You are on page 1of 2

Filistin Haberleri Vahdet.com.

tr

Filistin polisi Filistin halkıyla karşı


karşıyadır

Filistin Polisi Neyin Nesi?


Filistin emniyet teşkilatının genel müdürlüğüne getirilen Tuğgeneral Nasr Yusuf, Filistin el-
Muslime'nin Aralık 1994 sayısında yayınlanan röportajında şöyle diyordu: "Biz bir
anlaşma imzaladık. Bu anlaşma bizim için bağlayıcıdır. Bu anlaşma doğrultusunda
birtakım yükümlülükler üstlendik. Bu yükümlülüklerimizi yerine getirmek zorundayız."
Nasr Yusuf'un kasdettiği bu yükümlülüklerin neler olduğunuFilistin polisinin bir yıllık
icraatlarından anlamak mümkündür.

Her şeyden önce Filistin polisi özerk yönetimin sorumluluğuna verilen topraklarda
güvenliği sağlaması için kurdurulmamıştır. Eğer güvenliği sağlamak üzere kurdurulmuş
olsaydı özerk yönetimin sorumluluğuna verilen Gazze ve Eriha toprakları üzerindeki
yahudi yerleşim merkezlerinin güvenliği de ondan sorulurdu. İsrail bu yerleşim
merkezlerinin güvenliğini yine kendi askerlerine verdi. Filistin polisini ise sadece Filistin
halkıyla karşı karşıya bıraktı. Yani intifadanın sıcak günlerini yaşadığı sıralarda İsrail
askerlerine taş atan veArafat'ın "küçük generallerim" dediği kişilerle yine Arafat'ın
"büyük generalleri" karşı karşıya geleceklerdi.

Özerk yönetimin sorumluluğuna verilen bölgelerde Filistin polisinin yanısıra çok sayıda da
İsrail askeri bulundurulmaktadır. Bunların yahudi yerleşim merkezlerinin güvenliği için
bulundurulduğu ileri sürülüyorsa da zaman zaman Filistin polisiyle birlikte olaylara
müdahale ettikleri görülmektedir. Bu askerler de hesaba katıldığında, örneğin Gazze
bölgesinde fiili eylemlere katılabilecek durumdaki her 5 kişiye en az bir güvenlik
görevlisinin düştüğü ortaya çıkar. En katı despotik ülkelerde bile böyle bir durumla
karşılaşmak mümkün değildir.

Özerk yönetim anlaşmasının uygulamaya geçirilmesinden sonra Arafat'ın polisleri de


kademeli şekilde Gazze şeridine ve Eriha kasabasına dolmaya başladılar. Polisler
başlangıçta iki üç ay kadar bir süre, halkın içine biraz girebilmek ve onların içindeki
grupları tanıyabilmek amacıyla gerçek yüzlerini göstermediler. Ancak Eylül 1994'ün
başlarında İslâmi anlayış sahibi dört kişiyi hiçbir gerekçe göstermeden tutukladılar.
Tutuklamalar Ekim 1994'te de devam etti. Adeta İsrail'in özerklik anlaşmasına karşılık
serbest bıraktığı birkaç yüz Filistinlinin yerlerinin boş kalmaması için özerk yönetim bizzat
kendisi seferber olmuştu. 12 Ekim 1994 tarihinde Nachson Mordohay Waksman adlı İsrail
onbaşısınınHAMAS mensubu bazı Filistinliler tarafından kaçırılması üzerine özerk yönetim
polisleri Gazze'de HAMAS mensuplarına karşı geniş çaplı bir tutuklama kampanyası
başlattılar. Bu tutuklama kampanyasında 400 HAMAS mensubu adı geçen askerin
kaçırılması olayıyla herhangi bir bağlantılarının olup olmadığına bakılmaksızın tutuklandı.
Tutuklamalar sonraki dönemlerde de bütün hızıyla devam etti.

Polisler sadece tutuklama yapmakla kalmadılar. Bunun yanısıra kendi vatandaşlarının


üzerine ateş ederek ölmelerine veya yaralanmalarına yolaçmaktan da geri kalmadılar. Bu
tür saldırıların en dehşetlisi de 18 Kasım 1994 Cuma günü Gazze'de gerçekleştirilen
katliamdır. Bu tarihte polislerin, gösteri yürüyüşüne hazırlanan bir kalabalığın üzerine
otomatik silahlarla ateş etmeleri sonucu 13 kişi ölmüş, 200 kişi de yaralanmıştı.