P. 1
Turkce_Ceviri_Nasil_Yapilir.doc

Turkce_Ceviri_Nasil_Yapilir.doc

|Views: 11|Likes:
Published by nursunb

More info:

Published by: nursunb on Feb 09, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

03/24/2014

pdf

text

original

BASİT CÜMLE

1. CÜMLE Normal koşullarda (yani, devrik yapı vs. bulunmayan durumlarda) en basit şekli ile cümle iki unsurdan oluşur: Özne + Yüklem (Subject) + (Verb) Türkçe'de özne çoğu zaman yüklemin sonuna bir "kişi eki" olarak eklenebildiği için açıkça kullanılmasına gerek kalmayabilir. - (Ben) geldim. - (Sen) nasılsın ? İngilizce'de böyle bir şey - çok sınırlı da olsa bazı konuşma durumları dışında - söz konusu olamaz. * (I) came. * How are (you) ? Çoğu zaman basit cümlede bir de nesne bulunur. 1.1. Subject + Verb Türkçe bir basit cümlede şu yapı her zaman için geçerlidir. 1 2 ÖZNE + YÜKLEM Mehmet öğretti. İngilizce bir basit cümlede de, nesne bulunmadığı durumlarda, bir farklılık görülmez. 1 2 SUBJECT + VERB Mehmet taught. 1.2. Subject + verb + object Türkçe bir cümleye nesne eklendiği zaman, sıralama şöyle olur: 1 2 3 ÖZNE + NESNE + YÜKLEM Mehmet oğluna öğretti. İngilizce bir cümleye nesne eklendiği zaman, Türkçe cümle yapı ile arasındaki ilk temel fark ortaya çıkar. 1 3 2 SUBJECT + VERB + OBJECT Mehmet taught his son. 2. BASİT CÜMLELERİN ÇEVİRİSİ 2.1. Subject + verb Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları sadece özne ve yüklem söz konusu olduğunda bir farklılık göstermediği için, çeviri konusunda yapı açısından bir sorun çıkmamaktadır. 1 2 ÖZNE + YÜKLEM Mehmet geldi.

1

Mehmet came./has come. SUBJECT + VERB 1 2 2.2. Subject + verb + object Nesne söz konusu olduğunda Türkçe ve İngilizce basit cümle yapıları birbirinden farklı olduğu için, çeviri işlemi sırasında da cümleyi oluşturan unsurların dizilişinde değişiklik yapmak gerekecektir. 1 2 3 ÖZNE + NESNE + YÜKLEM Mehmet eve geldi. Mehmet came home. SUBJECT + VERB + OBJECT 1 3 2 Bu cümlelere yer, zaman ve durum belirten kelime ve yapıların da eklenmesi durumunda her iki dil arasındaki yapısal farklılıklar iyice belirginleşecektir. Basit cümlelerin yapısı konusu çeviri açısından - kolay göründüğü için - önemsenmeyebilir. Ancak, SVO (İngilizce SOV (Türkçe) yapısının, karmaşık cümlelerin çevirisini yaparken sürekli gözönünde tutulması gerekecektir. Bu konu ileri konularda ayrıntılı olarak ele alınmakta.

2

ZAMAN KAVRAMI
1. GiRiŞ Bu ve bunu izleyen ana başlık altında İngilizce'de yer alan bütün zamanlar (= tense) ve yardımcı yüklemler (= modal verbs) iki ayrı başlık altında ele alınmaktadır. Zamanlar "Present", "Past", ve "Future" sırası ile, yardımcı yüklemler ise alfabe sıralamasında ele alınmaktadır. Önemli çeviri özellikleri, her zaman olduğu gibi, kutu içinde verilmektedir. 2. "Present" : Geniş zaman / Şimdiki zaman 2.1. Simple Present Tense a) Her zaman olan/olabilecek olaylar için kullanılır. - The earth rotates around the sun. Dünya güneşin çevresinde döner. b) Bir olayı naklederken, özellikle hikaye dilinde kullanılır. - Rosencrantz flips a coin. Rosencrantz yazı tura için para atar. c) Her zaman olan, olabilecek ve bir sıklığa sahip olayların anlatımında kullanılır. - I always/sometimes/rarely brush my teeth. Dişlerimi her zaman/bazan/nadiren fırçalarım. Simple Present'ın bu kullanımları (A-C) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + -Er/Ir" yapısı kullanılır. d) Geleceğe ait kesin bir olaydan söz ederken kullanılır. - We set off after lunch. Öğle yemeğinin ardından yola çıkıyoruz. e) Normalde "yüklem + -ing" yapısı ile kullanılmayan bazı yüklemlerle birlikte kullanılır. Bu yüklemlerin başlıcaları: astonish, belong to, believe, concern, consist of, contain, depend on, deserve, detest, dislike, doubt, feel, fit, forget, guess, have, hear, hate, imagine, include, impress, know, like, love, need, owe, realize, recognize, regret, resemble, remember, satisfy, see, seem, smell, sound, suppose, taste, think, understand, want, wish feel yüklemi "fikir sahibi olmak" (- I feel he is right) anlamında "ing" almaz; "hissetmek" anlamı (- How are you feeling today?) taşıdığında "-ing" alır. • have yüklemi "sahip olmak" (- She has three children.) anlamında "-ing" almaz"; "..almak / yemek" anlamı (- They are having lunch.) taşıdığında "-ing" alır.

3

It smells nice.She is always complaining about my dog.I think he is right.Stop ! Dur ! 2. Sürekli / Hep / Durmadan köpeğimden şikayet ediyor.) anlamında "-ing" almaz.What are you doing tomorrow ? Yarın ne yapıyorsun ? d) Konuşmacıyı tedirgin eden ve sık tekrarlanan bir olay için "always" ile birlikte kullanılır. • see yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (. c) Geleceğe yönelik kesin planlarda kullanılır. Present Continuous Tense a) Şu anda gerçekleşmekte olan olaylar için kullanılır.3. . b) Şu aralar olmakta olan olaylar için kullanılır. f) Emir vermek için kullanılır. Bir cümle okuyorsun/okumaktasın.Iyor" yapısı kullanılır.) "-ing" ile kullanılabilir. 2. 4 . . . / Gaipten sesler duyuyorum. "düşünmek" anlamı (. "koklamak" anlamı (-She is smelling the flowers.Er/Ir" ya da çoğu kez "yüklem + .Why are you tasting the soup?) taşıdığında "ing" alır. • taste yüklemi "tadı olmak" (.It tastes nice. genelde "just" ile kullanılır.) anlamında "-ing" almaz. • Simple Present'ın bu kullanımları (D-E) Türkçe'ye aktarılırken "yüklem + .I am reading a wonderful novel. Present Perfect Tense a) Az önce tamamlanan bir olay için.hear yüklemi alışılmadık durum belirttiğinde (.I have just drunk a cup of tea. Şahane bir kitap okuyorum/okumaktayım. Present Continuous'un bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -Iyor/mEktE" kullanılarak aktarılır. Az önce/Daha şimdi bir fincan çay içtim.) anlamında "-ing" almaz.You are reading a sentence.I'm hearing things.I'm seeing double) "-ing" ile kullanılabilir. . . "tatmak" anlamı (.What are you thinking ?) taşıdığında "-ing" alır.2. .) taşıdığında "ing" ile alır. • think yüklemi "fikir sahibi olmak" (. • smell yüklemi "koku salmak" (.

çeviri metni resmi bir dil taşıdığında da "yüklem + . Present Perfect'in bu kullanımları (A-D) Türkçe'ye "yüklem + -DI". . 3 Oscar kazandı. 2. . eylem sonuçlanmamış ise (A) "yüklem + -Iyor/-mEktE". eylem sonuçlanmış ise (B) "yüklem + -DI" ile aktarılır.You look terrible. c) Geçmişte yapılmış./Birleşik Devletler'e iki kez gitti. daha süreli bir eylemi kapsar. [1] Nüfus son zamanlarda önemli ölçüde arttı/artmıştır. Simple Past Tense 5 . . Bu kullanım (E) Türkçe'ye "yüklem + -DIr" yapısı ile aktarılırsa da -DIr takısı genelde düşer. d) Sınırları kesin belirtilmeyen bir zamanı belirtmekte olan bir terim ile birlikte [1].I have been writing since ten this morning. b) Kimi zaman. Bu sabah ondan beri yazıyorum/yazmaktayım.He has won 3 Oscars. Yedi senedir öğretmenim/öğretmenlik yapmaktayım/yapıyorum. . yer.4. şu anda ya da gelecekte yapılabilme olasılığı var olan olaylar için kullanılır. Present Perfect Continuous Tense a) Present Perfect'ten farklı olarak. ya da. Peter Amerika'da iki kez bulundu. . Kavga mı ettin ? Present Perfect Continuous Türkçe'ye.b) Yapılmış ama zamanı belli olmayan eylemler için.They haven't had a holiday this year. olayın kendisi bitmiş olsa bile etkisi sürmektedir.I have been a teacher for 7 years. Have you been fighting ? Berbat görünüyorsun. e) "be" yüklemi ile birlikte. nitelik. ya da zaman belli olsa da eylemin kendisi kadar önemli olmadığı durumlarda kullanılır.The population has risen dramatically lately. . Past : Geçmiş zaman 3. olayın geçtiği zaman diliminin henüz sona ermediği durumlarda [2] kullanılır. vs. [2] Bu sene tatil yapmadılar.Peter has been to the States twice.1. . belirten yapıların oluşturulmasında kullanılır. 3.mIştIr" yapısı ile aktarılır.

. Kavga mı etmiştin ? Past Perfect Continuous Türkçe'ye " yüklem + .When the police arrived. 3. O sabah 10'dan beri yazmaktaydım. Past Perfect Continuous Tense "Present Perfect Continuous" yapının past halidir. Bu kullanımın Present Perfect'ten farkı olayın geçtiği zamanın ve ayrıntıların önem kazanmasıdır. .I had been writing since 10 this morning. Past Perfect Tense a) Geçmişe ait iki olayın bulunduğu bir durumda ve bu iki olaydan birinin diğerinden önce olması halinde. ya da. . Simple Past'ın bu kulanımı (B) Türkçe'ye "yüklem + -I/ErdI" kullanılarak aktarılır.Where did the accident happen ? Kaza nerede oldu ? Simple Past'ın bu kullanımı (A) Türkçe'ye "yüklem + -DI". "never". 3 Oscar kazanmıştı. . 3.DıydI" ile aktarılır. sonra olan olay için de "Simple Past" kullanılır. b) "Past Perfect" temelde "Present Perfect'in past halidir.He left a minute ago. "yüklem + . Past Continuous Tense a) Geçmişte bir süre devam etmiş olan olayların aktarımında kullanılır.2. Bir dakika önce çıktı. b) Geçmişe ait bir alışkanlık için "always".Iyordu / -mEktEydI / -mIştI kullanılarak aktarılabilir. 6 . Had you been fighting ? Berbat görünüyordun. .3. Polis geldiğinde hırsız kaçmıştı. daha resmi yapılarda ise "yüklem + mIştIr" kullanılarak aktarılır. the burglad had escaped. 3. pek sık olmasa da. vs.a) Geçmişte belirli bir zamanda bitmiş bir olay için kullanılır.You looked terrible.He always wore a hat. ile kullanılır. Sürekli/Hep şapka giyerdi. .He had won 3 Oscars. Past Perfect Türkçe'ye "yüklem + -mIştI" ile. önce olan olay için "Past Perfect". .4.

Israr etme. PAST İnanışa göre sefalet içinde yaşadı / yaşamış.He is believed to have a big fortune. Oldukça çok para kazanıyordu / kazanmaktaydı.Having completed the task. Patlamayı duyduğunda banyo yapıyordu. 3... . ..1. kimi zaman da bir inatlaşma söz konusu ise kullanılır. . She will say no.. the students had a break. b) Devam etmekte iken ani ve daha kısa bir eylemle karşılaşan ya da o eylem tarafından kesintiye uğratılan bir eylem için kullanılır.EcEk" ile aktarılır. "Gerund" yapılarda past "Gerund" (yüklem + .He is believed to have lived in misery. Past Continuous Türkçe'ye "yüklem + -Iyordu / -mEktEydI" ile aktarılır. .. the students will have a break. Future: Gelecek zaman 4.. PRESENT İnanışa göre büyük bir serveti var. ) 4.6. (= After they had completed . (= After they have completed . will a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olmadığı durumlarda kullanılır. . ) Görevi tamamladıktan sonra öğrenciler ara verdiler.Don't worry.Don't insist. 3. 7 .5.ing) yapısı "having + V3" kullanılarak past yapılabilir. Endişelenme. Başaracaksın. You'll succeed. this paint will give a terrible smell.Having completed the task. "Infinitive" yapılarda past "Infinitive" (to + yüklem) İngilizce'de "to have + V3" ile past hali alır.When it is wet. . . Bu yapı perfect nitelik de taşıyabilir. Hayır der / diyecektir.When she heard the explosion she was having bath. b) Sonucun kesin / doğal olduğu bilinen durumlarda. Islakken bu boya berbat bir koku salar / salacaktır. . Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + .She was earning quite a lot of money.

Bu kullanımlar (A-B) Türkçe'ye "yüklem + .This time tomorrow. [1] Onu arayacaktım.I was going to call him. .The Queen is to visit New Zealand.ya da bunun tam tersi olarak gerçekleşmesine gerek yokken gerçekleşen [2] . 4.Bu kullanım (B) Türkçe'ye "yüklem + .. .EcEk" ile aktarılır.Iyor / . . O beni aradı. .olaylar için kullanılır.They weren't going to visit the ancient church but they did so while they took shelter there during the rain. Ev ödevini yapman gerek. belirti varsa kullanılır. I think she's going to faint. Bu kullanım (B) Türkçe'ye "should" gibi aktarılır. 4.2.) to a) "will (definitely)" anlamında kullanılır. . .EcEk" ile aktarılır. b) Bir eylemin gerçekleşeceğine ait kesin iz. c) "was / were going to" yapısı yapılması amaçlanan ama gerçekleşmesine olanak ya da gerek kalmayan eylemler için [1] .I/Er" ya da "yüklem + . Sanırım bayılacak.EcEkDIr" ile aktarılır. 8 .3. He called me. . 4. Kraliçe Yeni Zelanda'yı ziyaret edecek.EcEktI" ile aktarılır.4. Bu kullanım (A) Türkçe'ye "yüklem + . Çok solgun görünüyor. b) "should" anlamında kullanılır. I'll be sleeping. Yarın bu saatler uyuyor olacağım. Future Continuous Türkçe'ye "yüklem + . be (am/is/are/ .You are to do your homework. Future Continuous Tense Gelecekte sürüyor olacak eylem için kullanılır. Bu kullanım (C) Türkçe'ye yüklem + .mEktE olacak" ile aktarılır. Sana yardım edeceğim.She looks very pale. [2] Antik kiliseyi gezmeyeceklerdi ama yağmurdan korunmak için oraya sığındıklarında geziverdiler. Endişelenme. be (am/is/are) going to a) Bir plan ya da kesinleşmiş amaç olduğu zaman kullanılır. I'll help you.Don't worry.

9 . I'll have gone to bed.kullanılır.mIş olacak" ile aktarılır.genelde zaman belirten by kelimesi ile birlikte . .This time tomorrow.5. Future Perfect Türkçe'ye "yüklem + .4. Future Perfect Tense Gelecekte bir zamanda tamamlanmış olacak eylem için . Yarın bu saatler yatmış olacağım.

YARDIMCI YÜKLEMLER 1. kimi yardımcı yüklemlerin isim ya da yüklem olarak taşıdıkları anlama (can (n) = teneke kutu.She was able to say a few words. vasiyetname) dikkat etmek gerekebilir.2 can a) bir şeyi yapabilmek .They will be able to complete the project on time. Projeyi zamanında tamamlayabilecekler. Her an gelebilir.He can be here any moment. will (n) = irade.EbIl. May (n) = Mayıs. 2. Bu nedenle.1. rica .Can you speak German ? Almanca konuşabilir misin ? b) olasılık . Kullanım ve Çeviri Yardımcı yüklemler alfabe sırasına göre ele alınmıştır. Onu anlayabilmiş değiliz. Gerekli zaman takısı eklenir. have (v) = sahip olmak. 2. must (n) = gereklilik. be (am / is / are) able to "Bir şeyi yapabilmek" anlamını taşır. c) izin. Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + . I can" gibi kısa yanıt durumları dışında). Tanım Bu bölümde ele alınan yüklemler birer yardımcı yüklemdir.Can I leave early ? Erken çıkabilir miyim ? . Birkaç kelime söyleyebildi." ile aktarılır.We haven't been able to understand it. Bir mil koşabilirim. 2. Tek başlarına kullanıldıklarında yüklem olarak taşıdıkları anlamı taşımazlar ("Yes. .Can you turn the volume down ? Sesi kısabilir misin ? 10 . .I am able to run a mile. . .

ile aktarılır.She can't have left earlier.I could swim across the lake then.4.3. O zamanlar gölü yüzerek geçebilirdim. 2.He could be at home. 2. e) Geçmişe ait olumsuz sonuç çıkarma.It can't be her. Uyuyor olabilir. . He could be sleeping. Sanırım yorgunsun. . rica . geçmişe ait olasılık . c) izin. could a) Geçmişte bir şeyi yapabilmek. Bu o olamaz. Daha erken çıkmış olamaz. b) Sadece I daresay yapısı ile.Could you do me a favour ? Bana bir iyilik yapar mısın ? d) teklif . Evde olabilir. Yapmaya cesaret edemez. f) Gerçekleşmemiş.I could have passed the test. 11 .Bu kullanımlar (a-c) Türkçe'ye "yüklem + .I daresay you are tired. She is much taller. dare a) Cesaret etmek . Sınavı geçebilirdim.She daren't do it.EbIl. olasılık .Perhaps she could answer all the questions. d) Olumsuz sonuç çıkarma . Belki de tüm sorulara yanıt verebilir. O daha uzun boylu. b) olasılık .Could we meet at around 12 tomorrow ? Yarın saat 12 civarında buluşabilir miyiz ? e) Sonuç çıkarma .

There is a phone call.5.He may have missed the bus.We didn't have to buy anything. / Belki de otobüsü kaçırdı. d) Geçmişe ait olası eylem .This book has a lot to say. Gidebilirsin. b) Gerekmezlik (= needn't ) . e) Geçmişte gerçekleşmemiş olasılık 12 .Many species may have died out by then.6. Cümlenin anlamını yanlış anlamamak için dikkat etmek gerekir. have (got) to a) Konuşmacının gerçeklere dayanarak ilettiği zorunluluk. Hiçbirşey satın almamız gerekmedi.7. .She has to leave immediately. O zamana kadar pek çok tür tükenmiş olabilir. . Hemen çıkması gerek. may a) Olasılık . . Bu kuyruklu yıldızı bir daha hiç göremeyebiliriz. . b) İzin.She won't have to go. had better Tercih. Hiç çalışman gerekmez.You don't have to study at all. Gitmesi gerekmeyecek. . rica . Onu bir kutuda saklasak iyi olur. c) Gelecekte tamamlanması olası eylem.I'd better keep it in a box.We may never see that comet again. "olsa iyi olur" .2. 2.Hadn't we better start rightaway ? Hemen başlamak/başlamamız iyi olmaz mı ? . (= This book has a lot of things to say. have to yardımcı yükleminin kullanımına benzer bir çekilde kullanılıyor olabilir. Kimi zaman have = sahip olmak yüklemi.) 2.You may go. Telefon var. Otobüsü kaçırmış olabilir.

Onu burada istemiyorum. Bu ilacın bazı yan etkileri olabilir. must a) konuşmacının zorunlu gördüğü. She must go. Sana ulaşmaya çalışmış olabilir. neden olmasın anlamını taşır.They might at least have apologized. h) "Rağmen" anlamı veren cümlelerde.8. Maçı kazanabilirlerdi. f) may as well = had better "may well" kullanımına dikkat ! Bu yapıda well kelimesi pekala. b) çok kuvvetli olasılık . kendi fikrine dayalı zorunluluk .000. 2. g) Dualar "may" ile olur. 2000 yılına gelindiğinde ölmüş olabilirsin(iz).He might have tried to contact you./ Mutlaka bir hata vardır.There must be a mistake.Might we suggest something ? Birşey önerebilir miyiz ? c) gelecekte tamamlanması olası eylem .This medicine might have some side effects. Bir hata olmalı./Gitmesi şart.They may have won the match. Gitmeli. Tanrı seninle olsun. Yeniden kontrol et. They played terribly. you might have died. devrik yapıda "may" kullanılabilir. Check it again..I don't want her here. might a) zayıf olasılık . "May" yardımcı yüklemi özneden önce gelir.9.May God be with you. 13 . d) geçmişe ait olası eylem . b) izin isteme .By the year 2. e) geçmişte gerçekleşmemiş olasılık . En azından özür dileyebilirlerdi [ama dilemediler] f) might as well = had better 2. .

. . Çadırımızı getirmemiz gerekmezdi. shall a) Gelecek. Horultusunu duyabiliyorum. 2..You needn't worry. ought to a) Öğüt. c) Yasaklama . . Onun çadırı yeterinde geniş.You must not take any pictures here.When shall we announce the results ? Sonuçları ne zaman açıklayacağız ? b) Sadece I ve we ile.We needn't have brought our tent. 2. 2.He must be sleeping.She ought to have been more careful Daha dikkatli olması gerekirdi. öneri. need(n't) a) Gerekmezlik (= don't/doesn't have to) . Endişelenmen gerekmez/gereksiz. . Uyuyor olmalı.12. I can hear his snore.He must have missed the bus.11. b) Geçmişte gerçekleş(me)miş olasılık. İki ayda bir temizlenmesi gerek.It ought to be cleaned every two months. Otobüsü kaçırmış olmalı.10.Need I sign it ? İmzalamam gerekir mi ? c) Geçmişte gerek olmadığı halde yapılmış eylem. tavsiye . b) Gereklilik . d) Geçmişte gerçekleşmiş olması olası eylem . Bu yapının olumsuzu musn't have ile değil can't have ile oluşturulur. Resmi kullanım. Bu yapının olumsuzu mustn't ile değil can't ile oluşturulur. Burada fotoğraf çekmemelisin(iz). his tent is large enough.Shall we go out ? Çıkalım mı ? 14 .

.You should be at home now. 15 .ya da bunun tam tersi eylem.She didn't use to smoke. Ders çalışıyor olmalıydın.She should have seen her mistake. tedirginlik ve öfke ifadesinde. Hatasını görmesi gerekirdi. You should be studying. f) Bazı yüklem ve sıfatlarla . Sanık sorguya çekilecek. he should succeed.14. b) Olumsuz yapıda. / Kazanacaktır. give him my message. Şu anda evde olman gerekirdi. c) Why veya How ile. Ofisten asla erken ayrılmazdı. 2.I used to exercise regularly. Resmi kullanım. .He should work harder.Should he come. . Kazanması gerekir.He never used to leave the office early. e) Geçmişte gerçekleşmemiş gereklilik .I advise that she should resign. İyi çalıştı.Was it essential that he should be sacked ? g) Second conditional yapıda.The accused shall be interrogated.How should I know it ? Ben nereden bileyim ? d) Olasılık . used to a) Geçmişte olan ve artık devam etmeyen al??kanlık. . Daha fazla çalışması gerek.He worked hard. devrik cümle oluşturmak için. b) Şu anda gerçekleşmesi gerekirken gerçekleşmeyen . . Düzenli olarak alıştırma yapardım.13.c) Will yerine. Eskiden sigara içmezdi. . 2. . should a) Yükümlülük . . geçmişte olmayıp sonradan edinilen al??kanlık. So.

. bu alışkanlığın bitmiş olmasının gerekmemesidir. e) Second conditional türü kullanımda 16 . Seninle geleceğim. Then I got used to living here.15. will a) Geleceğe yönelik durum.I will come with you. we'll be opening a new branch. Gelecek ay yeni bir şube açmış olacağız. kimi zaman inat taşıyan eylem. Gelecek ay yeni bir şube açıyor olacağız. b) Rica. istek .Next month. ./Reddedecektir."Your neighbours upstairs are making a lot of noise. . 2. life was difficult. d) Geçmişte gerçekleşmemiş eylem.Her ne kadar used to ile doğrudan bir ilgisi olmasa da." .She is so stubborn. would a) Geçmişte alışkanlık. but he wouldn't. Be used to "alışkın olmak". b) Rica.Would you send the brochures as soon as possible ? Broşürleri olabildiğince çabuk gönderir misiniz ? c) Geçmişte zorunluluk.He would drink a glass of wine after dinner."I'm used to it. . we'll have opened a new branch. Çok inatçı.Next month. Reddeder. Used to yapısından farkı.Will you please leave the door open ? Lütfen kapıyı açık bırakır mısın ? c) Geleceğe yönelik kesin ve doğal sonuç . karışıklığa çok çabuk neden olabildiği için be used to ve get used to yapılarına da değinmek yerinde olacaktır. 2. Akşam yemeğinden sonra bir bardak şrap içerdi. ." .We would have stayed longer but the weather changed. Bana yardım etmesini istedim ama etmeyeceği tuttu. She'll refuse it. get used to ise "alışkanlığı kazanmak" anlamlarını taşırlar ve yardımcı yüklem özellikleri yoktur.I begged him to help me.16.When I first moved to Ankara. istek . . eylem . Daha uzun kalırdık ama havalar değişti.

I'd rather you went first. birbirlerinin past hali olarak kullanılırlar.. O kadar tembel olmasaydın şimdi üniversitede okuyor olurdun.We'd rather starve to death than eat it. . would rather "Tercih etmek. Sessiz kalmayı yeğlerim. Tercih söz konusu olduğunda than kullanılır. shall yapısının past hali sadece would yardımcı yüklemi olabilir. / Ben iyisi mi sessiz kalayım. Onu yemektense açlıktan ölmeyi tercih ederiz.If you had not been so lazy you would be studying at university now. Senin önce gitmeni tercih ederim.17. 17 . ama anlam past değildir. özellikle Reported Speech yapılarda. 3.I'd rather die keep silent. Diğer kullanımlar Bazı yardımcı yüklemler. would rather + kişi durumunda bu kişiden sonra gelen yüklem Simple Past Tense ile oluşturulur. shall yardımcı yükleminin past halinin should olduğudur. . yeğlemek" anlamını taşır. . Bu konudaki yanılgılardan biri. 2.

4. be. * Future will It will be completed on time. * perfect It will have been opened by next week. Cont. 18 . Türkçe'de ise "edilgen" yapı "yüklem + -Il/In" yapısı ile oluşturulur. Cont. were. continuous You will be being informed soon. Past Per. . Past Perfect He had been misunderstood. Present Per. ZAMANLAR VE YARDIMCI YÜKLEMLERDE "PASSIVE" Simple Present English is spoken in many countries. cümleye göre. going to They are going to be invited. Present Perfect She has been informed. "Be" yüklemi cümlenin zamanına uygun olarak "am. "ACTIVE" CÜMLENİN NESNESİNİN BİR "CLAUSE" OLMASI Örneklerde de görüleceği gibi.People believed (that) the witches communicated with the devil. "PASSIVE" ANLAM TAŞIYAN YÜKLEMLER Bazı yüklemler. 3. The research has been being done. KULLANIM İngilizce'de "passive" yapı "be + V3" yapısı ile olur.Your report reads well.EDİLGEN YAPI 1.The new Ford is selling badly. . Past Continuous I was being followed. was. Modal verbs can can + V3 could could + V3 had better had better + V3 have to have to + V3 may may + V3 might might + V3 must must + V3 need need to + V3 ought to ought to + V3 shall shall + V3 should should + V3 used to used to + V3 would would + V3 would rather would rather + V3 * ile işaretli olan yapıların kullanımı yoktur. CLAUSE İnsanlar cadıların şeytanla iletişim kurduğuna inan(ır)dı. Present Continuous The house is being decorated. 2.It is a nice material. is. been" hallerinden birini alır. are. * Simple Past I was informed. "active" bir cümlenin nesnesinin bir "clause" olması durumunda . but it doesn't wash. I had been being questioned for hours. . "Passive" anlam taşıyarak kullanılabilirler.

b) "will" anlamında .bu cümle çeşitli durumlarda "passive" yapılabilir. be to + PASSIVE a) Gereksinim .Whether he was telling the truth was not known.3.These carpets are to be cleaned regularly. S V Cadıların şeytanla iletişim kurduğuna inanıl(ır)dı. "supposed to" . Hiçbiryerde görülmedi/ Onu gören olmadı. "be + to blame" yapısı "be + to be blamed" anlamında .The dog was nowhere to be found. "anything / nothing" + "to do / to be done" .It was believed that the witches communicated with the devil. (=should be cleaned) .There is nothing to do. . Bu tür "passive" cümlelere bir diğer örnek: . "INFINITIVE" YAPININ "PASSIVE" HALİ 5. Bu formun mürekkepli kalemle doldurulması gerek.It was not known whether he was telling the truth. Yapacak hiçbirşey yok.He was nowhere to be seen.There is nothing to be done.2.4. CLAUSE . 5.Nobody knew whether he was telling the truth. "be" + "to be seen / found / congratulated" ./ Kazada kimsenin suçu yoktu.The witches were believed to communicate with the devil. . / Elden birşey gelmez [o yüzden at onu gitsin].This form is to be filled in in ink. .I am supposed to be at home gibi bir cümle iki tamamen farklı anlam taşıyabilir: 19 . 5. 5. . S V . Yapacak/ Yapılacak çok iş var. Kaza için kimse suçlanamazdı.There is a lot of work to be done. S V O = CLAUSE . Köpek hiçbiryerde bulunamadı. . Yapacak hiçbirşey yok [bu yüzden canım sıkılıyor].That the witches communicated with the devil was believed.5. 5.An offer as generous as this one is not to be refused. 5. Bu kadar cömert bir öneri reddedilmez.Nobody is to blame for the accident.1.

"get + (nesne) + V3" İngilizce'de edilgen yapıda "be + V3" yerine "get + V3" kullanılabilmektedir. / Keşke beni davet etselerdi şeklinde Türkçe'ye aktarılabilir.I would like to have been invited cümlesi Davet edilmiş olmayı isterdim.I would like to be invited cümlesi Türkçe'ye Davet edilmeyi isterim. Şu an evde olmam gerekirdi.He got his money stolen. . Uygun anlam "bağlam" yolu ile anlaşılabilir. Parasını çaldırdı. 20 . .7. "to have been + V3 " "to have been + V3" yapısı "perfect/past" anlam taşıdığından .How did the window get broken ? Cam nasıl kırıldı ? . [2] = I should be at home now.6. 5. Herkes benim evde olduğumu sanıyor.[1] = Everyone supposes that I'm at home. 5. / Keşke davet edilsem şeklinde aktarılabilirken.

..The old secretary could both type excellently and take shorthand. hem de". 2..Ip". Eski sekreter hem kusursuz daktilo yazabiliyordu hem de steno biliyordu. "Gerek . 2. and or but. Bunlardan basit olanlar.. İstifa etmekten başka bir seçeneğimiz yok. KULLANIM VE ÇEVİRİ 2. TANIM Cümleyi oluşturan unsurlar birbirlerine "coordination" yolu ile bağlandıklarında. nor not only . "And" Türkçe'ye "ve". And. Bu yapı Türkçe'ye "Ya .I wonder whether I should stay and wait or whether it is better to leave. ya da ".. ya da ".. Kalmalı ve /Kalıp beklemeli miyim yoksa / ya da /.Either you are crazy or I know nothing.3. 2.. "But" Türkçe'ye "fakat". . (Ya sen çılgınsın ya da ben birşey bilmiyorum! ) / Eğer sen çılgın değilsen ne olayım ! . haricinde) anlamını taşıyabilir. "ancak"." ile aktarılabilir.. or . Both . and nor. or.We have no choice but resign." ile aktarılabilir. "(ve)yahut". or both . Nor "Nor" kullanılan cümlede. "veya". Bu yapı Türkçe'ye "Hem . Either .You may either stay here or (you may) go out. Bu durumda "but" kelimesini bir yüklem izlerse yüklem "to" kullanılmadan bağlanır. "İster . Kimi zaman "but" kelimesi "except" (= dışında. neither . . 2. "özne + yüklem" yapısı tersyüz edilerek devrik yapı oluşturulur.2... İster burada kal ister çık. "Or" Türkçe'ye "ya da".. ister" yapıları ile aktarılır. 21 . and .. vurgu sağlamak için... but Kullanım ve çeviri açısından bu üç basit "coordinator" önemli sorunlar oluşturmazlar.. but (also/as well) olarak guruplandırılabilir." şeklinde aktarılabilir. "yüklem + ..1. ayrılmak daha mı iyi bilemiyorum... ya da".CÜMLE + CÜMLE: "COORDINATION" 1. kullanım açısından daha kapsamlı olanlar ise either . "ama". ya da ".. gerekse" yapıları ile aktarılır..4. çeşitli "coordinator"lar kullanılmaktadır.

ne de" şeklinde aktarılabilir. 2. nor Bu yapıda da vurgu amacı ile devrik yapı kullanılabilir. . Konu hakkında ne bilgimiz var ne de tamamen bilgisiz durumdayız.He didn't accept the offer. hem de" ile aktarılır. Hem bürosuna zorla girdiler hem de bilgisayarını çaldılar. Bu yapı Türkçe'ye "ne .. (but) they also stole his computer. bir de / ayrıca / üstelik + { olumlu / olumsuz yüklem } yapısı ile ya da "hem . Nor did he refuse it.. "Not only.... iyi bir şarkıcıdır da. but (also/as well) "Nor" kullanılan cümlede olduğu gibi.. 2....... .We are neither aware nor (are we) fully ignorant of the subject../Reddetmedi de. Not only . Teklifi kabul etmedi. Neither . ne de" ya da " -mEdIğI / mEyEcEğI gibi.." yapısıyla cümleye başlanması durumunda cümlede devrik yapı oluşur.. .Not only does he play the guitar but he is a good singer (as well).They not only broke/Not only did they break into his office.5... Bu yapı Türkçe'ye "ne . Red de etmedi. 22 . Bu yapı Türkçe'ye "sadece / yalnızca + {olumsuz / olumlu yüklem } .6. . olumsuz yüklem" şeklinde aktarılabilir. Sadece gitar çalmakla kalmaz...

S V O . ÇEVİRİ İŞLEMİ Cümle içindeki görevleri "özne" [1] ya da "nesne" [2] yerine geçmek olduğunda ikincil cümleler basit cümle yapısının özne ya da nesneleri olarak kabul edilebilir ve Türkçe'ye rahatlıkla aktarılabilirler. çeşitli tamlamalar yapılarak da bağlanabilirler. he was in the army. şeklinde bir yapı mevcuttur. TANIM İngilizce'de ve Türkçe'de cümleler birbirlerine basit bağlaçlarla bağlanabildikleri gibi.The sentence(that) you are reading is a clause sentence.They say that it is easy to make a noun clause. önce kendi içinde bir basit cümle yapısı taşıyan "nesne" Türkçe'ye çevrilirse: . "Super Structure" gibi isimler alır.Tom claims (that) a child stole his vallet. Yan cümle Ana cümle 2. Bu yapılar İngilizce'de "Clause Sentence". [2] S V O ("Noun Clause) Comparative Clause" ve "Adverbial Clause" yapılarda ise bir cümlecik + cümle durumu söz konusudur ve çeviri işlemini de buna göre yapmak gerekecektir.. Bu durum biri "Noun Clause" [1] diğeri ise "Adverbial Clause" [2] olan iki cümlenin çevirisi ile açıklanırsa: .CÜMLE + CÜMLE: "SUBORDINATION" 1.Tom claims that the problem is exaggerated.Tom claims that a child stole his vallet. bir çocuğun cüzdanını çaldığını Bu nesne tüm cümleye eklendiğinde. 23 . Ana fikri taşıyan ve mutlaka tam bir yargı oluşturan cümleye "Baş / Ana Cümle" (=Main Clause). . .When I met him.Tom bir çocuğun cüzdanını çaldığını iddia ediyor çevirisi ortaya çıkacaktır. . [1] cümlesinde.. "Relative Clause" ve "Noun Clause" bu tür yapılardır. [1] S V O ("Relative Clause") . S V (:) O Ö N Y . her türden diğer bileşene ise "İkincil / Yan Cümle" (=Secondary/Subordinate Clause) denilmektedir. İngilizce bir basit cümle ( S + V + O ) Türkçe'ye S + O + V (Ö+ N+ Y) şeklinde aktarılabileceğine göre. (that ) a child stole his vallet. S V O Ö N Y .

(O) geç kaldığı için (o) otobüsü kaçırdı. he missed the bus Neden belirten Ana cümle yan cümle yapısı ortaya çıkmaktadır. [2] cümlesi incelendiğinde ise.Because he was late.Because he was late. he missed the bus. S V. şeklinde olacaktır.Oysa bir "adverbial clause" olan . he missed the bus. S V O Ö Y Ö N Y . 24 . . . Bu durumda da çeviri işlemi.Because he was late.

Bir "Relative Clause" yapıda bu türden bir "preposition" olması durumunda yüklem ya da sıfata ait "preposition" "who/which"in hemen önüne alınabilir. Kişi isimleri için ise "who" ya da "that" kullanılır. önce tamlayan. İngilizce'nin aksine..The man my sister loves has never talked to me. Tamlayan İsim (-an = bağlayan)  Özne Bu örnekten de anlaşılacağı gibi.Tom didn't like the computer which they recommended. Tom onların tavsiye ettiği bilgisayarı beğenmedi. Her iki durumda da "that" çoğu zaman resmi nitelik ta??mayan anlatımlarda kullanılmaktadır. Türkçe'de ayrıca yükleme "-En" ya da "-DIğI" eklenir.The ring that/which was stolen has finally been found. .RELATIVE CLAUSE 1. çeviri yaparken tamlayan ile tamlananın yerlerini değiştirmek gerekmektedir. Lideri öldüren adam sorgulanıyor.The man who killed the leader is being questioned. listen to gibi). which.Çalınan yüzük sonunda bulundu. . TANIM "Relative Clause" yapı bir isim ve o ismi tanımlayan ve isme genelde "who .) hemen arkasından bir yüklem gelmesi durumunda bağlayan kelimenin kullanılması zorunludur.1. which. Bana kime bağırdığını söylemedi.) hemen arkasından bir yüklem gelmemesi durumunda (isim + [who/which/. . İsim + İsim Kızkardeşimin sevdiği adam benimle hiç konuşmadı. İngilizce'de kimi yüklemler ve sıfatlar bir "preposition" ile birlikte kullanılırlar (look at. . who/which/that Nesne isimleri için "which" ya da "that" kullanılır. Bağlayan kelimenin (who.. > He didn't tell me at whom he shouted. Oraya park edilen araba çekilerek götürüldü. 25 . where . DEFINING RELATIVE CLAUSE 2. that. which .The car which was parked there was towed away. sonra da tamlanan isim şeklinde yapılmaktadır: ." gibi kelimelerle bağlanan bir tamlayandan oluşur: . . Bağlayan kelimenin (who. .. . 2. İsim Bağlayan Tamlayan Yüklem   Özne Türkçe'de bu tür bir yapı.He didn't tell me who he shouted at. ..] + isim) bağlayan kelimenin kullanılması zorunlu değildir.

. the man who is waiting over there. . which someone can / will / .I like the girl (who is) studying over there.The boy who brings the milk has been ill for some time. Kaybedilen cüzdan henüz bulunamadı. "All that ..The purse (which was) lost has not been found yet. 2. . "-ing" clause Bu tür cümleler "who/which" ile yapılan tamlamanın bir tür kısaltması niteliğindedir. Bu nedenle de. Past Participle (=V3) Clause Bu yapıda ismi izleyen ve "past participle" durumda kullanılan yüklem.Bu yapıda "preposition"dan önce kesinlikle "that" kullanılamaz. Dikkat edilmesi gereken nokta. 2." yapısı "-EnlErIn tümü / hepsi / ..the thing which anlamında . .3..I can't find anything to say. örneğin. Bu cümle. . kimi zaman iki yüklemin birbiri ardına gelmesidir.. Relative Clause" yapılarda what kelimesi de .All (that) I own is yours.. (= anything I can say. "Cleft" Cümle 26 . * The boy bringing the milk has been sick in bed for some time. ↵ ..2.. S V O Sahip olduğum herşey senin (dir)..the man over there. edilgen (=Passive) özellik ta?? maktadır.." anlamını taşır.The gained first position in what is the most important competition of the year. who /whom /. " yapısında "-En/DIğI herşey" anlamı vardır. Ö N N Y "None /All / . 2... the man waiting over there.) (Ben) söyleyecek birşey bulamıyorum. ↵ Bu yapı çeviri açısından bir sorun oluşturmaz. oğlanın hem sütü getiriyor olması (The boy [who is ] bringing) hem de bir süredir hasta yatıyor olmasıdır. Örneğin.. Bu yapıda genelde yükleme "continuous" anlam yüklenir. Şurada çalışan / çalışmakta olan kızdan hoşlanıyorum. S V O O (Ben) sana istediğin herşeyi vereceğim. Ö N Y .5. cümlesi yanlıştır. .4. .I will give you all you want. + yüklem" yapısıdır. Ö N Y "anything / nothing /. to + yüklem" yapısı aslında "anything / nothing /. / kız hoşuma gidiyor.. . Prepositional Phrases .. (of) those/the people /.kullanılabilir. 2. S V O Bilet isteyenlerin tümünün girişe gitmesi gerekmekte.. şeklinde düzeltilebilir. .All those who want a ticket should go to the entrance. Buradaki mantıksızlık.

. who(m) / which . .It was my mother who threw an egg at the President yesterday. is / was . Annem Başkan'a yumurtayı dün fırlattı.Cümlenin belirli bir parçasını vurgulamak gerektiği zaman. 3.My left leg hurts. "Non-defining relative clause" bu özelliğinden ötürü "Extra Information Clause" olarak da tanınır. ya da bazı yapılar için devrik yapı kullanmak. a) It is/was/.My mother threw an egg at the President yesterday. NON-DEFINING RELATIVE CLAUSE Bu yapıda kesinlikle that kullanılmaz. S V 3.It was at the President that my mother threw an egg yesterday. who/that. b) What . is totaly crazy cümlesinde whom you know well bölümü. Tamlayan bölüm bir tür fazladan bilgi verir konumdadır ve bu yüzden de ana cümleden virgül yolu ile ayrılmaktadır. whom you know well. Annemin Başkan'a dün fırlattığı (şey) (bir) yumurtaydı. Annem dün Başkan'a yumurta fırlattı. .It was an egg that my mother threw at the President yesterday. İngilizce'de bunun yazı dilinde yolu vurgulanacak bölümün altını çizmek ya da o bölümü yatık harflerle yazmak. .1.. → What I like in her is her charm.What my mother threw at the President was an egg. . İki tür "cleft" cümleden söz edilebilir. Annemin dün yumurta fırlattığı (kişi) Başkan'dı..I like her charm. Annemin Başkan'a fırlattığı şey yumurtaydı. Türkçe'de vurgulanacak bölüm yükleme yaklaştırılmaktadır. "Relative Clause" özelliği taşıyan "cleft" cümle.John whom you know well is totally crazy. Bu nedenle.. çeviri esnasında aradaki virgülleri yok saymak yeterli olacaktır. 3. kendisinden önce gelen ismi nitelendirmektedir.It was yesterday that my mother threw an egg at the President. Başkan'a dün yumurta fırlatan (kişi) annemdi. . where / when 27 . . . → What hurts is my left leg. konuşma dilinde ise sesin yükselmesi ile vurguyu belli etmektir. .2. .. aynı Defining Relative Clause yapılarda olduğu gibi. vurguyu sağlamanın bir diğer yoludur.John.

bu durumda Tim üçü zaten iflas etmiş dört şirkete parasını yatırm?? olmaktadır. bunlardan üçü bir sene içinde iflas etti cümlesi ile anlam tam ve doğru olarak aktarılmış olmaktadır. Cümle ne kadar karmaşık yapıda gözükürse gözüksün. which ve that yerine where ve when kelimelerini kullanmak da mümkündür. cümlesi hatalı bir anlam aktarıyor olacaktır. b) Emir / İstek cümleleri 28 .Around 40.3. TANIM "Noun Clause" bir tür basit cümle olarak ele alınabilir ve çeviri işlemi de buna göre yapılabilir. Üç kızkardeşi var.Who. cümlesi aynı bir Defining Relative Clause gibi ele alınabilir ve bu şekilde Türkçe'ye aktarılabilir. 2. of whom / which . Defining ve non-defining yapılarda ortak olan nokta tamlayan bölümün kendisinden önce gelen ismi nitelendirmesidir.Edinburgh.He has three sisters. aşağıdaki bölümlerde yer alan örnek cümlelerden de anlaşılacağı gibi. where I was born. üçü de öğrenci. is a beautiful city. (S + V + O + O(S+V+O) ) Ann bana Tom'un biradan hoşlandığını söyledi. . Doğduğum yer olan Edinburgh güzel bir şehir. 3. Sentential Relative Clause yapıda ise tamlanan virgülden önceki cümlenin tümüdür. Tim parasını dört şirkete yatırdı.000 kişi stadyum konserini izlemek için bilet aldı. Reported speech a) Normal cümleler .4. Bu nedenle de çeviri esnasında büyük dikkat gösterilmesi gerekir. which was more than was expected. . 3. zira. . all / none / both / . all of whom are students. Sentential Relative Clause Sentential Relative Clause diğer relative clause yapılardan farklı bir özellik taşımaktadır. Yazık oldu. Bir başka örnek bunun nedenini daha iyi açıklayacaktır. Yaklaşık 40. Bu umulan sayının üzerindeydi. which was a pity. Genç yaşta öldü.1. aslında bir S+V+(O) yapısı mevcuttur ve bu yapı Türkçe'ye Ö+(N)+Y şeklinde aktarılır..He died young.Ann told me that Tom liked beer. three of which went bankrupt in a year.Tim invested all his money on four companies. Oysa virgülden sonra gelen bölüm ayrı olarak aktarılırsa. "THAT" CLAUSE 2.000 people bought tickets for the stadium concert. Ancak. cümlesi tek bir cümle halinde Türkçe'ye aktarıldığında ortaya çıkan * Tim bütün parasını üçü bir sene içinde iflas eden dört şirkete yatırdı. NOUN CLAUSE 1. en iyisi virgülden sonra gelen bölümü ayrı bir cümle halinde aktarmaktır. .

The report. bu durumda örnek cümledeki "the" kelimesinin kullanılmaması gerekirdi. öznenin niteliğini açıklamak için "that" ile bağlanan bölüm kullanılabilir. how (much / many / far / tall / . realise.4. realise / see / . Bütçe açığının artacağı ortada(dır). Çeviri ya da kullanım açısından diğer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir.. 3. That .1." ile çeviriye başlanmasıdır..3.I noticed that he was telling the truth. (S + V + O + O(V+O) ) (Biz) oğlanlara kekten uzak durmalarını söyledik... Cümle "Bu" kelimesi ile başlanarak aktarılacak ise bu durumda cümle incelendiğinde. justifies me. . 2. "That" ile başlayan cümleler "It . Bu tür cümleler .That the budget deficit will increase is obvious S V ? durumu ortaya çıkacaktır. why." yapısı ile de oluşturulabilir.. which.2. Böyle bir çeviri. 3. 2.. . "be" + that "To be" yükleminin ardından. hear.(S + V + O(S+V+O)) Benim tahminim enflasyonun sorun olarak kalaca??(dır). where.We told the boys to keep away from the cake. )" gibi yapıların kullanıld??? cümlelerdir. Yani cümlenin sonunda yer alan "is obvious" bölümü ortada kalacaktır. (S + V + O(S+V+0)) (Ben) onun doğruyu söylemekte olduğunu farkettim. . + that Bu yapıda "notice. İsim. imagine" gibi yüklemlerin ardından "that" ile başlayarak bu yüklemin nitelediği unsur anlatılmaktadır. that . . that . (S(NOUN+THAT+S+V+O) + V + O) Onun önlemler alacağı (şeklindeki) rapor beni haklı çıkarıyor. Bunun nedeni de cümlenin başındaki "That" kelimesine aldanılıp "Bu . 1. see. "That" kelimesi "that book/pen/man" gibi yapılarda olduğu gibi kendisinden sonra gelen ismi niteliyor olsa.5.That the budget deficit will increase is obvious türü bir cümle çeviri açısından sorun oluşturabilmektedir. 2. understand.. 2.It is obvious that the budget deficit will increase. . Reported Speech 29 .. that he will take measurements. 2.My assumption is that inflation will remain a problem. "WH" CLAUSE "Who(m/se).. when.. iki yönden yanlıştır. yukarıdaki örnek cümle açısından. ..That the budget deficit will increase is obvious (S( THAT +S+V+O) + V + O) yapısı taşımaktadır ve cümlenin başındaki "That" Türkçe'ye "yüklem + -DIğI / -EcEğI" şeklinde aktarılır..

Konuşan kişinin sorularının aktarımıdır.5. is interesting. .3. (S+ V+ O(WH+S+V+O)) Peter (onların) kutuyu nereye koymuş olduklarını sordu. öznenin niteliğini açıklamak için "WH" ile bağlanan bölüm kullanılabilir. WH. to go. (S(WH+S+V+O) + V + O) Onun neden polisi aramadığı bir gizem(dir). understand.Peter asked where they had put the box. (S(WH+S+V+O) + V + O(WH+S+V+O)) Benim Tom'a verdiğim şey. see. Reported Speech Konuşan kişinin bir soru kelimesi (WH) kullanmadan oluşturduğu soruların aktarılmasıdır.1.My lawyer asked me if /whether I had sent the form. 3. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir.2. 3.6. 3.. (S(NOUN.Why he didn't call the police is a mystery.His wife cannot understand why Peter refused the offer. . (S +V + O(WH+S+V+O)) Sorun çocukların yolu nasıl bulacakları (dır). (S + V + O(WH+S+V+O)) Karısı Peter'ın teklifi neden reddettiğini anlayamıyor. WH+S+V+O) + V + O) Max'in onu neden anlatmadığı şeklindeki sorun ilginç (tir).) . onun benden istediği (şey) değildi. . why Max didn't tell it.. Nereye gideceğimi/gitmem gerektiğini bilmiyorum. WH + to WH kelimesini izleyen bölümde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı.The problem is how the children find the way. hear. . imagine" gibi yüklemlerin ardından "WH" ile başlayarak bu yüklemin nitelediği unsur anlatılmaktadır. . 4. + be + (WH . 4. "YES/NO" CLAUSE 4.Your question.I don't know where I should go. . (S + V + O + O(IF+S+V+O)) Avukatım bana (benim) formu gönderip göndermediğimi sordu. realise.. whether to 30 . Çeviri ya da kullanım açısından diğer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur.4.2. İsim.What I gave Tom was not what he wanted from me. + WH Bu yapıda "notice. "be" + WH "To be" yükleminin ardından. realise/see/. 3. . WH + to olarak kısaltılabilir. 3. WH .

He didn't tell us whether or not he will be staying with us. f) whether or not yapısında "if" kullanılmaz. whether yapısında "if" kullanılmaz. . Kalmalı mıyım. Herşey onların zamanında gelip gelmeyeceklerine bağlı.You have yet to answer my question. Sınavı geçip geçemeyeceği kuşkuluydu. d) . kalmamalı mıyım bilmiyorum. whether I can count on your vote. . .The boss doesn't know whether he should believe his excuse / to believe his excuse. Nasıl da / Ne de büyük bir şans kaçırm?? olduğunu bilmiyordu. Patron onun mazeretine inanmalı mı inanmamalı mı bilemiyor. Benim sorunum zam alıp alamayaca??m... "Whether" daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. c) "preposition" + whether yapısında "if" kullanılmaz. . . Bu yapı kimi zaman iki ayrı anlam taşıyabilir ve doğru anlamın çıkarılması için cümlenin geçtiği metnin içeriğine bakılması gerekebilir.It is incredible how fast he can run. 5. 31 .Whether he would pass the test was oubtful."Whether" kelimesini izleyen bölümde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı. b) "be" + whether yapısında "if" kullanılmaz. . O kadar hızlı koşabilmesi inanılmaz (bir şey). a) Whether + cümle + V + (O) yapısında "if" kullanılmaması tavsiye edilir. whether to olarak kısaltılabilir.My problem is whether I will get a pay rise. e) whether + to yapısında "if" kullanılmaz.Everything depends on whether they will come on time. senin oyuna güvenebilir miyim soruma yanıt vermen gerek. EXCLAMATIVE CLAUSE . 4. "If" ve "whether" farkı Kullanım açısından "if" ve "whether" çeşitli farklılıklar gösterirler. .I don't know whether to stay.He didn't know what a great chance he had missed.3. Daha/Bir de benim. . Bizimle kalıp kalmayacağını söylemedi.

Watching TV has been his only enjoyment.To challenge him is to risk your life. /my arguing .3. 6. (S(TO+V+O) + V +O(TO+V+O)) Ona meydan okumak kendi yaşamını riske atmaktır. TO+V+O) + V + O) (Senin) avukat olma(k) hevesin sıkı çalışma gerektirir. Ne hata yaptıklarını bilmiyorlardı. . To . . (S +V + O(-ING+O)) İlk işi bilgisayar satmak olmuştu. İsim. 7. "It . . .His first job had been selling computers. .To join the army was his only dream.. 7..2. 32 .. "-ing" .It would be unwise for you to marry her. (S(NOUN. 6. "-ing" Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. (S(-ING+O) + V + O) Televizyon seyretmek onun tek eğlencesi olmuştur.It is natural for them to be together.+ "be" + to . "-ING" CLAUSE Türkçe'ye "yüklem + -mEk" şeklinde aktarılabilir. . that they are together. requires hard work. if you were to marry her.Your ambition. that they should be together.1. 6.2. To . Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. INFINITIVE CLAUSE Türkçe'ye "yüklem + -mEk" şeklinde aktarılabilir. 7. (S(TO+V+O) + V + O) Orduya katılmak tek rüyasıydı.I told her how late she was. .. 6.4.." ile sık olarak kullanılır. "be" + "-ing" .They didn't know what a mistake they had made.3. (S + V + O + O(TO+V+O)) Babam (benim) Tom ile münakaşa etmemi istemedi. to become a lawyer..1. . (b) Ona ne kadar da geciktiğini söyledim.. (a) Ona ne kadar geciktiğini söyledim [saatten haber verdim]..My father didn't want me to argue with Tom. 6. to . 7.They didn't know what mistake they had made. object + to .. Bu yapının benzeri. İsim.. Nasıl da (büyük) bir hata yapmış olduklarını bilmiyorlardı. .

33 . -ING+O) + V + O) Bilişsel unsurları incelemek konulu tezi tüm vaktini alıyor.5. .She has had her hair dyed..(=Possessive) + "-ing" . . Ettirgen Yapı ("Causative") a) have so. to do stg. 8. BARE INFINITIVE CLAUSE 8.. Örneğin...6. (S(POSSESSIVE+-ING+O)+V+O) (Benim) onun adını unutmam/unutuşum büyük (bir) hataydı. Ben suçlu değilim ! Bana onlar yaptırdılar. . 7. Saçını boyattı. . 7. + V3 = birşeyi yaptırmak . = birisine birşeyi (zorla) yaptırmak..There is no / isn't any knowing what they will do next.4.He got himself beaten cümlesi ettirgen olarak ele alındığında Kendisini dövdürdü anlamı ortaya çıkmaktadır. takes up all her time. (S(NOUN. .I am against their digging the area.1. my/his/. b) get so. My/His/. /Dövüldü.My forgetting her name was a great mistake... 7. . Garsona masayı temizlettik. = birisine ikna yolu ile birşey yaptırmak..Can you get your father to lend you the car ? Babanı arabayı vermeye ikna edebilir misin ? c) make so. do stg. no /any + -ing . Oysa yapıyı edilgen olarak ele almak daha iyi olur: Dayak yedi. O sesi tanımamak / başka seslerle kar??tırmak olanaksızdı. Bu yapının Türkçe'ye aktarılması için her zaman kullanılabilecek bir yol önermek olanaksızdır.I'm not guilty ! They made me do it. = birisine birşeyi rica ya da atama yolu ile yaptırmak.(=Possessive) + "-ing" . .There was no / wasn't any mistaking that voice. do stg. (S +V + O(POSSESSIVE+-ING+O)) (Ben) onların bölgeyi kazmalarına kar??yım.We had the waiter clean the table. d) have / get stg. .Her thesis. Bu yapıda "get + V3" yerine göre edilgen anlam taşıyabilir. There . studying cognitive factors.. Gelecek sefer ne yapacakları bilinmez.

yanlışlıkla eklenecek bir "t" harfi yanlış anlam ile sonuçlanabilmektedir.2.I've had the car cleaned. Yani.DIrtmEk" yapısının kullanılması. ETTİRGEN Arabayı temizlettim. . .I've got someone to have the car cleaned. Arabayı (birisine) temizlettirdim. hatalı olarak "yüklem + -DIrmEk" yerine "yüklem + . . Sadede gelmek dışında herşeyi yaptı. but / except İstisna belirten durumlarda "but" ve "except" kelimelerinden sonra gelen yüklem "to" almadan kullanılır.She did everything but come to the point.İngilizce ettirgen yapıların çevirisi esnasında sorun oluşturmasa da. 8. 34 . İkinci yapının doğru olarak kullanılması aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde olmalıdır.

".. Şimdiye kadar olduğundan daha fazla / Görülmedik sayıda insan büyük şehirde yaşamak için köyünü terkediyor. Hava gitgide soğuyor.. + isim + sıfat + -est / most + sıfat . Bu yapı Türkçe'ye "en + sıfat + isim" şeklinde aktarılır.More people than ever leave their villages for a major city... . the/my/. 1. Benim en büyük katkım bu anıt(dır). Gitgide saldırganlaşıyor. "most" ve "-est" yapıları ( = Superlative ) Sıfata "en" niteliği kazandıran "most" ya da "-est" yapılarının eklen-mesi ile oluşturulur. (O) göründüğünden daha zeki(dir). more and more / -er . 1. EŞİTSİZLİK 1.. rather than + sıfat / isim Bir kıyaslama cümlesi olmamasına karşın bu kullanım sık sık karıştırılmasından ötürü bu bölümde ele alınmaktadır.She is more intelligent than she looks..4. Bu yapı Türkçe'ye "..I'd call her hair chestnut rather than brown. Bu yapı Türkçe'ye "-dEn çok/ziyade" yapısı ile aktarılır.5. 1. . . -er "Gitgide". Bazan bir ismin niceliğinin belirtilmesinde de kullanılabilir. than" yapıları ( = Comparative) Sıfata "daha" niteliği kazandıran "-er" ve "more" eklenmesi ile oluşan yapılardır.It is getting colder and colder.My biggest contribution is this monument.1.2. 1. -dEn daha + sıfat" şeklinde aktarılır. "daha da" anlamını katmak amacı ile kıyaslama yapısının tekrarlanması gerekmektedir. 35 . sıfat + -er / more + sıfat + than .COMPARISON CLAUSE 1.3.She is becoming more and more aggressive. more + isim "More" kelimesi her zaman bir sıfatı nitelemez. . Ben onun saçına kahverengiden çok/ziyade kestane diyeceğim/derdim.

Sıfat / zarf + enough (for so.As soon as she saw him. she fainted.He can't dance as well as me. she is a vet. Bu yapı Türkçe'ye ". the + comparative . ("Comparison") . ("Time") as far as . Ayrıntılı bilgi için parantez içinde verilen bölüme bakılması gerekmektedir. ("Comment") 2. ("Time") .He earns the same (money) as me / I do. 1. . ("Condition") as soon as ..I'll work as long as I live.I went as far as Istanbul.) to + yüklem . Bu yapı Türkçe'ye "kadar" kullanılarak aktarılabilir.1. o kadar" ile aktarılır.My hair is as long as his. The + comparative. [=yanısıra] as long as . the same + isim + as . ("Comparison") . 2. / Benim kadar kazanıyor. (O) benim kadar uzun boylu(dur).As far as I know. as well as . Su insanları kaçırtacak kadar asitli. Çoğu insan kirliliğin tehlikelerine aldırış etmemekte. Bu yapı Türkçe'ye "çoğu + isim" şeklinde aktarılır.She is clever as well as (being) beautiful.1.He can come as long as he is sober.Most people do not care about the dangers of pollution.6. EŞİTLİK 2. "As" yapısı birden fazla anlam için kullanılabilir.2. 3. ("Comparison") . Ne kadar erken gelirsen o kadar iyi (olur).The water is acidic enough to scare people.He is as tall as I am / me. Bu yapı Türkçe'ye "ne kadar .. most + isim İsim ile kullanıldığı zaman "most" kelimesi bir kıyaslama niteliği getirmemektedir.I'll come in as soon as five minutes. as + sıfat / zarf + as .The sooner you come the better (it is).7.1. Benimle aynı parayı kazanıyor. too + sıfat / zarf (for so. 3.EbIlEcEk" ile aktarılır.2. ("Comparison") . YETERLİLİK VE FAZLALIK 3.) to + yüklem 36 .EcEk / .

[2] O kadar etkili konuştu ki kendisini herkes kutladı. 4. MUCH/EVEN/FAR/A LOT/A LITTLE/ A BIT/ALL THE + COMPARATIVE İngilizce'de kıyaslamayı güçlendirmek amacı ile comparative yapının önüne çok ya da biraz anlamı ta??yan kelimeler yerleştirilebilir.It was so difficult a problem that we couldn't solve it. Yani. Doğru cümlenin . * He is much experienced than the rest of the applicants cümlesi hatalıdır.. [4] O kadar çok kitabı var ki sayısını hatırlayamıyor..The problem was so difficult that we couldn't solve it. 5. .He gave such a wonderful speech that we were astounded. . [5] O kadar güzel bir konuşma yaptı ki ağzımız açık kaldı. kadar ki" şeklinde aktarılır. [1] Problem o kadar zordu ki çözemedik. THAT / SUCH ..It is too heavy for me to lift.EmEyEcEk kadar" ya da "yüklem + EbIlEcEğIndEn çok / fazla" yapıları ile aktarılabilir. Bu yapılar kendi başlarına kıyas oluşturamazlar.. even. all the Türkçe'ye çok ile. a lot.. . O benim kaldıramayacağım kadar ağır.He has so many books that he can't remember how many.. 37 . far. Bu yapılar Türkçe'ye "o .. Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + ... Bu yapılardan much. that ise such + sıfat + isim + (that) [5] şeklinde oluşturulur. . a little ve a bit ise biraz/ bir parça ile aktarılabilir. [3] .He spoke so eloquently that everybody congragulated him.. that İngilizce'de so + sıfat + (that) [1] so + zarf + (that) [2] so + sıfat + a(n) + isim + (that) [3] so + many/much/few/little + isim + (that) [4] such . SO .He is much more experienced than the rest of the applicants şeklinde olması gerekir.. THAT So .

I've known him since I left school. "Until" ve "by" kelimelerinden hangisinin kullanılaca?? konusu çeviri ya da İngilizce yazma/konuşma esnasında bir tereddüt konusu olabilmektedir. the film was over. . "Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına bir tek since uymamaktadır. yoksulluk nedir bilmediler. PRESENT↔FUTURE Will you be there when I arrive at the airport. "Until" belirli bir zamana kadar süren bir olay ya da durum için kullanılır. PRESENT↔ PRESENT I never forget to pray before I go to bed. ana cümle ile yan cümlede kullanılan tense uyumlu olmalıdır.He worked patiently until he completed polishing. "by" kelimesinin zaman yapılarında bu tür kullanımında hiçbir zaman bir "conjunction" olarak kullanılamaması. Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da. Bu cümlelerde. . ardından bir S+V+(O) yapısının gelememesidir. PRESENT« PAST 2. yani. . Yani.1. Before KULLANIMI before + isim / cümle / -ing ÇEVİRİSİ yüklem + -mEdEn önce yüklem + -DEn önce 38 .I have to keep writing until the end of next year. TIME BEFORE 2.My book will be finished by the end of next year. 2.2. TANIM "Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına dikkat etmek gerekir.TIME CLAUSE 1. [2] Savaşa kadar.Until/Till KULLANIMI until/till + isim / cümle / -ing ÇEVİRİSİ yüklem + -E / -IncEyE kadar [1] isim + -E kadar [2] . [1] Cilalamayı bitirene/bitirinceye kadar sabırla çal??tı. "By" belirli bir zamanda ya da o zamandan önce oluşan bir olay için kullanılır. PAST↔PAST When we got there.Until the war. they didn't know any poverty.

-(i)ken ..They will have gone by the time we arrive. By the time KULLANIMI by the time + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -EnE kadar . he stumbled and fell. As KULLANIMI (just) as + cümle ÇEVİRİSİ (tam) .3.2. . Kapı açılmadan önce gittiler.. 3.They came while I was sunbathing.They left before the door was opened.I'll love you as long as I live. KULLANIMI while/whilst + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -(i)ken . Yolda yürürken (ona) bir kamyon çarptı. she was hit by a lorry. While/(Whilst) Bu kelimelerden "whilst" çok resmi yapılarda kullanılabilir. 3. 2.While walking. 3. Biz varana kadar onlar gitmiş olacaklar.3. 3. Seni yaşadığım sürece seveceğim.1..4. [1] Ben güneşlenirken geldiler. As long as/So long as KULLANIMI as long as/so long as + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -DIğI sürece/müddetçe . [2] Yürürken sendeledi ve düştü.As she was walking down the road. SAME TIME 3. When/Whenever 39 .

6. After KULLANIMI after + cümle [1] / -ing [2] / isim [3] 40 .Please do your exercise when(ever) possible. Now that KULLANIMI now that + cümle ÇEVİRİSİ için (Hazır) . . [1] Ben uyurken hep horlarım. TIME AFTER 4. (= When he came in he was drunk. During KULLANIMI during + isim ÇEVİRİSİ esnasında ..During the storm. 3.KULLANIMI when + cümle [1] / sıfat [2] / -ing [3]. Bağırarak girdi.Be careful when lifting this bag. .. "-ing" . [4] Ne zaman fırsat bulsa anababasını ziyaret eder. .1. yüklem -DIğI [(n)E] göre .He came in drunk.. whenever + cümle [4] / sıfat [5] ÇEVİRİSİ (her ne) zaman .5. 3. -sE yüklem + . 4. [3] Bu çantayı kaldırırken dikkatli ol.) 3. a lot of people hid in the cinema.He came in shouting.She visits her parents whenever she finds time.7. toplantıya başlayabiliriz. we can start the meeting..When I sleep I always snore.Now that everybody is here. Bu yapıya benzer bir yapıda hiç yüklem kullanılmamaktadır: . (Hazır) herkes burada olduğuna göre.DIğI zaman/-E/Ir(i)ken/-DIğI(n)dE/-IncE/ -DIkçE . Fırtına esnasında bir çok insan sinemaya s???ndı. [2] Lütfen mümkün olan bir zaman / fırsat bulduğunda al??tırmanı yap.

nothing can stop me. Once KULLANIMI once + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ Bir kez .As soon as she saw the poster. 4. [2] (=Once you sign this contract . [3] Ayaklanmanın ardından herşey sessiz ve sakin. Peter went to bed. . [2] İşten çıkar çıkmaz bara koşar.) 4. he rushes to the bar. . KULLANIMI directly/immediately + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -Er yüklem + -mEz .. 4.ÇEVİRİSİ yüklem/isim + -DEn/(mEsIn)In ardından/sonra . As soon as KULLANIMI as soon as + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -Er yüklem + -mEz .After finishing his meal.. Directly/Immediately Bu iki yapı da sık kullanılmaz. she burst out a laughter. [1] Bir kez kararımı verdim mi beni hiçbirşey durduramaz.5.Once I make make up my mind. . you will have to obey the rules. [1] Posteri görür görmez bir kahkaha patlattı.3. [2] Yemeğini bitirdikten sonra Peter yatmaya gitti. Haberi duyar duymaz gülümsedi. [1] Cinayeti gördükten sonra bütün gece uyuyamadı.After he had seen the murder.After the riot. he couldn't sleep whole night..4. Since 41 .Once signing this contract. everything is calm and quiet.As soon as leaving work. 4. . yüklem + -DI mI/-mEyE gör.She smiled immediately she heard the news.2.

[3] 12'den beri daktilo yazıyorum.7. .6. No sooner . On.. .KULLANIMI since + cümle [1] / -ing [2] / isim [3] ÇEVİRİSİ yüklem + -Den beri/bu yana .We haven't gone out since visiting you. * Kapının kilitli olduğunu keşfetmek için kapıya koştum..He feels much better since he completed his exams. Geçici bir durumu göstermek ve durumun ortaya çıkardığı sonucu ifade etmek için kullanılır.. (only) to . 4. . to discover = and I discovered 42 .. 4. Bu yapının gerçek karşılığı .I rushed to the door to discover it was locked cümlesinde "to discover" yapısı "in order to discover" anlamı taşımamaktadır... than" yapısı ile aynıdır. Now that Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "now that" ile aynıdır.8. 4.. yüklem + -mIştI ki . [2] Sizi ziyaret etmemizden beri(dir) dışarı çıkmadık..I've been typing since 12. upon "-ing" başlığı altında (aşağıda) ele alınmaktadır.No sooner had he left than he heard the explosion. zira bu anlamı taşıyor olsa kapının kilitli olduğunu bile bile kapıya gitme söz konusu olacaktır.+ Simple Past (Mutlaka devrik yapıda kullanılır) ÇEVİRİ Daha yeni/Henüz .10.. Daha yeni çıkmıştı ki patlamayı duydu.11... 4.9. when Kullanım ve çeviri açısından "No sooner ... .. When/Whenever Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "when / whenever" ile aynıdır. [1] Sınavlarını tamamladığından beri kendisini çok daha iyi hissediyor. Mutlaka devrik yapıda kullanılır. than KULLANIM No sooner + had + Subject + V3 + than . 4. 4. Hardly/Scarcely ..

Time after (= When/After) "Having + V3" yapısı ile oluşturulur.yaklaşımı ile Kapıya koştum ve kilitli olduğunu farkettim şeklinde olacaktır. Mektubu alınca hemen yanıtlaman gerek. . 5. "ing" .Having completed his study he submitted it to the committee.I woke up one morning to find myself on the floor. (= Returning to the village I met an old friend. Karanlıktan yararlanarak kaçtı. Same time (= When) ..When I returned to the village I met an old friend. to find the car gone. I met an old friend. .The show went on to become a great success.1.3.He rose to his feet. you should reply immediately. spilling coffee on his pants.She lived to be 100. . (= and she became 100. . Past participle (= V3) Bu yapı edilgen (=passive) özellik ta??maktadır. Bir sabah uyandığımda kendimi yerde buldum. "-ing" yapısı ile "time" ve "reason" anlatıldığı zaman ana cümlenin ve yan cümlenin öznesinin aynı olması gerekir. (By) + "-ing" Bu yapı zaman belirtmesinin yanısıra neden (= reason) de belirtebilir. 43 .(On/Upon) receiving the letter. . Perde açıldı ve ortaya bir pazar dekoru çıktı. he escaped.) 5. .2. "-ing" 5. Köşeyi döndü ve arabanın orada olmadığını gördü.) 5.Returning to the village... to reveal a market scene.) . . yüklem + to + yüklem Aslında "yüklem + and + yüklem" şeklinde kullanılabilecek bir yapıdır ve uzunca bir süreye bağlı bir sonucu ifade eder.4.She turned the corner. 5. he spilt coffee on his pants.. . 4..By taking advantage of the darkness.The curtain parted. (= After he had completed . (= When he was rising to his feet. Köye döndüğümde eski bir arkadaşla kar??laştım.12. .) 6.

44 .(When it is) taken as it is.. Olduğu gibi ele alındığında bu cümle bir anlam taşımaz. the sentence will mean nothing.

Were you a man. Onu görecek olursan mesajı ilet. I'd slap you here and now..Should you see her.. could might ÇEVİRİSİ (Eğer) . IF 1.CONDITION CLAUSE 1. 1.If you were a man. First conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi mümkün olasılık anlatır. give her the message. world population will have doubled by the year 2000. -I/Er . Third Conditional Geçmişe ait ve gerçekleşmesi artık mümkün olmayan olasılık anlatır. -I/Er ise.. Second Conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi pek mümkün olmayan olasılık anlatır... KULLANIMI If + Simple present.. -I/ErdI .1. . KULLANIMI could 45 . DEVRİK YAPI .If nothing is done about high rate of population growth. 1. DEVRİK YAPI . .2. Erkek olsaydın seni şimdi şurada seni tokatlardım. Eğer hızlı nüfus artışı oranı konusunda birşeyler yapılmazsa dünya nüfusu 2000 yılına gelindiğinde iki katına çıkmış olacak.. -sE(ydI). Future/Present tense ÇEVİRİSİ -EcEk (Eğer) . KULLANIMI would (be able to) If + Simple past..3. I'd slap you here and now.

you'd be earning more. . If + happen to "If + should" yapısı ile aynı anlamdadır.If you had been more careful. . -sEydi (Eğer) .. -EbIlIrdI -mIş olsaydı . [2] Daha dikkatli olmuş olsaydın (şimdi) fazla kazanıyor olurdun. -I/ErdI -mIş olsaydı . If + + have + V3. 1. would + V1 + (now) [2] might would C.A. -sEydi (Eğer) . If + were to "Were to" yapısı gelecekte gerçekleşme olasılığı az bir olayı anlatmada kullanılabilir.. C. let me know.5. Onu görecek olursan haberim olsun. If + should Az bir gerçekleşme olasılığı gösterir. 1. If + Past Perfect.Had he been more careful.. . [1] Sonucu bilmiş olsaydı o kadar mutlu olmazdı. DEVRİK YAPI ..4.I could have helped him if I could have swum. [3] Yüzebilseydim ona yardım edebilirdim. If + Past Perfect.If he had known the result he wouldn't have been so happy.6.. 1. he could have won. could + have + V3 [3] could might ÇEVİRİSİ A.If you should see him. -I/ErdI -mIş olsaydı . (şimdi) . B. 46 would . -sEydi (Eğer) .. would + have + V3 [1] might could B.

SO LONG AS KULLANIMI as long as. But for "If it hadn't been for" yapısı ile aynı anlamı taşır.If only I had more money. Sandalyeni biraz oynatırsan hepimiz rahatça oturabiliriz.If only you hadn't told Jackie the truth. .She can come in as long as she promises to keep silent. Sessiz durmaya söz verdiği takdirde içeri girebilir.10. 1. 3. PROVIDED.9. he'd never be a boss. . . ASSUMING.If it hadn't been for your help. 1. we could all sit down comfortably. B) If only + would/could Bu yapı istek/amaç belirtir.. so long as + cümle ÇEVİRİSİ . I could buy a drink. SUPPOSING 47 .If you were to move your chair a bit. Sen olmasan uzun süre önce vazgeçmiş olurdum. PROVIDING. she could have gone to prison.. Senin yardımın olmasa hapishaneye düşebilirdi. içecek birşey alırdım. If only (= I wish .. (Keşke) Jackie'ye gerçeği anlatmamış olsaydın. If it weren't for Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini/etkilediğini göstermede kullanılır.If it weren't for his wife's money. she'd make a perfect guest. .8. . (Bir de) sürekli konuşması olmasa kusursuz bir konuk olurdu.DIğI sürece/takdirde . 1.If only she wouldn't speak all the time. . everything would have been all right.If only he wouldn't snore ! Bir de horlamasa ! 2. .7. Karısının parası olmasa asla patron olamaz. 1.) A) If only + Past tense . (Keşke) daha fazla param olsaydı. AS LONG AS.But for you. I could have given up long ago. If it hadn't been for "If it weren't for" yapısının geçmiş zaman halidir.What would you do if a war were to break out ? Savaş çıkacak olsa ne yapardın ? "Were to" yapısı zorlayıcı bir öneri ifade edebilir. herşey yolunda olurdu.

ON CONDITION (THAT) KULLANIMI in the event that just so (that) + cümle on condition (that) ÇEVİRİSİ -mEsI durumunda/-DIğI takdirde . Polis adresinizi soracak olursa/Polisin adresinizi sorması durumunda yasal açıdan söylemek zorunda değilsiniz. do not offer to shake hands. .In case of a fire. "Just in case" kullanımı ise "ne olur ne olmaz" anlamını yansıtır. JUST SO (THAT). . we may except him any minute.In case of meeting him. IN THE EVENT THAT.Assuming that the journey will take a full day.sE diye . UNLESS KULLANIMI unless + cümle ÇEVİRİSİ -mEz ise/-mEmEsI durumunda ."Why do you always carry that umbrella ?" ..KULLANIMI assuming/provided/providing/supposing + (that) + cümle ÇEVİRİSİ Assuming/supposing -DIğInI varsayarsak/varsayınca Provided/providing -mEsI koşulu ile/-DIğI takdirde . .In the event that the police ask you your address. Fazla insan gelirse diye bir şişe votka daha al. Dikkatli sürmeye söz verdiğin takdirde arabayı ödünç alabilirsin. IN CASE KULLANIMI in case + cümle ÇEVİRİSİ .Buy another bottle of vodka in case more people come. 48 ." 5.. Bu yapı "in case of + isim/-ing" ( . . Yolculuğun bir tam gün süreceğini varsayarsak onu her an için bekleyebiliriz / her an gelebilir."Just in case. "durumunda") şeklinde de kullanılabilir. Maaşım artırılmazsa ayrılacağım. use the side doors.You can borrow the car provided that you promise to drive carefully. you are not legally bound to give it. 6. 4.I'll quit unless I'm given a pay rise.

I don't earn a lot. He wishes he hadn't lost it. Bu zamanın seçimi elbette cümlenin oluşturulduğu duruma bağlıdır. -mEsI durumunda . 49 . He will sing all the time. I wish I earned a lot. 8. GIVEN KULLANIMI given (that) + cümle ÇEVİRİSİ olsa. Bu yapılar Türkçe'ye "keşke" olarak aktarılabilir. " çeşitli zamanlarla birlikte kullanılabilir. She is studying. Given yapısı "rağmen" anlamını taşıyan cümle olarak da kullanılabilir. I wish it wasn't/weren't rainining. (Simple Present) I'm not rich. WISH Dilek belirten bir yapı olarak "I wish / He wishes / .Given that x = y.7.. She talks a lot. Durum Wish I wish I was/were rich. x = y ise bu durumda n(x+a) = n(y+a)'nın da doğru olması gerekir. I wish she had come. I wish she didn't talk a lot. (Present Perfect) He has lost it. I wish he wouldn't sing. (Simple Past) She didn't come. I wish you wouldn't complain. then n(x+a) = n(y+a) must also be true. (Present Continuous) It's raining. I wish she wasn't/weren't studying. ("Will") You will always complain.

PLACE CLAUSE
1. WHERE KULLANIMI where + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -DIğI yerde - Where I come from, this is called injustice. Benim geldiğim yerde buna haksızlık derler. 2. WHEREVER KULLANIMI wherever + cümle ÇEVİRİSİ (neresi olursa orada) yüklem + -DIğI her yer(d)e/yerin - They went wherever they expected to find work. İş bulmayı umdukları her yere gittiler.

50

CONCESSION CLAUSE
1. CÜMLE İLE KULLANILANLAR 1.1. Although / Though "yüklem" + -mEsInE rağmen/karşın; -DIğI halde - Although he is young, he is not inexperienced. Genç olmasına karşın tecrübesiz değil. Devrik yapı ile de kullanılabilir. - Careful though/as she was, she couldn't prevent the accident. (=Although she was ...) 1.2. Even if/Even though Türkçe'ye çevirisi "although" ile aynıdır. "Even if" "-sE bile" olarak aktarılabilir. - He borrowed my jacket even though I'd told him not to. Almamasını söylememe rağmen ceketimi ödünç aldı. - You have to be on time even if the lesson starts very early. Ders çok erken başlasa bile dakik olmalısın. 1.3. Whereas Türkçe'ye "although" gibi ya da "... ise de", "... iken" ile aktarılır. - Whereas he has plenty of money, he has no-one to trust. Çok parası varsa da güvenileceği bir tek kimsesi yok. 1.4. While /Whilst Türkçe'ye "although" gibi aktarılır. - While he is rather nice, sometimes he is a menace. Oldukça sevimli olmasına rağmen bazen bir başbelası. 1.5. Despite In spite of Irrespective of + the fact that Regardless of Notwithstanding Türkçe'ye "...( gerçeğin)e karınn/rağmen" ile aktarılırlar. - Despite the fact that he is rather nice, sometimes he is a menace. (=Although he is ...) 1.6. As Devrik yapı durumunda "rağmen" anlamı taşıyabilir. - Tired as I was, I went on walking. (=Although I was tired ...) 51

- Change your mind as you will, you will gain no support. (=Although you may change ...) Bu yapı "Reason " veya "Similarity Clause" olarak da kullanılabilir. "As" kelimesi yerine "that" kullanıldığı da görülür. - Fool that he was, he made no mistakes. Aptal olmasına rağmen hiç hata yapmadı. 1.7. As ... as Bu yapı ender olarak kullanılır. - As widespread as his fame may be, he is not well-known in this part of the country. (=Although his fame may be widespread, ...) 2. CÜMLE İLE KULLANILMAYANLAR 2.1. Despite/In spite of KULLANIMI isim [1] despite/in spite of + -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -mEsInE rağmen/karşın isim + -E rağmen/karşın - He came in spite of his illness. [1] being ill. [2] Hastalığına/Hasta olmasına rağmen geldi. 2.2. Irrespective of, Regardless of, Notwithstanding KULLANIMI irrespective of isim regardless of + notwithstanding WH ÇEVİRİSİ isim + -E rağmen/karşın yüklem + -mEsInE rağmen/karşın "göz önüne alınmaksızın" - Regardless of whatever he may say, do it as you please. Onun ne diyebileceğini düşünmeksizin, dilediğin gibi yap. 2.3. ..., still / yet KULLANIMI ..., still/yet + -ing [1] / cümle [2] ÇEVİRİSİ yine de, ancak, fakat, bun(lar)a karşın - He suffered a lot, yet never giving in. [1] he never gave in. [2] Çok acı çekti ama asla pes etmedi. 52

yalnız. Given (that) Yerine göre koşul anlamı da verebilen bu yapı pek sık kullanılmamaktadır. 53 .3. she is alone. that she has charm. Çekici olmasına rağmen/Cazibesine rağmen. . she is alone.Given her charm.

CONTRAST CLAUSE
Yapı olarak "Concession Clause" ile aynıdır. "Whereas, while, whilst" ile oluşturulur ve Türkçe'ye en basit olarak "oysa" kelimesi ile aktarılır.

REASON CLAUSE
1. CÜMLE İLE KULLANILANLAR 1.1. Because, As, For, Since Türkçe'ye "yüklem + -I için / -IndEn ötürü / dolayı", "yüklem + -mEsI nedeniyle / sebebiyle" şeklinde aktarılırlar. - Because he worked so hard, he deserved a holiday. O kadar çok çalıştığı için bir tatili haketti. "As" kelimesi devrik yapı kullanılarak da "Reason Clause" oluşturabilir. Aynı yapı "Concession Clause" için de geçerli olduğu için hangi anlamın çıkarılması gerektiğine dikkat edilmesi gerekir. - Tired as she was, she went on walking. [Concession] - Tired as she was, she stopped walking. [Reason] Yorgun olduğu için yürümeyi kesti. 1.2. Because of Due to Owing to + the fact that On account of Türkçe'ye "[gerçeği(nden)] ötürü / yüzünden / sayesinde" şeklinde aktarılırlar. - Owing to the fact that Tom didn't know any French, they were able to speak comfortably in his presence. Tom'un hiç Fransızca bilmemesinden ötürü onun önünde rahatça konuşabildiler. 2. CÜMLE İLE KULLANILMAYANLAR 2.1. Because of, Due to, Owing to, On account of KULLANIMI because of due to owing to on account of

+ isim + ("ing") [1] + my/his/.. + "-ing" [2]

ÇEVİRİSİ Türkçe'ye "because" ile aynı şekilde aktarılırlar. - Because of rain the rescue operation had to be stopped. [1] Yağmurdan ötürü kurtarma çalışmasının durdurulması gerekti. - Owing to his trying to save the situation, a scandal was prevented. [2] Onun durumu kurtarmaya çalışması sayesinde bir skandal önlendi. 54

2.2. "-ing" ..., - Seeing that it was likely to rain, he stayed in. (=Because/When he saw ...) - Knowing their tastes, she was able to bring a good gift. (=Because she knew ...) - Having completed the task, they had a break (=Because/After they had completed ...) 2.3. Past participle (= V3) Bu yapı edilgen (= passive) özellik taşır. - Constructed according to my specifications, the building was able to withstand the eartquake. (=Because it was constructed ...) 3. DİĞER YAPILAR 3.1. As long as KULLANIMI as long as + cümle ÇEVİRİSİ - DIğI sürece / müddetçe - As long as he doesn't disturb me, it is okay. Beni rahatsız etmediği sürece sakıncası / sorun yok. 3.2. Inasmuch as, Insomuch as "Because" anlamı taşıyan bu yapılar resmi durumlarda kullanılır. - Thomas is also guilty, insomuch as he knew what they were going to do. ( ..., because he knew ...) 3.3. In that KULLANIMI in that + cümle ÇEVİRİSİ -mEsI açısından/yüzünden, -DIğI için - The evidence is invalid in that it was obtained through illegal ways. Yasadışı yollardan elde edildiği için delil geçersiz. 3.4. Now that "Time Clause" yapılarda ele alınan "Now that" ile aynı anlamı taşır. 3.5. (The reason) why KULLANIMI (The reason) why + cümle + "be" + because/that ... 55

ÇEVİRİSİ -mE("kişi eki")In(In) nedeni/sebebi ... (-dIr) - The reason (why) they lost is that/because they did not know the rules. Kaybetmelerinin nedeni kuralları bilmemeleridir. 3.6. While KULLANIMI while + cümle ÇEVİRİSİ hazır ... olduğuna göre/-mIş iken - While you are in the kitchen, can you bring me a knife ? Hazır mutfaktayken bana bir bıçak getirir misin ? 3.7. With KULLANIMI isim + "-ing" [1] (with) + isim + to + yüklem [2] ÇEVİRİSİ "var iken", -mekte iken, -DIğI için, -DIğIndEn ötürü - (With) the exams coming, we have no time for a social life. [1] Sınavlar yaklaşı(yo)rken sosyal yaşantı için hiç vaktimiz yok. - With so many children to support, they both have to work. [2] Bakmaları gereken o kadar çocuk varken ikisinin de çal??ması gerek. 3.8. What with "With" yapısı ile aynıdır.

56

She has to hurry in order not to be late. Ne hakkında konuştuklarını işitmem için kapıyı açık bıraktılar. . LEST Resmi (= formal) nitelik taşıyan cümlelerde kullanılır. Çocuklar hava kararmadan evlerine varabilsinler diye okul erken kapanıyor. KULLANIMI lest + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -mEmEk için / -mEsIn diye 57 . sola çevirin. Treni kaçırma korkusu ile erkenden çıktılar. "So as to" yapısının aşağıdaki örnekte görülen kullanımına sık rastlanmaktadır.PURPOSE CLAUSE 1. olur + korkusu ile . 2. IN ORDER THAT KULLANIMI in order that + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -sIn diye / -mEk için .. turn it left. "To+ yüklem" yapısı "amaç (=Purpose) dışında başka anlamlar taşıyabilir.He never stayed in one place so long as to be recognised.. Geç kalmamak için acele etmesi gerek. Kapağı açmak için. . Bir yerde tanınabileceği kadar uzun süre hiç kalmadı.They left the door open in order for me to hear what they were talking about. SO AS TO KULLANIMI in order (not) to / so as (not) to + yüklem ÇEVİRİSİ yüklem + -mEk için . 3. . (IN ORDER) TO.They left early for fear that they'd miss the train. FOR FEAR (THAT) KULLANIMI for fear that + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -mEk /.The school closes early in order that the children can get home before dark. 4.To open the lid.

. Geride bir şey unutmamak için listeyi yeniden incelediler.They checked the list again lest they should leave something behind. 58 .

Başarısız olanlar beklemek zorunda kalmasın diye sınav sonuçlarını anında açıkladık. 59 . . bu yüzden.We announced the test results immediately so that those who failed wouldn't have to wait. Kitapçığı hazırlarken bütün olasılıkları göz önünde bulundurmuşlardı. -sIn diye . SO (THAT). sonuçta .RESULT CLAUSE 1. THEREBY KULLANIMI thereby + -ing ÇEVİRİSİ böylece. such that even the most inexperienced would be able to inform the candidates of the requirements for application. such that + cümle ÇEVİRİSİ böylece. Genç ve ateşli olduğu için spor arabayı son sürat kullandı ve sonuçta üç ayrı ceza makbuzunu haketti.They had considered all the possibilities in preparing the leaflet. öyle ki.Because he was so young and fiery. SUCH THAT KULLANIMI so (that). he drove the sport car at top speed. bu yolla. bu yolla. öyle ki en tecrübesizler bile adayları başvuru koşulları konusunda bilgilendirebilirdi. thereby deserving three different traffic tickets. 2.

. sel vardı.She is a fine singer... as though + cümle ÇEVİRİSİ (sanki) .My sister isn't much like me. [2] Kimi zaman "as" yerine "the way" kullanılabilir. [1] Eskiden babasının olduğu gibi. like + cümle (> AmE) ÇEVİRİSİ gibi. AS THOUGH KULLANIMI as if. ÇEVİRİSİ gibi. 2. as (it was) in spring. in the supremacy of the institution he worked for. 60 . (-mIş) gibi .SIMILARITY CLAUSE 1.You look as if you are about to cry. Ağlayacakmış gibisin. 3. . LIKE KULLANIMI like + isim / him/her/. as were most of his friends.He believed.. just as her father used to be. iyi bir şarkıcı. benzer . AS IF. .In autumn. (JUST) AS KULLANIMI (just) as + cümle [1] / it is/was/.. [2] Sonbaharda. . . Bu yapı resmi (= formal) nitelik taşıyan anlatımlarda devrik yapı (= inversion) kullanılarak oluşturulabilir. ilkbahardaki gibi. there were floods. dostlarının çoğu gibi. Kızkardeşim fazla bana benzemez. Tüm iş arkadaşları gibi o da çalıştığı kurumun üstünlüğüne inanmaktaydı.He was Catholic. Katolikti. . as did all his colleagues.

.Nothing would stop them but for the President to make a speech.Nothing would stop them but that the President (should) make a speech. [2] 2. haricinde . tüm mal varlığını yitirdi.. haricinde . SAVE THAT KULLANIMI save that + cümle ÇEVİRİSİ dışında. ancak. Gelmeyi çok isterim ama hiç vaktim yok. 3. ancak. 4.We would most happily help you. geniş bir arazinin ufak bir hissesine halâ sahip olması dışında. ONLY Günlük konuşma dilinde kullanılır.I'd love to come. [1] Onları Başkan'ın konuşma yapması dışında hiçbirşey durdurmuyordu. Size büyük bir memnuniyetle yardım ederdik ama nakit sıkıntısındayız.The company has lost almost all its possessions. fakat. ama . 61 . EXCEPT (THAT). KULLANIM but that + cümle [1] but for me/him/.EXCEPTION CLAUSE 1. save that they still hold a small share in a vast piece of land. except we are in need of cash. KULLANIMI only + cümle ÇEVİRİSİ fakat. dışında . only I have no time. haricinde. to + yüklem [2] ÇEVİRİSİ dışında. Şirket. BUT (THAT) Resmi (= formal) nitelik taşıyan anlatımlarda kullanılır. EXCEPTING THAT KULLANIMI except/excepting (that) + cümle ÇEVİRİSİ ama.

görünüşe bakılırsa it transpires söylenildiğine göre I admit bence de/ kabul ediyorum I agree bence de/ kabul ediyorum I ask myself diye sormaktayım I assume sanırım I believe bence/ sanırım I can see gördüğüm kadarı ile I claim bence I consider bence I daresay sanırım I don't deny kabul I doubt hiç sanmam ama/ pek sanmasam da/ korkarım I expect umarım I fear korkarım I feel bence I guess sanırım I hear duyduğuma göre I have heard duyduğuma göre I have heard tell söylenenlere göre I have no doubt hiç kuşkum yok I have read okuduğuma göre I have to say belirtmeliyim ki I hope umarım I imagine sanırım I know bildiğime göre/ biliyorum I may assume sanırım I'm afraid korkarım I'm convinced eminim/ inanıyorum ki I'm delighted to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm glad to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm happy to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm pleased to say sevinerek söylüyorum (ki) 62 . yorum. I believe. yargı görevi üstlenen ifadelerdir. En sık kullanılan yapılar şunlardır. God knows Tanrı bilir (ya) Heaven knows Tanrı bilir (ya) it grieves me to tell you üzülerek söylüyorum it has been claimed iddiaya göre it is reported bildirildiğine göre it is rumoured söylentiye göre it is said denildiğine göre/ denir ki it is true şurası da doğru ki/ Doğru olan şu ki it may interest you to know öğrenmek ilgini(zi) çekebilir it pains me to tell you üzülerek söylüyorum it seems görünüşe göre. 2.COMMENT CLAUSE 1. for that job. Cümle içinde altı değişik yapıda kullanılabilirler.There were no applicants. CÜMLE . TANIM Cümle içinde paranteze alınmış bir fikir.

AS + CÜMLE Türkçe'ye "yüklem + -DIğI gibi/kadarı ile" şeklinde aktarılabilir. En sık kullanılan yapılar şunlardır: as everybody knows herkesin bildiği gibi as it appears görünüşe göre as it happens öyle oldu ki/ tesadüf bu ya as (it) is common knowledge bilindiği gibi as it may interest you to know öğrenmek isteyebileceğin gibi as (it) often happens hep olduğu gibi as it seems görünüşe göre as it seems likely muhtemelen as it transpires göründüğü gibi as (it) was pointed out belirtildiği gibi as (it) was said earlier/later anlatıldığı gibi as I can see (it) gördüğüm kadarı ile/ bence as I have said söylediğim gibi as I interpret it bence/ bana göre as I'm told duyduğuma göre as I remember hatırladığım kadarı ile as I say dediğim gibi as I see (it) bence/ bana göre 63 . as you know.I'm sorry to say üzülerek söylüyorum (ki) I'm sure eminim I'm told bana anlatılana göre/ duydum ki I must admit kabul/ itiraf etmeliyim ki I must say söylemem gerekir ki I must tell you anlatmam gerekir ki I presume sanırım I regret korkarım/ ne yazık ki I regret to say üzülerek söylüyorum (ki) I remember hatırlıyorum (da) I see bence I suppose sanırım I think bence I understand anlıyorum ki/ bence I venture to say diyebilirim ki I wish keşke I wonder acaba mind you hatırlarsan(ız) one hears söylenenlere göre they allege iddiaya göre they claim iddiaya göre there is on doubt kuşkusuz they say dediklerine göre you can see gördüğün(üz) gibi you know biliyorsun(uz) you may have heard duymuş olabileceğin(iz) gibi you may know belki biliyorsun(uz) you must admit kabul etmelisin(iz) ki you realise anlayacağın(ız) gibi you see gördüğün(üz) gibi 3.I'm working overtime. .

En sık kullanılan yapılar şunlardır: to be fair açıkçası to be frank açıkçası to be honest açıkçası to be precise kesin konuşmak gerekirse/ tam olarak to be serious ciddi olmak gerekirse to be truthful açık konuşmak gerekirse to put it briefly kısacası to speak candidly açıkcası 6... En sık kullanılan yapılar şunlardır: What is more surprising/upsetting/gladdening işin en/daha (da) . . En sık kullanılan yapılar şunlardır: put bluntly kabaca anlatırsak put in another way diğer bir deyişle 64 . PAST PARTICIPLE (= V3) Türkçe'ye "yüklem + -Il/-In ..What was more upsetting. olur ise" ile aktarılabilir. we lost our luggage.. olan şey/olan yan(ı)" ile aktarılabilir. "-ING" Türkçe'ye "yüklem + -Er/Ir ise" ile aktarılabilir. En sık kullanılan yapılar şunlardır: broadly speaking genelde/ genele konuşulursa figuratively speaking örneğin/ genele konuşulursa generally speaking genel anlamda/ genele konuşulursa loosely speaking genel anlamda/ genele konuşulursa putting it crudely kabaca anlatılırsa putting it mildly kısacası speaking frankly işin doğrusu speaking generally genel anlamda/ genele konuşursak speaking personally bence 7. (olan) yanı . speaking as a layman. I lost the money.. WHAT . üstelik..To be fair. What is more to the point dahası. .as I take it bence/ bana göre as I understand bence/ bana göre as you know bildiğim kadarı ile as you may have heard duymuş olabileceğin(iz) gibi as you may remember hatırlayacağın(ız) gibi as you said dediğin(iz) gibi as you say dediğin(iz) gibi as (it) was/seemed natural normal göründüğü kadarı ile/göründüğünden ötürü as (it) was expected beklenildiği gibi 4. ise" (= Edilgen) ile aktarılır. Türkçe'ye " .. üstüne üstlük....I doubt.Stated plainly.. that his views are our salvage. he has no chance of winning. 5. . TO+ YÜKLEM Türkçe'ye "-cası. . ... olmak gerekirse. .

rephrased diğer bir deyişle stated quite simply basitçe anlatılırsa worded plainly basitçe anlatılırsa 65 .

. (= she was like a statue of innocence) Örneklerde de görülebileceği gibi.She was standing.He waited. Çeviri işleminin de buna göre yapılması gerekir. yüklem taşımayan yan cümle ayrı bir cümle gibi ele alınmaktadır. anxious for a reply. (= he was anxious for a reply) . a statue of innocence. 66 .VERBLESS CLAUSE Bu tür cümleler İngilizce'de fazla kullanılmaz ve çeviri açısından önemli bir sorun oluşturmaz.

an eagle.1. u) ile telaffuz edilerek (yazılarak değil) başlarsa. iron (= ütü) b) Çoğul (=plural) cats. Kendisini takip eden isim sesli bir harf (a. man. an orange. oil. o. person. {h}our) "The" bütün isimlerle birlikte kullanılabilir. iron (= demir) b) Soyut (=abstract) happiness. 4. Sayılabilir ve sayılamayan isim İsim. Kullanım alanları "A(n)" sadece sayılabilen tekil isimler ile kullanılır. "A(n)" (=Indefinite article) ve "the" (=Definite article) isimlerle birlikte kullanılırlar. boredom 3. i. e. Bu iki kelimenin nasıl ve ne durumlarda kullanıldıklarına geçmeden önce. irons Sayılamayan (=uncountable) isim a) Somut (=concrete) water. an apple. leaf. sayılabilen ve sayılamayan olarak sınıflandırılabilir: Sayılabilen (=countable) isim a) Tekil (=singular) cat. wealth. men.İSİM (=NOUN) VE UYGUN "ARTICLE" SEÇİMİ 1. Bilinmeyen ve önceden belirginleştirilmemiş 67 . isim yapılarını incelemek yararlı olabilir. "A(n)" : Kullanıldığı yerler 4. an umbrella fakat a university student (u harfi "yu" olarak telaffuz edilmekte) an hour (sessiz olan h harfi telaffuz edilmemekte. "an" kullanılır. sugar. people/persons. leaves. Bir ismin her zaman bir "article" alması gerekli ya da mümkün değildir. Tanım: "a(n)" ve "the" "Article" seçimi çeviri işlemlerinde çoğu zaman bir sorun haline gelmektedir. an iron. 2.

She is a very old friend of mine..3.I have never heard such a thing ! Meslek .The Englishmen we met at the party knew a little Turkish. .A Mr Nash called to speak to you. . . the + "superlative" . ait olduğu sınıfın/türün herhangi bir üyesi olması . Who wants the orange ?" .the best/most recent/latest project 68 . "The" .5. 5.The Mousetrap 5." 5. the + tek olan şey . .60 miles an hour .They toured the world together. .I have found a good job at last.We are looking for a person to help us in the home.4.. 5.1. the + eserde sözü geçen kişi(ler)/nesne(ler) .. 5."I've got an orange and some apples."You have the orange and I'll have the apples. the + az önce/daha önce sözü geçmiş olan .. fakat henüz belirginleştirilmemiş . . Bu kullanımda çoğul isim de mümkündür. hangisi olduğu farketmez .Kullanıldığı yerler 5.2.I am a teacher by profession.Three times a week . Sözü edilen şeyin. . . de/başına . (Cars = Buraya parkedilen belirgin arabalar) Tereddüte düşülmesi durumunda en iyisi çoğul isim kullanmaktır. (Mr Nash diye biri . . .Herhangi biri.The Longest Day .I have never seen an elephant.Screwdrivers are tools. Bilinen fakat önceden belirginleştirilmemiş Özel biri.The earth goes round the sun.The dogs in our street are very noisy.The Elephant and the Mouse . the + belirginleştirilmiş isim . Genel nesneler yerine belirginleştirilmiş nesneler kullanıl-ması durumunda çoğul isim kullanmak gerekir. .A screwdriver is a tool.Ten pence a kilo 4.) Bir tür/örnek .We have a good climate.She lives in the United States now.2.Cars are parked at owners' risk. you must be a good speaker.To be a good MP.What a strange man he is ! .

the + "ordinal" sayı . .12. the + sayılabilir bir isim içeren yer isimleri Canal the Sues/Panama Cana Channel the English Channel Desert the Sahara (Desert) Gulf the Gulf.the Azores ." kullanmak gerekir.. the + yer ismi = o yerin amacına uygun bir eyleme katılınmaması .13.the Spanish 69 .8. the Gulf of Mexico Islands/Isles the British Isles.the United States . the Virgin Islands Kingdom the United Kingdom Mountain range the Rocky Mountains Ocean the Indian Ocean Republic the Republic of Turkey River the (River) Nile Sea the Mediterranean (Sea) State(s) the Gulf States. . 5. the + yer = içinde bulunulan durumdan ötürü tanımlanabilen yer Her insanın kendisine özgü bir çevresi olduğu ve o kişinin o çevreye ait herşeyi tanımlayabileceği düşünülürse. the + otel / tiyatro / sinema/.She went to the prison ( ⇐ mahkum olarak değil) .The Panda is in danger of extinction.14. .the Netherlands .a/the young person/man/woman/.the Alps 5.The young do not listen to the old.the British .the English ..The computer has replaced the typewriter in the office.I would like to live near the sea. o çevreye yakın olan bir kimse (akraba. ismi .10. 5. the + sıfat = o sıfat ile nitelenen grubun tümü .6.11.5.I must go to the bank cümlesindeki "the bank". 5. 5. . the + çoğul yer ismi .7.9. 5.the Hilton .the first/last/next race 5. the + milliyet belirten sIfat . aynı şehirli gibi) açısından da o çevre tanımlanabilir özelliktedir.) Tekil kişiler için "sıfat + person/man/.the Akün Ayrıca -the theatre/cinema/opera/concert 5. (= Young people do not listen to old people.There is funny animal in the garden.. the + hayali bir türün/sınıfın temsilcisi olan tekil isim . konuşanı tanıyan bir kimse açısından belirgin bir bankayı niteler. arkadaş. the United States of America Straits the Bering Straits Union the Union of South Africa Yer darlığından ötürü haritalarda "the" genelde kullanılmaz.

çoğul isim kullanılır.all this confusion all + çoğul isim ( "every" anlamında) . "entire" anlamında) .20.All Indian tribes were killed off.the University of Oxford 5.my whole life .. Caz ve pop terminolojisinde genellikle "the" kullanılmaz.16..Bazı milliyetlerden söz ederken.this whole confusion whole + çoğul isim ("complete". + isim this/these . . Scala 5.the Times Dergi isimleri "the" almaz.17. + whole + isim this .Times (Magazine).(the) Russians/Arabs/Turks/Scots/. (= kimse sağ kalmadı) 70 .18.the whole life .I hate the telephone. the + gemi ismi . 5.19. the + müzik aleti . "The" kullanılmazsa "space" kelimesi "uzay" anlamı taşır. . all the / the whole a) all the all + my/your/. the + space = bir alanda boş yer .The Queen Mary 5. (Her bir .. .all my life .I'd like to learn the guitar. the + gazete ismi .21. the + bilim ve teknoloji ile ilgili kelime .15. 5.He tried to park his car but the space was not big enough.Whole Indian tribes were killed killed off. the + A of B (A ve B birer isim) . 5. 5.) b) whole the my/your/.all the time ..

Africa. göl ismi . türü / sınıfı temsil eden çoğul / sayılamayan isim . . 6. 6.The Irish contestant was in second place. South America. . tek dağ ve ada ismi .Turkish Republic .3.during + (the) + autumn before summer winter 6.6. He spends his time at sea.the whole of the time . New York.the the whole of + my/your/. yüklem + isim Artık birer terim haline gelmiş bazı yapılarda "the" kullanılmamaktadır.He is a fisherman. ünvan (+ kişinin soyadı) . yüklem + sayılabilir isim 71 .2. . Long Island 6. but Captain Smith.Lake Erie 6. for example.Sugar is bad for you. 6.8.London Bridge . "preposition" + isim . A + B (A ve B birer isim) .1. Great Britain.Cyprus. Fakat .the whole of this confusion 6.Asia.Kullanılmadığı yerler 6.7. tekil ülke / şehir ismi .in the morning/afternoon/evening ve in spring .Hello. Germany 6.Mount Everest . yerin amacına yönelik eyleme katılma durumu .the whole of my life . .10. 6. in harmony.Oxford University .4. 6.He was sent to prison for 2 years ( mahkum olarak). Captain. . "ordinal" sayı + yarışmada durum belirten isim / ödül .Atatürk Airport Bu yer isimlerinde "the" kullanılmamasının bir diğer nedeni de birer bölge ya da kişi adı taşımalarıdır.Pandas are in danger of extinction.She won first prize for her essay.5. + tekil isim this/that .on time.I want to see the Captain. "The" . in turn.9. at night.Money can bring happiness. kıta.

to make progress . sea / ship / boat. car. plane. Tube / underground on + foot.to make friends .to make love 6. bike. motorbike.. train. by + isim (= .to shake hands yüklem + sayılamayan isim . coach. air. ile yolculuk) by + bus. horseback 72 .to take place yüklem + çoğul isim ..11..

tekil isim + isim . 1. . . .my sisters' room .Turkey's largest dam 1.chicken soup . ya da "a three week holiday" demek te mümkün. 1.3.a frog's leg 1. Bu cümlede "three weeks' holiday" yerine "a holiday of three weeks".Britain's system of government . bir hayvan ismi + o hayvandan üretilen şey . kullanan kişi + kullanılan şey .the manager's office .a policeman's hat 1. 73 .5.a girl's blouse .the Government's decision .2. zaman belirten isim + isim .the city's new theatre . (a/the) + yer ismi + isim .4.8.cow's milk .Mr Evan's daughter .a children's hospital .fox fur 1.goat's cheese Bir ürün elde etmek için o hayvan öldürülmüş ise.a bird's egg .6.7.a lamb chop .the horse's tail . bir hayvan ismi + hayvanın vücudunun bir parçası . (a/the) + kişi / hayvan ismi + isim .Mr Carter's house Çoğul isim + isim durumunda 's yerine sadece ' kullanılabilir.1.Tomorrow's meeting has been canceled. three weeks' holiday.the company's success Bu yapıyı "the A of B" kullanarak oluşturmak da mümkündür.calf-skin .a sheep's heart .lamb's wool .the Carters' house 1.a bird's nest Kullanan kişinin eylem üzerinde bir denetimi yoksa aşağıdaki yapı da kullanılabilir.'S VE "OF" 1.I've got a week's holiday. 's yapısının kullanıldığı yerler 1.my sister's room . (a/the) + organizasyon ismi + isim .

Ancak. .. . .4.. each.) .1. 2. either. . .I've stopped believing all (of) that years ago.a dog kennel .the beginning of the story Bu yapıda 's kullanılabilirse de "A of B" yapısı daha iyidir.the door of the room . both + (of) + these/those + (isim) 74 .. "All" yerine "every" kullanılabilir." kullanılması durumunda sadece "all of" yapısı kullanılabilir.All (of) my friends like riding.2. "Of" yapısının kullanıldığı yerler 2.the decision of the Government . (a/the) + isim + nesne ismi .All children can be naughty sometimes. all.I've all (of) the books. none ile kullanılabilir..baby clothes .) . a) all (=hepsi de) the all + (of) + my/your/.) taşımaması durumunda "of" kullanılmaz. my. İsmin belirleyici yapı (the. "you. .I met the wife of the man who lent us the money.All whisky is expensive .They want to see all of us.. them.. + isim/this/that (these/.a birdcage 2. b) both (=ikisi de) the both + (of) my/your/ + isim/this/that (these/. 2. neither. both.He interviewed every one of us. (a/the) + isim + organizasyon ismi . . . "all of" yerine "every one of" gelir. .Both (of) the cars broke down before the start.All of you are wrong. us.the success of the company Bu yapıyı 's ile oluşturmak da mümkündür.All of them enjoy dancing. (a/the) + isim + uzun tekil isim .3. 2.

the each + (of) my/your/ + isim/this/that (these/. either of + us/you/them . e) neither (= ne ..) ..) .Neither job will meet his requirements.) .He is getting better each day.Each of his daughters is a university graduate.The police will question each of them.He said neither of the books was suitable..Both children have been to Rome. ya da/ikisinden biri) either + tekil isim . both of + us/you/them . both + isim .. the neither + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..Either of you could do it. 75 .Either day will do.Either of your friends is welcome... d) either (= ya . the either + (of) my/your/ + isim/this/that (these/.Both (of) vases are antique.Both of us were there. c) each (=herbiri de) each + tekil isim . ne de) neither + tekil isim .. each of us/you/them .

. Yani. . Of .None of us knows the correct answer.Neither of us knows the correct answer. ("of" kelimesini "to bear = ta??mak" ile eşdeğer tutarak) şeklinde.It is of no use to try and solve it. yapısı . . f) none (= hiçbiri de) the none + (of) my/your/ + isim/this/that (these/. Bu yapıda..This is of great importance cümlesi .It is of no use to . cümle .. kendimi iyi hissetmiyorum. none of us/you/them ..) . I was found suitable for the post. ya da . ben işe uygun bulundum..Of late.. aslında.) Tüm başvuranlar içinde.neither of + us/you/them .This is very important şeklinde ele alınmalı ve sonra Türkçe'ye aktarılmalıdır. I haven't been feeling well.This is of great importance.. 3. 4. kendisinden önce gelen ve nitelik/nicelik belirten kelimeyi de gözönünde bulundurarak..Of all the people applied. sıfat haline getirmektir. .None of the books was there.It is useless to . of + nitelik / nicelik belirten kelime + isim . 76 . Son zamanlarda. Türkçe'ye aktarım esnasında yapılması gereken şey yapıdaki ismi. . (=Out of all the people who applied .

I want to go cümlesinde "to" kelimesinin ardından "-ing" kullanılmamaktadır.3. tek çare olarak kullanılmakta olan sözlük kalmaktadır. yüklem + (nesne) + to + yüklem . Yani. . yüklem + (to) + yüklem Sınırlı sayıda yüklem bir başka yükleme "to" almadan bağlanır. 77 . . konuşan kişinin olayın tümünü ya da bir bölümünü gördüğünü anlatmaktadır. Her bir yüklemin hangi "preposition" ile kullanılıp hangi amacı taşıdığı bilinemeyeceğine göre. yüklem ( = see/hear/. [1] numaralı cümlede "leave" yükleminin "-ing" eklenerek kullanılması.They accused her of stealing a diamond necklace. yüklem + "preposition" + yüklem Yukarıda açıklandığı gibi.) + so. Yüklem + Yüklem Bir yüklem diğerine çeşitli yollarla bağlanabilir. . Ancak. 3.We hope to complete it soon.5./so's) + "-ing" . [2] numaralı cümlede ise yüklemin "leave" olarak yalın kullanılması olayın tümünün görüldüğünü anlatır. 3.4.We saw him leaving the house [1] cümlesi ile . "to" olmadan kullanılır.I like playing the piano./stg. 3.I don't want you to go there.What can I do but leave ? 3.I appreciate your helping my son. yüklem + preposition + "-ing" .Can you help me (to) lift this ? 3.We saw him leave the house [2] cümlesi arasında anlam açısından fark bulunmaktadır. bu yüklemle her zaman kullanılan bir "preposition" olmamasıdır.I'm looking forward to meeting him. bunları izleyecek olan yüklem yalın halde. örneğin . "preposition"u izleyen yüklemin her zaman mutlaka "-ing" formu taşıyacağıdır. yüklem + (so. + "do"/"doing" . Bunun nedeni "to" kelimesinin "want" yüklemine ait.. .1.2. Yüklem + (preposition) + yüklem İngilizce'de çoğu yüklemin kendisine özgü bir ya da birkaç "preposition"u vardır ve çeşitli farklı anlamlar oluşturur. . İngilizce cümle oluştururken unutulmaması gereken bir kural. 3. except / but + yüklem İstisna belirten kelimeler olan "except" ve "but" kullanıldığı zaman.YÜKLEM + (PREPOSITION) + YÜKLEM 1. 2.

. 78 .I caught them stealing my bicycle.I smell something burning. unlock a drawer.I saw him enter the room.. photograph it and put it back. . take out a document.

Burada seninle oturuyor olmak/oturmak güzel.He is believed to live in New York. Manş Denizi'ni ilk geçen insandı. isim + to + yüklem = who/which will/would + yüklem 79 . 1. 3. + isim + to + yüklem .. Onun New York'ta yaşamakta olduğuna inanılıyor ya da "yüklem + to + passive" . . "Continuous" "Progressive infinitive" olarak bilinen yapı "to be + -ing" ile oluşturulur ve etken yapıda da kullanılabilir.He was the first man to cross the Channel. "be" + the first/last/only/.2. Bu yapıda "passive + to be + "-ing" şeklinde kullanılabilir. .I'd like to have been invited Davet edilmiş olmayı isterdim kullanılabilir. "be" + to 2.INFINITIVE (= [TO] + YÜKLEM) 1.I didn't expect to be invited Davet edilmeyi beklemiyordum kullanılmaktadır.1. "Present" Bu yapıda "passive + to + yüklem" . 2.2. Bu yapı Türkçe'ye "-En + ilk/son/tek + isim" şeklinde aktarılır. 1. Bu yapıda "passive + to have + V3" .It is good to have finished the day's work.He is known to have visited this city Bu şehri ziyaret etmiş olduğu biliniyor ya da "to have been + V3" . . 2.It is nice to be sitting here with you. Hayat hikayesini yazmakta olduğu biliniyor. Edilgen (= Passive) yapılarda 1. Günün çalışmasını Bu günün işlerini bitirmiş olmak güzel. "be" + to Bu yapının kullanımı "will" ya da "should" ile aynıdır. "Past/Perfect" "Perfect Infinitive" olarak bilinen yapı "to have + V3" şeklinde oluşturulur.3.He is known to be writing his autobiography.1.

horror. .What a computer does is (to) process the data for you.I told him to lie down and rest. Teklifi reddettiler..To a man of his age.Şaşırdım kaldım. (=It is hard to satisfy him.He is hard to satisfy. Bu yapıda en sık regret. To my/his/.. Bir bilgisayarın yaptığı iş bilgiyi senin/bizim için işlemektir.. cümle . surprise. such changes are unacceptable.All I did was to lend him a hand. "be" + sıfat + to + yüklem . tepkiyi anlatan yapı cümlenin dışına çıkarılabilmektedir. delight isim ve sıfatları ve bunların yakın anlamlarını taşıyan isim ve sıfatlar kullanılır. Tek/Tüm yaptığım ona yardım etmekti. Bu yapı ile ilgili şu örnekler de verilebilir: .Benim hayretime/şaşkınlığıma türü bir çeviri yanlış olur. (Benim açımdan. annoyance. relief.To my mind.What surprised me was their rejection of the offer. 4.Why pay more ? Neden daha fazla ödeyesin ki ? . (Onun yaşındaki biri için. . Why (not) + yüklem Bu yapıda "to" kullanılmaz . they rejected the offer şeklinde bir cümle ortaya çıkmaktadır. 6.I'd rather stay than go. .To my surprise. . .) 8. Kimi zaman. their rejection of the offer was a surprise. . . Bunun yerine.Their rejection of the offer surprised me.. and / or / except / but / than + yüklem Bu yapılarda "to" gereksizdir.He was to have been the new ambassador but he fell ill. . 7.. Çeviri söz konusu olduğunda . Yeni büyükelçi olacaktı ama rahatsızlandı. 80 . Bu durumda da . "To" ile başlayan bölümü ayrı bir cümle gibi ele almak daha anlamlı olacaktır.) Onu memnun etmek zor. "do" + (to) + yüklem .Why not leave now ? Neden şimdi ayrılmayacak mışım ? 5.) .I was surprised by their rejection of the offer.. + sıfat / isim. cümlelerinden her birinde "teklifin onlar tarafından reddedilmesi" olayı konuşan kişiyi şaşırtmıştır.

. /Bu kemanla Mozart kusursuz çalınır.This violin is excellent to play Mozart on.) 81 . Bu keman Mozart çalmak için kusursuz.

Instead of studying.mEksIzIn" ile aktarılır. Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + . geceyi televizyon izleyerek geçirdi. Kulpu çevirerek kapağı açabilirsiniz."ing" .GERUND (= -ING) 1. Ders çalışacağına. without + "-ing" .You can open the lid by turning the handle. 2.Without saying a word. Instead of + "-ing" . he spent the night watching TV. by + . 82 . Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + -EcEğIne/-EcEğI yer(d)e ile aktarılır.ErEk" ile aktarılabilir. 3. Tek kelime etmeden gitti. Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + .mEdEn / . he left.

"infinitive" cümlenin öznesi olarak kullanılmakta idi." kullanmaktır. ." yapısının kullanılması doğru olur. Giriş "Infinitive" terimi "yüklem + to" yapısını." kullanmaktır. Özne olarak kullanım İngilizce'de.To err is human. 2. cümleye yüklem ile başlanması gerekiyorsa. .2. . .To make mistakes is easy yerine .Selling insurance is a boring job. Bu durumda..1. "It .. Belirgin eylemler Belirgin bir eylemden sözedildiğinde "infinitive" özne olarak kullanılabilir. . 2.3."INFINITIVE" VE "GERUND": ÖZNE KONUMUNDA 1.It is easy to make mistakes cümlesi kullanılabilir.. "infinitive" yapıda da olduğu gibi. Kullanım 2. to forgive is divine. Genel bir eylemden sözedildiğinde de "gerund" özne olarak kullanılabilir.It was difficult to sell my car. Yine de en iyisi "It . 2.. Yine de en iyisi.. "gerund" yapı kullanılması daha ya da en iyisi "It . "gerund" terimi ise "yüklem + -ing" yapısını anlatmaktadır. 83 . Zaman ve Neden belirtmede "Infinitive" ve "gerund" özne olarak kullanılabildikleri gibi zaman ve neden belirtmekte de kullanılabilirler. Günümüz İngilizce'sinde.To sell my car was difficult.. . artık pek güncel olmayan bir şekilde.It is a boring job to sell insurance.

.It is likely that we'll be a bit late.It is vital that this plan is followed.PROP "IT" 1. Bu mevsimde kar görmek alışılmadık birşey.It is difficult for him to change his mind.It is nice to meet you.1.That she is here at this time of the day is strange olduğunda.It is pointless to argue with him.It is essential to book in advance. 84 . e) Normallik ve Geleneksellik belirtmede . Önceden yer ayırtmak gerek. .It was claimed that he was murdered. .It is strange that she is here at this time of the day. Kullanım 2. c) Olasılık belirtmede . Bu planın izlenmesi şart. Onunla tartışmak yararsız. Muhtemelen biraz geç kalacağız.It is difficult to guess the meaning. b) Zorluk belirtmede . . bu yapıların yerini Prop "It" yapısı alabilir: . 2. .It is surprising that she is so late.To meet you is nice ya da "that-clause" .Is it possible to go by road ? Karayolu üzerinden gitmek mümkün mü ? d) Fayda belirtmede . Fikrini değiştirmesi zor. Tanım Cümlenin öznesi bir "infinitive clause" . Özne durumunda a) Önem belirtmede .It is unusual to see snow in this season. .

Burada beklemen daha iyi olur. j) Bir fikrin doğuşunu.It shocked me that he didn't know.It is interesting that you should think this way. . Anahtarları evde unuttuğumu farkettim. akla gelişini belirtmede .It seems that we are in for a change. m) Çeşitli kullanımlar A) It + for + isim + to + yüklem . İstanbul'a gidiş sekiz saat tutuyor. Onun bilmemesine hayret ettim.It is essential for the pages to be read before the weekend. Sayfaların hafta sonundan önce okunması şart.It takes eight hours to get to Istanbul.It occurred to me that I'd left the keys at home. Bu şekilde düşünmen ilginç.Is it customary to tip the driver here ? Buralarda şoföre bahşiş vermek adetten midir ? f) Süre belirtmede .It is better for you wait here.Is it true that she is leaving tomorrow ? Yarın gideceği doğru mu ? i) Uygunluk belirtmede .It was really surprising to see him. Erken ayrılmak en iyisi. h) Gerçeği belirtmede . B) It + "-ing" 85 . g) Duygusal tepki belirtmede . Görünüşe bakılırsa bizi bir değişiklik bekliyor. k) Görünümden elde edilen fikri belirtmede . Onu görmek gerçekten şaşırtıcıydı..It'll be best to leave early. l) Putative "should" ile . .

+ (as) if / though . ..I think it important that we should keep calm. 2. . Bonkörlüğün anlamını savaştan önce bilirdik. C) It . Nesne durumunda Normalde.It looks as if it will rain. Projeyi yarı tamamlanmış halde bırakmak zorunda kalırsak yazık olacak.We owe it to you to save our daughter. Seçimi sana bırakıyoruz.It will be a pity if we have to leave the project half-completed. E) It + "be" + (not) + until / before .I thought it peculiar that she hadn't written.. "Owe" ve "leave" yüklemleri ile de kullanılabilir.. Onunla tartışmaya çalışmak gereksiz. Yazmaması bana çok garip geldi. Kızımızın kurtulmasını sana borçluyuz. Dün Başkan'a yumurta fırlatan kişi annemdi. Seninle tanıştığımıza evindim.It was my mother who threw an egg at the President yesterday.Is it worth reserving a seat ? Yer ayırtmaya değer mi ? . George aynı fikirde olmadığını açıkça belirtti..It is no use trying to argue with him. . Bence sakin durmamız önem taşımakta. D) It . .George made it clear that he disagreed.. Görünüşe bakılırsa yağmur yağacak.It was before the war that we knew what extravagance was. . nesne ile ilişkili bir sıfat bulunması durumunda kullanılır.It was nice meeting you. . . 86 .2.We leave it to you to choose. + (preposition) + isim (= Cleft cümle) .

enjoin. Zorunluluk ya da önem belirtmede Zorunluluk. wonder yüklemleri ve absurd. 87 . Onu duymamız için sesi kıstı. 1. . odd. right. propose. dikkat edileceği gibi. essential. necessary. amazing.We recommend that you wait until the rain stops. natural.He was cautious lest he should make a mistake. "could" kullanıldığında "-EbIl" takısının eklenmesi dışında.Should you see him. leaves(BrE) . urge. instruct. should leave . concede. . Conditional clause ile Düşük bir olasılık belirtmek için "in case". . insist. order. important. ensure. aşağıda verilen üçüncü örnek cümlede olduğu gibi. Bu kullanımda "should" yerine "could/would" gibi yardımcı yüklemler de kullanılabilir. pronounce. anxious. decide.He turned the volume down so that we should hear him. . play. vital sıfatları ile kullanılır. arrange. desire. resolve.He insisted that the contract should be read aloud. Çeviri açısından "should" kelimesinin olması ya da olmaması bir değişiklik getirmez. allow. intend. stipulate. request. "should" atılır ve yüklem yalın kalır. suggest. better. ludicrous. tell him to see me. strange. . "If" ile kullanımında devrik yapı oluşturabilir. annoying. marvel. advise. Çeviri açısından. eager.If you should see him. 2. tell him to see me. command. hiçbir değişiklik oluşmaz. ordain."PUTATIVE" VE "TENTATIVE" SHOULD "Should" yardımcı yüklemi "gereklilik" belirtmesinin yanısıra bazı yapılarda bunun dışınnda anlamlar yüklenmektedir.I'll go and get some more beer in case Bill should come. vote. önem ve tercih belirten agree. surprising. decree. . "lest". demand. "So that" ve "in order that" ile . ridiculous. recommend.It is amazing that she should confess the murder. Kimi zaman. beg. prefer. require. entreat.People are demanding that she leave (AmE) the company. just. 3. rejoice. "should" yardımcı yüklemi "gereklilik" anlamını taşımamaktadır. concerned. grant. ask. ya da "if" ile kullanılır. regret. pledge. advisable. move. determine. rule. Bu bölümde ele alınan yapıların hiçbirinde.

DEVRİK YAPI (= INVERSION) 1. gerçeklerin farkında değildi. Daha yeni merhaba demiştim ki beni yumrukladı. . 2. . Bu yapıda ya yardımcı yüklem [1] (asıl yüklemin "be" olması durumunda yüklemin kendisi [2]) ya da özneyi niteleyen sıfat [3] öznenin önünde yer almaktadır. only then/when. hardly . no sooner . Ne zamanki eve vardı. never. cümle içinde bu örneklerde verilen konumlarında (cümle başında vs. rarely. .Only here do they sell octopus meat. scarcely . only.1. and so did he. he went on walking.We are here. [1] . than. Daha yeni merhaba demiştim ki beni yumrukladı. not till.We came late. and so is he. when. only after. /Eve varana kadar espriyi anlayamadı.. [3] 2. .. mümkünse. scarcely.2. Zaman ve yer belirten yapılar ile Zaman ve yer belirten at no time.You can nowhere find a better friend cümlesinde "never" kelimesi cümlede ortalarda yer almaktadır ve cümlede devrik yapı söz konusu değildir. Daha önce hiç bu kadar güzel bir hediye almam??tım.Nowhere can you find a better friend. daima devrik yapı ile kullanılır. Örneğin. Kullanım Aşağıdaki kullanım örneklerinde gösterilen kelime ve yapılar. Devrik yapıların Türkçe'ye aktarımı esnasında. cümlenin başına alındığında. when.Hardly/Scarcely had I said hello when he punched me. Tanım Cümle içindeki normal yapının (S+V+O) vurgu sağlamak amacı değiştirilmesidir.Tired as he was..Never before have I received such a nice present.No sooner had I said hello than he punched me. devrik yapının sağladığı vurgunun verilmesine çaba göstermek gerekir. .Nowhere can you find a better servant. Hiç bir zaman. Hiçbiryerde (bundan) daha iyi bir hizmetçi bulamazsın.1 maddesinde de ele alındığı gibi. [2] . . . Ahtapot eti sadece burada satılır. .Not till he got home did he understand what the joke was.) olmaları durumunda sadece devrik yapıda kullanılabilmektedir.At no time was he aware of the facts. 88 . nowhere.. .. . seldom yapıları ile kullanılır. Oysa "never" kelimesi 9.. ancak o zaman espriyi anlayabildi.

2. Hepimiz korku filmlerinden hoşlanıyoruz.Scarcely / Seldom had he been late. under no circumstances yapıları ile kullanılır. Paranız hiçbir koşulla geri ödenemez. Sadece parasını çalmakla kalmadılar. bir de dövdüler.2. nor ile . Ancak bir yıl sonra benimle yeniden konuşmaya başladı." .Only then did I see that the plan was faulty. that ile . .Only when he became ill did he appreciate the central heating.He didn't protest. on no account. . . merkezi ısıtmanın kıymetini o zaman anladı. and so does my father. . nor did he say a single word."I'm not hungry. only by.Only by pushing were we able to start the car. neither.Rarely could we get fresh bread. Not only. Taze ekmek bulmak bir mucizeydi.. Arabayı sadece bu şekilde çalıştırabildik. .We all like horror films.On no account are people allowed to eat in the theatre building. . . Ne zamanki hastalandı. 89 . in no way. Hiçbir şekilde tiyatro binasında yiyecek yenemez.. 2. 2. but they also beat him.Only in this way were we able to make the car start. Hemen hiç geç kalmamıştı.So delicious was the meal that we couldn't help wondering whether it was really Jane who had cooked it. Koşul belirten yapılar ile Koşul belirten in no circumstances.3." . so / such . .In no way can your money be refunded.Only after a year did she start to talk to me again.Not only did they steal his money. Planın hatalı olduğunu ancak o zaman anladım.In / Under no circumstances are we authorised to seal this document. Arabayı ancak iterek çalıştırabildik.4."Neither / Nor am I. . . only when. Protesto etmediği gibi tek bir kelime de etmedi. only this way. Hiçbir koşulla bu belgeye damga vurmaya yetkili değiliz. . babam da. so..

Yukarı iki iri köpek zıpladı. 2. 2.Had we known about your coming.7. equally regrettable was his behaviour.Under the table was lying a huge dog. . ve şu yakınlarda bir üçüncüsünün haberi geldi. .Should there be a delay. Reason clause ile . Bir polis memuru köşeyi döndü. we could have met you at the airport. 2. . Yer belirten "preposition"lar ile . 2.His answer was shameful.Yemek o kadar lezzetliydi ki bir an yemeği yapanın gerçekten de Jane olup olmadığını merak ettik. Gelişinden haberimiz olsaydı seni havaalanında karşılardık. as had his father been. Condition clause ile . I doubt you'll pass.Round the corner walked a policeman. . Ne kadar çok çalışsan da geçeceğinden kuşkuluyum. Eskiden babasının olduğu gibi Tom da kudretli bir adamdı.A year ago two crashes occurred at the corner. call me.6.8. Concession clause ile . 2. . 2.11.9.davranışı da bir okadar üzücüydü.Tom was a man of power.In came Tom. Çeşitli sıfatlarla . and more recently has come the news of a third. Yorgun olduğu için yürümeyi kesti. 2. 90 . he stopped walking.5. Sovyetler Birliği'nin çökeceği aklımızdan bile geçmezdi.Tired as he was. Verdiği yanıt utanç vericiydi . Masanın altında koskoca bir köpek yatıyordu. Comparative clause ile . Similarity and Comparison clause ile . Bir yıl önce bu köşede iki kaza oldu. (Ve) içeri Tom girdi.Little did we imagine that the whole Soviet Union would collapse.Hard as you may study.Up jumped two large dogs.10. Bir gecikme olursa beni ara.

Any "Any" aşağıdaki anlamlarda kullanılabilir.Nobody can ride this horse. çeviri açısından. . bu yapı olumsuz yüklem ile Türkçe'ye aktarılmaktadır. 91 . .ANY / EVERY (ONE/BODY/THING/WHERE 1. Örnek cümlede de görüldüğü gibi. . 2.Not everyone knows this formula. anybody can be a taxi driver.Anybody can ride this horse. Hiç erkek kardeşim yok.In Turkey. . bir tek aşağıda değinilen kullanımı önem taşımaktadır. Bu ata isteyen herkes/kim istese binebilir. . olumlu yapı/anlam + any = ne olursa olsun/herhangi bir Bundan ötürü. Ne olsa yiyebilirim. Every "Every" kelimesinin. Bu ata hiçkimse binemez. Bu formülü herkes bilmez.I haven't got any brothers.I can eat anything. olumsuz yapı/anlam + any = hiç .

You're Reading a Free Preview

Download
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->