GÜNCEL

“Fillerin kavgasında çimenlerdir en çok zararı gören”
RÖPORTAJ: ARİS NALCI
Ailenin Lübnanlı olduğunu söyledin. Nasıl bir hikâyeleri var? Aile büyüklerim Kilikya’nın (Adana) farklı farklı bölgelerinden Konya ve Kilis’ten gelmişler. Onların hikâyesi de 1915’i yaşamış diğer Ermeni ailelerin hikâyelerinden farklı değil. Yetişkin bir insan olarak onlarla bu konuları konuşma ve hikâyelerini dinleme fırsatım olmadı ne yazık ki. Ailemi çok gençken kaybettim. Kurtulanlarla çevrili bir çevrede büyüdüm. Muhtemelen de onlarla hâlâ hayatta iken konuşma fırsatı bularak büyüyen son nesiliz. Ya diaspora algısı? Diaspora uzun bir süre şeytani bir varlık gibi algılandı. Baştan beri hiç anlayış gösterilmedi. Sanırım diaspora bugün Türkiye için Ermeni sorunundan daha büyük ve çok dikkatle, eldivenle yaklaşılması gereken bir tabu. Benim neslim, büyük dedelerimin nesli ve daha da öncesi, mutlak mülksüzleştirilmiş bir süreçte yaşadılar. Ve o süreçte Ortadoğu’da, Avrupa’da, Amerika’da Ermeni toplulukları oluşturdular. Bir yok etme politikası gütmediler. Bu senin bahsettiğin soykırım tasarıları, gizli odalarda kararlaştırılmış gizli kişilerle alınmış bir Türkiye’yi yok etme planı değil. Bu, 1915 felaketinden kurtulanların gölgesinde büyümüş, yetişmiş olanların, bu konu Türkiye’de konuşulamadığı zamanlardaki adalet arayışıdır. “Bizim Kürtler”, “Bizim Ermeniler” gibi şimdi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Diaspora bizim diasporamızdır” demişti. Sen ne düşünüyorsun? Bir sahiplenme girişimi var. Bu girişim tabii ki herşeyi almak, herkesi kanatları altına almak isteyen emperyal bir girişim. Yani insanları sahiplenirken kendi şartlarını benimsetmeye çalışıyor. Bence Türkiye devleti Ermenilerle ilgili “deneyelim bakalım, bundan nasıl ve ne çıkacak, kazançlarımızı nasıl maksimuma çıkarabiliriz ve kayıplarımızı nasıl minimize edebiliriz?” fikrini bırakmalı. Yapılması gereken “Bu işin içerisinden nasıl bir adalet dağıtarak çıkabiliriz” olmalı. Çünkü kesin adalet imkânsız. Amerikan başkanlık seçiminde Ermeniler nasıl bir duruş sergiledi? Seçimler öncesinde, Amerikan Ermeni avukatlar grubu, Romney veya Obama olsun, her iki adaya destek vermeyeceklerini açıklamışlardı. Bunun nedeni ise, her iki adayın da hiçbir şekilde 1915 felaketiyle ilgili konuları gündemlerine almamış olması. Dolayısıyla Ermeniler bu seçimde önemli rol oynamadı.

L

übnan doğumlu Khatchig Mouradyan (yani sizin okuyacağınız şekilde Haçik Muradyan), ABD’de yayın yapan Armenian Weekly’nin Genel Yayın Yönetmeni. Biz onu aslında diasporanın sesi olarak biliyoruz. Birçokları bu işi yaptığını duyunca Amerikan Ermeni lobisini onun yönettiğini sanıyor ve hemen sorularını dizmeye başlıyor... Ama biz öyle bakmıyoruz duruma. Son birkaç yıldır sık sık Türkiye’ye geliyor. Adana’nın farklı bölgelerinden gelen, Konya ve Kilis kökenli atalarının izini sürmek için. Her geldiğinde kendini daha iyi hissettiğini söylerken, bir yandan bu acı dolu toprakların iyileştirici özelliğine değiniyor. Aslında tezini yazmak için geliyor Türkiye’ye ve Osmanlı arşivlerinde çalışıyor. Son gelişinde Diyarbakır’dan sonra Van’da bulmuş kendini. Mereto’ya tırmanmış. Dönüş yolunda İstanbul manzarasını arkamıza, sonbahar güneşini de tepemize alıp sohbete koyuluyoruz. Rahat ve içten... “Fillerin kavgasında çimenlerdir en çok zararı gören” diyor... İşte o sohbetten geriye kalanlar. Son birkaç yıldır sık sık Türkiye’ye gelip Anadolu’yu geziyorsun. Birkaç gün önce Van’daydın, daha önce de Diyarbakır’da... Ziyaretlerimin öncelikli nedeni tezim için Osmanlı arşivlerinde çalışmak. Tezim için 1915 felaketinin ikinci aşaması üzerine bir araştırma yapıyorum: Ermeni sürgünlerinin Halep’e varışı ve Fırat nehrinden Der Zor’a gönderilmesi. Benim ziyaretimin asıl amacı bu aslında. Bu kez Sasun’dan geçip Van’a gittim. Birkaç gün de Diyarbakır’da kaldım. Benim için çok doyurucu, aynı zamanda zenginleştirici geziler oluyor bunlar.
80

GÜNCEL

“Suriye Ermenileri, Türkiye Ermenilerine benziyorlar?” demiştin bir keresinde. Bundan neyi kast ediyorsun? Bu bölgede azınlık halkların karşılaştıkları sorunlar çoğunlukla aynıdır. Azınlıklar bu bölgede hep uyum sağlamak zorunda kalmışlardır. Her zaman baskı vardır. Radarın altında kalmaya çalışmışlardır. Suriye Ermeni toplumu da farklı değil. Şimdi kendilerini tam çatışmanın ortasında buldular. Sivil savaş ve kan. Artık oralarda mevsim bahar değil. Arap baharı yok. Birdenbire toplumun yaşamını sürdürdüğü tarzı değiştirmesi bekleniyor. Ve şimdi Türkiye’deki Ermenilere şunu söylüyorum: “Suriyeli Ermenilere vaaz vereceğinize önce bir azınlık olarak kendi durumunuzu gözden geçirin. Azınlık olma halini ve zorluklarınızı, deneyimlerinizi düşünün. O zaman bu kadar büyük politikaların arasında azınlık olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlarsınız.” Sonuç olarak diaspora ne istiyor? Bu sorunun çeşitli katmanları var. Sorduğun için teşekkür ederim. Bu topraklarla olan bağ asla kopmadı. 80’lerinde bir arkadaşım var benim ve sürekli şunu söyler “Ermeniler son Osmanlılardı.” İşte bu, onları bu toprağa bağlıyor. Bu köylerle bağ hiçbir zaman kopmadı. Aslına bakarsan ben bu köyleri ziyaret ettiğimde insanlar bana sürekli “Hazine mi arıyorsun? Altın mı arıyorsun?” diye soruyorlar. Çünkü onlar bu insanların taa Amerikalardan kalkıp hiçliğin ortasındaki o köye hergünkü güzergahlarıymış gibi duygusal bağlarla geldiklerine ihtimal vermiyor. Kısaca okurlarımız için özetlersen, Khachig Mouradian kimdir? Lübnan’da doğdum. Orada büyüdüm. Lübnan’da üniversite eğitimimi sürdürürken bir yandan da oradaki günlük Ermenice gazete Aztag’ta editörlük yaptım. 5-6 sene önce ABD’ye taşınınca bu kez Amerikalı Ermeni toplumunun İngilizce yayın yapan haftalık dergisi Armenian Weekly’nin direktörü oldum.
81