KOLONİ
1 Çığlık orgun içinde hapsolmuştu. Org borularında çınlıyordu. Kilisenin her yerinde yankılanıyordu. Güçsüz. Boğuk. Hırıltılı. Lionel Kasdan birkaç adım ilerledi ve yanan mumların yanında durdu. Koroyerine, mermer sütunlara, koyu frambu-az renkli deri taklidi kumaşla kaplanmış sandalyelere göz gezdirdi. Sarkis, "Yukarıda, orgun yanında" demişti. Kendi ekseni etrafında döndü ve üst balkona çıkan taş basamaklı sarmal merdivene yöneldi. Saint-Jean-Baptiste'teld orgun bir özelliği vardı; bir füzeatar bataryası gibi boruları tam ortadaydı, ama klavyesi, sağda tamamen ayrı bir yerdeydi ve kasayla dik açı oluşturuyordu. Kasdan mavi taş korkuluk boyunca uzanan kırmızı halıda ilerledi. Ceset klavye ile boruların araşma sıkışmıştı. Yüzükoyun yatıyordu, sanki sürünüyormuş gibi sağ bacağı kıvnlmış, elleri kasılmıştı. Başım koyu renkli bir gölcük çevreliyordu. Çevresine partisyonlar ve dua kitapları saçılmıştı. Kasdan, gayriihtiyari saatine baktı: 16:22. Bir an, bu ölüyü, bu dinginliği kıskandı. Yaşla birlikte insanın ölüm karşısındaki kaçınılmaz huzursuzluğunun, endişesinin artacağına inanmıştı. Ama tam tersi olmuştu. Geçen her yıl, ölümün cazibesine biraz daha kapılmıştı. Nihayetinde, huzur. İçindeki iblislerin suskunluğu. Burada şiddet yaşandığına dair kan dışında bir iz yoktu. Adam kalp krizinden ölmüş ve düşerken kafasını vurmuş olabilirdi. Kasdan bir dizini yere koydu. Cesedin yüzü görünmüyordu, kolunun altında kalmıştı. Hayır bu bir cinayetti. Bunu hissedebiliyordu. Kurbanın dirseği orgun pedalına dayanmıştı. Kasdan bu enstrümanın mekanizması hakkında hiçbir şey bilmese de pedala basıldığında kurşun ve bakır boruların açılmasının çığlığı daha da şiddetiendirdiğini tahmin edebiliyordu. Adam nasıl ölmüştü? Neden ulur gibi bağırmıştı? Kasdan doğruldu ve telefonuna sarıldı. Ezberden birkaç numara tuş-şferjnde sesini tamdılar. Her seferinde ona "OK" diye cevap verdiler. Damarlarındaki kanın ısındığını hissetti. Demek ki ölmemişti. Yani tam anlamıyla. Bir öğleden sonra, vakit geçirmek için CJuartier Latin'deki Sanat ve Deneme Stüdyolan'nda seyrettiği şu siyah beyaz filmlerden biri, Alfred Hltchcock'un Gizli Ajan filmi aklına geldi. İki casus, küçük bir isviçre kilisesinde, orgun klavyesinin önüne oturmuş, parmaklan uyumsuz notalar üzerinde kaskatı kesilmiş bir ceset buluyordu. Korkuluğa doğru ilerledi, ayaklarının altındaki salona bir göz attı. Absidanın dibinde Aziz Matta'nın meleğiyle ve Aziz Yahya'nın kanalıyla çevrelenmiş bir İsa tablosu vardı. Parıldayan avizeler. Sunağın altın şansı örtüsü. Erguvan rengi halılar. Her şey Hıtchcock'un filmindeki o sahneyi andırıyordu, ancak bu Ermeni kilisesi versiyonuydu. - Burada ne arıyorsunuz? Kasdan döndü. Dar alınlı, kaim kaşlı, tanımadığı bir adam merdivenin eşiğinde duruyordu. Yan karanlıkta, karakalemle çizilmiş satirik bir deseni andırıyordu. Öfkeli görünüyordu. Kasdan, adama cevap vermek yerine susmasını işaret etti. Gitgide hafifleyen çınlamayı biraz daha dinlemek istiyordu. Ses tamamen kesilince adama doğru ilerledi: - Lionel Kasdan, Cinayet Masası başkomiseri. Adamın yüzünde şaşkın bir ifade belirdi: - Hâlâ görevdesiniz ha? Bu sorunun birçok cevabı vardı. Kasdan bir yanılsama değildi. Kırçıllı takım elbisesi, alabros gri saçlan, boynunun çevresine sardığı kefiyesi ve izlerini taşıdığı altmış üç yılla görevdeki bir polisten çok, Çad veya Yemen'deki çakıllı patika yollarda unutulmuş bir paralı askere benziyordu. Diğer adam ise onun tam zıddıydı; genç, sağlıklı ve kendinden emindi. Blucinuıin kemerine takılmış Glock'uyla, parlak yeşü pilot montu-nun sardığı kalıp gibi bir beden Sadece vücut yapılan birbirine benziyordu. Yüz kilo ağırlığında ve bir seksen beş boyunda deve gibi İki adam. - Olduğunuz yerde kalın, dedi Kasdan. ipuçlarını yok edeceksiniz. - Komiser Eric Vernoux, dedi adam. Adli Polis. Sizi kim çağırdı? öfkesine rağmen, bir seremoniyi kaçırmaktan korkar gibi alçak sesle konuşuyordu. - Saygıdeğer Vartabet1 Sarkis. - Bizden önce mi? Neden siz? - Bu kilisenin cemaat indenim. Adam siyah kaim kaşlarını çattı. - Saint-Jean-Baptiste Ermeni Katedraİi'ndesiniz, dedi Kasdan. Ve ben de bir Ermeni'yim. t. Ermenicede papaz, (ç.n.) < - Bu kadar çabuk nasıl geldiniz?

- Zaten buradaydım. Avlunun diğer tarafındaki idari ofiste. Papaz Sarkis cesedi bulunca gelip bana haber verdi. Hepsi bu. Ellerini gösterdi. Arabama gidip eldivenlerimi aldım ve ana kapıdan içeri girdim. Tıpkı sizin gibi. - Ve hiçbir şey duymadınız? Yani daha önce, demek istiyorum. Kavga sesi, itiş kakış gürültüsü? - Hayır. İdari ofisten kilisenin içinde olan bitenler duyulmaz. Vemoux elini montunun cebine soktu ve bir cep telefonu çıkandı. Kasdan adamın köstekli saatine, şövalye yüzüğüne baktı. Herif gerçek bir aynasızdı. Kaba Sade. Bu ayrıntılar, adamla arasında kuşkusuz bir gönül bağı oluşturmuştu. - Ne yapıyorsunuz? diye sordu. - Savcıyı arıyorum. - Çoktan arandı. - Nasü? - Benim çocuklarla da temas kurdum. - Sizin çocuklarla mı? Dışarıda, Goujon Sokağı'nda siren sesleri duyuldu. Neft" bir anda beyaz tulumlular doldurdu, bazılan ellerinde krom renkli küçük valizle-riyle üst balkona yöneldi. Ekibin başındaki kapüşonlu beyaz tulumlu adam Kasdan'a bakıp sıntü. Bu Olay Yeri İnceleme Bürosunun sorumlularından Hııgues Puyferrat'ydı. - Kasdan... Yorulmak nedir bilmez misin! - Hâlâ cesetler var, diyerek gülümsedi Kasdan. Ayrıntılı bir rapor istiyorum. - Merak etme. Vemoux'nun gözleri Olay Yeri inceleme'nin adamı ile eski polis arasında mekik dokuyordu. Şaşırmış gibiydi - Aşağı inelim, dedi Kasdan. Burada hepimize yer yok. Vernoux'nun cevabım beklemeden merdivene yöneldi; nefe indiğinde teknisyenler parmak izi almaya başlamıştı bile, kilisenin her yerinde flaşlar patlıyordu. Absidanın sağ tarafında Vartabet Sarkis belirdi. Üzerinde beyaz yakalı koyu renk papaz giysisi vardı. Siyah kaşlan ve gri saçlarıyla Charles Az-navour'a benziyordu. Kasdan ona doğnı yaklaştığında mırıldandı: - Akü almaz bir şey. Anlamıyorum. - Bir şey çalınmış mı? Kontrol ettiniz nü? - Burada çalınan bir şey yok. ' Vartabet Sarkis doğru söylüyordu. Ermeni inanışı putataparlığı yasaklıyordu. İçeride hiç heykel yoktu, sadece birkaç tablo vardı. Bu kilisede bir yağ kandili ile bfrkaç yaldızlı koltuk dışında pek eşya olduğu da söylenemezdi. verdiler. Damarlarındaki kanın ısındığını hissetti. Demek ki ölmemlşti. Yani tam anlamıyla Bir öğleden sonra, vakit geçirmek için Quartier Latin'deki Sanat ve Deneme Stüdyolan'nda seyrettiği şu siyah beyaz filmlerden biri, Alfred Hitchcock'un Gizli Ajan filmi aklına geldi, iki casus, küçük bir isviçre kilisesinde, orgun klavyesinin önüne oturmuş, parmakları uyumsuz notalar üzerinde kaskatı kesilmiş bir ceset buluyordu. Korkuluğa doğru ilerledi, ayaklarının altındaki salona bir göz attı. Absidamn dibinde Aziz Matta'nın meleğiyle ve Aziz Yahya'nın kartaby-la çevrelenmiş bir İsa tablosu vardı. Parıldayan avizeler. Sunağın altın sarısı örtüsü. Erguvan rengi halılar. Her şey Hitchcock'un fihnindeki o sahneyi andırıyordu, ancak bu Ermeni kilisesi versiyonuydu. - Burada ne arıyorsunuz? Kasdan döndü. Dar alınlı, kaim kaşlı, tanımadığı bir adam merdivenin eşiğinde duruyordu. Yarı karanlıkta, karakalemle çizilmiş satirik bir deseni andırıyordu, öfkeli görünüyordu. Kasdan, adama cevap vermek yerine susmasını işaret etti. Gitgide hafifleyen çınlamayı biraz daha dinlemek istiyordu. Ses tamamen kesilince adama doğru üerledi: - Iionel Kasdan, Cinayet Masası başkonıişeri. Adamın yüzünde şaşkın bir ifade belirdi: - Hâlâ görevdesiniz ha? Bu sorunun birçok cevabı vardı. Kasdan bir yanılsama değildi. Kırçıllı takım elbisesi, alabros gri saçları, boynunun çevresine sardığı kefiyesi ve izlerini taşıdığı altmış üç yılla görevdeki bir polisten çok, Çad veya Yemen'deki çakıllı patika yollarda unutulmuş bir paralı askere benziyordu Diğer adam ise onun tam zıddıydı; genç, sağlıklı ve kendinden emindi. Blucininin kemerine takılmış Glock'uyla, parlak yeşil pilot montu-nun sardığı kalıp gibi bir beden. Sadece vücut yapılan birbirine benziyordu. Yüz kilo ağırlığında ve bir seksen beş boyunda deve gibi iki adam. - Olduğunuz yerde kaim, dedi Kasdan. ipuçlarını yok edeceksiniz.

- Komiser Eric Vernoux, dedi adam. Adli Polis. Sizi kim çağırdı? Öfkesine rağmen, bir seremoniyi kaçırmaktan korkar gibi alçak sesle konuşuyordu. - Saygıdeğer Vartabet1 Sarkis. - Bizden önce mi? Neden siz? - Bu kilisenin cemaatmdenim. Adam siyah kaim kaşlarını çattı. - SaintJean-Baptiste Ermeni Katedrali'ndesiniz, dedi Kasdan. Ve ben de bir Ermeni'yim. 4 - Bu kadar çabuk nasıl geldiniz? - Zaten buradaydım. Avlunun diğer tarafındaki idari ofiste. Papaz Sarkis cesedi bulunca gelip bana haber verdi Hepsi bu. Ellerini gösterdi. Arabama gidip eldivenlerimi aldım ve ana kapıdan içeri girdim. Tıpkı sizin gibi. - Ve hiçbir şey duymadınız? Yani daha önce, demek istiyorum. Kavga sesi, itiş kakış güriiltüsü? - Hayır. İdari ofisten kilisenin içinde olan bitenler duyulmaz. Vernoux elini montunun cebine soktu ve bir cep telefonu çıkardı. Kasdan adamın köstekli saatine, şövalye yüzüğüne baktı. Herif gerçek bir aynasızdı. Kaba Sade. Bu ayrıntılar, adamla arasında kuşkusuz bir gönül bağı oluşturmuştu. - Ne yapıyorsunuz? diye sordu. - Savcıyı arıyorum. - Çoktan arandı. - Nasıl? - Benim çocuklarla da temas kurdum - Sizin çocuklarla mı? Dışarıda, Goıüon Sokağı'nda siren sesleri duyuldu. Nefi bir anda beyaz tulumlular doldurdu, bazıları ellerinde krom renkli küçük valizle-riyle üst balkona yöneldi. Ekibin başındaki kapüşonlu beyaz tulumlu adam Kasdan'a bakıp sırıttı. Bu Olay Yeri inceleme Bürosu'nun sorum-lulanndan Hugues Puyferrat'ydı. - Kasdan... Yorulmak nedir bilmez misin! - Hâlâ cesetler var, diyerek gülümsedi Kasdan. Ayrıntılı bir rapor istiyorum. - Merak etme. Vernoux'nun gözleri Olay Yeri mceleme'nin adamı üe eski polis arasında mekik dokuyordu. Şaşırmış gibiydi. - Aşağı inelim, dedi Kasdan. Burada hepimize yer yok. Vernoux'nun cevabım beklemeden merdivene yöneldi; nefe indiğinde teknisyenler parmak izi almaya başlamıştı bile, kilisenin her verinde flaşlar patlıyordu. Absidarun sağ tarafında Vartabet Sarkis belirdi. Üzerinde beyaz yakalı koyu renk papaz giysisi vardı. Siyah kaşları ve gri saçlarıyla Charles Az-navour'a benziyordu. Kasdan ona doğru yaklaştığında mırıldandı: - Akıl almaz bir şey. Anlamıyorum. - Bir şey çalınmış mı? Kontrol ettiniz mi? - Burada çalman bir şey yok. ' Vartabet Sarkis doğru söylüyordu. Ermeni inanışı putataparlığı yasaklıyordu, içeride biç heykel yoktu, sadece birkaç tablo vardı. Bu kilisede bir yağ kandili Ue birkaç yaldızlı koltuk dışında pek eşya olduğu verdiler. Damarlarındaki kanın ısındığını hissetti. Demek ki ölmemişti. Yani tam anlamıyla Bir öğleden sonra, vakit geçirmek için Quartier Latin'deki Sanat ve Deneme Stüdyolarında seyrettiği şu siyah beyaz filmlerden biri, Alfred Hitchcock'un Gizli Ajan filmi aklına geldi. İM casus, küçük bur isviçre kilisesinde, orgun Mavyesinin önüne oturmuş, parmakları uyumsuz notalar üzerinde kaskatı kesilmiş bir ceset buluyordu. Korkuluğa doğru Uerledi, ayaklarının alandaki salona bir göz atti. Absidanın dibinde Aziz Matta'run meleğiyle ve Aziz Yahya'nın kartalıy-la çevrelenmiş bir Isa tablosu vardı. Panldayan avizeler. Sunağın altın sarısı örtüsü. Erguvan rengi haklar. Her şey Hitchcock'un filmindeki o sahneyi andırıyordu, ancak bu Ermeni kilisesi versiyonuydu. - Burada ne arıyorsunuz? Kasdan döndü. Dar alınlı, kaim kaşlı, tanımadığı bir adam merdivenin eşiğinde duruyordu. Yan karanlıkta, karakalemle çizilmiş satirik bir deseni andırıyordu, öfkeli görünüyordu. Kasdan, adama cevap vermek yerine susmasını işaret etti. Gitgide hafifleyen çınlamayı biraz daha dinlemek istiyordu. Ses tamamen kesilince adama doğru Uerledi: - Lionel Kasdan, Cinayet Masası başkomiseri. Adamın yüzünde şaşkın bir ifade belirdi: - Hâlâ görevdesiniz ha? Bu sorunun birçok cevabı vardı. Kasdan bir yanılsama değildi. Kırçıllı takım elbisesi, alabros gri saçlan, boynunun çevresine sardığı kefiyesi ve izlerini taşıdığı altmış üç yılla görevdeki bir polisten çok, Çad veya Yemen'deki çakıllı patika yollarda unutulmuş bir paralı askere benziyordu.

Diğer adam ise onun tam zıddıydı. Nefi bir anda beyaz tulumlular doldurdu. Vernoux'nun gözleri Olay Yeri mceleme'nin adamı ile eski polis arasında mekik dokuyordu. Vernoux sanki Mars gezegenine ayak basmış gibi şaşkındı. . Ermeni Apostolik Kilisesi bir Doğu Ortodoks Kilisesi'dir.Bu kadar çabuk nasıl geldiniz? . . şövalye yüzüğüne baktı. -Nasıl? . Kasdan adamın köstekti saatine. bir seremoniyi kaçırmaktan korkar gibi alçak sesle konuşuyordu. . freskin hemen yanındaki duvarı süsleyen tüften büyük haça yöneltti.Çoktan arandı. Avlunun diğer tarafındaki idari ofiste. demek istiyorum.Akıl almaz bir şey. Vemoux elini montunun cebine soktu ve bir cep telefonu çıkardı.Merak etme. . . Burada hepimize yer yok. . bazıları ellerinde krom renkli küçük valizle-riyle üst balkona yöneldi.Burada çalman bir şey yok. Adam siyah kaim kaşlarım çattı. Üzerinde beyaz yakalı koyu renk papaz giysisi vardı. ipuçlarını yok edeceksiniz. . Blucininin kemerine takılmış Glock'uyla.Zaten buradaydım. Adli Polis. İdari ofisten kilisenin içinde olan bitenler duyulmaz. Yüz kilo ağırlığında ve bir seksen beş boyunda deve gibi iki adam.Benim çocuklarla da temas kurdum.Sizin çocuklarla mı? Dışarıda. .Bizden önce mi? Neden siz? . nefe indiğinde teknisyenler parmak izi almaya başlamıştı bile. ' Vartabet Sarkis doğru söylüyordu. Herif gerçek bir aynasızdı. . Ailelerine gelip onları almalarım haber verdik. Siyah kaşları ve gri saçlarıyla Charles Az-navour'a benziyordu. Yorulmak nedir bilmez misin! . . tersler gibi cevapladı: .Aşağı melim. dedi Kasdan. .. Hepsi bu. adamla arasında kuşkusuz bur gönül bağı oluşturmuştu. İkincisi Ermeni alfabesini bulan Aziz Mesrop Maştots'a aitti. Ve Üç Konsil Kiliseleri'nin bir parçasıdır. Papaz Sarkis cesedi bulunca gelip bana haber verdi.. Bu kilisede bir yağ kandili ile birkaç yaldızlı koltuk dışında pek eşya olduğu 2 tik tablo. sadece birkaç tablo vardı. Ve ben de bir Ermeni'yim.Kasdan.SaintJean-Baptiste Ermeni Katedrali'ndesiniz. Vernoux'nun cevabını beklemeden merdivene yöneldi. Arabama gidip eldivenlerimi aldım ve ana kapıdan içeri girdim.Komiser Eric Vernoux. siz Katolik misiniz? Kasdan.Bugün çarşamba.Ve hiçbir şey duymadınız? Yani daha önce. Şaşırmış gibiydi.Bu kilisenin cemaatindenim. . avlunun duvarlarına resmedilmiş bu sakallı şahsiyetleri incelerken yirmi kadar çocuk çevresinde kovalamaca oynuyordu. . . Bakışlarım.Bir şey çalınmış mı? Kontrol ettiniz mi? . Sizi kim çağırdı? öfkesine rağmen.Saygıdeğer Vartabet1 Sarkis. Ayrıntılı bir rapor istiyorum.. itiş kakış gürültüsü? . Tıpkı sizin gibi.Olduğunuz yerde kaim. içeride hiç heykel yoktu. sağlıklı ve kendinden emindi. 491 yılında Perslere karşı ayaklanan Ermenilerin Avarair Savaşı'ndaki şeflerini tasvir ediyordu. parlak yeşil pilot montu-nun sardığı kalıp gibi bir beden. . Goujon Sokağı'nda siren sesleri duyuldu. Bu Olay Yeri inceleme Bürosu'nun sorumlularından Hugues Puyferrat'ydı. Ellerini gösterdi.Savcıyı arıyorum. Kasdan ona doğru yaklaştığında mırıldandı: . Ermeni inanışı putataparhğı yasaklıyordu. Vernoux başını anladım der gibi salladı. Kavga sesi. Absidanın sağ tarafında Vartabet Sarkis belirdi. Normalde koro çalışmasının çoktan başlaması gerekiyordu. Kaba Sade. Vernoux'nun gözbebekleri büyüdü. kilisenin her yerinde flaşlar patlıyordu. Aslında pek ikna olduğu söylenemezdi. Beklerken de burada oyun oynuyorlar.Siz. Anlamıyorum. Üçüncü tabloda ise 1915 Tehciri'nde hayatlarını kaybeden ünlü kişiler resmedilmişti. dedi Sarkis. Sadece vücut yapılan birbirine benziyordu. . dedi Kasdan..Hayır. genç. dedi Kasdan. Eric Vernoux. diyerek gülümsedi Kasdan. Ekibin başındaki kapüşonlu beyaz tulumlu adam Kasdan'a bakıp sırıttı. Bu ayrıntılar.Hâlâ cesetler var.Ne yapıyorsunuz? diye sordu. dedi adam. Din eğitimi dersi yeni bitti.Hayır. . .

Vernoux not alıyordu. . I. Paris'te birçok koronun da şefliğini yapmıştı.Müzik ve sürgün.Alman adı. Wilhelm Goetz. Onu yukanda buldum. Şili nüfusunun önemli bir kısmı Alman kökenlidir. Kasdan hemen bir durum muhakemesi yaptı: Sarkis cesedi bulduğunda katil belki de hâlâ oradaydı. dedi Kasdan gülümseyerek. dedi Sarkis.Şilili mi? . En azından bu iriyan herif.Tam olarak saat kaçtı? . Wilhelm ihtiyatlı bir adamdı. Ermeniler.. burada yeni bir aile bulmuştu.Bu bana biraz muğlak geldi. .Bizim için Isa Peygamber bir insan değildir. Sanmıyorum. Goetz ise Fransa'ya 80'li yularda geldi. Onun yerine birini arıyorduk.Mono. . sürekli bir şeyler soran Vernoux'ya odaklandı. Polis kaşlarını çattı: .Hayır.. Polis öfkeyle not defterini çıkardı. zisyen. Farklılıkları. Şilili. Kasdan. bildiğim kadarıyla ne karısı ne de çocuğu var. Mesela Monofizit görüşü benimsiyoruz. Cinayet Masası'ndaki eski meslektaşlarından çok daha kolay yönlendirilebilirdi. Ve son derece de ketum. tabii Vemoux. Orgcu..Neden buradaydı? diye sordu komiser. bu eski bir hikâyedir muhtemelen. en eski Hıristiyan Kilisesi'dir. Vernoux susmuştu.Bu bir Ermeni adı mı? .. evli mi? .™ üstlenebil* me olasılığını değerlendirdi. . diye devam etti Kasdan.. Kasdan içinden Şilüi'nin portresini oluşturmaya çalışıyordu. Ermeni dünyasının diğer insanlar üzerinde yarattığı şokla hep eğlenmişti.. Altmışlı yaşlarda. Sarkis tereddüt eder gibiydi. Kuralları. başıyla onayladı. Belki birkaç saniye gecikse taş merdivende katille karşılaşacaktı. Vemoux sürekli yazıyordu.Sanmıyorum. . son derece zayıf. Her şeyden önce savcı olayı Cinayet Masa-sı'na verecekti. inançları. Konsiller. . Kasdan. Kasdan. Aramızda. Defterden okudu. Papaz telefon etmek için ayrıldığında kaçmış olabilirdi. Sonra diğer Hıristiyanlarla ayrılığa düşmüşler.Siyasi sorunlar? Şili'deki eski düşmanlar? . Ermeniler hakkında dinlediği bunca şeyden sılalmışü: _ rcttoai K'nrhnnın nHı. Ermeni Kilisesi.. Çocukları beklerken org çalardı.Her çarşamba biraz erken gelirdi. Kuşkulu bir ses tonuyla yineledi Vernoux. sanının XI yüzyılın başlarında Şili'ye yerleşmiş. demek istiyorum.Paris'te kimi kimsesi var mı.. yani tamamen tanrısal bir doğası vardır. Tüm bunlar onda büyük bir şaşkınlık yaratmıştı.16:15. Bunu size söylemek zorundayım. . öyle değil mi? Zaten askeri cunta uzun zamandır Şili'de yönetimde değil. .. Pinochet rejiminin baskısından kaçmıştı.. . . Komiser kalemiyle not defterine vuruyordu: . Ne? . Biz Ermeniler. savcıyı.Pinochet darbesi 1973'te oldu.. O esnada da ben yanma gelip hatırını sorardım. çocukların bağmşlarmı bastırmak için sesini yükselterek.. silik biriydi. . Vernoux'nun bu soruşturmayı almak istedi* ğini hissedebiliyordu. Koroyu da yönetebilecek bir mu. çatışmalar. . Tanrı'nın oğludur. . önemli kanıtlara sahip olduğuna ve bu soruşturmayı çabucak sonuçlandırabileceğine ikna etmezse.. Tıpkı bugün yaptığım gibi. diyerek araya girdi Kasdan. Yani tek başına kilisede.Goetz. komiserin bunu yapacağına dair iddiaya girebilirdi. komiserin hu vnif. Şilililer. Ama yine de Kasdan. Üç yıl önce orgcumuz ülkesini döndü. ortak nokta ne? -Müzik.Hajdr. Pek Şilili adına benzemiyor. Adara her ayın iki pazarı ayinlerde org çalıyor ve çarşambaları da koro çalışmalarım yönetiyordu.Wilhelm bizim cemaatten değildi. Sizi daha sonra aradım. Bana Goetz'den bahsettiler. Katedralin resmi kayıt defterinde adı yoktu. Goetz'ün ailesi. Müzikolog..Naziler mi? . doSru mu? Sarkis kollarını göğsünde kavuşturmuştu. katedralin duvarları arasında bir hayaletti. Yine de. Şüphesiz geçmişteki bir hesaplaşmaya kurban gitmiş. diğer sığınmacıları anlıyoruz. eski bir polis olan LioneFe haber verdim. En azından öyle umuyordu. Wilhelm sosyalistti. Ve Pinochet de öldü.Biri ondan intikam almak istemiş olabilir mi? . diye ekledi Kasdan. Kasdan gülümsedi.Hayır. Hemen. Zamanaşımı diye bir şey var.Tarihsel olarak. yüzyılda isa'nın iki havarisi tarafından kurulmuştur..

Bu gece benim için çok uzun olacak. . Görünürde bir yara yok.Bana ne söyleyeceksin? Adam nasıl ölmüş? Mendez. Dost sesleri. Anlıyor musun? . hepsi o kadar. Bir çocuk Goetz'ü görmeye gider. Yanlarından ayrıldı ve telefonu cevapladı: -Alo! .Katile mi ait? .. Ama şimdilik. kulaklar. sonra aşağı iner. Kasdan mumlarla aydmlatılnuş ana girişe ulaştığında adli tabip merdivenden iniyordu. Cinayet Masası'ndaki lakabı da "Mendez-Fransa'ydı. Küba asıllı bir emektar. sıcaklığın olduğu. .Yara yok mu? . 2007 Fransa'da Ermeni yılı. Bu çocuklara biz "genç elçiler" adını verdik ve. Kasdan cep telefonunu çıkardı ve Hohvannes'i. Birkaç saat içinde bu olay ellerimin arasından kaçıp gider. Orgun borularının arkasında. Sahneyi gözünde canlandırdı.Kiliseye bağlı birçok derneğin idarecisiyim. kimseye bir şey söylemez.Şimdilik.. Orgcu ile katil arasındaki boğuşmaya şahit olur ve şaşkına döner. iki saat boyunca. Sorularınla insanları sıkan emeldi bir polisten başka bir şey olmayacaksın. bir hamlede bembeyaz tulumunun kapüşonunu açtı. Bir iki tüyo. sonra nefe açılan küçük kapıdan çıkıp gitti. dedi olay yeri inceleme teknisyeni.. diyerek güldü Kübalı. bu da ona bir ispanyol operetinden fırlamış aktör havası veriyordu. Ve her şeyi gördü. kilise şarkıları ve tütsü kokuları arasında ayine katılıyordu. sacrista görevlisini aradı. Kasdan projektörlerin ışığıyla aydınlanan nefı inceledi. ikinci bir yuvaydı.Çünkü burada evimdeyim ve itin teki atalarımın kilisesine saygısızlık etti! .Mendez.Sence? . dedi Kasdan.Beni ara Ama otopsi raporunun bir kopyasını alacağım sanmam. Ricardo Mendez ATE'nin (Adli Tip Enstitüsü) en iyi adli tabiplerinden biriydi. Gelecek yıl için bazı gösteriler hazırlıyoruz. . evet Sertinle neden konuşuyorum bunu btie bilmiyorum.Nerdesin? . Ağız. Tanı* dik yüzler. kan doğal bir delikten geliyor olabilir. 36 numara. . gelecek yü şubat ayında Palais Garnier'de düzenlenecek Charles Aznavour'un yardım konseri için Fransızca bilen Ermeni çocukların Fransa'ya gelişini organize ediyoruz. Bu bölgede kanama çok olur. Her pazar buraya geliyor. giysisinde de yırtık.Ne tür gösteriler? . değiştirilemez bir dayanışmanın. Mendez ş ve j seslerini s ve z olarak telaffuz ediyor.Ceset Adli Tıpa götürülünce. Ya da saçlı bölgedeki bir yaradan. .Ah. Kübalı.0 kadar bekleyemem.Daha ziyade bir tanığa.Vernoux. . Senin herif öldürülmüş. korodaki çocuklardan biri olduğunu düşünüyorum. tontonum. şoka girmiştir.Geliyorum. Ama ne olduğunu anlayabilmem için konuya nüfuz etmem gerekiyor. . Ve damarlarında dolaşan Ermeni kanı. bej rengi buruş buruş pardösü giyen kısa boylu bir adamdı. Sıçrayan kanlann arasında.Ya siz.Kafana takma. işaretparmağıyla şakağına dokunarak Kasdan'ı selamladı ve çantasını koltuğunun altında biraz daha sıkarak neften çıktı. Kasdan hemen bir şeyler olduğunu hissetti. .Özür dilerim. Ritüeller. Gelen Hugues Puyferrat'ydı.Bir ihtimal. Tabii eğer senin katil bir cüce değilse. Daha fazlası yok. Dört kemer salonu çevreliyordu. Cep telefonu çaldı. .Bir açıklaman var mı? .Ya kan? . Kasdan bir kez daha Sarkis ve Vernoınc'dan özür diledi. Avludaki çocukların uğultusu Kasdan'ın beyninde yankılandı. Dersine geç kak mış bir profesör gibi kolunun altında eski püskü bir çanta taşıyordu. Merdivende ayak sesleri duydu. Meryem Ana portresi ise bir sunağın üzerindeydi. Sakin ve gösterişsiz bir biçimde.Beni bilgilendirecek misin? . bir kriz gibi. artık evinde olmayacağız. . Burası onun için.ölüm doğal bir sebepten kaynaklanmış olabilir mi? Yani bir hastalık. . . Bundan şüphem yok. Otopsiye girsek iyi olur. ama yara yok. kesin olan bir şey yok.. Kasdan'a döndü: . İlci adam selamiaştı. Yüzü bir puro gibi kahverengi. .Bir ayakkabı izi. Boruların arkasına gizlenir.İlk bakışta görünmüyor. burun. siz ofiste ne yapıyordunuz? . saçları ise kül rengiydi. .Kan var. .

Raporumu yazmam gerekiyor. Vernoux'ya. .. . Daha çok bir hıhaflığm.Nerede oturuyosun? .Koroda şarkı söylüyor musun? Başını sallayarak onayladı. Yani şimdilik demek istiyorum. Ama Vernoux şu ayak izi meselesini sen raporunu verdiğinde öğrenmeli. bu hiç hoşuna gitmedi. Kasdan zaten kendiliğinden itiraf edeceklerini sanmıyordu.Noel için bir parça f||j» Hangi parça? . Kasdan bu kez kronolojik sorgulamaya geçti: . Kasdan bunu da not etti.Kaç yaşındasın? -12. Ama şimdilik. Sanının Schubert'in Ortodoksluğa aytan bu ilahiye muhtemelen Sarkis izin vermişti. beni duyuyor musun? Kasdan telefonu kapattı ve gözlerim Puyferrat'runkilere dikti: .Din dersinden sonra nereye gittin? . . Kasdan her şeyi not ediyordu.öğretmenlerin kıçım yalamam.Neyim ne? . Bu sorguladığı üçüncü çocuktu ve tek kelimelik. Teknisyen. Aileleri geldi .Futbol. . On Beşinci Bölge. Puyferrat ona bazı kesin bilgiler vermişti.Hayır.Çoğu gitti. Hiçbiri. Bir topla arkadaşlarla oynadık.Benim için bir şey yapabilir misin? -Hayır. . dikkatini çeken bir şey olmamıştı.Bu bir Ermeni ilahisi mi? . Kilise ofislerinin altındaki mutfaktaydılar. . Kasdan. . 0 da.Avluya Oyun oynadım. Çocuklar hâlâ burada mı? .Piyano.Seviyor musun? .Teşekkür ederim.Programda değişiklik yapın. Diğer çocuklar ise. . 2006 kışında hemen herkesin ayağında görülebilen bir ayakkabı modeliydi.Bay Goetz'ü görmeye gitmedin mi? -Hayır. Hiçbir çocuk ben onları sorgulamadan kiliseyi terk etmeyecek. değil mi? .Koronun dışında. şu Adli Polis'teki herife bir şey söyleme.Soprano. Bu da bana iki üç saat kazandırır. kesik kesik cevaplardan başka bir şey elde ettiği söylenemezdi.Bernarnin. . . renkli basket ayakkabıları giymiş yedi çocuğu getirmişti. geceyansmdan önce raporumu alacak.Commerce Sokağı. . -Hangi okul? .Bir Ave Markı. Benjamin Zarmanian. ne seviyorsun? Yeniden omuz silkti.Beşinci. 84 numara. . cinayete tanık olmuş çocuğun yaşadığı travmanın Merini gözlüyordu. . yanda kütüphanede bekliyordu. Bunun cinayetle bir ilgisi yoktu. .Kiliseye geri geldin mi? -Hayır.Emin misin? . pek değil.Bu akşam. Yavaş yavaş yok oluyorlardı.Ne oynadın? .Kaçıncı sırattasın? . . Bunu yaparsın. ama her ayrıntıyı yazmak gerekiyordu. "Benim ayağımdakUer de aynı markadan" diye de eklemişti. Ayak izi Converse marka bir ayakkabıya aitti. Hohvan-nes'e ayağında Converse bulunan çocuğu getirmesini istemişti.Ben Kasdan. -Adın ne? .Tamam yaz. herhangi bir enstrüman çalıyor musun? .Victor-Duruy.Hayır. .Neyi çalışıyordunuz? .Peki. .Korodaki yerin? . .Tesşilum'n ne? .

Bu sorguladığı üçüncü çocuktu ve tek kelimelik. Kasdan listeye göz attı. Yavaş yavaş yok oluyorlardı. "Benim ayağımdakiler de aynı markadan" diye de eklemişti. .Korodaki yerin? . Diğer çocuklar ise. Çocukların Conver-se'lerini toplamalı. . .Avluya Oyun oynadım . misti Ayak izi Converse marka bir ayakkabıya aitti. . 2006 kışında hemen herkesin ayağında görülebilen bir ayakkabı modeliydi. sakin bir çocuktu. Hohvan-nes'e ayağında Converse bulunan çocuğu getirmesini istemişti. renkli basket ayakkabıları giymiş yedi çocuğu getirmişti.Koronun dışında. Sanırım Schubert'in. Çocuk gözden kayboldu.Noel için bir parça . yanda kütüphanede bekliyordu. Gidebilirsin. Daha çok bir tuhaflığin. Kasdan belki de başka bir yöntem izlemeliydi. dikkatini çeken bir şey olmamıştı. Kasdan. numaralandınlıualı. Teknisyen. Kasdan bunu da not etti. . Kasdan her şeyi not ediyordu. .Cornmerce Sokağı. sonra da analiz için adli bilimler laboratuvanna yollamabydı. Bunun cinayetle bir ilgisi yoktu. Kasdan zaten kendiliğinden itiraf edeceklerini sanmıyordu. ikinci çocuk. bu hiç hoşuna gitmedi. . ne seviyorsun? Yemden omuz silkti. . Üzerinde beyaz bir gömlek. Kasdan 'm bütün sorularına alakasız cevaplar vermiş olsa da tavrında herhangi bir tedirginlik yoktu. . . kesik kesik cevaplardan başka bir şey elde ettiği söylenemezdi. 84 numara. diğer çocuklara göre sanki kafası daha küçüktü. On Beşinci Bölge. . İri yapılı. Üstelik böyle bir şeyi yapma yetkisi de yoktu. . tikin çok geveze olan Brian Zarossian'la konuşmuştu.Hangi parça? . Konuşma esnasında sürekli kazağıyla oynuyordu. Ama bu pek güvenilir değildi.Tessitura'n ne? . Kasdan bu kez kronolojik sorgulamaya geçti: .Benjamin. ama her aynnüyı yazmak gerekiyordu. -Hangi okul? . yaşma göre son derece tuhaf bir şekilde çok kaba söylemişti. onları işaretlemen. Ama şimdilik.Seviyor musun? .Koroda şarkı söylüyor musun? Başını sallayarak onayladı. jakarlı bir kazak ve kadife pantolon vardı. arkadaşlarla oynadık. pek değil.Bir A w Maria. geniş alınlı bir oğlandı ve neredeyse sıftra vurulmuş kapkara saçları vardı. 3 -Adın ne? . Hayır. çünkü korkuya kapılan çocuk.Kiliseye geri geldin mi? . dedi.Kaç yaşındasın? -12. Görüşmenin sonunda Kasdan defterine hayır diye not düşmüştü. Bir topla.Hayır.Soprano.Nerede oturuyosun? .Futbol.Neyi çalışıyordunuz? .Peki. Yine de çocukta gizli bir isyan hali ve "ana kuzusu" görünüşünü yok etme isteği hissediliyordu.Bilmiyorum. 0 da. herhangi bir enstrüman çalıyor musun? . Sanırım 36. ayakkabılarını yıkamış olabilirdi. 9 yaşında ufak tefek. Koca gözlükleriyle "ana kuzusu" havası vardı.Beşinci. Benjamin Zarmanian.Neyim ne? .Çocuk bunu.Ayak numaran? .Vıctor-Duruy. Ortodoksluğa aykırı bu ilahiye muhtemelen Sarkis izin vermişti. Puyferrat ona bazı kesin bilgiler ver.Piyano.Ne oynadın? .Kaçıncı sınıflasın? . Kilise ofislerinin altındaki mutfaktaydılar.Hayır. Kevin Davtian ise 11 yaşındaydı ve son derece inatçıydı.OK. .Dm dersinden sonra nereye gittin? .Hayır. . cinayete tanık olmuş çocuğun yaşadığı travmanın izlerini gözlüyordu.

. Kasdan. Partisyonları gibiydi. 9 yaşmda ufak tefek. Hayır. bu arada göz ucuyla çocuğu inceliyordu.Ayak numaran? . dağınık sa bir tipti. ayakkabılarım yıkamış olabilirdi.Arkadaşlarının arasında korkmuş. sahnede duruşa ayrı. Tamam. tek başına bir şey ifade etmezdi. hayır.Hani söylemeye ayn.Şili'nin nerede olduğunu biliyor musun? . numara! andırılmalı. ortadan ayrılmış siyah saçlarını özenle taramıştı. ama su içmek istemiyordu.Emin misin? .Hm. Üzerinde beyaz bir gömlek. Dördüncü çocuk içeri girdi. Sanırım 36. Koca gözlükleriyle "ana kuzusu" havası vardı. Rahatlamamalıydı. İnce uzun. . Babasıyla ügili haberleri aldıktan sonra sustu. . çünkü korkuya kapılan çocuk. luğa. ama son derece şıktı. Kasdan defterine hayır diye not düşmüştü. sempatik biri miydi? . ürkmüş görünen biri var mıyû» Veya ağlayan biri? Çocuk ona şaşkın gözlerle baktı. sonra da analiz için adli bilimler laboratuvanna yollamalıydı. Gözleri açık renkliydi Üzerinde haki renkli askeri bir ceket vardı. Gevşememeliydi. .. boğazı kurumuştu.Sen şu jinekolog Pierre Sünonian'ın oğlu musun? -Evet Kasdan. Hatta bize puan bile verirdi -Puanım? . Ama bu pek güvenilir değildi. .Geldiği ülkeden. Her konserden sonra da bu puanlan bize söylerdi.Bay Goetz'ü görmeye gitmedin nd? -Hayır. Çocuk bunu. sakin bir çocuktu..Ne gibi? . korkunun izlerini bulmaya çalışıyordu. Her çarşamba. Bir rock grubunun liderini andırıyordu. Altoydu. Üstelik böyle bir şeyi yapma yetkisi de yoktu. geniş alınlı bir oğlandı ve neredeyse sıfıra vurulmuş kapkara saçları vardı. Ve 37 numara ayakkabı giyiyordu. Aslında o. jakarlı bir kazak ve kadife pantolon vardı. zararsız bir adamın öldürülme sebebi ne olabilirdi? .. diğer çocuklara göre sanki kafası daha küçüktü. Assas Sokağı. Çocuklardan birinin katili gördüğünü kendine tekrarladı. Ama boşuna Yöntem değiştirdi: . kılık kıyafete ayrı puan. Alnına dökülen.Herhangi bir tuhaflık dikkatini çekti mi? .Bir robot gibi konuşuyordu.Pek değil. Hep "notalara dikkat" "diyaframı ayarla" "telaffuz önemli" gibisinden şeyler. Konuşma esnasında sürekli kazağıyla oynuyordu. . Montaigne Lisesi beşinci suuftaydı.Bay Goetz. 12 yaşında Altıncı Bölge.İdare eder.. îlkin çok geveze olan Brian Zarossian'la konuşmuştu. Üzerinde siyah renkli daracık bir parka.Öğretmenlerin kıçını yalamam. geniş yakalı beyaz b gömlek vardı. Ama kimsenin umurunda olmazdı. Ama bir görgü tanığı. Biraz düşündü. yaşma göre son derece tuhaf bir şekilde çok kaba söylemişti. Çocuk gözden kayboldu. onları işaretlemen. İkinci çocuk. Yine de çocukta gizU bir isyan hali ve "ana kuzusu" görünüşünü yok etme isteği hissediliyordu. Kevin Davtian ise 11 yaşındaydı ve son derece inatçıydı.Biraz Önce avluda oynuyordun. . Kasdan listeye göz attı. sırt .. din dersinden sonra oynarız.Sizinle koro dışında da konuşur muydu? -Hayır. . Kasdan'ın bütün sorularına alakasız cevaplar vermiş olsa da tavımda herhangi bir tedirginlik yoktu. kendisinden başkasını ilgilendirmeyen ayrmtılara kafasını takmış bu adamı koroyu idare ederken gözünün önüne getiriyordu.. Şili'den bahseder miydi? -Asla . Gidebilirsin. Ufak tefek. David Simonian.Ciddi biri miydi? . Coğrafyada Avrupa'yı isliyoruz. Hareketlerinde. değil mi? . Kapı vuruldu.Bilmiyorum.İdare eder. iri yapılı. -Yani? . Çocukların Conver-se'lerini toplamalı. Görüşmenin sonunda. Kasdan belki de başka bir yöntem izlemeliydi. dedi. çocuğun On Dördüncü Bölge Raspail Bulvan'nda muayene» hanesi olan babasını tanıyordu. Kapı açudı. Bu kadar sıkıcı. no 27'de oturuyordu.. Beşinci çocuk göründü.OK..

Ricardo. keman çalıyor ve judo yapıyordu. 4 Binanın girişinde. Kasdan bir an karşısında duran çocuğu inceledi ve başı döner gibi oldu. İki adam sessizce yemeğin tadını çıkarıyordu. Sana akşam yemeği getirdim! . Bastı.çantası ise sanki içi taş doluymuş gibi ağırdı. 901ı yıllardan beri enstitünün yöneticüiğini yapan Profesör Domini-que Lecomte sayesinde morgun avlusu bir çiçek bahçesine dönmüştü. 13 yaşında. Mutfak kapısı. Görüntüye. Çocuğun tek tutkusu vardı. Condorcet Lisesi altıncı sınıftaydı. Cave Soka-ğı'ndaki okula gidiyordu. Her çarşamba. hepsi o kadar. . 11 yaşında La Bruyere Sokağı. Bir "gitarcımdan çok entelektüellere özgü bir fizik. fulya ve leylaklarla kaplı bahçe herkes için bir kafa dinleme yeri olmuştu. Ordenet Sokağı. Sopranoydu. elindeki yassı kutuyla oynuyordu. Adet yerim bulsun diye birkaç soru sordu.Koltukaltında mı sarılıyor? diye kıkırdadı Mendez. ayak numarası da en az 39 olmalıydı.. Brouardel (1879-1906). kadeh tokuş-turalım. alüminyum folyoya sarılmış küçük paketler çıkardı. camın ardındaki. kimse kalmamıştı. Koro dışında. Yalan söylemiyordu. Dingin. ^Jr^H Ü . Bir video oyunu. Eski polis bakışlanyia çocuğun fotoğrafını çekti: dimdik saçlar. Hâlâ mesafe kaydetme şansı vardı. Adli tabip üçgen kesilmiş kreplerden birini ağzına attı ve kıtır kıtır sesler çıkararak çiğnedi. Bir şey saklamıyordu.Bir açık hava pikniği. Ama önce. Seni arayacağımı söylemiştim. Dördüncü Bölgc'de. kâğıt peçeteyi uzatırken. .Çıkabilirsin.Pisliğin tekisin. Hafif kambur duruyor.Bir gün senin kelleni de orada görecek miyiz? . . sonra hemen gidiyorum. koro çalışmasından sonra judoya gidiyordu. sese. hareketsiz ve yarısı silinmiş kadmlar. ne eksik ne fazla. EUa Kareyan. tuğla kemerlerin dibinde bitkin bir halde poz veriyordu. bilişim çağı çocukları.Tadına bak. anlaşılmaz hiyerogliflere doymuş. Bagnolefde. Sonra konuşuruz. sessizliğin ve haçın üzerine kapandı. işim başımdan aşkın. dedi Kasdan. Kasdan da aynısını yaptı. Kasdan birkaç soru daha sordu. Sonrası için bir planı vardı.. Sağ cephede duvar freskleri bile vardı. Çok iriydi. Kasdan. Ayak numarası 36"ydı. Sadece sinirli bir çocuktu. Bir şeyler atıştıralım. Kasdan ayağa kalktı. yuvarlak gözlükler. bir söğüt ağacımn dibindeki çeşme. Özenle onları açarken mırıldandı: -Paklava. Bugün "bu şey" yüzünden dersi kaçırmışta. Beş dakika.Seni pislik seni. 72 numarada oturuyordu. Thoinot'(1906-1918). Böyle giderse bir türlü turuncu kuşağı alamazdı. Bu gülünç kıyafetle. Sıradaki. Ama mat ve esmer terliyle.. ama çocukça cevaplardan başka bir şey alamadı. Bir yasa üzerinde çalışıyorlar ve. Basa. Timothee avluda. cep telefonundan "manitası"yla konuşmuştu. Kasdan onun tanığı olamayacağını anladı.Gazeteleri gördün mü? dedi Kasdan sanki buraya havadan sudan bahsetmek için gelmiş gibi. kamuya açık bir parktalarmışçasına bir banka oturdular. gitar. Adli Tip Enstitüsü'nün eski yöneticüennın mermer büsüeri vardı. boynunda asılı "ATE" İdrnliği ve yeşil önlüğüyle Ri-cardo Mendez'di bunu söyleyen. yiyecek bir şeyler almak için Alfortville'e uğraması gerekiyordu. Tardieu (18611879). Sol tarafta. Saat 16:00 ile 16:30 arasında. Sıradaki. İnternet MSN.. suratım asmış. Morgun arkasındaki ekspres yoldan arabaların uğultusu arada bir de yer üstünde yol alan metronun düdüğü duyuluyordu.. .Gerçekten de hantallaşmışsın. dedi. 34 numarada oturuyordu. Ayakkabılarına bakınca. Kasdan. Eldivenlerini çıkardı ve cebine tıktı. Kasdan listesine baktı. Cep telefonu. Tam bir laf ebesiydi.Küçük bir molaya ihtiyacın var. On Sekizinci Bölge. Kasdan ona göz kırptı ve büstleri işaret etti: . inciçiçekleriyle. Bal ve ceviz doldumlmna w=« . Eski polis. Timothee Avedikian. gözlerinden okuyorum. kelebek gözlüklerinin üzerinden son bir bakış attı. Şimşirlerle. karanlığa gömülmüş bahçeyi işaret etti: .. Ayak numarası 36'ydı. Mecliste bizimle ilgili bazı gelişmeler var. İM altmışlık. hâlâ Karayipli cazibesini koruyordu. 19:30. Oğlan sorulan cevaplarken elindeki game ftoafla oynamaya devam etti. Kasdan döndü. her ne kadar musluğundan su akmasa da yuvarlak ve tertemiz havuzuyla insana ferahlık veriyordu. ispanyol operetinden Acil Servis dizisine transfer oluvermişti. Adı Harout Zacharian'dı ve 10 yaşındaydı. . Sorularını sordu. Orfila (1819-1822).Sırası değil. 45 numarada oturuyordu. Sadi-Camot Sokağı. Kasdan elindeki cam şişeyi ve plastik çantayı ona doğru uzattı: .

bugüne kadar beni sık sık dinledin. VH. düşünceli bir ses tonuyla Benim de. ha! . Ve sustular.Kulağı otoskopla inceledik. Kasdan bardağını bıraktı ve kollarını göğsünde kavuşturdu.Peki. . solunum..Bunu sana aynntılanyla açıklamak oldukça zor. Mendez bir krep daha aldı: .Tamam. bu iki sistem arasındaki dengeye dayanır: kalp atışları. Bu kadar iyi bir sonuç alabilmek için. Şu ceset.Hayır. . bunu çok istemek lazım. Ama işimde. Bunların hepsi Kübalının kanma karıştığında bütün direnci kırılacaktı. Kan kulaklarından geliyordu . şeker. .' Hıristiyanlar Roma arenalarında vahşi hayvanlara yem edilirken. Şiddetli .Ama bana bunun bir cinayet olduğunu söylemiştin. . Güzergâhımı çoktan çizdim. dedi Mendez ağzı dolu bir şekilde.Muhteşem bir kadın. Çenemi tutacağım. Yer üstü metrosu düdük çalarak başlarının üstünden geçti. bu konuyu düşünmem lazım. . Kalbi hemen durmuş.Kulak zarlarım ve işitme organının tamamım. ne buldun? . Sivri cisim kulak zarını delmiş.Peki. Şiddetli bir acının sebep olduğu kalp rahatsızlıKasdan orgun içine hapsolmuş çığlığı düşündü. Bu kez büyük bir tur yapacağını. Sonra. kulak zarlarında şiddetli bir acı. Mümkün olsa bir örgü şişi veya tornavida derdim. Saçma sapan konuşmaya başladım. Adli tabip. . Şehitlikleri. . tarihteki Ermenistan'ın büyük bir yüzölçümüne sahip bir ülke olduğunu biliyorsun herhalde.Daha önce hiç kulak iltihabı geçirmedin mi? Kulakta çok fazla sinir ve sinir ucu vardır. Alfortville'de yaşayan bir dul.Senin inekler de bayağı iyiymiş. diye açıkladı. haklısın. kemikçikleri parçalamış.Mazun. Yine bana şu Ermeni soykırımı zırvalıklanndan bahsedeceksen şu duvardan atlayıp kendimi ekspres yolda arabalara çiğnetmeyi yeğlerim.Bu çok mu acı verir? . yüzyılın bazilikalarını da görmek istiyorum. inan bana. . Hıristiyanlık uğruna acı çekmiş.Büyük tur mu? . .Sanırım bir yolculuğa çıkacağım.Dostum. Dudaklarının arasından buharlar çıktı.Bak seni uyarıyorum. Kırk yıllık polislik hayatında hiç böyle bir hikâye duymamıştı. kayalara oyulmuş şapelleri. Kasdan gülümsedi.Dünya özerinde kurulmuş ilk kiliseleri ziyaret edeceğim.Atalarınım topraklarına. . Kasdan gülümsedi ve elini yeniden çantasına daldırdı.Saçmalıkların bayağı iyiymiş.Bana ayrıntıları anlat .. ama insanda iki tür sinir sistemi vardır. ne oldu? .. Bir KBB uzmanı bunu teyit etti.Nereye? .. Ama bugün küçücük bir ülke. yüzyıldan itibaren bu tapınakların inşa edildiği sit alanlarım dolaşacağım. Her şeyden önce katil her iki kulağa da var gücüyle | sivri bir cisim saplamış. ceviz.. tek eksik bu değil. diye yineledi Kübalı. İki plastik bardak çıkardı.Hep saçma sapan konuşuyorsun. .Erkeklerin ölümlülüğüne! İçtiler. ağzındaki lokmayı büyük bir hazla çiğniyordu. Bunları sen mi yaptın? . Mendez bir krep daha aldı: .Kulak zarlarım mı parçalamış? . . . Yoğurdu Ermenilerin bulduğunu biliyor musun? Kadeh tokuşturdular. Kasdan yeniden bardakları doldurdu ve gülerek konuştu: . biz Ermeniler çoktan kiliselerimizi kurmuştuk. Yoğurttan yapılıyor. İçlerine beyaz yoğun bir sıvı doldurdu: .insan acıdan ölebilir mi? Bu bir tevatür değil mi? . sempatik ve parasempatik.Oraya gidip ne yapacaksın ki? .Çok maharetli...Daha açık olmak gerekirse. V.Kalp rahatsızlığı. Bal. aslında krepin onu çiğnediğini bilmeden. altın çağın. . işkence görmüş uluların mozolelerini. evet. . . Yemeklerin etkisini göstermesini bekliyordu. kan basıncı. Bir hanım arkadaş.Bırak da bitireyim. "Var gücüyle"yi özellikle söyledim.Dullar. Tüm yaşamsal fonksiyonlarımız. dedi sonunda Kasdan.Komşu ülkelerin şuurları içinde kaldı. Anlayacağın senin Şililinin hiç şansı yokmuş. kokleaya kadar ulaşmış. mezar taşlarım ziyaret edeceğim.

Heyecanın noHo« ~İJ.Bu katil benim kiliseme saygısızlık etti. Kasdan caddenin tamamen boş olduğuna kanaat getirdikten sonra arabanın tavan lambasını yaktı. Taştan yapılmış haçlar. Sivri cisim tek ilişki noktamız. Seni tanıyorum.Krepleri sana bırakıyorum. Denge bozuluvermiş.Ama burada basit bir bayılma söz konusu değil. Auguste Blangui Bulvarı boyunca açık hava metro hattını takip etti. Montsouris Parkı'nın karşısındaki Gazab Sokağı numara 15-17'de oturuyordu. Şüphesiz metal. ana arterin ucundaki Montsouris Parkı'na doğru devam etti.Bir şiş. Sen yolculuğun için hazırlık yap ve kimsenin canını sıkma< Kasdan mırıldandı.France Audusson. sabahın köründe adamı bunaltmaya başlarsın. Büyük ihtimalle kemiğe sürtünen metal cisme ait partikül-ler bulacaklar. Boka batmıştı. Orgcu ne olduğunu anlayamadan iki kulağı da delmiş. Stres gerçekten çok yoğunmuş.Adı ne? . . Bu olayı çözmeliydi. Ve kalp durmuş. .. 1987'den beri Paris'te yaşıyor.Anatomi bilgisi olduğunu söyleyebilir misin? . Olay son derece açık. kurbanın acı içinde ölmesini istemişti. Bu şekilde öldürtilmek için Goetz ne yapmıştı? . Sadece önlem olarak. Katil kurbanına dokunmamış bile. Bekâr.Ya toksikoloji analizleri? . Ve ne yaptığı biliyor. Hedefine çok iyi isabet ettirmiş. henüz ne olduğunu bilmediğimiz bir teknik kullanmış. Mesela kan görünce bayılan bir insanda olan budur.afi hîlo «İma. Kasdan ismi not defterine kaydetti.Hayır. . kani. . şak şak. Bu şekilde çocuklardan bir şey elde edemeyeceği belliydi. Austerlitz Köprüsü'nden Sen Nehri'ni geçti ve Hopital Bul-van'ndan Place d'Italie'ye kadar çıktı. 1942 Valdivia (ŞUi) doğumlu. Orgcunun bizzat doldurduğu.önce KBB uzmanı görecek. Metal analizi için Henri-Mondor Hastanesi biyofizik laboratuvanna ' gönderdik. Şilili fazla bir bügi vermemişti. . Ama Kasdan bu cinayetin peşini bırakamazdı. TOlhelm Goetz. Oysa plansız bir sorgulamanın telafisiz bir karmaşa yaratacağını biliyordu.Boyu.Unut gitsin. . . flk kiliseler.Teşekkürler.Sen daha ziyade baş belasısm.T . Burada. Amacı buydu. .Cinayet aleti konusunda. Cinayet Masasındaki çocuklar bu işin üstesinden gelir. Sıradan değü.Peki. bana ne söyleyebilirsin?. Şimşek gibi.Maalesef. Parka ulaşınca sola döndü ve hedefinden üç yüz metre uzağa. Reille Caddesi'ne park etti.Hayır.Cesedin herhangi bir yerinde bir iz veya başka bir şey? DNA analizi yapmaya olanak verecek tükürük veya başka bir salgı kalıntısı? . Çok sağlam. Orijinal mezar taşları. Kasdan ona gülümsedi: . . Yarın sabah daha fazla şey öğrenebileceğiz. Son derece hızlı. Onu bulacağım ben tapınağın koruyucusuyum. ama açık.. gücü dışında bir fikrim yok. Çok aceleci davranmış ve hiçbir şey elde edememişti.Hayır. merak etme. En azından.Ü-— « •< • riaki dengeyi bozar ve damarlarda genişlemeye yol açar. cebinden bir sigarillo çıkardı: . Kasdan. Katil. İçinde kokleanın yer aldığı kaya kemiğinden örnek aldık. Geçen yıllarla birlikte belleği de zayıflıyordu. . nooihat Pnteltı nnciııi hıvalv Tüm l-mnlor senin yayında biri için çok fazla. . Ricardo derin bir iç çekerek. Mendez. Ama becerikli bir herif.İki gün içinde çıkacak. Kasdan. bir fikrin var mı? . sözcükler ağzından çıkan buhara karıştı .» Sona Kİ. Mendez.Adım söyle. sonra Denfert-Rochereau Meydanından Rene-Coty Caddesi'ne saptı.Analiz sonuçlarını sen mi alacaksın? . kilise kayıt fişini araklamıştı. . Çok uzun. . . Trousseau Hastanesi KBB Servisi. Belki de haklıydı. En fazla iki gün içinde bu isi yapan pisliğin kimliğini tespit edeceklerdir. Sorguya çektiği çocuklar karşısındaki başarısızlığı yol boyunca kafasına takılmıştı. Ama bir şey bulamayacaklar.Evet. Kasdan ayağa kalktı ve elini adli tabibin omzuna koydu: . ağırlığı.Analiz sonuçlarım mı bekliyorsun? . Belki de şiddetin gelip onu bu delikte bulması bir işaretti. kemiği deüp geçmek için olağanüstü bir güç gerekir. Bir kez daha tekrar edeyim.Son derece güçlü.bir stres bu dengeyi bozabilir ve bu mekanizmalar üzerinde kalıcı etki yapabilir. katil için ne söyleyebilirsin? . "Senin yaşında biri için çok fazla" demişti Mendez. . Sonra da hayalini kurduğu büyük yolculuk.

armoni. Kanundaki ağrı öfkeye dönüştü. Wilhelm Goetz. Kasdan posta kutularına doğru ilerledi ve işaretparmağını kiracıların isimlerinin ve daire numaralarının üzerinde gezdirdi Goetz ikinci katta 204 numaralı dairede oturuyordu. Kasdan ondan hep kuşkulanmışü. kadere karşı hep öfke duymak istemişti. kompozisyon. Tarihi 60'h yıllara dayanan bu çirkin bloklar. arabanın kaportasını alıcı gözle inceledi Küçücük bir kuş pisliğini itinayla kazıdı. Konut olarak inşa edilmiş bu binalarda ahşabın yerini formika almıştı.. org. Ayrıca özel piyano dersleri de veriyordu. yani iki ytidır görmediği oğlu David'L Midesine kramp girdi. Oğlunun gitmesine nasıl olmuştu da ses çücarmamıştı? Bu denli öfkeye. tiksindirici olaylar onun için f1 vakayı adiyeydi. Taklit mermerler. "Polis! Kımıldama!" diye bağırdı ve koridora yöneldi. tek özellikleriydi. Goetz 1987'de. Balkon kapısı açıktı. Duyarlılığım mı yitirmişti? Yoksa tepki duyamayacak kadar yaşlan-mış mıydı? Meslek yaşamı kalbini nasırlaştomıştı. Bir odar. onlan koruma imkânını. yaşadığı topluma kanşabil-mişti. Başkentte yasamasının ve eski bir demokrasinin nimetlerinden yararlanmasının dışında hayatının cazip bir yanı yoktu. Kapı kilitli değü-di. Kir pas içinde pencere boşlukları. Anlaşılan polis henüz gelmemişti. hk. 15-17 numaralar sokağın sağ tarafındaydı. Ardından siyasete ilgi duymaya başlamış ve iktidara giden yolda sıkı bir Salvador Ailende yandaşı olmuştu. tek bir azar aralarındaki köprülerin atılmasına yol açmıştı. Hiç ses yoktu.I tan'a gideceğini söylemişti. Kasdan. inada nasıl müsaade etmişti? Bu çocuk için her şeyi feda etmişti. anlaşılan Goetz'ün çekindiği bir şey yoktu. 1973 Pinochet darbesi. Birkaç saniye sonra içerdeydi. 2006 yılında herkese korku veren bu anlaşılmaz ılık hava. Uzun yıllar bu tip bir apartmanda yaşamıştı. Bunların dışında söyleyecek fazla bir şey yoktu. ailesini ve ailesiyle birlikte. Bir adam parkın pannaldıkları boyunca koşuyordu. Cebine soktuğu röntgen filmini çıkardı. Kaba sıvalı bej renkli bir cephe. ama karardıktan başka bir şey görmüyordu. Kasdan PTT anahtarını kullandı ve binanın holüne girdi. sonra koridoru dikkatle gözledi. kapı üe pervaz araşma yerleştirdi. Kasdan bu ilkel ırkçı düşünceleri kafasından uzaklaştırdı ve bu zavallı adamın öldürülmesinden neden fazla üzüntü duymadığım düşündü. Kapıyı kilitlerken. Karısı Narine'nin ölümünden bu yana. Kapı pervazına çapraz polis bandı da çekilmemişti. Torpido gözünden. Arabadan çıktı. Kasdan filmi yukarıdan aşağıya seri bir hareketle çekerken omzuyla da kapıya yüklendi. Beş yıl önce emekli ikramiyesiyle aldığı Volvo'su-na gözü gibi bakıyordu. şehir konservatuarında piyano öğretmenliği yapmaya başlamıştı. Koridorun sonunda. Yarı karan-. Kasdan sessizce basamakları ormandı. Uzaktan. Aynı anda da beline götürdüğü eli boşta kaldı. bütün sığınmacıların hayalini gerçekleştirmiş. ama sonuçta öfkesi hep kendine yönelmişti. ama bir azar. Kilitte de bir zorlama yoktu. görür görmez insanda sıkıntı uyandırıyordu.Neyse ki Sarkis. Tabu Vernoux gizlice gelip içeri girmediyse. silahım yanma almamıştı.m I di. uzun veya daha uzun vadede dünyanın sonunun habercisiydi çünkü. |l Kasdan tavan lambasını söndürdü. Bir eşyaya çarptı. Camlı kapılar. Antreye adım atar atmaz evden bir gürültü geldi. Kahverengi vernikli kontrplak kapının menteşeleri sağlamdı. salona ulaştı. ucuz ve parlaktı. Etraf sakin ve sessizdi. Sanki balkon kapısı açılmıştı. Gazan Sokağı Reille Caddesi'yle kesişti. Koyun gibi kıvırcık ve gür bembeyaz saçlar. Piyano. Hapishaneyi andıran korkuluk parmaklıkları ve kapkara olmuş balkonlar. Yirmi yıl boyunca Şilili Pariste yaşamış ve birçok kilisede orgcu ve koro şefi olarak çalışmıştı.I ru geçirdiği Cinayet Masası'nda cinayetler.. Goetz'ün cebinden anahtarlarım almıştı mutlaka. Şilili'yi gözünde canlandırdı. özellikle son yılları. Goetz 1964 yılma kadar Valpara-iso'da müzik eğitimi almıştı. David neredeydi? Hâlâ Ermenistan'da Erivan'da olabilir miydi? Fransa'dan ayrılırken ona Ermenis. Her şey taklit. Onun için mükemmel bir arabaydı. küfretti. Ardından Santiago'ya yerleşmiş. Kaim kaşlarının altında yuvalarına hapsolmuş gözler. müzisyeni bizzat sorgulamış ve kurşunkalemle sayfanın dibine birkaç not düşmüştü. Ermeni olmayan biri sonuçta. ardından otomobilini : hayranlıkla seyretti. kibre. Kasdan balkona fırladı. özeliiksizlik. Jourdan Bulvarından gelen uğultu olmasa. naylon eldivenler ve bir parça röntgen filmi al. koridor boyunca odalara göz atıyordu. Ondan her şeyini çalmışlardı. Al yanaklar. insan kendini bir taşra kentinde sanabilirdi. tül perde karanlıkta dalgalanıyordu. Kimse yoktu. 22 aralık akşamı için hava insanı tedirgin edecek kadar ılıktı. Gelecek kuşaklan düşündü. . Parkın demir parmaküklan boyunca On Dördüncü Bölge 'nin sınırındaki bu mahallenin kendine özgü havasını ciğerlerine doldurarak Eeil-le Caddesi'nden Gazan Sokağına doğru yürümeye başladı. Kaçamak bakışlar. Sadece bir yerlerden boğuk bir televizyon sesi geliyordu. Bu düşünce aklına başka bir düşünceyi getirdi. biraz daha ilerledi. Tann'ya. Searchlight f fl marka bir kalem-fener. siyasi sığınmacı statüsünde Fransa'da yeniden ortaya çıkıyordu. 204 numaralı kapıya yaklaştı. Kuşkusuz Şilili bu lojmanı siyasi sığınmacı statüsüyle elde etmişti. Kasdan kulağını kapıya dayadı.

Kasdan, herifin iki kat yükseklikten nasıl atlayabildiğim anlamadı. Soma balkonun tam allına park edilmiş minibüsü gördü. Arabanın tavanında çarpmanın izi belirgindi. Tereddüt etmeden Kasdan balkon korkuluğunu aştı ve kendini aşağı bıraktı. Sacın üzerinde zıpladı, yana devrildi, beceriksizce portbagaj demirlerini yakaladı ve kapı boyunca aşağı yuvarlandı. Ayakları yere değince birkaç saniye çevresine bakındı: sokak, binalar, omuzlarında zıplayan sut çantasıyla koşan ve Reille Caddesi'ne, sola dönen gölge. Kasdan gırtlağını yırtarcasına böğürdü: - îannluh cezası herifi Ardından adamın peşine düştü. Her gün aksatmadan yaptığı çalışmalar -joğging, ağırlık kaldırma- nihayet bir işe yarayacaktı. Reille Caddesi. Gölge iki yüz metre kadar önünde koşuyordu. Gecenin karanlığında, dengesini kaybetmiş gibiydi, kolları sağa sola savruluyor, sırt çantası ona engel oluyordu. Kaçak genç biriydi muhtemelen. Düzensiz ritminden panik içinde olduğu anlaşılıyordu. Kasdan ise tam tersine kendini çok rahat hissediyordu, vücudu ısındıkça gücü de artıyordu. Pislik herifi yakalaması an meselesiydi. Adam sağa sapmadan Rene-Coty Caddesini geçti, Denfert-Rochere-au istikametinde -zaten Kasdan onun bu yönde devam edeceğine bahse girebilirdi- Möntsouris Parkı sarnıçlarının tam karşısındaki sol kaldırımdan koşarak kaçıyordu. Kasdan da karşı kaldırıma geçti. Arayı kapatıyordu. En fazla yüz metre kalmıştı. İki adamın ayak sesleri, bir Maya tapmağım andıran devasa binanın kör duvarına çarparak sokakta yankılanıyordu. Elli metre. Kasdan ritmini bulmuştu. Ancak herifi bir an önce yakalamak zorundaydı. Birkaç dakika sonra, adamın üzerine çullanarak onu yere yapıştıracak gücü bulamayabilirdi. Üstelik herifin bu semti iyi bildiği hissine kapılmıştı. Bu caddeye rasgele girmemişti. Bir planı vardı Onu bekleyen bir araba olabilir miydi? Küçük caddeyi geçti ve bir otobüs durağına yöneldi. Güzergâhı be- \ Jirten panoya tutundu, kendini yukarı çekti, soma diğer eliyle direğin 1 tepesindeki levhayı yakaladı. Ardından ayağım ilk panonun üzerine yerleştirdi, yukan doğru hamle yaptı ve sarnıcın duvarına ulaşmayı ba- ..i sardı. Her ne kadar beceriksiz gözükse de, herif son derece çevikti. Yan tarafa yuvarlandı, ayağa kalktı ve duvarın üzerinde yeniden koş- i maya başladı Her şey beş saniye içinde olup bitmişti. Kasdan aynı başarıyı gösterebüeceğini sanmıyordu. Zaten ne pano ne de direk onun yüz on kiloluk cüssesine dayanabilirdi. Artık bir çö- ] zum bulmak için de çok geçti. Caddeyi geçti. Elini en üstteki levhaya j doğru uzattı ve yakaladı. Bir hamlede kendini yukarı çekti. Pano her i an kırılabilirdi, ama diğer eliyle duvarın kenarım yakalamıştı bile. Taş duvara tırmandı, dirseğiyle destek aldı ve ağır ağır duvarın üzerine yu- ;i vartan di Öksürdü, ttikürdti, ayağa kalktı. İki kalp atimi arasında, ken- jj diyle gurur duydu. Başarmıştı. Kafasını kaldırdı. Avı taş bloğun üzerinde koşuyor, gecenin karardı- J ğrna rağmen kolayca ayırt edilebiliyordu. Tam bir sinematografik görüntüydü. Hitchcock'vari bir film sahnesinden farksızdı. Ay ışığı altında parlayan seramik iki belyedere arasında gökyüzünde uçar gibi kaçan bir gölge. Hiç düşünmeden, Kasdan kaçağın peşine düştü, taş basamakları tir- I nıandı sonra onu piramidin düz damına götürecek, dış taraftaki demir merdiven rampasına yöneldi. Nefes nefese, iki büklüm bir halde tepeye ulaştı. Gördüğü şey karşısında kesilen soluğu düzeldi. Gerçek bir futbol sahasını andıran üç hektarlık çim bir alan Paris'in üstünde asüı gibi duruyordu. Aşağıda sokakların ışıklan bu çim alanın etrafında gerçeküstü bir hale oluşturuyor, bu da Maya tapmağını andıran yapıyı, ışüdayan bir uzay gemisine benzetiyordu. Ve bu yapının tam dibinde de, evrende tek basma kalmış bir insanı andıran gölge hâlâ koşuyordu. Beynine kan hücum eden, ciğerleri yanan Kasdan, hâlâ estetik mukayeseler yapabiliyordu. Sahne De Chiri-co'nun bir tablosu gibiydi. Bomboş bir peyzaj. Sonsuz çizgiler. Hiçliğin varlığı. Kasdan yeniden koşmaya başladı, soluk soluğaydı ve her an bayılabilirdi. Şimdi böğründe bir nokta ağnmaya başlamıştı, dizkapaklan acıyordu. Gecenin parlaklığında devasa alam boydan boya kat etti, ayaklarının altında çimlerin yumuşaklığını hissediyordu. Hergele tam önün de koşmaya devam ediyordu... Birden herif durdu. Çatıda camdan bir mantar belirdi. Eğildi, ay ışı ğını yansıtan bir kapağı kaldırdı, sonra gözden kayboldu. Herif Montsouris sarnıçlarına girmişti. Ardından adamın peşine düştü. Her gün aksatmadan yaptığı çalış, malar -joğging, ağırlık kaldırma- nihayet bir işe yarayacaktı. Reille Caddesi. Gölge iki yüz metre kadar önünde koşuyordu. Gecenin karanlığında, dengesini kaybetmiş gibiydi, kollan sağa sola savruluyor, sırt çantası ona engel oluyordu. Kaçak genç biriydi muhtemelen. Düzensiz ritminden panik içinde olduğu

anlaşılıyordu. Kasdan ise tam tersine kendini çok rahat hissediyordu, vücudu ısındıkça gücü de artıyordu. Pislik he^ rifi yakalaması an meselesiydi. Adam sağa sapmadan Rene-Coty Caddesi'ni geçti, Denfert-Rochere-au istikametinde -zaten Kasdan onun bu yönde devam edeceğine bahse girebilirdi- Montsouris Parkı saraçlarının tam karşısındaki sol kaldırımdan koşarak kaçıyordu. Kasdan da karşı kaldırana geçti. Arayı kapatıyordu. En fazla yüz metre kalmıştı. İM adamın ayak sesleri, bir Maya tapmağım andıran devasa binanın kör duvarına çarparak sokakta yanküanıyordu. Elli metre. Kasdan ritmim bulmuştu. Ancak herifi bir an önce yakalamak zorundaydı. Birkaç dakika sonra, adamın üzerine çullanarak onu yere yapıştıracak gücü bulamayabilirdi. Üstelik herifin bu semti iyi bildiği hissine kapılmıştı. Bu caddeye rasgele girmemişti. Bir planı vardı. Onu bekleyen bir araba olabilir miydi? Küçük caddeyi geçti ve bir otobüs durağına yöneldi. Güzergâhı belirten panoya tutundu, kendini yukan çekti, sonra diğer eliyle direğin tepesindeki levhayı yakaladı. Ardından ayağım ilk panonun üzerine yerleştirdi, yukan doğru hamle yaptı ve sarnıcın duvarına ulaşmayı başardı. Her ne kadar beceriksiz gözükse de, herif son derece çevikti. Yan tarafa yuvarlandı, ayağa kalktı ve duvarın üzerinde yeniden koşmaya başladı. Her şey beş saniye içinde olup bitmişti, Kasdan aynı başanyı gösterebüeceğini sanmıyordu. Zaten ne pano ne de direk onun yüz on kiloluk cüssesine dayanabilirdi. Artık bir çözüm bulmak için de çok geçti. Caddeyi geçti. Elini en üstteki levhaya doğru uzattı ve yakaladı. Bir hamlede kendini yukan çekti. Pano her an kınlabilirdi, ama diğer eliyle duvarın kenarım yakalamıştı bile. Taş duvara tırmandı, dirseğiyle destek aldı ve ağır ağır duvarın üzerine yuvarlandı. Öksttrdü, tükurdü, ayağa kalktı, iki kalp atimi arasında, ken-, diyle gurur duydu. Başarmıştı. Kafasını kaldırdı. Avı taş bloğun üzerinde koşuyor, gecenin karanlığına rağmen kolayca ayırt edilebiliyordu. Tam bir smematografik görüntüydü. Hitchcock'vari bir film sahnesinden farksızdı. Ay ışığı alfanda parlayan seramik üd belvedere arasında gökyüzünde uçar gibi kaçan bir gölge. Hiç düşünmeden, Kasdan kaçağın peşine düştü, taş basamakları tırmandı sonra onu piramidin düz damına götürecek, dış taraftaki demir merdiven rampasına yöneldi. Nefes nefese, iki büklüm bir halde tepeye ulaştı. Gördüğü şey karşısında kesilen soluğu düzeldi. Gerçek bir futbol sahasını andıran üç hektarlık çim bir alan Paris'in üstünde asılı gibi duruyordu. Aşağıda sokakların ışıkları bu çim alanın etrafında gerçeküstü bir hale oluşturuyor, bu da Maya tapınağını andıran yapıyı, ışüdayan bir uzay gemisine benzetiyordu. Ve bu yapının tam dibinde de, evrende tek basma kalmış bir insanı andıran gölge hâlâ koşuyordu. Beynine kan hücum eden, ciğerleri yanan Kasdan, hâlâ estetik mukayeseler yapabüiyordu. Sahne De Chiri-co'nun bir tablosu gibiydi. Bomboş bir peyzaj. Sonsuz çizgiler. Hiçliğin varlığı. Kasdan yeniden koşmaya başladı, soluk soluğaydı ve her an bayıla-bilirdi. Şimdi böğründe bir nokta ağrımaya başlamıştı, dizkapaklan acıyordu. Gecenin parlaklığında devasa alam boydan boya kat etti, ayaklarının alanda çimlerin yumuşaklığını hissediyordu. Hergele tam önünde koşmaya devam ediyordu... Birden herif durdu. Çabda camdan bir mantar belirdi. Eğildi, ay ışığını yansıtan bir kapağı kaldırdı, sonra gözden kayboldu. Herif Montsouris sarnıçlarına girmişti. - Tann'mn cezası herif? Ardından adamın peşine döştü. Her gün aksatmadan yaptığı çalış-malar -joggtng, ağırlık kaldırma- nihayet bir işe yarayacaktı, fteille Caddesi. Gölge iki yüz metre kadar önünde koşuyordu. Gecenin karanlığında, dengesini kaybetmiş gibiydi, kollan sağa sola savruluyor, sırt çantası ona engel oluyordu. Kaçak genç biriydi muhtemelen. Düzensiz ritrnin-den panik içinde olduğu anlaşılıyordu. Kasdan ise tam tersine kendini çok rahat hissediyordu, vücudu ısındıkça gücü de artıyordu. Pislik he-. rifi yakalaması an meselesiydi. Adam sağa sapmadan Rene-Coty Caddesi'ni geçti, Denfert-Rochere-au istikametinde -zaten Kasdan onun bu yönde devam edeceğine bahse girebilirdi- Montsouris Parkı samıçlarmın tam karşısındaki sol kaldırımdan koşarak kaçıyordu. Kasdan da karşı kaldırıma geçti. Arayı kapatıyordu. En fazla yüz metre kalmıştı. İM adamın ayak sesleri, bir Maya tapmağım andıran devasa binanın kör duvarına çarparak sokakta yankılanıyordu. Elli metre. Kasdan ritmini bulmuştu. Ancak herifi bir an önce yakalamak zorundaydı. Birkaç dakika sonra, adamın üzerine çullanarak onu yere yapıştıracak gücü bulamayabilirdi. Üstelik herifin bu semti iyi bildiği hissine kapılmışü. Bu caddeye rasgele girmernişti. Bir planı vardı. Onu bekleyen bir araba olabilir rruydi? Küçük caddeyi geçti ve bir otobüs durağına yöneldi. Güzergâhı belirten panoya tutundu, kendini yukan çekti, sonra diğer eliyle direğin tepesindeki levhayı yakaladı. Ardından ayağım ilk panonun üzerine yerleştirdi, yukan doğru hamle yaptı ve sarnıcın duvarına ulaşmayı başardı. Her ne kadar beceriksiz gözükse de, herif son derece çevikti. | Yan tarafa yuvarlandı, ayağa kalktı ve duvarın üzerinde yeniden koşmaya başladı. Her şey beş saniye içinde olup bitmişti.

Kasdan ayin başanyı gösterebileceğini sanmıyordu. Zaten ne pano ne de direk onun yüz on kiloluk cüssesine dayanabilirdi. Artık bir çözüm bulmak için de çok geçti. Caddeyi geçti. Elini en üstteki levhaya doğru uzattı ve yakaladı. Bir hamlede kendini yukan çekti. Pano her an kırılabilirdi, ama diğer eliyle duvarın kenarını yakalamıştı bile. Taş duvara tırmandı, dirseğiyle destek aldı ve ağır ağır duvann üzerine yuvarlandı, öksürdü, tükürdü, ayağa kalktı, iki kalp atımı arasında, kendiyle gurur duydu. Başarmıştı. Kafasını kaldırdı. Avı taş bloğun üzerinde koşuyor, gecenin karanlığına rağmen kolayca ayırt edilebiliyordu. Tam bir sinematografik görüntüydü. Hitchcock'vari bir film sahnesinden farksızdı. Ay ışığı allında parlayan seramik iki belvedere arasında gökyüzünde uçar gibi kaçan bir gölge. Hiç düşünmeden, Kasdan kaçağın peşine düştü, taş basamakları tırmandı sonra onu pıramıaın düz damına götürecek, dış taraftaki demir merdiven rampasına yöneldi. Nefes nefese, iki büklüm bir halde tepeye ulaştı. Gördüğü şey karşısında kesilen soluğu düzeldi. Gerçek bir futbol sahasını andıran üç hektarlık çim bir alan Paris'in üstünde asılı gibi duruyordu. Aşağıda sokakların ışıkları bu çim alanın etrafında gerçeküstü bir hale oluşturuyor, bu da Maya tapmağım andıran yapıyı, ışddayan bir uzay gemisine benzetiyordu. Ve bu yapmm tam dibinde de, evrende tek başına kalmış bir insanı an duan gölge hâlâ koşuyordu. Beynine kan hücum eden, ciğerleri yanan Kasdan, hâlâ estetik mukayeseler yapabiliyordu. Sahne De Chiri-co'nun bir tablosu gibiydi. Bomboş bir peyzaj. Sonsuz çizgiler. Hiçliğin varlığı. Kasdan yeniden koşmaya başladı, soluk soluğaydı ve her an bayıla-bilirdi. Şimdi böğründe bir nokta ağrımaya başlamıştı, dizkapaklan acıyordu. Gecenin parlaklığında devasa alanı boydan boya kat etti, ayaklarının altında çimlerin yumuşaklığını hissediyordu. Hergele tam önünde koşmaya devam ediyordu... Birden herif durdu. Çatıda camdan bir mantar belirdi. Eğildi, ay ışığım yansıtan bir kapağı kaldırdı, sonra gözden kayboldu. Herif Montsouris sarnıçlarına girmişti. Kasdan, açık bırakılmış tavan penceresinin yanma geldi, itiraf etmek gerekme, herif bura/an iyi biliyordu. Bu camlı kapağı rekor denilebilecek bir sürede açmayı başarmıştı. Anahtarları olabilir miydi? Saçmalamaya başlamıştı. Elini ağrıyan böğrüne bastırarak, dosdoğru karanlığa doğru inen merdivene yöneldi. Sarmal bir merdiven. Demir tırabzanlar. Ve inşam kuşatıveren nem. Son basamakta durdu, çevreye ve karanlığa alışmak için bir süre bekledi Nerede olduğunu biliyordu. Televizyonda bu sarnıçlarla ilgili bir belgesel izlemişti. Parislilerin içme suyunun üçte biri burada depolanıyordu. Birçok nehirden elde edilen binlerce hektolitre kaynak suyu, Parislilerin ihtiyaçlarım gidermesi için burada sıcağa ve kirliliğe karşı M korunuyordu... Kasdan, çok iyi korunan sarnıçlar, havuzlar bulacağını sanıyordu. Oysa su, burada, ayaklarının dibinde, tamamen açıkta ve korumasızdı. I Uçsuz bucaksızmış gibi görünen yemyeşil bir yüzey, karanlıkta zorlukla seçilen yüzlerce kırmızı sütun. Gecenin bu vaktinde su epey yükselmişti Gerçekten de duş almanın sırası değildi. Fenerini çıkardı ve suyun yüzeyine tuttu. Suyun dibinde, sütunların alt kısmında, suya gömülü antik mozaiklerdeki gibi bazı numaraların yazılı olduğunu görebili- , yordu. E34,E38,E42... Kasdan, kulak kabarttı. Sarnıçta, su şıpırbsından ve derinden gelen, tarifi imkânsız yankılanmalardan başka gürültü yoktu. Kaçak neredeydi? Herif ya aklına bile gelmeyecek bir yere gizlenmişti ya da tam tersine çok yakınında, her an bulabileceği bir oyuktaydı... Çevreyi daha iyi görebilmek için fenerinin ışığıyla etrafı taradı. Sağdaki ve soldaki kemerli koridorlara açılan, balkon gibi bir yerdeydi. Sağ tarafı seçti ve dar, uzun koridora daldı. Duvarlarda sızıntı vardı. Zemin öbek öbek su birikintUeriyle kaplıydı. Ara ara, solundaki duvar yan beline kadar alçalıyor ve havuzlar görünüyordu. Yeşilin tonlarında, berrak ve kımıltısı/, bir su kütlesi. Sütunlar, bir Roma dönemi manastı-nndaki gibi, sanki sonsuza dek uzanan sayısız ojival kemer oluşturuyordu. Suyun yeşil. Sütunların kırmızı renkleri sarnıcı menevişlendin- i yordu. Kayalara oyulmuş, yeraltına inşa edilmiş bir Elhamra Sarayı. Fenerinin ışığına başka bir şey takıldı. Soldaki duvarda, tasa oyulmuş bir dizi akvaryum vardı. İçinde, çakıl yatak üzerinde alabalıklar gidip geliyordu. Kasdan televizyondaki belgeseli hatırladı. Eskiden bu balıklar suyun temiz olup olmadığım kontrol etmek için havuzlara bırakılıyordu. Eğer su kirliyse balıklar ölüyordu. Bugün başka kontrol yöntemleri kullanıldığı halde balıklar hâlâ muhafaza ediliyordu. Şüphesiz bunun sebebi ambiyanstı. Hâlâ bir ses duyulmuyordu. Bu gidişle labirentte kaybolacaktı. Aklına Minotauros'un labirenti geldi. Burası da onun sulu versiyonuydu. Kurbanlarının ardından gelen, onları yakaladıktan sonra durgun sularda öldüren bir canavar hayal ediyordu... Bir öksürük sesi yankılandı. Ses o kadar kısa sürmüş, o kadar beklenmedik bir anda duyulmuştu M, Kasdan yanıldığını sandı. Fenerini söndürdü. Kemiklerine işleyen içerinin soğuğu garip bir şekilde ona iyi geliyordu. Her geçen dakika vücudu kendini toparlıyordu.

Yeniden bir öksürük sesi. Adam buralarda bir yerde gizleniyor ve muhtemelen de soğuktan titriyordu. Kasdan, zifiri karanlıkta, körlemesine Uerlemeye başladı, adımlarını ayaklarını olabildiğince kaldırarak atıyordu. Ses en fazla 20-30 metre uzaktan gelmişti. Bir kez daha, öksürük. En fazla birkaç adım uzaktaydı. Kasdan, gülümsedi. Bu cılız, m arazi öksürük hasmının zayıflığının göstergesiydi. Demir parmaklıklar boyunca gördüğü siluetle uyumlu bir kırılganlık - Deliğinden çık, diye bağırdı, kendinden emin bir ses tonuyla. Bir şey yapmayacağım. Sessizlik. Su şıpırtiları. Ayaklan çamura gömülüyordu. Nemli mağara kokusu burun deliklerini tıkıyordu. Sağda, alabalıklar akvaryumda kayıtsızca dolaşıyordu. Solda kemerli galerilerin sayısı azalmış gibiydi. Kasdan ses tonunu değiştirdi: - Dışarı çık! Silahım var. Kısa bir süre geçti, sonra: - Buradayım... Kasdan fenerini yaktı ve sesin geldiği yöne doğrulttu. Y'üzeyi pul pul olmuş bir kemerin altında iki büklüm duran bir adam vardı. Kasdan, bir tehdit unsuru olarak ışığı üzerine tuttu. Herif oyuğun içine büzülmüştü. Kasdan, dişlerinin takırtısını duyabUiyordu. Soğuktan çok duyduğu korkuydu bunun sebebi. Ağır ağır, ışığı yüzünden omuzlarına, omuzlarından ayaklarına tutarak, kıstırdığı avını tepeden tırnağa niceledi. Bir 11 i n t li'ydi. Teni siyah, saçları çok daha siyah genç bir adam. Herifin açık yeşil gözleri vardı. Sanki kontak* lens takıyormuş gjftj son derece aydınlık ve parlak gözbebekleri. Arkalarındaki büyük havuj. la tuhaf bir uyum sağlayan bir saydamlık. Kasdan bazı Karayip adaların, da sıkça görülen şu Kreoi ve Hollandalı kuması melezleri düşündü. -Kimsin? - Canımı yakma... Kasdan herifi sıkıca yakaladı ve gizlendiği yerden çekti çıkardı. Tele bir hareketle ayaklan üzerinde dikti. Olsa olsa ancak altmış kiloydu. -KİMSİN? - Adım... öksürdü, sonra devam etti. Adım Naseerudin Sarakrama-hata. Ama herkes bana Naseer der. - Aklımı karıştırıyorsun. Nerelisin? - Mauritius Adası ndanım. Egzotizm devam ediyordu. Ermeni kökenli eski bir polis, Şilili bir koro şefinin cinayetiyle ilgili olarak Mauritius Adası'ndan birini sorgu-luyordu. Bu bir soruşturmadan çok bir "vrorld kitchen"ı andınyordu. - Goetz'ün evinde ne arıyordun? - Eşyalarımı almaya gelmiştim. - Eşyalarım mı? Hintli'nin pembe dudaklarında hafif bir gülümseme belirdi. Kas-dan'ın bir yumrukla dağıtmayı düşündüğü bir gülümseme. Yavaş yavaş neden söz ettiğini anlamaya başlamıştı. - WUUy'nin, yani Wilhelm'in bir arkadaşıyım. Kasdan herifin yakasını bıraktı. -Anlat. Genç adam, nasıl anlatacağım bilememenin sıkıntısıyla kıvrandı. Sonra kendini toparladı. - Arkadaşıyım... Boy-friend'i, yani. Kasdan genel olarak homoseksüellerden ve özel olarak da çılgınlıklardan nefret ederdi. Herifi tepeden tırnağa süzdü. Narin bir beden. Yüzükler ve büeziklerle süslü, ince ve kırılgan parmaklar, bilekler. Düşük belli bir blucin. Homoseksüel olduğunu doğrulayan bir sürü ayrın tı. Kasdan, zihninde kâğıtlan bir kez daha kardı ve oyunu yeniden başlattı. Wilhelm Goetz'ün özel hayatında bu denli ölçülü olmasının bir sebebi vardı. Herif eski tarz bir ibneydi. Cinsel terciMerini, utanç verici bir sır gibi gizliyordu. Kasdan, nemli havayı ciğerlerine çekti, sonra genç oğlana döndü: -Anlat. - Neyi... Neyi bilmek istiyorsunuz? - Her şeyi. Başlangıç olarak. 7 - Willy'yle emniyet müdürlüğünde tanıştım. Evrak için kuyrukta bekliyorduk. Oturum belgesi için. Kasdan, polis olduğu yıllardan beri bu gerçekliğe hep saygı duymuştu. Akü almaz olduğu ölçüde gerçeklik taşır. - İkimiz de siyasi sığınmacıydık. - Sen, sen de mi sığınmacısın? - Mauritius Sosyalist Hareketi'nin zaferinden ve Aneerood Jugna-uth'un iktidarı ele geçirmesinden beri, ben... - Kâğıtların.

Hayır. Biz. Rahiple konuştum. Her yanından dişilik akıyordu. Prezervatifler.Ben. bakır renkli yüzünde hemen dikkat çeken açık renkli gözler. Goetz'ün çalıştığı kiliselerin adlan ve adresleri. . Bu tür bir bilgiye ulaşabilmek için Vemoux en az iki gün harcamak zorunda kalırdı. -Bir tür kıskançlık işte. Şu karşüaşmanız. Boy/elerinden hoşlananlar için bu tatlı oğlan çocuğu bir içim suydu herhalde. Kasdan cüzdanı adamın elinden çekip aldı. Veniden öfcsürdü. Gerçekten de şorololara karşı alerjisi vardı. saatler. Hepsini cebine attı. . Yapışkan.. dedi Kasdan.Tepemin tasım attırma. Şimdi yavaş yavaş ilerleyelim.Neden derde girecek ki? Naseer yorgun gözlerini Kasdan'a doğru çevirdi. diğerlerini oğlana geri verdi: . Goetz'ün ve birkaç parlak delikanlının fotoğrafları. piyano dersleri verdiği evlerin telefonları. Küçük bir burun. Gelmedi.Sebebini söylemiş miydi? . Endişelendim. Bu kez hiç duraksamadan. Böylece.Haftada üç gece onda kalıyorum. Ama her gün birbirimizi arıyoruz. ilgisini çekmişti: . .Mauritiuslu ceplerini yokladı ve bir cüzdan çıkardı. minik yuvarlak burun de-hkteri.. Onunla konuştum. Çenesi hafit çıkık esmer bir kedi yüzü. papaz vardır.Mly'nin basma gelenlerden haberim var. VVilly'nin yaşamı tehlikedeydi Başına bir şey gelebileceğini söylemişti.Zamanı geçmiş. Sadece VVifly'nin 1973'te tutuklandığını . içindeki öfkeyi ve tiksintiyi bastırmak için büyük bir çaba harcıyordu. .. . her neyse. O öldü. 19701i yıllarda. Adanın. fenerini oğlanın yüzüne doğru tuttu ve o ana kadar göremediği birçok ayrıntıyı fark etti.. Kiliseyi aradım. evet -laGoetz? -Oda. Rengi teninden dana açık şehvetli dudaklar. Daha iyi bir ipucu olamazdı. .iyorlarmı Egzotik kuş cevap vermedi. Goetz'ün bu konuyla ilgili sana söylediklerim tane tane anlat bana . kiliselerin telefonları. . Kasdan.Tamam. derse gittiği aileler.Ne görmüştü? -Şili'de.Gördüğü şey yüzünden.Willy bana bir çizelge vermişti. Yerler. Pis pis. sonra rükürdü.Bunu nereden biliyorsun? .Şu çizelgeyi bana ver. İşte siyaset nihayet gündeme oturmuştu.Neden eşyalarım almaya geldin.Para veriyorlar. Oğlan. İkiye katlanmış bir kâğıt çıkardı Kasdan kâğıdı elinden kapta ve çabucak göz gezdirdi.. evet . başka erkeklerlede buluşuyorum. . . Bir boksörünle gibi hafifçe şişmiş gozkap&klarmın altında. hem de bu gece? . . tam olarak ne zamandı? .Kes sesini. .Asla bu konuyu açmazdı. -Evet. Gözyaşları gözbe-beklerfni daha da belirginieştirnıişti: . birbirimizi anladık.. listeyi cebine attı ve Hintli oğlana döndü: .Başka herifler de var mı? .Üzülmüş gibi gürünmüyorsun. Başım derde girsin istemiyordum. . öldürüldü. yan Hintli yan Kreol gevşek bir aksanla genizden gelen bir sesle konuşuyordu.2004.Bu akşam buluşacaktık. . nü açtı. Bana o söyledi.Ne zamandan beri Paris'tesin? -2003..Goetz'ün evinde mi yaşıyorsun? . • Hayır. SaintJean-Baptiste'i. Genç oğlan bezgin bir halde ellerini kollarım oynatıyordu. Naseer sırt çan tasım indirdi ve ön gözü. Kasdan sinulerinin yay gibi gerildiğini hissediyordu. Aslında daha çok şaşkınım.Ama. Kasdan midesinin kalktığını hissetti. . VSeilledu-Temple Sokağı'ndaki bir kafede.Katedralin telefon numarasını nereden biliyordun? . onun nerede olduğunu bilebiliyorHafifçe gülümsedi Yumuşak.Saint-Jean-Baptiste bir Ermeni kilisesidir. Sonunda oturum belgesini ve pasaportu buldu. Kasdan ona doğru eğildi. evet -Sana para ver. Bizde rahip değil. Karşüaştık. çok üzüldüm.

. Bolivya.Belki hapisteyken bir şeyler duymuştu. Bir an bile. nedir? Maürifiuslu derin bir nefes aldı: . küçümseyen bir gülümsemeydi. .öyleyse bu adamlar onun konuşacağım biliyorlardı. Ne kadar az şey bihrsem.Bu olaya karışmak istemiyordum. Operasyonda rolü olan herifleri. Şili. . . geçmiş dönemle ügüi tanıklık yapmaya karar vermişti. evet .Çok cahilsiniz.Anlatacaklarının Condor Planı yla ilgili olduğu dışında bir şey bilmiyorum. .Kontrol edeceğim.Goetz'ün dairesinin anahtarlan sende var mı? . Ernıe-ni'nin iri cüssesi yanında epey ufak tefek kalıyordu.Neden eşyalarım almaya gittin? . Arjantin. Wilhelm'in telefon kayıtiannı incelemesi gerektiğini düşündü. . Ve bugün gelinen durum yüzünden.Şiddetten başka bir şey biliniyorsunuz. Kasdan. Ya da sadece işkencecileri-ni teşhis etmişti.Sana bazı isimler verdi mi? .0 dönemin işkencecilerinin bugün izlendiklerini bilmiyor musunuz? Şili'de..Böyle bir şeyden söz edildiğini duymuştum. Homoseksüelim.Bir kez daha tekrarlıyorum. Naseer bir omzunu kaldırdı.Ne zaman tanıklık etmeye gidecekti? . Polisin karşısında hep suçlusun. Hintli başım omuzlan araşma gömdü. . Ama gözetlendiğini hissediyordu. tabu yaşlı kulampara önlem olarak telefon kulübesinden konuşmadıysa. Kasdan.Şu Condor Planı. Kasdan elini kaldırdı.1970'll yılların ortalarında. . o pisliklerin aleyhinde tanıklık etmek istiyordu. . Sorgulanmış.Neredeydin? . Bunu bilinçli olarak söylememişti. İspanya'da.Gelinen durum ne? Naseer yeniden gülümsedi. . diye mırıldandı Naseer kafa tutarak. .Willy.Neler ifşa etmek istediği konusunda bir fikrin var mı? . VViiIy sizin gibi adamlara karşı savaş veriyordu. Hikâye Kasdan için akü almaz bir hal alıyordu. . Bugün saat 16:00'da neredeydin? . Bu konuyla ilgili olarak bana hiçbir şey söylemedi! Ama korkuyordu. herifi yumruklamam ak için ellerini cebine soktu. İngiltere'de. Latin Amerika'nın yanı sıra ABD'deki ve Avrupa'daki muhalifleri de bulmayı kararlaştırmışlardı. Kilidi. birkaç ay önce ölen Augusto Pinochet gibi. Paraguay ve Uruguay..Adım biliyor musun? -Hayır.Sana böyle bir imada bulunmadım. işkence görmüş. Onu iyice mahcup etmek İstercesine Naseer devam etti: .Les Grands Boulevards'daki hamamda .Evet Wîlly bana güvenirdi. sürgündeki solcuların izini sürmek için bir türlü uluslararası milis teşkilatı kuruldu. Aslında hiçbir şeyi kontrol etmeyecekti. çünkü oğlandan hiç şüphelenmemişti. büyük bir olasılıkla bu genç oğlan açmıştı. Bilmiyorum.büiyorum.Goetz bu operasyon hakkında ne biliyor olabilir ki? . . Bu son derece önemli bir mesele. benim için o kadar iyi olacağım söylüyordu. ama bir avukat tutmuştu. .Neyle? . bu kişileri kaçırmayı. suçlulannm teker teker eceliyle öldüğü bir dönem yüzünden orgcunun kendini tehdit altında nasıl hissettiğini kafası almıyordu. Sonra kapısının kilitli olmadığını hatırladı.Herkes bu hikâyeyi bilir. Kasdan böyle bir şeyden söz edildiğini duymamıştı. . . onlara işkence etmeyi ve sonra da öldürmeyi amaçlıyordu. Condor Planı. -Evet. Ama bu kez asık suratlı. Brezilya.Bana buhkteüğinizden bahset.. Yabancıyım. Herif herkesten ve her şeyden kuşkulanarak paranoyak bir yaşam sürüyordu muhtemelen. Bundan 35 yıl önce olan ve hiçbir davaya konu olmayan.Benden mi şüpheleniyorsunuz? . Size göre üti defa suçluyum. Latin Amerikalı diktatörler muhaliflerini ortadan kaldırmak için birleşmeye karar verdiler.Bilmiyorum. . Basma korkunç şeyler gelmiş. . kalçalarını titretti. Fransa'da .Willy bu konuda konuşmazdı.Bir yargıçla temasa geçmiş miydi? .

. Her şeye rağmen. Tamyorsunuzdur. Wüiy bunun bilinmesini istemiyordu. Manzara Kasdan'ın gözünde gayet net olarak canlandı. Yeşil su kütlesinin üzerinde birbirini beceren iki herif.. yüce gönüllü biriydi. ters çevirdi ve içindekileri çamurlu zemine boşalttı. Hareketli stora kumanda eden bir sistem olmalıydı. Dışarıdan görülmeyi göze alamazdı. anlıyorsunuz. Naseer söyleneni yaptı. Veda yerine sırt çantasını aldı. Etajerlerin üzerinde biblo da Evin dekorasyonunda kişisel hiçbir şey göze çarpmıyordu. Naseer anlamsız gözlerle baktı. .Sana göre. Müziğe devam etmek isteyen ve yaşla birükte sesleri değişen çocuklar için yeni bir yer oluşturmayı düşünüyordu. baygın gözlerle bakıyordu ğırdı. Naseer hafifçe Kasdan'ın elini kavradı: . Onurda bir ilişM yaşarken başkalarıyla da olmamı kabullenemiyordu.. Kasdan adresi yazdı. Bir lamba yaktı. . . sonra numarayı cebine kaydetti.Hayır.Malesherbes Bulvarı.Seni gebertmeden kaybol! Dalgalanan parke. Willy'nin geçirdiği işkence dolu yılların travmasmı hâlâ yaşadığım düşünüyordum.Boş ver... bu da ona yalpaladığı hissini veriyordu.Az çok..Bir çatı odası var. Hintli yerinden kıpırdamadı. Hüzünlü bir ibnenin.Numaram. çocuğa içine iğrenmenin de karıştığı bir acuna duydu. .. Tek tutkusu koroydu. siyasi geçmişi dışında düşmanları olabilir mi? . Kontrplak bir kitaplık. o. Kasdan devam etti: .Evet tanıyorum. Biraz heyecan için.Beni koruyun. sonra lambanın düğmesini bulabilmek için fenerini çıkardı. Bhbirinden farklı koltuklar. Ucuz eşyalarla döşeli bir salonla karşılaştı.Ya kâğıtlarım? . Kasdan. odanın iki kapısını el yordamıyla bulup kapattı. keturnluluğunu oturduğu eve yansıttığım düşündü. Yumuşak.. no 137..Gizli yaşıyorduk. saftı. Kasdan kitaplığa doğru Uerledi. Yine kikirdedi. Kasdan tek parmağıyla telefon numarasını rehbere girdi ve "aynasız" diye etiketledi..Cep telefonunu ver. vücuda iyice yapışan kasa tişörtler. Cinsel eğilimlerini kabullenemiyordu. Burayı biliyor muydun? . İnançlarına ayları davrandığını düşünüyordu. İğrensin mi yoksa kahkahalarla gülsün mü bilemedi. Hatta kendini bile kabullenemiyordu.Adresi? . Ermeni. şakası yoktu: .Başka sevgUüeri de var mıydı? . beni de öldürecekler. odayı dış dünyaya ve sokak lambalarının aydınlığına kapattı. Bel vermiş bir kanepe. Duvarlarda hiç tablo yoktu. Ne isterseniz yapanın.. Sanki hâlâ açık duran balkon kapısından görünen parkın tepeleri hizasında seyreden bir geminin güvertesmdeymiş gibiydi. Daha çok mobilyalı kiralanan İM odak bir evi andırıyordu. Diskimiz çok zor olsa bile. 0 anda. Kasdan. Karıncayı bile incite-mezdi. kompozitörlerin biyografileri. Benim dostumda Gerçek dost. birkaç İspanyolca kitap. Çocuklarla da arası çok iyiydi. .Evet. .Peki siz nasıl oldu da. Onun evine sadece geceleri gelebüiyordum. iki kitap. Wilhelm'le bu havuzlara gelirdik. Belki. anlıyor musunuz? . . Kasdan balkon kapısını kapatıp kilitledi. perdeleri çekti. Saklanmayı istediğimizde ve yani. Son derece. İçerisi iyice karanlık olduğunda. oğlanın eşyaları toplamasına yardım etmek için eğildi.. Partisyonlar. Düğmeyi buldu ve bastı.. birkaç eşyayla özetlenebilecek zavallı hayatı. Bir diş fırçası. Stor ağır ağır indi. Biraz önce kaçarken.. Goetz'ün tüm ağırbaşlılığını. Goetz mobilyalara çok para harcayan biri değildi anlaşılan. .. pencere hizasında bir düğme aradı. Aklına herhangi bir şey gelirse beni ara. Kaybol..Ben ne zaman istersem. Ya kadınlar? Naseer Mkirdedi. Hatırlaması kolay değil mi? Kaldığın bir yer var mı? . sakin.Bende kalıyor. Ben. Kasdan çabucak elini çekti: . Kelimenin tam anlamıyla böyleydi Dairenin zemini ayaklarının altında dalgalanıyor. Goetz'ün birkaç fotoğrafı. Burada hiçbir şey bulamayacaktı. onları ne zaman alının? . doğrudan buraya geldin. Adım Kasdan.Hayır. Her şeyden korkuyordu. Willy son derece utangaçtı.Kaybol. birkaç gömlek.

Her pazar. Bir ayrıntı Kasdan'ın dikkatini çekti. Onun yaşında birine göre Şilili formunu korumuştu. bir duruluğun ezgilerinden oluşan bir çokseslilikti sanki. Kasdan gözlerinin buğulandığını hissetti. yani müziğin.Naseer'di. hem de bir ölünün evinde. XVII. sevinci ve canlılığı çağrıştıran kompozitörün. Ve şu oğlan çocuğuyla. Entegre ampli ise Har-man-Kardan markaydı. Mutfaktan başladı. Dolapların içine düzgünce yerleştirilmiş tabaklar.• yutmayacaktı. Kasdan müzik setinin CD sürücüsünü açtı ve içindeki diskin Mezmurlar olduğunu teyit etti.önemine rağmen. âşığının tahıl1 arını da burada tutmuyordu anlaşılan. tatlı ve ince seslerin işitüdiği. ketumluk. Bu oda. Koro eserlerine alışkındı. böylece müzik kolonlardan du. Goetz tertipli birine benziyordu. Sokak lambalarından vuran ışığın altında Eviye-nin yanma istiflenmiş temiz bulaşıklar. İnsanın içinden bir şeyler koparan. Od kolon göze çarpıyordu. Siyah beyaz giyinmiş çocuklar arasında. Şaşkınlıktan dilini yutuverecekti. Bir piyano ile eski model. İM sayfa basılmış bir grup fotoğrafıydı. Tümü profesyonellere özgü cihazlardı. Tavandaki girintili çıkıntılı yumurta kartonlarından yansıyan ışığın yarattığı gölge oyunları. Mutfakta ne Şili baharatı ne de ürünü vardı.. Banyo.. başka sırlan da olduğuna yemin edebilirdi. Bir ayrıntı Kasdan m dikkatim çekti. bayağı bir şeyler de vardı ve her şeyi ince bir toz tabakası gibi kaplıyordu. kulaklıkları takmıştı. son derece garip yumuşaklıkta bir ses. "Mic-rocosmes" koleksiyonundan iki kitap dışında. boruları çocuk gırtlaklarından oluşan bir insan orgu izlenimi uyandırıyordu. Müziği dinlerken kartonetteki yazıları okuyordu. Bu oda. Operaların. Hiç ilaç da yoktu. gırtlağım düğümleyen son derece yoğun. hatta mutfak kültürünün bile üzerine sünger çekmişti. Goetz temizliği bizzat yapıyordu herhalde ve Naseer'in şahsi bakım malzemelerini eve taşımasını yasaklamıştı anlaşılan. çok yüksek melodik bir hat izleyen. Goetz. Küçük bir giysi dolabına asılı eski ve zevksiz kıyafetler. Ama burada böyle bir şey söz konusu değildi. CD'yi çalıştırdı. iri cüsseli bir müzik setinin bulunduğu bir müzik odasıydı. a capella söylenen Ermeni ilahileriyle çınlıyordu. kulaklıkları ve elinde ameliyat eldivenleriyle yere oturmuş bir haldeyken.. yüzyılın ilk yarısında yazılmış. Derin dondurucu ise tıka basa hazır yemeklerle doluydu. Müzik setinin üzerinde bir CD kabı duruyordu. Yeniden koridora çıkan Kasdan ikinci bir odayla karşılaştı. yani korosunun ortasında ışıldıyordu. daha gençti. storu indirdi. kaliteli bir ses elde edebilmek için tüm parasını harcamaktan çekinmemişti. Goetz. Çok zamanım alacaktı. Gregorio AUegri'nin Mezmurlar'mm koro kaydıydı. İnşam altüst eden bir saflığın. yani Allegri'nin ismi arasındaki zıtlık. Kasdan kabı alıp inceledi. Kabın arka yüzünü çevirdi ve şaşkınlığa uğradı koro şefi VVilhelm Goetz'ün ta kendisiydi. havada asılı gibi duran bir oğlan sesi. Tanrısal sesler üreten makinesinin. Bir kulaklığın takılı olduğu elektrikli bir modeldi. Saçları o tarihlerde bile beyazlamış bir adam. neşeyle objektife bakıyordu. Koleksiyon ürünleri. Kitaplardan biri Bartok.. Tamım. Kasdan piyanoya yaklaştı. Kasdan. ağlamak üzereydi. Ancak sert ve hamasi erkek sesleriydi bunlar.Ermem cerrah eldivenlerim giydi ve saatine baktı: geceyansma geliyordu. Yuvarlak. piyanonun kulaklığım aldı. dışavurumuydu. Gregorio Allegri Sistina Şapeli korosunun bir üyesiydi ve iM yüzyü boyunca. kiracının kişiliğini ele veren en ufak bir ayrıntı bile yoktu. Mezmurlar çocuklara yöneük bir partisyona benziyordu. yani Naseer'le ilgili iz de bulamadı. Ama Kasdan bir şey keşfetmişti. Duvarları incelerken. geceyansı. bomboş sayılırdı. Orgcu. Ve yatağın başucunda. Birden kulaklıklardan tiz bir ses duyuldu. Konunun -müzik. Tüm bunlar.. bardaklar. Ama Kasdan. Müzisyen sırlarını nereye gizlemişti. Işığı yaktı. Bu duygusalhğının bîr nebze olsun önüne geçebilmek için kartonetteki notlara yoğunlaştı. diğeri Mozart hakkındaydı. Burası da son derece düzenliydi. ampliye taktı. Vasarely'nin bir tablosuna nazire yapar gibiydi. 1989 yılının yağmurlu bir . en az bin kez kaydı yapılmıştı. ama evi inceden inceye aramak zorundaydı. bu sadelik görüntüsü ardında saklı bir su* vardı. senfonilerin. Goetz'ün özel hayatına girdiğini anladı. bu odada. Kasdan'ın da çok iyi bildiği bir yaşamın. Eldivenleri takılı halde.. Aslında Mezmurlar vokal bir eserdi. bu eserin her yü icra edilmesi önemli bir ritüel olmayı sürdürmüştü. Mezmurlar'm. O da hi-fi bir müzik setine bağlıydı. kuşkusuz ses yalıtımı için odanın tavanını yumurta kartonianyla kaplamıştı. Goetz. Kartoneti CD kabından çıkardı ve inceledi. Saint-Jean-Baptiste Katedrali. Çıplak duvarlar. Goetz geçmişinin. İM duvar CD ve plaklarla kaplıydı. Eserin. çılgınlıkları olmayan bir emeklinin son derece düzenli yaşamının izlerini taşıyordu. Kasdan yerde öttürüyordu. "Home cinema" tarzı iki kolon. bu duvarların arasında iğrenç. aynı zamanda yaşlı oğlanın titizliğinin. duvara asılı bir haç vardı. orgcunun büyük tutkusunun. Eser. Kare bir yatak.. iç karartıcı ismi ile neşeyi. Orgcu anlaşılan iyi bir aşçı değildi. kayıt esnasında sıklaştırünuşçasına uzun süreü notalarla başlıyordu. Yatak odasına geçti. piyano için konçertoların tarihi versiyonları. Kuşkusuz bu su. kuralcılığının da göstergesiydi. Metin bizzat Wilhelm Goetz tarafından kaleme alınmıştı. Işığı yaktı. Bu ağırbaşlılık. erişilmesi mümkün olmayan. Storu indirdi. Akorların üstünde. Buzdolabı.

Sosyal güvenlik kartı. Eliyle birkaç kez üstünden geçti. Nefin kemerlerinin altından şaşırtıcı bir ses yükselmişti. Sonra. polis tarafından kaynağından. . Mikrofonun "m"si bile yoktu.. Goetz bir psikopata çatmış olabilir miydi? Etrafa bakındı. sonra geri dönüp tüneğine yeniden çıktı. büyük bir dikkatle çekmeceleri karıştırmaya koyuldu. Katil Naseer değildi. Yasadışı dinlemeler konusunda epey deneyimliydi. hızla ve ilgisizce hepsine bir göz attı. Odadan çıktı. Kasdan herhangi bir girinti çıkıntı bulabilmek umuduyla eliyle yokladı. Müzik setini kapattı. "Terörle Mücadele Birinıi"nde çalıştığı sırada edinilmiş bir deneyim. küçük koristin. Eğer Vernoux ve yamakları daireyi yüzeysel olarak ararlarsa hiçbir şey göremezlerdi. Bir avro büyüklüğünde. Daha birkaç dakika öncesine kadar. Sadece müzik odası temizdi. Şüphesiz şifrelenmiş olmalıydı ve içinde bazı sırlar olsa bile Goetz tarafından özenle gizlenmiş olması muhtemeldi. bir tutku cinayetini gündeme getiriyordu. Bir sandalye aldı ve kornişe yetişmek için üzerine çıktı. üzerine sünger çekemediği bir hüzün. Bu da yeni bir olasılığı. Kasdan. Regis Mazoyer'nin üzerinde yarattığı etkiydi. tüm daireyi sökmesi gerekiyordu. içinde Ölmüş bir şeyleri diriltmeyi başarmıştı. Kasdan müziğe son verdi. Sonra aklına bir şey geldi. Ya da icra edilen eserde. Gözleri salonun bir köşesinde duran çalışma masasının üzerindeki bilgisayara takıldı. mesela sokak kapışırım açılıp kapanmasıyla devreye giren son derece duyarlı bir alıcı içeriyordu. Ne aradığım bilmeden bakışlarım salonda dolaştırdı. Ahizede mikrofon bulamaması bir şey ifade etmiyordu. Bu. Böylece. Ama her halükârda tipik Fransız işiydi. Ama buna ne zamanı ne de gücü vardı. CD'yi müzik setinden çıkardı. Tavan ile pencere arasında kalan bölümdeki belli belirsiz renk farklılığın] gördü.. Narine. dizlerindeki çamurlar daha kurumadan. Rakamları oturup inceleyecek durumda değildi. Bu eserin ona söyleyecek daha çok şeyi olacaktı. Ve sıradan bir şey değildi. Tek hareketle boyayı kazıdı ve cismi yerinden çıkardı. ödenmiş faturalar. Artık hatlar. Elbette hiçbir şey bulamadı. 1901 yasasına tabi dernek ve kiliselere ait makbuzlar. Şu veya bu sebepten Şilili'ye öfkelenen ve onu acı içinde kıvrandırarak öldürmek isteyen bir kaçık. Bu kutsal bir işaretti. Goetz hakkında bir karara varmıştı. sonra ev telefonunu inceledi. ardından bıçağı altına sokup kanırttı. Zımbırtıyı cebine attı ve daireyi yemden aramaya başladı. Kasdan elindeki suç kanıtına hayranlıkla baktı. yokmuş gibi davranmaya çabalasa da asla unutamadığı. soğuk şapelin içinde bir mucize gerçekleşmişti. Yemden gözleri buğulandı. Bir uyarı. Birini yatak odasında. Ağırbaşlı. Bunu. kabına koydu ve cebine yerleştirdi. France Telecom veya GSM operatörleri üzerinden dinleniyordu. hesaplarını buldu. kaydın gerçekleştirüdiği Saint-Eustache de Sa-int-Germain-en-Laye KMsesi'nin bahçesinde futbol oynuyordu. son yıllarda Adli Polis tarafından çok sık kullanılan şu Kore malı modellerden biriydi. En azından elinde somut bir bilgi vardı: Goetz homoseksüeldi. ama Şilili bir milis veya Güney Amerikalı ajanlar tarafından dinlenmiyordu. Dinleniyor da olabilir miydi? Bu durumda eski tip bir dinleme söz konusu olabilirdi ahizeye yerleştirilmiş bir böcek. disklerle. Kasdan ahizeyi açta. küçük koristler. onu çevreleyen sessizliği fark etti. Damarlarındaki kanın donduğunu hissederken düşünceleri de netlik kazanıyordu. mikrofonları söktüğü yerlerde çok belirgin izler kaldı mı kontrol etti. Bu kez ne aradığını biliyordu. Aynasızlar Şililiyi neden izüyordu? Gerçekten de insanlığa karşı işlenmiş bir suç konusunda bir tanıklık yapacak mıydı? Bu işte Emniyet'i Ugüendiren ne olabilirdi? Kasdan geri dönüp. Sadece sesiyle derinlerdeki melankoliyi açığa çıkarmayı. Naseer "Wîlly gözetlendiğini hissediyordu" demişti. Düşünmeye başladı. David. ama başka bir âşık. Kasdan. kayda geçilir geçilmez ezgiyi kusursuz icra etmişti. Işığı söndürdü. Wilhelm Goetz hiç kuşkusuz dinleniyor ve izleniyordu. Şüphelilerin evini dinlemek gerektiğinde o da bunlardan kullanmıştı. Bir koltuğa oturdu. Goetz'ün kişisel bUgUerini. Onu Adli Polis dinlemişti! Ya da Haberalma Servisi (RG) veya Ulusal Güverdik Birimi (DST). MezmuvUn^öa» Ayağa kalktı.öğleden sonrasında. Aslında bu dar bölüm yeniden boyanmıştı. pencerenin perde kornişini üstünde bir gariplik vardı. Eğer burada bir şeyler bulmak istiyorsa. Parmakları bir tümseğe temas etti. eldivenli avucunun içindeki dört mikrofonla oynuyordu. önceden hiç planlamadığı. Büyük bir dikkatle o şeyin çevresini oydu. ketum biri olmasının yanı sıra gizlilik takıntısı da vardı. banka cüzdanları sigorta sözleşmeleri. dairesel bir şeydi. Böcek. Kasdan hep mücadele ettiği önyargılarına göre bütün homoseksüeller asalak. Anıları gözünün önünde canlanıyordu. birkaç telefon görüşmesiyle teyit edebilirdi. Ancak bu konuda da yapacak bir şey yoktu. Birden bir tuhaflık dikkatim çekti. Kasdan saçma sapan şeyler düşünmeyi bıraktı. Buz kestiğini hissetti Avucunun içinde bir mikrofon duruyordu. içini büyük bir hüzün kaplayıverdi. Regis Mazoyer adlı solist çocuk. plaklarla kaplı duvarların arasında. Salona dönünce. iflah olmaz birer seks düşkünüydü. en ufak bir gürültüyle. Birini de banyoda. Diğer bir olasılık da bir akşamın kötü rastlantısıydı. Cinayetin ipuçlarından biri bu büyüleyici seste gizliydi. bu kutsal sayılabilecek kaydı nasıl yaptığım anlatıyordu. Bir bıçak almak için mutfağa gitti. Birini mutfakta. Yarım saatten az bir süre içinde üç mikrofon buldu. Mauritiuslu oğlana benzeyen biri olabilirdi. Storu açtı.

Tam geceyansmda belirmişti ve Volokine iki saatten beri. ardından kristalleşecek ve damar cidarlarım zedeleyecekti. Yeniden ilerlemeye başladı. İçi belli belirsiz bir umutla doldu. Gürültülü bir biçimde geğirdikten sonra. dizlerinin üzerine yere çökmüş. Evet.. Uzaktan. bir dal kadar ince sağ koluna gözleri takıldı. Doğruldu. kısa bir kahkaha attı. Üstesinden geleceksin. gövdesini birkaç santim oynatmak. Ama bu kez. Ve gerçeği söylemek gerekirse. Aynı hikâye. sanki midesini mengeneyle süayorlardı. . gövdesi öyle titriyordu ki. Bunu biliyordu. Volo. Titriyordu. Ahtikçağ kahramanları gibi onunla mücadele ediyordu. On beş metrekarelik odanın içi alacakaranlıktı. ardından bir kapının kontrplağı. Oda arkadaşı. Sırtım duvara dayadı ve kıç üstü oturdu. beynini parçalayan. Ona söylemişlerdi. Ama hayır. tikız-laşmış kasları da kemikleri de hissedebiliyordu. Dört ayak üzerinde ilerlemeye başladı. Rezervuann düğmesini buldu. Hüzünlü. kapıyı açıp içeri girdi. Bir daha çıkmamak üzere dibe vurmak istiyordu. Uyandığında saat 04:20'yi gösteriyordu. . Yoksunluğun süngerleştirdiği beyninde bu düşünce bir mit gibi çakılıydı. Ama diğer yandan umursamaz. sonraki günler de pek iyi geçmeyecekti. Bugün bir kara deliğe düşmüştü. Uykuya dalabilmek için yalvarmak. Üç kapı. kendi türünden başka zavallıların. Bu kokainsiz ikinci gündü. Sırtında soğuyan terler yüzünden ürperiyor. Kaba sıvalı duvar. ilaç kullanmadan sonuna kadar dayanmaya çalışacaktı. Canavar kuyunun dibinden. Terden sırılsıklam olmuş gömleği sırtına yapışıyordu. Tek başına. aldırmaz olmak da istiyordu. Onu buraya..Kasdan mobilyaları yerine koydu. Oi-se'deki bu yurda. Kollarıyla omuzlarını kavradı ve titremelerini bastırmaya çalıştı. biraz olsun ilerlemek için büyük çaba sarf ediyordu. klozetin içine eğilmiş Volokine soluk borusunun yandığını hissediyordu. Dişleri öyle takırdıyor. ışıkları söndürdü. Yatağında büzüşmek. hemen yarandaki klozet sarsılıyordu. gıdasını istemek için çıktığında fırtınadan önceki sakinlik hakimdi. durumuna bakmaya geliyordu. Her odada arınma tedavisi gören. Bir kapı. ilaç kullanılmadan insanların tedavi edildiği bu tapınağa nakletmişlerdi. Kriz yavaş yavaş geçiyordu: Bunu hissediyordu. Hasta olmadığım kendine ispatlamak için. ama helanın kapısından dışarı çıkamamışa. Sırtını duvara yapıştırarak koridora yöneldi. kıkırdaklarında yankılanan. bir kabuk gibi sertleşmiş derisini de altındaki çürümüş. Daha önce olmadığı kadar güçlenmiş. Bu gece için bu kadarı yeterliydi. Mekanizmayı çalıştırdı. Kurtulabilirdi. Ve yeniden kustu. Küsmüştü. Ve yeniden kusmaktan korkuyordu. Kapının pervazına dayanarak. Doğrulanması mümkün olmayan bir söylenti. çok uzaktan ayak sesleri duydu. 9 Çığlık tepeden tırnağa tüm bedenini kat etti. tki saatten fazla bir süre kendini bilmeden yatmış. Salyangoz gibi ağır ağır gidiyordu.. Helada.Kötü mü? Ona gitmesini işaret etti. Kuruyan terin sertleştirdiği giysilerinin altında büzüşerek iki büklüm yol alıyordu. Yavaş yavaş koluna masaj yapmaya başladı. Dudaklarının arasından akan salyalar klozet çukurunda birikmiş safranın üzerine damlıyordu. Bu durumda. mor renkli. Helada. mavi. bu cehennemin görünümü tamamen farklılaşacaktı. en ufak bir yutkunma içindeki hayvanı uyandırabilirdi.. Bu kâbustan güçlenerek çıkacaktı. Odasına kadar sürüne sürüne gidebilecek ve en azından şafak sökene kadar uyuyabilecekti. sağ kolunu ise sanki şırınga bekleyen müptela gibi açık olarak yere koymuştu.. ayağa kalkmayı başardı.. storlan açtı ve daire kapışım yavaşça çekerek geri geri evden çıktı. o da. Bir kez daha bayılmışta herhalde. Sarı. Kokainsiz iki gün. Yeniden midesinin bulandığını hissetti. Daha da güçlenerek ve beyninin en küçük kıvrımına kadar kızgın demirle dağlanarak.. farkına varmadan geceyi koridorda geçirmişti. Planlarını gözden geçirdi.... Sonunda odasına ulaştı. sanki yüzüncü şnavını çeken biri gibi kolları titriyordu. ciğeri beş para etmez adamların olduğunu tahmin edebiliyordu.. Gündüz ise. sol kolunu klozetin kenarına dayamış. yeni bir spazmla klozet deüğinin üzerine büzüldü. En ufak bir hareket. uluyan gövdesiydi. Üçüncüsü daha kötü olacaktı. midesi rahatlayıverdi. yer karolarının üzerinde kelimenin tam anlamıyla bayılıp kalmıştı. Sanki bu kafa karışıklığına son vermek istercesine yakındaki köyden çan sesleri duyuldu. Ama hep ejderhanın çıkmasını. Ateş birazdan yerini titremeye ve üşümeye bırakacaktı. onu bayılmanın eşiğine getiren bir öğürme. Bağır-saklannm derinliklerinden yükselen şiddetli bir ağn gırtlağmı yakıyordu. Volokine artık kıpırdamıyordu. İki kapı. Damarlarındaki kan buz kesecek. Ama dayanması lazımdı. Ne metadon ne Subutex. bir ihtiyaçtı sadece. Pek formda olduğun söylenemez. Arkadaşı heladan çıkar çıkmaz.. Ya da en azından hastalığın iyileşebileceğini göstermek için. Sonuna kadar acı çekmek istiyordu. Hiçbir tedaviyi kabul etmeyecekti. Odasına geri dönmek. o iğrenç kafasını göstermesini beklemişti. Hayır çığlığı atan Cedric Volokine değildi. Kafası karıştı. Saatine baktı: 07:00 olmuştu.

Yeni bir veri . ' Elini. Saldırgan nerelere vuracağım çok iyi biliyor. günün bu donuk ve iç karartıcı saatinde bardağın içinde kahverengi bir sıvı oluştu. . sonra ocağın yanına döndü. O anda randevusu olduğunu hatırladı. Alev çıtırtılarının çalan telefonun sesinden başka bir şey olmadığım anlaması için birkaç saniye geçmesi gerekti.. Benzin yüze. Cellabesine sarınmış adam ayağa kalkmaya çalışıyor. iki işitme organına aynı anda saplanan sivri uçlu bir şeyin sebep olduğu şiddetli acıya bağlı kalp durması. onun bu soruşturmaya ihtiyacı vardı. kokuşmuş uzak bir ülkede. Gözlerinin akından ayak parmaklarına kadar. Birden adam doğruluyor: Bir kertenkele. Aslında yoksunluk krizinin de tropikal bir hastalıktan farkı yoktu. Gördüğü kâbus etkisini kaybediyordu. Çan sesleri duyuldu. Nescafe'yi bardağa koydu. diye devam etti Mendez. teni sapsarıydı. 10 Diğerlerinde olduğu gibi adam tozun içinde yuvarlanıyor. yaşlı biri. yapacağı işi hatırlatana dek öylece durdu. adli tabip. Suyu bardağa akıttı. Artık zaman gerdeşmişti. Bir ocak.Huysuzluk. İsabet oldu. Herifin kalp durması gibi bir sorunu varmış. Alevler kızıla dönüşüveriyor. Yatak. nemli elbiselerinin içinde ateş basmaları ve üşümeler arasında gidip geliyordu. Kırmızımtırak yer muşambası. gömlek yeninin içine doğru çekti.Bu ne anlama geliyor? . Yüzüne. Adam artık kıpırdamıyor. Çene. Nescafe. -Kes.Istatİksel olarak. Ikea lambası ile bir masa."Geçmişte benzer bir şey"den kastın ne? . Apış arasına. Kendi ekseni etrafında döndü ve büyük bir dikkatle kaşığı aldı. bir kez daha kalakaldı. Burnunda hâlâ yanık kumaşın kavrulmuş etin ve saçların kokusu vardı. Karahummaya yakalanmış gibi. . ocağı yakmayı başardı. Karnına. Bu gece. Tekmeler. Bir cinayet. Bir saat daha geçmişti. kahve yapmaya özel bir itina göstermeye çalışıyordu. sonra bir tane daha. Eti patlıyor. Sanki unuttuğu bir ritüeli hatırlamak istercesine. Titriyordu. İdrarı ise kıpkırmızı. . Saat yelkovanlarının. metal bir tasa su doldurdu. Karanlıklardan bir işaret. kaslar. Kırmızımsı görünüm.Bizim adamın kalp sorunları varmış.. çocuklar. Doğan yeni günün göründüğü pencere. lifler kan topaklan halinde toprağa karışıyor. Şimdi ben yatmaya gidiyorum. Bir kahvede karar kıldı. Daha da önemlisi.Uyandırdım mı? . gözlerin altı. orta yaşlı birinden 4 saat fazla uyur. yazılar. etine yakın ince kemiklerine isabet ediyor. Titreyen eliyle bir kibrit çaktı ve kalakaldı. yer yer lekelerle kaplı bir halı. mavi alev onu hipnotize etmişti. Güzel.Ee.. -Alo! . Eller benzin bidonuna uzanıyor. saçlara boşalıyor. ama ranger önce midesine. Bir çakmak yanıyor ve gövdenin üzerine düşüyor. Nescafe kutusuna daldırdı. Sonra kaynamakta olan suyun karşısında yeniden kendinden geçti. Ayrıntıları vereyim. . şey. işte yaşlıların bir başka mizacı. Dördüncüde. Bir kahvenin ardından yola çıkmalıydı.olarak. yani eroin üretilen çamur deryası bir ülkede bulaşabilecek bir pislikten. Ateş bir anda alev alıyor. dişler.. Rastlantı sonucu eline geçen teleksi düşününce gülümsedi. Metal tasın sapım kavradı. dün sana söylediğim gibi. Yıpranmış. Bu soruşturmanın ona ihtiyacı vardı. Otopsi sonuçlarını öğrenmek istiyor musun? Kasdan bir dirseği üzerinde doğruldu. Tastaki su fokurdamaya başlar başlamaz. Darbeler elmacıkkemiklerine. dudaklar. Şiddetli bir ürpermeyle daldığı düşüncelerden sıyrıldı. Kahve. bir kilise. sonra de çenesine yumruk atıyor. Saatine baktı: 8'i çeyrek geçiyordu. İçeri süzülen ışıkta odasını dikkatle inceledi. Durum su götürmez bir netlikteydi. uzun yüzü ve cellabenin kollarından uzun tırnaklı ayaklan görünen dev bir kertenkele. Yaşamı boyunca birkaç kez olmuş bu. enfarktüs geçirdiğini gösteren lezyonlar vardı. Bütün geceyi senin Şilili'yle geçirdim. ama yeniden koridora dönmek istemiyordu. meyankökü şeritleri gibi eğri büğrü resmedildiği Dalı tablolarım andıran bir gevşeklikteydi. . Kalbinde. Kapüşonun altından ince. Lionel Kasdan uyandı. üzeri benekli kas yapısı. . Duvar kâğıdının üzerine çMktirilmiş resimler. Çok iyi bildiği.Benim. burun. Sıcak bir duşa ihtiyacı vardı.Tabiî özet olarak. ihtiyacı olan her şey. iki günden beri.Uyumanın sırası değildi. Yeni bir kibrit yaktı. kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Yakıtın kokusu kan kokusunun yerini alıyor. Ateş elini yakıp. Telefondaki Ricardo Mendez'di. olduğu yere çöküyor. geçmişte de benzer bir şey yaşamış. Kaşık. böğrüne. Eviyeye doğru gitti. Odada gerekli her şey vardı. krizden hemen önce bir çağrı almıştı. su. boyna. Adam iki büklüm oluyor. Afrika toprağının kırmızı tozunda.

yan yana hizmetçi odalarından oluşan bir çatı katında yaşıyordu. internet. alkol.Henüz almadım. rüyasının basit bir kâbus olduğuna inanarak kendine yalan söylüyordu. Ve tabii ne tür bir şeyle yapıldıklarını belirleyebilmek için de. saat 16:00'da. Kayalık bir tepeyi andıran koca bir burun. buna bir anı yol açmasına rağmen. . Halü- . 11'e kadar gazetelere göz atma Ardından. Banyo. on küsur yıldır sık sık rüyasında gördüğü bu vahşi infazın ardında ne gizliydi? Ermeni kafasını salladı. Nihayet. Kendini. . o odaya komşu üç odayı teklif etmişlerdi. Seroplex ise yeni jenerasyon bir antidepresandı. Bu yaşında bile. Balard Meydanı yakınlarındaki apartman dairesinde tek basma buluvermişti. o ucube suratıma paldır küldür oraya gitmek gibi bir niyetin yoktur. Giyindi. bu iki ilacın bileşimi onun. diye devam etti Mendez. Vincennes Ormanı'nda dolaşma. öğrenmek için. Jogging. Ama bildiği bir şey vardı: Depakote bir normoti-mikti. Kimsenin severek yapmadığı şeylerle. . gövdede. Ama kader ağlarım örmüştü. Neredeyse yan yanya iki büklüm yaşıyordu. Bayağı çalıştım anlayacağın. İşkence görmüş. Sonra. bir delikanlının damarlarına sahipmiş. Kahvaltı. bu görece sakinliğin tadını çıkarıyordu. .Telefon gelmedi. Öğle yemeği. 600 mglık bir Depakote ve 10 mg'lık bir Seroplex. Geçmişi ile ölümünü hazırlayan koşullar arasında bir bağ vardı. Umarım. yoğun strese bağlı kısa süreli kalp durmaları. Peki. Orası sağır dilsiz çocuklarla dolu bir çocuk hastanesi.Bu da lezyonları açıklıyor. kulakla ilgili olarak.. Senin ihtiyar bir disk fıtığı ameliyatı geçirmiş. . 40 yıldır süren tedavisi boyunca. yalnız bir adam için ideal bir yerdi. sigara. evrak ve faturalar. Kasdan içeri girer girmez eğilmek zorunda kalıyordu. Yanlan tıraşlı kafasının tepesindeki kısa gri saçlan yüzünün sertliğini daha da belirginleş-tiriyordu. aşırı tıkınma. Bazen de Paris'in dışında sayılabilecek Bercy'ye taşman Sinematek'e kadar yürüyordu.. cebinde Pariscope'la. şiddetli acı buna sebep olabilir. Oğlu çekip gitmişti. 63 yaşında Kasdan. Rüya âlemi üzerine. Rüya sisteminin belli başlı ilkelerini biliyordu.. O da emekli maaşına katkı sağlamak için onları kiralayabUeceğini düşünerek satın almış ve içlerini yenilemişti. Gizemli bir dengelemeyle. Bu çorak manzaranın tek bir istisnası vardı: Su birikintisini andıran gri gözler. Tren katan gibi peş peşe odalarda yaşamaktan hoşlanıyorsa. Narini. Kaslı yüz hatlan vardı. Duş kabininden çıktı ve aynada kendini inceledi.Bana Mondor'daki analizlerden bahsetmiştin. Kasdan'ın hayata tutunmasını sağlıyordu. Göçmenlere her zaman kuşkuyla yaklaşmak gerekir! . Erkeklik organında. eskinin güzel filmlerinden birini görmek için Quartier Latin'e gidiyordu. Kasdan susuyordu. Yavaş yavaş toparlanıyordu. Fransız malı. Ricardo. Diğer sorun. Kâbus ve yanık domuz kokusu etkisini yitirmişti.Teşekkürler. -Ne? . Bir tür öfke baskılayıcı. Yataktan kalkma. Kasdan. Duşta. Jimnastik. Yaşanılan büyük korkular. kollar ve bacaklarda. Derin kırışıklıklar bıçakla yapılmış bir resim gibiydi.Sebep? . her şeyi yaşamıştı. O da yeni bir sayfa açmaya karar vermiş ve hâlâ boya kokan bu üç odaya yerleşmişti.Genellikle bu tür bir kalp bazı aşırılıkların sonucudur. Yoğunlaşma. doğrusu. özellikle de Freud'ün birkaç kitabım okumuştu.Yara izleri. îlk odayı 1997'de oğlu için satın almıştı.Son bir ayrıntı daha. Markası ve seri numarasıyla ameüyatm izini sürebilirim. Değiştirme. koroner spazmlar olduğunu düşünüyorum. Kasdan telefonu kapattı ve yataktan çıktı. yuttuğu bu hapların etkisini öğrenmeyi hiç istememişti. yirmi yıldır oturduğu. numaralı bir protezi var. üç yıldan beri Saint-Ambroisa Sokağı ile Voltaire Bulvarı'nın köşesinde yer alan. Hemen her sabah aynı şeyleri yapıyordu.Ya Trousseau'daM şu senin uzman? .. Ama Goetz. Depresyonlar. Mendez bir kahkaha attı. Kasdan yüzünü.Goetz Şili cuntasının eline geçmiş.. Şilili cellatlar onu öldürmek için gelmiş olabilir miydi? . Başka bir şey daha var. Kendisinin bile. Goetz'ün ölümüne sebep olan şeyi düşünüyordu: acı. -Yani? . Psikiyatrik balomdan her şeyi görmüş. Eve dönüş. Çölde iki vaha Yatak odasına geçti. 2000'li yıllarda.Bizim ihtiyar Fransa'ya aynı adla mı gelmiş. Görüntüleme.Daha çok bunların. ölmüştü. Ve bu ruhsal olayın ardında da hep bir cinsel istek. kırma tavandı. Kâbus parça parça yeniden aklına geldi. Öğleden sonra kendi "işleri"yle -görev aldığı çeşitli Ermeni demekleriUgileniyordu. Hiçbir deformasyon yok. Tam olarak ne zamana ait olduklarım saptamak için mikroskopta inceledim. öğlene kadar ıvır zıvır işler. yaşadığı hayatı düşündü. Karısı. . sıvazladı. sanki emekliliğin küçültücü yanının bir özetiydi bu. Ama özellikle de erkeklik organında. Mutfağa gitti ve her zamanki kokteylini hazırladı.

Listedeki her aileyi ziyaret etmek zorunda mıydı? Hayır. Nieolas Longho açta. bir Converse ayakkabının izi. Bunlar "şiddetli psikotik dönemler" olarak adlandırılıyordu. Sayıklamalar. Başka bir şey 2.. çok küçük tahta parçalan. Perde rayına yerleştirilmiş bir amplifikatör. ayrıca özel piyano dersleri de veriyor ve bütün Paris'te tanınıyordu. Ve tabii tedavi konusunda da O. Gözlüklerini taktı ve listeyi okudu. Bir binanın çatısında Wonderwoman'ı3 gören Süpermen. Kıymıklar. Kasdan'ın onlara telefon açmak veya kapılarını çalmaktan başka çaresi yoktu. Converse ayakkabılı çocuklan Emniyet'e getirtecekti. Toz.. şüphesiz âşığının içinin rahat etmesi için herhangi bir "acü durum"da temas kurmasını istediği kilise görevlüeri ile rahiplerin isimlerim de yazmıştı. Boruların kasası. Balkonda bulduğumuz izlerin tümü kurbana ait. bunlar orgun parçalan. evet. perdenin üst kısmına gizlenmiş sizin böceklerden buldum. No 15-17. Bunların hepsinin yüzeyi nikel kaplamaydı. Sıcak renklere ve güler yüzlü hosteslere sahip bir mağazada..Bana bir şey ifade etmiyor.. Sustu. ABD'li romancı.Şimdi gidiyor. Kasdan'ın eski tam cılklarından biri. Saint-Thomas-d'Aquin Meydanı'ndaki Saint-Thomas-d'Aquin Kilisesi.) bulamadık. Merkezleri. Ya klavye? Puyferrat yanılıyordu.Herif benim kilisemde. . huysuzluk. Bir başka ayrıntı daha var. Sadece telefon açmakla yetinecekti. Filtre. Vernoux sadece Kasdan'ın kendi basma şansım denediğini öğrenecek ve azarlamak için onu çağıracaktı. Kasdan her adresin ve telefon numarasının üzerini stabiloyla çizdi.sinasyonlar. Yüksek teknolojiyle donatılmış bir birimden çok kablolu TV tesisatçılarına benziyorlardı. Elinde büyük kupasıyla. Tek ipucu dün sana söylediğim şey. Anlaşılan orgcunun işsizlik diye bir sorunu yoktu. On Dördüncü Bölge. Ermeni katedralinde ölü bulundu.Raporunu verdin mi? . . Beni ara.Bu sizin tarzınız.Ne bulmayı umuyorsun? . Gore Vldal.n. Yarışmalara. üyelik kartlarına doymuş bu tüketim toplumuna tahammül edemiyordu En büyük riskin en iyi dostunu sigara yakarken görmekten ve en büyük mutluluğun.2 70'li yıllarda Teralithe ve Anafranil.numarasını çevirdi.Herif öldü. Dışarı çıkmadan önce birkaç telefon etmesi gerekiyordu. kâğıt sesinden raporunun sayfalarım çevirdiği anlaşılıyordu. Mendez haklıydı. korkak ve aşağılık bir toplum. oyun ve deneme yazan.Bunu söylemek için çok erken. Kasdan SCOAT'ın -Teknik Yardım Merkezi Harekât Servisi. Paris'teki üç kilisede daha çalışıyordu: On Dördüncü Bölge'de. Raymond-Losserand Sokağı'ndaki Notre-Dame-du Rosaire. Kendine bir kahve hazırladı. .Bu işe neden burnunu sokuyorsun? .Ne tür bir tahta? . Balkonda tahta parçacıkları bulduk. Eski usul. Evinde. Asanda hiçbir şeye tahammül edemiyordu. hediye çekleri bozdurarak Noel alışverişi yapmaktan başka bir şey olmadığı. "ihtiyarlığın bir başka özelliğTydi. dostum? . bir tutku cinayetini veya kızgın bir ebeveynin intikam olasılığını büe.Yok. Ve herhangi bir tırnak izi yoktu. Gazan Sokağı. Yedinci Bölge'de.. Demek artık Vernoux'dan bir adım önde olma avantajını kaybediyordu. . Analiz için Lyon laboratuvanna yolladım.Konu neydi. .Sonuçlan alınca beni arar mısın? . Gülümsedi. 80'ü yularda Depanide ve Prozac. Flechier Soka-ğı'ndaki Notre-Dame-de-Lorette.Bizim orgcuyla ilgili yeni bir şey var mı? . Ermeni katedrali dışında. Kimlik Tespit Birimi'nden Puyferrat'yla başladı. . Fikrimi sorarsan. . — E-postayla mı? — E-posta ve kuryeyle. . (ç. . . Goetz'ün oğlan sevgilisine verdiği iş programım. Şüphelileri dinlemek için evlerini gerekli cihazlarla donatan on kişilik bir birimdi. Ondan farklı bir sonuç elde edebilir miydi? Hayır. Kasdan sırıttı. Goetz. Ancak hiçbir olasılığı da göz ardı etmemeliydi. Bugünkü aşırı itidalli halini 30 yüdan beri gördüğü tedavilere borçluydu. Genç polis. Listeyi katladı. Kasdan cinayet mekânım gözünde canlandırdı.O fıkrayı biliyorum. üyelik kartı alabilmesi için kişisel zevkleriyle ügüi bir form doldurması istendiğinde süzgeçli kahve makinelerinden vazgeçmişti. Tahta parçalan dışarıdan gelmişti. Blucininin cebine soktu. Telefonu. kendi basma gerçek bir Vidal'dı. Tabu manyakodepresif krizler sırasında aldığı nöroleptikler dışında. Dün gece bir fıkra anlattılar. Dokuzuncu Bölge'de. Ah. Paris yakınlarında küçük bir şehir olan Chesnay'deydi. Wîlhelm Goetz. Goetz. Bir öğrencisiyle arasındaki ahlaksız bir ilişkiyi. maddiyatçı. çalışma odasına geçti ve öncelikli olarak incelemek istediği belgeyi açtı. .Bir dinleme işi. Goetz boğuşma sırasında tırnaklarıyla yapmış olabilir.Sorun değil..

bilmiyorum.Sana bu işi kim verdi? . Şili'deki kurbanların çoğu Avrupa kökenliydi. Senden sadece. (ç. .Vernoux'dan önce onları alabilir miyim? .Dün.Salan bana. siyasi bir cinayet ihtimalini benimsemişti. .isimleri var mı? -Yok. senin durum çok daha karmaşık. . kimi zaman rakip kimi zaman da düşman olarak. İkimiz gün içinde bazı bilgilere ulaşabiliriz. uğursuzlarla. İspanya. . Ve böcekleri yerleştirme iznini veren yargıcın adını. Şu senin yeni bölüm.Maalesef.) ..Davamla ilgilenen diğer kişi. Adli Polis'te komiser.Adam Ermeni mi? 3. Sesini tanır tanımaz polis kahkahayı patlattı: . onun bir davanın önemli bir parçası olduğunu gösteriyor.Onların Şili adli makamlarınca arandığını sanmıyorum.Sen yine de bir göz atar mısın? .Elinde savaş suçlarıyla ügüi bilgiler var mı? . Pinochet rejiminin artıktan. Üstelik bu ülkeyle aramızda adli bakımdan bir yardımlaşma var mı. Firardaki şüpheliler konusunda uzmanlaşmış yeni birime. .. Tutuklama müzekkeresi başka bir ülke tarafından çıkartılmış olabilir. Zaten bu nedenle Pinochet Londra'da sıkıştırıldı. İngiltere."İM yörihT'den kastin ne? . Beni hemen arar mısın? . Tanıyor musun? . Schengen ülkesi olamayacak kadar uzakta. dostum.Hayır. yaklaşık bir saat kadar önce. . Eski bir narkotikçiydi ve adı da Laugi-er-Rustain'di..Araştırabilir misin? . Telefonu kapadı. Kasdan. Bu nedenle onlardan herhangi bir bilgi alması imkânsızdı. BNRF'ye (Firarileri Bulma Ulusal Birimi) dahil olmuş eski bir dostun numarasını.Eric Vernoux.Daha çok hırsızlarla. Rustine telefona döndü: . Longho haklıydı.Oltayla balık avı nasıl gidiyor? .. Hangi dava olduğunu öğrenmek istiyorum.Şilililer. . listelerinizde bu tür heriflerin ismi var mı bakmam istiyorum. Dışişleri'nirv bu işin üzerinde olma ihtimali son derece güçlüydü Kötü haber: Kasdan meslek yaşamı boyunca sık sık onlarla karşı karşıya gelmişti. evet.Meslektaşımla görüşeceğim. üzerine vazife olmayan işlere bunumu sokma huyundan vazgeçmediğini söyleme.Şansım fazla zorlama.Zaten seni de bir av hikâyesi için aradım. pedofüleıie ütüleniyoruz.Bana Şili'den bahsetmen çok tuhaf.Diğer Avrupa ülkelerinin polisleriyle bağlantımız var. Şilili.Sadece küçük bir bilgi. .Benim de söylemek istediğim bu..Yani hem yurtdışına kaçmış Fransızlan hem de Fransa'da saklanan yabancının mı araştınyorsunuz? . . Büyük bir balık. Çünkü senin herifler hâlâ Şili vatandaşı ve peşlerine düşebilmemiz için elimizde ülkeleriyle aramızda bir anlaşma olması gerekiyor. . . bu ülkeyle ilgili bir talep aldım. hem de Kasdan'ın varsayımım.Ama yine de araştırabilirsin. Ayrılma. Şikayet Madrid'den yapılmıştı. . senin yerinde. Ama adam bir Şilili ise. .Arkadaşlarla konuşurum. anlıyor musun? . . Adli polisin ismi iki gerçeği vurguluyordu. Kasdan sabırla bekledi.Tam olarak kimi veya kimleri arıyorsun? .Herhangi bir eşkâl? . Komiser hem davayı almış. hâlâ üd yönlü mü çalışıyor? .Ders için teşekkürler. Başka bir numara çevirdi.Neden? . seri katillerle. .Bir meslektaştan.Şili. bir Şilili öldürüldü. Fransa. Bir siyasi sığınmacı. öyle değil mi? . Şikâyetler bu ülkelerin uyruğundaki kişilerden geliyor. ama her şeyi bilmek istiyorsan. olsaydım OST'yi arardım. Haklarında uluslararası tutuklama karan çıkartılmış ve Fransa'da gizlenme ihtimali yüksek herifler.Benden ne yapmamı bekliyorsun? Hayaletlerin peşinden koşmamı mı? . Ama herkes onu Rustine diye çağırırdı. Kasdan ona cep telefonundan ulaştı.Beş yıldan beri emekliyim. Mağdurların şikâyeti yeterli değU. . İşkencecileri aleyhine tanıklık yapacağına dair bazı duyumlar var. Ya da OGSE'yi. VVilfiam Moufton Marston'un yarattığı çizgi roman karakteri. Davayla resmi olarak ilgilenen polis. Evindeki dinleme aletinin varlığı.n.

Daha çok rock'çı havasına sahip bir tip. sonra zemin kata çıkmak için basamaklara yöneldi Des Ecoles Sokağı 16 numaradaki L'Harmattan'ın. Kitapçıda Şili'yi ve siyasi çalkantılarını anlatan üç raf dolusu kitap vardı.Cesedin bulunduğu saati. diye kestirip attı Kasdan. paldır küldür suç mahalline giriyor ve "onun" kilisesinde Doors'un bir parçasını çalıyordu.Tam olarak ne sordu? . Pis görünümlü. . Altından geçmiş ve klavyenin karşısına oturmuş.Mecbur kaldım. basket ayakkabısı izinden söz ettiği raporu. Vernoux'nun eline saat 9 sularında ulaşmış olmalıydı.Nasıl tepki verdi? . Kasdan. cebindeki kuruşun hesabım yaptığı o mutlu dönemleri özlemle andı.Tamam.BPM.Şu dünkü polis.Tanımıyorum.. Dükkândan çılanca ciğerlerim havayla doldurdu. -Yani? . Ama özellikle çocukları sorgulamak istiyordu. . Saygıdeğer Papaz Sarkis'ten bir mesaj vardı.ödedi.Quartier Latin binalarından kurtulmak istercesine başka bölgelere. . Kasdan bu polisi gözünde canlandırmaya çalışıyordu.Doors grubu. Cezasız kalan 20 yıl. Bunun dışında yeni bir şey var mı? . Vernoınc'nun başka bir birimi olaya dahil etmesi yararına olmazdı. . biraz kültürünü artıracaktı.Şu polis...Evet. Bir şey "bürosu". Peki. Bu durumda komiser. -Nasıl? . Diktatörlerin serveti.. Hiç şüphesi yoktu: Vernaıuc her şeyi açık etmişti.Yemin ederim. Bir tuşa basarak onu geri aradı. Senin gibi. Condor: Gölge proje. İçinde "Çocuk" kelimesi geçiyordu galiba. Lionel. belki. o. Kasdan parçayı hemen tamdı: .. Beni beklerken. en üginç kitapları seçti. Eşine rastlanmayacak bir otoriter demokrasi. kimliğini gösterdi mi? .Hayır..' . Oldukça yakışıklı. Light my fire. Kasdan yüzünü buruşturdu. Ama neden? Çocukları bizzat sorgulayamayacağını mı düşünmüştü? . . Puyferrat'mn. "Converse" ayakkabılı çocukları. olaydan nasıl haberi olmuştu? .. Çocukları Koruma Bürosu. Kitabevinin yer aldığı Des Ecoles Soka-ğı'mn ucu.. İki raf sadece Pinochet ve diktatörlük dönemiyle ilgUiydi. Sorun yok. Vernoux.Kasdan ayağa kalktı ve ceketini giydi. Sarkış. nasıl biriydi? -Tuhaf. Hafif sakallı. şu rock'çı polis başka bir sebeple gelmiş olmalıydı. önceliğin Afrika kitaplarına verildiği.Ne olduğunu öğreneceğim. Siz hepiniz böyle.Ne oldu? . Ce^dric Volokine. raf merdiveninden aşağı atladı.Başka bir polis beni görmeye geldi. Fazla bakımlı olmayan genç bir adam.Sana adım söyledi mi? . yani en sevdiği kitapçının bodrum kalandaydı. Pinochet Dosyası. .Evet Not ettim. . kan izlerini. Orgu çalıştırmış.Vernoux'ya çocukları sorguladığımı söyledin mi? . Şu ân saat lLOO'di. balkona çıkmış. Kasdan kitapların parasını -pahalıydı. . Kiliseleri dolaşmaya başlamadan önce. Peki. bir geminin pruvası gibi uzanan Hamm Piyanoları mağazasına ve Action Sinema Salonları'mn bulunduğu Monge Sokağı'na açılıyordu Kasdan cep telefonunu kontrol etti. Oturmayan bir şeyler vardı. . boğuk sesiyle birkaç nota mırıldandı. duvarlarının tamamen kitaplarla kaplı olduğu.Cinayet Masası'ndan mı? . Eğer Vernoux da çocukları dinlemek istiyorsa. telefon etti. raflara erişebilmesi için her müşteriye bir merdiven veriliyordu. Pinochet İspanyol adaletinin karşısında. Asımda pek de bayağı bir davranış değildi bu. Orada hâlâ polis bandı duruyor.Genç. yanma gittiğimde 70Ti yılların bir parçasını çalıyordu. küçük koristlerin derhal sorguya alınmaları için vakit geçirmeden BPM'yle temasa mı geçmişti? Garip. Org bile çaldı.Evet. pozisyonunu. O da çocukları sorgulamak istiyor. sanki tuğla yerine kitaplardan inşa edilmiş bir Mtabevi. Eserlerin durduğu duvarlar o denli yüksekti M.

Kahretsin. Arama. Kafana takma Kasdan arabasına doğru yürüdü. Herhangi bir uluslararası tutuklama kararı var mı bilmek istiyorum.Hiçbir şey anlamıyorsunuz. Ve salon davama bulaşmayın! Yeniden sinirlenmişti. Kayıtlarında hiç Şilili yok. gözaltına alma.Senin için aptal ihtiyar. har şey mümkündü. bir işaret yakalayabileceğimi umuyordum. Soruşturmayı yürüten polisler herhangi bir yargıç iznine ihtiyaç duymuyordu. — Geçmiş zaman. dinleme. En ufak bir yetkiniz olmadan bu çocukları nasıl sorgularsınız? Bu kadar rahat nasıl davranabilirsiniz? Kasdan cevap vermedi. Sonunda dayamadı ve sordu: . Cinayet Ermenilere ait bir kilisede işlendi. Tanrı aşkına? . . sonuçta parsayı yine sen toplarsın. Ve tabii. Ne boktan bir durum. savcının görevlendirdiği birime sekiz gün boyunca tam yetki veriyordu. Ama böylece genç komiserin samimiyetini sınama imkânı buldu. Cinayete tanık olmuş çocukta bir şaşkınlık. Eğer bir kez daha yoluma çıkarsanız.O kilise benim kilisem. bir heyecan gibi. Ve Paris'te Şili'yle irtibatı sağlayacak başka görevli de yok. En ufak bir arama için izin almak zorunda kalırsın. . Evet. Her ihtimale karşı . dedi.Beni dinle.Sakin ol. dedi Kasdan.Son bir ayrıntı: BPM'yle temasa geçtin mi? . dedi Vernoıuc. Bu işte.BPM mi? Neden böyle bir şey yapayım ki? Kasdan soruya cevap vermek yerine.Evet. çabuk sinirlenen genç bir adamdı. Komiser onun konuşmasına fırsat vermedi: . .Bir hafta mı? . — Senin varsayımın ne? diye sordu. evet. . bana inanın. sen soruşturmada ne durumdasın? . Ama bir şeyi unutma: Bu davada sonuca gitmek için sadece bir haftan var. Yamuk biri değildi. Her cümlede sesindeki titreşimin azalmasını bekliyordu.Çocuklar size bir şey söyledi mi? -Hayır. Bunun bir başka açıklaması olmalı. Ayrıca DRI'yi (Uluslararası ilişkiler Bölümü) ve INTER-POL'ü de aradım. Peki. Vernoıuc yeniden konuştu. Şili'ye öfkeli. Goujon Sokağı'nın bir çölden farkı yok. psikologların şahı değilim ve tıkır tıkır itiraflar da beklemiyordum.Ama eğer yardıma ihtiyacın olursa. bilmiyorlar. . Ve başka bir topluluğu da ilgilendiriyor: Şilililer. — Siyasi bir yönü olduğunu düşünüyorum. .. — Sizinle ilgili araştırma yaptım.İmzalı rapor mu istiyorsun? Size söyleyecek bir şeyim yok. Kimse bir şey görmemiş. ama yemin ediyorum bunu yaparım! Kısa bir sessizliğin ardından. Benim gibi yaşlı bir göçmen sana bazı tüyolar verebilir. — Elçiliği aradın mı? — Evet. Daha çok. I BRNF'yle de temasa geçtim. — Goetz için mi? .İçlerinde şaş km olan yok muydu? . sizi içeri tıkarım. önemli olan bugün. 30 . Arjantin Elçiliği'yle temas kurdum.Neyin adına? Kimin namına? . Yasayı biliyordu. Beni hemen bilgilendirdiler.Ya otopsi? Vernoıuc ona. . işkencecilerin parmağı olabilir diye düşünüyorum. Ama en azından bir ipucu. Şimdilik geminin tek efendisi sensin. -Anlıyorum. onunla birlikte sinirinin de. Benim gibi modası geçmiş yaşlı bir polis eskisine ihtiyacın olmadığını düşünüyor olabilirsin.Seni sonra ararım. Çevreyi soruşturdunuz mu? — Tüm mahalleyi sorguladık. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Soruşturmamın içine ettiniz. Belki bu sizi biraz sakinleştirir. Bir cesedin bulunması. Vernoıuc sustu.Beni dinleyin. Bana bu konuda bilgi verebilecek tek kişi Velasco adlı bir he-lifmiş. önemli icraatları olan bir polismişsiniz. Hepsi bu.Hayır. Şili'deki Goetz'ün Mm olduğunu bulmaya çalışıyorum. daha sakin bir ses tonuyla: . Meşhur suç süresi.Bu kepazelik de nedir? Ne yaptığınızı sanıyorsunuz. zaten bildiği şeyleri anlattı. Sonra yeni bir yargıç atanır ve sayaçlar sıfırlanır. . o da iki günlüğüne Paris dışına çıkmış. oturup kapıyı kapattıktan sonra DPJ komiserinin numarasını tuşladı. ses tonunu değiştirdi: . Şoför koltuğuna. . Benden hoşlanmadığım biliyorum.Araştırma yapıyorum. eski rejim artığı katillerin. Tabii.Neden Goetz için olsun? Hayır.

Ya siz? Kasdan kontak anahtarını çevirdi ve hareket etti: -Ben mi? Daha yeni uyandım. Üzerinden metro hattının geçtiği Qu-ai d'Austerlitz'in sonuna ulaşıyordu. Önemli mi? . Bu labirentin içinde arabayla dolanan birinin kafesteki fareden farkı yoktu. Ama Volokine ayakkabı izini nasıl öğrenmişti? Kasdan. Cinayete Eşlik Eden Şiddeti Analiz Sistemi (SALVAC) Fransız topraklan üzerinde meydana gelmiş cinayetlerin dökümünün yer aldığı yeni bir bilgisayar sistemiydi. Analiz sonuçlarım alır almaz beni ara.Doğru. Yarın sonuçlan alacağım. .. Kasdan saatine baktı: 11:00'di. en kötü hastane anısı kendi deliliğine değil. pembe. krem rengi cepheler. Güven tesis olmamıştı ve bu aptal oyunda. Kasdan.Goetz'ün parmak izlerim uluslararası veri tabanından araştırtıyorum. Solda.Boş ver. Yine de Kasdan bir işbirliğinin gelişeceğini hissediyordu. Sen Nehri'nin diğer tarafında. Ya da muharebe alam daha çok beyninin içi olan kişisel savaşının. kulak zarlarının pat-latı Jmasıyla işlenen cinayetler demek istiyorum. Artık. . korkmuş ve kırılgan bir halde hastaneden ayrılırken yalnızca. diye yalan söyledi.. Muhtemelen Wilhelm Goetz'ün kulak analizleri eline ulaşmıştı.. Ona kim bilgi veriyordu? Bu birim günün 24 saati vardiya usulü çalışan birkaç kadından oluşuyordu. ben. Kasdan. Genç pohsin hızım. Paris'te Sainte-Anne ve Maison-Blanche. er ya da geç bir gün.Ona ayakkabı izinden bahsettin mi? . Volokine cinayetin izini sürmek için sadece Polis Adli Kayıt Müdürlüğü'nü aramıştı. Fransa'da veya Avrupa'da Yani. bunu düşünemedim. Bercy Spor Sarayı'nın düz çatalı devasa piramidi yükseliyordu. Ama biraz sevimli Olun ve beni habersiz bırakmayın. değil mi? Kendisi de bana çocuklardan söz etti. Teknisyen hemen tepki gösterdi: . . o sıralarda BRI'nin (Arama ve Müdahale Birimi) kahramanlarından biriydi. Onun kiliseye gelmesinin tek sebebi olabilirdi: İçişleri Bakanlığı. Telefonu kapattı. Ama zaten haberi vardı. Bu hastaneler onun savaş görmeden sürdürdüğü asker hayatının sığmağı olmuştu.Kahretsin. Eğer yoluma çıkarsanız. Şu veya bu şekilde. Yaşamı süresince. Korodaki çocukları yem olarak kullanmış.Dalga geçmeyin. Kasdan hastanelerden nefret ediyordu. Goetz vakasıyla ügiü olarak BPM'den bir polis sem aradı mı? . Sarkis büe genç adamın yakışıklılığını fark etmişti. Vil-lejuiTte Paıd-Guiraud. Vemoux coşmuştu. Sonra bizim kilisenin arşivinde eşeleneceğim. orada görev yapan kadın polislerden birinin şu asi poUse abayı yakmış olabileceğini düşündü. gri. yeni bir krizin onu buraya yeniden getireceğinden emin olurdu. Sayıklama ve gerçek.BUmiyorum.Senin telefonundan hemen sonra. Kim bilir. Bütün bu konuşmalar boşa gitmişti. Yani.Bu sabah. Fosses-Saint-Bernard Sokağı'ndan Jussieu Fakültesi boyunca inerken Saint-Jean-Baptiste Kilisesi'ne gelip org çalan şu hırpani kılıklı polisi düşündü. karısı Narine'ye dairdi Kasdan. Amerikalıların VTCAP'inm benzeri olan bu sistemi duymuştu.. düzenli aralıklarla bu iç karartıcı yerlerde yaşamak zorunda kalmıştı. Saat 9 büe değüdi... Neuilly-sur-Marne'da Ville-Evrard. Vemoux da. Kasdan. evet.. . evet. dün akşam kendi raporunu yollamış olmalıydı. Önemli her vaka için Beauvau Meydanı'ndaki İçişleri Bakanlığı dikkatine bir rapor yazılıyordu. tüh. Buna "teleks" adı verilirdi. . Karşınıza çıkan her yeni avlu. inşam bunaltıyorsun..Anladım.. 32 yaşındayken bir Ermeni düğününde tanışmıştı. Goetz başka biri de olabilir. Puyferrat'yı yemden aradı. Ama bu ateşkes hep geçiciydi. onunla. Kasdan o yöne döndü. KBB uzmanım görmeye gitmenin zamanı gelmişti. Bir yanıltmaca. herkesin kendi hesabma çalışacağım tahmin etmek zor değildi. Başka? . elektriğim hissedebiliyordu.. Puyferrat da onun Converse konusunu bildiğini sanmıştı. Kasdan ürkmüş. . Tüyleri ürperdi. Gölgesi . Armand-Trousseau Hastanesi.Bu tip başka cinayetler var mı saptamak için SALVAC üzerinde araştırma yaptım.Bundan nasıl haberdar olduğunu hiç kendine sormadın mı? diye homurdandı Kasdan. Trousseau'ya. .. Kasdan. Sanırım. ateşkes ilanına kadar burada çatışmayı sürdürüyordu.iyi iş çıkarmışsın. Volokine de oraya yollanan vakalardan haberdar olmuştu. . En basit ifadesiyle. sanki duvarlarının arasında inşam biraz daha sıkıştırmak istermişçesine birbirlerine yaklaşıyordu. tuğladan inşa edilmiş sıra sıra binalara sahip kflçük bir köye benziyordu. Kasdan.. ben.Ne yapacaksınız? .Jogging. 31 belki de bizim Ermenilerin içinde bir sabıkalı. Ve en önemli ipucunu yunuırtlayıvermişti.. Daha raporunu Vemoux'ya büe vermemiştin.. Bununla birlikte. .

Ve saçma sapan sözleri Kasdan'ı ondan biraz daha uzaklaşt iriyordu. Tüm bu cihazlarda ve belli bir düzen içinde gerçekleşen hareketlerde kılı kırk yaran ve öldürücü bir yan vardı. Konuşması morfin yüzünden ke-sik kesik ve anlaşılmazdı. Konuşan. Ama bugün. "Narine". Kelimelerle ifade edilmesi zor öteki dünyaya. Duroc Mahallesi'nde aylak aylak dolaşmış. dansçı bur kadım hatırlıyordu. Trousseau. sonra sadece saygı duymuş. kırmızı toprağın üzerinde tepmen çıplak ayaklar. Dansçı kadın kördü. gergedan. Bütün yaş dönemlerini birlikte geçirmiş. ulaşılmaz bir hava veriyordu. Kasdan'ın aklına bu dansçı kadını getirmişti. gözlerinin önüne hep aynı sahne. Ama kesinlikle Narine" hayatta onu en iyi tanıyan insandı. Tabu baştan sona uyuşturucunun etkisi altında. Ve elbette bu karçilikliydi. Mendez'in sözlerini hatırladı: "Noel'i hiç yaşamayacak olan sağır-dilsiz çocuklarla dolu bir çocuk hastanesi. Melankolik tüm polisler gibi. 1962. karısını çevreleyen cihazlara bakmıştı. bütün duyguları tatmış. ve Kasdan'ın sol tarafında beiiriverdi. Eskinin Ma-mie Nova reklamlarını andırıyordu. Budist rahiplere benziyordu. Bir gece köylüler bir şenlik düzenlemişti. Monitörün ekranında sürekli hareket halinde olan yeşilimsi çizgiler. Üzerinde tuhaf bir kıyafet vardı. Eskisine gelince. France Audusson'u arıyorum. emekliliğinden altı ay önce kimlik kartım kaybettiğini bildirmişti. bu damla damla akan serum. hıyarıydı. Mekânın sıcaklığı ve ilaç kokuları içine işleyerek onlara doğru ilerledi. kollarını duygusuzca iki yana açmış. hayatım. Uzaklara dikili gözleri ona mağrur. Bir an zombiler dünyasındaki tek canlı olduğunu sanmıştı.hatırlatmıştı. 32 Hole girer girmez tarz kendini belli ediyordu. Oradaki kadın m. KBB bölümüne ait 6 numaralı kapının üzerinde çeşitli uzmanlık alanları belirtilmişti. balonlar. toplar asılmıştı. ölümünden birkaç saat önce. Özellikle de. ." Tavana krepon süsler. Kasdan. Narine. Ve baktığı yer. ritmin sağır yüreğiydi. hurma şarabı. Kasdan'ın aklına çok eski zamanlara ait bir anısı gelmişti. geçmişi düşündüğünde. Makyajsız. Gözlerini açtığında yeniden bugüne dönmüştü. Yuvarlak hatlı. onu önce tutkuyla sevmiş. Bir köşede küçük ampulleri yanalı çok olmuş bir çam ağacı yanıp sönüyordu. Kaydırın al an daha koyu olan açık renkli tuğlalardan inşa edilmiş bir binaydı.. aslan ve zürefa resimleri. O gece Kasdan arabasını al-mamıştı. yolda başka körlerle de karşüaşmıştı. Necker Hastanesi 'ndeki odasında. ölümünün üzerinden hayli zaman geçmiş bir hortlaktı sanki. kaderini paylaştığı kadınla en ufak bir ilgisi yoktu. Yine de Kasdan ona gülümsemişti. sıradan bir varlığa dönüşene kadar. ağzından dökülen anlamsız sözcükler Kasdan'a büyük bir acı veriyordu. yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle dönüp duruyordu.Dr. Davullar. Gecenin derinliğiydi. Gözleri başka yerlere bakıyordu. Hatta tanımlanabilirdi. müstakbel karısının ismini. arabasının direksiyonunda kımıldamadan duruyordu. Narine hâlâ konuşuyordu. Bir sürü oyuncak. yeşil hastane entarisi içinde son derece zayıftı. O aylak aylak sokaklarda dolaşırken ölümünden biraz önce yanından ayrıldığı garip yaratığı bu şekilde hatırlamasının sebebi buydu. Bu hortlak diğer bütün anıları örtüyordu. Kasdan birkaç dakika boyunca ne olduğunu anlamaya çalışmıştı. Geniş omuzlu bir kadın belirdi: — Benim. Kasdan'a bir uyuşturucu müptelasının törensel faaliyetini -eroin enjekte etmek veya pipoyla afyon çekmek gibi. Duvarlara yapıştırılmış. . o tek sahne geliyordu. sonra kafasını çeyirip. Kelebek biçiminde iri bukleleri olan siyah ayakkabılar. Goetz'ün cesedi Ue dünyadan kopuk çocukların bu kasvetli dünyası arasında nedensiz bir bağlantı kuruyordu. Yirmi beş yıllık bu birliktelik ancak bu şekilde özetlenebilirdi. onu bir fetiş gibi titizlikle korumuştu. o son ziyaret. Bu cihazlar. Anılan kafasından silip atmak ister gibi şakaklarım ellerinin arasında sıktı ve derin bir nefes aldı. Kadın ayağa kalktı. Kasdan. gri saçlarım simetrik iki kemer gibi yanlarda toplamıştı. Zaten Kasdan.. Kafasını yu-dızlı gökyüzüne kaldırmış. o son görüşme. Görmeyenler Enstitüsü Necker'den birkaç adım uzaktaydı. zor koşullara katlanmışlardı.veya beylik silahı gibi hayatının bir parçası. artımdan da nefret etmişti. Bir uyurgezere benziyordu. Yemyeşil brö-teüi bir tulum. Sonunda eve döndüğünde telefonunda bir mesaj onu bekliyordu: Narine ölmüştü. Her şey başladığı gibi sonlanı-yordu. Neonların beyaz ışığım yansıtan yansay-dam parlaklıktaki serumun ağır ağır akışı. öğrendiğinde hemen "nargile" kelimesiyle bağlantı kurmuştu. Gözlerini kapattı. Böylece emeldi olurken iade ettiği yeni bir kimlik edinmişti. Çıngıraklı bir kukuleta. Huzursuzluğu gitgide artıyordu. Minyatür tiyatronun kırmızı perdesi açıldı. KBB uzmanı soruşturma Avlunun dip tarafındaki Andre Lemariey Pavyonunu gördü. saçsızdı. çıngıraklı yeşil kukuletalarıyla hemşireler keçeden ve ahşaptan bir tiyatro sahnesi kuruyordu. Salonun tam ortasında. Onun da sözleri karanlığın içinde uçuşuyordu. Ne istiyordunuz? France Audusson 60 yaşlarında olmalıydı. hastane kampüsünde. Kamerun. Kasdan hâlâ yanından ayırmadığı üç renkli kimlik kartım çıkardı. Özeüikle bakışları büyüleyiciydi.

Bu durumda bir sürtünme olması kaçınılmaz. Ses titreşiıruerini alan ve büyüten duyarlı organlardır. kırılmaması için. Mondor*daküer. tuhaf giysili hemşirelerin meraklı bakışları altında kadım izledi. Laboratuvar hiçbir şey bulamamış. Çünkü kulağın içine giren şiş kemikçiklerin arasından geçerek kokle-aya kadar gömülmüş. Kimyasal testler uyguladüar. Kurban bu saldırıdan yaralı olarak kurtulmuş olsaydı büe. Kurbanın çığlığı hâlâ orgun borularının arasında yankılanıyordu.Bunun anlamı ne? . Bu da çok ince ve uzun bir şiş gerektirir.Buyurun oturun. İşitme organının içinde çok güçlü bir ses dalgası gibi ilerlemiş..Bu şiş buzdan yapılmış olabilir mi? Donmuş sudan geriye hiç iz kalmaz. dedi sonunda. Bu klişeler bir kâbusun içinden fırlamış gibiydi. Gözleri yeniden kadının memelerine takıldı. . Kasdan gözlerini yeniden siyah beyaz fotoğraflara çevirdi.. acı ve belki de ta Şili'ye ve işkencecilerine kadar uzanan neden arasında bir ilişki vardı.Şu şiş. sondan bir önceki kapıyı açtı. Sağdaki duvara bitiştirilmiş bir çalışma masası. Çocuklar için. Ne bir parça ne de metal talaşı. Kasdan'ın aklına bir fikir geldi Son derece tuhaf bir fikir: . Kasdan kafasını kaldırdı.. duvarlara iğneyle tutturulmuş. Kadın ayağa kalktı ve duvara asm bir şemayı gösterdi. — Cinayet mahalline çok çabuk ulaşabilmek gibi bir şansım oldu. . ömrünün sonuna kadar sağu* kalacaktı. Kasdan dikkatle söyleneni yaparken kadın tulumunun bröteUerini açta ve üstündeki eğreti kıyafeti bir çırpıda çıkardı. . tam burada çok ince bir koridor oluşturan kenükçileri görebiürsiniz. Hiçbir şey yok.Sanmıyorum. France Audusson çıngırak sesleri arasında kukuletasını çıkardı. işte şiş. France Audusson yeniden yerine oturdu. Bir tür bilimkurgu zımbırtısı gibi. . VVilheim Goetz müthiş bir çığlık atmış olmalı. kirpikler cinayet aleti tarafından parçalanmış. duvara dayalı zarfı alarak.Hiçbir şey. Bunlar kurbanın acısının somutlaşmış. Cinayet silahında. Söylediği şeyin saçmalığının farkına varanca gülümsedi: — Özür dilerim. bilinmeyen bir alaşımdan üretilmiş. nasıl bir şey olabilir? . koltuğun üzerindeki dosya yığınını kaldırarak. kapkaranlık mikroskobik bir yaşamı gözler önüne seriyordu. çok fazla televizyon dizisi izliyorum. Işaretparmağım dar bölümünün üzerine koydu: . Bu heyecan hoşuna gitmişti. Ancak cinayet aleti herhangi bir iz bırakmamış. Bu incelikteki buzdan bir şiş kemiğe çarpınca kırılır. scanner görüntüleriyle doluydu. Size birkaç mikronluk bir silahtan söz ediyorum. kemikle temas ettiğinde çizilip geriye talaş bırakmayacak kadar yoğun bir alaşım. elektronik mikroskopla alınmış görüntüleri göstereyim. Çünkü öncelikle bir karınca yuvası gibi kaynayan.Çok uzun. taşlaşmış görüntüleriydi. Bu şişin ucu çok daha ince. diye açıkladı Kasdan. Yeniden başa dönmüştü: ölüm sebebi. Benimle geliniz. Kadın. — Hayır. Yüz on kiloluk cüssesiyle Kasdan kıpırdamaya cesaret edemiyordu. dedi kadın. içinde Corti organının bulunduğu kokleanın kirpikli hücrelerini parçalamış. Kasdan bacaklarının arasında bir sıcaklık hissetti. bu küçük aralıktan geçmiş. gerçek biner muayene odasıydı. hepsi aynı alaşımdan.. düzensiz yosunlanyla bir deniz altı ovasını andırıyordu. Görüntüler. kaya kemiğini elektronik mikroskopta incelediler. dedi kadın.Wîlhelm Goetz cinayetini soruşturan ekiptenim. bir tür alacalı salyangoza benziyordu. Ahşap kabinler boyunca ilerlediler.. . Size. Sizin de gö-rebileceğiniz gibi. diye devam etti uzman. Siz ne düşünüyorsunuz? . Ricardo MendeZy Goetz'ün ölüm sebebinin acı olduğunu düşünüyor. hiçbir şey. .Mondor'un sonuçlarım bu sabah aldım.Sonuçlarla ilgili bazı sorunlar var. siyah beyaz fotoğrafları masanın üzerine yaydı. ama bu kez onda herhangi bir şey uyandırmadı. bunlar dekor değü.Şu görmüş olduğunuz dıştaki kirpikli hücreler. Yerine oturdu ve zarfı açtı. çok sağlam. KBB uzmanı. Bu size göre mümkün mü? . Yani söylemek istediğim bütün sırrın burada olduğu.Kullanılan şiş. Kasdan. Mendez bana bir örgü şişi olabileceğini söyledi. Odanın içi çok küçüktü. bir başka koltuk da masaya yanlamasına yerleştirilmişti. Üzerinde iri gövdesini kalıp gibi saran siyah bir blucin ile ince siyah bir kazak vardı» Göğüsleri oldukça iriydi ve koyu renk kazağının geniş toniklerinin anasından beyaz sutyeni küçük karlı tepeler gibi görünüyordu. özel bir alaşımdan yapılmış olabilir. — Noel gösterisi için hazırlanıyoruz. Çünkü kirpikli hücrelerin karmaşası deniz yüzeyindeki deprem dalgalanmalarım andırıyordu.Bu kulak şeması üzerinde.Dr. Her taraf dosyalarla kulakzarı kesitini gösteren şemalarla. . Ayrıca şişin bir sapı olduğunu düsönüyorum. . üzerinde Ren geyiği profili bulunan. arkasında da bir koltuk vardı.Yani en ufak bir şey büe yok mu (üyorsumiz?' . Farklı.

Kenarları alınmış tost ekmeği yerken. Kasdan kukuletayı aldı ve salladı. Olayı örtbas ettim. aniden memeden kesme anlamına gelir. Cinayet Masası'ndan tanıdığı. Yıl boyunca.Oise'da. Gözlerinde kuşku vardı. Derhal detoks kürüne yollandı. . şiş çok daha ileri gitmiş. Saat 15:30'da Kasdan evine döndü. ayin rahibi ise kilise dışındaydı. Sonra yanlış yolda olduğunu hatırladı.Uyuşturucu. Tedavide konuşma ve telkin ön planda gibi. Guda peyniri kornişon.işten atılmadı mı? . FraiKt Audusson bir kartvizit aldı. ama orada da umduğunu bulamadı. Bir Ermeni katedrali. Şu tuhaf görünümlü genç polis ise onda merak uyandırıyordu. Bana soracak olursan şu anda. Ardından. kulakzarının acı eşiği üzerine birçok araştırma yaptık. Yani bir tür gizemciliğe ve çevrebilimsel temellere dayanıyor.Hangi kötü rüzgâr attı seni? . Kasdan daha sonra. sonra ciddi bir sesle: .Cedric Volokine. . Greschi'nin biraz önce telaffuz ettiği deyimi kafasında evirip çevirdi. Saint-Thomas-d'Aquin Kilisesi'ne uğradı. Acı.En İyi adamlarımdan biti Neden? . etrafındaki şeyleri yere düşürmemeye dikkat ederek ayağa kalktı. "Gençlik & Sağlık". Uzman biran kalakaldı.Nasılsın? diye neşeyle bağırdı komiser. Kenarları alınmış tost ekmeği. Bir kopyasını da masanızda bulacaksınız. kendi halinde.Bunun anlamı ne? . "Turkey" bir ülkeyi değil bir kümes hayvanım belirtiyordu.imkânsız. kibar ve sorunsuz. odasında dişlerinin takırdamasını bastırmaya çabşıyordur. Goetz'ün piyano dersi verdiği ailelere telefon etmek içinden gelmedi. .Elbette.Gittiği merkez. Tabii spor da var. yani tedavide ne ilaç ne de kimyasal madde kullanıyorlar. şu anda Çocukları Koruma Birimi'nin başında bulunan eski dostu Jean-Louis Greschi'nin numarasını çevirdi. . Hâlâ diş kırıyor musun? .Bir Anglosakson deyimi. Her şeyi Adli Tıp Enstitüsü 'ne yollayacağım.Teşekkürler. "Cold Turkey" sonuç itibarıyla "soğuk hindi" demekti.Kaç yaşında? . dedi.Özellikle kendiminkileri. deniz altı dalışları veya uçak yolculukları sırasında aniden meydana gelen basınç değişimlerine bağlı olarak oluşan baro travma! arı tedavi ediyoruz. arkasına bir telefon numarası yazdı: . . . . Goetz'ün orgcu ve koro şefi olarak çalıştığı üç kiliseye uğradı. Son derece hassas bir bölge. . Kasdan. Sadece işleri biraz hızlandırmak istemiştim. KarşıpsiMyatrinin mirasçıları anlayacağın. . Kasdan. Kendinde değildi. dedi Kasdan hafifçe eğilerek.Ne sorunu? . Rekabeti kızıştırmalıydı.Cep numaram.Üç günden beri orada. Başrahip hastaydı. Birkaç lokmada sandviçini bitirdi. Bütün vakalarda.Teşekkürler. Tanıyor musun? . kendine yeni bir kahve doldurdu ve gidip çalışma masasına oturdu. Sessiz. Aklına minareleri. Din görevlisi iki günlük bir yolculuğa çıkmıştı. Eroin bağımlılığı. .— Kesinlikle. Zaten bana yeterince zaman kazandırdınız. ancak rahip standart bir Goetz portresi çizdi. Ama herkes orayı "Cold Turkey" olarak bilir. tam olarak nerede? . Ve mutta Noelleri 13 Trousseau'dan sonra Kasdan.Hangi nedenle? Greschi bir an tereddüt etti. Bu yoksunluk semptomlarına yapılan bir imadan başka bir şey değildi.Her zamanki prosedürü izlemeyi tercih ederim. O açığa alındı. Doğruca mutfağa gitti ve kendine bir sandviç hazırladı.Hayır. . Şili'nin yalan dönem tarihine gömülmeyi de istemiyordu. Burada.Bu herif benim kilisemi ilgilendiren bir cinayeti soruşturuyor sanki. Yaşlandıkça duygusal oluyorum galiba . hiç tereddüt etmeden. camileri ve nargileleriyle yağmurlu bir İstanbul geldi. . vücut metabolizmasını tümüyle altüst etmiş ve kalbin aniden durmasına yol açmış. Sandviçinin yanında ılık kahvesini içerken. küçük çıngırakların sesi duyuldu: . Sonra sesini alçalttr. Jambon. benim olayıma gizlice de olsa bulaşma ihtimali yok mu? . Resimleri ve analiz sonuçlarım alabilir miyim? Dedi. Doktor. On Dördüncü Bölğe'deM Notre-Dame-du-Ra-saire'de. acı son derece şiddetli Bu ölüm vakasında da. bilgi alabilecek kimseyi bulamadı. Size verebileceğim tek şey bu. Ofisin tuvaletinde şırıngayla yakalandı. Süresiz.Sana göre. Flechier Sokağı'ndald Notre-Dame-de-Loret-te'de ise Peder Michel'le konuştu.Volokine'in bir sorunu var.

yurtlarda. çocuklar. Daha fazla şey öğrenmek istiyordu. Onlara güven veriyor. muhtemelen hasta bir köpek gibi uykudaydı. Aynı zamanda da iyi bir atıcı. Şu saatte Volokine. bunu sen de benim kadar biliyorsun. Içişleri'ndeki kızlardan birini tavlamıştı ve böylece oraya gelen tüm bilgilerden haberdar oluyordu.Hukuk ve felsefe mason. Ve son derece zorlu. ürkmüş. potansiyel bir müttefik bulduğunu düşündü. Kasdan doğru tahmin etmişti. Eylül 1999'dan haziran 2001'e kadar buradaydı. -Eğirimi? . Çocukluğu yetimhanelerde. Uçan. Onun gibi bir herifi reddetmek enayilik olurdu. Çocuklarla kurduğu diyalog. Kasdan komisere saygılarım sundu. Sicil numarasıyla. Genellikle her vakada en önemli tanık onlardır. dini kurumlarda geçmiş. Olağanüstü notlar. çoğunlukla şuurda dolaşan biriydi. Kötü ve zor koşullar altında geçirilen bir çocukluk düşün.Haziran 2001'de okuldan mezun olduğunda kaç yaşındaydı? Aynasız yüzünü buruşturdu: .Doğum tarihini biliyor musunuz? . Kadınlar bu tür heriflerden hoşlanır. ama ateşli silahlarda ülke şampiyonluğu da var. Cannes-Ecluse'de. Sanırım piyano çalıyor. Korkmuş. Ayrıca muzip bir karaktere sahip. Bu nitelikte birine rastlamak çok zor. . Tehlikeli. bildik şeylerin tekrarlanacağı bir günün başlangıcıydı sadece. İnatçı. Gece gündüz çalışıyor. Bir dakika ayrılmayın dosyasını bulayım. Kasdan korodaki çocuklar karşısında uğradığı başarısızlığı düşündü: . Yetenekli.Evli mi? .. Volokine. Oğlancılarla görülecek bir hesabın vardır. ona insan türünün hayal gücü olmadığım öğretmişti. Sadece kafalı biri değil. Donanımlı. Staj sonuçlan da bunu gösteriyor. Bu aynasız gerçekten oryinal bir herifti. Bütün kızlar onun için deh olur. Saint-Jean-Baptiste'teki cinayetle neden ilgileniyordu? Oradaki çocuklarla kendim özdeşleştirdiği için mi? Greschi devam ediyordu: .Nasıl beceriyor? . Bizim birimde en büyük sorun çocuklardır.Bu merkezin tam adresi sende var mı? Greschi. . jestlerini. Kasdan. kuşkularını sürekli dile getirerek. Bir dakika geçti sonra adam ahizeyi yeniden eline aldı. Kişisel bir nedeni vardı. Ağızlarından bir kelime almak bile imkânsızdır. Gerçek bir psikolog. Her sabah. . Eylül 1978 doğumlu.Sanırım 27-28. biliyor musun? . Paris'in elli kilometre uzağındaki merkezin adresini verdi. . Onun gibi uçurumun kenarında dolaşan biri. . diye devam etti Greschi. Hangisi olduğunu bilmiyorum.Bir sır. son derece taşaklı biri. Volokine yetimdi. Biz burada şüphelileri dövmek için bulunmuyoruz.Bir tür atlama taşı. bir aynasızın hayatında. . dedi memur. Bu oğlan rekorlar kitabında yer alabilecek kadar iyiydi. bundan eminim.Hatırlıyorum. Ve gelecek vaat eden biriydi.Ancak bir özelliği vardı ki her şeyi telafi ediyordu. .23 yaşmda olmalı. Kasdan. Döneminin açık ara birincisi. Kasdan bu kaçık herifi kafasında canlandırabiliyordu. herhangi biri herhangi bir konuda kolaylıkla bügi alabilirdi. Sevimli. Ama gerçek bir çaplan.önce iM yıl Narkotik'te çalışmış. . Onları nasü fethedeceğini biliyor. Kasdan parçalan birleştiriyor ve öğrendikleriyle ilgisi biraz daha artıyordu. Sanırım uyuşturucuya da orada alışmış.Müzisyen. . .Ya polis teşkilatı? . Onların sessiz kalmalarına anlayış gösteriyor. bilirsin. İdari memurla görüşmek istediğini belirtti.Başka? . davranışlarım deşifre etmeyi biliyor. ancak 36 yaş daha genç ve daha becerikli biri. bunun doğru olma şansı son derece yüksek. er veya geç. sana yemin edebilirim. .Çocukları Koruma Birimi'ne alınmak için başvurmuş. Zeki. Hem de her alanda.Hayır. Neden. Elde edilemez. Kanlan mıknatıs gibi çeken biri.Basit mi. Ancak yine de bizim birimde hep böyle bir istek duyulur. gece temizliğe gelen kadınları bürodaki meslektaşlarından daha iyi tanıyor.Maalesef.Bu bana basit bir yaklaşım gibi geldi. Ayrıca onların çizimlerini.Ahunda canki yazmıyordu. Şaşkın haldedirler. Kasdan cevap vermedi. Volokine dışında.Her ne olursa olsun. Cesur. yapacak pek fazla bir şeyin yoktur. Poulaga'daki evde geçirdiği kırk yıl. Yaklaşık bir saat boyunca bu konu üzerinde düşündü ve CannesrEcluse'le başlamaya karar verdi. Narkotik'te yüzde 98 gibi yüksek bir basan oranına sahipti. Son olarak bir oğlancıyı öldüresiye patakladı.Ve sonra onu birimine aldın? . Ve söylememe izin verirseniz. . .

Onun sportif başarılarına odaklanmayı tercih ederdi. Notlarına bakılırsa çok daha iyi bir bölümü seçebi-lirmiş. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'nün telefonunu çevirdi. Birçok kişiyle konuştuktan sonra Kasdan çocuğu hatırlayan yaşh bir kadına ulaşmayı başardı. Neyin önemli olduğuna. Kasdan kolayca Volokine'in.Ofiste çalışmak onun tarzı değildi. Bir alkolikti.Son derece yetenekliydi! Hiç ders almadan. . Cedric'in onunla birlikte yaşamaması beni hep mutlu etmiştir. Kasdan. onun doğumundan hemen sonra ölmüştü. Doğuştan şanssız bu çocuklar için kendiliğinden bir tür uzlaşmaydı bu. Çocuğun vesayetini almıştı.Emindim. .Daha başka? . biliyorsunuz. Yani 5 yaşındayken. . Eğer Volokine 18 yaşından önce bakaloryasını aldıysa. Kasdan Adli Polis'in gazetesinde yayımlanabilecek bir hikâyeyle karşılaştı ve bir durum değerlendirmesi yaptı: Cedric Volokine haklı bir üne sahipti. Yine de Kasdan bir adres almayı başardı. Adam sıkılı dişlerinin arasından zorlukla birkaç sözcük sarf etti. tek basma piyano çalmayı öğrendiğini biliyor muydunuz? Ayinlerde koroda ilahi söylüyordu. "90'h yıllar" kategorisinde. Sonra hukuk okumak için Sorbonne'a. Fransız boksu ve Tayland boksundan da söz ediliyordu. neyin önemli olmadığına ben karar veririm. Üstelik zihinsel bir problemi de vardı.Cedric 5 yaşındayken bize geldi. Çocuğu ondan aldıklarında artık ne okuma ne de yazma biliyordu.. X bir isimle doğmamıştı. .Ya annesi? . Hocalarıyla temasa mı geçmeliydi? Hayır. 17 yaşındaydı! Bir tanrı kadar güzeldi. Dini bir merkez.O da içiyordu.Onu görmeye geliyor muydu? . tahmin ettiği gibi ağzından kerpetenle laf alman bir memura çatmıştı.Benim notlarıma göre. Babası. Cedric'in başardı olacağından hiç şüphem yoktu. .. Kasdan memura teşekkür etti ve telefonu kapadı. Bakaloryasını almıştı. kötü bir fotoğrafının yanı sıra ödüllerine ulaştı: CEDRIC VOLOKINE . Volokine reşit oluncaya kadar yurt yurt dolaşmıştı herhalde. Doğuştan yetim değildi.Kesinlikle. Linklerden birinde ise. öte yandan. Kasdan not alıyordu.Paris. diye kendine bir pay çıkarırcasına konuştu yaşh kadın.Çünkü oğlundan daha iyi durumda değildi. . Belki internette bir şeyler bulabilirdi. sanırım. doğum yeri olarak da hep SSGM merkezinin bulunduğu On Dördüncü Bölge gösterilirdi. Ancak kansere yakalandı. okuldan sonra Narkotik'e katılmış. "90'lı yıllar". hayır. Size fikrimi söyleyebilir miyim? .. Nereye bilmiyorum.Elbette. Sokaklarda görev yapmak istiyordu. .. Ondan hâlâ haber alıyorum. Cedric'in doğumuyla birlikte durumu daha da kötüye gitmeye başladı.. bu 96 haziranında gerçekleşmişti muhtemelen. Elinden hiçbir iş gelmeyen bir sefil. . Ama birkaç yü sonra onu başka bir merkeze yerleştirdi. Volokine'in yetim olduğunu belirtmişti. Eğer büyükbabası olmasaydı Tahta Haç Korosu'na bile girebilirdi.. "şampiyon". . Pis ihtiyar. "geleceğin şampiyonları"." Sitede Kick-boksun yanı sıra Full-contact. Neden daha iddialı bir mevkiyi tercih etmemiş? Mesela İçişleri Bakanlığı'm? .Daha sonra ondan haber aldınız mı? . Rezil bir adam. Greschi. Bu kesin. Kindar. Volokine. Sonra bir gün beni görmeye geldi. ve "Fransa" gibi birkaç anahtar kelimeyi girince karşısına son derece teferruatlı bir site çıktı: "AYAK-YUMRUK BOKSU.Nasıl bir çocuktu? .Siz aklınıza gelen her şeyi anlatın.. Kötü bir adamdı. .Doğum yeri? . Melek gibi bir sesi vardı.Yaklaşık on yıl boyunca.Sanırım bunu para için yapmıştı. öldü ve Cedric başka bir yere nakledildi. Hırçın. . Bir Rus.Ara sıra. söz konusu spor dallarında son 20-30 yılın şampiyonlarının listeleri vardı: "SO'li yular". Cedric Volokine ilk kez 1983 yılında Epinay-surSeine'deki bir çocuk yurduna bırakılmıştı. . Dokuzuncu Bölge. Sylvie Andre gibi adlar taşırdı. Assas'taM veya Nanterre'deki fakülteye kaydolmuştu. Terk edilmiş çocuklar genellikle Jean-Pierre Alain. Uzun uzadıya aramasına gerek kalmadı. Veya telefon açıyordu.Gerçekten tüm bu bilgilere ihtiyacınız var mı? . Sesini alçalttı. Sosyal yardım almayı umuyordu.Çocuğu neden büyükbabası almadı? .Öyle arzulamış. O günden sonra da her yıl birkaç defa uğramaya başladı. Ama eğitim giderlerini nasıl karşılamıştı? Yetimlere küçük bir ödenek ayıran şehir yardım fonundan mı yararlanmıştı? Kasdan yaşlı kadına teşekkür etti ve hemen kafadan bir hesap yaptı. "Kickboks" (rasgele seçtiği bir spor dalıydı).

Sadece o kadar değil. Hadi ama. Ben kulübün antrenörüyüm. . önemliydi. Bu bilgi son derece . 36 numaraya gelmeniz için. dedi. En iyi elemardanmızm geçmişlerini. Ama idrar örneği pek parlak değildi. . Levallois-Perret'deki "Tayland Boksu Kulübü"nde faaliyet gösterdiği yazılıydı. Kasdan.Bir sorun yaşadı.Siz hangi birimdensiniz? .Hâlâ aynı şeyi. Kasdan antrenman sırasında aramıştı muhtemelen. 2 mağlubiyet. Paris doğumlu.İçişleri müfettişi misiniz? Adam inatçı birine benziyordu. anlıyor musunuz? Kısa bir sessizlik oldu. . Madeleine yakınlarındaki Tronchet Sokağı 28 numarada.78 m. Artık kadife eldiveni çıkarıp eline copu almanın sırası gelmişti. Bu tamamen idari bir araştırma. 1997'de. Bir doping kontrolü. . Kendini tanıttı ve yöneticiyle görüşmek istediğini belirtti.. Meslek sırrı olduğunu söyledim.Sorulan ben sorarım. üç odalı yüz metrekare büyüklüğünde bir evde oturmuştu. .36 numara. Neden Volokine başka şampiyonalara katılmadı? . 2 beraberlik. ya şimdi telefonda benimle konuşursunuz ya da yarın sabah için size bir celp yollarım.Sizi C&iric VbloMne'le ilgili olarak arıyorum. Siz ne doktor ne de avukatsınız.Elimizdeki bilgilere göre. . Cedric. diye mırıldandı antrenör.Bu doğru. Hem de hiç. Makalede sporcunun hep aynı kulüpte. Onu torbacılarla ve uyuşturucu müptelalanyla teması sonucunda. . Gelecekleri konusunda en iyi karan verebilmek için. Kasdan hemen telefona sarıldı. En iyimser tahminle yirmi bin frank kirası olmalıydı. Yurtlarda veya pislik büyükbabasının yanında yaşadıklarını unutmak için başvurduğu bir çareydi belki de bu. Ağırlık: 70-72 kg. örnek bir genç olarak tanıtmışlardı. benim.Neden devam etmedi? Büyükler kategorisinde hiç maç yapmadı ıra? yeniden bir sessizlik oldu. Boy: 1.. 1996'da. Bütün bunlar belki de biraz'önce size söylediklerimden çok daha önemli şeylerle ilgili olabilir. Yani. Volokine'in arabasının markasını sordu.Hayır. . Ve hâlâ cevabınızı bekliyorum. Kasdan'ın gözünde. Meslek sun. üniversite ve spor kariyerlerini kapsamlı olarak araştırıyoruz. Cedric Volokine'in ehliyet bilgileri ile eğitimi sırasında oturduğu evlerin adreslerini araştırmayı kabul etti. Kasdan boğazım temizledi. .Volokine doping mi yapmıştı? . Sizi dinliyorum. Kasdan en içten ses tonuyla konuştu: . 1998'de bir Mercedes 300 CE24 satın almıştı.Özür dilerim.Afyon kalıntısı. Kasdan.Balon. Ama bu kez daha uzundu. Kasdan koça teşekkür etti ve telefonu kapadı.Hayır. yaşadığı travmalar nedeniyle içe kapalı bir çocuk tipi canlanıyordu. Ama hikâye böyle değildi. sonra: . . 30 galibiyet (23'ü nakavtla). 1999'da. Cinayet Masası değil mi? .Hayır.Başı dertte mi? . 25 yaşındayken uyuşturucu batağına saplanmış. Adamın iyice canı sıkılmıştı muhtemelen.Benden ne öğrenmek İstiyorsunuz bilmiyorum.Hayır. . Sadece dosyalan güncelliyoruz. . iki kez Fransa gençler şampiyonu olduktan sonra dövüşmeyi bırakmış. Eroin. Volokine Narkotik'e girmeden çok önce uyuşturucu kullanmaya başlamıştı.Ne öğrenmek istiyorsunuz? .1995 ve 1996'da Tayland boksunda iki kes Fransa gençler şampiyonu. Torbacı. Başarılan: 34 dövüş. -Alo! Karşısındaki ses nefes nefeseydi. Çok genç yaşta bir sürü deneyim yaşamış bir çocuk. .Ne bulundu? Önce tereddüt etti. . . Antrenör pek ikna olmuş gibi görünmüyordu. Adli Polis'teki eski meslektaşlarından birine telefon etti ve ondan kayıtlara bir göz atmasını istedi. Adam biraz nazlandıktan sonra. .Buyurun. hukuk mastın yaparken Volokine. Bilgisayar birkaç saniye sonra cevapladı. 17 eylül 1978.' . gerçeği söylemek gerekirse Kasdan'ın ileri sürdüğü sebepler de inandırıcılıktan uzaktı. Ve her şeyi yeniden tanımlama gereği doğuruyordu.

Evet. Kasdan telefonu kapattı ve bin avroluk soruyu sordu. Tabu polis olarak. Vo-lo'nun gülüp geçtiği şeylerdi bunlar. Tıpkı zehirden arınmak için geçirdiği birkaç gün gibi. Uzun yıllar devlete hizmet etmişti. Volokine bazı ufak tefek sıkıntılar yaşamış ve bunlar o dönemde yapılan başkanlık seçimleri sırasında affa uğramış olabilirdi.. Emekli Ermeni polis hakkında da bilgi toplamıştı. yaşayanlara odaklanmahydı. Saygıdeğer Papaz Sarkis de ona Kas-dan'dan söz etmişti. bunlardan biri de Guy George olayıydı. Silahlı çatışmalar konusunda ise Volo sadece abartılı hikâyeleri duyduğundan bu konuda pek net değildi. Ama Kasdan mekânı sokaklar olan inatçı ve zorlu bir polisti. Volokine diğer tarafa geçmişti.. Volokine aptal biri değildi. Her şey bu sistemde kayıtlı olurdu. Bir süre özel Harekât'ta görev yapmış. Bu nedenle taşmadan önce bardağın iyice dolması gerekiyordu ve bu yüzden bir süre Narkotikte çalışması lazımdı. Cedric Volokine için bu kusurun bir adı vardı: kokain. gerçek motivasyonu çocuklar içindi. bu kez de diğer polisin. TORBACL Son olarak ASSK'da (Adli Sicil Sabıka Kaydı) bir araştırma istedi. Onları korumak için.. Eski bir Terörle Mücadele Birimi elemanıydı. Tayland boksu uzmanı. İnsanlar ikinci bir polisin neden aynı soruları sorduğunu arılamıyordu. Converse giyen altı çocuğun ailelerini aramış. Lionel Kasdan. Üç yıldan beri Adli Polis Birimi'nde komiserdi. Ayrıca onun önse-zili. hem de maksimum güvenlik içinde.h yordu: Cedric Volokine polis olmayı tamamen başka bir nedenle istemişti İki yılın sonunda BPM'ye (Çocuk Koruma Bürosu) geçmişti. Kendisi. Vernoux'nun kendisinden önce MottePicquet Caddesi 2 numaraya uğradığım öğrenmişti. Böyle dönemlerde her şey silinir ve hayat yeniden başlardı. Son derece basit bir nedenle. yoksunluk krizi yaşayacağım biliyordu. Ve beş kuruş para ödemeden. Kasdan birçok kez tehlike atlatmıştı. Elbet günün birinde yakalanacağını. elde ettiği tüm bu başarılara rağmen ancak başkomiser olarak mes ieğini noktalamıştı. Sokaklarda faşist. Volo adamın adını hayal meyal hatırlıyordu. Ama diğeri. Narkotik'te çalıştığı. Saint-Jean-Baptiste Katedrali'ni ziyaret ettikten sonra Volokine. olgunluk döneminde polis okuluna kaydolmaya ve iki yıl boyunca o üniformayı sıranda taşımaya iten şey ne olabilirdi? Cevap hem çok açık hem de çok karmaşıktı. ama Iron-Man ve yufka yüreği.I den gelemediği bir sorun. Notlarına göz atarken. sadece hiç riske girmeden ihtiyaçlarım gidermek için. Asıl sorun. sanki eskiden olduğu gibi Marvel'in veya Strange'in çizgi romanlarını okuyordu. şu Ermeni herif. Ama Kasdan. Bu yüzden soruşturmayı sürdürebilmesi konusunda savcıyı ikna etmekte muhtemelen zorluk çekmemişti. Aşın öfke yüklüydü. Kasdan kokusunu alabili. belalı birine benziyordu.Dönemin en pahalı ve en donanımlı arabasıydı. Son derece gösterişli bir model. Vernoux hakkında bilgi toplamaya bir telefon yetmişti. sonra meslek hayatım Cinayet Ma-sası'nda sonlandırmış.' Soruşturmayı yürüten Komiser Eric Vernoux bir sorun teşkil etmiyordu. Volo çabucak bir durum saptaması yapmıştı. elbette kendi başarılarıyla kıyaslanamazdı. Süpermen ve kriptonit hassasiyeti gibi bir kusuru. İşte o zaman ciddi şeylerle ügüenebilirdi. Rakiplerine. şırınga ile kelepçeler arasında mekik dokuduğu. doz saplantısı yaşadığı ve torbacı ağım genişlettiği . Ve Volokine henüz 20 yaşındaydı. Kasdan gülümsedi. Katili yakalayana dek işin peşini bırakmayacağı aşikârdı. Ancak bu çocuk onu rahatsız etmiyordu. Asil topuğu olan bir süper polis. kendi mekânlarında aptalca iyi niyetli eski tip polislerin değerleri. birçok önemli vakada çalışmış. Sayısız yetenekle -zeki. kendini davet ettirmişti. Öğle vakti. ama nüfuzlu biri değil di. kahraman ve yardımlaşma duygusu gelişmiş biri olduğunu da belirtiyorlardı. bir saha adamı olduğu kesindi.. Volokine'in gerçek savaşı. Uyuşturucu müptelası bir torbacıyı. hapse atılacağını. iyi atıcı. îş hayatı boyunca. Leş yiyici oğlancılara karşı mücadelesine başlayabilirdi. Sabıka kaydı yoktu. şu diğer herifti. "kilisenin aktif bir üyesi" olan başkomiserlikten emekli Kasdan ceset bulunduğu sırada kilisedeydi. Ayrıca onun döneminde Cinayet Masası'nda aydınlatılan vaka sayısında bir artış olduğunu da söylüyorlardı.donatılmış. 35 yaşındaydı. Tek bir ceset için bu kadar polis fazlaydı. Tüm bunlar ne çok ahlaki ne de çok sevimli şeylerdi. içine doğuyordu Uyuşturucu ve Narkotik'e geçişi Rus için sadece bir aşamaydı. Asla üstesin. Tüm bu değerler ona göre çok aptalcaydı. hatta biri hakkında tutulmuş sıradan bir zabıt bile. 63 yaşındaydı. sebatkâr.. Ancak bu pek fazla bir şey ifade etmiyordu. Zaten çocuklar Başkomiser Lionel Kasdan tarafından daha önce sorgulanmıştı. bir an süper bir kahramanın hayat hikâyesini okuyormuş hissine kapıldı. kurbanın Şilili geçmişiyle bir ilgisi yoktu. bütün ayar noktalarım altüst edecek derecede hayatla oynayan bu çılgın köpeğin cazibesine kapıldığım hissediyordu Tüm bunların alanda başka bir gerçek gizliydi. bu tür çılgınca motivasyonları olan bir tek polis tanımıştı. cesur. Oysa kendine uyuşturucu tedarik etmeye devam edebilirdi. Volo'ya göre ise bu cinayetin. insanlar ve suç konusunda şaşmaz hisle re sahipti. cinayetin siyasi bir yanı olduğuna inandığı için. Amirleri tarafından takdir edilen bir polisti.. büyük basanlar kazanmıştı. Volokine Şili Büyükelçiliği'ne gitmiş. Ceset üzerinden ilerlemek hataydı. Volo ısrarcı olmamıştı.

Ermeni bu birime girdi ve kısa bir süre sonra da koordinasyon bürosunun. beyaz üzerine siyah harflerle..) Üç yıl sonra. Her yıl. Yumruklarım serserilere. Tüm tarihler buradaydı. Bres'te. Ama tam bu esnada savaş sokaklarda patlak verdi. İran pasaportuyla Lüle'de doğdu. Nitekim 1998'de. 1959. siyasi rakipleri. bu süre zarfında Kasdan her şeyi tatta. İçerideki çılgın. yalnız biriydi. o polisin terfisinde rol oynardı. Cezayir'deki gibi bir "düzeni sağlama harekâti"nın devam ettiği Kamerun'a -Volo bunu bilmiyordu. Kasdan şirketin kapışma kadar yaklaştı. 1984. Primin yanı sıra İçişleri Bakanlığı'ndan bir kutlama mektubu aldı ve liyakat nişanıyla ödüllendirildi. Bu bilgileri elde edebilecek kadar çok tanıdığı vardı. Kasdan hakkında takipsizlik kararı verildi. Şüphesiz Kasdan. Ermeni 1982'de yeniden ortaya çıktı. Kasdan'ın camlı kapıdaki yansımasını gördü. ama bir yandan da cumhuriyetin bu küçük askerine öfkeleniyordu da. Hep onun gerçek bir entelektüel olduğundan şüphe ettim. Brest'teki üniversite hastanesinin cerrahları tarafından mucizevi bir şekilde hayata döndürüldü. Bu darbeyi takip esnasında mı yoksa sorgu sırasında mı almıştı? Cevabı bulmak imkânsızdı. Komiser. önemli şahsiyetleri. Tam o esnada bir gazeteci bir projektör yaktı. pisliklere karşı kullanırdı. Broussard bir polisi görür görmez tanırdı. Aynı anda elli dört saçma Erme-m'nin göğsüne ve boynuna isabet etti. adam kaçırmalar. Kasdan üniformasını çıkardı ve büyük çatışmanın içinde yer alabilmek için kitlelerin araşma karıştı. Birkaç saat sonra 36 numaranın sorgu odasında. Yedi yıl bu şekilde geçti. işte Kasdan. ölü bulundu. Sessiz. Üç yıl boyunca Duduk ortalarda gözükmedi. François Besse. Paris Üçüncü Bölge'de bir deri atölyesinde çalışan ailesinin diretmesine rağmen Fransız uyruğuna geçti. Mesrine. 1964. Volokine bu dönemle ilgili en ufak bir belge bulamadı. bir ila yedi arasında değişen bu not. kendi anti-terör birimini yeni kurmuştu. "Lionel Kasdan birimin en sert polislerinden biriydi. 1972'de. Kasdan "yedi üstünden yedi" alıyordu. Tarihler. Olaylar. öğleden sonra. Şaşkına döndü ve tetiğe bastı. elinde Manurhin'i. 1966'ya kadar karanlık bir dönem. Paris'te Sekizinci Bölge'de. "Diş Döken" veya diğer lakabıyla "Düdük" (bir Ermeni halk çalgısı) Organize'ye girdi. Fransa'ya döndü. Yaralandı. Savaşa yatkınlığı yüzünden sokaklardaki devriye görevinden sıkıldığı kesindi.n. "RY 456321" sicil numarasıyla polislik mesleğine adım attı. Bir kavga ve fikir adamı. Bizzat cumhurbaşkanının emriyle İllegal dinlemeler yapıldığı için "telekulak yıllan" olarak da adlandırıldı. Arras'da yatılı ve burslu okudu. Lionel Kasdan. dosyadaki bazı boşlukları tamamlayabilmek amacıyla birkaç yere telefon etti. . Mitterrand'Iı yıllar. Kasdan da elbette bu işin içindeydi. Kasdan tarafından sorguya çekildikten sonra. Olaylar süresince. her polisin dosyasının bulunduğu Emniyet Müdürlüğü Arşivi'ne gitmişti. gazetecileri hedef alan illegal dinleme işlerinde görev aldı. takım olmayı bilirdi ve son derece dürüsttü" diye yazmıştı. atış poligonunda tanışmışlardı. Her Noel. Ve olaylar efsaneyi yalanlamıyordu.gönderildi. Hikâyenin bu noktasında. Mayıs 1968. çalıştığı şirketteki sekiz memuru rehin aldı.4 Volo ayrıntılar istiyordu. Silahlı saldırılar. her defasında olay yerindeydi.dönemde bu hikâyeler kulağına çalınırdı. (ç. Marseillaise'le ilerlerken. On Sekizinci Bölge'de devriye polisi olarak çalışmaya başladı. 1974'te.. ". Kasdan'ın dosyasında Broussard'in Anıları'ndan bir pasajın fotokopisini de buldu. Christian Prouteau davasında tanıklık yaptı. sakin. Eşkıyalık yılları. polislerin dosyasma amirleri tarafından performans notu verilirdi. Hemen gözlerinde korku olmayan bu hıyarı adamı mimledi 4. Duduk.. yani iç istihbaratın başına geçti. 1979. Ama bundan da zarar görmeden kurtuldu. 1977'de. Zemour Kardeşler. "Duduk"tan on kat zeki olmasına rağmen notu hep "dört"tü. kararlı. polis arşivindeki küçük masanın ardında oturan Volo. Kasdan polis olmak için sınava girdi. tîç ay tedavi gördü. ama nutuklarıyla kimsenin kafasını ütülemedi. Askerlik hizmeti. Kasdan ise savunmasında. Robert-Es-Lienne Çıkmazı'na kadar süren zorlu bir takipten sonra yakalandı. GIGN'nin kurucusu Christian Prouteau. Volokine'in içinde bu yaşlı Ermeni'ye karşı yavaş yavaş bir hayranlık uyanmaya başlamıştı. volokine. polis güçlerinin solcu öğrenciler karşısında zoraki görev yaptığı barikatlarda Robert Broussard'la karşılaştı. Kasdan'a bu birime katılmasını önerdi. Broussard Organize Suçla Mücadele Birirrü'ne girince eski askeri hatırladı. ellerini iki yana açarak "Ne oldu hiç anlamadım" dedi. o Neil Young'ın şarkılarıyla yol alıyordu: "I've seen the needle and the damage done / A little part of it in every one/But everyjunkie's like a settin'sun. iğneyi ve yaptığı tahribatı gördüm I Herkeste onun küçük bir parçası / Ama her can ki bir akşam güneşi. Organize Birim aynı akşam olaya müdahale etti. Hata. işten atılmış bir memur. 1944. yemden ortadan yok oldu.. Fikirlerini ise kendine saklardı. Marsüyah bir gangster. 1962. Otopsi raporunda ise darbeye bağlı beyin sarsıntısı yazılıydı. Bu dönem Giscard'ın yıllarıydı.

Kovboyculuk oynama yaşı geçmişti. Bu silahların polis teşkilatında yaygın olarak kullanılmasına Öncülük etti. Suçluyu tam olarak belirlemek için gerekli zamanı harcamaktan kaçınmayan bir sabır taşıydı sanki. hafta sonları keman çalıyor. beyninin karanlık noktalan. yalanlara derinliğine sondaj yapan bir polis. Kasdan yan otomatik tabancalar konusunda uzmandı. Her ayrıntıyı aklında tutan süper bir hafıza. Aklına yeniden Baş-komiser Kasdan geldi. uyumlu renkler. Gerçek adı Achad M al aldan olan Fransız yönetmen Henri Verneuil'ün meslek hayatı. ıvır zıvır evrak işiyle uğraşmamış. Son derece çarpıcı bir başka makalesi daha vardı. onun bu dönemini hayalinde canlandırabUiyordu. filolojiye ilgi duyuyordu. Bu ayrıntı Volokine'i şaşırttı. evlilik töreni. Bu profilin ardında. Bir eylem adamı. Ermeni bir av köpeğinden farksızdı. bir eğiticiydi. Polisiye romanlarda rastlanılan polislerden değildi. dar görüşlü bir aynasız olmaktan çok uzaktı.. sanatçının iki yüzünü tasvir ediyordu. olay yeri inceleme analizlerine yüz vermemişti. Genelde bütün hatıralan kötüydü. kullandığı kelimeler. kırk yıl boyunca korkusuzca ve hiç ayrım yapmadan verilen her görevi iyi niyetle ve hakkıyla yerine getirmişti. Orada Ermeni kültürüyle yoğrulmuş ve dilini geliştirmişti. Kasdan hakkında yazılanları okudukça şaşkınlığı artarak devam ediyordu. araştırmasından memnun kalmış bir polis gibi sırıtarak diğer polisleri selamladı. Bu dönemle ilgili olarak Volokine.. Kasdan. Doğruca bir internet kafeye gitti ve en dipteki masaya yerleşti. San Lazzaro Segli Armeni'de yayımlanan makalesi de çok etkileyiciydi. Ermeni rafine. Her şeye rağmen kaba. Artık seçkin nişancılar yetiştiriyordu. ama içgüdüleri ona farklı bir şeyler olduğunu söylüyordu. Saat 16:00'da Volokine arşivden ayrıldı. dar Duduk hiç soruşturmacı olarak görev yapmamıştı. Ermeni 40 yaşma yaklaşmıştı. geri çekilme. aynntıcı ve kompeks biri olarak tanımlanıyordu. Volokine başka bir şeyler olduğunu hissediyordu. merkezi Alforville'deki UGA (Umumi Ermeni Birliği) tarafından yayımlanan Ararot dergisinde birkaç yüdan beri Kasdan'ın. nedenlere. Arabasının direksiyonuna geçtiğinde Volo'nun aklına bir fikir geldi. sakinliğini anlatma biçimi. bir depresyon anında. Cinayet Masası'na girdi. favori temasım -çok sevdiği Ermenistan— işlemek için daima kişisel anekdotlardan yola çıkarak yazdığı aylık makalelerdi. bayattan kopma anlan yaşayan Volokine'in hatıralarının canlanmasına neden olmuştu. Kasdan'm bir meslektaşıyla konu» şabilmişti. Volo aptal biri değildi. Volokine. Duru çizgiler. Bir karısı ve 5 yaşında bir oğlu vardı. Sürekli kulaklarını dik tutan bir adam.. birimin başında Broussard vardı. Ermeni polisin kendi elinden çıkmış otobiyografisi! Hayır bu basık bir kitap değildi. Kasdan. Kasdan'm metni insanı allak bullak ediyordu. 0 da.. bağırtılarla ve gitar cayırtdanyla dolu "Chop-Suey" ya da "AF-Lack" gibi şarkıları dinlediğine bir türlü inanamıyordu. Birkaç tıklamanın ardından Volokine gözlerine inanamadı. özel bir şeyler dışında bir sürü önemsiz ayrıntı. 27 yaşmdayken zehir içerek intihar etmişti. bazı Ermeni kuruluşlarına üyelikler. adam Havva-ii'ye tutkuyla bağlanmış ve 301u yıllarda Honolulu'ya yerleşmişti. Ve o tarihten sonra kimse Adli Polis'te onun adını duymadı. 47 yaşında Kasdan önemli bir araştırmacı olup olayları didik didik İnceleyen. Kasdan'ın yalnızlığım. 51 yaşında emniyet amiri oldu ve yönetmeliğe uygun olarak 57 yaşında emekliye ayrıldı. 1991'de Kasdan yeniden sahaya döndü. Ermeni. . Willi-am Saroyan'ın romanları. Rengârenk tuvalleriyle bir tür Gauguin'di sanki. sanatçının içindeki fırtınaları. Bu yıllan RAID'deki çocukların eğitildiği Bieves'de geçirdi. Ermenilerin pasaport sorunu.986'da.. hiç parmak izi almamış. Dudak okuyabilen. depresyonu dile getiriyordu. Onun da ayaklan bir türlü 36 Numara'ya gitmedi. bir şüpheli parmaklan arasında öldüğünde "ne olduğunu bilmiyorum'' diyecek kadar da soğukkanlı. şiddet ve uyuşturucunun etkisi altındaki yaşamının yarattığı kaostan kurtulduğunda veya kurtulma çabası gösterdiğinde aynı huzuru tatmıştı. üyelerinin tümü Ermeni asıllı "System of a down" adlı Amerikalı neometal bir müzik grubu hakkında bile yazı yazmıştı.. Kasdan. Bu kronik birçok farklı konudaydı. parçalan birleştirebilen ve şüphelileri bütün yönleriyle inceleyen bir uzman. Amacı internet ağında Kasdan hakkında bilgi toplamaktı. Kasdan. Kendisi de bu tür psişik bozukluklar yaşamıştı. 1995. Ne olduğunu tam olarak anlayanuyordu. Hiç ummadığı bir kaynağa ulaşmıştı. öğrendiği bilgiler kafasının içinde vızıldayıp duruyordu. Venedik açıklarındaki bir adada yer alan San Lazzaro Manastın. Türk asıllı Amerikalı Arman Tateos Manookian adlı bir ressamla ilgiliydi.. O zamana ka. Kasdan artık yeni bir sayfa açmıştı. Bir kez daha..1. 1964'te Kamerun'dan döndükten sonra Kasdan. Gazete kupürleri. polisler için bir tür GIGN olan RAID (Araştırma-DestekMüdahale-Caydırma) kuruldu. Broussard onun için tam bir "entelektüel" demişti. Kasdan'ın kötülük ve şiddet konusunda büyük bir tecrübesi vardı ve katillerin izini sürerken bunlardan yararlanıyordu. yasal prosedürle ilgilenmemiş. ne de yapı itiba-nyla kronolojik bir metin. ağırlıklı olarak Ermeni keşişlerin yaşadığı bu adaya yerleşmişti. bir kez gördüğü yüzleri unutmayan bir adam ve özellikle de düşüncelere. bir istihbaratçı. dönemin içişleri bakanı Pierre Joxe tarafından.Yıllardan beri Los Angeles'li bu grubu dinliyordu ve onun.

Eğer Duduk. son derece biçimli kösnül bir ağız. Kasdan patlamaya hazır bir bombaydı. saçlarını ıslatan çisentiye aldırmıyordu. Rakibi hakkında bir karar vermeliydi. Kasdan geriledi. Ortak noktasının olmadığı potansiyel bir partnerdi.özgün karakterini kendi toplumuyla daha da güçlendiren bir adam. tek şey dışında. evlilik törenlerinde Charles Aznavour'a Özenen -bu ayrıntıyı telefonda bir başka Ermeni polisten öğrenmişti'. Kasdan kendi gırtlağına birkaç milim kala duran yumruğun titreşimini hissedebiliyordu. Hiç de öyle görünmüyor. Tanışma faslına geçelim mi? . Kum rengi montu ve boynuna sardığı kefiyesiyle. Kendini. . Volokine zili çalmadan ana kapıyı açtı ve bahçenin tam ortasındaki ıggjZ avluya girdi. bir manzara güzelliğiyle betimlenmiş yüzlerin estetiği. Grunge ekolünün mirasçısı genç rock şar-kıcılarının kini andıran. 62 yaş. En kalınında karar kıldı. parlak iri gözler. — Şüphesiz "harmansın". Jean-Paul Bel-mondo ve Alain Oelon'un birçok filmini yönetmişti. yaklaşmakta olan patlamaya hazır bombayı görebiliyordu.Kim olduğumu biliyorsun. Evet. Lionel Kasdan hantal adımlarla üerliyordu. Sarlds yalan söylememişti. 15 . kaim kaşların altında. Ceketinin cebinde. Sağ kola gelince. Kontrastların. dedi Kasdan. Büyük bir başarıyla gerçekleştirdiği bu hareket her şeyin başlangıcı oldu. Bir tür entelektüel. Bakımevine vardığında Volo aklına gelen şeyle irkildi. Ayaklarım el arabasının ön çeperine dayamış. Ellerini birbirine vurdu. Gerisinde bir yığın karmaşık değeri gizleyen fırtınalı.Son yazı. kafasına doğru hızla inmekte olan sopayı sol koluyla havada bloke etmişti bile. Kafasında pek çok düşünceyle metroya bindi. Tepeden tırnağa ürperdi. Polislik yeteneği. ama bu kadar erken beklemiyordu. yavaşça tırnağıyla tütün tabakasını açtı ve sarı tütünü çift kâğıtlının içine yerleştirdi. gözlerim uzak bir noktaya dikmişti. Volokine lalım bile kıpırdatmadı. yüz on kiloluk iriyan adamı. gölge oyunlarının. yumnığun etki alanından çıktı. melankolik bir sürgün. Volokine başıyla onayladı. Suçluları iş üstünde yakalamayı seven bir kanun adamı. Hem de fotoğrafından çok daha net Dikkatini çeken ilk şey herifin yakışıklılığıydı. belki de depresif bir kişilik. bu genç asi. çevresine tehlikeli parçalar bırakmasına rağmen bu zamana kadar patlamadıysa. Sebze bahçesinin hemen yanında duran bir el araba-gjpjn içine gizlendi. Kasdan'la ilgili bir senteze girişti. tek darbede temize havale edebilirdi .Merhaba. onu hep engellemiş ve ayakta tutmuş olan polislik mesleğine saygısı sayesindeydi.1 de duran san tütün yerinden kıpırdamamıştı bile. Ermem çevresine bakındı. Ama aynı zamanda da her pazar kiliseye giden bir Ermem. Volokine.Gereksiz. Benim hakkımda ne biliyorsun? . Volokine ağzı bir kanş açık kalakaldı. Kasdan'ın siyah beyaz filmlere olan hayranlığını kafasında canlandırabiliyordu. monoton bir yaşam süren bir polisiye kahramanı olarak gördüğünden emindi. yağmurdan kafasına yapışmış saçlarına ve Uç günlük sakalına rağmen göz kamaştıran genç bir adam. Vurgun'Aak\ Jean Gabin gibi. babalık. değil mi? Yine sessizlik. . kafasının üstünde çevirdi ve hızla Volo'ya doğru indirdi. sigara kâğıdının için. sanki bir Japon kılıcıymış gibi sopayı kavradı. modası geçmiş değerlere önem veren. Kasdan'm bu tarz aynasızlarla kendini özdeşleştirdiğini hissetmişti. Volokine.Sizinkinden daha iyi olduğu kesin. Fransız yönetmen Kasdan'ı çok etkilemişti mutlaka Her şeyden önce tıpkı onun gibi bir göçmendi ve tüm filmlerinde sıklıkla bu sürgünde yaşama duygusunu ön plana çıkarıyordu. . Her an patlayabilecek parça tesirli bir bomba. . Volokine saat 18. bir metre seksen santimetre boy. gecenin soğukluğunu kemiklerinde hissediyordu. Daha da ileri giderek.Bakıyorum reflekslerini geri kazanmışsın. Kapının gürültüsüyle kafasını kaldırdı ve sarma işini bıraktı. Kasdan da hayatı siyah beyaz görüyordu.00'de internet kafeden ayrıldı. onu. Cevap alamadı.Bundan şüphe yok. bir istihbaratçı. Netice itiba-fjyle en önemlisi de buydu zaten. Şehir. Henn Verneuil olarak tanınan Achad Malakian'la ilgiliydi. Kim olduğunuzu biliyorum. Düzgün yüz hatları. Demir parmaklıkların arasından. Ayrıca. "Kılıcını" yere attı. gl arabasının içinde Volokine.öğrenmek istediğim de buydu zaten. yüz on kilo. daha ziyade karısına asla ihanet etmemiş bir erkek.: de Korku filminin kahramanı Belmondo'nun bir tür gerçeğiydi sanki. Parmaklığın üzerindeki ampullerden birinin ölgün ışığında Kasdan onun yüzünü rahatlıkla seçebiliyordu. Volokine. Verneuil 60'h yılların aksiyon filmlerinin en önemli yönetmenlerinden biriydi. dört ayaklı destekler üzerine bırakılmış kazıklan gördü. Volo gülümsedi. iki eliyle. evlat Ama böyle sevimsiz sıfatlan kullanmamam tercih ederim. Burası cigaralık sarmak için her zaman saklandığı yerdi. Birazdan bakımevinde akşam yemeği verilecekti. Bu ziyareti bekliyordu. bir araştırmacı ve bir polis. Ama inanmıyorum. Tek bir harekette.

." Bu repliğin ardında. hepsi kamuflaj.Lionel Kasdan. Dudaklanrun kenarında beliren ve hiç şüphesiz Emniyet Müdürlüğü'nde bütün kapılan açan çaplan bir gülümsemeydi bu. üç saat kaybetmişti. Alkolik bir avukatı canlandıran aktör. Kasdan." Saçma Sarsıcı.Soru sormayı bırakın.Bu kadar ketum olma.Benim gibi mi? . .. Kasdan da arabasının içinde. Özellikle de beni ilgilendiren vakaları. oğlancüara talak bir polis. Ama ne cinayet uzmanısın ne de bu olayda adı geçen çocuklan sorgulamaya yetkili bir psikolog. . Kirpiklerinin üzerinde damlacıklar vardı. duruşma sahnesinde "Çocuklar asla suçlu değildir!" diye bağırıyordu.Şu cinayet.Onlar bir tanığa ait değil.Bana duvarda bir delik büe görseniz becerdiğinizi söylediler. kadidi çıkmış. 23:00'e doğru.Saat kaçta? . genç kurdunkini duyuyordu: "Katil bir çocuk.Sadece bir çocukla. Cevapları biliyorsunuz. e-posta yoluyla. Bu düşkün görünümlü adamın altında bir dâhi vardı. Evdeki Yabancılar'da. -Yani? . işte hikâye bu. . masumları korumaya her an hazır biri__özellikle de kendi ülkesinden gelenleri. hepsi aldatmacaydı. 16 Dönüş yolunda kafasının içinde bir cümle dolanıp duruyordu. Sübyancılara.Çocuklan Koruma Bölümü'nde polissin.Katilin ayak izleri.Bana ihtiyacınız var. Sizin gibi değilim. aktörün güneyli aksanım taklit ederek. Vakit kaybetmemize gerek yok . Gülümsemesi.Katil bir çocuk. Gözlerini Kasdan'ın gözbebeklerine dikmişti. . Bütün imkânları seferber ederek dulları. Kasdan bir kahkaha patlattı. -Değil mi? . bana bir ipucu ver.Çocuklarla ilgili. Rus gülümsedi. neden bu olayla ilgilendiğin. Volokine sigarasını sarmıştı. .Bir çocuk mu? diye şaşkın şaşkın yineledi Ermeni. nasıl öğrendin? .Dün akşam. öksüz ve yetimleri. Ermeni gevşediğim hissetti. Aptalca.. Kendinizi uzman nu sanıyorsunuz. . Goetz bir oğlancıydı. . . Hâlâ bir damızlık olarak tanınıyor olmak hoşuna gitmişti.Ve bu sabah da. Ama işte şimdi böyle bir iddiayla karşı karşıyaydı. Meslek yaşamı süresince. Bu tür bir aptallığı duymak için elli kilometre yol gelmiş. Tecavüze uğramış bir çocuğun intikamı. yaşama sevmemi. . sütten kesilmiş çocuk kırılganlığı.Boş ver şimdi bunları. Vemoux'nun teleksi sana ulaştı mı? . Rus sigarasını yaktı ve Kasdan'a doğru uzattı: . Genç polis sigarasından derin bir nefes aldı ve yaşlı kurda bir bakış atü. En başından beri Kasdan doğru tahmin etmişti.Hayır. Oyunu sürdürmeye karar verdi. Raimu'nun ünlü repliği. şüphe götürmez bir şeyleri açığa vurarak iyice belirginleştik Kasdan'm görmeyi beklemediği bir gençliği. Tam karşısında duran.Çocuklar» sorgulamak için mi? . Kasdan.Onu beceriyor musun? diye sordu göz kırparak. Korodaki çocuklardan biri ona haddini bildirdi. canlılığı. yüksek sesle aynı cümleyi tekrar etti: "Çocuklar asla suçlu değildiiir. Yoksunluk hali. . Kasdan bir çocuk tarafından işlenmiş bir cinayete hiç tanık olmamıştı. her ne kadar tam anlamıyla doğru olmasa da ağızdan ağıza dolaşan bu efsane bugün ona çok bayağı geliyordu. Sabıka Kaydı Bürosu'nu aradın.Bilmediğim tek şey. Ama yine de incinmişti. .Sadece o kadar değil. Ermeni haçlı. Bir çocuk komplosu.. Orada çalışan bir kız arkadaşım bana sürekli bügi verir.Evet. gazetelerin üçüncü sayfası dışında. uyuşukluk. Henri Decoin'ın bir filminde.Emniyetten. Kasdan anladı. . O da tanık. Gözleri.Benim varsayımıma göre.Kasdan. üç günlük sakalı olan bu genç adam çok daha çekici bir saflık sergiliyordu . . . gitgide şiddetlenen yağmurun altında birer kristal tanesi gibi parlıyordu.Basket ayakkabılarının izi. 40 yıllık meslek yaşamı süresince. Silah arkadaşı olunabilecek bir asker. . . geçmişimi gayet iyi biliyorsunuz. değil mi? . Bu olayın altında yatanları bulmak için de.

Anlaşılmaz bir şey. . ama hangi klinik veya hastane tarafından kullanıldığım saptamak imkânsız. katü ruhlu bir oyun arkadaşı varsayımı. Kasdan. daha geçen hafta. Dikkat çekici bir ayrıntı. Hatırladım.Ben Peder Stanislas. 21:00.. Protez sanki buharlaşmış. Çok önce değil. Şimdilik Ermeni. Otuz dakika içinde evinde olacaktı. -Ee? . Zevk duygusunu artırmak için organı sımsıkı bağlarsın. Chapelle Sokağı'na saptı ve akan trafiğin tadına vardı. daha ziyade can sıkıcı bir şey..Yani bu yıl içinde mi işkence görmüş? .Hayır. .Hayır...Dün sana Goetz'ün cerrahi bir müdahale geçirdiğini söylemiştim.Bunları kendisine yine kendi yapmış... Ama başka bir şey var.Bir sadomozoşist. Bu yüzde yüz kesin değil tabu. Adli tabip öksürdü.Bulamadın mı? . yine Vernoux'dan birkaç saat önce Ur başka ipuctma ulaşmıştı. Ama bu durumda da gümrükte bir kaydının bulunması lazım. On Dördüncü Bölge'deki Notre-Dame-du-Ro-saire Kilisesi'nin başrahibi.Buyurun. Tokalaşmışlar. .. . bir fallus parçası aldım. Bir yarak parçası. orijinini ve müdahalenin nerede yapıldığını bulabilmem gerekirdi. o küçük ibreyi düşündü.. Saatine baktı. Yağmur altındaki Pa.Kimden duydunuz? .1 ris'in ışıltısını ve canlılığını hayranlıkla seyrediyordu. ama asla başka bir ülkeye gitmemiş. Bu da ona yeni bir yol açıyordu.Hiçbiri yetmişli yulardan kalma değil. Bu tuhaf oyunlardaki partneri o muydu? O su deposunun dibinde yaptığı erotik cilveleri hatırlıyordu. . Genç Rus çılgının tekiydi.Hangi protez? . . Mikroskop altında iyice baktım. evet. Oleinini buldum. . sadist. Mendez. Hatta bazılarında hemosiderine bile rastladım. Kasdan Mendez'e teşekkür etti.Benim. 40 yıl boyunca bu gecelerin şehrini arşınlamıştı ve bundan da hiç bıkmamıştı.işkence mi. bazen çok tuhaf şeylerle karşılaşıyoruz. .öncelikle ihraç edilmiş olabilir. Demir kalıntıları. sonra devam etti. Ertesi sabah da Şili'nin siyasi tarihi hakkında bilgi toplamalıydı..Biliyor musun. İnanılmaz. Normalde bu arter hep tıkalı olurdu.Yeni bir haber mi var? . Evet. Çevre yolundan ayrıldı. Bana sorarsan.Protez numarasından.Hepsi bu kadar mı? . sapıkların kaçınılmaz sonu. yemin ederim. diğer keşifle ilgilenmeliydi. . Çocukluğunda böyle bir travma geçirmiş olması muhtemel ve bütün canileri oğlancı olarak gören gergin bir adam. Yara izlerini patolojik olarak yemden inceledim. benim.Bay Kasdan! . Şilili'nin sadomazoşist alışkanlıklarıyla. Protez konusunda da bir sır var. Ama herifin kendi organına çentik attığım söyleyebilirim. Telefon bir kez daha çaldı.Hayır. . sesi tanımamıştı. Mendez devam etti: . Naseer'i. Tam çevreyolundan oturduğu bulvara sapacakken cep telefonu çaldı. Bu bakımevinde kalıp dinlenmeli ve onu bu soruşturma konusunda artık rahatsız etmemeliydi.Wilhelm Goetz'ü duydum. Oysa hiçbir şey yok Fransa'dan çıkarılmış... yani kan. Korkunç.Volokine hakkında kararım vermişti. -Nasıl? . Bugün kiliseleri dolaşırken görüşemediği rahiplerden biriydi. Max-Dormoy Sokağı'na girerken telefonu açtı. sonra telefonu kapattı..Bunu nasıl açıklıyorsun? . Bu da bu ya43 raJann henüz kapandığı anlamına geliyor. Postayla.Sana göre Goetz bir sapık olabilir mi? . Fransa'daM büyük bir laboratuvar tarafından üretilmiş.. Bu cinayetin ardında siyasi bir neden olmalıydı. özellikle de penistekileri. Kasdan bu ayrıntı hakkında ne düşüneceğini bilmiyordu. Tahmin ettiğim gibi toksikoloji sonuçları negatif. dedi.Tamam. Parça. . . . Penisin üzerindeki yaralar bu tür eylemlerin karakteristik özelliği. telefon numaralarım alıp vermişler ve Kasdan onu burada kalması için ikna etmeye çalışmıştı. .Kesinlikle. Ve gizli. Önce kendine sıcak bir kahve hazırlayacak ve o çok özel kitaplarına gömülecekti. hayır. Ermeni suskunluğunu sürdürüyordu.

Bir kaybolma Korodakilerden biri. Müzik tutkunu bir göçmen modeli.Bir çocuk mu? . . Ama kısa bir sessizlik oldu sadece.Geçmişte kalmış gibi söz ediyorsunuz. Katolik.Aslında. . Ama bir sonuç alınamadı.Papaz Sarkis'ten.Goetz hakkında bilgi topluyorum. Yapılan soruşturma neticesinde eşyalarını toplayıp gittiği anlaşıldı. . .. evet. adamın bilindik portresini çizdi.Size göre. Diğer çocuklar gibi.Bir prova sonrası.Dikkatinizi çeken bir şeyler olmadı mı? diye ısrar etti Ermeni. benim. Kasdan. Hiçbir iz bırakmadan. .Sayın Peder.Bir soruşturma yapıldı mı? . Öldüğüne dair hiçbir şey yok. .Ne oldu? . . Başta bunun bir kaçırılma olduğunu düşündük.Evet... Ama Yahudi kökenli olabilir. rahipten tedirgin bir cevap bekliyordu. Rahip düşünüyordu muhtemelen. sah akşamı.Bu olayla ilgilenen bilimin adım hatırlıyor musunuz? .Çocuğun adı.Çocukları Koruma Bürosu size bir şey ifade ediyor mu? -Hayır.. tuhaf ilişkiler.Bana söylemek istediğiniz bir şey varsa. .Hayır.Kaç yaşındaydı? Sesi gerginleşti: . son derece açık fikirli biriyim. kontağı kapattı ve not defterini çıkardı. .Bundan kuşkum yoktu. .. .Homoseksüel olduğunu biliyor muydunuz? . .Hayır. .. . . Soyadı "Vyle yazılıyor. ..Korodaki çocuklardan biri kayboldu. ne de olsa hassas bir noktaya temas etmişti. saat 18:00'de kiliseden ayrıldı. Siz soruşturmayı yürüten müfettiş misiniz? . . yani. cevabım verdi Kasdan. Arabayı demir ayaklatın gölgesine park etti... Park ediyorum.Bu sizi rahatsız etmiyor muydu? . Goetz gayrimeşru bir hayat sürüyor olabilir miydi? . Sapık zevkler. Rahip. . İyi tanışırız..Neden rahatsız etsin ki? Ben son derece.Bir çocuk. konuşmanın tam zamanı. 2004 ekim. Müfettiş. Sırf zıtlık olsun diye provoke edici bir soru sordu: -. Chapelle Bulvan'ndaki havai metro hattının altındaydı.. Ama bu ıür. .Nasıl kayboldu? .Yahudi miydi? .Tam tarihi söyleyebilir misiniz? .Elbette. .Veya başka bir şey.Nasıl bir sorun? .Soruşturmayı yürüten polisin? . bu tür bir kararı verebilecek kişilikte bir çocuk değildi.Hayır. Bir anda.Sorgulandı mı? . .O sırada kaç yaşındaydı? -11 . Kim olduğunu öğrenmek istiyorum.. Hiç eve gitmemiş.Elbette hayır! Neyin peşindesiniz siz? . Kasdan. isyanın eli kulağında olduğunu hissediyordu. "Müfettiş" acaba daha kaç yüzyü bu atıl terim kullanılacaktı? Ama şimdi bunu kafaya takmanın zamanı değildi. bilmiyorum.Homoseksüelliğinin dayattığı bir hayattan mı söz ediyorsunuz? . . kaleminin kapağım açarken.Neden bana bir anda bu olaydan söz etme gereği duydunuz? Wil-helm Goetz şüpheli miydi? .Tanguy Viesel. Bana mesaj bırakmış. evet Üd yıl önce. Kasdan.Hepimiz sorgulandık. . diye sordu. . eğer bir şeyler biliyorsanız.Bekleyin lütfen. .Sizin için ne yapabilirim? .Eğitim yılının başlangıcıydı..Belki de hiç ilgisi yok. hepsi bu. Ama bir sorun yaşadık. Kısa bir sessizlik oldu.

. Tüm bunlar olayı bir çocuğun intikamı olmaktan iyice uzaklaştıryordu.. bu üç kelimeyi bir araya getirmemek için mücadele ediyordu. Plan basitti: Çocukları bir kez daha sorgulamak ve varsayımını bir şekilde kanıtlamak için ona bir gün verecekti.. . Bilinmeyen bir alaşım.Sadece bu değil. Yarın sizi görmeye geleceğim. Aynı yolu kullanmadıklarını söyledi. Ermeni hareket etti. hantal görünümlü parkanın altında kaybolmuştu. Doğal bir şey olduğunu söylüyor. bir acemilik. Kasdan arabayı vitese taktı ve Rochechouart Bulvan'na doğru yola çıktı. Daguerre Sokağı yakınında. Sizinle konuştuğuma çok pişmanım. Volokine arabanın çevresini dolandı. Ben çok iyi anladım.Sence? Merkezin müdürü bizzat kendisi veriyor bize bunu. Homoseksüel-sapık-oğlancı. Ne tarz değil mi? .Söyleyecek başka bir şey yok. Fikir değiştirdik galiba? Kasdan geceyansı ona telefon etmiş ve sabah 10:00'da gelip alacağını söylemişti. Mendez'in söylediklerini düşündü. Ve şimdi de bir çocuğun ortadan yok olması. Provayı bitirdikten sonra Wilhelm de kiliseden ayrılırdı. Rus oturdu. az kalsın "Gözlerinden her şeyi söylemediğini anlamak için" diyecekti. değil mi? . Siyah bir takım. sonra bir an havai metro hattının kemer biçimindeki strüktürüne baktı.Viesel'ler On Dördüncü Bölge'de oturuyorlar. Sapkınlık şüphesi. Babalık.Çünkü koroyu o yönetiyordu. bir otostopçu gibi bekliyordu. ama lafı hemen çevirdi: "Basit bir formalite. Kullanılan sivri cisim. Kasdan bu ayrıntıda Volokine ile katedraldeki çocuklar arasında somut bir yakınlık fark etti.Merak etmeyin. . Ama tüm bunlar haki renkli. yere bıraktığı çantasını kapta ve ona doğru koştu.Bana Goetz hakkında söyleyebUeceklerinizin hepsi bu mu? . Kasdan not aldı ve sormaya kaldığı yerden devam etti: .. Viesel olayında hiçbir şekilde şüpheli olmadı. Raimu'nun repliği şimdi kulaklarında çınlıyordu. ama hiç soru sormamıştı.Bunun nöronları öldürdüğünü sana söyleyen olmadı mı? Volokine dilini sigara kâğıdının yapışkan kısmına sürdü ve iki kâğıdı birbirine yapıştırdı. Kasdan. Yakaları kalkık.Çocuğun adresi? . . Birinci Dünya Savaşı sırasında askerlerin elbombalannı taşımakta kullandıkları çantalardan. Çocuklar asla suçlu değildir. On dakika sonra Volokine. Ayakkabılar Converse'ti. Ve bir kez daha belirteyim. Yemekhanenin duvarında da "Yaşasm Kenevir!" yazıyor.Her şey önemli. 56 numara. Sigara sarma kâğıdı. . Soğuk Hindi'nin parmaklıkları boyunca." Telefonu kapattıktan sonra kollarının bacaklarının ürperdiğini hissetti.Evet. Ermeni üzerine gitti: . .Ne yapıyorsun? . Goetz'ün ne denli temiz olduğunu düşündü. Komiser şaşırmış. Vücudun hedef alınan bölgesi. kulakzaı. "Staj" için demişti. kalemini cebine koydu. Cedric Volokine çok fiyakalı giyinmişti.. Hiç bu kadar doğruluk içermemişti.. Wilhelm sadece.. son moda. Buruşuk. oğlanı buzdolabından çıkardığım haber vermek için Çocuk Koruma Bürosu şefi Greschi'yi de aramıştı. pamuklu beyaz bir gömlek. Polisler ona Tanguy de yarımda mıydı diye sordu. koyu renkli örme bir kravat. -Bin. Bir tür modanın dışavurumu olan bu görüntünün altında dokunaklı bir şeyler vardı. . flk birkaç kilometre sessizlik içinde geçti. . öldürme tekniği bile bunun bir çocuğun işi olmadığını söylemeye yeterliydi. Boulard Sokağı. Rahip geri adım atmıştı. Kasdan. bir naiflik belki de.Evet? Wilhelm Goetz olumsuz cevap verdi. San tütün.Bu soruşturmanız için önemli mi? .Neden? Kasdan. Kıyafetiyle son derece ilgisiz basket ayakkabıları dikkate alınmadığında tabii.Evet. Volokine haklı olabilir miydi? Kasdan aklının sesini dinledi. Kus. o gece Tanguy'i gören en son kişiydi. Kasdan'ın yaklaşan Volvosunu görünce. Rus'un çantasının ordu malı olduğunu fark etti. Bazı çocuklarla birlikte yürürdü. Çocuğun kaybolması ile Goetz'ün öldürülmesi arasında bir ilişki kurulabilir miydi? Not defterini. Aynca.. önceki gece yaptığı şeyi yapmak üzere harekete geçti.

Naseer.Çocuk bir gece çalışmadan sonra kiliseden ayrılmış ve hiç eve gitmemiş. cevabım verdi. yok.Goetz'ün erkek sevgilisi. . Dauphine Meydanı'nda. Bir çakmakla esrar parçasının ucunu yaktı ve tütünün üzerine ufaladı. .46 . dedi Kasdan. Ve kimsenin Sonu anlamadığım da Hapiste diğer mahkumlar tarafından öldürüleceğini de. ancak büyüleyici kokusu yayıldı. Herhangi bir biçimde Goetz adına rastlamadım.Ve bugünden. Yeniden dumanı ciğerlerine çekti. her renkten yaygaracı satıcılarla dolu pazar yerleri. iki yıl önce. Goetz'ün çalıştırdığı korolardan birinde koristmiş. Soruşturmadan bir sonuç alınmamış. Hatta Tann'dan bile. Tam olarak olmasa da. Yıllar içinde sabıka eleğinden kurtulmayı başarmış hiç de azımsanmayacak sayıda oğlancı tamdım. Toplumdan intikam almak isterler. Onun bu bilgisizliği Kasdan'ın hoşuna gitse de bunu açık etmiyordu. Çocuk Koruma Bürosu bu işle ilgUenmemişti. değil mi? . Notre-Dame-du-Rosaire korosunun kayıp çocuğu. en az kötü bu.Yemin ederim. Marais'de veya kenar semtlerde daha önce polis tarafından toplanmış olması gerekir. .Bunlardan haberim yok. Kasdan vites düşürdü ve otoyola girmek için yan yola sapta. Ermeni bir baş hareketiyle reddetti. Bana sorarsan bu herifin.. Notre-Dame-du-Rosaire.Naseer hakkında da bir şey bulamadım. Egzotik. Ermeni derin bir iç çekti: . Goetz'ün evveliyatını öğrenmek için. özenle bir miktar esrarı alüminyum ambalajından çıkardı. sağ elindeki sigarasını havaya kaldırarak. -Kim? .Eğer geüp beni bulduysanız.Fransa'dan mı? . Esrarın kokusu yeniden arabanın içini doldurdu.Bütün geceyi sabıka kayıtlarım inceleyerek geçirdim. Bir canavar olduğunu bilir. Bazen. Kamerun. belki de bu çocuk Goetz konusunda haklıydı. aslında senin hiçbir şeyden haberin yok. En azından ŞiM'nin homo olduğunu biliyorsun. Volokine.Kesinlikle. oraya gitmiş olduğumu aklım almıyor. . laçındaki mermi kalbindeki mermiden daha iyidir. esrarlı sigarasını yapıştırmakla meşguldü.Tanguy Viesel. Volokine dumanı ağır ağır burun deliklerinden dışarı verdi: .Bunu bilmeyen bir tek sen değilsin. . Kesinlikle yok.Haklısın. Çocuk Koruma Bürosu'nun arşivlerini inceledim.Bir çocuk kayboldu.Hayır.Bu benim pedofili varsayunımı doğrulayabilir. Sadece polislerden değil herkesten sakınırlar. Çünkü Goetz'ün bu işin içinde olduğuna dair en ufak bir kanıl.Kamerun'da bir laf vardır. Oğlancılar çok dikkatli hayvanlardır. Çocuğun kaybolmasının ayrıntıları ne? .Goetz'ün birden fazla koroyu çalıştırdığım bile bilmiyorum.Benim geldiğim yerde. nasü bir yerdi? -Uzak. Senin birimin. şerefiniz üstüne.Hangi çocuk? Ne korosu? Kasdan yan gözle Volokine'a bir bakış atta. Arabanın içine esrarın ağır. Doğrudan konuya girmeye karar verdi: . . . . Ondan nasü haberdar oldum dersin? -Kim? . Ama hiçbir şey bulamadım. Birkaç yıldan beri Goetz'le takılıyormuş. . uzun uzun ve özenle. günün daha şimdiden tuhaf bir hal aldığını düşünerek camım açta. . Herif kar gibi temiz. İçişleri Bakanhğı'mn kayıtlarını didik didik ettim. Hint asıllı. . Kasdan bir omzunu hafifçe kaldırdı. Kasdan bu kokuyu hep sevmişti. Volokine konik çiftkâğıtlısmı yaktı. ayrıca da orospuluk yapıyormuş. Başparmağının tırnağıyla dişlerine vurdu.Aslında bir çanta hazırlamış. . yirmili yaşlarda bir Maurituslu.Hiçbir şey bilmiyor musun yani? . Gece boyunca Tanguy'in kaybolmasını araştıran soruşturma ekibim tespite çalışmıştı: Maine Caddesi'ndeki Adli Polis biliminden çocuklardı. Ona Afrika'yı hatırlatıyordu. Kısa bir açıklama yapma gereği hissetti: . Kasdan gülümsedi: . sabıka kayıtlarına fazla.Bana öyle geliyor İd. Kasdan.. . büyüleyici koku üe Afrika'nın mutlak perişanlığı arasındaki zıtlığı düşündü: kapkara tarlalar.Orada bir savaş olduğunu bilmiyordum.Belki de evden kaçmıştır. ondan pek de emin değilsiniz demektir. Anlayacağın Tanguy Viesel buharlaşmış.Tanguy Viesel. Çocuk Koruma Bürosu'nda bir dosyası olmamasına şaşırmadım desem yalan olur. Rus orta esrarlı sigarayı uzattı. Zaten. ama hemen heveslenmemek lazım. . Kurnaz ve zekidirler. Yok. sunumuna devam etti: . Kesinlikle sizin alışkın olduğunuz katillerden çok farklıdırlar. pislik içinde evler.güvenmemek lazım. Ve bilmemen inan daha iyi. bu tür sivri vakalarda. Bu da onu daha çok görünmezleşmeye iter. Her şeye rağmen Rus belki de doğru söylüyordu. . derler.

. Cebimde görenleri hâlâ büyüleyen. . Goetz'ün vücudunda yaralar vardı. Benim de size. Birbirinden tamamen farklı üç cinsel eğilimden söz ediyorsunuz. Chapelle Kapısı. uyuşturucunun etkisiyle güçlü bir kahkaha attı: . bundan eminim.Biraz abartmıyor musunuz? dedi tepkisizce. . dedi Kasdan. esrarın kokusu. birbirinin üstüne biniyor.Sorun yok. bundan eminim.Yani hiç. . Volokine yeni bir sigara sarmaya başladı. Dün gece adli tabip beni çağırdı.. Ama Önce. Bu arada. En tuhaf istekleri yerine getirmeye amade bir erkek orospu. Çevreyolunun paralelindeki bulvara saptı ve Bercy Kapısı'na doğru yol almaya başladı.Vernoux.Çocukların dışında.Bir homo. Ama başka bir şey daha var. Ama Goetz'ün profili çarpık bir hal almaya başladı. küçük herifi. . anlaştık mı? ..Hayır. yani Goetz'ün bir oğlancı ve cinayetin de bir çocuğun intikamı olduğunu söylediğimde. Her durumda birbirimizden bir şeyler öğrendik.Size katılıyorum. . .Bana her şeyi anlatmıyorsunuz. Soruşturmayı hep böyle dumanaltı mı sürdüreceklerdi. Ve sizin kadar otorite değilim. tamam.Sen aynı kamda değil misin? . Onun sapık bir homo olduğunu düşünmeye başladınız. bir oğlancı değildir. .Ben temizim. Gün içinde eroin kullandığına dair en ufak bir şüphe duyarsam seni dosdoğru Soğuk Hindiye gönderirim. Stajın ilk kuralı. Kasdan. . Otoyollar. belki de Goetz'ün homo olduğunu 47 öğrendiniz. genç polisin yüz ifadesine baktı. hiç de fena bir ekip olmayacağız. Rus dilini kâğıtların üzerinden geçirdikten sonra düşüncesini açıkladı: . emniyet mandalını kontrol ettikten sonra tabancayı kemerine soktu. Üstünde silah bulundurmak onun için bir anlam ifade etmiyordu. olayı çözebileceğimize inanıyorum. onunla ben ügilenirim.Eroinden söz etmiyorum bile. polimerden ve çelikten bir tabanca Kasdan. Ve sanırım küçük çocuklardan hoşlandığım da.Biz ikimiz. Şehre ulaşmak için bu karardığa dalmak gerekiyordu. Dün size teorimden bahsettiğimde. o da sağlam ayakkabı değil. Kasdan kendi silahının ağırlığım hissediyordu. Ya da en azından. Sig Sauer marka 9 mm'lik P. .Diğer kurallar ne? diye sordu duman bulutunun arasından. İmkânsızlıklar göz önüne alındığında bile katili yakalayabüeceğimize. Yine de marjinal iki polisiz ve resmen görevli değiliz. Bana ihtiyacınız var. içinden bir Glock 19 çıkardı. Volokine.insanın bir annesinin olduğunu hissetmesi ne güzel. Baş dönmesine karşı koymak için otoriter bir öğretmen tavrıyla sordu: -Sorun var mı? . özellikle de penisinde. bir yoksunluk krizi ya da ne bileyim herhangi bir aptallık... . motor gürültülerine -karışıyordu. eski de olsa bir polis kimliği Var. Bu sabah kutusundan çıkarmıştı. organına ihtimam gösteren erkek sevgilisi. Sanki Goetz bunları kendi kendine yapmış gibiydi. Çocukları sorgulamak için güven verici bir yüzüm olmasa da yetişkinleri etkileyebilecek kadar düzgün bir tipe sahibim.Tanıdığım bütün suçlular masumdu. Tünellerin kapkara ağızları.İşte bu doğru. 226 Para'ydı. . Volokine sigarasını iki parmağı araşma sıkıştırıp sol elini torpidoya soktu. Kasdan'ın başı dönmeye başlamıştı. içinden çıkılamaz bir hale geliyordu. Ama bu yaraların hepsi yeniydi. Kasdan bir eliyle direksiyonu sıkı sıkı tutarken diğeriyle torpido gözünü açtı: . Ve ayrıca bir çocuğun da ortadan yok olduğunu. Capisci?5 Volokine gülümseyerek ağız dolusu dumanı dışarı verdi: . Ters bir söz.Kartları açık oynayalım. -Yani? . . İlk başta bunların Pinochet dönemi Şilisi'nden kalma olduğunu düşündüm. bana deli gözüyle baktınız. öyle değil mi? Ya. ağzını burnunu kırarım. Naseer. Kasdan. . kom-pakt. Ya Vernoux? . Bütün müptelalar da temiz.îlk yamuğunda seni bakımevine geri götürürüm. Sigara kâğıdının hışırtısı. sorgulamayı ben yaparım.Durumu kavradığınızı görüyorum. Daima.Hep en kötüye hazırlıklı olmak lazım. karmakarışık bir bitki örtüsü gibi kesişiyor. Çocuklar konusunda sizden tecrübeliyim. Volokine. dışarıdan gelen klakson seslerine. Oysa bugün gelip beni aldınız.Hayır. senin inine geri dönmen demek. Sonra sakince çift kâğıtlısını yaktı. şarjörü on beş mermi alan. Ve ekibin başı da benim. Unutmayın daha staj dönemindeyiz. siz ve ben.Senin için. onun bu ritmi daha ne kadar sürdürebileceğini düşündü. . dedi genç polis. Elindeki esrarlı sigarayı bırakmadan. canavar ağızları gibi açılıyordu.

n. Resmi soruşturma kendi ataletinde devam ediyordu. Ama kesin olan bir şey vardı. Ama belki de. Ana kapıya doğru yöneldi. değil mi? 5.Kevin. Her sabıka kaydı incelemesi. Volokine bir el hareketiyle gözlerinin Önünde biriken dumanı dağıttı ve yol tabelalarına baktı. Eski bir meslektaşın numarasını tuşladı ve ondan bilgisayarda bazı kayıtlara bakmasını istedi. Helen e-Boucher iaşesi'ne saat ll:30'da gelmişlerdi.Soruşturmaya sıfırdan başlayacağız. zayıf bir nokta. Need for Speed Carbon.. . Sinyal yoktu. Nintendo firmamın geliştirdiği oyun konsolu. Kasdan için anlaşılmaz bir havada cereyan ediyordu. Psikolojik. Hâlâ sinyal yoktu.n. giriş saatini ve gününü anında saptayan ispiyoncu bir programla hafızaya alınıyordu. Hiçbir şey unutulmuyordu: Kasdan biraz daha ısrar etti ve telefonun ucundaki herifi ikna etmeyi başardı.) 7. — Wii için bir PES7 versiyonundan söz ediliyor. Lisenin mimarisi etkileyiciydi. herif hiçbir şey bulamamıştı. Ama bu gerçekten sondu. Sırtını duvara dayamış. Kasdan binaya yeniden girdi. evet O kadar. Hiçbir şey kaybolmuyordu. (ç. . (ç. Kasdan gözlüklerini çıkardı ve teşekkür etti. Duduk.n. çocuğu yalnız yakalamak için en uygun zamandı. Kevin Davtian'ın ailesi oğullarını okula göndererek bu dramı unutmasını sağlamak istemişlerdi ve Vernoux da henüz ortaya çıkmamıştı. Eğer bir çocuk katil fikrini benimsiyorsa. onlardan birkaç metre uzakta duruyordu. Kasdan cep telefonunu çıkardı. ne söylerdin? Kasdan meslektaşını çocukla baş başa bıraktı. . sana Wîi6 getirecek mi? . Tavırlar.Evet? . Konuşma. I Evet. çevre-gincleki dağlarla ve ovalarla yarışan Güney Amerika şehirlerindeki binaları andırıyordu. "Anlıyor musun" anlamında İtalyanca kelime. elektrik tutmuştu. e.Buradan nereye gidiyoruz? .Sempatik. Eyleme geçebilen bir çocuk. Arkadaşça yaklaşımına rağmen Volo'nun ondan daha fazlasını öğreneceğinden şüpheliydi. tuğla. Ne bir suç ne de çocukların birine ait psikiyatrik bir kayıt. Volokine'le karşılaştı. . Volokine doğrudan konuya girdi: . Bu işteki ustalığını göreceğiz. bir ayrıntı tanık çocuğu veya suçlu çocuğu ele verebilirdi. Tam yemek saatinde.) 48 _ Evet. Kasdan Vîncennes Kapısı çıkışma yaklaşıyordu. sonuçta telefonda bu sabıka kayıtlarını ona iletmesi fazla zamanım almazdı. Okulun müdiresi hiç itiraz etmemişti. Mekân gerçekten eziciydi: bronz. Splinter Cali Double Agent: favorin hangisi? ~ Need for Speed Carbon.Hayır.Goetz.Eğer onu birkaç kelimeyle tanımlamak istesen. Her şey farklıydı. geride kalmıştı. Birlikte Score Games'e gittik. Meslektaşı homurdandı. bunu söylemekten sakın çekinme.Peki kuralların? . Koridora çıktı. . Adli. boş sınıfla.Bugün okul var. Görkemli ve yüksek katlanyla. . mermer.îyi oynayabiliyor musun? En iyüer listesine girebildin mi? —Hem de hemen. Pro Evolution Soccer (PES): iferi düzeyde bir futbol oyunu. Eğer çocuklardan biri katilse.Zelda. Onların hiç bilmediği bir atalet. . tek başına bir şey ifade etmiyordu. bakalım. sempatik biri miydi? .Adın neydi senin? . Her okula uğrayacağız.. yapması gereken şeyler vardı. Eylülden beri listedeyim. 18 . Liste çıkardım. Nihayet ekranda çubuklar belirdi. Listedeki her ismi kontrol etmeliydi. o zaman kravat takmakla iyi etmişim.Noel Baba benim babam. Gücümü de buradan alıyorum zaten. Kasdan. Yarım saatin sonunda. Kapıdan çıktı ve Vincennes'in avlusuna girdi. yani senin düşündüğün gibi. Dua edelim de Vernoux henüz ortaya çıkmamış olsun. Adam onu uyarmaktan geri kalmadı: . Ses tonu.Noel Baba.Ne haltlar karıştırıyorsun biliniyorum. Katedraldeki çocukları sorgulayacaksın teker teker. bu şekilde. bağlantıyı yapan polisin sicil numarasını. biliyor musun? -Çoktan.) 48 ■Merdivenden indi. kırmızı tuğladan bu devasa yapı. Geçmişinde bir şeyler olabilirdi. en tutulanı o. Wzi versiyonu. Aksi jafcdirde her şey yatar. (ç. diye gülümsedi yeniyetme. birinci kattaydılar.

Tereddüt içindeydiler. Halbuki müdürün aileye veya Adli Polis'e edeceği bir telefon onların sonu olabilirdi. Herhangi bir sun ele veren tek bir kelime bile sarf etmiyordu. Ağır ağır da olsa ilerliyorlardı. Saat 18:00'de. Timothee AvedÜdan.Sırada ne var? . Kasdan gizliden gizliye bu basan. 12 yaşında. Tepede. Taş binalar gökyüzü rengindeydi. Volokine ağzını açmıyordu. Onun da anlaşılan eli boştu. Cave Sokağı. eldeki listeyi bîtâr-rnemek hiç başlamamakla eşanlamlıydı. Boşa kürek çekme. Saint-Lazare Gan'nın çevresindeki bu mahallede trafiğin yoğunluğu azalacak gibi değildi.: sıklıklardan memnun oluyordu. Ama yemekte olan David Simonian'ı bulmaya gittiler ve yemekhanede buldular. Bagnolet semü. Harout Zacharian. Kasdan biraz daha kafa patlattı ve zor da olsa yerine araş. Aydınlık. ama Volo'yu da yalnız bırakma niyetinde olmadığından durumu daha sonra değerlendirecekti. öğleden sonra sona ermek üzereydi. hiç. Brian Zarossian. Kasdan çocuğu yeniden gördüğünde. Saint-Michel Bulvarı'nı geçti. Bir soruşturmada. Okulun içinde yine aynı nileye başvurdular. David Shnonian. Kasdan'dan o. Volokine. bir polis memurunun meslek hayatı bittikten sonra ıoo S» taksi şoförlüğü yapabileceğini biliyordu. Kusursuz bir bahçe. Geçersiz kimliği gösterdiler Sözüm ona resmi bir soruşturma için geldiklerini söylediler. Nation Meydanı'na indiler. 14:15. 15:30. Auguste-Comte Sokağı'nda bir süre yol aldıktan sonra tam Montaigne Lisesi'nin önüne çıktı. Volokine ondan daha iyi değildi. egzoz dumanlan kül rengi bir atmosfer oluşturuyordu. Çocukta şaşkınlıktan. Çocuk hiçbir şey bilmiyor ve konu Goetz'e geldiğinde rahatsız olduğunu hissettim. Onun bu sıkıntısının günün kısır geçmesinin bir göstergesi olma ihtimali Kasdan'ın kafasını kurcalıyordu. volokine de asık bir suratla ortaya çıktı. turna yapmayı kabul eden bir polis buldu. Lise en az üç yüzyıllık olmalıydı ve tamamen yenilenmişti. bir çocuğa bu yüzden bir travma yaşatmışsa ve çocuk da ondan bunun intikamını almışsa. Bir kez daha başarısızlık. Bina tamamen taştan inşa edilmişti. Bir | kez daha. polisten gelen cevapları beklerken bu eşsiz yapının güzelliği karşısında hayran hayran etrafına bakmıyordu. Jacques-Decourt Lisesi. Bagnolet Kapısı. Dokuzuncu Bölge. Kasdan bir kez daha köşesine çekildi. Montaigne lisesi. Ayak seslerinin hüzünle yankılandığı geniş mekânlar. Saat 14:00'te. Gözlükleri burnunun üstünde. SaintJasques Sokağı'ndan yukarı doğru tırmandı. Abbe-de-l'Epee Sokağı'na saptı. îç açıcı. Diderot Bulvarına saptılar. Onu bizzat gelip ziyaret etmek istediğini söyledi. O anda Paris tek bir maddeden. heyecandan eser yoktu. Ermeni gülümsemesini tutamadı. Yarım saat sonra Kasdan hiçbir şey elde edememişti. Kasdan artık her sorguda Volokine'e eşlik ediyordu. Artık başka bir şey denemek istiyordu. Çünkü Kasdan gibi o da. Gece olmuştu. On Sekizinci Bölge. Volokine. Condorcet Lisesi. 16:45. Bembeyaz taşlar. televizyon dizüerirtin karakterleri veya yeni iletişim teknikleri üzerine yaptıkları konuşmalardan tek kelime bile anlamıyor-dti. 10 yaşında. Altıncı Bölge.Sol Yaka'ya geçiyoruz. Diğer yakada NotreDame yönüne doğru rıhtımı takip ettiler. onun bu yön bulma konusundaki hüneri hakkında tek bir söz söylemedi. iki ortak bir taş ve araba yığını arasında ilerliyordu. sıkıntıdan inşa edilmiş gibiydi. Onların video "■^lan hakkında. Müthiş bir trafik vardı. EllaKareyan. sorgulanacak tek çocuk kalmıştı. Havre Sokağı. Sanla aynı rock grubunun üyesrydiler.Evet. sıfıra sıfir elde var sıfırdı. çocukla ilgilenirken gidip sandviç almasını j istedi. Ölümsüz. Invalides Bulvarındaki Victor-Duruy Lisesfndeydiler. Kasdan yola çıktı.Rahip uysal bir şekilde ona korodaki çocukların İsimlerini tek tek yazdırdı. Kasdan bu sessizliği deşmeye karar verdi: . Trudaine Caddesi. Benjamin Zarmanian. bunu kanıtlamak için sonuna kadar gitmeliydi. Volokine devam etti: . ama bu genç adamın asistanı olma duygusun-dan rahatsızlık duymuştu. Ermeni lisenin koridorunu arşınlayarak ona Üstedeki isimleri yazdırıyor. Çocuk katil baş. Eğer Goetz çocukları taciz etmişse. sağdaki dar bir yola. Austerlitz Köprüsü'ne kadar ilerlediler.. Yiyeceklerle geri döndüğünde Volokine çoktan sınıftan çıkmıştı. Kasdan sola saptı. İca bir korodan olabilir miydi? Mesela Notre-Dame-duRosaire Kilisesi korosundan? Yeniden her şeye sıfırdan başlamak zorundaydı ve Peder Stanislas'ı aradı. Bu sadece bir erkek ile bir çocuğun arasında cereyan eden gerçek bir konuşmaya eşlik etmekten öteye geçmiyordu. bu da günün sonunda şapa oturduklarının göstergesiydi. Jean-Jâures Okulu. 13 yaşında. saç kesimi ve Volo'yla olan benzerliği karşısında gözlerine inanamadı. Yine de bu suç ortaklığı ona bir şey kazandırmıyordu. Sıfır.

Hayır.30 yaşındasın. JDavid'i bulduğu genç bir adam. _ Bilgisayarına baktınız mı? | Hayır. kravatım düzelterek yaklaşıyordu. . Aklıma gelmedi. Katedralin balkonuna ayak izini bırakan çocuk tek tanık değildi. ne dersin? — Hayır. Ve bu yüzden de hiç şansları olmasa daha iyi. Ha PC ha Mac. Öğleden sonradan bu yana ilk kez Volokine gülümsedi: | oğlancılar. güzel yıllarım hatırlatan ve öz oğluyla yaşadığı hayal kırıklığını unutturan bu çocukla zamanı paylaşmak gibi.. Kasdan adresini biliyordu. Yanılmış olamam. Kasdan o kadar öfkeliydi ki başka bir yolu.Belki d eşu teorini yeniden gözden geçirmen gerekiyor. e r im i . bütün gününü. Volokine'in keyifsizliği ona da bulaşmıştı.. V o l o k i n e t o p u k l a döndü. Son derece sıkıcı bir banliyöydü. bir polisin e nbüyük düşmanıdır. Bu tarafı biraz eşelemek iyi olacaktı. Kasdan hızlanıp. Onu yönlendiren bir yarayla yaşıyordu. Aslında bu genç polisi neden dinlediğini biliyordu. sonra dumanı içine çekmek için gevşedi.Ayrıca Goetz'ün piyano dersine gittiği aileleri de aramalıydı.G e l i n . Volokinef t u h akıyafeti ve parkası içinde.. S Ben çoktan evi aradım. . Ne bilgisayarda ne başka bir yerde. En azından bu konuda. Veya masum. 50 Kasdan salıncaktan zorlukla kalktı. çocuğun anne babasırun gelip bir şeyler sormasından çekmiyordu. David aynasızlardan tiksiniyordu. Ona çok daha yalan biri. Zaten pek anlamam. Ne biri ne de öteki konusunda. * . % Haydi. Bir aynasız. Tecrübeli bir polis olan o.Ne düşünüyorsun? . Uyuşturucu müptelası genç bir polise sınırsız kredi açmış. Onları hor görüyordu. Storu kapattıktan sonra makineyi açta. Bırakalım da programlan yüklesin. başı Öne. çocukları bir de onunla birlikte sorgulamak istediyse. pedofili takıntısı olan müptela bir polisle boşa harcarken. Rus başım kaldırdı v eKasdan'a baktı. bahçede.E v e t ? f . . Voiokine'den bu kadar etkilenmiş olamazdı. Bu kadar basit işte. Timothee Avedikian çoktan okuldan ayrılmıştı. kolay para kazanma sevdasıyla yanıp tutuşan yeni nesilden bu çocuk. Çene kasl a rgerildi.Hiç. bozuk bir salıncağa oturarak bekledi. Ya İstihbarat Servisi ya da Ulusal Güvenlik Dairesi. tüm bu yöntemler Vernoux tarafından çoktan denenmiş olabilirdi. — Mac Intosh. VolpkineTe onu bir araya getirecek pek çok geçerli sebebi vardı. Temasa geçtiği avukatın numarasını bulmak için bütün telefon numaralarım didik didik incelemesi lazımdı. Kısaca hoşlandığı. bu uyuşturucu müptelasının soruşturmayla ilgili bir gerçeği bildiğine inanıyordu. Hâlâ Bagnolet semtinde yol alıyorlardı.. yeni teknolojilere tutkun. Start-uplara. benim için fark etmez. babasının sefil bir maaş için 40 yıl boyunca sokakları nasıl arşınladığım anlamıyordu. Gerçi her serserinin bir tercihi vardır. Aileye kendilerini tanıttıktan sonra. Gözlerini kam astırmıştı. e d a i m a k a z a n d a n . şu aptal meslek yüzünden arala-rznda artık bir bağ kalmadığım Kasdan kafasından bir türlü atamıyordu. — inat.. ı — H e p s e z g i ldinledim. Hepsi son derece ketum. Oğlunun ondan gerçekten kopmuş olduğunu. bu doğru değildi.Bir Mac Povver PC G4. Bir gün babasına yarı kindar yarı alaycı bir şekilde "Bir aynasız hayatta hep başarısız olmuş bir serseridir" demişti. Paul-Vaillant-Couturier Sokağındaki eve vardılar. Eski bir model. Goetz gizemli bir adamdı. saate karşı yarıştığı bu soruşturmada değerli saatlerini heba etmişti. Asla ^erıdisine karşı kullanılabilecek bir kanıt bırakmamıştır. Volokine'in karşısına dikildi: _ Beni dinle. Ne kadar dikkat etseler de. orgcuyla ilgileniyordu. diye mırıldandı Volokine. senin için bir sorun yaratır mı? . sümüklüböcek gibidir.Hayır. Sanki katrana bulanmış gibi.Ne fikri? X Goetz'ün evine gidiyoruz. Burada ne arıyordu? Bütün günü boş bir kuruntu uğruna harcamıştı. t. ağzına dolan dumanı dışarı verirk e nV. Şilili'nin siyasi geçmişi hakkında bilgi toplamak için bu servisleri biraz karıştırmak gerekecekti. Volokine çocuğun ağzım aramaya başladı. Eğer gidip Rus^u aldıysa. Ona. K e n d ibazı ilkeler koymak için henüz çok erken. Bir sokak adamı. cinayetin siyasi yanı olma ihtimalini denemeye karar verdi. karanlıkta parl a y aiki ateşböceğini andırıyordu. karanlığa gömülmüş dairedeki bilgisayarı görünce. Oğlunun onu terk edişinin yar asıyla. Hiçbir şey yok. Ermeni. dedi. Çoktan sokağa çıkmış olan Volo-kine yetişti. Gözbebekleri. ar-kalarında hep iz bırakırlar. çevresini san bir duman ne r ı ü s tü n d e bulutu iarnuştı. Bir Craven çıkardı. Arkasında ayak sesleri duydu. gidiyoruz. Wilhelm Goetz dinleniyordu. Burnundan soluyordu. Evet. Ve Tanrı ona oğluyla ayni yasta bir ortak göndermişti. Bbir k a a ş fikrim var. eğik. . Daha çok "G4" olarak bilinir. . Ve böyle düşünüyordu. Ve bu iz de onun bilgisayarında 19 .. Şu an buna yemin edebilirdi. bunun tek nedeni vardı. Gerçek bir paranoyak..E v e hiç. n Yaktı.

Bilgisayar konusunda üstün yetenekli çocuklar. yüzeysel bir dünya.Fransızca konuş. Buna göre insan dili diğerleri gibi sadece bir yazılımdan başka bir şey değil. Data file listesine erişmek için normal «ser'ların üstünde bir tür "süper user". Wachowski kardeşler.. . Fransızcayı anlryormuş gibi göriinü-yor -bu yanılsamayı yaratmak için programlanmış. FUtreliyorum. Marksistlerin söylediği gibi köleleştirici bir makine.Bundan ne anlıyorsun? .Onları nasıl tanıdın? .. Matrvc filmini düşündü. Bugün sadece kitap ve DVD almakta interneti kullanıyordu. Kendilerini bilişimin özgürlüğü için çalışan galaktik bir topluluk olarak tanımlıyorlar.ama sadece rakamları ve sadece ikili rakamları algılıyor. harfler akı yordu. Çünkü buradaki şifreyi çözebilirim.Bizden istediği şifre sadece oturum açmak için. Kasdan onu izliyordu. . önce makinenin vızıldaması duyuldu. Siber av. Birbirinin içine geçmiş alt listeler linkini izlemek gerekir: sistem. . birçok kez bankaların bilgisayar sistemini çökerttiler ve her seferinde de hesaplarına geçirdikleri parayı ertesi gün iade ettiler.Bilgisayardan bu kadar iyi anlıyor musun? Volokine kafasını salladı. resimler. Satarlar rüzgârda savrulan otlar gibi fini fini dönüyor. İnternette fotoğrafların ve videoların izini sürmek için "peer to peer" yazılım programıyla geceler geçirdim. Ama çabuk bıkmıştı.. Maupassant'm bir hikâyesinden fırlamış. gözbebekleri iki sedef damlası gibi parlıyordu. . özellikle de pahalı markalardan habersiz bir broker'ı andırıyordu. En azından içinde ne olduğunu öğrenmek için bilgisayarı götürmek gerekirdi. Bu sapıkların Asil topuğu bilgisayarıdır. Yazılar. . Emekliliğin ilk dönemlerinde internete heves duymuş. . sesler. ardından ekranda şifre soran kutu belirdi 8u kez Rus birkaç harf yazdı. Yani Goetz'ün özel belgelerini incelemek için. Hazine bulmuş bir korsandan farksızdı.. Makinede araştırmaların m. . Şüphesiz bir Şili manzarasıydı. tıpkı eskiden Mini-tel'i kullandığı gibi. internetten İndirdiğim bir programdan geçiriyorum. dedi Volokine.Almanya'da Avrupa'nın en iyi hacker'lan tarafından eğitildim. bilişim dili ile Asya kaligrafisi arasındaki benzerlikten yararlanmayı bilmişti.Makineyi açmak için şifre yok.Paris ile Berlin arasında bir oğlancılık davasında. Kaos Bilgisayar Kulübü çocukları. .Bir data file konfigürasyönu oluşturdum. bembeyaz ve sonsuz. Bilgisayarın ışığı alttan yüzünün hatlarını okşuyor. Goetz'ün masaüstü duvar kâğıdı bir tuz çölüydü. Ekrandan büyük bir hızla çeşitli kısaltmalar. Tekrar söylüyorum.Ne yapıyorsun? diye sordu Kasdan. harfler akmaya devam ediyordu. .İşletim sisteminin dili. uygulamalar. bize yardımcı oldular. . Siyah elbisesi. Bilgisayarlar soyağaçları gibi işlev görür. Bilgisayar uysalca ikonlann listesini ekrana döktü. lütfen. kalın gömleği ve örme yün kravatayla kendi dünyasının gelenek ve göreneklerim bilmeyen. Parkasını çıkardı. iyi bir başlangıç. . eğilip bü-kühryordu.Ne demek şimdi bu? . bayramlıklarını giymiş genç bir köylüye benziyordu. Çok sayıda isim kolonu belirdi.. Daha çok. Kasdan bir şey arılamıyordu. Kasdan genç polisin arkasında durdu. rakamlar. Almanya'da. bu yeni oyuncağından başlarda büyük zevk almıştı. Ardından binlerce harf yeniden akmayı sürdürüyordu. Web dünyası bir tür bilişim fasfc-food'uydu."Shell" moduna geçiyorum. . Ekranda şifreyi soran bir kutu belirmişti: Volokine onun şaşkınlığım fark etti: . temaslarının.Şimdi programın kaynağına ulaşıyorum. Arada bir Volokine üstenin akışım durduruyor ve bir doküman açıyordu. ilişkilerinin hemen hepsi vardır. Bu listeleri. Volo bilgisayarı yeniden başlattı.. Anlaşılmaz yazılar. .Anlamaya çalışmıyorum. data filolar. telgraf harfleri gibi hızla akıp giden satırları izliyordu. Kasdan. bildik harflerden çok daha ince. sonra klavyenin üzerinde piyano çalar gibi parmaklarını gezdirmeye başladı.Şu anda ne durumdasın? . çok daha kırılgandı. Bu işaretlerin görüntüsü. hatta şifreleri ayıklayan bir tür ağ. Onların sayesinde pisliğin izine ulaştık. Bu çok farklı. Teknolojinin tehlikelerini topluma göstermek için bilgisayar sektörüne darbe üstüne darbe indiriyorlar. Ak 51 si takdirde perişan olmuştuk. sapıklara karşı çok etkili bir silahtır..Goetz tarafından oluşturulmuş ve hafızaya alınmış dokümanlar. Pedöfîller tarafından kullanılan anahtar kelimeleri. Demode biri olduğunu hissediyordu.

. u 52 -Shell dili mi ? . Kullanıcı bu verileri sildiğini düşünür. Ve mantıklarım izlemek. .. Volokine yeniden klavyenin tuşlarım takırdatmaya başladı: . Yani başlangıç koduna..Volo.Hayır. kahretsin. Oysa bu kod dünyanın en İyi korunan sırlarından biridir. bilgisayar geçici bir data fite oluştur u rincelenen sayfayı belleğe alır ve ekranda yeniden oluşturur. Dosya sistemi üzerinde bulunan dosyanın özelliklerini. Ekranda yeni simgeler belirdi.Neden imkânsız? . Bunu bana siz söylediniz.B geçici data fitelar. diye söylendi. ama bunlar yakalanması gereken hareketler.. Boş dosyalar göz önünde kalırken.Elbette.Hiçbir şey bulamıyorum. şifreleri. izleri yok etmek için. Ne bir gey zımbırtısı ne de bir Viagra siparişi.Bir bilgisayar. Rus'u ikna etmeye çalışıyordu. .Hayır. Bu Mac. Bu şe-kilde kişi bir serveti incelediğim sanır. Genellikle burası bir altın madenidir. . Bir bilgisayarda her şey yüzeyde gerçekleşir. Her data file. Volokine'in gelip Mac Intosh'unu karıştırmasını istemezdi doğrusu. . Algoritmalar evre-jninde.Kahretsin. Şimdi bilgisayarla kendi özgül alfabesiyle konuşmak lazım: ASCH koduyla. Ve niçin dinlendiği de.Kaçak sitelerdeki gezintiler bile mi? Sadece bir tık süren zaman dil i m içinde gerçekleşmiyor mu? i Volokine gülümsedi ve ekranı Ermenfye doğru çevirdi. (ç. aslında makine çoktan gö-rünt. Klavyenin üzerinde biraz daha gezindi. Kasdan. Diğeri gibi komplike görünebilir.Henüz son sözümü söylemedim. -Nasü? .' mantıklardır. Volokine klavyedeki birkaç rakama tıkladı. Toplum tarafından sürekli gözaltında tutulduğunu bilir. Genellikle. E-postalar bile temiz görünüyor.Internet girişlerine göz atacağım.Sana hatırlatırım. Yeniden tuşların tıkırtısı duyuldu. Daima. Belleğinde bazı site isimleri uçuşuyordu. Son derece ihtiyatlı.Ama dinlendiğini de unutmayınız. Hiçbir şey yok. Ama bir bilgisayarda hiçbir şey silinmez. sonradan bunları silip temizlemiş olamaz mı? . herifin teki çıkıp kendi hard disc'ini oluşturabilir ve böylece ortada bilişim pazarı diye bir şey kalmaz. lndex-nodes kısaltması. makineleri sorguya çekmek için onlarla kendi dillerinde konuşmak gerekir.Kim tarafından dinlendiği bilinmiyor.Bu zımbırtı da ne? . Bu da yeni bir hard disc oluşturmayı sağlar. Bu imkânsız bir şey. Kullanım sıklığına göre sıralanıp hafızaya alınmış. içkiden çıkılamaz. Big Natural Tits. koro idare eden yaşlı bir adamdan söz ediyoruz. Bu imkânsız. Çok sık girdiğiniz siteler. Bu başka bir düzeydir.Bok herif. şehir gibidir. dosyayı oluşturan blokların listesini ve bu blokların diskteki adresini tutan veri yapısı. . İnsanların çoğunun onlarla ilgili düşüncelerini taşaklannın kesilmesini İstediklerini. Senden başka Goetz'ün cinsi sapık olduğunu söyleyen yok. semboller akmaya devam ediyordu. Volo ise tam tersine gayet rahatta. Rakamlar. . ama . Adresleri. . ama bu aslında insanın küçük belleğine verilmiş bir taviz.Tekrar ediyorum: Bir pedofil son derece kuşkulu bir hayvandır. listenin tepesinde yer alıyor.n. . Belirlenmiş ve hafızaya alınmış binlerce oğlancı sitesi. Kasdan. büyük bir keyifle avının peşinden giden bir avcıdan farksızdı. Kahretsin. .Hiç porno sitelerine girrnediniz mi? Kasdan cevap vermedi. . . Yapılan her girişte.Her şey.. Bu da onun dâhi bir bilgisayarcı olmasını gerektirir.) Neden? . Bu yeni data /rte'lan benîm detektör programımın taramasına sunacağım. kahretsin! 8.üyii hafızaya almıştır ve incelenen de sadece bu görüntüdür. İnode'larm arasından dokümanların süresini çözmeye çalışacağım. Big Boobies Heaven. bizim küçük Şilili müzisyenin kusursuz bir sırdaşı. . dedi Volo. Buna da inode denir. Daha inode'lar8 var. kodları. tehlikeli gerçek data filey\ax belleğin derinliklerinde saklanır.Geçici data füe'lar.Goetz'ün pedoül sitelerine girdiğini varsaysak bile. . Kasdan. Udu yapıların derin katmanlarında her şey korunur. bu it herif. Yeni bir liste belirdi. VYilhelm Goetz bir kurban.Bu fonksiyonu uset^lara yüklemek dolaylı olarak sistemin temeline inmeyi sağlar. anlıyor musunuz? . kullanıma hazır. gizleyecek bir şeyleri olan herifler aynı adı taşıyan birçok doküman oluşturur. Bir bilgisayar dehasından değil.. belleğin bir köşesinde arşivlenir ve her zam a n i n c e l e n e b i l i r . . Aksi takdirde. sadece tek bir adrese sahip bir evdir. derin bir cangüa girdiği hissine kapılmıştı. Kujakdavullan delinerek öldürülmüş 63 yaşında bir adam. Klavyenin tuşlarına büyük bir istekle basıyordu.

Bizans mimarisini andırıyordu. Artık gözleri karanlığa alışıyordu. Havalandırma pervanesi ise bilgisayarın patlamasını önlemek. Işık huzmeleri karardığı zapt edemiyordu.Bilgisayar asla silin ez. Bu işin uzmanı diğerlerini eğitir. Daha içeri girmeden kubbesinden ve haçlarından etkilenmişti. Bazı diş dolguları gibi gümüş rengindeydi. son derece karanlık büyük bir yerdi.Hâlâ aynı boktan masumiyet Goetz.Yok. duygusuz melekleri düşündü. Hep dirsek temasındadırlar. Goetz. iz de yok. Eski bir "koro çocuğu" olduğundan Volokine neredeyse Paris'teki bütün kiliseleri biliyordu. Bu başarısızlık sanki buhur kokusuyla daha da perçinleniyordu. Bana inanın. Yeni listeler belirdi. Wil-h e l m G homoseksüeldi. Uzaktan görülen ışık haleleri ortama bir şenlik havası katıyordu. süpürme yöntemiyle makinenin her yerini tarar ve silinmiş olan her şeyi algılar. bu işin uzmanlarınca eğitilmiş mutlaka. Koyu karanlığın üzerine çöken acı. Taş duvarların hapsettiği karanlığın yoğunluğunu azaltmayı başaranuyordu. Kasdan hâlâ. daha soğuk. Devasa bir yerdi. orada. Kasdan onun bıraktığı iz~ . Bu zırva-üklardan ne elde edilebileceğini büemiyordu.Biraz zorlandın. sonra bilgisayara yerleştirdi: .' Herkes burada. Sanki yüzyıllar öncesinin derinliklerinden çıkıp gelmişti. bu ibneler konusunda tecrübe sahibiyim.. bir "?" işaretiyle başlayan satırlara bakıyordu. Volokine çevreye kaçamak bakışlar atıyordu. Sadece yerini yeni bilgilere bırakır. Kutsal su kabının biraz ötesine üniformalı polisler "girilmez" şeridi çekiyordu. insanın doğasını bilirsiniz. bu da onu kolayca saptamamızı sağlar. kendisi de hapsol-nıuş bir koku.Ne buldun? . mutsuz bir çocuk hayal ediyordu. ama Saint-Augustin'e hiç gelmemişti. sağdaki ve soldaki şapelleri ayırt edebiliyordu. . o harfin yerini soru işareti alır. Hâlâ yürüyorlardı. Volokine bu soğukluğu ağzının içinde hissetti. sanki sokakta film çekiliyordu.Kasdan. bu vitraylar bile insanın kanını dondurmaya yetiyordu.Oğlancılar dayanışma içindedir. Süper hızlı bir program. Bilgisayarın derin katmanlarına nüfuz eden bir tür sonda Buna low level denir.Son çare olarak geriye bir tek bu kalıyor. . sunağın yakınında. Başlığın devamı aynı kalır. . 29 Kimliklerini gösterip şahında ilerlemeye başladılar. kahrolası. heyecanım bastırmak istercesine çalışıyordu. değil mi? . Aslında Volokine. burada ilişki kurabileceğimiz en ufak bir iz bile yok. Oysa. Başka bir yerde.Başka bir tane daha var. ölümcül hava burada başroldeydi.tnierpuygf ?hgdf654 i "a) 89789789ÇÇVjhgjhv ?kjhgfjhgdg543534345 ?iuytiuyY64565465RC ? yutuytyutzftvcuytuyw Volokine. Saniyeler. acımasız. Teknoloji yok. Âşığıyla sıradışı kir cinsel bayatı olsa bile. Ne de tek 53 herifi. Kilise lavdan veya linyit taşından inşa edilmişti. Pencerelerin içine resmedilmiş. beynin karamsar bir kıvrımından doğmuştu. İki ortak bir kez daha kimliklerini gösterdi ve içeriye doğru yöneldi. Şimdi ise mekâna hâkim olan ezici etkiyle şaşkına dönmüş bir haldeydi. Vitraylı pencerelerden giren cimri aydınlık kendine bir yol açmaya çalışıyordu. Eğildi ve elini çantasına soktu: . Naseer onun ilk herifi o e tz değildi. İbneler yanmış barakalara benzer. Negatif dalgalar. . Bilgisayar hâlâ bir motor gibi homurdaruyordu. insan ilişkilerim kullanıyordu. onlar da başkalarım.. yakıcı.Bir şey yok mu? . Sadece onlar. siz benden daha yaşlısınız. Volokine bilgisayardan CD'yi çıkardı ve derin bir nefes aldıktan sonra tükürür gibi konuştu: . Olay Yeri kıceleme'nin elemanları projektörlerini yerleştiriyorlardı. uyumakta olan bir canavarın Özel hayatı karşısında şaşkınlığa kapılmış biri gibi fısıldadı: . motorun gürültüsü eşliğinde ilerliyordu. 53 . Bu durumda surlarıyla öldü demektir.Ya da Goetz teröristlerin yöntemini. Bunun başka bir makine kullanması dışında bir açıklaması olamaz. beyaz ve gri vitraylarıyla çok daha karanlık olan. Ele geçirmek imkânsız. Aziz Wilhelm olmalı. Ne? Başka bir cinayet. Genç polis tuşlara basmayı sürdürüyordu. Ama boşuna. Dışarıdaki iç karartıcı günden bile daha sıkıcı. Ermeni alçak sesle sordu. Ya da ruhların deıiıüMerinden.Bir "undelete" programı. Her satır bir soru işaretiyle başlıyordu: ?uyte'u§(876789gan . Bu alanı açmak için ilk harfini gizleyerek önceki datafile'ı ekarte eder. Alışılmadık bir parlaklık olağanüstü bir şeyin habercisiydi. çevresi kurşun kaplı dini kişilikleri dikkatle inceledi ve mantıkları irısamnkinden tamamen farklı olan. Kilisenin dip tarafında.Bu mümkün değil mi? Bu adam zamanını koro çalışmaları ile ülkesine ait hatıralar arasında geçiren biri olabilir sadece. Volokine elinde parlamakta olan CD'yi salladı. Bu program. ama Rus kendinden çok emindi. Karanlık bir düşünceden.

Ermeni sesine hâkim olmaya çalışıyordu. Maun tuşlu'n un binanın. Telefon ısrarla çalıyordu. Hayatlarım mahveden şeyler.Beni allak bullak eden travmalar. Heladan farksız. hizmetçi odalarının bulunduğu en üst katında oturduğunu söylediğini hatırlıyordu. kaderimi satıyordum. hiç tanımadığım bu çocuklarla ilgili. Odalardan birinden televizyon sesi geliyordu. Kasdan.Gidip Naseer'i. Kasdan. Günlerimi rahiplerin yaranda eğlenerek geçilmedim evet. Kasdan tek kelime etmiyordu. aç. Volokine çantasını kapattı ve ayağa kalktı. — Uyuşturucu satışı yaptığın dönemde mi demek istiyorsun? . dar ve uzun yol zavallı ibnenin tiksinerek karıştırdığı küçük çantasıyla büyük bir uyum içindeydi. dedi Kasdan telefonunu çıkarırken. Pul pul kalkmış duvar boyaları. Birkaç saniye sonra Kasdan gülümsedi: — Bu bana gençliğimi hatırlattı. Ben Kasdan. "intihar" diye adlandırılan travmalar. armaları ve heykel-sütunlanyla etkileyici bir binaydı. Tek kelime etmeden. Karanlıka ilerlediler.Ben. Vasistaslardan içeri süzülen gecenin mavi ışıkları karanlık bir tablonun Üzerindeki lake çizgilere benziyordu. Onu kibarca selamlayan iriyan iki adama kuşkulu gözlerle baktı.. "enfeksiyon". Cevap yoktu. ama asla bu tür sorunlarını da olmadı. Bu çocukları düşünmem yeterli. Storu açtı ve giriş kapışım gösterdi: . Sonunda kapıya ulaştılar. Sonra bir interfonun yer aldığı başka bir kapı. Benim travmalarım. Küçük ibne neden telefona cevap vermiyordu? Ermeni kapıyı çaldı: . Ama özellikle bu grimsi. Bir baş hareketiyle Kasdan Volokine'e kendisini izleİt I meşini işaret etti. Asya'da konuşulan dillerden biriyle. . Ardışık iki çatı penceresinin altından geçtiler. ironik bir yüz ifadesiyle kafasını salladı. . Pencereden dalardım içeri.Naseer. gençliğimde. fahişe. Malesher-bes Bulvan 137 numarada oturuyordu. "fiili livata". Evrensel anahtar. .Hayır. insanca kelimelerle ve eğer gerekirse birkaç insanca tokatla. Sonunda Volokine bilgisayarı kapattı. Ve içeri girmek için rasgele bir zile basmaları arkalarında iz bırakacağından söz konusu bile olamazdı. Antiterör^deki ilk yıllarımı.leri sildiğini düşündü.. Biraz daha ilerlediler. Goetz'ün oğlanım sorgulayalım mı? Eski yöntemlerle şöyle karşılıkh konuşalım mı? Bir insanla. Koridorun sessizliğinde tiz bir zil sesi duyuldu. Öd Filipinli belirdi bir dairenin kapısında. . tam karşılarındaki bölmeye yüklendiler. İki kız sanki hiç kapı ününe çıkmamış gibi ortadan kayboldu.Pedofîllere olan öfkenin sebebi ne? diye sordu Kasdan en nihayetinde.Size anlatacağım. Monceau Parkı yakınlarında. Buradaki her şey bu sefil hayatla bağdaşıyordu. Giren veya çıkan bir apartman sakinini beklemenin sırası değildi. . Ermeni. "Tecavüz". Camı çatlamış vatistaslar. ama tecrübelerine dayanarak içindekileri bu şekilde ortaya döken birinin her şeyi yapmaya hazır olduğunu da biliyordu. bana kapıyı açmalarını beklemezdim. "işkence". Ne Kasdan ne de Volokine otomatiğe bastı. Haııssmann döneminde yapılmış. . Asansörün gürültüsü duyuldu.. Yoksa kapıyı kırarım. Bölme holün alacakaranlığına rahatça açıldı. Kapıcı yoktu. "cinayet".Aç.. Uzun koridor Kasdan'a kendi temiz apartmanının koridorunu hatırlattı. Ve telefonun zili hâlâ onlara kılavuzluk ediyordu. Doğruca odaların bulunduğu kata çıktılar. Ne olduğunu bilmedikleri şeyler. dedi Rus gülümseyerek. Cep telefonu çalmaya devam ediyordu. Naseer telefonu açmıyordu. Bunların hepsi Çocuk Bürosu'nun arşivlerinde kayıtlı. Bunu onlara yapan ibnelerin izini sürmek için böyle bir olayın başımdan geçmesine gerek yok. Çocukluğunu berbat bir yerde geçirmiş küçük yetim. Biri telefonda konuşuyordu. . Volokine üç renkli polis kimliğini burunlarına dayadı. "anüs yırtılması". onların iğrenç şeyler yapmaya zorlanmasıyla alakalı. Kuşkusuz onunla aynı fikirdeydi. Aynı şey değil. Ermeni. Naseer'in numarasını tuşladı. kolunda gece çantası bulunan bir kadın camlı kapıyı açtı. değil mi? .Ben hayatımı. Eğer bu pislik heriflere kızıyorsam Onlarla görülecek bir hesabım var demektir. .Hayır. ne dersin? 20 Naseerudin Sarakramahata. — Herhalde tek tek bütün kapılan çalmayacağız. Sizi hayal kırıldığına uğrattığım için üzgünüm.Basma benzer bir olay gelmedi. Kürk mantolu.

Telefonun sesi kesildi. suratı alev alev yanıyordu.Seninle yeterince vakit kaybettim. EY TANRI. Kapıya hızla bir tekne savurdu. Sana verdiğim süre bitti. bilmiyorum. Oda en fazla beş metrekareydi ve yüz on kiloluk cüssesiyle tam odanın ortasında duruyordu. bir huzursuzluk duyardı. Volo tüm bunların arasında yem teknesi içindeki bir domuz yavrusu gibi debelenip duruyordu. Harfler fırça yerine dil kullanılarak yazılmışta. Kesici bir alet ağzın içine sokulur ve tek bir hamlede yanak kesilirdi. Tepeden tırnağa tere batmıştı. ona bir çift ameliyat eldiveni uzattı.Bu cüsseye nasü ulaştınız. sırtım duvara yasladı. Avucunda kan vardı. — Bana eldivenleri ver. Telesekreterdeki mesajı dinledi. Kasdan ona doğru baktı. saat 21:00. Kasdan onu duymazdan geldi: . Etoile Meydanı'na birkaç adım uzakta. Sonra bir tekme daha. Hiç düşünmeden iki adam silahlarım çıkardı. Kasdan çoktan yan dönmüştü. Hiçbir şey yemiyorsunuz. ama cesetlerle her temasında ondan bir şeyler alıp götüren. Volo haklıydı. Eğildi ve Naseer'in kaskatı kesmiş yum. cesedin onun iştahım artırdığını düşünmeye bile başlamıştı. Ayrıca önündeki tepsinin içinde patates kızartması külahı ile dokuz nugget'lık bir kutu. Burada gülümseme iki tarafa doğru açılmıştı. Bu Naseer'in dilinden kesilmiş bir parçaydı. KURTULUŞUMUN TANRISI. bir yandan da olası isimleri aklından geçiriyordu. Tepsinin tam ortasınday-sa en büyük boy Coca Zero durmaktaydı. Kasdan. . sanki iğrenç bir şekilde sırıtıyor gibiydi.Neden? . Kasdan kafasını kaldırdı. Ölüm karşısında son derece kayıtsızdı. Volokine ikinci Royal Bacon'uu yiyordu. Bir kan pıhtısı. Hiçbir şey bulamadık ve Naseer'in öldürülmesi. Burada nefes almak imkânsız. Kasdan kulak kabarttı. Kasdan. îsaretparmağıyla siyahımsı kütleye dokundu. Cesedin kasılmış parmaklarım açmayı başardı. Şak. Ermeni. EY TANRI. Gördüğü ilk şey kırma tavandaki yazıydı. Kasdan tam kapının karşısında dururken. . ruğunu tuttu. cezaevlerindeki hesaplaşmalarda benzer şekilde yaraların açıldığı Tunus gülümsemesi geldi. Aklına. Kasdan'ın bakışlarını yakaladı: . Volokine ise sanki başka bir türdendi. bir Sunday caramel ve ketçap ile mayonez paketleri vardı. Meşin gibi sert biriydi. önüne geçemediği bir rahatsızlık. Ve sonsua kadar burada kalamayız. Üçüncü şey oğlanın yüzündeki derin bıçak yavaşıydı. Naseer'in başı hafifçe yana dönüktü. Kendisine sadece bir kahve almıştı. bir organdı. KANDAN BENÎ KURTAR. omzuyla kapıya son darbeyi indirdi. senin şu aptalca düşüncelerine son noktayı koydu bence. KURTULUŞUMUN TANRISI. Hayır bu bir pıhtı değil. Korkunç bir palyaço görüntüsü. 21 Wagram Caddesi'ndeki McDonald's. ama sonuç alamadı. Kutakdavullan delinerek. Dudakların birleşme yerlerinden iki kulağa kadar bıçakla yarılmıştı. Cesedin yanında diz çökmüş olan Volokine. İkinci şey ise taş zemine oturtulmuş ve çoktan kaskatı kesilmiş cesetti. Genç oğlan tıpkı 55 kulamparası gibi öldürülmüştü. kapı zıvanalarından kurtuldu. DÎLÎM DE SENİN ADALETİNİ TERENNÜM ETSİN.Kımıldayınız. Kasdan kütleyi aldı ve eldivenli avucunda yuvarladı. KANDAN BENÎ KURTAR. Elinde Sig Sauer'iyle odaya daldı. Ca_ cuk olsun olmasın seri cinayetler işleyen bir katille karşı karşıya oi-duklarını anladı. Zavallı oğlancık sırtını dayadığı alçı duvardan daha soğuktu. Rus. Fark ettiği dördüncü şey kurbanın sol kulağından sızdıktan sonra kurumuş kandı. Volokine onu izledi. Naseer'in duygusuz sesini'. geriye gidip geldi. Kasdan onları ellerine geçirdi. DİLİM DE SENİN ADALETİNİ TERENNÜM ETSİN. daha çok da şaşkınlıkla seyrediyordu. Volokine elinde silahıyla sağ tarafa geçti. Kasdan bu tabloyu hayranlıkla.

Vaazınızı bitirdiniz mi? . hem enerjik hem marazı. Mezmur. Bir tür af dileme. Akşam yemeğini. evet. hem kadidi çıkmış hem obur bu genç adamı dikkatle inceliyordu.Asıl sen her şeyi bitirdin.Bir ezgi mi? . ama çok fazla bu. Bîr daha ve bir daha arınmak için. . Bir çocuk yazısı. Ermeni gözlerini genç polise dikti: . bu ikinci cinayetle birlikte. Kahretsin. bir çocuk iz sürecek. Genç Rus cevap vermedi. Son derece güçsüzmüş gibi görünen. İnsan ibne olabilir. ama yine de. Bazı manastır tarikatları halâ kırbaçla kendilerini cezalandırma yöntemini uyguluyorlar. .Kasdan. onu kandıracak. dedi yeniden Kasdan.. Goetz homoseksüeldi. Goetz'ün oğlanım bulacak. — Mezmurlar'dan bir alıntı. 50. Hiçbir çocuğun ne adli sicilinde ne de psikiyatrik geçmişinde bir leke var. kendimi zorlayarak da olsa kafamda tecavüze uğramış ve intikam almak için mütecavizini öldürmüş bir çocuk canlandırmaya çalışıyordum. öyle mi? .. Sonra bilgisayarını didik didik etlik. ikincisini öldürmez. Restoran süsleriyle donatılmıştı. veya 51.. belki de Naseer'in katilini etimden kaçırdım. yazıyı mı? .Bir ezgi olmaktan çok. tıpkı Mezmurlar'ı okurken kendilerini kırbaçlayan Redemotoristler gibi. Hıristiyan liturjisine göre bu dua bir zorunluluk. önyargıları olan sensin. sonra kulakdavullarım delecek ve dilini kesecek. Seni Soğuk Hindiye geri götürüyorum. Soruşturmam. bir avuç patates kızartmasını ağzına attı. bu da içeriye hüzünlü bir hava veriyordu. anlıyor musun? Volokine sandviçini pembemsi bir karışıma. — Cevabınız bu mu? diye gülümsedi Volokine.Tüm bunları nereden biliyorsun? . yanlış yolda olduğumuz açıkça belli oldu. Bütün geceyi bu konuyla ilgili databankları araştırarak geçirdim. ketçap ve mayonezden 56 oluşan iğrenç bir karışıma batırdı.10 yıl boyunca dini okullar..Bilmiyorum. belki. bu çocuklara tecavüz edecek demek değildir. Metindeki bir bölümde şöyle yazan "Yıka beni. . ancak tek bir ırz düşmanını öldürebilir. hiçbir yerde adına rastlamadım. Korodaki çocukların hepsini ikinci kez sorguladık. Okey.Çünkü bir çocuk. Rus nugget kutusunu açtı sonra da barbekü sosunun kutusunu: . sadomazo olabilir. Diğer eliyle. Ama Goetz başka koroları da çalıştırıyordu. . yemek artıklarını tepsiye koydu ve hepsini çöp kutusuna boşalttı. Ama hepsi bu kadar. Cinayet yöntemini büe göz ardı ederek. kardan daha beyaz olacağım.Evet yazıyı. Çok. Bu söz konusu Rotasyona bağlı bir şey. buna siz bile inanmıyorsun uz. evine gidecek. . Bir oğlanı vardı ve şüphesiz garip cinsel fantezileri de. Tatsız tutsuz bir şeydi. İsa'nın kendini feda edişiyle kurtulması için edilen bir dua. Bu çocuklar masum. Mezmurlar bir şiirdir. Bir çocuk için son derece sofistike bir yöntem olmasına rağmen.Bu saçmalıkları artık duymak istemiyorum. Kusursuz bir ortamda tamamen kusursuz çocuklarla uğraşıyoruz. Bugün.. Tamam. . Notre-Dame-du-Rosaire korosunda çocukların geçmişlerini kontrol ettim.Senin şu çocuk katil varsayımın bana zaten saçma geliyordu. ben. biliyor musun. . .Yazıyı fark etmediniz mi? . İnsanlığın. Onu sorgulamaya daha erken gelseydim.Bak. Döner kapaklı bir çöp kutusunun hemen yakınındaki bir masada oturuyorlardı. . Bir an yanlışlıkla kendisine çay verdiklerini düşündü.Tüm bu olanlar içinde en kötüsü ne. tbranice veya Latince olmasına. VoloJdne. — Senin bütün teorin Goetz'ün oğlancı olmasına dayanıyor.Nasıl. Başka bir yol izlememiz lazım! Kasdan kahvesinden bir yudum aldı. Kilise'den bıkkınlık duymak için yeterli bir süre. Sonuçta. ama bir saniyede onu. Sakin sakin Sunday'inin kremasmdaki 56 plastik kaşıkla oynuyordu. Bir şey elde edemedik. Sonunda alaycı bir ses tonuyla sordu: — Şu tavandaki kanla yazılmış yazı sizce neyin nesi? . Kasdan'ı saf dışı bırakabilecek ve ardından da çıplak elle öldürebilecek bir adam.Oradakiler. Çevrelerinde fast-food restoranlarına has bir gürültü vardı. Şu veya bu şekilde. en ufak bir iz bile bulamadık. Sunday kara m elini önüne çekti: — Ya benim sezgilerim? Sezgilerimle ilgili ne düşünüyorsunuz? Kasdan boş kutuları. Yuvarlak ve özenli harfler.Aralarında küçük Tanguy Vieserin de olduğu.Hata ediyorsunuz." Kasdan. .Asıl sen hata ediyorsun.

Kasdan telefonuna sarıldı.Peki neden Goetz'ün öldürüldüğü yere böyle bir not bırakmadı? .. 24 saatti aşkın bir suredir kokain almamıştı. geçen her dakika onu uçurumdan biraz daha uzaklaştırıyordu. On Üçüncü Bölge.. Bunu size izah etmek imkânsız. Dosya dolaplarında araştırma yapmak gibisi yoktur. Çocuk katiller yani. Tanrı'ya yollanan bir işarettir. katil duvara bu alıntıyı neden yazmış olabilir? . Uyumak istemesem de. farklı renklerde binlerce karton fiş vardı. her karton gş kayıp birine aitti. Goetz'ün piyano dersine gittiği ailelerle temasa geçeceğim.Bana bu geceyi ve yarım verin. . araştırılacak. Bana göre katil dindar biri. Kelimelerin kutsallığının etkisine inanıyor Siz de bilirsiniz. ama acemi olan sizsiniz.Eğer seni Soğuk Hindi'ye geri götürmezsem. every junkie's like a settin' sun. Bunun bir yanılgı olmadığını göreceksiniz. Bu kelimeleri duvara yazarak Tanrı'ya Naseer'i affetmesi için yalvarıyor. . Fransa'ya girişinden bu yana Goetz'le ilgisi olan başka kayıp çocuk var mı diye araştıracağım. Sonra Çocuk Bürosu'na geçip. Kayıp kişilerin dosyalarının yer aldığı arşivi hayranlıkla seyrediyordu. Bu iki herif günah işledi ve bu günah çocuklarla ilgili. Bir sessizlik oldu. . Yarımay biçiminde inşa edilmiş bu garip binanın içinde Volo kendini yalnız bir avcı gibi hissediyordu. Ben 30 yaşındayım. Sormaktan kendini alamadı: . Ayrıca Tanguy Viesel'in soruşturma dosyasına da bakacağım.Bunların hepsini yaptım ben ve hiçbir şey bulamadım.Af dileme mi? .Château-des-Rentiers Sokağı'ndaki Kayıp Bürosu'na gideceğim. Derin bir nefes alarak toz yüklü havayı ciğerlerine doldurdu. Cehennemlik biri onun için.Hayır.. Üstelik siz bu işi telefonla yaptınız. inançlı biri için dua. Fişler alfabetik olarak sıralanmıştı. Goetz'ün Şili'deki geçmişini araştıracağını. . Birinin Malesherbes Bulvan'nda temizlik yapması gerekiyor. ama onun günahlarının bağışlanmasını da istiyor.Bu bir af dileme. Volo zevkle ellerini ovuşturdu. Ya da Goetz'ün.Arada kestiririm.Kimi arıyorsunuz? . Karıştırılacak.Sana göre. Bırakın haklı olduğumu size ispat edeyim. Bu kelimeleri yazmak büe başlı basma bir af dileme. Diğeri ise Araflık.. Kişiye Karşı işlenen Suçlan Önleme Bölümü.. tşirü bitirmeye zaman bulamadı. arşivleri inceden inceye taramak istiyorum. — Hepsi bu kadar mı? . işe giriştiğinde beyninin bir kısmı arşivdeki fişlere yoğunlaşırken diğer kısmı farklı düşüncelerle boğuşuyordu. Goetz'ün çalıştırdığı tüm korolardaki çocuklar içinde kayıp var mı bakmak istiyorum. . 22 Kayıp Bürosu. Château-des-Rentiers Sokağı.. Ben. Her renk bir yıla. Bu ezginin bu olayda bir rolü olduğu kesindi." . — Dini açıdan mı? .Hayır. yılların birikimi bir arşiv. Attığı her adım. küçük Naseer gibi Tanrı katanda affedilmeye değer biri olmadığım düşünüyor. internette araştırın. size doğruca evinize gitmenizi ve kültürünüzü parlatmanızı tavsiye ediyorum. öyle mi? . Bu çocuğa bir şans daha vermeli raiydi? Volokine sanki telepati yoluyla onun düşüncelerini okumuş gibi cevap verdi: . bu gece ne yapmayı düşünüyorsun? . Bindiği kayığı içine çekmeye çalışan devasa anafordan uzaklaşmak için sürekli kürek çekiyordu.Katil intikamım aldı.Önceki gün kulaklıkla Mezmurlar*\ dinlerken kapıldığı o tuhaf duygu Kasdan'ın aklına geliverdi. Yanlış hatırlamıyorsam Çocuk Bü-rosu'nda bir kopyası olması gerekiyor. Sonra her çocuğun profilini çek edeceğim. — Demek bu gece hiç uyumayacaksın. her birinin üzerinde kayıp kişinin fotoğrafı vardı. kriminal bakımdan. Kasdan düşünüyordu. didik didik edilecek.Katil belki de yakalanmaktan korktu. ama içinde "Tanrı"yı da barındıran bir işaret. Bu olayı biraz daha eşelememiz lazım. . İçten içe yanan siyah ve turuncu bir küre vardı ve hiç durmaksızın onu çağırıyordu: ". Buna karşılık. ama herifin temiz olmadığım hissediyorum. Dar ve derin metal çekmecelerde.Vemoux. sonra ilk çekmeceyi açtı. Kasdan. Eğer yanlış hatırlamıyorsam geride daha Saint-Thomas-d'Aquin ile Notre-Dame-de-Lorette var. 57 bu koroJardaki tüm koristlerin soyağaçlarını inceleyeceğim.Sadece Saint-Jean-Baptise ile Notre-Dame-du-Rosaire'i araştırdı-nız.

Başının yansı tıraş edilmişti. sonunda parkenin altındaki zulayı buldu ve banyoya gidip uyuşturucuyu şırıngayla koluna zerk etti. sakinliğinde. Kız için Volo diye biri yoktu. Ve übbi yardım ekibini de beraberinde getirmesi için Adli Polis'i aradı. Kurşun gibi ağırlaşmış sinirler. uğursuzların. Ve asıl soru. gelecek planlan görünmez bir du- . içlerinden biri altın vuruş sonucunda ölürse tek şey düşünürdü: Cesetten kurtulmak. İkinci kriz onu dönüş yolunda yakalamışta. Ama bir yandan da cankilik dönemi... Başka boktan olaylar. Acil yardım ekibine haber vermesi. Ve Özellikle de bu yaşlı Ermeni'nin ona ihtiyacı olduğunu hissediyordu. Ama beyninin yansı ameliyatla alınmıştı. Kokocu kafalardan çıkan bir fikir. Verdiği hiçbir sözde durmamıştı. Sonunda Volo herifin atölyesine dalmıştı. isimsiz bir ö l ü m . ama aynı zamanda da bir arınma zamanıydı. Kafasından ameliyat olmuştu. bilgisayarın karşısında kendini daha iyi hissetmişti. ressamdı. sevimli. Başka anılar. Arabada camı açmış. N ekadar eroinin etkisinde olursa olsun işleri yoluna koymak hep ona. saniyeler boyunca derin derin nefes almıştı. İriyan dadısının bazı sırları olduğunu hissediyordu. Uyuşturucu müptelası arkadaşları. Ve en iyi avcı kendisinden olanları avlayan avcıydı. V o l o yaşında O 17 bile değildi. Haberi diğer can kil erden almıştı. Bu anlamda yakalamak için onları kovalayan birine dönüşü veriyordu. AyaktaJamının. Kız uyuşturucu peşinde koşarken Medine'de kaybolmuştu. Asla güven duyulamayacak bir zombiydi Sadece bir uyuşturucu satıcısı görünce kendine geliyor* du. Kasdan'm varlığı da ona güven veriyordu. Baygın uyku hali yeni dökülmüş bir harç gibi tüm vücudunu sarmıştı.. düşüncelerini. her yaşı. Ayrıca insana yönelik suçlardaki bilgisine de. Odaya girdiğinde kız onu tanımamıştı. güler yüzlü ilişkiler kurmak istermiş gibi davranırlar. Yoksunluk krizinin iki farklı yüzünü yaşamıştı. her türden pisliğin peşinden koşan birine. onlarla Tanca'da tanışmıştı. Daima normal. Gelecekle ilgili en ufak bir düşünce bile ütopikti. Aşın doz almış bir halde çırpımrken bulmuştu onu. Volo hâla karton üsleri karıştırıyordu. ambulans çağırması gerekiyordu. Vblo'nun bu tür problemleri yoktu. Omurgası. Ama bir müptelanın her hamlesinin bir sınırı vardır. Aslında bu davranışlarının hiçbiri sahte değildir. Sorunları." 58 Goetz'ün evinde. Bir an buna inanamamıştı. sıkıntı da yok. 8u gibi dvrrumlarda kolunu kaldırmak bile imkânsız hale geliyordu. 1995. işgal edilmiş bir binanın bodrum katı. Her koşulda üzerlerine düşeni yapmaya gayret ederler. bağırsaklarında dolanıp duruyor ve ona fısıldıyordu: "İntihar et. Başkalarıyla sağlıklı.. Sonra da tecavüz edilmiş ve kafası taşla ezilmiş bir halde bulunmuştu. Cesedi onun içine sarmış sonra da binanın altından g e ç e n n ekaranlık sularına bırakmıştı. istikrarsız. 58 En ucuz uyuşturucuyu bulabilmek içirı: sürekli seyahat eden nişanlı İspanyol bir çifti hatırlıyordu. açık olmaya çalışırlar. yasadışı kişileri yakalamak için çaba sarf eden birine. her tarihi. Çünkü onlardan biriydi. Kokocular. Diğerlerinin arasında sonuçta kendisi de bir suçluydu. düşünceleri. Onlan beklerken de elli gramdan fazla uyuşturucuyu cebine atmayı ihmal etmedi. her eşkâli beyninin bir bölümüne kaydediyordu. Hepsinin. mide bulantısına rağmen. bir alev kuyruksokumundan ensesine kadar yükselmişti. Amsterdam. h rin H e gece. sanki bir hayvan karnının içinde. enerjisine. Cesedin suya doğru yuvarlanışının gürültüsünü r duyuyor. biraz kaçık. Geçen zaman son derece acı vericiydi. Yarın veya birkaç y ı liçinde gerçekleşebilecek berbat. çünkü bu işe kendini adamıştı. Onların bütün reflekslerini. Olayları aydınlığa kavuşturma oram rekor seviyedeydi. Akan burnuna. Ermeni bu soruşturma için çok köşeli biriydi. Ama bu s o n derece ruhsuz ve çirkin bir fikirdi. Yalancı. bir burulma. Gırtlağına bir çığlık düğümlenmişti. Bunun doğruluk oram yüzde elliydi. Bu da ona yaşama. Ceset yok. arkadaşları akıntıyla sürükleniyorken diğerleri ona sessizce bakıyordu. yıllarda. adam sözüm ona aris . karanlıklar içinde. mantığını önceden kestirebiliyordu. Kasdanrm onun gençliğine. Bu uğursuz son beUd d e o n l adaı n r sonuydu. cüssesinde insana güç veren bir şeyler vardı. Volo hemen hastaneye koşmuş ve kızı bulmuştu. her hareketin ardındaki hareket de: artık hiç kullanmıyordu. Toptan bir uyuşukluk. Voîo'ya düşerdi. Ama hikâyeleri fazla uzun sürmemişti.Gün içinde iki kez kriz gelmişti. kokuşmuş biriydi Bir can ki. ama yaşında. Ama bunu yapmak yerine küçük kâğıtlara sarih uyuşturuculan bulmak için odanın alam üstüne getirdi. hayata tutunma ve mücadele kuvveti veriyordu. Kentin karanlık bölgelerinde toplanmış saplan. Zaten kendim de yanlışları olan. omuriliği ve tüm sinirleri burulurken bir an için iç organlarının patlayacağını sanmıştı. insanı kemiren bu kâbusu görüyordu. Hiçbir randevuya vaktinde gitmemişti. sefil. elektriğine ihtiyacı vardı. güneş alan bü koridorda Volo'nun gerçekten kimin için var olduğuydu. kâbus gibi anılarla gözlerinin önünden geçiyordu. İlk kriz Bagnolet yolundayken gelmişti. Bir keresinde antreponun en üst katında plastik bir örtü bulmuştu. Şakaklarında buz gibi ter damlaları birikmişti ve midesinde korkunç bir ağrı vardı. P Bir uyuşturucu satıcısının peşinde sonsuz bekleyiş. İşte o anda aklı yerine geldi. Ve diğer tüm düşüncelerin ardındaki heyecan verici düşünce de buydu. hırsız.

yeniyetme seri katiller. dostlarından çalmıştı. kan dökücü. Şiddetli bir spazmla iki buldum olmuştu. 15 yaşında. bir evsizi taşa tutmuş 59 ve adamın acryla kıvranarak ölmesini seyretmişlerdi. 1999. bir parkta 4 yaşındaki Derrick Robie'yi öldüresiye dövmüş sonra da boğmuştu. torbarılardan. Fizyolojik bir güvensizlik içindeydi. Tepeden tırnağa silahlı. Ardından bir sopayla Cesede tecavüz etmişti. Yediği Royal Bacon'ı ve diğer şeyleri. Ğric Harris ve Dylan Klebold. Karonda sadece uyuşturucunun tedavi edebileceği 59 bir eksiklik. Erik ve Lyle Menendez. Bazıları genetik bir mirastan söz ediyordu. Seine-Maritime. Bu derin sarhoşluk halinden asla kurtulamayacaktı. Pandora'run kutusu. piroman yumurcaklar. ancak hepsi birbiriyle çelişik ve anlaşılmazdı. Kokain bulmak veya bulamamak.varı. Sonra da çocuğu trenin altında paramparça olması için demiryoluna bırakmışlardı. ona arkadaşı. Bilgisayarın karşısına oturan Kasdan. 1989. sancı geçti. Huzur ve sükûnet şırınganın ucun-daydı. hissed diyordu. ama onlarla bir anda burun buruna gelmek bir dizi kâbus görmek gibiydi. 3 yaşındaki James Bulger'e işkence etmiş... Robert Thompson ve Jon Venables. sadece "çocuk katiller" dîye yazmış ve upuzun bir liste bulmuştu. Hayır amacı onu tutuklamaktan çok konuşmaktı. Kendisi bile sırf toz sattıkları için hiç hoşlanmadığı kızlarla yatmıştı. Liverpool. New York eyaleti. Kasdan. 14 yaşında. 14 yaşındaki Samuel Ramirez tornavidasıyla yardımcı olmuştu. sınıflara rasgele ateş açarak Columbia jjsesi'nde paniğe yol açmışlardı. Pierre Folliet. lâtûeton. kalkmayı başardı. 13 yaşında. bir işlev bozukluğu vardı. Tutuklulardan. sonra da babasını tüfekle vurarak öldürmüştü. 1993. Kaliforniya. uzman görüşleri -çoğu ingilizcebuldu. Mario Padilla. Bir kurukafa gülümsemesi. fakirlik ve . 1993. Volokine pencerelerden sızan ışık huzmesinin düştüğü yere çöktü. Bu şiddetin makul bir açıklaması nasıl olabilirdi? Bu vahşi olaylarla ilgili analitik yazılar var mıydı? Hiç vakit kaybetmeden internette psikiyatrik raporlar. cinayetleri işlerken de Sftrefc'in videokaseuni izlemişti. Katil bir çocuktu. kendine bir söz verdi. Ve fazla önem arz etmiyordu. cinayete yol açan bir şiddet geni vardı. Tam anlamıyla onlarla aynı durumdaydı. tehlikeli. Kasdan iki saatten beri ekranın karşısındaydı. Ancourteville. Yaşlan 1 2ila 1 3arasında değişen dört çocuk. Anne babalar öldürülüyordu. Başlangıçta bu kara delik psişik ti. kokain duvarını asla aşamaz. Acımasız. Bu çocu-ğu ele geçirmeden tek bir gram uyuşturucu almayacakta. Bir şapka için okulda çocuklar bıçaklanıyordu.. bu uzun listedeki vahşeti biraz olsun yumuşatabilmek çabasıyla bazı açıklamalar aramaya koyuldu. midesinden gelen safra gırtlağını yaktı. mirasa konma umuduyla babalarını ve annelerini sırtlarından tüfekle vurmuşlardı. Eric Smith. Titreme lerie sarsılıyordu. 23 Çocuk katiller. tuğlayla ve demir çubukla döverek öldürmüşlerdi. 8 yaşında tecavüze uğranıyordu. yirmiden fazla kişiyi de yaralamışlardı. biliyordu. Onun için önem taşıyan tek sorun budur. Bir öğretmen ile on iki öğrenciyi öldürmüşler. Ama hayır. Kahretsin. Durumunu düşündüğünde aklına diyabet hastaları geliyordu.. Bol uyuşturuculu partiler organize ettikleri için ciğeri beş para etmez herifleri pohpohlamıştı. Dizlerinin üzerinde doğrulurken. annesini 47 bıçak darbesiyle öldürmüş. çocuk katil şizofrendi ve kişilik bölünmesi yaşıyordu. ablasını. Gülümsedi. İnsülin enjekte ettikleri için diyabetlileri kınıyorlar mıydı?ya depresifleri antidepresan aldıkları için? Eliyle açık çekmecelere tutundu. erkek kardeşini. kendisine kötülük eden adamdan intikamını almışta. 11 yaşında. psikolojik analizler. Bütün olaylar gözlerinin Önündeydi. Bu vakaların çoğunu biliyordu. annesini. ardından silahları birbirlerine çevirerek hayatlarına son vermişlerdi. 2004. Colorado eyaleti. Bir an kusacağım sandı. 1999. Los Angeles. 1978. Uyuşturucu metabolizmasının derinliklerine kadar nüfuz etmişti. Goetz olayındaki suçluyu bul-madan hiçbir şey kullanmayacakta. Ayağa. Bazıları ise bunu delilikle açıklıyordu. Auxerre'in banliyösü. Bir başka grup ise bunu sosyal çevreye ve aile ortamına bağlıyordu.

kimden bahsettiğimi anlamışsuıdır. . Bu ikisini kendine saklamak istiyordu. . . Çeteler. . Ne bir saç kılı ne de tükürük var. . Sonuçta her iki olay da Cinayet Masası'm üşendiriyordu.Evet? diye sordu hiç vakit kaybetmeden.Bütün numaralan araştırıyoruz. uyuşturucu bağımlısı. Hem de'Çocuk Bürosu'ndan başka bir aynasızla. televizyon. Yeni bir şeyler mi var? . Duvardaki yazı kurbanın dili kullanılarak yazılmış ve dil de eldivenle tutulmuş.taşındı. Şili'yi salakların yaşadığı bir ülke olarak görüyormuş havasında. Çocuktaki aşırı şiddet eğüıınini. Bir tuşa dokundu ve şiddet bu kez Latin Amerika'ya. Ama bununla ilgili bir not yok. Şili hakkında hiçbir şey bilmiyor.. Tiksinmiş. Saat yarım olmuştu. Kolombiya Bolivya.Anladım.şiddet. 60 . midesi bul anıyordu.Hayır. En ufak bir demir tozunu. Ama ne Tanguy Viesel'in ortadan kayboluşundan ne de Goetz'ün pedofil olmasından şüphelendiğinden söz etti.inceliyorum. kişiyi çok genç yaşta cinayet işlemeye itiyordu.Bir şey gören olmamış. devam et.Son günlerde. özellikle de Mezmurlar1 d an alınmış yazı hakkında bilgi verdi.Telefon kayıtlarını mceledin mi? diye sordu. Mozambikli çocuk askerler. Böylece bu yeni olay kucağına düşüvermişti. Google. bu açıklamaların hiçbirinin tam olarak bütün çocuklarla örtüsmemesiydi. Şu Nasiru'nun. Naseer'in öldürülmesi onu şaşkına çevirmiş gibiydi. Goetz'ttn kulağında metal kalıntısı araştırmasında hiçbir sonuç çıkmadığını biliyor muydunuz? Kasdan cevap vermedi. Katil bir profesyonel olmalı. ama odaya I imi in ol sürdüm.Bir avukat mı. Bir kahve hazırlamak için mutfağa gitti. Kasdan telefonu kapattı. 01:45 olmuştu.. Yedinci kattan. Kasdan biraz daha okumak için kendini zorladı.Başka ayakkabı izleri de buldum. internet. Şimdilik ilginç bir şey yok. diye yan çizdi Kasdan. çama-şırsuyuyla yıkandığı halde bu maddeyle temas ettiğinde parlardı. Ama ilk aşamada bir ipucu bulabileceğimizi sanmıyorum. Kırma tavanlı çatının altındaki yarım kemerli pencereye yaklaştı. Düşün* düğünden çok daha tehlikeli olan bu düşmana karşı güçlerini birleştirmeleri gerekiyordu. Belki kendini tehlikede hissetmiştir. cinayet mahalliyle ilgili raporumu yazıyorum.. Çalan cep telefonuyla sıçradı. Artık işbirliği yapmak istiyordu. en ufak bir kan lekesini ortaya çıkarabilen kimyasal bir madde. diye açıkladı Vernoux. îki Xanax almak için —manda derisinde sivrisinek ısırığı— mutfağa gitti. Bundan da tek çözüm olmadığı sonucu çıkıyordu. Kasdan ekranın Önünden kalktı. Goetz bir avukatla temas kurmuş mu? . Çocuklar. Sanrılı. Tek sorun. Bir kez daha aklına Volokine geldi. Vernouıc'nun tek şansı Malesherbes Bulvan'nın onun yetki alanında olmasıydı. Sierra Leoneli el kesen çocuklar. Mendez otopsi yaptı. Bu kargaşa ortamında. Cep telefonu çaldı.Bilmiyorum. yorgun düşmüştü. bunalmış. Völtaire Bulvan'nın ve Saint-Ambroise Kilisesinin görüntüsü muhteşemdi. Savaş. Uykusunun kendiliğinden geleceği yoktu. Mac'in saatine bir göz attı. Vernoux devam etti. Çıplak gözle görünmüyor. Herhangi bir siyasi ipucu? . Vernoux'ya kemirmesi için birkaç kemik atta. Aklına Volokine geldi. Bu durumda Ermeni'nin aynı yerlere İM kez gittiğini de bilmiyordu. uyuşturucu müptelası. Peru. kötücül. Ama arayan Vernoux'ydu.Elçilikteki herif hâlâ dönmedi Arjantin Elçiliği'ndeki memurla temas kurdum. Ama bu iki cinayet soruşturmasını da yürütebilmek için savcıyı ikna etmesi bayağı 60 güç olacakta. . Ve kuJaJcdavullarına uygulanan şu tuhaf teknik. . Şiddet bireysel cinayetlerden toplu katliamlara doğru derece derece artıyordu. Adli Sicil'den ilk sonuçlan bekliyorum.Ya Goetz? diye sordu Kasdan. Luminol Herodes kadar eski bir maddeydi. . Bir cinayetin üzerinden on yıl geçmiş olsa bile.Umarım uyandırmadim. Gecenin biri olmuştu. canavar 1 aşmış bu çocuklar kontrol altına alınamaz bir kanser gibi bütün Afrika'ya yayılıyordu. Bu katiller için tek profil yoktu. sonra yeniden bilgisayarın karşısına oturdu. . öfke dolu ve şiddet yanlısı bu sokak çocuklarının teminatı altodaydı. aynasız ailelerle temasa geçecek zamanı bulamamıştı kuşkusuz.. Saatine baktı. Buna karşılık Ermeni. neden? . Zaten VoİoMne'in sözlerim tekrar etmekten başka bir şey de yapmadı. Vernoux Saint-Jean-Baptiste'teki çocuklardan bahsetmiyordu. . Bu ülkelerde kontratların çoğu. bilgisayar oyunlarıyla açıklayan bir görüş vardı. 1A-beryalı yamyam çocuklar. insan kötüydü ve sonuç olarak da "küçük adam" da daha iyi olamazdı. ama hemen Puyferrat'run sesini tamdı. Ya da basit bir sonuç. . Salona döndü. kayıtsız. Uyuşturucu ticaretiyle uğraşan "baby-kil-ler"lar. hemoglobin lekesi.Evet.

Tabii katil yanında bir sürü ayakkabı getirmediyse. ama çaylak olan sizsiniz" demişti.. Koridor kapkaranlıktı. Hepsi küçük ebatta. 61 »Tarnam.— Basket ayakkabısı izleri. Zihni ılık bir çay gibi akıp gidiyordu. Tüfekler.İzler örtüşüyor. koridordan geliyordu. taban desenleri tam olarak birbirine uymuyor. — 36 numara mı? — Kesinlikle. Sanki Rus gerçeği çoktan sezinlemişti. Ama bu. Kasdan bir başka ayrıntıyı daha hatırladı. Vasistas camlarından gelen sese de. Beyninde şimşekler çakıyordu. Sig Sauer'ini kılıfından çıkardıktan sonra salonun ışığını söndürdü. Veya yoklarken kullanılan. göneni Xanax'ın etkisini hissetti veya hissettiğini sandı.Kahretsin. suyun damlamasına benzemiyordu. 24 Uzaktan gelen. Ne çok yalan ne de çok uzaktı. . evet. Bir çanta duvara sürtüyordu. Volokine'in teorisi gitgide güçleniyordu. Tlk-tık-tlk-tık-ük. Kapıyı araladı. düzenli bir gürültü. Bu son derece şaşırtıcı da olsa. yoğun. Duduk. Ya da gitgide artıyordu. Haklıydı. Birçok iz var. Bir an düşen bir uçaktaymış gibi hissetti kendini. Gelmesi yakındır. İki gündür boşa mı kürek sallıyorum? . Sonuçta. Ellerinde her şeyle ilgili kataloglar var.Converse olduklarından emin değü misin? . Başka ahşap parçaları da bulduk. Bunları Rosny-sous-Bo-is'daM laboratuvara yolladım... Bazı izler ilk seferkinden çok daha net.Hep boşa kürek sallıyorsun..Hiç şüphe yok. teşekkürler. Gürültü evden gelmiyordu. Düşünme ye-tisi yavaşlamıştı. Ve. körfemesine ilerliyordu.Birçok iz mi? . hafif. Dışarıdan. sese iyice yoğunlaştı. . buzdolabı veya başka bir elektrikli alet. Kasdan sesin kaynağını tahmin etmeye çalıştı. . Beyni daha yavaş tepki vermeye başlamıştı. kağıtları almak için ayağa kalktı. kullandığı kelime doğruydu.. sonra aniden durdu. Gürültü aynı aralıklarla devam ediyordu. . Beklenmedik ziyaretçi.Hayır. Kulağım dayayıp dinlemeye başladı. . kulak izleri. sıradan gürültü içinde hep var olan sıkıntıyı. ..Hepsi bu mu? .Ama daha da kötüsü var. kulağı hâlâ dışarıdan gelen gürültüdeydi Elektrik düğmesine doğru ilerledi. -Nasıl? . önce bir makine olduğunu düşündü. Gürültü devam ediyordu. Kasdan derin bir iç çekti Bu son soruşturmasının dehşetin sınırlarım zorlaması mı gerekiyordu? Rus "Ben 30 yaşındayım. Ardından daha büyük bir dikkatle kapının üst kilidini açtı. diş izleri. Eğer kafam iyi olsaydı. Çocuk askerlerle ilgili son sayfalan basmak için yazıcıyı çalışlardı. Beni hemen ara. Tık-tık-tık-tık. Daha ilk olayın analiz sonuçlarım bile almadım. Bu çok saçma.. Tik-tik-tik. Körlerin kullandığı bir bastondu. dostum. diye devam etti Puyferrat. Daire kapısına yaklaştı.. Alnında terlerin biriktiğini hissediyordu. Apartman sahanlığındaki tuvaletler aklına geldi. Koridor derin bir sessizliğe gömülmüştü. Belki de komşulardan biri evine giriyordu.. Bir anahtarlık sallanıyordu.Birçok çocuk. Midesinde bir hava deliği açıldığı hissine kapıldı.. 9 mm Tik Para sının emniyet mandalını açtı. Ûk karşılaşmalarında.. dikkatle kulak kabarttı. Bir gürültü geliyordu. . Bu saatte hangi çılgın kör koridorda dolaşırdı? Ayağa kalktı.. boğucu bir sessizliğe. Adamın kafasından çıkartılan parça. Tüm vücudu gevşiyordu.. diye devam etti Puyferrat. sonra ağır ağır tabancanın horozunu kaldırdı. Volokine ona bir "çocuk komplosu"ndan söz etmişti. çok esnek bir mürver dalı. tabii eğer bir ziyaret-çiyse. Kasdan aklının sesini dinledi. lafı olmaz. zayıf ama sürekli bir tıpırtıydı. Bir körün bastonunu yere vuruşu gibi. Bunları da Lyon'daki laboratuvara yolladık. Ayrıca ayakkabı kalıplarıyla ilgili bir fihristleri de var.. Kasdan eğildi ve kulak kabarttı.Bunu söylemek için çok erken. Katedralin kürsüsünün üstünde bulunmuş kıymıklar.Hayır. Kasdan öfkesini bastırdı.Bir öncekiyle aynı tahtadan mı? . Daha çok. Kanının akışı derisini karıncalandırıyordu. herifin kaçık çocuklardan oluşan bir çete tarafından öldürüldüğünü söyleyebi* lirdim. Ses gitgide yaklaşıyordu. Saat gecenin ikisiydi. Bu basit. . Seni aramakla ne kadar kibar olduğumu ispatladım.. kaygıyı uyandırdı..

sanki kıçına buzdan bir sonda sokmuşlardı. onunkiler yeter de artardı bile. üzerine ne pantolon ne de kazak geçirecek zamanı vardı. Gördüğü kâbuslar yüzünden terlemişti anlaşılan. en eski polis uyarısını yapmaya karar verdi. Kapı çalmaya devam ediyordu. evin. değil mi? Kasdan Volokine'e ters ters baktı. Kasdan her an infilak edebilirdi. a 62 . Tttzü kor gibi yanıyordu.Ben polisim.Ya interfon? . Hayır. . Hâlâ düğmeye ulaşamamıştı. düğmeye ulaşmak için birkaç adım daha atması gerektiğini hatırlrladıyürüdü. Doğruldu ve durumuna baktı. -kımıldama. sanki ince bir buz k» ınanıyla kaplanmıştı. Gecenin önemli bir kısmım bu boktan şeylere ayırdım. Tek sorun bana hep yabancı gibi davranması. Su içindeydi.. telefon değildi. Polis! gürültü hemen kesildi. Kasdan arkasını döndü ve mutfağa gitmek üzere salona yöneldi. Bir adım. Kahve? . diye düşündü Gitgide daha geç kalkıyordu Bu çocuğun kapısında ne işi vardı? fnç ummadığı bir anda bu şekilde yatakta yakalanmış olmak canım sıkmış. Kalbi çarpıyordu. • Ona cevap veren ses. . hiçbir şey görmü-yordu.Sadece nehir eksik. Yalan söylüyordu.Kâbuslar gördüm. evet İyi uyudun mu? Cevap vermeden bir filtre aldı ve içine kahverengi tozu doldurdu. Ermeni kafasını salladı. Kendine geliverdi. 08:46. adrenalinin karımda yükselişi sürüyordu..Ya sen. . Senin yüzünden. iki adım. tı. diye sordu.Ama aydınlatıcı. sol eliyle düğmeyi buldu Işık. pis pis gülümsüyordu.Cevabım aynı. ardından ulur gibi bağrrdı: _ Lanet olsun kim var orada? Önce derin bir sessizlik oldu. Korkui^ yüzünden de.Adresimi nasıl buldun? . Giysisi önceki günden daha da buruşuk görünüyordu.Kim o? — Volokine.Birkaç saat. tabancasını tavana doğru kaldırmıştı. . batmıştı. amaa korku hâlâ oradaydı.F e ndeğilmiş.İhtiyatlı adımlarla dışarı çıktı. dedi sonunda. Bir mavnayı andırıyor.Oda servisi. Kapının zili çalıyordu. aniden koridorun ucundan bir fısıltı duyuldu: --lanet olsun kim var orada? Kasdan kaskatı kesildi.. Uykuyla karmaşık bir ilişkim var. Tabu zile basan bir komşu değilse. . iştah açıcı siyah sıvı akmaya başladı. Tepeden tırnağa tej. . Neredeyse 9'a geliyordu. Sıg Sauer bu kez ileriye doğrultulmuştu. İçgüdüsel bir biçimde.Nerede? . Yine de güçsüz görünmeyi göze alarak üzerinde bir don ve tişört ol. Yine de onun varlığını. Daire kapısındaki zilin çalın ması pek olan bir şey değildi. Kapının pervazına yaslanmıştı. Volokine'in elinde bir taun logosunu taşıyan kâğıt bir torba vardı. Dairesinin karanlığı simsiyah bir nehir gibi koridorun karanlığına karışıyordu. Birkaç saniye sonra. bir çocuk sesiydi. Telefonun z iliyle uykusundan sıçrayarak uyandı. Kasdan kahve makinesini çalıştırdı.. sonra. Ve tüm bedeni çoktan soğumuştu. Tanrım. tam karşısında. Saatine baktı. Rüyasında çocuk katilleri görmemişti. sen uyudun mu? . duğu halde kapıyı açtı. % haf bir durumdu.Gir ve kapıyı kapat.Teşekkür. otomatiğin düğmesini arıyordu.Çocuk katiller..Kayıp Bürosu'nun arşivinde. koridorun diğer ucunda gedebiliyordu.Benim yüzümden mi? . sol eliyle Kasdan duvarı yokladı. Yeniden uykuya dalmak üzereydi. Duş yapabilir miyim? . kokular saçan. . Geldiğinde. Koridor boştu. . Çabucak ayağa kalktı. Kafasının içi bomboştu. . nerede olursa olsun onu hemen kollanma alıyorum. 62 koridorun tam ortasına konuşlandı. Zil yeniden çaldı. bulamadı. aşağıda interfon vardı. Zaten yeni kâbuslara ihtiyacı yoktu. ..

Çuval bezinden ceketi ve omzuna çapraz astığı çantasıyla işsiz güçsüz bir serseri.Wilhelm Goetz hakkında ne düşünüyorsunuz? . Fransa'da çok sık görülen kayıp vakalarından biriydi.. Eğer anlamadıy-sanız penisinin damarlarına kadar. Tüm bunları en baştan araştırmalıydık. daha da ürkütücü değil miydi? Tanguy Viesel'in kaybolmasıyla ilgili verilerde elle tutulur bir şey yoktu. Goetz'ün boğazına kadar bu işin içinde olduğunu söylüyorum. Çağrışım yoluyla aklına Saint-TTıomas-d 'Aquin Kilisesi'nin yöneticisi Peder Paolini geliverdi. Bunların içinden ikisinde. Birçok çocuk yani. Rus çok şaşırmış gibi görünmüyordu: . . yaklaşık 3 000 "kayıp" ihbarını değerlendirmeye alıyordu.Goetz'ün bu kayıplarda parmağı olduğu kesin. Kendilerini rittieUerine iyice verebilmek için akan suyun sesi müptelalar tarafından tercih edilen bir kurnazlıktı. .Okuyun.Yeni gelişmeler var. bununla ilgisi olmayan bir şey geliverdi. . Şu bizim müteveffa Bay Goetz tarafından yönetilen Saint-Thomasd'Aquin kilise korosu. ■ Haberiniz var mı? .Anlıyorum. . Hugo Monestier adında bir çocuktu. Olay. Völö salondan çıktı. Goetz'ün öldürülmesi. Dördüncü çalıştan sonra telefon açıldı.Saçmalıyorsun. Dijital fotoğraf makinemle bütün dokümanların resmini çektim ve sabah da hepsinin çıkışım aldım. Alın. çocuk ailesinden uzakta tek başına hayatta kalmayı başarmış olabilirdi. ama aklanmıştı. . Ayak izleri bir63 çok katil olduğunu gösteriyordu. Diğer kayıp. iki kayıp vakası oldu. On Dördüncü Bölge polisleri soruşturmalannı tamamlamış. Ve korist oldukları iki koroyu da Bay Goetz çalıştırıyordu.O dönem her şeyi anlattım. Başka bir korodan. . 0 bir oğlancı. . Ben duşa giriy0. Aklına başka bir şey.Benim. İkisi de koristti. Tanguy Vlesel'ın dosyasını da arakladım. iki yıl içinde. İkisi de sopranoydu. duştan hâlâ su sesi geliyordu. Goetz dört koro çalıştırıyordu. kâğıtları bıraktı. Ondan ve oğlan sevgilisinden. 63 Kasdan kendini tanıttı ve Hugo Monestier olayını hatırlattı. dedi. . dedi bariton bir ses. acaba Rus kendine uyuşturucu erijekte ediyor mudur diye düşünmekten kendini alamadı. sonra da dosya "kayıplar" araşma kaldırılmıştı Çocuğun yanında giysüerini götürmesi bunun bir evden kaçma olduğu* mı gösteriyordu. kruvasanlan porselen bir tabağa yerleştirirken.Başka bir kayıp. Kahve olana kadar yıkan. Bu gecenin hasılatı. Ermeni Volokine'e dün geceki ipuçlarından bahsetti. kahvesinden bir yudum aldı. Beyaz gömleğine ve kravatına rağmen bir evsizi andırıyordu. Duş. diye üsteledi Volo.Yap. Siz hâlâ rastlantı diyebilirsiniz. Çocuklar mütecavizleri^ karşı birleştiler. bir sonuç alamamışlardı.Neden aradığınızı şimdi anlıyorum. Musluklardan gelecek su sesini beklerken.Bu da benim iddiamı doğruluyor. . .Kasdan genç adama dikkatle baktı.Soruşturman m gizliliği sebebiyle size cevap veremem. Çantasından epey kalın karton bir dosya çıkardı. Lanet olsun.Evet. Kilisenin numarasını tuşladı. Başrahip bu sabah seyahatten dönmüştü. Beşinci Bölge'de oturuyordu ve Tanguy'le benzer şekilde kaybolmuştu. tabii bunlara kimliği belirsiz 250 ölü ile hafızasını yitirmiş 500 kişi dahil değildi. Saint-Jeon-Baptiste Katedralinden Peder Sar ki s bana mesaj niş. Kasdan başrahiple konuşmak istediğini söyledi. benzerlikleri not etmişti. Genç yaşma rağmen. 12 yaşındaydı. Polis iki kayıp olayını karşılaştırmış. Ermeni.ikimiz de saçmaladık.Her şeyi bilmiyorsun. Okula giderken buharlaşmıştı. 11 yaşındaydı. Tanrı aşkına. . kim var orada? Rüya mı görmüştü? Gerçekten de koridorun ucunda bir çocuk mu vardı. Kasdan dokümanları aldı ve karıştırmaya başladı. . Dün geceki ziyaretten ona söz etmeyecekti. . tahta bir sopayla yere vuruyor muydu? Eğer bir rüyaysa. Kasdan hızla dosyaya bir göz attı. Birkaç hafta süren soruşturmanın ardından en ufak bir sonuç bile alınamamıştı.Ne tür gelişmeler? .Bunu söylemek için çok. diye sordu. Her yıl İnsana Karşı İşlenen Suçlan Önleme Birimi. . Cep telefonunu aldı. Yanında götürdüğü eşyalar bunun da bir evden kaçma olduğunu gösteriyordu. . dosyayı yeniden açıyoruz. ki bu birimin yetki alanı sadece De-de-France'la sınırlıydı.Ne buldun. Korkunç bir olay. .. Ve bir çocuk ondan intikam almaya karar verdi. rum.Teşekkür ederim. Ben size. 2005'te. Ne öğrenmek istiyorsunuz? . Şi-tili sorgulanmıştı.

Tabaktan bir kruvasan aldı ve iki lokmada yuttu. 64 Masanın üstündeki dosyayı İşaret etti: — Beğendin mi? — iyi iş. Goetz'ün çevresinde köpekbalıkları gibi dolanıyorlardı. ben de bir koro şarkıcısıydım. Bilemiyorum. Goetz bu gerçeği reddedemezdi.Ben de.. 26 . — Goetz'ün çalıştırmadığı başka korolardan mı? — Onun gibi bir şey.Sizi sacristada bekliyorum. Ve çok büyük bir müzisyen. bunların bir evveliyatı da olabilir. — Katılıyorum. Kayıp Bürosu ve Çocuk Bürosu nezdinde. Ama bu sadece bir başlangıç. . Ifr lisenin başrahibiyle konuşmak için. İş bolümü yapalım. belki de "katilimiz" odur. Kasdan saatine baktı: 10:00. Ben Saint-Thomas-d'Aaum'e gidiyorum. Saint-Thomas-d'Aquin Meydanı.Düşünce değü.Kimden.Bir saat içinde yanınızda olacağım. buraya gelmeden önce. diğer iki koroyu çek ettim ve bir isme rasladım. Belki de tüm bunların ardında dini şarkılarla ilişkili bir sapkınlık olabilir. Hırsızlık. Kasdan devam etti: . ilk akşam Goetz'ün evinde dinlediği Mezmurlar'ı düşündü. Islahevinden alınmış bir çocuk. faraş olmuş. Bunu söylemek çok kötü. Müessir fiil.Ne zaman isterseniz. . Duyduğu ses onu alt üst etmiş. Ergenlikle birlikte sesin değişmesi sonucunda yok olüveren bir yetenek. Sylvain François. .Ben de Notre-Dame-de-Lorette'e gideceğim.Anlaşılan Sarkis bütün kiliselere haber vermişti. Üzerinde hâlâ buruşuk giysisi vardı. Polis de zaten bu tür bir bağlantı olduğunu düşünmekten bir süre sonra vazgeçti Başlangıçta. Bu tuhaf duygudan hemen kurtuldu ve ruhsuz bir sesle konuştu: . Bu sabah.Onun homoseksüel olduğunu biliyor muydunuz? . Küçük Sylvain'i yakalayıp sorgulayacağım.Başka bir düşünceniz mi var? . neden? . taranmıştı. ama onun homoseksüel olması meslektaşlarınızın gözünde onu bir anda baş şüpheli durumuna getirdi . Firar. . onun Öldürülme sebebini başka yerde arardım. — Gerçekten buna inanıyor musun? . Ama büyük ikramiye vurmuş kilise-dekilere.Ben Saint-Jean-Baptiste ve Notre-Dame-du-Rosaire korolarım daha önce araştırdım. Sesi kaygılıydı. bir mıknatıs gibi çekmişti. 12 yaşında. . . Kasdan. Güzel sesi ve yeteneği sayesinde Notre-Dame-de-Lorette'e kabul edilmiş.Bilmiyorum. Aniden ortadan yok olmuş başka çocuk ko-ristler var mı.Bilmiyorum.Sağır sultan bile duymuştu. Tanrı'nm bir lütfü.Wilhelm masumdu. Cep telefonlarımızla sürekli temasta olalım. .Hayır.Bu çocuk seslerinin kayıplarla bir ilgisi olabilir mi? I . Dokuzuncu Bölge'de.Bana anlatacak bir şeyleri olduğuna inanıyorum ve bana ötecek Kötü tohum. . Bu tür zırvalıkian gördüm. Eğer çocuk katiller konusuna eğüeceksek. . Sizin yerinizde olsaydım. Her ne kadar Özel hayatını gizlemeye çalışsa da. Wilhelm Goetz korkuyordu. Çok korkuyordu. Ermeni telefonu kapattığı sırada.Çocuklarla ilişkisinde bir gariplik dikkatinizi çekti mi? . eşsiz bir pedagogdu.. Bu bir yetenek. bu tipleri tanırım. Çocuğun karışmadığı suç yokmuş. çok iyi hatırlıyorum. Goetz'ün çalıştırdığı dört koroda şarkı söyleyen çocukların listesini edindim.Sorumu yineliyorum: Hugo Monestier'rdn kaybolması ile WÜhelm Goetz arasında size göre herhangi bîr bağlantı olabilir mi? . . sesleri: saf. Saint-Gernıain Bulvarı yakınlarında. Ama bu çocukların ortak bir noktası var. Çok düzgün biriydi. Başka bir araştırma daha başlattım. Bana söyleyeceği şeyler var sanki. Volokine mutfağın kapısında belirdi.OK.Bütün bunları sizinle yüz yüze konuşmak isterim. Hep Şilili'ye odaklandık. pırıl pırıldı. Çocukken kıymeti anlaşılmayan bir lütuf. ayrıca kilise ona bir iyilikte bulunmak istemiş. Bir izlenim. öğrenmek için. ama bu kez görünüşü çok farklıydı. ya-f ve dura dura konuşmasında Korsika aksanının etkisi vardı. ■ VoloMne bir kruvasan daha aldı: . Neden söz ettiğimi çok iyi biliyorum. sonra Çocuk Bürosu'nun suçlu çocuklarla ilgili dosyalarını inceledim. doğru ve masum. Geceyansı ayini için koro bu sabah toplanacak.

insancıl. . Kadınlara onun dünyasında yer yoktu. son derece sofistike dekorasyonu küçümseyerek seyrediyordu. İki piyano için yazılmış eserler. İnsana karşı yapılmış bir yanlışlık.Siz telefondaki polis misiniz? Kasdan arkasına döndü. dedi gri saçlı olanı.Benim. Şili'de yaşadığı o korkunç yıllardan sonra emekliliği hak etmişti. Cebinden not defterini ve gözlüklerini çıkardı.Tanrı'run dünyasında ise rahibiz. içerdeki litürjik atmosferi bir kat daha artırıyordu. Debussy. Kasdan elini uzattı.. e nmutlu yıllarım Tanrı yolunda yaşamış yaşlı bir adamdı. dedi gri saçlı olanı. Kibar. papağan gagasına ben 65 zeyen burunlarına. diye ekledi Santo.Hem de çok iyi.Samt-Thornas-d'Aquin Kilisesi son derece görkemli ve güzel bir yapıydı. . Bu. Birlikte çok çaldık. içeriye bir müze havası veriyordu. İkinci İmparatorluk döneminde inşa edilmişti. üzerinde haç biçiminde bir vitray bulunan bir kapıyı açtı. — Bizimle gelin. . Onları görür görmez kendini bir iki yüzyıl geriye gitmiş gibi hissetti.Bu dünyada kardeşiz. "İsa'nın Yolu "mı İzlemeye davet eden afişler. dedi büyük kardeş. Küçük olan gülümserken parlak dişlerini sergiliyordu. . Kasdan. Kilise toplantı odası diğer kilise top. Küçük Paolini. Kubbe tonozlarının alandaki karanlık ve iç karartıcı tablolar. kutsal her türlü şeyin sergilenmesinin yasak olduğu. saat. lionel Kasdan. Yer. güler yüzlü. Durumun bir özetini çıkardı.Onun homoseksüel olduğunu biliyor muydunuz? . Rahmaninov. Kasdan sanımda ilerledi. maskeli pankreas güreşçisi.Wîlhelm Goetz'le iyi anlaşır mıydınız? .Evet Franck. . Ve koro. ~ Kişisel duygularınızı öğrenmek isterdim. Bir cenaze alayının morga indirgenmiş modeliydiler. San-to'yu hatırladı. Sanki Alphonse Daudet'nin Değirmenimden Mektuplar'nidan çıkmış gibi bir havaları vardı. .Rastlantı mı? . sebepsiz yere cinayet işleyen bir deli tarafından öldürülmüş olabilir. anlaşılan her ziyaretçiye aynı espriyi yapıyorlardı. Büyük kardeş bir dansçı gibi hareket ediyordu. Diğeri daha iri ve keldi. . Goetz'ün Öldürüldüğünü duyunca ne hissettiniz? . Beden ve saç yapılarındaki farklılığa rağmen iki kardeş birbirine benziyordu. hatta Korsika aksanına kadar. ama iki adam da aynı anda "Evet" dedi Kasdan'ın şaşkınlığı iki rahibi gülümsetti: * Biz kardeşiz. çevre. sanki neşeli bir hava mırıldanır gibiydi. tki rahip de büyük bir enerjiyle uzatılan eli sıktı. Bu çok zengin.Goetz. Irikıyım ise ağzı kapalı bir şekilde gülüyordu. iki kardeşin aynı soruyu sırayla cevaplayacağım anladı. dedi küçük olanı. Ermeni bu esnada onları iyice inceleme fırsatı buldu. ni söyledi Ellerinde herhangi bir neden ve şüpheli olmadığı için polisin kurbana ve onun profiline yoğunlaştığım belirtti. gösterişsiz kiliselere alışkın bir Erme-ni'nin küçümsemeliydi. Karanlığa daldılar. e v e t 65 Hiç kuşkusuz Saint-Jean-Baptiste'tekiler Goetz'ün bu durumunu bilmiyordu.. Kare biçiminde yerleştirilmiş okul sıraları. . kaba. Gri bir avluya bakan pencereler.Ben de. Kötü bir rastlantı. diye ekledi Santo. Gri saçlı olanı ağır ağır konuştu: . Biri diğerine göre epey ufajc tefekti. Ufak tefek olanı açıkladı: . — Kiliseye ait toplantı salonunda daha rahat ederiz. Kel kafası bir kukuletayı andırıyordu. Kasdan. Soruşturmanın her yönde devam ettiği. -Nasü? .Bir sezgi. Kasdan Wîlhelm Goetz cinayetinden söz etti. Asalet ve kilisenin devasa görünüşü. tıpkı Dupont ve Dupond kardeşler gibi. Kiliseden çıktılar ve Saint-Germain Bulvarı boyunca uzanan boş alanı geçtiler. Siyah cüppeli İM adam sunağın yanında duruyordu. Kel rahip tavan lambasını yaktı ve Kasdan'a. kare şeklinde yerleştirilmiş şualardan en köşedekine oturmasına işaret etti. -Nasü? Gülümsemeleri biraz daha genişledi. Bu kez açıkça güldüler.Size göre. Siz Peder Paolini misiniz? Ufak tefek olana hitap etmişti. yaptıkları espriden memnunlardı. Siyah zeytini anımsatan tenlerine.İlk andan beri biliyorduk.Bir yanlışlık olduğunu düşündüm. Buna karşılık aynı hızda hareket etrniyorlardı. lanti odalarından farksızdı. Diğeri ekledi' .Goetz.Ya da. . İki rahip de tam karşısındaki iki köşeye oturdu. Goetz bir hata yapmış olamaz mı? Bu nedenle de biti ona çok kızmıştır. . Ben de piyanistini. dalgalı gri suçları vardı.

Santo kardeşinin lafım tamamladı: . kesilmiş dili.Aslında buraya. .Seri katillerle ilgili bir teorimiz var. dedi gri saçlı olanı. evet. değil mi? . Çocuklarla ilişkisi nasıldı? . . Gelip org çalıyordu. Size bundan söz etmiş miydi? . Patlatıl-rtuş kulakdavuHarından söz etti. Birinci ve ikinci cinayet arasındaki farklılıkları anlattı. —Emin misiniz? Cinayetler arasında farklılıklar mı var? Ermeni cevap vermedi Bu iki rahibe bilgi vermek zorunda değildi.Telefonda. . . nasü vardınız? .Ok. En ufak bir ilişki yok.Bana bu olaydan söz edin. Polisler bu konuyla ilgili olarak bize sorular sordu-lar. Ama biz bunun bir seri katilin işi olduğunu dü-şünm üyoruz. Bu benim mesleğim.Sinirli bir hali vardı.Bunu söylemek zor. Hugo kayboldu. . bir seri katilin işi olabilir mi? — Bir seri katil mi? — Cinayet işlemeyi alışkanlık haline getirmiş katillerle ügüeniyorıız. Şu sırada.Yaklaşık altı yüz. Ama her yıl kaç çocuk kayboluyor. Adam devam etti: — Bu.Bir şey bilmiyoruz. Wik helm'in öldürülmesi konusunda Bu olayda başka cinayetler de var mı? Kasdan tereddüt etti. öncelikli olarak onları kurtarmak lazım. katil mi değil mi öğrenmek için küçük bir suçluyu sorgulayan Völokmel düşündü. Görgü tanığı arandı.Bu durumda bir rastlantı olması normal değil mi? Kasdan burada zaman kaybediyordu. Kasdan taktik değiştirdi: . Onların sırlarına vâkıf olmaya çalışıyoruz. diye devam etti Santo. bu insanlar Tanrı'ya en uzak varlıklar. Yine de başıyla onayladı.Biz de duyduk. Son derece sabırlıydı.Görünmez bir duvar örmüştü.Tam tersine.Böyle bir kanıya. Bir sürü hapishaneyi ziyaret ettik. dedi gri saçlı olanı. Her yere ilanlar. . Hepsi bu. söylemedi. onunla ügili sorular sormaya gelen oldu mu. . Onun dünyasında sadece erkekler vardı. Soruşturma yapıldı. Devam etti. Yine Goetz'ün çalıştırdığı bir korodan.Her gün. diye yeniden lafa girdi gri saçlı olanı. diye ekledi Santo. Kasdan küçük PaoUni'ye baktı: .izlendiğini mi düşünüyordu? ..Onun için dua ediyoruz. . Wilhelm'den şüpheleniyorlardı sanki. hepsi bu. bana Goetz'ün korktuğunu söylemiştiniz.Bu kaybolma olayı ile WilhelnVin öldürülmesi arasında bir ilişki olduğunu mu düşünüyorsunuz? -Ya siz? . Ermeni bu ikiliyle bir yere varamayacağı nı hissediyordu. dedi.Bir keresinde. Kadınları uzakta tutan ve onu bir şekilde koruyan bir duvar. Bu da başka bir yanlış yöntemdi — Size sormak istiyorum. sizinle Hugo Monestier'nin kaybolmasıyla ilgili olarak konuşmaya geldim. diye sormuştu..Sizi kutluyorum.2004'te bir başka kayıp olayı daha olmuş. Cevap vermek zorunda değildi. . Ve Mezmurlar'dan yapılan alıntıyı. . Ama sonuç alınamadı.. Ene de içgüdülerine dayanarak birkaç açıklamada bulundu.Kesinlikle hayır.Mükemmel. Koroyu çalıştırıyordu.Hayır. . Ardından da Tunus gülümsemesini.Kim olduğunu söyledi mi? . biliyor musunuz? 136 . .Hayır. Huzursuzdu. Sabırlı bir ses tonuyla: . . afişler asıldı. "Hayırlı işler" diye düşündü Kasdan. dedi gri saçlısı. Fazla söze gerek yok.Bu rahipler için tuhaf bir uğraş. Evine dönüyordu.Arada sırada bu olay aklınıza geliyor mu? . diye tamamladı Santo. Pîng-Pong kardeşler artık ona sıkıntı vermeye başlamıştı. .Sizi dinliyorum —Diabelli VaryasyoTiJnmnı biliyor musunuz? — Hayır. . Bilmek ister misiniz? . iki kardeş gülümseyerek ona baktı.

Kötüleştiğini hissetti. Anoreksik oldukları her hallerinden belli çöp gibi ince kadın mankenler. biri Pigalle'de. sanki her şey. biten çocukluklarını ve yaklaşan ölümü hatırlatıyordu sadece. ayaklarının dibindeki albino tavşanlarla tuhaf pozlar veriyorlardı. Tema burada gizli.Aynen. Şoför tercihli yola geçti. Flechier Sokağı'nın hemen yakınındaki Châteaudun Sokağı'nda durdu.-seri cinayetler bir tema üzerine varyasyonlar olarak değerlendiri-lebilir. Saydam Noel kürelerinin içinde bebekler vardı. ermeni ayağa kalktı ve yine alaycı bir tavırla son noktayı koydu: . Kopuk kopuk görüntüler halinde anılar geliyordu gözlerinin önüne.Bayım. Her İdlisenin kendine göre bir püf noktası. ilişkiyi hâlâ anlamadım. Lafayette Sokağı'run girişi gözüktü. Kasdan dirseklerini masaya dayadı ve alaycı bir ses tonuyla konuştu: -peki. ama her halükârda en iyi piyano bestelerinden biri olarak değerlendirilebilir. Volo dinlemiyordu. karşılaşmadan ve kaygı kıskacı gevşeyecekti. tek vuruş yeterdi. Hıçkırarak ağlamaya başladı. Biraz abartılı olabilir. Moruk anne babalar. Her parça bir öncekinin yorgunluğunu taşırken. Ama trafikten daha da kötüsü yollardaki kalabalıktı. Caddeler bunlarla doluydu ve iğne gibi insanların gözüne batıyordu. Her cinaPartisyon öncekinin varyasyonu. günlerden cumartesiydi ve 23 aralıktı. sinirlerini bozuyordu. yumruklarını sıktı. . ben de. Şoför tercihli yola geçti. Burnundan akan sümük.. Vitrinler onlara geçen zamanı. Araba Opera Garnier'nin çevresini dolandı ve Haussmann Bulvarı kavşağında durmak zorunda kaldı. parlak küreler. Çift kapıyı iterek içeri girdi. ama yetki alanıma giriyorsun. topluca kutlanan. tatil ve bayram günlerine karşı salvo atışma geçti. geniş/er v esonsuza dek değişim gösterir. Hık gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Trafik hareketlendi. . yıldızlar. Her cinayet bir sonrakinin habercisi. . Sallanan dişlerini. Hemen tepki verdi. Bernanos'u okudunuz mu? --çok önceleri. Temizlendiğini hissetti.. Noel işte. bu temayı bulmak içini size göre ne yapmam gerekiyor. Ya da bu onun yazdığı bir 16-tisyon. Bu bileşimin ardmdaki ana temayı.. Katlanamıyorum. sanki kayıp hayallerini yakalar gibi tutmuşlardı. Katilin veya katillerin gözlerine bakmadan tek vuruş yoktu. Trafik bundan daha kötü olamazdı. Çocukluk özlemi. Eroinin davetine kulak asmamıştı. sonra Laffitte Sokağı'na saptı ve Notre-Dame-de-Lorette'e doğru dümdüz devam etti. Volo parayı ödedi ve gözlerini kurulayarak taksiden indi Notre-Da-tne-de-Lorette'in basamaklarını çıktı. . Hele şu aptallar. Ama yine de. Başlangıçta tek bir tema vardır. çocuklara yönelik bir şenliğe dairdi. sonda bu gelişir. Dev bir beyaz ayı vitrine yatırılmış. Nihayet. Heyecan verici bir süreçti. bu aptal görüntüler karşısında şaşkına dönmüş çocuklarının ellerinden. dudaklarını tuzlu tuzlu ıslattı. çok özel. sonra Laffitte Sokağı'nın girişi gözüktü. Bir şekilde. görmeden. acaba? -Ortak noktalan saptayın. Völokine takside giderken düşünüyordu. Her varyasyon diğerlerini zenginleştiriyordu... Kuşkusuz buradaki hazine de tavan teknesiydi. katil bir partisyon yazıyor. Soruşturma bitmeden bir gram eroin yoktu. Yanda kesilmeden onları sadece konserde çalmak istiyordu. "Çocuklar ölüme yaklaştırır" diyordu Hegel. Eser böylece gerçek bir yolculuğa dönüşüyordu. Bazdan bunun piyano için yazılmış bir başyapıt olduğunu bile söyler. kaynağı bulmak gerekiyor. yarı karardığın içinde arı kovanı gibi parıldayan ahşap oymalı bir dizi kabartma görülüyordu. 27 Kahrolası Noel süsleri. Öfke ve küçümseme dışında Völokine bir başka duyguya daha kapıldı. . tavana asılı fetüsleri andırıyorlardı. Kendine söz vermişti..Varyasyonlar3! stüdyoda kaydetmeyi reddeden büyük bir piyanist tanımıştık.— Beethoven'in en güzel eserlerinden biri Bir şaheser. uyuşturucudan çürümüş bedenini düşündü ve yeniden gözyaşlarına boğuldu. Fenerler. Hıçkırıklarla ağlamak iyi gelmişti. gri SaçLI olan gülümsedi: . Gizemli 67 bir düzene göre bir ağ oluşturuyordu. Noel'de sevdiği bir şeyler de vardı. Geçmişi her hatırladığında olduğu gibi midesi bulandı. _ Bir Köy Papazımn Günlüğü kitabının son cümlesini hatırlayın.İyiyim. Santo başını salladı: . Bir telefonla. farklılıkları da. saklayacak hazinesi vardı. Şoför. Kafayı yukarı kaldırınca.Cinayetlerle ilişkisini anlamadım. çevresi ayı yavrularıyla kuşatılmıştı. Her durumda gelişimini engellemek imkânsız gibi.Özür dilerim. Buradan iki adım uzakta oturan en az üç torbacı tanıyordu. diğeri Blanche Sokağında. iyi misiniz? Şoför dikiz aynasından ona şüpheli gözlerle bakıyordu. Ama cinayetler arasındaki nüansları. Galeri Lafayette'in önüydü. Völokine vitrinlere hayranlıkla baktı. bir sonrakini vaat ediyordu.

Hemen Sylvain François'yı tanıdı.. Birkaç dakika sonra. Bu bölgeleri tanımlayan da . Cedric Völokine. .Sylvain'in adli sicil kaydı yok. ses çok yalandan gelmişti: . Cinayet Masası'nda değil Çocukları Koruma Bürosu'nda görevliyim.Kaç yıldan beri bu koroda şarkı söylüyorsun? -İkiyıl. balkonun basamaklarından inen çocukları fark etti.. Volokine biraz yumuşadı: . Polisin içinden bir an herifin süratim dağıtmak geldi. Tam önünde bir rahip duruyordu. Volokina Katolik inancındaki hüznü ve yalnızlığı düşündü.. ikişer ikişer veya üçer üçer sayılabilecek sert ve kokuşmuş yıllar. Çocuk her türlü suç ortaklığını reddediyordu. Tamam. İkna olan adam uzun koluyla kilisenin dip tarafını işaret etti. Onunla nerede konuşabilirim. Beni dinleyin Peder.. Bastırılmış düşünceleri sıkan bir kıskaç. her şey yolunda gidecek — Ben. pineklemeye hazır bir kedi gibi gözleri yankapalıydı. birlikte çalışıyoruz.. Koronun bir yerlerden gelen sesi kilisede tıpkı bir kâbus gibi yankılanıyordu.Berbat bir uğraş. ancak duyduğu sesle irkUdi. Kahretsin..İdare eder. — Çünkü yası küçük. . Volo hemen konuya girdi. ama şarkılara tahammül edemiyordu.WUhelm Goetz bugün burada değil. Elleriyle kulaklarım kapattı. ondan mı şüpheleniyorsunuz? . Bu nedenle katillerden biri olamazdı. Bir sandalyeye çöktü..Prosedür böyle. uzatılan et parçasına saldıran aç bir kurt gibi sigarayı kaptı..Neyiniz var oğlum? Ben Rahip Michel. Ona bütün gününü zehir edebilecek bir herif. Profilleri birbirine değecek kadar yakın bir şekilde küçük masada karşılıklı oturuyorlardı. dile.Kafası yukarıda birkaç adım atmıştı ki bir şoka uğradı.Biliyorum. Yine de Rus. Bedenen şarkıdan tiksiniyordu. — Tamam. Çıplak bir ampul. Rahibin şaşkınlığı yüreğine su serpmişti. çünkü çocukları sorgulama konusunda deneyim sahibiyim. Rahibin beti benzi atmıştı. Volokine ayağa kalkmış ve üç renkli kimliğini rahibin burnuna dayamıştı. Rus aslında böyle bir durumu bekliyordu. Tanrı aşkına. Sesler kesilmişti.Sylvain. kızıl saçlılara has bembeyaz bir ten. — Sylvain şuradaki. dedi rahip alçak sesle ve yumuşak bir tonda. ama o esnada salona bir sessizlik çöktü.Geceyansı ayinine hazırlanıyoruz. Çok özel bir 68 beyin coğrafyası. Beni buraya yolladılar. Beynin işlevsel alanlarıyla ilgili kitaplar okumuştu: duyulara.. Kızıl saçlı. Sebebini bilmiyordu. Bir köşede bir sürü kâğıt. sivilce izleri Alabros kesilmiş saçları kafasını bir kıskaç gibi sarıyordu. Haydi bana Sylvainle konuşabilmem için birkaç dakika verin. matbua duruyordu: kötü hurufatla yazılmış. ama bu temas umduğundan çok daha şiddetli oldu. Yan karanlığın içinde Rus. üstelik ürkütmeden. Wllhelm Goetz'ün çevresindeki adli sicilde kaydı 68 olan herkesi sorgulamak zorundayız. ahşap bir masanın üzerine kadar iniyordu. berbat fotoğraflarla süslenmiş ayin davetiyeleri.. Ama önceki gün bir polis daha geldi ve. Volo. Wilhelm Goetz cinayetini soruşturduğunu ve Sylvain François'yla konuşmak istediğini söyledi. Herkes bunu konuşuyor.öldürülmüş... . alabros tıraşlı ve diğerlerinden bir baş uzundu. Din adamı aniden sustu. Çocuk sigarasından derin bir nefes çekti. Bu yüzün ardında Volo başka bir şey daha görüyordu. hepsi bu. Sylvain François. Ona gariban olmadığını ve merhametine ihtiyaç duymadığını ispatlamak Volo'yu mutlu etmişti. Biz. karşısındaki adama duyduğu güvensizliğe rağmen. Veya tanıdığım sandı. bu görüşmeden bir şeyler çıkabileceğini hissediyordu. Cebinden Craven paketini çıkardı ve çocuğa bir tane uzattı. Lionel Kasdan. değil mi? . heyecana ayrılmış alanlar. kafasının bir köşesine not etti: Sylvain François 40 numara ayakkabı giyiyordu muhtemelen. . O bir polisti. Damarlarına yeniden sükûnet doldu.Onu sorgulamam gerek. Siyah gözbebekleri. Üzerinden onca yıl geçmişti ve ses fobisi hâlâ sinirlerini bozuyordu. i . Diğer çocuklardan çok daha fazla yaşamış gibi bir hali vardı. XX.. Çok iyi. ■ .. . Sebebini biliyor musun? .. Völokine müşterisine dikkatle baktı. dedi Volo.. sonra yeniden işine konsantre oldu. Onu tamdım. yüzyıl başlarındaki bir telgrafçı kabinine benzeyen küçük bir büroda kızıl saçlı çocuğun karşısında yerini almıştı.

Bir gün. buna gerçekten inanıyordu. saldırganlığa.Evet. . bir tekme de kıçına indirdim. önseziye ayrılmış geniş bölgeleriyle son derece belirgin bir coğrafya. beyin kartografisi bir kurdunkine çok yakın çıkacaktı.Ogre mu? . ruk suratına. ..Sana hiç yaklaşmaya çalıştı mı? Sigarasından yeni bir nefes daha çekti.Onun homoseksüel olduğunu nereden biliyorsun? . Eğer palavra atıp.Kişisel rezerv.Goetz.Hepsi bu kadar mı? — Bana bir sigara daha ver. Ona göre başıma gelebilecek en kötü şey korodan atılmamdı.Tutum değiştirdi. çünkü onu eğiten bu hayvandı. sacristadaydık.. Bizi şarkı söylerken dinleyen acımasız bir tür devdi. Kendi kendime Öyle ya da böyle dedim." Sylvain'in bakışlarından da bunları okuyordu: diğer çocuklannkin-deıı oldukça farklı kendine özgü bir beyin. Çıplak ampulün altında gizemli bir şekilde parlıyordu. Aptalca cezalar. tikel beynine açılmış bir çatı penceresi. Sylvain François gülümsedi. Partisyonlanyla birlikte.. — Çünkü daha bitirmedim. — Senin bu hikâye beş para etmez. bir hava deliğiydi sanki. alüminyum kâğıda sarılmış bir esrar çubuğu bıraktı.Zavallı bir herif..Anlamı ne ki? .. güvensizliğe.Goetz. işte başarılı bir başka numara daha. Bunu birkaç kez tekrar etti. kahrolası salak.Ne söyledi? — Her zamanki saçmalıklar Yok sesim muhteşemmiş. Ama Goetz bir sapık delildi. Rus. sürekli bağırıp çağırmış sefil. Boktan bir cangüın içine itilmiş. Küçük sersemin kendisini oyalamadığı. Ama saçmalamıyordu. öyleyse çekinmeden oynayalım. bîr yum. £1 Ogro hakkında bu şekilde saçmalamaya devam etti. Ama o sadece benimle konuşmak istiyormuş. bir uzmanın şu sözünü hatırlıyordu: "Eğer kurt çocuk. baş belası.Goetz. Bir Craven. Şarkı söylemeye yeteneğim olduğunu 69 söylüyordu. Bu gerzekçe hikâyelerle beni şişirmeye başlamıştı. onu kim öldürdü? . . ru umuyordu. . korkuya. -Sonra? . Onunla aynı dili konuşmaya.Ok. Bizi gözetim altında tutan ve bizi acımasızca cezalandırabilecek bir Ogre'dan söz etmeye başlamıştı. arkasından ateş. Sylvain.. Bazen de bana sırlarını açardı. Ne istediğimi biliyorsun. Bu yeniyet-me yüzdeki kara delikte ürkütücü bir şeyler vardı. Ve birden daha kötü bir şey hissettim. Sağ tarafta bir dişi eksikti. nasıl biriydi? . sana yemin ederim. . . Buna karşılık.İçecek başka bir şeyin yok mu? Volokine masanın üstüne on santimetre uzunluğunda.. Kapıyı iki kez kilitledi.Onu iplemediğimi görünce beni tehdit etmeye başladı...Bilmiyorum. yüzyılda Aveyron'da yakalanmış olsaydı ve makinelerimizde bazı testlere tabi tutulsaydı. Eğer bu şekilde devam edersem Ogre'un işe karışacağını söyledi. Şefkat göstermek yerine dayak atmış. beni çok seviyordu. Gülüp geçiyordum. Öfkelenebiliyordu. Kendine soğukkanlı bıçkın havası veriyordu.eğitimdi. XIX. Beyinde kapladıkları alan. yok ileride çok başarılı olabilirmişim.Bu tarz şeylerin kokusunu iyi alırım. . Uzun. Evet." . Yalnız. Yapılacak koku testleri de. Elle tutulur bir bilgin varsa elli avro.. Aslında İspanyolca olarak söylemişti: uEl Ogro. . — Öyleyse devam et Sylvain ağzından çıkardığı dumanla son derece düzgün birkaç halka yaptı. Sylvain François sigarasını masanın altında söndürdü. . Goetz. kıkır kılar gülerek sigaranın akkor haline gelmiş ucuna baktı: —El Ogro.Sen gerçekten yarak takıntısı olan birisin. korteksindeki geniş bir bölgenin bu duyuya ayrılmış olduğunu gösterecekti. Yavaş. sonra konuşmaya başladı: . . dedi. alkolik bir anne baba...Kendi gibi yaşlı bir oğlancı.Sana göre. diye bilgilendirdi Ve benim sağlığıma içeceksin. onun yaşma inmeye karar verdi. uyduruk şeyler söylersen ağzının tam ortasına sıkı bir yumruk. yaşlı. . . . şüphesiz insana özgü hiçbir beyin bölgesi saptanamazdı. terk edilmiş bir çocuğun beyni. Yerleri. . Volokine ne dostça yaklaşmakla ne de psikolojinin nimetlerinden yararlanmakla bir şey elde edemeyeceğini içgüduleriyle anladı.

sanki tepe lambası ve geçerli bir polis kimliği varmış gibi birkaç yüz metre ilerledi. Gözlerinde korku vardı. değil mi? . 70 . çok tehlikeliydi.Sylvain François aradığımız şüpheli değil. Kaçık herif basamakları dörder dörder indi. 60*ü yılların sonunda. . korkuya. Goetz elini omzum akoydu ve o anda. sanki bir aynada görür gibi. Anlamadığım bir k şeyden ve sonuçta böylesi daha iyiydi. Koku arabanın içine yayıldı. kendisiyle aynı beyin coğrafya-sını görmüştü. Tamamen içgüdüye. Bu el. nasıl sonuçlandı? . . yemin ediyorum gelip ağzını burnunu kurarım. Kasdan homurdandı. Bana bak. Kasdan cevap vermedi. alümünyum kâğıda sarılı çubuğu kızıl saçlı çocuğa doğru itti: Afgan. Onu hep siyah beyaz boyalı polis arabasında bekliyordu.Neden burası? diye sordu Volo. Asker ceketi ve çantasıyla başka bir dünya yaratmak isteyen bir militanı andırıyordu.. belirgin. Oğlan kolunu uzattı. Volo-kine gülümsedi.Üzgünüm. haklı olduğumu anladım. sonra sağa. Sonunda. Kasdan motoru çalıştırıp hareket etti. babalık.Kiliseye geri döndük ve çalışmaya devam ettik. Ama halâ cevap yoktu. Provence Sokağı'na ters yönden girdi.Kalabalık. Etraf aynasız kaynıyor. Bir amacı vardı. tüc mesajı Rus'a geldiğini haber vermek için atmıştı Cevap yoktu.Aptalca teoriler.j niştim. Goetz'ün korkusu. Üç hafta önce. Aslında Kasdan'ın buraya gelme sebebi başkaydı. 28 Kasdan yarım saatten beri Notre-Dame-de-Loretie'in önünde bekliyordu.Beklediğim gibi değil. onun içindi.Bu aptallıklar da. Korkudan ödü patlıyordu. Tam yeni bir çağrı atmaya hazırlanıyordu ki Völokine aniden ortaya çıktı. acımasız bir hoyratlığa yol açan ilkel bir beyin kurt çocuğun beyin coğrafyası. Araba sürmek sinirlerine iyi ] geliyordu ve buna çok ihtiyacı vardı. Pazarda çok revaçta. sigarasını yakarken kafasıyla onayladı. El Ogro.Ne bakımdan? . Bugünden itibaren gözüm üzerinde. şiddete yönelik bölgeler. Folies Bergere'de çalışan bir dansçıya aşık olmuştu.Ne söylediler? . pislik. sen? . . Hem de hiç. Gösteriden sonra kadın gelip yolcu koltuğuna . İkinci mesajı İse kilisenin önünde beklediğini bildirmek için. Oğlanın neden korktuğunu biliyordu. Kulağıma böyle bir şey gelirse. . Böyl e korkunç bir şey karşısında beni yalnız bırakmadığı izlenimini yaratm a istiyordu. O kadını hiçbir zaman unutamamıştı. Volo elini çocuğun kolunun üstüne koydu.Bugün için bu kadar sabır yeterli Arabayı sürün. bir Mısır piramidi güzeüiğindeld esrarlı sigarasını perdahlarken. Zaten 40 veya 42 numara ayakkabı giyiyor. Cadet metro istasyonuna kadar Châteaudun Sokağı'nı tırmandı.Onu korkutuyordu. etkili. Kasdan bu yeni bilgiler ile cinayetler arasında bağlantı kuramıyordu. Belki de her şey yanlıştı ta başından beri. . . Tanguy viesel Hugo Monestier'yi kaçıran belki de oydu. tıkış tüaş insan doluydu ve Foli-es Bergere'in önünde durdu. neyin nesi? Völokine vazgeçemediği esrarlı sigarasını çıkardı.Ya siz? diye sordu Volokinef gözlerini sarmakta olduğu esrarlı sigaradan ayırmadan. Onlara senin adım ve eş-galini vereceğim. Bundan daha iyi gizlenecek yer olmaz. . Sadece mesajlarıma baktım az Önce. şu oğlancılık ve intikam hikayeleri -Bu olay ne zaman oldu Çok değil. Kendisinin bile bilmediği bir sebeple saf ve masum seslerin çekimine kapılmış bir cana-var ilk kez sezgilerinde yanılmış olabileceğini hissetti. Kilisenin hemen yakınındaki yola. Gelip tam karşısına dikildiğinde Kasdan patladı: .. .Kendilerini dünya üzerindeki tek kriminolog sanan iki rahiple ta. . Sanki tüm bunlar gerçekmiş gibi. Çocuk. aynasızın gözlerinde.Şu sizin küçük sohbet. Paris'teki bütün torbacıları tanıyorum.Biraz olsun sabredemiyorsun. ama kafa bulandırıcı şeyler. Rus. hafifçe kaldırıma çıkarak zorlukla park etmişti.Hiç telefonuna bakmaz mısın.Ne haber? . Faubourğ-Montmartre Sokağı'na çıktı. -Yani? Völokine durumu özetledi. Eğer eroine veya hapa bulaşırsan seni mahvederim. sırrı bir çocuk için çok ağır. Bunu beklemiyordu. Saulnier Sokağını döndü.Nasıl yani? . Sylvain François gözlerim kırpıştırdı. bu ne anlama geliyor olabilirdi? Goetz'ün korktuğu tehlike mi? Yoksa onu acıdan Öldüren şey mi? Hayal gücüne diyecek yoktu.. El Orgo. anlıyor musun? volokine düşündü. El Orgo. Seslerinden dolayı çocukları kaçıran şu canavar iddiası.

.Bugün bir şey içmediğinize emin misiniz? Kasdan ortağına doğru döndü. Bir polis için son derece gerekli bir yeti. Ne polisleri ne de züğürt herifleri seviyordu. dıştan bakıldığında diğer çocuklara benzeyen. davranışlarının ardına gizleniyor. Ya da gördüğü.Belki o da aynı işareti taşıyor. Artık şu teorilerden bahsetseniz? Kasdan.Ne olgusu? . Vblokine ayaklarım torpido gözüne dayadı: . utanılacak bir hareket olabilir. Beş santimetre ötesini bile görmek imkânsızdı. Makine harekete geçti bir kere. Fazladan bazı canavarlıklarla aynı şey Naseer için de geçerli. çünkü bizi Goetz'ü yeniden değerlendirmeye. mesleğinin.Ya Naseer? . yapılmaması gereken bir hata. O gürültü patırtı içinde bizim çocuklar melodiyi duyu- . ama gerçekte onlardan tamamen farklı olan iki veya üç çocuk var. . Kasdan sessizce gülümsedi. tüm bunlar. Olması gerekli bir zımbırtıya . ama bulutlar üstünde siz dolaşıyorsunuz. ama bunun da bir sınırı olmalı. Bu işareti bulduğumuzda. değil mi.iki rahip farklı bir olguya dikkat çekti.Bu işaret. Bunların çocuk olduğunu da. bir ayrıntı çocııklardaki cinayet dürtüsünü harekete geçirdi. kendilerini tedirgin eden bazı tanıkları ortadan kaldırdıklarını kabul edelim. Volokine ağız dolusu dumanı dışarı verdi: — Devam edin. henüz Goetz'ün hata yaptığına dair en ufak bir kanıt bulamadık. Anılan arasında sakin bir yolculuk yapıyordu.Kasdan. değil mi? Bu durumda. . aradığımız şeye çok yaklaşmış olacağız. bu kadar karmaşık bir yöntem izlemeleri için hiçbir neden yok. Belki de çocııklardaki öldürme dürtüsünü harekete geçiren özel bir melodidir. O yaşlarda Paris'in her mahallesinde bir anısı vardı. Birden orgdan yükselen notalar hafif hafif yankılanmaya başlıyor. Senin şu oğlancılık hikâyelerinin izini sürdük. Dil kesmeler. Ermeni anılarından silkinip kendine geldi. Şilili kendi kişiliğinin. Goetz'ü öldürmek için en ufak bir neden yok. Veya henüz bilmediğimiz bir sebep yüzünden Mauritiuslu bir cinayete kurban gitti. Kanlı yazı. duvara yazılan yazılar.Rahipler bana bir seri katilden bahsetti. . Başka bir fikriniz var mı? .FVeud'un ne dediğini biliyor musun? "Hepimiz küçük çocuklara ve büyük katillere hayranlık duyarız. öldürme zevkini tatmak-• tan başka bir amacı olmayan bir katli. bir işaret. Bir sinyal onların içindeki cinayet işleme dürtüsünü harekete geçirebilir.Müziği düşünüyorum. başka bir şey yok.Saat 16:00. Katil veya katiller bizimle konuşuyor. benim ilk teorime geri dönüyoruz.Goetz öldürüldüğünde. Bu "bir şeyler" çok önemli. ta Jd çocukları harekete geçiren Goetz'ün gizemini bulana kadar. . . Goetz için kulakzan ve acı.Ama şu iki gün içinde. Kesilmiş dil. ama en ufak bir ipucu bile bulamadık. Tunus gülümsemesi.Goetz'ün çalıştırdığı dört koronun birinde. . -Müzik mi? . -Yani? .Ya siyasi yön? . Verdikleri mesajlar sürekli değişiyor. r. org çahyormuş. Ve daima bir kararsızlık içindeydi. . Saatli bombalar.Daha dün.oturuyordu. göğüsleri küçük pullarla kaplı olurdu. . Ama şu an katiller kendi yollarında ilerliyorlar.Haklısınız. Cinayetler belirli bir rîtüel i z l i y oSürekli gelişen bir ritüel. dışarıdan gelen kalabalığın uğultusunu bastırabilmek için sesini yükseltti: . Goetz'deki bir şeyler bu çocukları katile dönüştürdü. Şu iki rahibin söyledikleri beni pirelendirdi.Kahretsin. Sesini yükseltti. tanık olduğu bir şey yüzünden öldürüldü. Arabanın içini dumandan oluşan kalın bir sis tabakası kaplamıştı.Sorun değil. aynı anda da olabilir. Ellerini İki yana açtı: . birçok katil olduğunu biliyoruz. bir çocuğun bu tür bir şiddet uygulayabileceği düşüncesini kabul etmiyordunuz.Sebep eksikliği. dedi Rus camı açarken.Duruma uyarlanma yetisi.Camını açabilir misin? . diye sırıttı Volo. Eski generallerin. 1 47 . . intikam. Çocuklar Saint-Jean-Baptlste Katedrali'rtln arkasındaki avluda oynuyor. Evliydi. biraz daha ayrıntılı olarak araştırmaya zorluyor.Sadece varsayımlar." Bizim "küçük çocuklarımız" "büyült katiller" de olabilir. Ve tüm bunlar. Esrarı ben çekiyorum. .

. sanki sokakta film çekiliyordu. kendilerini tatmin olmuş ve mutlu hissediyorlar.Gregorio Allegri'nin Mezmurlar'ı. sunağın yakınında. Vernoux. Ancak bir çocuk veya bir "kastrato" tarafından yorumlanabilir. beyaz ve gri vitraylarıyla çok daha karanlık olan.. Kilise lavdan veya linyit taşından inşa edilmişti. Öncelikle kurbanın kanma ve etine doymak istiyorlar. Bu melodiyi durdurmaları gerekiyor. Uzaktan görülen ışık haleleri ortama bir şenlik havası katıyordu. ihsandaki iç karartıcı günden bile daha sıkıcı. ölümcül hava burada başroldeydi Kilisenin dip tarafında.Orgla da yorumlanabilir. Koyu karanlığın üzerine çöken acı. karanlıkta görülmüyordu.Yazılı müzik eserlerinin tümünde en tiz nota "do"dur. Bu sadistçe bir cinayet. Bazı diş dolguları gibi gümüş rengindeydi.Buraya. Müziğin bu hikayede önemli bir anahtar olduğundan eminim. kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya .Ok. Kutsal su kabının biraz Ötesine üniformalı polisler "girilmez" şeridi çekiyordu. Bizans mimarisini andırıyordu. mizacım ortaya çıkarıyor... ama Saint-AugusthYe hiç gelmemişti.Bilmiyorum.. Sanki yüzyıllar öncesinin derinliklerinden çıkıp gelmişti. Rus. 150 Hiç tablo yoktu ya da vardı da. Olay Yeri Inceleme'nin elemanları projektörlerini yerleştiriyorlardı. .Bu durumda Saint-Jean-Baptise korosunun üyeleriyle yeniden konuşmamız gerekiyor. çevresi kurşun kaplı dini kişilikleri dikkatle inceledi ve mantıkları insaıunkinden tamamen farklı olan.. Sadece onlar.Başka bir tane daha var. Aralık kapıyı itiyorlar. Bir ritüel var. duygusuz melekleri düşündü. . Şahına giriyorlar ve balkona çıkan basamakları tırmanıyorlar. Hemen cevap verdi: -Evet? . Melodi devam ediyor. -Peki. heybetli heykeller. Onu izleyen veya izleyecek olan cinayetler için. Karanlık bir düşünceden. kendisi de hapsol-muş bir koku. Ve onu çalan kişiyi de öldürmeleri. son derece karanlık büyük bir yerdi.Tamam. Artık gözleri karanlığa alışıyordu. Yazılar. bu olayda önemli bir rolü olduğuna emirdin. Eski bir "koro çocuğu" olduğundan Volokine neredeyse Paris'teki bütün kiliseleri biliyordu. Pencerelerin içine resmedilmiş. öldürmek için acele etmiyorlar. Volokine çevreye kaçamak bakışlar atıyordu. onları büyülüyor. daha soğuk.. 29 Kimliklerini gösterip şahında ilerlemeye başladılar.Neden Goetz onu çalmış olsun ki. Ne? Başka bir cinayet. bu çok tehlikeli olabilir. Acele edin. mutsuz bir çocuk hayal ediyordu. Bu notalar çocukların kafasına giriyor. orada. kahrolası! Herkes burada. Asla uyuşturucuya el sürmeyin. Bıçak kesikleri. Sekizinci Bölge. Eiffel Kulesi gibi metal strüktürlerle desteklenmişti.. hem de tam o gün? . Onların kişiliklerini değiştiriyor. dostum. . . Bu başarısızlık sanki buhur kokusuyla daha da perçinleniyordu.Faubourg Montmartre. Çalan telefonla cümlesi yarım kaldı. ..Açıklaması yok... Burak da devam edeyim. Daha içeri girmeden kubbesinden ve haclarından etkilenmişti. beynin karamsar bir kıvrımından doğmuştu. Şüphesiz sen de biliyorsun. Bir intikam da söz konusu olabilir. Alışılmadık bir parlaklık olağanüstü bir şeyin haber* çişiydi. Kilisenin içine giden kemerli yoldan ilerliyorlar. . Meşhur notalar gitgide yükseliyor. Hâlâ yürüyorlardı. acımasız...yor. Ya da ruhların derinliklerinden. sağdaki ve soldaki şapelleri ayırt edebiliyordu... Negatif dalgalar. Onlara bir şeyler hatırlatıyor. Kemerleri şıyan sütunlar kadar sağlam. Tüm mekân..Bu ilk cinayet bir başlama vuruşuydu.Benim. Neredesiniz? . Ama boşuna. Işık huzmeleri karanlığı zapt edemiyordu. bu da kilisenin yapıldığ. değil mi? . Volokine bu soğukluğu ağzının içinde hissetti. Devasa bir yerdi. bu vitraylar bile insanın kanım dondurmaya yetiyordu. Müzik onları ipnotize ediyor. Bana göre Naseer'in öldürülmesi katillerin yaratılışını.. Onlar.Ama o tamamen vokal bir eser. esrarlı sigarasından bir fırt daha çekti: . Aslında Volokine. Ama Mezmuriar'm. özellikle de bir isteği tatmin. Şimdi ise mekana hâkim olan ezici etkiyle şaşkına dönmüş bir haldeydi.. İki ortak bir kez daha kimliklerini gösterdi ve içeriye doğru yöneldi. Ve her şey bittikten sonra Tanrı'ya yazıyorlar. Vitraylı pencerelerden giren cimri aydınlık kendine bir yol açmaya çalışıyordu. yakıcı. Taş duvarların hapsettiği karanlığın yoğunluğunu azaltmayı başaramıyordu. . Saint Augustin Kilisesi'ne gelin. dönemi.Neden? . Kurban etme törenini bitirdiklerinde. . Katiller öldürmekten büyük bir zevk alıyor.. Evet. Kasdan konuşmasını sürdürdü: . şu melodi: özel bir parça olduğunu mu düşünüyorsunuz? ..

Bu fikre nereden kapüdın? .Bir nedeni yok. . Adli Polis başkomiseri. Goetz hakkında daha önce araştırma yapmışlar zaten. Bundan eminim! . Bu tek renk. kan kurumuştu: SANA. Avizeler de Belle-Epoque9 dönemine aitti.koyuyordu: XTX. parlak beyaz mermerden yapılmış bir heykel geldi. bu işte siyasi bir şeyler var. Volokine'in aklına Michelangelo'nun Pieta'sı tarzında. Kahrolası bir seri cinayet. Çocuk Bürosu'ndan. Vernoux kolunu uzattı: . diye devam etti Vemoux.n. Volokine bakışlarını kilisenin diğer ucuna çevirdi. gövdesi sekiye doğru basamakların üzerindeydi. Kasdan'a homurdandı: — Bu da numaralarınızdan biriyse.Ulusal Güvenlik Teşkilatı. yorumunda bulundu Vernoux. Teni ışıkla besleniyor ve onunla temas ettiğinde sanki somutluğunu kaybediyor gibiydi. bakır rengi bir perdeyle örtülüydü. siyah parkenin üzerinde kanla yazılmış bir yazı vardı. Kasdan ona doğru döndü ve sordu: . Tuhaf. arkadan. Burası ölüm için gerçekten bulunmaz bir yerdi. öyle değil mi? Vemoux. Bu olay bizi ilgilendiriyor. YALNIZ SANA KARŞI GÜNAH İŞLEDİM SENİN GÖZÜNDE KÖTÜ OLANI YAPTIM Yarım daire biçiminde yazılmış cümle.Cedric Volokine. yapış lapış kanla kaplı ağzı kocaman bir yarayı andırıyordu. Bacakları iyice birbirine bitiştirilmiş.. diğer kolu yukarıdaydı. Iriyan bir adam onlara doğru yaklaşıyordu. Ya da tam tersi. karamsar bir enerimin göstergesiydi. diyorlar. Ama daha kötüsü var. Kasdan'a sordu: -Bu kim? .Bunlar daha çok ritüel cinayetlere benziyor.Kimden? . . Tam üzerlerinde bir baldaken yükseliyordu. Bir kilisede böyle bir vahşet ve kimse bir şey görmemiş. diye mırıldandı Vernovuc. Ayaklarının dibinde. . ben haklıydım. . Adam da Volokine'i fark etti. Beriki tenezzül etmedi. Ceset projektörlerin altında parlıyordu. diye emretti Vernoux. yüzyıl başı. Kasdan zekâ dolu gözlerle Volokine'e baktı-. edebe aylan bir şekilde her yeri meydanda olan bederıinin tamamen gerçekdışı bir görüntüsü vardı. Ermeni Rus'a doğru döndü. hem gerçekliği hem de nostalji/i içeren dönem. gün içinde burada kimse bulunmuyor. — Beni takip edin. dudaklarının kenarları kulaklarına kadar kesilmişti. Yine de. uzum salkımı halinde bir araya getirilmiş toplardan oluşan. en başından beri. diL Sol elinde. Kömür karası kaşları vardı ve parlak yeşil renkli bir pilot montu giymişti. eğri ayak. "Kurban pozisyonu" diye düşündü Rus. . Elbiselini biraz ileride ■ 9. gelecek müminlerin dikkatini çekmesi için şahına doğru dönüktü. sunağın dibinde.Çılgınca olan da bu zaten. Flaşlar patlıyor. Kurban her iki elini de sımsıkı yumruk yapmıştı. Projektörlerin aydınlattığı beyazlığın ortasında.Duruma bakılırsa.Beni bu soruşturmadan alacaklar. . Eric Vernoux. kilisenin çinko ve kurşun strüktürleriyle uyum içindeki sınai bir faaliyetin.öğleden sonra öldürülmüş olabilir.. Yaraların yerlerini saptamak için adli tabip olmaya gerek yoktu. lak bir adam yatıyordu. İkinci İmparatorluk sonrası ile Birinci Dün-ya.. (ç. üzeri parlak motiflerle süslü. Bilinci Dünya Savaşı sonrasında tanımlanmış.Bazı telefonlar aldım.. Volokine ürperdiğim hissetti. Volokine yaklaştı. sebebini bile bilmiyorum. Mikrofonlar. Hiç tanık yok. Ve kahretsin. öfke dolu. gözler.Kim olduğunu biliyor musunuz? diye sordu Kasdan.Savaşı öncesini ifade eden. diye mırıldandı Vernovuc. ÎSSa-seer'in evindeki yazıyla aynıydı. Katilin bütün cinayetlerinde izlediği yol göz önüne alınırsa. . buz gibi bir sesle. ilk sandalye sırasının tam önünde çıp. Peder Olivier. "Daha kötüsü"nün ne olabileceğini duymak istiyordu.Bu bir seri. Koyu. yüzyıl sonu. — Kahretsin. — Ona ihtiyacım var. larıyla eskinin gazla çalışan sokak lambalarım andıran lambalar. En az on metreydi.) bulduk. Yuvarlak.. ama aynı zamanda da siyasi bir yan var. Od polis oldukları yerde kaldı. maktulün avuçlarında ne olduğunu tahmin etmek zor değildi. Durumu son derece uygunsuzdu ve aynı zamanda da.. Sağ elinde. Emniyet İstihbaratı. soruşturma elribinin başı. Eliyle yüzünü sıvazladı ve Kasdan'a hitaben konuştu: . Bana güvenin. Volokine elini uzattı. Tam bir çocuk yazısı..Durun.Kilisedeki rahiplerden biri. . öldürüldükten sonra elbiseleri çıkarılmış ve işkence edilmiş. Lavdan ve kurşundan inşa edilmiş bu kilisede hiçbir şekilde yer bulamayacak bir heykel. Baskılar. Doğal. bir kolu aşağıda. XX. Volokine ve Kasdan cesede doğru Uerledüer. En Önemli delile basacaksınız. diye üsteledi Kasdan. lafa karışan Volokine'e ters ters baktı. projektörlerin aydınlığını bir kat daha artırıyordu. İki gözçukuru kanla doluydu. Üniformalı polisleri iki yana açta. Volokine hemen bir tahminde bulundu. Eric Vernoıuc. Bir seri katil. Ne boktan iş. Olay Yeri inceleme'nin adamları sunağa çıkan basamaklarda hummalı bir faaliyet içindeydi. Düzgün.

yaralar hakkında. evet. Gayriihtâyari gözlerini kaldırdı ve sunağın ortasından yükselen kır-mızı bakır renkli büyük haça baktı. Kutsallık arz eden bu ışık parıltıları karanlık mekânın derirüiklerinde uçuşuyordu. Metal partikülleri. Mauritiuslu gibi dilini kesmemiş. — Kulakzanndan mı öldürmüş? — Sanıyorum. değil mi? Volokine kurbana baktı ve kendini yüzdeki o korkunç yarayı incele-yebiîmeye zorladı. . sunağın sağ tarafındaki Olay Yeri înceleme'nin teknisyenlerine doğru yöneldi. ama son derece dehşetengiz bir şeyler olduğunu hissediyordu. Bu kutsal mekândaki gizli metamorfozlar mucizevi bir çınlamaya dönüyordu.. bu bütünlük Greco'nun tablolarını andırıyordu. dan tela gibi işlemeye çalışmamış. Şu an analizde. ama öyle değil.Seni arayacağım. Ama önce bu akşam karnımı doyurman gerekiyor.. önce her şey kararıyor. Bana haber verirsin değil mi? .Hiç. . Malesherbes Bulvan'nda da nu aynılarım buldun? . yaralar? — Katü.Atmosfer mi? — Tüm bu görüntüye korku katmak için. Teknisyenlerden birine yöneldi.Elbette. Tabii bir de "Tunus gülümsemesi" var. Senin de hiç şüphesiz tahmin ettiğin gibi iki gözü iki elin içine koymuş. Adam. Bundan Kasdan'a söz etme cesareti bulamadı -onun için çok çılgınca olabilirdipalyaçoluğa özgü. Volokine yalnız kaldı.Mükemmel. Bir arınma. Sadece o kanla yazılmış yazıyla bağını koparmak istemiş: "Senin gözünde kötü olanı yaptım.ÎS2 . Ermeni. tabibin söylediklerini duymak için: — Diğer iki cinayetle aynı nakarat. Kasdan adamla konuşmak için Vernoux*nun yarandan ayrıldı. Her şeyden önce. Teknisyenin avucu açıktı. Yeşil tavrımla-nn arasında. Bir kulaktan diğerine kadar açılmış kara bir gülümseme. Bu kesikler. Rus da onu takip etti. bana ne söyleyebilirsin? Bir profesyonelin işi mi? Hayır Çok kaba. gri saçlı. Her haliyle bir adli tabip. Bu akşam neticeyi alırım. Çok vahşi Ve aceleyle yapılmış. Sana iyi bir haberim var. Bu cinayet. insanlığın kurtuluşu için İsa'nın acı çekiciyle örtüşüyordu. Her ışık patlamasında sanki beyaz tayflar pozitiften negatife geçiyordu. son derece gülünç bir İspanyol aksanıyla konuşuyordu. Önemli bir yerdi. bir af dileme yeri. ama sanki bunu sadece atmosfer yaratmak için yapmış. evet." Hepsi bu mu? Hayır. Tüm bunlar bir tablodan farksızdı. ama Kasdan gülümsemiyordu: — Ya kesikler. Gözlerini oymuş. şimdilik. Columbo'yia konuşan Kasdan'ın yanına gitti.Yani Mauritiuslu'mm cinayet mahallinde. . cebindeki sarma sigara gibi bronz tenli ufak tefek bir adam çarptı. . Yakınlarını sorgulamaya daha yeni başladık. Çıplak ceset de bu haçla dikey bir kompozisyon oluşturuyordu. evet. uyanık herifi Merak etme kreplerimle geleceğim. Yeniden kilisenin dekorunu incelemeye başladı. dedi Kasdan.Ağzının tadını biliyorsun. dostum. sonra hemen ardından yemden beyaza kesiyordu.ölen rahip hakkında ne biliyoruz? dîye sordu Ermeni. Tabii öldürdükten sonra. Başarılı da sayılır. Adam kapüşonunu indirdi ve uzun kafasını kaldırıp ona doğru baktı.Bunların parke parçalan olduğu düşünülebilir. Devam etti: . Volokine'in gözüne. flaşların altında çalışan meslektaşlarına katıldı.Koridorda. "metalizasyon" iş-iemfyte bir önceki kurban hakkında bir şeyler elde ettik.Bunu sana birkaç saat içinde söyleyebilirim. 74 . Kasdan gülümsedi: .Hayır.Neden? . Dilin kesilip çıkarılması sonucunda bazı partikuller ortaya çıkmış. . Bu cinayet soruşturmasında olmaktan son derece memnun havalarda bir tür Komiser Colonıbo. Bana sorarsanız bir Öncekiyle aynı türden bir şey. Lateks eldivenler takmıştı. .Aynı ahşap mı? .Kulaklarda mı? . Volo yanlarına vardığında adam anlatıyordu: . Volokine. Ağızda. Vuran ışıkla bal rengi parıltılar saçıyordu. Koltuğunun altında bir evrak çantası vardı. Otopsini bitirir bitirmez beni ara. Ya da en geç yarın sabah. Adli tabip.Sararım bizi kutsal bir sürpriz daha bekliyor. Kasdan okyanusun derin sularındaki bir köpekbalığı gibi hareket ediyordu. Katil. kahverengi ahşap kıymıklar görülüyordu. .

FRANCE 2. bir yerlerini koparıyor. Mezmur'dan. Peygamber-Kral. Volokine sahibini takip etti. Davud günahın ve bağışlanmanın ete kemiğe bürünmüş figürüdür. iki avucu arasında döndürüyordu. Kasdan onun bu ne yapacağı beUl olmayan hallerine alışmaya başlamıştı. demek istiyorum. Rus içten içe gülüyordu. Kahvesinden büyükçe bir yudum aldı. — Sen neden söz ediyorsun? — Herifin. Onu çok beğenir. ŞairKral. elle taciz.. . çok farklı. saldın ve daha birçok şey. keyifsiz keyifsiz. kadın evlidir. Yani Çocuk Koruma Bürosunda. Peder Olivier'nin günahını biliyorum.Nasıl istersen. Kalabalık içinde bazıların omuzlarında önemli radyoların renklerini taşıyan teypler asılıydı: RTL.Methiyeler Kitabı'ndaki duaların çoğunun Kral Davud tarafından bizzat yazılmış olduğu kabul edilir.En başından beri. Kesin olan tek şey: Peder 01i-vier'nin tam bir günahkâr olduğu.Gel. Bu kafe barda da diğer tuhaf kafe barlardaki pis koku duyuluyordu.." Davud'un günahı böylece ikiye katlanıyor.Eğer anlamadıysatuz. Davud kızıl kraldı. -Neden? . Nihayet. Ama bugünkü cinayet. Tüyelim.. Doğumundan itibaren böyle bu. bu günahkârları cezalandırmak için öldürüyor. Uysal bir köpek gibi. Kahretsin.Bu metin her şeyin temeli. . Elleri kanlı biri. Ama Davud bir kraldır. sembolik de olsa. — Neden? — Çünkü o bir kızıldı. Volokine. bugün hâlâ Saint-Augustin'de. seninle hemfikirim. "Uriya'yı savaşın en şiddetli olduğu cepheye yerleştir ve yanından çekil ki vurulup ölsün. Manoury mevkiini bile kaybetmedi Kanıt. 2000'de ve 2003'te gözaltına alındı. Katiller. Ona âşık olur. — Ders içki teşekkürler. NRJ. . Burada nereye varmak istiyorsun? — Hep aynı yere. rahip olmadan önceki adı Alain Manoury'ydi. Bu Hititli Uriy a'nm karışıdır.1-TELE.Biraz Kutsal Kitap hikâyesi size iyi gelecek.. aileler şikâyetçi olmaktan vazgeçti. Bizim serviste çok ünlüdür. 30 . bir tek o. ordularının komutanım çağırır ve ona emreder. . Davud. Yaşlanıyordu ve ellerinde henüz somut bir şey yoktu. Bir durum saptaması yapmak için. Üzerleri logolu kameralarını yerleştiriyorlardı. diye yazıyor Mezmurlar'da. Lavdan yuvarlak çerçeveli kabartmalarla süslü anakapıdan çıktılar. Mezmurlar'dan yapılan bu alıntılar hem günahı hem de bağışlanmayı içeriyor. Sadece Mezmurlar'u\ tamamım okuma gereği duymadığı aklına geldi... Volokine ona doğru eğildi. Onu hemen tanıdım. Tüm bunlar şüphesiz yoksunluk sendromunun etkileriydi. — Ne bakımdan? — PedoBİL Teşhir. medya güruhu artık olaydan haberdardı. EUROPE 1. Bir gün Davud yıkanan bir kadın görür. yaşlanıyordu. bu cinayet mahalli hakkında geçerli tek büfc-giye sahipti. henüz bu olayın gerçek soruşturmacılarının iki isin^ polis olduğunu bilmiyordu. — Hikâye nasıl sonuçlanıyor? — Davud. Dışarıdaki fırtınalı gecenin daha da güçlendirdiği bir aydınlık. Formda görünüyorsun zaten. Berbattı. İşte bu sebeple. Görüyorsunuz 3 000 yıldan beri hiçbir şey değişmemiş. TP 1. Manoury boktan kurtulma konusunda bayağı becerüdi. -Yani? . zincirlerinden kurt™ muş hissediyordu. Medyanın büyük gösterisi başlıyordu. ancak burası çok daha aydınlıktı. kesip bici-yoriar. bağışlanması için Tann'ya yakanyor ve kurtuluşa eriyor. kurbanlarımızın suçlu olduğuna dair en ufak bir kanıt bulamadık. Ama bir sorun vardır. öte yandan Davud'un kaderi de çoktan belirlenmiştir. Çünkü o. tuhaf bir şekilde kendini hafiflemiş. Yoav'ı. Ama kimse.Yardsi şu. Ama bazı dümenler de var tabii. LCI. Ama aynı zamanda onları günahlarından arındırmak için de. Başpsikoposluğun etkisiyle. .. zina ve cinayet. Coca Zero şişesini. Volokine bir bardak dolusu Coca Zero'yu mideye indirdi. Buz gibi Coca sesini çatallaştırdı: — Hk iki kurban için. Yeniden "kardan beyaz" olacaktı.Sana biraz şu Mezmur'dan söz edebilir miyim? . . Duvardaki aplikler ona Saint-Augustin Küisesi'nin karpuz lambalarını hatırlatıyordu.Yapma ya! dedi Ermeni. bu yasa da 41. Tüm bedeni kanlı. Gazeteciler. "ba sın özgürlüğünü" ve "bilgi alma hakkını'' ileri sürerek güvenlik bancl^ aşmaya çalışıyorlardı. Mezmurlar kitabı. güç sahibidir. La Boette Sokağı'ndaki bir kafe ban seçmişlerdi. Içavluda sürekli artan bir kalabalık vardı. Kasdan cevap vermedi.

Pedofil olmasa bile. 31 Buffon Sokağı. İşte bizim sorunumuz. cinayetlerin failleri. neredeyse hiç görülmüyordu. Tüm bunlar kurbana yönelik eylemler. tki ortak onu izledi. İnce dudakları sanki pipo içmek için yaratılmıştı. Hiçbir şey kendini yalanlamıyor. Volokine başlamıştı bir kere: Siyasi bir yan olduğuna inanıyor musunuz? Haklısınız. Cesetlere Mez-murlar'da yer alan sözleri uyguluyorlar. tontonum. üzerinde. Müze personelinden kimsenin olmadığı bir saat. Goetz öldü çünkü Şilili cellatlar hakkında çok şey biliyordu. Sonuçta. Ve bir an önce gitmek.Ceza. . Bir tuşa basıp teknisyeni geri aradı. Biraz daha açarsam. Hiç konuşmadan yürüyorlar. Ama Volokine yeniden konuşmaya başladı. Fırtına patlamıştı. Duadaki sözcüklerle örtüşen bir ceza. Kafasını ceketiyle sarmış olan Kasdan başım açtıktan sonra homurdandı: . Kadında Doğu'ya özgü bir şeyler vardı. öğeler birikiyor. Su kütlesi şu anda yapraklı dallarda.Kasdan iyice bıkmıştı.Cedric Volokine. Katil Naseer'in dilini kesti. üç metre önlerini görmüyorlardı. Gecenin çizgileri. siz bir seri katil olduğunu düşünüyorsunuz. başka bir şeyler var. Kasdan: Her şey doğru. Buffon Sokağı'nın oradaki kapıdan gir. çünkü her şey doğru. sarmaşıklar tararından tutsak edilmiş gövdeleri seçilebiliyordu.Bu boktan yerde ne aradığımızı bana açıklasan iyi olacak. taş döşeli bir patikaya saptı. Onları öldürmeye iten işaretin müzik olduğunu düşünüyorsunuz. Uzun ve soluk yü-2Ü bir tür başlık gibi siyah saçlarla çevriliydi. Öte yandan. tüm bunların ardında. Kapıyı onlara açtılar. ikinci doğru. O halde. Botanik Bahçesi'ndeki hayvanları düşünüyordu. Sadece tüylü kabuklan. Bahçenin demir kapışım açtılar. dedi sesi tanıyan Puyferrat. Tüm bu olayları bir araya getirecek bir doğru bulmamız gerekiyor. kabuklu gövdelerde. sokak lambalarından yansıyan ışığın aydınlattığı gümüş renkli gölcükler üzerinde dans ediyordu. Hesabı ödemek istiyordu. Çocuk Koruma Bürosu. kapkaranlık bir denizin üzerindeki aysberg gibi parlıyordu. hızla mesajlarını kontrol etti. toprağın derinliMerindeydi. Bir yerlerde su vardı. Şu veya bu şekilde haklısınız. gerçek bir lafebesiydi: Bu olayda aksayan şey ne. Camdan yapılmış bu devasa çanın alfanda. Belki de kaim siyah kaşları yüzünden öyle görünüyordu. kendilerine yapılanların intikamını alıyorlar. Ceketlerinin yapraklara sürtünme sesinden ve yağ-m urun cam kubbe üzerindeki tıkırtısından başka bir şey duyulmuyordu. Kasdan seranın içini incelemeye başlamışta bile. eleme yöntemiyle değil... Puyferrat: Dar ve uzun bir yüz. Birinci doğru. Ayağa kalktı ve cep telefonunu çıkardı. Adli bilimler teknisyeni gülümsedi. Dilim senin kurtarışım ilahilerle övsün "dü. Gerçek bir çılgınlık tehlikesiyle karşı karşıyalar. Puyferrat' dan bir cevapsız çağrı vardı.Hemen sinirlenme.Botanik Bahçesi'ne. Artık bu saçmalıkları duymaktan bıkmıştı. . Ağaçların ve bitkilerin seyrelmeye başladığı bir tür açıklığa geldiler. Kalenin garsonuna işaret etti. yaprakların ardında. Kasdan yorulup tükendiğini hissediyordu. Volokine'i görünce kaşlarım çattı. İM adam el sıkıştı. Bu konuda da. AYNI ZAMANDA. Diğer hayvanlar. çocuklarla ilgili bir günahı var. Kurtlar.Gel. bu cinayetlerin insan sesiyle ilgili olduğuna eminim. organik. Kiliseye girerken telefonu kapatmıştı ve açmayı unutmuştu.Hemen yanıma gel. Puyferrat. öte yandan Goetz kapalı bîr kutuydu. nemli. düşük omuzlu bir kadındı. . kol ağızları ellerini örten bir yağmurluk vardı. çünkü tanıklığı Fransız hükümetini de ilgilendiriyordu. Zorlukla —yağmur damlaları cop darbeleri gibi şiddetle bedenlerine çarpıyordu— ana girişi buldular. İri gövdeler.. simsiyah saçlar. Ey Tanrı. yalnız sana karşı günah işledim. Cam binaya doğru biraz daha koştular. Dinleniyordu. ikincisi "Sana karşı.yorgun gözlerinin altındaki morluklardan. Çocuk sesleriyle. beni kurtaran Tanrı. . yani çocuklar. Paris'in en düz sokağı boyunca uzanan dar kaldırımın üzerine iki tekerleğiyle çıkarak park etti. . bu yapay ormanın içindeki. Goetz'ün "El Ogro" diye adlandırdığı bir şey. Pişman olmayacaksın. . Akbabalar. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bir ipucunu bile göz ardı etmek imkânsız. Kasdan yeniden suyu hissetti. Bu hikâyedeki çocuklar dengesiz. Ama Rus'un kafasında kırk tilki dolaşıyordu. Kasdan. saat 18:00. Yağmur o kadar yoğun ve şiddetliydi ki gecenin karanlığı bu sıvı perdenin arkasında kayboluyordu sanki. senin gözünde kötü olanı yaptmV'dı. Ufak tefek. Sözcüklerin bağışlama gücünü artırmak için. Dördüncü doğru. daha çok biriktirme yöntemiyle sonuca gitmemiz lazım.Nereye? . Cinayetlerin kilit noktası bu. nemli bir cangıl. size söyleyeceğim. bundan eminim. Kasdan. Bu kez Kasdan onları tanıştırdı: . Kasdan garsona parayı uzattı. Adli bilimler. Ya da siyah. Ük yazı "Kurtar beni kan dökme suçundan. Yeşilin ve beyazın hâkim olduğu. gir kadın onları bekliyordu. sözcüklerle anlatılması imkânsız bir karmaşa Puyferrat. bazen çıkmaz yollara sapıyorlardı zi yaret saati. Her zaman okluğu gibi. Bir tehdit. Sera. Açık olacak. Ermeni hâlâ suskunluğunu koruyordu. Çiçek serasının oraya. diye ekledi Volokine.Neden? . Katil rahibin gözlerini oydu. yağmura boyun eğmekten başka çareleri olmayan. ağır ağır nefes alan boğucu. doğru düşündüğünüzden hiç şüphem yok. Yağmur altında koştular. Üçüncü doğru. Duayı somutlaştınyorlar.

Bir cisim üzerinde bulunan organik tozların -polenler. bu bitki türünün Paris'te bulunma ihtimali sıfır. Burada en az iki doğru var. Eğer kafasında dikenli bir taç taşıyorsa ve akasya dallarından yapılma ayakkabılar giyiyorsa başka. Ermeni Puyferrat'ya baktı. Bu dilim dalı. Topladığım . Zizyphus Spina-Christi. Belki de Kudüs yakınlarından.. Kasdan *m kafası iyice karışmıştı. Tabii modern versiyonu. . Kasdan. Sana bir şey söylemeden önce. Ve ayrıca Kutsal Kitap tarihi konusunda uzman. Oysa o dönemde Filistin'de bu ağaç bilinmiyor. tasasız bir ses tonu vardı. -Yani? . — İsa'yla bir ilişkisi var. İsa'nın tahtası. bu akasya türünün sadece Doğu'nun yarı kurak bölgelerinde yetiştiğini öğrendim özellikle de Necef Çölü'nde ve İsrail'de Sina'da . Kendini kırbaçlamakta kullanılan bir değnek. Ermeni bu ayrıntıyı hatırlıyordu: Mezmurlar. Kimileri Paliurus Spina-Christi.Müze botanikçisi bize katılamayacak.Bu ağaç Kutsal Kitap'ta çok geçer. Şimdi. diye devam etti İranlı kadın. Bir sopa. evet veya hayır? .Avrupa'da yetişmiyor mu? .. incelenecek cisim Üzerindeki tozlar yapışkan bir bantla toplanıyor sonra mikroskop altında inceleniyor. son keşişlerin ezberden okurken kendilerini kırbaçladığı bir duaydı. birbirine dolaşık dikenler sebebiyle daima çoğul Mshtttimn sözcüğü kullanılır. Başka bir deyişle. "Tüm bu öğeleri bir araya getirmeyi başaramasa da. Ama sana bunu göstermem için buraya gelmeme izin verdi. .. Volokine. Sıradan bir ağaç değil söz konusu olan. Laboratuvar sonuçlarını alınca Botanik Bahçesi'ni aradım. . Ellerindeki cihazlar. Romalı lejyonerler. sembolik olarak insanları günahlarından o kadar çok arındırıyordu. bir âmâ gibi kullandığı bir değneği vardı. .İyi akşamlar.Hayır.. sporlar. Ve günahla. geriden başıyla selamladı. Bunlar diken olabilir mi.Hayır. İsa'yı "taçlandırmak'' ve onunla alay etmek için bu ağacın dallarından yararlanmış olabilirler. Bu akasyanın sıcağa. Katilin bu bitkiyle ne tür bir ilişkisi olabilir İşte bunu bilmiyorum. Kırbaçlama. "Isadikeni" olarak da adlandırılan Euphorbia için bir yanlış yorum söz konusu: bu ağacın bu şekilde adlandırılmasının sebebi dikenleri ve kan lekelerini andıran çiçekleri.Neden mistik? Kadın lafa karıştı: . Botanikçi misiniz? .. Başkentte bu bitkinin bulunabileceği tek yer burası.Henüz elime ulaştı. .Akasya seyal. yağmurdan ve bitkilerin neminden avucu sırılsıklamdı. emin olmak için kıymıkları toplamıştım. Aramca profesörü. Puyferrat devam etti: — Senin için en iyiyi sona sakladım. Katüin... Yapılan polen ve spor incelemelerine göre ahşap gerçekten Filistin'den.Saint-Jean-Baptiste'in iç balkonu üe Naseer'in apartmanındaki. Kasdan Ormanın Kitobı'ndaki yılan Khâa'yı hatırladı. İsa'nın tacının malzemesini tam olarak bilmiyoruz. hizmetçi odalarının yer aldığı koridorda bulunan kıymıklarla aynı ağaç. Birçok görüş var. Paünolojinin ne olduğunu biliyor musun? . îbranicede. Kasdan Öfkeyle sözünü kesti: . Ve bu değnek Kutsal Taç'la aynı ağaçtan yontulmuştu.. bu gerçekten İsa'nın tacında kullanılan ağaçla aynı. « . Aklına başka bir düşünce geldi.. İşte bu şekilde. Mezmurlar. Sarcopoterium Spinosum.. Rhammus catharti 77 cus arasında tereddüt ediyor. ama hiç kuşkusuz İsa'yla bir alakası var.. Sessizlik. güneşe ve mistik esintiye gereksinimi var. diye devam etti uzman. Ayrıca. — Meslektaşınızın söylemek istediği şey. şu ahşap parçalarını inceleme işini biraz daha ileri götürmek istedim. Bu ağacın hem İsa'nın çektiği acıyı hem de insanlığın günahlarından kurtuluşunu sembolize ettiği. sembolik değeri. İsa fiziksel olarak ne kadar çok acı çekerse.örnekleri. diye yineledi teknisyen. bunlar aynı bütünün parçalarıydı.Sizi Avishân Khajameyi'yle tanıştırayım.Sonuçları aldın mı. gülümseyerek araya giren Puyferrat'ya doğru döndü: — Tamam» Şimdi sana her şeyi polis dilinde anlatacağım. Bir değnek.Aslında.Hayır. benim fikrime göre isa'nın tacında kullanılan Akasya seyal. İlki.kaplı gri bir ağacı işaret etti. Hem de hiç. İsa'nın dikenli tacının yapıldığı ağaç olabilir. Kasdan kadının elini sıktı. bir cismin hangi bölgelerde bulunduğunu saptamayı sağlıyor. Bir değnek. Teknisyen döndü ve dalları dikenlerle -seradaki diğer ağaçların yapraklarını hatırlatan bir bollukta.dağılımım inceleyen bilim. . Fort de Rosny'de bu tür araştırmalar yapan bir birim var. Ceza. Ve yağmur hâlâ cam fanusu dövüyordu. Bağışlanma. tam olarak nereden geldiklerini öğrenmek için onlara yolladım. ama kuru ve çok sert. uyutucu bir etkiye sahip. Profesör İran aksanıyla konuşuyordu. Hayır.. önceki gece koridorunda yankılanan tık-tdc-tık seslerini çok net olarak duyuyordu. ikincisi. Ve familyanın özel bir türü. Ama özellikle. bunu zaten anladığım düşünüyorum.

Ellerini açtı. Sonra.Bu sefer resmi tebligat. âdeta gökyüzüne savurdu. değil mi? — Diyorsun. bu dünyaya ait günahları.işte benim izlenimlerim.Çünkü ona göre. . Önemli bir mevzu var. Kasdan ona baktı.Üzüldüm. Kasdan. 10. gerçekten Zaire ordusu gibi. Puyferrat sunumunu bitirdi: .Vemoux'mın sesi.Ermeni. Adı Simon Velasco. Arabaya oturduktan sonra Rus bir öneride bulundu: — Çok yakında bir McDonald's var.Şüphen olmasın. — Bir şeyler daha biliyorsan. Bu ağaç. bir sembol. (ç.Cinayet Masası'ndan kim? .. Isa. Reşit'te bulduğu ve Üzerinde Firavun V. Bu ağaç. . Saflık timsali varlıklar. sular süzülen saçlarının alandan Kasdan'a gülümsüyordu. Ona siyasi bir mültecinin ölümünü araştırdığımızı söylediğimde bayağı eğlendi. Hareketin taklidini yaptı. Vernoux'ya acıdı: . Yeniden hışırtılar.. Rus bu yeni bilgiler karşısında şaşkına dönmüş gibiydi. gerçek meleklerin elleri. Hâlâ ayakkabı izlerinin analizini bekliyorum. Goetz. söyle. Şili. .Ayrıca başka bölgelere Özgü polenler de bulunmuş.Neden? . yağmurun gürültüsüne karışarak arabanın içinde S M yankılandı. ama son derece sevimliydi.Bu salak Emniyet İstihbaratla anlaşabilir ve onların ayakoyunlan-na gelebilir.. Bu ağaç bu yüce gönüllü davranışı çağrıştırıyor. Biraz önce onunla konuştum.. Buna karşılık. Arjantin. — Şu isa'nın ağacı. Seranın kapısında Puyferrat jCasdan'ı kolundan tutup durdurdu ve Volokine'm uzaklaşmasını bekledi: . kendini.Gösteri için teşekkürler. Naseer.Vernoıuc'dan bir çağrı var. . Mısır'da Fransız işgali sırasında. alınca beni ara. Cinayet Masası soruşturmayı üstleniyor.Ha ha ha. saf kişiler. . Bağışlanmaları için bütün günahları kendi üstüne almaya Bu bir dönüşüm. Ve onları öldüren eller. . acının ağacı.. . Kasdan'ın ne yapacağım bilmediği önemli ve yepyeni bir ipucu daha. Ama insanlığın kurtuluşu için çekilen acı.. . Volokine bir şey demedi. Buffon Sokağı'nın sonunda — McDonald's'lannla canımı sıkmaya başladın. Kasdan. insanların günahlarını "silmek" için geldi. Yeni bir şey mi var? . öldüren el kadar saf ve temiz. . tek bir sembol sayesinde çözerek. WUheVm Goetz diktatörlük rejimi süresince en ufak bir işkence büe görmemiş. Direksiyon başındaki Kasdan.10 Yine de. .' Bunu kızgınlıkla söylenmiş bir söz olarak kabul ediyorum. . bu taşın gerçek önemini ortaya çıkaran Champoüion gibi görüyordu. — Kadın haklı. Kasdan cep telefonunu arabanın hoparlörüne bağladı ve numarayı tuşladır -Alo? . onları.Sizin ekip. bu taş üzerindeki işaretleri. Yeniden yapraklar.. Gırtlağımıza kadar boka batmış haldeyiz. Çözümü olmayan bir Reşit taşı. gözleri çakmak çakmak parlayan Volokine'e baktı.Sizi üzüntülerinizi bildirin diye aramadım. Pinochet diktatörlüğünün bir kurbanı dediğimde. diğer şeylerle örtüşüyor. Onların ruhlarını esenliğe kavuşturmak için. Hiyeroglifleri düşünüyordu. Puyferrat gülümsedi: .. Onlar.Açığa alınmış. Kasdan. Katillerimiz kötülük bulaşmamış.Benim. Isa avuçlarına aldı.Sizi geçireyim. Yağmur ara vermeden yağıyordu. dedi Puyferrat?nın elini sıkarken. İlerledikçe daha fazla gömülüyoruz.Sana güveniyorum.Adı Marchelier olan bir ekip şen. Peder Olivier hem cezalandırıldılar hem de günahlarından anndınldılar. onlara da acı çektiriyorlar. . Gitmemiz gerekiyor.Görevde mi? .nl 32 Kafaları ceketlerinin alanda Volvo'ya kadar koştular. -Tanıyorum. istihkâm subayı BouchardNn 1799'da. cep telefonuna gelen çağrıları kontrol ediyordu. Ve Avrupa'nın ıhman bölgeleri. Volokine'le birlikteyim. Öldürdükleri insanların günahları için acı çekiyorlar. Tam tersine bariyerin diğer tarafuıdaymış. Şili Blçiliği'ndeki bağlantım tatilden döndü. -NASIL? . En azından bu akasyanın bayağı bir seyahat ettiği söylenebilir. Onunla alay ediyordu. Ptolemaios'un Uç dilde yazılmış bir kararnamesi yer alan taş. görevden alındım.

Askerler ise bunları tutuklama. Kırbaç gibi. kayıplarla ilgili sorunu halletmek gerekiyordu. işkencecileri koruyan bir af çıkartıldı. Salvador Ailende rejimi bir tür enternasyonal sosyalizm vaat ediyordu. İspanyollar. Marchelier'ye hiçbir şey söylemedim. . Şili'den ve diğer başka ülkelerden birçok aile şikâyetçi olmuş.Bilmem. 80'li yıllardan itibaren ilk şikâyetler gelmeye başladı.İki gerçek var. tokat gibi inen. İyi şanslar. Kırçıllı sakalları olan iri bir adamdı. dedi Ermeni. öldürüldü. îJşŞfl Adam. çünkü 80'li yılların sonunda rüzgâr. dava açan başka ülkeler . Maupassant. Ve temiz elli melekler bu işi üstlenmişti. Kuşkusuz aynasız dayanışması.. Abartılı el kol hareketleri vardı. "Yabancılar" bile kaçırıldı. En başından beri. Aksansız bir Fransızca konuşuyordu. varlığını bütün gücüyle hissettiren bir gülümseme. ayıklama olarak adlandırıyordu. ama biri daha ağır basıyor. Artık aynı gerçeği benimsiyorlardı. onlara bu mevsim içki garip karşılanacak buzlu limonata ikram etmişti. 1973'te kaçtı. Eğer iktidarın yanında yer alıyorsa. Vernoınc. Ben bütün nefesimi İsa'nın Tacı konusunda tükettim. Go-etz'un geçmişiyle ilgili bütün bildikleri. Goetz. Eğer Şili'de bir işkenceciyse. Şimdi bir gerçeği daha iyi anlıyordu. işkence görmüş. Ancak Velasco hâlâ. dışarıdaki yağmurla iyice perçinlenen bir sessizliğin.. Onları odasında kabul etmişti. bu onu lanetli bir suçlu yapıyor. hayata geçirilmiş bir ütopya. sonunda Goetz'ün günahım öğrenmiş bulunuyoruz. Şilili dobra biriydi: Ne cuntacılardan ne de solculardan yana tavır almış.Evinde. Tüm bu düşünceler Simon Velasco'nun tarzıymış gibi görünmüyor-du. onu nerede bulabilirim? . dava açmaya başlamış. işkenceler. cinayetler konusunda. . kaybolmuş veya öldürülmüş kişiler hakkında bilgi topladılar ve dosyalar oluşturdular. — Bizler uzman değiliz. Her şeyden Önce.. Birkaç saat öndesiniz. işkencecilerin. arabaya sessizliğin çökmesini bekledi. Kasdan cevap vermedi.. Gülümsemesi ise çok daha abartılıydı. Birkaç saniye bekledikten sonra sordu: . Çok sayıda. Kızgın değillerdi. Velasco kristal sürahiyi sehpanın üzerine bıraktı ve karşılarına oturdu. cellatların aleyhine esmeye başlamış. îlki. Asla tahkik etmediği bir yalan örgüsü. darbeden hemen sonra. dedi Vernoux. .1980'li yıllarda. Pişmanlık duyan birinden daha tehlikeli bir şey yoktur. ama Wilhelm Goetz'ün Şili Cuntası'run bir kurbanı olduğunu düşündüğünüzü öğrendiğimde çok güldüm. Tabii. Ama şikâyetçi olan. îskandinav-lar. Artık askerlerin hiçbir şeyden korkusu kalmamıştı. . bu nasıl mümkün olabilir? — Orada bile bazı şeyler değişti. Bardakları doldurduktan sonra. — Bize. Ama eğer işkencecilerden biriy sen. puro kokusu. Rueil-Malmaison'daydı. sorgulama. mesela. Şimdiye kadar. Simon Velasco'nun adresini verdi. Dünya üzerindeki tüm militanları cezbeden. en başından beri kilit noktanın bu olduğunu biliyordum. Şili'den 1987'de kaçtı. Goetz Fransa'ya sığınmış. Aralarında sadece Şilililer yok. Montheriant.. Ceza Paris'te kesilmişti. Siyasi nedenler.Bu destek. — Tarihlere bakmanız yeterliydi.Aynı fikirdeyim. İki ortak sustu. . . Pinochet'den önce. Almanlar. Onu susturmak istemiş olabilirler. Loş odada. Gözlüklerini taktı ve okudu: Montaîg-ne. yani Pinochet'den korkmaları için nedenleri olanlar. bizzat Goetz kaynaklıydı. yüksek rakımlı. Kasdan La Pleiade yazarlarının ciltli eserlerini fark etti. Mutlu yılları. Su katılmamış bir frankofil. Günaydın önsezi. bu fikirlere inananlar için. Şili'yi terk ettiği sırada Goetz'ün Şili adaletiyle bazı sıkıntıları olduğunu söylediler. Kasdan. Ama sanıyorum gönlümüz aynı şeyden yana. akaju deri. Cunta yılları süresince yaklaşık 3 000 kayıp olduğu tahinin ediliyor. bu her şeyi değiştiriyor. 33 — Umarım bana kızmazsınız.. çok iyi iş çıkardı. Daha sonra "işkence1* kelimesi Şili ceza hukukundan çıkartıldı.Ben mi konuşayım yoksa sen mi konuşursun? . diye gülümsedi Velasco. tanı olarak adı konmasa da. Kasdan. Ortada ne ceset ne de kurban vardı. Seyahatten yeni döndü. yazlan uzun süren Santiago'da yaşıyordu anlaşılan. snop ses tonu dışında -şüphesiz bu da diplomatik resepsiyonlardan kalma bir alışkanlıktı— son derece kusursuzdu.. Kasdan ile Volokine birbirlerine baktı. bir delikte gözlerin bağlı olarak işken ce gördüysen söyleyecek bir şey yok. Fransızlar. bu onu önemli bir tamu haline getiriyor. cilalı ahşap mobilyalar. . Balzac." Siyasi sığınmacılar. neden? .Şu senin herif.Size söylediğim gibi. Kaçırmalar. eğer tanıklık yapmaya karar verdiyse. "Dayanışma Naipliği" adlı kuruluşun avukatları.Hadi gidin.İki neden. 164 İkincisi. Santiago sosyetesine mensup bir burjuva. Katolik Kilisesinde yardım alan demokratik kuruluşlar..Acele edin.

Generalin ölmesi. Burada bir gizem var. neden Goetz sığınmak için ' Fransa'ya geldi? Neden kendini aslanın ağzına attı? 80 . bu sizce mümkün mü? . Bu baskı rejimi sırasındaki rolü neydi biliyor musunuz? . değil mi? . Bu tür kovuşturmalarla ilgilenmedim.Pinochet'nin Ölümü herkesi harekete geçirdi. Volokine cebinden not defterini çıkardı: . nerede olurlarsa olsunlar işkencecileri bulmayı amaç edinmiş bir dernek kurdu. onun aleyhine İngiltere'de açılmış bir şikâyet davası yoktu. Eğer açılan davalar Avrupa kökenliyse. hiç kaygı duymadan huzur içinde Öleceğini ispatladı.Hayır. Pinochet hakkında çıkardığı tutuklama talebiyle diktatörün gözaltına alınmasını istedi. Devam etmekte olan davalar üzerinde kamçı etkisi yaptı. Yine de. Bununla üguenebüirim. Bu konuda çeşitli söylentiler var.Wilhelm Goetz'ün Şili'deki insanlık suçlarıyla ilgili bir davaya tanıklık yapmaya hazırlandığını düşünüyoruz. size. diktatörlükler birbiri ardına çöküyordu.Hayır. Tanıklığı Fransız hükümetini zora sokabilirdi ve Emniyet İstihbaratı hazırlıksız yakalanmak istemiyordu. Ama buraya. Bu işkencelerde hazır bulunduğu gün gibi ortada. Bazı DİN A mensupları da kabul edildi. . Ve gizli. Veya Goetz'ün masaya oturmak için pragmatik bir nedeni vardı. Ve dünya da değişiyordu. Ancak.Anlamadığım bir şey var. . Yaşı ve sağlık durumu dışında. Wilhelrn Goetz asker değildi.Söylentiler mi? Şilili parmaklarını kenetledi. Benim görevim değil. Pinochet kapana kısılmıştı. Pinochet'nin gizli polisine yani. Volokine araya girdi: . Sanki burada bir dokunulmazlığı vardı. sanki "Pandora'nın kutusunu açtırmayın" der gibiydi. pek çok davada adı gündeme geldi. Bu yeni olay Goetz'ün evindeki mikrofonlara bir açıklık getirebilirdi.Fazla bir şey bilinmiyor. Hepsine siyasi mülteci statüsü verildi.Fransa'da bu tip davalar konusunda uzmanlaşmış avukatları tanıyor musunuz? . Bu gibi durumlarda her şey çabucak olur. Artık hiçbir dokunulmazlığı yoktu. Berlin Duvarı her an yıkılabilirdi.Ne demek istiyorsunuz? .Tam olarak ne yapıyordu peki? Velasco eliyle sakalını sıvazladı: .) 80 den önce korkunç işkencelere maruz kalmasına rağmen hayatta kalmayı başarmış biri. ! layatta kalmayı başarabilmiş kişi. Bir siyasi mülteci. Pinochet'nin sağlık sorunları vardı. . Kas dan düşündü. . dedi Kasdan. Suçluların iadesi talepleri her geçen gün artıyordu. . bu konuyla ilgili bir şeyler duydunuz mu? .n.Sır.Hayır.vardı. Aslında. . Gazeteler sürekli bu şikâyetleri gündeme getiriyordu. ABD bile Güney Anıerika'daki diktatörlükleri artık açıkça desteklemekten vazgeçiyordu.Tüm bunlar Pinochet döneminde oluyor. .Avrupa'dan mı yoksa Şili'den mi bahsediyorsunuz? . savcılar bence bu nedenle hemen harekete geçtiler. Bazı Şilililerin Fransa'nın himayesi altında olduğu söyleniyor. Gerçek bir mülteci. Bir sürü insan. Velasconun sözünü keserek. Şili'de bile bu davalar konuşulur olmuştu. Bu sorgulamalardan canlı çıkan pek fazla insan yok. . Pinochet yaşlanıyordu.Siyasi açıdan 70'li yıllar karmaşık bir dönemdi. . ama Madridli Yargıç Balthazar Garzon.Elbette. Belki de herhangi bir dosyada adı geçiyordu. . işinize yarayacak bir isim verebilirim. Ülkeler kimi zaman kendi aralarında anlaşılması çok güç anlaşmalar yapıyorlardı. (ç. Sorun artık ciddi bir hal almaya başlamıştı: Şili katillerini iade edecek miydi? Kasdan soru sorma gereksinimi duydu: . Yargıçlar.İlginç bir soru. Ne de rejimin bir memuru.Her yerden biraz. Davalar açılacak.Wühelm Goetz'e gelelim. Bir bel fıtığı ameliyatı için Londra'ya gitmişti.Neden? . Goetz. özellikle de DINA yöneticilerine.Peki. Bir "sobreviviente"11 Fransa'ya gelmeI I .. Fransa'ya yalnız Goetz gelmedi. tabu isterseniz.Pek sayılmaz. Ama işkencecilere yakın biriydi. Belki de özgürlüğünü paraya tahvil etmek istiyordu.Sizde bu M mültecilerin" listesi var mı? . Bu adam. Fransa'da hiçbir şeyden korkmuyor gibiydi. Vicdan azabı duymanın yaşı yoktur.. cuntanın önde gelenlerinin çoğunun huzur içinde. Pek ihtiyatlı davrandığı söylenemez. Açık oynamaya karar verdi: . Zaten bunlar sayesinde yargılanmaktan kurtuldu. kelleler alınacak.Ne önemli bir rolü ne de resmi bir görevi vardı. Sokaklarda gösteriler yapılıyordu. Güney Afrika'da Apartheid sallanmaya-başlamıştı. Araştırmak gerekiyor. Gülümsedi.

. Santiago'daki villasına onu görmeye zabıt kâtibemle birlikte gidiyordum. tüm bu eski hikâyelerle bağlantılı olduğunu mu düşünüyorsunuz? . Hükümeti onu Şili hapisanelerinden çekip çıkardı.Augusto Pinochet'yi kovuşturan yargıçlardan biriydim. nasıl geçti? . bu onun için askerlikten daha fazla gelecek vaat eden bir şeydi.Şu sorgulamalar. Kurşun ve kalay rengi bir kent. generaller "Yavrulamadan önce kancığı öldürmek gerekir** diyorlardı. Belki de operasyonlara katılmıştı. —Yani siz. Şili yüksek sosyetesine mensuptum ve itiraf ediyorum. önemli şahsiyetlerden söz ediyorum.. Volokine adamın ajandasını geri verdi ve kendi not defterini kapattı. limonatamı içerek hâlâ aristokratı oynuyorum. Pinochet herkesin düşündüğü gibi biri değildi.. bu kibar aristokrata hesap veriyor. ülkenizde. Her şeyi bilen. Daha otuzlu yaşlardayken. Kastilya tarzı. bütün bunları nasıl biliyorsunuz? Sanki bu dosyalarla çok haşir neşirmiş gibi bir haliniz var. Arkamdaki gazeteci ordusuyla. Nereden bilebiliriz ki? Sırlarıyla öldü. Her şeyden önce yer değiştirmesine izin yokta. ŞÜili'yi evin holüne kadar takip etti. evet.En çılgını da. o kadar. Ama ne yazık ki Pinochet ceza almadan öldü ve ben.. Zaten bu yüzden hâlâ hayatta. kendisini aldatırken suçüstü yakalamıştı. Son bir saptamada bu-lunurcasına konuştu: . O dönemde. Kasdan sahneyi gözünde canlandırıyordu: "Bu ülkede haberim olmadan yaprak bile kmuldayamaz" cümlesiyle meşhur bu zorba general köşeye sıkışıyor. masasının çevresinden dolandı. Cezası ölüm oldu.ölümünün. Hem de kendi topraklarında ve inanın bana çok zordu. Kendimizi Rusların kucağında bulmaktan..' Kasdan m adama olan ilgisi bir kat daha artmıştı: . İsveçli'nin adresini.Anlamış olmalısınız. Tıpkı kendisine bir ülke bahşedilen zalim bir çocuk gibi.Adı ne? . diye ekledi Şilili. Bu dosyada Tann'run işaretini gördüm. Bu plandan bahsetti. ferforje demirlerle süslü. Dosya benim masama düştü.Bana çay ikram ediyordu ve sakin sakin ellerindeki kandan söz ediyorduk.Peter Hansen. Santiago'yu bilir misiniz? Gri bir kenttir. Ve askerler Santiago Stadı'nda binlerce insanı idam ettiğinde.Bir tesadüf. Emekliliğimde oyalanmak için onursal bir mevki. sosyalistlerin tarafında değildim. telefonunu verdi. Ülkenin yok olmasından. karısı onu. işçiler. Bu duruma çok sevinmişti.. İM ortak. Öğrenciler. — Son soru. . Sadece zili çalıyordum. kimse eski defterleri açmak istemiyordu. Velasco ayağa kalktı. başımızı başka tarafa çevirdik. yabancılar sokaklarda kurşunlandığmda da..Biliyorsunuz. Siz. -Sonra? . salgın bir hastalığın kökünü kazımak ister gibi sosyalistlerin üstüne çullandı.. bunları görmezden geldik. Kesinlikle. Sosyal açıdan kendisinden çok daha yüksek konumda olan ihtiraslı bir eşin sultası altındaydı. Avukatını bulmalısınız. "Pinokyo"nun ^lakaplarından biri bu— darbeye karşı olmasıydı. tüm zenginler gibi Ailende dönemi beni korkutuyordu.Pinochet'yi sorguladuuz mı? . dedi Kasdan. Ülkenin yarısı zindanlarda çürürken biz eski burjuva alışkanlıklarımıza yeniden kavuşmuştuk. Vaktiyle sorgu yargıcıydım. . . Amerikalılar sadece kara kuvvetierâün en eski generalini devletin tepesine getirmişlerdi.Evine mahkeme celbi bile yolladım. Diplomat ayağa kalktı ve odasının kapışım açtı. Naseer'in. . Tam kapıdan çıkarken Kasdan sordu: ~ Öyleyse neden Pinochet hakkında kovuşturma başlattınız? . .. nerede olursa olsun "komünizm kanserTni ortadan kaldırmayı amaçlayan Condor Planı'yla ilgili sözlerini Kasdan*ın aklına getirdi. bir sürü dar penceresi olan bir Güney Amerika evi. Bana bir şans veriliyordu.. Bunlar. Augusto Pi-nochet. Gözlüklerini taktı ve deri kaplı bir ajandanın sayfalarını çevirdi. 81 Velasco limonatasından büyükçe bir yudum aldı. Tabii daha önce tanıklık yapmadıysa. günahlarının bedelini ödedi. rüıyıteızlığıırun ve suç ortaklığımın günahlarını affettirmem için. gümrük memuru olmak...Yine de Goetz. I970'ten önce.. Yandaki masaya da gidebilirdi. Zaten ekonomik açıdan Şili uçurumun kenarındaydı. Velasco cevapladı: .. Sadece kişisel merak. Korkuyordu! Beklenmedik bir biçimde kendini ülkenin başında buldu. Amerikalılar artık mutlu olabilirdi. Bu nedenle. Pinochet'nin tek bir hayali vardı. acımasız bir diktatör gibi davranmaya gayret etse de yaşh ve saf bir adamdı. Şili'de GeneraTin hâlâ çok sayıda destekçisi vardı.Daha ziyade gülünç ve zalimce.Belki de Goetz bu konuda bir şeyler biliyordu. O zamandan sonra da hiç böyle kaçamaklara kalkışmadı. O günü çok iyi hatırlıyorum.. Darbe olunca hepimiz derin bir "oh" çektik.. Volokine not etti. Bir İsveçli Enternasyonal sol. sonra bir çekmeceyi açtı. Velasco yeniden gülümsedi: — Sadece beş yıldan beri elçilikte ataşe olarak çalışıyorum. Malımızı mülkümüzü kaybetmekten korkuyorduk. Ölüm komandoları ülkeyi kana buladı-ğında da. diye devam etti Velasco.

dedi Hansen. sırık gibi bir herif kapıda belirdi. gayet sakin bir şekilde sordu.Mükemmel bir kırmızı şarabım var. kaygısız İsveçli şüphesiz kendinden emindi. Şarap ister inisiniz? Veya mate çayı? . Ortası çukurlaşmış bir kanepe. Kilitli değildi. Peter Hansen muhtemelen sosyalist arkadaşlarıyla dünya düzenini yeniden kurmaya çalışıyordu. Sahanlık pencerelerinden içeri sızan sokak lambalarının ışığıyla katları tırmandılar. Ermeni de bir küfür savurarak tabancasını kılıfından çıkardı. Peter Hansen'in. Pajol Sokağı. Adam. Mutfağa gitti. Fransa'ya "ithal" olmuş işkencecüerin üstesi elime ge. bakırdan eski navigasyon aletleri dekoru tamamlıyordu. Balkabağı. diye düşündü. "Vino tinto. Kapıcıyla birkaç kelime konuştular ve beşinci kata doğru tırmanmaya başladılar. kibar hareketler ve uysal bir gülümseme. Şili'nin geleceği konusunda Santiago kulüplerinde kaygı duyarken. iki ortak çaktırmadan silahlarım kılıflarına soktular ve minik bir salona kadar dar bir koridorda ilerlediler. . kapının altından ışık sızıyordu. Merdiven cila kokuyordu. özür dilerim.İyi şanslar. Kasdan Santiago'daki veya Valparaiso'daki eskici dükkânlarında da bunlara benzer ıvır zıvırlar satalıyordur. Ama. Ama yine de oradaki kültüre hayran oldum. Salondaki ikinci koltuğa oturdu ve "grand cru"yü açmaya koyuldu. bu cinayetlerin siyasi boyutunu araştırmak için önlerinde koca bir gece vardı. Ağırbaşlı. Velasco'ya benziyordu. aristokrat ataşenin daha çok beatnik versiyonu andıran bakımsız. mon-tunu düzeltti. Bir daha bastı.Polis. ev sahibini mutfak kapısından görebiliyordu. Zile bastı. dar ve uzun yol. Peter Hansen 14 numarada oturuyordu..Polis! Açın! Rus. Şilili işkenceci avcısının adresinin ve telefonlarının yazılı olduğu bloknot hâlâ Volokine'in elindeydi Üzerinde düşünmeye gerek yoktu. Kasdan kemerini sıktı. Volokine'le göz göze geldi-. daire altmış metrekareden büyük değildi. O esnada kapı açıldı. kanepeye çoktan oturmuş Völokine'i taklit ederek koltuklardan birine yerleşti. Bir tekme darbesiyle kapıyı açmak için gerildi. Mutfaktaydım. sehpa yerine geçen koyu renkli bir denizci sandığının çevresine yerleştirilmişti. Sonra. cince sizi ararım. Elinde tahta bir kaşık. ama otomatik çalışmıyordu. Mısır. şu siyasi mültecinin. beline yerleştirdi. . 34 Yarım saat sonra Kasdan. Ermeni. laciverttaşından minik objeler.. . böcek çenekleri gibi ince ve uzundu. Mutfaktan kokular geliyordu. Neden açmadınız? — Duymadım. gri sakallı.Oturun. Şili'den. Sorun değil. mutfak önlüğünün altuıa biçimsiz bir kazak ve yıpranmış blucin giymiş yaşlı adamı dikkatle inceliyordu. ." Tuhaf bir aksanı vardı.. Kasdan. Hansen salondaki eşyaları işaret etti: . Asansör yoktu. Holün aydınlığında karşısına dikilmiş duran iriyarı iki adam onu pek şaşırtmışa benzemiyordu. Kasdan silahını. Yetmişlerdeki bir protesto gösterisinden çıkmış gibi bir hali vardı. Biquet Sokağı. yıpranmış iki koltuk. lütfen. isveçli'de. yan İskandinav. Her kapıyı açan evrensel anahtar. Deri masklar. Glock'unu eline almıştı bile.82 Kasdan onu polis ağzıyla cevapladı: . — Girebilir miyiz? Size soracak birkaç sorumuz var. Hayatımın en kötü yıllan. Uzun saçlı. ' . Latin saatine gö82 re biraz geç vakitte kendine yemek hazırlamakta olan yaşlı bir bekârdı.Şarap. Elleri. Guadeloupe Sokağı. bir tirbuşon ve üç balon kadehle salon kapısında belirdi. bir kart üzerine keçeli kalemle adını yazmıştı. Biber. sonra sevimli bir yüz ifadesi takındı. Velasco'nun evi RUeil Malmaison'da lüks konutların bulunduğu bir semtteydi. dedi yumuşak bir sesle.. Ermeni.Şili'de sadece birkaç yıl geçirdim. elinde siyah bir şişe. Yolun her ita yaranda yüzyıllık ağaçlardan ve geniş lükstrümlerden başka bir şey g&_ rünmüyordu. yan İspanyol ve küçük yuvarlak soğan dilimleri gibi heceleri yutuyordu. Fasulye. Kilitli olup olmadığını ahlamak için om-zuyla kapıya yaslandı. toprak kaplar. doğal polis tonunu biraz olsun hafifletmek için çok daha sakin bir sesle sordu: . solda. Ben Başkomiser Kasdan. sonuçta. iki kenara park etmiş arabaları çalkalayan tamburlu bir çamaşır makinesini andırıyordu. Yine açılmadı. Siz Peter Hansen misiniz? Adam başını "evet" dercesine salladı. montunun altına. Ermeni. iyi. 70'li yıllarda Velasco.Tabii. henüz bu İhtimali bir kenara bırakmadık. Bardaktan boşaltırcasına yağan yağmurun altında. hemen Hansen'in kapısını buldular. hiçbir şey anlamamış gibi görünen Voloküıe'e göz ucuyla baktı. ihmal edilmiş bir şeyler vardı. . Diğer binaların arasına tozlu bir karton gibi sıkışmış. Kasdan ve Volokine arabaya kadar koştular. Beşinci kata vardıklarında. Velasco onu başıyla onayladı. üzerinde de bej bir mutfak önlüğü vardı. Cevap yoktu. Duvarlara rengârenk pançolar asılıydı. On Sekizinci Bölge'nin küçük mahallelerinden birinde yol alıyordu. Kasdan. Hızla kapıya vurdu ve bağırdı: .Şimdilik. Kapıyı açta eşikten içeri yağmur girdi . Üstelemediler. oyulmuş ahşaptan üzengiler. Bu bey de Komiser Volokine. nihayet. Gülümsemesiyle "Boka battınız Ve beri boka batmanın ne olduğunu iyi bilirim" der gibiydi.Kimsiniz? diye. yapım tarihi belirsiz bir binaydı. Gri sakallı aynı aptal yüz.Kapıya birkaç kez vurduk. Hansen arkasını döndü ve kendisini izlemeleri için onları içeri davet etti.

Evet? . Yani. . Üaç-alkol karışımının kendisini hasta etmemesini ummaktan başka çaresi yoktu. Hansen. Heyecan. Geçmişte yaşadıkları. Voloki-ne sesini iyice yumuşattı: . diyelim. . Ya da Kasdan'ın kaba. "Mavi Sinek" diyorlar bunlara.Özür dilerim.Orkestra Şefi mi? Hansen cevap vermedi. Bir tür ortak beatnik hayalinin gerçeğe dönüşmesi. duyamıyordum. Özellikle bu adamın öldüğünü düşünüyordum. . isveçli perişan bir haldeydi. Sosyalist bile sayılmazdım. Orada Şilililerle tanıştım. en ufak bir şaşkınlık belirtisi göstermeden cevap verdi. diye miradandı. yüzüme meşin maske taktılar.— Şili'de hatırı sayılır bir bağcılık geleneği olduğunu biliyor musunuz? Cpnquistador'Iann. "belki" bu işkencecüer Fransa'da yaşıyorlardı. O dönemde düşüncelerim daha çok merakın ürünüydü. 20 yüdan beri Paris'te oturuyor. işkence ve korku benim için çok uzak şeylerdi. olup biteni göremiyor. diğerleriyle birlikte Öldürülüyordu. Sakalıyla aynı rengi aldı. Titrek bir sesle sordu: . Hansen irkUdi.. orada yine dayak yedim.İsimleri? . Sonra didinin görünümü değişti. Tekme tokat dövdüler ve en yalandaki polis karakoluna götürdüler... Kulaklarıma ıslak keçe. ayin şarabı üretmek için asma kütüklerini ispanya'dan getirdikleri söylenir. Tam bir kaos ortamı.1974'te tutuklandım. o kamyonette giderken kendime bir söz verdim. Toparlandı. Yine de. Şarap içmeyen Kasdan için bu bir sonsuzluk gibiydi.Heyecanınızı anlıyoruz. Evimde yemek yiyordum. İsveçli tekdüze aksanıyla yeniden konuşmaya başladı: — Beni DJNA'nm mavi kamyonetlerinden birine bindirdiler. Yüzü çöktü. O dönemde. Sakal kıllarının arasında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. İçkiyle temasında ilk refleksi beynini ve tedavisini düşünmek oldu.Orkestra Şefi. olağanüstü hiçbir şey yapmadım. İsveçli dikkatle res-me baktı ve birkaç saniyede ifadesi değişti. Hiçbir şey söylemeyecektim. Tüm bunların geçmişte kaldığını düşünüyordum ama. bir vahşet vardı.. Sırf meraktan Santiago'ya gittim. Askerler sırayla çocuğun sırtım tekmeliyordu.Mükemmel. Ben. iki ortak denileni yaptı. hiçbir şey söylemeyecektim. O ekibin meleğiydi. Gözleri.. resmi geri verirken. ." diyorsunuz? Hansen derin bir nefes aldı: . asker görünüşü onu etkilemişti. Size asıl şeyi söylemedim: Unidad Popular mensubu değildim.. Bay Hansen. Bir üniversite Öğrencisi sırandan kurşuıüanmıştı. Hiç kimsenin geçmişe inanmadığı aralarla dolu bir ülke"... Karar vermelisiniz. Yola çıkak. . sızlanmadım. Hem gerçek hem de mecaz anlamıyla eziyet eden insanlar bana çok yabancı şeylerdi.Sizin için ne yapabilirim? diye sordu İskandinav. grileşti. Bir kahraman olacaktım. Yavaş yavaş kadehleri doldurdu. Esrar içiyordum. .. Volokine araya girdi. pek bir şey bilmiyordum.. ihbarcılar da. çok seks ve biraz da meditasyon. O dönemde. Şüphesiz komşular 83 İhbar etmişti. Şişenin mantarını açtı.. Bir iki dakikalık sessizlikten sonra. soluk-laştı.. Kasdan'ın cevabı rasgeleydi. Kısacası. dudakları. 1970'te yolum Katmandu'ya düştü. ya korkak ya da yürekli olacaksınız. Bir şarkıcı şöyle yazmış: "Hiç kimsenin geleceğe inanmadığı umut dolu bir ülke. Hansen sustu. Söylediklerinden bir cinayeti araştırdıkları sonuca çıkıyordu.Sonra ne oldu? Kısa bir suskunluğun ardından. Bu işten sağ salim kurtulmak dışında! Kasdan lafa karıştı: . Kararsız bir köpek gibi kadehini koklayan bu coint içicisine de fazla güvenemezdi. Acele etmeyin. MIR'in (Devrimci Sol Hareketi) siyasi toplantılarına katılıyordum. Çok uyuşturucu. Hiç batırmadım. Şili hakkında 83 çok şey söylenir.Wılhelm Goetz'le başlayabiliriz.. alçak sesle homurdandı: . Sırf militan kızları tavlamak için. param ili ter polis Üzerime çullandı. bana eziyet etmek için kendilerini parçalayan o pislikleri görünce kararımı verdim. Kasdan.Bir fotoğrafı var mı? Kasdan bilgisayar çıktısı fotoğrafı adama uzattı.. Daha çok umuyordum. Hansen bir heykel gibi dondu. şaraptan hiç anlamazdı.. cennet gibi bir ülke dediler. kırışıkları. hepsi karamsar bir ifade aldı. hepsi derinleşti.. işe yaramasa bile. bana Ailende rejiminden söz ettiler. tutuklanmak için yabancı olmak yeterliydi Hatta bazı yabancılar hiç yargılanmadan sokaklarda kurşuna dizildi Çoğunlukla. . sadece göçebe kaderimin peşinden gitmiştim. Sonuçta. Orada gerçek bir kıyım. bu cinayet "belki" Şili cuntası işkencecileriyle bağlantılı olabilirdi. Bu adam hakkında bize ne söyleyebilirdiniz? Neden ona "Orkestra Şefi. gözleri sabit bir halde. gelişlerinin sebebini tam olarak açıklamadan yavaş yavaş konuya girdi.. Bir bir aklına gelen anılar nefesini kesiyordu.Lütfen tadınız. o gün....

koltuğuna gömülmüş asık suratla adamı dinliyordu.Fransız olduklarını sanıyorum. sesler duydum.. Ama asla konuşmuyordum.Sizi nereye götürdüler? . a capella bir eser. sizi tedavi etmek için miydi? . kendime geliyordum. Sonunda elektrik vermek istediler. Ama ne zaman ne de mesafe kavramım vardı. çok fazla klasik müzik dinliyordum. Size ne yaptılar? . Küfürler. Aynen böyle söyledi. tellerin nereye bağlanacağını gösteriyorlardı. Her yerde köpek havlamaları vardı. beni naklettiler. şu fotoğraftaki adam? Orada mıydı? — O esnada ortaya çıktı. Buna karşılık. onlara söyleyecek bir şeyim olmadığım anlamışlardı." — Konser mi? — Sizi temin ederim. Kuşkusuz Villa Grirnaldfye. Yeniden keçe kulak tıkaçları.. Gregorio Allegri'nin Mezmurları'ydı. Ya da daha çok. anlıyor musunuz? Kasdan. Bir hastane.Bilmiyorum. hem de sebepsiz yere. Yani. Acıdan ve yorgunluktan sersemlemiş bir haldeydim. hep bilmişti. işkenceyle ilgili eğitim vermek için heyet halinde Şili'ye gelmişlerdi. kuşkusuz askerler.. acının şuurlarını test etmek için iyi bir malzemeydi onlar için. bana geceymiş gibi geldi. Birkaç dakika sonunda. biliyor musunuz? îz yok. Bayılıyordum.... Şili'yle ügüi bu soruşturma.. Onlara bu cihazların nasıl çalıştığını. — Ya Goetz. boğuk. Hiçbir şey duymadığınızda. doktorlar enstrümanlarım seçerken. ..Hayır. Çocuk sesleri. hiçbir şey görmediğinizde ve arada sırada tekme tokat dayak yediğinizde. Bir kayıp.Orada ne işleri vardı? Hansen gülümsedi. Saf biriydim. Bir kâbustaymışçasma.. bedenim.O sırada mı Goetz'ü gördünüz? .. Yani. buğulu. hükümetin birdenbire çenesi düşen Wilhelm Goetz'ü gözetim altında tutmak için ciddi sebepleri vardı. . ama yine de korku beynime ulaşacak bir yol buluyordu. anlıyor musunuz? İşkencecilerim. Yurrıruklar. Eğer Fransa bu darbeyle çok sıkı bir ilişki içine girdiyse.. Bu kez Volokine hikâyenin devamını sordu: . O gece. Simsiyah giyinmişti. Evet. Ama tuhaf bir hastaneydi. ... En az bir gün. onları insan rezilliğinin tam içine sürükleyecekti. gerçek ne belli değil. hastanede neler oldu? — Doktorlar geldi. Söylediği kelimeler son derece tuhaftı. O yıllarda dilinizi bilmiyordum. bir tür staj merkezindeydim. Bir1 77 çok kez beni boğmaya çalıştılar. Tüm bu rezillikler ona yabancı değildi. .. Aslında sorgu devam ediyordu. Hiçbir resmi kayıtta var olmayan bir adam. Çoktan bir ölü olduğumu biliyordum. Ne doktor önlüğü ne de ameliyat maskesi vardı. Tekmeler. İlaçların kokusunu alabiliyordum. çünkü makineyi kullanmayı bilmiyorlardı. Yani bir "desapafrecido" olduğu 84 mu. Bu son derece gülünç bir durumdu. Eseri hemen tanıdım. onlar mı şarkı söylüyordu? — O sıralarda.. Sonra kendimi tamamen farklı bir yerde buldum.Bilmiyorum. Bir tür toptan yok etme makinesi. deney. Bu kez. evet.. Ayrıca Portekizce konuşanlar da vardı. Beyaz fayans duvarlar. Çok geçmeden. bütün ölçüler göreceleşi-yor.. Çok ünlü.. .. . Şililileri eğitiyorlardı. meşin maske. evet.Bir tür kobaydım.Deney mi? .Orada. ama hiç unutmadım. Gerçekten bunlar oldu. Şarabından bir yudum aldı ve rengi yerine geldi. ne kadar kaldınız? . Santiago'daki ünlü işken* ce mekânı. Askerler tarafından tartaklandım. Bazen suda. güçlükle duyulan sesler. aseptik kokusu. Bazen de sıcak parafinde veya bokta. Derken Fransızlar ortaya çıktı. — Çocuklar. ..Hastanede. Sonra banyo teknesi. Fransızlar. cihazlardan çıkan sesler. Hepsinin yüzünde ameliyat maskesi vardı.. demek istiyorum. .Bunu tahmin etmek çok kolay.. Cerrahlardan biri ona adıyla hitap etti. Bir rahibe benziyordu. sanki köpekler tarafından korunuyordu.... Bozguncu cepheyi yok etmek için Pinochet cuntasına yardım eden eğitmenler.Bu nakil. Biliyordu.Ben de Öyle sandım. diye sordu. Vblokine adamın lafım kesmek durumunda kaldı: — Bay Hansen. DINA'mn yazılı arşivi olmadığım. vücudum hâlâ onlara bazı bilgiler verebilirdi...Artık göz bandı talonıyordum. İki aynasız bakıştı.Fransızlar mı? . — Hangi kelimeler? — "Konser başlayabilir. Şüphesiz Brezilya'dan gelmiş "Öğrenciler". gerçekten çok uzun süre gittik. Yeniden kamyonet.

Beni ameliyat edeceklerdi. Ne Kasdan ne de Volokine soru sormaya cesaret edebiliyordu. Şilililer kobaylarını bir koro eşliğinde ameliyat ediyordu.Hayır. kanlı testisler.Neden? .Oyun mu? . ço cuklann söylediği Mezmurlar.Çünkü doktorlarım Alman'dı. Eğer yarulursam. Jean-Pierre Arnaud'nun sesi arabanın içinde çınlıyordu. Volokine gözlerini kaçırdı. Hangi organımın sökülüp alındığını da bilmem lazımdı.Bu o hastanenin tarzı değildi. tüm bunlar şaşırtıcı değildi* .. dostum. İM ortak nefes bile almıyordu. Bu size ne hatırlatıyor? Nazileri. bu sana bir şey ifade ediyor mu? . Ermeni en önemli soruyu sormaya karar verdi: . oysa ne Naseer'in ne de Peder Olivier'in ölümleri onu etkilemişti. vücudumun her yerinde acıyı hissedebiliyordum. Bir organı kesip alacaklardı.Oradan nasıl kurtuldunuz? Hansen irkildi. Bir tür trans halmdeydim. İşkence mağduru İsveçli. fırlayacak gibiydi.Şu doktorlar.. yavaş yavaş dudaklarında bir gülümseme belirdi: . Kasdan ondan son bir cümle daha duymak istiyordu. Daha da garip olanı.Cerrahlar üzerime eğilmişlerdi ve postu kurtarmak için bir şansım olduğunu söylediler. ancak bu şekilde hayatta kalabilecektim. Uzun bir tereddütten sonra. Aralarında Almanca konuşuyorlardı. Sonunda. aletlerin gürültüsü ve benim ulumalarım karışıyordu. . size ne yaptı? . • 85 . hikâyem ilginç bir hale geliyor. Volokine sessizce dinliyordu. Çocuk sesleri arasında yavaş yavaş kendimden geçtim. ameliyat ettiler.. Beynimin içinde resimler uçuşuyordu: kahverengi bir böbrek. Neredeyse doğal bir ortaklık. Kasdan.70'li yularda. şanslıydım.Çektiğiniz acıları dindirmek için mi? isveçli bir kahkaha atta. Sadece benimle küçük bir oyun oynamak istiyorlardı. Hansen sustu. . Sonra anestezinin etkisinin geçmesini ve uyanmamı bekleyeceklerdi. Yüzünü çevreleyen gri saçlarım kaldırdı. Yani gerçekten tuhaf bir hal aldı. Onlara doğru cevabı vermem yeterliydi.Mozaiğin bir köşesi ortaya çıkmıştı. Haberin yok mu? . . Onların uğursuz sistemlerinin merkezinde de müzik vardı! Aslında.. Müthiş bir ahlaksızlıkla. boğuk bir sesle konuştu: . başka organlarımı da kesip alacaklardı. demek istiyorum. eski kâbuslar yeniden canlanıyordu. Ve burada oturduğunuz andan beri dudaklarınızı okuyorum. diken diken kabuk bağlamış iki yara vardı. Kapıya yüklendiğinizde sadece kımûdadığuu gördüm. Hem de hiç. fonda hep var olan o çocukların sesine. Hikayenin devamım bekliyorlardı.Hayır..Aslında.. Kulakların yerinde dikiş atılmış. Bir bilgi istiyordum.. ta İd ben Ölene kadar. Hansen devam etti: . bir koro şefi olarak Goetz'ün bu korkunç olaya bizzat iştirak etmesiydi.Beni Noel için mi aradın? . diye mırıldandı Hansen. Tabii uyutmadan. Acının nereden kaynaklandığım bilmem gerekiyordu. Bu tek koşuldu.Dükkânı kapattık. Kasdan zorlukla baktı.tahmin etmek çok kolaydı. terör taktiğiyle.Tüm bunları bir hayal gibi hatırlıyorum. hayatımda duyduğum en son şey oldu.. Güney Amerika diktatörlükleri.. Düşündüklerini sese dönüştüren Hansen devam etti: — Müziksever işkenceciler. — Bir kontrol edebilir rnisin? diye devam etti Kasdan. Yüzü alevin ışığında parlıyordu. Kestiler.. işkence eğitimi vermek için Şili'ye giden Fransız eğitmenler. .. . Sonuç olarak. Doktorların benden kesip aldıkları organları -çünkü iki taneydi.. sanırım. Doktorlar bana genel anestezi uygulayacaklarını söylediler. Nazizm..Arnaud? Benim. biçtiler. Aynı korku. Donmuş toprak gibi buz kesmiş bir sessizlik. 35 . İki polis de onun bu suskunluğuna saygı gösterdi Gözleri yuvalarından.Kapı vurulduğunda cevap verememem sizi artık şaşırtmıyordur. Hansen'in söylediklerinden etkilenmiş görünüyordu. tıkız bir uyuşturucu parçasını yakmakla meşguldü. hem de bu kez anestezi uygulamadan. Sonra. Benden neyi söküp alacaklardı? Acurun kaynağını bulabilecek miydim? isveçli sustu. simsiyah bir karaciğer. . . elbette..İşte burada. Cehennemi yaşadım..Bundan bahsetmek istemiyorum.. sonra bardağmdaki şarabı bir dikişte bitirdi. Küçük salona derin bir sessizlik çöktü.

Mezmurlar.Soruşturmayı üstlenen şu herif. Kasdan Chapelle Sokağı na saptı. Arnaud bir kahkaha patlattı: . Kaçak güreşen biri. motor çalışır haldeydi: . İşlerimi halledebilmem için bana yarın sabaha kadar izin verin.Kafanıza takmayın. dedi bıkkın bir sesle. havai metro hatuna doğru ilerledi. . Jean-Pierre Arnaud 80*li yıllarda askeri istihbarat servisinde çalışmış 3. Volokine mırıldandı: . gözleri yarı kapalıydı. Şu ya da bu şekilde. Ama çok dikkatli ol. Beni unutun. değil mi? .Anladım. anlaşıldı mı? Yarın sabah saat 8'de yeniden işe koyuluyoruz. . yaşlı emekli hâla görevdeki bir polis gibi davranıyordu. Hatırlayacaklardır. . Şu siyasi olayları biraz daha kurcalamak gerek. Ben dinleneceğim. Kasdan karikatür gibi adamsın. Ne yapabilirim bakacağım.Hayır.. Işıklar.. Noel bizden yana.Bu tür arabalara alışkın mısın? Ateşleme sistemine dikkat et. seni davayla baş başa bırakıyorum. Rus cointirû yakmışa. Ne sen ne de ben bu konuda bir şey yapabiliriz. Hatta yaşlıları bile. Voltaire BulvarYnda. Bu acul .. . Ama hiç iş yapmayacaklar demek değil bu tabii. Saint-Ambroise Kilisesinin önünde durdu. . .Ağacı sallayabilirsin. bu genç adamla şehirde dolaşmak daha çok hoşuna gidecekti. Sonra. Karısıyla. Meslektaşları araşan. Durum bu yaşlı dostum. Paris gecelerinin canlılığı. Kasdan eve gitmek istemiyordu. biz hayattayız. yanına da Alfortvil-le'li dul hanımın gün içinde paspasın üzerine koyduğu pahlavalardan çıkardı. 86 -Kesinlikle.Bu gece arabanızı alabilir miyim? Kasdan cevap vermeden ona baktı.Sekiz yıl önce emekli oldum.Ama biz.Sinsi. Kasdan da onu bu dönemde tanımıştı.Bilgi toplayabilir misin? diye üsteledi Kasdan. Albay kahkahalar atarak telefonu kapattı. Cinayet Masası biraz ağır çalışacak.Tamam. onu uyandırmadan ilişkiye giren türden. Ve sesleri de tabii.iyi. Çocuk katiller. sakın unutma. -Tarzı? . UE1 Ogro": bunun önemli bir unsur olduğundan eminim.. o dönemki Fransa ile Şi-li'nin ne dolaplar çevirdiğiyle ilgileneceğiz.Pek kötü değil. Kasdan'ın tutumu onu hem eğlendirmiş hem de üzmüştü. Yeniden polis postuna bürünmüştü. Sırıtarak ekledi: .Arabanın cam cehenneme. Volokine yeniden gülümsedi.Bu eski bir hikâye.. Volvonuzu çok seviyorsunuz.Teşekkür ederim. Ve benimle konuşacaklar. . . Neden istiyorsun? .Hangi şeyleri? . Onun yönetiminde çalışmış bütün şarkıcıları bulmak istiyorum.Her şey birbiriyle bağlantılı. Kasdan kontak anahtarım çevirdi: .Bana borçlandın.. Şili cuntası. Otomatik ve yarı otomatik silah üreticilerinin düzenlediği senüner ve kurslara birlikte katılıyorlardı. Pahlavalarla birlikte kadının bıraktığı mesajı okumadı. RPIMA'da bir albaydı ve mesleki kariyerini silah eğitmeni olarak tamamlamıştı. ama o raydan çıkmıştı. . Ve savaşçı zırhına. Gece benim.Çocukları biraz daha eşelemek istiyorum. İkbal avcısı. Bütün gece. Ama Noel'den sonra. . 36 Kasdan kendine sade koyu bir kahve hazırladı. . Monoton emekli hayatı devam ediyordu.. Söz. çünkü. geçmişi Goetz1 ün yakasına yapıştı. Noel'e iki gün var ve çocuklarımın evindeyim. Republique Meydanına geliyorlardı. iyi tamam.Yapacak daha önemli şeyler var.Şerri yarın ararım. . Trafiğin uğultusu. Kendileri de birer suçlu olan üç kurban. . Şüili 20 yıldan beri Paris'te çalışıyordu. nasıl biri? . CUveles-meye vakti yoktu. ben.Haklısın. Hepsi ölmüş olabilir. Bu Fransız uzmanların isimlerini öğrenebilir misin? . Emniyet'teM lakabı wMarşniyewdir. Özellikle de çok yaşlıları.Bazı şeyleri doğrulamak istiyorum. Marchelier. Tıpkı senin gibi.

Durum acildi. hayran olunacak bir yan. her türden zalimlik. ama vakit bulamadı. Zaten sol onun için bir "karmaşa". İlk kitabı açtı. köylü ayaklanmaları. 11 eylül 1973'te. Allende'nin teslim olmasını ihtar etmiş. nefes alamıyordu. "ütopya". kitaplarda Peter Hansen'in götürüldüğü önemli yer hakkında tek bir satır göremedi. Ortamı iyice hazır hale getirdikten sonra Washington son darbe için harekete geçmişti. bir çağrıydı ve trali-tanlarca binlerce kez yinelenen "Bir devrimci öldüğünde onun silahım yerden alacak on el vardır" cümlesi bu durumu çok iyi özetliyordu. İlki: Sosyalistti. Ayrıca Hansen'in evinde kaybettiği zamanı bir şekilde yeniden yakalamak istiyordu. başkanlık sarayı Moneda'nun bombalanmasından ve Salvador Allende'nin kahramanca ölümünden söz edildiğini duymuştu.. ama Volokine'i düşündü ve bu iş ona yeniden hayat vermişti. Yatağının dibinde. Elektrik ver87 meler. Salvador Ailende bir referandum yapmak istedi. Büyük hayallerinin asla ölmeyeceğini biliyorlardı.Yatak odasına geçti. İşte bu idealistlere hayranlık duymasının sebebi de buydu. başkanlık sarayını bombalamış. komik lakapları olan gülünç kıyafetli askerlerden . ayrıca insanlık suçları konusunda uzmanlaşmış avukatlar hakkında da bilgi almamıştı. Haklıydı. Sosyalistler her konuda haksızdı. Buna karşılık. Hep aynı canavarlıklardı söz konusu olan. Allende'nin sosyalizmi Şili'yi bir durgunluğa sürüklemişti. kahvenin sinirlerini uyardığını hissediyordu. Basla meselesi onu daha az ilgüendiriyordu. Kitapları biraz daha karıştırdı. Yüz altmış üç bin kişi sürgüne gitmek zorunda kalmıştı. Herkes gibi Pi-nochet'nin darbesinden. "Halkın bana emanet ettiği dürüstlüğü hayatımla ödeyeceğim" demişti. Kıvrık yakalı. yana kaykılmış miğferi ve elinde çakaralmazıyla bıyıklı ufak tefek bir adam resmi. Bu öfkenin sebebi neydi? Kasdan bu soruların cevaplarını ilerleyen sayfalarda buldu. tarihler. 87 ABD'nin hikâyesi sadece ordu eliyle bir gasp yapmakta. yerde duran Şili'nin son dönemiyle ilgili kitapları kucağına aldı. sonra ofisine kendini kilitlemiş ve Fidel Castro'nun hediye ettiği tüfeği duvardan mdirmişti. Adamın hikâyesinden etkilenmiş. önce tutukluların hep bir arada tutulduğu Santiago Stadında. Geriye sadecce darbeyi yapabilmesi için orduyu finanse etmek kalmıştı. "pislik"ten başka şey değildi. cerrahlar? Tutuklular uyutulmadan ameliyat edilirken Wîlhelm Goetz çocuk korosunu nerede idare ediyordu? Rejimin cellatlarına yardımcı olan ve onlara ikna tekniklerini öğreten Fransız askerler kimdi? Bununla ilgili tek söz bile yoktu. Kasdan bir süre dikkatle Allende'nin o ünlü -ve son— fotoğrafına baktı. Son radyo mesajında Ailende. Grevler çoğalmıştı. halkın nezdlnde yeniden meşruiyet kazanmak arzusundaydı. Askeri birlikler. ABD yöneticilerine göre Allende'nin iki hatası vardı. Önce olaylara toplu bir bakış vardı. Kasdan tüm bunlan zaten biliyordu. su tekneleri. Günümüz insanının unuttuğu bir kahramanlıktı bu yaptığı. Sam Amca çaldıklarının geri alınmasından hoşlanmazdı. İnsanlık tarihi boyunca sürekli yinelenen rakamlar.. İdealleri için ölen bir kahraman. Ülke bloke olmuş. katliamlar. kahvesi ve gümüş bir tepsiye koyduğu kreple-riyle yatağına uzandı -bir tür Ermeni daması olan tavla turnuvasından zaferle çıkmış bir şampiyon gibiydi. sosyalist başkanın her girişimini sabote ediyor. o dönemde uçurumun kenarındaydı" demişti. sonra da hapishanelerde ve en ünlüsü Villa Grimaldi olan sorgu merkezlerinde uygulanan işkencelere şöyle bir göz atta. Aslında ABD el altından bu durumu körüklüyor. Ama o her şeyden önce bir polisti ve o dönemde tüm bu hikâyeler sonuçta solcu hareketlerdi. Kasdan dudaklarını ısırdı. "Patria y 14-bertad" partisinin faşistleri -sosyalistler onlara "Amerikan emperyalizminin uşakları diyordu ve amblemleri nazi svastikasıru andıran siyah örümcekti. Ortadan yok olmuşlardı. sendikaları kışkırtıyor. Hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Ne Fransız uzmanlar ne de işkencelere bizzat katılan naziler hakkında en ufak bir iz vardı. hükümetinin az-ledildiğini bildirmişti. Bu Almanlar kimdi? Kimdi bu kâbus gibi müziksever hekimler.. tecavüzler. kıtlık. Şili'ye verilen tüm kredileri kesti. Bu birçok çehreye bürünebilen bir ideal. 1973 yazı. Kasdan. ülkenin en önemli gelir kaynağı bakır madeni işletmelerini millileştirmek istiyordu. Işığı söndürüp hemen uyuyabilirdi. ailesini göndermiş. Bu diktatörlük dönemiyle ilgili olarak Simon Velasco "Ekonomik açıdan Şili. Sonra cunta tam on yedi yıl sürmüştü.. ama ta-şaklı olduklarım söylemek gerekiyordu. 1971'de Kuzey Amerika-hlar. Sosyalist hükümet 1970'ten 1973'e kadar üç yıl iktidarda kalmıştı. Ayrıca üç bin kişi de kayıptı. provokasyon yapıyordu. hoşnutsuz değildi. Kasdan anılarını tazelemekten. Pinochet rejiminin ilk on sekiz ayında hapishanelerde doksan bin tutuklu vardı. Bugün cunta dönemi boyunca yaklaşık on bin kişinin öldürüldüğü sanılıyor. Tek basma kalan Ailende dostlarım. Kitaplarda daha çok ilkel işkencelerden. Allende'nin ölümünde hem patetik bir yan vardı hem de insanın boğazım düğümleyen. Fransa'da yaşayan diğer işkencecileri sormamıştı. Ne ölü ne de canlıydılar. Ve "Tarih bizden yana ve tarihi halklar yazar" diye de eklemişti. Buharlaşmışlardı. ikincisi: Birçoğu Amerikan şirketlerine ait olan. Grevler.halk hükümetini devirdi.

Kemik mi? . Defterine kilisenin adlarım yazmıştı. Tabii bu çok saçmaydı.. Onu. Ve hiçbir şey öğrenememişti.Demir talaşı. ilgilendiriyor mu? . Genel olarak bakıldığında. Lanet olsun kim var orada? Son derece yumuşak bir sesti.. 37 Gece akıp gidiyordu. . Ama her şey ilk temas anındaki ikna kabiliyetine bağlıydı. arşivlerini hazır bulundurmalarını. cevaplarını bulamadığı bu kadar soru karşısında durmak zorunda kaldı. İsa'nın Çocukluğu 1992'de.Seni dinliyorum. Bir ürperti tüm bedenini sardı.Benim. . Gecenin 2-*si olmuştu. Volo önce Gazan Sokağı 16-17 numaraya geri dönmüş ve Goetz'ün müzik atölyesini aramıştı. Elinde kahvesiyle. 20 yıldan az bir süre içinde Goetz sekiz farklı koroyu çalıştırmıştı ve her biri 6 veya 7 yıl sürmüştü. bu kez kendisine hiç de yabancı olmayan işkenceleri kor kuları unutmaya çalışarak huzur bulmak istiyoradu. Üstelik insanları geceyansı. ama vazgeçti. tarihlerin üzerinde yoğunlaştı. XDC yüzyıla ait kesici alet.söz ediliyordu.onunkileri hatırla-tan kâbuslardan kurtulması lazımdı. Siyah demir. Üç İrişinin öldürüldüğü bir cinai soruşturmayı yürüttüğünü de ekliyordu. Bir an Volokine'e telefon etmek ihtiyacı hissetti. Kısacası.. yorgun altmışlık adamı bulmak için geri gelmelerinden duyduğu korku. Kasdan'm külüstürüyle Paris'te turluyordu.. Oldukça eski. ebeveynlerinin adres ve telefonlarım kolaylıkla bulabiliyordu. Kasdan düşündü. 24 aralık pazar gününün ilk saatlerinde arayıp rahatsız ediyordu. Aynı satırda konserin tarihini. Hayaletleri ve gece kâbuslarım kovalamakta kullanılan bir tür tılsım. "Mano Negra" (Kara El) veya "Mufieca del Diab-lo" (Şeytan *ın Bebeği) gibi. Karardıkta geçen geceki aynı cılız sesi duydu. izahı zor bir zımbırtı daha. hiçbir düşünmek istemivordu. liste çok uzundu. Vahşilikleri ve hayasızlıklarıyla tanınmış cahil köylülerdi. Arşivdeki dokümanlar son derece ilginç ve tuhaftı: Şefliğini yaptığı koroların listesi yerine yönettiği eserlerin isimleri kayıtlıydı.Evet.. Bu soruşturmayı yürütme hakkına sahip değildi. Poulene'in Ave Verum'u Sainte-Therese Kilisesi'nde 2000'de. resitalin verildiği kilisenin adını bulmak mümkündü. Oynamak isteyen bir ses. Üzerinde kemik kırıntıları da var. Ve olayların tümünü açıklamakta son derece yetersizdi. Tibet kökenli bir ritüel bıçağı olabilir. Sekizinden yedisi cevap vermişti.. korolarla ilgili belgeleri inceliyordu. Gecenin bir yarısı.. . Volokine önceden onlara haber veriyordu. Korktuğunu anladı. Bu eserleri biliyordu. Sacristalara paldır küldür dalıyor. Şilili'nin işiyle ilgili olarak tuttuğu arşivi bulmuştu. Bir bıçak. Zaten bu yeni 88 inucu da bardağı taşıran son damla olmustıı bulgular son derece aca yipti Ve tutarsız. ama lafı fazla uzatmak istemiyordu. Ermeni gözkapaklarıru ovuşturdu. Uyku sersemi rahipler veya kilise görevlileri ne olduğunu anlamıyorlardı. Bu durumda neden Peder Olivier'yi Öldürsünlerdi ki? Bu cinayet serisinde koroların önemli bir yer tutuyormuş gibi görünmesinin sebebi neydi? Niçin cinayetlerde hep aynı ritüel uygularuyordu? Ve eskiden kaybolmuş çocuklar ile bu cinayetler arasında nasıl bir bağ vardı? Kasdan. bizzat gelip inceleyeceğini ve bunun bir şaka olmadığım söylüyordu. Alman kökenli yaşlı Şilililer huzurlarının bozulmasından korktukları için katil çocuklarını tanıkları ortadan kaldırmaları için Fransa'ya yolladılar. Durafte'nin bir motifi Notre-Dame-des-Champs'da 1997'de yorumlanmıştı. sadece biraz düşünmesi yeterliydi. DİĞERLERİ korkusu. Saint-Ambroise Kilisesine bakan pencere lerden birinin yarandaki koltuğa oturdu ^ bakan Penc««" burada. Kullanılan alet. içlerinden dördünü biliyordu ve birbiri ardına rahip evlerine telefon etmişti. Mauritiuslu'nun yaralarındaki metal analizinin sonuçlan geldi. kafasının içinde yankılanan müziği de engellemişti. Tibet sığırına ait. işlenen cinayetleri aydınlatabilecek hiçbir şey. şunu hayal edip yazıya dökebilirdi.. Ve güleç. Eğer bir gazetede yazıyor olsa. Mezmurlar 1989'da. Tamamen yasadışı olarak. . korodakilerin sayısını. Mendez. Adli tabibe teşekkür etti ve salona döndü. Goetz'ün yönetiminde şarkı söylemiş çocukların listesini. Barber'in L'adagio'sa ise Notre-Dame-du-Rosaire'de 1995'te. Goetz birçok bant kaydı da yapmıştı. Genel olarak kayıtlar iyi tutulmuştu. Ardından cep telefonu çaldı. Böylece telefon açıyordu. Şüphesiz bıçağın kılıfından kalma. Birkaç telefon görüşmesi yaptım. isimlerin. Boktan bir durumdu. sık bir orman geldi gözlerinin önüne kiremit kmuızısı toprak bir patikaderi koltuğa biraz daha gömüldü ve Kamerun'a doğru yola çıktı Her şeyi açıklayan o ilkel dekora doğru.

Neden? . Volo tereddütsüz devam ediyordu-. .89 Konuşmalar aşağı yukarı şu şekilde cereyan ediyordu: . Herhangi bir girizgâh yapmadan doğrudan sordu. Bıçkın Parisli ağzıyla konuşan bir işçi olan baba.Polis komiseri Cedric Volokine. İkinci çalışta cevap veren ses son derece canlı ve zindeydi. Ama acele etmek gerekiyordu. Zaten 12 yaşındaydım. nasü isterseniz. zaten kötülük her yerde diye cevap vermek istedi.Ne sorunu? .. her yerde kötülük görüyorsunuz.öldürüldü. Adam sordu: . telefonunu verebilir misiniz? . Rus kendini tanıttı ve belli belirsiz anılara dayanan sıradan cevapları bekleyerek peş peşe soruları sıraladı.Endişelenmeyin. Üç kiliseye uğraması.Çünkü benimle ilgileniyordu. . . Volokine oğlanın numarasını tuşladı ve bir sürprizle karşılaştı. heyecan dolu bir geçmiş ve her türlü melankoliye son noktayı koyan ürkütücü. Regis Mazoyer'nin ailesine saat 03:40'ta telefon etmişti. Davranışlarından.Neler oluyor? . Yani nasıl Öldürülmüş? . biraz nazlandıktan sonra ağzındaki baklayı çıkarmıştı. . uykulu bir ses. Anlamıyorum. Beyefendi.. . Yeniden bir sessizlik oldu. Bu güvenilir kaynağa Beşinci Bölge'deka Saint-Jacques-du-Haut-Pas Kilisesi'nde ulaşmıştı. sıkılı dişlerinin arasından. -Nasü? .Ayrıntıları vereceğim.Ama şu an gecenin bir yarısı! ... . Komiser. Volo.Sicil numaramı ister misiniz? .Bir bir şaka mı? Genizden gelen. . Çocukları Koruma Bürosu. Ama sadece sormakla yetindi. .Birbirimize çok yalandık. Uyanın.Nasıl.Polis. Ben. tamircinin bir zamanlar müziğe tutkuyla bağlı olduğunu ve Goetz'ün yönetiminde yaptığı bant kaydının hayatında çok önemli bir yer tuttuğunu anlayabiliyordu. sanıyorum. . Haberi verdi. gecenin ikisine kadar açık tek yer olan.Sizin düşündüğünüz anlamda değil.. Yeniden uykulu bir ses ve kaçamak cevaplar. Birer yetişkin olmuş çocuklar hiçbir şey hatırlamıyordu.. evet. Diğer polisler gibi siz de her şeyi kötüye yoruyor. Genellikle telefon numarasını dakikasına elde ediyordu. Ama Regis Mazoyer en ufak ay 89 nnüyı bile hatırlıyordu. kırk kadar telefon görüşmesi yapması ve sonunda güvenilir bir kaynağa ulaşmadan önce güç toplamak için... Yani.Ya bana adresini ve telefonunu verirsiniz ya da gelip sizi Emniyet'e götürürüm. Sona ermiş... Ve yapacak işlerim var.Ne gibi? Adam telefonun ucunda hafifçe güldü. Virtüöz bir vokal olan oğlu 1989'da Mez-murlar'ı solo olarak banda okumuş. işyerinde yaşıyor. Şarkıcı olarak çok ilerleyebileceğimi düşünüyordu.Bana adresim..Erkenciyim. . zorlu bir bugün.Neden? . hayır. Şüphesiz muhatabının belleğinde iki dönem birbirine karışıyordu. Sadece o dönemki koro seriyle ilgili bir sorun. kayıt Saint-Eustache de Saint-Germain-en-Laye Kilisesi'nde yapılmıştı. Bana ondan söz edin. ..Hâlâ sizinle mi oturuyor? . Zamanımız azdı. .. Sesimin değişip kalınlaşmasına bir veya iki yıl kalmıştı..Ee. .Bay Goetzle ne alıp veremediğiniz var? Sorun ne? Volo bir süre sustu. işte tam bu esnada Volo ses tonunu yükseltiyordu: . . Gennevilliers'de mekanik onarımlar yapan bir atölyesi vardı.Oğlunuz 1995'te Notre-Dame-du-Rosaire korosunda mıydı? . orada yatıp kalkıyordu. Ardından da eski koriste telefon açıyordu. Clichy Meydam'ndaki McDonald's'ta bir mola vermesi gerekti.Ama oğlum. Bugün 29 yaşındaydı. Ölü gömücü sesini talandı.Uyanık mıydınız? . Volo.Bana ilişkinizden söz edin.Bay Goetz bana güvenirdi..Şey. Volo..

dedi Volokine."El Ogro". sanki sesler 90 doluşmuş gibi geliyordu ona. Kiliseden ayrılmadan önce Volo başka bir şeyi daha teyit etmek istiyordu. .Bana adresinizi verin."El Ogro".Size ne söyledi? . ispanyolca bir kelime hakkında. Tarifa'da görev yapan bir ispanyol polisinin cep numarasını tuşladı. — Neden korkuyordu? . Adam gırtlağım temizledi ve puslu beyninin derinliklerinde kalmış birkaç Fransızca sözcük buldu: .Evet o. Adam Fransızca biliyordu. Ama kiliseye. . Vitraylardan içeri sokak lambalarının ölgün ışığı sızıyordu.Gelirken krııvasan getiriyorum. Zaten onun neden korktuğunu biliyordum. ne anlama geliyor? . Taş salonu sadece ofisteki çıplak ampul aydınlatıyordu* Telaşa kapılmadan Volo ışığı söndürdü ve beklemeye başladı. kendilerine anlatılan masallara inanmakta haklı olduğunu söyledi bana Bazen gerçek hayatta da canavarlar var olabilirdi. . Bana göre yetişkinler ağlamazdı... . diyelim. kaygılı gibi miydi? . Gürültü yoktu. Kullandığı terim buydu. ben Mezmurlaf\ bant kaydı için çalışırken.Bundan biraz daha fazlası.Benim Volokine..Bir akşam. Üstüne üstlük son derece pis bir işti.Sadece bir bilgi.Sonra.Çok tuhaf bir hikâye. Çocukların. uykularında gelip çocukları kaçıran yaratık mı? .. -Ama. Uyan hadi. akşamları sadece ikimiz çalışmak için kalıyorduk ve onun kaygılı. . Herhangi bir ses duyulmuyordu. İspanyolca. evet . ana kapının yakınında şüpheli bir çıtırtı duydu. .Canavar. Bir tedirginliği vardı. . Fransızcadaki gibi. Orada kim vardı? . Jose. -Yani? . diye devam etti Mazoyer.. sanki bir şeylerin bir yerlerden çıkıp gelmesinden korkuyordu.Bazen. Notlarını çantasına tıktı. .Adresiniz? Mazoyer adresini yazdırdı. Ceketini giydi. birden gözyaşlarına boğuldu.Sıkıntılı. Goetz son derece sinirliydi. Etrafına hızla bir göz attı. Jose\ Cep telefonunu kapattı. . -Jose? -Que? .Şu..Size canavarlardan mı söz etti? **E1 Ogro* İfadesini kullandı mı? . 90 Volokine sırtındaki tüylerin ürperdiğini hissetti. Kaçak Afrikalı çocukları toplayan ve onlara "gonzo" filmleri çevirten bir pedofil olayında birlikte çalışmışlardı.Devam edin. Volokine onu karanlık odasında söyleyecek açıklayıcı bir şeyler bulmak için uykulu halinden kurtulmaya çalışırken hayal etti.Teşekkürler.Çok. Tam odadan çıkarken. Bİr süreden beri aklım kurcalayan bir şey vardı.Hepsi bu mu? İspanyol polis bir süre düşündü. . Rus hâlâ Saint-Jacques-du-Haut-Pas Kilisesi'ndeydi. sürekli açık olan yan kapıdan çıkmasını söyleyerek yatmaya gitmişti. "umacıyla" eşdeğerdir» İngüizcede de "boogeymanla. Acil bir durum söz konusu. Tam üstüne bastığını görünce de ilk şaşıran da o oldu. sıkıntılı olduğunu hissediyordum. .Evet. şahının dibinde.Neler oluyor? . Sürekli olarak kilisenin içini gözleriyle tarıyordu.. Bu benim için büyük bir şoktu. Hatırlıyorum.1989da? Volokine şöyle bir yoklama çekmişti. Görevli. . .Hangi kelime? .

En fazla bir metre kırk santim boyunda bir hayalet. Bir dakika sonra. etraf yeniden sessizliğe gömüldü Tam hayal gördüğüne ikna oluyordu İd boğuk bir gülme sesi duydu. France-Info. Banliyöye girdi. Sokakta ilerlemeye başladı ve Mazoyer'nin garajını gördü. banliyö boyunca uzanan gri ovayı yer yer bıçak gibi kesen otoyolda ilerliyordu.Koroyerinin dip tarafından. Çok uzaktan gelen bir ses "Oradasınız. Ve bunun müsebbibi de Volokine'in bizzat kendisiydi. Bir pedofili söz konusu değildi. Paris'ten ayrılmadan önce. Fontaûıes Sokağı'nı buldu. Rus. başka bir yerden. Sonra bir daha. Burası dış görünümlerinden kurtulmak isteyen evsizlerin kullandığı bir yerdi. Aslında buradaki birçok dükkân atölyeye dönüştürülmüştü. kuşlara vaaz veren Assisi'li Aziz Francesco gibi kollarını iki yana açtı. Kökü ve geçmişi olmayan biri. Hâlâ cüruflarını koruyan ve tekdüze renk tonlarıyla kayaların ve madenlerin oluşumunu anlatan. Birden. fabrika binaları. ama artık biliyordu. ama kapının eşiğinden dışarı ışık sızıyordu. Hiçbiri olmamıştı. Volokine haberleri büyük bir memnuniyetle dinliyordu. Temizlenmiş ve tıraş olmuştu. Uzayıp giden siteler. Düşüncelerinden kurtulmak için radyoyu açtı. Tüm medya organları şu an için sadece Peder Olivier'nin. Tanrım: Neler oluyordu? Kendini bir an LSD'yi fazla kaçırmış gibi hissetti. Bu yaşlı eğitmene karşı en ufak bir şefkat duymuyordu. Regis Mazoyer'nin tarifi son derece açıktı. Volokine.. sitelerin dibinde yer alan ticari arterlerden biriydi." diye mırıldandı. Bitişik nizam küçük kafeleri ve mağaza-lanyla. Bu araba Kasdan'a benziyordu. Burası Epinay-sur-Sein' deki düşkünleryurdunda kalan yaşlı Nicole'ü görmeye giderken kullandığı yoldu. Peder Oli-vier cinayetiyle ilgili haber sürekli veriliyordu. Noel öncesi bir rahibin kilisede öldürülmesi pek sık rastlanan bir şey değildi sonuçta.. içeride "başkaları" da vardı. Kıpkırmızı harflerle yazılı panolar CASİNO. Tamirci henüz ke-penklerini kaldırmamıştı. sandalye sıralarını üstten görebilmek için bir sütun kaidesine çıkb. Kasdan'm arabasında GPS yoktu doğal olarak. Açık bıraktığı ofisin kapısı sadece birkaç metre ötedeydi.. 2000 ve 2003 yıllarındaki cinsel taciz suçlarına odaklanmıştı. Arabadaki deri ve gres kokusu. Volokine henüz açılmış bir fırın gördü —saat sabahın 7'siydi. Volo yana doğru üç adım atta. En azından bildik anlamda. Bazen. 91 Port de GennevUÜers. Otoyoldan ayrıldı. Ardından bir daha. Ne de Naseer'in öldürülmesi hakkında. 38 La Defense. Ve. Nanterre Parkı. Bu şekilde bir yalanla kendini kandırması söz konusu değildi Volokine hayata karşı hep sağlam durmak istiyordu. eski reflekslerini yeniden kazanmıştı. Volokine. Hiç de fena değil. Kafasında tek bir düşün-ce vardı: Onların karşısında en ufak bir şansı yoktu. Paris'ten satın aldıklarım yol boyunca mideye indirmişti. Vites kolunun hassasiyeti. Metal ve çamur rengi bloklar. Sonra gri yeniden hâkimiyeti ele geçiriyordu. Volokine damarlarında tuhaf bir sıcaklık hissetti. sunağın yatanından başka bir çıtam duyuldu. Heyecan verici bu külüstüre bir tür şefkat duymaya başlamıştı. Sonra kayboldu. kamuya açık bir banyo-duşta yıkanmıştı. Rus şimdilik başarmış sayılırdı. . Parlayıp sönen iki alev gibi. Sımsıkı kapalı dudaklarında bir gülümseme belirdi. Hemen ardından büyük bir paniğe kapıldı. Olaya burunlarım fazla sokmamaları için onları yanlış yöne sevk etmeyi tercih etmişti. Motorun horultusu. SHOPPÎ. Kafasında bir şapka veya kasket olan bir insanın uzamış gölgesiydi bu. Narterre Üniversitesi. Volokine arabayı park etti ve kepenge vurdu.. Hatta son teknolojiler bile söz konusu değildi. Kafasını hızla çeviren Volokine. Birkaç hareketten sonra Rus. vitraydan sızan zayıf ışığın altında orta sanına fırlatılmış hançer gibi süzülen bir gölge fark etti. Gerçeğe yakın bir sürüş konumu. Yüreğini aile taklidi şeylere kaptırmaktan hoşlanmıyordu. telefonla onlara ismini söylemeden bütün tüyolan vermişti. Ama ayakları hep geri geri giderdi. Kafasında yeşil şapkasıyla. Bu yolu biliyordu. Diğer taraftan. Anne babası yoktu. Tuğladan bina cepheleri. Gerçek bir öksüz. Bu sokak üstünde yer alan iç avlular ve binalar. yani namı diğer Alain Ma-noury'nin geçmişine. sunağa doğru yeni bir çıtırtı duyuldu. Orgun alt kısmından gelen çıtırtı bir işaretti. bunlar 80'li yuların arabalarına özgü reflekslerdi. orada burada kanayan küçük yaralar göze batıyordu.' Hiçbir şey göremiyordu. Manzara tüm çirkinliğiyle karşısındaydı. Kutsal emanetleri çalan bir hırsız gibi yok oldu. Yalnız değildi. Kapı-mn pervazını buldu. Goetz cinayeti hakkında tek kelime yoktu. Gazeteciler rahibin bütün ipliğini pazara çıkarmıştı.ve taze kruvasanlar aldı. "Port de Gennevilliers" çıkışı takip edilecek. bir sütun ile org kasasının kft-şeşi arasında kaçan bir siluet gördü.. topraktan fışkırmış gibi bir evren. sonra gözden kaybetme olasılığı olmaya yüksek bir bacaya bakarak devam edilecekti.. Ve bir şekilde de temiz kalmak. beton bir kalenin çevresindeki hendekleri andırıyordu.

hepsi o kadar. Konserler veriyorduk.Biraz açın. CD'yi dinlemek ister misiniz? Burada. Kahve hazır. Cinayetten. Regis hayal kırıklığına uğramış gibiydi.. Anılarım toparlamaya çalışıyor gibiydi. koroyla olan ilişkisinden. yağ ve benzin kokusuna karışıyordu. bîr neşe vardı.. Volokine yanya kadar kalkmış kepengin altından geçti ve eski usul bir garajla karşılaştı. Volokine bir kruvasan aldı.Bundan daha iyisi olabilir miydi? Kesin olan bir şey vardı: Amelat Sokağındaki odasına dönmesi söz konusu bile olamazdı. Bundan söz eden ilk kişi sîz değilsiniz. Kilisedeki o halüsinasyondan. Sonuçta bîr çocuğun hatırladıkları. yeniden gülümsemeye başlamıştı. Bir çocuk sesinden daha saf bir şey yoktur. Lastik yığınlarının arkasında elektrikli bir radyatör var gücüyle çalışıyordu. Volokine dev bir krikonun üstüne oturmuştu. bunu kim yapmış olabilir? Rus onunla önemli bir ayrıntıyı paylaşıyormuş gibi davrandı: . dedi.. Başarı dolu yıllar! Korodaki solistlerden biriydim. Tuhaf bir ayrıntı: Mazoyer beyaz keçe eldivenler giymişti. başka bir zamana ait arabalar.Size söylediklerimi fazla dikkate almayın. dedi sonunda.Bana Goetz'den bahsedin. .Yani. biliyor musunuz? Ayrıca ders alıyordum. Mazoyer hemen cevap vermedi. (Volokine. ipek gibi parlayan kıvır kıvır siyah saçları olan dev gibi bir herifti..Goetz saflığı arıyordu.. Birdenbire çok acıkmıştı. çalıntı arabaları üstünkörü onarırken o da aynı yöntemi kullanıyordu.Hayır.Size göre. işte bu onun amacıydı. sesler yüzünden mi demek istiyorsunuz? . diğer açlığı.. Bu tuhaf kelimenin ardında ne gizli merak ediyorum.. . Biraz daha pes bîr tonda devam etti: . hiçbir şey söylemedi.. Ama biraz önce bana "El Ogro" hakkında söyledikleriniz. Girin. tezgâhın üstünde du> 92 ran kahve makinesi fokurduyordu. Silahın gizemi hakkında.. Gresten armma* nın en iyi yöntemi buydu. Seslerle.. birçok halüsinasyon bekliyordu.Hayır.Burada çalışmayan hiçbir şey yok. Tamirci de kesekâğıdının içinden bîr kruvasan aldı ve ısırdı: . ben. gerçek açlığı unutmak için tıka basa yiyen harman heriflerin açlığıydı. Bu yüzden en ufak bir ipucunu bile değerlendiriyoruz. Fiat 500. Orada onu birçok anı. On ikilik anahtarlar ile tornavidaların arasında.. Ailemin benimle nasü gurur duyduğunu size anlatamam. Saflığın bîr arada olduğu o yeri. Hafızanızın derneklerini şöyle bir yoklayın bakalım. takımlar. Onun iyi bir Hıristiyan oldu 92 ğunu düşünüyorum. Maalesef fazla vakum yok. Volokine çok iyi hatırlıyordu. Goetz'ün Gazan Sokağı'ndaM odasının duvarında asılı haçı hatırladı. Arabica'ıun kokusu.. Selam vermek yerine gevrek gevrek gülümsedi.Yine de bu hikâye son derece çılgın bir şey..Kruvasanları getirdiniz mi? Güzel. . . Bu. dedi Mazoyer atölyenin diğer ucuna doğru ilerlerken. . Kendini gerçekten iyi hissediyordu. Mini Rover. Bunun için çocuk korolarım yönetiyordu. . Tamirci kahveyi büyük kupalarda ikram etti. teşekkürler. Hepsi kaçık/ Tamirci.Ben de bir ipucu muyum? . . Duştayken Özellikle yaşadığı kâbustan arınmak istemişti.Kaygı verici bir bocalama içinde olduğumuzu sizden sallamıyorum. Kurbanın çektiği acı hakkında da.. lütfen. . Mazoyer ona doğru ilerledi.. "Nasıl da geçip gitti? Volokine bazı ayrıntıları ona anlatamazdı. kum dolu bir kovada ellerini temizliyordu. ilgimi çekti. Geniş omuzlu. torbacı arkadaşlarıyla. Sıcak. rahat bir çatı arasım andıran bu garajı sevmişti. Goetz korkuyordu.. Austin. Regis Mazoyer bir metre doksan santim boyunda biriydi ve üzerinde mavi renkli bir iş tulumu vardı. Adamda Rus'a iyi gelen bir canlılık. Uyumuş olabilir miydi? Veya rüya görmüş? Sonunda kepenk kalktı. bu kesin. Bunu duymak bile Volokine'in kanını dondurdu: . Kepenge yeniden vurdu.. Tüm dönem yeniden aklıma geldi.) Dünya zevklerinden el etek çekmiş bir Hıristiyan. sivri uçlu bir aletle açılan yaralardan söz etti. O ortamı seviyordu. Ve bu sır ile onun ölümü arasında bir bağ olabilir. Çünkü bedenlerimiz de saftır. hâlâ ellerini ovuşturuyordu: — Sizin telefonunuzdan sonra düşündüm.. Bu cinayetin seri cinayetlerin başlangıcı olduğunu da söylemedi.Elbette. . Lastikler. Parisliler bu tür küçük modellere bayılıyor.

. Sık 93 sık onu düşündüm.. Evet melek seslerimizi kaybederken vücudumuz cinsel arzuyla tanışıyordu. Şarkı söylememiz gerektiğinde hırıltılar çıkarıyorduk ve sonra birden. Şilili ve Alman kasapların yanında sessiz suç ortaklığıyla geçen yıllar. yanlışsız söyledikçe kaçırılma olasılığımız da artıyordu. Bizle. . ama hep çok başarılı. Bir yandan yanlış notadan başladığım için sinirleniyor.Evet. bugün. Kutsal Kitap'taki anlamıyla cennetten kovulma demek. Sözleri hep aklıma geldi.Goetz'ün sözünü ettiği "El Ogro". Bir tamircİİçin herifçioğlu biraz fazla enteldi. Goetz. . geliştiriyordu. . Biz doğru. Sonuçta. Zaten insanın midesini bulandıran. 20 yaşındayken. . Çocuklar onu rnasumiuklarıyla lekelerinden armdırıyordu.Henüz buluğa ermemiştik. Goetz tekrarlamamı istiyordu. yani çocuklarla birlikte olduğunda günahlarından arınıyordu. Bu gerçekten. Büyülü bir dönem. . Hüzünlenrnişti. Mavi iş tulumlu adam ayağa kalktı ve kendine bir kahve daha doldurdu: ..Sanıyorum Goetz bu sûontıyla yaşıyordu.. Kötülük bedenlerimizde yayıldıkça sesleri* miz de değişiyordu. Bizim adımıza.. Bilmem. Hugo Monestier'yi. Volokine üçüncü kruvasaruru yiyordu. ama bu bilinçsizlik aynı zamanda bir saflık göstergesiydi. Nederûıün ses olabileceği bir çocuk kaçırma hikâyesi İki çocuğun ses tınısı ve düzeyi hakkında bilgi toplamalıydı. sesimizin değişmesinden korkuyordu.. Tanguy Viesel'i düşündü. Volokine de fincanını doldurdu.. biraz daha büyüktüm diğerlerinden. Bu mutlu halin fazla sürmeyeceğini biliyorduk. Bardağının dibine baktı. Sürekli olarak orgun durduğu balkona bakıyordu. bazı hareketleri konusunda yanılmıştım. . işkenceyle. .Biz de. Ses değişimi buluğ demekti. Tamircinin sesi kulaklarında yankılandı.Bu olayı çok düşündüm. makul değil. sanki karanlığın içinde başka biri vardı. Ama tehdit altındaki melekler. . Cezalandırmak için. Volokine bir cigaralık sarmayı düşündü. Volokine. Kahvesinden sessizce birkaç yudum aldı.Elbette yok. Sürekli çuvalhyordum.Elbette. Bu homoseksüelliği bir leke gibi taşıdığına inanıyorum.. Bizi çalıştırıyor. boş verin.Biliyorum.. . Cinsel arzular açıkça oluşmamıştı. . Buluğ.Daha çok ne tarafından. anlıyor musunuz? Volokine hiç ses çıkarmadan öylece dikilip durmuştu.. Bu işlerden biraz çakarım. Çünkü bu mükemmellik canavarı çekebilirdi. Cinsellik yoktu. Tam tersi olmuştu. Ama sonra tam tersini düşünmeye başladım.Evet. Goetz'ün erkekleri sevdiğini anlamıştım. Ben hata Üstüne hata yaptıkça. Gerçek bir bilincimiz yoktu. Çok iyi.Goetz'ün bazı sözleri. tüm bunların analizini daha iyi yapabiliyorum. Ben. Gitgide sinirlenmeye başlamıştı..Tam tersi mi? . o daha çok mutlu oluyordu.Hangüeri? . Günahla. Regis derinden gelen bir sesle yeniden konuşmaya başladı: .. . anlıyor musunuz? . gerçekten hepimiz birer melektik. Ve buluğ da cinselhk. İşte Goetz bunu seviyordu. Ses değişimi. O dönemde kötü şarkı söyleyen çocukları kaçıran biri olarak düşünürdüm onu. Soruşturmanın Önemli bir noktasına temas ettiğini hissediyordu. ama diğer yandan da rahatlıyordu sanki.Asıl tuhaf olan Goetz'ün tutumuydu.Süper. Koridorlarda saçmalıyorduk.Heri sürdüğünüz bu şeylerle ilgili kanıtlarınız var mı? . Parmaklarım şıklattı. Yaşlı bir adam beni dinlemeye gelmişti. Tınılar şahında yükseliyor ve varhğımızın saydamlığı ortaya çıkıyordu. — Goetz'ün düşündükleri bunlar mıydı? . Şarkıya giriyor ve çuvalhyordum..Goetz'ün bana sözünü ettiği şu ünlü "El Ogro" hakkında mesela.Tamam. Çok sonraları.Size sözünü ettiğim şu ünlü çalışma İkimiz birlikte Mezmuriar*ı tekrar ettiğimiz zaman yani. çocukları yetişkinlere özgü arzularla asla kirletmemişti..Kim tarafindan? .. İnancı yeniden güç kazanmaya başlıyordu. çok mükemmel olmamızdan korkarak. parçayı biliyor musunuz? . Şan virtüözü olup olmadıklarım öğrenmeliydi. Mırıldanarak tiradım bitirdi. Cinayetle. Hani şu solistin ön plana çıktığı bölüm vardır ya. sadece Goetz'ün homoseksüelliği değildi. mükemmel seslerin cazibesine kapılıyordu. ses tonu düşünceliydi sanki: . Ben de müzisyenim. Dönüp krikosunun üzerine oturdu... ama yanlış anlaşılmaktan korktu... biz de saf olmaktan mutluyduk.

yerüyetmelik çağının başındaki oğlanı düşünüyordu.Mükemmel. Bu canavarı cezbeden MezmurUv^UK melodik örgüsüydü. O ve sesi. insanı allak bullak eden o sesi Sesin sahibi çocuk. Ve iki ortak gecenin bilgilerini paylaşıyorlardı. bir "ses yiyicisi" hayal ediyordu. bu da ritüelin bir parçasıydı. Ailelerimiz sadece bundan söz ediyordu. Tamirci ona bir kez daha "El Ogro"dan söz etmiş ve aklına bir başka çocuk. Polisleri... Binlerce kez kahretsin.Hayır. Ama tehlike geçmişti. buluğa girdim ve korodan ayrıldım. Volokine kendine lanet okuyordu. Hugo Monestier'yi düşünüyordu. 13. emredici bir sesle. Bütün gece koroların geçmişini araştırmakla geçmişti. virtüöz bir şarkıcıydı ve 1989'da Wîlhelm Goetz'ün çalıştırdığı korodayken ortadan yok olmuştu.iyi şarkı söyler miydi? . Korolarda başka kayıplar olup olmadığını kontrol etmeyi . Ve böylesi daha İyiydi. Tanguy Viesel'i. VVîlhelm Goetz. . Kasdan da kahveyi hazırlıyordu. Volokine kruvasanları getiriyordu. soruşturmayı. . dedi Volo. gecenin Sfünde koltuğunda uyuyakalmıştı. Onu bir daha görmedik. Volokine'in alçak sesle düşündüğü şeyi Mazoyer yüksek sesle dile getirdi: — Bugün düşünüyorum da. -Nasıl? . eski ko-rist Regis Mazoyer'nin tanıklığıydı. Wilhelm Goetz'ün evinde dinlediği. Kasdan bir kez daha uyanmıştı. Regis Mazoyer son noktayı koyar gibi mavi iş tulumunun fermuarını çekti: _ Tüm bunlar size pek tutarlı gelmedi sanırım. "El Ogro" diye bir şey vardı. Benimle aynı yaştaydı. Gece herhangi bir tuhaf ziyaret olmamıştı ve tarih okuması da yapamamıştı. Volokine söylenenleri kafasına kaydediyordu. Başlarına ne gelmişti? Kafasını kaldırdı. Bir gün Jacquet'nin kaybolduğuna dair bir söylenti yayıldı. Volokine.Bir daha asla bulunamadı. Kayıt günü. Sıkıntılarım yok olmuştu. isim Kasdan'ın aklına bir şey getirdi. Mezmurlar'da "do"ya kadar çıkması gerektiğinde bile hiç zorlanmadığını söyleyebilirim. Kahve hâlâ sıcaktı. sesi kısılmıştı. 13 yaşında.Volokine. Jacquetyi. Yaşlı Ermeni. Sofrayı hazırlarken ve kahve makinesi çalışırken Volokine ona gecenin bir Özetini yapıyordu. Birkaç saniye sessizlikten sonra. . 39 Kahvaltı artık ritüel bir değer kazanmıştı. daha sonra Mearmuriar'ın bant kaydını yaptık ve o zaman mükemmel bir performans gösterdim. Sonraki yıl.Ne olayı? — Nicolas Jacquet. psişik bir âşık gibi acı hatıralarla doluydu sanki. Böylece her eşya-nın bileşiminde plastik var mı yok mu düşünmek zorunda kalmıyorum. Özellikle bazı noktaların cazibesine kapılan bir canavar. paçayı ucuz kurtarmışız.. Mazoyer'nin yalan söylediğinden emindi.Eldivenleriniz. Bu küçük yalan bile onun tüm tanıklığım tartışma konusu yapabilirdi. ama o önemli bir olguyu göz ardı etmişti. Ve belki de sevinçten. Diğeri hâlâ konuşuyordu. ama lar-mızı bir tülün aramdan ve onu duymuyordu. Volokine bir dikişte kahvesini bitirdi. îlk gece. Kahretsin. 94 _ Eski bir alışkanlık. Motorlarla ve takım anah-tarlarryla çalışmayı bırakınca eldivenleri giyiyorum. hatıralarıyla birlikte. Sanırım bu yüzden Goetz ağlamıştı. . ama bir sonraki yıl Jacquet olayı meydana geldi. Rus saat 9 civarında zili çalmıştı. ama o buz kesmişti.. Kara delik. O dönemde onun kaybolduğunu öğrendiğimde.. Bütün bildiğim bu. tamirci yeniden konuşmaya başladı: — Bununla bir ilgisi var mı bilmiyorum. Gözleri bir an için adamın keçe eldivenlerine takıldı ve içinde bulunduğu ruh halinden kurtulmak için bu ayrıntıya tutundu. — Söyleyecek pek bir şey yok. Bizim korodan kaybolan bir çocuk. 1990'da. Eskiden koroda şarkı söylemiş biri ona "El Ogro"dan bahsedebilirdi.Anlatın. sebep ne? Mazoyer ellerine baktı: . uzun zamandır duyduğum en tutarlı şeyler bunlar. ama hayatımı kurtarmıştım. Gecenin en önemli olayı tanrurcinin. Rüya gördüğünü de hatırlamıyordu. Sınavda başarısız olmuş. Yoksa o hep bizim yıldız sopranomuzdu. Yaşlı bir bunak gibi uyukla-mıştı.. Sanıyorum polis bu olayın bir evden kaçma olduğunu düşünüyordu. Nicolas Jacquet gelmişti. korkuyu hatırlı-yorum. Heyecandan. Plastik alerjim var. Onu görüyordu. Bu sebeple solist bölümünü ben yorumladrm. Komik olan ne biliyor musunuz. Koronun en iyisiydi. . koro şefi de ona aracılık yapıyordu. belli belirsiz de olsa onun "El Ogro" tarafından kaçırıldığını düşündüm.

. askerin numarasını tuşlâdı ve Volokine'in konuşmayı duyması için telefonun hoparlörüne bastı. İşin daha da tuhaf yanı Volo kin e'in cinayetlerle ilgili teorisinde hâlâ ısrar etmesiydi: . Depakole. — Fransız subayların isimlerine ulaşabildin mi. Düşünceler ortaktı. Latin Amerika veya Avrupa'da arayıp bulmak için. Onların kaçırılmasına yardımca olan adamları birer birer öldürüyorlar. Buenos Aires'te sürekli görev yapan bir Fransız askeri heyeti de Arjantin birliklerine danışmanlık yapıyordu. Ve kolay değildi. içlerinden birinin tüm bügÜerini sana verebilirim: Pierre Condeau-Marie. — Dinliyorum. nerede olurlarsa olsunlar "teröristleri" ortadan kaldırmak için güçlerini birleştirmeye karar verdi. Cezayir'de yaşadıkları çok tazeydi. Brezilya'daki askeri ataşe General Paul Aussares-ses'i saymıyorum bile. Üniformaları içindeki o yaşlı heriflerin akıllarından geçeni düşünüyorum.Senden Fransız subaylar hakkında bilgi toplamanı istemiştim.Bu tanıklıktan yola çıkarak. "zorla alıkoyma". sonra banyoya gitti. Eğitim seminerleri. yan uyuklar bir halde bir hikâye de kurgulamıştı. Kısacası bu altı ülke. Masanın çevresinde. Duymadım. Yabancı bir ülkede solcuları izlemek.Condor Planı. Bir sonraki yıl.Evet. Fransa'nın bu alanda. .. Ayrıca 73'te Bolivya'da ve 71'de Uruguay'da da yönetimi ele geçirdiler. Uzmanlara. Onları konuşturmak da istiyorlardı. albay. İki ortak bakıştı. iki kruvasaru mideye indirmişti bile. onlar da mükemmel bir tınıya sahip iki çocuktu. araştırdım.Kahve. . Üac alma zamanındaki bu gecikme onu rahatsız ediyordu..Oraya geliyorum. Volokine. . Yani muhaliflerini. . Zamandaki en ufak bir sapmanın ilacın etkisini azaltmasından korkuyordu. Askeri diktatörlükler bu görevler için hazırlıklı değildi. Beni aramışsın. Danışmanlara ihtiyaçları vardı. Sert kayaya çarpmışsınız.. kontrol edeceğim ve. çalışma toplantıları düzenlendi. Bu ülkeler arasındaki gizli anlaşma 1975'te Santiago'da imzalandı. seslerle beslenen bir tür canavar için olağanüstü şarkıcılık yetenekleri olan çocuklar buluyordu. ama tuhaf bir şekilde onlar Avrupa'yla temasa geçtiler. Marnes-la-Coquette yalanlarında yaşıyor. onun da. . Bugünkü plan ne? . Dış siyasetimiz açısından parlak bir dönem değüdi. Haplarını bir bardak suyla içerken bir yandan da Volokine'i düşünüyordu: herkesin uyuşturucusu kendine güreydi.Benim. — Bana adresini ver. Latin Amerika'ya sığınmışlardı. Bize söyleyecek bir şeyleri olduğuna eminim. Bu da. Brezilya'da 64'ten. yaptıklarının bedeli ödetümeliydi. Gece biraz çalıştım. delegasyonda yer alan? . sayılır. Doğal müttefikleri ABD akla gelebilirdi.Üç isim buldum. Son yıllarda Fransız milletvekilleri bu skandali gün ışığına çıkarmak için bir araştırma komisyonu kurmak istedi.Şimdilik benimle kalıyorsun. — işkence üzerine eğitimler mi? . Ama 2003'te reddedildi. her ülkenin delegasyonu kendi baskı yöntemlerini anlattı. ama bazı tarihleri aklınızda tutmanız gerekiyor. Kasdan araya girdi: .Dönemin. Geri döndüğünde Rus. . . Paraguay'da 54'ten beri iktidardaydılar.Arnaud. Sabah beni aramış. Volokine not defterini çıkardı. Arnaud devam etti: . bu çocukların kaçmlmasında parmağı olmadığını söyleyebilir? Sabah. Bize kim. Volo zaten bunu teyit etmişti: Tanguy Viesel ve Hugo Monestier. Üç çalıştan sonra albayın boru gibi sesi duyuldu. bizden. . o sırada Dışişleri bakanı olan Domi-nique de Vîllepin Fransa ile Latin Amerika diktatörlükleri arasında gerçekleşmiş her türlü işbirliğini bir kez daha reddetti.. Çocuklar bu sisteme isyan ettiler. saklandıkları ülkelerde. ' 95 İşkence konusunda Latin Amerikalılar en iyiden yardım istedi. Buna da "ulusal güvenlik" yasası adını verdüer.Doğru. Üstelik diktatörler onları sadece ortadan kaldırmak istemiyordu. üç albayı. Saat 9:30'da.Bu bir intikam. 80'li yularda general olmuş.Tarihi gerçeklik.Neden? -Kahve? . Orgcu. Bunu söyledikten sonra.. Bu işbirliğinde başka sebepler de vardı.Bana cevap vermediniz. 1974'ten itibaren özel eğitim verilmeye başlandı. Şili'de Fransız ordusu ve DST (Ulusal Güvenlik Birimi) tarafından. Ama Arjantin'de 66'dan. Kasdan kahve dolu iki kupayı masaya bıraktı. "kaçırma". Peder Olivier'nin. Zorlukla. arayıp bulmak illegal bir operasyondu. Saint-AugustuYde kayıp olayları var mı yok mu. "işkence" gibi çok özel faaliyetler gerektiriyordu. Kasdan. 1998'den bu yana emekli.Tarih dersi vermeyeceğim. 1973'te askerler Şili'de yönetime el koydu. Cezayir'de görev yapmış üç asker. Haç kutularım aldı. Yeni bir şey mi var? . Seroplex. OAS'nin (Gizli Ordu Teşkilatı) eski adamları oradaydı. .

Yeni Kaledonya'da. La Bruyere. Yani kesinlikle değil. .Sadece isimleri. .Bir melek geçiyor.Ne gibi? . Altmışlık adam euerini birbirine vurdu.Hayır.. Benim girinti olarak değerlendirdiğim izler gerçekte çıkmtılarrnış. Aksi takdirde seni sürekli rahatsız etmek zorunda kalacağım.Kuşkusuz. Bunlar neyin izleri? .Ve ben de sana. Aslında.Ayakkabı izleri.Nerede uyudun? diye sordu. Kasdan onun duş yaptığım. izleri tersten değerlendirmek gerekiyordu. Fort'dald herif bir postal tutkunu. büyük bir üne sahip. .Uyumadım. Fort Rosny... İkinci Dünya Savaşandan kalma ayakkabılar. Ayrıca sana hatırlatırım. . Cibuti. O esnada ev telefonu çaldı. . Güzel. Sonra Cezayir.Alman ayakkabıları. — Sana inanmak benim için çok güç. Sana.Sakin ol. tıraş olduğunu ve saçlarım taradığım fark etti. ya duş? ~ Bildiğim birkaç umumi banyo var. Çünkü sonuçlar oldukça şaşırtıcı. Meslek hayatının son yularında. Savunma Bakanlığı. Kasdan kahvesini bir dikişte bitirdi ve sessizliği bozdu: . . Tam bir condotüere. Sömürgeler konusunda büyük tecrübe sahibi. Ermeni telefonu kapattı.. polislerin bizim orgcuyu dinlemeye aldıklarmı hatırlatırım. . Kasdan hiç tereddüt etmeden cihazın hoparlörüne bastı. değil mi? 96 Kasdan ses tonunu yükseltmişti. Goetz. — Diğer ikisi? . Arayan Puyfer-rat'ydı. — Üç cinayet Sence bu yeterli değil mi? — Seni soruşturmayı yürüten sorumlu kişi olarak gösteren resmi bir kâğıt olmalı.. Hiç değişmemişsin. Ortağından gizli saklı bir şeyi yoktu.Haklısın. Goetz ile bu hikâyedeki albaylar arasında herhangi bir bağ yok.. Şili'nin bilinmeyen bir yerinde Almanların yarımda görünmüş sadece. Ve tabii tarih de. General François La Bruy£re ve Aibay Charles Py. B raz zaman aldı. .O ikisini biraz daha araştırabilir misin? Arşivde dosyalan vardır. Bizim kadim ordumuzu kadınlar hamamına çevirecek bir şeyler.Arnaud denileni yaptı ve ekledi* — Onu rahatsız etmen için geçerli bir sebebin olmalı. askerlerin giydikleri ayakkabılar ile savaşların sonuçları arasındaki bağlantı üzerine yaptığı konuşmanın bir Örneğini yollayacağım. . Çok eski. Fransız uzmanların değil. . . Herifin kolu çok uzun! Bilmem kaç tane hükümet eskitti. — Devamını bekle. bugün 24 aralık. Ayrıca DSV rrirr de (Ulusal Güvenlik Birimi) cinayetlerle yakından ügüendiğini.Noel armağanı. gülümsedi: .İzler basket ayakkabılarına ait değil mi? 96 . Kasdan. öyle anlaşılıyor. . Kasdan'm cevabı susmak oldu. eğer hâlâ yaşıyorsa 120 yaşında olmalı. size hatırlatırım. o ve meslektaşlarıyla ilgüi bir şeyler olduğuna eminim. Volokine kendine bir kahve daha doldurdu. dostum. Kramp on izleri ve.Bu acil. Arnaud sakin bir sesle onu cevapladı: .Bu senin şanslı haftan olmalı.. Arnaud. Asker bir kahkaha patlattı: — Ayağım bastığın yere dikkat et.Bütün müptelalarda göçebe ruhu vardır. Odaya sessizlik çöktü.Sağ ol. Düğümü bizim çözmemiz gerekiyor. Senin için yeni bir şeyler var. . devam et... . Bu tür şeyler onu gereğinden fazla heyecanlandırıyordu.. Goetz'ün elinde. Volokine. Çok yararlı oldun. Bu boktan olayda yine de tutarlı bir şeyler var.Hansen'in söylediklerine bakılırsa. Py ise. ... Arnaud. Ermeni'nin surat ifadesini görünce. askeri istihbaratın önemli bir kolunu yönetiyordu. . ölmüş olabilirler.Rusya'da "Bîr polis doğuyor" denir. bir Kim Kimdir ansiklopedisi değil. Aussaresses animatör gibi kalır. Gidip şu generali görelim.Kahretsin. Onun yanında. Cezayir'de çok etkiliymiş. Hep burnunun dikine gidiyorsun! Kasdan gülümsedi: . Daha genç olabilir.' Taban motifleri beni de yanılttı. ÇinhindTde bulunmuş. Nihayet analizleri sonuçlandırdılar.Peki.

benim altıncı ekip bana saçma sapan bir tanık ifadesinden söz etti. Ermenistan'dan gelmiş bisküvilerle dolu bir torba çıkardı. Birazdan sizi arayacağım. Duduk. .Sanırım böyle bir şeyi hatrrhyorum. Naseer ve Olivier cinayetierinin soruşturmalarından elde ettiğin sonuçlan bana vermeni istiyordum. Kasdan ilk çalışın ardından telefonu açtı: .Bununla ilgili bir şeyler okuduğumu biliyordum.Ofisinde birer kopyalan olmalı. kollarında oyuncaklarla hayal ediyordu. Volokine kruvasan tabağına baktı. ama. Monceau mahallesinin yukarısında oturuyor. Ailenin yanma git ve istiridye ye! — Haklısın. Kasdan yeni bir numara tuşladı.Beni iyi dinle.Tam olarak ne arıyorsunuz? . iki ortak onu gayet iyi anlamıştı. Dört günde Üç cinayet işlendi.Kaç kişi olduklarım söylemiş mi? .— Tamam. Bizim yolladığımız izler ile kendi modellerinin izlerini karşılaştırdı. sokağa bakan pencere acıkmış. Kasdan. Üstelik "her yer cücelerle kaplıymış*! Kasdan gülmüyordu. SS'lerin saf ırk rüyalarını gerçekleştirmek için Ari çocuklar doğurttukları. Ve özellikle de. — Fort'daki teknisyen çok emin.Goetz. Volo elini torbaya daldırdı ve tek kelime etmeden tıkınmaya başladı. Kimsenin hiçbir şey görmemiş olması imkânsız. Kasdan hemen konuya girdi: . Ayrıca tiksinti duyduğunu da. . değil mi? .. .. Telefonun ucunda bir sessizlik oldu.Olayın çocuklarla ilgili olduğuna dair bazı kanıtlar var. Kasdan telefonu kapattı. Ermeni'nin sesini duymaktan memnun olmamış gibiydi.Ona göre çocuklar bir kostümlü baloya gidiyorlarmış.Bunlar Lebensborn ayakkabıları. — Ok. İzin verin EmniyetTe temasa geçeyim. En az 90 yaşında. Çok yaşlı bir adam. . Ama gerçekten çok yaşlı. . Rus'un önüne koydu. . . tipe bak! . Sona varmadan da durmanın imkânı yoktu. Komiserin sesi. . Yaşlan 10 ila 13 arasında değişen çocuk katiller. Dün akşam. kendilerine ulaşan. Nefesi hoparlörde yankılanıyordu. bu mümkün sanırım. Ermeni ayağa kalktı. yeşil renkli küçük bir fötr şapka. öyle değil mi? . Ben ve Volokine. kaim kaşlı komiseri. . Fazla dikkatimi çekmemiş birkaç satır. Dolabı açtı. Sustu. dedi sonunda Vernoujc îpe sapa gelmez-bir ayrıntı. Noel yemeği için alışveriş yapmakla ve çocukları için hediye almakla meşguldü.Bir şeyi doğrulamak istiyorum. çünkü son savaşta üç yü Bavyera1 daki bir çiftlikte kalmış. büyük ayakkabüar. Adama göre bunlar çok özel ayakkabılar. Farklı saatlerde. Ermeni ise ona.Hepsini Cinayet Masası'na verdim. Ve 3 ocağa kadar da çalışmıyorum. yolla.Kimi arıyorsunuz? . Saint-Augustin Kilisesi'nin beş yüz metre üerisinde. Ebersberg bölgesinde savaş boyunca üretilmiş ve sadece çocuklar için. İhtiyar kostümü hemen tanımış. yetiştirdikleri insan haraları.Ne görmüş? .Üzerlerinde Bavyera kostümleri varmış. Teşekkürler.Vernoux. özel çocuklar. Telefon çaldı. SÖyledılderini düşünmem gerekiyor. altı çalıştan sonra mutfakta yankılandı.İfade tutanağına göre. — Bu işin peşini bırak. Dolaylı da olsa. soruşturmaları bir kasırgadan farksızdı ve onlar da bu kasırganın tam ortasındaydı. cinayet mahallerinde çocukların varlığım ima edecek bir tanık olmalı. -Yani? . Bu hikâyenin senin için bitmiş olduğunu biliyorum. gitgide çılgınca bir hal alan verileri akıllıca değerlendirmenin.Ofiste değilim.. Boştu. dedi Vemoux. ama Paris'in göbeğinde. Ermeni homurdandı: — Bunun bir anlamı yok. akşam yemeğini hazurlıyormuş.Devam et.. bize bir ayrıntı.Vernoux Noel tatilinde değil mi? . Ama bu işin hâlâ peşinde olan Ud polis | var. Yukarı Bavyera'da. soğukkanlı bir şekilde yetişkinleri Öldüren çocuklardan söz ediyordu. telefonun hoparlörü hâlâ açıktı. Kısa pantolon. çocuklar. bir ipucu verecek. Saint-Augustin çevresinde yaptıkları soruşturma çerçevesinde. Yerinde bir tavsiye. — Seni yeniden arayacağım. Son bir yardim. Saat henüz 16:00. -Yani? . Klişeleri bana yollayacak. Sessizlik. farklı mahallelerde. Ver-noux bir kahkaha attı.

Ama asaleti bir yere kadardı. Ama yine de bu bir utançtı. Çok sakindi. Condeau-Marie ikisine dikkatlice bakmış ve onları gülümseyerek ödüllendirmişti: . Bir tür Noel kefareti. kel kafalı.Cezayir Savaşı sırasında. Salvador Ailende halkçı hükümetinin hikâyesini okuduğunda heyecanlandığını hatırladı. kâhya görünümlü bir adam -sweatshirt-ve blucin giymiş tıknazca bir Filipinli. — Ofisime geçelim. Şüphesiz uzun süreden beri. Birkaç dakika sonra. siyah kornişlerle dekore edilmiş büyük bir odaya girmişlerdi. Yargı Günü için yollanmış iki özel görevliyi. . Ve kahramanlar hep Kızıllardan çıkıyordu.işbirliği için teşekkürler. Bir kat yukarı çıkmışlar -geniş ahşap basamaklar. Soyulmuşlar. sonra beyefendiye haber vermek üzere yukarı çıktı. . -iyi şanslar. Ve bu melekler naziydi. Amerikalılar Ay'da yürümekle meşgulken Sovyetler dünyayı ele geçirmeye çalışıyordu. Kasdan hattı kapatmak için bir düğmeye bastı. Sonra. Yaptığı sunumun sonunda. herhangi bir soru bekler gibi bir hali de yoktu. rek yoktu. herkes komünist istilasından korkuyordu. Ancak bu kez de Fransız askerlerince tutuklanmışlar ve isyancı muamelesi görmüşlerdi. Şu veya bu şekilde. general onları kabul ediyordu.Bunlar güzel hatıralar değil. Amerikalılar. (ç. bir kez daha soruşturmadan söz etmişti. ellerini arkada birleştirmiş. hiç tereddüt etmeden konuşmaya başladı: — Aslında. .n.Biliyorum. sadece küçük bir uyarıda bulunmuştu.onları hemen girişteki bir odaya aldı. Keten pantolon. Fransa'ya ve cumhuriyete sadakatlerini ölene kadar göstermiş Cezayirliler. Yapmak istediği tek vardı. . kısa pantolonları. Tam olarak bilemiyor. Tek ayırt edici özelliği aşırı solgunluğuydu. ufak tefek yaşlı bir adamdı. Bana sorarsan herif bunağın teki. muharebe Öncesi asü bir stratejist gibi camın önünde ayakta duruyordu. den itibaren her yer kapalı. ulaştıkları aynı sonucu karşılaştırmak için konuşmalarına ge. . benzi soluk. Günlerden pazardı ve general ailesini kabul ediyordu. Gözlerinin önünde canlanan aynı tablo hakkında konuşma gereği biie duymuyorlardı.Sağ ol. isa'nın Tacı'ndaki ağaç dalım kullanan çocuklar. Ama biliyorsun. Condeau-Marie pencerenin önünde dikilmişti. Bana ifade tutanağını e-postayla yollayabilir mi sin? .Siyah bir 4x4. Değerli insanların temsil ettiği.. İşte bu nedenle. Bir an önce sofraya oturmak. duvarı süsleyen silahlar— sonra eğik tavanlı. Pencerelerden.Neyle gitmişler? 98 . demokratik yollarla iktidar olmuş bir rejim işte böyle yok edildi. İki ortak Marnes-la-Coguette'teki villanın kapışım çaldıklarında onlarla görüşmenin imkânsız olduğunu düşürunüşlerdi.Benim çocuklara söylerim. o yıllarda. . aşırı sağcı heriflere maddi yardımda bulunarak. Yeşil şapkaları. elleri ceplerindeydi. Sonra. la. Yargılanmaları sırasında hiçbir şeye benzemiyor-lardı.bir kadın rahatlıkla görülüyordu. beyaz polo Üstüne giyilmiş V yaka lacivert süveter. FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi) tarafından tutuklanmış iki harki12 hatırhyorum. Bu giriş konuşması Kasdan'ı şaşırtmıştı. Şili'de darbe olduğunda kimsenin gıkı çıkmadı.Üç veya dört. Ölüm melekleriyle konuşacak şeyleri vardı. Hayır.On dakikanız var. ardından serbest bırakılmışlardı. Kasdan. tabu bu olaydaki gerçek statülerini es geçerek. Yine de. Artık görevini-tamamlamayı kabul ediyordu. Altmışlı yaşlarda. 40 . bugün öğlen. işkence görmüşler. Vernoıuc. yollarlar. onlar da ilcisinin asker kaçağı olduğunu düşünmüşlerdi. Docksides marka yat ayakkabıları. tombul. Bana bu iki adamı hatırlattınız. . çam ağacını süsleyen çocuklar ile şüphesiz çocukların annesi olan -generalin kızı veya gelini. iki ortak bakıştı. Daha kötü bir zamanda gelinemezdi.) 98 piste başka askerlerle tanışmışlar. her an düşüp bayüacakmış gibi görünen bir adam. doğaüstü yaratıklar gibi Paris'te dolaşan çocuklar.Bunlar güzel hatıralar değil. Beyaz seramik yüzündeki gülümseme biraz daha genişledi. Ne Cezayirlilere ne Fransızlara ne askere ne sivile ne kahramana ne asker kaçağına. Alman ayakkabüarıy. General Philippe Condeau-Marie. İyi No eller. diye yineledi. bu türden İM baldın çıplağı bekliyordu. îlk kez iyiler ve kötüler bu denli belirgindi. Sonra ha12. Zamanında kendilerini Fransız görmüş. Ailende rejimini her türlü olanağı kullanarak sabote ederek ülkeyi kıskaca almıştı. Bir piyade savaşından çok Amerikan Kupası1 na hazır bir görüntüsü vardı. Askerlerin nadiren solcu olduklarını bilecek kadar onlarla çalışmıştı. General.

Kelime oyunu yapmaya gerek yok. Askerler çoktan solcuların ve yabancüann üstüne çullanmıştı. Düşmanın beynine nüfuz etmekten daha önemli bir şey yoktur. İşkenceye uygun mekanlar bulmak için. doğru. 1974 martında oraya gittik. Onlara her işkence seansında mutlaka bir doktor bulundurmalarını salık verdik. Kasdan zaten durumu anlamıştı. Bir tür bilimsel bir çerçeve izleyerek. dedi sakince iki polise. Kasdan öfkeden kudurmaya başlamıştı.Ama siz. Hem de etkili bir yöntemle. — Bize Condor Planı'ndan bahsettiler. Heyecan verici bir yer olmalı. Hiç işsiz kalmamışsınız. Generali Volokine. Haydi. ama her türlü ruh haline be% del sonuçlar aldık."Patria y Libertad"ın askerleri. yeniden konuşmaya başladı: . -üzerine elektrik akımını alacak olan tutuklunun yatırıldığı metal bir yataktan oluşuyor 99 du. Kamerun'da. gitgide saldırganı aşıyordu. Onlara insan vücudunun duyarlı noktalan hakkında bilgi verdik.Hayli doküman karıştırdım. Kendilerine farklı bir hava vermek isteyen küçük adamların çok çalışılmış hareketleriydi bunlar. . Çok daha verimli çalışmayı sağlayan.Oturunuz. General ellerini kenetledi. Elektriğin avantajı kullanılan aletin küçüklüğünden kaynaklanıyordu. Orada işkenceden söz ediliyor muydu? Condeau-Marie ellerini yeniden ceplerine soktu. dayanma eşiğiyle ilgili eğitimler. DİN A.Özür dilerim. Diplomasi hep aynı ilkeye dayanır.Her şey Fransız Elçiliğinden geçiyordu. Ben. Onlan Arjantin menşeili bir alete. bunlardan biri de Condor Plaru'ydı. Mümkün olduğunca en çabuk şekilde doğru tarafta yer almak ve olabildiğince bazı şeyleri "temiz" halletmek.Kaç yasaldasınız. duymak istediklerimizi anlatın. Kasdan'a şaşkın gözlerle baktı. Birkaç ayın sonunda Fransa'ya döndüm. ama son derece ilkel bir şekilde. biz onlara yenilik olarak sadece elektriği getirdik. Zafer kazanıldıktan sonra yardıma koşmak. Önceden çalışılmış bir hareket daha. Dönemin diktatörleri sorgu merkezlerini istedikleri herhangi bir yerde kurabilirlerdi. orada bulunmamızın nedeni Şili Silahlı Kuvvetleri'ne eğitim vermekti. Ben. Bir an önce ülkeyi solculardan temizlemek gerekiyordu. İşkencecileri eğitmek için Şili'deydiniz. Şilililer kötü askerdi. . . Halkçı hükümetin uzun süre direnemeyeceğini biliyorduk. Sesini yükseltti: . kısa bir sessizlik oldu. elektrik akımım ileten uçlardan oluşuyordu. kahretsin1. . Kasdan bir saptamada bulunmaktan kendini alamadı: . Bana çok sık sözünü ettiler. Bu yalan değildi. . diye araya girdi Kasdan. Verdiğimiz eğitimin amacı en hızlı nasıl acı verilebileceğini göstermekti. .. Tarih tekerrürden başka bir şey değildi. Balmumu solgunluğundaki yüzü.Cezayir'de görev yaptınız mı? . Sosyalistlerin önünü kesmeleri gerekiyordu. Hatta yabancı topraklarda bile. işkence temel silahtı.Cezayir'de bazı gerçekleri anlamıştık. — Bu eğitimler ne kadar sürdü? — Diğerlerininkini bilmiyorum. . Komiser? -63. — Her konuda danışmanlık yapıyorduk. Küçük parmaklaruu siyah meşin sumenin üstüne koydu.Hayır. Asla gönül rahatlığı içinde yapmadık işkenceyi. Üstünkörü bir alet.. siz işkence için oradaydınız. Condeau-Marie çalışma masasının çevresinden dolandı ve üzerinde herhangi bir kâğıt vb bulunmayan masaya oturdu. ölüm komandoları. La Bruyere. Resmi olarak.Elektriği işkencede laıllanıyorlardı. bu konuda herhangi bir tereddütleri yoktu.Ben o tanımı kullanmazdım. Ve elektrik verme süresi.Lafı ağzınızda geveleyip duruyorsunuz. tüfeklerini sabanla değiş tokuş eden cahil köylüler çoğunluktaydı. daha darbe öncesi bizi uyarmışlardı. Askerlere ne tür bir eğitim verdiniz? Meslektaşlarınız kimlerdi? Ya öğren-cüeriniz? Şu iğrenç teloıikıeriıüzden bahsedin.Evet Üç kişiydik. uzun süre kalmadım Şili'de. Py. İçlerinde. değil mi? . . insanın kendim görebileceği bir ayna gibi parlıyordu. hiç acelesi yokmuş gibi davranıyordu. . Condeau-Marie birkaç adım attı. Condeau-Marie gülümsedi. Denileni yaptılar. "picana"ya yönlendirdik. hemen darbe sonrası geldik. Stadyum.Kamerun. EUeriniz kanlı.Ük şiddet dalgasından sonra. Hiç iz bırakmadan.. Bu işkence yöntemine "ızgara" adım vermişlerdi. Kasdan araya girdi: . Ve terörizmle baş etmenin tek yolu budur. — Tek eğitimciler sizler miydiniz? .

Bana. Gerçekten çok korkunç biriydi. Yeniden pencerenin önüne dikildi.Bütün hatırladıklarınız bu kadar mı? Kimliğini saptamamıza yardımcı olacak başka bir ayrıntı yok mu? General ayağa kalktı.. Hart-mann'dı. . anüs. . Baskı rejimi elverişli bütün koşullan sağlıyordu. yolu tövbeden ve acıdan geçen bir mistik. .Wilhelm Goetz mi? . Şimdi. Özellikle de Latin Amerika'da. Yine de elektriğe ve başka tuhaf yöntemlere de ayrıcalık tanıyordu. Evet. Kendi kendini yaralıyordu. Ayrıca.. Ve hatıralarını uyandırmak için.Müzikle işkence edilmesi gerektiğini İleri sürüyordu. araştırmalar yapıyorduk. Bir mistik.Müzisyen mi? Ufak tefek adam omuzlarını silkti: .Cerrahi. Cuntanın kitleler halinde tutukladığı siyasi mahkûmlar. ondan bahsedin? . . O dönemde pek bilinmeyen. . .. düşünüyor gibiydi. morluk bırakmamaktı. . organ çeperleri içinde açılan kancalara sahip kablolar. Neredeyse bitmez tükenmez..Hayır. sonra yeniden konuşmaya başladı. Kendine İşkence yapıyordu.Hayır. Ya da tam tersine. Bu tür bir huzurun insanın iradesinin ortadan kaldırılmasında baskın bir rol oynaya 100 . Her şeyi görebileceğiniz. Kasdan ürperdi. -Nasıl? . hâlâ vahşi olan bu ıssız toprakların su katılmamış bir Ürünüydü. bedene..Adı neydi? . Şili'ye. taze malzeme. Goetz'ün kulakzarmı delen ve geriye hiçbir iz bırakmayan gizemli bir aletten söz etmişti.Arılamıyorum. Hemen her yerden gelmiş işkenceciler.Nasıl yani? .Cinayetlerin çözümünün Şili'nin geçmişinde olduğu kanısındayız. Hartmann korkunç şeylerden söz ediyordu: kızgın sondalar. Hartmann.Onlan kendi üstünde deniyordu. kulaklar. Yaşamış biri olarak. cevabınızı bekliyoruz. kurbanlarının üzerinde yara bere. Bir tür. Cezayla ve ceza için yaşayan 100 bir fanatik. henüz araştırma safhasında olan teknikler. Ağız.. ORL uzmanı France Audusson.Hatırlamıyorum. . Naziler. Tam bir kaçık. düşünüyorum da. Pencereden giren ışıkta kel kafası parlıyordu. Son derece gür.Hartmann müzisyendi. Bu eski hikâyelerin sizin soruşturmanızla ne ilgisi olabilir ki? . evet. Ama nazi olamayacak kadar gençti. sürekli olarak değişim içinde olan topraklara sahiptir.. Bunun. Bildiğiniz gibi çok seyahat ettim. iz. Uzak ara Öndeydi.. Gerçekten şaşırtıcı bir tipti. burun delikleri. Tüm bunlar cinayetlerin işleniş tarzıyla doğrudan örtüşüyordu: kul ak davulları. Sustu.Hayır. vajina gibi doğal deliklerden girerek hiç kesi yeri açmadan yapılan müdahaleler. nasıl biriydi? Condeau-Marie kaşlarını çattı. Sanırım "manla biten bir isim. . Eğitim veriyorduk.Hepimizi cebinden çıkartırdı. Pampa'nın derinliklerinde veya Cordillere'nin eteklerinde inzivaya çekilmişlerdi. sanıyorum 60'h yıllarda gelmişti. onun dîni inancıyla bir ilgisi olmalı. Hartmann da. ama 50 yaşlarında olmalıydı. Santiago'da veya Val-paraîso'da bürokratik görevlerde çalışıyorlardı.Hangi bakımdan? . Hartmann neye benziyordu? . gruptuk.Diğer eğitimciler arasında naziler var mıydı? Condeau-Marie hiç tereddüt etmeden cevap verdi: . evet. bir Alman vardı. . simsiyah saçlar ve ona bîr sosyoloji öğrencisi havası veren küçük gözlükler. Bir müzikologdu ve bazı teorileri vardı.Almanya'da Berlin Konservatuvarı'nda okumuş. Kasdan ismi defterine not etti. Daha başka bir şey hatırlamıyorum.Hâlâ genç bir adam görüntüsüne sahipti. yemek borusuna asit akıtma. Hartmann dindardı.Ne gibi? . Odaya sessizlik çökmüştü.Tercih ettiği teknikler var mıydı? .Takıntılarından biri. nasıl diyeyim.Acı verme tekniklerini çok iyi biliyordu. bedenin saflığına saygı. Evet. . .. Uyuşmuş bacaklarım açmak için. .Dış görünüş olarak.

Alman'la işimi bitirir bitirmez sana katüacağım. Bana bu konuda biraz fazla hassasmışsmız gibi geldi. Saint-Cloud Kapısı'na varmışlardı. Bunlar benim için yeterli. Rus da onu taklit etti. .İyi olur. . .Bana çok daha korkunç şeylerden bahsettiler. Ruhu zehirlemek gerekir diyordu. Sen henüz bir çocuksun ve sorunlar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun.Teşekkürler General. Onları nerede bulabiliriz. Rus kafeye kadar koştu. Goetz'ün temas kurduğu boşboğazı bul. gözleri otoyoldaydı. Belki de Goetz onun aleyhinde tamklık etmek istiyordu.Ayrılıyoruz. Bana sorarsanız. bir koronun eşliğinde insanların uyutulmadan ameliyat edildiği bir hastaneden söz edüdiğini duydunuz mu? .Sayenizde olmadı.Beni burada İndirin. .Maalesef. Volokine küçük bir kahkaha attı: .Hiç. Ben Hartmann'la ügileneceğim.Bence evet. Karanlık bir camekân.Gelip morgda dolaşmanız lazım. Aptallıklarınız sayesinde elimizdeki bir tanıktan olacaktık. Şimdi ne yapıyoruz? .Hayır. Internet kafe güven uyandıran bir yere pek benzemiyordu.Alman'la mı? 12 000 km uzakta. Müzik. General La Bruyere ile Albay Py'yi de sorgulamak isterdik. Ama sinirlerinize hâkim olun! — Haplarım yanımda.. Kapıyı kapatmadan önce içeri doğru eğildi: — Kalbinize dikkat edin. biliyor musunuz? . Kasdan ayağa kalktı. Diğer askerleri tek başıma sorgulamak istiyorum. 41 . . Adam bu konudan bahsedince neredeyse her şeyi mahvediyordunuz.Söz konusu bile olamaz. . Cep telefonlarımızla irtibatta olalım.Bu konuyu eşelemek istiyorum.cağım düşünüyordu. değil mi? .Hayır.Peki ben? Avukatlarla mı ilgileneyim? . Kasdan. Ve-lasco'yu hatırla. Bir süre sonra Volokine yeniden sordu: . aynı şeyi düşünüyor mu anlamak için Völokine'e bakma ge_ reği bile hissetmedi. — Kalın kafalının tekisin.Ok. . .. bize herifin o yıllarda 50 yaşında olduğunu söyledi. onları tamamen tarafsız olarak sorgulamamı sağlar. ama benim için tüm bunlar öldü ve gömüldü. bu hikâyelerin hâlâ canlı olduğunu anlarsınız. Din.Wilhem Goetz adı size bir şey söylüyor mu? -Hayır.. O herifler Fransa'nın herhangi bir yerinde olabilir ve bize anlatacak şeyleri mutlaka vardır. .Kamerun'da neler oldu? . ama bunu duymadım. . Ölmüş olabilirler..Adam üç parametreye sahip. Volokine yeniden güldü.Bu da benim. . Ayrıca Goetzle birlikte Fransa'ya gelmiş diğer Şilililer baklanda da bir şeyler topla. evlat.Ama sonu iyi bitti. . Elleriyle direksiyona sımsıkı yapışmıştı.Condeau-Marie. Kasdan onu gözleriyle takip etti. meydandaki brass eril erin önünde istiridyelerim ve diğer deniz kabuklularını sergileyen tuhaf kılıklara bürünmüş sancılar. 30 yıldan beri onları görmedim. Bir ekran ve bir telefonla. etrafına çocukların toplandığı sürekli pırpırlanan birkaç monitör. Ondan en az üç kafa kadar uzundu. Gerçekten sor» derece tuhaf bir kurnazlık. geçmişe ait bir pislikten başka bir şey değil. Gergin ve içe dönük bir siluet. Volokine arabadan indi. Kasdan Versailles Caddesi'ne saptı ve birkaç metre ilerde durdu. — Her şeyin yolunda gideceğinden emin misiniz? — Eminim. bu kez çok daha kısa sürdü: . elleri kollan hediyelerle dolu yayalar. Bu eski hikâyelerden ne çıkaracaksınız. Onu çevreleyen zararsız dünyaya yabancı bir avcı: ağaçlara asılı fenerler. Şimdi en az 80 olmalı. İşte o zaman.Doktorlar Alman olabilirmiş. . Oraya aldıran yoktu. ne olursa olsun sizi bulurum. Bu bana bir şey çağnştırmıyor. . 101 . Kasdan ufak tefek adama doğru eğildi. Kasdan cevap vermedi. İşkence. bilmiyorum.Cezayir'le bir sorununuz mu var yoksa? . babalık. Bir internet kafe var. .O dönemde.

On yıllar gerektiren bir se-batla. Ve ayrıca boşluk. Hartmann araştırmasına nereden başlayacağım da. Ausch-vvitz'te bir gardiyanın. Daha önce sorguladıklarım bir tarafa bırakmalıydı. ve XVHI. Resmin altında "Estonya. Hepsi bu kadar. neden yoktur. yakmış nazilerin amansız düşmanlarına. Sabırla onların geçtikleri güzergâhlara İzliyorlar. iri grenli siyah beyaz büyük fotoğraflar. Birkaç telefon görüşmesinden sonra Marais'de. açıklarını bulup maskelerini düşürüyorlar.Bugün genç bir araştırmacı görevli David Bokobza. Eski yöntemim uyguladı. 42 Yahudi Anıtı. Telefonun sesi yankılandı. Kendi varlığına hiç değer vermemen." Ermeni doğru taşı bulduğunu anladı. Sakinleşmeye başlamıştı. kendini tanına ve Yahudi Aıun'nın bugün halka -açık olup olmadığmı sordu. Birkaç kez. Çilli yüzünde hemen dikkati çeken şey bakışlarındaki samimiyetti. Sözcüklerin şiddeti teknenin ahşabına ve lombozlarına vuran dalgalara verilen bir karşılıktı. Karşısında genç bir adam duruyordu. Kasdan doğruldu.. Ama hayır.Hemen hareket etmedi. mahkûm Primo Levi'ye söylediği cümle geldi: "Burada. fırtınanın göbeğinde sallanıp duruyordu. . keyfi kaçmıştı. Fotoğraflardan birinde genç bir adam ile genç bir kadın bir ovada yürüyordu. -Alo! Kasdan adım söyledi. Eski film repliklerinden birini hatırladı. Halkları için adalet sağlamaktan başka amaçlan yoktu.. Kedi gözlü kadın kocasıyla münakaşa ediyordu. Uyumlu bir çift izlenimi uyandırıyorlardı. kasdan telefonuna sarıldı. „ Ama en azından İkinci Dünya Savaşı ve nazizm konularında bir uz-man vardır. Jean GremÜlon.Beni mi görmek istemiştiniz? Kasdan geriye döndü ve gözlüklerini çıkardı. Römorklar.Ama Yahudiler bu takvimi izlemiyordu. Onları kaçın 102 yorlar. Soğuk bir edayla Sen Nehri'ne bakan ve çoğu XVII. hayır. yüzyıllara ait diğer binalardan daha yüksek modern bir yapıydı. sahneyi gözünde canlandırmakta hiç zorlanmamıştı. En az yarım yüzyıl öncesine ait. Paris'te. 1941. Kafasında bir kipa vardı. Nürnberg suçluları olan bitenlerden sorumlu olmadıklarını söylüyor. Elinde tam olarak ne vardı? Bir isim -Condeau-Marie'nin bile emin olmadığı— birkaç tarih. Eğer birini öldürüyorsan öldürülmeyi de kabul etmen gerekiyordu." Onu rahatsız eden bir diğer şey de işkencecilerin sefaleti ve korkaklığıydı. israil'indi. En ufak bir fikri yoktu. Yahudilere işkence etmiş. onlan katletmiş. Aslında nereye gideceğini bilmiyordu. sefil hayatlarım kurtarmaya çalışıyorlardı. Saint-Louis Adası'nın tam karşısındaydı. Kasdan. CDJC de açık mıydı? Evet. İnsanlardan nefret ettiğinde onlan daha iyi tanıyorsun. Şüphesiz ilk gençlik yıllarında nazizmle flört etmiş olan Hartmann'ı. Çıkarlan-nın olduğu yerde yer almayı şiar edinmiş şerefsiz pislikler. Ama geriye doğru gitmek istemiyordu.. O da. Güzel yüzleri rüzgâra kafa tutuyordu. Berlinli müzikologu bulmak için nazilerin amansız düşmanlarına başvurmak gerekiyordu. Dördüncü Bölge 'nin kenarında. değü mi? . Michele Morgan kocasının suratına bağırıp çağırıyordu: "İnsanlardan nefret ettiğinde onları daha iyi tanıyorsun. Her şeyi söyleyebilecek ve karşılığında da her . Ermeni yaklaştı ve gözlüklerini taktı. kolları kıvrılmış ince çizgili Oxford gömlek giymişti. Hafta sonlan esnek vardiya çalışıyoruz. ıslak saçlarıyla bir tekne kamarasında. gerçek kimliklerini ortaya çıkarıyorlardı. Cevap "evetti. dünyanın en iyi haberalma servisleri. 63 yaşındaydı ve hâlâ arılamıyordu? Kötülüğün kaynağı neydi? Ya bu kıyımın sebebi? İyinin karşısında kayıtsızlığı değerli kılan şey yaşam mıydı? Kasdan'ın aklına. Bir kadın kurşuna dizilmek için bir Einsatzgruppen askeri tarafından toplu mezara götürülürken'' yazıyordu. açlıktan ve dayaktan korkuyorlardı. Geoffoy-VAsnier So-k numaradaki Yahudi Soykırım Anm'nın ğa 1 7ı bililerine ulaştı. yargılıyorlar ve mahkûm ediyorlardı. 50 yıldan beri. İşte çözüm buradaydı. dünyanın çeşitli yerlerine sığınmış nazileri izleyip yakalıyorlardı. 1942. dedi telefondaki ses. Bura-da Yahudilere ait belgelerin bulunduğu bir dokümantasyon merkezi CDJC (Çağdaş Yahudi Dokümantasyon Merkezi) vardı. Treblinka Kampı'nı denetleyen Himmler kendini kötü hissetmişti. Günlerden pazardı ve Noel arifesiydi. arşivlerdeki orijinal dokümanlardan harekette Fransa'da soykırıma uğramış Yahudilerin üsteleri oluşturulmuştu. cep telefonuyla herhangi bir şeye ulaşabilirdi. sonra Velas-co'yu düşündü. Kasdan kendini tanıttı ve David Bokobza'ya haber verilmesini istedi Holde bir fotoğraf sergisi vardı. Sakinlik. bir 24 aralık günü yaşlı bir adamın izini nasıl bulacakta? Önce Şili Elçiliği'ni. Dokünıantasyon Merkezi'nin sorumluları da orada mıydı? _ Hepsi orada değil. Michele Morgan. acınacak halde ve ürkmüş durumdaydı. Rus kamplarındaki nazi esirleri kir pas içinde. Zalimler zavallı hayatlarına sımsıkı tutunuyorlardı. Kasdan'ın düşündüğü gibi Marais'nin tam göbeğinde değil. Telefonu ak tarrnamı ister misiniz? _ Ona sadece geleceğimi haber verin. ama kadın çıplaktı ve adamın elinde bir tüfek vardı.

Hartmann Şili'de işkencecileri eğitmiş. yüzyılın en büyük senfoni bestekârı olarak değerlendirir. Almanya'da çok yaygın bir addır: "Güçlü adam" anlamına gelir.Onları her gün görüyorum.İsteğim biraz özel. Müzik alanında. teşekkür ederim. Geniş kitleler tarafından pek bilinmez. . Bokobza'run gözlerindeki neşe kayboldu. Üzerinde dosyaların.103 şeyi duymaya hazır samimi ve güleç bakışlar.. referanslar. müzikten uzaklaştı. Yumuşak bir ses tonuyla ve belli belirsiz bir aksanla sordu: . . . Ayrıca müzisyen. Kari-Amadeus nazi rejiminin kurulmasına büyük bit üzüntüyle tanıklık etti. Silahlara ve askeri stratejilere meraklı biri olarak Kasdan.Ben de. Başka Hartmann 'far da tanıyorum. . Bokobza'run yüzündeki gülümseme kayboldu. Bir titreşim. gözlerini Kasdan'a dikti: . fazla vaktim yok.Soyadı Hartmann.Hartmann. Odalarda neredeyse kimse yoktu.Evet başlayabiliriz. Bu neredeyse.. Açıklaması zor. inzivaya çekildi.Burada özel hiçbir şey yoktur. Waffen SS'de çalışan bir başkası. Üzerleri etiketli ahşap çekmecelerle kaplı duvarlar. Kasdan'a doğru bir sandalye itti: . metal evrak dolapları. 1906 doğumlu büyük bir müzisyen. ancak uzmanlar onu XX.Bir nazi. tabii soyadı doğru mu onu da.Aradığım bir Yahudi değil. o dönemin en ünlü Hartmann'ı Kari-Amadeus'tur. bir elektrik Evet sız krmi arıyorsunuz? . sonra sağlı sollu birçok odayı geçtiler. . Arşivimizde her türlü tuhaf hikaye var.. ama Kasdan yine de kendini bir kaledeymiş gibi hissediyordu. .Kahve ister misiniz? . Çalıştığım yer burası. 50 yıldan beri var olan savaşçı ruhu da solumak isterdi. Çağdaş dünyanın en etkili savaş makinelerinden biri. Emin olduğum tek şey.. Başparmaklarım diğer parmaklarına 2/6 sürttü. Siz de Yahudi değilsiniz. T? Aradığım. Daha sonra Şili'ye gitmiş.Haklısınız. Yahudi halkına hayranlık duyuyordu. Bu üzüntünün en büyük nedeni Kutsal Topraklar'ı görememiş olmaktı tabii.Bunu nereden anladınız? Bokobza gülümsedi. Çalıştığım salona gidelim. .Özel odam yok. Kasdan oturdu. O dönemde herhangi bir endişe duymamış.. ressamlar. bir bilgisayarın. Kasdan onu takip etti.Fransız polisinde çok daha genç yaşlarda emekli olunduğunu sanıyordum.Nazilerin hepsi Öldü. Asma basamaklı bir merdivene yöneldiler. Sen Nehri'ne bakan pencere. modem mimariye sahip bir binaydı.. .. Salon diğerlerinden farksızdı. Ve yandaşlarının da.İşte. paranormal bir şey benim için. 60'h yıllarda — Çok muğlak. — Elimde iki önemli ipucu var. Kasdan'ın iri cüssesi karsısında ne şaşırmış ne de korkmuş gibiydi. fazla ayrıntıya girmeden bir cinayet soruşturmasını yürüttüğünü ifade etti. Adli Polis'te danışman olarak çalışıyorum. Adamımın yandaşları olduğunu düşünüyorum. . Bu alanda son derece bilgili. . David Bokobza dostça başını salladı. ama oradaki disiplin havasını.Elbette. bugün benim soruşturduğum cinayetlerle ilgisi olduğunu... İlk adını bile bilmiyorum. . O tarihlerde ellili yaşlarda olmalı. — Onun benim aradığım adam olduğunu sanmıyorum..Hayır. üzerinde bilgisayarların durduğu uzun masalar vardı. Bir pilot. Çok gençmiş. Pinochet'ye hizmet etmiş bir uzman. dedi. Tam ortada. israil'e hiç gitmemiş olmaktan hep üzüntü duymuştu. onları muhteşem bir savaş makinesi olarak görüyordu. Bokobza. filozoflar. israilli. ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'dan kaçmadığı. bir projeksiyon makinesinin durduğu uzun bir masa . her zaman olduğu gibi yine acaba sandalye ağırlığını taşıyacak mı şüphesini duydu. Ermeni adım ve rütbesini söyledi. Duvarlar fiş dolaplanyla doluydu. . Aslında. — Onun hakkındane biliyorsunuz? . Bir iz arıyorum. abartılı bir hayranlık gösterisiyle ona doğru hafifçe eğildi. ahşap çekmeceli dolaplar. ben de emekliyim. . Ayrıca psikologlar.

Tekstil işinde faaliyet gösteren bir küçük burjuva ailesi.özellikle de başarısız bir müzisyen olduğunu düşünüyorum. Pmochet'nin iktidarı boyunca. ona ait bir sorgu merkezi vardı ve yüzlerce tutuklu tezgâhından geçti. Sonunda. Esmer. Berlin Konservatuvarı'ndan yeni mezun olmuş. Mahler. Cihazı kontrol ederken nunldandı: . Sizin gibi insanların bu denli saf olduğunu görmek epey tuhaf. Kör gibi el yordamıyla ilerliyorlar.Ama her şeyden önce. sanki tutkulu fikirleri bu şekilde vücut buluyordu. Potala Sarayı'nın yüksek kuleleri Yasak Kent'e bakıyordu. gözçukurlanna gömülü koyu renk gözler. ama özellikle işkence konumda bir uzmandı. zaten kompozitör olmanın herhangi bir orijinallik taşımadığını. iki eğilim arasında gidip geldiği. Bokobza yeniden gülümsemeye başladı: . . Dikkatle okudu. Saçları ise son derece ilginçti. Elmacıkkenuklerinin ardında pusuya yatmış.. Annesi Fransız. Sokaklarda Freud'un ve Mann'ın kitapları yakılıyordu. Çocukların sözüm ona yetişkin oldukları çağ. _ Guru mu? Bokobza projeksiyon makinesinin diya kutusunu aldı. Oda karardığa gömülüverdi. Piyano ödülü. Artık nazil erin vahşi coşkusunu anlayacak kıvamday 104 di. Diplomasını duvardan indirdi. Müzisyen. Kompozisyon. Kasdan sinirlenmeye başlamıştı. Jack Palancemki gibi bir kafa O dönemde. Bu kez. . Acılı. Bir müzisyen olarak. Yahudi müziği konserleri iptal ediliyordu.Dmi bir lider. Rus ronıanlarındaki teröristler gibi bağnaz bir kafa. dedi İsrailli. Armoni. Aslında çocukların istemeden herhangi bir yola sapacakları en zayıf oldukları bir çağ. . kedi fare oyunundan hoşlanmazdı. Babası Bavyerah. Sizin Hartmann'ı tanıyorum.. Siyah bezle astarlanmış kalın perdeyi çekti. — Hans-Werner Hartmann. Müziğe olan tutkusu ile yurt sevgisi takıntısı arasında. En kötü yaşlardı. . Birini aldı. 21 yaşında. 104 . lütfen Bokobza ayağa kalktı ve çekmecelerin üzerindeki etiketleri incelemeye başladı ' Hartmann bir mttrisvendi bu doğru. Orada grubu çok güçtendi.. Fişleri karıştırdı. Ciddi ifadesini tamamlayan ince dudaklar.Hartmann'm hikâyesi son derece çarpıcı. Beni aydınlatan. cahiller. savaş sonrasında. çok kaim telliydi. Hitier kadroları içinde klasik bir kariyer yapmaktan onu kurtaran Schafer gezisi oldu. ama Hans-Wemer Hartmann'ı tanıyan ve Latin Amerika'da gizlenen naziler baklanda az çok bilgiye sahip ilk uzmansınız. yuvarlak yakalı gömleğine ince bir kravat takmış ciddi görünümlü genç bir adam. Sonra metal bir doteba yöneldi ve kemerinde taşıdığı anahtarlardan biriyle dolabın kuıdmı açti. içinde kâğıt dokümanlardan çok diyapozitifler bulunan karton bir dosya çıkardı . Schönberg. döneminin bir çocuğuydu. 1936. Hem de ç ok tanıyorum. hayalet bir adamı bulacağınıza inanıyorsunuz. zayıf. Weill gibi büyük Alman ve Avusturyalı kompozitörleri görmezden gelemezdi. Bu başarısızlık acısını daha da pekiştirmiş olmalı. Ama aynı zamanda.Yaşadıkları dünyadan bihaber toylar.Biliyorsunuz. "Gleichshaltung" yani "yola getirme" dönemiydi. Bir sırrın izinden gittiğinizi düşünüyorsunuz. özellikle de kendisi fareyse. Hans-Werner Hartmann bir guruydu. konser piyanisti olma şansının da bulunmadığını biliyordu. diye devam etti Bokobza. Kasdan kendi oğlunu düşündü. çok siyah. Sadece büyük savaşların ve kötülüğün hakim olduğu bir dünyada gerçekleşebüecek hikayelerden bin 43 tik resim. Siyah beyaz. . Üzerine iyice oturan bir takım elbise giymiş. Ardından beyaz bir perde indirdi İsrailli projeksiyon makmesirûn yanına geldi. 1918 bozgununun hıncıyla yetişmişti. Oysa tüm bu sanatçılar nazi rejimi tarafından sürgüne gönderilmişti. Tibet'in başkenti Lhassa'nın eski bir resmiydi. Hartmann yıkıntı halindeki Berlin'de bir tarikat kurdu. sonra müritleriyle birlikte Şili'ye göç etti. Perdeye yeni bir görüntü yansıdı. Bunu size söylediğim için çok üzgünüm. Öfkeli. Hartmann da bu hareketin ateşli bir taraftarıydı. iyi Bir sessizlik oldu. hatta bölündüğü düşünülebilir. O bir simgedir. Bokobza bir çekmeceyi açtı.Benim gibi mi? . Ari ırkın sarışın çocuklarından değildi.Size yardımcı olacağım. Bokobza pencereye doğru ilerledi.Bu adamların hiçbiri benim profilime uymuyor. Bir estet olarak bu körleştirmeyi be-nimsememesi gerekiyordu. örneğin siz. Mitler Gençliğinin bir üyesiydi. DiyapoziÜfle-büyük bir ustalıkla bölmelerine yerleştirdi. özenle sağa doğru taranmıştı. Müzelerdeki tablolar indiriliyordu. Kendi alanında bir mittir.

1940'ta. daha az yorucu işler.Müzikle ilgileniyordu. Hartmann Tibet'te gerçek bir şok yaşadı.. nazilerin en Ölümcül yalanlarından biri.Biliyorsunuz.. o dönemde. Zamansızlıktan veya yersizlikten canlı canlı yakılmış veya toprağa gömülmüş çocuklar. Terezin çok ünlüydü.. Sesi gitgide sertleşiyordu: Binlerce ceset buldozerlerle taşınarak toplu mezarlara atıldı! Alman denizal falarında döşemelik olarak kullanılmak üzere cesetlerin saçları kesildi.Hartmann'm.. buzdan çıkan bu Lohengrinlerin olası kuzenleriydi. . Schafer gezisi işte buydu. İsrailli büyük bir öfkeyle projeksiyon makinesiyle oynuyordu. Bu konuda. Aslında Terezin. . Zaten Hartmann da Auschwitz*e buradan gitti. titreşimler. iki Tibetli'nin arasında Hartmann'ı görüyoruz. Çekoslovakya'da bir kamp. Daha önce adını duydunuz mu? — Evet. Sakal bırakmış. nazilerin kökenlerle ilgili sorunları vardı. ... Tam olarak ne. deri gözeneklerinin daha iyi açılması ve gazın daha iyi nüfuz etmesi için. Bazı kompozitörler en meşhur eserlerini burada besteledi. . kafalarına sıkılan bir kurşunla işleri bitiriliyordu. Bokobza slayt haznesine yeni bir diyapozitif sürdü. Başka bir kamp. bir araştırmacıydı. Lahit biçimindeki fırınların önündeki insan külleri. özel bir takıntıları vardı: Dağ. Fransız şair. Gidip yerinde doğnüamak gerekiyordu. Gezinin belgeleri arasında notlan bulundu.Kamplardaki katliamlara tanık oldu mu? Araştırmacı hüzünlü bir şekilde gülümsedi: — Hem de çok yalandan. dağ en üstün soyların mekânıydı. Bir toplama kampı. — Theresienstadt. Eğer sonu kötü bitmemiş olsa. On dakika sonra açılan kapaktan çıkarılan cesetler yakılmaya yollanıyordu. yerde oturuyordu. burada Öldü. Bokobza makineye yeni bir diya sürdü. büinmiyor. insan sesi Üzerinde çalışacaktı. Doğu Avrupa ülkelerindeki Yahudi siviller toplu halde öldürülürken fonda. Yeni bir diyapozitif perdede belirdi. alçak bir masanın çevresinde. Savaş yıllarıydı ve daima güçlünün yanında yer alan genç adam. Seri bir hareketle Bokobza yeni bir diyapozitif yerleştirdi.. Hatta bir teori bile geliştirmişlerdi. saf ırk ve tüm şu saçmalıklar. Dört bin metre yükseklikte nazi iğrençliği. çünkü Yahudi sanatçıların kaymak tabakası buradaydı.. Kızılhaç komisyonlarırun üyelerine ve diplomatlara gösterdikleri ve bütün kampların bu tip "Yahudi kolonileri" biçiminde oluşturulduğu konusunda onları iknaya çalıştıkları örnek kamp. Barakalar. Çalışırlarken şarkılar çalınıyordu. Yine yan yana sıralanmış barakalar. Müzikle işkence ediliyordu. Her yerde müzik vardı. hoparlörlerden yayılan müzik vardı. Size hemen kötü sonu söyleyeyim.. Nazilerin bir diğer takıntısı da müzikti. sözüm ona Ari ırk uzmanı.Hangi görevle? — Mahkûmların müzik faaliyetleri için.Ortadaki. Yani Tibet müziğiyle. Batılılar ve Tibetliler. çok yükseklerde saf bir yaşam süren Tibetliler.. — Hartmann önce Terezin Kampı'ndâ çalıştı.. yine aynı ölüm kokusu. Yanındaki ise. diye sordu. Hem konservatuvar mezunu hem de Hitlerciydi. Annelerinin memelerini emen bebekler bazen ölmemiş oluyordu.Ne zaman döndüler? . Döndükten sonra. Her şey nazi gaddarlığından doğmuştu. Solda. şu işkenceden geçmiş adamın. bu gezide işi ne? . bu maceranın komik bir tarafı da vardı. Bir "klik" sesi duyuldu. Bu bağlama göre de.. Sanatsal etkinlikler. pagan ayinleri ile kayıp uygarlıkların varlığını iddia eden kaçık inançları harmanlayarak dünya tarihini yemden yazma gayretindeki sözüm ona uzmanlardan oluşan bir üçkâğıtçılar gurubunu yönetiyordu. İdeal bir profil. Saflığın ve yüceliğin mekânı. Auschwitz*ten önceki son duraktı. tüm ailem Auscrvmtz'de kayboldu. Kasdan. Ernst Schafer. Beklenmedik bir şey. Sesler. SSlerin lideri. tüm zamanım kafatası Ölçmekle ve Tibetlilerin saflığım "test etmekTe geçiren Bruno Berger. Sahte duşlardan önce gerçek duşlar. Şaşırtıcı bir durumdu. . Himalaya evlerini süsleyen gamalı haçları ve SS ibaretlerini hemen fark etmişti. Şüphesiz bunun adına "Alman ruhu" diyorlardı. zoolog. Çuval bezinden giysiler içinde hayalet gibi dolaşan insanlar. cerrahi müdahalelere eşlik eden koro hakkında söylediklerini ve Condeau-Ma-rie'nin anlattıklarını düşündü: Hartmann'm müzik ile işkenceyi bağdaştırmadaki ısrarım. bu teoriye göre Ari ırkın ataları buzun içinde donmuş haldeydi ve düşen yıldırımla buzdan kurtulmuşlardı. Peter Hansen'in. Ama bilgilerimi tazelerseniz karşı çıkmam. Gardiyanlar.. ırkbilimci. Onların gözünde. bir vitrin. Robert Desnos... Kasdan. .Hartmann araştırmalarına başlayacak zamanı bulamadı. Esirler ölüm trenlerinden inerken bandoyla karşılanıyordu. danışman olarak kamplara gönderildi... Tam ortalarında. Reichsführer Heinrich Himmler. . artık kendini ne müzisyen ne de müzikolog olarak görüyordu.. sakin görünümlü sakallı bir adam duruyordu.

Vücut susuz kalmış. Berlin küllerinden yeniden doğuyor. Harabe halindeki evlerin önünde moloz yığınları.benzeyen delikler. Bokobza başka bir resme geçti. Hartmann insan sesini. Fiili bir sorumluluğu yoktu. Kasdan hâlâ.Yeni bir "klik"-sesi. bir deri bir kemik kalmış insanlar. yine kendi elinden çıkmış notlar.. İçleri toz toprak dolmuş küçük kanallar. orkestraları yönetiyordu ve bunun yanı sıra. İşlerini yoluna koymuş gibi "Sıfır yılında Berlin" dönemi. Jtfürnberğ'de psikiyatrların konuştuğu suçlu nazilerden farklı olarak İngilizce konuşuyormuş. . Yiyecek bir şeyler arayan. Hartmann çalışma masasında oturmuştu. çevresinde yavaş . . Evet. sonra naziler tarafından kuüanıldı. Hartmann'm işkence görmüş bir hali varmış. Ardında hiçbir şey saklamayan duvar parçaları.Tüm bu. . seslerin ardından gidiyordu. deli bakışlı. Sonsuza dek insanlığın bir leke olarak taşıyacağı sahneler. Onu.. ince bir gülümseme. kafasında kulaklıklı bir kask vardı ve teyplerin atası olma ihtimali büyük bir aletin Önünde gülüntsüyordu.. Sorgu sırasında "Kişisel bir mesele" cevabını vermiş. yeni bir korkunç görüntü. epey etkileyici. Tamamen normal gözüken bu adamlar gerçekte köreuıüş.. Kepçelerle taşınan. — Ne balamdan? — Bunu kendiniz göreceksiniz. Yüz ifadesinden kayıtsızlığı anlaşılıyordu. sanki bir hazineymişçesine makinenin üstüne konmuş kemikli eller. stüdyoda herhangi bir suikasta kurban gitmemesi için Önceden kaydedilirdi. perdedeki entelektüel görünümlü. Artık o kadar kaçık değil. üniformalı müzikologu inceÜyordu. kime ait olduğu belirsiz cesetler. kemikler. Ayaklarda yaralar.Bununla ilgili notlar var. Harabe halindeki Berlin. Güneşten kavrulmuş ahşap parçaları. 106 . Tüm radyo konuşmaları. Size bir kopyasını vereceğim. Ateşli bakışlar. başkalarının kâbusuna yabancılaşmaş. yani. Bunu "ses dalgalarının kuvvetleri ve türbülanslarv* olarak adlandırıyordu. heybetli adamı inceÜyordu. Buharlaştı. Yeni bir diyapozitif. müzikolog tanrısal esinli söylevler vermeye başlamış. Onlarda eksik olan merhamet duygusudur. Cüzam hastalığına tutulmuş gibi yaralarla delik deşik olmuş bir kent.1955.. Manevi duygudur. bu faaliyetler olurken Hartmann ne yapıyordu? . beyaz tepeler oluşturan insan artıkları. Yapılan kaydı ele geçirdim. Ermeni perdedeki gri renkli yıkıntılara bakıyordu.Hayır. çığlıkları. yeniden inşa halinde..1947'de bu harabe kentte ortaya çıktı. Hartmann da yeniden doğuyor. Savaş sonrası ikiye bölünmüş Berlin. koroları.. ellerinde mikrofonlarla. . sadece notlarıyla ve yaptığı kayıtların kalitesiyle ilgilenen bir cehennem zebanisi olarak kafasında canlandırıyor du. Yeni bir diyapozitif. o bu kayıtsızlığı başkalarıyla paylaşıyordu. Sadece mahkûmların korku içinde attığı çığlıkları banda alıyordu. . Seslerin maddi dünya ve insan beyni üzerindeki etkisini analiz ediyordu. Hartmann gerçek bir naziydi. Ve tüm vücudunda kamçı izleri. ama Amerikan raporları onu bir kaçık olarak tanımlıyor. canavar bir ruha sahiptir. Amerikan askeri polisi tarafından "Onkel Toms Hüfte" mahallesinin yakınlarında tutuklandı. acının sebep olduğu titreşimleri inceliyordu. Yaralan Amerikalılar tarafından temizlenmiş. bu bantları tekrar tekrar dinlerken ve notlar alırken kafamda canlandırabiliyorum. ffieronymus Bosch'un tabloları 22! ru hatırlatan..SS yüzbaşısı olmuştu. sürüklenen.Bantlı teypler o dönemde var mıydı? . Hitler bu teknikten büyük oranda yararlandı. Burası Amerikalıların kontrolündeki bir bölgeydi. Kötü beslenme.Ne tür araştırmalar? . . Asistanları. Nürnberg davalarının fotoğraflarım görmüşsünüzdürz. vicdanını yitirmiş.Savaş sona erince Hartmann tutuklandı mı? . bu yok etme işiyle ilgili olarak demek istiyorum. Ermeni. Bando takımlarını. iteklenen. cardı canlı amenyatların yapüdı-ğı salonlara mikrofonlar yerleştirmişti. Duşların yer aldığı koridorlara. Ama kimler tarafından? Müzisyen bu konuda hiçbir şey söylememiş. Aynı kent. canlı canlı fırınlara atılan esirlerin seslerini kaydediyordu.Esirlerin konserlerini de kaydediyor muydu? . Bilincinin derinliklerinde bir tür kara delik vardı. Gizemli bir evsiz. Ancak onu. Sağlık dununu kritik biri. Neden Mfeniyorum.Hayır. ama hep bu? tür çığlıkların. kendini kişisel araştırmalarına vakfetmişti. Gece ve Sîs'teki gibi manzaralar. İnsanı insan yapan hislerdir. Kurbanlar büyük acılar çekerken. çatlaklar.Elimizde Hartmann'm o döneme ait fotoğrafları yok.tik bantlı teypler Almanlar tarafından icat edildi. . Öd şapkası vardı aslında. Büyük beyaz gözlere -oyulmuş gözlere. Ortadan yok oldu. bir vaiz. Karışık işler. Bu yutturmacadan hiç şüphelenilmedi.

Zımni anlaşma "Bu bölgeyi kalkmdmn. Kimse o güne kadar Şili'de böyle bir şey görmemişti. Ne pahasına olursa olsun.Hartmann'ı görüyor musunuz? Şu neşeli ve gururlu halini? Kolonisini gezintiye götüren bir öncü havasında. Ama son derece gerici olduğu anlaşılıyor... Şüphesiz yıllar önce ölmüş olan ihtiyar bir nazi pisliği. Dileniyorlar. Dönemin otoriteleri ona özel bir statü atfetmişler ve bakir topraklar vermişlerdi. Birbirleriyle evlenebilecek kadın ve erkeği o seçiyordu. Hartmann'ın inancı cezaya dayanıyordu. Kelime "Meryem Ana'mn göğe çıkması" anlamına geliyor.yavaş bir grup oluşuyor. Değişik işlerden. . . Temuco şehri üe Arjantin suunıun arasında bir yere.Bir tür tarikat. Şüphesiz Hartmann da işin içindeydi. tik sırada.. çayırların arasından akan nehirler. -Nasıl? . Hartmann'ın aşılamaya çalıştığı bu kült hakkında fazla bir şey bilinmiyor. Yoğun bir üretim. Verimliliğin gülümseyen figürü kötülüğün yüzünü gizüyordu. "acının üstünlüğü"nden söz ediyordu. . Kasdan. zayıf. Saint-Augustin yakınlarında ikamet eden yaşlı askerin verdiği ifadeyi düşündü. Alman toprağı Ülkenin en müreffeh bölgesi oldu. Diğer söylentiler fiziksel kötü muameleler ve küçükleri zorla alıkoymakla ilgiliydi ve bunlar gerçeğe çok daha yakındı.Hartmann Şili'de nereye yerleşmişti? . Tarikat üyelerinin bazı maddelere dokunma izinleri yok. Guarani yerlüerini Hıristiyaniaştırmak için XVI. . Berlin öksüz ve yetim kaynıyor. Ama Hartmann bu inancı çok daha ileriye götürmüş gibi görünüyordu. Ve burayı "Asunciön" olarak adlandırmıştı.Ne bakımdan? . Kasdan'a bazı tarihler lazımdı. Ama bu seçim onun "işinde" temel bir yer işgal etmiyordu. Tüm bunlar karmaşık bir gelişmenin parçasıydı. Pedofiliden söz ediliyordu. özellikle de terzilikten kazandıkları paralarla yaşıyorlar. İkinci sırada. zaman içinde zehirlediği küçük katilleri Paris'e yollamıştı. Duvarlarla çevirmiş ve Özel mülkünü iner kalkar köprüsü olan bir kaleye dönüştürmüştü.Çocuklar geleneksel kıyafetler. Sovyet bölgesinde bir lokalleri var. baklava biçimli tarlalar.Genetik anlamda. Kasdan.1962'de. Berlin'de bazı sıkıntıları vardı. Sokaklarda şarkı söylüyorlar. Bir soyantımı söz konusu değildi. Grup yavaş yavaş dini bir görünüş kazanıyor. bir öğretmen edasıyla Hartmann duruyordu. Uzun boylu. beyaz gömlek ve keten pantolon giymiş. Katı kurallara sahip bir çiftlik. modern cihazları kullanmaya da. . çevresindeki doktorların. Devasa bir tarım çiftliğinin havadan görünüşü. Belki de tüm bunlar onun grubunda gerçekleşmişti. Çocuklar ya da onun deyisiyle "çocukları" her gün gül-memeliydi. Ama.Bir tarikat mı? . kısa pantolonu ve İkinci Dünya Sa-vaşı'nın galoşlarını giyen çocuklar. Gerçek bir oyuncak tren dekoru. "arınmaMdan.Birkaç yıl içinde.Ari bir topluluk mu oluşturmaya çalışıyordu? .Çiftleri o belirtiyordu.Daha çok "öz"den. Çoğu miskin Şilili köylülere rağmen disiplinli Ari gençler mucizeler yarattı. . sağlıklı genç kızlar ve genç erkekler. And Dağlan'mn eteklerinde binlerce hektar. Hartmann'ın grubundaki doğumları daima kontrolü altında tuttuğu anlatılır. hayır. Yeni bir resim. Santiago'nun altı yüz kilometre uzağına. Sağda ise.Hartmann ne zaman Şili'ye gitti? . Bu esnada Hartmann bu topraklan satan almıştı. Kadınlar. yüzyılda Brezilya'ya giden İspanyol misyonerlerinin onuruna. Bavyera giysileri giyiyorlar. Yani Paraguay'ın baş-kentiyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir şey değildi. erkekler ve özellikle de çocuklar. Ahşap evler. — Çocuklara işkence ediyor muydu? . Bavyera'ya özgü kısa pantolonlarıyla. Slayt makinesinden bir kez daha "klik" sesi duyuldu. daha güçlü olmayı ve Tanrı'ya ulaşmayı sağlayan bir . tsa'yla bütünleşmenin tek yolu acı çekmekti. bu anlaşmanın üzerine düşen bö107 lümün e sadık kaldı. Hidayete erişmenin. Olaylar örtüşüyordu. Hem insan hem de cezadan geçen bir metamorfoz. Bir grup fotoğrafı. Hartmann. Yıllar boyunca Şili'deki süpermarketler "Asunciön" mallarıyla dolup taştı. uzmanların sayısının sürekli olarak artmasına rağmen. Şili'de. Acı kendini aşmayı hedefliyordu. Guru yola çıkmadan önce seçilmişlerini saptamış. şapkasız sarışın çocuklar. Peter Harisen'e işkence eden çatlak cerrahları düşünüyordu. Kumaş parçaları gibi Andlar'ın eteklerinde oluşturulmuş kare.. Aslında bu bir gezintiden çok cehenneme yapılacak bir yolculuğun hazırlığı. gür siyah saçları ve yuvarlak küçük gözlükleriyle gururlu bir adam. evet. Acı çeken beden. Daha çok manevi mutasyon üzerinde çalışıyordu. . Yeşil şapkalı. ama bu pek de yerinde bir iddia değildi.Güneye. dikdört-"gen. biz de sizi rahatsız etmeyellm"dl.

tür araçtı ruh için. işte Hartmann'ın, "Koloni" olarak adlandırılan topluluğuna önerdiği şey buydu. Colonia. Ruhun bedenden yeniden doğması. Kasdan hâlâ çiftliğin havadan görünüşüne bakıyordu. Bugün yaşanan kâbus buradan, bu yemyeşil ve verimli topraklardan kaynaklanıyor olabilir miydi? - Edindiğim bilgilere göre, dedi Ermeni. Hartmann, Pinochet rejiminin işkencelerine katılmış. - Elbette. O bir uzmandı. İşkence tekniklerini biliyordu. Ve onların etkilerini, çünkü o ve çocukları çok daha kötülerini kendilerine yapmışlardı. Darbenin hemen ardından Koloni, çok etkili bir tutukevi haline geldi. DINA'nın, Şili siyasi polisinin gerçek bir tamamlayıcısı. Santiago radyosuyla, gece gündüz bağlantı halindeydiler. - Bir din adamı askerlere nasıl yardımcı olabilir? — Hartmann generallerle ve onların diktatörlüğüyle alay ediyordu. Solcuların ruhlarım özgürlüğe kavuşturmak istiyordu. Yoldan çıkmışların* Günahkârların. Onları acıyla alındırıyordu, öte yandan Hartmann kendini bir araştırmacı olarak görüyordu. Acının alanlarım, insanın acıya dayanma eşiğini inceliyordu... Bu siyasi mahkûmlar onun için ideal birer denekti- Alman generallere hizmet sunarak tam bir dokunulmazlık ve önemli sübvansiyonlar elde edebileceğini biliyordu. Ayrıca Şili topraklarından maden çıkarma izni de almıştı: titan, molibden, 108 silah sanayiinde kullanılan ender madenler. Ve tabu ki, altın. - 80'li yıllarda Şilili işkenceciler bazı sıkıntılar yaşamaya başladı..'. - Hartmann da bunlardan biriydi. Sayısız tutuklu Cokmia'da kaybolmuştu. Tarikatla ilgili şikâyetler artta, tarikata karşı davalar açılmaya başlandı. Köylü aileler, çocuk kaçırma ve zorla alıkoyma sebepleriyle Topluluk aleyhinde dava açtı. Her şey, ilk seferinde Almanya'da olduğu gibi gelişiyordu. Hartmann'ın sistemini anlamak gerekiyor. Hiçbir karşılık beklemeden bir hastane inşa etmişti, okullar açmış, eğlence merkezleri kurmuştu. Köylüler, ziraat ve çiftçilik yöntemlerini öğrenmeleri için çocuklarım ona emanet ediyordu. Ama ebeveynler, çocuklarım geri almak istediklerinde, bu da ayrı bir hikâyeydi. Hartmann bu Ortaçağ bölgesinin tek hâkimiydi. Serîleri Üzerinde tahakkümü olan bir tür Gü-les de Rais. Ayrıca bir lakabı da vardı. El Ogro. - El Ogro mu? - Ya da Almanca, "Der Ogers". Her yerde hazır ve nazır bulunan, her şeyi bilen bir Mavi Sakal. - Başka fotoğraf yok mu? - Hayır. C ommunidad' a sızabilen olmadı. Yani tarikata yabancılar alınmadı, demek istiyorum. Elbette umuma açık bölümler vardı-, hastane, okullar, konservatuvar, tarım ürünlermin satıldığı mağaza. Diğer yerler, yasak alanlardı. Muhafızlar. Köpekler. Kameralar. Hartmann güvenlik konusunda en iyileri satın alabilecek olanaklara sahipti. - Sonra ne oldu? - Açılan davaların sayısı artınca, Hartmann "aüesVyle birlikte yeniden ortadan kayboldu. Paralarım kurtarabilmek ve tamamen yok olmamak için bir anonim şirket kurdular, sonra da kaçtılar. - Nereye gittiler? - Bilen yok. Hatta Alman hâlâ hayatta mı, o da bilinmiyor. Naci-on'daki birçok gazeteciyi aradım. Santiago'nun en büyük gazetesidir. Çok şey anlattılar. Hatta Hartmann'ın çok uzun süre önce Koloni*den ayrıldığını, topluluğu uzaktan yönettiğini bile söylediler. 80'li yuların sonunda Karayipler'e kaçtığını iddia edenler bile çıktı. Kimileri, bulunduğu yeri hiç terk etmediğini, Şilili tutuklulara işkence yaptığı yerde, yeraltında yaşadığım söyledi. Hangisi doğru, bilmek imkânsız. Hatta bir doğru var mı yok mu onu da... - Bugün, Hartmann'ın öldüğünü mü düşünüyorsunuz? - Hiç şüphem yok. 90 yaşını aşmış olmalı. Aslında bunun bir önemi de yok. O bir ekol yarattı. Hatta bütün görevlerini üstlenmiş bir oğlu olduğunu bile düşünüyorum. Kasdan bombayı patlatmaya karar verdi. - Koloni'nin çocuklarının bugün Paris'in göbeğinde cinayetler işlediğini söylesem, ne dersiniz? Araştırmacı projektörü kapattı. Oda bir anda karanlığa gömüldü. 108 — Şaşırdığımı söyleyemem, dedi makineden slayt haznesini çıkarırken. Karınca yuvasını dağıtsanız bile karıncalar yaşamaya devam eder. Sığınacak başka bir yer bulurlar. Ta ki yer alanda yeni yollar oluşturana dek. Yeni bir yuva kurana dek. Hartmann'm hizbi başka bir Latin Amerika ülkesine bile yerleşmiş olabilir. Ya da Avrupa'ya. Hiçbir şey sona ermedi. Her şey devam ediyor. Bokobza perdeleri açta. Donuk gün ışığı odaya yayıldı. — Size bazı belgeler verebilirim. Hartmann'm bir portresi. Bazı tanık ifadeleri. — Nasıl isterseniz. Gerçi elimde bir sürü belge var.

Araştırmacı odanın dört bir yanım sarmış çekmecelere doğru ilerledi: — Bu arşiv, kötülüğün yeniden doğusuyla ilgili birçok belgeyi barındırıyor. Neonaziier her yerde. Nazizm sürekli çocuk yapıyor ve bundan da asla vazgeçmeyecekler. Burada sadece bazı olaylardan kıssadan hisse çıkarmaya çalışıyoruz. Kasdan çekmecelere baktı. Bir an kendim, içinde iğrenç yaratıklar barındıran üstü kapalı akvaryumlarla kuşatılmış gibi hissetti. Ya da virüslerle, korkunç mikroplarla dolu kavanozlarla Bokobza, enfeksiyon odaklarını gözetleyen bir kötülük bekçisiydı. - Tüm bunlarla., tüm bunlarla yaşamayı nasü becerebiliyorsunuz? — Ben bir insanım ve insanlar arasında yaşıyorum. Hepsi bu. — Anlamıyorum. Bokobza ona doğru döndü ve yorgun bir gülümsemeyle baktı: - Başka bir odada, size, İsrail milislerinin Filistinli bir yeniyetmenin kollarını ve bacaklarım taşlarla kırarken gösteren bir filmi izlettirebili-rim. Kin, bu dünyada en iyi paylaşılan yetenektir. — Sizi hâlâ anlayamıyorum. Araştırmacı kollarım göğsünde kavuşturdu. Gülümsemesi yüzünde asılı kalmıştı. Bir sarkıtın ucundaki donmuş damlaya benziyordu. - Üzücü olan, diye devam etti Bokobza, ne nazizmin ortaya çıkmış olması, tüm insanlığı kirletmesi ve milyonlarca inşam katletmesi. Ne de, günümüzde bile bu canavarlığın dünyanın her köşesinde varlığını sürdürmesi. Asıl üzücü olan, her birimizin içinde bir nazinin bulunmasa, istisnasız hepimizin. 44 Saat 17:00 olmuştu ve Volokine hâlâ internet kafedeydi. Avukatı bulmak onun için sorun olmamıştı. Otuz dakika içinde adamın yerini bulmuştu. Önce İnsan hakları savunucularının sitelerine, özellikle de Latin Amerika diktatörlükleri dönemindeki kayıplarla ilgili sitelere ulaşmıştı. Şili rejimine karşı açılan dava dosyalarında adlan geçen Fransız avukatlarının ve yargıçlarının listesini çıkarmışta. Ardından France Te-lecomla temas kurmuş, kararlı bir ses tonuyla kendini tanıtarak polis olduğunu söylemişti. Sonra elde ettiği her numarayı, evinden (günlerden pazardı) veya cep telefonundan, Noel alışverişinin tam ortasında aramışta. Sekizinci aramada, Paris Barosu'na kayıtlı, insanlık suçları konusunda uzman, özellikle de Uluslararası Ceza Mahkemesinde eski Yugoslavya ve Ruanda dosyalarıyla ilgili çalışmaları sürdüren Avukat Genevi-eve Harova'ya ulaşmıştı. - Wilhelm Goetz bana telefon etti, evet, demişti avukat hanım, kuaförde olduğunu da belirtmişti bu arada. - Ne zaman? - Yaklaşık on gün önce. - Hangi konuyla ilgili olarak aradığım söyledi mi? - Bir tanıklık, kendi arzusuyla. Şili'deki işkenceler, kayıplar, cinayetlerle doğrudan bağlantısı olan kişilere karşı. Kadın, küçümseyici ve sabırsız bir ses tonuyla konuşuyordu. Arkadan kuaför salonlarına has karakteristik gürültüler geliyordu* Makas sesleri. Kurutma makinelerinin gürültüsü. Mırıltılar. - Peki, sizi neden aradı? - Buna benzer birçok davayla ilgilendim, özellikle de 1973-1978 yılları arasında kaybolmuş Fransız uyruklularla ilgili davalar. - Şüpheliler listesindeki isimler? - General Pinochet ana hedefimizdi. "Hedefimizdi" çünkü öldü. As keri birliklerin komutanları. DİNA'run şefleri. - Bana isimlerini verebilir misiniz? 109» - Yaklaşık otuz kışı Volokine e-posta adresini verdi ve avukattan Noel yemeğinden önce bu listeyi yollamasını rica etti. v -»Size başka şey söyledi mi? - Pek söyledi denemez. Bu tür konuları konuşmak için yüz yüze gelmemiz gerekiyordu. Onun hikâyesine inanmak konusunda tereddütlerim vardı. Siz de bilirsiniz, benzer çok sayıda başvuru alıyoruz. Gerek* siz yere hapse atılmış, işkence görmüş birçok kadın, erkek var. Ama bir İşkencecinin tanıklığı ender rastlanan bir şeydir. Goetz, kendini yaptıklarından pişman olmuş bir İşkenceci olarak tanıtmışta. Tanıklığı son derece önemli olabilirdi Ya da tamamen düzmece bir şeydi. - Telefonda, bizzat katıldığı işkencelerle ilgili bir şey söyledi mi? - Hayır. Sadece son derece tuhaf bir şeyden bahsetti. -Nedir? - "Cinayetler devam ediyor' dedi. Sanki bugünkü suçlar hakkında bilgisi varmış gibi konuşuyordu.

- Onunla hiç karşılaşmadınız mı? - Hayır. Önceki gün randevumuz vardı. Gelmedi. Bu da benim sezgilerimi doğruluyordu. Bir mi tornan, özür dilerim, şu an fazla vaktim yok... Hafifçe gülümsedi, hem mağrur hem de üzgün bir gülümseme. Saçanda boya var, anlıyorsunuz değil mi? Volokine fazla ısrar etmedi: - Wİ]heİm Goetz öldürüldü. Ve sizi bir konuda temin edebilirim; o bir yalancı değildi. - öldürüldü mü? Ne zaman? - Dört gün önce. Bir kilisede. Size daha fazlasını söyleyemem. - Çılgınca bir şey. Gazetelerde... - Gizli kalması için büyük çaba sarf ediyoruz. Somut kanıtlara ulaştığımızda sizi arayacağım. Unutmayın gece olmadan e-posta yollayacaksınız. Volokine telefonu kapatmışta. Cinayetler devam ediyor. Bu söylenebileceklerin en azıydı. Şüphesiz Goetz ileride işlenecek üç cinayeti kastetmiyordu. Başka olaylara anıştırmada bulunuyordu. Hangilerine? Hangi cinayetlere? Bizzat £1 Ogro'nun aleyhine mi tanıklık etmek istiyordu. Bir anda neden bütün dengeleri değiştirmeye karar vermişti? Tüm bu sorular Volokine İçin birer açmazdı, araştırma!arını ileri sür* düğü diğer hipotezlerden birine yönlendirmeliydi. Çalıntı çocuklara Kasdan için bir dizi telefon görüşmesi yapmıştı, şimdi sıra kendi hipotezine gelmişti. Sonuçta her iki araştırma da birbiriyle çelişik değildi, çünkü her şey doğruydu. Yeniden Sainfc-Augustin Kilisesini aramıştı, amacı Peder Olivier'nin çocukların ortadan yok olmasıyla bir ilgisi var mı yok mu teyit etmekti Telefona acelesi olan, kararsız bir rahip çıkmıştı. 110 - Sızı tanımıyorum, diye cevap vermişti peder» kuşkulu bir sesle - Her soruşturma ekibi altı kişiden oluşur ve, - Başmüfettiş Marchetiertıin dışında kimseyle konuşmak istemiyorum Zaten vaktim de yok ve... - O halde şöyle yapacağız Sayın Peder, dedi Volokine ses tonunu değiştirerek. Ya derhal, hiç tartışmasız sorularıma cevap verirsiniz ya da medyadaki dostlarımı yeniden ararım. - Dostlarınız mı? - Peder Olivier'nin, yani namı diğer Alain Manoury'ıun kötü alışkanlıklarından onlara bahseden benim. - Ama... - Onlara başka şeyler de anlatabilirim. Mesela piskoposluğun, ebeveynlerin şikâyetlerini geri almaları için çevirdiği dolapları. - Bazı şeyler böyle... - İtirazı bırakın ve sorularıma cevap verini Şu an, soruşturmayı yürüten benim. Sorumu yineliyorum: Peder Otivier'nin görev yaptığı yularda, koronuzda şarkı söyleyen çocuklardan hiç kaybolan oldu mu, evet veya hayır. - Bir tane, evet. Tüm vücudunun titrediğini hissetti: - isini. Tarih. - Charles Beüon. Nisan 1995. Soruşturmanın sonucunda bunun bir evden kaçma olayı olduğu ortaya çıktı ve... - İsmi heceler misiniz? Rahip söyleneni yaptı. Volokine, bilgisayarlarının karşısında bağırıp çağıran çocukların ve oyunların sağır edici gürültüsünden kurtulmak için dışarı çıkmışta. Ama Versailles Bulvarı da en az içerisi kadar gürültülüydü. - Olivier sorgulandı mı? - Elbette. Ama o dönemde, henüz malum sorunlar sebebiyle başı dertte değildi... Sonuçta, sizin de göreceğiniz üzere... Volo, cep telefonunu omzu ile kulağının arasına sıkıştırmış defterine not alıyordu. Dört kayıp. Üçü Goetz'le ilgili. Biri Olivier'yle. Ses sim-şarlan. - Soruşturmayı kim yürüttü? - Hatırlamıyorum. - Hafızanızı zorlayın. - İfademi imzalamaya gittim. Courcelles Sokağı'na. Sekizinci Bölge'den. sorumlu Adli Polis 1. Şubesi. Volokine, artık rahipten fazla bir şey öğrenemeyecekti. Telefonu kapattı. Gırtlağında acı bir tat vardı. Bu kayıp olayından beş yü sonra, Alain Manoury hakkında

bir soruşturma yürütmüş, ama bu olay hakkında hiçbir şey duymamıştı. Demek polis birimleri arasında bilgi alışverişi sadece filmlerde oluyordu. 111 Adli Polis 1. Şubesi. Aklına bir fikir gelmişti. Briç Vemoux'yu aradı, orada çalışıyordu. — Bu olay hakkında artık bir şey duymak istemiyorum. — insanlar öldürüldü. Çocuklar kaçırıldı. Eğer bunlara bir son vermek istemiyorsan, meslek değiştirmen gerekiyor. — Tam olarak benden ne istiyorsun? Volokine derdini anlattı. Bellon olayının eksiksiz dosyasını istiyor, du. Vernoux olayı hatırlamıyordu. O tarihte orada görevli değildi ve ona bu olaydan bahseden olmamıştı. — Sana nasıl ulaştıracağım? - E-posta yoluyla. — 1995. Tutanaklar o tarihte dijital ortama aktanlmıyordu. - O zaman, bilgisayarından dosyanın önemli sayfalarını bana faksla. Bir doc. belgesi oluştur ve bana yolla, c a p i t o ? — Bir ipucu var mı? - Çocuğun bir resmini göndermeyi de unutma. Telefonu kapatmıştı, boynundan akan terleri hissedebiliyordu. Soruşturmanın yarattığı istek ona iyi gelmişti. Terliyor, burnu akıyordu, ama kafası bulanık değildi. Sabahtan beri, aklına uyuşturucu gelmemişti. Biraz daha dayanması gerekiyordu. Saat 17:00. Hava karanyordıı. Bir sigara çıkardı. Akşam üs tün ün son dakikalarının kirli havasını ciğerlerine doldurdu, sonra sigarasını yaktı, Craven'in aromalı dumanım iyice içine çekti. Ciğerlerinin yandığını hissediyordu, oturmaktan bacakları uyuşmuştu. Ama olumlu duygular içindeydi. Buna değmişti. Kasdan'dan hiç haber yoktu. Böylesi daha iyiydi. Biraz daha yol almak istiyordu. Kendi tarafından ve kendi yöntemiyle. Bir an küçük Bellon'un ailesiyle temas kurmayı düşündü, ama Noel arifesinde geçmişin trajik olaylarım hatırlatmanın gereği yoktu. Yarısına kadar içtiği sigarayı fırlattı ve e-postalanna bakmak için internet kafeye geri döndü. Vernoux kıçım kunıldatmıştı. E-postası kutudaydı. Volokine dosyayı okudu. Dikkat çekici pek bir şey yoktu. Soruşturma bir sıraya göre düzenlenmişti. Bu çocuklar hakkında yapılan soruşturmaların bu denli özensiz olması Rus'u son derece yaralamıştı. " P d fdokümanım açtı. Küçük bir çocuk portresi. Resme iyice bakmadan kafenin yazıcısına yolladı. Gidip ." çıkışı aldı, sonra önüne, bilgisayar k l a v y e s i n i n kaçırılmış diğer üç çocuğun fotoğrafının yanına koydu; bu ü stü n e , sabah Nicolas Jacquet'nin dosyasını ve fotoğrafım almıştı. N i c o l a s J a c q u e t . 1990 mayısından beri kayıp. 12 yaşında. Saint-Augustin, Sekizinci Bölge. Tanguy Viesel. 111 2004 ekiminden beri kayıp. 11 yaşında. Notre-Dame-du-Rosaire, Paris On Dördüncü Bölge. Hugo Monestier. 2005 şubatından beri kayıp. 12 yasında. Saint-Thomas-d'Aquin, Paris Yedinci Bölge. Daha başka kaç çocuk vardı? Nefesini tuttu ve her resme dikkatle baktı. Dört çocuk da birbirine benzemiyordu. Demek ki çocuk hırsızının sebebi başkaydı. Sebep, Volokine son derece emindi, içsel bir şeydi. Çocukların sesi. El Ogro'nun, şu veya bu şekilde, beslendiği tınılar... Volokine, bir insan enstrümanı hayal etti, her borusu son derece değerli ve muhteşem çocuk gırtlağından oluşan bir org. Hangi eseri yorumlamak için? Hangi amaç için? Hayal bir kâbusa dönüşecekti. Ulumaları ve çığlıkları, uğursuz bir enstrümanın borularını oluşturan, dövülmüş, işkence görmüş çocuklar geldi gözünün önüne... Rus'un içini büyük bir sıkıntı kapladı. Kayıp çocuklar fikri midesini ağrıtıyordu. Bunun altında ne pedofili vardı ne de çocuk sesleriyle ilgili bir şey. Hayır. Başka bir şey vardı. Bir çalışma. Bir deney. Masum çocuk seslerini kullanmaya dayanan bir proje. Ve acı. Çok acı... Düşünceler kafasının içini kemirmeye başlamıştı. En baştan beri, bunu çocukların intikamı olarak düşünüyordu. Kendilerine kötülük yapanları öldürmek için bir araya gelmiş çocuklar. Ama ya tam tersiyse?

Tabii sapık bir mistisizmi çağrıştıran cinayet teknikleri. sonra sigarasını yaktı. 12 yaşında. Bir El Ogro tarikatından söz edilebilir miydi? Bu durumda.Bu olay hakkında artık bir şey duymak istemiyorum. Bu üç işkenceci de. Saat 17:00. belgesi oluştur ve bana yolla. meslek değiştirmen gerekiyor. 2005 şubatından beri kayıp. 12 yaşında. Çocuklar kaçırıldı. Arşivine geri dönmüş ve üç isim bulmuştu. — Sana nasıl ulaştıracağım? — E-posta y o l u y l a . boynundan akan terleri hissedebiliyordu.insanlar öldürüldü. Kızlar ona zorluk çıkarmadan arzusunu 112 Adli Polis 1. ama Noel arifesinde geçmişin trajik olaylarım hatırlatmanın gereği yoktu. Volokine ikinci "resmi" görevi için harekete geçti. Saint-Augustin. c a p i t o ? — Bir ipucu var mı? — Çocuğun bir resmini göndermeyi de unutma Telefonu kapatmıştı. Ayakkabılar. Volokine Emniyet Müdüıiüğü'ndeki nöbetçi kızları aradı ve son derece yumuşak bir ses tonuyla isteğini bildirdi. Ama olumlu duygular içindeydi. Craven'in aromalı dumanını iyice içine çekti. Bir sigara çıkardı. bir zamanlar kendilerinden olanları ortadan kaldırmak için bu çocukları gönderen bir "üstat" olabilir miydi? Neden? Saat 17:30. Böylesi daha iyiydi. — O zaman. Bellon olayının eksiksiz dosyasını istiyordu. Hugo Monestier. O tarihte orada görevli değildi ve ona bu olaydan bahseden olmamıştı. Soruşturmanın yarattığı istek ona iyi gelmişti. Thomas van Eck. kaçırılmış diğer üç çocuğun fotoğrafının yanına k o y d u . Reinaldo Gutteriez." dokümanım açtı. Goetz gibi Fransa'yı tercih etmişti. Volokine dosyayı okudu. 1990 mayısından beri kayıp. Buna değmişti. . "Pdf. Biraz daha yol almak istiyordu. sonra önüne. Bu kişilerin Şili uyruklu olması sebebiyle. Alfonso Arias.Ya bu çocuklar El Ogro'ya bağlı bir grupsa? Bulgular bu teoriyi destekler nitelikteydi. günlerden pazardı ve Noel arif esiydi. Kendi tarafından ve kendi yöntemiyle. Soruşturma bir sıraya göre düzenlenmişti. — 1995. Aklına bir fikir gelmişti. Tüm bunlar gerici bir tarikatı işaret ediyordu. 11 yaşında. Sabahtan beri. burnu akıyordu. Resme iyice bakmadan kafenin yazıcısına yolladı. Yeni bir telefon konuşması. Çocukların kıyafetleri. Dönemin hükümeti tarafından kabul edilmişlerdi. Bu çocuklar hakkında yapılan soruşturmaların bu denli özensiz olması Rus'u son derece yaralamıştı. Saint-Thomas-d' Aquin. orada çalışıyordu. rejime yakın Süfliler. Yarışma kadar içtiği sigarayı fırlattı ve e-postalanna bakmak için internet kafeye geri döndü. T a n g u y V ie s e l. Gidip çıkışı aldı. Bir an küçük Bellon'un ailesiyle temas kurmayı düşündü. Erie Vemoıuc'yu aradı. Sekizinci Bölge. 80'li yılların sonunda Fransa'ya göç etmiş. Hâlâ Kasdan'dan bir haber yoktu. Şubesi. Vemoux olayı hatırlamıyordu. Tutanaklar o tarihte dijital ortama aktanlmıyordu. . Ciğerlerinin yandığını hissediyordu. Bir doc. Dikkat çekici pek bir şey yoktu. Küçük bir çocuk portresi. . oturmaktan bacakları uyuşmuştu. Notre-Dame-du-Rosaire. işkence yöntemleri dikkate alınmazsa. Paris Yedinci Bölge. Kutsal Taç'ın yapıldığı ağaç dalının kullanılması. bilgisayar klavyesinin üstüne. Kasdan'ı aramaya hazırlanan Velasco'nun numarasını tuşladı. Hava karanyordıı. Eğer bunlara bir son vermek istemiyorsan. Paris On Dördüncü Bölge. elde ettiği isimlerle vize bölümünden Merini bulmak çok kolaydı. Kasdan'dan hiç haber yoktu. Akşam üstün ün son dakikalarının lririi havasım ciğerlerine doldurdu. bilgisayarından dosyanın önemli sayfalarım bana faksla. Terliyor. aklına uyuşturucu gelmemişti. ama kafası bulanık değildi. 112 2004 ekiminden beri kayıp. . Vernoux kıçım kımıldatmıştı. Biraz daha dayanması gerekiyordu. Ama bir sorun vardı.Tam olarak benden ne istiyorsun? Volokine derdini anlattı. b usabah Nicolas Jacquet'nin dosyasını ve fotoğrafım almıştı. E-postası kutudaydı. Nfcolas Jacquet. Goetz'ün sürgündeki meslektaşlarının araştırılması.

Quai d'Orsay'yle temasa geçmişti. Işıklı kemerlerin altında. Herifler "siyasi sığınmacı" statüsü elde etmek için bile herhangi bir başvuru yapmamışlardı. Volokine Emniyet Müdürlüğü'ndeldı nöbetçi kızları aradı ve son derece yumuşak bir ses tonuyla isteğini bildirdi. Tabu sapık bir mistisizmi çağrıştıran cinayet teknikleri. dört Şilili. Bu kişilerin Şili uyruklu olması sebebiyle. Ama nereye gideceğini bilmiyordu. içsel bir şeydi Çocukların sesi. El Ogro'nun. Bu son derece mantıksızdı. Kızlar ona zorluk çıkarmadan arzusunu 113 yerine getirdi. Ama özellikle-de. Arşivine geri dönmüş ve üç isim bulmuştu. aynı uçuşla. Düşünceler kafasının içini kemirmeye başlamıştı. Fransa'dan ayrılmamışlardı. Yeni bir telefon konuşması. Parayı ödedi. şu veya bu şekilde. Volokine ikinci "resmi" görevi için harekete geçti. Alfonso Arias. Ama bir sorun vardı. Rus'un içini büyük bir sıkıntı kapladı.. Bu üç işkenceci de. Dört çocuk da birbirine benzemiyordu. Kendilerine kötülük yapanları öldürmek için bir araya gelmiş çocuklar. Noel yemeği olarak kendine Nutellah krep ziyafeti çekti ve Saint-CIoud kapısındaki taksi durağına doğru yöneldi. çıtır polis kızlardan.. ama diğer üç Şilili ortadan yok olmuştu. her borusu son derece değerli ve muhteşem çocuk gırtlağından oluşan bir org. bunu çocukların intikamı olarak düşünüyordu. Volokine. Hayır. Volokine son derece emindi. Makineli tüfek gürültüsüyle dolu bu kafede kalması artık imkânsızdı. Bunu kontrol etmek de son derece basitti.. Ve acı. Ama Fransa'da da değiller. sonra a y a ğkalktı. Telesekreter çıktı. Kayıp çocuklar fikri midesini ağrıtıyordu. Ara- . Özel bir statüye mi sahiptiler? Kus. Bunun altında ne pedofili vardı ne de çocuk sesleriyle ilgili bir şey. uğursuz bir enstrümanın borularım oluşturan. Çocukların kıyafetleri. Bir El Ogro tarikatından söz edilebilir miydi? Bu durumda. Volokine. Goetz'ün sürgündeki meslektaşlarının araştırılması. En baştan beri. Tüm bunlar gerici bir tarikatı işaret ediyordu. Şimdi ne yapacaktı? Gece olmuştu. Ceplerine baktı. Ama ya tam tersiyse? Ya bu çocuklar El Ogro'ya bağlı bir grupsa? Bulgular bu teoriyi destekler nitelikteydi. Hayır.Ayakkabılar. Mesaj bıraktı. beslendiği tınılar. Kaçınılmaz saat yaklaşıyordu. Başka bir şey vardı. elde ettiği isimlerle vize bölümünden izlerini bulmak çok kolaydı. dövülmüş.. B a ş k a b i r y e r e gitmişlerdi. yayalar. Göçmen Bürosu 'ndan öğrenmelerini rica etti. Sebep. Üç adam 1987'de Fransa'ya geliyor. Ülkeden ayrılmıyor. Peki neredeler? İsim mi değiştirdiler? Bu üç Şilili'nin Paris'e gelir gelmez yeni birer kimlik alabilecek kadar sağlam bağlantılarının olduğunu düşünmek biraz hayalcilik olurdu. Vizelerini bile yenilememişlerdi. üçlü Fransa toprağım terk etmiş olabilirdi. günlerden pazardı ve Noel arif esiydi. Hâlâ Kasdan'dan bir haber yoktu.. işkence görmüş çocuklar geldi gözünün önüne. Oradaki zombiler Noel'i nasıl kutlayacaktı? Sıcak hindi yiyerek mi? BelM. Volokine. bu heriflerin Fransa'ya geldikleri andan itibaren ne tür bir yol izlediklerini. bir insan enstrümanı hayal etti. geldikten üç ay sonra oturum belgesi almak için başvurmuştu. Kendini . Bilgi almak için. 3 mart 1987'de Paris'e gelmişti. Ama nereye? Saat 1 8 : 0 0 . hâlâ 20-30 avrosu vardı. a Versailles Bulvan'na attı. Goetz gibi Fransa'yı tercih etmişti. Reinaldo Gutteriez. AF452. Ulumaları ve çığlıkları. Nereye kaybolmuşlardı. Masum çocuk seslerini kullanmaya dayanan bir proje. Aklına "Soğuk Hindi" geldi. Ama Volokine yeni bir sürprizle karşılaştı.. Herhangi bir şekilde oturum belgesi almak için başvuruda bulunmamışlardı.Daha başka kaç çocuk vardı? Nefesim tuttu ve her resme dikkatle baktı. Ne zaman oturum belgesi almışlardı? Ve birden tuhaf bir durumla karşılaştı: TOlhelm Goetz. Hiçbir iz yoktu.. sanki bir bombardımanın habercisi siren sesi duymuşçasına hızlı adımlarla yürüyordu.. tatlı olarak.. Geceyansı Noel yemeğine az bir vakit kalmıştı. Kutsal Taç'ın yapıldığı ağaç dalının kullanılması. rejime yakın Şilililer. Goetz de dahil. Dönemin hükümeti tarafından kabul edilmişlerdi. Aslında oradan bir şey elde etmeyi beklemiyordu. 80'li yılların sonunda Fransa'ya göç etmiş. Çok acı. bir zamanlar ken-dilerinden olanları ortadan kaldırmak için bu çocukları gönderen bir "üstat" olabilir miydi? Neden? Saat 17:30. Bir çalışma. Kasdan'ı aramaya hazırlanan Velasco'nun numarasını tuşladı. Thomas van Eck. R u sKasdan'a ulaşmayı denedi. Tabu içerden bir yardım -devletten bir torpil— görmedilerse. Bir deney. işkence yöntemleri dikkate alınmazsa. Demek ki çocuk hırsızının sebebi başkaydı. Noel süslerinin üzerini ince bir katman gibi örtmüştü karanlık. içine gizlice uyuşturucu katilmiş pastanın tadına bakarak. Bu durumda. Hangi eseri yorumlamak için? Hangi amaç için? Hayal bir kâbusa dönüşecekti.

ısrarla Volo'nun çığlık tekniğini denemesini istiyordu. Adam bu yöntemi çocuklara. yani "Çiçek Gücü"nün gelişmeye başladığı yıllara. çeşitti sorular sorarak insan ruhunun derinliklerine. bu hayat ritmine uzun süre dayanamayacağım bilse de halinden memnundu. çığlığın içine hapsolmuş bu çığlık açığa çıkınca. doğum anma ve o kişinin ilk travmalarına inilebüeceğmi ileri sürüyordu. ama kuramsal açıdan bügjlenmek. terapistlerle konuşmuşta. denek ikinci bir doğum anı yaşayabilirdi. Diğerleri bundan çok önceye aitti. Oysa. Acıyı bağırmak. sürekli kafasını kurcalayan opak bir bölgeydi. sizi görmeye gelmemin başka bir nedeni var. Soyut için somut olayları fark etmenin. Yaşlı adam kenara çekildi ve Rus'un Cherche-Midi Sokağı'ndaki küçük çalışma odasına girmesini işaret etti. Bu tedavi yönteminin mucidi Arthur Janov. dayanılmaz yeni bir en fiziksel acıya neden oluyordu. Bağırıyordu. bloke olduğunu hissettiğin an. sembolik. Çocuk Koruma Bürosu'ndaki ilk yıllarından itibaren çocuk psikolojisine ilgi duymuştu. zaten adları her şeyi anlatıyordu. Volokine. insan da özgürleşiyordu. Doğum aranda bağırmak. Üç yıldan beri tanışıyorlardı. Böylece dünyayla saplan.daha doğrusu analiz seanslarında hastaların uzandığı şu ünlü "divanlardan -geri kalan eşyalardı. Bu tür derin şeylerle altüst olma düşüncesi onda sıkıntı yaratıyordu. Volokine bu tekniğe büyük ilgi duymuştu. çığlık atmak gerekiyordu. John Lennon çığlığı alışkanhk 114 haline getirmişti. . Bernard-Marie Jeanson. Bir gün Volokine.Sonunda karar verdin mi? Volokine gülümsedi. — Bir seans istemediğine emin misin? -T eşekkü r ederim. Profesöre göre. bu özelliğine hayranlık duyardı. Paris'te çalışan bir ilk çığlık uzmanı vardı. psikiyatr.Rahatsız olur musun? . Ayrıca. Volo'nun çocuklara karşı doğal bir hassasiyeti vardı. nevrotik bir ilişki sürdürmeyen "gerçek" bir insana dönüşüyordu. Kavram için somuttan ayrılmanın tam zamanıydı. Sizinle Özel bir konu konuşmam lazım. Koyu renk parkeleri. kol dayama yerleri aşınmış iki koltuk ve bir yatak . genç Rus'un buna "acilen ihtiyacı" vardı. . Genç polis. 2000 yılında çıkardıkları "XTRMNTR" adlı albümleri Voloki-ne'in hayatını tam anlamıyla değiştirmişti. Çünkü her şeyden önce d ü n y a y a g e l i r kilk acıyı tadıyordu. çeşidi ekoüeri incelemiş. İşte sadece o an. Gülümsedi. son görüşmemizden beri nasılsın? — İdare eder. Volo. psikanalist. özellikle de rock dünyasında. Tears for Fears grubu adını Arthur Janov*a ithaf en seçmişti. Profesör. Eline geçen bütün kitapları okumuş. üzgünüm. beyaz duvarları olan. ruhsal dengesinde bazı bozukluklar olsa da ve bu durumdan kurtulmak için boş yere gayret sarf etse de. Saat 18:30'du. Jeanson. çünkü gırtlağın derinliklerinden çıkan bu çığlık. Geçmişe dönmekten ve unuttuğu ilk travmayı yaşamaktan daha iyiydi. O halde bağırmak. tüymek gerekirdi. -Gir. Bu mekânı seviyordu. Volokine'in de bundan şüphesi yoktu -buna ve daha başka ş e y l e r e d e i h t i y a c ı vkabul etmiyordu. ama yaşlı adamın Noel yemeğine gitmek için acele eder bir hali yoktu. Yöntem 60'h yıllara kadar uzanıyordu. ilk çığlık hakkında bir makale okumuştu. loş ofise girdi ve her zaman olduğu gibi kendini bir insan gırtlağının derinliklerinde hissetti. Primal Scream çılguüarına gelince.çıkardı: . Bir soruşturmada.baya binerken kafasında bir şimşek çaktı. bu durumda insan İM nedenden dolayı bağırıyordu. Arınmış bir ruha ulaşmak için şoku dışavurmak. Bugün olmaz. Cilası çatlak çatlak olmuş bir çalışma masası. Jeanson bir çekmeceyi açtı ve bir puro -bir Monte-Cristo.. Zaten orası. 45 — Küçük Cedric. Sanki aklı ve ruhu hep başka bir yerdeydi. daha çok da bir travma yaşamış yeniyetmelere uygulamakta bir salanca görmüyordu.Hayır. tek dekorasyonu küçük bir şömine ile psikanaliz ve felsefe kitapları dolu bir kitaplıktan ibaret bu küçük odayı seviyordu. Nereye gideceğini biliyordu. Volokine. çığlık attıktan sonra yerde gözyaşları içinde tortop olan hastalar gördüğünü ve bir bebek gibi sesler çıkardıklarını da söylüyordu. a r d ı— a m a Çürümüş temeller üzerinde yükselmiş olsa da. Her zaman olduğu gibi zamanın ve mekânın dışında yaşıyordu. yetişkinlere oranla çok daha karmaşık olan çocuk ruhunun gizemli dişlilerini keşfetmek istiyordu.. Ona göre.. Volokine'in acelesi yoktu. acının içindeki acıyı dışarı atınca. yaşlı adamı ve onun sıradışı hikâyelerini dinleyerek saatler geçirmişti..öyleyse otur ve anlat. . Eğer Vo-lo doğru anladıysa. Profesör.

Çocukların ruhları... Volokine. Meleklerin cinsiyeti yoktur.Saflığın tepe noktası. Tamirci.Sizinle korolarla ilgili konuşmaya geldim. .. Ses. Jeanson devam ediyordu: . ses teUerinin uzaması onların daha yavaş titreşmesini ve daha kalın sesler çıkarılmasını sağlar.. ama arzu. Psikiyatr. petrol alanındaki bir meşaleyi andırıyordu. Çocuk korolan. tabii. evladım.Bu olayın fizyolojik bir açıklaması var mı? .Daha genel bir ifadeyle. provalara katıldım.Volokine başıyla olmayacağını belirtti. Başlangıçta. Jeanson'un Wilhelm Goetz'le karşılaşmış olabileceği geldi. — Onu tanıyorum. Bunu kabullenmem o kadar zor ki. özgür olmanın tek "yolu". Ondan kurtulamazsın. .. . — Ruh durumundan söz ediyorum. boşalma terapisinde etkili bir yere sahiptir.. başını geriye atarak. profesörün Noel akşamındaM tek ayrıcalığıydı. baskılanmış eski travmaları ortaya çıkarmaya dayanır. her şey değişir. Yere inmiş bir melek. Hem de hiç. Birden volokine'in aklına. Duman ağır ve yavaştı. Sesi oturur. . .Meleklerin sesi.. Bana o sesler hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu saflık hakkında? Jeanson cevap vermedi. Psikanalitik çalışma. Çocuk cinsel arzuyu keşfeder. Farkına varmak. hayır. Sesle ifade etmek. Konserlere. Bu konu üzerinde hiç çalışma yaptınız mı? — Bir dönem. 115 . Hiç duraksamadan sordu. Sonra. Ses bir damardır. yetiş-kinlerinkinden daha saf değildir.Veya ani ölüm. Budizm'de söylendiği gibi "önemli bir araç"tır. Ruhun rahaüaya-bilmesi için travmayı "anlatmak" gerekir. keçe eldivenli tamirci Regis Mazoyer'yi gözünde canlandırıyordu. alçak sesle. uzun bir puro. neredeyse aynı şeyleri söylemişti. Bir şekilde. Ergenlik döneminde.Bunu daha önce de konuşmuştuk. — O zaman kesilmesini beklerim. ince.Travmaları baskılamak' depresyonla sonuçlanır. Hıristiyan kültü sadece sesle icraya izin veriyordu.Bu çok basit. Gırtlak gelişir. sesle ilgisini kesen cinsel arzunun ortaya çıkışının habercisidir.profesör. ses bedemmizin dışavurumudur.Kesinlikle. . dedi. İçerisi nefes alınamayacak hale gelmişti. Basite indirgiyorum. Ses bütün dini törenlerde önemli bir yer tutar. dedi yumuşak bir ses tonuyla. Karakteri hemen hemen beÜTginleşir. Akustik açıdan. Ama bana göre açık yürekli ve dürüst biri değüdi. Sen hiçbir şey söylemedin. çünkü ruhları saftır. Ama bu konu üzerinde çalıştım. . evet. bu deneyimi yaşamalısın. Viyolonsele dönüşen bir keman düşün.. purosunun ucunu keserken* Ne istiyorsun? .. İşte bu nedenle çocuklar melektir. saf bir meleği erkeğe dönüştüren cmseUiktir. — Kolay okunur türden mi? — Pek değil. ritüeli biliyordu. Sen. — Koro konusuna dönsek.Evet. Çocukların ses skalası saftır. Suda çözünen mavi boya gibi. Beni asıl ilgilendiren.Ben konuştum. anlıyor musun? İşte bu nedenle psikanalizde Önemli bir yer tutar.. tabii kendine has kelimelerle. Hatta birkaç kitap bile yazdım. İşte. Regis Mazoyer de ona. Ses telleri uzar. eğer kendimi bırakırsam toparlanmam çok güç olur. Koro şefleriyle görüştüm. bu.. Ağız dolusu dumanı yeniden odaya bıraktı. Yaşlı psikiyatr da hemen cevapladı. Tanrı'yla İlişki kurmak için ayrıcalıklı bir enstrümandı. Bu. Kangren. ses ile din arasındaki ilişkiydi. Sevimli bir adam. evet. . .. İnsan sesi. yani erkeklik hormonu artar. testosteron. İnsan ruhu tam olarak beden gibi davranır.Şimdi değil. ağız dolusu dumanı dışarı verdi: . Jeanson buharlı bir lokomotif gibi. . Tüm gerçeği söylememiş bir erkek.Mutlak boşalma. Ve ruhumuzun. Hafifçe gülümsedi.Elbette. Puro.Risk almayacak mısın? . tepesinde yoğun bir bulut tabakası oluşturdu. . diye gülümsedi Volokine. Eğer yabancı bir öğe doğal savunma mekanizmaları tarafından dışarı atılamazsa çürüme başlar. ama bu da yeterli değildir. Her nefeste alevi biraz daha canlandırarak Monte-Cristo'sunu yaktı. daha doğrusu cinsel arzu henüz uyanmanuştır.

Arkadan. bir tür füg.Daha sonra notaya döktü. Dostlukla.Asla tutulmamış. sayfalarının bizzat okur tarafından açıldığı türden bir kitap.Ricarcare. eğik ve canlı bir el yazısıyla yazmıştı: Her kelimenin ardında bir sunu. Yüksek barok döneıniıün org repert livarlarında da ricercare'le-re rastlanıyor.. Tüm bu vaatler. Friedrich enstrüman çalmayı ve beste yapmayı seven bir müzik tutkunuydu. Polis olmayı tercih ettin. Fransa'da buna "arayış" diyorlar. . Johann Sebastian Bach'ı düşündü. işin içinde din. Herkesten daha iyi bilen. Kanonlar.Ve ayrıca Tayland boksu şampiyonu.Sunu'nun hikâyesini biliyor musun? Volokine kitabın sayfalarım çevirmeye devam ediyordu. Her sununun ardında gizli bir anlam olduğunu. Cedric.Bir kitap yazmış olduğunu biliyor muydun? -Hayır.. Ekserlerin eseri Her tonalite için bir prelüd ve bir fUg. hissiyatım doğruluyordu. senin bu tercihin baklanda bile.. tamamen farklı bir şeyler meydana getirerek. .Bu saptama Volokine'in. Goetz. . cezalandırma ve insan sesi var. İşte sende sevdiğim şey bu. değil mi? .Çok emin değilim. Bir akşam..Atası. Friedrich besteciyi sarayında konuk ediyordu ve klavyeli birçok enstrümanı denemesini sağladı. O yü Prusya unu Kralı H. fügler. Ve daima majör modda bir final akar. Bütün gece. bir sanat ve Hcercare'ler. dedi. Bach tarafından Leipzig'de yaşadığı dönemde 174Tde bestelendi. Karmaşık bir olay. Unutmayın. Wilhelm Goetz. birbirleriyle uyum sağlayarak. değil nû? . flütle kendi uydurduğu bir melodiyi Bach'a çaldı ve ondan bu temadan hareketle bir eser bestelemesini istedi. Onun . ayrılıyor iç içe geçiyordu. Bu cinayeti sonıştoıruyorum. H. Alman ustanın vokal müziğinden vebadan kaçar gibi kaçmıştı. Kendini biraz yaşlı göstermek için kaşlarını çattı ve: — Wîlhelm Goetz öldürüldü. Çok sevgili dost Bernard-Marie için. içgüdülerini dinlemek. gri ciltli küçük bir kitap koydu.Başlangıçta ben de öyle sandım. motifler oluşturarak.Tam tersine. Volokine eğleniyordu. Görmedin mi? Bana bir ithaf var. Bach'ın amacı hükümdara bir hediye vermekti. Psikiyatr çalışma masasının üzerine. Bach klavyenin basma geçti. Volokine kitabın pürtüklü cildine hayranlıkla bakıyordu: . Doktor ses çıkarmadı. . Çünkü bir parça daima Tanrı'nm ışığıyla sona ermelidir.Aynı akşam. bu da beni korkutuyor. Bu senin hayatının anlamı. ama önüne çıkan her fırsatta piyanoyla Eşit Düzenli Klavye prelüdleri ve fügleri çalıyordu. Şimdi. Bir tür ham kontrpuan biçimi. Prusya kralıyla ilgili bir hikâye. Siyah harflerle yazılmış başlığa baktı: RlCERCARE BİR SUNUNUN GlZlA ANLAMI . Müzikal çizgiler. Goetz'ün evinde en azından birkaç tane daha aynı kitaptan olmalıydı. Volokine'in kafasında anılar canlandı.Evet. daha çok onun koro şefi olmasının bu işte bir rolü olduğunu düşünüyorum. . . müzikal dehasını notalara döktü. Efsaneye göre Bach hiç durmadan çaldı. .Johann Sebastian Bach'ın Müzikli Sunu'suna adanmış bir kitap. . Rus ilk sayfalara şöyle bir göz attı. altı sesli bir kontrpuan çıktı. tek bir nota yazılmadan. BWV 1079. ben bir piyanisttim. iyor musun? 116 . Jeanson ayağa kalktı ve kitaplığa doğru yöneldi. gövdesine yıldırım düşmüş hâlâ tütmekte olan gri. . purodan çatallaşmış sesiyle sordu: — Bir töre cinayeti mi? . Eğer yaşlı bir psikiyatr gibi konuşmaya devam edersem. Volokine kitabı eline aldı ve orgcunun evini yeterince iyi aramadığım düşündü. yaşlı bir ağaca benziyordu.Okudunuz mu? . birleşiyor. Böylece ortaya. Mavi duman bulutunun gerisinde güçlükle seçiliyordu. Seçimini yaptın ve kararım verdin.Elbette. Sonunda. Bu eserleri her çalışında büyük bir haz duyuyordu.M ü z i k l i Sünlü. geliştirdiği parçaya her seferinde bir ses ekledi. Volokine.

duygusal hatıraların. 13 yaşındaki Charles Bellon'un mayıs 1995'te ortadan kayboluşunu. Birlikte çığlık atalırn_ Söz. _ Teşekkürler. Ya da bir cümledeki her kelimenin ilk harfiyle meydana getirilen kelime. Rus her şeyi anlattı.A. diye düşünüyorum. bir müzik eserinin içinde gizlenebilecek her şey. İlk favorisi. U * Hangi eser? Hangi ithaf? Goetz kompozitör değildi.." Eserin ismi ithafta gizli. — Kapa çeneni. Saint Michel Meydanı'nda. — Tuhaf.. Ama duvarlara dikkat! yaşlı adam. Peş peşe gelen cümlelerin ük harfini alarak oluşturulan bir cümle. Sanki bu topraklar tarafından yutuldular. Mesajını bir oartisyonun notaları araşma saklamak zorundaydı.Tehlikeli bir sır. a n ın u y u tu r u c ııs û u r . "Si bemolLa-Do-Si. evet .. Kasdan safi oynadı: .A. Bach'ın kendisi de ismine uygun kontrpuanlar yazdı. Hem uyuşturucuda hem de nevrozlarda. — Biraz önce söylediğini tekrarla. Peder Olivier'nin yönetimindeki Sain t-Augustin korosunda şarkı söylüyordu. Goetz'le. Si bemol prelüd. Do minör fug. B. anlamamıştı.Bana bunu neden anlatıyorsunuz? .Bach. . ama kendi acuna bir üavede bulunabilirdi: O hepsinde jçarar kılmıştı. .. t f e v r o z . _ Sana eşlik edeyim. C i n a y e t l e r d e v a Vee 3 imart 1987'de Wilhelm m d yor. Mırıldandı: Janov'un nevrozlar hakkında ne söylediğini biliyor musun? -Hayır. İ Nedir? _ Bu hikâye sona erdikten sonra beni görmeye gel.R.. Volokine kitabı çantasına attı ve saatine baktı.E. Re fug. u y u ş t u r u c u k u l l a n m a y a n i n sVolokineş çantasını ddüzeltirken başıyla yaşlı adamı onayladı. geri kalan kısmı ise kanon sanatıyla. dedi Kasdan.Ya da bir ithafın içine.için bu kontrpuanlar. Oku.Ne olduğunu biliyor musun? . ifşada bulunmak için bir avukatla temas kurmuş.Paradoksal olan. . Asla gelmeyen bir telefonu bekleyiş. aynı kelimeleri. diye devam etti psikiyatr. Saat 20:00'de buluştuklarında Kasdan. _ Ama koro şefiydi.Goetz'ün kitabında sözünü ettiği şey de bu.Hayır.E. Volo'dan tüm yaptıklarını anlatmasını istedi. Bu soruşturma sırasında.. Böylece bir melodi bir kelimeyi gösterebilir. — Yaşlılık işte. Eserleri yorumluyordu. diye araya girdi Volokine. Bir de bu tarafı araştır. Profesör.Emin değilim. Bach'm S u n'sunda "ricercare" diye adlandırdığı şeyin. Cümle-. Ama bir şey için bana söz ver. Ayağa kalktı. — Bu herifler Fransa'ya girmiş ve bir daha çıkmamışlar. * Efendim? . Profesör. anlıyor musun? . Anglosaksonlar ve Almanlar müzik notalarını alfabenin harfleriyle gösterirler. harfleri. Ve daha genel olarak. Aslında bu kelimeyi kullartmasının bir nedeni vardı. Başka? Volokine eri iyiyi sona saklamıştı. Hâlâ ilişkiyi anlamış değilim. S Biraz önce sana söyledim. Konu dışı konuşmalara bir saatini vermişti ve zaman akıp gitmişti. Eski Yunan'dan kalma bir gelenek. . geleneksel arayışlarla hiç ilgisinin u olmamasıydı.Kitabı al... Şilili sırrını müziğe gizledi. Hangi bağlamda hatırlamıyorum. her dönemin ruh hallerinin de bir kanıtıydı.C.Ne gibi? . Daha sonra iade edersin. -Evet . Mesela.C.. Sanırım onu susturmak istediler." Her kelimenin ilk harfiyle oluşturulan bir kelime: "R. emriyle yapıldı." notalarının çekirdeğini oluşturuyordu. Jeanson'un nereye varmak istediğini anlamıyordu. .Sana ricercare'öen bahsediyorum. birlikte Fransa'ya gelen üç Şilili'nin izini bulmak için sarf ettiği boşuna çabadan.. Volokine.LC. Ama arkasını sağlama almak zorundaydı ve sırrını bir yerlere gizledi. Ük aşkı. beni dinlemiyorsun.H.Wilhelrn Goetz'ün neden öldürüldüğünü biliyor musun? . jeanson koltuğunda geriye doğru kayküdı ve purosunu bir orkestra ggfinin bageti gibi salladı: .. —özür dilerim. 19:30..Yani bir sırra mı vâkıftı? . Volo'ya kapıya kadar eşlik etti. Ancak hiçbir yerde bulunamıyorlar.Ce*dric.. Krala ithafım Latince yazdı: " R e gfussu Cantıo Et Religue Canonica Arte R e ş o l u bunun anlamı da şöyle: "Müzik kralın is ta ".R. Volvo arabanın içindeydiler. biri başka bir konuyla ilgili olarak kullanmıştı.. Goetz'ün muamma dolu telefonundan bahseden Avukat Genevieve Harova'dan söz etti.Bir akrostiş yaratma düşüncesi. Ne demek istediğimi anlayacaksın. Veya bir eserin basama. Bach'm eserlerinde başka akrostişler de bulmuş.

Somut olarak baktığımızda. . Kontak anahtarım çevirdi.Seni artık hiç yalnız bırakmayacağım. Bu kez alarm tam vaktinde verilmişti. .. dostum.Bu bana boşuna bir çaba gibi geliyor. Teorisinin ne kadar çılgınca olduğunu biliyordu. Volokine cevap vermedi. Her şey örtüşüyor. Şimdi tam tersini düşünüyorum. Önceki gece de benzer bir arama yapmıştı. . Polisin bilgisayarı Emrtiyet'e götürmek için acelesi yoktu anlaşılan.Ee. Rene-Coty Bulvarı'mn akan trafiğine baktı. ön camdan Saint-Michel Meydanı'nı ve ejderhalarını izliyordu Etraf bomboştu.Goetz'ün evine gidelim.Çok yaklaştığımdan eminim. Vblo bundan alınmadı. . Müzik odasına geçtiler. Tüm bunlar. İşkence üstadı. uzaktaki bir guru.Bende mi? Sanırım senin şu küçük çocukları ham yapan canavarı buldum. Evrensel anahtar. "Bu adamın damarlarında kanun dolaşıyor" diye düşündü. İkinci Dünya Sava-şı'nda ve Şili'deki cunta döneminde fırtınalı bir hayat. toprak sekide yer alan ağaçlar. Rus hissediyordu. Araştırmacı. Ama başka kayıplar olduğuna da eminim. Denfert-Bochereau Meydanı. Rus.etti.Peki sizde durum ne? . Gerçek bir şebeke. Volvo hareket etti. General-Leclerc Bulvarı.Evet. Üçü Goetz tarafında.Evet.Ne düşünüyorsun? Hâlâ bir intikam duygusu mu? . Yalnızlıklarını paylaşmışlardı. Karanlık sular üstünde kayarak ilerleyen ışıl ışıl bir yolcu gemisinin dmginliği hâkimdi bulvara Sanatçı atölyeleri. biri Olivier. Volokine hemen Goetz'ün partisyonlarına yöneldi. . Montsouris Parkı'ydı. Temizliği bizzat El Ogro yapıyor. . Ve şatoya doğru uzanan bir bulvarın kibirli asaletine sahip. sanki onları bekliyordu. Noel kapalı kapılar ardında kutlanıyordu. . Parisliler. Kasdan sola döndü. Gazan Sokağı.Hayır. şu veya bu şekilde.Noel için başka bir fikriniz mi var? . dedi Kasdan. yapay bir biçimde bir araya getirilmiş konular. insanın bütün enerjisini tüketiyordu. Merdiven. Bilgisayar hâlâ yerinde duruyordu. Sesi alaycrydı.Önerin ne? diye sordu Ermeni. arabanın hızını düşürerek. Kasdan henüz hareket etmemişti. Nerede arayacağını biliyordu. Goetz'ün arşivini karıştırdı ve 2006 Noeli'nde yönetmeyi düşündüğü koral eserleri buldu. HiÜerci. Güvenlik bandı. Soruşturma kızışmıştı. Her birinin ilk harfini alalım ve ortaya ne çıkıyor bakalım. aralarında hiçbir bağ olmayan üç cinayet var. diye soludu. Gidelim. Ve senin araştırmalarına da ters düşen bir şey değil.. . Volokine. Wil-hetaı Goetz'ün sırrım. 118 . Volokine son görüşmesinden söz. yani? . Ermeni. parçalar.Sakin ol. Noel. ilk kez "yalnız" geçmeyecekti. . elimizde sadece.Kahretsin. Bemard-Marie Jeanson. Meydanın çevresini dolandı. Volokine bundan daha iyi rastlantı hayal bile edemezdi. 118 Şato. Reille Bulvarı boyunca ilerledi. Kırmızı tuğladan okullar.. Bu olayın anahtarı ses. Kapıyı kapattılar. Storu indirdiler. Kasdan. Son yularda yönettiği koral eserleri kontrol edelim. Şilili'nin evine kendi evleriymiş gibi girdiler. ışığı yaktılar. Rahatsız edici tanıkları susturuyor. Müzikolog. Çocuk katillerle ilgili bir şüphe. Çocuk sesleri ve onların saflığı.Böylece bu. Danton Sokağı'na yöneldi.Hayır. İM adam artık konuşmuyordu. Koro şefleri bu kayıpları organize ediyor. Sonra koltuğunda hafifçe dikleşerek. 0 anda aynı duygular içindeydiler. kandaki şeker gibi..Hepsi bu mu? . Hans-Werner Hartmann'ın hikâyesini anlattı. sıcak ve yaldızlı yuvalarına sığınmıştı. Manevi guru. . . sonra Monsleur-le-Prince Sokağı'na saparak Saint-Michel Bul-varı'na doğru ilerledi. sola dönmek için tercihli yola saptı. Sadece devam etmekle yetindi: . Ve epey önce ölmüş. Saçmalık üstüne saçmalık yapıyorsun. yönettiği koral eserlerin içine gizlemiş olabileceğini söyledi. sakin ve karanlıktı.. davadaki dördüncü kayıp oluyor. Noel yemeği. Melek seslerini "tüketen" ve kendi aracılarını ortadan kaldırmak için çocuk katilleri yollayan çok güçlü bir adam.

Bu tür şeyleri hissederim. Ben Yahudi düşmanı değilim. ardından seri atışa geçti: . yüzyıl bir müzisyeni olan Gilles'in bir b a ş k a R e a u i e m 'i . Ermeni yere oturmuş. Bizlerin feda edilmesi gayet normal. Son derece eğitici Ve bir o kadar da ürkütücü. ses kaydının hışırtıları arasından bile hissedilebiliyordu. Yürüyüşünüz. . Uzun bir sessizlikten sonra.Aman sakın yanılmayın. Pes bir ses İngilizce konuşuyordu: ". Yine aptalca bir fikirdi. Bu kurukafa. Korkunç bir kafa Çukurlarına kaçmış siyah güzler. Kasdan.. Ardından sandalye gürültüleri. Mesela Almanların uğradığı bozgunun yerinde ve adil olduğunu söylüyorsunuz. Bay Jakobson. ardından da hışırtılar. Rus harflerin sırasını değiştirdi: ARRO.. Bana sesli bir doküman verdi. bir Y a k ılm a s ı XVin. .. Alman aksam ses tonundaki hırçınlığı daha da belirgin-leştiriyordu.O. ellerinde eldivenler.R. Doğum yeri/Adres. 7 ekim 1947'de yakalanan Hans Werner Hart-mann'm sorgusu. genizden gelen. Volokine not defterini çıkardı ve büyük harflerle eser adlarım yazdı: "AVE MAMA". Kayıt en başından başladı.Emin misiniz? . Kısa bir sessizliğin ardından Alman cevap verdi: . Tiksintisi. kulaklıkları takmış. beni rahatsız etmezler. bu kez muhatabına hitap ediyor ve âdet olan sorulan soruyordu.. . Bazı sözleriniz son derece şaşırtıcı. Saint-Thomas-d'Aquin Kilisesi için Arthur Honegger'in J e a n n e d 'A r c 'ı n oratoryosundan seçmeler. önümde Berlin sokaklarında verdiğiniz vaazlarla ilgili notlar var. Hans-Werner Hartmann İngilizce cevap verdi. Rosaire için Tomas Luis de Victoria'nın ite^mem'inden bir bölüm. Yeni bir çelişki daha.Burada.Yani Yahudileri "hissettiğinizi" mi söylemek istiyorsunuz? . Yerlerinden k ı p ı r d a m a bizim. Amplifikatörün ışığı yüzünü aydınlatıyordu. . . şu İsrailli araştırmacı. . Saint-Jean-Baptiste Kilisesi için Schubert'in A v e M a r Notre-Dame-du i a 's ı .Adım Jackson.Beni de bilgilendirecek misin? Benim bulmaca aptallığından bir şey çıkmadı.Savaş yuları.Neyin öncüsüsünüz? . Psikiyatrın ağırbaşlı ve pes sesi. Hans Werner Hartmann'ın sorgu kayıtları. sanki müzik dinliyordu. çıkık einıacikkeırdkleri. sonra kulaklıkları çıkardı. Adam çok hızlı konuşuyordu. Tiz. Kasdan'm nerede olduğunu görmek için kafasını çevirdi.. "PLAY" düğmesine bastı. . Goetz'ün modem cihazı Ue bu eski bant kaydı arasındaki çelişki çok çarpıcıydı. . değil mi? Bu cümle psikiyatrın ağzından kaçmıştı. "REQUTEM". 1947'de. Önce bir nefes sesi duyuldu.Doğru yöne bakmıyorsunuz. sanırım. 12 ekim 1947.Gelişme mi? Yüz binlerce inşam ortadan kaldırarak mı? Boğuk bir gürültü duyuldu. Ari ırkımıza nüfuz d ık ç a etmedikçe. En ufak bir anlamı yoktu. A.Bu öğleden sonra görüştüğüm çocuk. sanki bir an önce bitirmek ister gibiydi. "REQUIEM". Birer haberci. Bunun hiçbir manası yoktu. Psikiyatrın sesi yeniden duyuldu. kaba ve gür saçlar. Notre-Dame-de-Lorette Kilisesi için. kâğıt hışırtıları.. cihazın düğmeleriyle oynadı.. Bir yılanın tıslamasını andırıyordu. Hartmartn'ın sinirli.Sizin Yahudi olduğunuzu düşünüyorum.Neden? Hartmann kısa bir kahkaha attı.Ne demek istiyorsunuz? . Sesi şaşırtıcıydı. Robert W.Ya tanlarınız. neredeyse seksi ses tonu.. Volokine bir yandan ses kaydını dinlerken diğer yandan da İsrailli'nin Kasdan'a verdiği kâğıtlara bakıyordu. Berlin'de Amerikalı bir psikiyatr tarafından yapılmış. . Hedefim dinleyen yaşlı bir Stasi ajanına benziyordu. siz de onları rahatsız etmiyorsunuz.Dört ayrı koro için dört ayrı eser. kesik kesik. .Bilmiyorum. Jackson.Bizler sadece öncüyüz. sadece tutarlı ve gerekli bir gelişmenin ilk adımları.Dr. .Orada ne yapıyorsunuz? Kasdan CD çaların "pause" tuşuna bastı: . "ORATORYO". Sonra başka bir şekilde denedi: ROAR. Aralarında Hartmann'ın bir portre fotoğrafı da vardı. Bundan kastınız ne? Sanki makineli tabancasını dolduruyormuş gibi kısa bir sessizlik oldu. kaynana zınitısıru andıran sesle örtüşüyordu. davranışınız. PSİKİYATR: .R. Ad ve soyad. Belki masaya su dolu bir bardak bırakıldı. Meslek. Onkel Toms Hütte Metro İstasyonu yakmlarmda.

. eski kanım metinlerinizden yola çıkarak o ilkel adaletinizi işletmeye başladınız. Ama bu üstünlük. ölmek üzere olan. . Yeni bir sessizlik.Bireysel vakalar beni ilguendirmiyor? Nefes alıp vermeler ve hışırtılar yeniden ön plana çıktı. insanın temel dişlilerini inceledik. Ben size insan türünden. ardından da Auschwftz'de görev aldığınız yazıyor. İnsanları sevmek gerektiğini..Müzik.Önüne geçilemez doğal ayıklanma konusunda. . Ama bizler orada değildik.. . Bir deri bir kemik kalmış. Sadece beklemek yeterli. Hiçbir şey. . Sesleri ve acıyı.— Soğukkanlılığınızı kaybediyorsunuz.İncelediniz. diye. kadınlar. anlaştırmak. Bizimle savaşmak istiyorsunuz. Kâğıt hışırtıları.. . . Kimse hazır değil.. Aslında. Oralarda neler yapanız? . bandolar. Wagner*in seslerinin* Gözler Siegfried'in kılıcına sabiti erimiştir. Bu kez doktor buz gibi bir ses tonuyla konuştu: — Yanlış yöne baktığımı söylediniz. . Orkestra. — "Eser" diye neyi kastediyorsunuz? Ele geçirilmiş halkların kitlesel imhasını mı? Yoksa askeri bir strateji olarak soykırımı mı? — Olaylara yüzeysel bakıyorsunuz. Ruhumuz. Yenilgiyi ise hiçbir zaman sineye çekmez. evet. acı çeken esirler gördünüz. . Yine bir sessizlik.Alman halkı mağlup edilemez. Ve bu inancı daha da artırmak gerekiyor. şanlar. düzeltmek. eğitmek.Önce TerezuVde. — Şu yararlı güçler. yeniden konuşmaya başladı Hartmann. verimliliği ve uzlaşması için onlara saygı gösterilmesi gerekliğini düşünüyorsunuz. Öksürük. Alman ulusu biyolojik olarak üstündür. -Yatfitler? . . Anlamazsınız. Sessizlik. Gerçek amaç tamamen bilimsel. kamplarda ölen erkekler. kısan doğuştan kusurludur. Ve onları düzeltmeye başladık. .Auschvvitz'de. Bir eser inşa etmeye başladık.. bu doğru.Romantik bir bakış açınız var. bu barbarlık değil mi? . Biz.Sizin için. Daha kat edilecek uzun bir yol var. Kusurları hoşgörüyle karşılamaz.Hayır.Ayıklanma. . o fare sesiyle. Pardon.Bunlar bir mağlubun sözleri değil. sadece üstün bir gücün acemi ve yetersiz araçlarından başka bir şey değil. Bilimin sadece tek amacı olmalıdır. — Projeye değer vermek lazım.. Zayıf olanları elimine ettik. çocuklar hiçbir şey mi? Doğu Avrupa'da soğukkanlılıkla kurşuna dizilen binlerce sivil de nü hiçbir şey? .. sesleri inceliyordum. ama bizi tanımıyorsunuz. İnanç bu.Hayır. .Kendinizi yenilmez olarak mı görüyorsunuz? . . kaderinin peşinden gider. Başına ne gelirse gelsin.Bana araştırmalarınızdan söz edin.Daha açık olun. Jakabson.Soykırım konusunda mı? .Sürekli yargılama.. UL Reich'ınkiler mi? — Hâlâ savaş.mceledim. Nümberg'de o atıl makinenizi çalıştırmaya. tüm insanlığın iyiliği. Ama bu bakış açısı son derece yanlış. Jackson. sesler.. Buna hazır değilsiniz. hayır. Doğadaki bir bozukluktur. — Nedir bu amaç? — Ciddi çalışmalar yapma imkânı bulduğumuz şu birkaç yıl boyunca. Jackson sakinleşmeye çalışıyordu. Bugün suçluları cezalandırabileceğinize inanıyorsunuz. çok daha ileri gidebilirdik. Tek hedef Yeni İnsan'dır.. Bu iki kutup arasındaki yakınlığı. hiç kimse ırkımızın gelişmesini engelleyemez. neyi? .insanlar. . Jackson'un rahatsızlığının göstergesi. sadece bir gelişmenin mayasıdır. Ama naziler. Ne hissettiniz? . Bir Alman asla hata kabul etmez. ırkımızın Önüne geçilemez evriminden söz ediyorum. Hitler harekete geçirdiği gücün asla farkında olamadı. Binlerce. Belki başkalarıyla.Müzik faaliyetlerini denetliyordum. Kâğıt hışırtıları. Yararlı güçleri iyileştirdik.Hiçbir şey anlamıyorsunuz.

Araştırmalarımı yapıyordum. hepsi bu.Sizin gibi insanları ne yapmalı? Almanları ne yapmalı? ... Emirlerin hiçbir anlamı yok.Tek bir çözüm var. Biz bu tür şeyler hissetmiyoruz. Bizim kökümüzü kazımanız gerekiyor.. bu parazit gürültüsü. sesindeki küçümseyici hava hissediliyordu: — Size göre. . sözcükler. Bir psikiyatrın ağzına bunun pek yakıştığı söylenemezdi. Jackson ayağa kalkıyordu. Sandalye gürültüsü. biraz önce sana anlattım. kaçınılmaz bir gelişmenin parçası. ne olduğu anlaşılamayan.Bugünlük burada keselim. Doktor bu kez üslup değiştirdi.Kurtulmaya çalışmıyorum. dayanışma. Bir kâbustu ve bitti. yeniden ayağa kalkabilecek. örselenmeler. Assisili Aziz Francesco'nun sözlerinden almalar yapıyorsunuz. . — Vaazlarınızda. Sonra grubuyla ilgili şikayetler artmaya başlayınca Almanya'dan kaçmak zorunda kaldı.Bu işten bu şekilde kurtulabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? . Jackson derin bir iç çekti. . Size göre Tanrı. Yoksa eserimiz üzerinde çalışmaya devam ederiz.Anlamıyorum. kısa. ardından eski kaydın hışırtıları duyulmaya başladı. . Yüce insanlık duygularınızın gerisinde.Hayır. yeniden serbest kaldı. hepsi mazide kalacak. Bana emirleri uyguladığınızı mı söyleyeceksiniz? . Kasdan ile Volokine bakıştı. — Şaka yapıyorum. Korkular. Benden sonra başkaları benim çalışmalarımı üstlenecek. sizin gibi insanlar nasıl tanınır? Yani naziler. Hartmann'ın kahkahasıydı. öfke. sürekli gelişme gösteren bu hareketi asla engelleyemezsiniz. . onu alıp götürmeleri için kapıya vurdu. . Jackson. birbirinize saygı.Aklınızı kaçırmışsınız. ikisi de durumu kavradı. Tüm bunlar. demek istiyorum.Neden? .Elbette. Aynı anda. sonu gelmeyen "bir daha aslanlar. Kararlarımızı. . . Bizim kökü 121 ırıüzü kazımadıkça.Hartmann hiç tasalanmamış. Birkaç hafta sonra. 50 yıl içinde. Biz bunun için programlandık. Tam tersine. sizler bize tepeden bakıyorsunuz. hırçın. -Nasıl? Güldü. . Volokine ayağa kalktı ve gerindi: ." Önce bir sessizlik oldu. Kasdan EJECT tuşuna bastı ve CD'yi çıkardı. Şili'ye geldi ve Asuncion Kolonisi'ıd kurdu. travmalar. Üzüntü. Bizi alt ırktan insanlardan ayıran hiçbir şey yok. İşte bu nedenle siz gereksiz birisiniz ve ben tarih kitaplarındaki yerimi alacağım. . Bugünkü konuşmalarımız. en son bireye kadar hepimizi yok etmek.1940 ile 1944 arasında Avrupa'da yaşanan olaylarda ne derece suçlu olduğunuzu belirlemek için buradayız. Kuru.121 Hâkim bir ses tonuyla yemden konuşmaya başladı: . bizzat Tann'run kendisi. Devamım ise. Zaten herhangi bir infaza katıldığına dair en ufak bir kanıt bile bulamadılar ve akli durumu onun gerçek bir kovuşturma görmesine de engel oldu. Bunlar geleceğimiz için fren görevi yapmaktan başka bir işe yaramaz.Seslerin müziğim dinlemek için.Sizi hücrenize götursünler. Yeniden gürültüler duyuldu. anlıyor musunuz? Damarla* rımızda yeni bir ırkın tohumlarını taşıyoruz. Ya da daha doğrusu.Bu cinai güç. Küçümsemenin yerini yorgunluk almıştı. bu farkı ayırt etmek sizin için imkânsız. olanların hepsi unutulacak. — Çok kolay. Yakında özel niteliklere sahip olacak bir ırk. kabul etti* ren bir ırk.Kaydın bir kopyasmı alabilir miyim? . Çünkü haklı olarak. O zaman güç. başkalarıyla paylaştığınızı sandığınız şeyler var: acıma duygusu. Kendi tarikatım kurdu ve Berlin'de 10 yıldan fazla kaldı.. sizin deyişinizle. diye açıkladı. nazizmin cinai gücünü nasıl değerlendiriyor? * Tuhaf bir hışırtı duyuldu.Bu köhne fikirleri neden dinliyoruz. Bir kez daha Jackson dilini tutamamıştı. İsa'nın. Hem de çok daha üstün bir biçimde. Elbiselerimiz yanık et kokar. . 100 yıl içinde. aruamıyorum. Biz sadece birer aracız. en azından bilebildiğimiz kadarıyla.

Bunu sen mi söylüyorsun? Şu veya bu şekilde. bunun gibi şeyler. Hapishanelerde Tayland boksuyla ilgili bir tür eğitim.. BirbMerini dirsekleriyle dürtüyorlardı. Sanki kafasına çekiçle vurulmuş gibiydi. Yıllardan beri cezaevi doktoru dışında bir erkek tarafından dokunulmamış kadınlar. senin nişanlın mı var? . Kasdan yaklaştı.Nişanlınla orada mı tanıştın? -Evet. Etrafa güçlü arzu dalgalan yayıyorlardı. sonra posta kutusunu kapattı. Onu hapiste tanıdım.Kodeste Tayland boksu dersleri mi verdin? . Açık açık düşmanca tavırlar sergileyen orospuları ayırt edebiliyordu. evet. Denildi atılmış bir e-posta daha.Senin kadınlar hapishanesinde ne işin vardı? .Tuhaf bir şekilde.Onu soyunma odalarında becerdin mi? Volo cevap vermedi. Ateşli.Bu saatte. Kasdan sokak kapısına doğru yönelirken Volokine ona seslendi: . Cevabı alamayacaktı. Oda iyice karanlığa gömülmüştü. ama iyilerin tarafında değil. Narkotikçiler benden hoşlanmıyordu. senin de söylediğin gibi bu kâbus canlandı. Kıkırdıyorlardı.Nişanlıma. Felsefi bir konuşmanın eşlik ettiği bir hazırlık evresi.Tayland boksuna giriş. Birçok kere onların denetim altında tuttukları bölgelerde görüldüm. tutuklu kadınlar onun çevresinde bir daire oluşturmuştu. Ameliyat eldivenleri hâlâ elindeydi. Dövüş sanatlarının manevi mesajı.Kişisel. Ve diğerleri. Ama bu gizli bir öfkenin değiştirdiği. . . Beni salakça bir programa dahil etti. diye lafa girdi. Ve yeniden aramızda. kirlettiği bir arzuydu. hepsi bu. Ekim ayı içinde birçok kere Fleury'ye gittim. .Kime? .Sen. Volokine yarattığı etkiden emindi. Volokine yineledi* . bir Noel akşamı kime yazıyorsun? .E-posta yazıyorum.Mesajımı bitirebilir miyim. Birkaç saniye sonunda. . .Ne halt karıştırıyorsun? . 122 Salonun dip tarafında yaşlı Ermeni sabırla bekliyordu. .Kişisel olduğunu söyledim. anlıyor musunuz? . . . hapishane listesinde kadın cezaevleri de vardı. izin verirsen? Kasdan bir koltuğa oturdu. bir defasında da kadınlar bölümüne geçtim. salona girdi ve bilgisayarı açtı.Yapacak başka şey kalmadı mı? .Bir tür nişanlı diyelim. Kasdan tam arkasına dikildi. . Şu benim saçma sapan işi kadınların gülüşmeleri arasında yapmaya çalıştım.Nerede? . çevresinde dolanan kadınların kurbanı olarak hayal ediyordu. . Greschi onları sakinleştirdikten sonra beni bir süreliğine açığa aldı. biraz daha tehlikeli olmaktı. . GÖNDER tuşuna bastı. bir anda anılarına döndü. Ama delikteki herifleri tüm bunlar ilgilendirmiyordu tabii.Senin aftosla bunun alakası ne? . İlgilerini çeken.Hayır. Rus kendini salondaki halkalara asılmış. . Volo huzursuzdu.Bekleyin. Heyecanlı. ama Kasdan'ın sessizliği son derece komikti. ..Benim amirim olan Greschi'yle temas kurmuşlar ve durumdan İçişleri'ni haberdar edeceklerini söylemişler.Sadece birkaç saniye alır. -Ne var? — Yapacak son bir şey daha var. bu teknikler sayesinde biraz daha güçlü.. Volokine bir açıklama yapma konusunda ketum davranmayacaktı ve hikâyesini -sırrını— bu iriyan adama anlatma fikri omı rahatsız etmiyordu. Spor salonunda.Hapiste. Daha başka bir şey söylemeden Rus sola döndü. Zaten hiç almamıştı. Ermeni dayanamadı: . . Rus mesajını bitirdi.Kendine uyuşturucu mu sağlıyordun? Volokine cevap vermeden gülümsedi.Yıl 2004.Tbrbacı mı? .

Ve özellikle de insan şiir için yaratılmıştı. Önce açık. Sesi Völo'nun beklediği gibi boğuk değildi. Dünyadaki tüketim çılgınlığını hatırlattığından ne marka ne de logo taşıyordu. — Neden buradasın? . demir parmaklıkların gölgesi yüzüne vu-ruyordu. 1999'da. 1999 kasımında. Francesca doğru söylüyordu. . Her cümleye büyüleyici bir ritim kazandıran bir tür gecikme etkisi. Kadın yer minderi. bir yandan da göz ucuyla ona bakıyordu.Seni daha önce de gördüm. Yine aynı dönemde dört kez Avrupa şampiyonu. . ayağına bir jog-ging pantolonu giymişti. insan hayal kurmak için yaratılmıştı. sonra yavaşça birbiri üstünde birleşen kollar. bir elini. bir Tayland boksu (livası. Hayatın aksaklıkları arasında kaybolmuş. Kafesindeki hayvanı görmeye mi geldin? Volokine gülümsedi. onu hemen tanımıştı. beklenmedik bir anda. sonra salonun tam ortasında yerini aldı. Ütopya da şiirseldi. Yalnız sen ve ben. "Pi Quan" pozisyonu. Nefesi tertemizdi. Elleri titriyordu. hemen bundan vazgeçti: . Volokine onu dikkatle gözlemliyordu. Prancesca aralarında yoktu. ağır takılmaya karar vermişti.Bu benim için bir onur olacaktır. Francesca Battaglia.Terörist faaliyetler. volokine gardiyanlardan onun hakkında bilgi almış. . Francesca cevap vermeden. Bunu Bercy'de yaparken görmüştü.Benim canımı sıkmak için mi geldin? diye sordu. yani itaat etmekten çok mücadele etmek için. Mindere uzandı. Burada ne arıyordu? Volo'nun şovunun ardından. yer minderinin üstünde yana doğru uzandı ve gözlerini kapattı.Evet bu ütopya Bu yüzden de gerçek. Volokine ince bir dumanı dışarı verdi: . Tamamen ütopya. -Yani? . Ancak bu kırılgan görüntü sadece bir yanılsamaydı. saygı belirtisi olarak göğsüne koymuştu: . Coint etkisini gösteriyordu. Reddetti. Alçak sesle ekledi.Kadın çemberinin içinde. Duru bir bedeni vardı. Ve mülkiyetin ortadan kalkacağına. Volokine ona küçük bir antrenman yapmayı önerdi. Titremeleri geçiyordu. uyuşturucunun etkisiyle bedenleri kavrulmuş müptelalarda görmüştü. Francesca ayağa kalktı. Her heceye kendine özgü bir ağırlık katan farklı bir aksanı vardı.Bu gerçekdışı. tutuklular sigara içmek ve az önce karşılarında sıçrayıp duran yakışıklı hakkında fikir alışverişi yapmak için.Ne tür terörizm? — Dünya çapında. Hiçbir şey söylemeden. Kadın çoktan gardım almıştı. Rus yine de oturdu. Hayvansal kökenli hiçbir eşya kullanmıyordu. Üzerinde çuval bezinden siyah bir üstlük vardı.Bana zevk veren neydi. Francesca Bat-tiglia üst üste konmuş yedi alçı levhayı bir ayak darbesiyle parçalayabilirdi. 123 . 1998'den 2002'ye kadar üç kez dünya kadınlar Tayland boksu şampiyonu. Volokine bir dirseği üzerinde doğruldu ve ona doğru eğildi. Bercy'de. rakibin karşısında sağlam bir duruş. biliyor musun? . Bercy'deki bir gösteri sırasında onu hayranlıkla seyretmişti. Deri bağ bile.Dünyanın dengesini yeniden kurmak mı istiyordun? Çokuluslu şirketlerin özgürlüklerini işçilerine bırakmasını mı? . simsiyah saçları vardı. bütün İtalyanların sesi boğuk olurdu. Volo bu tür bir zayıflığı. İronik bir ses tonuyla konuşmaya başlamıştı ki. burnunu kırarım. Volokine ceketini çıkardı ve ona katıldı. Hiç dolgusu olmayan bir ağız gibi. Buradaki yaşam tarzı son derece basitti. . Ve şiir daima gerçekçiliğin karşısında olacaktı. Gövdesi ve bacakları çok zayıftı. sonra dönmüştü. avluya yönelmişlerdi.Eğer aptalca bir şey söylersen. Bir coint hazırlamaya başladı. . Eski Yunan tragedyalanndaki gibi bir ağız.Hsingh-i'nin on iki taosu. Bu evrimin kuralıydı. çokuluslu şirketlerin işçilerden artık "benim" işçüerim diye söz edemeyeceğine inanıyorum. Vejetaryen rejimini sürdürmek için gerekli izni almışta. bir kez.Bir gün. Volokine cointini yaktı. ne bağdaş kurarak oturmuştu. Kleopatra tarzında kesilmiş. Çünkü ne işletme ne işletmeci olacak.

Unutmuş olduğu. Volokine geri çekilmiş. Volokine hatırlamaya devam ediyordu. Kollar açık. içindeki bu enerji ona bir anısını hatariaüyordu. Pencerelerin Önünde duruyorlardı. Kasdan başıyla ekranı işaret etti: . sol kol öne doğru uzandı. Geriye çektiği sağ kolu ise dirsekten kıvrıktı. Dönüyorlar. aynı pozisyonda. ama cep telefonu çaldı: . yılan. Volokine de onunla aynı pozisyonu aldı. kolların duruşuyla eşsiz bir uyum sağlıyordu. kıvrık kollar hafifçe gevşiyordu.Sana cevap veriyor mu? . Francesca. . Kolları ve bacakları zincirlerinden kurtulmuş gibiydi. Francesca Battaglia'nın o meşhur tekmesini. evet.Kaplan. topuğu önde bacağını havaya kaldırmadan önce geri çekildi. ardından gevşemeden önce olduğu yerde zıpladı. bir birliktelik içinde hareket eden iki insan. yerlerinden kıpırdamadılar.Sonra sağ kol hafifçe geriye gitti. kendi etraflarında dönüyorlar. Enerjilerini bir armağan olarak hayalini kurdukları özgürlüğe sunan. dostum. Aynı anda sağ yumrukların ileri doğru hamlesi. ama hâlâ büyük bir merakla beklediği o hamleyi görememişti. ayı pozisyonlarım gerçekleştirdiler. Onu becermedim. Kafa geriye doğru dönük. Bu ince hareketi"Bercy'de de yapmıştı. tek ayak üstünde dengede. onu öpmek istemişti. Sonra bir dansçının narinliğiyle. bir baş hareketiyle durumu kabullerımişti. birbirinden uzaklaştı. . . Yeniden yüz seksen derecelik bir dönüş. Kırlangıç kanatlarım açıyordu. havayı dövüyorlar ve havada asılı kalıyorlardı. Hafif yan duran sol el yere bakıyordu. pozisyon almadan önce bir adım daha geri çekildi.Onu becerdin mi. Yumruklar silah. esneklik içinde gerçekleşiyordu. "Güzel ve çirkin" diye düşündü.. Francesca tatlılıkla ondan kurtulmuştu. Volokine ter içinde kaldığını hissediyordu. — Hayır. sonra sol elin kesme hareketiyle savunmaya geçişi. Chi. Spor salonuna karanlık çökerken. "Mükemmel" diye düşündü Volokine. şansım denemişti. Art arda üç adım attılar. Eksenleri etrafında döndüler.Hayır. Aslında. Bir adım sağa. . Ermeni bir şeyler söylemek için ağzını açta.Tamam.Kırlangıç. avuçları dışa dönüktü. Sağ ayağım reverans yapar gibi öne uzatarak hafifçe eğildi. tüm bunlar mükemmel bir uyum içinde gerçekleşiyordu. hepsi bu. Boğuk bir sesle bağırdı: . Dizleri bükülmüştü. -Anlıyorum. tura bahaneler bir yana. Kollar ileri doğru uzandı. Sonra. gözlerindeki kararlılık bu kabullenmede etkili olmuştu. Kasdan da binlerce ton ağırlığındaydi. Tek bir harekette gövdelerini kamburlaştırdüar ve birer adım gerilediler. Kaplan güçlü iri pençeleriyle saldırıyordu. bacaklar çaprazlanıyor. . uyuşturucu terle dışarı anlıyordu.Asla. Çelik kafes dışarıdan sızan ışığı küçük karelere bölüyordu. ayakları yerden kesilir kesilmez. uçuyorlar. "Ancak tüm vücudu olduğu yerde duruyordu. Volokine de onu taklit etti ve kendini binlerce ton ağırlığında hisset-ti. — Ejderha. bir adım sola Her seferinde. Kadının gözlerinde tuhaf bir pırıltı vardı. Genç kuşak. diye bağırdı. Tüm bunlar bir narinlik. Gövdesi biraz gerideydi. hiçbir şey arılamıyordu. sonra karınlarına gelebilecek bir darbeyi önlemek ister gibi gövdelerinin önünde yeniden çaprazlandı. Yeni bir hamleye yoğunlaşır gibi karşı karşıya durdular. Yeni bir şey mi var? Beş dakika sonra seni arabadan arayacağım..Arnaud! dedi Kasdan. Volokine enseye yapılacak bu hamleyi biliyordu.. becermedin mi? Kendi alanında. Fiziksel aşk da bile. Farklı bir şey yaşadık. Özellikle fiziksel aşkta. Ona doğru yaklaşmış ve ne yaptığının tam da farkında olmadan. peş peşe kartal. Tam anlamıyla birer "maymun" dular. başka hiçbir bağlamda görülemeyecek bir uyum. Burada değil. Gayet kibarca.. Sonra yavaşça kendi eksenleri etrafında döndüler ve konarını makas hareketiyle birbfflerinin gövdelerine doğru uzattılar. Bu şekilde olmaz. Frencesca fısıldadı: Maymun. Parmaklarıyla klavyede gezindi ve Goetz'ün bilgisayarında herhangi bir ipucu bırakmamak için temizlik yaptı. şüphesiz yine laf dokun-duracaktı. Volokine anılarını bir tarafa bıraktı. Başka bir sebeple durumu kabullenmişti. gün demir parmaklıkların ardında yavaş yavaş sona ererken. Tüm analizler. Bir yumruk indirmeden önce sağ kollarıyla havada bir daire çizdiler.

Bu bir rastlantı olamazdı.Göreceğiz. eğer. Bu ayrıntıyı kafasının bir köşesine not etti. betona gömülü cam parçalarıydı. Onu bulmakta zorluk çektim. Kasdan'a baktı. ondan generalin tam adresini istedi. ama evet.Teşekkürler. Sessizce demir kapıya ve tuğla duvarlara baktılar.Ne gibi? . Acınacak bir halde.İki adam daire kapışım kapattılar. Sainte-Anne. dikenli tel ruloları gibi böğürtlenlerle sarılıydı.Peki şimdi? diye sordu Ermeni. diye devam etti. . Burası. Mazoşist taşkınlıkları var.Bu askerlerin listesini teyit edebilir misin? . lal .Yanlış yoldayız. Maison-Evrard.Başka? . Otoyola karşı gökyüzü.. Montsoris Parkı'na baktı. . Arnaud'nun sesi arabanın içinde yankılandı: . Kendine zarar verme.. Kasdan telefonu kapattı. Yarımda Villemomble'daki Sadi-Camot Sokağı 64 numaranın önünde durdular. besbelli. Eroin veya morfin. Hepsinin etrafı. Birinci katta saklanıyorum.Evinde kokuşmuş bir hayat sürüyor. soğuğa çıktılar. Tıbbi sebeplerle. Mavi üzerine mavi. Duvarların üzerinde siyah demirler vardı.Noel yemeğinde değil misin? . Volokine. Yüzyıllık ağaçlar. Bahçe kapısı açıktı. Bizim içirt neyin var? . Vulemomble'da küçük bir ev. ama aile arasındaki kutlamalara tahammül edemiyorum. Arnaud. Çepeçevre her yeri kuşatan duvarlar.. uluslarara^ mübadelelere müdahil olarak katümış. sabırsızca . Arnaud. yaşlı adamın durumu hakkında bir garanti veremem. Geceyarısına doğru. toz toprak içinde kalmış kocaman koyunları andırıyordu. . . Ama kendi göbeğini kesmekten büe âciz. Bunu yapma ünkânrm yok. Noel yemeği devam ediyordu. diye mırıldandı Kasdan. Bir dakika sonra Volvo'nun içindeydiler. . . . Ama dikkat.. çünkü vakitsiz emekliye ayrılmış. Aynı etkiye mi maruz kalmışlardı? Aynı deneyimi mi yaşamışlardı? . onların ne durumda olduğunu biliyor. dedi Ermeni. Ama 24 aralık. Çiçeklerin ve çimlerin yerini çalılar ve aynkoüarı almıştı. İri cüssesiyle sokak lambalarından yansıyan beyaz ışığı örten Kasdan'a göz ucuyla baktı ve kendisini izlemesini işaret etti. Hiç kimseyle karşılaşmadan sokağa çıktılar.Uyuşturucu. Kapkaranlıktı.İkinci generali buldum. General La Bruyere'in evi. Rezil bir durumda olmak. -Nettir? . Volokine bahçeye girmek için sadece kolu çevirdi. Bahçe bakımsızdı.801i yılların sonunda Fransa'ya gelen bazı askerlerin. La Bruyere hayatının son yularında uyuşturucu kullanmaya başlamış.. Anlıyorum.La Bruyere önce Val-de-Grâce'a gönderilmiş. bardiyöye vardılar. Rus. Başka şeyler söylüyorlar. Paul-Guiraud. 80'li yuların sonundan itibaren ortalarda görünmüyor. yaralama sebebiyle. Üçüncü generali araştırmayı çu düşünüyor musun? . Sadece bana söylenenleri size ak tarıyorum.La Bruyere'in adresi. "siyasi muj tecflerin" transferiyle Ugüenmiş. Karanlıkta kayboldular. . daha çok dünyanın sonundan önceki geceyi çağrıştıran bu Noel gecesine çok uygun düşüyordu. Sitelerin ve pütürlü taştan inşa edilmiş evlerin bulunduğu bir semtti. . özellikle de Şili'yle yapılanla^ Tek amaca yönelik soruşturmalar. Işıksız pencereler. İki ortak bir patika buldu ve onu Memeye başladı. Bir tek La Bruyere. radyatörü açmışlardı. Söylemesi üzücü. Herif ölmüş. Her yeri kaplamış kapkara çalılar. emekli olduğu halde. Sonra Paris'te veya Paris bölgesinde bu konuda uzmanlaşmış enstitülere. iki adam konuşma gereği bile duymadı Birbirlerini anlamışlardı. Etraf bomboştu.Tuhaf. Bu tür şeyler.' t Asfalta karşı çivit rengi. motoru çalıştırmış. . Birkaç kez akü hastanesine kapatılmış. saat 22:00'de ulaşabileceğim fazla insa^ yok. Veya uzun bir zaman önce burayı terk etmiş. . Kasdan.. La Bruyere. Arabadan dışarı. Volokine defterine etti. bir ayna gibi ona gerçeği yansıtıyordu.Psikiyatrik.Güzel.Hayır. La Bruyere'in akü sağlığı bozuk. Tamamen boştu. Hâlâ hayatta. Goetz de aynı şeyden mustaripti.Bana yemekten bahsetme. Tabloyu tamamlamak için tek eksik.Elbette.Kulübe hoş geldin.

.. Duvarlarda ne olduğu belirsiz. Cam kırıkları. Temizdi. Veya işkence edilmiş. bir yandan içinden ona kadar sayarken diğer yandan da karanlıkta bir hareket olup olmadığım kontrol ediyordu.Sorun yok. Belgelen Hepsinin üzeri aynı iğrenç toz tabakasıyla kaplıydı. Yer yer kabarmış. gökteki yıldızlar gibi parlıyordu.. Amaud. feneriyle ortağının yüzünü aydınlattı. Yarım daire biçiminde kapı sundurması. Cam kırıklarının üstünden atladı. Fotoğraflar. Elini camdaki delikten soktu ve kilidi içerden açtı. Ev. İçerden hiç ses gelmedi. yırtılmış yeşil çizgili duvar kâğıdı bir kefen gibi duvarları kaplamıştı. Tavanın dört bir köşesinden sarkan örümcek ağlan grimsi bir tükürük misali mobilyaların üzerine doğru sarkıyordu. bembeyaz tenli. Zifiri karanlık hole girdi. çıplak. Penslerle. Tırnakları sökülmüş çocuk elleri. .Anlta! İki adam bir anda donup kaldı. Fenerlerinin ışığında ağızlarından çıkan buharlar görünüyordu. evin basamaklarına ulaştılar. Başka fotoğraflar da vardı. Volokine fenerini belden yukanda tutuyordu. ama tepedeki cam kırılmıştı. Kulağa hoş gelen Slav veya İspanyol isimleri. Gördüğü şey yüzünden alçak Besle konuşma gereği hissetti. Bir ses onları durduruyordu. Doldurulmuş bir yabandomuzu başı. peşinden gelen Kasdan da el fenerini yakmışta. Âdet yerini bulsun diye zili çaldı. Siyah tuğlalar. Rus. ziyaretçilere alıştan olmayan böceklerin kaçışırken çıkardığı seslerdi. işlemeli ferforjelerin arasında bir delik oluşmuştu. Burası dışarıdan çok daha dondurucuydu. Rus eşikte kımıldamadan durdu. bacakları kırılmış. değil nü? Biz. Bilerinden ve ayaklarından tahtaya çivüenmiş bir bebek. Duyabildikleri tek gürültü. o kadar cüruf yüklüydü ki. Gördükleri Volo'nun aklını karıştırmıştı. bir konsola doğru yaklaştı ve üzerindeki eşyalara dokundu. Yaşlı herif bu tapmakta can çekişiyordu. kendisinden çok daha beyaz bir odada ayakta duran küçük bir kız. Çalıların araşma molozlar düşmüştü. en az yıldan beri burada kimse oturmuyordu. Ama hepsi bu kadardı. TUN-TUN-TUN. Volo çekmeceyi kapattı. Kapı iç karartıcı bir gıcırtıyla açıldı.Anita! Seni yaşlı fahişe seni! Onu bekletmeyelim. El feneriyle. Sağ tarafta. Mobilyalar sanki tozdan ve örümcek ağından yapılmıştı. . XX.. Acele etmeden elini çantasına soktu ve iki çift ameliyat eldiveni çı-kardı. ezilmiş bir çocuk. Bir iblisin evindeyiz. içerideki hava o kadar ağır. Alt kattaki odaya girdiler. omuzlarında yaralar bulunan. kesilmiş. Büyük bir ihtiyatla elini çekmecenin içine soktu. . . bazı eski metro girişlerini hatırlatan. yırtılmış kitap sayfalan ve boş bir şişe vardı.. Ama zeminden değil borulardan. Kasdan. İlkin yoğun bir toz kokusu hissetti. diye mırıldandı Rus. yarısına kadar zıvanalarından kurtulmuş çift kanatlı bir kapı çerçevesi karanlığa açılan bir ağız gibi duruyordu. Ama iblis ölmüş.Gidelim. yüzyıl başı üslubuna göre inşa edilmiş bir tür konak. Komşu evlerden duyulmaması için birkaç kez hafifçe kapıya vurdu. Yerde. Çerçevelere yerleştirilmiş fotoğraflar. Cevap yoktu. Ermeni. çok karanlık tablolar vardı. Her an bir fare fırlayabilirdi. yeni detayları yakalamak için odayı tarıyordu.. Arkasında. Koyu renkli ve biçimsiz bir yığın eşya insanda iğrenme duygusu yaratıyordu. Çatlak. Volokine sesin nereden geldiğim anlamaya çalışıyordu.Birkaç adım sonra. burun deliklerinin tıkanmaması için kısa aralıklarla ağızdan nefes almaya başladı. basamakların bittiği yerde. Kolları lime lime edilmiş. boğuk bir ses. Tarihler. Demir strüktürler içinde engelli bir çocuk. yırtılmış. Arnaud'nun verdiği bilgiler geçerlilik kazanıver-mişti. Bütün panjurlar inikti.Duvara asılı silahlar. Küçük şişeler. Volokine de Kasdan'ın düşüncesine katılmaya başlamıştı. Kasdan feneriyle odayı tarayarak köşe bucağı araştırıyordu. Sivri kuleler. anlaşılan bilgileri ilk elden almamıştı. Kafesli kapı kilitliydi. Ne olduklarım görmek için fotoğrafların üstünü sildi. Volokine bir an yağlı duman soluduğunu sandı. Eşik. Sanki bili elindeki sopayla kalorifer borularına vuruyordu. Bir çekmeceyi açtı. Hemen nefes alma tarzını değiştirdi. bir bunker gibi sımsıkı kapalıydı. Ayrıca aşırı rutubetliydi.. Tam bir viraneydi. Sonra başka resimler. ne olduğu belirsiz bir aletle kolları.. O yöne gitmeyi tercih etti. pürüzlü. . Daktiloda yazılmış ve özenle hazırlanmış listeler. Bir şömine. Bir çiftini Kasdan 'a verdi. Etkileyici bir yapıydı. Mekânlar.. Sesler yankı yapıyordu. İkinci hissettiği ise soğuktu. Biblolar. Hepsinin üstü koyu renkli bir tür kürkle kaplı gibiydi. çirldrıleştirilmiş masum yüzler. gazete kâğıtları. Volo'nun arkasında belirdi. Volo sol eliyle çantasından kalem fenerini çıkardı ve yaktı. diğerini ellerine geçirdi. Basamakları çıktılar. Elin girebileceği ve içteki kilidi açabileceği genişlikte bir delik. art deco tarzında kıvrımlarla süslüydü. sivri uçlu aletlerle kesilmiş. Biraz daha karıştırdı.

BEN.. Domates salçası kalıntıları. Peynirler. Devasa bir yatak tüm odayı kaplamıştı. örtülerle. Salonun üerisinde bir koridor vardı. . acı-Iaşmış yemek artıklarıyla dolu tabaklar.. Kurumuş. Üzerlerinde koşuşan hamamböcekleri.Anita. Bedeninde. Metal kutular.. ihtiyaç. Kasdan'ı omzundan yakaladı ve fısıldadı: .. TUN-TUN-TUN.Onun nesi var? ilaçlarını bulalım. Asla kurtulunamayacak çocuk korkularının doluştuğu bir boşluk Gürültü kesildi. Rus bütün malzemeleri çıkardı. Basamakları tırmandüar.. Gizemli bir eksiklik vardı. Kasdan öne geçti. Ama hepsi çok küçük miktarlardaydı. herif ulumaya devam ediyordu. Odadan çıktı. Akortsuz dev bir davulun içindeymiş gibi evin içinde yankılanıyordu. Ok kutuyu açtı: şırıngalar.Kapıya vuralım mı? . zorlukla fark edilen gözler. içeri girdiler. . İçine bir kevgir yerleştirdi. Sanki bir fareyi beslemek için. Volokine'in hatırladığı sadece buydu. Ürkütücü seslerin dışında. Kasdan doğruldu: . midesini bulandıran başka bir şey vardı. Onda hep var olan ve asla yakasını bırakmayan bir şeyler.. Odada Yoksunluk. gebermek! Birinci kat. Votka. Ne yumrukları. Ne küçük düşürmeleri.... Yaşayan ölü hıçkırıkların arasında anlaşılmaz şeyler mırıldanıyordu: — Anita. Koşarak merdivenden indi. kaltak. ihtiyacım var.. Sonunda mutfağı buldu. ama bir kâbus olarak. Tırnaklarım çarşafa geçirmiş. anladı. Volokine eğildi ve sebzeliği karıştırmaya başladı. Tereyağı.. o pislikle ilgili bir anısı yoktu. çok tanıdık geldi. Üçüncüyü: küçük kâğıt paketler.ANİTA! Solda. La Bruyere'in uyuşturucuya ihtiyacı vardı. kırışıklıklarla dolu içeri kaçmış dudaklar. onun içine de ilk iki kutuyu bir tür ofokları koydu.. bağırıp çağırmalar daha da kötünün habercisiydi. kin dolu. Volokine cevap vermedi Yanılmıştı. Sözle ifadesi çok güç bir geçmişin yol açtığı bir korku.Buraya hiç gelmedik ki. mum parlaklığında iki başucu lambasıyla aydınla. Yerde elbiseler. Ona ihtiyacım var. oraya buraya saçılmış yastıklarla bir savaş alanım andırıyordu. İkinciyi: kauçuk serum hortumu ve kaşıklar. Volokine sordu: . Ses. Kasdan kapı kolunu tuttuğunda... borulardan gürültü yüzünden güçlükle duyuluyordu: . İç paralayın bir yoksunluk. Kasdan ona doğru eğildi ve adamı çevirdi. ihtiyar ortada yoktu. Toz ayak seslerinin gürültüsünü boğuyordu. pervazlara çarparak daha büyük. çizgilerle. sini hatırlatıyordu. BEN. Buzdolabı... Volokine. daha karanlık odalardan geçti. sarsılarak titriyordu. bu son derece umutsuz Noel aksanımda. Yoksa elimizde ölecek. Volo'nun aklına bir fikir geldi. evin içinde hissettiği şey buydu. Bir mumyayı andıran tamamen çıplak bir ölü kafası. Ses. İşte. .. sedefüymiş hissi veren bir balığrnkinden farksız deri. Yaşlı herifin çıkardığı bu gürültü ona büyükbaba... Darmadağınık bir oda. yer yer kabarmış aynı duvar kağıdıyla kaplı simsiyah olmuş duvarlar. Etrafa bir anda ışık demeti yayıldı. iyice mcelmiş. havada.. saydamlaşmış. Bu ses dışında. son derece tehlikeli öfkesin] dışa vuruyordu. 127 Birden. ihtiyarın yüreğini dolduran. Tüm bu öfke. Ve sesi kesilmişti. TUN-TUN-TUN. yoksa geberip gideceğim. Yatağın içinde iki büklüm olmuş ufak tefek biri vardı. Volokine her şeyi bekliyordu.KALTAK! BEN. Volo bir meçhule doğru ilerliyordu..Kımıldatmayın. Bu Proust'un madleniydi. sonra bir tencerede kaynayana kadar sn ısıttı. Ona tamdık gelen ne sesti ne de ihtiyarın odası. Mobilyalara. ikinci kapı. Ne cezalan.Birinci kat. örtüleri yakaladı ve tek harekette çekip aldı.. sanki kendi dışkısını kokluyordu. Ama asla devamım hatır. run dibini bulduğunda bok herif. ama Kasdan daha hızlı davrandı. Koridorun bitiminde ise bir merdiven.. diye mırıldandı. .. içlerinde ne olduğunu görmek için açmaya gerekyoktu. (alıyordu. Sesinde. Oda. özellikle de en kötüyü. Nemli.Kurşun veya çinko sesi. lamıyordu. buruşuk çarşaflarla. Bayat sardalyeler. Gözçu kurun un iyice derinliklerine gömülmüş. Volokine bir an bir taşı kal-dırmış da altından sırtı parlak bir çıyan çıkmış hissine kapıldı.

damlalar alnından masanın kenarına düşüyordu.. Spazmlar. . Pyama ceketinin önünü açta. Yeniden buzdolabını açtı ve acımış yarım limon buldu. Ne de başkasında »Şırınga Uyuşturucu elindeydi. General.Ellerini ceketinin kollarının içine çekti. önce bir kaşık aldı. bilmiyordu. Yeni bir gazlı bez parçası aldı. Adamın her yeri enfeksiyon kaplıydı. Vücudunun her santimetrekaresi şırıngayı arzuluyordu.Tanığı canlandırıyorum. Ağır ağır pompayı geri çekti.Hâlâ sıcak. Ayak bileklerine kadar tüm cildi enfekte olmuş damarlarla ve hematomlarla kaplıydı. Sanki bir midyeymiş gibi kaşığa limon sıktı.Benim yapmamı ister misin? diye sordu Kasdan. Tabu bulamadı. Şırınga zehirle tamamen dolunca Kasdan'a fısıldadı: — Şunu tutun. Bu gerekiyordu. Bir parça gazlı bez aldı ve yanında getirdiği bü kül tablasına yerleştirdi. Ceketini çıkardı. ama şok tedavi uygulamalıydı. babalık. ama dayanmalıydı. Toz içindeydi. Geriye tek bir çözüm kalıyordu. Volokine adamın pijamasının sol kolunu sıvadı. Adamın gözleri çakmak çakmaktı: . eldivenli elleriyle sıcak kutulardan birini açtı. — İğneyi hazırladınız mı? . Paketi açık bıraktı. nemli örtülerin arasında hâlâ dişlerini takırdatıyor. Sirenlerin büyülü şarkısına karşı koymaya çalışan Oöisseus gibiydi. Yaran doz eroinin yeterli olacak mı.. bedenini tepeden tırnağa karıncalandırdı. sonra iğnenin ucunu. Orası da iç açıcı değildi. . Parmakları titriyordu. Alkol şişesinin kapağım açtı. Dikkatle kaşığı bıraktı ve diğer metal kutudan bir şırınga çıkardı. Zehir hem tehlikeli hem de istek uyandırıcı bir şekilde şırınganın haznesine dolmaya başladı. Yeniden eroin parmaklarını yakmaya başlamıştı. Birkaç kez pompalayarak içindeki havayı boşalttı. ama kullanım süresi geçmiş ilaçlarla dolu ecza dolabının dibinde gazlı bez buldu. kahrolası? . Bir dizini yatağa koydu. Masanın üstündeki ıvır zıvır kâğıtları yere attı. Bu durumdaki birine iğne yapılamazdı. ardından da küçük paketi. tir tir titriyordu. Dayanması gerekiyordu. Sapanı hafifçe büktü. Kollarım sıvadı. başparmağını şişenin ağzına bastırdı ve gazU bezin üzerine döktü. Dirsek çukuru kabuk bağlamış yaralarla ve simsiyah olmuş damarlarla doluydu. Aynı durum sağ kol için de geçerliydi Rus örtüleri kenara fırlattı ve adamın ayaklarına baktı. Aynca 90°1ik alkol. Bizim herif yoksunluk krizinde. Kaşığı üstüne yerleştirdi. Yaşlı adamın gövdesi kesiklerle. Sonra paketin içkideki eroini bunun üzerine boca etti. Ceplerini yokladı. diye sırıttı Volo. Malzemeleri koydu. Volo yeniden kaşığı aldı. düzenli ve mavimsi bir alev çıktı.Sen Anita değilsin.Bu yaşta mı? .Ne halt karıştırıyorsun. . büyük bir üzenle açtı. Bugüne dek hiç denemediği bir şey. General kırk kilodan fazla değildi.Geceyansı iblisi. Bir polisi kirletmek istemem Tüm bedeni azap çekiyordu. Bu sana bir şey ifade etmiyor mu? La Bruyere. imkânsız. filtre görevi gören eroin emmiş gazlı beze batırdı. Ne kendinde. babalık. Volokine iğne vurulabilecek başka yerlere baktı. arkasından. Rus. Bu nedenle tam doz vurmaya karar verdi. Uyuşturucuyla temas. Kevgiri tuttu. Tek parmağıyla. . Anita değilim. Hayali bile. Yüzünden ter bo-şanıyordu. Yumuşak. çakmağını buldu ve alkole bulanmış gazlı bezi yaktı. Arnaud onları uyarmıştı: La Bruyere yıllardan beri kendini yaralıyordu. Bana damarlarınızı gösterin. Fokurdamakta olan limori-eroin karışımına daldırdı. Korkunç bir görüntüyle karşılaştı. yaralarla doluydu. Ellerini yaşlı adamın koltukaltlanna soktu. — Evet. sonra banyoya gitti. hâlâ cenin pozisyonunda. Kangrenle flört halindeydi. Odaya döndü. Taşak-lann dibine. Dilin altına. Sonra koltu-kaltına sıkıştırdı. ama sana gereken şey bende. Parmaklan titriyordu. Eli hâlâ titriyordu. Pamuk gerekiyordu. Volokine şırıngayı Kasdan'a verdi ve iskelete yaklaştı. Bir an iğneyi kendine batırırken hayal etti. Şırıngaya bu denli yakın olmak. saç diplerinden parmak uçlarına kadar soğuk soğuk terliyordu. hepsi bu. Sıvının yüzeyi cızırdamaya başladı: Volokine hâlâ terliyordu. Buhara rağmen. — Söz konusu bile olamaz. Boştaki eliyle son kutudan bir paket aldı. anlaşılmaz küfürler savuruyordu. Birinci kata çıktı. Acaba kendine de bir doz vursa mıydı? Paketin içinde bir gramdan biraz fazla vardı. Hiç zorlanmadan adamı yavaşça doğrulttu.

kabuk bağlamış yağlıboya bir portreyi andın* yordu. gayrühtiyari pijama ceketinin önünü kapattı.Onu tutun.Neden konuşayım ki? . La Bruyere'in de acı çeker gibi bir hali yoktu.Ne kadar sürede etkisini gösterir? .Onun kadar olmasa da. kendisine has bir küdrdemeyle bitirdi. Volokine doğru söylüyordu. Kasdan kafasını kaldırıp Rus'a baktı: . İğne yapacağım. . sağ gözünü iyice açta. Tanrı aşkına? Volokine ona doğru eğildi: . İğnenin girdiği yerin çevresinde herhangi bir lezyon.Ya herifin gözünü çıkarırsan? Ya da geberirse? . sanki zehir kendi damarlarına boşalıyordu. Volokine geri çekildi. Uluması kesilmişti. . Veya gülümsediğini sandı: . Beş dakika sonra bana dua edeceksin.Polis. . 1973.Bu konu üzerinde konuşmaya gerek yok. .İyi misin? Volokine gülümsedi.. Otuz saniye sonra general gözlerini açta. Dudaklarında da bir gülümseme: — Ben iyiyim. Tamam mı? . Adam yaralarım gizlemek için. — Kimsiniz? — Noel Babalar. . Gözleri yuvalarından fırlayacak gibi oldu. — Hırsız mısınız? La Bruyere vakur biriydi Ses tonuyla. Cümlesini. Düşkün adam tarih olmuştu. 1973. Bir telaş ve korku. Kasdan yatağın sol tarafına geçti ve korkuluktan farksız adamı omuzlarından kavradı. Yüzü kanamış. Kasdan sol tarafa yatağın ucuna oturdu. şırınga hâlâ elindeydi. iyiyim. Sana birkaç soru soracağız ve sonra seni küçük pa-ketlerinle Noel yemeği için baş başa bırakacağız. babalık. enfekte bir perde onları örtüyordu. Kan fışkırması.Neresine? -Gözüne. Volokine de onu taklit ederek sağ tarafa yerleşti.Kımıldama.. Nefesini tuttu. İhtiyar uludu. General bütün hayatı boyunca ona buna emirler yağdırdığını hatırlamıştı anlaşılan. Sonra yeniden eski haline döndü. Asker yeniden doğuyordu. sen? . Şiddetti bir öksürük havasını söndürdü.Hartmann hakkında mı? .Her şeye sıfırdan başlayalım. .Neyle ilgili sorular? Sesi gitgide sertleşiyordu. . dedi Kasdan. Hiçbir dirençle karşılaşmadı. . İris ve gözbebeği önce burna doğru yaklaştı. Müptelalar arasında bir mittir. Ona kadar kaydı. şimdi sadece çok tiz sesler çıkarıyordu. Bedene saygısızlık onun acı kavramına aykırıdır. Gözakı karûanmamıştı.Eroin herifin beynini kızıştırmaya başladı bile.Bu konu üzerinde konuşmaya gerek yok. yaşlı adam yastıkların üzerine devrilmiş. diye lafa girdi Kasdan. Rus şırınganın t kı pompasına bastı. Fransa'yla ilişkisi neydi? .Aklını mı kaçırdın. Volokine adamın suratım yana çevirdi.Son şans iğnesi. Pinoc-het iktidarı ele geçirdi. sonra kaçacak bir yer arıyormuş gibi diğer tarafa kaydı. General a r bağırmıyordu. Hedefi saptadı. Başparmağıyla ve işaretparmağıyla. Şili. sakinleşmişti. Volo iğneyi yaklaştırdı. başını tutuş biçimiyle ve tepeden bakan gözleriyle. şaşkındı. İğneyi korneaya batırdı. Ve göz küresi de suratına fırlamam işti. Biraz daha yüklendi. Neyle karşılaşacağım bilmiyordu. Burun kökünün hemen dibindeki kılcal damarları görüyordu. Hiçbir şey olmadı. sonra yavaşça iğneyi çekti. Gördüğü olumlu noktaları kafasının bir yerine not etti. Sarımsı. . Hasta büyükbabanın başucunda iki adam.. Küçülmüş gözbebeklerinde güleç bir sakinlik vardı.Hans VVerner Hartmann.Tek çaremiz bu ya da çekip gideceğiz. babalık. . General kendini geliverdi. Sonra gerçeği kavradı ve basurunda duran sırık gibi iki adamın farkına vardı. Birkaç saniyede toparlanır.Kimsiniz siz.

Arjantin'de. ailesinin ve yakın çevresinin de yok edilmesi gerekliydi. . du-varlarda yankılanıyor. Yanık de 130 parçalarını makasla kesiyor ve mahkûmlara yediriyordu.Siz mi işkence ediyordunuz? .. kan gözyaşıydı.Duvarların içinde.Onları da denetim altında tutmak gerekiyordu! Acemi işkencectt» Bir Kuzey Amerikalı vardı.Her şeyden önce. . Yeniden kikirdedi.Nasıl bir deneyim? . sarhoş ediyordu. Siyasi bir kavga değildi. pislik herif. . Kasdan suskunluğunu bozmadı. Bugün şer ekseninden söz ediliyor. tutuklular üstüne deneyeceğimiz çalışmaları biz-zat gerçekleştirmemiz gerekiyordu. Asla! . . — Bize Hartmann'ı anlatın. Kan kam davet eder.Oraya Condor Planı çerçevesinde gönderildiğinizi biliyoruz. Korkudan ödü patlıyordu. Her zaman olduğu gibi.Onları gördünüz mü? . . Sadece onların değil. söz konusu nihai çözümdü. Adam gırtlağım temizledi. .Öğrenme. Bir tür paylaşım. tabii.Evet. Yalnız ve yalnız yıkıcı unsurların kökünü kazımak! Nerede olurlarsa olsunlar. Şili'ye verilen bir hizmet.O dönemde Güney Amerika'da tuhaf şeyler oluyordu.Bir alçak. . Yatağın diğer tarafında oturan Volokine ona doğru eğildi: . Yüzü. Çocuklar duvarların içinde'. Tıpkı uyuşturucu gibi.1973. Zulaıu patlattım. Başımızı döndürüyor.Şu senin küçük rezervini tuvalete de dökebiliriz. Cephede bulunmuş olanlar.Los niftos. . Sonunda kaçtı. . Korku. Gerçek erkekler. Barbarca içgüdülerine gem vuruyordum. kontrol. Şili'de. sürekli napalmdan söz ediyordu. Huzur. İhtiyar yastıkların içine gömüldü. . diğerlerinin arasında iki kobaydık. Ve aynı zamanda da belli bir ölçüde. Bize Şili'yi anlatın ve çekip gidelim.Anlaşmalarımız vardı. . . Tutukluyla yalnız. Bize gereken acı dolu çığlıklar. . Hartmann bunu "pratik çalışma" olarak adlandırıyordu. Acı tüm odayı dolduruyor. .Üzerinde çalıştığımız deneklerle aynı nitelikteydik. Birçok kere eseri .Yarın sabah narkotikçileri buraya yollamayalım diye. Yani hastalığın sirayet ettiği herkesin. dedi yeniden Kasdan. Haysiyet. Aksi takdirde mahkûm ölecekti. Çok kahraman Sonra birden gözleri korkuyla buyüdtt. . Yani erkekler demek istiyorum. etkililik öğretiyordum. Tuhaf olay cereyan ediyordu. Gri kaşlarının altındaki parlak gözbebekleri ona zalim ve kurnaz bir hava veriyordu. Şu veya bu teknikle.Onunla Ud öğretmenden çok iki öğrenciydik. Saçmalık! Şer ekseninin ne olduğunu iyi biliyorum.Sizin.Aleyhime hiçbir şey bulamazlar. omuzları peş peşe birkaç evre geçirdi. İşkence ölümle sonuçlanmamauydı.Sizden önce General Condeau-Marie'yle görüştük. Bir Paraguay. Bu eğilimler hakkında bize neler anlatabilirsiniz? La Bruyere ldMrdedi: . evet.Kobay mı? . Kızıl Kanser" in ürememesi için. Diğer eğitimcilerden. bu seminerlerde ki göreviniz tam olarak neydi? diye sordu Kasdan. Devamı nasılsa gelecekti..üstünde çalışan icracıyı durdurmak zorunda kaldı. Onun üstünde "çalışmamız" gerekiyordu. La Bruyere. Hartmann bizi bir hücreye koyuyordu. tkl ortak bakıştı. iğrenç de olsa bir tadı olan bir şeyler çiğniyormuş gib^ ağzını hiç açmadan çenelerini oynattı. Sesi yeniden belirginleşti. Brezilya'da ve daha birçok ülkede subayları eğittiğinizi de. General dönmüştü. lı.Onlara disiplin.Nerede? . Ve özellikle de asla coşkuya kapılınmamalıydıl Yeniden kikirdedi. etimize işliyordu. söz konusu olan. . Hart-mann'a göre diğer askerler de bir deneyim yaşama fırsatına sahipti. Sonra ziyaretçilerinden önce birini sonra ötekini süzdü.Bize meslektaşlarınızdan söz edin. Acıya yapılan bir yolculuk. . Çocukları.. Bunu herkes bilir. Çok asil. kadın-mahkûmların ırzına geçmesi için köpeğini eğitmişti.Kimleri? .. Özel seminerler düzenliyorduk.

.Böyle bir deneyime razı oldunuz mu? .Hiç bilmiyorum. ra'daki ofisinde bazı işkenceleri bizzat kendi üstünde uygulamıştı.Herkes için aynı şey değil tabii. . Ama sabn taşıyordu. En başından beri bir karmaşanın içinde ilerliyorlardı ve elle tutulur hiçbir şeye ulaşamamışlardı. Sanıyorum hem ruhu hem de bedeni duygusua kontrol altında tutmak istiyordu. çatlak sapkınlar güruhundan başka bir şey değilsiniz.. Acı çekerken aldığım zevk nedeniyle. Hartmann'a göre bir işkence uzmanı.Hfç tereddütsüz. Artık iyiyi kötüden ayırmıyordum.Başlarda. . Rus. Sıcak. diye devam etti La Bruyere. hâlâ yastıkların içine gömülüydü. . Bazıları ise bunun tutkunu oldu. Alman'ın aradığı bu değüdi. Bir yoğunluk. General eğri işaretparmağını Volokine'e doğru uzattı: . önemli olan tek şey yoğunluktu! Volokine yatağın kenarını tuttu ve tükürür gibi konuştu: . Bu fizyolojik refleks olumsuz duyumları sınırlandırır. çok az. Kasdan onu ceketinden yakaladı. kötü muameleleri kendi üzerinde de denemeliy. Hiçbir şey generali kızdıramazdı. Peşinden koştuğu şey bir tür arınmaydı. . Daha önce de.O seminerlerden sonra. Bu duyguyu çok seviyordum. Bu yeni bir fikir değildi. .girmişlerdi.Rezil herif. Ama bu hormon bir tur mutluluğa. Bana gelince. Hayır. Bu davranışın gerisinde uyuşturucunun verdiği rahatlık vardı. Bana gelince.Bu şekilde mi sadomazo olup çıktın? .. Gözlerini La Bruyere'den ayırmadan Kasdan'a hitap ediyordu: .Sadomazolar bu tür aptalca açıklamalardan hoşlanır.. ama bu acı başka bir duyum düzeyinde kendini gösteriyordu. Acı çekiyorduk.Vücut acı duyduğunda. Düzenli bir biçimde endorfîn salgılanması bizi bağımlı kılıyordu.Neden? . anlıyor musunuz? — Hayır.Bu sözcüğü sevmiyorum. ihtiyarın gırtlağına sarılmak İçin hamle yaptı.Ne olda? . ben kendimi kaybetmiştim. Zevk onun felsefesine aykırıydı. hor gördü.Elektrik de aldınız mı? .. Korkuluk küçük kafasını salladı. tabu. Hiçbir şey anlamıyorum. bundan çok çabuk zevk almıştım.Doğru. Cezayir'de General Massu.Kasdan. . mak. Endorfîn perisi beni çılgına çevirdi. Belki de bu çelişik duyguları hissedebilirdiniz. . . İkinci evre geliyordu. Bir zevk. Kravatım gevşeterek ayağa kalktı: . Acı bir güç haline gelme Hydi. Korku söz konusu olamazdı. Bize acıyı tattırmak istiyordu. Soğuk. La Bruyere küçük bir kahkaha atta. diye klkirdedi.Sizin gibi mi? . mekanizmayı harekete geçiriyordu.Benim gibi. Bu çalışmalar ne kadar sürdü? . Subayların çoğu. Hartmann'ı tekrar gördünüz mti? . Ben. Volokine söze karıştı.Zevk yüzünden.Sonra. bir gezintiye çıktıklarının farkındaydı. Stoacı bir yaklaşımla acıya hâkim ol. Hartmann tam olarak ne arıyordu? ■■~ Bilen hiç olmadı. evet. insanoğlunun çılgınlığının derinliklerine. Kasdan şaşkındı.Sakin ol! La Bruyere'e baktı. keyfe de neden olur. çok daha gelenekçi çalışmalara geri döndü. Onun yarattığı baş dönmesini. . Mastürbasyon yapar gibi kendini kesip biçen kaçık bir general.Buna "altboşluk" deniyor. Zevk veren acı. Bana göre. Hid. Tamamen iç içe. her işkence seansı bir zevk partisine dönüşür. ama benden vazgeçmekte gecikmedi. Bu yüzden beni hep aşağıladı. Bir enerji kaynağı. Vücudu uyuşturan doğal bir analjezik. Aksi takdirde. Bizler askerdik. di. Minotauros'unun Hartmann olduğu bir labirente -acı ve zulüm labirenti. Hartmann ne yaptığım biliyordu. özel bir hormon. . Yeniden doğmak İçin. Hart-mann'ın esiri olmuştum.Hartmann ne yaptığını biliyordu! Bizi yavaş yavaş artan acılara maruz bırakarak. diye devam etti Rus. Bu değişkendir. . sarhoşluğu.Denemeliydiniz. Volokine ise durumu sanki ondan daha iyi kavramış görünüyordu. endorfîn salgılar.

Ve şu anda . Hartmannla ilişkileri sürmüş olabilir mi? . Onun için rezil biriydim.Yine doğru. Ar damarları çatlamış işkencecilerdi. Etrafta dolanan bazı dedikodular vardı. Ama bunu ispati ayam am.Neden? —Acı bir sırdı. .Ta kendisi Kasdan bu bilgiyi kafasının bir köşesine kaydetti. Py hep pis işler yaptı. işkence. Kendimi yaralıyordum. . . Zaten sığınma hakkı sıradan bir zenciye bile veriliyordu. .' Bakın bir kez daha tekrarlıyorum. HartmaruVm köpeğiydi. Zaten bunun bir Önemi de yok.Neden ste? . Alfonso Arias. Sanki ortadan yok olmuşlar.Çünkü onları tanıyordum. Hartmann'ın öldüğünü Mü düşünüyorsunuz? . Orduda faaliyetini sürdürüyor sanırım. . . Şantaj. Askeri forsu-nu hep karanlık işlerde kullandı. Belki efendisini başından savamamış olabilir. Askerlere neden veril meşindi ki? Her şeye rağmen bu adamlar bir ülkeyi idare etmişlerdi.Neden? .Asla.Parlak bir kariyer. Thomas vah Eck. onu UgUendirmiyordum. Şimdi neredeler? .Bunda şaşılacak bir şey yok. Ve ekoller asla ölmez. . Saygın davetliler.Araştırdık. Ordunun onun gibi adamlara ihtiyacı var.Neden Fransa'ya kabul edildiler? . .O dönemde. Bir ekol. biliyor musunuz? .O karanlık yıllar boyunca Fransa'nın karıştığı olayları anlatacak olsalar da umursayan yoktu. Yargısız infaz. İd zaten çoktan emekli olmuştunuz.Goetz de mi? .Doğru.Santiago'da bir başka Fransız subayı daha vardı. . Ermeni'nin aklına tonlarca soru geliyordu.Jean-Claude Forgeras mı? . Onunla hiç karşılaşmadım.Onunla bir daha karşılaştınız mı? . Bu adamlar bizim davetlimiz. .al man buna dayanamıyordu. . . sizi Şilili "mültecilerin** transferini sağlamakla görevlendirdiler. General Py.Goetz kişiliksiz herifin tekiydi.Size göre. . Bu adamlar bizim seminerlere katılmış 132 ta.Hayır. Soğukkanlı bir sürüngen.Asla. Geçmişe sünger çekmek istiyorlardı. .Her şey mümkün.Çünkü o bir anlayış biçimi. Zaten adını da birçok kere değiştirdi Py adını almadan önce.Bugün. .Hiçbir fikrim yok. . Fransa'da kaybolmak için geliyorlar.El Ogro size bir şey ifade ediyor mu? -Hayır. . Bunu daha önce de söylemişlerdi. .Nerede olduğunu bilen yok.Bundan eminim. Acı tinsel bir şeydi. Lafı başka yere getirdi: . Çok tehlikeli bir bilgiydi Kendi için. . hepsi bu.Sanmıyorum.Daha sonra hangi isimleri kullandığını biliyor musunuz? .Bayağı bilgi toplamışsınız. Buraya. Hartmann'ın kişisel orkestrasının şefi. ismi Forgeras'ydı. . 1976'dâ Fransa'ya döndüm ve bir daha da Şili'ye gitmedim..Aralarında Wilhelm Goetz adında bir adam vardı. Ermeni bir kez daha lafı değiştirdi: . Kötülükten zevk alıyordum. .Ne olduğunu biliyor musunuz? .1987'de. Almanların insanları uyuşturmadan ameliyat ettiği bir hastaneden söz edildiğini duydunuz mu? .Onu nasıl bulabiliriz.Kimlik değiştirmiş olabilirler mi? . Asla bir yara görmek istemezdi.Ayrıca üç adam daha vardı: Reinaldo Gutteriez.

Wilhelm Goetz dört gün önce öldürüldü.. Sonra bir gün.801i yılların sonuna doğru dağıldı. Dokuz Kayışlı Kamçı. sonunuz ölüm olur! 51 Size bir hikâye anlatacağım.Birkaç yıl önce.Paris'te kim bize Asunciön'dan bahsedebilir? General. Bu da her seferinde nedense 28 oluyordu. Hartmann bir hastalıktır. Oradan Icurtulabilmiş ender kişilerden. 80'li yıllarda Paris'e geldi. .. Bilmiyorum.Hartmann'ın Asunciön'dald çiftliğinde bir hastane vardı. Volokîrıe'in sesi. -Ne? . ... ama onları nasıl birleştireceğini ve seri cinayetlerle nasıl bağlantı kuracağım hâlâ bilmiyordu.O başka bir şey. Tek bir gerçek vardı. Adolphe-Max Meydanı yakınlarında. Çoktan metal kutuyu açmıştı.Çok basit Dükkânı var. bir taksiye bindim ve şoföre sokağın adını söyledim. Bir gerçeği anlamanız gerekiyor. -Tüm bu soruların sebebi ne? Neden eski hikâyeleri eşeliyorsunuz? Volokine gelip yeniden yatağa oturdu.Al. Ama çok özel bir besin maddesi satıyor. Hartmann'ın hayaleti yaklaşıyordu. .Size göre.Demek cezası Ölüm oldu. C a l a i s S o k a ğ ı . Rus yatağın tam karşısına dikildi. Üstelik Alman da yaşlanıyordu.Birkaç hafta sonra.Buraya geldiğimizde. Çok fazla şikâyet. evet. Yamru yumru parmaklarıyla şırıngayı. Gözleri hazinesinin üstündeydi. diye lafa girdi Rus. iki adam da son derece gergindi. az önce. Oraya hiç gitmedim. Karşıdan gelen taşıtların farları arabanın içini aydınlatıyordu. . Adı Milosz. Bu durum her seferinde olmasa da birçok kez yinelendi. Umarım kendine iğne vuracak kadar iyisindir. Hemen bana "28 numara mı?" diye sordu. bir sırtlan gibi sırıttı: . Tüm 8 n m a r bir apartmanı ve oturanlarını araştırdım. Hiçbir şey bulamadım. Amansız bir hastalık. . İhtiyar artık onlara bakmıyordu.Evet. . yeniden bir taksiye bindim ve Calais Sokağı dedim. Ama orada tuhaf ameliyatlar yapılıyor olabilir.Milosz. Cehennemi andıran bu odada önemli bilgiler elde etmişlerdi. . Paris'te bir mekânı var. babalık. La Bruyere küçük paketi ve kutuları kavradı ve sanki bir bebek gibi göğsüne bastırdı. olabildiğince çabuk sakinleşmek için gösterdiği çabayı ele veriyordu. çok fazla bela vardı. Kıçına veya başka bir yerine. Calais Sokağı 28 numarada oturan bir kız arkadaşım vardı..Bir adam var. acıyı pazarlıyor. Sonra üstüne de küçük paketlerden birini bıraktı. Kasdan. . Volokine yeniden kapıda belirdi. kaşığı. Birden general bugüne döndü. . generale iyice yaklaştı: ..Bize onun bir ekol yarattığını söylediniz.Bu konuda konuşmak istemiyorum. Hartmann'ın eski "çocuklarından" biri. İhtiyarın önüne koydu.Onu nerede bulabiliriz? diye sordu Kasdan. hayallerinde ve kendi aralarında birkaç numara belirlemişlerdi. sadece çok iyi bildiği şeyi. Dokuzuncu Bölge'de. Başka bir tarz. gırtlağına düşkün biri gibi diliyle dudaklarını yaladı. Hartmann grubuna ne oldu? .Paris'te kim bize Koloni'yi anlatabilir? Kim yandaşlarının nerede olduğunu bilebilir? Volokine ayağa kalktı ve mırıldanarak odadan çıktı: — Hemen geliyorum.. kauçuk hortumu tutuyordu. Ona bir kez yakalandınız mı. Bir sadomazo kulübü. Bir keresinde. Huzursuzdu. diğerlerinden daha açıkgöz bir şoför beni aydınlattı. . . Numara 34'te. Farklı nedenlerden dolayı. Kasdan enkazla yalnız kaldı. . Kösnül bir arzuyla dakikaların geçmesini. bize çocuklardan söz ettiniz. Metal kutuları aldı. . gözleri otoyolda arabayı sürüyordu. Bu tuhaf tamnmışhğı açıklığa kavuşturacak hiçbir şey. artık sana kalmış. .Acı. Kendi arazisi içinde kurduğu Koloni parçalandı. ama fazla üstünde durmadım. Tasdik ettim. dedi Volokine.Orayı biliyorum. Herif "28 numara mı?" diye sordu. Kim bu çocuklar? .Esnaf mı? . . . yeni iğne vaktinin gelmesini bekliyordu. Doğru adresi verme cesaretini hiç gösteremeyen müşteriler de. sadomazo gösterilerin yapıldığı bir gece kulübü vardı. 2 mı?u Ben a polistim ve cevapsız soruları sevmiyordum.

ihtiyarın önüne koydu. Başkente yaklaşmış olmalarına rağmen. sonunuz ölüm olur! 51 . Paris'te bir mekânı var. 80Ti yıllarda Paris'e geldi. kaşığı. Metal kutuları aldı.. Araba gece tarafından taşınıyormuş gibi kayarcasına yol alıyordu. Umarım kendine iğne vuracak kadar iyisindir. . trafik hâlâ akıcılığını koruyordu. Pre-Saint-Gervars. Ama çok özel bir besin maddesi satıyor. Hartmann bir hastalıktır. Mahkûm her düğüVolokine ayağa kalktı ve mırıldanarak odadan çıktı: — Hemen geliyorum. Hartmann'ın eski "çocuklarından" biri. — Onu nerede bulabiliriz? diye sordu Kasdan. . Golais Sokağı. Bu durum her seferinde olmasa da birçok kez yinelendi. Dokuz Kayışlı Kamçı.Gece kulübünün adı Dokuz Kayışlı Kamçı'ydı.e-Max Meydanı yakınlarında. Bir sadomazo kulübü. dedi Kasdan. — Bir adam var. Hemen bana "28 numara mı?" diye sordu.. ön paneldeki göstergeler bir uçağırüdler gibi parlıyordu. 28 numara mı? Ben bir polistim ve cevapsız soruları sevmiyordum. Herif "28 numara mı?" diye sordu. Kasdan..Birkaç yıl önce. Tek bir gerçek vardı. sadece çok iyi bildiği şeyi. Bir gerçeği anlamanız gerekiyor. İhtiyar artık onlara bakmıyordu. Sonra üstüne de küçük paketlerden birini bıraktı. Amansız bir hastalık. dedi Kasdan. iflas Kapısı. Bu da her seferinde nedense 28 oluyordu. İki adam da son derece gergindi. Yol tabelaları gecenin karanlığında parlıyordu. Bagnolet kapısı. bir sırtlan gibi sırıttı: — Milosz. Kasdan enkazla yalnız kaldı. gırtlağına düşkün biri gibi diliyle dudaklarını yaladı. Ve kuşkusuz sen bu adın ne anlama geldiğini de biliyorsun.BDSM'de bir sembol. diğerlerinden daha açıkgöz bir şoför beni aydınlattı. — Esnaf mı? — Evet.Birkaç hafta sonra. Yamru yumru parmaklarıyla şırıngayı. acıyı pazarlıyor. yeniden bir taksiye bindim ve Calais Sokağı dedim. Karşıdan gelen taşıtların farları arabanın içini aydınlatıyordu. — Paris'te kim bize Asunciön'dan bahsedebilir? General. . evet. bir taksiye bindim ve şoföre sokağın adım söyledim. ama onları nasıl birleştireceğini ve seri cinayetlerle nasıl bağlantı kuracağını hâlâ bilmiyordu. Dokuzuncu Bölge'de. Milosz'la ne ilgisi var? . trafik hâlâ akıcılığım koruyordu.Çok garip. dedi Volokine. . Huzursuzdu. Bir keresinde. Adolpb. Hiçbir şey bulamadım. Farklı nedenlerden dolayı. Tasdik ettim. yeni iğne vaktinin gelmesini bekliyordu. Araba gece tarafından taşuuyormuş gibi kayarcasına yol alıyordu.Yol tabelaları gecenin karanlığında parlıyordu. Bagnolet kapısı. babalık. Calais Sokağı 28 numarada oturan bir kız arkadaşım vardı. Çoktan metal kutuyu açmıştı. Volokine yeniden kapıda belirdi. Lilas Kapısı. gözleri otoyolda arabayı sürüyordu. . . Volokine'in sesi.Gece kulübünün adı Dokuz Kayışlı Kamçı'ydı. Hartmann'm hayaleti yaklaşıyordu. Her birinin ucunda bir düğüm bulunan birçok kayıştan oluşan bir kamçı.. Sonra bir gün. Tüm apartmanı ve oturanlarım araştırdım. Size bir hikâye anlatacağım. Başkente yaklaşmış olmalarına rağmen. Kösnül bir arzuyla dakikaların geçmesini. — Orayı biliyorum. — Al. Milosz'la ne ilgisi var? . ama fazla üstünde durmadım. hayallerinde ve kendi aralarında birkaç numara belirlemişlerdi. olabildiğince çabuk sakinleşmek için gösterdiği çabayı ele veriyordu. -Ne? — Acı. Korsanların bu kamçıyı disiplinsiz davrananları cezalandırmakta kullandığı rivayet edilir. Numara 34'te. kauçuk hortumu tutuyordu. Gözleri hazinesinin üstündeydi. artık sana kalmış. değil mi? . — Çok basit. diye lafa girdi Rus. Oradan kurtulabilmiş ender kişilerden. sadomazo gösterilerin yapıldığı bir gece kulübü vardı. Doğru adresi verme cesaretini hiç gösteremeyen müşteriler de. ön paneldeki göstergeler bir uçağınküer gibi parlıyordu. Adı Milosz. Pre-Saint-Gervars.Çok garip.Bu kadarı da olmaz. Cehennemi andıran bu odada önemli bilgiler elde etmişlerdi. La Bruyere küçük paketi ve kutuları kavradı ve sanki bir bebek gibi göğsüne bastırdı. Rus yatağın tam karşısına dikildi. Ona bir kez yakalandınız mı. Kıçına veya başka bir yerine. Bu tuhaf tarunmışlığı açıklığa kavuşturacak hiçbir şey. Dükkânı var.

Bana bırakın.Çok uzun zaman önceydi. Bu işten hiçbir zarar görmeden sıyrılmış küçük bir asker gibiydi. Bilmiyorum. Her birinin ucunda bir düğüm bulunan birçok kayıştan oluşan bir kamçı. Biraz fazla acımasız."Pain-sluts" ne demek? . • . .Görüyorum ki belagatın bayağı iyi. BDSM dünyasında. gökyüzünü omuzları üstünde taşımaya mahkûm edilmiş Titan Atlas'ı düşündü. onu tanıyor musun? . Eroinle temas. Sanırım onu biraz fazla Slav yapıyor.Yaşlı olan benim.Hayır. Rochechouart Bulvarı görünmüştü.BDSM. Kızların bağlandığı ve işkence edildiği bu tip çizgi romanlardan hiç okumadınız mı? .Bu kadarı da olmaz. BDSM ne demek? .Sola dönün.Tüm bu rezil yerleri kapatmak lazım. Ermeni. ama yüzeysel.BDSM'de bir sembol. asit yağmurunun etkisiyle süngerimsi bir hal alıyordu. diye mırıldandı Volokine. Dışarıda dondurucu bir soğuk vardı."Bondage" neyi ifade ediyor? . Ve kuşkusuz sen bu adın ne anlama geldiğini de biliyorsun.iyi. . . acımasız temayüller yok mu? Sadomazoşizm mesela? .Şu Milosz. . pek bu tur işlere düşkün tiplere benzemiyoruz. Dokuz Kayışlı Kamçı'nın ne bir tabelası ne de bir yazısı vardı. Noel gecesi yavaş yavaş eriyor. Ama ayrıca boyun eğme ve disiplinden de söz edilebilir. . . . üstat olansa sen.Körpe bedenleri mi seviyor? . Kasdan sağa döndü ve geceyi taşıyan koskocaman bir temeli andıran devasa köprü kemeri boyunca ilerledi. Kasdan denileni yaptı.. Görüyorsunuz ne dalgalar dönüyor. Gerçek adı Ernesto Grebinski.Tamam. Âlemler. sebebi ne? . işkence. . Acı skalasında cesareti. Burada her şeye rıza gösteren yetişkin insanlardan söz ediyoruz. Sonra sağa dönün.. .Hiçbir fikrim yok.Bondage. .Uzaktan. Ermeni gülümsedi. Rochechouart Bulvan'na kadar gideceğiz. Blanche Sokağı. . Burada bilinmesi gereken şey BDSM'nin tam olarak sadomazo-sizinle bire bir örtüşmediği. Dokuzuncu Bölge'ye sapacağız. On sekiz yaşında bile olmayan "pain-sluts"lar. Kan ritüeli. Ama kulübünde birkaç kez reşit olmayan kızlar ele geçti. Herif racon sahibi. BDSM. Daha bir saat önce Vblo sıradışı bir deneyim yaşamıştı. Bunun pedofiliyle bir ilgisi yok. zincir ve kelepçe sanatı. Hâkimiyet Sadomazoşizm. "dokuz kayışlı kamca" uygulaması. .Bağ. 40 yıldan beri Paris'i arşınladığım söylemek için ağzını açta.Ya şu Milosz lakabı. Clichy Meydanı 'rıda. insanlara acı veriyor ve insanlar da ona bunun için para veriyor. Etoile yönüne. Sadomazoşizm ise çok daha serttir.La Chapelle Kapısı'na kadar çevreyolunu izleyin.Farkı anlamıyorum. Sadece üzerinde bakır bir tokmak ile bir dikiz deliği bulunan siyah bir kapı. Çocuk Koruma Bürosu 'nda dosyası var. gerçekten bir anlam ifade eder. Kendine ait bir bölgesi var. . Korsanların bu kamçıyı disiplinsiz davrananları cezalandırmakta kullandığı rivayet edilir.Daha sert.Acı çektirmek için bağlanmış kızlar. sola. Sodyum lambaları pigmentli bir hale yayıyordu. çok daha güvenli ve çok daha kabul edilebilir uygulamalara dayanır. . Havai metro hattı. .. Kimi zaman da "sınırsız". Mahkûm İver düğümü bizzat kendi atmak zorundaymış. Küçük düşürme ve acı çektirme ritüelleri.Uzel geceler düzenliyor olabilir. Saat gecenin 3'üydü ve bulvar tamamen bostu. emirleri ve açıklamalarıyla onu sinirlendirmeye başlamıştı. Ayrıca Ermeni'rdn ifade edemediği başka şeyler de vardı. "Blanche" Metro Istasyonu'na gelince Volo emir verir gibi bağırdı: . Burası. Daha az acı verici. Park edin. Volokine de gülümsedi: .Suç olması için şikâyet olması gerekir. Kasdan. Volo. Ederiyle uyuşturucuyu generale zerk etmek. değil mi? . ama sustu. Calais Sokağı. Oğlanın dizginlerini biraz koyuvermekte bir salonca yoktu. BDSM çok daha güvenli. Aynı anda arabadan çıktılar.

Bir ses duyuldu: . diğeri koyu. yerinde dura mayan Volokine'i alçak sesle uyardı: .Ben sakinim. sırf eğlence olsun diye meslektaşlarıyla bu tür kulüplerde sabahlamışü. rica ederim. Kadının bacaklarından biri. Üzerinde bir güvenlik kjjı di ile elektronik bir kapatma sistemi vardı. Ve etrafında da sos.O kim? içinizden biri mi? . Bu kapının ardında. Bir yataktaki başka bir sahne dikkatini çekti. Acıyı yavaş yavaş artırarak. Sık gözenekli küçük bir kafes göründü. . Kasdan da bu tür sapık barlara veya sa-domazoşist partilere baskınlar yapma fırsata bulmuştu. Soğuk ve donuk bir ışık yayan ampullerin kendisi de kırmızıydı. Yemden yürümeye başladılar. diğeri ise çok dikkatli bir şekilde bacaklarının araşma eğilmişti. Cinsiyetlerim ayırt etmek imkânsızdı. Her an infilak edebilecek bjf bomba. Volokine onu ceketinden çekti. Yarım yamalak görünen yüzler kırmızı. Biraz daha yakından bakınca.Patrona danışmam lazım. zincirlerin. . Omuzları o denli ge nişti ki kapının açıklığım tamamen örtüyordu. Gözleri farklı renkteydi. çıplak ampullerin asılı olduğu koridorun tavam kırmızıydı. Garanti ederim. Duvarlar.Bana isimlerinizi ve rütbelerinizi söyler misiniz. . tiz bir sesle. Yaşlı müptelayı ziyaretten bu yana Volokine. Beni takip ediniz. Bar fedaisi onlara döndü ve kenara çekildi: . metal ortopedik bir aygıt içine yerleştirilmişti. aygıtın sıkıştırdığı bacaktan kan sızıyordu. Bu sinirli bir gülüştü. Kapı açıldı. Volokine kimliğini dikiz deliğine yapıştırdı. Kasdan.Kulüp kartınız var mı? .Elbette. Kusursuz kruvaze takımlı dev.İçeri giremezsiniz. Eşikte dev gibi bir herif belirdi. sana söz veriyorum yarın bayağı önemli sıkıntılarınız olacak.Evet yasa var. bir boruya elleri arkadan zincirlenmiş bir kadın oldu. Kolundaki zincir sokak lambalarının ışığında parlıyordu. gözlerini ziyaretçilerinden ayırmadan cep telefonunu çıkardı: . cehennem başlıyordu.Danış oğlum. sinirli sinirli ayakları üzerinde yaylanıyordu. Kasdan bir ayrıntıyı iyice görebilmek için yaklaştı. Biri açık renk. 3|pift tik gördüğü şey. Eğer şimdi içeri giremezsek. . Zaten onu görmeye geldik Adam. lütfen? Kasdan ve Volokine aynı anda güldü. Ve nihayet koridora açılan hUcreler de kırmızı. Hayır. onlar da kırmızı. Saçları ve kaşları. bu durum Ermeni'yi şaşırttı. kollan ve bacakları ayrıktı. Anlayacaktır. dedi kapıcı. siluet lerden biri oturur pozisyonda tavana asılıydı. Ağzında bir tıkaç vardı. Kapıcı bir şifre girdi ve fa gorifik kapılannkini andıran krom levyeli kolu yerinden oynattı. hayran olduğu şu rock şarkıcısını düşündü: Marilyn Manson'u. . Kasdan. hiçbir şey onu güldürmüyordu. Ama bu gece.Giriniz. Siyah giysiler giymiş iki kişi lastik kediler gibi ağır ağır hareket ediyordu. bir albino gibi tamamen renksizdi. ama Kasdan araya girdi: .Tokmağı tuttu ve sanki Drakula'nın şatosunun kapısını çalar gibi tokmakla kapıya vurdu. Kasdan durdu. Hemen dikiz deliği açıldı. şüpheli bir zamanla^ cıyla donatılmış bir patlayıcı gibiydi. holde ilerledi. sağ yumruğunu sol avucuna vurarak. bunu yapmaya hiç hakkınız yok. Ermeni son noktayı koydu: . çivilerin parıltıları kırmızı. O dönemde bu tür şeyler ona son derece gülünç geliyordu. Adam sırtım döndü ve cep telefonuyla konuştu. ter ve dışkı kokan küçük cehennemler.Sakin ol. aygıtın sürekli olarak sıkıştırmaya devam ettiğim tahmin etmek güç değüdi. yol boyunca kâğıt mendil ve prezervatif dağıtıcılanyla karşılaştılar. Yüzlerinde deri maskeler vardı. Gölgeler. sıcak.Hartmann. Bazen de. Yasayı biliyorum. Başka bir çelik kapının önünde durdular. Rus bir şey söylemek için ağzını açtı. başkalarına alttan bakma alışkanlığı yoktu.Ona sadece Hartmann de. Kelepçelerin. Gözlerini aşağıya doğru kaydırdı. Gecenin yansında. Kasdan'dan bile İriydi. 52 Her yer kırmızıydı. Tüm Parisli aynasızlar gibi. Kapıyı arkalarından kilitledi sonra karan]]}. onw bunaltan bu gecenin ağırlığından biraz olsun kurtulmak için boşuna çaba. . Kullanım amacına uygun bir şekilde düzenlenmiş.

ama beyaz karnını gördü ve anladı. Ve aynı zamanda bu ahlak bozukluklarına tuhaf bir teklifsizlik hâkimdi Emeldi olmasından bu yana hiçbir şey değişmemişti. bu tür bir oynaşma böyle bir yer için son derece Önemsizdi. acı çektirerek ondan intikam alıyordu. Üstünde. mide bu landırıcı pis kokular. mastürbasyon yapan. Kasdan. Kasdan "Havada duran şu bütün kıçlarla. Bu. Volokine. zemine yayılan ve zincirlerin şakırtısına kansan idrarın şırıltısını duyabiliyordu.Birden. Kruvaze takımlı kapıcı. kendini son derece sefih hissediyordu. 69 pozisyonunda birbirlerini yalıyorlardı. zincirlere bağlı vücudunu geriye doğru atmış olanın içinden sanki bir iblis fırlamıştı.. Çok uzaktan gelen çamaşır suyu kokusunu algıladı. kahretsin. İnsan doğasına aykırı bu işkence gö-rüntüleri ve cinsel faaliyetler. sanki vulvasına kızmış. idrar ve dışkıyla karışmış kan. Kasdan tüm dikkatini yü-zenlere verdi. Kasdan." diye düşunmekten kendini alamıyordu. Bir araba garajından daha büyük. karanlığın içinde daha kötü şeylerin olduğunu tahmin etmeyi kolaylaştırıyordu. iki ortak aynı anda. Bir havuz. her ikisi de zincirle bağlanmıştı. Volokine onu sonraki salona itekledi. bu Noel akşamı sadece çocuklar için değil büyükler için de önemü. Hareket o derdi hoyrattı ki. Kasdan gözleriyle karardığı taradı. Kılavuzları sağa dönüp yeni bir koridora saptı. Aslında kandı. insanoğlu her zamanki gibi İliklerine kadar çürümüştü. Solda bir odanın kapısı açılıyordu. kafalarında gözler ve ağız dışında her yer lerini örten kukuletaları. diye mırıldandı Kasdan. sperm. Gözler. Genç adam ondan çok daha fazla rahatsız olmuş gibiydi. bkbirlerini yalayan çifte bakarak yavaş yavaş işiyordu. Şiltenin üzerindeki çiftin ritmine uygun. metal armatürler Mekân sahibi bir tür mahzen yaratmıştı. bayılmanın eşiğine gelmişti. sanki Loire'daki bir şatoyu geziyormuş gibi sakin bir şekilde ilerlemeye devam ediyordu. dostlar. idrar birikintisi siyah kana boyanıyordu. deri yelekleri. Birbirleriyle hiç konuşmuşlar mıydı? düğüm düğüm olmuş bu vücutlar zevk alma adına birbirlerine dolanıyorlardı. Eteklerini kaldırmış. buhar tüten dikdörtgen bir havuza açılıyordu. acımasızca kendini doğruyordu. ama tüm bunların altında yatan trajediyi fark etmemek imkânsızdı. istemelisi bir hareketle geri çekildi. burası da yeniden kırmızı ışıkla aydınlatılmıştı. Dip tarafta. . ayaklarında ayakkabılar bulunan çırılçıplak iki kişi.. Ama sahne. Karanlığın içinde. birbirlerini emen bedenler fark ediliyordu. en karanlık deliklerinden boşaltan insanoğlu zevkin başka yerde değil burada olduğunu ispatlamaya çalışır gibiydiüzerlerinde slip mayoları. eğilmiş gölge doğruldu ve kardı yumruğunu havaya kaldırdı. tabii. Hep aynı Homo erectus'ta. Burada ne İşimiz var? bunu boğuk bir sesle sormuştu. -Son derece berbat bir gece. daha geniş bir yerdi. Kırmızı ışık yerini tatlı bir alacakaranlığa bırakmıştı. önceki ziyaret sırasında uyuşturucunun bu denli yalanında durmasından çok Mşüiğinin gizü kalmış bir yanıyla ilgili olabilirdi. Bu bok yuvası onun konsantrasyonunu yok etmek üzereydi ve Mİlosz'un karşısına çıkmak için formunu koruması gerekiyordu. çamaşır suyunun kokusunu bastırıyordu. Buhar tabakasına rağmen birbirine dolanmış. Zincir şakırtıları duyuldu ve aldığı karara rağmen dönüp baktı. Gözleri yuvalarından fırlamış. iriyarı bu iki polisi mat etmekten son dereCE MUTLUYDU dedi dişi papağan sesiyle. Bu insanlar daha önceden birbirlerini ta-nıyor olabilirler mi diye düşündü. duvarlar boyunca uzanan borular. çömelmiş bir kadın vardı. Bütün dışkılarını ve terini. Kasdan. çivili kolyeleriyle yüzme öğretmenleri havuzdakilere göz kulak oluyordu. Bu fare deliğine hâkim koku. Milosz'un bürosuna biraz rahatlayarak girdi. dikleri andan itibaren aşırı huzursuzdu. küçük sarsıntılarla titriyordu. Araba niyetine de yere bir şilte atılmıştı. kadının mastürbasyon yaptığım düşündü. Mozaik döşeli bir oda. Görüyorum ki. Buradaki her şey sanki insanoğlu tüm borulanndakl vanaları açmış gibi ger-çekleşiyordu. Ermeni. deri maskenin altından duyulan boğ^L çığlığın şiddeti Kasdan 'ı ürkütmüştü. beşlik simit gibi sırıtıyordu. Ağızlar. Elini bacaklarının arasına sokmuş. Topukları üzerine oturmuş kadın kireç gibi solgundu. Volokine'e döndü. Kılavuzları yanlarına geldi. ama burada ne küf ne de toz kokusu vardı. diye mırıldandı Volokine. Kasdan artık bakmıyordu. erkek İfrazatlarryla karışık misk kokuşuydu. ölüm arzusu. suyun tavandaki neonlardan dolayı kırmızı olduğunu sanıyordu. içindeki o gizli GELDİK . Başka hücreler. Çıplak çimento duvarları olan bir koridor. Kulübe gir.Giriniz.

kalmış duygulan harekete geçirmişti. Ne olduğunu bilemediği anlaşılması güç duyguları. Hep o aynı kara delik... Sadece semptomlarım hissedebiliyordu. Onu hep asıl nedenden uzaklaştıran dışsal belirtiler. N e v r o z , u y u ş t u r u c u mk a yl laann i n s a n ı n u y u ş t u r u c u s u d u r . u Rus eliyle yüzünü sıvazladı ve dikkatini toplamaya çalıştı. Bu odaya hiç girmemişti. Çıplak duvarlar beyaz vinil kaplıydı. Zemin kırmızı muşambaydı, üzerine de parlak bir örtü seriliydi. Dip tarafta, Milosz bir metre yüksekliğinde bir seki üzerine yerleştirilmiş koyu renk ahşaptan bir tahtta oturuyordu. Iriyan ev sahibi simsiyah kolsuz bir palto giymişti. Sadece kaşsız, bir buldoğun hatlarını andıran kel kafası açıktaydı. Bir Spar-pei ile bir Nosferatu karışımı. Soluk kel kafasının üstünde, ezoterik figürlerle süslü, sadomazoşizm us-tasının resminin bulunduğu tahtın sırtının bir kısmı görünüyordu. Milosz kolunu kaldırdı: - Dekoru dikkate almayınız. Müşterilerim abartılı şeylerden hoşlanıyor... Volokine gülümseyerek ona doğru yaklaştı. Yeniden eski soğukkanlılığını kazanmıştı: - Selam Milosz. Burada bize olağanüstü bir gece yaşatıyorsun... - Konulu geceler her zaman işe yarar. Volokine, şaşkın Kasdan'a doğru baktı, sonra gözlerini yeniden mekân sahibine çevirdi: - Meslektaşımla düşünüyorduk... Bu gecenin konusu ne olabilir? - "Noel'in düşmanları." Tabii bundan çocuklara asla söz etmemek şartıyla. Milosz gürültülü, bir kahkaha attı. Sesi, kelimeleri, kahkahası, hepsi büyük bir mağaradan çıkıyormuş gibiydi. İspanyol aksanı boş sesinin modülasyonlarını daha da artırıyordu. - Sana Ldonel Kasdan'ı tanıtayım, Cinayet Masası'nda başkomiser. Bir soruşturmayı yürütüyoruz. - Dostlar, sizleri pastamın üzerindeki kirazlar olarak görüyorum... - Ne kirazı? Ne pastası? Yaratık, şeytani bir Gandalf gibi iki kolunu havaya kaldırdı: - Eğer yanlış anlamadıysam, benimle ilk çocukluk günlerimden konuşmak için buraya geldiniz. - Seninle Hans-Werner Hartmann'ia ilgili olarak konuşmak istiyoruz. Dua eder gibi ellerini birleştirdi, sonra zar atar gibi salladı: - Hepsi bir dönemdi1. - Bu şekilde değerlendirmenden memnun oldum. Böylece tehditkâr polisleri oynamak zorunda kalmayacağız. - Kimse Milosz'u tehdit edemez. Milosz konuşmak isterse, konuşur, hepsi bu. - Çok güzel, kocaoğlan. Öyleyse seni dinliyoruz. - Bir şeyi unutmadığına emin misin? Volo'nun aklına para geldi. Ama herifin bu tür küçük cep harçUklarryla bir ilgisi olamazdı. - Eğer konuşmamı istiyorsan, diye yeniden söze başladı guru. Önce senin anlatman lazım. Milosz'a her şeyi söylemen lazım. Bu soruşturmanın sebebi ne? Hans-Werner Hartmann'm cesedi toprağın altında çoktan kokuşup çürümüştür. - Wilhelm Goetz, dedi Rus. Bu isim sana bir şey ifade ediyor mu? - Elbette. Hartmann'ın kuçukuçusu. Olağanüstü seslerin şefi. - Onu tanıyor musun... şahsen? - Hayatım, onun bageti altında şarkı söyledim. Hem de kelimenin tam anlamıyla. - Onun Paris'te yaşadığını biliyor muydun? - Her zaman biliyordum, evet. - Neden? - Benim kulübün müdavimlerindendi. Güldü. Bazı şeyler tamamen tersine dönüyor. Paris'te, bu sefer o benim sopamın altında şarkı söylüyordu. Acı takıntısı vardı. - Goetz dört gün önce öldürüldü. Hiç tepki vermedi, sonra konik bir şekilde soluk verdi: - Şeytan ruhunu korusun. Volokine işaretparmağmı gömlek yakasının altına soktu. Kravatım gevşetti. Dayanılmaz bir sıcak vardı. Milosz'ün iri, ağır ve siyah bedeni soluk almayı daha da güçleştiriyordu. - Sana göre onu kim öldürmüş olabilir? herif uzun ve çalkantılı bir yaşam sürdü".' B öbirl egeçmişte bunu yapmak isteyecek çok insan olabilir. y - Biz de öyle düşünüyoruz. - Hartmann'la ilgili sorularınız? - Bize senin Asunciön Kolonisi'nde yaşadığını söylediler. Doğru mu?

- Bunu kim söyledi? - General La Bruyere. - Bir başka iyi müşteri. Onun öldüğünü sanıyordum. - Hayatta, şimdilik. Volokine ilk sorusunu sormak için uygun kelimeleri arıyordu, ama Milosz etli balık dudaklarım açtı: - En iyisi, size hikâyeyi anlatayım. Tüm hikâyeyi. Rus çevresine bir göz attı. Ne bir sandalye ne de koltuk vardı. Sado-mazoşizm üstadının ziyaretçileri, boyunlarında köpek tasmalanyla dört ayak üzerinde geliyor olmalıydı. Volokine ellerini ceplerine soktu, Kasdan hâlâ kıpırdamadan duruyordu. Hâlâ şaşkındı sanki. - C 'o l o n i1968'de geldim. 10 yaşındaydım. Cordillera eteklerindeki Tem uca'mn yakınındaki küçük bir köyden a 'y a geliyordum, Hartmann, tarlada ve madende çalışmak, koroya katılmak isteyenlere yiyecek veriyor ve okul imkânı sunuyordu. Bize Alman âdetlerimi müziği, Alman-cayı öğretiyordu... — Koloni'de hayat nasıldı? - Özel, dostum. Çok özel. Bir kere zaman 30'lu yıllarda durmuştu. \ K a tçekirdek grubun üyelerinden söz ediyorum. ı Bizim gibi yabancılardan değil. Kadınların saçları örgülüydü ve geleneksel kostümler giyiyorlardı. İnsan kendini Almanya'da hissedebilirdi. - Hangi dil konuşuluyordu? - Bizimle ispanyolca, kendi aralarında Almanca. W i e S i e b e f e h l e n , Ama dikkat: Koloni bir nazi topluluğu değildi. m e in H e rr f Kesinlikle. Bir aile ortamı olduğu söylenebilir. Hatırlıyorum, her yerde bayraklar, /lamalar dalgalanıyordu. Üzerilerinde garip bir işaret vardı; nazi kartalını andıran eğik, hafifçe çekik bir siluet. Üzerimizde baskı oluşturan bir idealin gölgesi gibi. Aynı zamanda hem Hıristiyan hem de uğursuz. - Katı kurallar olduğunu sanıyorum. - Neşeli bir okul değildi, bu kesin. Ama tamamen özgür bir yaşam vardı. Her şeyi üretebiliyordunuz, tuz ve kahvenin dışında Erkekler ile kadınların, aralarında herhangi bir ilişki kurmaya haklan yoktu. Hartmann, sadece Hartmann evliliklere karar veriyordu. Sonra, evlenen çiftler gün içinde birbirlerini göremiyorlardı. Hatta bazen geceleri bile. Doğum oranı çok ciddi kontrol altındaydı. Tarlada, madende konuşmak, ıslık çalmak, gülmek yasaktı. Muhafızlar ve köpekler bizi sürekli olarak gözlüyordu. Bütün olumsuzluklardan söz etmeye kalkarsam yarına kadar burada kahra. - Sen yine de bize başka kurallardan da soz et- En azından birkaç tanesinden. - Hartmann modern uygarlığı bir çürüme olarak değerlendiriyordu Bazı malzemelere dokunmamız yasaktı, plastik, inöks, naylon gibi ay-rıca bazı besinleri tüketmemiz, Coca-Cola gibi bazı içecekleri İçmesek de. El sıkışmak gibi bazı hareketleri yapmamız da. Bu tür temaslar olarak değerlendiriliyordu. Hartmann tamamen saf bir hayat hedefli-yordu— Modern cihazlar da yasak miydi? 4g» — Hayır. Hartmann o kadar aptal değildi Elektrikten faydalanma, traktör kullarıma, tüm bunlara izin vardı. Alman'ın çalıştırması gereken bir tarım işletmesi vardı ve nasıl davranacağım biliyordu. Aslında iki bölge vardı. Çocukların büyütüldüğü, elektriğin ve kirlenmeye yol açacak herhangi bir kaynağın olmadığı "temiz" bölge. Ve hastanenin, ■yemekhanenin ve diğer tüm tarım alanlarının yer aldığı elektrik bölgesi. —Bu yapılanma Amişlerinkine oldukça yakın, öyle değil mi? - 80'lerin ortasında Naciön'dan bir gazeteci Comuradad hakkında bir makale yazma cesareti gösterdi. Yazının baslığı "Kötülük Anûsle-ri'ydi. Bu isim daha sonra Alman dergisi Stem tarafından da kullanûdı. Yanlış bir değerlendirme değildi. Sadece Hartmann bu görüşe katılmadı, çünkü o hiçbir tarikatın izinden gitmiyordu, içinde anabaptizmin, metodizmin, batta Budizm'in olduğu, çok katı kurallara sahip bir Hıristiyan birliğine dayanan bir tür bağdaştırmacûık uyguluyordu. Sanırım Tibet'e bir seyahat de yapmıştı... - Ne zamandan itibaren tarikat içinde tam bir kabul görmeye başladın? - Hemen. Sesimden dolayı tabii. Şarkı söyleme konusunda büyük bir yeteneğim vardı. Bu bir şans olarak görülebilir, ama değildi. Hatta son derece tehlikeliydi. -Tehlikelimi? — Hartıuann'ın dünyasında, yanlış notaların bedeli pahalı olurdu. - Koroyu kim yönetiyordu? Wühelm Goetz mü? — O dönemde, evet. Sonra başkaları da oldu... - Cezalandırma ismi Goetz mü yapıyordu? - Bazen. Ama Goetz iyi bir adamdı. Dayak atma işini gözetmenlerineyaptırırdı. - Nasıl yaşıyordunuz? Yani tarladaki çahşmaiann ve koro faaliyetlerinin dışında? - Hep birlikte. Beraber yiyorduk. Beraber çalışıyorduk. Beraber uyuyorduk. Ancak geleneksel anlamda bir aile de değildik. Hartmann Tann'mn ibrahim'e verdiği öğüdü benimsemişti: "Ülkeni ve ailem ayır." Tek bir

yuvamız vardı: Koloni. Ve bir dereceye kadar, aradığıma sıcaklığı orada buluyorduk. Sonra olaylar karışık bir hal aldı. 280 — Sonra, derken? — Buluğ dönemiyle birlikte. Melek sesimizi kaybedince Agoge'ye gfe çiyorduk. Sözcük Volokine'de belli belirsiz bir şeyler çağrıştırdı. - O ne demek? diye sordu. - Yunanca bir kelime, Sparta geleneğine ait. Antikçağ'da, Spartalı çocuklar belli bir yaşa gelince disiplinli, acıya dayanıklı bir savaşçı olarak yetiştirilmek üzere ailelerinden alınırdı. Koloni'de olan da buydu. Yakın dövüş teknikleri. Silah kullanma. Dayanıklılık. Ve tabii ki, cezalandırma... - Ateşli silahlarınız var mıydı? - Koloni'nin bir mürımunat deposu vardı. Bir kale gibi inşa edilmişti. Kimse oraya yaklaşamadı. Yıllar boyunca, güvenlik konusunda yapılan bütün teknolojik yeniliklere şahit oldum. Hartmann paranoyaktı. Hep bir saldın bekliyordu. Bize her sabah, her akşam hatırlattığı kıyamet gününü saymazsak. Tam bir kaçık hayatı. Rus, bir kaçığın söylediklerinin yasa olduğu bir dünyada yaşayan, eziyet çeken bu kayıp çocukların maruz kaldığı cehennem azabım düşünmeye çalışıyordu. Bu düşünce bile onu fiziken rahatsız etmeye yetiyordu. Hep aynı hikâye. Çocukların acı çektiğini düşünmek bile onun için ıstıraptı. Kökenine inmeyi reddettiği hassas bir nokta. - Bize, verilen cezalardan söz et. - Dostum, bunlar nazik kalplere göre değil. - Bizi dert etme. Bana ne tür şeylere maruz kaldığınızı anlat. - Bu akşam olmaz. Bu güzel Noel gecesini berbat etmeyelim. - Biraz önce senin kulübü boydan boya kat ettik. Söylendiği kadar rahatsız edici değil. - Benim" kulüp bir tür şaklabanlık yeri. Ben sana gerçek acıdan söz ediyorum. - Farkı ne? - Korku. Burada herkes, korkuyormuş gibi davranır. Çünkü herkes, elini kaldırdığında acının derhal duracağım bilir. Gerçek acı herhangi bir sınır olmadığında, her şey işkencecinin elinde olduğunda başlar. İşte o zaman, evet o zaman acıdan söz edilebilir. - Neler yaşadın? - Koloni'de hepimizin yaşadıklarım. Volokine ısrar etmedi. Daha kestirme bir yola sapta: - Bu cezalar hangi sebeplerle veriliyordu? - Hatalar cezalandırılırdı, ama sadece hatalar değil. Kötü muameleye hiçbir neden yokken de maruz kalabilirdin. Beklenmedik bir şekilde. Uykudayken. Herhangi bir zamanda. Bazen tarlaya çalışmaya giderken Hartmann ortaya çıkar ve içimizden birilerini severdi. Tek bir kelime etmeden bizi ana çiftlik bmasının altındaki mahzene götürürdü. 140 Orada bizi neyin beklediğini bilirdik. Kendisinin uydurduğu bir sürü şey, sondalar, iğneler, kimyasal ürünler. Hartmann kendini bir araştırmacı olarak görüyordu. Bir bilim adamı. Elbette, tinsel yan her zaman mevcuttu. Hatalarımızı kabullenmek zorundaydık. Ceza sona erdiğinde de elini öpmemiz gerekiyordu. Dios en el cielo, yo en la tierm.JÎ Bu ölümlü dünyada bizim tek efendimizdi. Kasdan, büe büe pot kırdı. - Çocuklara işkence etmek Hıristiyanlıkla bağdaşmaz. Milosz bir kahkaha patlattı: - Dostlar, Hans-Werner Hartmann'ın felsefesini hiç anlamamışsınız'. Ona göre, acıdan daha Hıristiyan bir şey yoktu. Nefis köreltme, çüe çekme gibi şeylerden söz edildiğini hiç duymadınız mı? Sararım size küçük bir teoloji dersi vermek iyi olacak. Kulaklarınızı açın ve beni dinleyin, çünkü bu akşam istim üstündeyim... Arınmak için elbette dua etmek gerekir. Ama acı çekmek de önem taşır. Ceza kötülüklerden anndmcı bir etken görevi görür. İnşam temizler. Bu bütün tinsel gelişmelerin anahtarıdır. Kötülüğü üzerimizde yakmak. Dünya nimetlerinden vazgeçmek.. Cinsel arzulan bir kenara bırakmak. Arınmış ve özgür bir ruha dönüşene kadar. Bırakın size bu özel simyayı izah edeyim. Neredeyse bir paradoks. Kişi bedeninin günahlarını bağışlatmak zorunda, ama aynı zamanda bu beden anlamak, kavramak için bir araç, bir vasıta da.. Günde acıyı his-

settiğin ölçüde Tann'yla diyalog kuruyorsun. Kendi kendüün işkencecisi oluyorsun. Tann'mn sevgili kulu oluyorsun. Kendinden ve dünyadan soyutlanıyorsun. E x t r a m u n d u m1 4f a c t u s . . . Volokine şaşkın gözlerle Kasdan'a baktı. Dokuz Kayışlı Kamçı teoloji dersi verilebilecek dünyadaki en son yerdi. Milosz devam ediyordu. - Surat asmayın, dostlar. Size son derece somut duygulardan söz ediyorum. Acıktığınızda bilmemizin daha keskWeştiğini hiç fark etmeniz mi? Gelişkin bir bilinç düzeyine erişirsiniz. Hartmann bu deneyi savaş sonrası Berlini'nde yapmak durumunda kalmıştı. Mistik bir kriz aranda, açlık onun gönül gözüyle görmesini, ilhamı rabbanisini artınyordu... Kendi yolunu bulmuştu: dua, oruç, nefsini köreltme... Bu deneyimler ruhunuzu açar, dostlar. Ruh, Tann'ya ulaşana kadar arınır, bilenir. Budistler buna uyanış der. Müslüman sufiler bunu yüzyıllardan beri uyguluyorlar. Ama Hıristiyan!arda, bunun çok daha belirgin bir örneği vardır. İsa Mesih dünya üzerine insan şeklinde gelmiştir. Babasının yolunu bulmak için fiziksel olarak acı çekmiştir. Acı bir yoldur. Ve bize o yolu, Tann'mn hikmetini göstermiştir. Asunciön'da İsa'ya öykünme son derece somut bir hal almıştı. Hart13. Tanrı gökyüzünde, ben yeryüzünde, (ç.n.) 14. Dünyevi tutkulardan arınma, (ç.n.) maruı her şeyden önce çocuklara hitap ediyordu. Bu nedenle çarpıcı örnekler arıyordu. Kırbaçlarken çok özel bir ağaç kullanıyordu. Sözüm ona İsa'nın ÎTacr'run yapıldığı ağaçtı. Böylece çocuklar acı çekerken İsa'yla özdeşleşiyorlardı. Tıpkı sıradan bir çocuğun televizyonda gördüğü bir kahramanla kendini özdeşleştirmesi gibi. Volokine Ue Kasdan bakıştı. Eğer geçmiş ile bugün, Koloni ile cinayetler arasında hâlâ ilişki kurmak gibi bir meseleleri varsa, sorun çözülmüştü. Rezilin biri Botanik Bahçesi'ndeki akasyanın çok yakınından geçmişti anlaşılan... Milosz kadire sesiyle konuşmayı sürdürdü: - Biliyorsunuz, çektiğimiz tüm bu acılar gereksiz değildi. Evrensel bir misyonu yerine getiriyorduk. Eğer İsa, dünyaya acı çekmek için gelmişse, sırf bizi günahlarımızdan kurtarmak için. İşte acının rolü. Dünyayı arındırmak.' işte bizim de Koloni'de yaptığımız buydu. Çektiğimiz acılarla insanları günahlarından arındırıyorduk. Hartmann'a göre bizim topluluğumuz son derece gerekliydi İmanın ve acının bir arada olduğu bir merkez, bir yuva; günahkârların dünyasında bir denge unsuru... Volokine araya girdi. Artık daha somut konulara gelmek istiyordu: - Tüm bunlar bize, Koloni'nin 1973'te siyasi mahkûmlara işkence edilen bir merkez haline neden geldiğini açıklamıyor. - Hartmann, Santiago'daki generallere asla itibar etmezdi. Ülkenin içinde bulunduğu siyasi çalkantılarla da ilgilenmezdi. Hayır. Sadece Tanrının üzerimizdeki gözleriyle ilgilenirdi. Sadece şeytana karşı verdiğimiz savaş onun için önemliydi! - Bağlantıyı anlayamadım. - Şeytanın yüzlerinden biri de komünizmdi. Yolunu şaşırmış mahkûmları kurtarmak gerekiyordu. Onları konuşturmak, ama aynı zamanda da arındırmak. Onlara işkence ederek ruhlarını kurtarıyorduk. Sanki onlara Babamızla diyalog kurmayı öğretiyorduk. Ama ne yazık ki, çok azı hayatta kalıyordu. Hastanede de son derece tuhaf şeyler oluyordu, ama bizim oraya girmemiz yasaktı. Doktorlar orada, toplama kamplarındaki gibi tıbbi deneyler yapıyordu. Milosz tahtının üstünde yer değiştirdi ve bunu yaparken garip bir şangırtı duyuldu. Volokine bir an bu obez herifin kıçının altında cam kırıkları olabileceğini düşündü. - Koloni'de ne kadar kaldın? - 1979'a. kadar, oranın altın çağım yaşadım. - Koloni'de sen de işkence yaptın mı? Yani siyasi mahkûmlara? - Bu Agoge'deki eğitirnin bir parçasıydı. 17 yaşmdaydım. Belli bir seviyeye gelmiştim. Artık bir yerde durmanın zamanı da gelmişti. Evet, benden istenilen şeyleri yaptım. Ruhsuz bir şekilde. Bir çocuğun ayar noktası yoktur. Tabii bu aldığımız eğitimin bir sonucuydu. Kamboçya'da Pol Pot'un katilleri çocuklardı. Liberya'da çocuklar, kestikleri kafalarla futbol oynuyordu. Milosz ellerini birleştirerek konuk bir dua pozisyonu aidi; - Tanrım, onları bağışla çünkü' ne yaptıkların» bümiyoriar1. - Hangi koşullarda oradan ayrılara? - Kaçtım. Peşime düşmediler. Kırbaçlayacak başka kedileri vardı.

Koloni tam bir işkence fabrikasına dönüşmüştü. Benim yolda öleceğimden emindiler. Veya askerler taralından tutuklanacağımdan. - Peki, nasıl kurtuldun.?',;. - İyice güneye, Chiloe'ye kadar indim. Avustralya bandıralı bir balıkçı gemisine bildim. Adelaide'e geldikten sonra da Avrupa'ya ulaştım - Daha sonra ne yaptın? - Orospuluk yaptım. Acının bir iş kolu haline getirilebileceğini Keş fettim. önce Londra'da. Sonra Paris'te. Küçük işimi geliştirdim. Volokine konunun can alıcı noktasına gelmeye çalışıyordu: - Çocuk seslerinin Goetz cinayetinde önemli bir yer tuttuğunu sanıyoruz. Belki de ana neden. Bu konuda ne düşünüyorsun? - Hartmann insan sesi Üzerinde bazı araştırmalar yapıyordu, ama sırrıyla birlikte öldü. Kasdan birden sinirlendi: - Tanrım, neyi araştırıyordu ki? - Hiç öğrenilemedi. Koloni'deyken bazı söylentiler vardı. Toplama kampları döneminde Hartmann'ın bir keşif yaptığı söyleniyordu. Sesle ilgili olarak. Ama ne olduğunu bilmiyorum. O döneme ait kayıtlan vardı. Ayrıca bizim işkence seanslarım da kaydediyordu. Bu çığlıkları dinlemek için bütün gün odasından çıkmazdı. Milosz bir süre sustu, sonra daha alçak bir tonda yemden konuşmaya başladı: - Soruşturmanızla ilgili bir şey bilmiyorum. Ne aradığınızı da biliniyorum. Ama eğer Koloni'yi de kapsıyorsa, zaten bu başlı başına bir sır. Böyle bir yer vardı. Oraya yaklaşan herkese bulaştı. İnsanı öldürebilen ve zincirleme reaksiyona yol acabilen bir sır. Bugün büe. - Tarikatın bugün de varlığım sürdürdüğünü mü söylüyorsun? Kelin kaim dudaklarının ucunda bir gülümseme belirdi: - Aptal bir görüntüm mü var, dostlar? - Eğer bir şeyler biliyorsan, bize anlatmanın tam sırası. - Tarikat hiçbir zaman dağılmadı. Asunciön bâlâ yaşıyor. - Nerede? - Paraguay'dan söz ediyorlar. Virjin Adaları'nâan. Kanada'dan. Ama benim için en çılgın varsayım en güzeli. - Hangi varsayım? - Hartmann ve kliği Avrupa'ya yerleşmiş. Güya buraya, daha açık deyişle, Fransa'ya Ne de olsa mükemmel ülkeniz bir hoşgörü ülkesi, öyle değil mi? ine Volokine Kasdan'a baktı; o da onun gibi şaşkındı. Böyle bir gerçek bu olaydaki birçok şeye ışık tutabilirdi — Bu yerleşme hakkında ne biliyorsun? — Hiçbir şey. Ve bu işe bulaşmaya da can atmıyorum. Ama fikir saçma değil. Yüzlerce tarikat Fransa'da gelişti. Neden bunlardan biri de Koloni olmasın? — Koloni'yi kim yönetiyor? — Kral öldü. Yaşasın kral. Hartmann'ın ruhu hâlâ hâkim. "Bakanları" arasından biri zorunlu olarak nöbeti devralmıştır. Volokine düşündü. Kötülüğe ve cezalandırmaya dayalı bir tarikat. Çocuklara işkence eden ve uyulması zor kurallara göre yaşayan bir topluluk. Mutlaka Çocuk Koruma Bürosu tararından biliniyor olması gerekirdi. Şiddetli bir mide bulantısı onu düşüncelerinden uzaklaştırdı. Kendi, ni kötü hissediyordu, ayakta durmakta zorlanıyordu. Bütün kasları ağrıyordu. Kaburgaları kırılacakmış gibi göğsünde bir basmç hissediyordu. Yoksunluk krizi olabilir miydi? Bilmiyordu; sorguyu bitirmek zorundaydı. - Koloni'yi bulabilmemiz için, diye üsteledi Kasdan, bize verebileceğin herhangi bir ipucu yok mu? - Yok. Zaten onu bulamazsınız. Eğer tarikat Fransa'daysa, bana inanın, çoktan görünmez olmuştur. Volokine kapıya doğru geriledi; dışarı çıkması gerekiyordu. Kasdan bir sorun olduğunu hissetmişti. Bir adım yaklaştı ve herifi provoke etti: - Onlardan hâlâ korkuyorsun, değil mi? - Korkmak mı? Milosz asla korkmaz. Kimse ona kötülük yapamaz. İmkânsız. Sadomazoşizm üstadı tahtın kolçaklarından birine dayandı ve yeniden birbirine çarpan şişe sesine benzer sesler duyuldu.

Ama bağışıklık kazandım. Emniyet îstihbarat'tan çocuklar bir operasyon peşindeydi. Volokine.Hayır. Arabadan tam çıkmak üzereyken Ermeni sordu: . . 90'larda Fransa'daki tarikatların dökümünü yapan bir araştırma grubunda yer aldı.Kahretsin. . eşekarısı-ev sahipliği yapan cam küreler. Salon gürültü etmeyin. . yerörümceği. eski usul bir sürü hacamat şişesi vardı.Dalhanıbro soruşturma başlattı. Merkeze gittim ve müdürü sorguladım. Herkes uyuyor. Hattın diğer ucunda. Herif eteğindeki taşlan döktü. Adam derin bir nefes aldı. olaylar ve yoğun bir anlatım. Tarihler. 54 -Alo? .Benim Volokine. akrep.Hepsi bu kadar mı? . 143 .. Bu herif kim? . Unutma. Tanrı aşkına. bu nedenle bunda şaşırtıcı bir şey yoktu. Tek bir harekette. Merkezin yöneticileri ailelerden yüklü miktarda para talep ediyordu ve uygulamaları son derece şüpheliydi. .Kapıyı açıyorum. — Siz ne soruyorsunuz? Aldığım eğitimin bende hiç iz bırakmadığını mı? Kötülük uzun süreden beri benimle birlikte. Nereye gittiğimi bilmek istiyorum. Emniyet îstihbarat'ın katoloğundaki ismi "şifa grubu"ydu. Anlayacağın bu işleri iyi biliyor. aileler şikâyette bulunmaya başladı» Çocuklarını geri alamıyorlardı. Tenine yapışmış ve her biri çok özel bir kâbusa -sülük. .Yarını bekleyemez mi? . Müdürü sorguladı. Telefon açılmadan önce on iki defa çalmıştı. Şimdi "sofu saplan gruplarla mücadele heyetTnde yer alıyor.Bekle.Fransa'daki tarikatlarla ilgili.Bana borçlusun Michel. titreşen bu sahneyi karanlık bir tül ardından görüyor gibiydi. kan içindeki gövdesini obıucasına parçalayan delirium tremens halinde bir sürü mahlukat.Michel Dalhambro. öldürücü darbeyi indirmenin tam svrasıydı. Bir yıl sonra. . dedi sonunda ses. ..Evinin önünde. .Bir soruşturma yürütüyorum. . . dostlar. . Yağlı ve çıplak göğsünde. ... sonra homurdandı. Bir patlamanın. Aklım mı kaçırdın? Saatten haberin var mı? .Cedric Volokine.Milosz kötülükten korkmaz. Tabu kendi üslubumla. Aslında gerçek bir tarikat söz konusu değildi. Volokine.Ne konuda. Volokine kapıya ulaştı. Saat sabanın 4'üydü. Ona göre herif kar gibi beyazdı. Ezoterik tedaviler uyguluyorlardı. karardıkla ve uykuyla harmani aşmış bir sessizlik vardı.Sorun neymiş? . . Kasdan'ın hoparlöre bağlı cep telefonunu kapattı.Uzun hikâye. Raporunu hazırladı.Sonra ne oldu? . siyah kolsuz üstlüğünün önünü açtı. Yeniden bir sessizlik oldu.. Emniyet îstihbarat'tan biri. . Milosz kötülüğün kendisidir.Neredesin? .. Antony'de bir zihinsel engelli çocuklar merkeziydi. Kızarmış.Herif terliklerini bulana kadar. Volokine derin bir soluk aldı.Zaten yarın oldu bile. -Kim? .Volokine geri geri giderken. sen bana anlatabilirsin.Neden ona "Bana borçlusun" dedin? .iyi de benden ne isliyorsun? Seninle konuşmam lazım. direnci her an kırılmaya hazır çelik bir kasayı açmak üzereynıişçesine muzaffer gözlerle Kasdan'a baktı. Dosya bize.İnanmıyorum.2003 yılıydı. uğursuz bir şeylerin olacağı-nı sezdi. . Çocuk Koruma Bürosu'na geldi.

Onun evinde her zaman bir yerim olduğunu bilirim. Volokine ihtiyatlı bir şekilde kapıyı çaldı. tkea'dan alınmış kutular. Adli Polis'te hiç kimse Dal-hambro hakkındaki şikâyetin sebebini öğrenemedi işte o günden beri bana borçlu. Kasdan bu küçük.. Dipte. düşünüyor ve yemek mi yiyordu? Veya tam tersi miydi? Hepsi bu köyde neden toplanmıştı. Felsefi anlamıyla varlık.Gerçekten büyük bir aile. kirpi gibi kabarmış saçları. . orta boylu. son derece önemli. Onlan birbirlerini okşamaya zorluyordu. halılar.Herkes hata yapabilir. junk-food'un kıtır ekmeklerini hatırlatıyordu. Onlara tecavüz ediyordu. Aslında yemek yemeyeti. tek ve aynı hayatı yaşamak için mi? Kasdan.Gürültü yapmayın. . Corgy yakınlarında. Ve botlarınızı çıkarın. Davranışı tam bir sırdı. taksitle alındığı belli olan eşyaları incelemeye başladı. Sokaklar boyunca sağlı sollu sıralanmış. antisiklonlar. Aslında bu soruşturma onun hem bedenini hem de ruhunu doyuruyordu. Reklamlara. Biraz düzelmiş gibiydi. yarı portakal rengi cildi. CHAMPION marka bir sweat-sbirt üe çok kısa bir şort giymişti. Eğer karım sizi görürse. acı vermeden. Çiçek taçları. bir yıl boyunca çocuklar bu acıyı çekmeyecekti. Kasdan rahatsız oldu. kısa süreli iyileşmeler yaşamıştı.İşte bu yüzden onun raporunu yuttun. bütün evlerin birbirinin eşi olduğu. Kitaptan çok egzotik eşyalarla dolu bir kitaplık. Bir anlamda klonlama hep var olmuştu. bu tür evlerin vazgeçilmezi düz ekran bir TVnin tam karşısına yerleştirilmişti. yıldızlar. Kasdan gülümseyerek kapışım açta: .Umarım burasıdır. Filme çekiyordu. Çocuklar birinci katta uyuyor. Eğer Dalhanıbro bunu fark edebilmiş olsaydı. uzamış sakallı çenesiyle tuhaf görünüyordu. Onda sosisti sandviç veya hamburger çağrışımı uyandıran yağlı bir görünüşü vardı. tüfekle kovalar. kırmızı çatılı. beyaz kaba sıvalı evler. . ticaret merkezlerine dayalı bir koşullandırma. . hiçbir ayırt edici özelliği olmayan kırklı yaşlarda bir herifti. acaba yoksunluk sendromunu da yok edebilececek miydi? Michel Dalhambro.Zekâ engelli çocukları ikili veya üçlü gruplar halinde arabasıyla gezmeye götürüyordu. ufak ufak beyin yıkayan korkunç bir tarikata düşünmeden yapamadı. sıradan bir köyde yaşıyordu. hemen merdivenin yaranda "L" biçiminde iki kanepe.Kahve? Başlarıyla teklifi kabul ettiler ve ceketlerim çıkarmadan masanın çevresine oturdular. Michel Dalhanıbro. konsollar. depresyonlar. tıknaz. Bu sıradan hayatı kirletiyorlardı. mutfağa açılan bir kapının önüne konmuştu. parlak küreler. Yatacak yer bulamadığımda beni evine davet eder. çevresi parlak ve rengârenk paketlerle doluydu. bir üretim zincirindeki oyuncaklar gibi göz alabUdiğine uzanıyordu. her türlü bireysellikten uzak bir şekilde hayatını sürdürüyordu. Uykudan şişmiş yüz hatları.Hediyelere dikkat edinl Pencere girintisinin hemen yanında bir çam ağacı uyuşuk uyuşuk yanıp sönüyordu. Bu buz gibi soğuk geceyi kirletiyorlardı. Dalhambro fısıldadı: . Dalhambro. Bütün evler birbirine benziyor. İnsan bu köyde ölebilirdi. sigara içmeydi birkaç saat olmuştu. diğer eylerdeki binlerce örnekten farklıydı. Biraz önce sadece kendisim ilgüendiren titremeler. Gecenin karanlığında sokak lambalarının küreleri birer minik ay gibi parhyordu. hepsi sıkmtı ve bayağılık jölesine batırılmış gibiydi. dumanı tüten üç fincamn bulunduğu tepsiyi masaya bıraktı. Volo eve bir göz attı. sabahı bekleyemez miydi? Volokine kahvesine tek şeker attı: — Sana söyledim. İşaretparrtı ağını dudaklarına götürdü: . İki ortak söyleneni yaptı ve klonlama içeride de devam ediyor mu görmek için kapıdan girdi. Yalnızlık ve terk edilmişlik kokusunu kirletiyorlardı ve bu evde yapacak hiçbir şeyleri yoktu. televizyon oyunlarına. hiç kimseye hissettirmeden. yuvarlak bir masa ile sandalyeleri yemek odasını oluşturuyordu. sıradan hayattan daha değerli olmadıklarım düşündü. Beyaz badanalı oda hem salon hem de yemek odası işlevi görüyordu. — Saint-Augustin cinayetiyle mi ilgili? — Haberin var mı? — Saat 20 haberlerinde söylendi. Biraz daha beride. Kasdan. 144 — Şu soruşturma. Muhtemelen ne bir mobilya ne bir tablo ne bir biblo. Bu köyde oturan insanlar da acaba aynı şekilde yaşıyor. . Yarı mat.

Bilgisayar birkaç saniye boyunca homurdandı. çocuklar. — Sana göre? Dalhambro bir dikişte kahvesini içti. Hediyelerin üstünden atladı. . sizin hikâyeye uzaktan veya yakından benzeyen bir şey yok. Dalhambro elini şortunun cebine soktu ve bir Gita-nes paketi çıkardı.Emin misin? . h a n g i s i ? . . Dikkat. Şu s i z i n g r u p . bu cinayetlerden birinde de Saint-Augustin Kilisesi rahibi öldürüldü. İnsan Üstünde yapılan deneyler. Yüzlerce müridi olduğunu ve 80'li yıllann sonunda Fransa'ya e m le n a m a yerleşmiş olduklarını düşünüyoruz.Kesinlikle. Kasdan'a baktı.. .— ilgili.Daha çok Hıristiyan. bu gizli bir program. Gözlüklerini taktı ve mırıldandı: — Fransa'daki bütün tarikat ve mezhepleri kapsayan yeni bir program. Bu da yaklaşık 250 000 kişi demek. Fransa'da. . Yanlış yoldasınız.. Bu satanist grupları. En az. Gözlüklerini düzeltti: . Konuklarına ikram etti. Bugün sadece. m e z h var? ep — Biz "ruhani hareket" diyoruz. . . psişik tecavüz. Adam her veriyi bilgisayara giriyordu. yaratmış. Peki. "softa s a p k ı n g r u p lsöz d a n a r " etmek zorundayız. Kasdan. Ama onların kültü gerçekten.. Fransa'da.Onları birer katile dönüştürmek için çocukları şartlandırdıklarını düşünüyoruz. alıkoyma. Ayrıca kaçırılmış çocuklar olmasından da şüpheleniyoruz. kendilerini "Asunci-ön K o l o n i s i " o l a r a k adlandırmışlar. reddettiler. Belki Fransa'da da bu uzmanlık alanlarından birinde hâlâ faaliyet gösteriyorlardır. sonra bilgisayarı önüne çekti. Ruhen arınmak için gerekli iki yol.İşte son derece dengeli insanlar.Şili'de.Ya ruhani eğilimleri? Evanjelik mi? Senkretik mi? New Age mi? Oryantalist mi? Şifacı mı? Ufolojist mi? Alternatif mi? .Bu tür grupları bilirim. bir tarım ve maden işletmeleri varmış. sağ kolunu dışarı çıkarırken sol eliyle odaya dolan dumanı dağıttı. Verilerle programın bulması lazımdı. Dalhambro biraz daha klavyede gezindikten sonra GÖNDER tuşuna bastı. Volokine'in de onun gibi düşündüğünü biliyordu. diye devam etti Volo. Kasdan meraklanmıştı: .Pek bir şey bilmiyoruz. Ama yüzlerce olduğunu söyleyebilirim. Bir dönem.Tüm bunlar sana bir şey ifade ediyor mu? . camı açta ve bir sigara yaktı. . Hâlâ klavyede geziniyordu.. Etkileyici bir hızla klavyenin üstünde geziniyordu. dini ibadet özgür ve demokratik bir hak. İki ortak seslerini çıkarmadı.Fransa'da kaç tarikat. Rus masanın bir köşesinde duran dizüstü bilgisayarı işaret etti: — Evden de araştırma yapabiliyor musun? — Neyle ilgili olduğuna bağlı. Bir t ü r n a z i .. Ruhani liderleri Hans-Werner Hartmann. benzersiz. Dalhambro alaycı bir ıslık çaldı: . diye cevapladı Volokine.Maalesef.Amişleri anımsatıyorlar.tikeleri. Güney Amerika'ya yerleştiklerinde. Volokine. Dolandırıcılık. Ayağa kalktılar. radikal İslamcıları hesaba katmaya ya da katmamaya bağlı. . ö l m ü ş m u h tbir eekol.Büyük bir parça yakalamışsınız.Hangi mezhep? Katolik mi? Protestan mı? Kıyametçi mi? . Ve harekete geçmek için de ağır suç unsuru gerekiyor. Bedensel cezaya ve şarkıya dayanıyor. Bu katil çocukların işlenen son üç cinayette etkin bir rol oynadığım sanıyoruz. Son derece değişken. Bize göre bu sadece ormanı saklayan bir ağaç. . Hepsinin kendilerine has bir orijinalliği vardır. herhangi bir mesleki uğraş? . 90"lı yıllardaki ilk listeyle bazı sıkıntılarımız olmuştu. Dalhambro gözlülerinin üstünden baktı: — Evet. Alman-Şili kökenli.Hiçbir şey yok. Bu randevudan sonra da elleri boştu. Onları hiç UgUendirmeyen Noel'in dışında. Ve sönmüş bir yıldızın kütlesinden büe ' daha ağır bitkinliğin dışında. evet — Peki Çocuk Koruma Bürosuyla? — Boş ver.

diğer Avrupa ülkelerini eşelemek. Sizin herifler Fransa'da değil. Daha saygıdeğer bir kisveye bürimmüş-lerdir. beyin yıkama İster istemez şikâyetler olmalıydı. tabu Fransa dakinde. . Sigarasından birkaç fırt daha çektikten sonra. Plastik alerjisi olan çok insan tanıyor musunuz? . sigarasını dışarıda tutmaya devam ederek. Saat sabahın altısıydı. 55 . Ama tahrik etmek istiyorum.Dun sabah. öyle değil mi? Dalhambro kapıyı açtı ve iki anlama da çekilebilecek bir hareket yaptı: "Evinizde iyi geceler. Hartmann'ın modern uygarlığı bir çürüme olarak değerlendiğini söyledi. Ziyaretleri biter bitmez. plastik gibi bazı maddelere dokunmalarını yasaklamış..Cinayeti öven bazı tarikatlardan söz edildiğini hiç duymadın mı? . dedi ellerini birbirine çarparak. Bu herif belki de bir süreliğine Koloni'de yaşadı.Benim işim.Tarikata neden girmiş olabilir M? .Yapabileceğim tek şey. .. Rus.Dalhambo bilgisayarında sörf yaparken aklıma bir ayrıntı geldi.ya ni biraz uyuşam iyi olacak. Regis Mazoyer'yle konuştum. Bana plastiğe alerjisi olduğunu söyledi.Şarkı söylemek için. . Birkaç saniye sonra hiçbir yerdeydiler. . Rus. inter-pol'un bu tür sapkın gruplarla ilgilenen bir departmanı var. Burada çok önemli suçlardan söz ediyorsunuz..Bir göz atacaksın. Tuhaf bir durum dikkatimi çekti.Peki Mazoyer sana bundan hiç söz etmedi mi? . Çocuklar iki saate kadar uyanır ve ben bütün sabahımı anlaşılmaz oyuncakları birleştirmekle geçireceğim. Ya da büyücülüğün hâlâ hüküm sürdüğü Güney-Afrika'ya Ama tüm bunlar bize biraz uzak. cebine koydu.salona birkaç fıs yaptıktan sonra pencereyi kapattı.Bakacağım. değil mi? . Kutuyu ka289 pattı.. Genleriyle oynanmış ürünler değil. Milosz. Ama kimseyi arayamanu Bugün olmaz.Aynı kanıdayım. Ve herif hâlâ çalışıyordu.Bu senin aklına bir şeyler mi getirdi? ..Hayır. Hepsi bu ABD'ye Charles Manşona kadar uzanmak lazım. dedi. .Bunu yapmak istediğinden emin misin? . Belki de isimlerini değiştirmişlerdir. . . . şiddet.. Volokine direksiyona geçmek için ısrar etmişti. Siz de biliyorsunuz. . Bayan dalhambro bu tur şeylere taviz veren biri değildi anlaşılan. Bu garip davranışın bir açıklaması olmalı. ■ «a. sanki bükmek ister gibi direksiyonun üstüne eğilmişti.. ama bana kahve hazırlarken keçe eldivenlerini giydi. Müritlerine. Belki de bir tarım kooperatifinin veya maden işletinesinin adım kuUanıyorlardır. El Ogro çocuğu imlemiş olabilir. tamircilik yapan şu eski şarkıcı. Burada satanistler bazı oyunlar oynar. Biliyorsunuz. Cinayet. . hayır.Evet. Dalhambro cebinden küçük metal bir kutu çıkardı ve izmaritini içinde söndürdü. sonra perdenin arkasından bir oda spreyi aldı. tarikatlar ve mezhepler.. GennevUliers lama-nı'na doğru A86 otoyolunda ilerliyorlardı.Fransa'da.Bugün mü? .Hayır. ısrarını sürdürdü .Sizin hikâyenin kokusunu almıyorum.Bugün mü? . Onun bu ısrarında pateük bir şeyler vardı. Volokine kı-mıldamıyordu bile. Dalhambro onları kapıya doğru iteklemeye çahşryordu.. Veya "Sangria-rtın uy gulandığı Meksika'ya. . Ve bu alışkanlık oradan kaldı. aklına gelen şeyi söylemişti." Birkaç saniye sonra dışarıdaydılar.Yine de biraz daha eşeleyebilir misin? diye sordu Volokine. Sanki bulunduğu yere çivilenmiş gibiydi. Onların programına gireceğim. Söylendiği gibi size daha faz-la rahatsızlık vermek istemem.Benim ne demek istediğimi anlıyorsun. metali çıplak elle tutuyordu. . 12 yaşındayken Regis Mazoyer'nin doğaüstü bir sesi vardı.

Ama bize daha fazlasını anlatabilir." Kepengin altından süzüldü. Kurban. Artık konuşmuyor lardı. Beş saniye. Volokine elinSı yerimin içine soktu Duvar boyunca yoklayarak bit elektrik düğmesi buldu. Kalbi atmaya devam etmişti. Ama bu kez bu teknik işe yaramamıştı anlaşılan. Kepen klerden biri yarım açıktı ve dışan zayıf bir ışık süzülüyordu. Mazoyet ölme-mişti. Ve tamirhanede uyuyor. Her yer kandı. kurbanın kafasını çevirdi. Eğer dururlarsa olebıhrlerdı Vinçlerin ve bağlantı yollarının karmaşasından sonra. Sanayi banliyösü. Rus kepenge vurdu. "U" biçiminde yerleştirilmiş binalarla çevrili geniş bir avlunun hemen dibindeki bir sokakta yavaşladı. önce kulakzannı delmişlerdi. ze ndn. Glock'u elindeydi. . Çok erken çalış. Onlardan biri Hartmann'ın evinde cereyan etti. elevatör köprü-süne asılı bir fenerden zayıf bir ışık yayılıyordu. Kan kokusu. Can çekişmenin etkisiyle titreşen kaslar. Cinayet en fazla birkaç dakika önce işlenmişti___ Gördüğü her ayrıntı Kasdan'ı tedirgin ediyordu. mu yaşıyorlardı. sonra park yerleri. Herifin tamirhanesi bu dükkânlardan biri. Bir dizi yerde. Volokine "Germevilliers Limanı" çıkışına saptı. Buhardan hayaletler dudaklarının arasından havaya karışıyordu. Kasdan hatırlatma gereği duydu: . Akıl almaz miktarda kan kokusu. Volokine derin bir iç çekti ve kapıları elle kilitledi. On saniye. Bir bas hareketi. Umarım kapıyı açık bırakma gafletinde bulunmazsın. Karalamalar. tek kelime etmeden kapının sağma ve soluna konuşlandı. Kurbanın son çırpınışları. Onu bu saatte çalışırken bulacağımıza eminim. Aynı izler orada da vardı.Arabayı kilitlemiyor musun? . "Ben ilk giriyorum. Motoru stop etti. Sol kulağından aşağı doğru sızmış ve kurumuş kanı gördü. Tanrı için akıtılan kan. — Calder sitesine hoş geldiniz. Rus. Kasdan da gayriihtiyari ondan uzaklaştı. Aralık kepenkten içeriyi görmek için eğildi.Ne tehlikesi? . Cevap yoktu. Tamirhaneye doğru yöneldiler. Bir ficinin dibinde uzun süre beklemiş şarabı andıran kan kokusu. Plan. Sessizlik bir tür anlaşmaydı sanki aralarında. Volokine çoktan eldivenlerini giymişti. Bir kurban etme töreni. Sig Sauer'ini çoktan eline almıştı.Bana sadece yol gösterdi. formlar. Büyük bir uyum içinde silahlarının emniyet mandalım açtılar ve namluya mermi sürdüler. Volokine'bı bu düşünceye inandığım çok iyi biliyordu. Duvarlar.Bilmiyorum. Kasdan yaklaştı. buydu: hepsi gri. . Çukurda simsiyah gölette vardı.Uzaktan kumandanız da mı yok. İçeride. Kasdan füzenle çizilmiş büyük yapraklan düşündü. Kasdan'm istediği gibi çok sert biçimde. pıhtıtasmış küçük gölcüklerin oluştuğu. Sadece eski şarkıcı kollarını kamının üstünde kavuşturmuştu. İki polis. Evet. Hemen ardından bir küfür savurarak geri çekildi. Mekanik aletlerin ve lastiklerin üzerine sıçramış kanlar muştu. E] frenini çekti. hiçbiri bitirilmemiş. Belki de her zamanki gibi davranmışlar. Eskizler. . Kasdan onu İzledi. Diğer tarafa da baktı. Işıktan çok. Tezgâhın kenarlarına da bulaşmıştı. Volokine içeriye seslendi.Yok. Adam kulakdavullan delinerek öldürülmek istenmişti. Yaklaştılar. Tamirhanenin dip tarafında. önüne geçilemez bir hızla bütün sıvısını boşaltan bir beden. Kan tüm vücudunda dörtnala koşmuş ve her yere fışkırmıştı. Bir tür köpekbalığı sendro. Hiç ses yoktu. Volo anladı. Aklına başka bir fikir geldi. Ve her yerde ayak izleri vardı. Volokine. Sonra yatmaya gideriz. Şarla eğitimi aldığını bana fısıldarken ve Ogro'dan söz ederken ipuçlarını yakalamayı bana bıraktı. ama kurban aldığı yaralara rağmen hayatta kalmıştı. bir kriko ile lastik yığınlarının arasında. bundan eminim. bir koku dikkati çekiyordu. kan gölünün kenarında duruyordu. metalik. Bana kalırsa korkuyor. lar. Cevap alamadı. ambarlara ve park alanlarına bağlanan endüstriyel bir bölgeden geçtiler. SP* Çıplak gözle bakıldığında bile 36 mimara olduğu ardası1 Kasdan "modus operandi değişikliği" diye düşündü. Kasdan. maya başlıyor. Işıklan sönük vitrinler birbiri ardına sıralanmıştı. Çocuklar tamir-ciyi öldürmeden önce işkence etmişlerdi. içindeki tüm kam boşaltan kesilmiş arterler. başı öne düşmüştü. hâla taze olan bir kan gölünün ortasvndaydı. mide bulandırıcı. Glock'unu kılıfından çıkarmıştı bile. işkence görmüş ceset yere oturmuş pozisyondaydı. Hemen hemen NaseerTe aynı pozisyondaydı. yerlere atılmış çizgiler. Gecenin karanlığına çıktılar. sırta duvara dayalı. Ve erken ses değişimi onu bir tehlikeden kurtardı. Ağır.. Işık etrafı aydınlattı kanlan da. Kasdan birden önemli bir noktayı yakaladığını hissetti. tam karşıdaki park alanına arabayı soktu. alt tarafta.

Karnının üzerinde kavuşturulmuş kolları. gan bir duruluk arz eden mavi bir tuval. Volokine birkaç adım attı. Bitişik. soğuk ve kay. Naseet'de ve Olivier'de olduğu gibi. Açıklama kanla kurbanın üstüne yazılmıştı: EY YÜCE TANRIM. teni sürülmüş bir tarlayı andırıyordu. Çocuklar burada değildi. Maktulün ceplerini yokladı. ağızlarından çıkan buhardı. ama anlaşıyorlardı. 148 56 Iç avlu bomboştu. çok yatandan gelen bir tangırtı sesi duydular gafif. Kasdan da herhangi bir tepki vermiyordu. Binaların cephesi karanlıktı. sarkıtları andıran. beş günden bu yana bu an için yaşamışlardı. diye mırıldandı Volokine. Gözleri. W. Yüzün sol tarafına indirtlen bir yumruk herifin gözünü bir boksörünki gibi şişirmişti. Yeniden bir gülme sesi. belli belirsiz. İki yüz metre uzunluğundaydı. Sadece. Bütün polisler bu tür anlar için yaşardı. Ve onlar da. Boğuk kikirdemeler. Ermeni kulak kabarttı. . Yukarıya. Ardından. Tuza bulanmış İki balık. gecenin mavimsi beyazlığında. Volokine. Yazı. yavaşça. VE RUHUMU YENİLE. Sopa tıngırtısı yok olmuştu. Koyu renkli. Kasdan silahım doğrultu. Açılmış fermuar ile açılmış göğüs kafesi bir bütündü. Rus. Altüst edilmiş. Volokine hâlâ cesedi inceliyordu. göğsüne kadar mdUrllmişti. Cihazı buldu. Özenli. bütün yüz bıçakla parçalanmıştı. Silahını boşluğa doğrultmuş Kasdan'a baktı. Karnının üstüne bastırdığı cisim ortaya çıktı. Onları bekliyorlardı. Kabartılmış. Kulak kabarttılar. silahlarının namlusu yere çevriliydi. Siluetleri. dışarıda. gülüşmeler geliyordu. Ağzı bir kulağından diğerine yırtahmştı. Birden geriye doğru sıçradı ve kıç üstü yere oturdu. Parlak. Ayağa kalktı. parçalanmış etlerin arasından dişlerin beyazlığını iyice belirginleştiren koyu renkli bir yara. sitelerin biraz ilerisindeki sanayi bölgesinden düzenli aralıklarla gelen ses gecede yankılanıyordu. ne olduğunu anlamamıştı. Kasdan Völokine'in neyle ilgilendiğini şimdi anlıyordu. ' iki polis silahlarım sesin geldiği yöne doğrulttu. Gövdeye eliyle dokunuyor. binaların önündeki düz alanda bir skalpel hassashğiyla beliriyordu. parmaklarım açılmış göğüs kafesinin içine sokuyordu. Adamın kalbiydi bu. yaşadıkları anın hareketsizliğinde asılı duran. birden. kendisinin de onun gibi göründüğünü anladı. Beton ve çelik bir bedene hapsolmuş dev bir kalbin ritmi gibi. Daha yakından bakınca sadece iş tulumunun değil tüm göğüs kafesinin açıldığı görülüyordu. ısrarlı. Birden. Cesedin üzerinde. eldivenlerini takmamıştı. Bir koşuşturma. Kapağı açtı ve dinledi Telefonu Kasdan a doğru uzattı. Bir telefon sesi. Ermeni. Çocuksu. . kurumuş kanla katılaşmış mavi renkli bir iş tulumu vardı. Volokine hiçbir şey söylemedi. Sonra. Regis'nin kafasını kaldırdı. siyah ve beyaz benekler. Geri dönüşü olmayan bir eşikten geçmişlerdi ve şu an gördükleri bu vahşetin gerçekle ilgisi yoktu sanki. Ayak sesleri. fal taşı gibi açılmış diğer göz ise her an düşmeye hazırdı. tüyler ürpertici derecede konuk görünen hep aynı gülümseme. Volokine Kasdan'm ellerine baktı. Glock'unu iki eliyle kavramıştı. Ama bu defa. Bu tablodaki tek hareket. Fermuarı. adamın bir kolunu tuttu ve çekti. Tamircinin üzerinde. yüksek bir baca şatafatlı bir biçimde tütüyordu.Oyun oynuyorlar. Yves Klein'in bir tablosunun yoğunluğuna sahip sonsuz bir ışık. Can çekişmekte olan kurbanlarının üstüne çullanmışlardı. Arkada. Kasdan ve Volokine. Aslında ne o ne de Rus şaşırmıştı. Tek kelime konuşmuyorlardı. gökyüzüne doğru. uzaktaki bir fabrikadan gelen boğuk ve tekdüze gürültü vardı sadece. Üç tarafı en az onar katlı apartmanlarla çevriliydi. Durumu kavramaları için birkaç saniye geçmesi gerekti. Ay ışığının altında. başka yerden başka bir gülüş. Maktul sanki bir cismi sıkı sıkı tutuyordu. Bizimle oynuyorlar. Ağızdan buhar çıktı. Gizlenme gereği duymadan yürümeye devam ediyorlardı. Volo fazla zorlanmadı. Her yer sessizliğe gömülmüştü. Rus dudaklarım ısırdı. bir gülme sesi. Rus. İç avluda ilerlediler. Gölgeleri adımlarıyla üst üste biniyordu. yüzü çirkinleştirilmiş bir sirk soytarısının alaycı ifadesi. Hep aynıydı. Ceset henüz katı laşmamıştı. BENDE SAF BÎR YÜREK OLUŞTUR. sanki küçük kristal parçalarıyla kaplıymış gibi parlıyordu. Bağlantı kesildi. pıhtılaşmakta olan koyu renkli bir çamur topağı tutuyordu. silahlarıyla onları çevreleyen duvarları tarayarak ağır ağır ilerliyordu. Kollarım yana uzatmışlardı. Ve tanıdıkları. Bu bulutlu geceden bağımsızmış gibi görünen. Arada değnek seslerinin de duyulduğu çocuk Mkirdemeleri. bildikleri dünyayla. Kasdan'ın aklına ilkokul-Jardaki resim ve el isi atölyeleri geldi. Çocuk katiller oradaydı.Ancak bu katilleri dmdurmamıştı. İç avlunun dört bir köşesine dağılmış. tasasız. Dondurulmuş bir et kadar soğuktu. İki ortak buz kesilmişti. Işığı yanan tek pencere bile yoktu.

çocuk mırıldandı. gerçekten de hem zemin hem de gökyüzü aynı şekilde dönüyordu.. Soğuğa rağmen. ama dengesini bulamıyordu. çekiçle biçim verilmişti. Ayrıca her biri. Rüzgâr. sonra her biri sağdaki ve soldaki bir binaya doğru yöneliyordu Alaylı gülüşmeler duyuluyor. Silahını kullanamazdı. Hiç kuşkusuz. Etrafına. Sanki takan kişinin ruh haline göre değişen bir yüz ifadesi. Polis kaf asım nereye çevkeceğirri bilemiyordu. Yeni bir harelenme. Gıcırdayan çakıllar.. Bu flaşlar ses kadar etkiliydi. Soğuk. Kapı sundurmalarının altında. Kurtbağrı bitküerihin yanında. ister yüce ister evrensel her duygu sahnede sergilenirdi Volokine "Sen çocuk tanrısın. Yavaş. Çalıların arkasından gelen. en doğru Menim buydu. kötülük Amişi. Ve aynı zamanda da kararsız. Sol tarafta bir koşuşturma oldu. Bıçağı sapını siperine kadar etine saplayan küçük eli gördü. önlerinde. Kendini toparlamaya çalıştı. Maskenin çizgileri onu etkilemişti. Yeni bir parıltı. dikenleri temizlenmiş akasya seyal ağacından. siperli. Çocuğun maskesini. çok uzaktan. mekân. Gergin. Birden. Merdivenlerde. Bir türlü kafasında canlandıramadığı şeyi gördü. çocuk üstündeydi. sağdaki apartmana doğru ilerleyen Kasdan'a baktı. ama bir şey hiç ak* undan çıkmıyordu. Gözler için baklava biçiminde siyah delikleri vardı. otuz metre ileride. Omzunun üstünden. Parlak bir metalden dökülmüş. ama beceremedi. Volo sol tarafa sıçradı. Soldaki binaya doğru üç adım attı. Dizlerinin üstüne düştü. Volokine üstü çiy kaplı lükstrümler boyunca ilerledi. boş. Sonra hıçkırık tuttu.. Yeni bir darbeye hazırlanıyorlardı. Ağzın olduğu YERDEKİ DELİK ÇOK daha büyüktü. ayın yansımasını alan ve bunu farklı bir biçimde geri yollayan sürekli hareket halinde aynalar vardı. Uzaktan.Açılıyorlar.. bu tehlikeden kaçıyordu. ne olduğunu anlamıyordu. Volokine kendi çevresinde döndü. Gülümseme. Birçok ifadeyi bir arada barındıran antika bir maskeydi. XIX. orada. İç avlu ve gökyüzü ileri geri gidip gelmeye başladı. Bulandırı-yordu. uçtaki parmaklığın altında bir şey parüdadı.. Acı. O esnada. karanlıktaydı. İki adambkbMermden yüz metre kadar uzaklaşmışlardı. Çocuklar risıldaşıyordu. Bir an aklından geçti: Ahşap saplı. Metal maskeler. Ardından bir kez daha. çocukken okuduğu çizgi romanlardaki kahramanların kurt adamları öldürmek için gümüş mermi kullandığım hatırladı. Volokine durumu anlamıştı. evren durdu.. Yüzeyi tümseklerle. Tam olarak yerlerini saptamak imkansızdı. Sanki midesine inmişti.. Uzaktan gülüşme sesleri geldi. ama hemen kesiliyordu. Evet. Yeniden yürümeye başladı. Bu gece kurt adam oydu. Bir ayrıntı dikkatini çekti. Kimse yoktu. Araya mesafe koyuyordu sanki. Antik tiyatroda. arasından görmeye çalıştı. Rus. Ay ışığında görüş mükemmeldi. ona doğru koşan Kasdan'ın çığlığım duydu -volo . bu çalı ile arkadaki çalı arasındaki dar alana yöneldi. Düşmanlarına karşı güçsüzdü. — Gefangen. kabuklan soyulmuş. Bir silahın kromajı diye düşündü. Böyle bir hasma karşı silahını atesleyemezdi. açık renkli bir değnek taşıyordu. Saniyenin yüzde biri kadar bir gecikmeyle tepki verdi. acı sanki ışık hızıyla tüm vücuduna yayılıyordu. Hâlâ kurtbağnlan boyunca ilerliyordu. Cıva saçıntısı gibi keskindi. kutbağrüannm arkasında. Polis uludu. saçma bir şekilde. bu aynalardan yansıyan ışık gözlerim kamaştırıyordu. Volokine gözlerini kıstı. Volokine çiti takip etti. Sol tarafında bir sürtünme hissetti. Bıçağını Volokine'in uyluğuna batırdı. Parmaklarım silahının kabzasında dolaştırdı. Sessizlik.. Çocuklar bir kayboluyor bir ortaya çıkıyorlardı. Savaş peşinen kaybedilmişti. ancak zorluk-la duyulabilen bir gürültü. iyice solda. Parlaklık kayboldu. bedenleri görünmüyordu. yüzü terden sırılsıklamdı. Bu parıltıların anlamı neydi? Bunun ıslık yerine ışıkla haberleşme olabileceğini düşündü. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi çarpıyordu. Çit bitti. kabartılarla ve çukurlarla kaplıydı. soran gözlerle Kasdan'a baktı. Bilinci bedeninden ayrılmış çevresinde tek basma dolanıyordu. Gözlerini fal taşı gibi açmış Ermeni de ondan farklı değildi. Rus. Sağda bir parıltı oldu. Volokine durdu. Yaraşma baktı. merdivenlerin altında. Çocuğun sol elini yakalamaya çalışta. birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Donmuş toprak. sağda yeniden bir parıltı oldu. İki yüzey arasında sallanan.." diye düşündü. Çocuklar. Fısıltılar kesilmişti. Sevinç. Bu andan. neredeyse dalgın gözlerle baktı. Ya da daha doğrusu o anda zaman. bacası ve binalarıyla iki ayna. Glock'unu doğrulttu. yüzyıla ait bir bıçak. Simsiyah paltolar giymişlerdi. bu gerilimden.. ama maskeleri vardı. On metre ötede.

" diye bağırmak istedi. Magenta Bulvarı. oradan Rochechouart Bulvan'na sapmış ve rastladığı ilk hastanenin önünde durmuştu: Lariboisiere. tki eliyle. Kasdan. kimliğini uzatarak kadına doğru yürüdü. Sedyeler. ama patlayan silahın namlusundan çıkan beyaz alevi gördü. insanı allak bullak eden bir samimiyetle. Volokine. sonra Kasdan'a baktı: .Bümiyorum.Acil bir durum var! Saat 06:30. Kasdan. Gennevilliers'deki iç avluda. Kasdan. Hötel-Dieu'ye gitmeniz gerekirdi. Arabayla Clignan-court Kapısı'na kadar gitmiş. Sonra etraf yeniden karardı. hastabakıcılar Voloküte'i sedyeye yattırıyordu. _ Beni takip edin. çocuk tanrılar ölümsüzdü. . Turnikeyi açtı. Kadın arkasını dönüp uzaklaştı. malzemenin. Glock'unu da almayı ihmal etmemişti. . Ortağım. fakültedeyken aldığı "Yunan mitolojisinin kökenleri" adlı ders geldi. ama dili ağzının içinde şişmişti. Volokine "Hayır1. Biraz olsun rahatlamıştı. bu acılı ve sakin ortamda yarattığı şiddetin ve hoyratlığın farkındaydı.. Bir hemşire. Çocuk bıçağın sapını hâlâ. Sonra boşluk üzerine çöktü ve Volo hiçliğe gömüldü. Ama kafasının bir tarafı buradaki gizli hüznün. Arkasında ayak sesleri duydu. Büghıin. ay ışığını yansıtan maskenin donuk ifadesine gözlerini dikti. Adamın arkasında. Her şiddet eylemi Hans-Wemer Hartmann'ın kültüyle bir tutarlılık içindeydi. Volokine'i üstü yeşil kâğıt kaplı bir masaya aldılar. zemin. Gerçi bıçak oldukça eskiydi. Aklına. iki hemşire Volo'nun kan içindeki pantolonunu kesti. sonra salonun alacakaranlığında bekleşen diğer siluetleri fark etti. Şakağı yere çarptı. Acı birkaç derece birden arttı. devasa gölgesi.Üaç alerjisi var mı? . kemeriyle Vblo'nun uyluğuna bir turnike uygulamıştı. sağlıksız koşulların farkındaydı. YOL boyunca. Dünyanın başlangıcım. Ermeni boşluğa ateş etmişti.Ne oldu? . bırakmamıştı. burası bir tıbbi malzeme ambarından farksızdı. Çocuklar ise ortadan yok olmuştu. Aralarından ikisi bir sedyeyi itiyordu.Kan işiyor! Bana bir doktor çağırın. Onun çocuklarını. . Doktor arkasını döndü ve koridorda İlerleyen sedyenin peşinden yürümeye başladı. Profesyonellere ulaşmışlardı. burada kollarında çocuklarıyla bekleşen birkaç çift dışında kimse yoktu.Polis. dedi Devriyedeydik. Sanki şimşek çakmış gibi gökyüzü aydınlandı. Yattığı yerden her şeyi aşağıdan yukarıya doğru görüyordu'. Lariboisiere Hastanesi Acil Servisi. Hediye yerine yara. rulo edilmiş kablolar. bembeyaz bir odaya vardılar. İyice kendinden geçmişti. Sonunda ışıklı. . baca. ama ne paslı ne de kirliydi. KLAK. Ama bunu doktora nasıl izah edebilirdi? Doktor hemşirelere seslendi: . serumun olduğu yere. duvara raptedilmiş koltuklardan birine yerleştirdi. Kasdan. ceketinin etekleriyle havayı döverek gelen Kasdan'ın kocaman. Ermeni bankoyu yumruklarken bağırıyordu: . Zafer kazanmış birinin gülüşüydü bu. hurdaya çıkmış makineler. Kasdan hedefini ıskalamıştı. Ona durumu açıklayabilirim. Salonda kimse kımıldamaya cesaret edemiyordu. Kaderin kötü bir cilvesi olarak. İçeride boğucu bir sıcak vardı. yani Titanları ve babasının üreme organını kesen Kronos'u düşündü. Doktor yaraya şöyle bir göz atta. onun YerTe Gaia'yla düğününü düşündü.. Kasdan binalar arasındaki düz alan boyunca meslektaşım taşımıştı. Hemşirelerden biri Rus'un koluna tansiyon aletinin kolçağım takmıştı bile. bu Noel gecesinde. Volo'nun kandan pırıl pırıl olmuş yaralı bacağını gördü.Sonra.Göreceğiz. .Çocuk Titanlar. kromajlı aletler. Sedye gıcırdıyordu. bütün gücüyle bastırdı ve bıçağı yaranın içinde kırdı. Ve ikisi de sonsuz bir boşlukta üerliyordu. ay ve Sig Sauer'ird ileri doğru doğrultmuş.' Kimse yok mu? Cevap alamadı. Bağırmak istedi. Kasdan da onu izledi: -Ciddimi? .Saldırıya uğradık.Sizin bir önceliğiniz yok. Beyaz önlüklü üç adam belirdi. virüs ve enfeksiyon almış anne babalar. yaratıcı tanrı Uranos'u. maskenin gerisinden gelen gülüş sesini duydu. Volokine'i omzunda taşıyordu. -polis. Volokine'i uyanık tutmak için Kasdan sürekli olarak konuşmuştu. Kasdan'm aklına çocuk katillerin kullandığı gereçlerin temizliği geldi. Bekleme salonunu geçtiler ve doğruca hiç kimsenin olmadığı hasta kabul bankosına yöneldiler. çok yalandan. Her yere eter kokusu yayılmıştı.Meslektaşım yaralı. Olduğu yere yığıldı. Kasdan bekleme salonuna döndü ve büyük bir dikkatle yarı baygın haldeki Volokine'i ayağa kaldırdı.

Yatıştırıcı ardından da anestezi. oğlum: Omzunu sıkta. Kasdan ceketini çıkardı ve bir köşeye yerleşti. . onu hemşireler izledi. Volokine gülümsedi. tıpkı bir tutuklu gibi silahım. Ameliyathanenin aydınlatma sistemi içeriyi dayanılmaz ölçüde ışığa boğuyordu. Elini sallayarak cümlesini bitirdi. kemerini ve ayakkabı bağlarım almışlardı. . korkunç. son yattığı odanın alacakaranlığında yankılanan cılız sesini düşündü. . Bana bir sedatif verdiler. Sonra aklına oğlu geldi. . Hayatım akıp gi-diyor.. bunu biliyor muydunuz? -^Bıraktı. . binlerce petekten oluşan ürkütücü gözü. . çelik gibi bir duruş. Kasdan sıvalı kolunu indirdi. GenneviUiers'de görevdeydik. Sorun değil. boynunun çevresine sanlı. Sanıyorum Al-mancaydı. . Koyu renkli. diye tekrarladı doktor. Hemşire kam götürdü.Sizden birkaç mililitre kan almamız lazım. Bu görüntüyü kafasından atmaya çalışıyordu. hortumun içinde hızla ilerleyen kanına hayranlıkla baktı. Neşeli bir yüz ifadesi talandı-. sonra dikkatle doktora baktı: — Her şey çok hızlı gelişti. isimlerinize ve sicil numaralarınıza ihtiyacım var. Aklına bölük pörçük anılar geliyordu. sakin bir sesle rica etti: — Bizi bir dakikalığına yalnız bırakabilir misiniz? Doktor derin bir iç çektikten sonra hemşirelere işaret etti: — Bir dakika. çünkü iğne izleri. . Bıçak kasın arasından girmiş. Kendisi de Sainte-Ame'ın aciline çok sık gitmişti. -Ne? .İliklerine kadar uyuşturucuyla dolu. Adam onu kolundan tuttu ve sesini alçaltarak konuştu: .Ne isterseniz onu yapın.Kasdan.Sana benim kanımı verecekler. kahrolası? . Doktor genç polisi kontrol etmek için gitti sonra geri döndü.Şu saldın hakkında. trajik gümüş yüzler.OK Tetanos aşısı. . . Çok kan kaybetmiş. ama herhangi bir "aptallık'' yapmaması için her seferinde.Efendim. onu acil servise götürdüğünde üç yaşmdaydı. Sakin ol. bana biraz daha bilgi verebilir misiniz? Kasdan hemen cevap vermedi..Çocuklar. Meslektaşınızın ihtiyacı var. çıplak kafasındaki damarları. Beklerken hikâyenizi dinlemek isterim.OK. "Gefangen" veya "gefenden". Ama şu bıçağı bacağından çıkarın. Ne anlama geldiğini araştırın lütfen.iyileşecek. Ağır.Size bıraktığını söyledim. o esnada bir hemşire kolunu sıvamaya başlamıştı bile. Karısını. dedi Ermeni.. Bu doktor tepesini attırmaya başlamıştı. Doktor üzgün bir edayla gülümsedi. Konuşan Volokine'di.. sanki "yeri hâlâ kırmızı" der gibiydi .Saldırganlaşmaym. Kasdan Vblo'ya doğru hareketlendi..Birkaç dakika içinde.Bunu bana daha önce de söyledin. 151 terden ıslanmış kefiye. Sonra birlikte raporu. . . Kan grubunuz ne? -A+. Hüzün verici.Ben çok sakinim. Kapıdan çıktı. bu yeterince açık değil mi? Doktor bir adım geri çekildi ve Kasdan'm heybetli görünüşüne dik* katle baktı. Bir miktar Ermeni kanı.. korkuyordu ve bu serviste gitgide daha fazla kendini kötü hissediyordu. Ama içerde kalan parçayı çıkarmamız gerekecek. Cerrahi odasına alacağız. .. Parlak. evet ya da hayır. meslektaşınız. Gri saçlar. Kasdan.Yeni bıraktı sanırını.. — Geceyansı mı? — Siz Içişleri'nden misiniz yoksa? — Rapor düzenlemem gerekiyor. Kasdan. Ermem ayağa kalktı ve doktora. gözleri tavana dikiliydi.Bana cevap verin. Beyaz bir sineğin.Beni yaralayan şu çocuk.. Sağlığına kavuşacaksın.Onu ameliyat edecek misiniz. . . Ruhun gözaltına alınması.. anlıyor musunuz? .îyileşecek.. Maskelerini gördünüz mü? Kasdan cevap vermedi. Cılız bir gülümseyişti bu. yüreği sıkışarak yapılardan izliyordu. Volokine'e yaklaştı. bana bir kelime söyledi. Sinirlenme. Sanki bu odanın düzensizliği kan yoluyla ona da geçiyordu. diye düşündü. bu boktan yeri hücrelerinden dışarı atmalıydı. — Sorun değil. Bizinde oyun oynuyorlardı. menenjit teşhisi koymuşlardı. Hayati önem taşıyan bir organa temas etmemiş. Doktor karşısında duruyordu. Sıcaktan bunalmışta. Sonra ameliyathaneye gireceğiz. .

. Ne oldu? . Cihazların düzensizliğine. Ermeni dişlerini sıktı..Durumu kabullenebildiniz mi? . Bundan Narind'ye söz etmem gerekiyor.O öldü.OK...Ne öğrenmek istiyorsun? . Sizin şu Şilili tarikatı biraz eşeledim.Müsait değil. birçok kere unuttuğu tanrıya. -Kasdan. Kulak kabarttı. Öldü ve yok oldu. Onun telefonu değildi. Bu genç adam ondan daha fazla yaşamalıydı.. .Ben Kasdan. Sürekli şiddetin içinde yasaya yasaya kendimi alt edilemez olarak görmeye başladım. Başım kaldırdı ve gözleriyle odayı taradı. Ağladığını fark etti. eski nirengi noktalarını. Ermeni elini tuttu. gözlerini eliyle kurularken. Bir sır. Sonra.Karınız. Yaygın kanser. ama zor da olsa gülümsemeyi başardı. Adam onunla karşılaşmayı beklemiyordu. bir daha. Kasdan. Telefonu aldı. Noel'in tamamen uyuşturmadığı adamlar. daha kararlı hissetmeye başladım. -Kasdan.. birden. Başım ona doğru çevirdi Narine'den bahsetmek için hiç de uygun bir an değildi. Beraberinde miadını doldurmuş yaşamını. -Alo! . TŞTE genç adama söylemesi gereken şeyler bunlardı. ne dereceye kadar yaşaman küçük bir parantezden ibaret olduğunu anladım. Bütün kalbiyle onun için dua etti. Hatta sadece genel olarak ölümden. Kısa bir tereddüt yaşandı. Neden yalan söylemişti? Neden hâlâ yalancı pehlivan gibi davranıyordu kendisine santimi bir soru sormuş bu genç adam karşısında neden sadece günü atlatmaya çalışan filozofu oynuyordu? 63 yaşında bile. . Hâlâ. yine de şansın yüzlerine güldüğünü düşündü. bir başka sedyenin üzerine bırakılmış Volo'nun ceketinden geliyordu. NârinĞ'nm Ölümü benim için buydu iste. değil mi? Kasdan derin bir nefes aldı. . Bir ihtar. Seni dinliyorum.. diye mırıldandı genç polis. dedi Sizden sonra bir daha uyuyamadım.. hadi ama.Melodram oynamamı mı istiyorsun? .. .Bacağıma iyi gelecek ama. Orijinal hiçbir şey yok. Sabahın 6'sında oğlanı kim arıyor olabilirdi? 58 Hemşirelerin kınayan bakışları altında koridorda ilerledi. Yaşlı polis kireç gibi oldu. anlıyor musun? Beni şaşırtan. numarayı tanımıyordu. En ufak bir kararsızlık anında aklına karısının geldiğini söylerdi. ölümünden söz etmişti. dedi. Tam ter. Cevap vermeden. Çalan bir cep telefonu onu bu düşüncelerden uzaklaştırdı. onu sakMeştirecek bir şey. . bugüne -bugünün boşluğunatosluyor ve sanki onu vanş çizgisinden geçirmek için çekiliyordu. bir daha Kafasına bir şeyi iyice kazımak için: Narine" öldü. Narine-'den değil. Bugün hâlâ evde karısına seslendiğini söylerdi.. Ne dereceye kadar yaşamın ölümün bir parçası olduğunu. telefonla birlikte odadan çıktı. Eğer samimi biri olsaydı farklı şeyler söylerdi.Karım 200Z'de öldü.Elbette. bu kaosun içinde. . Vanş çizgisine ulaştığı halde.Bir şey buldun mu? . doğal olarak. Hatta onun ölümünden sonra kendimi daha güçlü. Telefon sesi. hâlâ bazı kelimeler dudaklarının arasından çıkmakta zorlanıyordu. Onlar çocuk tanrılar.Volokine yok mu? . Kasdan başım öne eğdi Volokine uyumuştu. Ermenilerin tanrısına. Hastane binası içinde cep telefonu kullanmak yasaktı. Çiğ ışığa Buradaki her şey hastalığa.. tükenmiş gibiydi. -Efendim? . ölüme karşı verilen bitmez tükenmez bir mücadeleyle yıpranmış. ekrana baktı. Birazdan ameliyathaneye alacaklar. alışılmış duygularını sürükleyerek koşuyordu.Bana karınızdan bahsedin. Gözlerini kapattı. sine.Çocuk tanrılar. Yarış bitti. yaşamın içindeki ölümün korkunç haksızlığı değildi. . Kısık sesle söylenecek bir ninni Az önce yaşadığı kâbusu dindirecek. birkaç saniyede soruşturma virüsünün bulaştığı adamlar vardı. Narine'ye telefon etmeliyim. -Efendim? . Bir morgu andıran diğer masalara baktı. Hiçlik okyanusunda küçük bir erteleme.. dedi sonunda. Hepimiz bunu yaşayacak olan ölümlülerdik. Çift kanatlı kapıyı itti ve asansörlerin olduğu yere çıktı. Dudaklarım ısırdı.. Dalhambro ve Amana gibi.Dalhambro. hâlâ hızını alamamış bir sprinter gibiydi. Ama Volokine'm neyin peşinde olduğunu tahmin ediyordu.

Kendi hava sahaları var. Bu grup can sılacı olmaya başladı. Koloni. WUhelm Goetz'ün. anlıyor musun? . Rj. Bütün bunların tepesindeki herifin ismi Bruno Hartmann. Gezgin Çingeneleri bile bu tuhaf dindarlara tercih etmişler.1990'da. . Alfonso Arias.Her şey mümkün. A. Harabe halinde bir köy . Moğolistan gibi. Yüzlerce kilometreye yayılmış bir tür bozkır. Fransa'da o|. Tam adı "Sociedad Asunciön benef actora y educacional". Vbiokine'ül Şilili bu üç işkenceci için söylediklerini hatırladı: "Sanki Fransa toprakları tarafından yutuldular. Ne Fransız ne de Şilili. mayan. Sanırım bilmek de istemiyor.Nereye gitmişler? . herhangi bir ipucu bulamadığı protezâyle ilgili olarak aym şeyi söylemişti. Volokine ameliyata alınmıştı herhalde. Kasdan kâğıt hışırtıları duydu.Topluluğu kim yönetiyor? — Hiçbir fikrim yok. ama Camargue turistik bir yer. Kasdan hastane koridorunda yeniden yürümeye başladı. bir bölgeyi 1986'da "Asunciön" adlı ticari faaliyeti olmayan bir vakfa vermiş. Dağınık odaya girdi.Koloni nereye yerleştirilmiş? . tarımı geliştirrruşler. Burada söz konusu olan bağımsız bir bölge.Yaptığım araştırmalara göre. .. Binlerce hektarlık bir alana sahipler. İsrailli araştırmacı "Sanıyorum idareyi ele almış bir oğlu bile olabilir'' demişti.Sanırım. . Fransız hükümeti. cerrahi bölümüne doğru. Bir tür merkez komite var. Saintes-Maries-de-IaMer'e elli kilometre mesafedeki.Fransa'nın en ıssız bölgesine. Camargue'da. Boştu. Gerçek bir ülke. Orada kimseye rahatsızlık vermediklerini söyleyebilirim.. Başka örnekleri de var. .un sahip ol-" duğu uçak ve helikopter sayısı da büinmiyor. Bugün tamamen kendi kaynaklanyla geçiniyorlar. Asunciön üstünden uçmak imkânsız. Şili'deki Kolcmi'nin aynısını Fransa'da oluşturmuşlardı. . Fransa'nın tam göbeğinde. Kafasındaki butun çarklar işlemeye başlamıştı. Fransa ile Şili arasında toplu nâkillerde önemli bir role sahip gibi. Bazı şikâyetler olmuş. Acaba Bruno Hartmarın da Fransa'ya. Massif Central'in güneyine. . Bekle. Yaşasın kral.Ne zaman? . Kuyular açmışlar. Fransız hükümeti bile orada neler olup bittiğini bilmiyor.Adı ne dedin? . ıssız bir bölgeye yerleşmiş. ama gerçek bu. bölge onların gelmesinden memnun olmuş. işte..Causse Mejean'dan bahsettin. Fransız adaletinin hiçbir hakkı yok.Var. Kasdan. Koloni bölgeyi İhya etmiş. adli tabip. Kimseyi rahatsız etmemişler. -Nasıl? . Ama bir tarikat değil. Hem gıda hem de enerji alanında. Dalhambro not almıştı anlaşılan.Bendeki isim bu. Goetz. D meclisi Şililileri kovmak için her şeyi yapmış. Statüleri hiç imzalanmamış. Birkaç yıl sonra topluluk orayı terk etmek zorunda kalmış. Tek komşuları. Causse Mejean'a.Bana bir saniye izin ver. cardo Mendez. ilki başarısız olmuş. Orada yaşayanların sayısı tam olarak bilinmiyor. 60'u yıllarda Şili'ye giden babası gibi bir suru sarışın çocukla mı gelmişti . Milosz da durumu özetlemişti: "Kral öldü. Kasdan etküerurıişti. Tam olarak nerede olduğunu biliyor musun? . Tabii bölgenin ve binaların topografyası da Ayrıca bu "ulus'. Kendi elektrik türbinleri olan dev bir taran işletmesi. Thomas van Eck. Bunlara mikrodevlet deniyor. Ülke içindeki bu ülke tarafından yutulmuslardı. Yavaş yavaş.R. Reinaldo Gutteriez.Sanırım Hans-Werner Hartmann demek istedin.Arro." îki gün önce de. Koloniciler birçok şeyin öncüsü olmuş. Ama dikkat: Sıradan bir özel mülkiyetten söz etmiyorum. Bruno Hartmann. David Bokobza. bir doğal parkta koruma alfanda tutulan Tarihöncesi döneme ait atlar. iki yerleşim yeri var.R..'" . ama ülke topraklarının da dışına çıkmamış olan adamlar. .En yakın köyün adı Arro. evet.Bu akü almaz bir şey. bu kez. Sanıyorum.O. özerk bir bölge. .Bu mümkün mü? . Bu statü bazı sırlan 153 da açıklıyordu. VVUhelm Goetz'ün üç meslektaşının ortadan yok olması gibi. kalçasından o üç işkencecinin saklandığı yerde ameliyat edilmişti.Herhangi bir yöneticinin ismi? Bir bakanın? Bir genel sekreterin? .

Şilili işkenceciler Fransa'daydı ve işlerine devam ediyorlardı. Topluluğun. şarküteri. Otların araşma uzanmış kahkahalarla gülen çocuklar. Ürünleri Fransa'nın her yarana dağılmış durumda.Kapalı mı? . Koloni Fransa'ya ve yeni binyıla uyum sağlamış görünüyordu. Kasdan yeniden koridora çıktı. gerçek melek yüzüne sahip genç kadınlar. burada Plein Ciel'in bir yeri var.Hayır. İşte Goetz'ün müziğinin içine sakladığı sur buydu. Nefes almasına bile fırsat vermeden.Oğlanın çantasını karıştırdı ve düşüncelerini. ayrıntıları yazdığı bloknotunu buldu.. solda. . bir baterinin parlayan zillerini gördü. Döndü. Katolik keşişleri ve sörleri olan bir Hıristiyan tarikatı olarak takdim ediyorlar.Durumu ciddi mi? .girdi. amirlerinden birini ya da daha da kötüsü gerçek polisi arayabilirdi.Dışarıyla bağlantılı bilgisayarımız yok.Beni burada bekleyin.Ne istiyorsunuz? .En üst katta..bir Club Mediter-ranee tatil köyünün tanıtımı gibiydi. Tek kelime etmeden.. . monitörlerin bulunduğu odayı fark etti. ORAR ROAR ARRO RARO Küçük dâhi bir kez daha doğruyu görmüştü.. Kasdan'ın sessizliği karşısında..Şey. Sonra. . isimleri. dev ekran televizyonlar..Evet.. Işık. demetin içinden bir anahtarı çıkardı. Kasdan onu gözleriyle takip ediyordu. Remıiem.Bir internet sitesini incelemem gerekiyor. . İşte herkese söylemek istediği şey de buydu. Kadın kısa bir tereddüt yaşadı. Genç polisin beyniyle bütünleşmek ister gibiydi. Reauiem. Sabolarını tıkırdatarak yürüyen bir hemşireyi durdurdu. metinler. sonra mırıldandı: . soruşturma. Çabuk. . Tarlada. . . Giriş sayfası belirdi. . dini inançlarım.. tarımsal faaliyetlerini. Bağlantı. fotoğraflar. tarikatın yerleştiği yerin yakınındaki köyün adı deşifre edilebilirdi. ürkmüştü.Teşekkürler. altın sarısı bir güneşin altında çalışan mutlu erkekler. Cinayetler sürüyor.. za-naatsal üretimlerini anlattığı bir sitesi var. Saat 14:00 ile. langırtlar. acil. Seni ararız. Tüm bunlar zararsızmış gibi görünüyor. Burada intranet ağı kullanıyoruz. İki dakika sonra. sebze. -Nasü? — İnternette. Oratoryo.Yani hastanede internete bağlı bir bilgisayar olmadığım mı söylüyorsunuz? Siz beni salak mı sandınız? Hemşire geri çekildi.. Harfler ağzında patladı. . Herifler. Sağ tarafta bir müzik odası vardı. ~&itenin adresi? Dalhambro adresi verdi. .. Sadece çok daha müreffeh yaşıyorlar. Asunciön Kolonisi'nin adresini girdi.. kendilerini. Kasdan.Volokine. Bana bir bilgisayar lazım. tamamen karanlığa gömülü Plein Ciel'in bulunduğu kattaydı.Anahtar. her zamanki zevzekliği sıraladı: polis. . Kasdan sayfalan hızlı hızlı çevirdi ve Goetz'ün 2006 Noeli'nde yönettiği vokal eserlere göre yapılmış akrostişleri buldu. Gördüklerine inanabilmesi için gözlerini ovuşturması gerekti. . Bal.Nerede? . Dokuma tezgâhlarının başında. Onlarda bilgisayar olabilir. Kasdan teşekkür etti ve anahtarı kaptığı gibi asansörlere kadar koştu. Genel tanıtım -sayfa düzeni. Yû sonu konseri için hazırlanan koral eserlerin baş harflerini birleştirerek. Bilardolar. Kasdan Volokme'in defterine not aldı. tilt makineleri. Volokine kareli sayfaya not almıştı'.Size söyleyebileceklerim bu kadar. Bizzat kendiniz de araştırmaya devam edebilirsiniz. dedi Dalhambro. Camekânlı bir ofise -hemşire odası. Ave Maria. Ne aradığınızı bilmiyorum ama. elinde bir anahtar demeti vardı. o nerede? -Yaralı.

Bu kadar paranın kaynağı neydi? Böylesi altyapılar herhalde patates yetiştirilerek inşa edilemezdi. Fransa haritası üstünde bakir bir bölge. Lozere ilinde. Tüm bunlar son derece mükemmeldi. Ne bir kişi ne iki kişi ne de bir grup. Truyere Köprüsü'nü geçince. . Kasdan. ardından da konseri izleyebiliyorlardı. Kasdan "Konserler" girişine tıkladı. Her pazar. Koloni. Comunidad'm (sözcük birçok yerde İspanyolca yazılmıştı) tarımsal faaliyetleri ayrıntılı bir şekilde anlatüı 155 yordu. Arro. Bavyera giysilerinden eser yoktu. O zaman Kasdan Volo'yu arar ve onu bilgilendirmek İçin gece yanma gelirdi. Üzerinde siyah ve uzun bir işaret bulunan bayraktan da. Kaynak Şili'den getirilmiş altın olabilir miydi? Ya da yeni üyelerden elde edilen fonlar? Bruno Hartmann. Ayrıca. Cinayetler genellikle tek bir katil tarafından işi nirdi. Kasdan saatine baktı. Kimi zaman da bir çete. metal bir kuşun açık kanatlarını andıran. akan çizgilerine vermişti. Hastanenin önünde. Henüz 8 olmamıştı. Hiçbir özelliği olmayan karanlık görünümlü evlerin yaranda kilise ve hastane. akan. Acaba Koloni. zemin katta durdu ve cerrahi servisine bir kez baktı.veriyordu. Genel anestezinin etkisiyle oğlan bütün gün uyurdu. etkileyici renklere sahip verimli tarlalar. fütürist çizgilere sahipti. dört saatten beri hiç durmadan araba sürüyordu. Hız sınırlamasına riayet etmeden bu mesafeyi beş saatte alabilirdi. En çarpıcı olansa. topluluk tarafından dış dünyaya -bölgenin bir bölümü halka açıktı. "özgür ve laik bir eğitim" vaat ediliyordu.. polislere. bu "Anlık Merkezinin binalarının güzelliğiydi. Topluluk sevimli göründükçe Kasdan buz kesiliyordu. Bazen de iki katil olurdu.. Asuncion'un Küçük Şarkıcıları bugün. düzenli olarak kendi toprakları dışında da müzik resitalleri -çoğunlukla civardaki kiliselerde icra edilen vokal eserler. sonra A75 otoyolundan Puy ve Aurillac'a doğru devam etti. parlak bir sundurma vardı. GenneviMers Karakolu'nu aramaya karar verdi İsim belirtmeden. Şili'de kendisine prim sağlayan aynı formülü burada da uyguluyordu. Veya hastane hizmetlerinden bedava yararlanabiliyorlardı.verilen hizmetler tanıtılıyordu. bir kreş. Yüz kilometre sonra. Direksiyonun en ufak bir titreşimi ölümüne sebep olabilirdi ve dikkatini tamamen. Clermont-Ferrand'a doğru inmişti. Hart-mann. baba veya oğul. Mappy sitesine bağlandı ve hızlı bir arama yaptı. Calder sitesi yakınındaki Regis Mazoyer'ye ait bir tamirhanede meşum bir şeyin onları beklediğini söyledi. bir ilkokul ve bir liseden oluşan eğitim merkezi de halka açıktı. Beklenmedik bir fırsat. Biraz şansla oğlan t ^ anlamıyla kendine gelmeden dönmüş olurdu. İletişim adresi olarak. Kasdan. modern bir mimari yaratmışlardı. Ermeni. Ancak öğleden sonranın sonuna doğru kendine gelebilirdi.insanlar koyu renkli veya siyah beyaz kıyafetler giyiyordu.. Site altı buçuk saatlik bir yolculuk öngörüyordu. asfaltın sürekli olarak akan. Şüpheli tüm bir ülkeydi. Ahşap devasa tahıl ambarları. Sonra herhangi bir soruya muhatap olmadan telefonu kapattı. Grup. Elektronik posta yollamak da Bu site tek yönlü çalışıyordu. Bugüne kadar her türlü cin olayla karşılaşmıştı. güneye. civarda oturanlar sabah ayinine katılabiliyor. Tarihleri kontrol etti ve çok önemli bir şey dikkatini çekti. Şili'de olduğu gibi burada da işkence faaliyetlerinde bulunuyor muydu? Görsel ziyaretini "Bağlantilarnla sürdürdü. Korku imparatorluğu. Kilise. Yazıcıyı çalıştırdı ve güzergâhın ayrıntılı bir çıktısını aldı. Topluluğa doğrudan yazmak imkânsızdı. Kâğıdı cebine yerleştirirken Volokine'i düşündü. büyük bir tatmin içinde biraz daha hızlanıyordu. bir anaokulu. Kafeteryanın park alanında. Florac şehrine 20-30 km mesafedeydi. Sadece bir tür kahramanlık duygusu. depoyu fullemek için bir benzincide durdu. Her sayfa bunlarla doluydu. öyle süratli gidiyordu ki aklına ne soruşturma ne de tarikat geliyordu. Ne korku hissediyordu ne de yorgun luk. Bugün şüpheli çok daha büyüktü. diğer sayfalara geçti. Yasak bölgeye girmek için büyük bir şans. Kasdan asansöre bindi. saat 15:00'te Koloni topraklarında bir konser veriyordu. Mü-lau'da bir posta kutusu gösterilmişti. diktatörlükle yönetilen bir ülke için anlaşılabilir olan bu çügınlığın Fransa'da kendine yer bulabilmesi karşısında şaşkındı. . ortalama hızı saatte 180 kilometreydi. Hiçbir yere sapmadan. kabarık. 25 aralıkta.. dört tarafı üstte kesişen ve bir tür kübist yazıyı andıran camdan bir çan kulesine sahipti. Koridorda yürümeye başladı. Her radarda. pırıl pırıl parlayan traktörler. Volo hâlâ ameliyattan çıkmamıştı. Fransa topraklarındaki müritlerini paralı insanlar arasından mı seçiyordu? Diğer sayfalarda.

) le itiraf edemiyordu. der. Eve uğramak için zamanı olmuştu. Gün boyu dengeyi sağlama. şimdi üzerinde.öyleyse bu "kedi ile fare" anlamına geliyor. söz etmemişti. Adam hayatının bir bölümünü Münih'te geçirmişti. General Py adını almış. Bir kahve ısmarladı ve yeniden cep telefonunu açtı. . Volvo'su fırtınaya yakalanmış bir tekne gibi sallanıyordu. Ha-uts-de-Seine Adli Polisi'ne havale edilecekti. şu anda Kasdan'a ışık yılı kadar uzaktı. ama en önemli görevi yerine getirmişti. Albay Jean-Glaude Forgeras'nın izini bulmuştu. beklenmedik bir unsura meydan okumaya hazırdı. Kasdan kafeteryaya girdi.Oyun. Diğer cinayetlerle bir bağ kurulacaktı. Düşüncelerini iyice olgunlaşmaya bırakmıştı. . Saint-Jean Baptiste Kilise-si'nde görüşürüz. Balsieges yalanlarında. Planına göre. Almanya'da çocuklar buna Fangen der. (ç. Ermeniler Noel'i Epifanya16 sırasında kutlarlardı. Tüm bunlar kendi soruşturmaları için bir avantajdı. Bu soruşturmanın en zor anında kendi hayatına ait bir kalıntı birdenbire ortaya çıkmıştı.Oyun oynarken mi? . Sana bir şey sormak istiyorum. Goetz'ün cesedini Saint-Jean Baptise Katedrali'nde bulduğu andan itibaren taşıdığı inanç gitgide kuvvetlenmişti. Duş yapmış.Beni Od arların15 Noel'i için mi aradın? .Hangi bağlamda! Bıçak VoloMne'in bacağına girerken. Otopsi sonuçlarına ve cinayet mahallinden alınan örneklere gelince. onun son işi olmaktan çok daha fazlasıydı.Bir Almanca kelimenin anlamını arıyorum. beyaz bir gömlek. Goujon Sokağı'ndaM demeklerden birinin üyesi olan bir dostunun cep numarasını hışladı. Şili'de görev yapmış üç Fransız işkencecisinin izini sürerken. Bir kurtuluş. dostum. Çocuklardan biri diğerlerinin peşinden koşar. Evet . dedi. Ama çoktan ayın 27'si olacaktı. yani "yakalamak" anlamında. Bu soruşturma. Bir başka şeyi kontrol etmek istiyordu. Güya unuttuğu. Bundan Vblokine'e. şimdi Lozede Yaylası boyunca yol alıyordu Karsız bir kıştı ve bu bölgede her zamanki kurallar işliyordu. Nöbetçi savcı yardımcısıyla temas kuracaktı. Ermenicede Ermeni olmayan anlamında kelime.n. Bu çölde fütursuzca esen rüzgâr dışında kıpırtı yoktu. onların değerlendirilmesi çok daha sonra olurdu. Bir sonuçtu. Kan ve acıyla oynayan çocuk canavarlar. "yakalandın".Ne yaptığını biliyordu. tıraş olmuştu. Noel'de. Kasdan gümüş maskeleri yeniden gözünde canlandırdı. Ortodokslarca 6 ocakta kutlanan yortu. Gefangen. toprağa gömdüğü bir kalıntı. İn cin top oynuyordu. Günlerini tavla oynayarak ve eski memleket anılarından söz ederek geçiren eski toprak bir Ermeni'ydi. Sakladığı. çam ağaçlan ve çayırlar çok daha çetin görünüyordu. 26'sından önce de hiçbir ciddi soruşturma başlatilamazdı. Koloni'nin büyük koral ayini için hazırdı.Teşekkürler. Kontak anahtarım aldı ve dışarı dondurucu rüzgâra çıktı. . Kökünden kesilmiş otlar. Farklılıklarını göstermenin bir başka biçimi daha Katı dünyalarının sınırı. Rahatlamak için alması gereken miktar. Bütün hesaplarım kapatma fırsatı.. Yolunun o pislik herifle yeniden kesişmesi için 40 yıl geçmişti. 15.) . Emniyet Genel Müdürlüğü'ne çekilen teleks de ancak o gün cevaplanabilirdi. Kendine bi16. N88'e saptı ve kırağı kaplı ovalarla karşılaştı. "avcı" olur. Kamu güvenliğinden bir grup gidip bakacaktı. fenden".Ben de diyordum ki. Dokunulan çocuk da Fânger. . Gri bir gökyüzü ekilmemiş tarlaların üzerine sarkmış gibiydi. Otoyolda birkaç kilometre ilerledikten sonra. hareli ipek bir kravat vardı.Mutluluk duyarım. Kahveyle birlikte Depakote'unu ve Seroplex'ini yuttu. Kahvenin hiç tadı yoktu...Kegham? Benim Duduk. Şu ana kadar kafasının bir köşesinde duran. . Narine'nin cenaze töreni için satın aldığı kaliteli.Hayır. koyu renk bir takım. (ç. "Gefangen" veya "ge. İnsanlar sıcak evlerinde.Bir çocuğun söylediği bir kelime. Karaçamlar. Yavaşlamıştı. Kafeteryanın camekânında siluetini gördü. Bir arkadaşına dokunduğunda. Ne bir sarp kayalıkla ne de falezle karşılaştı.. Ama tüm bunlar. sert rüzgârların etkisiyle . N106 yoluna girdi ve yan dağlık bir manzarayla karşılaştı. Ama gerçek iste buradaydı. Bir kahve daha ısmarladı. öğlen olmuştu. Göz alabildiğince. . .n. . yedikleri Noel yemeğinin tadım çıkarıyordu. Bunların tümü 25 aralıkta olurdu. Olay. Bu rastlantı onun gizli inancının da bir tür teyidiydi. Sadece. . saf yünden siyah bir palto.

Sadece Arro'yu değil. Koloniyi bulmak için de bir saati kalmıştı.Yaklaşık on beş kilometre. Göstergeye bir göz atta. Hâlâ kar yoktu. Yeniden yola koyuldu. Ük etaba ulaşmıştı. Bir an hayal gördüğünü sandı.yolun iki tarafından ortaya çıkıveren adamları fark etti. orta ölçekli. Çok yıllar önce. bin metre rakımlı. Bir koyun büe. Kuşkucu. Saat 14:00 olmuştu. Koronun saflığı. gidonuna yaslanarak durumu biraz daha abarttı.Sonra. Koyu renkli parkalar giymişlerdi. Moğolistan bozkırlanyla ve Utan çöileriyle benzerliği son derece çarpıcıydı. tabii yolda kaybolmazsa. Ve sıradan tüfekler değil. Kasdan. Hiç tabela yoktu. Burası daha çok. Kasdan bir grup evin arduvaz çatısını fark edene kadar ağır ağır ilerledi.Büyük bir yer mi. Gidip dönmek için yeterli yakıt vardı. gülümsedi. ufukta uzun eğriler oluşturan. İçlerinden biri. Tek taşıtla bile karşılaşmamıştı. Aslında orası bir yol bile değil. İşgal edilmiş bölgelere girdiklerinde silahlı milislerle karşılaşmışlardı. kiremitler çatılarda titriyordu.On derme çatma ev. öne çıktı. Buraya kadar herhangi bir uygarlık izine rastlamamıştı. evlerin arasında iyice damlıyordu. Taşların üstünde zıplaya zıplaya.iyice basılmış. güneye doğru D907 yolundan devam etmesi gerekiyordu. bir tür köy mü? Gençler kahkahalarla güldü. Kasdan artık bir salyangoz hızıyla yol alıyordu. Aklına Milosz'un sözleri geldi. Manzara bu tür düşünceler için mükemmeldi. sanki "Daha gelmediniz'' demek istiyorlardı.. beş bin yıl önce terk edilmiş bir hayalet köyü andırıyordu. Agoge. peynir yaparlar.. Arro'ya varmak için.Burası özel bir yol mu? Adam sessizce gülümsedi Eğildi ve sakin bir şekilde arabanın içini inceledi. . Böyle bir şeyi daha önce görmemişti.Böyle nereye gidiyorsunuz? diye sordu adam. en fazla Orada yaşlı insanlar oturur. güvenlik ajanı olarak İsrail'de eşlik etmişti. Ardından daha net cevaplar geldi. On kilometrenin sonunda. Kimse yoktu. Biraz hızlandı. . Tek bir insan yoktu. Keçileri vardır. on kilometre gittikten sonra sağa sapacaktı. ama zaman da geçiyordu. Arabadan tam iniyordu ki -şapel dahil en fazla on beş ev. bir köylü görebilmek için çevresine bakmıyordu. Bir bankın etrafına konuşlanmış bisikletli ve mobiletli bir avuç gençle karşılaştı. Ermeni vites küçülttü ve köye girdi. kalker kaplı uçsuz bucaksız bir yayla. Kasdan kilometre sayacım ayarlamıştı. Kasdan az kalsın 'Bundan sana ne" diyecekti. . Gençlerin ilk cevabı bir ıslık oldu. eliyle tersiyle bir hareket yaptı. Kış mevsiminde sürüler ağıllarda tutuluyordu Biraz daha ormandı. Fransa'da böyle bir manzarayla karşılaşmak onu şaşırtmıştı. Kasdan Fransız bir siyaset adamına.Hatta sizi tüfekle bile karşılayabilirler!ı Kasdan kurula teşekkür etti. ellerinde tüfekler vardı. otoyoldan ayrıldığı andan itibaren beklediği manzarayla birkaç kilometre sonra karşılaştı. Son model saldın silahlan. . Arro'ya daha var mı? . Dünyayı arıtıp günahlarından kurtaran cezalar. bura sakinleri de Kolo-ni'nin konserine gidecek mi merak etti. Ne bir dükkân ne de bir elektrik kablosu vardı. yüz kilometre boyunca benzin istasyonu ol. Etraf son derece kıraçtı. iriyan olanı.. İçinden bir nehrin geçtiği. Causse'u diyagonal olarak geçen bir toprak yol: Fiyttttt! (Oğlan ıslıkla birlikte. toz bulutu görüş alanım ve hızım sınırlıyordu. en sakin ses tonuyla karşılık verdi: . Fiziksel olarak bir gizeme doğru yaklaştığım hissediyordu.Tabela yok Bayım.) Sapacağınız yeri bulabilmeniz için kilometreleri iyi sayın. Yol. Ne bir elektrik direği ne de sürülü bir tarla. sağ tarafta patikayı gördü ve saptı. iyi korunmuş gerçek bir şehir. Florac göründü. ısıran bir soğuk vardı. Yolu sordu. . Gençlerden biri. Ortaçağ'a özgü. Kasdan. ama gülümsemeyi sürdürdü. Akbabalar olabilirdi. Burada da aynı hava vardı. Rüzgâr uğulduyor. Arabaya doğru yaklaştı ve Kasdan'a yavaşlamasını işaret etti. Yol taşlarla doluydu. 157 Ermeni.. yeniyetmelere savaşçı ruhunun kazandırılması. Ama dikkat edin. Causse Mejean. ama buz gibi bir hava.Bir tabela var mı? . Camım indirdi. huysuzdurlar. . Düşmanca Eller tetikte. Konsere giden kimse yok muydu? Yoksa yanlış yolda mıydı? Gözü gökyüzündeki yırtıcılara takıldı.Paris'ten mi geliyorsunuz? 157 . . Fazla yüksek olmayan dağlarla çevrili. uzun ve çok belirgin çöküntüler. Montmirat Boğazı'nı geçti.j madiğini belirten bir tabelayı geride bıraktı.

Yanlarından geçerken. o başka bir hikâye. Adam yeniden cama dirseğini dayadı: . tehdit altında olduklarım söyleyerek. biz hazırız. . Asunciön gibi bir kale bile gardım düşürebilir. Rochas geri çekildi ve eliyle dairesel bir hareket yaptı. 60 Volokine kendine geldi. başı mengeneyle sürüyormuş gibi ağrıyordu. Koro bugün şarkı söyleyecek. Ama kimliğini açık etmemeliydi. . kur saçlı adamı sorgulamak isterdi. Kasdan'm zamanını alıyordu.Bütütı otomobilleri durduruyor musunuz? . Rochas ve adamlarım gördü. Düşünceleri ise yapış yapış olmuş pirinç gibiydi. dedi pes ve yavaş bir sesle. vam edin. Eğer R0<s has ve adandan Koloni'ye saldırmaya karar verirse. saygın bir sevinç dalgalanması oldu. bu uzun bir hikâye. Kolunda değildi. Yaşlan 18 ila 40 arasındaydı. . Gözünün önüne kan ve ateş görüntüleri geldi. Ve karşısındaki herif de. Dişleri sanki kurşundandı. Onun yerinde bir kateter duruyordu. Tek tek atış. bizim toprağımız. Dirseğiyle cama dayanmış olan adam.Koloni ve biz. En sağlam kayalar bile zamanla çatlar. özel birimler tarafından kullanılan korkunç bir alet. asfalt bir yol. Arro'nun belediye başkanıyım. Saatine baktı. ağırbaşlı.Haberim var. Katlanabilir kabza. . Ve tarihler. dört yıldır geçerliliği olmayan bir polis kimliğinden çekinecek birine benzemiyordu. Kendim bir kelebek veya ölümsüz bir bokböceği gibi hissediyordu. Asunciön korosu da çok ünlü.Her şeyin bir sonu vardır. Doğruldu ve silahım indirdi. Kasdan. bu bir katliamla neticelenirdi. . gülen gözleri ve davudi sesiyle elindeki MP-5 hiç örtüşmüyordu. Ama dışarısı.Asunciön'un çatlamasını mı bekliyorsunuz? Kasdan'a cevabı gülümseme ve suskunluk oldu.Eğer izin verirseniz. Asunciön. Kasdan bir an. Kasdan yerli hailem.Burada. Rahip Jim Jo-nes. Beş kilometre bu yolu izleyin. 1978. Seri atış.Bakın.Bu benim tutkum.Yine de bir uzmanım. Rüzgârda dingin. 1993' Tehdit alanda olduklarım hisseden Güneş Tapmağı Tarikaü'mn yönetil çileri müritlennin "intihar" etmesini istiyor. pütürlü eli sıktı. Teleskopik dürbün. "Halkın Tapma ğTıun 914 müridini intihara sürüklüyor. 9 mm çapında. Bu herifler bu silahları nereden bulmuştu? Peki. tahmin etmediği bir tehlike oluşturduğunu düşündü. müziksever birine hiç benzemiyorsunuz. Yeniden gülümsedi ve sordu. Arkasındaki herifler de koro halinde güldü. Yanılmanız imkânsız.Onlara karşı mısınız? . "Bay Paris". silahlarını havaya kaldırarak veda ediyorlardı. Koloni'nin insanları kendi topraklarında istediklerini yapabilirler.Bu kadar yol sadece çocukları dinlemek için mi? . taşlara baka baka bir inanç geliştirdik.Buraya ne yapmaya geldiniz? . Tarikatlara saldırmak iyi sonuçlar doğurmuyordu anlaşılan. kendini tanıtmadan. . kimliğini herifin burnuna dayamayı düşündü. Bilanço: 86 ölü. .Onlar için çalışmıyor musunuz? Adam bir kahkaha attı. Ağzının içi talk taamdaydı. İşte o gün. Sonra sağınıza başka bir yol çıkacak. Üç kilometre daha de. Üç pozisyonlu. Heckler & Koch tarafından üretilmiş bir MP-5 makineli bir tabancaydı. Adam mırıldandı: . pfiı Texas'taki Waco tarikatma saldın düzenliyor. .Pierre Rochas. Dışarısı. Guyana'da. bunları kullanma İzinleri var mıydı? .Sorun yok.Asunciön'daki konseri izlemeye. ama bu kendine ihanet demekti.Sadece tanımadıklarımızı. bunu kastetmedim. 64 ölü. Siz. . .Hayır. 1994. Çocuk koroları. Aydınlık. Onun üstünde de ağır ağır akan şeffaf bir torba İçinde glikozla birlikte bir ilaç olmalıydı. .. Adamları yo_ lu açtı. Adam camdan içeri elini uzattı. Üçlü seri atış. Kasdan. konsere gitmiyor musunuz? .Şimdi gidebilir miyim? .Plakamı gördünüz. . Yan otomatik silahlarım sıkı aıİQ tutan kararlı. eğitimli çobanlar. Dikiz aynasından.

Mazoyer'nin simsiyah kalbi. ' . parmağında alyans olmaması da kızı mutlu etmişti. ihtiyar Asunciön'un Fransa'ya. Kötü geçmiş çocukluğu yüzünden bu tür şeylere alışkındı.Cep telefonumu kontrol edebilir miyim? . Gefangen. Demek ki sekiz saatten fazla uyumuştu.. Onu rahatsız eden ne yarası ne de yoksunluk krizleriydi. kabul edilse de edilmese de intihara eğilimli biri her zaman romantikti. O başka yerlerdeydi.. Gözleri doldu. Kasdan tarafından yazılmıştı. tatlı bir ses tonuyla Bir hafta içinde. Dönüp yatağına oturdu ve bir çiftkâğıtlı hazırlamaya koyuldu.Ne zaman çıkabilirim? .Elbette.. Volo'nun yüz ifadesini görünce ekledi: . Esran.Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? -Hantal.Hastane binası içinde cep telefonu yasak. İhtiyar neredeydi? Kendini yalnız.Biraz uyumam lazım. . Zorlukla yatakta oturmayı başardı. bir tavşan gibi atlayıp zıplayabilirsiniz. Gerçeği anladı. Bunu kutlamak için sizi sinemaya götüreceğim. Bir boşluk. . daha eski. Sonra etine giren bıçak. şüphesiz tek neden bu değildi. Mesajlarını kontrol etti. Her şey onursuz olup bitmişti. ama dini ve cezayı öven bu tarikat hikâyesinde. Ama bu acı bir zaferdi.. Sebebini bilemediği. Volokine pencereye doğru döndü ve örtüyü üstüne çekti:' . diye fısıldadı kız. Kahretsin. Tam olarak hatırlamadığı şu hikâyeyi. Hemşire gülümsedi. Gün sona ermek üzereydi. Her şey beje çalan sarımsı bir renkteydi. Ben sizi yalnız bırakayım. dört yataklı bir hastane odası. Alacakaranlığın içinde nerede olduğunu anlamaya çalışta. Naseer'in ikiye bölünmüş yüzü. ama bir hafıza sorunu vardı. Anestezinin etkisi geçiyor ve başka bir sıkıntı ortaya çıkıyordu.Her şey yolunda gitti. açık gözleri bunun ispatıydı. Sizden sürekli kaçan birinden daha istek uyandırıcı ne olabilirdi? Ve üstelik. parabolik antenleriyle. giysileri ile çantasının bulunduğu dolaba doğru yöneldi. terk edilmiş. Kâğıttan bir giysinin altında çırılçıplaktı ve bu kıyafet kırılganlığını sanki biraz daha artırıyordu. Kızların hoşuna gidiyordu. Ondan başka kimse yoktu. Anlaşılmıyordu. İşkence altındayken bile itiraf etmemişti. Kişisel anestezi. Hiç de fena değildi. Hem uyurken. dedi. Volo kapının usulca kapandığım duydu. Gözlerdeki benzersiz parlaklık. Bedeninin ve beyninin en küçük hücresine kadar uyuşturucuya aitti. yapış yapış bir sesle. Ayrıca. onu derinden etkileyen farklı bir acımasızlık. Kadınlar. . Sonra.. Çocukluğunun iki yılı ondan çalınmıştı.. ama size bir ayrıcalık tanıyabilirim. Hemşire dolabı açta. bir anda yeniden uyuşturucu bağımlısı olabilirdi. zulüm vardı. Bir uçurum. sigara kâğıdını ve metro biletlerini buldu. Gözlerini kapattı ve soruşturmayla ilgili bölük pörçük parçalar gözünün önüne geldi. Onu hasta eden bu soruşturmaydı. hem de topallarken hemşire onu hep izlemişti.Uyandınız mı? Volokine cevap vermedi-. Doktorla konuşmak lazım. Bu ne anlama geliyordu? Volokine'in kafası bu nottan bir anlam çıkarabi lecek kadar açık değildi. Volokine bu tür davranışlara alışkındı.Üç gün sonra. Kendi geçmişini. Kayıtsız bir şekilde bu ayrıcalıkla yaşıyordu. Dostluk tehlikeli bir şeydi. Kadınların ilgisini neden çektiğini biliyordu. Daha ağır. . Güney'e yerleşmiş olduğunu ve oraya bir konseri izlemeye gittiğini yazmıştı.Uğrayan olmadı mı? diye sordu. Bazen de hüzünlü bir şekilde. Bir saniye sonra telefon elindeydi. Işığı yakmadan. . Uyuşturucusuz bir hafta. . Beğenilmişti. Kasdan'dan hiç haber yoktu. Diz çöktü. Hemşire hâlâ orada. yatağın karşısında ayakta duruyordu. Geçmişte de olduğu gibi. Çantanın üstüne iliştirilmiş bir not buldu. Israrcı bir ifade. İsyankâr bir meleğin küçük ağzına sahipti. seruma doğru yaklaştı ve akış hızım kontrol etti. Sanki mesaj kutusunun boş olmasından ve Volo'nun da bu duruma bozulmasından memnun olmuş gibiydi. Özel bir şey yapmasına gerek yoktu. -Hayır. kaybolmuş hissetti. Gözlerini açtı. uçsuz bucaksız bir hüzün. Göğüs kafesinin üstünde korkunç bir baskı hissediyordu.Bakışlarım pencereye doğru çevirdi. Başı dönüyordu. Manoury'nin çıplak bedeni. Ona kendi hikâyesini hatırlatan bir şey. Onun bilinçaltı ile olaylar arasında gelişen bir benzerlik. . onun elde edilemez biri olduğunu hissediyordu. Hâlâ gülümsüyordu.Belki de iki. Zaten Volo da durumu anlamıştı. Sigara kâğıtlarım birbirine yapıştırırken duşundu.

Ama isteği yeterli değildi. daima birbirini aldatanlarla. Ay ışığı altında mavimsi bir duman çıkaran dev baca Gümüş maskeli çocuk. Kurtulmak. kara boynuzlu zombilerle dolu dünya dışı bir yerdi. Eşyaları çıkardı.. cebinde polis kimliğim buldu. Ya da en azından. Koltuğa gömüldü ve gözlerini kapadı.Marc? Benim. Bir taksi gördü. Ellerine baktı. Kısa sarsıntılarla titriyordu. almış olmalıydı. Calder sitesinin hareli iç avlusu. Rus cep telefonunu çıkardı. Çocuğun elini yeniden gördü. Yüzündeki terin buz gibi olduğunu hissetti. sosyal reflekslerle. Çoktun! yaktı. el etti. İnsan kendi irinini bizzat boşaltmahydı. yırtılmış pantolonunun yerine bir jogging pantolonu bırakılmış olduğunu fark etti. sonra da çantasına baktı.Geliyorum. Yeniden dolaba kadar gitti. işte o sırada hastanenin üstünde yazan ismi fark etti. Senden çekinmL..Artık poliste arkam var. Soruşturma için. merdiven boşluklanndaki gidiş gelişlere dayalı bir dünyaydı.Gerçek olamaz. Hatırlamak. . Ayrıca torbacuun evindeki anlamsız konuşmalarla. Kendini Magenta Bulvarı'nda buldu. Bir Craven'i parçaladı ve san tütününü birbirine yapıştırdığı sigara kâğıtlarına boşalttı. Kasdan. Kendi için değil.Kahrolası. Bu özgürleşme soruşturmada bir derece daha ilerlemesini sağlayacaktı. Ama çok geçti. . bilinçaltının girilemeyen bölgelerinde bir anı dolanıp duruyordu. Hangi hastanede olduğunu bile bilmiyordu. Telefonun hafızasından süse de ezbere bildiği bir numarayı tuşladır . bunun kötü bir fikir olduğunu düşünürken. Psikiyatrın saçmalıklarına yeteri kadar inanmıyordu. . Önsezüeriyle bir yöne doğru ilerledi ve bacağının çok fazla acımadığım fark etti. Şüphesiz hemşirenin işiydi.öykünenlerle dolu bir dünyaydı. Giyindi. topallaya topallaya duvar boyunca yürüdü ve tek hemşireyle bile karşılaşmadı. Evet. Sadece uzanmak gerekiyordu. Ceketinin cebine. Tüm polisler bu duyguyu iyi bilirdi. Bir kilise. . Volo.. . kendini daha özgür. tek ve radikal bir yol. tuvaletlerdeki sonu gelmeyen kaybolmalarla. Başı öne eğik. Bir teselli olarak. beklemelere. Bir gölge. Çantasını çaprazlamasına omzuna astı: Büyük kaçış için hazardı. Birkaç saniye sonra dışarıdaydı. Hatırlamanın kiyısındaydi. Gömleğini ilikledi. . Heyecan bulantıya dönüştü. Beyninin çevresindeki dokunaçlarım gekşti-rerek iyice olgunlaşmıştı.. Özenle izmaritini ezip cebine koyduktan sonra koridora çıktı. İç organlarının derinliklerinde kangren olmuş o noktayı. Tam esrarlı sigarasını yakacakken gerçeklere çok yakın olduğu hissine kapıhverdi. Bir cerrahın kanunda unuttuğu bir makas gibi iltihap yayan bir olay.Geliyorum. Uyuşturucu dünyası. ama bir şey eksikti. . Bu düşünce gözünün önüne başka görüntüleri getirdi. insanların çoğu için eroin dünyası aşın dozdan veya kötü maldan trajik bir biçimde geberen. Etine saplanan bıçak. Ermeni'ye borçlanmıştı. Şimdi volokine kendim hadım olmuş gibi hissediyordu. Üzerine de ceketini geçirdi. Fikir bir kere filizlenmişti.Önsel Sokağı. özellikle telefon trafiğine. Bana şu polisteki adamlarından söz edersin. otomatiğini bulamadı. Bir kez daha bu inancı güç kazanıyordu.. daha basiretli hissedeceğini biliyordu. özgürleşmek için bildiği tek yol vardı. Nedenini açıklayanı asa da yaşadığı travmanın soruşturmayla bir bağı olduğunu hissediyordu. Onu buraya. Jeanson'u ziyaret etmeli miydi? Baskıladığı şeyi hay kırmalı mıydı? Hayır. Gerçek aslında çok daha sıradandı. Güç duygusunun silah taşımayla ilgisinin psikanalizini yapmak gerekiyordu.. Eşik orada. Bir an kaldırıma kusacağım sandı. Gefangen. Bizzat kendim araştırmak. Koloni olayım anlayıvereceğini de.Niçin o dönemle ilgili hiçbir şey hatırlamıyordu? Kabul etmediği veya hatırlamayı reddettiği bir travma mı yaşamıştı? Sesler. Hiç yoktan iyiydi. Hastanenin avlusundan çıktı. normal insanlara -hasta olmayanlara. elinin uzanabileceği mesafedeydi. Bernard-Marie Jeanson'u ve onun ilk çığlık salaklığım düşündü Asanda o kadar da saçma değildi. her ihtimale karşı. Lariboisiere. Tüm bunlar onu heyecanlandırdı. küçükken yaşadığı bu şokun ne olduğunu anladığında. kanlar içinde ve bilincini kaybetmiş bir şekilde getiren Kasdan 'ı düşündü.

Bu bir tehdit. Eczacı kadın her şeyi göze aldı: . Park etmiş arabaların araşma daldı. öfkesini yatıştırmışti. Eczaneye girdi ve bakım kremleri ile mucizevi rejim Mtieriniri dizili olduğu alam geçti... Bir apartmanın holüne daldı. Orsel Sokağı.Şaka mı yapıyorsunuz? Volokine polis kimliğini çıkardı: . Î23 . Birkaç dakika sonra evin içindeydi. Avucunda katlanmış kâğıdın teması. Bir şekilde. son derece bitkin bir ses tonuyla söylemişti.Hayır.Elbette. kollarında ganimetiyle arabaya döndü.Gerçekten can sıkıyorsun. Yeşil ûoresan. Asansörsüz beş kat. Onu görünce. Beni arabada bekliyor. . Üç dakika sonra. Bu sondu. üzerinde haç olan bir neonun altında durdu. evinde sayılırdı. Kapıyı ayağıyla kapattı ve bir huzur dalgası hissetti. Volokine biraz daha sıktı.Adam bu kelimeyi. sonra hiçbir karşı söze müsamaha etmeyen bir tonda isteklerini sıraladı. Hidrofil pamuk. Çantasını ve ceketini yere bıraktı. Kahretsin der gibi bir gülümseme. ilk kez. dedi. Volo topallayarak merdivenlerden indi. değil mi? Benim de hayatimi kazanmam lazım.Vbltaire Bulvarı.. . -Anlıyorum. Şoför. -Sökül. . Ama acil bir durum. Şırıngalar. Kuyrukta bekleyenlere aldırış etmeden öne ilerledi. Bu ayrıntıyı unutmuştu. Volokine sırıtarak telefonu kapattı. üç dilli kilitlerde kullandığı maymuncuğa başvurmuştu. Amelot Sokağına dönemezdi..Her merdiven sahanlığında. Biraz çabuk olabilir misiniz? içi biraz olsun rahatlayan kadın. işi bıraktım. Son kat Evden bir herif çıkıyordu. Dış kapı için evrensel yöntemi uygulamış kapıcının ziline basmıştı. Limon ise suyu için. Meslektaşım diyabet hastası. Bana istediğim şeyi ver. Eroinin sıcaklığı. . Ama pis helalarda iğne vurma düşüncesi bile midesini kaldırmaya yetiyordu. verdiği heyecan. cehennem azabı başlıyordu. başka olası bir mekân yoktu. eroini damara zerk edecek bir yer. Gök rengi granit Volokine arabadan kaldırıma atladı. soluklanmak için yavaşlıyordu. Her seferinde de. söyleneni yaptı. sinirli veya yıkılmış hortlak suratlı insanlarla karşılaşıyordu. Volokine herifi gırtlağından yakaladı ve kapı pervazına yapıştırdı: . bu kadar sarih bir amaç için eroin şırınga edecekti. Birkaç binayı geçti. Burada durun. ihtiyarın evinde. Belki de en makulü bir kafeye gidip limonlu çay ısmarlamaktı. Taksi ClignancauTt Sokağında ilerliyordu.Adios şabalak.Yeniden başlamıyoruz. . Başka yer.Hayur. . O anda Volokine içeri dalabilirdi. Ben bir eroin bağımksıyım. Üçüncü sınıf bir otele de gidemezdi.Bak anlamıyorsun. Ellerim yıkadıktan ve mutfaktan bir kaşık ile bir limon aldıktan sonra odaya gitti. . Artık poliste dostlarım var ve onlar. Lionel Kasdan'm evindeydi. Volokine torbacıyı bıraktı ve geri çekildi. Bir satıcının evindeki.Göreceğiz. üst kattan men. . ama artık hiç acı hissetmiyordu. Ve özellikle de. Bu hareket yeteneği onun için tam bir »ürprizdi. ama kapıyı çalmayı tercih etti. Sola döndü. Daire kapısı için de.Kapa çeneni. 90°'lik alkol. dedi. dedim sana. Taksiye bindi ve şoföre: . Sonra yatağın kenarına oturdu ve kendini ritüeline vakfetti. bağımlılığın o yapış yapış havasım teneffüs etmek istemiyordu. çekip gideyim. Evine. İçeri girmek istemiyordu. . Artık nereye gideceğini biliyordu.Bir nöbetçi eczane bulmam lazım..Reçeteniz var mı? . yemden başlamıyoruz. torbacı yarı sinirli yan küçümseyen bakışlarla sırıttı.Kapa çeneni.Tamam. Ve bekleyin. Çay kaşık için. Nekahet dönemine gerek olamadan soruşturmasına devam edebilirdi. zehre bu kadar yakın olmak bile kaygılan gidermiş. . Tuhaf bir biçimde sakin olduğunu hissediyordu. . Yaptığının kutsallığa saygısızlık olduğunu bile bile turnike uygulamak için bir kravat buldu.

En ufak bir tohuma büe cevap vermeye hazır. Çocuk görünümlü. Bu kez adamlar -hep aynı sağlıklı ve nazik çocuklar. Bu surun inşa nedeni son derece belliydi. Göz alabildiğine uzanan toprakların önemli bir bölümü geometrik şekiller oluşturan tarlalardı... Hıçkırık tuttu.arabanın altına ayna tuttular ve bagajı ayrıntılı bir şekilde aradılar. Gerçeği bulmak için geçmişe yoğunlaşmak. anladı. ama Kasdan artık endişelenmiyordu. Zevkten büzülmüş Volokine. kilise. bir tarafta yumuşaklık ve kibarlık. Bazılarının üstü plastik örtülerle kapatılmıştı. Ahşap bir kale bedeni. sonsuz bir hafifliğe bırakıyordu. Bir kez daha kâğıtlarını gösterdi. Bazdan ise çok kısa biçilmiş çimenle kaplıydı. şiddetti bir çatırtı oldu. Yerini çok hoş. bagaja. Büyük bir hızla. Sonra arabayı didik didik aradılar. küçük bir Çin Şeddi misali küçük tepeleri aşarak. bu toprakların verimliliği ve zenginliği belli oluyordu. kaim ceketler giymiş iki genç adam. zevkinin ve bedeninin çevresinde dönen bir uykudan baska bir şey değil Hatırlamak. bir kemik hastasının kaba kuvvet karşısında kırılan kemiğinden çıkan ses gibi. Ufuk çizgisinde. sırtüstü." Sırıttı. Zehir şırınga haznesinde yükselmeye başladı. Korkuyla karışık merak.. Yem bir kontrol noktası. Ermeni prosedüre razı oldu.. Burada bile Latin Amerika'nın sınırsız büyüklüğüne.. "Son kez diye" mırıldandı. İğneyi etine batırdı. Sonra. ama onları okuyacak zamanı olmamıştı ve bu nedenle de Hartmann'ın müritlerinin ne tür bir tarımsal faaliyette bulunduğunu bilmiyordu. pembe yanakları ve ince telli saçları olan. Kâğıtlarına baktılar.. kahretsin. Florac çıkışında. En basit statüsüyle buraya tek basma gelmiş bir Parisliydi. sonsuz dinginliği ve uysallığı ileten damarların büyüsü hakkında. Sanki Şilililer. Kasdan'ın arabadan inmesini istediler. Ardından. Bir göz kamaşması. bu rahatlama dalgasının tadını çıkardı. Gösterilen tüm bu dikkat son derece saçmaydı. içeride her türlü görüntü almak yasaktı. Her şey geri çekiliyordu. itki muhafız ona teşekkür etti. Bu mevsimde toprakların çoğu kapkaraydı. huzur ve dinginlik tüm bedenini sarmıştı. Tuhaf bir duyguyla kapıdan içeri girdi. okullar. taze topraklar. Şimdi Koloninin topraklarında yol alıyor ve sonsuz büyüklüğünü görebiliyordu. Birkaç saniye boyunca. Duvar. Saat 15:10 olmuştu. Kan dolaşımının hızı hakkında bir kitap yazabilirdi. Artık bedeni. ama tekerleğin içinde sabiÜenmiştL Paltosunu ve ayakkabılarım çıkardı ve metal detektörlü bir kapıdan geçti. diğer tarafta üst aramalar ve teller üzerindeki sivri ve keskin bıçaklar. Bir zevk patlaması nefesini kesti. stepnenin altına gizlemişti. Yeni Dünya'nın zenginliğine tanık oluyordu.. tarım işçilerinin konutları. Sonra dudaklarında bir gülümseme belirdi: "Asla bir cankiye güvenme. elektrik verildiği her halinden belli ve gözetleme kuleleri olan çelik tellerle çevrili elektronik kapı oldu. onlara geçen yüzyılın demiryolcuları havası veren siyah. Yeni bir duvarla karşılasa. Biraz daha sıkı. Pamuğu kaşığa koydu.Bugün. İki genç adam belirdi. ağaçların arasında bir yılan gibi kıvrılarak uzanıyordu. modern uygarlığa ve onun kokuşmuşluğuna karşı direnmek için yapıldığı konusunda bahse girebilirdi.. üzeri sivri ve keskin bıçaklarla kaplı. hastane. Sınır muhafızları. evet.Bugün kalabalık değil mi? . iğneyi eroin emdirilmiş elyafa daldırdı. dijital bir makineyle fotoğrafı çekildi. Kasdan'ın aklına yeniden silahı geldi. Biraz konuşmaya çalıştı: . The needle and the damage done. Bu kış güneşinde bile. diye sordu. Orgazmın hemen sonrasındaki sarsılmaları andırıyordu. Her şeyden önce zararsız bir topluluğun içinde bir konser izleyecekti. sabırsız. gümüş renkli çan kuleleri gibi yükselen silolar dikkati çekiyordu.buradaydı muhtemelen. Kasdan silahım. Anlaşılmazlık en son raddesindeydi. Bir sıcaklık dalgasının tüm bedenine yayıldığını hissetti. 61 Koloniyle ilk teması. ona yanında kamera veya fotoğraf makinesi var mı. Bu insanların VHF radyo frekanstyla haberleştiklerini ve konseri başlatmak için onu beklediklerini tahmin edebiliyordu. ülkelerinin büyüklüğünü ve canlılığını buraya taşımıştı. Dünya Gücü. Dikkati çekmenin sırası değildi. kapı açıldı. Ağırlığı. Kasdan akasya seyali ve çocukların sopalarını düşündü. Tarlalar boyunca birkaç kilometre yol aldı. sonra gayet nazikçe arama İzni istediler. yavaşça yatağa devrildi. kendini bir süt köpüğü üzerinde sörf yaparken hayal ediyordu. Şırınganın pistonuna bastı. Volokine herhangi bir pişmanlık duymuyordu. Koloni'nin ortak bölümleri -idare binaları. Kasdan arabasına bindi. Kasdan Asunciön'un web sitesinden bir sürü çıkış almıştı. eroin gerçeklik serumunun rolünü üstlenecekti. belki de hayvancılıkta otlak olarak kullanılıyordu.

Alüminyum sundurmasıyla. onu açık renk parke döşeli. Buradaki her şey yapaydı. tarikat üyelerinin yaşadığı. Yeniden çelik teller. hepsi insan tarafından dizayn edilmiş gibiydi. Kasdan bir şeyler söylemek için ağzım açtı. Ancak adam ona gülümsememişti. Onun da üzerinde Asunciön'un üniforması vardı: beyaz gömlek ve siyah ceket Kasdan ceketin düğmelerinin olmadığım fark etti.Her yü olduğu gibi. nazilerin Çekoslovakya'da kurduğu ve Hart- . Fransız ldUselerindeki gibi mikrofon parazit yapmıyordu ve içerisi de buz gibi değildi. yazmsa serin olan ahşap cepheler. Bir ayrıntı onu şaşırttı. Üzerinde bir haç bulunan çift kanatlı kapısı olan ve bir tahıl ambarım andıran konservatuvara ulaştı. da. hiç kuşkusuz. . büyük bir salondu. beyaz yaka ve siyah ceket. . gülümseyerek. topluluk üyelerini gözlemek ve dışarıdan gelebilecek saldırılan kollamak için en son yenilikler. Konuşma sona ermişti. Görünürde hiç nöbetçi yoktu..Koro neleri seslendirecek? .Geç kaldınız. Kutsalların Kutsalı. Elindeki plana baktı. hafif bir çöküntü alanının içinde. topluluğun günlük yaşamından kesitler sunan renkli fotoğraflar sergilenmişti. otuzlarında bir herifti. yıldız biçiminde yerleştirilmiş binaların ve seraların bulunduğu bir yer vardı. Gizemli bir biçimde. Tıklım nklımdı. Binalar ahşaptı. Kasdan çakıllı patikada yürümeye başladı.Size program verilecek. Bu direklerin içinde fotosel ve kamera olduğundan en ufak bir şüphesi yoktu. Hayır. Ama ihtiyatlı olması gerekiyordu. Diğer tarafta. İnsanları kandırmaya yönelik bir vitrin. Başka arabalann da bulunduğu bir park alanına ulaştı. Hep aynı ildyüzlülük. ağaç öbeklerinin veya sazlıkların arkasında. Bir tür Tann'ya yakarışı ve ona sunulan bağışı betimleyen hareket Ermeni bir an hastaneye girmeyi ve yasak vadiye ulaşmak için bir çıkış aramayı düşündü.Program. dedi. basılı bir kâğıdı ona doğru uzatırken Konser salonuna açılan çift kanatlı bir kapıyı araladı. Uzaktan. Tam ortasın-. bitki örtüsünün genel görünümü. Adam yumuşak bir ses tonuyla konuşuyordu. İçeride. Kasdan dinlemiyordu. Dip tarafta. Ses tonu değişikti. modemliği aşağılayan geleneksel bir yaşam. İncil'den bir bölüm okumaya hazırmış gibi görünüyordu.. Tam tersine bu seremonide bir sıcaklık ve Katolik mezhebinin katuığıyla hiç ilgisi olmayan bu olumluluk vardı. binalar göründü. bir sekinin üzerinde bir adam mikrofona konuşuyordu. Tüm bunlar bir mizansendi. Konser. Şüphesiz bu da. Bir tarafta. Karşısına Üçüncü bir çit çıktı. tarikatın yasaklarından biriydi. Yol artık asfalttı ve Korsika makilerini andıran sık ağaçların arasında yılankavi uzanıyordu. Arka şualarda ise halk vardı. Engebeler. Akşamki ayinde. Uzaktan geliyorum. Geniş omuzlu. Duvar boyunca uzanan panolarda. Camlı. Theresienstadt Kampı'nı. biçilmiş otların üzerine konmuş bir uzay aracım andırıyordu. ahşaptan dev bir heykel vardı. Kötü havalardan koruyan çift çatı ve kışın içerideki ısıyı muhafaza eden. . ama gözetlendiğini hissediyordu.. beyaz gömlekli. Biraz ileride. Koyu ve açık renkli ahşap. ilk sırada Koloni üyeleri oturuyordu. her türlü yeniliği. Etraf ıssızdı. Kasdan gayriihf iyari başını yukarı kaldırıp baktı ve mekânın yükseldiğini tahmin etmeye çalıştı: en az on metreydi. nadir beton binalardan biri olan hastaneyi hemen tamdı.özür dilerim. ışıklandın İmiş holüyle. Ellili yaşlardaydı. çember sakalıyla iskandinav bir din adamına benziyordu. Sonra yeniden gözlerini salona çevirdi. "anlık merkezi" bulunuyordu. çobanlar. Tam ortasından boylamasına bir kiriş geçen çatıya kadar açık. çevre çiftliklerden gelenler. belki de aksardı. şuur muhafızının sesindeki tuhaflık ile bu manzara mükemmel bir uyum içindeydi. aksan değudi.. birbirine çapraz-lannıış dört metal direkten oluşan garip bir çan kulesine sahip kilisenin yanındaki konservatuvann ana salonundaydı. siyah ceketli. Causse bozkınyla herhangi bir ilgisi yoktu. takıp takıştırmış erkekler ve kadınlar. Diğer tarafta. başka bir şey. ama adam ona belgelerinin yanı sura üstü çizili bir plan uzattı. Ses tiıusı sanki rahatsızmış gibi boğuktu. bu binasına göre değişiyordu. eşraf. . Dikkatini çeken tek şey bu ruhani toplananın atmosferiydi. gökyüzüne açılmış bir eli tasvir eden. dedi Kasdan.. . üç yüz metre sağda. Tüm bunlar bir tabloyu andırıyordu. anlaşılan soğuğa ve kara karşı koyabilmek için Hartmann ve şürekası Bavyera üslubundan vazgeçip bu sade ve sağlam evleri inşa etmiş ve hepsi aynı plana göre yapılmıştı. Kasdan çalılıkların araşma yerleştirilmiş aydınlatma direklerini fark etti. beyaz duvarlı büyük bir hol karşıladı.

Programda dört koral eser anons edilmişti.Yiyin. Hart mann'ın katilleri. Doktor. soğuk taş tonozları. Altmışlı yaşlarda.Bira. piyano eştiğinde bir parça: Giovanni Pergolese'nin Stabat Afater'inden alınmış "Stabat mater dolorosa". Tepesinde bir adam duruyordu. Uğursuz bir mantoya bürünmüş şu ölümlü dünyayı. çocuklann cinsel gelişimini durduran kimyasal enjeksiyonlar. aynı ifadesizük. insanın aklına duygusuz manastır görüntülerini. Adamın nereli olduğunu tahmin etmek zordu.Nasıl gidiyor? Böyle ayakta durmak çok yorucu olmalı? . Kasdan onu konuşturmayı denedi: . Tann'ya kurban etme törenlerini ve keşiş abalarını getiriyordu.Ne arzu ederdiniz. Hastanedeki doktorlardan biriyim. Bu oğlanın tınısı cinsiyetsizdi. İkincisi ise XVIII. yüzyıla ait. üzerinde yazılı olan ismi okudu. çocukluk çağını yaşayan bu hayaletlerin yarattığı tehlikeyi yeniden hissetti. Ne erkek ne kadın. Biraz bira size iyi gelecelctir. Kasdan. Burası da. Üçüncüsü -program kronolojik bir sıra izliyordu. Klanın giydiği siyah ceket yerine antrasit rengi kruvaze bir ceket vardı. geniş boyunlu. yüzyüa ait. kare ağızlı. küçük bir "Terezin" miydi? Alkışlarla irkildi. Hünsa görünüşlü gençler bardakların ve tabakların arkasında duruyordu. Kasdan sıçrayarak uyandı. Ve sonuncusu da Olivier Messiaen'in Trois Petites Litür-gies de la Presence divine adlı eseriydi. Hafifçe tirperdi. Wahl-Duvshani de tarikattandı. Tanrısal bir orgun nefesiyle can bulan şu notalardan.Dördüncü raundda nakavt. -Biramı? . Cevap verdi. sahneden inmek Üzere kromajlı mikrofon ayağını eline almışa. Çok uzun değildi.vokal ve piyano için düzenlenmiş. hastalıklı sesin nedenini buldu. İlki XIV. Bir anda. Herkes oradaydı. . Kazanan Olivier Messiaen.mann'ın da staj dönemini geçirdiği ömek gettoyu düşündü. lütfen. Çoksesli parça salonda yankılanıyor ve ahşap dekora rağmen. Ama yorgun kafasının içinde bir başka ses daha vardı: Orgun kurşun borularının araşma hapsolmuş Goetz'ün acı dolu çığlığı.Bu tür resepsiyonlar çok sık oluyor mu? -Hayır. elde bardak. Dün geceki gümüş maskelilere benziybrlardı. sanki etten ve kemikten değillerdi. Ya da yeniyetmelerin . .Pergolese'ye kadar bile dayanamamaktan korktum. çok kısa kesilmiş gri saçlı bir adam. tamam şimdi boku yedim. diye düşündü. Bu rahatsızlığın nereden kaynaklandığım anlamıştı. için. Benim hikâyem gibi. Kasdan bütün dikkatini çocuklann yüzlerine verdi. kendimiz üretiyoruz. Goetz'ün evinde dinlediği Mezmurlar'ı hatırladı.Biz. Ve yaşı da yoktu. Ardından bir kokteylin uğultularının geldiği çift kanatlı kapıyı işaret etti: . dedi. ayakta. VVahl-Duvshani açıklamada bulundu: . Kasdan omzuna konmuş ağır eli hissedebiliyordu. rahatlıkla kız sanabilirdi insan. günahın. birayı bir bardağa boşaltırken. Aynı soğukluk. Salon boştu. şeytani saflıktaki melekler.. Gabriel Faure'nin. — Affedersiniz. Kasdan uysalca onu izledi.Gelin bir bardak için. çocukların işkence gördüğü. Yaşları 10 üa 16 arasmda değişen oğlan çocukları sadece. Vaiz. Kasdan en kötüyü düşündü: hadım etme. . Wilhelm Goetz aklına geldi. Konuşma sona erdi dercesine bardağı uzattı ve arkasını döndü. geceki oyunun acımasızlığını. Orkestra şefi sahnede belirdiğinde. . Oğlan etiketsiz bir şişe açtı.. Affedersiniz. Son derece ince ve düzgün hatları vardı. Kasdan. Hepsi beyaz gömlek ve siyah pantolon giymiş otuz kadar çocuk. İnsanlar üzerinde acıyla ilgili acımasız deneylerin yapıldığı. Şu anda Fransa'nın dört bur yanında binlercesi yapılan. Solgun yüzlü bu şarkıcıların arasında Regis Mazoyer'nin işkencecüeri de vardı. 11 Cantiaue de Jeav Racine'iyâi. Bu "biz" her şeyi açıklıyordu. Kuvvet toplayın! Kasdan büfeye doğru yöneldi. ancak yapılıydı. Hatta seçkin müritlerden biriydi. Doktor kartım uzattı. diye mırıldandı. gülümsüyor ve gevezelik ediyordu.Karmaşık bir ad. Volokine'in "çocuk tanrılar"!. . ilk gece. Oturduğu sırada kurşun gibi ağırlaşmıştı.Adım Wahl-Duvshani. dedi. Sanla düşüncelerini okumuş gibi. bir üniforma kadar ciddi görünüyordu. Yeniden alkışlar yükseldi. diye yineledi Kasdan ayağa kalkarken ve yavaş yavaş kendine gelirken. Beyefendi? Bu kez. Kapılar açıldı. op. Kasdan'ı diğerlerinin yanma itekledi ve kulağına fısıldadı: . hep daha yukarılara tırmanmayı hedefleyen yaşamı bir tür inkâr. . Çocuklar tek sıra halinde sahnede belirdi. a capetta bir eserdi: Messe de 7bwroa i'den alınmış "Gloria in excelsis Deo". Kâbus dolu bir yerdeydi. Her şey bu yüzden başlamıştı. sesler onu cinselliğin. yerçekiminin olmadığı bir dünyaya götürdü. Kasdan. O da bu koroyu idare etmiş miydi? Burada yaşamış mıydı? Koro icraya başladı. Herkes oturdu.Alışkınız. Adam gülümseyerek birkaç adım geri çekildi. bir taşra be-lediyesindeki Noel resepsiyonu gibi. Şu anlıktan.

Fena değildi. bu insanlar şafaktan akşama kadar çalışıyor. Ama o kullan laik ve hastaneleri benden daha fazla ate doktorla dolu. Ve tüm bunların karşılığında ne istediler? Hiç. Tarikatın kurallarından biri de kadın üe erkek arasındaki bütün farklıhklan ortadan kaldırmaktı.. herifteki kusurun nerede olduğunu bilmiyordu.Lievois'yle konuşmanızın bir bölümüne kulak misafiri oldum. ne deminiz? . ^*lü Kasdan çiviyi çakmaya karar vermişti: . Dostum. Hararetle Kasdan'ın elini' sıkta.Bu itidal. ama içinde tuzluların bulunduğu bir tepsi tutan genç bir kızla karşılaştı. Bu tür bir çaba bir ödülü hak ediyor... Bir Amerikan tarikatını. yandaşlarının sayısıdır. İntihar edenlerin hepsi Kaliforniya'daki bir villada bulunmuştu. . bunda haklılar. Birasından bir yudum aldı. İnce yüz hatlarının dışında.Bernard Lievois. değil mi? .ergenliğim bastırmak için acıyla muamele. Para kazandınız mı.. Belki de çivit mavisi kostümüne hiç yakışmayan açık kahverengi ayakkabüanndaydı. . Vecit içindeki şu belediye başkanına ne söylenebilirdi ki. çok zayıf bir adamla karşılaştı. ama çok da karşı olan var.Bu insanlar buraya geldiklerinde. ve saf sesler dinlememiştim. Bedava! Bize iyi okullar sundular. — Bazıları Koloni'nin bir tarikat olduğunu söylüyor.Çok basit.Bu bölgeden değilsiniz? Kasdan ar kasma döndü ve neredeyse kendisi kadar uzun boylu. Dar bir yüz. buydu. ama herif başka bir gruba katılmıştı büe.Umarım değmiştir. belediye başkanının ağzım aramaya devam edecekti. Gençlere iş imkânı sağladılar. müritleri bir kuyrukluyıldızın arkasında bulunan uzay gemisine ulaşmak için intihar eden Cennetin Kapısı tarikatım hatırladı. Aynca erkeklerin çoğu hadım edilmişti. Çünkü bundan asla söz etmezler! . Adam sesini alçalttı ve Kasdan'ı kolundan tuttu: . Aklına başka bir şey geldi. kendilerine pagan süsü vermedikleri konusunda güvence verebilirim. bölge bir çöldü.Nereden aıüadıruz? Herifin kahkahası bir çatapat gibi patladı: .Asunciön'daldler kimseye güvenmiyor. inançları var.Topluluk bana son derece müreffeh bir hayat sürüyor gibi geliyor. Siz nereden geliyorsunuz? . VVahl-Duvshani. Massac belediye başkam. ağaçların büyümesini iplerden oluşan acımasız bir ağla engellemeye çalışması gibi. Herif. Şakakları grileşmiş saçlar. Florac'm doğusunda küçük bir şehir..En azından nerede olduğumuzu biliyorsunuz. Dar kalçalar. Bölgenin tarımında bir devrim gerçekleştirdiler. .Bisküvi.Sanırım biliyorum.. tilki gibi uzun bir profil. Yani? Size bir konuda. . Asunciön'daki çocuklann dünya dışı yaratıklara benzediğini mi? Gözlerini genç kızdan ayırmadan bir bisküvi aldı. böyle bir tutumu eleştirmek için gerçekten kötü niyetli biri olmak lazım. hepsinin saçı aynı şekilde yapılmıştı ve üzerlerinde siyah renkli aynı Vietkong pijamalan vardı. Sonucu görüyor musunuz? Burada oturanlara hastanelerinin kapüanru açtılar.. taşraya göre pahalı sayüabüecek koyu mavi bir takım elbise vardı. Ben. Diğer elinde bir bira bardağı vardı. Geniş ağız. . ortaya küçük korkunç bonsailer çıkana kadar. hangi taraftan olduğunuzu sormuyorum.. Hiçbir şey yetişmiyordu. Hiçbir şey geçmiyordu. genç bir erkekle karşılaşmayı bekliyordu. Kasdan Le Monde'da bununla ilgili bir makale okumuştu.Size. Ermeni. Ses bir kez daha onu yanıltmıştı. Bu bölgedeki herkesi tanırım. Cinsel bonsailer. Adamın üstünde." Asunciön'dakilerin kendi ilkeleri. Aynca onların mezheplerini size anlatabilecek yeterliliğe sahip değilim. anlamında kaşlarım kaldırdı: .Tam bir Fransız bakış açısı. -Nasıl? . evet. . Bi 165 . Evet. . garip gelmiyorlar mı? . Aşmak zorunda olduğum engelleri düşünürsem.Peki ya şu çocuklar? Size biraz. LieVois bu imayı laubali bir hareketle karşıladı: . LieVois bir entrikacı edasıyla ses tonunu yükseltti: . tıpkı Japon ustaların. kadınsı hiçbir şey yoktu. Bir el onu kolundan yakaladı ve sağa doğru çekti. hırsızlık yaptığınızdan şüphe ederler.Ne derler biliyor musunuz: "Bir tarikat ile bir din arasındaki tek fark. Korolara özel bir ilgim var.. diye düşünüyorum.Paris. Kendi tarlan var. Beyefendi? Kasdan arkaya döndü.Uzun zamandır böyle arı. bugün "sapkın tarikatlar" olarak adlandırılan şeyi gizlemek için olabilir. hiç kuşku yok. Geriye döndü. Uzun kollar..

bunu biliyordu ve üstü kapalı fısıltılar.Bu tür ziyaretlere alışkınız. Doktor tüm bunları saldırgan olmayan bir tavırla söylemişti. Sürekli. . Uykusu uyuşturucu kokuyordu. Polissiniz. onu koltukaltlarmdan tutup çekti. Size bunu gayet sakin bir şekilde söylüyorum. Artık bu tür küçük oyunlardan bıkmıştı. bizim "açık kapı" günümüzü fırsat bilerek. Çünkü daha güçlü olarak yeniden geleceğim.. önemli olan fikirleri.Size katılıyorum. Kendi komodininin.. Bizim amacımızın aydınlığı sizi aşıyor. Sonra üzerini örttü. . tamamen yansız bir şekilde Tartışmaya yeni bir boyut kazandıracak bir soru yöneltti: . bunun bir önemi de yok. Gizli Servis. sonunda değerli elemanlarım göndermeye karar vermesi de önemli bir şeydir.Pol Pot'un.Sorumda gülünecek bir şey göremiyorum. âflaaj Kasdan kafasını salladı. Gömleğinde kusmuk lekeleri vardı. Aslında.. önemli olan Angkar'dı. Ben sıradan bir polis değilim.Nerede olduğunu bilmediğimi söylersem bana inanacak mısınız? Büen olmadığım? . .sam hakkımızda kötü şeyler düşünüyormussunuz gibi bir izlenime kapıldım. İçinden çocuğu tekmeyle uyandırıp buz gibi duşun altına sokmak geldi. . Yatağına yatardı. Demek ki sizin bilgiççe gülümsemelerinizden ve kıçımın kenarı cevaplarınızdan tatmin olmayacağımı da biliyorsunuz.Hiç de değil. .Bütün şüpheleri yok edecek ölçüde masumiyet günümüzde ender rastlanan bir şey. Nenüi bir havluyla temizledi. .Başkomiser. Cevap vermedi.Bir polise göre belli bir kültüre sahipsiniz.Bruno Hartmann burada değil mi? Wahl-Duvshani bir kahkaha patlattı: .. .Çünkü siz bir polissiniz.Salakoğlu salak! Volokine. diye soruyorsunuz. . Hiçbir şey anlamıyorsunuz. Biz de topraklarımıza girmelerine izin vermeyiz. Ermeni artık tolerans gösterilecek bir yabancı değildi. karşısındaki herifin hedef tahtası olduğunu hissetmişti. tuzlu bisküvisi ise diğer elindeydi. Doktor bira bardağına baktı. Bir pislik cennetindeydi. . ıhlamur yeşili bir renk alıyordu. Hem de hiç. Durumu doğrularcasına. değil mi? Birası bir elinde. Ama bizim toplumumuzun ışığında. ..Hartmann nerede? Kasdan'ın sorusu çok kaba kaçmıştı. boş gevezelikler hiçbir şeyi örtmüyordu. Onun eseri. Altın renginin farklı nüansları mavi gözlerinde yansıyor. . Emniyet İstihbarat. diye kendini savundu Kasdan. . Kızıl Khmerlerin en parlak döneminde söylediklerini hatırlayın. 63 . çantasını karnının üzerine bastırmış bir halde parkenin üstünde uyuyakalmıştı. Doktor.Diğerlerinden farklı bir polissiniz. Kasdan derin bir soluk aldı. sizin karanlığınız insanların gözünü rahatsız ediyor. . Yüzbaşı.Hayır. Doktorun gülümsemesi yüzünde donup kalmıştı. Öfkesi geçmişti bile.Fazla bir şey bildiğinizi sanmıyorum. Soydu. sanki Wahl-Duvshani gözaltına alınmış biriydi. Bana iyi bakın. Bazen de çaktırmadan sızmaya kalkarlar. -Anlıyorum. . . Sizden beklenmeyecek derecede açık sözlüsünüz. onun yıkıcı faaliyetleriydi.Başkomiser Lionel Kasdan. Bana Bruno Hartmann burada mı. Büyük hata. evet. dedi adam. Daha çok hinoğluhin bir tavırla. Bugün sizin yaptığınız gibi.. Yoksa başkomiser mi? . Soruyu tekrarlayarak yeniden güldü.Bunu siz söylediniz. Kasdan. Bunun yerine. Çünkü sorduğunuz suallerle ilgili bir şey bilmiyorsunuz. Bardağım havaya kaldırdı: .Hayır. En az 10 yıldan beri onu fiziksel anlamda gördüğünü iddia edecek birim bulamazsınız. Sonucu biliyorsunuz. inançsızca. Ve beni düşünün. Jandarma Bazen kendilerini gizleme gereği bile duymazlar. Belki de Paris'in bize.Yine de bu cevapla yetinmek zorundasınız. komodinin üstüne bırakılmış şırıngayı ve kaşığı gördü.

Bu notlarda. köpekbalığı sendromu. Giriş sayfasını ve genel bilgileri geçti. Acfl yardım doktoru. Bir kez daha makineyi çalıştırdı. Bir saat sonra bitirmişti. resmi mühürlü bir torbaya koyduğu bardağa dikkatle baktı. Reçete yerine polis kimliğini göstererek. İçi notlarla. Birkaç saniye boyunca.. hayata boyunca Tanrı'yı bulamamış olmasıydı. Tüm babalar gibi. 6 yaşındaydı. Zaten Kasdan'ın da. babalık görevlerini eksiksiz yerine getireceğine ant içmişti. Ama o anda. Kendi bedeninde atan oğlunun yüreğiydi. Hayır. artık oğlunun çocuğuydu. Giysiler küf kokuyordu. dizüstü bilgisayarım aldı ve yeniden dönüp salondaki kanepeye öturduJ Koloni'nin internet sitesine bağlandı. kedi gibi kıvrılmış ateşler içinde uyuyordu. Ne hastalık ne de herhangi bir yabancı etken oğluna ulaşabilecekti. Sitenin önemli sayfalarını okumuştu. Yeniden okumak için kanepesine oturdu. istikrarsız. ama belki biraz daha eşeleyecek şeyler olabilirdi. Rus bir daha bu duruma düşmeyecekti. aradığı kişinin o olmadığını fısıldıyordu. ama metadonun tersine keyif verici hiçbir niteliği yoktu. Öfkesiyle. Her nefesi. durulama. Kapıyı çarpıp Ermenistan'a gitmek İstediğim söylediğinde ergen bile değüdi. David'i hatırladı. Tek sorunu. Çünkü şimdi buradaydı.arasındaki farkı anlamak için. Akim sesini dinliyordu. Anahtarlarını aldı. o bir nihilistti. gömlek. bir anı gözünde canlanmıştı. Çalışma odasına yöneldi. ona. Uyuyan genç adama baktı. Wahl-I)uvshani'nin bardağı. hareket et veya öl. Zaten "karmaşık hayatı"nın dışında başka bir şey söylememişti. Yatağın kenarına oturdu. doktor tezgâhın üstüne bıraktıktan soma Kasdan'ın çaktırmadan arakladığı bardak.. bir kayadan daha fazla ağırlaşmışlardı sanki. blucin. Bir savaş sürüyordu. Açıklanamaz bir bağ. her karan oğlu için olacaktı. Oğlunu. David. Oğluyla. Buprenorfin. eroinle aynı etkiye sahipti. Ermeni tüm dikkati topladı. Eroini ikame edecek iki temel madde -metadon ile buprenorfin Subutex adı altında satılıyordu. Yeniden okumaya daldı. Bundan böyle her davranışı. Aslında yorgunluktan geberiyordu. doktorun muayene ettiği kanepede yalnız kalmıştı. sonra kurutma makinesini çalıştırdı. kurutma. Volokine'e uyabUecek giysilerini -kazak. Birbirlerinden artık ayrümayacaklardı. Herifin kimliğini araştırmak istiyordu. Ermeni ayağa kalktı ve ceketini giydi. Onun ateşi Kasdan'ı yakıyordu. Asunciön dönüşü yolda birkaç kez durup kestirme ihtiyacı hissetmişti. bir termos dolusu kahve hazırlamak için bir çaydanlık suyu ateşe koydu. bir annenin kanunda çocuğunu taşırken hissettiğine yalan bir duygu hissettirmişti. Gözlüklerini taktı. çünkü edilen yeminlere inanmıyordu. bir polisi bulutların üstünde dolaştırmak gibi bir niyeti de yoktu. Bir anda hiperaktif olmuştu. basit bir grip teşhisi koyduktan sonra gitmişti. fişlerle. Eğer çocuk uyuşturucu kullandıysa önemli bir sebebi olmalıydı. resepsiyon sırasında. Cinayetler. Makineyi programlarken-yıkanma. Dairesine döndü. Kasdan. bu uğursuz tarikatın ardında gizliydi.bir karar aldı. Volokine'in çantasına baktı. Kaçırılmış çocuklar vardı. Yatak odasına döndü ve oğlanın yanına geldi. Bir saniye izin verse gözkapaklan kapanacaktı. İşte o gün. İşte o gün Kasdan bir karar aldı. bir sürü Subutex aldı. m arazi genç adam ona yolu göstermişti. her düşünceyi o küçük adama vakfedecekti. kaleye başka bir açıdan yaklaşıp girmesini sağlayacak bir ayrıntı olmalıydı. Aslında.çıkardı. Volo'nun elbiselerini topladı. Hep onun yanında olacaktı.Uzun zamandan beri insanları yargüamayı bırakmıştı. Soruşturma dosyasını bir araya topladı. Çamaşır makinesine tıktı. Kasdan tüm bunların boşuna olmadığım düşündü. İçinden bir ses. çünkü Volo'yu hastane odasmda tek basma bırakıp gitmişti. fotoğraflarla gazete kupürleriyle doluydu. Ya da belki de bu onun hatasıydı. Nöbetçi eczane bulmak için arabayla yola çıka. İşkenceler. Kıvrılmış bu küçük beden. Kasdan gidip Volokine baktı. Artık ihanete inanmıyordu. Eğer biraz şansı varsa parmak izlerinin kaydı Kaçak Şube Müdürlüğünde olabilirdi. Eve dönünce mahzeninin anahtarını aldı ve apartmanın bodrumuna indi. Hans-Wemer Hartmann'm yaşamının mesih versiyonunu bulmak için TARİHÇE üzerine tıkladı. Sonra. Yeni bir şey yoktu. Tam bir bütünleşme. eroinin neden olduğu derin esriklik hakkında yeterince bilgili olmak lazımdı. hâlâ uyuyordu. Alman'a Musa ve geri . Narine de ilaçlar almak için onun peşinden çıkmıştı. Etin ve kanın eşsiz bir kaynaşması. hiçbir şey boşuna değildi. Çügırdığıyla. Ve bu uyuşturucu müptelası. Gerçek takıntısıyla. Bir karton kutunun içinden David'in. Soruşturmaları devam ediyordu. Acı. Sadece Hartmann ile çetesini "seçilmiş halk" olarak tanımlayan bir yazı.

Her konser bir kilisede.Bana onlan fakslayabilirsiniz.Konserden hemen sonra dönüyorlar mıydı yoksa kalıyorlar mıydı? . Çatlağı biraz daha derinleştirmesini sağlayacak bir iz. . Kasdan yılları geriye doğru sıraladı.Anlamıyorum.Çocuklar konser vermeye neyle geliyorlardı? Arabayla mı? . SUNUM. Kasdan daha işlevsel konulara geçmek için adamın lafım kesti: . Lozere. O bir polisti.Mönüde özel bir şey var mıydı? .kalanlara ise Mısırlı rolü layık görülmüştü. TARİHÇE. KONSERLER:. Arles bölgesindeki.Kalıyorlardı. Asunciön sizin dosyalarınızda bir "tarikat" olarak gözüküyor olabilir. bakacağım. . Bu grupla ilgili olarak beni birçok kez sorguladılar. Neden bu şarkıcılardan kuşku duyalım ki? Dingin. Sadece çocuklann geceledikleri yerdeki yaşamalarını öğrenmeye çalışıyordu. Fransa'nın merkezinde ve güneyinde her yü ondan fazla konser veriyordu.. Bir sürü başlık vardı: GİRİŞ. Hattın diğer tarafındaki sert ses bundan etkilenmiş gibi görünmüyordu.Evet mi? . .. . . Sanırım. Sadece inanç. onlara kahvaltı veriyor muydunuz? . Bu listeleri bulmanızı rica ediyorum. .Tam olarak ne öğrenmek istiyorsunuz? diye sordu peder. . birkaç kez gündeme gelen bir isim oldu. Tann'nın birçok yüzü olabilir.Bu zorunlu. Bu sorularınızdan hiçbir şey anlamıyorum. Peder. Müzik okulu korosu. 2005. elbette. 2006. MÜZİK OKULU üstüne tıkladı bu kez. 2004. Uyandırabileceği bir rahip mutlaka olmalıydı. Asunciön korosu kendi sınırları dışmda da konserler veriyordu. Bizim modern şehirlerimizde yaşayan birçok insan onlardan feyz alabilir.Şimdi mi? . Saat 22:00'ydi. . Gerçekten bu bilgilere ihtiyacınız mı var? . 15 yıldan beri süren ziyaretlerinde inşam şoke eden veya üzerinde konuşmaya gerek duyulabilecek bir şeyle karşılaşmadım.Sabah. numarayı buldu ve kiliseyi aradı. Kendi kuralları var. Bu son kelime üstünde durdu.Size çocuklann bir listesini veriyorlar mıydı? -Evet . Asunciön komşuyla ilgili bilgi istiyordu. bir ayrıntı peşindeydi. Tek bulduğu. Size söyleyebileceğim tek şey. değil mi? .Sabah yoklama yapar mıydınız? .Bu listeleri saklıyor musunuz? . . . herhangi bir özel önlem almaya gerek duymamıştı.Bunu onlara eşlik eden yetişkinler yapıyordu.Bu insanlarda herhangi bir tuhaflık hissetmediniz mi? .Beni iyi dinleyin.Evet Ne yapabilirim. disiplinli.. Beşinci çalıştan sonra telefon açıldı. ÖĞRENİM SÜRESİ. . kendi mahsulleri olan doğal tahıllar.. Herault. Bir tür okul otobüsü. .Teşekkür ederim. Saint-Sauveur Kilisesi. uzlaşmacı bir halleri var. . evet. Ne yapacağını çok fazla düşünmeden.Giysüerini mi kastediyorsunuz? .Asunciön'ın çocuktan yiyeceklerini yanlarında getirir.. . Luberon. Cinayet Masa-sı'ndandı. ama buna saygı göstermemiz gereki yor. Belki de aradığı gedik buydu. dedi Kasdan derin bir iç çekerek.Evet Yani sanıyorum.Arabayla.Asunciön bir dini topluluk. Gözleri yanıyordu.Diğerlerine göre. DİSKOG-RAFÎ. Rahip evinin hemen yanında bir yatakhanemiz var.En kısa zamanda yapacağım. Provence bölgelerini kapsayan. Ermeni kendini tarattı. Kasdan da anlamıyordu.Balon. inançları bizim Katolik litürjimizle uyuşmayabilir. Her yıl birçok koroya ev sahipliği yaparız ve bunların diğerlerinden farkı yok. .Doğal olarak. Güvenlik sebebiyle.. ilk konserden itibaren ve lütfen size vereceğim numaraya fakslayın.Çocuklann görünüşü size tuhaf gelmedi mi? .. o küçük şehrin nihai çevresine veruiyordu. Dış dünyayla temas noktası.

Onları çamaşır makinesinde buldum.Banyoya gidelim. Volokine hemen oturduğu koltuktan kalkıp onu kolundan tuttu: . ayağa kalktı.Daha ilginç bir cevabın yok mu? Rus bir koltuğu tutup çekti ve Kasdan'ın tam karşısına oturdu: . Kasdan cevap vermeden. adresim de verdi. Ermeni ağır gövdesini doğrulttu. İçin. Omuzlarında bir örtü vardı. Koyu bir kahve yapmak için mutfağa gitmeye karar verdi. . İşaretparmağını havaya kaldırdı. sendeledi. Hâlâ kahvesini hazırlamarnıştı. onun omzuna yaslandı. Ük kez. Yapılacak pis bir iş olduğunda her seferinde ortaya çıkan bir Mefısto. benim için değil mi? Kasdan bir dirseği üzerinde doğruldu. Hatta ne aradığını da Ama bir noktada aşama kaydetmişti. Py. Kafamda yapmayı tasarladığım birtakım şeyler var. Üçüncü general. Ha. . oturdu. 64 .Bieves. . ama hâlâ ne bulduğunu bilmiyordu.Neden? . Herifin kolu Condeau-Marie'nirdanden bUe daha uzuhmuş. Geri çekildi. Ama haklısınız. Noel. Kasdan kahvesinden bir yudum aldı. Dün.Doğru söylüyorum. tarikata bağlı çocuklann isimlerine ulaşacaktı. Elleri.Arnaud telefon etti. . . Noel pastasını yerken bile. Tarikatla hâlâ temasta olduğundan eminim. ama bana cuk oturdu.Ayrıca ilaçlarınızı da buldum. Kasdan ona yan yan baktı: . ayaklarım sehpaya uzatmıştı.Kişisel sebepler. Kayıp çocuklann isimlerine rastlamayı beklemiyordu. Yattığı yerden.Eroin. dedi Volo. Sanırım sizin ahbap bütün gece ne bilgisayarım ne de cep telefonunu yarımdan ayırmış. Eski dostla yeniden buluşma Gençken ve meteliksizken damarlarıma "Sub" enjekte ederdim. Saçları nemliydi ve taraş olmuştu. Kasdan onun çok az topalladığım fark etti. dedi.Kasdan faks n um arasım verdikten sonra telefonu kapattı.Haydi silkinin artık. Paris bölgesinde.Arnaud. İlk kez. diye mırıldandı. . Patüerinizin üstünde duramıyorsunuz. Kasdan dikkatini toplamaya çalıştı. bitti. Gariban eroini. Ama hemen ardından oturduğu kanepede uyuyakaldı.Nerede oturuyor? .Subutex.O da benim surun.Hangi sebep? . Amaud'ya göre ordunun yüzkarası. Yatağının örtüsü. Kasdan tek gözünü açtı. oğlunun giysileri vardı. Gırtlağına kadar Oondor Planının içinde olduğundan şüphe yok. bana uygun değil.Onu hatırlıyor musunuz? Forgeras onun ilk adı. kolları tutulmuştu. Kırk yıl boyunca gizli operasyonlarda görev almış.ForgerasVı bulmuş mu? diye soruyla karışık cevap verdi. Ayrıca Ganassier. Asıl herif. Kasdan yavaş yavaş kendine geliyordu. Mizanın adlarım da kullanmış. Kasdan'ın mahzenden bulup getirdiği. Rus avazı çıktığı kadar bağırarak konuşmaya devam ediyordu. kafası yavaş yavaş yerine geliyordu. Birden aklına geldi. Eroin kullanmak için önemli bir sebebim vardı. -Kim? • . Divanın üzerine kıvnlmıştı. Son derece şaşırtıcı bir iyileşme yeteneği. iyi bir duş kafanızı yerine getirecektir. Ve hatta başka operasyonların da. Sıcak sıvı yan acı yan zevk vererek gırtlağından aşağı indi. aniden memeden kesme.Yavaş. Volokine Kasdan'ın bakışlarını yakaladı. şu sizin askeri danışman. kahvesini iki eliyle tuttu: . diye devam etti Volokine. . . Üçüncü generali bulmuş. evet. babalık. Sonra generali ziyaret ederiz. Neden bunu yaptan? . Üzerinde. Kasdan yattığı yerde doğruldu. Ama daha çok Py adıyla tanınıyor. Kahvenin baskın kokusu odayı dolduruyordu. . mutfakta bir şeyler yapan Volokine'i gördü. Elinde iki kahve kupasıyla salona girdi. . ama bu listeler ailelere ulaşmayı ve onlan sorgulamayı sağlayabilirdi. Arnaud dikkatli olmamızı salık verdi. Clarais.Bu giysüer kimin bilmiyorum.

karaciğerlerinde bu çok özel tadı hissedebilirsiniz. üzerinde kol ağızları ve kapüşonu kürk kaplı haki bir anorak vardı. Tek kelime etmeden. iyi miydi? . Arabayı Volokine kullanıyordu. Sonra ana binaya doğru ilerlediler. Kaz ciğerine müthiş bir tat katıyor. bir Aztek piramidini andıran. arabanın içinden bile dışarıdaki nemi hissedebiliyordu. Sol tarafta ahşap bir kulübe vardı. bağrışan ve gagalarım takırdatan bir kaz sürüsüyle çevrUi bir adam gördüler. Şilili bir suç tarikatının Fransa topraklarına yerleştirilmesi de bunlardan biri. gölün karanlık yüzeyiyle kontrast oluşturacak şekilde pespembeydi. Herif bayağı heybetliydi. Cevap yoktu. tıka basa bal yemiş bir ayının ağır adımlarıyla banyoya doğru yöneldi. 65 Saat 1 l'e doğru Bieves'e vardılar. Tam tersine gülümsedi ve yüzündeki kırışıklıklar daha da be-IirginleştL Yüzü sanki zırh kaplıydı. yavaşça arabadan çıktılar. Malikânenin dört bir yanı köknar ağaçları ve çanlarla çevriliydi. dedi.Haydi duş alın.. Py gezintiye çıkmış olabilirdi Bir yaşam belirtisi bulabilmek umuduyla pencerelerden içeri bakmak için kapıdan ayrıldılar.bir orman boyunca ilerlediler ve sağda asfalt bir yol buldular. Daha sonra.. hatırlamıyor musunuz? Ve ceplerinizi ka-nşürdım. Bu onların üçüncü generaliydi Her seferinde. Bu bloklar. Sol tarafta. Patikanın kıvrımında. Yere bıraktığı bir kovanın içinden aldığı yemleri kazlara atarken onlarla alçak sesle konuşuyordu. . titrek. öğle ışığında. o muhteşem pembe rengi de bundan kaynaklanıyor. Zayıflık aristokrat yakışıklılığını bir kat daha artırmıştı. çok daha sonra. ■Gıdaklamalarla birlikte bir insan sesi. Adama doğru yaklaştılar. kınından çekilmiş bir kılıcın saldırgaıüığıyla yükseliyordu. Kasdan. Volokine yeniden park alanına baktı. Volokine gülümsedi. Birkaç beyaz saç telinin bulunduğu çıplak kafası. Birinci katta. Bu mesafeden bile. sundurma çatılı. Ve kuşkusuz karmaşık işler konusunda da. Bomboştu. bir De Gaulle'le karşılaşmayı beklemişti. Kıyısı sazlarla kaplıydı ve gölün diğer tarafındaki söğüt ağaçları ise yaşlı bir cadının saçları gibi suya sarkmıştı.Süper. Perigord'da. Sürüye Uç metre kadar yaklaştıklarında. Bir avuç kestaneyi. Kauçuk çizmeleri ayak bileklerine kadar kara çamura batmışta. Volokine vites küçülttü. Yorgun görünen Kasdan'a herhangi bir şey sormuyordu. . generalin evi gözüktü. Py'nin yaşadığı yerin adı. betondan ve camdan bir sürü bina vardı. Aslında. duşa Yolda bana Asunciön ziyaretinin nasıl geçtiğini anlatırsınız. gölgeler oluşturmuştu. bacaklarına sürtünen kazlara attı. Bu kesin. Zemin katin camekân görünümlü pencerelerinin camları siyah lakeydi. Nihayet karşısındaydı işte. Konser programım saklamışınız. Ne şaşırmış ne de korkmuş görünüyordu. Bd polis suskunluğunu koruyordu. bakarak yol alıyordu. Görünürde kimse yoktu. zayıf hatları onu görkemli kılıyordu. Ve ayrıca. Yaşlanmak onu çirkirueştirmemisti. ağzından bir buhar bulutu yükseldi. Delici bakışları. Haydi. tamamen orman manzarasıyla bütünleşmişti. Kasdan zili çaldı. Benim birkaç telefon görüşmesi daha yapmam lazım. arka tarafa doğru giden yolu izleyerek evin çevresini dolandüar. İnternetten aldığı harita çıkışım dizlerinin üstüne koymuş. büyük derinliklerde kuma gömülmüş bir denizaltı enkazı gibi ölü yapraklardan oluşan bir örtünün içindeydi. bir mermi kadar etkiliydi.Çünkü herif. Tam tersine. mazgal deliklerini andıran dar pencereler dikkati çekiyordu. Nasıl. Bir inter-fon ile bir kamera dikkatlerini çekti. Akan sular beton cephelerin yüzeyinde motifler. Aşağıda küçük bir göl gördüler.Bana bir not bıraktınız. pahlanmış bir kule. "bir meleğin kıçı gibi pembe" denir. Volokine bu durumun. General Py. en nihayet onlara doğru bakma lütfün da bulundu. Volokine manevra yaptı ve motoru stop etti. Çok uzun ve hıyarıydı. Tam bu düşüncesini Kasdan'a söyleyecekken evin arkasından bir gürültü geldi. Birbirinden farklı ağaçların oluşturduğu -kırmızı yapraklı kara gövdeli ağaçlar. tabelada LE PONCHET yazıyordu. evi çaktırmadan aramak için bulunmaz bir fırsat olduğunu düşündü. Kırmızı. hiçbir şeyin işlemediği bir zırh. Kemikli. askeri düzeyde önemli role sahip. Volo herifin görünüşünden etldlenmişti.. Nemli toprak ayak seslerini emiyordu. — Kışın onlara kestane veriyorum. Kapüan çarpmamaya dikkat ederek. Py onların yüz ifadelerini inceledi ve güldü: . Bu da benim sırrım. organik bir nem. Hartmann ve klanı burada. Solda boş bir park alanı belirdi.Oraya gittiğimi nereden büiyorsun? . Ormanın içine daldılar. kaçık planlar konusunda bir uzman. Volo.

ziyaretçilerine doğru ilerledi: . . . Su kapkaranlıktı.. Bu saldırganlara verilebilecek tek cevap. binlerce inşam öldürebilir. Hatta mümkünse daha fazlasıyla. dünyanın en güçlü ulusunun onurunu ayaklar altına alabilir. . İPft.Büyük bir tehlikeden bahsediyoruz.Bana haber verdiler.Yaptıklarımızın iyi olduğunu söyleyen kim? Bizler mücadele insanlarıyız. sadece kendi kaz ciğerimi üretiyorum Bu bir cinayet değil. Charles Pasqua'nm dediği gibi: "Teröristleri te-rörize etmek gerekur. General muhataplarına doğru yaklaştı.Tüm bunlar. Teröristlerin en önemli silahı gizliliktir. Oysa tüm araştırmalarımıza rağmen. Diğerleri ise temizlenmek için gölün kenarında kalmıştı." . Sadece yaptıklarınızın o kadar da kötü olmadığım ispatlamaya çalışıyorsunuz. Volokine herifin gözlerine baktı. . gelip beni ormanımda buldunuz. .Tam tersine. gri ışıkta parlayan iki yıldız gibiydi. Hem de onlara otonom bir bölge verecek kadar. Koloni'nin hikâyesini biliyorsunuz.Ziyaretimize şaşılmamış gibisiniz. hükümetimizin böyle bir tarikatın topraklarımıza yerleşmesine neden izin verdiğim açıklayabilirsiniz. Parkasının düğmeleri öğle güneşinin altında parlıyordu.Başkomiser Kasdan.Ve Noel'in ertesi günü. Bu da son derece doğal. Gri renkli dişiler arasından erkekler kolayca ayırt edilebiliyordu: siyah göğüs ve kafa. Uzaklarda. diye cevapladı iki ortak.Kim? Py omuz silktJ ve eğilip yeniden kümes hayvanlarıyla ilgilenmeye başladı. Her yıl biriktirdikleri bu yedek besinler olmadan haftalarca uçanı azlar. neredeyse aynı anda General eldivenlerini cebine tikti. iki ziyaretçisine baktı: .Tam olarak kimsiniz siz? Atlı polis mi? . Onlara ancak aynı şekilde şiddetle cevap verebiliriz. dedi Kasdan. Size söyleyecek hiçbir şeyim yok.Bu bir bakış açısı. Terörist eylemler. ama geçerliliği herkes tarafından bilinen yöntemler. nilüferler ve diğer başka şeyler kaygan ve parlak bir örtü oluşturmak üzere bir araya toplanmıştı sanki. peşinde de sürü. Bu durumda geriye sadece fiziksel yöntemler kalıyor. Bazılarının söylediği gibi bir barbarlık hiç değil. intihar saldırılan günümüzde büyük bir yayılma içinde. Sonunda durdu. eldivenlerini birbirine vurdu. Bize. Py oralara doğru döndü: . onların suskunluklarım kırmaktır. sahip oldukları tek silahla. Bir düzine kadar kaz iki yana sallana sallana kapıya kadar ona eşlik etmişti. . Birkaç adam iki devasa kuleyi yıkabilir. . Ama besiye çekilmeye de fizyolojik olarak uygundurlar. dedi Kasdan. Şu veya bu şekilde. . JS] . güleç bir yüz gibi hafifçe yeşile çalıyordu. biliyor musunuz? . . Kimsenin hoşuna gitmeyen. dedi Kasdan.Bu hikâyeyi dinlemek için geldik. lafügüzaf.Siyah bölge. Bu onun seksenli yaşlara ulaştığını gösteren tek işaretti.. Bu tür düşmanlar karşısında acıma hissine kapılmak çok yanlış. dedi Py.Bu uzun bir hikâye.Hayır. Şili'deki ve Fransa'daki. Demokrasilerin bazen pis işlerini yapmak için ihtiyaç duyduğu bir no man's land..— Haydi surat asmayın! Burada. Bir tür özel bölgedir.Bu seri cinayetlerin Asunciön Kolonisi'yle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.Daha çok uzun bir tecrübenin sonucu. Çocuk Koruma Bürosu. Komiser Volokine. Fanatizm şiddetin en kutusudur. . Yosunlar. Eldivenlerini çıkardı. Py sırıttı: -Kuşkusuz. Sükûnetle gülümsedi. Kazlar göçmen kuşlardır. 80 veya daha fazla 543 W3İ Kazlara kestane atmaya devam ediyordu. .İşkenceden söz ediyorsunuz. Dört cinayeti soruşturuyoruz. Eve doğru yöneldi. Boynunun derisi bir horozun ibiği gibi sarkıyordu. hâlâ tutukluların iradesini kimyasal yöntemlerle nasıl kıracağımızı bilmiyoruz.Siyah bölge nedir.Hiçbir şey bilmiyorum. . General kapıyı açtı. Cinayet Masası. Gizlilik silahıyla. Egemenlik hakkı olan bir devleti Adam göle doğru döndü. sonra birkaç adım attı. İşte insanoğlunun sözüm ona acımasızlığının bir göstergesi daha. . dedi Kasdan.

. Bunu daha önce de duymuştuk. Gençliği boyunca. Yanılmışız. evet Herhangi bir hukuk kuralı orada geçerli değil.Bu konuda ABD bizim kadar riyakâr değil. Ve özellikle de sistemli bir biçimde uygulanan işkenceydi. Ağzından çıkan buhar. gülümsedi Py. Hiçbir şey yapmayan. Hartmann'm fikirleri. elbette. N ATO'nun bu bölgelerin organizasyonuyla görevli olduğu konusunda sizi temin edebilirim. Dünya yasalarla. . Ülkeler herhangi bir müdahalede bulunmayacaklarına dair güvence verdiler.Bu tekniklerden biri de insan sesiyle alakalı olabilir mi? . Çok göz önünde. Baba Şili'de öldü. Comunidad'm göç etmesinden önce. Televizyon haberleri için önemli bir konu. Hartmann'ın bir tür bir ses dekoderi üzerinde çalıştığını düşünüyorduk. Py'nin cümlesini tamamladı. Zamanı geldiğinde Asuncion'un bügisinden yararlanacağız. Çığlıklarda.Oğlu. Çok farklı teknikler üzerinde çalışıyorlar. Bruno Hartmann dersini iyi öğrenmiş. Özellikle de Cezayir Savaşı'm.ve hava üsleri yakınında iş çevirme konularında gerekli izinler alınmış durumda. hiçbir yasanın geçerli olmadığı toprak parçaları veriyorlar. Py yeniden yürümeye başladı. Kasdan adamın lafım kesti: . onun yüzünü gördüğünü Ueri sürebilecek tek bir kişi bulamazsınız. Ama bu sistemin arkasında kim var? Korkan insanlar..Bize Asuncion'un da bir siyah bölge olduğunu mu söylemek istiyorsunuz? . görüyorsunuz. Oralarda bu ülkelerin hiçbir etkisi yok."Hartmann" dediğinizde. Ama tutarh değil. anlaşmalarla yönetilir. ses organının farklı bir boyutuna dayanıyor. babayı mı oğlu mu kastediyorsunuz? . Topluluk yöneticilerinin tam olarak ne üzerinde çalıştığını biliyor musunuz? . birkaç ay içinde FLN'nin (Ulusal Kurtuluş Cephesi) siyasi-askeri kanadını dağıtmayı başarmıştı. .Fransa'nın terörizm sorunu yok ki. . Herkes işlerin hallolmasını bekliyor. . ABD'ye. Ama sadece yaşı.Hayır. Buraları devletler hukukuyla uzaktan yakından ilgisi olmayan hukuksuz bölgeler. Hiç şüphesiz. diye.Guantanamo gibi yerlerden mi söz ediyorsunuz? . Bir dönem. Kimliği belli bir liderin.Bu hayasızlığınız size korkutucu bir gerçeklik veriyor. Önemli tutukluların başka yerlerde sorgulandıklarına kefilim. diye araya girdi. siyah bölgeler ve gizli cezaevleri hakkındaki söylentileri pek inandırıcı bulmuyordu . En ufak bir çözüm sunmazlar. Romanya'da. Hava sahalarım kullanma. . Her şeye izin var. Şimdilik. . Bu bölgeler ne Polonya'ya ne de Romanya'ya ait. Polonya NATO üyesi. Romanya'nın da en kulağında.. Etkili silahları: adam kaçırma. dedi Kasdan. Guantanamo bir siyah bölge değildir.Volokine Cezayir'i düşündü. Yaşma rağmen Py bütün güncel olaylardan haberdardı. Ve eğer .Anlattığınız hikâyeler son derece çarpıcı. Bana göre çok daha tehlikeli bir şey. Volokine araya girdi: . Tecrübesinden. . rüzgârda uçuşan birkaç tel beyaz saçma karışıyordu. Bugün oğlu kaç yaşında? .Hep aynı sorun diye. Araştırmaların sürdüğüne inanıyoruz o kadar. İşte neden.Koloni'nin işlevi de aynı ilkeye dayanıyor. uğradığı takibata şahit oldu. korkutma politikası etkili olmuştu.Elbette. kurallarla. Böylece CIA bu topraklar üstünde "büyük önem taşıyan" kişilerin sorgulandığı gizli cezaevleri kuruyor. Fransa'da. Acının da ilerisinde yer alan bir şey.. Orada neler olup bittiğini bilmek istemiyoruz.İşte bunun için hücre uykuda. 11 Eylül saldırılarının beyni olarak kabul edilen ve Pakistan'da yakalanan Hal id Şeyh Muhammed gibi şüphelilerin. topraklarına inme . ama daha fazla bir şey bilmiyoruz.Hayır. babası hakkında açılan davalara.. 1957'de General Massu ve özel yetkilere sahip birlikleri.50Ti yaşlarda olmalı. Ama bu ölüm Asuncion'un gelişmesini durdurmadı. Gizli anlaşmalar söz konusu. Ama nasü ve nerede halledüeceğini öğrenmek istemiyor. gerçek kimliği bir su*. ABD'nin bu ülkelerle anlaşması var. yargılayan büyük bir kesim. alıkoyma ve idamdı. En azından bugün Amerikalıların karşı karşıya olduğu nitelikte. . çalışmayan bir laboratu-var. .Sesle ilgili bir protokol var. bugün her zamankinden çok daha fazla bu tür siyah bölgelere ihtiyacımız var. ses tonu değişikliklerinde ortaya çıkan belirgin farklılıkları anlamaya yarayacak bir şey. Yasama sistemleri işkencenin gerekliliğini kabul etmeye başladı. Hartmann'in araştırması. evet.Nerede? . Yine de Kasdan. bir ekol yarana.Araştırmalardan söz ediyorsunuz. Resmi bir cezaevidir. Belki biraz ABD'ye ait. kendi topluluğu için bir zayıflık olduğunu keşfetti.Polonya'da. sürekli eleştiren. Ama her zaman vicdanı rahat olmayanlar olacaktır.

Orospu çocuğu. Py yamaca çıktı ve Kasdan'ı dikkatle inceledi. öyle olsaydı. Causse'da mı gizleniyor yoksa başka bir yerde mi? . . Kimse bilmiyor.. evet Ama sonrasında destek vermedi. Basmda çıkan yazılardan.Neden tüm bunları bize bu kadar rahat anlatıyorsunuz? diye sordu Volokine.Polis olmadan önce asker miydin? . diye gürledi Ermeni.Sanmam. Sanki seni tanıyor gibiyim. . . diye cevap verdi Ermeni. Onların kendi çocuklan var. .Bu onun gerçek ismi mi? . Onların Fransa'ya yerleşmesine yardımcı oldum. Ama kimse bu bilgileri kullanamaz. Ne yasal yoldan. Omuzlarının arkasından gölün yeşil örtüsü görünüyordu.Biliyorsunuz. . isimler. diye mırıldandı. Şu veya bu şekilde bu küçük dünyanın sınırları var. Kasdan yavaş yavaş sinirlenmeye başlıyordu. . .Hartmann ve çetesinin. dedi Kasdan. dedi yeniden Volokine. Py elindeki dal parçasını Kasdan'a doğru uzattı: . Kasdan eliyle yüzünü sıvazladı.On iki yıl kadar. Size bir makinenin çark düzenini tasvir edebilirim. Her şeyi kötüye yormayın. ama görünmez ol. ter içindeydi.Ah eski dost La Bruyere. Ve ceza kuralının yanı sıra dini inancı öven fanatikler.Sadece Fransa'da çocuklara yapılan kötü muamele istatistiklerini biliy°r musunuz? En azından Asunciön'daki çocuklar bir şeyler öğreniyor. Paris'teki korolarda şarkı söyleyen birçok çocuğu kaçırdığına dair elimizde kanıt var.Çok tuhaf. Rus biraz oyalamak için lafa girdi. Araştırmalardan söz ediyorsunuz. Güçlü ordumuzu daha da geliştirecekler. Kendi güçleriyle ayakta duran kapalı. Asunciön'la ilişkiniz nedir? . Disiplinli ve inançlı büyüyorlar. evet . Ama bu adamlar her zaman Hartmann'a danışırlar.. Wahl-Duvshani adında bir doktorla karşılaştım. Oraya girmek imkânsızdır. . Kimse oraya giremez.. . . Koloni'ye dönsek. Volokine ısrarım sürdürdü: .Unutun. .Evet.Hayır. Kasdan birkaç adım geri çekildi. Siz Asunciön'u iyi tanımıyorsunuz. Hepsi Asunciön mensubu ebeveynlerin çocukları. Bazılarının Fransa'ya transferiyle ilgilendi. ..Araştırmaları onlar mı yapıyor? . .Kaç yıldan beri orada? . . Bir konsey olmalı.Koloni'nin önemli isimlerinden biri. Onu tanıyor musunuz? . Bir merkez komitesi.. senin gibi götvereni ben de hatırlardım. Volokine Kasdan'ın pınl pırıl olmuş şakaklarım gördü. . Şimdi de göz kulak oluyorum.Bilmiyorum. Ve makine hayal gücümüzü aşar. dişlerini sıkarak.Asunciön'a gittim.Şili'deyken onlarla birlikte yaşadım.. Py yerden bir dal parçası aldı. Kasdan adamın sen diye hitap etmesiyle irküdi. Her şeyi herkese sergile. Bakanlıkların koridorlarındaki konuşmalardan. Ne de gizlice.bugün. Sonra mor bir renk aldı..Bu bilgilere herkes ulaşabilir.Bu çocukları leylekler getirmedi. Bu işkence gören çocuklann hiç tepki vermediğini mi düşünüyorsun? Çocuklar söz konusu olan! Masum yavrular. . İnternet üstünden. Rengi atta. onların fedakârlıkları boşuna değil.Koloni'ye girmek için zayıf bir nokta arıyoruz.. Ancak bizim emin olduğumuz tek şey çocuklara uygulanan kötü muamele. Çıkmak da. Makine hep gözümüzden kaçar. Freistaadt Bayemln. suçlayacak herhangi bir sorumlu bulamaz.Sizin. sanıyorum.Bu Şililileri Fransa'ya La Bruyere'in getirttiğini sanıyordum. Koloni'nin doğası da budur zaten.. Özgür ve rıza gösteren yetişkinlerin evlatları. . Askeri kozlardan söz ediyorsunuz. Herkes sustu. yani bağımsız devletin oluşturulmasında hiç katkısı olmadı. Bağırmamak için kendini zor tutuyordu. Koloni yöneticileri asla böyle bir risk almaz. .Grupların nasıl organize olduğu bilinnüyor. Sadece kazların mırıldanmaları duyuluyordu. Ve kimse bunlara inanmaz. diye blöf yaptı. Üd eüyle sağlamlığım kontrol etti. .Gülünç. otonom bir dünyadır. Seni tanıyorum. Acıyla bütünleşiyorlar ve gerçek birer asker oluyorlar. herhangi bir kuruluş Asunciön aleyhine dava açarsa..Size göre Hartmann. Makine hukuken hiç yoktur.

Senin gibi pislikler ne zaman bu dünyadan siktir olup gidecek? .. Soyunu beslemek için. Ermem silahım kılıfından çıkardı ve namlusunu yaşlı adamın gövdesine doğrulttu.Comunidad özel çocuklara ihtiyaç duyabilir. Evet...Llonel Kasdan 23 ağustos 1962'de öldü.Dört kişinin öldürülmesini soruşturuyoruz. Forgeras! Korkuyorlar.Kasdan. Rus bile nerede olduklarım bilmiyordu. . diye yeniden mırıldandı Py. Parmaklarım sıcak etin içine daldırdı. Macera. Kendimi. Monoprbt. Ama her şey kızıl. 66 . Sizin şu çocuk kaçırma hikâyeniz son derece gülünç. ayaklan çamura saplanmıştı. Kasdan bir adım ilerledi: . Ses değişim çağma kadar. düzenli aralıklarla camlara vuruyordu.Çıldırdınız mı? Kahretsin. O yaşta sen ne yaptığım hatırlıyor musun? Ben. insanları susturmak için öldürüyorlar. Mermilerin altında Güneşin altında. Bir şeyler bilen insanları! Senin de bildiğin şeyleri! . Ve sen. Asunciön saflarım beslemek için yeni çocuklara ihtiyaç duyabilir. Generalin kalbini delmiş.Seni daha önce nerede gördüğümü biliyorum. Cendrars. savaş ve kelimeler. gölet boyunca her yöne kaçıştı. PTT. Fransa'ydı. Sen şu küçük pisliksin. Ve yaşamak için de önce Ölmek gerekiyordu. Kamerun'un batısında. bizim yetki alanımıza giriyor. . 1962.Soruma cevap verin: Siz kinisiniz? Kasdan sanki onu duymuyordu: . hiç yabancılık çekmemiştim.Asunciön'a her yıl yeni aileler katılıyor. ama çocuklara değil.. Soğukkanlılığım kaybediyordu: . Lateks eldiveni giydi.Saçmalıyorsunuz.Yaounde'ye geldiğimde.Sparta neden yok oldü biliyor musunuz? -Hayır.Kimsiniz siz? . Regis Mazoyer gibi isimler var. Ensesine. Diğer isimleri tanımıyorum. dedi Py gözlerini kısarak. Arabanın içi buz kesmişti. Agoge. Kasdan ruhsuz bir sesle konuşuyordu. Malraux. Kasdan birkaç adım attı ve yeniden ateş etti. çocuklar sadece şarkı söylemekle ilgilenir. Sahne bir anda değişti.Ama neler oluyor? Pis kokular arasından gelen tuhaf sesin kaynağım buldu. devlet okulları ve okulların öğretmenleri. .. Bir zamanlar böyle çağrılırdım. Yağmur yeniden başlamıştı.. Alam Manoury. Çünkü bu cinayetler Fransa'da işleniyor ve bu da.Bu gibi şeyler öngörüldü. Dövüş. Önce hareketli bir yaşam. . . başka bir eğitim başlar. İPSİ .. seni tanıyorum. Sparta'daki gibi. Bu kurbanlar arasında Wilhelm Goetz. ardından bu yaşamın ürünü kitaplar.. Gözleri sabitti. hâlâ alçak sesle tekrarlayıp duruyordu: .Afrika'yı 1962'de keşfettim. neler oluyor? Ne oldu? Kasdan Volo'dan kurtuldu ve bir dizini yere koydu.Soy fakirleşmesinden. Gönüllüler.. Volo çamura bata çıka geri çekildi. yazmak için önce yaşamak gerektiğine inandırmıştım. hareket. . bıçak büer gibi hayallerimi keskmleştiri-yordum. Moulinex. . Tüm markalar vardı: Peugeot. özel bir sesi olan çocuklara.. Neden bu cinayetler Asunciön'la ilgili olsun ki? Soruşturmanız son derece ham ve basmakalıp. De Gaulle'den çok Rimbaud'yu düşünerek.Kendi topraklan dışında adam öldürüyorlar ve bu da yaptıkları en büyük hata.Bana Forgeras dedin. Kasdan iki gözü iki çeşme ağlıyordu.Hayır. Bu nedenle korkudan donuna sıçıyorsun! . Volokine. General bir ağaca doğru savruldu. yüzü çamurun içindeydi. Ermeni'yi omzundan yakaladı: . evet. 17 yaşındaydım. Bir fıçı gibi yuvarlandı ve aşağıya düştü. Patlamayla birlikte donup kaldı. Sonra.. Kasdan hiç kımıldamıyordu.. ama daha farklın.Wilhelm Goetz. Yazar olmayı hayal ediyordum. . Volokine otoyol üstündeki dinlenme alanlarından birine kadar arabayı sürmüştü.Asunciön'daki çocuklann savaş eğitimi aldığım düşünüyor musunuz? Adam öldürmeyi öğrendiklerini? .Kolöni'deki kaçıklar temizlik yapıyor.Kamerun. ... Onunla Şili'de tanıştım. Savaş sanatı. 19 yaşındaydı. Sivrisineklerin altında. . Kazlar. Py elindeki dal parçasını yere attı. Goetz veya Manoury gibi koro şefleri tarafından seçilmiş çocuklara. sen.. Kessel. Bunlar size bir şey ifade ediyor mu? . Boş kovardan topladı. omurmğini parçalamış mermi çekirdeklerini arıyordu. Motora stop etmişti. anlıyor musun? . Ba-fang yakınlarındaki bir pusuda. Camargue'dan geldiğinde Fransa'daki Koloni'de de kaldı. bozuk . hayır! Volokine atıldı. ön panele dikiliydi.Seni tanıyorum. buluğ döneminde.

Sivil giysüer çalmak. Fransa'ya dönmeden önce. Düşmanla işbirliği yapan köylüleri. Bir anlamda. Yük konvoylarına eşlik etmek. Ve bizi hasta eden. Cezayir'den yeni dönmüş bu iki pislik. olduğum yerde . bizim yüzbaşı ile Forgeras. Yalan bir kısmım zırhlılarla kat ettik. Bu halkı terörize etmek ve UPC'yle işbirliği yapma isteğim ortadan kaldırmak gerekiyor demenin edebi kelamıydı. Nijerya'ya ulaşabilirdim. Yapraklar parçalandı. ismini şu an hatırlamıyorum. Ateş alanda kendi kendime. korulukların içinden geçmek zorunda kaldık. Orman da bizi ürkütüyordu. Genel olarak Kamerun'u kendi halkına geri vermiştik. Ben. Ama sonuçta bu bir firardı. Evet Siyahları kurtarmalıydım. Plan yapmayı bıraktım. topraktan fışkıran o kokularda sanki inşam büyüleyen bir şeyler vardı. taş taş üstünde bırakılmıyor. Sonra. Yazdı bir emir bile yoktu. Berbat bir durumdu. "bölge" vb kelimeleri de kullanmak yasaktı. su ve demir yağıyordu. Afrika'dan nefret ediyorduk. kurbanlarımızı suçluyordum. köylerde bir "hassaslaştırma harekâtı" yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyordu. Dsehang ve Bafang kentlerinden oluşan cehennem üçgenine kadar aşağı indik. Kadınlar. Ama çok geçmeden. Arşivlere bakabilirsin.. Sana saatlerce ülkenin güzelliklerinden söz edebilirim. Ve bok olmadığı zamanlarda da alçaktı. tehlike bitmemişti. Sürekli yağan yağmurdan da. Operasyon Koruma Merkezi. Ve onunla birlikte çığlıkları. Yağmurun gürültüsü içinde.. Birkaç hafta konakladıktan sonra. Karşımızdakiler silahsız sivillerdi. birliklerin güzelliğinden de. Ama orada resmi olarak bulunmaya hakkımız yoktu. Basınla konuşmak yasaktı. yağmur yüzünden. dizelle çalışan jeneratörü elektrik vermede kullanılıyordu. Ve tabu bizim. Ormana kaçmak. Fransa'ydı. pauak gözlü. İşte o an düşündüm. "Fransız dostu" Başkan Ahidjo'ya teiniz bir memleket bırakabilmek için Ülkenin isyancılardan. Aslında hiçbir şey duymadık. Afrika'yı kurtaracaktım! Tam o günlerde bir pusuya düştük. yaşlılar. ben yaşlarda bir çocuk. Bize rahatça hizmet sunmaya devam edebilsin diye. Ama daha da kötüsü vardı. Fransa bayrağı çekmek yasaktı. öte yandan olağanüstü güzellikteydi.. Lefevre ile Forgeras'nın etrafa yağdırdığı emirler duyuluyordu. Yöntem basitti. Birkaç gün içinde. hiç görmüyordum. yapraklardan oluşan o zeminde. görev yerine getirilmeliydi. onun teğmeni. Ama tehdit. İnsan gerçeğinin bütün çıplaklığıyla göründüğü trajik bir fars. eriyor. Bafang'a on kilometre uzakta bir yerlerdeydik. İmkânsızdı. Telsiz radyonun. Sömürgecilik sona ermişti. yürüttüğümüz operasyonlar son derece tehlikesizdi. İnsanları bu iki kaçığın elinden kurtarmak. Gece olup kamp kurunca. sele dönüşüyor ve beraberinde bizi de sü-rüklüyordu. "Tamam işte. Hemen firar eteneyi düşündüm. Büyü sayesinde kendüerinin yenilmez olduğuna inanan isyancılarla dolu bu nemli karanlık yer bizi korkuyordu.. Oyuna katılmak istemeyenler. ama tersyüz edilmiş bir eldiven gibi bağırsaklarım güneşe sermişti. IAonel Kasdan. Ağaç kabukları etrafa dağıldı ve tam önümde biri yere düştü. Tek bir bölüktük. Son Yargı gününü bekliyormuş gibi görünen. Toprak ayaWarımızın altindan kayıyor. Köyler tek tek basılıyor. Eyleınlerimizle ilgili tek bir not. ortaya çıkan o ateşböceklerinde.. Halka doğru yolu göstermek.. yağmaladım. son derece inançlı genç Ermeni. Ardından." dedim. Bunun için de tek bir çare vardı: Bize komutanlık yapan o iki hergeleyi gebertmek.ve çok yıpranmıştı. Ama hep başımı dik üıüıyordum. bir tür ne yapağının farkında olma durumu içinde.. Günlerce plan yaptım. yakıp yık-tim. Demiryolunu gözetim altında tutmak. Sürekli yağmur yağıyordu. kuzeybatıya Koutaba garnizonuna hareket ettik. Tüm bunlara bir son verecektim. Cangüın ortasında. tam bir uyum içindeydi. Lef evre... orada ortam ısınmıştı. Askerler bu pisliklere hayranlık duyuyordu.. Direnişçilere sempati duyan tüm köylülere. Birer hayvana dönüşmüştük. yakılıyordu.. nihayet Tanrı kararım verdi.. Elbiselerimizin yeşili kırmızıyla kontrast içindeydi. UPC'den temizlenmesi gerekiyordu. sırtımızda malzemelerle yürüyerek çalıların. Bafoussam. Etrafımda olan bitenin farkında bile değildim. Aslında bir tür sorgu merkeziydi. Bizim iki subay işkence delisiydi. Bu güneşli ülkeyle kaynaşmıştık. İsyancı grupları ortadan kaldırmak. Bununla birlikte. Bir tür esriklik içindeydik. iki misyonumuz vardı. Ve bu çok daha kötüydü. Bir kılavuz bulmak. tek bir resmi rapor bulamazsın. Her şey burada olup bitecek. Mazot kokusunu asla unutmadım. Başlangıçta. Bastım. Olağanüstü iki yüz adam. Baleng Gölü boyunca. Askerler tamamen açıktaydı. onlarla işimiz olduğunu anladık Yani bizim komutanlarla İsyancıları. Bu o kadar zor değildi. üzerimize yağmur damlaları ve mermiler. 17. Yürekliydik. Sana siyasi durumdan da söz etmeliyim. çocuklar. Deniz Piyade Taburu. "Güvenlik alam". Çünkü bir planım vardı. sorun da buradaydı zaten... Herif bokun tekiydi. Buna karşılık. İlk silah sesleri yankılandı. Kahramandık. bir O KM kurdular. aynı muameleye maruz kalmaktan korktukları için söyleneni yapıyordu. birkaç haftadan beri tek kelime etmeyen. Korkudan ölsek de silahlarımızla kendimizi güçlü hissediyorduk. Bir köyde.

Onları görmemiştik bile. kadavralar gibi korun içine atıldı. Yere düştü. İsyancıları öldürmek. Yarım günlük yürüme uzaklığında. içinde hasta çocukları. Ve utanç. Bizi başka bir köye yönlendirdiler. Hiçbir şey bilmiyorlardı. Sadece panik içinde bağrışıyorlardı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte Lefevre dışarı çıktı. Gidip teçhizatımı aldım. Cüzdanı cebime attım ve cesedi kuytuya çektim. Bir açıklığa çıktık. Orada da kadınlar ve çocuklardan başka kimse yoktu. Yürüyemeyenler sürüklendi.. 45'Uğinun namlusunu ensesine dayadım. ne de Lionel Kasdan'dım. Harekete geçmenin zamanıydı. Ama artık ben aynı ben değildim. İsyancıların dikkatini çekmekten korkuyordu belki. şu büyücülük hikâyelerinin doğru olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Uzun süre! O da. Bu eziyet bitince. Alevlere atlamayı istemiyorlardı. hıncımızı bir kat daha artırmıştı. Sıcak ve nem yüzünden onu muhafaza etmemiz imkânsızdı. Bir çeşit dispanser. Bizi bir şekilde bu çılgın ortamda tutmaları gerekiyordu. silahımın dipçiğiyle suratına vurdum. Suç ortaklarına -köylülere. sopa gibi kuru. Hiç kimse. gündüz ise Fransız ordusundan korkan erkekler kaçmıştı. idrar torbasını boşaltmak için durduğunda. Yürüdük. İki aşağılık. Arkasına dönmeye çalışınca. Artık ne Etienne Juva. Bize izcilik yapan iki ÇatUı'yla birlikte bir kulübeye girdiler. 40 yaşında. Ayaklanmanın eli kulağmdaydı. Görünmez olabilen büyülü savaşçılar. Zaten Etienne Juva da ölmüştü. hamileleri barındıran kerpiç birbinayla karşılaştık. Herkesi dışarı çıkardıktan sonra dispanseri ateşe verdik. Lefevre ile Forgeras delirmişti. Ve Kasdan'ın ölümü de öfkemizi. Hepsi. ben de biliyorduk. Etrafı ağaçlar ve bitkilerle çevrili. Bütün hastalar canlı canlı yakıldı. Ne Koutaba'ya geri dönmek ne de destek çağırmak istiyorlardı. Yüzbaşı ile teğmenin bir hedefi vardı. evet. Korkuyorduk. Subaylar. Yeniden vurdum. kadınları ve çocukları "sorguluyordu". Ceplerim karıştırdım. Forgeras çocukları ateşe doğru iteklemeye başlamıştı. iriyan bir herifti. isyancılara doğru ilerliyorduk. Bizim taraftan. Mermiler çevremden ıslık çalarak geçiyordu. onlar da her şeye hazırdı. Onunla birlikte ölebilirdim. Meşinin fotoğrafı. Hiç bağırmıyordu. . Birkaç metre ötede. Kasdan'ın cesedini gömdük. Aralarından bazıları 10 yaşında bile değildi. Bizi bu cehenneme sürükleyen iki kaçığı öldürmek için. korkmuş bir halde ateşin yanına büzülmüşlerdi. Açtık. Gözlerinin parlaklığında. Üzerinde ropdöşambr niyetine bir cellabe vardı.donup kalmıştım. Anneler. Gece isyancılardan. ama bana onun mtikamım almam için de bir fırsat veriyordu. Ama ölmüyordum. Orada ben de ateşe ateşle karşılık vermeye başladım. başka bir isim alfanda. Ne yaptığımı bilmeden. önemli olan birlığimizdeki hastalığı ortadan kaldırmaktı. Ben hiç kimseydim. Diğer erkek çocuklarla birlikte.işkence etmek. o anda normal bir ruh halinde değildi. Vardığımızda. düştüğümüz bu alçaltıca durumu ödetmek! Askerler. Kül tadı gırtlağımıza yapışmıştı. Pansumanları açılmıştı. beklemeye başladım. Erat hemen harekete geçti. Tutuklular ayakta durmakta büe zorlanıyordu. Hüviyet. Çılgınlıkları oradaydı. ölümün gözlerine bakıyordum ve beni de almaşım bekliyordum. Namlunun ucuyla dürterek onu ormana doğru itekledim. ikisinden biri nasılsa işemek için dışarı çıkacaktı. bu benim adımdı. Bizi cezalandırıyordu. pusuda sadece bir kişi öldü: Kasdan. Sadece sUahlı bir adam. Sanki hepsi bu anı bekliyordu. yatalakları. Forgeras onları kollarından. Ben de Tanrının planına dahildim. İsyancılar yağmurun içinde kaybolmuştu. Lefevre. Yağmur yağmaya devam ediyordu. paniğe kayıtsız bir şeldlde ertesi gün için harekât planı yapmakta olan Lefevre ile Forgeras'yı görüyordum. Ama bunun bir önemi yoktu. Kampa geri döndük. Çocuklar çığlıklar atıyordu. Küçük kızlar da vardı. bilmiyorum. Lefevre ile Forgeras bizi kaybetmek üzere olduklarım anlamışlardı. Yaralarına sinekler üşüşüyordu. Yeniden yola çıktık. Ya da asker haysiyeti yüzünden. Bir dizim yerde. kulübelerden kadın çığlıkları yükseldi.. yenilmez bir şekilde. Dayanılmaz bir görüntüydü. Kimliği ise asker ceketinin cebinde. Cehennem azabı bütün gün devam etti. hepimizin üstüne bir sessizlik çöktü. Konuşamıyor-dum. Her adım bizi onlara ve o kaçınılmaz sona yaklaştırıyordu. Sadece yakıp yıkmak istiyorlardı. Herkes. Ve orada öylece duruyordum. bütün gece yumruğumu ısırarak ağlamıştım. sözüm ona isyancılara hizmet veren bir hastane. bacaklarından çekip sürüklüyordu. sonra ağaçların ardına gizlendim. yarı kel. Kasdan'ın yaranda. 0 gün. Bütün gece. Bizi birer canavara dönüştürmüş olan bu Siyahlardan intikam almayı. çocuklarının gözleri önünde tecavüze uğrarken. Kasdan'ın cesedi kollarımdaydı. yavaş yavaş kıpırdayan dudaklarında. Firar etme imkânı ve bir tür kurtuluş. Telaşlıydık. bize kadınlarla ve çocuklarla biraz gevşememizi emretti. çığlıklara. Cezalandırmak için Tann'mn eli. kırmızı topraklı daire biçiminde bir düzlüktü. Diğer tarafı bilmenin imkânı yoktu. O zaman gerçeği anladım. Askeri kimlik. Tüm ülkeye.

Hatırlıyorum. Stil-nox. Sürekli yürüdüm. Yağmur beni kendime getirdi. ama hâlâ hayattaydı. Hâlâ hayattaydım. Omurgasını. kömürleşmiş bir kalıntıya dönüşmüştü." . Yansaydam bir . ElmacıkkemMerini. Sohbetlerimizden birinde. Bir daha asla ailemi göremeyeceğimi biliyordum. Verdiği sözü tuttum. Silahımı mdirdim ve tekmelemeye başladım. Moleküller vücudunda. Ermeni alfabesinin inceliğini ve çizgilerini takip ettim. Sonra tekmelemeye başladım. Beni karşıya. Şairane bir cümle: "Çan kulesinin gölgesinde. Üzerinde tek bir leke bile olmayan. Yatağın-daydı. kitaplar. demir uçlu postallarımın darbeleriyle tüm kemikleri kınlana dek. Sıradışı olayların şuradan kurbanı. bir daha vurdum.Yalan söylemiyordum. Yeniden vurdum. o harflerde taçyapraklarımn. Kamp yeri birkaç ışık yılı uzaktaydı. Alevlerin arasındaki çocukları düşünüyordum. Gerçek Kasdan. yan iskelet. insanın sıradan şiddetini. Korkunç bir susuzluk. Loxapac. bütün kemiklerini kırmak istiyordum. Yapmayı istediğim bir şey vardı. oraya gitmeden önce babam hediye etmişti. 1966 yılında. Yanımda getirdiğim manyokalan yiyerek. taşların ve gökyüzündeki bulutların haüarim buldum. 1962. Tepeden tırnağa tüm bedenini saran bir arınma duygusu. Bir Zippo çakmağım vardı. Kafatasını. Genç Rus kontak anahtarım çevirdi: — Sizi eve bırakayım. Ve Yüzbaşı Lefevre. askerlik görevi bitince oraya gidecek ve halkının kültürünü öğrenecekti. Lionel Kasdan yeniden hayata dönmüştü. anestezik bir jel gibi sinirleri kaplayıp devreleri yavaşlatarak tüm makineyi kış uykusu konumuna getirmişti. çoktan çamura karışmış. isten inan ister inanma her şeyden önce bir kurbandım. Et ve topraktan bir lapaya dönmüştü. Hayalet köylerle karşılaştım. çehresi ne olursa olsun kötünün izini sürdü. Sonunda durdum.. Papazlar. Süre olmadan. Bafoussam yolunda mıydı? Yoksa. dengeli bir çocuktum. Dün gece özel bir kokteyl hazırlamıştı. güllerin dinginliği içinde. — Kaçık olan savaş. Devamını. Beyin kimyamı altüst etti. Londra'ya gelen adamın ismi Lionel Kas-dan'dı.. yarı kül. Artık hiç kunüdamıyordu. Üç günün sonunda Cross Nehri'ne vardım. oradan çıktığımda. manastırın taşları yaşadığım değişimin tek tanıkları oldu. Sarmaşanların sularını emerek. 17 yaşından ve Afrika'dan önce.O kadar hızlı vurdum ki. Karnına. Geceleri soğuktan titredim. Ne saati ne de bulunduğu yeri biliyordu. Ve asla çizgisinden sapmadı. dipçiğim ikiye ayrıldı. Kül dolu bir ağız. Uzun bir sessizliğin ardından Volokine mırıldandı: . kâbus dolu. bütün çirkinliğiyle gözler önüne sermekten başka bir işe yaramayan olayların sıradışı kurbanı. O lanet günlerden sonra sıkıntılı. yüzü gözü şişmişti. sınırın öteki tarafına geçirmesi için bir balıkçıya para verdim. pırıl pırıl tertemiz bir kar örtüsü ruhunu kaplamıştı. biliyorsun. 67 Gece. içindeki başka bir şeyi keşfediyordu. Bir cümle beni çok etkilemişti. Kulübe-lerdeki kadınları ve kız çocuklarım. ama hep yürüdüm.. Derin bir uyku. sürekli olarak Venedik yalanlarındaki bir adada bulunan ve Ermeni keşişlere ait olan bir manastırdan söz ederdi. Titremelerime hâkim olmaya çalışarak. Anında etki. ensesi kaskatıydı. sana yemin ediyorum. Kaburgalarını. Londra'dan italya'ya uçtum ve San Lazzaro dei Armeni Manastın'na gittim. Volokine. kendi dairesinde mi? Kafasını kaldırdı. manyetik dalgalar gibi yayılarak erimiş. Nijerya'ya Calabar kentine ulaşana kadar. Bir bomba Xanax. Başka şeyler de hissediyordu. o döneme ait aralarınızdan bahsetmiştiniz. sonra yeniden düştü. Rüya görmeden. O dönemden sonra hiç yalan söylemedim. Yüzüne. Ama her seferinde yediği postal darbesiyle yere yıkılıyordu.. Batıya doğru kaçmaktan başka çarem yoktu. İsyancüar görünürde yoktu. ama o artık bir insan değildi. Şimdi. Ta ki uykuya dalana dek. tiksinti ile şefkat arası tuhaf bir ses tonuyla fısıldadı: — Siz gerçek bir kaçıksınız. Çakmağı yaktım ve Lefevre'in üstüne fırlattım. iliklerime kadar Ermeni olmuştum. Sonra polislik sınavına girdim ve işte buradayım. Sadece kardı bir et yığınıydı. tik düşüncesi. İki üç gün yürüdükten sonra. gözlerimin önünde vurulup düşen çocuk. Bu savaş ben de elektroşok etkisi yaptı. Hep orman içindeki yollan takip ettim. yanımda getirdiğim benzin ce-rikanının kapağım açtım ve boşalttım. Suratı dağılmış. Her birini bir bardak dolusu sodayla mideye mdirmişti. Kendine söz vermişti. Aksi olmadığı sürece. İkincisi: Uzaktan geliyordu. 2006. Sırtına. güneye doğru. Çok uzaktan. Oradan ra'ya. UPC militanlarıyla veya bizimkilerle karşılaştığımı sanarak binlerce kez ürperdim. Ölüp ölmediğini büımyordum. Bir daha. herhangi bir güçlükle karşılaşmadan Nijerya sınırım geçtim. Soma yeniden yürümeye başladım. takmak bir hayatım oldu. Lefevre ayağa kalkmaya çalışıyordu.

gerçek çok farklı. . Evden bir gürültü geldi. önceki gün işlediği cinayete rağmen. aydınlanmış hissediyordu. Mutfaktan geliyor gibiydi. Silahın parçalan. takımları kenara çekti. Katlanmış kâğıdı aldı ve kaygıyla açtı: Kasdan. Yine de. Ne psikiyatrına. 6. Kahve makinesine bantlanmış bir not onu bekliyordu. 40 yü önce bir cangılda başlamış olan işi MtirmeliydL Arınma duygusunun sebebi başkaydı. VOLO Not: Koloni'deki doktorun bardağını aramayın. beraberinde. Siz pisliğin tekisiniz. Pompalı bir kilidi olan ikinci kutu. Çocukları kurtaracağım. bir lazer nişanlayıcısı bulunan muhteşem bir silah. Çocuğa yetişmek. bütün çabama rağmen. şimdi kendini temizlenmiş. Hafif ve özgür. Kasdan'ın uzmanlığım isteyen bir silah. Onu bu denli sakinleş-tiren işlediği cinayet miydi? Hayır. kendini. Her şeye yeniden başlayabilirdi. Volokine kendini aslanın ağzına atmıştı.. bir Brancusî heykeli güzelliğinde ve inceliğinde bir tabanca Son kutuda bir Manhurin revolver onu bekliyordu.Vblo! diye yeniden seslendi. Geçmiş için. oda aydınlıktı.Volo! Uyandığında. yatağın yanındaki koltuğa dağınık bir şekilde fırlatılmıştı. Koloni'ye gelmeyin. Cinayetleri durduracağım ve Mezmurlar'ın sırrını açığa çıkaracağım. Onu zehirleyen bu irini Volokine'in ayaklarının dibine tükürmüşttt. Siz ve ben. Ük kutu. size "İkimiz birlikte belki vasat bir polis olabiliriz" demiştim. Ve boştu. Bir Para. Kahve içmeden kafasını toplayamazdı. Kasdan mektubu iki kez okudu. özellikle yapmıyorum bunu. Ve hâlâ içinde bir rahatlık hissi vardı. uzun erimli bir tüfeğin bulunduğu reçineden bir çantaydı. Ermeniler Noel'i ocak ayıran başmda kutluyor. Bildiğim kadarıyla. diye düşünüyorum. Ceketten. hiç azalmamış bir öfkenin karanlık bir çözümüydü sadece. Yan siyah. Sizin oraya bir daha girmeniz imkânsız. taşıdığı acıyı da alıp götürerek. Emekliye ayrılırken meslektaşlannm hediye ettiği. Kelimeler dudaklarından dökülmüştü. Bu saçma hareket. 357 kalibrelik. tamamen farklı bir uzmanlığı. Ben Asunciön yolundayım. inin derinliklerine inebilmem için o benim anahtarım. Yeni yıl için tarım işçisi alacaklar. İşlediği cinayeti itiraf etmişti. içinde 45 kalibrelik "Safe Action" Glock 21 marka yan otomatik bir tabanca vardı. Çam ağacının altında beni düşünün. Çok geç olmadan onu yakalamak. polimer bir çantaydı. Dispanserde yakılan çocuklar için. Olası tek saldın yöntemi bu. Kulak kabarttı. Konuşmuştu. hepsi bu. sizi biraz olsun anladığımı sanıyorum. Tıkırtılar. onlar gibi davranacağınızdan eminim. Duvar saati değildi. Saçlarımı tıraş ettim ve sizin giysüerinizle gerçek bir köylüye benzedim.. namlusunda bir ksenon lambasıyla. Ne Tann'ya. üzerleri örtülü bir sürü kutu vardı. Bu erdenlik nereden geliyordu? Çamurun içinde yatan Forgeras'mn görüntüsüyle ürperdi. son derece hafif hissediyordu. yan kromajh. Her şeye rağmen. Koloni'ye sızmak gerekiyor. Mutfağa girdi ve zınk diye durdu. Ne de kapanaiı bir oda kapısının sesi. Çalar saat de.sessizlikti içini dolduran.. Takırdamalar. Günün donuk ışığı penceredeydi. gömlekleri. Oradaki uğursuz faaliyetlere son vereceğim. Kulübelerde ırzlarına geçilen kadınlar için. Sizi anlamaya çalışmıyorum. Cevap yoktu. ağzındaki kimyasal tada. kimseye asla itiraf edemediği bu iğrenç olayı. Ama şimdi. Ermeni mutfakta bir tekme salladı.. Rus ortada yoktu. her biri özenle köpükten bölmelerine yerleştirilmişti. duvara gömülü çelik kasa karşısındaydı. yanıma aldım. Zorlukla ayağa kalktı. İlk karşılaşmamızda. şu ünlü MR 93 S. 30 yıldan fazla bir süre onu yanında taşımıştı. Kasdan sonraki kutuya baktı. Yılların birikiminin yol açtığı bir öç alma itkisi. Inanamıyordu. birlikte utanç verici bir cinayet işledik. Üzerine bir sweat-shirt geçirdi ve odasının kapısını açta. çözümün ne olduğunu biliyoruz. ama benim de sizden aşağı kalır tarafım yok. Duvarlardan destek alarak her odaya baktı. Dijital kod. Ben içeride olacağım. Sizin o rezil faşo suratınızı tanıyorlar. Bu sabah. Kasanın içinde. Ne de Narine'ye. Esnedi. Evet. Seslendi: . Hepsini yatağın üstüne koydu ve içlerine baktı. Ama ne olursa olsun görev tamamlanmalı. Şimdiye kadar. Giysileri. ildiniz. . İçinde 9 mm'lik bir Sig Sauer P200 tabanca vardı. dürbünü ve şarjörleri. Sizi kucaklıyorum. Yatak odasına gitti ve sağ duvardaki giysi dolabım açtı. Yapması gerekiyordu. Bu onu ne rahatlatmış ne de tatmin etmişti. Kafasında şimdi tek bir düşünce vardı. içinde Tikka T3 Tactical marka.

Destek. onlar da GIGN'yle (Ulusal Jandarma Müdahale Birimi) temasa geçecekti. Aslında sadece. Gore-Tex iç çamaşırları. Onu çocuklara karşı işlenen suçlara duyarlı lalan bir şok. Greschi. Ama hangi temele dayanarak? Herhangi bir meşruiyeti yoktu. Artık travmanın sebebi belliydi. Aslında Önsezisiyle çözüme kavuşmuş tek bir vaka örneği bile yoktu. Şu iki gece önce istediği liste. Faks makinesinden çıkan kâğıt bir şerit yere kadar uzanıyordu. sonra soğuktan korunacak şekilde giyindi. Victor Amiot Paul Baboukchem Thomas Bonnatü Florian Brey Emmanuel Cantin Julien Charvet France Dubois Raphael Gaillon Antony Kuzma Mathieu Leclerc Maxime Moinet -Lucas Pelovski Guillaume Pierrat Bertrand Plance Theo Rabol Loıc Shricke Jacques-Marie TVs Cedric Volokine Louis Werner Dylan Zimbeaux Hızla bir göz atması yeterli olmuştu. Kasdan "hayır" dercesine kafasını salladı. 70'li yıllarm mirasçısı köylüler. Bu imkânsızdı. Vo-lokine'in taşaklan çoktan Comwnidad'm kaçık doktorlan tarafından kesilmiş olurdu. Şaşırtıcı bir benzerlik. Arles yakınlarındaki Saint-Sauveur Kilisesi rahibinin yolladığı. Belki de halen somşturmayı yürütenlerle temasa geçmesi daha iyi olacaktı. Quai d'Orsay. Asunciön statüsü gereği koruma altındaydı. Koloni'de geçirilmiş iki yıl.. RAID'deki (Arama. Birlikte geçirdikleri günler boyunca. Üstelik bölge. Hartmann ve çetesiyle görülecek bir hesapları varmış gibi görünen. çalışma odasındaki bir ayrıntı dikkatini çekti. Jandarmaya haber vermesi gerekiyordu. Demek ki oğlan iki yıl boyunca tarikatta kalmıştı. Asunciön korosundaki çocuklann listesi. Şu veya bu şekilde oraya sızması ve genç adamı tarikatın elinden kurtarması gerekiyordu. Kasdan da bu inancı hep korumuştu. Şu Goetz'ün evine mikrofon yerleştirenlerle. "çok"tu.. Kasdan gözlerini listeden ayırmadan. 11 yaşmdayken bu uğursuz koroda şarkı söylemişti! Nefesini tutarak ve düşüncelerine hâkim olmaya çalışarak. Kasdan içgüdülerine inanıyordu. polisin yetki alanının dışındaydı. Ama onlan hızlı bir şekilde nasü harekete geçirecekti? Kasdan onlan dönen dolaplar konusunda İkna edene kadar. Çocuk Koruma Bürosu'nun patronu. Kutuplarda giyilen türden kayak pantolonu. Hepsini bir spor çantasına doldururken. yani Dışişleri Bakanlığı bir harekât karan verebilirdi. Bir an. İlk başta Kasdan genç polis hakkında bir soruşturma yapmıştı. Volo'nun pedonllerle ve daha genel olarak da çocuklara kötülük yapanlarla görülecek bir hesabı vardı. Çok şaşırtıcıydı. çiftçiler. Sonra ayrılmıştı. Bir ses ona. elini yakan bu kâğıt üzerindeki isimden hareketle olaylarla yeniden bütünleşmeye çalıştı. Bu yöntem de bir işe yaramayacaktı. Bozkınn ortasında kendi topluluğunun liderliğini yapan Causse'lu kovboy. şu listelere bir göz atmasını fısıldadı. Sonra hatırladı. . durdu. Asunciön korosunun Saint-Sauver' de 1989'da verdiği ilk konsere aitti. Tek kelimeyle. Kasdan titreyen parmaklarının arasında uzun kâğıt şeridi buruşturarak diğer listeleri de kontrol etti. Elinde Kolo-ni'nin suç işlediğine dair bir kanıtın olduğu söylenemezdi. Bu karşılaşmayı beklediği en son isimdi: Cedric Vohokine. Bu silahlı adamlar. Spor çantasını kapatırken aklına başka bir fikir geldi. Bir sürü mermi kutusu aldı. acü müdahale birimini haberdar etmeyi düşündü. yılların deneyimiydi bu. 1991. Kasdan ciğerlerine sıkışan havayı dışarı bıraktı ve bir sandalyeye çöktü. önce ne olduğunu anlamadı. Pierre Rochas. Caydırma Birimi) meslektaşlarını.. üzerinde "Ulusal Polis" yazan gözyaşartıcı bir sprey ve teleskopik bir copla tamamladı. Cecuic Volokine adı yoktu. İnsan ruhu bu kadar gerçeği birden özümseyemezdi. Koloni'ye nasü girebileceğini düşünüyordu. hayvan yetiştiricileri. Volo'nun çocukluğunda bir travma yaşadığına inanıyordu. En az. bir silahlı çatışma durumunda sıkı bir müttefik olabilirdi. Emniyet İstihbarattan ve Ulusal Güvenlikten çocuklarla. Çantasını yere bıraktı ve çalışma odasma girdi. Sokak kapısına doğru giderken. Kasdan yeniden kasanın yanma gitti. Volo. Her şeye rağmen bu heriflerin bazı şeylerin kokusunu almış olması gerekiyordu. 360 1990. C6dric Volokine. Kasdan duş yaptı. Arro'nun belediye başkanı. tıraş oldu.Kasdan teçhizatım. Belirli bir sıra içinde. Müdahale. Cinayet Masası'ndan Marchelier'yle. Kasdan bu listedeki bir ismi tanıyordu. Çok çılgmcaydı.. Liste. ama inanıyordu işte.

ya çok iyi bir oyuncuydu ya da yaşadığı bir şok yüzünden hafızasını kaybetmişti. Kasdan ikinci soruya geçti: Çocuk Asunciön'a nasıl gitmişti? Hep soruşturmasının basma dönüyordu. Ne demek olduğunu biliyorsun. pislik ihtiyarın bunu. Volo. Volokine. Çocuk iki yıl cehennemde yaşamıştı. küçük şarkıcılar ararken. Şimdi durumun vahametini daha iyi anlıyordu. Tabii başka bir olasılık daha vardı. Trionun katillere has bir görünümü vardı. Dar bir suratı vardı.Kötü görünüyorsun. Ama her halükârda. Ya da kaçmıştı. Öne doğru bir adım ata. Ve ayrıca onu eroin müptelası yapmıştı. ama yaşadıkları onu bilinçsiz bir şekilde şiddet gören çocukları korumaya yöneltmişti. yaşadığı travma sebebiyle Asunciön'u hatırlamıyordu. değil mi? -Hayır. tıpkı kendisi gibi saplantılarından kurtulacak. . Kasdan Üsteyi buruşturdu. . Eşikte üç adam duruyordu. Kuşkusuz soruşturma boyunca Volokine'in bu tarikattan haberi yoktu. Silahları ceketlerinin altından belli olan üç süahşör. minimum bir alanda maksimum bir düşmanlık sergilemek istercesine kasılmıştı. Topluluğun kurallarına uymuştu. sonra yola çıkacaktı. bize ikram edecek misin. şimdi hesabı kapatmak istiyordu. Bu düşünceyle birlikte paniğe kapıldı. Kapıyı açtı ve olduğu yerde kaldı. Marchelier sırıtarak kafasını salladı. heriflerin içeri girmesi için geri çekildi. Sadece Volokine aslanın ağzına atlamakla kalmıyordu. özgür-1 esecekti. Epinay-sur-Seine'deki kimsesiz çocuklar yuvasında görevli bir kadından bahsetmişti. Namı diğer "Marşpiye. Sesinin değişmesinden sonra. Çocuk.Noel tatili.. dedi Marchelier.Zaman. Ermeni buruşuk kâğıdı cebine tıktı. Onları başından savacak. Merkezi Haberalma'dan. Rus. . Yapılması gerekeni yapmak için" diye yazmıştı. . Ulusal Güvenlikten. Bu üç soytarı sabah sabah hesap sormaya gelmişti ve onu geciktireceklerdi. Hatta. Üç adam bütün koridoru doldurmuştu. Kısa bir tereddütten sonra içinde bulunduğu ironiyi kavradı. Rus. Soruşturma sonuçlanınca. Korkutucu bir havaya sahip olsalar da Kasdan'ı etkilemiyordu kuşkusuz.Bizi içeri almayacak mısın? . Marchelier.Rains. Milosz gibi.Çocuğa ne yapmışlardı? Cedric. Marchelier yeniden söze girdi: . İstenirse. Kadın. bir iyi niyet meselesi. Uyuşturucuyu bırakman gerekiyor. Sessizlik. Cinayet Masası polisi Kasdan'ın çantasına baktı: . Bir başka olasılık daha ortaya çıkmıştı. hangi işkencelere maruz kalmıştı? Cevabı yoktu." Deri ceketli diğer iki adam iki yanında duruyordu. etmeyecek Kasdan. Kasdan ikinci şık üzerinde duruyordu. Büyükbabayla temasa geçmişler ve ona bir anlaşma önermişlerdi. Sonra onu serbest bırakmışlardı.Şu kahve. Ya da tam tersine. . çocuk "Ben içeride olacağım. Şu veya bu şekilde. Koloninin adamları. yaratılabilir. 10 yaşındayken hangi acılara. elleri ceplerinde. sonra hole geldi.. Sonra sola: — Slmoni. ona Cedric'in büyükbabasının. Yüz hatları. devletten birkaç kuruş yardım parası alabilmek umuduyla yaptığım da eklemişti. eski işkencecUerinin onu tanıma riskini göze alarak mı böyle bir karar almıştı? Onu öldürmüş olanlardan tek basma intikam almaya mı karar vermişti? Mesajında.Seyahate mi çıkıyorsun? . Ve yaşlı Rus da torununu tarikata satmıştı. çantasını yerden aldı. aslanın ağzı da onu tanıyacaktı! Rus tamamen hafızasını mı kaybetmişti? Yoksa her şeyi bile bile.Ne istiyorsunuz? . Marcheuer sağa baki v. Cedric'i ve onun olağanüstü sesini fark etmişti. Sadece Volokine'i değil onun sıkıntı içindeki ruhunu da bu arı kovanından kurtarmaya ant içti. çocuk onlu yaşlarındayken torununun velayetim aldığım ifade etmişti. Ama burada yerine oturmayan bir şey vardı.Size zamanım olmadığım söyledim! dedi Kasdan. eroin enjekte etmesi hafızasını yerine getirmişti.Fazla zamanım yok. Duduk. Belki de önceki gece eroin kullanmasının sebebi buydu. Koroda şarkı söylemişti. soruşturma sırasında çocuk hafızasına yeniden kavuşmuş olabilirdi. İçlerinden sadece birini tanıyordu: Marchelier. . Çocuğa karşılık para.

Devletin yararı gereği bana iş mi yaptıracaksın? . .Sizin işinizi yaptım. Doğrama Parçalama En az üç vakada kanla yazılmış alıntılar. Kafasında bir beyzbol şapkası vardı. Tek basma Cinayet Masası'nın işlevini üstlendin. Küçümseme. nasü denir. Beklerken hindi yemeyi mi? Bu tahmin ettiğinden daha karmaşık.Şekerin var mı? Kasdan yemden mutfağa gitti.Bu daha çok hükümetin işi. Rains bir koltuğa yerleşti. Marchelier. Kasdan kollarım iki yana açtı.69 Üç adam salona geçti. Ardından Naseer'in peşine düştün. mülteci olduğunu keşfettiğin Goetz'ün eski bir işkenceci olduğunu öğrendin. önce Wilhelm Goetz'ü araştırdın. ona General Py'den bahsetmemeleri Kasdan'ı rahatlatmıştı.Sana neler yaptığım anlatayım. Onunla hayattayken karşılaştın mı bilmiyorum. uzun süreden beri bir gözü hep Koloni'nin üstünde.Wilhelm Goetz. Kasdan. . Marchelier kurnazca gülümsedi. çünkü herif senin kilisende öldü. Bir haftadan daha kısa bir süre içinde. . Elinde kahvedanlık ve kupalarla salona döndüğünde. Hepsi de aynı kutsal metinen alınma Paris'te bir katliam oluyor. heriflerin yerlerinden kıpırdamamış olduğunu fark etti. Regis Mazo-yer. Daha sonra. Kulaklarında Ipod'unun kulaklıkları takılıydı ve enerinin arasında fosforluymuş gibi parlayan küçük bir bloknot tutuyordu. kıdemlileri sorguladın ve Hans-Werner Hartmann'ın tuhaf dünyasıyla karşılaştın. . . ama cesedini sen buldun. kupasına tek şeker attı. . Duduk.Bu iş zaten çok önceden beri yapılıyordu. ironik bir tavırla . kahvesine silkeledi sonra sehpanın üzerine bıraktı.Ne sanıyordun? Adli tap raporlarını okumayı bilmediğimizi mi? Olayları bir araya getiremeyeceğimizi mi? Çam ağacının altında Noel'i geçireceğimizi mi? Kasdan hâlâ suskundu. mutfak kapısının pervazına dayandı. Çünkü ldrnse Asunciön'a bir şey yapamaz. Büiyorsun Noel'di ve. Kafasındaki saat rahatsız edici tik taklarla çalışmaya devam ediyordu. evet. Marchelier gürültülü bir kahkaha patlattı: Simoni kasketini döndürdü. Simoni'ye gelince. İlki. kulağında kulaklıklarla sırıttı. . dedi.Bu olayın beni ilgilendirdiğini sanıyorum. Naseer "bilmem kim". iki parmağıyla siperliğinden tutarak dazlak kafasında döndürüp duruyordu. Tek kelime etmedi. .! hedef gözetmeden topluluk üzerine ateş açmak. .Anlamıyorum. Dört ceset. Kesme. Marchelier sehpaya doğru gitti. sonra kahvesinden bir yudum aldı: . İkincisi. Simoni. sen ne düşünüyorsun? Dönüp Kasdan'a baktı. .Prosedüre karşı mı geldim? P&ü .Göreceğiz. Belki de olası tek çözümü yeğlemişti. kafası tıraşlı Vo-lokine'i düşündü.Tüm bunlar.Öyleyse her şeyi biUyorsunuz. Şekeri ve kaşıkları sehpaya bıraktı. MarcheUer kaşığını çıkardı.Çizmelerimize pisliyorsun. Alain Manoury. Aynı vahşilikle... Paris'teki Şili topluluğuyla temasa geçtin.Diyorsun. . . Ama senin bümediğin başka şeyler biliyoruz. siyasi. tarikatın göbeğinde tarım işçisi rolü yapan.Hayır. Kahvedanhğm içinde kalan kahveyi mikrodalgaya yerleştirdi. Parmağında gümüşten. iri bir şövalye yüzük vardı. Kasdan kahve hazırlamak için mutfağa gitti.. Saint-Ambroise Kilisesi'nin çatışma bakan pencerenin önünde durmuş rahatsız edici bir gürültüyle parmaklarım çıtlatıyordu. . dostum. sonra yerine. pencerenin önüne döndü. Cevap verecek hiçbir şey yoktu. Rains. inatçı bir ses tonuyla araya girdi: . Kahvesini ağır ağır karıştırırken konuşmaya başladı: . Bu arada. Kasdan gevşemişti. yüksek menfaatlerle Ugili.Bizi aptal yerine koyuyorsun.. -Nasü? . Rains.Ne demek istiyorsun? . Şimdi elimizdeki bilgileri paylaşmanın zamanı. Bu senin her zamanki hatan. dedi. son ana kadar Goetz'ü kontrol allında tuttu.Pek ilerleme kaydedemedim. Yeniden pencereye doğru döndü: .Bir haftadır bizim yetki alanımıza tecavüz ediyorsun.

hiç ise yaramayan bazı kanılar. Rains'e baktı. Üç aynasız kanepeye yerleşti ve büyük bir dikkatle belgeleri karıştırmaya koyuldu. Ulusal Güvenlik Birimi. Yazdı ifade vereceksin. Yani.Bu işin peşindeki herifler olarak sizinle çok sık karşılaşmadım. son derece alçak sesle konuşuyordu: . ayağa kalkarken.. öğrenmek lazım.. Sağlam kanıtları. can sıkıcı yaşlı bir Ermeni'ye mtiyacıımz yok.Yedi gün içinde dört cinayet. en iyisi.Hayır. Kasdan bir gerçeği öğrenmişti.O pislikleri koruyor musunuz? Marchelier.Somut olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz? . Arkadaşlarına baktı. haydi. . Egemen bir devlet Bunu anlıyorsun.. Bunları alıyoruz. Bırak da işimizi yapalım.Soyadın? .Nicolas. inan bana.Bize hikâyem.Düşünüyoruz da.BUdiklerinen emin olan yok. . Koloni bir hukuk devletiydi. Ne kadar çok birim işin içine girerse sonuç o denli hüsran oluyordu.Kasdan. . bir Noel hediyesi yap.. Belli bir bağlam dahilinde. . Simoni'ye işaret etti. Bu birimlerin yaptığı tek bir şey vardı: kırtasiyecilik. Marcheüer sonunda pencerenin önünden ayrıldı ve Kasdan'ın karşısına dikildi: . Bunların sırası değildi. ama. dostum.Adın? .Verilmiş sözler var. .Herhangi bir şüpheye yol açmayacak kanıtları. lafa karıştı: . bilgi akışındaki ağırlık ve sürekli karar değişikliği. 70 .Randevun mu var? .Buraya iki şey için geldik.Ya kaçırılan çocuklar? Yıllar boyunca bu kaçırılma olaylarına ve Asunciön'daki canavarlıklara göz yumdunuz! Rains kafasını salladı. Sürekli yolumuza çıkıyorsun ve bizi rahatsız ediyorsun. Halbuki o hemen harekete geçebilirdi.Bu imkânsız.OK.Cinayet Masası iş üstünde. . Bir dönemde. . dedi sonunda Marchelier. Marchelier. sonra kucağında notlar.Neden bizi görmeye geldin? . buna ne diyeceksiniz? . Ermeni yenik bir adam edasıyla kafasını salladı: .Dosya yan odada Bütün her şey içinde. .Çünkü uzak ara öndeyiz. Arro'ya gitmeliydi. Kapıyı arkanızdan kapatmayı unutmayın. Hatta birkaç aylık. . . .Harekete geçmek için neyi bekliyorsunuz? . Önce soruşturma dosyam istemek için. . Koloni başka bir ülke. .îş arıyorum. Normal bir prosedür izlemek. suçluların iadesi prosedürü ve diğer hukuki işlemler en az birkaç haftalık işti.Öyleyse. -Nasü? .. Mali Şube ve Organize Suç iş üstünde. kesinlikle bu işin peşini bırakmam söylemek için. adam gözden kayboldu.Girard. Belli bir hükümet tarafından. kendi üslubunla anlatacaksın. Kasdan. -Yaşın? -26. Şimdi ise bu adamların saçma sapan şeyler yapıyorlar mı. değil mi? Ne arama ne de araştırma yapabiliriz.Sende var mı? -Hayır. lanet olası! Kırk yıllık polislik hayatında. Somut delüleri toplamak. Sonra da. Emniyet istihbarat iş üstünde. Bize dosyam ver.Kolay gelsin. Sanki onu ayakta tutan. Benzer olay. Rochas'nın yardımım istemeli ve Koloni'ye saldırmalıydı. Marcheüer araya girdi-.Anlamadın. Hiçbir şey gelmez elimizden. . Kulaklıklarım çıkarmadan. Bizimle geUyorsun. Katillerin bulunması halinde bile. Rains kikirdedi. . . Çok yorgun görünüyordu. En önemli şey unutuluyordu. Kasdan bir an külotunun içini karıştunyorlarmış hissine kapıldıysa da bunun önemi yoktu. O ve Troya ati: Volokine. raporlar ve fotoğraflarla geri döndü. adam lafa girdi. üzerindeki deri ceketti. .

kış yok. Şimdi. Volokine. Çorak bir bölgedeki bu verimli topraklardan. Bayım. dijital bir makineyle çekilen antropometrik fotoğraflar. Hâlâ verecek işi olan tek yer. tarlalar boyunca yol aldıktan sonra ikinci kapıya bırakmışlardı.Bu doğru. Ustabaşı. Mülau'da. Volokine daha iyi görmek için eğildi. Koloni'nin ana giriş kapısı. dedi. Bayım. Üst aramalar. anladın mı? Kendi yasaları olan bir bölge. Uykusuz bırakılma Kırbaçlanma Ama hayır. Volokine. dedi. Bir topluluğa giriyorsun.Çok iyi. Burada. bu krokinin sahte olduğunu anlamıştı. . rüzgâra karşı. Millau'da. Oynaması gereken rol. geniş suratlı. CVyi. Onu siyah bir 4x4'le. Volokine ikinci kapıya vardığında.Şartlarımızı biliyor musun? . Dakikalar geçti. Volokine'in buraya doğru yola çıkmadan önce yazmış olduğu "bi-yogra&"ye hızla bir göz gezdirdi. . süklüm püklüm bir ses tonuyla. kimliğini buldu. Yani şu günlerde demek istiyorum. Bir yabancıya sitenin gerçek topografyasını asla göstermezlerdi. tarikatın kmüikleri hangi yollarla kontrol ettiğini düşünüyordu. Zaten Koloni'nin bizzat kendisiyle ügile-nen biri için.Evet.. Ustabaşı. Çantası aranırken. ne biliyorsun? . Seninle alakalı olan yerler. başka bir deyişle. Şuralarda gördüğün binalar. ikinci kontrol noktasındaki kulübenin önünde. . Ustabaşı yeniden göründü. ölü mevsim yok. Şaşırtıcı tek şey sesiydi. bölgede iş imkânı sunan tek yer olduğunuz söylendi. bir tür tacı andırıyordu. İşçilerin ve tarımla ilgili herkesin toplandığı ortak bö 183 lümler. Ya da. Kolonisiyle gururıan-rnıştı. otuzlu yaşlarda bir adamdı. Krokinin tam ortasında bulunan l'den li'e kadar numaralandırılmış binaların çevresine kırmızı bir çizgi çekilmişti.. Sürekli bir çevrim. Kâğıdı 4x4'ün kaputunun üstüne açtı. Şu an için. ayakta duruyordu. Elektrik şokları. Sorgular.. Adamın dudaklarında bir gülümseme belirdi. diğerlerinden daha izole konumdaki bir binanın üstüne parmağım koydu: .. tarikatın kindik denetimini hangi yöntemle yaptığım düşündü. Adam kulübeye döndü. Evimde. Alt kısımdaki yarım daireleri işaret ediyordu. daha ciddi şeyler başlıyordu. sonra çantayı bir kez daha aramaları için beraberindeki heriflere verdi. bana.Bana. Sonra durum birden değişmişti.Bizim hakkımızda ne biliyorsun? Tuzak soru. Ne pahasına olursa olsun girmek zorunda olduğu şu kale. iyi para verdiğiniz söylendi. denizci çantası ayaklarının dibinde. iki cinsiyet arasında kararsız kalarak tersine çevrilmiş bir ses. bugünkü duyguları onu ilgilendiriyordu. Sayısız imla hatasıyla dolu. Gerçekten de her binanın sınırında bir numara vardı. Bizim için çalışmak istiyor musun? .27 aralıkta mı? . Birkaç gün seni deneyecekler. Hatta anılarının canlanacağım. Rakamlı yerlerin renklendirildiği çocuk oyunlarındaki gibi. Koloninin yakınına gelince korkuya kapılacağını. . mevsimleri ortadan kaldırdık. Bana Koloni'den söz ettiler. Ustabaşı. onu getiren adamlar tarafından çağırılmıştı. Onu donduran rüzgâr. kendi mevsimlerimizi yarattık. bir kez daha.Evet. . her seferinde tıraşlı kafasını sallayarak onaylıyordu. Toprakla yakınlığı. diye cevap verdi Volo. çöküntü yaşayacağım sanmıştı. biz buradayız. rüzgârda saklayan başka bir kâğıt vardı. kafasının derinliklerinde bir yerdeydi. güneyde. Korkunç anılarına ait bazı kırıntılar hâlâ çok uzakta.Kurallarımızdan söz ediyorum.. Değişikliğe uğramamış bir ses. Veya ila çağ. bazı suç yuvalarına sızabilmesi içto bizzat Emniyet Müdürlüğü'nün verdiği sahte kimliğini göstererek kolayca geçmişti. ikinci bir yoldan tozu dumana katarak gelen bir başka 4x4 görmüştü.Ailemle birlikteydim.Son zamanlarda ne tür işler yaptın? Vblo çantasını karıştırdı: .. Adam çantayı Volo'nun elinden kaptı. bu krokinin hiçbir değeri yoktu. îş bulma mülakatı.. Bu sonbahar bağ bozumunda çalıştım ve. İlk bakışta. Buzlu su. Çaktın mı? Ustabaşı ona geri zekâlı muamelesi yapıyordu. . Bayım.Pek fazla bir şey değü.. Bu binaların adlan değil numaralan var. Volokine. Volokine. adaleli.Bir CVm var. Çelik kapılar. yerdeydi. Rus. bir tarım işçisinin uyduruk hayatı.Şu an. yine yarım daire biçiminde yerleştirilmiş binalardan oluşan bir bloku çevreleyen dört yarım daire. . sadece hatlarından anlaşılan modern bir çiftçiye benziyordu. Kaygılı bakışlı siyah gözleri olan. Bir krokiydi. . İlk sınır karakolunu. Elinde.

Anladın mı? . Cebinden Volokine'in sahte hüviyetini çıkardı. Ve ayinden sonraki konsere. . Hafta boyunca tüm zamanlarını işlerine ayıranlar için. . Volokine denizci çantasını aldı. . iş dağıtma merkezine.Aslında. Ambarlar. Adam gülümsedi ve kutuyu ona fırlattı: . Kadınlarla her türlü temasın yasak olduğunu söylememe gerek yok.Pazarları senin izin günün. Volokine söylenenleri kafasıyla onayladı.Kibritlerim. diye devam etti adam. kışın sadece seralarda çalışır. adamın elinde bir kibrit kutusu vardı. . . Dk seferinde adı neydi acaba? Kitabı Mukaddes'teM isimlerden biriydi.Bizimle birlikte çalıştığın sürece seni hep böyle çağıracağız.Aynca şunu da kafana sokman gerekiyor. Adam krokiyi cebine yerleştirdi. eski bir alışkanlık. . nedensizce.Anladım. Bazen konvoylar göreceksin.Hayır. 2003 yılında Paris'te tanıştığı Kalkütalı polis aklına geldi. bu kesin. Ve aynca yatakhane. Topluluk üyeleriyle temas kurman da yasak. buradaki tek özgürlüğün.. mum yakıyordum. .Onlarla çalışmayacak mıyım? .Bunu çantanda bulduk. Aynca onlarla aynı eşyalara. Adam uydu bölümleri ve tarım alanlarım gösterdi: . Her şeye rıza gösteren bir suskunluğu. dedi ustabaşı. -Armağan mı? . Hauralan hâlâ bulanıktı. Silolar.Şu andan itibaren. Mesela dışarıdan gelenleri kabul etmiyoruz. . Kağıtların bizde kalacak. seni ilgilendiren her bölgeyi keşfedeceksin. Burada onlara ihtiyacın yok. . Bayım. . bizden ayrılma özgürlüğü. Volokine. yönetim görevlisiyle ücretini. Çobanlık yıllarımdan kalma. Mesela özel giysiler giyeriz ve diğerleri gibi çalışmayız. Sırtım arabaya dayadı. .Çocuklar seni bölgene götürecek. . 18 no'lu binaya. sosyal güvenlik ve sigorta işlerini görüşeceksin. Adam gülümsedi. sözüm ona "dostça" davranıyordu.. Ve her türlü insani duyguyu da. Ara ara canlanıyordu. işçilerimize verdiğimiz bir armağan. Ama senin oralarda pek işin olmaz zaten. Şimdi asker duruşuna geçmişti. Bayım. Onlarla konuşman da yasak. diyerek gülümsedi adam. Malzemelerin konduğu yerler.. eşyalarım bırakman için yatakhaneye götürecekler. Bayım.Anlaşıldı. O anda.Son bir şey. Bu nedir? Rus kafasını kaldırdı. tamam. sana Jeremiediyelim. laubali bir biçimde kollarım göğsünde kavuşturdu.Bu akşam. Her şeyden önce tarım işindeki yerini sağlamlaştır. . onu buraya kadar getirmiş olan 4x4'e bindi.Koromuzu dinlemek bir arınma biçimidir. sonra da. . bunu yeniden konuşuruz. Tüm söylenenleri anladığım göstermek ister gibi. Ne zaman istersen gidebilirsin. ama sabah ayinine katılman zorunlu. ama hatırlaması mümkün değildi. bir gün ilgimi çekerse? Yani onlarla ilgilenmeye başlarsam.Peki bu kurallar. demek istiyorum. Sana bugünkü işini anlatacaklar. .Başka kurallarımız da var. . Fenerim bozulduğunda.Kırmızı çizgi bu binalara yaklaşmanın yasak olduğunu belirtiyor. ama hünsa sesi bu neşeyi engelliyordu. . Ama şimdi değil. Volokine adama bir olta attı: . Neşeli bir hava takınmak istiyordu. . Bu.Yavaş yavaş.Aynca. Toprak burada her bakımdan tam bir saflıkla işlenir. Otoriter tavrım koruyarak. Volokine yeniden hazır ola geçti. Katı kurallarımız var.Bu çok önemli. yemekhane.. biz dini bir grubuz. Sonra da iş. artık adın Nicolas Girard değil.Sigara içiyor musun? . Hayvan ağıllan. Volokine suskunluğunu korudu.Hayır. .Bu mümkün tabii. Seni şimdi.Jeremie. Koloni mensupları. Bir tür hazır ola . Güneydoğu Asya'da çocuklarla çektiği kendi porno görüntülerini Fransa'da pazarlayan bir alçağın peşinden Fransa'ya gelmiş Bengal Interpo-lü'nden bir polisti. O zaman. aynı malzemelere dokunman da yasak.En iyisini yapacağım. Aynca herkesin serbestçe girdiği bir eğitim merkezi ile bir hastanemiz var. Bu sık sık olur. Bu kuralları anlamaya çalışma Unut.

Aynca Mezmur-lar'dan söz etti..WUhelm Goetz cinayeti hakkında ne biliyorsun? . Günah ve bağışlanmadan.Nasıl bir silahla? .Tedavi gördüğü bakımevine döndü. Şimdi sıra "kusursuz yağmur"a ğehnişti. Büyük arınma yağmuruna. yerine gerçekleri koymuştu. Ahşap parçalarından. Mikrofonların bulunması. Cedric Volokme'den söz etmiyorsun? Kasdan şaşırmamıştı. birkaç saat içinde evinde olursun. Her şeye rağmen. Saint-Jean-Baptiste. . Bu yorum doğrudan Volokine'e aitti. Volo'nun önünde bir kariyer vardı. îlk yağmurla birlikte atmosferdeki bütün pisliklerin inmesinin ardından ikinci musonla yağan yağmur. Soruşturma ilk yağmurdu. yüzyıla ait olduğu sandan bir hançer. sanık mı olduğunu tam anlayamamıştı.Çocuk Koruma Bürosu'ndan bir polis. Bu büginin Marchelier'nin kulağına gelmesi son derece doğaldı. Sonra. Uyuşturucu sorunu var. bütün pislikleri süpürmüş. Oise'da. kimse sormadan. .Söylediğin gibi.Neden bana şu ekip arkadaşından. Rus'u Vernoux ile Puyferrat'ya tanıştıran oydu.Bir gece Volokine.. Bir süre birlikte çalıştık. . Neden bana tekrar ettiriyorsun? Cevap vermek yerine Marcheüer bilgisayarının klavyesine vuruyordu. Arkasında Goetz ile Manoury'nin olması olasılığı yüksek şu çocuk kaçırma olayları. pe 185 dofili belasından tamamen temizlenmiş bir internet ağı -ve bir dünva-hayal ediyordu. eski ofisinde tanık veya sanık sandalyesinde oturuyordu. . . bu cinayette kullanılan silah. ama yan yolda bıraktı. ama çocuktan hiç bahsetme-meye karar vermişti. Çocuklann sorgulanması.Goetz ve Naseer'ı neden öldürdüler.Şu ilk cinayetle ügili olarak.Onları susturmak için. Bengalli ülkesinde çok bilinen ve bir şekilde soruşturmasını da özetlediğini düşünen bir sembolden söz etmişti: "Kusursuz yağmur" sembolü. XIX. Ük temizlikten sonra gelecek bir saflık. Evet. . Zaten o da tanık mı.Şimdi nerede? . bu yağmur bir kan yağmuruydu. Şüphesiz bundan Naseer'a da bahsetmişti. Wilhelm Goetz. Onu daha da sıkıntıya sokmak istemiyordu. Dua. The perfect rain. Herkesi Öldürecekti.Dalga mı geçiyorsun? . Goetz..Oyle bir halim mi var? Oyunu kuralına göre oyna. Volo neden bu sembolü hatırladığım anladı. Ama Volokine biliyordu. koliden ve baharatlardan çok daha leziz tatlar olduğunu göstermek istiyordu... Soruşturma dosyası nasılsa ellerindeydi. . Kapının kanatları açıldı ve araba Koloni'nin içine girdi. şu hikâye? Kasdan yeniden anlatmaya başladı. dedi arkasına yaslanarak. Naseer'm tanıklığı. Yeniden şu Rahip Olivier'ye dönelim.Her şeyi baştan alıyoruz. . Bazı ipuçlarından söz edildiğini duydun mu? Kasdan ayakkabı izlerinden bahsetti. Üd adam da dinleniyordu! -Rahip Olivier cinayeti. Hintli'yi bir Fransız lokantasına davet etmişti. . Kesip biçme.. Kendisi de bu saflığı hayal ediyordu! Kolonimden kurtulmuş bir dünya. İşitme organlarının mikroskobik incelemesinden sonra herhangi bir madde kalıntısı bulunamadı. Bir şeyleri saklaması için herhangi bir sebep yoktu. Burada komik bir şey vardı. Rahip hakkındaki pedofüi suçlaması. ikinci cinayete geçti. Suç ve suçun bağışlanması.Sorun da zaten kullanılan silahta. Ama bütün bunları biliyorsun. . diye devam etti Cinayet Masası polisi.Kontrol ederiz. . Kasdan. senin fikrin ne? Kasdan sandalyesine biraz daha yerleşti ve sakin bir sesle cevapladı: 185 . . .Lanet olası. Naseer ve şu ünlü Tunus gülümsemesi. Bununla ilgili ne biliyorsun? Kasdan cinayetin veya cinayetlerin mantığım düşündü. Bu duadaki derin anlamdan. Hintli.Herif acıdan öldü. Her iki kulakzannı da delmişler. Koloni aleyhine tanıklık yapmaya hazırlanıyordu. O da bu soruşturmayla ilgileniyor. Kulakdavullanm delen süahtan farklı olarak.

tarikatın şefleri tarafından yönlendiriliyor. Bir ipucu olarak kutsal ağaç.. değil mi? Ve elinde somut bir kanıt olmadığının da .Tarikatta bu panik dalgasına yol açan bir olay oldu. Statüsü. Başka bir İpucu Üstündeyiz. Bu yüzden Goetz konuşmaya karar vermiş olabilir. hiçbir şey yapılamıyor.Ayakkabı izleri var.Hangi ipucu. . Marcheüer hâlâ klavyesinde piyano çalar gibi yazmaya devam ediyordu. Ve ağaç parçaları. Güneş Tapmağı Tarikatı gibi toplu intihara kalkışabilirler. -Yani? Marchelier klavyesinde bir tuşa bastı. Bu çocuklar. Cinayetlerin genel bir durum değerlendirmesini yaparak sözlerini tamamladı. İnanç ve acıyla eğitilen.Sende de aynı bilgiler yok mu? . Ona Şili Kolonisi'nden Hansen söz etmiş ve tarikatın Fransa'da varlığı sürdürdüğünü söylemişti. Onlan durdurmak gerek. Biz soruşturmaya devam ediyoruz. Japonya'da Aun Tarikatı'nın yaptığı gibi. Peter Hansen'in tanıklığı. Hartmann'a eposta yollamıştu*. Tarikat. Kuralları. "Eski" bir Asunciön mensubu. roman gibi. Bu herifler çok miktarda parayı manipüle ediyor. Py'nin. . Ama tek bir şey kesin. Duvardaki sarkaçlı saat 15:00'i gösteriyordu. . Ya da daha da kötüsü Waco'da olduğu gibi büyük bir çatışma çıkabilir. Marchelier yazmayı bırakıp. Hikâyesinin sonuna gelmişti. Hans-Werner'in oğlu.Sakin ol. bu hikâye nereye varacak? . . . Topunu yok etmek lazım! .Para. ama. bu da iki taraftan da ölüler demek. O heriflerle ilgili kaim bir dosyanın olması bile bir işe yaramıyor.Evet. tüm bunların hiçbir değeri yok.Sana göre. Regis Mazoyer'nin öldürülmesi.Belki ortadan kaldırılacak başka tanıklar da vardır.. biliyorsun. Asunciön'dakiler tepeden tırnağa silahlı. İnsan sesleri üzerine gizemli araştırmalar yapan ve çocuk korolarına özel bir önem veren dini bir tarikat. çocuk katillere dönüşene kadar şartlanan çocuklar. herkes kendi önlemini almıştır. Maskeli çocuklardan bahsetmedi. onlara işkence yapıyor! Seri cinayetler işliyor. namı diğer Forgeras'nın öldürülmesi ile Kasdan arasında bir bağ kurmalarına yol açardı. Şu veya bu şekilde o sapıkların durdurulması lazım! Polis kafasını kaldırdı.Bu herifler çocukları kaçırıyor. . Rus'un yeniden hatırlanmasını istemiyordu. en iyi ihtimalle. kollarım göğsünde kavuşturdu. Cinayet Masası polisi kafasını klavyesinden kaldırdı: . Kimse onu Fransa topraklarında görmemiş. inan bana. Şuna eminim ki.Bilmiyorum. Aslında onlara yaklaşamıyoruz bile. Sonra.Soruşturmanın hiçbir dayanağı olmadığının farkmdasm. Kasdan masaya doğru eğildi: . ku 186 manda ediliyor. . Çocukları. 1995'te. ilk kez alaycı ve düşman tavrım bir kenara bırakmıştı: . Kasdan masaya vurdu: . o tarafta da. Kasdan saatin ilerlediğim görüyordu. Üzerinde Şili'den gelmiş polen izleri bulunan özel bir akasya. Bir saldın arımda.Tarikat ile cinayetler arasında bir bağ kurulamadığı takdirde. buna eminim. Tarikat belki de "dinsizler"e karşı bir saldırı hazırlığında. Kasdan bir özet geçti. Son bulgular.Biraz ileri gittiğini düşünmüyor musun? . Condeau-Marie'den. Çıkış komutu.Kasdan devamını anlattı. Pabuçlar ikinci Dünya Savaşı'ndan kalma. -Ne? . Araştırmalarım ifşa etmelerinden korktukları insanları ortadan kaldırım orman kaçkını bir tarikat. . Ya Şili'den gelen kirli parayı aklıyorlar ya da ne olduğunu henüz bilmediğimiz bir .Ama ne? Onlan durdurmak lazım. tarikatın gurusu Bruno Hartmann tarafından. La Bruyere'den ve Py'den söz etmesi. Ama o burada bir yerlerde ve ipler onun elinde. Her şey bu yüzden başladı. Ve özellikle de.Sen ne olduğunu düşünüyorsun? Wsfl . ne Goetz ne de Manoury. Goetz'ün eski bir işkenceci olduğunun ortaya çıkmasıyla soruşturmamın seyrinin değişmesi.Hayır. Lanet olası.ifade tutanağını imzalıyorsun ve sakin bir şekilde evine dönüyor sun. Kasdan üç generalden bahsetmek istemiyordu. sonra birden durdu ve ardından sanki var olmayan bir harfi arar gibi gözlerini klavyeye dikti.Şu senin hikâyen.

Belki de yular. Alman'ın Causse'ta yaşadığı kesin.İfadeni imzala.Mellau. Karıkların arasında. Ama senin kar tatiline çıkmam da engelleyemem kL . ayakta duran iki herif. Karıklar birer metre arayla açılmalı ve 25-30 santimetre derinliğinde olmalıydı. Tabu bazı koşullar altında. Ne de ordu. toniSl . Şimdi de aynı sahneydi.Hiçbir fikrim yok. loşları Alpler'e giderdim.Hayır. Zirvede kayacak kar vardır mutlaka 72 Kuşkonmaz soğuk mevsim bitkisidir. aralık ayında boy atmaya başlıyordu. Genç adam -adı Abdel'di. sonra fidanlar. Onu "kahramanlık fantezisi" kategorisine sokacağız. açtıkları çukurlara gübre dökmüş ve çamaşır suyuyla kökleri dezenfekte etmişti. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlar. Yüz kilometre Öteden bile fark edilebilecek 63 yaşına" a bir ihtiyar.Koloniye sızmak. Güçlü kuvvetti. . sakinleştiricilerin ağzım kuruttuğu sinir krizleriyle dolu yılları hatırlatmıştı. eldivenleri boka bulanmıştı.İyi araştır bakalım.Kuralları siktir et. . Volokine anlamamıştı: "beyaz".Temizlik yapmak gerekiyor. Her ikisinin üzerinde de Koloni'nin verdiği siyah çuval bezinden ceket ve pantolon. Sigarasını yakarken Rus şu meşhur Angelus tablosunu düşündü.Bu aylar alır. .Sigara içmek serbest mi? .Vigan. Ve bu işi kimin yapacağının da fazla bir önemi yok. Şimdi artık. Ya sen? . İlk kez çiftlikte kalıyorum. Sırtı tutulmuştu. Ama tek yapabileceğimiz bu. özel bir şemaya göre "köksaplar" dikilebilirdi.Yaşlı bir Ermenfye güvenecek misin? .Bu bir lütuf mu? . Yazları. Herifi kaçırıp Fransa'ya getirmek gerekecek. orada burada ürün kaldırma işlerinde çalışıyorum Sonra bağbozuml arında. Abdel sigarasından derin bir nefes çekti. Önce bir kez daha gübre dökülmeli. -Nedir? . Kasdan denileni yaptı. ürün korunur" atasözünü unutma. Marchelier yazıcıdan çıkan kâğıtları aldı ve Kasdan'a uzattı. . . kutup soğuğunda ocaktaki bir odun gibi yanıyordu.ona bir sigara uzattı. Kapı kolunu tutmuştu ki adam arkasından seslendi: . "yıldızlı" veya "yeşü tomurcuklar". türünde tektir. Kayak öğretmeni olarak. Louisiana'mn en büyük hapishanesi Angola'da ki mahkûmların giydiklerine benziyordu. polis mekanizmasının bu kadar atıl bir şekilde işlemesinden rahatsız olmuştu. Sadece basma buyruk hareket eden kişiler. buradan gidebilecek olması onu rahatlatırken. genç bir Tunuslu'yla birlikte çalışıyordu. Volokine iki saatten beri bu hareketleri yineleyip duruyordu.Bunun anlamı ne? Mağripli bir kahkaha attı: . Koloni'nin İsviçre'deki hesaplarının peşinde. Mali Şube. Topal bacağı. Her yıl ekimde buraya gelirim. aynı renkte ayakkabılar ile beyzbol şapkası vardı.Her kimse ama yapan halükarda biz olmayacağız. leş gibi kokan toprağa doğru eğilmiş. Bankalardan izin bekleniyor. Buna 2006 kışının yumuşaklığı da eklendiğinde. Ama her halükârda.Nereden geliyorsun? . Diküen köksaplann birbirlerine mesafesi ise 45 ile 50 santimetreydi. Hartmann'ı bulmak. Ardından bir çapa yardımıyla üzerleri beş santimetre toprakla ör-tülmeliydi.Ara verebilir miyiz? Volokine doğruldu. Ne resmi polis güçleri. . gizlice yargılamak için. Her ne olursa olsun. Kasdan ayağa kalktı ve polisi başıyla selamladı. köksaplan. bu yıl kar yok. . Ancak üzerlerindeki giysiler. soma ellerine üfledi: .Bu yıl Causse Mejean'da kar yok. altın sarısı bir ışık alfanda. . bu çok özel çeşit. Kasdan. . .Bir çözüm daha var. Elleri kızarmışta. aynasızın sızma görevi için bizzat onu düşündüğünü anladı.Bunu kim yapacak? . . Ama buradaki koşullar çok zorlu.Asla "Eğer aralıkta kar yağarsa. Normalde. Ayrıca çok sayıdaki anonim şirketleri de inceleme altında. Önceki gün. karık boyunca ortalanarak dikilmeliydi. Bu ona 80'U yılları. işçi meslektaşları. Tıpkı İsraillilerin nazilere yaptığı gibi.şeyin kaçakçılığını yapıyorlar.

Meydana gelecek çarpışmanın titreşimlerim damarlarında hissediyordu. Hep bu aynı paranormal an. Ama şimdi yeniden işeme ihtiyacı duyuyordu. Tıpkı yer altında meydana gelecek bir fırtınanın belirtilerinin sadece hayvanlar tarafından hissedilmesi gibi. Veya her ikisi de. Şüphesiz bunun sebebi yolcuların mümkün olduğunca az modern malzemeye dokunmalarını sağlamaktı. boğuk bir çığlık.Orada kimler çalışıyor? . Ve silahlı köylülere güveniyordu. Volokine'in gözüne bir ayrıntı çarptı. kamyondaki siluetleri hemen fark etti. turuyordu. Bizler erdemsiz. . Kamyon toz bulutu içinde gözden kaybolurken Rus. Bazı söylentiler var. Karanlığa girmek için otoyolun ışıklarından ayrıldı. Mao yakalı beyaz gömlekleri ceketierinin içinden seçili. .Çocukları. Bizden uzak dururlar. uzaktan gelen araba uğultularım bastıran bir çığlık. iş arkadaşının sorulara samimiyetle cevap verecek biri olduğunu düşünüyordu: . ekip arkadaşını taklit etti. İzmaritini gömerek. Kibar bir iş.. Zaten onlan göremezsin. Kasanın her yeri ahşap kaplıydı. yüz metre uzaktan geçti.Beni şaşırtıyorsun. . Volokine. bir çığlık yükseldi. Clermont Ferrand'ı az önce geçmiş. Şarkı söylemediklerinde ise dayak yiyorlar. Yüzleri arkadan vuran ışıkla. Herhangi bir planı yoktu.Uzaktan. iyi para ödüyorlar ve kurallara uyduğun sürece. Orası korunaklı bir bölge. Orada insan Tanrı'yla baş haşaydı. Abdal sigarasını yere attı ve üzerini toprakla örttü: . Çözümün çok yakında olması. kısa süreli önseziler sunarak zamanı geriye işletecek kadar yalandı. Koloni'dekilerin hepsi son derece dindar. Havuzun dibinin görünmesi. Rochas ve adamlarına. Seralarda çalışmadıklarında şarkı söylüyorlar. Dikenli teller. Sessizce sigaralarını içtiler. Bir park alanı gördü. Çocuklar. Ama her neyse.Fazla bir şey bilmiyorum. işine gücüne baktığın sürece sorun yok. siyah çuval bezinden elbiseler giymişlerdi. Florac'a gitmek için N88'e girecekti. Parmaklarım bilinmeze doğru salladı. pis insanlarız. . titredi. kasketleri Amişlerin taktığı şapkalara benziyor.. Muhafızlar. Kal kan tozlar. Ama bizim çalıştığımız topraklar ile onların çalıştıkları yer -seralar. Ya da korku. .Hastaneye gitme bahanesiyle diğer tarafa geçilebilir mi? .Oraya hiç gittin mi? . Ağaçlar çok seyrekti ve yeşilimsi gri kayalar. Volokine çevresine bir göz gezdirdi. Özellikle küçük eller için tasarlanmış.Ayrıntıları biliyor musun? . Kötülük Am işlen.. Ayakta ve hareketsiz. 73 Bu anı daha önce de yaşamıştı. Bu mesafeden. Ne Koloniye nasıl gireceğini ne de Volokine'le nasıl temasa geçeceğim biliyordu. . onları gördüğün oluyor mu? . Oraya. Onlar için buradaydı. işçiler kasada ayakta duruyordu. Yaşlılık emaresi.Hayır. Kus. demek istiyorum. Umumi helalar ona kollarım açıyordu. Saat gecenin biriydi.Ben de. Volokine de motorun gürültüsünü duydu. . İki yüz kilometre sonra. Ve şansıyla.Hayır. Bir kuşun çığlığı. önlerinden. Tarlaların ilerisindeki manzara son derece kuraktı. Bu ayrıntı onların dini görüntülerini bir kat daha pekiştiriyordu Lutherci küçük rahipler. yordu. Diğer tarafta yaşıyorlar. Otoyolda saatte 200 kilometrenin üstünde bir hızla yol alan lionel Kasdan hayatının süratini yapıyordu. Kulakları yırtan..Neyin peşindesin? Volokine soruyu duymazdan geldi: . O anki duruma bağlıydı..Ölümcül. Ama Kasdan çalılıkları tercih etti. Kamyon. Tam işini bitirmişti ki.Kahretsin.Çocuklar. Parmak iziyle açılan elektronik kilitler. du.arasında bir uçurum olduğunu söyleyebilirim. Patikadan sarsıla sarsıla bir kamyon geliyordu Açık kasa modellerden biriydi. Sen. Topluluğun tamamı duvarların ardında. Miüau'ya doğru yol alıyordu.. .. anlıyor musun? . mum beyazlığında görünüyordu Üzerlerinde Bavyera kostümleri yoktu.. Çocukların hepsinin kafasında siyah beyzbol şapkası vardı.Çocuklar hakkında ne biliyorsun? . tarlaların hemen bitimindeydi. anladığım söylenemez. soğuk havaya rağmen güneş ışığında sahra görüntüsü oW. Gerçek.Hayır. insanı boğan bir tur ebedi kuraklık hâkimdi.Burası nasü bir yer? Yani ortam. Onları kurtaracaktı. Puy yakınlarında depoyu fullemiş ve idrar torbasını boşaltmıştı.

. Trousseau Hastanesi KBB uzmanı France Audusson'un söylediği cümle gibi: işitme aygıtının içinde bir ses dalgası gibi hareket etmiş.. Çocuklardan birinin attığı çığlığın. Çığlık.Haklısınız. İşte anahtar buydu. Goetz'ün kokleasıru delen şişten bahsederken. Direksiyona geçti.Kasdan. Hans-Werner Hartmann bunu. Bu. ama çok daha güçlü bir şekilde. an bir sese sahip çocuklar arıyordu. Borların ve gonldarm bakırları üzerindeki titreşimleri fark etmişti. Cep telefonunu çıkardı. Bu çığlıkları kaydetmiş ve şiddetlerini ölçmüştü. Sonra. Başka bir ayrıntı. başka bir gerçeklik. çok yalanda olan. Bu tezini doğrulayan ayrıntılar. çocukların gırtlağı en yüksek noktasına ulaşarak öldürücü bir dalga oluşturmuştu..Elimde sizi ikna edecek herhangi bir argüman yok. elle tutulur gözle görülür bir şey değildi. Kan dolaşımı duruyordu. Sizi bu saatte rahatsız ettiğim İçin üzgünüm ama. Tibetlilerin şarkılarının cisimler üstündeki etkisine hayran kalmıştı. ama sizden bana güvenmenizi rica ediyorum. Ama tam tersiydi. Bir savaş silahına dönüşebilecek bir çığlık. Şimdi bu çalışmaların amacının yeni bir silah keşfetmek olduğunu anlıyordu. Ses dalgaları üstünde çalışmış ve onların etki dünyasına girmişti. bilimsel programının amacı haline getirmişti. îşte bunun için onlara işkence ediyordu. Auschwitz*de. geceyi delip geçti. esirlerin korku çığlıklarım incelemişti. Beni sorgulamaya başka polisler geldi ve. Çığlık yeniden duyuldu. Kalp duruyordu. Her zaman orada. îşte bu nedenle kurbanların kulaklarında en ufak bir iz bulamamışlardı. Patlayan ampuller. Katedralin iç balkonuna çıktığında org borularından gelen titreşimleri duymuştu. îşte proje buydu. Bunu daha önce nasıl düşünememişti? Tarikatın araştırmacıları insan sesi üstünde çalışıyordu. öldürücü silah bir çocuk çığlığı. . Kullanılan silah. Beyin duruyordu. Kasdan. Kasdan bu durumdan yararlanarak konuşmayı sürdürdü: . anlıyor musunuz? Cevap yerine sessizlik. Ancak bilinmeyen bir olgu sonucu. îşte bunun İçin pürüzsüz. ama kurban arkadaşlarımdan biri. Bu olayda resmi bir görevim yok. altıncı çalıştan sonra kadın cevap verdi.. Şüphesiz korkuyla atılan çığlıkların cisimler üzerindeki etkisi on kat artıyordu. ölümcül bir silah oluşturmak amacıyla ses organının kontrol altına alınması. Cinayet silahı bir ses dalgasıydı. İnsanın işitme organına ulaşabilecek ve ona zarar verebilecek ses boşalımları. Saat sabahın üçüydü. Düşündükçe Kasdan'ın aklına başka ayrıntılar da geliyordu. Bana yalan söylediniz. Bir kantatrisin sesiyle kristal bir bardağı kırması gibi. ama bir türlü tanımlayamadığı bir şeyler. Bunu acı çekerek ölen Goetz'ün çığlığının yankılanması olarak algüarruştı. Ben Başkomiser lionel Kasdan. beynindeki tüm çarkların son sürat çalıştığını hissediyordu. Kasdan arabasına koştu. uyku sersemi kadının hafızasına şaşırmıştı. Yepyeni olgular saptamıştı. Kulakzanna etki eden ve yol açtığı acıyla sempatik ve parasempatik sinir sisteminin iç dengesini ve vücudun tüm mekanizmalarını bozan 381 1B son derece şiddetli ve güçlü bîr ses. -Alo? . WÜhelm Goetz cinayetini soruşturan polis. işte "El Ogro"nun peşinde olduğu şey de buydu. Diğer öğeler de yerine oturuyordu. Birkaç saniye daha yerinden kımıldamadı. Gizemli bir şekilde bir şeyler biçimleniyordu. . Sizi görmeye gelmiştim. diyerek kadının sözünü kesti...Hatırlıyorum. Öldüren çığlık. France Audusson'un telefonu hafızadaydı. Çok yüksek ses dalgaları elde etmek için. Ses kapasitesine bağlı olarak öldürücü bir güç. -Kim? . Titreşen kapı pervazları. onu öldüren çığlığın titreşimiydi." Kasdan en basit çözümü düşünememişti.İyi geceler. Baba Hartmann.Kasdan çalıların arasında durup kulak kabarttı. * Tüm uygarlıklarda var olan bir mit. .

Hatırhyorum. Beni gecenin bir yarısı uyandırıyorsunuz ve. Alain Manoury. Oldukça sık rastlanan bir şiddet. .. çocukta bu yoğunlukta bir ses elde etmeyi başardılar. Yattıkları bu büyük salon. France Audusson. Salonun her iki tarafında ve ortasında ranzalar vardı.Hayır.Çalıştırarak insanlar.Bu çok saçma. ' bir ses dalgasının etkisiyle mukayese etmiştiniz. . . şiddet. soluk soluğaydı. Kasdan motoru çalıştırdı ve otoyol bağlantısına çıktı. Travma 120 desibelde başlar. Uyuyakalmıştı işte. .Bana cinayet süahımn neden olduğu hasarlardan söz etmiştiniz.Bugün. Ama enerjik ve coşku dolu olduğunu da hissediyordu. Volokine kimseyi uyandırmadan kalkmak için ranzanın alt kısmım seçmişti. Yatakların arasındaki boşluk muhtemelen bir metreden fazlaydı. sadece sizde olduğunu düşünüyorum. Bu sessizlikte. Onlardan norm dışı yoğunluğa sahip bir ses çıkartmak amacıyla çocuklara işkence ediyorlar. evsizlerin sığındığı barınaklara. France Audusson gerçekten uykudan uyanmış birine benzemiyordu. .Neden beni arıyorsunuz? Gecenin bir yansı? Sesi Öfke doluydu. Çığlık imparatorluğu. Wilhelm Goetz.Sesiyle bir bardağı kırdığında olduğu gibi mi? . . Yarım günlük çalışma ve uyumamak için harcadığı boşuna çaba onu bitap düşürmüştü. Koloni görünürdü. İnsanları öldüren şu çığlık hikâyeleri efsaneden başka.Çünkü cinayeti çözecek anahtarın sizde. Harekete geçmek için hâlâ zamanı vardı. Bu da onu canlandırıyor. -Nasıl? . Hem de hiç. Çocukların denetleyebildikleri ve istediklerinde kullandıkları akla ziyan bir silah bu. Çok basit. Sanki gündüz vaktiymiş gibi konuşuyordu. ama gücü sayesinde evet. örtünün altında giyinip yataktan çıktı..Bir kantatrisin gırtlağı rahatlıkla 120 desibeli aşabilir.Sorulannızın nedenini anlamıyorum. Regis Mazoyer. İngilizlerin söylediği gibi ublast" i Kasdan teorisini gözden geçirmek zorundaydı. Hayır. Kulakzarlannı delen ve sinir sisteminin dengesini altüst eden bir çığlık.Wilhelm Goetz'ün çığlıkla öldürüldüğünü düşünüyorum. Naseerudin Sarakramahata.Size sözünü ettiğim insanlar bu ses şiddetini acıyla elde ediyorlar. Ne yoksunluk sendromu ne de tedirginlik söz . Bir beton delici 100 desibellikbir ses yoğunluğuna sahiptir. .. Dalganın şiddeti kristal moleküllerini parçalar.Evet.. Sabahın 4'üy-dü. Volokine ranzasında doğruldu. güçlendiriyordu. Kulak kabarttı. Uzman cevap vermedi Uyanıklığın yerini kâbus almıştı.. tessiturası nedeniyle buna sebep olamazdı.Nereden çıkardınız bunu? . önemli olan yoğunluk..Kesinlikle. değil mi? . ter içinde kalmıştı. . ama çok daha temizine benziyordu. Kontak anahtarını çevirdi ve ellerini direksiyon simidinde dolaştırdı. .. Kasdan aradığı onayı bulmuştu. Kadına teşekkür etti ve telefonu kapadı.Ses yayımının olağanüstü bir güce sahip olması gerekir. Bizzat siz bana bu mekanizmaları açıkladınız. derin bir iç çekti: .. . Lanet olsun. Çok yorgundu.Sesin yüksek olması ya da olmaması önemli mi? .Bir ses kulakzarına zarar verebilir.. Kasdan konuşmasına biraz daha ciddiyet katmaya karar verdi: . Saatine baktı. Hedefine kilitlenmişti.Bir ses bu şiddete ulaşabilir mi? . . Hatırlamıştı. Bir çocuğun ses aygıtı. Rüya görmüştü. Hepsi çığlıkla öldürülmüştü. Bu hesapta yoktu. 74 Elektroşokun neden olduğu yanmayla sıçrayarak uyandı. ben gerçekten bir ses dalgası olduğunu düşünüyorum. Birkaç saat içinde. Yatakhanenin karanlığına derin bir sessizliğe gömülmüştü.

. Kutuyu açtı. Tavana kadar tamamen açık. kırtasiyeden satın al* 191 dığı Süper Glue'yu bir şişe kapağının çukur kısmına boşaltmış. uzun parlak lanılı bir kuvars gibi parlıyordu. hastanenin uzaktan görülen zayıf ışıklarından anlıyordu. . O anda.. Koloni'ye doğru yola çıkmadan önce bir kırtasiyeye uğramış. stratejisinin gayet iyi işlediği fikrine kapılınca heyecanlandı. En az on metreydi. Dr.konusuydu. Ve bazen de büyük ahşap yapılar veya silolarla karşılaşıyordu. Beyaz bir katman altında son derece net izler. Yolu. Etrafta görünmez algılayıcılar olmalıydı. bir tepenin üstüne çıktığında. kilise. İç içe geçen kutuları ayırdı ve ilkinin altına gizlediği saydam pelikülü aldı. Ve gerçekten biraz şanshysa. Belki de çoktan fark edilmişti. Ay ışığında.. Projektörlerden gelen ışık demetinin aydınlattığı giriş kapısı iki yüz metre uzaktaydı. Volokine en basit çözümü seçti. karanlığın içinde yuvarlak bir sırt oluşturan başka tepeler vardı. Günümüzde sayılan gitgide artan biyometrik sistemleri nasıl bozacağını da göstermişlerdi.son sürat geçen bu gölgeyi fark etmemiş bile olabilirdi. WahlDuvshani'rıiı\ tuttuğu bardağa sabitlenüştA. Karanlığa daldı ve çıkışa doğru yürüdü. Termik kameralar. Kapıya doğru 30-40 metre daha yaklaşınca yeniden çukura atladı ve kibrit kutusunu çıkardı. . Yıllar önce. Bunu da. ranzaların arasından geçti. Bir saniye sonra. sonra da Amelot Sokağı'ndaki dairesine gitmişti. Kendi asker ceketini. Çantasını karıştırdı. Koloni'ye girmek için onun anahtarıydı. Kapıya ulaştı. sonra avucuna boşalttığı kibrit çöplerini cebine doldurdu. Onların çevresinde de. Motor. çok yavaşça. Sadece korkunç anılar. Kururken. büyük bir dikkatle. Aramdan. Koşmak ve son sürat ışığın içinden geçmek. Bu pelikül. Koridorda kimse yoktu. konservatuvar. Bu pisliklerin aldığı güvenlik önlemlerinin yoğunluğunu öğrenmek ve reaksiyon sürelerini görmek için. gecenin insana dirilik veren esintisi içinde. sonra da onu yapışkan bir bantla. Volokine çukura atladı ve bekledi. Özellikle de nasıl sahte parmak izi üreteceğini. İlk engel karşısına çıktı. kesintisiz uzanan. Kibrit kutusunu buldu. Farlar. Chaos Computer Club'ın hacker'lan ona sadece bilgisayarların güvenlik şifresini kırmayı öğretmemişlerdi. Çevresine bakındı. her yer. Siyah fon üstünde beyaz izler. silolar ve ambarlarla aynı tarzda inşa edilmişti. sonra dijital makinesiyle fotoğrafını çekmişti. sonra yavaşça. gece nöbetçileri -eğer gece nöbetçisi varsa. Yazıcısına saydam bir rhodoid yerleştirmiş ve çıkış almıştı. Volokine. tamamen karardığa gömülü patikadaydı. Görüntüyü bilgisayarına yüklemiş ve desenin iyi ayırt edilebilmesi için maksimum kontrast vermişti. Kameranın kaydettiği tek şey kaçan bir gölgeydi. Eşikten dışarı çıktı ve bir süre kapının gölgesinde bekledi. FotoseUer. Evde.koruma altında tutan ahşap duvar. metal çatı makaslarvyla desteklemiş ahşap yapılar. Geriye bir tek. Gözlerden uzak. sertleşmiş kar misali çitirdıyordu. Sonra yarısay dam malzemenin üstüne ahşap tutkalı sürmüş ve zamk kururken saydam bir katman oluşturması için iki saat beklemişti. parmak izlerinin yağlı kalıntılarını görünür kılan buhar yayıyordu. Koloni'nin ortak bölümlerini -hastane. Volokine planının yürümesi için dua etti. Kırmızı gece lambaları etrafı hafifçe aydınlatıyor ve mekânın yüksekliğini gözler önüne seriyordu. Volo en iyi izi seçmiş. Kızılötesi ışınlar. Belki de tam tersine Koloni yöneticileri işçilerinden kuşkulanmıyordu ve güvenlik önlemleri tahmin ettiği kadar yoğun değildi ilerlemesi gerekiyordu. Bu şekilde bir saat kadar -şüphesiz dört ila beş kilometre. yeniden yola çıkarak yürümeye başladı. Arazi tepeler ve yamaçlar boyunca yükselip alçalıyordu. Bu ışık huzmesiyle birlikte hareket eden bir kamera olduğu muhakkaktı. Beş dakika. Bir şekilde bu flaşlar da onu uyarıyordu. batıya doğru takip ederek Koloni'nin kalbine gidiyordu. Yolun kenarındaki çukura at 191 ladı ve bir durum değerlendirmesi yaptı. Bir devriye. Volokine.. Koloni'nin verdiği ayakkabıların yerine basket ayakkabılarını giydi. Bir projektör binanın önündeki sekiyi tarıyordu. Kimliğini saptamalarına imkân yoktu. Otlar ayaklarının altında. üzerinde arak parmak izi bulunan pozitif pelikülü yapıştığı yerden sokmuştu. Biraz daha bekledi. Sonra gizlendiği yerden çıktı. Bir negatif elde etmek için görüntüyü tersine çevirmişti.yürüdü. ani elektrik boşalmalarıyla durmadan meydana gelen kısa devreler. Yatakhane. bir araba gürültüsü camdan gecenin sessizliğini paramparça etti. zamanı geldiğinde kendi parmak ucuna tutturmak için pelikülün çevresini kesmek kalıyordu. Volokine kendini çok iyi hissediyordu. Kapının yakutunda muhafız yoktu. Tamamen elektronik bir sistem olmalıydı. zamk.

ondan haberdarlardı. Tüm bunlarla. zehir tüm bedenine nüfuz ediyordu. sıralara gitmek için atriumu geçti. linolyom döşeme tarafından emilen ayak sesleri. Lale olmalıydı. çocuklara yasak olan kısma girmek istiyor192 du. Biraz daha yürüdü. hiç aydınlatma olmamasıydı. Titriyordu. Soğuktan ve yabancı gözlerden uzak bir şekilde. Şimdi isimleri hatırlıyordu. Volokine bir kapıyla karşılaştı. fark edilmiş olmalıydı. Volokine. hiç nöbetçi ve köpek yoktu.. Buruşmamasına dikkat ederek pelikülü işaretparmagmm ucuna yerleştirdi.. Gece lambalarının ışığı. Ayrıca çift çatı yerine güneş şemsiyeleriyle donatılmış hepsi ahşap başka yapılar da vardı. yan tarafta.îşte Volokine'in kibrit kutusundan çıkardığı sahte parmak izi buydu. Elini haşhaş soğanına doğru uzattı. Karşısına çelik tellerden olu-şan bir çit çıktı. Gözlerinin karardığa alışmasını bekledi. "Arınma bölgesi". Tam ortasında. Lale değildi. Yeni bir hole vardı. Kapının sağ pervazına sırtım yapıştırdı. Hıristiyanlık öncesine ait ilkel. hafif eğindi bir vadi çukuruna. Volokine karanlık bir koridora girdi. Toprak kokusu. Ortasından geçen dar bir yolla ayrılmış iki bölüm fark etti. Binalar ve seralar. ayakların altında çıkırdayan. Kapıya kadar kısa ve sık adımlarla ilerledi. Geniş bir yay çizerek hastaneye doğru yürüdü. Biraz daha ilerledi. Bir kez daha projektörlerin ışığım atlattı. yoksunluk. fazla derin olmayan. hâlâ patikanın dışından yürüyordu. Tek fark. Volokine herhangi bir zorlukla karşılaşmadan holü geçti ve çıktı. çünkü sera çiçek doluydu. Parmak izi bütün kapıları açıyordu. Sonrasını tahmin etmek çok kolaydı. Eli. birkaç arabanın durduğu bir park alanı yer alıyordu. işte bu nedenle hâlâ hayattaydı. hastanenin gizli saklı köşelerini araştırmaktansa. önünde gümüş renldi sundurmasıyla devasa bir yapı. Şimdi dikkatini çeken şey. Ama umurunda değildi. Volokine yeniden parmak izini kullandı. bembeyaz duvarlar. Açlık.. Yeniden dijital kilit. neredeyse uyku getirici bir hava veriyordu. Burada kaldığı süre boyunca hiç bu kısma gelmemişti. Binanın sağ tarafına ulaştığında. yargısını gözden geçirdi. Üç yüz metre uzunluğunda. Rus. Her an onu yakalayabilirlerdi. O yularda. bu figür onu korkuturdu. Ük iki seferinde olduğu gibi yeniden aynı yönteme başvurdu. Burayla ilgili en ufak bir hatırası yoktu. Kapının kanatları ağır ağır açıldı. Koloni'dekiler özerk bölgelerinde haşhaş tarlaları oluşturmuştu. Seralar kameralarla donatılmıştı. 192 Islak taç yapraklarının arasında ilerledi. Çocukken. iç bayıcı. Ve Asuncion'un akıl almaz olanakları. oval bir hat boyunca sıralanmıştı. Bu. Diplomatik dokunulmazlık sayesinde Avrupa'ya ihracat. İçeri girdi ve kendini her bakımdan bir şuurdan geçmiş gibi hissetti. Bu gece. Pervazında bıyometrik bir kilit vardı. Sağ tarafta ise metal yapraklarla süslü çan kulesiyle kilise ile konservatiıvar olduğunu hatırladığı -orada birçok kez Mezmurtor'ı söylemişti. Uyuşturucu elde etme konusunda Güney Amerika'da edinilmiş bir deneyim. Volokine heykelin çevresini dolandı. İlkinin hemen hemen aynısıydı.. ancak bir parmağın girebueceği genişlikte bir delik gördü. Halka tamamlanmıştı. Şüphesiz. bir tür kadifeyi andırıyordu. Davet. Sivri. Wahl-Duvsham'rün gerçekten Koloni'nin önemli adamlarından biri olduğunu düşündü. Bu iyi haber değildi. buradan çiçek toplardı. Kapı en ufak bir direnç göstermeden açıldı. Bir başka ayrıntı kafasını kurcalıyordu. Bitkilerin arasında dolaştıkça. çelik çıkmalar dışarıda. Hastane tam karşısındaydı. tüm bunlar ortama uyuşuk. Güvenlik tamamen elektronik yöntemlerle sağlanıyordu. . çok kısa kesilmiş otundan çok. Sol tarafta. Ve umduğu gibi. sahte parmak izini yapıştırdığı parmağım deliğe soktu. Volokine ilk seraya girdi. Uzaktan havalandırmanın uğultusu geliyordu. ahşaptan dev el vardı. Çitin aramda Koloni'nin kalbi yer alıyordu. Volokine için her şey uyuşturucuyla başlamıştı. Şimdüik.. çimlerin yumuşaklığıydı. burada. Evet gök kubbeye doğru açılmış bu ahşap avuçta. Gülümsedi. ama Pasifik kültürünün totemleriyle de gizemli bir bağı olmalıydı. bozkırın. Şu veya bu şekilde. Sadece içeri vuran ay ışığının aydınlığı. Tam söylenişiyle "âtrium". sonra bir tilki gibi bulunduğu delikten çıktı. ağaçların arasında yer alan bir tatil köyünü andırıyordu. haşhaştı. pagan bir şeyler vardı. Bir hatıra. Dijital kilit. Karşısına bir yangın kapısı çıktı. Sonra bir an durdu. Nem kokusu. Elin esin kaynağı Hıristiyanlıktı. göğe açılmış. her şey yine uyuşturucuyla sona eriyordu. gözetleme kulelerine yerleştirilmiş projektörler ağır ağır dönüyor ve ustura biçimindeki sivri çıkmaları aydınlatıyordu. içeride ise büyük bir gizem.ahşap bir bina vardı. Emindi.

Bu ellerin. Çünkü. arterler mor kırmızı. bir tuzak fikri gitgide şekilleniyordu. Bmodernlikten uzak durmak. sınır olsun olmasın.. Onlan tamdı: ustabaşı ile kapıdaki muhafızlardan biri. Tarikatın ilkesi aklına geldi. bir taran işçisi olduğuna kim inanır? Volokine kafasını çevirdi ve gülümsedi. Birinci bodrum kata. Sağa yöneldi. Belki de doğrudan oraya. Gülerek dışarı çıktı. İnsan üstünde yapılan deneyler. Burada acı çekmişti. Sönük lambalar. Her parçanın rengi. aniden parlayan bir ışık demeti Volo'nun parmaklarım beyaz bir ışık huzmesine hapsetti. Vblo ne olduklarını tam olarak anlayamıyordu. Buraya daha önce de gelmişti. küçük şişeler. Tanguy Viesel. kullanıma hazırdı. yöneticileri hakkında uluslararası düzeyde tutuklama karan çıkartabilirlerdi. dokular. Gözleri dalan Volokine elini cam dörtgenlerden birine doğru uzattı. Ancak burası bu ilkelerle hiç örtüşmuyordu. insan organları. lifler. İşa-retparm ağıyla dokundu ve kapı açıldı. Birçok panoyla modüllere ayrılmış çok büyük bir salon. Çürümemeleri için sertleştirilmiş. Şüphesiz ses değişimi geçiren ve bunun sonucunda da işe yaramaz hale gelen çocuklar üstünde.. MEZMURLAR yazdı. Tam tersine fütürist bir müzeyi andırıyordu. sonra hemen içini bir sıkıntı kapladı. kan dolaşımının bütün nüanslarını veriyordu.. uyuşturucu üretimi tüm dünyada yasaktı. Bir zafer gülümsemesi.. İşkence. Bir an. Yargının nefis kokusu. Volokine yaklaştı. Aynca kurşungeçirmez çelik yelek giymişlerdi Volokine cevap vermedi. Bunlar gırtlaktı. Ameliyat masaları. Bir sergi salonu. İnsanlar içinse çok küçük Volo fazla düşünmek zorunda kalmadı. Hayvanlar için çok büyüktü... . Alacakaranlığın içinde. Düşünceleri her geçen saniye biraz daha kesinlik kazanıyordu. 1 Blokların arasında dolaşmaya başladı. Aslanın ağzına kendim atarak ne yapmaya çalışıyordu? İntihar edercesine kullandığı uyuşturucudan harap olmuş küçük kafasında bunun cevabı yoktu. Kabinin içinde dijital bir klavye vardı. 75 Hastaneye geri döndü. organik bir şeyler vardı. Sessizlik. yoğun bir sıvıyla doluydu ve sıvıların içinde de kahverengi. santrifüj aygıttan. Ameliyat masalarının tuhaf boyuttan Volo'nun dikkatini çekti. damarlar narçiçeği rengi. . O sırada. dikme taşlar üzerine yerleştirilmiş ve arkadan ışıMandınlmış cam bloklar göze çarpıyordu. Zamanın gerisinde yaşamak. Yenilikten. Sağ tarafında ankastre bir biyometrik algılayıcı vardı.. Gördü. Charles Bellon gibUerinin... Ve aynca bilgisayarlar. Hiç kimse yoktu. Çok kolay olmuştu. Kumanda tablosu yandı. Karşısına bir başka yangın kapısı çıktı. Her birinin elinde Heckler & Koch marka MP7 Al makineli tabanca vardı. Koloni'nin haşhaş yetiştirdiğini ispatlayabilirlerse. Bu tuhaf şeyler pembemsi ışıkta ağır ağır dönüyordu. Tedirginliği artıyordu. Aslında böyle bir sonu bekliyordu. Ama hayır. Gece lambaları.. Çocuklar. La-renksler. Böyle otuz kadar blok vardı. Hugo Monestier. Ses telleri. Kafasında. İçerinin havamın beyaz bir toz bulutuna dönüştürecek bir sis oluştu. Otomatik bir silaha entegre edilmiş bir taktik fener. Asansörlere doğru yöneldi. Sanki verniklenmiş veya plastik kaplanmışlardı. o cam f anuslardaki organik parçalardan birine dönüştüğünü sandı. deney tüpleri. Koloni'nin çocuktan. Ergenlik hormonlanyla bozulmadan önce. kristalize edilmiş bir halleri vardı. Tarikat deneylerini sadece çocuklar üstünde gerçekleştiriyordu. Volo'nun bu kadar ilerleme kaydettikten sonra durmaya hiç niyeti yoktu. Koyu. kemikler. Camlı bölmeler.. Önce bir zafer duygusuna kapıldı. kılcal damarlar koyu kırmızı.. Asansörü çalıştırabilmek için bir kod gerekiyordu. Şimdi tarikatın ana faaliyetlerinin izini bulmak istiyordu. Asansör hareket etti. onu bekledikleri yere gidiyordu. ışık demeti bir fenerden geliyordu. Bu ilk salonun biraz ilerisinde bir araştırma laboratuvan olduğunu fark etti. ama özel bir koruma işlemine tabi tutuldukları belliydi. sadece çimento ve kafes içine alınmış ampuller. Ancak kapıya doğru gidecek zaman buldu. Bu kötülük çiçeklerinin özel bir kokusu vardı. Bunlar anlıklarını kaybetmeden önce çıkarılmış organlardı. Rus eğildi ve bunun harfli bir klavye olduğunu fark etti.Birden seranın her yerinden sular fışkırmaya başladı. Bir el darbesi. Üzerindeki kumanda tablosu sönüktü. krom kapılar açıldı. Bir kez daha her şey çok kolay olmuştu. Yine de bir cevap vardı. Siyah ceketli üd adam ona doğru ilerliyordu. Modern gereçlerle herhangi bir sorunları olmayan şu çocuklar. Camın ve ışığın içine hapsol-muş organlara yeniden dikkatle baktı. Çoktan ıslanmıştı. elinin. Suyun içinde asılı duran bu organlara dokunmak ister gibi. Ne beyaz duvarlar ne de linolyom döşeme. Daha başka kaç çocuk vardı? Volo salonun soğuyuverdiğini hissetti.

babanın yazgısıyla başlar. yorgun aslan kafasıyla Hartmann. bu denli sakin olmasına kendi bile şaşırmıştı. .Tuhaflık. Çok katı. Zaten.Her seferinde bir hata. Sonra buraya bizi yok etmeye geldin. babasının hikâyesidir. Kaçtıktan sonra seni bulduk.Tüm bütün büyük yazgılar. adamın meşin gibi sert yaşlı suratına suyosunu rengi yansımalar gönderiyordu. Larenksler. ateşin vardı.Çığlık.Tibet'te. Neden ortaya çıkarak kendimizi riske atalım M? Asunciön'la aranda bir bağ kurmak imkânsızdı. Siyah ceketinin içinde.Gereksizdi. Johann Kremer ise "körpe" karaciğer örnekleri.Sizin bu saçmalıklarınızdan hiçbir şey anlamıyorum. Sahip olduğun gücü yapıcı bir silaha dönüştürememiştik. Volokine halâ. Yöntemi. Ve psikanaliz. Şu ormanlarda dolaşan ve çocuktan yiyen masal karakterine. Ama öte yandan da kahramanca bir davranış. Hartmann. Diğer organlar ise ses değişime uğramaktan kurtardıklarımız.. ulumalarını kaydediyordu. Sertin nereden geldiğini bilen yoktu. arkadan aydınlatılmış kolonlar arasında ilerledi.. . Bütün araştırmalarımız çığlık üzerine.. önemli olan.Benim için üzüldünüz mü? Volokine bunu alaycı bir ses tonuyla sormuştu.Ve o cevap karanlığın içinden beliriverdi. umut ettiğimiz tek şey basan. bu denli sakin olmasının da. . Şok halinde otostop yapmıştın. Koloni'den kaçtığın sırada.Elbette. . Demir ızgaralar ses dalgalarının . James Bond serisindeki süper kötü adamlara benziyordu. Sanki hatun saydır bir joint içmiş gibiydi. Bize döneceğini hep biliyordum. Formol. Sen yiğit bir çocuktun. . her şeyden önce genç bir oğlanın ırzına geçen La-ios'un. Doğal yaşam alam. dedi Alman. Onun tutkusu. dedi Volokine. Cedric. ama dünyanın hakkından gelmeyi başaramamış olanlar. gülümsüyordu. Onların çığlıklarını. .Gırtlaklar. Hatta polis bile oldun. Josef Mengele heterokrorrdk gözler. . Hep aradığımız. .Nerede bulunduğumuzu kestirebiliyor musun? Volokine cevap vermedi. Ama amacı bu değildi. O sırada tam bir masal canavarına benzemişti. ikinci karısını gizleyen Jacobs'un. 60 yıl önce. Hartmann. tamdık bir siluete dönüştü. İçinde bulunduğu duruma rağmen. Hartmann bir köpek-balığıydı ve korku da onun okyanusu. Ses dalgalan cisimleri titreşti-rebüiyordu. sersem gibiydin ve yaralıydın. Beyaz saçh adam. beni niye öldürmediniz? . dedi Bruno Hartmann. Üzerinde siyah çuval bezinden bir ceket vardı ve Volokine'in ismini hatırlamadığı 601ı yılların yaşlı bir aktörüne benziyordu. Ses telleri. Trakeler. . safra taşlan biriktirirdi. evladım. Sigmund Freud'un babasının hatası olmasaydı bugün asla var olmayacaktı. Auschwitz'de babam tarafından kurulan bir sanat galerisinde. o aktörü bilirdi. günümüzün plastinasyon tekniklerinin habercisiydi. tüm bunların sadece başansızhk-lann genel bir toplamı olması. bu güce sahipti. Onlan parçalayabiliyordu. Aseton.Bir müzede. Sesin oluşmasını sağlayan mekanizmanın tümü. arkadan aydınlatılmış bir bloğun yaranda duruyordu: .Sesim olmadan döndüm. Volokine bu tavnyla onun doğal yaşam alanım kurutmak üzereydi. Camın içinde ağır ağır dönen iğrenç şeyler. Bu gizli projeyi hep kendine sakladın. Ampuller sesin çarpmasıyla yumurta gibi patlıyordu. babam insan sesinin cisimler üzerindeki etkisini ölçtü. Babamın araştırma konusu. Babanın hatası neydi? Hartmann zorlukla gülümsedi. Babam duşlardaki Yahudüeri gözlemliyordu. kimseyle paylaşmadın. Burada gördüğün gırtlaklar hedeflediğimiz amaca ulaşmamış olanlar. Babamın koleksiyonunun orijinalliği koruma biçimiydi. sesinde değişim başlamıştı. Bu düşünceleri kafasından atan Volokine. fe-tüsler. Hep aynı soğukkanlı tavır. bu koleksiyonu saklayabilecek ve yular içinde daha da zenginleştirecek olmamız. Bu keşfini Auschwitz'de iyice teyit etti. kusur söz konusu. . diye devam etti Alman. Oidipus'un hikâyesi. Adam gülümsedi. Kasdan.. 76 . Olayları tek tek saptıyordu. Tibetli keşişlerin mantralanm dinlerken. Bir yandan son derece gülünç bir şey bu.Sen iyi bir elemandın. çok kaotiktin. Ama seninle en ufak bir sonuca ulaşamadık. Bir gün bizim için bir sıkıntı kaynağı haline geleceğini biliyordum. araya bu derdi mesafe koyabilmesinin de anlamım çözemiyordu. Ama bunları bir kenara bırakalım. Ve ismin dışında hiçbir şey hatırlamıyordun. Bir Auschvritz geleneği. Ya-rattığı mucizeleri kanıtlayan bu çocuk organlarım muhafaza etmek istiyordu. Cedric. pembe ışığın içinde yüzen organlara doğru kollarım açtı: • . Alman'ın amirleriyle oynuyordu. . Millau'daM üniversite hastanesmdeydin. Gerekli bilgileri aldık. .Cedric. Reçine. EUi kilometreden fazla yürümüştün.O dönem. Gerçeğin içinde böyle bir profili hayranlıkla seyretmek epey büyüleyiciydi.

Yakma Ve çığlıklar.etkisiyle yerlerinden çıkıyordu. Manoury haberi alınca panikledi.Çocuklar bunu nasıl yapıyordu? . Cedric. Analiz edilen çığlıklar. . Artık gerçeğe gelmek gerekiyordu. Araştırmalarım çığlık üstünde sürdürmeye karar verdi Her şey bir anda mantıklı bir hal aldı. bizim aleyhimize tanıklık yapmak istediğim anladık. Babam. elektrik vererek. bu tellerin uzamasını sınırlandırmayı başardık. Ve ölecek olsa büe. 195 Savaştan sonra babam gizemli bir kriz geçirdi. Artık hatıralarından korkmuyordu. Esüleiin kulaktan attıkları çığlıklar yüzünden kanıyordu. Bu acı yeni bir ses gücüne ulaşmak demekti. Bunların. Umulmadık bir şiddete ulaşabilecek potansiyel bir silah. bir disiplin 195 ama bir sanatmıs da. Uyuşturucu isteği yok olmuştu. — Efsanelerin her zaman gerçek bir yanı vardır! Antikçağ'daki Tanrı Pan'ı biliyor musun? Yolculuk yapanları korkutan çığhğıyla meşhurdu."Çile" kelimesinin nereden geldiğini biliyor musun? Farsça "çihTden türetilmiş. Berlin'in yıkıntıları içinde başka umutsuz insanları çevresine topladı. Onu. çok sayıda çocuk vardı. . incelenen. Onu yemden sorgulamaya geleceğinden emindik. . dindar bir seri katilin işi olduğuna sizi ikna etmeyi umuyordum. Şu avukatla temas kurunca. kendim özgürleşmiş. Regis burada kalmıştı. gaz odalarında. elimizi çabuk tatmak zorunda kaldık. özgürleşme ve sükûnetti. Efsane. akıl almaz işkenceler yaparak çocuk bedeninin derinliklerinde aramışlardı. tüm ses aygıtım özgür kılan ve kimsenin tasavvur edemediği eşikleri aşmayı sağlayan bir ses yayımı. Parçalanan ve bunun karşılığında da her şeyi parçalaması gereken ses. Bilincinin ince zarını delmişti. Tessitu-ralann anlığım test etmek için. Acıyla. Kaydedilen. Yine aynı sebeple oğlan sevgilisini de öldürdük. Yandaşları arasında. Fransa'ya geldiğimiz günden bu yana topluluk için çocuklar buluyordu. . Burada sadece bu kaynağı yeniden canlandırıyoruz. Çocuklar da benim eserim! Amacım onlardan şaheserler yaratmak. Sonsuz bir cehalet okunan yüzünde bilgece bir ifade vardı. Elektrik verme. Küçümseyen bir ses tonuyla sordu: — Neden çocuklar? . tamamen saf bir organ yarattık. kırk anlamında Dervişler kırk gün bir yere kapanır. İyileşme. hafifleşmiş ve alaycı hissediyordu.Başka şeyleri ele alalım. yetimler. Tann'nın ona bir silah bahşettiğine inanıyordu: Öldüren çığlık: Volokine. Acı. dedi Şu "öldüren çığlık" ve yaşam noktalan hikâyesi saçmalıktan başka bir şey değil. .Tamamen folklorik. tamamen arınmış ölecekti. Volokine Koloni'de maruz kaldığı işkenceleri hatırladı. Hartmann derin bir nefes aldı. O da birileriyle masaya oturabilirdi. Wühelm Goetz bizim için çalışıyordu. Bir şeyler biliyor olabilirdi. Cinsellikten masun. . neden? . Küçük boyutlu ses telleri eşsiz bir güce ulaştı. Bu saçmalıkları yeterince dinlemişti. Babam. Bu bir alıştırma.İhtiyat tedbiri olarak. Bedenlerimizin içinde. Korku geri geliyordu. Çığlık konusunda. Bütün riskleri bertaraf etmeliydik. Kendilerini onun ellerine bırakmış öksüzler. Mitin yeniden gerçek olması için mitlere başvuruyoruz. Onu hiç terk etmeyen ve şimdi de var olma sebebini ortaya koyan şu korku. Ya "panik" kelimesinin bu mitten geldiğini? İrlandalıların düşmanlarını kaçırtmak için özel bir çığlık kullandığını? Bunun Galcede "sluagh-ga-irm" denen ve "slogan" kelimesinin kökeni olan bir savaş çığlığı olduğunu? Çığlık bizim kültürümüzde var.Saçmalık. . Dayak. içindeki irin artık dışarı boşalıyordu. korku ses içindeki sesi açığa çıkardı. Bu ezgiyi araştırmalarımızda hep kullanırız. Hartmann'ın bu kaçıklığı karşısında. çocuklardan mükemmel sonuçlar elde ettik. çocuk seslerinin özel bir güce sahip olduğunu saptamıştı. Yer altı koridorlarında çınlayan şu çığlıklar. Ses aygıü bugüne kadar hiç yararlanümamış bir mecraydı. Tekniğimiz sayesinde ulaştığımız güç seni şaşırtmış olabilir.Dört cinayet.Zincirleme bir reaksiyon. Tann'ya yakınlaşmanın en iyi yolu acıydı. Onu ortadan kaldırmamız gerekiyordu.Ya Regis Mazoyer? . — Savaş sanatlarına on yılımı verdim.Peki şu bıçak kesikleri. dünyadan elini eteğini çekerlermiş. neden? . Volokine titremeye başlamıştı. Vücudun derinliklerinden çıkan. yazüar. Meemuriar'ı kullanmak bana son derece ironik geliyordu. Pislik herifler istedikleri çığlığı elde edebilmek için her türlü şeyi yapmışlardı. Araştırmalarımızın amacım anlamış olabilirdi Onu sorgulamaya gidince. Olayın özüne.

Adamların birinin elinde küçük bir şırınga vardı. sonuna kadar hep orada kalırdı. Kötülüğün saf askerlerini yaratmayı başardık.. Evlerin yarısı harabe halindeydi. koroları yönetti. Çığlığa sahip olduk. Doğruyu söylemek gerekirse henüz emekleme evresindeyiz. Beklenen an çok yakındı. Neden her şeyin şimdi olduğunu açıklayacak parçanın. Neden bir anda pişmanlık krizine tutuldu? Neden 64 yaşında konuşmaya karar verdi? . Kasdan gülümsedi. . Tarih çocuk savaşçdarla. Bunu kişisel olaylarda kullanmıyoruz. Göreceksin. . Henüz gün doğmamıştı. . Diğeri onu kollarından tutuyordu. . . . Arabasını park etti. Cedric. Çığhğıyla öldürebilen bu çocuk tanrıyı düşündü. Cevap vermeden önce saatine baktı. çok Ueri tekniklere sahipler. Sessizce ölmeyi başarmalıydı. diye nurüdandı. Devriyede.Altmış yıllık araştırmalar. insan öncesi dönemlere ait ilkel bir görüntü. Gözlerinin kenarındaki kırışıklıklar.Saygm bir davranışı mı? Hartmann başıyla işaret etti. Volokine uludu. Kasdan. Köpekleri Volokine'i tuttu.Rochas'yı görmem lazım. Yeniden kapıya vurdu. .Bern bu şekilde mi öldüreceksiniz? Hartmann yaklaştı ve ağır ağır ellerini kenetledi. Çocuk kaçırma olaylarına.Seni doktorlarımıza emanet ediyorum.Devriyeye mi çıkıyorsunuz? Atlet gülümsedi.Anlamadın mı? Sonunda başardık. dedi. iç avluda ona saldıran maskeli çocuklar aklına geldi.. . kalıntıları bu çocuklardan uzak tuttuk. Volokine şaşkındı. . Kapıyı çaldı. Arazinin baştan sona bozkır olduğu bir manzara. Bu o kadar da karmaşık değil.Hayır. Arro'nun kavmi savaştaydı. köyün en büyük evini gözüne kestirdi. Ama asıl onlar kontrol altında 196 . Gece taşların üzerini. Uyuşturucu. Biraz şansla. Boğazı kurumuştu. . Onarımdan geçirilmiş olan diğerlerinin de sanki bir ayağı çukurdaydı. çocuk katillerle dolu. Genç bir adam kapıyı açta.Goetz 30 yıldan beri sizinle çalışıyordu. Ama bu örnek sayesinde. onun Kasdan'ın tahmininden daha yaşlı olduğunu gösteriyordu. düz sarı saçlı genç oğlanın üzerinde turkuaz rengi polar bir takım vardı. Onları yoldan çıkarabilecek tüm insani duyguları. Kapıya daha kuvvetli vurdu.. fedakârlıklar sonunda beklenen sonucu verdi.Kısa otlarla kaplı falezler. Cevap yoktu. işkence seanslarına katildi. Tamamen taş topraktan oluşan düzlükler. Farların ışığında. Ama sen bir polissin. Ne yapacağım bilemedi. Atletik yapılı. Ama çığlığı gırtlağının derinliklerinde kaldı. Beyin yıkama. Tarihöncesi çağdan Ortaçağ'a geçmişti sanki. Her türlü uygarlıktan yoksun.Neden? Hartmann gülümsedi ve bu kez Volokine korkuyu iliklerinde hissetti. kemiklerin üstünü örten bir mezar gibi-örtmüştü. Ama Kasdan zamanda yolculuk yaptığı hissine kapılmıştı yine de. Sonunda içeriden gürültüler duyuldu. Sadece tek bir çocuk bu tek 196 niğe sahip. İndi. Boynu ise ter içinde kalmıştı. Kasdan insan ruhunda korku yaratan manzarayı bir kez daha görmüştü.Bu imkânsız. Kendini son derece zinde hissediyordu. Ve polisler saygm bir davranışı hak eder. . İlkel çağlarda olduğu gibi bir miktar su veya bir avuç buğday için insanların birbirini öldürdüğü bir tur kavimler arası savaş.Her şeyi kontrol altında tuttuklarım düşünüyorlar. . K2'ye tırmanmaya hazırlanan kamptaki bir dağcıya benziyordu. Sem bir hain olarak da görmüyoruz. saat sabahın 6'sı. 77 Arro. Babamın sezgüerinin doğruluğunu ispatladık. yöntemi geliştirebileceğiz. Elinde silahıyla. Volokine mozaiğin içindeki en önemli parçanın eksik olduğunu hissediyordu.Koşullandırma..Araştırmalarımızın çok tehlikeli bir hal aldığım düşündü. .Bu saatte muhtemelen dışarıda. Çarpışma İntikam.

Meslektaşınız hata yapmış. Sabahın 6'sında. Önlem olarak da Kasdan'ı tepeden tırnağa süzüyordu. Hatta imkânsız. . Gür saçlar.Size saldırıdan değil. Rochas'nın gözlerinin olağanüstü parlaklığını hatırlıyordu. bir köy evinde hep dışarının sertliğini kıran bir sıcaklık. Geceyi orada tamamlayamayacağuun kesin sayılabileceğini. Ama aynı zamanda da bir kamikaze. koltukaluna yerleştirilmiş tüfek. Genç adam şefini çağırıyordu. . son derece kaygılı. Birkaç uyumsuz' eşya. . Kahveyi iki kupaya boşaltıp servis etti.Kahve.Geliyor musunuz yoksa yalnız mı gideyim? Rochas gülümsedi ve oğluna duygusuz bir sesle emretti. Kasdan1 a doğru döndü. Volokine'i de kurtaramazdı. Soğukta ve sertliğin içinde. Tadı onu biraz yatıştırdı. güç ve kahramanlık dolu bir tablonun simetrisine sahipti. Mutfak odanın bir köşesindeydi. Rochas'ya haber vereceğim. . bir dinginlik. miras yerine bu kristal parlaklığındaki gözleri babasından almıştı. dedi Kasdan. Volokine'in maskesinin birkaç saat içinde düşebileceğini özellikle vurguladı. — Girin. sonra sordu: . üzeri insanın sırtını ürperten bir muşambayla kaplı büyük bir masa vardı. Volokine. Bu sakinliği dışarının manzarasıyla uyum içindeydi. Yolda size operasyon planım anlatacağım. Sakin olması lazımdı. Onlar olmadan müdahale de olmazdı. Şüphesiz oraya nasıl girebüeceğimizi de. . Asunciorîu biliyorsunuz. Adam cevap vermeden işini yapmaya koyuldu. Çimento duvarlar. durum oldukça karmaşık demektir. Parisli yaşlı bir polis.Kendimi bildim bileli. ama hâlâ dışarıdadır. odanın tam ortasında.Ne zamandan beri Arro'da yaşıyorsunuz? Adam Gore-Tex botlarım giyiyordu. . Kahve makinesinin fokurtuları duyulmaya başladı.Siz Koloni'ye bu şekilde saldmlabüeceğini mi sanıyorsunuz? Böyle kahvaltıya gider gibi? . Hem de acilen. . denizin bir köşesini. .Ben Pierre Rochas'nın oğluyum. Bir lagünü. yankılanan sese doğru döndü.Nasü bir planınız var? Rochas bir adım atta. Tüm yaşam bu tek odanın içinde geçiyordu.Denizin ötesini. karanlık bir köşede dağınık bir yatak vardı. Ama genellikle bunun tam tersiyle karşılaşırdı. . Tabii şu ana kadar düşmediyse.Diğerlerini uyandır. Bu küçük orduya ihtiyacı vardı. Görüntü. bir müdahaleden söz ediyorum. Hiçbir şey aralarındaki ailevi bağı bozamazdı. — Aciliyeti ne? Kasdan durumu izah etti. insan. siz benimle geliyorsunuz.Volokine muhteşem bir polistir. polislere. Oğlu da. Koloni'de geçirdiği çocukluk yuları. karanlık. . Siz. Volokine'i oradan çıkarmamız gerekiyor. Taş bir zemin. Yaşlı polis her şeyi yeni baştan anlattı. parlak bir anorağın içine sıkışmış geniş omuzlar. Tarım işçüerimn bulunduğu bölge müsait. Ve sakin olun. Rochas odaya girdi ve kendine kahve doldurdu.Arkadaşınızın kimliği ortaya çıkmadıysa. Gözlerinin berraklığı denizi andırıyordu. Baba Rochas'nın silueti ka 197 ralta halinde kapıda belirıvermişti. -Kahve? Genç adam. Şeker? Kasdan başını "hayır" dercesine salladı. Sobasız bir ev. — Müdahale etme konusunda hemfikir mi? — Durumu ona siz açıklarsınız. — Rochas geliyor. Hemen ardından da bir VHPnin cızırtıları. Birkaç saniye geçmesini bekledi.Bana açıklama yapmak zorundasınız.— Rochas'yla temas kurabilir misiniz? Kasdan'ı içeri davet etmek yerine kendisi eşiğe doğru ilerledi. Kasdan. Bütün yasaları çiğneyip acilen müdahale edilmesi gereğini. Kasdan. . Tam karşısında. hoş eşyalar bulmayı umardı. Ama Rochas'yla temasa geçin lütfen. Sonra. Müdahale olmazsa.Burada mı dünyaya geldiniz? . küçük bir koyu. Ama yakalandıysa. gerçek polislere haber verecek zamanımız olacak. İnsan evin içindedir. Bir yudum aldı. büyücek bir odada yaşıyordu. . her şey son derece basit.

bugüne kadar bestelenmiş en gizemli eserlerden biri olan. Bu doktor toza dönüşemezdi.. başka bir şey olduğunu anladı. Metalin soğukluğu. örümcek Adam'a karşı savaşan Marko'yu." diye mırıldandı cerrah. Rahatsızlık vermeden. ışıldayan bir bisturiyle ağır ağır vurarak ritim tutuyordu. Ameliyathanelere mahsus bir projektör yüzüne doğru çevrilmişti.. . tatlı dalgalar. o Heimat.. Maskeli bir yüz görüş alanına girdi. tedirgin etmeden. Tamamen soyutlaşmak için enstrümanların önüne geçen bir koronun mükemmel dinginliği. Rochas.kafasını kaldırmayı basardı. diye fısıldadı adam."Ey yurdum." diye çatalh sesiyle nunldanmaya devam ediyordu ihtiyar adam. Ölüm döşeğindeyde. cerrahların onun uyanmasını beklediğini düşünüyordu. Çevresinde iskambil oynayan üç kişi vardı. Volokine. Her şeye rağmen. Onu canlı canlı ameliyat etmek için. Kendisi de ince bir kâğıt örtünün altındaydı. kendisini hipnotize eden bu müziği düşünmeyi bıraktı ve çevresini incelemeye başladı.. Bu tip lambaların en ufak bir gizliliğe müsaade etmediğim hatırladı ve bu düşünce onu korkuttu. Yeniden gülümsedi. Şarkı devam ediyordu. Volokine'i gördü. Tek eksik fırsattı. Aklına Brahms'ın. Çeliğin soğukluğunu omuzlarında hissediyordu. Gözlerin çevresinde kırışıklıklar. Oldum olası buradaydı.. zaten tozdu. Kısa aralıklarla panik. Tamamen savunmasızdı. burada. Üç ihtiyar. Bundan daha güzel bir şey hiç yazılmadı. Kafa karışıklığı. Sandman'ı. Güney Amerika'daki mezarlarından çıkmış üç nazı cerrah tarafından doğranacaktı. Voloklne'in burnunun altına.ama çok geçti. Sonra bunun Mezmuıiar olmadığım. muşamba kaplı masanın üstüne bir bölge haritası açtı. Uzaktan ve kopuk kopuk. İşık. lambanın ısısı. Reguiem değildi. Bağlanmamıştı. Tamamen göz önündeydi. Şimdi anestezi altında olduğunu anlıyordu. Burada. Galoşların sürtünmesi. bir taş gibi koruydu. Ama hayır. Volokine. korolara duyduğu kronik alerjinin artık yok oluverdiğini fark etti. Nazi zalimliğinin ve Alman müziğinin efsanevi ve korkutucu birleşimi."Beglückt darf nun dich. Çıplak olarak. Ya da inşam hareketsiz kılan başka bir maddenin.Dostumuz uyanıyor.. Saklayacak hiçbir şeyi yoktu. Ameliyat masasının diğer ucunda bir masa daha vardı. Adamlardan biri masadan kalkmıştı.. Sonsuz bir hüznün sözleri. Çocuk sesleriyle örülü. Kasdan kahvesini bıraktı ve tüm dikkatini haritaya verdi. 78 Volokine kendine gelir gelmez bin şarkı duydu. İşaretparmağım şakağına dayadı. İnsanüstü bir gayretle -ona insanüstü geliyordu. yeşil çuhayla kaplı tek ayaklı yuvarlak bir masa. Bizim sonsuz sürgünümüzü bize anlatan sözler. Sandalye gürültüsü. — Tannhâuser'den "Hacılar Korosu". yarı Alman yan İspanyol aksanıyla mırıldandı: . nihayet kapalı gözle seni kucaklamama izin verdiler. Yaşlı ve kaçık. Her Uçunun de. bu sapık doktorların elinde ölecekti. ı Ü .. Cehennemin kalbinde" diye düşündü. Müzik yeniden kafasının içinde ân plana çıktı. fırsat belki de sizsiniz ve içeri sızmış polis hikâyeniz. Şarkıyı Almanca mırıldanıyordu... Ihman bir denizde ağır ağır esen rüzgâr gibi. Ve koronun sesi de aynı anda her yerden yükselmeye başlamıştı. Üzerine başka bir projektörden yansıyan bir ışık huzmesinin vurduğu. üzeri kâğıt kaplı metal bir masaya yatırılmıştı. Bir kâbus.Plan.. yani Kum Adam'ı düşündü. Üç cerrah. Doktor. Anlamım biliyor musun? Volokine cevap vermedi. bu. Volokine. Ürkütücü bir karikatürün içine dalmıştı. und grüben froh deine liebüchen Auen. Hepsinin yüzünde kâğıt maskeler vardı ve soluk yeşil önlükler giymişlerdi.. ich schauen. Volokine kafasını yeniden metal masaya bıraktı. Volokine ayrıntıya fazla takılmadı. ama beyni vücuduna kumanda etmiyordu. . Volo buna inana-mıyordu. Eln deutscfıes Requiem'i geldi. Volokine. "Tamam işte. 198 O sırada adamlardan biri kafasını oyundan kaldırdı. Oradayım. Kımıldayamadığını fark etti. Müzik. Gri ve buruş buruş bir cilt. Troya'nın fethi başlıyordu. kağıt keplerinin altından görünen saçları bembeyazdı. Iyileşmişti. dingin. Kâğıt hışırtısı. Dili sanki büyümüştü.. ona acı çektirmek için. Belki de ona acı çektirmezlerdi.

sonra Sachsenhausen'da uzun süre çalıştı. Volokine yüzünün ter içinde kaldığım hissediyordu. Volokine bir an rahatladı.Babam büyük bir araştırmacıydı. Kasdan birazdan ortaya çıkardı. Aksi takdirde.. gözleri bir kavanoza konacaktı. Yaklaşan ayak sesleri. Odanın içinde. Sadece veletlerin söylediği VVagner şarkısını duyacaktı. Kaçığın uğursuz açıklamalarım. Ona da aynı şeyi mi yapacaklardı? Yoksa hayatta kalma süresini ölçmek için. Volokine duymak istemiyordu. Küçük iblislerin seslerim. ameliyat maskesinin boğuklaştırdığı başka bir ses yankılandı. . Kazanan ise biz. Bir gün onlar da sonsuz mutluluğun huzurunu tadacaklardır. Tabu bu bir bant kaydı değilse. evladım. Çok orijinal değil. Sonra bir sessizlik oldu. Adamlar İsveç-linin organlarım keserek eğlenmişler sonra da hangi organı kesip aldıklarım tahmin etmesini istemişlerdi. Texas Hold'em. Sonra aniden bu rahatlama hissini kaybetti. — Gitmem gerekiyor. Birazdan. Bağırmak istedi. Meleklerin sesleri. Yemden sandalye gıcırtıları duyuldu. yaşama sımsıkı sarılmasını sağlayan derin güçlerini araştırıyordu..Ben yokum. Sanki en kötüyü tasdiklercesine Alman. . Kepinin altında buruş buruş bir surat. İnsanın hayatta kalma dürtülerini inceliyordu..Volokine. Sanki korkusu içinde gitgide suya dönüşüyordu. Beyaz perdenin geniş alanım kapattığım gören Volokine uludu. Aklına bir tavşan gibi içinin boşaltılacağı geldi. arkadaşlarım lüle yapar. Çıplak vücudundan ter boşamyordu. Gerçekdışı bir kâbusun içinde eriyordu. Ancak müzik çok yakından geliyor gibiydi. Ameliyat masasını üstten çevreleyen raya takılı örtüyü çekti. her durumda bu gece kaybeden sen olacaksın. .. hiçbir şey hissetmeyeceğim. İblislerin sesleri. Gözden kayboldu. 199 Kâğıtlardan çıkan sesleri işitiyordu. Ve sana şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Asunciön korosu..Dostumuz bana şans getirdi.. insanın. . Deneklerinin organlarım birer birer alıyor ve kronometreyle ölçüyordu. Lütuf ona da bahşedilecek miydi? Bir gün o da sonsuz mutluluğun huzurunu tadacak mıydı? Düşünceler kafasının içinde darmadağınıktı. ama korku boğazım tıkamaya devam ediyordu.. maskelerin boğuklaştırdığı kahkaha seslerim duyar gibi oldu. Bu odu o da söylemişti. Bana bir peridüral veya benzeri bir enjeksiyon yaptılar. Sanki tüm bedeni ırmak. Taşaklan inoks bir küvete. — Gelip oynayacak mısın? — Geliyorum. yandaki odada söylüyordu.Arkadaşlarım bu akşam çok kaybetti. hepsini alt edecek yetenekteyim. ifadesini hatırladı. Volokine'in kulağına fısıldıyordu: . Ama hiçbir şey hissetmeyecekti. üreme organın için oynadık. bir yerlerde. kazancımızı senin bedeninden sağlamak bir zevk. bilinçlerini kaybetmeden yasamaya devam etmesi son derece şaşırtıcıydı. Sen bizim kasanı izsin. İçleri tamamen boşaltılan insanların. Volokine. bunun Wagner'in çocuk sesleri için yazdığı eserin bir transkripsiyonu olduğunu fark etti. önce Buchenwald'da.Hans...Ortaya ne sürdüğümüzü biliyor musun? Organların. Tarikatta bulunduğu iki yıl boyunca ve içinde bulunduğu sıkıntıya rağmen sözcüklerin çevirisini hatırlıyordu: • Günahkâra lütfunu esirgeme.. Onlar pes olmayan seslerdi.. En azından oyun masasında Şarkı hâlâ devam ediyordu: Der Gnade Heil ist dem BUber beschienden. fondaki koro eşliğinde kulakları kesüen adamın. Er geht einst ein inder Seligen Frieden. çok ballısın. Birden Peter Hansen'in. Onları tanıyorum. Anlayacağın bayağı işim var. . ölene kadar bütün organlarını teker teker kesip alacaklar mıydı? .. Şu ana kadar karaciğerin. . gözlerin. Sonra Hansen'in ifadesi aklına gelince yemden beyni karıncalanmaya başladı.. Kaçık herif elindeki bisturiyle yuvarlak masayı işaret etti: — Oyunumuzun seninle ilgili olduğunu biliyor musun? Bir tahminde bulunabilir misin? Yaşlı herifin çatallı sesi çocuk korosunun sesine karışıyordu. Ancak bu oyundaki tek ilginçük ortaya sürdüğümüz para. Ama bana güven.Görüyorum. . gerçekten bu akşam. O anda Volokine hatırladı. diye Volokine'e doğru seslendi yaşlı herif.Poker oynuyoruz.. Acı çekmeyeceğim. nehir olmuş akıyordu.. ..

Arazinin sonsuz büyüklüğü Kasdan'ı hayrete düşürmüştü. Ayrıca köydekilerin bu şekilde silahlanabilecek kadar parayı nereden bulduğu da aklına takılıyordu. Kasdan işkence görmüş çocukları düşündü. Belediye başkanı motoru çalıştırdı.. Ama bu çok uzun bir hikâye. Açtı. . Burada vahşiler gibi yaşıyoruz. . Bagajını açtı.. toz toprak içinde üerleyen gerçek bir konvoy. düzgün bir diyaloga fırsat tanımıyordu.Şaka yapıyorum. Bugün metastazların meydana gelişim inceliyoruz. daha soma konuşuruz. bizim başarımızı.Hastane. Yorgundu. Rochas ona kapıyı açtı. . içinde silahlarının ve cephanesinin bulunduğu çantayı aldı. Acaba geçide daha kaç kilometre vardı? Belki de tarafların motivasyonunu anlayabilecek kadar. dedi sigarasını fırlatırken. Her şeyi hoş görüyle karşılayabilecek bir tür diplomatik tanık. Zayıf bir nokta biliyoruz. Bir kilometre öteden geldiği duyulan bir canavar. ne insanın ne de yaşam belirtisinin olduğu bir deniz gibi engelsiz ve bmasız. Konserler."Metastazla neyi kastediyorsunuz? . yayılmasına tanık olduk. Sıkıntı içinde. Köyden çıktı. elleri anorağının cebinde.Koloni'den önce de burada mıydınız? . geçit bize hem direnmemizde hem de içeri sızmada kolaylık sağlayacak. boğazındaki engel kalkmıştı. unutmuş. Rochas gülümsedi. Elleri titriyordu. Böyle bir arabayla ne tür bir sızma harekâtı yapacaklarını merak ediyordu.Bu işi. Sürekli olarak kontrol altında tutamıyorlar. çantası dizlerinin üstündeydi. Tıpkı bir kanser gibi. . Zaten bu. dünyayı seven. ama pek yaran olmuyor. Manevra yaptı.Bir geçit var. Bu bizim Termopilai Savaşımız olacak. Arabanın yanında. Kaldırım taşı döşeli küçük sokağa park ettiği arabasının yanma gitti. On dakikadan beri yoldaydüar. Acıyla Kafa çekilen gecenin sabahında uyanan bir insan gibi. Bu sabah. görülmeden ve hiç şüphe çekmeden geçebüeceğimiz dar bir boğaz. . Bedenen bütünleşmiş. Okullar. Ve ayrıca son derece istekliydi. Aynı soğukluğu bazen. O da diğer çocuklar gibi işkence görinüş müydü? Sarsıntılar ve motorların homurtusu karşılıklı konuşmaya. gelişmesine. Yemden yan aynaya bir göz attı. . 200 Bozkır gün ışığında.uzanıyordu. üretkenüğirnizi asla etkilemiyor. Böyle bir ortamda nasü sürpriz saldırı yapılacaktı? Kasdan yan dikiz aynasına bir göz attı ve kendilerini takip eden iki 4x4 gördü. Havaya esen kuru rüzgârla birlikte antisemitik bir koku yayılmıştı. ardından da uyuşturucu müptelası olmuştu. Tüm bu yalanlar bölge halkının güvenini kazanıyor ve kötülüğü görünmez kılıyor. sizin için küçük bir Entebbe yaratmak. . dedi.Elbette.Bu kez. 78 — Size yetişirim. Ama hiçbir şey sormadı. Bu operasyon ona BRI'deki (Arama ve Müdahale Birimi) günlerini hatırlatıyordu. Akıl almaz deneyimleri.Ya siz? diye sordu. Ve gülümsemesindeki sevindik her şeyi sildi. Kasdan Rochas'ya baktı: . o bir misafirdi. dedi Kasdan. o Yahudi pisliklerden daha iyi yaptığımızı sana göstereceğiz! Kasdan bu hakaret dolu söz karşısında irküdi. Yaşlı adamdan buz gibi bir şeyler hissetmeye başlamıştı. -Kesinlikle. Sizin Koloni'yle kişisel bir meseleniz mi var? . Binin. sanki onun düşüncelerini okumuş gibi. Kasdan arabaya tırmandı. Rochas sigara içiyordu. . Sebeplerimi anlayacak bana hak vereceksiniz. Araçlar artık yoldan gitmiyor. Zorlukla.Koloni çok geniş topraklara sahip. Bir denizaslanını andırıyordu. Konvoya iki araç daha katılmıştı. Bir kere daha her silahı kontrol edecek zamanı vardı. Başı dönüyordu.Size gereken. Rochas'nın 4x4'üne geri döndü. dedi Rochas. Bu kâbusu yaşamış olan Volokine'i hatırladı.Bir geçit mi? . Homurtularla. düzlük boyunca ilerüyordu. Kireçtaşınm içinde. Gün doğuyordu. Kasdan. Ve güvenilirliğini. Baskın yolunda gidiyordu. Kötü önyargılar hep pusuda Mücadele ediyoruz. Eğer oradan çıkabilirsek.Onların yerleşmesine. ama insanlardan nefret eden çevrecilerde de hissederdi.

Yavaşça. Wilhelm Goetz. Aslında sizi kontrol altında tutuyorum. dürbünlü tüfeğin bulunduğu kutuyu çıkardı. . Kasdan'ın ayak büe-ğinde taşımayı alışkanlık haline getirdiği "cep füzesi"ni buldu. Ve üyelerimizin önemli bir kısmı duvarların dışında yaşıyor. Topluluğun beyni Bruno Hartmann. 80 . Glock 33'ü. Sabahın altın sarısı esmer ışığı bu çölü yumuşatmaya yetmemişti. Karşılık olarak kral da onu davet etmiş ve hükümdarı krallığının çölüne terk etmiş. .Sana ve Volokine'e on dakika avans.Ayağa kalk.Bir süre daha hayatta kalma şansı. şu anda ne kadar aşikâr olursa olsun. bunu daha önce düşünmek istememişti. Bölgede hâlâ hiçbir şey yoktu.Bir sınır. Bu harekede gerçek biçimlenmişti.. planlarımı yemden gözden geçirmek durumunda bıraktı Sızı yararlı bir operasyonda kullanmaya karar verdim. Silahlan üzerine çevriliydi Lazer demetleri tam göğsüne nişanlanmıştı. Kasdan arabadan indi.Kurallar ne? .Kaygılanma Bu ziyaretin. Cebinin derinliklerinden küçük anahtarları aldı Pom-palı kilitleri açta. sonra köpeklerinden birine fırlattı. Bir insan avı. . hepsinin elinde otomatik silahlar vardı. Pierre Rochas. sizi. Bu bozkırda bir av hayvanı gibi ölmek. Rochas'nın sıcak.Volokine nerede? . Tüfeklerin karakteristik tıkırtıları. İçinden. basma gelebüecek. oysa bizim topraklarımız duvarların dışında başlıyor. Kasdan buz gibi havayı ciğerlerine çekti. çitlerine yoğunlaştı. . Arro ve orada yaşayanlar Koloni'nin nöbetçUerjnden başka bir şey değildi. Size önerebileceğim başka bir şey yok. . yöneteceği koral eserleri. Evet. Yıllardan beri. çit veya duvar demek değildir. davetsiz misafirleri. o nerede? . Köpük yuvalara özenle yerleştirilmiş parçalan hayranlıkla seyretti.Tedavide. diğer 4x4'lerdeki sürücüler ve yolcular da. gerçeği sezmişti. Kasdan. Hep kayalar ve yarıklar. içeri sızmanın yollarım aradı. çok atanılacak bir ölüm değildi. Kasdan'ın karşısına geçerek. Kasdan denileni yaptı. heyecanına hâkim olmak için büyük bir çaba sarf etmek zorunda kaldı. Bozların görüntüsü değişmemişti. beni. Cevap vermedi. baş harfleriyle "Arro'' ismini oluşturacak şekilde seçerKoloni'ye en yakın köyü belirtmeye çalışmıyordu.Bir başka hükümdar tarafından davet edilen ve alay etmek için bir labirente konan kralın hikâyesini biliyor musun? diye sordu. duvarların arkasında değil dışarıda yaşıyordu. Namlu ile dürbünü çıkaracağı sırada bir önseziyle kafasını kaldırdı. Ve dön. Eğildi ve üzerini aradı. neşeli sesi duyuldu: . Kasdan gülümsedi. Düşmanlarımız hep Koloni'nin duvarlarına. Ne kadar kaçıkça olursa olsun ve aynı zamanda da. Arılamıyordu.Volokine. Ona şöyle demiş: "İşte burası da benim labirentim. birbirinizi bulur ve güçlerinizi birleştirebilirsiniz. Kasdan'ın aklına son bir şey daha geldi. Bu son çok fcötti değildi. bir temas halkayı tamamladı. tüfekli beş adam çevresini kuşatmıştı.Fundalıkta. Ayak bileklerini yokladı. öleden önce böyle bir şey hissedebileceğini asla düşünmezdi. Biraz şansla.Rochas yavaşladı ve vites küçülttü. Çantasını yere koydu ve açtı. Parlak anorakta. 9 mm'hği bulup aldı. Bir Paris hastanesinde kanserden gebermekten daha iyiydi. . Her zamanki "çalınmış mektup" hikâyesi. Ya da uykuda anevrizmadan ölmekten. Eller açık. Bruno Hartmann'dı. Rochas'nın sedef parlaklığındaki mavi gözleriyle karşılaştığında ne olduğunu anlamış. Ne olduğunu anlayana kadar.en iyi şey. Hep aynı çorak kumul tepeleri. Ensesine bir namlu dayanmıştı. ama ne kapısı ne de merdiveni var. Tarikatın sımnı ifşa etmek istiyordu. . Agoge için gerekli bir aşama.Ne elde edeceğiz? ." Bu bozkır da benim labirentim. onu kontrol altında tutuyormuş gibi davranarak Kolonime göz kulak oluyorum. Çarpışma çok yakın olduğunda. Spartalılar gibi savaştıktan sonra Volokine'm yanında ölmek.Ona ne yapıyorsunuz? . Hiçbir şey gizli kalmaz. Çocuklarımı eğitmek için. .Kasdan. İçinde onu sımsıkı saran gizli bir sevinç vardı. silahlı bir topluluğa özgü elektrik-li bir hava Kasdan. elbette. bir anlamda bu. Arro'da oturan kralını.. Çıkılması imkânsız bir labirent çünkü ne sının ne de çıkışı var.

4x4'te yol boyunca yaşadığı şaşkınlık düşünmesini engelliyordu. salgındaydılar. onu kovalayan. Gücü yerindeydi. Ve yine koşmak. bunu deneyemezdi. Bir taşa takılmıştı. Sıcak. Ama şimdilik dayanıyordu. Düşmanın kokusunu alan. gökyüzünün toprakla teması. arada şurada. siyah kasket. Bir falez tüm umutlarına son veriyordu. Ne bacağının zonklayan acısını. Üç tokat ters yöne doğru kaçmak için bir gedik açmasına yeterdi. Ve bir dostun varlığı. Yüzükoyun kapaklandı. Kovalanan bir geyik gibiydi. Akasya seyal dalından bir sopa. Düzenli adım aralıkları. Arkasına bir göz attı. bundan emindi. Aynca damarlarındaki anestezi kalıntıları. . tırmanıyordu. Uzakta. Neden onu doğramanuşlardı? Neden şimdi bozkırın ortasında. Veya asfalt bir yola çıkabilirdi. ağzına yosun doldu. ameliyat masasındaki panik. zamana ve mekâna karşı bir tür zırh görevi gören kendi ısısının bilincindeydi. Bir başka grup. Gri ve yeşil. Hâlâ koşuyordu. Bembeyaz yüzleri ve siyah giysileriyle aynı ordu. Çok kolaydı. Anestezinin yol açtığı uyuşukluğa rağmen. Oradaydüar. Kurumuş su yataklarına iniyor. Ne de soğuğu ve rüzgârı. siyah ceket. İnsan. En büyüğü taş çatlasa 12 yaşındaydı. Volo. lam karşısında göz alabildiğince uzanan bir fundalık vardı.Volokine oradan nasıl çıktığını anlayarruyordu.aleri doğru baktı. heybetti bir çam ağacıyla karşılaşıyordu. solgun. "Dünyaya dokunabümeleri"rtin tek yolu. Buz her an kırılabilir karanlık sulara gömüle-bilirdi. insana hareket halindeki bir orduyu hatırlatıyordu. Yarak bacağı onu tüketiyordu. Sadece kendi ritminin. Beş yüz metre solunda Yüz metre genişliğinde yanlamasına bir hat oluşturarak yan yana ilerliyorlardı. önlerindeki otlara vurmakta kullandıkları bir sopa vardı. Durdurulamaz bir üerieyiş. Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı. Artık ayaklarının altındaki engebeleri hissetmiyordu. Çukurlara takılıp sendeliyordu. Bir kayadan diğerine atlıyordu. Envfak bir lekeleri. yeşil ve gri. Çocuklar silahsızdı. Devamı zaten belliydi. Hepsinin elinde. Başı . tepeden tırnağa tere batmışta. Kendini bir hayvan gibi hissediyordu. Onlar çocuktular. Ve en nihayetinde bunlar çocuktu. Birden. Sol tarafındaki taşlı arazi onun selameti olabilirdi. Onları bu şekilde. aklına takılan bir şey onu ters yönde koşmaya sevk etti. Etrafı kollayarak ve hayatta kalma şansım değerlendirerek koşuyordu. Hâlâ koşuyordu. İki çocuk grubu birleşecek ve gözünün yaşına bakmadan onu uçuruma kadar süreceklerdi. Volokine başka bir şey düşündü. Ve Volokine de dayanıyordu. Hayır. Korku ve şaşkınlık. Bacağının ağrısı büe bir düzene kavuşmuştu. Kraterlerle ve bataklıklarla dolu bir Ay yüzeyi. Kafasının üstünde daireler çizerek uçan akbabalar vardı. Biraz daha koşarak bir köye ulaşabilirdi. onu yamaca doğru yöneltti. toprağa vurarak. Beyaz yaka. Ayağa kalktı ve ufka baktı. Kutsal Taç'ın ağacı. sağında bir kalabalık hissetti. Ayaklarının altında donmuş toprağın çıtırdadığını hissediyordu. sıkıştıran ruhsuz bir ordu. sıcak bir mengenenin içindeydi sanki. Havayı döven sopalar. Kafası çalışıyordu. Volo daha da hızlandı. Hiçbir şey düşünmeden koşuyordu. Kulaklarında rüzgârın ıslığını duyuyordu. kararlı ve çok güzel yüzlerini ayırt edebiliyordu. Yol boyunca gözlerini bağlamışlardı. burada kısa otların yerini yosunlar almıştı. Yarak bacağına rağmen. gözleri yaşlarla dolmuştu. Göğsü yanıyordu. Kaydı. Ciğerleri yanmaya başlamıştı. her an kıvılcım çıkarmaya hazır iki çakmaktaşını andırıyordu. Kendi ritmini yakalamıştı. Buradan çıkabilirdi. Sadece sonsuz bir düzlük. iğ-neyaprakları şiddetli fırtınaya karşı koyamamış. Ekili tek bir tarla yoktu. Ancak kerteriz alabileceği bir şey yoktu. En mükemmel elmasların. otlan kırbaçlayarak yürürken görmek. yapabüeceği tek şey koşmaktı. Yorgunluğa ve kramplara rağmen. Ayrıca sopa-lanyla su arayan küçük büyücülere de benziyorlardı. Düzenli nefes. Yüzlerce sivri kayanın olduğu bir bataklık. Sanki buz tutmuş bir gölün üzerinde yürüyordu. üzerinde Koloni'nin üniformasıyla -siyah çuval bezinden ceket ve pantolon. Alman menşeili postallar-koşuyordu? Av öncesi bırakılan bir tuzak yemi gibi bir 4x4'ten atüdığı andan itibaren koşuyordu. Kaçmanın imkânı yoktu. Bileğini burktu. Heyecanım bastırmıştı. o kadar sertti ki. Yeniden umutlanmaya başlamıştı ki. Şu veya bu şekilde dinlenmeliydi. çok uzakta ufuk o kadar net. Ama çocuklar eğer yetişkin avcılarla irtibat halindeyse konumunu büdirirler ve bu da her şeyin sonu olurdu. En ufak bir günahları da. en ufak bir kusurları yoktu. Saklanmalıydı. Birkaç yüz metre sonra fundalık bitiyordu. insanın en iyi dostuydu.

63 yaşındaydı. Üstelik açtı. Deliğin içine girdi. Üzeri likenlerle kaplı. tahmin edemeyecekleri yöne doğru yürümeliydi. sivri kayaların bulunduğu donmuş bir toprak. Öyleyse zıt yönde. Güneş sağından doğuyordu. Etrafta kimse görünmüyordu. Bir daha vurdu. Düşüncesi _tek düşüncesi bu değildi— bütün bir gün boyunca toprak yutma tehlikesini göze alarak. üzerine liken yapraklarım çekti ve Korsika'da yaban domuzu avlarken hissettiği duyguların aynısını yaşadı. Bu küçük kurnazlık ona avantaj sağlayabilirdi. Güneşin doğduğu yöne doğru koşar adım yola çıktı. sonra da ters yöne doğru kaçmalıydı. Ne kadar şansı vardı? Birden. Saklandığı delikte iki büklüm oldu. onunla bir kamuflaj oluşturacaktı. Bir robot gibi yürüyordu. Ama onu yeraltı yuvasında ziyaretine başka gelen olmadı. onun kâbusun. Normotirniklerle ve antidepresanlarla beslenmişti. Kazdı. Üzerini aradı. Çocuklann her kayanın altına. motorize ve son model tüfeklerle donanmış bir kaçık çetesine karşı hantal bir insan. Bedeninin gitgide soğumasıyla. Kötü yaralanmıştı ama hayattaydı. Çocuğu zulasına çekti. onlan öldürmek zorunda kalacaktı. Volo iyice büzüldü. Kasdan yürüyordu. Bekledi Zaman kalp atımlanyla ölçülüyordu. Av devam ediyordu. Her yere girip çıkan sopaların titreşimlerini algılıyordu. fa-İez yönünde eğilerek kazmaya başladı. Çocuklar gitmişti. namı diğer Rochas. . Kafasını çıkardı ve gözleriyle çevreyi taradı. devamında. Volo doğal tapmağa ulaştı. Çağın bütün olanaklarına sahip. Volo yükseldiği bir metreyi geçen bir kayayı seçti. Şu an hiçbir şeyi göze alamazdı. Toprakla bütünleşmişti Karanlıkla da. bir ışık geüp onu dehğin içinde buldu. taşın altına gizlenmekti. Kolo-ni'nin tam tersi yönde kaçtığım düşünecekti. Sürekli kazdı. Volo liken kümesini aldı.Ayağım sürüyerek ve yamaca doğru iyice yaklaşarak. Gelen giden yoktu. Aynca. Kayalara vuran.. Büyük bir ihtiyatla deliği kapatan yosunlan araladı ve dışan baktı. soğuktan korunmasının tek yolu olan çocuğun üzerine bir kefen gibi örttü. Soruşturma halkasının kapandığını düşündü. Ve belki de. Bu hiç de fena bir fikir değildi. Gerçekten kimse yoktu. Hartmann. yorgundu ve kaygılıydı. Şimdilik kurtulmuştu. 81 Kasdan'ın hiç şansı yoktu. Beklemeyi sürdürdü. Birden kamçı sesleri duyuldu. kafasını uzattı ve fundalığa 360 derece göz gezdirdi. Artık nefes almamalıydı. Çıkan toprağı kayanın çevresine düzenli bir şekilde yaymak için çok uğraşmıştı. Kerteriz bulmaya çalışıyordu. Baygın çocuğun sıcaklığım yalan dan hissediyordu. yaklaşık bir metrekare genişliğinde ki. Ve şimdi hiçlik soluyordu. Koloni'nin güneyinde yer alan Arro'dan itibaren hep düz bir hat takip etmişlerdi sanki. Ta ki bedeni kollarında gevşeyip hareketsizleşene kadar. Çığlık çocuklar çevreye dağılmıştı. Hiç düşünmeden kolunu uzattı. Artık var olmamalıydı. Silah yoktu. Kesik kesik nefes alıyordu.. Otlara vuran ağaç sopalar. İblislerin geçmesine müsaade etmeli. Kayalar küçük bir gölden çıkmıştı ve üzeri yeşilimsi bir maddeyle kaplı dar insan kafalarını andırıyordu. Ne kadar zaman geçtiğini kestirmek imkânsızdı. çevresine baktığını. Tırnaklan kırılmıştı. Telsiz de. Gözlerini kırpıştırdı ve karaltı halindeki küçük silueti gördü. toprağı ve yosunlan eşelediğini hayal ediyordu. donmuş yosun parçasını muhafaza etmeye özen göstermişti. Sonunda oyuk içme gireceği gerüşüğe ulaştı. Parmakları kan içinde kalmıştı. Kimse yoktu. Çocuğu kayanın dibine yuvarladı ve uzun süre kendine gelmemesi için dua etti. Likenlerin metalik kokusu genzim yakıyordu. Nijerya yönüne doğru çalıların arasından yürüyormuş gibi yürüyordu. Aruk çocuklara vurmaya başlamıştı. Kamerun'da. Toprak donmuştu. Yüz on kiloluk bitkin bir bedene sahipti. Doğudan. Burası sandığı gibi bir bataklık değildi. Bağırmasına fırsat vermeden vurdu. Yan beline kadar delikten çıktı. Delikten çıktı ve çocuğu da çekip çıkardı. Öyleyse Asunciön'a doğru yürümeliydi.

. bir toz bulutu içinde ona doğru yaklaşıyordu. Araba yavaşladı. Kasdan gövdesindeki kementle. Elinde bıçak tutan adam vuruldu. Avcıyı kendine doğru çekti ve suratına sıla bir kafa geçirdi. insanlara olabildiğince yaklaşmalıydı. O anda. Tetiğe bastı. Araba çukurlarla. Sonra sola. Kamış ucunda bir kement bulunan -Moğol süvarilerin atlarım yakalamakta kullandığı aletin benzeri. Kasdan derin bir soluk aldı. Duvarlara. Kement biraz daha gerildi. Dayanma eşiğinin sınınndaydı. Kendini işe vermenin zamanı. yolu yutarak gelen bir aracın çok net duyulan gürültüsü. sonra sertçe kendini yere bıraktı.Bırakın beni. ama Kasdan adamı bırakmadan diğer elini anorağın içine daldırdı. Bir adam. tüm bedenini saran bir bıkkınlık. Kasdan onun kementti sopayı bırakacağını umuyordu. Her sabah Vincennes Ormanı'nda yaptığı gibi. Onu anorağının yakalarından tuttu. Her şeye rağmen yüz on loloydu. Kasdan artık dayanamıyordu. Saatine baktı. avcının işini kolaylaştırmak ister gibi omuzlarım kıstı. Keme-rindeki kılıfta bir tabanca vardı. vücudundaki tüm çarkların büyük bir uyum içinde çalıştığını hissediyordu. Ama bozkırın ortasında. Kurşun düşmanı iki metre fırlattı. Motor kükremesi. Kasdan sese doğru baktı. Arabayı gerçekten ensesinde hissettiğinde de Kasdan sprinte kalka. Arabanın camları kurşunlarla un ufak olurken sürücü hareket etti. Sonra bir dönüş daha. Yakınlarda ne bir sığmak ne de gizlenebileceği bir yer vardı. Avcı bu ani düşmeye hazırlıksız yakalandı. Sonra bir daha sağa. Arkasına baktı. Arkasına yeniden bir göz attı. Oğul Rochas beklemediği bu hareketle dengesini kaybedip arabadan düştü. Son dakikalardaki tempolu yürüyüşü zaten adalelerini açmıştı. Rochas bağlı olduğu kayıştan kurtuldu ve Kasdan'ın üzerine saldırdı. Sonra üçüncüye. Arabadan biri fırladı. bir daha ateş etti. İkinci evreye geçti. Sopa iyice kasıldı. elinde oynayacak bir kart olduğunu dü. Verilen on dakikalık avans çoktan bitmişti. Oltaya yakalanmış bir balık gibi kendi etrafında döndü. Apış araşma aldığı darbeyle oğlanın soluğu kesildi. Ateş etti. dostum. Arabanın gölgesinin yaklaşmakta olduğunu hissediyordu. ve bu da önemli bir şeydi. Kasdan onu birkaç metre sürükledi. Kement onu sardı. avcının da sopaya bağlı olduğunu anladı. çok kısa bir süre içinde 4x4lerden biri ortaya çıkardı. tümseklerle.. Peşindekilerle arasında en fazla bir metre vardı. tavana kayışla bağlanıruştı ve elinde bir tür olta kamışı tutuyordu. ştindü. İp. Her saniyeyi değerlendirmeliydi Kollarım ileri doğru uzattı. elinde bir bıçak vardı. Müthiş bir bezginlik hissediyordu.Ne yapacağına Koloni'nin duvarları göründüğünde karar verecekti. Asunciön yakınlarında düşmanla savaşması. sonun fazla uzak olmadığını gördü. Kasdan kementten kurtulmaya çalışmadı. Aracın çevresini dolandı. Ama çabucak bir tahlille. Önce belli belirsiz. Bu kedi fare oyunu fazla sürmeyecekti. uçak uğultusu gibi bir homurtu. Namluya mermi sürülüydü ve emniyet mandalı açıkta. Tanrı aşkına! Kafasını kaldırdı. İkisi de aynı sopanın iki uçundaydı ve şimdi de oğlan arabanın dışındaydı. Sonra geri döndü ve silahım gayriihtiyari iki eliyle tuttuğunu fark etti. Siyah bir 4x4. Ayağa kalkmaya çalışan oğul Rochas'ya üç el daha . Kasdan güçlerin eşitsizliği karşısında gülümsedi.bir sopaydı. Çıplak ova tamamen düzdü. sonun yakın olduğunu hisseden Kasdan. kollarım yanlarda sıkıştıracak şekilde karnının üstünde kilitlendi. Şimdi ise Kasdan'ın görüş alam açıkta. kurtulma şansım fazlalaştırırdı. Avcı ise oğul Rochas'ydı. İnleyerek iki büklüm oldu ve kan uslardı. sopa hâlâ elindeydi. Rochas'yı kurtarmak için. Bir dansçı çevikliğiyle sağa kıvrıldı. Altmış yaşın enerjisi tükenmişti. küçük kurnazlıklar. Öfkeden ve nefes alamamaktan yüz hatları değişmişti. Karaciğerine bir direk almış boksör gibi sendeledi Tekme mesafesine girince Kasdan ona doğru bir darbe savurdu. vücudunu yavaş yavaş ısıtmak amacıyla önce kısa adımlarla koşmaya başladı. Bu ük evre fazla sürmeyecekti. kayalarla mücadele ediyordu. Rochas'nın burnu patladı. Oysa araba engebeU araziye rağmen onu zorlanmadan izliyordu. 4x4 halâ aynı yerdeydi Soluk soluğa bir ses işitti: . çünkü Rochas onların görüş alanını kapatmışta. bu kesindi. Yeniden sağa kıvrıldı. Kasdan önüne çıkan engeüerle mücadele etmeye çalışıyordu. Düşman neredeydi? Yanlış yöne mi gitmişti? Dört ana yöne bakarak gelenleri görmek ve ovayı taramak son derece kolaydı. Ve her şey diğer iki saldırgan görmeden olup bitmişti. Fundalıkta tek başına kaçmaya çalışmaktan daha iyiydi. O anda ve tam o anda Kasdan. Bu olasılığı göz önünde bulundurarak görüş alanını taradı ve umutsuzluğa kapıldı. tki soluk arasında. sonra hız düşürmeden. îki yeni gerçek.. Tüm bunlar üç saniye sürmemişti. arabanın marşpiyesinde ayakta duruyordu. Ani bir dönüş yaptı ve yeniden hızlandı. tozu dumana katarak kaçan arabaya hâlâ ateş ediyordu. Bir motor gürültüsü duyuldu. Marşpiyeye tırmandı. Silahı aldı. binalara. Ama ne ciğerlerinin yanması ne de aç gözlü bir kazan gibi havayı yutan boğazı yüzünden. Kısa bir süre. Bir motor kükremesi işitti. son sürat.

Yeşilimsi bir surat. Tam tersine. Geçerken oğul Rochas'nın otomatiğini de aldı. bazı yerlerde de uzaklaşıyordu. Düşünemiyordu. Bir saniye kadar bu şekilde kaldı. Ama adam. gözlerine sanrüi ve vahşi bir hava veren yeşü likenle kaplıydı. ama girinti çıkıntılar sebebiyle sürekli ayağım burktuğundan yavaşlamıştı. Yüzükoyun. Ayakta postallar. Tter-mopüaililerin dar boğazı. Son derece dokunaklı bir görüntüydü. ikincisi yerde yatan herifin ceplerinden şarjörleri bulmak. megalitik bir yapıyı andıran grimtırak bir plato. Arkasında bir gürültü duyduğunda. kafasını omuzlarının araşma gömdü. Kötü bir seçim. Ve bir şeyin farkına vardı. Belki de yorgunluk bütün melekelerini engellemişti. Arazinin dik bir biçimde indiğini görünce. Kasdan. bir tuzağa mı çekildiğini yoksa Kolonfye gizlice ulaşılacak bir geçitte mi ilerlediğini. Ova. Sessizlik. hâlâ çıplaktı. elinde ilkel bir mızrak tutuyordu. çıplak kayaydı. Üç nişan düzeneğine sahip inoks M9 Baretta. kollar iki yana açık. Bir geçit vardı. Arabadayken. parçalanan adam bir süre ayakta sallanmış. sandığı gibi sonsuz değildi. Kasdan dirsekleri üzerinde doğruldu ve omzunun üstünden arkaya baktı. bacakları titriyordu. Ayağa kalktı. Şakakların uyuşması. Sonra kurekkemiklerinin arasında bir diz ve ensesine dayanan bir sivrilik hissetti. Kafasının bir köşesine modeller yer etmişti. 1 Bir küfür savurdu. Bir mucize olarak. Kasdan. Kasdan'ın tek şansı vardı. Bu geçit. Açık bacaklar.ateş etti. Taş herifin kafasını yumurta gibi ezdi. Ayakları altındaki zeminin rezonansının değiştiğini hissettiğinde hâlâ koşuyordu. otomatiklerin kabzalarının kanuna temas ettiğini bile hissetmiyordu. Şarjör boşalmış. Asunciön'a mı gidiyor. birkaç metre ötede ki-reçtaşındaki çatlağı buldu. Boylamasına damarlı. Taktik bir lambayla ve lazer nişanlayıcısıyla donatılmış USP 46 H&K İki silahı da kemerine yerleştirdi. Şimdi neyi kerteriz alacaktı? Ruhundaki insan geri dönmüş ve hayvanın yerini almışta. Ova hâlâ çok büyük. . Diğer vadiye inmeyi ve gerektiğinde bir süre gizlenmeyi sağlayacak bu yarığın yer aldığı kayalık terası bulmalıydı. Gevrek kireçtaşının içinde bir yarık. büyük coşkuyla koşmaya başladı. Kafasını kaldırıp yukarı baktı. Kasdan dibe ulaşmıştı. ayakkabı bağıyla sabitlenmiş bir çakmaktaşı bulunan bir sopa Oğlanın yüzü. Üzerinde Koloni'nin çuval bezinden ceketi ve pantolonu vardı. ama burada. Sürücü kaçmayı başarmıştı. ama Kasdan kendini son derece güçlü hissediyordu. Arkasında Volokine duruyordu. taşı yerden aldı. sonra yere yığılmışta. adama doğru kaldırdı. Rochas yalan söylememişti. Kasdan yürümeye başladı. Falez aşağıdaki bir vadiye iniyor olmalıydı. Her şeye rağmen. Genişti. bundan emindi. Analiz edemiyordu* İçindeki hayvanın açığa çıkmasına izin vermişti. Sadece geceyi geçirebileceği bir zula da olabilirdi. Takviye alıp geri gelecekti. Ardından kendini yerde bulmuştu. her şey için çok geçti. îlk refleksi cesedin silahını almak oldu. Adam birkaç metre daha geriye savruldu. Salakça bir durumdu. Yarık buralarda bir yerde olmalıydı. Kasdan başka bir gerçeği daha keşfetti. En az yirmi metrelik bir şeyden inmişti. Atıldı. En azından Önsezisini sınamak istiyordu. yer yer taş kaplı ve taşları doğal bir-ölay sonucu iyice basıklaşmış. kurbanından önce sırtüstü yere düştü. sarp bir yamaçla sonlamyordu. görmeliydi. Yürüdü. ikisinin arasında. Silahım kulundan çıkarıyordu. Kementten kurtuldu» Her şey 20-30 saniye içinde olmuştu. Güç onu gevşetmişti. Fırtına. Ancak az önce vurduğu herif ölmemiştl. zeminde yol. yan duvarların birindeki doğal basamakları fark ederek çatlağın içine girdi. Üçüncü refleksi ise koşmaktı. fale-zin ucuna doğru daralıyordu. Birkaç dakika sonra. bazı yerlerde yakınlaşıyor. canını sıkanlara lavını püskürtmeye hazır kızgın bir krater gibiydi. ceketin içinden çıplak gövdesi görünüyordu. Ama herif de ona silahını doğrultmuştu. Koloni'nin tarım yaptığı topraklara. Belki de güvende olduğu için dikkati dağılmıştı. yaklaşık üç metrelik sabit bir genişliğe sahipti. ama hayattaydı. En azından ağız kısmı. belirli bir nedeni olmaksızın sola değil de sağa döndü. tetiğe basmak yerine. Otomatiği yere fırlattı. otların içinde büyük bir taş duruyordu. hâlâ bilmiyordu. Kollarım açta. kafatası. aşağıdaki vadiye. Ucunda. silahın horozu havada kalmışta. Geçidin duvarları birbirleriyle uyumlu değildi. Düşünüyordu. Küçük düşürülmüşlerdi Çılgına dönmüşlerdi. Artık ot yoktu. birkaç yüz metre üeride. anlaşılmaz bir refleksle. Biraz daha ilerledi. Kendine rağmen. Sonra. Kasdan önünde uzanan ufka doğru.

Kasdan! Hartmann'ın kayalara çarpan sesi. Cesetlerin üzerinden aldığı şarjörleri de ceketinin ceplerine doldurdu. asit bulutundan uzaklaştı..Kasdan! Şilili sadece ona sesleniyordu. Yarığın ağzında ayak sesleri. . .Oğluma ağlayacağımı mı sanıyorsun? O öldü diye benim de öleceğimi mi düşünüyorsun? Oğlum kurban edildi. Kasdan geri çekildi. . Geçidin içinde bir sembol sesi gibi yankılanmıştı. ilerlemenin parçalarıyız! Berlin'de. Kırmızı çizgüer. Avı deliğinden çıkarmak için başvurulan klasik teknik. Dar geçide dikkatlice baktı ve bir şeyi fark etti. kesik kesik nefes alarak. iki. Bakıştılar. Lazer donanımları olmayan başka nişancılar da olabilirdi.. Bir duman kıvrımı yarığın içine yayıldı. Volokine'e verdi. Sonra açıklayıcı bir hareket daha yaptı: Ben bu kaçıkla konuşuyorum. araştırıyordu. öfke. Bu dar boğazda kapana sıkışmışlardı. Bizler tutarlı ve gerekli bir gelişmenin. Buradan çıkmalıydı.Sana bir anlaşma öneriyorum! diye bağırdı. Kasdan.Projenin güzelüğmin farkında değil misin. Tann'mn bizi son kez sınaması. Zaferden önceki son sınama . İşte bizim Teslisimiz! Kasdan sallanmaya başlamıştı. Çarpan kapılar. Biraz daha geri çekildi ve anın güzelliğini seyre daldı. Aynı anda dar geçidin içinde ıslığa benzer bir ses duyuldu. Tek kelime etmeden yukarıyı işaret etti. Yukarı çık. yukarı tırmanması için bir işaret olacak silah seslerini bekliyordu. Kasdan oğlanı omuzlarından tuttu. Sizin sefil dünyanız için bir saflık damgası. . Dört kişiydi.Kasdan! Artık hiç nefes almıyordu. şok halindeki Volokine'deydi. izliyor. Çoktan oğlunun öldüğünü duymuştu muhtemelen. Bir.Çığlığa sahibiz. Kasdan? Sesin gücüyle yapılacak bir suikast. oğul ve çığlık.. Gözleri yanıyordu. üç belki de. Kendim tümüyle kaybetmeden önce. Pes. Volokine yukan çıkarken bu deliyle diyalogu sürdürmek. Bu durumda elinde oynayacağı bir kart vardı. Hiç görmüyordu. Heyecan. Şu ölümlü dünyanız için Tann'mn bir lütfü! Kimse anlamayacak. Hartmann bir kahkaha attı. Baba. . Kasdan. Siz sadece bizim için bir aşamasınız. Geleni gördüklerinde yüz ifadeleri değişti. . Kafasını yakasının içine gömdü ve nefesini tuttu. Bizler öncüyüz! Müjdeciyiz! Bizim kurban edilmemiz çok normal.Ne anlaşması? Kiminle? Sona ulaştık. Yukarıdan gelen motor homurtularım duyduğunda. Her an büyülü bir müzik duyulabilirdi. tan kayalık yüzeye çıkmış olduğunu umuyordu. Ağır başlı. tıpkı hepimizin edileceği gibi! Bunun bizim için bir önemi yok. Yerlerini bulmuşlardı. Ve dolayısıyla da yukarıdaki nişancıların pozisyonunun anlaşılmasına yol açıyordu. Hartmann'm kahkahası yeniden duyuldu. USP 46 H&Kyı kılıfından çıkardı. Sonra bir başkası. onu kamufle eden beyaz dumandan yararlanarak Volo'nun çok. . Gözleri yaşarmıştı. . Lazer ışıkları belirdi. Yaşının ayrıcalığı. Ve bu an-laşılmazlık da bizim ödülümüz olacak! Sizin vasathğuuzm belirtisi! Volokine ne yapıyordu? Yukarıdakiler çok kalabalık Olduğundan saldırıya geçememiş miydi? . Kasdan hâlâ düşünüyordu. Sadece kulak kabartmaya çalışıyordu. Ceketinin önünü kapattı. Volokine otomatiği beline yerleştirdi ve doğruca kayalık duvara yöneldi. Delilik babadan oğluna geçmişti anlaşılan.Bana cevap ver! Orada olduğunuzu biliyoruz! Kasdan susuyordu. Duman düşey olarak geçidin içinde havaya karışıyordu. Kin. Boğazı yanıyordu.Ne zaferi? . Yukarı tırmanmahydı. ama Kasdan bundan yüzde yüz emin olamıyordu. Yosun kaplı yüzüyle klorofili bir çikleti andırıyordu. 1947 yılında Amerikalı psikiyatr tarafından sorgulandığı sırada Hans-Werner Hartmann'ın söyledikleriyle kelimesi kelimesine aynı şeylerdi. Arabalar.Kasdan gülümsedi. Koloni'nin bu ekip karşısında hiç şansı yoktu. Eğik kırmızı çizgiler. bir yandan da gözü. ÎM adam oldukları yerde kalakaldı. Ardından bir başkası daha Göz yaşartıcı gaz bombaları. Ama bozuk. geçidin içinde kurbanlarım arıyor. erguvan rengi ve son derece güzel bir arpın telleri gibiydi.

Ne olduğunu anlamalarına fırsat vermeden Volokine sağlam bir pozisyon aldı. Elleriyle de bir başkasına tutunmuştu. İki silah aynı anda tutukluk yapmıştı. Kaputun ucundan bir dirsek. Kasdan. Duman. Bir başka "klik" sesi geldi. Volo. Kolunu ileri doğru uzattı. Volokine bir saniyede ne olduğunu anladı. Herifleri yerlerinden çıkarabilmek umuduyla körlemesine ateş ediyordu. şarjörü fırlattı. Hartmann'ın manevra yaptığım ve silahını çeken Kasdan'a doğru sürdüğünü gördü. Ateş etti. silahın geri tepmesinden dolayı titriyordu. ayaklan üstünde doğruldu. Gırtlağı yuiahrcasma bağırdı.. Tetiğe bastı. gözleri kapalı olarak binlerce kez tekrarladığı hareketleri uygulamanın sırası gelmişti. Nefes aldı. Bir düşünce beynini yiyip bitiriyordu.. kutusundan çıkan bir şeytan gibi fırladı.Yeni bir insan dünyaya getiriyoruz. Tuttu. Emniyet mandalını da. On yıl Tayland boksu çalışmasının faydasını görüyordu.. Bir. Oradan çıkın ve secdeye varın! Bizim önüne geçilemez ilerlememize katkıda bulunun! Tann'mn iradesi önünde eğilin! Kasdan dizlerinin üzerine çöktü. Beş kişiydiler. Tüfeği tutukluk yapmıştı. havayı yırttı. Bir yerlerini görebilmek amacıyla. Tetiğe iki kez bastı. Volokine. dumana boğulmuş yarıktan. gazların arasından ıslık çalarak geçti. Her şey aynı anda oldu. cehennemden yükselen duman gibi gaz bulutu çıkıyordu. Elleri. İki heriften biri yere yığıldı. Gelenler onu köşeye sıkıştıracak ve beynini parçalayacaklardı. Tann'mn yanlarında olduğunu anladı. Son hedefini de vurduğunu sanıyordu. sırtını tekerleğe dayadı. Volokine ortaya çıktı ve sahnedeki yerini aldı. Çömel-di. Ayak sesleri. Hiç şansı yoktu. Tüfekli herif Kasdan'ı gördü. Bir maymun gibi topuklarının üstüne oturmuştu. Yüzeye bir metre kalmıştı. llti. Tüfekli herif arabadan dışarı sarkmış Volo'ya nişan aldı. Bir başkasını aldı. Kafasının bir yerinde hep aynı soru vardı. Kayalık duvar sorun çıkarmamıştı. Nefes aldı. Dumanların arasından. bu şekilde beklememesi gerektiği aklına geldi. İki el sonra bir el daha İkinci adam da yerdeydi. Diğeri ateş etti. ak kez silahım kullanacaktı.. Ateş etti.. Ki Kasdan? Bir telsiz gürültüsü işitir gibi oldu. Saniyenin onda biri kadar bir süre içinde. Ya Kasdan? İki adam ikinci 4x4'ün arkasına gizlenmişti. bir bakışta düşmanın konumunu saptadı. 4x4 hareket etti. Bir. Kasdan! Ona yer açmak gerekiyor! Bu evrimin temel yasasıdır. Aynalar. Tetiğe bastı. Kasdan. ön cam. Birkaç saniye içinde tırmanmıştı. ama bundan emin değildi. Volo şaşırtma taktiğinin hâlâ etkili olduğuna ve hemen tekrar ateş etmesi gerektiğine karar verdi. Tetiğe bastı. iki eliyle kavradığı 45'liğim doğrulttu. tüfeğini attıktan sonra arabadan inen . Eli silahın sıcaklığından yanıyordu. Üçe kadar saydı. Pislikler kaçıyordu. Nişan alırken vazgeçti. Heriflerden biri. Şarjör boşalmıştı. yarığın diğer tarafında birileri vardı. Yukarıda kaç kişi vardı? Ona ateş açılmadan önce kaç kişiyi devirebilir/di? Biraz daha tırmandı. Pozisyon değiştirdi. Karşılığında kendi 4x4'ünün farları patladı. Otların içinde yuvarlandı ve ayağa kalktı. elindeki otomatiği düşürerek havaya fırladı. Volokine. Bir sıçrayışta. Bir muhafız ve Hartmann. Nefes almakta güçlük çekiyordu.. Gözyaşları sel gjbr akıyordu. Volokine. Yardım çağırıyorlardı. Kabzadaki yuvasına yerleştirdi. Dua etmeyi unuttu. Aynanın önünde boş şarjörle. Namluyu kontrol etti. Hartmann neredeydi? Namlu kundağının geri kaçtığını gördü. Herifler destek çağıracaklardı. 45'liğini doğrulttu. 4x4 üzerine doğru gelirken silahım atarak yana kaçılacak zamanı zorlukla buldu. Volokine. Bir göz attı. Bir düğmeye bastı. Nişan aldı. Bedeni bir fırının içindeymiş gibi ısınmıştı Birkaç saniye sonra bayılacaktı. Peş peşe silah sesleri. Hartmann yok olmuştu.' İki kaçık. Yarıktan dışarı fırladı. Bir "klik" sesi duyuldu. Diğerim kaçırmıştı. En az iki pislik hâlâ ayaktaydı. Derin bir nefes alıp tuttu. Nişancılara iki metre mesafede. Bir eliyle H&Ksiıü çıkardı. Rus otların araşma atladı. Üçü diğer tarafında. biç kıpırdamadan karşılık verdi. Hartmann direksiyondaydı. adamın sola doğru savrulduğunu ve devrildiğini gördü.. Geçmişte olmuş her şey bugün için bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Asit dumanının içinde. Saldın tüfekleri. saçmalıklarım sıralıyordu. Volo 4x4'ün arkasına saklandı. İkisi yarığın bir tarafında. Ayaklarını bir çıkıntıya dayamıştı. ilk kez. İçgüdüsel olarak. Artık yüzeye İM metre mesafedeydi. Yeniden maymun pozisyonunu aldı. Hartmann ise yarığa doğru eğilmiş. Kafasının içinde bir ses inliyordu. tüc kez. Üç. bir kafa görebilseydi. Tetiğe asıldı. Bir de Hartmann. Cam yağmuru. Sessizlik. bir yalvarıştı. iki. kollarım aşağı mdirmişti. Kasdan 4x4'ten kaçarken. Nefes aldı. Tanrı kimsenin yanında değildi. Gizlendiği yerden çıktı. Bu bir çağrı değil. Bir motor homurtusu. Aralarından da.

Gregorio Allegri'nin Mezmurlar'ı içeride ve dışarıda yanküanıyor. ama aynı zamanda neşeli ve canlı. Volokine yerinden kıpırdayamamıştı bile. Bir saniye kararsızlık. kilisenin yanındaki ahşap binaya yönelmişlerdi. gizemli. Vurulmamıştı bile. bir parça et kopardı. Kasdan adama doğru döndü. Kan içindeki kollarının arasında onu beşik gibi salladı. Otomatik vitesti. ölümü ön cama. dokunaklı bir saflık vardı. Her şey beş saniye sürmüştü. Kafasını kaldırdığında. Volokine ulur gibi bağırdı. Kortservatuvardan geliyordu. Birkaç saniye sonra arabanın dışmdaydı. hiçbir dirençle karşılaşmadan. kanlar içindeki Hartmann'ı fark etti. En azından kafasının yarısı. sinirlerini yatıştırıyordu. Düşman silahsızdı ve ceketlerinde düğme bile yoktu. Fransız vatandaşlarının kaçırılması polis güçlerine bir yıldırım harekatı yapma fırsatı . Elinde Baretta'sıyla 4x4'ten çıkan. Kapıları açıyorlardı. Vites kutusu üstündeki izahatı okudu. Bir uğultu. ölmemişti. Silahını fırlattı ve diğer 4x4'e doğru koştu. Mezmuriar. iki adam yere yuvarlandı. Kasdan ve Volokine temkinli bir şekilde kapıyı açmışlardı. Hartmann'ın patlamış kafası dizlerinin üstündeydi. BRI'nin adamları ve "Anti-terör" timindekiler onu tutuklamamıştı. Bir saniye şaşkınlık. koltuklara. herifin kafasını yakaladı ve otuz iki dişiyle birden ısırdı. Kasdan artık parçalan bir araya getirmeye çalışmıyordu. Yanakları cam parçalarıyla kesilmişti. Suratında beyin parçaları vardı. Kasdan cesedi üzerinden atmaya çakşırken bağırdı .Araba! Volo sonunda kendine geldi. Onların zaferiydi. Şimdi Kasdan. tek bir bağırış olmadan yapılan bir yağma hareketine benziyordu. Saat sabahın 10'uydu. BRI'nin keskin nişancıları. ama büyük bir huşuyla Mezmurlar'ı dinliyordu. şaşkındı. Volokine geri vitese geçirmeye çalıştı. oksijen maskesi takmıştı. Bir kargaşa yaşandı. Arkasında siyahlar giyinmiş adamlar duruyordu. huzur veren gözle görünmez hücreler gibi dökülüyordu. Bir e) bıçağı yakaladı. kemiklerini okşuyor. HK 636 saldırı tüfekleri. yorgun ve heyecanlı. Siyahlar giyinmiş bir adam gülerek yanlarına geldi: . kızıl otların içinde sürünen Kasdan'ı gördü. Kan fışkırdı. ■ Ruhun akupunkturu. Cinayet Masası ve BRI olayı sahiplenmeye çalışıyor ve "arınma bölgesi"ne fatihler gibi giriyor olsa da Siyahlar giyinmiş adamlar koşuşturuyordu. "Cinayet Masası" işgallerini sürdürürken onlar. Tüm hikâyenin olası tek ağıt söylevi. Rus arabadan çıkmaya çalıştı. BRI grupları Koloni'nin merkezine girince. Volokine kahkahalarla gülmeye başladı. Çocuklar bir ırmakta yıkanır gibi şarkı söylüyordu. Kontağı çevireceği sırada ön cam kurşunlarla tuzla buz oldu. İçi boşalmıştı. İmkansız. Hartmann'ın kaçmasını engellemeliydi Riski ortadan kaldırmak için risk almalıydı. silahım doğrultmuştu. Düşerken bıçak yaradan fırlamıştı. Kasdan'ın eli. Hecelerin her birinde içten. Küçük Troya atlarımız. Her şeye rağmen bu onların soruştumıasıydı. Ve bu 28 aralıkta. Kam ön paneldeydi. Kam cam parçalarıyla birlikte etrafa saçılmıştı. Kasklar. Adam Kasdan'ın üzerine devrildi. namı diğer "Duduk". "BRI". Latince sözcükler dudaklarından. bıçak kasığına saplanmıştı. Anahtar kontağın üstündeydi. Ama hayır. Koloni'nin merkezindeki sembolün -göğe doğru açılmış elce vresine toplandığında. etine işliyor. Taş kesilmişti. Kasdan ile Volokine'in bir ayrıntı dikkatini çekmişti. Her ne kadar şimdi. Herifin gırtlağına sapladı. Akıcı ve yumuşak. kan içinde açık renk ahşaptan banklara çökmüşlerdi. Kasdan ile Volokine de onlarla gitmişti. Başaramadı. Cam dağıldı. Bütün gücünü ona doğrulttuğu kolunda toplamış. Polisler. Güldü. Kasdan'a doğru sendeleyerek ilerledi. Hartmann yanındaydı. karışık duygular içinde. Hartmann da aynı şeyi düşünüyordu muhtemelen. yorgun. Hartmann'ın kafası camdan içeri girmişti. Kesik kesik. Bitkin. Tüfeklerini doğrultuyorlardı. Bu belaya asıl bulaştılar arılamaya gayret sarf etmiyordu. Yan camdan. Kapı sıkışmıştı. Kurşungeçirmez yelekler. Volo'yu gebertmeye geliyordu. Canavar ölmüştü. diğer günlerde olduğu gibi koro çalışıyordu. RATB'ta yürüttüğü yasadışı ve gizli bir müdahalenin rehineleri olmuşlardı. "Antiterör". her yere sıçramıştı.herifin çektiği savaş bıçağıyla şişlerunişti. Hartmann'ın yaklaşmakta olduğunu gördü. Cam gerçekten patlamıştı.Sizler bizim küçük atianmızdımz. Bu. bir ilkyardım ekibi onu çoktan tedavi altına almış. Patlama sesi.

Aklına Aun tarikatı ve sarin gazıyla Tokyo metrosuna gerçekleştirilkleri saldın geldi. Bu çocuk sesleri tüm inceliği. çocuklara ve yetişkinlere yapılan işkenceler ifşa edüecekti. Hangisi? SON . Artık ne uyuşturucu yapılan laboratu-varlan ne de Asuncion'un bağlantılarını ortaya çıkarmak. Tarikatın servetinin gizemli kaynağı seralarda resmi soruşturmacıları bekliyordu. Kaçırılan çocuklann izi sürülecekti. kendilerine büe yabancılaşmışlardı. sorgulanacak. Fransız devleti vatandaşlarım kurtarmıştı. Üstelik uzaktan ve haberleri olmadan sürekli kontrol altında tutulmaları akla gelebilecek en iyi veya en kötü şakaydı. sadece biri ölümcül çığlığa sahipti. Zor bir bilmeceydi. Yakında bu durumu açıklamak zorunda kalacaklardı ve sıkıntılar başlayacaktı. her cinayet mahallinde bulunan ağaç parçalan ve tarikatın töreleri arasında ilişki kurulmaya çalışılacaktı. Bu çocukların arasında. Hatta araştırma süresince. Rains ve Simoni gibi soytarılar tarafından kurtarıldığını düşünmek son derece rahatsız ediciydi. Evet. Komiser Cedric Volokine. Birbirleriyle konuşmalarına gerek yoktu. Bir kere yöneticiler yoldan çılanca. Şiddet düşüncelerini dondurmuştu. Sesleriyle bütünleşmiş. Şüphesiz diğer suçlar da ispatlanabilirdi.. Kasdan artık düşünmüyordu. "Sapkın tarikatlar" konusuna gelince Koloni'nin yeri orasıydı. Geriye temel tek soru kalıyordu: Hartmann ve adandan tam olarak neyin hazırlığı içindeydi? Bir suikast mı? Bruno Hartmann yangın üzerine doğru eğildiği sırada "sadece ses gücüyle yapılacak bir su-ikasf'tan. bu çoksesli parçayla. huzur dolu yüz ifadeleri tanrısal bir yansımanın izlerini taşıyordu sanki. özel mekânlar ortaya çıkarılacak. Binlerce seramik karoya çarparak yankılanan ve kurbanların kulakzarlannı parçalayan bir çığlık. Arak tüm bunların bir önemi yoktu. Yaralılar. Alain Manoury. Gökyüzünün sükûnetini yansıtan izler. V/uhelm Goetz. ispatlamak zordu. yüzde yüz hileli olan muhasebe kayıtlarına büe el konulabilirdi. tüm yumuşakhğıyla insan ruhunu hafifletiyordu. solistin koronun sesini bastırdığı ve dinleyiciyi etkilediği eşsiz andı.. Sanki ilk kez dinliyormuş gibi Kasdan'ın gözleri doldu. cihazlar. "sefil dünyanız için bir saflık damgası"ndan söz etmişti. Bu kâbus ini gerçekten kapatılmadan önce. çığlık marifetiyle bir kıyım peşindeydi. Birbirlerine bakmalarına gerek yoktu. Naseerudin Sarakramahata. aleyhlerinde büyük bir zevkle tanıklık yapacaktı. hiçbir şeyden korkmayan şarkıcıların yüzlerini inceliyordu. Yerleşimler. Ama sonuçta en önemli şey yapılmıştı. Olayın insani yanına gelince yüzlerce kişi dinlenecekti. Çocuklar hâlâ şarkı söylüyordu. bir manastırın çatısı altında kendinden geçmişçesine çınlıyor. Tutuklananlar. Şüphesiz psikologlar da işe karışacaktı. Kasdan gülümsedi. Kaçık doktorlara gelince.. Bu gerçekdışı konserin tek dinleyicileri olan iki ortak büyülenmiş... Ve dingin. ışıldıyordu. Hayatlarının Marchelier. allak bullak olmuş. Kasdan Paris metrosunun koridorlarında çınlayan ölümcül çığlığı düşündü. Yine de. Hepsi siyah çuval bezinden ceket ve pantolon giymişti. Sistemin tüm halkaları birbirinden ayrılacak. Zorlukla nefes alıyorlardı. Sadece bedeni.. Ameliyat maskelerinden yüzlerini görmemiş olsa bile. Bu melek seslerinin içinde. Alman. Regis Mazoyer cinayetlerinin başaktörleri bulunacaktı. Konuşmuyorlardı. eski tarz ayakkabılar giyen ve akasya ağacından sopa-lanyla "yere vurarak" yürüme alışkanlığı olan şu çocuklar.yaratmıştı. sadece biri gücü elinde tutuyordu. formolün içindeki gırtlaklar. Ölüler.bulunacaktı. bu şarkıda hissettikleri başka bir şey vardı. Bruno Hartmann ve yakın koruması etkisiz hale getirilmişti. Buradan geçtiklerine dair kalıntılar -ölüm müzesinde. Bu. yerlerine bir kayyum atanması ve fesih prosedürünün başlatılması gerekiyordu. Son cinayetler konusunda ise ayakkabı izleri. Belki bu çocuklann arasında. sonra kafaca tedavi edilecekti.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful