You are on page 1of 195

Bu kitap ada felsefenin en yararl kitab haline gelecektir, nk okuru sayalarn sfrlamaya ve dncenin durmadan daha ok beslendii kaos

karsnda, kendi zar atmn denemeye aryor. Dnceyi, direni gcnn en gvenilir gstergesi olan en ciddiyetiyle kendi snrlarna doru gtren, ak, youn ve zor; bizatihi akl, embersi mant, sarmal geliimi yznden zor bir kitap.

Raymond Bellour
(Magazine Littraire)

FELSEFE NEDR?

Gilles Deleuze - Flix Guattari kilisi, felsefe tarihinde eine ender rastlanan bir ibirlii gerekletirmeden nce, bamsz birer dn ce adam olarak da modern zamanlara mhrlerini vurmulard. Gilles Deleuze, Kant, Hume, Spinoza, Bergson ve Nietzsche zeri ne yapt aratrmalarnn ardndan zgn izgisini buldu. Bu iz giyi Michel Foucault, "gn gelecek, XX. yzyl Deleuze'c bir a olarak anlacak" szleriyle tanmlamtr. Deleuze, 1970'lerin ilk ya rsnda, farkl bir ilgi alanndan ve kuaktan gelen Flix Guattari ile karlamtr. Byk ibirliinin ilk rn Anti-Oedipe 1974'te ya ymland ve inanlmas g bir etki yaratt. Bir yandan bamsz a lmalarn srdren Deleuze ve Guattari, bir yandan da ortak rnler kaleme alp Kapitalizm ve izofreni projesini genileterek Kafka, Kksap, Bin Yayla gibi dnce tarihi asndan byk nem tayan son derece aykr kitaplar yaymladlar. Guattari'nin erken lmyle yarda kalan bu kolektif servenin son meyvesi olan Felsefe Nedir? 1991'de yaymlanmt (Trkesi: YKY, 1993, eviren: Turhan lgaz).

Turhan lgaz 1945'te Trabzon'da dodu. Galatasaray Lisesi ve s tanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi Felsefe Blm'n bitirdi. niversite yllarnda balad gazetecilii 1988 ylna kadar sr drd. O yldan bu yana kitap yayncl ve Franszcadan eviriler yapyor. Balca evirileri: Leonardo da Vinci'den Defterler (Hil, 1986); Octavio Paz'dan Modern insan ve Edebiyat (Remzi, 1993), Michel Serres'den Doayla Szleme (Contrat naturel; YKY, 1994), Der Spiegel Dergisi'nden Profesr Heidegger, 1933'te Neler Oldu? (YKY, 1995), Alexis de Tocqueville'den Eski Rejim ve Devrim (L'Ancien rgime et Rvolution; Kesit, 1995), Raymond Aron'dan zgrlkler zerine Deneme (Essai sur les liberts; Kesit, 1995), Marc Ferro'dan Sinema ve Tarih (Le cinma et l'histoire; Kesit, 1995), Jean-Paul Sartre'dan Sartre Sartre' Anlatyor, Filozofun yo Yandaki Otoportresi (YKY, 1996), Franois Jacob'dan Mmknlerin Oyunu (Le jeu des possibles; Kesit, 1996), Marc Aug'den Yer-olmayanlar (Non-lieux; Kesit, 1997), Marisol Touraine'den Altst Olan Dnya, 21. Yzyln jeopo litii, (La gopolitique du 2 me sicle; mit, 1997), Daniel CohnBendit ve Olivier Duhamel'den Euro in Kk Szlk (Petit dic tionnaire pour l'Euro; YKY, 1999), Pierre Bourdieu'den Televizyon zerine (Sur la tlvision; YKY, 2000), Chantai Thomas'dan zgr ln Tamak (Comment supporter notre libert; Om, 2000), Luc Ferry'den Ekolojik Yeni Dzen (Le nouvel ordre cologique; YKY, 2000).

GILLES DELEUZE FLIX GUATTARI

FELSEFE NEDR?

EVREN:

TURHAN ILGAZ

Yap Kredi Yaynlar - 243 Cogito -1 Felsefe Nedir? / Gilles Deleuze, Flix Guattari zgn ad: Qu'est-ce que la Philosophie eviren: Turhan lgaz Kitap Editr: Selahattin zpalabyklar Dzelti: Sevil Emili Kapak Tasarm: Nahide Dikel Bask: efik Matbaas 1. Bask: stanbul, Austos 1993 6. Bask: stanbul, Temmuz 2001 ISBN 975-363-088-3 Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A.., 1992 dition de Minuit, 1991 Yap Kredi Kltr Sanat Yaynclk Ticaret ve Sanayi A.. Yap Kredi Kltr Merkezi stiklal Caddesi No. 285 Beyolu 80050 stanbul Telefon: (0 212) 252 47 00 (pbx) Faks: (0 212) 293 07 23 http: / / www.yapikrediyayinlari.com http://www.shop.superonline.com/yky e-posta: ykkultur@ykykultur.com.tr

NDEKLER

nsz 7

Giri
Demek ki Soru... 11

I
FELSEFE 1. Bir kavram nedir? 23 2. kinlik Dzlemi 39 3. Kavramsal Kiilikler 60 4. Geofelsefe 80

II
FELSEFE, MANTIK BLM VE SANAT 5. Fonktifler ve Kavramlar 107

6. Prospektler ve Kavramlar 122


7. Alglam, Duygulam ve Kavram 146

Sonu
Kaostan Beyne 179

nsz

Bu kitap, temel dnce formunun; sanatn, bilimin ve felsefe nin, bilgiye ulama srecindeki farkllklarna, koutluklarna ve kesimelerine deinmekte; deinmek ne demek, bu alanda dpe dz yaplmadk, dolaysyla allmadk, kktenci (hatta devrimci), yepyeni bir zmleme getirmektedir. Felsefe, insanolunun "bilme istenci" olarak dncenin kaos la giritii kavgadan beri, bir yandan da kendi kendisini tanmla maya uramtr. Bu yzden, kitabn fazlasyla alakgnll (ve de iddial) bal yanltmamaldr. nk Deleuze-Guattari kilisi, bilgilerimizin bugn ulat u noktada konumlanarak, kendi, meydan okuyucu tanmlarn getiriyorlar... Felsefenin nitelii ve nicelii zerinde kafa yormu btn filozoflarn, kendi dnemle rinde, ayn konumlar iinde tanm rettikleri dorudur elbette. Ama, bilgilerimizin -sanatn duyumsadklar ve bilimin ilevselle tirdikleriyle birlikte, topluca- bugn eritii soyutlama gc ve ye tenei gznne alndkta, phe yok ki Felsefe nedir sorusu, zmsel olduu kadar, ve daha da ok, bireimsel bir tanma gerek sinmektedir. Bu kitab, ada felsefe metinlerinin en nemlilerin den, en baatlarndan biri yapan da, bylesi bir gereksinimin kar l olmasdr. Kitap; felsefeyi, kaosla giriilmi kavga olan bilme servenin de, insan, "olmak" (tre) fiilinin gcyle donatmay akl ettii iin bir "Yunan ii" olarak kerterizledii corafyadan alp, "Dou bilge lii"nden ok farkl bir dzlemde ilerleyen almlar iinde izledii lde, bir felsefe tarihi olarak da okunabilir. Ama, felsefe(ler)in Ta rihini okumak deil, tarih iindeki "haline-geli"lerini anlamak balamnda... nk, Deleuze-Guattari kilisinin felsefeye getir dikleri (devrimci) tanm, onu artk bir tr kken, veya dn, veya

Felsefe Nedir?

aray, veya dncenin dncesi gibi, aina tanmlarla tanmlama


mza brakmayacak lde net, mulaklktan uzak, ak seiktir: felsefe bir edimdir, bir yaratma, kurma edimidir. Yaratt, kurdu u eylerse KAVRAMLARdr. Bylelikle, felsefe, temaa (nesnel idealizm) ile de, dnmleme (znel idealizm) ile de, iletiim (z nelleraras idealizm) ile de kartrlamaz, kartrlmamaldr. Ve felsefece dnme edimi de "znenin ve nesnenin kategorileri iin de deil, ama yurtluun ve topran (yeryznn) deiken bir ilikisi iinde" gerekleir. Bu yzden de felsefe, haline-geli olarak tarihin (zamann) iinde olduu lde, dncenin yurtland ve yurtsuzlat meknn (et/beden'den evrene) iindedir; bir geo felsefedir. "Felsefe nedir"; felsefenin ne tr bir dnce formu olduunu syledii lde, teki iki dnce formundan, sanattan ve bilim den neden ve nasl ayrldn ortaya koymaktadr. Ama bu form arasnda, ittifaklar, atallamalar, eklemlenmeler; karlkl atflar da hi eksik olmaz. " dnce biimi, bireim ve zdele im olmakszn kesiir, iie girer. Felsefe, kavramlaryla olaylar kartr, sanat, duyumlaryla antlar diker, bilim de, fonksiyonlaryla eylerin durumlarn kurar." Bir yandan, dnce, temel bil me formunun zgnln ve zerkliini kurarken, bir yandan da bu n, yanl anlamalarn, atmalarn veya kibirlerin, kostak lanmalarn tesinde, birbirini kollamaya, birbirine gereksinmeye ve birbirini anlamaya mahkm eden ey nedir o halde? Bizatihi zihin olan ve Ben znesini telaffuz eden bir Beyin... Bu kitab trkeletirmek, keyifli ama etin bir i oldu. Felsefeyi 'kavramlar yaratmak' olarak tanmlayan, batan sona kavramlarla i gren ve bu arada bir takm yeni kavramlar da geti ren bir metne, trkenin -ne yazk ki- pek clz felsefe szlnden karlklar bulmak kolay olmad. rnein, franszcann sradan bir 'anlamdalar' szlnde, krk tane anlamdan bulabileceiniz penser / dnmek fiiline, "tefekkre" dalmadan ka tane trke anlamda bulabilirsiniz? Oysa ki, "Felsefe nedir"de, rflchir fiilin den treme reflexion szc, baatlkla hesaplalan bir kavramd. Bir tr dnme halini ifade eden bu iki szc, penser / dn mek fiilinden ve pense / dnce adndan ayrmak iin, Tahsin Ycel'in getirmi olduu dnmlemek fiilini ve dnm, d nmleme adn kullandk. Kitapta hesaplalan bir baka nemli kavram, contempler fiilinden gelen contemplation adyd. Seyir szc , bize contemplation'daki vurguyu tastamam verir grnmedii

nsz

iin, bu szc temaa ile karlamay yeledik. Felsefenin ska kulland 'ben' kavramnn, franszcadaki moi ve je olarak farkl lamasna denk dmek zere, 'Moi' iin 'ben', 'Je' iinse 'Ben zne si demeyi uygun grdk. Bunun dnda, bir ok szcn fran szca asllarn da, metinde grlecei gibi, trkeletirildikleri ilk satrda, keli ayra iinde verdik. Bu kitapta kimi yeni kavramlar var. Bunlardan bazlarn, trkeletirmeye kalkmakszn, yalnzca yazmn trkeletire rek braktk: Fonksiyon (ilev) esi anlamndaki fonktif (fonctif), nermenin eleri olarak prospekt(ler). Bu arada 'fonction' (ilev) szc, bilimsel bilime, zellikle de matematie ait bir nosyon olarak kullanld her yerde, 'fonksiyon' olarak brakld. Buna karlk, Deleuze-Guattari'nin, alglama ve duygulanm larmzn oluturduu duyum kitlelerini zmlerken getirdikleri iki kavram, percept ve affect kavramlarn -belki haddimizi aaraktrkeletirmeyi denedik. Alglama ve duygulanm sreleri iin deki bir anl saptayan bu iki kavrama karlk, alglam ve duygu lum szcklerini nerdik. phe yok ki, bu kavramlarla i grecek, bu kavramlar eip bkecek, trke zgn felsefe almalar -eer yaplrsa- srasnda, bulunabilecek daha iyi karlklar, bizim ner diklerimizin yerini alabilir... T. Ilgaz 27 Temmuz 1993

Giri Demek ki Soru...

Felsefe nedir? sorusu, belki de ancak ge vakitte, yallk ve dobra


dobra konuma vakti geldiinde sorulabilir. Aslnda, bu konudaki kaynaka pek clzdr. Ketum bir tela iinde, gece yars, insann soracak bir eyi kalmad zaman sorulan bir sorudur bu. Daha n ce de soruyorlard bu soruyu, durmadan soruyorlard, ama bu sor malar fazlasyla dolayl veya yampiri, fazlasyla yapay, fazlasyla soyuttu, ve soruya yakalanacak yerde, soru ayakst sergileniyor, egemenlik altna alnyordu. Yeterince kanaatkr deildik. Felsefe yapmay ok istiyorduk, slup altrmalar dnda, felsefenin ne olduunu kendimize hi sormadk; en sonunda, "iyi de neydi o, btn hayatm boyunca ben ne yaptm?" diyebileceimiz slup suzluk noktasna eriememitik. Yalln, ebedi bir genlik deil de, tersine egemen bir zgrlk salad, katksz bir zorunluluk sunduu, yaamla lm arasndaki bir hidayet anyla keyiflenilen ve makinenin tm paralarnn alar kateden bir izgiyi gelecee gndermek zere bir araya geldii durumlar vardr: Tiziano, Tur ner, Monet(l). Yal Turner resmi ssz ve geri dn olmayan, bir nihai sorudan farksz bir yola srme hakkn elde etmi, ya da ka zanmtr. Vie de Rane (Ranc'nin hayat) ayn zamanda hem Cha teaubriand'n yalln, hem de modern edebiyatn balangcn iaretlemektedir belki(2). Baz baz, rnein vens kendi gln,
(1) L'oeuvre ultime (Nihai Yapt), Czanne'dan Dubuffet'ye, Maeght Vakf, Jean-Louis Prat'nn nsz. (2) Barbris, Chateaubriand, Larousse Yay.:" Olanaksz deer olarak ihtiyarlk zerine bir kitap olan Rane, iktidardaki ihtiyarla kar kaleme alnmtr: salt yaznn iktidarnn ne kt , bir evrensel ykntlar kitabdr."

12

Felsefe Nedir?

zincirinden boanm rzgrn iinde bycnnkne kartrr ken, sinema da kocamln yetilerini bize sunar. Ayn ekilde fel sefede de, Kant'n Yarg Gcnn Eletirisi kitab, bir yallk dne mi yapt, ardllarnn pei sra koturup duracaklar, zincirinden boanm bir yapttr: akln tm yetileri, Kant'n olgunluk dnemi kitaplarnda onca zenle saptad snrlarn aarlar burada. Bylesine bir konuma yknemeyiz. Ancak bizim iin, felsefe nin ne olduunu sormann vakti geldi. Daha nceleri de bunu yapmaktan geri durmadk biz; ve deimeyen yantmz da esasen o zamandan beri hazrd: Felsefe kavramlar oluturmak, kefet mek, retmek sanatdr. Ancak bu yantn sadece soruyu toparla mas gerekmiyordu, ayn zamanda da bir saati, bir frsat, rastge lileri, manzaralar ve kiilikleri, koullar ve sorunun bilinmeyen lerini de belirlemesi gerekiyordu. Onu, "dostlar arasnda" sr verir miesine ya da gvenle, veya dmana kar bir meydan okumay m gibi sorabilmek, ve dost ya da dman, o gnbatm saatinde, dosttan bile ekinilen saatte sorabilmek gerekiyordu. "te buydu, ama bilemiyorum iyi bir ekilde syleyebildim mi onu, yeterince inandrc olabildim mi?" denilen bir saattir bu. Ve birden farkedilir ki, iyi bir ekilde sylemi ya da inandrc olmu olmak pek de nemli deildir, zira her trl kta bunlar imdi konuulacaktr. Kavramlar, ileride greceiz, tanmlanmalarna katkda bulu nan kavramsal kiiliklere gereksinirler. Bilgi-dostluunun [filozofi, felsefe] yunanca kkenine tanklk ettii bile sylenen Dost da by lesi bir kiiliktir: Baka uygarlklarn Bilgeleri vardr, ama Yunanl lar, daha alakgnll olmakla da kalmayan bu "dostlar" sunarlar. Bilgenin lmn onayan ve onun yerine filozoflar, bilgeliin dostlarn, bilgelii arayan, ama biimsel olarak ona sahip olma yanlar geirenler, Yunanllar olsa gerektir(3). Ne ki, filozof ile bilge arasnda, bir merdivenin basamaklarndaki gibi bir aama fark ol mayacaktr yalnzca: Dou'dan gelmi yal bilge belki figrler ara clyla dnmektedir, oysa ki filozof, Kavram' kefeder, onu dnr. ok deimitir bilgelik. "Dost"un ne anlama geldiini, Yunanllarda, ve zellikle de onlarda bile, bilebilmek daha da zor dur. Dost, marangozun tahtayla olan ilikisindeki gibi, uzmanca bir mahremiyeti, bir tr maddi tat almay ve bir gizilgll m gsterecektir: iyi marangoz tahtann iindeki g mdr, tahtann dostu mudur? Soru nemlidir, zira dost, felsefede belirdiince, ar tk bir dsal kiilii, bir rnei ya da bir ampirik koulu deil, ama
(3) Kojeve, "Tyrannie et sagesse" (Tiranlk ve Bilgelik), s. 235 (in Leo Strauss, De la tyrannie/Ti ranla Dair, Gallimard).

Giri

13

dnceye isel bir mevcudiyeti, bizatihi dncenin olabilirliinin bir koulunu, yaayan bir kategoriyi, aknsal [transcendantal] bir yaanml gstermektedir. Yunanllar, bundan byle bir baka syla deil, ama bir Btnlk'le, bir Nesnellikle, bir Tz'le ilikiye giren dostu, felsefe araclyla bir g gsterisinden geirirler. Pla ton'un dostu olan, ama ondan daha ok bilgeliin, dorunun ve kavramn dostu olan Philalethos ve Theophilos... Filozof onda, kendini kavram olarak bulur ve de kavramlarn eksikliini duyar; hangilerinin yaayamayacan, keyfi ya da nemsiz olduunu, bir an bile ayakta duramayacan; bunun tersine, hangilerinin iyi ya plm ve kayg verici veya tehlikeli bile olsa, bir yaratcla tank lk ettiini bilir. Dost, kavramsal kiilik veya zihnin altrma koulu haline geldikte, ne demektir? Ya da sevgili diyelim ona, gerekten de da ha ok bir sevgili deil mi? Ve dost, saf dnceden dlanm ol duu sanlan teki ile kurduu yaamsal ilikiyi, ta dnceye ka dar, yeniden ieri almayacak mdr? Ya da yine dosttan veya sevgi liden daha baka biri deil midir sz konusu olan? Zira, eer filo zof bilgeliin dostu veya sevgilisiyse, bu, ona eylem olarak sahip lenmekten ok, iinde tad gle buna zorlanarak o konuma ta lip olduu iin deil midir? Dost o halde ayn zamanda talepte bu lunan ve dost dedii kimse de, tersine, bir rakibe dnecek olan nc kii deil, talebini yneltecei ey mi olacaktr? Dostluk, arzunun nesnesine duyulan ak gerilimi lsnde, rakip kar sndaki zentili gvensizlii de tayacaktr. Dostluk ze doru y neldiinde, iki dost, tpk talip olanla rakibi gibi olacaklardr (ama kim onlar birbirinden ayrdedecektir ki?). Felsefe, ite bu ilk hatla r iinde bir Yunan iine benzemekte ve site devletlerinin katksyla rastlamaktadr: yani, dostlardan ya da eit insanlardan oluan top lumlar yaratm olmak; ama ayn zamanda aralarnda ve her birin de, talipleri, akta, spor karlamalarnda, mahkemelerde, yneti ciliklerde, siyasette ve hatta koulunu yalnzca dostta deil ama ta lep edende ve rakipte (Platon'un amphisbetesis szcyle tanmla d diyalektik) bulacak dnceye varana kadar, btn alanlarda kar karya getirerek, rekabet ilikilerini ne karm olmak. z gr insanlar arasndaki bir rekabet, genellemi bir atletizm: agn(4). Dostlua talip olanlarn rekabetini ve zn btnln uzlatrmak, dostlua kalmtr. ok byk bir grev deil mi? Dost, sevgili, talip, rakip aknsal belirlemelerdir ve bu byle
(4) rnein Ksenophon, Lakedemonyallar Cumhuriyeti, IV, 5. Dtienne ve Vernat sitenin zellik le bu ynlerini zmlemilerdir.

14

Felsefe Nedir?

dir diye de, tek ya da bir ok kiilik iinde youn ve canl varolu larn yitirmezler. Ve bugn, felsefede "dost" szcnn anlam zerinde dnen ender dnrlerden biri olan Maurice Blanchot da, dncenin koullarnn bu i sorununu bu haliyle yeniden ele aldnda, en saf Dnce'nin barna hl yeniden kavramsal kii likler, ama bu kez pek az Yunanl olan, baka yerlerden gelme, san ki onlar a priori karakterler konumuna ykseltilmi yepyeni, canl ilikilere doru srkleyen bir felaketten kma benzeyen kav ramsal kiilikler buyur etmez mi: bir dn, bir tr yorgunluk, dostluun kendisini sonsuz gvensizlik ve sabr olarak kavramn dncesine dntren, dostlar arasndaki bir tr kayg?(5). Kav ramsal kiiliklerin listesi hi kapanmaz, ve bundan tr felsefenin evriminde ya da sramalarnda nemli bir rol oynar; eitlilikleri, Yunan felsefesinin esasen karmak olan birliine indirgenmeden kavranlmak gerekir. Filozof kavram dostudur, kavram retme gcn iinde tar. Bu, felsefenin basit bir kavram oluturma, kefetme, retme sanat olmadn sylemek demektir, nk kavramlar ille de birtakm formlar, rnler ya da keifler deillerdir. Daha zorlu bir tanmla felsefe, kavramlar yaratmay ieren bir disiplindir. Dost, kendi yara tlarnn dostu mu olacaktr? Yoksa, yaratcnn tekilliinde ve su retinde, dostun gcne gnderme yapan kavramn edimi midir? Her zaman yeni kavramlar yaratmak; felsefenin amac budur. Kav ram, yaratlmak zorunda olduu iindir ki, onu bir g halinde kendinde tayan kii, ya da onu yaratacak gce ve yeterlie sahip olan kii kimliiyle filozofa gndermede bulunur. Yaratmann, da ha ok duyulur olann ve sanatlarn alanna zg olduu yollu bir itiraz olamaz, sanat zihinsel btnlkler [entits] varettii lde, felsefece kavramlar da "duyumluluklar"dr [sensibilia]. Daha do rusunu sylemek gerekirse, kesin anlamda kavram yaratmak yal nzca felsefeye ait olsa da, bilimler, sanat ve felsefeler, hepsi birden yaratcdr. Kavramlar, gk cisimleri gibi nceden tamamlanm olarak bizi beklemezler. Kavramlar iin ayr bir gkyz yoktur. Onlar kefedilmeli, retilmeli, ya da asl, yaratlmaldrlar ve yara tclarnn imzasn tamadka da bir ey olamazlar. Nietzsche; "Filozoflar, kendilerine verilen kavramlar, yalnzca onlar temizle yip cilalamak zere kabullenmekle yetinmemelidirler, ama onlar retmek, yaratmak, ortaya koymakla ie balamal ve insanlar bu
(5) Modern dnyada, dostluk ve dnme olabilirlii ilikisi konusunda, bkz. Blanchot, L'amiti (Dostluk) ve L'entretien infini (Sonsuz Konuma) -iki yorgunun diyalogu-, Gallimard. Ve Mascolo, Autour d'un effort de mmoire (Bir Bellek abasnn Etrafnda), Nadeau Yay.

Giri

15

kavramlara bavurmaya ikna etmelidirler. Sonu olarak, bugne kadar, herkes tpk mucizevi bir lemden gelmi, kendisi de muci zevi bir eyizmi gibi, kendi kavramlarna gveniyordu" diye ya zarken felsefenin devini belirliyordu; ama gvenin yerine gven sizlii koymak gerekiyor ve onlar bizzat kendisi yaratmad sre ce, filozof en ok kavramlardan ekinmek zorundadr. (Platon, tam tersini retmi olmakla birlikte, bunu iyi biliyordu...) (6). dealar temaa etmek gerektiini sylyordu Platon, ama daha nce dea kavramn yaratmas gerekmiti. Hakknda; kavram yaratmad, kavramlarn yaratmad, denilebilecek bir filozof neye yarard ki? En azndan, felsefenin ne olmadn gryoruz: her disiplinin kendi z yanlsamalarn dourma, zellikle de sat sisler arkas na gizlenme yetenei nedeniyle, kendisinin bazen biri bazen dieri olduuna inansa bile, felsefe temaa [contemplation] deildir, d nm [reflexion] veya iletiim [communication] de deildir. Te maa deildir, zira temaa edilenler, kendi z kavramlarnn yarat l iinde gmlm bir halde, eylerin kendileridir. Dnm deildir, nk hi kimse, her ne stne olursa olsun dnmle mek iin felsefeye gereksinmez: felsefeyi dnce sanat yapp k makla ona pek byk paye verildii sanlr, oysa her ey elinden alnmaktadr, zira ne matematikiler matematiki olarak, matema tik zerine dnmek iin; ne de sanatlar, resim veya mzik ze rine dnmek iin filozoflar beklemilerdir; onlarn o zaman filo zof haline geldiklerini sylemek, dnmleri kendi yaratlarn karlad lde, sadece kt bir aka olur. Ve felsefe, kavram de il "uzlama" [consensus] yaratmak iin, yalnzca grlerin [opini ons] iindeki gcyle i gren iletiimde de hibir nihai snak bu lamaz. Dostlar arasnda, Batl anlamda bir demokratik tartma dncesi, en ufak bir kavram dahi asla retememitir; bu dn ce belki Yunanllardan gelmedir, ama onlar bundan ylesine eki niyorlar ve onu ylesine sert bir ilemden geiriyorlard ki, kav ram, yok edilmi kart grlerin muharebe alan zerinde uan alayc ve kendi kendine ten ku gibiydi daha ok (lenin esrik konuklar). i o eylemler ve tutkular iin kavramlar yaratmak olsa da, felsefe, temaa etmez, dnmlemez, iletiimde bulunmaz. Temaa, dnmleme, iletiim, birer disiplin deil, ama btn di siplinler iindeki Tmelleri oluturan makinelerdir. Temaann, sonra da dnmn Tmelleri, dier disiplinlere egemen olma ryas iindeki felsefenin daha nce katettii iki yanlsama gibidir
(6) Nietzsche, Posthumes 1884-1885, Oeuvres philosophiques XI, Gallimard s. 215-216 ("ekinme sanat" zerine).

16

Felsefe Nedir?

(nesnel idealizm ve znel idealizm) ve felsefenin, kendini yeni bir Atina gibi sunup, pazarlar ve medyalar kavrayverme dnn kurallarn koymas beklenen iletiimin Tmellerine kapanmak su retiyle de daha fazla onurlanmas sz konusu olamaz (znelleraras idealizm). Her yaratclk tekildir ve tastamam felsefece yaratclk olarak kavram her zaman bir tekilliktir. Felsefenin birinci ilkesi, Tmellerin hibir ey aklamadklar, bizatihi kendilerinin aklan mak zorunda olduklardr. Kendi kendini tanmak -dnmesini renmek- sanki hibir ey kendiliinden olmuyormu gibi davranmak- armak, "olmak ta olann olduuna armak"..., felsefenin bu ve daha birok belir lemeleri, giderek yorucu olmakla birlikte, ilgin tutumlar olutu rur, ama bu belirlemeler, pedagojik bir bak asndan bile, iyice tanmlanm bir ura, belirli bir faaliyet oluturmaz. Tersine, fel sefenin u tanm, nihai tanm olarak dnlebilir: salt kavramlar araclyla edinilen bilgi. Ne ki, mmkn olan deneyin ya da sez ginin iinde, kavramlarla edinilen bilgi ile kavramlar ina ederek edinilen bilgiyi kar karya koymann gerei yoktur. Zira, nietzs chegil hkm uyarnca, eer onlar daha nceden, yani onlara z g bir sezgi iinde yaratmamsanz; onlarla karmayan, ama on larn nvelerini ve onlar yetitiren kiilikleri saklayan bir tarla, bir dzlem, bir yer iinde ina etmemiseniz, kavramlar araclyla hibir ey bilemezsiniz. Konstrktivizm, her yaratnn, ona zerk bir varolu veren bir dzlem zerindeki yaplandrma olmasn n grr. En azndan kavram yaratmak, bireyler yapmak demektir. Felsefenin kullanl ya da yaran, hatta muzrl (kime zarar veri yor?) sorusu bu yolla deitirilmi olur. Her trden felsefece kavramlar ve kavramsal kiiliklerle kar lamak durumunda kaldn gren bir yal adamn sanrl bak lar altnda pek ok sorun birikir. Ve her eyden nce kavramlar imzaldrlar, yle de kalrlar; Aristoteles'in tz', Descartes'in cogi to'su, Kant'n koul'u, Schelling'in g', Bergson'un sre'si... Ama yine, bazlar, kendilerini iaret etmek zere, olaanst, kimi za man barbar veya artc bir szck talep ederken, daha bakala rysa, ok uzaklarda olduklar iin felsefece iitmeyen bir kulan hatta farkedemeyecei uyumlarla ien, ok sradan, bildik bir sz ckle yetinir. Bazlar arkaikliklere, bakalar, neredeyse ldrm etimolojik altrmalarn katettii neolojizmlere bavurur: yani, fel sefece atletizm olarak etimoloji. Her bir k iinde, bu szcklerin ve de slup esi olarak onlarn seilmi bulunmalarnn tuhaf bir zorunluluu olsa gerektir. Kavramn vaftizi, iddetle veya szarak

Giri

17

i gren ve dilin iinde felsefeye zg bir dili, yalnzca szck da ar olarak deil, ama ycelie ya da byk bir gzellie erien bir szdizimi [syntaxe] olarak da bir felsefe dilini oluturan, tmyle felsefece bir tada bavurur. mdi, tarihlenmi, imzalanm ve vaftiz edilmi de olsalar, kavramlar lmemek iin kendilerine zg bir e kilde direnirler, yine de yenilenme, deitirilme, srama yapma trnden zorlamalara maruz kalrlar ve felsefeye, her an, her k esi korunan, ama zaman iinde korunan ve geip giden, ama za mann dnda geip giden bir tarih ve de bir corafya veren de bunlardr. Eer kavramlar deiip durmasalard, felsefeler iin na sl bir birliin kalaca sorulurdu. Peki kavramlarla almayan bi limler iin, sanatlar iin ayn ey sylenebilir mi? Ve her birinin ta rihleri iin durum nedir? Eer felsefe, bu srekli kavram yaratma ilemiyse, elbette felsefece Fikir [de] olarak bir kavramn ne oldu u sorulacaktr, ama ayn zamanda da, kavram olmayan, kendile rine zg tarihleri, kendilerine zg gelecekleri ve birbirleriyle ve felsefeyle kendilerine zg deiebilir ilikileri bulunan teki yara tc Fikirlerin ne menem eyler olduu sorulacaktr. Daha bakaca dnme ve yaratma biimleri, bilimsel dnce gibi, kavramlar dan gemek zorunda olmayan daha baka fikirletirme yntemleri olduu srece, kavramlar yaratma ncelii felsefeye bir ilev sa lar, ancak ona hibir stnlk ve ayrcalk vermez. Ve, bu kavram lar yaratma faaliyetinin, bilimsel ya da sanatsal faaliyetten farkl lat kadaryla neye yaramakta olduu sorusuna her zaman d nlecektir: neden kavramlar ve durmadan yeni kavramlar yarat mak gerekiyor, hangi zorunluluktan, nerede kullanmak iin? Ne yapmak iin? Felsefenin ululuunun, tastamam hibir eye yara mamak olduu yollu yant, genleri bile artk elendirmeyen bir rklktr. Her trl kta, bizim metafiziin lm ya da felse fenin alml trnden sorunlarmz asla olmad: yararsz, yo rucu zevzekliklerdir bunlar. Bugn sistemlerin knden sz ediliyor, oysa ki deien sadece sistem kavramdr. Eer kavram lar yaratmak iin yer ve zaman varsa, buna bavuracak ilemin ad her zaman felsefe olacaktr, ya da eer ona bir baka ad verilseydi bunun farkna bile varlmayacakt. Bununla beraber talepte bulunan dostun veya sevgilinin, ra kipsiz olamayacan biliyoruz. Eer felsefenin kabul edilegeldii zere bir Yunanl balangc varsa, bu, imparatorluklardan ya da Devletlerden farkl olarak, sitenin agn'u bir "dostlar" toplumunun, zgr ve de rakip insanlar (yurttalar) cemaatinin kural olarak kefetmesindendir. Platon'un betimledii deimez konumdur bu:

18

Felsefe Nedir?

eer her bir yurtta bir eylere talipse, zorunlu olarak rakiplerle karlar, yle ki taleplerin isabetliliine karar verebilmek gerekir. Marangoz tahtay talep eder, ama karsna, "benim o, tahtann dostu olan benim", diyen ormanc, oduncu, dlger dikilir. Eer sz konusu olan insana zen gstermekse, insann dostu diye ortaya kacak bir dolu talip vardr, onu besleyen kyl, onu giydiren do kumac, onu otayan hekim, onu koruyan sava gibi7... Ve eer, btn bu durumlarda, eleme her eye karn bir lde snrl bir erevede olmaktaysa da, Platon'un grdnce Atina demokra sisi iinde, nne gelenin nne gelene talip olduu siyasette, bu artk byle deildir. Platon iin, taleplerin isabetliliini yarglaya cak mercilerin yaratlaca bir yeni batan dzenleme zorunluluu bundan trdr: felsefece kavramlar olarak dealar'dr bunlar. Ama orada bile," gerek filozof benim, benim Bilgeliin ve sabetli liin dostu olan", diyebilecek her trden talepkrlarla karlalma yacak mdr? Yal bilgenin kalntlarn kapmaya koyulan sofistle filozofun mcadelesinde, rekabet dorua kar; ama dorunun sah te dostunu ve yknme kavramn nasl ayrdetmeli? yknmeci ve dost: bu kavramsal kiilikleri, onlar komiin ve trajiin gle riyle donatarak her tarafa yayan btn bir Platoncu tiyatrodur. Bize daha yakn zamanlarda, felsefe pek ok yeni rakiple kar lat. Bunlar ncelikle insan bilimleri ve en bata da, onun yerini almak isteyen sosyolojiydi. Ancak felsefe, Tmellerin iine sn mak zere kavramlar yaratma yeteneinden giderek uzaklat iindir ki, sorunun ne olduu da pek iyi bilinmiyordu. Mutlak bir insan bilimi uruna her trl kavram yaratmndan vazgemek mi sz konusuydu, yoksa, tersine, kavramlar kh kollektif temsiliyet ler, kh halklar tarafndan yaratlm dnyann kavranlar haline getirerek, onlarn doasn, yaamsal, tarihsel ve zihinsel glerini deitirmek mi sz konusuydu? Ardndan epistemoloji, dilbilim, hatta psikanaliz -ve de mantksal zmleme, sraya girdiler. Bir snavdan tekine, felsefe, bizzat Platon'un en gln anlarnda bi le hayal edemeyecei, hep daha kstah, hep daha musibet rakipler le kapacaktr. Nihayet, bilgiilem, pazarlama, tasarm, reklamc lk, yani iletiimin tm disiplinleri, bizatihi kavram szcne sa hiplenip; bu bizim iimizdir, yaratc olan bizleriz, biz kavramlatr clarz! dediklerinde, utanmazln en dibine inilmi oldu. Kavra mn dostlar bizleriz, nk onu bilgisayarlarmzn iine koyuyo ruz. Enformasyon ve yaratclk, kavram ve iletme: imdiden yo un bir kaynaka... Pazarlama kavram ve olay arasndaki belli bir
(7) Platon, Politika, 268a, 279a.

Giri

19

iliki fikrini belledi; ama gelin grn ki kavram bir rnn sunu lularnn (tarihsel, bilimsel, sanatsal, cinsel, pragmatik) btn ve olay da, eitli sunulular sahneye koyan sergi ve bunun vesile olmas beklenen "fikir alverii" haline geldi. Olaylar yalnzca ser gilerdir ve kavramlar da, yalnzca satlabilecek rnler. Eletiriyi tecimsel yceltmeyle deitiren genel akm, felsefeyi de etkilemek te gecikmemitir. yknme, bir makarna paketinin yknlm grnts hakiki kavram haline geldi ve mal ya da sanat yapt, rnn sunucu-sergileyicisi, filozof, kavramsal kiilik ya da sanat olup kt. Bir yal kii olan felsefe, MERZ kavramnn tecimsel bir biimini belirlemek iin iletiimin tmellerine doru bir kotur macada, gen kadrolarla nasl yanyana duracaktr? Kukusuz, "Kavram"n bilgiilem hizmeti ve retimiyle uraan bir irketin ad olduunu renmek ac vericidir. Ancak felsefe, kstah ve ah mak rakiplerle karlat lde, onlara kendi barnda rastlad lde, devi yerine getirmek, yani birer meta olmaktan ok sema vi talar olan kavramlar yaratmak iin heves duyar. Gzlerinden yalar boanrcasna glesi gelir. Demek ki, felsefenin sorusu, kav ramn ve yaratnn birbirlerine atfta bulunduklar tuhaf noktadr. Filozoflar felsefece gereklik olarak kavramn doasyla yete rince ilgilenmediler. Onu oluturmaya (soyutlama veya genelle me), ya da kullanmaya (yarg) muktedir yetiler araclyla akla nan, verilmi bir bilgi ya da temsiliyet gibi dnmeyi yelediler onu. Ama kavram verilmi deildir, yaratlmtr, yaratlacaktr; oluturulmamtr, o kendi kendisini kendinde ortaya koyar, ken diliinden-konum'dur. Bu ikisi birbirini iermektedir, zira, canl dan sanat yaptna kadar, gerekten yaratlm olan, bizatihi bura da bir kendiliinden-konum'dan, ya da tannmasn salayan bir kendiliinden-konumsal vasftan yararlanr. Kavram, yaratlm ol duu lde, kendini ortaya koyar. zgr bir yaratc faaliyete bal olan ey, ayn zamanda kendisini, bamsz ve zorunlu ola rak, kendinde ortaya koyan eydir: en znel olan en nesnel olacak tr. Kavrama, felsefece gereklik olarak, bu dorultuda en fazla dikkat yneltenler Kant-sonras filozoflar, en bata da Schelling ve Hegel oldu. Hegel yaratlnn Figrleri ve kendi kendiliindenkonumunun Anlar ile, kavram salamca tanmlad: figrler kav ramn aidiyetleri haline geldiler, nk, tinlerin birbirini izleyii boyunca, kavramn bilin tarafndan ve bilinte yaratld yan olutururlar; beri yandaysa anlar, kavramn kendi kendisini ortaya koyduu ve tinleri Kendi'nin mutlakl iinde bir araya getirdii teki yan ykseltirler. Hegel bu ekilde kavramn genel veya so

20

yut fikirle bir ilikisi olmad gibi, bizatihi felsefeden kaynaklan mayacak, yaratlmam bir Bilgelikle de ilikisi bulunmadn gs teriyordu. Ama bu, bilimlerin ve sanatlarn bamsz hareketlerini srdrmeye asla izin vermeyen, felsefenin belirsiz bir yayl pa hasnayd; nk felsefe tmelleri kendi z anlaryla yeniden kuru yor ve kendi yaratsnn kiiliklerine de hayalet figranlarm gibi davranyordu. Kant-sonras filozoflar, kendilerine daha alakg nll bir dev, yaratnn koullarn tekil kalan anlarn etmenleri olarak zmlenmesi gereken bir kavram pedagojisi seecek yerde, kavramn yaratln saf bir znellie gnderen bir evrensel kav ram ansiklopedisi evresinde dnyorlard(8). Eer kavramn a ansiklopedi, pedagoji ve tecimsel profesyonel formasyon ise, yal nzca ikincisi bizi, birincinin doruklarndan ncnn mutlak bozgununa, evrensel kapitalizm asndan toplumsal kazanlar ne olursa olsun, dnce iin geerli o mutlak bozgunun iine d mekten alkoyabilir.

(8) Frdric Cossutta, bilerek eitsel bir biim altnda olduka ilgin bir kavram pedagojisi ne rir: Elments pour la lecture des textes philosophiques (Felsefe Metinlerini Okumak in pula r), Bordas Yay.

Felsefe

1. Bir Kavram Nedir?

Basit kavram yoktur. Her kavramn biletiricileri vardr ve bunlar araclyla tanmlanr. u halde her kavramn bir ifresi vardr. Her oulluk kavramsal olmasa da, o bir oulluktur. Tek bir bile tiricin kavram olmaz: birinci kavramn bile, bir felsefenin "balad " ilk kavramn bile, birok biletiricisi vardr, zira felsefenin bir balangc olmas gerektii kesin deildir ve de eer bir balang belirleyecekse, buna bir bak as ya da bir neden eklemek zo rundadr. Descartes, Hegel, Feuerbach ayn kavramla ie balama dklar gibi, ayn balang kavramn da kullanmazlar. Her kav ram en azndan ifttir, ldr, vb. Ayn ekilde btn biletiricile ri ieren kavram da yoktur, zira bu dpedz bir kaos olurdu: sz mona nihai kavramlar olan tmeller bile onlar aklayan bir evreni evremleyerek (temaa, dnm, iletiim...) kaostan kmak zo rundadrlar. Her kavramn, biletiricilerinin saysyla tanmlanm, dzensiz bir erevesi vardr. Bu nedenle, Platon'dan Bergson a kadar, kavramn eklemleme, kesip karma ve yeniden kesme ii olduu dncesiyle karlarz. Biletiricilerini tmledii iin bir btndr kavram, ama paral bir btndr. Ancak ve ancak bu koulladr ki, kavram, durmadan onu gzetleyen, onu bir daha emmek iin durmadan ona yapan, zihinsel kaostan kabilir. Bir kavram acaba hangi koullarda, mutlak olarak olmasa da, bir bakasna kyasla, ilktir? rnein bakas kavram bir ben'e k yasla zorunlu olarak ikincil midir? Eer yleyse, bu, onun kavra m bana kyasla zel bir bakasnn -kendini bir nesne olarak su nan zne- kavram olduu lde yledir: iki biletiridir bunlar. Gerekten de, eer onu zel bir nesneyle zdeletiriyorsak, ba kas, bana belirdii ekliyle, daha imdiden teki zneden baka bir ey deildir; ve eer onu baka bir zneyle zdeletiriyorsak,

24

Felsefe Nedir?

bu kez ben ona grndmce bakas olurum. Her kavram, on larsz anlam tayamayaca ve onlarn da ancak zmleri zerin de yol alndka ortaya konabilecei ya da anlalabilecei bir so runa, sorunlara gndermede bulunur: burada znelerin okluu nu, ilikilerini, karlkl tanmalarn ilgilendiren bir sorunun iindeyiz. Ancak baka bir sorun kefettiimize inanyorsak elbette her ey deiir: teki znenin bana zel nesne olarak grndn de gelip de yalnzca "igal ettii" zaman, ve de sonra benim ona grndmde zel nesne olarak gelip igal ettiim zaman, ba kasnn konumu ne olacaktr? Bu adan bakldkta, bakas hi kimse deildir, ne znedir ne de nesne. Bakas olduu iin birok zne vardr, tersi deil. Bakas, o zaman, zel nesnenin, teki z nenin ve benim kaynaklanacamz, a priori bir kavram talep eder, tersi deil. Kavramlarn doasnca, kavramlarn yantlamak zo runda olduklar sorunlarca, dzen de deiti. Bilimdeki bir sorunla felsefedeki sorun arasnda ne fark olduu sorusunu bir yana bra kyoruz. Ancak felsefede bile kavramlar, iyi alglanmam ya da or taya iyi konmam olduklar dnlen sorunlara bal olarak ya ratlrlar (kavramn pedagojisi). zetleyerek ilerleyelim: bir ben'e kyasla deil de basit bir ... var"a gre gerek dnya gibi ele alnm bir deney alan dn yoruz. Falanca anda, sakin ve dinlendirici bir dnya var. Birden, gr alan dnda bireylere bakan dehet iinde bir surat pey dahlanyor... Burada, bakas ne bir zne gibi ne de bir nesne gibi beliriyor, ama olabilir bir dnya, dehet verici bir dnyann olabi lirlii eklinde ortaya kyor, bu da hepten farkldr. Bu olabilir dnya gerek deildir, ya da henz deildir, ne ki bu yzden va rolmadn syleyemeyiz: yalnzca kendi ifadesinde varolan bir ifade-edilmi'tir bu, surat ya da bir surat muadili ey. Bakas, her- eyden nce olabilir bir dnyann bu varoluudur. Ve bu olabilir dnyann da, olabilirlii lsnde kendine zg bir gereklii vardr kendi kendisinde: olabilir olana o haliyle bir gereklik ka zandrmak iin ifade edenin konumas ve "korkuyorum" demesi yeterlidir (szleri yalan bile olsa). "Ben" znesinin, dilbilimsel iaret olarak bakaca anlam yoktur. Kald ki, vazgeilmez de deildir: in olabilir bir dnyadr, ama ince konumaya baland anda, ya da belli bir deneyim alan iinde in'den sz edildii anda, bir gereklik kazanr. Bu, in'in bizatihi deneyim alanna dnerek kendi kendini gerekletirdii durumdan ok farkldr. te, koul olarak duyulur bir dnyann belirlemesinden bakaca hibir ey ngrmeyen bir bakas kavram o halde... Bu koul altnda bakas

Bir Kavram Nedir?

25

bir olabilirin ifadesi olarak peydahlanyor. Bakas, onu ifade eden bir suratta varolduunca bir olabilir dnyadr ve ona bir gereklik veren bir dil araclyla tamamlanr. Bu anlamda, biribirinden ayrlmaz biletiricin bir kavramdr: olabilir dnya, varolan su rat, gerek dil ya da sz. Elbette, her kavramn bir tarihi vardr. u bakas kavram Le ibniz'e, Leibnizin olabilir dnyalarna ve dnyay ifade edi ola rak monad'a gnderme yapar; ancak sorun ayn sorun deildir, nk Leibniz'in olabilirleri gerek dnyada varolmakta deiller dir. Ayn kavram, nermelerin kipsel mantna da gndermede bulunur, ama nermeler olabilir dnyalara, onlarn hakikilik ko ullarna uyan gereklii kazandrmazlar (Wittgenstein bile dehet ya da zdrap nermeleri tasarladnda, bunlarda bir bakas ko numunda ifade edilebilecek kipsellikler grmez, nk bakasn bir baka zne ile bir zel nesne arasnda kolan vurmaa brak maktadr). Olabilir dnyalarn uzun bir tarihi vardr (l). Ksaca, her kavram iin her zaman bir tarihi vardr diyoruz, bu tarih zig zaglar izse de, gerektiinde baka sorunlarn iinden ya da eitli dzlemlerin zerinden gese de... Bir kavramn iinde, ou za man, baka sorunlara yant veren ve baka dzlemleri varsayan baka kavramlardan gelme paralar ya da biletiriciler bulunur. Bu zorunludur, nk her kavram yeni bir ekillendirme gerekle tirir, yeni evremler alr, yeniden canlandrlmay veya yeniden yontulmay gerektirir. Ancak te yandan bir kavramn, bu kez ayn dzlem zerinde yer alan kavramlarla olan ilikisini ilgilendiren bir haline-geli'i var dr. Burada kavramlar birbirleriyle yeniden uyarlanrlar, birbirle riyle kesiirler, evremlerini uyumlulatrr, karlkl sorunlarn biimlendirirler, farkl tarihleri olsa da, ayn felsefeye aittirler. Ger ekten de, sonlu bir saydaki biletiriciye sahip her kavram, baka trl biimlenmi, ama ayn dzlemin baka blgelerini oluturan, kesiebilen sorunlara yant veren, bir ortak-yaratmaya katlan ba ka kavramlar halinde atallanacaktr. Bir kavram yalnzca daha nceki kavramlar evirip evirdii, ya da onlarn yerini ald bir sorunu deil, ama bir arada yaamakta olan baka kavramlarla itti fak kuraca bir sorunlar kavan gerektirir. Alglanabilir bir alan iindeki bir olabilir dnyann ifadesi olarak Bakas kavramna
(1) Leibniz'le balamayan bu tarih, Wittgenstein'daki deimez tema olarak bakas nermesi ("dii aryor...") ve Michel Tournier'deki olabilir dnya kuram olarak bakas konumu (Vendredi ou les timbes du Pacifique / Cuma ya da Pasifik Sahilleri, Gallimard) kadar eitli dnemlerden geer.

26

Felsefe Nedir?

baktmzda, bu alann biletiricilerini onun kendisi iin yeni ba tan dnmek zorundayzdr: artk ne alann bir znesi, ne de alan iindeki bir nesne olan bakas; yalnzca nesne ve znenin deil, ama biimlerin ve fonun, kenarlarn ve merkezin, oynak olann ve nirengi noktasnn, geili olanla tzsel olann, uzunluun ve de rinliin yeniden datmlarnn da koulu olacaktr. Bakas her zaman bir baka kii gibi alglanmtr, ama kendi kavram iinde, bizim iin olduu gibi bakalar iin de , her trl alglamann ko uludur. Kendisi araclyla bir dnyadan tekine getiimiz ko uldur. Bakas dnyann geip gitmesini salar, ve "ben" znesi de yalnzca gemi bir dnyay iaret eder ("sknet iindeydim..."). rnein, Bakas, uzay iinde, her trl uzunluktan olabilir bir de rinlik yaratmaya ve bunun tersini yapmaya yeterlidir, yle ki eer bu kavram algsal alan iinde ilemeyecek olsayd, geiler ve d ntrmeler anlalmaz hale geleceklerdi; ve olabilir de ortadan yitmi olduundan, kafamz ha bire eylere arpp duracaktk. Ya da en azndan, felsefece bak asndan, kafamz arpmamamz iin bir baka neden bulmak gerekecekti... te bu yolladr ki, belir lenebilecek bir dzlem zerinde, bir kavramdan tekine bir tr kpryle geilir: falan biletiricilerle Bakas diye bir kavramn ya ratlmas, belirlenmesi gereken bakaca biletiricilerle (kafasn arpmamak, ya da kafasn ok fazla arpmamak, bu biletiriciler arasnda yer alacaktr) yeni bir algsal alan kavramnn yaratlna srkleyecektir. ok karmak bir rnekten yola ktk. Basit kavram olmad na gre, baka ne yapabiliriz ki? Okur kendi eilimine gre her hangi bir baka rnekten hareket edebilir. nanyoruz ki kavramn doasna ya da kavram kavramna ilikin olarak ayn sonular karacaktr. lk olarak, her kavram baka kavramlara gndermede bulunur, stelik yalnzca tarihi iinde deil, ama haline-gelii ya da mevcut balantlar iinde de. Her kavramn, sralar geldikte kavram olarak ele alnabilecek biletiricileri vardr (bylece Baka s da biletiricileri arasnda surat kavramna sahiptir, ama Surat'n kendisi de, kendi biletiricileri olan kavram olarak dnlecek tir). Demek ki, kavramlar sonsuza kadar uzanrlar ve yaratlm ol duklar iin, asla hi'ten yaratlmamlardr. kinci olarak, kavrama zg olan ey, biletiricileri ondan ayrlmaz hale getirmektir: farkl, ayrk ve buna ramen ayrlabilemez, budur ite biletiricilerin ko numu, ya da kavramn tutarlln, onun i-tutarlln tanmlayan ey... Nedenine gelince, farkl her biletirici ksmi bir evreleme, bir komuluk blgesi veya bir bakasyla arasnda bir farkedilmezlik

Bir Kavram Nedir?

27

eii sergiler: rnein, bakas kavramnda, olabilir dnya, ifade edilen ve ifade olarak ondan farkl bile olsa, onu ifade eden suratn dnda var deildir; ve surat devreye girdiinde, oktandr seslen diricisi olduu szlerin yanbanda durur. Biletiriciler farkl ola rak kalrlar, ama birinden tekine bireyler, ikisi arasnda kararla trlamaz bir eyler geip durur: a ve b'nin ayrdedilmez "hale-geldi i", hem a'ya hem de b'ye ait olan bir ab alan vardr. Bu blgeler, eikler ya da haline-geliler, bu ayrlabilinemezlik, kavramn i tu tarlln tanmlar. Ancak kavramn, karlkl yaratllar ayn dzlem zerinde bir kpr inasn ierdiinde, baka kavramlar la bir de d-tutarll vardr. Blgeler ve kprler kavramn ek lemleridir. nc olarak, her kavram u halde, kendi z biletiricileri nin rastlama, younlama ya da birikme noktas olarak dn lecektir. Kavramsal nokta durmadan kendi biletiricilerini dolar, kp inerek, onlarda eyleir durur. Bu balamda her biletirici bir younlatrc izgi, genel olarak da zel olarak da deil, ama dpe dz bir tekillik -"bir" olabilir dnya, "bir" surat, szck "1er"-, de iken deerler verildii ya da deimez bir ilev gsterildii l de zelleen veya genelleen bir tekillik olarak yakalanmas gere ken, younlatrc bir koordinattr. Ancak, bilimde olann tersine, kavramda ne deimez vardr ne de deiebilir, ve de deimez bir trn iindeki deiebilir cinslerin, deiebilir bireyler iindeki deimez cinslerden daha ok olduu sylenemez. Kavramn iin deki ilikiler, kavrama ya da yaylma ilikileri deil, ama sadece dzenleme ilikileridir, ve kavramn biletiricileri de ne deimez lerdir ne de deiebilirlerdir, bunlar kendi komuluklarna gre dzenlenmi deiimlerdir dpedz. Bunlar sreseldirler, paral drlar. Bir ku kavram trnde veya cinsinde deil, hareketleri nin, renklerinin ve tnn biimlenmesinde ortaya kar: bir si nestezi'den ok bir sineidezi olan, ayrmna varlamayan bir ey. Bir kavram bir ayrk-doutur [htrogenese ], biletiricilerinin komuluk blgeleri halinde dzenleniidir. Dzenseldir, onu olu turan btn izgilerde mevcut bir younluktur. Kavram, mesafesi bulunmayan bir dzen uyarnca dolap durduu biletiricilerine kyasla, yukardan-seyir halindedir. Btn biletiricilerinde veya de iimlerinde hibir mesafe olmakszn, anndaki ortak-mevcudiyet tir, onlarn iinden geer, bir daha geer: bir nakarat, says belli bir opus'tur o. Cisimlerde beden kazanp, kendisini cisimlerde gerekletir mekle beraber, kavram cisimsiz bir eydir. te bu yzden, iinde

28

Felsefe Nedir?

kendini gerekletirdii eyin haliyle karmaz. Uzay-zamansal koordinatlar yoktur, yalnzca youn ordinatlar vardr. Enerjisi de il sadece younluklar vardr, erkesel deildir [anergtique] (enerji younluk deildir, ama younluun yaygnlac eyler ha linde yaylma ve kendi kendini ortadan kaldrma tarzdr). Kav ram olay syler, z ya da eyi deil. Saf bir Olay'dr o, bir hekse ite'dir, bir btnlktr: Bakasnn olay veya (surat da bu kez kav ram olarak alndnda) suratn olay. Ya da olay olarak ku. Kav ram, sonsuz hzla, mutlak yukardan-seyir halindeki bir nokta tarafndan katedilmi sonlu saydaki ayrk biletiricilerin ayrlabilemezlii olarak tanmlanr. Kavramlar "mutlak yzeyler veya oylumlar"dr, farkl deiimlerin ayrlabilemezliinden bakaca nesnesi olmayan form lardr2. "Yukardan-seyir", kavramn bulunduu durumdur, ya da, sonsuzlar her ne kadar biletiricilerin, eiklerin ve kprlerin say sna gre az ya da ok bykse de, kendine zg sonsuzluudur kavramn. Kavram bu balamda pekala bir dnce eylemidir, sonsuz (yine de az ya da ok byk) hzla ilem yapan dncenin eylemidir. u halde kavram ayn zamanda hem mutlak, hem de greceli dir: kendi z biletiricilerine, teki kavramlara, zerinde kendisini snrlad dzleme, zmek zorunda olduu sorunlara kyasla g receli, ama gerekletirdii younlamayla, dzlem zerinde igal ettii yerle, soruna bitii koullarla mutlak. Btn olarak mutlak, ama paral olduu lde de grecelidir. Yukardan-seyri ya da h

zyla sonsuz, ama biletiricilerinin kenarlarn izen devinimi iinde son ludur. Bir filozof kavramlarn elden geirmekten, hatta onlar de
itirmekten vazgemez; kimi zaman, byyp yeni bir younla ma retmek, baz biletiriciler katp, bazlarn karmak iin, ufak bir ayrnt bile yeter. Filozof kimi zaman da neredeyse kendisini hasta drecek bir unutkanlk sergiler: Jaspers, Nietzsche'nin, "ak seik itiraf etmese de, dncelerini, daha yenilerini olutur mak iin bizzat dzelttiini; bunalm anlarnda, nceden ulam olduu sonular unuttuunu" syler. Ya da Leibniz'i alalm: "Li mana girdiimi sanyordum, ama... ak denize savruldum"(3). Bu nunla birlikte mutlak olarak kalan, yaratlm olan kavramn ken disini, kendinde ve teki kavramlarla ortaya koyu tarzdr. Kavra mn grecelii ve mutlakl tpk onun pedagojisi ve ontolojisi, ya ratl ve z-konumu, ideallii ve gereklii gibidir. Gncel ol
(2) Yukardan seyir, ve gerek varlklar olarak mutlak yzeyler veya oylumlar konusunda, bkz. Raymond Ruyer, No-finalisme (Yeni-erekilik), PUF Yay. bl. IX-XL. (3) Leibniz, Systme nouveau de la Nature (Doa'nn Yeni Sistemi), 12.

Bir Kavram Nedir?

29

makszn gerek, soyuta kamakszn ideal olandr kavram... Tu tarll, i-tutarll ve d-tutarll ile tanmlanr kavram, ne ki gnderimi yoktur: kendi kendine gndermede bulunur, bir yandan yaratlrken, bizatihi kendisini ve nesnesini ortaya koyar. Kons trktivizm, greceli ile mutla birletiriyor. Nihayet kavram sylemsel deildir, ve felsefe de sylemsel bir edinim olamaz nk nermeleri ardarda sralamaz. Kavramla nermenin birbirine kartrlmas yznden bilimsel kavramlarn varlna inanlmakta ve nerme hakiki bir "younluk"mu (tm cenin ifade etlii ey) gibi dnlmektedir: o zaman da felsefece kavram, ounlukla, anlamndan boalm bir nerme olarak belir mektedir. Bu karklk mantkta da hkm sryor ve felsefenin ne olduu konusundaki ocuka dncesini aklyor. Kavramla r, onlara, iinde yer aldklar tmcelerden ekip karlm ner meler ekleyen "felsefece" bir dilbilgisine gre lyorlar: kavramn dlanm ncye oktan geivermi olduunu grmeden, bizi, durmadan nermeler arasndaki seeneklere hapsediyorlar. Kav ram hibir ekilde bir nerme deildir, nermesel deildir, ve nerme de asla bir younluk deildir. nermeler kendi gnderim leri araclyla tanm kazanrlar ve gnderim de Olay' deil, ama eylerin veya cisimlerin durumuyla bir ilikiyi, ayn ekilde, bu ilikinin koullarn kapsar. Bir younluk oluturmak yle dur sun, bu koullarn hepsi de genilemecidir: bunlar , uzay-zaman sal ve erkesel [nergtique] koordinatlar iinde younlac ordi natlar devreye sokan, birbirini izleyen absisleme veya lineerle tirme ilemlerini, bylece, snrlar belirlenmi btnlklerin bir birleriyle ilikiye gemelerini salayan mekanizmalarn kurulmas n ierirler. Genileyen sistemlerde sylemsellii tanmlayan, bu ardarda geliler ve bu rabtalardr; ve nermelerin iindeki dei kenlerin bamszl, kavramn iindeki deiimlerin ayrlabilmezliine kar koyar. Tutarllk, ya da koordinatlar d younlatrc ordi natlardan baka bir eye sahip olmayan kavramlar, kh birinin bi letiricileri her zaman ayrk baka biletiricileri olan kavramlar haline geldii iin, kh aralarnda hibir dzeyde hibir kademe fark gstermedikleri iin, serbeste, sylevsel olmayan tnlama ilikilerine girerler. Kavramlar titreim merkezleridir, hem her biri kendi kendisinde, hem de biri tekine gre, ite bu nedenle herey, birbirini izleyecek ya da birbiriyle rabta kuracak yerde, tnlar. Kavramlarn birbirlerini izlemesi iin hibir neden yoktur. Kav ramlar, paral btnlkler olarak, hatta bir puzzle'n blmleri bile deillerdir, zira dzensiz kenarlar birbiriyle uyumaz. Basba

30

Felsefe Nedir?

ya bir duvar olutururlar ama bu, dz tatan bir duvardr, ve hepsi birden bir araya gelmilerse de, birbirinden ayrlan yollarla biraraya gelmilerdir. Bir kavramdan tekine atlan kprler bile hl daha birer kavaktr, ya da hibir sylemsel btn evrem lemeyen dnlerdir. Hareketli kprlerdir bunlar. Bu bakmdan felsefenin srekli olarak konunun dnda kaldn, konudcl n srdrdn dnmek yanl deildir. Bunlardan kan, paralanm kavramlarn felsefece szcelen diriliiyle ksmi nermelerin bilimsel szcelendirilii arasndaki b yk farkllklardr. Bir ilk grne gre, her szceleme bir konu mun szcelendirilmesidir; ama nermenin dnda kalr, nk onun nesnesi gnderimde bulunan olarak, eylerin durumu; ve ko ullar da hakikat deerlerini oluturan gnderimlerdir (bu koul lar kendi hesaplarna nesnenin iinde olsalar bile). Tersine, konu mun szcelendirilii sk skya kavrama ikindir, zira kavramn, biletiricilerinin, kendisinin de ilerinden getii, yeniden getii biletiricilerinin, ayrlabilemezliinden bakaca nesnesi yoktur. teki grne, yaratclk veya imza tayan szcelendirie gelin ce, uras muhakkaktr ki bilimsel nermeler ve ilinekleri, felsefece kavramlardan daha az imzal ya da daha az yarat rn deiller dir, ve Pythagoras teoreminden, kartezyen koordinatlardan, Ha milton saysndan, Lagrange fonksiyonundan, en az platoncu dea veya Descartes'in cogito'su vb. kadar sz edilir. Ancak szceleme nin bylece baland zel adlar, ne kadar tarihsel olurlarsa olsun lar, ne kadar tarihsel kabul edilirlerse edilsinler, daha baka hali ne-geliler iin birer maskedirler, daha gizli tekil btnlkler iin yalanc-adlar olarak kullanlmaya yararlar. nermeler iin, u ya da bu gnderim eksenine gre bilimsel olarak tanmlanabilen, d sal ksmi gzlemciler sz konusudur, oysa ki, kavramlar iin, u ya da bu tutarllk dzlemini yoklayp duran kavramsal kiilikler d nlecektir. zel adlarn felsefelerde, bilimlerde ve sanatlarda ok farkl kullanmlar olduunu sylemeyeceiz yalnzca: dilbilimsel eler iin de, zellikle "imdi", "yleyse" gibi taklar ve balalar iin de byledir bu... Felsefe tmcelerle i grr, ama genelde tm celerden damtlan, her zaman nermeler deildir. Henz hl ok geni bir varsaym var elimizde: felsefe, tmcelerden ya da bir e deerinden, kavramlar kartr (genel ya da soyut fikirlerle birbirine karmayan kavramlar), oysa ki bilim prospektler (yarglarla kar mayan nermeler) ve sanat da alglamlar ve duygulamlar (bunlar da alglama ya da duygulanm ile karmaz biribirine) kartr. Her de fasnda, dil kyaslanamayacak snav ve kullanmlardan geirilmi

Bir Kavram Nedir?

31

tir, ama bu snav d gibi, bunlarn dir.

ve kullanmlar disiplinleraras fark tanmlama sregiden bulumalarnn da kayna deiller

RNEK I Altnda imzas olan bir felsefece kavram rnek alarak, daha nceki zmlemeleri dorulamak gerekiyor. Diyelim ki, bu kavram kartezyen cogito kavram, Descartes'in 'ben' znesidir: bir ben kavram. Bu kavramn biletiricisi vardr; phelen mek, dnmek, olmak (buradan, btn kavramlarn l bi letiricileri olduu sonucu karlmamaldr). Kavramn bir ok luluk olarak btncl szcesi yledir: Dnyorum "yleyse" varm, ya da daha bir tamamlanm olarak: phelenmekte olan ben, dnyorum, varm, ben dnen bir eyim. Bu, Descar tes'in anlad haliyle, durmakszn yinelenen dnme ola y'dr. Kavram, B-phelenmek, B"-dnmek, B'" -olmak'n rastlatklar btn biletiricilerden geen, B noktasnda youn lar. Biletiriciler, youn ordinatlar olarak, komuluk ya da ayrdedilmezlik blgelerinde sralanrlar, ve ayn zamanda ay rlabilemezliklerini oluturan bu blgelerin birinden tekine ge erler: bir ilk blge phelenmekle dnmek arasndadr (phelenmekte olan ben, dnmekte olduumdan phe edemem), ikinci blgeyse dnmek'le olmak arasnda yer alr (dnmek iin olmak gerekir). Biletiriciler burada birer fiil olarak beliriyor, ne ki bu bir kural deildir, deiimler olmala r kafidir bunlarn. Gerekten de, phe, bir trn cinsleri deil ama bir deiimin evreleri olan anlar ierir: duyulur, bilimsel, saplantsal kuku. (u halde her kavramn, bilimde olduundan baka trl bile olsa, bir evreler alan vardr.) Dncenin kipleri iin de ayn ey: duymak, imgelemek, fikirleri olmak. Varlk, ey ya da tz tipleri iin yine ayn ey: sonsuz varlk, sonlu dnen varlk, uzamsal varlk. Bu son kta, ben kavramnn yalnzca varln ikinci evresini alkoyup, deiimin kalann darda brakmas dikkat ekicidir. Ama ite bu da, kavramn, "ben dnen bir eyim"le, paral tmlk olarak kendi iinde kapanmasnn iare tidir: varln dier evrelerine, ancak bizi daha baka kavram lara gtrecek olan kavak-kprler araclyla geilecektir. Bylece, "fikirlerim arasnda, sonsuzluk fikrine de sahibim", ben kavramndan Tanr kavramna ulatran kprdr, ve bu yeni kavramn da , sonsuz olay olarak Tanr'nn varlnn "ka ntlarn" oluturan biletiricisi bulunur. Bunlardan nc biletiriciyse (ontolojik kant) kavramn kendi iindeki kapan n salarken, bu kez kendisi, sahip olduumuz teki ak ve

Felsefe Nedir? seik fikirlerin nesnel doruluk deerini gvenceye ald l de, bir uzam kavramna doru bir kpr, ya da bir atalla ma salar.

Cogito'nun nclleri var mdr? diye soruldukta, sylenmek is tenen udur: acaba, benzer ya da hemen hemen e biletiricileri olan, ama ilerinden biri ya eksik olan, ya da bakalarn kata cak olan, daha nceki filozoflarca imzalanm kavramlar var mdr; yle ki, biletiricileri henz bir ben iinde rastlamadkla r iin, bir cogito'nun billurlamay baaramam olduu bileti riciler olsun? Her ey hazrm gibi grnyordu, ama bireyler eksikti... Daha nceki kavram belki de cogito'dan daha baka bir soruna gnderiyordu (kartezyen cogito'nun ortaya kmas iin sorunda bir srama olmas gerekir), ya da hatta, bir baka dzlemde cereyan ediyordu. Kartezyen dzlem, her kavramn baka kavramlara gnderecei (rnein, dnebilen-hayvan olan insan kavram), nesnel ve ak her trl nvarsayn yad snmasndan ibarettir. Yalnzca bir felsefece kavray sahiple nir, yani dolayl ve znel nvarsaylar: herkes dnmenin, olmann, ben znesinin ne anlama geldiini bilir (onu yaparak, onu olarak, onu syleyerek bilir). ok yeni bir ayrdeditir bu. Bylesi bir dzlem nesnel olarak hibir eyi nvarsaymamas gereken bir ilk kavram zorunlu klar. yle ki, sorun udur: bu dzlem zerindeki ilk kavram nedir, ya da doruyu mutlak anlamda saf znel kesinlik olarak belirleyebilecek ne tr bir eyden balamal? te budur cogito. teki kavramlar nesnelli in fethine kabilirler, ama ilk kavrama kprler araclyla balanm olmak, ayn koullara tbi sorunlara yant vermek,

Bir Kavram Nedir?

33

ve ayn dzlem zerinde kalmak kouluyla: bu, kesin bir bilgi nin kazanaca nesnellik olacaktr, yoksa daha nceden varol duu ya da hanidir orada durduu kabul edilmi bir doruyu varsayan nesnellik deil.

Descartes'in hakl m haksz m olduunu sormak anlamszdr. znel ve dolayl nvarsaylmlar nesnel ve ak nvarsaylmlar dan daha m uygundur? "Balamak" gerekiyor mu ve, eer gereki yorsa, znel bir kesinliin bak asndan m balamak gerekir? Dnce, bu balamda bir Ben znesinin fiili olabilir mi? Bunlarn dorudan yant yoktur. Kartezyen kavramlar yant getirdikleri so runlar ve zerinde cereyan ettikleri dzlemin ilevince deerlendi rilebilirler. Genelde, eer daha nceki kavramlar bir kavram, he nz kurmakszn, hazrlayabildiyse, bu, sorunun hl daha baka sorunlar iinde ele alnm olmasndan, ve dzlemin henz zorun lu erilii ya da devinimleri kazanmam olmasndandr. Ve eer kavramlar baka kavramlarla deitirilebiliyorsa, bu da yeni so runlarn ve baka bir dzlemin ortaya kmas kouluyladr; yle ki bunlar karsnda (rnein) "Ben" znesi tm anlamn yitirir, balang tm gerekliliini, nvarsaylmlar tm farklarn yitirir ler -ya da bakalarn kazanrlar. Bir kavram her zaman yaratl nn koullar ilevince kazand dorulua sahiptir. Btn teki lerden daha mkemmel bir dzlem, ve btn tekilere kar ken dini dayatan sorunlar var mdr? te bu konuda hibir ey syle nemez. Dzlemleri ortaya karmak, sorunlar da ortaya koymak gerekir; tpk kavramlar yaratmak gerektii gibi. Filozof en iyisini yapmaya abalar, ama bunun gerekten en iyisi mi olduunu bile meyecek, hatta bu soruyla ilgilenemeyecek kadar ok ii vardr. phesiz yeni kavramlar, bizim olan sorunlarla, bizim tarihimizle ve zellikle de bizim haline-gelilerimizle balant iinde olmak zorundadrlar. Ancak bizim zamanmza ya da herhangi bir zama na ait kavramlar ne anlama gelir? Kavramlar ebedi deildirler, iyi de zamansal mdrlar buna karn? Bu zamann sorunlarnn felse fece biimi hangisidir? Eer bir kavram bir ncekine kyasla "daha iyi" ise, bu, yeni deiimler ve bilinmeyen tnlar duyurduu, all madk blmlemelere imkn verdii, bizi yukardan-seyreden bir Olay getirdii iindir. Ancak bir ncekinin yapageldii ey de bu deil midir? Ve eer bugn platoncu, kartezyen veya kant olarak kalmak mmkn oluyorsa, bunun nedeni, onlarn kavramlarnn kendi sorunlarmz iinde yeniden canlandrlabileceini dn mek ve yaratlmas gereken o kavramlar, onlardan esinlenmek

34

Felsefe Nedir?

hakkna sahip oluumuzdur. Peki, byk filozoflar izlemenin en iyi yolu hangisidir; onlarn sylediklerini yinelemek mi, yoksa onla rn yaptklarn yapmak, yani zorunlu olarak deien sorunlar iin kavramlar yaratmak m? Filozof bu yzden tartmaktan pek fazla holanmaz. Her filo zof, u tmceyi duyduunda kaar: imdi biraz tartacaz. Tart malar yuvarlak masalarn banda iyidir, ama filozofun, zerinde rakamlar bulunan zarlarn att masa daha bakadr. Tartmalar en azndan almay ilerletemeyecektir, zira konumaclar asla ay n eyden sz etmezler. Diyelim ki, biri u grtedir ve undan ok bunu dnmektedir, uralan sorunlar sylenmedike bu nun ne getirisi olabilir felsefeye? Ve de bir kez sorunlar sylendik te, artk sz konusu olan tartmak deil, ama kendimiz iin belir lemi olduumuz sorunun tartlmayacak kavramlarn yaratmak tr. letiim, her zaman ok erken veya ok ge devreye girer; ko numa da, yaratlacak olana kyasla her zaman fazla gelir. Baz ba z, felsefe, "iletiimsel ussallk" ya da "evrensel demokratik konu ma" trnden kesintisiz bir tartmaym gibi dnlr. Bundan daha yanl bir ey olamaz ve bir filozof bir bakasn eletirdii za man, bu bakalarnnkinden tmyle farkl sorunlardan kalkarak ve bakalarnnkinden tmyle farkl bir dzlem zerinde, eski kavramlar, tpk daha baka silahlar imal etmek zere bir topun eritilmesi gibi, eritmek amacyladr. Hibir zaman ayn dzlem zerinde yer alnmaz. Eletirmek, yalnzca bir kavramn, yeni bir ortama daldrldkta yittiini, biletiricilerini yitirdiini ya da onu deitiren yeni biletiriciler kazandn saptamaktr. Ne ki yarat makszn eletirenler, yitii, ona can verici gler kazandrmasn bilmeden, savunmakla yetinenler, felsefenin yaralardr. Hn ayakta tutar, tm bu tartmaclar, bu letiimcileri. i bo genel liklerle bouarak, yalnzca kendilerinden sz ederler. Felsefe tar tmalardan nefret eder. Onun her zaman, yapacak baka ileri var dr. Tartmay dayanlmaz bulmasnn nedeni kendinden fazlaca emin olmas deildir: tersine, asl belirsizlikler onu daha ssz ba ka yollara srkler. yi de Sokrates felsefeyi dostlar arasndaki z gr bir tartma haline getirmemi miydi? zgr insanlarn konu ma biimi olarak Yunan toplumsallnn doruu deil miydi bu? Gerekte, Sokrates, ksadan soru ve yantlarn bir agn'u ekliyle de, uzun olarak bir sylevler rekabeti ekliyle de, her trden tart may durmamacasna imknszlatrmtr. Dostu, salt kavramn dostu klm, kavram da birbiri ardsra rakipleri eleyen acmasz bir monolog haline getirmitir.

Bir Kavram Nedir? RNEK II

35

Parmenides diyalogunda, Platon'un kavrama ne denli egemen olduunu grrz. Bir'in iki biletiricisi (varlk ve deil-varlk), biletirici evreleri ( Varlk'tan stn Bir, Varlk'la eit Bir, var lktan aa Bir; deil-varlk'tan stn, deil-varlk'la eit Bir), farkedilmezlik blgeleri (kendine gre, tekilere gre) vardr. Bu bir kavram modelidir. Ancak Bir her kavramdan nce gelmez mi? te burada, Platon yaptnn tersini retir: kavramlar yaratr, ama onlar, daha nce gelen yaratlmamn temsilcisi olarak ortaya koymak zo rundadr. Zaman kavramn iine yerletirir, ama bu zaman Da ha-nceki olmak zorundadr. Kavram kurar kurmasna, ama olas bir kurucunun uzakln ya da yaknln lebilecek bir zaman farkll eklinde, bir nesnelliin n-varlna tanklk etmek zere... nk, platoncu dzlem zerinde, doru, bir n varsaylm olarak, zaten orada bulunan olarak konumlanr. dea budur ite. Platoncu dea kavramnda, ilk, ok belirgin, Descartes'da kazanacandan ok farkl bir anlam alr: nesnel olarak saf bir nitelik tayan eydir, ya da olduundan bakaca bir ey olmayan eydir. Yalnzca Adalet adildir, Cesaret cesur dur ; byledir dealar, eer anadan bakaca bir ey olmayan (da ha nce kz olmam olan) bir anne varsa, ana deas da vardr, ya da daha nce kldan bakaca bir ey olmayan kl deas. Bes belli ki, bunun tersine, eyler her zaman olduklarndan daha baka eylerdir: dahas, ancak ikinci srada edinim halindedir ler, nitelie ancak ve de yalnzca dea'dan pay aldklar lde talip olabilirler. O zaman dea kavram u biletiricilere sahiptir: edinilmi veya edinilecek nitelik; paylalmaz olarak, ilk srada edinmi dea; nitelie talip olan ve onu ancak ikinci, nc, drdnc... srada edinebilecek olan ey; talepleri yarglayan, pay alm dea. Sanki Baba, ikinci bir baba, kz ve talipler sz konusudur. Bunlar dea'nn youn ordinatlardr: bir talep, her zaman daha nceki, zorunlu olarak daha nceki bir zamann yukardan-seyri iinde, ancak bir komulukla, dea'ya gre "sa hip olunmu" az ya da ok bir yaknlkla temellendirilmi ola caktr. Bu daha ncekilik formu altndaki zaman kavrama aittir, onun blgesi gibidir. Besbelli ki, cogito bu Yunan dzelemi, bu platoncu zemin zerinde yeeremeyecektir. dea'nn n-varl srp durduka (hatta Tanr'nn anlandaki hristiyanca arke tipler eklinde bile olsa), cogito hazrlanabilir, ama sonuna ka dar gtrlemezdi. Descartes'in bu kavram yaratmas iin, "ilk"in zellikle anlam deiikliine uramas, znel bir anlam kazanmas ve de idea ile onu zne olarak oluturan ruh arasn daki tm zaman farknn ortadan kalkmas gerekecektir (dou

Felsefe Nedir? tan idelerin ruhtan "nce" deil, ama onunla "ayn zamanda" ol duunu sylerken, bellee-vurua [rminiscence] kar yapt uyarnn nemi bundandr, Descartes'in). Kavramn bir tr anndalna ulamak, ve de Tanr'nn, hatt dorular bile ya ratmas gerekecektir. Talepkrln doasnn deimesi gereke cektir: talip olan artk kz babasnn izniyle almayacak, onu kendi efece yiitliiyle..., kendi yntemiyle kazanacaktr. Ma lebranche'n, zbez kartezyen bir dzlemde platoncu biletiri cileri yeniden canlandrp canlandramayaca, ve bunu ne pa hasna baarabilecei sorusu, bu bak asndan zmlenmeli dir. Ancak biz yalnzca bir kavramn her zaman bir baka kav ramn ortaya kn engelleyebilecek, ya da tersine, ancak ba ka kavramlarn ortadan silinmesi pahasna kendilerini gstere bilecek biletiricileri olduunu gstermek istiyoruz. Bununla be raber, bir kavram, asla engelledikleriyle deerlendirilemez: benzetirilmez konumu ve kendi yaratlyla deer kazanr. Varsayalm ki, bir kavrama bir biletirici ekleniyor: atlamas, ya da belki bir baka dzlem, her trl kta bakaca sorunlar ie ren tam bir srama gstermesi muhtemeldir. Kant cogito'nun durumu budur. Hi phe yok ki, Kant pheyi gereksiz hale getiren ve bir kez daha nvarsaylmlarn doasn deitiren bir "aknsal" [transcendantal] dzlem kurar. Ne ki, bizatihi bu dzlem gere i, Kant unu ortaya koyabiliyor: "dnyorum" bir belirleme ise ve bu niteliiyle belirlenmemi ("varm") bir varoluu ieri yorsa da, bu belirlenmemiin nasl olup da belirlenebilir klnd n, ve de o zaman belirlenmi olarak hangi biim altnda orta ya ktn, bilmiyoruz. u halde Kant Descartes'; ben dnen bir tz'm, demi olduu iin "eletiriyor", zira Ben znesinin bylesi bir talepkrln temellendirecek hibir ey yok. Kant, cogito'ya yeni bir biletiricinin, Descartes'in bir yana itmi oldu u biletiricinin alnmasn ister: bu da zamandr, zira benim be lirlenmemi varoluum ancak zaman iinde belirlenebilir ol maktadr. Ne ki, zaman iinde, ancak edilgin ve fenomensel ben olarak, her zaman etkilenebilen, deitirilebilen, deiebilen ben olarak belirlenebilirim. Bylece, cogito imdi, drt biletiri ciyle karmza kyor: dnyorum ve bu balamda etkinim; bir varoluum var; bu varolu ancak zaman iinde ve edilgin bir ben'in varoluu gibi belirlenebilir; u halde ben, kendi z dnme etkinliini, bunu etkileyen bir Bakas gibi grmek zo runda olan, edilgin bir ben olarak belirlenmiim. Bir baka zne yok ortada, asl, zne bir bakas haline geliyor... Ben'in baka s'na dnmesinin yolu mu bu? "Ben znesi bir bakasdr"n hazrl m? Bu, daha baka ordinatlarla, emann salad da

Bir Kavram Nedir?

37

ha baka ayrdedilmezlik blgeleriyle, ve ardndan da Ben zne siyle Ben'i ayrlamaz klan, kendi'nin kendi'yle duygulanmasy la, yeni bir szdizimidir. Kant'n Descartes' "eletirmesi", yalnzca, bir dzlem att ve kartezyen cogito tarafndan doldurulamayacak ya da gerekle tirilemeyecek bir sorun kurduu anlamna gelir. Descartes cogi to'yu kavram olarak yaratmt ama, bunu yaparken daha-nce kilik formu olarak dlad zaman, srdrlm yaratma gn deren basit bir ardlk kipi haline getirmiti. Kant zaman, ama platoncu daha-ncekilikten tmden farkl bir zaman, yeni ba tan cogito'ya dahil eder. Kavramn yaratlmas. Zaman, yeni bir cogito'nun biletiricisi yapar, ama bu kez yeni bir zaman kavra m salamak kouluyla: zaman, ardlk, ama hem de ezaman llk ve sreklilik olarak, biletiricili isellik formu haline ge lir. Bu da, artk basit ezamanllkla tanmlanmas mmkn ol mayan ve dsallk formu haline gelen, yeni bir uzay kavramn daha iermektedir. ok byk bir evrimdir [rvolution] bu. Uzay, zaman, Dnyorum, her biri ayn zamanda birer kav ak noktas olan kprlerle birbirine balanm orijinal kav ram. Yeni kavramlarn yaylm atei. Felsefe tarihi, bir filozofun yaratm olduu kavramlarn tarihsel yeniliklerinin deerlendi rilmesini iermekle kalmaz yalnzca, ama o kavramlarn birbir lerinin iinden geerkenki haline-gelilerinin gcnn deerlen dirilmesini de dikkate alr.

Her yerde kavramn ayn pedagojik statsyle karlayo ruz: mutlak, kendi kendisine gndermede bulunan, bir komuluk dzeni boyunca belli saydaki younluklu ve ayrlamaz deiim lerden olumu, ve yukardan-seyir halindeki bir nokta tarafndan katedilen bir okluk, bir yzey ya da bir oylum. Kavram gelecekte ki bir olayn kenar, ekillendirilmesi, yldzlarla bezenmesidir. Kavramlar bu anlamda kendiliklerinden felsefeye aittirler, nk onlar yaratan, onlardan durmadan bakalarn yaratan felsefedir. Kavram elbette ki bilgidir, ama kendinin bilgisidir, ve onun bildii, ilerinde bedenletii eylerin durumuyla karmayan, saf olaydr. eylerden ve varlklardan her zaman bir olay kartmak; kavram lar, btnlkler yarattnda felsefenin ii budur. eylerin ve var lklarn yeni olayn atmak, onlara her zaman yeni bir olay ver mek: olaylar olarak uzay, zaman, madde, dnce ve olabilir... Bilime dn kavramlar vermek gereksizdir: ayn "nesneler" le uratnda bile, bilim bu ii kavramn grnts altnda yap maz, kavramlar yaratarak yapmaz. Bunun kullanlan szck soru

38

Felsefe Nedir?

nu olduu sylenecektir, ama szcklerin niyetleri ve kurnazlkla r balamad pek az grlr. Eer kavram bilime saklayp, fel sefenin iini gstermek zere bir baka szck aramaya karar verilseydi, bu i dpedz bir szck sorunu olurdu. Ama ou kez baka trl davranlyor. Kavramn gcn bilime balamakla ie balanyor, kavram bilimin yaratc yntemleriyle tanmlanyor, bi lime gre deerlendiriliyor, sonra da, yaanm olana belli belirsiz bir aryla kendi yetersizliklerinin yerini alacak, ikinci blge kav ramlar da bu kez felsefenin oluturmas iin, bir olabilirlik kalp kalmad soruluyor. Bylece, Gilles-Gaston Granger, kavram bir bilimsel nerme ya da fonksiyon olarak tanmlamakla ie balar, sonra da, bir "yaanm btnlk" bayla nesneye gnderme yap mann yerini alacak felsefece kavramlarn da her eye ramen bu lunabileceini teslim eder.(4) Aslnda, ya felsefenin kavrama ilikin hibir bilgisi yoktur, ya da onu hak olarak ve de ilk elden bilmek tedir, hem de bu konuda bilime hibir ey brakmakszn... Kald ki, yalnzca eylerin durumu ve koullar ile uraan bilimin, esa sen kavrama en ufak bir gereksinimi de yoktur. nermeler ya da fonksiyonlar bilime yeter, oysa ki beri yanda felsefenin, kendiliin den kan boalm ikincil kavramlara hayaletimsi ve dsal bir ha yattan bakaca bir ey veremeyecek bir yaanml hatrlatmaya gereksinimi yoktur. Felsefece kavram, telafi etmek zere, yaan mla atfta bulunmaz; ama o, kendi z yaratsyla, her yaanm ln ve bir o kadar da eylerin durumunun hepsinin zerinde sey reden bir olay hazrlar. Her kavram olay yontar, onu kendince ye ni batan biimlendirir. Bir felsefenin ycelii kavramlarnn bizi ard olaylarn doasyla, ya da bizi kavramlar iinden onlar kartacak imkna sahip klmasyla llr. Bu nedenle, kavramla rn yaratc disiplin olarak felsefeyle olan, benzersiz, zel ilikisini en ufak ayrntlarna kadar duymak gerekir. Kavram felsefeye ve de yalnzca ona aittir.

(4) Gilles-Gaston Granger, Pour la connaissance philosophique (Felsefece Bilgi in), Odile Jacob Yay., bl. VI.

2. kinlik Dzlemi

Felsefece kavramlar birbirlerine uymayan paralanm btnler dir, zira kenarlar akmaz. Bir puzzle oluturmaktan ok, zar atmlarndan doarlar. Yine de tnlar vardr, ve onlar yaratan fel sefe, ucu ak kalsa bile, paralanmam, gl bir Btn sunar her zaman: Bir-snrsz Btn, o kavramlarn hepsini bir tek ve ayn dzlem zerinde kavrayan Omnitudo. Bir masa, bir yayla, bir ke sittir bu. Bir tutarllk dzlemidir, ya da daha doru bir ifadeyle kavramlarn ikinlik dzlemi, planomenadr. Kavramlar ve dz lem sk skya biribirlerinin tamamlaycsdrlar, ama o lde de birbirlerine kartnlmamalar gerekir. kinlik dzlemi bir kavram deildir, btn kavramlarn kavram da deildir. Eer onlar birbi rine kartrsaydk, hibir ey kavramlarn bir'e dnmesine, ya da tmeller haline gelip tekilliklerini kaybetmelerine, ayn ekilde dzlemin de akln kaybetmesine engel olmayacakt. Felsefe bir konstrktivizmdir ve konstrktivizmin de tmyle farkl yapda i ki tamamlayc yz vardr: kavramlar yaratmak ve bir dzlem izmek. Kavramlar tpk ykselip alalan saysz dalgalar gibidir, ama ikinlik dzlemi onlar katlayp aan yegne dalgadr. Dz lem, onu bir utan tekine katedip geri dnen sonsuz devinimleri sarmalar, ama kavramlar her seferinde yalnzca kendi z biletiri cilerini kateden sonlu devinimlerin sonsuz hzlardr. Epikuros'tan Spinoza'ya (olaanst V. kitap...), Spinoza'dan Michaux'ya, d ncenin sorunu sonsuz hzdr, ama bu hzn kendi kendisinde sonsuzcasna devinecek bir ortama, dzleme, bolua, ufua ge reksinimi vardr. Kavramn esneklii kadar ortamn akkanl da gereklidir(1). "Yava varlklar" olan bizleri ortaya karmak iin iki si birden gerekir.
(1) Kavramn esneklii konusunda, Hubert Damisch, Dubuffet'nin Prospectus'una nsz, Galli mard, I, s. 18-19.

40

Felsefe Nedir?

Kavramlar takmadalar ya da kemik yapsdr, kafatasndan ok bir bel kemiidir, oysa ki dzlem bu tek banalklar dolaan nefestir. Kavramlar, eri br ve paralanm, mutlak yzeyler ya da oylumlardr, oysa ki dzlem, ekilsiz, yzeyi de oylumu da ol mayan, ama her zaman paralanabilir olan, mutlak snrszdr. Kavramlar bir makinenin tasarlanlar olarak somut dzenleme lerdir, ama dzlem, dzenlemelerin paralarn oluturduu soyut makinedir. Kavramlar olaylardr, ama dzlem olaylarn ufku, z bez kavramsal olaylarn yedei ya da deposudur: bir snrm gi bi i gren, bir gzlemciyle birlikte deien ve eylerin gzlenebilir durumlarn kuatan greceli ufuk deil; ama tm gzlemcilerden bamsz ve olay, geekletii yerde, eylerin grnr bir duru mundan bamsz kavram haline getiren mutlak ufuk(2). Kavram lar, para para dzlemi derler, igal ederler veya doldururlar, oysa ki dzlemin kendisi kavramlarn, btnln, srekliliini krmakszn aralarnda paylatklar blnemez ortamdr: saymak szn igal eder kavramlar (kavramn says bir rakam deildir), ya da blmeksizin blrler. Dzlem tpk kavramlarn onu blmek sizin kalabalklatrdklar bir l gibidir. Dzlemin blgeleri yal nzca kavramlarn kendileridir, ama kavramlarn yegne vekilharc da dzlemdir. Dzlemin onu kalabalklatran ve orada yer deiti ren airetlerinkinden bakaca blgeleri yoktur. Durmadan by yen kesimelerle, kavramlarn birbirine balanmasn salayan dzlemdir ve durmadan yenilenmi, durmadan deien bir erili in zerinde, dzlemin kalabalklamasn salayanlar da kavram lardr. kinlik dzlemi dnlm ya da dnlebilir bir kavram deil, ama dncenin imgesidir; dnmenin, dnceyi kullan mann, dnce iinde yol almann ne anlama geldiine ilikin olarak dncenin kendine verdii bir imge... Bu bir yntem deil dir, zira her yntem muhtemelen kavramlar ilgilendirir ve bylesi bir imgeyi ngrr. Beyin veya beynin ileyiiyle ilgili bir bilgi du rumu da deildir, zira kullanl ve yol al ne olursa olsun, bura da dnce, yalnzca gereklemekle yetindii bilimsel olarak be
(2) Jean-Pierre Luminet greceli ufuklar, bir gzlemciye odaklanm ve onunla birlikte yer de itiren yeryz ufku ve tm gzlemcilerden bamsz, olaylar, grlm ve grlmemi, iletilebilir ve iletilemez eklinde iki kategori halinde ayran mutlak ufuk, "olaylarn ufku" olarak ayrtrr ("Le trou noir et l'infini / Kara Delik ve Sonsuzluk", in Les dimensions de l'infini, Paris talyan Kltr Enstits). Japon rahip Dgenin, olaylarn "sakland" ufuktan sz at zen metnine de bavurulabi lir: Shbogenzo, Diffrence Yay., Ren de Ceccaty ve Nakamura'nn eviri ve yorumlamala ryla.

kinlik Dzlemi

41

lirlenebilir eylerin durumunda olduu gibi, beynin yava ileyen ksmna da gnderilmi deildir. Dnce; dncenin biimleri, u ya da bu andaki hedefleri ve olanaklar konusunda edinilen g r de deildir. Dncenin imgesi, kendiliinden olanla hakk olan arasnda kat bir paylam ierir: dnce olarak dncenin payna den, beyne gnderme yapan kazalardan, veya tarihsel grlerden ayrlmak zorundadr. "Quid juris?". rnein, belleini kaybetmek, ya da deli olmak; bunlar dnce olarak dnceye ait olabilirler mi, yoksa yalnzca basit olgular olarak dnlmesi ge reken beyinsel kazalar mdr? Ya da temaa etmek, dnmle mek, iletiimde bulunmak; falan zamanda ve falanca uygarlkta, dnce konusunda edinilmi grlerden baka bir ey midir? Dncenin imgesi, sadece dncenin hak olarak talep edebilece i eyi tutar. Dnce "yalnzca" sonsuza gtrlebilecek olan de vinimi talep eder. Dncenin hak olarak talep ettii ey, setii ey, sonsuz devinim ya da sonsuzun devinimidir. Dncenin im gesini kuran odur. Sonsuzun devinimi bir devingenin ardarda gelen konumlarn ve bu konumlarn kendilerine gre deitii sabit kerterizleri ta nmlayacak uzay-zamansal koordinatlara gndermez. "Dnce iinde yol almak" ne nesnel kerteriz gerektirir, ne de kendini zne gibi duyacak ve bu sfatla, sonsuzu isteyecek veya ona gereksine cek devingen... Devinim hereyi ald ve de artk kavramlardan ba kaca bir ey olamayacak bir zneye ve bir nesneye hi yer yok. De vinim halinde olan ey, bizatihi ufuktur: greceli ufuk zne ilerle dii zaman uzaklar, ama mutlak ufuk, ikinlik dzlemi zerinde, bizim her zaman ve esasen olduumuz yerdir. Sonsuz devinimi ta nmlayan ey, bir gidi-dntr, nk, pusulann ibresi ayn za manda kuzey olduundan, gittii belli bir yer bulunmaz ki daha nce oradan dnm olmasn. Eer "...ne/na doru dnmek" d ncenin doru'ya doru olan devinimiyse, ayn ekilde doru ne den dnceye doru dnmeyecektir? Ve nasl olur da dnce ondan srt evirdiinde, dorunun kendisi de ona srt evirmez? Bununla birlikte bu bir kaynama deil, bir karlkllk, hemence ne, srekli, annda bir takas, bir gz ap kapamacadr. Sonsuz de vinim ifttir ve birinden tekine sadece bir kvrm sz konusudur. te bu anlamda dnmek ve olmak bir ve ayn eydir, denir. Ya da daha dorusu, devinim ayn zamanda varln maddesi olmak szn dncenin imgesi olamaz. Thales'in dncesi srama yap tnda, su olarak geri dner. Herakleitos'un dncesi savaa (po lemos) soyundukta, zerinde tayp getirdii atetir. ki yandaki

42

Felsefe Nedir?

hz da bir ve ayndr: "Atom dnce kadar hzla ilerleri 3 ." kinlik dzleminin, Dnce ve Doa olarak, Physis ve Nous olarak, iki yz var. Bu nedenle, biri dner dnmez hemen bir tekini frlatt lde, birbirlerinin iine girmi, birbirlerine katlanm, pek ok sonsuz devinim vardr her zaman; yle ki ikinlik dzlemi, devasa bir mekik gibi, hi durmadan dokur. Ne/na doru-dnmek, yal nzca vazgemeyi deil, ama kar kmay, arkasn dnmeyi, ye niden dnmeyi, bocalamay, ortadan ekilmeyi de ierir 4 . Hatta olumsuz bile sonsuz devinimler retir: yanltan kanldnca ha taya dmek, tutkular yenme lsnde kendini onlarn egemenli ine brakmak. Sonsuzun eitli devinimleri birbirlerine ylesine karm bir haldedirler ki, ikinlik dzleminin Bir-btn'n ko parmak yle dursun, onun deien eriliini, ibkeyliklerini ve dbkeyliklerini, bir tr paralanabilir doasn olutururlar. Pla nomen'den, kavram diye imlenebilecek her trl yzey ve oylum dan her zaman daha baka bir sonsuz karan, ite bu paralanabi lir doadr. Her devinim, annda kendi zerine bir dn yaparak, her biri kvrlarak, ama ayn ekilde bakalarn kvrarak, ya da bakalarnn onu kvrmasna izin vererek, ters-etkiler, balantlar, oalmalar oluturarak, sonsuzcasna kvrmlanm bu sonsuzlu un paralanabilirlii iinde btn dzlemi kateder (dzlemin de iken erilii). Ancak, kendisi de saf deiim olarak, ikinlik dz leminin her zaman bir-tek olduu eer doruysa, zellikle bellen mi, seilmi sonsuz devinimlere gre, tarih iinde birbirini izleyen ya da birbirleriyle rekabet eden, deiik ikinlik dzlemlerinin neden ortaya ktn da, bir o kadar, aklamak durumundayz. Dzlem hi phesiz Yunanllarda, XVII. yzylda, gnmzde (kald ki bu terimler mulak ve genel) ayn deil: ne dncenin imgesi ayn, ne de varln maddesi. u halde dzlem sonsuz bir zgnletirmenin nesnesidir, yle ki ancak seilen devinimle z gnletirilmi her bir vakada Bir-Btn olmua benzer. kinlik dzleminin nihai doasna ilikin bu glk ancak adm adm zlebilir. kinlik dzlemi ile onu dolduran kavramlarn birbirlerine ka rtrlmamas esastr. Buna ramen ayn eler, dzlemde ve kav ramda, iki kez ortaya kabilirler, ne ki, ayn fiiller ve ayn szck lerle kendilerini dile getirseler bile, ayn belirticiler altnda olmaya caktr bu: varlk, dnce ve bir iin, bunun byle olduunu gr dk; bunlar kavram biletiricilerinin iinde yer alrlar ve kendileri
(3) Epikuros, Herodot'a mektup, 61-62. (4) Bu dinamizmalar konusunda, bkz. Michcl Courthial, Le visage (Surat).

kinlik Dzlemi

43

de kavramdr, ama o zaman dzleme imge veya madde olarak ait olduklarndan daha baka tarzda kavramdrlar. Bunun tersine, doru, dzlem zerinde ancak bir "...ne/na doru dnmek"le, ya da "dncenin ona doru dnd ey" olarak tanmlanabilir; ne ki bu yolla hibir doru kavram elde etmiyoruz. Eer hata kendi bana dzlemin paras olan, haka bir geyse, yalnzca yanl doru sanmaktan (dmek) ibaret olur, ama sadece biletiricileri belirlendii takdirde bir kavram alr (rnein, Descartes'a gre, sonlu bir anlak ve sonsuz bir istencin iki biletiricisi). u halde dz lemin devinimleri veya eleri, yapsal farkllklar gzden karl d srece, kavramlara kyasla saymaca tanmlardan baka ey de illerdir. Ancak, gerekte, dzlemin eleri diyagramsal izgilerdir, kavramlarsa youn izgilerdir. Birinciler sonsuzun devinimleridir, oysa ki kinciler bu devinimlerin youn ordinatlardr, tpk zgn kesitler veya diferansiyel konumlar gibi: sonsuzun hzdan baka bir ey olmad ve her seferinde bir yzey veya bir oylum, oal ma derecesindeki bir dura iaretleyen dzensiz bir kenar olutu ran, sonlu devinimler. Birinciler paralanabilir trden mutlak yn lerdir, oysa ki kinciler mutlak boyutlardr, younluklarnca tanm lanm, her zaman paral yzeyler ya da oylumlardr. Birinciler sezgilerdir, kincilerse younluklar. Her trl felsefenin, kavramlar nn younluk farkllklar lsnde durmamacasna gelitirdii bir sezgiye bal olmas, leibnizci ya da bergsoncu bu muazzam bak as, eer sezgi, dncenin durmadan bir ikinlik dzlemi ni kateden sonsuz devinimlerinin sarmalanmas gibi dnl yorsa temellenmi olur. Bundan hi phesiz kavramlarn dzlem den tredii sonucu karlmayacaktr: burada dzleminkinden ay r zel bir yap gerekir ve bu yzdendir ki, dzlem atld lde kavramlar da yaratlmak gerekir. Youn izgiler asla diyagramsal izgilerin sonucu deildir, ayn ekilde youn ordinatlar da devi nimlerden ya da ynlerden tremezler. kisinin arasndaki rabta basit tnlarn bile tesine taar ve kavramlarn yaratlmasnda, yar dma mercileri, yani kavramsal kiilikleri devreye sokar. Eer felsefe kavramlarn yaratlmasyla balyorsa, ikinlik dzleminin felsefe-ncesi bir ey gibi dnlmesi gerekir. kinlik dzlemi, bir kavramn baka kavramlara gnderebilecei tarzda deil de kavramlarn kendilerini deil-kavramsal bir anlaya gn dermeleri tarznda nvarsaylr. Kald ki, bu sezgisel anlay dzle min izili tarzna gre de deiir. Descartes'da ilk kavram olarak Dnyorum'la varsaylm znel ve zmni bir anlay sz konu suydu; Platon'da, her trl gncel kavram iftleyen bir nceden

44

Felsefe Nedir?

dnlm'n gizil [virtuel] imgesiydi. Heidegger, bir varlk maddesinin, dncenin belli bir durumuyla balant halindeki yakalann ierdii anlalan "kavramsal-ncesi" bir anlaya, "Varln pre-ontolojik anlay"na bavurur. Her trl kta, felse fe, kavramlarn gelip dolduracaklar devingen bir l andran bir Bir-Btn'n gcn, felsefe-ncesi, hatta deil-felsefece gibi koyar ortaya. Felsefe-ncesi, nceden varolan bir eyi deil, ama felsefe onu varsaymakla birlikte, felsefenin dnda varolmayan bir eyi anla tr. Bunlar onun i koullardr. Deil-felsefece, belki de bizatihi felsefeden de ok felsefenin barndadr, ve felsefenin yalnzca fel sefece ya da kavramsal bir tarzda anlalmakla yetinemeyeceini, ama, z itibariyle, deil-filozoflara da seslendiini anlatr.5 De il-felsefe'yle olan bu deimez ban deiik grnmler aldn ilerde greceiz; bu ilk grnme gre, kavramlar yaratma olarak tanmlanan felsefe, bu ilevinden farkllamakla beraber, yine de ondan ayrlamayan bir nvarsaym ierir. Felsefe, ayn zamanda kavram yaratma ve dzlemin atlmasdr. Kavram felsefenin ba langcdr ama, dzlem de onun atlmasdr6. Dzlem elbette bir programdan, bir amatan, bir hedef ya da bir aratan ibaret deil dir; bu, felsefenin, zerlerinde kavramlarn yaratt mutlak zemi nini, Yurdunu ya da yurtsuzlatrlmasn, temelini kuran bir ikin lik dzlemidir. Kavramlar yaratmak ve bir dzlem atmak; bunla rn ikisi birden gerekir, tpk iki kanat ya da iki yzge gibi... Dnmek genel bir vurdumduymazlk yaratr. Oysa ki bu nun tehlikeli bir altrma olduunu sylemek yanl deildir. Hat ta yalnzca tehlikeler ayan beyan hale geldiinde vurdumduymaz lk sona erer, ama tehlikeler ounlukla gizli, az farkedilir, giriime irek bir biimde kalrlar. nk aslnda ikinlik dzlemi felsefe- ncesi'dir ve henz kavramlarla i grmez, bir tr el yordamyla ilerleyen deneylemeyi ierir ve izledii yolda pek itiraf edilemeyen, fazla aklc ve akla yakn olmayan aralara bavurur. Bunlar, d, sayrks sre, ezoterik deneyler, esriklik ya da arlk trnden aralardr. kinlik dzlemi zerinde, ufka koulur; oradan gzler kzarm olarak dnlr, bu gzler zihnin gzleri de olsa... Descar tes bile d grr. Dnmek, her zaman iin bir byc izgisi izlemektir. O sonsuz, kzgn devinimleri ve hzlaryla, Micha
Franois Laruelle ada felsefenin en ilgin giriimlerinden birini srdrmektedir: "felsefe ce kararn" zerinde kkleecei, "deil-felsefece" ve, tuhaf bir ekilde de, "bilimsel" olarak niteledii bir Bir-Btn' den sz ayor. Bu Bir-Btn Spinoza'ya yakn grnmektedir. Bkz. Philosophie et non-philosophie (Felsefe ve Deil-felsefe), Mardaga Yay. (6) Etienne Souriau L'instauration philosophique'i (Felsefece Kurulu) 1939'da kard, Alcan yay. Felsefedeki yaratc faaliyete duyarl olarak, burada bu yaratcln zemini gibisinden, dina miklerle dolu bir tr kurulu dzlemi, ya da "philosophme" tasarlyordu. (5)

kinlik Dzlemi

45

ux'nun ikinlik dzlemi, rnein. ou zaman, bu aralar, ancak kendi kendisinde ve sknetle kavranmas gereken sonucun iinde belirmezler. Ancak o zaman, "tehlike" bir baka anlam kazanr: saf ikinlik kamuoyunda gl bir igdsel yadsma uyandrdnda ve de yaratlm olan kavramlar bu yadsmay daha bir arttrdn da ortaya kan apak sonular sz konusudur. Bunun da nedeni baka ey haline gelmeden, dnceye geri dnen ve onu yeniden ortaya atan, dnmeyen bir ey, bir hayvan, bir bitki, bir molekl, bir parack haline gelmeden dnlememesidir. kinlik dzlemi kaosun bir kesiti gibidir ve bir elek grevi ya par. Gerekten de, kaosu belirleyen ey, belirleyicilerin yokluun dan ok, bu belirleyicilerin balayp yokolduklar sonsuz hzdr: bu, birinden tekine giden bir devinim deil, tersine iki belirleyici arasndaki bir balantnn imknszldr, zira biri teki ortadan kaybolmadan belirmez, ve de teki balang halinde kaybolduu zaman biri yokolma halinde belirir. Kaos, cansz ya da duraan bir hal, rastgele bir karm deildir. Kaos kaoslatrr, ve sonsuzun iinde her trl tutarll bozar. Felsefenin sorunu, dncenin ii ne gmld sonsuzu yitirmeksizin, bir tutarllk kazanmaktr (bu bakmdan kaosun zihinsel olduu kadar da fizik bir varoluu vardr). Sonsuzdan hibir ey yitirmeksizin tutarllk vermek, bu, son suz devinimlere ve hzlara srt evirmek ve nce bir hz kstlamas uygulamak kouluyla kaosa gndermeler yapmaya alan bilimin sorunundan ok farkldr: bilimde birincil olan, k ya da greceli ufuktur. Felsefeyse, tersine, ikinlik dzlemini varsayarak ya da onu atarak i grr: deiebilir erilikleri hi bitmeyen bir deito ku iinde kendi zerine dnen sonsuz devinimleri koruyan, ama bir yandan da kendi kendilerini koruyan daha bakalarn hi dur madan serbest brakan, bu ikinlik dzlemidir. O halde bu sonsuz devinimlerin youn ordinatlarn, sonsuz bir hzla dzlem zerine izilmi deiebilir kenarlar meydana getiren, kendileri de sonlu devinimler olarak izmek, kavramlara kalyor. kinlik dzlemi, bir kaos kesiti gerekletirmekle, kavramlarn yaratlmasna seslenir. Felsefe Yunan ii olarak dnlebilir mi, ya da dnlmeli midir? sorusuna verilen bir ilk yant, gerekten de Yunan site dev letinin, szcn btn kaypaklklaryla birlikte, "dostlarn" yeni toplumu olarak ortaya km olmasyla verilmi gibidir. Jean-Pier re Vernant ikinci bir yant ekliyor buna: Yunanllar kaosu bir dz lem gibi kesen kozmik bir ortamdaki Dzen'in kesenkes ikinliini ilk tasarlayanlar olmulardr. Bylesi bir elek-dzleme Logos diye cek olursak, logostan basite "akl"a epey yol var demektir (tpk

46

Felsefe Nedir?

dnyann akla olduu sylendiindeki gibi). Akl bir kavramdan baka bir ey deildir ve dzlemle onu katedip duran sonsuz devi nimleri tanmlama konusunda da epey fukara bir kavramdr. Ksa ca, ilk filozoflar, ikinlik dzlemini kaosun zerine gerilmi bir elek gibi atanlardr. Bu bakmdan, birer din adam ve rahip olan Bilgelerin tam karsnda yer alrlar; nk bilgeler, rekabeti kar lamalar daha batan yadsyan kinler ve her trden agn'u aan savalar sonunda, byk bir despot veya Eris'ten esinlenmi, teki lerden daha stn bir tanr tarafndan dardan dayatlm, her za man iin akn bir dzenin yerletirilmesini tasarlarlar.7 Ne zaman ki, aknlk vardr, dikey Varlk, gkte ya da yerde imparator Dev let vardr, o zaman din vardr ve ne zaman ki, ikinlik vardr, o za man, agn ve rekabete arena olsa bile, felsefe vardr (Yunanl tiran larn varl bir itiraz oluturamaz, nk onlarn en lgn, en id detli rekabetleri arasnda ortaya kt lde, dostlar toplumunun tmyle yanndadr onlar). Ve felsefenin Yunan ii olduuna ili kin bu iki olas belirleme, belki de derinlemesine baldr birbirleri ne. Yalnzca dostlar, putlardan gizlenen bir zemin olarak bir ikin lik dzlemi atabilir. Empedokles'te, kaosun (volkan) bir st-akn lyla bir tanrnn st-aknlna tanklk eden olumsuz hale gel mi devinim olarak Kin'i emeksizin ben'e geri dnmese bile, bunu izen Philia'dr. lk filozoflar, ve en bata da Empedokles, hl da ha rahipleri, ya da hatta krallar andryor olabilirler. Bilgeden, maskesini dn almaktadr onlar, ve Nietzsche'nin dedii gibi, balanglarnda, felsefenin klk deitirmemesi mmkn myd? Hatta, kendini gizlemekten tmden vazgeecek midir? Eer felse fenin kurulmas felsefe-ncesi bir dzlemin varsaylmasyla kar rsa, felsefe nasl olur da yzne bir maske takmak iin bundan yararlanmaz? Yine de ilk filozoflar, snrsz devinimlerin, biri, Var lk'a bir madde verdii lde Physis olarak, teki, dnceye bir imge verdii lde Nos olarak belirlenebilen iki yzn durma macasna katettikleri bir dzlem izerler. Bu iki yz arasndaki ay rma; niteliklerin devinimini mutlak bir ufkun gcyle, Apeiron ya da Snrsz'la, ama hep ayn dzlem zerinde kalarak, badatr mak suretiyle en kat eklini veren Anaksimandros'tur. Filozof bil gelikte byk bir dntrme gerekletirir, onu katksz ikinli in hizmetine sokar. Soybilimi yerbilimle deitirir.

(7) Bkz. Jean-Pierre Vernant, Les origines de la pense grecque (Yunan Dncesinin Kaynaklan), PUF Yay., s. 105-125.

kinlik Dzlemi

47

RNEK III Btn felsefe tarihini bir ikinlik dzleminin atlmas asndan sunmak mmkn mdr? Bu durumda Varlk'n maddesi ze rinde duran fizikalistlerle dncenin imgesinde direten noolo jistleri ayracaz. Ancak bunlar birbirine kartrma rizikosu, ok abuk ortaya kar: ikinlik dzlemi, bu Varlk maddesini ya da bu dnce imgesini bizzat oluturacak yerde, asl, ikin lik, tpk bir "atf hali" gibi olacak bir eye, Madde ya da Ruh'a, gnderilmi olacaktr. Platon ve ardllarnla birlikte apak orta ya kan budur. Bir ikinlik dzlemi Bir-Btn' oluturacak yerde, ikinlik Bir "e gre" dir, yle ki, bu kez akn, bir baka Bir'le, ikinliin iinde uzand ya da yklemi olduu Bir'le r tr: her zaman Bir'in tesindeki bir Bir, bu yeni-platoncularn forml olacaktr. kinliin birey "e gre olarak her yorumla nnda, dzlemle kavram birbirine kartrlr, yle ki, kavram akn bir tmel, dzlem de kavram iindeki bir yklem haline gelir. Bylesine yanl anlaldkta, ikinlik dzlemi akn ne karr: o artk, ncelikle akn birlik'e yklemlenen eyi ancak ikincil olarak sahiplenen basit bir fenomenler alandr. Hristiyan felsefesiyle birlikte durum daha da vahimleir. kin lik tavr saf felsefece kurulu olarak kalrken, ayn zamanda da kk dozlarla tahamml edilir hale gelmitir, yaylc ve zel likle de yaratc bir aknln zorlamalaryla, sk bir ekilde de netlenmekte ve erevelenmektedir. Her filozof, yapt ve bazen de yaam pahasna, dnyaya ve zihne rngalad ikinlik dozunun, bu ikinliin ancak ikincil olarak yklemlenmesi ge reken bir Tanr'nn aknlna halel getirmediini gstermek zorundadr (Nicolas de Cuse, Eckhart, Bruno). Dinsel otorite, i kinliin ancak yerel olarak, ya da aradaki bir dzeyde kalmak kouluyla kullanlmasn istemektedir, tpk, terasl emelerde, suyun, daha yukardaki bir kaynaktan kmak kouluyla, aa ya inerken her kademeyi bir sre doldurmas gibi (Wahl'n de dii gibi, aknkllk -transascendance- ve akninililiktransdescendance). kinliin her felsefe iin yakc bir mihenk ta olduu dnlebilir, nk felsefenin gslemek zorun da kald btn tehlikeleri, ektii btn mahkmiyetleri, zu lmleri, inkrlar o stlenir. Bu da, en azndan, ikinlik sorunu nun soyut ya da salt kuramsal olmadn gsteriyor. lk bak ta, ikinliin neden bylesine tehlikeli olduu anlalmaz, ama bu byledir. Bilgeleri ve tanrlar yutar. Felsefe, ierdii ikinli in paynca, ya da ierdii atein paynca tannabilir. kinlik yalnzca kendine gre ikinliktir ve o andan itibaren her eyi alr, Btn-Bir'i emer ve ona ikin olabilecek hibir eyin varl n srdrmesine izin vermez. Her trl kta, ikinlik ne za man Birey'e ikin olarak yorumlansa, o Birey'in, aknl ye

48
niden ieriye aldna emin olabiliriz. Descartes'tan itibaren ve Kant ve Husserlle birlikte, cogito, i kinlik dzleminin bir bilin alan gibi ele alnmasn mmkn klar. Nedeni de ikinliin saf bir bilince, dnen bir zneye i kin kabul edilmesidir. Bu zneye, Kant akn deil de aknsal [transcendantal] diyecektir, nk ite bu, hibir eyin, ierisi kadar darsnn da kaamad btn mmkn deneylerin i kinlik alannn znesidir. Kant bireimin her trl akn kullan mn reddeder, ama ikinlii bireimin znesine yeni birlik, z nel birlik olarak tar. Hatta akn deleri sulama lksn bile tanr kendisine ve bunlar zneye ikin alann "ufku" haline ge tirir.8 Ama bunu yaparken, Kant aknl kurtarmann mo dern tarzn da bulmutur: artk bu, Birey'in,ya da hereyin s tndeki Bir'in aknl (temaa) deil, ama bir zne'nin aknl dr ve ikinlik alan da, kendini zorunlu olarak byle bir zne gibi koyan bir ben'e ait olmakszn, ona yklenemez (dnm leme). Kimseye ait olmayan Yunan dnyas giderek bir Hristi yan bilincin mlkiyetine gemektedir. Bir adm daha atalm: ikinlik aknsal bir znellik "e" ikin hale geldikte, imdi bir baka ben'e, bir baka bilince gndermede bulunan eylem olarak bir aknln iareti ya da ifresi, kendi z alannn barnda ortaya kmak zorundadr (iletiim). Ba kas'nda, ya da Et'de, aknln, bizatihi ikinlik iindeki kste bek abasn kefeden Husserl ve ardllarndan birounda g rlen budur. Husserl ikinlii, znellie yansyan bir yaanm akmnn ikinlii olarak kavrar, ama btn bu saf ve hatta vah i yaanm, onu kendinde temsil eden bene btnyle ait ol madndan, akn bir ey, ufukta, aidiyet-d blgelerde yerle ir: bir kezinde amal nesnelerle dolu bir dnyann"ikin ya da birincil aknl" biiminde, bir baka kez baka ben'lerle dolu znelleraras bir dnyann ayrcalkl aknl olarak, bir n c kez kltrel oluumlar ve insan cemaatleriyle dolu ide'ce bir dnyann nesnel aknl olarak. Bu modern anda, bir akna ikinlii dnmekle yetinilmiyor artk, akn ikinin iinde dnmek isteniyor ve ikinlikten, bir kopu bekleniyor. Byle ce, Jaspers'de, ikinlik dzlemi "Kuatc" olarak en derin belir lenmesini bulacaktr, ama bu kuatc aknlk indifalar iin bir havuzdan baka bir ey olmayacaktr. Yahudi-Hristiyan kelm Yunan logos'unun yerini alr: yalnz ikinlik yklemekle yetinil mez, akn her yerde boazlatlr ona. kinlii akna gnder mekle yetinilmez, akn kovmas, yeniden retmesi, onu biz zat yapmas istenir. Doruyu sylemek gerekirse, bu zor da de(8) Kant, Saf Akln Eletirisi: dsallk formu olarak uzay da isellik formu olarak zaman kadar "bizde"dir ("Drdnc yanlmn eletirisi"). Ve "ufuk" olarak dea iin bkz.: "Aknsal diya lektie ek".

kinlik Dzlemi

49

ildir, devinimi durdurmak yeter (9). Sonsuzun devinimi dur duu anda, aknlk yere iner ve yeniden canlanmak, yeniden sramak, yeniden ortaya kmak iin bundan yararlanr. T mellerin tr, temaa, dnmleme, iletiim; felsefenin, upuzun bir yanlsamann tarihinden kopamayan a, Eide tik, Kritik ve Fenomenoloji gibidir. Deerlerin deitirilmesin de; ikinliin bir hapisane olduuna (solipsizm / tekbencilik...), Akn'n gelip bizi kurtaraca bir hapisane olduuna bizi inan drmada, o noktaya kadar gidilmesi gerekiyordu. Sartre'n kimliksiz bir aknsal alan varsaym, ikinlie haklar n geri verir10. kinlik kendinden bakaca bir eye ikin olma d zaman bir ikinlik dzleminden sz edilebilir. Bylesi bir dzlem belki de kktenci bir ampirizmdir: bir zneye ikin, ve bir ben'e ait olan eyde bireyselleecek bir yaanmn akmn gstermeyecektir. Gsterdii sadece olaylardr, yani kavramlar olarak olabilir dnyalar ve, olabilir dnyalarn ifadesi ya da kavramsal kiilikler olarak, bakalar. Olay yaanm akn bir zneye=Ben'e yklemez, ama tersine znesiz bir alann ikin yukardan-seyrine ykler; Bakas bir baka ben'e yeniden akn lk vermez, ama her trl baka beni yukardan-seyredilen ala nn ikinliine iade eder. Ampirizm yalnzca olaylar ve baka lar'n tanr, bu yzden byk bir kavram yaratcsdr. Gc zneyi tanmlad andan itibaren balar: bir d-tutum, bir al kanlk, yalnz ve yalnz bir ikinlik alanndaki bir alkanlk, Ben znesini telaffuz etme alkanl... kinliin ancak kendine ikinlik olduunu ve bylece sonsu zun devinimleriyle katedilen, younlatrc ordinatlarla dolu bir dzlem olduunu tastamam bilen kii, Spinoza'yd. Bu yz den filozoflarn prensidir o. Belki de aknlkla hibir uzlama ya girmeyen, onu her yerden kovup karan tek filozof odur. Sonsuzun devinimini turlam ve, Ethika'nn son kitabnda, bil ginin nc tr iinde dnceye sonsuz hzlar kazandrm tr. Burada ylesine akl almaz hzlara, ylesine arpc ksalt malara ular ki, bunu tanmlamak iin ancak mzikten, tayfun dan, rzgrdan ve de balardan sz edilebilir. Spinoza yegne zgrl ikinlikte bulmutur. Felsefedeki felsefe-ncesi var saymn kapatt iin, felsefeyi tamamlamtr. Tze ve spino zagil kiplere yklemlenen ikinlik deildir, tam tersine, spino zagil tz ve kip kavramlardr ikinlik dzlemine ve onlarn n varsaylmlarna yklemlenenler. Bu dzlem, uzanm ve d nce olarak, iki yzn de gsterir bize, ya da daha dorusu iki gcn gsterir; olma gc ile dnme gc. Spinoza, nice
Raymond Bellour, L'entre-images, Diffrence Yay. s. 132: devinimin kesilmesi ya da "imge zerinde duraklama" ile aknln balants hk (10) Sartre, La transcendance de i Ego (Ego'nun Aknl), Vrin Yay. (Spinoza'y Anma, s. 23) (9)

50

Felsefe Nedir? filozofun bou bouna kurtulmaya abaladklar ikinliin ba dndrcldr. Acaba spinozagil bir esinlenie eriebilecek olgunlua gelecek miyiz? Bunu, bir kezinde, Bergson yakalad: Madde ve Bellek'in banda, kaosu, hem durmamacasna yayl makta olan bir maddenin sonsuz devinimi, hem de saf bir bilin ci, durmamacasna her keye yayan bir dncenin imgesi (i kinlik bilin "e gre" deildir, bunun tersi dorudur) olarak dmdz kesen bir dzlem izer.

Dzlemi yanlsamalar kuatmtr. Bunlar soyut ters-anlamlar, ya da yalnzca darnn basklar deil, ama dncenin seraplar dr. Bu yanlsamalar, o sonsuz devinimleri kaldramadmz, ayr ca bizi paralayabilecek o sonsuz hzlar da gemleyemediimiz iin (o zaman devinimi durdurmamz, kendimizi yeniden greceli bir ufkun mahpuslar yapmamz gerekecek), beynimizin ekimi, ege men grlerin hazrdan remilii ile mi aklanrlar? Oysa, ikin lik dzlemi zerinde koanlar bizleriz, mutlak ufuktakiler bizleriz. Yanlsamalarn, hi deilse bir blmyle, bir glckten tten bu ular gibi, dzlem zerinde hep ibanda olan elerin dn mnden ykselen, Sokrates-ncesi buhurlar gibi, dzlemin kendi sinden kmalar gerekir. Artaud; "bilin dzlemi" ya da snrsz i kinlik dzlemi -Hintlilerin Ciguri diye adlandrdklar ey- ayn zamanda da hayallenmeler, hatal alglar, kt duygular dour... diyordu (11) . Bu yanlsamalarn etelesini tutmak, nlemlerini al mak gerekirdi, tpk Spinoza'dan sonra Nietzsche'nin "drt byk hata"nn etelesini kard gibi. Ama liste sonsuz. En bata, belki de btn tekilerden nce gelen, aknlk yanlsamas var (ikili bir grnm altnda; ikinlii bir eye ikin klmak, ve bizatihi ikinli in iinde yeniden bir aknlk bulmak). Sonra, kavramlar dzlem le kartrldklarnda ortaya kan, tmeller yanlsamas var; ancak bu karklk bir ikinlik bireye yerletirildii anda oluuyor, zira o birey zorunlu olarak bir kavram: sanlyor ki tmel aklar, oysa aklanmas gereken o, ve bylece l bir yanlsama iine dl yor, temaann, veya dnmlemenin, veya iletiimin yanlsama sna. Yine sonra, kavramlarn yaratlmak zorunda olduklar unu tuldukta karlalan, sonsuz yanlsamas var. Derken gidimlilik [discursivit] yanlsamas var, nermelerle kavramlar birbirine ka rtrnca grlen... Altn izelim ki, btn bu yanlsamalarn ner meler gibi mantksal olarak birbirlerine zincirlendiini sanmak
(11) Artaud, Les Tarahumaras (Btn Yaptlar, Gallimard, IX).

kinlik Dzlemi

51

doru olmaz, bunlarn kendi tnlar, kendi klar vardr ve dzle min evresinde youn bir sis olutururlar. kinlik dzlemi kaostan dn ald belirlemeleri kendi son suz devinimleri ya da diyagramsal belirticileri yapar. O zaman da bir dzlem okluu varsaylabilir, varsaylmak gerekir, zira dz lemlerden hibiri yeniden iine dmeksizin btn kaosu kucakla yamayacaktr ve de her biri, sadece kendileriyle birlikte katlanabi len devinimleri tutar. Eer felsefe tarihi birbirinden apayr onca dzlemi sunuyorsa, bu srf yanlsamalar yznden, yanlsamalarn eitlilii yznden deildir, her dzlemin aknl yeni batan vermede, hep yeniden balanm kendi tarz olmasndan deildir; bu ayn zamanda ve daha derinlemesine, onun ikinlik yapma tar zndadr. Her dzlem, hak olarak dncenin payna den eyin bir elemesini gerekletirir, ama ite birinden tekine deien de bu elemedir. Her ikinlik dzlemi Bir-Btn'dr: bilimsel bir btn gi bi ksmi deildir, kavramlar gibi paralkl da deildir, ama da tmsaldr, o bir "her biri"dir. kinlik dzlemi yapraklar halindedir. Ve hi kukusuz karlatrlan her kta tek ve ayn bir dzlem mi, yoksa farkl farkl pek ok dzlemler mi bulunduunu tahmin et mek zordur; Sokrates-ncesi filozoflarn, Herakleitos ve Parmeni des arasndaki farkllklara karn, ortak bir dnce imgeleri mi vard? Klasik denen ve Platon'dan Descartes'a kadar srecek olan bir ikinlik dzleminden, ya da bir dnce imgesinden sz edile bilir mi? Deiiklik gsteren, yalnzca dzlemler deil, ama onlarn datl biimleridir de. Olduka uzun bir dnem boyunca farkl yapraklar biraraya getirmeye, ya da tam tersine ortak gibi grnen bir dzlemde yapraklar ayrmaya imkn verecek, az ya da ok uzak veya yakn gr alar var mdr -ve mutlak ufka ramen nereden gelecektir bu gr alan? Burada bir tarihselcilikle, ge nelletirilmi bir grecelicilikle yetinilebilir mi? Btn bu alardan, bir ya da ok sorusu, dzleme szmak suretiyle yeniden en nemli soru haline gelir. En uca gidildikte, yeni bir ikinlik dzlemi izen, yeni bir var lk maddesi getiren ve dnceye yeni bir imge atan ve btn bunlar da ayn dzlem zerinde iki byk filozofun olamayaca ekilde kotaranlarn her biri byk filozoflar deil midir? u bir gerek ki, hakknda yle denmeyen bir byk filozof dleyemi yoruz: dnmenin anlamn deitirdi, o "baka trl dnd" (Foucault'nun formlnce). Ve ayn bir yazarda birok felsefe ayrt ediliyorsa, bunun nedeni onun da bizzat dzlem deitirmi olma s, yeni bir imge daha bulmu olmas deil midir? lmn yanba

52

Felsefe Nedir?

ndaki Biran'n, "inaata yeniden balamak iin kendimi biraz yal hissediyorum" yaknmasna duygusuz kalamayz12. Buna kar lk, kendisine model aldn ne srd kiilerin abalarna va rncaya kadar bilmezden gelen hazrlop bir dncenin erinci iin de, dncenin imgesini yenilemeyen, byle bir sorunun bilincine bile varamam memurlar, filozof deillerdir. yi de, kh bir araya toplanan, kh birbirinden ayrlan btn bu yapraklar varsa, felsefede anlama nasl olacaktr? Hangilerini yeni batan keseceini bilmek sizin, kendi z dzlemimizi izmek iin yeltenmeye mahkm edil mi olmuyor muyuz? Bu yeniden bir tr kaos kurmak deil midir? Ama ite bu yzdendir ki, her dzlem yalnzca yapraklar halinde olmakla kalmaz, ama delik deliktir ve bu deliklerden darya, dz lemi sarp sarmalayan, iine dtkte ounlukla en bata onu iz mi olan filozofun kendini yitirecei o sisleri szdrr. Bunca sisin ykseliini yleyse, iki ekilde aklyoruz. ncelikle dncenin, ikinlii, byk temaa Nesnesi, dnmlemenin znesi, iletii min Baka znesi gibi, bireye ikin olarak yorumlamaktan kendini alamayaca iin: o zaman aknln yeniden szmas mukadder dir. Ve eer bundan kurtulmak mmkn olmuyorsa, bu, grne baklrsa, her ikinlik dzleminin, defetmesi gereken kaosu yeni den kurmadan, benzersiz olmaya, DZLEM olmaya talip olama masndandr: aknlk ve kaos arasnda bir seim yapacaksnz...

RNEK IV Dzlem, hak alannda dncenin payna deni, kendi belirti cileri, sezgileri, diyagramsal ynelimleri ya da devinimleri yap mak zere elediinde; teki belirlemeleri, basit olulara, eyle rin durumlarnn gsterdii niteliklere, yaanm ieriklere gn derir. Ve elbette felsefe, bir yandan eylerin bu durumlarndan olay ekip alrken, kavramlar da karabilir. Ama soru bu deil. Hak alannda dnceye ait olan, kendiliinde diyagramsal be lirtici olarak alkonmu olan ey, teki rakip belirlemeleri geri iter (bunlar bir kavram kazanacak bile olsalar). Bylece Descar tes, hatay hak alannda dncenin olumsuz halini ifade eden belirtici, ya da yn haline getirir. Bunu ilk yapan o deildir ve "hata", klasik dnce imgesinin balca belirticilerinden biri gi bi dnlebilir. Bylesi bir imgenin iinde dnmeyi tehdit eden daha baka eyler bulunduu biliniyor: ahmaklk, unut kanlk, sz-yitimi, ldrma, delilik gibi; ama btn bu belirle meler, dnceye ikin, meru bir tek etkide bulunan olular gi
(12) Maine de Biran, Sa vie et ses penses (Hayat ve Dnceleri), Naville Yay. 1823, s. 357.

kinlik Dzlemi

53

bi dnlecektir; bu da hatadr, yine hatadr. Hata btn olumsuzu toplayan sonsuz devinimdir. Bu belirticiyi, (olu ala nndaki) kty hak alannda "yanlan" bir kii olarak kabul eden Sokrates'e kadar karmak mmkn mdr? Ancak, eer Theaitetos'un hatann temellenii olduu doruysa, Platon, Phaidros'un ldrmas trnden, ve felsefesindeki dnce im gesi bir dolu baka yollar izmie benzercesine, daha baka ra kip belirlemelerin de haklarn sakl tutmuyor mu? Bilgisizlik ve btl inan, hak alannda dncenin olumsuzunu ifade etmek zere, hata ve nyargnn yerini aldnda, bu, yal nzca kavramlarda deil, ama dnce imgesinde de byk bir deiimdir: Fontenelle burada byk bir rol oynar ve deien de, dncenin, ilerinde hem kendini yitirip, hem yeniden ka zand sonsuz devinimlerdir. Dahas, Kant dncenin hata dan daha ok, btn pusula ibrelerinin ard bir isel kuzey kutup blgesi gibi, akln ta iinden gelen kanlmaz yanlsama lar tarafndan tehdit edildiini saptadnda; belli, meru bir l gnlk dncenin iine gmlrken, btn dncenin yeni batan ynlendirilmesi zorunlu hale gelir. Dnce, ikinlik dzlemi zerinde izledii yoldaki ukurlarn ve izlerin deil, ama hereyi rten kuzey sislerinin tehdidi altndadr artk. "D nce iinde yolunu bulmak" sorusu bile anlam deitirir. Bir belirtici yaltlamaz. Gerekten de, olumsuz bir iaretle im lenmi deviniminin kendisi de, daha baka, olumlu veya iki ynl iaretler tayan devinimler iinde katlanm durumda dr. Klasik imgede, dncenin kendisi, doruyu "isteyen" ola rak, doruya ynelmi, doruya dnm olarak kendini sun madka, hata hak alannda dncenin bana gelebilecek en kt eyi ifade etmez: varsaylm olan ey, herkesin dnme nin ne demek olduunu bildii, dolaysyla dnmek iin hak alannda yetkin olduudur. Klasik imgeyi canl tutan ey, ite bu biraz da mizah tayan gvendir: bilginin sonsuz devinimini diyagramsal belirtici olarak kuran doruya olan balant. Bu nun tersine, "doal k"tan "Aydnlanma"ya, XVIII. yzylda aydnlanma ann ortaya koyduu sramaysa, inancn bilgi ye eklenmesi, yani bir baka dnce imgesini ieren yeni bir sonsuz devinimdir: sz konusu olan, bu imgeye doru dnmek deil, ama asl ard sra onu izlemek, yakalamak ve yakalan maktan ok, ondan sonu karmaktr. Bir sonu karma hangi koullarda merudur? Hangi koullarda, ladn hale gelmi bir inan meru olabilir? Bu soru yantlarn, ancak byk ampirist kavramlarn (arm, iliki, alkanlk, olabilirlik, uzlama...) yaratlmasyla bulacaktr; ne ki bunun tersine, inancn kendili inden edindii de dahil olmak zere bu kavramlar, inanc her eyden nce dinden bamsz olarak yeni ikinlik dzlemini ka

Felsefe Nedir?
teden sonsuz bir devinim haline sokacak diyagramsal belirtici leri nvarsayarlar (ve asl dinsel inan, meruluu ya da gayri meruluu sonsuzun dzenine gre llebilecek, kavramsal latrlabilir bir vaka haline gelecektir). Hi kukusuz Kant'da, Hume'dan miras alnm, ama bir kez daha derin bir srama pahasna, yeni bir dzlem zerinde ya da bir baka imgeyi izle yerek miras alnm bu izgilerin ounu bulmak mmkndr. Her kezinde de byk cretkrlklardr bunlar. Dncenin, hak olarak payna den eyin dalm deitii zaman, bir i kinlik dzleminden tekine deien eyse, yalnzca olumlu ya da olumsuz belirticiler deil, ama muhtemelen giderek oalan, ve artk devinimlerin vektoriyel kartln izleyerek katlan makla yetinmeyen, kaypak belirticilerdir. Eer, dncenin modern bir imgesinin belirticilerini de ayn ekilde zetleyerek izmee kalkrsak, deheti bile gze alsak, baaryla kamayz iin iinden. Dncenin imgelerinden hi biri asde belirlemeleri eleyip semekle yetinebilemez ve hepsi de dpedz tiksinti verici bir eye rastlar; bu, ya dncenin durmadan iine dt hatadr, ya iinde dnp durduu ya nlsamadr, ya durmadan iine yuvarland ahmaklktr, ya da iine dtkte durmamacasna kendinden ya da bir tanrdan yz evirdii ldrmadr. Daha o zamanlar, dncenin Yunan l imgesi, dnceyi hatadan ok sonsuz serseriliklere atan, iki ynl yzevirmenin lgnlna bavuruyordu. Dncenin doru ile olan balants hibir zaman sonsuz devinimin kay paklklar iinde basit bir i olmad, sabit bir i hi olmad. Bu yzden felsefeyi tanmlamak iin bylesi bir balantya bavur mak bounadr. Dncenin modern imgesinin birincil vasf belki de tmyle bu balantdan vazgemek; ve dorunun, yal nzca dncenin yaratt ey olduunu, nvarsaylm olarak kabul ettii ikinlik dzlemini ve de bu dzlemin, olumlusu ve olumsuzuyla biribirinden ayrdedilmez hale gelmi btn belir ticilerini dikkate alarak yaratt ey olduunu dnmektir: dnce yaratmadr, yoksa Nietzsche'nin anlatmay baard gibi, doruluk istenci deil. Ancak, klasik imgede ortaya kt nn tersine, eer doruluk istenci yoksa, bu, dncenin, henz dnmesini "becerebilecek" ve Ben znesini kullanabilecek bir dnr tanmlamadan, basit bir dnme "olabilirlii" kur masndandr: dnmesini becerebilecek hale gelmekliimiz iin bir tr iddete, bizi ayn zamanda Ben znesini syleyebil mekten vazgeirten bir sonsuz devinimin iddetine mi maruz kalmak zorundadr dnce? Heidegger ve Blanchot'nun nl metinleri bu ikinci vasf sergiler. Ancak, nc vasfa geldikte, eer dncenin, yaratma olarak belirlenebilen yeterlii kazan

55
dnda bile, iinde kalm bylesi bir "ktidarszl" varsa, bu, dpedz ykselen, diyagramsal belirticiler veya sonsuz devi nimler haline gelen, dncenin teki imgelerinde elenerek bir yana atlm gelip geici basit olularken, meru bir deer kaza nan, kaypak iaretlerin bir btn olmasdr: dnceyi yarat maya, ya da denemeye srkleyen birtakm srtlar, di gcr datmalar, kekelemeler, yutkunmalar, lklar edinmeye koyu lan ey, Kleist ya da Artaud'nun nerdikleri gibi, bu haliyle d ncedir13. Ve eer dnce aryorsa, bu, belli bir yntemle alan bir insann yapt gibi deil de, sanki bir kpein d zensiz sramalar gibidir... Utkusuzca bir dolu acy ieren ve dnmenin giderek ne kadar zorlatna iaret eden bylesi ne bir dnce imgesiyle kostaklanmann gerei yoktur. kin liktir bu. Felsefenin tarihi portre sanatna benzetilebilir. Sz konusu olan "benzerini yapmak", yani filozofun dediini yinelemek deil, ama ayn anda att ikinlik dzlemini ve yaratt yeni kav ramlar ekip kartarak benzerlii retmektir. Zihinsel, zihnin faaliyetine ilikin [notique], mekanik portrelerdir bunlar. Ve genelde felsefece aralarla yaplsalar bile, bunlar estetik olarak da retmek mmkndr. Nitekim, Tinguely, yakn zamanlar da, karmak evrimsel dzlemleri izleyerek, sesler, klar, var lk maddeleri ve dnce imgeleri araclyla birleik ya da birbirinin yerine geen, katlanp alabilen, sonsuz saydaki gl devinimlerle i gren filozoflarn, antsal boyutlardaki, makinesel portrelerini hazrlamt14. Yine de, bylesine b yk bir sanaty eletirmee eer izin varsa, giriiminin henz yetkinlie ulamad anlalyor. Nietzsche'de dans eden hibir ey yoktur, oysa ki Tinguely, telerde, makineleri dans ettirme yi pekl becerdi. Schopenhauer bize kesin olan hibir ey ver mezken, Racine'in drtls, Mayann rts, Dnya'nn isten ve temsiliyet olarak iki-yzl dzlemini igale hazr gibiydiler. Henz dnmeyen bir dnce dzleminde hibir rtnme- alma'y kendine saklamaz Heidegger. Belki de soyut makine olarak izilmi ikinlik dzlemine ve makinenin paralar gibi yaratlm kavramlara daha fazla dikkat yneltmek gerekirdi. Bu balamda, yanlsamalar da dahil olmak zere, Kant'n bir makinesel portresi tasarlanabilir (bkz. aadaki ema). 1. - Ben=Ben diye yineleyip duran, seslendirilmi, kz kafal "Dnyorum". 2. - Tmel kavramlar olarak kategoriler (drt byk balk): 3'n embersi devinimini izleyen uzanabilen ve
Bkz. Kleist, "Sylem iinde dncelerin aamal dzenleniine dair" (Anecdotes et petits crits /Anekdotlar ve Kk Yazlar, Payot Yay. s. 77). Ve Artaud, "Rivire'le mektupla malar" 'Btn yaptlar, 1). (14) Tinguely, Beaubourg katalogu, 1989. (13)

56

Felsefe Nedir?

geri ekilebilen ayaklar. 3. - em'lerin devingen emberi. 4. em'lerin emberinin dalp kt ierdenlik formu olarak Za man, derinlii az rmak. 5. - Dardanlk formu olarak Uzay: k ylar ve dip. 6. - Irman dibinde ve iki formun kesime noktas olarak edilgin ben. 7. - Bireimsel yarglarn, uzay-zaman kate den ilkeleri. 8.- Ben znesi 'ne ikin olarak, olabilir deneyimin aknsal alan (ikinlik dzlemi). 9. - de, ya da aknlk ya nlsamas (mutlak ufukta dnp duran daireler: Ruh, Dnya ve Tanr).

Felsefe tarihini olduu kadar felsefeyi de ilgilendiren birok sorun kyor ortaya. kinlik dzleminin yapraklar bazen birbirle rine kar kacak ve her biri u ya da bu filozofa uygun decek l de birbirinden ayrlr, bazen de tersine, olduka uzun dnemleri kapsamak zere biraraya gelir. stelik, felsefe-ncesi bir dzlemin

kinlik Dzlemi

57

atlmasyla felsefece kavramlarn yaratlmas arasndaki ilikilerin kendileri de karmaktr. Uzun bir dnem boyunca, filozoflar, usta larymasna anacaklar daha nceki bir filozofla ayn imgeyi var sayarak ve ayn dzlem zerinde kalarak yeni kavramlar yaratabi lirler: Platon ve yeni-platoncular, Kant ve yeni-kantlar gibi (ya da hatt Kant'n platonculuun baz arzalarn bizzat canlandrmas tarznda). Btn klarda, bu yine de, bir phenin varln koru yaca ekilde ve balangtaki dzleme yeni erilikler vererek uzatmakszn gereklemeyecektir: ilkinin ilmekleri arasnda do kunmu bir baka dzlem deil midir bu? u halde, filozoflarn hangi klarda ve hangi noktaya kadar bir bakasnn "tilmizleri" olduklar, bunun tersine hangi klarda dzlemi deitirip, bir ba ka imge ykselterek eletiriyi seferber ettikleri, bir dzlemi doldu ran kavramlarn hibir zaman kendiliklerinden ve basite tretile meyecekleri kadar karmak ve greceli deerlendirmeleri ierir. Ayn bir dzlemi ok deiik tarihlerde ve zel badamlar altn da gelip dolduran kavramlara, ayn grubun kavramlar diyeceiz; farkl dzlemlere gnderenlereyse bunun tersini syleyeceiz. Ya ratlm kavramlar ve atlm dzlem arasndaki rabta zorludur, ama belirlenmesi gereken dolayl balantlar altnda oluur. Bir dzlemin bir tekinden "daha iyi" olduu, ya da en azn dan dnemin zorunluluklarna yant verip vermedii sylenebilir mi? Zorunluluklara yant vermek ne demektir ve bir dnce im gesinin devinimleri ya da diyagramsal belirticileriyle, bir dnemin devinimleri ya da toplumsal-tarihsel belirticileri arasnda ne tr balant vardr? Bu sorular, ancak, felsefenin tarihi yerine felsefe nin zaman dikkate alnarak, nce ve sonra ile ilgilenen o dar tarih selci bak asndan vazgeildii takdirde sorulabilir. Bu, nce ve sonra'nn bir katmanlanma dzeninden bakaca bir eyi gsterme dii, bir stratigrafik zaman'dr. Baz yollar (devinimler) sadece, silin mi gzerghlarn daha kestirmeden gidenleri, ya da sapaklar ola rak dorultu ve yn kazanrlar; deiken bir erilik bir ya da bir ok baka eriliklerin dnm gibi grnebilir ancak; ikinlik dzleminin bir katman veya yapra ister istemez bir bakasna gre stnde veya altnda olur ve dncenin imgeleri de herhangi bir dzen iinde ortaya kamazlar, zira bunlar ancak daha nceki imge zerinde dorudan saptanabilen ynelim deiikliklerini ie rirler (ve kavram iin bile, onu belirleyen younlama noktas ba zen bir noktann dalmasn bazen daha nceki noktalarn birik mesini gerektirir). Zihinsel manzaralar alar boyunca rastgele de imezler: imdi kuru ve dzgn olan zeminin, bylesine bir gr

58

Felsefe Nedir?

nm, bylesine bir doku kazanmas iin, bir dan urada yksel mi olmas ya da bir nehrin, u yaknlarda, oradan gemesi gerek mitir. ok eski katmanlarn ykselebilecekleri, onlar rtm olan oluumlar iinden kendilerine bir yol aabilecekleri ve doruca imdiki katmanda, yeni bir erilik ilettikleri imdiki katmanda y ze kabilecekleri dorudur. Daha da fazlas, dnlen blgeler boyunca, katmanlamalar ille de ayn katmanlamalar olmad gibi, ayn dzene de sahip deillerdir. Fesefece zaman, bylece, n ceyi ve sonray dlamayan, ama onlar stratigrafik bir dzende kat manlayan, kocaman bir birlikte-yaama zamandr. Felsefenin, tari hini kesen ama onunla karmayan, sonsuz bir haline-geliidir. Fi lozoflarn yaam ve yaptlarnn en d ksm, sradan ardlk ya salarna boyun eer; ancak z adlar, kh bizi yeni batan bir kav ramn biletiricilerinden geiren kl noktalar gibi, kh bir katma nn veya bir yapran, her zamankinden de canl olan lm yldzlar misali, bize kadar ulamaktan vazgemeyen asal noktalar gibi, parlar ve birlikte yaarlar. Felsefe, tarih deil, haline-gelitir; sistemlerin ardl deil, dzlemlerin birlikte yaamasdr. Bu nedenle dzlemler bazen birbirinden ayrlabilir, bazen bir araya gelebilir -iyi durumlar iin de, kt durumlar iin de elbette. Ortak yanlar, aknlk ve yanlsamay yeniden atma iidir (bun dan alkoyamazlar kendilerini), ama ayn zamanda da tutkuyla sa varlar bunlarla ve her birinin bu iki ii yerine getirirken kendine has bir tarz vardr. Acaba ikinlii Birey=x'e brakmayacak, ve a knla ilikin hibir eyi taklit etmeyecek "daha iyi" bir dzlem var m? kinlik Dzlemi sanki, ayn zamanda hem dnlmesi gere ken, hem de dnlemeyen eydir. Dncenin iindeki dnce- olamayan o olsa gerektir. O btn dzlemlerin kaidesi, onu dn mesini beceremeyen dnlebilir her dzleme ikin kaidesidir. Dncedeki en mahrem olandr, bununla birlikte mutlak dars dr. Btn d dnyalardan daha uzak bir dars, nk btn i dnyalardan daha derin bir ierisidir: ikinliktir, "Dars olarak mahremiyet, szma haline-gelmi ve insan boan d ve her ikisini nin devrilii"15. Dzlemin bitmeyen gidi-gelii, sonsuz devinim. Belki de budur felsefenin en yce jesti: kinlik dzlemi zerinde o kadar dnmek deil de onun orada, her dzlemde dnlme mi olarak durduunu gstermek. Onu bu ekilde, dncenin d ars ve ierisi olarak, d olmayan dars veya i olmayan ierisi
(15) Blanchot, L'entretien infini (Sonsuz Konuma), Gallimard, s. 65. Dnce iindeki dnl memi iin, Foucault, Les mots et les choses (Szckler ve eyler), Gallimard, s. 333-339. Ve Michaux'nun "uzak i"i.

59
olarak dnmek. Dnlemeyen, yine de dnlmesi gereken ey, bir kez dnld, tpk sa'nn bir kez, ancak bu kez imknszn olabilirliini gstermek iin, bedenletii gibi... Bu ne denle Spinoza filozoflarn sa's ve en byk filozoflar da, ancak ve yalnzca bu gizeme yaklaan veya ondan uzaklaan havarilerdir. Spinoza, sonsuz filozof-haline-gelitir. O, "en iyi", yani en saf, ken dini akna teslim etmeyen ve akn da yeniden vermeyen, en az yanlsama, kt duygular ve hatal alglamalar telkin eden ikinlik dzlemini gstermi, atm, dnmtr...

3. Kavramsal Kiilikler

RNEK V
Descartes'in cogito'su kavram olarak yaratld, ama nvarsayl mlar vard. Bu bir kavramn daha bakalarn varsaymas gibi deildir (rnein, "insan", "hayvan" ve "akll" kavramlarn var sayar). Burada nvarsaylmlar zmnidirler, zneldirler, kav ram-ncesidirler, ve bir dnce imgesi olutururlar: dnme nin ne demek olduunu herkes bilir. Herkesin dnme imkn vardr, herkes doruyu ister... u iki eden; kavram ve ayn gruptan kavramlar tarafndan doldurulacak olan dnce im gesi ya da ikinlik dzlemi'nden (cogito ve ona balanabilecek kavramlar) baka bir ey var m? Descartes rneinde, yaratl m cogito'dan ve dncenin nvarsaylm imgesinden baka ca bir ey var m? Sahiden de baka ey, zaman zaman ortaya kan, ya da grnp kaybolan ve kavramla kavram-ncesi dzlem arasnda, birinden tekine giderek, mulak, arac bir varolua sahip gibi grnen, az buuk gizemli bir ey var. im dilik, Budala'dr bu ey: Ben znesini kullanan odur, cogito'yu ortaya atan odur, ama ayn zamanda znel nvarsaylmlar e linde tutan ya da dzlemi izen de odur. Budala, kamusal hoca ya (iskolastik) kart olarak zel dnrdr: hoca, durmama casna retilmi kavramlara (insan-akll hayvan) gndermeler yaparken, zel dnr, herkesin dorudan doruya kendisi iin sahip olduu doutan gelen glerle bir kavram oluturur (dnyorum). te size ok garip bir kiilik tipi, kendisi arac lyla, "doal k" araclyla dnmek isteyen ve dnen kii. Budala bir kavramsal kiiliktir. Soruya daha da kesinlik ka zandrabiliriz: cogito'nun ncleri var m? Budala kiilii nere den geliyor, nasl ortaya kt, Hristiyanln "iskolastik" rgt leniine kar, Kilise'nin otoriter rgtleniine kar tepkime so nucu, bir Hristiyan atmosfer iinde mi dodu? Acaba Aziz Au gustinus'ta bile izleri bulunur mu? Acaba Nicolas de Cuse m

Kavramsal Kiilikler

61

ona kavramsal kiilik olmann tm deerini veriyor? Bundan tr bu filozof cogito'ya yakn olsa gerektir, yine de onu kav ram olarak berraklatramamtr(l). Her trl kta, felsefe tari hi bu kiiliklerin, dzlemler boyunca sergiledikleri sraylarn, kavramlar boyunca gsterdikleri eitliliklerin aratrlmasn dan gemek zorundadr. Ve felsefe hi durmadan kavramsal ki ilikleri yaatr, onlara hayat verir. Budala, bir baka dnemde, bir baka balam iinde, yine Hris tiyan, ama bu kez Rus olarak yeniden ortaya kar. Slavlam haliyle, yine tuhaf kii ya da zel dnr olarak kalmtr, ama tuhafl deimitir. Dostoyevski'de zel dnrle kamu ho cas arasndaki yeni bir ztlamann gcn bulan Chestov ol mutur2. Eski budala onlara kendiliinden ulaaca bellilikler istiyordu: bu arada her eyden, 3+2=5den bile phede olacak t; Doann btn dorularndan phelenecekti. Yeni budala bellilik falan istemez, 3+2=5'e asla "boyun emeyecektir", sa ma'y ister o - ayn dnce imgesi deildir bu. Eski budala doru'yu istiyordu, ancak yenisi samay dncenin en stn gcne, yani yaratmak fiiline evirmek ister. Eski budala akl dan baka bir eye hesap vermek istemiyordu, ama, Sokra tes'ten ok Eyb'e yakn olan yeni budala, "Tarihin her kurban iin" kendisine hesap verilmesini ister; bunlar ayn kavramlar deillerdir. O, Tarih'in dorularn asla kabul etmeyecektir. Eski budala, neyin anlalabilir neyin anlalmaz, neyin akla uygun neyin deil, neyin yitirilmi neyin kazanlm olduunu kendi kendisine kavramak istiyordu, ama yeni budala yitirilmiin, an lalmaz olann, samann yeniden kendisine verilmesini ister. Besbelli ki, o artk ayn kiilik deildir, bir srama gerekle mitir. Ve yine de incecik bir iplik iki budalay birbirine balar, sanki, tekinin akl kazand anda oktan yitirmi olduu eyi ikinci yeniden bulsun diye, birincinin akl yitirmesi gerekirmi gibi. Rusya'da, ldrm bir Descartes m yoksa?

Dnceyle ilikileri iindeki Budala (teknisyene ve bilgine kart olarak, konu d olan, ayrlm olan, zel olan) konusunda, Nicolas de Cuse, Idiota (Gandillac tarafndan hazrla nan 'Seme yaptlar', Aubier Yay.). Descartes bu kiilii u adlar altnda yaplandrr: Eudoxe, budala; Poliandre, teknisyen; ve Epistemon, kamusal hoca: La recherche de la vrit par la lumire naturelle /Doal Ikla Dorunun Aratrlmas (Felsefece yaptlar, Alqui, Garnier Yay. II)) N. de Cuse'n bir cogito'ya hangi nedenlerle ulaamad konusunda, bkz. Gandillac, s. 26. (2) Chestov yeni kartl nce Kierkegaard'a balar: Kierkegaard et la philosophie existentielle (Kierkegaard ve Varoluu Felsefe), Vrin Yay.

(1)

62

Felsefe Nedir?

Kavramsal kiilik, kendisi iin pek ender olarak, veya yanlsa ma yoluyla belirebilir. Yine de oradadr; ve, ad konmam bile ol sa, yeraltnda bile kalsa, okur tarafndan her zaman yeniden ortaya karlmak zorundadr. Bazen, belirdii zaman bir zel ad tar: Sokrates, platonculuun balca kavramsal kiiliidir. Birok filozof diyaloglar yazd, ama diyalogdaki kiiliklerle kavramsal kiilikleri birbirine kartrmak tehlikelidir: ancak adlandrma bakmndan rastlarlar bunlar ve rolleri ayn deildir. Diyalogdaki kiilik kav ramlar sergiler: en basit durumda, aralarndan, sevimli biri, yaza rn temsilcisidir, oysa az ya da ok sevimsiz olan tekiler, yazarn onlara getirecei eletirilere veya onlarda yapaca deiikliklere zemin hazrlamak zere, kavramlarn sergiledikleri baka felsefe lere gndermeler yaparlar. Buna karlk kavramsal kiilikler, yaza rn ikinlik dzlemini izen devinimleri harekete geirirler ve biza tihi kavramlarn yaratnda devreye girerler. Ayn ekilde, "se vimsiz" olduklar durumlarda bile, dndmz filozofun izdi i dzleme ve yaratt kavramlara btnyle ait olarak sevimsiz dirler: o zaman bu dzleme zg tehlikeleri, kt alglar, kt duygulanmlar ve hatta bundan kan olumsuz devinimleri iaret lerler ve itici vasf o felsefenin kurucu zellii olarak kalan zgn kavramlar bizzat esinlendirirler. Dzlemin olumlu devinimleri, e kici kavramlar ve sevimli kiilikler; btn bir felsefece Einfhlung iin bu haydi haydi byledir. Ve ounlukla, binlerinden tekilere, ok byk kaypaklklar vardr. Kavramsal kiilik filozofun temsilcisi olmad gibi, hatt bu nun tersi geerlidir: filozof, balca kavramsal kiisiyle, tavassutu lar ve felsefesinin hakiki zneleri olan btn tekilerin, zarfdr yal nzca. Kavramsal kiilikler filozofun "teki-ad"lar [hiteronymes], filozofun adysa, yaratt kiiliklerin sradan lkabdr. Ben artk ben deilimdir de, beni birok noktada geen bir dzlem boyunca, dncenin, kendini grmee ve kendini gelitirmee ynelik bir yatknlymdr. Kavramsal kiiliin soyut bir kimlikletirmeyle, bir simge ya da bir alegoriyle uzaktan yakndan iliii yoktur, zira kavramsal kiilik yaar, diretir. Filozof, kavramsal kiiliklerinin mi zacncadr. O kiilikler tarihsel olarak, mitoljik olarak veya gncel olarak olduklarndan daha baka ey haline gelirlerken, kavramsal kiiliine veya kiiliklerine dnmek, filozofun kaderidir (Pla ton'un Sokrates'i, Nietzsche'nin Dionysos'u, Cuse'n Budala's). Kavramsal kiilik, filozof iin geerli olan bir felsefenin haline-gelii veya znesidir, yle ki Nietzsche'nin "Deccal"i veya "armha geril mi Dionysos"u imzalad gibi, Cuse ya da hatt Descartes "Buda

Kavramsal Kiilikler

63

la"y imzasalar gerekir. Gndelik hayattaki szel eylemler, aslnda altta yeralan bir nc kiiye tanklk eden psiko-sosyal tiplere gndermede bulunurlar: Cumhurbakan olarak seferberlik ilan ediyorum, seninle baban olarak konuuyorum... Ayn ekilde, fel sefece balant da, bir kavramsal kiiliin orada hep Ben znesini telffuz ettii, nc ahsta kullanlan bir szel eylemdir: Budala olarak dnyorum, Zerdt olarak istiyorum, Dionysos olarak raks ediyorum, Ak olarak talepte bulunuyorum. Bergsongil sre bile bir koucuya gereksinir. Felsefece szcelemde, bir ey onu sy leyerek yaplmaz, ama, bir kavramsal kiilik araclyla, devinimi dnerek devinim gerekletirilir. Bu nedenle kavramsal kiilikler szcelemin gerek tayclardr. Kimdir Ben znesi?, her zaman bir nc ahs. Nietzsche'yi anmamzn nedeni, sevimli (Dionysos, Zerdt) ya da sevimsiz (sa, Rahip, stn insanlar, sevimsiz haliyle bizzat Sokrates...), kavramsal kiiliklerle onun kadar i grm pek az fi lozofun bulunmasdr. Nietzsche'nin, neredeyse kavramlardan vaz getiine bile inanlabilir. Oysa, dncenin imgesini alaa eden (doruluk istencinin eletirisi) yeni bir ikinlik dzlemi (gllk istencinin ve ebedi dn'n sonsuz devinimleri) izdii lde, muazzam ve youn kavramlar ("gler", "deer", "haline-geli", "yaam", ve "hn", "kt niyet"... gibi itici kavramlar) yaratr. An cak ie kartrlan kavramsal kiilikler onda asla im edilmi ola rak kalmazlar. Ortaya kmalarnn kendiliinden bir kaypaklk i erdii dorudur, yle ki pek ok okur Nietzsche'yi bir ozan, bir keramet taslayc, ya da bir mitos yaratcs gibi dnr. Ne ki, kavramsal kiilikler, Nietzsche'de ve bakalarnda, mitoscul kim likletirmeler olmad gibi, tarihsel kiiler, edebi veya romanesk kahramanlar da deillerdir. Nietzschedeki Dionysos'un mitoslara aidiyeti, Platon'daki Sokrates'in tarihsel Sokrates oluundan fazla deildir. Haline-gelmek olmak deildir ve Nietzsche Dionysos ha line-gelirken, ayn anda Dionysos da filozof haline-gelir. Burada da ilk balayan Platon'du: Sokrates'i filozof haline-getirirken, ayn an da Sokrates haline-geldi. Kavramsal kiiliklerle estetik figrler arasndaki farkllk nce likle undan ibarettir: birinciler kavramlarn gleri, kincilerse duygulam ve alglamlarn gleridir. Birinciler Dnce-Valk'n (numen) bir imgesi olan bir ikinlik dzlemi zerinde i grrler, tekiler, Evren imgesi (fenomen) olan bir kompozisyon dzlemi zerinde... Dncenin ve romann, ama ayn zamanda resmin, yontunun ve mziin byk estetik figrleri, kavramlarn gnde

64

Felsefe Nedir?

lik grlerden tat oranda, sradan duygulanmlardan ve algla malardan taan duygulamlar meydana getirirler. Melville, bir ro mann bir dolu ilgin karakter yannda, bir uzay kmesindeki tek gne gibi, eylerin balangc gibi, ya da gizli bir evreni karanlk lardan karan fener gibi, bir tek zgn Figr tadn sylyordu: kaptan Ahab, ya da Bartleby3. Kleist'n evreni, onu oklar gibi de lip geen, ya da Hombourg'un veya Penthsile'nin figrlerinin di kildii yerde, aniden talaveren duygulamlarla katedilmitir. Fi grlerin benzerlik ya da retorikle hibir iliii yoktur, ancak bunlar, bir evren kompozisyonu dzlemi zerinde, sanatn, tatan ve ma denden, tellerden ve rzgrlardan, izgilerden ve renklerden duy gulamlar retebilmesinin kouludur. Sanat ve felsefe kaosu keser ler ve onunla kaprlar, ama bu ayn kesim dzlemi, kaosun ayn biimde doldurmas deildir; orada evrenin yldz kmeleriyle kaplanmas, ya da duygulam ve alglamlar vardr, burada ikinlik karmaklamalar ya da kavramlar. Sanat felsefeden daha az d nmez, ama duygulam ve alglamlar araclyla dnr. Bu da, iki btnln, her ikisini de birlikte gtren bir hali ne-geli iinde, onlar birlikte-belirleyen bir younluk iinde, ou kez iie gemelerine engel olmaz. Don Juan'n teatral ve mzikal figr, Kierkegaard'la birlikte kavramsal kiilik haline-gelir, ve Ni etzsche'deki Zerdt kiilii, imdiden byk bir mzik ve tiyatro figrdr. Sanki birinden tekine, yalnzca ittifaklar deil, ama a tallamalar ve birbirinin yerine gemeler de meydana geliyormu gibidir bu. ada dncede, felsefenin barndaki kavramsal ki iliklerin varln en derinlemesine kefedenlerden biri de Michel Gurin'dir; ama o, duygulam dncenin iine yerletiren bir "logodram", ya da bir "figroloji" iinde tanmlar bunlar (4). nk bu ekilde tanmlandnda, duygulam, kavramn duygulam oldu u lde, kavram da, duygulam kavram olabilir. Sanatn kompo zisyon dzlemiyle felsefenin ikinlik dzlemi, i ie geebilirler, y le ki, birinin aklarn tekinin btnlkleri doldurur. Gerekten, her bir kta, dzlem ve onu dolduran ey, tpk greceli olarak ay r, greceli olarak ayrk iki ksm gibidir. Demek ki, bir dnr kesin bir ekilde dncenin anlamn deitirebilir, yeni bir d nce imgesi kotarabilir, yeni bir ikinlik dzlemi atabilir; ama, onu dolduracak yeni kavramlar yaratacak yerde, ona daha baka abalar, iirsel, romanesk, ya da hatt resimsel veya mzikal, daha baka btnlkler yerletirir. Ve ayn ekilde bunun tersini de ya
(3) Melville, Byk Dolandrc. (4) Michel Gurin, La terreur et la piti (Dehet ve Acma), Actes Sud Yay.

Kavramsal Kiilikler

65

par. Bir kompozisyon dzlemi zerine tanm kavramsal kiilik, bir ikinlik dzlemine srklenmi estetik figr olarak Igitur, tam tamna byle bir durumdur: zel ad bir balamdr onun. Bu d nrler "yar yarya" filozofturlar, ama ayn zamanda filozoftan da daha fazla bir eydirler ve bununla birlikte birer bilge deiller dir. te Hlderlin, Kleist, Rimbaud, Mallarm, Kafka, Michaux, Pessoa, Artaud ve de Melville'den Lawrence ya da Miller'a kadar nice ngiliz ve Amerikal romanc; dengesiz ayaklarn tad ya ptlar ne kadar da gldr; okur, hayranlklar iinde spinozacl n romann yazm olduklarn kefeder onlarn... phesiz, sa natla felsefenin bir bireimini yapmyorlar. atallatryorlar, dur mamacasna atallatryorlar. Bunlar, doal fark yok etmeyen, onun yerini almayan, tersine "atletiklik"lerinin btn kaynaklarn bizatihi o farkllk iine yerlemek zere seferber eden melez dahi ler, srekli bir g gsterisi iinde gerilmi akrobatlardr. Besbelli ki, kavramsal kiilikler (ve de estetik figrler), burada da yine sonu gelmez szmalar olmakla birlikte, psiko-sosyal tiplere indirgenemezler. Simmel ardndan da Goffman, anklavlar iinde ya da bir toplumun kysnda yaayan, ounlukla duraan grn meyen bu tiplere ilikin aratrmay alabildiine derinletirdiler: yabanc, dlanm, gmen, geerken urayan, yerli, lkesine d nen kii...5. Anekdot toplama merakndan deil elbette. Bize yle geliyor ki, bir toplumsal alan, yaplar ve ilevler tamakla birlikte, srf bu nedenle Socius'u etkileyen birtakm devinimler hakknda bi zi dorudan bilgilendirmez. Hayvanlarda yurtluklar edinmeyi, bu ralar terketmeyi veya buralardan kmay ve hatt daha baka tr den bir eyin zerinde baka yurtluklar oluturmay ngren bu faaliyetlerin nemini esasen bilmekteyiz (etnologlar bir hayvann oyun arkadann veya dostunun "onun evi deerinde" olduunu, ya da ailenin "hareket edebilen bir yurtluk" olduunu sylerler). nsanmslar iin bu haydi haydi byledir: doum eylemiyle birlik te, n ayan yurtsuzlatrr, onu bir el haline getirmek zere top raktan koparr ve sonra onu dallar ve aletler zerinde yeni batan yurtlandrr. Bu kez bir sopa, yurtsuzlatrlm bir daldr. Herke sin, her yata, en byk snavlarda olduu gibi en kk eylerde de, kendisine nasl bir yurtluk aradn, yurtsuzlamalara gs gerdiini veya bunu srdrdn ve, bir an, feti ya da d, he men hemen her bir eyin zerinde yeni batan yurtlandn gr mek gerekir. Bu gl dinamizmalar nakaratlarla dile getirilir: Ka(5) Bkz. Isaac Joseph'in, Simmel ve Goffman'a atflarda bulunan zmlemeleri: Le passant considrable, Librairie de Mridiens.

66

Felsefe Nedir?

nada'daki kulbem... gidiyorum elveda..., evet benim, gelmem ge rekiyordu... Birincil olann hangisi olduunu sylemek bile mm kn deildir ve her trl yurtluk belki de daha nceki bir yurtsuz lamay varsayar; ya da hepsi ayn zamandadr. Toplumsal alanlar her devinimin de birbirine kart zlmez dmlerdir; y leyse, ordan zmek iin, hakiki tipler veya kiilikler tehis etmek gere kir. Tacir herhangi bir yurtlukta alm yapar, ama rnleri meta ha linde yurtsuzlatrr ve ticaret yollar zerinde yeniden yurtlanr. Kapitalizmde, sermaye ya da mlkiyet yurtsuzlar, topraa ait ol maktan kar ve retim aralar zerinde yeniden yurtlanr, beri yandaysa emek cret iinde yeniden yurtlanm "soyut" emek hali ne gelir: bu nedenle Marx yalnzca sermayeden, emekten sz et mez, ama KAPTALST diye, PROLETER diye, sevimsiz veya se vimli, hakiki psiko-sosyal tipler kotarma gereini duyar. Eer Yu nan dnyasnn zgnln aratracaksak, Yunanllarn ne tr yurtluklar attklarn, nasl yurtsuzlatklarn, neyin zerinde ye niden yurtlandklarn kendi kendimize sormamz ve bunun iin de tastamam Yunan olan tipleri (rnein Dost?) ekip karmamz ge rekecektir. Belli bir anda, belli bir toplumdaki iyi tipleri semek her zaman kolay deildir: sinolog Tkei'nin ayrntl portresini kard Dlanm figr, Teu in imparatorluundaki azatl kle, bir yurtsuzlama tipi olarak byledir. Psiko-sosyal tiplerin tam tamna u anlamla ykl olduklarn sanyoruz: en nemsiz ya da en nemli koullarda, yurtluklarn oluumlarn, yurtsuzlamann vektrlerini, yeniden yurtlanmann yntemlerini alglanr klmak. Ancak, yalnzca fiziksel veya zihinsel deil, ama tinsel de olan -yalnzca greceli deil, ama daha sonra belirlenecek bir anlam iinde mutlak olan- yurtluklar ve yurtsuzlamalar da yok mu? D nr, filozof, ya da sanat tarafndan anmsatlan Vatan ya da S la hangisidir? Felsefe, a-priori'nin de, doutanln da, bellee-vu ruun da tanklk ettikleri gibi, bir Sla'dan ayrlabilemez. Ama ne den bu vatan, dnr bir Srgn durumuna getirerek bilinme yen, yitirilmi, unutulmu bir vatan olur? Ona, yurtlukla edeerde ve kendi-evi gibi kabul edilebilecek olan eyi kim verecektir? Felse fece nakaratlar hangileri olacaktr? Dncenin Toprakla balants nedir? Yolculuk etmesini sevmeyen Atinal, Sokrates, sanki platon culuun en azndan iki kavramsal kiilie gereksinimi varmas na, genliinde Eleal Parmenides, yallndaysa, onun yerini alan Yabanc tarafndan ynlendirildi (6). ller lkesinden dnyor
(6) Platon'da Yabanc'nn kiilii iin, J.-F. Matti, L'tranger et le simulacre (Yabana ve Aldan ma), PUF Yay.

Kavramsal Kiilikler

67

mu havasyla, ne menem bir yabanc var filozofun iinde? Kav ramsal kiiliklerin rolleri budur; dncenin yurtluklarn, yurtsuzla malarn ve yeniden yurtlanmalarn ortaya karmak. Kavramsal kii likler dnrlerdir, yalnzca dnrlerdir ve kiiselletirmeci be lirticileri, dncenin diyagramsal belirticileri ve kavramlarn yo un belirticileriyle sk skya birleir. Bizden nce belki de varol mam, u ya da bu kavramsal kiilik dnmektedir iimizde. r nein, bir kavramsal kiilik kekeliyor dendikte, bu artk belli bir dilde kekeleyen bir tip deil, ama btn bir dili kekeleten ve keke lemeyi dil olarak bizatihi dncenin belirticisi yapan bir dnr dr: o zaman da ilgin olan, "yalnzca kekeleyebilen bu dnce neyin nesi?" sorusudur. Yine rnein, Dost bir kavramsal kiiliktir, ya da Yarg, Yasa-koyucu byledir dendikte; sz konusu olan asla zel, kamusal veya yargsal durumlar deil, ama hak olarak d ncenin ve yalnzca dncenin payna den eydir. Kekeme, dost, yarg, somut varolularn yitirmezler, tersine, dncenin u ya da bu kavramsal kiilikle olan gerek al-veriindeki i ko ullar olarak yeni bir varolu kazanrlar. Bunlar dnme altr malar yapan iki dost deillerdir, dncenin kendi kendisinde paylalp altrma yapabilmesi iin, dnrn bir dost olmasn dnce zorlamaktadr. Bizatihi dncedir dostlar arasndaki bu dnce paylamn zorlayan. Bunlar artk ampirik, psikolojik ve toplumsal belirlemeler deil, soyutlamalar hi deil, ama tavassut ular, dncenin kristalleri veya tohumlardr. "Mutlak" szc doru gibi grnse bile, dncenin yurt suzlatrmalarnn ve yeniden yurtlandrmalarnn psiko-sosyal'e akn olduuna inanmayacamz gibi, onun bunlara indirgenece ine, ya da bunlarn bir soyutlamas, bir ideolojik ifadesi olduuna da inanmayacaz. Su, daha ok bir balam, srekli bir gnderme ve deitirme sistemidir. Kavramsal kiiliklerin belirticileri, iinde ortaya ktklar tarihsel dnem ve ortamla, sadece psiko-sosyal tiplerin lmlenmelerine izin verdii balantlara sahiptir. Ama, bunun tersine, psiko-sosyal tiplerin fiziksel ve zihinsel devinimleri, patolojik belirtileri, ilikisel tutumlar, varolusal kipleri, yargsal statleri, balbana dnen ve dnlm bir belirlemeye elve rili hale gelirler, bu da onlar, bireylerin yaanmlndan olduu kadar bir toplumun tarihsel eyleri durumundan da koparp, kav ramsal kiiliklerin belirticileri, ya da, kendine izdii dzlem ze rindeki veya yaratt kavramlar altndaki dncenin olaylar klar. Kavramsal kiilikler ve psiko-sosyal tipler birbirlerine gndermede bulunurlar ve asla birbirlerine karmakszn birlikte olurlar.

68

Felsefe Nedir?

Kavramsal kiiliklerin belirticilerine ilikin derlenecek hibir liste eksisiz olabilemez, zira durmadan yenileri doar ve de bunlar ikinlik dzlemleriyle birlikte deiiklik gsterirler. Ve, belli bir dzlem zerinde, bir kiilii ortaya karmak zere eitli trden belirticiler birbirine karr. Patetik belirticiler olduunu dnyo ruz: Budala, kendisiyle dnmek isteyen kii ve deiebilen, ba ka bir anlam alabilen bir kiilik. Ama ayn zamanda da bir Deli, bir tr deli, dncenin iinde bir dnme iktidarszl bulan, kata leptik dnr ya da "mumya". Ya da bir byk manyak, dnce den nce gelen eyi, bir Zaten-burada'y arayan, ama bizatihi d ncenin barnda arayan, ldran biri... Felsefeyle izofreni sk sk birbirlerine yaklatrld; ama kimi vakada izofren, dnrn iinde younlukla yaayan ve onu dnmeye zorlayan bir kav ramsal kiiliktir, kimi vakada, yaayan saklayan ve dncesini ondan alan bir psiko-sosyal tiptir. Ve bazen de, sanki ok gl bir olaya, tanmas ok zor bir yaanmlk durumu karlk verirmi gibi, bu ikisi birlikte olurlar, kucaklarlar. likisel belirticiler vardr: "Dost", ama dostuyla, rekabet tayc bir sevilen eyin araclndan bakaca bir ilikisi olmayan bir dost. ey ya da kavram iin ekien, "Talip" ve "Rakip"tir; ama kavram, bilinsiz, uyuyakalm bir duyulur bedene, kavramsal kiiliklere eklenen "Olan"a gereksinir. imdiden bir baka dzlem zerinde deil miyiz, zira sevgi tpk dnmeye zorlayan iddet, "Seven Sokrates" gibidir; oysa ki dostluk yalnzca bir parack iyi niyet beklemiyor muydu? Ve bu kez bir "Nianl kz"n, mahvna koma pahasna, ama bir yandan da filozofun kendisi de kadn "haline-ge lirken", kavramsal kiilik roln stlenmesine nasl engel olmal? Kierkegaard'n dedii gibi (veya Kleist'n ya da Proust'un), bir ka dn, kendinin ne olduunu bilen bir dosttan daha yelenesi deil midir? Peki, ya kadnn kendisi de filozof haline gelirse ne olur? Ya da dnceye isel olacak ve "evlenmi Sokrates"i kavramsal kiilik yapacak, bir "ift" olursa? Meer ki yeni batan, ama fazlasyla sk bir snavdan, dile getirilmez bir felaketten sonra, yani bir kez daha yeni bir balamda, dncenin yeni bir hakkn oluturan karlkl bir daral, karlkl bir yorgunluk iinde (Yahudi olmu Sokrates) "Dost"a gnderilmi olmayalm. Birlikte iletien ve birbirlerini yeni den anmsayan iki dost deil, ama tersine, dnceyi yarabilecek, onu kendi kendisinde blebilecek bir unutkanla ya da sz yitimi ne uram dostlar. Kiilikler yaylrlar ve atallanrlar, birbirlerine arparlar, yer deitirirler... 7.
(7) Burada sadece zet gndermeler bulunmaktadr: Yunanllardaki Eros ve muhabbet ilikisi-

Kavramsal Kiilikler

69

Dinamik belirticiler vardr: eer ilerlemek, trmanmak, inmek kavramsal kiiliklerin dinamizmalarysa, Kierkegaard tarz atla mak, Nietzsche gibi dans etmek, Melville gibi dalmak da, birbirle rinden yenilmez felsefe atletleri iin teki dinamizmalardr. Ve eer bugn sporlarmz youn sramalar gsteriyorsa, eer enerji reticisi eski faaliyetler, tam tersine, varolan erkesel [nergtique] demetler zerinde yerleen altrmalara yer ayorsa, bu yalnzca tipin iindeki bir srama deildir, bunlar, dalgada ya da karda, ye ni varlk maddeleriyle "kayan" ve dnr kavramsal kiilik ola rak bir tr surf' yapan bir dncenin iine szan, daha baka di namik belirticilerdir; o halde, yeni bir kavramsal kiilikte kendini ifade eden saf dinamik farkll ortaya karmak iin, sportif tipin erkesel deerinden vazgeiyoruz. Dnce, hak olarak payna den eyi durmamacasna talep ettii, ve de Sokrates-ncesi filozoflardan beri Adaletle kapt l de, yargsal belirticiler vardr: ancak bu, felsefenin trajik Yunan mahkemesinden ekip kopard ekliyle, ddia makamnn, ya da hatta ikyetinin erki midir? Ve kendisi bizzat sulanmadka, fi lozofun Yarg olmas, dahas Tanr'nn adaleti iinde grevli dok tor olmas, uzun bir sre yasaklanmayacak mdr? Leibniz filozofu, her yandan tehdit edilen bir tanrnn Avukat yaptnda, yeni bir kavramsal kiilik mi beliriyor? Ya da ampiristlerin, Soruturmac ile ortaya attklar ilgin kiilik neyin nesi? Akl bir yanda bir mah keme olutururken filozofu da Yarg yapan Kant'tr, ama acaba bu, belirleyici bir yargcn yasama erki midir, yoksa dnmleyen bir yargcn itihad, yarg erki mi? Birbirinden ok farkl, iki kav ramsal kiilik. Meer ki dnce; tpk Adaletin Masumiyetle eit olduu ve Masum'un artk kendini dorulamak zorunda olmayan kavramsal kiilik, kendisine kar hibir ey yaplamayan bir tr oyun-ocuu, tek bir aknlk yanlsamasnn kalmasna bile izin vermeyen bir Spinoza haline geldii bir ikinlik dzlemi zerinde ki Alice gibi, her eyi, yarglar, avukatlar, ikyetileri, sulayc lar ve sulananlar tersyz etmesin. Yarg ve masumun birbirine karmas, yani varlklarn ieriden yarglanmalar gerekmiyor: Ya sa veya Deerler adna falan deil, hatta vicdanlarnn gerei ola rak da deil, ama varolularnn tmyle ikin kstaslar aracly la ("yiliin ve Ktln tesinden, en azndan bu, iyi ve kt ola nn tesinden demek deil...").
ne; Kierkegaard'daki Nianl ve Batan-karcnn oynad role; Klossowski'ye gre ift'in dnsel ilevine (Les lois de l'hospitalit / Konukseverliin Yasalar, Gallimard); Michle Le Doeuffe gre kadn-filozofun oluturulmasna (L'tude et le rouet / renim ve reke, Seu il Yay.); Blanchot'daki Dost'un yeni kiiliine.

70

Felsefe Nedir?

Gerekten de varolusal belirticiler vardr: Nietzsche, felsefenin varolu kipleri ya da yaam olabilirlikleri kefettiini sylyordu. Bu nedenle bir felsefenin portresini izmek iin, tpk Laerteli Dio genes'in, filozoflarn yaldzl menkbesini anlatt baucu kitabn yazarak baard gibi, Empedokles ve yanarda, Diogenes ve f s trnden, birka yaamsal anekdot yeterlidir. Buna, modern filo zoflardan birounun fazlasyla kentsoylu yaam rnek gsterile rek kar klacaktr; ama Kant'n ceket-asks, Akln sistemine uyan, yaamsal bir anekdot deil midir?8 Ve Spinoza'nn rm ceklerin kavgalarna olan dknl de, bunlarn, stn ethologia olarak Ethika'nn sistemi iindeki kipsel balantlar tmyle yeni den retmelerinden trdr. in dorusu u ki, bu anekdotlar yalnzca bir filozofun toplumsal ya da hatta psikolojik bir tipleme sine (Empedokles'in prensi veya Diogenes'in klesi) gndermede bulunmazlar, daha ok onda yaayan kavramsal kiilikleri ortaya karrlar. Yaam olabilirlikleri ya da varolu kipleri, ancak kav ramsal kiiliklerin gcn gelitiren bir ikinlik dzlemi zerinde kefedilebilirler. Filozoflarn yz ve bedeni, onlara, ou zaman tuhaf bir hava, zellikle de, sanki onlarnkiyle gren bir bakasy masna, gzlerine bir tuhaf hava veren, bu kiilikleri barndrr. Yaamsal anekdotlar bir kavramsal kiiliin, hayvanlarla, bitkilerle, ya da kayalarla olan balants anlatr ve bu balant uyarnca filo zofun kendisi de beklenmeyen birey haline-gelir ve tek bana edi nemeyecei, trajik ve komik bir younluk kazanr. Biz filozoflar, yarattmz kiiliklerle her zaman bir baka ey haline-gelir ve de park veya hayvanat bahesi olarak yeniden doarz.

RNEK VI Aknlk yanlsamalar bile bize yaamsal anekdotlar salar, ya amsal anekdotlar olarak hizmet ederler. Zira, akn ikinlik iinde anlatmakla bbrlenirken, ikinlik dzlemini bizatihi i kinlik olarak yeniden doldurmaktan bakaca bir ey yapmyo ruz: Kierkegaard dzlemin dna atlar, ancak o atlama anndaki havada kalnda, devinimin bir duraklama annda ona "yeni den verilmi" olan ey, yitirilmi nianl veya ouldur, ikinlik dzlemi zerindeki varolutur9. Kierkegaard bunu sylemek te hi duraksamaz: aknlk iin, bir parack "feragat" yeterdi, ama ikinliin de yeniden verilmi olmas gerekir fazladan. Pascal
(8) Bu karmak aygt hakknda, bkz. Thomas de Quincey, Les demiers jours d'Emmanuel Kant (Immanuel Kant'n Son Gnleri), Ombres Yay. (9) Kierkegaard, Kayg ve Titreme.

Kavramsal Kiilikler

71

Tanr'nn akn varoluu iin bahis tutar, ancak bahsin konusu, zerinde bahis tutulan ey, Tanr'nn varolduuna inanan kii nin ikin varoluudur. Yalnzca bu varolu, Tanr'nn varolma dna inanan kiinin varoluu olumsuza yuvarlanrken ikinlik dzlemini kuatmaya, sonsuz devinimi kazanmaya, younluk lar retmeye ve yeniden retmeye muktedirdir. Tam burada Franois Jullien'in in dncesi hakknda syledii ey, akn ln orada greceli olduu ve bir "ikinlik mutlaklatrmas"ndan bakaca bir eyi temsil etmedii sylenebilirI0. Varo lu kiplerinin, birinin tekinden "daha iyi" olduuna karar ver mek zere, onlar kyaslayacak, eleyecek akn deerlere gerek sindiklerini dnmek iin en ufak bir gerekemiz bile yoktur. Tersine, ancak ikin kstaslar vardr, ve bir yaam olabilirlii, kendinde, bir ikinlik dzlemi zerinde izdii devinimlere, yaratt younluklara gre lmlenir; izmeyen ve yaratma yan atlr. Bir varolu kipi, yilik'ten ve Ktlk'ten ve de her trl akn deerden bamsz olarak iyi ya da ktdr, soylu ya da baya, dolu ya da botur: varolu derecesinden, yaamn younluundan bakaca bir kstas asla yoktur. Sonsuz devinim leri ok iyi tanyan ve Eski Ahit'ten, Sokrates'e kafa tutabilecek yeni kavramsal kiilikler karan Pascal ve Kierkegaard'n iyi bildikleri ey budur ite. Kierkegaard'n "imann valyesi", atla yan kii, ya da Pascal'in bahisisi, zarlar atan kii, bir aknln veya bir imann adamlardr. Ne ki, durmamacasna ikinlii doldururlar yeni batan: bunlar, bu iki filozof lsnde deerli ve artk Tanr'nn akn varoluuyla deil, ama yalnzca Tan r'nn varolduuna inanan kiinin varoluunun getirdii sonsuz saydaki ikin olabilirliklerle ilgilenen filozoflardr veya daha dorusu tavassutular, kavramsal kiiliklerdir. Bu bir baka ikinlik dzlemi olsayd sorun da deiecekti. Ne deni de, Tanr'nn varolmadna inanan kiinin olumsuz devi nim olarak hl eski dzleme ait olduu iin, o durumda stn lk salayabilecek olmas deildir. Ama, yeni dzlem zerinde, sorun bu kez dnyaya inanan kiiyi, dnyann varoluuna bile deil de, hayvanlara ve kayalara daha yakn olan, birtakm yeni varolu kiplerini daha hayata geirtmek zere, devinimler ve younluklar halindeki kendi olabilirliklerine inanan kiiyi ilgi lendirebilir. Bu dnyaya, u yaadmz hayata inanmak, en zorlu devimiz, ya da bugn ikinlik dzlemimiz zerinde ke fedilmeyi bekleyen bir varolu kipinin devi haline gelmi ola bilir. Ampirist dntrme budur (insanlarn dnyasna inan mamak iin bir dolu nedenimiz var, bir nianly, bir oulu ya da bir tanry yitirmekten de beter olarak, dnyay yitirdik biz....) Evet, sorun deiti.
(10) Franois Jullien, Procs ou cration (Dava ya da Yarat), Seuil Yay., s. 18,117.

72

Felsefe Nedir?

Kavramsal kiilikle ikinlik dzlemi karlkl nvarsaym du rumundadrlar. Bazen kiilik dzlemden nceymi gibi grnr, bazen de onu izliyormu gibi. Nedeni de iki kez ortaya kmas, iki kez mdahale etmesidir. Bir yandan kaosun iine dalar, oradan bir ikinlik dzleminin diyagramsal belirticileri klaca belirlemeler karr: sanki rastlant-kaos'un iinden bir avu zar kapp bir masa nn zerine frlatyordur. te yandan, den her zarla, masa sanki gelen saylara uygun olarak yanlyormucasna, onun u ya da bu blgesini doldurmaya gelen bir kavramn youn belirticilerini bu luturur. Kiisellemeci belirticileriyle birlikte, demek ki kavramsal kiilik kaos ile ikinlik dzleminin diyagramsal belirticileri arasn da, ama bir yandan da dzlem ve onu dolduran kavramlarn yo unsal belirticileri arasnda devreye girer. Igitur. Kavramsal kiilik ler ikinlik dzlemlerini birbirlerinden ayrdeden ya da birbirine yaklatran bak alarn kurarlarken, ayn zamanda her dzlemin ayn gruptan kavramlarla doldurulmu olduu koullar da ortaya karrlar. Her dnce bir Olu-karar'dr (Fiat), bir zar atmn or taya srer: konstrktivizm budur. Ne ki, bu ok karmak bir oyundur, nk zar atmak geri dnl ve birbiri iinde katlan m sonsuz devinimlerden olur, yle ki d ancak sonsuz hzda, bu devin imlerin youn ordinatlarna uyan sonlu formlar yaratla rak vaplabilir: her kavram daha nceden varolmayan bir saydr. Kavramlar dzlemden tremezler, onlar dzlem zerinde yarat mak iin kavramsal kiilik gerekir, tpk dzlemin kendisini izmek iin de gerektii gibi, ama iki ilem, kendi kendisini ilemden ayr bir ilemci gibi sunan kiilik iinde birbirine karmaz. Her biri deiken erilikli dzlemler sayszdrlar, ve kiilikler tarafndan kurulmu bak alarna gre, biraraya gelir veya da lrlar. Her kiiliin, ayn dzlem zerinde ya da bir bakasnda, da ha baka kiilikleri ortaya karabilecek, birok belirticileri bulunur: bir kavramsal kiilikler yaylmas vardr. Bir dzlem zerinde son suz sayda olabilir kavramlar vardr: devingen kprler araclyla bunlar birbirleriyle eklemlenir, tnlanrlar, ancak erilik deiimle rine gre nasl bir grnm aldklarn nceden bilmek mmkn deildir. Kendi kendilerini salvolarca yaratr ve durmadan atalla nrlar. Sonsuz olumsuz devinimlerin, dncenin karlat riziko ve tehlikeleri, onu evreleyen sahte alglar ve kt duygular ifade etmek suretiyle, olumlular tarafndan sarmalanm olmalar nede niyle, oyun daha bir karmaktr; ayn zamanda, sevimlilere skskya yapan ve de bunlarn kurtulmay baaramad, sevimsiz kavramsal kiilikler vardr (maymun"undan'' ya da soytarsndan

Kavramsal Kiilikler

73

kurtulamayan Zerdt, sa'dan ayrlmayan Diyonisos deil yalnz ca, ama sofist"inden" farkllaamayan Sokrates, kt taklitlerinin komplolarn engelleyemeyen eletirici filozof da); nihayet ekici olanlarn iinde tutulmu, ama dzlem zerinde alak ya da bo younluk blgeleri izen ve durmamacasna kendilerini yaltan, kendilerini uyumsuzlatran, balantlar koparan itici kavramlar vardr (aknln kendisinin de "kendi" kavramlar yok mu?). An cak bir vektryel dalmn da tesinde, dzlem, kiilik ve kavram imleri kaypaktr, nk birbirleri iinde katlanrlar, kucaklarlar ya da komudurlar. Bu nedenle felsefe her zaman adm adm iler ler. Felsefe, her biri teki ikisine yant veren, ama kendi bana ele alnmas gereken e sunar: izmek zorunda olduu felsefe-ncesi

dzlem (ikinlik), icadetmek ve yaatmak zorunda olduu felsefe-yakn kiilik veya kiilikler (steleme), yaratmak zorunda olduu felsefece kav ramlar (tutarllk). izmek, icadetmek, yaratmak; felsefece teslis bu
dur ite. Diyagramsal, kiisellemeci ve youn belirticiler. Tnla malarna ya da devingen kprler atmalarna gre, onlar birbirle rine eklemleyen ayn bir ikinlik dzlemini kaplayan kavram gruplar vardr. Dncenin sonsuz devinimlerinin birbiri iinde katlanna ve erilik deiimleri ortaya karmalarna, ya da tersi ne ortaya karlamayan deiiklikleri semelerine gre, dzlem ai leleri vardr. Dmanca bile olsa, ayn bir dzlem zerindeki ve bir grup iindeki rastlama olabilirliklerine gre, kiilik tipleri vardr. Ama, bunun ayn grup mu, ayn tip mi, ayn aile mi olduunu be lirlemek, ou zaman zordur. Bunun iin, bal bana "tat" almay bilmek gerekir. Hibiri tekilerden tremediine gre, iin bir ortak-uyar lama gerekiyor. Kavramlarn yaratlmasn dzenleyen bu felsefe ce ortak-uyarlama yetisine tat ad verilir. Eer dzlemin izimine Akl, kiiliklerin icadna imgelem, kavramlarn yaratlmasna An lak diyorsak, tat henz belirlenmemi kavramn, henz belirsizlik lerde dolaan kiiliin, henz saydamlklardaki dzlemin l ye tisi olarak ortaya kyor. Bu yzden yaratmak, icadetmek, izmek gerekir, ama tat, yapsal olarak farkllk gsteren merci arasn daki rabtann kural gibidir tpk. phesiz bu bir lme yetisi de ildir. kinlik dzlemini ortaya karan bu sonsuz devinimlerde, kenarlar olmayan bu hzlandrlm izgilerde, bu meyil ve eri liklerde, ayrca her zaman ar, bazen sevimsiz olan bu kiilikler de, ya da dzensiz formlar, tiz younluklar bulunan, bir tr "tik sinme" telkin edebilecek lde crtlak ve barbar renkler tayan bu

74

Felsefe Nedir?

kavramlarda (zellikle itici kavramlarda) hibir l bulamayz. Yi ne de, btn klarda felsefece tat olarak ortaya kan ey, iyi yapl m kavramn sevgisidir. "yi yaplm" diye, kavramn lmllna deil, ama kavramsal faaliyetin kendi kendinde snn bulunmad , yalnzca teki iki snrsz faaliyette snr tand bir tr atlm na, dalgalanmna diyoruz. Eer kavramlar hazr biimde nceden varolsalard, gzlemlenecek snrlar da olurdu; ama "felsefe-nce si" dzlem bile, yalnzca, nceden varsaylm olarak izildii ve de izilmeksizin nceden varolmayaca iin byle adlandrlmtr. faaliyet de kesenkes ezamanldr ve de yalnzca ortak-lmle nemezlik ilikileri iindedir. Kavramlarn yaratlmasnn, gelip dol durduklar dzlemden bakaca snr yoktur, ama dzlemin kendi si snrldr, ve izimi yalnzca eklemlemek zorunda olduu yarat lacak kavramlara veya tutmakla ykml olduu icadedilecek ki iliklere uyar. Tpk resimde olduu gibi: canavarlar ve cceler iin bile, iyi izilmelerini gerektiren bir tattan sz edilebilir; bu da tat szlatrlmalar demek deil, ama biimsiz kenarlarnn derinin do kusuyla, ya da tohumu tayan madde olarak dalgalarn geer gibi grndkleri bir Toprak parasyla ilikileri balamnda izilmele ri demektir. Byk ressamlarda renklerin yaratlmasn lmllat racak yerde, tersine bu yaratmay, bunlarn, kenarlardan olumu figrlerle ve tekrenkten, eriliklerden, giriftliklerden olumu dz lemlerle rastlat noktaya kadar gtren bir renk tad vardr. Van Gogh sary, ancak ayiei-adam icadederek, ve sonsuz saydaki kk virgller dzlemini izerek snrsza kadar iter. Renklerin ta d, hem onlara yaklamann gerektirdii saygya, hem iinden ge ilmesi kanlmaz uzun bekleyie, ama ayn zamanda da onlar va reden snrsz yaratmaya tanklk eder. Bu, kavramlarn tad iin de byledir: filozof belirlenmemi kavrama yalnzca kayg ve saygyla yaklar, atlmak iin uzun sre duraksar, ne ki, ancak, tek cetveli izdii bir ikinlik dzlemi ve tek pergeli de yaatt tuhaf kiilik ler olduu halde, onlar lszce yaratarak kavram belirleyebilir. Felsefece tat, yaratmann yerini de tutmaz, onu lml da klmaz; tam tersine, kavramlar biimlendiren bir tada ar karan, asl onlarn yaratllardr. Belirlenmi kavramlarn zgrce yaratl, belirlenmemi kavramdan duyulan tada muhtatr. Tat, bu erktir, kavramn-erkinde-varlk'tr: falanca kavram, falanca biletiriciler, hi phesiz "aklc ve akla uygun" nedenler yznden yaratlm, seilmi deillerdir. Nietzsche, kavramlarn yaratlmasyla tasta mam felsefece bir tat arasndaki bu ilikiyi sezmiti ve eer filozof kavramlar yaratan kiiyse, bu, hemen hemen hayvans bir igd

Kavramsal Kiilikler

75

sel "sapere" gibi bir tat yetisi sayesindedir -her filozofa, adnn ze rine kaznm bir iz, yaptlarnn kagelecei bir duyarlk gibiy miesine, birtakm sorunlara ulama hakkn veren bir Olu-karar (Fiat) ya da bir Kader (Fatum).11 Bir kavram baka kavramlarla eklemlenmedike ve zd veya zmne katkda bulunduu bir soruna balanmadka, an lamdan yoksundur. Ancak felsefece sorunlarla bilimsel sorunlar birbirinden ayrmak nemlidir. Felsefenin "sorular" sorduunu sylemekle fazlaca bir ey kazanm olmayacaz, zira sorular bili minkilere indirgenemeyecek sorunlar gstermek iin birer szck tr sadece. Kavramlar nermesel olmadklar iin, nermelerin, bi liminkilerle zmlenebilecek yaylma koullarn ilgilendirecek so runlara da gndermede bulunamazlar. Eer yine de felsefece kav ram nermeye evrilmek istenirse, bu ancak az ya da ok dorum su ve hibir bilimsel deer tamayan grler eklinde olabilir. Ancak bylece, zamannda Yunanllarn da karlam olduklar bir gle arpyoruz. Hatta bu, felsefenin bir Yunan ii olarak anlmasnn nc gstergesidir: Yunan sitesi dostu ya da rakibi toplumsal iliki olarak yceltir, bir ikinlik dzlemi izer, ama ayn zamanda da zgr gr (doxa) egemen klar. O zaman da felsefe, grlerden, bunlar deitiren ve bilimden de farkllaan bir "bil me" kartmak zorundadr. Felsefece sorun u halde, kar karya getirilebilen grlere, kh bazlarn tekilere kyasla daha bilgece bularak, kh her birinin doruluk payn belirleyerek, her bir k iin bir doruluk deeri biebilen mercii bulmaktan ibaret olacak tr. Adna diyalektik denilen ve felsefeyi sonu gelmez tartmalara indirgeyen eyin anlam her zaman bu oldu12. Bu, temaa edilen tmellerin, onlar bilme katna ykseltmek zere rakip grlerin karlkl deerlerini ltn kabul eden Platon felsefesinde g rlr; Platon'un, aporetik (pheci) denilen diyaloglarnda varl n duyuran elikilerin, Aristoteles'i daha o zamandan, sorunlarn diyalektik aratrmasn iletiim tmellerine (topikler) doru yn lendirmee zorlad dorudur. Kant'da da yine, sorun, dnm lemenin tmelleri araclyla, kart grlerin elenmesi veya b lnmesinden ibaret olacaktr; ta ki Hegel, rakip grler arasndaki elikiden, kendi kendilerinde ve mutlak iinde devinebilen, tema
(11) Nietzsche, Musarion-Ausgabe, XVI, s. 35. Nietzsche sklkla bir felsefece tadn szn eder, ve 'sage' (bilge) szcn "sapere" fiilinden tretir ("sapiens", tadc, "sisyphos" tat duygusu alabildiine incelmi / "subtil" hale gelmi kii): Yunan Tragedyas anda felse fenin Douu. (12) Bkz. Brehier, "Felsefede sorun nosyonu", Etudes de philosophie antique (Antik Felsefe Ara trmalar), PUF Yay.

76

Felsefe Nedir?

a edebilen, dnmleyebilen, iletiebilen bilim-st nermeler (grlerin kavramn aamalar olduu spaklatif nerme) kart mak zere, yararlanmay akl edene kadar... Ne ki, diyalektiin en byk tutkular iinde ve byk diyalektikilerin dehalar ne l de olursa olsun, koullarn en sefiline, Nietzsche'nin avamn sanat, ya da felsefedeki zevksizlik olarak tanlad duruma dlr: kav ramn basit grler olarak nermelere indirgenmesi; ikinlik dz leminin yanl alglar ve kt duygulanmlar iinde yutulmas (a knln ya da tmellerin yanlsamalar); szmona stn bir g rten bakaca bir ey oluturmayan bir bilme modeli, Urdoxa; ekol nderlerinin ya da profesrlerin, kavramsal kiiliklerin yerini al. Diyalektik tastamam felsefece bir sylemsellik getirdii iddia sndadr, ama bunu ancak grleri birbirine ekleyerek yapabilir. Gr istedii kadar bilmeye doru amaya urasn, gr delip gemekte, delip gemeye devam etmektedir. Bir Urdoxa'nn kay naklaryla bile, felsefe bir doksografi olarak kalmaktadr. Her bilgin kiinin neden dndn bilmeden dndn (Olay) rendiimiz Ortaa Quodlibet'lerinden, tartlm Sorulardan yk selen de, yant yerine geen nermelerde yeni batan aktarlmakla yetinildii iin, sorunun ne olduu asla bilinemeden (Aristoteles'te, Descartes'ta, Leibniz'de tz...) zmlerin srayla gzden geirildii pek ok felsefe tarihinde de bulduumuz, hep ayn karasevdadr. Eer felsefe doas gerei aykrsalsa, bu en az doru grnen grlerin yann tuttuu ya da elikili grleri koruduu iin deil, ama grn de, hatta nermenin de alanna girmeyen bir eyi ifade etmek zere, standart bir dilin tmcelerinden yararland iindir. Kavram elbette ki bir zmdr, ama yant verdii sorun kendi younluku tutarllk koullarnda yatar, yoksa, bilimde ol duu gibi, yaylmac nermelerin gnderim koullarnda deil. Eer kavram bir zmse, felsefece sorunun koullar, varsayd ikinlik dzleminin zerinde (dncenin imgesinde hangi sonsuz devinime gndermektedir?) ve sorunun bilinmezleri de, seferber ettii kavramsal kiiliklerde (hangi kiilik ama?) bulunur. Bilgi kavram gibi bir kavramn, ancak gndermede bulunduu bir d nce imgesine ve gereksindii bir kavramsal kiilie kyasla anla m vardr; baka bir imge, baka bir kiilik, baka kavramlar talep eder (rnein inan, ve Soruturmac). Bir zmn, kendi koulla r ve kendi bilinmezleri iinde belirlenmesi gereken bir sorundan bamsz olarak anlam yoktur, ancak bu koullarn ve belirsizlikle rin de kavramlar olarak belirlenebilir zmlerden bamsz an lamlar olmaz. merci de birbirlerinin iindedir, ama doalar bir

Kavramsal Kiilikler

77

ve ayn deildir, birbirleri iinde yitip gitmeksizin bir arada yaar, varlklarn srdrrler. Bir felsefece sorunun ne olduunun anla lmasna onca katkda bulunan Bergson, iyi bir ekilde ortaya kon mu olan sorunun zlm bir sorun olduunu sylyordu. An cak bu demek deildir ki bir sorun, zmlerinin glgesinden ya da ona eklemlenen ikinci bir olgudan ibarettir; zm de, soruna ilikin bir lfazanlktan ya da sorunun zmlemesel sonucundan baka bir ey deildir. Bu, daha ok, konstrksiyonizmi ortaya karan faaliyetin, kh biri kh teki nce ve sonra gelmek zere, durmamacasna birbirlerini kesmeleri, nbet deitirmeleri demek tir; bunlardan biri zm kk olarak kavramlar yaratrken, teki bir sorunun koullar olarak bir dzlem ve o dzlem zerindeki bir devinimi izer, daha teki de sorunun bilinmezi olarak bir kiilik icadeder. Sorunun (zmn kendisinin de bir paras olduu) b tn, her zaman iin, ncs yrrlkteyken teki ikisini yarat maktan ibarettir. Dncenin, "ilk"in ve zaman'n, Platon'dan Kant'a, nasl zmler, ama farkl sorunlar belirleyen nvarsayl mlar balamnda zmler belirleyebilen, farkl kavramlar ka zandklarn grdk; zira ayn terimler, bir kez kavramlar olarak zmlerde, bir baka kez nvarsaylm olarak sorunlarda, bir baka kez de arac olarak, tavassutu olarak bir kiilikte, ama her kezinde indirgenemez bir zgn form altnda, iki, hatta kez or taya kabilirler. Hibir kural ve zellikle de hibir tartma bunun en iyi dz lem mi, uygun kiilik mi, yerinde kavram m olduunu nceden syleyemeyecektir, zira teki ikisinin baarl olup olmadna ka rar verecek olan her biridir, ama, biri yaratlm, bir bakas icade dilmi, teki izilmi olarak her biri kendi payna yaplandrlm olmak zorundadr. "Baarsz... Baarl..." denilebilecek sorunlar ve zmler, ancak adm adm ve ortak-uyumlarn izleyerek kurulur. Konstrktivizm, tpk "yanl sorunlar denilen ve dzlemi evrele yen yanlsamalarn yaycs olan eyin kayna olarak btn tmel leri, temaay, dnmlemeyi, iletiimi yadsd gibi, zorunlu ya plandrmalar geciktirecek her trl tartmay da safd eder. nceden sylenebilecek ey bundan ibarettir. Bir zm bulmu olduumuza inanabiliriz, ama dzlemin nceden gremediimiz yeni bir erilii, gelip btne yeniden hamle ettirir ve yeni sorun lar, ardarda gelen itmelerle i gren ve gelecek, yaratlacak kav ramlar yoklayan yeni bir sorunlar takmn ortaya koyar (bunun daha ok bir ncekinden ayrlan yeni bir dzlem mi olduunu da hi bilmeyiz). Tersine, yeni bir kavramn, ikinlik masasnn zerin

78

Felsefe Nedir?

de bir tr eklenti gibi peydahlanan bir sorunu bu kez kendisi belir lemee alarak, komu olduklar sanlan iki kavram arasna tpk bir ke gibi sapland grlebilir. Felsefe bylece srekli bir bu nalm iinde yaar. Dzlem sarsntlarla, kavramlar salvolarla ve kiilikler gemlemelerle i grrler. Doas gerei sorunsal olan, merciin ilikisidir. Bir sorunun iyi bir ekilde ortaya konup konmadn, bir zmn uygun olup olmadn, doru k m olduunu, bir kiili in yaayp yaayamayacan nceden sylemek mmkn deildir. nk felsefece faaliyetlerden her biri yalnzca teki ikisinde ksta sn bulur, felsefe bu yzden aykrsaln iinde geliir. Felsefe bil mekten ibaret deildir ve felsefeyi esinlendiren ey de hakikat de il, ama baar veya baarszlk iin karar verecek olan lgin, Dik kate-deer, ya da nemli kategorileri gibi kategorilerdir. mdi ba ar ya da baarszlk yaplandrmazdan nce bilinemez. Nice fel sefe kitab iin yanl olduklarn sylemeyeceiz, zira bu hibir ey demek deildir, ama nemsiz de, yararsz da diyebiliriz, nk ite hibir kavram yaratmamlardr, bir dnce imgesi getirmemi lerdir, ya da zerinde durmaa deecek bir kiilik dourmamlar dr. Yalnzca retmenler, sayfann kenarna "yanl" diye yazabi lirler, hepsi o; ne ki okurlar nem ve yarar konusunda, yani okun mak zere kendilerine verilen eyin yenilii konusunda, daha ok kuku duyarlar. Bunlar Zihnin kategorileridir. Melville, byk bir romanesk kiilik bir Orijinal, bir Tek olmak zorundadr, diyordu; bir kavramsal kiilik de yle olmaldr. Sevimsizken bile, dikkate- deer olmak zorundadr; iticiyken bile, bir kavram ilgin olmak zo rundadr. Nietzsche, "kt niyet" kavramn yaplandrdnda, on da dnya zerinde varolabilecek en tiksindirici eyi grebiliyordu, yine de, "insan ite burada ilgin hale gelmeye balyor!" diye ses lenmekten geri durmad, ve gerekten de, yeni bir kavramsal kii lik (rahip) ve dncenin yeni bir imgesiyle (nihilizmin olumsuz belirticileriyle kavranm erk istenci) iliki halinde, insan iin insa na uyan yeni bir kavram yaratm olduunu biliyordu 13. Eletiri, en olumlusundan yaratma kadar, yeni kavramlar (eletirilen eyin kavramlar) ierir. Kavramlarn canl maddeleri zerine kaznm dzensiz kenarlar olmak gerekir. Doas gerei ilgin olmayan nedir? Tutarsz kavramlar, Nietzsche'nin "biimsiz ve akkan kavram karalamas" dedii ey mi - yoksa, tersine, faz lasyla dzenli, donmu, kemiklemi kavramlar m? En ok tmel lik ieren, ebedi formlar ya da deerler gibi sunulan kavramlar, bu
(13) Nietzsche, Ahlkn Soybilimi, I, 6.

Kavramsal Kiilikler

79

balamda en kemiklemi, en az ilgin olanlardr. Her trl yarat may korkutmak zere konmu iskeletler rnei, yaplp hazrlan m eski kavramlar; bu kavramlarn kendilerinden dn alnd eski filozoflarn, kendi zamanlarnda, modernlerin yapmas engel lenmek istenen eyi yaptklarn, yani kavramlarn yarattklarn ve de, amzn eletiricisi veya tarihisi gibi, kemikleri temizle yip, raspalamakla yetinmediklerini grmeden, ortada sallanmakla yetinilirse hibir olumlu ey yaplmaz, ne ki eletiri ve tarih alann da da bir ey yaplmaz. Eer, uyuyakalm bir kavram uyandr may neremiyorsa, onu kendi aleyhine evirme pahasna bile olsa, bu kavram yeni bir sahnede oynatamyorsa, felsefe tarihi bile ba tan sona ilginlikten uzak demektir.

4 . Geofelsefe

zne ve nesne, dnce hakknda yetersiz bir deerlendirme yap mamza yol ayorlar. Dnmek, ne bir zne ile bir nesne arasn da gerili bir ip, ne de birinin teki evresinde yapt bir evrimdir. Dnmek, daha ok toprakla yurtluun ilikisi iinde gerekleir. Kant, sanld kadar nesne ve zne kategorileri iine hapsolmu deildi, zira onun kopernikusgil evrim dncesi, dnceyi do rudan doruya toprakla ilikiye sokar; Husserl, dnce iin, de vinmedii ama dinginlik olarak da kalmad lde topraa ben zeyen, kkensel sezgi gibi bir zemini zorunlu klar. Bununla birlik te topran, durmamacasna bir yurtsuzlatrma devinimi iinde olduunu, hemen orackta gerekletirdii bu devinimle her trl yurtluu atn grdk: toprak yurtsuzlatran ve yurtsuzlatrl m olandr. Kendisi de, kitleler halinde yurtluklarn terkedenle rin, suyun dibinde sra halinde yrye geen stakozlarn, sem vi bir ka izgisi boyunca at koturan haclarn veya valyelerin devinimine karr gider. Toprak baka eler arasndan bir e deildir, tm eleri bir ve ayn kucaklay iinde toplar, ama yurtluu yurtsuzlatrmak zere kh birinden kh tekinden ya rarlanr. Yurtsuzlatrma devinimleri bir te'ye doru alan yurt luklardan ve yeniden yurtlandrma ilemleri de yurtluklar yeni den datan topraktan ayr tutulamaz. Yurtluk ve toprak, iki ayr dedilmezlik blgesi olan yurtsuzlatrma (yurtluktan topraa) ve yeniden-yurtlandrma (topraktan yurtlua) ile birlikte, iki biletiri cidir. Birincinin hangisi olduunu sylemek mmkn deildir. Yu nanistan'n hangi balamda filozofun yurtluu ya da felsefenin topra olduu sorulacaktr. Devletler ve Siteler, bir yurtluk ilkesinin soyzinciri ilkesine ikame edilmesiyle, ou zaman yurtluklar olarak tanmlanageldi

Geofelsefe

81

ler. Ama bu doru deildir: yurtluklarn deitirebilen soyzincir sel gruplar, gerekte ancak bir "yerel soy" iinde bir yurtluk ya da ikmetgh edinerek kendilerini belirlerler. Devlet ve Site'yse, tersi ne, bir yurtsuzlatrma uygularlar, nk biri stn bir aritmetik Birlik'e tayarak tarmsal alanlar yanyana getirip kyaslar, teki de yurtluu tecimsel balantlar iinde geniletilebilir bir geomet rik alana uyarlar. Devletin Spatium imperial'i ya da sitenin extensio politik'i bir yurtluk ilkesi olmaktan ok, Devlet yerel gruplarn yurt luklarn sahiplendiinde veya site lkenin i kesimlerinden yz evirdiinde uygulandn grdmz bir yurtsuzlatrmadr; yeniden yurtlandrma, bir durumda saray ve sarayn stoklar ze rinden, bir baka durumda agora ve tecimsel kanallar zerinden gerekleir. Emperyal devletlerde, yurtsuzlatrma akn niteliktedir: yu kardan, diklemesine, topran bir tr semvi biletiricisini izleye rek gerekleme eilimindedir. Yurtluk orak toprak haline gelmi tir, ama bir semvi Yabanc gelip yurtluu yeniden-kurar, ya da topra yeniden-yurtlandrr. Sitedeyse, bunun tersine, yurtsuzla trma ikin niteliktedir: bir Yerli'yi, yani denizgil bir biletiriciyi iz leyen, yurtluu yeniden ihya etmek zere bizzat kendisi sularn al tndan geen topraa ait bir gc, zgrletirir (Erechteion, Athe na ve Posidon tapma). Aslnda iler daha da karmaktr, nk emperyal Yabanc'nn kendisi de hayatta kalm yerlilere gereksinir ve yurtta Yerli de kamakta olan yabanclar arr - ne ki aslnda bunlar da ayn psiko-sosyal tipler deildir, tpk imparatorluun oktanrclyla sitenin oktanrclnn ayn dinsel figrler olma y gibi(l). Yarmadann her noktas denize ylesine yakn ve kylarnn uzunluu ylesine fazladr ki, Yunanistan'n paral bir yap tad sylenebilir. Ege halklar, antik Yunan'n siteleri ve zellikle de 'yerli' Atina, ilk tecimsel siteler deillerdir. Ancak, nerdikleri mo deli izlemeksizin onlardan yararlanabilecek lde, Dou'nun ar kaik imparatorluklarna hem yeterince yakn, hem de yeterince uzak olan ilk yerleimler de onlardr: gzenekleri iinde kurumla mak yerine, yeni bir biletirici iinde ykanrlar, ikinlikle i gren zel bir yurtsuzlatrma kipini geerli klarlar, bir ikinlik ortam olutururlar. Bu tpk, birbirine bal, bamsz sitelerin veya ayr
(1) Marcel Detienne bu sorunlar derinlemesine yeniledi: Kurucu Yabana ve Yerli kartl, bu iki kutup arasndaki karmak karmlar, Erektheon konusunda, bkz. "Bir sit nedir?", in Trac de fondation (Temel zleri), Peeters Yay. Yine bkz. Ciulia Sissa ve Marcel Detienne, La vie quotidienne des dieux grecs (Yunan Tanrlarnn Gnlk Yaam), Hachette (Erektheon konusunda bl. XIV, iki ok tanrcln fark konusundaysa bl. X).

82

Felsefe Nedir?

topluluklarn okluu arasnda rgtlenmi, zanaatkr ve tacirle rin imparatorluklarn izin vermedii bir zgrle ve hareketlilie kavutuklar, Dou'nun kysnda yeralan bir "uluslararas pazar" gibidir.2 Bu kiiler, kaak yabanclar, imparatorluktan gna getir miler ve de Apollon'un smrgeletirdikleri, Yunan dnyasnn kysndan gelmektedirler. Yalnzca zanaatkrlar ve tacirler deil, ama filozoflar da: Fayein dedii gibi, hi kukusuz Efesli Heraklei tos tarafndan icadedilmi olan "filozof" adnn, hi kukusuz Ati nalI Platon tarafndan icadedilmi olan "felsefe" szcnde ban tsn bulmas iin bir yzyl gerekecektir; "Asya, talya, Afrika, fi lozofu felsefeye balayan odisseuscu gzerghn aamalardr"(3). Filozoflar yabancdr, ama felsefe Yunanldr. Bu gmenler Yunan ortamnda ne bulurlar? Felsefenin kendiliinden koulu olan, en azndan ey: emperyal egemenliin tam karsnda olan ve de rakip karlar, tam tersine onu ngrd iin, nceden tasarlan m hibir kar iermeyen ikinlik ortam olarak, "toplamann i sel doas" olarak, katksz bir toplumsallaabilme; dostluu ku ran bir tr toplama hazz, ama yan zamanda da rekabeti kuran bir tr toplamay bozma hazz (Almlarn Yunanistan'da yapa cak, gmenler tarafndan oluturulmu, pythagoraslarnki t rnden, ama onlardan biraz daha gizli cemaatler olan, "dost toplu luklar", yok muydu?); ve, bir imparatorlukta tasavvur edilemeye cek ey, grten alnan haz, gr alveriinden, konumadan alnan haz(4). kinlik, dostluk, gr; Yunan'a zg bu belirtici her zaman karmza kyor. Toplumsallaabilmenin kyclklar, dostluun rekabetleri, grn kanl kartlklar ve geri dnleri olduu srece, bundan daha yumuak bir dnya grlmeyecektir. Yunan mucizesi, Salamin'de, Yunanistan'n Pers imparatorluun dan kurtulduu ve yurtluunu kaybetmi olan yerli halkn onu de nizde kazand, deniz zerinde yeniden yurtland o zaferdedir. Delos pakt Yunanistan'n parallatrlmas gibidir. Olduka ksa
(2) Childe, L'Europe prhistorique (Tarihncesi Avrupa), Payot Yay. s. 110-115. (3) Jean-Pierre Faye, La raison narrative (Anlatc Akl), Balland Yay. s.15-18. Bkr. Clmence Rammoux, in Histoire de la philosophie (Felsefe Tarihi), Gallimard, I, s. 408-409: Sokrates n cesi felsefe "helenistik an yanbanda, kolonilemelerin, VII. yzyl sonu ve VI. yzyl balarna doru onu tanmlamay baard ekliyle, ve Yunanllarn, ticaret ve sava iliki leri iinde, tam da Dou'daki krallk ve imparatorluklarla karlatklar yerde" doup b yd, sonra, "Pers isti lalar ve siyasal ihtilallerin yol at glerin yardmyla, uzak batya, Sicilya ve talya'daki kolonilere" srad. Nietzsche, Yunan Tragedyas anda Felsefenin Do uu: "Filozofun Yunan ellerine gelmi bir gmen olduunu dnn; Platon-ncesi d nrler byleydi. Bunlar bir bakma yurtlarndan kopmu yabanclard." (4) "zel bir ieriin tesinde ve berisindeki" bu katksz toplumsalclk, ve demokrasi, tart ma konusunda, bkz. Simmel, Sociologie et pistmologie, PUF Yay., bl. III.

Geofelsefe bir dnem iin, en youn ba, demokratik site, smrgeletirme ve denizle, denizi artk yurtluu iin bir snr veya giriimi karsnda bir engel olarak deil, ama geniletilmi bir ikinlik banyosu olarak gren yeni bir emperyalizm arasnda kuruldu. Btn bunlar ve n celikle de felsefenin Yunanistan'la olan ba, doru gibi grnyor, ama birtakm sapma ve rastlantlarn da izini tayor... Yurtsuzlatrma, ister fizik olsun, isterse psikolojik veya top lumsal, topran zerinde izilen veya silinen yurtluklarla olan ta rihsel, alar ve felaketlerle olan jeolojik ve paras olduu evren ve yldz sistemiyle olan astronomik ilikisini ilgilendirdii srece greceli'dir. Ama toprak, sonsuz diyagramsal devinimleri olan bir Varlk-dnce'nin, bir Doa-dnce'nin katksz ikinlik dzle mi iine getiinde, yurtsuzlatrma mutlak tr. Dnmek topra emen (veya daha iyisi onu "tutan') bir ikinlik dzlemi sermekten ibarettir. Bylesi bir dzlemin yurtsuzlatrlmas yeniden yurtlan drmay dlamaz, ama bu ii, gelecekteki yeni bir topran yaratl mas gibi koyar ortaya. Yalnz u var ki, mutlak yurtsuzlatrma, yalnz kozmik deil, ama corafyasal, tarihsel ve psiko-sosyal, g receli yurtsuzlatrmalarla birlikte belirlenecek birtakm ilikiler boyunca dnlebilir. kinlik dzlemi zerindeki mutlak yurt suzlatrma, verili bir alandaki bir greceli yurtsuzlatrmann yeri ni, ner zaman belli bir tarzda alr. Greceli yurtsuzlatrmann, kendisi olarak, ikinlie veya a knla ait oluuna gre, ite bu noktada byk bir farkllk ie ka rmaktadr. Akn, dikey, semvi ve emperyal birlik tarafndan gerekletirilmi olduu zaman, akn e, ikin olan Doa-dn ce'nin dzlemine yazlmak iin hep eilmek veya bir tr dn ha reketine uramak zorundadr: semvi dikey, bir sarmal eri halin de dnce dzleminin yatay zerinde uzanr. Dnmek, burada aknn ikinlik dzlemi zerine yanstlmasn ierir. Aknlk ken di kendisinde tmyle "bo" olabilir, beraberce dzlemin bir blge sine, yani sonsuz bir devinime uyan grnmne yansyan, aa malandnlm farkl dzeyleri katettii ve eildii lde dolar. Ve aknlk mutla istila ettii, ya da bir tektanrclk emperyal birli in yerini ald zaman olan da, bu bakmdan, ayn eydir: Akn Tanr kendisini, tecellisinin [teofani] aamalarn izdii, yaradln ikinlik dzlemi zerine yanstmasayd, bo, ya da en azndan "an lalmas zor" olarak kalrd. Btn bu durumlarda, emperyal bir likte veya tinsel imparatorlukta, kendini ikinlik dzlemi zerine yanstan aknlk onu demekte ya da Figrlerle doldurmaktadr. Bunun bir bilgelik, ya da bir din olmas nemli deildir. in altlk

84 larn, Hint mandalalarn, Yahudi sefaradi ayincilerini, slam "mu tasavvflarn", Hristiyan ikonalarn, yalnzca bu bak asndan birbirlerine yaklatrmak mmkn olabilir: figrler araclyla d nmek. Altlklar, aknn boyun edii anlarn btnn gste ren bir sarmal erinin dzeylerine gre birbirlerinden kan kesik siz ve kesikli belirticilerin dzenliliidir. Mandala bir yzey ze rinde, tanrsal, kozmik, politik, mimari, organik dzeyleri, ayn bir aknln btn deerleri olarak uyarlayan bir yanstmadr. Bu ne denle figrn bir gnderimi, ve de doas gerei ok anlaml ve embersel bir gnderimi vardr. Figr, hi phesiz yasaklanm olarak kalan bir d benzerlikle deil, ama onu, dncenin ikin lik dzlemi zerinde akna tayan bir i gerilimle tanmlanr. K saca, figr znde paradigmatik, yansyabilir, aamal, gnderimsel'dir. (Sanatlar ve bilimler de gl figrler atarlar, ama onlar tm din lerden ayran ey, yasaklanm benzerlie yknmek deil, ileride greceimiz gibi, zerlerinde gnderme ve yansmalarn doalar nn deitii yeni dnce dzlemleri yapmak iin u veya bu d zeyi serbest brakmaktr.) Bundan nce, abuk ilerlemek iin, Yunanllarn mutlak bir i kinlik dzlemi icadetmi olduklarn sylyorduk. Ama Yunanlla rn zgnln, daha ok greceli ile mutlak arasndaki ilikide aramak gerekir. Greceli yurtsuzlatrmann kendisi de, yatay ve ikin oldukta, devinimlerini deitirerek onu mutlaa iteleyen, sonsuza tayan ikinlik dzleminin mutlak yurtsuzlatrmasyla birleir (ortam, dost, gr). kinlik ikiye katlanmtr. Artk figr ler araclyla deil de kavramlarla dnlen yer ite burasdr. kinlik dzlemini gelip dolduran ey, kavramdr. Artk bir figr iinde yansma deil, ama kavram iinde balant vardr. Bu ne denle kavramn kendisi de, ve yalnzca tutarln meydana getiren birlemeleri ve balantlar korumak zere, her trl gnderimi terkeder. Kavramn, i veya d, komuluk dnda bakaca kural yoktur. komuluu veya tutarl, ayrdedilmezlik blgelerinde ki biletiricilerinin balantsyla salanmtr; d komuluu ya da d tutarl, ilerinden birinin biletiricileri doyum noktasna ula tnda, bir kavramdan tekine giden kprler araclyla salan mtr. Ve kavramlar yaratmann ne anlama geldii de ite budur: ayrlmaz i biletiricileri, bir kapan ya da doyum noktasna vara na kadar eklemlemek, yle ki bu biletiricilerden biri bile kavram deitirilmeden eklenemesin veya karlamasn; kavram, baka balantlara bavuruldukta doalarnn da deiecei tarzda, bir bakasyla eklemlemek. Kavramn okanlamll yalnzca komu

Geofelsefe

85

lua baldr (bir kavram birden ok komuluk balants iinde bulunabilir). Kavramlar dmdz tek renklilikler, aralarnda aama fark bulunmayan ordinatlardr. Felsefede; bir kavramn iine ne koymal ve bunu neyle bir arada koymal? Buradakinin yanna hangi kavram koymak gerekir ve her birinin iinde hangi biletiri ciler bulunmaldr?, gibi sorularn nemi bundandr. Bunlar kav ram yaratmann sorulandr. Sokrates-ncesi filozoflar fizik eleri kavrammlar gibi incelerler: onlar her trl gndermeden bam sz olarak, kendileri olarak ele alr ve yalnzca kendi aralarndaki ve olas biletiricilerindeki uygun komuluk kurallarn aratrrlar. Yantlarnda ortaya kan farkllk, bu basit kavramlar, ierden ve dardan, ayn tarzda dzenlememeleri yzndendir. Kavram pa radigmatik deil, ama sentagmatik'tir, yansyabilir deil, ama ba lantlanabilir'dir, aamal deil, ama evreden'dir; gnderimsel de il, ama tutarl'dr. Buradan sonra, artk felsefenin, bilimin ve sana tn ayn bir yansmann eitli dzeyleri gibi rgtlenmemeleri, bir ortak matristen kalktklarnda bile farkllamamalar, ama karlkl bir bamszlk, aralannda balant ilikileri kuran bir iblm iinde kendilerini bir anda ortaya koymalar, veya yenibatan olu turmalar gerekir. Figrler ve kavramlar arasnda kktenci bir kartlk bulundu u sonucuna m varmak gerekiyor? Farkllklarn ortaya koyma gi riimlerinden ou, yalnzca, iki terimden birini deersizletirmek le yetinen yzeysel yarglar dile getirmektedir: bazen kavramlara akln saygnl verilirken figrler akl-dnn karanlna ve imge lerine gnderilmilerdir; bazen de figrlere zihinsel yaamn ayr calklar verilirken, kavramlar lm bir anlan yapay devinimle rine gnderilmilerdir. Ama yine de, ortakm gibi grnen bir i kinlik dzlemi zerindeki kayg verici yaknlklar ortaya kmakta dr (5). in dncesi dzlemin zerinde ve bir tr gidi ve dn iinde, bir Doa-dnce'nin, yin ve yang'n diyagramsal devinim lerini kaydeder; altlklar da dzlemin kesitleri, kesintisiz ve kesin
(5) Kimi yazarlar, Hegelcil veya Heideggercil klielerden bamsz olarak, tmyle felsefece olan sorunu yeni temeller zerinde ele almaktalar bugn: bir Yahudi felsefesi konusunda, Lvinas ve Levinas'n evresindeki almalar (Les cahiers de la nuit surveille, no. 3, 1984); Corbinin almalar dorultusunda, bir slam felsefesi iin, bkz. Jambert (La logique des Orientaux/Doulularn Mant, Seuil Yay.) ve Lardreau (Discours philosophique et discours spirituel/Felsefece Sylem ve Tinsel Sylem, Seuil Yay.); Masson-Oursel'in almalar do rultusunda, bir Hint felsefesi iin, Roger-Pol Droit'nn yaklam (L'oubli de 'nde / Hindis tan'n Unutuu, PUF Yay.); in felsefesi iin, Franois Cheng (Vide et plein/Bo ve Dolu, Se uil Yay.) ve Franois Jullienin (Procs ou cration/Dava ya da Yarat, Seuil yay.) aratrmala r; bir Japon felsefesi iin de, bkz. Ren de Ceccaty ve Nakamura (Mille ans de littrature ja ponaise/Japon Yaznn Bin Yl, ve rahip Dgen'in yorumlu evirisi, Diffrence yay.).

86

Felsefe Nedir?

tili belirticiler halindeki biletiricileriyle birlikte, o sonsuz devi nimlerin ordinatlardr. Ancak bylesi rabtalar, ayrmna varlmas zor bile olsa, bir snrn varln dlamazlar. nk figrler, dz lemin zerindeki, dikey veya akn bir eyi ieren yansmalardr; buna karlk kavramlar, yalnzca ufuk zerindeki komuluklar ve badamlar ierirler. phesiz, Franois Jullien'in in dnce siyle ilgili gstermi olduu gibi, akn, yansma yoluyla "ikinliin mutlaklatrlmasn" retir. Ama bunun dndakiler felsefenin sa hiplendii mutlan ikinliidir. Syleyebileceimiz ey, figrle rin, sonsuzcasna yaklaacak kertede kavramlara doru uzandkla rdr. Hristiyanlk, XV. yzyldan XVII. yzyla kadar, impresa'y bir "concetto"nun [kavramn] klf yapt, ama concetto henz tutarlk kazanm deildi ve ekilletirili, hatta saklan tarzna ba mlyd. Dnem dnem sorulan; "bir Hristiyan felsefesi var m dr?" sorusu, u anlama geliyor: Hristiyanlk zgn kavramlar ya ratmaya muktedir midir? inan, dehet, gnah, zgrlk... gibi? Bunu Pascal'de veya Kierkegaard'a grdk: belki de inan, kendisi ni ancak bu-dnyaya inan kld ve kendisini yanstacak yerde eklemlendirdiinde sahici bir kavram haline gelmektedir. Belki de Hristiyan dncesi, ancak tanr-tanmazcl, teki dinlerin hep sinden daha fazla salglad tanr-tanmazcl araclyla kav ram retmektedir. Filozoflar iin, tanr-tanmazclk bir sorun de ildir, Tanr'nn lm de yle; sorunlar ancak daha sonra, tanr- tanmazcln kavramna ulaldkta balar. nsan, onca filozofun, Tanr'nn lmne hl trajik dzlemde yaklatn grdke hay rete dyor. Tanr-tanmazclk bir dram deil, ama filozofun din ginlii ve felsefenin kazancdr. Bir dinin iinde her zaman dar kartlmay bekleyen bir tanr-tanmazclk vardr. Bu esasen ya hudi dncesi iin bile doruydu: Yahudi dncesi figrlerini kavrama kadar iter, ama ancak tanr-tanmaz Spinoza ile kavrama ular. Ve eer figrler bylece kavramlara doru uzanyorlarsa, bunun tersi de ayn ekilde dorudur ve felsefece kavramlar ikin liin bir ey'e her bir balannda yeniden figrler retirler; felse fenin "figr" olarak, temaa nesnellemesi, dnmleme zne si, iletiimdeki znellikler-aras... unu da saptamak gerekir ki din ler kendi kendilerini yadsmadan kavrama ulaamazlar, tpk felse felerin kendi kendilerine ihanet etmeden figr'e ulaamayacaklar gibi. Figrlerle kavramlar doalar gerei farkldrlar, ama ayn zamanda olabilir derecelerdeki btn farkllklar da tarlar. Bir in, Hint, Yahudi, slam "felsefesi"nden sz edilebilir mi? Dnme eylemi, kavramlarla olduunca figrlerle de doldurula

Geofelsefe

87

bilen bir ikinlik dzlemi zerinde gerekletii lde evet. Bu nunla beraber bu ikinlik dzlemi tam olarak felsefece deil, felse fe-ncesi'dir. Bu ikinlik dzlemi, onu dolduran ve onun zerine etkiyen eyle etkilenmitir, yle ki ancak kavramn etkisiyle felsefe ce ikinlik dzlemi haline gelir: felsefe tarafndan varsaylm ol makla birlikte onun tarafndan atlmamtr ve deil-felsefe ile fel sefece bir iliki iinde yaylr. Figrlerin durumundaysa, bunun tersine, felsefe-ncesi'nin bize gsterdii; ikinlik dzleminin ken disinin, kanlmaz bir ekilde bir kavram yaratmaya veya bir felse fece oluuma ynelmedii, ama bizatihi olabilirlii asndan felse feye nceden komplo kurmu bir atallamay izleyerek, bilgelikle rin ve dinlerin iinde de yaylabileceidir. Bizim yadsdmz ey, ister kendi kendisinde, isterse Yunanllarda, felsefenin bir i zorun luluk gsterdii grdr (ve bir Yunan mucizesi fikri de bu s zmona zorunluluun bir baka grnmnden baka bir ey ol mayacaktr). Ama yine de, gerler tarafndan getirilmi bile olsa, felsefe bir Yunan ii oldu. Felsefenin doabilmesi iin, Yunan orta m ile dncenin ikinlik dzlemi arasnda bir buluma gerekti. ok farkl iki yurtsuzlatrma deviniminin, zaten ikinlik iinde i gren greceli ile mutlan, balam gerekti. Dnce dzleminin mutlak yurtsuzlatrmasnn dorudan Yunan toplumunun grece li yurtsuzlatrmasna ayarlanmas, ya da onunla eklemlenmesi ge rekti. Dostla dncenin bulumas gerekti. Ksaca, felsefe iin d pedz bir neden var, ama bu bireimsel ve olaan bir neden - bir buluma, bir balam. Kendisi ile yetersiz deil, ama kendisi iin de olaan bir neden. Kavramn iinde bile, neden, biletiriciler ara sndaki bir eklemlenmeye, baka komuluklarla birlikte baka trl olabilecek bir eklemlenmeye baldr. Felsefede belirdii ekliyle neden ilkesi, bir olaan neden ilkesidir ve yle szcelenir: iyi ne den ancak olaan olandr, evrensel tarih olarak yalnzca olaanl n tarihi vardr.

RNEK VII
Hegel ya da Heidegger'in yapt gibi, felsefeyi Yunanistan'la birletirecek zmsel ve zorunlu bir neden aramak bounadr. Yunanllar zgr insanlar olduklar iin, Nesne'yi zneyle bir iliki iinde ilk kez onlar kavradlar: Hegel'e gre, kavram ite byle ortaya kacaktr. Ancak nesne, zneyle olan ilikisi he nz daha belirlenmemiken, "gzel" olarak temaa-edilmi kal dndan, bu ilikinin kendisinin dnmlenmi, ardndan da devinime geirilmi veya iletilmi olmas iin, sonraki aamalar

88

Felsefe Nedir?
beklemek gerekir. Bununla birlikte, o andan itibaren hereyin kavramn iinde geliecei ilk aamay Yunanllarn icat ettikleri de bir gerektir. Dou, hi phe yok ki dnyordu, ama kendiliinde nesneyi katksz bir soyutlama, basit tikellikle bir ve ayn olan bo tmellik gibi dnyordu: somut tmellik ya da tmel tekillik olarak zneyle olan ilikisi eksikti. Dou, her hangi bir araclk olmakszn, en soyut bolukla en sradan olan' birarada yaatmakla yetindii iin, kavramdan habersiz dir. Yine de Dou'nun felsefe-ncesi dnemini Yunanistan'n felsefe dneminden ayran eyin ne olduu pek iyi anlalm yor, zira Yunan dncesi, henz zerinde dnmlemesini bilemeden varsayd zneyle ilikinin bilincinde deildir. Bu yzden, Heidegger sorununun yerini deitirir ve kavram zne ve nesne arasndaki farkllk yerine Varlk [Etre] ve olan arasndaki farka yerletirir. Yunanly, zgr yurttatan ok yer li olarak dnmektedir (ve Heidegger'in Varlk ve olan zerin deki btn dnmlemesi, ina etmek/kurmak, oturmak/ey lemek temalarnn da tanklk ettii zere, Topraa ve yurtlua yaklar): Yunanlnn zellii Varlk'ta eylemesi ve onun szc ne sahip olmasyd. Yurtsuzlatrldnda, Yunanl kendi z dilinde ve dilbilimsel hzinesinde, olmak fiilinde [tre] yeniden yurtlanr. Bu nedenledir ki Dou felsefeden nce deil, ama ya nsradr, nk dnr, ama Varlk dnmez.6 Ve bizati hi felsefe de zne ve nesnenin derecelerinden gemekten, ev rimlemekten ok bir Varlk yapsna musallattr. Heidegger'in Yunanllar Varlk'la olan ilikilerini "telaffuz etmeyi" baara mazlar; Hegel'inkiler zne'yle olan ilikileri zerinde d nmlemeyi beceremezler. Ancak Heidegger'de, Yunanllarn vardklar noktadan daha ileriye gitmek sz konusu deildir; onlarn devinimlerini balatc, yeniden balatan bir yineleme iinde ele almak yeterlidir. nk Varlk, yaps gerei, kendine dnd zaman, bir yandan da durmamacasna kendinden yz evirir, ve de Varlk'n veya Toprak'n tarihi de, Bat uygarl nn Yunanllar tarafndan balatlm ve nasyonal-sosyalizm zerinde yeniden-yurtlandrlm dnya leindeki teknik geli imi iinde, kendinden yz evirmesinin, yurtsuzlatrlmasnn tarihidir... Heidegger Ve Hegel'de ortak kalan ey, Yunanistan'la felsefenin ilikisinin bir kken gibi, ve bylece Bat'nn iindeki bir tarihin balang noktas olarak tasarlanmasdr, yle ki fel sefe ister istemez kendi z tarihi ile karr. Olaya ne kadar yakla m olursa olsun, Heidegger yurtsuzlatrma devinimine ihanet eder, nk onu, bir daha deimemecesine olmak ve olan ara

(6)

Bkz. Jean Beaufret: "Kaynak her yerde belirsiz, in'den olabildii gibi belki Arap, belki de Hintli... Ama ite, Yunan dnemi var, kayna olmak diye adlandrmann tuhaf ayncalklna Yunanllar sahip oldular..." (Ethemit no. 1,1985).

Geofelsefe

89

snda, Yunan yurtluu ile Yunanllarn Varlk adn verdikleri Bat Topra arasnda dondurur.

Hegel ve Heidegger, tarihi, iinde kavramn zorunlu olarak kaderini gelitirecei veya aa karaca bir ieridenlik formu olarak koyduklar lde, tarihselci bak asnda kalrlar. Zorun luluk embersel hale getirilmi tarihsel enin soyutlanmasna da yanr. Bu durumda kavramlarn ngrlemeyen yaratln anla mak zorlayor. Felsefe bir geo-felsefedir, tpk tarihin de Brau delin bak asndan bir geo-tarih olmas gibi. Felsefe neden belli bir anda ve Yunanistan'da ortaya kyor? Bu tpk, Braudel'e gre kapitalizm iin olduu gibidir: kapitalizm neden belli yerlerde, bel li anlarda var da, onca biletirici hanidir durup durduu halde, baka bir anda in'de yok? Corafya, tarihsel forma sadece bir madde ve deiken ortamlar salamakla yetinmez. Yalnzca fizik ve insan corafyas deildir o, ama tpk manzara gibi, zihinseldir de. Olaanln yokedilmezliini yceltmek iin, zorunlulua ta pnmaktan koparr tarihi. Onu, bir "ortam"n gcn dile getirebil sin diye kkenlere tapnmaktan koparr (Nietzsche, felsefenin Yu nanllarda bulduu eyin, bir kken deil, ama bir ortam, bir evre, evreleyen bir atmosfer olduunu sylyordu: filozof bir kuyruklu yldz olmaktan kyor...). Akdeniz boyunca Yunan dnyasndan geen ka izgilerini izmek zere, yaplardan koparp alr onu. Nihayet, tarihin iine dseler de tarihe ait olamayan haline-ge li'leri kefetmek zere, tarihi tarihten koparp alr: felsefenin Yu nanistan'daki tarihi, filozoflarn nce Yunanl haline-gelmek zorunda ol

duklar kadar, Yunanllarn da, her kezinde, nce filozof haline-gelmek zo runda kaldklarn saklamamaldr. "Haline-geli" tarihe ait deildir;
bugn bile tarih, ne kadar yeni olursa olsun, haline-gelmek iin, yani yeni bir ey yaratmak zere, yz evrilen koullarn btnn gstermektedir yalnzca. Yunanllar bunu yaptlar, ancak hepsinin yerini tutacak bir yz evirme yoktur. Felsefeyi kendi z tarihimize indirgemek mmkn deildir, nk felsefe, tarihin iine den, ama oradan geri dnmeyen yeni kavramlar yaratmak iin, durma macasna bu tarihten koparp alr kendini. Bir ey nasl tarihten ge lebilirdi ki? Tarih olmasayd, haline-geli belirlenmemi, koullan mam olarak kalrd, ama haline-geli tarihsel deildir. Psiko-sos yal tipler tarihe aittirler, ama kavramsal kiilikler haline-geli'in maldr. Olayn kendisi de deil-tarihsel bir eye gereksindii gi bi, haline-geli'e de gereksinir. Deil-tarihsel e, der Nietzsche,

90

Felsefe Nedir?

"hayatn yalnzca onun iinde ortaya kabilecei, ortadan kalkt nda yeniden snecei, kuatc bir atmosfere benzer". Bu tpk bir balanma andr, ve "acaba insann daha nce bu deil-tarihsel younlua sarmalanmakszn yerine getirmeye muktedir olduu eylemler nerede bulunur?"(7). Felsefe eer Yunanistan'da ortaya ktysa, bu bir zorunluluktan ok bir olaanln sonucudur, bir kkenden ok bir evre ve bir ortamn, bir tarihten ok bir haline- geli'in, bir vakanvisilikten ok bir corafyann, bir doadan ok bir balamann sonucudur. Peki felsefe neden Yunan'dan sonra da yaamn srdrm tr? Ortaa boyuncaki kapitalizmin Yunan sitesinin bir uzants olduu sylenebilemez (tecimsel formlar arasnda bile pek az ben zerlikler vardr). Ancak, yine olaan nedenler sonucu, kapitalizm Avrupa'y, nce site devletlere gnderen ve kendisi de ikinlik arac lyla i gren, inanlmaz bir greceli yurtsuzlatrma iine srk ler. Yurtluklarn retimleri denizleri amaa muktedir ikin bir or tak forma balanrlar: "genel olarak zenginlik", "dz emek" ve her ikisi arasndaki mal olarak gerekleen buluma. Marx, balca iki biletiriciyi, plak emek ve saf serveti, servet emei satn aldkta ortaya kan ayrdedilmezlik blgeleriyle birlikte belirleyerek tasta mam bir kapitalizm kavram kurar. Neden kapitalizm Bat'da da, III. ve hatta VIII. yzyllarda in'de deil?8 nk Bat bu bileti ricileri ar ar kurup ayarlarken, Dou onlarn sona ermelerine izin vermez. Yalnzca Bat kendi ikinlik odaklarn serer ve yayar. Top lumsal alan, artk, imparatorluklarda olduu gibi, onu yukardan kstlayan bir d snra deil, ama, sistemi byterek durmamaca sna yer deitiren ve yer deitirirken kendi kendisini yeniden oluturan ikin i snrlara gnderir(9). D engeller artk sadece teknolojik niteliktedir ve yalnzca i rekabetler varlklarn srd rrler. Uzay boluuna atlamazdan nce, yeryznn en cra k elerine kadar uzanan Dnya pazar: gkler bile yatay hale geliyor. Bu Yunan kalkmasnn bir devam deil, ama nceden bilineme yen bir lekte, baka bir biim altnda ve baka aralarla giriilmi bir canlanmadr; bununla birlikte bu canlanma Yunanllarn ilk gi riimcilik hakkn ellerinde tuttuklar birleime, demokratik emper
(7) Nietzsche, Zamansz Dnceler, "Tarihsel aratrmalarn yararlar ve sakncalar zerine", 1. Kuyrukluyldz-filozof ve Yunan'da bulduu "ortam" konusunda, Felsefenin douu... (8) Bkz. Balazs, La bureaucratie cleste (Semvi Brokrasi), Gallimard, bl. XIII. (9) Marx, Kapital, III, 3, sonu: "Kapitalist retim kendisine ikin olan snrlar hi durmadan a ma eilimindedir, ama bunu, ayn engelleri, yeni batan ve daha bir bym lekte, kar sna karacak aralar kullanarak baarr. Kapitalist retimin gerek engeli, bizatihi serma yedir..."

Geofelsefe

91

yalizm, smrgeletirici demokrasi birleimine hz verir. Demek oluyor ki Avrupal kendisini, tekiler arasndan bir psiko-sosyal tip gibi deil, ama, Yunanlnn da daha nce yapm olduu gibi, ancak Yunanldan ok daha fazla bir yaylmac g ve misyonerlik istenciyle, en yetkininden nsan olarak dnebiliyor. Husserl, halklarn, dmanlklarnda bile, tpk Hindistan'daki halklar gibi, yurtluu olarak "kendi evi"ne, ve bir ailesel akrabala sahip tipler halinde gruplandklarn sylyordu; ancak yalnzca Avrupa, ulus lar arasndaki rekabete ramen, kendine ve teki halklara "durma dan daha ok Avrupallamaya dnk bir tevik" nerecektir, yle ki bu Bat iinde btn bir insanlk, tpk daha nce Yunanistan'da yapt gibi, kendi kendisiyle akraba olacaktr (10) . Bununla bera ber, balbana Avrupal bir akn znenin bu ayrcaln akla yan eyin "felsefenin ve onda birlikte bulunan bilimlerin" ykselii olduuna inanmak kolay deildir. Dncenin sonsuz devinimi nin, Husserl'in Telos adn verdii eyin, btn teki halklar ze rinde Avrupa'nn gcn salamak ve onlar Avrupa zerinde ye niden yurtlandrmak iin durmakszn kendisini yurtsuzlatran sermayenin, greceli byk devinimi ile balam gerekiyor. Mo dern felsefenin kapitalizmle olan ba, u halde, antik felsefenin Yu nanistan'la olan bayla ayn trden: kendisi de ikinlik araclyla i

gren greceli bir toplumsal ortamla mutlak bir ikinlik dzleminin eklem lenmesi. Bu, felsefenin geliimi ynnden, Hristiyanlk araclyla
Yunanistan'dan Avrupa'ya giden zorunlu bir sreklilik deildir; bir ve ayn olaan srecin, baka verilerle, olaan yeniden balaydr. Dnya kapitalizminin devasa greceli yurtsuzlatrmas, yeni "kardeler" toplumunda, yani dostlar topluluunun kapitalist kar lnda, demokrasi iinde bir var noktas bulan modern ulusal Devlet zerinde yeniden-yurtlanmaya gereksinir. Braudel'in gs terdii gibi, kapitalizm site-devletlerden yola kt, ancak bunlar yurtsuzlatrmay o kadar ileri gtryorlard ki, ikin olan mo dern Devletlerin, yeni i snrlar olarak zorunlu yeniden-yurtlan drmalar gerekletirmek zere, Onlardaki lgnl yumuatmas, onlar yakalamas ve onlar kuatmas gerekir. 11 Kapitalizm, Yu nan dnyasn ekonomik, siyasal ve toplumsal temeller zerinde yeniden canlandrr. Yeni Atina'dr bu. Kapitalizmin insan Robin son deil, ama Ulyseus'tur, kurnaz avam takm, byk kentlerde oturan herhangi bir sradan adam, yerli Proleter ya da yabanc
(10) Husserl .Avrupa'da Bilimlerin Bunalm... (bkz. R.-P. Droit'mn yorumlar, L'oubli de l'lnde, . 203-204). (11) Braudel, Civilisation matrielle et capitalisme, Armand Colin Vay. s., 391-400.

92

Felsefe Nedir?

Gmen'dir, sonsuz devinimin iine -yani devrime- atlanlardr. Kapitalizmi ap geen ve ayn hayal krklna doru koan tek bir lk deil, ama iki lktr: btn lkelerin Gmenleri, birle iniz... Btn lkelerin Proleterleri... Bat'nn iki kutbunda, Ameri ka'da ve Rusya'da, pragmatizmle sosyalizm, Ulyseus'un dn n, Yunan dn yenibatan alan ve "demokratik saygnl" ye nibatan oluturan kardelerin veya yoldalarn yeni toplumunu oynamaktalar. Gerekten de, antik felsefeyle Yunan sitesinin, modern felse feyle kapitalizmin eklemlenmesi ideolojik oluumlar deildir ve i lerinden tinsel figrler damtmak zere tarihsel ve toplumsal belir lemeleri sonsuza doru srmekle yetinmezler. phesiz, felsefe deyince, kavramda kendine has metay bulacak olan zihnin keyifli bir al-veriini grmek; ya da daha iyisi, grleraras bir uzlama yaratabilen, iletiime de, tpk sanatn bir estetik salad gibi bir etik salayabilen, batl anlamda demokratik syleiyle beslenmi karsz bir toplumsallaabilirlik asndan kavramda deiim de erini bulacak olan zihnin, keyifli bir al-veriini grmek ekici ge lebilir. Eer bylesi bir eye felsefe deniyorsa, pazarlamann kavra m sahiplenmesi ve de reklmcnn kendini en yetkin kavramc, ozan ve dnr gibi sunmasn anlayabiliriz: can skc olan bu kstah sahiplenme deil, ama ncelikle felsefenin bunu olabilir kl m olan kavrandr. Kyaslamalar tm ynleriyle dikkate alndk ta, Yunanllar da, kimi sofistler yznden, benzer utanlarn iin den gemilerdi. Ancak, modern felsefe, selameti asndan, antik felsefenin sitenin dostu olduundan daha ok dostu deildir kapi talizmin. Felsefe sermayenin grece yurtsuzlatrlmasn mutlaa tar, onu sonsuzun devinimi olarak ikinlik dzlemi zerine gei rir ve i snr olarak ortadan kaldrr, yeni bir topraa, yeni bir halka armak zere, onu ona kar evirir. Ama bylelikle, iletiimin, taka sn, uzlamann ve grn yok olduklar, nermesel olmayan kav ram formuna ular. Demek ki Adorno'nun "olumsuz diyalektik" adn verdii, ve Frankfurt Okulu'nun "topya" olarak tanmlad eye daha yakndr. Gerekten de, felsefenin, dnemiyle, Avrupa kapitalizmiyle, ama daha nce de Yunan sitesiyle, balantsn kuran topyadr. Her kezinde, felsefe topya araclyla siyasal hale gelir ve dneminin eletirisini en st noktaya kadar srdrr. topya sonsuz devinimden ayrlmaz: kkenbilim bakmndan, mutlak yurtsuzlatrmay gsterir, ama her zaman, yurtsuzlatrmann mevcut grece ortamla ve zellikle de bu ortam iinde ezilmi g lerle eklemlendii kritik noktada gsterir. topyac Samuel Butler

Geofelsefe

93

tarafndan kullanlan "Erewhon" szc, yalnzca "No-where", ya da Hibir yerde'ye deil, ayn zamanda da "Now-here", imdi-bu rada'ya da gndermede bulunmaktadr. nemli olan bir topik sosyalizm ile bir bilimsel sosyalizm arasndaki szmona ayrm deildir; bunlar daha ok topyann eitli tipleridir ve devrim de bu tiplerden bir tanesidir. topyada (felsefede de olduu gibi) her zaman iin aknln restorasyon rizikosu ve bazen de gururlu evetlenii vardr, yle ki buyurucu ya da aknlk topyalarla, z grletirici, devrimci, ikin topyalar birbirinden ayrmak gerekir (12). Ama ite, devrimin kendisinin ikinlik topyas olduunu sy lemek, bunun bir d, gereklemeyecek bir ey, ya da ancak ken dine ihanet ederek gerekleecek bir ey olduunu sylemek deil dir. Tersine, devrimi ikinlik dzlemi, sonsuz devinim, mutlak yu kardan-seyir olarak, ve bu belirticiler kapitalizme kar savamda burada ve imdi gerek olarak varolan eyle eklemlendii, ve bir ncekinin her ihanete uraynda yeni savamlar balatt l de, ortaya koymaktr. topya szc u halde felsefenin veya kav ramn mevcut ortamla olan bu balamn gsteriyor: siyasal felsefe (bununla beraber belki de topya, kamuoyunun ona verdii arp tlm anlam nedeniyle, en uygun szck deildir). Devrimin (devrimi srdrenler filozoflar olmasa da) "filozof larn suu" olduunu sylemek yanl saylmaz. ki byk modern devrimin, Amerikan ve Sovyet devrimlerinin, bylesine kt so nulanm olmas, kavramn kendi ikin yolunu izlemeyi srdr mesini engellemez. Kant'n gsterdii gibi, devrim kavram, onun ister istemez greceli bir toplumsal alandaki srdrlebilirlik tar znda deil, ama aklc veya hatta akla uygun hibir ey iermeyen imdi-burada'daki sonsuzun sunumu olarak, mutlak bir ikinlik dzlemi zerinde nasl bir "cokuyla" dnlm olmasnda bu lunur13. Kavram, ikinlii sermayenin hl ona dayatt (ya da akn bir eymi gibi ortaya kan sermayenin formunda kendi kendisine dayatt) btn snrlardan kurtarr. Bununla birlikte bu cokuda sz konusu olan, seyirciyle oyuncunun ayrlmasndan ok, tarihsel etmenlerle "deil-tarihsel younluk" arasndaki, eyle rin hali ve olay arasndaki eylemin bizatihi kendi iindeki bir ayr mdr. Kavram kimliiyle ve olay olarak, devrim kendiliinden(12) Bu tr topyalar iin bkz. Emst Bloch, Umut lkesi. Ve Ren Schrer'in devinimle ilikileri iinde Fourier'nin topyasna ilikin yorumlar, Pari sur l'impossible (Olanaksz zerine Bahis), Vincennes niversitesi Yaynlar. (13) Kant, Yetilerin atmas, II, 6 (bu metin, bugn Foucault, Habermas ve Lyotard'n birbirin den ok farkl yorumlaryla olanca nemini kazanm durumdadr).

94

Felsefe Nedir?

gnderimseldir [auto-referentiel] ya da kendisini, eylerin duru munda veya yaanmlkta hibir eyin, hatta akln d krklklar nn bile onu yattramayaca ikin bir cokuya teslim eden bir kendiliinden-konum'dan yararlanr. Devrim, yurtsuzlatrmann yeni topraa, yeni halka ar yapt anda bile, mutlak yurtsuzla trmadr. Mutlak yurtsuzlatrma yeniden yurtlandrma olmadan ol maz. Felsefe kavram zerinde yeniden yurtlanr. Kavram nesne de il, yurtluktur. Onun Nesnesi deil, ama bir yurtluu vardr. Tas tamam bu balamda, gemi, imdiki ve belki de gelecek bir forma sahiptir. Modern felsefe kendi zgemiinin formu olarak Yunanis tan zerinde yeniden yurtlanr. Yunanistan'la olan ilikiyi bir kii sel ilikiymiesine yaam olanlar zellikle Alman filozoflardr. Ne ki ite bu ilikiyi Yunanllarn tersi veya aksi gibi, ters bakm gibi yayorlard: Yunanllar, coku ve esriklik iinde ina ettikleri ikinlik dzlemini skca tutuyorlard ellerinde, ama Dou'nun fi grleri iine dmemek iin onu ne tr kavramlarla dolduracakla rn aramak durumundaydlar; oysa ki biz, kavramlara sahibiz, bunca yzyl sren Bat dncesinden sonra kavramlara sahip ol duumuzu sanyoruz, ancak onlar nereye koyacamz bir trl bilemiyoruz, nk Hristiyanln aknl bizi ylesine dalgn latrm ki, gerek bir dzlem edinememiiz. Ksacas, gemiteki formuyla kavram, henz olmayan eydir. Bizim, bugn, kavramla rmz var, Yunanllarn ise henz yoktu; onlarn, bizim artk sahip olmadmz dzlemleri vard. Bu nedenle Platon'un Yunanllar, kavram hl ok uzakta ve yukarda duran bir eymi gibi temaa ederler, oysa ki biz, kavrama sahibiz, ona zihnimizde doutan ge len bir tarzda sahibiz,dnmlemek yeter. Hlderlin'in onca derin likle ifade ettii budur: Yunanllar iin "doum yeri" olan, bizim "yad el"imizdir, kazanmak zorunda olduumuzdur, oysa ki tersine bizim doum yerimizi, Yunanllar kendi yad-elleri olarak kazan mak durumundaydlar(14). Ya da Schelling'in syledii: Yunanllar Doann iinde yayor ve dnyorlard, ama zihni "gizemler"
(14) Hlderlin: Yunanllar, Dou ile paylatklar bir byk pancl Dzleme sahiptiler, ama ba tl rgensel kompozisyonu veya kavram edinmek zorundaydlar; "bizde, bunun tersi oluyor" (Blhendorf'a, 4 Aralk 1801 tarihli mektup ve Jean Beaufret'nin yorumlar, ir Hlderlin, Remarques sur Oedipe / Oedipus zerine deinmeler, 10-18 Yay., s. 8-11; yine bkz. Philippe Lacoue-Labarthe, Limitation des modernes / Modernlerin Taklidi, Galile Yay.). Renan'm Yunan "mucizesi" zerine yazd nl metin bile benzer bir karmak ha reketlilik gsterir: Yunanllarn doal olarak sahip olduklar eyi, biz ancak dnm yo luyla ve temel bir unutma ve bir skntyla kapmak pahasna yeniden bulabiliriz; bizler artk Yunanl deil, Brtonlarz (Souvenir d'enfance et de jeunesse / ocukluk ve Genlik Anlar)

Geofelsefe

95

iinde brakmaktaydlar, oysa ki biz, Zihnin iinde, dnmleme nin iinde yayor, duyuyor ve dnyoruz, ama Doa'y durma macasna kutsalln kirlettiimiz derin bir simyasal gizem iinde brakyoruz. Yerli ve yabanc, iki farkl kii gibi biribirinden ayrl myor artk, ama, kendisi de imdiki ve gemiteki biimleri altn da, ikiye blnen, tek ve ayn bir iftkiilikmicesine dalma u ruyor: bir zamanlar yerli olan yabanc haline geliyor, bir zamanlar yabanc olan da yerli. Hlderlin, dncenin koulu olarak, btn gcyle bir "dostlar toplumuna" bavurur, ama bu sanki o toplum dostluun doasn deitiren bir felketten kmcasnadr. Biz kendimizi Yunanllarda, onlarn malik-olmadklar ve de henz ol madklar eye gre yeniden yurtlandryoruz, o kadar ki, bunu ya parken biz onlar kendi zerimizde yeniden yurtlandrmaktayz. u halde felsefece yeniden yurtlanmann da bir imdiki hali var. Felsefenin modern demokratik Devlet ve insan haklar zerin de yeniden yurtland sylenebilir mi? Ama, evrensel demokratik Devlet olmad iin, bu devinim, bir Devlet'in, bir hukukun zelli ini, veya insan haklarn "kendi" Devletinde ifade etmeye ve kar delerin modern toplumunu izmee muktedir bir halkn zihniye tini ierir. Gerekten de, insan olarak, bir ulusa sahip olan yalnzca filozof deildir; asl felsefe, ulusal Devlet ve halkn zihniyeti (o unlukla filozofunki, ama her zaman deil) zerinde yeniden yurt lanr. Nietzsche bylece, Fransz, ngiliz ve Alman felsefelerinin ulusal karakterlerini belirlemek amacyla geo-felsefeyi kurdu. An cak neden yalnzca lke, kapitalist dnyada felsefeyi ortaklaa retmeye muktedirdiler acaba? Neden spanya deildi, neden tal ya deildi? zellikle talya, bir "mucizenin" koullarn yinelemeye muktedir, yurtsuzlatrlm bir siteler btn ve bir deniz gcn ortaya koyuyordu, eriilebilmez bir felsefenin balangcn iaretle diyse de, bu aba sonusuz kald ve miras da daha ok Alman ya'ya geti (Leibniz ve Schelling araclyla). spanya belki de Kili se'ye fazlasyla boyun emiti ve talya da Kutsal-Mekan'a [Vati kan] fazlasyla "yakn"d; ngiltere ve Almanya'y tinsel ynden kurtaran, belki de Katoliklikle balarn kopmas, Fransa'y kurta ransa, gallikanizm'di [zgr Fransz Kilisesi sistemi.]... talya ve s panya felsefe iin bir "ortam"dan yoksundu, yle ki dnrleri bi rer "kuyrukluyldz" olarak kalyordu ve bu lkeler de kuyruklu yldzlar yakmaya hazrdlar. talya ve spanya, gl bir biimde 'concettizme'i, yani byk bir estetik deeri olmakla beraber felse feye klk deitirten, onu bir retorik balamnda saptran ve kavra ma tmyle sahiplenmesini nleyen, kavram ve figr arasndaki

96

Felsefe Nedir?

bu katolik uzlamasn gelitirmeye muktedir iki batl lke oldu lar. imdiki form yle szceleniyor: kavramlarmz var! Oysa ki Yunanllar henz onlara "sahip deillerdi", onlar uzaktan temaa ediyor, veya sezinliyorlard: buradan platoncu bellee-vuru ile kartezyen doutan-gelirlik veya kantgil a-priori arasndaki fark be liriyor. Ancak kavrama sahiplenme, devrim, demokratik Devlet ve insan haklaryla rastlar grnmyor. Fransa'da onca yanl tan nan pragmatizmin. Amerika'daki felsefece giriiminin, demokratik devrim ve yeni kardeler toplumuyla devamllk iinde olduu doruysa da, ne XVII. yzylda Fransz felsefesinin altn a iin, ne XVIII. yzylda ngiltere iin, ne de XIX. yzylda Almanya iin durum byledir. Ama bu, sadece, insanlarn tarihi ile felsefenin ta rihinin ayn ritmi tamadklarn sylemek demektir. Ve daha o zamandan Fransz felsefesi, devrimci bir cogito'da ifadesini bula rak sonulanacak olan bir zihinler cumhuriyeti ve bir dnme ye tenei ile "en iyi paylatrlm ey" olarak vnmektedir; Ingiltere kendi devrim deneyimi zerinde dnmlemeyi brakmayacak, ve devrimlerin zihinlerde bunca vaatkrken, olaylarda neden bun ca ktye gittiklerini ilk sorgulayan lke olacaktr. ngiltere, Ame rika ve Fransa, insan haklarnn topra gibi yaarlar. Al manya'ya gelince, yapamayaca ey olarak, durmadan Fransz devrimi zerinde dnecektir kendi kesinde (yeterince yurtsuz latrlm kentleri yoktur, bir i-lkenin, Land'n arl altnda ezilmektedir). Ancak yapamayaca eyi, zerinde dnmek iin kendine dev olarak verir. Her kezinde, bir halkn anlayna ve hukuku tasarlayna uygun olarak, felsefe modern dnyada yeni den yurtlanma durumundadr. Felsefenin tarihi u halde, tpk fel sefece "grler" gibi olan, ulusal veya daha dorusu ulusallatrc vasflarla belirlenmitir.

RNEK VIII
Eer bizlerin, modern insanlarn, kavrama sahip olduumuz, ama ikinlik dzlemini gzden yitirdiimiz doruysa, felsefe deki franszlam vasf da kavramlar dnmsel bilginin ba sit bir dzeni, bir akllar dzeni, bir "epistemoloji" araclyla destekleyerek, bu konumla uyuma eilimindedir. Bu tpk, bir bilincine "varma"ya veya cogito'ya gre lmlenen, yerleilebi lir, uygarlatrlabilir, bilinebilir veya bilinen topraklarn saym gibidir; en yozlarn yeertmek zere, o cogito n-dnmsel, ve o bilin savl-olmayan hale gelmek zorunda olsa bile. Fran

97
szlar tpk gelirleri cogito olan toprak sahipleri gibidirler. Her zaman bilin zerinde yeniden-yurtlanmlardr. Almanya ise, tersine, mutlaktan vazgemez: bilinten yararlanr, ama bir yurtsuzlatrma aracym gibi yararlanr. Yunanllarn yitip gi diinden bu yana gerlere terkedilmi kendi z barbarl, ken di z anarisi gibi duyumsad bilinmeyen topra, Yunan i kinlik dzlemini imdi yeniden fethetmek ister15. Bundan t r hi durmadan bu topra salamlatrmas, amas, yani te mellendirmesi gerekmektedir. Bu felsefeyi, bir kurma, fethetme iddeti esinlendirir; Yunanllarn yerlilik araclyla sahip ol duklarna, fetih ve kurma eylemiyle sahiplenecektir, yle ki i kinlii birey'e ikin, kendi z felsefe yapma Eylemine, kendi z felsefe-yrtme znelliine ikin klacaktr (demek ki cogito bir baka anlam kazanyor, zira topra fethedip sabitletiriyor). Bu adan baktkta, ngiltere Almanya'nn saplantsdr; zira n gilizler, ikinlik dzlemini tanabilir ve oynak bir zemin, kk tenci bir deney alan, adadan adaya ve denizin zerinde, adr larn kurmakla yetindikleri bir takmada dnyas gibi kullanan o gerlerdir aslnda. ngilizler krlm, paralanm, tm evre ne yaylm eski Yunan topra zerinde gerler gibi gezin mektedirler. Kavramlara, Franszlar veya Almanlar gibi sahip olduklar bile sylenemez; ama onlar edinirler ve yalnzca edi nilmi olana inanrlar. Herey duyulardan gelecei iin deil, ama bir kavram eyleerek, adrn kurarak, bir alkanl za manla kazanarak, edinildii iin. Kurmak-na etmek-Eylemek lsnde, ina edenler Franszlar, kuranlar Alnanlardr, ngi lizler ise eyleirler. Bir adr yeter onlara. Alkanl kavray tarzlar olaanstdr: alkanlklar temaa-ederek ve temaa- edileni zamanla kazanarak edinilir. Alkanlk yaratcdr. Bitki suyu, topra, azotu, karbonu, klorrleri ve slfatlar temaa-e der, ve kendi z kavramn edinmek ve onunla dolmak (enjoy ment) iin onlar zamanla kazanr. Kavram, kendileriyle i g
(15) Saf Akln Eletirisi'nin ilk basksnn nsznn ilk satrlarna bavuracaz: "Muharebele rin cereyan ettii yerin ad Metafiziktir... Balangta, dogmatiklerin hkmranl srasn da, o, despota bir iktidar srdrmekteydi. Ancak, yasalar hl antik barbarln damgas n tad iin, bu metafizik, i savalar sonucu, yava yava tam bir anarinin iine yuvar land, ve septikler, bir toprak zerine kalc olarak yerlemekten nefret eden bu gerler de, zaman zaman toplumsal ba kopartyorlard. Yine de, mutlu bir rastlant sonucu az say da olduklar iin, rakiplerinin, aslnda aralarnda nceden zerinde uzlalm herhangi bir dzlem olmakszn, bu kopan ba durmadan yeni batan kurmay denemelerine engel olamadlar..." Ve kurulu adas zerine de, III. blmn banda yer alan "lkelerin analiti i" konulu nemli metin. Eletiri'ler Akln yalnzca bir "tarihini" deil, ama asl bir coraf yasn ierirler, buna gre de kavramn bir "alan"n, bir "yurtluk"unu ve bir "toprak"n farkederiz (Yarg gcnn Eletirisi, giri, 2). Bkz. Kant'ta saf Akln corafyasna ilikin ola rak Jean-Clet Martin'in zmlemesi, Variations (Deiimler).

98

Felsefe Nedir?
rlen eler temaa-edilirken kazanlm bir alkanlktr (ngi liz felsefesinin ok zel Yunancl, ampirik yeni-platonculuu buradan gelir). Biz hepimiz temaalarzdr, yani alkanlklarz dr. Ben znesi bir alkanlktr. Alkanln olduu her yerde kavram vardr ve alkanlklar kktenci deneyin ikinlik dzle minde edinilirler ve ortadan kalkarlar: bunlar "uzlamalar"dr 16. Bu nedenle ngiliz felsefesi, zgr ve vahi bir kavram ya ratmadr. Bir nerme verildikte, bizi hangi uzlamaya gnderir, ondaki kavram oluturan alkanlk hangisidir? Budur pragma tizmin sorusu. ngiliz hukuku gelenek ve uzlamadan olumu tur, tpk Fransz hukukunun szlemeden (tmdengelimci sis tem) ve Alman hukukunun da kurumdan (organik btnlk) geldii gibi. Felsefe Hukuk devleti zerinde yeniden-yurtland nda, filozof felsefe profesr haline gelir, ama Alman kurum ve temel araclyla yledir, Fransz szleme yoluyla, ngiliz ise ancak uzlamayla yle olur.

Alman felsefesinin temellendirme dne ramen, evrensel demokratik Devlet yoksa, bunun nedeni kapitalizmde evrensel olan tek eyin pazar oluudur. Akn st-kodlamalarla i gren ar kaik imparatorluklarn tersine, kapitalizm kodsuzlatrlm akla rn (para, emek, rn aklar...) ikin bir aksiyomatii gibi alr. Ulusal devletler artk st-kodlama paradigmalar deildirler, ama o ikin aksiyomatiin "gerekleme modellerini" meydana getirir ler. Bir aksiyomatikteyse, modeller bir aknla gndermede bu lunmazlar, tam tersi sz konusudur. Bu tpk Devletlerin yurtsuz latrmas, sermayeninkini lmllatryormu ve ona telafi edici ye niden-yurtlandrmalar salyormu gibidir. mdi gerekletirme modelleri ok eitli olabilir (demokratik, diktac, totaliter...), ger ekten ayrk olabilir, yine de dnya pazar yalnzca varsaymad , ama belirleyici gelime eitsizlikleri rettii lde, ondan daha az ebiimli deildirler. Bu nedenle, sk sk iaret edildii gibi, de mokratik Devletler, diktac Devletlerle ylesine ballk ve uzlama iindedirler ki, insan haklarnn savunulmas zorunlu olarak her tr demokrasinin isel eletirisinden yola kmak zorundadr. Her demokrat ayn zamanda Beaumarchais'nin "teki Tartuffe" dr, Peguy'nin dedii gibi, insancl Tartuffe'dr. phesiz, kurbanlar dan bakaca kimseyi etkilemeyecek salksz bir sululuk duygusu iinde, Auschwitz'den sonra artk dnemeyeceimizi ve de hepi
(16) Hume, nsan Doas zerine nceleme, II: "Bir kayn kreklerine aslan iki kii, karlkl olarak sz vermemi olsalar da, bu ii bir anlama veya uzlama sonucu yaparlar."

Geofelsefe

99

mizin nazizmden sorumlu olduunu sanmann alemi yoktur. Pri mo Levi; kimse bize kurbanlar cellatmlar gibi kabul ettiremez, der. Ama nazizmin ve toplama kamplarnn bize telkin ettii, diye ekler, bundan daha ou veya daha azdr: "bir insan olmann utan c" (nk hayatta kalanlar bile ittifak kurmak, onurlarn zedele mek zorunda kaldlar...)(17). Yalnzca Devletlerimiz deil, her biri miz, her demokrat, nazizmden sorumlu olmasa bile, onun tarafn dan kirletildi. Ortada sahiden de felaket var, ama felaket urada: kardelerin ya da dostlarn toplumu ylesine bir snavdan geti ki, kardeler ya da dostlar, dncenin sonsuz devinimleri haline ge len, dostluu ortadan kaldrmayan ama ona modern renklerini ve ren ve Yunanllarn basit "rekabetilii"nin yerini alan bir "yorgun luk", belki de bir ekinme duymakszn, birbirlerine ve her biri ken di kendisine bakamyorlar. Biz artk Yunanllar deiliz ve dostluk da artk ayn dostluk deil: Blanchot, Mascolo bu sramann bizati hi dnce iin tad nemi grdler. nsan haklar aksiyomlardr: pazarda pekl baka aksiyomlar la bir arada yaayabilirler, zellikle de yadsmaktan daha da fazla olarak, onlar yok sayan veya askya alan mlkiyetin gvenlii sz konusuysa: "Nietzsche, "pis karm veya yanyana pislik" diyordu. Setalet, ve gecekondularn yurtsuzlatrlp-yeniden-yurtlandrl masn, demokrasilerle birarada yaayan gl polis ve ordulardan bakaca, kim srdrp ynetebilir? Sefalet kendi yurtluundan ya da gettosundan dar ktnda, hangi sosyal-demokrasi vur emri vermedi? Haklar ne insanlar kurtarr, ne de demokratik Devlet zerinde yeniden-yurtlanan bir felsefeyi. nsan haklar bize kapita lizmi kutsatabilemez. Ve de, uluslar, Devletleri ve pazar ahlkl latrmaya muktedir "uzlama" olarak bir evrensel gr olutur mak suretiyle dostlarn veya hatta bilgelerin toplumunu yeniden dzenleme iddiasndaki iletiimin felsefesi iin de, epeyce safiyet, ya da kurnazlk gerekir (l8). nsan haklar, haklardan yoksun insa nn ikin varolu kipleri konusunda hibir ey sylemez. Ve bir in san olmann utancn da, yalnzca Primo Levi'nin betimledii en u konumlarda deil; ama ok daha nemsiz koullarda, demokrasile re musallat olan varolu aalkl ve sradanl karsnda, bu
(17) Primo Levi'nin bylece betimledii "karma dzen" bir duygudur, insanlarn bunu yapabil mi olmasnn utanc, bizim bunu engelleyememi olmamzn utanc, bunun sonrasnda yayor almann utanc, aalanm ve kltlm olmann utana. Bkz. Les naufrags et les rescaps (Boulanlar ve Kurtulanlar), Gallimard. (18) "Demokratik gr"n eletirisi, bunun Amerikan modeli, ve insan haklar veya Uluslara ras hukuk Devletinin kmsenmesi konusundaki en gl zmlemelerden biri Michel Butel'inkidir, L'Autre journal, no. 10, Mart 1991, s. 21-25.

100

varolu ve pazar-iin-dnce kiplerinin yaylmas karsnda, a mzn deerleri, lkleri ve grleri karsnda da duyuyoruz. Bize sunulmu yaam olabilirliklerinin rezillii, ierden de grn yor. Kendimizi amzn dnda hissetmiyoruz, tersine onunla utan verici uzlamalara girimekten geri durmuyoruz bir trl. Bu utan duygusu felsefenin en gl motiflerinden biridir. Kur banlardan sorumlu deiliz, ama kurbanlarn karsndayz. Ve re zilden kurtulmak iin hayvanlamaktan (homurdanmak, eelemek, srtmak, kendini kasmak) bakaca yol yok: dnce bile bazen len bir hayvana, demokrat da olsa, yaayan bir adamdan daha ya kndr. Eer felsefe kavram zerinde yeniden-yurtlanrsa, bunun ko ulunu demokratik Devletin imdiki formunda, ya da dnm cogito'sundan da daha kukulu bir iletiim cogito'sunda bulamaz. letiimden yoksun deiliz, tersine fazlasyla var ondan, biz yarat mann eksikliini ekiyoruz. imdiki hale direncin yokluunu ekiyo ruz. Kavramlarn yaratlmas, kendiliinde bir gelecek formuna ar yapar, yeni bir topraa ve henz varolmayan bir halka sesle nir. Avrupallatrma bir haline-geli kurmuyor, sadece uyruklat rlm halklarn haline-geliini engelleyen kapitalizmin tarihini ku ruyor. Sanat ve felsefe bu noktada, yaratmann balants olarak, eksiklii duyulan bir toprak ve bir halkn oluturulmas noktasnda buluuyorlar. Bu gelecei talep edenler halk yazarlar deil, ama en aristokrat kiilerdir. Bu halk ve bu toprak bizim demokrasileri mizde buluamayacaktr. Demokrasiler ounluklardr, ama bir haline-geli, doas gerei her zaman iin kendini ounluktan d arya karan eydir. Birok yazarn demokrasiye gre konumu, karmak, kaypak bir konumdur. Heidegger olay ortal daha da kartrd: en tuhaf yorumlarn, bazen felsefesini sulamak, bazen insan dalgnlklar iinde brakacak kertede karmak ve yapmack kantlar adna suunu balamak zere kesimesi iin, bir byk filozofun gerekten de nazizm zerinde yeniden-yurtlanmas ge rekti. Heideggerci olmak her zaman kolay deildir. Byk bir res samn, byk bir mzisyenin bylece utan iine dmesi (ne ki i te onlar bunu yapmadlar) daha kolay anlalabilirdi. Sanki utan bizatihi felsefenin iine girmek zorundaym gibi, bunun bir filozof olmas gerekti. Felsefe, tarihlerinin en berbat annda Almanlar kul lanarak Yunanllara ulamak istedi: Bir Yunanl beklerken, diyordu Nietzsche, karsnda bir Alman bulmaktan daha beter ne vardr? Kavramlar (Heidegger'inkiler) nasl olacakt da aalk bir yeni den-yurtlanmayla znden kirlenmi olmayacaklard? Meer ki

Geofelsefe

101

tm kavramlar, kavgaclarn bir an iin yerde birbirlerine kart, ve dnrn yorgun gzlerinin birini teki diye; yalnzca Alman' bir Yunanl olarak deil, ama faisti de bir varolu ve zgrlk ya ratcs olarak alglad, o gri ve ayrtnlmazlk blgesini tama snlar. Heidegger yeniden,yurtlanmann yollarnda kendini yitirdi, zira bunlar iareti de korkuluu da olmayan yollardr. Belki bu tumturakl profesr, grndnden de daha lgnd. Halkta, top rakta, kanda yanld. Zira sanat veya felsefe araclyla seslenilmi olan rk kendini ari sanan deil, ama ezilmi, pi, aa, anarik, g er, onulmazcasna minr bir rktr -Kant'n yeni Eletiri'nin at yollardan daladklandr. Artaud, alfabesizler iin yazmaktan -sz- yitimliler iin konumak, beyinsizler iin dnmek- sz ediyordu. Ama, "iin" ne anlama geliyor? "... Adna" demek deildir bu, ne de "...yerine" demektir. Bu, "karsnda" demektir. Bu bir haline-geli sorunudur. Dnr beyinsiz, szyitimli veya alfabesiz deildir, ama bu hale-gelir. Hintli haline-gelir, durmamacasna bu hale-gelir, belki de Hintli olan Hintli'nin kendisi de baka bir ey haline-gelsin ve can ekimesinden kurtulsun "iin/diye". Hayvanlar iin bile dnlp yazlr. Hayvann da baka ey haline-gelmesi iin hay van haline-gelinir. Bir farenin can ekimesi ya da bir danann l drl, acmaktan tr deil, ama insanla hayvan arasnda, bi rindeki bir eyin tekine getii bir deiim blgesi olarak, dn cenin iinde mevcut kalr. Felsefenin deil-felsefe ile kurucu iliki sidir bu. Haline-geli her zaman ifttir ve gelecekteki halk ve yeni topra kuran bu ifte haline-gelitir. Deil-felsefe'nin felsefenin topra ve halk haline-gelmesi iin, filozof, deil-filozof haline-gel mek zorundadr. Piskopos Berkeley gibi hakknda onca iyi dn len bir filozof bile; biz teki trlandallar, ayaktakm... deyip durur. Halkn, bir "halk-haline-geli" olduu iin dnre isel olmas l snde, dnr de, daha az snrsz haline-geli olarak, halka i seldir. Sanat ya da filozof bir halk yaratmaktan elbette ki acizdir ler ve onu ancak, btn gleriyle, arabilirler. Bir halk ancak tik sinti verici aclar iinde kendi kendini yaratabilir ve artk sanatla veya felsefeyle uraabilemez. Ne ki felsefe kitaplar ve sanat yapt lar da bir halkn geliini nceden hissettiren, dlenemeyen acla rn toplamn ilerinde tarlar. Onlarn ortak yan direnmektir, l me, tutsakla, hogrlemeyene, utanca, imdiki hale direnmek. Yurtsuzlatrma ve yeniden-yurtlanma ift ynl haline-ge li'te kesiir. Bundan byle artk yerli ve yabancy ayrdetmek mmkn deildir, nk yabanc, yabanc olmayan tekinde yerli olurken, ayn zamanda da yerli, kendi kendisine, kendi snfna,

102

Felsefe Nedir?

kendi diline yabanc haline-gelir: ayn dili konuuyoruz, yine de si zi anlamyorum... Kendi kendisine ve kendi z diline ve ulusuna yabanc haline-gelerek, filozofun ve felsefenin bir zelii, "tarz" la r, felsefece zrvalar denilen ey deil midir acaba? Ksacas, felsefe kez yeniden-yurtlanr, bir kezinde gemite Yunanllarn zerinde, bir kezinde imdiki hal iinde demokratik Devlet zerinde, bir ke zinde de gelecekte yeni toplum ve yeni toprak zerinde. Yunanllar ve demokratlar bu gelecek aynasnda tuhaf bir ekilde ekillerini yitirirler. topya iyi bir kavram deildir, nk Tarihe kar ktnda bile, hl ona gndermede bulunur ve bir lk ya da bir gdleyici olarak kendisini tarihe kaydeder. Ama haline-geli bizatihi kav ramdr. Tarihin iinde doar ve oraya der, ne ki tarihin iinde deildir. Onun, kendiliinde bir balangc ya da sonu yoktur, yal nzca bir ortas vardr. Bu nedenle tarihsel olmaktan ok corafya saldr o. Devrimler ve dost toplumlar, direni toplumlar ite bu trdendir, zira yaratmak direnmektir: bir ikinlik dzlemi zerin deki saltlk haline-geliler, saltlk olaylar. Tarihin olayda yakalad ey, onun eylerin durumunda ya da yaanmta gereklemesidir, ancak olay, haline-geli'i iinde, kendi z salaml iinde, kavram olarak kendiliinden-konumu iinde Tarihten kurtulur. Psiko-sos yal tipler tarihseldirler, ama kavramsal kiilikler olaylardr. Bazen tarihi izleyerek ve onunlu birlikte yalanlr, bazen de ok zel bir olayn iinde (belki de "felsefe nedir?" sorununu ortaya koyma imknn veren o ayn olayn iinde) ihtiyar haline-gelinir. Ve bu gen yata lenler iin de ayn eydir, bu trl lmenin de birok eidi vardr. Dnmek, denemektir, ama denemek denen ey, her zaman iin yaplmakta olan eydir -hakikatin grnnn ye rini alan ve ondan ok daha talepkr olan yeni, dikkat ekici, ilgin ey. Yaplmakta olan ey, biten ey olmad gibi, balayan ey de deildir. Tarih deneme deildir, tarihten kaan bir eyin denenme sini mmkn klan hemen hemen olumsuz koullarn btndr yalnzca. Tarih olmasayd, deneme belirlenmemi, ynlendirilme mi olarak kalrd, ne ki deneme tarihsel deil, felsefecedir.

RNEK IX
Olay dnmenin, biri olayn uzandan geerek tarih iindeki gereklemesini, tarih iindeki koullann ve ryn top lamaktan; ama teki, olaya gidip, onda tpk bir haline-geli'te yerleir gibi yerlemekten, onda ayn zamanda genlemekten ve yalanmaktan, onun tm biletiricilerinden ya da zellikle

Geofelsefe

103

rinden gemekten ibaret iki tarz olduunu, Pguy byk bir felsefe kitabnda aklar. Tarihin iinde hibir ey deimiyor ya da deimez grnyor olabilir, ama olayda herey deiir ve biz de olayda deiiriz: "Hibir ey olmad. Ve sonu grleme yen bir sorun, k olmayan bir sorun... birdenbire artk varol maz hale geliverir ve insan kendi kendisine, neden sz ediyor duk diye sorar"; baka sorunlarn iine gemitir o; "hibir ey olmad ve yeni bir halkn, yeni bir dnyann, yeni bir insann iinde olakoduk".19 Artk tarihselden deil ve ebediden de de il, der Pguy, bu N'ebedi'dendir. te yeni bir kavram gster mek zere Pguy'nin yaratmas gereken bir ad ve bu kavramn biletiricileri, younluklar... Ve Pguy'den uzaklardaki bir d nrn Zamansz ya da Gncelliksiz adyla nitelemi olduu da benzer bir ey deil midir: ebediyet ile hibir ilikisi bulun mayan deil-tarihsel younluk, onsuz tarihin iinde hibir e yin yaplamayaca, ama tarihle birbirine karmayan haline-ge li. Yunanllarn ve Devletlerin altndan doru, bir trl bitme yen, her zaman yaplmakta olan yeni bir dnyann diskini ve okunu atar gibi, bir halk, bir toprak frlatmaktadr: "zamana kar etkimek, ve bylece zaman, gelecekteki bir zaman lehine (umarm) etkimek". Gemie kar etkimek ve bylece imdiki hali, bir gelecek lehine (umarm) etkimek -ama gelecek, topik bile olsa, tarihin bir gelecei deil, sonsuz imdi'dir, Platon'un, Youn veya Zamasz, her trl imdiki halden ayrm olduu Non'dur, bir an deil, ama bir haline-geli'tir. Foucault'nun Gncel diye adlandrd ey de bu deil mi? Ancak, Nietzsche onu Gncelliksiz diye adlandrmken, kavram imdi nasl gn cel adn alacaktr? nk, Foucault'ya gre, nemli olan imdi ki hal ile gncel arasndaki farktr. Yeni ve ilgin olan, gncel olandr. Gncel bizim olduumuz ey deil, ama daha ok hali ne-geldiimiz ey, haline-gelmekte olduumuz eydir, yani teki, teki-haline-geliimiz. imdiki hal ise, tersine, ne olduu muz ve, buradan kalkarak, olmaktan km olduumuz eydir. Yalnzca gemiin ve imdinin paylarn deil, ama, daha derin lemesine, imdinin ve gncelin paylarn da ayrmak zorunda yz (20). Gncel topik de olsa hl bizim tarihimize ait bir gele cein nceden temsili olduu iin deil, ama o bizim haline-ge liimizin imdi'si olduu iin. Foucault, felsefenin sorununu ebedi'ye gre deil ama imdi'ye gre ortaya koyduu iin Kant'a hayranln belirtirken, felsefenin hedefinin ebediyi te maa, ya da tarihi dnmleme deil, ama gncel haline-geli lerimiz zerinde tehiste bulunmak olduunu anlatmak ister: Kant'n kendisine gre de, devrimlerin ne gemiiyle, ne imdi
(19) Pguy, Clio, Gallimard, s. 266-269. (20) Foucault, Archologie du savoir, Gallimard, s. 172.

104

Felsefe Nedir? siyle, ne de geleceiyle birbirine karan, bir devrimci-haline-ge li. Hukuk devletlerinin ne olduklaryla karmayan bir demok ratik-haline-geli, ya da hatta Yunanllarn ne idiydileriyle ka rmayan bir Yunanl-haline-geli. Geen her imdi'de haline gelileri tehis etmek; Nietzsche'nin filozofa hekim olarak, "uy garln hekimi" ya da yepyeni ikin varolu kiplerinin mucidi olarak verdii dev budur. Ebedi felsefe, ama ayn zamanda da felsefe tarihi, yerlerini bir felsefece-haline-geli'e brakrlar. Bu gn, yeniden tarihin iine den, ama oradan gelmeyen, ya da daha iyisi, ancak oradan kmak iin gelen, hangi haline-geli ler bizi katediyor? N'ebedi, Zamansz, Gncel, ite felsefedeki kavramlara rnekler; rnek kavramlar... Ve eer biri bir baka snn Gncelliksiz dediine Gncel adn veriyorsa, bu yalnzca kavrama ait bir ifre'den trdr, ufak yer deitirmelerin, Peguy'nin dedii gibi, bir sorundaki deiikliklere yol aabile cek komuluklar ve biletiricileri'nden trdr. (Peguy'deki Zamansalca-ebedi, Nietzsche'ye gre haline-geliin Ebedilii, Foucault ileyse teki-d.)

II

Felsefe, Mantk Bilimi ve Sanat

5- Fonktifler ve Kavramlar

Bilimin nesnesi kavramlar deil, ama kendilerini sylemsel sistem ler iindeki nermeler olarak sunan fonksiyonlardr. Fonksiyonla rn eleri fonktifler diye adlandrlr. Bilimsel bir nosyon kavram larla deil, ama fonksiyonlar ya da nermeler araclyla belirlen mitir. Bu, matematik ve biyolojinin karlkl kullan biimlerinde de grlebildii gibi, ok deiken ve karmak bir fikirdir; ne ki, bilimlere dnmleme ve iletme olanan veren de, asl bu fonk siyon fikridir. Bilimin bu devleri yerine getirmek iin felsefeye en ufak bir gereksinimi bile yoktur. Buna karlk, bir nesne, rnein geometrik bir uzam, fonksiyonlar araclyla bilimsel olarak yap landrldnda, geriye, fonksiyonun iinde hibir ekilde verilme mi olan, felsefece kavramn aratrlmas kalr. Bundan da fazlas, bir kavram, en ufak bilimsel deere sahip olmakszn, ama kav ramlarla fonksiyonlar arasndaki yapca farkllklar iaretlemek amacyla, olabilecek tm fonksiyonlarn fonktiflerini biletiriciler olarak alabilir. Bu koullar altnda, ilk farkllk bilimin ve felsefenin kaosa g re aldklar karlkl tavrdadr. Kaos dzensizliinden ok kendi sinde balayan her trl formun dalp gittii sonsuz hzla tanm lanr. Bir hilik deil, ama bir gizil olan, tutarll ve gnderimi olmakszn, sonucu olmakszn, ayn anda ortadan kalkmak zere ortaya kan, olabilecek btn paracklar ieren ve olabilecek b tn formlar eken bir boluktur o(1). Bu sonsuz bir dou ve eriyi hzdr. mdi felsefe, bir yandan tutarllk kazanrken, gizile zg bir tutarllk vererek sonsuz hzlarn nasl korunabileceini sorar. Kao
(1) Ilya Prigogine ve Isabelle Stengers, Entre le temps et l'ternit (Zaman ve Sonsuzluk Arasn da), Fayard Yay., s. 162-163 (yazarlar 'srfzyon' durumundaki bir svnn, kristalleme s sndan daha dk sdaki bir svnn kristallemesini rnek almaktadrlar: "Bylesi bir sv da, kk kristal nveleri oluur, ama bu nveler sonu vermeden bir belirip bir erirler").

108

Felsefe Nedir?

su kesen ikinlik dzlemi olarak, felsefenin elei dncenin son suz devinimlerini eler ve dnce kadar hzl giden tutarl para cklar gibi olumu kavramlarla der kendisini. Bilimin kaosa yak lamysa tmyle baka, neredeyse bunun tam tersidir: gizili gn celletirmee muktedir bir gnderim elde etmek iin, sonsuzdan, son suz hzdan vazgeer. Felsefe, sonsuzu saklayarak, gizile, kavramlar araclyla bir tutarllk verir; bilim, sonsuzdan vazgeerek, gizile, ilevler araclyla onu gncelletiren bir gnderim verir. Felsefe bir ikinlik ya da tutarllk dzlemiyle i grr; bilimse, bir gnde rim dzlemiyle. Bilimin olaynda, bu, grnt zerindeki bir du rak gibidir. Harikulade bir yavalama'dr ve madde de, ayn zaman da ona nermelerle szmaya muktedir olan bilimsel dnce de, yavalama araclyla gncelleirler. Bir fonksiyon, bir Yavalktr. phesiz bilim, yalnzca katalizlerde deil, ama parack hzland rclarnda, gkadalar birbirinden uzaklatran genilemelerde de, hzlanmalar ne kartp durur. Bununla birlikte bu olgular, ba langtaki yavalamada, onunla balarn koparacaklar bir sfr-an deil, ama daha ok gelimelerinin btn iin bir ortak-yaylm koulu bulurlar. Yavalamak, altndan btn hzlarn geip gittii kaosta bir snr koymaktr, yle ki hzlar apsis olarak belirlenmi bir deiken olutururlarken, bir yandan da snr, almas mm kn olmayan bir evrensel deimez oluturur (rnein kaslmadaki bir azami had). u halde ilk fonktifler snr ve deiken'dir, ve gn derim de deikenin deerleri arasndaki bir orant, ya da daha de rinlemesine, hzlarn apsisi olarak deiken'le snr arasndaki orantdr. Snr-deimezinin kendisinin de, btn paralarn sonlu bir koul altnda (devinim, g, erke nicelii...) boyun emi olduu evrenin btn iinde bir orant gibi belirdii olur. Yine de orant nn terimlerinin gndermede bulunduklar koordinat sistemlerinin varolmas gerekecektir: demek ki bu, snrn ikinci bir anlam, bir d ereveleme ya da bir d-gnderimdir. Zira, tm koordinatla rn dnda, ilk-snrlar, ncelikle, zerlerinde egdmlenebilir ek senlerin atlaca hz apsislerini meydana getirirler. Bir paracn bir konumu, bir erkesi, bir ktlesi, bir spin [zgn kinetik momen tumu, frl, .n.] deeri olacaktr, ama bir varolu ya da fizik bir gncellik kazanmak veya koordinat sistemlerinin yakalayabilecek leri yrngelerde "ini yapmak" kouluyla... Kaos iindeki yavala may ya da sonsuzun sspansiyon eiini kuranlar, ierden-gnde rim ilevi gren ve bir saym gerekletirenler bu ilk snrlardr: bunlar oranlar deil, ama saylardr ve btn fonksiyonlar kuram

Fonktifler ve Kavramlar

109

da saylara baldr. Ik hzna, mutlak sfra, eylemin kuantumu na, Big-Bange bavurulacaktr: uzunluklarn sfrda bzt ve saatlerin durduu yerde, slarda mutlak sfr -273,15 derece, n hz, 299,796 km/sn. dir. Bylesi snrlar, sadece koordinat sistem lerinde kazandklar ampirik deerle llmezler, onlar ncelikle, koullandrlm hzlanlar veya yavalamalar zerinde, uyan hzlarn btn skalas zerinde, sonsuza gre yaylan balangtaki yavalamann koulu olarak hareket ederler. Ve bilimin birletiri ci yneliminden kukulanmamza izin veren ey de salt bu snrla rn eitlilii deildir; gerekten de bu snrlarn her biri, kendi he sabna birbirine indirgenemeyecek ayrk koordinat sistemleri ya ratr ve deikenin yaknlna veya uzaklna gre (rnein g kadalarn uzakl), sreksizlik eikleri dayatrlar. Bilimi tehdit eden kendi z birlii deil, ama altnda kaosla kapt btn bu snrlar veya kenarlar tarafndan ortaya karlm olan gnderim dzlemidir. Dzleme gnderimlerini salayan bu kenarlardr; ko ordinat sistemlerine gelince, gnderim dzleminin kendisini dol durur veya derler.

RNEK X
Snrn nasl olup da bir rpda sonsuzu, snrsz atn anla mak gtr. Oysa ki sonsuza bir snr dayatan snrl olan ey deildir, asl snr snrsz bir eyi mmkn klar. Pythagoras, Anaksimandros ve de Platon bunun zerinde dneceklerdir: snrn snrszla, eylerin kmasna yol aan, gs gse ka pmasdr snr. Eer belirleme belirlenmemile dorudan bir iliki iinde deilse, her belirleme yadsma ve her snr da alda tcdr. Bilimin ve fonksiyonlarn kuram buna baldr. Daha sonra, kurama, zden ve dtan olmak zere, iki adan mate matik formllerini salayan Cantor olmutur. Birinci bak a sna gre, bir btn eer blmlerinden ya da alt-btnlerin den biri ile ve btn ve alt-btnn 0 alef " [sonsuz bir btn ln gcn belirten asal say, .n.] ile gsterilebilecek ayn sa yda e veya ayn s'se sahip olmas kouluyla, terim terime bir uygunluk gsteriyorsa, ona sonsuz denir: tam saylarn b tn iin bu byledir. kinci belirlemeye gre, belli bir btnn alt-btnler btn, zorunlu olarak balangtaki btnden da ha byktr: 0 alef alt-btnlerin btn u halde, sregidenin s'sne sahip olan veya gerek saylarn btnne uyan, bir baka snr-aan sayya, 1 alef'e gnderir (sonra, 2 alef, vb ile de vam edilir). mdi bu dncede sonsuzun yeniden matematie dahil ediliinin bunca sk grlmesi tuhaftr: bu daha ok, sn

110

Felsefe Nedir?
rn bir say ve hibiri maksimumu oluturmayan btn sonlu tam saylar izleyen ilk tam say olan bir say ile tanmlanmas nn nihai sonucudur. Btnler kuramnn yapt, snr, onsuz hibir zaman bir snr olamayaca zere, bizatihi sonsuzun ii ne yerletirmektir: kat aamalandrma dzeni iinde, bir yava lamay, ya da Cantor'un dedii gibi, bir dura, yeni bir tam sa ynn ancak "eer daha nceki btn saylarn toparlan, btn yaylm iinde nceden verilmi, belirlenmi bir say snfnn s'sne sahipse" yaratlabildii bir "durma ilkesini" yerletirir (2). Bu durma ya da yavalama ilkesi olmazsa, ortaya, Cantor'un batan reddettii ve Russell'n gsterdii gibi, ancak kaos olabi lecek, bir tm btnler btn kacaktr. Btnler kuram bir gnderim dzlemi, yalnzca bir i-gnderim deil (sonsuz bir btnn zden belirlenmesi), ama bir de d-gnderim (dtan gelen belirleme) ieren bir gnderim dzeninin kurulmasdr. Cantor'un felsefece kavram ile bilimsel fonksiyonu birletirmek iin sarfettii aklayc abaya ramen, belirleyici farkllk varl n korur, zira biri gnderimsiz bir ikinlik ya da tutarllk dz lemi zerinde geliir, tekiyse tutarllktan yoksun bir gnderim dzlemi zerinde (Gdel).

Snr, yavalama araclyla bir hzlar apsisi yarattnda, kao sun gizil formlar, bir ordinat boyunca gncelleme eilimine girer ler. Ve doallkla gnderim dzlemi de, formlar sz konusu apsis lerin snrlarnda, hatta blgelerinde ortaya karan bir n-elemeyi gerekletirmi durumdadr. Ancak formlar da, apsis zerinde yer deitirenlerden daha az bamsz deikenler meydana getirmez ler. Bu, felsefece kavramdan ok farkldr: youn ordinatlar artk, mutlak yukardan-seyir olarak kavramn iinde birikmi ayrlmaz biletiricileri gstermezler (deiimler), ama yaylm halinde ele alnm daha baka belirlemelerle birlikte, sylemsel bir oluum iinde ortaya kmak zorunda olan ayrk belirlemeleri gsterirler (deikenler). Youn form ordinatlar, geliimin hzlaryla formla rn gncellemesi, ayrk, dsal belirlemeler olarak birbirleriyle ilikide bulunacak ekilde, yaylma hz apsisleriyle dzenlilik gs termek zorundadrlar (3). te bu ikinci grnm altndadr ki snr imdi en azndan iki bamsz deikenden meydana gelen bir ko
Cantor, Fondements d'une thorie gnrale des ensembles / Genel bir btnlkler kuramnn te melleri (Cahiers pour l'analyse, no 10). Cantor, metnin bandan itibaren Platoncu Snr'dan sz eder. (3) Nicolas Oresme'in koordinatlar kurmas, youn ordinatlar ve bunlarn yaygn izgilerle ili kisi konusunda, bkz. Duhem, Le systme du monde (Dnyann sistemi), Hermann Yay., VII, bl. 6. Ve Gilles Chtelet, Les enjeux du mobile (Devingenin Getirecekleri). (2)

Fonktifler ve Kavramlar

111

ordinatlar sisteminin balangcnda yer alr; ancak bunlar, nc bir deikenin, eylerin durumu (eylerin durumu matematik, fi zik, biyolojik olabilir...) ya da sistem iinde olumu madde kimli iyle bal olduu bir iliki iine girerler. Bu aslnda nermenin formu olarak, eylerin durumunun sisteme orants olarak, gnde rimin yeni anlamdr. eylerin durumu bir fonksiyondur: en azn dan iki bamsz deiken arasndaki bir orana bal olan karmak bir deikendir. Deikenlerin karlkl bamszlklar, birinden biri ilkinden daha yksek bir s'te olduu zaman matematikte ortaya kar. Bu nedenle Hegel, fonksiyondaki deiebilirliin, deitirilmesi mm kn olan (2/3 ve 4/6), ya da belirlenmemi olarak braklan (a=2b) deerlerle yetinmeyerek, deikenlerinden birinin daha yksek bir s'ten (y2/x=P) olmasn zorunlu kldn gstermitir. Zira bir oran, ancak o zaman, deikenlerin deerinin, sonsuz hzlardan koparlp alnm olmakla beraber, eriyip gitmek veya domak d nda bakaca bir belirleyiciye sahip olmad, dy/dx diferansiyel oran olarak dorudan belirlenebilir. Burada eylerin durumu ya da "tremi" bir fonksiyon, bylesi bir orana baldr: kendilerin den yola klarak bir eyin veya bir cismin bile geliebilecei (tm leme), ayrk s'leri kyaslamaa imkn veren bir gizilgten-bo altma ilemi yapm olduk (4). Genelde, eylerin durumu kaotik bir gizili, kendini koordinatlar sistemi iinde datan bir gizilg vermeksizin gncelletirmez. Gncelletirdii gizilde kendine ma lettii bir gizilg tketir. En kapal sistem bile gizile doru kan, ve rmcein oradan beri aaya indii, bir doku teline sahiptir. Ancak gizilgcn gncel iinde yeni batan yaratlp yaratlamaya ca, yenilenip geniletilmesinin mmkn olup olmad sorusu, eylerin durumlarn, eyleri ve cisimleri daha bir kesinlikle ayr maya imkn verir. eylerin durumundan bizatihi eye getiimiz de, bir eyin, i btnlk belirlenmemi olarak kalsa bile, her za man birbirlerinin fonksiyonlar olan deikenler boyunca yer alan birok eksene birden balandn grrz. Ancak, eyin kendisi koordinat deiikliklerinden getiinde, tam anlamyla bir cisim haline gelir ve artk fonksiyon da, snr ve deikeni deil, ama onun yerine bir deimezi ve bir dntrme grubunu gnderim olarak alr (geometrideki euklidesgil cisim, rnein, devinimler grubuna kyasla deimezlerden oluturulacaktr). "Cisim", gerek ten de, bir biyolojik zellik deildir burada ve olas deitirmeleri eksiksiz bir bireylemeye kadar giderek snrlayan o temel cisim
(4) Hegel, Mantk, II.

112
den bamsz yaylmalar gerekletirmek suretiyle, yeterli saylarla gsterilmi bir mutlak asgariden itibaren matematik belirleniine kavuur. Cisim ve eylerin durumu (ya da eyin durumu) arasndaki fark, cismin, gncelletirmeler avlan gibi i gren bireylemesin den gelir. Cisimlerle birlikte, bamsz deikenler arasndaki iliki, bireylemesini yenileyen bir gizilg ya da bir gle donanmaya hazr olarak, varlk nedenini yeterince tamamlar. zellikle de ci sim, yaylma veya katlma yoluyla deil de farkllama yoluyla i gren bir canl oldukta, ortaya kan bir kez daha yeni bir dei kenler tipidir, i ortamlarla iliki halinde tmyle biyolojik fonksi yonlar belirleyen (i-gnderim), ama ayn zamanda d ortamn d deikenleriyle olaslk forksiyonlar iine de giren (d-gnde rim), i deikenlerdir (5)./ u halde, koordinat sistemleri, gizilgler, ey durumlar, ey ler ve cisimler olarak, yeni bir fonktif dizesinin karsnda bulunu yoruz. ey durumlar, hatta yalnzca yrngeleri bile ilgilendirebi len, ok farkl tiplerdeki, dzenli karmlardr. Ancak eyler ara-et kileimler, cisimler ise iletiimlerdir. ey durumlar kapal oldukla r varsaylm sistemlerin geometrik koordinatlarna, eyler, iftle mi sistemlerin erkesel koordinatlarna, cisimler, ayrlm, bal ol mayan sistemlerin biliimsel koordinatlarna gnderirler. Bilimlerin tarihi eksenler kurulmasndan, bu eksenlerin yapsndan, boyutla rndan, oalp yaylmalarndan ayrlabilemez. Bilim Gnderge'ye ilikin hibir birletirme yapmaz, ama dnlerinde veya getii yolda nceden varolmayan bir gnderim dzlemi zerindeki her trl atallamay gerekletirir. Bu tpk, atallama, gizilin sonsuz kaosunda, maddenin bir tr gizilg haline getirilmesini gerekle tirerek, gncelletirilecek yeni formlar arayacakmasna olur: kar bon, plastik zellikleri araclyla, Mendeliev'in izelgesinde, orga nik bir maddeye yer aan bir atallama yaratr. u halde bilimdeki bir birlik veya okluk sorunu, belli bir anda ve muhtemelen tek bir koordinat sistemi dorultusunda konmamak gerekir; tpk felsefe deki ikinlik dzlemi iin olduu gibi, nce ve sonrann, ezamanl lkla, zamansal boyuta ve evrime sahip bir gnderim dzlemi ze rinde hangi konumu aldn sormak gerekir. Bir tek mi yoksa ok sayda m gnderim dzlemi vardr? Sorunun yant felsefece ikin lik dzleminin, katmanlar ya da stste konmu yapraklar iin verilen yantla ayn deildir. nk, sonsuzdan vazgemeyi ieren
(5) Pierre Vendrys, Dterminisme et autonomie (Determinizm ve zerklik), Armand Colin Yay. Vendrys'in almalarnn nemi biyolojinin matematikletirilmesinde deil, ama daha ok matematik fonksiyonla biyolojik fonksiyonun uyumlulatrlmasndadr.

Fonktifler ve Kavramlar

113

gnderim, ancak bir an geldikte zorunlu olarak kopacak olan fonk tif zincirleri rer. atallamalar, yavalamalar ve hzlanmalar daha baka deikenlere, daha baka ilikilere ve daha baka gnderim lere gnderen delikler, kesintiler ve kopular retirler. Yetersiz r neklerden kalkarak, kesirli saynn tam sayyla, irrasyonel saynn rasyonel olanlarla, Riemann geometrisinin Euklides geometrisiyle ban kopard sylenir. Ama, sonrann ve ncenin, ezamanl teki dorultusunda, tam say kesirli saynn bir zel durumu, ya da rasyonel say, noktalarn izgisel btn iindeki zel bir "ke sinti" durumu olarak belirmektedir. Tersetkileimli dorultuda i gren bu birletirici srecin, deikenlerinin, zel durumu vermek zere yalnzca kstlama koullarna deil, ama kendiliklerinde kendi z gnderimlerini deitirecek olan yeni kopulara ve atal lamalara boyun edii daha baka gnderimleri de zorunlu olarak buyur ettii dorudur. Newton'u Einstein'dan, ya da gerek sayla r koputan, veya Euklides geometrisini soyut bir metrik geometri den trettikte, olan budur. Kuhn'la birlikte sylersek, bilim para digmatiktir,oysa ki felsefe sintagmatikti. Felsefe gibi, bilim de izgisel ve zamansal bir pepeelikle yeti nemez. Ancak, nce ve sonray stste konulmuluklar dzeni iinde ifade eden bir katmanlamsal [stratigraphique] zaman yeri ne, bilim, ncenin (bir nceki) her zaman gelecekteki atallama ve kopular ve sonrann da, tersetkileimsel yeniden-zincirlenmeleri gsterdii, tastamam dizisel, dallanm bir zaman yayar: bilimsel gelimenin bambaka gidiat bundandr. Ve bilginlerin zel adlar, kopu noktalaryla yeniden-zincirlenme noktalarn iaret ederek, bu teki zamann, bu teki enin iinde yazlr. phesiz, felsefe nin tarihini bu bilimsel ritim boyunca yorumlamak, her zaman mmkn, hatta bazen verimlidir de. Ama Kant'n Descartes'la ba larn kopardn ve de kartezyen cogito'nun kantgil cogito'nun bir zel durumu haline geldiini sylemek, btnyle doyurucu de ildir, zira ite bu, felsefeyi bilime dntrmek olur. (Bunun tersi ne, Newton'la Einstein arasnda bir stste konulmuluk dzeni kurmak da bundan daha doyurucu olmayacaktr.) Bilgin'in zel adnn ilevi, bizi yeniden ayn biletiricilerden geirmek yle dur sun, bunu yapmaktan alkoymak ve bizi daha nceden katedilmi bir yolu yeniden arnlamann lemi olmadna ikna etmektir: ad konmu bir denklemden bir daha geilmez, ondan yararlanlr. Bir ikinlik dzlemi zerindeki katmanlar dzenleyen drt ana yn paylatrmann tesinde, bilgin'in zel ad zorunlu olarak ynlen dirilmi gnderim sistemleri iinde kendilerini yanstan paradig

114

Felsefe Nedir?

malar atar. Nihayet, sorun karan, bilimin felsefeyle olan iliki sinden ok, tek bir yasa, tek bir g, tek bir karetkileim arayn daki btn bilimsel tekletirme ve tmelletirme giriimlerinde g rld gibi, bilimin dinle olan ok daha tutkulu ilikisidir. Bilimi dine yaklatran ey, fonktiflerin kavramlar olmayp, kendilerini uzaysal bir sezgiden ok bir tinsel gerilimle tanmlayan figrler oluudur. Fonktiflerde, bilime zg bir ideografi oluturan ve de g ry [vision], oktan bir okumaya dntrm olan, figrms bir ey vardr. Ancak bilimin tm dinlere kartln durmamaca sna dile getiren ve bu arada bilimin teklemesini de ok kr imknsz klan ey, gnderimin her trl aknln yerini almas dr, figrn kurulmu, grlm ve okunmu olmasn gerektiren salt bilimsel bir tarz belirleyip, onun sonsuz ve her trden dinsel kulla nmn yasaklayarak, bir gnderim sistemiyle paradigma arasnda ki fonktiflerin araclk ettii ilevsel rabtadr (6). Felsefe ile bilim arasndaki ilk fark, kavramn ve fonksiyonun karlkl n-varsaylmlnda yatar: ilkinde bir ikinlik ya da tu tarllk dzlemi vardr, tekinde bir gnderim dzlemi. Gnderim dzlemi ayn zamanda tek ve oktur, ama bu ikinlik dzleminde olduundan baka trldr. kinci farkllk kavram ve fonksiyonu daha bir dorudan ilgilendirir: deiimlerin ayrlabilemezlii, ko ullandrlmam kavramn zelliidir, oysa ki deikenlerin ba mszl, koullandrlabilir oranlar iinde, fonksiyona aittir. Bir durumda, deiimlerin kavramn kuran "olumlayc bir akln" al tnda ayrlabilemez deiimlerin btnn buluruz; teki durum daysa, deikenlerin fonksiyonunu kuran "zorunlu bir akln" altn da bamsz deiimlerin bir btnn... O yzden, bu sonuncu ba k asndan, fonksiyonlar kuram, n sayda deiken verildikte, birinci deikenin, n -1 saydaki tikel trev ve fonksiyonun btn sel bir diferansiyeliyle, n -1 sayda bamsz deikenin fonksiyonu olarak dnlmesine; ya da, tersine, n -1 saydaki bykln, bi leik fonksiyonun btnsel diferansiyeli olmakszn, ayn bir ba msz deikenin fonksiyonlar oluuna gre iki kutup gsterir. Esasen, teetler sorunu (farkllama) her biri iin treyenin herhan gi bir noktadaki her hangi bir teet olduu erilerin saysnca de ikeni seferber eder; ama teetler sorununun tersi (btnleme), koordinatlardaki bir deime kouluyla, kendisi de ayn ordinat
(6) Bir fonksiyonlar kuram iinde figr (ya da imge, Bild) szcnn ald anlam konusun da, bkz. Vuillemin'in Riemann zerine zmlemesi: karmak bir fonksiyonun yanstlma snda, figr "fonksiyonun gidiini ve farkl etkilenilerini grmee yarar", deikenin ve fonksiyonun "ilevsel rabtalarn annda gsterir" (La philosophie de l'algbre / Cebirin Felse fesi, PUF Yay., s. 320-326).

Fonktifler ve Kavramlar

115

dan tm erilere teet geen eri olan tek bir deikenden bakas n dikkate almaz (7). Benzer bir ikilik n sayda bamsz parack tan oluan bir sistemin dinamik betimleniini ilgilendirmektedir: anlk durum boyutlu bir uzaydaki n sayda nokta ve n sayda hz vektryle gsterilebilir, ama ayn zamanda bir evreler uzayn daki tek bir noktayla da gsterilebilir. Bilim ve felsefe sanki iki kart yol izlemektedir, nk felse fece kavramlarn tutarll olaylarda, oysa ki bilimsel fonksiyonla rn gnderimleri ey durumlarnda veya karmlardadr: felsefe kavramlar araclyla eylerin durumundan tutarl bir olay, bir ba kma Lewis Carroll'n kedisinin yitip gitmesinden sonra geride ka lan glmseyii tr bir olay karmaya ara vermezken, bilim, fonksiyonlar araclyla eylerin durumunda, bir eyde veya gn derime uygun bir cisimde, hi durmadan olay gncelletirir. Bu adan bakldkta, Sokrates-ncesi filozoflar, fizii karmlarn ve bu karmlarn farkl tiplerinin kuram haline getirmekle, bilimin belirlenmesinde, geerliini gnmze kadar koruyan z yakala mlard8. Ve stoaclar da, ilerinde olayn gncelletii ey du rumlar ya da cisim karmlaryla, bizatihi eylerin durumunun duman gibi ykselen bedenlememi olaylar arasndaki temel ay rm en u noktasna gtreceklerdir. Demek oluyor ki felsefece kavram ve bilimsel fonksiyon, birbirine bal bu iki karakter altn da farkllamaktadr: ayrlabilemez deiimler, bamsz deiken ler; bir ikinlik dzlemi zerindeki olaylar, bir gnderim sistemi iindeki ey durumlar (her iki kta da farkllk gsteren youn or dinantlarn konumu buradan kar, zira bunlar kavramn i bileti ricileri, ama deiimin sadece deikenin durumlarndan biri oldu u zaman da, yalnzca fonksiyonlardaki yaygn apsisli koordinat lardr). Bylece kavramlar ve fonksiyonlar doal olarak farkllk gsteren iki okluluk ya da deiiklik tipi gibi ortaya kmaktadrlar. Ve, bilimsel okluluk tipleri kendiliklerinden byk bir eitlilie sahip olmak la beraber, Bergson'un, karmlar dzenleyen ve deikene veya bamsz deikenlere gnderen, uzay, say ve zaman okluklarna
Leibniz, izgilerden km izgi zerine ve Hesabn yeni uygulamas. Leibniz'in Sonsuz kk sa ylar hesabna ilikin alpas'nda yer alan bu metinler, fonksiyonlar kuramnn temellerini oluturur. (8) Prigogine ve Stengers, duraanl dk bir sistemin evreler uzaynn her blgesindeki farkl tipten yrngelerin "sk karm'n betimledikten sonra u sonuca varmaktadrlar: "Bildik bir konumlama, her rasyonel saynn irrasyonel saylarla ve her irrasyonel saynn da rasyonel olanlarla evrelendii eksen zerindeki saylarn konumlan dnlebilir. Anaksagoras'n gstermi olduu gibi, her eyin, en kne kadar, btn paralarnda, sk skya karm nitelik ynnden farkl nvelerin sonsuz okluunu ierdii de ayn e kilde dnlebilir" (La nouvelle alliance / Yeni ttifak, Gallimard, s. 241). (7)

116

Felsefe Nedir?

kart olarak, deiimlerin ayrlabilemezliini dile getiren "kayna ma okluu" eklinde, sre tarafndan tanmlanm zel bir stat talep ettii, tastamam felsefece okluklar kendi dlarnda brakr lar (9). Bilimsel ve felsefece okluklar arasndaki, sylemsel ve sezgi sel, yaylma ve younsal okluklar arasndaki bu kartln, ayn zamanda bilim ve felsefe arasndaki rabtay, bunlarn olas ibirli ini, birbirlerinden esinlenilerini de saptamaya elverili olduu dorudur. Nihayet, karlkl n-varsaylm olan da, eyi de kavram ya da fonksiyon olarak deil, ama szceleme kipi olarak ilgilendiren bir nc byk fark vardr. Besbelli ki felsefede de bilimde de d nce deneyi olarak yeterince deneyimleme vardr ve her iki kta deney, kaosa yaknken, arpc olabilir. Ancak ayn ekilde bilimde de felsefede veya sanatlarda olduunca yaratm vardr. Hibir ya ratm deney olmakszn varolamaz. Bilimsel dil, felsefe dili ve bun larn doal denilen dillerle ilikileri arasndaki farklar ne olursa ol sun, fonktifler (koordinat eksenleri dahil olmak zere) de, kavram lar da, hazr bir ekilde nceden varolmazlar; Granger, zel adlara gndermede bulunan "tarzlar"n, bilimsel sistemlerde, dtan gelen belirlemeler eklinde deil, ama en azndan yaratllarnn boyutu ve hatta bir deney veya bir yaanmla temas halinde varolduklar n gsterebilmiti(10). Koordinatlar, fonksiyonlar ve denklemler, ya salar, fenomenler veya etkiler, tpk bir hastaln, deiken gster gelerini tecrit etmesini, bir araya getirmesini ya da yeniden birara ya getirmesini baaran hekimin adyla anlmas gibi, zel adlara balanm olarak kalrlar. Grmek, olup biteni grmek, hatta saf matematikte bile, uygulanmlarndan bamsz olarak, grsel, fi grsel olduklar sylenebilecek kantlamalardan da daha byk ve her zaman iin temel nitelikte bir nem tamtr; bugn pek ok matematiki bir bilgisayarn bir aksiyomatikten ok daha deerli olduunu dnmektedir ve izgisel olmayan fonksiyonlarn ince lenmesi, gzlemlenebilir saylarn dizeleri iinde yavalamalardan ve hzlanmalardan gemektedir. Bilimin sylemsel olmas onun as la kanmsal olduu anlamna da gelmez. Tersine, atallamalar
(9) ki tr "okluk" kuram, Bergson'da Bilincin dorudan verileri ile birlikte ortaya kar (bl. II): Bilin okluklar "erime"yle, "iine dalma"yla tanmlanr ve bu deyimlere, Aritmetiin felsefesi ile birlikte Husserl'de de rastlarz. ki dnr arasnda, bu bakmdan ok fazla benzerlik vardr. Bergson, bilimin nesnesini uzay zaman karmlaryla, balca edimini de, sre teki kutupta btn deiimlerden geerken, zaman "bamsz deiken" olarak al ma eilimiyle tanmlamaktan vazgemeyecektir. (10) G.-G. Granger, Essai d'ute philosophie du style (Bir Biem Felsefesi Denemesi), Odile Jacob Yay., s. 10-11,102-105.

Fonktifler ve Kavramlar

117

iinde, bilim zel adlarn iaretledii bir o kadar felaketlerden, ko pulardan ve yenibatan kenetlenmelerden geer. Bilim eer felse feyle arasnda doldurulamayacak bir fark saklyorsa, bunun nede ni, zel adlarn, birinde bir gnderim yanyanaln, tekindeyse bir yaprak ststeliini iaretlemesidir: onlar, gnderimin ve tutar lln tm vasflaryla birbirlerine karttrlar. Ancak felsefe ve bi lim iki yandan da (tpk nc yandan sanatn kendisi gibi), biza tihi yaratnn koulu olan, ve - Galois'nn, "onlar asla gerekleti remeden hesap ilemlerinin ilerleyiini gstermek ve sonularn ngrmek"(11) dedii gibi - bilinmeyen ey araclyla belirlemeden ibaret olan, olumlulanm ve yaratclam bir bilmiyorum tarlar. Bunun nedeni, szcelemin, artk bir bilgin ya da bir filozofun zel adna deil, ama dnlm alanlara isel olan ideal aracla rna seslenen bir baka grnmne gnderilmi olmamzdr: bun dan nce bir ikinlik dzlemi zerindeki paracks kavramlara oranla kavramsal kiiliklerin felsefece roln grdk, ama imdi bi lim, gnderim sistemi iindeki fonksiyonlara oranla ksmi gzlemci ler ortaya kartyor. Laplace'n verilmi bir ey durumundan yola karak gelecei ve gemii hesaplamaya muktedir "eytan" gibi, eksiksiz gzlemcinin olmay, yalnz ve yalnz, Tanr'nn da ne bir felsefece kiilik ne de bir bilimsel gzlemci olduu anlamna gelir. Ancak eytan ad, olanaklarmz aacak bir eyi deil, ama kar lkl szceleme "zneleri" olarak o zorunlu araclarn ortak bir tr n iaret etmek zere, bilimde olduu kadar felsefede de mkem melen yerine oturuyor: felsefece dost, talip, budala, stn-insan... birer eytandr, tpk Maxwell'in eytan, Einstein'n veya Heisen berg'in gzlemcisi gibi. Sorun neler yapabileceklerini veya yapa mayacaklarn bilmek deil, ama kavram veya fonksiyon asndan, bilmediklerinde ya da yapabilemediklerinde bile, kusursuzcasna olumlu grnebilmelerindedir. ki kkn her birinde de, eitlilik ok byktr, ama iki byk tip arasndaki yapsal farkll unut turacak kertede de deil. Btn bilimlerin ve btn gnderim sistemlerinin iinde yay lan ksmi gzlemcilerin ne olduunu anlamak iin, onlara bilginin snr, ya da szcelemin znellii gibi bir rol vermekten kanmak gerekir. Kartezyen koordinatlarn k noktas yaknnda konum lanm noktalar ayrcalkllatrdn, oysa ki izdmsel geomet rinin "deikenin ve fonksiyonun btn deerleri iin sonlu bir im ge" verdiini saptayabildik. Ne ki perspektif, bir ksmi gzlemciyi
(11) Bkz. Galois'nn matematik szcelem konusundaki metinleri, Andr Dalmas, Evariste Galo is, Fasquelle Yay. s., 117-132.

118

Felsefe Nedir?

bir koninin tepesindeki gzmesine balar ve o andan balaya rak gzlemcinin baka bir konumuna gndermede bulunan kabart malar ya da yzeyin niteliklerini kavramakszn, kenarlar kavrar. Genel kural olarak gzlemci ne yetersiz ne de zneldir: kuantum fi ziinde bile, Heisenberg'in eytan, lnn llm olanla znel bir karlkl gnderme ilikisi iinde olduunu ne srerek, bir paracn ayn zamanda hzn ve konumunu lmenin olanaksz ln dile getirmez, ama tastamam, bamsz deikenlerin says azaltlm ve de koordinatlarn deerleri ayn olasla sahip olarak, paracklarndan ikisininin karlkl konumlarn gncellemesinin alan dnda brakan, nesnel bir eyler durumunu ler. Termodi namiin, greceliin, kuantum fiziinin znelcil yorumlar da ayn yetersizlikleri gstermektedir. Perspektifcilik ya da bilimsel grece lik asla bir zneye greceli deildir: o doru iin bir grecelik deil, ama tersine bir grece dorusu, yani koordinatlar sistemi iinden ekip kard deerlere gre klarn dzenledii deikenler ku rar (bylece de tepesi gz tarafndan igal edilmi olan koninin ke sim izgilerine gre konik ekillerin dzenini). Ve besbelli ki iyi ta nmlanm bir gzlemci, buna uyan sistem iinden kartabilecei her eyi, kartlabilecek olan her eyi kartr. Ksaca, ksmi bir gzlemcinin rol alglamak ve duyumsamaktr, - bu alglamalar ve duygulanmlar, ounlukla kabul gren anlamyla bir insann alg lama ve duygulanmlar deil de inceledii eylere ait olsa bile... Yine de insan etkiyi hissetmiyor deildir (hangi matematiki bir kesitin, bir anmn, bir katlmn etkisini alabildiine duyumsa maz ki), ama bu etkiyi ancak, gnderim sistemine bir golem olarak bizzat kendisinin yerletirdii ideal gzlemciden alr. Bu ksmi gzlemciler bir erinin, bir fizik sisteminin, canl bir organizmann zelliklerinin yaknndadrlar; ve animizm bile, organlara ve ilev lere ikin kk ruhlar, onlar yalnzca molekllemi alglama ve duygulanm odaklar yapmak zere tm etkin veya etkili rollerin den soyundurmak kouluyla oaltt zaman, biyoloji bilimine sylendii kadar uzakta deildir: cisimler bylelikle sonsuz sayda kk monadla dolmu olurlar. Ksmi bir gzlemci tarafndan kav ranm bir cismin ya da bir eyler durumunun blgesine 'sit' adn vereceiz. Ksmi gzlemciler birer gtrler, ama g eyleyen ey deil, Leibniz ve Nietzsche'nin iyi bildikleri gibi, alglayan ve du yumsayan eydir. Tmyle ilevsel, tanma ve eleme zelliklerinin ortaya kt her yerde, dorudan etkimeyen gzlemciler vardr: btn molekl c biyolojide, baklkbiliminde, ya da allosterik enzimlerle, bu

Fonktifler ve Kavramlar

119

byledir(12). Maxwell, bir karm iindeki hzl ve ar, yksek ve zayf erkeli moleklleri ayrabilecek bir eytan varsayyordu. Den ge halindeki bir sistemde, Maxwell'in gazla aynlatrlm o eyta nnn, zorunlu olarak bir alklama duygulanmna gmlekoyaca dorudur; bununla beraber bir enziminkine yaklaan bir din ginlik-tesi durumda da uzunca bir zaman geirebilir. Paracklar fizii alabildiine titiz, saysz gzlemciye gereksinir. eylerin du rumu koordinat deiimlerini katettii lde, sit'leri de klen gzlemciler tasarlayabiliriz. Sonu olarak, ideal ksmi gzlemciler fonktiflerin kendilerinin alglar ya da duygulanmlardr. Geometrik fi grlerin bile, en basit problemlerin onlar olmadan anlalmaz kala ca dugulanmlar ve alglamalar vardr (Proclus, patemler ve semptomlar diyordu). Ksmi gzlemciler fonktifleri ikileyen du yumluluklardr [sensibilia]. Duyulur bilgiyi bilimsel bilgiyle kar karya getirmektense, koordinatlar sistemini dolduran ve bilime zg olan bu duyumluluklar ortaya karmak gerekir. Russell, her trl znellikten kopmu bu nitelikleri, her trl duyumsamadan ayrk duyumsal verileri, eylerin durumuna yerleik sitleri, biza tihi eylere ait olan bo perspektifleri, bir fonksiyonun btnne veya blmlerine uyan tekseslilemi uzay-zaman paralarn gs terirken, baka bir ey yapmyordu. Russell onlar, Michaelson'un interferometresi gibi, ya da daha basite fotografi cam, kamera, ay na gibi hi kimsenin grmek iin orada bulunmad eyi yakala yan ve bu hissedilmemi duyumluluklar btn parlaklklaryla or taya kartan aygt ve aralarla zdeletirir(I3J. Ancak bu duyum luluklarn, gelip grecek gerek bir gzlemcinin bekleyii iindeki aralarla tannmalar bir yana, asl bu aralar eylerin iinde en uy gun bak asnda konumlanm ideal ksmi gzlemciyi varsayar lar: deil-znel gzlemci, (kimi zaman binlerle) bir eyler durumu nu, bilimsel olarak belirlenmi bir eyi veya cismi niteleyen, bu du yulur olandr ite. Beri yanda, kavramsal kiilikler felsefece duyumluluklardr, kendileri de parackl olan kavramlarn alglamalar ve duygula nmlardr: onlar araclyla kavramlar yalnz dnlmekle kal mazlar, ama alglanr ve hissedilirler. Bununla beraber kavramsal kiiliklerin bilimsel gzlemcilerden, tpk kavramlarn fonktifler
(12) J. Monod, Le hasard et la ncessit (Rastlant ve Zorunluluk), Seuil Yay., s. 91: "Allosterik karlkl etkileimler dolayldr ve proteinin ulat iki ya da daha ok durum iindeki stereospesifik tannnn ayrmsal zgnlklerinin sonucudur." Moleklsel bir tannma sreci, eitli mekanizmalar, eikleri, sitleri ve ok farkl gzlemcileri ie kartrabilir, tp k bitkilerdeki dii-erkek tanmlannda olduu gibi. Russell, Mysticism and logic, "The relation of sense-data to physics", Penguin Books.

(13)

120

Felsefe Nedir?

den ayrld gibi ayrldn sylemekle yetinmek mmkn deil dir, zira o durumda hibir fazladan belirleme getirmeyeceklerdir: iki szcelem etkeni de yalnzca alglanm olan araclyla deil, ama alglama kipi araclyla da (her iki kta da deil-doal) birbi rinden ayrlmak zorundadr. Felsefece kiilik, bizatihi deiimlerin iinden geecei iin yaanmln (sren bir varlk) ayrcalna sa hipken, bilimsel gzlemciyi (rnein, grecelik kuramnn glleye binmi yolcusu), Bergson'un yntemini izleyerek, deiken durum larn iaretleyecek basit bir simgeye indirgemek yetmez (l4). Birinin yaanml tekinin simgeselliinden daha ok deildir. Her iki kta da ideal, ama ok farkl, alglama ve duygulanm vardr. Kav ramsal kiilikler her zaman iin ve hanidir ufuktadrlar ve fonun zerinde sonsuz hzla, yalnzca yukardan-seyrettikleri yzeyler den, ya da bir anda iinden getikleri biletiricilerden gelen hzl ve yava arasndaki erkesel olmayan [anergtique] farkllklarla i g rrler; ayn ekilde alglama oraya bilgi iletmez, ama (sevimli ya da sevimsiz) bir duygulam evrimler. Bunun tersine, bilimsel gzlem ciler, bir ufuk ayarlamasn ve yavalamalar ve hzlanmalar fonu zerindeki bir dizi erevelemeyi varsayan, bizatihi eylerin iinde yerleik bak alardr: duygulamlar burada erkesel [nergtique] ilikiler ve alglamann kendisi de bir bilgilenme nicelii haline ge lir. Bu belirlemeleri asla gelitiremeyiz, nk saf alglam ve duy gulamlarn konumu hl bize bal deil, sanatlarn varlna gn deriyor. Ama ite, tastamam felsefece ve tastamam bilimselce alg lamalar ve duygulanmlarn oluu, ksaca, kavram ve fonksiyon duyumluluklarnn oluu, bir yanda bilim ve felsefe, te yanda sa nat arasndaki bir ilikinin, bir fonksiyonun veya bir kavramn g zel olduunu sylemenin mmkn olabildii bir ilikinin temelini de gsteriyor. Felsefenin veya bilimin zel alglamalar ve duygula nmlar, biliminkiler de felsefeninkiler lsnde olmak zere, zo runlu olarak sanatn duygulam ve alglamlarna tutunacaktr. Bilimin ve felsefenin dorudan atmasna gelince, bu, bir yanda fonktif dizelerini, te yanda kavram aidiyetlerini bir araya toplayan balca muhalefet odanda olur. ncelikle gnderim sistemi ve ikinlik dzlemidir bu; sonra, bamsz deikenler ve ayrlmaz deiimlerdir; nihayet, ksmi gzlemciler ve kavramsal ki iliklerdir. Bunlar iki okluk tipidir. Bir fonksiyon, kavramn kendi si, verilebilecei ve verilmesi gerektii halde, verilmi olmakszn
(14) Bergson, btn yaptnda, bilimsel gzlemciyi, sreden "geen" felsefece kiiliin kars na koyar; ve zellikle de birincinin, yalnz newtongil fizikte deil (Dorudan Veriler, bl. III.), ama Grecelik kuramnda da (Sre ve Ezamanllk) kinciyi varsaydn gstermee alr.

Fonktifler ve Kavramlar

121

da verilebilir; bir uzay fonksiyonu, bu uzayn kavram henz veril mi olmakszn da verilebilir. Bilim alannda fonksiyon, bir gnde rim dzlemi zerinde ve bir koordinatlar sistemi iinde gizili gn celletiren bir ey veya bir cisim, eylerin bir durumudur; felsefede kavram, bir ikinlik dzlemi zerinde ve dzenli bir form iinde gizile tutarlk veren bir olay ifade eder. Demek oluyor ki karlkl yaratm alan, her iki kta da ok farkl btnlkler tarafndan aa malandrlmtr, ancak bu btnlkler bu yzden kendi devleri bakmndan belli bir benzerlik de gsterirler: felsefede veya bilim de, bir problem, bir soruyu yantlamaktan ibaret deildir, ama so runsallk yetisi olarak stn bir "tatla", belirlenme yolundaki uy gun eleri uyarlamaktan, birlikte uyarlamaktan ibarettir (rnein, bilim iin, uygun bamsz deikenleri semek, etkin ksmi gz lemciyi bylesi bir gzergha yerletirmek, bir denklemin veya fonksiyonun en mkemmel koordinatlarn kurmak). Bu benzerlik ayrca iki dev daha dayatr. ki tr problem arasndaki pratik ge iler nasl kavranacaktr? Ama asl, kuramsal olarak, muhalefet odaklar her trl tekdzeletirmeyi ve hatt kavramlardan fonk tiflere ya da bunun tersi her trl indirgemeyi engelleyecekler mi dir? Ve, eer her trl indirgeme olanakszsa, bu ikisi arasnda olumlu bir ilikiler btn nasl dnlecektir?

6. Prospektler ve Kavramlar

Mantk indirgemecidir, tesadfen deil, ama z gerei ve zorunlu olarak indirgemecidir: Frege ve Russell'n izdikleri yolu izleyerek kavramdan bir fonksiyon yapmak ister. Ancak, bunun iin her ey den nce, fonksiyonun kendisini sadece bilimsel veya matematik bir nermede tanmlamakla yetinmeyip, doal bir dilin tmcelerin deki ifade olarak daha genel bir nerme dzeninde belirlemesi ge rekir. u halde yeni tipte, tam anlamyla mantksal bir fonksiyon icat etmek gerekiyor. "X insandr" eklindeki nermesel fonksiyon, o haliyle fonksiyona ait olmayan, ama onsuz da fonksiyonun eksik kald bir bamsz deikenin konumunu pek gzel gsteriyor. Eksiksiz fonksiyon bir veya birok "ordinat ifti"nden yaplmtr. Fonksiyonu tanmlayan ey bir bamllk ya da rabta ilikisidir (zorunlu neden), yle ki "insan olmak" fonksiyon bile deil, ama bir x deiken iin f(a)nn deeridir. nermelerden birounun pekok bamsz deikene sahip olmasnn fazla nemi yoktur; ve belirlenmemi bir sayya bal olduu lde, deiken nosyonu nun bile, snrlar veya bir aralk iindeki bir ayrc varsaym ieren kant nosyonuyla yer deitirmesinin nemi yoktur. nermesel fonksiyonun deiken veya bamsz kanta olan ilikisi, nerme nin gnderimini, ya da fonksiyonun kant iin doruluk-deerini ("doru" ve "yanl") tanmlar: Ahmet bir insandr, ama Mestan bir kedidir... Bir fonksiyonun, olumlayc doru nermeleri belirleyen doruluk deerlerinin btn, bir kavramn yaylm'n oluturur: kavramn nesneleri, nermesel fonksiyonun, nermenin doru ya da gnderiminin karlanm olduunu gsteren kantlarnn veya deikenlerin yerini doldururlar. Kavramn kendisi bylece onun anlam-geniliini oluturan nesnelerin btn iin fonksiyondur. Her eksiksiz kavram bu anlamda bir btndr ve belirlenmi bir

Prospektler ve Kavramlar

123

ifreye sahiptir; kavramn nesneleri btnn eleridir (1). Ancak yine de bir deikenin doru bir nermeye dahil oldu u snrlar ve aralklar veren gnderimin koullarn saptamak gerekir: X bir insandr, Ahmet bir insandr, nk unu yapmtr, nk kendini yle takdim etmektedir... Bylesi gnderim koulla r, anlamay deil, ama kavramn younluunu kurarlar. Bunlar mantksal sunumlar ya da betimlemelerdir, aralklar, gizil-gler veya "olabilecek dnyalar"dr, mantklarn dedii gibi, koordinat larn eksenleri, eylerin durumlar veya konumlanmalar, kavramn alt-btnlkleridir: akam yldz ve sabah yldz. rnein, tek geli bir kavram, I. Napolon kavram, younluk olarak "Ina gali bi", "Waterloo malubu"'nu ierir... Grld gibi burada youn lukla yaylm ayran hibir yapsal fark bulunmuyor, zira her ikisi de, younluk yalnzca gnderim koulu olmak ve nermenin bir i-gnderimini kurmak, yaylm da d-gnderimini kurmak zere, gnderime aittirler. Kouluna kadar gidilmekle gnderimden kl m olmaz; yaylmlln iinde kalnr. Sorun daha ok, bu kastl sunumlar boyunca, kavram elerinin ya da nesnelerin tek anlaml bir belirlenmesine, nermesel deikenlere, d-gnderimin (ya da temsiliyetin) bak asndan fonksiyonun kantlarna nasl ulald dr: bu zel adn problemi ve, ayn zamanda hem eyin balca yklemlerini karmaya, hem de nihayet kavramn anlalmasn oluturan eye imkn veren niceleme ilemleriyle, bizi eylerin durumlarndan eye veya cisme (nesne) geiren bir kimlikletirme nin veya bir mantksal bireyletirmenin iidir. Vens (sabah ve ak am yldz) evrim sresi dnyannkinden daha ksa olan bir ge zegendir... "Ina galibi" bir betimleme veya sunumdur, oysa ki ge nerallie atanm olmak veya imparator olarak ta giymek birer betimleme bile olsa, "general" Bonaparte'n bir yklemi, "impara tor" da Napolon'un bir yklemidir. u halde "nermesel kavram", bylece bir nermenin prospektleri haline gelen fonktifler zerinde bir mantksallatrma ilemi uygulad lde, tmyle gnderi min emberi iinde ilerler (bilimsel nermeden mantksal nerme ye gei). "Yalan sylyorum" paradoksunun da gsterdii gibi, tmce lerin kendiliinden-gnderimi yoktur. Gnderimde bulunduu edimi ezamanl olarak kuran szceler [performatifs] bile kendili
(1) Bkz. Russell, Principe de la mathmatique (Matematiin lkeleri), PUF Yay. zellikle de ek A, ve Frege, Les fondements de l'arithmtique (Aritmetiin Temelleri), Seuil Yay., s. 48 ve 54; Ec rits logiques et philosophiques (Felsefe ve Mantk Yazlar), zellikle "Fonksiyon ve kavram", "Kavram ve nesne" ve deiken eletirisi konusunda da "Bir fonksiyon nedir?" blmleri. Yine bkz. bu iki kitapta Claude Imbert'in yorumlar, ve Philippe de Rouilham, Frege, les pa radoxes de la reprsentation (Frege, Temsiliyetin Paradokslar), Minuit Yay.

124

Felsefe Nedir?

inden-gnderimsel deildirler, ama nermenin bir d-gnderimi (uzlam araclyla ona bal olan ve nermeyi szceletirirken yerine getirilen eylem) ile bir i-gnderimini (szceyi formlletir mede uyulan balk veya eylerin durumu: rnein, "yemin ede rim" szcesindeki kavramn younluu mahkemedeki tanktr, bir eylerden tr kzlan ocuktur, sevgisini aklayan ktr vb.) ierirler2. Buna karlk, eer tmceye bir kendiliinden-tutarllk atfediyorsak, bu ancak, nermenin veya nermelerin kendi arala rndaki biimsel elikisizlii iinde kalabilir. Ama bu, nermelerin maddi olarak hibir i-tutarllktan da, hibir d-tutarllktan da yararlanmadklarn sylemek demektir. Bir asal say nermesel kavrama ait olduu lde, nermeler mant da, aksiyomlardan yola karak, tam saylar aritmetiinin tutarllnn bilimsel olarak kantlanmasna muhtatr; imdi, Gdel teoreminin iki yn uyarn ca, aritmetiin tutarllk kantlamas sistemin iinde gsterilebile mez (i-tutarllk yoktur) ve sistem zorunlu olarak, doru olmakla birlikte kantlanabilir olmayan, kararlatrlmaz olarak kalan szce lere taklr (d-tutarllk yoktur, ya da tutarl sistemin eksiksiz ol mas mmkn deildir). Ksacas, nermesel hale gelmekle, kavram fel sefece kavram olarak edinmi olduu tm vasflarn, kendiliinden- gnderimini, i-tutarlln ve d-tutarlln, yitirir. Bunun nede ni, bir bamszlk rejiminin ayrlmazlk rejiminin yerini alm ol masdr (deikenlerin, aksiyomlarn ve kararlatrlmaz nermele rin bamszl). Gnderim koullar olarak olabilecek dnyalar bile, onlara tutarllk vermesi beklenen Bakas kavramndan ayr dmlerdir (yle ki, mantk tekbencilik karsnda tuhaf bir ekil de silahsz kalmtr). Genel olarak kavramn artk bir ifresi deil, ama bir aritmetik says vardr; kararlatrlmaz olan artk kastl bi letiricilerin aynlabilmezliini deil (ayrdedilmezlik blgesi), ama tersine her trl tutarll (kendiliinden-tutarllk) "belirsiz" klan gnderimin buyurganl gerei, bunlar birbirlerinden ayrmann zorunluunu iaretler. Saynn kendisi de genel bir ayrlma ilkesini iaretlemektedir: "Zahl szcnn harf kavram Z'yi a'dan, a'y h'dan, vb. ayrr". Fonksiyonlar btn glerini, kh eylerin du rumlarna, kh eylere, kh baka nermelere yaptklar gnderim den alrlar: kavramn fonksiyona indirgenmesinin onu baka bir boyuta gnderecek olan btn kendine zg vasflarndan yoksun brakmas mukadderdir.
(2) Oswald Ducrot performatif szcelemlere atfedilen kendiliinden-gnderimsel nitelii ele tirmitir (yemin ediyorum, sz veriyorum, emrediyorum, derken yaptmz gibi) Dire et ne pas dire (Sylemek ve Sylememek) Hermann Yay., s. 72.

Prospektler ve Kavramlar

125

Gnderim eylemleri, bilimin onlar araclyla eylerin du rumlarn ya da cisimleri oluturduu veya biimlerini deitirdi i, sonlu devinimleridir dncenin. Tarih boyunca insann bylesi biim deitirmelerine bavurduu, ama fonktiflerin yerine algla malarn, duygulanmlarn ve eylemlerin getii yaanma ait ko ullar iinde bunu gerekletirdii de sylenebilir. Mantk iinse durum artk byle deildir: basit doruluk deeri olarak gnderi mi kendi kendisinde bomu gibi dndnden, onu ancak, kh bilimin edinmi olduu nermelerde, kh edimsel nermelerde (Napolon Waterloo malubudur), kh basit grlerde ("X san yor ki...") nceden oluturulmu cisimlere veya eylerin durumlar na uygulayabilir. Btn bu nerme tipleri, bilgilendirme deeri ta yan prospektlerdir. Demek oluyor ki mantn bir paradigmas vardr, mantk hatta, artk dininki de biliminki de olmayan ve prospektlerin veya bilgilendirici nermelerin iindeki dorunun tannmas gibi olan, nc paradigma kkdr. Bilgie "meta-ma tematik" deyimi, bir tanma formu altnda bilimsel szceden man tksal nermeye geii olduka iyi gsteriyor. Sralar geldikte mantksal kavramlar sadece birer figr ve mant da bir ideografi klan, bu paradigmann yanstlmasdr. nermeler mant bir yanstma yntemine muhtatr ve Gdel teoremi de yanstc bir model icadeder3. Bu tpk gnderimin, bilimsel konumuna kyas la, ayarlanm, eik bir deformasyonu gibidir. Mantk psikolojiyle farkllnn karmak sorunuyla sonsuza dek debelenirmicesine bir grnt verir; bununla beraber, hibir zaman psikolojik olma yan (buna karn normatif de olmayan), dncenin hakettii bir imgeyi de model olarak ykselttii kolayca kabul grr. Sorun da ha ok bu hakedilmi imgenin deerinde ve saf bir dncenin mekanizmalar konusunda bize rettiini savlad eyde yat maktadr. Sonlu bile olsa dncenin btn devinimleri arasndan, hi phesiz en az uzaa gideni, en fakiri ve en ocuksu olan tanma nn formudur. Btn zamanlar boyunca, felsefe, dnceyi, yoldan geen Theetetos'ken "merhaba Thodore" demek kadar ilginlikten uzak zuhuratlara gre lmekten ibaret bu tehlikeyle yzyze gel mitir; dncenin klasik imgesi de dorunun tannmasna tutu nan bu servenlerden korunabilmi deildi. Dncenin problem lerinin, felsefede olduunca bilimde de bylesi durumlara indir genmi olmasna, insann inanas gelmiyor: dnce yaratm ola
(3) Gdel yntemi ve yanstma konusunda, Nagel ve Newman, Le thorme de Gdel (Gdel Te oremi), Seuil Yay., s. 61-69.

126

Felsefe Nedir?

rak bir problemin, havada asl bir nermeden bakaca bir ey ol mayan, yalnzca ona yant versin diye ("Waverley'nin yazar kim dir?", "Scott Waverley'nin yazar mdr?") tasarlanm bir olumlayc nermenin kan kaybetmi ikizi olan bir soruyla, uzak yakn iliii olamaz. Mantk her zaman kendisi tarafndan, yani beslendii k larn nemsizlii tarafndan yenilmitir. Felsefenin yerini alma ar zusu iinde, mantk, nermeyi btn psikolojik boyutlarndan zer, ama dnceyi snrlayan ve onu nermenin iindeki doru nun tannmasnda karlalan zorluklarn boyunduruuna sokan postulatlar btnn daha da bir saklar (4). Ve mantk problemleri hesaplamakla oyalanrken, bunu, nermelerin hesaplanmasndan kartarak, ebiimcilik halinde yapar. Bir satran veya dilmece oyunundan ok, televizyon iin hazrlanm bir yarma oyunu di yesi geliyor insann. Ne ki problemler hibir zaman nermesel de illerdir. nermelerin birbirine balanmalar yerine; i monologun ak n, veya en sradan konumann tuhaf atallanmalarn, ve dn ce halindeki dncenin, onu varsaylm paradigma olarak do ru'dan kurtaran sonsuz devinime eritii ve yaratmann ikin bir gcn yeniden kazand zaman ilgin bir eyler rettiini gste rebilmek iin, bu atallanmalarn kendilerini de psikolojik ve sos yolojik aidiyetlerine gre ayrarak ortaya karmak daha iyi olurdu. Ancak bunun iin dncenin, eylerin durumlarnn veya kurul makta olan bilimsel cisimlerin iinde, bunlarda gncelemekten bakaca bir ey yapmayan gizilin kresine, yani tutarln iine da labilmek zere, ykselmesi gerekirdi. Bilim, en altnda mantn konaklad yolu aaya doru inerken, yukarya trmanmak gerekirdi. (Bir yenilik yaratm uruna gncel etmenlerden taan deil-tarih sel yna eriilmesi gereken Tarih iin de ayn ey sz konusudur.) Ancak gizilin bu kresi, bu Doa-Dnce, nl bir szckle sy lersek, mantn ancak gstermee muktedir olduu, ancak asla nermeler iinde tutamad ve bir gnderime de tayamad ey dir. O zaman mantk susar ve ancak sustuu zaman ilgintir. Para digmaya kar paradigma, mantk o zaman bir tr zen budizmine ular. Kavramlarla fonksiyonlar birbirlerine kartrmakla, mantk, sanki bilim oktandr kavramlarla urayormu, ya da birinci bl ge kavram oluturuyormu gibi bir durum yaratyor. Ama bizatihi
(4) Frege'nin sorgu sal nerme tasarm konusunda, "Mantk aratrmalar" (Ecrits logiques et phi losophiques, s. 175). e; dncenin kavramas veya dnme edimi, bir dncenin doruluunun tannmas veya yarg, yargnn ortaya konmas veya dorulama, iin de ayru ekilde. Ve Russell, Principes de la mathmatique, s. 477.

127

kendisi, bilimsel fonksiyonlar, tmyle mantksal ya da ikinci bl geden yeni bir kavramlar snf oluturduu dnlen, mantksal fonksiyonlarla ikilemek zorundadr. Rekabetilii veya felsefeye ikame edilme arzusu iinde, gerek bir kindir manta yaam ve ren. Kavram iki kez birden ldrr. Yine de kavram yeniden doar, nk o bir bilimsel fonksiyon deildir ve nk o bir man tksal nerme de deildir: kavram hibir sylemsel sisteme ait de ildir, onun gnderimi yoktur. Kavram kendini gsterir ve de ken dini gstermekten bakaca bir ey yapmaz. Kavramlar gerekten de kalntlar iinden yeniden doan canavarlardr. Mantn kendisi de bazen felsefece kavramlarn yeniden do masna imkn verir, ancak hangi biimde ve hangi durumda? Kav ramlar genellikle bilimsel ve mantksal fonksiyonlarda szmona gl bir konum bulduklarndan, felsefe, saydan kurtulmu ve ar tk, iyice tanmlanm, iyice erevelenmi, fiziko-matematik eyler durumu olarak sunulabilecek karmlara gtrlebilen btnlk ler kurmayan, nc blge kavramlarn devralr. Bunlar daha ok, bir zneye, bir bilince ikin olarak yaanmn iinde olumu, be lirsiz veya mulak btnlkler, basit alglama ve duygulanm top lamalardr. Bunlar, tpk "krmz" gibi, "dazlak" gibi, kimi ele rinin btne ait olup olmadna karar vermenin mmkn olmad , nitel veya youn okluklardr. Bu yaanmlk btnlkleri bir nc prospekt tr iinde, bilimsel szceler veya mantksal nermeler olarak deil de, znenin dpedz grleri, znel de erlendirmeler ya da beeniye ilikin yarglar olarak kendilerini ifade ederler: bu imdiden krmz, o hemen hemen dazlak... Bu nunla beraber, bir felsefe dman iin bile, felsefece kavramlara bir rpda snak bulunacak yer, bu ampirik yarglar deildir. Asl bu mulak btnlklerin, bu yaanmlk ieriklerinin, yalnz ca deikenleri olduklar fonksiyonlar ortaya karmak gerekir. Ve, bu noktada, kendimizi bir seenek karsnda buluyoruz: ya bu deikenler iin, felsefece kavramlara bavuruyu nihai olarak gereksiz klacak bilimsel veya mantksal fonksiyonlar yenibatan kurmay baaracaz ( 5 ); ya da tastamam felsefece yeni tipte bir fonksiyonu, teki ikisini de tamakla grevlendirilecei iin,
(5) rnein, doru ve yanl arasna (1 ve 0), olaslk olmayan, ama doruluk tepeleriyle yan llk ukurlar arasnda bir tr kesiklilikler yaratan doruluk dereceleri yerletirilir, yle ki mulak btnlkler, 0 ile 1 arasndaki kesirli bir say halinde, yeniden saysal hale gelirler. Bununla birlikte koul, mulak btnn, dzenli bir fonksiyona gndererek, normal bir b tnn alt-btn olmasdr. Bkz. Arnold Kaufmann, ntroduction la thcorie dcs sous-ensemb les flous (Mulak Alt-btnlkler Kuramna Giri), Masson Yay. Ve Pascal Engel'in "belir siz"e bir blm ayrd kitab, La norme du vrai (Dorunun Normu) Gallimard Yay.

128
hereyin tuhaf bir ekilde kendine doru dnd nc blgeyi kefetmek zorunda kalacaz. Eer yaanmln dnyas, eylerin durumlarnn bilimini ve mantn kurmak veya tamak zorunda olan yeryz gibiyse, aktr ki grnte felsefece olan kavramlara bu ilk kuruluu ger ekletirmek zere bavurulmutur. Felsefece kavram, o zaman, ar tk bir zneye "aidiyet" kazanr, bir btnle aidiyet deil. Bunun nedeni felsefece kavramn, bir kaynama okluu olarak veya z neye ynelik bir akn ikinlii olarak tanmlanm bile olsa, basit yaanmlkla birbirine karmas deildir; yaanmlk yalnzca de ikenler salar, oysa ki kavramlar, sahici fonksiyonlar da tanm lamak zorundadrlar ayrca. Bu fonksiyonlarn yalnz yaanmla gnderimleri olacaktr, tpk bilimsel fonksiyonlarn gnderimleri nin de eylerin durumuna ynelmesi gibi; ancak imdi dzen ya da sapma yn deitirmektedir, zira yaanmln bu fonksiyonlar birincil hale gelmilerdir. Bu, yeryzn ve tad her eyi kavra yan ve formel manta ve ondan kan blgesel bilimlere bir ilk ze min grevi yapan akn bir mantktr (buna diyalektik mantk da denebilir). u halde yaanmln bir zneye ikinliinin bizatihi barnda, o znenin, yeni deiken fonksiyonlar ya da kavramsal gnde rimler kurmaa muktedir aknlk eylemlerini kefetmek gerekir: z ne, bu anlamda, artk tekbencil veya ampirik deil, ama aknsal dr. Felsefece kavramlarn, mmkn deneyin tmlne ilikin fonksiyonlar olarak, nermeler ya da a priori yarglar araclyla, nasl zorunlu olarak yaantya balandn gstermek suretiyle, Kant'n bu iin stesinden gelmeye baladn grmtk. Ancak, saysal-olmayan okluklar ya da algsal-duyusal ikin karmsal btnlkler iinde, znenin nce nesnelerle dolu bir duyulur dn ya, sonra bakalaryla dolu bir zneleraras dnya, nihayet bilim sel, matematik ve mantksal oluumlarn dolduracaklar ortak bir ideal dnya kurduu aknlk eylemlerinin (dnce) l kkn kefederek, en u noktaya kadar giden Husserl olmutur. Fenome nolojik ya da felsefece kavramlarn birou ("dnya iinde olmak", "et", "ideallik", vb. gibi) bu eylemlerin ifadesi olacaktr. Bunlar yal nzca tekbencil zneye ikin yaanmlklar deil, ama aknsal z nenin yaanmla gnderimleridir; algsal-duyusal deikenler deil, ama bu deikenler iinde karlkl olarak doruluk gzerghlarn bulan byk fonksiyonlardr. Belirsiz ve mulak btnlkler, alt-btnlkler deil, ama btnlklerin btn gc n aan tmletirmelerdir. Bunlar yalnzca yarglar ya da ampirik grler deil, ama proto-inanlar, Urdoxa'lar, nerme olarak balan

Prospektler ve Kavramlar

129

gta yer alan grlerdir.6 kinlik aknn pepee gelen ierikleri


deil, ama yaanmln gizilg olarak tmlnn "anlamllk larn" belirleyerek, onu boydan boya kateden ve onu gtren a knlk eylemleridir. Anlamllk olarak kavram ayn anda bunlarn hepsidir, yaanmln zneye ikinlii, yaanmln deiimle rine gre znenin aknlk eylemi, yaanmln tmletirilmesi veya bu eylemlerin fonksiyonudur. Sanki felsefece kavramlar an cak zel fonksiyonlar haline gelmeyi kabul ederek ve hl muhta olduklar ikinliin yapsn deitirerek kendi kendilerini kurtara bilmektedirler: ikinlik artk yaanmln ikinliinden bakaca bir ey olmadndan, ister istemez, eylemleri (fonksiyonlar) -ikin lik dzleminin uzayp giden bozuluunu izlerken grdmz gi bi- o yaanmla greceli kavramlar olacak bir zneye ikinliktir. Felsefe asndan, mantklarn cmertliine ya da tvbelerine balanmak tehlikeli olmakla beraber, bilimsel-mantksal kavamlar la, fenomenolojik-felsefece kavramlar arasnda geici bir dengenin kurulup kurulamayacan kendi kendimize sorabiliriz. Gilles Gaston Granger, nce bilimsel ve mantksal fonksiyon olarak belir lenmi olan kavramn, felsefece fonksiyonlara, gizilin tml ola rak yaanmln anlamllklarna veya fonksiyonlarna, yine de nc blgeden, ama zerk bir yer brakt bir ayrtrma nere bilmiti (burada mulak btnlkler iki kavram formu arasnda bir balant rol oynar gibidir)7. Bilim yleyse, kavrama sahip lenmeye yeltenmitir, ne ki deil-bilimsel, homeopatik dozlarda ta hamml edilen kavramlar, yani fenomenolojik kavramlar yine de vardr. Bugn ortaya ktn grdmz Frege-Husserl ya da hatta Wittgenstein-Heidegger karm en tuhaf piler buradan ge liyor. Felsefe, Amerika'da, ok uzun bir zamandan beri, koskoca bir mantk ve kck bir fenomenoloji blmyle ve bu ikisi o u zaman birbirleriyle sava halinde olduu halde, i grmyor mu? Bu tpk tarla kuu patesine benziyor, ama en leziz yeri, iin deki fenomenolojik tarla kuunun pay deil de mantk atnn baz baz felsefeye balad pay. Daha dorusu bu, gergedanla ze rindeki asalaklarla beslenen kuun paylarn antryor.
kinlik alannda beliren aknlk, nceliksel, zneleraras ve nesnel konusunda, bkz. Husserl, Kartezyen Dnceler. Urdoxa konusunda, Bir Fenomenoloji in Ynlendirici Dn celer; Deney ve Yarg. (7) G.-G. Granger, Pour la connaissance philosophique (Felsefece Bilgi in) bl. VI ve VII. Felsefe ce kavramn bilgisi, gnderim tarafndan "gizil tmlk" olarak kurulduu lde, yaanm a gnderim'e indirgeniyor: bu da akn bir zneyi ierir, ve Granger de "gizil"e olabilir de neyin bir btn eklindeki kant anlamdan farkl bir anlam vermez grnyor (s. 174175). Granger'nin bilimsel kavramlardan felsefece kavramlara geite "mulak kavramlar"a verdii varsaymsal rol de dikkat ekicidir. (6)

130

Felsefe Nedir?

Kavram zerine uzun bir yanl anlamalar dizesidir bu. Kavra mn belirsiz, mulak olduu dorudur, ama bu, kenar izgilerinin olmay yznden deildir ki: bunun nedeni, kavramn sylemsel- olmayan avareliindedir, bir ikinlik dzlemi zerinde dolap durmasndadr. Kavram, gnderim koullarna sahip olduu iin deil, ama ayrdedilmezlik blgelerinden geen ve onun kenar, iz gilerini deitiren ayrlmaz deiimlerden olutuu iin, kastl ve ya modlerdir. Yaanmla olduu kadar eylerin durumuna da gnderimi yoktur, ama i biletiricileri tarafndan tanmlanm bir tutarll vardr: ne eylerin durumunun taycs ne de yaanm n anlamll olan kavram, biletiricileri annda kateden saf anlam olarak olaydr. zelliklerini gsteren eyleri saymak zere, tam ve ya kesirli, says yoktur onun, ama katedilmi ve yukardan seyre dilmi biletiricilerini younlatrp biriktiren bir ifresi vardr. Kavram bir form ya da bir gtr, olabilecek herhangi bir dorul tudaki bir fonksiyon asla deildir. Ksacas, ikinlik dzlemi ze rinde yalnzca felsefece olabilen kavramlar bulunur ve bilimsel fonksiyonlar ya da mantksal nermeler kavram deildirler. Prospektler ncelikle nermenin elerini (nermesel fonksi yonlar, deikenler, doruluk deeri...), ama ayn zamanda da de iik nerme tiplerini veya yarg kipliklerini gsterirler. Eer felse fece kavram bir fonksiyon veya bir nermeyle kartrlmsa, bu, bilimsel veya hatta mantksal bir trden olmayacak, ama rnekse me yoluyla, tpk yaanmln bir fonksiyonu ya da bir gr nermesi (nc tip) gibi olacaktr. O noktadan balayarak bu ko numlan dikkate alan bir kavram retmek gerekir: grn ner dii ey, bir znenin durumu olarak d alglama ile, bir durumdan tekine gei (d ve i gnderim) olarak i duygulanm arasndaki belli bir ilikidir. Algladmz birok nesnede ortak olduu varsa ylm bir nitelii ve onu duy ve bizimle beraber bu nitelii kav rayan birok znede ortak olduu varsaylm bir duygulanm or taya karrz. Gr birinden tekine olan uyum kuraldr, kantlar alglamalar ve duygulanmlar olan bir fonksiyon veya bir nermedir, bu balamda yaanmn fonksiyonudur. rnein, kedilerde, veya k peklerde ortak bir algsal nitelii ve kedileri veya kpekleri bize sevdiren ya da onlardan nefret etmemize neden olan belli bir duy guyu yakalarz: bir grup nesne iin eit eit bir ok nitelik ortaya karlabilir ve, ekici veya itici, ok deiik zne gruplar oluturu labilir (kedi sevenler, ya da kediden nefret edenler "dernei"...), y le ki grler, esasnda bir kavgann veya bir takasn nesnesi olur. Bu, felsefenin, bay Rorty'lerdeki akam yemeinde, ho ya da sal

Prospekder ve Kavramlar

131

drgan sohbet konular salamasn neren, batl demokratik po pler kavrandr. Bylece bu grlerin len masasnda giritii rekabet, o ebedi Atina, bizim hl Yunanl oluumuz deil mi? Fel sefeyi Yunan sitesine tarken bavurulan balca vasf, dostlar meclisi, ikinlik masas ve atan grlerdi. Buna kar, Yunan filzoflarnn durmamacasna doxa'yi sulad, ve onun karsna felsefeye uygun tek bilme olarak episteme'yi kard sylenecek tir. Ama bu kark bir sorundur ve de filozoflar, bilge deil yalnz ca birer dost olduklar iin, doxa'yi terketmede epey zorlanrlar. Doxa kendini u ekilde sunan bir nerme tipidir: algsal-duy gusal bir yaanmlk konumlan verildikte (rnein, len masa sna peynir getiriliyor), birisi bundan katksz bir nitelik kartr (rnein, ar bir koku); ancak bir yandan nitelii soyutlarken, biz zat kendisi ortak bir duygulanm duyan tre-ortak bir zneyle z deleir (peynirden nefret edenler topluluu -bu kimliiyle de pey niri, ounlukla bir baka niteliine bal olarak sevenlerle rekabe te giren topluluk). "Tartma" u halde, soyut algsal niteliin sei mi ve duygulanm tayan tre-ortak znenin gc zerinedir. rnein, peynirden nefret etmek, yaamasn bilen biri gibi yaa maktan uzak dmek mi demektir? Ancak "yaamasn bilme", t re-ortak olarak imrenilecek bir duygulanm mdr? Peyniri sevenle rin ve btn yaamasn bilenlerin, kendilerinin de koktuunu sy lemek gerekmez mi? Meer ki asl kokanlar peynirin dman kii ler olmayagrsn. Bu tpk Hegel'in anlatt ykdeki, "Kocakar, yumurtalarn kokumu" denen satcnn, "Kokumu sensin, ve anandr ve de byk anandr" diye yant vermesi gibidir: gr so yut bir dncedir ve kfr bu soyutlamada etkili bir rol oynar, nk gr zel durumlarn genel fonksiyonlarn ifade eder8. Alglamadan soyut bir nitelik ve duygulanmdan da bir genel g karr: her gr bu balamda siyasal bir kimlik edinmitir. Bu ne denle nice tartma yle szcelenebilir: "ben erkek olarak, btn kadnlarn sadk olmadklar dncesindeyim", "ben kadn olarak erkeklerin birer yalanc olduunu dnyorum". Gr, kendini sk skya kimlikleme formunda kalplayan bir dncedir: bir niteliin algda kimliklenmesi (temaa), bir grubun duygulanmda kimliklenmesi (dnm), bir rakibin baka grup larn ve baka niteliklerin olabilirliinde kimliklenmesi (iletiim). O, doru'nun kimliklenmesine, doas gerei bir "ortodokslua" ait olan bir yaylm ve kstaslar getirir: sylendiinde ait olunan
(8) Soyut dnce ve halkn yargs konusunda, bkz. Hegel'in Kim soyut dnr? balkl ksa metni (Smtliche Werke, XX, s. 445-450).

132

Felsefe Nedir?

grubun gryle uyuan bir gr doru olacaktr. Bunu kimi ya rmalarda pek gzel grmekteyiz: kendi grnz sylemek zorundasnzdr, ama eer yarmaya katlanlarn ounluuyla ayn eyi sylediyseniz "kazanrsnz" (doruyu sylediniz). G r, z iinde ounluun istencidir ve zaten bir ounluk adna konuur. "Paradoksal" kii bile onca gz krpmalar ve kendinden emin budalalklarla kendini ifade ettiinde, herkesin gizli gr n dile getirdii ve bakalarnn sylemeye cesaret edemedii e yin szcln yapt iddiasndadr. Yine de bu, grn salta natndaki ilk admdr henz: gr, kabullenilmi nitelik bir gru bun kurulu koulu olmaktan kp, herkesin edinmek zorunda ol duu nitelik ve duygulanm, algsal ve duygusal modeli bizzat be lirleyen kurulmu grubun imgesi veya "markasndan" bakaca bir ey olmad anda, utkuya erer. O zaman pazarlama bizatihi kav ram olarak ortaya kar: "biz, kavramlatrclar...". letiimin an da bulunuyoruz, ne ki her iyi aile ocuu, ne zaman kendisine bir kk tartma, bir kollokyum, basit bir konuma nerilse kap uzaklara gidiyor. Her konumada didiklenen her zaman felsefenin kaderi oluyor ve felsefece tartmalardan ou, bu nitelikleriyle, peynir zerine yaplan tartmalar, kfrler ve dnyay kavrama atmalar dahil olmak zere, aamyor. letiim felsefesi, altndan kii olarak kapitalistin sinik alglanm ve duygulanmlarnn kt konsenss olarak, liberal bir evrensel grn aray iinde tke niyor.

RNEK XI Bu konumlama hangi ynden Yunanllar ilgilendirmektedir? Platon'dan beri, Yunanllarn henz bilimleri de kapsayan bir bilme olarak felsefeyle, sofistlere ve retorikilere braktklar doxa-gr' birbirine kart kabul ettikleri sk sk sylenir. An cak bunun bylesine kesin basit bir kartlk olmadn ren dik Bilgelerin bilme'sini ne yeniden kurabilen ne de bunu iste yen, ve de yalnzca birer dost olan filozoflar, bilme'ye nasl sa hip olacaklard? Ve gr bir doruluk-deeri kazandna gre nasl olurdu da tmyle sofistlere ait bir ey olurdu?9 stelik, Yunanllarn bilim konusunda olduka ak felsefeyle birbirine karmayan bir fikre sahip olduklar anlalyor: bilim, nedenin, tanmn bilgisiydi, ve daha o zamandan bir tr fonksi
(9) Marcel Detienne, filozoflarn eski bilgelikle kartrlmayan bir bilmeyi ve sofistlerinkiyle kartrlmayan bir gr sahiplendiklerini gsterir; Les matres de vrit dans la Grce archa que (Arkaik Yunan'da Dorunun Ustalar), Maspero Yay., bl. VI., s. 131.

133
yondu. O halde, btn sorun uradayd: tanmlara, bilimsel ve ya mantksal kyaslamann bu ncllerine nasl ulalabilir? Di yalektik araclyla oluyordu bu: yani, belli bir tema zerinde, grler arasndan, darya kard nitelikleri bakmndan en doru grnenlerini, onlar telffuz eden zneler bakmndan da en bilgece olanlarn belirlemeye ynelik bir aratrma. Aris toteles'te bile, olabilecek bilimsel nermeleri belirlemek iin g rlerin diyalektii zorunluydu ve Platon'da "doru gr" bil me'nin ve bilimlerin zorunlu talebiydi. Parmenides de bilme ve gr, kh biri kh teki gibisinden iki ayrk yol eklinde or taya koymuyordu (10). Demokrat olsunlar ya da olmasnlar, Yu nanllar, grler arasnda tarttklar lde, birbirlerine kar ktklar, saf grn esi iinde birbirleriyle rekabete girdik leri lde, bilme ile gr kar karya getirmiyorlard. Filo zoflar, doxa'ya balanp kaldklar iin deil, ama alglardan karlacak nitelii ve duygulanmlardan karlacak tre-ortak zneyi iyi semedikleri iin sofistleri knamaktaydlar, yle ki sofistler, bu yzden, bir grn iindeki "doru" olan eye ula amyorlard: yaanmn deiimlerine tutsak kalmaktaydlar. Filozoflar, bir birey olarak insana kyasla, ya da insan trne k yasla, veya sitenin yasasna (nomos) kyasla (nsan'n g, ya da "her eyin ls" olarak ayr yorumlan) nlerine kan herhangi bir duyulur nitelie takldklar iin sofistleri kna maktaydlar. Ancak onlarn, platoncu filozoflarn, grleri ele melerine imkn verdiini dndkleri, olaanst bir yantla r vard. Belli bir yaanm konumlan iinde Gzel'in amlan gibi olan nitelii semek ve yi'nin esinlendirdii nsan' tre-or tak zne olarak almak gerekiyordu. Grn Doru'ya erimesi iin eylerin gzel iinde amlanmas ve gzelden yararlanan larn iyiden esinlenmesi gerekiyordu. Bu her kta kolay deildi. Felsefeyi deiken yaamn fonksiyonu olarak tanmlayacak olan Doann iindeki gzel ve zihinlerin iindeki iyiydi. Yu nan felsefesi bylece gzelin momenti'dir; gzel ve iyi de gr n doruluk deeri olan fonksiyonlar... Doru gre ulamak iin, alglamay alglanm olann gzelliine (dokunta) ve duy gulanm da iyinin snamasna (dokimos) kadar tamak gereki yordu: doru gr artk ondan sonra deiken ve keyfi gr olmayacak, ama, tpk platoncu byk lemede, len'deki sevgi, Phaidros'taki lgnlk, Phaidon'daki lmde olduu gibi, bizi kavramn unutulmu vatanna ulatracak bir kkensel g r, bir proto-gr olacakt. Bunun tersine duyulurun hibir gzellik tamakszn, yanlsamaya indirgenmi ve akln iyilik(10) Bkz. Heidegger ve Beaufret'nin nl zmlemeleri (Le pome de Parmnide / Parmeni des'in iiri, PUF Yay., s. 31-34).

134
ten yoksun, sradan zevke kaplm bir ekilde kendini gsterdi i yerde, gr kendiliinden sofiste ve yanl olarak kalacakt - belki de peynir, amur, kl... Bununla beraber, doru grn bu tutkulu aran, platoncular k olmayan bir akl yrtme glne, diyaloglarn en hayret vericisi olan Theetetos'da dile gelen gle gtrmez mi? Bilme'nin akn olmas gerekir, g re katlmas ve onu doru klmak iin ondan farkllamas ge rekir, ama gr olarak doru olabilmesi iin de ikin olmas gerekir. Yunan felsefesi, ondan beri kendinde dostluktan, duy gulanmdan bakaca bir ey kalmamakla beraber, aknln yeniden amsamaya hazr bekleyen o eski Bilgelie bal ola rak kalyor yine de. kinlik gerekir, ama bu ikinliin akn bir eye, ideallie ikin olmas gerekir. Gzel ve iyi bizi durmama casna aknla gtrrler. Sanki doru gr, azletmi olduu bir bilme'yi yine de talep etmekteymi gibidir bu. Fenomenoloji de benzeri bir kalkmaya girimez mi yeniden? Zira o da bizi vatanmzmasna (Yeryz ) dnyaya balayan kkensel grlerin arayna kar. Ve o da, bu grlerin de iken ampirik grlerle birbirine karmamas iin, alg ve duygulanm doruluk deerlerine ulasn diye, gzele ve iyiye muhtatr: bu kez sz konusu olan, sanatn iinde gzelin ve ta rihin iinde insanln kurulmasdr. Mantn bilime muhta olmas gibi, fenomenoloji de sanata muhtatr; Erwin Strauss, Merleau-Ponty ya da Maldiney, Czanne ya da in resmine muhtatrlar. Yaanmlk, kavram, psiko-sosyolojik tip olarak ampirik bir gr yapar sadece. u halde yaanmln bir a knsal zneye olan ikinliinin, gr, kuruluuna sanat ve kltrn de katlaca, ve kendisini, bir dostlar topluluu olu turacak tarzda, o znenin yaanmlk iindeki aknlk eylemi olarak ifade eden (iletiim) bir proto-gr yapmas gerekir. Ancak husserlgil aknsal zne, ayrcal, tpk Yunanlnn "Yu nanllatrd" gibi, durmamacasna "Avrupallatrmak" olan, yani psiko-sosyal tipler olarak tutulmu teki kltrlerin snr larn amak olan Avrupal insan gizlemez mi? O zaman, Czanne veya Van Gogh'un bile kaamadklar, pazarlamaclk haline gelmi bir iletiim dnyasnda; alglamalar klielerden, ve duygulanmlar da markalardan ibaret olan sradan Kapita listin, byk Majrn, modern Ulysseus'un basit grne ta nm olmuyor muyuz? Balangta yer alanla ondan kan ey arasndaki ayrm, kendi bana, bizi grn sradan alannn dna karmaya yetmez ve Urdoxa da bizi kavrama kadar ykseltmez. Tpk platoncu akl yrtme glndeki gibi, fe nomenoloji de hibir zaman, bir stn bilgelie, bir "salam bi lime", bizi onlardan vazgemeye ard zamanda olduu ka

135 dar, muhta olmamt. Fenomenoloji, bizi dnya zerinde dn yaya-getirecek alglamalar ve duygulanmlar vermek suretiyle, kavramlarmz yenilemek istiyordu: bebekler ya da insanms lar gibi deil de, proto-grlerini bu dnyann temeli yapacak, hak sahibi varlklar olarak. Ne ki eer onlar reten makineyle savalmazsa algsal veya duygusal klielere kar da saval maz. Balangtaki yaanmla bavurmakla, ikinlii bir z neye ait ikinlik yapmakla, fenomenoloji de, znenin daha o an dan itibaren, sadece yeni alglamalarn ve vaadedilmi duygula nmlarn kliesini karacak grler oluturmasn engelleye miyordu. Kimlikleme formunda ilerlemeye devam edecektik; sanata bavuracaktk, ama sanatsal duygulanm ve alglanm gslemeye muktedir kavramlara ulamakszn... Yunanllar siteleri, fenomenolojiyse batl toplumlarmz araclyla, gr felsefenin koullarndan biriymi gibi varsaymakta hi p hesiz hakldrlar. Ancak felsefe, gr derinletirmek ve ba langta yer alan grler kefetme arac olarak sanata bavur makla, kavrama gtren yolu bulacak mdr, yoksa sanat arac lyla gr tersine evirmek, onu, yerine zellikle kavram geirecek olan sonsuz devinime ykseltmek mi gerekir?

Kavramla fonksiyonun birbirine kartrlmas, felsefece kav ram asndan birok bakmdan ykc sonular dourur. Bilimi, kendisini bilimsel nermede (birinci prospekt) ifade eden baat kavram yapar. Felsefece kavramn yerine, kendisini edimsel ner melerde (ikinci prospekt) ifade eden bir mantksal kavram yerleti rir. Felsefece kavrama, stn bir bilgelik ya da kesin bir bilimle arasndaki dostluuna dayanarak, grn alanndan (nc prospekt) kard kltlm veya yozlatrlm bir pay bra kr. Ne ki kavramn bu sylemsel sistemden hibirinde yeri yok tur. Kavram bilimsel veya mantksal bir fonksiyon olmad gibi yaanmln fonksiyonu da deildir. Kavramlarn fonksiyonlara gre indirgenmezlii, onlar belirlenmemi bir ekilde karlatra cak yerde, bazlarnn gnderimini kuran eyle tekilerin tutarll n meydana getiren ey kyaslandnda kefedilir ancak. eylerin durumlar, nesneler ya da cisimler, yaanmlk durumlar fonksiyonun gnderimlerini olutururlar, oysa ki olaylar kavramn tutarlldr. Olabilecek bir indirgeme asndan dikkate alnmas gereken bu deyimlerdir.

136
RNEK XII

Felsefe Nedir?
Bylesi bir kyaslama, Badiou'nun ada dnce iinde zel likle ilgin bir yer tutan giriimine denk der grnyor. Badi ou yukarya doru kan bir izgi zerinde, fonksiyonlardan kavramlara doru giden bir dizi etmeni aamalandrmay ne rir. Fonksiyonlara olduu kadar kavramlara gre de yanszlat rlm bir temel alr kendine: sonsuza kadar ykseltilebilen B tnlk olarak sunulmu herhangi bir okluk. Btnlk, hi p hesiz okluklar olan, ama "bir yerine saylan''n (cisimler ya da nesneler, konumlanmann birimleri) rejimine tabi tutulmu e lere gtrldnde, birinci sre konumlamm'dr. kinci ola rak, konumlamm durumlar, her zaman iin btnln eleri ne ya da konumlanmn nesnelerine gre arlk gsteren altbtnlklerdir; ancak durumun bu arl, Cantor'da olduu gibi aamal bir dzen iinde sralanmaya izin vermez, o, btn lkler kuramnn gelimesine uygun olarak, bir "ka izgisi" boyunca, "atfedilemez" olandr. Ne ki, konumlanmn hemen hemen eksiksiz hale geliiyle ayn zamanda ve bu kez "farkedil mez" olarak, konumlanm iinde yeniden-sunulmu olmas ge rekir: ka izgisi burada drt figr, tre-ortak fonksiyonlar ola rak her birine uyan "doruluk" retimleriyle drt dm (bilim sel, sanatsal, siyasal ya da doxaci, seven ya da yaanm) olutu rur. Ancak belki de o zaman, konumlanmn ikinlie dn ne, arln akn olan yeni batan devreye sokacak olan, bo lua dnne ulalr: buras, konumlanm iindeki boluun kenarnda duran ve artk birimler deil, ama daha nceki fonk siyonlara baml eler olarak zellikler tayan, olaycl sit'tir. Nihayet olayn kendisi de, bir zellik gibi olmaktan ok, bolu un aknl ya da boluk olarak Doru iinde, olayn kendi sit'inin bulunduu konumlanma aidiyeti konusunda karar veri lemeksizin (kararlatrlmaz olan), sit'e katlan veya ondan kan ayr bir olaslkl nokta halinde ortaya kar (ya da kaybolur). Buna karlk belki de sit zerindeki bir zar atm gibi, olay nite leyen ve onu konumlanmn iine sokan bir mdahale, olay "yapmak" gibisinden bir g vardr. Bunun nedeni olayn, on lardan koullarn alp bu kez kendisi onlara dayatmakla birlik te, daha nceki drt fonksiyondan farkllaan kavram, ya da kavram olarak felsefe oluudur - sanat temelli olarak "iir" ol sun, ve bilim btnlkletirici, ve sevgi de Lacan'n bilind ol sun, siyasa da doxa-gr'ten kurtulakosun -.11 Herhangi bir okluu gsteren yanszlatrlm bir temelden, btnlkten yola karak, Badiou, zerinde fonksiyonlarn ve,

(11)

Alain Badiou, L'tre et l'vnement (Varlk ve Olay) ve Manifeste pour la philosophie (Felsefe Manifestosu) Seuil Yay.. Badiou'nun kuram fazlasyla karmaktr; burada onu ar l de sadeletirmi olduk.

Prospektler ve Kavramlar

137

tekilerin stnde olmak zere kavramn basamaklanaca bir izgi, ok karmak olmakla beraber tek olan bir izgi kartr ortaya: u halde felsefe, fonksiyonlar iinde tre-ortak koullar nn tmln (bilim, iir, siyasa ve sevgi) bulan mutlak kav ram olarak, bo bir aknlk iinde yzer gibidir. Bu, okluun grnts altnda, stn felsefenin eski bir kavranna dn olmuyor mu? Bize yle geliyor ki okluklar kuram herhangi bir okluk varsaymn kaldrmaz (matematik bile btnlklemeci likten yeterince ekti). okluklar, daha batan itibaren en az iki tane, iki tipte olmaldr. kicilik teklikten daha yelenir olduu iin deil; ancak okluk, zellikle ite bu ikisi arasnda cereyan eden eydir. yle olunca, her iki tip besbelli ki birbiri zerinde deil ama birbirinin yannda, biri tekinin karsnda, yz yze ya da srt srta olacaklardr. Fonksiyonlar ve kavramlar, gncel ey durumlar ve gizil olaylar, kendilerini bir gidi izgisi ze rinde paylatrmak yerine, birbiriyle kesien ve birine gre ey lerin durumlarnn olaylar gncelletirdii, tekine greyse olaylarn eylerin durumlarn emdii (ya da daha iyisi tuttuu, yakalad), iki vektre balanrlar.

eylerin durumlar snr (gnderim) tarafndan getirilmi ko ullar altnda gizil kaostan karlar: bunlar, henz cisimler veya eyler deillerse de, gncelliklerdir, birimler veya btnlklerdir. Yrnge-paracklar ya da hz-imler olarak, bamsz deiken ktleleridir. Karmlar dr bunlar. Bu deikenler, koordinatlara girdikleri ve aralarndan birinin tekilerin byk okluuna bal olduu, ya da tersine aralarndan birounun birine bal olduu oranlar uyarnca, bu oranlar iinde ele alndklar lde, zellikle ri belirlerler. eylerin bylesi bir durumuna bir gizil-g ya da bir g ortak edilmi bulunmaktadr (leibnizgil mv2 formlnn ne mi, eylerin durumu iine bir gizil-g sokmasndandr). nk eylerin durumu, hi phesiz, gizil olmaktan km olan, ama ha la onun balang noktasn gsteren ve durum iin dpedz vaz geilmez bant grevi yapan bir uzay da kendisiyle birlikte s rkleyerek, kaotik bir gizillii gncelletirir. rnein, atom ekir deinin gncellii iinde, nkleon kaosa daha bir yakndr ve d zenli olarak yaylan ve yeniden emilen gizil paracklardan bir bu lutla evrilidir; ancak, gncelletirmenin daha ileri bir aamasnda, elektron, nkleer maddenin yeni bir durumunu ortaya karmak zere nkleon zerine karlkl etkime yapan gizil-g halindeki bir fotonla iliki halindedir. eylerin durumunu, iinden geerek i grd ve o olmadan faaliyet ve evrim gsteremeyecei gizil-g

138

Felsefe Nedir?

ten ayrmak mmkn deildir (rnein, kataliz). O, daha nce geo metrik figrlerde de grld gibi, bu gizil-g boyunca rastge lileri, katlmalar, karlmalar ya da hatta yansmalar gsleye bilir; veya deikenler yitirip kazanabilir, zellikleri yeni zellikle rin yanbana kadar yayabilir; ya da kendisini deitiren atallan malar izleyebilir; ya da fazladan deikenlerle, artan sayda boyut lar olan bir aamalar uzayndan geebilir; ya da zellikle, gizil- gle oluturduu alan iindeki cisimleri bireyletirebilir. Bu ilem lerden hibiri tek bana gereklemez, hepsi de "problemler" ku rar. Canlnn ayrcalkl, iinde durumunu gncelletirdii ve be denini bireyletirdii katlm gizilgc yeniden ierden retmek tir. Ancak, her alanda, bir gizilg ya da g araclyla, veya daha iyisi varln srdren eyler durumu iinde bireyletirilmi cisim lerin bln araclyla, eyler durumundan cisme gei temel bir momenti gsterir. Burada karmdan karlkl-etkimeye geilir. Ve nihayet, cisimlerin karlkl-etkimeleri, gncellemelerini yal nzca canlnn iinde tamamlasalar bile, eylerin durumuna balan m ksmi gzlemcilerde zaten kendilerini ifade eden bir duyarll , bir proto-alglanabilirlii ve bir proto-duygulanm koulland rr. Adna "alglama" denilen ey artk bir eyler durumu deil, ama baka bir cisimle devreye sokulmu eyin durumudur ve "duygulanm" da, baka cisimlerin etkisi altnda, gizilg ve g'n art veya azal olarak bu durumdan bir bakasna geitir: bun larn hibiri edilgin deildir, ama her ey, yerekimi bile, karlkl- etkimedir. Bu, Spinoza'nn, eylerin durumu iinde ele alnm ci simler iin "affectio" ve "affectus"'a vermi olduu ve de Whitehe ad'in her eyi, daha baka eylerin "kavran" yaparken, ve bir kavrantan tekine geii de, olumlu ya da olumsuz bir "feeling" klarken yeniden bulduu tanmd. Karlkl-etkime iletiim haline gelir. eylerin durumu ("halk") daha nceki durumu iindeki dn ya tarafndan gncelletirilmi verilerin karmyd, cisimlerse, "zel" durumlarnn yeni cisimler iin eylerin durumlarn yeni batan verdii yeni gncellemelerdir12. Canl-olmadklarnda ve ya daha iyisi organik-olmadklarnda bile, eyler bir yaanmla sahiptirler, nk alglamalar ya da duygulanmlardr. Felsefe kendini bilimle kyasladnda, bazen ona ilikin fazla syla basit bir imge, bilim adamlarn gldren bir imge nerir. Yi ne de, bilim iin bilimsel deerden yoksun bir imge sunma hakkna sahip bile olsa (kavramlar araclyla), felsefe, bilim adamlarnn
(12) Whitehead, Process and Reality, Free Press, s. 22-26.

Prospektler ve Kavramlar

139

en basit giriimleriyle durmadan atklar birtakm had bildirme lerle bir ey kazanamaycaktr. Bylece, felsefe bilimi "tmyle ya plm"a gnderip, Bergson'da ya da fenomenolojide olduu gibi, zellikle de Erwin Strauss'da grdmz zere, "kendini-yapan" kendisine sakladnda, felsefeyi yalnzca basit bir yaanma yak latrma tehlikesiyle karlamyor, ama bilimin de kt bir karika trn sunmu oluyoruz: Paul Klee matematik ve fiziin fonksiyo nellere dalmakla, tamamlanm formu deil bizatihi formasyonu hedef aldn sylerken, hi phesiz daha doru bir bak asna sahiptir 13 . Dahas, felsefece okluklarla bilimsel okluklar, kav ramsal okluklarla fonksiyonel okluklar kyaslandkta, bu sonun cular btnlkler olarak tanmlamak fazlasyla ilkel bir tanmlama olabilir. Btnlklerin, daha nce de grdk, yalnzca snrn gn celletirilmesi olarak yararlar vardr; onlar fonksiyonlara baldr lar yoksa fonksiyonlar onlara bal deildir ve fonksiyon da bili min gerek nesnesidir. lk olarak, fonksiyonlar eylerin durumlarnn fonksiyonlar dr ve bu durumda birinci tipte prospektler olarak bilimsel ner meler kurarlar: kantlar, zerinde zorunlu balantlarn belirleyen egdmlemelerin ve gizil-glendirmelerin eyletikleri bamsz deikenlerdir. kinci olarak, fonksiyonlar, mantksal nermeler kuran eylerin, nesnelerin veya bireylemi cisimlerin/bedenlerin fonksiyonlardr: kantlar, zerinde onlarn yklemlerini belirle yen betimlemelerin (mantksal eyler durumu) eyletikleri, bam sz mantksal atomlar olarak ele alnm tekil terimlerdir. nc olarak da, yaanmlk fonksiyonlarnn kantlar alglamalar ve duygulanmlardr, ve grleri kurarlar (nc tipten prospekt olarak doxa): algladmz ya da bizde duygulanm yaratan her ey zerine grlerimiz vardr, yle ki insan bilimleri engin bir doksoloji gibi dnlebilir - ancak eylerin kendileri, en basit or ganizmann durumunun ve gcnn bal olduu su, karbon ve tuzlar hakknda bir proto-gr edinmesi anlamnda, alglamalar ve duygulanmlar olduu lde de tre-ortak grlerdir. Gizil den eylerin durumlarna ve teki gncelliklere doru inen yol ite byledir: bu yolun zerinde kavramlara deil, fonksiyonlara rast lanr. Bilim kaotik gizillikten, onu gncelletiren, eylerin durumlarna ve cisimlere doru iner; bununla birlikte, dzenlenmi bir gncel sis tem halinde birleme kaygsndan ok, kaostan fazla da uzakla mamak, onu tedirgin eden eyin bir ksmn, arkasnda duran kao
(13) Klee, Theorie de l'art moderne (Modern Sanatn Kuram), Gonthier Yay., s. 48-49.

140

Felsefe Nedir?

sun gizini, gizilin basksn tutup karabilmek iin gizil-gleri eelemek arzusu tarafndan esinlendirilmitir (14). mdi, tam tersine izgi boyunca yukar karsak, eylerin du rumlarndan kalkp gizile gidersek, izgi ayn izgi olmayacaktr, nk karmzdaki gizil ayn gizil deildir (demek oluyor ki, daha ncekiyle birbirine karmakszn, izgiyi aaya doru da katede biliriz). Gizil artk kaotik gizillik deildir, ama tutarllk kazanm olan gizilliktir, kaosu kesen bir ikinlik dzlemi zerinde oluan btnlktr. Olay denilen ey budur, ya da btn olup bitenler iinde onun kendi gncellemesinden kurtulan eyin iindeki pay dr. Olay hi de eylerin durumu deildir, o, eylerin durumu iin de, bir cisim iinde, bir yaanmlk iinde gncelleir, ancak dur madan gncellemesinden kan veya ona eklenen glgeli ve gizli bir paras vardr: eylerin durumunun tersine, ne balar ne de bi ter, ancak tutarllk kazandrd sonsuz devinimi kazanm ya da saklamtr. Gncelden farkl bir gizildir olay, ama artk kaotik ol mayan, kendisini kaostan ekip alan ikinlik dzlemi zerinde tu tarl ya da gerek haline gelmi bir gizildir. Gncel olmakszn ger ek, soyut olmakszn ideal. Sanki eylerin durumunu yukardan seyrettii iin akndr, ama kendi kendisinde ve dzlemin zerin de kendiliinden yukardan seyredebilme yeteneini ona veren ey saf ikinliktir. Akn olan, akn-inisel olan, daha ok iinde gn celletii eylerin durumudur, ancak, bu eylerin durumuna gelin ceye kadar, o, gereklii buna bal olmad iin, gncellemeyen ya da gncellemeye ilgisiz kalan eyin saf ikinliidir. Olay mad desizdir, cisimsizdir, yaanmazdr: o saf yedektir. Olaya en ok n fuz etmi iki dnre, Pguy ve Blanchot'ya baktmzda, biri, bir yanda benim bedenimle, benim kendimle en azndan gizil-g halindeki balant iinde olan, tamamlanm ya da tamamlanma gcne sahip eylerin durumunu; te yandaysa, gerekliinin bile tamamlayamayaca olay, ne kesilen ne de balayan, gelmedii kadar da bitmeyen, benimle ve bedenimin de onunla balants ol mayan olay, sonsuz devinimi ayrmak gerektiini syler - ve teki de bir yanda bizim kendimizin ve bedenimizin, iinden getiimiz eylerin durumunun ve te yandan da iine gmldmz ya da trmandmz olayn, asla balamadan ve bitmeden yeniden bala yan eyin, sonsuz ikinin olduunu syler15.
Bilim yalnzca kaosu dzenleme gereksiniminde deildir, ama onu grmek, ona dokun mak, onu yapmak ister: James Gleick, La thorie du caos, Albin Michel Yay. Gilles Chtelet matematik ve fiziin bir gizil kresinden nasl bir eyler yakalamay altklarn gster mektedir: Les enjeux du mobile. (15) Pguy, Clio, s. 230, 265. Blanchot, L'espace littraire, Gallimard, s. 104,155,160. (14)

Prospektler ve Kavramlar

141

Bir bulut ya da bir akm bile olsa, herhangi bir eyler-durumu boyunca, belli anlarda deikenleri yaltmaya alrz; bir gizilgten balayarak yenilerinin ne zaman devreye girdiini, hangi bamllk ilikileri iine girebildiklerini, hangi tekilliklerden ge tiklerini, hangi eikleri atklarn, hangi atallanmalar kazandkla rn grmeye alrz. eylerin durumunun fonksiyonlarn izeriz: yerel ve genel arasndaki farkllklar, fonksiyonlarn alan iinde kalr (rnein biri dnda btn bamsz deikenlerin elenebile ceinden yola karak). Fizik-matematik, mantk ve yaanmlk arasn daki farkllklar da fonksiyonlara aittir (cisimlerin eylerin durumla rnn gsterdii tekillikler iinde, veya kendileri de tekil terimler olarak, ya da birinden tekine alglama ve duygulanmn tekil eik lerine gre ele alnm olmalarndan yola karak). Her trl kta bir gncel sistem, bir eyler-durumu veya bir fonksiyon alan, iki an arasndaki bir zaman, ya da birok anlar arasndaki zamanlar olarak tanmlanrlar. Bu nedenle, Bergson, ne kadar yaknlatrl m olursa olsun, iki an arasnda her zaman iin zaman bulunur dediinde, henz fonksiyonlarn alanndan km olmaz, sadece oraya bir para yaanmlk dahil eder. Ancak, gizile doru ktmzda, eylerin durumu iinde gn celleen gizillie doru dndmzde, bir noktadan tekine, bir andan teki ana neyin getiini artk aramak zorunda olmadmz bambaka bir gereklik kefederiz, nk bu gereklik olabilecek her trl fonksiyondan taar. Bir bilim adamna atfedilebilecek ta ndk terimleri kullanrsak, olay "bulunduu yer konusunda kayg tamaz ve ne kadar zamandan beri varolduunu bilmek de umu runda deildir", yle ki sanat ve hatta felsefe, onu bilimden daha iyi bir ekilde kavrayabilirler16. ki an arasnda bulunan artk za man deildir, asl olay bir ara-zamanda bulunmaktadr: ara-zaman sonsuzdan gelmez, ama zamandan da gelmez, haline-gelmee ait tir. Ara-zaman, olay hep bir l zamandr, hibir eyin cereyan et medii yerdir, oktan beri sonsuzcasna gemi olan sonsuz bir bekleyitir, bekleyi ve yedektir. Bu l zaman gelen eyin peisra ortaya kmaz, ann ya da rastgeliin zamanyla, ama bir zihinsel sezginin tuhaf ilgisizlii iinde, onu hl gelirken ve hanidir gel mi grdmz bo zamann devasal olarak, birlikte yaar. B tn ara-zamanlar st ste yerleirler, oysa ki zamanlar pepeedir. Her olayn iinde, hep ezamanl, birok ayrk biletirici bulunur, zira bu biletiricilerin her biri bir ara-zamandr, hepsi, ayrdedil mezlik, karar-verilemezlik blgeleri araclyla onlar birbirleriyle
(16) Gleick, La thorie du caos (Kaosun Kuram), s. 236.

142

Felsefe Nedir?

iletiime geiren ara-zamann iindedirler: bunlar deiimlerdir, dalgalanmalardr, 'intermezzi' lerdir, sonsuz bir yeni dzenin te killikleridir. Her olay biletiricisi bir ann iinde ve olay da, bu an larn arasnda geen zamanda gncelleir ya da kendini gerekletirir; ama biletiriciler olarak ara-zamanlardan ve biletirilmi haline-ge li olarak bir olaydan bakaca bir eyi bulunmayan gizilliin iinde hibir ey cereyan etmez. Orada hibir ey cereyan etmez, ancak herey haline-gelir, yle ki olay, zaman gemi olduunda yeniden balama ayrcalna sahiptir (17). Hibir ey cereyan etmez ve yine de her ey deiir, nk haline-geli, yeniden biletiricilerinden gemekte ve telerde bir yerde gncelleen olay, bir baka ana ge tirmektedir hi durmadan. Zaman getiinde ve an gtrdn de, olay getirmek zere her zaman iin bir ara-zaman vardr. Ola y, haline-geliini, ayrlmaz deiimlerini kavrayan bir kavramdr, oysa ki bir fonksiyon, zaman izleyen balantlaryla birlikte, bir eyler-durumunu, bir zaman ve deikenleri yakalar. Kavramn, fonksiyonun sylemsel gcnden farkl bir yineleme gc vardr. Gncel durum fonksiyonlarnn, cisim ve yaanmlk fonksiyonla rnn tersine, kavram, retiliinde ve yeniden-retiliinde bir gizi lin, bir cisimsizin, bir aldrmazn gerekliine sahiptir. Bir kavram atmak, iki yanda da devinim olmakla beraber, iki kta da dn trme ve yaratmalar olmakla beraber, bir fonksiyon izmekle ayn ey deildir: iki ayr okluluk tipi kesiir. Hi phesiz olay yalnzca ayrlmaz deiimlerden yaplma mtr, kendisi de ilerinde gncelletii ya da kendisini gerekle tirdii eylerin-durumundan, cisimlerden ve yaanmlktan ayrl maz. Ama bunun tersi de sylenebilir: eylerin durumu da ayn e kilde, her yandan gncellemesinden tamakta olan olaydan ayr labilir deildir. Fonksiyona gnderimlerini veren gncel eylerin- durumuna inildii lde, kavrama gizil tutarlln veren olaya kadar da kmak gerekir. Bir znenin yaayabildiklerinin tmn den, kendisine ait olan bedenden, kendisininkinden farkl olan be denlerden/cisimlerden ve nesnelerden ve onlar belirleyen eyle rin-durumundan ya da fizik-matematik alandan, bunlara hi ben zemeyen ve sava alann kaplayan bir buu yaylr - sava ve yara y saf bir olayn biletiricileri veya deiimleri olarak anlyoruz ve o sava alannda yalnzca durumlarmz ilgilendiren eye dnk bir im varln koruyor. Devasa bir im olarak felsefe. Olay, g
(17) Ara-zaman konusunda, Groethuysenin, "Zamann birka grnmne dair" balkl ala bildiine youn makalesine bavurulabilir. Recherches philosophiques, V, 1935-1936: "Her olay sanki iinde hibir ey gemeyen zamann iindedir..." Lernet-Holonia'nn romanesk yapt tmyle ara-zamanlarda geer.

Prospektler ve Kavramlar

143

zellikle ya da zorla, eylerin-durumu iinde devreye soktuumuz her kezinde onu gncelletirir ya da gerekletiririz, ama eylerin- durumlarndan kavramn karmak zere onu soyutladmz her kez olay tersine-gerekletiririz. Olayn "amor fati" olarak felsefeden hibir zaman ayrlmam bir vakan vardr: olayla btnlemek, ya da kendi olaylarnn ocuu olmak - "benim yaram benden nce de vard, ben onu ete kemie brndrmek iin dodum"18. Onu olay olarak ete kemie brndrmek iin dodum nk eylerin- durumu ya da yaanm konumluluk olarak onu bedenimden bo altmasn bildim. Felsefenin amor fati'sinden bakaca etik yoktur. Felsefe hep ara-zamandr. Olay tersine-gerekletiren kiidir. Mallarm ona Mim adn veriyordu, nk eylerin-durumunu sa vuturur ve "aynay krmadan srekli bir imyla yetinir"19. By lesi bir mim, yaanml taklit etmedii gibi eylerin-durumunu da yeniden retmez, bir imge vermez, ne ki kavram kurar. Olup- biten eyde fonksiyonu aramaz, ama ondan olay ya da kendini gncellemeye brakmayan eyin payn, kavramn gerekliini karr. Yakman ve kendini savunan, ve mimikler iinde yiten o sah te istenle olup-biteni istemek deil de, olay atmak, onu ortaya karmak, canl kavram iinden onu ekip almak zere, yaknma ve fkeyi olup-bitene kar dndkleri noktaya tamak... Olaya yakr hale-gelmek, felsefenin bakaca amac yoktur ve olay tersi ne-gerekletiren de, zellikle kavramsal kiiliktir. Mim kaypak bir addr. Sonsuz devinimle i gren kavramsal kiilik, odur. Sonsu zun deil de haline-geli'in adna, gemi ve gelecek savalara kar sava, btn lmlere kar can ekimeyi, ve btn yara izleri ne kar yaray talep etmek: kavram yalnzca bu balamda biraraya getirir. Birilerini tekilerden yaltabilmeksizin, gizliliklerden gncel eylerin-durumlarna inilir, eylerin-durumlarndan gizilliklere klr. Ama bylece klan ve inilen ayn izgi deildir: gncelle tirme ve tersine-gerekletirme ayn izginin iki paras deil, iki farkl izgidir. Eer eylerin-durumlarnn bilimsel fonksiyonlarna bal kalnacaksa, fonksiyonlarn gncelletirdikleri bir gizil tara fndan tecrit edilmelerine izin vermedikleri sylenecektir, ne ki bu gizil kendini nce bir yn veya bir sis gibi, ya da hatta bir kaos, kavram iinde dzenlenmi bir olayn gerekliinden ok kaotik bir gizillik gibi sunar. Bu yzden, felsefe ou zaman bilime, basit bir kaosu kavrarm gibi grnr ve ona unu syletir: kaos ile be
(18) Joe Bousquet, Les Capitales, Le erde du livre, s. 103. (19) Mallarm, "Mimiques", Qeuvres, La Pliade, s. 310.

144

Felsefe Nedir?

nim, bilimin arasndakinden bakaca bir seim ansnz bulunmu yor. Gncellik izgisi kaosu kesen bir gnderim dzlemi izer: bu radan, hi phesiz, kendi koordinatlar iindeki gizil olaylar da gncelletiren, ama bunlardan ancak, fonksiyonlarn paras olan, daha imdiden gncelleme yoluna girmi gizil-gleri tutan eyle rin-durumlarn kartr. Bunun tersine, olaylarn felsefece kavram lar dnlecek olursa, bunlarn gizillikleri, bu kez kendisi kaosu kesen ve kaostan ancak tutarll ya da gizilin gerekliini ekip alan bir ikinlik dzlemi zerinde, kaosa gnderir. Fazlasyla yo unluu olan eylerin-durumlarna gelince, bunlar hi phesiz olay tarafndan tutulmu, tersine-gerekletirilmilerdir, ama ikin lik dzlemi zerinde ve olayn iinde, buna ilikin olarak, imlardan bakaca bir ey bulamayz. ki izgi u halde ayrlmaz lar, ama bamszdrlar ve her biri kendi kendisinde tamamlar: bu tpk iki dzlemin onca eitlilik gsteren klflar gibidir. Felsefe bilimden ancak im yoluyla sz edebilir ve bilim de felsefe hakkn da ancak bir younluktan sz aarmasna konuabilir. ki izgi ayrlmazsa da, bu, karlkl yeterlilikleri iinde olur ve, fonksiyon larn kavramlarn kurulmasnda ie kartklar lde, felsefece kavramlar da bilimsel fonksiyonlarn kurulmasnda ie karrlar. Kavramlarn ve fonksiyonlarn, her biri ancak kendi z imknla ryla yaratlm - her durumda bir dzlem, eler, ajanlar belirlen mi - halde, zorunlu olarak kesimeleri, iyice olgunlatklar d nemde olur, yoksa kurulu srecinde deil. Bu nedenle bilim adamlarnn gerekten felsefece aralar olmakszn felsefe yapmala r, ya da filozoflarn gerekten bilimsel aralar olmakszn bilim yapmalar (biz yaptmz iddia etmedik) hep sakncal olmutur. Fonksiyon kavrama uyarlanmad gibi, kavram da fonksiyon zerinde dnmlemez. Kavram ve fonksiyon, her biri kendi iz gisini izleyerek, kesimek zorundadrlar. Riemanngil uzay fonksi yonlar, rnein, felsefeye zg riemanngil bir uzay kavram hak knda bize hibir ey sylemezler: felsefenin onu yaratmaya yatkn oluu lsndedir ki bir fonksiyonun kavramn elde ederiz. Ayn ekilde, irrasyonel say, birinin maksimumu, ya da tekinin mini mumu bulunmayan iki rasyonel dizesinin ortak snr olarak bir fonksiyonla tanmlanr; buna karlk, kavram say dizelerine gn dermez, ama (birbirinin uzants olarak zincirlenecek yerde) bir boluun zerinden doru yeniden-zincirlenen fikir dizelerine gnderir. lm, bamsz deikenlerin fonksiyonu olarak, veya hatta yaanmlk durumu fonksiyonu olarak, bilimsel adan belir lenebilir bir eyler-durumuyla aynlatrlabilir, ama ayn zamanda

Prospektler ve Kavramlar

145

da deiimleri yaamla ortak-yaylan saf bir olay olarak ortaya kar: ok farkl iki grnm Bichat'da buluruz. Goethe, felsefede de ne lde snamalar olabileceini gsteren younlatrma sre leriyle, farkedilmezlik blgeleriyle, k ve glgenin ayrlmaz dei imleriyle, koskoca bir renk kavram kurarken, Newton frekans ya da bamsz deikenlerin fonksiyonunu kurmutu. Eer felsefe kendisiyle ada olan bilime temelli olarak muhtasa, bunun ne deni bilimin hi durmadan kavramlarn olabilirliiyle karlama s, ve de kavramlarn zorunlu olarak bilime dnk imlar; birer r nek de, uyarlamalar da, hatta dnmler de olmayan imlar ta masdr. Bunun tersine kavramlarn da fonksiyonlar, tastamam bi limsel fonksiyonlar var mdr? Bilimin de, bizim inandmz gibi, ayn ekilde ve alabildiine felseye muhta olup olmadn sor mak daha iyi. Ama bu soruya yant verme yetkisi yalnzca bilim adamlarnn.

7. Alglam, Duygulam ve Kavram

Gen adamn tuvaldeki grnts, tuval durduka glmseyecek. u kadn yznde, kann derinin altndaki damarlarda att gr lyor ve rzgr bir dal sallyor, bir grup insan gitmee hazrlan yor. Bir romanda ya da bir filmde, gen adam glmekten vazgee cek, ama falanca sayfaya ya da belli bir ana gidildikte, yeniden g lecek. Sanat saklar ve dnya zerinde kendini saklayan tek eydir. Aslnda, kaidesi ve ta, tuval, kimyasal boya vb. tr malzemele rinden (quid facti?) daha ok dayanmamakla beraber sanat saklar, kendinde kendini saklar (quid juris?). Gen kz bundan be bin yl nce verdii pozu korur, edas da artk onu yaptlatrana baml deildir. Hava, geen yln falanca gnk hareketliliini, esintisini ve n korur ve artk, o sabah onu cierlerine ekenlere baml deildir. Sanatn saklamas, sanayinin eyin kalcln uzatmak amacyla ona bir madde katmas gibi olmaz. ey bandan itibaren "model"inden bamsz hale gelmitir, ama, kendileri de sanat- eyler, o resim havasn soluklayan resim kiilikleri olan, teki olas kiiliklerden de bamszdr. Ve de onu sonradan, eer gleri var sa duyacak olan, gncel seyirci ve dinleyiciden daha az bamsz deildir. Peki yaratc karsndaki konumu nedir? Kendini kendin de saklayan yaratlmn kendiliinden-konumu araclyla, yara tcdan da bamszdr o. Kendini saklayan, ey ya da sanat yapt,

bir duyumlar kitlesidir, yani alglam ve duygulamlarn bir bileimi.


Alglamlar alglamalar deildir artk, onlar duyanlarda ortaya kan bir durumdan bamszdrlar; duygulamlar da artk duygu lar ya da duygulanmlar deildir, onlarn iinden geen kiilerin gcnden taarlar. Duyumlar, alglamlar ve duygulamlar, kendi kendileriyle deer kazanan ve her trl yaanml aan varlk lar'dr. Onlarn insann yokluunda olduklar sylenebilir, nk

Alg lam, Duygulam ve Kavram

147

insan, tata, tuval zerinde ya da szckler boyunca ele alnd ekliyle, kendisi de alglam ve duygulamlarn bir bileimidir. Sanat yapt bir duyum varlndan baka bir ey deildir: kendi kendi sinde varolur. Uyumlar duygulamlardr. Dzenli ya da dzensiz ton veya renk uyumlar, mzik ya da resim duygulamlardr. Rameau uyumla duygulamn aynlnn altn iziyordu. Sanat alglam ve duygulam kitleleri yaratr, ancak yaratmn tek yasas, bileimin kendi bana ayakta durmak zorunda oluudur. Sanatnn, onu tek bana ayakta durdurabilmesi en zor eydir. Varsaylm bir model asndan, yaanm alglamalarn ve duygulanmlarn asndan baktkta, bazen pek ok geometrik benzemezlik, fizik eksiklik, or ganik anomali gerekir, ne ki bu ince hatalar, eer ayakta tutmann (veya oturtmann, ya da yatrmann) isel aralarysa, sanatn zo runluuyla btnleirler. Fiziksel olabilirlikle hibir iliii bulun mayan ve en cambazvari durulara bile ekln dengesindeki g c veren bir resimsel olabilirlik vardr. Buna karlk, sanat olduk lar iddiasndaki nice yapt bir an bile ayakta duramaz. Tek bana ayakta durmak, bir yukars bir de aas olmak, dik durmak de mek deildir (zira evler bile esrik ve yamuk), bu yalnzca yaratl m duyumlar bileiinin kendini kendisinin iinde saklad ey lemdir. Bir anttr, ama ant, tpk Emily Dickinson'n bir iiri gibi, birka belirtici veya birka izgiyle de ayakta durabilir. Duyumun "srekli, dayankl ve hor gren emek"le dolu yllardan da daha bir yetkiyle tanklk etttii, ypranm, ihtiyar bir eein izimi "ne ha rika! iki iziktirmeyle yaplvermi, ama yerinden oynatlmaz te meller zerine oturtulmu (tur)"(1). Mzikteki minr kipi, cambaz vari durularnda bile, mzikiyi salam ve kalc, kendini-sakla yan klmak iin, onu mrsz biletirmelerinden ekip koparmak zere meydan okuduu lde daha temelli bir snavdr. Ses, reti lii ve geliimi iinde olduu kadar ortadan yitii iinde de ayakta durmak zorundadr. Czanne'in, Pissaro ve Monet'ye duyduu hayranln yan sra, izlenimcilerde knad, renklerin optik kar mnn, "mzelerdeki sanat gibi", Rubensteki "kann sreklilii" gibi yeterince "salam ve kalc" bir bileim yapmaa yetmediiydi 2. Bu lfn geliidir, nk Czanne buna, izlenimcilii saklayacak
Edith Wharton, Les metteurs en scnes, 10-18 Yay., s. 263. (Burada, ad san bilinmeyen a da ressamlardan birinin kk bir tablosunu kefettikten sonra resim yapmaktan vazge en akademik ve gzde bir ressam anlatlr: "Bense, yaptlarmdan bir tekini bile yaratma mm, dpedz benimsemiim onlar...") (2) Conversations avec Czanne (Czanne'la Konumalar), Macula Yay (Gasquet), s. 121. (1)

148
bir ey eklemez, baka bir salamlk, baka dayanaklar ve baka kitleler arar. Bu duyum varlklarn yaratmada, uyuturucularn sanatya yardm edip etmedii, bunlarn da isel aralardan saylp saylma yaca, bizi gerekten de "alglamann kaplarna" gtrp gtr medikleri, bizi alglam ve duygulamlara teslim edip etmedikleri sorusu, uyuturucu altnda gerekleen bileimlerin ounlukla olaanst dayanksz, kendilerini saklamaktan aciz, kendilerini yaptklar ya da onlara bakld anda kendilerini bozan eyler ol duklar lde, genel bir yant bulacaktr. ocuk resimlerine de hayran olabilir, ya da daha dorusu, bunlar karsnda heyecanla nabiliriz; ayakta durabildikleri pek enderdir ve ancak uzun sre seyredilmedikleri takdirde Klee'yi ya da Miro'yu andrrlar. Tersi ne, delilerin resimleri ounluk ayakta durur, ama tk tk olma lar ve bolua yer brakmamalar kouluyla... Oysa ki kitleler hava deliklerine ve bolua muhtatrlar, zira boluk bile duyumdur, her duyum kendini kendi-kendisiyle olutururken bolukla birlikte oluturur, her ey topran zerinde ve havada durur ve boluu saklar, kendi-kendisini saklarken boluun iinde kendisini saklar. Bir tuval, hatta havann bile iinden geemeyecei kertede, batan aa doldurulmu olabilir, o, inli ressamn dedii gibi, ancak, eer yine de atlarn srayabilecei yeterli boluu (dzlemlerin farkllyla bile olsa) saklyorsa bir sanat yaptdr 3. Duyumlarla resim, yontu, beste yaplr, yaz yazlr. Duyumlar resmedilir, yontulur, bestelenir, yazlr. Alglamlar olarak duyum lar bir nesneye gnderen (gnderim) alglamalar deildir: herhangi bir eye benziyorlarsa, bu onlarn kendi z olanaklaryla rettikleri trden bir benzerliktir ve tuval zerindeki glmseme yalnzca renklerden, hatlardan, glge ve ktan yaplmtr. Benzerliin sa nat yaptyla ili dllnn nedeni, duyumun yalnzca onun mal zemesine uymasndandr: benzerlik bizatihi malzemenin alglam ve duygulamdr, yalboyann glmsemesi, pimi topran eda s, madenin atlm, roman tarznda yontulmu tan melmilii ve gotik tarzda ilenmi tan ykselmiliidir. Ve malzeme, her durumda ylesine eitlidir ki (tuvalin taycs, fralarn kullan cs, tpteki boya), aslnda, duyumum nerede bittiini, nerede ba ladn sylemek zordur; tuvalin hazrlan, frann klnn brak t iz ve bunlarn berisinde daha baka birok ey, elbette duyu mun paralandr. Duyum, kalclk yeteneine sahip bir malzeme
(3) Franois Cheng, Vide et Plein (Bo ve Dolu), Seuil Yay., s. 63 (Ressam Huang Pin-Hungdan aktarm).

Alglam, Duygulam ve Kavram

149

olmakszn ve zaman, ne kadar ksa olursa olsun bir sre olarak dnldkte, kendisini nasl saklayabilir; malzeme dzleminin kar durulmaz bir ekilde nasl ykseldiini, duyumlarn bileim dzlemini bile, berikinin paras yapacak veya ondan ayrlmaz k lacak lde nasl istila ettiini ilerde greceiz. Bu balamda, res samn, "tpten skld gibi yakalanm renkle, frann klarnn pepeeymi gibi iziyle", suyun mavisiyle deil ama "sv boyann bir mavisi" olan u maviyle ressam ve yalnzca bir ressam olduu sylenir. Ve yine de duyum malzemeyle ayn ey deildir, en azn dan buna hakk yoktur. Hak olarak kendini saklayan ey, yalnzca olgusal koulu kuran malzeme deil, ama, bu koul yerine getiril dii srece (tuval, renk ya da ta, toz olup gitmedii srece), kendi- kendisinde kendini saklayan ey, alglam ya da duygulamdr. Mal zemenin kalcl birka saniyelik bile olsa, bu ksa sreyle birlikte varolan sonsuzluk iinde, duyuma, varolmak ve kendi-kendisinde kendini saklamak gcn verecektir. Malzemenin kalcl srd nce, duyum bizatihi bu anlarn iindeki bir sonsuzluktan yarar lanr. Malzeme tmyle duyumun, alglamn ya da duygulamn iine gemeden, duyum da malzemenin iinde gerekleemez. B tn madde anlaml hale gelir. Madensel olan, billurumsu, yorul mu, vb. olan duygulamdr ve duyum, Czanne'in dedii gibi, renkli deildir, renklendirendir. Bu yzden ressamdan bakaca bir ey olmayan kii ayn zamanda ressamdan da fazla bir eydir, n k, benzerlii deil, ama "resimdeki suyu doaya" geri veren "ezi yet edilmi iein, hanerlenmi, srlm, ezilmi manzarann" katksz duyumunu "nmze, sabit duran tuvalin nne getirir".4 Bir malzemeden tekine, tpk kemandan piyanoya, ince fra dan kalnna, yalboyadan pastele geildii gibi, ancak duyumla rn bileimi buna zorlad lde geilir. Ve bir sanatnn bilime kar ilgisi ne kadar gl olursa olsun, bir duyumlar bileimi, izle nimcilerin "optik karm"larnn yetkinlikle tanklk ettii zere, bi limin eylerin durumlar iinde belirledii malzemenin "karmla ryla" asla birbirine kartrlamaz. Sanatn, malzemenin olanaklar iinde hedefi, alglam nesne alglamalarndan ve alglayan bir znenin durumlarndan, duygu lam da bir durumdan tekine gei olarak duygulanmlardan e kip almaktr. Bir duyumlar kitlesinden, katksz bir duyum varl
(4) Artaud, Van Gogh, le suicide de la socit (Van Gogh, Toplumun ntihar), Gallimard, Paule Thevenin Yay., s. 74, 82: "Ressam ve yalnzca ressam olarak Van Gogh saf resmin olanakla rn benimsedi ve onlarn tesine gemedi... ama harikulade olan odur ki bu ressamdan baka bir ey olmayan ressam... ayn zamanda da doutan-ressam olanlar arasnda, bize, resimle iimiz olduunu en ok unutturand..."

150

Felsefe Nedir?

kartmaktr. Bunun iin, her yaptn sahibine gre deien ve yaptn paras olan bir yntem gerekir: varlk olarak duyum aray ile farkl uygulamalar icat eden Pessoa ile Proust'u kyaslamak yeterlidir(5). Bu balamda yazarlar ressamlardan, mzisyenlerden, mimarlardan daha baka bir konumlanma iinde deillerdir. Ya zarlarn zel malzemesi, szckler ve szdizimi, yaptn iinde kar durulmaz bir ekilde ykselen ve duyuma geen yaratlm szdizimidir. Yaanm alglamalardan kmak iin, yalnzca eski alg lamalar biraraya getiren bellek yeterli olmad gibi, imdiki hali saklayan etmen olarak bellee-vuruu da ekleyen istensiz bir bel lek de yeterli olamaz. Bellek sanatta pek az ie karr (Proust'ta bi le ve zellikle onda). Her sanat yaptnn bir ant olduu dorudur, ama buradaki ant bir gemii anan ey deildir, kendi z saklan larn yalnzca kendi-kendilerine borlu olan ve olaya onu kutlayan bileimi veren bir mevcut duyumlar kitlesidir. Antn eylemi anm sama deil, uydurmadr. ocukluk anlaryla yazlmaz, ama imdi ki zamann ocuk-haline-gelileri olan ocukluk kitleleri aracly la yazlr. Mzik bunlarla doludur. Burada bellee deil, ama belle in iinde bulunmayan, ancak szcklerde, seslerde tanan, kar mak bir malzemeye gerek vardr : "Bellek, senden nefret ediyo rum." Alglam veya duygulama ancak zerk ve yeterli, onlar du yanlara ya da duymu olanlara artk hibir borcu olmayan vatlklar olarak ulalr: asla yaanmam olduu, yaanmad, yaanmaya ca haliyle Combray, katedral ya da ant olarak Combray. Ve yntemler, yalnz sanatlarda deil ama bir sanatdan te kine de ok farkllk gsterseler bile, yine de byk antsal tipleri, ya da duyum bileimlerinin "deiiklikleri"ni, zellikleriyle belirle mek mmkndr: basit duyumun (ama o ayn zamanda kalc ve bileiktir, nk kar veya iner, kurucu bir dzey fark ierir, zi hinsel olmaktan ok sinirsel bir grnmez ba izler) zelliini be lirleyen titreim; kucaklama ya da gs-gselik (iki duyum "erke lerden baka bir eyden ibaret olmayan bir gs-gselik iin de, onca skca kaynaarak birbiri iinde tnladklarnda); ekilme, blnme, genleme (bunun tersine, iki duyum birbirinden uzaklat nda ve yeniden ancak, aralarna veya ilerine bir ke gibi, hem alabildiine youn hem de alabildiine hafif olduu iin mesafe arttka her yne yaylan ve artk hibir dayanaa gereksinmeyen bir kitle oluturan bir ke gibi gmlen k, hava ya da boluk ta(5) Jos Gil, zellikle "Denizin arksnda, Pessoa'nn yaanm alglardan kalkarak kavram retme yntemlerini inceler (Fernando Pessoa ou la mtaphysique des sensations / Fernando Pessoa ya da Duyumlarn Metafizii, Diffrence Yay., bl. II).

Alglam, Duygulam ve Kavram

151

rafndan bir araya getirilmek zere, birbirinden zldnde). Duyumu titretirmek - duyumu iftletirmek - duyumu amak ve ya yarmak, boaltmak. Gl ve zayf vurgularnn, knt ve bo luklarnn dzeni boyunca titreen ta, mermer ya da maden du yumlaryla, bir gruptan tekine ve ayn bir grubun iindeki byk boluklar dzenlerken, yontann ya da yontulmu olann k m yoksa hava m olduu anlalmayan yontuculuk, bu tipleri hemen hemen katksz bir durumda sunar. Roman kendisini sk sk alglama ykseltti: krn alglanmas deil, ama Hardy'deki alglam olarak kr; Melville'in okyanussal al glamlar, Virginia Woolf'taki kentsel alglamlar, ya da aynann al glamlar. Manzara grr. Genel olarak, hangi byk yazar bir g nn iindeki saati, bir ann ssnn derecesini kendiliinde sakla yan o duyum varlklarn yaratmamtr ki (Faulkner'n tepeleri, Tolstoy'un veya ehov'un bozkr)? Alglam, insandan nceki, in sann yokluundaki manzaradr. Ne ki btn bu klarda, manzara kiiliklerin varsaylm alglamalarndan ve, onlar araclyla da, yazarn alglamalarndan ve anlarndan bamsz olmadna gre, bunu sylemek niye? Ve kent, nasl insansz veya ondan nce ola bilir, ayna, onda kendini seyretmese bile ona yansyan ihtiyar ka dn olmadan nasl olabilirdi? Czanne'in (pek ok kez yorumlan m) enigmasdr bu: "insan yok, ama btnyle manzarann iin de". Kiilikler, ancak ve ancak, alglamadklar, ama manzaraya gemi olduklar ve kendileri de duyumlar bileiminin paras ol duklar iin varolabilirler ve yazar onlar yaratabilir. Denize ilikin alglamalar elbette Ahab'n alglamalardr, ne ki yalnzca, Mobby Dick ile, onu balina haline getiren ve artk hi kimseye gereksinme yen bir duyumlar bileimi - ki bu Okyanus'tur - oluturan bir iliki iine girmi olduu iin onda bu alglamalar olmaktadr. Bayan Dalloway, "her eyin iinden geen bir bak" gibi, kentin iinden gemi olduu iin onu alglar ve kendisi de alglanmaz hale gelir. Duygulamlar ite asl, insann bu insans olmayan haline-gelileridir, tp k alglamlarn (kent dahil) doann insans olmayan manzaralar ol mas gibi. "Geen dnyann bir dakikas var", bu dakikay "onun kendisi haline gelmek" sizin saklayamayz, der Czanne.6
(6) Czanne, a g y, s. 113. Bkz. Erwin Straus, Du sens des sens (Anlamlarn Anlam zerine) Millon Yay., s. 519: "Grkemli manzaralarn hepsinin de gnln gzn gerektiren bir yan vardr. Gr denen ey grnmezin grnr hale gelmesidir... Manzara grnmezdir, n k biz onu fethettike iinde yitip gideriz. Manzaraya ulaabilmek iin, her trl zamansal, uzaysa], nesnel belirlemeyi elden geldiince feda etmemiz gerekir; ancak bu terkedi yal nzca hedefimizi vurmaz, ayn lde bizim kendimizi de etkiler. Manzarann iindeyken, ta rihsel varlklar, yani bizatihi kendileri de nesnelletirilebilir varlklar olmaktan karz.

152

Felsefe Nedir?

Dnyann iinde deiliz, dnya ile birlikte haline-geliyoruz, onu temaa ederek haline-geliyoruz. Her ey grdr (vizyon), haline- gelitir. Evren haline-geliyoruz. Hayvan, bitki haline-geliler, mole kl haline-geli, sfr haline-geli. Kleist hi phe yok ki duygu lamlar en fazla kullanarak yaz yazan kiiydi, onlardan ta veya si lahmlar gibi yararlanr, onlar ani donularn ya da sonsuz hzla nlarn haline-gelileri, Penthsile'nin kpek-haline-gelii ve say rk alglamlarnda yakalar. Btn sanatlar iin dorudur bu: Messiaen'in dedii gibi, mzik, ayn bir duyum varl iinde moleklsel ve kozmik olan, yldzlar, atomlar ve kular bir araya getirerek, "melodik manzaralar" ve "ritmik kiilikleri" boyunca ne tuhaf hali ne-geliler boaltmaktadr zincirlerinden? Bir ayiei haline-gelie kaplm Van Gogh'un kafasnda dolaan nasl bir terrdr? Yaan m alglardan alglam'a, yaanm duygulanmlardan duygulam'a ykselmek iin her kezinde tarz -bir yazarn szdizimi, bir mzis yenin ton ve ritimleri, bir ressamn izgi ve renkleri- gerekir. Roman sanat zerinde srarla duruyoruz, nk bir yanl an lamann kaynan oluturuyor: pekok kii alglar ve duygula nmlaryla, anlar veya biriktirdikleriyle, yolculuklar ve fantazma laryla, ocuklar ve ana-babalaryla, rastlayabilecei ilgin kiilik lerle ve de zellikle ille de kendi ilgin kiiliiyle (kim deil ki?), nihayet her eyi eklemlemek zere kendi grleriyle, bir roman yazlabileceini dnr. Yeri geldikte, yalnzca kendi yaamlarn anlatm olan byk yazarlar, Thomas Wolfe ya da Miller anmsa tlr. Genellikle de, iinde oka kmldanlan, ama ancak kendi kendisinde bulunabilen bir baba aray peinde kmldanlan, ya mal boha yaptlar elde edilir: gazetecinin yazd roman. Gerek anlamda sanatkrca yaplm her trl alma dnda, hibir ey den yoksun braklmamzdr. Genelde iletmenin glkleri ze rinde ykselen gr bir kez daha retmek iin, grlebilecek ac maszl da, iinden geilmi olan umutsuzluu da fazla deitir mee gerek yoktur. Rossellini bu noktada sanattan vazgemek iin bir neden bile bulur: sanat, acmasz ve yaknmac, alar-gezer ve memnun ocuklukla acmaszln, ikisi birden ve ayn zamanda kendisini istila etmesine fazlasyla izin vermiti, yle ki ondan vaz gemek daha iyiydi.7 En ilginci de Rossellini ayn igali resimde de saptyordu. Ama yaanmla bu eliiklii srdrmekten vaz
Manzaraya ilikin belleimiz yoktur, manzarann iindeyken kendimize ilikin belliimiz de yoktur. Gpegndz ve gzmz ak olarak d kurarz. Nesnel dnyadan saklandmz gibi kendi kendimizden de saklanmzdr. Hissetmek budur." (7) Rossellini, Le cinma rvl, Etoile Yay., s. 80-82.

Alglam, Duygulam ve Kavram

153

gemeyen ncelikle edebiyattr. Byk bir gzlemleme yeteneine ve epey bir hayal gcne bile sahip olunabilir: ama acaba alglarla, duygulanmlarla ve grlerle yazmak mmkn mdr? En az otobiyografik romanlarda bile bir dolu kiiliin grlerinin att , kesitii grlr; her gr, toplumsal konumlanna ve birey sel servenlerine uygun olarak, bunlardan her birinin alglarnn ve duygulanmlarnn fonksiyonudur, romann btn yazarn gr n yanstacak olan geni bir akn iinde ele alnmtr, ama bu gr romann kiiliklerine geirilmek zere ya blnmtr, ya da okur kendi gr yapsn diye gizlenmektedir: Bakhtine'in b yk roman kuram byle balar hatta (bereket versin Bakhtine ora da kalmaz, bu aslnda romann "parodik" temelidir...). Yaratc uydurunun, glendirilmi olsa da bir an, ya da bir fantazmayla hibir ilikisi yoktur. Aslnda, romanc da iinde ol mak zere, sanat, yaanmln algsal durumlarndan ve duy gusal geilerinden taar. O bir uz-grendir, bir haline-gelendir. Bir glge olduuna gre, bana gelmi olan, ya da hayal ettii eyi nasl anlatacaktr ki? Yaamn iinde fazla byk bir ey, ayn za manda fazlasyla kabullenilmez bir ey, ve yaam tehdit eden ey le birlikte yaamn kskalarn grmtr o, yle ki alglad doa paras, ya da kentin semtleri ve buralarda yaayanlar, onlar ze rinden kendilerinden bakaca nesnesi de znesi de bulunmayan yaanm alglar, bir tr kbizm iinde, bir tr ezamanllk, i k veya tan aarts, koyu krmz ya da mavi iinde parampara ederek, ite-bu yaamn, ite-bu ann alglamlarn meydana getiren bir grye eriirler. Giacometti, "tarz diye, zaman ve mekan iinde durdurulmu bu grlere denir" diyordu... Sz konusu olan, her zaman, yaam tutsak olduu yerde zgrle kavuturmak, ya da sonu belirsiz bir kavga iinde bunu denemektir. Lawrence'de kirpi nin, Kafka'da kstebein lmleri, hemen hemen kabul edilmez ro mana eylemleridir; ve bazen de yere uzanmak gerekir, tpk "mo tife, yani alglama erimek iin ressamn da yapt gibi. Alglam lar teleskopik veya mikroskopik olabilirler, sanki hibir yaanm algnn eriemeyecei bir yaam tarafndan iirilmicesine, kiilik lere ve manzaralara devasa boyutlar verirler. Budur Balzac'n b ykl. Yaratt kiiliklerin sradan olup olmamalar fazla nemli deildir: tpk Bouvard ve Pcuchet gibi, Bloom ve Molly, Mercier ve Camier gibi, olduklar gibi kalmay srdrmekteyken, birer dev haline-gelirler. Sradanlklar, hatta budalalklar veya alaklklar l snde, basit deil (hibir zaman basit deillerdir), ama devasa hale-gelebilirler. Cceler ve sakatlar bile yapabilirler bu ii: her uy

154

Felsefe Nedir?

duru devler retmektir.8 Sradan ya da etkileyici, bu kiilikler ya ayabilirdirler veya yaam olmak iin fazlasyla canldrlar. Tho mas Wolfe babasndan bir dev kartr, Miller de, kentten, kara bir gezegen... Wolfe, eski Catawha'nn insanlarn ahmaka grleri ve tartma saplantlarndan beriye betimleyebilir; aslnda yapt ey, onlarn yalnzlklarnn, llerinin, ebedi topraklarnn ve unu tulmu, farkedilmemi yaamlarnn gizli antn dikmektir. Faulk ner da yle barabilir: hey Yoknapatawpha'nn insanlar... Antsal romancnn kendisinin de yaanmtan "esinlendii" sylenir ve bu dorudur; Monsieur de Charlus Montesquiou'ya ok benzer, ama Montesquiou ile Monsieur de Charlus arasnda, iyice dnldk te, havlayan hayvan-kpekle, gkyzndeki Kpek takmyldz arasndaki kadar bir iliki vardr aa yukar. Dnyann bir ann nasl kalc klmal ya da onu kendisi tara fndan nasl var etmeli? Virginia Woolf yaz iin olduu kadar re sim ya da mzik iin de geerli bir yant veriyor: "Her atomu do yum noktasna getirmek", gndelik ve yaanm alglarmza yap an her eyi, sradan romancnn gdasn oluturan her eyi "Atk, l ve gereksiz olan her eyi elemek", yalnzca bize bir alglam ve ren doygunluu saklamak, "Samay, olaylar, pislii, ama saydam lk iinde ilenmi olarak, ann iine almak", "Oraya her eyi koy mak ve yine de doyum noktasna getirmek"(9). "Kutsal kaynak" olarak alglama ulam olmak uruna, Yaam yaayann ya da Yaayan yaanmn iinde grm olmak uruna, romanc ya da ressam, gzleri kzarm, nefesi kesilmi bir halde dnp gelir. On lar birer atlettir: birok yazar, sporu sanat ve yaam gelitiren bir ara gibi grmekten yana olsalar bile, aslnda bedenlerini bir iyi gelitirmi ve yaanml beslemi atletler deil, ama daha ok "oru ampiyonu" ya da yzmesini bilmeyen "Byk yzc" ti pinden tuhaf atletlerdir. Yani, organik veya kassal bir Atletizm de il, ama, bunun inorganik ikizi olacak "bir duygusal atletizm", ken disinin olmayan glerden bakasna dayanmayan bir haline-geli atletizmi, "plastik hayalet" (10). Bu bakmdan sanatlar da tpk filo zoflar gibidir, ou kez ok kmen, krlgan bir salklar vardr, ama bunun nedeni sayrlklar veya nevrozlar deildir, bunun ne deni yaamn iinde her kim iin olursa olsun fazlasyla kocaman
Bergson, Ahlak ve Dinin ki Kayna'nn II. blmnde, uyduruculuu, imgelemden ok farkl ve, "yar-kiiliksel gler veya etkin mevcudiyetler" olarak tanrlar ve devler yarat maktan ibaret bir grsel yeti olarak zmler. Bu yeti nce dinlerde i grr, ama sanat ve edebiyatta da zgrce geliir. (9) Virginia Woolf, Bir Yazarn Gnl. (10) Artaud, Tiyatro ve kizi (YKY, Kazm Takent Klasik Yaptlar dizisi). (8)

Alglam, Duygulam ve Kavram

155

bir eyi, onlar iin fazlasyla kocaman bir eyi grm olmalar ve bu eyin onlarn zerine lmn gizli iaretini koymu olmasdr. Ne ki bu bir ey, ayn zamanda da yaanmn sayrlklar iinde onlar yaatan kaynak ya da nefestir (Nietzsche'nin salk adn verdii ey). "Belki bir gn sanatn olmadn, yalnzca tbbn ol duunu reneceiz..." (11). Duygulam da duygulanmalar en azndan alglamn alglar atnca aar. Alglam, yaanm bir durumdan bir bakasna gei deil, ama insann insanca olmayan haline-geliidir. Ahab Moby Dick'i taklit etmez, Penthsile kpeklik "yapmaz": bu bir taklit, se vimli bulma, hatta imgesel bir zdeleme de deildir. Benzerlik olmakla beraber, benzerlik de deildir bu. Ne ki aslnda bu, yalnz ca retilmi bir benzerliktir. Benzerlii bulunmayan iki duyumun kucaklamas iinde, ya da tersine, ayn bir yansmada her ikisini de yakalayan bir n uzakla iinde, ar bir yaknlktr daha ok. Andr Dhtel kahramanlarn aa haline-geli veya kadife i ei haline-geli gibi, tuhaf bitkisel hale-geliler iine sokmay ba armtr: bu, biri tekine dnt iin deil, ama bir ey birin den tekine getii iin, der12. Bu bir ey, duyum olmann dnda baka trl belirlenebilemez. Bu, sanki eyler, hayvanlar ve insan lar (Ahab ve Moby Dick, Penthsile ve dii kpek) her durumda, onlarn doal farkllamlarndan hemen nce gelen ve bununla be raber sonsuzda duran o noktaya erimilermi gibi, bir belirsizlik, farkedilmezlik blgesidir. Duygulam ad verilen ey budur. Pierre ya da kaypaklklar'da, Pierre artk kendisini vey kz kardei Isabel le'den ayramaz olduu ve kadn haline-geldii blgeye ular. Yal nzca yaam canllarn dnp durduu bylesi blgeler yaratr, ve yalnzca sanat ortak-yaratm giriimi iinde oraya ulaabilir ve da labilir. Bunun nedeni, bir Rodin yontusundaki gibi, malzeme du yumun iine getii andan itibaren, sanatn kendisinin de bu belir sizlik blgeleriyle yaamasdr. Kitlelerdir bunlar. Resim, insan ve hayvan biimlerinin benzerliini belirterek bize bunlardaki deii mi gsterecek olan izerin ustalndan daha baka bir eye gerek sinir: tersine, biimleri eritebilecek ve, bir ey ayrdedilmezlikleri nin utkusu veya antymasna ykseldii iin, kimin hayvan ki min insan olduununun artk bilinmedii, ylesi bir blgenin varl n dayatabilecek bir temelin gc gerekir; Goya veya hatta Dau
(11) Le Clzio, HAI, Flammarion Yay., s. 7 ("ben bir Yerliyim"... msr yetitirmesini ya da aatan bir kano yontmasn bilmesem bile...). Tannm bir metninde, Michaux sanata z g "salk'tan sz ediyordu: "Mes propritsye sonsz, La nuit remue, Gallimard, s. 193. (12) Andr Dhtel, Terre it mmoire, Universitaire Yay., s. 225-226.

156
mier, Redon byledir. Sanat, her yerde yaamn ilkel bataklklar n yaratan bylesine byk bir giriim iin gerekli szdizimsel ya da plastik malzemeleri ve yntemleri yaratmak zorundadr (Go ya'nn ofort ve akuatinta kullanmas gibi). phe yok ki duygulam, benzerlik terimleriyle sylersek, sanki uygar olann altnda hay vans ya da ilkel bir insan bulunurmu gibi, kaynaklara doru bir dn gerekletirmez. Kendini trlerin, cinslerin (sekslerin), d zenlerin ve hkmranlklarn farkllamndan gizleyen ekvator ve buzul blgeleri, halen uygarlmzn lman ortamlarnda etkili ol makta ve gelimekteler. Burada ve imdi, szkonusu olan yalnzca biziz; ama bizde hayvans olan, bitkisel, madensel ya da insans olan artk ayrk deildir -bizim, orada tuhaf bir ekilde ayrdedi bakmndan kazanmamza ramen. Maksimum belirleme bu kom uluk kitlesinden kar bir imek gibi. Grler, yaanmln fonksiyonlar olduu iindir ki, duy gulanmlarn belli bir bilgisine sahip olduklar savndadrlar. Onlar insann tutkular ve bu tutkularn sonsuzluu zerinde ustalarlar. Ancak, Bergson'un da iaret ettii gibi, grn duygusal durum lar iyi tanmad ve bir araya getirilmeyecek veya ayrlmayacak eyleri bir araya getirip ayrd izlenimini alrz13. Psikanalizin yapt gibi, snflandrlm duygulanmlara yasaklanm nesneler vermek, ya da belirsizlik blgelerinin yerine basit farkl-deerler geirmek bile yetmez. Byk bir romana her eyden nce bilinme yen veya az bilinen duygulamlar icat eden ve onlar tpk kiilikle rinin haline-gelii gibi dnyaya getiren bir sanatdr: Chrtien de Troyes'un romanlarndaki valyelerin k durumlarndan ( valyeliin olas bir kavramyla ilikili olarak), Mme de Lafayette'te devle birbirine karan hemen hemen katatonik "dinlenme" du rumlarndan (bir kietizm kavramyla ilikili olarak)..., duygulanm lar ynnden fakir olduklar lde daha bir gsterili duygulam lar olarak, Beckett'in durumlarna kadar... Zola okurlarna; "dikkat edin, kahramanlarmn duyduu ey pimanlk deildir" diye tel kinde bulunduunda, bunda bir fizyolojist tezin ifadesini deil, ama natralizm iindeki kiiliklerin, Sradan-insann, Sapknn, Hayvann yaratlmasyla birlikte ykselen yeni duygulamlarn da tmn grmemiz gerekir (ve Zola'nn igd dedii ey de bir hayvan-haline-geli'ten ayrlmaz). Emily Bronte Heathcliff ile Cat herine'i birletiren ba izdii zaman, tpk iki kurt arasndaki dostluk gibi, zellikle akla kartrlmamas gereken iddetli bir duygulam icat eder. Proust onca kl krk yararak kskanl be
(13) Bergson, Dnce ve Devingen.

Alglam, Duygulam ve Kavram

157

timlermi gibi grndnde, grn duygulanmlarn iinde bulunduunu varsayd ve kskanln akn mutsuz bir sonucu olmasn gerektiren dzenini durmadan ykt iin, bir duygulam icat eder: ona gre, tersine, kskanlk sonutur, son duraktr, ve, sevmek gerekiyorsa, bu kskanabilmek iindir; burada kskanlk iaretlerin anlam, semioloji olarak duygulamdr. Claude Simon toprak-kadnn mucizevi edilgin akn betimlediinde, kilden bir duygulam yontar, unu diyebilir: "bu benim annemdir", ve bunu o syledii iin biz ona inanrz, ama duyuma aktard bir annedir, ve ona ylesine zgn bir ant dikmitir ki artk onun ilikisi gerek olu ile deil, ama daha uzaklarda, yaratmann bir baka kahrama nyla, Faulkner'n Eula'syladr. Bir yazardan tekine, byk yarat c duygulamlar, deien, titreen, kucaklaan veya atlayan duyum bileikleri iinde, ite bu ekilde birbirlerine zincirlenebilir veya birbirlerinden kabilirler: sanatnn bir izleyici kitlesiyle olan ili kisini, ayn sanatnn yaptlar arasndaki ilikileri, ya da hatta sa natlarn kendi aralarndaki olas bir yaknl gsterenler bu du yum varlklardr14. Sanat dnyaya her zaman yeni deiiklikler katar. Duyum varlklar deiikliklerdir, tpk kavram varlklarnn deiimler ve fonksiyon varlklarnn da, deikenler olmas gibi. Her sanat iin sylenmesi gereken udur: sanat, bize verdii alglamlar veya grlerle balantl olarak duygulamlarn gsteri cisi, duygulamlarn mucidi, duygulamlarn yaratcsdr. Onlar yalnzca kendi yaptnda yaratmaz, onlar bize verir ve bizim on larla birlikte haline-gelmemizi salar, bileiin iine alr bizi. Van Gogh'un ayiekleri birer haline-gelitir, tpk Drer'in dikenleri ya da Bonnard'n mimozalar gibi. Redon bir tabasksn yle adlan dryordu: "Belki de iekte denenmi bir ilk gr vard iek g rr. Terr dpedz: "Odann penceresinden ieriye bakan u ay- i eini gryor musun? Btn gn evime bakyor"(15). Resmin i ekcil bir tarihi, iek duygulanlar ve iek alglamlarnn durma dan yeniden balanan ve srekli yarats gibidir tpk. Sanat, ister szcklerden gesin isterse renklerden, seslerden ya da talardan, duyumlarn dilidir. Sanatn gr yoktur. Sanat alglarn, duygu lanmalarn ve grlerin l dzenini bozar ve bunun yerine di lin iini gren alglamlardan, duygulamlardan ve duyum kitlele rinden bir ant koyar. Yazar szcklerden yararlanr, ama onlar duyuma geiren, ve gndelik dili kekemeletiren, ya da titreten,
(14) (15) Bu soru Proust'ta sk sk karmza kar: zellikle Le temps retrouv (Bulunmu Za man), La Pliade, III, s. 895-896 (evren yaratma olarak yaam, gr ve sanat konusunda). Lowry, Au-dessous du volcan (Yanardan Altnda), Buchet-Chastel Yay., s. 203.

158

Felsefe Nedir?

veya bartan veya hatt ona ark syleten bir szdizimi yaratarak yapar bunu: bu sluptur, "ton"dur, duyumlarn dilidir, ya da dilin iindeki yabana dildir, bir halk kalkp gelmee kkrtan dil, ey es ki Catawba'nn insanlar, ey Yoknapatawpha'nn insanlar... Yazar, alglam alglardan, duygulam duygulanmlardan, duyumu gr ten ekip almak iin, dili eip bker, onu titretirir, kucaklar, yarar - umulur ki, hl ortalarda grnmeyen o halk getirmek amacyla yapmaktadr bunu. "Belleim aktan deil, ama dmanlktan olu uyor ve gemii yeniden retmek iin deil, onu uzaklatrmak iin alyor... Ailem ne sylemek istiyordu? Bilmiyorum. Dou tan kekemeydi o ve yine de syleyecek bir eyleri vard. Benim ve pek ok adamn zerinde, doutan kekemeliin arl bin mitir. Biz konumasn deil, ama kekelemesini rendik ve ancak yzyln artan grltsne kulak vererek ve bir kez onun doru undaki kpkle aklandktan sonradr ki bir dilimiz oldu" (16). te budur her sanatn devi ve resimle mzik de, renklerden ve sesler den yeni akorlar, plastik ya da melodik manzaralar, ritmik kiilik ler koparp alarak topran arksna, insanlarn lna ykselir ler: bu da tonu, sal, haline-gelii, grsel ve timsal bir kitleyi ku rar. Bir ant gemiteki bir eyi ydetmez, kutlamaz, ama gelecein kulana, olay canlandran kalc duyumlar fsldar: insanlarn hep yinelenmi acsn, yeniden yaratlm protestolarn, hep yeni den balanm kavgalarn... Ac sonsuza kadar srecei ve de dev rimler utkularndan sonra yaayamadklar iin herey boa m gi decektir? Ne ki bir devrimin baars ancak kendi iinde yerleiktir; tastamam, gerekletirildii srada insanlara verdii ve tpk her yeni yolcunun getirip bir ta brakt o hykler gibi, hep halinegeli durumundaki bir ant kendi kendisinde gerekletiren titre imlerde, kucaklamalarda, almlarda yerleiktir. Bir devrimin ut kusu ikindir ve insanlar arasnda balatt yeni balardan ibaret tir; bu balar devrimin erimekte olan maddesinden daha fazla sr mese de, yerlerini abucak blnmeye, ihanete braksa bile... Estetik figrlerin (ve onlar yaratan slubun) retorikle hibir alverii yoktur. Duyumlardr bunlar: alglamlar ve duygulamlar, manzaralar ve suratlar, grler ve haline-geliler. Ama biz felsefece kavram da, ve hemen hemen ayn terimler iinde, haline-geli ola rak tanmlamam mydk? Yine de estetik figrler kavramsal kii liklerle ayn deildir. Belki u ya da bu dorultuda, tpk Igitur ve ya Zerdt gibi, birbirlerinin iinden geerler, ama bu, kavram du yumlar ve duyum kavramlar olduu srece olur. Ayn haline-ge
(16) Mandelstam, Le bruit du temps, (Zamann Grlts) L'Age d'homme Yay., s.77.

Alglam, Duygulam ve Kavram

159

li deildir. Duyulur haline-geli bir eyin veya birinin (neyse o ol maya devam ederken) hi durmakszn bakas-haline-geldii ey lem, ayiei ya da Ahab'dr, oysa ki kavramsal haline-geli bizati hi sradan olayn olmakta olduu eyi savuturduu eylemdir. Be riki mutlak bir form iindeki ayrklktr, tekiyse bir ifade mad desi iinde seferber olmu bakaslktr. Ant gizil olay gncelle tirmez, ama onu kendisine katar veya onu bedenletirir: ona bir be den, bir yaam, bir evren verir. Proust ant-sanat, "yaanm"tan stn olan o yaamla, onun "nitel farkllklaryla", onun, kendi z snrlarn, bunlarn uzaklamalarn ve yaknlamalarn, bezen miliklerini, yuvarladklar duyum kitlelerini ina eden "evrenleriy le" - Rembrandt-evreni veya Debussy-evreni - ite byle tanml yordu. Bu evrenler ne gizildirler ne de gncel, bunlar olabilir'dir ler, estetik kategori olarak olabilir'dirler ("bir parack olabilir, yok sa boulacam"), olabilir'in varoluudurlar, oysa ki olaylar gizilin gereklii, olabilir tm evrenleri yukardan-seyreden bir Doa-d nce'nin formlardr. Bu, kavramn bir hak olarak duyumdan nce geldiini sylemek deildir: bir duyum kavram bile kendi z ola naklaryla yaratlmak zorundadr ve bir duyum, kavramn zorunlu olarak kendi mutlak formu iinde varolmas gerekmeksizin, kendi olabilir evreninde varolur. Duyum bir kken gre, dnyann temeli ya da deimez te mel olarak Urdoxa'ya benzetilebilir mi? Fenomenoloji duyumu, ya anm alglara ve duygulanmlara akn olan, algsal ve duygusal "maddi a-priori"lerde bulur: Van Gogh'un sars, ya da Czanne'in doutan duyumlar. Daha nce de grdk, fenomenoloji kendisi ni sanatn fenomenolojisi yapmak zorundadr nk aknsal bir zneye gre yaanmln ikinlii, kendisini, genel olarak yalnz ca deneyi belirlemekle kalmayan, ama burada ve imdi bizatihi ya anmln iinden geen ve orada canl duyumlar kurarak beden leen, akn fonksiyonlarda ifade etmek gereksinimindedir. Duyu mun varl, alglam ve duygulamn kitlesi, duyan ve duyulmuun birlii veya tersine evrilebilirlii, bunlarn, tokalaan eller gibi, mahrem kenetlenii olarak belirecektir: hem yaam bedenden, hem alglanm dnyadan ve hem deneye hl fazlasyla bal ola rak birinden tekine giden kastllktan ayn zamanda ortaya ka cak ey et'tir -oysa ki et bize duyumun varln verir ve deney yar gsndan farkl olan kken gr tar. Deiim halindeki rabta lar, ideal karlama olarak dnyann eti ve bedenin eti17. Feno
(17) Mikel Dufrenne, Phnomnologie de l'exprience esthtique 'den(Estetik Deneyimin Fenome nolojisi) balayarak, duyumu bedenin dnyaya uyumu olarak kuran algsal ve duyusal a

160

Felsefe Nedir?

menolojinin bu en son dnmne esin kayna olan ve onu be denlemenin gizi iine iteleyen ey tuhaf bir Etilliktir; ayn zaman da sofu ve ksnl bir nosyon, onsuz, belki de etin tek bana ayakta duramayaca, bir ksnllk ve din karm (Bacon'n figrlerinde grld gibi, kemikler boyunca aalara inecektir). Etin sanata uygun dp dmedii sorusu ylece szcelendirilebilir: algla m ve duygulam tamaya, duyum varln kurmaya muktedir midir, ya da tanmas gereken ve yaamn baka glerine geme si gereken o deil midir? Et, duyumun amlanna katlsa bile, duyum deildir. Du yum bedenleir derken fazla ileri gidiyorduk. Resim, eti bazen et- krmzsyla [incarnat] (krmz ve beyazn st ste gelmesi), bazen krk tonlarla (eit olmayan oranlarda tamamlayclarn birbirine eklemlenmesi) yapar. Ancak duyumu kuran ey, derisi yzlm bir hayvann, soyulmu bir meyvenin, ayna karsndaki Vens'n mevcudiyeti gibi, en ekici, en zarif plakln iinde, et-krmzs yzeylerin altnda beliren, hayvan, bitki, vb., haline-gelitir; ya da, insanla hayvann ayrdedilmezlik blgesi olarak, eriyite, kaynay ta, krk tonlarn aknda beliriveren hayvan, bitki, vb., haline-ge li... Eti ayakta tutacak ikinci bir e olmasayd, belki de bu bir kar maa ya da bir kaos olurdu. Et bir haline-geliin termometresinden baka bir ey deildir. Fazla yumuaktr et. kinci ge, kemik ya da kemik atsndan ok evdir, zrhtr. Beden, evin iinde geliir (ya da bir edeerinin iinde, bir kaynakta, bir koruda). mdi, evi tanmla yan ey "yzeyler"dir, yani ete zrhn veren, deiik biimlerde ynlendirilmi dzlem paralardr: n-dzlem ve arka-dzlem, yatay, dikey, sol, sa, dik ve eik, dz veya yuvarlams yzey lerdir...(18). Bu yzeyler duvarlardr, ama bir yandan da, zerk er eveler iinde duyuma tek bana ayakta durma gcn veren ze
priori'lerin bir tr analitiine giriiyordu. Erwin Straus'a yakn bir konumdayd. Ama aca ba kendini etin iinde gsterecek bir duyum varl var mdr? Le visible et l'invisible'de (Grnr ve Grnmez) Merleau-Ponty'nin tuttuu yol buydu: Dufrenne, bylesi bir et ontolojisi iin pek ok ekinceler gstermekteydi (L'oeil et i oreille / Gz ve Kulak, L'Hexa gone Yay.) Yakn bir zamanda, Didier Franck, etin Heidegger ve daha nce de Husserl'deki belirleyici nemini (Heidegger et le problme de lespace, Chair et corps / Heidegger ve Uzay Sorunu, Et ve Beden, Minuit Yay.) ortaya koyarak, Merleau-Ponty'nin temasn yeni den ele ald. Bu sorun tmyle bir sanat fenomenolojisinin merkezinde yer alr. Belki de Fnucault'un henz yaynlanmam kitab, Les aveux de la chair (Etin tiraflar), bizi et nos yonunun daha genelletirilmi kaynaklar ve Kilise Babalarnn kafasndaki alm konu sunda bilgilendirecektir. (18) Georges Didi-Huberann gsterdii gibi, et bir "kuku" dourun kaosa fazlasyla yakn dr; "et-krmzs"yla ['incarnat'] "yzey" arasndaki btnleyicilik bunun iin zorunludur. La peinture incarne'nin bu baat temas, Devant l'image'da yeniden ele alnp gelitirilir (Minuit Yay.).

Alglam, Duygulam ve Kavram

161

minlerdir, kaplar, pencereler, caml kaplar, aynalardr. Bunlar du yum kitlesinin yzleridir. Ve byk ressamlarn dehalar kadar al akgnlllklerinin de hi kukusuz iki gstergesi bulunur: renge yaklarken ve renge girerken gsterdikleri, neredeyse terre varan sayg; yzeylerin veya dzlemlerin, derinlik tipinin bal olduu kesime noktalarn gerekletirirken gsterdikleri zen. Bu sayg ve bu zen olmadan, resim hitir, allmam, dnlmemitir. Zor olan, elleri deil, ama dzlemleri birletirmektir. Birleen dz lemlerle kma yapmaktr, ya da tersine onlar gmmek, onlar kes mektir. ki sorun, dzlemlerin mimarisi ve renklerin dzeni, ou zaman birbirine karr. Czanne'da yatay ve dikey dzlemlerin ke sime noktasnn gerekletirilii, szgelimi: "Dzlemler, rengin iindeki dzlemler! Dzlemlerin ruhunun eridii renklendirilmi ortam..." Ayn ekilde i gren iki byk ressam, hatta iki byk yapt yoktur. Bununla beraber bir ressamda kimi eilimler bulu nur: Giacometti'de rnein, kaan yatay dzlemler sada ve solda farkldr, ve eyin zerinde (kk elmann etinde) toplama ben zerler, ama bu onu tutup geriye ekecek ve ortadan kaldracak bir cmbz gibidir; eer eyin iinden geen ve bu kez kendisi onu ipli imsi klacak uzun bir ine gibi, yalnzca kalnlksz izgisini gr dmz bir dikey dzlem gelip de onu sabitletirmezse, son anda onu tutmaz, ona kalc bir varolu vermezse... Ev her ynden, bir haline-gelie katlr. Yaamdr o, "eylerin organik-olmayan yaa m". Olabilecek btn kiplerde, duyum-ev'i tanmlayan ey bin tr l yn olan dzlemlerin kesime noktasdr. Evin kendisi (ya da edeeri) renkli dzlemlerin sonlu kesime noktasdr. nc e, evrendir, kozmostur. Ve ak evin, bir pencere ya da bir ayna araclyla manzarayla iletiim kurmas gibi, en kapal ev de bir evrene aktr. Monet'nin evi, her zaman delice bir bahe nin, glistanlk bir kozmosun bitkisel gleri tarafndan yakalan mtr. Bir kozmos-evren et deildir. Btn dzlemlerin sonsuzda ki kenetleniiyle kurulabilirse de, bir kozmos-evren birbirine kavu an dzeyler, dzlem paralar, farkl biimde ynlendirilmi dz lemler de deildir. Ancak evren en u noktada dz-renk, tek byk dzlem, renkli boluk, sonsuz tek-renk olarak gsterir kendini. Caml kap, Matisse'de olduu gibi, kara bir dz-renkten bakasna almaz. Et, ya da daha iyisi figr, artk yerin, evin sakini deil, ama evi tayan bir evrenin skinidir (haline-geli). Bu tpk sonlu dan sonsuza, ama ayn zamanda da yurtluktan yurtsuzlatrmaya doru bir gei gibidir. Sahiden de sonsuzluun andr bu: sonsuz casna eitli sonsuzlar. Van Gogh'da, Gauguin'de, bugn Ba

162

Felsefe Nedir?

conda, et ve tek-renk arasndaki, dalga dalga krk tonlarla parlak ve doymu, saf bir badak rengin sonsuz yzeyi arasndaki ani gerilimin ortaya kverdiini grrz ("baya bir dairenin sradan duvarn boyayacak yerde, sonsuzu boyuyorum, en zengin, en yo un maviden basit bir zemin yapyorum...") (19). Tek-renkli dz rengin bir zeminden farkl bir ey olduu dorudur. Ve resim, alg lam boluktan nceki bir minimum olarak kurmak, ya da onu kav ramn maksimumuna yaklatrmak suretiyle sfrdan balamak is tediinde, her trl evden veya her trl etten kurtulmu bir tek renklilikle alr. Sonsuzu stlenen ve alglam bir "kozmik duyar llk", ya da doadaki en kavramsal veya en "nermesel"ey yapan zellikle mavidir, insann yokluundaki renk, rengin iine gemi olan insan; ama, eer mavi (veya kara ya da beyaz) tablonun iinde veya bir tablodan tekine, tastamam aynysa, evreni bolua yu varlayan ve en stn ressama bile artk yapacak bir ey brakma yan katksz bir duygulam uyarnca mavi haline-gelen ressamdr -"Tek-renkli Yves"20. Renkli veya daha iyisi renklendiren boluk, zaten bir gtr. Modern resmin byk tek-renklilerinden birounun artk kk duvar sslerine gereksinimleri yoktur, ama ortaya ok incelikli, far kedilmez (bununla beraber bir alglamn kurucusu olan) deiimler koyarlar, nk kh, dzrengin younluunu, yaknlk veya uzak lyla, baka renkte veya tonda bir eritle, kuakla, dzeyle kesmi veya evrelemilerdir, kh ton zerine tonla gerekletirilmi, he men hemen gizil izgisel veya emberimsi figrler ortaya koyarlar, kh delinmi veya yarlmlardr: burada da, sz konusu olan, zel olarak yaygnlam kesime noktas sorunlardr. Ksacas, dz- renk titreir, kucaklar veya yarlr, nk ngrlm olan gle rin taycsdr. Ve bu da, ncelikle soyut resmin yapt eydir: gleri bir araya getirmek, dz-rengi tad glerle doldurmak,
(19) Van Gogh, Teo'ya mektup, Correspondance complte (Btn Mektuplar), Gallimard-Gras set, III, s. 165. Krk renkler ve dzrenkle olan ilikileri mektuplarda ska rastlanan bir ko nudur. Ayn ekilde Gauguin'in Schuffeneckere, 8 Ekim 1888 tarihli mektubu, Lettres (Mektuplar), Grasset Yay., s. 140: "Vincent iin kendi portremi yaptm... Sanrm en iyi i lerimden biri oldu: ylesine soyut ki kesinlikle anlalmaz (rnein)... Resim btnyle zel, eksiksiz bir soyutlama... Renk doann ok uzanda bir renk; ate altnda eilip b klen bir yn anak mlein belli belirsiz ansn dnn. Gz kamatran bir frnn ateindeki parlamalarla silinip giden btn o kzllar, morlar; ressamn dncesindeki kavgalarn mekn o frn. Bunlarn hepsi de ocuksu iek demetleri serpitirilmi krom sars bir zeminde. Olanca safl iindeki bir gen kzn odas." Bu Van Gogha gre "keyfi boyayc"nn dncesidir. (20) Bkz. Artstudio, no 16, "Monochromes" (Klein hakknda, Genevive Monnier ve Denys Rio ut'r un makaleleri; ve "tek-rengin gnmzdeki ncleri" hakknda, Pierre Sterckx'in ma kalesi).

Alglam, Duygulam ve Kavram

163

o glerin kendilerinde grnmez olanlar gstermek, geometrik grnl figrler, ama bir dolu gten, ekim, yer ekimi, ekseni etrafnda dnme, evrim, patlama, yaylma, filizlenme glerinden, zamann gcnden baka bir ey olmayacak figrler atmak (mzi in, rnein Messiaen'la, zamann timsal gcn duyurduunun, ya da edebiyatn, Proust'la, zamann okunamaz gcn okutup kavrattnn sylenebiledii gibi). Alglamn kendisinin de tanm bu deil mi: dnyay dolduran ve bizi duygulandran, bizi haline- getiren, duyulur olmayan gleri duyulur klmak? Mondrian'n bir karenin kenarlar arasndaki basit farklarla, Kandinsky'nin izgisel "gerilimler"le, ve Kupka'nn noktann evresindeki eik dzlemler le elde ettikleri budur. Worringer'in kuzey izgisi adn verdii ey, soyut ve sonsuz, kordela ve eritler, tekerlekler ve topalar olutu ran evren izgisi, "mekanik gleri sezgiye ykselten", organik-olma yan gl bir yaam kuran btn bir "yaayan geometri", alarn derinliklerinden kalkp bize gelir21. Tintoretto gibi gleri resmet mek: resmin sonu gelmeyen hedefi budur. Belki ayn ekilde evi ve bedeni de buluruz. nk sonsuz dz-renk ou zaman pencere ya da kapnn ald eydir; ya bi zatihi evin duvardr, ya da zemin. Van Gogh ve Gauguin dz-ren gi, krk tonlarla yaplm suratn ayrlaca duvar kdna dn trmek zere, kk iek demetleriyle kaplarlar. Ve gerekten de, ev bizi kozmik glerden koruyamaz, olsa olsa onlar szer, onlar eler. Baz baz, iyiliksever gler kartr onlardan: Arimet'in yasa latrd o gc, suyun, evin banyo kvetinde yzen latif bir be den zerindeki itme gcn, resim, hibir zaman Bonnard'n "Ban yodaki plaknda baard kertede ortaya koyamad. Ama, ister aralk olsun isterse kapal, en ktcl gler de girebilir kapdan: bir suratn krk tonlarnda, onu tokatlayarak, trmklyarak, her ynde eriterek, ayrdedilmezlik blgelerine yolaanlar, bizatihi kozmik glerdir ve dzrengin iinde pusuya yatm gleri de bu ayrdedilmezlik blgeleri ortaya karr (Bacon). Glerin alglam, haline-gelilerin de duygulam olarak, bir dolu tamamlayclklar, kucaklamalar vardr. Worringer'e gre, soyut g izgisi hayvan s motifler ynnden zengindir. Kozmik veya kozmogenetik gle re, hayvansal, bitkisel, moleklsel haline-geliler tekabl etmekte dir: ta ki beden dz-rengin iinde kendinden geene veya duvara girene, ya da tersine, dzrenk bedenin ayrdedilmezlik blgesinde bklp, evrimlenene kadar. Ksacas, duyumun varl et deil, ama kozmosun insans-olmayan gler bileiidir, insann deil-in
(21) Worrenger, L'art gothique, Gallimard.

164

Felsefe Nedir?

san haline-gelileridir, bunlar deitiren ve ayarlayan, rzgrlar gibi dndrp duran mulak evin, insans-olmayan haline-gelile ridir. Et, bize aklad eyin iinde kaybolan aklaycdr yalnz ca: duyumlar bileimidir. Her resim gibi, soyut resim de duyum dur, yalnzca duyumdur. Mondrian'da, sonsuz bo dzlemi renkli dzeylere blerek, karlnda ona sonsuz almlar veren duyum varlna ulaan, odadr22. Kandinsky'de, evler, geometrik figr ler olmaktan ok dinamik gzerghlar ve zerinde gidilen izgiler, yredeki "yryen yollar"dan ibaret olan soyutlamann kaynakla rndan biridir. Kupka'da, ressam, bolukta kozmogenetik duyum lar haline-gelerek onu dolduran eik dzlemleri verecek eritleri ya da renkli dzeyleri, nce bedenin zerinde yontar. Oda, ev, ev ren; zihinsel duyum mudur, yoksa bir canl kavram m olmutur oktan? Soyut sanat, peinden de kavramsal sanat, her resmi rahat sz eden soruyu - resmin kavramla ilikisi, resmin fonksiyonla ili kisi sorusu - dorudan sormaktadr. Sanat belki de hayvanla, en azndan bir yurtluk belleyen ve bir ev yapan (bu ikisi birbiriyle ilikilidir, hatt bazen, adna konut de nen eyde birbirine karr) hayvanla balar. Yurtluk-ev sistemiyle, cinsellik, dl verme, saldrganlk, beslenme gibi, birok organik i lev ekil deitirir, ama yurtluun ve evin ortaya kn aklayan ey bu deiiklik deil, daha ok bunun tersi olmak gerekir: yurt luk, salt ilevsel olmaktan karak, ilevlerdeki bir deiimi mm kn klan, ifade izgileri haline-gelen duyumluluun, katksz duyulur niteliklerin suyzne kmasn gerektirir23. Hi phe yok ki bu ifadecilik zaten yaamn iinde yaylmtr ve sradan bir kr zambann tanrlarn utkusunu kutlad sylenebilir. Ancak ifadecilik, yurtluk ve evle birlikte yapc hale-gelir ve niteliklerden yeni nedensellikler ve ereksellikler karmazdan nce onlar kutla yan hayvans bir ayinin allm antlarn ykseltir. Yalnz d malzemenin kullanlmasnda deil, ama yurtluu iaretleyen ark larda ve lklarda, bedenin duru ve renklerinde yze kan ey, daha imdiden sanattr. izgilerin, renklerin ve seslerin, ifadeci ol duklar lde birbirinden ayrlamayan fkrmasdr (yurtluun felsefece kavram). Scenopoietes dentirostris, Avustralya'nn yamur
(22) Mondrian, "Ralit naturelle et ralit abstraite / Doal gereklik, soyut gereklik" (in Se uphor, Piet Mondrian, sa vie; son oeuvre, Flammarion Yay.): oda ve yayl zerine. Michel Butor, odann kareler ve dikdrtgenler halindeki bu yayln, ve "gelecekteki oda vaadi" olarak beyaz ve bo bir i kareye aln zmlemiti: Rpertoire III, "Le carr et son ha bitant / Kare ve Skini) Minuit Yay., s. 307-309, 314-315. Bize gre, yurtluu ilevlerdeki bir evrimle aklamak istemekle Lorenz hata yapyor: L'agression (Saldn), Flammarion.

(23)

Alglam, Duygulam ve Kavram

165

lu ormanlarnda yaayan bu ku, her sabah aatan kopard yap raklar aa atar, onlar, daha solgun olan i yzleri toprakla kont rast yapsn diye ters evirir, bylece kendine bir ready-made gibi bir sahne kurar ve tam stnde, bir sarmak veya bir dala tneyip, kendi z notalaryla arada taktlit ettii baka kularn notalarndan oluan bir arkya balar, bu arada gagasnn altndaki tylerin san renkli diplerini de ortaya karmaktadr: bir artist-komple'dir o.24 Bunlar etin duyumsad alg armlar [synesthsies] deil, yurtluktaki duyum kitleleri, eksiksiz bir sanat yaptn ortaya ka ran renkler, durular ve seslerdir. Bu timsal kitleler nakaratladr; ama durusal veya renksel nakaratlar da vardr; ve durular da, renkler de her zaman nakaratlarn iinde olaya girerler. Eilmeler ve dikilmeler, yuvarlaklar, renkler. Nakarat btnyle duyum var ldr. Antlar nakaratlardr. Bu bakmdan, hayvans olan hi dur makszn sanat rahasz edecektir. Kafka'nn sanat yurtluk ve ev, in, portre-durular (ev skininin gsne gml enesiyle eik bas, ya da tersine keli kafasyla tavam delen "koca utanga"), mzik-sesler (bizatihi durularyla birer mzisyeni andran kpek ler, ark syleyip sylemediini bilemediimiz arkc fare Josphine, kendi crltsn kzkardeinin piyanosunun sesiyle kar mak bir oda-ev-yurtluk ilikisi iinde birletiren Grgoire) zeri ne, en derinlemesine kafa yoru olarak kar karmza. te sanat yapmak iin btn gerekenler: bir ev, durular, renkler ve arklar u koulla ki btn bunlar, bir cad sprgesi gibi, bir evren ya da yurtsuzlama izgisi gibi, delice bir vektr zerinde alacak ve ile ri atlacaktr. "Bir odann, iindeki skinleriyle birlikte perspektifi" (Klee). Her yurtluk, her konut, yalnzca uzay-zamansal deil, ama ni tel dzlemlerini veya dzeylerini de birletirir: rnein bir duru ve bir ark, bir ark ve bir renk, alglamlar ve duygulamlar. Ve her yurtluk, zgnlk-aras balant noktalar oluturmak suretiy le, baka trden yurtluklar kaplar veya keser, ya da yurtsuz hay vanlarn izlerini yakalar. Euxkhl, bir ilk grnm altnda, ite bu balamda Doann melodik, oksesli, kontrpuancl bir kavrann gelitirir. Bir kuun arksnda yalnzca kendi kontrpuan ilikileri yoktur, ama bu ilikiler baka trden kularn arksyla da olabilir, ve kuun kendisi de sanki bir maksimum frekans doldurmas sz konusuymuasna, bu teki arklar taklit edebilir. rmcek an da, ona kontrpuan grevi yapan "sinein ok incelikli bir portresi"
(24) Marshall, Bowler Birds, Oxford at the Clarendon Press; Gilliord, Birds of Paradise and Bow ler Birds, Weidenfeld.

166

vardr. Salyangozun evi olan kabuu, o ldnde, yzmekten ok tutmaa yarayan kuyruuyla bo kabuu yakalayp kendi barna yapan yenge iin kontrpuan haline gelir. Kene, organik adan, s tnde durduu daln altndan geen herhangi bir memelide kendi kontrpuann bulacak tarzda yaplanmtr, tpk akan yamur damlalar altnda, kiremitler gibi sralam mee aac yapraklar gibi. Bu ereki bir kavray deil, ama neyin sanata neyin doaya ("doal teknik") ait olduunun artk bilinemedii, melodik bir kavraytr: bir melodinin "motif" olarak bir baka melodi iindeki her ortaya knda kontrpuan vardr, tpk yabanarsyla aslana z arasndaki iliki gibi. Bu kontrpuan ilikileri dzlemleri birleti rir, duyum bileikleri, kitleler oluturur ve haline-gelileri belirler. Ancak, genelletirilmi olsalar bile, doay kuran ey yalnzca bu belirlenmi melodik bileikler deildir; ayn zamanda, bir baka g rnm altnda, sonsuz bir senfonik kompozisyon dzlemi gerekir: Ev den evrene uzanan. -duyumdan d-duyuma uzanan. nk yurtluk, yaltmak ve balamakla yetinmeyip, ierden ykselen ve ya dardan gelen kozmik glere aar ve bunlarn barnmakta olan zerindeki etkilerini duyulur klar. Palamutun gelime gc n ve damlalarn oluma gcn tayan ve ieren, mee aacnn kompozisyon dzlemidir, ya da, n, hayvan bir daln ucuna ka dar, yeterli ykseklie kadar ekebilecek gcn ve kendini, altn dan geen memelinin zerine brakabilecei ekim gcn tayan kenenin kompozisyon dzlemidir -ve bu ikisi arasnda, memeli hayvan gemeyecek olursa yllar boyu srebilecek rktc bir boluktan bakaca hibir ey yoktur.25 Ve bazen, gler, belli be lirsiz geiler halinde, birbirlerinin iinde erirler, daha ortaya k tklar anda ayrrlar, bazen de birbirlerinin yerini alr veya atr lar. Bazen yurtluun elemesine brakrlar kendilerini ve ilerinden en iyileri eve girer. Bazen barnmakta olan yurtluktan koparp alan ve onu, tpk birden bire milyonlarcas bir araya toplanan ispi nozlar ya da suyun dibinde muazzam bir hac seferine kan sta kozlar gibi, kar durulmaz bir yolculuun iine yuvarlayan gizem li bir arda bulunurlar. Bazen de, kt niyetle, yurtluun zerine kerler ve onu devirerek henz kurtulmu olduu kaosu yeniden kurarlar. Ancak doa eer, her zaman tpk sanat gibiyse, bunun nedeni, btn klarda onun u iki yaayan eyi birletirmesidir: Ev ve Evren, Heimlich ve Unheimlich, yurtluk ve yurtsuzlatrma,
(25) Bkz. J. von Uexkll'n bayapt, Mondes animaux et monde humain, Thorie de la significati on (Hayvan lemleri ve nsan lemi, Anlam Kuram), Gonthier Yay. (s. 137-142: "kont rpuan, gelimenin ve morfojenezif gerekesi").

Alg lam, Duygulam ve Kavram

167

sonlu melodik bileikler ve sonsuz byk kompozisyon dzlemi, kk ve byk nakarat. Sanat etle birlikte deil, ama evle birlikte balar; bu yzdendir ki mimarlk, sanatlarn birincisidir. Dubuffet ilenmemi sanata ilikin belli bir durumu yakalamaya altnda, ncelikle eve e virir yzn ve btn yapt, mimarlk, yontu ve resim arasnda ykselir. Ve, en bilgece mimarlk, biime yneldike, durmadan dzlemler, yzeyler yapar ve bunlar birletirir. Bundan tr mi marl, resimden sinemaya kadar btn teki sanatlara kendini dayatacak "ereve" olarak, farkl biimlerde ynlendirilmi ere velerin i ielii olarak tanmlamak mmkndr. Tablonun tari hncesi, duvarn erevesi iindeki freskodan, pencerenin erevesi iindeki vitraydan, zeminin erevesi iindeki mozaikten geer gibi sunulmutur: "ereve, tabloyu kltlm rnei olan anta ba layan gbek badr", tpk kk stunlar, sivri kemerleri ve k lahlaryla beliren gotik ereve gibi26. Bernard Cache, mimarl erevenin birincil sanat haline getirirken yapnn hibir somut ieriini ya da ilevini nceden yarglamakszn bir dizi erevele yici formu sayabiliyor: yaltan duvar, yakalayan veya eleyen pen cere (yurtluk zerinde etkide bulunarak), birleen veya seyrekleen taban-demesi ("insanlarn gzerghlarna serbesti tanmak iin yeryznn engebelerin seyrekletirmek"), mekann zelliini sa rp sarmalayan dam ("meyilli dam, yapy bir tepenin zerine yer letiriyor..."). Bu ereveleri iie koymak ya da btn bu dzlem leri, duvar yzeyi, pencere yzeyi, zemin yzeyi, meyil yzeyini birletirmek, puan ve kontrpuanlar ynnden zengin bir bileik sistemdir. ereveler ve balant noktalar duyum bileiklerini ta rlar, figrleri ayakta tutarlar, kendi ayakta-tutma eylemleriyle, kendi durularyla karrlar. Burada bir duyum zarnn yzleri bu lunur. ereve ya da yzeyler koordinatlar deildir, onlar yzleri ni ve ara-yzlerini kurduklar duyum bileiklerine aittir. Ancak, bu sistem ne kadar yaylabilir olursa olsun, yine de, ka izgileri bo yunca bir tr ereveden-karma gerekletiren, yurtluktan yalnzca onu evrene amak zere geen, ev-yurtluk'tan kent-kozmos'a gi den, ve imdi de yerin kimliini Yeryznn deiimi dorultu sunda eriten, ok geni bir kompozisyon dzlemi ve bir yere sahip olmaktan ok engebenin soyut izgisini buruturan vektrleriyle bir kent gerekir. Erimeye, deimeye, kapmaya, yer deitirmeye muktedir kozmik glerden baka bir ey olmayan, insan tarafn dan retilmi olsa bile insan ncesi dnya olan, geometrik figrler,
(26) Henry van de Velde, Deblaiemant d'art, Archives d'architecture moderne, s. 20.

168

Felsefe Nedir?

koniler, prizmalar, iki yzeyli ekiller, salt dzlemler, "soyut bir vektrel uzay"a izilirmi gibi, bu kompozisyon dzlemi zerinde izilirler27. imdi artk, yeni duygulamlar yaratmak ve birini te kine gtrmekten ok aralklarna tamak zere, dzlemleri ayr mak gerekmektedir28. mdi resmin de ayn devinimi izlediini grmtk. Tablonun kenar ya da erevesi, izgi ve renk kont rpuanlann gerekletirerek, duyum bileiklerini belirleyerek, birle en bir dizi ereve veya yzeyin d rtsdr en bata. Ama tab lo ayn zamanda da, onu bir kompozisyon dzlemine ya da sonsuz bir kuvvetler alanna aan bir gle, ereve dna karma gcy le katedilmitir. Bu yntemler, d ereve dzeyinde bile, ok e itli olabilir: dzensiz formlar, birlemeyen keler, Seurat'nn bo yanm ve noktalamayla belirlenmi ereveleri, Mondrian'n ucu nun zerinde duran kareleri, ksaca, tabloya tuvalden darya k ma gcn veren her ey. Ressamn tavr hibir zaman erevenin iinde kalmaz, ereveden kar ve ereveyle de balamaz. Edebiyat ve zellikle roman da, daha baka bir konumlama iinde grnmyor. nemli olan, kt romanlarda olduu gibi, toplumsal tiplerine ve karakterlerine gre kahramanlarn grleri deil, ama bu grlerin iine girdikleri kontrpuan oranlar ve bu kahramanlarn, haline-gelileri ve grleri iinde, bizzat duyduk lar ya da duyurduklar duyum bileikleridir. Kontrpuan, gerek ya da uyduru, konumalar aktarmaya yaramaz, ama her trl ko numadaki, isel bile olsa, her trl syleimdeki lgnl gster mee yarar. Romanc, btn bunlar, psiko-sosyal "modelleri"nin alglarndan, duygulanmlarndan ve grlerinden dar kart mak ve kahramann bakaca bir hayat saklamakszn ykseltilmesi gereken alglam ve duygulamlarna aktarmak zorundadr. Ve bu da ok geni, nceden soyut bir ekilde tasarlanmam, ama yapt ilerledike, kozmik glerin dal boyunca gitgide daha snrsz bi leikleri aarak, kucaklayarak, bozarak ve yeniden yaparak kendi kendisini kuran bir kompozisyon dzlemi ierir. Bakhtine'in ro man kuram, Rabelais'den Dostoyevski'ye kontrpuanl, oksesli ve ok szl bileiklerin arkitektonik ve senfonik bir kompozisyon dzlemiyle biraradaln gstermek suretiyle, bu balamda iler ler29. Dos Passos gibi bir romanc; bir kompozisyon dzlemi bir yandan her eyi, kozmos kenti, Yaama ve lme srklemek ze
(27) Btn bu hususlar, ereveleyen formlarn ve kozmos-kent(Lozan rnei) zm iin, bkz. Bernard Cache, L'ameublement du terriloire. (28) Sinemada dzlemler arasnda yeni balantlar geerli klmak zere, ereveden karma kavramn oluturan Pascal Bonitzer'dir (Cahiers du cinema, no 284, Ocak 1978). (29) Bakhtine, Esthetique et theorie du roman (Estetik ve Roman Kuram), Gallimard.

Alglam, Duygulam ve Kavram

169

re sonsuza kadar genilerken; kiilikler, gncellikler, biyografiler, alc gzleri arasnda oluturduu bileiklerde inanlmaz bir kont rpuan sanatna eriebilmitir. Birbirleri iinde varolmakta olan bu iki enin hemen hemen pepee gelmesini, bakalarndan daha fazla baard iindir ki, Proust'a yeniden dnmekteyiz; kompo zisyon dzlemi, yava yava, yaam ve lm iin, yitirilmi zaman boyunca att duyum bileiklerinden kurtulur, ta ki yeniden bu lunmu zamanla birlikte, duyulur hale gelmi katksz zamann gc ya da daha iyisi gleri, kendi kendilerinde ortaya kana ka dar. Her ey, her biri kendi yzeylerini birletirmek ve bileikleri ayakta tutmak zorunda olan Evlerle, Combray'le, Guermantes maliknesiyle, Verdurin'lerin salonuyla birlikte balar ve evlerin kendileri de ara yzleri boyunca birbirine balanrlar, ama, onlar kerten ya da deitiren ve onlar dzrengin sonsuzluu iinde emen, gk drbn araclyla grlebilen gezegensel bir Kozmos da esasen orada bulunmaktadr. Her ey nakaratlarla birlikte balar ve bunlarn her biri, tpk Vinteuil'n sonatndaki kk mzik tmcesi gibi, yalnzca kendi kendisinde deil, ama daha baka de iken duyumlarda, yoldan geen yabanc bir kadnn, Odette'in yznn, Boulogne ormanndaki yeilliklerin yaratt duyumlar da ortaya kar - ve her ey byk Nakarat iinde, srekli dn m [metamorfoz] halindeki yedilinin tmcesi iinde, evrenlerin arks iinde, insandan nceki veya sonraki dnyann iinde, son suzda sona erer. Her bir sonlu eyden bir duyum varl, Varln bir kompozisyon dzlemi iinde kaarken bir yandan da durma dan kendini saklayan bir duyum varl karr Proust: "kan varlklar"...

RNEK XIII Mzik de bundan farkl bir konumlanma iinde grnmyor, belki de bu konumlanmay daha da bir gllkle somutlatr yor. Oysa sesin erevesinin olmad sylenir. Ancak duyum bileikleri de, sesli kitleler de, her durumda belli bir kapanmay salayarak birlemek zorunda olduklar yzeylere ya da ere veleyen formlara sahiptir. Bunlarn en basitleri, teksesli bir na karat olan melodik hava'dr; zaten ok sesli olan, kontrpuan ya ratarak bir baka melodinin geliimi iinde devreye giren, mo tiftir; melodik satrlar boyunca ortaya kan armoni deiiklik lerinin nesnesi olarak, tema'dr. Bu basit form, sesin evini ve yurtluunu kurar. Bunlar bir duyum varlnn ayr kiplilii ne tekabl ederler, zira hava bir titreimdir, motif bir sarlma,

170

Felsefe Nedir?
bir birlemedir, tema ise gevetmeksizin yarmaz ve ayn zaman da da amakszn kapatmaz. Gerekten de, sesli duyum bileik leri daha bir karmak hale geldike ortaya kan en nemli m zikal fenomen, (erevelerinin, yzeylerinin birletirilmesi sure tiyle) bunlarn kapan veya kapatlarnn giderek daha snr szlaan bir kompozisyon dzlemine alma olabilirliine elik etmesidir. Bergson'a gre mzik varlklar da, bireyletirici ka panlarn dalgalanma, yineleme, yer deitirme, st ste gel meden kurulu bir almayla dengeleyen canllar gibidir tpk... Eer sonat dnecek olursak, burada bir ift-temallk zerine kurulu zellikle kat bir ereveleyici form buluruz ve bu ift-te malln ilk devinimi u yzeyleri sergiler birinci temann ser gilenmesi, gei, ikinci temann sergilenmesi, birinci ya da ikinci tema zerine eitlemeler, koda, dalgalanmayla birlikte birinci temann eitlenii, vb. Bu, btn odalaryla birlikte tm bir ev dir. Ne ki bylece bir hcre oluturan, asl birinci devinimdir ve byk bir mzikinin kanonik formu izledii pek ender gr lr; teki devinimler, zellikle de ikincisi, tema ve eitleme ara clyla alabilirler, ta ki Liszt, devinimleri "senfonik iir" iin de eritene kadar... Sonat, mzikal yzeylerin bir araya gelme sinden, sesli bileiklerin kapanndan, kompozisyon dzlemi nin alnn doduu, daha ok bir sapak-form olarak belirir o zaman. Bu bakmdan, eskinin tema ve eitleme yntemi, temann ar monik erevesini elinde tutan bu yntem, piyano kompozisyon almalarn dourduunda (Chopin, Schumann, Liszt) yerini bir tr ereveden boaltmaya brakr: bu yeni ve temelli bir an dr, nk yaratc alma, artk, ilerinden bir dzlem kart mak pahasna, sesli bileiklere, motif ve temalara deil; ama ter sine, ondan ok daha zgr ve ereveden boalm bileikler, srekli dengesizlik halinde bulunan, neredeyse tamamlanma m veya fazlasyla ykl katklar dourtmak zere, dorudan kompozisyon dzleminin kendisine ynelir. Sesin "rengi" gide rek daha fazla nem kazanr. Evden Kozmos'a geilir (Stockhau sen'in yaptnn benimseyecei bir forml uyarnca). Kompozis yon dzlemindeki alma, tonal erevenin katklnn bo zulmasna yol aacak iki ynde geliir: Wagner'de, iitilir hale gelmi gleri kucaklatran ve birletiren srekli eitlemenin devasa dzrenkleri, ya da Debussy'de, iki ynde katedilebilen geilerini dzenleyerek gleri ayran ve datan krk tonlar. Wagner-evreni, Dubussy-evreni. Btn havalar, ereveleyen veya erevelenmi, ocuksu, evcil, profesyonel, ulusal, yurtsal btn kk nakaratlar, Mahler, Berg ya da Bartok'la birlikte ykselen byk Nakaratn iinde, - yurtsuzlatarlm - yery

171
znn gl bir ezgisi iinde, tanmlardr. Ve hi kukusuz, her kezinde, kompozisyon dzlemi, dize iinde olduu gibi, ye ni kapanlar dourmaktadr. Ancak, her kezinde mzisyenin tavr, ereveden boaltmaktan, al bulmaktan, kompozisyon dzlemini yeni batan ele almaktan ibarettir; Boulez'nin saplan ts olan formle gre: melodik yataya olduu gibi armonik d eye de indirgenemeyen, ses kitlelerini deiken bireylemeye srkleyen bir verev izmek, ama ayn zamanda da bu kitleleri, younluklarn ve dzlem zerindeki gzerghlarn belirleyen bir uzay-zaman iinde amak ya da yarmak (30). Ama oraya ye niden dnmek bile olsa, byk nakarat evden uzaklald l de ykselir, zira dndmzde bizi artk hi kimse tanya mayacaktr.

Kompozisyon, yine kompozisyon, bu sanatn tek tanmdr. Kompozisyon estetiktir ve bileiklerle oluturulmam ey bir sa nat yapt deildir. Bununla birlikte teknik kompozisyonla, oun lukla bilimi (matematik, fizik, kimya, anatomi) devreye sokan mal zemenin ii olan kompozisyonla, duyumun ii olan, estetik kompo zisyonu birbirine kartrmayacaz. Kompozisyon adn tmyle hak eden, yalnzca bu kincisidir ve bir sanat yapt asla teknik ta rafndan ya da teknik iin yaplmamtr. phesiz, teknik her sa natya ve her yapta gre bireyselleen pek ok eyi ierir: edebi yatta szckler ve szdizimi; resimde yalnzca tuval deil, ama tu valin hazrlan, boya maddeleri, onlarn birbirine kartrlmas, perspektif yntemleri; ya da bat mziinin oniki sesi, mzik alet leri, skalalar, perdeler... Ve iki dzlem, teknik kompozisyon dzle miyle estetik kompozisyon dzlemi arasndaki iliki, tarihsel ola rak hi durmakszn deiir. Yalboya resimde birbirine kar karlabilecek iki durumu ele alalm: bir ilk kta, tablo zeminin be yazlatrlmas, bunun zerine resmin izilmesi ve ilk renklendir menin (taslak) gerekletirilmesiyle hazrlanr, sonunda boyanr, glgeler ve klar yerli yerine oturtulur. teki kta, zemin gitgide daha da kalnlar, matlar, emicileir, yle ki daha ilk renklendir me srasnda boyanmtr ve de alma, taslan yerini "pimanlk lar"n ald, koyu bir gam zerinden palet dolusu renklerle yap lr: ressam dorudan renkle, sonra rengi rengin yanna yerletire rek resmedecek, bu arada renkler gitgide daha vurucu hale gele
(30) Boulez, zellikle de Points de repre (Kerteriz Noktalan), Bourgeois-Seuil Yay., s. 159. (Pen sez la musique aujourd'hui / Bugn Mzik Dnn, Gonthier Yay., s. 59-62). Dizilerin s relere yaylmas, younluklar ve tnlar bir kapan edimi deil, ama tersine ykselilerin dizisi iinde kapanan eyin bir almdr.

172

Felsefe Nedir?

cek, mimari yap "tamamlayclarn kontrast ve benzeenlerin uyu muyla" (Van Gogh) salanacaktr; byk renklendirici birimler kurmak iin vurgulardan vazgemek bile gerekse, mimari yap renkle ve rengin iinde bulunacaktr. Xavier de Langlais'nin, bu ikinci kkn btnnde, kalc olamayan ve bir mimari yap kur may baaramayan uzun bir dekadans grd dorudur: tablo a bucak glgelenir, solar ya da pul pul dklr (31). Ve phe yok ki bu saptama, en azndan olumsuz ynde, sanatta gelime sorununu da gndeme getirir, zira Langlais dekadansn Van Eyck sonrasnda balam olduu grndedir (tpk, bazlarnn mzii gregoryen arklarda, felsefeyi Aziz Thomas'da durdurduklar gibi). Ne ki bu yalnzca malzemeyi ilgilendiren teknik bir saptamadr: malzeme nin dayankllnn greceli oluu bir yana, duyum baka bir d zende yer alr ve malzeme dayand srece kendi kendisinde bir varolua sahiptir. u halde duyumun malzemeyle olan ilikisi, hangi trden olursa olsun malzemenin dayankllk snrlar iinde deerlendirilmek gerekir. Eer sanatta gelime varsa, bunun nede ni sanatn ancak, ayn lde sapmalar, dnler, ayrm izgileri, dzey ve lek deiiklikleri olarak yeni alglamlar ve yeni duygu lamlar yaratarak yaayabilmesidir... Bu bak asndan, yalboya resmin iki durumunun ayrtrlmas, bambaka, teknik deil, este tik bir grnm kazanr - bu ayrtrma elbette "temsili olan ya da olmayan"a indirgenmeyecektir, zira hibir sanat, hibir duyum, hibir zaman temsili olmamtr. Birinci kta, duyum malzemenin iinde gerekleir ve bu gerek leme dnda varolmaz. Sanki duyum (duyumlar bileii) ok iyi hazrlanm olan teknik kompozisyon dzleminin zerine, estetik kompozisyon dzleminin gelip onu kaplayaca ekilde yansmak tadr. Demek ki malzemenin kendisinin de perspektif mekanizma larn iermesi gerekir ve yanstlm duyum da bunlar sayesinde, yalnzca tabloyu kaplayarak deil, ama ayn zamanda bir derinlik boyunca gerekleir. Sanat o zaman, kendisini temsil edilecek ey de deil, ama yanstmann paradigmasal, perspektifin de "simge sel" vasf iinde ifade eden bir aknlk taklidinden yararlanr. Fi gr tpk Bergson'daki uyduruculuk gibidir: dinsel bir kkeni var dr onun. Ancak, estetik hale geldikte, figrn duyumsal aknl dinlerin duyulur-st aknl ile sar veya ak bir kartlk iine girer. kinci kta, malzemenin iinde gerekleen artk duyum deil
(31) Xavier de Langlais, la technique de la peinture l'huile (Yalboya Resim Teknii), Flamma rion Yay. (Ve Goethe, Renkler zerine).

Alglam, Duygulam ve Kavram

173

dir, daha ok malzeme duyumun iine geer. Elbette, duyum bu gei in dnda daha fazla varolmaz ve teknik kompozisyon dzlemi nin de birinci ktakinden daha fazla zerklii yoktur: bu dzlem hibir zaman kendi bana deer tamaz. Ne ki imdi o, sanki es tetik kompozisyon dzlemi iinde ykselmekte ve Damisch'in dedi i gibi, bu dzleme her trl perspektiften ve derinlikten bam sz, kendine zg bir derinlik vermektedir. Bu, sanatn figrleri nin, grnr bir aknlktan ya da bir paradigmasal modelden kur tulup, masum tanrtanmazlklarn, kfirliklerini itiraf ettikleri an dr. Ve hi phesiz bu iki k, bu iki duyum hali, tekniin bu iki kutbu arasnda, geiler, badatrmalar ve birlikte yaama du rumlar sklkla ortaya kar (rnein Tiziano'nun ya da Rubens'in dorudan boyayla yaptklar iler): bunlar gerekten ayrk devi nimler olmaktan ok soyut kutuplardr. Bununla beraber modern resim, yalboya ve incelticilerle yetindiinde bile, gitgide daha fazla ikinci kutba dnyor ve malzemeyi estetik kompozisyon dzleminin "kalnl iinden" ykseltip, geiriyor. Bu yzden mo dern resimde duyumu, katksz bir grsel dzlemliliin ge erii gibi tanmlamak fazlasyla yanl olur: yanllk belki de kalnln gl ya da derin olmaya ihtiya duymamasndan kaynaklanmak tadr. Mondrian iin kalnln ressam olduu sylenebilirdi; ama Seurat, resmi, "bir yzey kazma sanat" olarak tanmladnda, Canson kd'nn girinti ve kntlarna dayanmas yeterlidir. Bu artk dibi olmayan bir resimdir, nk "alt taraf" yze kar: yzey kazlabilirdir, ya da malzeme bir derinlikten veya perspektiften ba msz olarak, glgelerden ve hatta rengin kromatik dzeninden (keyfi boyamac) bamsz olarak ykseldii lde, kompozisyon dzlemi kalnlk kazanr. Artk szkonusu olan kaplamak deildir; yaplan ey ykseltmek, biriktirmek, doldurmak, iinden gemek, kaldrmak, katlamaktr. Bu zeminin promosyonudur ve yontu da dz hale gelebilir, zira dzlem katmanlar. Artk "zerine" resim yaplmaz, "altna" resim yaplr. Bililendirici sanat, Dubuffet ile ge len zemindeki bu ykselii, dokunun bu yeni glerini ok ok ile riye gtrd; emdirmelere, liflere, tabakalandrmalara bavurarak, ya da ince pamuklu veya tl kullanarak, soyut davurumculuk, minimal sanat da ayn eyi yapt, yle ki ressam tablosunun arka snda, krlemesine bir durumda bile resim yapabilir(32). Hantai ile birlikte, katlamalar, bir kez aldklarnda, seyredenin grne sunduklar eyi ressamn bakndan gizlerler. Her trl kta ve btn durumlarnda, resim dnlmtr: gr dnce aracl(32) Bkz. "Christian Bonnefoi, interview et comment par Yves-Alain Bois", Macula, 5-6.

174

Felsefe Nedir?

yla edinilir ve gz, dinlemekten daha ok, dnr. Hubert Damisch, "batikiliin, gelecein resmi iin, bir zaman lar perspektifin yapt grevin benzerini pekl yerine getirebile ceini" gstermek suretiyle, dzlemin kalnln gerek bir kavram kld. Buysa resme zg olmayan bir eydir, zira Damisch, rnein Scarpa hacimleri bizatihi dzlemin kalnl iine sktrmak iin yansmann devinimi ve perspektif mekanizmalarn dladnda, ayn ayrmla mimari dzlem dzeyinde de buluur33. Ve edebi yattan mzie kadar, kendini hibir biimsel derinlie indirgenme ye brakmayan maddi bir kalnlk kendisini duyurur. Szckler ve szdizimi kompozisyon dzlemi iinde ykselirler ve orada bir perspektifletirme iine giriecek yerde onu kazarken, modern ede biyatn da belirleyici izgisi olur bu. Ve, ok eitli elerin tanklk ettii gibi, ses dzlemine zel bir kalnlk vermek iin perdenin, tamperamann ve kromatikliin dayatt almlardan olduu ka dar yansmadan da vazgetiinde, mzik iin de bu byledir: salt teknik olmay brakp (Debussy'nin onlara kazandrd yaylmla), "kompozisyon ettleri" haline gelen piyano iin ettlerdeki evrim; Berlioz'da orkestrasyonun kazand belirleyici nem; Stravinski ve Boulez'de tnlarn ykselii; vuru duygulamlarnn metallerle, de rilerle ve tahtalarla yaylmas ve malzemeden ayrlmaz kitleler kur mak zere bunlarn nefesli alglarla kartrlmas (Varse); algla mn, grlt, ham ve karmak ses balamnda yeniden tanmlan mas (Cage); yalnzca kromatikliin perdeden baka biletiricilere doru geniletilmesi deil, ama sonsuz bir sreklilik iinde sesin kromatik-olmayan beliriine ynelik eilim (elektronik ya da elekt ro-akustik mzik). Sanatn estetik kompozisyon dzleminden bakaca bir dzlem iermedii anlamnda, sadece bir tek dzlem bulunur: gerekten de teknik dzlem zorunlu olarak estetik kompozisyon dzlemi ta rafndan kaplanm ya da emilmi durumdadr. Madde, bu koul ladr ki ifade edici hale gelir: duyumlar bileimi malzemede ger ekleir, ya da malzeme bileimin iine geer, ama bu her zaman tastamam estetik bir kompozisyon dzlemi zerinde konumlanla cak ekilde olur. Sanat alannda elbette bir ok teknik sorun vardr,
(33) Damisch, Fentre jaune cadmium ou les dessous de la peinture (Kadmium ans Pencere veya Resmin Altndakiler), Seuil Yay., s. 275-307 (ve s. 80, Pollock'da dzlemin kalnl). Da misch dnce-sanat, dnce-resim balants konusunda, zellikle Dubuffet'nin kur maya alt balamda, en ok direten yazardr. Mallarm kitabn "kalnl"n derinli inden ayr bir boyut olarak kabul ediyordu: bkz. Jacques Schrer, Le livre de Mallarm (Mallarm'nin Kitab), Gallimard, s. 55 - Boulez'nin mzik iin benimsedii tema (Points de repre, s. 161)

Alglam, Duygulam ve Kavram

175

ve bilim bunlarn zmnde ie karabilir; ama bu sorunlar an cak duyum bileiklerini ve malzemeleriyle birlikte zorunlu olarak katldklar dzlemi ilgilendiren estetik kompozisyon sorunlar balamnda ortaya karlar. Her duyum, yant yalnzca sessizlik bile olsa, bir sorudur. Sanat alannda sorun her zaman u dzlem zerinde hangi antn atlacan, ya da hangi dzlemin u antn altna ekileceini ve de her ikisini ayn zamanda bulmaktan iba rettir: Klee'nin "bereketli lkenin snrndaki ant" ve "bereketli l kedeki ant"nda olduu gibi. Evrenler, yapt sahipleri ya da hatta yaptlarca ok ve birbirinden farkl dzlemler yok mudur? Gerek te, tek bir sanat iinde olduu kadar bir sanattan tekine, evrenler birbirlerinden treyebilir, ya da her trl tremeden bamsz ola rak, yakalama ilikilerine girip evren takmyldzlar meydana geti rebilirler, ama ayn zamanda, artk uzay-zamana ait olmayan nitel uzaklklarda, nebulalar veya farkl yldz sistemleri iinde de da labilirler. Evrenler kendi ka izgileri zerinde birbirlerine zincir lenir ya da ayrlrlar, yle ki, onlar, indirgenebilmez okluklar ha lindeyken, dzlem bir tek olabilir. Her ey (teknik de dahil olmak zere) duyum bileikleriyle es tetik kompozisyon dzlemi arasnda ceryan eder. mdi estetik kompozisyon dzlemi, gnll ya da nceden tasarlanm olmad , bir programla uzaktan yakndan ilikisi bulunmad iin, nce gelmez, ne ki bilincine varl azar azar gereklemek ve oun lukla sonradan ortaya kmakla birlikte, sonra da gelmez. Kent ev den sonra, ya da kozmos yurtluktan sonra gelmez. Evren de figr den sonra gelmez ve figr evren yatknldr. Bileik duyumdan kompozisyon dzlemine gittik, ama bunu, biri ancak teki aracl yla ilerlediinden, onlarn kesin birlikte-varolularn ya da bir birlerini tamamlaylarn grmek iin yaptk. Alglamlar ve duy gulamlardan yaplm bileik duyum, grn, doal, tarihsel ve toplumsal bir ortamda egemen alglar ve duygulanmlar bir araya getiren sistemini yurtsuzlatrr. Ancak bileik duyum, kompozis yon dzlemi zerinde yeniden yurtlanr, nk oraya kendi evleri ni kurar, nk orada kendisini, saf alglam haline gelmi manza ralar, saf duygulam haline gelmi kiilikler olan kendi biletiricile rini kuatan, i ie erevelerin ya da birleik yzeylerin iinde su nar. Ve kompozisyon dzlemi ayn zamanda, duyumu sonsuz bir kozmos zerinde aan ve yaran bir tr ereveden boaltma ile minden geirerek, daha st dereceden bir yurtsuzlamann iine srkler. Pessoa'da olduu gibi, dzlem zerindeki bir duyum i gal ettii bir yeri mutlaka yayacak, Yeryznn btnnde, yer

176

Felsefe Nedir?

yznn ierdii btn duyumlar serbest brakarak gevetecektir: aacak ya da yaracak, sonsuzla eitlenecektir. Sonsuzu yeniden bul mak, yeniden vermek iin sonludan gemek, belki de budur sana tn ii. Dnceyi, dncenin byk formunu, sanat, bilim ve fel sefeyi tanmlayan ey, her zaman kaosla kapmak, bir dzlem iz mek, kaosun zerine bir dzlem ekmektir. Ama felsefe, tutarllk vererek sonsuzu kurtarmak ister: kavramsal kiiliklerin edimiyle, olaylar ya da tutarl kavramlar sonsuza tayacak bir ikinlik dz lemi izer. Buna karlk bilim gnderimi kazanmak uruna son suzdan vazgeer: ksmi gzlemcilerin edimiyle, her kezinde eyle rin durumlarn, fonksiyonlar ya da gnderimsel nermeleri ta nmlayan, yalnzca tanmlanmam koordinatlardan bir dzlem i zer. Sanat sonsuzu yeniden veren sonluyu yaratmak ister: estetik figrlerin edimiyle, antlar ya da bileik duyumlar tayan, bir kompozisyon dzlemi izer. Damisch, Klee'nin "Eittir sonsuz" adl tablosunu zmlemiti. Bu elbette bir allegori deil, ama kendini resim olarak sunan resmetme tavrdr. Kenarda dans eden ve tuvali kateden koyu lekeler, bize kaosun sonsuz geiiymi gibi geliyor; tuval zerindeki, denekiklerle blnm nokta serpintisi, sonlu bileik duyumdur, ama sonsuzu bize, = oo klan kompozisyon dz lemi zerine alr. Bununla birlikte sanat, bilimle felsefenin, sonlu yolla sonsuz yolun bir bireimiymi gibi dnmeyeceiz. yol da zgndr, her biri tekiler kadar dorudandr ve dzlemin ve o dzlemi igal eden eyin trne gre birbirinden ayrlr. Dn mek, kavramlar araclyla dnmektir, ya da fonksiyonlar, ya da duyumlar araclyla dnmektir ve bu dncelerden her biri tekilerden daha iyi, veya daha bir younlukla, daha bir tamlkla, daha bireimsel olarak "dnce" deildir. Sanatn ereveleri bi limsel koordinatlar olmad gibi, duyumlar da kavramlar, ya da kavramlar duyum deillerdir. Sanat felsefeye yaklatrmak zere yakn zamanlarda ortaya kan iki giriim, soyut sanatla kavramsal sanattr; ancak bu giriimler kavram duyuma ekleyemezler, kav ram deil duyumlar yaratrlar. Soyut sanat, duyumun orada saf bir zihinsel varlk, dnen ve dnlm bir yan madde haline gelecei, bir deniz veya aa duyumunun deil, ama bir deniz kav ram ya da aa kavram duyumunun sz konusu olduu, arkitek tonik bir kompozisyon dzlemi uzatarak, duyumu inceltmeye, maddeden kurtarmaya alr sadece. Kavramsal sanat, her eyin; eylerin, imge ve klielerin, nermelerin - bir ey, ayn lekte ve ayn yerdeki fotoraf, szlkten karlm tanm - orada sonsuza

Alglam, Duygulam ve Kavram

177

kadar yeniden retilebilir bir duyum deeri kazanmalar iin, yete rince tarafszlatrlm (gsterilmemi yaptlar bir araya getiren katalog, kendi haritasyla kapl zemin, mimarisi olmayan, ilevin den boaltlm mekanlar, "flatbed" dzlemi) bir kompozisyon dzlemi yerletirmek suretiyle ve genelleme araclyla, kar yn de bir maddeden kurtarma araynda. Bununla birlikte, bu son kta, bylece duyuma ya da kavrama ulald kesin deil, nk kompozisyon dzlemi kendisini "bililendirici" klma eiliminde ve de duyum, "maddeletirmenin" veya tersinin, yani sz konusu iin sanat olup olmadna karar vermenin muhtemelen ona ait olaca bir izleyicinin basit "grne" balanm oluyor. Sradan alglar ve duygulanmlar sonsuzda yeniden bulmak ve kavram toplum sal gvdenin veya byk Amerikan metropolnn bir doxasna indirgemek uruna ne ok emek! dnce biimi, bireim ve zdeleim olmakszn kesiir, iie girer. Felsefe kavramlaryla olaylar kartr, sanat duyumla ryla antlar diker, bilim de fonksiyonlaryla eylerin durumlarn kurar. Dzlemler arasnda zengin bir iletiim rgs yerleebilir. Ama ebekenin ykselen noktalar, duyumun, kendiliinden kav ram ya da fonksiyon duyumu haline geldii, kavramn, fonksiyon ya da duyum kavram, fonksiyonun da, duyum ya da kavram fonksiyonu haline geldii noktalar vardr. Ve bu elerden her hangi biri, henz hl gelecek, hl belirsiz ya da bilinmez olabil meksizin ortaya kmaz. Bir dzlem zerinde yaratlm her e, teki dzlemler zerinde yaratlmay bekleyen, daha baka ayrk elere arda bulunur: ayrk-doum olarak dnce. Bu ykse len noktalarn iki ar tehlike tad dorudur: ya bizi iinden kmak istediimiz gre gtreceklerdir doruca, ya da kap mak istediimiz kaosun iine iteceklerdir bizi.

Sonu Kaostan Beyne

Tek istediimiz, kendimizi kaostan korumak iin bir parack d zen. Kendi kendisinden kurtulan bir dnceden; kaan, henz ta sarlanmken yitip giden, unutmann hanidir kemirdii ya da bi zim daha iyi bir ekilde kavrayamadmz daha bakalarnn iine itilmi fikirlerden daha dehet verici, daha zdrap verici bir ey olamaz. Bunlar yitileri ve belirileri rastlaan sonsuz deikenlikler dir. Bunlar katettikleri renksiz ve sessiz boluun, doasz ve d ncesiz boluun devinimsizlii ile karan sonsuz hzlardr. Za man asndan fazla m uzun yoksa fazla m ksa olduunu bileme diimiz andr bu. Nabz gibi atan krba darbelerine maruzuz. Durmakszn yitiriyoruz fikirlerimizi. Tefhim edilmi grlere bunca yapmak isteyiimiz bundandr. Tek istediimiz fikirlerimi zin, en az saydaki deimez kurallar uyarnca eklemlenmesi ve armn da bundan bakaca bir anlam asla olmad, fikirlerimize bir parack olsun dzen vermemize, birinden tekine bir uzay ve zaman dzenlilii iinde gememize olanak veren, kanatl atlar ve ate saan ejderhalar dourtmak zere evreni ann iinde katetme "fantezimizi" (kendinden geme, delilik) engelleyen bu koruyucu kurallar, benzerlii, bitiiklii, nedensellii salamaktan bakaca bir anlam olmad. Ama eer eylerde ya da eylerin durumunda bir para dzen yoksa, tpk nesnel bir anti-kaos gibi, fikirlerde de bir para dzen olmayacaktr: "Eer slen bazen krmz, bazen kara, kimi zaman hafif, kimi zaman ar idiyse..., imgelemim, ar sleni krmz rengin temsiliyetiyle bir arada, dncemin iine kabul etme frsatn bulamayacaktr."1 Ve nihayet, eyler ve d
(1) Kant, Saf Akln Eletirisi, Analitik, "mgelemdeki yeniden retim bireimine dair".

180

Felsefe Nedir?

nce bulutuklar zaman, duyumun, onlarn uyumunun teminat ya da tan olarak kendisini yeniden retmesi gerekir; sleni elimize aldmz her kez arlk duyumu, ona baktmz her kez krmz duyumu olarak, ve imdiki zaman, ona gemile bir uyumluluk dayatmadan alglayamayan bedenimizin organlaryla, yeniden retmesi... Tpk bizi kaostan koruyan bir tr "emsiye" gi bi, ite btn bunlar talep ederiz bir gr sahibi olmak iin. Btn bunlardan, grlerimiz olumutur. Ancak sanat, bi lim, felsefe daha da fazlasn isterler: kaosun zerine dzlemler i zerler. Bu disiplin, tanrlarn hanedanlarn anmsatan dinler, ya da emsiyenin zerine, grlerimizin treyecei bir Urdoxa'nn fi grleriymiesine bir gk kubbe resmetmek zere tek bir tanrnn belirivermesi gibi deildir. Felsefe, bilim ve sanat gkkubbeyi yrt mamz ve de doruca kaosun iine dalmamz isterler. Kaosu an cak bu bedel karlnda yenebileceizdir. Ve ben kez utkuyla katettim Akheron rman. Filozof, bilgin, sanat ller alemin den dnm gibidirler. Filozofun kaostan beraberinde getirdii, sonsuz olarak kalan, ama kesitsel bir ikinlik dzlemi izen yzey lerin zerinde ya da mutlak oylumlarn iinde birbirinden ayrl maz hale gelmi deiimlerdir: bunlar artk ayrk armlar de il, ama bir kavram iindeki ayrtrlmazlk blgelerine gre dal m yeniden-zincirlenmelerdir. Bilgin kaostan yavalamalarla, yani hangisi olursa olsun iie girmee elverili bakaca deikenlikle rin elenmesi yoluyla bamsz hale gelmi deikenler getirir, yle ki alkonmu deikenler belirlenebilir orantlar altnda bir fonksiyo na dahil olurlar: bunlar artk eylerin iindeki zellik balar deil, ama yerel olaslklardan kalkp btnsel bir kozmolojiye giden ke sitsel bir gnderim dzlemi zerindeki sonlu koordinatlardr. Sa natnn kaostan getirdiiyse, artk duyu organnda duyulurun ye niden retimini kurmayan, ama, sonsuzu yeniden vermeye mukte dir, organik-olmayan bir kompozisyon dzlemi zerinde, bir du yulur varlk, bir duyum varl atan deiiklikler'dir. Czanne ve Klee'nin, kaosla, resmin iindeki eylemle, resmin barnda sergile dikleri kavga, bir baka biimde bilimde de, felsefede de ortaya kar: her kezinde, onu kateden bir kesitsel dzlemle kaosu alt et mektir szkonusu olan. Ressam bir felaketin, ya da bir yangnn iinden geer ve tuvalin zerinde, tpk onu kaostan kompozisyona ulatran srayn izi gibi, bu geiin izini brakr.2 Matematik
(2) Czanne ve kaos hakknda bkz. Gasquet, in Conversations avec Czanne, Klee ve kaos iin bkz. "gri nokta zerindeki not" in Thorie de l'art moderne, Gonthier Yay. Ve Henri Maldi ney'nin zmlemeleri, Regard Parole Espace (Bak Sz Uzay), L'age dhomme Yay., s. 150151, 183-185.

Sonu

181

denklemlerin kendileri de bilimsel bir grn onanmas gibisin den dingin bir kesin-inanca yaslanmak yerine, matematikinin "dosdoru hesaplarn iine atlad" ve "saa sola arpmadan" bu hesaplarn stesinden gelip doruya ulaamayacan ngrd bir uurumdan karlar.3 Ve, kavramlar yeniden nefrete gtren ya da, onlar geri almamz, aramamz, bir srama yapmamz gere ken kaosun ortak varoluu iinde datan bir atlak tarafndan he nz katedilmedike, felsefece dnce de, kavramlarn dostulu un iinde bir araya getiremez. Bu tpk denize a atmak gibidir, ama balk srklenmek ve limana geldiini sanrken kendisini aklarda bulmak tehlikesiyle kar karyadr her zaman. disip lin de, farkl biimlerde, bunalmlar ya da sarsntlarla i grr ve her birinde "gelime"den sz edebilmemize olanak veren ey ard lktr. Kaosa kar giriilen kavga dmanla belli bir yaknlk olmaks zn yrmeyecee benziyor, nk gre kar, hem de bizi kaosun kendisinden koruduu savndaki gre kar, bir baka kavga ge liiyor ve daha bir nem kazanyor. Alabildiine iirsel bir metninde, Lawrence iirin yapt eyi betimler: insanlar ara vermeksizin onlar koruyacak bir emsiye imal ederler, bunun alt yzne bir gkkubbe izer ve uzlamlarn, grlerini yazarlar buraya; ama air, sanat, emsiyede bir gedik peydahlar, hatt, zgr ve esintili bir parack kaosu ieri alabil mek, ani bir k iinde gedikten beliriveren bir gry, Word sworth'un uhaieini veya Czanne'in elmasn, Macbeth veya Ahab'n siluetini erevelemek uruna, gkkubbeyi bile yrtar. O zaman, grye yle byle benzeyen bir parayla emsiyeyi yama yan taklitilerin ve gedii grlerle dolduran tefsircilerin kalabal onu izler: iletiimdir bu. Belki de giderek daha byk, daha ba ka gedikler amak, zorunlu ykmlar gerekletirmek ve bylece ncllerine artk grmesini bilmediimiz iletilebilmez yenilii ye niden vermek zere, her zaman daha baka sanatlar gerekecektir. Bu demektir ki sanat, (belli bir biimde, gnlden ard) kao sa kar dvmekten ok, grn "klielerine" kar dvr.4 Ressam el dememi bir tuvale yapmaz resmini, ya da yazar beyaz bir sayfaya yazmaz, ama sayfa ya da tuval nceden varolan, nce den yerlemi klielerle hanidir ylesine kapldr ki, kaostan km ve bize gry ulatran bir akmn gemesini salamak iin, nce silmek, temizlemek, inceltmek, hatta para para etmek gerekir. Fontana boyanm tuvali bir ustura darbesiyle kestiinde, bylece
(3) Galois, in Dal mas, Evariste^ Galois, s. 121,130. (4) Lawrence, "Le chaos en posie / iirde kaos", in Lawrence, Cahiers de l'Heme, s. 189-191.

182

Felsefe Nedir?

yard ey renk deildir, tersine yark boyunca bize saf rengin dzrenkliliini gstermi olur. Sanat sahiden de kaosla kavga eder, ama oradan bir anlk sreyi klandran bir gry, bir Duyumu fkrtmak iin. Hatta evleri...: Soutine'in esrik evleri, saa sola ar parak, kendi aralarnda yeniden oraya dmelerini engelleyerek, kaosun iinden karlar; ve Monet'nin evi de, kaosun, oradan bakl dkta, gllerin grs haline geldii bir yark olarak beliriverir. En narin pembe bile kaosa alr, tpk yzlm derinin altndaki et gibi(5). Bir kaos yapt hi phesiz bir gr yaptndan daha iyi deildir, sanat da grle yapldndan daha ok kaosla yaplma mtr; ama, eer sanat kaosa kar dvyorsa, bunun nedeni, de nenmi silahlarla daha bir iyi yenebilmek iin, sonradan gre y neltecei silahlar ondan dn almaktr. Hatta tablo ilk bata klie lerle kapl olduu iindir ki ressam, her trl gre, her trl kli eye meydan okuyan (ne kadar zaman?) bir duyum retmek zere, kaosla kapmak ve ykmlar abuklatrmak zorundadr. Sanat kaos deildir, ama kaosun gry ve duyumu veren bir kompozis yonudur, yle ki, Joyce'un dedii gibi, bir kaosmos, bileik bir kaos kurar - ne ngrlm ne de nceden tasarlanm. Sanat kaotik de ikenlii kaoid deiiklie dntrr, El Greco'nun koyu gri ve yeil aydnl rnein; Turner'n altn renkli aydnl ya da Sta el'in kzl aydnl. Sanat, en sevimli kiilii, en byl manzaray kullanarak da olsa, kaosla savar, ama onu duyulur klmak iin sa var (Watteau). Bunun benzeri dolambal, srngen bir devinim, bilime de can vermektedir belki. Bilim, yavalatlm deikenlii deimez lerin veya u noktalarn altndan geirdiinde, onu bylece denge merkezlerine tadnda, onu koordinat eksenlerinin iindeki ok az saydaki bamsz deikenleri tutabilen bir elemeden geirdi inde, bu deikenler arasnda gelecekteki durumun imdiki za mandan yola klarak belirlenebildii (determinist hesap) orantlar yerletirdiinde, ya da tersine, eylerin durumunun yalnzca ista tistiksel olduu (olaslk hesab) onca deikeni ayn zamanda ola ya dahil ettiinde, kaosa kar sava en bata onun iiymi gibi g rnr. Bu balamda, kaostan ele geirilmi tastamam bilimsel bir grten; tpk, bazen balang bililendirmeleriyle, bazen byk lekteki bililendirmelerle tanmlanm, ve ounlukla basitten bi leie doru, kh imdiki zamandan gelecee, kh moleklselden btne giden bir iletiimmi gibi sz edilebilir. Ancak, burada da bilim, savat kaosa kar derin bir ekim duymaktan alkoyamaz
(5) Didi-Huberman, La peinture incarn, s. 120-123: et ve kaos zerine.

Sonu

183

kendini. Eer yavalama bizi kaos okyanusundan ayran incecik kenarsa, bilim, deikenlerin ortaya kmas veya kaybolmasyla kendilerini saklayan orantlar koyarak (diferansiyel hesap), yapa bildii lde en yakndaki dalgalara yaklar; bir deikenliin or taya knn ve kayboluunun birbirine kart kaotik durumla, ortaya kan ve kaybolan deikenlerin snr olarak bir orant su nan yar-kaotik durum arasndaki farkllk giderek daha da k lr. Michel Serre'in Leibniz hakknda syledii gibi, "iki alt-bilin olacaktr: en derindeki sradan bir btn, katksz okluk ya da genel olaslk, iaretlerin rastgele karm gibi yaplandrlacaktr; daha az derindekiyse bu okluun biraraya getirici emalaryla kapl olacaktr..."6. Her zaman bir ncekinin greli olarak kaotik bir durum ve sonrakinin de kaoid bir durum olaca, ardarda sra lanm elekler gibi, bir dizi evre aral ya da koordinat tasarlanabi lir, yle ki basitten bileie gidecek yerde, kaotik eiklerden geile cektir. Gr, bize birlii, yasalarn birletirmeyi dleyen ve bu gn bile drt g arasnda ortaklk arayan bir bilim sunar. Oysa, en deiik gler bile orada eyleip dursa, kaostan bir para koparma d ok daha inatdr. Bilim, aratrabilecei bir kk kaos par as iin, zlemini ektii btn o aklc birlilii feda edecektir. Sanat bir kaos parasn, duyulur hale gelen bileik bir kaos oluturmak, ya da deiiklik olarak ondan kaoid bir duyum kar mak zere, bir erevenin iine alr; ama bilim kaos parasn bir koordinatlar sistemi iine buyur eder ve Doa haline gelen, ondan rastgele bir fonksiyon ve kaoid deikenler kartt, gnderimde bulunulmu bir kaos oluturur. Modern matematik fiziin en nemli ynlerinden biri, bylece, "tuhaf" veya kaotik ekicilerin et kisi altnda kaosa doru geilerde ortaya kmaktadr : belirlenmi bir koordinatlar sisteminde, iki komu yrnge bu durumda kal mazlar, yinelenen ekme ve katlama ilemleriyle yeniden birbirleri ne yaklamazdan nce, eksponansiyel biimde ayrlr ve kaosu ye niden keserler.7 Eer denge ekicileri (sabit noktalar, snr dng ler, silmeler) bilimin kaosla olan savan yeterince ifade ediyorlar sa, tuhaf ekiciler de onun kaosa duyduu derin ekimi ve de mo dern bilime isel bir kaosmos'un kuruluunu aa kartmaktadr (daha nceki dnemlerde, zellikle evrimlere duyulan hayranlk iinde, u ya da bu biimde kendi kendisini yalanlayan her eyi).
(6) Serres, Le systme de Leibniz, P.U.F., I, s. 111 (elelelerin pepeelii iin, s. 120-123). (7) Tuhaf ekiciler, bamsz deikenler ve "kaosa giden yollar" hakknda, Prigogine ve Sten gers, Entre le temps et l'ternit (Zaman ve Sonsuzluk Arasnda), Fayard Yay., bl. IV. Ve Gleick, La th orie du chaos (Kaos Kuram), Albin-Michel Yay.

184

Felsefe Nedir?

yleyse sanatn bizi ulatrd sonuca benzeyen bir sonu kar sndayz: kaosla giriilen kavga gre kar alm daha derinde ki bir savan aracdr yalnzca, zira insanlarn mutsuzluu gr ten kaynaklanr. Bilim kendisine dinsel bir birlik ya da birletirme tad salayan gre kar dner. Ama ayn zamanda, bazen deter minist ngrden (Laplace'n Tanr's), bazen olaslk deerlen dirmeden (Maxwell'in eytan) ibaret Urdoxa olarak tastamam bi limsel gre kar da dner kendi iinde: kendisini balang bili lendirmelerinden ve byk lekteki bililendirmelerden kurtarmak suretiyle, bilim, nemsiz dalgalanmalarn tekil etkileriyle tanmlan m yaratclk koullar ekler iletiime. Yaratm denen ey, kaotik deikenlii kesmee muktedir bir dzlem zerinde fkran este tik deiiklikler ya da bilimsel deikenlerdir. Gr fenomenlerini dndkleri iddiasndaki szde-bilimlere gelince, yararlandklar yapay beyinler olaslk sreleri, duraan ekicileri, formlar do rulamann tm mantn model olarak saklarlar, ancak dnce nin gre kar verdii kavgay ve bizatihi grn iinde dn cenin urad yozlamay ayn zamanda kavrayabilmek iin, kao id durumlara ve kaotik ekicilere erimek zorundadrlar (bilgisa yarlarn evrim yollarndan biri de kaotik veya kaotikletiren bir sis temin ykseltilmesi dorultusunda ilerliyor). nc kkn dorulad da ite bu, duyulur deiiklik, ya da fonksiyonel deiken deil de, felsefede ortaya kt ekliyle kavramsal deiim. Felsefe de farkszlatrlm boluk ya da ben zemezliin okyanusu olarak alglad kaosla savar. Bundan fel sefenin grn yannda durduu, ya da grn onda yer alabile cei sonucu karlmamaldr. Bir kavram, grte olduu gibi a rm bir fikirler btn deildir. En kt olaslkla, bir tr aklc latrlm Urdoxa kurabilecek bir akllar dzeni, dzenlenmi bir akllar dizisi de deildir. Kavrama erimek iin, fenomenlerin, fi kirleri birletiren ilkelerin benzeri ilkelere, ya da eylerin, akllar dzenleyen ilkelere boyun emeleri bile yetmez. Michaux'nun de dii gibi, "sradan fikirlere" yeten, "yaamsal fikirlere" - yaratmak zorunda olduklarmza - yetmez. Fikirler ancak imgeler olarak bir leebilir ve ancak soyutlamalar olarak dzenlenebilirler; kavrama erimek iin her birini ayr ayr amamz ve de gerek varlklar ola rak belirlenebilen zihinsel nesnelere olabildiince abuk ulamamz gerekir. Spinoza ya da Fichte'nin daha o zaman gstermi olduklar budur: uydurulardan ve soyutlamalardan yararlanmamz gerekir, ama yalnzca gerek varlktan gerek varla gideceimiz ve kav ramlar kurmak suretiyle i greceimiz bir dzleme varmamz iin

Sonu

185

zorunlu olduu lde8. Bu soncun, deiimlerin komuluk veya ayrdedilmezlik blgeleri boyunca ayrlmaz hale geldiince, nasl elde edilebileceini grdk: o zaman deiimler, gerek kavramsal kitleler meydana getirmek zere, imgelemin kaprisleri uyarnca birleebilir, ya da akln zorlamalar uyarnca ayrabilir ve dzenle nebilir olmaktan karlar. Bir kavram, bir ikinlik dzlemi zerin de, bu dzlem kaotik deikenlii kesip ona tutarllk (gereklik) verdii lde reyen ya da kurulan, ayrlmaz bir deiimler bt ndr. Demek ki bir kavram ncelikle bir kaoid durumdur; tutarl klnm, Dnce haline gelmi bir kozmosa, zihinsel kozmosa gnderir. yi de eer hi durmadan kaosla boy lmeseydi d nmek ne olurdu? Akl bize gerek yzn ancak "kendi kraterin den kkrerken" gsterir. Onda bir emsiye ya da bir snak bul maktan vazgeilmek ve tam tersine onu, ait olduu ve yeniden ak denize karan bir ikinlik dzlemi zerine yerletirmek iin, kendi liinden oluacak bir ikinlik varsaymaya son verilmek kouluyla, cogito bile, onu bir kavram yapan ayrlmaz deiimlerin iinden ekilip alnmadka, bir grten, en iyi kta bir Urdoxa'dan ba kaca bir ey deildir. Ksacas, kaosun onu kesen dzleme gre kz vardr: bunlar, dncenin ya da yaratmann formlar olarak, Kaoidler, sanat, bilim ve felsefedir. Kaosu kesen dzlemler zerin de retilmi gerekliklere kaoid ad verilir. dzlemin birleme noktas (birlii deil), beyindir. phesiz, beyin belirlenmi bir fonksiyon olarak dnldkte, beyinsel "ha ritalarn" da tanklk ettii gibi, ayn zamanda birbirleri zerine et kiyen yatay balantlarn ve dey tmlemelerin karmak bir b tn gibi grnr. u halde ortada iki soru var: balantlar nce den yerleik ve de raylar gibi ynlendirici midirler, yoksa g alan lar iinde kurulup zlmekte midirler? Ve tmleme sreleri, ye rellemi hiyerarik merkezler midir, yoksa daha ok, bizatihi mer kezin konumunun bal olduu bir alan iinde duraanlk koulla rna erien formlar (Gestalten) mdr? Getalt kuramnn nemi, bu adan, beyin kuramn olduu kadar algnn kavrann da ilgilen dirir, zira koullu refleksler balamnda ortaya kt ekliyle, dorudan doruya korteksin statsne kar kmaktadr. Ancak, ele alman bak as hangisi olursa olsun, hazr veya yaplan yolla rn, mekanik veya dinamik merkezlerin, benzer glklerle kar latklarn gstermek zor deildir. Adm adm izlenen hazr yollar bir n izim gerektirirler, ama bir g alan iinde kurulan
(8) Bkz. Guroult, L'evolution et la structure de la Doctrine de la Science chez Fichte (Fichte'de Bi lim Doktrininin Yaps ve Evrimi), Les Belles Lettres Yay., I, s. 174.

186

Felsefe Nedir?

gzerghlar, ayn ekilde adm adm davranan gerilim kararlaryla ilerlerler (rnein fovea ile, beynin bozmaddesine benzer bir yaps olan retina zerine yanstlm kl nokta arasndaki yaknlama gerilimi): her iki ema, bir hedef ya da bir program olarak deil, ama alann btnyle yukardan-seyri olarak, bir "dzlemi" gerektirir. Mekanizmann nkurguyu aklamad gibi, Gestalt kuramnn da aklamad budur. Beynin, bilimin kurulmu nesnesi olarak ele alndkta, grn oluum ve iletiim organndan bakaca bir ey olamayaca bizi a rtmayacaktr: nk adm adm balantlar ve odaklanm tmle meler, tanmann dar modeline baml kalrlar (gnozi /ilkel bilgi ve praxi /devinimlerin uyumu, "bu bir kare prizmadr", "bu bir kurun kalemdir"...), ve burada beynin biyolojisi en dikkafal man tkla birlikte, ayn postulatlar zerinde yer alr. Ortamlara, karla ra, inanlara ve engellere baklacak olursa, grler, tpk Gestalt'n peisra giden sabun kpkleri gibi, canllklaryla kendilerini ka bul ettiren formlardr. Bu durumda felsefeyi, sanat ve hatta bilimi "zihinsel nesneler", nesnelletirilmi beynin iindeki sradan nron birleimleri olarak ele almak zor grnyor, zira tanmann geici modeli, bunlar doxa'nn iine toplar. Eer felsefenin, sanatn ve bi limin zihinsel nesneleri (yani yaamsal fikirler) bir yere sahip idiy seler, bu yer nesnelletirilmez bir beynin sinaptik yarklarnn en derinlerinde, boluklarnda [hiatus], aralklarnda, ara-zamanlarn dadr, onlar aramak iin oraya dalmann yaratmakla anlamda olaca yerdedir. Bu biraz, bir televizyon ekrannn, nesnel tanmla mann gcnden kaan eyi, dalga younluklar boyunca ortaya kartmak zere ayarlanna benzer(9). Bunun anlam, dncenin, bilimin iinde etkinlikle kazand form altnda bile, organik ba lantlardan ve tmlemelerden yaplm bir beyne bal olmaydr: fenomenolojiye gre, insann dnya ile ilikilerine bal olacaktr beyin, ikirciklikleri ve eksiklikleri iinde bile, bu ilikilerle zorunlu olarak uyuur nk onlarn zerine ykseltilmitir, tpk uyarma larn dnyann, tepkilerin de insann zerine kartld gibi. "n san dnr, beyin deil"; ne ki fenomenolojinin, dnya'da-Ol mak'a ynelerek beyni aan bu ykselii, mekanizm ve dinamiz min ift ynl eletirel bak altnda, bizi hibir ekilde grlerin kresinden karmaz, yalnzca kkensel gr ya da anlamlarn an lam olarak ortaya konmu bir Urdoxa'ya gtrr (I0). Kavak noktas bir baka yerde, beynin "zne" olduu, zne
(9) Jean-Get Martin, Variation (Deiim). (10) Erwin Straus, Du sens des sens, Millon Yay., bl. III.

187
haline geldii yerde olmasn sakn? Dnen beyindir, yoksa, yal nzca beyinsel bir kristalleme olan insan deil. Beyinden, tpk C6zanne'n manzaradan sz ettii gibi sz edeceiz: insan yok, ama btnyle beynin iinde... Felsefe, sanat ve bilim nesnelleti rilmi bir beynin zihinsel nesneleri deil, ama beynin zne haline geldii, Beyin-dnce haline geldii grnm, dzlemdir, zerine binip meydan okumak zere kaosun iine dald sallardr. Kendini artk ikincil balantlar ve tmlemelerle tanmlamayan bu beynin zellikleri nelerdir? Bu, beynin arkasndaki bir beyin deil, ama her eyden nce mesafesiz, topran hemen zerinden, bir yu kardan-seyir hali, hibir ukuru, hibir kvrm ya da boluu [hia tus] karmayan, kendiliinden-yukardan-seyirdir. Ruyer'in tanm lad gibi, bu bir "doru form", birincil formdur: bir Getalt ya da alglanm bir form deil, ama, retinann veya grntnn ulat beyin blgesinin de bir bakasna gndermemesi gibi, hibir d ba k asna gndermeyen bir kendisi iinde form, tm ek boyutlardan bamsz olarak kendini yukardan-seyreden mutlak bir tutarl dolaysyla hibir aknla ar karmayan, boyutlarnn says ne olursa olsun yalnz bir tek kenar olan, yaknlama ve uzakla ma olmakszn btn belirlenileriyle birlikte-var kalan, hz-snr olmakszn onlar kateden ve onlardan bir o kadar da, karkla yolamakszn bir egizillik datt ayrlmaz deiim karan bir form(11). Katksz olay ya da gizilin gereklii olarak, kavramn statsnn de byle olduunu grdk. Ve hi phe yok ki kav ramlar da bir ve ayn beyne indirgenemezler, zira bir "yukar dan-seyir alan" kuran, onlarn her biridir ve yeni bir kavram kp da belirlemelerin birlikte-varoluunu ya da egizilliini zorunlu klmadka, bir kavramdan tekine geiler indirgenmez olarak ka lrlar. Her kavramn bir beyin olduu da sylenemez. Ancak beyin, bu ilk mutlak form grnm altnda, bir yandan kavramlarn zerinde yerletii, yer deitirdii, dzen ve balantlarn dei tirdii, yenilendii, kendilerini yaratmaktan vazgemedii ikinlik dzlemini izerken, dpedz kavramlar yetisi olarak, yani onlarn yaratllarnn yetisi olarak ortaya kar. Beyin bizatihi zihindir. Beynin zne, ya da daha iyisi Whitehead'in deyiiyle "sperfkr ma" haline gelmesiyle ayn zamanda, kavram, yaratlm olarak nesne, olay veya bizatihi yaratma ve felsefe de, beynin izdii ve kavramlar tayan ikinlik dzlemi haline gelir. Beyinsel devinim ler bu yzden kavramsal kiilikler doururlar.
(11) Ruyer, Neo-finalisme, PUF Yay., VII-X. Ruyer, btn yaptnda mekanizm ve dinamizme (Getalt) kar, fenomenolojininkinden farkl bir eletiri srdrr.

188
Ben znesini telaffuz eden beyindir, ama Ben znesi bir baka sdr. Bu, bir aknlk barndrmamakla birlikte, ikincil balantlarn ve tmlemelerinkiyle ayn beyin deildir. Ve bu Ben znesi beynin yalnzca felsefe olarak "ben kavryorum"u deil, ayn zamanda da sanat olarak "ben duyuyorum"udur. Duyum kavramdan daha az beyinsel deildir. Eer sinirsel uyarm-tepki balantlaryla beyin sel alg-eylem tmlemeleri dnlrse, duyumun yolun hangi aamasnda ya da hangi dzeyde ortaya kt sorulmayacaktr, zira duyum varsaylmtr ve de geriye ekilmi olarak durur. Geri ye ekilme yukardan-seyrin tersi deil, ama karlkl balamdr. Duyum, adm adm srp gittii ve tepkinin iine getii iin de il, ama kendisini saklad ya da titreimlerini saklad iin, biza tihi uyarmdr. Duyum uyarcnn titreimlerini, sinirsel bir yze yin zerinde ya da beyinsel bir hacmin iinde edinir: bir sonraki ortaya ktnda bir nceki henz kaybolmamtr. Bu onun kaosa yant verme tarzdr. Duyumun kendisi de titreir nk titreimler edinir. Kendi kendisini saklar nk titreimleri saklamaktadr: o Ant'tr. Tnlanr nk kendi uyumluluklarn tnlatr. Duyum, nitelik, deiiklik haline-gelmi, edinilmi titreimdir. Bunun iin dir ki zne-beyin'e burada ruh ya da g denildi, zira yalnzca ruh, edinmek suretiyle maddenin datt, ya da yayd, ilerlettii, yanstt, krd veya deitirdii eyi saklar. Bu yzden tepkilere ve bu tepkilerin srdrdkleri uyarmlara, eylemlere ve bu eylem lerin yansttklar alglara taklp kaldka, duyumu bo yere aram oluruz: nk Leibniz'in dedii gibi ruh (ya da daha iyisi g), bir ey yapmaz ya da eylemez, yalnzca mevcuttur, saklar; edinim bir eylem deil, ama katksz bir tutku, ncekini sonrakinin iinde saklayan bir temaadr12. u halde duyum mekanizmalardan, di namizmalardan ve erekliliklerden daha baka bir dzlem zerin dedir: bu, duyumun onu ortaya karan eyi edinerek ve kendisini sralar geldikte edindii baka duyumlarla ortaya kartarak olu tuu, bir kompozisyon dzlemidir. Duyum katksz temaadr, zira edinim, i grrken bavurulan eler temaa edildii srece kendisini de temaa ederek, temaa araclyla olur. Temaa et mek, edilgin yaratnn gizi olan duyumu yaratmaktr. Duyum kompozisyon dzlemini doldurur ve kendisini temaa ettii eyle doldurarak kendiliinden dolar: o "enjoyment" ve "self-enjoyment" tr. Bir zne, ya da daha iyisi bir iine-fkrtma'dr. Plotinos btn eyleri, yalnzca insanlar ve hayvanlar deil, ama bitkileri, topra
(12) Hume, nsan Doas zerine nceleme'sinde, imgelemi bu edilgin temaa-gerilim'le tanm lar (bl. III, ara-bl. 14).

Sonu

189

ve kayalar da, temaalar olarak tanmlayabiliyordu. Biz kavram araclyla dealar deil, ama, duyum araclyla, maddenin e lerini temaa ederiz. Bitki bavurduu rsleri, k, karbon ve tuz lar edinerek temaa eder ve kendisi de, her kezinde onun deiik liini, bileimini niteleyen renkler ve kokularla dolar: kendi kendi sinde duyumdur13. Tpk, sinirler ve beyinle donatlm bir arac tarafndan alglanmazdan, hatta duyulmazdan nce, iekler, birin cil grme ve koklama giriimi olarak, onlar ortaya karan eyi duymak suretiyle kendiliklerinden duyuyorlarm gibi. Kayalar ya da bitkiler hi phesiz sinir sistemine sahip deil lerdir. Ancak, eer sinirsel balantlar ve beyinsel tmlemeler, do kularda da birlikte varolan duyma yetisi olarak bir beyin-g var sayyorlarsa, ayn ekilde ambriyoncul dokularla birlikte varolan, ve kendini Trdeki kollektif beyin gibi sunan, veya "kk trler" deki bitkisel dokularla birlikte varolan bir duyma yetisini varsay mak da yanl olmaz. Ve kimyasal yaknlklar ve fizik nedensellik ler de uzun zincirlenmelerini, elerini edinerek ve onlar tartarak saklamaa muktedir birincil glere, kendiliklerinden gnderimde bulunurlar: bu znel merci olmakszn, en kk nedensellik bile anlalmaz kalr. Her organizma beyinle donatlmamtr ve her ya am da organik deildir, ancak her yerde mikro-beyinler kuran gler, ya da eylerin inorganik yaam bulunur. Fechner veya Co nan Doyle gibi, Yeryznn sinir sistemi zerine harikulade bir varsaym gelitirmek gerekmiyorsa, bunun nedeni, edinme ya da saklamann, yani duyma gcnn, kendisini, ancak ve ancak, alan lar uyarnca farkllaan ve zellikle de indirgenemez deiiklikler kuran, dorudan edinilmi falanca eler ve falanca edinim kipine gre evrensel bir beyinmi gibi sunmasdr. Ancak, sonu olarak, Evrenin btn deiikliklerini tayan tek bir kompozisyon dzle mini kuranlar, ayn nihai eler ve ayn geriye ekilmi gtr. Di rimselciliin [vitalisme] her zaman iki olas yorumlan oldu: eyle yen, ama olmayan, u halde yalnzca d bir beyinsel bilginin bak asndan eyleyen bir dea olarak yorumlan (Kant'dan Claude Bernard'a); ya da olan, ama eylemeyen, dolaysyla katksz bir i Duyma olan bir g olarak yorumlan (Leibniz'den Ruyer'e). kin ci yorum bize kendini daha bir dayatr gibi grnyorsa, bunun nedeni, saklayan edinimin eyleme ya da hatta devinime gre her zaman iin koparlm durumda olmas, ve kendisini bilgiye sahip
(13) Plotinos'un temaalar hakkndaki ana metni Enneades'in banda yer alr, II, 8. Hume'dan Butler ve Whitehead'e kadar, ampiristler ayn temay, maddeye doru eerek ele alacak lardr: yeni-platonculuklar buradan gelir.

190

Felsefe Nedir?

olmayan katksz bir temaa gibi sunmasdr. Bunu, alkanlkla rn renilmesinin ya da olumasnn ncelikli beyinsel alan iinde bile grrz: bir snamadan tekine, her ey etkin ilerleyen balan tlar ve tmlemeler halinde cereyan ediyormua benzese bile, Hu me'un gsterdii gibi, snamalarn ya da klarn, beklenmedik du rumlarn, bir yandan hem bilgiye hem de eylemlere gre ayrk kalrlarken, temaa edici bir "imgelem" iinde kendilerini edinme leri gerekir; ve bir fare olundukta bile, bir alkanlk temaa yoluyla "edinilir". Dahas, eylemlerin grlts altnda, bu isel yaratc duyumlar, ya da bir beynin varlna tanklk eden bu sessiz tema alar kefetmek gerekir. zne-beyin'in bu ilk iki grnm veya katman, kavram ve bir o kadar da duyum, ok fazla krlgandr. Koyulam duyumla rn, edinmekte giderek daha ok glk ektikleri eleri ve titre imleri salvermelerine neden olan ey, yalnzca nesnel balantsz lklar ya da tmlememeler deil, ama muazzam bir yorgunluktur. Yallk bizatihi bu yorgunluktur: o zaman, bir sanatnn, yeni du yumlar yaratmaya muktedir olamad, nasl saklayacan, temaa edeceini, edineceini bilemedii iin, artk syleyecek sz kal madna tanklk eden, kompozisyon dzlemi dna, zihinsel kao sun iine dmek, ya da yaplp hazrlanm grlere, klielere sa rlmak sz konusudur. Felsefenin durumu, benzer bir yorgunlua bal olmakla birlikte, biraz daha farkldr; bu kez, ikinlik dzlemi zerinde tutunmay beceremedii iin yorgun dm dnce, artk, kavramn, bir burga gibi, btn youn biletiricilerindeki birlikte-varln ayn zamanda len nc trn sonsuz hzlar n kaldramaz (tutarllk); yalnzca bir noktadan tekine, yaygn bir biletiriciden tekine, bir fikirden tekine devinimin pepeeliini ilgilendiren ve kavram kurabilmeksizin basit armlar len greceli hzlara gnderilmitir o. Ve hi phesiz bu greceli hzla rn, mutla gerek gibi gsterecek lde, ok byk hzlar oldu u da olur; oysa ki bunlar grn, tartmann ya da "kar kar yalklar"n deiken hzlarndan bakaca bir ey deildir; tpk zi hinsel kvraklklar vlp duran yorulmak bilmez gen insanlarda grld, ama ayn zamanda da yavalam grleri kovalayan ve boalm kafalarnn iinde tek balarna konuarak, tmyle kaosa yuvarlanmamak iin hl aslp durduklar eski kavramlar nn uzak ansymasna, duraan tartmalar srdren yorgun ihtiyarlarda olduu gibi. phe yok ki nedensellikler, armlar, tmlemeler, Hu me'un dedii gibi, bir eyleri ("zihinsel nesneler" de dahil) bekle

Sonu

191

menin ve tanmann tarzlar olan grleri ve inanlar esinlendirir ler: yamur yaacak, su kaynayacak, bu en ksa yoldur, bu bir ba ka grnm altnda ayn ekildir... Ancak, bylesi grler sklkla bilimsel nermeler arasna szmakla birlikte, onun paras deiller dir ve bilim de bu sreleri, bir bilme faaliyeti kuran ve bir zne- beyin'in teki iki katmandan daha az yaratc olmayan nc kat man olarak, bir bilme yetisine gnderen, baka trl uygulamalar dan geirir. Bilgi ne bir formdur, ne de bir g, ama bir ilev'dir [fonksiyon]: "ben iliyorum" [je fonctionne, .n.]. zne imdi kendi sini bir "fkrmama" olarak sunar, nk temel zellii ayrm, ayrdetme olan eler kartmaktadr: snrlar, sabitler, deikenler, fonksiyonlar, bilimsel nermenin terimlerini oluturan btn bu fonktif ya da prospektler. Geometrik projeksiyonlar, cebirsel kat malar ve dntrmeler, deiimler boyunca bir eyleri bilmekten deil, ama deikenleri ve sabitleri ayrmaktan, ya da pepee ge len snrlara doru uzanan terimleri aama aama ayrdetmekten ibarettir. Esasen, bilimsel bir ilemde bir sabit verildikde, sz konu su olan ey ayn bir temaa iindeki klar veya anlar edinmek de il, ama bamsz olarak kalan etmenler arasnda zorunlu bir iliki kurmaktr. Bilimsel bilme yetisinin temel edimleri bu balamda bi ze unlar olarak grnd: sonsuz hzlardan vazgemeyi iaretleyen ve bir gnderim dzlemi izen snrlar koymak; bu snrlara doru ynelen dizeler halinde dzenlenen deikenler vermek; gnderim dzlemi edimli bir egdm olarak kalrken, bamsz deikenle ri, ayrk fonksiyonlarn aralarnda ya da snrlarnda bal olduk lar zorunlu balamlar kuracak tarzda egdmlemek; fonksiyon larn gnderimde bulunduklar koordinatlara balanan karmlar ya da eylerin durumlarn belirlemek. Bilimsel bilginin bu ilemle rinin beynin ilevleri olduunu sylemek yetmez; ilevlerin kendi leri de bir bilgi dzleminin (gnderim) deiken koordinatlarn i zen ve her yana ksmi gzlemciler gnderen bir beynin kvrmlar dr. Yalnzca gnderim ya da egdm dzleminin etrafnda deil, ama her zaman yeniden devreye sokulan deiken yzeyinin d nemelerinde de kaosun varln srdrdne tanklk eden bir ilem daha vardr. atallatrma ve bireyletirme ilemleridir bun lar: eylerin durumlar eer bu ilemlerden geiriliyorsa, bunun ne deni bizatihi kaostan dn aldklar gizil-glerden ayrlmazlkla r ve de paralanmak ya da dibe itilmek rizikosu olmakszn gn celletirmemeleridir. u halde bilgi znesi olarak bizatihi beynin iine dald kaosu aa karmak bilime dyor. Beyin, zel ola

192

Felsefe Nedir?

rak yaylm blgelerin iindeki deikenlerin ilevlerini belirleyen snrlar kurar hi durmadan; bu deikenler (balantlar) arasnda ki ilikiler, yalnzca istatistik bir kaosa tanklk eden nronlar aras elektrik balantlarda deil, ama determinist bir kaosa gnderen kimyasal balantlarda da giderek artan, belirsiz ve rastgele bir ya p gsterirler14. Beyinsel merkezlerden ok, bir blgede younla m, bir bakasnda dalm noktalar vardr; ve de "osilatrler", bir noktadan tekine geen ve elektrik titreimleri reticisi molekller vardr. Erwin Straus, koullu reflekslerinki gibi izgisel bir model iinde bile, nemli olann araclar, hiatus'lar ve boluklar anla mak olduunu gstermiti. Beynin aa gibi dnlm paradig malar, yerlerini kk-sapcl [rizomatik] figrlere, merkezsizletiril mi sistemlere, sonlu otomat ebekelerine, kaoid durumlara bra krlar. Hi phesiz bu kaos, alkanlklarn ya da tanma modelle rinin etkisi altnda, gr retici akkanlklarn glendirilmesiyle gizlenmi durumdadr; ama bunun tersine yaratc sreler ve bun larn ierdii atallamalar dnlecek olursa, daha bir duyulur hale gelecektir. Ve, beyinsel eyler durumunda, deikenler olarak hcrelerin kendilerine sahip olmad lde, bireyleme de daha ilevseldir, zira bu hcreler, beyni, kesintisiz lm iimize yerle tiren kmen lmlerin btn yaparak, yinelenmeksizin durma dan lrler. Bireyleme hi phesiz alglardan gelen belirlenebilir balantlar iinde, ama bundan da daha ok kavramlarn, duyum larn ya da hatta fonksiyonlarn yaratlmasna gre deien zgr etki iinde, gncelleen bir gizil-gce arda bulunur. dzlem de kendi eleriyle indirgenebilmezdir: felsefenin

ikinlik dzlemi, sanatn kompozisyon dzlemi, bilimin gnderim ya da egdm dzlemi; kavramn formu, duyumun gc, bilginin ilevi; kav ramlar ve kavramsal kiilikler, duyumlar ve estetik figrler, fonksiyonlar ve ksmi gzlemciler. Benzer sorunlar her dzlem iin geerlidir: her
bir kta, dzlem hangi balamda ve nasl bir tek veya birden ok tur - hangi birlik, hangi okluk? Ancak imdi, beynin iinde birbi riyle birleen dzlemler arasndaki karma sorunlar daha bir nemli grnyor bize. Bir ilk karma tipi, bir filozof bir duyu mun, ya da bir fonksiyonun kavramn yaratmaya kalktnda or taya kyor (rnein riemanngil uzaya, ya da irrasyonel sayya z g bir kavram...); ya da bir bilim adam, tpk Fechner'de veya renk ve ses kuramlarnda olduu gibi, duyumlarn fonksiyonlarn ya ratmaya kalktnda, hatta tpk Lautman'n, gizil kavramlar gn
(14) Bums, The Uncertain Nervous System, Arnold Yay. Ve Steven Rose, Le cerveau conscient, Seuil Yay., s. 84: "Sinir sistemi belirsizdir, olaslk dr, yleyse ilgintir."

Sonu
celletirecei lde matematik iin de olabilirliini gsterdii gibi, kavramlarn fonksiyonlarn yaratmaya kalktnda; ya da, soyut sanatn deiiklikleri iinde veya Klee'de grld gibi, bir sanat kavramlarn veya fonksiyonlarn katksz duyumlarn yaratt zaman. Btn bu klar iin kural, kartrc disiplinin kendi z olanaklaryla igrmek zorunda olmasdr. rnein, bir geometrik eklin, bir ilemin ya da bir kantlamann kendine zg gzelliin den szedildii olur, ama bu gzelliin, bilimden dn alnm orant, bakm, bakmszlk, yansma, dnm gibi kstaslar ara clyla tanmland srece, hibir estetik yan yoktur: Kant'n b yk bir gle ortaya koyduu da budur15. Fonksiyonun, sadece ve sadece sanat tarafndan meydana getirilmi alglamlar ve duy gulamlar ona verecek bir duyum iinde, onu her trl gnderim den koparp alan zgn bir yaratm dzlemi zerinde, kavranm olmas gerekir (Mondrian'da iki kara izginin kesimesi ya da dik alardaki renk tabakalar; veya Noland ya da Shirley Jaffe'de tuhaf ekicilerin yarat duyumla kaosun yaklamas). Demek oluyor ki bunlar dsal karmalardr, nk her disip lin kendi z dzlemi zerinde kalr ve kendi z elerini kullanr. Ancak, kavramlar ve kavramsal kiilikler; fonksiyonlarn ve ksmi gzlemcilerin veya duyumlarn ve estetik figrlerin arasndan bir baka dzleme kaymak zere, kendilerine uyacak bir ikinlik dz leminden km gibi grndklerinde, ikinci tipten bir karma i selleir; ve teki klar iin de yledir. Bu kaymalar, Nietzsche'nin felsefsinde Zerdtn ya da Mallarm'nin iirinde Igitur'un kay ndaki gibi, ylesine nceliklidir ki, kendimizi nitelenmesi zor, kar mak dzlemler zerinde buluruz. Ksmi gzlemciler de sras gel dikte, karma bir dzlem zerinde kimi zaman estetik figrlere yak laan duyumluluklar [sensibilia] yerletirirler bilime. Nihayet yeri belirlenemeyen karmalar vardr. nk her ay rk disiplin kendisine gre bir olumsuzla iliki iindedir: bilim bi le etkilerini gnderen bir deil-bilim ile iliki halindedir. Sz konu su olan sanatn bizi oluturmak, uyandrmak, birer sanat olma yan bizlere duymasn retmek - ve de felsefenin bize kavramas n retmek, bilimin bilmesini retmek - zorunda olduunu sy lemek deil yalnzca. Bu trden pedagojiler ancak disiplinlerden her biri, kendi hesabna onu ilgilendiren Deil ile temelli bir ba lant halindeyse mmkndr. Felsefenin dzlemi, gelip onu doldu ran kavramlardan bamsz olarak kendi kendisinde dnld srece felsefe-ncesi'dir, ama deil-felsefe, dzlemin kaosa kafa
(15) Kant, Yarg Gcnn Eletirisi, 62.

194

Felsefe Nedir?

tuttuu yerde bulunur. Felsefe onu anlayan bir deil-felsefe'ye muhta

tr, deil-felsefece bir anlaya muhtatr, tpk sanatn deil-sanat'a, ve bilimin de deil-bilim'e muhta olduu gibi(16). Onlar bunlara balan
g gibisinden, ya da iinde gerekleirlerken yitip gitmee arl dklar son gibisinden deil, ama haline-gelilerinin ya da gelime lerinin her annda muhtatrlar. mdi, eer bu Deil hl beyin sel dzleme gre birbirinden ayrlyorlarsa, artk beynin iine dal d kaosa gre ayrlmazlar. Bu dalta, sanki "gelecekteki halkn" glgesi, sanki, sanatn, ama bir yandan da felsefe ve bilimin ar dnca, kaostan dar kyormu gibidir: kitle-halk, dnya-halk, beyin-halk, kaos-halk. Her nde de dn-meyen dnce uzan maktadr, tpk Klee'nin deil-kavramsal kavram ya da Kan dinsky'nin i sessizlii gibi. te burada, felsefe, sanat ve bilim, tp k farkl yaplar boyunca uzanan ve onlara elik etmekten bkma yan ayn glgeyi paylayorlarm gibi, ayrdedilmez hale gelirken, ayn anda kavramlar, duyumlar, fonksiyonlar da karar verilmez hale gelirler.

(16) Franois Larurelle, deil-felsefe'nin, bilgi nesnesinin tesinde, "bilgi(nin) gerei" olarak an lalmasn nermektedir: Philosophie et non-philosophie, Mardaga Yay. Ancak bu bilim gere inin neden ayn zamanda deil-bilim olmad anlalmyor.

pdf | word |epub http://www.mediafire.com/?kvvv6jvi55ytdis iyi okumalar... secretdream..:)