You are on page 1of 2

Filistin Haberleri Vahdet.com.

tr

Şaron'un Amacı Neydi?


Olayların fitilini çeken kişi yukarıda da ifade ettiğimiz üzere Sabra ve Şatilla katliamlarının
sorumlusu olan terörist ArielŞaron'dur. Bu şahıs daha önce de yine kadınların
veçocukların topluca öldürüldükleri Kibya katliamını gerçekleştirmişti. Sürekli terörist,
saldırgan ve vahşeti yansıtan açıklamalarıyla öne çıkmaktadır. Böyle bir kişinin şu an
İsrail'in başbakanı ve İsrail siyasetinin başını çeken bir siyasi partinin lideri olabilmesi ve
milyonlarca kişiyi arkasından sürükleyebilmesi siyonistlerle "barış"ın kuru bir hayalden
ibaret olduğunu ortaya koymaktadır.

PekiŞaron,Mescidi Aksa'ya söz konusu baskını neden gerçekleştirdi?

İsrailişgal devletinin elli yılı biraz aşan tarihine baktığınızda dışa yansıyan politikasında
genellikle bir "güvercin-şahin" dengelemesinin olduğunu görürsünüz. Oysa İsrail işgal
devletinin bu kısa tarihi işgallerle, saldırılarla doludur. İşgal ve saldırı konusunda siyonist
liderlerin "barışçı" gösterilenleri ile "şahin" gösterilenleri arasında bir fark yoktur. Ancak
bunlar aynı hedefe doğru gidilen yolda iki farklı sürücü olarak kullanılmaktadır. Yani bir
otobüsün iki ayrı kaptanı gibi. Biri yorulup gözlerine uyku basmaya başladığında diğeri
devreye giriyor. Bu arada öteki dinleniyor, kendisini yeni dönem ve yeni vizyon için
hazırlıyor. Fakat araç aynı araç, yolcular aynı yolcular ulaşılması hedeflenen nokta aynı
noktadır.

"Şahin" olarak gösterilen liderlerden saldırı ve tehdit politikasında, psikolojik savaşta


yararlanılıyor. Bu arada onlar vasıtasıyla İsrail'in saldırgan tutumuna bir sahip bulunmuş
oluyor. Onların tutumları aynı zamanda "barışçı" diye lanse edilen liderlere değer ve
itibar kazandırıyor. Onların sayesinde ötekilerin dünya kamuoyuna kabul ettirilmesi ve
böylece "savaş" yoluyla gasp edilenler üzerindeki gayri meşru hakimiyetin
meşrulaştırılması amacıyla kullanılan göstermelik "barış" politikasına değer
kazandırılması kolaylaşıyor.

İsrail, işgal devletinin Filistin özerk yönetimiyle yürüttüğü sözde "barış" sürecinde oldukça
önemli ve kritik bir merhaleye gelinmişti. Bu merhalede artıkKudüs,mültecilerin geriye
dönüşü, toprakların ve su kaynaklarının paylaşımı vs. gibi ana meseleler konuşulacaktı.
Barak'ın bu meselelerde katı bir tutum sergilemesi yıllardan beridir sürdürülen göz
yanıltıcı "barış" sürecinin tıkanması anlamına gelecekti. Birtakım tavizler vermesi ise
İsrail işgal devletinin ileriye dönük hesaplarının alt üst edilmesine sebep olacaktı. İşte
bundan dolayı bir rol değişimine, sözünü ettiğimiz "güvercin - şahin" dengelemesinde
"şahin" döneminin başlatılmasına ihtiyaç duyuldu.
Bu arada Barak'ın siyaseti de zaten siyonist kitle tabanı nezdinde gittikçe güç
kaybediyor, eriyordu.

Barak'ın geriye gitmesiyleŞaron'un yönetimindeki Likud Partisi'nin oyları artmaya


başlamıştı.Şaron'unMescidi Aksa'ya provokatif baskın gerçekleştirme planının siyasi bir
yönü de vardı. Kendinden daha aşırı siyonist partilere gidecek oyları kendi partisine
çekmeyi hedefliyordu. Bu durum İsrail işgal devletindeki siyasi mekanizmanın oy tabanını
oluşturan kitleyi tanımamız açısından yeterince fikir vermektedir. Böyle bir kitleyle ve o
kitleye başlık eden siyasi liderlerle "barış (!)" gerçekleştirilmesinin nasıl mümkün
olabileceğini akılla ve mantıkla iyi hesap etmek gerekir.