerinden payını almıştır. yüzyıldaki etkin temsilcisi Metternich. ço k şaşırtıcı olmasa gerek.

Bu derneklerin ortak amacı. Bu amaçla İtalya’nın çeşitli yerlerinde gizli dernekler kurulmuştur. Bu uğurda İtalyan yarımadasının en güçlü devleti Piyemonte’nin (Sardunya) iki girişimi başarısız oldu.1848) 1848 Devrimi.” Bu yeni an­ layış. şu anlayışa varmıştır: “Her ulus. İtalyan yarımadasında da bir ulusal bir­ lik hareketi olarak ortaya çıkmıştır. giderek ve çok yalın bir anlatımla. yoksulluk ve yapay toplumsal eşitsizlikler olmasa. ilerde tekrar can­ lanmak üzere. in­ sanlar doğuştan iyidirler.Devrimler Dönemi (1776. Görüleceği gi­ bi. Nasıl li­ beraller özgürlük düşüncesine. İtalyan. tıpkı “Almanya”da olduğu gibi. Böyle­ ce. kısa süreli bir başarısızlığa uğradılar. doğuştan hakkı olan isteklerini gerçekleştirmede özgür ol­ malı ve bu konuda hiçbir sınır tanımamalıdır. sosyalist düşünce de çı­ kış noktasını 1789 Fransız Devrimi’nden almıştır. sosyalistler de başlangıçta kardeşlik ilkesine bağlanmışlardır. ulusçu ve demokratik özlemler. Yüzyılın en etkin ve devrimci güçlerinden olan ulusçuluk ilkesinin. uluslar arasında­ ki farklılıkları abartmışlar ve farklılıkların nedenini çevre ve eğitimden çok doğuşla açıklamaya çalışmışlardır. 1848 devrimler yılı. Böylece. Bunlar ara­ sında İtalyan milliyetçisi Mazzini’nin önderliğini yaptığı “Canbonari” derneği en tanınmış olanıdır. birbirlerine kardeşçe davranacaklardır. ırkçı düşünceden de kök alan ulusçuluk ilkesi. bu yüzyılın sonlarına doğru Avru­ pa’da yozlaştığı ve özgün niteliğini yitirdiği görülür. Liberalizm ve ulusçuluk gibi. İlk sosyalist düşünürlere göre. zamanın ulusçu düşünürleri. Fransa. Avusturya ve Prus­ ya’da “radikal” hareketlerin bastırılmasıyla sonuçlandı. AvusturyaMacaristan İmparatorluğu’nun İtalyan yarımadasından çı­ karılması ve yarımadanın bir birliğe kavuşmasıydı. i 93 . Çün­ kü. ulusçuluğun sömürgecilik ve emperyalizme dönüş­ mesinde önemli bir unsur olmuştur. giderek. 19. demokratlar eşitlik ülküsü­ ne önem vermişlerse.

Her iki olay da temelini tanrıdan alan geleneksel hükümetin sonu oldu. Bu ise. Ama her ikisi de eski düzenin simgeleriydiler. Ancak. ya onların onayıyla ya da zorla yönetilecekti. önce Avrupa’da sonra giderek tüm dünyada genel bir karışıklık yaratan dirik ve patlayıcı güçleri açığa çıkardı. globalleşme sürecini hızlan­ dırdı. rekabetten çok işbirliğine eğilimlidirler. Ancak. yüzyılda. garnizonsuz eski bir kaleydi. yani Amerikan ve Fran­ sız Devrimleri’nin uzun vadeli etkilerini toplu olarak ve kı­ sa bir biçimde göstermek gerekirse şunlar söylenebilir: 1. bireyin bilinçli bir 194 . Artık halk. 1848’de Metternich ise zayıf ve destek­ çisi olmayan bir adamdı. Ulusların hakkı ise Viyana sokaklarında kazanılacaktır. Bundan sonraki 130 yıllık Avrupa tarihi. Genel D eğerlendirm e Viyana’da Metternich’in devrilmesi. liberalizm ve milliyetçilik kadar etkili bir güç olamamıştır. Başka bir anlatımla. beraberlerinde eski düzeni de götürdüler. bu iki yöntem arasında gidiş gelişlerin tarihidir. sosyalizm. Bastille’de liberalizm. Viyana’da ulusçuluk başarı ka­ zandı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Güdüsel olarak. Louis Blanc gibi devlet sosyalistlerinin ve Kari Marx gibi ekonomik kuramcıların çabalarıyla deği­ şime uğramış. bir bakıma. sosyalizm. insan hakları Paris sokaklarında zafer kazandı. monarşinin yurttaşlar üzerinde­ ki otoritesi 14 Temmuz 1789’da tanrısal temelini yitirdi. Amerika ve Fransa’daki devrim. İkisi de gidince. Avrupa’nın giderek endüstrileşen devletleri­ nin ekonomik sorunlarına yanıt verebilecek bir akım hali­ ne gelmiştir. 1789’da Bastille. ç. Tam olarak gerçekleşmeleri biraz zaman da alsa. Siyasal Devrimler Dönemi’nin. Bastille’in ele geçiril­ mesi kadar önemli bir olaydır. ekonomik. Amerika ve Fransa’daki devrim. 2. 19. top­ lumsal ve siyasal yönleriyle.

yüzyıllarda Avrupa’nın en güçlü devleti olan Osmanlılar. İkinci olarak. 17. göreli barış sürelerinin de etkisiyle. yeni yeni ilkeler. bu uyanış iki açıdan önemlidir. 18. Os­ manlIlarda ilginç bir uyanışın ortaya çıktığı gözlemlenir. hiç olmazsa başka alanlarda da reform gereğini duy­ ması. genel hatlarıyla. ve 16. yüzyıl. gerilemenin nedenlerine “laik” bir bakış açısı getir­ miştir. Türk-Islam kültürü­ nün. Siyasal ilişkiden tanrı yerine birey sorumlu olunca. 19. yöneticiler egemenlikle­ rini sorgusuz sualsiz kabul ettirme durumundan çıktılar. Bozuklukların tümünü din kurumunda arayan Arap-lslam kültür çevresinin aksine. yüzyıl boyunca duraklama dönemine girmiş ve gerile­ menin de görünmez tohumları atılmıştı. 18. yüzyılda ger­ çekleştirilecek olan reformların bir bakıma çıkış noktası olmuş. Yönetenler ve yönetilenler arasındaki bu yeni bünyesel bağ. D. Bir kere. programlar ve çeşitli vaatler­ le kendilerini halka kabul ettirmek zorunluluğunu duydu­ lar. “OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ Avrupa sahnesinde tüm bu gelişmeler olurken. yüzyıldaki yenilikler. geleneksel hükümetin temellerini sarstı. 15.D evrimler Dönemi (1776 . yüzyıl Osmanlı yöneticilerinin bu yöndeki çaba­ larına yüzyıl öncesinden iyi bir örnek oluşturacaktır. Tam aksine. bu görünmez tohumların “kaktüs bitkisi” ver­ meye başladığı gerileme döneminin başlangıcı olarak ka­ bul edilebilirse de. Amerikan ve Fransız devrimlerınin gerçek gizidir.1848) biçimde siyasal geleceğim değiştirebileceğim kanıtlayarak. 19. Devletin temel kuramlarında hemen hemen hiçbir değişik­ lik yapılmamış olmakla birlikte. bu “Osmanlı Rönesansı” Osmanlılarm gerile195 .

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) meşini durdurabilecek en son fırsat olarak ortaya çıkmıştı. Karlofça Antlaşması’nm imzalanmasından altı ay sonra onaylanması. bir diplomat olarak giriyordu. aynı zamanda hükü­ met sistemini de öğreniyorlardı. büyük ve gös­ terişli seremonilerle olmuştu. dostça ilişkilere yol açmış ve bir yanda Babıâli7 ile öte yanda Avrupa devletleri arasında. Ama. 18. Örneğin. Kısaca. 19. ' 196 . bu yüz­ yılın sıkıntılı. sürdürülememesinin nedenleri. yüzyıla. yüz­ yıl reform hareketlerinin temeli. 19. Osmanlı devleti 19. İstanbul’da ise. Henüz büyük toprak parçalarını ve uluslararası alandaki prestijini tam yitirmeden. bazı Osmanlı kuramlarının kaldırılması ve bazı sorunlara da la­ ik bir yaklaşımın gerektiğini göstermiştir. şimdi daha uzun süreler Avru­ pa’da bulunuyor. Bu onay. eskisine göre daha sürekli diplomatik temsilcile­ rin teatisiyle sonuçlanmıştır. yüzyılın özellikle ilk yarısındaki “uyanış çabasında” yatar. G eniş anlam da Osm anlı hüküm eti anlam ına ge­ lir. yüzyılın başında Osmanlı devleti Batı ile rahat bir iliş­ kiler bütünü içinde bulunuyordu. Batı uygarlığını daha yakından tanıyor ve Batı’nm yalnız kültür yaşamını değil. Şimdi Viyana’ya son derece değerli armağan­ larla. O sm anlı sadrazam ının ikam et ettiği ve ofisinin bulunduğu binalar topluluğuna verilen addır. 1. ne olursa olsun. Avus­ 7 Babıâli. 18. Avusturya’ya yeni Osmanlı elçisi olan İbra­ him Paşa. Bü tarihe kadar belirli vesile­ lerle ve ancak kısa sürelerle Avrupa başkentlerinde bulu­ nan Osmanlı diplomatları. Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler 18. yüzyılın başlarındaki bu uya­ nış sürdürülebilseydi. güç iç ve dış koşullarına daha hazırlıklı bir biçimde girebilirdi. Viyana kuşatmasında bulunmuş değerli bir dev­ let adamıydı. yüzyılın Osmanlı monarklarma.

uzun görüşmeler sonunda. zaman zaman Avrupa devletlerinin elçileri. En azından. Bu gelişmelerden de görüleceği gibi. Tüm bunla­ rın sonucu ise. öteki büyük Avrupa devletleri gibi. Hıristiyan Avrupa’ya gi­ ren bir Müslüman devleti olarak Osmanlı devletinin diplo­ masisi tek taraflı ve karşılıklılık ilkesine dayanmayan bir diplomasiydi. onun yerine iki yıllık bırakışmaya yanaşan ve bunun yenilenmesi için bir savaş gemisi içinde İstan­ bul’a gelen Rus elçisine karşı aynı dostça duygulardan söz edilemez. daha önce Karlofça Barışı’nın yazılmasında yardım­ da bulunmuştu. 18. Babıâli’de sürekli diplomasi sisteminin kurulması­ dır. Bu sis­ temin. Osmanlı devleti güçlü olduğu ve Avrupa’da genişle­ diği dönemlerde iyi işlediği söylenebilir. kabul edilmiş ama bunun karşılığında sürekli Osmanlı elçisi gönderilmemişti. Devletler arasındaki hukuk kurallarıyla uyuşmayan bir biçimde ve biraz da Avrupa devletlerinin hor görülmesi sonucu. Sultan huzuruna dahil edilmeden önce şerefi­ ne verilen yemekte. törel değerlere pek dayanmayan ve çoğu kez kurnazca işletilen 197 . Ancak. o da belirli sürelerle. Osmanlılarm artık Avrupa’daki rolleri­ nin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de mütte­ fiklere ihtiyaçları bulunduğunu anlamalarıdır. Buna karşılık. Bu hizmetinden dolayı Sultan tarafından çok sıcak bir biçimde karşılandı. Avrupa ülkelerinin geleneğine uygun olarak. Karlofça Antlaşması’na kadar. Karlofça’yı imzalamayan. Rusya da. İngiltere’nin yeni elçisi Sir Robert Sutton. Burada önemli olan nokta.Devrimler Dönemi (1776 -1848) turya elçisi. yüzyılda Os­ manlı devletinin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde bir silah olarak. İstanbul’da sürekli bü­ yükelçi bulundurma hakkını elde etmiştir. kendisine Boğaz’da yakalanmış balık kızartması sunulmuştu. savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Bu. öteki elçilerin çoğuna layık görülmeyen bir yemekti.

Ahmet (1703-1730) barışçı düşünceli bir sultandı. genellikle Yunan ticaret topluluğunun içinden seçilmek­ teydi. Onlar da. yüzyılın başlarından itibaren. 1699 yılında Babıâli’de Tercüme Odası’nın kurulmasıyla biraz rahatladılar. bu Avrupa geleneğine uymaya başlamaları. Fran­ sa ile ittifakın yararlarından söz ediyor ve Macaristan’da Habsburg’lara karşı ortak harekât öneriyordu. III. kısa süreler için bile olsa. Ancak. dış ilişkileri sistematik bir biçimde planlaya­ cak merkezi bir örgüt olmadığı gibi. Ama. müttefik bulma zorunluluğu do­ layısıyla Avrupa devletleriyle ilişkiler önem kazanmaya başladığından.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) karmaşık Avrupa oyunlarının dışında kalınmasını sağla­ mıştır. 198 . İstanbul’daki Fransız Büyükelçisi. bu karşılıksız diplomasi Osmanlı devletini “izole” etmişti. Osmanlılarm da Batı dillerini bilmemeleri dolayısıyla zor du­ rumdaydılar. yüzyılda. İçerde. Osmanlı devleti Avrupa devletleriyle ilişkilerinde güçsüz bir temelden hareket ede­ cekti. Bu odanın memurları ise. 2. gerek Tercü­ me Odası’nm kurulması. Mustafa’nın (1695-1703) yerine geçen III. İstanbul’daki yabancı elçilerin de işi zordu. Osmanlı yaşantısı içine girememeleri ve en önemlisi kendilerinin Türkçe. yüzyılı beklemek gerekecektir. Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin II. İşte. Sürdüğü takdirde. gerek Avrupa devletlerinin İstan­ bul’da sürekli büyükelçi bulundurmaları ve gerekse Osmanlılarm da elçi gönderme gereğini duyup. Osmanlı diplomasisini geliştirmiştir. 18. Ancak. dışarda da sürekli elçi­ leri bulunmuyordu. 18. Osmanlılarm Avrupa’nın önemli merkezlerine sürekli büyükelçi gönder­ meleri ve içerde bir “dışişleri bakanlığı”nm kurulması için 19. Isanya Veraset Savaşları sırasında. yeterli iletişim ve ulaşımın olmaması.

Rusya’nm Baltık üstünlüğü için 1709’da Poltava Savaşı’nda İsveç’i kesin bir yenilgiye uğratması. Bu arada Ruslar. bu savaşa Hıristiyanlar arası bir mücadele gözüyle bakıp. Rus ordusu Polonya’dan çekilecek ve İsveç Kralı’nm ülkesine serbestçe dönmesi sağlanacaktı. Rusya ile süren barışı bozmak istemediğini de belirtmiştir. Prut Barışı ile. Çar’m bile tutsak edilmesi an meselesiydi. Dinyeper akarsuyusundaki bazı kaleler boşaltılacak. İsveç Kralı Charles (Demir­ baş) daha önce diplomatik ilişki kurmak istemediği Os­ manlılara sığınmış ve buna rağmen Sultan tarafından çok sıcak bir biçimde karşılanmıştı. Bu barışa göre Azak ve çevresindeki topraklar Osmanlılara geri verilecek. Zaman. Sultan istese de istemese de. Baltık’ta meşgul olan Çar Petro için uygun değildi ve Prut Savaşı’nda Os­ manlılar Rus birliklerini yendiler. III. Osmanlı-Rus ilişkilerinin tarihi incelendiğinde gerçekten 199 . Ahmet savaşa ikna edildi ve Osmanlı ordusu Prut nehrine doğru sefere çıktı. Bunun üzerine III. Os­ manlı toprağı olan Buğdan’a girerek buraya sığınmış bulu­ nan bir İsveç birliğini ellerine geçirmişlerdi. ku­ zeyde Rus gücünü artırmıştı. Ahmet. Böylece. Çariçe Catherine’in akıllı diplomasisi ve ordu komutanına verdiği değerli ar­ mağanlar sonucu çatışmalar durdu ve 1711 tarihli Prut Ba­ rışı yapıldı.Devrimler Dönemi (1776 . İsveç yüzünden Rusya ile savaşa girdi. O kadar ki. Prut Barışı’nın ikinci önemli sonucu. ancak Charles’ı yeniden tahta koyarak. Bu. Osmanlı devleti ile Rusya ara­ sında 25 yıllık bir barış dönemi açmış bulunmasıdır.1848) Ahmet. Ancak. katılmak istemedi. Rus baskılarına rağmen Kral’ın geri verilmesini kabul etmemiş. Ayrıca. Rus Çan’nın Karadeniz’i bir Rus denizi haline getirme çabası engellenmiş oldu. Hatta. İsveç birliklerini aramak bahanesiyle sık sık Osmanlı toprakları­ nı ihlal ediyorlar ve karışıklık çıkarıyorlardı. savaş Fransa’nın aleyhine gelişiyordu. önce de gördüğümüz gi­ bi.

Türkleri kurtarıcı olarak karşıladılar ve Damat Ali ko­ layca Modon. Divan’da.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) uzun bir barış dönemidir. şimdi OsmanlIlardan daha hızlı bir biçimde gerilemekte olan ve müttefiki de bulunmayan eski bir düşmana karşı kullanmak kararını verdi: Venedik. Sadrazamın hesaba katmadığı bir unsur. Es­ kiden olduğu gibi. Prut’ta Osmanlı devleti ucuz bir zafer kazanmıştı. ilerde görüleceği gibi. an­ cak koca ordu da seferber edilmiş bulunuyordu. Sırbis­ tan’ın Belgrad dahil büyük bir bölümü. Koron ve Navarin’i Venedik’in elinden âldı. Eflak ve Bosna’da 200 . tüm Mora yarımadası Osmanlılarm eline geçti. Artık barı­ şa ulaşmak gerekiyordu. Daha sonra Belgrad da düştü. Karlofça’da olduğu gibi Ingiltere ile Hollanda arabuluculuk yaptılar ve Pasarofça’da “Uti Possidetis” temelinde (savaş bittiğinde elde bulunan top­ rakların tutulması) barış imzalandı (1718). yüzyıldaki parlak zaferlerine gölge düşürecektir: Avusturya İmparatoru VI. Yapılan savaşta Osmanlı ordusu bozguna uğradı ve Sadrazam savaş alanında öldü. Savaşçı bir anlayışa sahip olan Sadrazam Damat Ali Paşa bu kuvve­ ti. Sadrazam’m baskısı sonucu savaşa karar verile­ rek. Venedik’in başvuruları sonunda iki devlet arasında bir ittifak yapıldı. Osmanlılarm bu 18. 1715’te büyük bir ordu ve donanma ile Yunanistan’daki Korint’i eline geçirdi. Bu antlaşmayla Osmanlılar şu toprakları yitirdiler: Tüm Macaristan. Sultan Süleyman zamanından beri Osmanlılarm elinde olan Macaristan’daki son Osmanlı kalesi de yitirilmiş oldu. 1716’da büyük bir Osmanlı ordusu Belgrad’a doğru harekete geçti ve bu kentin kuzeybatısındaki Petervaradin kuşatıldı. bu barış dönemi iyi yönde kullanılacak ve içerde belirli ye­ niliklerin yapılması sağlanacaktır. Böylece. Böylece. Hıristiyan ordusuna ko­ muta eden Sa^ua Prensi Eugene daha sonra Tamaşvar kale­ sini eline geçirince. Latin baskısı altında bulunan Yunanlı­ lar. Charles’m tepkisi.

Osmanlı devletinin artık Batı için ciddi bir tehlike olmadığını. Doğu Avrupa’da üstünlük sağladı. İstanbul’da Fransız Büyükelçisi’nin getirdiği planlara uygun olarak. Dolayısıyla. Charles. İslamcı Doğu’nun geleneksel dinsel değerlerine laik bir karşıt ağırlık sağlamak üzere. 3. rasyonel araştırma duygusu ve liberal reform dönemini de açmıştır. Haremin çevirdiği dolaplardan göreli olarak uzak kaldı. Bu antlaşma ile İmparator VI. güzel sanatlara çok düşkün olan Sadrazam Da­ mat İbrahim Paşa da yardım etmiştir. kendisine yazlık Sadabat Sarayı’nı yaptırdı. Lale Devri ve Önemi Bir barış adamı olan III. Batı ile Doğu’nun uygarlıklarını birleştir­ mesini bilen. O kadar ki. III. Batı 201 . uygar bir monarktı. yeni bir aydınlanma. yüzyılda Cumhuriyet dönemine kadar Türk şiirinin simge­ si olma durumunu korumuştur. Lale devri. Ahmet. Karlofça ile Pasarofça barışlarının siyasi tarih açısın­ dan önemleri şuradadır: Karlofça. öteki güzel sanatların ve Batılılaşma hareket­ lerinin simgesi durumuna gelmiştir. dönemin edebiyatının. gelişmekte olan modern dünyayı anlayan. Pasarofça ise bu dev­ letin Avrupa’da savunma durumunda bulunan ve inisiyatif alamayacak bir güç olduğunu açıkça ortaya koymuştur. lale. Batılılaşma ve reform yönünde ciddi girişimlerde bulunma olanağına ka­ vuştu. Lale. yalnızca geçici bir he­ ves olarak görülmemelidir. Kendisine bu konularda. yeni bi­ limsel gelişmeleri.Devrimler Dönemi (1776 . lale 20.1848) önemli toprak parçaları. Sadabat’ta eğ­ lenceleri ve ilham ettiği edebiyatıyla. Ahmet zamanı. ekonomik refahı ve askeri gücüyle esin kaynağı olarak Batı’ya bakılmıştır. ge­ lişmiş kafa yapısına sahip. Yeni bir dünyevilik. ünlü Lale Devri’dir. Hoşgörülü. Pasarofça Antlaşmasından sonra 12 yıl sürecek olan barış döneminde.

Bu raporun etkisiyle. Fransız fabrikalarını. Lale Devri’nde sağlanan uyanışı yansıtması ve 19. Osman­ lIlarda gelecek yeniliklerin el kitabı durumuna gelmiştir. Askeri konulara verdiği ağırlık­ tan dolayı Mehmet Çelebi’nin raporu. kalelerini ve öteki gelişmeleri görüp. buna ek olarak. Osmanlı devletine karşı kimsenin duramayacağını söyle­ mektedir. İleri görüşlü davranm alılar ve yeni A vru­ pa yöntem leri. taktikleri ve savaş sanatı konularıyla yakından ilgilenm elidirler. M üslüm anlarla karşılaştırıldığında o kadar za yıf olan Hıristiyanlar. örgütleri. Mehmet Çelebi’nin yazdığı rapor. şimdi neden bu kadar çok ülkeyi el­ lerine geçirm işlerdir ve hatta bir zam anların m uzaffer Os­ manlı ordularını y en m ek ted irler?” Bu gerçekten temel soruya yanıt olarak. İbrahim Paşa’ya raporu sunuş yazısında şunları söylüyor: “Geçmişte. stratejileri. 1727’de İbrahim Müteferrika’nm ilk matbaayı kurması. bir rapor biçiminde İstanbul’a sun­ ması da istendi. Türklerin hukuk ve yeni düzeni kabul etme konusunda öteki halkları geride bıraktıklarını ve yeni askeri bilim ve teknikleri öğrenip uyguladıkları takdirde. 15. ” Sonuç olarak. Şeyhülislam’dan Kuran ve öteki kutsal kitaplar dışındaki bilimsel yapıtların bastırıl­ ması fetvası da alınmıştır. 1720 yılında Osmanlı hükümeti. Müslüman­ ların basiretsizlik uykusundan uyandırılması gerektiğini söylemekte ve şöyle devam etmektedir: “M üslüm anlar düşm anlarının durum ları hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar. yüzyılda Os­ manlı yöneticilerinin askeri alanda gerçekleştirmeye çalış­ 202 . Louis’nin sarayı­ na Mehmet Çelebi adında özel bir elçi gönderdi. bu raporun aydınlatıcı etkisinin sonucudur. eksik de olsa. Resmi gö­ revi Fransa ile bir ittifak sağlamaktı. Ama Sadrazam tara­ fından.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) uygarlığının etkisi altında yeni doğmaya başlayan Osmanlı Rönesansı’nm simgesi olarak değerlendirilmelidir.

gelenek­ sel yapılarla Batılılaşma arasında bir uyum kurmaya çalış­ maktaydı. matbaası da çalışmamaya başladı.Devrimler Dönemi (1 7 7 6 . Koşullar matbaa­ nın yeniden açılmasını 1783 yılma kadar engelleyecektir. çok geçmeden III. gele­ cek yeniliklerin çıkış noktasıdır. Kendisi. ülkenin yö­ netimini Köprülülerle karşılaştırılabilecek yetenekte bir sadrazam? elinde tutuyordu: Ragıp Paşa. Ragıp Paşa. Yitirilen bu 40 yıl. Ancak. 20. Hareketsizlikten. _Kûçük Kaynarca ve İçteıı Dağılma Sürecinin Başlaması III. Yüz yıldan beri Osmanlı devleti aleyhi­ ne topraklarını genişletmekte olan Avusturya ve Rusya’ya karşı dayanabileceği bir devlet olarak. “Osmanlı Rönesansı” olarak kabul edi­ lebilecek olan Lale Devri’nin yol açtığı olumlu gelişmeleri geciktirecektir. Ahmet de yeğeni I.1848) tıkları reformlara yol gösterici niteliğiyle gerçekten. şimdi giderek güçlenmekte olan Prusya ile bir antlaşma imzalamış ve bunu 203 . bozucu seslerini yeniden duyurmaya başladılar. Hedefleri. 4. Baskı karşısında Sadrazam’ın kafası vuruldu ve 111. hemen her za­ man olduğu gibi yine Sadrazam’dı. yeniden ipin ucundan yakalama faaliyetlerine girişilecekse de. İbrahim Müteferrika 1745 yılında ölünce. Bu olay sonunda da Lale Dev­ ri tüm hızını yitirdi. 1900’lerle birlikte. geri ve parçalanmakta olan bir devlet ola­ rak girecektir. Mustafa (1757-1773) tahta geçtiği zaman. hükümetin kendi ihti­ yaçlarına kayıtsızlığından ve “gâvur” usullerinin yaygınlaş­ masından rahatsız olan Yeniçeriler. Ahmet’in barışçı dönemi so­ na ermeye başladı. dış politikasında da aynı uyum ve dengeyi aramıştır. Osmanlı devleti iş­ te bu yarım yüzyıllık gecikmeyi bir türlü karşılayamayacak ve buna 19. yüzyıla zayıf. yüzyılın dönemsel gerilemeleri de eklenince. Mahmut lehine tahtından feragat etti.

başka bir Avrupa devleti yüzünden Os­ manlılar yeniden Rusya ile savaşa girişeceklerdir. İki monark da birbirlerine karşı savaşçı düşüncelerini sürdürürken. Bi­ zans’ın “mirasçısı” olarak. dış politikasının en önemli amacı haline getirmişti. Rus ve Prusya kuvvetleri. Çariçe’nin bir kuklasını kral yaptı­ lar. çift başlı ve Bizans kökenli çar­ lık bayrağını Boğaz’m kıyılarına dikmeyi. Catherina. 1769 yılında askerlikten hiç anlama­ yan Sadrazamın komutasındaki Osmanlı ordusu Tuna’yı aştı ve Boğdan’a girdiyse de. Mustafa bir barış adamı değildi. Ancak. Burada. Rusya ve Avusturya’ya karşı karşıt-ağırlık olmak üzere Prusya’nın seçilmesinin nedeni. 19. Üste­ lik. Savaş yanlısı ol­ mayan Ragıp Paşa görevden alınarak. Avrupa’da Osmanlı devletinin daha savaşkan ve militan bir tutum al­ ması gerektiğini düşünüyordu. Polonya’yı işgal ederek. Avusturya’nın da göz yummasıyla. III. Rusya’nın kuvvetlerini Polon­ ya’dan çekmesi isteniyordu. “Avrupa’nın büyük devletlerini birbirlerine karşı kullanarak bağımsızlığını sürdürme poli­ tikasının” da başlangıcını oluşturur. kaçan Polonyalıları kovalamak bahanesiyle. III. Rus kuv­ vetleri Besarabya’ya girmişler ve burada bir kaleye sığınan Polonyalıları ve Türkleri öldürmüşlerdi. bu devletin hiçbir Osmanlı toprağı ya da çıkarı ile ilgisinin olmamasıdır. Bu çabalar. yüzyıl boyunca izlenecek. Osmanlı devletinin zayıflamasının ve Avrupa diplomasisi içine girerek müttefik aramasının başlangıcı sayılabilir. Tam bu sırada Rusya’da da aynen kendisi gibi savaşkan bir yönetici iktidara gelmişti: Çariçe Büyük Catherina.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) bir savunma ittifakına dönüştürebilmenin yollarını aramış­ tır. Mustafa bu duruma büyük bir tepki gösterdi. Rusya’ya bir ültima­ tom gönderildi. büyük ölçüde savaş malzeme­ 204 . tıpkı ataları gibi. Tıpkı Prut Savaşı önce­ sinde olduğu gibi. Ültimatom reddedilince Rus­ ya’ya savaş ilan edildi. Polonya Kralı öldü ve bu durum Polonya’nın bir kez daha parçalanması sorununu gündeme getirdi.

Yılm sonuna doğru. Ancak. Osmanlılar Kırım’ın elden çıkmasına göz yummadığı için savaş yeniden başladı. Rus donanması da üzerine gönderilen Osmanlı donanmasını yendi. Bu başarılardan yüreklenilerek 1774’te Şumla’da karşı saldırı­ ya geçildiyse de. Çariçe’yi Yunanistan’ı Türklerden kurtarmak gibi bir projeye itti. başarılı olunamadı.1848) sinin yetersizliği yüzünden. o zaman daha Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasına başlamamış bulunan ve Fransa’ya kar­ şı her türlü devletle birlik olabilen İngiltere de yardım etti. Ruslar Eflak ve Boğdan’ı ellerine geçirmişlerdi ve Osmanlı ordusu Tuna’nm güneyine çekil­ mişti. 1773’te Silistre Kalesi iyi bir savunma yaparak Rus ordusunu bozdu ve Varna’ya doğru ilerleyen bir Rus birliği de püskürtüldü. Aynı politikayı 19. Rusya ve onu destekleyen İngiltere’nin 18. Ruslar. Bunda kendisi­ ne. yeni ve belki de daha ciddi bir politikanın da 205 . Kafkas ve Avrupa cephelerinde işler Osman­ lılar için iyi gitmiyordu. Küçük Kaynarca Barış Antlaşması. yüzyılda Yuna­ nistan’ı kurtarma girişimleri başarısız oldu. Rus kuv­ vetleri Eflak ve Boğdan’a girdiler. 1771’de ateşkes sağlanıp Bükreş’te barış şartları görüşül­ meye başlandıysa da. Osmanlı ordusu bozguna uğradı ve Kü­ çük Kaynarca’da barış antlaşması yapıldı. Antlaşmanın im­ zası Ruslar tarafından dört gün geciktirilerek Prut yenilgi­ sinin yıldönümüne getirildi. Bizans topraklarını eline geçir­ mekle desteklenen hayallerin gücü. yenilginin anısını sil­ mek istiyorlardı. Osmanlı devletini dışardan topraksal açıdan dağıtma amacına yönelik sayıla­ maz. Böylece. yüzyılın ilk yarısında da izleyecek ve bu kez başarılı olacaklardır. Bu arada. Ama. Rusya’nın bu denli güçlenmesi işlerine gelmediğin­ den Prusya ile Rusya arabuluculuk önerisinde bulundular. 1770’te Rus donanması Akdeniz’den Mora’ya saldırdıysa da hiçbir başarı elde edemedi.Devrimler Dönemi (1776 .

Fransız Devrimi ile birlikte Avrupa’da İngiltere’nin çok duyarlı olduğu güç dengesi değişmiş ve Rus tehdidi açık bir biçimde ortaya çıkmıştı. Rusya’nın Osmanlı devletine karşı genişlemesi süre­ cek ve 19. yüzyıl boyunca. Rusya. hep bu politika­ nın uygulanmasının öyküleriyle doludur. Böylece. Rusya ile ticaret hacmi de çok genişti.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) başlangıç noktasını oluşturur: Osmanlı devletini içerden. 1790’da Prusya ve Hollanda ile bir itti­ fak da yapmış bulunuyordu. Ancak. Bir başka Osmanlı-Rus Savaşı’nın sonunda imzalanan 1791 ta­ rihli Yaş Barış Antlaşması ile. Bu politikanın izlenmesini kolaylaştıracak bir adım olarak. 19. İngiltere. Küçük Kay­ narca ile^ Rusya’nın İstanbul’da sürekli bir büyükelçi bu­ lundurması resmen kabul edildi. çeşitli ulusları bağımsızlık için kışkırtarak ve onlara yar­ dım ederek dağıtma. Dinyeper ve Buğ akarsuları arasındaki toprakları da eline geçirecek ve böylece Karade­ niz’de güç dengesi Osmanlı devleti aleyhine bozulacaktır. yüzyıl tarihinin ana teması haline gelecektir. 1783’te bu bağımsızlığa son vererek Kırım’ı ilhak edecektir. 1878 yılı­ na kadar sürecektir. İn­ giltere’nin Rus yanlısı politikasının temeli değişmiş oldu. Üstelik. Bundan sonra. İngiltere’nin dış politikası. Tüm 18. Ayrıca. Ama. yüzyıl Os­ manlı tarihi. asıl rakibi Fransa’ya karşıt-ağırlık olmak üzere. Rusya’ya meylediyor ve bu devletin Osmanlı devleti aleyhine geniş­ lemesine göz yumuyordu.' Bunun sonuçlarını Viyana Kongresi sırasında İngiltere’nin izlediği dış politikada görmüş bulunuyoruz. kimi başarılı. İngiltere’nin bu “Osmanlı devletinin bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü koruma po­ litikası” ana hatlarında bir değişiklik olmaksızın. 206 . daha önce. İlerde görüleceği gibi. Kırım’ın bağım­ sızlığı Osmanlı devletince kabul edildi. kimi başarısız. Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü korumak amacıyla.

Ankara. Kitaş Yayınları. Av-^ ^upa’vı o kadar değiştirecek ve~büyük ölçüde endüstrileş-\ inenin ürünü sayılabilecek emperyalizm kanalıyla tüm ) 1 Bu bölüm ün yazılm asında.V Endüstri Devrimi ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi1 s r S Liberalizm ve milliyetçilik akımlarıyla bunların Avrupa açısından doğurduğu sonuçlar.. 207 . çev. Europe. N. liberalizm ve milliyetçilikle birleşerek. Brave New World Revisited. F. 19 7 2 . 19 4 7 . Sosyaliz­ min ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi. bundan önceki bölümün konularıydı. Science.. bir ön ceki bölüm dekilere ek olarak yararlanılan kaynaklar şunlardır: Geoffrey Barraclough (E d . ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar. Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol. Times Dünya Tarihi At la­ sı. 19 6 5 . 1870-1914. N. M eredith Pub. C o. Z. Uray. İşte. M ax Beer. Zeki O kar. 1 9 5 8 . Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayını. Aldous H uxley.). İstanbul. Chatto and W indus. Ancak. Harper and Row Publish ers. Liberty and Peace. A. İstanbul.. Y. şimdi incelenecek olan en­ düstri devrimi. 1 9 7 8 . Lee Benns. New Y ork. Londra. New Y ork. 19 6 9 . H aluk Ü lm an. bu hareketler Avrupa ve Amerika dışındaki dünyada büyük bir etki yaratmamışlardır. çev. Karacan Yayınları.Y.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yeryüzüne yayılacaktır ki. Avrupa’nın tüm dünya haTktan üzerinde egemenliğini kurmasınFkolaylaştırmıştır. yüzyılın bu patlayıcı ve değişiklik getiren güçleri dünyayı tek .. 19. bu büyük fpatlama”dan etkilen­ meyecek toprak parçası kalmayacaktır~~d emek yanlış ol­ maz. 18. ilk sömür­ gecilik faaliyetlerine ve kurulan sömürge imparatorlukları­ na rağmen. Yüzyılın tam anlamıyla b it Avrupa yüzyılı olduğu. bu kitabın sistematiği verilirken belirtilmişti. Dünya. Ekonomik-Tefâh~iser başkarşeylerin yanında. yüzyılın sonürîna’kadar 208 .kurulduğu dö­ nemdir-ve bunu sağlayan da endüstrileşme ve onun yol aç­ tığı empeiyâlîzmdir. _yüzyıl bu egemenliğin. İşte. silah endüstrisinde de büyük gelişmelere yol açarak. 19. 19^ yüzyılla birlikte. bu buluşların üretime uygulanması gerçekleşmiş ve bunun söliücu olarak artan üretim Avrupa devletlerinin ekonomik refahını çok yükseltmiştir.faaliyet alanı haline getirecek ve Avru/ <pa’nm dünya üstünlüğünü kesin bir biçimde sağlayarakj globallenme sürecini tamamlavacaktır. Avrupa dünya ^üstün­ lüğünü” sağlamıştı^ama hu üstünlük Avrupa’nın her alan­ da dünya egemenliği biçiminde değildi. D a hiTönced ebelırtild iğrgibi. A. Bu öyle bir yüz­ yıldır ki. Avrupa’nın her köşede etkili olduğuj djpğrudan ya da dolaylı bir biçimde yönettiği tek bir birim haline gel­ memişti. 1800’lerden önce.bir. yüzyıldan çok öne elere g ittiği do ğ rudun A'rica k . Tüm bu gelişmeler nasıl gerçekleşti? Bu bolümde cevap_yerilmeye çalışılacak olan temel soru budur. tüm dünya ekonomi ve politikasına Avrupa dev­ letleri egemendir. ENDÜSTRİ DEVRİMİ 19. Doğa bilimlerindeki gelişme ve önemli buluşların tari­ hinin 19.

Endüstri Devrimi ve Sonuçları: G loballeşm e Dönemi ekonomik yaşam. denebilir. yüzyılın ortalarına kadar süren bu endüstrileşme sürecine. Temel ve ayırıcı özelliği. Bazı kaynaklar ilk aşamayjâf endüstri devrimj^ İkincisi­ ne bilimsel devrim adını vermektedirler. ekonomik yapının değiş­ miş olmasıdır. önemli olan iki aşamanın etkilerinin birbirinden farklı ol­ masıdır..^!9. vyzy-ikn---ortâ]arina kadar olan endüstriyel gelişmeyi “ (makine devrimi”. Kısaca. buna “endüstri devri mi”-deniyor. bu olguya nasıl bakılırsa bakılsın. Bunlardan daha temel olan.güç de temelde toprak aristokrasisinin elindeydi. yüz­ yıldan 19." Endüstri Devriminin İlk Aşaması ^ (1 8 7 0 ’lere Kadar)' 18. yüzyılda başlayıp 19. İşte. Kayn^<lâ7ıırİTİr bölümü de. büyük ölçüde. tarıma. büyük fabrikaların ortaya çıkması­ . yeni buluşların üretime uygulanma-' 'sı ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makine. Başkaları 18. mlOSnFİOTnanmlmın yaygınlaşması sonucu. küçük el sanatla­ rına ve ticarete dayanıyordu. makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Av­ rupa’da sermaye birikimini artırmıştır. 1. demir ve kömürün asıl enerji kaynağı ve hammaddeyi^ oluşturduğa^ ‘makineleşme çağı. Asıl üretim kaynağı olan top­ rak soyluların ve Kilise’nin_elinde olduğu için siyasal. Ancak. yüzyılın ikinci yarısında başlayanı ise/teknolojik devrim’Njlarak görme eğiliminde­ dirler.Aslında endüstrileşme iki aşamalı olarak gerçekleşmiş bir olgudur ya da iki ayrı endüstri devriminden s q z edile­ bilir. ilk aşamaya damgasını vuran demir ve kömür ile ikinci aşamada ağırlık kazanan çeliği vurgulayarak? endüstrileşme sürecini'açıklamaya ça­ lışmaktadırlar. Bu durumu yalnız liberalizm ve milliyetçilik gibi akımlar yıkmış değil­ dir.

Fabrikaların ayırıcı ve önemli özellikleri şunlardır: . yarım milyon tjââluk kömür üretimiyle. 1970’Ierde dünyada kömür üretimi yılda 2 milyar tonun üzerindedir ve dünya enerji üretiminin üçte birini oluştur­ maktadır. ekonominin her alanında asıl güç kaynağıdır ve bu­ gün bile birçok ülkede bu temel özelliğini sürdürmektedir. Gerçekten. (i) Üretim süreci tek bir işletmede odaklaşmış bulun­ maktadır. Zengin kömür kaynaklarının bulunması. Böylece.___ Daha önceki dönemlerin ayırıcı niteliği nasıl avcı ve toplayıcı kabileler ile büyük toprak parçaları ise. tüm dünya devletlcHnin ürettiğinin beş "katma sah ip bul un uyo rd u. belirli bir üc­ ret ve çalışma saatleri çerçevesinde. (iv) İşçiler yönlendirilir ve çalışmaları. bu cevhere sahip olmayan ya da sahip olup şu ya da bu ne­ denle kullanamayan ülkelerin tarihininden de anlaşılabilir. yüzyılın ortalarına gelindiğinde. ' (iiî) Fabrikalardaki makinelerin hepsi belirli bir işte uzmanlaşmıştır ve insan-dışı güçler tarafından çalışır. İngilte­ re’ye^ öteki devletler üzerinde ekonomik üstünlük kazan­ dırmış ve belki başka alanlarda da gelişmesinin temeli olmuştur.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) dır. 210 . gelismis-bir yönetici kadro ta ra fin dan den etlenir. fabrikalarda esva üreten nüfusa doğn T ctüzenli bir \ değişim olmuştur. En­ düstriyel gelişmenin bu ilk aşamasında kömürün önemi. Avrupa’da temelde tarım işçilerinin toplumundan. gelişmiş bir pazara yöneliktir. girişim o kadar ekonomik ve makineler de o kadar büyük'ölur. endüstri çağının çarpıcı kurumu fabrikalar olmuştur. Ingiltere yıl­ da. Avrupa ve Kuzey Amerika’nın -h er yerinde kö­ mür. (v) Üretim. 19. endüstri devriminin ilk aşa­ masında. (ii) Fabrika ne kadar geniş bir alana yayılırsa. Bu temel özellikleriyle çalışan fabrikaların temel eneri i kaynağı kömürdür-.

pratik zekâlı tek tek bireylerin birbirinden ayrı ç a l ı ş m a l a r ı n a “b a ğ ­ lı olmaktan kurtulmuş. uzunluğunda demiryolu­ na sahip olmuştu. uzunluğunda demiryolu vardı. bir Pasifik devleti h a lin i Ageldi. eskiden hem tiçareli| . devletin tüm olanaklarıyla destek­ lediği.000 km. aynı zamanda demiryolları da kömürü eskiden göTurülemeyen yerlere taşı iii iş tırTBo yİe c e. Endüstri Devrimi’nin İkinci Aşaması (1 8 7 0 ’lerden Sonra) 1870’lerle birlikte endüstri devrimi nitelik değiştirdi. Kömür yal­ nız demiryolunda hafekcT~cHcn~âriçlara güç sağlamakla kalmamış. Artık bilimsel buluşlar ve bunların üretime uygulanması. Pr üs yâ Gene 1 ur may k Başkanı vön Moltke. Avrupa’da kö­ mürle çalışan makineleri barındıran fabrikalar hem büvümüş hem de ülkelerin en uzak köşelerine kadar yayılmış­ tır. ticareti canlandırıp savaşı hızlandırmaya başladı/ f ABD’nde 1869 yılında kıtanın iki yakası demiryolu j l e bir­ /birine bağlandı. demiryollarını askeri birliklerin cepheye taşınması! ^maçıyla düzenlemişti.000 km. Bpylece. Böylece. Almanya ise. el 211 . başka nedenlerle birlikte. Demiryolları. ekonomik ve toplumsal sonuçlânyla birlikte. C 2. /'demiryolu çağını”) açtı. kömür ve demirin bileşimi.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi Bu ülkelerde.yhem de savaşı kısıtlamış olan kötü Jcarayollarmm yerini al-\ İmaya. ABD heıfl endüstrileşmeye basla-\ |dı hem de (Atlantik olduğu kadar. makineleşmeyi geciktirmiştir.siyasal. 1850’de İngiltere 26. demiryolunun önemini kavramakta Fransa’dan ileriy3î7T548’de Almanya’da 4. Endüstri devriminin ilk aşamasında. doğal kaynaklar ve bilim. büyük bedel karşılığında kömür dışalımı. önemli. gerektiğinde örgütlediği T5uyük ve zengin kuruluşla­ rın eline geçmiştir. Prusya militarizmine uygun bir bi­ çimde. buhar.

petrol ve kimcJpâsal maddeler de üretim sürecine sokulunca7 endüstrileş­ me bugün çevremizde gördüğümüz biçimini almış oldu. ucuz gazete kâğıdı gi­ bi yenilikler. birincisine göre. lamba. afaba lastiği. Rus hükümetinin mutlak otoritesini. bisiklet. çelik.000 km. Yine bugün çevremizde gördüğümüz_ye. İç­ ten yanmalı motor. demiryolu eklemiş. Almanya altı katma çık^^gtt^-» tır.değişiklik ortaya çıktı. toplumsal etkilerinden daha şiddetli. 1870 sonrası döneminin her alandaki değişikliklerini ve yeni doğan modern dünyanın önemini ne kadar vurgulasak yeridir. İskender’in ordularımnkinden çok daha fazla<-d«ğildi^ Ama. 1880-1890 arasm dakron yılda mevcut-olanlara 115. sonuçlarında daha şaşırtıcı ve halkın vasamım değiştirmede daha etkili- diL_H Endüstrileşmenin bu ikinci aşamasında temel ham­ madde ve enerji kaynaklarında da. elektrik. Öteki 212 . İkinci aşamasında çe­ lik tam anlamıyla her alana egemendir. doğutda Pasifik ve güneyde Asya’n ın içlerine kadar genişletmiş lece to taliterb ir tiranlığın temelini atmıştır. Fransa dört. telefon.-belki de kanıksa­ dığımız nesnelerin çoğu yüz yıllık bir geçmişe sahiptir. daktilo. endüstri devrimi dünyayı. Napolyon ordularının bir günde aldığı mesafe. telsiz.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ele vererek. belki de bihyfîîn yapamayacağl~kâdtfr'değiştirmiş tir. Örneğin. İngiltere 1860-1913 arasında demiryolu uzunlu­ ğunu iki katma. gramafon. yüzyıldan Napolyon jiönem ine getirilen bir kişi. Demiryolu. mikrofon. endüstri devrimiııirTBlfinci aşamasında büyük ama başat olmayan bir rol oynamıştı. b u y eni dünyası nda pek şaşırmadan yaşa­ yabilir. En önerrifT yararı ise demiryollarında “ görCilTfr. yeni ve kitle halinde mal üretimine yönelmiş­ tir. Demir. 17. Endüstrileşme sürecinin bu ikinci aşaması. bu elli yılda. “ Yalmz ABD. Diyelim. -vKömür ve dermmCvanında. endüstri devriminin ikinci yarısının ürünü­ dür.

Yine bugün çevremizde gördüğümüz . bu elli yılda. daktilo. tır. toplumsal etkilerinden daha şiddetli.000 km.. bisiklet. b u y en i dünyasında pek şaşırmadan yaşa­ yabilir. Öteki . Endüstrileşme sürecinin bu ikinci aşaması. Örneğin.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ele vererek. endüstri devriminrnbîrmci aşamasında büyük ama başat olmayan bir rol oynamıştı. afaba lastiği. Rus hükümetinin mutlak otoritesini5doğu­ da Pasifik ve güneyde Asya’nın içlerine kadar genişletmiş ve böylece totaliter bir Uranlığın temelini atmıştır. petrol ve kim­ -. 1880-1890 arasmdakrion yılda'TOevcüt olanlara 115. birincisine göre. yasal maddeler de üretim sürecine sokulunca^Tndüstrileşme bugün çevremizde gördüğümüz biçimini almış oldu.ye belki de kanıksa­ dığımız nesnelerin çoğu yüz yıllık bir geçmişe sahiptir. gramafon. Almanya altı katma cıl^agjmş. İkinci aşamasında çe­ lik tam anlamıyla her alana egemendir. sonuçlarında daha şaşırtıcı ve halkın yaşamını değiştirmede daba etkili- dir_T Endüstrileşmenin bu ikinci aşamasında temel ham­ madde ve enerji kaynaklarında da. yüzyıldan Napolyon dönemine getirilen bir kişi. demiryolu eklemiş. Diyelim. yeni ve kitle halinde mal üretimine yönelmiş­ tir. telefon. İngiltere 1860-1913 arasında demiryolu uzunlu­ ğunu iki katma. 1870 sonrası döneminin her alandaki değişikliklerini ve yeni doğan modern dünyanın önemini ne kadar vurgulasak yeridir.. telsiz. beli Demir. İskender’in ordularınmkinden çok daha fazlaAma. mikrofon. Fransa dört. En önemli yararı ise dcmiryollânnda görüîOTrYalnız ABD. çelik. endüstri devriminin ikinci yarısının ürünü­ dür. ucuz gazete kağıdı gi­ bi yenilikler. elektrik. Napolyon ordularının bir günde aldığı ıÇe. iç­ ten yanmalı motor. \JKömür ve dcthirin-vanında. lamba.. 17.değişiklik ortaya çıktı. endüstri devrimi dünyayı. Demiryolu.

din­ den ve gelenekten doğan insan vücuduna ait önyargılar. Örneğin. Kısaca. Beslenme.bakımdan güçlü merkezi devletlerin de~Ekrplrnasmı sağladı Endüstri Devrimi’nrodasında ölumstfeieKrirmek isteyen kişi. İlerde incclenccck olaır 1904 Rus-lapon savaşı. Almanya’da savaş planları. ka­ davra bulmak için mezar soyguncüluğu yaprnaya zorlayan 213 . 19. Çevre ve Nüfus Tıp bilimiyle ilgili buluşların tarihi çok eskidir. Örneğin Rönesans döneminin. Dünya Savaşı’nda savaşan devletlere temel lojistik desteği sağladı.JT aponva. demiryolu 1870 Mirasında yaşamın her alanını etkilediği gibi. siyâsal ve Iekonomik . Ancak. Demiryolları.Endüstri Devrimi ve Sonuçlan: G loballeşm e Dönemi ülkelerde ulusal bgnliği ve birliği güçlendirmiştir. Japonya tarafın­ dan demiryolu hesaba. yüzyıl Rus edebiyatında trenin rie kadar önemli bir yer tuttuğunu düşünün! Anna Karenina. titiz bir zamanlama ile. Leonardo da Vinci ile bü­ yük aşamalar kat etmiştir. üzerinde incelemeler yapmak amacıyla. duvarına bir lokomotif resmi asarşa.. Leo­ nardo Usta’yı. trenlere bindirilecek birliklerin ne”zâmân nerede olacağı üzerinde hazırlandı. sade ve kesin bir biçimde varmış öTü-rr'''^ ğlık. I. demiryollarını sıkı bir biçime denetlemeleriyle ayakta durdular. Baykal gölü civarında eksik kalan bir bölümün tamamla­ nıp Rus takviye birliklerinin Pasifik kıyılarına getirilmesi gerçekleşmeden Rusya’ya saldırmıştır. ardacına en iyi. 19. yüzyıl ortalarında ortadan kalkana kadaransan vücu­ dunda uygulanamadı. Anatomi bilgisi. tıplalIğiiryeniTikler./ sevgilisi Vronsky’yi 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na göf türecek trenin altına atlayâ raîcTn ti ha r etmedi mi? Kitabım pazarı Tolstoy tren istasyonunda ölmedi mi? 1917 Rus ^Devrimi’nde Bolşevikler. MÖ 2000’de Mısır’da beyin ameliyatı yapıldığını gösteren bulgular vardır.katılarak çıkarılmıştır. .

salgın ve ağrı kesici olarak yaygın biçimde kullanılan-Aspi­ rin bile 100. belid i bir toprak parçasından daha çok ürün alu tmasını .19. föoroform _yfeygln bir biçimde kulla­ nıldı ve antiseptik anlayışı yerleşti.göz kamaştırıcı düzeye yükselemezdi. yüzyılın genrijajk leşm e havası ve verimli araştırma hevesi içinde birçok buluş uy­ gulanmaya başlandı. hep. Bu yenilikler. Ancak.sağlarken. İlk anti_^ iy o tik olan Sglvarsan’ırj) üretimi . büyük bu. Pasteur ve Koch ile . Bu gelişmelerin tümünün toplumsal ve eko­ nomik açıdan önemli sonucu. 19. Alp’lerin tünellerle delinerek Av-J\ ijpa": içT“ me^feTerln kısaltılması ve Süveyş Kanalı’nın açıl/ 1 ı\ıası. insan yaşamının uzayıp ço­ cuk'ölüm oranının azalması ile. Böylece.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) dogmalarını düşünün. Gözle görülmeyen-mikroskobik /'canlıların varlığının bilinmesi.L880’1ere-ja-stlar. Tpastörizasvon” yöntemlerinin gelişmesi. elektrik kullanılarak uygulanan (! 'eni soğutma teknikleri. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa devletlerini büyük bir sorunla karşı karşıya bıraktı: Artan Avrupa nüfusuna gıda! Eğer. artan nufusunı/ besleyecek "ölçüde çözül­ müş oldu/. Avrupa’ya gıdanın ucuz.^ Cv ~ Nüfusun hızla? artması. Yapay gübre. Endüstrileşmiş Avrupa’nın büyük ihtiyaç duydu­ ğu gıda serunu. gelişen kimya bilimi ta­ rımda bir devrim yaratmamış olsaydı. cerrahi alanında görülmemiş gelimelere yol açıp* vücut-içi ameliyattaki başarı şansını büyük öİçüde yükseltti. yiveceksak--. çok miktarda ve çabuk gelmesi sağlandı. bakteriyoloji çağı açıldı. 19. ameliyat araçlarının “sterilizasyonunun” yaşamsa! önemini vurguladı.tit Avustr-alya' bügdâyÇvi^Br^ kah- . yüzyılın ikinci yarısında gerçekleştirilerek. görülmemiş nüfus artışı- c h r .İ hatJT gemilerin yapılması. yaş yıldönümünü henüz kutlamıştırL1899’da bulunmuştur. lamayı KOİaylaffrrdiL Demiryollarının gelişmesi. Avrupa ülkeleri herV halde çok güç bir durumda kidır^'c zenginlikleri bugünkü .. Arjantin e.

I900’de 17 oldu. ekonomik ve çevresel. mal­ lar haline geldi. ~giderek. Alman­ ya’da 8 taneydi. teknolojik ve endüstriyel derişiklikler. Avrupa kentlerinin. yeni makineler alacak mali gücü yolmayan ve endüstri devriminin b irino_a samasının ürünüf alan k üçük aile işletmeleri^dayanamayıp teker teker yokj Oldular. tıp bilimindeki ye niliklerle ortaya çıkan nüfus artışı ve bu nüfusu doyurmalj için gıda maddesi bulma yönündeki çabalarlaJjirleştiğind/ 20. vervüzü globaLbir nitelik almaya tam anlamıyla başlamış sayılabilir. cağdas tarihin de başlangıç nok­ tasıdır.' 1871’de nüfusu 100. işçile-^ rin fabrikalarda toplanması ve fabrikaların da kentsel jılan.. tröst ve kartel' ler ekönomik sisteme egem Şliâl^ ^ ld lleE 'Z ü l'yîSzyllâ gi­ rilirken. ne kadâFacimasız olursa olsun. (^K ^Kitle Toplumunun Ortaya Çıkısı___ Buraya kadar özetlenmeye çalışılan bilimsel. Bu sayı 1900’de 33’e. 1910’da 48’e yükselıli. Yeni endüstriyel teknikler. geniş çaplı girişimler.olduğu gibi kabul edildi. Rusya’da bu nitelikte kentlerin sayısı 1871’de 6 iken. 1900’lere gelindiğinde. 10 ’a kadar işçi çalıştıran bireysel giri­ şimleri öldürdü. artık endüstrileş­ me sürecinin durdurulamayacağı anlaşıldı ve her türlü toplumsal. yeni çelik endüstrisi. Yeryüzünde nüfusu 1 milyonu aşan kent .\ 1 ara yığılmasıyla.sonuçlarıyla -bazen de kötü. yüzyılın değişmez özelliği olan / k itle topIümuMârihteki yerinLalcLu----. kentsel alanlar kırsal yerleşme] alanlarını yutmaya başladı^Bu gelişme. Örneğin. Dolayısıyla.biçimlerini ortava çıkardı. Endüstri devriminin doğrudan sonucu olarak. Fazla üretimin sonucu olan depresyon (1 8 7 3 -1895-ij.000’den çok olan kent.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: G loballeşm e Dönemi vesi.o nucunda. büyük çaplı girişimleri ve kentsel yerleşme .

l dönemi” denebilir. Kalküta ve Osaka katıldı. O kadar ki.. tek bir faaliyet alanı haline. kitle. Petersburg.. lîıTdönemin kilit vejıcr-zaman kullanı/ lan . 1870’lerle başlayan zaman dilim ine^kitlg. 1789-1870 döneminin süreklilik ve değişiklik güçleri­ nin çatışması (Kilise. 1870 sonrası döneminin ve bugünün önemli ulusla­ rarası olaylarının anlatımı ancak o zaman yapılabilir ve an­ lamlı olur. güçlenen Avrupa devletleri arasındaki siyasal ve ekonomik çatışmalar. / /" Gerçekte. Kısaca. Chicago. Philadelphia. basın ve genel olarak ileti­ cim araçlarındaki görülmemiş gelişme.değişim ve bunalımlaf. New York. endüstrileşme sü­ reci yeryüzünün her noktasını etkiledi ve dünya tek bir bi­ rim. temel biİgilerî~vâvan. 1900 yılında bunlara Berlin. 20^yüzyılın ikinci yarısında Asya ve Afrika ülk elerinde görül e n uyanma. Viyana. Tokyo. Kitle üretimi. monarşi ve soylulara karşı geniş an­ lamda demokrasi ve endüstri devrimleri) önce Avrupa ve sofîra tüm yeryüzünde köklü bir “dönüşûme" TFransformation) yol açmıştır.s^vaşı gibi. Emperyalizmle bu. büyük metropol­ lerin sayısı hızla arttı. sermayenin kagaitalist ve. geldi.yen 1 0 r güil e n me biçim­ leri ve bunların sonuçları.-Genel mutluluğa kavuşma yo-y 216 . bu dönüşümün yarattığı so­ runların tümü hâlâ çözülebilmiş ve insanoğlu bunun etki­ lerinden Kurtulabilmiş değildir. yeni sağlık koşulfarının ortaya çıkardığı fazla nüfus. yeni kentler ve fab­ rikalarla ortaya cıkan-ekonomik . St. Bu büyük dönüşümün öğeleri şöyle sıralanabilip Devletin liberal. birey ve reform yönünde ulusaL îevlet üzerinde artan toplumsal baskılar.. PTnpğin spnrlilpl te mpide. ^kitle göçü.sözcükleri ise “Kitle” va da “genel”dir.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) yalnızca Paris ve Londra idi.. Bunlar bilinirse ve aralarındaki etki-tepki ilişkisi anla­ şılırsa. I )kırma yazmayı yaygınlaştırıp halkı dünyada olup biten-/ ienTîaberdar kılan yeni eğitim.

Genel ov. bu iki geiıel savaşa nasıl gidildi? Avrupa’nın artan refahı \ bunları nasıl engelleyemedi? Bugünkü uluslararası sistem nasıl kuruldu? Kitabın bundan sonraki bölümünde bu j önemli soruların yanıtları aranmaya çalışılacaktır. 19. birliklerin kuruluşunu yalnız askeri ve diplomatik olaylar olarak görmek. B. genel se­ ferberlik. iki devlet (Prusya ve Piyemonte) ve iki devlet adamının (Otto votı B'ısmarck ve Kont Camillo Cavour ) eseri gibi görünürse de. yüzyılın değişiklik güçleri olan liberalizm. ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ 1. Bu iki kitle savaşma. Temeli 19. genel savaş ya da kitle savaşı. genel eğitim. çağdaş sistemin temelleri. Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kuruluşu. dünya çapında ise emperyalizmdir. Bu olaylar. boylecı? 1870 sonrasında atılmaya haşlandı. aynı zamanda. milliyetçilik ve endüstrileşmenin sonuçları Avrupa çapında ulusal birliklerin kurulması. yüzyılın ortalarına gelinceye kadar Orta Avrupa’da 217 . bu başarıların tarihi önemini gölge­ ler. Şimdiye kadar incelenen ve 19. A n -. İşte. Avusturya-Macaristan imparatorluğu ile Fransa’nın etki ve denetimi altın­ daydı. Batı ve Orta Avrupa’da daha önce incelenen ekonomik ve toplumsal yaşamın değişen yapısının sonucudur. Her iki ülke de. cak. Batı ve Orta Avrupa’da ulusal birliğini kuramamış ve merkezi bir hükümet biçimi­ ne sahip olmayan iki ülke kalmıştı: Almanya ve İtalya. daha önce görüldüğü gibi. bu “kitle dönemi’ çinde insanoğlu iki dünya savaşını j M yirmi yıl gibi kısa bir ara ile yaşadı. yüzyılın ortalarına gelindiğinde.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: Globalleşm e Dönemi lunda lıcr şey “genel” oldu.

bu yeni sınıfa. 19. burjuvazinin gelişm esine engel olursa. Bu mali gücü elinde bu­ lunduranlar ise.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) toprak ve doğal kaynaklar. Sonunda. teknolojik buluşları. endüstrileşmenin orta­ ya çıkardığı ekonomik bunalımlar ve güvensizliğin ancak bütünleşmiş. Bölgenin siyasal bölünmüşlüğünün bunda payı büyüktü. Toprağın en verimli ve büyük b ir bölümü. Böylece biriken zenginlik.b u mutlakıyet bü tü nleşm e yanlısı ol­ mayan feodaliteye karşı m ücadele ettiği sü rece— tutar. mali güç belirli odaklarda toplanmaya başlamıştı. Kısaca İngiltere. Orta Avrupa’da da merkezileşmiş en­ düstriyi doğurdu. girişimci bir “burjuva sınıfı” doğdu. büyük bir güvensizlik duygusuna ve ekonomik bunalımlara yol açmıştı. Bu durumun bir sonucu olarak. güçlü ve büyük merkezi devletlerce en az za­ rarla atlatılabildiğini açıkça gösterdi. ticarete daha çok hareket ö z g ü rlü ğ ü verecek olan birleşmiş bir ulusal devletin kuruluşu için m ücadele eder. Merkezileşmiş endüstriyse. Ancak. toprağı halka işletip kirayı toplumsal amaçlarla kullanan bir monarka da ait değildi. Avrupa’da özellikle Fransız Devrimi’ni izle­ yen Napolyon Savaşlarının ortaya çıkardığı siyasal istikrar­ sızlık (monarkların ve siyasal sınırların sürekli değişmesi dolayısıyla) ve çok sayıda siyasal birimlerin ticareti engel­ lemesi (aralarındaki gümrük duvarları dolayısıyla). ufak bir feodalitenin elindeydi. Özellikle şiddetli olan 1857-1866 yılları arasındaki ekonomik bunalım. yüzyılda endüstri devrimiyle birlikte. küçük üreticinin ya­ rarı için değil.” Gerçekten. Mutlak monarşiyi . merkezileş­ miş mali gücün zenginliğini daha da artırdı. ona k arşı çık a r ve m eş­ rutiyetle yönetilen bir monarşi y a da cu m hu riy et k u ra r. küçük toprak sahipliği biçimin­ de doğrudan doğruya halka ait olmadığı gibi. kendi çıkarları için kullanmaktaydı. 218 . Bir tarihçi şunları ya­ zıyor: “Burjuvazi. mer­ kezileşmiş üretim ve dağıtım yönünde bir gelişm e başlayıp.

büyük ölçüde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun etkisi altına alınmış bulunmak­ taydı. İtalya’daki bu mü219 . bu devletin savaş alanlarında yenilmesi gerekmek­ teydi. kârı garanti edecek ve sermayeyi koruyacak derece olacaktı. Bu yüzden. Bu girişimci sınıf. yeni bir işgücü pazarı kurmak. yüzyıl düzenini sürdür­ mek için toplanmış bulunan Viyana Kongresi kararlarına göre kurulmuş bulunan 36 devletli Germen Konfederasyo­ nu ve İtalyan yarımadası. Avusturya’yı ye­ nebilmek için Fransa İmparatoru III. ancak bu eko­ nomik yapı anlaşıldıktan sonra anlam kazanabilir. 2. dış politikasını Katoliklik ve milliyetçili­ ğin savunulması üzerine kurduğundan. belirli bir merkezi hükümet deneti­ mini ve kolaylıkla değişmeyen sağlam siyasal sınırları. Napolyon ile ittifak kurdu. siyasal iktidara da ortak olmak istemekteydi. Avusturya’nın bu etkisinin kırılması. kamulaştırmaya varacak kadar değil.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi Fransa ve Belçika gibi ulusal birliğe sahip Batı Avrupa ül­ kelerinin ekonomik refahı. Gerçekten. Orta ve Güney Avrupalı giri­ şimcilerin gözünü açmıştı. daha liberal ve demokratik parlamenter kurumlar yoluyla. Ayrıca. İtalyan Birliği’nin Kuruluşu Napolyon Savaşları’nm altüst ettiği Avrupa haritasına bir düzen vermek. bu yeni sınıf. daha açık bir deyişle. gerek Piyemonte ve gerekse Prusya bu yolu denemişlerdir. 19. tica­ ret ve endüstrinin gelişmesi için gerekli gördü. eski düzenin hukuki ve yöne­ timsel kuramlarını yıkmak. daha doğrusu 18. Doğaldır ki. daha önce incelenen 1848 başarısız giri­ şimlerinden sonra. İtalyan ve Alman ulusal birlikleri kurula­ caksa. Napolyon. bu hükümet denetimi. yüzyılın ortasında Almanya ve İtalya’daki gelişmeler. Piyermonte Başbakanı Kont Cavour.

Alman ulusal birliğini kurmak için bir değil. iki devlet 1859 Haziranında M agenta ve Solferirıo’da kesin zaferler kazandı. Germen Konfederasyonu adına Danimarka’ya savaş açtılar ve Avusturya özellikle Holstein’da ayrı bir politika izleme­ ye ve Prusya’yı haklarından yoksun bırakmaya kalkınca. 1866’da Avustur­ ya’nın Prusya’ya yenilgisinden sonra Venedik’i ellerine ge­ çirdiler. Almanya Birliği’nin Kuruluşu Prusya. Ama. Yine Prusya’ya 1871’de yenilen Fransa’nın çekil­ mesiyle de Roma İtalya’ya katıldı. Parma ve Modena’da plebisit yapılması karar­ laştırıldı. Böylece. Bu meydan okumanın temelinde. Cavour ve M azzini ile birlik­ te modern İtalya’nın kurucularından olan ulusal kahraman Guiseppe Garabaldi’n in Sicilya ve Napoli’yi Italyan birliğine katmasıyla.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) cadeleyi destekledi. Plebisitler-sonunda söz konusu bölgeler Piye­ monte ile birleştiler. Danimarka’ya bağlı iki Alman dükalığı olan Schlezw ig ile Holsteitı yatmaktaydı. Avusturya ve Fransa ile savaşmak zo­ rundaydı. Vittorio E m anuele’i birle­ şik İtalya’ nın kralı ilan etti. Italyanlar. Toskana. Piyemonte bu za­ fer karşılığında ancak Lombardiya’yı toprakları arasına ala­ bildi. üç devletle. Danimarka. 3. 1815 yılında kurulan ve titizlikle sürdürülmesine çalışılan Avrupa güç dengesi bozulmuş oldu. Ancak. hâlâ Avusturya’nın elinde bulunan Venedik ve Fransız askerleri tarafından korunan Roma dışında hemen hemen tüm İtalya yarımadası Piyemonte’nin çevresinde birleşmiş oldu. İtalyan parlamentosu 1861’de Torino’da toplanarak Piyemonte monarkı II. N ice ve Savoie’nin Fransızlara bırakılması karşılığın­ da. Asıl Avusturya’nın siyasal üstünlüğüne meydan okuması gerekiyordu. Bu arada. bu güç dengesini asıl altüst eden Prusya’dır. 220 . 1864 yılında Avusturya ile Prusya.

Bism arck. akıllı bir diplomasi sonucu Fransa ve Rusya’nın yansızlığını sağlayıp Avustur­ ya’ya savaş açtı. Fransa’da ise. Sadowa zaferinden sonra hiçbir direnci kal­ mamış bulunan Avusturya’nın başkenti Viyana’ya girebilir ve çok ağır bir barış antlaşmasını zorla kabul ettirebilirdi. Özellikle Fransa’ya karşı yanı­ na alabileceği doğal müttefik. Almanya’dan attı ve 1867’de Prus­ ya’nın denetiminde Kuzey Germen Konfederasyonu’nu kurdu. Büyük bir ileri görüşlülük ve ılımlılık ile bunu yapmadı ve Avusturya’nın gururunu kırıp. Cumhuriyet kuruldu. Bismarck ise Alman Şansölyesi unvanını aldılar. Alman ulusal birliğinin kurulmasında. Bis221 . Çünkü. Bism arck. Fransa’nın Katolik Alman devletleri üzerin­ deki denetimini kırmak için 1870 yılında Fransa’ya savaş açtı. Yine akıllı diplomasisiyle bu kez Avusturya ile Rus­ ya’nın yansızlığını sağlamıştı. Prusya Kralı. Ünlü Sedan Savaşı’nda İmpa­ rator III. 1871 tarihli Frankfurt Barışı ile A lsace-Lorraine endüstri bölgesini il­ hak etti. Almanya’nın Avrupa’nın orta­ sında hınç duyguları arasında güçlü bir biçimde kurulama­ yacağım ve birliğini korumak için ilerde müttefiklere ihti­ yacı olacağını hesaplamıştı.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: Globalleşm e Dönemi Prusya Başbakanı Otto Von Bismarck. 1866’da Sadowa 'da bu devleti büyük bir bozguna uğratarak. Bism arck. Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı. bundan önceki bölümlerde incelenen Alman milliyetçiliğinin temel özel­ likleri. Napolyon’un imparatorluğu yıkılarak ye­ rine 3. Bundan sonra Main akarsuyunun güneyindeki Katolik Alman devletleri Prusya’ya katıldılar ve böylece Al­ man ulusal birliği kurulmuş oldu. ekonomik ve toplumsal nedenlerin yanında. kalıcı düşmanlığını üzerine çekmedi. Alman im­ paratoru. III. çoğunluğunu aynı ırktan in­ sanların oluşturduğu ve aynı dilin konuşulduğu Avusturya idi.

bu devlet adamı Avrupa’daki güç dengesini çok iyi anlamış. yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Fransız Alman düşmanlığının önemli nedenlerinden biri olacaktır. Ulusal güçlerin bunu ger çekleştiremediği alan ve durumlarda. Aman ulusal birliğinin kurulmaya çalışıldığı dönemde Kral ile Parlamento arasında bir çatış 222 . o kongrenin. Al­ m anyalI da en önemli ve güçlü devleti haline getirmiştir. 4. A lm anya Açısından Almanya.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) m arck’m usta diplomasisinin de payı olduğunu söylemek gerekir. merkezi hükümet işin içine girmeliydi. ekonomik geliş­ mesini liberal bir ekonomi anlayışıyla yürütmüş değildir. halkının çoğu Fransızca konuşan bu önemli endüstri bölgesinin yi­ tirilmesinin acısını unutmayacak ve A lsace-Lorraine soru nu 20. İşin aslına bakılırsa. Bu politika ile tutarlı olmayan A lsace-Lorraine bölgesinin Almanya’ya katılması. ulusal birliğini kurduktan sonra. iktidarda kaldığı yirmi yıl boyunca. yenik devletlerin ye­ niden uluslararası sisteme alınması için onlara ılımlı davranılması. ulusal refahı artırmaktı. Fransa. Çünkü. bazı küçük ödünler verip güçlü devletlerin yansızlığını sağlayarak. en uygun zamanda kiminle savaşa­ cağını çok iyi kestirmiştir. Ulusal birliği kurulduktan sonra ulusal ortak bir pazara da sahip olan Almanya’da. İlerde ele alınacak olan Bismarck ittifaklarında gö­ rüleceği gibi. i>elki de tek hatasıdır. İktidardan düştüğü 1890 yılma kadar. barış ve istikrarın sürdürülmesi ilkelerini sürdüre­ cektir. Alman Ulusal Birliği’nin Sonuçları a. ülkeyi tam bir demir elle yönetmiş bulunan Bismarck’m anlayışına göre. Alman ulusal birliğini kurarak Viyana Kongresi düzenini yıkmış olmakla birlikte. kendini tüm Avrupa diplomasisinin kilit adamı. ekonomik faaliyetin amacı.

konuya bir başka açıdan yaklaşılır­ sa. bu iki temel endüstri maddesinin üretiminde. Bismarck’m otokratik yöneti­ mi pahasına. yürütme organım da denetle­ yebileceklerine inanmaktaydılar. Alman ulusal birliğini kurmakla haklı ola­ rak övünebilir. Dünya Savaşı’na kadar yürürlükte kalacak olan 1851 Anayasası’nın sonucu olarak. bir de mâli­ yeyi denetleme yetkisi vardı. Dünya Savaşı’na gelindiğinde. Alman ulusal birliğim kurmanın yanında bir başka görevi de vardı: Bu çabalarında liberal orta sınıfı susturmak. maliye üzerindeki bu etkinlikleriyle. Almanya’yı parçalamış da sayılabilir. yani I. çünkü. halkının çoğu Alman olan Avusturya ve bağımsız devletler olarak kalan ve Alman nüfusunun 1/6’ini oluturan öteki siyasal birimler yoktu. Alman endüstrisi 1871-1914 yılları arasında sürekli bir biçimde ve hızla büyüdü. Almanya’da öteden beri etkili bir siyasal güç olan büyük toprak sahiplerinin (Jun k erler) ve büyük burjuvazinin desteğini alan Bismarck’m. Dolayısıyla 223 . Prusya Meclisi’ndeki güç dengesi. ABD’den sonra dünyada ikinci sı­ rayı aldı. 1914 yılında. ekonomik etkinliği endüstri devrimiyle yok ol­ maya başlayan orta sınıfın elindeydi. Bu orta sınıf İngiltere’ den esinlenilen liberal akımın etkisindeydi. Bis­ marck her iki görevi de başarmış ve Almanya. Ancak. Bism arck. I. bu büyüme özellikle demir ve çelik üretimin­ de dikkati çekecek bir duruma geldi.Endüstri Devrimi ve Sonuçlan: Globalleşme Dönemi ma başlamıştı. Öyle ki. 1871 düzenlemesi ile Almanya. merkezi bir biçimde planlanan ve milliyetçi bir anlayışla yürütülen ekonomik bir kalkınma içine girmiştir. Bis­ m arck’m kurduğu yeni Alman “Reich”ı içinde. İngiliz anayasa sisteminin ta­ rihini incelemiş olan liberal meclis önderleri. Yani. Prus­ ya ile Avusturya arasında paylaştırılmış oldu. yeni gelişmekte olan büyük burjuva­ zide değil. Bu yüzden bü­ yük çoğunluğu liberal görüşlü olan meclisin.

kuruluşu izle­ yen olayların daha iyi anlaşılabilmesi için. b. hemen hemen tüm Almanları bir tek siyasal sınır içine almasına rağmen.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Almanya. ilerde Osmanlı devleti in­ celenirken ayrıntılarıyla verilecek olan 1854-1856 Kırım Savaşı’nda kendisine karşı savaşmış bulunan Fransa’nın 224 . daha önce de belirtildiği gibi. Dünya Savaşı’na kadar Balkanlar’da Rusya ile sü­ rekli çatışacak ve bu çatışma. “Alman ikiliğini” tam anla­ mıyla gideremedi. Bu durum. Uluslararası Politika Açısından Alman ulusal birliğinin kurulmasının uluslararası politika açısından en önemli sonucu. o zamana kadar Avrupa’nın en güçlü devletlerinden olan Fransa ile Avusturya. bu dengenin na­ sıl bozulduğunu da görmek gerekir. 1. Ancak. Fransa’yı deniz­ aşırı bölgelerde genişlemeye itecek ve böylece 1870’lerden sonra sömürge faaliyeti hızlanacaktır. yüzyılın geriye kalan bölümü ve 20. Üçüncü olarak. Bu işi. Her şeyden önce. Prusya’ya yenil­ gilerinden ve güçlü bir Almanya’nın doğmasından sonra güç ve etkinliklerini büyük ölçüde yitirdiler. Ancak. Yenilen. sırtını bu devlete dayadı ve gözlerini doğal yayılma ala­ nı olarak gördüğü Balkanlar’a çevirdi. kurduğu devlet. İkinci olarak. dönemin siyasi tarihinin ana teması olacaktır. top­ rak yitiren ve doğusunda güçlü bir Almanya kurulan Fran­ sa’nın Avrupa’da genişleme ve en azından prestijini yeni­ den kazanma umudu kalmadı. yani bütün Almanlar’m bir tek devlet içinde birleştirilmesini. 19. Prus­ ya’ya yenilerek Orta Avrupa’da iddiası kalrrıayan Avustur­ ya. Dünya Savaşı’ndan sonra A do lj Hitler gerçekleştirmeye çalışacaktır. Viyana Kongresi ile kurulmuş bulunan Avrupa güç denge­ sini temelinden bozmuş olmasıdır. yüzyılın başında da bölünmüşlüğünü. Bu tarihten başla­ yarak I. Bismarck’mki kadar uzun ömürlü olamayacaktır.

yüzyıl­ dan beri Avrupa tarihinin önemli bir özelliği olduğu belir­ tilmişti. Sö­ mürgeciliğe çok yakın bir sözcük olan emperyalizm ise. emperyalizmin ger­ çek niteliğini açıklayabilir. devletler arası sürtüşme ve ekonomik rekabetin de­ nizaşırı bölgelere yayılmasıdır. yüzyılın ikinci yarısında kullanılmaya başlandı ve 1870 sonrası dönemi “emperyalizm” çağı olarak adlandırıldı. sömürgeciliğin emperyalizm biçimine dönüşmesidir. yüzyılın bir olgusu olmadığı. Ancak. Dünya Savaşı’na kadar sürecek olan büyük devlet çatışması başlaya­ caktır.. Böylece. bu dönemin özelliğinin nereden geldiğidir. 15. C. Balkanlar’da I. özellikle Avrupa’ nın büyük devletlerinin 19. EMPERYALİZM Endüstri devriminin Avrupa açısından en önemli sonucu­ nun Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kurulması oldu­ ğunu görmüş bulunuyoruz. 225 . bir devletin egemenliğini başka toprak­ lar ve halklar üzerinde kurması ya da genişletmesidir. Bu devrimin tüm yeryüzü ça­ pında en önemli sonucu ise. Avrupa’da kuvvet politika­ sının. Avrupa devletlerinin sömürgeler kurmak yoluyla ge­ nişlemelerinin 19. “Panslavizm”i bayrak yaparak Balkanlar’da genişle­ me yolunu seçecek ve burada Avusturya ile sürekli anlaş­ mazlığa düşecektir.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: G loballeşm e Dönemi 1871 yenilgisini ve Avusturya’nın zayıflamasını fırsat bilen Rusya. Şimdi sorulacak soru. Bugünkü tanımlanışı ile. yüzyılın ikin­ ci yarısında öteki kıtalar üzerinde'genişlemelerine verilen addır. emperyalizm sözcüğü 19. Böylece endüstri devrimi­ nin ürünü olan yeni ekonomik koşullarla. anarşik uluslararası siyasal ilişkilerin bileşimi. Sömürgecilik.

yatırım cı. ekonomik bakımdan yayılma. Bu yarışa. Avrupa’nın 19. aynı zamanda si yasal yayılmayı da gerektirdi. Rusya. sömürgecilikten hem nitelik hem de nicelik bakımın­ dan farklıdır. özellikle Alman ve Italyan ulusal birlikleri­ nin kurulmasından sonra sömürgecilik eski yüzyıllara oranla büyük bir hız kazanmıştır. (iv) üre­ tim sürecinin esası olan hammadde elde etmek isteği. Dolayısıyla. Ayrıca. Bunun da en güvenilir yolu. emperya­ lizm. Böylece. üreticiler. Fransa ve Hollanda’nın yanında Almanya. sömür geleriîTdöğrudan doğruya askeri denetim altına almmasıydı. Ekonomik Unsur Sömürgeciliğin hızlanmasını ve emperyalizmin doğusunu etkileyen ekonomik unsurlar arasında şunlar sayılabilir: (i) Avrupa’da biriken sermave fazlasına yeni yatırım olanak vc alanları. Emperyalizm olgusunun temelinde şu unsur­ lar yatmaktadır: 1. Avrupa pazarlarının doymasıyla. Ingiltere. İtalya. ABD ve Japonya da katılmışlardır. sömürge­ cilik her ne kadar uzun bir geçmişe sahipse de. Bu sıralarda Asya ve Afrika bu amaca hizmet edecek durumdaydı..Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki. yüzyılda endüstri devrimi sonucu karşılaştığı ekono­ mik ve toplumsal sorunlara çözüm getiren yöntem olarak yenidir. Siyasal denetim şu bakım­ lardan da gerekliydi: (i) Ekonomik yatırımda bulunulacak yerlerde toplumsal sistem ve yönetim biçimi çok ilkeldi vc 226 . (ii) makineleşmenin ürünü olan üretim fazlasına yeni pazarlar varatmaJst&ği: (iii) Avrupa’da nüfus artışına bir çare.şirketlerin rahat çalışabilmesi için sömürge alanlarının güvenlik altına ahnmasrğerekiyordu. Ayrıca.. yeni yerleşim alanları bulmak zorunluğu. denizaşırı bölgelerde açık pazarlar aradılar ve yöneticileri bu yönde baskı altında tuttular.

Alman ve Japon sömürgeciliğinde dc etkili olmuştur. “gün küçük ulusların günü değildir. Avrupa devletleri arasında yükselen gümrük duvarla­ rı. gün imparatorluklarındır” derken. 2. yeni merkantilist doktrin. Emperyalizmin yayılmasının ekonomik unsurları ara­ sına yeni gümrük duvarları ve merkantilist doktrini de koymak gerekir. endüstri çağında hiçbir devletin uzun süre kendi kendine yeterli kalamayacağını ve bu nedenle her devletin gümrük duvarlarıyla koruyacağı bir sömürge imparatorluğuna sa­ hip olması gerektiğini öğretiyordu. İngiliz Sömürge Bakanı Joseph Cham berlain. o ülke yönetimine baskıda bulunmak gerekliydi. (ii) Yatırımlarda bulunan şirketler. ticaretin sömürgelerle yapılmasını zorlayarak. örneğin borçları zamanında alabilmek için. ülke ve sömürgelerinde ithalat gümrüğünü yük­ selttiler. 19. hızla sömürge sahibi olmaya başladılar. Bunu giderek öteki Avrupa devletleri izledi. (iii) Ekonomik bakımdan geri kalmış ülkelerde rahat çalışabilmek. Ayrıca. Böy­ lece. Avrupa’nın her yönden büyüklüğe tutkusunu yansıtmaktaydı. yüzyılın ikinci yarısındaki uluslarara­ sı depresyonun etkisiyle 1879’da Almanya ve 1892’de Fransa. denizaşırı yayılmayı hızlandırdı. Ekonomik unsur. 19. öte­ ki devletlerin şirketlerinin rekabetinden kurtulmak iste­ mekteydiler ve bunu da devletin askeri gücü gerçekleştirebilirdi. yüzyılın sonlarına doğru büyük en­ düstri devletleri haline gelen Almanya ve Japonya’nın bu durumlarına uygun sömürgeleri bulunmamaktaydı. Demografik Unsur l'ıp bilimindeki gelişmelerle çocuk ölümlerinin azalması i 227 .Endüstri Devrimi ve Sonuçlan: Globalleşm e Dönemi ticaretin gelişebilmesi için bu durumun biraz olsun düzel­ tilmesi gerekiyordu. Öteki sömürgeci devletlerle aralarındaki açığı kapatmak isteyen bu iki devlet.

özellikle. artan İtalyan nüfusuna boşalım alanı bulma düşüncesidir. siyasal ve askeri amaçların bileşimidir. artan nü­ fusu yeni elde edilecek topraklara yerleştirme isteği de. I. İlerde görüleceği gibi. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa’daki korku ve güvensizlikler ağı ve savaş tehdidi. 1911 yılında İtalya’yı Osmanlı devletinin toprağı olan Trablusgarb’ı (Libya) işgale iten en önemli neden. 1882 yılında da Mısır’a yerleşmesini. Hint Okyanusu ve Uzakdoğu limanları. yeni sömürgeler elde etmekten çok. Güvenlik Endişesi Afrika. 1870’leri izleyerek Ingiltere için asıl önemli olan. Savaş tehlikesinin ve bunun doğurduğu güvenlik endişesinin giderek emperyalizme yol açtığı da aynı derecede geçerli bir varsayımdır. sömürgeci devletler için böyle stratejik avantajları gerekli kılmaktaydı. Bu demografik unsur en çok İngiliz. vaı olanı daha iyi korumaktı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ve ortalama yaşam süresinin uzaması sonucunda. ekonomik çıkarlarla. özellikle İngiliz sömürgeciliği için geçerli olan bir unsurdur. İtalyan ve Japon sömürgeciliğini etkilemiştir. 19. 1878’de Kıbrıs’a. Bir devleli emperyalizme iten. deniz üsle­ ri. 3. 4. Ulusal İtibar ve Bütünlük Duygusu Ingiliz Sömürge Bakanı Chamberlain’in daha önce değini 228 . sö­ mürgeciliğin 1870’lerden sonra hızlanmasında etkili ol­ muştur. Bu yüzden. öy­ künün ancak yarısını anlatır. uğrak noktaları ve ticaret merkezleri olarak çok değer­ liydi. Hindistan yolunun güvence altına alınması açısından değerlendirmek daha doğru olur. Güvenlik endişesi. Dünya Savaşı’ndan sonra sık sık duyulacak olan “emperyalizmin giderek savaşa vardığı” varsayımı.

geniş sömürgelere sahip olmayan ülkeye “büyük devlet” sıfatı verilmiyordu. K ayser II. gözünün alabildiğine kadar toprağı kendi egemenliği altında sayıyordu. Buna göre. büyüklük tutkusu içindeki Avrupa’da “büyük” olmanın yolu sömürgelerden geçmekteydi. öteki Avrupa devletlerinin gözünde bir tür­ lü “büyük devlet” olamamıştı. tüm ekonomik başarılarına rağmen. W ilhelm büyük ölçüde bu eziklik­ ten kurtulmak için sömürgeciliğe başlamıştır. Ekonomik ve askeri gücüyle orantılı bir siyasal üstünlük kurma mücadelesinin 19. İlerde görüleceği gibi. 1884-1885 yıllarında Berlin’de uluslararası bir konferans düzenlendi. Bu konferans özellikle Afrika’nın sömürgeleştirilmesini hızlandırmıştır. Berlin Konferansı 1870’lere gelinceye kadar Avrupa devletlerinin özellikle Af­ rika kıtasındaki sömürge girişimlerinde “sözlü işgal” ilkesi­ ne uyulmaktaydı. Prusya’ya 1871 yenilgisi ve Avrupa’da ikinci sınıf devlet olmanın verdiği eziklik. Sömürgeleştirmede “fiili işgal” il­ kesi benimsendi. Almanya. Gerek belirli bazı topraklar üzerindeki hak iddialarını çözüme bağ­ lamak ve gerekse “sözlü işgal” ilkesini değiştirmek üzere. Afrika’nın belirli bir kıyısı­ na çıkan devlet. herhangi bir devletin belirli bir 229 . Bu ilkeye göre. 1890’lara kadar.Endüstri Devrimi ve Sonuçlan: G loballeşm e Dönemi len sözlerinden de anlaşılacağı gibi. ortaya büyük anlaşmazlıklar ve hatta savaş tehlikesi çıkabiliyordu. büyük devlet olmanın gereği olarak kabul edilmişti. sö­ mürge sahibi olmak. Başka bir kıyıya çıkan devle­ tin “görüş ufku” ile bu devletinki çatıştığında. Gerçekten. 5. Ekonomik ve askeri ba­ kımdan ne kadar güçlü olursa olsun. 1870’lerden sonra. Fransa ve İtal­ ya’nın sömürge sahibi olma girişimlerinde çok etkili ol­ muştur. yüz­ yılın sonlarına kadar başarılı olmadığı söylenebilir.

Batısı İngi­ liz. doğusu Fransız etki alanı oldu ve ortaya da iki devletin 230 . İtalya ise Eritre ve İtalya Somalisini ellerine geçire­ ceklerdir. İngiltere ve Fransa arasında 1896 yılında yapılan bir sömürge anlaşması ile Siyam üç bölgeye ayrıldı. Hindiçini’nin İngiltere ile Fran­ sa arasındaki sömürge çatışmalarına sahne olduğu görülü­ yor. Çin ve Japonya’nın 19. Fransa ise. Nijer­ ya. Sömürge İmparatorlukları 1870’leri izleyen “emperyalizm çağı”nda İngiltere Afrika’da şu toprakları elde edecektir: İngiliz Somalisi. Tunus. Gine. Hindistan’ı eline geçirdikten sonra. Dahomey. doğudan batıya doğru ilerleyen Fran­ sa çıkmış ve böylece iki devlet arasında anlaşmazlık ve kü­ çük çaplı çatışmalar başlamıştı. yüzyılın ortalarında Batı ticare­ tine açılmalarından sonra. Fransız Kongosu ve Fransız Somalisi’ni sömürge impara­ torluğu içine katacaktır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) toprak parçasında egemenlik iddia edebilmesi için o toprağı askeri bakımdan denetim altına alması gerekiyordu. batıya doğru topraklarını genişletmeye başla­ yınca. Uganda. İngiltere. Batıdan doğuya doğru ilerleyen İn­ giltere’nin karşısına. Avrupa devletleri Afrika’da müm­ kün olduğu kadar geniş toprak parçalarını hızla işgal etme yarışma giriştiler. Fildişi Sahili. Bunun mantıki sonucu olarak. Afrika’nın paylaşılmasında Alman­ ya. Mısır. Bechuanaland. 6. gerek bu bölgenin güvenliğini sağlamak ve gerekse Çin’e güneyden sızabilmek için bitişik Birmanya ile ilgilenmiş ve bu ülkeyi denetim altına almıştı. Kenya. Güneybatı Afrika ve Alman Doğu Afrikasmı. Togo. Annam’a yerleşmiş bulu­ nan Fransa. Rodezya ve Nysaland. iki devlet Siyam’da (bugünkü Tayland) karşı karşıya geldiler. Kamerun. Senegal.

dünya tarihini temelinden değiştirecek görülmemiş bir olguydu. 231 . İngiltere. Pasifik’e kadar Asya steplerin­ de genişlemiştir ve asıl düşüncesi. Sömür­ ge konusu olan Asya ülkelerinin böyle üç ayrı bölüme ay­ rılıp parçalanması. Dünyanın topraklarının 1/5’i ile nüfusu­ nun 1/10’u doğrudan Avrupa devletlerinin sınırları içine gir­ di. aynı zamanda Pasifik’te de başat güç olacak­ tı. Maliye Bakanı olan ve bu demiryolunu tutkulu bir biçimde bitirmeye çalışan Witte’ye göre.Endüstri Devrimi ve Sonuçları: G loballeşm e Dönemi müdahale etmeyeceği bir “tampon bölge” kondu. sömürgeci devletlerin aralarındaki sö­ mürge anlaşmazlıklarını çözmede çok sık başvurdukları bir yöntemdir. 18. 1900’e gelindiğinde Afrika katisının 9/10’u Avrupa’nın denetimindeydi ve kıtada bir iki tane bağımsız devlet kalmış­ tı. Pasifik Okyanusu’na kadar uzanacak “Trans-Sibirya demiryolu”nu tamamlamaktır. Hangi alanda olursa olsun. Rusya ile İran üzerinde de 1907 yılın­ da hemen hemen aynı nitelikte bir sömürge anlaşması ya­ pacaktır. Tüm bu gelişmeler sonucunda sömürge yarısı hızla ge­ lişti ve olumlu ve olumsuz yönleriyle Avrupa uygarlıgı tüm yeryüzünü kapladı. bu “fırtına”nm itici gücü denetlenemez ve sınırlandırılamazdı. doğudan da Siyam yönlerinden gelecek Fransız ve Rus teh­ didine karşı bir “güvenlik kordonu” kurmuştur. iki devlet çatışma olasılığını azaltmak istiyorlardı. tüm bu düzenlemelerin sonunda. ve 19. Afganistan ve Tibet. Bu. ancak emperyalizmle açıkça ortaya çıktı. bu ülkenin kuzeyi Rusya’n ı n siyasal denetimi altına alınacak ve böylece Rusya yalnız Doğu Av­ rupa’da değil. Rus tekstil malları Çin’e akacak. avantajları şu olacaktı: Si­ birya ve dolayısıyla Çin’e giden yol açılacak. Böylece. yüzyılların Avrupa devrimlerinin ger­ çekte dünya devrimleri olduğu. Rusya ise bu dönemde. Avrupa Rusyası ile Asya Rusyası’m birbirlerine bağlayıp. İngiltere. Hin­ distan sömürgesine kuzeyden İran.

Dünya Savaşı’na kadar hiç değişmeden süren özel bir sömürü ilişkisi kurmuştur. yüzyıl boyunca sürekli çatışacaklar­ dır. sömürgeci devletle­ rin başkentlerinde alman kararlarla yönetildiklerini.7. yüzyılla ilgili açıklamalarda ele alınacaktır. sömürgeci devletin sömürgelerde yaşayan uy­ rukları kendilerine ırksal bir üstünlük ve buna bağlı olarak büyük bir etkinlik sağlamışlardı. yüzyılın özellikle ikinci yarısında Asya ve Avrupa’da yeni güçler çı­ kacak ve bu ikisi 20. yüzyıl emperyalizmi. Irksal eşitsizlik açısından du­ rum şuydu. ırksal eşitsizlik ve ekonomik sömürü olarak özetleye­ biliriz. işlenmiş madde pazarı ve fazla sermayenin y a tıra b ile ­ ceği emin bir bölgeydi. Bu ko­ nular 20. Bu ilişkiyi kısaca siyasal bağım­ lılık. Bu çatışmanın bugün de sürdüğü söylenebilir. 232 . Genellikle yönetici gru­ bun çıkarları doğrultusunda çalışıyorlardı ve toprak ile ko­ nutun en iyisine sahiptiler. Ekonomik sömürü açısından da. Siyasal bağımlılık. he­ men hemen hiçbir konuda sömürge halkının oyuna başvu­ rulmadığını anlatmaktadır. sömürgeci metropolün hammadde kayna­ ğı. 19. sömürgeler. sömürgecilerle sömürgeler arasın­ da I. Emperyalizmin Sömürü İlişkisi 19. yüzyılın ürünleri olan siyasal bağımlılık. sömürgelerin. ırksal tünlük ve ekonomik sömürünün karşısına 20.

1. 1870’te başlayıp I. daha anali­ tik bir yaklaşımla açıklanmaya çalışılacaktır. sürekliliği sağlayan güçlerle. YENİ SÜREKLİLİK VE DEĞİŞİKLİK GÜÇLERİ Bundan önceki bölümlerde. Avrupa sahnesinde ortaya çı­ kan önemli olaylar. bir bakıma yanıltıcı ve yüzey­ sel bir açıklama olacaktır. Orta ve Doğu Avrupa’nın otokratik monarşileri arasındaki çatışmanın yalnız diplomatik anlatımı olarak sunmak da aynı ölçüde yüzeysel olur. Dünya Savaşı’na nasıl ve neden gidildiği.VI Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? ü Ş #tS A. An­ cak. Fransa ve Belçika gibi Batılı parlamenter dev­ letlerle. Bu bakımdan. İngiltere. değişiklik getiren güçler arasındaki çatışmanın çerçevesi içinde ve birbirleriyle etki-tepki ilişkisi açısından ele alınmıştı. Öte yandan. Dünya Savaşı ile biten dönemi yal­ nız süreklilik ve değişiklik güçlerinin arasındaki çatışma­ nın devamı olarak görmek. bura­ da. bu dönemin tarihi­ ni. 233 .

değişik güçleri arasında ağır basmaya başlayacaklardır. Değişiklik güç­ lerine gelince. 1815 Viyana Kong­ resi ile kurulan “Avrupa Uyumu”na.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Çok genel bir anlatımla. Siyaset alanında genel oy ve temsili hü234 . SİYASET. tutucu kurumlar. 1870 sonrası döneminin süreklilik güçleri ise. temsili parlamenter kuru­ luşlar ve güçlü merkezi otorite yoluyla istikrar arayan liberal kurumlar. 1870 öncesi kuşağında değişiklik güçleri. sınıflar ve düşünceler­ di. özgür­ lük. Doğu Avrupa ve As­ ya’daki milliyetçi hareketlerle birleşmişlerdir. 1870’lerden sonra ise. Siyaset Alanında Gelişmeler 1870-1914 dönemi Avrupa tarihinin en ilginç ve yaratıcı dönemi sayılabilir. daha geniş seçmen kitlesi. Metternich sistemi ile korunmaya çalışılan Avusturya’nın kıtadaki başat durumuna dayanıyordu. 1870 sonrasında uluslararası sistem. 1815 sonrası uluslararası sistemi. 1870 sonrası kuşağı değişiklik güçleri ise. EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ 1. Orta ve D ğu Avrupa’daki milliyetçi hareketlerle birleşmişti. B. Bundan son­ ra ele alınacak olan konuların ana temaları bunlar olacak­ tır. Viyana Kongresi’nden sonra süreklilik güçleri. eksiksiz demokrasi ve yeni bir ekonomik örgütlenme isteyen sosyalist nitelikte hareket­ ler. çoğunlukla ana­ yasal haklar ve toplumsal reformlar isteyen liberal hareket­ lerdi. Almanya’nın kıtasal üstünlüğüne dayanmıştır. ya da daha özgül bir anlatımla. ya da daha özgül bir anlatımla. 1815’ten sonraki devrimler. büyük Avrupa devletleri arasındaki güç dengesine. sınıflar ve düşüncelerdir.

1870 sonrasında radikal düşünürlerin çoğu. Avrupa’nın her yerinde gelişiyor ve hatta 20. ceza yasaları daha uygar bir hale getirildi. yüzyılın ikinci yarısında. söz ve yazı özgürlükleri önce­ ki yüzyıllarla karşılaştırılamayacak kadar gerçekleşti. İtalya ve Ispanya’da.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? kümet istekleri giderek başarı kazandı. sınıfına. Demokrasinin en güçlü ve önemli simgesi. Sendikacılık hukuksal bir duruma getirildi ve böylece işçilerin işverenle pazarlıklarında güçlü bir araca sahip ol­ malarına çalışıldı. ödediği vergi ve malına bakılmaksızın. Rusya’da 1905 yılında gerçekleştiri­ len bir devrimle ilk kez ulusal bir parlamento açıldı ve cı­ lız da olsa anayasal gelişme başladı. parlamenter hükü­ metler kuruldu ve liberal ilkeler göreli bir başarı kazandı. genel oy ilkesinin uzun bir re­ fah dönemi yaratacağına. Avrupa’nın hemen he­ men her yanında feodal düzenin serflik kurumu ortadan kalktı. tüm bu deği­ şim öyküsünün altında önemli bir güç kendini duyurmaya başladı: Demokrasi. Avrupa devletleri tarafından bir “Doğu Despotizmi” sayılan Osmanlı devletinde bile 1876’da anayasa kabul edildi ve bu anayasaya uygun bir parlamento kuruldu. Kısa­ ca. dinsel hoşgörü Avrupa sahnesinde yayıldı. yüzyıla yaklaşıldığında Asya kıtasının kapılarım zorlu­ yordu. Bulunan yerlerde ise daha demokratik duruma getirildi. tüm yurttaşların oy verme hakkıydı ve bu hak. Demokrasi. 19. Daha önceki dönemlerde hiç görülmeyen yerlerde parlamenter kurumlar kuruldu. Avrupa hükümetleri kişilerin özgürce dolaşmalarına ve göç etmelerine izin verdiler ve bu durum Güney ve Doğu Avrupa ülkelerinin etnik yapıları üzerinde etkili olmaya başladı. feodalizmin ve soyluluk düzeni 235 . sorunları çözmede başarısız da olsa. 1870’lerden sonra “gizli oy-açık sayım” ilkesiyle geliştirilmeye çalışıldı. Rus Çarlığı dışarda tutulacak olursa. bazı istisnalara ve sınırlamalara rağmen.

İngiliz doğa bilimcisi olan Darwin. 1870 sonrasının “gerçekçilik” (realizm) akımına geçildi. sefaletin ve cehaletin son kalıntılarının te­ mizleneceğine inanıyorlardı. Ayrıca. Endüstrileşme. kendinden. Darwin. sonra gelenlerce ve çoğu kez taraf236 . Kısaca. ister fil kadar büyük ister mikroskobik olsun. tamamen rastlantısal olarak değiş­ tiklerini anlatıyordu. Tutucular ve ılımlı liberaller ise bu özgürlük ve demokrasi hareketlerinin monarşiyi. türlerin. görüp duyduklarını yansıtmaya başladılar. yeryüzünde milyonlarca yıldır yaşayan can­ lıların tarihi. görmek ve duymak istedik­ lerinden çok. zamanla değişikliğe uğradığını ve her türün. Artık. genel oy il­ kesinin genişletilmesi çabaları. edebiyatçılar. Darwin’in hiç ilgilenmediği insan toplumu ve siyaset alanlarında kullanılmaya başlandı. tek ve anlamlı bir evrim süreci içinde bugüne kadar akan birleşik bir tarihti. öte yanda aşırı korkular yaratan uzun ve acı mücadele­ lere yol açtı. Charles Darvvin (1809­ 1882) 1859’da T ürlerin Kökeni. Bu temelden “evrim kuramı” gelişti. 1800’lerin romantizminden. yükselen yaşam standardı ve kentleşme. ressamlar ve müzik dünyasının dehaları.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ayrıcalıklarının. Bu görüşler. bilinçli ve akıllı bir biçimde değil. 1871’de de İnsanoğlunun Doğuşu adlı kitaplarını yayınlamıştı. kendinden önceki türler­ den. kamu düzenini ve savundukları tüm değerleri yıkacağından korkmaya başladılar. evrim kuramıyla. ki­ lise ve dini. Entelektüel yaşam ve giderek iç ve dış politika en çok “Sosyal Darvinizm”den etkilendi. Bu yüzden. hiçbir türün değişmeden aynen kalmadığını. entelektüel alanda da etkisini gösterdi. nüfus artışı. birbirini izleyen ufak değişikliklerle geliştiğini söylü­ yordu. Doğada “en güçlü olanın” yani deği­ şen çevre koşullarına en iyi biçimde uyan türlerin “yaşam mücadelesi” vardı ve “doğal ayıklama” ile bu süreç sürüp gidiyordu. bir yanda abartılmış umut­ lar.

Darvvin’in görüşleri olmasa uluslararası politikada bü­ yük devletlerin. büyük sömürge imparatorluklarının ege­ menlik hakları. Önemli olan “iyilik” ya da “kötü­ lük” gibi kavramlar değil. güçlü olmaktı ve güçlü olmaya­ nın da yok olmasıydı. Nazaretli İsa’nın öğretisinin taraftarlarınca nasıl tanınmaz hale getirildiğini görmüştük. Yalnızca ulusal çıkarın geliştirilmesi ilkesine dayanan genişlemeci dış politika anlamındaki “Realpolitik” uluslararası ilişkile­ rin temel kavramı haline geldi. yüzyılda “taraftarlarınca” çoğu kez teme­ linden değiştirilecektir. 237 . abartılan ya da değiştirilen ne ilk kişidir ne de ne yazık ki sonuncusu olacaktır. Onun sözde izleyici­ leri. dönemin “büyüklüğe tutku” havası içine kolayca bambaşka bir yere oturtuldu. Ancak. daha iyi nasıl savunulabilirdi? Darwin. bu “sapık” bilim ada­ mının görüşlerine şiddetle karşı çıktı. “diş ve tırnaklarından kan akan bir mücadele alanı” olarak değerlendirdiler.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? tarlarmca görüşleri çarpıtılan. doğayı ve giderek insan toplumunu bir uyum içinde değil. Milliyetçiliğin “ırkçılık” biçimine dönüşmesi ve bazı ırkların ötekilerden doğuştan üstün ya­ ratıldıkları yolundaki inanç (örneğin. küçüklerin ve sömürgelerin uluslararası sistemde sonunda yok olup gidecekleri birer “konuk” ol­ dukları. Germen ve Anglosaksonlarm daha yetenekli oldukları görüşü) Darwin’in çarpı­ tılmış görüşleriyle “sağlam” temellere oturtuldu. bu görüşlerin çarpıtılıp in­ san toplumuna uygulanmasının etkilerini bugün bile yaşı­ yoruz. Kilise. 19. 20. dinin temel inançları­ nı zedeleyeceği için. yüzyıl iktisatçısı Kari Marx’m da görüşleri. beyazların en üstün ırk ve bunlar arasında da Nordik. kabul etmeyip. Tanrı’nm biricik kulları olan insanların maymunumsu insandan evrildiğini.

1840-1860 arasındaki yirmi yıllık süre de serbest ticaret dönemi ol­ muştur. siyaset alanında­ ki gelişmeler kadar dikkat çekicidir. bu öteki devletlerce ör­ nek alındı. aynı zamanda büyük çaplı ekonomik ör­ gütleri de gerekli kılmıştı. Bu. endüstri devriminden bu yana dev adımlarla ilerleyen bi­ limsel tekniğin uygun bir biçimde uygulanmasıyla önemli toplumsal sorunların çözülebileceğine inanıyordu. uluslararası ilişkilerin gelişmesi sağlanacak. demiryolları. Avrupa ve ABD’de sermaye biri­ kimi hızlanmış. buhar gücünün makineye daha seri uygulanması ve giderek geli­ şen demiryolları. Ekonomi Alanında Gelişmeler Ekonomik örgütlenmedeki gelişmeler de. önce Fransa gümrük duvarlarını dü­ şürdü. telgraf ve telefon. 19. uluslararası çatışmaya da gerek kalmayacaktır. 19. Öte yandan. yüzyılın genel iyimserlik havası içinde. 19. yüzyılın ikinci yarısında endüstri ve ticaretten zengin­ leşen. Hemen sonra Prusya’da Ulusal Liberal Parti aynı işi 238 . Endüstri devriminin getirdiklerine bağlı olarak. yüzyılın genel iyimserlik ha­ vasına uygun bir kanıydı. 1870 sonrası insanı. orta sınıf kendi çıkarını soylu dışişleri' bakan­ ları ve kavgacı generallerin yerine geçirirse. İngiltere’nin endüstriyel gelişmesi serbest ticaret anlayışının ürünü olduğuna göre. ticaret ser­ bestleşecek. metropoldeki yöneticilerin uzaktaki görevlilere anında yönerge gönder­ me olanaklarım geliştirerek. Serbest ticaret anlayışı genel olarak uygulanır­ sa. Bunun sonucu olarak. yalnız iç değil. Ayrıca. ülkelerin eko­ nomik çıkarları uyumlu duruma gelecek ve refah artacaktı. Bunların or­ tak düşüncesi şuydu: Endüstri makinesi üretimde bulun­ duğu sürece.2. barışçı anlayışlı bir orta sınıf gelişmişti. hükümetlerin denetim gücü­ nü ve etkinliğini artırmıştır. ekonomik güç bir azınlığın eline geçmiştir.

Osmanlı devletinde. Bismarck. Almanya’da Bismarck bir ikilem için­ de kaldı. zaten 1838 yılından beri neredeyse sıfıra indirilmişti. her iki grupla da anlaşarak. öteki Avru­ pa devletleri de bu örneği izledi. Piyemonte’da Kont Cavour bu yolda çalışmaktay­ dı. 1875-1896 arasında. tarımda kullanılacak endüstri makinelerinin ülkeye ucuz girmesi­ ni. 1914 yılma kadar sürecek.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? başardı. üretimi ar­ tırmak. ilerde görüleceği gibi. de­ niz taşımacılığındaki gelişme ve soğutma teknikleriyle Av­ rupa pazarları denizaşırı ülkelerin gıda maddeleriyle dolup taşmaya başlamıştı ve bunlar Avrupa’da üretilenlerden da­ ha ucuzdu. Sonuç olarak. 1880 sonrasında serbest ticaret umutları bekleneni vermedi. ya da (ii) koruyucu gümrük duvarları koymak. “demirle çavdarın ittifakı” Almanya’ya demokrasi­ nin gelmesini geciktirecektir. Emperyalizm hızlandı. Toprak sahipleri ise. an­ cak gıda maddelerinin ülkeye gümrüksüz ve dolayısıyla ucuz girmesini istiyorlardı. Koruyucu­ luk kuramsal bir temele oturtuldu ve ekonomik bağımsız­ lık ve kendi kendine yeterli olma büyük önem kazandı. Endüstri sahipleri. Avrupalı üretici bu durum karşısında iki şey yapabilirdi: (i) Tarım üretimini modernleştirip. Cılız endüstrisini korumak durumunda olan Rusya bile gümrük duvarlarım düşürdü. çıkarlarına uygun gümrük duvarları koydu. Bismarck tutucu bir blok kur­ mak amacıyla. mallarını İngiliz rekabetinden korumak için koruyucu gümrük duvarları çekilmesini. İkincisi tercih edildi. 239 . Almanya’da gümrük duvarları yükselince. endüstri sahip­ leri ve Junkerler arasındaki bu bağlaşma. ama tarım ürünlerinin yüksek gümrük duvarlarıyla ko­ runmasını savunuyorlardı. nedenleri hâlâ tartışmalı olan bir “durgunluk dönemine”' girildi. devletler arasında kuşku ve güvensizlik tohumları atıldı. Demiryolları.

yani ilk darbenin avantajı artmış oldu. ilerde görüleceği gibi. Dünya Savaşı’nm çıkmasında hem kitle savaşı niteliği almasında ve hem de yıkıcılığında son derece etkili olmuştur. tahmin edilemeye­ cek ölçüde artırdı. bir ordunun be­ lirli bir yeri işgali kolaylaştı ve hızlandı. Dolayısıyla. bir bakı­ ma. hareketli ve ateş gücü yüksek hale geldi. Dolayısıyla. Yüzyılın başında Napolyon ordularının bile. Telsiz telefonun bulunmasıyla merkezden savaşan birliklere verilecek talimatlar anında gönderilmeye başlan­ dı. Seri biçimde ateş eden makineli tüfek. bir iki atışta hemen şiş­ meyen çelik alaşımından üretilen uzun menzilli toplar. 1. birliklerin bir yerden ötekine gidi­ şini hem kolaylaştırdı hem de hızlandırdı. Ancak 1870’ lere gelindiğinde. or­ duların ele geçirdikleri bu yeni güç. Askerlik ala­ nındaki bu gelişmeler. or­ dular son derece çevik. Daha önce incelenen gelişmelerle birlikte düşünüldüğünde. Askerlik Alanında Gelişmeler 19. hem I. İskender’in ordularından daha hızlı yol almadığı. Buna karşı er­ ken seferberlik yaşamsal bir önem kazandı. Dünya Savaşı’nı o zamana kadarki en büyük “uluslararası anarşi” olarak değerlendirmek yanlış mı ola240 . saldı­ rının. Çeliğin bileşiminin geliştirilmesi ve yaygın olarak kul­ lanılmaya başlanması. en çok savaş sanatını değiştirdi. ül­ kelerin birbirlerine verebilecek zararı. milliyetçiliği körükleye­ cek ve uluslararası uyum yerine uluslararası anarşiyi geçi­ recektir. çelikten yapıldığı için kolaylıkla bükülebilen dikenli tel. Demiryollarının sağladığı hız olanakları ve içten yanmalı motor. devletlerin birbirlerin­ den duyduğu korkuyu artıracak. Tüm bu gelişmelerin sonucu olarak. çok daha çevik olmadığı daha önce belirtilmişti.3. büyük ölçüde endüstri devriminin sonu­ cu olarak bu durum temelinden değişti.

korkunç bir sarmal etki-tepki ilişkisiyle savaşa vara­ caktır. Karşı tarafın silah­ lanmasından duyulan korku milliyetçi duygulan körükle­ yecek. Viyana Kongresi döneminde olduğu gibi. tek tek bireylerin elindeydi. C. Böylece. yeni ve güçlü ekonomik örgütlerin ortaya çıkışı. Parla­ menter demokrasinin simgesi durumunda bulunan Ingilte­ re’de bile. büyük iş çev­ releri ve silah fabrikaları. güç ve yetkileri kuramsal olarak sı­ nırlı. korku ve milliyet­ çilik. fakat gerçekte despotik. dış politikalar hâlâ monarklar tarafından denetlenip yürütülüyordu. Osman­ lı Devleti ve Avusturya-Macaristan imparatorluğu) parla­ mentolar kurulmuş olmasına rağmen. kaçınılmaz olarak. Sonuçta. bu silahlanmayı artıracak ve silahlanma yeni korku­ lar doğuracaktır. dış ilişkileri parlamentonun denetimi dışına çıkarmıştı ve bu konuda Doğu’ya göre bir üstünlük iddiasında bulunacak durumda 241 . hatta çıkmış bile olsa gerileme biçiminde belirmiştir: Dış politi­ kanın planlanıp yürütülmesi. büyük dev­ letlerin dış politikaları. Doğu Avrupa’daki üç imparatorlukta (Rus Çarlığı. 1870-1914 arasındaki dönemde. siyaset alanında da etkili olmuş­ tu. ulusla­ rarası barış ve güvenlikle ilgili son derece önemli bir alan­ da hemen hemen hiçbir değişiklik ortaya çıkmamış. ekonomi ile siyaset arasındaki bağ güçlenmişti. dış politikada süreklilik geleneği. DİŞ POLİTİKANIN TEK ELDE TOPLANMASI Büyük Fransız Devrimi’nden bu yana özgürlük ve örgüt­ lenme alanlarında büyük gelişmeler görülmüşse de.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi ? çaktır? Üstelik. Böylece. daha çok kâr için hükümetleri zorlamaya başlayacak ve bu durum da uluslararası rekabeti ve silahlanma yarışını hızlandıracaktır. silahlanma.

dışişlerinin üst kademe memurlarıyla belirli büyük iş çevreleri arasın­ daki ittifak. Bu yüzyılda. yüzyıl in sanı ekonomi alanında ilerlemenin kaçınılmaz temposuyla. bu dönem kesinlikle durgunluk dönemi değildir. dış ilişkiler tüm Avrupa ülkelerinde “kutsal bir sır” biçimine dönüştü. bir yanda devletle­ rin bir savaşta birbirlerine verebilecekleri zarar çok artar­ ken. AVRUPA UYUMUNUN SONU VE YENİ ULUSLARARASI GÜÇ DENGESİ Tüm bu gelişmelere rağmen. 242 . gerginlik ve şiddet ortamı içindeki 20. Ancak. yüzyıl insanı. hükümetin yetkileri. Bu ortamın doğal bir sonucu olarak. dış politikada demokratlaşmayı engellemektey­ di. 19. dış ilişkileri ve savaş hazırlıklarını hal­ kın denetimi ve bilgisi dışına çıkardı. Bir bakıma gerçekten de öyledir. büyük devletlerin hazırlıklarında kilit davranış biçimi olmuş. yüzyılın büyük ve yıkıcı savaş­ ları görünmez. 20. Seferberlik. Ulu­ sal çıkar kavramı. yüzyıla özlemle dolu bir bi çimde “barış yüzyılı” olarak bakar. yüzyılın özellikle ikinci yarısının bir barış dö nemi olması gerçekten tarihçiler için çok şaşırtıcıdır. Ancak. öte yanda uluslararası ilişkiler günün ihtiyaçlarına ce vap vermekten çok uzak bulunuyordu. öteki Avrupa devletlerindekine göre daha sınırlandırılmış ise de. se­ ferberliği en seri gerçekleştirecek devletin savaşta elde ede­ ceği büyük avantaj. bu yöndeki örgütlenmeyi hızlandırmış­ tı. Ç. daha önce belirtildiği gibi. Daha önce belirtilen tüm karışıklıklarına rağmen. Fransa’da. Böylece. Bismarck sa vaşları hem çok kısa sürmüş hem de yıkıcı olmamıştır. 19.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) değildi. Çüıı kü. 19. sömürge çatışmalarının hüküm sür­ düğü Asya ve Afrika’ da yerel savaşlar vardır.

Dış politika tek el­ den gizlilik içinde yürütülse bile. tek sözcükle “Avrupa Uyumu” sahne­ deydi. Tahtlarının altındaki patlayıcı güçlerin bilincinde olan Avrupa monarkları. bir ülkede başlayan hareketin nerede biteceği bilinemiyordu. yöneticilerin dayandıkla­ rı bu güçlerin seslerine kulak vermesi kaçınılmazdı. toplumsal güçler. Avusturya İmparatorluğu’ndaki Macar ayaklanması Rus i 243 . Buna gerek bırakmayan ekonomik. Avrupa Uyumu’nun temellerinden İkincisi.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? savaşın modası geçmiş duruma geleceğine inanmış bulu­ nuyordu. yöneticiler arasında ayaklanmalara karşı ortak tutumdu. Ancak. modern makine endüstrisi. Endüstri ve ticaret devrimlerinin ürü­ nü olan barışçı anlayışlı girişimciler ve orta sınıf. 19. dıştan çok iç sorunlara çevirmişti. Zenginliğin temel kaynağı olan uluslararası ticaret engellenmemeliydi. Avrupa Uyumunun Dayandığı Tem ellerin Yıkılm ası Avrupa Uyumu’nun dayandığı temel güçlerin 19. Her şeyden önce. aralarında yazılı olmayan bir görüş birliğine var­ mışlardı. Dünya Savaşı’ mn nedenlerini arama çabalarının çıkış noktası ol­ malıdır. Bu barışçı havanın nedeni. gelişme yolunda Avrupa devletlerinin dikkatlerini. yüzyılın sonlarına doğru teker teker yıkılması. Büyük Fransız Devrimi’nde görüldüğü gibi. temel anlayış hali­ ne getirdiği “kendi kendine yeterlilik” doktriniyle bu ba­ rışçı gelişmeyi kısa ömürlü yaptı. belki de I. çıkacak bir savaşın elde edilen her şeyi yok edeceğini biliyor ve ba­ rış yönünde ağır baskıda bulunuyordu. uluslararası siyasal ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek olan bir uluslararası ör­ gütün varlığı değildi. 1. yüzyılın sonlarına doğru beliren ekonomik koruyuculuk ve milliyetçilik.

Kant ve Rousseau gibi ünlü düşünürleri. başka ülkelerdeki ayaklanmalar bazen açıkça. Avrupa’nın biricikliği. Tıpkı. “Avrupa fe­ deral devleti” çağrısına zorlamıştı. yıkıldı. Doğu’nun “barbar” imparatorluklarına karşı güçlü Avrupa’nın yaratıl ması. Avrupa insanının 244 . Avrupa’nın “tek dininde” arıyordu. O kadar ki. iç statüko için omuz omuza daya­ nışma ortadan kalkacaktır. Avrupa’nın. Sosyal Darvinizmin de etkisiyle. Ama. Avrupa devletler hukukunun kaynağını. 16. rakibi zayıflatmak amacıyla. Ancak. Osmanlı monarkınm toprakları içinde yaşayan azınlıklara Avrupa devletlerinin müdahaleleri. Avrupa’daki dayanışma yalnız monarklarla sınırlı da değildi. Avrupa içinde oluşan birikim. Rus Çarı. Avrupa Uyumu’nun sürdürülebimesinin en önemli ne­ denlerinden biri. Bu dayanış­ manın dış nedeni. yüzyılın son çeyreğinin siyasal ve ekono­ mik milliyetçiliğine dayanamayarak. yüzyılın ilk devletler hukukçusu Hugo Grotius. Hıristiyan. ba­ zen de alttan alta desteklenecektir. Avrupalılar arasında bir dayanışma duygusuna yol açmıştı. Zaten. Avrupalı. gerginlik ve çatışmaların boşalım alanının bulunmasıydı: Sömürge ler. Avusturya’nın sınırları içindeki Sırpları açıkça isyana teşvik etmemektey­ di. Üçüncü olarak. Osmanlıların temsil ettiği Asya’ya ve Müslümanlığa karşı savunulmasıydı. Av­ rupa Birliği konusundaki 16. Osmanlı devletine karşı ortak bir cephenin kurulması gere­ ğinden kaynaklanmıştı. bir ba­ kıma uluslararası ilişkilerin gerçeğine uymayan bu yapay dayanışma. 19. uygar ve beyaz olmak. açıkça kışkırtmaları ve hatta askeri yardım­ ları en güzel örnektir. yüzyılın sonlarına doğru öyle bir dönem gelecek ve ulusal çıkar uğruna.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) Çarı tarafından bastırılmamış mıydı? Monarklar arası daya­ nışmanın iyi bir göstergesi olarak. yüzyıldan kalma görüşler. patlamasına engel olmak üzere düdüklü tencere­ ye açılan delik gibi. sömürge insanları.

2. üs­ tün devlete karşı koalisyon kurma eğilimi ve 19. An­ cak. dünya haritasında gezine gezine. Avrupa-içi gerginlikler patlama derecesine geldiğinde. Orada başlayan “sömürge çatışması” Avru­ pa’yı felaketine götürdü. 1870 sonrasındakinden çok farklı nitelikler gös­ termektedir. Güç dengesi kavramının içinde şu öğelerin bulunduğu daha önce belir­ tilmişti: Uluslararası sistem içinde gücün genel olarak da­ ğılımı. büyük devletler arasın­ da dengenin sağlanması yolundaki girişimler. 19. yıkılmakta olan Os­ manlı devletinin Balkan topraklarında sabitleşti. Bu anlayışın ışığı altında. Güç Dengesinin Değişmesi 19. Fransa’da Almanya’ya karşı intikamcı duygular tehlikeli bir noktaya ulaştığı zaman. “güç” denen son 245 . Viyana Kongresi ile kurulan güç dengesi gö­ reli olarak somut verilere dayandığından. Gerginlik­ lerin boşalım alanı burası olabilir miydi? Olabilirdi ama bu dağlık bölgenin bir tek kusuru bulunuyordu: Avrupa’nın içinde olmak. Napolyon’a karşı verilen savaşlarda olduğu gibi.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? saldırganlığının. kızgınlığının uçup gittiği nokta durumu­ na gelmişlerdi. peşkeş çekilebilecek yer kalmadı. Bismarck parmağı ile Afrika haritasında henüz Avrupa egemenliği altına sokulmamış bir toprak parçasını gösterebiliyor ve bu konuda Fransa’ya Alman desteğini sağlayabiliyordu. yüzyılın sonuna gelindiğinde yeryüzünde paylaşı­ labilecek. yüzyılda İngiltere’nin Almanya’ya karşı Fransa ve Rusya ile anlaş­ malar yapmasında görüleceği gibi. Savaş bulutla­ rının yarattığı panik duygusuyla titreyen Avrupa parmak­ ları. yüzyılın Avrupa’da göreli bir barış dönemi olmasının bir nedeni de güç dengesinde aranmalıdır. devletlerin birbirlerine peşkeş çekebilecekleri “boş” alanlar vardı. 1815-1870 döneminin güç dengesi.

Güç dengesi artık birbirlerine ittifak bağlarıyla bağlı olan devlet grupları arasında askeri. bir devlet belirli bir toprak parçasını eline geçirip genişlemediği sürece. belirli bir toprağın şu ya da bu devle­ tin elinde bulunması ile değerlendirilmekteydi. Bismarck. güç dengesini bozucu nitelikte ad­ dedilmiyordu. Bundan da önemlisi. Çünkü. artık belirli bir toprak parçasının şu ya da bu devletin elinde bu­ lunmasına bağlı olmaktan çıktı ve ölçülmesi güç bir nitelik aldı. 1871’de Alman ulusal birliğinin kurulmasıyla. bir devletin öteki devletlerin çoğunluğunun rızasıyla ve daha önce görüşmeler yapılarak toprak elde etmesi de. Osmanlı Devleti'nde 1841 tarihli Boğazlar düzeni ve Kırım Savaşı’mn so­ nunda imzalanan 1856 tarihli Paris Barış Antlaşması bu tip düzenlemelerin örnekleridir. uluslararası barış ve gü­ venliğin korunması açısından tehlikeli bir nitelik kazanma­ ya başlamıştır. güç dengesinin temelinden bozulmadığı varsayılıyordu. Prusya’nın topraklarını geniş­ letirken. bir dereceye kadar ölçülebiliyordu. ekonomik ve siyasal denge olarak tanımlanmaya başlandı. bir bakıma Avrupa Uyumu’nun tanımıy­ dı. Viyana Kongresi’nin güç dengesi temelinden değişmiş oldu. Toprak ile güç arasında doğru orantılı bir bağlantı tam kurulmamak­ taysa da. 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Yunanistan’ın ve Belçika’nın bağımsızlıklarını almaları. hiçbir Avrupa devletinin tam rızasını almış değil­ di. 1870’i izleyen yıllardaki uluslararası diplomatik olayların çoğu. güç dengesi. böylesine bir güç dengesi kurma çabaları­ nın sonucu olarak ortaya çıkmış. üç devlete savaş açıp. İşte.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) derece soyut kavram. Bu. 1870 sonrası güç dengesi. Avrupa Uyumu ve güç dengesi konusunda özet olarak şu söylenebilir: Endüstrileşmenin kısa süredeki etkileri ba­ 246 . Üstelik. 1870 sonrası as­ keri bloklarının da temeli olacaktır. Bu.

Dünya Savaşı’nm çıktığı 1914 tarihleri arasında Avrupa tarihinin 247 .Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? rıştan yana olmakla birlikte. Alman ulusal birliğinin kurulduğu 1871 ile I. 18. Böylesine bir ortamda. Dünya Savaşı’na kadar olan açıklamalar. yeni güçlerin bu bölgelerde kullanılışını ve bu davranışın ortaya çıkardığı uluslararası çatışma ve gruplaş­ maları temel alacaktır. bağımsız küçük birimle­ rin serbestçe saf değiştirdikleri ve barışı koruyan güç den­ gesi. Avrupa’nın daha önce değinilen genel görüntüsü içinde şu öğeler yavaş yavaş ağır basmaya başla­ mıştır: Giderek artan nüfus. yüzyılın esnek. Asya (özellikle Uzakdoğu) ve Afrika’da (özellikle Kuzey Afrika) kullandı­ lar. ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ İTTİFAK 1. 1870 sonrası dünya tarihi de büyük ölçüde bu çatışmaların öyküsünden başka bir şey değildir. İşte. 19. Şimdi asıl sorun. bu güçlerin nerede ve nasıl kullanılacağı ve Avrupa’nın büyük devletlerinin yeni kazandıkları bu güçleri nasıl ve nerede deneyecekleriydi. Avrupa devletleri yeni güçlerini Avrupa (özellikle Doğu Avrupa ve Balkanlar). Zaten. yüzyılın kapanırken artık tam anlamıyla tarihin malı olmuştu. Alman-Fransız Düşmanlığı 1870’lerden sonra. “Savaş tazıları” Avrupa sahnesin­ de dolaşmaya başladılar. D. muazzam endüstriyel güç ve giderek gelişen yeni savaş teknolojisi. 1870 son­ rası ittifaklar ve bloklar sistemi. bunu izleyen ve I. uzun sürede bunun tam aksi oldu ve sonuçları Avrupa’nın askeri ve soylu seçkinlerince savaş sanatına uygulandı. uluslararası alana esnek­ sizlik getirdi.

Alman­ ya’nın Fransa’dan duyduğu kuşkunun ise. Fransa açısından ise. kin duygula­ rının üzerinden zaman geçince. bu devletin asıl amacı. İngiltere. bir ada devleti olduğundan. İşte. Almanya’nın Stratejik Zayıflığı Fransa’nın Almanya’nın diplomatik girişimlerinden duydu­ ğu kuşkunun temeli. Alman ulusal birliğinin kurulmasından hemen sonra. 2. Modern ve güçlü Almanya. gerek Avusturya ve ge­ rekse Almanya’da abartılmış güvenlik endişelerine neden olacaktır. Fransa tarafından düşmanca kabul edilecek ve bu devlette güvensizlik duy­ guları ortaya çıkacaktır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) hiç değişmeyen öğesi. üç büyük monarşi arasında çeşitli "birlik­ ler kurulduğu gözlenmektedir. Dünya Savaşı’nm sonuna kadar sürecektir. hiç olmazsa bir kuşaklık barış dönemi aç­ maktı. Ancak. kısa bir anlatımla. 1871 yenilgisi olsa gerek. Almanya açısından Bismarck’m başlangıçtaki ana amacı. Almanya ile Fransa arasındaki düş­ manlıktır. Fransa’nın da bu yöndeki çabaları. 1871 düzenlemesinin bozulmasını önlemek ve Alman birliğinin güçlenmesini sağlamak için. üçlü ittifak ve onun kar­ şılığındaki üçlü itilaf. bu yeni denge arama çabalarının ürünleridir. 1871 öncesi yalnızlığından kurtulmak ve böylece Alman­ ya’ya karşı bağlaşıksız ve zayıf kalmamak olmuştur. stratejik bir te­ mel nedeni vardır. bu yöndeki girişimleri. güvenliği Avru­ 248 . Bu düzenlemelerin temelin­ de yatan unsur şudur: Yeni Alman devletinin varlığının is­ tikrarlı ve sağlam bir diplomatik ve stratejik temeli yoktu. Doğu Avrupa’da. Hatta bu düşmanlık II. İşin aslına bakılırsa. Ancak. üç savaş sonucunda aniden ve güçlü bir biçimde kurulmuştu ama coğrafi bakımdan Avru­ pa’nın saldırıya en açık devletiydi.

Fransa’nın bu konudaki duyarlılığını. ancak. Dış politikası­ nın temeli de Ada’ya en yakm kıta içinde güç dengesinin sağlanmasıydı. böylesine bir stratejik düşünceyle açıklanabilir. Başka bir ada devleti olan Japonya için de durum aşağı yukarı aynı­ dır. ulusal ve ekonomik unsurların yanında. I. yine göreli olarak güvenliği açısından fazla bir endişe duymamaktaydı. Belçika ile Hollanda’nın işgali onu I. Ancak. Pirene dağlan dolayısıyla güneyinden ve İsviçre Alpleri ile de güneydoğusundan bir dereceye kadar emin bulunmaktaydı. İtalya. Avrupa’nın Akdeniz’deki dört büyük ya­ rımadasının (Ispanya. Asya’da Rusya’nın güçlenmesine karşı. Ada’ya en yakm kıtada güç dengesini kollamış ve kıtanın Ada’ya en yakm bölgelerinin (bu durumda Kore ve Mançurya) emin ellerde bulunması­ na çalışmıştır. Ingiltere güvenliği konusunda büyük bir endişe duymamış. Alpler ve Doğu Anadolu yükseklikle­ ri). ekonomik nedenlerin yanında. ilginç bir nokta olarak. Böylece. bir kıyı devleti olarak. Bu bakımdan bu sayılan devletlerle birlikte İtalya da. Fransa. Atlas Okyanusu ile ba­ tısından. 249 . bir yanmada devleti olarak. 1904-1905 savaşında Kore’yi işgali. A lsace-Lorraine stratejik bakımdan bu hassas durumuyla şimdi Almanya’nın eline geçmişti. ilerde gö­ rüleceği gibi. Dünya Savaşı’nm en kanlı savaşları bu bölgede verilecektir. Saldırıya açık bölgesi düzlük olan Alman­ ya sınırıydı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? pa Kıtası’nm Ada’ya en yakm bölgelerinin (Belçika ile Hol­ landa) emin ellerde bulunmasına bağlıydı. Dola­ yısıyla. İtalya. A lsace-Lorraine ve Ren akarsuyu köp­ rülerine sahip olduğu sürece. Grek ve Anadolu) kıtaya bir­ leştikleri bölgeler genellikle yüksek dağları içeren yüksek yerlerdir (Pireneler. göreli bir güvenlik içinde sa­ yılabilirdi. Bu sağlandıktan sonra. O da. stratejik düşünceler de açıklamaktadır. tıpkı Ingiltere gibi. Dünya Savaşı’na girmesinde en önemli neden olmuştur.

güvenliğini ani bir tehdit altında görmeyebilirdi. iki devlet arasındaki bu potansiyel çatışma konusu. Rusya. bu dış politika amacını sağlamak için. tüm devletler arasında stratejik açıdan en avantajlı durum­ daydı. askeri ba­ kımdan her zaman hazırlıklı olmak ve gelecek bir savaşta “ilk darbe” yeteneğine sahip bulunmak. Şimdi Dalmaçya kıyıları Avusturya’nın elinde bulunduğundan. güvenliği açısından önem verdiği. 250 . Almanya’da. İtalya’nın. Almanya’nın bu durumu. hemen hemen hiçbir ya­ nında doğal engellerin bulunmadığı ve doğu ile batısına iki güçlü devletin (Rusya ile Fransa) yerleştiği Almanya idi. yani Dalmaçya kıyılarının emin ellerde bulunmasıydı. saldırı karşısında geri çe­ kilebileceği geniş toprak parçalarına sahipti. üzerinde en çok durulan konular olmuştur. Her alanda ünlü olan “Alman disipli­ ni”nin bir nedeni de.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Kıta’ya birleştiği noktadan bir dereceye kadar emin bulu­ nuyordu. 1871’den sonra. ödünsüz ve sıkı bir ulusal birlik kurmak gerekliydi. İç politikada ise. Burası kendi elinde bulunduğu ya da en azından düşman elinde bulunmadığı durumlarda. bir kıta devleti olarak. Bu bakımdan. coğrafyanın bu azizliği olsa gerek. Bu durumda açıkça görünmektedir ki. Bismarck tarafından hasır altı edilmeye çalışılmış ve bunda bir süre başarılı da olmuş­ tur. Dünya Savaşı’nda da kullanılacak ve Hitler’in büyük ordusu benzer stratejiye kurban gidecektir. devletin tüm tarihi boyunca etki­ sini gösterecektir. bir yarımada devleti olarak. Kıta’nm yarımadaya en yakın kıyı bölgesinin. Avrupa’nın sal­ dırıya en açık olan büyük devleti. 1812’de Napolyon’un büyük ordusunu geri çekilme stratejisiyle yenmemiş miydi? Aynı strateji II.

İttifakın önem251 . Alman dış politikası­ nın temeli yaptı. Bundan sonra Bismarck. “Kutsal lttifak”tan kalma “monarklar arası dayanışma”nm sürdürülmesi. Fransa çok kısa bir süre önce yenilmiş olduğundan ve kin duyguları­ nın üzerinden zaman geçmemiş bulunduğundan. (ii) barış tehlikeye düşerse. (iv) devrimci ayak­ lanmalara karşı ortak bir tutum alınacaktı ve (v) taraflar bir başka devletle ittifak yapmayacaklardı. Rusya ile Avusturya’nın çıkarları­ nın bu bölgede çatışacağını anlamıştı). Bismarck’m da korkulu bir biçimde beklediği gibi. Bu ittifak. Almanya. ister Fransa olsun ister Rusya. Ancak. Bu birliğin önemli maddelerine göre. 1872 yılında.3. Avusturya İmparatorununki ise. Bismarck Fransa ile Rusya’nın birbirlerine yaklaşmasıyla doğabilecek “iki cep­ heli savaş” durumundan kurtulmayı. Avusturya ile Rusya’yı yanma alarak 1872 yılında Birinci Üç İmparatorlar Birliği’ni kurdu. hiç olmazsa Avustur­ ya’yı sürekli yanında tutmak istemiş ve 1879 yılında bir it­ tifakla bu devleti Almanya’ya bağlamıştır. (i) Avrupa’nın statükosu kabul ediliyordu. tıpkı 1815’te olduğu gibi. Orta ve Doğu Avrupa’nın üç tutucu monarşisi birleşmiş oluyor­ du. tek bir devletin saldırısına karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilir. Bismarck Antlaşmalar Sistemi Tüm bu düşüncelerin ışığı altında. üçlü ittifak üçgeninin birinci kenarını oluşturur. Bu birliğe girer­ ken Rus Çarı’nm düşüncesi. ancak ikisinin birlikte saldırısı karşısında son derece güç bir durumda kalırdı. (iii) Balkanlar’da çıkacak herhangi bir anlaşmazlık birlikte çözülecekti (Bismarck. Böylece. birlik 1875 yılında başlayan Balkan bunalımı sırasın­ da dağıldı. taraflar aralarında görüşmelerde bulunacaklardı. Bis­ m arck. Balkanlardaki gelecek genişleme ça­ balarında Almanya’nın önce sempati ve sonra etkin deste­ ğini sağlamaktı.

(iii) Türk boğazlarının kapalılığına saygı gösteri­ lecek ve Osmanlı devletinin başka bir devlete boğazlarda üs vermesi önlenecekti (burada İngiltere ya da Fransa’dan söz edilmekteydi). taraflar Fransa’nın yalnız başına girişeceği bir saldırıdan fazla çekinmemekteydiler. 1875 Balkan bunalımının hızı kesil­ dikten sonra. öteki taraf saldırılanın yardımına koşacaktı. öteki iki taraf yansız kalacaktı. (iii) taraflardan biri. Bu düzenlemeleri izleyerek. Bu yüzden. Ancak taraflardan biri. Rus dostluğuna ve bunun resmi bir ittifakla güçlendirmeye da­ ha çok önem vermeye başladı. kendi 252 . Afrika sömürge­ lerinde genişlemek isteyen ve bu girişimlerinde en çok İn­ giltere ve Fransa ile çatışma ihtimali bulunan İtalya’yı. öteki taraf müttefikine yardım edecekti. Rusya’dan başka bir devletin (Fransa den­ mek isteniyor) saldırısına uğrarsa öteki taraf yansız bir po­ litika izleyecek. Bismarck. İtalya ve Avusturya arasında üçlü ittifak kurulmuştur. taraflardan biri Rusya’nın saldırısına uğrarsa. öteki iki bağla­ şık İtalya’ya yardım edecekler. istemeyerek de olsa. 1879 Alman-Avusturya İttifakı içine almış ve böylece 1882 yılında Almanya. Rusya ile Avusturya’yı Balkanlarda yeniden anlaştırdı ve 1881 tarihinde ikinci üç imparatorlar birliğini kurdu. Avusturya ile yaptığı ittifaktan sonra. (ii) taraflar Avusturya’nın 1878 tarihli Berlin Antlaşması ile kazanmış olduğu haklara saygı gösterecek­ lerdi (Bosna-Hersek’in işgal ve yönetimi Avusturya’ya bıra­ kılmıştı). Rusya ile savaşa gi­ rişebilirdi. Bu birliğin önemli maddelerine göre. Görüleceği gibi. Rusya bu saldırgan devlete yardım ederse. şimdi bu Avusturya ittifakı yüzünden. Çünkü. (i) taraflardan biri. bir dördüncü devletle savaşırsa. (i) ta­ raflar birbirlerine yönelen ittifaklara girmeyecekler. (ii) tahrik edilmeden Fransa İtalya’ya saldırırsa.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) İi maddelerine göre. Bism arck. Bu ittifakın önemli maddelerine göre.

Balkanlar’da 1885-1886 yıllarında. Bunun üzerine. Rusya ile Avusturya’nın araları bozuldu. Avusturya ile Rusya’nm Balkanlar’da birbirleriyle çatışan girişimlerde bulunmamaları temeline dayanıyordu. Avusturya ile imzalanmış bulunan 1879 tarihli ittifak antlaşmasını da dikkate alırsak. İşte. Bismarck’m bu gerçekten akıllı ve Almanya’yı Avru­ pa’nın siyasal bakımdan en etkin devleti haline getiren ta­ sarıları. bu iki inatçı atı ayrı ayrı arabalara koşmak istedi. Bu politikanın sonucu. tüm müttefikler savaşa katılacaklardı. yürümeye başlayınca ayrı yönlere gidiyordu.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? tahriki olmaksızın iki ya da daha çok devletin saldırısına uğrarsa. (i) ta­ raflardan biri bir üçüncü devletle savaşa girerse. Bismarck’m Almanya’nın güvenliği açısından istediği düzenlemeler bu tarihe kadar 253 . (ii) Boğazların kapalılığına uyulacak ve (iii) Almanya Rus­ ya’nın Balkanlar’daki haklarını tanıyacaktı. temelini milliyetçilikten alan bunalımlar başlayınca. öteki taraf yansız kalacak. Ancak bu iki at. Avusturya ile Rusya. 1887 tarihli Alman-Rus Güven­ ce Antlaşması’dır. ancak taraflardan birinin Fransa ya da Avusturya ile yapacağı savaşta bu hüküm işlemeyecek. bir arabaya koşulmuş ve yan yana çok güzel duran iki ata benzemekteydiler. Bunun önemli maddelerine göre. 1879 itti­ fakını da hesaba katarsak. yine akıllı bir politikayla. B'ısm acrk. bu gerçekçi bir beklenti değildi.

Bism arck ’m Almanya’nın gü­ venliği ve Avrupa barışı konusundaki düzenlemeleri bura­ da bitmiş değildir. Ancak. güneyinde İtalya birlikleriyle de uğraşmak zorunda kala­ caktı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Üçlü İttifak 1915 yılma kadar yürürlükte kaldığından. Fransa. Alman-İngiliz Rekabeti 1870 sonrası döneminin Avrupa diplomasisinin değişme­ yen öğelerinden biri Alman-Fransız düşmanlığı ve sonucu 254 . Yine Bism arck’m girişimleriyle. Avusturya-Romanya antlaşmasına 1888 yılında İtalya da taraf olacaktır. Rusya yalnız saldırdığı takdirde. Pek gerçekleşmeyecek olan Fransa’nın İtal­ ya’ya saldırısından yardım karşılığında önemli kazançlar sağlamış sayılabilir. Almanya’nın doğu cephesideki yükü hafifleyecekti. 4. Almanya hem Avusturya hem de İtalya’nın yardımını sağlamış olu­ yordu. Tüm bu önemli düzenlemelerin sonucu olarak. Eğer Fransa ile Rusya birlikte saldırırlarsa. 1888 yılma gelindiğinde. 1881 yılında Avusturya ile Sırbistan ara­ sında gizli bir antlaşma imzalanmış ve böylece Sırbistan da Üçlü Ittifak’a bağlanmıştır. Aynı gün Almanya da aynı yükümlülüklerle bu antlaşmaya katıldı. Bismarck. Sırbistan Avustur­ ya’ya danışmadan başka devletlerle siyasal nitelikte bir an­ laşma yapmayacaktı. şimdi İtalya’dan korkusu kalmayan Avusturya tüm gücüyle Rusya’ya karşı savaşabilecek ve böylece. Almanya’nın kıta üstünlüğü açıkça or­ taya çıkmıştır. Avrupa ittifakları arasında en önemli ve istikrarlılarından sayılır. Almanya’ya saldırdığı takdirde. Buna göre. 1883 yılında Avusturya ile Romanya arasında bir savunma ittifa­ kı imzalandı. bu ittifakla Almanya’nın güvenliğini güç­ lendirmiştir. taraflar birbirlerine yardım edeceklerdi. Rusya taraflardan birine saldırdığı takdirde. Buna göre.

Kıtada ise İngiltere. Çünkü. 1888 yılında Alman tah­ tına çıkacak olan II. ilerde ele alınacağı gibi. Alman krallık ai­ lesine girdiğinden beri iki hanedanlık arasındaki sürtüşme de başladı. Ingiltere artık dünyanın tartışmasız en üstün endüstri ve ticaret gücü değildi. İngiltere’nin tartışmasız deniz üstünlüğü devam ettiği sürece çatışma tam anlamıy­ la açığa çıkmadı. İngiltere gibi bir endüstri ve ticaret “devinin” Almanya ile ticari rekabetinin önemli sonuçlar doğurması biraz şaşırtıcı olabilir. Annesinin mutsuzluğundan da et­ kilenen II. Onun da adı Victoria olan bu soylu İngiliz kızı. İngiliz kraliyet ailesindeki liberal havaya alışkın olan Victoria. İngiltere. ABD gibi güçlü devletlerle de ticaret alanında yarışıyordu ve eski bir en­ düstri ve ticaret devleti olarak büyük avantajlara sahipti. rekabet şiddetlendi. anneannesinin büyük imparatorlu­ ğunu sürekli kıskandı. W ilhelm ise. imparator Fred erick ile İngi­ liz Kraliçesi Victoria’n ın en büyük kızının oğluydu. Üstelik.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? da Üçlü Anlaşma ise. İki devlet arasındaki bir başka yarışma konusu ticaret alanındadır. Wilhelm ile birlikte Almanya denizlerde de önemli bir güç ha­ line gelmeye başlayınca. ikinci değişmeyen öğesi AlmanIngiliz rekabetidir ve sonucu da yine bir başka Üçlü Anlaş­ ma olacaktır. Almanya ile açıkça rekabet ha­ lindeydi. II. endüstri devriminin getirdiği yeni tekno­ lojiyle (elektrik ve kimyasal maddeler) Almanya kısa süre­ de arayı kapatmış ve hatta endüstrileşmede İngiltere’yi geçmişti. 255 . Dolayısıyla. Alman-lngiliz rekabetinin en önemli olmasa bile ilginç konularından biri. Tüm bu gelişmelere rağmen. aile bağlarıdır. ABD hâlâ uzakta sayılabilirdi ve geniş bir iç pazarı vardı. Ancak. Almanya’daki sıkı ve disiplinli saray yaşamı­ na bir türlü ısınamadı. Ancak. W'ılhelm. Bu sırada bir Amerikan deniz subayı olan A lfred M aharı (1840-1914).

vurmalarından çok vurulmamaları önem kazandı ve deniz savaşı stratejisinde sa­ vunma. Alman-lngiliz rekabetinin bir konusu da sömürgecilik­ tir. Hele. uzun vadede. Avrupa’da Alman güvenliği ve kıta barışı en önemli amacı olan Bişm arck. büyük devlet olmanın yolunun sömürge­ cilikte olduğuna inanıyor ve üstelik daha önce sözünü etti­ ğimiz gibi. Dolayısıyla. yüzyıllardır Avrupa devletlerinin toplam deniz gücünden daha üstün bir deniz gücüne dayayan İngiltere. W ilhelm. Almanya için uzun vadeli tehlikeler taşıyacağına inandığı sömürgeciliğe önem vermemişti. Bu buluşla İngiltere’ nin deniz üstünlüğü çok yanıltıcı bir hale geldi. saldırıdan daha önemli hale geldi. büyükannesinin sömürgelerini de kıskanıyor­ du. tartışmasız deniz üstünlüğünü yitirdi. II. Zırhlı sa­ vaş gemileri.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) D eniz Gücünün Tarihe Etkisi. ahşap gemilere oranla daha korkusuz ve güçlüydüler. Bism arck’m istifasıyla devletin yönetimini tümüyle ele ge­ çirdiği 1890’larla birlikte. Tüm savaş stra­ tejisini. II. son derece pahalıya çıkıyor ve büyük bir hedef oluşturuyorlardı. İngiltere buna kendini uydurabilirdi. Burada. İngiliz tarihinden örnekler vererek. bu kitabın en çok Almanya’da okunduğu ve II. Bu gelişmeler 19. 1660-1783 başlıklı kitabını 1890’da bastı. yüzyıldan önce ortaya çıksa ve yavaş bir tempo izleseydi. Ancak. İlginç olan nokta. W ilhelm. 10 yıl gibi kısa sürede denizlerdeki dengenin değiş­ mesi. 1905’te Dreadnought denen zırhlı savaş gemilerinin yapımına başlan­ ması bardağı taşıran son damla oldu. İngiltere’yi büyük bir endişeye itti. İngiltere’nin büyüklüğünün nedeninin deniz gücü olduğu­ nu ve denizlerde güçlü olan devletin. W ilhelm ’ı çok etkilediğidir. İktidarı tümüyle eline geçirdikten sonra sömürgeciliğe 256 . An­ cak. hem sayı hem de deniz savaşındaki yeni gelişme dolayısıy­ la. kara­ larda da güçlü olan devlete üstünlük sağlayacağını ileri sü­ rüyordu. hızla donanma yapımına başladı. Ama.

Hatta. Balkanlar’ı doğal yayılma alanı olarak gören Avusturya. sömürgeleri birbirlerine peşkeş çekebilirken (1904’te İngiltere Fransa’yı Fas’ta. Üçlü Anlaşma belki de hiç kurulamayacaktı. İtalya ve Avusturya. Böylece. öte yanda Fransa ile Rusya. bu işi görürken gerisinden. İNGİLTERE’NİN SÖMÜRGE (DENİZ) ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ ANLAŞMA 1. İtalya’ya yanaştı. E. Blok-Dışı Anlaşmalar Almanya’nın Avrupa kıtasındaki başat durumuna karşı öteki devletlerin dengeyi kurmaları hemen ve kolay olma­ mıştır. İngiltere. bu yarışa yeni katılmaya başlayan İtalya ve sonra Avusturya ile 1887 yılında Akdeniz ile ilgili anlaşmalar yaptı. sömürgecilikte eski düş­ manı Fransa ile olduğu gibi anlaşamadı. İngiltere ise. yani İtalya’dan emin olmak istiyordu. II. iki grup devlet arasında rekabete dayanan yeni bir diplomatik sistem ortaya çıkmış oldu. Fransa’ya karşı Akdeniz’de denge sağlamak ve 1882’de eline geçirdiği Mısır’daki yerini sağlamlaştırmak için. 257 . Fransa da İngiltere’yi Mısır’da serbest bırakmışlardı) Al­ manya’nın değiş tokuş için verebileceği herhangi bir top­ rak parçası yoktu. sömürge üstünlüğü için mücadele eden bu üç sömürgeci devletten İngiltere. İtalya ise. Almanya ile. İngiltere ile Fransa. Bir yanda Ingiltere. ilerde görüleceği gibi.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? başladı. Bunun en önemli nedeni. Fransa ve Rusya arasındaki sömürge çatışmalarıdır. W ilhelm ’in ih­ tiraslı dış politikası olmasaydı. İngiltere. Osmanlı devleti ve Akdeniz’de. Afrika’da sömürge elde et­ mek için Ingiltere ile anlaşması gerektiğini anlamıştı. Çünkü. Uzakdoğu.

Ûte yandan. W ilhelm Alman dış politikasının yönetimini tümüyle Bism arck ’a bı­ rakmış bulunan İmparator I. tıpkı 1800’lerin Ingilteresi gibi. kurulan denge de bozulmaya başladı. Şimdi II. Sosyal De­ mokrat Parti’yi. sömürge konularında amansız bir rekabe­ te girişen iki grup devlet arasında denge sağlayarak. W ilhelm ’m aramakta olduğu ye­ ni ve sömürgeci bir dış politikaya sahip olmak durumun­ daydı. giderek en­ düstrileşen Almanya’nın güçlenen işçi partisini. Tutucu bir politikacı olan Bism arck ile anlaş­ mazlığa düşmesi. F red eric W ilhelm ’in 1888 yı­ lında ölümü üzerine. tarihsel açıdan rastlantı değildir.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Rusya. II. gerekirse orduyu kullanarak ezmek istiyo­ rdu. Yeni “dünya politikası” ile Bismarck’m Avrupa içine sıkışık politikası çatışmaktaydı. yüzyılın başına kadar böylece süre­ cektir. Alman­ ya. 2. Bu durum. Bismarck’m Düşüşü ve II. II. yönetimine bir iç savaşta kan dökerek 258 . Yaşlı şansölye ile genç imparator özellikle dış politika ko­ nusunda anlaşmazlığa düştüler. Bism arck’m . 1887 yılında Rusya ile yaptığı Güvence Antlaşması ile. büyük endüstri devleti olma yolundaydı. W ilhelm. Bism arck. Bu yüzden Fransa’nın desteğini aradı. dirik ve ilerici nitelikte düşünceleri olan genç bir hü­ kümdardı. Fransa’nın ise. Almanya. Avru­ pa’daki güvenliğini en yüksek noktasına çıkarmak peşin­ deydi. bu iki grubu dengelemek istedi. Uzakdoğu ve Osmanlı devletinde İngiltere ile çatış­ maktaydı. W ilhelm ise. İki adam arasında iç politi­ ka alanında da anlaşmazlık vardı. 20. şimdi İngiltere ile sıralanmış bulunan devletlerle ittifakları vardı. hem Almanya’ya ve hem de Akdeniz ve Uzakdoğu’da çatıştığı İngiltere’ye karşı doğal müttefiki ancak Rusya ola­ bilirdi. yüksek ülküle­ ri.

1889 yılında Bismarck’ la çatışma pahasına Osmanlı Sultam’m ziyaret ederek des­ tek vaat etmişti. Almanya’nın sömürgecilikte geri oluşunun nedenlerim araştırmış ve şu sonuçlara varmıştı: (i) sömürgeciliğe öteki Avrupa devlet259 . monarkla çatışan her yöneticinin başına geldiği gibi. bu devletin Almanya’ya karşı doğuda açacağı cephedeki yükü çok hafifletebilir ve böylece savaşın ilk aylarında Fransa ile tüm gücüyle sava­ şan Almanya. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Galiçya’da Rusya’ya karşı açacağı cephe. daha imparator olmadan önce. iki cepheli savaştan Bismarck kadar kork­ muyordu. ne Bism arck diplomasisinin inceliklerini anlayacak yetenekteydiler ne de İmparator’a karşı çıkma cesaretleri vardı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? başlamak niyetinde değildi. Alman siyasetinden çekilince. Bism arck da görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Mantıki olarak bu stratejik düşün­ cenin siyaset alanındaki yansıması. W ilhelm. Alman ulusal birlinin kurucusu. ister şansölye. II. Fransız-Rus Antlaşması II. ister başbakan. Avrupa diplomasi­ sinin en güçlü diplomatı ve belki de “İkinci Metternich”. yeni İmparator. Bu koşullar altında. Doğal olarak bu davranış. is­ terse vezir olsun. Rus dostluğuna Bis­ m arck kadar önem vermemekti. W ilhelm dizginleri sıkıca eline aldı. Üstelik. 3. Wilhelm’in yeni Genelkurmay Baş­ kanı W eldersee. Yeni şansölye Caprivi ve Dışişleri Bakanı Marschall. ilerde ayrıntılarıyla görüleceği gibi. Düşünceler arasındaki bu temel farklılık dolayısıyla Bismarck yirmi yıldır sürdürdüğü dış politikada güçlükler­ le karşılaşmaya başladı. Bismarck’m Rusya’ya Yakındoğu’da destek sözüyle çatışıyordu. Fransa’yı yendikten sonra yine tüm gücüyle Rusya’ya yüklenebilirdi.

Fransa. Buna göre. (iii) Rusya’ya gereğinden çok önem vermiş. üç yıl önce imzalanmış Güvence Antlaşması’m yenilemedi. Ancak. donanma yapımına hız verdi ve 1890 yılında. bir yanda İngiltere ile rekabet hızlanmış. Fransa ile Rusya arasında imzalanan bu antlaşma ile kurulmuş oldu. İkinci kenarı ise 1904 yılında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan antlaşmadır. Wilhelm’m birinci bulgu için yapabileceği bir ş yoktu. 1900’lere gelindiğinde. Bu değişik politikanın sonucu olarak. Bu yaklaşmanın so­ nucunda iki devlet arasında 1894 tarihli antlaşma imzalan­ dı. Almanya’nın ya da Almanya tarafın­ dan desteklenen İtalya’nın saldırısına uğrarsa. güç dengesinin bozulmakta olduğunu tam göreme­ mişti. Bu son düşüncesinde Genelkurmay Başkam Welderse’nin etkisi açıkça görülmekteydi. öte yanda Rusya Al­ manya’nın yeni tutumundan endişe duymuş ve içinde bu­ lunduğu diplomatik ve askeri yalnızlıktan dolayı müttefik aramakta olan Fransa’ya yaklaşmıştır. Almanya’nın Avrupa’daki üstünlüğüne pek önem verme­ miş. Rusya. emperyalizmdeki başarılarının etkisiyle. zamanı geri çeviremezdi. Üçlü Anlaşma üçgeninin ilk kenarı. Ingiliz-Fransız Antlaşması (E n ten te C ordiale) 1900 yılma gelindiğinde Avrupa politikasının temelini is­ tikrarsızlık oluşturuyordu. Almanya’nın ya da Almanya tarafından desteklenen Avusturya’nın saldırısına uğrarsa. 4. derhal son iki ha­ tayı gidermeye başlayarak. Böylece. Rusya Fran­ sa’ya yardım edecekti. (ii) donanması güçlü değil­ dir. dengenin Fransa’nın aleyhine 260 . 1871’den sonraki 30 yıllık süre içinde. II. İngiltere. Rus dost­ luğunu önemsemiş ve bu yüzden Avrupa içine sıkışıp kal­ mıştır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lerinden daha geç başlamıştır. Fransa Rusya’ya yardım edecekti.

Çin üzerinde Rus-Japon yakınlaşmasını önlemek ve daha da önemlisi. Bu tarih. Asya’da karşısına görkemli deniz gücünü çıkaramayacağı bir kara devletinin. Bunun önemi şuradadır: İngiltere. Bir ada devleti olarak Japon­ ya’nın ulusal çıkarı. Rusya’ya Fransız ser­ mayesinin girmesi ve Mançurya’ya da ekonomik bakımdan sızmaya başlaması. kıtanın Ada’ya en yakm bölgesinin. Trans-Sibirya demiryolunun yapımına başlaması. Japonya ile 1902 antlaşmasını bu yüzden yaptı. sömürge yollarının korunmasında deniz rekabetine tahammülü olmayan İngil­ tere. Böylece. tarihte ilk kez. İngiliz sömürge imparatorluğuna Asya’dan bir tehdidin doğmuş olmasıdır. Avrupa politikası tehlikeli bir dönemece girmiş bulunuyordu. Güney Asya’daki ge­ niş sömürge bölgelerinin güvenliği tehlikeye düşebilirdi. Rusya’nın askeri gücüyle hesaplaşmak durumunda kalabilirdi. İşte. İngiltere. Japonya açısından ise. kendini Fransa’ya yakm hissetmiştir.Birinci Dünya Savaşı'na Nasıl Gidildi? döndüğü ve Almanya’nın deniz silahlarında İngiltere ile arayı kapatmaya başladığı anlaşılınca. Dünya Savaşı değildir. Çün­ kü. Bu durumda. Rusya’nın 1891 yılında Trans-Sibirya demiryolunun yapımına başla­ masıdır. ya­ ni Mançurya ve onun uzantısı olan Kore yarımadasının 261 . genellikle be­ lirtildiği gibi. o güne kadar sürdürdüğü anlaşmalara girme­ me politikasını terk etti. Rusya’ya karşı Asya kıtasında savaşabilecek nitelikte kara ordusu çıkaracak tek devlet Japonya idi. Rusya’nın Fransa ile antlaşma yapması. ilk iş olarak. 1902 yılında Japonya ile bir itti­ fak yaparak. Çin üzerinde emperyalist emeller bes­ leyen Japonya’yı hem tedirgin etmiş hem de güvenliğini tehdit altında görmüştür. İngiltere’nin “yalnızcılık politikası”nm artık günün ulusla­ rarası ilişkilerinin gerçeklerine yanıt veremeyeceği açık bir biçimde ortaya çıktı ve bu devlet Japonya’ya yöneldi. Bunun nedenleri. 2. Üzerinde güneş batmayan Ingiliz İmparatorluğu’nun yıkılma sürecinin başlangıcı.

ilk kez bir Avrupa devleti­ nin. Ingiliz-Japon anlaşması gereğince. Bu olay. İngiltere ile Japonya Uzakdoğu statükosunu korumak yükümlülüğü altına giri yorlardı. Avrupa’nın dünya politikasındaki merkezi durumunun zayıflama süresinin başlangıcım oluş­ turmaktadır. İngiltere açı­ sından nedenleri şöyle sıralamak mümkün: Bir kere. İngiltere’ye düşmanlarına karşı deniz gücünü hem Avrupa hem de Uzakdoğu’da aynı zamanda kullanamayacağını gösterdi. İngiltere ile Japonya birbirlerini des­ tekleyeceklerdi. bir rastlantı olarak. başka bir Avrupa devletine karşı kullanmak üzere. Hele bir kara devleti olan güç­ lü Rusya’ya karşı Uzakdoğu’da hiç kullanılamayacaktı. bu antlaşmadan güç bulan Japonya Rusya’ya saldırdığı ve 1894 antlaşmasına göre Fransa da Rusya’ya yardım ettiği takdirde. İngil­ tere 1902 antlaşması yüzünden ve istemeden Fransa ile ça­ tışabileceğim anladı. bir Asya devletinin desteğini araması gerektiğini göstermiş bu­ lunmaktadır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) emin ellerde olmasına dayanıyordu. 262 . 1902 antlaşmasının önemi şu noktalarda toplanabilir: (i) Bu antlaşma. 1904 Ingiliz-Fransız antlaşmasının da temelini oluşturmaktadır. öteki devlet yansız kalacak. Bu yüzden. Ingiliz-Japon ittifakı. bu antlaşma. İki devletten biri bu statükoyu korumak için üçüncü bir devletle savaşa girişecek olursa. yeni yüzyılın en önemli özelliklerinden birini tam anlamıyla simgeler: Dün­ ya politikasındaki üstünlüğün ya da başatlığın Avrupa’dan “kanatlara”. İngiltere ile Fransa birbirlerine karşıt iki askeri kamp içine girmiş ola­ caklardı. işin aslına bakılırsa. İngiltere ile anlaşmayı bu yüzden imzaladı. 20. ancak bir başka devlet bu üçüncü devlete yardım edecek olursa. Çünkü. yüzyılın tam başlangıcında o taya çıkmıştır. yeni İngiliz Başbakanı Lord Baljour. yani Amerika ve Asya kıtalarına geçmesi. Bu yüzden. (ii) Ayrıca. Bu süreç.

Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? sömürge sorunlarında Fransa ile anlaşma çarelerini arama­ ya başladı. İngiltere’nin 1882’ de işgal ettiği Mısır’dan çıkmasını istemekten vazgeçecekti. Fransa ile Ingiltere ise siyasal nite­ likte bir anlaşma ile bağlanmış bulunuyorlardı. İngiltere artık her devletten çok Almanya’dan endişe duy­ maya başlamıştı. İngiltere ile Fransa’nın. 1904 antlaşmasını hızlandıran olay ise. Yani. Anlaşmanın gizli olan hükümlerine göre ise. Balkanlar’da barışın hızla bozulmakta olduğunun ve bunun da büyük bir savaşa varabileceğinin her iki devletçe de anlaşılmış ol­ masıdır. Bu yüzden Fransa ile yakınlaşmayı sağla­ mak ve bunun için de sömürge konularını çözüme bağla­ mak gerekiyordu. İkinci olarak. Fransa Fas’ın siyasal statüsünü değiştirmeme sözünü veriyor (yani. Yani Fas. buna karşılık Fransa. 1904 tarihli Ingiliz-Fransız sömürge antlaş­ ması ya da daha yaygın olan deyimiyle ‘‘içten Misak” (Entente Cordiale ) bu hava içinde imzalanmıştır. Fransa açısından ise. Bu sömürge anlaşması. birbirlerinin girişimlerine engel olmamaları öngörülüyordu. daha önce de işaret edildiği gibi. Bu yüzden. Aynı biçimde. Bu antlaşmaya göre. İngiltere de Mısır’ın siyasal statüsünü değiştirmeyecek. topraklarına katmama yükümlülüğü altına giriyor). buna karşılık İngiltere Fran­ sa’yı. Fas ve Mı­ sır’da bağımsızlık statüsünün sürdürülmesi olanaksızlaşır­ sa. Fransa’nın etki alanı oluyor­ du. İşte. ilhak durumu söz konusu edil­ memişse de. mali ve askeri yenilikler yapmada serbest bırakıyordu. taraflar ilhak için kapıyı açık tutmaya özen göstermişlerdi. Fransa’yı Avrupa’da Rusya’nın desteğinden yoksun bırakacağını gör­ müştü. Uzakdoğu’da şimdi çıkması çok olası olan bir Japon-Rus savaşının. Rusya ile Fransa birbirle­ rine askeri bir ittifakla. anlaşmanın dünyaya açıklanan maddelerinde. Üçlü Antlaşma'nın ikinci kenarını oluşturmuş oldu. hiç olmazsa İngiltere’yi yanma almak istedi. 263 . Fas’ta ekonomik.

İngiliz-Rus yakınlaşması­ na yol açan gelişmelerden en önemlisi 1904-1905 RusJapon Savaşı’dır. Port Arthur ile Sakhalin adasının güney yarısı Japonya’ya veriliyor. amacı savaş olan ve bu yönde hazırlanmış olan bir devletin. bu güçlü Avrupa devletini hem kara hem de denizde peş peşe ağır yenilgilere uğratmıştır. elinde bulundurduğu adaların güvenliğini de tehlikeye düşürebilirdi. ABD. Bu antlaşma ge­ reğince. savaş nedeni bul­ ması son derece kolaydır. doğal yayılma alanı olarak gördüğü Kore ve Mançurya üzerindeki Rus etkisini ortadan kaldırmak için fırsat kollamaktaydı. Daha ön­ ce gördüğümüz gibi. Rus-lngiliz antlaşmasıdır. 1902 yılında İngiltere ile bağlaşım kurduktan sonra. Japonya. Japonya’nın çok güçlenmesi. Uluslararası sistemde. 1904 yılında sudan bir bahaneyle Port A rth ur limanına bir deniz baskını yapa­ rak. İşte bu savaşın önemli sonuçlarından biri. ABD de.5. 1905 yılma gelindiğinde Pasifik’te sömürgeci bir devlet haline gelmişti. Rusya’yı İngiltere ile sömürge konularında 264 . Üçlü Ittifak’a karşı kurulmuş bulunan Üçlü Anlaşma’nm üçüncü ve son kenarını oluşturmaktadır. Ruslar Mançurya’dan askerlerini çekiyorlar ve buradaki demir ayrıcalıklarını da Japonya’ya devrediyordu. Savaşı Uzakdoğu’da sınırlı tut­ mak peşinde olan Avrupa devletlerinin işe karışmamaları üzerine güç durumda kalan Rusya’nm imdadına ABD yetiş­ ti. Rusya ile savaşa tutuşmuş ve bir buçuk yıl süreyle. Pasifik bölgesinde Japonya’nın daha da güçlenme­ sini kendi çıkarları açısından tehlikeli görmüştü. ABD’nin arabuluculuğu ile Rus-Japon savaşını bitiren barış antlaşması Portsmouth ’da imzalandı. İngiliz-Rus Sömürge Antlaşması İngiltere ile Rusya arasındaki bu sömürge anlaşması. Japonya da. Kore Japonya’nın koruyuculuğu altına giriyor.

güçlü Almanya’nmkinden daha elverişliydi. Rusya gibi o da görmüştü. İler­ de görüleceği gibi. şimdi Uzakdo­ ğu’da çok güçlenmiş olan Japonya ile uzun süreli bir ya­ kınlaşmanın yolunun 1902’de bu^devletin bağlaşığı haline gelmiş bulunan İngiltere’den geçtiğini anlamıştır. şimdi ekonomik yakınlaşmaya da varıyordu. Fransa’yı. Rusya’yı İngiltere’ye yaklaştıran. Rus­ ya’nın. Almanya bu demiryolu ayrıcalığıyla Os­ manlı devleti üzerindeki etkisini artırmak amacındaydı. W ilhelm ’m İstanbul’u ziyareti ile başlayan siyasal yakınlaş­ ma. büyük bir savaşta Fransa’nın kendisine yeterince destek olmadığını görmüştü. İkinci olarak. II. bu devleti Rusya ile anlaşmaya iten bir başka unsur olmuştur. İngiltere’ye gelince. Rusya’ya yardım ko­ nusunda yüreklendirebilirdi. İngiltere’nin bu demiryolunu Almanya ile ortak yapma önerisi karşısın­ da. Almanya tarafından güneyden de çevrelenmesine tahammülü olamazdı ve ayrıca İstanbul’u ele geçirme eme­ li için bölgede zayıf bir Osmanlı devletinin varlığı. bu devletin tek başına kaldığı sürece Avrupa kıtasında da harekete geçmeme olasılığını hesaba katmak durumundaydı. Bu gelişmelerin sonucunda. İkinci olarak.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? anlaşmaya iten nedenler şöyle sıralanabilir: Her şeyden ön­ ce Rusya. Üçüncü olarak. Almanya’nın İstanbul-Bağdat demiryolu yapımını üzerine almasıdır. Rus-Frarisız antlaşmasına bir baş­ ka devletin etkin yardımı. 1907 yılında iki devlet As­ ya’daki sömürge çatışmalarını gideren bir anlaşma yapmış­ 265 . Hele. Almanya’nın deniz silahları yapımında büyük gelişmeler göstermesi ve İngiltere’nin uzun süreden beri sürdürmekte bulunduğu deniz üstünlüğünün tehlikeye düşmesi. İngiltere ile bir ân önce anlaşmak gereğini duymuştur. 1894 antlaşmasıyla Fran­ sa’nın hukuken Rusya’ya Pasifik’te yardım yükümlülüğü yoktu. bu devlet Almanya’nın Avrupa’da artan gücü karşısında. Fransız-Rus anlaşmasının dengeyi sağlayamadığını. Ama Rusya.

19. (iii) Dünya haritasında “boş” yerler azalmaya başlamıştı. bu huzursuzluğun açık çatışmaya yol açmasından korkmaya başladılar. Afganistan ile ilgisi­ ni kesecek. 6. sömürgeci devletler. ortası tampon bölge olacaktı. Rus-Japon Savaşı ile Bloklaşmanın Önemi ve Sonuçları 1904-1905 Japon-Rus Savaşı. yüzyılın sonlarında sömürge ülkelerin­ de sömürge yönetimine karşı direnme hareketleri başla­ mıştı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lardır. Bu anlaşma gereğince. sömürge topraklarını genişletmek şöyle dursun. dünya tarihi açı266 . Ancak. elde bulunan topraklarla yetinmek gerekiyordu. Bu yüzden. Devletler. kuzeyi Rus. Böylece İngil­ tere. Büyük devlet­ ler arasında 1870’ten sonraki ilk savaş olan bu mücadele. Avrupa’da diplomatik hu­ zursuzluğa yol açmıştı. Hindistan’a bitişik bölgelerin ve dolayısıyla Hindistan sömürgesinin güvenliğini Rusya’ya karşı korumuş olmak­ taydı. (ii) Taraflar Tibet’in Çin’e bağlı ol­ duğunu kabul ediyorlardı. olanları elde tutmak bile sömürgeci devletlere çok pahalıya mal olmaya başlamıştı. Genel olarak değerlendirmek gerekirse bu devletleri sömürgelerde anlaşmaya iten nedenler şunlardır: (i) son on yıldır sömürgelerde çatışma. aynı zamanda endüstri devriminin ikinci aşamasının da ilk büyük çapta silahlı çatışmasıdır. topraklarını genişletemeyecek duruma düşmüşlerdi. (ii) İlerde görüleceği gibi. bir başka büyük devletle savaşı göze almadan. bu devletle ilişkilerini İngiltere’nin aracılığıyla yürütecek ve buna karşılık İngiltere de Afganistan’ı işgale ya da topraklarına katmaya kalkışmayacaktı. güneyi İngiliz üstünlüğüne bırakılacak. Artık. (iii) Rusya. (i) İran üç bölgeye ayrıldı. tarihin en önemli ve uzun va­ deli sonuçlar doğuran savaşlarından biridir. Dolayısıyla.

50 yıl gibi kısa bir sürede. modern çağlarda beyaz olmayan bir balkın. Dünya Savaşı’ndan sonra güçlenerek sürecektir. Bu davra­ nış. Avrupa-dışı dünya­ da uyarıcı bir etki yaptı. Hepsinin ortak noktası. (ii) Çarlık hükümeti. 1908’de Osmanlı devletinde ve 1911’de Çin’de ulusalcı ni­ telikte devrimler oldu. Savaşın yürütülmesindeki beceriksizlik ve savaşın yarattığı zorluk­ lar halkın tepkisine yol açtı ve daha önce yeraltında faali­ yet gösteren gizli örgütlerin ayaklanmasıyla Rusya’da 1905 Devrimi oldu. uzun vadeli ge­ lişmeler zincirini üç yönde harekete geçirmiş sayılabilir. (iii) Japonya’nın Rusya’ya zaferi. Japon zaferi.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? smdan önemi. ilerde ele alınacağı gibi. Japonya’nın da. tıpkı Batılılar gibi emperyalist bir devlet olduğu gerçeği. Balkanlar’ da etkin bir politika izlemeye başladı. (i) Uzakdoğu’da izlediği dış politikada başarılı olama­ yan Rus hükümeti. Japonların beyaz ırktan olmadığı gerçeği tarafından gölgelendi ve üzerinde hiç durulmadı. yüzyılın üç büyük ge­ lişmesinin -I . Ancak. Daha 50 yıl önce Japonya da “geri” ve sa­ vunmasız bir ülke değil miydi? Alman ders açıktı: Japon örneği izlenerek. Dolayısıy­ la. Japon zaferi ve Rus yenilgisi. tıpkı Japonya’nın yaptığı gi­ bi. Batı’nm bilim ve endüstrisi sömürge ül­ kelerine getirilmeliydi. savaştan hem prestij hem de as­ keri güç bakımından çok zayıflamış olarak çıktı. Asyalı bir devlet. Bu. Rus Devrimi ve Asya’nın Uya­ 267 . I. Dünya Savaşı. dikkatini yeniden Batı’ya çevirerek. 12 yıl sonra ger­ çekleşecek Bolşevik Devrimi’nin kapısını araladı. modernleşme beyazların denetimi altında olmamalı ve ülkenin ulusal özellikleri korunmalıydı. 1905’te İran’da. Dünya Savaşı’na varacak bir dizi uluslararası bunalımı başlatacaktır. Batı üstün­ lüğüne karşı mücadele olmalarıydı. beyaz bir halkı yenmesinde yatar. sonucu I. Avrupalılarm savaş oyununu öğren­ miş ve oynamaya başlamıştı. 20. Asya’nın bu uyanışı.

Bu gelişmeler Almanya’nın silahlan­ masını hızlandırmış. yeni devletlerin. bu tarihten sonra Almanya’ya karşı sert davranmış. 19. 20. buna. hâlâ bu ayırıcı özellikleri kesin bir biçimde ortaya çıkmamış olan karmaşık globalleşme süreci içinde bulunmaktadır. onu öyle değişikliğe uğrattılar ki. İnsanoğlu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) n ışı. Ancak. 19. Bu. endüstrileşmenin her geçen gün daha gerekli hale ge­ tirdiği dünya güvenlik sistemine hiçbir yanıt getiremiyorlardı. Dünya Savaşı’na giden yol biraz daha kısalmıştır.ilk basamağı oldu. yeni sömürge imparatorluklarının. Japonya’nın Uzak­ doğu’da güçlü bir devlet olarak belirmesi ve böylece Avru­ pa devletlerinin Çin’i tam anlamıyla parçalayıp sömürge­ 268 . bu ikisi. bir arada. Kitabın sistematiğinde belirtildiği gibi. yeni siyasal güçle­ rin. yüzyılın ikinci yarısında Avrupa ve hatta dünya siyasal dü­ şüncesine egemen olmuş ve başka bir düşünceye yer ver­ meyecek ölçüde politikasını biçimlendirmişti. yüzyılın öyküsüdür. 1815 Viyana düzenlemesinin zayıf yapısını kırarak bir dizi savaşa yol açacaklardı. gücün Avrupa merkezinden “kanatlara” geçtiği ve uygarlık dediğimiz bütünün yeryüzünün dört köşesine yayılıp dünyayı tek bir siyasal birim haline getir­ diği “global kozmopolitlik” diyoruz. 20. Avrupa’nın üstünlü­ ğünü yitirdiği. Bir başka sonuç. yüzyılmkinden farklı bir dünya oldu. Avrupa’nın dün­ ya üstünlüğünü sona erdirdiler. İngiltere ile anlaşan Rusya ise Balkanlar’da daha etkin bir politika izlemeye başlamıştır. Bu süreç içinde. 1907 yılında karşılıklı iki blokun kurulmasının ulusla­ rarası diplomatik ilişkiler açısından sonuçlarına gelince: 1907 anlaşmasıyla kendini daha güçlü hisseden Fransa. 19. Avrupa milliyetçiliği ve onun başarısı­ nın en büyük simgesi olan “sömürge imparatorlukları”. yüzyıl dünyası. böylece I. Bu üçü. Avrupa uygarlığını yıkmamakla birlikte. yüzyıl ikinci yarısıyla birlikte. ama eski fikirlerin dünyası.

E urope Since Napoleon. Londra. M iddlesex. 1 9 7 2 . sömürge düzenle­ melerini çok zorlaştırmıştır. A Dictionary o f M odem History. AVRUPA-DIŞI DÜNYA: BATI-KARŞITI İLK HAREKETLER1 Endüstri devrimi ile ortaya çıkan ekonomik refah.. Asya ve Afrika’nın eski uy­ garlıkları üzerinde egemenliklerini kurmuşlardır. 1 9 8 2 . Asia Awakes. M iddlesex. hem de “total” bir savaşa çevirecektir. 1 9 6 6 . F. Geoffrey Barraclough. 1970. İm m anuel W allerstein. Penguin. ve 19. yüzyıllar boyunca sürmüştür. 19 7 4 . W atts and Co. 1966. Palm er. Sömürgecilik Tarihi. Plano ve R oy O lton. 19. W . ulusal birliklerin güçlenmesi ve yeryüzünün hemen hemen tü­ münü kaplayan Avrupa emperyalizmi ile Avrupa devletle­ ri. Tüm bu gelişmeler Avrupa’nın yüzünü savaşa. 269 . Asya ve Afrika insanının durumunda ve Batı ile ilişkilerindeki de­ 1 Bu bölüm yazılırken yararlanılan kaynaklar: F. dünyanın öteki ülkeleriyle karşılaştırılmayacak ölçüde zenginlik ve güce kavuşmuşlar. Ankara. 1 9 6 5 . Londra. A Vintage Original. 19 7 7 . 1 9 7 5 . A. E Yayınları. O xford. The International Relations Dictionary. Birinci Dünya Savaşı’na Giden Yol. Bu ege­ menlik 18. C. SB F Yayını. Ankara.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? leştirmelerini engellemesidir. Ankara. Böylece. Afrika Ulusal Kurtuluş Müca­ deleleri. H.. Siyasi Tarih. A Contrinent in Transition. yüzyılda tam anla­ mıyla ortaya çıkan devrimci bir değişiklik. Penguin Reference Books. Türkkaya Ataöv. yüzyılın sonuna doğru başlayan ve 20. SBF Yayını. A. Bu durum. Sömürgeler artık Avrupa-içi gerginliklerin “güven supabı” değildir. Ankara. Cloi Press Ltd. An Introduction to Contemporary History. SBF Yayını. H aluk Olman. 19 6 1 . David T hom son. tarihin bu eğili­ mini durduracak ve yepyeni bir eğilim belirecektir. Ja c k C. Africa: The Politics o f Independence. Penguin.. D ick W ilso n . Ancak. çatışma uzak sömür­ ge bölgelerinden Avrupa’nın içine gelmiştir. Armaoğlu. New York. Bu eği­ lim. “Asya ile Afrika uluslarının uyanışı” dır. Ltd. Raim ond Luraghi.

işte bu nesnel koşullardaki değişikliğin tarihi sayılabilir. savaştan doğan borçlar. Devlet. Avru­ pa’dakinden esinlenmişse de. Asya ve Afrika milliyetçiliği. yüzyılın ortalarındaki dört olay. Batı örneği değildiler. Kararlılık. yeni bir dönemin en belirgin göstergesidir. başarılı olamadı. yüzyılın ortasın­ da ortaya çıkan Taiping ayaklanması. Batı’ya karşı savaşımı güçlendirmiştir. kendine özgü kökleri de var­ dır. 270 . Ancak. 19. cesaret ve çeşitli baskılara karşı direnebilme. Avrupalılarca yapı­ lan demiryollarının borçlan ve 1856 tarihli İslahat Ferma­ nı ile tüm Osmanlı uyruklarına verilen eşit özgürlüklerin yükünün ağırlığı altında ezilmiştir. nesnel ko­ şullar değişmedikçe. 1860’lara kadar top­ lumun üst katmanlarına yayılmış ve izlenmekte olan dışa kapanma politikasının artık yürüyemeyeceğini açıkça gös­ termiştir. ayaklanma bastırılmışsa da eğitimin ve demiryollarının gelişmesi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ğişiklik. kısaca Batı’ya karşı isyanın altında yatan köklü bireysel güdüler. Japonya’da. Çin’de 19. Bu yüzyılda patlak veren iki dünya savaşı. yüzyıl tarihi ise. Osmanlı geleneksel kuram­ larını önceki yenilgilerden daha temel bir biçimde zayıflat­ mıştır. yani Avrupa’nın askeri ve idari gücü zayıflamadıkça. Çin’e göre daha ılımlı ama tepeden inme bir devrimle Tokugavva Şogunluğu ’nun katılığı kırıl­ mış ve bu devlet 1854’te. 20. Son olarak. sömürgeci devletle­ ri zayıflatarak. Fransa ve İngiltere’nin yardımıyla Rusya’yı yen­ diği Kırım Savaşı (1 8 54-1856). yüzyılın ortalarına kadar geri gitmektedir. Hindistan’da 1858 yılında ortaya çıkan ayaklanma toplumun eski düzenini zayıflatmış. Asya ve Afrika ülkelerinin durumunda önemli bir gelişme yaratmıştır. sınırlı bir biçimde de olsa Batı ti­ caretine açılmıştır. Osmanlı devletinin. Aslında bu dönemin başlangıcı 19. bazı önemli Asya uygarlıklarında geleneksel dü­ zenin sarsıldığını ortaya koyar. başlangıçtaki irade ve cesaret yeterli olmadı ve Batı’ya karşı isyan.

Afyon Savaşı’nm temel ko­ nusu ticarettir. hem hanedanlı­ ğı hem de Konfüçyüs’ün toplumsal ve entelektüel gelene­ ğini yıktı. içe kapamlamamış ve 18. tepeden ya da alttan gelen ayaklanmalar. Çin’de Çözülme ve Parçalanma a. önemsiz sayılabilir. yüzyılda Çin’dekine benzer bir hareketsizlik içine gir­ miş bulunuyordu. Osmanlı devletinin bir bölü­ müyle Avrupalı olması yüzünden. Çin’de ise dışa kapalılık 19. ile 19. içerden yıkıcı ayaklanmalar Çin’i yönet­ mekte olan Manchu hanedanlığım ve Çin siyasal elitini. Ancak. maddi kazanç peşinde hiçbir şey üretmeyen sömürgen asa­ laklardı ve yabancılar da tümüyle barbar kişilerdi. büyük ve gururlu bir uygarlığın çözülmesinin öyküsüdür. Ama Çin öğretisi ve geleneksel kurumlan Batı’nın baskısı­ na daha fazla dayanamadı. Çin ile Batı arasındaki ilk çatışma Afyon Savaşı’ dır. Çin geleneksel anlayışına göre. Çin’in 19. en az Çin kadar eski Türk uygarlığı da 17. iki farklı uygarlık arasındaki temel çatış­ mayı çok iyi simgelemektedir. tüccarlar. büyük Asya uygarlıklarının hemen hemen tü­ münde. yüzyıla kadar sürdürülebildi. Afyon Savaşı 1839 ile 1911 yılları arasında Çin tarihi. Dışardan Batılı ül­ kelerin baskısı. Bu yüz­ 27' . 2000 yıldır Çin’i ayakta tutan öğreti ve kurumlara sıkı sıkı­ ya tutunmaya ve değişiklikleri reddetmeye itti. yüzyılda yaşadığı acı veren dramatik bir sü­ reçti. Daha önce gördüğümüz gibi. Ancak. daha sonra başına geleceklere bakılırsa. yüzyıllarda devlet Avrupa sistemi içine girmişti. Bu. 1.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? Böylece. Batı’ya gösterdiği tepkideki yavaşlık. eski yol ve değerlerin gözden düşmesine yol açmış ve bu akım en­ düstrileşmiş Batı ile her temas ya da çatışmada hız kazan­ mıştır.

Çin’e gizliden gizliye afyon sokuyorlardı. Hindistan. b. misyonerler için yeni iş alanları ortaya çıkmış oldu. Her şeyden önce. düşünceleri Hıristi­ yan misyonerlerle temas sonucu biçimlenmiş önderlerin başını çektiği bir köylü isyanıdır. Avrupalı tüc­ carlar tarafından açıldıktan sonra. Bu ayaklanma. Misyonerlerin. Ülke­ de afyon kullanma alışkanlığı yayılmaya başlayınca. İkinci olarak. henüz endüstrileşmemiş 272 . hükü­ met afyon ticaretini yasaklayarak sıkı önlemler aldı. Kanton dışında bazı limanları da Batı ticaretine açmak durumunda bırakıldı. Bu uykudan uyandırılması uzun sürmedi. bir tek Kanton limanını. sorunun temelinde yatan afyon işini bir kenara bırakıp. yalnız Çin’in değil. Misyonerler. 1839’da ilk çatışma çıktı. Japonya ve Osmanlı devleti gibi ülkelere gitmelerinin nedenleri çok çeşitlidir. “uygar” ilkelerin en yücesi olan tica­ ret serbestliği engellendiği için tepkide bulununca.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) den uzun süre Batı ticaretine kapalı bir biçimde yaşadı. İşin aslına bakılırsa. Asya ve Afrika. İngiliz yetkilileri. Çay ithalatını karşılamak için İngiliz tüccarları. he­ men hemen tüm Asya’nın Avrupa’ya karşı koruyucu duvar­ ları yıkıldı. Çin. Çin. İngilte­ re halkının ulusal içkisi olan çayın büyük bir bölümü Çin’den geliyordu. Taiping Ayaklanması 19. o da sınırlı bir biçimde tica­ rete açmış ve bu pencerenin arkasında derin bir uykuya yatmıştı. Avrupa’daki hızlı kentleşme yeni toplumsal sorunları da beraberinde getir­ mişti ve Hıristiyan öğreti bu sorunlara yanıt vermekte çok güçlük çekiyordu. Hıristiyan misyonerlerin sömürge ülkelerindeki etkinlikleri. Bu çözülmeye karşı ilk tepki Çin’deki 1850 Ta­ iping Ayaklanması’dır. onlara göre. yüz yıl sürecek yenilgiler dizisinin başlangıcı oldu ve 1842 yılında Çin. emperyalizmin öteki öğeleri ka­ dar etkilidir. yüzyılın ortalarına gelindiğinde. Bu.

İmpa­ ratorluk yetkilileri. öteki ellerinde Haç ve arkalarında sömürgeci dev­ letin silahlarıyla Asya ve Afrika insanının karşısına çıktılar ve onları “kurtarmaya” başladılar. bir ellerin­ de İncil. Batılı tüccarlar. Dinsel bir nitelik de kazanan bu köylü ayaklanması 14 yıl sürdü ve Çin’in yarısını etkiledi. Taiping Ayaklanması’nm Çin açısından çok önemli sonuçları olmuştur. Çinlilerle ti­ cari anlaşmazlıklarında Batı’nm silah ve diplomatlarına da­ yanmaktaydılar. Böylece Hıristiyanlık yayılmaya başlarken. Bir kere. Çinliler ise. hatta karşı çıkacakları açıkça anlaşıldı. tüccar ve misyonerlere daha çok bağlandılar. Çünkü. Konfüçyus felsefesine göre çok adaletsiz ve ahlaksız olan bu davranışa karşı etkili bir direnme gösteremediler. bu amaçlarla hareket eden Hıristiyan misyonerler. modern emperyalizmin darbe­ siyle sarsıldılar.Birinci Dünya Savaşı’n aN asıl Gidildi? ve dolayısıyla “bozulmamış” ruhları kurtarm alar yeni bir “misyon” buldular. Çin’in yabancılarla ilişkisinin temeli değişti. Ayrıca. Asya ve Af­ rika insanının. İkinci olarak. toprağını olduğu kadar inancını savunmada da yetersiz olduğuydu. 1839-1842 arası Afyon Savaşı’nm sonucunda açılmış bulunan Çin limanları Batıklarla dolup taşmaya başladı. ayaklanmayı bastırmak için Batı yapı­ mı silahlara ve dolayısıyla bu silahlarla yakın ilgisi olan Ba­ tılı diplomat. Gördükleri. Çin imparatorluk hükü­ metine karşı ayaklanmada Batı devletlerinin yardımcı ol­ mayacakları. Önderlerden Hung Hsiuchuan’m kurduğu yeni devletin adı bile dinseldi: “Bü­ yük Barışın Tanrısal Krallığı. artık “kendilerinden güçsüz barbar kişiler” değildi. saf serüven duygusu da bazı misyonerleri bu “egzotik” ülkelere çekmiş olabilir. Avrupalılar. Atalarına büyük üstünlük sağla­ 273 . maddi kazançlardan başka amaçlar peşinde de koşan bu eski uygarlıklar.” Zamanla hareket içindeki Hıristiyan öğe zayıfladı. İşte. Ayaklanma üstün Batı silahlarıyla bastırıldı.

Güçlü bir im­ parator. Çin’in Batılı devlet­ lerce parçalanması. Bunun sonucu. Çin’in gö­ reli olarak düzenli işleyen idari yapısı vardı. Çin tarihinde ilginç ve ilk bakışta çelişkili gibi görü­ nen önemli nokta şudur: Batılı gelmeden önce. başka halkla­ rı da etkileyecek kadar güçlü bir uygarlık. Ba~ tı’nın yeni teknolojisine kendini uydurma durumunda kal­ madı. Batı’mn etkisiyle bu sistem hemen yıkılmadı. Batılı devletler. Çin bu ödünlerin çoğu­ nu geri almıştır. Hıristiyanlık ve ticaretin “aydınlatıcılığmı” göstermek için gelen Avrupalı­ ya karşı bağımsızlığını yitirdi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yan düşünce ve kurumlan değiştiremediler. Asya’nın öteki ucundaki Osmanlı devletinde de belirli bir süre böyle ol­ mamış mıydı? Çin. Üçüncü olarak. 1860’ta Rusya Mançurya’yı. Şimonoseki Barışı ile Japonya’ya önemli ödünler vermişse de. Ağır bir yenilgiye uğrayan Çin. Dolayısıyla. 1860-1865 arası Fransa Hindiçini’yi. “B o xer” Ayaklanması Çin. dikkatle seçilmiş devlet memurları ve etkili bir yönetim sistemi egemendi. Çin. sömürgeci bir devlet haline gelen Japonya ile Çin’e bağlı bir krallık olan Kore yüzünden 1894 yılında savaşa tutuştu. c. 1882’de İngiltere Bir­ manya’yı eline geçirdi. Batı ile ilişkilerinde zayıf ve etkisiz kal­ dı. ülkenin emek-yoğun ekono­ misi hemen makineleşme gereğini duymadı ve Çin. milliyetçi nitelikte bir hareketi başlattı. bu yardımlarının bedelini Çin’den ağır bir biçimde geri aldılar. ama sonra hızlı bir çöküş olmuştur. Çin’den elde edilecek “ödünler 27U . tarihin garip bir cilvesiyle. bu devletin Uzakdoğu’da çok güçlenmesinden çekinen Avrupa devlet­ leri ve Rusya’nın araya girmesiyle. 1894 yılında Japonya’ya karşı ağır bir yenilgi aldı ve bu yenilginin doğrudan sonucu olarak. önce yavaş.

Çin. yabancıların ülkeyi parçala­ ması. Rusya. Böylece. Ayrıca. Çin’de ulusçu nitelikte hareketlerin başlamasında çok etkili olmuştur. Batı’ya karşı silahlı mücadele başarısızlıkla sonuçlandı. Ingilizler. Bilinçsiz. Ancak bu.Birinci Dünya Savaşı'naNasıl Gidildi? mücadelesi”nde. Bu yüzden. Avrupa’nın üstün silahlan ve örgütlenme yeteneği karşısında tutunamadı. yüzyılın başında yabancılara karşı yürüttüğü ulusçu direnmeye katılmamış. 1870 yılında gizli olarak kurulmuş bu­ lunan dinsel nitelikte “B o xer” Derneği (Çince’den “Uyum­ lu Yumruklar” olarak çevriliyor) M anchu hanedanlığı ile mücadele amacıyla faaliyette bulunuyordu. toprak ufak parçalara bölünmüştü. dağınık bir direnme ve bağnazca sal­ dın. Böylece. Ruslar. Çin’deki yabancı temsilci­ liklere. Avrupa’nın yaygın bir sömürü ve baskı taktiğiydi. halk kitleleriyle aydınlar arasında bir kopukluk da vardı. Fransızlar ve Amerikalılar Çin’e büyük bir ordu göndererek. 275 . bu borcu ödemek için Avrupa devletlerinden yine borç alacak ve Avrupa’nın daha çok etkisi altına girecekti. misyonerlere ve yabancı devletlerce yaptırılmakta olan demiryollarına ve buradaki işçilere saldırdılar. son taksidi 1940 yılında bitecek olan bu parayı ödeme olanağı yoktu. Ancak. sömürgeci devletlerin işi kolaylaşmıştır. Çin’in parçalanmasından sonra yabancı güçlerin Çin’deki etkin­ liklerine karşı mücadeleye başlamış ve 1900 yılına gelindi­ ğinde Saray’ın da hoşgörüsüne sahip olmuştu. Bu tarihte ayaklanan Uyumlu Yumruklar. İşte. İngiltere ve Fransa. Çin köylüsünün çoğun­ luğu için yabancılarla işbirliği yapan büyük toprak sahiple­ rinden kurtulmak diye bir sorun yoktu. Çin’de büyük toprak sahibi olmayıp. Çin’in ekono­ mik ve stratejik bakımlardan önemli bölgelerini işgal etti­ ler ve Çin’i parçaladılar. Çin’in. Çin’deki bu ulusçu hare­ kette. ayaklanmayı acımasızca bastırdılar ve Çin’e bir zarar ödeneği yüklediler. Çin köy­ lüsü Boxer ve aydınların 2 0 . Ama.

San Francisco ile Shanghai arasındaki Amerikan ticareti. insanoğlunun tarihinde Japonya kadar hızla bu işi gerçekleştiren bir baş­ ka devlet bulunamaz. Japonya’da Açılma ve Güçlenme Japonya ortaçağdan beri dışa kapalı bir biçimde yaşamak­ taydı. bir ortaçağ ülkesiyken. Ülke. 1854’te bu kez 10 gemiyle geri geldi. 30 yıl gibi devlet hayatında son derece kısa olan bir süre içinde. 1868’de ise Japonya’yı bin yıldır yönetmekte olan Şogunluk yıkıldı ve İmparator Meiji. Tokugaw a Şogunluğu tarafından merkeziyetçi bir biçimde yönetiliyordu. ülkenin ticarete açılmasını istedi ve düşün­ meleri için de bir yıl süre verdi. Perry gelene ka276 . 1853 yılında Kom odor Perry dört savaş gemisiyle Japon su­ larına giderek. Bundan sonra Japonlar şaşırtıcı bir enerji ve akılla. Ancak. tümüyle Batılılaşmış. Gerçekten. Bu büyük hamlenin nedenleri.2. yarı feodal askeri bir sınıf. Japon yöneticiler bu baskıya dayana­ mayacaklarını anladıklarından. İkinci olarak. burada incelenemeyecek kadar çok ve karmaşıktır. yönetimi tümüyle ele geçire­ rek. belki de daha bir süre dış dünyaya kapalı ortaçağ yaşantısını sürdürecekti. Çin’in aksine. köklü bir siyasal yapı ve kültüre sahip değildiler. bu “mucize­ nin” temeli olsa gerek. Rusya’yı ise aşmıştı. kültürlerini ve örgütlerini Avrupa devletlerinin düzeyine çıkarmak için yoğun bir çalışmaya girdiler. iki limanı daha ticarete aç­ tılar ve konsolos kabul etme yükümlülüğü altına girdiler. en ileri Avrupa devletlerinin düzeyi­ ne çıkmış. Ja ­ pon ulusal karakterinin uyumu da içermesi. askeri aristokrasinin etkinliğine son verdi. çok genel olarak. Bir tek Nagasaki limanını Çinli ve HollandalIlara aç­ mıştı. Japonya 1868 yılında katı bir feoda­ lizmin ilginç bir karikatürü. Ja ­ pon limanlarının kapalılığı dolayısıyla engellendiğinden. Eğer ABD’nin ticari çıkarları gerektirmeseydi.

Üçün­ cü olarak. Kuzey Amerika’ya göç eden­ lerle Japonlar arasında bir benzerlik bulmak mümkündür. Fransa ile anlaşma yapmış ve Mançurya’yı eline ge­ çirmişti. ABD’ye olduğu kadar Japonya’ya da bü­ yük bir avantaj sağladı. Trans-Sibirya demiryolunun yapımını hızlan­ dırmış. Japonya’nın askeri yöneticileri. şimdi Doğu’ da genişlemeye çalışacağı besbelliydi. düşük üretkenliğine sahip değildi. Japonya bugün. Bu durumda yapıla­ cak ilk iş. Bu bakımdan. yine Çin’in aksine. Eski tipte üretimde bu­ lunan ve yeni teknolojiyle verimliliği düşen fabrikaları ye­ nileştirmek zahmeti yerine. Bu devlet 1879 Alman-Avusturya Antlaşması ile Balkanlar’da sınır­ landırılmıştı. karmaşık. Nitekim Rusya’nın Çin yö­ nünde sarkacağı konusunda göstergeler de vardı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? dar basit. Batı’nın askeri gücü­ nü daha iyi anlamış ve gelişmiş ekonomilerini gelişmiş bir askeri güçle desteklemeyi becermişlerdir. ülkelerine yakm bölgelerdeki güç boşlukla­ rıydı. sanki üç yüz yıldır Avrupa diplomasisi içindelermiş gibi. bu devleti saldırgan bir dış politikaya ve sömür­ gecilik faaliyetlerine itecektir. İki ülke arasındaki en önemli fark. modernleşmeyle yitirecekleri bir şey yoktu. ihtiyacı olan hammaddeleri. Bu boşluklardan en önemlisi olan Çin’i. Do­ layısıyla. diploma­ tik ilişki ve bağlantıları da iyi anladılar. kendilerinin doldurmaması halinde. Anladıkları en önemli gerçek. Batı’da etkinlik umudu azaldığından. uluslararası ticaretten sağlamaktadır. en yeni teknolojiyi hemen yer­ leştirme olanağı. Her iki toplum da geleneksel toplumlarm ağır yüklerine. Bu eksikliğini Yakm Asya topraklarından giderme uğraşı ise. Japonya’nın doğal kaynaklar bakımından çok yoksul olma­ sıydı. bölgede güçlü duruma geçecek olan devlet Rusya dolduracaktı. son derece stratejik bir yarımada olan Kore’yi ele 277 . Japonlar hızla Avrupalılaşırken. Çin’in “filozof” monarklarma ve yönetici elitine göre. feodal ve yalnızcı bir yaşam sürdürüyorlardı.

Ja ­ ponya’yı Asya’da sömürgeciliğe iten. Çin’dekinin aksine. Bu başa­ rısızlığın önemli bir nedeni. Rusya’nın genişleme yönünü kısıtlamaktı. emekliye ayrılmış bir İngiliz memurunun girişimiyle Kalküta’da Hint Ulusal Kongresi ilk toplantısını yaptı. Hindistan’da ulusal bilinç tam anlamıyla gerçekleş­ mediğinden. ayaklananlar Hint halkını arkalarından sürükleyemediler. 1885 yılında Hint Ulu­ sal Kongresi’nin kurulması oldu. dağınık ve örgütsüz biçimde sava­ şım vermeleriydi. Bunun nedeni. Hindistan’da toprakların büyük parça­ lara bölünmüş olmasıdır. Ayaklanma. ekonomik nedenlerin yanında bu stratejik düşüncelerdir. 1885’te. Hint köylüsü için İngiltere’den kurtulmak. Bu kongrenin başlangıçtaki amacı. 1857 yılında yabancı yö­ neticilere karşı büyük bir ayaklanma çıktı. tıpkı Çin’deki gibi. Hindistan’da Ulusal Kongre’nin Kurulması Kırım Savaşı’nda Rusya’ya karşı Osmanlı devletinin zaferi haberi. İkinci olarak. ayaklananların açık siyasal amaçlarının olmaması. Hindistan’da İngiltere’ye hizmet etmekte olan Hint­ li askerler arasında hızla yayıldı. Hint halkının gerçek eğilimlerini yöneticilere aktar­ 278 . onunla işbirliği yapan büyük toprak sahiplerin­ den de kurtulmak demekti. ama İngiltere Ada’ dan getirdiği yeni birliklerle ayaklanmayı bastırdı. Hint isyanının ikinci aşaması. Bu kongre’nin yaygın ça­ lışmaları sonucu. 1894’te Çin ile savaşarak Kore’yi ele geçirdi ve sonra 1904-1905 savaşında Rusya’yı yendi. Bir ara Ingiliz ler’i denize dökmeleri işten bile değildi. Hindistan’da ulusal bilinç yerleşmeye başladı Yeni mücadelede Hint bağımsızlık önderlerinin Hint halkının desteğini almaları kolay oldu. 3. çaresiz­ lik ve kızgınlıkla yapılan olumsuz bir patlamaydı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) geçirip. Daha önce görüldüğü gibi.

Mısır. Kanal Şirketi’nin kurulmasıyla. önerdiği reformların gerçekleşmedi­ ğini görünce hemen siyasal mücadeleye atıldı. dünya ekonomisi içine girmiş bulunuyordu. savaşa bile gerek duyulmadan. Mısır’da Arabi Paşa Ayaklanması İlerde inceleneceği gibi. özellikle iki dünya savaşından sonra böyle kur­ nazca manevraların çağı geçecek ve Batıkarşıtı hareketlerin çoğu başarı kazanacaktır. Hindistan’da yaşayan Müslümanların Kongre’ye katılmakta isteksiz davranmala­ rıdır. Aydınlar. yarı sömürge haline gelme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. 1860’ları izleyerek gelişmeye başlamış ve içinde bulundu­ ğu imparatorluktan bile varsıl duruma gelmişti. Doğal olarak. 4. 1882 yılında Arabi Paşa’mn yükselişiyle başlamış sayılabilir. sömürge­ ci devletlerin bu stratejik ülkedeki etkinlikleri yoğunlaştı. Kısaca. Mısır. Kızıldeniz’de deniz ticareti gelişmiş. Yönetim ve adalet sistemi yenileştirilmiş. Mısır’da bu gelişmenin sonucu olarak kabul edilebile­ cek olan Batı-karşıtı ulusçu hareket. Hindistan için özerklik istediler. Hindistan’ı daha uzun bir süre boyunduruk altında tutabileceklerini düşünüyor­ lardı. İngilizler. 1869’da Süveyş Kanalı açılmış. yüzyılda Osmanlı devleti için­ de hemen hemen özerk bir duruma sahip olan Mısır. İngiliz yöneticileri bu eğilimi sonuna kadar kullanacaklardır. 19. 1869 yılında Süveyş Kanalı’nm açılıp. Dış güçlere karşı mü­ 279 . Ancak Kongre. ülkeyi parçalamak ve bölge halkım birbirine düşürmekle. demiryolları yapılmaya başlanmış ve pamuk dışsatımı artmıştı. İngiltere’nin bu politikası belirli bir süre başarılı ola­ caksa da. 1906’da durumdan hoşnut olmayan halk kitleleriyle birleşerek.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? maktı. Osmanlı devletinden daha çok. Bu mücadelenin zayıf yönü.

Arabi Paşa’nm geniş desteğine karşı. Bu durum. Arap ulusçularının. Mısır Hidivi İsmail Paşa’nm moderleşme yö­ nündeki etkinliklerinden hoşlanmayan İngiltere ve Fran­ sa’nın baskısıyla. İsmail Paşa’yı görevinden aldı ve yerine bu devletlerin işine gelen Tevfik Paşa’yı getirdi. Gerçekten. böyle bir ayaklanmayı. Çin’den daha ileri bir sö­ 280 . Ancak. Mısır politikasını Nasır dönemine kadar sürekli etkileyecektir. (iii) Ülkeden yabancıları atmak bahanesiyle eski ekonomik ayrıcalıklarını korumak için mücadele eden hoş­ nutsuz toprak sahipleri. biçimsel bir özerklik içinde yaşadı. Birbirinden farklı dört etken. Bu tarihten sonra Mısır da. bu ayaklanmadan hemen sonra İskenderiye topa tutuldu ve 1882 yılında Mısır’ın tü­ mü Ingiliz birlikleri tarafından işgal edildi. bu birbirinden çıkarları te­ melde çok farklı olan grupların varlığı. Ulu­ sal Liberal Parti’nin önde gelenlerinden Arabi Paşa’nm ön­ derliğinde ayaklanmaları sonucunu doğurmuştur. Abdülhamit. arkasında böylesine bir destek olan Arabi Paşa bir ara savunma müsteşarlığına ve sonra bakanlığına kadar yükseltilmişse de. aşırıları yabancılara karşı gös­ teriler yapmaya itmiş ve bu olay İngilizlerce Mısır’ı işgal için bir bahane olarak kullanılmıştır. Osmanlı Sultanı II. Aynı amaçta birleşmiş gibi görünseler de. özellikle İsken­ deriye kentindeki gerginlik. (ii) Hıristiyanlığın yayılmasından ve yönetici sınıfın dini ihmalciliğinden tedirgin olan tutucu Müslümanlar. (iv) Batılı güçler tarafından uygu­ lanan ve askerlik örgütünü asker sayısını azaltarak yeniden düzenleme politikası altında ezilen albaylar. Arabi Paşa’nm çevresin­ de toplanmıştı: (i) Batı örneği anayasa ve bunun yol açaca­ ğına inandıkları canlanmayı bekleyen küçük liberal re­ formcular.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) cadele etmekte olan Ulusal Liberal Parti bu sömürgeleşme­ ye karşı çıktı. Ingilizler bile dü­ zenlemiş olabilir. Çin gibi. Milliyetçileri susturmak için.

1908 yı­ lında 2. temelde Batı üstünlüğüne karşı ulusalcı hareket­ ler olarak görmek. ister köklü ister yüzeysel olsun. daha çok Akde­ niz’deki Ingiliz-Fransız rekabeti yüzünden tam sömürge rejimine dönüştürülememiştir. böyle bir temel üzerinde.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? mürge oldu. tarihsel bir rastlantı sayılmamalıdır. bu dört ül­ kede de Batı müdahalesi. yanlış bir değerlendirme olmayacaktır. eski düzeni sarsmıştı. çok sayıda önemli örnek olayla doluydu ve geçmiş başarılar gelecek başarılar için umut kaynağı oluşturmaktaydı. Zaten. Bundan başka. Bir kere. ilk Batıkarşıtı ve başarılı ulusal kurtuluş savaşım verecektir. “Jö n Türklor”i yurtsever bir faaliyet içine itmiş ve bu faaliyet. bu dört ülkenin dı­ 281 . köklü uygarlığı vardı. Osmanlı devleti üzerindeki açıklamalarda görüleceği gibi. Jö n Türkler ve daha sonra İttihat ve Terakki Partisi’nin faali­ yetlerini. Genel Değerlendirme Gördüğümüz dört ulusalcı nitelikte hareketin. Avrupa ticaretine açılan kapılardan içeri süzülen Fransız Devrimi’nin liberalizm ve ulusalcılık gibi akımları. Çin. bu devletin 1878 tarihli Berlin Kongresi’nde hızlanan parçalanma süreci ve bu süreçte Avrupa devletlerinin bü­ yük payı. 19. 5. bu dört ülkenin de uzun bir geçmişi. İngiltere bu rejimi 1914 yı­ lma kadar sürdürmüş ve Osmanlı devleti I. Hiçbir zaman tam bir sömürge haline gelmemiş bile olsa. Dünya Savaşı’na İngiltere karşısında girince. Mısır ve Osmanlı devletinde çıkması. Hin­ distan. Meşrutiyet hareketiyle başarıya ulaşmıştır. Bu yarı sömürge rejimi. İngiltere Mısır’ı koruyu­ culuğu altına almıştır. Hareketlerinde kendile­ rine yol gösterecek olan tarihleri. yavaş yavaş ülke aydınlarını etkilemeye baş­ lamıştı. Mustafa Kemal. çeşitli aşamalardan geçtikten sonra. yüzyılın sonlarına doğru.

6. Hindistan’da ve genel olarak Orta­ doğu’da yöneticiler ve ayaklananların bir bölümü yönettik­ leri bölgenin çoğunluğu için tam bir yabancıydılar. Toplumsal değişiklik ise. Avrupa devletleri. Dolayı­ sıyla. içerleri ise tam bir “gizemli ülke” niteliğini sürdürüyordu Kıyı istasyonlarında Avrupalılarca. daha çok Akdeniz olarak kabul edilebilecek olan Kuzey Afrika ülkeleri ile Güney Af­ rika Birliği arasında kalan. Avrupa üstünlüğüne karşı bir hareket yaratıyordu. ticaretin konularını çok 282 . Şimdi. Asya ve Afrika toplumlarının istikrarına dayanan toplumsal dengeyi de bozuyorlardı. bu ülkeleri re­ kabet ekonomisi ve yabancı hükümet biçimleriyle temasa geçirdiklerinde. Avru­ pa’nın silah üstünlüğü değildir. yüzyıl ortalarında ortaya çıkan bu milliyetçi hare­ ketlerin başarısız olmasının tek nedeni. bu dört ülkede. 19. Bu ilk yerleşim bölgele­ rinin bugün bile kullanılan adları. bu ülkelerin rejimleri. Bunda iç zayıflık da önemli bir rol oynadı. Batı’ya karşı kitle direnmesini bir türlü gerçekleştiremediler. Japonya’daki başarının bir nedeni de tek uluslu bir ülke olmasında yatar. yerliler tarafından Afrika’nın içlerinden getirilen değerli “maddelerin” ticareti yapılıyordu. Afrika Parçalanıyor Burada incelenecek olan Afrika. şu ya da bu biçimde. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Afrika’nın ancak kıyı bölgeleri biliniyor.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) şındaki sömürge bölgelerinde toplumsal ve ekonomik ko­ şullar henüz ulusalcı hareketlerin ortaya çıkmasını sağlaya­ cak olgunluğa ulaşmamıştı. 19. Çin’de. ortak yönleri giderek ağır basan devrimci bir hareket doğmuştu ve bu hareket Batı ile her temasa geçişte artıyordu. doğal olarak. yani Büyük Sahra’nın güneyin­ deki “Kara Afrika”dır.

Nil’in kaynağı olan Victoria gölünü bulmuş. misyonerler. tirajını artırmak amacıyla New York Herald gazetesi. Livingstone öldüğü zaman yıl 1873’tü. zengin ve onun görüşlerini olduğu gibi paylaşan Belçika Kralı II. Avrupa metropollerinin entografya müzelerinde Avrupa insanının Afrika ile ilk ta­ nışmasını simgeliyordu. renga­ renk kalkan ve tahta heykelcikler. yeni bir dönemin.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? iyi açıklamaktadır: Altın Sahili. yüzyılın ortalarında. 19. 1841 yılında Livingstone. Kıtanın içlerinden. Ama. en­ düstri devriminin ikinci aşamasının adamıydı. Afri­ ka’nın içlerini kendi evi bilmiş. Köle Sahih gibi. Uzun aramalardan sonra bu amaca ulaşıldı ama kısa bir süre içinde gizemli misyo­ ner ölecekti. yerli halkla çok iyi ilişkiler kurmuştu. Avrupalıya ilginç gelen sanat biçimleri vardı. Sonradan anlaşıldığına göre. Fildişi Sahili. Bu misyonerin her­ hangi bir siyasal ya da ekonomik amacı yoktu. Bul­ duğu. Nil ve Kongo gibi büyük akarsuların bilinmeyen kay­ nakları ve ilginç hayvan türleri. Afrika’yı Avrupa’ya. endüstri devriminin yayılmacı güçleri kendisini rahat bırakmadılar. Galli gazeteci Stanley ’i Livingstone’u bulmaya gönderdi. özel bir kuruluş olan “Uluslarara­ 283 . Tek istediği yeni ve mutlu olduğu dünyasında yalnız bırakılmaktı. ancak romantik düşünce ve öykü konuları olabiliyordu. Bu ikisi 1878 yılında Brük­ sel’de birkaç bankacıyla. Leopold’dur. bilekleri zincirli tutsaklar getirili­ yor. Livingstone ’un aksine. kâşifler ve serüvenci­ ler açtılar. Stanley. Uzun bir süre kendinden haber alınamadı. Afrika’nın büyük ve Avrupa için kullanılacak olanaklarını gördü. Iskoçyalı bir tıp mis­ yoneri olarak Afrika’nın içlerine girdi. bü­ yük girişimlere destek olabilecek zengin birini aradı. Kaybolduğu ya da öl­ düğü söylentileri yayılmaya başlayınca. Afrika’nın tarım ve hayvan­ cılıkla geçinen kara derili insanlarının yazılı dilleri ve sağ­ lam siyasal örgütleri olmamakla birlikte.

Afrika. Afrika. hiçbir devlete bağlı kalmayacak ve hükümet görevini II. Bu arada. lastik üretiminde Avrupa’nın te­ mel gereksinimlerinden biri haline gelmiş olan kauçuk ağaçları. çalış­ mak istemeyen yerliler. Kongo kuruluşunun ne kadar toprak elde ettiğini tam ola­ rak kimse bilemiyordu. kimsenin hak iddiasında bulunmadığı. Leopold. Stanley. Portekiz ise Angola ve Mozambik’e aynı yöntemlerle yerleşmiş. tam bir soykırım anlayışıyla öldü­ rülüyordu. bu “anlaşmalarla”. bunları birbirine bağlamaya çalışıyordu. Bu. Kongo’da kendi bildiği gibi bir yönetim kurdu. Doğu Afrika’da benzer kâğıtlar imzalatıyor. 1882 yılında Afrika’ya daha da hazırlıklı ola­ rak geri döndü ve 500 kadar kabile reisiyle “anlaşmalar” yaptı. Bunlar. Leopold yapacaktı. çok kısa bir süre içinde tam bir “panayır” yerini andırmaya başlamıştı. insan gücü­ nün ötesinde çalıştırılıyor. Ödenmediği takdirde Kongo topraklarının Belçika’ya geçmesi taahhüdü karşılığında al­ 284 . Alman kâşifi Kari Peters. hükümeti ol­ mayan. Kuruluşun mavisarı bayrağını da. boş ve ilk. gelenin eline geçirebileceği bir bölge olarak görülmeye baş­ landı. yine ne anlama geldiğini anlamadan elle­ rinde sallamaya başladılar. “Kongo Özgür Devleti” biçimine dönüştürüldü. ama şirketin sürdürül­ mesi için uzun vadede değil. kısa vadeli kâr için acımasızca sökülüyor. giderek. birkaç incik boncuk ve kumaş karşılığında önlerine uzatılan ve ne anlama geldiği pek belli olmayan kâğıt parçalarına kaba işaretler koydular. Fransız Brazza batı kıyısından itibaren Kongo akarsuyu boyunca Fransız bayrağı dağıtıyor. Kara Afrika’nın içinde sınırlar kesin bir biçimde belirlenemediği için. insani hiçbir yönü olmayan kurallar ge­ tirdi. 1885 tarihli Berlin Kongresi ile Uluslararası Kongo Kuruluşu. Elde edilen kâr. Kauçuk plantasyonlarında kara derililer. Kral Leopold’un Brüksel’de iyi yaşaması için belki yeterli olabilirdi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sı Kongo Birliği”ni kurdular. Zanzibar’dan başlayarak.

zorunlu çalışmaya başladılar. En önemlisi. köle ticareti Afrika’da uluslaşmayı olanaksız kıldı. Afrika insanı yaptığı işe yabancılaştı. onların otoritesini kullanarak adam kiralamaya başladılar. “rezervas­ yon” bölgelerine sevk edildiler. bunu Afrika’nın büyük bir bölümünde olanaksızlaştırdı. Afrika’da Avrupalılar için en önemli sorun işgücüydü. Ancak köle ticareti. kabile şef­ lerini çeşitli dalaverelerle elde edip. önce zorla çalıştır­ ma yöntemine başvurdular. Kabilesinin ötesinde bir siya­ set anlayışına sahip olmayan Afrika toplumlarmm uluslaş­ maları. Kendi toplumunda. Yaşamı­ nın belki de tek varlığı olan kulübesinde kalabilmek için. Böylece. tıpkı Kuzey Amerika’da Kızılderililere yapıldığı gibi. en etkili yöntem. zorla yerinden etme uygu­ lamasıyla. parayla ödenmesi gereken vergi koymak oldu. kara derili insanın yaşadığı toprak ya da kulübesi­ ne. bunun Afri­ ka’daki uzantısı tam ters sonuç verdi. Her şeyden önce. para ve toplumsal statü gibi Avrupa değerle­ rine önem vermediği için Batılı işçiler gibi çalışmıyordu. Çünkü. za­ ten “çalışkan” sayılamazdı. endüstrileş­ miş devletlerin ihtiyaç duyduğu köle uğruna. Ancak. topraklar özel mülkiyete açıldı ve bu topraklar üzerinde yaşayanlar. Bu etkili olmayınca. pek de kolay olmayacaktı zaten. Avrupalılarm bu radikal müdahalesi olmasa bile. Endüst­ rileşme Avrupa’da ulus-devleti güçlendirirken. Tüm bu faaliyetlerin Afrika insanı için çok kötü so­ nuçları oldu. sürekli çalışan kadın olduğu için.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? dığı borcu da zamanında ödeyemeyince. 1908 yılında bu ülke “Belçika Kongosu” oldu. hükümet otoritesi tam olarak kurulduktan sonra. Zorla çalıştırma yöntemiyle. Köle peşinde koşan bazı 285 . Afrika’nın kabileleri karşı karşıya getirildi. geleneksel kabile ve köy toplumu yıkılmış oldu ama yerine de hiçbir şey konmadı. Avrupalılar. Bazı yerlerde ise. Afrika’da aile bağları koparıldı. Afrika insanı.

yüzyıl­ da bu durum değişmeye başladı. Sonuç olarak. 1808 yılında bu adamların bekledikleri fırsat ellerine geçti. Napolyon Bonapart’m devrim ordularının Ispanya’ya girmesinden ve var olma mücadelesine girişen İspanyol tahtının askeri denetiminin gevşemesinden yarar­ lanarak ayaklandı. köhnemiş Ispan­ ya İmparatorluğu’nda bomba etkisi yaptı ve geniş ama za­ yıf imparatorluk temellerinden çatırdamaya başladı. Batı’nın üniversitelerinde okuyarak ulusçu fikirlerle yetiştiler. Avrupa yönetimlerinin de etkisiyle. George Washington’un orduların­ da savaşmış ve daha sonra Avrupa’ya giderek Fransız dev­ rim ordularında çarpışmıştı. Güney Amerika’daki bağımsızlık önderleri. Karakaslı Simorı Bolivar ve Arjan­ tinli San Martin. Afrika ülkelerinin bağımsız­ lıklarını kazanmaları için II. 1824 yılma gelindiğinde. Ulusçuluk akımı 20.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) kabile şefleri. uluslaşma süreci tıkandı ve büyük merkezi devletler kurulamadı. Böylece. Kabile reisleri. Afrika yöneticileri kendi toplumlarma yabancılaştılar. 7. Batı 286 . bunların çocukları ve bazı hü­ kümet memurları. Latin Amerika’ya Erken Gelen Bağımsızlık 1789 Büyük Fransız Devrimi’nin ilkeleri. Kuzey Amerika kolonilerinin Ingiliz boyunduruğundan kurtul­ duklarını görmüşlerdi. Karakaslı Miranda. 20. Bunların önderliğinde. yüzyıl bo­ yunca giderek gelişti. Ancak. Dünya Savaşı sonrasını ve özellikle 1960’ları beklemek gerekecektir. komşu kabilelere saldırdılar ve zorla köle alıp Avrupalılara verdiler. Afrika ülkelerinde Batı’dakine benzer yönetici bir sınıf doğdu. Ayrı­ ca. Yine. Fransız Devrimi düşünürlerinin ve Kuzey Amerika demokratlarının düşüncelerini de öğrenmişlerdi. İspanyol ve Portekiz genel va­ lilerinin insafsız baskı ve sömürülerinden usanan Latin Amerika insanı.

Güney Amerika ülkeleri. 1823 yılında Amerikan Kongresi’ne sunduğu mesajında. Amerikan bağım­ sızlık önderleri ve bu arada George Washington. Avrupa devletleri. ABD’nin bütünlüğünü koruyabilmesi ve gelişebilmesi için. Monroe’ya göre. ABD’nin Avrupa devletlerinin iş­ lerine karışmak niyetinde olmadığım söylemiş ve eğer ABD ile dostça ilişkiler kurulmak isteniyorsa. ABD’nin üstünlüğünü sağlayan. Güney Amerika’daki ülkelerin içişlerine karışmaya kalkış­ tıkları taktirde. Monroe Doktrini’dir. Avrupa dev­ letlerinin de Amerika kıtasına müdahaleden kaçınmaları gerektiğini belirtmişti. siyasal avantajlar da bekliyordu. bu bağımsızlığın gerçekleşmesi için yardımcı olmuşlardı^' İngiltere. İspanyol sömürge yönetiminin bozukluğu ve feodal dönemden kalma baskı yöntemleri de etkili ol­ muştur. ABD ise. Bu erken bağımsızlığın nedenleri yalnız milliyetçi ön­ derlerin çabaları ve Kuzey Amerika örneğinin coğrafi ya­ kınlığı değildir. aynı ticari amaçların ya­ nında. ABD Başkanı James Monroe. bu nedenlerle. ABD’nin Avrupa’nın karışık diplomatik oyunlarının içine girmeme ve Avrupa’yı da Amerikalılara müdahale ettirmeme vasiye­ tinde bulunmuşlardı. Ameri­ ka’nın da Avrupa’dan uzak kalması gerekiyordu. dönemin en güçlü iki devleti olan ABD ile İngiltere de. bağımsızlıklarını kazandık­ tan kısa bir süre sonra İngiltere’nin ve daha sonra ABD’nin ekonomik üstünlüğü ve siyasal etkisi altma girmişlerdir.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? Hint Adalarmdakiler dışarda kalmak üzere. Güney Amerika’da Avrupa devletlerinin varlığı. tüm Orta ve Güney Amerika ülkeleri bağımsızlıklarım kazanmış oldu­ lar. İkinci olarak. Latin Amerika ülkelerini Avrupa müdahalesinden 287 . karşılarında ABD’yi bulacaklardı. bağımsız olacak Latin Amerika ülkeleriyle yapacağı ticaretle buraları etkisi altma alacağım tahmin ediyor. Avrupa’nın Amerika’dan. son bulmalıydı. Böylece ABD.

Fransız İm­ paratoru III. bir Avusturya soylusu olan Maximillian’ı Meksika İmparatoru yaparak. ülkeyi bir Fransız uydusu haline getirmek istedi. Meksika’ya birleşik bir ordu gönderdiler. Rejimi. Fransa ve Ispanya. Ingilizler. daha önce değinilen 1898 ABD İspanya Savaşı’na kadar. Napolyon. yüzyılın ortalarından. çok kısa bir süre sonra Meksika Porjirio Diaz’m diktası (1876-1911) altına girecektir. hükümeti ele geçirmiş ve bu arada Avrupa devletlerinden büyük miktarda kredi almıştı. Or­ dularının desteğinde. bu arada bir iç sa­ vaş içinde bulunan ABD’nin çökeceğini ve böylece Meksi­ ka’da etkisini rahatlıkla sürdüreceğini de tahmin ediyordu Ancak. Monroe Doktrini’nin verdiği rahatlık ve güvenle. hemen hemen yarım yüzyıl İmpara­ tor II. Pedro’nun yönetiminde kaldı ve 1889 yılında cum288 . Bu arada Brezilya. 19. devletin gelirlerine el koyarak borcun ödenmesini sağlamaya çalıştılar. Ancak. borç­ larını ödemeden çöktü ve yerine geçen liberal Ju a re z borç­ ları reddedince. Napolyon’un daha ihtiraslı amaçları vardı. bu bölgeyi ekonomik ve siyasal tekeli altına alacaktır. 1860’larda İmparator M aximillian’m Meksika İmparatoru olması ile Latin Amerika tekrar gündeme geldi. daha önce Çin’de yaptıkla­ rı gibi. Monroe Doktrini’ni resmen kabul etmemiş bulunan İngiltere. Fransa da or­ du desteğini çekince 1867’de Mcocimillian düşürülerek idam edildi. Meksika’da Kilise ve toprak sahiplerinin desteklediği Miram on adlı biri. Bunun üzerine İngiltere ile İspanya. Ancak. ordularım çektiler.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) kurtardıktan sonra. Aynı yöntem. herhalde Monroe Doktri­ ni’den çekindiklerinden olacak. ilerde görüleceği gibi Osmanlı devletinde de uygulanacaktır. Yalnız. Avrupa devletleri Güney Amerika ile ilgilenmediler ve bu bölge bir bakıma unutul­ du. 1865’te ABD bütünlüğünü koruyup. Juarez ve Meksika liberalleri tekrar iktidara geldiler.

genellikle Osmanlı topraklarıdır. Savaş sonunda en kapsamlı barış antlaşmasının Osmanlı hükümetiyle yapılmasının nedeni de budur. kendi yasaları. yüzyılda Osmanlı devletinin parçalanma süreci ve 20. Osmanlı devleti Avrupa devletleri görünümünde değildir. endüstri­ leşmiş Avrupa’ya sattığı. başta et ve buğdaydır. kendi dindaşlarıyla ilgili so­ runlarda hükümete ayrı ayrı sorumluydular. mahkemeleri ve gelenekleriyle yan yana ya­ şamaktaydılar. Dünya Savaşı’nm belki de en önemli konusu ya da bu savaşta pay­ laşılmaya çalışılan kalıt. çeşitli ırksal ve dinsel bölüntülere ay­ rılmıştı. Yönetici sınıf Türkler ve başat din İslamiyet olan ülke. Bu bakımdan. Bunun en önemli nedeni. Çünkü. Geriye ka­ lan 19 Latin Amerika ülkesinin ekonomileri ise ABD ve Avrupa’ya satılan bir ya da iki ürüne bağlı kaldı. Yüzyıldaki Genel Görüntüsü 19. G. “rea­ ya” olarak bilinen Müslüman olmayanlar ise vergi vermek­ teydiler. I. yüzyıla girildiğinde. Din görevlileri. ger­ çekten uygundur. Arjantin ise. Batı Avrupalı­ 289 .Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? huriyet rejimi kuruldu. I. ekonomik bakımdan sürekli kalkman ve siyasal bakımdan istikrarlı tek Latin Amerika ülkesi oldu. imparatorluğun sınırlarında. OSMANLI DEVLETİ’NİN PARÇALANMASI Osmanlı devletinin parçalanma sürecinin. Osmanlı Devleti’nin 19. 19. 1. şimdi görüleceği gibi. Aynı dinden olanlar. Dünya Savaşı’na Nasıl Girildi?” ana başlığı altında incelenmesi. yüzyıla girildiğinde bu sürecin hızlanması. Müslüman olanlar orduda görev yapmakta. “I. Dünya Savaşı’nın nasıl çıktığını en iyi anlatan olgudur.

2. Din. Osmanlı hükümeti ithal edilen mallara % 8’den fazla gümrük vergisi koyamıyor.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lar ise özel haklara sahiptiler. Katolikler dinsel bakımdan Papa’ya. Kısaca. Ortodokslar ise. Osmanlı Devletinin Parçalanma Nedenleri t . Doğu Avru­ pa’da da önemli gelişmelere yol açmıştı. böylesine bir imparatorluğun bütünlüğünü koruma çabala­ rının uzun vadede başarılı olmayacağı açıktı. İşte 19. ulusçuluk ve ulusal birlik gibi iki önemli Avrupa düşüncesinden. dinsel bakımdan Ortodoks Kilisesi’ne. Bundan önceki bölüm­ lerde incelediğimiz güçlü Avrupa devletlerinin karşısında. iki Avrupalıyı ilgilendiren davalarda Avrupa yasaları uygulanıyor ve konsolos hazır bulunuyordu. ulusçuluk ilkesinin kazandığı başarılardı. siyasal destek bakımından Fransa’ya. siyasal destek için de Rusya’ya bakıyorlardı. mahkemeyi Avrupalı bir göz­ lemci de izlemekteydi. tüm yurttaşlar için tek bir yasadan. çıkış noktası 16. İster medeni olsun ister cezai. Batılı tüccarlar. Osmanlı devletinin parçalanma nedenleri çok ve karmaşık­ 290 . laik devlet anlayışından yoksun bulunuyordu. Fransız Devrimi’nin ilkeleri. Osmanlı dev­ leti böyle bir görüntüdeyken. yüyılda bu güç. Osmanlı devleti. Napolyon istilalarının ortaya çıkardığı siyasal istikrarsızlık ve Avrupa siyasal haritasının sürekli olarak uğradığı deği­ şiklikler. Batı ve Orta Avrupa’da olduğu gibi. yüzyıla inen “kapitülasyon” anlaşmalarıyla sağlanan haklardan yararlanmaktaydılar. Bu gelişmeler için­ de en önemlisi. ayrıca Avrupalı tüccarlar iç vergilerin de ço­ ğundan bağışık bulunuyorlardı. Güneydoğu Avrupa’nın egemeni olan Osmanlı devletinin kapılarını zorlamaya başladı. Bir Avrupalı ile Osmanlı yurttaşı arasındaki davaya Osmanlı yargı ma­ kamları bakmakla birlikte. devlet işlerinden ayrılmamıştı. Bu anlaşmalarla.

Osmanlı Sultam’na idi.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? tır. Avrupa’da Fransız Devrimi’ni gerçekleştiren ulusal burjuva sınıfı. Büyük ölçüde bu yüzden. sultanların saraya kapanmaı ve imparatorluğun genel çöküntüsü içinde yozlaşmış ve 291 . Osmanlı yöneticileri ise. Üstelik. yüzyılın ortalarından sonra bunun cılız bir kopyası belirmişse de. “yeni­ çeri ocağı”nm yozlaşmasının da payı büyük olmuştur. bu yıkıcı gelişmelerle yakından ilgilenmemiş ya da ilgilenememişlerdir. Osmanlı yöneticilerince çok geç ve etkisiz bir biçim ­ de izlenmiştir. Ayrıntılarıyla ele alınması konu dışında kalmaktaysa da kısaca şu nedenler üzerinde durulabilir: Bir kere. Avrupa’ya Rönesans ve Re(ormasyon dönemlerini izleyen Aydınlanma Çağı’nm yeni teknolojik buluşları ve bunun sonucunda ortaya çıkan en­ düstri devriminden uzak kalmıştır. Bunlar da genellikle yabancı devletlerin çıkarı doğrultusunda çalışmışlardır. Savaşlarda sürekli ordusunun başında bulu­ nan yetenekli sultanlar döneminde. endüstri devriminin sonucunda Avrupa ordularında gerçekleştirilen büyük teknik ve lojistik başa­ rılar. yüzyıla kadar yabancı rekabete karşı gümrük duvarlarıyla da ko­ runmuşlar ve böylece devlet içindeki zenginlik. daha önce gördüğümüz gibi. İkinci olarak. Yahudi. Bu ocağın bağlılığı belirli bir siyasal kuruma değil. bu sınıf azınlıklardan oluşmuş ve “işbirlikçi burjuvazi” ni­ teliğini kazanmıştır. 19. devlete askeri yönden büyük yararlar sağlayan ocak. Ermeni ve Kuzey Afrika Araplarmm elinde kalmıştır. 19. Osmanlı ordusu. Osmanlı devle­ tinin ekonomik yapısı içinde oluşamamıştır. Ati­ na ve Selanik’te yoğunlaşan azınlık tüccarları. Osmanlı devleti. Bunda. İstan­ bul'daki hâzineye vergi. 19. İstanbul. azınlıkla­ rın tekelinde kalmıştır. Grek. yüzyıl boyunca girdiği hemen hemen her savaştan ye­ li ik çıkmıştır. fetih ganimetleri ve gelirinin akışı­ nın sürdürülmesi çabaları dışında. Devletin sınırları içindeki ticaret ve ihracat.

Osmanlı devleti temelde teokratik bir devletse de. Avrupa’nın ortasında iki bü­ yük devlete ulusal birliklerini armağan ederken. bağımsızlıklarını alıp devletten ayrılmaları sonu­ cunu vermiştir. devletin maddi ihtiyaçları geldiği sürece. 19. Romanya.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sultandan bağımsız. Avrupa’daki savaş teknolojisi gelişmelerini çök gerilerden izleyen Osmanlı ordusu. azımsanmayacak 292 . burada uygun bir ortam bulabilmiş ve Osmanlılarm bu hoşgörülü yönetimi. kapatılan yeniçeri ocağının yeri doldurulamamıştır. Üzerinde egemenlik kurulan ülkelerden. bir bakıma devletin parçalanmasında etkili ol­ muştur. Osmanlı yönetim anlayışının. yönetimin hoşgörüsüz olduğu ve azınlıkları baskı altında tuttuğu. Bulgaristan. bağımlı ülkelerde­ ki ulusal benliğin sürdürülmesine yardımcı olmuştur. Ulusçuluk akımı Doğu Avrupa’ya geldiği zaman. hoşgörüsü. yüzyılda. Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Yunanistan. Kısaca. kolaylıkla Avrupa sisteminde ulusal devletler olarak yer al­ malarında ve ulusal bütünlüklerini korumuş olmalarında. çağın gereklerine uygun bir biçimde modernleştirileme­ miş. Burada önemli ve Batı kaynaklarında pek anlatılmayan bir noktaya değinmek gerekiyor. Osmanlı devletinin Balkan ve Ortadoğu’daki topraklarında yaşayan ulusların. 1826 yılında 11. Mahmut tarafından ortadan kaldırıl­ mışsa da. 19. bölgesel yönetime doğru­ dan karışılmamış. Fransız Devrimi’nin Avrupa sahnesine sunduğu ulusçuluk hareketi. tüm çabalara rağmen. yüzyılda bile söylene­ mez. Yugoslavya ve Arnavutluk gibi ül­ kelerin bağımsızlıklarını kazanmalarından hemen sonra. azınlıkların teker te­ ker bağımsızlıklarını almalarıyla. Üçüncü olarak. Böylece sürdürülen bölgesel özekiik. istediği an ayaklanıp ödünler alan ve hatta sultanları düşüren anarşi yuvası haline gelmiştir. Böylece. imparatorluğun parçalan­ ma süreci de başlamıştır. kültürel ve dinsel baskı uygulanmamış­ tır. Ocak.

Birinci Dünya Savaşı’n aN asıl Gidildi? bir rol oynamıştır. Merkezi otoritenin zayıflamasının en kötü sonuçları ise vergi siste­ mindeki bozulma olmuştur. Belki 293 . Bunlar. 19. “mültezimle­ rin” yolsuzluklarıyla hazine yoksullaştı ve kısır bir döngü içinde merkezi yönetim etkinliğini yitirdi. Yüzyılın ortalarına doğru merkezi hükü­ met otoritesinin güçlendirilmesi için önlemler alınacaksa da. bu devleti parçalanmaktan kurtaramayacaktır. kül­ türel ve ekonomik bütünlük konularındaki güçlükleri bu­ gün bile ortadadır. daha anlayamayacak kişiler olması. öde­ dikleri paranın karşılığını fazlasıyla çıkarmak istediklerin­ den. vergi yükümlüsü üzerindeki baskı arttı. özellikle Yahudi ve Rumlara satıldı. devletin gü­ cünün en yüksek noktaya çıktığı dönemlerde yatmaktadır. Avrupa’nın emperyalist devletlerinin elinden kurtulan öteki bölgelerdeki devletlerin ulusal. Kavalalı Mehmet Ali Paşa gibi asi va­ lilerini yola getirmeye çalışacak ve bu çaba içinde daha da zayıflayacaktır. esaslı bir karşılık alınmaksızın. böylesine büyük bir “kara imparatorluğu”nun yükünü sürekli taşıyamazdı. kay­ nakların boşuna tüketilmesi sonucunu doğurmuştur. Osmanlı yüksek kademe yöneticile­ rinin ülkenin karşılaştığı sorunları bırakın çözecek. bundan güzel ve anlamlı bir kanıt bulmak zordur. Aslında parçalanmanın önemli bir nedeni. Bu otoritenin zayıflamasıyla birlikte vergi sistemi de bozuldu ve hazine malı gelir kay­ nakları “iltizam” adı altında ve belirli bir ücret karşılığında kişilere. İstanbul’dan Ce­ zayir. Macaristan ve Yemen’e kadar uzanan toprakların fethi ve korunması. Avrupalmm dilinden düşürmediği “Os­ manlı Doğu despotizminin baskıcılığı” savlarına karşı. yüzyı­ lın başında İstanbul. merkezi otoritenin yıpran­ ması sonucunu doğurmuş ve gerçek yönetim yetkisi eyalet beylerinin. Osmanlı devleti gibi geniş toprak parçalarına yayılmış bu­ lunan hiçbir otokrasi. Dördüncü olarak. valilerin ve paşaların eline geçmiştir.

dinin de devlet işlerine karışması.. iç dünyasını zenginleştirmeyi öğütlemekteydi. (Avrupa insanı 18.. Osmanlı devleti gücünün zirvesinde ol­ duğu zamanlar bile. doğa ve toplum­ sal olaylarım çözmeyi hedef tutmaktan çok. Beşinci olarak. büyük ölçüde borç veren Avrupa devletlerinin denetimine girmiştir. devletin din işlerine. Ekonomisi büyük ölçüde ufak işletme birimlerine dayanan devlet. Osmanlı toplumu en­ düstri devrimi yaşamamıştır. yüzyılda doğanın yasalarını bulup. bu ancak Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı sonra­ sında gerçekleşmiştir. İttihat ve Terakki yöne­ timinin en büyük uğraşı kapitülasyonların kaldırılması yö­ nünde olmuş. ortaya bir de dış borçlar sorunu çık­ mış ve Osmanlı mâliyesi. 19. Bu yüzden de ekonomisi. merkezden çok uzaktaki toprak par­ çaları. bu borçların faizlerini bile ödeyemeyecek duruma düşmüştür. Ay­ rıca. Avrupa dev­ letlerinin açık pazarı haline gelmiş ve zaten cılız olan en­ düstrisini geliştirmek olanağına sahip olamamıştır. kişinin iç dün­ yasını. Üstelik. bırakın almış olduğu borçları. devletin parçalanma nedenleri arasında en önemlilerinden biridir. böylesine bir deniz üstünlüğüne sahip olamamıştır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) deniz üstünlüğüne dayanan uzun mesafeli ticaret. İslamiyet’in o zamanki dinsel öğretisi. her alanda etkin bir yaşam sürdürmekten çok. Ama. Kısaca. insana çevresi­ ni araştırıp. “İslam eğitimi. reform ve yenilik hareketlerini baltalamıştır. Rusya ile yaptığı savaşların mali yükünü dış yardımlarla hafifletmeye çalışınca. Biraz önce değinildiği gibi. Tarihçi En­ ver Ziya Karal’m deyişiyle. ekonomik ve mali durumun kötülüğü. bu açığı kapatabilirdi. yüzyılda bir çığ gibi genişleyen kapitülasyonlar yüzünden. din ve edebiyat bilgileriyle süslemekteydi. Altıncı olarak. bunları üze­ 294 . Osmanlı devletinin dinsel bir nitelik göstermesi. Osmanlı hâzinesine katkılarından çok daha fazlasını alıp götürmüşlerdir.

1798 yılında Napolyon’un Mısır Seferi’nden başlamak ve tüm 19. yüzyıl içinde tam dört Osmanlı-Rus savaşı çıktığını belirt­ mek. Devle­ tin giderek zayıflamasından temelini alan bu politika. yüzyıl boyunca sürdürülmek üzere. dış politikada bir denge politikası izlemiştir. Avrupa’nın büyük devletleri arasın­ daki çıkar çatışmalarından yararlanarak. İngiltere. çeşitli mezheplerin koruyuculuğunu üzerlerine alarak. konuyu aydınlatmak için yeterlidir. 19. Rusya ve Fransa gibi büyük Avrupa devletleri. Rusya’ya karşı İngiltere. bu tarihten sonra ise Almanya’ya dayanılmıştır. Osmanlı devleti. Rusya üçlüsüne karşı ise Al­ manya’ya dayanmak yolunu tutmuştur. Fransa’ya karşı Rusya ve İngiltere. Bu yüzden. imparatorluk içindeki ulu­ sal ve dinsel azınlıkları bağımsızlık yönünde kışkırtmışlar. Aristo devrini bir sa­ man çöpü geçmemiş durumda idiler”. Osmanlı devleti 1798 yılından başlayarak. 1878’den son­ ra Osmanlı devletini parçalayıp yıkma politikasına başla­ ması da. var­ lığını sürdürmek için. Son olarak. devletin zayıflayıp yıkılmasında etkili olmuştur. devleti içten yıkmak istemişlerdir. 295 . Durum kısaca şu­ dur: 1798’den 1878 yılma kadar İngiltere’ye. Rusya’nın Osmanlı devleti aleyhine geniş­ leme ve Türk Boğazları yoluyla sıcak denizlere çıkma poli­ tikası ve İngiltere’nin. ilerde görüleceği gibi. Gerçekten. dış politikadaki ağırlığı şu ya da bu devlete vermek olarak tanımlanabilir. çe­ şitli dönemlerde. yalnız 19.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? rinde uygulamaya başlarken) medreselerde yetişen ve ule­ ma adım taşıyan Osmanlı bilginleri. Fransa. bu emellerini gerçekleştirmek için. yüzyılda Osmanlı devletinin dış politik gelişmeleri bu çerçeve içinde değer­ lendirilmelidir.

bir yıl sonra çıkacak olan 1806 Osmanlı-Rus Savaşı ile ortadan kalkacaktır. Napolyon Dönemindeki Osmanlı-Rus Savaşı Napolyon’un 1798’de Mısır’a. nedenlerini daha önce ince­ lediğimiz saldırısı sonucu. 1805 yılında Rusya’ya verilen ödün. 1841 yılında gerçekleşecektir. Bu. 1805 yılında imzalanan ikinci bir ittifakla Rusya’ya veril­ miş olan ödün genişletiliyor ve Yedi Ada’da bulunan asker­ leriyle ikmal bağlantısını sağlamak için. Rus donanması Boğazlardan serbestçe geçe­ cek. Halbuki. “denge politikası”nm baş­ langıcını oluşturduğu gibi. 1806 tarihinde başlayan ve 1812 Bükreş Barış Antlaş296 . Bu. çünkü bununla Osmanlı devleti uzun süreden beri izlemekte olduğu “Boğazların kapalılığı” ilkesinden ilk ödünü vermiş oluyordu. ağır Rus baskısı altında. İngiltere’ nin konuyu uluslararası alanda yükümlülük altma almak yönündeki çabası. Böylece. Osmanlı devletinin Rusya ile yaptığı ilk ittifak antlaşmadır. Osmanlı devletinin başına. barış zamanında da Boğazlar’dan geçiş hakkı tanınıyordu. Hatta. Hükümlerine göre. ancak savaş bittikten sonra Karadeniz’e çekilecekti. Osmanlı devleti aynı yıl Rusya ile bir antlaşma imzalamıştı. Rusya’ya Boğazlarda sağlanan bu üstünlük. sonraki gelişmeler açısından son derece önemli bir noktadır.3. Hindistan yolunun güvenliği açısından en çok İngiltere’yi endişelen­ dirmiş ve bu tarihten sonra Boğazların kapalılığı ilkesine bağlanarak. bir de Boğazlar sorunu çıkmış olacaktır. ilerde görüleceği gibi. bu durumu uluslararası bir yükümlülük haline getirmeye çalışmıştır. tüm yüz yıl boyunca sürmek üzere. Napol­ yon’un işgal etmiş olduğu Yedi Ada’nın Fransızlardan kur­ tarılması için. yüzyıla gelene kadar Boğaz­ lar konusunda herhangi bir uluslararası anlaşma imzalan­ mamış ve bu önemli su yolu tümüyle Osmanlı monarkının tasarrufuna bırakılmıştı. 19.

yüzyıl anayasa hareket­ lerine mutlaka bir başlangıç noktası bulmak gerekirse. Balkanlar’da ilk ulusçuluk kıvılcımı ve bu yönde verilen ilk ödündür. merkezi otoritenin zayıflamasıyla birlikte. Ancak. hem monarkm mutlak yetkisinin sınırlandırılması hem de merkezin güç­ lendirilmesi çabalarının Sened-i Ittifak’ta birleştiği görülü­ yor. Osmanlı devletinde ilk reform hareketleri askeri alanda gerçekleşmiş olmaktadır. istendiğinde asker göndermeleri gibi) Padişah da keyfince kendilerini görevden alamayacaktı. 297 . Bu metin. yeniçerilerin disiplinsizliği ve ordunun zayıflığı. pa­ dişahın mutlak otoritesine ilk kez hukuki bir sınırlama getiriyordu. Ayrıca. parayı Padişah adına bastırmaları. Osmanlı yerel yöneticile­ rinin zaman zaman ayaklandıkları ya da merkezden ba­ ğımsız hareket ettikleri belirtilmişti. yüzyılın başlangıcında Osmanlı devletinin iç geliş meleri açısından önemli bir hareket. İm­ zalanan barış antlaşmasıyla Prut akarsuyu ild’devlet arasın­ da sınır olmuş ve Sırbistan’a bazı ayrıcalıklar verilmesi kabul edilmiştir. bu­ na Sened-i Ittifak’tan başlamak yanlış olmaz. Bu. Daha önce. 19. 19.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? ması ile sona eren Osmanlı-Rus Savaşı. 1808 yılında Sekban-ı Cedid adıyla yeni bir ordunun kurulmasını gerektirmiştir. 1812’de Napolyon’un Moskova seferinin hazırlıklarına baş­ laması üzerine ve Rusya’nın barış önerisiyle bitmiştir. Osmanlı devletinin aleyhine gelişen savaş. asıl amacı merkeze kafa tutan valilerin bağlılıklarının yeniden sağlanmasıdır. 1808 tarihli Sened-i Ittifak’tır. İşte. Böylece. ayan ve beyler Padişah’a bağlı kaldıkları sürece (vergi vermeleri. Osmanlı devletinde. Buna göre. Rusya ile savaş­ makta olan Fransa’nın Osmanlı devletini kışkırtması ve Padişah’m Eflak ve Boğdan beylerini görevden alması üze­ rine çıkmıştır.

Bu bağımsızlık hareketlerinde. Yunanistan’ın bağımsızlığı için çaba gösteren iki devlet Fransa ile Rusya’dır. aynı zamanda Osmanlı merkez yönetimi ile Grekler arasında resmi iletişim kanalı olmuştur. Osmanlı yöneticileri İstanbul’daki Yunan Patrikhane­ sin in faaliyetlerine büyük hoşgörüyle bakmışlardır. Osmanlı devletinin girdiği her savaştan yararlanarak bağımsızlıklarını kazana­ caklardır. yüzyıldan bu yana Güneydoğu Avrupa toprakları Osmanlı devletince yönetilmekteyse de. bölgede din. Patrik. eğitim. Böyle­ ce. Burada. Dünya Savaşı’na kadar Osmanlı sı­ nırları içinde yaşayan Balkan ulusları. 15. Osmanlı devleti­ nin zayıflamasının yanında. Yunanistan’ın Bağımsızlığını Kazanması ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasının önemi. Fransız Devrimi’nin Avrupa’ya yaydığı ulusçuluk ilkesi ve Avrupa devletlerinin desteği de önemli unsurlar olarak sayılmalıdır.4. ticaret ve maliye büyük ölçüde Greklerin ve öteki Balkan ulusla­ rın elinde kalmış ve eyaletler bölgesel özerkliğe sahip ola­ gelmişlerdir. Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra I. Osmanlı sadrazamının Orto­ doks Hıristiyanların işlerine bakan yardımcısı durumuna gelmiştir. İstanbul’daki Yunan Patrikhanesi yalnız Ortodoks Kili­ sesinin temsilcisi olarak kalmamış. Osman­ lı devletinin parçalanmasında yeni bir süreci başlatmasıdır: ulusal azınlıkların bağımsızlıklarını kazanarak imparator­ luktan ayrılmaları. O kadar ki. Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana. Ayrıca. Osmanlı devlet sisteminde azınlıkların sağladık­ ları özgürlüklere bir örnek de budur. 1815 Viyana Kongresinden güçlü çı298 . Gerçekten. özellikle Yunanistan’ın ve genel olarak Balkan uluslarının kolayca bağımsızlıklarını kazanmalarında etkili olan bir başka unsurdan da söz etmek gerekmektedir.

tam 300 yıllık bir süre­ den sonra Fransa tarafından işgal edildi. Edirne Barışı ile Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul eden Osmanlı devle­ ti. Osmanlı devleti Grek ayaklanması­ nı. Osmanlı devle­ tinin parçalanmasında önemli bir aşamadır. Yunanistan’ın bağımsızlık hareketinin ayrıntıları üze­ rinde durulmayacaktır. 1821 yılında Mora’da çıkan ayaklanmada baş­ rolü oynamıştır. Doğu Anadolu’da bazı toprakları. bu devletin asilere karşı sürdürdüğü savaşın hızını kesmiştir. Osmanlı devletinin yenilgisi ve 1829 tarihli Edirne Barışı ile biten savaş. Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanma­ sında önemli bir unsur oldu. gerek Ingiltere’nin 1825 yılında taraflar ara­ sında ateşin kesilmesi için Osmanlı devletine verdiği ülti­ matom ve gerekse 1827 yılında bir Ingiliz-Rus-Fransız or­ tak donanmasının Osmanlı donanmasını Navarin’de yak­ ması. Bunların yanında. Mısır valisi Mehmet Ali Paşa’nm yardımıyla bastırmayı başarmışsa da. Osmanlı devletinin parçalanması süreci. Bunun nedeni nasılsa bağımsızlığını kazanacak olan Grek yarıma­ dasının Rus etkisi altına girmesini engellemek ve İngilte­ re’nin yardımından doğacak minnet duygularından yarar­ lanarak bu devlet üzerindeki etkisini artırmaktı.Rusya’ya bırakıyor ve Eflak ile Boğdan’da reformlarda bulunmaya yükümleniyor­ du. Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasını sürdüren Ingiltere de bu tarihten son­ ra Grek bağımsızlığını desteklemeye başlayacaktır. Fransa’da uygula­ dığı ekonomik politikanın başarısızlığını örtmek. baskı 299 . stratejik Doğu Akdeniz de olası Rus genişlemesine karşı bir bağlaşık kazanmış olacaktı. bir yıl sonra yeni boyutlar kazandı ve 1529 yılından beri Osmanlı ege­ menliği altında bulunan Cezayir. Böylece. 1828 yılında başlayan Osmanlı-Rus Savaşı. Grek ülkesindeki ulusçu duyguları alabildiğine kışkırtmış.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? kan Rusya.

İlk iş olarak. 1830 yılında ülkeyi işgal etti. Mehmet Ali Paşa’nm Navarin’de yanan donanmasını yeniden kurmak için. bağlı bulunduğu devletten daha güçlü olması gerekti­ ğini biliyordu. Mısır vali­ sinin bunun ötesinde daha büyük tutku. (ii) İstanbul’ dan bağımsız bir biçimde hareket edebilmek. bir protesto çekmekten başka bir davranışta bulunama­ dı. (iii) Mısır valiliğini bir ha­ nedanlık içinde babadan oğula geçirmek. Mehmet Ali Paşa bu emellerini gerçekleştirebilmek için. Kavalalı Mehmet Ali Paşa Ayaklanması: 1831-1841 Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanması ve Cezayir’in Fran­ sa tarafından işgalinden sonra. Nil deltasında pamuk üretimi geliştiril300 .Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yönetimine karşı ayaklanmalardan dikkati dışarıya çekmek ve Batı Akdeniz’de Fransa’nın üstünlüğünü sağlamak iste­ yen Kral 10. Ancak. Osmanlı devleti on yıl sü­ reyle bir valisinin ayaklanmasını bastırmak için uğraştı. 5. Charles. Anadolu’yu ve hatta belki de tüm Osmanlı devletini eline geçirmek. Suri­ ye’nin ormanlarından yararlanmak ve bu yüzden Mısır’ın yanında Suriye valiliğini de istemesidir. Ayaklanmanın yüzeysel nedeni. Cezayir’deki Osmanlı Valilerinin (da­ yı) Akdeniz’de korsanlık yapmalarım bahane ederek. askeri ve idari reformlarda bulundu. komşu bölgelerde. Bu çabalar sonucunda. Ülkenin ana üretim maddelerim devlet tekeli haline getirdi ve yeni endüstriler kurdu. (iv) Suriye’yi. Mısır’daki tüm toprakları ulusallaştırdı. yani Sudan ve tüm Arabistan’da en üstün güç haline getirmek. Mısır’da ekonomik.. Bu yüzden..rı da vardı: (i) Mısır’ı. 1827’de Navarin’de donanmasını yitiren ve böylece eli kolu bağlı bulunan Osmanlı devleti de.

İngil­ tere’nin imparatorluk yolu üzerinde üstün bir duruma geç­ mek isteyen Fransa tarafından da desteklenmekteydi. Osmanlı Padişahı II. Mahmut (1808-1839) ise. Napolyon’un başarısız politikası. Fabrikalar kurulmuş ve gençler.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi ? miş. 1833’te İstanbul’a bir donanma ile 5000 kişilik bir ordu gönderdi. üzerine gönderilen iki Osmanlı ordusunu ağır yenilgiye uğrattı. Böyle bir hava içinde. İbrahim Paşa 1831 yılında Suriye or­ manlarından yararlanmak gerekçesiyle Suriye’yi işgal etti ve 1832 yılında biri Belen. Belçi­ ka ve Hollanda sorunu yüzünden Avrupa’da meşgul olan Ingiltere’nin isteksiz davranması üzerine. devletin başına bela olmayı 300 yıldır sürdüren Memlukluları ve Vahabileri de. öteki Konya’da olmak üzere. Mehmet Ali Paşa tam bir despot olarak bu re­ formları yaparken. ticari ve ekonomik başarının sırlarını öğrenmek üzere. tek çare olarak Rusya yardıma çağrılmıştır. şekerpancarı ve zeytin gibi endüstriye hizmet eden ürünler ekilmeye başlanmıştır. Bu durumda. Batı ülkelerine ve özellikle Fransa’ya eğitime gönde­ rilmiştir. Osmanlı devleti için büyük devletleri yardıma çağırmaktan başka bir seçenek kalmamıştı. Böylece. oğlu İbrahim Pa­ şa komutasındaki Mısır ordusu ile dize getirdi. Rusya Osmanlı devleti üzerinde etkili 301 . daha önce değinilen 1825 İngiliz ültimatomu üzerine İstanbul’a danışmadan askerlerini Mora’dan çeken. Mısır’da ekonomik yatırımlarda bu­ lunmuş olan ve güçlü bir Mısır’ı yetkisi altına alarak. 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşma askeri yardımda bulunmayan ve kendi­ sinden bağımsız hareket eden valisine içerlemekte ve ken­ disine iyi bir ders verilmesi gerektiğini düşünmekteydi. 35 yıl sonra başarılı hale getirilebilirdi. Zayıf bir Osmanlı devletinin yerine. güçlü ve Fransa tarafından desteklenen bir Mısır’ın geçmesini çıkarları açısından zararlı bulan Rusya ise. Mehmet Ali’nin bu faaliyetleri.

Mehmet Aİİ Paşa ayaklanmasının ikinci aşaması 1839 yılında başlar. öteki devletlerin savaş gemilerine kapatıyordu. topladığı bir orduyu Mehmet Ali Paşa’nm üzerine göndermiştir. Bundan sonra. İstanbul’daki Rus askerlerinin bir ân önce çekilmesini sağ­ lamak için bu iki devlet. bu durum. Osmanlı devletinin zayıflığı göz önünde bulundurula­ rak. 1833 gelişmelerini akimdan çıkarmayan İngiltere. aynı zamanda Bo­ ğazları kendine açarken. bu antlaşma ile Rusya. Doğu Akdeniz’deki çıkarları açısından İngiltere ve Fransa’yı harekete geçirdi. İngiltere en kısa zamanda Bo­ ğazların kapalılığı ilkesini uluslararası bir yükümlülük altı­ na almak için gösterdiği çabalara hız verecektir. Ancak. yalnız Osmanlı devletine askeri mü­ dahalede bulunma hakkım kazanmıyor. Tahmin edileceği gibi. bu kez Osmanlı devletinin arkasında etkin bir tutum aldı. Rusya ile Osmanlı devleti arasında bir ittifak antlaşması imzalandı. Mehmet Ali üzerinde baskıda bu­ lundular ve bu baskı sonucunda 1833 tarihli Kütahya A nt­ laşması imzalandı. Bu antlaşma ile Mehmet Ali’ye. özellikle İngiltere tarafından tepkiyle karşılandı. Rusya’ya bir saldırı durumunda. Bir süre sonra. Mısır ve Girit valiliklerinin yanında Suriye valiliği. taraflardan birine bir saldırı durumunda. bu ordu Nizip’te yenildi. H ünkâr İs­ kelesi Antlaşması adını alan ve 8 Temmuz 1833 tarihli olan ittifakın hükümlerine göre. An­ cak. Çünkü. Bu antlaşmadan sonra. Askerlerini çektikten sonra. oğlu İbrahim Pa~ şa’ya Cidde valiliğinin yanında Adana’nm vergi toplama hakkı verildi. bu anlaşmayla Osmanlı devleti üzerindeki üstün durumunu sürdürmek isteyen Rusya’nın bu tutumu. Osmanlı devleti Bo­ ğazları yabancı devlet gemilerine kapatacaktı. öteki taraf askeri yardımda bulunacaktı. Valisine 1833 yılında verdiği ödünleri geri almak isteyen II. Hünkâr İskelesi Antlaşması ile Osmanlı 302 .Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) duruma geçmiş oluyordu. Mahmut.

İmzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazların barış zamanında savaş gemilerine kapalılığı uluslararası bir yü­ kümlülük altma alındı. Osmanlı devleti üzerinde koruyuculuğunu kurmak isteyen Rusya gerilemiş. 1841 yılında Boğazlar’m statüsü de karara bağlandı. Burada iyi bilinmesi gereken bir nokta. Her iki devlete birden karşı duramayacağını hesaplayan Fran­ sa’nın. Neresinden bakılırsa bakıl­ sın. ilerde incelenecek olan Kırım Savaşı’nda bu durum ortaya çıkmış ve Osmanlı devleti İngiliz ve Fransız donanmaları­ nın Karadeniz’e geçmelerine izin vermiştir. bu gelişmelerden kârlı çıkan tek devlet vardı: İngil­ tere. Türk Bo­ ğazları ilk kez uluslararası bir statü kazandı ve İngilte­ re’nin bu yöndeki çabaları başarılı oldu. Mehmet Ali Paşa’ya karşı beliren bir gruplaşmaya katılmasıyla 1840 yılında Londra’da bir konferans toplan­ dı. Boğazların kapalılığının yal­ nız barış zamanında uygulanmasıdır. Nitekim. bu sözleşmeyle. Böylece.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? devletinde sağlamış bulunduğu üstünlüğü uzun süre sür­ düremeyeceğini anlayan Rusya da İngiltere’ye katıldı. Burada Mısır’ın yeni statüsü saptandı ve Padişah’m (1839’dan beri Abdülmecit) 1841 tarihli fermanı ile Mısır valiliği babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa’ya verildi ve bundan sonra Mısır valilerine “Hidiv” denmeye başlandı. Sonuç olarak. Fransa’nın Mısır üzerinde sağla­ mak istediği üstünlük ortadan kaldırılmış ve Hünkâr İske­ lesi Antlaşması son bulmuştur. Osmanlı devleti bir savaşa girdiğinde Boğazları istediği gibi tasarruf edebilir. yani dilediği devletin savaş gemilerine açabilirdi. 1841 yılında durumu değerlendirdiği­ mizde. 303 . Devleti gerçekten çok zor durumlara düşüren Mehmet Ali Paşa sorunu böylece bir çözüme kavuşturulduktan sonra.

şimdi yakm ticari ilişkiler kurmuş bulunduğu Osmanlı Devleti'ndeki tüccarlarının ve bunlarla iş yapacak olan Osmanlı bürokrasisinin haklarının güvence altına alınmasını. Osmanlı devletinde uzun süre etkili olamadı. yalnız İngiltere ile Osmanlı devleti arasında daha sıkı bağlar kurulmakla kalınmamış. ve devletin yarı sömürge haline gelme süreci başlamıştır. Söz­ leşme ile Osmanlı devleti. Yardımlarının bir karşılığı olarak. Osmanlı gümrük duvarları indirilmiş. Mehmet Ali Paşa ayaklanmasında kendisine yardım eden ve devletin bu zayıf döneminde da­ yanabileceği tek büyük devlet olan İngiltere’ye hoş görün­ mek niyetindeydi. Duruma Osmanlı devleti açısından baktığımızda. 1839 tarihli Tanzimat Fermam’mn da temellerinden birini oluşturur. Böylece. İngiltere’nin Akdeniz’deki üstünlüğü özellikle ticaret ala­ nında bir kez daha kurulmuştur. 1838 Ticaret Sözleşm esi ve Tanzimat Fermam İngiltere. İngiltere. Mehmet Ali Paşa bunalımından başka bakımlar­ dan da kârlı çıktı.6. Sonuç olarak. çıkarları açısından gerekli görmeye başlamıştı. zaten cılız olan endüstrisi Avru­ pa rekabeti karşısında savunmasız durumda bırakılmıştır. İşte bu karşılıklı hesaplar Tanzimat’ın dış kökenini ortaya koymaktadır. aynı zamanda Mehmet Ali Paşa’nm Mısır’da yapabildiği ekonomik reformlara da balta vurulmuş. Belki Lale Devri. Osmanlı devlet yapısında ve toplumsal ör­ gütlenme alanında kısıtlı da olsa değişikliklere yol açabilir304 . Her şeyden önce. 19 Ağustos 1838’ de Osmanlı devleti ile imzaladığı bir ticaret sözleşmesiyle. kurduğu tekeller yıkılmıştır. Fransız Devrimi’nin ortaya çıkardığı liberal fikirler. organik ve işlev­ sel bağların kurulması süreci. Bu ticaret sözleşmesi. giderek. Osmanlı monarkı ise. yani yöneten ile yönetilen arasında kopuksuz. özgürlük ve eşitlik ilkeleri.

yüzyılın ortasından 19. An­ cak. 19. bu yemlikler dönemi kısa ömürlü olmuştu. vergi ve as­ kerlik konularında belirli yenilikler ortaya çıkmıştır. II. Osmanlı yöneticilerinin askeri örgütlenmeye verdikleri önemli göstermektedir. can ve mal güvenliği gibi bazı hakları tanımış. Fransız Devrimi’nde ilan edilmiş bulunan Haklar Bildirisi gibi bir halk hareketi sonucu ortaya çıkmış olmayıp. Mahmut’un yerine geçen Abdülmecit’in tek taraflı iradesiyle Mustafa Reşit Paşa tarafından ilan edilen Tanzimat Fermam (Gülhane Hattı Hümayunu) devletin bünyesinde bir değişiklik getirmemekle birlikte. Selim’in (1789-1807) N iza­ mı Cedid adlı. yüzyılın ortasına kadar geçen yüz yıllık dönemde. Tanzimat’ın ilanında ya­ bancı devletlerin sempatisini kazanmak isteği de etkili ol­ muş ve bu devletin zaman zaman Osmanlı devletinin içiş­ lerine karışmalarına olanak sağlanmıştır. Dolayısıyla. yerine Asakir-i M ansurei Muham m ediye adlı orduyu kurması. 1839 yılında II. Avrupa’da ortaya çıkan yeni düşüncelerin 19. Modern ça­ ğın temel siyasal örgütlenme ilkeleri. Tan­ zimat’ı. Osmanlı reform hareketleri içinde temel haklarıyla ilk kez sağlayan. Tanzimat. Mahmut’un ise (1808-1839) 1826’da Ye­ niçeri Ocağı’m kaldırarak. yönetici tarafından tek taraflı olarak verilen ve dolayısıyla gerektiğinde geri alınabilecek olan bazı temel hakları tanımış oluyordu. 18. Ayrıca. merkezi otoriteyi de etkilemiş olmasıdır. En önemli özelliği. yüz­ yılın ilk yarısında Osmanlı sınırları içine girmekle kalma­ yıp. Ama görüldüğü gibi. Bu yüzden. ancak devletin yapısında bir değişiklik getirmeyen ve bu nedenle zayıf yönleri de bulunan bir bel­ ge olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. yüzyılın ilk Osmanlı monarkı olan III.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? di. yenileştirme ha­ reketleri hep askeri alanda ortaya çıktı ve Osmanlı yöneti­ cileri devleti yıkılmaktan kurtarmak için devlet bünyesin­ de değişiklik yapma zorunluluğu duymadılar. Asya ve Afrika’nın 305 .

yüzyılın ilk yarısında Os­ manlı devletinin sınırları içinde dolaşmaya başlayacak ve böylece Türkiye Cumhuriyeti “binasının” oturacağı temele ilk taş konmuş olacaktır. yüzyıldaki üçüncü Osmanlı-Rus savaşı başladı. Rusya.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) öteki bölgelerinden önce. Mehmet Ali Paşa bunalımında izlediği zayıf bir Osmanlı devleti üze­ rinde etki alanı kurma politikasını bırakarak. 19. Bu savaşta Osmanlı devletine 306 . İngiltere’ye “mirasın” paylaşılması önerisinde bu­ lunmuş. Savaşın Nedenleri Osmanlı devleti ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı’nm ne­ denlerinin araştırılmasında iki öğe ağırlık kazanıyor: Rus­ ya’nın Osmanlı devletine karşı değişen politikası ve kutsal yerler sorunu. Bunun üzerine Rusya. 19. Katolikliğin dünya çapında savunuculuğunu yapan Fransa çatışmaya başladı­ lar. tek başına harekete geçerek. Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı a. Bu sorunu parmağına dolayan ve Osmanlı devleti için ilk kez yakında ölecek bir “hasta adam” deyimini kullanan Rusya. 1853 yılma gelindiğinde. 7. Osmanlı devleti. İngiltere’nin de desteğiyle bu istekleri reddedince. bu devleti yıkma politikası izlemeye başlamıştı. 1853 yılma gelindiğinde bu ayrı­ calıklar konusunda Ortodoks Rusya ile. ancak Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikası izleyen Ingiltere bu öneriyi kabul etme­ mişti. Hıristiyanlarca kutsal sayılan ve tüm tektanrılı dinle­ rin doğduğu yer olan Kudüs ve çevresinde Osmanlı devleti gerek Katoliklere ve gerekse Ortodokslara çeşitli ayrıcalık­ lar vermiş bulunuyordu. Bunu sağlayabilmek için de kutsal yerler sorununu kullandı. Osmanlı devletine bir antlaşma ve bu devletin sınırları içinde yaşayan Ortodoksların koruyuculuğunun Rusya’ya bırakılmasını önermişti.

Osmanlı devletine yardım etmekten çok. yüzyılın ortasında anlamlı bir örneğidir. de­ ğişik düşüncelerle. Dolayısıyla. Osmanlı 307 . Fransa’nın başa­ rısının açarı ise İngiltere ile anlaşmaktan geçiyordu ve Kı­ rım Savaşı da bunun için çok iyi bir fırsattı. Polonya yeniden kurulabilir. amcasının en büyük hatası. güç dengesini yıkarak Fransa’ya Avrupa’da üstünlük sağlamak istiyordu. Önemli olan Avru­ pa’nın siyasal statüsüydü. III. Avrupa’nın bu tiranının baskısından kurtarılmalıydı. Burada savaşın ayrın­ tılarına girilmeyecektir. Rusya “büyük devlet” statü­ sünden indirilebilir. Kendisine göre. Av­ rupa özgürlükleri korunmalı ve Rusya’nın şimdi zorla de­ ğiştirmeye çalıştığı güç dengesi sağlanmalıydı. bugünkü “Soğuk Savaş” ortamının önemli bir özel­ liğinin. Ingiltere ile Fransa’nın ortak düşünceleri ise. ama İngiltere’nin safında savaşa katıldı. Ayrıca. 1848 yılında Macar ayaklanma­ sının Rusya tarafından kanlı bir biçimde bastırılması. 19. Rusya’yı da Avrupa dışında tutabilirdi. Avrupa’da değişiklik bir büyük devletin tek yanlı ira­ desiyle değil. Savaşırı Anlam ı ve Önemi Kırım Savaşı. b. Çünkü. İngiltere’ye göre. Avrupa özgürlükleri.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? İngiltere ve Fransa da yardım ettiler. aynı zamanda. İngiltere için önem taşıyan Av­ rupa’daki güç dengesiydi ve bunun için savaştı. Av­ rupa’ya özel düşüncelerle yürütüldü. Fransa. Böylece. İngiltere ile Fransa’yı Os­ manlı devletine yardıma iten nedenler. Avru­ pa’nın büyük devletlerinin koalisyonu. Bu bakımdan Kırım Savaşı. yalnız güç dengesi­ ni korumakla kalmaz. savaşın nasıl yapıl­ dığından çok daha önemlidir. Napolyon. ancak “Avrupa Uyumu” içinde diplomasi yo­ luyla yapılabilirdi. Rus­ ya’nm Avrupa dışında tutulmasıydı. İngiliz kamuoyunda Rusya aleyhine duyguların ortaya çık­ masına neden olmuştu. İngiltere ile çatışmasıydı.

1854 yılında Rusya’nın Sinop’taki Osmanlı donanması na bir baskın yaparak yakması üzerine. İngiltere ve Fransa da Osmanlı devletinin yanında savaşa katıldılar. Savaşın Sonuçları ve Islahat Ferm am Kırım Savaşı ve sonunda imzalanan antlaşma birçok ba­ kımdan önemli sonuçlar doğurmuştur. 19. yüzyılda Osmanlılarm Rusya’ya karşı kazandıkları tek savaş olan Kırım Savaşı sonunda Pa­ ris Barış Antlaşması imzalandı. Orta Avrupa devletleri ise bu düşünceleri tam paylaşmadılar. Dolayı­ sıyla. c. kısa sürede Karadeniz silahtan arındırıl­ mıştı. savaş alanı ve Rusya çok yakında. tıpkı ilerde incelenecek olan Versailles’da Ren bölgesinin silahtan arındırılmasına 308 . 1856 yılında Rusya’nın barış is­ temesi üzerine bitti. Avusturya ile Prusya’nın yansız kaldıkları ve İtalyan ulusal birliğinin kurulması için İngiltere ve Fransa’nın desteğini ve sempati­ sini kazanmak amacıyla Piyemonte’nin de Osmanlı devleti­ nin yanında katıldığı savaş. Müttefikle­ rin nasıl bir barış antlaşması yapacakları konusunda belir­ gin görüşleri yoktu. (i) Uzun sürede Romanya’nın tam bağımsızlığına gi den yol açılmış. ama bunun somut bir biçim alması ancak yapılacak barış antlaşmasıyla gerçekleşebilirdi. gerçek barış antlaşması hemen hemen hiçbir sorunu çözemedi. Prusya. Bu kısa süredeki sonucu. “Tan­ rı ise çok uzaktaydı. Avusturya için ise.” Kırım Savaşı’nm sonunda Rus gücü zayıflayabilirdi. “ne” için savaştıklarını tam bilmiyorlardı. Başka durumlarda olduğu gibi. Batılı devletler “neye” karşı savaşacaklarının bilincinde olmakla birlikte.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) devleti zamansız bir parçalanmaktan kurtarılabilir ve Fran­ sa’ya göre bu devlet Avrupa’da yeniden üstün duruma ge­ çebilirdi. ilerde kurmayı tasarladığı Alman ulusal birliği için Rusya’nın yardımına ihtiyaç duyabilirdi.

çok pahalıya gelen yıkıcı bir sa­ vaşı yürütebilmek için. Ya da Osmanlı devletine artık saldırı amacı gütmemeye başlamıştı. Artık Osmanlı devleti kendi bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü kendisi koruyacak durumda değildir. Fransa’nın pres­ tiji yükselmiş. herhalde savaşı bağla­ şıklarının yardımıyla kazanmış olmasında aramak gerek) Osmanlı devletini ilk kez Avrupa Uluslar Topluluğu’na ka­ bul ediyor ve devletin bağımsızlığıyla toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin ortak güvencesi altma konuyordu. Bu hüküm. Burada yeniden. Bism arck ve Kont Cavour’un. kendi bildikleri gibi birer dev­ let kuracaklarım gösterdiler. Kırım Savaşı’nm asıl galipleri olduğunu söyle­ mek yanlış olmaz. Osmanlı devletinin 19. (ii) Sınırlarda herhangi bir değişiklik yapmayan ant­ laşma. Çün­ kü. Bu devlet Avrupa’da üstün duruma geçip. (Rusya kazandığı her savaştan sonra toprak elde ederken. Avrupalı bağlaşıklarından. Osmanlı devletinin kazandığı savaştan sonra top­ rak elde etmemesinin açıklanması. Bu korku ilerde ortadan kalktığında. yeniden silahlandırabilirdi. Fransa’ya. Almanya ve İtalya’ya kendi bildiği gibi bir biçim vermek istiyordu. Rusya. Rus gücü kırıl­ mamış ama Avrupa’daki etkisi azaltılmıştı. yüzyılda içine düştüğü du­ rumu ve zayıflığını açıkça göstermektedir. Kırım Savaşı’nın karar veril­ meden yapılan ve böylece istenen sonucu doğurmayan bir mücadele olduğu genellemesine varıyoruz. Her iki devlet de. ödeme yeteneğinin çok üstünde borç para almıştır. Antlaşma’nm bu hükmünü iki nedenden dolayı kabul etmiş olabilirdi: Ya İngiltere ve Fransa’dan korktuğu için “evet” demişti. ama Avrupa’da başat bir duruma geleme­ mişti. Bu durumda da hiçbir gereği yoktu. Gerçekte. 1838 ticaret sözleşmesiyle 309 . Zaten cılız olan endüstrisinin gelişmesi. (iii) Osmanlı devleti.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? benzemektedir ve aynı ölçüde boş bir çaba olmuştur.

Fransa ve Rusya’nın desteğiyle. Dolayısıyla. (v) Kırım Savaşı bugünkü modern Avrupa’nın temel­ lerinin atılması konusunda da önemli bir aşama niteliğin­ dedir. Konferansta İngiltere’nin sempatisini ve III. İngiltere. 1878 yılında ve bir başka Osmanlı-Rus savaşı sonunda ger­ çekleşecektir. Eyaletlerin Romanya adıyla tam bağımsızlıklarını almaları. o sırada ilan edilmiş bulu­ nan Islahat Ferm an ı ’nı Avrupa devletlerine duyurdu. modern Avrupa’nın temelleri aynı biçimde atılmazdı. Kırım Sa­ vaşı yapılmamış olsaydı. Böylece. bir yönüyle Osmanlı reform hareketleri içinde önem kazanan bir belgedir. 1859 yılında birleşecektir. Savaşa asker gönderen Piyemonte. Paris Barış Konfe­ ransına yalnız Piyemonte’nin değil tüm İtalya’nın temsil­ cisi olarak katıldı. Sırbistan’a verdiği ay­ rıcalıkları ise genişletmiştir. (iv) Paris Barış Antlaşması ile Osmanlı devleti Eflak ile Boğdan’m özerkliğini kabul etmiş. Osmanlı devle­ tinin yıkılmasındaki aşamalardan biri olarak değerlendir­ mek gerekir. galip çıkılan Kırım Savaşı’nı. İtal­ yan ulusal birliğinin temelleri bu savaş sonunda atıldı. Ay­ rıca. Fransa ve Rusya’nın savaşmalarından ve böylece dikkatlerinin Yakındoğu’ya kaymasından yararla­ nan Prusya da.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) engellenen devlet. sınırlı bir biçimde de olsa. ilk kez Os310 . Alman ulusal birliğini sağlamak için göster­ diği çabalara uygun bir ortam buldu. Bu ferman. herhalde değişik bir biçimde yazılır. Bu hüküm de. Osmanlı devle­ tinin parçalanmasında dönüm noktası olarak görülebilir. Bu bakımdan. bu borçların altından kalkamamış ve so­ nunda Avrupa devletlerinin mali denetimi altına girmiştir. Eflak ve Boğdan eyaletleri özerkliklerini aldıktan sonra. Fransız Devrimi ile Avrupa’ya yayılan eşitlik ilkesi. Avrupa’nın bundan sonraki yirmi yıllık tarihi. Napolyon’un da etkin yardımını sağladı. (vi) Paris Barış Antlaşması.

din yetkilerinin sivil otoritesinin kaldırılması. Tanzimat gibi dış kaynaklı olup. Kırım Savaşı’nda bağlaşıkların isteklerini karşılamak üzere hazırlanmış ve bu yüzden barış antlaşmasının içine alın­ mıştır. 1856-1876 yılları arasında İslahat Fermam’na dayanan yabancı devletler. Müslümanlar için herhangi bir yeni hak söz konusu olmadığından ve Hıristiyanlar lehine hükümler içerdiğinden. Eflak ile Boğdan’m birleşmesi ve Sırbistan’a verilen ayrıcalıkların artı­ rılması bunun tipik örnekleridir. Os­ manlı toplumuna 1876 I. Müslüman halkı memnun ettiği söylenemez. gaze­ teler kuruldu. Islahat Fermam’nm getirdiği hükümlerden ortaya çı­ kan amacı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? manii devletinin siyasal yaşantısı içine girmiş bulunmak­ taydı. Bundan başka. Ancak. kısa bir süre 311 . Ancak. Osmanlı devletinde 1856 yılından sonra. Belge. Fransız Devrimi’nin ikinci ilkesi özgürlük ise. Osmanlı devletinin içişle­ rine daha çok karışmaya başlayacaklardır. Yasalar önünde eşitlik. Islahat Fermanı da. Avrupa gezisine çıkıp Viyana. Abdülaziz (1861-1876). imparatorluk içindeki herkese Osmanlı yurttaş­ lığını vermekti. Tanzimat Fermanı’ndaki temel haklar güven­ cesine eşitlik esasını eklemekte ve 20 noktada Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında eşitlik sağlamayı amaçlamak­ taydı. ordunun hem Müslüman hem de öteki dinlere bağlı olanlara açılması. dini fark gözetil­ meksizin herkese memur olabilme hakkı. Pa­ ris ve Londra’ya giden ilk Osmanlı sultanı oldu. edebiyatta Fars stili bırakıldı ve Montesqııieu ve Rousseau gibi düşünürlerin kitapları Türkçeye çevrildi. Ferman’m getirdiği yenilikler arasın­ dadır. Meşrutiyet hareketiyle girecektir. Islahat Fermanı gerçekten önemli değişiklikler getir­ mişti ve ödünsüz uygulandığı takdirde uzun vadede devle­ tin temel niteliğini değiştirebilirdi. vergi reformu ve rüşvetle mücadele. bunun et­ kisiyle Batı’nın liberal düşünceleri dolaşmaya başladı.

İşin ilginç yönü. Müslümanlar da dahil. En önemli tepki. Nedeni ise cemaatleri üzerindeki siya­ sal otoritelerinin ellerinden alınmasıdır. yitirilen tüm bu toprakla­ ra rağmen. Anadolu. Fransa ve Rusya arasındaki çıkar çatışmala­ rına dayanmış olmasıdır. İstanbul’daki Patrik.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sonra getirdiği yeniliklere karşı büyük bir direniş ortaya çıktı. hemen her zaman olduğu gibi. bireysel özgürlük ve Osmanlı yurttaşlığı işlerine gelmeyen tüm din yetkilileri. bunun önemli nedenlerinden biri. cemaatleri şimdi Müslümanlarla eşit duruma getirilmiş bu­ lunan Hıristiyan dini önderlerinin en sert tepkiyi göster­ meleridir. Rusya. “eski düzeni” istemeye başladılar. Grek Hıristiyanları üzerinde otoritesini gösteriyordu. bugünkü Romanya’da toprağın 7/8’ine sahipti. 19. Eğer 19. İs­ tanbul’dan Adriyatik denizine kadar Balkanların orta bölü­ 312 . yenilikle­ re karşı çıktı. Sırbistan özerk­ liğini kazanmış. Arap ha­ nedanlarından Suudlar Arabistan’ın büyük bir bölümünü yönetmeye başlamışlardı. yüzyılın başında Napolyon Savaşları’nm yıkı­ cı etkisinden kurtulmuşsa. ç. yüzyılın ortalarına gelindiğin­ de. bu. İngiltere. Romanya ise özerk bir prenslik olmuştu. Osmanlı devleti yine de büyüktü. Yüzyılın Ortasında Devletin Genel Görüntüsü Osmanlı devleti 1699’da Macaristan’ı yitirdikten sonra bü­ yük bir toprak kaybetme sürecine girmişti. devletin kıyılarından çökmeye başladığı görülüyor. afaroz yetkisi. Mısır’da Mehmet Ali Paşa. Ancak. laik devlet. 19. iki yüz yıl daha yaşamışsa. ailesi­ ni ömür boyu vali yapmıştı ve eyaleti neredeyse bağımsız bir biçimde yönetiyordu. Fransa Cezayir’i işgal etmiş. Kırım ve Kafkasları eline geçirmiş. Yunanistan bağımsız. Devlet. Bunlar elinden alınınca. Ayrıca. Avrupa denge politikasının sonucu­ dur. Islahat Fermanı başarılı bir biçimde yürütülemedi. Grek Kilisesi’nin toprakları­ nı denetlediği gibi. din adamlarından geldi. Dolayısıyla.

1875 yılında Hersek halkının vergi sorunundan dola ayaklanması üzerine. Üç devletin Osmanlı devletine karşı ortak hareket et­ melerinin nedeni ise. önceki Osmanlı-Rus çatış­ malarının aksine. 8. Ancak. Mısır ve Arabistan üzerinde hükümranlığı vardı. bölgede reform yapılması konusunda baskıda bulundu­ lar. Peşte Antlaş­ masına göre. Osmanlı devletinin ağır bir ye­ nilgiye uğramasının nedeni ise. Peşte’de 1877 yılında bir antlaşma yaptılar. bu yolla içinde Sırp azınlığı olan Os­ manlı devletinin parçalanmasını hızlandırmak ise. Hersek halkının 1875 yılında ayak­ lanması. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve I. Baskının başarısız olması üzerine Rusya ile Avusturya. Avusturya da Rusya’yı Balkanların öteki bölgelerinde ser­ best bırakıyorlardı. Meşrutiyet Savaşırı N edenleri 19. bu kez Rusya. Şimdi Avrupa’nın ortasında ortaya çıkan ve Balkanlara doğru da genişleme eğiliminde olan bu Pancermen blokuna karşı bir Panslav bloku ile denge kurmak amaçlanıyor­ du. özellikle Rusya’nın 1870’lerden sonra Panslavist bir politika izlemeye başlaması ve bir ver­ gi sorunu nedeniyle. Kuzey Afrika’da Libya. adı geçen üç devlet. ağır basmaktadır. Rusya Avusturya’yı Bosna ve Hersek’te. ikinci nedeni 1871’de Alman ulusal birliğinin kurulmuş olması­ dır. a. Osmanlı devleti­ ne. yüzyılın dördüncü Osmanlı-Rus çatışması olan ve dev­ letin Balkan topraklarını tam anlamıyla parçalayan bu sa­ vaşın nedenleri arasında. Rusya Balkanlar’da tek ve bü­ 3 i3 . Rusya’nın 1870’lerden sonra Panislavist bir politika izle­ mesinin bir nedeni. 1872 yılında Birinci Üç İmparatorlar Birliği’nin kurulmuş olmasıdır. ortak bir politika izlemeleridir.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? mü. Akdeniz’de Girit ve Kıbrıs gibi adalar. Almanya ve Avusturya’nın birlikte hareket etmeleri.

Bu barışa en büyük tepki Avusturya ve Ingiltere’den geldi. Batum. Ayrıca. Osmanlı ordularının yenilgisiyle sonuçlanmış ve iki devlet arasında Osmanlı devleti için çok ağır hükümler taşıyan. ikinci olarak. b. doğuda Karadenizle.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) yük bir Slav devleti kurmayacaktı. Sırbistan ve Karadağ bağımsızlıklarım kazandılar. güneyde Ege denizine ve batıda da Arnavutluk’a dayanmaktaydı. büyük bir Bulgaristan kurarak Peşte Antlaşması’m çiğneyen Rusya. Antlaşma. antlaşmaya Bosna-Hersek’te ortak RusyaAvusturya denetiminde reform yapılması hükmünü koydu­ rarak. Ama şimdi. İngiltere’nin Osmanlı devletine karşı izlediği poli­ tikada 1878 yılı önemli bir dönüm noktasıdır. Bu tarihten sonra İngiltere. iki devlet arasında iki yıl önce imzalanan Peşte Antlaşması’m çiğne­ miş ve Avusturya’nın Balkanlardaki çıkarlarını dikkate al­ mamıştı. bu devleti yıkarak toprak­ ları üzerinde kendine bağlı devletler kurma ya da kendisi yerleşme yolunu tutacaktır. Eleştirt ve Beyazıt bölgelerim de topraklarına kattı. Ardahan. Bu antlaşmanın hemen arkasından Osmanlı-Rus savaşı çıkmıştır. ancak uygulanamayacak olan Ayastefanos Barış Antlaşması imzalanmıştır. Ro­ manya. özerk ve sınırları çok geniş bir Bulgaristan Prensliği kurmaktaydı. Ayastefanos ve Berlin Barış Antlaşmaları Kafkaslar ve Tuna’da olmak üzere iki cephede süren savaş. Avusturya açısından neden açıktır: Rusya. Bunların yanında. Osmanlı devletine bağlı. Rusya Doğu Anadolu’da Kars. Bulgar hükümetleri “Ayastefanos Bulgaristani’nı kurmayı en önemli dış politika amacı sayacaklardır. Daha sonra bu sınırlar daraltılacak ve bu tarihten başlayarak bugüne kadar sürmek üzere. Peşte Anlaşmasina ikinci kez aykırı hareket etmişti. Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasını terk ederek. Bu devletin sınırları kuzeyde Tuna nehrine. Rusya gerek Bal­ 3 '4 .

Bu tarihten başlayarak. Avusturya ise BosnaI lersek’i tam anlamıyla sınırları içine katamamıştı. bu iki devletten bo­ calan yeri Almanya almaya başlayacaktır. Ayastefanos’un değiştirilmesi için Rusya’ya baskı yapmaya başladılar ve bunda başarılı da oldular. Osınanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasını bırakmışlardır. Berlin düzenlemesi taraflardan hiçbirini tatmin etmiş değildir. Sırbistan’daki ulusçu duyguları körüklemişti. Osmanlı devleti ile Rusya arasında aynı yıl Berlin Barış Antlaşması imzalandı. Sırbistan ve Ka­ radağ’ın bağımsızlık hükümleri aynen korunuyor. yüzyıl­ daki parçalanma sürecinde önemli bir aşamayı oluştur­ maktadır. İngiltere ile Avusturya. İngiltere’nin imparatorluk yolunu tehdit ı-der duruma gelmişti. Bu antlaşmayla Bulgaristan’ın sınırları daraltılmış ve Bosna-Hersek Avusturya’nın işgal ve yönetimine bırakıl­ mıştır. Girit adası ise özerklik kazanacaktı. İki büyük devlet. Kısaca. Kıbrıs adasının işgal ve yönetimini eline geçir­ 3'5 . Rusya istediği ka­ dar güçlü bir Slav devleti kuramamış. 1878 tarihli Berlin Anlaşması. Osmanlı devletinin 19. Bir önceki antlaşmadaki Romanya.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl G idildi ? kanlar’da gerekse Doğu Anadolu yaylasında üstün bir du­ ruma geçerek. Bir kere. <. İngiltere’nin Değişen Politikası Ingiltere’nin Osmanlı devletini parçalama politikasının ilk göstergesi. Doğu Anadolu’da Eleşkirt ve Beyazıt’ı Osmanlı devletine geri veriyordu. Rusya. Balkan Slavları aradıklarını bulamamış. İşte bu nedenlerle Avusturya ile In­ giltere. Ayrıca. özellikle Osmanlı devleı i ve genellikle Avrupa tarihi açısından çok önemli sonuç­ lar doğurmuştur. Berlin düzenlemesi bun­ dan sonra ortaya çıkan Balkan bunalımlarının ve belki de I Dünya Savaşı’nın temelini oluşturur. Bölge­ nin Avusturya yönetimine girmesi.

Böylece. 1876 tarihinde meşrutiyetin. Ayastefanos Antlaşması’nm hükümleri içinde. bu tarihten sonra Hmçak ve Taşnak adlı gizli örgütler yoluyla örgütlenmeye başlayacaklar ve Osmanlı devletinin zayıf anlarından yararlanarak. Avrupa ve ABD’de Osmanlılar aleyhine kampanyalar açılması sonucunu doğuracaktır. İngiltere. Osmanlı devletinin parçalanması yolunda İngiltere’nin başvurduğu bir başka yol. Rusya’ya başvurarak korunmalarını istemişlerdi. İngiltere de Protestan­ ların davasını benimsemiştir. İngiltere. Berlin antlaşmasında bu hüküm hafifletilerek. terör hareketleri­ ne girişeceklerdir. Dünya Savaşı’na kadar böy­ le sürecek. ikinci iş olarak 1882 yılında Mısır’ı işgal edecektir. Osmanlı devletinin asileri yola getirmek için al­ dığı önlemler ise. Fransa Katoliklerin koruyuculuğun üstlenmişse. Bu durum I. I. bu devletle 1878 yılın­ da yaptığı bir antlaşma ile Kıbrıs’ı işgal etti. Rusya nasıl Ortodoksların. M eşrutiyet Bu dönemde Osmanlı devletindeki iç gelişmeler açısından en önemli hareket. Berlin Konferansı’nda Osmanlı devletini destekleme sözüne karşılık olarak. Bu yüz­ den. Berlin Antlaşması ile Kuzeydoğu Anadolu’da üstün bir duruma geçen Rusya’ya karşı Osmanlı devletinin İngiltere tarafından daha rahat korunması gösterilmiştir. ç. isteklerine kavuşamayan Ermeniler. Os­ manlı hükümetinin Ermenilerin oturdukları bölgelerde re­ form yapması ve bu reform yapılana kadar Rusya’nm savaşta işgal etmiş olduğu yerlerden çekilmemesi koşulu eklenmişti.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) mesidir. Gerekçe olarak da. Osmanlı devletinin buralarda reform yapması ve bu konu­ da Avrupa devletlerine arada sırada bilgi vermesi üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Osmanlı devleti sınırları içinde yaşamakta olan Ermeniler. yani ana­ 316 . Daha Ayastefanos’tan önce. Ermeniler’in bağımsızlık için kışkırtılmasıdır.

yasama yetkisi de padişahın denetimi altma alınmıştı. Üstelik I. Türk siyasal tarihindeki önemi. yani monarkın yetkisini halkın temsilcile­ rinden oluşan bir parlamento ile sınırlamaktı. Meşrutiyet bu yolda iyi bir fırsattı. Meşrutiyet. padişaha istediği zaman parlamentoyu feshetme yet­ kisi de tanındı. daha önce görüldüğü gibi. 1865 yılında Yeni Osmanlılar Cem iyeti ’nin kurulması­ dır. Ayrıca. sözde köklü bir reformla göz boyamak ve Ingiltere ile Fransa’dan ekonomik ve siyasal destek sağlamak düşüncesindeydi. Abdülhamit. Abdülhamit. Osmanlı devleti Kırım Savaşı’nda aldı­ ğı borcun faizlerini bile ödeyemeyecek duruma düşmüştü ve borcun süresini uzatmak. Osmanlı devleti sınırlarında rahat çalışamayacaklarını anlayan Yeni Osmanlılar. 1876 yı­ lında ilan edilen meşrutiyette bu cemiyetin etkisi büyük olmuştur. anayasal bir mo­ narşi kurmak. halkın baskısı sonu­ cu ilan edilmek zorunda kalman bir hareket de değildi. Bunun amacı. 1876 Anayasası devletin siyasal yapısında sürekli b değişiklik getiremedi. 1867 yılında Fransa’ya gittiler ve “ n Türk­ Jö ler” adıyla çalışmalarım orada sürdürdüler. Meşrutiyet’in ilanının II. İşte. 3'7 . faizlerini düşürmek için uğra­ şıyordu. Osmanlı devletinin siyasal yapısını değiştirmeyi amaçlayan ilk hare­ ket. Bu durumda II. Abdülhamit (1876-1909) Meşrutiyet’i ilan etti. yürütme yetkisi yine onda toplanmış.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? yasal ya da meşruti monarşinin kurulmasıdır. mutlakıyete indirilmek is­ tenen ilk darbe olması ve daha sonraki anayasal gelişmele­ rin başlangıcını oluşturmasmdadır. mutlak monarşi yerine. Ay­ rıca. Mithat Paşa ve arkadaşlarının çabalarıyla yeni Padişah II. Abdülhamit açısından başka nedenleri de vardır. Padişahın yetkilerine gerçekte bir sı­ nırlama konamamış. Ingiltere artık Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü korumak niyetin­ de de değildi ve buna karşılık Rus baskısı da ağırlaşıyordu. Zaten II.

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ilanından bir yıl sonra başlayan Osmanlı-Rus Savaşı’nı ba­ hane ederek meclisi feshetmiş ve anayasayı da rafa kaldır­ mıştır. Kendisi. Ancak. ortak Hıristiyan tehdidine karşı militan bir İslam direnişi örgütlemekti. 33 yıl korumayı bildi. Amacı. II. tüm ik­ tidarı boyunca ulusalcı ve liberal hareketleri yabancı dev­ letlerin oyunu olarak değerlendirip ağır bir baskı rejimi kurmuştur. Avrupalıları birbirlerine karşı oynayarak korumak istedi. Osmanlı sultanlarının son yüzyıllar içinde pek kullanmadıkları “Halifelik” sıfatını canlandırarak. 33 yıl Osmanlı tahtında kalan II. Almanya İmparatorluk yatı Hohenzollern. Yabancı ülkelerdeki ulusalcı hareketler devle­ tin parçalanması. Bundan sonra Jö n Türk hareketi 1889 yılında yeni­ den örgütlenmiş ve derneğin adı da Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti olarak değiştirilmiştir. bek­ lediği. Wilhelm ve eşiyle birlikte Boğazlardan geçti. her şeye rağmen. Dolayısıyla. İstanbul’da diploma­ 318 . Ama. Müslümanlık bilinci o dönemde Batı’nın üstünlüğüne karşı önemli bir güç haline gelmekteyse de. Milliyetçiliğe karşı dini uyanışı kul­ lanmaya çalıştı ve devleti. II. Halifelik tarihte kalmıştı. Kayzer II. içerdekiler ise mutlak yetkisinin kısılma­ sı anlamına geliyordu. W ilhelm İstanbul’a barış havarisi. 9. Abdülhamit. devleti fazla bir toprak kaybına uğratmadan. Osmanlı Devleti’ne Yeni Bir Dost: Almanya 1 Kasım 1889’da. Halife Sultan önderliğinde Müslüman direnişi bir türlü gerçekleşmedi. W ilhelm’in yeni “dünya politikasi’da Osmanlı dev letinin önemli bir yeri vardı. ekonomik sızma haber­ cisi ve siyasal destek müjdecisi olarak geliyordu. Kayzer’in bu ziyareti Hohenzollern hanedanlığının geleneksel “Avru­ pa politikası”ndan önemli bir ayrılışı ve genç monark ile yaşlı şansölye arasındaki görüş farkını simgeler.

Londra ile İstanbul arasındaki ilişkileri soğutmuştu. Çünkü. W ilhelm’m ziyareti. Ayrıca. İstan­ bul’un dış politikada önemli bir dayanağı idi. Kayzer. Fransa. Bu arada. Fransa’dan boşalan yeri İngiltere doldurmuş. 1898 yılında İstanbul’a ikinci ziyaretin yaptı. kendisinin dostu olduğumdan hiçbir zaman kuşku 3 i9 . İngiltere ve Fransa’da büyük tepkiyle karşılanmakta. Bu yüzden. iki ülke arasında zaten iyi olan ilişkileri daha da güçlendirmek amacını taşıyordu. II. W ilhelm. İstanbul’dan sonra Kudüs’e giderek. bu iki devletle Osmanlı devleti arasındaki ilişkiler her gün biraz daha bo­ zulmaktaydı. “Goltz Paşa” tam 12 yıl Osmanlı ordusu­ nu yeniden düzenlemek ve güçlendirmek için çalışmıştır. II. işte. Daha 1881’de Almanya’nın ileri gelen askerlerinden Baron Von D er Goltz’un başkanlığında bir askeri heyet İs­ tanbul’a gelmişti. daha önce değini­ len Ermeni ayaklanmalarının bastırılması. II. Wilhelm bu boşluğu doldurmakta kararlıydı. Osmanlı devle­ tinde Alman etkisi ve Osmanlı aydın ve yöneticilerinin Al­ man askeri disiplin ve başarılarına hayranlıkları artıyordu. burada bir Protestan Kilisesi açtı. Bu tarihten sonra. Alman askerleriyle birlikte Alman tüccar ve ban­ kerleri de Osmanlı devletine gelmişlerdi. Bu davranışla İngilte­ re’nin Osmanlı sınırları içinde yaşayan Protestanlar üzerin­ deki etkisini sınırlandırmayı amaçlamaktaydı. ancak 1878’de Kıbrıs ve 1882’de Mısır’ın bu devlet tarafından iş­ gali. ziyareti sırasında “300 milyon Müslümanm Halifesi olan Sultan Abdülha­ mit. Zaman çok iyi seçilmişti. Al­ manya’nın bir sömürge imparatorluğu kurmasında ve Doğu’ya yayılmasında Müslümanların da yardım ve sem­ patisini kazanmak gerekliydi. İşte. Alman tüccarları ülkenin her köşesine girip çıkmaya başlamışlardı. Kanuni Sultan Süleyman döneminden Napolyon Bonapart’a kadar.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? tik bir boşluk olduğunu anlamıştı. D eutsche B ank ’m bir şubesi İstanbul’da açılırken.

bu başarı. 1888’de Anadolu demiryolları üzerinde yabancılara tanınmış olan tüm ayrıcalıklar. Alman­ ya’nın Yakındoğu politikası. 10. Almanya. Ancak. Almanya karşısında sömürge avantajını yi­ tirmiş olacaktı. büyük deniz imparatorluğu olan İngiltere. Bu proje Basra Körfe­ zine kadar bitirildiği takdirde. Bosrıa-Hersek Bunalımı Avrupa emperyalizmiyle ilgili bölümde. Ancak. Alman politikası da sınırlandırılmış oldu. bu yüzden Avrupa devletleri arasındaki ekonomik ve si­ yasal çatışmaların Avrupa’nın içine ve özellikle Balkanlar bölgesine geldiği belirtilmişti. 1909 yılında Abdülhamit düşürülünce. İlerde görüleceği gibi. Gerçekte. Ağır Bunalımlar Dönemi: 1908-1914 a. İktidarının ilk yirmi yılında II. üstün kara gücünü demiryolu aracılığıyla Ortadoğu’ya kolayca taşıyabilecek duruma gele­ bilirdi. yüzyılın sonla­ rına doğru dünyada sömürgeleştirilebilecek alan kalmadı­ ğı. 19. 1880’de Berlin’de kurulan şirketin amacı Anadolu’ya gir­ mekti.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) duymamalıdır” diyecektir. dolayısıyla İkincisinin tahtının sağlamlığına dayanıyordu. 1908 tarihli Bosna-Her320 . Osmanlı yöneticilerini yeniden Alman­ ya’ya yaklaştıracaktır. bu sınırlama çok kısa sürdü. İşte. Kayzer’in bu ikinci İstanbul ziyaretinin dini yönü dı­ şında. bir “demiryolu politikası” idi. Wilhelm’m Abdülhamit ile dostluğuna. Wilhelm’m Yakındoğu politikası başarılı olmuş sayılabilir. Balkan bunalımları. Alman şirketine devredildi ve 1902 yılında İstanbul’dan Bağdat’a kadar demiryolu ya­ pımı projesi Alman şirketine verildi. belki de daha önemli bir amacı vardı: HaydarpaşaBağdat demiryolunun yapımı için Alman Anadolu Demir­ yolları Şirketi’ne verilecek ayrıcalıklar.

1905 yenilgisinin ezikliğini üzerinden atamamış. Bal­ kan ulusçuluk hareketlerine ağır bir darbe olarak değer­ lendiren Sırbistan. Rus. Reval görüşmesinden. Rus ve İngiliz monarklarımn Reval’de yaptıkları görüşmede.ya bu isteğini gerçekleştirmek için. Slav milliyetçiliğinin büyük destekçisi Rusya. Bu davranışa karşı en sert tepki. Avus­ turya Rusya’yı Boğazlarda serbest bırakmıştı. 5 Ekim 1908’de Bosna-Hersek’i resmen ilhak ettiği­ dir. hangisinin doğru söylediğini bil­ miyoruz. Boğazlar ve Balkan sorunları da söz konusu edildi. Avusturya’nın bu sözlü anlaşmaya daya­ narak. Görüşmeler kâğıda dökülmediğinden.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? sek bunalımı bu çatışmaların en önemlisidir ve hatta tarih­ te bu olay I. destek için Rusya’ya başvurduğunda herhangi bir sonuç alamadı. Rusya ile Avusturya arasında 1908 Ey­ lül ayında yapılan Buchlau görüşmesinde. Avusturya Dışiş­ leri Bakanı A ehrenthal’e göre. Rus Dışişleri Bakanı Iswolski’ye göre ise. Bosna-Hersek bunalımının temelinde iki unsur yatar: (i) 1878 Berlin antlaşmasıyla işgal ve yönetimini eline ge­ çirdiği bu bölgeyi. bu devletle daha önce incelenen 1907 sömürge anlaşmasını yapmıştı. bağlaşığı Fransa ise Balkanlarda çıkacak bir ça­ tışmada Rusya’ya yardım edemeyeceğini açıkça belirtmişti. 1908 yılındaysa. başta İngiltere’nin “vizesini” alması gerektiğinden. Dünya Savaşı’mn “provası” olarak değerlendi­ rilebilir. İngiltere’nin kendisinin Boğazlarda üstün duruma geçmesine ses çıkarmayacağı sonucunu çı­ kardı ve bunu Avusturya’ya da kabul ettirmek için fırsat kollamaya başladı. İlhakı. Bilinen. Rusya. Avusturya’nın ilhak etmek istemesi ve (ii) 1904-1905 savaşında Japonya’ya yenilen Rusya’nın Bo­ ğazlar yoluyla sıcak denizlere çıkmak istemesi. toprağı kendi doğal yayılma alanı olarak gören Sırbistan’dan geldi. 321 . Rusya Avusturya’yı BosnaHersek’te.

Avusturya karşısında gerilemek zorunda kaldı. Dünya Savaşı başlayacaktır. Sırbistan. Rusya’nm hiç hoşuna gitmemişti. Rusya ister desteklesin ister desteklemesin. karışıklıktan yararlanan Bulgaristan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. hukuken olma­ sa bile fiilen bu oldu bittiyi kabullenmek durumunda kal­ dı. Böyle­ ce. ilerde böyle bir bunalım çıkar ve Avusturya yayılmacılığını sür­ dürürse. Sırp ulusçuluğu ağır bir darbe yemiş. Rusya’nm büyük devlet olarak prestiji sarsılmıştı. Osmanlı devleti ise. Adriyatik denizinin kıyılarına yerleşip kendini güvenlik al322 . ancak Avusturya ile Almanya’nın saldırganlığını kışkırtırdı. Avusturya’nın Bosna-Hersek’i almasını en az Sırbistan kadar tepkiyle karşılamıştı. Boğazlarla ya­ kından ilgili devletler üzerinde baskı yapabilmek için yanı­ na Avusturya’dan başka bir devletin desteğini almak gere­ kiyordu. Böyle bir durum. ilerde çıkacak bir çatışmada Sırbistan’ı ve birbirlerini yalnız bırakmayacak­ lardı. Yoksa. Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhak ettiği gün. Öte yandan İtalya. Dünya Savaşı’nm provası” niteli­ ğindedir. gerile­ meme kararını aldı. 1914 yılında çıkacak ve taraflar aldıkları kararlara uygun hareket ede­ ceklerinden. I. b. Da­ ha Boğazlar konusunda harekete geçmeden Avusturya’nın bu ilhakı. Trablusgarp Savaşı Bosna-Hersek’in alınmasının yol açtığı gelişmeler Osmanlı Devleti'nin başına bir de Trablusgarp Savaşı’m çıkardı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Büyük koruyucusunun desteğinden yoksun kalan Sırbis­ tan. 1894 ittifakının inamlırlığı ortadan kalkardı. İşte. Yarı­ mada devletlerinin dış politika kalıplarına uygun olarak. Rusya ile Fransa ise. Bosna-Hersek bunalımı. bunun için “I. bu nitelikte bir uyuşmazlık altı yıl sonra. Bu arada. büyük devlet olarak prestijleri kalmaz. Ancak.

1878 Berlin Barışı ile umduğunu bulamayan Bulgaristan. Trablusgarb’taki birliklerini takviye edemeyen Osmanlı devleti savaşa çok kötü koşullar altında girdi. İkinci olarak. Böylece. Devleti. Os­ manlı devletine baskıda bulunup barışa zorlamak için do­ nanmasıyla Boğazları zorladıysa da sonuç alamadı. kuzuyu kurdun koruyuculuğu­ na bırakmaktan farksızdı. Çatışmaların temel nedeni ise. Rusya ise Boğazlar konusunda Os­ manlı devletine baskıda bulunmaya başladı. Bulgaristan ile Sırbistan’ın Balkanlarda hızlanan faaliyetleridir. c.Trablusgarp’ tan çekil­ meye zorlayan İtalya’nın gücü değil. İtalya Trablusgarp’ı 1911 Eylülünde işgal etmeye baş­ ladı. inatçı bir di­ reniş karşısında İtalya işgali hemen gerçekleştiremedi. 1912 Ekiminde imzaladığı Ouchi (Uşi) Barışı ile Trablusgarb’ı İtalya’ya verdiği gibi. bu sırada başlayan Balkan Savaşı oldu. Rusya da İtalya’nın Boğazlar ve Trablusgarp üzerin­ deki çıkarlarını tanıdılar.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? tına almak istiyordu. 1912-1913 Balkan Savaşlarıdır. Bu davranış. bağımsızlığını kazan323 . İtalya Rus­ ya’nın. yaşlı ve “hasta” Osmanlı devletine karşı üstünlük sağlayamıyordu. Avrupa’nın yeni gücü İtalya. Ancak. Antlaşmadan iki yıl sonra İtalya Trablusgarb’a saldırdı. şimdi İtalya’nın işgalinde bulunan ama Balkan Savaşları sırasında Yunanistan’ın göz koyduğu Oniki Ada’yı “geçici olarak” İtalyan koruyuculu­ ğuna bıraktı. Buna göre. Osmanlı devletinin elinde bulunan Oniki Ada’yı iş­ gal etti ama yine istediği barışı elde edemedi. 'İngiltere’nin Mısır yolunu kesmesi yüzünden. Balkan Savaşları 1908 Bosna-Hersek bunalımının Osmanlı devleti açısından bir başka önemli sonucu. Rusya ile İtalya arasında do­ ğal bir yakınlaşma oldu ve iki devlet arasında 1909 tarihli Racconigi Antlaşması imzalandı. İki ateş arasında kalan Osmanlı Devle­ ti.

(iii) Osmanlı devletinin Trakya sınırı. Yunanistan ile Atina. Londra Barışı’na göre. Sırbistan’ı aynı yönde bir politika izlemeye itti. (i) Bir başka Balkan devleti olan Arnavutluk bağımsızlığım kazanıyor. Bu antlaşma ile Bulgaristan Dobruca’yı Romanya’ya. Bosna-Hersek’i n ilhakı ise. Midye-Enez hattı oluyordu. I. Edirne’yi dışarda bı­ rakacak biçimde. yüzyılın ortalarından beri anlaşmazlık konusu olan Girit adası Yunanistan’a veriliyor. Balkan Savaşı Bulga­ ristan’ın yenilgisi ve Ağustos 1913 tarihli Bükreş Barışı ile bitti. Bunun sonucu ola­ rak iki Sırp devletinin Osmanlılara karşı yaptıkları anlaş­ maya daha sonra Yunanistan ve Karadağ da katıldı. Balkan dev­ letleri Osmanlı devletinden kalan miras üzerinde anlaşa­ madıklarından. Kavala’yı Yunanistan’a veriyor. 1912 Ekiminde Karadağ’ın Osmanlı devleti­ ne savaş açmasıyla başlamış ve Osmanlı ordularının Balkan devletleri karşısında hemen hemen her cephede yenilgisiy­ le sonuçlanmıştır. Makedonya’dan ufak bir toprak parçası alıyordu. Bu antlaşmayı izleyerek Osmanlı devleti de Bulgaristan ile İstanbul. Bulgaristan Edir­ ne’yi geri verecektir. 1913 Mayısında Londra’da imzalanmıştır. Balkan Savaşı bu noktada bitmiş değildir. Balkan Savaşı sonrası düzenlemelerinden hoşnut kalmayan Yunanistan ve Sırbistan’ın 1913 yılında Bulgaristan’a sal­ dırmasıyla başlayan II. Taraflar arasında savaşı bitiren barış ant­ laşması. Balkan Savaşı’na Romanya da katıl­ mış. (ii) 19. Bu ve öteki iki devletle imzalanan ba324 . bu kez kendi aralarında savaşacaklardır. Sırbistan ile İstanbul barışlarını yapacak.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) diktan sonra Balkanlarda etkin bir politika izlemeye başla­ mıştı. 1912 yılında bu iki devletin faaliyetlerinin çatışmama­ sı için Rusya. Osmanlı devleti de “fırsat bu fırsattır” diyerek eski başkenti Edirne’yi ele geçirmiştir. Bulgaristan ile Sırbistan arasında arabulucu­ luk ve düzenleyicilik yapmaya başladı. Birinci Balkan Savaşı. II.

Üstelik. Çünkü. yüzyılda giderek güçlenen Helen. İmroz ve Bozcaada dışında Yunanistan’ın işgal ettiği adalar ise Yunanistan’a bırakılacaktır. İtalya ve Yunanistan’ın işgaline uğramış ve hukuken Osmanlı toprağı olan Ege adaları konusunda. 19. bu antlaşma­ larda herhangi bir hüküm yoktur. Balkan devletlerinin sınırları içinde kalan Türk azınlıklarının durumuyla ilgili hükümler bu­ lunmakta. Konferans 1914 Şubatında şu kararı aldı: Meis adası dışında İtalya’nın işgal ettiği adalar İtalya’ya. II. ç. Cermen ve Slav ulus­ çu akımlarına karşı. 20. Türk halkının din ve mezhep özgürlüğü. İkinci M eşrutiyet Osmanlı devletinin parçalanma süreci üzerindeki açıkla­ maları bitirmeden önce. yüzyıla girildiğinde doruk noktasına vardığı açıkça görülüyor. bu devlet açısından önemli bir ge­ lişme olan II. Abdülhamit Panislamizm görüşünü savunmakta. yavaş yavaş Os­ manlı devleti üzerindeki etkisini artırmakta olan Almanya 325 .Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? rış antlaşmalarında. Ancak. 19. ilerde ele alınacağı gibi. I. ancak bunun devleti daha da parçalanmaktan alıkoyacağına inanmakta ve iç politikada da başka yönde düşüncelere izin vermemekteydi. Türk­ çe öğretim yapan ilk ve orta okulların açılması gibi konu­ lar işlenmektedir. bu nitelikte antlaşmalar yapılmış değildi. bu savaş sonunda 600 yıllık ömrünü tamamlayacaktır. Dünya Savaşı’na girecek. İtalya ile Yunanistan’ın Osmanlı devleti ile ayrı ayrı antlaşmalar im­ zalaması gerekiyordu. konferansın aldığı bu kararların hukuki bir değer kazanabilmesi için. Osmanlı devleti 1914 yılında I. bu konuyla Londra’da toplanmış bulunan Elçiler Konferansı uğraş­ maktaydı. yüzyılda başlayan Osmanlı devletinin parçalanma sürecinin. Dünya Savaşı başladığında ise. Meşrutiyet hareketinden söz etmek gerekir.

19. devletin giderek parçalanması ve özellikle Kırım Savaşı’ndan sonra gün geçtikçe daha da bozulan ekonomik vc mali durumun yarattığı sıkıntı. İttihatçılar arasında çok çeşitli bölüntü­ ler olmasına rağmen. parçalanmayı ekonomik ve toplumsal gelişme ve ilerleme yoluyla engellemek gereğini duymuşlar ve bu yönde gizli dernekler kurmaya başlamış­ lardı. ülke deki mutlakıyetçi yönetime son vererek 1876 Anayasası’m yeniden yürürlüğe sokmak. 1908 Haziran’mda İngiliz ve Rus monarklarmın Reval’de buluştukları ve Boğazlar. Ancak. faaliyetlerinin özü ve 1908’ de iktidara ağırlığını koyduktan sonraki önlemleri. Batıkarşıtı ulusçu temelini. Kısaca. devleti gerçek bir tehdit al­ tında bırakmaktaydı. Abdülhamit’in gittikçe koyulaşan baskı yönet i mi. kendi çıkarları açısından. isyanın çerçevesi içinde değerlendi­ rilebilir. en başarılı olanıdır. devleti parçalanmaktan ve kapitülasyonlar adı altında Batinın ekonomik ve mali denetiminden kur­ tarmak. İttihat ve Terakki hareketi. bu Panislamist politikayı des teklemekteydi. İstanbul ve Ma326 . Kurulan dernekler içinde en önemli ve etkili olanı “İttihat ve Terakki Cemiyeti” idi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) da. Gerçekten. yüzyılın başında Avrupa-dışı dünyada ortaya çıkan uyanışın. temelde Batı’nm üstünlü ğüne karşı ulusalcı bir harekettir ve daha önce gördüğü­ müz Asya ve Afrika direnişleri arasında belki de. duraksamaya yer vermeyecek ölçü­ de göstermektedir. İttihat ve Terakki’nin ulusçu niteliği o dönemde açıkça ortaya konmamışsa da. Bu durumda Osmanlı aydınları. bir noktada hemen hemen tüm üye­ ler birleşmişlerdi: Öteki Asya hareketlerinin amaçlarıyla koşut olarak. Cemiyet üyeleri 1905 yı­ lından sonra özellikle Trakya’da bulunan orduların içinde hızla yayılmaya başladı. eğer ikti­ dara gelmek önemliyse. yüzyılın sonu ile 20.

güçlü bir hükümet de bu baskılara karşı koya­ bilirdi. hemen hemen her fırsatta. II. Çün­ kü. imparatorluktan ayrıl­ malar sürecine ve Avrupa devletlerinin gerek ekonomik gerekse siyasal müdahale ve denetimine karşı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? kedonya’mn geleceği konusunda görüşmeler yaptıkları ha­ berinin yayılması. İttihatçılara göre. İttihatçıları harekete geçiren en önemli olay olmuştur. İttihat ve Terakki hareketi. 19. yani seçim yoluyla iktidara gelecek güçlü ve sağlam bir hükümetin bulunması son derece önem kazanmıştı. Balkan ve I. Uünya Savaşları’nm karışık ve 327 . İttihat ve Terakki iktidara ağırlığını koyduk­ tan sonra. bu devletin desteğiyle. özellikle Balkanlar’dan. Bu düşüncelerle hareket eden Trakya ordularının artan baskısı karşısında. imparator­ luk içindeki Türk unsurunun üstünlük mücadelesi olarak değerlendirilebilir. İtalya. Ayrıca. kapitülas­ yonları kaldırmaya çalışmıştır. Meşruti­ yet dönemini açmıştır. Grek yarımadasının imparatorluk ticaretindeki üstün durumuna son vermek için etkili sayılabilecek bir boykota başkmıştır. parçalanma tehlikesinin artması karşısında. Rusya ve azınlıkların ekonomik ve siyasal üstünlüklerine karşı. İngiltere. Makedonya demiryolunun Grek yarımadasındaki şebekeye bağlanmasını engelleyerek. bu devletin Osmanlılar karşıtı gelişme ve genişlemesini önlemeye çabalamıştır. Trablusgarb. reformlar yönünde Avrupa devletlerinin baskılarını azaltabilir. şikâyetlerini kendilerinin ifade edebilecekleri temsilcilerin İstanbul’daki parlamentoya gel­ meleri. yüzyıl bo­ yunca artan azınlık faaliyetlerine. Örneğin. Gerçekte. II. Zaten ulusçu niteliği buradan kaynak­ lanmaktadır. Abdülhamit 23 Temmuz 1908’de anayasayı yeniden yürürlüğe koyarak. Osmanlı devletinin başında parlamen­ ter. İttihat ve T rakki’nin bu yöndeki faaliyetleri. Ancak ne yazık ki. böyle bir üstün­ lüğe tam olarak sahip bulunmayan Almanya’ya kaymış. Fransa.

Ankara. Osmanlı Tarihi. 6 ve 7. Buıeaucratic Reform in the Ottoman Empire. yüzyılda Osmanlı devletinin iç ve dış politikası üzerin­ deki açıklamalar. YÜZYILDA OSMANLI DİPLOMASİSİNDEKİ GELİŞMELER2 1. bu yüzyılda devletin izlediği politikaya yön veren ve içerde yapılan reformlarda büyük payı bulu­ nan sivil bürokrasi ve özellikle dışişleri bürokrasisindeki gelişmeler incelendiği taktirde. devletin 19. 1 9 7 0 . yüzyıldaki tarihini yalnız etkilemek­ le kalmamış. bu bürokrasinin reform hareketleri içindeki yeri. Hele Mehmet Aİİ 2 Bu bölüm ün yazılm asında en ço k yararlanılan kaynaklar: Carter V. 1977. aynı zamanda biçimlendirmiştir. 328 . H. İstanbul. ulusal çıkarlarını diplomatik araçlarla gerçek­ leştirmelerine de dayandığı anlaşılmaya başlandı. Osmanlı devletinin Batılı anlamda uluslararası diplomasi içine girişi. yalnız askeri yeteneklerine değil. Osmanlı devleti için bu durum özellikle 1829 tarihli Edirne Barışı’ndan sonra tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Bu bakımdan. dışişlerini yürüten örgütün gelişimi ve karşılaştığı zorluklar. Sander Kitabevi. c. Enver Ziya Karal. sivil bürokrasinin devlet yönetiminde başat du­ ruma geçişi. 1. The Ottoman Centuries. imparatorlukların varlıklarını sürdürmelerinin. eksik kalır. 19. Çokyönlü Diplomasi Gereği 19. Findley. yüzyılla birlikte gerek Osmanlı devleti gerekse Av­ rupa’da. 19 8 0 . 19.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) son derece sıkıntılı günleri içinde başarılı sonuçlar verme­ yecektir. T ü rk Tarih Kurum u Yayını. Princeton. Lord Kinross. New Jersey. aynı zamanda öteki bü­ yük devletlerle ilişkilerde diplomasiyi etkin bir biçimde kullanarak.

Avrupa­ lIlarla ilişkileri bilen ve bu ülkelerle işbirliğinin dayandığı çeşitli reformları gerçekleştirebilecek yetenekte olmaları gerektiği açıkça ortaya çıktı. Rüus dairesi ise. 18. yüzyıla kadar Osmanlı devletinde “dışişleri bak an i’mn ye­ rini tutan “Reis-ül Küttap”m dairesi önem kazanmaya baş­ ladı. kazananları dini kurulu­ 329 . yüzyıla kadar “kalem” denen üç bölüme ayrılmıştı. Bunun sonucu olarak. Aslında. çeşitli atamalarının kayıtla­ rının tutulması. (iii) yabancı ülkelerle yapılan an­ laşmaların ve verilen ayrıcalıkların kaydı ile (iv) bunlara uyulup uyulmadığının anlaşılabilmesi için gereken önlem­ lerin alınması. Bunlardan Beylik bölümünün görevleri şuydu: (i) yasaların. dini ve askeri kuruluşların etkinliklerinin yavaş yavaş azalmasına ve Re­ is-ül Küttaplık hizmetlerinin ağırlığının artmasına tanık olmuştur. (ii) müslüman olmayan tebanm hukuki sta­ tüsüne ilişkin kuralların.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? Paşa bunalımının imparatorluğu içine düşürdüğü güç du­ rumdan. bir yazışma kalemi olmakla birlikte. Bu daire. gerileme dönemi (1600-1789). asıl görevi dini eğitimi bitirmiş olanlara Rüus sınavına sokarak. devletin asıl gereksinimi olan devlet adamlarının. Bu. onun başında da Beylikçi bulunmaktay­ dı. artık etkin diplomasiyi Osmanlı devletinin vazgeçilmez bir aracı haline getirdi. Avrupa devletlerinin ortak tutumunun kurtarma­ sı. 19. zeamet ve tımar gibi toprak ayrıcalık­ ları ve bunlardan doğan geliri gösteren tahvil tezkeresinin çıkarılmasıyla uğraşıyordu. Tahvil bölümü. Osmanlı devletinde Reis-ül Küttaplığm içinde Divanı­ hümayun Kalemi. Reis-ül Küttaplık Dairesinin Önem Kazanması Avrupa devletlerinin ortak desteğine bağlı kaldığı sürece. has. 2. rüus denen rütbelerin verilmesiyle görevlendirilmişti.

Müslümanların bu kültürel eğilimleri ve İstanbul’da bir cins “Yunan aristokrasisi”nin doğmasıdır. dışişlerinin yürütülmesinde Reis-ül Küttap’tan son­ ra en önemli memur idi. Önceleri çevirmenler. Bilenler de zaten bu görevi üstlenmek istememiş­ lerdir. Grek kül­ türünü güçlendirip yayma ve hem Ortodoks hem de Os­ manlı saltanat sisteminde güç ve statülerini artırmak için kullanmışlardır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) şun çeşitli kademelerine atamaktı. Saray’daki di­ vana hizmet etmekteydiler. Kısaca. uzmanlaşmış olmaktan uzaktı ve dış ilişkilerin yanında toprak ve din işleriyle uğ­ raşmaktaydı. 19. Görevleri (i) Sadrazam katma yani Babıâli’ye sunulan yabancı dildeki belgeleri çevirmek. Örneğin. yüzyılın ortalarından 1821 tarihine kadar bu görev İs­ tanbul’daki Yunan ailelerinin tekelinde kalmıştır. Ancak. Bunlardan bazıları çok da ünlü olmuştur. çevirmenlere de onun dairesinin elemanları gözüyle bakılmaya başlandı. (iii) kapalı çalışmalarda Reis-ül Küttap’m dediklerini yabancı diplomatlara çevirmekti. Görüldüğü gibi. Köprülü Ahmet Paşa’ya (1635-1676) hizmet eden 330 . Divanıhü­ mayun Tercümam’dır. (ii) resmi görüşmelerde Avrupa elçile­ rinin demeçlerini Sadrazam ya da Sultan’a çevirmek. Av­ rupalı diplomatları ziyaret eden tek Osmanlı memuruydu. Hıristiyanlıktan dönmelerin yerine Yunanlıların bu göreve gelmelerinin nedeniyse. Divanıhümayun Tercümanı. Reis-ül Küttaplığa bağlanan bir başka daire. Müslümanların Os­ manlı okumuşlarının daha çok Arapça ve Farsça üzerinde bilgi sahibi olmaları ve çok azmin Batı dillerini bilmelerindendir. devle­ tin dışişlerini yürüten kuruluş. Kentin Fener bölgesinde oturan bu aristokrat­ lar. elde ettikleri geliri. Divanıhümayun tercümanlarının hemen hepsinin Müslüman olmayanlardan oluşması. Reis-ül Küttap yavaş yavaş dış ilişkilere bakan biri olunca. ailelerinin zenginleşmesi.

bunlardan biridir. Yeni elit. 18. 1793’te büyük Avrupa başkentlerinde sürekli büyükelçilik­ lerin açılması ve böylece Osmanlıların sürekli ve karşılıklı diplomasi ile ilgili Batı kavramını kabul etmiş olmalarıdır. Selim’in (1789-1807) “Yeni Düzen” (Nizam-ı Cedid) reformları içinde en yenilikçi atılımı sayılabilecek olanı. Bizans emperyaliz­ minin “Megalo ldea”sım yeniden canlandırmak için de kullanmışlardır. Avrupa tipi diplo­ masiye geçiş. aynı zamanda. Ülke içinde masrafla­ rını Osmanlı hükümeti karşılar ve gezilerinde yanlarına bi331 . Örneğin.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? ve Karlofça Barışı’na varan görüşmelerde kilit bir rol oyna­ mış bulunan A lexander Mavrocordato. beklendiğinden daha karmaşık sorunlar çı­ kardı. yüzyılda İstanbul’daki büyükelçiler hâlâ birer konuk gibi görülmekteydi. İstanbul’daki Yunan aristokrasisi. yani “Fenerli Rumlar” zamanla siyasal nitelikte görevler de almaya başladılar. D ışişleri Bakanlığı ve Sivil Bürokrasinin Tem elleri (1790-1839) III. devletin içişlerinde de modernleşmenin öncüleri ol­ muşlardır. Reis-ül Küttaplığm önem kazan­ masını ve yeni bir yazışma elitinin doğmasını sağlamıştır. Osmanlı devleti daha önce dışarda sürekli büyükelçi bulundurmadığından ve yabancı ülkelerin İstanbul’da bu­ lundurdukları sürekli büyükelçilere Avrupa uygulamasına uymayan sınırlamalar getirildiğinden. aynı zamanda diplomasiye uyum sağlama ile kazanılan batılı kültürel eğilimin sonucu ola­ rak. yalnız imparatorluğun dış ilişkilerinde sorumlu­ luk almakla kalmamış. Ör­ neğin. 3. Eflak ve Boğdan gibi bağlı prenslikler Babıâli’de iki tane Yunanlı Kapı Kahyası tarafından temsil olunurlardı. Bu olay. Fenerli Rumlar bu siyasal görevlerini.

Kısa dönemde düşünülürse. önemsiz tek bir olay gibi görünse de. bu durumu etkileyen unsurlardır. Ömer Ağa adında birini Viyana’ya konsolos göndermişti. Selim’in büyükelçilik açma planının ilk uygulama ları Londra. Lale Devri’nin özelli­ ği olan değişiklik hevesini göstermekteydi. görevleri dil öğ­ renmek ve devlet hizmetinde öteki yararlı bilgileri edin­ mek olan genç memurlar da verilmişti. 1725 ile 1802 tarihleri arasında Osmanlı konsolosları çeşitli Avrupa merkezlerinde boy göstermeye başlamışlardı. “Yeni Düzen”in öteki bö lümlerinden daha başarılı olmuş değildir. En önemli ve temel sorun. Selim. Üstelik. Daha 1725’te Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa. yüzyıl Osmanlı re­ formistlerinin yenmeleri gereken güçlüklere de ışık tut­ maktadır. Bu yönde ilk adım.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) rer mihmandar koyardı. 19. İster resmi ister gayri resmi olsun. Napolyon döne­ minde diplomatik havanın değişken niteliği ve Selim’in düşmesi. Yusuf Agâh Efendi’nin 1793’te Londra’ya gönderilmesidir. Selim’in sürekli diplo­ matik ve konsüler temsil sistemi. Viyana ve Berlin’de oldu. III. sürekli ve karşılıklı diplomasi sisteminin işlemesini sağlayacak gelişmiş bir ör­ gütsel temelin eksikliğiydi. Üçer yıllık sü­ relerle gönderilen büyükelçilerin yanma. bu ilk kurulan büyükelçiliklerin sorunları. Paris. Bu. bü­ yük bir imparatorluğun dış ilişkilerini eşgüdümleyip yürü332 . Her ne kadar Reis-ül Küttap Dışişleri Bakam’mn bazı görevlerini üstlenmişse de onun denetimi altındaki kalemler daha önce görüldüğü gibi. dışardaki Osmanlı yurttaşlarının ticari çıkarlarını korumak için konsoloslar da tayin etti. III. Ayrıca. seremonilerde bazen küçük düşürülür ve temsil ettikleri ülkelerle Osmanlı devletinin arası bozulduğunda hapse girebilir ya da rehine durumuna düşebilirlerdi. bunlara ek olarak. malikânelerinde bir çeşit göz hapsinde bulundurulur.

bunların uğraştıkları konular. geçici bir süre çevirmenlik işi karanlıkta kalmıştır. Yunanlıların yerine hemen ye­ tenekli ve bilgili çevirmenler bulunamadığı için. 1830’larla başlar. Onlardan beklenen. gönderildikleri ülkeler hakkında genel bilgiler vermekti. Batılılaşma yönündeki reformlar başladığı zaman. Doğal olarak. Selim’in düşmesinden sonra. Bunların bir uzantısı olarak. Bu örgütsel eksikli­ ğe. Bu. Tercüme Odası’nın büyümesi ve önem kazanması. Konsolosluk hizmetiyse 18. ittifak ya da askeri yardım arama ve yabancıların Osmanlı devletinde elde ettikleri ti­ cari ayrıcalıkları Osmanlı tüccarlarına da sağlama gibi zor işlerdi. 1821’den sonra Yunanlılar hakkındaki kuşkular. dev­ letin Batı dünyası ile ilişkilerinde kültürel bağımlılığı da beraberinde getirmiştir. yazışma hizmetinin gelişebileceği ufuk­ lar da daraldı ve diplomatik temsil sistemi zayıfladı. Kısaca. yetenekli ve eğitilmiş personel bulmanın güçlüklerini de eklemek gerekir. Osmanlı büyükelçilerinin izleyebile­ cekleri özgül politika amaçları yoktu.Birinci Dünya Savası’na N asıl Gidildi ? tebilecek uzmanlığa erişmiş değillerdi. Fener elitine de sıçradı. 1811 yılında. 333 . Bunun gös­ tergesi. modern anlamda dış politika planlaması ve uzun süreli uygulaması da yoktu. yüzyıldaki gayrı resmi havasına büründü. yukarda sözü edilen merkezler maslahatgüzar dü­ zeyine indirildi. bazı büyükelçiler Avrupa basınını etkile­ meye çalışmışlar ya da en azından bu basını İstanbul’a bil­ dirmişlerdir. Birkaç yıl içinde bunlara. reform hareketleri kesin­ tiye uğradığından. Elçiliklerin raporlarından anladığımız kadarıyla. Divanıhümayun’daki Yunan tercümanlarının işleri­ ne son verilmesi ve yerine Babıâli’de Tercüme Odası’nm kurulmasıdır. Mehmet Ali Paşa bunalımının yoğun diplomatik ortamın­ da Oda’nın prestiji yükselmiş ve buraya ilerde hem Dışişle­ ri Bakanı hem de Sadrazam olacak Ali ve Safvet Efendiler gibi yetenekli kişiler girmiştir. Bu arada.

bu desteğin sınırları ve bir de bedeli olacaktı. 1790’lardaki durum ile 1830’lardaki durum arasında önemli farklar da vardır ve bunun önemli nedeni. Daha sonra bunu başka büyükelçiler ve konsoloslar izledi. burasının ne kadar önemli ve itibarlı bir yer olduğunu göstermektedir. Selim zamanının sorunlarını yeniden ortaya çı­ kardı. Mahmut’un diplomatları. Örne­ ğin. yetenekli kişile­ rin büyükelçi olmasını engellemiştir. diplomatik temsilin yeniden başlaması. 1834’te Mustafa Reşit Bey (1838’de Paşa) Büyükelçi olarak Paris’e gönderildi. Doğal olarak. büyükelçi­ lerin ve bunların atandığı merkez örgütü personelinin de­ ğiştirilmesidir. Osmanlı devleti ticaret alanında çeşitli ayrıcalıklar verecek ve Avrupalılarm istedikleri reform hareketleri yapılacaktı. 1841’de Oda. Ayrıca. Bu koşullar altında II. otuz yıl öncesine göre daha fazla çekmeye başlamıştı. otuzu aşkın memura da sahip olmuş­ tur. Oda’da Mustafa Reşit Paşa ile birlikte Ali ve Fuat Paşaların da bulunması. diplomatik atamalarda kişisel ilişkiler. İkinci sorunsa. Mısır ve 334 . Bu devletler Mehmet Ali Paşa bunalımına ortaklaşa müdahale etmişler ve Osmanlı devletini ortaklaşa desteklemişlerdi. Ancak. Bunun belirgin bir örneği. Mahmut döneminin (1808-1839) sonlarına doğru sürekli dış temsilcilik kurulması yeniden gündeme geldi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ilerde Sadrazam olacak Keçecizâde Fuat ve Ahmet Vefik Efendiler de eklenecektir. ileri gelen reformcuların koruyucusu olan Pertev Paşa’nm 1837’de ölmesinden sonra. 1830’larda Or­ tadoğu sorunu Avrupa’nın büyük devletlerinin ilgisini. uluslararası ortamdaki değişikliktir. Bunlardan Mahmut dönemi için en belirgin olanı. II. hizipler arası rekabetin diplomatik temsile etkisidir. Osmanlı bürokratik yaşamının koruma geleneğinin. Bununla beraber. diplo­ matik sistemin rasyonel işlemesini engellemesidir.

Yeni Dışişleri Bakanlığı ile yeni bir sivil bürokratik elit yaratma süreci de başladı. Ancak. Önceleri bu yetenekli kişilerin Osmanlı elitindeki sayıları azdı. Böylece. Bu yeni sivil bürokrasiye örgütsel bir temel hazırla­ mak isteyen II. 1830’larm Avrupasmdan alınacak derslerle doludur. 335 . Reis-ül Küttaplık da artan bir önem kazan­ dı. Mahmut. dönemin etki­ li devlet adamları M etternich ve İngiliz Başbakanı Palmerston ile doğrudan temasları olan akıllı ve yetenekli diplo­ matlardır. 1836 Martında Reis-ül Küttaplığı “Hariciye Nezareti” yap­ tı. Batı’yı Osmanlı devletine tanıtma yoluyla. 19. Sadık Rıfat. Bu de­ ğişikliklerle birlikte. Avrupa’daki deneylerini tam anlamıyla hazmetmeleri ve halka bunu anlatmadaki başarılarıdır. Babıâli ve yazışma işleri de çok önem­ li değişiklikler geçirdi. Bu yalnızca bir unvan değişikliği değildir. Osmanlı reform hareketleri içindeki yerlerine uygun olarak. Sadık Rıfat ve Mustafa Reşit gibi diplomatların merkeze gönderdikleri raporlar. zaman­ la hem sayıları hem de etki ve uzmanlıkları artacaktır. Aynı yıl Müs­ teşarlık. Yeni Osmanlı diplomatlarının en iyileri.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? Cezayir sorunlarının çözümü. Ancak. dış ilişkilerin dar çerçevesini aşan bir nüfuza sahip oldular. Mustafa Reşit ve daha genç olan Ali ve Fuat Efendiler vb. Tercüme Odası’m güçlendirip diplomatik ve konsüller faaliyeti canlandırdıktan sonra. yüzyıl Os­ manlı reform hareketlerinin yürütücü motoru. Bu da. Ancak. ge­ rek geleneksel Osmalı hizipçiliği ve gerekse bazı reformla­ rın hiç incelenmeden aceleyle uygulanmaya başlanması. bir başka alanda etkili oldular. Bunların. Osmanlı devletini Batı’ya değil. işte bu dip­ lomat kökenli ve aydın devlet adamları olmuştur. Avrupa basınını etkilemek ve yeni diplomatları eğitmek gibi görevlerinde başarılı olamadılar. gümrük tarifelerinin görü­ şülmesi. yani Dışişleri Bakan Yardımcılığını kurdu.

Mahmut’un 1839 yılında ölmesiyle. Kısaca. (ii) 1830 re­ formlarının yüksek kademeli memurlara sağladığı memu­ riyet güvencesiyle bürokratik esneklik azalmış ve gücün sultandan yüksek memurlara doğru kaymasına yol açmış­ tır.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) bu olumlu gidişin önemli zaafları oldular. Abdülaziz (1861-1876) otoritesini kurmak isteyen ama bunu yapabilcek akli dengesi olmayan bir sultandı. (iii) Siyasal gücün reform yanlılarının eline geçmesiyle asıl ağırlık bu sivil bürokrasi içinde yeni diplomatik elitin elinde toplanmıştır. üç ay içinde tahttan alınmasına yol açmıştı. Tanzimat Döneminde Sivil Bürokrasi (1839-1871) II. V. 336 . sivil bü­ rokrasi gücünü artırmış ve Babıâli gerçek bir hükümet merkezi durumuna gelmiştir. Bu üç unsur. geniş reformist düşünceler içinde. Mah­ mut’a gerçek bir halef çıkarabilmiş değildi. Onun için önemli olan. Osmanlı Ha­ nedanlığı II. 4. birbirleriyle etki-tepki ilişkisi içinde. Sultan ile yüksek dereceli memurlar arasındaki güç çatışması çözülmüş ve 1871 yılma kadar sürecek olan yeni bir reform dönemi açılmıştır. En sonuncusu 1871’de ölecek büyük devlet adamlarının başarılı yönetimleri sayesinde. Abdülhamit’e (1876-1909) kadar II. Murat’ın (1876) akli dengesizliği. II. Bunun adı da dönemi gerçekten çok güzel anlatan “Tanzim at’tır (yeni bir düzen getirme. Ama. Bunun böyle olmasında üç önemli unsur vardı: (i) Mahmut’tan sonra tahta oturan Abdülmecit (1839­ 1861) çok tehlikeli bir dönemde ve 16 yaşında hazırlıksız bir monark olmuştur. Mah­ mut bu kuşkuları bir kenara itmişti. hem büyük bir siyasal istikrarsızlık hem de reformlarla do­ lu yepyeni bir dönem açtı. diplomatik hizme­ tin canlanması ve modern bir dışişleri örgütünün kurulma­ sıydı.

Bu arada nüfuzu. Sultan’m geleneksel gücü hâlâ ilkesel olarak sınırlandırılmış değildi ve egemenliğin nereden kay­ 337 . Batılı ülkelerle ilişkiler­ den sorumlu olan Dışişleri Bakanı. Tanzimat adamlarının üzerinde hiç durmadıkları bu konu. Üstelik. her iki makamda da onu izle­ miştir. durum işin içinden çıkılamayacak bir hale gelene kadar. Bu dönemde Mustafa Reşit Paşa 1846-1852 yılları arasında sürekli Sadrazam. tüm yönetime egemen olmuştur. Mustafa Reşit’in ölümünden sonra bu ikisi. Yine de. Osmanlı devletinde reform hareketi düz bir eğri çiz­ miş değildir. yani Sadaret ile Hariciye Nazır­ lığı. örgütün başında bulunan bakan. Dolayısıyla. 1852’de Sadrazamlığa gelmiştir. yakm bir ilgi görmedi. Kısaca. Bu görev Sadrazamın uhdesindeydi. sultanların zayıflığı da. Fuat. 1846’da Hariciye Nazırı olmuş. yukarda be­ lirtildiği gibi. hükümet politikasının birçok alanında söz sahibiydi. genç taraftarları Ali ve Fuat Paşalara geçmeye baş­ layacaktır. Ayrıca. Çünkü. 1854’ten öldüğü 1858 yı­ lma kadar yeniden üç kere Sadrazam olacaktır. Dışişleri Bakanlığı Babıâli’ nin en gelişmiş bölümü ve yapısı itibariyle birçok yönden en moderniydi. Dışişleri Bakanı hü­ kümette ikinci adam durumundaydı. Ancak bu durum. se­ lefi Reıs-ül Küttap’tan daha özgül bir biçimde sorumluluğu dağıtabilmekte ve denetimindeki dairelerden biri olan Di­ vanıhümayun aracılığıyla sıfatının ötesinde bir nüfuza sa­ hip olabilmekteydi. O dönemde Osmanlı devletinde İçişleri Bakanlığı yok­ tu. devle­ tin bu iki önemli makamı. şimdi çok yaygınlaşmış bulunan bakanlığın çeşitli daireleri arasında eşgüdümün sağlanması sorununu ortaya çıkarmaktaydı. siyasal denetimin bu iki makama geçmesini etkilemiştir. Ali’nin 1871’de ölümüne kadar Sadrazamlığı tekellerine alacaklar­ dır. 1871 yılma gelindiğinde. Ali. batılılaşma ve Batı tarafından baskıda bulunulan bir dönemde.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? düzenleme).

bürokratik sistemin kurulup faaliyete geçirilmesiydi. Tanzimat döneminde siyasal yaşamın ana teması bu değil. Bunun yanında Şûrayıdevlet ve Cumhuri­ yet dönemindeki halefi olan Danıştay da 1868 yılından başlayan bir evrimin ürünüdür. ülkenin iflas ettiğini açıkça belirtmesine yol açacak kadar çoğaldı. Meşrutiyet ve Sultan’ın Üstünlüğüne Geri Dönüş 1871’de Ali Paşa’mn ölümü. En önemli yenilik neydi dense. 5. Abdülaziz yönetime ağırlığını koydu ve reformcuların sinsi düşmanı Mahmut Nedim Paşa’yı Sadrazam yaptı. 1875 Hersek ayaklanması ve tüm Balkanlara yayılma tehlikesinin belirmesi. ekonomik durumu içinden çıkılmaz bir hale getirdi ve dış borçlar Mahmut Nedim Paşa’nm. yüzeysel de olsa. Sadra­ zamın altında yeni bir daire kurulmuş. iktidarın merkezinin değişme­ sine ve Tanzimat dönemindekinden daha bunalımlı bir dö­ neme girilmesine yol açtı. dış müdahale ve 338 . ortaya çıkmıştı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) naklandığı konusu bulanıktı. Yönetim merkezinin dışında ortaya çıkan bunalımlar ve aydın akımlar da karışıklığı artırmıştır. Dışişleri Bakanlığı örgütsel açıdan yaygınlaşıp farklılaşmış ve yeni örgütlenme kavramları. I. Babıâli’ye bağlı bü­ rokratik kuruluşlar önemli değişiklikler geçirmişti. Bu paşa. Buna rağmen. şu söylenebilir: Türkiye Cumhuriyeti­ nin diplomatik ve konsüler tarihi ve bugünkü Dışişleri Ba­ kanlığı. Tanzimat’ın kurduğu bürok­ ratik sistemi dağıtmış ve yüksek kademe memurlarını sü­ rekli değiştirerek bürokrasiyi hareket edemez duruma getirmiştir. Genç OsmanlI­ lar hareketinin yanında bir de Panislamist akım ortaya çık­ tı. 1830’lardan bugüne kadar kesintisiz bir gelişim sü­ reci geçirmiştir. 1873-1875 yıllarının tarım bunalımı.

Ama. Ayrıca. 1908 Bosna-Hersek bu­ nalınır ve Balkan Savaşları en önemlileri sayılabilir. Devlet. 1. Tanzimat dönemindekinden daha ağır bir bunalıma girmiş ve ilk kez tam anlamıyla yı­ kılma tehlikesiyle karşı karşıya gelmişti. Eskimiş teknenin onarılması ça­ baları engellenince. 1881 yılında Dü­ yunu Umumiye Teşkilatı’nm (Genel Borçlar Yönetimi) ku­ rulmasına yol açmıştı. Abdülhamit tahta getirildi. nasıl Lale Devri’nin yenilikleri Patronalı Halil’in gerici ayaklanmasıyla durdurulmuşsa. işte. anayasayı yürürlük­ ten kaldırmıştır. Osmanlı Devleti'ndeki gelişmelerde incelenen. Üstelik. Böylece. 339 . Katı ilkelerden hareket eden Abdülhamit devle­ tin dış ilişkilerini İstanbul’daki büyükelçilerle doğrudan temaslarla yürütmüştür. Tanzi­ mat döneminin yenilikleri de Abdülhamit’in baskıcı yöne­ timiyle boşa çıkarılmıştır. bu ortam içinde. Dünya Savaşı öncesi bunalımları arasında. dış borçla­ rın içinden çıkılmaz bir duruma gelmesi. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ BUNALIMLARI I. devlet gemisi de I.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? savaş tehlikesini de beraberinde getirdi. Abdülhamit döneminde merkezde Dışiş­ leri Bakanlığı ve dışarda diplomatların etkinlikleri çok azalmıştır. o zamana kadar çok az bilinen II. Bu arada Balkanların durumu giderek kötüleşmiş ve yeni Sultan Rus savaşı ile karşılaşmıştı. önce ilk Osmanlı anayasasını kabul ederek işe başlamış ama çok kısa bir süre sonra. Dünya Savaşı’nm fırtınalı sularında su alıp batacaktır. Sadrazam’m kim olduğu­ nun da önemi kalmamış ve Sultan bir sadrazam gibi hare­ ket etmiştir. 1876’da böylesine bir ortamda. hâlâ etkisini sürdürmekte olan sivil bürokrasinin desteğiyle iktidara gelmiş bulunan Ab­ dülhamit.

anahatlarıyla da olsa ele alınmalıdır. Fran­ sız Dışişleri Bakanı D elcas se’a göre. Kayzer daha da güçlü bir Almanya istiyordu ve bunun önündeki gerçek engel de İngiltere idi. öteki devletlerden destek görmediği ve iç bunalım­ da olduğundan boyun eğmek zorunda kaldı. yüzyılın sonlarında Avrupa’nın en büyük sorunu. az daha Fransa ile İngiltere’yi bir savaşın eşiğine getirecek Fachoda bunalımı çıktı. İki taraf da çekilmemekte ayak diretince. Üstelik. Kayzer bu düşünceler içindeyken. Anlaşmaya vardıkları taktirde bu büyük sömürgeyi Fransa’ya bile verebilirdi. sonunda 1904 Ingiliz-Fransız sömürge anlaşmasına vara­ caktır. topraklarına daha yakın olan Fas ile meşgul olmalıydı. . iki devlet arasında şiddetli bir bunalım ortaya çıktı. Dolayısıyla II. Tüm deniz yollarına egemen olan İn­ giltere.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) özellikle Kuzey Afrika’da ortaya çıkan bir dizi bunalım da. Fransızlar. belki de Bism arck’m düşleyemeyeceği kadar. Ayrıca. Afrika’yı sömürgeleştirme faaliyetleri sıra­ sında Fransız Kongosu’ndan doğuya doğru ilerleyerek. dünyada en varsıl ve geniş sömürgelere de sahipti. bloklar arası çatışmaların nasıl şiddetlendiğini göstermesi açısından. Almanya’nın hemen her alanda güçlenmesiydi. Fransa. Cebelitarık’taki güçlü varlığı ile başka bir devle­ ti dokundurtmuyordu. İşte Delcasse’m bu anlayışı. 19. İngilte­ re’nin ültimatomu karşısında Fransa. Fransa zaten elden çık­ mış olan Mısır ve Sudan’la değil. ya savaşa girmek ya da bölgeden çekilmek seçeneğiyle karşı karşıya kaldı. Bölgede İngiliz ve Fransız hak iddia­ ları çatıştı. 1898 yılında şimdi İngiltere’nin yönetimindeki Mısır’ın gü­ neyinde bulunan Sudan’a girmişler ve Fachoda’ya Fransız bayrağını dikmişlerdi. A lsace-Lorraine ’in acısını bir türlü unutmayan ve 340 . Almanya’nın Kuzey Afrika’da tek etki kuracağı yer olan Fas’a. Wilhelm Almanya’nın geleceğinin açık denizlerde yattığı kararma vardı. Ancak.

ortak savaş planları üzerin­ de çalışmaya başladılar. Sonuç olarak. Ziyaretinde. baskıyla Fransız Kongosu’ndan pay almaktı.Birinci Dünya Savaşı’na Nasıl Gidildi? şimdi Ingiltere ile anlaşan Fransa’yı kazanma umutlan. Bu konuda son olarak şu söylenebilir: 1848’den önce Viyana düzeninin büyük devletleri. 1904 Anlaşmasının ne kadar sıkı oldu­ ğunu denemek istedi. 1789’dakinden daha geniş iç ayaklanmalardan korktukları için. bunalım gevşedi. Ayrıca. 1911 yılında. Panther adlı büyük bir Alman zırhlısını. Almanya’nın orta­ dan kaldırmaya çalıştığı “Entente C ordiale”. Bunun amacı. Alman hükümeti Fas’taki Alman çıkarlarını korumak için. bir ittifaka varacak kadar güçlü müydü? Bunu denemek için. sorunun uluslararası bir konferansta görüşülmesi önerisini yapma­ ya ikna etti. Konferans Fas üzerin­ deki Fransa’yı sonuna kadar destekledi. Almanya’yı destek­ leyen tek devlet Avusturya oldu. tam bir güç göste­ risi olarak. Fransa’nın Fas’taki faaliyetlerine karşı Fas Sultam’m tahrik etmeye başladı ve 1905 yılında Tanca’yı ziyaret etti. sorunun gö­ rüşülmesini kabul edince. 1905 Ocağında Algesiras konfe­ ransı toplandı. Al­ man monarkı için tam bir hayal oldu. acaba Fransız sömürgeci­ lik faaliyetlerini gerçekten destekleyecek miydi? İki devlet arasındaki bağlar. Ingiliz-Fransız yakınlığının ger­ çek olduğunu anlamakta gecikmedi. Ama yine de. Almanya. dost ülkelerin de baskısıyla. Bundan sonra. Ağadir limanına gönderdi. Almanya’nın Fransa’ya cephe alması ve Fran­ sa’nın bu öneriyi reddetmesi. İngiltere. Ufak top­ rak parçalan Almanya’ya verilince. Avrupa’da bir bunalım ortaya çıkardı. Fas bunalımın­ dan daha da güçlenerek çıktı. artık perçinlenmiş olan İngiliz-Fransız dostluğunu denemek de­ ğil. Fransa. Fas Sultanı’m. aralarında bir 34 i . Konferanstan sonra İngi­ liz ve Fransız genelkurmayları. Fas’ı bağımsız bir ülke olarak saydığını ve Almanya'nın Fas’taki çıkarlarını korumaya azimli olduğunu söyledi.

Bunlar 1914-1918 felaketine kadar da sürdü. anlaşmanın teme­ lini oluşturan iç ayaklanma korkusu ortadan kalktı. çok daha yıkıcı silahlarla ve istikrarsız bir uluslararası sistem içinde bir daha oynanmaya başlandı. Ama. 342 . bir cins “anlaşma” yapmışlardı. Fransa’da monarşinin yeni­ den kurulması. yepyeni bir heves. Avrupa devletleri. 1789 öncesinin “dolap” ve “karşı-dolap” çe-virme politikasına geri döndüler.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) anlayış birliği. endüstri devrimiyle milliyetçiliği güçlen­ dirmesi ve sömürgelerdeki genişlemeyle. 1848 ayaklanmalarının başarısızlığı. 60 yıllık bir aradan sonra. Büyük devlet oyunla­ rı.

değişik kav­ ramlara değişik adlar verme çabasına açıklık kazandırma­ maktadır. bir uzak ya da temel nedenleri vardır. SAVAŞIN YAKIN NEDENLERİ I. bazı gereksiz tartışmaların ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. değişik anlamlarda kullanılan çeşitli sözcükler ve bu ba­ kımdan “neden” konusunda belirli ölçüde bir açıklık var­ dır. Tüm bunları tek bir “neden” kategorisi içinde düşünürsek. Oysa. bir yakın nedenleri vardır. çe343 . İlerde de süreceği muhakkaktır. İngilizce ve Fransızca gibi Batı dillerinde. bir de olayın ortaya çıkmasını kolaylaştıran ortam vardır. “Neden” sözcüğü. “sebep” sözcüğünün Türkçesi olarak kullanıldığından. Dünya Savaşinm nedenleri konusunda. Olayların ve özellikle büyük tarihi olayların.________ VII________ Birinci Dünya Savaşı A. bilim adamları ve tarihçiler arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir tar­ tışma ve bir o kadar da araştırma vardır. Ancak. burada “neden” kavramı üzerinde yapılacak bir açıklama.

Dünya Savaşı bugün bildiğimiz biçimiyle ve o tarihte ortaya çıkmazdı. Avrupa tarihinde başka bir olay yazma olanağı bulunamazdı. bu “yakm neden” ge­ rekli olmakla birlikte yeterli değildir. Emperyalizmin o dö­ nemdeki niteliği. bir de olayın or­ taya çıktığı “ortam” önem kazanır. Dünya Savaşı’nm. belki savaş çıkabilir. İngiltere’yi Almanya’ya savaş ilan etmeye zorladı. Almanya’nın Belçika’nın tarafsızlığına saygı göstermeyip bu ülkeyi işgali. Demek ki. bir yakm ne­ denin belirli bir olayı çıkarabilmesi için. Örneğin. Sırbistan’ı destekleyen Rusya’nın genel seferberlik ilan etmesi. “temel nedenlere” ya da sözcük yerindeyse. Almanya’nın Rusya ve Fransa’ya savaş açmasına ne­ den oldu. tarihçilerin üzerinde anlaştıkları yakm nedenleri vardır. uluslararası sistemdeki güç dengesinin sağlam ya da değişken bir durumda bulunması. Balkanlar’da Germen-Slav çatışması ya da güç dengesinin bozulması gibi. Bal­ kanlarda Slav ve Germen milliyetçilikleri çatışmasaydı. Devlet adamlarına suikast. yukarda sayılanlardan bir tanesinin niteliği değişik olsaydı. Ama. Avrupa tarihinin geleneğinde vardır. Belki devlet­ lerin hiçbiri. Bu kitapta. Ör­ neğin. “et­ kenlere” gerek vardır. “temel neden” ve “or­ tam” kategorileri bir arada ele alınacaktır. eğer Avusturya Veliahtı 1914 yılında öl­ dürülmeseydi. Avusturya’yı Sırbistan’a savaş ilanına itti. Örneğin. başka kategori ne­ denlere. İradeleri savaş yö­ 344 .Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) şitli olayların nedenleri konusundaki anlaşmazlıklar sona ermez. Dünya Savaşı çıktı. I. Olayın izlediği süreci belirler. Yakm ve temel nedenlerden başka. Avrupa insanını bir iki gün üzer ve bunun ötesine geçmeyen bir olay olarak kala­ bilirdi. Eğer. Avusturya Veliahtmm öldürülmesi. ama kısa sürer ya da Balkan­ larla sınırlı tutulabilirdi. Avusturya Veliahtı’nm 28 Haziran 1914’te öldürülmesi. Böylece. I. I. olayın geli­ şebileceği ortamı sağlar. Eğer her suikastten sonra savaş çıksaydı. tek tek savaş istemiyordu.

savaşa girme nedenleri de savaş öncesi plan ve projeleri ne olursa olsun. 1.Birinci Dünya Savaşı nünde değil. temel nedenleri konusunda yoktur. Bunların çatışmasından ortaya çıkan olay x + y + z değil. Tıpkı Kırım savaşı’nda olduğu gibi. Tarih boyunca savaşların çoğu ve ne ya­ zık ki bugünkü savaşlar da. birçok bakımdan bir dönemin sonu sayılabi345 . SAVAŞIN TEMEL NEDENLERİ Büyük savaş. devletler “zafer” için sa­ vaştılar. tek tek iradelerden farklı ve kendine özgü bir niteliği var­ dır. Ancak. diyelim “s” dir. Avrupalılar “niye” kar­ şı savaştıklarını belki biliyorlardı ama “ne” için savaştıkla­ rını bilmiyorlardı. Dünya Savaşı’nm yakın nedenleri konusundaki an­ laşma. tarihin bu şaşmaz ve acımasız kalıbına uymaktadır. Dünya Savaşı’nı çıkardı. Dolayısıyla. y ve z olarak kabul edelim. Dolayısıyla. devletle­ rin ya da yöneticilerin tek tek. kendilerine göre haklı politikayı inatla sür­ dürmeleri. Dünya Savaşı’nda ta­ raflar savaş amaçlarını kesin çizgileriyle tanımlayamadılar. tarihin büyük çaplı olayları. bu iradelerinin ne olduğunu tam bilmiyorlardı. Bu bakımdan. bunlar aşağıda ana kategoriler içinde verilmeye çalışılacak­ tır. Ama. ayrı ayrı devletler savaş istemese bile. B. savaş bir kere başlayınca. Örneğin. I. Şu sorun çözülmeye çalışıldı: Avrupa’nın efendisi kim olacak? Savaşanlar kendi “haklı ve tutarlı” iradelerim zorla öteki savaşanlara kabul ettirmek istediler ama işin il­ ginç yanı. kendi içinde haklı ve tutarlı olan iradeleri yüzünden çıkmaz. ulusal çıkarlarının korunması amacına yöne­ lik olabilirdi ve tek tek bu iradelerini haklı da çıkarabilir­ lerdi. Her davranış kendi içinde haklı olduğu kadar tutarlı da olabilirdi. ortaya I. Bu iradelerin toplamının. üç devletin iradelerini x.

Liberallerin 19. 50 yıldan beri et­ kinliklerini sürdüren ve savaştan sonra da giderek güçlene­ cek olan güçlerin. Ayrıca. I. Avrupa’nın çok yakınlarına gelmişti.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lir. Avrupa devletle­ rinin artan nüfuslarını. sömürge ihtiyacını artırmıştı. Dünya Savaşı. uzak deni­ zaşırı bölgelerden. Artık. tam bir serbestlik içinde parçalayamamaları ve böylece sömürge alanlarının bitmesi. 19. Ancak. İnsanoğlunun ekonomik ve siyasal gelişmesi açısından. Japonya ile Çin’i. sömürgecilik Avrupa devletlerini doyurmaktaydı. ilk büyük çaplı gösterisi olmuş. Avrupa-içi çatışmaların boşalım alanı haline gelen Balkanlardaki “saatli bomba”nm patlama zamanı önce 1878. 1. dünya­ nın globalleşme sürecini ve uygarlığın tüm yeryüzüne yayılmasını hızlandırmıştır. sürekli üretimde bulunan fabrikaların hammadde ihtiyacı ve Avru­ pa piyasalarının bu mallara doymasıyla sömürgecilik hız­ lanmış ve emperyalizm biçimine dönüşmüştü. Avrupalılar’m işini güçleştirmiştir. başka yönler­ den. 19. Ama. artan üretimin yeni pazarlar. Yüz­ 346 . 19. biriken sermayenin yeni yatırım alanları. Yüzyılın sonlarına kadar. sonra da 1908 bunalımlarıyla ertelenmişti. yüzyılın iyimserliği içinde kendini gös­ teren kaçınılmaz gelişme umutlarını tümüyle söndürmüş. kesintisiz evrim içinde tek bir olaydır. Emperyalizm Endüstri devriminin sonucu ölarak. yüzyılı bitirmiştir. büyük endüstriyel güçlerini ve geli­ şen savaş teknolojilerini boşaltacakları alanlar. ulu­ sal birliğini kurduktan sonra hızla bir endüstri ülkesi haline gelen Almanya’nın ürettiği malların da Avrupa piya­ salarına çıkışı. Ayrıca. sömürgeler Avrupa-içi çatışmalara bir boşalım alanı olarak da hizmet görmektey­ diler. Kısaca. Balkanlara ve bölgenin egemeni olan Osmanlı dev­ letine.

Rusya’nm seferberliğini ancak bir ay içinde ta­ mamlayabileceği düşünüldüğünden. Ayrıca Almanya’nın. hem de Avrupa içinde çatıştıkları bir uluslararası ortamda. Fransa’nın bir ay içinde etkisiz ha­ le getirilmesi ve bunun için de bir ay süreyle. Almanya’nın sağ­ lam bir diplomatik temelinin olmaması ve Avrupa’da saldı­ rıya açık konumu. Ancak. Almanya önce bütün gücüyle Fransa’ya yüklenecek ve bir ay içinde Fransa’yı yenilgiye uğratacaktı. Bu da Avrupa diplomasisi ve 347 . Rus­ ya’nın seferberlik ilanını. başka etkenlerle birlikte. Fransa yenildikten sonra Alman orduları Rusya ile savaşmaya başlayacaktı. Askeri bakımdan her zaman hazır­ lıklı olmak ve ilk darbe yeteneğini elinde bulundurmak için ödünsüz bir disiplin gerekliydi. Ancak. açıkça görüldüğü gibi. doğu ve batısından Rusya ve Fransa gibi iki güçlü devletle sarılmış olması ve bunun sonucu olarak Bism arck’m kara­ basanı haline gelen “iki cepheli savaş” tehlikesi. Schlieffen planının ba­ şarıya ulaşabilmesi için. Bu nedenle. bir “süper adam” yoktu. Alman milita­ rizmini körüklemişti.Birinci Dünya Savaşı yılla birlikte dünya sahnesine çıkan dirik ve patlayıcı güç­ lerin çatıştıkları. 2. Alman­ ya’yı ayrıntılı bir savaş planı hazırlamaya itmişti. Almanya’nın Güvenlik Sorunu Almanya. Almanya’nın doğuda sa­ vaş yapmaması gerekiyordu. Böylece. Alman Genelkurmay Başkanı Schliejfen tarafından hazırlanan ve aynı adla anılan plana göre. Avrupa ve dünya politika sahnesinde birdenbire ve güçlü bir biçimde doğmuştu. bu bombayı etkisiz hale getirebilecek bir uzman kişi. iki cepheli savaş tehlikesi ortadan kaldırılmış ola­ caktı. Almanya. savaş ilanı olarak kabul edeceğini ilgili tüm devletlere bildirdi. yani Rusya seferberliğini tamamlayana kadar.

Değişken Güç Dengesi ve Uluslararası Güvensizlik 19. Üstelik. Çünkü. taraflardan biri. 19. korku da daha çok silahlanmaya yol aç­ mıştır. sömürgeci­ liği geliştirdiği. güç denge­ sinin içine şimdi sömürge düzenlemeleri ve çatışmaları da girmişti. Bu da. Böylece. yine nazik ve değişken güç dengesi ortamın­ da. Ancak. Dolayısıyla. savaşta çok avan­ tajlı bir duruma geçeceği açıktı. korkuyla silahlanma arasındaki etki-tepki ilişkisi 1914 yılma kadar sürdü. böylesine değiş­ ken bir güç dengesinde “ilk darbe yeteneği” yaşamsal önem kazanmıştı. Sonuç olarak. nazik ve değişken bir nitelik kazandı. devletlerin birbirlerine verebilecekleri zararı ve orduların çevikliğini artırmıştı. seferberlik ilanının savaş ilanı olarak kabul edilmesi olgusunu yaygınlaştırdı. Avrupa’nın dü­ zenleyici gücü olan “Avrupa Uyumu” yıkılmış. Belirli bir toprak parçasının şu ya da bu devletin elinde bulunmasına bağlı olan bu güç den­ gesini denetleyen “Avrupa Uyum”u da güçlüydü. savaş teknolojisindeki gelişme. siyasal ve ekonomik dengeye dayanan yeni güç den­ gesi. yüzyılın ilk yarısındaki güç dengesi istikrarlı ve yerleş­ miş bir güç dengesiydi. yüzyılın büyük teknolojik gelişmeleri. devletlerin birbirlerinden duydukları korkuyu artırmış. karşılıklı bloklar arasında as­ keri. 3. dengenin kendi aleyhine eğilim gösterdiğini anladığı ânda karşı tarafa saldırma hak­ kını kendinde bulmaya başlamıştı. Be­ lirli bir bölgenin çok kısa bir sürede işgal edilme olanağım doğuran bu gelişme.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) askeri hazırlıklarının savaşa doğru uzanan yolunu biraz da­ ha kısalttı. güç dengesini değişken bir hale getirdiği ve 348 . güç dengesi kolaylıkla değişebiliyor­ du. Bu ortamda seferberliğini en seri biçimde gerçekleştirecek devletin. özellikle 1870’ lerden sonra.

güçleri büyük ölçüde artan bü­ yük Avrupa devletlerinin dış politikaları. uluslararası sistemde büyük bir anarşi yarattı. uluslararası etkin bir örgüt­ lenmeyi gerçekleştiremedi. tüm sorunların çözüleceğini sandı. Avrupa insanı bu en etkin. merkeziyetçi büyük mo­ 349 . Çünkü. parlamento yerine tek kişi. bireyin mutluluk ve çıkarla­ rına en uygun ve ekonomik gelişmeye en çok olanak sağla­ yan siyasal örgütlenme biçiminin Avrupa’da yaygınlaşma­ sıyla. Ancak. geniş. bir iyimserlik çağı olmasına rağmen. Özetle. Avrupa’nın askeri bakımdan güç­ lenmiş büyük devletlerinin dış politikalarını. Feodalizmden güçlü monarşi­ ler. ulusal çıkar. insanoğlu­ na özlediği barış ve huzuru veremedi. örgütlenmeyi de geliştir­ miş. siyasal ve ekonomik gücü elinde bulunduranların et­ kinliğini artırmıştı. Uluslararası Örgütlenmenin Olmaması 19. gelenek ve süreklilik gibi düşünceler. devletlerin silaha sarılmaları için küçük bir kıvılcım yeterliydi. hâlâ yetkileri kuramsal olarak sınırlı. Böylesine patlayıcı bir ortamda. güçlü monarşilerden de güçlü ulus-devletler doğmuş­ tu. Ancak ulusdevletlerle ekonomik ve siyasal milliyetçilik arasındaki “anlaşma”. yüzyıl. özgürlük yanlısı liberalizm ve gi­ derek emperyalizme ve saldırganlığa sürüklenen milliyet­ çilik Avrupa’da kol gezerken.Birinci Dünya Savaşı silahlanmayı hızlandırdığı gibi. O kıvılcım ise 28 Hazi­ ran 1914’te Balkanlar’da çaktı. Dış politika konusunda eski basmakalıplar. dış politika alanında parlamenter denetimi ikinci plana düşürmüştü. endüstriyel teknik ve gelişme. Feodal dönemin anarşik havasını. 4. 1914 yılma gelindiğinde sömürge çatışmaları ve değişken güç dengesi ortamında. ancak uygulamada tümüyle despot olan tek tek bireylerin ya da genelkurmayların elindeydi. idealizm yerine korku yönetmekteydi.

yüzyılın büyük bir çöküntü ve genel bir savaşla sona erme­ sine yol açtı. Savaşın Balkanlar’da patlak vermesi bu bakımdan tarihi bir rastlantı sayılamaz. Balkanlar’da Avusturya-Rusya çatışması.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) narşiler bir dereceye kadar ortadan kaldırmıştı. Osmanlı Mirası Üzerinde Çatışma Osmanlı devleti hakkmdaki açıklamalarda görüldüğü gibi. Savaşın öteki önemli nedenlerinin yanında. 350 . Avrupa’nın büyük devletlerinin Osmanlı devleti üzerindeki çatışmalarının bir sonucudur. Uluslararası refah ve insanoğlunun yaratıcı zekâsındaki gelişmeye kar­ şılık. Ulusdevletler dünyasının anarşisini ise. Dünya Savaşı bunların hepsi­ nin bir karışımı ya da bunlar arasında etki-tepki ilişkisiyle açıklanabilir. özellikle ulusla­ rarası örgütlenmenin önemini kavrayamadılar. Dünya Savaşı’nm en önemli ve temel sorunu olmuştur. ancak uluslararası siya­ sal ve ekonomik örgütlerin kurulması ortadan kaldırabilir­ di. bunların hiçbirinin tek başına “gerçek” neden olmadığının en güzel kanıtıdır. diplomasiyle değil. I. ister yakm olsun ister temel. savaşla çö­ züme bağlanacak sorunlar çıkarmıştır. uluslararası örgütlenme konusundaki başarısızlık. 1914-1918 savaşı. yüzyılın devlet adamları ve düşünürleri. Ne var ki. Boğazlar üzerinde Alman-Rus üstünlük çekişmesi. I. Belki de I. Ingiltere’nin Hindistan’a giden Yakındoğu yollarını korumak istemesi ve Fransa’nın Suriye üzerindeki tutkuları. bu devletin parçalanması. 19. ulus-devletler dünyasında örgütlenmenin. Dünya Savaşı’nm çıkı­ şını açıklamaya çalışan bu kadar çok nedenin bulunması. 5.

araçlar artınca amaçlar da yükseldi. Dünya Savaşı dışında. Yeni olmasının ve “dünya savaşı” denmesinin nedeni. I. Tarihte. 1. Tarih boyun­ ca savaşların. hemen hepsi “sınırlı savaş” niteliğinde olmuştur. bir kere başlayınca denetimi olanaksız ve sonuçları hesaplanamayacak bir savaş haline geldi. daha çok sayıda ülkenin katıldığı (Napolyon koalisyon savaşları) ve tüm dünyayı etkileyen (Yedi Yıl Savaşları) sa­ vaşlar da vardır. belki cephedeki asker için ölüm kalım soru­ nudur. Dünya Savaşı dünya tarihinde tümüyle yeni bir olaydır. Bunun en önemli ne­ deni. Tam anlamıyla bir “yıpratma savaşı” haline gelen I. başlangıçtaki amaçlar he­ men unutuldu ve savaşın siyasal amaçlarına hiç bakılmak­ sızın ölü sayısının çok yükseldiği askeri girişimlerde bulunuldu. uzun sürmesi. onun mutlaka topyekün bir savaş olması demektir. yüzyılda Bismarck savaşlarının kesin siyasal amaçları vardı ve o amaçlara varıldığında savaş durdurulmuştu. 19. Bismarck savaşı durdurmuş. savaştan beklenen siyasal amacın sınırlı kalmasıdır. Sadowa ile Avusturya yenilip. ge­ nel kanının aksine. I. onun ilk “topyekûn” (total) savaş olmasıdır. Dünya Savaşı’nm ayırıcı ve belirgin özelliği. Dünya Savaşı’nda araçlar amaçları saptadı. Şimdi. Alman devletleri üzerindeki etkisi kırıldığı zaman. savaş sonundaki barışın niteliğini de etkiledi. amaçlar araçları değil. Savaşlar. ve II. savaşa katılan devletle­ rin sayısının çokluğu ya da birkaç kıtayı birden etkilemesi değildir. Böylece. Savaş içinde çok sayıda insanın ölmesi ve maddi zararın yükselmesi. dört yıldan uzun süren (Otuz Yıl Savaşla­ rı). savaş poli­ tikanın bir aracı olmaktan çıktı. savunmasız kalmasına rağmen Viyana’ya girmemişti. 351 . ama bir ulus için bu her zaman doğru değildir. SAVAŞIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ I. Sa­ vaşın bir ulus için ölüm-kalım savaşı olması demek.C. Dünya Savaşı.

mücadeleyi durdu­ rup bir uzlaşmaya varmalarının olanağı yoktu. mutlaka bir dünya savaşma dönüşecekti. Buysa. 19. Dünya Savaşı. İngiltere’nin katılmadığı bir Alman-Fransız sava­ şı. Özetle. I. bunlar için öde­ nen bedel ve alman sonuçlar arasındaki orantısızlıktır. Ayrıca. Prusya militarizmini yıkmak ve Av­ rupa güç dengesine Almanya’nın yönelttiği tehdidi ortadan kaldırmakta kararlıydı. ancak Almanya’nın yenilgisiyle olanaklıydı. Ama. gördük ki dünyada başat olan gücün bu durumuna son verilmesi ancak büyük bir savaşla mümkündü. Dünya Savaşı’mn en önemli özelliği. Kısaca. topye­ kün bir nitelik almayabilirdi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Belki de yıpratma savaşının ve topyekün savaşın en anlam­ lı ve kısa anlatımı budur. Tarihin gösterdiği buydu. büyük savaşlar sonucu olmamış mıydı? Do­ layısıyla. varılmak istenen amaçlar. Bu da Almanya’nın yenilgisini ge­ rektiriyordu. Savaş. İşte böylesine amaçlarla yola çıkan ve savaş uzadıkça amaçları daha tutkulu biçimler alan devletlerin. modern teknolojinin tüm olanakları bu devletlerin kullanı­ mına açıktı. I. Bu devletler tüm maddi ve manevi güçleri denet­ lemekte ve istedikleri biçimde kullanmaktaydılar. Avrupa’da başat güç olmak ve yeryüzünde İngilte­ re’nin yerini almak istiyordu. Iberik yarımadası devletlerinin ve daha sonra Hollanda ile Fransa’nın başat güç durumlarına son verilmesi. büyük bir olasılıkla Avrupa ile sınırlı kalabilir. yüzyılın güçlü endüstri devletleri arasında olmuştur. Ama başat güç olan İngiltere’ ye meydan okuyan Almanya’nın mücadeleleri. Bu nitelikleriyle dünya ekonomisini köklü bir biçimde etkile­ di ve dört uzun yıl Avrupa’nın ekonomik ve askeri gücünü 352 . tüm dünyayı denetim­ leri altına almış bulunan büyük devletlerin tüm ekonomik potansiyellerini ortaya koyarak yürüttükleri bir savaştı. Savaşların amaçları neydi? Fransa Alsace-Lorraine ’i ge­ ri almak istiyordu. İngiltere. Almanya ise en tutkulu savaş amaçlarına sa­ hipti.

sivili. özellikle birçok devletin katıldığı savaşlarda “sorumlu”yu bulmak hiç de kolay değildir. sorumluluğu yeniklere yüklediler. Fransa ve Rusya. Ancak ilk etkin askeri tedbirleri alan devletler İngiltere. I. bu saldırılarına “haklı” gerekçeler bulduklarıdır. ka­ dını. şu genellemede bulunabilir: Bunalımı başlatan ve tırman­ dıran Almanya olmuştur. erkeği. genci ve hatta çocuğuyla tüm halkın katıldığı. böyle bir savaş teknolojisini kullanarak. Teknolojik gelişmelerin ortaya çıkardığı uçak ve de­ nizaltı. Dünya Savaşı’mn sorum­ lularının aranması gibi belki de olanaksız bir uğraş içinde. Hemen hemen eşit güçteki devletler. yüzyıldakiler gibi yalnız sınırlardaki bir­ liklerin değil. büyük kitlelerin savaşıdır. I. Daha önce de belirtildiği gibi.Birinci Dünya Savaşı tüketince. Savaşın çıkmasında sorumluluk kimindi? Hemen her savaş sonrasında olduğu gibi I. hava ve denizaltı da savaş alanları oldu. yaşlısı. Askeri. Dünya Savaşı’nda da galip­ ler. Yüzyıla kadar savaşlar “tek boyutlu” bir nitelik şımaktaydı. tartışmasız saldırının kaynaklandığı devletlerin bile. 20. barışçı bir çözü­ mü olanaksız kılan da Rus seferberliğidir. Tarihçiler için so­ rumlunun bulunması bu kadar kolay olmasa gerek. Do­ layısıyla. 353 . 20. etkilendiği ve sıkıntılarını paylaştığı bir savaştır. Yani. Tarihin de gösterdiği. tarafların hepsi davranışlarının sı­ nırlı kalıplar içinde haklı ve tutarlı olabilirler. savaşın ge­ nel akışı içinde görüleceği gibi. Dünya Savaşı’nı üç boyutlu bir hale getirdi. Kara ve deniz yüzeyine ek olarak. yüzyılın bu ilk büyük mücadelesi. İlerde. 19. Bu nitelikleriyle. büyük bir inatla savaşı sürdürdüler. yalnız karada ve deniz yüzeyinde olmak­ taydı. bu kıtanın zayıflama süreci de başladı.

Ç. her şeyden önce. şu küçük ve bağlaşığının başına bela kesilen Sırbistan bu işten kolay kolay kurtulmamalıydı. Kuzeni olan Rus Çarı durumu anlayış354 . Ancak. Sırp ulusçuluğunun. devletin tek meşruiyet kaynağı Habsburg Hanedanlığı’ydı ve bu hanedanlığın tek veliahdı öldürülmüştü. Bu sırada Baltık’ta bir deniz gezintisinde olan Kayzer ilginç bir ikilem içinde kaldı. belki de tek sadık mütte­ fiki ile arası açılacaktı. Rusya ile tek başına karşı karşıya gelmekten çekin­ diği için. karşı da çıkmamalıydılar. iyice denetim altma alınmadığı süre­ ce. SAVAŞIN ÇIKIŞI 1. Çokulus­ lu Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu bir arada tutan tek öğe. Savaş İlanları Avusturya-Macaristan imparatorluğu Veliahtı F ra n z Ferdirıand. Almanya ise bir saldırı karşısında. 28 Haziran 1914 günü Saraybosna’yı ziyaretinde bir Sırp milliyetçisi olan Princip tarafından öldürüldü. Avus­ turya. böyle davrandığı takdirde. Ayrıca. bunun büyük imparatorluğunun sonu olabileceğini dü­ şünen Avusturya hükümetinin tepkisi çok sert oldu. oldu bittiyi kabul edemeyeceklerini anlatmaya çalışıyorlardı. Habs­ burg Hanedanlığı altı yıl önce ilhak ettiği topraklar üzerin­ de hükümranlık haklarını böylece doğrulatmak istiyor. Avrupa’nın çeşitli hanedanları birbirlerine yardım etmeseler bile. bir hanedanlık üyesi öldü­ rülmüştü ve bunun hesabının sorulmasında. gerekli önlemleri almadan önce Almanya’ya da­ nıştı. Ya Avusturya’yı destekleme­ yecek ve böylece tek başına kalan Avusturya harekete geç­ mediğinden herhangi bir bunalım ortaya çıkmayacaktı (ama. Avusturya’nın yardımı olmaksızın iki cepheli bir savaşı na­ sıl yürütebilirdi?) ya da Avusturya’yı destekleyerek bir bu­ nalımı başlatacaktı. Sırplar da milliyetçilik ateşinin sönmediğini.

Avusturya’nın fazla ileri gidemeye­ ceğini düşünmüş olsa gerekti. Rusya 31 Temmuz'da genel seferberlik ilan etti. seferberliğin ya tam ilan edilebi­ leceğini ya da bu işe hiç girişilmeyeceğini. bu destek. Sırp mil­ liyetçiliğinin şiddeti ve modern devletlerin dar ulusal çıkar hesaplarına yenik düştü. Avusturya Sır­ bistan’a 48 saat süreli ve bağımsız bir devletin kabul ede­ meyeceği ağır bir nota verdi. 1908’in küçük düşürücü günlerinden sonra böyle davranmaya karar vermemişler miydi? Bu davranış üzerine. Fransa’yı hemen ezip se­ 355 . Rus seferberliğinin bir savaş ila­ nı sayılacağını daha önce açıklamış bulunan Almanya. altı imzalanıp miktar hanesi boş. Avus­ turya’yı daha ileri gitmekten alıkoyacak ve istenmemesine rağmen savaş çıkarsa Rusya’nın savunmasını sağlayacak şey seferberlikti. Genelkurmay Başkanı. 1 Ağustos’ta Rusya’ya.Birinci Dünya Savaşı la karşılayabilirdi. Rusya bir savaş­ ta hazırlıksızlık yüzünden yenilirse sorumluluk alamaya­ cağını söyledi. Bu koşulsuz desteğin verdiği güvenle. Kuzenine sonra yazacağı bir mektupla onu yumuşatabileceği düşüncesinin verdiği rahatlıkla. 1908 bunalımmdakinden farklı olarak. Avusturya’nın ültimatomuna kaçamaklı yanıtlar verdi. 3 Ağustos’ ta da Fransa’ya savaş açtı. Yine de. köhne bir imparatorluğun kaprisleri. barış zamanında hazırlamış bulunduğu Schlieffen Planı’na uygun olarak. bu­ nun durdurulmasını istedi ve olumlu bir yanıt alamayınca. Gerek Sırbistan ve gerekse Rusya. Rusya’nın Sırbistan’a desteğini gösterecek. Ama. Ancak. Avusturya 28 Temmuz 1914’te Belgrad’ı bombalamaya başlayarak Sırbistan’a savaş ilan etti. bırakılan bir çek gibiydi. “de­ niz sefası”na devam etti ve Avusturya’ya destek sözü verdi. Çar ikna olunca. Kuzenler ve hanedanlar arasında olması gereken anlayış ve dayanışma. zaten Rusya’nın desteğini almış olan Sırbis­ tan. Almanya. böyle bir seferberlik olamayacağım.

M iddlesex. Beacon Press. Y. N. F. Illinois: Scott. an lllustrated History. P. Berlin’de Kayzer. kendilerini cepheye götürecek trenlere binerken vagonla­ rın üzerine “Berlin’e” yazıyorlar. Y. Appleton-Century-Crofts. 1914-1918. savaşın kısa süreceği yanılgısı ve sağlam bir temeli olmayan coşkuyla başladı. N.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) ferberliğini tamamlama çabası içinde bulunan Rusya’ya sonra dönmek istediğinden. Foresm an and C o. Alman-Fransız cephesi. 19 4 9 .. Boston. David T hom son. Kehaneti. 1 9 7 5 . zaferle Berlin’de olacaksınız” kehanetinde bulunuyordu. New York. J . Univ. The Century o f Total War. Lee Benns. Alman-Rus cephesi ve Avusturya-Sırbistan cephesi. Böylece. ülkeleri açısından en olumlu sonuçların 1 Bu bölüm ün yazılm asında. The Guns o f August.. Çabuk Sönecek Büyük Ümitler 1. New Y ork: Dell Book . doğru çıktı. 19 6 4 . Londra. World Setting. Taylor. Bunların tümü. 1866 ya da 1870’te olduğu gibi kısa bir savaşla. T he Contem porary W orld. 1 9 6 3 . The First World War. Gerd Hardack. Y. Los Angeles.. 1 9 7 7 . Dünya Savaşı. Glenview.. Arrow Books. 19 6 7 . Ingilizler “bu iş yıl sonu­ na biter” diyorlardı. 1914-1961. 19 9 4 . İngiltere’ye danıştıktan sonra Almanya’nın önerisini reddedince. daha önce gösterilen genel n itelikli kaynaklara ek olarak yararlanılan kaynaklar: Ryamond Aron. Ltd. The Great War. Fransa’ya saldırıda en kolay yol olan Flander düzlüklerinden ordusunu geçirmek istedi ve bunun için Belçika’ya zararsız geçiş hakkı için başvur­ du. 19 5 5 . Oxford Univ. teftiş ettiği birlikleri­ ne “sonbahar yapraklarıyla birlikte. Jo h n T erraine. 356 . N. Tarafsız bir ülke olan Belçika. New York. 19 6 3 . Penguin Books. Dünya Tarihi. birlikleri yenik olmak koşuluyla. 1914-1918. Inc. Fransız askerleri. Press.1 2. Barbara Tuchm an . The First World War. A. World History. o f California Press. İm ge Kitabevi Yayınları. 4 Ağustos 1914 tarihine gelindiğinde üç cep­ hede savaş başlamıştı. W illiam M cNeill. dört yıl sonrasının sonbaharında. Almanya 4 Ağustos’ta Belçika’ya saldırdı ve İngiltere de Almanya’ya savaş açtı.

savaşan toplumlara büyük yükler yükledi. karmaşık ve birbirleriyle bağlantılıydı. sonu gelmeyecek bir savaşın hiçbir kazanç 357 . Yıpratma savaşı. Gerçekten. Her devlette sivil toplum büyük sıkıntılar içine itildi. Almanya. Askeri ve sivili. Önceleri bir “gece bekçisi” olarak görülen hükümet. sorunlar çok büyük. yeni yetkiler eline geçirdi. beslenmesi ve si­ lahlandırılması. O dönemin kuşağı ciddi ve yıkıcı bir savaş deneyine sahip değildi. giydirilmesi. söz ve yazı özgürlüklerini kısıtladı. Bir akşamüstü Londra sokak lambaları yakılırken “bu lambalar yarın sa­ bah söndürülecek. Bir tek Ingiliz Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey gerçeği sezer gibi olmuştu. Ancak. ekonomik yaşamı yönetti. günlük uygulamalarla ve adım adım gerçekleştirilmeye ça­ lışıldı.Birinci Dünya Sav ajı alınacağım sanıyorlardı. bireyi ve maddi değerleri sefer­ ber etmeye başladı. hemen hemen her toplumda toplumsal denetimin. Kısaca. bu denetim planlı bir biçimde yapılamadı. işgücünün ve doğal kaynakların kıt oldu­ ğu savaş döneminde üretimin sürdürümesi. çok kısa bir süre sonra söndü. Dört yıl sürecek olan yıpratma savaşı başlamıştı. sıkılaştırılmasıdır. yüzyılın liberal kuram ve uygulamasıyla faaliyet alanı sınırlı tutulmuş olan hükü­ met. ancak bir daha herhalde dört yıl sonra yakılacak” demişti. İngiltere ve Fran­ sa’da parlamentolar güçlerinden çok şey yitirdiler. Büyük sorunlar çıkardı. Savaşın baskısı karşısında 19. Bu duruma karşı tepki. Avrupa insanının büyük umutları. 1914’te genel bir coşku havası vardı. Milyonlar­ ca askerin seferber edilmesi. Savaş koşulları altında hemen he­ men hiçbir tepki de görmedi. sivil toplumun beslenmesi ve morallerinin yüksek tutulması gibi güç işler. Uzun bir savaş beklenmediği ve bir örneği de bulunmadığı için. kendi yaşamlarının ya da en yakınlarının yaşamlarının. önceki yüzyıllarla karşılaştırılamayacak ölçüde.

D. ki bu en az bir ay sürerdi. Almanya’nın Belçika üzerinden ileri harekâtı 24 saat içinde Liege kentinde durduruldu. seferberliğini tam anlamıyla bitirmemiş olan Rusya’ya çullanılabilecekti. 1914 Yılında Batı Cephesi Batı cephesindeki savaş için Alman Genelkurmayı’nm elin­ de Schlieffen Planı hazırdı. Oysa. Fransa’nın endüstri bölgeleri olan kuzey ve kuzeydoğusunun ve bu arada Paris’in hemen işgali. bunalımlara ve korkuya bıraktı. Çünkü. Fransa’nın safdışı edilmesine bağlıydı. Rusya’ya karşı ancak bu ka­ dar dayanabilirdi. Rusya sefer­ berliğini tamamlayana kadar. Böylece. 1916 yılma gelindiğin­ de.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sağlamayan anlamsız bir muharebesinde sona erebileceği korkusunu dört yıl boyunca taşıdı. Schlieffen Planı 12 günlük bir gecikmeye uğra­ mıştı ve bu gecikmenin nasıl doldurulacağı planda yazılı değildi. Bunun başarısı ise. Fransa’nın tesliminden sonra. Belçika ile sınırdaş olan kuzey bölgesi düzlüktü. Fransa’nın doğu bölgesi ağaçlık olduğu için büyük ordu harekâtına uygun değildi. doğudaki zayıf Alman ordusu ile Avusturya ordusu. 1905 yılında hazırlanan planın mimarı olan Schli358 . Paris’in işgali ve böylece Fransa’nın teslimi 6 hafta içinde gerçekleştirilmeliydi. Planın batı cephe­ sindeki amacı. Küçük ve güçsüz Belçika’nın direnişi umulduğundan daha güçlü çıktı ve Liege ancak on üç gün sonra. Ancak. bu korunmanın boşa çıkarılmasıydı. 1914 VE 1915 YILLARINDA CEPHELER I 1. 1914 Ağustosunun hevesli ve coşkulu havası yerini umutsuzluğa. Fransa tarafından çok iyi korunmuş bulunan Verdün bölgesinin kuzeyden çevrilerek. Bunların yanında. 16 Ağustos’ta düşürülebildi.

Ancak. yüzyılda iyi bir topçu ateşi. Schlieffen Plan ı’nm başarısızlığının temel nedeni. savaşın başlangıcından bu yana bir ay geçmesine karşılık. süvari birliği ve hareketi iyi planlanan piyade ile saldırı savunmadan daha avantajlıydı: Şimdi. M arne akarsuyunda güçlü bir Fransız direnişiyle karşılaştı. 1. Alman genelkurmayı bu kez doğudan Paris’e girmeyi denediyse de. Tam bir panik içinde. L iege du­ raklamasının itilaf devletleri için en büyük yararı. Belçikalıların direnişi kolay kırama­ mıştır. umulmadık Belçika ve Fransız direnmesidir. Ama. Belki de. Büyük savaşların İkincisinde. 19. zaman geçtikçe Rusya seferberliğini tamamlıyor ve Almanya iki cepheli savaş teh­ likesiyle her geçen gün daha çok burun buruna geliyordu. Dünya Savaşı’nda sonun başlangıcı. bu tür bombalamayla. Schlieffen Planı’m n başarısızlığı açık bir biçimde ortaya çıktı. son derece hantal ve etkisiz olan Zeplin yerine savaş uçakları kullanılacaktır. Almanya için. savaş sa359 . 19. Dünya Savaşı’nm kanlı muharebeleri arasında sayılan M arne Muharebesi verilmiş ve bu savaşın sonucunu etkileyen önemli bir duraklama olmuştur. Paris’i 6 hafta­ da düşürümeyeceğini anladı. Alman genelkurmayı kenti Zeplin ile hava­ dan bombalamışsa da. Çünkü.Birinci Dünya Savaşı effen ise savaş başlamadan bir yıl önce ölmüştü. bir İngi­ liz birliğinin Kıta’ya çıkacak zamanı bulması ve Fransız birliklerinin yanında yer almasıdır. 6-12 Eylül arasındaki M arne direnişinden sonra. Fransa teslim olmamıştı. yüzyıldan bu yana savaş stratejisinde ortaya çı­ kan değişikliklerde aramak gerekir. Ancak. ■ _ Liege duraklamasından sonra Almanya. Burada. Fransa da karşı saldırılarda başarılı olamadı ve Alman ordularını Fransız topraklarından atamadı. yüzyılın en önemli ve etkili savaş uygulaması da başlatılmış oluyordu. I. 20. Bunun da ne­ denini. bu L iege direnişi ol­ muştur.

çatışmalar aralık ayma kadar sürdü ve Belgrad üç ay­ lık bir gecikmeyle düştü. asıl sonucu Alman kuvvetleriyle alması gerekti­ ğini anlamıştı. Dünya Savaşı. Savaşta böylesine iyi korunmuş siperi. Artık. bu tipte siper savaşlarının yer aldığı bir “yıpratma savaşı” niteliğini kazanacaktır.5i_yasi Tarih (ilkçağlardan 1918'e) natma yeni silah ve araçların girmesiyle. Endüstri Devrimi’nin ikinci aşamasının ürünü olan çelik­ ten yapılan “dikenli tel” idi. 1914 Yılında Doğu Cephesi Doğuda savaş. yalnız Fransa’yı yenememekle kalmamış. Avusturya ordularını Tuna’nm kuzeyine de attılar. Dünya Savaşı’nm niteliğini belirleyen. büyük sö­ mürgelere sahip olan tarafın kazanacağı yavaş yavaş belli olacaktır. Umulanın üstünde başarı sağ­ layan ve belki de I. 1914 yılının so­ nunda batı cephesinde “siper savaşı” başlamış durumdadır. Belgrad’ı geri aldıkları gibi. Dünya Savaşı’nın en yaygın savaş düzenini oluşturdu: Siper. ay­ nı zamanda doğu cephesinde Avusturya’ya da güvenemeyeceğini. Böylece. 360 . Çünkü. İki metre yüksekliğinde diken­ li tel. İki hafta içinde toparlanan Sup­ lar. Avusturya’nın zayıflığı açık bir biçimde ortaya çıktı. süvari ve piyade birlikleri ile ele geçirmek çok zorlaşmıştı. savunma saldırı­ dan avantajlı duruma geldi. maddi kaynakları kolay kolay tükenmeyecek. I. 2. I. Almanya için durum zorlaş­ mıştı. bunun arkasında bir buçuk iki metre derinliğinde ve içinde piyadelerin bulunduğu bir hendek ve bu hendeği ar­ kasından koruyan makinalı tüfek yuvası. Büyük Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun küçük Sırbistan’ın başkentine gireceği sanılır­ ken. 12 Ağustos 1914’te Avusturya’nın Sırbis­ tan’a saldırısıyla başladı ve Avusturya Bosna yolu ile Belgrad’a doğru ilerledi. topçu ateşi. Savaşı da.

Almanya içlerine doğru ilerledi. bundan sonra savunma durumunda kalacağını bildirdi. Avusturya ise Rusya'ya karşı Galiçya cephesinde bir “T an nenb erg” kazanamadı. Gerçekte. yıpratma savaşının ilk dönemi bitti.000'in üstünde esir alındı. 17 Ağustos'ta Doğu Prusya'ya girdi ve hızla batıya doğru ilerlemeye başladı. Rusya'nın tekrar saldırıda bulunarak. Fransa'nın üzerindeki Alman yükü­ nün hafiflemesini isteyen İngiltere ile Fransa. Rusya çok yıpranarak vurucu gücünü yitirmişti. Bağlaşık­ larından silah ve cephane yardımı isteyerek. Rus ordu birliklerinin hareketle­ rini bilen Alman generalleri. Bu arada Rus or­ dularının komutanı olan Samsonov.acil silah yardımı yapmak isteyecekler ve bu da 1915 yılında bu amaçla geçmek girişiminde bulunacakları Türk Boğazlarında ünlü “Çanakkale Savaşları”nın verilme­ sine yol açacaktır. Bu cephede uzun ve kanlı sa­ vaşlar sonunda her iki taraf da önemli bir avantaj sağlaya­ mamıştı.Birinci Dünya Savaşı Üstelik Rusya. doğuda Almanya büyük bir zafer kazanmıştı. Birlikleri arasındaki haberleşmede şifre kullanmayı bıraktı ve ikmal merkezleriyle olan bağlantısı­ nın güçleştiğini görmemezlikten gelerek. Almanya'nın umduğundan daha çabuk seferberliğini tamamladı. • > Böylece. onları T annenberg bölgesinde­ ki bir pusuya doğru çekmekteydiler. Alman ordularının bozgun halinde geri çekildiğini sanarak tedbirsiz hareket etmeye başladı. Burada büyük bir Rus ordusu çember altma alınarak yenilgiye uğratıldı ve 120. Al361 . Böylece Rus ilerlemesi dur­ durulmuş. Alman ulusal birliği kuruluşunda çıkan savaşlarda görev yapmış H indenburg ile ilerde büyük bir Nazi sempatizanı haline gelecek olan L udendorff getirildi. bağlaşıkları Rusya’ya. Rusya'nın bu ilerlemesi karşısında doğudaki Alman ordularının başına. Savaşın ilk yılında savaşanlardan hiçbiri amacına ulaşamamıştı.

İkin­ cisinde öteki taraf ve Çanakkale cephesinde görüldüğü gi bi. İngiltere ve Almanya birbirleri­ nin deniz güçlerini yıkamamışlardı. Ancak. yorgun askerlerin orada sa­ vaşıp dinlendiği ve uyuduğu. 362 . I. savaşın orada başlayıp bittiği. düşman askerlerin savaşmadıkları zaman birbirlerine yiyecek ve içecek maddesi fırlatabilecekleri kadar birbirine yakın olan iki ölüm hendeği. bir kısmı yarısına kadar su dolu. Bir hendekte bir taraf. Siperin çevresi. temelde hâlâ bir kara devleti olan Almanya ve Avusturya'nın işi zorlaşmış. Yıpratma savaşında hammaddelerin artan önemi ve kolay bulunama­ ması dolayısıyla. ele geçiri I mesi son derece güç olan bir yer haline geliyordu. 3. Avusturya Sırbistan'ı yıkamamış. Bir ara. çoğu kez bir buçuk metre de­ rinliğinde. 1915 Yılında Batı Cephesi 1915’te yani savaşın ikinci yılında batı cephesinin öyküsü. 1914 yılı biter­ ken bütün açıklığı ile görülememesine rağmen. Fransa ise Alman ordularını topraklarından atamamış­ tı. İsviçre sınırından Manş denizine kadar uzanan. Dünya Savaşı'nda siper ilginç bir yerdi. sonsuz gibi gö­ rünen iki sıra hendek şeridi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) manya. taraflara somut hiçbir şey kazandırmayan uzun ve son de­ rece kanlı muharebelerdir. Rusya da Almanya'ya karşı zafer kazanamamıştı. uzun bir savaşa dayanıp dayanamayacakları sorulmaya başlamış­ tı. aşılması son derece güç olan dikenli telle çevrili olunca ve bir de arka smdan makinalı tüfek yuvasıyla desteklenince. bir darbede Fransa'yı yenip Paris'i eline geçirememiş. Bir darbede ve kısa sürede kesin zafer söz konusu olmayınca. geniş sömürgelere sahip olan ve bunlarla deniz ulaşımını hâlâ elinde tutan İngiltere ile Fransa daha avantajlı duruma gelmişlerdi. zaman İti­ laf devletlerinin lehine işlemeye başlamıştı.

1915'te batı cephesinde hiçbir amaç gerçekleşmemiş ve hemen hemen hiçbir toprak kaza­ nılmamıştı. Ancak. 1915 yılının sonbaharına geldiğimizde. yani savaş tam bir yaşındayken. bu siperleri delmek için taraflar inatla saldırılarda bulundular ve her saldırı binlerce kişinin ölmesine yol açtı. zamanla bu­ nun büyük dezavantajları ortaya çıktı ve karşı-silahı da bu­ lundu: gaz maskesi. Almanya bu devleti havadan han­ tal zeplinlerle bombalamaya başladı.000 ve Almanya 210. Çünkü. 1916 yılında bombalamayı kes­ ti ve zaten 1916'dan başlayarak bombardımanın zararı çok az da olsa (tüm savaş boyunca 11. İngiliz insanı bu tarihine kadar kendi Adası’nda hiçbir savaş görmüş değildi. Çünkü.000 kişi öldü) bu savaş biçimi İngiltere'de büyük bir karışıklık ve Almanya'ya kar­ şı nefret yarattı. 363 . Buna karşılık. yani denizaltı.000. Bu yüzden batı cephe­ sinde savaş uzayıp gitti. taraflar kendi attıkları gaz bombasıyla kendileri av­ lanmış oluyorlardı. Dolayısıyla. Fransa 190. Ancak.000. İngiliz asker­ leri sürekli ya Avrupa'da ya da sömürge bölgelerinde mü­ cadele etmişlerdi. Gaz bombasını atarken rüzgârı çok iyi hesaplamak gerekiyordu. bunlar çok kolay hedef olduklarından. si­ perin üstünde patlatıldığmda hendeğin dibine çökmekte ve buradaki askerleri öldürmekteydi. İngiltere'ye gelince. Zehirli gaz havadan ağır olunca. hazırlıksız yakalanan Ingil­ tere'de günlük yaşam bozuldu. her gece uygulanan karart­ ma tüm savaş boyunca sürdürüldü.Birinci Dünya Savaşı taraflar düşmanlarının siperlerini “zehirli gaz bombası” ile ele geçirmeye çalıştılar. Almanya. Zeplin'den sonra daha tehlikeli ve çok önemli siyasal sonuçlar doğuracak olan bir başka silah kul­ lanmaya başladı: U-Boat ya da Unterseeboot. tarafların batı cephesinde ölü sayıları şöyleydi: Ingiltere 60. Ne olursa olsun. bir süre sonra yön değitirirse.

Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) Bu araç denizin altında olduğu zaman çok yaman bir silah. bu özellikleriyle. 1915 Yılında Doğu Cephesi 1915 yılının kışında Rusya'ya karşı ortak Alman-Avusturya harekâtı başarılı oldu ve iki hafta içinde Rusya içinde 120 km. kendisine karşı İngiltere ve Fransa'nın uyguladığı deniz ablukasını kırmak amacıyla savaş alanına sokulmuştu. denizaltı bunu yapacak ne yere ne de güce sahipti. An­ cak. bu baskının azal­ masını sağlayacak olan yeni bir cephenin açılmasını istedi. 4. Bu denizaltı savaşının sonucu olarak. Alman denizaltıları tara­ fından batırıldı ve birçok Amerikan yurttaşı da öldü (yal­ nız Lusitania'da 1200 kişi yaşamını yitirmişti). büyük deniz güçleri olan İngiltere ve tarafsızlığını sürdürmekte olan ABD'nin şiddetli tepkisine yol açtı. Tam başarısızlık ve işgalden korkan Rus hükümeti bağlaşıklarına başvurarak. bir savaş gemisi bir düşman ticaret gemisi gördüğü zaman tehditle onu durdurur. ABD daha ileri gitmedi. O zamana gelene kadar. Osmanlı devletinin topraklarında ve önemli bir ulaşım yolu olan Boğazlarda açılmak istenecektir. tüm mürettebat ve yolcuları kendi gemisine alır ve ondan sonra batırırdı. savaş hukuku uygu­ lamasına göre. Bu olaylar Alman-Amerikan ilişkilerin gerginleştirdiyse de. Önemli üstünlüğü gizli seyredip habersiz torpillemesiydi ve Almanya tarafından. Dolayısıyla. Almanya bu çeşit olayların tekrarlanmayacağı konusunda güvence verince. 1915 Mayısında Lusitania ve Ağustosunda A rabic adlı İngiliz yolcu gemileri. savaş gemileriyle birlikte ticaret gemilerini de habersiz batırmaya başladı ve bu süreç içinde yüzlerce sivil yaşamlarım yitirdi. kadar ilerlediler. Tüm bu gelişmelerde. Bu davranışın nedenleri olarak şunlar söylenebilir: 364 . Yeni cephe. üstündeyse savunmasız bir araçtı.

Osmanlı-Alman İttifakı Osmanlı devletinin Almanya'nın yanında savaşa girişinin 365 . Osmanlı devleti ne kadar zayıf olursa olsun. Kafkas cep­ hesinde Rusya üzerideki baskısı hafifletilecekti. Osmanlı ha­ nedanlığının uzak topraklarında değil. Ancak unutulan nokta. Boğazlar bölgesinde cephe açılması kararının verilme­ sini kolay hale getiren bir durum da. (iii) İtalya ile Romanya hâlâ savaşa girmemişlerdi. Çanakkale'deki insanların. İngiltere ve Fransa'ya göre. Fransa üzerindeki yükü hafifle­ tebilirdi. bu devletin hemen 1915 yılında teslimi sağlana­ bilirdi. Rusya ile bağlantı sağlanmış olacak ve savaş malzemesi gönderilebilecekti. Rusya yeterince güçlendiği takdirde Al­ manya'ya doğudan yüklenecek ve böylece Almanya'nın Fransa cephesideki ağırlığı azalacaktı. İti­ laf devletleri Balkanlar'da üstünlük sağlarlarsa. Doğal ola­ rak. daha iki yıl önce küçük Balkan devletlerine yenilen Osmanlı devletinin zayıflığıydı. SAVAŞ VE OSMANLI DEVLETİ 1. Bu da. savaş gemileriyle Boğazlar açılabilir ve İstanbul ele ge­ çirilerek. (ii) Trakya işgal edildiği takdirde. kendi anayurdunda savunma yaptığıydı. Karaya asker bile çıkarma­ dan.Birinci Dünya Savaşı (i) Bu harekât başarılı olup Boğazlar açıldığı takdir­ de. Almanya'nın Bal­ kanlardaki üstün durumu sarsılacak ve güneyinden de teh­ dit edilmiş olacaktı. bu devletle­ rin Almanya'dan korkusu kalmaz ve İtilaf devletlerinin ya­ nında savaşa katılabilirlerdi: (iv) Kuvvetlerinin bir bölümünü Çanakkale'ye çek­ mek zorunda kalacak olan Osmanlı devletinin. E.

Bulgaristan. İtilaf devlet­ lerinin koruyuculuğu altındaydılar. Bu yüzden. Alman politikasının ikinci yüzü. Sırbistan'a egemen olmak. Balkanlar bölgesini iki karşıt kampa bölmüştü: Bir yanda Sırbistan. 1. üçlü itilaf ve üçlü ittifak devletlerinin Yakındoğu politikalarının bilin­ mesi gerekir. Devlet. Özellikle Rusya. bu grubun ba­ şını çekiyordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ve yenilgisinin nedenlerinin araştırılmasında. Almanya tarafından da desteklenen bu yakınlaşma. Avus­ turya'nın Balkanlar1 daki baskısını sınırlamak ve İstanbul üzerindeki tutkularını gerçekleştirmek için. Romanya ve Yunanistan öte yanda Bulgaristan. Bağdat demiryolu ayrı­ calıklarıyla birlikte düşünüldüğünde. faaliyetleri­ ni sınırlamak ya da bu devleti ezmek istiyordu. Balkan Savaşları'ndan sonra Avusturya yanlısı bir dış politika izle­ meye başlamış ve bu devletle bağlantı kurmaya çalışmıştır. Osmanlı devletini etki alanlarına bölüyordu. bütün çabalara 366 . Osmanlı hükümeti üzerin­ de etki yapmak ve orduyu güçlendirmek için Osmanlı dev­ letine göndermişti. Avustur­ ya'nın bu politikası. Balkan Savaşları. Bu askeri etki. Ayastefanos Bulgaristanı'm kurmak isteyen Bulgaris­ tan'ın işine gelmekteydi. Almanya. Bu. Almanya Yakındoğu1 da büyük bir üstünlüğe sahip olacaktı. Birinci kampta olan ilk üç devlet. Osmanlı ordularının komuta­ sında en yüksek mevkilere kadar gelecek olan Lim an Von Sanders gibi ünlü bir generalini. Balkanlar'daki Rus düzenlemelerine karşı çıkan Avusturya ise. Bal­ kan Savaşlarından galip olarak çıktıklarından. Dünya Savaşı'nda. Balkânlar'da Sırbistan'a karşı genişle­ yip. Almanya'nın 1914 yılında gizli olarak İngiltere ve Fransa ile yaptığı demiryolu anlaşmasıydı. 1914 Haziran'mda büyük miktarda bir borç anlaşmayla sonuç­ lanmış ve böylece Bulgaristan fiilen üçlü İttifaka bağlan­ mıştır. Osmanlı devletine karşı ikili bir politika izli­ yordu.

durumun olduğu gibi korunmasıydı. İtilaf devletlerinin Balkanlara ve Osmanlı devletine yö­ nelik politikalarıysa karışık ve birlikten uzaktı. Ancak böyle bir durumda. İtilaf grubuna yönelik bir yansızlık için­ deydiler. Dünya Savaşı. Rusya. Osmanlı devleti 3 Ağustos 1914'te geleceğini Almanya'ya bağladı. hiçbir bü­ yük devletin karışmaması. İttifak devletleriyle antlaşma yapma peşindeyken. bir kez daha ve toplu bir biçimde belirtmede yarar vardır. bu durum karşısında Osmanlı devletiyle ilgili konularda “statükocu” bir tavır aldı. Çünkü Boğazlar'da Almanya gibi güçlü bir devleti komşu olarak istemiyordu. İngiltere'den boşalan yeri yavaş yavaş Almanya almaya başlamış ve bu 367 . Almanya'ya yaklaşmada duraksamadı. daha önce görüldüğü gibi. Rusya ise. Bulgaristan. Boğazlar konusundaki emellerini gerçekleştirme olanağına sahip olabilirdi. Oysa. İngiltere ve Fransa. 1878 yılında İngiltere'nin Osmanlı devletini parçalama politikasına başlamasından sonra. “statükocu” bir Osmanlı poli­ tikası izlemeye başlamıştı. Bu tarihte Osmanlı yöneticileri Al­ manya ile bir antlaşma imzaladılar. Almanya askeri bakımdan Avrupa' nm en güçlü devletiydi ve çıkacak bir savaşı kazanacaktı. İşine gelen. buraya kadarki açıklamalardan ortaya çı­ kacaksa da. İttihat ve Terakki önderleri ve bu arada özellikle Savaş Bakanı Edirne fatihi Enver Pa­ şaya göre. İşte bu nedenlerle. Sırbistan ile Avusturya'yı Balkanlar'da çatışır halde buldu. Dolayısıyla Osmanlı hükümeti. Almanya ile yaptıkları demiryolu anlaşmalarıyla. Bu anlaşmanın iki taraf için de nedenleri. İkinci olarak. devleti etki alanlarına ayırmışlardı. Yunanis­ tan ile Romanya.Birinci Dünya Savaşı rağmen parçalanacak olursa. Her şeyden önce. Almanya bu paylaşmadan as­ lan payım alacaktı. Balkanlar'da ise kendi denetiminde bir Balkan ittifakı kurmak peşindeydi. 1. Almanya'nın İstanbul'daki çok yönlü faaliyeti hiç işine gel­ memişti.

Buna karşılık. Rusya'da yaşamakta olan Türkler'in Os­ manlı sınırları içine alınmasını amaçlayan Pantürkist hare­ keti de kışkırtmaktaydı. I. Osmanlı devletinin Kafkaslar'da açacağı bir cephe. Son olarak. Osmanlı monarkmm “Halife” sıfatıyla tüm Müslümanlar için ilan edeceği “kutsal cihat” İngiliz ve Fransız sömürge impara­ torluklarında yaşayan Müslüman halkı ayaklandıracak ve böylece itilaf devletleri en hassa£ noktalarından vurulmuş olacaktı. Ancak. çıkacak bir savaşta. Ayrıca. Almanya'ya yanaştılar. Almanya Os manii devletine yardım edecekti. Bir savaşta Osmanlı devletinin kazanılması. Dünya Savaşı başladıktan sonra. Almanya. Osmanlı yöneticileri. bu çatışma bir Alman-Rus savaşma dönüşürse (Antlaşmanın imzalandığında dönüşmüştü bile ve Osmanlı yöneticilerinin belki bundan haberleri de yoktu) Osmanlı devleti Almanya'nın yanında savaşa katılacaktı. özellikle 1890'lardan sonra.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) devlet denge politikasında Osmanlı devletinin tek dayanağı olmuştu. Üçüncü olarak. Rusya'ya karşı Osmanlı devletini yanma alabilmek için. Almanya için şu avantajları sağlayacaktı: Her şeyden önce. Anlaşmaya göre Almanya ve Osmanlı devleti. Rusya'ya karşı yürütülecek savaşı kolaylaştıracak. Al­ manya'nın Osmanlı ekonomisi üzerinde etkin bir devlet durumuna gelmiş olmasını da hesaba katmak gerekir. 2 Ağustos 1914'te hazır­ landı ve bir gün sonra imzalandı. Osmanlı devletinin top­ rak bütünlüğü Rusya tarafından bozulursa. Bu koşullar altında Alman-Osmanlı Antlaşması. Avusturya ile Sırbistan arasındaki ça­ tışmada tarafsız kalacaklardı. özellikle Avusturya'nın Galiçya cephesindeki yükü hafifleyecekti. Rusya'nın yenilgisiyle bu ülkünün gerçekleşebile­ ceğini de umduklarından. 368 .

donanması için İngiltere'de “Reşadi­ ye” ve “Sultan Osman” adlı iki savaş gemisi yaptırıyordu. büyük bir savaşın yükünü çekemeyecek kadar zayıftı. İngiltere.2. özetle. Ege'de Yunanistan'a karşı deniz üstünlüğünü sağlayacak. Osmanlı hükümetine gönder­ diği notada. Almanya'nın bu tarihten sonra Osmanlı devletine karşı tu­ tumu. Osmanlı devleti. Os­ manlIların “savaş-dışı” durumu. bu devleti savaşa sokma temeline dayanacak ve iki Alman savaş gemisi bu yolda uygun bir araç olarak kulla­ nılacaktır. Bu yüzden. “Reşadiye” bitene kadar beklenmesini istedi. kısa bir süre sonra savaş çıkabileceğini sezmiş ve bu iki güçlü ve modern gemiyi Osmanlı devleti­ ne vermek istemiyordu. 30 milyon dolara mal olan zırhlılar. İngiliz Dışiş­ leri Bakanı S ir Edw ard Grey. İngiliz hükü­ meti. İtilaf devletlerinin işine gelmekteydi. Osmanlı devletini Almanya'nın yanına iteceği ı 369 . Osmanlı Devletinin Savaş Dışı Durumu Osmanlı devleti savaşın ilk aylarında “savaş-dışı” durum ilan etti. Halktan toplanan paralarla finanse edilen bu iki zırhlı. “Osmanlı hükümeti. “Sultan Osman” Mayıs ayında bitip de Osmanlı devletinin parasını ödediği bu gemiyi almak isteyince. İmparatorluk. İngiltere vermemek için bir ba­ hane buldu: Yunanistan'ın bu gemiyi denizaltı ile batıraca­ ğını haber almıştı. Karadeniz'de Rusya'yı tehdit edebileekti. Boğazlar'dan geçebildik­ leri için. Böyle bir davranışın. Bu yüzden. Temmuz'da İkincisi de bittiğinde yeni bahaneler sıralandı ve Ağustos'ta da el koy­ du. Bu gerçekte akıllıca bir hareketti. İngiltere'nin ge­ milere neden el koyduğunu anlayacaktır. sanki Osmanlı devleti tarafından İngiltere'ye hibe edilmişti. Osmanlı devletinin mali ve öteki kayıplarına çok üzülmektedir ve bunun üzerinde durulacaktır” diyordu ve notada tazminattan herhangi bir bahis yoktu.

bu devletin ko­ ruyuculuğu altına girebileceğini biliyordu. iki cepheli savaş korkusunun altında. itilaf devletleri ga­ lip çıkarsa.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) apaçıktı. Avrupa'nın geleceğinin Almanya'da oldu­ ğuna inanıyordu. Komitenin siyasi önderi Talat Bey. Ağır kruvazör G oeben ile hafif kruvazör Breslau. Amiral Souchon şifreli telgraf aldıktan sonra harekete geçtiğinde. Öteki hükümet üyeleriyse. Kayzer. ittihat ve Terakki'nin önderi olan Enver Paşa hevesli ve inanmış bir Al­ man yandaşıydı. Daha kara savaşı başlamadan. Demek ki. Akdeniz'de.” Komutası al­ tında iki yeni. İngiltere ile pazarlık yapılabileceğine inanıyor lardı. bu iki geminin. Hemen İstanbul'a doğru hareket ediniz. Enver Paşa kadar durumdan emin değildi. İstanbul. Osmanlı hükümeti hâlâ kararsızdı. hızlı ve savaş gücü yüksek zırhlı vardı. O zamana ka­ dar tarihte hiçbir savaş aracı. dünyanın geleceğini etkilememiştir. Os­ manlı devleti ile anlaşmaya daha çok önem vermeye başla 370 . Ingiltere bu iki zırhlıya. Alman Akdeniz filosu komutanı W ilhelm Souchon' a. bu şifreden sonraki yedi günlük yolculuğu kadar. Osmanlı dev­ letinden daha çok önem vermekteydi. Ingiltere düş kırıklığı ve kızgınlık yaratmıştı. Nota İstanbul'a gel­ diği gün Alman-Osmanlı anlaşması imzalanmıştı. yansızlık politikasının Osmanlı devletinin sonu olacağım düşünüyordu. Osmanlı’mn bu grubun baskısı ile Osmanlı devleti yıkılabilirdi. Almanya galip çıkarsa. Rusya'dan korkuluyor­ du ve Almanya'ya da tam güvenilemiyordu. Almanya'dan daha çok ödün alınabileceğini biliyordu. bu düşüncelerle bir bekleyiş dönemine girdi ğinde. Osmanlı devletini savaşa sokacak büyük oyun yavaş yavaş tezgahlanmaktaydı. 4 Ağustos'ta Berlin'den şifreli bir telgraf geldi: “Osmanlı devleti ile anlaşma dün imzalan­ dı. Bu arada. Bü­ yük devletlerin savaşında. itilaf devletlerine göre.

on­ ların da gözleri bu sevkiyatı engelleyebilecek iki Alman zırhlısmdaydı. Boğazlar'dan geçmem için izin isteyin. Ege denizine girerken zırhlısının iki kazanının çalışmadığı anlaşıldı. Ancak. dolayısıyla İngiliz donanmasının önünden Batı Akdeniz'e doğru kaça­ mazdı. Osmanlı hükümetindeki bölünme ve bunun sonucu olan kararsızlıktı.Birinci Dünya Savaşı di. Ancak. rehber gönderilmesi­ ni isteyen bayrağı çekti. Bunun üzerine Enver Paşa. Osmanlı devleti. Osmanlı hükümetinin öteki üyeleri ve Sadrazam karşı çıktılar. Souchon 'un verdiği bu kararı uygulaması ola­ naksızdı. Kuzey Afrika'dan Fransa'ya birlik şevkinin engellenmesiydi. kalelerin teslimini isteyin ve gön­ derilecek rehberi yakalayın. Enver Paşa. İstanbul yolundayken 6 Ağustos’ta Berlin'den yeni bir telgraf aldı: “Siyasal neden­ lerle şimdilik İstanbul'a gitmekten vazgeçin. İngiltere ile Fransa'nın Akdeniz'deki endişesi de. Goeben ile Breslau. Karadeniz'e çıkışı kapayıp. Türkler'i iradeleri dışında da olsa zorlayıp savaşı Karade­ niz'e sıçratacak ve Osmanlı devletini geleneksel düşmanı olan Rusya ile savaştıracaktı! Bu kararı verdiği zaman tarih 8 Ağustos'tu ve İngiliz zırhlıları giderek Alman zırhlıları Goeben ve B reslau 'a yaklaşıyorlardı.” Souchon. böyle bir davranış savaş-dışı du­ rumla bağdaşmayacağı için. Sadra37 i . Üstelik bir başka gemiyle İz­ mir'deki Alman Deniz Ateşesi'ne şu haberi gönderdi: “As­ keri durum düşmana Karadeniz'den saldırıyı gerekli kılı­ yor. Rusya'nın bağlaşıklarıyla bağlantısını kesecek tek devletti. Dolayısıyla. Kararını kendi başına verdi: İstanbul'a gidecek. bunun ne anlama geldiğini bilmeden Boğazlara doğru “yelken açtı”.” 10 Ağustos'ta yanıt geldi: “İçeri girin. gemilerin gelmesine izin vermiş olmasına rağmen. yeri belli olacağından İstanbul'la telsiz bağlantısı kuramıyordu. Çanak­ kale Boğazı'mn girişinde demirleyip.” Bunun nede­ ni. Çünkü. bu sırada amiral Souchon da çok güç durumda kaldı.

. Almanlar Osmanlı devletini ele geçirdiler” de­ miştir. Goeben ile Breslaıı’u hiç para ödemeden “satın aldılar” ve “Yavuz” ile “Midilli” adlarıyla Osmanlı donanmasına kattılar.. Dönemin Maliye Bakanı Cavit Bey. kendisine Brüksel'in ele geçirildiği haberini ileten bir Belçikalı'nm “size çok kötü haberlerim var. Bu gemilerle Osmanlı donanması Karadeniz'deki Rus donanmasından daha güçlü hale geldi ve böylece Rusya'nın İstanbul'a saldırma olasılığını çok azalttı. Bundan hemen sonra. Osmanlı devleti. “size daha da kötü haber­ lerim var.. Osmanlı devletini ne zaman isterse o zaman savaşa so­ kabilirdi. Osmanlı yöneticileri bunun yerine çoğu için bir emrivaki olan bu olaydan bir çıkış yolu bul­ dular. iki Alman zırhlısı Boğazlara girdi ve İngiliz donanması da Boğazı abluka altına aldı. Bir kere. Almanya'nın İstanbul üzerindeki denetimini güçlendirdi. Amiral Souchon'un donanma komutanlığına getirilmesi. Ancak. Artık Alman­ ya. Osmanlı donanmasına başka yoldan katıl­ mış oldu. İngiltere tarafından el konmuş bu­ lunan Reşadiye ve Sultan Osman zırhlılarına karşılık ola­ rak. İngiltere’nin el koy­ duğu iki gemi. Almanlar Brüksel'i ele ge­ çirdiler” sözüne karşılık olarak. bu iki zırhlı. Böylece. Gerçekten. bundan daha önemli olarak. Böylece.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) zama danışmadan geçiş izni verdi ve İngiliz filosunun Goeben ile Breslau 'yu izlemeleri durumunda “ateş” emrini de verdi. Osmanlı donanmasının ba­ şına Amiral Souchon getirildi. Uluslararası hukuk kurallarına göre. Yavuz ile Mi­ dilli. Alman ve Osmanlı deniz kuvvetlerinin Karadeniz'i denetlemelerini sağladı.. Alman Amirali Souchon’u n 372 . Osmanlı devleti­ nin bu iki gemiyi silahtan arındırması ve savaş sonuna dek el koyması gerekiyordu. İki savaş aracıyla ilgili bu dramatik gelişmelerin son derece önemli sonuçları olmuştur.

Böylece. Dünya Savaşı içinde Osmanlı devleti belli başlı dört cep­ hede savaşmak durumunda kaldı. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Cepheleri I I. başka bir devletin subaylarının denetimine verilemeyeceği. Zaten Goeberı ve Breslau olayının gelecek kuşaklara verdiği en önemli tarih dersi de budur: Bağlaşık da olsa. Yenik D üşülen C epheler Enver Paşa tarafından açılan Kafkas cephesinde. Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci Cumhurbaşkanı İs­ met İnönü. yani ilerde görüleceği gibi. I. 3. 6 yüzyıl yaşa­ mış bulunan imparatorluk. 2. Kafkas Türklerini ayaklandırarak Rusya'ya son bir darbe vurmak ve “turanı” ele geçirmekti. Bu iki savaş gemisi olmasaydı. devleti istediği anda ve istediği biçimde. a. Dünya Savaşı sırasında. bir devletin silahlı kuvvetlerinin. Nite­ kim. bu konularda son derece titiz davranmış. İngiltere ve Fransa ile anlaşması ol­ masına rağmen.Birinci Dünya Savaşı komutasında ve Harbiye Bakanı Enver Paşa'nm bilgisi için­ de Karadeniz'e açılacak (manevra yaparak Osmanlı subay­ larına geminin nasıl çalıştığını öğretmek bahanesiyle) ve 2 9 Ekim 1914'te Odessa ile Sivastopol'ü topa tutarak Os­ manlı devletini savaşa sokacaktır. Ancak. 1914 Ara­ lık ve 1916 yazında iki kez yapılan Sankamış harekâtının amacı. büyük bir ola­ sılıkla gireceği söylenebilir. Başarısızlıkla so­ 373 . kendi istediği anda ve yerde savaşa katılabilirdi. Osmanlı devleti savaşa girmeyecek miy­ di? O dönemin koşulları ve Almanya-Osmanlı antlaşması­ nın imzalanış nedenleri dikkate alındığında. savaşın son aylarında savaşa sokmuştur. iki savaş gemisinin oyunuyla büyük bir savaşa girecek ve savaşın sonunda ömrünü ta­ mamlayarak tarih sahnesinden çekilecektir.

Osmanlı ordularını Kanal bölgesinden geriye atan İngiltere. Osmanlı devletinin bu muharebelerde yenilmesinin nedenleri çok çeşitlidir ve işin içine daha önce incelenen genel zayıflama nedenleri de sokulabilir. Her şeyden önce. ikinci olarak. burada toplu olarak şunlar söylenebilir. bu tarihten sonra Osmanlı ordusunu kuzeye doğru sü­ recektir. Ingiltere tarafından açılan Irak cephesinde. İngiltere'nin imparatorluk yolunu kesmek­ ti. Donanma Ba­ kanı Cemal Paşa tarafından Süvevs Kanalı cephesinin açıl­ masının amacı. dört ayrı cephede birden savaş yapma du­ rumuna düşmüş. savaşın sonlarına doğru Irak'ı ele ge­ çirerek Toroslar'a dayanmıştır. Osmanlı devleti savaşa eşgü­ dümlü bir savaş planı ile de girmiş değildir. nasıl. bir yanda Rusya ile kara bağlantısını sağlamak.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) nuçlanan bu iki harekâtta 150. cephelerin açılma­ sı büyük ölçüde düşmanın saldırılarına ve savaşın günlük gidişine bağlı kalmıştır. hangi taktik ve stratejik amaçla savaşacakları konusunda ayrıntılı planlar yapılmamış. İngiltere açısından amaç. uzun ve yıpratıcı bir savaşı sürdürmesi olanağı hemen hemen yok gibiydi. Tüm bunların yanında. ekono­ mik ve mali durumu son derece bozuk olan devletin. imparatorluğun sınırları çok ge­ niş olduğundan. Trablusgarb savaşın­ dan. Orduların ne­ rede. 1917 yılma kadar başarılı olamayan Ingilte­ re. öte yanda Abadan petrolleri­ ni korumaktı. bozuk ulaşım ve soğuğa yenilmişlerdir.000 kayıp vermiştir ve bu askerlerin çoğu düşmana de­ ğil. Harekâtın başlarında iyi gitmesine rağmen burada da ba­ şarılı olunmamış. yani 1911 yılından bu yana süren uzun savaş yılları­ nın askerler üzerinde yarattığı bıkkınlık duygusuhu da ek­ 374 . ulaştırma yol ve araçlarının yetersizliği yüzünden ikmal merkezleri ile cephe arasında sürekli bağ­ lantı sağlanamamıştır. Osmanlı devletinin yenilgi nedenleri arasına.000 kişilik Osmanlı ordusu 90. Ancak. Ayrıca.

Ç anakkale İçinde Vurdular Beni. Tercüm an. 19 Şubat 1915'te Çanakkale Boğazı’mn müstahkem mevkilerini bombalama­ ya başladı.Birinci Dünya Savaşı lemek gerekecektir. Boğazların böyle geçilmesi mümkün olmadığı için donanmanın komutanı Amiral de Roebeck ge­ ri çekildi. Ankara. Y. da­ ha sonra kara harekâtına girişmişlerdir. kendisine göre­ vinin İstanbul'u ele geçirmek olduğunu ve bunu başardığı 2 Burada savaşlar konusunda ayrıntıya girilm eyecektir. Aziz Kaylan (d er. Gallipoli. anavatanını savunduğu bilin­ cinde. N. Gallipoli 1915. hevesle savaşacak ve galip gelmesini de bilecektir. Ingiliz-Fransız ortak donanması. lan Ham ilton.. Pub. Çanakkale saldırısının mimarları. 1001 Tem el Eser. bir kısmı da topçu ateşi sonucu ya battı ya da yaralandı. Ankara. Nel Books. Nitekim. Ç a­ nakkale'de Savaşanlar D ediler ki. Konu üzerinde daha ço k bilgi için: Gn. Bunların bir kısmı mayınlara çarptığından.. Celal Erikan. İstanbul. Joseplı Murray. İş Bankası Kültür Yayım.). amacını bir türlü anlayamadığı bit­ mez tükenmez muharebelerde canla başka savaşması güç­ tü. Bombalamanın ertesinde İngiliz piya­ de birlikleri Çanakkale'de kıyıya çıkarıldı. Alan Moorehead. 375 . 1956. T ü rk Tarih Kurumu Yayını. 1964. Öndeş. Gn. Arap ül­ kelerinin kızgın güneşi ve çölü arasında. Lordu olan Winston Churchill ile Savaş Bakanı H erbert K itchener idi. New York. General lan Hamilton'ı bu harekâtla görevlendiren Kitchener. Londra. Anadolu topraklarının “bekçisi” durumunda olan Gelibolu'da aynı asker. çev. doğup büyüdüğü yerlerin çok uzağında. 1960.: Harper and Row. İstanbul. İstanbul. b. Hürriyet Yayınları. 1 9 7 2 . Çanakkale Cephesi2 Açılma nedenlerinin daha önce belirtildiği Çanakkale cep­ hesinde. 19 7 7 . Çanakkale'de Türk Zaferi. O. Boğazlardan geçmeyi başaramayan İtilaf devletleri. Bu bıkkınlık içindeki askerin. Ruşen E şref Onaydın. Gelibolu Günlüğü. o zamanlar Amirallik 1. Bu harekâttan bir ay sonra. 18 Mart’ta İngiliz ve Fransız zırhlıları Boğazlar'dan geçme harekâtına başladılar.

Suvla körfezinden başlayan saldırı ilk birkaç gün başarılı olduysa da. Üstelik. Gelibolu'daki Türk mevzileri arka­ dan sarılacak. Saldırganlar 1915 yılının sonunda Gelibolu'dan çe­ 376 . yemden duraklama aşamasına girildi. Marmara Denizi ve İstanbul'un yolu açıl­ mış olacaktı. Avru­ pa'daki batı cephesinde olduğu gibi siperler kazıldı ve ta­ raflar bu siperlere çakılıp kaldılar. geçilemeyeceği anlaşıl­ mıştı. Aradan geçen üç hafta içinde Türkler zaman kazanmış ve Gelibo­ lu'daki birliklerini takviye etmişlerdi. 25 Nisan'da çıkarma başladıysa da Türklerin şiddetli direnme­ si ve Anafartalar'da görev alan Mustafa Kem al'in akıllı ve inatçı savunması karşısında Ingiliz ve A nzac birlikleri an­ cak kıyılarda tutunabildiler. bundan sonra uzun ve ağır siper savaşlarına sahne olmaya başladı. saldırganlar için birtakım eksiklik ve aksiliklerle başladı. Çanakkale'nin. savaşı da kazanmış ola­ cağını söyledi. açık araziye çıkamadılar. Ayrıca. tam karaya çıkılacağı sırada malzemelerin yanlış yüklenmiş olduğu anlaşıldı ve İsken­ deriye'ye geri dönülüp uygun malzeme yüklendi. Anafartalar bölge­ sine asker çıkarılacak. Artık Gelibolu yarı­ madasına asker çıkarıp işgal etmek pek kolay değildi. Bu ihtiraslı harekât için İngiltere ile Fran­ sa'nın elinde yeterince asker olmadığı için. Gelibolu harekâtı. bu kuvvet Saroz körfezine çıkarılacak or­ duyla birleşince. Bağla­ şıklar Ağustos ayında ikinci genel saldırıya geçtiler.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) takdirde yalnız bir harekâtı değil. Yapılan genel plana göre. ister denizden olsun ister karadan. Gelibolu. Aylarca süren mücadele içinde bir türlü tepelere tırmanıp. emri altındaki birlikleri denizden "karaya çıkarma harekâtı (amfibik harekât) konusunda de­ neyimleri de yoktu. Hamilton'm elinde iyi bölge harita­ ları ve 1900'lerden sonra Türk savunması hakkında ayrın­ tılı bilgi yoktu. Gelibolu'ya Avustralya ve Yeni Zelanda birlikleri de getirildi (bunlara A nzac birlikleri adı verilecektir).

Almanya'ya batı cephesinde genel bir saldırı için kullanılabilecek birlikler boşu boşuna tüketildi.Birinci Dünya Savaşı kildiler. Mustafa Kemal ise. Çanakkale savaşları İtilaf devletleri için tam bir yenilgiyle sonuçlandı.000 ölü verdiler. İngiltere ve Fransa tarafından beslenemediği için Çarlık ordusu zayıf kalmış ve dolayısıyla devrimcilere karşı güçlü bir mücadele verememiştir. bu devletler Almanya ve Avusturya karşısında zayıf kalmış. Tam anlamıyla tüketici olan yıpratma savaşı etkisini kesin bir biçimde göstermekteydi. F. Rusya ile İngiltere ve Fransa arasında bağlantı kurulamadığı için. Çünkü. Her iki taraf da 250. Dola­ yısıyla. Gelibo­ lu savaşlarında ilerisi için büyük deneyler kazanmış ve Anadolu insanının ulusal kurtuluş mücadelesinde. Bazı tarihçilere göre. Çanakkale' nin geçilmemesi Almanya ve Avusturya açısından önemli yararlar sağlamıştır. ayrıca Al­ man kuvvetleri dikkatlerini dağıtmadan Rusya ile savaşa­ bilmek olanağım bulmuşlardır. Bu yılın ve belki de tüm I. İtilaf devletlerinin Boğazlardan geçememeleri.gibi. Görüldüğü . Artık her iki devletler grubu da ço­ cukları askere alıp cepheye göndermeye başlamışlardı. birlik­ lerine güvenebileceğini anlamıştır. 1916 YILINDA CEPHELER 1.' Zaten sınırlı olan sömürgeleriyle bağlantısı kesilen (Ingiltere. deniz gücüyle Almanya'ya karşı etkili bir abluka 377 . Batı Cephesi 1916 yılının savaşları. 1917 Bolşe­ vik Devrimi'ni kolaylaştıran nedenler arasındadır. savaşanlara yeni hemen hemen hiç­ bir şey kazandırmadı. Dünya Savaşı'nm en kanlı mücadeleleri Verdun bölgesinde oldu.

Üçlü Ittifak’m bir üyesi olan İtalya. Alman ilerlemesi durduruldu.000. Almanya 300. 2.263. Muharebeler önceleri Almanya lehine bir gelişme gös­ termiş ve Fransız askerleri panik halinde batıya kaçmaya başlamışlardı. Eğer Fransa. bu savaşlarda ilk kez tank kullanılmıştır. Doğu Cephesi 1915 yılında İtalya'nın İtilaf devletlerinin yanında savaşa girmiş olması.000) ama taraflara önemli ve savaşın sonunu getirebilecek bir kazanç sağlayamamış­ tır. savaşın ikinci yılında Almanya karşısında ağır bir yenilgiden kurtulmuşsa. bunun onuru büyük ölçüde Mareşal Petain’indir. Bu amaçla bü­ yük yol yapımına girişildi ve cephane taşıması düzene gi­ ren Fransız ordusunun sürekli ve etkili top ateşi sayesinde. çok sayıda ölüye mal olmuş (Fransa 350. Petain'e göre. Sonu gelmeyen siper savaşları sonunda ve 1916 yılında. Verdün savaşları. Verdün cephesi ile Fransa'nın öteki bölgeleri arasındaki ulaşım olanaklarının artırılması ve cepheye sürekli cephane sağlanmasıydı. Verdün'den sonra İngiltere. 1916 yılında Doğu cephesindeki savaş duru­ munda önemli bir değişiklik yaratmadı. yalnız Batı cephesinde ölü sayısı 1. Schlieffen Planının arkasından dolaşmayı tasarladığı Verdün'ü düşürüp Paris'e girmek ve hiç olmazsa batı cephesinde savaşı bitirmek iste­ di. karşısaldından da önemli olan. uzun sürecek bir savaşı kısa kesmek amacıyla.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) uygulamaktaydı) ve savaşın uzamasının aleyhine olduğunu anlayan Almanya. Şubat’tan Haziran ayma kadar sürmüş. her ne biçimde olursa olsun. Som m e bölgesinde karşı saldırıya geçmişse de önemli bir başarı kazanamamıştır. sömürge hevesleri dolayısıyla 1915 Nisa378 . Ayrıca.000'dir.

Almanya'yı İtalya sınırına asker göndermeye zorlayacak kadar varlık da gösteremedi. kâğıt üstünde de olsa. 1914'teki gibi belirsizdi. doğu cephesinde de bir durgunluk dönemine girildi. Avusturya ile Almanya'nın Rus cephesindeki yükünü hafifletemediği gi­ bi.I l Birinci Dünya Savaşı nında Ingiltere ve Fransa ile gizli Londra Anlaşmasinı yap­ mış. Almanya ve Avusturya'ya karşı girişilecek bir saldırı başarılı olursa. savaşın nasıl ve ne zaman biteceği. Dolayısıyla Romanya'nın savaşa girmesinin sonucu. 1916 yılının sonunda. 1916 yılında Doğu Cephesi’nde savaşa giren bir başka devlet Romanya'dır. önemli bir buğday ve petrol de­ posunun Almanya'nın eline geçmesiyle. Kısaca. Dalmaçya'da bazı adaları. 1915 Mayısında Avusturya-Macaristan Imparatorluğu'na. 379 . Osmanlı Devleti parçalanırsa Antalya ve İzmir bölgelerini. Alman ve Avusturya orduları Romanya'yı dört ayda ezdiler ve 1916 Aralık ayında Bükreş'e girdiler. Bukovina ve Banat yaylası ele geçebilirdi. Önderlerinin aceleci davranışları sonucu savaşa giren İtalya’da. 1915 Ekim’inde Bul­ garistan'ın Almanya'nın yanında savaşa girmesiyle savaş durumu yeniden dengelendi. İtalya'nın girmesi sa­ vaş dengesini etkilemedi ve bu kadar geniş sömürge bölge­ lerinin. Transilvanya. Savaşın başındaki güç dengesi. Gü­ ney Tirol. halk savaşı benimsemedi. evdeki hesap çarşıya uymadı. ve­ rilmesi savaş sonrası düzenlemelerini çok zorlaştırdı. 1916 Ağustosunda ise Almanya'ya savaş açtı. bu devlete karşı uygulanan ablukanın etkisinin biraz azalması ve savaşın daha da uzamasıdır. Romen önderlerinin düşüncelerine göre. işte bu anlaşmadan şevk ve güç alarak. Istinye bölgeleri ve Trieste kentini. Tüm bu savaşların sonunda. Almanya'nın Afrika sömürgeleri parçalanırsa Somali'yi ödün olarak koparmıştı. Ancak. İtalya. bu devletlerin yanında savaşa katıldığı takdirde. bu kadar zayıf bir ortağa. batı cephesinde olduğu gibi. Üstelik.

1 9 7 9 . Press. Almanya'nın belki yeterli demir ve kömür stoku vardı ama pamuk. G. Almanya'ya karşı uygulanan ablukanın sürdürüldüğünü de unutma­ mak gerekir. c. özellikle ABD Başkanı W oodrow Wilson'm çabalarıyla ilk kez barış görüşmeleri için girişimler olmuşsa da. savaş içinde İtilaf devletlerinin. ulusal kurtuluş sa­ vaşını. Landen. Rusya için savaşın 3 Bu ve bundan sonraki gizli antlaşm aların tam m etinleri için : J . OSMANLI DEVLETİNİ PARÇALAYAN GİZLİ ANLAŞMALAR 1917 yılında ortaya çıkan önemli uluslararası gelişmelere ve savaş durumlarına geçmeden önce.. 1. 380 . açık denizlere serbestçe geçiş sorunu. The E mergence o f the Modern Middle E ast. 1916 Aralık ayında. kurşun ve tahıl gereksinimi ken­ disini giderek duyurmaya başlamıştı. C. N. Hurewitz. The Midde E ast and North A frica in Wo'rld Politics. başarı sağlanamamıştır. Bu arada. Y. bu savaşın verildiği uluslararası ortamı ve Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Ortadoğu bölgesinde çıkan ve et­ kileri günümüzde de süren bunalımları anlamak açısından yarar vardır. 1914-1945. 1970. hiçbir taraf öteki üstünde kesin bir üstünlük sağlayamamıştı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) hemen hemen hiç değişmeden iki buçuk yd sürmüş. Rusya ile Yapılan Boğazlar Anlaşması3 Rus hükümeti. New Haven. A Docum entary Record. Yale Univ. tüm savaş boyunca İstanbul ve Boğazlar dü­ şüne bağlı kaldı ve Osmanlı devleti savaşa girdikten sonra. Selected Readings. 2.: Van Nostra'nd Reinhold C o. Osmanlı Devleti'nin yıkılması halinde ortaya çıkacak olan “mirası” aralarında paylaşmak üzere yaptıkla­ rı gizli anlaşmaları kısaca belirtmekte. R obert G.

Bu saldırı başarılı bir biçimde geliştiği takdirde doğrudan yar­ dım alacağı doğruydu ve bu bakımdan Boğazların açılması işine geliyordu. Rusya'nın yüzyıllardan beri gözünü diktiği bu önemli stratejik bölge. Yakındoğu'da Almanya'nın artan etki ve faali­ yetlerine karşı bir denge arama çabasıydı. Anlaşmaya göre. 1915'te bu ödünü vermiştir. aynı ittifak gru­ bunda olmasına rağmen. İşin aslına bakılırsa.Birinci Dünya Savaşı belki de ana amacı haline geldi. 38 ı . Böyle­ ce. Çanakkale savaşlarının tüm hızıyla sürdüğü 1915'in Mart ve Nisan aylarında harekete geçerek. Rusya'da kaygı uyandırmıştı. Rusya'nın Boğazlar'da üstün duruma geç­ mesini istemiyordu. bu ödün hemen verilme­ meli. verildiği zaman da önemli karşı ödünler istenmeliy­ di. Bu yüz­ den. kağıt üzerinde Rusya'ya verildi. İstanbul ve Bo­ ğazlar üzerindeki emellerini isteksiz bağlaşıklarına kabul ettirdi. kuşkusuz. Kırım Savaşı'nda İngiltere'nin Osman­ lı devletinin yanında savaşa girmesinin bir nedeni de buy­ du. İngiltere ancak savaşın en sıkıntılı günlerin­ de. Bu politika değişikliğinin en önemli nedeni. Ancak. Midye-Enez çizgisin­ den Sakarya akarsuyunun Karadeniz'e döküldüğü yere ka­ dar bütün Boğazlar bölgesi Rusya'ya bırakılıyordu. İngiltere Savunma Komitesi 1903 yılında “Rusya'nın Boğazlar'dan uzak tutulmasının İngiltere için birinci derece­ de önemli bir askeri çıkar olmadığına” ait bir rapor yayın­ lamıştı. saldırının başarısıyla İngiltere ile Fransa. Boğazlar bölgesinde üstün duruma geçebilir ve sa­ vaştan sonra burasını Rusya'ya vermeyebilirlerdi. bu böyle kabul edilmesine rağmen. yüzyıl bu konuda bir değişiklik getirdi. Ama. 1915 yılının başında İngil­ tere ile Fransa'nın Çanakale'ye saldırıları. İstanbul dahil. Gerçekten. İngiltere'nin Doğu Akdeniz'deki imparatorluk sömürge yolunun geleneksel tehditçisi Rusya idi ve İngiltere. 20. İlke olarak.

Kilikya ve Musul bölgelerini. Fransa. Sykes-Picot Anlaşması. Öteki gizli anlaşmalarla birlikte Sykes-Picot antlaşmasının da Bolşevikler tarafından 1918 ilkbalarmda açıklanması. şimdi İngiltere ile Fransa ara­ sında paylaşılmış bulunan topraklar üzerinde bir Arap Krallığı'nm kurulması yönünde bir antlaşma imzalanmıştı. İngiliz hükümeti adına M ark Sykes ile Fransız hükümetine adma Georges Picot tarafından imzalanan 16 Mayıs 1916 tarihli gizli anlaş­ ma ile paylaşılmıştır. Sykes-Picot Antlaşması Osmanlı devletinin Ortadoğu toprakları. Lübnan. Buna göre. 3. Filistin'in geriye kalan toprakları üzerinde uluslararası bir rejim ve sınırları belli olmayan bir de Arap devleti kurulacaktı. Ingiltere'nin daha önce Araplarla yaptığı Ortadoğu düzenlemelerine aykırı düşmekte. biraz önce değinilen ve İtilaf devletleri ile İtalya arasında 1915 Nisan’mda Londra'da imzalanan anlaşmadır.2. Irak ve Kuzey Filistin'i eline geçirmekteydi. Gerçekte. Londra Anlaşması Osmanlı devletini parçalayan bir başka gizli anlaşma da. Suriye. İtalya'nın savaşa girmesi koşulu­ na bağlı olarak. Ingiltere Osmanlı devletine karşı savaşmalarım sağlamak ve böylece yükünü hafiflet­ mek için Arapları kendi yanma almayı tasarlamış ve bunun için de Mekke Şerifi Hüseyin ile Mısır'daki İngiliz Yüksek Komiseri M cMahon arasında. 382 . Çünkü. Bu an­ laşma ile İtilaf devletleri. Ingiltere'nin ikiyüzlü dış politikasını göster­ mekte ve bölgede bugüne kadar sürecek anlaşmazlık to­ humlarını atmaktaydı. bu devlete Antalya bölgesini. İngiltere ise Ürdün. İzmir'i ve Trablusgarp savaşından beri işgali altında bulundurduğu Oniki Ada'yı verdiler.

İngiliz Dışişleri Bakam'm böyle bir mektup yazma­ ya iten en önemli neden. Ancak bu çabalar. Siyonistler. bölgenin Yahudi olmayan kesiminin haklarını ihlal etme­ yecekti. uluslararası Siyonist hareketin önderlerinden Lord Rothschild 'a bir mektup göndererek. çün­ kü kısa bir süre sonra Almanya ve Osmanlı devleti de. Siyonistlerin İtilaf devletlerine olan eği­ limlerini değiştiremedi. Ancak. 2 Kasım 1917'de. Balfour Deklarasyonu Ingiliz Dışişleri Bakanı Lord A rthur Jam es Balfour. Ya­ hudi desteğini sağlayabilmek için özellikle Alman Siyonist­ lerine savaş sonrası ödünlerini vermeye başlamışlardı. St. Fransa ve İtalya arasında 1917 Nisanında imzalanmıştır. Mektubun zamanlaması da iyi yapılmıştı. Jean de Maurienne Anlaşması Bu gizli anlaşma İngiltere. Yahudiler için kurulacak böyle bir yurt. Anlaşmaya göre. öteki h i­ lal devletlerinin de bu deklarasyona katılması için çaba 383 . İtalya'ya Anado­ lu'da Antalya'ya ek olarak İzmir-Kayseri-Mersin üçgeni arasında bulunan güneybatı Anadolu bölgesi de bırakılı­ yordu. toprakları üzerinde çok sayıda ve etkili olan Yahudinin yaşamakta bulunduğu ABD'nin sem­ patisini ve Almanya'ya karşı yürütülen savaşa katkısını sağlamaktı. yine mektuba göre. 4. Filistin'de Yahudilere bir “ulusal yurt” kurulması çabasının İngiliz hükü­ meti tarafından destekleneceğini belirtmişti. İngiltere ile işleri bittikten sonra. 5.Birinci Dünya Savaşı özellikle Ortadoğu'da büyük karışılıklar çıkaracak ve bir yanda Araplarla öte yanda Batılı devletlerin arası açılacak­ tır.

2000 yıl öncesine giden tarihsel bir “hak” üzerinde. I. ayrı etkin grup olarak yaşadıkları ülkelerden. Yahudiler. Dünya Savaşı'ndan sonra Filistin üzerinde kurulacak olan mandat sis­ teminin de temelini oluşturdu. Siyonizmin kaderi. Dünya Savaşı'ndan sonra dört tane Arap-Israil savaşma yol açacak gelişmelerin de çıkış noktası oldu. bir mek­ tubun yazılışında. Almanya'nın çekmekte olduğu hammadde ve gı­ da maddeleri sıkıntısı ağırlaşmaya başladı. bölgede yaşayan halkın özgürlüğün sınırladığını ve bir “Yahudi Devleti”nden hiç söz etmediğini belirtti. Ayrıca. iti­ laf devletlerinin savaş davasıyla birleştirilmiş oluyordu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) harcamaya başladılar. Sömürgelerin­ den beslenmekte olan İngiltere ile Fransa. Dünya Savaşı'nm sonrasında bağımsız bir devlet kuracaklardır. Fransa. Bu tarihten sonra. giderek artan sayılarda Filis­ tin'e göç edecek ve burada II. H. Ancak. büyük bir olasılıkla kasten yapılan belir­ sizlik. deklarasyonun ne anlatımının ne de özünün. 1917 yılma gelene kadar Üçlü İttifak avantajlı durumda görünmektedir. Böylece. Başkan W ilson da. Kendisiyle daha önce yapılmış bulunan anlaşmaya taban tabana zıt olan bu deklarasyonun tüm İtilaf devletleri tara­ fından desteklendiği haberi Kral Hüseyin'e geldiği zaman bir açıklama istedi. Böylece. dini öğretilerinin katılığı yüzünden verilmeyip. İngiliz Hükümeti de yaptığı açıklama­ da. 1918 Ekiminde deklarasyo­ na açık desteğini ifade etti. 1918 Şubatında. Almanya'nın bu 384 1 . İtalya ise hemen sonra Balfour Deklarasyonu’nu desteklediklerini açıkladılar. yine sıkıntıları bugüne kadar gelen ve II. yani işgal edilmiş olan topraklar ba­ kımından değerlendirilirse. savaş uzadıkça. 1917 YILINDAKİ GELİŞMELER Yalnızca askeri açıdan.

kamuoyunda büyük 385 . Alman denizaltıları uluslararası sularda karşılaştıkları gemileri savaş. Texas ve Arizona eyaletlerini alacaktı. Böylece. Alman­ ya. Anımsanacağı gibi. İngiliz deniz istihbaratçıları tarafından.Birinci Dünya Savaşı olanağım bütünüyle ortadan kaldırmak için Almanya'yı denizden abluka altma almışlardı. bir Alman-Meksika ittifakı öneriyordu. ABD' nin Almanya'ya karşı savaşa girmesi durumunda. Şimdi Almanya1 mn kurmaya çalıştığı kıta sistemine karşı İngiltere'nin de­ niz ablukası söz konusuydu. çeşitli casusluk ve karşı-casusluk faaliyetleri sonunda. ABD'nin uluslararası ticaretini büyük ölçüde tehdit etmeye başlamıştı. denizaltı. Üstelik. ABD'nin Savaşa Girişi ve W ilson’m 14 Noktası Almanya'nın. Meksika ABD'ye saldıracak ve bunun karşılığında ABD'den New Mexico. Almanya'nın Meksi­ ka'yı ABD aleyhine savaşa girmeye teşvik ettiği de ortaya çıkarıldı. bu kez Almanya’nın elinde kullanacağı bir koz vardı. ele geçiriI di. Alman Dışişleri Bakanı A rth ur Zim m erm ann. aynı zamanda. 1 Martta Amerikan basınında da yayınlanınca. deniz ablukasını kırabilmek için denizaltı savaşma baş­ lamıştı. ticaret ve yolcu gemi­ si olmalarına'bakmaksızın batırmış ve batan gemilerde bir­ çok Amerikalı yaşamını yitirmişti.17 tarihinde Meksika büyükelçisine şifreli bir tel gön­ derdi. deşifre edildi ve W ashington 'a gönderildi. Ingiltere ve Fransa'ya karşı denizaltı savaşma başlaması. Japonya'yı taraf değiştirerek Pasifik Okya nusu'nda ABD'ye saldırmaya ikna etmeye çalışmaktaydı Telgraf. 1. İn­ giltere benzer bir ablukayı Fransız devrim savaşları sırasın­ da Napolyon'un Kıta Sistemi'ne karşı uygulamış ve Napol­ yon buna verecek bir yanıt bulamamıştı. Ancak. 19 Ocak 19. Almanya.Bakan.

Belçika. Sırbistan ve Karadağ'ın sınırlarını kendi 386 . Rusya. Çünkü. Po­ lonya. Başkan Wilson. Barışın kurulması üzerindeki görüşleri 1-5 ve 14. bu giriş siyasal açıdan önemli sorunlar da çıkarmamış değildir. Ancak. Daha savaş sona ermeden. ABD hü­ kümeti ve özellikle Başkan W ilson 'm savaş sonrası düzeni konusunda bağlaşıklarından çok farklı görüş ve düşüncele­ ri vardı. Wilson'm bu görüşleri savaş sonrasında toplanan barış konferansını etkilemiş ve iki savaş arası dönemde Av­ rupa'nın sömürgeci devletlerini güç durumda bırakan so­ runlar çıkarmıştır. uluslararası ticaretteki en­ gellerin kaldırılması. sömürge yönetimi altındaki ulusların hak ve isteklerinin. savaşı ortadan kaldıracak önlemleri ve kendine göre adil olan sınır düzenlemelerini içeren bir açıklamada bulunmuştur. barışta ve savaşta açık denizlerde gidiş-geliş serbestliği. Dünya Savaşı'nm nedenleri üzerinde düşünmüş. maddelerde şöyle açıklanmaktadır: Açık görüşmeler sonunda varılmış açık anlaşmalar. İtalya. 1.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) bir kızgınlık ve tepki doğurdu. Almanya'nın bu “sinsi oyu­ nu” denizaltı savaşı ile de birleşince. uluslararası bir örgütün kurulması. bü genellemeleri yapmadan önce. sömürgeci devletle­ rin hak ve istekleri ölçüsünde dikkate alınması ve büyükküçük her devletin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü karşılıklı güvence altına almak amacıyla. ulusal silahlanmanın iç güvenliğin gerektirdiği ölçü ve düzeyde tutulması. Fransa. ABD'nin savaşa girişi. 1918 yılının Ocak ayında Başkan W ilson savaş sonrası dünya ile ilgili görüşlerini ün­ lü 14 Noktası ile açıkladı. Romanya. Üçlü İtilaf devletleri açısından büyük avantaj olmuş ve büyük maddi gücüyle Alman­ ya'nın karşısına dikilmiştir. Amerikan Kongresi 6 Nisan'da Almanya'ya savaş ilan etti. Avusturya-Macaristan. 14 Nofetasi’nm öteki maddelerinde Başkan Wilson.

Örneğin. Dünya Savaşı sonrası Avrupa sisteminin gerçek­ lerine uygun düşmeyecekti. in­ sanların liberal özlemlerine uymayan kötü bir yan vardı. Sovyet Devrimi ve Rusya'nın Savaştan Çekilmesi Rusya'da Sovyet Devrimi'nden sonra bu devletin savaştan çekilmesi. geçen yüzyılın liberal. 2. bu büyük savaş bambaşka bir antlaşma ile sona ermeliydi. maddedeyse. aydınlanma. Uzun zamanlardan beri barış antlaşmaları. Osmanlı devletinin Türk kesimlerinin egemenliğinin gü­ vence altına alınması. Osmanlı devleti ile ilgili olan 12. savaşın sunucunu kesin olarak etkilememiştir. 1815 Viyana Kongresi gibi önceki yüzyılların barış konferanslarında. Başkan Wilson'm önerileri. Özellikle bu konferanslarda beliren eski diplomasi. savaşa yol açmıştı.Birinci Dünya Savaşı görüşüne göre ve “uluslar” esasına uygun olarak düzenle­ mekteydi. demokratik ve ile­ rici hareketlerinin. uluslararası ilişkilere yep­ yeni bir hava getirmek istiyordu. ABD'nin savaşa girmesiyle İtilaf devletlcı inin kazandığı üstünlüğü dengeleyememiştir. Başkan Wilson'm bu önerilerine savaş içinde hiçbir devletten olumlu yanıt gel­ memiştir. . I. bazı tarihçilerin belirttiklerinin aksine. imparatorluk içindeki öteki uluslara can güvenliği ve özerk gelişme olanakları sağlanması. Ancak. güç politikaları. yüzyılda gerçekleşmesi ama­ cına yönelikti. Yani. çok yanlış bir biçimde. Ancak bu “idealist” yak­ laşım. Rusya'nın sa­ vaştan çekilmesi. güç dengesi ve ilgili halkların istekleri hiç dikkate alınmadan yapılan pazarlık­ lar temeline oturmuştu. Wilson'a göre. Bir bütün olarak ele alındığında. W ilson. Fransız Devrimi ve 1848 dünyalarının özlemlerinin 20. Boğazlar'dan sürekli geçiş özgürlüğünün uluslararası güven­ ce altına alınmasını önermektedir. ulusçu. sa387 .

Doğu Avrupa'nın okumuş azınlığıydı. 1870'lerden sonra özellikle Almanya'da sosyalist düşünce kendine toplumda bir yer bulma uğraşı içine girmişti. ortaya bir işçi sınıfı çıkardığı gibi. Ancak. genel ola­ rak bağlı kalmışlardır. içinde bulunduğu ortama yabancılaşmış. Batı Avrupa'daki gi­ bi olmadı. İkinci olarak. uzlaş­ maya dayalı ulus-devletin değer ve kalıplarına. kapitalizmi ve burjuva hükümetini ne kadar reddederlerse etsinler. Fransız Devrimi ile ortaya çıkan demokratik. batı eğitim ve düşünce­ siyle yoğrulup. zaten oluşmakta bulunan dev­ rim potansiyelini artırmaktaydı. Batı Avru­ pa'nın endüstrileşmiş ülkelerinde fabrika işçileri her zaman orta sınıfın siyasal önderliğini kabul etmiyorlardı. Rusya'daki siyasal devrim. yüzyılın ikinci yarısının Marksizmi bunlara çıkarlarını koruyacak yeni yöntemler göstermişti. iki etkin grup bu arayışların dı­ şında bırakılmıştı. Ancak. a. köylülerin siyasal 388 . Rusya gibi köhnemiş Doğu Av­ rupa imparatorluklarında. Marksizm'de uygun bir anlatım ve boşalım buldu. 1890'larda Rusya'da uzun zamandan beri var olan ideolojik aşırılık. Marksistler. çıkar­ ların dengelenmesi ve karşılıklı uzlaşmalar yoluyla bir öl­ çüde başarılı olmuşsa da. 19.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918'e) vaşm genel akışı içinde bu konuda açıklamalara girişme­ den önce. Modern endüstrileşmenin başlaması ve 1861 yılında serilik kurumunun hukuken ortadan kaldırıl­ ması. Toplumdan uzaklaş­ ma ve yalnızlığın derin huzursuzluklarının yarattığı aşırı görüş ve davranış kalıpları. 1870 ile 1914 yılları arasında toplumsal sınıflar arasında belirli bir siyasal denge kurulması çabaları. Öncesi ve Nedenleri Avrupa'da. 1917 yılının ve yeni zamanlar tarihinin en önemli olaylarından olan Sovyet Devrimi'nin öncesini. ne­ denlerini ve ortaya çıkışını kısaca görmek gerekmektedir. Bunlardan biri.

Her şeyden önce. Dünya Savaşı başladığı zaman Rus­ ya tam bir kaynaşma içinde bulunuyordu. Rus toplumundaki çatışmayı su yüzüne çıkardı ve 1905’ teki ayaklanmaya ve 1917 devrimlerine yol açtı. Sonraları bu parti Lenin'in önder­ liğini yaptığı Bolşevik ve Menşevik olmak üzere ikiye ayrıl­ dılar. Hükümet 1905 yılının so­ nunda bu ayaklanmayı bastırdıysa da. kentten ve kırsal bölgelerden hem liberal hem de sosyalist nitelikte tehdit altında kaldı. Bu arada Rusya'da kentsel kesimde sorunlar büyümekteydi. Bu faaliyetlerin sonucu olarak. 1914'te 1. tıpkı Fransız Devrimi öncesinde olduğu gibi. Bu temel nedenlerin yanında Sovyet Devrimi'ni kolay­ laştıran yakm nedenler de vardır. bozuk ve adaletsizdi. Petersburg ve Mosko­ va'da İşçi Sovyetleri kuruldu. kurtarılacak ve hareke­ te geçirilecek bir kitle buldular. Böylece. Menşevik Troksky 'nin önderliğinde 1905 yılında Petersburg'da bir ayaklanma oldu. Vergi siste­ mi karışık. Menşevikler daha geniş ve katılmaya açık bir örgüt kurmak istiyor­ lardı. Savaşın finansmanı ancak erimekte olan altın rezervleri ve dış borçlarla sağlanmak­ 389 . küçük ve devrimci bir elitin deneti­ minde sıkı bir parti kurma düşüncesindeyken. Fransız Devrimi ilkele­ riyle bir türlü “barışmamış” olan despot çarlık rejimi. Dünya Savaşı. Önce Japonya'ya ağır yenilgi ve bunun yol açtığı huzursuzluklar. 1898'de Rusya'da Marksist nitelikte Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulmuştu.Birinci Dünya Savaşı uyuşukluğunu da biraz olsun azaltmıştı. 1917 yılma gelindiğinde Rusya'da maliye. sonra 1. Bu ayrılığa rağmen her iki grup da içerden ve dışardan Rusya'da Marksist akımın güçlenmesi için yoğun faaliyette bulunmaya başladılar. Ç a r II. Bolşevikler. radikal düşüncelere sahip aydın azınlıklar. Ayrıldıkları noktalar daha çok partinin örgütlenme biçimiydi. Nikola bazı özgürlükler vermeyi ve Rus Meclisi'ni (Duma) açmayı zo­ runlu gördü. iflas etmiş durumdaydı.

1917 yılma gelindi­ ğinde Rus halkı sesini hiçbir biçimde duyuramadığı için. 1905 devrimi de kanlı bir biçimde ve Fransa'dan alman bü­ yük borçla bastırılabilmişti. toprak reformunu gerçekleş­ tirmek ve işçilerin sorunlarına eğilmekti. her şeyden önce barışı sağlamak. hareketin bastırılmamasmı tümüyle savaşa bağlamak doğru değildir. b. Yukarda belirtilen koşullar altında Rus­ ya'da büyük bir patlama olacağı belliydi. Bolşevikler hariç. ekmek ve toprak sloganlarıy­ la ortaya çıkan devrimci hareketin üstüne yürümemiştir. Rusya'da. üç yıldır aç.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) taydı. Mart 1917'deki birinci aşamada Çarlık yönetimine son verilmiş ve liberal düşüncelerin savunucusu Prens Lvov'un başkanlığında. Rus halkının gerçek özlem­ lerini anlayamadı ya da anlamak istemedi. Halkın barış ve ekmeğe ihtiyacı vardı. Dünya Savaşı'nın da payı varsa da. Geçici hükümet bunların hiçbirini yapmadığı gibi. Geçici Hükümetin Başarısızlığı Gerçekte. barış. Reformcu geçici hükümet. Sovyet Devrimi iki aşamalıdır. hemen hemen bütün siyasal eğilimlerin katıldığı geçici bir koalisyon hükümeti kurulmuştur. amacı tam anlaşılama­ yan bir savaş ortamında geçici hükümetin yapacağı. 1904-1905 Japon savaşı bu yollarla finanse edilmiş. Şimdi. Çar böyle bir olanaktan yoksun kalmış. Bunlara ek olarak. Alman cephesinde hiç­ 390 . devlet kurulduğundan bu yana demokratik gelenek ve örgütler yoktu. Sovyet Devrimi'nde I. Ancak. İkinci ne­ den olarak. barış za­ manında Çarlık ordusunun Çar'm yanında yer alıp ayak­ lanmayı bastırması söz konusu olabilirdi. Dolayısıyla. Çarlık reji­ mi toprak sorununa da bir çözüm bulamamıştı. silahsız ve bık­ kın bir biçimde anlamsız bir savaşı sürdüren ordu Çar'ın yanında yer almayarak. Çarlık rejimine karşı şiddetli başkaldırıdan başka bir seçe­ nek de kalmamıştı.

Polonya. iç barışın sağlanmasıydı. genel af. Geçici hükümetin bir başka başarısızlığı da. Devrimcile­ rin üzerine gönderilen ordu. Rusya'nın ekonomik bakımdan gelişebilmesi ya da hiç olmazsa buna­ lımın atlatılabilmesi için. Rusya için çok pahalıya mal olan bu antlaşmayla Rusya. kayıtsız şartsız barışı savunan Bolşeviklere karşı silah kullanmadı. Rusya'nın savaş amaçlarında herhangi bir değişiklik de or­ taya çıkmadı. Özet olarak. devrim hareketinin ekonomik önemini kavrayamaması ve onu bü­ tünüyle siyasal nitelikte bir başkaldırma olarak değerlen­ dirmesidir. Rus halkının ilk iş olarak bekle­ diği barışı gerçekleştiremedi ve bu yüzden de Bolşeviklerin artan ve halkta destek bulmaya başlayan etkinliklerine kar­ şı koyamadı. Ekonomik sorunların üzerine gitmedi ve top­ rak reformunu gerçekleştiremedi. İstanbul'un ele geçirilmesinin şart olduğunu belirtmekteydi. Bolşevik Devrim i ve Savaştan Çekiliş ' Rusya'daki devrimin ikinci aşamasında Lenin'in önderli­ ğindeki Bolşevikler. Hatta Dışişleri Bakanı Milinkov. Bu yöndeki yoğun ça­ baların sonucu olarak. ge­ nel oy. 1918 Mart’mda Rusya ile ona karşı savaşan devletler arasında Brest-Litovsk Barışı imzalandı.' ’ — ' " . hemen hemen tek kurşun bile atma­ dan. Romanya ile 391 f f'. Finlandiya. devrimin başı­ na geçen geçici hükümet. Kasım ayında iktidarı ellerine geçirdiler. 125 yıl önceki Fransız Devrimi ve sonuçlarından hiç ders alınmadığı çok açıktı. söz ve yazı özgürlüklerini içine alan siyasal nitelikte bir “reform programı” ilan etti ve uygula­ maya koydu. c. Baltık devletleri.Birinci Dünya Savaşı bir anlamı olmayan yeni saldırılara girişti. Ukrayna ve Beyaz Rusya topraklarının bir bölümünü yitirdi. İktidara geçtikten sonra Bolşevik hükümeti için en önemli şey. Bu anlayışla hareket eden geçici hükümet.

bu devlet belirgin bir üs­ tünlük sağlayamadı. batı cephesinde son bir saldırı girişiminde bulun­ du. grev önderlerini cezalandırmak için ve pek de akıllıca olmayan bir davranışla cepheye gönderdi­ ler. bu saldırı durdurulduğu gi­ bi. Bu ne­ denle yöneticiler. Ancak. bu grevleri isteksiz bir biçimde bastırmaya çalıştılar. Eylülünde Bulgaristan. itilaf devletleri Alman ordularını doğuya doğru sürme­ ye başladılar. Rusya'nın savaştan çekilmesi Almanya açısından iki cepheli savaşı sona erdirdiyse de. daha önce belirtildiği gibi. Böylece Rusya'nın elinden 3 milyon km2'lik toprak ve 62 milyon insan çıktı. Doğal olarak bu önderler. savaşmak şöyle dursun. Kayıplar o kadar çoktu ki. Savaş malzemesi üreten fabrika­ larda işçiler greve gittiler. İkinci olarak. Artık Almanya ve müttefikleri için yapacak çok birşey kalmamıştır. Petersburg (daha sonra Petrograd ve sonra Leningrad. Ekiminde Osmanlı devleti (30 392 . 1918 yılının Mayısında Romanya. sonunda ise yine Petersburg) sınıra yakın olduğu gerekçesiyle baş­ kent Moskova'ya taşındı. ABD'nin savaşa girişi bu cephede ağırlığını gös­ termeye başlamıştı. 1. Bu yılın Mart ayında General Ludendorff. Özellikle Amerikan yapımı tankların savaş alanlarına sokulmasıyla. Sovyet Devrimi. SAVAŞIN SONU 1918 yılında savaş bütünüyle ittifak devletlerinin aleyhine dönmüş bulunmaktadır. cep­ hede savaş aleyhine kampanya sürdürmeye başladılar. ABD'nin savaşa girişi Rusya'nın yarattığı boşluğu fazlasıyla doldurdu. Bir kere. Ebert ve Scheidem ann gibi adları iki savaş arası dönemde çok duyulacak olan işçi önderleri.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) yaptığı Bükreş antlaşması ile de Besaraya'yı bu ülkeye ver­ di. Alman işçisinin de savaş ateşini söndürdü.

Büyük Ekonom ik Çöküntü I. Avrupa ekonomisini çöküntünün tam ortasına getir­ mişti. Savaşın ortadan kaldırdığı insan ve manevi değerlerin ölçülmesi. bir daha eski günlerine geri dönme­ yecek biçimde azaldı. Avrupa kıtası için 350 milyar dolar olarak hesaplanmaktaydı. iki endüstri devi. giderek''şişen ve ödenmesi olanağı bulunmayan borç­ lar. Ekonomik açıdan konuya baktığı­ mızda. Savaştan sonra uzun bir sü­ re ekonominin eski rayına oturtulması güç oldu. enflasyonla düşen ulusal para değer­ leri. tükenen ulusal ekonomiler. ABD ile Japonya büyük bir gelişme içine girdiler. Buna bağlı olarak. Ekonomik ve Toplumsal Sonuçları a. Yok olan evler ve fabrikalar. Dünya Savaşı'nm bedeli. Ancak savaş daha çok Avru­ pa'da yıkıcı etkilerini göstermiş ve Avrupa devletlerinin hâzineleri zayıflamıştı. BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI'NIN SONUÇLARI 1. ekonomik refahın dünyanın hemen hemen tüm kö­ şesinde gerilediği anlaşılıyor. Savaşın yol açtığı maddi değerler kaybı büyüktü.Birinci Dünya Savaşı Ekim tarihli Mondros Silah Bırakışmasıyla) ve son olarak da 11 Kasım 1918'de Almanya teslim oldular. boşa harca­ nan maddi kaynaklar. Savaşta 10 milyon Avrupalı öldü. maddi değerler kadar kolay değildir. 20 milyon insan yaralanarak sakal 393 . giderek sa­ vaş malları üretimine geçmişti. J. Avrupa'da kitle halinde işsizlik ortaya çıktı. I. Avrupa zayıflayıp çökmeye başlayın­ ca. etkilerini bugüne kadar sürdüren önemli sonuçlar doğurmuştur. Yeryüzü ekonomi­ sinde Avrupa'nın yeri. Uzun savaş yılları boyunca bu ülke­ lerin ekonomileri tüketim malları üretiminden. Almanya'da “Cumhuriyet” ilan edilerek sosyalist E bert Cumhurbaşkanı oldu. Dünya Savaşı.

Almanlar. c. kendilerinin “savaş sosyalizmi” adını verdikleri sistemi doğuran kapsam ve etkinlikteydi. kâğıt para basmak. “Planlı ekonomi” dü­ şüncesi ilk kez 1. büyük miktarda devlet tahvili satmak ve bankaları kredi yolunda zorlamak oldu. korudular. Dış ticaret tam bir devlet tekeli haline gel­ mişti. 20-32 yaş grubu arasındaki nüfusu­ nun yarısını yitirdi. Özel şirketler ancak son derece sıkı kota ve lisanslar­ la faaliyet gösterebildiler. Heı şeyden önce. hiçbir hükümet harcayacağı parayı karşılayacak fon bulamazdı. büyük 394 . Dünya Savaşı'nda uygulandı. Açık denizlere çıkışı olmayan Al­ manya. Fransa. daha ön­ ce bilinen biçimiyle kapitalizmi dönüştürdü. b. önce Avrupa sonra dünya ekonomisini etkiledi. hiç görülmemiş ölçüde kendi kendine yeterli olma tedbirleri almak durumunda kalmıştı. Enflasyon ve Borçlanm a Ne kadar ağır vergi yükü koyarsa koysun. Hükümetler giderek artan bir biçimde ekonomik yaşama karışmaya başladılar. yönlendi­ rilmeyen serbest teşebbüsün belirsiz ve yavaş olduğu anlayışı yerleşti. serbest rekabetin çok İsrafil. Milyonlarca sakat. Devlet müdahaleciliği. Tarihte ilk kez. Sava­ şın baskısı altında. Gümrük tarifeleri koydular. Devlet Müdahalesi I. Sonuç. göreli olarak azal­ tılmışsa da. savaştan sonra da sürdürüldü ve iki savaş arası dönemde. kaynaklarını ve tö­ rel değerlerim belirli bir amaç doğrultusunda yönetti. öteki sa­ vaşkanlardan daha açtı ve hükümet denetimi. devlet toplumun tüm zenginliğini.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1 9 1 8 ’e) kaldı. Dünya Savaşı Avrupa toplumunu. ulusal endüstrileri . Yaptıkları. pazar ve hammadde aradılar ve işçi sınıfının çı­ karma koruyucu yasalar çıkardılar. Avrupa sokaklarında savaşın anı­ sını taze tuttu. etkileri savaştan uzun sürecek temel değişikliklere itti.

Bu toplum katman­ ları savaştan önce Avrupa'ya istikrar getiren temel öğeler­ di. Avrupa'dan mal gelmemesi yüzünden kendi endüstrilerini kurup geliştiren Avrupa-dışı dünya da vardı. Üstelik. 1700'lerden beri süren Avru­ pa deniz ve ticaret üstünlüğü tehlikeye düştü. Alman büyük miktarda borç. “Avrupa üstünlüğü dönemi” kapanmaya başlamıştı. İngiltere'den madencilikte kullanılan makina ve lokomotif parçaları alamayan Arjan­ tin ile Brezilya. “sağlam yatırım” yaptıklarını sanan yukarı orta sınıf ve uzman kişiler oldu. İn­ giltere ile Fransa'nın yalnız kendi tüketimleri için üretme durumunda kalmaları ve Batı Avrupa denizciliğinin savaş amaçlan için kullanılması ile. ABD' nin üretim kapasitesi görülmemiş biçimde art­ tı. Bu borcu ödemek için ithal ettiklerinden daha çok ihraç etmek. Her zaman ve her yerde olduğu gibi.Birinci Dünya Savaşı talep ve düşük arzla birlikte. her ikisi de ABD'den borç aldı ve böylece Avrupa devletleri geleceklerini ipotek altına soktular. Almanya'nın dünya pazarından tümüyle çıkması. 19. ücretliler. Japonya. tükettiklerinden daha çok üretmek zorundaydılar ve bu durum savaştan sonra uzun bir süre böyle devam edecekti. enflasyon­ dan en çok etkilenen. Çin. İnsanoğlunun tarihinin genel akış süreci içinde ve uzun 395 . Savaş her yerde statülerini. gelecek yıllarda daha çok vergi demekti ve en tehlikelisi de yaban­ cı ülkelere yapılan borçlardı. Savaş boyunca Avrupa kıta­ sındaki İtilaf devletleri İngiltere'den. fiyatların alabildiğine yüksel­ mesi oldu. Hindistan ve Güney Amerika'ya tekstil malları satmaya başlamıştı bile. yüzyılın dayandığı ekonomik temeller yıkıl­ mış. bunları kendileri üretmeye başlamışlardı. Avrupa sa­ vaştan sonra geleneksel ticaret alanlarında yeni rakiplerle karşılaştı. prestijlerini ve yaşam stan­ dartlarını düşürdü. para gelirleri artırılamayan devlet memurları. dört yıllık savaştan yıkık çıkan Avrupa'nın karşısında şimdi.

Son yılı ve Almanya ile Rusya dışarıda tutulursa. ulusal hükümetlerini destekleye­ rek. Rusya'da 1917 yılında devrimcilerin zaferi. Sayıları az olan aşırı devrimcilerin dışında. Parlamenter sosya­ listler. Dünya Savaşı'nm belki de en önemli sonucu bu­ dur. sosyalizmle komünizmin yolları ayrılmaya başladı. zaferdeki mutluluğun. vic­ dansız ve kötü olarak damgalandı. ulusçu bir gurur ve yurt­ sever bir heyecanla doldurdu. Avrupa insanının kafasını. milliyetçili­ ğin sosyalizmden çok daha güçlü bir akım olduğu görüldü. savaş harcamaları için olumlu oy kullandılar. savaş çabasının yarattığı büyük baskılar. 1914'te her ülkede parla­ menter sosyalist partiler. Kitle seferber­ liği ve kitle halinde ölüm. Başlangıçta. ulusal sosyalizm biçimine dönüştü! Modern dünyanın bu iki en güçlü akımı arasındaki ittifak. Her ülkede düşman. hükümetlerin sa­ vaş çabası grev ve pasifist sabotajlarla engellenmejdi. sosyalist düşünce ve uygula­ manın arasındaki ayrılığı keskinleştirdi. Marksizmin sı­ nıf savaşı tezini kabul edemediler. Toplum içinde yaş grupları ile cinsler arasındaki denge bo396 . Avru­ pa'nın gelecek yıllarına da damgasını vurdu. Kısaca sosyalizm. adi. mağlubiyette üzüntünün paylaşıl­ ması.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) ı sürede. ulusalcılık duyu ve tutkusunun güçlenmesidir ve savaş sonrası düzen­ lemelerinde uygulanan ulusal “self determ ination” ilkesi bu akımın yalnızca bir yönünü göstermektedir. I. Bolşevizmin acımasız yöntemleriyle. Toplumsal Sonuçlar Savaşın toplum üzerindeki en önemli sonucu. 'Kısaca. Savaşın yol açtığı toplumsal karışıklık büyük oldu. ç. tüm dünya işçi­ lerinin ekonomik zincirlerinden başka kaybedecekleri şey olmadığı ve savaşların da kapitalist sınıfın savaşı olduğu yolundaki Marksist tez bırakıldı. milyonlarca insanı öldürmesinin doğurduğu acı.

Fransa'da E cole N orm ale Supeı ieure'ü n 346 öğrencisinden 143'ü geri dönmedi. Savaş­ ta Avrupa'nın gelecek kuşağı yok oldu. saldırgan milli­ yetçiliğin de giderek artmasıdır. modern zamanların en sessiz ve dikkati çekmeyen ama en önemli devrimlerinden biri hali­ ne geldi. hukuki birtakım haklara sahip olmama ve erkeğe her bakımdan bağlı bulunma du­ rumundan. savaş öncesinin düzenli ve gayrişahsi kapitalist toplumunda bulamadıkları heyecanı. genç subay ve gönüllülerdi. Böylece. Tüm dünyada kadının toplum içindeki sta­ tüsündeki bu değişiklik. Siyasal Sonuçlan: Avrupa'nın Dünya Üstünlüğünün Sarsılması Ekonomik ve askeri güç Avrupa'nın dışındaki kanatlara 397 . Başta İngiltere olmak üzere. daha önce görülmemiş biçimde iş pazarı­ na girmiş oldu. oy verme ve seçil­ me isteklerini artırdı ve hükümetler buna giderek daha az direnebildiler. kadınların savaş çabasına katkısı. Toplumsal düşüklük. göreceğimiz gi­ bi. mil­ yonlarca genç insan öldü ve doğum oranı da düştü. Çünkü. Avrupa bile böylesine bir yıkımı kaldıramazdı. seferberlikle aile yaşamı altüst oldu. Siperlere saldırılar­ da ilk saldırıya kalkanlar. daha çok bağımsızlık için gerekli olan ekonomik temele sahip çıktı. Örneğin savaşta görev alan Oxjord Üniversitesi öğrencile­ rinden % 20'si öldü.Birinci Dünya Savaşı zuldu. savaş sonrasında nazi ve faşist hareketlerin belkemiğini oluşturacaklardı. Silah fabrikalarında ve savaş hizmetlerinde yurtsever­ ce çalışan kadın. toplumun erkekle eşit haklara sahip onurlu üyesi oldu. Bu gruplar. yüz­ yılda herhalde Afrika'ya da yayılacaktır. İlk kez savaşa katılanlar. arkadaşlığı ve ortak amaç duy­ gusunu. 2. cephede bulmuşlardı. Bu hareket giderek Asya'ya da yayıldı. 21. Savaşın bir başka toplumsal sonucu.

Sonunda da bu uğurda büyük bir rekabete girişecek­ lerdir. 1917 tarihi. ABD'nin 1917'de I. Dünya Savaşı'na girişi­ ni tarihin bir dönüm noktası olarak kabul etmek yanlış ol­ masa gerekir. Avrupa devletlerinin gücü azalmış. İngiltere da­ hil edilse bile. Rusya'da Bolşevik Devrimi'nden sonra iki uzlaşmaz ideoloji ile dünyanın iki düş­ man bloka ayrılması süreci de biçimlenmeye başlamıştır. asıl güç Avrupa'nın kanatlarındaki iki büyük güce ve Uzakdoğu'da Japonya'ya geçmiş bulunuyordu. Bu rekabet ileride dünya politikasını etkilemeyecek­ tir. 3. Avrupa'nın dünya politikasındaki üstünlüğü de azalmaya başladı. eski Avrupa sistemini reddetmişler. 1919'da bu yapılamadı. Avrupa kendi sorunlarını yalnız kendisi çö­ zecek durumdan çıkmıştı. biri komünist öteki liberal açılardan. Dünya Sava­ 398 . Savaştan sonra toplanan Pa­ ris barış konferanslarında kendi kendine yeterli bir Avru­ pa'nın kurulmasının artık olanaksız olduğu anlaşıldı. I. 1918 yılma gelindiğin­ de. Bu yıl bir başka açıdan da önemlidir. istikrar sağlan­ mıştı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) geçince. Avrupa politikasından dünya politikasına geçişin belki de tamamlandığı bir noktadır. Bu nedenle. Napolyon savaşlarından sonra 1815 Vi­ yana Kongresi ile yeni bir denge kurularak. Wilsorı ve Letıin 'in programlarının en önemli özelliği. mer­ kez olarak Avrupa'yı almamaları hiçbir ayrım gözetmeksi­ zin bütün ıdünya insanlarına seslenmeleridir. Kısaca. T he G reat Analysis (Büyük Çözümleme) başlıklı ve 1911 yılında bastırdığı kitabında. Her ikisi de. programlarını bu anlayışla biçimlendirmiş­ lerdir. Genel Değerlendirme William Archer. Ho­ henzollern Almanyası'nm mutlak yenilgisi. ABD'nin ezici üstünlüğünün sonucu olarak gerçekleşmişti.

000 mark olan bir ekmek almak için el arabalarında ta­ şman kâğıt para desteleri. dünyjmm değişikliğe doğru gi­ den hareketini durdurma ya da dondurma olanağı sağladı. Bu durumu en iyi biçimde borçlanma göstermektedir. İkincisi. Bugün 14. Dördüncüsü. Böylece. ABD'ye geçti. savaş ve barışı sağlama çabalarının ortak etkisiyle.Birinci Dünya Savaşı şı gibi “büyük bir felaketin” daha mutlu bir dünya yarata­ cağım söylemekteydi. Üçüncüsü. savaş öncesi dönemi refahının temeli olan kredi sistemi zedelendi. ABD'nin “yalnızcılık” (isolation) politikasını sürdüremeyeceğini orsaya koydu. barış düzenlemelerinde hiç sesini duyuramadı. I. A rch er 'm bu iyimser kehaneti çok yanlış çıktı. o zamandan bu yana çok kısa aralarla süren bir uluslararası çatışma dönemini açmıştır. yarm 24.000. çok yakında yeni bir savaşın gelece­ ğini haber veren nefret duyguları yarattı. endüstri. işçiler ve hükümet arasındaki siya­ sal işbirliği deneyleri. Dünya Savaşı. barış sonrası dünyasını düzenleme görevi. 1919 koşullan. para değerlerinde büyük dalgalanmalar dönemini açtı. Al­ man maliye ve parası mahvoldu. Birincisi. demok­ rasi dünyasının güç ve etkisi. 1918 yılma gelindiğinde. bir daha geri gelmemek üze­ re. Geçici olarak yenilmiş bulunan Almanya. savaş sonrasının acı ve propagandaları. zayıfla­ mış Ingiltere ve Fransa'ya. Avrupa devletlerinin Bism arck Almanyası'na layık gördükleri ekonomik durumun simge­ leriydi. 399 . Dünya Savaşı'nm sonuçları kabaca dörde indirilebi­ lir. Savaş kısa süreli sonuçları itibariyle. 1914'te ABD'nin Avrupa'ya 6 milyar dolar borcu vardı. Bu iki sömürgeci devletin buna gücü ancak 20 yıl yetebil­ ' di. yani dört yıl sonra. bugün de süren. Faşistler. I. Sovyet Rusya kuruluşundan hemen sonra büyük ve yıkıcı bir içsavaşm içine itildi. Komünistler ve bazı de­ mokrat politikacılar tarafından arzulanan yeni bir “korpore” devlet anlayışını ilham etti.

Başkan W ilson. üç büyük devletin. Ancak. Fransız Başbakanı G eorges C lem enceau ve Ingiltere Başbakanı Lloyd George. daha doğrusu üç devlet adamının eseridir. K. Woodrow W ilson gibi ilerici liberallerin de bu güçler hak­ kında fazlaca bir şey bilmediklerini göstermiştir. Bu yeni kuvvet. Daha önce gör­ düğümüz gibi. Süreç. Üstelik W inston C hurchill'm 1. PARİS BARIŞ ANTLAŞMALARI . demokrasi ilkeleri. ulusal self determination (ulusların kendi kaderleri­ ni kendilerinin saptaması ilkesi) ve bundan sonra savaşın çıkmasını engelleyeceği düşüncesinde olduğu uluslararası » 400 . daha büyük karışıklıklara yol açtılar. Fransız Devrimi'nin kurduğu hükümet biçimleri. enflasyon ve savaş korkusu 1918 yı­ lından beri ortadan kalkmış değildir. Fransız Devrimi ile başlamıştı. monarşi despotizminin yıkılması yeni hü­ kümet biçimleri gereğini ortaya çıkarmıştı. En çok üzerinde durduğu konular. W ilson'm her şeyin üstünde bir idealist olduğu söylenebilir. W. 4 Tem ­ muz 1918'de verdiği ve “Dört Amaç” başlıklı demecinde “Prusya yöneticileri. Ancak zaman. Dünya Savaşı'm anlatan kitabının adı olan “Dünya Bunalımı” bugün de sürmektedir. aceleye geti­ rilmiş olduklarından. belki biraz da çelişkili olarak. çok daha da kuvvetliydiler.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) Avrupa devletlerinin ABD'ye borcu 16 milyar doların üze­ rindeydi. Bu bakımdan üçünün de görüşlerini kısaca bilmekte yarar var. Paris Barış Konferansı sonunda imzalanmış bulunan barış antlaşmaları. Fransız Devrimi ve endüstri devriminin çocuğuydu. ABD Başkanı Wilson. Borçlanma. Bu hükümet bi­ çimleriyse belki de yeni ve iyi kurulmamış. hakkında hiç bilgi sahibi olmadıkları güçleri harekete geçirdiler” demekteydi. yıktığı rejimden çok daha is­ tikrarsız oldular.

İngiliz çıkarlarını. Ayrıca. Wilson ile C lem enceau arasında aracı rolü oynayarak sağlamak istedi. onun ülkesine dönüp. Savaş öncesinin ege­ men güçleri olan Almanya ve Avusturya-Macaristan İmpa­ ratorluğu ile birlikte Rus Çarlığı ve Osmanlı devletinin yıkılmaları. Almanya'nın imzalanacak barış antlaşmasıyla baskı altında tutularak Fransa'nın yakın güvenliğinin sağlanmasıydı. Avrupa'da büyük bir “güç boşluğu” yaratmıştı. gerisine de karışmayarak ülkesine döndü. (i) Almanya ile öyle bir ant­ 401 . böylesine bir boşluğu dolduracak güçte değillerdi. Avrupa so­ runlarım kendi kafalarındaki “modele” uygun olarak çöz­ mekti. Ana amacı. temelinden bo­ zulmuş olan Avrupa güç dengesiydi. konfe­ ransta Fransa'nın dar ve milliyetçi çıkarlarım savundu. Asıl amacıysa. bunu Amerikan halkına kabul ettirme çabasından yararlanarak. Bu kapsamlı devletlerin yerine kurulacak olan küçük dev­ letler. Karşılaşılan Sorunlar Konferansın karşılaştığı en önemli sorun.Birinci Dünya Savaşı bir örgütün. kafa kafaya verdiler ve savaşın çıkardığı bü­ yük ve karmaşık sorunları çözmeye çalıştılar. 1. Paris Barış Antlaşma­ larının Clemenceau ile Lloyd George'un isteklerine göre kaleme alındığını söylemek yanlış olmasa gerektir. Lloyd George. Bütün bu an­ latılanlar göz önünde tutulduğunda. C lem enceau ise eski ve kurt bir politikacı olarak. Avrupa'nın büyük devletleri iki önemli sorun­ la daha karşı karşıya kaldılar. Clem enceau ile baş başa kalarak. Üstelik Rusya 1917 devrimiyle kabuğuna çekilmiş. WiIson’m en çok üzerinde durduğu konu olan Mil­ letler Cemiyeti'ni hemen kabul edip. yani Milletler Cemiyeti' nin kurulmasıydı. ABD ise yeniden “yalnızcılık” politikasına başlamıştı. Sa­ vaşta sağladığı büyük prestijle öteki devlet adamlarını etki­ lemeye çalıştı.

düzenlemeyi yapanların istemedikleri kadar büyük olması gerekiyordu. bu son bölgede 15 yıl sonra plebisit yapılacak.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) laşma yapmalıydılar ki. Barış Antlaşmasının Hükümleri Paris Barış Konferansı'mn sonunda yenik devletlere imza­ lattırılan barış antlaşmaları şunlardır: a. gerçekte birbirlerine sıkı bir biçimde bağlıydı. Öte yandan. milliyetler esasına uygun bir Orta ve Doğu Avrupa çizilecekse. Bu iki sorun ilk bakışta ayrı ayrı görülmelerine rağmen. Asıl sorun da bun­ dan çıktı. Bi­ rinci sorunu çözmek yolunda kurulacak olan “küçük” bir Almanya ile. Avusturya. ekonomik durumları ve milliyetler esasına göre çizilecek olan sınırları bir daha bo­ zulm asın. Orta Avrupa'nın öteki devletleri içinde mutla­ ka Alman azınlıkları bırakılacaktı. Polonya ve I 402 . burada kurula­ cak devletlerin askeri güvenlikleri. 2. sorun böyle ele alınma­ dı. Al­ manya' nm. ayrı ayrı sorunlar olarak düşünüldü. böylece Polonya denize çıkmış oldu. A lsace-Lorraine ve Saa r bölgelerini Fransa'ya bıraktı. Ancak. Belçika'nın tarafsızlığı kaldırıldı ve Ren akarsuyunun iki yanında 50'şer kilometrelik bir toprak şe­ ridi askerden arındırıldı. Polonya'ya Poznan ve Batı Prusya verildi. Alm anya ile Versailles Barış Antlaşması (2 8 H aziran 1 9 1 9 ) 440 maddelik antlaşma ile Almanya. Danzig. Avrupa'nın ortasında kurulacak olan güç dengesi Almanya'nın yeniden saldırgan ve milita­ rist bir devlet olarak sivrilmesini önlesin. Milletler Cemiyeti'nin koruması altında serbest bir kent haline geldi. Almanya. (ii) Orta ve Doğu Avrupa'nın sınırlarını öyle çizmeliydiler ki. Ancak. hangi devlete bağlanacağı ke­ sin olarak o zaman kararlaştırılacaktı.

000 kişilik bir orduya sahip ola­ caktı ve zorunlu askerlik sistemi kaldırıldı. Önemli toprak parçalarını Polon­ ya. Almanya'ya olduğu gibi. G erm ain Barış Antlaşması (1 0 Eylül 1 9 1 9 ) Avusturya. 403 . Çekoslovakya ile Yugoslavya'nın bağımsızlıklarını tanıdı. b. Her mandater devlet. İtalya ve Romanya'ya bıraktı. galip devletlerin toprak ilhak etmelerine bir alternatif olarak düşünülmüş­ tü. Belçika ile Japonya “mandater” devlet oldular. Macaristan.Birinci Dünya Savaşı Çekoslovakya'nın bağımsızlıklarını tanıdı ve Almanya'nın •Avusturya ile birleşmesi yasaklandı. bundan böyle deni­ zaltı ve uçak da yapmayacaktı. Almanya en çok 100. Bu sömürgelerde Milletler Cemiyeti'nin denetimi altında “Mandat” sistemi kuruldu ve İngiltere. kısıtlayıcı askeri hükümler uygulandı ve onarım borcu yüklendi. Almanya bütün denizaşırı topraklarından vazgeçti. Avusturya'ya da. Daha sonra bir komisyon tarafından saptanan borcun mik­ tarı 56 milyar dolar gibi. Avusturya ile St. Almanya'nın ödeme yeteneğinin çok üstünde bir rakamdı. Fransa. Mandater devlet A ve B kategorisinde olanları bağımsızlık için hazırlayacak­ tı. Sömürge bölgeleri gelişmişlik derecesine gö­ re A. B ve C olmak üzere üç sınıfa ayrıldı. eski sömürgenin yönetiminde Milletler Cemiyeti'ne karşı sorumluydu. Bunun yanında Almanya'ya “onarım borcu” adı altında savaş tazminatı da yüklendi. Paris Barış Konferansı'nda. Avusturya'nın ekonomik açıdan bu biçimiyle yaşaması çok güçtü. Yugoslavya. yüzyılın büyük ve güçlü AvusturyaMacaristan İmparatorluğu'ndan kala kala. 19. Bu sistem. 2 milyonu başkent Viyana'da yaşayan 7 milyonluk nüfus kaldı. Bütün savaş ge­ milerini İtilaf devletlerine verdiği gibi.

Barış Düzenlemesinin Değerlendirilmesi Paris düzenlemesinin en genel ilkesi. öte­ ki yenik devletlerle aynı sınırlandırıcı hükümlere tabi tu­ tulmuştur.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) c. Bulgaristan ve İtalya gibi böl­ genin revizyonist. Ayrıca. Yunanistan y„e„Yugoslâvyi gibi komşu devletlere toprak verenBulgaristan'a. Neuilly ve Trianorı Barış Antlaşmaları ^ 2 f-K z ıS T n \ 1 9 1 9 ve 4 H aziran 1 9 2 0 ) (Neuilly Barış. her ulusun kendi hükümran ve bağımsız ulusal devleI 404 . yani statükocu bir politi­ ka izlemişler ve Macaristan. Yugoslavya ile Romanya'ya toprak verdiği gibi. 1930-1939 yılları arasında bölgede statükocu bir politika izleyecek ve antire­ vizyonist gruplaşmaya yönelecektir. Yenik Osmanlı devletiyle imzalanan Sevres Barış Ant­ laşması.Antlaşmasıyla. yani antistatükocu devletlerine karşı po­ litik ve askeri düzenlemelere girişmişlerdir. Tirianon Barış Antlaşmasıyla komşu ülkeler olan Çekoslo­ vakya. 3. Bu barış antlaşmaları sonunda Doğu Avrupa'da ka­ zançlı çıkan devletler. Yugoslavya ve Romanya'dır..' askeri kısıtlamalar uygulandı ve onarım borcu öHefîMrrYeni kurulmuş bulunan ve savaştan yenik çıkan Macaristan. Romanya. hiç olmazsa Avru­ pa'da “self determ ination” hakkının kabul edilmesidir. Bu ilke. Polonya. Bu yüzden adı geçen devletler* iki savaş arası döneminde antirevizyonist. yukardakilerin hepsinden daha ağır hükümler ta­ şımaktadır ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile ilgili bölümde incelenecektir. 1930'larda Lo­ zan'dan arta kalan sorunları çözüp Batı Avrupa devletleri ile normal ilişkiler kuran Türkiye de. Çekoslovakya. Paris Barış Konferansı ile kurulmuş bulunan Milletler Cemiyeti de ayrTlSTr T)öTürrıde ele alınacaktır.

II. bu düzenlemenin hatalarından alı­ nan dersle. azınlık sorunları ve milli­ yetçilik. Paris düzenlemesini yapanların bu konuda fazla bir se­ çenekleri de yoktu. 1914'ten önce olduğu gibi. yeni kurulan devletler. Dolayısıyla. Öte yandan. Çekoslovakya'da yaşayan Almanların. savaşın sonunda yeni devletler zaten kendiliklerinden bağımsızlıklarını ilan etmiş bulunu­ yorlardı.Birinci Dünya Savaşı - tini kurma hakkı olarak tanımlanabilir. son derece sert bir antlaşmaydı. Almanya birleşik. Polon­ ya'da Rutenyalılar. -Çünkü. ne sert ne de yumuşaktı. II. Al­ manya'nın uluslararası sisteme yeniden ve saygın bir üye olarak kabul edilmesi ve böylece kurulan düzeni bozma­ ması düşünülüyorsa. ilerde görüleceği gibi. Almanya'nın tam olarak ezilmesi ve bir daha beli­ ni doğrultamaması düşünülüyorsa. Versailles Antlaşması. galip devletler Al­ manya'yı parçalayıp işgal edeceklerdir. barış düzenlemesinden sonra da Doğu Avrupa'da istikrar kurulmasını engelledi. Ancak bu davranış k 05 . Alman tehdidine bir son vermek için hazırlanmıştı ancak başarılı olamadı. Doğu Avrupa'da uluslararm birbirleriyle karışık bir biçimde bulunmaları ve barışı hazırlayanların da büyük ölçekli bir nüfus mübadelesi yapmayı düşünme­ dikleri için. ancak Almanya'nın işgal edilmesi ve parçalanmasıyla gerçekleşebilirdi. Çekoslovakya'da Macarlar. O kadar ki. gu­ rurlu ve ilerde güçlenecek temellere sahip olarak kaldı. kendileri­ ne baskı yapıldığı konusundaki şikâyetleri ve Almanya'nın bu azınlığı kendi sınırları içine alma isteği. işin aslına bakılır­ sa. Bu yapılmadığı için. Ancak. Dünya Sava­ şı öncesinin Münih bunalımını ortaya çıkaracaktır. biraz da çelişkili olarak. Bir iki ör­ nek vermek gerekirse. Bu amaç. Almanya açısın­ dan. Litvanya'da Polonyalılar ve Romanya'da Bulgarlar kalmıştı. çok hafifti. sınırları içinde yabancı azınlıklar buldular ve başka ülkelerde de kendi halkından azınlıkların yaşadığı iddiasına hak kazandılar. Dünya Savaşı'ndan sonra.

Çok kısa bir biçimde belirtmek gerekirse. L. I. T ü rk Devrim Tarihi Ens. Fransa'ya karşı yumuşak davranmışlar ve istikrar da böyle sağlanmıştı. şimdi Almanya'da kurulan Cumhuriyet rejimi ile. Ankara. yeni bir savaşın tohumlarını atmıştır. kurulacak olan Nazi Partisi'nin eline bü­ yük kozlar verdiler. Dünya Savaşı'ndan sonraysa galipler. Atatürk'ün Söylevleri. I. Yayını. İstanbul. Versailles'in hükümlerinin bazılarını sert bulup. Böyle olunca da. sanki Alman İmparatorluğu ile barış yapıyorlarmış gibi bir düzenlemeye gittiler. İlhan 406 . Atatürkçülük. Versailles antlaşmasının bütün suçu ve yarattığı sıkıntılar. Ankara. Dünya Savaşı'na yol açan temel sistem bozukluklarının hiçbirini çözemeyerek. bunun suçu her şeyden önce İngiltere ve özellikle Fransa'nın katı ve ta­ rihten ders almaz tutumlarmdadır. 1 9 8 2 . Yıllar geçtikçe. Paris barış düzenlemesi tam bir başarısızlığın ve kısa süreli dar çıkar hesapları uğruna tarihin genel akış çizgisinin hesaba katıl­ mamasının öyküsüdür. değiştirilmesi konusunda baskı yaptı. 1 9 6 8 . Napolyon'un yenil­ mesinden sonra galip devletler. G enelkurm ay Basım evi. İtilaf devletlerindeki kamuoyunun hiç olmazsa bir bölümü. I. Prusya militarizmi ve Alman İmparatorluğu'ndan yeni bir devlet yaratmak isteyen Sosyal Demok­ ratlara ve liberallere yüklendi. Dünya Savaşı'ndan sonra barışçı ve liberal bir Almanya kurulamamışsa. T ü rk Dil Kurum u Yayını.Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e) da başka sorunları birlikte getirecektir. 1 9 6 9 . TÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI4 Burada Türk ulusal kurtuluş savaşının ayrıntılarına giril­ 4 Bu bölüm yazılırken yararlanılan kaynaklar: Nutuk. Böylece. özellikle Bourbon'larm ye­ niden Fransız tahtına çıktığı gerçeğinden hareket ederek. Antlaşma^ hazırlayanların bu te­ reddütleri ise Alman tahrikçilerinin işine yaramış ve Adolf Hitler'e iktidar yolunu açmıştır.

Gizli Oturumlarda Atatürk'ün K o­ nuşmaları.. 407 . Güneş M atbaacılık. Atatürk H akkında H atıralar ve Belgeler. 1 9 8 3 . Rustow (ed . 1970. Türk Devrim Tarihi. Ankara. 1914-1980. 8 c. 19 6 4 . Londra. Sabahattin Selek. İstanbul. Ankara. 1 9 5 9 . İsmail Soysal. 1 9 7 7 . Ankara. Ltd. T. T ü rk Tarih Kurum u Basım evi. İstanbul. Tarih Kurumu Yayanları. T. Tarih Kurum u Basım evi. Ankara. Türk ulusal kurtuluş savaşının genel tarih için­ deki yeri. Boğaziçi Üniv. Hey e t-i Temsiliye Tutankaları. New Y ork. C ornell Univ. Atatürk. 2 c. 19 6 7 . 1966. 1 9 7 3 .. Tutanaklar. 1919-1939. AÜ SB F Yayını. Yüzyıl Siyasi Tarihi. c. Türkiye'nin Siyasal Antlaşmaları. Devrim Tarihi. I. Hamza Eroğlu. Tarih Kurumu Yayı­ nı. Kazım Özalp. 1 9 8 0 . 19 7 2 . D ışişleri Bakanlığı Yayını. Seha L. 1. Tarih Kurum u Basım evi. Ankara. 1919-1938. 1 9 2 0 -1 9 4 5 . İstanbul.. 1912-1922. Ankara. Stevens and Sons. İstanbul. Sevres Antlaşmasına Doğru. A nkara. 1. 1 9 6 5 . Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber. Philosophers and Kings.Birinci Dünya Savaşı meyecek. Anadolu İhtilali. The Middle East in W orld Affairs. Craig and G ilbert (ed . T. 1973. Türkiye İş Bankası K ültür Yayınları. M etin K ıratlı. Ankara. Abdülahat Akşin . Türk Devrim Tarihi. 1983. 1 9 7 4 .). İstanbul. M illi Mücadele. Belgeler. George Leczow ski. Sander Kitabevi. T arih Kurumu Bası­ mevi. Diplomacy From Mudros to Lausanne”. Suna Kili-. Harp Akadem ileri Basım evi. İngiliz Belgelerinde Atatürk. Kurtuluş Savaşımız. Bir Milletin Yeniden Doğuşu. hazırlanması. Press. 1 9 7 6 . T. Çağdaş Yayınları. 19 80.. 20. O sm an Olcay. Afet inan . Ankara. The Diplo­ mata. Roderic D avison. Em el M atbaacılık. 19 7 1 . İnkılap ve Aka Kitabevleri. Fahir Armaoğlu. Studies in Leadership. AÜ SBF Yayını. Atatürk'ün Dış Politika İlkeleri ve Diplomasisi. Deadalus. Ankara. çev. “A tatürk as a Founder o f a State”. Modern Türkiye'nin Doğuşu. 2 c. Ulusal Kurtuluş Savaşının Örgütlenmesi ve Misakımilli 30 Ekim 1918 tarihinde Osmanlı hükümetine imzalattırı­ lan Mondros Silah Bırakışması. 19 8 1 . Nail Kubalı. Sadi Borak. Yayını. 19 7 3 . 19 7 5. Atheneum . Uluğ İğdem ir. önderinin görüşleri ve önemli dö­ nüm noktaları üzerinde durulacaktır..). Bernard Lewis. Lord Kinross. Türk Devrim Tarihi. Ankara. c. Tarih Kurum u Yayını. İstanbul. T. M azhar M üfit Kansu. Perspectives on Peace. Ankara. Fakülteler M atbaası. 2 c. T. Bilal Şim şir. İsm et İnönü. M eray (çev. İtilaf devletlerine yalnız saA kın. Ithaca. 19 7 0 .. “Turkish . Dunkward Rustow. New Y ork.) Lo­ zan Barış Konferans t. 1 9 7 3 . 19 6 0 . “N egotiations and N ational Interest”.

Temmuz-Eylül 1919 tarihleri arasında Erzurum ve Sivas Kongreleri ile örgütlenmiş ve mücadelenin amaçları bu kongrelerde anahatları ile belir­ lenmiştir: Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür. ulusal kurtuluş hareketinin temel ilkelerini “Misakımilli” adı altında ilan etmiştir: (i) 30 Ekim 1918 Mondros Silah Bırakışması sırasında düşman işgaline düşmüş bulu­ nan ve halkının çoğu Arap olan bölgelerin geleceğine. (ii) Kars. adli ve mali ayrıcalıklar kaldırılacaktır (aynı kaygı). (v) karşılıklı olması halinde azınlık hakları kabul edilecek ve uygulanacaktır (kapitülasyonlardan alı­ nan derslerle karşılıklılık esası getiriliyor). 408 . (iv) İstanbul kenti ve Marmara bölgesinin güvenliği sağlanacaktır. Bu kötü koşullar altında İstanbul'daki Osmanlı hükü­ meti galip devletlere karşı tam bir teslimiyet politikası iz­ lerken. (iii) Batı Trakya’da halkın oyuna başvurulacak­ tır. (vi) her türlü siyasal. İşte. Anadolu'nun içlerine doğru zorlamaya başlamışlardır. Ardahan ve Batum'da halkın oyuna başvu­ rulacaktır. Dünya Savaşı'nm galip devletleri. Mustafa Kemal'in önderliğinde Anadolu'da başla­ yan ulusal kurtuluş hareketi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) vaş sırasında yapılan gizli antlaşmalarda belirtilen yerleri işgal hakkını vermemekte. böl­ ge halkı bizzat karar verecektir (ulusal self determinatiorı il­ kesi). Osmanlı Meclisi Mebusan’ı 28 Ocak 1920 tarihindeki son toplahtısmda. aynı zamanda şu iki önemli hükmü de öngörmekteydi: (i) Boğazlar bölgesi işgal altına alınacak ve (ii) İtilaf devletleri güvenliklerini tehlike altın­ da gördükleri bölgeleri de işgal edebileceklerdi. anlaşmalarda söz konusu edilen “Mezopotamya” ve “Kilikya” gibi sınırları hiç de belli olmayan bölge adlarına ve yukardaki maddeye daya­ narak. Türklerin içinde yaşayacağı sınırı sürekli kuzeye. I. geçici bir hükümet kurulacaktır ve Mandat ile himaye sistemleri kabul edilemez. Anadolu’da bu örgütlenme çabaları olurken.

Sevres Antlaşması’na göre. Osmanlı devleti itilaf Devletlerinin ortak bir 40? . Van. Sevres Banş Antlaşması I. 2. Irak Ingilte­ re'ye bırakılıyordu. Kısaca. ordusu ve bütçesi olan bir Boğaz Komisyonu kurulacaktı. Sevres. Osmanlı devletinin Rumeli sınırı 'bugünkü İstanbul ilinin sınırına getiriliyor ve böyle­ ce “Türkler'in Avrupa'dan atılması” ile ilgili yüzyıllık Av­ rupa amacı gerçekleşiyordu. Osmanlı devletinin askeri gücü de kolluk kuvvetleriyle sınırlandırı­ lıyordu. Muş. Irak ve Suriye ara­ sında kalan bölgede Kürdistan kuruluyordu. İslam dünyasına öncülük yapmak iddiasında bulunan çokuluslu bir imparatorluk yerine. Batı Anadolu Yunanistan'a. Osmanlı yönetim ve gelenekleriyle bağ­ lantının kesildiğini tüm dünyaya açıkça ilan etmiştir. Urfa. Bitlis ve Er­ zincan'ı içine alan bir Ermenistan. bir ulus hakkında gerçek bir “ölüm fermanı”dır. Türkler'e “yaşama hakkını” tanımayan bir barış antlaşmasıdır. Doğuda Beyazıt. Fırat akarsuyunun do­ ğusundaysa yeni kurulan Ermenistan. Gaziantep ve Amanos dağları Fran­ sa'ya' veriliyordu. Sevres. ulusal ve bölünmez bir Türk ülkesinin sı­ nırlarım çizmiş. Aslında “barış antlaşması” da değil. güneyde Mardin. bağdaşık bir “ulus-devlet” kurula­ caktı ve yeni Türkiye'nin gücü buradan kaynaklanıyordu. köhne ve yenilmiş bir imparatorlu­ ğu parçalayan antlaşma değildir. Bütün bunların dışında. İstanbul uluslararası bir kent olacak ve Boğazlar'da donanması. galiplerle öteki Avrupa devletleri arasındaki anlaşmalardan çok daha ağır­ dır.Birinci Dünya Savaşı Misakımilli. yalnız eski. Dünya Savaşı'ndan sonra galip devletlerle İstanbul'daki Osmanlı hükümeti arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde im­ zalanan bir barış antlaşması olan Sevres.

Doğu cephesinde Ermenilere karşı savaşıldı. hem tarihsel bir “anakronizm” idi ve hem de İtilaf devletle­ rinin propagandasını yaptıkları ilkelere ve dönemin ulusla­ rarası sisteminin gerçeklerine ters düşüyordu. Bunun yanında. son derece önemli bir nokta olarak. Türkiye sınırları içinde Ermenilerin çoğunlukta bu­ lunduğu hiçbir bölge olmadığı da antlaşma maddeleri ara­ sına alındı. Güney ve Batı cepheleri. uzun sürede ortadan kalkıp yok olmaya terk edili­ yordu. 2 Aralık 1920 tarihli G üm rü Antlaşması ile doğudaki harekât sona erdi. Ege ve Akdeniz'e çıkışı olmayan ve yeterli yerüstü ve yeraltı kaynaklarına sahip bulunmayan bu küçük bölgede Türk insanı. 3. Yeni kurulmuş bu­ lunan Bolşevik rejimden yardım alan Ermeniler. Bu antlaşma ile. Savaş ve Diplomasi Türkler. Sevres Antlaşması hükümlerine göre Er­ menilere bırakılan doğu illerine ek olarak. 1878 Berlin Ba­ rışı ile Rusya'ya bırakılan Kars ve dolayları da Türk sınırla­ rı içine alındı. işgalci İtilaf devletleri ve öteki işgalcilere karşı üç cephede çarpıştılar: Doğu. 1920 yı­ lında saldırıda bulundular ve Kazım Karabekir komutasın­ daki Türk Ordusu karşısında yenildiler. güçlü ve gerçekçi bir temelde başla­ yacaktı. Kastamonu ve dolayları bırakılıyordu. Türkiye'nin bu devletten yardım alması kolaylaştı ve Türk kuvvetleri i 410 . haklı.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) sömürgesi haline getiriliyor. Türk ulusal kurtuluş savaşı. bu imparatorluğun başat un­ suru olanTü rk insanına uygulanmak istenen bu antlaşma. Türklere “yaşama bölgesi” olarak Ankara. Gümrü antlaşmasının önemi şuradadır: Erzurum-Bakü demiryolunun açılmasıyla Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında doğrudan bağlantı sağlanarak. Bir imparatorluğun içindeki azınlıklara yaşama ve bağımsızlık hakkı verilirken.

Türk mücahitlerinden güneyde sert bir direnme gören Fransa ise. Sovyetler Birliği ile 16 Mart 1921 tarihinde Moskova Dostluk Antlaşması imzalandı. > 31 Mart 1921'de kazanılan 2. İtilaf devletleri­ nin çok az değişiklik önerdikleri bu konferans başarılı olmamışsa da.Birinci Dünya Savaşı arkalarından emin olarak güneyde ve batıda savaşmak ola­ nağım buldular. Anadolu macerasını daha fazla sürdüremeye­ ceğini sezdiği için. Londra'da Sevres'i değiştirecek bir konferans topladılar. batıda Yunanlılara karşı kazanılan I. İtalya gibi. Gümrü'den sonra. Anadolu'da tutuna­ lı . Sovyet hükümetinin Türkiye'nin güç ve azmi konusundaki ikir­ ciklerine son vermiş ve Sovyetler Birliği Misakımilli’yi tanı­ yan ilk büyük devlet olmuştur. İnönü Zaferi'nin sonucu olarak İtalya. Artvin ve Ardahan Türkiye'ye devredilmiştir. 16 Mart ta­ rihli antlaşma. Ayrıca. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerindeki Sakarya Zafe­ ri'nin sonunda Fransa da. Türkler'in düzenli ordu birlikleriyle kazandığı bu ilk zafer. İnönü Savaşı'nm (10 Ocak 1921) Sovyetler Birliği tarafından iyi değerlendirilmesi sonucu mümkün olmuştur. I. askerlerini Anadolu'dan çekti. bu savaşa daha uzun bir süre dayanamayacağım anla­ dı. İnönü Savaşı'ndan sonra İtilaf devletleri. Sovyet hükümeti Misakımilli'yi tanımış ve Çarlık Rusyası ile Osmanlı devleti arasındaki bütün antlaşmalar hükümsüz hale getirilmiştir. Bu ant­ laşmayla. Fransa bir süre daha bekleyerek Türklerin ger­ çek gücünü anlamak ve ona göre hareket etmek isteyecek­ tir. ulusal davanın dünyaya duyurulmasını sağ­ ladığından önemlidir. Ancak. Türkler ve 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin hükümeti ile ko­ lay baş edemeyeceklerini anladıklarından. 22 Şubat 1921 tari­ hinde Gürcü hükümetine verilen bir ültimatom sonucu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığının temeli olan bu antlaşmanın önemli hükümleri şöyle özetlenebilir: (i) Sınır Sorunları: Türkiye'nin güney sınırları. şimdi boş kalan güneydeki birlikler de batı cephesine çekilmiş ve Yunanistan'a karşı daha güçlü bir duruma ge­ linmişti. Ankara İtilafnamesi'nin sonunda doğu sorunun­ dan sonra güney sorunu da çözüme bağlanmış. uzun ve tartışmalı geçen Lausanne K onferansı 'nın so­ nunda 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan L ausanne Ba­ rış Antlaşması ile yeni Türkiye devleti. Ank ra Itilafnamesiyle saptanmış bulunmaktaydı. Irak ile sınır saptanırken Musul konusunda i 412 . j 11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Silah Bırakışması'ndan son­ ra. Türk dilinin resmi dil haline geldiği ve Türkler'in külj türlerini geliştirme olanakları sağladıkları İskenderun San­ cağı için özel bir yönetim biçimi saptanıyor ve Türkiye ile Fransız mandası altındaki Suriye arasındaki geçici sınır çi­ ziliyordu. 1922 yılının başında. Ay­ rıca. Anadolu'yu Yunan kuvvetlerinden temizlemiştir. Bu amaçla girişi­ len Büyük Taarruz. ulusal sınırlarının içinde uluslararası alanda tanınmış olmaktaydı. Lausanne (Lozan) Banş Antlaşması . 30 Ağustos 1922 tarihinde başarıyla sonuçlanmış ve Türk birlikleri 9 Eylül'de İzmir'e girerek.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) mayacağım kesinlikle anladı ve Fransa ile Türkiye arasında 20 Ekim 1921 tarihli Ankara İtilafnamesini imzaladı. böylece Misakımilli amaçları büyük ölçüde gerçekleştirilmişti. Mustafa Kemal'in önderliğindeki ulusal kurtuluş hareketinin en önemli görevi. Bu antlaşma ile iki devlet arasındaki savaş durumu sona eri­ yor. Bu sınırlar doğrulandı. Yunan işgal kuvvetlerini Batı Anadolu ile Trakya'dan çıkarmak ve Misakımilli esaslarına göre barışı sağlamaktı. 4.

uluslararası hukukun tanıdığı haklar dışında herhangi bir ayrıcalık tanınmadı. ilkesel olarak Boğaz­ lardan serbest geçiş sağlanmış. Sorunun 9 ay içinde ta­ raflar arasında görüşmelerle çözüme bağlanması.Birinci Dünya Savaşı anlaşmaya varılamadı. (iv) B orçlar sorununda Batılı devletler. bağımsız bir devletin veremeyeceği nitelikte olan ayrıcalık­ lar silinmiş oldu. Osmanlı dev­ letine verilen borçların altın lira olarak ödenmesi konu­ sunda ısrar ederlerken. nüfusunun çoğunluğu Türk olmasına rağmen. (iii) Kapitülasyonlar bütünüyle kaldırıldı. Böylece. Türkiye'nin yakm güvenliği göz önüne alınarak. bu geçişi düzenleyecek bir Boğazlar Komisyonu kurulmuş. şimdi Türkiye devletinin sınırları dışındaki bölgelerdeki masraflar ve yatırımlar için de kullanılmıştı ve bu bakım­ dan Türk hükümetinin görüşü haklı ve doğruydu. petrol bakımından zengin olan bu ili Türkiye'ye bırakmak istemedi. Boğazların güvenliği ve 4'3 . Milletler Cemiyeti'ni gidilmesi ka­ rarlaştırıldı. Ege denizinde İmroz ve Bozcaada Türkiye'ye ve­ rildi (Çanakkale Boğazı'nm tam karşısında bulundukların­ dan Türkiye açısından stratejik önemi çok büyüktü) ve Yunanistan'da kalan öteki Ege adaları. Batı sınırı ise Misakımilli'ye uygun olarak çözüldü. 19. yüzyılın başından beri Osmanlı devletinin başına bela olmuş ve ekonomik kalkınmasını engellemiş bulunan. İtti­ hat ve Terakki yönetiminin kaldırmak için çok uğraştığı. (v) Boğazlar sorununa gelince. silahtan arındırıldı. son çözümse 1930'da gerçekleşmiştir. Gerçek­ ten Osmanlı devletinin aldığı borçların büyük bir bölümü. (ii) A zınlıklara. Türkiye. İngiltere. Borçlar konusunda Lausanne'da ancak kısmen çözüme ulaşılmış. bu müm­ kün olmadığı takdirde. borcun şimdi Osmanlı dev­ letinden ayrılmış bulunan bölgelere de bölünmesi gerek­ tiğini ve Türk lirası olarak ödenmesini savundu.

Türkiye. (2) I. Bunun böyle olmasının nedenlerini kısaca şöyle özetlemek müm­ kündür. en az başarılı olması kadar önemlidir. (1) Askeri alanda kazanılan zaferler. Ancak. Türkiye ayrıca. Şimdi bu konular toplu biçimde ele alınacaktır. Bu gerçekten önem­ lidir. yeni dev­ letin izleyeceği dış politikanın önemli amaçlarından biri bu durumun düzeltilmesi olmuş ve 1936 tarihli M ontreux Söz­ leşm esi 'yle sorun çözülmüştür. yenik olmakla birlikte zamanla güç­ lenmesi beklenen büyük bir devlet değildi.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) statüsü Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altına konulmuş ve bölge silahtan arındırılmıştır. emperyalist. 5. Avrupa devletleri­ nin üstünlüğüne karşı verilen ilk başarılı askeri mücadele­ dir. gerek ulusal kurtuluş savaşı ge­ rekse diplomasisi büyük bir başarı kazanmıştır. (3) Sovyetler Birliği ile Batılı devletler arasında ortaya çıkan çatışmadan Türk yöneticilerinin akıllıca ya­ rarlanmaları ve (4) en önemlisi. Bu yüzden. Bu düzenlemenin. Türki­ ye Cumhuriyeti'nin güvenliği ve hükümran hakları açısın­ dan büyük sakıncalar taşıdığı açıktır. ulusal kurtuluş savaşının önderi Mustafa Kemal'in. 414 . Al­ manya ve Rusya gibi. birkaç yıl içinde hakkında verilen kararı değiştiren ve İtilaf devletleriyle eşit statüde yeni bir barış antlaşması im­ zalayarak bağımsızlığını kazanan tek devlettir. Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı'nm Ayırıcı Özellikleri ve Atatürk Türk ulusal kurtuluş savaşı. Açıkça görüleceği gibi. bu mücadelenin başarılı olmasının nedenleri . Dünya Savaşı'ndan sonra galip devletler arasındaki dayanışmanın çökmesi. çünkü Türkiye 1918 yılında yenilen devletler arasın­ da. mücadelenin ve mücadele so­ nunda kurulacak olan devletin temel nitelikleri konusun­ daki sağlam görüş ve düşünceleri.

Bölgenin ulusçuluk ve liberalizm kokan havasında ve 19. hareketin ayırıcı niteliğini anlamak açısından gereklidir. Daha önceki bölümlerde belirtildiği gibi. çağdaş Avrupa değerlerine karşı değildi ve onları kendi silahlarıyla vurdu. Türkiye'de tıpkı Çin. İtilaf devletlerinin zaferinden yararlanan bir devlet de de­ ğildi. Mustafa Kemal iyi bir asker ol­ duğu kadar iyi bir diplomattı. İtilaf devletleri arasındaki anlaşmazlıklardan ustaca yararlanmasını bilmişti. ulusal kurtuluş hareketini hangi düşünce ve ilkelere dayayarak yürüttüğünü görmek. Yukarıda belirtildiği gibi. yüzyılın ikinci yarısında. Atatürk'ün Ulusçuluk Anlayışı Atatürk. Bu. nasıl oluyor da yabancı denetimini atan ilk devlettir? Bu sorunun yanıtı. Türkiye. Çekoslovakya ve Polonya gibi. Hindistan gibi haklıydı ve güç günlerde aydınlı­ ğa çıkarabilecek binlerce yıllık bağımsızlık deneyimi vardı.Birinci Dünya Savaşı Avusturya ve Macaristan gibi Avrupa'nın büyük devletleri­ nin yıkılmasına pek göz yummayacakları Hıristiyan bir Avrupa devleti de değildi. Mustafa Kemal'in mücadelesi. ulusal kurtuluş savaşının niteliğini açıkla­ yacaktır. Tüm bu nedenlerle Mustafa Kemal'in. yüzyılın pozitivist filozoflarından etkilendi. Ancak. 19. bunlardan da önemlisi. O'na göre. Çin ve Hindistan'daki mücadele­ nin o dönemlerdeki başarısızlığının açıkça gösterdiği gibi. Avrupa değerler sistemini reddetmeyen. bunların hiçbirine benzememesine karşın. Avrupa ulus4i5 . bu değerler siste­ mi içinde ama onun üstünlüğüne karşı bir mücadeleydi. hareketin önderi Mustafa Kemal'in geniş ve sağlam görüş­ leridir. a. Avrupa devletleri ilk kez bilinçli ve kendi silahla­ rıyla savaşan bir mücadeleyle karşı karşıya kaldılar. yani ulusçuluk ve li­ beralizm akımlarının Doğu Avrupa'da güçlü bir biçimde estiği bir tarih kesiminde Selanik'te doğmuştu.

Ulusal kurtuluş savaşını örgütleme yolunda Erzurum ve Sivas gibi ulusal kongrelerle. Bunlar. yüzyılın öteki Asya-Afrika hareketlerinden. 3 2 -3 3 ve 143. 8 3 ve Kansu.Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e) lar topluluğunun fiziki sınırlarının dışında. 17. 19. yüzyılda yalnız askeriyenin harekete geçip bağımsızlığı kazandığı Asya-Afrika devletlerinin mücadelelerinden de farklıdır. Atatürk'e göre. s. Bu özellik O'nun hareketini. bağımsızlık için mücadele. s. O'nun hareketi. 19. 20. ulusal oydaşmaya dayanan ortak yurttaşlık temelinde oluştu ve gerek ulusal mücadele içinde ve gerekse sonrasında milliyetçiliği bu çerçeve için­ de uyguladı. tüm dünyaya açık bir biçimde ve halkın etkin desteğiyle yürütülmeliydi. tüm ulusun desteğine ve etkin bir biçimde harekete katılmasına dayan­ malıydı. bir süre sonra başka ülkelerin siyasal etkisi altına gir­ mektedirler. Kısaca. din ve ırk anlayışının dar uygulamasından çok. Türk halkının harekete katılması ve ha­ reketin tüm dünyaya duyurulmasını sağlamış. Atatürk ulusçuluğu. düzenli or­ du birliklerini güçlendirerek hem başarı sağlamış hem de savaş sonrası kurulan devletin uluslararası sistemde saygın bir yere sahip olmasını gerçekleştirmiştir. yani nüfusun ancak belirli bir bölümüne dayanan ve sonunda başarısızlıkla sonuçlanan hareketlerden ayırmaktadır. Dolayısıyla. Kısaca. bu sistemin üs­ tünlüğüne karşı mücadeleler mutlaka ulusçu nitelikte ol­ malı. ulusal sınırlar içinde. ulusal bağımsızlığı koruyacak güçler sınırlı olduğu için.5 Bu temel anlayışlarla Atatürk. Atatürk1 5 A tatürk'ün bu konudaki sözleri için Bkz.: Atatürk Söylevleri. Avrupa'da ol­ duğu gibi. halktan kopuk gizli ör­ gütler içinde çalışmamış ve işgalci güçlere karşı düzensiz çete' savaşlarına ve savaşçılarına güvenmemiştir. yüzyılda Avrupa devletlerinin başarılı deneylerin­ den esinlenmeliydi. ulusal bağımsızlık mü­ cadelesi. 416 . Atatürk'e göre.

Son olarak. Bu O'nu dönemin öteki önderlerinden ayıran önemli bir özelliktir. ileri görüşlü ve akıllı idi. Yalnızca işgalci güçlerin ülkeden ko­ vulmasıyla yetinmemiş. Türk insanını çağdaş dünyanın birleşik ve uygar bir ulusu durumuna getirmeyi amaçla­ mıştır. bunların kendilerini mücadelelerinde destekleyecek çok az 4i7 . Atatürk'ün bir Türk ulus-devleti kurma. Mustafa Kemal önderliğindeki ulusçu hareket. modern bir Türk ulus-devletinin kurulması. Mücadele için çok geniş ve et­ kin bir örgütlenmeye girişti. çünkü savaş sonunda imzalanan Mondros Silah Bırakışması’nda kabul edilmişti. stratejik olarak savunulabilecek askeri sınırlardı. tüm misyonu boyunca yasalara ve hukuka bağlı kaldı. bunlar siyasal sınırlardı. Atatürk'ün M eşruiyet ve H ukuka Bağlılık Anlayışı Tek sözcük ile bir örgüt adamı olan Mustafa Kemal. bir Nkrumah'a bakarsak. ulusal güçleri yüksek bir karar organının altında birleşebilmek için kongreler dü­ zenlediğini gördük. örneğin bir Sukarno'ya. ikinci olarak. Anka­ ra'da TBMM'yi toplamadan önce. Dönemin öteki devlet kuru­ cularına. onurunu bu sava bağlamış ve süngü­ sü ile bu iddiasını kabul ettirmişti. gerçekçi. herşeyden önce. b. yani ulusçuluk anlayışı. amaç ve araçlarını çok iyi hesap ederek siyasal programını bu sınırlara dayamış. O kadar ki. Görülüyor ki. Önce ulusal kongrelerle çizilen ve sonra Misakımilli içine alman yeni devletin ulusal sınırlarının üç önemli ve ayırıcı niteliği vardı: Bu sınırlar. Askerlik ve siyaset alanlarında “mutlak gereklilik” sınırla­ rını hiç aşmamış ve ülkenin kurtuluşunu sadece askeri açı­ dan düşünmemişti. Os­ manlı devleti yenilgisinin en alt noktasında bile bu sınırla­ rı korumasını bilmişti. bu sınırlar hukuki sı­ nırlardı.Birinci Dünya Savaşı ün mücadelesinin özü şuydu: Ulusal ve savunulabilir sınır­ lar içinde.

Siyasi Tarih (ilkçağlardan 1918’e)

örgüte sahip olduklarım ve dolayısıyla bağımsızlık sonrası karışıklıklar içine girdiklerini görüyoruz. Mustafa Kemal ise, bunlara göre, Osmanlı devletinden gelişmiş bir örgüt­ sel yapı devraldı ve bu yapıyı daha da geliştirerek etkin kıl­ dı. İzmir'in 15 Mayıs 1919'da işgalinden hemen sonra Samsun'a geçerek ulusal kurtuluş mücadelesini örgütleme­ ye başladı. Bu işgal, Mondros Silah Bırakışması'nm tam bir ihlali idi. Dağınık direniş hareketleri, yurtsever ordu ko­ mutanları ve yerel yöneticilerle temas kurdu ve bunları bir tek komuta altında birleştirmeyi en önemli misyonu yaptı. Bu yolda en önemli engeller, Osmanlı Sultam'mn hüküme­ ti tarafından kışkırtılan iç ayaklanmalar ve Ankara'nın de­ netimini kabul etmeyen direnme hareketleriydi. Bu koşul­ lar altında verdiği karar, düşmanla mücadeleye başlama­ dan önce, Anadolu'da hukuk ve düzeni kurmak gerektiğiy­ di. Bu, düşmana karşı askeri mücadeleden çok daha önem­ liydi.6 Dolayısıyla, Atatürk dış ve iç cepheler arasında ke­ sin bir ayrım çizgisi koymaktaydı. O'na göre, uzun sürede yıkılmayacak, sağlam ve gerçek cephe, halkın birliğinin oluşturduğu iç cepheydi. Dış cepheyse, yalnızca düşman birlikleriyle karşı karşıya bulunan bir hattı ve birincisi ka­ dar yaşamsal değildi. Kısaca, önemli olan, güçlü bir örgüt­ lenme yoluyla ülkenin iç bütünlüğünü gerçekleştirmekti. Tüm mücadelesi boyunca hukuka bağlılığı elinden bı­ rakmadı. Ankara'da TBMM toplanmadan önce, İstanbul hükümetinin otoritesini açıkça yadsımadı.7 Ancak, 16 Mart 1920'de İstanbul itilaf devletlerince işgal edilip, İstan­ bul parlamentosu ile hükümeti artık resmen çalışamaz du­ ruma gelince, TBMM'yi açtı ve İstanbul hükümetini, Türk halkının gerçek temsilcisi olarak tanımadı. Artık, TBMM
6 Atatürk'ün bu konudaki sözleri için Bkz.: Kansu, s. 593. 418

Birinci Dünya Savaşı

ülkenin tek yasama ve yürütme organıydı ve adım adım ve hukuka bağlı olarak, yeni yönetimin nasıl çalıştığım göste­ ren bir anayasa kabul edildi. Bundan sonra, Anadolu'da düzen, hukukun üstünlüğü ve merkezi otorite sağlandı ve tüm yasalara bağlı olma ilkelerine uyuldu. Bunlar yapıldık­ tan sonradır ki düşmana karşı savaş çabasına girişildi. Sa­ vaş alanlarında zaferin ve Türkiye'nin uygar uluslar toplu­ luğu içinde saygıdeğer bir yere sahip olması için, bu anlatılanlar tam bir önkoşuldu.
c. Atatürk'ün Barış ve Uluslararası İşbirliği Konularındaki Görüşü

“Savaş kaçınılmaz ve yaşamsal olmalıdır. Ulusun yaşamı söz konusu olmadıkça savaş bir suçtur.” Bu sözleri söyle­ yen Mustafa Kemal, ulusal kurtuluş savaşma üç temel il­ keyle başladı ve eğer bunlar kabul edilseydi, askeri ha­ rekâta gerek kalmayacaktı: Bağımsızlık, eşitlik ve ulusal sınırların tanınması. Bu temel ilkeleri gerçekleştirmek için işgalcilere, Yunanistan'a ve onu destekleyen Avrupa dev­ letlerine savaş açmak zorunlu hale geldi. Ancak, işgalcilere karşı savaşırken bile, ana amacı bölgede barış ve istikrarın korunması ve gelecek Türk devleti için olumlu bir ulusla­ rarası atmosferin yaratılmasıydı. İşte bu nedenlerle, barış için kapıyı her zaman açık tutmuştur. Mustafa Kemal dış politikada duygusal değildi. Ülke­ nin çıkarlarına en uygun politikayı izlemesini bilmiş, ulus­ lararası sistemin olanaklarını ve gerçeklerini çok iyi araşlirmiş ve değerlendirmiştir. Ulusal kurtuluş savaşı sırasın­ da ve sonrasında, “mutlak gereklilik” kapsamı içine gir­ meyen konularda ödün vermekte ikircik göstermemiştir. Mudanya görüşmeleri başladığında, gerek Türkiye ve ge­ rekse Batı'da bazı aşırılar, diplomasiyi horlayarak, askeri
7 Kansu, s. 2 3 5 ve Söylevler, s. 27.

419

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

kampanyanın sürdürülmesinde ısrar ettiler. Ancak, askeri harekâtın bir yerde bitmesi gerektiğine inanan ve daha güçlü bir iş olan, kurulacak devleti örgütleme ve reform­ larla çağdaş uygarlık düzeyine yükseltme çabalarına giriş­ mek isteyen Atatürk barış istedi. İsmet İnönü, askeri ha­ rekâtla ele geçirilecek bölgelerin tümünün diplomasiyle ve daha çok insan ve madde kaybı olmaksızın kazanıldığını söylemektedir.8 Lausanne' da Batı dünyası, Türk heyetinin yalnız silahlarıyla konuşan bir avuç asi olmadığım ve Tür­ kiye'nin komşuları ve Avrupa sistemiyle barış içinde yaşa­ maktan başka amacı bulunmadığını anladılar. İsmet İnönü'ye, neden Musul, İskenderun ve bazı Ege adaları konusunda ödün verildiği sorulduğunda, şu yanıtı vermiştir:
“Bu sınırlar içinde teselli bulduğum uz yön, barışın kaza­ nılmış olduğudur. Lozan Antlaşması ile gerçek bir barış y ap ­ mış olduğum uz kanaatidir. ”

Ulusal hükümetin barışa bağlılığını bundan iyi göste­ ren birşey olamaz. Bir Ortadoğu uzmanı olan Lenczowski, Türk dış politi­ kasını değerlendirirken şunları söylüyor:
“Yeni Türkiye, 2 0 0 milyonluk dev Rusya ile sınırı olan etkisine açık bulunan 1 6 milyon nüfuslu orta d erecede büyük bir devletti. Dolayısıyla, Türkiye'nin siyasal ve askeri yapısı ne kadar m ükem m el olursa olsun, gücünün belirli sınırları vardı. Belki de Mustafa Kemal ve onu izleyenlerin en büyük yanı, hu sınırlam aların bilincinde olmaları ve ülkenin gücüne uygun gerçekçi ve ılımlı bir dış politika izlem eleriydi. K e­ mal'in dış politikasında romantik ve serüvenci hiçbir yan y o k ­ tur. ”

Gerçekten, Atatürk'ün dış politikasının değerlendiril8 Atatürk'ün bu konudaki sözleri için Bkz.: Kansu, s. 59 3 . 420

Birinci Dünya Savaşı

meşinde bu nokta son derece önemlidir. Atatürk'ün dış politikası, 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısında bağımsız­ lıklarını alan devletlerin çoğunun dış politikalarından te­ melde değişiktir. Bu devletler gösterişe yönelik serüvenci bir dış politika izlemişlerdir. Bunun da nedeni, içerde bü­ yük sosyoekonomik sorunlarla karşılaştıklarından, sıkıntı­ yı hafifletmek için halkın dikkatini dışarıya çekmektedir. Atatürk'ün “yurtta barış, dünyada barış”, anlamını bil­ meden rastgele kullanılacak bir slogan olmamalıdır. Bu söz iki bölümden oluşur ve arasında sıkı ve anlamlı bir etkitepki ilişkisi vardır.9 “Yurtta barışı” kurma uğraşı, gereken sosyoekonomik reformları gerçekleştirmek ve Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak amacına yöne­ liktir. Bu, doğrudan doğruya “dünyada barış” çabalarını et­ kilemektedir. Dünyada barış ise, serüvencilikten uzak, eski düşmanlıklar üzerinde durmayan, “dostluk” ve “işbirliği” gibi kavramların gerçekleşmesine yönelik bir dış politikayı anlatır. “Dünyada barış” politikası ise, yeni Cumhuriyete bir “nefes alma” zaman ve alanı sağlayarak, iç istikrarı ger­ çekleştirecek ve içte devletin temelini kuran reform çaba­ larına fırsat verecektir. ç. Atatürk'ün Çağdaş U ygarlık Anlayışı Atatürk'ün ulusal kurtuluş hareketini ötekilerden ayıran önemli bir özellik, çağdaş uygarlığa bağlılığı ve Türk halkı­ nın onun düzeyine yükselmeye çalışmasıdır. Reformların hemen hemen tümü bu çerçeve içinde değerlendirilmeli­ dir. Buraya kadar anlatılanlardan, çağdaş uygarlık denen bütünün, hiçbir ulus ya da bölgenin tekelinde bulunmadı­ ğı, en az on bin yıllık tarih süreci içinde çeşitli kavim böl­ gelerin katkılarıyla geliştiği ve yalnızca 1500'ler sonrasında
9 Kansu, s. 2 35 ve Söylevler, s. 11.

421

Siyasi Tarih (İlkçağlardan 1918’e)

Batı Avrupa'da simgelendiği, onun üstünlüğü döneminde de (1700'ler sonrası) global bir nitelik almaya başladığı so­ nuçları çıkarılabilir. İşte Mustafa Kemal böyle bir “çağdaş uygarlığın” üstünlüğüne inanmaktaydı. Lenczowski bu ko­ nuda şöyle diyor:
“Mustafa Kem al ve onun Türkiyesi, çağdaş totaliter re­ jim lerd en temelde çok değişik bir eğilimi temsil etmektedir. Bu rejilerin (dönemin gözde rejim leri olan komünist ve faşist devletlerden söz ediyor) büyük bir hevesle yaptıklarının aksi­ ne o, Batı m irasını (yani çağdaş uygarlık çizgisini) reddetm e­ m iştir... T ürk reform hareketinin en önemli amacı genel bir anlatımla, Türkiye'nin eski A sya A rap kültür ve gelenek ala­ nından çıkarm ak ve çağdaş bir ulus biçim ine dönüştürm ek­ tir.”

Gerçekten, bir ulusçu olarak, Türkiye üzerindeki de­ netimlerini yok etmek için Batı'ya karşı silahlı mücadele vermişse de, Avrupa değerleri sistemine, yani uygarlığın 20. yüzyılda vardığı noktaya, karşı değildi. Mustafa Kemal, Osmanlı devletinin yıkılmasının temel nedenlerinden biri olarak, bu devletin Avrupa ile bağlarının kesilmesini gös­ termekte ve aynı yanlışın bir daha yapılmaması gerektiğini söylemektedir. Bu uğurda en önemli misyonu, Türk halkı­ nın çağdaş bilimin ürünlerinden en etkin biçimde yararlandırılmasıydı. Ülkelerin kendilerini sınırları içine hapse­ derek, çağdaş dünya ile en alt düzeyde ilgilenmeleri, Ata­ türk'ün düşüncelerine tam bir karşıtlık gösterir.10 O'nun kesin inancına göre, uluslar bağımsızlıkları için mücadele­ de başarılı bile olsalar, gelişme ve modernleşme yolunu ge­ riciliğin ve karanlığın engellerinden temizleyemedikleri takdirde, çağdaş düşünce ve dünya ile uyumlu bir biçimde yaşayamazlar ve eninde sonunda daha gelişmiş devletlerin
10 Atatürk'ün Söylevleri, s. 87.

422

Birinci Dünya Savaşı

“kuklası” olurlar.11 Atatürk'ün uygarlık konusundaki dü­ şünceleri ve gerçekleştirdikleri, özellikle 11. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsızlıklarını kazanan devletlerin bugün karşı karşıya bulundukları sorunların geniş çerçevesi için­ de değerlendirildiği zaman büyük bir anlam ve önem ka­ zanmaktadır.

11

age, ss. 13 8 -3 9 .

423

Peter Marshall

W İ
k it a b e v i

mge

Anarşizmin Tarihi
İmkânsızı İstemek!
&

Çeviren: Yavuz Alogan
Devletsiz, efendisiz, patronsuz ve tanrısız “saf toplum ideali” insanlık tarihi kadar eski bir zaman diliminden kaynaklanıp akarak günümüze kadar gelmiştir. Peter M arshall’m “anarşi ırm ağı” dediği bu uzun süreç, bazen genişleyerek, bazen yeraltı sularına karışarak varlığım sürdürmüş, 1917 Ekim Devrimi’nde ; ve 1 9 36-1939 İspanyol İç Savaşı’nda coşkun dalgalarıyla insanlığa yeni umut : kapılan açmıştır. P eter M arshall, bu kapsam lı eleştirel tarih çalışm asında, anarşist fikir ve hareketlerin kökenlerini günümüze kadar izliyor; anarşist kuramcı ve eylemcilerin eserlerini daha geniş kapsamlı anarşist geleneğin içinde ele alarak özgül tarihsel ve kişisel bağlamlarına yerleştiriyor.

1
; Bu kitapta, geçm işten günümüze bütün anarşist akım ların yanı sıra, Tolstoy i gibi bir rom ancının ve Gandhi gibi bir siyasetçinin birer anarşist olarak çizilmiş portrelerini buluyoruz. 1968 ayaklanmaları sırasında, anarşist sloganlann ve öğretilerin, kitle hareketinin ve sendikal akım ların içinde nasıl belirdiğini ve gerçeklik kazandığını, Batı’da sağcı akım ların anarşist düşüncelerden nasıl etkilendiklerini ve “anarko-kapitalist” bir akınV oluşturduklarını görüyoruz,
j -

i Anarşizmin Tarihi, geniş ve derin fikirler ve akımlar yelpazesine rağmen, temel I amacından sapmadan, çağdaş sorunlar ve konularla ilgili pek çok çözümleme ve değer sunan bir anarşist geleneğin var olduğunu kanıtlıyor.

VVilliam Greider

imge
k ita b e v i

m

Tek Dünya
Küresel Kapitalizmin Manik Mantığı

Çeviren: Yavuz Alogan
W illiam Greider, küreselleşmeyi, neşeli bir kayıtsızlıkla önüne çıkan her şeyi tahrip edip biçerek, bütün sınırlan hiçe sayarak ilerleyen, ardında muazzam bir servet kaybı ve insanlık trajedisi bırakan devasa bir m akineye benzetiyor.

Tek Dünya, masa başında yazılmış kuramsal bir küreselleşme çözümlemesi değil. Yazar, kitabın sayfaları boyunca bazen Bangkok, Tayland, Kuala Lumpur ve Yokohoma’da, bazen Varşova, Pekin ve Hong Kong’ta ortaya çıkıyor ve bize, evrensel bir biriktirme, inşa etme arzusuyla ateşlenen insan yaratıcılığının ortaya çıkarttığ ı görkem i ve sefaleti aynı anda sergiliyor; işçile rle , işverenlerle, [ teknisyenlerle yaptığı konuşmaları ve kendi gözlemlerini aktarıyor.
ı Greider’e göre dünya, devletlerin ve hükümetlerin denetiminden çıkan yeni bir küresel sanayi devrimi yaşamaktadır. Halklar ve uluslar, yeni ticari ilişkilerin ağında tuzağa düşürülmekte ve kendi yazgıları üzerindeki denetimi kaybetmek(edirler.

{

li’k Dünya, bu devasa makinenin yarattığı sorunları çözümlemekte; artık kendi başına hareket ettiğini ve insanlığı bir uçuruma doğru sürüklediğini göstermekte; sonuç olarak da bütün dünya halklarına, sosyalizmin ve kapitalizm in genel mantığını aşarak müdahalede bulunma çağnsı yapmaktadır.

Derleyenler Christopher Bertram Andrevv Chitty k it a b e v i | Fukuyama • Marx • Modernite Joseph McCarney Frank Füredi Gregory Elliott Keith Graham Paula Casal Andrevv Chitty Jacques Bidet Alex Callinicos Christopher Bertram Tarih Bitti mi? | j : ! Bir düşünür ve siyaset uzmanı olan Francis Fukuyama. Amerikan ve Fransız Devrimlerinin liberalizmi yerleştirmeye başladıkları ilk andan itibaren ‘liberalizm’. ‘liberalizmin’ insanlığın ulaşabileceği en tam. ancak onun Marksizme ve hâlâ Marksizme derinden bağlı olan Sol’a karşı öne sürdüğü savlarla yüzleşmek gerektiğim ortaya koyan bir yapıttır. Şimdi de bu türden iddiada bulunanların en sonuncusu olan komünizm sahneden çekilmektedir. net bir yanıt vermekte^başarısız kaldığına ilişkin değişik görüşlerin derlemesiyle ortaya çıkmıştır. Fukuyama’nm makalesindeki ana sav. Fukuyama’nm öne sürdüğü savlara ve Sol’un bu soruları ciddiye alarak açık. Komünizmin sahneden çekilmesiyle. daha çok onu reddetmek yönünde olmuştur. rakip toplum biçimleri ve bunların altında yatan ideolojiler arasındaki mücadele anlamındaki ‘tarih’ sona ermektedir. dolayısıyla da son ideoloji olduğu ve tarihin bittiğini gösterdiğidir. Fukuyama’yı görmezden i gelmenin cazip olabileceğini. . ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevli olduğu dönemde. Fukuyama’m n bu savı karşısında Sol’un Fukuyama’ya tepkisi. Tarih Bitti mi?. öncellerinin iddialarını ya da ortaçağ teokrasisi ve faşizm gibi diğer seçenekleri başarılı bir biçimde savuşturmuştur. Tarih Bitti mı?. bu bağlamda. ‘Tarihin Sonu mu?’ başlıklı bir makale yayımlamıştır.

ı yolunda bir girişim olarak da algılanabilir. IIerstein gibi ünlü ekonom ipolitik ve tarih bilginlerinin yazılarını içeten I m Vıipıi.unlamaları ve “Avrupa-merkezci bir uygarlık tarihi” taslağı olmaktan Uuı laı tn. Ja n e t A bu-Lughod ve Imnıaınıel W. B e ş B in y ıllık m ı? VVilliam H. beş b in y ıllık tarihinin itici gücünü oluşturm uş! m VVilliam H. birçok “ulusal 1 . David W ilkinson. Barry K.1 Min beş yüzyıllık değil. Ekholm. Gills Dünya Sistemi B e ş Y ü z y ıllık mı. Gills K. II > 1 1 uya sistem i” savıyla ilgili görüşleri yansıtan editörler. K. bir “Tarihakım ı” oluşturmaya adaydır. Kanlı e ıılıı 1 vıı nsel tarihten başka tarih yazılamaz” yargısına katılmaktadıı laı . Sermaye birikim i olgusu. Sam ir Amin. Ekholm Jonathan Friedman David VVilkinson Samir Amin :ein Çeviren: Esin Soğancılar Yayıma Hazırlayanlar: Alâeddin Şenel Yavuz Alogan I > i lemeye katkıda bulunan yazarların çoğuna göre.Derleyenler Andre Gunder Frank Barry K. McNeill Andre Gunder Frank Barry K. dünya sisteminin yalnı/ı . sonuçla. 11 ılı lı.. McNeill. Aynca. Jonallımı I ı lodman. Gills. çağdaş dünya sistemi son ı lırş yüzyılın olgusu olm ayıp en azından beş b in y ıllık b ir geçm işe sahip llu gü nkü “d ünya s is te m i”n in ç ek ird e ğ i ilk kez MÖ 3 0 0 0 ’de G üney Mezopotamya'da kök salmış. tarihi. Andre Gunder Frank. “hegemonya odaklan” zamanla değişip gelişen k H ünümüze dek ulaşmıştır.

Giovanni Arrighi dünya tarihini biçimlendiren kurumlar ve yapılar arasındaki bağlantıları. büyük bir ustalıkla kurduğu toplumsal kuram. kurulmakta olan yeni bir tarihi yapıya terk etmeye zorlayan devlet-sermaye ilişkilerinin incelenmesiyle sona ermektedir. Bu eserde. Arrighi. dünya ölçeğinde tarihi önem kazanmaları ve şiddetli bir biçimde yerlerini başka türden ilişkilere terk etmeleri ayrıntılı bir biçimde İncelenmektedir. ekonomik ve siyasi güç ağlarım yeni bir biçimde kurgulayan yeni bir hegem onyacı gücün. Güç ve Çağımızın Kökenleri "^r .. .Giovanni Arrighi w İMGE k ita b e v i AafeKikan Sosyoloji DemıeÇi Uzun 20. hegemonyacı sınıflar ve devletler tarafından sermaye. kapitalizmin yedi yüz yıllık uzun dönemi içinde incelemektedir. HollandalI. dünya ölçeğinde giderek genişleyen ekonom ik alanlarının denetimini ele geçirmeyi başardığı birbirini izleyen “uzun yüzyıllardan” oluştuğunu belirtmektedir. Arrighi. Braudel’in yaklaşım ını izleyerek kapitalizmin tarihinin. Venedikli. Yüzyıl Para.. yavaş yavaş belirmeleri ve doğuşları.. sermaye birikimiyle devlet kurma faaliyetleri arasındaki ilişkiyi.| 1995 Bilimsel Amşnmta Ödiilû t m ' v İ' : V / Çeviren: Recep Boztemur Uzun Yirminci Yüzyıl. Am erikan dünya gücünün oluşumunu belirleyen ve şimdi bu gücün yerini. Uzun Yirminci Yüzyıl. İngiliz ve son olarak Amerikan kapitalizm tarzlarının geçirdiği süreçleri açımlamaktadır. bu çerçeve içinde Floransalı.. karşılaştırmalı tarih ve tarihsel anlatı senteziyle yorumlamaktadır.. Cenevizli. devlet gücü ve jeopolitik arasında kurulan tarihi ilişkilerin..

ı u adalarla. koylarla ve kendi yanmadalanyla bölünmüş kapalı vebirbiriylc bağlantılı iki deniz uzanıyordu.Yensiz gömlek. Kuzeyde. Mitau.. bir geminin pruvasında baş gibi tlıır. Beş milyon yıl boyunca var olan tek şey. düşünce ekonomisi şiirleriyle yanşamaz: Avrupa bir Su perisi ise Napoli onun parlak mavi gözleridir Ve Varşova kalbi.ııı bir yanmadaydı. Sivastopol ve Azak. Odessa Bunlar da ayaklarındaki dikenler. Ve Rom a. (.. Paris baştır. Batıya doğru.) Tarih. çağlar boyunca genişleyen ve büzülen bir ı aıuv..Norman Davies Avrupa Tarihi Yayıma Hazırlayan: Mehmet Ali Kılıçbay Başlangıçta Avrupa yoktu. Londra kolalı yaka. güneyde ise. Kimi evrenin tarihini tek sayfaya sığdıı n kimi de bir mayısböceğinin yaşam dönemini kırk ciltte anlatır. Yine de hiçbir tarihçi..ıt ya da donmuş bir denizanası gibi büyük kutup buzulları. güneye ı l ı ıf. hiç kimsenin aşamadığı okyanusla. dünyanın uzun ve en büyük kara kitlesinin önünde. . Petersburg. herhangi bir genişlikte yazılabilir. luııuıı insanların ve uygarlıkların geldiği ve dünyanın geri kalan kısmına uzanan lılı köprü yer alıyordu.

Marc Ferro imge k ita b e v i F e t ih le r d e n B a ğ ı m s ı z l ı k H a r e k e t l e r i n e Sömürgecilik Tarihi 1 3. Y ü z y ı l .. diğer yandan ik i arada b ir derede kalan etnik toplulukların yarattıkları karışıklıklarla başa çıkmaya çabalamaktadır. var olan etnik ve dini mücadelelere başka bir gözle bakacaksınız. Kilisesiyle. bir yandan dayatılan “Batı tipi” ekonomik modellere ayak uydurmaya çalışırken. küreselleşmeye. Ama konunun odağında Batı Avrupa bulunmaktadır. bunu sürekli kılm ak uğruna insanların doğrudan ruhlarına sahip olmayı amaç edinmiştir. dünyanın birtakım olmazsa olmaz kabul edilen kurumlarına. ekonomisiyle. Rusların Slav olm ayan topluluklar hakkındaki politikaları. . Çinlilerin çeşitli Asyalı toplumlarla ilişkileri vb. dünyada gelmiş geçm iş hiçbir devlet örgütünün masum olmadığı ayrıntılı örneklerle gösterilm ektedir: İkinci Dünya Savaşı Japonyasm da Uzakdoğu toplum larına y ö n elik değerlendirm eler. Çünkü Batı kökenli söm ürgecilik çok daha radikal hedefler benim sem iştir. Öylesine onulmaz yaralar açmıştır ki. Sömürgecilik Tarihi’ni okuduğunuzda.2 0 . eski hegemonyaların sınırlarından yaratılan “bağımsız” ülkeler.. yeryüzünden toptan silinen kim i etnik toplulukların tek bir açıklaması vardır: Sömürgecilik hareketi. Esas olarak Batı Avrupa kökenli olan bir hareketi ele alan bu çalışmada. kendi içindeki savaşlarıyla. G üney A m erika’daki Muz cum huriyetlerinin çektikleri sıkıntıların. sömürgeciliğin kâğıt üzerinde ortadan kalkmasına rağmen. Y ü z y ı l Çeviren: Muna Cedden Bugün A frika top lu m ları arasında sürüp giden k an lı savaşların. Girdiği ülkeyi yalnızca söm ürmekle yetinm em iş. Kavalalı M ehm et Ali Paşa’m n Sudan’a ve H abeşistan’a yönelik niyetleri. dünyanın doğu yarım küresinde bitm ek tükenm ek bilm eyen darbelerin ve daha n ice ülke toplum larm m kanayan yaralarının. dahası ırksal sınıflandırmalara gitmiştir. Hikmeti kendinden m enkul b ir “uygarlık” vaazıyla inanç sistem lerini parçalam ış.

eserleri Fransa’da en çok okunanlar arasına giren) Emmanuel Le Roy Ladurie’nin Romans Karnavalı adlı bu eseri. Dönem aynı zamanda din savaşları dönemidir ve Saint-Barthelemy katliamının üzerinden daha on yıl bile geçmemiştir. belki de en yaratıcı ve renkli ismi.. Henri’nin Fransasm da. . Yaşamın oyunla iç içe geçtiği hareketli iki hafta. Fransız Annales Okulu’ndan (Fernand Braudel ile birlikte çağdaş tarihyazımım en çok etkilem iş. kanlı b ir katliamla sona erecektir. Laduire. M um lar Bayramı arifesinde. çaresiz. bu sesi pek ciddiye almayacak.. iki haftaya sıkışan olaylardan yola çıkarak kapsam lı bir sosyal tarih yazıyor. diğer yandan yerel yönetim in suiistim alleri karşısında bunalan.. Bu büyük tarihçi.Emmanuel Le Roy Ladurie a > imge k it a b e v i Romans Karnavalı Mumlar B a yra m ı’ ndan Küller Ç a rşa m b a sı’ na 1 579-1 580 Çeviren: Mehmet Ali Kılıçbay Yıl 1 5 7 9 -1 5 8 0 . tam bir m ikrotarih şaheseri ortaya çıkarıyor. Beklenmedik ağır yağışların yol açtığı kötü hasat ve bunun sonucunda katlanan fiyatlar. ortam ı daha da gerecek ve yaklaşan Karnaval. işte bu ayaklanmayı anlatır. ama yargıç Guerin’in şahsında cisimleşen düzen. İşere ırm ağı üzerindeki Rom ans ken ti. D evletin artan talepleri karşısında soyluların da ellerini ceplerine atm asını istiyorlar. Bir yandan m utlakıyetçi devlete gidişin sıkıntıları. seslerini duyurmaya çalışan köylüler ve zanaatkarlar.. kumaşçılar esnafı lideri Paumier’nin önderliğinde bir halk ayaklanmasına sahne olacaktır. hoşnutsuz. elinizdeki eseriyle ilk kez Türkçede. köylü ve zanaatkarlardan yankılanan bu şikâyetleri her zamanki gibi geçiştirmeye çalışacaktır. III.

Tüm Eserleri --------.I I • Balkanlar’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk •---• Ortadoğu’da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk • Osmanlı Modernleşmesi • OsmanlI’da Değişim.m\ İMGE k ita b e v i Kemal Karpat _____________ . Modernleşme ve Ulusçuluk • Türkiye ve Orta Asya •Türkiye’de Demokrasi ve Siyasal Sistem I [ »Türkiye’de Toplumsal Dönüşüm .

S iy asi tarihi çok yönlü. konuyu çok geniş bir çerçevede ele almasıdır. \ I \ Prof. - ISBN H75-533-043-7 www imge.com . disiplinler arası bir çerçevede ele almış.ORAL SANDER Sİ YASİ T A R İ H İ L K Ç A Ğ L A R D A N 1918’E Oral Sander'in siyasi tarih alanına en büyük katkısı. Ö m er K ürkçiioğlu ^ •■ • . uygarlık tarihi. kültür ta rih i te m e lin e o tu rtm u ştu r. h em siy a si ta rih öğrencilerinin hem de genel okuyucunun ilgisini çeken.corrytr imgekitabevi. yararlı bir tem el başvu ru kaynağı niteliğindedir. Bu kit^ıp. Dr.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful