You are on page 1of 2

Filistin Haberleri Vahdet.com.

tr

Toprak Gaspı Bütün Hızıyla Sürüyor


İsrail yönetimi FKÖ'yle de işbirliği yaparakFilistinli mültecilerin yurtlarına dönme yollarını
tamamen kapatmaya çalışırken yahudi akımının hızlanmasını sağlamak, yeni yahudi
yerleşim merkezleri kurmak ve hâlenFilistin topraklarında yaşayan Filistinlileri göçe
zorlamak amacıyla toprak gaspı işlemlerini bütün hızıyla sürdürüyor. Bu toprak gaspı
işlemlerinde en büyük pay daKudüs'e düşmektedir. Bilindiği üzereKudüs'ün doğu kesimi
İsrail tarafından 1967'deişgal edildi. İsrail daha sonra"Kudüs bizim birleşik ve ebedi
başkentimizdir" sloganını ortaya atarak şehrin doğu kesimini de 1948'de işgal etmiş
olduğu topraklara ilhak etti. Sonra da Kudüs'ü başkent ilan etti. Bugün Doğu Kudüs'de
Müslüman nüfusunu azaltmak amacıyla bu kesimde hızlı bir şekilde toprak gaspı ve ev
yıkımı işlemlerini sürdürüyor.

MerkeziBatı Yaka'nın Ramallah şehrinde bulunan el-Hak adlı insan hakları örgütü İsrail
işgal yönetiminin 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden buyana Filistinlilere ait 24 bin
dönüm araziyi kamulaştırdığını bildirdi.

el-Hak örgütünün hazırladığı rapora göreKudüs'teki toprak gaspının en büyük kısmı


bugün "barışçı (!)" gibi gösterilen ve şimdiki lideri Nobelbarış ödülüne lâyık görülen İşçi
Partisi iktidarlarında gerçekleştirildi. İşçi Partisi'nin iktidarda olduğu dönemlerde 22 bin
200 dönüm arazi gaspedilirken, Likud Partisi'nin iktidarda olduğu dönemlerde 1800
dönüm arazi gaspedildi. En büyük gasp işlemi ise İşçi Partisi'nin iktidarda olduğu 1968-70
yılları arasında gerçekleştirildi. Bu dönemde gaspedilen toprakların miktarı 16 bin 570
dönümü buldu.

Yine aynı örgütün verdiği bilgilere göre işgalciler söz konusu tarihten buyana dünyanın
çeşitli yerlerinden gelen 168 bin yahudiyi Kudüs'e ve civarına yerleştirdiler. Bu yahudiler
bugün Kudüs ve çevresindeki yirmi kadar yahudi yerleşim merkezinde ikamet ediyorlar.
Yahudiler bu yerleşim merkezlerinin tümünü kapsayan alanı"Büyük Kudüs" olarak
adlandırıyorlar. Kudüs belediyesi de şehirdeki yahudi nüfusu çok göstermek, dolayısıyla
uluslararası platformda işgal yönetimine gerekçe oluşturmak amacıyla şehir yerleşim
alanını 2001 yılında söz konusu yerleşim merkezlerinin tamamını kapsayacak şekilde 108
km2'ye çıkarmayı planlıyor. Belediye de bu yöndeki projesini "Büyük Kudüs" projesi
olarak adlandırıyor.

el-Hak örgütünün verdiği bilgilere göre işgal yönetimi bir yandan yahudileri Kudüs'e
yerleştirmek amacıyla çaba harcarken diğer yandan da şehrin yerlisi durumundaki
Filistinlileri göçe zorlamak amacıyla muhtelif baskı uygulamalarına başvuruyor. Bu baskı
uygulamalarına rağmen bugün hâlâ Kudüs'te kalabilen Filistinlilerin sayısı 154 bini
buluyor. (Kudüs'ün belediye sınırları dahilinde kalan kısmının tamamının nüfusu ise 560
bin civarında.)

İşgal yönetimi şehirdeki Filistinlileri göçe zorlamak amacıyla bir yandan evlerini yıkarken
bir yandan da yeni ev yapmalarını engelliyor. el-Hak örgütünün raporuna göre sadece
intifadanın başladığı tarihten buyana Kudüs'te 14 Filistinlinin evi herhangi bir gerekçe
gösterilmeden yıkıldı. Ayrıca Kudüs belediyesi çeşitli gerekçelerle Filistinlilere ait 40 evin
yıkılması için emir çıkardı ve bunlardan 9'u uygulandı. Bunun yanısıra yahudilerin
Kudüs'te yeni inşaat yapmaları için her türlü kolaylık gösterilirken Filistinlilerin karşısına
çeşitli zorluklar çıkarılıyor. Örneğin bir Filistinliden inşaat ruhsatı alabilmesi için 15 - 20
bin dolar (700 - 900 milyon tl.) civarında rusum isteniyor. Oysa çok düşük gelirlerle
hayatlarını sürdürmek zorunda olan Filistinlilerin bu rusumu ödeyebilmeleri mümkün
değil.

el-Hak örgütünün raporunda Kudüs'teki İsrail yağmasınaBM teşkilatının da sessiz


kaldığına dikkat çekildi. BM'nin Kudüs'le ilgili kararlarına göre İsrail'in 1967'de işgal
edilmiş olan Doğu Kudüs'ten herhangi amaçla olursa olsun toprak istimlak etmemesi
gerekiyor. Çünkü burası BM kararlarında işgal altında gösteriliyor. Ancak BM bugüne
kadar Kudüs'teki toprak yağmasına herhangi bir şekilde müdahale etmedi. Bilindiği üzere
son olarak aldığı, Doğu Kudüs'te 530 dönümlük bir arazinin istimlak edilmesine dair
kınama kararı da ABD tarafından veto edildi.

Kutsal şehir Kudüs'te durum böyleyken 1967'de işgal edilmiş topraklardan olan Batı
Yaka'da da pek farklı değil. Kudüs belediyesinin 2001 yılında Kudüs'ün yerleşim alanını
108 km2'ye çıkarmayı amaçlayan "Büyük Kudüs" projesinden yukarıda söz etmiştik. Bu,
şehir çevresindeki 9 kasabayla Batı Yaka köylerinden 60 köyün de şehre katılmasıyla
mümkün olacak.

Öte yandan 1967 savaşından bugüne kadar Batı Yaka'daki toprakların % 73'ü
gaspedilmiştir.

Kahire ve Oslo anlaşmaları bu toprak yağmasının önlenmesi yönünde hiçbir şey


getirmedi. Oslo anlaşmasının imzalandığı 13 Eylül 1993 tarihinden sonraki bir yıl içinde
Batı Yaka'da 247 bin m2 alan gaspedildi ve bu topraklar üzerinde toplam 7540 m2 inşaat
yapıldı. Bu bölgedeki yahudi yerleşimcilerin sayısı ise % 10 oranında arttı.