You are on page 1of 5

TÜRK DİLİ KOMPOZİSYON-1 DERSİ

KİTABIN ADI :MAİ ve SİYAH


KİTABIN YAZARI :HALİD ZİYA
UŞAKLIGİL
YAYINEVİ :İNKILAP VE
AKA
KİTABEVLERİ
BASIM YILI :1980

1.KİTABIN KONUSU
2.KİTABIN ÖZETİ
3.KİTABIN ANAFİKRİ
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE
ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ
GÖRÜŞLER
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA
BİLGİ

HAZIRLAYANIN
İMZASI :
ADI SOYADI :FUAT
OĞUZCAN
APOLET NUMARASI :1114
KISMI :3
TARİH : 16.04.2002

TÜRK DİLİ VE KOMPOZİSYON-1 DERSİ

KİTABIN ADI :MAİ ve SİYAH


KİTABIN YAZARI :HALİD ZİYA UŞAKLIGİL
YAYINEVİ :İNKILAP VE AKA KİTABEVLERİ
BASIMYILI :1980

1.KİTABIN KONUSU:Hayalleri olan bir gencin lise son


sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve
beraberindeki hayat mücadelesi.
2.KİTABIN ÖZETİ: Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir
güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak
zorunda kalır.Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir.Çünkü
yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur.Ona kalsa,bütün
çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi
ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.
Ali Şekip ,Hüseyin Nazmi gibi arkadaşlarıyla başlıca tartışma konusu
budur zaten. Raci gibi kendisini kıskanan,arkasından dedikodular yaratan
birine rağmen şiirde birşeyler yapacağına inanır . Bir yandan , Ahmet Cemil
,bu sarı , uzun saçlı, mavi gözlü ,kalem parmaklı genç, Hüseyin Nazmi’nin
kızkardeşi Lamia’yı sever.Tek kaygısı onunla evlenmek,ona layık bir yuva
kurabilmektir.Fakat bu mümkün olabilir mi? Olabilecek mi? Hep bunu hayal
eder.
Okulu bitirdikten sonra ,zavallı genç çok sıkıntılı günler
geçirir.Evlerine gittiğin öğrencilerin şımarıklıklarına katlanmak zorunda
kalır.Ekmeğini kazanır ama, neler pahasına! Böylelerinden para kabul
etmeğe mecbur kalmak ona pek ağır gelir . Başka çare de yoktur. Pek
dayanamaz hale gelince , bu sefer kitapçılara polis romanları tercüme
etmeye kalkar. O çağlarda pek sayılı olan bu kitapçılar da onun derisini
yüzerler.Geceler boyu göz nuru dökerek yaptığı anlamsız tercümelere hiç
denecek kadar az para verirler. Ne öyle eserleri tercüme etmek ister , ne de
parasını üzüle üzüle almaya razı olur.
Ahmet Cemil, günün birinde “Mirat-I Şuun” adlı gazetede çalışmaya
başlar. Hayatı az çok düzene girer. Hatta ,gazete sahibinin oğlu Vehbi
Efendi, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir. O zaman Süleymaniye’de
eski bir evde oturan Ahmet Cemil, kız kardeşini mutlu görmek hevesiyle
güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları
yüzünden başarılı olmaz. Evlenenler daha önce birbirlerini tanımadıkları
için bağdaşamazlar. Vehbi Efendi çok kaba, durmadan içen , küstah bir
kimsedir. Öyle alçak bir heriftir ki, karısı hamile olduğu sıralarda
beslemelerini okşayarak onlarla gönül eğlendirir. Ahmet Cemil bu adiliklere
dayanamaz .Gülle dokunmaya kıyamadığı biricik kız kardeşinin
hırpalanmasına, hatta dövülmesine razı olmaz. Bir gece, Vehbi, İkbal’I öyle
hırpalar, durumunu düşünmeden öyle bir tekme atar ki zavallı kadın
çocuğunu düşürür. Ahmet Cemil, çıldırmış bir halde, arkadaşı Ali Şekip’in
dükkanına kendini atar. Ali Şekip’e anasınden aldığı küpeleri, yüzükleri
emniyet sandığına rehin etmekte kendisine yardım için gitmiştir. Kız
kardeşini ölümden kurtarmak gerekmektedir.Hiçbir önlem zavallı İkbal’i
ölümün pençesinden kurtaramaz.
Hüseyin Nazmi, uzakça bir görevle dış işlerine tayin edilmiştir.
Memmundur. Ahmet Cemil, bir gün onu ziyarete gider. Bir aya kadar
memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini sanarak Ahmet
Cemil’e başka bir haber daha verir. Lamia’yı evlendiriyorlardır.O zaman
Ahmet Cemil Lamia’ya ait tek tük hatıra kırıntılarını bir daha yaşar. Bunlar,
Lamia’nın çocukluğu ile ilgilidir. Zihninde, kızı, ailesinin ısrarıyla evlenmeyi
kabul etmiştir diye tasarlar.Bir an sevgisini itiraf etmeyi düşünür.Ama
yoksulluğu, işşizliği aklına gelince bir yuva kuramayacağını kabullenir.
Bundan da vazgeçer.
Önce kardeşi, sonra Lamia… Geriye ne kalmıştır?Eseri mi?Genç
adam,bütün ömrürünü koyduğu şiirlerini bir an bile duraklamadan ocağa
atıp yakar. Yaşamı gözlerinde yaşlar,ağzında acı bir lezzetle seyreder. O
esrin bir anlamı kalmamıştır artık.
Madem ki Hüseyin Nazmi gidiyor, o da gidecektir. Bir gün Taksim
bahçesinde oturuken ileriye ait tasarlarını, tasarladıklarını hatırlar. Şimdi o
da Anadolu’da bir görev alıp gidecektir işte. Kendisine kırgınlıktan başka
birşey sağlamayan bu İstanbul’dan kaçacaktır. Kararını yerine getirir. Dertli
anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbulu,
Cihangiri seyreder. Deniz karanlık, gece karanlıktır. Vaktiyle Tepe başında,
gece, gözlerine bir elmas yağmuru gibi görünen ışıklar sanki sönmüştü.
Şimdi her taraf simsiyahtı. Oda,güneşten, hayatın biçareliğiyle alay eden
ışıktan kaçarak,sonsuz bir yoklukta mutlu ve rahat, yuvarlanıp gidecektir.

3.KİTABIN ANAFİKRİ:İnsan hayatta karşısına çıkan zorluklara


karşı mücadele etmeli,hayallerle gerçekleri birbirine
karıştırmamalıdır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
AHMET CEMİL: Başarılı bir lise hayatı sürerken,son sınıfta babasını
kaybeder ve hayat mücadelesine çok erken başlar.Amacı şiire başka bir
yön vermek iken babasının ölümü herşeyi alt üst eder.Hayalleri olan bir
gençtir.Babasının ardından kızkardeşi İkbal’in ölümü,son olarak da yakın
dostu olan Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşi Lamia’nın evlenmesiyle tüm
hayalleri yıkılır.
HÜSEYİN NAZMİ:Ahmet Cemil’in en yakın dostudur.O da Ahmet Cemil gibi
şiire düşkündür.İlbal’in ağabeyidir.
İKBAL:Ahmet Cemil’in kızkardeşidir.Özellikle babasının ölümünden sonra
annesine ve ağabeyine bağlılığı artmıştır.
LAMİA:Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşidir.Güzel ve alımlı bir genç
kızdır.Ahmet cemil’in kendisine olan aşkından hebersizdir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Eser,dili ağır olduğu için pek anlaşılmamakta,devamlı dipnotlara bakma


ihtiyacı hissedilmektedir.Buna rağmen olayların anlatılışı akıcı bir dille ifade
edilmektedir.Hayat şartlarının zor olduğu bir dönemde yazılan eser,insanın
maddi durumunun hayatını nasıl etkilediği açık bir şekilde ortaya
konmuştur.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

İstanbul’da doğdu.İstanbul’da başladıgı


öğrenimini İzmir’de tamamladı. Öğretmenlik
yaptı,çeşitli memurluklarda bulundu.
Edebiyat hayatına 1884’te atıldı..Geniş bir
kültüre ve bilgiye sahipti.Servet-i Fünun
edebiyatının nesir alanında en güçlü kalemi
oldu.Türk edebiyatının en büyük romancısı
olarak kabul edildi.Romanlarındaki konularda
çoğunlukla aydınlar arasından şeçtiği halde,
hikayelerinde daha çok halkın yaşayışını
konu olarak seçmiştir.
ROMANLARI OYUNLARI
-NEMİDE -KABUS
-BİR ÖLÜNÜN DEFTERİ -FÜRUZAN
-SEFİLE -FARE
-FERDİ VE ŞÜREKASI
-AŞK-I MEMNU ANILARI
-KIRIK HAYATLAR -KIRK YIL
HİKAYELERİ -SARAY VE
ÖTESİ
-BİR YAZIN TARİHİ -BİR ACI
HİKAYE
-SOLGUN DEMET
-SEPETTE BULUNMUŞ SANAT VE
EDEBİYAT
-HEPSİNDEN ACI ÜZERİNE
-AŞKA DAİR -SANATA DAİR
-ONU BEKLERKEN
-İHTİYAR DOST
KADIN PENÇESİ

Rate