Doğu Avrupa`nin kaderinde büyük rol oynayan Kuman (veya Kipçak) halkinin

çekirdeğini oluşturan etnik gruplarin yapisi ve tarih öncesi, karanliğa gömüldü. "Doğu
Hunlar" (Hsiung-nu) birliğinin oluştuğu M. Ö. III.-II. yüzyilda, şanyü Mao-t`un (veya
Mo-de, M. Ö. 209-174) önderliğinde dünyanin ilk bozkir devleti bu Hunlar tarafindan
kurulunca Ting-ling (Din-lin) kavimlerinin batisinda bulunan ve Kipçaklarin muhtemel
atalari olan Küe-she (K`in-ch`a) kavmi de Hunlar tarafindan işgal edilmiştir. Moğol
Dönemi`nde K`in-ch`a adi *K`im-ch`a (< Kipçak) olarak telâffuz edilirdi. Başka bir ad
olan K`u-mo-shi (K`u-mo-hi) de büyük ihtimalle Kumuk etnoniminin eski şeklini veya
Kum-ak (~ Kum­an) ve Kay kavimleri arasinda muhtemel karişimini ima eden bir
Kumgai (< *Kum-ak + gai) birliğini içerir. 
Bu halkin adi, eski Türk yazitlarinda bulunan "tür[k] [ki] bcak âlig yil olurmuş" 'Kipçak
Türklerinin 50 yil boyunca [bizi] yönettikleri zaman` şeklindeki ifadesinde de yer alir.
Daha sonra Sergey Klyaştorniy çeviriyi "Türk ve Kipçaklar" olarak değiştirerek buna
benzer başka metinlerinde de her iki halkin bir arada kullanildiği gerekçesini
destekleyen başka kanitlar aradi. Sergey Klyaştorniy, daha eski döneme ait bazi
kaynaklarda "Türkler ve Kipçaklar" yerine "Türkler ve Siriler" tabirinin kullanildiğini
tespit etti ve bundan dolayi Kipçaklar ve Sirilerin ayni halklar olduğunu ileri sürerek
bu adlarin birleştirilmesini teklif etti. Uygurlarin zaferinden sonra bu halk Kuzey Altay
ve Yukari İrtiş bölgesine doğru çekildi. İşte bu topraklarda Kimeklere ve Kipçaklara
ait olduğunu sanilan ve 9-10. yüzyilda "Srostkin" kültürüne dönüşen eski Türklerin at
gömmelerinin varyantlari ortaya çikar.
Kimek Hanliği içinde yer alan Kipçaklarin tarihi bu araştirmanin konusu değildir.
Kipçaklarin batiya doğru ilerlemeleri, geri çekilen [O] ğuzlari takip ederken öncü
birliklerinin Karadeniz`e kadar ulaşmalari gibi konular da çalişmamizin dişindadir.
Burada yalniz Kumanlarin "Balkan öncesi" tarihinin bazi ana çizgileri kisa olarak
verilebilir.
744 tarihinde Uygurlarin zaferinden sonra Türkler ve Kipçaklar Altay ve Sayan`a
doğru kovulur. Türklerin bir bölümü de Volga nehrindeki Bulgar ve Issik Göl`ün
kuzeyinde bulunan Balasagun arasindaki bozkira yerleşir. Orada onlar İrtiş`te
görünen Proto-Moğol Kimeklerin (Kipçaklar tarafindan onlar da Kuman < Kun olarak
adlandiriliyordu) komşulari oldular. Kimekler, Bati Mançurya`dan gelmişlerdi ve
Kipçaklarin siyasî örgütlenmelerinin içinde "sağ kol" olarak yer aldilar.
Kimeklerin gelişi, Proto-Moğol Kitaylarin (Kitanlar, Kidanlar) topraklarini
genişletmesiyle ilgilidir. Kitaylar 916 yilinda Çin`in (Kitay) Rusça ve Moğolca adini
veren devleti kurdular. Yaklaşik 986 yilinda Pekin`in kuzeybatisinda bulunan
bölgeleri alarak Kuman atalarinin göçüne neden oldular. Daha
sonra, yani XI. yüzyilda yapilan göçler, gene Kitaylarin kuzeybati bölgesine yaptiklari
akinlarina  bağlidir. Kitaylarin başinda Lyao dinastisi vardi ve bu dinasti 1125`te
iktidardan düşünce yeni göçler yaşandi. Kimâk Konfederasyonu`nun bir bölümü olan
Kipçaklarin artik 1020 yilinda Kün halkinin, kendileriyle birlikte batiya sürüklediği
Şari Halki`yla birleşerek Bati Sibirya`da Kuman-Şari-Kipçak adli yeni bir kavim
birliğinin temelini attiği sanilmaktadir. On yil kadar sonra, 1030`da Harezm
yakinlarinda onlardan söz edilir. Yaklaşik 1040 yilinda Mançurya`daki Kimeklerin eski
komşularinin yani sira eski Moğol kökenli olan Kay kavmi bozkirda ortaya çikar ve
göçebe halklarin bağlantili bir zincirleme hareketine neden olur. On yil içinde Kay
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 1/11
kavimi Kimekleri püskürtür, Kimekler ise Kipçaklari, Kipçaklar Oğuzlari (Torklari),
Torklar ise Peçenekleri eski yurtlarindan batiya doğru püskürtür.
Ortaya çikan yeni halk XI. yüzyilin ortasinda Rus sinirlarina doğru gelir. Rus kroniği
6563 (1053) yilinda ondan söz eder: "Bluş Kipçaklarla geldi ve Vsevolod
Poloveklerle bariş antlaşmasi imzaladi ve onlar memleketlerine döndü" Han Sokal
(varyanti İskal) önderliğindeki Kumanlar 1061`de artik Pereyaslav Prensliği`ne
saldirmiş ve Vsevolod`a büyük bir darbe indirmişti. Kumanlar 1068`de yeniden Rus
topraklarina girerek İzyaslav, Svyatoslav ve Vsevolod prenslerin askeri birliğini, Alt
nehrinin yakininda bozguna uğratmişti. Büyük ihtimalle bu siralarda Kay halki artik
bozkirlari yönetiyordu. Kay, Kiyev prensi Svyatoslav İzyaslaviç`in kayinpederi olan
Tugorkan`in da ait olduğu Terter-Oba (?) hanedaninin yerine Kipçak yönetimini
kurmuştu.
1068 ile 1071 yillari arasinda bazi Kuman gruplarinin Moldova`nintopraklarina
sizmaya başladiğini ve burada daha önce yerleşmiş Peçenek ve [Oğ] Uzlarla
kariştiklari saniliyor. Yeni yerleşen halkin, eski yönetimin ait olduğu Kimek sülalesine
yakin olan, Kay baskinlarindan geri çekilen göçebelerin bir bölümü olup olmadiği
konusu çok zor kanitlanabilir (Büyük ihtimalle Macarlar burada, Kuni adini Kuman
adinin bir varyanti olarak benimsemiştir). Ayni zamanda bu halkin temsilcilerinin,
Kral Solomon`un Cserhalom (Kerlés) yakinlarinda bozguna uğrattiği bir doğu
halkinin 1068`de Transilvanya istilasinda yer alip almadiğini kanitlamak da zordur.
Macar kaynaklari, bu ihtilâlcileri Peçenek veya Kunlar (Kumanlar) olarak
değerlendiriliyor ancak bu halkin Bizans`taki yenilgiden sonra kuzeye, Moldova`ya
doğru çekilen Uzlar, yani Oğuzlar olmalari da mümkündür.Polovekler, Kiyev
Prensliği`nin güneybati sinirina ulaştiklari 1071 yilinda yeniden Macaristan`da
"Kunorum"dan söz edilir. "Kunorum"lar, Transilvanya`dan geçerek Osul Han`in
önderliğinde Bihar ovasina girerler. Dönüşleri sirasinda Zamos`un yakinlarinda Kral
Solomon tarafindan bozguna uğratilmiş ancak Kumanlar bundan sonra Tuna`nin
kuzeyindeki topraklarinda (sonraki Kumaniya) varliklarini kesin olarak
sürdürmüşlerdir. Zamanla, onlardan önce oraya yerleşen [G] uzlar (Torkler) ve
Peçenekler Kumanlarla karişmiş, bunun sonucunda da büyük ihtimalle Türk lehçeleri
Oğuz lehçesinden çok etkilenmiştir.
Kumanlar Büyük nehrin (Tuna) güneyinde XI. yüzyilin yetmişli yillarinda ortaya
çikarmişlardir. İlk önce Peçeneklerin müttefkleri olan Kumanlar fazla zaman
geçmeden tek başina bu bölgeye gelmeye başlamişlardir. Kumanlar Adrianopolis`e
kadar varan, VII. Mikhail Dukas`in (1071-1078) yönetiminin sonuna doğru meydana
gelen isyanlari da kullanan Peçeneklerle birlikte ilk defa Bizans topraklarina girer.
Kumanlarin Balkanlar`a yaptiklari ikinci giriş I. Aleksios Komnenos`un (1081­1118)
iktidara gelmesinden sonra gerçekleşir ve XI. yüzyilin seksenli yillarindaki büyük
Peçenek hücumu ile bağlantilidir. Bu siralarda Peçenekler Bogomillerin (Maniheyler,
Pavlikanlar) yardimi ve İzmir`in yöneticisi olan Çaka`nin ittifaki ile Konstantinopolise
kadar ulaşabilir. Genellikle bu hücumun başlangici, Kuzenleri II. Géza (1074-1077)
ve I. Lászl`ó (1077-1095) tarafindan iktidardan uzaklaştirilan Solomon`un, Kunlar
olarak adlandirilan halkin yardimi ile yeniden iktidara dönme çabasi ile
bağlanmaktadir. Solomon, bir başari karşiliğinda Peçenek Hani Kutesk`e
Transilvanya`yi bağişlama sözü vermiş, ancak göçebeler, Bököny yakinlarindaki
Szabolcz bölgesinde yenilgiye uğramiş, sonra Solomon onlarla birlikte Bizans`a
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 2/11
yönelmiştir. 1084 (veya 1087) yilinin ilkbaharinda Tzelgu Han önderliğindeki 80 bin
kişilik bir ordu, Tuna`dan güneye geçerek Trakya ve Makedonya`yi harap etmiştir.
Bazi araştirmacilara göre bu güç, Kumanlardan oluşuyordu. Ancak işgalcilerin büyük
bir bölümünün Peçeneklerden oluşmuş olmasi ihtimali daha yüksektir; bunun yani
sira başka elemanlar da (Kuman ve Oğuz) Peçeneklerin yaninda yer aliyordu.
Sonunda bu güç bozguna uğrar, sağ kalanlar ise Hemus`u geçerek bir yil boyunca
Tuna ovasinda kalir.
Türkçe konuşan başka kişilerin Bulgaristan`a yerleşmesi, ki bu tarih orada yaşayan
Peçeneklerle Bizanslilar arasinda imzalanan 30 yillik Bariş Antlaşmasinin sona
ermesine rastlar, Aleksios Birinci Komnenus`un onlara savaş açmasina sebep olur.
Bizanslilar Dorostol`un (Dristra, Silistre) yakinlarina gelmeden önce bu şehrin
komutani olan Peçenek Tatus, Kumanlarin yardimini istemek için kuzeye gider. Bu
arada Peçenekler İmparatora elçi göndererek ona "birlik" ve 30.000 atli teklif eder.
Ancak imparator görüşmeyi reddeder. Yapilan savaşta Bizanslilar bozguna
uğrayarak güneye doğru çekilir. Kumanlar, Tuna yakinlarina kadar gelip yardim
etmek amaciyla bu kadar yol kat etmelerinin karşiliğinda ganimetten bir bölümünü
istediği zaman savaş çoktan sona ermişti. Peçenekler, bu isteği reddedince
Kumanlar onlara saldirir ve Ozolimuh (Uz batakliği) yakinlarinda Peçenekleri kuşatir.
Yiyeceklerinin yetersiz olmasindan dolayi öne sürdükleri isteklerinden vazgeçmek
zorunda kalan Kumanlar geri döner.
Kumanlarin geri çekilişi, Peçeneklerin Hemus`un güneyinde büyük bir saldiri
düzenlemelerine izin verir. İmparator, iki halkin Bizans devletine karşi birlik kurma
ihtimalinden korktuğundan Kumanlarin yardim teklifni reddeder, ancak Peçenekler
tüm Trakya`yi harap eder ve Konstantinopolis`e kadar varir. Bu nedenle Aleksios,
40.000 Kuman Aus yakinlarinda bulunan Bizans ordusuna gözükünce hanlari
Maniyak`i (Boniyak) ve Togortak`i (Tugorkan) törenle karşilayarak beklenmedik
yardimi kabul eder. Meriç`in ağizindaki Levinion`da gerçekleşen savaşta (29 Nisan
1091) Peçenekler topyekün bir yenilgiye uğrar. Kadinlarin ve çocuklarin da
bulunduğu çoğu esir, bir gece içinde kiliçtan geçirilir. Kurtulanlar ise, Makedonya`daki
Moglenam bölgesine zorla yerleştirilir. Bu döneme kadar imparatorun yürüttüğü
savaşlar savunma özelliği taşidiği için ve Flandirli Grafi Robertin gönderdiği 500
süvari göçebe savaş taktiğini bilmediği için Kumanlar böyle bir zafer kazanmiştir.
Boniyak ve Tugorkan hak ettikleri ödülü almadan akillica geri çekilir. Kumanlar
Bizanslilarin esirlere gösterdiği davraniştan dolayi şaşkina döner. Hemen hemen
ayni siralarda Kumanlar (Kunlar) veya Peçenekler (Bessler, Bisenler) Macaristan`da
ortaya çikarlar. Kral Ladister Temeş`te, sonra da  Tuna yakinlarinda onlari yenilgiye
uğratir. Bir sene sonra Kumanlar Polonya`ya girer, 11. yüzyilin  sonuna doğru ise,
Bonyak önderliğindeki küçük bir birlik Przemysl yakinlarinda ağir silahlanmiş Macar
süvarilerine karşi büyük bir zafer kazanir.21 Ancak 90`li yillarda, Kumanlarin dikkati
daha çok Rus topraklari üzerinde yoğunlaşir. Onlar, yeni Kiyev Prensi Svyatopolk`u
Kumanlarla daha önce yapilan anlaşmalari yenilemeğe razi edince yeniden Bizans
Devleti`ne yardim etme sorumluluğu üstlenebilirlerdi. O zaman Bonyak ve Tugorkan,
ölmüş olan IV. Romanos Diogenes`in (1068-1071) oğlu olduğunu ilân eden ve iktidari
ele geçirmek isteyen Pseudo-Diogenes`i destekler. 1095`te Kuman askerleri Tuna`nin
güneyine geçerek Ulah çobanlari yardimiyla dağ geçitlerini aşar ve Trakya`ya
saldirarak Edirne`ye kadar ulaşir. Ancak Pseudo-Diogenes kurnazlikla esir alinmiş ve
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 3/11
Konstantinopolis`te gözleri çikarilmiştir. Kumanlar Taurokomos`un yakininda yapilan
önemli savaşta 7000 askerini kaybetmiş ve 3000 asker de esir düşmüştür. Tuna`ya
doğru geri çekilirken de başka esir ve ganimet birakmişlardir. Bu savaşin siyasî
amacina ulaşilmamiş, Kumanlar, verilen kayiplara rağmen destekledikleri kişiyi
iktidari getiremeyerek, Balkanlar`daki nüfuzunu genişletmekle ilgili amaçlarini
gerçekleştirememişlerdi. Döndükten sonra Bonyak Han ve Tugorkan Han, Rus
topraklarini saldirarak (1096)24 Pereyaslav ve Kiyev`in yakinlarina kadar
ulaşmişlardi.
Göçebeler on yil gibi bir süre Bizans Devleti`ni rahatsiz etmediler. Onlar Vladimir
Monomax`in etrafina toplanan, giderek güçlenen Rus prensleri ve Vladimir
Monomax`in yürüttüğü saldirgan siyasetle meşguldüler. Kay hemen, hemen ayni
dönemde (yaklaşik 1110`da) bozkirdaki üstünlüğünü Donets yakinlarinda boy
gösteren Şarukan önderliğindeki Ölberlü (Otperlyu veya Operlyu) halkina vermek
zorunda kaldi. Sonra Şarukan, Bonyak ile birlikte birlik kuran Kuman kavimlerinin
başina geçti. Ruslar, 1106 yilinda Poleveklerin bir birliğini Tuna`ya doğru püskürttü ve
onlarin ganimetini almaya başardi,ancak o dönemde savaşlar genelde doğuda
yapiliyordu ve bu savaş sonunda Kipçaklarin bir kismini göçe itti. Polovekler,
Şarukoğlu Otrok (Atrak) önderliğinde Kafkasya`ya doğru, yani Abazya`ya göç ederek
Gürcü Çari olan II. David`in (1089-1125) hizmetine girdiler.
Çok daha sonra, 1114`te Bizans kaynaklarinda yeniden Kumanlardan söz edilir.
Kumanlarin Tuna kuzeyinde hareketlenmesi, imparatorun önlem almasina neden
olur. İmparator, göçebelerin siniri geçtiğini anlayinca Vidin`e doğru yönelir, Kumanlar
geri döndükleri için de herhangi bir karşilaşma gerçekleşmez. Peşlerine düşen
İmparator güçleri göçebelere ulaşamamiş, izleri de Tuna ötesine bulunan bir irmakta
kaybolmuştur. Kumanlarin, 1385`te sözü edilen Vadul Cumanilor 'Kuman geçidi` adli
bir köyün bulunduğu kuzeybati bölgesine akin etmesi, geleceğin Ulah topraklari olan
Tuna kuzeyindeki arazilerin bu dönemde Kumanlara ait olduğunu gösterir.
II. Johannes Komnenos (1118-1143) Dönemi`nde "İskitlerle" 1121-1122 (veya
1122-1123)  yilinda yeni bir savaşin yapildiğindan söz edilir. Ancak bu durumda
bunlar, büyük ihtimalle P.  Diaconu`nun tahmin ettiği gibi Kumanlar değil, 1048`de
kuzeyde kalan bir grup Peçeneğin  torunlariydi. Bizans yazarlari 40`li yillarinda
yeniden Kumanlardan söz eder. Kaynaklara göre  Kumanlar 1148`de Tuna`nin
güneyine geçerek bir şehir ele geçirir, sonra da Koca Balkan`a kadar  uzanan
bölgeleri harap ederler. Bu sirada yeni Bizans imparatoru I. Manuel Komnenos
(1143-1180)  Korfu yolu üzerinde bulunan Philippopolis`te (Filibe) bulunmaktadir.
Göçebelerin, bölgeye akin  etmesi imparatorun Adriyatik`e karşi hazirladiği seferi
yarida keserek kuzeye dönmesine  donanmasina da Tuna`yi geçerek su akişinin
tersine doğru ilerlemelerini emretmesine sebep olmuştur. T. Manuel, söz konusu
yardimlari beklerken Kumanlarin büyük bir ganimetle geri döndüklerini öğrenir. O, su
üzerinde dizilmiş teknelerden yapilan bir köprü üzerinden 500 kişilik bir grupla
Tuna`nin kuzeyine geçer. Orada Bizanslar başka iki büyük nehre ulaşir, sonra da
Tauroscythia sinirinda Kumanlarin terk ettiği kampi bulur. Ertesi gün Bizans öncüleri
Kuman askerlerine rastlar ve İmparatorun güçlerine haber verir. Kumanlar, savaş
sirasinda yüz kadar esir birakarak hemen geri çekilirler.
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 4/11
Daha sonra ortaya çikan I. Manuel ve Macar Krali II. Géza (1141-1161) arasindaki
sorun sirasinda Kumanlar yeniden Tuna`dan geçerek (1154 veya 1155`te), yakinda
bulunan köyleri yağmalarlar. Tek başlarina mi yoksa Macarlarin yardimcilari olarak
mi bunu yaptilar bilinmez. Ancak onlara karşi gönderilen asker gücünü bozguna
uğrattiklari ve gasp ettikleri her şeyi rahatlikla götürebildikleri kesindir. I. Manuel`in
doğuda savaşla meşgul olduğu tarihlerde, yeniden Kumanlardan söz edilir.
Kumanlarin bir ordusu, I. Manuel, Selçuklularla yaptiği savaştan döndüğü siralarda
Tuna`nin aşağisindaki bölgeye girer (1159 veya 1160`ta). Bu durum Bizans
İmparatoru`nun yolunu değiştirmesine sebep olur ve o Çanakkale`den geçerek
kuzeye yönelir. Galiba Kumanlarin sayisi fazla değildir, çünkü onlar Bizanslarla
karşilaşmaktan kaçar ve kisa bir süre sonra nehri geçerek geri çekilirler.
Komnin sülâlesinin iktidarda bulunduğu dönemin sonuna kadar Kumanlar, Bizans
Devleti`ni rahatsiz etmez. Onlar, bundan sonra Rus topraklarina doğru yönelir. Ancak
bu dönemde Kumanlar, batida Karpatlar, güneyde Tuna nehrine kadar uzanan
Moldova ve Doğu Ulahya (Montenya) topraklarinda üstünlük sağlamişlardir.
Karpatlar ve Tuna nehri Kumanlarin mevsim göçlerini yaptiği sinirlari belirliyordu.
Kumanlar hareketli hayvanciliğin geleneksel özelliklerine göre, kişin sürüleriyle hava
şartlarinin daha yumuşak olduğu güneye yazin ise, otlarin her zaman yeşil kaldiği
kuzeye yöneliyorlardi. Bu ritim, Kumanlarin Bizans`a karşi gerçekleştirdikleri
baskinlarin veya daha sonra Bulgar prenslerinin müttefkleri olarak yaptiklari Tuna
güneyindeki inişlerin zamanini belirlerdi.
30    yil boyunca Bizans İmparatorluğu göçebeler tarafindan rahatsiz edilmediğinden
Bizans tarihçileri doğal olarak onlardan söz etmedi. Ancak Kuman temsilcilerin, bu
dönemde artik yerleşik hayat sürdüren, Türkçe konuşan, Bulgar topraklarindaki
halkla da kariştiği tahmin edilebilir.Zamanla Kumanlarin Bulgar topraklarinin geniş
bir bölümüne -Makedonya, Sofya, Tirnova bölgesi, Vratsa etrafi, Vidin ve Kotel, Vit
nehri yakinlarina, Silistre bölgesi vs. gibi yerlere- yerleştikleri çok açiktir. Plevne,
Vidin, Vratsa, Pernik ve Sofya etrafindaki yerleşim merkezlerinin adlarinin büyük bir
bölümü Türkçe kökenlidir. Büyük ihtimalle daha büyük Oğuz ve Kuman gruplari
Kuzeydoğu Bulgaristan`a, yani onlardan önce Peçenek halkin yerleştiği, daha önce
de Protobulgarlarin bulunduğu topraklara yerleşmiştir. Buraya gelenler, geleneksel
kültürlerin bazi elemanlarini koruyarak yavaş yavaş yeni ortama entegre olmuşlardir.
XII. yüzyilda Balkanlar`da artik karişik Slav-Türk kökünden gelen bir halk gurubu
bulunuyor ve bunlar Bizans kaynaklarinda "miksobarbarlar" olarak adlandiriliyordu.
İkinci Bulgar Çarliği`ni kuran Peter ve Asen kardeşler de bu halktan gelmektedir.
Büyük Bulgar tarihçisi Asen Zlatarski, Asen ailesinin, Bulgar-Kuman kökenli olduğu
ile ilgili hipotezini ortaya atmiştir. Ona göre, Kuman kökenli "İskit" Boril`in torunlari
olan Asen ailesinin kökeni Bulgar-Kumanlara dayanir. Dil bilimcisi Stefan Mladenov
ise, Belgun olan Asenlerin takma adinin Türk kökenli olduğunu kanitlar.
Asen antroponimi genelde Âsen, Esen (< Türk. esen) ile kiyaslanir ancak bu
antroponim, Aşina ile VI-VII. yüzyillarda yaşayan Türk dinastisinin Çince
transkripsiyonunun yani sira daha eski olan Vu-sun (< Â-sun ~ *Âs-un) yani Hsiung-
nu tarafindan M.Ö. II. yüzyilda işgal edilen Usun (0sun) ile de kiyaslanabilir. Büyük
ihtimalle yalniz As (Asian) kavimleri ve onlarin torunlari olan Alanlar değil, T`u-küe`nin
yönetici dinastisi de Usunlarla bağliydi. Asen adi Bulgaristan`dan önce 1082`de ölen
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 5/11
Kipçak Hani Osen`in (< Âsen)41 adi olarak kayda geçmiştir. Han Osen, 1107`de
Prens Yuriy Vladimiroviç`le evlenen Aepa`nin babasi veya kayinpederidir. Büyük
ihtimalle hanin adi Osenev şehrine verilmiştir. Adi daha sonra Şarukan veya
Çeşuyev olarak değiştirilen  Osenev şehri, 1111 ve 1116 yillarda iki kere Ruslar
tarafindan ele geçirilmiş. Asin adini taşiyan başka bir Kuman Hani, 1096`ta Sarkel
veya Şar[y] -kel`in (Belaya veja) yakinlarinda esir düşmüştür. Bulgar Asenlerin
yükselmesiyle bu antroponim, Bizans kaynaklarina geçer. Daha sonra da
Yunanistan`a ve Romanya`da da yayginlaşir; Romanya`nin en eski asil ailelerinden
biri Asan soy adini taşiyordu. Bu isme, Bulgaristan topraklarina ait en eski Osmanli
defterlerinde de rastlanir, ancak o zaman bu ad günümüzde olduğu kadar yaygin
değildi. Eski yönetici bir ailenin adi olduğundan, herkese bu isim verilmemiş, genelde
ayni sülâleden gelen çocuklara verilmiştir. Bu durum ilk Asenlerin gerçek kökeniyle
ilgili soruyu ortaya çikarir. Ancak bu konuda herhangi bir kaynak olmadiğindan
gerçek olmayan iddialar da üretilebilir.
Bunun yani sira patriarkal toplumlarda, eski isimleri yeniden yaşatma geleneği var
olduğundan, yeni dünyaya gelen oğlana dedenin veya aileden başka bir ferdin
adinin verildiğinin unutulmamasi gerekir. Peter, Asen ve Kaloyan, "Miksobarbar"
olarak Tuna`nin güney bölgesine yerleşen önemli göçebe savaşçinin yerli ve
Hiristiyan bir Bulgar kadini ile yaptiği evliliğin ilk veya ikinci kuşağidir. Babalarinin
adi bilinmez, ancak üç kardeş "İskit" olan Boril`in torunlaridir. Büyük ihtimalle
Kaloyan`dan sonra iktidara gelen Asenlerin kiz kardeşinin oğlu Boril`e bu dedenin adi
verilmiştir. Asen`in (Belgun) de ayni şekilde bir dedesinin adini taşidiği tahmin
edilebilir. Ancak ondan önce bu adla bilinen (kayda geçen) tek kişi, XI. yüzyilin
sonuna doğru ölen ünlü Bonyak`in babasi ve Kay halkinin Avrupa`ya geldiklerinde
hanlari olan Osen`dir. Kumanlarin Bizans`a akin etmesi, yillar boyu Bati Kanadi`ni
yöneten Bonyak`in dönemine rastlar. Tuna`ya en yakin bölgelere hatta Tuna`nin
güneyine kadar sizan Kuman gruplari da Bati Kipçak Kanadi`na aittir. Bu durumda
"İskit" olan Boril de Kipçaklardan gelir; Bulgarlaştirilmiş torunlarindan birine de Asen
adini vermeleri, Boril`in babasinin adinin Asen olduğunu açikliyor olabilir. Bu durum,
Bulgaristan`daki Asenlerin dinastisi, Kuman dedesinin araciliğiyla Kay`in Asen
dinastisiyle, buradan da Büyük Bonyak Hani`yla akraba olduklari sorusunu
cevapliyor mu? Bu konuda yalnizca tahminler üretilebilir. Asenler, karişik bir kökene
sahip olmalarina rağmen diş güçlere karşi yaptiklari savaşlar sirasinda Kumanlarin
yardimina hep güvenmişlerdir.
XII-XIV. yüzyillar arasindaki Bulgar-Kuman ilişkileri üzerine yazmak, ikinci Bulgar
Çarliği`nin ve diş komşulari olan ülkelerin siyasî tarihini incelemek anlamina gelir,
çünkü Kumanlar bu dönemde de aktif bir şekilde ya müttefk olarak ya da parali
asker şeklinde (kiralanmiş asker olarak) bu olaylarda yer aliyorlardi. Bu dönemde
Türkler ya ayri ya da toplu bir şekilde Balkanlar`a göç ediyorlardi (yalniz Tuna
nehrinin kuzeyinde, bugünkü Romen topraklarinda değil ayni zamanda günümüzün
Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk ve Sirbistani`na, hatta bugünkü
Kosova`ya göç ediyorlardi. Bu nedenle göçebe işgalcilerin Tuna güneyine yaptiklari
baskinlar daha sonra da devam etmiş olsaydi, "bölgenin Bulgar etnograf özelliğini
ciddi bir şekilde tehdit edebilirdi" şeklinde yazan Peter Nikov hakli olabilir.
Kumanlar, Bulgar Devleti`nin yeniden kurulmasi döneminde büyük rol oynamişlardi.
Tirnova`daki isyanin (1185) patlak vermesinden hemen sonra kardeşlerden daha
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 6/11
büyük olan Teodor taçi takip ve ayağina kirmizi çizmeyi (yönetimin sembolleri)
geçirerek kendini "Bulgarlarin Çari" olarak ilân eder, Peter adini alir sonra da eski
Bulgar Çarliği`yla bağlantisi olduğunu göstermeye çalişarak büyük ihtimalle resmi
olarak iktidara getirilmesi için eski başkenti olan Preslav`a girmeye çalişir. Büyük
ihtimalle isyanin gerçek yöneticisi Asen ayni zamanda, Teodor`un yönetici "ortaği"
olarak ilân edilir. Daha sonra Peter, Provadya ve Preslav etrafindaki topraklarla,
Dobruca bölgesinin yöneticiliği kendisine birakilir birakilmaz devlet işlerini tamamen
Asen`e verir.
Sanirim, büyük kardeşin eski Bulgar başkentin etrafini kapsayan bölgeye "çekilmiş"
olmasi gibi açiklamalar pek inandirici değildir. Ancak bu konu göçebe Türk
gelenekleri içinde değerlendirilirse, pek çok şey anlaşilabilir. En üst yönetici
sifatindaki, Peter Han Asparuh döneminden bu yana Bulgar halki için merkezi bir
bölge olan ve büyük önem taşiyan doğu topraklarindaydi.Yeni başkenti Tirnova`dan
ülkeyi yöneten Asen ise, ilk önce yeniden kurulan Bulgar Devleti`nin Sağ (bati)
Kolunun yöneticisiydi. Büyük ihtimalle kardeşler, Bizans`a karşi yürüttükleri savaş
sirasinda birlik içinde hareket etmiş olsalardi, Mizya`ya geri alinca da ağabey olarak
Peter`a merkez topraklarini yönetme hakki verilirdi. Peter, büyük ihtimalle bu
topraklarda Büyük Preslav`da 1195/6 en üst yönetici sifatiyla kendisine ve Asen`e
gönderilen yeni Bizans İmparatoru III. Aleksios Angelos`un (1195-1203) elçilerini
kabul etti.
Ancak bundan 10 yil önce isyanin sonu belli değildi. Peter ve Asen ilk başarilardan
sonra II. İsaak Angelos`un (1185-1195), 1186`da Kuzey Bulgaristan`a giren
askerlerine karşi fazla dayanamayip geri çekilmek zorunda kaldi. Kardeşler
Kumanlardan yardim istedi. Bu dönemde Kumanlar büyük ihtimalle kuzeydeki
otlaklarda bulunuyordu, çünkü dönme zamani gelince kişi geçirdikleri Tuna
yakinlarina geldiler. Peter ve Asen, Kumanlarin yardimlariyla tüm Mizya`yi alabildi,
sonra da Koca Balkan`in güneyinde bulunan diğer Bulgar topraklarina yöneldi.
Kumanlar, ondan sonra yapilan tüm savaşlarda, genelde sonbahar, kişin ve ilkbahar
dönemlerde Bulgarlarin müttefkiydi.54 Bu durum, söz konusu dönemde
de  Kumanlarin ana gücünün Tuna nehrinin kuzey bölgesinde bulunduğunu gösterir.
Bizans İmparatoru, 1190`da Kumanlarin yaklaştiğini duyar duymaz Tirnova
etrafindaki askerini geri çekerek  Hemus`tan geri döner. İmparator, 1191 yilinin
baharinda gene Filibe yakinlarinda Kumanlara rastlamiş, 1198 (veya 1199) yilin
baharinda yeni Bulgar Çari Kaloyan`in (1197-1207) askerî güçleri çok sayida Kuman
birlikleriyle Konstantinopolis`e kadar varmiştir.
Kumanlar, Kaloyan`in beş senelik seferi sirasinda Makedonya`ya sizmiş ve Bulgar
güçleriyle birlikte Trakya`yi56 harap etmişti. IV. Haçli Seferi (13 Nisan 1204)
sirasinda Konstantinopolis`in ele geçmesinden sonra (Böylece Graf Balduyin
Flandirski`nin Latin İmparatorluğu kurulur.) 14.000 bin Kuman süvarisi Kaloyan`in
Edirne`deki (15 Nisan 1205) büyük zaferine yardimci olmuşlardir. Kaloyan, Mayis
ayinin sonuna kadar savaşi sürdürmüş ve bundan sonra Kumanlar güneyde daha
fazla kalamadiklari için geri dönmüşlerdir. Onlar ertesi yilin ilkbaharinda (1206)
yeniden Bulgar müttefki olarak Trakya`ya gelmiş ve burada birçok şehri harap
etmişlerdir. Kumanlar, 1207 yilinin ilkbaharinda Adrianopolis`in kuşatmasinda yer
almişlardir. Bu kuşatma Nisan`in sonuna kadar sürmüş ve sonra göçebeler geri
toplanmişlardir. Bu durum, şehrin teslim olmaya hazir olduğu bir anda Kaloyan`i geri
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 7/11
çekilmeye zorlamiştir. Kumanlar, Selânik`in kuşatilmasi sirasinda (1207) yeniden
Bulgar çarinin ordusunda yer almişlardir. Kumanlarin başinda Manastir (<
manastir?) vardi. Ayni şahis Kaloyan`a karşi yapilan suikastta da yer almiştir. Robert
de Clery`nin yazdiklarina göre iki yil önce Latinlerle yapilan görüşmelerde Bulgar
elçilerin yani sira Kuman önderlerin de yer almalarina rağmen, Selanik kuşatmasi
sirasinda Manastir`in çadiri (şatra) çarin çadiri bitişiğinde bulunuyordu. Böyle bir şey
ancak bir Bulgar komutani için mümkündü, müttefk kuvvetlerin önderi veya kiralik bir
komutan için değil.Büyük ihtimalle Manastir`in askerleri daha uzun bir süre için (veya
temelli olarak) Bulgar topraklarinda kaliyordu, kendisi de çardan sonra gelen
başkomutan pozisyonundaydi. Bu durum, Kaloyan`in adi bilinmeyen bir "İskit"
Prensesi (Kuman) ile yaptiği evliliğiyle açiklanabilir. Bazi tarihçilere göre bu kadin,
Bulgar kilise defterine (Sinodnik) kaydedilen Ana-Anisya ile ayni kişidir.
Kaloyan`in ölümünden sonra yeğeni Boril çarin dul karisiyla evlenerek, çarliğini
resmileştirmiş, Kumanlar ise Bulgaristan`in siyasî hayatinda yer almaya devam
etmiştir. Kumanlar, Çar Asen`in reşit olmayan oğullarini İvan Asen`i ve Aleksandir`i
"Ruslarin topraklarina" varmadan önce gizli olarak Tuna`nin kuzeyine geçirerek (yani
Kumanya`ya) misafr etmiştir.
İlk başta Kumanlardan oluşan müttefk birlikleri, yeni çarin62 savaşlarinda yer
almaya devam eder, ancak fazla zaman geçmeden ilişkilerde bir soğuma başlar.
Boril`in uğradiği başarisizliklar, boyarlarin memnuniyetsizliği ve 1213`ün sonu veya
1214`ün başinda Boril`in Kuman kökenli olan çariçeyle ayrilmiş olmasi ve Latin
İmparatoru I. Anri Flandirski`nin yeğeniyle evlenmesi, bu soğukluğu hazirlayan bazi
nedenler olabilir. Kumanlar yavaş yavaş çardan uzaklaşmaya başlar. 1211 veya en
geç 1213/14 yilinda Vidin`de adlari bilinmeyen, Boril`in "dört akrabasi"nin isyani
başlar ve söz konusu isyan Karaç ve başka iki Kuman komutanin güçleri tarafindan
desteklenir. Bu isyan yalnizca Macarlarin yardimiyla bastirilabilmiştir. İsyanin,
Asen`in oğlu iktidara gelmeden birkaç yil önce başlayan Boril ve II. İvan Asen
arasindaki savaşla bağlantili olma ihtimali vardir. Yani Kumanlar ve Boril`in
"akrabalari", aslinda kendilerine göre gerçek mirasçilari saydiklari Asen (ve Bonyak)
dinastisinin temsilcisini desteklemiştir.
Bulgar tahtina aday olan şahis, Kumanlar tarafindan kontrol edilen topraklardan
geçerek ülkesine döner. O "İskitlerin" (Kumanlar) veya "ipsiz sapsiz Ruslar"in
yardimiyla Tuna`ya doğru yönelir.63 Bizans tarihçisi Georgios Akropolites`in
belirttiğine göre, II. İvan Asen (1218-1241) iktidara geçtikten sonra her zaman bu
"İskitlere" güvenebilirdi ve "onlarla birlikte istediği güçlere saldirabilirdi". Söz konusu
çar, 1230 yilinda Selanik (Epir) İmparatoru Teodor Angelos Komnenos`la yaptiği
savaş sirasinda Kuman yardimini kullaniyordu. Daha sonra da Kuman yardimindan
yararlandi.
II. İvan Asen diplomasî ve askerî baskisini birleştirerek akillica bir siyasetle Bulgar
Devleti`nin Çar Simeon dönemindeki büyüklüğünü yeniden sağlayabildi. Bulgaristan
yeniden üç denize açiliyordu, yöneticisi ``Bulgarlarin ve Yunanlarin Çari" (1230)
unvanina sahipti. İki yüz yillik bir aradan sonra da Bulgar Patrikhanesi (1255)
yeniden kurulmuştu.
II. İvan Asen`in çarlik dönemi, Cengiz Han`in yükselişinden sonra ortaya çikan
Avrasya`daki büyük hareketlenmenin ve Moğol İmparatorluğu`nun kurulmasina denk
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 8/11
gelir. Bu çerçevede etnik katmanlar karişir ve batida Rusya ve Macaristan`a veya
güneyde Balkanlara doğru Kumanlarin büyük göçleri gerçekleştirilir. 1219`da Cengiz
Han Harezm`e karşi seferine başlar, 1221-1222`te ise, Moğollar Avrupa`nin kapilarini
çalar. Cebe ve Subuday tarafindan yönetilen Kuzey Kafkasya`daki küçük bir ordu,
Alanlarin ve Kipçaklarin güçler birliğini bozguna uğratir, sonra Kipçak topraklarini
harap eder ve Kirim`a kadar gelir. Büyük ihtimalle o sirada Danilo Kobyakoviç ve
Ruslarin "Tüm Kipçaklarin en büyüğü" olarak kabul ettikleri Yuriy Konçakobiç ölür.
Galitsiya Prensi Mstislav, kayinpederi olan Kutyan Sutoeviç ile birlikte kurtulanlar ise
Ruslardan yardim ister. 31 Mayis (16 Haziran) 1223 veya 1224`te Kalka nehri
yakinlarinda yapilan savaş sirasinda birleşen Rus-Polovek güçleri büyük bir
yenilgiye uğrar. O an için Moğollar geri çekilir (1237`de Avrupa`ya karşi sefere
başlarlar), ancak Kalka yakinlarinda gerçekleşen yenilgi ile bozkirdaki Kipçak gücü
sona erer. Macar Krali II. Stefan (İstvan), hemen bu siralarda bir grup Kuman
göçmeni muhacir olarak Macaristan`a kabul eder. Moldova`ya göç eden Borz Han`in
(Borç, Burc) 15.000 Kumani 1227`de Gran Başpiskoposu Robert tarafindan vaftiz
edilmiş ve Milkov`daki Tatar istilâsi sirasinda yikilan ayri bir Kuman
Piskoposluğu`nun kurulmasina (yaklaşik 1229) neden olmuştur. "Rex Cumaniae"
unvanini da alan Kral IV. Béla`nrn (1235-1270) iktidari sirasinda başka göçebe
guruplar da Macaristan`a siğinmiştir. Çar, Kumanlari ülkenin farkli bölgelerine
yerleştirir ve yalniz yönetici sülâlesini saraya yakin bir yerde, yani Peşt`te birakir.
Göçebelerin Macaristan`a gelmeleri, Moğollarin yeni istilâsi sirasinda Kirim`daki
Kumanlarin total yenilgisine bağlidir. Moğol istilâsi sirasinda, yaklaşik 1238`de Köten
Han (Kuthen) halkindan sağ kalanlarla (40.000 çadir) Macaristan`a göç etmiştir.
Oraya gidenler Katolik olur, Köten Han`n kizi da Veliaht İstvan`la (V. Stephan) evlenir.
"Birkaç bin kişilik Kumanlardan" (10.000 kişi) oluşan başka bir göçebe grubu, 1237
yilinin yazinda II. İvan Asen`in karşi çikmasina rağmen Tuna`yi geçmiş ve Çar onlari
Doğu Trakya`ya yerleştirmek zorunda kalmiştir. Bu Kumanlar, Meriç nehrinin
güneyine Ionas Han`in (Yunus?) önderliğinde yerleştiler ve 1240`ta Latin İmparatoru
II. Balduin`le birleştiler. Bir yil sonra, yani Han`in ölümün ardindan yönetim ortaği
olan Soronius, halkiyla Nikey İmparatorluğu`nun tarafina geçti. III. Yohannes Dukas
Vatatzes (1223-1254) yeni gelenleri, Trakya, Makedonya ya da Anadolu`nun sinir
bölgelerine yerleştirdi. Onlardan, Bizans tarihinin birçok olayinda yer alan güçlü bir
kolordu oluşturdu. Dinastilerin üyeleri arasinda Kleopa (Soronius?) "İskit"in dişinda,
babasi VIII. Michael Palaiologos`un (1259-1282) akrabasiyla evlenen Sirgian`dan
(Sitzigan) da söz edilir.
Söz konusu Kumanlarin bir bölümü, Bulgar topraklarinda kalmiş olabilir. XV. yüzyila
ait Osmanli belgelerine göre Akdeniz Trakyasi`nda, adlari Türk olan (belki de Kuman)
Hiristiyanlar yaşiyordu. Bulgaristan`in kuzeybati bölgesine 1241 `in ilkbaharinda
daha fazla Kumanin yerleşmiş olmasi lâzim. Bu siralarda, Han Köten`in
öldürülmesinden sonra onu destekleyen ve akrabalari olan (Terter-oba sülâlesinin
üyeleri) Bulgaristan`a siğinmişlardir. Köten`e karşi düzenlenen suikastin arkasinda
yerli aristokrasinin (Alman aristokrasinin de dahil olmak üzere) zedelenmiş
çikarlarinin yattiği saniliyor, ancak eğer Batu Han`in, kendisine ait köleler olduklarini
öne sürerek Macar Krali`ndan Kumanlarin kendisine verilmesini istediğini kabul
edecek olursak, suikast hazirlayanlarin, hani öldürdükten sonra Moğol tehlikesinden
kurtulabileceklerine inanmiş olduklarini düşünebiliriz. Aksi halde 1241 yilinin Mart
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 9/11
ayinda Moğollar, Macar sinirina ulaştiklari zaman, böyle bir şeyin yapilmasi zor
açiklanabilir. Kumanlar, Hanlarinin ölümü üzerine Güney Macaristan`i tahrip ederek
intikam alir, sonra da Batu`nun istilâsindan önce Balkanlar`a göç ederler. Batu`nun
çekilmesinden sonra IV. Béla onlari geri davet eder ve 1246`da Béla`nrn Avusturya
Hertsogu II. Friedrich`le yaptiği savaşta yer alirlar. Bir sene sonra 1.  Béla, oğlunu,
yani Macaristan`in müstakbel Krali V. Etien`i  (1270-1272) Kuman Hani`nin kiziyla
evlendirir ve buna bağli olarak Kumanlar sadik kalacaklari konusunda ant içer. IV.
Béla, 1264-1265 yillarinda, diğer oğluyla ve Köten`in kiziyla evli junior Rex-
Stephan`la yaptiği savaş sirasinda Kumanlarin yardimindan yararlanir.
Ancak görünüşe göre, tüm Kumanlar Macaristan`a dönmez. Onlardan bir kismi,
Balkanlar`da kalmayi tercih eder. Daha geç döneme ait Macar kaynaklarina göre,
yönetici olan Kuman aileleri arasinda şunlar vardir: Çertan, Ulaşoba (Ulaşeviçi),
Burçoba (Burçeviçi) ve Koloba (Kolobiçi). Onlar arsinda Tertoroba;73 yani Köten`in
ait olduğu Terteroba sülâlesi yoktur. Bu durum, Köten`e doğrudan bağli olan
Kumanlarin Bulgaristan`a göç ettiklerini (ve kaldiklarini) gösterir. Belki de I. Georgi
Terter`in babasi, bu Kumanlardan geliyordu. I. Georgi Terter, öldürülen Kuman
yöneticisinin kardeşi, oğlu veya yeğeni ya da en azindan ayni dinastinin üst düzey
tabakasindan gelen bir insan olabilir.
Asen Dinastisi`nin çöküşünden sonra I. Georgi Terter`in Çar olarak seçilmesi, yalniz
şahsi değerlere değil Bulgaristan`daki tüm Kumanlarin başinda olduğu, III. İvan
Asen`in (1279-1280) kiz kardeşi olan Kira Mariya ile evli olduğu için de mümkün
olmuştur. Ayni zamanda da Terter-oba`nin mirasçisi olarak en önemli komşu
yöneticileri ile akrabalik baği vardi; Han Köten`in torunu ve Macar Krali IV. Ladislav
Kûn ile (1272-1290) olduğu gibi Sirp Krali Andronikos Dragutin (1276-1282) ve
Bizans Veliahti II. Palailogos (1282-1328) da Kral László`nun kiz kardeşleriyle
evliydiler. Kuzeybati Bulgaristan`a yapilan göçebelerin bu toplu göçleri yüzyilin
sonuna doğru bölgedeki Kuman aristokrasisinin yoğun varliğini da açiklar. Bu varlik,
yalnizca farkli boyarlarin isimlerinde değil,  Osmanli varliğinin ilk yüzyillarinda aktif
olarak kullanilmaya devam edilen bir çok toponim ve antroponimde de kendini
gösterir.
II. İvan Asen`in ölümü yaklaşik olarak Terter Dinastisi`nin göçüne ve bir kollari
Tuna`nin güneyine geçen Macaristan ve Polonya`dan dönen Moğollarin geri
dönüşüne rastlar. Bu olaylarin büyük yöneticisinin ölümüyle direkt olarak bağlantili
olmasi mümkün değildir, ancak onun ölümünden sonra Bulgar Çarliği, bir zamanin
büyük imparatorluğunun gölgesinden başka bir şey değildir. II. İvan Asen`in yeğenleri
I. Kaloyan (1241-1246) ve Mihail Asen`in (1246-1257) geniş topraklari komşularina
kaptirmiş olmasiyla (formal bile olsa) Altinordu`ya bağimli olmuştur. Çar Konstantin
Asen Tih (1257­1277) döneminde Tatarlar o kadar rahat bir şekilde ülkenin dört bir
yaninda dolaşiyordu ki,76 bu durum ülkenin ekonomik krize girmesine, isyana ve Çar
olarak ilân edilmiş halktan gelen İvaylo`nun Bizans Devleti tarafindan desteklenen III.
İvan Asen ile savaşmasina neden olur. Bu karişik zamanlarda ülkenin kuzeydoğu
bölgelerine başka Kumanlarin yerleşmesi ihtimali de vardir. Kumanlar, Nogay`in
Tatar savaşçilarindan bir kismi olabilir, çünkü Altinordu`da Kuman-Kipçak halkinin
büyük bir bölümü kalir. Bu halk İslâm`i kabul ettikten sonra ve başka birçok faktörün
etkisiyle XV. yüzyildan sonra Doğu Avrupa`daki Türkçe konuşan yeni halklarin
temelini oluştururdu.
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 10/11
Kumanlar, I. Georgi Terter`in (1280-1292) iktidarda kalmasindan sonra Bulgar
Devleti`nin işlerinde daha büyük rol oynamaya başlar. Kumanlar, yalniz askerî
birliklerde yer almiyor (Tatar, Alan ve Ruslarla birlikte Çar Ordusunda veya parali
asker olarak görev almiyordu) ayni zamanda aristokrat bir çevreye de sahiptiler. Söz
konusu yöneticinin akraba ve yakin çevre temsilcileri önemli görevlere getirilirdi.
Bunlarin kökeni daha çok Kumandi. Bunlardan bazilari, Kirim bölgesinin yöneticisi
Terter`in kardeşi Aldimir (Eltimir), Vidin bölgesinin Şişman77 (son Bulgar Orta Çağ
Dinastisi`nin kurucusu) ve Dobruca`nin yöneticisi Balik`in babasi ve Şişman`in
kardeşi Belaur, Braniç Prensleri (Durman ve Kudelin Kardeşleri) ve de Han Nogay`in
topraklarindan olan, kendilerine ait kiralanmiş birliklere sahip birçoklari idi.
Zamanla Macaristan, Bizans İmparatorluğu, Rusya, Moldova-Ulahya, Altinordu, Misir
ve saire yerlerdeki Kumanlarin torunlari bulunduklari şartlara entegre olduklari gibi,
bunlar da Bulgarlaşmiştir. Bu süreç, aristokraside daha çabuk gerçekleşiyor gibidir.
Oysa alt tabakalarda asimilasyon daha yavaş ve daha uzun bir süre içinde
gerçekleşiyordu. Bu nedenle Osmanlilar Balkanlar`a geldiklerinde eski Peçenek, Uz
ve Kumanlarin torunlarindan oluşan kitlelerle karşilaştilar. Bunlar Türkçe konuşan bir
ortamda büyük ihtimalle Anadolu`dan gelen Türk kolonistlerle birleşti. Bu arada
Kuzeydoğu Bulgaristan`in halki, XIV. yüzyilin başinda gerçekleşen Beyazid oğullari
arasindaki mücadelede Taht adaylarindan birini destekliyordu. Büyük Osmanli
gezgini Evliya Çelebi ise, XVII. yüzyilda Kuzeydoğu Bulgar topraklarini Uz Eyaleti
olarak değerlendirir ve yerli Türk halkinin özelliğine dayanarak, ona "Çitak" lâkabini
verir.
BULGAR TARİHİNDE KUMANLAR (XI-XIV. YÜZYILLAR)
DOÇ. DR. VALERI STOYANOV
Sayfa 11/11

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful