www.atsizcilar.com   

Sayfa 1 

 

EVLİYA ÇELEBİ (1611-1682)

Türk edebiyatında en büyük seyahatnameyi yazmış müellif olarak haklı bir şöhret kazanmış bulunan seyyah, memur ve asker. Padişah imamı olan Evliya Mehmed Efendi'den dolayı Evliya adını almıştır. Evliya Çelebi'nin babası olan Saray Kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zıllî, Evliya Mehmed Efendi'nin yakın dostu idi. Bu sebeple oğluna Evliya adını verdi. Evliya Çelebi 25 Mart 1611 de, İstanbul'da, Unkapanı'nda doğdu. Ailesinin kökü Kütahyalıdır. Fetihten sonra İstanbul'da yerleşmişlerdir. Fakat Kütahya'nın Zereğen Mahallesindeki evlerini muhafaza etmişlerdir. Ayrıca Bursa, Manisa ve Sandıklı'da da mülkleri vardı. Babası, Kuyumcubaşı Derviş Mehmed Zıllî 1648 Temmuz'unda, hicrî hesapla 117, şemsî tarihle 114 yaşında olarak Öldü. Demek ki 1534 doğumlu idi. Evliya Çelebi kendi soy kütüğünü sayarken dedesini "Kara Ahmed", dedesinin babasını "Demircioglu Şehit Kara Mustafa Paşa", dedesinin dedesini "Turhan Bala" olarak göstermektedir. Turhan Balâ'nın babası olarak "Yavuz Özbek", yahut "Yavuz Er" veya "Yavuh Er" adında bir sancak beğinden bahsetmektedir. Bu Yavuz yahut Yavuk Er, İstanbul fethinde bulunmuştur. Ganimet malından kendi payına düşenle Unkapanı'nın iç yüzünde Sağrıcılar Camisi İle 100 dükkân ve bir ev yaptırmış, Evliya Çelebi bu evde doğmuştur. Evliya Çelebi, bu Yavuz Er'in babası olarak Ece Yakup, dedesi olarak da Allahverdi Akay adlarını sayıyorsa da buncan hakikat diye kabul etmeye imkân yoktur. Hele Allahverdi Âkay'ın babası ve dedesi olarak gösterilen Mehmed Kirmanı ile Hoca Ahmed Yesevî tamamiyle hayal mahsulüdür. O zamanki Türk aydınlan arasında, kendisini ya Peygambere, ya Dört Halife'ye, ya da ünlü bir şeyhe bağlamak hususundaki modanın bir neticesidir. Zaten 1167'de ölen Ahmed Yesevî ile 1682'de Ölen Evliya Çelebi'nin arasında 13-15 ata bulunması gerekirken bunu 8 ata ile geçiştirmek de tamamen mantıksızdır. Evliya Çelebi'nin anası bir Abaza kadınıdır. Bu kadın, sadrazamlığa kadar yükselen Melek Ahmed Pasa'nın anasıyla ya kardeş, yahut da teyze çocuğudur. Bu hısımlık sebebiyle Evliya Çelebi'nin Melek Ahmed Paşa ile arası çok iyi olmuştur. Evliya Çelebi'nin anası, I. Ahmed çağında genç kız olarak saraya getirilmiş ve Kuyumcubaşı Derviş Mehmed Zıllî İle evlendirilmiştir. Mehmed Zıllî (1534 1648}, Kanunî Sultan Süleyman'ın birçok seferlerinde ve II. Selim çağındaki Kıbrıs fethinde (15701571) hazır bulunmuş, Padişaha Magosa'nın anahtarlarını takdim etmiş, I. Ahmed çağında da (1603 1617) eliyle yaptığı Kabe'nin altın oluklarını sürre emanetiyle. Hicaz'a götürmüş ve Sultan Ahmed Camisi'nin tezyinat işlerinde çalışmıştır. Konuşması tatlı ve şair olduğu için hizmet ettiği padişahların musahipliğine kadar yükselmiştir. Evliya Çelebi'nin Mahmud adında bir erkek kardeşiyle birkaç kız kardeşi varsa da bunlardan yalnız bir tanesinin, devlete isyan ederek 1632 de idam edilen Balıkesirli İlyas Paşa'ın zevcesi olan "İnal'ın adını zikretmiştir ki bu Türkçe isim dikkate değer.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 2 

 
Evliya Çelebi, ilk Öğrenimden sonra Unkapanı'ndaki Fil Yokuşu'nda, Şeyhülislâm Hâraid Efendi Medresesi'nde Müderris Ahfeş Efendi'den 7 yıl ders gördü. Bu sıradaki dersortağı (o zamanki tâbirle ders şeriki), yani aynı hücrede kaldığı arkadaşı, sonradan Osmanlı Tarihi'ne geçen ve "Cinci Hoca" diye tanınan Hüseyin Efendi îdi. Bu medresedeki 7 yıllık dersin Evliya Çelebi'yi, zamanımız tabiriyle, yüksek öğrenim mezunu seviyesine getirmeyeceği aşikârdır ve zaten Seyahatnamesinden de bu, anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi, Sâdîzade Dârülkurrâsı'nda hafız olmuş, babasından da kuyumculuğa dair bazı şeyler öğrenmiştir. Daha sonra Enderun'da tahsiline devam etmiştir. Burada Güğümbaşı Mehmed Efendi'den "yazı", "Musahip Derviş Ömer Gülşenî'detı "musiki", Keçi Mehmed Efendi'den "Arapça gramer", babasının dostu olan ve kendisine "Evliya" adının verilmesinde âmil bulunan Evliya Mehmed Efendi'den de "tecvid" dersleri aldı. Evliya Çelebi seyahate âşıktı, İstanbul ve çevresindeki dolaşmalarına 1630 da, yani 19 yaşlarında iken başlamıştı. Sesi güzeldi ve aldığı dersler arasında en çok musikide ileri gitmişti. 1635'te (yani 24 yaşlarında iken) Ayasofya'da IV. Murad'ın huzuruna çıkarıldı ve kendisine Has Kiler'de vazife verildi. Bir gün sarayda IV. Murad'ın huzuruna kabul olunarak besteler okudu ve nükteli konuşmasıyla Padişahın çok hoşuna gitti. Bu tesir kuvvetli olmuş olacak ki Padişahın kederli zamanlarında huzura çıkarılarak tatlı sözleriyle onun kederini azaltmaya başladı. Sarayda 4 yıl kadar kaldıktan sonra Padişahın Bağdat seferinden (Nisan 1638) biraz önce çırağ edilerek 40 akça maaşla Sipahiler zümresine girdi. Bundan sonra meşhur seyahatlerine başladı, önce 1640 ta kısa bir Bursa ve İzmit seyahati yaptı. Sonra, babasının oğulluğu olup Trabzon valiliğine tayin edilen Ketenci Ömer Paşa ile birlikte Trabzon'a gitti. 1641 Nisan'ında Azak kalesinin Rus Kazakları'ndan geri alınması için Hüseyin Pasa kumandasında yapılan sefere katıldı. Kış bastırıp da Azak alınamayınca Kırım Hant Baltadır Kirey Han ile Kırım'a döndü. Onun maiyetinde olarak 1641-1642 kışını Bahçesaray'da geçirdi. 1642 yazında Azağ'ın geri alınışı harekâtına katıldı. Han'dan izin alarak İstanbul'a dönerken Karadeniz'de korkunç bir fırtınaya yakalandı. Gemileri battı. Kendi ifadesine göre üç gün önce geminin bir sandalı, sonra da büyük bir tahta parçası üstünde ölümle pençeleştikten sonra, bugünkü Bulgaristan kıyılarına çıkıp canım kurtardı. Bir Türk köyünde epeyce hasta yattıktan sonra, İstanbul'a gelerek 4 yıl kadar kaldı ve bundan sonra Karadeniz'de gemiyle yolculuğa tövbe etti. 1645 baharında Girit seferine çıkan Yusuf Paşa kumandasındaki ordu ile Hanya'nın fethinde bulundu. Sonra İstanbul'a döndü. 1646'da, Erzurum Beğlerbeği Defterdaroğlu Mehmed Paşa'ya müezzin ve Erzurum gümrük kâtipliğine tayin edilmiş olarak onunla ve kalabalık maiyeti ile 12 Eylülde İstanbul'dan hareketle Anadolu'nun birçok şehir, kasaba ve köylerinde konaklamak suretiyle Erzurum'a gitti. Tebriz Hanı'nın elçisine yoldaşlık ederek Azerbaycan ve Gürcistan'ın bazı yerlerini gördü. Bir takım vazifeler dolayısıyla Revan, Gümüşhane ve Tortum'a giden, sınır paşalarının Gürcistan seferinde bulunan Evliya Çelebi 1647-1648 kışını Erzurum'da geçirdi.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 3 

Fakat hükümete güvenemediği için bu emri dinlemediği gibi. Kars'a. Paşa azlolununca 1653 Temmuzunda İstanbul'a döndü. Babası çok yaşlı olarak bir sırada Ölmüştü. Melek Ahmed Paşa yine Özi Eyaleti'ne vali tayin olununca 26 Temmuz 1655 te İstanbul'dan kalkarak onunla birlikte eyalet merkezi Silistre'ye gitti. www. Bosna Beğlerbeği olunca onunla birlikte yola çıktıysa da Büyük Çekmece'de Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'nın adamları tarafından yaralanarak tedavi için İstanbul'da bir ay kadar kaldı. 26 Mayıs 1657 de Macar Rakoczi üzerine yapılan sefere katıldı. Vergi toplamak için Orta ve Doğu Anadolu'nun: birçok yerlerini gezdi. Ekimde Şam'a vardılar. Hısım oldukları için paşa. Buradan Van'a döndü. Sivas'tan azledilince onunla 14 Temmuz: 1650 de İstanbul'a döndü. Sivas'a tayin edilince onunla birlikte Sivas'a gitti. Bu sırada Kırım Hanı IV. 10 Aralık 1657 de İstanbul'a döndü. 21 Ağustos 1651 de Melek Ahmed Paşa büyükvezirlikten azlolunup Özi Beğlerbeğiliğine tayin olununca Evliya Çelebi de onunla beraber gitti. Mehmed Kirey Han'ın hizmetine girdi. Rumeli Beğlerbeğiliğine tayin olununca yine onunla birlikte Sofya'da bulundu. Bu zafer haberini İstanbul'a ulaştırıp yine vazifesi başına döndü.atsizcilar. İranlılar tarafından götürülen koyun sürülerinin geriye verilmesini sağlamak ve Bağdat Valisi Murtaza Paşa'nın İranlılar'a esir düşmüş olan kardeşini kurtarıp Bağdad'a getirmek vazifeleriyle İran'a ve oradan da Bağdad'a gitti. Miras işlerini hallettikten sonra. Defterdaroğlu Mehmed Paşa o sırada hükümete karşı isyan etmiş bulunan Varvar Ali Paşa'yı tenkile memur edilenler arasındaydı. tayin edilip bu vazifeyi kabul etmeyerek İstanbul'a hareket edince Evliya Çelebi de ona katıldı. Eyalette birçok yerleri dolaştı. Murtaza Paşa. Şam'a gitmek üzere onunla yola çıktı. Çanakkale ve Gelibolu yörelerine gidip. 9 Kasım 1659'da Buğdan'ın yeni voyvodası Stefanitsa'yi memleketine götürenlerle birlikte Edirne'den kalkarak Romanya'ya doğru gitti. Rumeli'nin birçok yerlerini gezdiği bu yolculuğa 1651 yılının Eylül ayı ortalarında başladı. Murtaza Paşa. Melek Ahmed Paça'nın zevcesi Kaya Sultan'ın bahçesinde hoş vakitler geçirerek dinlendi. 1655 başına kadar İstanbul'da kaldı. 1658 de Bursa. Şam Beğlerbeği Murtaza Paşa'ya katılarak 1648 Ağustos'unda. 1648 yazında İstanbul'a geldi. Yaş Ovası'nda Eflak Voyvodası Minnea ile yapılan savaşta bulundu. Murtaza Paşa tarafından vazifeyle gönderilmek suretiyle Suriye ve Filistin'in birçok yerlerini gördü. Bu sırada Melek Ahmed Paşa sadrazam oldu (5 Ağustos 1650). Van Beğlerbeğiliğine tayin olununca onunla birlikte giderek Doğu Anadolu'nun büyük bir bölümünü görmüş oldu.com    Sayfa 4  . Melek Ahmed Paşa. Melek Ahmed Paşa. diğer Anadolu paşalarıyla anlaşmaya çalışıyor. Evliya Çelebi'yi kendisine musahip ve mahrem edindi. Sonra Kırım atlılarıyla birlikte akınlara katılıp Edime"ye döndü. Evliya Çelebi bu gidiş gelişlerin birinde yolunu şaşırıp ünlü Celâlîler'den Kara Haydaroylu ile Katırcıoğlu'nun arasına bile düştü. Bir süre İstanbul'un gezinti yerlerinde eğlendi. Güney Rusya'ya yapılan akınlara ve Özi'ye saldıran Rus Kazakları'nın bozgunu ile biten savaşlara katıldı. Melek Ahmed Paşa. bu sebeple Evliya Çelebi'yi kurye olarak kullanıyordu.  Erzurum Beğlerbeyi Defterdaroğlu Mehmed Paşa.

Eyalet ve sancaklardaki kaleleri yoklamaya memur edildi. Kilis taraflarım gezdi. Kefe üzerinden Bahçesaray'a gitti. Kırım'dan kara yolu ile Kafkasya'ya geçti. Oradan Arnavutluk'a geçerek bu ülkenin birçok yerlerim dolaştı. Henüz görmediği Sakız. Hacdan sonra Hüseyin Paşa'dan ayrılarak Mısır hacılarına katıldı. Cavid Baysun bir takım karinelerle 1682'de ölmüş olacağını kabul ediyor. Macaristan'a döndükten sonra Zrinvar ve Raab savaşlarında bulundu. Şam'a uğrayıp gam Beğlerbeği Hüseyin Paşa'nın da katıldığı hacı kafilesiyle Hacca gitti. Nihayet Hacca gitmeye karar vererek dostlarından Sâilî Çelebi ile 21 Mayıs 1671 (=12 Muharrem 1082) de yola çıktı. Kırım Hanı IV. Oradan Erdel. Bu kalenin fetihnamesini Bosna Beğîerbeğisi Melek Ahmed Paşa'ya götürdü. Kandiye'nin fethi için yapılan savaşlara katıldı ve fethi gördü. Tesalya ve Mora'yı dolaştı. Selanik. Eflak ve Buğdan yoluyla Kırım'a gitti. Bu seferin birçok kısımlarına katıldı.com    Sayfa 5  . hatta Venedik topraklarına kadar uzanmıştır. Onlarla birlikte Mısır'a gitti. Melek Ahmed Pala yeniden Rumeli Beğîerbeği olunca Sofya'ya gitti. Viyana'da bulunduğu sırada. Erdel seferine giden Köse Ali Pasa ordusuna rastlayıp ona katıldı. İstanköy. Tımışvar Ovası'nda. Gümülcine. Hazar kıyılarını ve İdil ırmağı ağzını dolaştı. 28 Aralık 1670 to İstanbul'a döndü. Ayıntap. Seferin devamı sırasında Belgrad'dan Hersek'teki Sührab Mehmed Pasa'ya mektup götürdü. 1647'de Erzurum'da katıldığı bir cirit oyununda Şeydi Ahmed Paşa'nın attığı ciritle kırılmış olan dört dişinden üçünü usta bir dişçiye tedavi ettirdi. Kırım atlılarıyla birlikte düşmanla çarpışıp Erdel'i bir hayli dolaştı. Venedik sınırındaki hareketlere katıldı. Evliya Çelebi'nin ne zaman Öldüğü. nerede gömülü olduğu belli değildir. Adana. Belgrad'da kışladı. Baharda Arnavutluk'ta vergi topladıktan sonra 4 Nisan 1662 de İstanbul'a döndü. Mehmed Kirey ile Rus Kazakları arasındaki bir savaşa katıldı. Mayna'daki isyanın bastırılmasında bulundu. Yine vergi toplamak için birçok yerler dolaştı. 9 Haziran 1665'te Viyana'ya girdi. Sisam. 29 Temmuz 1661 de. Azak'a gelince Osmanlı Ordusu'nun Girîd seferine çıktığını duydu. Bu sırada Terek kalesinde iken Azak'a gitmekte olan bir Rus elçisinin kafilesine katıldı. Budin'den Eğri'ye giderek oraları gezdi. Maraş. 1665 yılı içinde ve herhalde güz başlarında. www. Almanya İmparatoru I. Mısır'da 8-9 yıl kaldı. 29 Haziran 1665'te Viyana'dan çıkarak çevreyi de gezmek suretiyle Macaristan'a döndü. Peşte'de Kara Mehmed Paşa ile buluştu. Sudan ve Kuzey Habeşistan'ı bu sıralarda gezdi. Adil Kirey'in bazı akınlarına katıldıktan sonra kara yolu ile (Karadeniz'den geçmeye tövbeliydi) 11 Mayıs 1668 de İstanbul'a geldi. Dağistan'ı. 1670 Nisanında Girit'ten ayrılarak bazı Osmanlı kuvvetleriyle birlikte Yunanistan'da. vaktiyle. Leopold'dan aldığı pasaportla çevreyi gezindi. 26 Aralık 166S de İstanbul'dan çıkarak Edirne. Evliya Çelebi bu sırada Bosna eyaletini dolaşmış ve akınlarda bulunmuş. Anaboli'den gemiyle Girid'e gitti.  26 Nisan 1660'ta Köse Ali Pasa'nm maiyetinde olarak Varad seferine katıldı. Prof. 10 Mart 1663'te Fazıl Ahmed Paşa ordusuyla birlikte Alman (Nemse) seferine çıktı. Rodos adalarını. Mısır.atsizcilar. Vasvar barışından sonra Viyana'ya elçi gönderilen Paşa'nın maiyetinde Viyana'ya gitti.

şair ve biraz da kuyumcudur. Orijinal gözükme gayretiyle bazı zorlama ve uydurmaları olduğu muhakkaktır. Yüzyılın Dede Korkud'u denebilir. kendi çağının ağdalı nesri olmayıp çoğu zaman sade.atsizcilar. at değiştirmek suretiyle Silistre'den 3 günde. www. İnce yapılı olmasına rağmen sağlam ve çevik olduğu.com    Sayfa 6  . Fakat bazan mübalâğa veya uydurma sanılan satırlarının doğru olduğu da muhakkaktır. Büyük seyahatname esas bakımından coğrafya bilgisi vermekle beraber tarih. Evliya Çelebi seyahat gayesini başarabilmek için herkesle iyi geçinmeye mecburdu. Birçok savaşlara girmiştir. tekellüfsüz bir nesirdir. Tahsil eksikliği bilhassa. Posta tatarlarının at değiştirerek nasıl hızlı gittikleri malûmdur. Van'dan 13 günde İstanbul'a gelebilir. meyhaneleri dolaşmıştır. tarih olaylarını anlatırken çok açık ve acı sekilde gözükmektedir (Fatih'le Mısır Sultanı Kalavun'u çağdaş göstermesi gibi). Cavid Baysun'un Evliya Çelebi maddesinde onun bazı hızlı yolculuklarına inanılmamıştır. Şimdiye kadar Evliya Çelebi hakkında yapılan incelemelerin en iyisi olan ve İslâm Ansiklopedisinin 1947 yılındaki 33. Kırım atlılarıyla yaptığı akınlardan ve cirit oyunlarına katılmasından anlaşılıyor. fakat seyahat ihtirası büyük olmuştur. Nesri. Nitekim Barbaros Hayreddin Paşa da Mudanya'dan Haleb'e atla 10 günde gitmişti. etnografya. İyi bir binici olan ve Kırım atlılarının yıldırım hızına sürçmeden ayak uyduran Evliya Çelebi. folklor. Ahmed Yesevî soyundan. güler yüzlü idi ve herkesin hoşuna giden bir şahsiyeti vardı. Ufak tefek vazifelerden aldığı para ile paşaların ve Kırım Hanı'nın verdiği hediyeler ve savaşlardan elde ettiği ganimetler. müzikçi. Zevk ehli idi. Halbuki o zamanki Türk askerliği ve biniciliği düşünülürse bunların doğru olduğu kabul edilebilir. kültür ve dil bakımından da çok mühimdir. nakkaş. Hattat. binalar. Fakat dalkavuk değildi. Cavid Baysun. Şairliği kaliteli değildir. eskiden yazılmış kitapları okuyarak seyahatnamesine aldığı bilgileri kendi görgüsü mahsulü diye göstermesi bu kabildendir. Askerdir. yollar. Bazan da. Evliya Çelebi mevki ihtirası göstermemiş. Evliya Çelebi zamanında mevcut olup da bugün bulunmayan köyler. Danimarka. mezarlar hakkındaki satırları birinci derecede kaynak değerini taşır. Hollanda ve batıda İspanya'ya kadar gittiği hakkındaki satırlarının hiç bir değeri yoktur.  Evliya Çelebi evlenmemiştir. Çünkü "Akay" kelimesi tam Kırım ağzıyla bir kelimedir ve bizim "ağa" (aka)ın karşılığıdır. kasabalar. camiler. Zaten yaratılıştan huysuz bir adam değildi. Nâzik. Hatta bazan o kadar güzel ve orijinaldir ki Evliya Çelebi'ye 11. geldiğini iddia edip din ve tasavvuf davası gütmesi dolayısıyla dinin ve devletin yasakladığı içkiyi içmemiş görünmek lüzumunu duymuştur. Evliya Çelebi'nin Van'dan İstanbul'a 13 günde. Bir de muhayyelesi geniş olduğundan evliyalar. Silistire'den İstanbul'a 3 günde gelmesini imkânsız görerek kabul etmemektedir. fasikükülünde yayınlanan merhum Prof. Meselâ Viyana'da bulunduğu sırada İmparatordan izin alarak kuzeyde Brandenburg. Sık sık Kırım hanlarının yanma gitmesi ve soy kütüğünü sayarken yukarılarda bir "Allahverdi Akay" dan bahsetmesi Kırım'la bir kan bağı ihtimalini de akla getiriyor. Bütün bunlardan başka bir yönü daha vardır. Mesirelerde kalmış. Ağzına içki koymadığını söylemesi her halde esmayı üstüne sıçratmamak için olmalıdır. Zamanına göre yüksek tahsil yapamamışsa da gördükleriyle kültürünü tamamlamıştır. şeyhler hakkında verdiği bilgiler uydurmalarla doludur. bir de mütevellisi olduğu ata mülklerinden gelen para kendisine ve kölelerine yetmiştir.

hatta "kaba köylü" yerinde kullanılması gibi "Oğuz" kelimesi de Anadolu'da gerek Osmanlı aydınları. savaş alanını gezen Kanunî Sultan. — Evliya Çelebi'de aynı şekildeki diğer bir kelime de "Senek" kelimesidir. sert" mânâlarına gelmektedir. 4) Evliya Çelebi.  Seyahatname.îreb" adlı eseridir. 1969) nün IV. Bu mana ile "kum" kelimesi malûm Türkiye lehçesi sözlüklerinde yoktur. Bu kelimenin ehemmiyeti. birkaç yıl sonra. Hanlık sonradan. Süleyman. Hicri 1120 (= 23 Mart 1708-12 Mart 1709) da ölen Ahmed Efendi'nin bu eseri. Koca Alaybeği'nin cevabını "oğuzâne" (=oğuzcasına) diye sıfatlandırmıştır ki "tekellüfsüz. ciddî incelemelere lâyık bir eserdir ve hakikaten kültürümüzün temel kaynaklarındandır. Yüzyılın başında ölen mütercimin bu kelimeyi kullanması. kaba. "Oğuz" kelimesini "saf" mânâsında kullanıyor (III. Evliya Çelebi'nin bahsettiği bazı anıtlardan eser kalmayacaktır. kullanılmış olmasındadır. 129. ilk Osmanlı padişahlarından "beğ" diye bahsettiği gibi İstanbul kuşatması sırasında Ak Şemseddin Fatih'e "beğim" diye hitap ettirmektedir. 128. Bu vakayı anlatan Peçevî (I. halk arasında millî kültür birliğinin yaşadığını gösteren tanıklardan biridir. Kırım'dan İstanbul'a gelirken gemilerinin batmasını ve denizde geçirdiği tehlikeli zamanı anlatırken Üç yerde "kum" kelimesini kullanmaktadır (II. otağına dönerken kendisini selâmlayan büyük rütbeli Türk subaylarından birine (= Koca Alaybeği'ne) şimdiden sonra ne tedbir alınması gerektiğini Büyükvezîr İbrahim Pasa ile sordurunca Koca Alaybeği: "Hünkârım! Domuzun yatağında çocuğu olmasın" (yani toparlanmasına meydan verilmesin) diye cevap vermiştir. Türk geleneklerine göre Osmanlı Hanedanının "han" olmayıp "beğ" olduğu malûmdur. "kum" kelimesinin "dalga" mânâsı ile ilk önce Kaşgarlı Mahmud'da. o asırda Aydın bölgesinde kelimenin yaşadığını gösterebileceği gibi Mukaddemetü'l . 2729) "dalga" mânâsı ile gösterilen bu kelimenin kaynağı Aydınlı İshak Hocası Ahmed Efendi'nin "Aksa'lı . Fakat bu çalışmalara başlamak İçin Önce Seyahatnamenin mukayeseli ve çok doğru bir basımının yapılması şarttır. Fatih'ten iki asır sonra yaşayan Evliya Çelebi'nin o koca padişahı "beğ" olarak görmesi. meşhur Zemahşeri'nin. — Evliya Çelebi. mübalağalı ve hayalî taraflarına rağmen. Bu temel kaynaktan ilmî sonuçlar çıkarmak için uzun ve etraflı çalışmalara ihtiyaç vardır ki bu da yıllara bağlıdır. Mukaddemetü'l -Edeb adlı Arapça . bir derneğin başarabileceği iştir.com    Sayfa 7  . Buradaki "kum" kelimesi "dalga" demektir. 18.atsizcilar. Dil Kurumu tarafından yayınlanan "Tarama Sözlüğü" (Ankara. Bugün hızla gelişmekte ve değişmekte olan Anadolu şehirlerinde. 505). eski ananenin Türkler arasında hâlâ yaşadığım göstermesi bakımından mühimdir. cildinde (s. On Birinci Yüzyılın ikinci yarısında yazılan Dîvânü Lügati'tTürk ile Evliya Çelebi arasında altı asırlık bir zaman bulunması. 141). bir heyetin. birçok bakımlardan mühim. gerekse halk tarafından "sert. kaba" kelimeleriyle aynı mânâda kullanılmıştır. Hammer ise Peçevî'den aldığı "oğuzâne" kelimesini "Türkler'in eski sertliği ile" diye tercüme etmiştir www. büyük imparatorluk haline geldikleri zaman takılmış bir unvandır. 131). Fatih'le Ak Şemşeddin'in konuşmalarını bize anlatan çağdaş bîr eser bulunmadığına göre.Farsça sözlüğünün tercümesidir. 95-96). edebî Batı Türk metinlerinde kelimeye rastlanmayışı.Edeb'in Doğu Türkçesine yapılan tercümelerden faydalanan İshak Hocası'nın bu kelimeyi o tercümelerden aldığı da düşünülebilir. Ben burada yalnız bir iki kelimeye dikkati çekerek Seyahatname'nin ehemmiyetim göstermeye çalışacağım: 1) Evliya Çelebi. Mohaç savaşının ertesi günü. Kelime 13-14. Kastamonu bölgesi Türkleri arasında "bardak" mânâsı ile kullanılan bu kelime de yine Dîvânü Lûgati't Türk'te "ağaçtan oyulmuş su kabı" olarak tanıtılmaktadır (Besim Atalay Dizini. Bunları kaybolmadan önce yakalayıp incelemek. Asırlara ait olup Doğu Türkleri lehçelerini tanıtan îbnü Mühennâ ve Ebû Hayyân sözlüklerinde de vardır. "Türk'1 kelimesinin "köylü".

yoksa o sırada. bağları gezip seyrederek hatırıma büyük seyahatler gelirdi. yanıma çağırdığım üç dört yaslarında toraman bir oğlanın gelmemesi üzerine anasının "o gelmez. Fransızlar. bu belli değildir. 64). hicretin 1041 tarihinde (=30 Temmuz 1631 . Gazi Sultan Dördüncü Murad Han (1623 -16JfO) (ki Ahmed Han oğludur. şeriatın yapısını kurup peygamberlik temelini sağlamlaştıran Muhammed'e selâmlar ve dualar olsun. sultan oğlu sultan. Bağdat Fatihi Sultan Murad Han Gani. Ermeniler. 25 Kasım 1970 ATSIZ EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNAMESİNDEN SEÇMELER Müslümanları kendisine itaat şerefiyle şereflendiren ve bana dünyayı gezip dolaşma kolaylığını veren Tanrı'ya şükürler.18 Temmuz 1632) yaya olarak İstanbul şehrinin etrafında olan köy ve kasabaları ve nice bin bahçeleri. Meşhur Fîruzâbâdî (1329-1414) Kamus'unu Türkçeye çeviren ve "Ukyânûsü'l Basît" adım veren Mütercim Âsim. Romenler. İngilizler. Farsiar. Şam'a. eserinin karşılaştırmalı ve doğru bir basımının yapılması lâzımdır. Köylü kadın "yabani" yerinde kullandığı bu kelimeyi "uğuz" diye söylüyordu. Macarlar. Gökleri yaratan ve her şeyin sahibi olan Hak. dört bucağın tarifini işittikçe can ve gönülden seyahat dileyip acaba dünyayı gezip mukaddes yerlere.com    Sayfa 8  . Yazılarımıza başladığımız yerde yüce hizmetiyle şeref bulduğumuz büyük Padişah. Fakat yukarda da işaret ettiğim gibi. Cavid Baysun'un İslâm Ansik lopodisi'ndeki makalesinde gösterilmiştir. o da Süleyman Han oğludur. o da Birinci Selim Han oğludur. Mütercim Âsım'm "Oğuz" kelimesine verdiği mânâ acaba onun memleketi olan Ayıntab'a mı aittir. Daima dervişlerle dostluk edip dünyadaki yedi iklim. Bunların listesi Prof. Evliya Çelebi Seyahatnamesi hakkındaki son ve kesin hükmün verilmesi için önce. hicrî 1220-1225 arasında (= 1 Nisan 1805 . Bu yazılar umumiyetle müsbettir. uğuzdur'" dediğini işittim. üzerinde birçok incelemeler yapılmış. Genç okuyuculara kolaylık olması için onların güçlüğe uğrayabileceği birçok noktalarda küçük dip notlarıyla açıklamalar yaptım. Asrın başında Türkiye'nin edebî çevreleri bunu bu anlamda kullanıyor muydu. Bulgarlar. Allah'ın rahmeti hepsine olsun) Hazretlerine hayır dualar ve övüşler olsun. o da Mehmed Han oğludur. yeryüzünü insan oğulları için güzel bir barınak ve sığınak edip insanları bütün var edilenlerden daha üstün yarattı. yazılar ve tenkidler yazılmıştır. Sırplar.25 Ocak 1811) yapılmıştır. o da üçüncü Murad Han oğludur. Bundan sonra. Onların saltanatı zamanında. o da İkinci Selim Han oğludur. Evliya Çelebi başka milletlerin de dikkatini çekmiş. Mısır'a. Mekke ve Medine'ye varıp yaratılmışların övüncü olan Peygamber Hazretlerinin ravzasma yüz sürmek mümkün olacak mı diye üzülüp süzülürdüm. Evliya Çelebi'den parçalar seçerken her şeyden önce Türk kültürü bakımından ehemmiyetli ve Türk gençleri için faydalı olduğuna kanaat getirdiğim parçaları aldım ve bu sevimli seyyah hakkında tam bir fikir vermiş olmak için onun mübalağalı ve bazan da muhayyel olan bölümlerini ihmal etmedim. Ruslar. yani 19. ahirette de iman ricasında bulunurdum. o da Fatih Sultan İkinci Mehmed Han oğludur.atsizcilar. Yunanlılar kendi dillerine çevirmişlerdir. Tanrı rahmeti içinde olsun. www. Cihanı nasıl dolaşabilirim diye her an Allah'tan dünyada vücut sağlığı ve seyahat. o da İkinci Bayazıd Han oğludur. bu tercümesinde "Oğuz" kelimesini "elinden iş gelmeyen" mânâsında kullanmıştır (II. Evliya Çelebi'nin kendilerini ilgilendiren parçalarını Almanlar. Ben de 1932 de Bolu'nun bir köyünde. 796). yeryüzünde Tanrı'nın gölgesi ve dünyanın nizamı olan. Tercüme.  (V.

Peygamber Hazretleri yeşil bayrağı dibinde. "Azak taraflarında Müslüman ordularından Tatar askeri sıkıntıda olmakla Hazretin (— Peygamberin) himayesinde olanlar bu İstanbul'a gelip oradan Tatar Hanı'na yardıma gideriz. Sana selâm olsun". Hazret hemen gülümseyip: "Allah sıhhat ve selâmetle şefaatimi. Hilye-i Hakanı (3) de yazıldığı gibi idi. Ben zavallı minber dibinde durup bu aydın ve güzel yüzlü cemaati hayran hayran seyrettim. Hemen yanımda durana bakıp: "Sultanım! Kimsiniz? Yüce adınızı lütfediniz" dedim. duvar dibindeki esmer adam senin pirin. "Ya sultanım. Ama gezip tozduğun memleketleri. Bu ayak üzre cemaati saf saf sıraya koyan kısa boylu adam Amr Ayyâr-i Zamîrî'dir. "Ya sultanım. size selam olsun" Hazret hemen mihraba geçip iki rek'at sabah namazı sünnetini eda edip bitirince bana bir korku ve vücuduma bir titreme geldi. doğduğum şehir olan İstanbul'da. Şimdi Peygamber Hazretleri dahi Hasan. Sa'd Hazretleri hemen belinden sadağını çıkarıp belime kuşatarak tekbir getirdi: "Yürü! Ok ve yayla gaza eyle. Sana müjde olsun: Bu mecliste ne kadar ruhlarla görüşüp ellerini öptünse hepsini ziyaret etmek nasip olacak. Sonra Peygamber Hazretleri mihrapta otururken elini öpüp şefâat yâ Resulullah diyip yardım rica et" diye Sa'd İbni Ebî Vakkâs bana öğretti. O da: "Aşere-i Mübeşşere'den. Derhal caminin kapısı açılıp içi silâhlı askerlerle doldu. Bunlar Peygamber'in sahabeleri ve yakınları. Dünya seyyahı ve insanların meşhuru olacaksın. Sen dahi yüksek sesle tekbir getirip sonra Kürsî ayetini oku. acayip ve garip eserleri. Geri saftakiler evliyaların ruhlarıdır.  Bu ben değersiz. Caminin solunda. Selâmdan sonra bana bakıp mübarek sağ elleriyle dizine vurup "kaamet eyle" dediler. bu cemaatin bu camide toplanmalarının sebebi nedir" dedim. Hazret dahi segah makamında hazin bir sesle Fatihayı okudu. elinde asası. İşte bu bayrak ile gelen kızıl kanlı elbiseli askerler Hamza ile bütün şehitlerin ruhlarıdır" diye camideki cemaati birer birer bana gösterip herhangisine gözüm değdiyse elimi göğsüme basıp göz aşinalığı ile taze can buldum. mihrabın önündeki Üveysü'l-Karânî'dir. (1) "Ey Ümmetim. Caminin içi nur dolunca bütün sahabe lerle peygamberlerin ve evliyaların ruhları ayağa kalktılar. Rüyanın sonunda Sa'd tbni Ebî Vakkâs'm öğrettiği gibi hizmetimi tamamladım. Oradakilerden hepsinin elini öpüp hepsinin hayır duasını alarak gidiyordum. kaleleri. Hemen ben dahi Sa'd tbni Ebî Vakkâs'ın öğrettiği üzere derhal segah makamında ikamet edip tekbir getirdim. Ama Hazretin bütün eşkâline baktım. yani "Derviş Mehmed Zılli oğlu Evliya".atsizcilar. Hüseyn ve On iki İmamlar ve benden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelip sabah namazının sünnetini kılıp kaamet eyle diye işaret buyurur. 1040 yılı Muharreminin âşûrâ gecesi (= 19 Ağustos 1630) rüyada kendimi Yemiş iskelesi civarında helâl mal ile yapılmış "Ahi Çelebi Camisi" nde gördüm. Cami kapısından parlak bir ışık peyda olduğu nu gördüm. Hazret mihraptan ayağa kalkarken Sa'd İbni Ebî Vakkâs elimden tutup Hazretin huzuruna götürdü: "Sadık âşıklarından ve iştiyaklı ümmetinden Evliya kulun şefaatini rica eder" diyip bana da "mübarek elini öp" diyince ağlayarak mübarek elini küstahça öpüp heybetinden şaşırarak "şefaat yâ Resûlullah" diyecek yerde "seyahat yâ Resûlullah" demişim. Sabah namazının sünnetini kılıp duaya geçtiler. www. (2) "Ey Tanrı'nın elçisi ve milletlerin efendisi. bu sağ tarafta nura bürünmüş güzel cemaat kimlerdir" dedim. "Onlar bütün peygamberlerin ruhlarıdır. müezzin Bilâl-i Habeşî'dir. Peygamber Hazretleri mihraptan "esselâmü aleyküm yâ ihvan" (4) diyip camiden dışarı çıkınca bütün sahabeler bana hayırdua ettiler ve camiden çıkıp gittiler. Mihrabın sağın-dakiler Ebubekir ve Ömer. solunda Hüseyn ortaya çıkınca sağ ayağı ile camiye Bismillah ile girip mübarek yüzünden örtüsünü açıp "esselâmü aleyke yâ ümmeti" (1) buyurdular. Mecliste hazır olanlar da "ve aleykümü'selâm ya Resûlallah ve yâ seyyidi'l-ümem" (2) diye selâm aldılar. belinde kılıcı ile şağında Hasan. şehirleri. Kerbelâ şehitleridir.com    Sayfa 9  . solundakiler Osman ve Ali. Tanrı seni koruyup esirgesin. kemankeşlerin piri Sa'd ibni Ebî Vakkâs'ım" diyince elini öptüm. yüzünde nikabı. seyahati ve ziyareti kolay kılsın" dediler.

Tuz. Her ne tarafından olursa olsun dost da. düşman da kapısının. (5) Koca Bayram Paşa. Acaba bu bir rüya mıdır. Padişahların hasreti olan bu şehrin bu halde kalması ve surlarının kararmış bulunması yakışık almaz. Dördüncü Sultan Murad. iki dünyada saadete erersin. Üsküdar mollaları (7) toplanıp Mimarbaşı. Ben şaşkına dönüp uykudan uyandım. . yiyecek ve içeceklerini. Aşere-i Mübeşşere'nin ellerini öpmüşsün. Sonra temiz abdest alıp sabah namazını kıldıktan sonra İstanbul'dan Kasımpaşa'ya geçip tâbirci İbrahim Efendi'ye rüyamı tâbir ettirdim. Kaymakam Bayram Paşa'nın eliyle İstanbul kalesinin tamiri tarihi şudur: Duâ edip dedim târihin ey dâniş bu mebnâmın Zemin durdukça dursun bu binâ-yi âsmân-âsâ Sene 1044. Din gayretine ve Osmanlı Hanedanı şevketine şunun onarılmasına himmet buyurun. Zamanın padişahı inşallah muzaffer olarak dönmektedir. ekmek hakkını gözle. duvarının yıkılmış yerlerinden araba ile girip çıkarlar. işçiler ve ustalar çağırılarak Padişah Revan seferinden gelinceye kadar bir yıl içinde (8) İstanbul ve Galata kalelerini ve bütün büyük Padişah camilerini tamir edip beyaza boyararak İstanbul'u bir iri inciye benzetirler. gerçek midir. Ama zamanımızdaki gibi haraplık asla görmemiştir. Galata. Mademki Hazreti Peygamber'in yüzünü görüp mübarek elini öperek hayır duasını almışsın. Şahane nazarlarına ak inci gibi değer de beğenilirse kıyamete kadar adınız bakî kalır. şehirlerinin boylam ve enlemlerini yazıp fevkalâde bir eser meydana getir ve benim silâhımla iş görüp dünya ve ahiret oğlum ol. (4) "Ey kardeşler! Size selâm olsun. iyi dost ol. 1044 yılında." Mecliste hazır bulunanlar bunu makûl görürler. Sa'd İbni Ebî Vakkâs'ın öğüdü ile önce bizim İstanbulcağızı yazmaya himmet edip bütün gayretini sarfeyle" diye yedi cilt muteber tarih ihsan buyurup: "Yürü! İşin rast gelir" diye hayır dua etti. Kalenin tamiri için yardım istenir.atsizcilar.com    Sayfa 10  . "Cihanı gezen bir seyyah olup işin hayırla sona varır ve Hazretin şefaati ile Cennete girersin" diye müjdeledi.  her diyarda yapılan güzel şeyleri. Doğru yolu elden bırakma. Dört Halifenin ellerini öpmüşsün. İstanbul'da sadaret kaymakamı (6) olup merhum babamla Bayram Paşa konuşurken söz sırasında: "İstanbul'un kurucusu acaba kim ola" diye sorunca merhum babam şöyle cevap vermiş: "Sultanım! İstanbul dokuz kere mâmur ve dokuz kere harap olmuştur. Eyüp. yoksa doğru rüya mıdır diye düşünüp ferahlık ve gönül açıklığı duydum. (9). İyilerden iyilik öğren" diye öğüt verip alnımdan öperek Ahi Celebi Camisi'nden çıkıp gitti. Kötülerle arkadaş olma. Kinden. dünyada bütün padişahların sohbetleriyle şeref bulup has nedimleri olursun. Cennete girersin. Böylece İstanbul'dan karanlık gitti. garezden uzak kal. Oradan Kasımpaşa Mevlevihanesi Şeyhi Abdullah Dede'ye varıp elini öperek rüyamı ona da tâbir ettirdim: "On İki îmam'ın elini öpmüşsün. Sekban ve Şehremini'ne fermanlar olunarak İstanbul'un 4700 mahallesinin imamlarına tenbih olunur. Dünyada himmet sahibi olursun. İstanbul Kalesinin Çepeçevre Büyüklüğü Dostlarımla İstanbul'u dolaştığımız sırada. (3) Hicrî 1015 (=9 Mayıs 1606-27 Nisan 1607) tarihînde ölüp Edirnekapı Camisi naziresinde gömülen Osmanlı sairi Hakanı Mehmed Beğ'in Peygamber hakkındaki manzum "Hilye-i Şerife" adlı eseri ki şiir bakımından kuvvetli eseridir ve 1007 de (=4 Ağustos 1598-23 Temmuz 1599) telifedilmiştir. www. Derhal İstanbul. Revan seferine gitmişti.

Türkçe arşının aşağı yukarı karşılığıdır ve şöyle böyle 75 santime tekabül eder. hem bilgin. Bütün gemiciler o yerden iplere asıla asıla gemilerini çekerek Saray Burnu'ndan içeri girerlerdi. (7) Molla "büyük dereceli kadı" demektir. (8) Dördüncü Murad. Buradaki "dâniş" kelimesinin beyti yazıp ebcedle tarih düşüren şairin mahlesi olması gerekir.000 zira Konstantin zamanında Kurşunlu Mahzen'deki tophanede 500 top hazır bulunurdu. Belki de kelime asıl mânâsı iie.atsizcilar. Arpa Ambarı dibinde Kireççibaşı Kapısı'ndan İstanbul'un merkezi olan Yeni Saray çepeçevre 16 kapıdır. Bayram Paşa. Revan seferi için ordusu ile Üsküdar'dan 28 Mart 1635 tarihinde hareket etmiştir. gündüzleri bayram günü oldu. Galata'dan Yemiş İskelesi'ne üç kat zincir çekilip üzerine büyük bir köprü yapmışlardı. Bu Yeni Saray kalesi Fatih'indir ki çevresinin büyüklüğü 6500 adımdır. Fakat IV. yani "bilgili adam". kalenin içinde ve dışında. müzikli.com    Sayfa 11  . Kadıların idarî vazifeleri de vardı. Murad çağında bu mahlesi taşıyan bir şaire Taslamadım. Kulelerin kimi dört köşe. Ama kara tarafı üç kat olmakla onların kuleleriyle beraber 1225 kule olur. (11) Hüseyin Baykara. Bu hesap üzere nefsi İstanbul'un büyüklüğü 30. (12) Zira. kalenin temeli önüne 20 zira (12) genişliğinde bir set yapıldı. Aksak Temirliler Hanedanının son Horasan kolu padişahlarından olup merkez edindiği Herat'ta 911 de ölmüştür. 1635 yılının son günlerinde İstanbul'a dönmüştür. (13) üzere hesap isteyip hepsi 87. Hüseyin Baykara da hem şair. kimi yuvarlak. Sadırazam seferdeyken ona vekâlet ederdi. "anlayan adam"yerinde kullanılmıştır. (5) Dördüncü Murad. Saray Burnu'ndan Yedikule'ye kadar deniz kıyısında. Hâlâ demir kapılar bellidir. Onun içinden geçerlerdi. Hepsi 400 kuledir. Bayram Paşa tamir sırasında zirâ-ı mimarî olmak üzere hesap edilmiştir. Zamanı ilim ve sanat bakımından çok üstün bir çağ. Küçük Ayvansaray Kapısı'ndan Bahçe Kapısı'na kadar 6500 adım ve 14 Kapıdır. 10 tanesi açıktır. yedi gece Hüseyin Baykaı-a fasılları (11) yapıldı. Böylece kaleden dışarıda büyük bir yol oldu. Ahır Kapı'dan. Yedi gün. (6) Sadırazam (= Büyükvezir) vekili. Saray Burnu ile Kız Kulesi'nde dahi yüzlerce top tabiye olunmuştu ki bu sayede deniz cihetinden kuş uçmak imkânsızdı. kalenin üzerinde veya kaleye bitişik ne kadar eşraf ve ileri-gelenlerin evleri varsa hepsini istimlâk edip yıktırdı. (9) "Ey dâniş! Dua edip bu yapının tarihini söyledim: Dünya durdukça göğe benzeyen bu bina da dursun" demektir. hem zevk ehli bir hükümdar olduğundan güzel ve seviyeli meclisleri ün salmış.000 adım ve 7 kapıdır. www. şiirli. içkili meclislere Baykara Meclisi demek Osmanlılar'da da âdet olmuştur. O sırada ben İstanbul kalesini adımla ölçtüğüm için beyan edeyim: Yedikule'den dışarı hendek kenarınca Eyüp Kapısı'na gelinceye kadar 8810 adım ve 6 kapıdır. (10) Revan 8 Ağustos 1635 te alınmış olup haber İstanbul'a Ağustos sonunda ulaşmış olmalıdır. kimi altı köşelidir.000 adımdır ve 1000 adımda 10 kule vardır. yeni yapılmış olan dışarı umumî yoldan gitmek üzere Yedikule köşesine kadar 10. Bu umumî yollarla kale çepeçevre genişledi.  O sırada Revan fethinin müjdesi gelip (10) bütün halkın geceleri yürüyüş gecesi. Gerektiğinde köprü çözülüp gemiler kolaylıkla geçerdi.

İstanbul'un efsanevî kurucusudur. Bu tarafa lodos rüzgârı ziyade dokunduğundan Bayram Paşa'nın yaptırdığı sağlam yapıları harap etmekle bu saydığımız adımlar dört kaleden adımlanarak hesap olunmuştur ki İbrahim Han zamanındadır. Zindan Kapısı'na 300 adım. Sultan İbrahim Kapısı. İki kat demir büyük kapılardır. oradan Kum Kapı'ya 1200 adım. bilhassa anonim tarihlerde (yani Tevârîh-i Âl-î Osman'larda) bundan uzun uzadıya bahsolunur. Bostancılar ve müsahiblere mahsus demir kapı. Petro Kapısı'na 600 adım. Ben gördüm. O zincirin parçaları hâlâ Tersane Mahzeni'nde durur. Soğuk Çeşme dibindedir. onu beyan edelim: Yedikule Köşkü deniz kıyısındadır. Uğrak Kapı. Top Kapısı. Bir köprü de Eyüp ile Sütlüce arasında idi. Bu Yedikule. Cibali Kapısı'na 400 adım. oradan Davud Paşa Kapısı'na 1600 adım. Yalı Kapısı. Kapısı kuzeye dönüktür. Ama Bayram Paşa zamanında dışardan adımladığımızda tam 30. Eyüp'ten buraya kadar olan 14 kapı kuzeye acık ve deniz kıyısındadır. Servi Kapısı tebdile mahsustur (17).000 adım gelmişti. Fanus (16) Kapısı'na 900 adım. Bayazıd Han Kapısı. 29. oradan Langa Kapısı'na 1400 adım. oradan da Padişah Hazretlerinin Bâb-ı Hümayunudur ki güneye doğrudur. Ayazma Kapısı'na 400 adım. Sokullu Mehmed Paşa Kapısı. Un Kapanı'na 400 adım.  Bir köprü de Balat ile Tersane Bahçesi arasına kurulmuştu. www. Yeni Cami Kapısı'na 300 adım. (14) Madyan oğlu Yanko. İç Ahır Kapısı'ndan Dışarı Ahır Kapısı'na kadar 200 adım. Oradan Yedikule Kapısı'na kadar 1000 adım. Saray-i Hümayun'un dört tarafında olan has kapılar şunlardır: Kireççibaşı Kapısı. Bu şekilde ve bu büyüklükte olan kalenin 27 kapısının araları kas adımdır. (12) Zira. Bu kapılardan başka tâ Ahır Kapı'ya varıncaya kadar hesap olunan kapıların yedisi de deniz kıyısında olmakla hepsi doğuya bakar. Aya Kapısı'na 300 adım. Edirne Kapısı'na 1000 adım. Yedikule'den Silivri'ye 2010 adım. İç Ahır Kapısı. Karadeniz Boğazı'nda Yuruz Kale eteğinde deniz üzerine üç kat demir zincirler çekilip düşman gemileri geçemezdi. Alay Köşkü dibindedir. Eğri Kapı'ya 900 adımdır.atsizcilar. Süleyman Han Kapısı. Bir halkasının kalınlığı insan beli kadardır (15). Eyüb'e 1000 adım. şehid Kapısı'na 300 adımdır. Bu 6 kapı batıya ve Edirne cihetine bakar. Balık Pazarı Kapısı'na 400 adım. oradan Yedikule'ye 2000 adım. (15) Yanko hayalî bir şahıs olduğuna göre Evliya Çelebimin gördüğü zincir parçalan herhalde Bizanslıların Fatih'e karşı kullandıkları savunma zincirleri olacak. Balat Kapısı'na 700 adım. Hatab Kapısı'na 400 adım. Vezir Kantur (18) yapısıdır. Makbul İbrahim Paşa iğin açıktı.com    Sayfa 12  . Yanko (14) zamanında. oradan Çatladı'ya 1300 adım. oradan Samatya Kapısı'na 800 adım. oradan Nariî Kapı'ya 1600 adım. Osmanlı tarihlerinde. (13) Öncekinin aynı.810 adım gelmiştir. Yeni Kapı'ya 100 adım. Yeni Kapı'ya 1000 adım. Balıkçılar Kapısı. Türkçe arşın'ın aşağı yukarı karşılığıdır ve şöyle böyle 75 santime tekabül eder. Top Kapısı'na 2900 adım.

Rûm (= Anadolu. Mustafa Paşa'yı şehit ettikleri yıl (= 31 Ocak 1644) devlet işlerine gevşeklik gelmekle Gümrük Emini Ali Ağa o Dimaşkîhâne'yî devletten alıp kat kat Yahudi evleri yaptı. Kara. www. (17) Padişahların kılık değiştirerek (tebdîl-i kıyafetle) çıktıkları kapı olacak. "Tebdil gezmek" deyimi son yıllara kadar kullanılırdı. o Dimaşkîhâne'de çalışırdı. Osman Gazi adına okudu. Onun için Kum Boğazı derler. "ola Osman" sözü tarihinde (20) bağımsız olarak sikke ve hutbe sahibi padişah olup İlkönce hutbeyi Dursun Fakih adlı tanınmış imam. (18) Madyan oğlu Yanko'nun veziri. Dimaşkîhâne'nin ve madeninin adı sanı yok oldu. 476 yılında (= 21 Mayıs 1083 9 Mayıs 1. Kale dışında. Onun çocukları ve çocuklarının çocukları dağılıp yer yüzünü insan oğulları bürüdü. Karaman ve Konya'yı Anadolu'nun Yunan kayserleri elinden alıp müstakil padişah oldular. İstanbul'un ve Firengistan'ın kum saatçileri ve kuyumcuları onu kullanırlar. Selçuklular'dan Sultan Alâaddin'e gelip onun beğlerinden oldular. Dördüncü Sultan Murad'ın Kılıççıbaşısı Davud Usta. Rûm (= Anadolu) ülkesine. Bunun zamanında yetmiş yedi ulu evliya orada. Doğru bir söylenti ile Yâfes'e varır. Türkiye) ahalîsi aslında İshak oğlu Ays'ın çocuklarındandır. Osmanoğulları'nın nesilleri Maveraünnehir'dedir. Rûm (= Anadolu) diyarına Türk padişahlarından ilk ayak basan Selçuklular'dır. Hattâ benim gördüğüm üzere. Çevrede nice fütuhat yapıp Sultan Alâaddin merhum olunca ülke ileri gelenlerinin düşünce ve tedbiriyle Ertuğrul müstakil beğ oldu. Hutbe sahibi olup sikke sahibi olmadan Söğütçük adlı şehirde merhum oldu (19). Antakya. Ays'ın atasıdır ki bütün Rûm (= Anadolu) boylan ondan çıkarak Rûm (= Anadolu) ülkesinde oturmuşlardır.atsizcilar. Ondan sonra Osmancık (21) Germiyan diyarını istilâ etti.  İstanbul Madenleri İstanbul'un güney tarafında Yedikule'den yarım merhalede "Kum Boğazı" adlı kale burnunda bir cins beyaz kum hasıl olur. (16) Burasının şimdiki "Fener" olacağı ilk basımdaki bir notta kaydedilmiştir. Oğlu Osman.19 Mayıs 1622).com    Sayfa 13  . Kayseri. Benim çocukluğumda. Ondan sonra oğlu Orhan Gazi müstakil beğ oldu.084) Danişmendli beğleri ile birlik olarak Malatya. Alâiye (= bugünkü Alanya). Turan ülkesinde Manan şehri beğlerinden Süleymanşah ve Ertuğrul Beğ. Sultan Mehmed o madenden demir cevherini ayırtıp bu Dimaşkîhâne'de üstad kılıç yapıcılarına keskin kılıçlar yaptırırdı. Öyle incedir kî göz fark edemez. Fatih Sultan Mehmed yaptırmıştı. deniz kıyısında büyük bir iş eviydi. (19) Evliya Çelebi'nin bu büyük yanlışları o sırada Osmanlı aydınlarındaki tarih bilgisinin durumunu gösterir. Fakat milletlerin sınıfları üzerinde müverrihler arasında büyük aykırılıklar olmuştur. Sonra. 699 (= 1299) tarihinde Selçuklular sona erdi. Daha önce. Osmanlı Devleti'nin Ortaya Çıkışı Yer yüzünde ilk oturan insan Âdem Safî'dlr. Kurşunlu Mahzen ile Top Kapı arasında Dimaşkîhâne istianesi vardı. Peygamber'in sancağı altında hazır olup himmetleriyle nice yerler fethettiler. Sultan İbrahim'in tahta çıkışında (= 9 Şubat 1640). Şehit Sultan Osman zamanında (= 26 Şubat 1618 . Yâfes.

Oradan da İstanbul fethine teşebbüs ettiler. Cuma namazını orada kıldıkları isin "ibtidâ sala (25) dan bozma olarak İpsala dediler. düşüncesi ve tedbiriyle Kara Mürsel. Besmeleyle gülbang-i Muhammedi sekip gemilerden atlarını çıkardılar. Bu kadar ganimetle Bursa'ya girince bütün İslâm askerinin damağında bu işin tadı başlayıp kas kere gemilerle Rum tarafına gestiler.  (20) Arap harfleriyle ve ebeed hesabı ile 699 çıkar ki Osmanlılar'm hicrî tarihle müstakil oldukları yıl diye kabul olunmuştur. Kırk kişi sallarla denizi geçip Rum ülkesine ayak bastılar. Bunun doğru olmadığı. İslâm gazileri hesapsız ganimet malı ile Edirne'ye geldiler. Osmanlı Uç Beğliği'nin milâdî 1336 ya kadar İlhanlı Devleti'ne bağlı olduğu bugün bilinmekledir. (24) Manen destekledi mânâsında. Bursa üstüne varıp fethettiler.com    Sayfa 14  . 761 yılında (= 23 Kasım 1359 . Oradan ılgar ile Tekfürdağı (26) ve Silivri Kapısı'na kadar o 40 kişi gece baskınları edip pek çok doyumluk ve esir aldılar. Yine bunun padişahlığı zamanında yüce atalarımızdan Türk Hoca Ahmed Yesevî (22) Hazretleri. (22) Evliya Çelebi kendisini Hoca Ahmed Yesevî soyundan saymaktadır ki ispatı asla mümkün değildir.10 Kasım 1360) Gazi Hüdavendigâr padişah olarak Rum ülkesine büyük bir ordu yürüttü. Kosova adlı ovada savaşıp Kâfirler bozularak hepsi kılıçtan geçmişken. Kara Sığla adlı kırk kara bahadırla birleşerek tulumdan sallar yaptılar. (23) Yani icazet verip. Yıldırım Bayazıd Han tahta oturup müstakil padişah oldu. ölüler arasında bulunan Vılaşkobile adlı Kâfir bıçakla Hüdavendigâr'ı vurup şehid eyledi. Gazi Hüdavendigâr. kudüm ve bayrak verdi ve nazar etti (24) Bunlar gelip Orhan Gazi ile buluştular. Gazi Hüdavendigâr yedi kere yüz bin Kâfirle Rumeli'de Vusetren kalesi eteğinde. Horasan'da halifesi olan Hacı Bektaş-ı Velî'yi 300 dervişiyle seccade sahibi edip (23) tef. Evvelce Alâaddin Sultan (27) ve Hacı Bektaş-ı Velî'nin himmet ettikleri İstanbul fethini gerçekleştirmek için önce dört cihetini elde etmeye karar veren Gazi Birinci Murad. (21) Osman Gazi'ye verilen "Osmancık" adının nereden çıktığı kesin olarak belli değildir. Anadolu'daki Müslümanlar. Kâfirler İstanbul'dan dışarı çıkamaz oldu. O mel'unu da orada parça parça ettiler. Meşhur Selçuklu sultanından galat da olabilir.atsizcilar. Kara Koca. Belki bir sevgi nişanesîdir. (27) Bu Alâaddin Sultan'nın kim olduğu belli değil. kasaba ve kaleyi fethedip her seferinde istanbul'un çevresindeki kâfirleri esir ederler ve yakaladıkları güzel bakireleri nikâh edip evlenirlerdi. Kara Yalva. Dört yanı yağma edip cuma günü İpsala kalesini fethettiler. Nice yüz köy. (25) "Önce namaz" mânâsında. Birçok yolları öğrenip muzaffer olarak yedi günde yine keleklerle karşıya. Kara Biga. Tanrı'ya hamdederek cehennemlik Kâfir ölülerini seyrettiği sırada. 758 tarihinde (= 1357) Orhan Gazi oğlu Gazi Süleyman Beğ 70 ulu evliyanın ve Hacı Bektaş-ı Velî'nin izni. Fakat Tanrı'nın takdiri. Müslüman askeriyle bizzat giderek Edirne kalesini Edirne tekfurunun elinden aldı. (26) Bugünkü Tekirdağ. Babasının öcünü almak için Kâfiristan'a yıldırım gibi kılıç vurdu. Oradan ılgarla Gelibolu kalesi fetholundu. Edirne yörelerine doldular.     www. Kapıdağı adlı yere geçtiler.

Eğri Kapı ve Eyüp Kapılanından tâ Un Kapanı'na.809 arasında hükümdarlık etti. Bu hâdiseler Osmanlı Hanedanı'nın içine yara olup nihayet Çelebi Mehmed Han öldü. Müslümanlar. Doyumlukları İslâm askeri aldı. babasmınn öcünü Temür'den alıp onlan kıra kıra tâ Tokat kalesine varıncaya kadar Temür'ü kovdu. Edirne Kapısı. Yoksa hepsini kırarım" diye Müslümanlar'a bir gün mühlet verdi. (28) Emevî hükümdarı. 717 . Amasya'ya sığınmış olan Mehmed Çelebi. Yıldırım Han'a kırgınlıkları olan eşkinci Tatarlar'dan 12. En sonunda atından tekerlenip kalkamadan Tatar askerî Yıldırım'ın başına üşüp esir etmişler. Evliya Çelebi bu harekâtı Temür ordusunu yenmek şeklinde anlatıyor.21 Ağustos 1400) İran'da Temürleng ortaya çıkıp çıkıp 37 padişahı yanında yaya yürütüp hepsini emir kulu etti. Yıldırım Han bunu kabul etmeyip eski zamanlarda Ömer bin Abdül'aziz (28) ve Harun Reşid (29) zamanlarındaki gibi Galata ve İstanbul kalesinin yarısında Muhammed ümmeti oturup cami ve imaretler yapmak.atsizcilar. Yıldırım Han üzerine gelip Ankara Ovası'nda her iki büyük ordu saf bağlayıp savaşa başladı. Çelebi Sultan Mehmed. ondan da Fatih Sultan Mehmed'e geçti. Fakat Mehmed Han çocuk olduğu için dört taraftan Kâfirler başkaldırıp bunlara karşı koymaya gücü yetmediği www. Ayasofya taraflarında sakin olup Kâfirlerle itidal ile geçinirlerdi. Zeyrek Başı. (31) Evliya Çelebi "hümmâ-yî muhrika" tâbirim kullanıyor. (29) Meşhur Abbasi hükümdarı. Bu rumla hangi. Ona yakın Sirkeci Tekkesi'ni yine şer'î mahkeme yaptılar» Galata Kalesi'ne de 6000 asker koyup Galata'nın yarısını tâ kuleye varıncaya kadar Muhammed ümmeti işgal edip İstanbul'un da yansında. kale dışında olan bağ ve bahçeler mahsulünün onda biri Müslümanlar'ın olmak üzere barışı kabul edeceğini bildirdi. Padişahlık İkinci Murad'a. kimi karadan.000 Tatar askeri Temür tarafına kaçtı. merkezî otoritenin gevşemesinden ötürü serkeşlik eden bazı Türkmen beğlerini yenmiştir.000 askerle Temür'ün arkasından ılgar edip Amasya civarında yetişerek bir satır vurdu ki hâlâ dillerde destandır (30). (32) Bu da tamamen hayalî bir vak'adır. Cibali Kapısı içinde Gül Camisi gül suyu ile Kâflrler'in mülevvesatından temizlendiği için Gül Cami derler. Karaman ve yine Edirne Kapısı'na gelinceye kadar olan yerler sınır kesilip İstanbul'a Müslümanlar doldu. Tekfur de ister istemez: bunu kabul etti. 786 . Gayretinden koşumu eksik bir taya binip dalkılıç Temür askeri içine girip öyle kılıç çaldı ki Tatarlar'ı üstüste yığar oldu. Camisi sahasındaki büyük kubbe içine gömerek müstakil padişah oldu. (30) Tabiî bunun aslı. Bundan başka nice bin ulûfesiz derme çatma asker dahi Yıldırım vezirinin tedbirsizliği ile Temür'e tâbi olup Yıldırım Han gayet az askerle kaldı. Çelebi Sultan Mehmed muzaffer olarak dönüp babasının ölüsünü Bursa'ya getirdi.  İstanbul'un Onuncu Kuşatılması Yıldırım Bayazıd Han 100. İstanbul tekfuru bu vakaları işitince sevincinden raksetti.000 kişi yerleştirildi. kimi denizden olmak üzere İstanbul'dan çıktılar. Temür. Bütün ateşli hastalıklara hümmâ denilmesi âdettir. Edirne ve Tekfur Dağı taraflarına gelenlerin birçoğunu pusuda bekleyen Kâfirler şehit ettiler. Derhal tellâllar bağırtıp: "Çabuk. Fakat Tanrı'nın takdiri o gece Yıldırım Han ateşli bir hastalıkla (31) merhum oldu. İstanbul içinde bir Müslüman kalmasın. Tokat kalesine girip kuşatıldı (32). İstanbul'un içine 20. esası yoktur.000 askerle İstanbul'u 7 ay kuşatıp nihayet: "Aman ey Yıldırım Han! İsteğiniz gibi barış yapalım" diye tekfur sulh isteyip her yıl ikişer kere yüz bin altın haraç vermeyi kabul etti. hastalığın kastettiğim tesbite imkân yoktur. Yıldırım Bayazıd Han. Temür. Padişahlık Yıldırım Bayazıd Han oğlu Çelebi Sultan Mehmed'e kısmet oldu. Savaş yerinde.720 arasında hükümdarlık etti.com    Sayfa 15  . 802 tarihinde (= 3 Eylül 1399 . İstanbul'un yarısını fethedip Edirne'ye yöneldi. Derhal 70. Ancak Yıldırım Han yiğit ve bahadır padişah olmakla baş eğmedi.

2 Eylül 1464) tarihinde bozuldu (35). bir gece büyük savaş ettiler. Bütün padişahlardan da elçilerle uğurlu olsun diye mektuplar ve hediyeler geldi.com    Sayfa 16  . Askalân. O sebeple daima vakıfnamelere bakarım. Birçok ganimet ve Müslüman esirlerle Fransa'ya döndüler. (35) Bu tarih yanlıştır. Müstakil padişah olup Tuna serhadlerinde Yayca kalesini ve nice metin kaleleri fethedip Akdeniz tarafındaki boğaz hisarlarında Kilidülbahir'leri. Mehmed Han. (33) Sivaslı Kara Şemseddin diye bir şahıs yoktur. Ama o gün gazi olup bütün Müslüman gazilerine adalet eyleyip hâkimlik eyle. www. Karadeniz Boğazı'nda da iki sağlam kale yaptı. Sultan Hasan 868 (= 15 Eylül 1463 . Gazi ol ve Tanrı rızasıyla davran" diyerek başından kavuğunu çıkarıp Fatih'in başına koydu.  için Fatih'in babası yine padişah olup Fatih'e Manisa hükümeti tahtını verdi. Fatih'in sancak beğliği hizmetinde bulunup İstanbul fethinde dedemiz de beraber bulunmuştur. Bu iş Edirne'de Sultan Mehmed'e arzaolununca Padişah bu and bozmayı cana minnet bilip yer götürmez (39) askerle İstanbul'u kuşattı. İstanbul'u kuşattığı zaman bütün bağların mahsulünün onda biri Osmanlılar'ın olmak şartıyla barışa razı olmuştu. Bu sırada Kudüs'ün iskelesi olan Akkâ kalesine Fransız Kâfirleri 600 parça gemiyle gelip Akkâ. Un Kapanı'nın iç yüzünde Sağrıcılar Camii yerinde olan binaları dedemiz ganimet malı olarak alıp fetihten sonra bîr cami ve 100 dükkân yaptırıp camiye vakfetmiştir. Filistin ve Taberiyye'yi istilâ ettiler. Fatih Sultan Mehmed 834 (= 19 Eylül 1430 -8 Eylül 1431)te Manisa'da doğmuştur. Yaptırdığı caminin ve dükkânların beratları Fatih'in tuğrasıyla ve şer'i hüccet imzaları ve Emîr Buhâri Hazretlerinin imzası ile imzalı olup (37) onun soyundan olmam dolayısıyla hâlâ mütevellîlik elimde olup sahibi bulunmaktayım. İstanbul'u fethedeceğin gün sen pişmiş helva yersin. İstanbul fethini müjdeledi.atsizcilar. Bu sefer Kâfirler andı bozup bağlara el uzattıkları için iki taraftan birkaç adam öldü. Etraf padişahlarına mektuplar gitti. Bu haber Manisa'da Sultan Mehmed tarafından duyulunca çok üzülüp ağladı. Müfessir ve muhaddis şehzade oldu. Erzincan Ovası'nda iki kalabalık ordu karşılaşıp kırışarak bir gün. Manisa'da iken Mısır'da Sultan Kalavun (1279 -1290) hükümdardı (34). Hicrî 878 olacaktır. babası Murad Han merhum olup Sultan Mehmed 855 (= 1451) yılında tekrar müstakil padişah oldu. Kendisi Manisa'ya gidip zamanla 15 Muharrem 855 Perşembe günü (= 18 Şubat. Savaş 11 Ağustos 1473'te yapılmıştır. 1451) tahta çıktığı zaman 21 yaşına ermişti. (34) Fatih'ten çok önce yaşamış olan Sultan Kalavun'u da çağdaş göstermekle Evliya Çelebi tarih kültürü bakımından çok zayıf olduğunu ortaya koymaktadır. O sırada büyük dedemiz Yavuz Özbek. Yıldırım Han. Bundan dolayı Fatih'in hilâfeti tarihleri. Gece gündüz Sivaslı Kara Şemseddin'inin (33) sohbetlerinden faydalanıp ondan ilim öğrendi. Fatih orada ilimle meşgul olup nice tarihler okudu. Tanrı'nın hikmeti. Ancak Akkoyunlu neslinden Azerbaycan Şahı Uzun Hasan itaat etmeyince Sultan Mehmed'in ilk savaşı Uzun Hasan üzerine oldu. Ak Şemseddin. herkesin hazır bulunduğu mecliste: "Ağlama padişahım! Kâfirler'in bu Akkâ kalesinden aldığı ganimet akidelerden ve pişmemiş helvadan ibarettir.3 Ağustos 1958) tarihinde ölmüştür. Sivaslı Şemseddin adında bir Halveti şeyhi varsa da Fatih'ten çok sonradır ve 1006 (= 14 Ağustos 1597 . Benim İstanbul'da doğduğum evimizi dedemiz gaza malından yaptırıp oturmuştur. 13 yaşına ermişken 848 yılında (36) tahta çıktı ve bir yıl saltanat edip padişahlığı yine babasına bıraktı. Bütün kullar kendisine tâbi oldular. doğumu ve zuhura bence bilinmektedir (38). Evliya Çelebi herhalde Fatih'in çağdaşı Ak Şemseddin'i kasdetmişse de onun Manisa'da bulunduğuna dair kayıt yoktur.

  Fatih'in İstanbul'u On Birinci Olarak Kuşatması Hicretin 857 yılında (40) Sultan Mehmed Han. Yıldırım Bayazıd çağındaki meşhur Emîr Buhârî'den başka birisidir. top siperleri hazırlamaya başladılar. Aya Dede. (40) 1453 baharı. yani İstanbul'un fethinden 20 yıl sonra yapılmıştır. Sivaslı Kara Şemseddin.000 günahkâr Kâfir'i toplayıp bütün burçlar ve kuleler üzerinde nice bin şeytan işi kurnazlıklar yaptığı için kale çepeçevre yanaşılmaz ateşler içinde kalıyordu (42). Şeyh Zindânî ve bu makule evliyalardı. Fatih bunlardan himmet rica etti ve: "İstanbul devletinin yarısı sizin. Sonra üç defa gülbang-i Muhammedi çektiler. Molla Gürânî. "Yer götürmez" yerin kaldıramayacağı kadar büyük mânâsında Mr Osmanlı deyimidir. Molla Pulad. Horos Dede. Sivas. Fatih Camisi civarında' türbesi olup hicrî 922 de (= 5 Şubat 1516-23 Ocak 1517> ölmüştür. Kemah. ocak ve imaret. Keramet sahibi ermişlerden sayılmıştır. Bunun üzerine İslâm askeri gayrete gelip savaşa başladı. Çünkü Saray Burnu'nda 500 tane top hazırdı. 35 numaralı notta da belirtildiği gibi Akkoyunlularla savaş 1473 te. Bunlar Ak Şemseddin. Emir Buhârî. Molla Fenârî. Bütün gayretlerini kara tarafına sarfederek deniz yönünden korkuları olmadığı için o taraftan akıllarına ecel korkusu gelmezdi.atsizcilar. keşiş ve patrikler o murdar askerlerini savaşa kışkırtıp her Kâfir'e birer put vadinde bulunuyorlardı ve nücum ilmi (43) ile kalenin talihindeki kuvveti buldular. Elçiyi geri gönderdi. Bütün İslâm askeri İstanbul'un ancak kara yönünü kuşatmaya koyulup meterisler ve lâğımlar kazmaya. Bayburt ve Trabzon tarafı askerleri dahi (41) denizden İstanbul'a gelip karadan Karadeniz Boğazı'nı geçtiler. Bu kelime "ezberde olmak" anlamında kullanıldık gibi "yazı ile tesbit olunmuş" mânâsına da geldiğinden "bilinmektedir" diye çevirdim. (36) Milâdî olarak 1444 Ağustosunda. (38) Evliya Çelebi burada "mazbut" kelimesini kullanmaktadır. Kaleyi kuşattıktan sonra Peygamber'in sünneti üzere İstanbul tekfürüne mektupla Mahmud Paşa'yı gönderdiler. Anadolu tarafından da nice bin asker Gelibolu Boğazı'ndan geçip Yedikule taraflarında durdular. Tekfur. Kale içinde kuşatılmış olan hilekâr. ne İslâm olmayı. Kalenin kuşatılmamış ancak deniz tarafı kaldı. Ok Meydanı'nı çadırları ve bayraklarıyla lâle bahçesine çevirdiler. mektep. Bu toplardan denizde kuş uçmak ihtimali bile yoktur diye deniz tarafına ehemmiyet vermediler.com    Sayfa 17  . mektubu okuyup içindekileri öğrenince kalelerinin sağlamlığına ve askerlerinin çokluğuna güvenerek ne haraç vermeyi. Ensârî Dede. Bütün asker yeniden abdest alıp iki rek'at hacet namazı kılarak dua ettiler. (41) Bu büyük bir yanlıştır. yarısı İslâm gazilerinin ve dörtte biri benim olup ganimet mah ile her birinize birer zaviye. Bunun üzerine bütün bilginler ve yüce kişiler toplanıp ordu iğinde münâdîler bağırtıldı. 200.| (39) "Götürmek" aslında "Kaldırmak" demektir. Erzurum. Edirne'den büyük bir ordu ile yürüyerek İstanbul'un Edirne Kapısı dışında bütün Müslüman askerleri çadırları ve ağırlıklarıyla durdular. ne de kaleyi teslim etmeyi kabul etmedi. (37) Bu Emîr Buhârî. Bütün papaz. medrese ve dârülhadisler yapayım" diye söz verdi. Şöyle buldular: www. Daha önce Uzun Hasan elinden fetholunan Tokat. Ok Meydanı denilen yerde Kâfirler'e karşı duran o sayısız asker. Cebe Ali. Hatablı Dede. Her taraftan sarıca arı gibi kale duvarına sarılıp besmeleyle girişerek gece gündüz çarpışır oldular. İslâm askeri arasında 77 tane büyük evliya vardı.

(42) Bizanslıların en korkunç silâhı olan Rum ateşi'ni kastediyor. Koca Mustafa Paşa bütün Arabistan askeriyle Ok Meydanı arkasında. kalender derviş mânâsını almıştır. Oradan İslâm gazilerinin 150 tane gemiyi Tersane Bahçesi dibinde Şahkulu denilen iskelede denize indirdikleri yerler hâlâ Ok Meydanı içinde bellidir. Karadan yelkenleri açılmış gemilerle gelir. Nice bin kiliseleri yıkar. Temürtaş Paşa'ya bütün Arabistan askeriyle Kâğıthane tarafındaki ağaçlıklı yol içinde 50 tane kadırga yapmak için ferman verdi (45). Fakat Tanrı'nın emriyle bu gazilerin bazı işleri vardır. Fatih. Kâfirler İstanbul'dan bu süslerle bu gemileri görüp acaba ne oldu diye perişan oldular. Kale fetholmasın diye Tanrı'ya yakarıp duası kabul olundu. O gemilerin ağaç kızaklarının altına kaydına maddeler döktürdü. top ve tüfek atarak yürürken o meydan 150 tane gemi ile deniz yüzüne benzedi. ağaçlıklı yol içinde evvelce 5O tane kadırga ile 50 tane de kayık hazırlatmıştı. Kalenin fethi günden güne güçleşmeye başladı. Başında kavuğu beyaz olur. Antakya'yı. Karadan gemi yürütüp bu kalenin fethedilmesi imkânsızdır. Bu kalenin fatihi sen olacaksın diye şehzadeliğinde sana müjde vermiştik. Kâğıthane'de Temürtaş Paşa'nın yaptırdığı 50 tane büyük kadırga dahi Eyüp tarafından ortaya çıktılar. Ok Meydanı'nın o çimenlik ovasına gelince Tanrı'nın emriyle iyi bir rüzgâr esmeye başladı. Kaleden gedikler açılmaya başlayınca www. O Muhammed gelip kiliseler yıkılalı ve Mısır'ı. Orada gemilerin altına saçılan kaygan maddeler hâlâ orada kendi kendine bitip kaybolmaktadır. Bazı köyleri yağma edip tahtalarından elverişli olanlarını gemi yapmak için kullandılar. Büyük Muhammed'lerinden beri 11 kere kuşatılan Kostantiniyye'yi Arap fethedemeyecek de Türk mü alacak" diye kısır akıllarınca nice sözler söyleyip Kostantin'e teselli vererek savaşa devam ettiler. iyi adara»" demek olduğu halde Türkçedeki Abdal ve budala kelimeleri hiçbir şeye aldırmayan. Çünkü kalenin içinde "Yâvedüd Sultan" adında meczup bir budala (44) vardı.com    Sayfa 18  . Karadaki ve denizdeki gemiler İslâm askeriyle hazırdı. Kale içinde.atsizcilar. Levend Çiftliği denen yerde. On gün olunca Fatih bütün şeyhleri toplayıp. Allah diye bağırarak. Bu Muhammed o değildir. İslâm gazileri Allah. Kafirler arasında bir söylentidir dolaştı. Fakat dışarıda asker asıl kalenin dibine girip yer yer kalede gedik açmaya başladı. Yine böyle iken kaledekiler gayret gösterip savaştılar. Böylece kaleyi kuşatan İslâm askerle kuvvet gelince Kâfirler tarafında çöküntü belirtileri başladı. Mısır ve Kostantiniyye'yi alır. Ondan sonra bütün İslâm gazileri aletleri ve silâhlarıyla gemilere binip hazır olarak durdular. Gece gündüz dört yandan İslâm askerine imdat ile azık geldiği halde Kâfirler'e bir lokma bile gelmedi. (43) Yıldızların durumuna bakarak yapılan ve ilim sayıdan falcılık.  "Âhır zamanda bir Muhammed gelir. O gün Sultan Mehmed nice bin seçme ve yiğit askerle Ok Meydanı'na geldi. Onun ümmeti Antakya. Askere ihsanlar edip iyilik göster" dedi. O ölmeden bu kalenin alınması ihtimali yoktur ama elli günde ölür" diye kalenin fethini saat ver dakikasıyla tayin eyledi. Kudüs'ü onun ümmeti alalı 850 yıl oldu. Kudüs. Çünkü önceden Akdeniz ve Karadeniz taraflarına kaleler yapılıp yardım yolları kesilmişti. Bedil "kusursuz. Kalede Şeyh Maksud halifelerinden Yâvedüd adında meczup bir can vardır. Bağlı kızakları ırgatlarla mekanik bilimine göre nice bin namlı levend yiğitler çekmeye başladılar. Tanrı'nın bu sırrı burada kalsın. Allah diye bağırdılar. Sonra sim açığa vurarak: "Beğim! Sen yine gayrette devam et. Elverişli rüzgârla yelkenlerini açıp içinde olan mücahitler top ve tüfeklerini atarak Allah. Onuncu günde Kâğıthane'deki kadırgalar dahi tamamlandı. (44) "Abdal" ve "budala" kelimeleri Arapçadan Türkçe ye "bedil" kelimesinden geçmiştir. "Acaba işin sonu ne olacak? Kale günden güne kuvvetlenip alınması ihtimali zayıfladı" diyince hemen Ak Şemseddin cevap verdi: "Beğim! Sen elem çekme. Bütün gemilerin yelkenlerini açtılar.

Cehennemlik Kâfirler kaleden bunu görünce korkudan akılları başlarından gitti. Tekebayoğlu. Keramet gösterdiği için fetihten sonra kendisi şehit olup Gül Camii sahasında gömüldü. Germiyanoğlu. Aydınbay ve Sarıhanbayoğulları 77. pamuk gülü gibi has ve beyaz ekmek yerdi. Horos Dede. Onun için Horos Kapısı derler. Kimse esrarına vâkıf olmayıp bir fırından kaç yüz bin Tanrı kulu. Kız Kapısı'ndan tırmanıp o tarafta bir gecede bir küçük hisar yaparak kaleyi sağlamlaştırdı. tâ eşiği üzerinde bir horoz resmi vardır. İstanbul fethinde bulunmak için Bursa'ya gelip Zeyneddîn Hâfî tarikatinde seccade sahibi olup at çulundan bir cübbe giydiği için Cebe Ali derler (46). www. Bilgin kişilerdendi. Onun için Horozlu Kapı derler. kalenin sağlamlığına bel bağlayan gururlu Kâfirler'de bezginlik ve pişmanlık başladı. Tekfüre çıkışıp: "Bir yandan kıtlık. Tanrı'nın birliğini söyleyip tef ve kudüm çalarak ve gizli bilgilerini açığa vurarak güneşten daha açık ve seçik bir şekilde deniz üzerinden yaya ve postları üzerinde geçtiler. Cebe Hazretleri postunu denizden alarak Cibali Kapısı'ndan tırmandı. Petro adında bir rahip 300 keşiş ile bu kaleden kaçıp Müslüman oldular. Merhum dedemiz Un Kapanı dışında. Hâlâ bir mamur kaledir. Mısır'da Sultan Kalavun'un şeyhi idi. Bütün dervişleri oracıkta münzevi oldular. Mehmed Petro o yerden tırmandığı için Petro Kapısı yani Taş Kapısı derler. Tanrı'nın emriyle o gece yeni yapılan kaleyi Mehmed Petro fethedip kendisine sancak ihsan olundu.com    Sayfa 19  . O gün Karamanoğlu. bir yandan da Türkler'in gelişi ve hücumu bizi mahvetti' diyerek her biri fırsat bulup kalenin gedik açılan yerlerinden İslâm askeri tarafına doğru kaçmaya başladılar. Sonra İstanbul fethine geldikte Ekmekçibaşı olup bütün İslâm askerine ekmek yetiştirirdi. Derhal kadırgalarla karşıya geçen Temürtaş Paşa deniz kıyısına İslâm askeri döküp önce Ebâ Eyyûbi Ensârî Kapısı'ndan Ensârî Sultan tırmandı. Un Kapanı'ndadır.  tekfüre "yirminci günde kaleyi teslim edelim" demeye başladılar. Bu Cebe Ali.000 silâhlı askerle imdada gelip Müslüman ordusu taze can buldu. Aya Dede 300 Nakşibendî dervişiyle Aya Kapısı'ndan tırmandı ve şehit olup kale kapısı içinde eski mahkememiz olan Sirkeci iskelesi'nde gömüldü. İslâm gazileri ona onun için Horos Dede dermiş. Keramet sahibi hafız kimse idi. Horos Dede. Sultan Kapısı'ndan tırmandı. Molla Pulad.atsizcilar. Çok yaşlı olup Fatih'le İstanbul'a gelirken asker içinde gece gündüz yirmi dört saatte yirmi dört kere horoz gibi ötüp kalkın ey gafiller derdi. bir yandan gökten inen yağmur. Sözün kısası. Molla Fenârî Hazretleri. Merhum Yavuz Er ona çok inanmış olmakla şerefine Un Kapanı'nın iç yüzünde bir cami yaptırmıştır ki hâlâ Sağrıcılar Çarşısı içinde Yavuz Er Camii ve Mahallesi derler (47). Kapının dışarı eşiğinden içeri girerken sol tarafta. atamız Türk Hoca Ahmed Yesevi Hazretlerinin dervişlerinden olup Hacı Bektaş-ı Veli ile Horasan'dan gelmiştir. Cibali Kapısı'ndan tırmandığı için "Cebe Ali'den bozma olarak Cibali Kapısı derler. Cebe Ali Hazretleri. İslâm askeri bunları bu halde görünce daha ziyade kuvvet bulup içerden kaçan Kâfirler'e saygı gösterir oldular. Zamanımız padişahları o kaleyi tamam edemediler. Ok Meydanı'ndan inen gemilere binmeyip hemen Tersane Bahçesi önünde 300 Zeyneddîni Hâfî dervişi denize postlarını döşediler.

Şeyh Zindanı. onun babası Tâceddin. Bütün İslâm gazileri orada şehit olduğu ve Harun Reşid zamanında Ensâr'dan nice sahabe şehitlik şerbetini orada içtikleri için Şehit Kapısı derler. Büyük bir vuruşma oldu. Fakat halk ağzında Çıfıt Kapısı derler ki yanlıştır. Bütün evlâtları da orada gömülüdür. 1000 dervişiyle Odun Kapısı'ndan tırmanmıştır ki bu adın verilmesine sebep odur. Harun Reşid zamanında elçilikle gelip kıralın zehirleyerek şehit ettiği Baba Cafer Sultan. (47) Evliya Çelebi'nin İstanbul fethinde bulunan büyük dedesinin adı yukarıda Yavuz Özbek diye geçmişti. www. Ayazma Kapısı'ndan bütün askeriyle tırmandı ve taze abdest almak için bir ayazma kazdı. Baba Cafer'e türbedar tayin etti. Fetihten sonra 70 yıl türbedar olmuş ve bir büyük tekke yapmıştır. O. Torbalı köyünde gömülüdür. Orada gömülüdür. Şeyh Zindânî'den sonra onun yerine yine aynı soydan Seyid Muhammed'i. onun babası Şerefeddin. Eski harflerle yazıldığı zaman bu iki ad birbirine benzediği için bir istinsah karışıklığı olduğu anlaşılmaktadır. Doğrusu Şehit Kapısı'dır. O da Seyid Sekkîn'in kızındandır ki Ak Şemseddin civarında. Aksaray'da Oduncuoğlu demekle tanınan irşad edici. Fetihten sonra Bayazıd'ı Velî Edirne'ye geldiği zaman. Akkoyunlular'dan Uzun Hasan'ın amcalarımdandı.  anayol üzerinde bir şedde gömülmüştür. Fetihten sonra Fatih orasını yine zindan yaptığı ve Şeyh Zindânî fethettiği için Zindan Kapısı derler. ölmüş olan Şeyh Zindânî'nin ruhu için bütün zindanda olanları azad etmiş.com    Sayfa 20  . (46) Daha önce. Onlar da kız tarafından Râzî Bilâl oğludur. Tekkesinde Tigî Beğ'in yazdığı tarih vardır. Kâmkâr Beğ.atsizcilar. Deniz kıyısında güzel ve saf bir sudur. Seyid Muhammed. Padişah. Hâlâ ziyaretgâhtır. Hâlâ Odun Kapısı derler. Bütün Yahudiler o semtte oturduğu için Çıfıt Kapısı denmiştir. 34 numaralı notta da belirtildiği gibi. onun babası Emir Sultan'ın kızının oğlu. Şeyh Zindânî'nin atasıdır. Hâlâ büyük bir tekkedir. Mısır Sultam Kalavun. Hatablı Sultan. Yanında abdest almak için musluklar yaptırmıştır. onun babası Şeyh Cemaleddin. cenazede Bayazıd'ın kendisi de hazır bulunmuştur. İstanbul'da şimdi de Baba Cafer Zindânî Tekkesi'ni bekleyenler onun zürriyetindendir ki soy kütüklerinde şöylece yazılmıştır: Abdurraûfi Samedânî. Zindan Kulesi'nin karşısında. Soy kütüklerimizde böyle yazılıdır. Ayazmand Beği Ali Beğ. Onun için Ayazma Kapısı derler. İstanbul zindanında gömülü Baba Cafer'in oğludur. "Cebe" ok ve sonra silâh ve daha sonra savaş levazımı mânâsına gelen Türkçe bir kelime olup Arap harfleriyle yazıldığı zaman "cübbe" gibi de okunabilir. Fatih'ten çok önce yaşamış ve 1279-1290 arasında hükümdarlık etmiştir. 889 tarihinde (= 1484) Sultan Bayazıd'ı Veli'nin Salsâl (48) tahtı olan Kili ve Akkerman kalelerini fethedeceğim Şeyh Zindânî ve Kara Şemseddin ile müjdelemiştir. Baba Cafer'in Zindan Kapısı içinde gömülü olduğunu Şeyh Zindanı bilip Fatih ile Edirne'den gelmiş. yol üzerinde bir türbe yaptırmış. (45) Arabistan askeri tamamen hayalî olup fethin dini destanlarından bir parçadır. Abdurraûfi Samedânî'nin seyidlerindendir. Kütahya'da Germiyanoğullarından idi. 3000 Seyid ile aman vermeyip Zindan Kapısı'nı kale etmiş ve kale içinde büyük atasına varıp ziyaret edince kendi yeşil sarığım Baba Cafer Sultan'ın başı üzerine koymuştur. olgun kimseydi. O da Muhammed Hanefî evlâdıdır ki bizim atamız "Muhammed Hanefî oğlu Ahmed Yesevî (49) ye varmaktadır". 3000 yiğit ile Şehit Kapısı'ndan tırmanıp Ayasofya'ya yakın olduğu için Hıristiyanlar çoklukla gelip kapıyı açtılar.

basma Peygamberinkine benzer kavuğunu giyip ayağına mavi çizmesini çekerek Düldül gibi bir katıra bindi. Eğri Kapı'dan Hamidbayoğlu tayin olundu. 1293.com    Sayfa 21  . Silivri Kapı'da Haydar Paşa göz açtırmayıp Kâfir'e top ve tüfek attırmaz oldu. kalenin fetholunmamasına üzüldüler. Fakat kıtlıktan durumları güçleşmişti. Yedi yerden Edirne Kapısı taraflarını yıktılar ki alâmetlerinden bellidir. Top Kapı kumandanı Karamanlı Nisana Mehmed Paşa. Yerine Menteşebayoğlu tayin olundu. Tekebayoğlu.  Şimdiki halde Hünkâr Sarayı çevresinde olan kapılar kuşatılmamıştı ama Yedikule Kapısı'na yardıma gelen Karamanoğlu. tüfeğine bakmayarak kalenin nice yerlerini yıktı. Kaleyi yıkıp üç defa hücum ettiyse de fethedemedi. Bu gibi (Uydurma nesepler dinî inançtan doğan hurafelerdir. Yeni Kapı'dan kuşattı. Ama Yedikule tarafından kumandan şair Ahmed Paşa tam gayret gösterip Kâfirler'in topuna. Herselcoğlu Ahmed Paşa. s. Edirne Kapısı'nda Sadi Paşa vardı. İstanbul'un iki tarafı kuşatıldı. www. Top Kapısı'ndan Kâfirler'e bir top attırmaz oldu. Edirne Kapısı'na İsfendiyaroğlu tayin olunup cidden kahramanca savaştı derler. İstanbul kalesi çevresini gezip İslâm askerine İhsanlarda bulundu. (Ahterî. Ancak Yedikule'den Saray Burnu'na kadar Kum Kapı tarafları deniz kıyısı olmakla kuşatılmadı. Yeni Kapı kumandanı idi. Türlü vaadlerle İslâm askerini savaşa kışkırttı.atsizcilar. (49) Halis bir Türk olan Ahmed Yesevî'nin Muhammed Hanefî neslinden gösterilmesinin hiçbir aslı yoktur. Kalenin yıkılan yerlerini onararak savaşa devam ettiler. 70 büyük evliya. ki Celâleddîni Rûmî neslindendir. Kuşatmanın 30'uncu günü Sultan Mehmed. Sultan Cem ile Firengistan'da çok oturup nice savaş fenleri öğrenmişti. 583). O anda At Meydanı tarafından göğe doğru bir ateş yükseldi. Top Kapısı'ndan tırmanıp o yolda şehit oldu. kimi başka diyara gitti. Uzun Hasan savaşında hayli yiğitliği görülmüş bir vezirdi. Eğri Kapı kumandanıydı. Edirne Kapısı'nda yiğit İsfendiyaroğlu ile birlik olup İstanbul fatihi biz olalım diye ikisi de çok bahadırlıklar gösterdiler. kimi denize düştü. O gün kaledeki Kâfirler'den üç bini korkudan kaleden dışarı kaçtı. dört mezhepte fetva sahibi 3000 den fazla bilgin ve bu kadar şeyh. Eğri Kapı'yı topa tutarak döve döve doğrultup Kâfirler'in belini kıl gibi inceltti. Bunun üzerine ulu Tanrı'nın emriyle hemen İstanbul'un üzerine bir karanlık çökerek gök gürlemesiyle şimşek çaktı. (48) "Salsâl" Arapça'da çok anıran eşek demek olup eski Osmanhlar'ın o zamanki Romenleri çok hakir görmeleri sonucu Buğdanlılar için kullanılmış bir kelimedir. Silivri Kapısı'na tayin olundu. Böylece İstanbul kalesi 20 gün kuşatılıp fetihten asla eser zuhur etmeyince bütün İslâm gazileri. Aydınbayoğlu. Kelimenin bir mânası da kumla karışık balçık demektir. Yedikule'den kuşattı. Savaşçı bir yiğitti. Mahlesi Adnî olan Mahmud Paşa. Sarıhanbayoğlu. Birçok büyük yapılar havaya uçup kimi karaya. Hepsi birden bütün gönülleriyle Tanrı'ya yönelip fethini rica ettiler. Kimi Müslüman olarak Padişah hizmetine girdi. Fakat Kâfirler yine gayreti elden bırakmadılar.

Tanrı dilerse ellinci günde kale dahi fethedilecektir" dedi. Kâfirler'in ödü patladı. Kızakları çekerek Ok Meydanı'ndan aşırıp askerlerin yardımıyla Şahkulu İskelesi'nde denize indirdiler. ayrıca onların adlarım da "Menteşebayoğlu". Evliya Çelebi'nin zeytinyağı demeyerek kaygan madde demesi ve bunların kalıntılarının kendi zamanına kadar yavaş yavaş erimekte olduğunu söylemesi herhalde incelenmeye değer bir konudur. Diğer tarihlerde umumiyetle kaygan madde olarak zeytinyağından bahsolunur. destanların nasıl doğduğunu göstermesi bakımından dikkate değer. kırmızı fesli ve arakıyeli Arabistan yiğitlerinden asker doldurup yine İstanbul'a geçti (51) Tanrı'nın Buyruğu ve Hikmeti ile Olan Acayip iş 10 tane patrona (52) ve mükemmel silâhlarla silâhlanmış 10 kalyon (53) Haçlı bayraklarını açıp Saray Burnu Önüne demir atmışlardı. Sultan Cem'le arkadaşlık ederken Avrupa'nın savaş usullerini öğrendiğinden bahsettiği Sadi Paşa'yı bu kuşatmada bir kol kumandanı olarak tanıtması ve İstanbul fethini kılıç erlerinden çok evliyalara mal etmesi On Yedinci Asır Osmanlı aydınının kendi tarihi hakkındaki gafletini ortaya koyması bakımından çok ilgi çekicidir. Ak Şemseddin hemen dedi ki: "Sultanım. Bununla beraber bu satırlar arasında tarihin bazı gizli kalmış noktaları da bulunabilir. arkadan enseyi de örten bir bez parçasından ibarettir. çoktan Osmanlı Devleti'ne katılmış eski Anadolu Repliklerinin beğlerini Fatih'e yardıma gelen ayrı askerler gibi göstermesi. arkadan örümcek gibi urganlar atarak Kâfir gemilerine doldular. Tersane Bahçesi önünde demir atıp birkaç kere top ve tüfek eğlencesi yaptılar. İstanbul kuşatmasına Arabistan askerlerini de iştirak ettirmesi.  O taraftan geçip nice bin askerle Eyüp'ten Kâğıthane tarafına vardı. www. önden. beğim! Siz Manisa'da şehzade iken Mısır bölgesinde Akkâ. Davullar ve erganunlar çalıp top ve tüfekle yaylım ateş ederek bir eğlenirlerdi kî dillerle tarif olunmaz. mantık tanımayan inanç garabetlerinden biridir. (52) Bir nevi savaş gemisi.atsizcilar. Saray Burnu'nda. Allah seslerini işitip bunların Türk askeri olduğunu anlayınca silâha sarılmaya güçleri yetmediği için hep tutsak edildiler. (50) Kalede olan Kâfirler bu hali görüp kederden saçlarım. Bir takım hayalî kumandanlardan bahsetmesi. önce bunları kendilerinden sanan Kâfirler Allah. (50) "Arakıye" bir nevi Arap bağlığı. "Saruhanbayoğlu" şeklinde yapayanlış yazması. Güneşten korunmak için önden gözlere kadar inen. İstanbul'un günlerce almamayışmı içerde bulunan Yâvedûd adlı bir dervişin duasına hamletmesi. Allah haykırışları ile yedeğe alarak ve tüfekler atarak Galata ve İstanbul Halici üzerine yürüttüler. Kurşunlu Mahzen'de ve Kız Kulesi'ndeki topları semender (55) gibi ateş ettilerse de limanın iç yüzüne inmiş gemilere karadan ateşin faydası ne? Halbuki Kâfirler Boğazlar'dan gelen gemiler için çevreyi toplarla donatmışlardı. (53) Bir nevi büyük savaş gemisi. işte o pişmiş helvanın neticesi geldi. İslâm gazileri sevinip taze hayat buldular. Gemilerin indirildiği yerler hakkındaki sözleri bu kabildendir. bu kadar çocuk ve kadın tutsak oldu diye ağladığınız zaman elem çekme beğim. Sayda ve Beyrut kalelerini Kâfirler'in aldığını duyup bu kadar Tanrı kulu. (51) Evliya Çelebi'nin İstanbul kuşatması ve fethi hakkında verdiği bilginin tarihî hiçbir tarafı yoktur. Beriden 200 tane fırkata (54) ve kayıklar içinde Ok Meydanı'ndan gelen Müslümanlar bu gemilere saldırıp bal arıları kovana üşer gibi üstüler. İstanbul'u fethedeceğiniz günde yağma edilmiş Akkâ'dan gelmiş akide ve pişmiş helva yersiniz diye sizi avundurmuş ve İstanbul'un fethini müjdelemiştik. Serdengeçtiler gemilerden çıkıp Tersane Bahçesi'nde Fatih ve Ak Şemseddin'e müjdeyi götürdüler. Kâfirlerin gözü önünde 10 kalyon ve 10 kadırganın (56) direklerindeki haçlı bayraklar baş aşağı olup İslâm gemileri Kâfir teknelerini Allah. sakallarını yoldular. (54) Bir nevi savaş gemisi. O gün gelince İslâm gazilerine adalet eyle ve her şeye kanaat edip razı ol demiştim. içine silâhlı.com    Sayfa 22  . Evliya Çelebi'nin bu satırları menkıbelerin. Beğ ırmağını ve Kâğıthane ırmağını geçip Levend Çiftliği denen yerde yapılmış olan yeni 40 firkateyni alarak yine kızaklara bindirdi.

Remle şehirlerini zaptetmiş. Sukemerli Mustafa Çelebi hepsinden yaşlıydı. Yakın dostlarından bir ihtiyar vardı ki düzgün konuşmada Emrülkays ona arkadaş olamazdı. Ona her zaman Fransa kıralından hediyeler gelirdi. nice yüz bin silâh ve savaş levazımı. Bu hususta müverrihler türlü türlü rivayetlerde bulunmuştur. ondan sonra Sukemerli Koca Mustafa Çelebi'yi getirtip fikir danışırlardı. Evliya Çelebi biraz yukarda "patrona" dediği gemilere burada "kadırga" diyor. Şamtarablusu. Çocukluğumda bana bazı garip şekiller ve resimler bağışlardı. Budin ve Istoni-Belgrad fetihlerinde bulunmuştu. ondan sonra babamı. O ihtiyar. Bu. zengin mallarla donattığı 10 kalyon ve 10 kadırga ile gönderdi. îkinci Bayazıd'ın anası Dulkadiroğlu prensesidir. Nereye sefer olsa bunlar tahtırevanlarla gazaya giderlerdi. Sayda. 20 kaptan. her biri güneş gibi parlak kızlar. Arabistan ve Havran'ın iki binden ziyade güzel kızlarını tutsak etmiş. www. Fransa kıralının kızı ile nişanlı imiş. devlet ileri gelenleri girdikten sonra "kocalar gelsin" derlerdi. Fransa kıralı da kızının şerefine büyük bir donanma hazırlayıp 600 gemiyle Arabistan yakalarım vurarak o uğursuz yılda Akkâ. Sigetvar altında Süleyman Han merhum olup askerin haberi yokken Büyük vezir Sokullu Mehmed Paşa'nın tedbiri ile Padişahın nâşını taht üzerine koyan ve yol hil'atinin arkasından ellerini hareket ettiren Silâhdar Kuzu Alî Ağa'yı fikir danışmaya çağırırlardı. Mallar ve tutsaklar şöyle idi: 3000 kese Takyanos filörisi. Çok yaşlanmıştı (59). (56) Bir nevi savaş gemisi. Lodosun çok sert estiği bir günde 5 tane beş gemiyi ileriye doğru yelkenleyip Boğaz'ın iki tarafındaki kalelerin toplarına hedef kıldılar. kimi değil. Gazze.  Bütün İslâm gazileri gemilerde olan ganimet mallarını ve esirleri defterlere kaydedip Allah emaneti olarak Fatih'e verdiler ve yine savaşa devam ettiler. Sonra. Yeniçeriler Başkâtibi idi. Ama sözün doğrusu odur ki Fatih. Müverrih Âlî: "Bu kızı Fatih'in babası alıp Fatih bu kızdan doğmuştur" der. Kale toplarının ateşiyle 5 tane boş gemi batarken bunların ardındaki 20 gemi çabucak içeriye girdiler. ondan sonra Zeyrek başında oturan Mutfak Emini Abdi Efendi'yi. Adına "Sukemerli Koca Mustafa Çelebi" derlerdi. Hattâ Sigetvar gazasında Sultan Süleyman Han merhum oldukta babam o gazada da bulunup Osmanlı Devleti'ne hizmeti geçmiş bir yaşlı koca idî. Sultan Süleyman Han ile Belgrad. Fransa kıralının 1 genç kızı. (58) Doğru değildir. 1000 Müslüman kızı ki kimi Şerife". (55) Ateşte yaşayan ve ağzından ateş fışkıran bîr efsanevî hayvan. Akdeniz Boğazı'na gelip gördüler ki Türkler tarafından kaleler yapılmış. Hattâ Müftü Kemalpaşaoğlu'nun talebelerinden bütün ilimleri öğrenmiş hadîsçi. Rodos. Bir danışma icab etse Padişahın huzuruna bütün vezirler. 2000 kese gümüş külçesi. andına vefa edip kızını İstanbul tekfürüne.com    Sayfa 23  . Onun. yirmi gemide 8000 esir. Fransa kıralının kızını ve öteki Müslüman kızlarını Ak Şemseddin'e teslim edip kendisi kalenin fethi işiyle uğraştı. tefsirci ve tarihçi kimse idi. Ondan sonra Rikâbdar Gülâbî Ali Ağa'yı. 1000 külçe halis altın. Fatih bu ganimet mallarını. (57) Peygamber soyundan olan kadın ve kız. Daima ihtiyarlarla konuşup geçmiş zamanları söyleşirlerdi.atsizcilar. bu kadar ganimet malı ile ve bu kadar Müslüman cariyelerle güya kıral. Bu hiyle ile İstanbul'a kadar geldilerse de Tanrı'ya şükür hepsi esir olup o kıral kızından da Sultan Bayazıd'ı Veli doğmuştur (58). Meğer evvelce İstanbul Kostantin'i. Babam. 1 kıral oğlu. İsfendiyaroğlu'nun kızı Alîme Hanım'dan doğmuştur. Beyrut. yukarıda adı geçen Fransa kıralı kızının akrabasından olduğu muhakkaktı. Bunun üzerine mel'unlar hiyleye başvurdular.

Dokuzuncu kerede İstanbul'u yapıp tamamlayan kıral Kostantin'di. Allah diye bağırarak üç cihetten hücumla ganimet mallarını almaya başladılar. Ayasofya içine girip nice rahipleri öldürdü. Bu sırada koca Fatih. seksen bin seçme askerle (61) Kostantin'in sarayına vardı. beş adam boyu yükseklikte gözükmektedir (63). Nihayet Osmanlı Hanedanına veren tekfur de yine Kostantin adında oldu. Ayasofya kilisesini sarıca arı gibi kuşattı. Sultan Mehmed Han Gazi. islâm ordusu da Allah. www. Mehmed Han'ın okunun alâmeti hâlâ gözükmektedir. O anda kalenin içinde bir gürültü kopup kuşatılmışlardan nice bini değerli eşyalarıyla duvarlar ve kulelere beyaz teslim bayrakları dikip: "Sana sığındık ey Osmanlılar'ın yiğiti" diye kaleyi teslim ettiler. Fatih buradan. Fransa kıralı kızının sergüzeştini onun doğru nakillerinden dinleyerek yazmışımdır. Elindeki Peygamber bayrağını mihrap yerine dikip ezânı Muhammedi okundu. kulelerinden İslâm askerine ok. Kakun Ovası'nda olan büyük kavgasını ve o kavgada Gavri Sultan'ı ecel şerbetini içip cenkte kaybolduğunu ve Mısır'da oğlu Mehmed'in padişah olup çocuktur diye Sultan Tumanbay'ın onu indirip kendisinin Mısır'a padişah olduğunu. Hiçbir Osmanlı padişahı katıra binmemiştir. Gayet dini bütün adamdı. Nihayet ellinci gün oldu. Üç gün. o kanlı Solak pençesi. Aşağı yukarı 150 yaşlarındaki bir adamın anlattıklarında da çok yanlışlar olacağı muhakkaktır. Önce Sultan Mehmed.  Kemalpaşaoğlu'nun hademesi olması cihetîyle "Birinci Selim'le Mısır fethinde yirmi beş yaşma varmış bir babayiğit idim" diye Selim Şah'ın Sultan Gavri ile Merci Dâbık'ta olan büyük savaşını. Cesedini cesaretli Rumlar Sulu Manastır'da mezara gömdüler. Kale içinde "Yâvedûd Sultan" denen birisi vardı.com    Sayfa 24  . Fransa kıralının kızını alıp bütün gazilerin reyi ile Ak Şemseddin'e emanet bırakıp kendisi ganimet mallarını İslâm askerine dağıtarak kalenin dört yanını gezmekle Müslüman gazilerini kuvvetlendirirdi. Hâlâ. iki rek'at hacet namazı kılmak için Ayasofya kilisesine girmek isteyince içinde ve çevresinde oturan rahipler Ayasofya'ya kapanıp damlarından. üç gece büyük savaş olup elli üçüncü günde Büyük Ayasofya fetholundu. başında kavuğu. Sarayı alacağı sırada nice bin Kâfir toplanıp saray ancak büyük bir savaşla ele geçirildi. ayağında mavi çizmesiyle katıra binip (60) elindeki Muharemed'in kılıcını kaldırarak: "Gaziler! Tanrı'ya hamdolsun İstanbul'u fethettiniz" diye yetmiş. Kıral sarayında o kadar hazineler bulundu ki hesabını Tanrı bilir.000'den yukarı düşünmek hatâdır. Bir hünkâr Solağı (62) sol eliyle bir düşmanı öldürüp sağ elini kana buladıktan sonra Sultan Mehmed'in huzurunda bir sıçrayarak elinin kızıl kanını bir beyaz mermere sürdü.atsizcilar. Ordunun mühim bir kısmı muhtemel bir taarruza karşı Balkanlar'ı bekliyordu. (60) Peygamberin Düldül adındaki katıra binmesine benzetmek için uydurulmuştur. O ölünce Kâfirler'in başına kıyamet kopup kaleyi aman ile verdiler. Mısır fetholununcaya kadar Sultan Selim'le 23 yerde çarpışıp Mısır'ın nasıl fethedildiğini Mustafa Çelebi anlattıkça ben hayrette kalırdım. O kavga sırasında kıral öldürüldü. tepelerinden. (62) Muhatız asker. Pençesinin nakşını oraya alâmet etti. türbe kapısından içeri girilince. karşı köşede. Hemen Fatih sadağına el atıp "alâmetim olsun" diye Ayasofya kubbesinin tâ ortasına dört kanatlı bir ok fırlattı. Fatih. (61) İstanbul'u kuşatan Osmanlı ordusunu 60. uğur sayarak. (59) Bunun da doğru olmasına hemen hemen imkân yoktur. Bütün Kâfirler izin alıp karadan ve denizden her biri bir yere gitti. İslâm gazileri rahiplere kılıç vurup mabedin içi Müşriklerin kanı ile doldu. neft ve katran yağdırdılar.

Haftada iki kere Yeni Saray'dan Eski Saray'a gelirdi. birçok harem hücreleri. Fakat çok sağlamdır. Onlar da Eski Saray'ın isindeki Şem'un Pınarını hafif. Galata ve Halic'e bakan yüksek ve havadar bir yerinde Puzantın Kayser'in yaptırdığı eski bir kilise vardı ki dört tarafı sağlam duvarlardı. Bütün yabani hayvanlarla alışkanlık peyda ederek onlara su vermek için yeri kazdı. 862'de (=19 Kasım 1457 . şadırvanlar. Oradan bir direği Küçük Pazar Şeddi ve sarnıcı üzerinde karar bulmuştu. Kara Ağalar için de bir ev yaptırıp. Şu âna kadar gelen bütün padişahlar da ondan içerler. imamlara. Kulesiz. rahip ve rahibe vardı ki kendi sapık âdetlerince riyazet içinde idiler. hepsinin üzerine Dârüssaâde Ağası'nı hâkim etti.  (63) Burada Evliya Çelebi'de bir yanılma var: Bahsettiğe İsler Ayasofya'nın içinde geçtiği halde biraz aşağıda türbeden bahsediyor. 3000 Baltacı (67) ile hademelere birçok evler yaptırdı. çıkıntı olmayan. maksureler (66). Hasekiler (68) ile kıral kızını da bu Eski Saray'a koydu. (64) Evliya Çelebinin sık sık kullandığı "hayat suyu' "âb-ı hayat) çok lezzetli. Bütün hayvanlar oradan susuzluklarını giderdiler. Oradan bir direği Tellâk Mustafa Paşa Sarayı'nda nihayet bulurdu. Kare seklinde kagir bir yapıdır. Oradan da bir direği tâ Tahtelkale (65) üstündeki şedden geçip yine Kazancı tüccarları köşesine gelince büyük bir saray hasıl olurdu. Beşer mıskal (69) pamuğu beşer miskal suya koyup sonra o suları güneşte kuruttular. güzel su demektir.atsizcilar. Ayasofya binasının içinde türbe olmadığına göre bu karışık ifadeyi anlamaya imkân yoktur. Bu kilisenin dört yönü öyle Çimenlikler ve yollarla süslü idi ki Ulu Tanrı havada uçan kuşlarla yerde yürüyen hayvanların her türlüsünü o ağaçlıklarda toplamıştı. havuzlar. O kilisenin içinde Puzantin ve Kostantin zamanlarında 12. (65) Bugün Tahtakale denen yer. hassa kileri.000 keşiş. hendeksiz bir duvardır. Sonra Şem'ûn oraya bir ibadethane yaptı. Fatih Hazretleri daima o lezzetli sudan içerdi. Eski Saray'daki Hayat Suyu Fatih Mehmed Han. tabiat sahibi padişah olduğu için "acaba İstanbul'un hangi suyu daha iyidir" diye bütün hekimlerini toplayıp sordu. büyük bir mutfak. (68) "Haseki" türlü mânâları arasında padişah zevcesi mânâsında da kullanılmaktadır ki buradaki anlamı da budur. sursuz. bedeninde girinti.7 Kasım 1458) tamam oldu. Hekimlerin sözü doğru çıktı. Ak Ağalar için bir. O asırda çepeçevre boyu 12. Zamanla Puzantin Kıral o pınarlar üzerine adı geçen büyük kiliseyi yaptırdı. İstanbul'a gelip o ferah ve güzel yerde ibadetle meşgul oldu. Kazdığı yerden bir hayat suyu (64) çıktı. Eski Saray İstanbul'un Karadeniz tarafına. İçinde türlü türlü düzlükler. Sonra Fatih o kiliseyi fethedip yerine 858 yılında (= 1454) Eski Saray'ın yapılmasına bağlandı. (66) Padişahlara. mutedil ve kolay sindirilir bir hayat suyu olarak gösterdiler. müezzinlere mahsus hususi adalar. Bir direği Sultan Bayazıd Kazancıları köşesinden Miski Sabunu Kapısı'na kadar giderdi. Bütün pamuklar tartıldıgı zaman Şem'un Pınarı'nın suyu ile ıslatılan pamuk hepsinden hafif geldi.com    Sayfa 25  . (67) Saray işlerine bakan ve sarayı koruyan hususî bir asker sınıfı.000 argındı. www. Hâlâ Yeniçeri Ağası Sarayı ve Siyavuş Paşa Sarayı yeri o Eski Saray'ın yerinde idi. Bütün duvarı mavi kurgunla kaplıdır. Kilisenin yapılmasının sebebi şu idi: Hazreti İsa halifelerinden ve Havârîler'den Şem'ûn.

Üç Seyishane Yükü. Padişaha götürülür. bir kervansaray. (74) Eski yazıya göre bu kelime "dökmeciler" diye de kurabilir. Aşağı yukarı 1280 gramdır. Hâlâ o hayat çeşmesi Eski Saray'ın doğuya bakan kapısı önündedir ki Fatih. bugüne kadar bir tarafla ilişiği olmayan büyük bir saraydır. Yeniçeri'den bir tüfekçi ve bir mataracı verdi. Bugünkü ölçü ile iki gram kadar tutmaktadır. Bu saray. Cemaat'e (76) ve Sekbanlar'a (77) 160 oda yaptırdı. Baruthane ve nice bunun gibi büyük imaretlerle İstanbul'un içini.com    Sayfa 26  . Osmanlı tarihinde ve Kanuni çağında "makbul" sıfatını yalnız bu İbrahim Paşa almıştır. Ona bir oda ve maiyetine yeniçeriler. düğmeciler (74). Şehirlileri doğru yola getirmek için falaka ile değnek vurur. Peykhane. Fakat Eski Saray'ı yaptıran Fatih Sultan Mehmed'dir. Sonra. bir mezat yeri.atsizcilar. (75) Metinde "Makbul Siyavuş Paşa" dîye geçmekte ise de yanlış olduğu bellidir. (70) "Okka" dahi denilen bir ağırlık ölçüsü. daha sonra da salhaneye gelerek ete narh koyup sarayına dönerdi. Rodos fetihlerinde ele geçen ganimet malından Süleymaniye Camisi'ni yaptırdı. (76) Yeniçeri bölüklerinin bir kısmına verilen ad. Malta (72). Lala Mustafa Paşa ile Karamanlı Piri Mehmed Paşa için birer saray. gümüş güğümlere o saf sudan doldurup Su Nâzırı (71) huzurunda Kilercibagı'nın güvenilir adamlarının mühürü ile kırmızı balmumuyla mühürlenir. Evliya Çelebi bu kelimeyi pek muhtemeldir ki "Budin" yerinde kullanmıştır. Muhzır Ağa (78) . (69) Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. www. (77) Bu da öyle. Orada Yeniçeriler'in 160 bölüğüne. Bir Bostancı Odabaşısı. dârülhadis. (72) "Malta" Osmanlılar tarafından alınmamıştır. Eski Saray'ın dört yanını umumî yollarla süsledi. kuyumcular için çarşılar yaptırdı. Ayrıca medreseler. Süleyman Han bu sarayın Aşına Belgrad. ki yirmişer kıyye (70) gelir. (71) "Nazır" o zamanki teşkilâtta bugünkü "müdür" yerinde kullanılıyordu. bir aşhane. Oradan Yemiş İskelesi Çardağı'na gelip bütün esnafla toplantı yapar. dışını gaza malıyla bezedi ki her birini yerinde anlatacağız. Oradan sebzehane divanına gelip sebzelere. Hâlâ. bir hamam ve ayrıca kavaflar. Kâğıthane. Birinci hâkim Büyük vezir Mahmud Paşa idi. Gebze'de cami yaptırmış olan Mustafa Paşa île kızı Ismihan Sultan'a da birer saray. Süleymaniye Kapısı batıya bakar. Kalenderhane. Bunlardan başka Makbul İbrahim (75) Paşa'ya büyük bir saray. cami hademesi için bin hücre yaptırdı. yemişlere narh koyardı. Bir buçuk dirhemdir. Bayazıd Kapısı güneye. Kur'an'ı usulüyle okumayı öğreten okulların adıdır. (73) Dârülkurra. Kanunî Sultan Süleyman bu Eski Saray'ı üç mil kuşatır bir duvar yapıp üç kapı yaptırdı: Divan Kapısı doğuya. dârülkurra (73). Topçu ve Azap (80) Çavuşları. Eski Saray'dan dışarı bu hayat kaynağını yapmıştır. bir hastahane. Çünkü yedi iklimden sayısız adam toplanmıştı. çarşamba günleri İstanbul içinde kol gezerek Unkapanı'nda yapılan sanatkârlar divanhanesine gelip inerdi. Tophane. Fetih Sırasında İstanbul'a Hakim Nasbolunanlar İstanbul üç yılda o kadar mamur oldu ve öyle insan deryası halini aldı ki disiplin altında tutulması güç oldu. kendisine bir türbe. Şem'un Pınarı adı ile tanınan bir kevser suyudur. Sipah Kethüda Yeri (79) Cebeci.  Kilercibaşı ve Dış Sakabaşı taraflarından üçer kişi olmak üzere her gün altı kişi gelir. Yukarıda sayılan vezir sarayları ve imaretler hep Eski Saray alanında yapılmıştır. Sibyan mektebi (= ilkokul). Yeniçeri Ağalarına mahsus bir saray. Tersane.

Her gece köy ve kasabaları sabaha kadar gezerek suçlulara suç derecesine göre ceza verirler. Dört divanda dinleyip Anadolu'da olan kadılara hükmedemezdi. Falaka. değnek ve borçluların hapsi fermanı verilmişti. değnek verildi ama cellât verilmedi. Fatih Kanunu üzere. Uygun mısra Hükmi sultan olmasa gelmen hatâ cellâttan. Rumeli kadılarına Padişahın hüküm ve beratlarını yazmaya memurdu. Üçüncü hâkim İstanbul Mollası idi. Beşinci hâkim Galata Mollası idi. (78) Yeniçerilerin büyük subaylarından biri. Esnafa narh ve teraziden dolayı ceza vermeye yetkiliydi. www. On üçüncü hâkim Çorbacılardır. Altıncı hâkim Üsküdar Mollası idi. Hükmü altında olan ahaliye hükmü geçerdi. Dördüncü hâkim Eyüp Mollası idi. Her gece sabaha kadar 12 Yeniçeri Çorbacısı kendilerine tâbi beser. On yedinci hâkim Rumeli Kazaskeri idi. On ikinci hâkim Bostancıbası idi. Bu ikisinin kırbaç ve kamçıları vardı.com    Sayfa 27  . haklarından gelirlerdi. (79) Kapıkulu Sipahilerinin büyük subaylarından biri. Her idam ettiklerini şer'î izin ile ederlerdi. Ona falaka. yüzer kişiyle kol gezip suçluları tutarlar. Fakat şüpheli kimseleri bağlamaya ve mahkeme naibi ile bazı evleri basmaya memurdular. ellişer. Onlara Kırk Hâkimler denirdi. Bunun da ceza ve hapis ile hükmü geçerdi. idama. İstanbul'un dört Mollalık yerinde kırk mahkeme vardı. On beşinci hâkim Şeyhüislâmdı. Yedinci hâkim Ayak Naibi idi. Onuncu hâkim Subaşı idi.atsizcilar. Bu da ceza verme ve hapsetmeye yetkiliydi. Bunlar şeriat tarafından tayin olunurlardı. Sekizinci hâkim İktisap Ağası idi. (80) Anadolu Türkeri'nden toplanan piyade askeri On dördüncü hakim Kırklar'dı. Bunların da ceza ve hapis yetkileri vardı. Falaka ve değnekleri yoktu. Yukarı makamlara herhangi bir konuyu arzetmeye yetkiliydi. On altıncı hâkim Anadolu Kazaskeri idi ama cezaya yetkili değildi. alış verişte doğru hareket etmeyenin azarlanmasına memur yetkili bir hâkimdi. Bağlayıp dairelerine gönderirler. Bütün sanat sahiplerine hükmedip cezalandırmaya.  İkinci hâkim Sekbanbaşı idi. On birinci hâkim İstanbul Ağası idi. Dokuzuncu hâkim Asesbaşı idi. On sekizinci hâkim Yedikule Dizdarı idi.

Kubbe kapısından mihraba varıncaya kadar çok kalabalık cemaat alacak geniş bir yerdir. Nice bin büyük evliyanın dualarıyla yapılmasına başlandı. Mevlevi külâhlı. Bugüne kadar da kapısından içeri Yahudi girmemiştir. 4 yüksek ayak üzerinde 15 parçalı büyük bir kubbedir. eli yelpazeli bir derviş sureti vardır ki sanki canlı gibidir. eski usul iştir. Hademeleri hep yıkanarak hizmet ederlerdi. Kıble kapısından dışarı çıkarken sağ tarafta. Kandillerden başka asılmış avize vesaire yoktur. sade güzellikte. Fakat duaların kabul olunacağı ruhaniyetli bir camidir. Hattâ haremin kıble kapısının iç yüzündeki sütunda bulunan taşın çizgilerinde sof hırkalı. Cebe Ali Hazretlerinin külaha benzer. Bu caminin sağ ve solundan kademeli taş merdivenle çıkılır ve yerden tâ tepesine kadar mimar zirâi ile 87 zirâdır.com    Sayfa 28  . 360 subaşılık. minber. Haremin (81) dört cihetinde. Mihrap tarafı dahi yarım kubbedir. 40 yerde serbest ufak Subaşılıklar bulunurdu. Sağ ve solunda iki tane somaki mermerden amud vardır. Yirmi birinci hâkim Tersane Kethüdası idi. tezhipli ve lâcivert ile ve Hattat Demirci Çelebi'nin yazısıyla Peygamber'in İstanbul fethi hakkındaki hadîsi kazılmıştır. Âyasofya'dan sonra birinci derecede sayılan bir mabed varmış. dilim dilim bir sancağı vardır. Gece gündüz denize o hükmederdi. Boğaz'ın iki tarafında olan köy ve kasabalarda 33 hâkim. Mihrabın sol tarafında. Fatih Camiî Zamanın tanınmış mimarları ve usta mühendisleri İstanbul'a toplandı. Onlardan başka dört mollalığın bir de 150 türlü esnafın da zabit ve hâkimleri vardı ama idam etme yetkileri yoktu. Mehmed Han'ın uğuru ile yapının temeli yerin dibine varınca üzerine Mehmed Han Camii bina olundu. Yer hizasından alt eşiğine kadar 4 zira kadar yüksekliktedir. dört köşe ak mermer üzerinde. müezzinler mahfili beyaz mermerden. Vecid sahibi kimselerin daima geldiği bir yerdir. Bir suçlu tutsalar Aşçıbaşıya götürürlerdi. www. Depremle yıkılmış imiş.  On dokuzuncu hâkim Mimarbaşı idi.14 Eylül 1463) yapılmaya başlanıp 875 yılında (= 30 Haziran 1470 . hünkâr mahfili. Kasımpaşa semtinde bir suçlu bulunsa suçuna göre cezalandırıp idam dahi edebilirdi. Müneccimbaşıların meşrutası idi. Yirmi ikinci hâkim Ok Meydanı'nda Yeniçeri Ocağı'ndan Talimhanecibaşı ve Korucular olup Ok Meydanı'nda kol gezerlerdi. Sözün sonu İstanbul Eyaleti'nin dört mollalığında kadı ve subaşıların hepsi 1200 hâkimdi. yan sofaları üzerinde İbrette bakılacak renk renk nakışlı sütunlar vardır ki insan hayran olur. Caminin yerinde. Kubbesinin içinde iki sıra kandillerle süslenecek tabakaları vardır. Ellerinde Fatih tarafından verilmiş ve her Padişah tarafından yenilenmiş. Ama Beykoz Kadılığı başka idi. 35 nahiye kadısı vardı. bu derece yetki veren Padişah fermanları vardı. Mihrap. Yirminci hâkim Kaptan Paşa idi. 87 Yeniçeri Kolluğu ve Sardarı vardır. Sözün kısası İstanbul'un dört mollalık yerinde. Yahut yayların kirişiyle bir ağaca asıp oka tutarlardı. Bu kadılıklardan başka dört mollalığın hükmünde 186 nahiye kadılığı. Fatih kanunudur.atsizcilar. İstanbul'da yapılacak bir yapı için bundan izin almak lâzımdı. Bu ulu cami İstanbul şehrinin tâ ortasındaki yüksek bir yerde yapılmıştır. Eğer suçlu askerse aman vermeyip bir ağaca asarlardı. Herkes temaşa eder. O da suçuna göre cezalandırırdı. 867 yılında (= 26 Eylül 1462 .19 Haziran 1471) bitirilmiştir. Çünkü yapılırken işçiler arasında Müslüman olmayan kimse kullanılmamıştır.

Caminin sağında. Velhasıl o büyük yapının tamamlanmasına yıpranırcasına çalışıp onu göğe benzer şekilde öyle bir güzel yapmışlardır ki anlatmakta dil âcizdir. www. (82) "Semâniye" Arapça "sekiz" demek olup Fatih'in cami civarında yaptırdığı sekiz medrese "Semâniye Medreseleri" diye veya "Sahn-ı Semân" diye adlandırılmış ve İstanbul'un en yüksek öğrenim müessesesi olup yani uzamanın Üniversitesi haline gelip pek değerli bilginler yetiştirmiştir. Haremi Hâs'tan yetişmiştir. hastahane. Ondan başka caminin üç yanında büyük bir odaya benzer bir haremi vardır ki sekiz kapılıdır. mimar halifeliğinden (= kalfalığından) Başmimar olup camiye nice nice eklentiler yaptı. Onların dışında. Büyük havuzun içinde kadeh şeklindeki sanatkârane mermer fıskiyelerden su fışkırmakta olup gece gündüz akmaktadır. büyük bir konukevi. Daha sonra "Ali Kuşçu" adlı. Haremin zemini öyle renk renk mermerlerle döşenmiştir ki sanki gök yüzü mermerleridir. Büyükvezirlikle Mısır'a gidip Hain Ahmed Paşa'yı astırarak Mısır Kalesi'ne yedi kule yaptıktan sonra Mısır'ı imar ederek İstanbul'a geldi. Büyükvezir Makbul ve Maktul İbrahim. Yâkuti Müsta'samî tarzında bir yazıyla Fatiha Sûresi yazılmıştır. Yuvarlak havuzun dört köşesindeki kaynaklardan kalabalık cemaat abdest tazeleyip suyundan içerek susuzluk giderirler. Yüksek bir yerden dört yanında olan imaretlere dikkatle baksan safi kurgundan gömgök bir imaretler topluluğu görürsün ki parlayıp durur. Bu haremin iki tarafında çok güzel bahçeler vardır. ülkelerinde bugüne kadar mermer üzerinde Yakut hattı görülmemiştir ve o havuz üzerine üstad. caminin iki tarafında Semâniye Medreseleri (82) vardır ki öğrencilerle doludur. Sonra Yeniçeri Ağası. Büyükvezir Ayaş Pasa.  Bu haremin tâ ortasında bir havuz vardır ki dört tarafında sekiz sütun üzerinde bir mevzun levhalı kurşunla örtülü muhteşem bir kubbedir. Haremi Hümâyun'da yetişmişti. Bu eserlerden başka Koca Fatih'in nice nice imaretlerle İstanbul'un içinde ve dışında yaptırdığı büyük eserler yeni şehiri mamur edip şenlendirmiştir. eski bir hamam ve sibyan mektebi ile bezenmiş bîr camidir. medrese öğrencisi demektir. medreselerin iki yönünde softaların (83) odaları vardır. Kanuni Zamanındaki Büyükvezirler (85) İlk Büyükvezir Karamanlı Piri Mehmed Paşadır. (81) Caminin bahçe veya avlusuna "harem" denir. Paşa. Rumeli Eyaleti Valisi ve vezir oldu. Boyacılar Kapısı tarafında Müslüman çocukları için Kur'an dershanesi olarak yapılan yüksek kubbe önünde dört köşe bir beyaz mermer içine vakit tayini için bir alet yaptı ki dünyada eşi yoktur (84). Kanunî tahta geçtiği zaman büyükvezirdi ve büyükvezirlik yine kendisinde bırakıldı. solunda birer tabakalı taşla yapılmış yüce minareleri vardır ki seyredilmeye değer. minarelerle aynı boyda yeşil serviler vardır ki güya her biri birer yeşil melektir. Onlar da öğrencilerle doludur. nücum ilminde (= astronomide) şöhretli bilgin geldi. hünerini göstermek için sarı pirinçten bir kafes örmüştür ki bu da dikkat çekicidir. İslâm. Bir zaman sonra Koca Mimar Sinan.atsizcilar. Haremin dört tarafındaki pencerelerin dışarı eteklerindeki kitabeler içinde yeşil somaki üzerine beyaz ham mermerle. Caminin hareminin içinde. Arnavut asıllıdır. Bu havuzun dört tarafında göğe yükselen. Bu caminin mihrabı önünde. umumî yolda. Cennet bahçesine benzer bir bahçe içinde Gazi Fatih'in ve ailesinin türbesi vardır. Bir aşhane. Onun dışında.com    Sayfa 29  . (83) "Softa".

(86) Habeşistan'ın bütünü olmayıp Kuzey Habeşistan'ın tayı bölgeleri. Rumeli ve Mısır Valisi oldu. Rumeli Eyaleti valiliğinde bulundu. Mehmed Paşa. (84) Türkistanlı olan Ali Kuşçu meşhur Uiuğ Beğ'in öğrencisidir. Akhadımlar'dan olup Harem'den yetişti. Burası Kasımpaşa adıyla anılır. sonra Lalası oldu.  Büyükvezir Lûtfi Pasa da inatçı Arnavut kavmindendir. Koca Lala Mustafa Paşa'nın büyük bir adamıdır. Haremi Hümâyun'dan çıkıp Yeniçeri Ağası. Vezir Hain Ahmed Pasa.6 Mayıs 1475)da ölmüştür. Sonra Sokullu Koca Mehmed Paşa Büyükvezir oldu. Şam'a. Süleyman Han'ın şehzadeliği sırasında Defterdarı. Sonra İstanbul civarında Kasımpaşa kasaba ve camii'ni yaptırdı. Büyükvezir Olmayan Kubbe Vezirleri Gebze'de imaret ve cami yapan Vezir Mustafa Paga (= Çoban Mustafa Paşa) Bosnalı'dır. Özdemir Beğ ile birlikte Habeş'i (86) aldı. Acem Şahı Şah Tahmasb'ı gece baskını ile bozdu. Haremi Has'tan Kapıcıbaşı olarak çıktı. Birçok ganimet malıyla Yemen'dekî Aden iskelesini fethetti.com    Sayfa 30  .atsizcilar. Saraydan Kapıcıbaşılıkla çıkıp Yeniçeri Ağası. Arnavut'tur. sonra Kapıcılar Kethüdası. Büyükvezir Ahmed Pasa. Vezir Hüsrev Paşa. Sonra: "Mehmed adında kırk adam zehirledim" diye itiraf ederek öldürüldü. Hersek Sancağında Perçe kasabasındandır (87). sonra Büyükvezir oldu. Vezir Ferhad Pasa. Çok iri yan adammış. Sonra Tımışvar'ı fethetti. www. Mısır Valisi. Harem'den çıkıp Vezir olarak Mora Adası'nda Anaboli Kalesi'ni üç yıl kuşatıp fethetti. önce Çeşnigirbaşı. Bosna Sancağında "Sokol" yani "Şahin" kasabasındandır (88). Nice sancakbeğliğinde. Arnavut asıllıdır. Arnavut kavmindendi. En sonunda Fatih'in hizmetine girmiş ve İstanbul'da hicri S79 (=18 Mayıs 1474 . ondan sonra Büyükvezir oldu. Haremi Hümâyun'dan Kapıcıbasılıgı ile çıkıp Yeniçeri Ağası. cesaret ve gösterişle meşhur bir vezirdir. Oradan donanma ile Hindistan'a gidip Benderi Diyû ve daha nice kaleleri Portekizlilerden alıp Hind racasına hediye etti. Sonra Mısır'da âsi olup Bâbı Zuveyl'de asıldı. Tedbîr. (87) Daha çok "Semiz Ali Paşa" diye anılır. Büyükvezir Kalın Ali Pasa. Belgrad fethinde Rumeli Valisi oldu. Neticede üç Padişaha 40 yıl (89) Büyükvezir olup bir mahlûl (90) getiren Serhadli fedaî onu Kubbe Altı'nda bıçakla birkaç yerinden yaralayarak öldürmüştür. İhtiyar olduğu için Dördüncü Vezir olup Selanik'te emekli iken orada bir cami yaptırıp öldü. Haremi Hümâyun'dan nice sancaklara sancakbeği olduktan sonra vezirlikle şeref buldu. Budin'de gömülüdür. Büyükvezir Süleyman Pasa. Budin Veziri iken bir Yahudi hekim zehirli şerbet verip öldürdü. Vezir Güzelce Kasım Pasa. Vezir Güzelce Kasım Paşa. Sonra İstanbul'da büyükvezir oldu. Rumeli Valisi. oradan Mısır'a gitti. (85) "Sadr-ı a'zam" (= sadırazam) veya vezîri a'zam yerine "büyükvezir" dedim. Vezir Hacı Mehmed Paşa.

Yatıya Ömer Paşa: Belgrad'da camisi. Hattat olduğu için Mushaf yazıp onunla geçinmiştir. Silivri Kapısı'nın iç yüzündeki cami onun hayratıdır. Eşkıya Pehlivan Hasan'ın eliyle şehitlik kadehini içti. Şehzade Mehmed Han'a damad olmuştur. Vezir Palak Mustafa Paşa. Vezir Hadım Haydar Paşa. Habeş fatihidir. öfkeli ve cesur bir vezirdi. Haremi Has'ta Kapı Ağası iken dışarı çıkarılıp Şehzade Mustafa öldürüldüğü zaman (91) ona meyli var diye itham olunarak azlolundu. Hâlid ibni Velid neslindendi (93). Çünkü Şehzade çok güçlü idi. Üç ay yağma ve talan edip Kâfirler'e rahne verirken beri tarafta Süleyman Han. Özdemir (94) Paşa: Mısır Sultam Gavri'nin akrabasından Çerkeş asıllı.com    Sayfa 31  . O adla lâkaplı. (88) "Sokollu" demek lâzımken kelime Türkçenin ses uyumu kanunlarına göre Sokullu haline gelmiştir. Hersek Sancağı'nda emekli oldu. (92) Mustafa Paşa. Cankurtaran Kalesi'ne düşüp can kurtardı. Eyüp'te gömülüdür. Rumeli Eyaleti Valisi olarak Malta üzerine kumandan tayin edilmiş. Beç (95) Kalesi'nin kuşatıp kışın şiddetinden fethedemeyip dönünce bu Gazi Kasım Paşa 12. ihtiyar. (89) Sokullu'nun Büyükvezirliğî 14 yıl ve 3 aydan biraz fazladır.  Vezir Hadım İbrahim Paşa nezaket ve edep sahibi. Vezir Mustafa Paşa. (91) Şehzade Mustafa 6 Ekim 1553'te idam edildi. (90) "Münhal yer" demek istiyor. yoksulları seven büyük bir Vezirdi. Dukaginoğlu Gazi Mehmed Paşa: Mısır Valisi oldu. Çünkü Türkçede "o". imaretleri ve nice hayratı vardır. Arnavutça "palak". Bosnalı'dır. Babam tarafından gömülmüştü. söz eri. Bu idam müthiş bir boğuşmadan sonra oldu. Öteki Üveys Paşa: Yemen kumandanı iken Aden şehrinde öldü. Gazi Kasım Paşa'nın www. "koca" demektir (92). ağırbaşlı. Eski Saray'dan bir köşesini bölüp Sultan Bayazıd civarında bunlara bir saray yaptılar. gemsi Paşa'nın kardeşidir ve ondan büyüktür. cesur bir vezirdi. fethedemeden gelince Hacca giderek orda ölmüştür. Üveys Paşa: Şam Beğlerbeği iken merhum oldu.atsizcilar. Mısır Veziri ve Kaptan oldu. Bir Mushafı hâlâ Bayazıd Han türbesindedir. Bilgi sahibi. Süleyman Han'ın Beğlerbeğileri Behranı Paşa: îç Oğlanları taşla vurup kendisini şehit ettilerse de sonra hepsi öldürüldüler.000 Serdengeçti (96) ünlü bahadır. Gazi Kasım Paşa: Süleyman Han. Vezir Damad Ferhad Pasa. yarar yiğitlerle Almanya'ya daldı. cesur ve yiğitti. Davud Paşa: Mısır Valisi iken merhum oldu. "ö" harfleri yalnız ilk hecede bulunur. Belki Evliya Çelebi "Boşnakça" diyecek yerde "Arnavutça" demiştir. Harem'de yetişip Çakırcıbaşı olmuştur. Bosnalı olduğu halde ona Arnavutça bir lakap takılması biraz gariptir.

 
bütün adamları Almanya'da şehit olup kendisi üç kişiyle Venedik ülkesinin Osek (97) Kalesi'ne geldi. Ben o şehitleri Alman diyarında nice yerde ziyaret etmişimdir. Güzelce Büstem Paşa: Harem'den çıkıp Yeniçeri Ağası, sonra Budin Valisi olmuştur. Süleyman Paşa: Harem'den yetişip İstolni-Belgrad'da Gölbaşı muhafazasında merhum olup kale kapısı önünde gömülüdür. Osman Paşa: Has Saray'dan çıkmıştır. Çerkeş asıllı yarar adamdı. Nahçıvan seferine Şah ordusuna gece baskını yaptığı için kendisine Erzurum Eyaleti ihsan olundu. Gazi Hasan Paşa: Yemen ve Habeş'e gitti. Sonra Tımışyar Valisi oldu.
(93) Dördüncü Vezir Mustafa Paşa, Kastamonu ve yöresinde beğlikleri olan Çandaroğulları veya Kızılahmedliler' Hanedanından olup halis Türk ailesidir. Kendilerini Arap kumandam Hâlid îbni Velid soyundan göstermeleri, yukarda da işaret ettiğimiz gibi İslami taassubun sevimsiz bir tezahüründen başka bir şey değildir. (94) Metinde bu kelime "özdem" şeklindedir. (95) "Beç", Viyana'ya Osmanlılar'ın verdi isim. (96) Bir sınıf gözü pek, fedai asker. (97) Bu şehir, o zaman Venedikliler elinde bulunan Slovenya'nın bir şehri idi.

Solak Ferhad Paşa: Bağdat Valisi iken orada öldü. Baltacı Mehmed Paşa
(98)

Bosnalı'dır. Bağdat'tan azlolunup İstanbul'da öldü.

Hurrem Paşa: Bosnalı'dır. Pir Paşa: Ramazanoğulları'ndandır. Musa Paşa: İsfendiyar Hanedanı'ndandır. Erzurum Valisi iken Gürcü keferesi savaşında şehit oldu. Hadım Ali Paşa: Mısır Valisi iken merhum oldu. Arslan Paşa: Lala Mehmed Paşa'nın oğludur. Budin Baruthanesi'ni bu yaptırmıştır. Tatavpapa Kalesi'ni Kâfirler'in istilâ etmesi üzerine suçlu sayılmış ve Süleyman Han'ın otağı önünde öldürülüp şehitler zümresine katılmıştır. Ayaş Paşa: Büyükvezir Koca Sinan Paşa'nın kardeşidir. Haremden yetişip sonra öldürüldü. Eski Behram Paşa: Bağdat Valisi iken şöhret bulmuştur. Ahmed Paşa: Harem'den çıkıp 20 yıl Anadolu'da hâkim olmuş, Ankara'da bir hamam ve bir Mevlevihane yaptırmıştır. Ulama Paşa: Teke Eli'nden Acemler'e tutsak düşüp sonra Han oldu. Oradan Anadolu'ya kaçıp kendisine Lipva Sancağı ihsan olundu. Orada 40 gün düşman kuşatmasına karşı koyup çaresiz kalarak kaleyi Kâfirler'e teslim etti. Aman ile dışarı çıkarken "kırk gün niçin savaştın" diye Kâfirler tarafından şehit edilmiştir. Lipva'da gömülüdür. Yularkısdı
(99)

Paşa: Harem'den çıkmıştır.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 32 

 
Şemsi Ahmed Paşa: Kızılahmedliler'den Beşinci Vezir Mustafa Paşa'nın kardeşidir. Üç padişaha has nedim olmuştur. Hacı Ahmed Paşa: Bu da Kızılahmedliler'dendir. Damad Hasan Paşa: Süleyman Han'a damad olup Acemistan'a kaçan Şehzade Bayazıd için Acemistan'a elçilikle giderek Şehzade Bayazıd'ı çocuklarıyla birlikte alıp Sivas Kalesi'nde boğarak şehit etmiş ve Paşa Kalesi yakınında gömmüştür. Ziyaret ettim. İskender Paşa: Bostancıbaşılıktan Anadolu Valisi oldu. Çerkes'tir. Oradan Diyarıbekir'de 15 yıl valilik etti. Orada merhum oldu. Temerrüd
(100)

Ali Paşa: Bosnalı'dır.

Kara Mustafa Paşa: Has Oda'dan çıkmıştır. Hışır Paşa: Hızır gibi Şanı ve Bağdad'ı dolaşmış, Harem'den çıkmış, ağırbaşlı, kanaatkar, bekâr bir adamdı. Kara Murad Paşa. Sofu Ali Paşa: Harem'den çıkıp Mısır Valisi iken derdinden katır ile Kahire'de merhum oldu.
(98) Tabii, Purut Savaşı kumandanı Baltacı Mehmed Paşa'dan başka. (99) Metinde "Pulad Kasa" şeklinde ise de imlâ yanlışı olduğu bellidir. (100) "Temerrüd" Arança bir kelime olup "dikbaşlılık" demektir. Bunun "mütemerrid" olması da muhtemeldir. Mütemerrid "inatçı, dikbaşlı" demektir. Eski harflerle bu iki kelimenin yazılışı birbirine çok benzer. Birincisi "tmrd", İkincisi "mtmrd" şeklinde yazılır.

Hüsrev Paşa. Muzaffer Paşa. Gazanfer Paşa. Güllâbt Paşa: Derviş adam olmakla emekliliği isteyip daima babamla arkadaşlık ederdi. Evliya derecesinde iyi huylu, tatlı sözlü bir ihtiyardı. Mehmed Ban Paşa: Dulkadıroğulları'ndandır, Şah İsmail'e gitmiş, sonra pişman olarak yine Osmanlı Hanedanı'na gelip Rumeli ve Anadolu'da büyük sancaklara hâkim olmuştur. Elkabmda "cenâb"" yazılarak yüceltilirdi. Süleyman Han'ın Kapdanları Önce Kapdan Sinan Paşa: Harem'den yetişmişti. Gayet kıyıcı idi. Kapdan Hayreddin Paşa: Vardar Ilıcası'ndandır (101). Bütün ataları oradadır ama kendisi Midilli adasında doğup namlı bir levend bahadır oldu. Cezayir'de nice sancaklara vali olup 940 yılında (= 23 Temmuz 1533 - 12 Temmuz 1534) Derya KapdanIığı ihsan olundu. Akdeniz'de 3000 tane gemi batırıp nice kere tutsak olarak nice kaleler fethettiği "Fütûhâtı Hayreddin Paşa" adlı eserde tafsil ile meşhurdur. Nihayet İstanbul'da merhum olup Beşiktaş'ta deniz kıyısında kara kapdanı olup o limanda kıyamet gününe kadar demir atmış olarak yatar, 970 te (= 31 Ağustos 1562 - 20 Ağustos 1563) ölmüştür.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 33 

 
Salih Paşa: Kazdağlı'dır. Bu da Cezayir Paşası olup Adalar'ın Paşası oldu. Turgud Paşa: Cezayir Paşası iken Malta Kalesi kuşatmasında top atarken topun parçalanmasıyla şehit oldu. Malta'nın fethi de kısmet olmayıp fethedilmeden dönüldü. Mehmed Paşa. Hayreddin Paşa: Cezayir Paşası olup Okyanus'a velvele saldı. İngiltere adalarını harap etti. Süleyman Han Zamanındaki Defterdar ve Nişancılar önce Defterdar İskender Çelebi. Haydar Çelebi: Gelibolulu'dur. Lûtfi Beğ: Harem'den çıkmıştır. Ebülfazl Efendi: Bitlisli Molla idris'în oğludur. Abdi Çelebi: Çivioğlu'nun oğludur. Mustafa Çelebi: İnmeli iken yine Divan'a gelirdi. Çünkü kalemce zamanının tek adamıydı. Mehmed Çelebi: "Eğri Abdioğlu" derlerdi. İbrahim Çelebi: Başdefterdardı. Hasan Çelebi: Defterdarlıktan azledilip Çeşnigirbaşılık verildi. Murad Çelebi: Kilidülbahir Hisarı'ndandır. Celâloğlu (102) Mustafa Çelebi: Şiirlerinde vesaîr teliflerinde "Neş'etî" mahfesini kullanırdı. Tosya'da Celâl adlı bir kadı'nın oğludur. Defterdardı. "Tabakatü'l Memâlik" adlı tarihle Kanunname bunundur. Bamazanoğlu Mehmed Çelebi: Nişancı idi. Muhtasar bir tarihi vardır.
(101) Vardar Yenicesi olacak. (102) Vardar Yenicesi olacak. Metinde "Cemâlioğlu" yazılı ise de yanlış olduğu açıktır.

Süleyman Han Zamanındaki Beğler önce Küçük Balı Beğ: Büyükvezir Yahya Paşa'nın oğludur. Hüsrev Beğ: Sultan Bayazıd'ın kızının oğludur. 33 yıl Bosna hâkimi olup Saray şehri içinde bir cami, han, hamam, imaret, medrese ve sibyan mektebi yaptırıp nice bin fütuhatı olmuştur. Kara Osmansah Beğ: Kara Mustafa Beğ'in oğludur. Süleyman Han'ın kızkardeşinden doğmuştur. Tutıala'da bir garip camisi, medrese ve imaretleri vardır. Malkoçoğlu Ali Beğ: Pojega Beği iken Hırvatistan'a dehşet saçmıştır. Bunharoğlu
(103)

: Celâloğlu'nun çıraklarından olduğu için defterdar oldu.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 34 

Çölde Araplar silâhla gezemez oldular. Abddülfettah Oğlu Ahmed Âdil Paşa: Konuşması tatlı adamdı. Erdebilli Zahireddin: Tebriz'den Anadolu'ya gelip Mısır'da Hain Ahmed Paşa ile asıldı. Çok tanınmıştır. Süleyman Han'ın Ünlü Bilginlerinin Bazıları Önce Molla Hayreddin Efendi: Evvelce hocaları idi. Şeyh Mehmed Efendi: "Çivioğlu" demekle tanınmıştır. Bilgin. Bilginler arasında çok itibarlı bir tefsiri vardır.com    Sayfa 35  . Nişancılar. Kurd Beğ: Eski ikinci Vezir Deli Hüsrev Paşa'nın oğludur. Kastamonulu Seyid Çelebi: Bilginler arasında ün kazanmış ve şeyhülislâm olmuştur. "Ege Halife" demekle tanınmış üstün bir bilgindi. Kemalpaşaoğlu'nun çıraklarındandır. (103) Bunun da bir imlâ yanlışı olması ve doğrusunun "Muytabogiu" olması muhtemeldir. Şeyhülislâm Kemalpaşaoğlu Ahmed Efendi: Yavuz Selim çağında. Tunuslu Şeyh Mehmed: Hafızdır. Araboğlu Muhiddin: Ebussuud Efendi'nin cezalandırdığı Araboğlu'dur ki Mısır'a giderken Akdeniz'de batmıştır. cifir ilminde (106) de devrinin tek kişisiydi. bilginler ve şeyhlerle Süleyman Han 48 yıllık (108) saltanatında her gün iş başındaki Vezirlerle danışıp www. Farsça şiirleri çoktur. Defterdarlar. Bur-sa'da gömüldü. "Müfti's-Sakaleyn" (105) diye ad almıştır.atsizcilar. Zamanının tek adamı. Sultan Süleyman'ın Kanunnamesi Yukarda yazılan Vezirler. olgun ve faziletli muhterem birisiydi. Şeyhülislâm Alâaddin Cemâli: Selim Han zamanında dahi şeyhülislâmdı. Müslümanlıkta falcılık yasak olduğu için Kemalpaşaoğlu'nun böyle eserleri yoktur. (106) Arapça "cefr"den alınma. Mısır fethinde kazasker kaldı. Kutbeddinoğlu Şeyh Mehmed: Anadolu Kazaskeri idi. Beğter. önce. Eserleri pek çoktur. Kadiri Çelebi. Bin cilt kadar eseri ve risalesi (107) vardır. harfler ve rakkamlarla falcılık. İran'da Berda'a adlı şehirdendir. Elli akça terakki ile emekli oldu. Canbulad Beğ: Kürt kabilesinden tanınmış bir beğdi. Âdil Paşa Oğlu Mehmed: Tarih ilminde yetişkindi. Şeyhülislâm Ebussuud Efendi: Bunun vasıfları toplansa büyük bir kitap olur. (105) "İnsanların ve cinlerin müftüsü" demektir. Salih Oğlu Ali: Hümâyunname müellifidir. İlminden dolayı böyle denmiştir.  Çerkeş Kasım Beğ: Harem'den yetişip Nablus hâkimi oldu. Kur'an'ı on türlü okurdu. Molla Yakub: 929 da (= 20 Kasım 1522 9 Kasım 1523) Manisa'da müderrisken öldü. Beğlerbeğileri.

ne kadar beğlerbeğilik. Bin mk-kmm çok mü-balegalıdır. Her ne kadar İstanbul'u Fatih Sultan Mehmed fethetti ama imar eden Süleyman Han'dır. (111) Evliya Çelebi 3306 zeamet ve 37.389 tımardan bahsettiği halde verdiği Üstede 4164 zeamet ve 23. (108) 48 yıl hicrî hesaba göre olup milâdî yıla göre saltanatı 46 yıldan biraz eksiktir. vezir hası. (112)Verdiği rakkamlarda zeamet ve tımar toplamı» 27. Evliya Çelebi kendi verdiği rakkamlann toplamı için: 40.  yüce din gayretine daima Osmanlı Hanedanı'nın bütün asker sınıflarına düzen vermesi yüzünden bir "Kanunname" toplanmıştır. Süleyman Han Kanunu üzere 176 Sancak (110) vardır. Süleyman Kanunu üzere Cebeleriyle ne kadar asker olur.810 kişidir. (109) Evliya Çelebi 20 tane diyorsa da 15 tane kaydetmiştir.695 çıkmaktadır. (107) Ebussuud'un 22 eseri tesbit olunmuştur. Erdel ve Buğdan ayrı ayrı sayıldığı takdirde 16 tane eder. Bunun için de aynı şey söylenebilir. Kanunnamesi. onu beyan eder. (110) Evliya Çelebi 176 sancak dediği halde 129 sancak sayılmıştır. kılıç tımarları 37. Bu yanlışlığın Evliya Çelebi'ye mi.685 dediği halde 40.646 tımar vardır. her eyalet ve sancakta ne kadar padişah hası.com    Sayfa 36  . beğlerbeği hası ve sancakbeği hası vardır onu bildirir ve her eyalette ne kadar serbest zeamet.atsizcilar. www. Kılıç zeametleri 3306. ne kadar sancakbeğliği haslık.389 olup (111) zeamet ve tımar olarak toplamı 40. her sancakta ne kadar tımar ve zeamet vardır. yoksa eserin ilk-altı cildini yayınlayanlara mı ait olduğu belli değil. Rumeli'de ve Anadolu'da ne kadar vezirlik.685 kişidir (112). Yukarıda yazılan 20 tane (109) Rumeli Eyaletinde.

com    Sayfa 37  .atsizcilar.  www.

Kefe Paşası hası: 679. Bu benzemeyiş için de 109 numaralı nottaki.000 akçadır Anadolu hasları 10 kere 100. Şehrizor hası 11 kere 100. mütalea ileri sürülebilir.000 akçadır.000 akçadır. Kırım Sultanı hası: 12.286 tanedir (117). Musul hası 682.450 akçadır.000 akçadır. (115) Evliya Çelebi 151 sancak dediği halde verdiği sancak rakkamlarına göre 158 sancak çıkıyor. Basra hası: Vezirlik olduğundan beri 11 kere 100. Karaman hası 660. • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • Erzurum hası 12 kere 100. Bağdat hası: 12 kere 100.000 ve 80.060 akçadır. Bosna hası 650.000 akçadır.000 akçadır.000 akçadır.056 akçadır. tımarlan ise 41. üçüncü kısım zeamet ve tımarlardır. Budin hası 8 kere 100. Eğri hası: 800. Çıldır hası 925. Özi hası 988. Habeş ve Bağdat geliri devlete gider.600 akçadır (119. www. Tarablusşam hası 786.000 ve 660 akçadır.  Yukarıda yazılmış olup usul ve âdetle idare olunan eyaletlerin sancakları 151 tanedir (115).000 demektir.000 kere 100. Kanun gereğince bu eyaletlerin Cebelileriyle bütün askerine ve yıllık iltizamla idare olunan eyaletlerin vezirlerine ve askerine mahsus para verildikten sonra kalanı Devlet Kapısı'na gönderilir.850 akçadır. (118) 1.000 akçadır. (117) Tımar sayısı ise Evliya Çelebi'nin 41. Rumeli Beğlerbeğileri'nin hasları 11 kere 100.790 akçadır.atsizcilar. Kanije hası: 746.770 akçadır. Halep hası 817.000 ve 14.000 ve 32.071 akçadır. Tarablusşam ve Sayda Eyaletleri dahi böyledir. Diyarıbekir hası 12 kere 100.000 akçadır. Maraş hası 628. Has ile îdare Olunan Eyaletler ve Beğlerbeğiler'in Hasları Bütün memleketin geliri üç kısımdır: Birincisi Padişah hası. Sivas hası 9 kere 100.000 akçadır. (116) Burada verilen rakkamlar göre zeamet sayısı 2387 oluyor ki Evliya Çeiebi'nin zikrettiği 1571 den çok fazladır.000 akçadır. Trabzon hası 734. Şam hası 10 kere 100.080 akçadır. Kılıç zeametleri 1571 tanedir (116).000 akçadır.000 akçadır. Beğlerbeği ve Beğler'in hasları.000 aksa hasım Kefe İskelesi gümrüğünden alır.000 akçadır. ikinci kısım Vezir. Kars hası 820.760 akçadır.000 akçadır.286 smdan az olarak 37. Rakka hası 681. Mora hası: 656.100.137 tanedir.200 akçadır.com    Sayfa 38  . Mısır. Van hası 11 kere 100. Tımışvar hası 806.000 akçadır. Adalar hası 885. (118). Osmanlılar'da milyon kelimesi olmadığı için böyle söylüyorlardı.

Girit hepsinden sonra fetholundu. Avlunya Sancağı. Sağkol Sancağı. Alaybeği.com    Sayfa 39  .atsizcilar. Elbasan Sancağı. Vulçetrin Sancağı. Padişah hattı yazılırken böyle has ihsan olunmuştur. Çeribaşısı. Cermen Sancağı.080 akçadır. Derya Kapdanı bütün Deniz Paşaları'ndan önce gelirdi. Sultan Süleyman Han'ın kanununa göre herhangi Beğlerbeği ne kadar hasa malikse her 5000 akçaya karşılık bir mükemmel Cebeli ile sefere katılmak mecburiyetinde idi. sonra Anadolu. (119) Bu da aynı sebeple 1. Vilâyet veya kazanın •başında olanlar.990 akçadır. Bunlar Peygamber neslindendiler. Üsküp Sancağı. Rodos serdarı. sonra Budin.601 akça idi. sonra eyaletlerden fethi eski olanlar. Kıbrıs. Tırhala Sancağı. Defter Kethüdası. Tımar Defterdarı. Mekke Eyaleti: Şerif (120).600 rakkamının karşılığıdır. Habeş Veziri iki otağ taşır. Dukagin Sancağı. Habeş Eyaleti: 10 kere 100. Voynuk Ağası ve zeamet ile 7 Yörük Beği vardır. sonra Maraş Beğlerbeğileri. İskenderiye (125). Böylece Adana eyalet olmuştur. (123) Osmanlı eserlerinde kullanılan "hâkim" kelimesi bugünkü gibi "yargıç" mânâsına gelmeyip herhangi bir toprak parçasının başyöneticisi demekti.  • • • • Elhasa Eyaleti: Vezirlik değildir ama hükümet olmakla 888. sonra Habeş. Kanunî Sultan Süleyman Han kanununa göre hangi memleket önce fetholunduysa onun vezirinin ve paşasının hası ziyade olur. Bağdat Veziri de öyle. sonra Kapdan Paşa girer. sonra Bağdat. Mısır Sürresi'nden (121) alır. Paşa'nın tahtıdır (124). Rumeli. Alacahisar Sancağı. Padişah.000 ve 700 akçadır. Yeni fetholunan Varat hası: 790. Bağdat. O suretle de gelip "Hayreddin Paşa" olurdu (122). Ama Rumeli'de olsa önce Büyükvezir. Çavuşlar Kethüdası. sonra Budin Veziri. Mal Defterdarı.214. (122) Hayreddin unvanını almış olan Barbaros'u ima ediyor. Softa Mehmed Paşa'ya lütuf olarak verildiği zaman Adana hası 11. Pirzirin Sancağı. Selanik Sancağı. elhasıl eyaletler kıdemlerine göre birbirlerinden önce dururlardı. sonra Mısır. Rumeli Eyaleti'nin Sancakları Rumeli Eyaleti 24 sancaktır. Anadolu gazalarında bulunsa Divanda ve bayramlarda Padişah huzuruna önce Mısır. Ohri Sancağı. Vidin Sancağı. Solkol www. Köstendil Sancağı. (120) Osmanlılar'ın sonuna kadar merkez Mekke olmak 'üzere Hicaz'ı "Şerifler.000 akçadır. kale duvarı içindeki bir şehrin beği hep Mısır Valisi'nin iki sorguç taşıması kanundur. Vezir Kapdan Pasa hasları 12 kere 100. Cezayir. Delvine Sancağı. sonra fetholunan vilâyet hâkiminden (123) üstün tutulurdu. Osmanlı valisi sıfatı ile idare etmiştir. Ama bazı yaşlı vezirlere arpalık sancaklar ihsan olunmuştur. Defter Emini. Tunus. Yeni fetholunan Girit Adası Serdarının hasa: 11. Yanya Sancağı. Habeş.000 akçadır. Kanunî Sultan Süleyman zamanında serdara Kâfirler'den öç almak için izin verilip bütün deniz beğleri ve Kapdan Paşa dahi onun tedbiriyle sefer açardı. Mısır Vezirleri hası: 487 Mısır kesesidir. Sancakları şunlardır: Sofya Sancağı. (121) "Sürre" (Arapça söyleyişle 'Surra") "kese" demek olup Osmanlı Padişahlarının her yıl Mekke ve Medine için gönderdikleri büyük hediye ve paraya verilen isimdir. Bu hediyeler büyük törenle gönderilirdi.

Sultanönü. Akkerman. Hamid. öteki sancaklar şunlardır: Hersek Kilis'i. Kılburun Sancakları Rumeli'den çıkarılıp Karadeniz kıyısındaki köy ve kasabaların korunması için Silistire Eyaleti kurulmuş. Paşa sancağıdır. Karaman Eyaleti'nin Sancakları Karaman Eyaleti 7 sancaktır. Defter Kethüdası. Zeamet ile 4 Müsellem Beği vardır. Sancakları: Kayseri. Hazine Defterdarı. Karahisar Sahip (129). Alaybeğisi. Çavuşlar Emini. Arapgîr Valide hası (133) olmuştur. Defter Emini. Bozok. Teke EH. Sivas şehri Paşa sancağıdır. Keskin. Rahoviça. Amasya. Bosna Eyaleti'nin Sancakları Bosna Eyaleti 8 sancaktır (134).com    Sayfa 40  . Canik. Anadolu Eyaleti'nin Sancakları Hepsi 14 sancaktır (127). Kütahya şehri Paşa sancağıdır. (130) Bugünkü Çankırı. Niğde. Alaybeğisi ve Çeribaşısı vardır.  Sancağı. Aydın Sancağı. Puzaga. Sancakları şunlardır: Sarıhan Sancağı.atsizcilar. Umumiyetle Konya. www. Niğebolu (126). Defter Kethüdası. Çavuşlar Emini. Çeribaşıları ve Alaybeğisi vardır. Kırkkilise. Defter Emini. (126) Büyük bir Türk zaferine sahne plan bu şehir eski metinlerde Nikopoli ve daha sonra Niğebolu şeklinde geçmektedir. Çavuşlar Emini. Kırşehri. kaza gibi küçük idarî teşkilâtın baş şehirleri için de kullanılmaktadır. (132). Defter Kethüdası. Kastamonu. Çavuşlar Kethüdası. Çavuşlar Kethüdası. Niğbolu söyleyişi doğru değildir. Karası. Kângırı (130). Çavuşlar Kethüdası. Defter Emini. Bender. Hazine Defterdarı. Defter Emini. (124) "Taht" kelimesi vilâyet. Tokad. (131). Izvornık. Cumhuriyet çağında Kângırı Çankırı'ya çevrilmiştir. Hüdavendigâr (128). Defter Muhasibi. 11 Yayabeği vardır. Karka.. Menteşe. (129) Bugünkü Afyon Karahisar ve kısaca Afyon. (128) Eski büyük Bursa Vilâyeti. Çeribaşıları vardır. Saray şehri Bosna'nın Paşa tahtıdır. Çavuşlar Kethüdası. Ankara. Evliya Çelebi'de Niğebolu şeklindedir. Sancakları şunlardır: Divriği. Çorum. Alaybeğisi ve Çeribaşıları vardır. (125) Arnavutluk'taki "îşkodra". Sonradan "Zile". Aksaray Sivas Eyaleti'nin Sancakları Sivas Eyaleti 7 sancaktır. Beğşehri. (127) Evliya Çelebi 14 sancaktır dediği Anadolu Eyaletinde 13 sancak saymaktadır. Zaçna. Banaluka Kapılan Faşa Eyaleti (135). Çavuşlar Emini. Zile. Özi. Defter Kethüdası. eski Osmanlı metinlerinde İskenderiye diye geçer. Bolu. Tımar Defterdarı. Tımar Defterdarı. Tımar Defterdarı. başlıbaşma Vezirlik olmuştur 12°. Ama Silistire. Kütahya sancak sayılırsa 14 oluyor. Akşehir.

Defter Kethüdası. Paşa Sancağıdır. Peçuy. Sancakları: Sigetvar. Serem. Bazı adalarda da reayası vardır. 300 yük akça Padişah pulu ve malı tahsil edilir. Kopan. (133) "Valide Sultan" yani Padişah anasına mahsus yer olup geliri valide Sultanın maaşını teşkil eder. Defter Kethüdası yoktur. Eğri. Seksar. Budin Eyaleti Budin'de Hazine Defterdarı. Kanije. İltizam memuruna "mültezim" denirdi. Çeribaşıları vardır. (132) Evliya Çelebi Sivas'ın 7 sancağı olduğunu söylediği Isaide 9 sancak saymıştır. (137) Kapdan Paşa'nın halkı Arap olan Osmanlı ülkesindeki vekilleri ve memurları. Hatvan.com    Sayfa 41  . Sancakları: Semendire. gerekse iki üç satır aşağıda 7 sancak gösterilmektedir. Alaybeğisi. bunun da beğinin bir kadırgası vardır. Tımar Defterdarı. Anabolya Sancağı. Şiklofça. Çavuşlar Kethüdası. Kerman. Alaybeğisi. Çavuşlar Emini. Mıhaç'tır. Tımar Defterdarı yoktur. Belgrad kaymakamlıktır. Defter Emini. Rumeli'den ayrılarak Vezirlik ve eyalet olmuştur. Defter Kethüdası. Tımar Defterdarı. Biga. (134) Burada 8 sancak dendiği halde gerek yukarılardaki listede. Karaman Eyaleti'nin 1 sancak olduğunu söylediği hakle 6 sancak saymaktadır. Defter Emini. Çavuşlar E1 mini. Fakat Sakız adası Sancağı. İnebahtı. Balatin'dir. Sancakları: Segedin. Mal Defterdarı. 7 sancaktır. Midilli. Uyvar Eyaleti www. Arabistan Ağaları ve Kethüdaları (137). Kocaeli. Defter Emini. Sonluk. Koron Sancağı ki beğinin bir kadırgası vardır. Sade Çavuşlar Kethüdası. Paşa Sancağıdır. Valpuva. Sancakları şunlardır: Eğriboz. Çeribaşları vardır ki büyük divandır (138). Budin Kalesi. Bunun beği iki tane kadırga ile sefer eder. Konya sancak sayılırsa 7 oluyor. Ayamavra Sancağı. (136) Yılda bir defa iltizam memuru tarafından toplanan vergi. 3 sancağı sâlyâne (136) iledir. Yüzbaşı Dayıları vardır. Kanije Eyaleti Bu da Budin Eyaleti'nden çıkarılarak eyalet olmuştur. Şemtorna. Çavuşlar Kethüdası. Paşa Sancağıdır. "Saray" sancak sayılırsa 8 sancak olmaktadır. Nadaj. Gelibolu şehri Paşa sancağıdır. İzmit. Çavuşlar Emini. Rodos. Sıgala. Mora Yarımadası Eyaleti Defter Emini. Alaybeğisi. Nakşa Sancağı ve Mehdiye Sancağı sâlyâne ile idare olunduklarından Kapdan Paşa'nın hükmündedirler. (135) Belki bir sancağın adı istinsah sırasında unutulmuştur. 5 sancaktır.atsizcilar. Çeribaşıları vardır. İzmir. Çavuşlar Kethüdası. (131) Evliya Çelebi. Osek ve Eğri Eyaletleri Sonradan eyalet olduklarından 7 sancaktırlar. Mora'da Gördes paşa sancağıdır. Karlıeli. Usturgon. Mal Defterdarları yoktur Ama Defter Kethüdası.  11 sancaktır. Seçen. İstoni Belgrad. öteki sancaklar şunlardır: Misistire Sancağı. Filek'tir.

Kaçnat Sancağı. Alaybeğisi. Uyvar fethim hicrî 1073'te gösteriyorsa da bu fetih değil. Defter Emini. Özi yani Silistire Eyaleti Ne Mal Defterdarı. Çavuşlar Kethüdası.atsizcilar. Mamur eyalettir. Sigel (143) ve Saz Macarı'dır. Bukabak Sancağı. Şefradi. Padişah Malı Defterdarı. Defter Kethüdası. Silistire Sancağı. Küle. Ahalisi dört kısım olup Hayduşak. Saz Macarları hiçbir zaman Osmanlılar'a isyan etmemişlerdir.  1073'te (139) IV. Yeni fethedilen Şebeş. Acayip bir şekilde düzene konarak eyalet olmuştur. Sultan Mehmed Han zamanında büyük serdar Köse Ali Pasa eliyle fethedilip eyalet olmuştur Mal Defterdan. 22 tane tuğ sahibi Kale Ağaları ve Dizdarı. Çeribaşıları. özi. Sultan Mehmed çağında. Arat Sancağı. Akkerman. hâkim Veziri. Lipva. Çeribaşısı ve 20 Oda ile (140)Yeniçeri Ağası. (138) Buradaki "Ilivan". Varat Eyaleti Cennetmekân IV. Kılburun. Tımar Defterdarı. Paşa Sancağı Varat'tır. 10 Oda Yeniçeri Ağası ve Dizdarı. (140) Buradaki "Oda" kelimesi herhalde "Orta"mn kısaltılmış sekli olacaktır ve "bölük" manasınadır. Morava. Sengevî Sancağı. Çeribaşıları vardır. ne Divan Çavuşları. Sonra Sokullu Mehmed Pasa evkafı olmuştur. Eyalet 11 sancaktır: Niğebolu Sancağı. Çavuşlar Emini. Eyalet varidatını toplayarak beğlerine irsaliyelerini (141) gönderirler. Holok Sancağı. Cermen. Erdelistan Eyaleti Bu ülke dahi IV.com    Sayfa 42  . (139) Evliya Çelebi. Tımışvar Eyaleti 6 sancaktır. Her yıl Osmanlı Devleti'ne ikişer bin kese vergi verip Silistire Eyaleti'ne tabidirler. Çanad. Topçubaşısı ve bir Vezir hâkimi vardır. Mehmed'in kılıcıyla ulu serdar Gazi ve Şehit Şeydi Alımed Paşa elinden fethedilmiştir. Hazine Defterdarı. Bucak Tatarı. Alaybeğisi vardır. Eflak ve Buğdan Eyaletleri Bunlar dahi umumiyetle Hıristiyan olup beğlerî Osmanlı Hanedanı tarafından tayin ve azlolunurlar ve kendi başlarına ülkeyi idare ederler. ne Tımar Defterdarı ve ne de Defter Emini gibi memurları vardır. Leve Sancağı. Çavuşlar Kethüdası. Mal Defterdarı. Bu sancaklar umumiyetle Hıristiyan oldukları için hâkimleri yine kendi aralarından Macar asilzadeleridir. Sancakları şunlardır: Letra Kalesi Sancağı. Defter Kethüdası. Defter Emini. Cebecibaşısı. Tımar Defterdan. öteki sancakları şunlardır: Tımışvar. Kırkkilise (144). eyaletin büyük idare meclisi ekmektir. Defter Kethüdası. Erdel. www. Debreçin Sancağı. Sancakları şunlardır: Salanta Sancağı. Halmaş Sancağı. Yapışmaz Sancağı. Alaybeğisi. yeni fethedilen Logos. Beskelek Sancağı. Vize. Yıllık 1000 kese mal ve 1000 kese hediye vermek üzere merhum Melek Ahmed Paşa'nın reyi ile Apopi Mıhal (142) adındaki mendebur kıral nasbolunup Erdel Eyaleti Osmanlı Hanedanı'na tâbi oldu. sefere çıkış tarihidir. Sultan Mehmed zamanında Köprülüoğlu Fazıl Ahmed Paşa eliyle fethedilip eyalet olmuştur. Novgrad Sancağı. Fetih 21 Safer 1074 (=24 Eylül 1663) tarihindedir. yeni sancak Doğan'dır. Paşa merkezidir. Çavuşlar Kethüdası. Çavuşlar Emini. Bu Erdel ülkesinden dört kere elimize doyumluk mal ve esirler geçmiştir. IV. Bender. Ancak Rumeli Eyaleti'nden çıkarılarak Vezirlik olmuştur. Köprülü Mehmed Paşa eliyle Yanova Kalesi fethedilip Tımışvar Paşası'na sancak merkezi oldu.

Taman Adası Sancağı. Magusa ve Lefkoşa'dır. Azak Sancağı. Tımar Defterdarı. Çavuşlar Emini. (143) Sigeller Türk asıllı bir uruk olup Macarlar arasında Macarlaşmışlardır. Şam Eyaleti Hazine Defterdarı ve diğer bütün Divan memurları vardır. Sâlyâne ile idare olunanlar: Tedmür. Sacut kavmi Curgana Elleri'ndedir. Kefe Paşası Azak'ta oturur. Çavuşlar Kethüdası. üçü sâlyâne ile idare olunur. Defterdar Kethüdası. Alâiye. Sis'tir.000 Keferesi vardır. Tımar Defterdarı. 7 si has ile.000 İslâm askeri. 40. Kıbrıs adası. Has ile idare olunan sancaklar şunlardır: Kudüs.000 askerle muhafaza olunur. Defter Emini. Çerkeş Şıtage Sancağı. 7 sancak olup Hanı başka sikke ve hutbe sahibi padişahtır. Buka. Gürcü halkı Cekeşke Elleri'ndedir.com    Sayfa 43  . "göndermelik" elemek olup Macar Beğlerî'nin Varat Beğlerbeği olan paşaya verdikleri vergi manasınadır. Sâlyâne ile idare olunanlarda tımar ve zeamet yoktur. Bu anılan Ellerin her biri bir sancaktır. Hutbesinde önce Osmanlı Hanedanı söylenip sonra Hanının adı yâdolunur. (144) Bugünkü Kırklareli. Balıklava Sancağı. Baf. Hazine Defterdarı. Sâlyâne ile idare olunanlar Gerenbe. zorla ve kahırla Kandiye Kalesi fethedildi (146). Çevresi 777 mil olan Ada 70 kalesiyle zaptedildi. Balıklı. (142) Bu Macar kiralının adı Appafi'dir. Lefkoşa. 3 ü sâlyâne üe idare olunur. Mansur Beğleri Mankıt EUeri'ndedir. Çeribaşıları vardır. Halen 7 Vezir. Yazılış sırasında itibar olunan sancaklar şunlardır: Hanya Sancağı. Leccur. Eyaletin boy beğleri yani sancakları şunlardır: Hanların payitahtı Bahçesaray'dır. Alaybeğisi. 30. Dördü has ile. 150. Kerek. Alaybeğileri. Sultan Mehmed'in kılıcı ile Köprülüoğlu Fazıl Ahmed Paşa tarafından üç yılda. Kalgay Sultan yani veliahdin payitahtı Akmescit'tir. 1 Mal Defterdarı. Has ile idare olunan sancaklar İçeli. İV. Lâkin tayini ve azli Osmanlı Hanedanı'nın elindedir. 1 Veziri. www. Tarsus. Alaybeğisi. Nablus. Kefe Defterdarı vardır ama diğer Divan memurlarından meratip sahipleri yoktur. Dayır kavmi Gözleve Elleri'ndedir. 10 sancaktır. Bu eyalet büyük olduğu için 40.  (141) "İrsâliye". Çeribaşıları vardır. Paşa Sancağı Şam'dır. Kerç Sancağı. Aclûn. Girit Adası Eyaleti 1080 tarihide. Balısara Sancağı ki Ruslar harap etmiştir. Defter Emini. Paşa Sancağı'dır. Şirin Beğleri Nahgıvan Eli'ndedir. Sayda. 1 Yeniçeri Ağası. Çavuşlar Kethüdası. Nureddin Sultan (145). Silne Sancağı. Çavuşlar Kâtibi. Badrak'lar Or ağzı Elleri'ndedir. Resmo Sancağı. Hanlar neslinden gelen "Olanlar" Arbat Elleri'ndedir. Ruznamecisi. Kıbrıs Eyaleti 7 sancaktır. Kırım Eyaleti Hanlıktır. Çeribaşıları vardır. Beyrut.000 Kul. çevresi 770 mil olan ulu bir adadır.atsizcilar. Safed. Kefe Eyaleti Kırım yarımadasının yarısı Osmanlılar'ın hükmünde olup 8 sancaktır ama sancaklarını Voyvodalar idare ederler. Gazze.

Çavuşlar Kethüdası. Ulu Türkman (149). Birecik. Başkasına verilmez. 8 tanesini Kürt beğleri idare eder ki Yavuz Sultan Selim buraları fethettiği zaman onlara yurtluk ve ocaklık olarak ihsan etmiştir. Lâzıkıyye. Tımar Defterdarı. ayrıca Halep Muhassılı (148). Paşa Sancağıdır. Nuh. Karataş. Âsisi çoktur. Lübnan dağları arasında 40 kadar Gayrimüslim Dürzü beğleri var ki her biri sağma bir mezhebe hizmet eder kavimlerdir. Ergani. Sefer olursa Tımarlılar'dan. Ama "hükûmet" diye yazılan sancakları içinde Selim Han Kanunu gereğince tımar ve zeamet yoktur. Maarra. Alaybeği. Cebeliyye. Hazine Defterdarı. sancakları. Kulp. www. Hazine Defterdarı. Adana Eyaleti Divan memurlarından kimse yoktur. Meyâfârıkin. Çünkü taşlık bir eyalettir. Osmanlı Sancakları şunlardır: Harput. Antakya. 2 sancağı sâlyâne ile iltizama verilmiştir. Başa geçirilmeleri ve azilleri kendilerine aittir. Diyarıbekir Eyaleti 19 sancaktır. Kırım Türkleri "Nurdin" yahut "Nurdın" derlerdi. Yani Kalgay'dan sonraki taht vârisidir. Sâlyâne ile idare olunanlar şunlardır: Müzik. Tarablusşam Eyaleti 5 Sancaktır. Hâbur. Silifke'dir. Çünkü Halep'ten çıkarılarak eyalet olmuştur. Hasanâbâd. Akçakale.com    Sayfa 44  . Tercil. Siverek. Tarablusşam. Çavuşlar Kâtibi. Azâz. Mihrası. 5 hükümettir (151). Akrabaları olursa bir dereceye kadar onlara da verilebilir. 7 boy Varsak Beğleri vardır. Hısnıkeyf. Defter Kethüdası. öteki Tımarlılar gibi. Çapakçur. Tarsus (150). Çermik. Pertek. Selimiyye. ölürlerse. Fakat öteki sancaklar gibi mahsullerinin cinsleri deftere yazılır. (146) Kalenin teslim alınışı 1 Cemaziyelevvel 1080 (=27 Eylül 1669) tarihindedir. Sancakları mülk olarak idare eden sancak hâkimlerine İstanbul'dan emir gönderilse elkaplarında "cenab" diye yazılır. Nuseybin. eyalet valisinin emriyle çocuklarına verilir. Bu sancaklardan başka tâ Mekke ve Medine'ye varıncaya kadar 70 Arap emîri ve şeyhi vardır. Çavuşlar Emini.atsizcilar. Sincar (152) Yurtluk ve ocaklık olarak idare olunan sancaklar: Sağman. Alaybeği. Çeribaşısı vardır. Kırım Hanları'mn ikinci veliahdieridir. hem de sâlyâne ile idare olunan sancaklar arasında saymaktadır. Hükümet denen sancakların hâkimleri burasını mülk olarak idare ederler ve her türlü mahsulâtına tasarruf ederler. Topraklarında tımar ve zeamet vardır. Halep Eyaleti Zeamet ve tımarlı 7 sancaktır. Çeribaşıları vardır. Bu sancakların 11 tanesi Osmanlı Sancağı olup öteki Osmanlı ülkeleri gibi idare olunur. (147) Evliya Çelebi yanlışlıkla Kerek Sancağını hem has ile.  Kerek (147). Sancakları: Hama. Alaybeğleri'nin bayrağı altında hizmet edenlerin zeameti ve sancağı oğluna yahut yakın akrabasına verilir. Onlarda tımar ve zeamet yoktur. Humus. Atak. Çavuşlar Kethüdası. (145) Nureddin Sultan. Belis. Defter Emini. Defter Kethüdası. Sancakları: Sis. Sancakları şunlardır: Kilis.

Paşa Sancağıdır. Acara. Çeribaşısı vardır. Murad zamanında (162316401 hepsi itaat edip vezirlikle Sefer Paşa hâkim olarak Ahıska Kalesini merkez edinmişti. Postho (156). Bağdat Eyaleti www. Trabzon Eyaleti Bu da Anadolu sancaklanndandır ki Gümüşhane. Fetholunduğu zaman Erzurum'a tâbi idi. Dört sancak bir yere toplanıp Trabzon Eyaleti'ni teşkil etmişlerdir. Sancakları şunlardır: Ardahan.atsizcilar. Tımar Defterdarı. Hacerek. (152) Evliya Çelebi. Küril ve Mingeristan beğleri hep Keferelerdir. Alaybeği. Sultan Mehmed zamanında Kara Murtaza Paşa eliyle Kutayis Kalesi fethedilip sancaklara katıldı. mülkiyet yolu ile idare olunur ki şunlardır: Pörtekrek. Haleb'in zeamet ve tımarlı 7 sancağı olduğunu söylediği halde 6 sancak saymaktadır. Çavuşlar Kethüdası. 13 sancaktır: Oltu. ocaklık. (153) Bunun "Hazro" olması ihtimali vardır. Osmanlı Sancakları'nm 11 tane olduğunu söylediği halde 9 tane sayıyor. Zarşad. Maçka.  "Hükümet" nev'inden olan sancaklar şunlardır: Elcezire. (149) Evliya Çelebi. Livana. Rize. Çeribaşısı vardır. Suruç. Nısfı Livan. Kars Eyaleti Sancaklarının sayısı evvelce yazıldığı gibi 6 tanedir. Eyalet merkezi "Âmid" sayılsa bile yine bir tane eksik kalıyor. Bugün Hazro nahiyesi bulunmaktadır. Defter Kethüdası. Haro (153) Diyarıbekir Divanı'nın Ruznamecisi. IV. Şavşad. Harran. Bunlardan başka 4 sancağı yurtluk. Hâbur. Kağızman. (148) "Muhassıl" büyük bir bölgenin gelirini alan kimsedir. Divan memurları yoktur. Sancakları: Cemâse. Geçeran. Çıldır yani Ahıska Eyaleti Divan memurlarından Mal Defterdarı ve diğerleri yoktur ama Alaybeği. (151) "Hükümet" bir nevi irsi sancaktır. Mal Defterdarı. Umumen Temir Serhanoğulları itaat edip sancak oldu. Ruha (=Urfa). Alaybeğisi. Ardanıç (155). Hoçuvan (154). Belki de "Paşa Sancağı" olan Haleb'i unuttuğu içindir. Palo. Defter Emini. Rakka. Şimdiye kadar her yıl hediyeleri gelmektedir. Çeribaşıları vardır. Büyük Ardahan. Çavuşlar Kâtibi. Gene. Rakka Eyaleti 7 sancaktır. Gürcistan Eyaleti Açıkbaş (157). Benî Rebî. Divan memurlarından Mal Defterdarı yoktur ama Alaybeği. Mancıl. Bazen ie Eyalet Valisi hükmündedir. Çavuşlar Emini. Sonra Pasin Sancakları eklenerek eyalet olmuştur. Ama IV. Tımar Defterdarı. Hartus. Pentek. Çeribaşısı vardır. İkisini Araplar harap etmiştir. Eğin. (150) Yukarda "Sis" ve "Tarsus" Kıbrıs'ın sancakları olarak da sayılmıştı. Şavşad. Rakka ve Ruha (=Urfa) sancakları birleştirilip eyalet kılınmıştır. Dîri Râhiye. Dadyan. Paşa Sancağı Kars'tır. Gönye'den ibarettir.com    Sayfa 45  .

Civârı Zor. Zengâbâd. Bu eyalete tâbi imâdiye Eyaleti vardır ki tımar ve zeameti yoktur. Murad Han çağında mütegallibe olarak İmamlar zaptettiler(159). Basra Eyaleti Kanunî Sultan Süleyman çağında Osmanlı Devleti'ne katılmıştı. Kemede. Elâhsâ Eyaleti Mülk olarak idare olunur. Çeribaşı dahi olmayıp bütün toprağı valisine iltizamdır. 7 sancak dediği halde 6 sancak sayıyor. Tımar ve zeamet olmadığından Alaybeği. Karadağ (158). Şimdi mütegallibe tarafından idare edilir. önceleri mülk olarak idare olunurdı. Yemen Eyaleti Yemen Eyaleti'ni IV. Semvât. 7 sancağında öteki memleketler gibi zeamet ve tımar vardır ki şunlardır: Hille. Kırâniye. üç yılda bir İstanbul'dan bir vali gidip mülkü tamam olarak idare eder.com    Sayfa 46  . Tımar Defterdarı vardır. Derne. (157) Osmanlılar "Açıkbaş" diye Kuzey Gürcü Beğliği olan Mingre] Beğliği'ni kasdederlerdi. (159) bu "îmam"lar Zeydî mezhebine mensup Arap kıralcıklarıdır. Defter Kethüdası. Bu sancaklardan başka 11 sancağa "Arzi İrak" (= trak Toprağı) derler ki zeamet ve tımarı yoktur. Fakat sefere gelmeleri kanundur. Bugün Ardahan'la Kars arasındaki Hoçuvan'ın bu sancak merkezi olacağını tahmin ediyorum. Başka işleri yoktur. (154) Metinde "Hocucan" şeklinde yazılmıştır. (155) Evliya Çelebi'nin "Ardanıç" diye yazdığı bu kasaba bugünkü Ardanuç'tur. Habeş Eyaleti Bunda dahi tımar ve zeamet yoktur. Hazine Defterdarı. Mahiye. Ancak sancak beğlerinin hası vardır. Çavuşlar Kethüdası vardır.  18 sancaktır. Cenkûle. Mülk olarak idare ederler. IV. (156) Evliya Çelebi'nin Postho şeklinde yazdığı bu kasaba bugünkü Posof olmalıdır. iltizam değildir. Şimdiki halde Mal Defterdarı. Bayat. www. Sultan Mehmed zamanında eyalet olmuştur. Demirkapı. Evliya Çelebi'nin Mingeristan dediği yerin de aynı bölge olması ve seyyahımızın bunu karıştırmış bulunması muhtemeldir. (158) Evliya Çelebi. Orta Dih. Mekke Eyaleti Cidde Paşası ile Mekke Şerifi eşit olmak üzere ortaklaşa idare edip bendlerden hasıl olan mahsullere hissedardırlar. Bunlar duacı güruhundandırlar. Yukarı Dih.atsizcilar. Eskiden Osmanlılar tarafından Beğlerbeği giderdi. Bununla beraber "Civârı Zor" denilen sancağın "Civar" ve "Zor" adlı iki sancak olması da muhtemeldir. Bazı köyleri ve tarlaları tahmin üzere verilmiştir ki şu sancaklardır: Tertenek. Keylân.

Muş. Eski Musul. Bayazıd Kalesi. Küsük Ruznamecisi. Siirt. Tımar Defterdarı vardır. Berdû. Bargiri. Kalyûbiyye. Tunus Eyaleti ve Cezayir Eyale"ti'ni gezmek kısmet olmadığı için bunlar hakkında bilgimiz olmadı. Hakkâri Hâkimi. 40 tane Beği. Kârkâr.atsizcilar. Dimyat. bir kısmı vakıftır. Çerce. Tekrit. Defter Kethüdası.com    Sayfa 47  . Ebrîm. gelirin önceden keşfedilmesi şeklindeki bir usul olsa gerek. Su halde 13 rakkamımn yanlış olduğunu kabul etmek lâzım. Zırıkı. (163) Evliya Çelebi Van'da 13 sancak vardır dediği halde 16 sancak saymaktadır. Menûfiyye. Jukardaki birkaç yerde de işaret edildiği gibi fertler ve aileler kendilerini değerlendirmek için Peygambere. Musul Eyaleti 6 sancaktır: Bâcvânlar. 7 Mukataacısı ve Paşa tarafından Mukabelecisi. www. Eyaletteki sancaklar Sancakbeğleri tarafından idare olunup şunlardır: Yukarı Said. Onun için yazılamadı. Mal Defterdarı. bir kısmı da keşûfîyedir (160). Mansûriyye. Aldıkları haracın hepsi Van Kulu'na (166) tahsis olunmuştur. Mankalût. Çavuşlar Kâtibi. Defter Emini. Ruznamecisi. (162) Evliya Çelebi 6 sancak dediği halde 4 tane sayıyor. 7 tane Bölük Ağası vardır. Fakat diğer nevi mahsulâtı kendileri isin alırlar ve eyaletlerine mülk olarak tasarruf ederler. Abbasîler Hanedanı'ndan (164) Bitlis (165) Hanı. Buheyre. Benikutur. Çeribaşısı. Penyateş Hâkimi bu eyalete tâbidir. Azil ve nasıb kabul etmezler. Çavuşlar Kethüdası. Erciş. Birincisinin sonundaki "1ar" belki çoğul takısı olup iki tane Bâevân sancağına alâmettir ve asıl Musul Sancağı da Paşa Sancağı. (165) Metinde bu kelime "Bıklis" şeklinde geçmektedir. Bu köylerin bir kısmı mîrî malıdır. öldükleri zaman eyaletleri1'" oğul ve akrabalarına ihsan olunur (160) "Keşûfiye". Bu türlü kâşifliklere (161) bütün beğler tasarruf eder. Çavuşlar Emini. Defterdarı. Kethüdası bile sorguç. Elvâhât. Kesani. Şarkıyye. Mağrıb Eyaletleri Tarablusgarp. Eyalette tımar ve zeamet yoktur. Emânet. Ahlat (163). Ekrad. Hani. Dört Halife'ye veya eski meşhur bir hanedana nisbet etmek temayülünden vazgeçmemişlerdir. olduğu için ayrıca zikredilmemiştir. Garbiyye. Ağakisi. Sancakları şunlardır: Âdilcevaz. Mahmudi Hâkimi.  Mısır Eyaleti Burada da tımar ve zeamet yoktur. (162). taşır. Harun Van Eyaleti 13 sancaktır.. Fakat üçünün de büyük eyaletler olduğu muhakkaktır. Mısır'ın yarısı iltizam beldeleridir. Köyleri ve kasabaları öylece yazılmıştır. Ama Beğlerin nasbi ve azli tamamiyle "Emîrü'1Hacc" ın elindedir ki bütün Araplar arasında Mısır Emîrü'Haccı'na "Sultânü'-Berr" derler. Alaybeğisi. (161) "Kâşiflik" Keşûfiye ile idare olunan köyler ve kasabalar demek olmalıdır. (164) Bitlis hâkiminin Abbasîler Hanedanı'ndan olması yakıştırmadan başka bir şey olamaz.

Sekbanbaşı (173). Şehrizor Eyaleti 20 sancaktır.com    Sayfa 48  . zeametleri 50. Erzurum Eyaleti 18 sancaktır. Soyu sopu tükenirse başkalarına tımar ve zeamet tarzında verilir. Ölünce. www. Devşirme usulü kalktıktan sonraki Yeniçeriler de umumiyetle "kul" diye anılmışlardır. Sağ Ulûfeci ve Sol Guraba (172) Ağalan 300. Nişancı Paşası. Erzurum. Erbil. Çakırcıbaşı. Büyükvezirlik etmiş olanlardan önceye kimse geçemez. Hazîr. Cenkûle.000 den çok olanlar sancağa 100. Kapıcıbaşı ve Büyük Mîri Ahur 400. Sancak Beği hükmünde olmayıp davul ve sancak sahibi değillerdir. Her birinin kanunu değişiktir. ispir. Alaybeği ve Çeribaşısı vardır. Paşa Sancağıdır (171).atsizcilar. hası kendisinden az olandan önce gelir. (167) Evliya Çelebi burada. Van'daki devlet askeri demektir. Siyehzencir.000 akça ile Sancak Beği olurlar. Hınıs. Bir sancak Beği önce kanun üzere 200. Bir Sancak Beğliği boş kalsa. Abrûmân.000 akça ile çıkarlar. Sancakları: Şarkî Karahisar. Hazine Defterdarı. Sipah Oğlanı Ağası. Süleyman Han Kanunnamesine Göre Sancak Beği Kanunları Önce hangi Sancak Beği'nin hası ziyade ise protokolda. Kazucan. Sancakları: Suruç.000 akça verilmez. Meselâ Yeniçeri Ağası 500. Bu eyalette bazı aşiretler vardır. Defter Kethüdası. Yaya Beğleri. Paşa Sancağıdır (170). Bütün Divan memurları. Sonunda Beğlerbeği olur. Tîltârî. Çeşnigirbaşı. Fakat Padişah eşiğinde hizmet eden Ağalar Sancak Beği olursa başlangıçta 200. Merkâde. (170) Evliya Çelebi. sahibi oldukları tımar ve aşiret beğliği oğluna geçer. "eyalet" kelimesini "sancak" mânâsında kullanıyor.000 akça ile. Şehrizor. Erzurum Eyaleti'nin 18 sancak olduğunu söylediği halde Paşa Sancağı ile birlikte 10 sancak saymaktadır. müstahak olan beğe. (171) Umumiyetle Araplar'ın oturduğu bölgelerdeki sancakların doğru okunuşunu tesbit hayli güçtür. Mîri Alem. Pasin. Müteferrikabaşı. Mecengird (168). Çavuşlar Kethüdası. Ne kadar hizmet ederse ilerleme de o kadar ziyade olur. Ancak.000 akça ile beğ olur. Hezârûd. Davalhavran. daha çok verilir. o beğin akçası yükseltilerek ihsan olunur.  (166) "Van Kulu". Tortum. Ondan önceye de ancak o anda Büyükvezir olan kimse gelebilir. Küçük Emîri Ahur. Dâvdân. Rûdîn. (169) Bugünkü "Narman" olabilir. Defter Kethüdası. İstihkakına göre binde yüz akça daha fazla verilir. Bir de bu sancaklardan bazısı önceki eyaletler içinde de sayılmıştı. Acur.000 akça ile Sancak Beğliğine çıkar. Silâhdar Ağası. Balkas Ûştî. Sonra savaşlarda Padişah uğurunda hizmeti görülünce ilerler. Tımar Defterdarı. Malazgird. Namardıvan'dır (169). 100 den çok aşiret beğleridir. Şehir. Kesnan. daha önce de birkaç kere söylediği gibi. Evlâdı olmayanınki akrabasına verilir. Pak. (168) Bugünkü "Mazgirt" olabilir. Zeamet sahipleri mertebesi gibi hükümet edip Sancak Beğleri ile sefere giderler. Defter Emini. Kal'ai Gazi'dir. Cebeli Hacer. Çavuşlar Emini ve Çavuşlar Kâtibi vardır.

Hayatında Osmanlı Hanedanı'nın buyruğunda olan eli berattı. Osmanlı teşkilâtında böyle bir makam olmayıp Sekbanbaşılık mevcut olduğu için Sekbanbaşı şeklinde düzeltilmiştir.000 akça ile sancak idare eden en aşağı rütbeliler 40 Cebeli askerle sefere gider.atsizcilar. beş kere yüz bin Eşkinci (178) İslâm askeri yazılmıştır. Fakat hepsi savaşa hazır mücahid askerlerdi. (173) Metinde "Sahbanbaşı"dır. Hâlâ bütün dünya halkı Süleyman Han'ın ruhunu hayırla Yâd ederler. Ama Sultan Süleyman zamanında bu kadar masraf ve bu kadar çok asker yoktu. Yeniçerilerle Dört Bölük Sipahiler 40. Bunun gibi. Sol Gaıib adındaki altı bölükten ibaret Kapıkulu Atlıları'dır. (172) Metinde "Araba" yazılı ise de bunun "Guraba" olduğunda hiç bir şüphe yoktur.  Yeniçerilikten ve Bölükten (174) tımara çıkanlara beğlerden boş kalan haslar tımar olarak verilir. Sağ Garib. Silâhdar. Tanrı'nın buyruğu ile Osmanlı Devleti'ne öyle bir düzen vermişti ki Rumeli'ye sefer etse Anadolu'dan asker almaya lüzum kalmazdı. Tanrı daha çok etsin (179). Efendimiz Melek Ahmed Paşa.000 asker ve 100.000 akça ile sancak idare eden olursa 100 Cebeli verir. ancak Kapıkulu ile İrak'a ve Almanya'ya gidip muzaffer olarak gelirdi. Islâhat zamanında bir kısım askerin hususî adı olmuştur. Mehmed zamanında Büyükvezir olup (5 Ağustos 1650) yedi iklimdeki maaş alan Padişah kulları yazılmış. Berat Eyaleti fethedilip 8000 Tımarlı. hasına göre her 5000 akçada bir mükemmel Cebeli verir (175). (176) Osmanlılarda Anadolu Eyaleti ve Rumeli Eyaleti adını taşıyan iki eyalet bulunmakla beraber Avrupa'daki eyaletlere hep birden Rumeli Eyaletleri ve Asya'daki eyaletlere de Anadolu Eyaletleri denilmiştir. Sağ Ulûfeci. mevâcib (177) alır askerin maaşlarını hesaplamışlar. Ama IV. Zeametliler ve Tımarlılar her 5000 akçada birer Cebeli vererek savaşa katılırlar. Sancak Beğleri savaşta. 566. 1060 tarihinde. Anadolu denilen bütün eyaletlerde (176) zeamet ve tımar sahipleri Cebelileriyle 91. 200.600 askerdi. (175) Osmanlı teşkilâtının bu dâhiyane usulü iki üç asır boyunca devletin bizzat masraf ve emek harcamadan büyük ve muntazam askerî kuvvetler çıkarmasını sağlamıştır.000 Reâyâ ziyadeleşti. Kanunî Sultan Süleyman Çağında Ordu Kanunî Sultan Süleyman'ın kutlu çağında Rumeli denilen büyük eyaletlerde bütün tımar sahipleri Cebelileri ile 74.com    Sayfa 49  . Sol Ulûfeci.000 Kul hesap edilmiştir. büyük Girit adası fethedilip 20. Paşalar. (179) Bu paragraftaki rakkamlar Evliya Çelebi'nin zamanına aittir. (174) "Bölük'ten maksat Sipahi. (178) Eşkinci hızlı giden demektir. Anadolu tarafına sefer etse Rumeli'den asker almazdı. IV. Mısır Kullarının da yıllık ulufelerinin 9040 kese olduğu Melek Ahmed Paşa'nın yazısıyla telhis olundu. Bilhassa Kapıkulları'nın üç ayda bir aldıkları maaş mevâcib adı ile anılmıştır.600 askerdi. Sultan Mehmed Han zamanında Yanova Eyaleti fetholunup 3000 Tımarlı.700 Rûmî Kese idi. (177) Arapça bir kelime olan "mevâcib" askerlerin maaşına verilen isimdir. Bunların yıllık mevâcibleri 43. Fakat müstahak bir Sancak Beği bulunursa boş kalan tımarlardan o beğe has verilir. Sancak Beğleri.000 kişiydiler. Sultan Süleyman Han'ın Divan Tertibi Hakkındaki Kanunlar www. 500.

Vezirlikle Yeniçeri Ağası olanlar da Selimi Sarıkla Orta Kapı'nın sağ tarafında. Büyükvezir herkesten sonra gelip Kubbe Altı'nda durur. Kapdan Paşa dahi Yedi Kubbe Vezirleri'nden başka bir yerde oturup Tersânei Âmire'ye ait davaları dinlerdi.com    Sayfa 50  . Mîri Alem. bütün Divan Çavuşları ve 70 Kalem Reisleri mücevvezelerle üst hil'atleri giyerlerdi. Murad Han'ın Âdetleri www. Yemek tasları ve aletleri de mücevherli olur. Yemekten sonra Yedi Vezir. Müteferrikabaşı başlarına mücevveze (181) giyip üzerine atlas hil'at giyerlerdi. Ondan sonra dualar ve övmelerle Divan üyeleri kendi alaylarıyla evlerine giderlerdi. Herkes kendi yerinde durur ve memur olduğu işe bakardı. Padişaha kırgınsalar çorba içmeyip sessiz durdukları Padişaha arzolunur ve Yeniçeriler'in dilekleri üzere hareket edilirdi. Her biri kendi merkezinde dururdu. Dört Bölük Ağalan (182). ondan sonra Büyükvezir ve öteki Vezirler Padişahın elini öperler. Vezirlere. bütün Zülüflü Baltacılar. Altın işlemeli halılar ve hediye torbalarıyla Padişahın eşiğini bezerler ki elçiler görünce hayran kalırlar. Çarşamba günü Dârüssaâde Ağası. Yeniçeriler. Orada Çavuşbaşı. Ak Ağa Kapısı'ndan Arz Odası'na girmek suretiyle Padişahın huzuruna sıkıp her Divan'da olan biteni. Sipahi Ağası. nakkare ve zurna seslerinden insana dehşet gelir. Haremeyn'e (180) ait davaları hallederdi. ondan sonra Şeyhülislâm ve öteki büyük bilginler. Bir de Kalabalık Divan vardır: Üçer ay başında Kullar'a mevâcib çıktığı yahut bir elçi geldiği gün mahşer gününden nişan verir. Çavuşlarla Çadır Neferleri de öteki Divan Üyelerine hizmet ederdi. Süleyman Han'ın kanunla kurduğu. Çavuşbaşı. Çakırcıbaşı. Divan üyeleri nefis yemeklerle dolu sofralarda yemek yer. Bütün Divan üyelerinin elbiselerini türlü türlü tarzlara koymak Süleyman Han'dan kaldı. Adalet Köşkü'ne çıkıp bazı büyük davaları dinlerdi. Altı Bölük Ağaları. büyük bir Divan olur. Emîri Ahır Ağa. Denizdeki binlerce geminin top ve tüfek şenliğinden şehirde büyük bir gürültü olur. Kapdan Pasa. Bayram Günü Divanlarında önce Tatar Hanları'ndan biri. Yeniçeri Ağası. Yeniçeri Ağası ve Kazasker. Daha sonra. sonra yine Kubbe Altı'na gelirlerdi. Büyükvezir. Çeşnigirbaşı. Kubbe Vezirleri ve Kapdan Paşa. verilen kararları arzederler. Yeniçeri'lerin Divan durduğu yerde dururdu. haftanın dört günündeki Divan'da sabahleyin Yeniçeri çorbası çıkıp 3000 tas buğday çorbası Yeniçeri tayfasına dağıtıldığında gürültüsünden gümgüm sesler çıkardı. Süleyman Han dört gün Divan kurarak 7 Kubbe Veziri. Çavuşbaşı ve Kapıcılar Kethüdası'nın gümüş asâ ile Divan'da vazife görmelerini kanun haline getirdi. uzun. Sözün kısası: Osmanlı Hanedanı'nın bu Divan Kanunu ve kaidesini Süleyman Han'ın şöhret ve şevketine göre yazsak büyük bir kitap olacağından bu kadarla yetinildi. Ondan sonra Padişah. Silâhdar Ağası. Büyükvezir'den mühürü alıp dışarıdaki hazine ve defterhaneleri mühürleyip yine Büyükvezir'e teslim ederdi.  Bilinsin ki Süleyman Han'dan önce Divan tertip etmek usulü yoktu. kuşluk vakti. Kapıcılar Kethüdası. 2 Kazasker. Selimi Sarık takarlardı. davaları ve anlaşmazlıkları dinlerdi.atsizcilar. Kıymetli taşlarla süslü 200 küheylan ve bütün Divan Üyeleri altınla süslenir. Davul.

(181) Ozamanlarda giyilen bir cins alay kavuğu. Abdürrahim Efendi Şeyhülislâm'dı. Osman Kolu. halsizlik ve uğramış olduğu müzmin hastalıkların eleminden. Yıl 1649 idil (186). Bağdat seferinden önce 40 akça ile Sipahiler zümresine girdim. Cumartesi geceleri ilâhi okuyanların. Dört yanındaki düşmanlardan intikam alıp Osmanlı ülkesi üzerinde kuş uçurmaz ve bütün halkı emniyet içinde bulundururdu. Sarı Çelebi. Nisâri. Çarşamba gecesi takva sahipleri ve ermişliğe yakın kimselerle. Bu Padişah dahi ölüm hastalığına çare bulamayıp geçici saltanata veda ederek ebedî âlemin Padişahı oldu. hendese bilgisiyle göklere merdiven kurup göklere çıktılarsa da ecel derdine ilâç bulamadılar. Diğer imaretler Vefa Sultan İmareti. Her sabah Divan'a çıkar. Sultan Süleyman Han İmareti. Arzî. Eyüp Sultan imareti. Pazartesi gecesi Kör Hasanoğlu. Cevrî. yaz her cuma gecesi bilginleri. zayıfları nimete boğmak için önce Yeni Saray İmâreti'ni yaptırdı ki daima herkese nimeti boldur. saz çalanların nağmelerini dinlerdi.sefer ıstırabından yatağa düşüp kurtulması imkânsız hale geldi. perşembe gecesi de dervişlerle. Bunlar. Nazlı Kolu. Mukallid Çıfıd Hasan.atsizcilar. Nedim.  Kış. Sultan Ahmed Han imareti ve Avrat Pazarı civarındaki Haseki Sultan imareti vardır. Beyânı. şeyhleri ve hafızları toplayarak ilmî bahisler üzerinde konuştururdu. yani Sağ ve Sol Ulûfeciler ile Sağ ve Sol Garibler. Sultan Süleyman'dan Sultan İbrahim'e kadar on Padişahın hizmetinde bulunmuş Kuyumcubaşı idi. (188) atlarla Yerine Sultan İbrahim Padişah olduğu vakit Kara Mustafa Paşa Büyükvezir. Çakman (183) Çelebi. Bütün Muhammed ümmetine matem düşüp At Meydanı'nda (187) siyah donlu matem ettiler. Bütün huy ve tabiatlarını yazsak büyük bir kitap olur. Bataoğlu Yarpur Kolu. Bundan başka Sultan Birinci Selim İmareti. Eski hekimler kılı kırk yarıp karayı aktan ayırdılar. Nef'î. garipleri. (182) Dört Bölük. Salı gecesi güngörmüş ihtiyarlarla konuşarak sözlerinden hisse kapardı. Simitçioğlu gibi oyuncuları. Ahmed Kolu gibi çengileri toplayarak Hüseyin Baykara meclisleri yapardı. Tann'ya hamdolsun ki babam. Padişahı Sultan Ahmed Han'ın yanına gömdüler. Fatih Hazretleri yoksulları. Damadı Muslu Çelebi. Tophane www. Ama sanki cansız olarak çıktılar. Müslümanlar'ın işlerini görmekte gayret gösterirdi. Kara Hasan Paşa Defterdar. Dördüncü Sultan Murad'ın Ölümü Saadetli Padişahın tuğu ve otağı Davud Pasa Ovası'na dikilmek üzere iken (184) nikris hastalığı (185). Pazar geceleri Tıflî. Nihayet mavnalardan biri batıp Akdeniz'de hiçbir iş görülemeyerek kasımdan sonra (189) İslâm askeri İstanbul'a döndü İstanbul'daki İmaretler Önce insanları doyuran Tanrı'ya şükürler olsun ki bütün canlıların rızkını sağlamıştır. (180) "Haremeyn" Mekke ile Medine'nin ikisine birden Terilen ad. Akbaba. (183) Bu isim "Çakmak" da olabilir. dünya görmüş bilgi sahipleriyle sohbet ederdi. Sultan Bayazıd-ı Velî İmareti: Bunun da günde iki defa sofrası herkese açıktır. izzeti gibi şairlerle konuşurdu.com    Sayfa 51  . Sultan Murad'ın hazırlattığı donanma boşa gitmesin diye yine Akdeniz'e çıkardılar. hanendelerin. Durağı Cennet olsun. Ben de Murad Gazi gibi mücâhid bir Padişahın sohbeti ile şeref buldum. Kapıkulu Süvarisinin son dört bölüğü. Şehzade Mehmed Han İmareti.

com    Sayfa 52  . Hiçbir yerde bu kadar hayrat görmedim. ipek. Bir gün canı paça istedi. O vaktin Şeyhülislâmı: "Kâmil insan bu nefis ile yücelik ve şeref sahibidir. Haseki Sultan Hastahanesi: Avrat Pazarı civarındadır. Bunun için avam arasında "Sultan Bayazıd iki kere öldü ve iki kere namazı kılındı" derler. Birçok menkıbeleri vardır.  civarındaki Şehzade Cihangir Sultan İmareti. Mihrimah Sultan İmareti. Gidip gelenden biri hasta olsa hastahaneye götürüp ona bakarlar. Yaratık yerde tortop yatarken "şunu vurun" diye çağırdı. bürümcük gecelikleri vardır. Kendisi ise büyük gayret gösterip paça yemedi. Nefis. serçe ve güvercin pişip hastalara bol bol verilsin" diye yazılıdır. 70 oda. Bundan başka tekkelerde de mutfaklar vardır ama eski sultanların imaretleri bu sayılanlardır ki yoksullara. Bu sığınılacak yeri anlatmakta dil âcizdir. Kabrini bir hasta ziyaret etse şifa bulur. www. Ben elli yılda 18 padişahlık ve kırallık yer seyahat ettim.atsizcilar. turaç ve sülün kuşlarının eti bulunmazsa bülbül. Osmanlı Padişahlarından birkaçı bundan ölmüştür. İstanbul'daki Hastahaneler Önce Fatih Hastahanesi. Uygun ilâçlarla tedavi ederler. Bunu kefenleyerek gömmek gerektir" diye fetva verdi. istersen çık. Bir de Kösem Valide Sultan İmareti. Dersiam (190) hekimbaşısı vardır. Çok üstad cerrahları vardır. Hademeler yetişip canavarı öldürdüler. O zaman için çaresiz hastalıklardandı. divanelere deliliklerinin geçmesi için müzikçiler ve okuyucular tayin edilmiştir. Evkafı öylesine sağlamdır ki vakıfnamesinde eğer mutfakta keklik. Malta seferine hazırlanıyordu. Edirne civarında. Kadınlar ve Kâfirler için de başka bir köşede hastahanesi vardır. ölümü 918 tarihinde(191). Doyduktan sonra Bayazıd'ı Velî'nin hırkasına koşarak ağzından içeri girmek isteyince eli ile çarpıp yere düşürdü. ye" diyince ağzından hemen gelinciğe benzer iki gözü kör bir mahlûk çıkıp sahanın kenarına geçerek kudurmuş köpek gibi paça suyunu içmeye başladı. Bayazıd Han'la Selim Han'ın hastahaneleri yoktur. Şu menkıbesi gayet gariptir: Sultanlığı zamanında ölümünden yedi yıl öncesine kadar et yememişti. altın işlemeli. Havza kasabasında ölmüştur. Sultan Ahmed Han Hastahanesi: Bunun da evkafı sağlamdır. Ziyaretgâhtır. Zira bunun da havası güzel ve memurları sevimli ve iyi adamlardır ki hastalara daima can ve gönülden hizmet ederler. Nefsi kendisini fazlaca zorladı. Nâ'şı İstanbul'a getirilerek camisinin mihrabı önündeki bahçeye gömülmüştür. Zamanın sonuna kadar Osmanlı Hanedanı'nın nimeti bol ve daim olsun. Süleyman Han Hastahanesi: Bu şifa yurdu öyle bir deva ocağıdır ki Tanrı'nın emriyle hasta üç günde şifa bulur. insan vücudunun bir parçasıdır. (185) Zamanımızda "damla hastalığı" denen hastalıktır ki parmak mafsallarına musallat olur. Fatih Mehmed Han Oğlu Sultan Bayazıd-ı Velî Trabzon'da doğmuştur. Orhan Gazi ve Sultan Mustafa gibi hâl (192) sahibi padişahtır. 80 kubbe ve 200 memuru vardır. Hastalara. Günde iki defa türlü türlü güzel yemekler verilir. Yoksulların ve divanelerin çoğunu bu şifa yurduna getirirler. gidip gelenlere ekmek ve çorbası boldur. Bunun üzerine kefenleyip kalabalık cemaatle namazını kılarak Bayazıd kubbesi civarında küçük bir kabre gömdüler. Valide Hatun İmareti. Çünkü nâzın olan Kızlar Ağası her zaman gelip hastaların durumunu sorar. Nihayet bir sahan sirkeli ve sarımsaklı paça getirtip nefsine hitaben: "Ey nefis! işte muradın üzere paça geldi. (184) Dördüncü Murad. Bu da tarif edilmez bir şifa yurdudur. Bu son ikisi Üsküdar tarafındadır.

  (186) Dördüncü Murad 9 Şubat 1640 ta ölmüştür. hâl sahibi bir Padişahtı. Hadım Ali Paşa. Bayazıd Han zamanındaki Nişancılar: Molla Muhiddin.Temmuz 1535) ölmüştür. Yakub oğlu Amasyalı Molla Kasım Hatib. Cenderecioğlu Ahmed Çelebi. kusursuz ve doğru.atsizcilar. Koca Mustafa Paşa ki Zincirli Servi'deki büyük cami bunundur. İsmail. Yumuşak ve iyi huylu. 400 hutbesi okunmuştur. Şeyh bini Araf: Medine'nin Bakî mezarlığında gömülüdür. Şeyh Seyid Velayet: İstanbul'da mescidi haziresinde gömülüdür. 340 kadar kale fethettirmiş. Yunus Pasa. Hızır Beğ oğlu Mehmed Paşa. (187) Bugünkü Sultanahmet Meydanı. Anadolu'da ise Kızılbaş Acemler Kemah. Kasım Paşa. Pir Mehmed Çelebi. Yahya Pasa ki Üsküp şehrinde büyük bir camisi vardır. İshak Pasa. Babası Mısır Çerkeş beğlerindendir. hattâ akıncıları İzmit'e kadar gelip Tokat'a geri dönerlerdi. Fenârî Ahmed Paşa. Kasım Çelebi. Sinan Paşa. Hasan Paşa. Sivas. Medine'nin şiddetli sıcaklarında yirmi günde bir su içtiği dünyaca meşhurdur. Orhan Gazi'nin ise "ahı"larla savaşta işbirliğinden başka tasavvufla hiçbir ilgisi yoktu. Molla Alâaddin Alpkâni. Ahmed Çelebi. (188) "Don" kelimesi atın kara rengini gösterebileceği gibi üstüne siyah örtüler atılmış olduğunu da ifade edebilir (189) Buradaki kasım şimdi kullandığımız 11 inci ayın adı olmayıp yılı "hızır" ve "kasım" diye ikiye bölen taksimde yılın yarısını alan kış mevsimini ifade eden terimdir ve bugünkü takvimle 6 kasımda başlamaktadır. Kalas. (192) Tasavvufta "cezbe" anlamına. Amasyalıdır. Yeğenoğlu Hüseyin Çelebi. Tokat taraflarını istilâ ederler. Molla Müeyyed oğlu Ali oğlu Abdurrahman. İshakça. Ahmet Çelebi ki Hind'den dönerek Anadolu'ya gelmişti. Amasya'da gömülüdür. www. İskilip şehrinde gömülüdür. Hadım Yakub Paşa. Davud Pasa. Niksar. Karagöz Paşa. Birinci Mustafa akı! hastasıydı. Eflak ve Kırım Hanı Mengli Kirey ile ittifak ederek Kili. ölümü 902 yılındadır (194). ibrail. Hersekoğlu Ahmed Paşa. Halil Pasa oğlu Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa ki baba ve dedeleri Osmancık'tan beri vezir oğlu vezirdir. (190) İsteyenlere camide ders veren müderris. Bayazıdı Velî zamanındaki Şeyhülislâmlar ve öteki bilginler: İbrahim Hasan oğlu Niksarlı Molla Mehmed ki Şeyh Vefa Camisi haziresinde gömülüdür. ikinci Davud Paşa. Sultan Bayazıd zamanındaki Şeyhler: İskilipli Şeyh Fahreddin ki Şeyh Yavsı da derler. Koyluhisar.com    Sayfa 53  . (191) İkinci Bayazıd 26 Mayıs 1512 de ölmüştür. Tomarava kalelerini zaptetti. Kendisi de muhterem bir kişi iken dünya işlerinden geçip 70 yaşında Seyid Ali hizmetine girmiştir. Sirâcüddevle Kasım Çelebi. Arpaçukuru. 941 yılında (=13 Temmuz 1534 1 . Akkerman. İskender Paşa. Ali Kuşçu'nun damadıdır ve Ebussuud'un dedesidir (193). Sinan Çelebi. Leysî Çelebi. Sultan Bayazıd zamanındaki Büyükvezirler: Mehmed Paşa. Zağanos Paşa oğlu Ali Çelebi. büyük bir hattat olan Tac Beğ oğlu Cafer Çelebi.

Şeyh Baba Yusuf: Bayramî Tarikatındandır. ölümünde Sultan Mehmed civarındaki tekkesi ve camisi sahasına gömülmüştür. Şeyh Uzun Muslihiddin: Bursa'da gömülüdür. Bayazıd Han zamanındaki şairler: Şehzade Sultan Cem. Üsküp'te gömülüdür.atsizcilar. Âşıkane matları vardır. Şeyh Lûtfullah: Üsküplüdür. Sofya şehrinde hayratı olup •orada gömülüdür. tekkesinde gömülüdür. Şeyh Abid Çelebi: İstanbul'da. Karıştıranlı Süleyman'ın oğludur. Emîrî: Adı Seyid Mahmud'dur. Şiiri o kadar güzel değildir. babasıdır. Güzel şiirleri vardır. (195) biri Sünnîdir www. Emir Buhârî diye tanınmıştır. Zekâi: Şehzade Alemşah'ın Divan Kâtibi idi. Şehzade Korkud Han: Bayazıd Han'ın oğludur. Koca Hasanoğlu demekle tanınmıştır. Arapça'da muteber eserleri vardır. (193) Şeyh Yavsı'nın lakabı Fahreddin değil Muhiddin'dir ve Ebussuud'un dedesi değil. Hâki: Üsküplüdür. Âftâbl: Bursalıdır. Celîlî: Bursalıdır. Nâcî: Nişancı Cafer Çelebi'nin babasıdır. Selim'den büyük ve Şehzade Ahmed'den küçüktür. Şiirleri düzgün ve sanatkârânedir. (194) Şeyh Yavsı 922'de (=5 Şubat 151623 Ocak 1517) ölmüştür. Yakışıklılıkta ikinci Yusuf imiş. Mesânî: Anadoluludur. Bayazıd Han'ın küçük kardeşidir. Eyüp'te gömülüdür.  Buharalı Şeyh Seyid Ahmed: Şeyh İlâhî ile Semâa şehrinden Anadolu'ya gelip Şeyh Vefa ile arkadaşlık etmiştir. Zihni: Bayazıd Han şehzadesi Mehmed Han'ın Kefe'de Divan Kâtibi idi.com    Sayfa 54  . Behişti: Adı Sinan'dır. Hamsesi vardır. Naşiri: Acem ülkesinde doğup Molla Câmî ve Molla Gürânî'nin tavsiyeleriyle Anadolu'ya gelmiştir. Râzi: Üsküplüdür. Seyfî: Sinopludur. Farsça şiirleri çoktur. Divan sahibi âşık bir şairdir. Çökeri: Bayazıd Han'ın beğlerindendir. Hasan Mu'îd: Anadolu'dan seyahatle Acemistan'a gitmiş de Rafızî'nin diye haksız yere şehit etmiştir.

hayz ve nifâsa dair manzum risaleleri vardır (205). Dededen. Yalandan âşıklık satan. ama Filörili değildir (199). Nereye memur edilse başarıyla dönerdi. Safâi: Sinopludur. ötekinin de mülhid (198) diye derisini yüzmüşlerdir. Çünkü evvelce iki Figariî daha gelmiş. Zarifi: Boluludur.' Kadiri: Edirnelidir. Sultan Cem'in Defterdarı imiş. Mihri: Amasyalı bir kızdır. Ömri: Abdülkerim'in oğludur.  Şâmî: Beğlerdendir ve Şamlıdır. Fürûzeniye tabiatlıdır (200). Kasidelerinin her mısraı bir matla (201) olmaya lâyık denecek kadar güzeldir. Likâi: Külfetsiz şiirleri vardır. Savaşlarına kasideleri ve sanatkârâne tarihleri vardır. Ahdi: Edirnelidir. Firdevsî'nin şiirlerine nazire olabilecek derecede telifleri ve güzel kasideleri vardır. biri asılmış. Osmanlılar bu kelimeyi bütün Şiîler için hakaret olarak kullanırlardı. Bütün şiirleri zamanın alçaklığından ve dünya denen kocakarıdan şikâyet üzerinedir. İskendername manzumesi onundur. Mahlesinin tesirinden kendisi de daima sarhoş olmuştur. Divan sahibidir. babadan eşsiz şairlerdendir. Kâtibi: Bursalıdır. içkiye ve içmeye dair güzel şiirleri vardır. Figanî: Karamanlıdır.com    Sayfa 55  . Mesti: Edirnelidir. Sanki Emrü'l-Kays'ın kızıdır (202) Kendisinden önce kimse tarafından söylenmemiş fikirleri seçme ve üstündür. Bayazıd adına hediye olunmuş bir divanı vardır. Farsça ve Türkçe şiirleri çoktur. Şiiri: Kanda varsam saye-i serv-i bülendüm var iken? (195) Şiîliğin aşırı bir zümresine mensup olan. Bülbül gibi nağmeleriyle. Şevki: Edirne'de bunak bir kadının para ile aldığı kölesi imiş. akranından üstün bir şairdir. Tariki: Vidinlidir. 360 cilt Süleymanname onun eserlerindendir.atsizcilar. Münîri: Amasyalıdır. Cihanı güzelleştiren bir delikanlı iken cihandan gitmiştir. Ebü'l-Maâli'ye (197) benzer bir müelliftir. kendine mahsus hazin bir sesle şiirlerini besteyle söylermiş. Çok gençken ölmüştür. Vidin'de. Andelibi: Şehzade Mehmed Han'ın nedimlerindendir. Şahidi: Edirnelidir. Bir naat söylemiştir ki benzeri söylenemez. Fıkıh (203) ferâiz (204). Sun'i: Kastamonuludur. Kime kul olsam senün gibi efendüm var iken? (196) Firdevsî: Bursalıdır. Bu da mahlesindeki "gayın" (= g) harfinin tesiridir. Ceylan gibi mest bakışlı gözleri âşıkları mest ettiğinden Mesti demişler. kale yanında gömülüdür. Kandi: Serezlidir. Şehzade Sultan Ahmed'in nedimlerindendir. Necati Beğ'in çıraklarındandır. Hayli günler geçirmiş bir dlünya seyyahıdır. Sonra asılmıştır. Kebiri: Filorinalıdır. www. Tam usta bir okuyucudur.

Sehi Beğ: Necâtî Beğ'in damadıdır. (198) Tanrı'ya inanmayan. Divan Edebiyatında sevgilinin endâme için "servi sehî" (=düz servi) tabiri kullanılır.  Necâtî Beğ: O asırda şairlerin ve düzgün söyleyenlerin sultanı.atsizcilar. (201) Divan Edebiyatında gazel ve kasîde'nin ilk beyti. Nüktecilerin şakaları üzere "Sehi Beğ'in Necati'nin kızını almaktan maksadı Necati'nin evrâkı perişanını almaktır" sözü hâlâ darbımeseldir. Telifatı 66 tanedir. Sehi Beğ'in şiirleri sanki Necati'ye necat vermiştir (206). Hâşimî: Acem sâdâtındandır Hiâli: Bursalıdır. Niyazi: Üç Niyazi vardır ama bu Niyazi. (202) Emrü'1Kays. Vefa civarında gömülüdür. (205) 0 zamanda bir kadının böyle risale yazmasına imkân yoktur. Vasfl: Serezlidir. Güzel şiirleri vardır. Necmi: Caniklidir. (209).com    Sayfa 56  . (207) Yine kelime oyunu. İsmail Efendi kesip "İsmail kurbanıdır" demiş. Peygamber'den biraz önce yaşadığı tahmin olunuyor. Adı "İsa" dır. Necati ile çağdaş olup Geliboluludur. www. Filorina ile filöri kelimelerinden bir kelime oyunu yapmaktadır. Vaslî: Aydınlıdır (208). Nücum ilmini dahi bilmesi güzel ve ince şiirlerine renk vermiştir. Acem odasındaki şiirleri gayet güzeldir. (204) İslâm hukukunda miras bölümü. (200) Farsçada "fürûzîne" çakmak demektir. Çocukluğum Doğduğum zaman Merhum Sun'ullah Efendi evimizde bulunup kulağıma küpe olması için ezânı Muhammedi'yi yüksek sesle okumuş. eski Arap şiirinin en büyük şairi sayılır. Akîka kurbanımı (210) Mevlevi Şeyh. eşsiz bir söz eri idi. Çakmak tabiatlı demek istiyorsa bundan da ne kasdettiği anlaşılmıyor. "selâmet" mânâsında bir kelime olup Evliya Çelebi 'Necâtî" ve "necaf'la kelime oyunu yapmaktadır. Ok ve yaya dair beş beyti vardır ki bununla cidden belagat okunu göğe asmıştır. (199) Filöri. (197) Kâtib Çelebi herhalde büyük Arap şairi "Ebü'IAIâi Muarrî'yi kastediyor. para demektir. (203) İslâm hukuku. Kendisi Edirne'de Sâilî adlı şairin satın alınmış kölesi ve oğulluğu idi. Eserlerinin çokluğu ve yüksek edebî değeriyle ün kazanmış olan Muarrî 363 449 hicrî yıllan arasında (=2 Ekim 973-27 Şubat 1058) yaşamıştır. Fürûzeniye diye bir kelime yok. Yahut Sehî'nin servisi taze değilken Necati'nin şiirleri sayesinde kurtulmuştur (207) (196) Birinci mısraın mânâsı: "Yüksek servimin (uzunboylu sevgilimin) gölgesi varken nereye gitsem?". O gece evimizde 70 kadar yüksek merteben' dervişler bulunup Keysûdâr Kapânî Mehmed Efendi kundağımı alıp kulağıma ezânı Muhammedi okumak istediğinde "bu oğlanın kulağına kim ezan okudu" diye sorunca orada bulunanlardan üstadımız Dersiam Ahfeş Efendi "ezanı Sun'ullah Efendi okudu" der. (206) "Necat" Arapça "kurtulma".

Kuşatılsa savağa dayanır metin bir duvardır. 40 ağırsak (214).atsizcilar. balta nasıl koydumsa öyle duruyordu. birçok bakır ve kalay avâni.com    Sayfa 57  . 4 yıl Venedik'te savaşmış.31 Mart 1642) Leh seferine gittim. (214) Ne olduğu anlaşılamadı. Nasılsa ertesi yıl yine Leh seferine atlanıp (213) evvelce bozulduğumuz Eşceres adlı uğursuz şehre vararak yağma ettiğimiz saraya ayak bastım. Süleyman Han 4 yıl Batıda. nihayet onların ülkesinde merhum olmuştur. işte kulağıma ilkönce ezan okuyan Sun'ullah Etendi merhum dört kere Şeyhülislâm olmuştur ki kimseye nasib olmamıştır. yüksek bir tepenin eteğinde. Yenikapı Mevlevîhanesi'nin Şeyhi Doğani Dede beni kucağına alıp havaya atarak "bu oğlan bu cihanda bizim uçurmamız olsun" diye buyurmuştur. Çıplak olarak birer yaldak (212) at ile hızla giderek 7 günde Kırım'a vardık. gören bu ulu yapıyı devler yapmış sanır. 4 yıl Acemde. Kasımpaşa Mevlevîhanesi Şeyhi Divane Abdi Dede mübarek ağzından ekmek parçası çıkarıp koyarak: "Dervişlerin lokmasıyla beslensin" demiştir. Keysûdâr Mehmed Efendi'nin ihsan ettiği teberi taşıyarak 1051 tarihinde (= 12 Nisan 1641 . Bu. Ama gece gündüz "ah Mehmed Efendi'nin teberi" derdim. 40 yaşma vardığımda. Topçular Ocağı Koca Sultan Süleyman 48 yıl (215) padişahlığı sırasında bütün düşmanlarını itaat altına almıştı. kumda oynasın. Kendi memleketinden ve Kâfir ülkelerinden ihsanlarla. Çok savaşlarda bulunup yoksullukta ve ihtiyaç ânında bile Tanrı'nın seccadesine sahip olsun. (211) Teber. Yağma ve çapul yerinde teberi bir kapı halkasına geçirip ganimet mallarına tamah ederken Kâfirler bizi ansızın bastılar. zamanın fenalığında bir şey. balta demek olup bilhassa dervişlerin baltasına ad olmuştur. Bunları yenmek için top ve tüfeğe muhtaç olduğundan Süleyman Han. (209) Peygamber neslinden olduğunu iddia edenler. ilkönce ağzıma. 20 esir. "Basit Türkçe" denen sırf Türkçe kelimelerle şiir yazmak çığırını açan "Aydınlı Visali" olsa gerek. 36 yıl ise hep Nemse (216) çasarı (217) ile uğraşmış. den korkmasın. (208) Vasfî adında bir şaire rastlamadım. (213) Bu seferler Kırım Hanları'nın kendi başlarına yaptığı akınlardır. Sözü bu kadar uzatmaktan maksadım birçok evliyanın bana nazar etmiş olduğunu söylemektir.  Bunun üzerine Keysûdâr Mehmed Efendi: "Biz de Hakka yaklaşması için Tanrı uğrunda yok olma ezanını okuyalım" diyip hazin bir sesle ezan okuduktan sonra elindeki teberi (211) bir tarafıma koyup: "Bunu bu oğlana ihsan ettim. (212) Ne demek olduğu anlaşılamadı. Hemen Tanrı'ya şükrederek teberi merhum İslâm Kirey Han'a ve öteki dost ve arkadaşlara gösterdim. Bir odanın kapısına gelince ki geçen yıl baltayı halkasına koyup kaçtığımız oda idi. Himmetleri var olsun. www. dört tarafının duvarları kale gibi sağlam bir binadır. Lâkin Alman Kıralı amana gelmeyip daima düşmanlık ederdi. lûtuflarla topçuları getirip dedeleri Mehmed Han ve Bayazıd Han'ın yaptıkları Tophane'yi yıkarak yeniden bir tophane yaptırmıştır ki. (210) Çocuğun doğumunun yedinci günü kesilen kurban. Düşman eline geçen kaleleri kurtarmak için en mühim alet olan topların çeşitleri işte bu eski yapımevinde yapılır. Topçulara ehemmiyet vermistir. Kapısına bir ok saplayıp Tatar kanunu üzere kimsenin el koymamasını sağladım. Top Yapımevi: Deniz kıyısından 100 adım ilerde. ayağına çöp batmasın" diye Fatiha okuyarak gider. samur giyimler ele geçirdim.

Bu kubbelerin içine kırk ellişer bin kantar (219) bakırı ve maya için de eskiden yapılmış olan topların kırıklarını yerleştirip kubbelerden dışarı aralıkta da nice bin kantar kalay peyda ederler. Çünkü top kalıpları bakıra göre hazırlanır. Yapımevi îmamı. Allah dedikten sonra iki fırına da ateş verilir. Aşağısını yine demir sapanlarla tutarlar. Çünkü başka taşın bu şiddetli ateşe dayanma kabiliyeti yoktur. 40-50 okkalık gülle kalınlığında olması için demir millere kırk ellişer bin yumurta ile karıştırılıp macun haline getirilmiş çamuru iplerle sarıp top kalıplarının içine koyarlar. Eğer Balyemez (220) top ise her ocağa yirmi kalıp koyarlar ki 20 top eder. Bu odunlar bir yıl önce kesilip birer kulaç boyunda hazırlanır ve iki mekiğe benzer bir tarza konulduktan sonra kurutulur. Vardiyanbaşı. Şeyhülislâma. Tunç Fırını: Bu fırın. Bu yeşil tas. Şâhî Top (220) ise yüzer kalıp. duman buradan dışarı çıkar. (218) Hangi Adalar'ın kastedildiği belli değil. duası makbul şeyhlere. bir gece ateş yakarlar ve çamları tunç kubbesinin iki taraf deliklerinden durmaksızın atarlar.com    Sayfa 58  . Alman Kayzerlerine verilen unvan. Çünkü kalıbın içine tunç dökülüp top olunca yumurta ile karışık mili çıkarıp topu alırlar. Güneş yılına göre olan Milâdî hesapla 46 yıldır. Tunç eritirken dama ateşten bîr kıvılcım isabet ederse damda gezen adamlar o su ile ateşi söndürür. Bu damın tâ tepesinde ve dört tarafında yüzlerce fıçı ile su hazırdır. Top Kalıbı Dolapları: Bu yapımevinde yüzlerce dolap vardır ki onlar da top kalıpları yapıp hazır ederler. kırk arşın boyunda yüksek bir duvar vardır ki üzeri ince tahtayla örtülüdür. içine adam sığar Şayka Topları (220) ise beşer kalıp koyup ağızlarını Kâğıthane balçığı ile sıvarlar. Eğer Klombrune Topu ise (220) yirmişer kalıp. Yere göre ağırlığı değişmekle beraber umumiyetle 44 okka olarak kabul olunmuştur. Vezirlere haber verilip hepsi yapımevine gelirler. Muvakkit saat tutarak tam bir gün. Top Kalıbı Yerleri: Bu tunç kubbelerinin önündeki çukurların içine. elinde kum saati olarak Muvakkit (221). Büyükvezire. Duacıları toplanıp dua ve övmelerle Allah. Yirmi saatten sonra ateşin yanına varmak kabil olmaz. Bu ince tahtalı dam üzerinde adam gezecek yollar vardır. Diğerleri de keçeden elbiseler giyerek hizmet ederler. Müezzinleri. Üstü kubbedir.atsizcilar. Dört tarafı ateş taşıdır. Damın üzeri merdiven merdivendir. Sonra top dökecekleri gün kalfalar.  Onun ortasında yine dört köşe. Dökücübaşı. Topçubaşı. ağızları yukarı olmak üzere top kalıplarını koyarlar. islav dillerinden almışızdır. Adalar'dan çıkar (218). Kazaskere. Sonra dökücüler ve ateş atıcılar elbiselerini çıkarıp bir nevi peçeli külahlar giyerler ki yalnız gözleri görünür. (215) Kanunî'nin 48 yıllık padişahlığı hicrî hesaba göredir. (217) Çasar. yapımevinin iki yerinde yapılmıştır. Ocağın altı boştur. Tunç eriyecek kubbenin ağzından kalıplara kadar bostancıların su yollarına benzer yollar yaparlar. www. Kubbenin üzerinde büyük bacalar vardır. Kâtipler de ne kadar bakır ve kalay hasıl olduğunu deftere kaydederler.. (219) Kantar bir ağırlık ölçüsüdür. (216) Nemse. Türkçeye ya Macar veya Islav dillerinden geçmiştir. ustalar. Tunç kubbelerinin dört tarafından çam odunları dağlar gibi hazır durur. sonraları "Avusturya" anlamına gelmişse de aslında bütün Almanya İmparatorluğu'nu anlatan bir kelimedir.

(223) Hayırlı bir maksat için dua makamında tekrarlanan sözler. Çünkü tunç akarken bir damla su kokusu duysa derhal yollar parça parça olup bütün oradakilerin ölümüne sebep olur. bir nevi yağlı çamurla yolu kapatıp bir başka topun yolunu açarlar. Vezirlerden ve şeyhlerden de kırk kişi alınıp ötekilerini dışarı kovarlar. Allah diyerek kapağı açtıklarında tunç. Birçoklarına da terakkiler (224) ihsan olunur. Dökücübaşı da oradakilere hitaben: "Sultanım! Dîn-i mübîn aşkına zekât ve sadakanızdan altın. Yani "Tanrı'dan başka hiçbir güç ve hiçbir kuvvet yoktur". Bütün sanatkârlar kuyumcularla toplan parlatırlar. ateş gibi akmaya başlar. Bazı vezirler üzerlerine beyaz çarşaf alıp korkularından ezân-ı Muhammedi'ye başlarlar. Büyükvezir'e ziyafet verip keçe ve külah giyimlerini çıkarır. Hazır bulunanlar gönül safiyeti ile âmin derler. Arapça'da çoğul olup bunun tekili "vird"dir. Duacı duaya başlar. Hazinedar ve öteki Vezirler birkaç kese altım Dökücübaşı'ya teslim ederler. "Evrâd". Peygamberimiz de nazar hakkında buyurmuştur. Sonra usta doğramacılar topları. topların şefkatli analarıymış gibi kundaklayıp savaşa hazır ederler. Toplar bir hafta kalıbın içinde soğur..(222) evradına (223) devam ederler. www. Büyükvezir. Tunç yokuş aşağı akıp top kalıbına dolar. Sonra kalıp ocakları kenarında ve iki tarafta 40 . (220) Top nevileri. Bilhassa namaz vakitlerini tayin ederdi.  Dökücü Ustalar ve daha bulunması lüzumlu olan memurlardan kırk kişi. Tunç denizinin yüzü kaymaklanmaya başlayınca ustalar. kuruş ne olursa şu tunç denizine bırakın" der.. "Diline virdetmek" tabiri de herhangi bir şeyden çok bahsetmek yerinde dilimize girmiştir. Muvakkit. Bütün toplar dolup tamam olunca duaya son verilip o gün 70 kişi Padişahın gönderdiği hil'atlerle nasiblerini alırlar. Ustalar keçe elbiseleriyle kazan başına gelip çapalarıyla Allah. Bu halde iken dua ve senaya devam olunur. Yapımevi duacısı hazır olur. saatiyle ocak başına gelip tuncun ağzını açmaya yarım saat kalınca haber verir. Kalıp dolunca keçe ile sarılmış. Ustalar toplanıp ağaç küreklerle yüzlerce kantar çubuk kalayları tunç denizine atarlar. Herkes Tanrı'ya yönelerek ağlamaya başlar. Yüz adım ilerde bulunan kimselerin bile yüzlerine ve elbiselerine alev yapışmış gibi olur. tunç denizinin kıvama geldiğini bilip ateşi çoğaltırlar ve yapımevinde bir damla su bulunmamasını tenbih ederler. Balyemez topunun dolması yarım saat sürer.50 kurbanlık koyun hazırlanıp orada bulunanlar ayağa kalkar.atsizcilar. Tunç denizi ateşinin tamamiyle kesileceğinin vaktini Muvakkit bildirir. Sonra çıkarırlar. Çünkü tunç su halinde akarken nazarı sevmez. Vezirler ve şeyhler uzak sofalara oturup "lâ havle ve lâ kuvvete. O an. (222) Tamamı "lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh". O da herkesin gözü önünde Bismillah diyip tunç denizine atar. Sonra Topçubaşı. ince uzun çamdan gemi serenlerini tunç denizine sokup kalay ve altın kuruşları karıştırırlar ve direkler harap oldukça yeni direkler getirirler. (221) Saati doğrulukla tayin eden memur.com    Sayfa 59  . Çünkü gayet korkunç ve tehlikeli ölüm yeridir ki nica ustaları mahvetmiştir.

Şeşhane top. www. Velhasıl büyük bir yerdir ki dillerle anlatılamaz. Kara Balı. Valide Karındaşı Yalısı. Çultutmaz. kırk karış küpeli topu. Osmanlı padişahlarının bir büyük hazinesi de bu toplardır ki benzeri hiçbir padişahta yoktur. Şimdi o toplardan ancak 6 tane kalmıştır. (224) "Terakki" yani ilerleme. Hamza Balı. Bayazıd Han topları. Bayram ve eğlence günlerinde Padişah geçtiği vakit deniz yüzüne sektirme gülleler atılıp kırk elli defa devam eden gümbürtüler yeri. öteki kuzeye bakar. Güğümbaşı Yalısı. Terekçi Yalısı. Süleyman Han topları. Bağdat seferinden önce 100 top vardı ki her biri bir iklim haracı değer ve altın gibi parlardı. Şehirde 70 İslâm mahallesi. Daha birçok değerli usta toplan vardır. 7 Ermeni mahallesi. Dev Balı. Deli top adlarında nice toplar vardır ki her biri bir kale değer. Bir kapısı deniz kıyısında Kıbleye. Bir tarafında ceylân yakalamış bir arslan.045 kadar top vardır. Bu toplar hep çınar. Karadeniz Boğazı'nda Sarıyar (225) kasabası dağlarından gelme top kalıbı çamurlarım ağaç kılıçlarla mayalandıranlarm başka yerleri vardır. Melek Ahmed Paşa Yalısı. Deniz kıyısı hâkimi Bostancıbaşı'dır. Ejder Balı. servi. deniz kıyısına yalan kale gibi bir Ocaktır. Sadece donanmayı Hümayun'da 1000 tane top vardır diye Tophane Defteri'nde görülmüş ve Topçubaşı Ali Balı (226) kardeşimizden işitilmiştir. Ali Balı. Kırk mil Balı. (225) Bugünkü "Sarıyer". palanka. göğü titretir ve düşmanları korkuya düşürür. Askerî hâkimi Topçubaşı'dır. Galata Mollası'nın ayak nâiblerindendir. kuvaya ve kulelerde 17. bir tarafında da zincirle bağlanmış bir arslan resmi var ki ibretle bakılmaya değer. Ustalarının kapısı üzerindeki köşke İbrahim Han gelip durmuş olduğundan o zamandan beri Padişahlara mahsus köşk olmuştur. Bunun içinde oturan askerler pek yiğit ve gözüpektir. Fatih topları. Denize bakan kapısı pek süslü büyük bir kapıdır. çok cüretli babayiğitlerdir. 20 Rum mahallesi. Ese Balı. Ebûsaid Yalısı. Bu Ocakta. Osmanlı Hanedanı'nın elinde bulunan 7060 kalede. Bunlar savaşın bütün güçlüklerine katlanır. Deniz Uğrusu Yalısı. bahçeli saraylar ve yalılardır. Seki Balı. Tophane Şehrinin Hâkimi: Buranın hâkimi. Çingene ve Firenk yoktur. Bazı ressamlar seyredip "Şahkulu" nun yaptığı resimdir derler. Şakı Balı. ıhlamur. Münakkaş Ali Paşa topu gayet şaşılacak ve cilalanmış bir toptur. Sadreddinoğlu Yalısı. Fatih. Topçular'ın Ocağı. Dökmeciler Ocağı'na bitişik. Ayrıca Subaşısı ve Muhtesib'i vardır. Bunlardan başka daha birçok sarayları varsa da zikri fazladır. Bayazıd ve Süleyman Han tarafından yapılmıştır.com    Sayfa 60  . Bu yalılar padişâhânedir.atsizcilar. mendirek. üç ağızlı top. Palamarkıran.  Bu yapımevi içinde top arabası yapanların da ayrıca yeri vardır. Fransa topları. söğüt ağaçlarının gölgesinde sıra ile dizilmiş ve bulundukları yer bir mesire halini almıştır. birkaç da Yahudi evi vardır. burma top. maaş terfii demektir. Diğer 60 tane top vardı ki içlerinde eskiciler işler ve yersiz yurtsuz takımı yatıp kalkardı. Bu mahalleler baştanbaşa bağlı. Ben. Top kalıpları yapılan ve "top kalyası" denilen yerler yine başkadır. katıldığım 22 savaşta bunlardan yürekli asker görmedim.

pireyi kafese koyar. Aslı "sima" olan Arapça bir kelime ise de dilimizde "semâ" diye söylenir. Al renkli olup Medine hurması kadardır. Seraseddin'in mi. Kanının döküldüğü yere dostları bir zaviye yapmışlardır. (228) www. Arzıhâle geldik" derler. Babası Bayazıdı Velî ve Kara Şemseddin Hazretleri âmin demişler. (227) "Semâ" dervişlerin. 10 halifesiyle Kandilli Bahçe önünde ortaya çıkıp denizde. işte bundan dolayı oraya hâlâ Çubuklu Bahçe derler. At Meydanı'nda. şehzadesi Birinci Selim Hazretlerini Trabzon'dan getirttiğinde kızıp burada ona sekiz çubuk (229) vurmuştur ki sekiz yıl hilâfetine işarettir. O saat kızılcık çubuğu yeşerip yaprak vermiş. Sonra Sultan Murad Han. üzerlerine 10 gece nur yağdığını gören kimselerle görüştüm. Çukurçeşme başında 10 halifesiyle beraber kurban edilmiştir. yoksa Şehzade Selim'in mi. Anadolu'nun bazı yerlerinde "büyük kardeş" demek olan "balı"nın "bala" (= çocuk. Ben. Tamam bir saat orada semâ edip Hünkârı hüngür hüngür ağlatarak akıntıya katılıp tâ Durmuş Dede Tekkesi'nin önüne varırlar. Her kızılcığı tartılarak beş dirhem (231) geldiği görülmüştür ki Bayazıd Han'ın kerameti mi. sekiz değnek yediğine karşılık sekiz yıl padişahlık edip filhakika "zikr" yani 920 hicrî tarihinde Mısır'ı fethederek Hilâfeti almış ve Çubuklu'yu da mamur etmiştir. Hezârfen Ahmed Çelebi: önce Ok Meydanı'nın minberi üzerinde. Sonra Selim Han. Bir de görürler ki Şeyh. Padişaha hitaben: "Hünkârım! Bizi haksız yere öldürdüler. biti arabaya koşar bir marifetli idi. (228) "Tanrı'nın laneti hapsinin üstüne olsun" mânâsındaki bu sözün ebced hesabı ile karşılığı 945 tutmaktadır.  Rumeli Hisarı'nda Şeyh İsmail Ziyaretgâhı Bu zat öldürülerek mübarek cesedi Ahırkapı'dan denize bırakılmış. İstanbul'daki Marifet Sahibi Üstadlar Fennî Çelebi: Mel'un iblis'e ders verir. Her biri beşer dirhem gelir. Sonra öğüde başlayarak: "Oğlum! Elem çekme. Saray Burnu'nda Sinan Paşa Köşkü'nden temaşa ederken Galata Kulesi'nin ta tepesinden lodos rüzgârıyla uçasak Üsküdar'da Doğancılar Meydanı'na inmiştir. Sonra orada gömüldüler. Hâlâ Dikilitaş dibinde. rüzgârın sert olduğu sırada kartal kanatlarıyla sekiz dokuz kere havada uçarak talim etmiştir. Şeyh İsmail'i sevmeyenler ölümüne şöyle tarih yazmışlardır: La'netıillâhi Aleyhim Ecmaîn = 945 Çubuklu Bahçe İncirli'nin yanındadır. bilhassa Mevlevîlerin müzikle yaptıkları raksa denir. Aradan 70 yıl geçtikten sonra Şeyh Hazretleri. Bayazıdı Velî. O vakit Padişah. Zikreyle. (226) "Balı" kelimesi Türkçe bir isim olup sözlüklerden pek çoğunda bulunmamaktadır. Parmaklı Mescid'e yakın bir ziyaretgâhtır. Hakikaten. Zikir (230) tarihinden sonra te'dibimle hilâfet meydanı senindir. bilinmez. burada çıkan kızılcık hiçbir yerde çıkmaz. Onun meyvesini dünyaya meşhur eyle" diye dua etmiş. evlât) ve "balaban" (= gürbüz. Kandilli Bahçe'de imiş. bu dayak yediğin kuru çubuğu yere dik. Güze! şiirleri de vardır. babası adını "Kurban İsmail" koymuş. Şeyh doğduğu vakit. O anda Şehzade Selim Han çubuğu yere dikip: "Yacabbi! Bu kuru ağaç meyve versin. Hisar'da. Sekiz yıl kadar meyvesini yiyesin" diye remizle ve ilhamla söz etmiştir.atsizcilar.com    Sayfa 61  . Al. deniz gibi coşarak semâ (227) etmeye başlar. bir nevi doğan) ile iştikak birliği olsa gerektir.

Tersane Bahçesi'nden Ok Meydanı'na 2S2 çıktı. Bir kese akça ihsan olunup 70 akça ile Sipahi yazıldı. (231) "6. Rahmetli sadık.atsizcilar. O taş nice zaman Ok Meydanı'nda (232) kaldı.  (229) Değnek veya sopa mânâsındadır. babamın ve annemin haberi olmadığı halde 20 arkadaşla Eminönü'ne gelip bir Mudanya kayığına bindim. Onun da ağzını bağlayarak Saray Burnu'ndan denize attılar. Çok geçmeden deniz yüzüne çıkıp burnu bile kanamamış olduğu halde Hünkâr'ın huzuruna geldi. İsa Peygamber'le konuşmaya gidiyorum" diyerek Tanrı'nın ve Peygamber'in adını anıp göğe yükseldi. Ben de hemen. parçalanacaktı.com    Sayfa 62  . Yanında olan fişekleri ateşleyip deniz yüzünü aydınlattı. Nasır hangi tarafa yönelse taş dahi o tarafa gitti. Belki Evliya Çelebi'de bir rakkam hatâsı vardır veya uzamanın dirhem ağırlığı başka türlüdür. Orada bulunanlar "Uğurlu olsun. Çırakları fitili ateşlediler. Murad Han huzurunda dev yapılı bir Bostancı elleri kafasının üstünde olmak üzere ellerini ve ayaklarını bağlayıp bir meşinli harar içine koydu. iyi dostumuzdu. Nasır Habîb-i Mağribi: Murad Han. 1050 Tarihinde Çektiklerimiz (233) İstanbul'dan Bursa'ya Seyahatimiz. Kuşluk vaktinde uygun gündür diye www. 3 mim. Lâgarî Hasan Çelebi: Murad Han'ın "Kaya Sultan" adlı temiz talihli kızı dünyaya geldiği gece kurban keserek bayram ettiler. Hatta taşın önüne elimi tuttum. En yukarı çıkıp da büyük fişeğinin barutu kalmayıp yere doğru inerken ellerinde olan kartal kanatlarını açıp Sinan Paşa Köşkü önüne denize indi. (230) Arap harfleriyle yazıldığı zaman ebcedle 920 karşılığı tutmaktadır. Önce Galata Burnu'ndaki Kurşunlu Mahzen» önünden Haliç'i geçtik. Gördüklerimiz ve Rüyamda Peygamber'i görüp "şefaat" yerine yanlışlıkla "seyahat" dediğimin ertesi günü. (233) Milâdî olarak 23 Nisan 164011 Nisan 1641 arasıdır. 1050 Muharreminin ilk cuması (= 27 Nisan 1640) idi. Tanrının rahmeti üzerine olsun. Belki mahzun gönlümüz şâd olur. Şâdî Çelebi: Erlik davası etti. Hele Emir Sultan Hazretlerinin türbesine yüz sürüp gönlümüzü aydınlatalım" diyince içime bir ateş düştü. Kendisi bir tarafa gidince hemen taş da arkası sıra araba tekerleği gibi harekete başladı. Orada eski Osmanlı Padişahlarının mezarlarını ziyaret edelim. Nasır Habîb de bir kese ihsan aldı. Yer öperek (bir kese altın ihsan aldı %'e Çavuş zümresine katıldı. Bana: "Kardeşim Evliya! Gel seninle yoldaş. sabahleyin Gedikpaşa semtindeki eski dostum olan Okçuoğlu Ahmed Çelebi'nin evine gittim. Murad Han kendisine bir kese altın hediye ederek: "Bu adam pek korkulacak bir adamdır. Sonra Kırım'da Selâmet Kirey Han'a gidip orada merhum oldu. olup beş on gün için eski payitaht olan Bursa şehrini görüp gezelim. Fındıklı kasabası önünde durarak birkaç tane tam usta gemici yolcuları gemimize aldık. 1 kuş çelengi resmi yaptı. Gördüm ki büyük bir hazırlıkla Bursa şehrine gitmeye karar vermiş. Hünkâr huzurunda fişeğe bindi. 3 sin. Böyle kimselerin kalması doğru değil" diyerek Cezayir'e sürmüştür. Lâgarî: "Padişahım! Seni Tanrı'ya ısmarladım. Her ne istese elinden geliyor. Orada öldü.4" gram karşılığıdır ki pek o kadar büyük olamaz. elli okka barut macunundan yedi kollu bir fişek yaptı. Yeri öperek: "Padişahın! Îsâ Peygamber sana selâm eyledi" diye şakaya başladı. Bu Lâgarî Hasan. Oradan yüzerek çıplak bir halde Padişahın huzuruna geldi. Hemen kabul ettim. (232) Metinde "Ot Meydanı" ise de Ok Meydanı" olacağı muhakkaktır. Bu Nasır Habîb bir taşın yanına varıp 6 elif. Sağlıcakla dönmek kısmet olsun" diye dua edip Fatiha okudular. Saray Burnu'nda.

Tez geçir. Heybeli Adası: İstanbul'a 18 mildir. (234) Birinci ve üçüncü mısraları Arapçadır. tut elimiz (234) İlâhilerini söylemekte idi. Hayat suyu gibi suları ve güzel bağları vardır. Sehhil umûre'l-vâdi. Gemicilerden Kışlıkçı Dayı. Bana gurbet diyarında ilk cuma namazı bu şehirde kısmet olmuştur.  gemiciler bir yere gelerek seren çekip demir aldılar. Oradan kalkıp uygun bir havada hızla gidip şakıyarak beş saatte Mudanya kıyısına vardık. 7 mescidi.19 Ocak 1322). 147). Âşıkane :bir Hüseyin Baykara faslı oldu ki zevk sahiplerinin ağızlarından salyalar aktı.. www. Ticaretgâh bir iskeledir. 721 tarihinde (= 31 Ocak 1321 . Bir manastırı var. Gelip giden gemilerden. İskele başında gümrükhanesi vardır. Levendler "Hüdâ âsân ede" diye Fatiha okudular. Cıvık Veli adlı dayılar da çöğürleriyle gelip bizimle ahenge katıldılar. Orhan Gazi. Gemide herkes şevk ile tatlı tatlı konuşuyordu.atsizcilar. Mamur bir yerdir. Çünkü Mudanya. Bu zevk ve sürurla Heybeli Adası'nın önüne vardık. Çevresi 9 mildir. Yüzyılda klâsik müzikte de kullanılmıştır. 10 yük akça imtizama bırakılmıştır. Anadolu Eyaletlerinde Gazi Hüdâvendigâr Sancağı'nın Voyvodalığadır. 3 hanı. geniş bir alandadır. İstanbul Halici'nin kıblesindeki (= güneyindeki) bir bucakta olduğundan yedi rüzgârdan korunmuştur. Güzel bir kazadır. Bazı kere de Bursa Mollası'na başmaklık bahası olarak ihsan edilir. Âsân eyle yolumuz. Yılda bir kere Rumlar kayıklarla gelip ziyaret ederler. Şehir. Şehir. elimizi tut (235) Çöğür. (236) "Reis" gemi sahibi olup onun kaptanlığın da yapan kimse demektir. Yine beraberimizde olanlardan bir başkası da Büyükvezir Kara Mustafa Paşa'nın uşağı Kara Receb Ağa'nın çöğürcüsü (235) ve okuyucusu imiş. Mudanya: Bu şehir İstanbul tekfurunun kızı Mudanya'nın yaptırmasıdır. Mânâsı: Ey doğru yolu gösteren Tanrı! Yolumuzu kolaylaştır. Pupa yelken Saray Burnu akıntısını ve girdabın» geçip yelkeni Bursa'ya doğru açtık. Türk halk müziğinin sazlarından biridir. şu gam girdabında gamı atmak için bir segah faslı edelim" dedim. 3 camisi. 200 kadar dükkânı vardır. Bazı okuyucu arkadaşlar: Allâhümme yâ hâdî. Kabul ettiler. Türk Musikisi Ansiklopedisi. 1 hamamı. deniz kıyısında. Gidip gelenler için emin bir limandır.com    Sayfa 63  . I. şehzadeliğinde. Ada halkı hep zengin Rum reisleridir (236). 17. Ben: "Geliniz. Çordam. Meğer arkadaşlarımızdan birisi Sultan İbrahim'in Karcıbaşısı Sefer Ağa'nın tanburacısı ve kemençecisi imiş. Kadılığı yılda 2000 kuruş getirir. Hâkimleri Bostancıbaşı ile bir Yeniçeri yasakçısıdır. Fakat az bir çalışma ile onarılması mümkündür. Hepsi bir yere geldiler. Ama kuzey rüzgârından o kadar emin değildir. Kopuza benzeyen bir sazdır (Yılmaz Öztuna. kapalı yerde taş yapıdır. karadan gelen tüccardan Padişah öşrü alınır. babası Osman Gazi'nin izniyle bu kaleyi fethedip bir daha Kâfir almasın diye yer yer yıktı. Kafesi bir alçak. 150 akçalık kazadır. şu vâdideki işleri kolay kılıp tez geçir. 2 sibyan mektebi.

Pınarbaşı'nda birer büyük kule yapmaya başlayıp 7 ayda bitirebilmişlerdir. Bunu Nilüfer Sultan (237) yaptırdığından onun adına nisbetle Nilüfer Köprüsü derler. Kalenin çevresi 10.26 Kasım 1326). (237) Bilecik tekfurunun kızı iken Osman Gazi tarafından tutsak edilerek oğlu Orhan Beğ'le evlendirildiği Süleyman Paşa ile I. Beğliği zamanında Osmancık dahi 3 defa kuşatmış. Zindan Kapıları'dır. Kâlenderoğlu adlı eşkıyalar kuşatarak hendeklerini toprakla doldurmuşlardır. nihayet bir yıl kuşatmadan sonra kale "vere" ile (240) Orhan Gazı'ye teslim edilmiştir. dağ tarafından Balabaneık Beğ kuşatarak Kâfirleri son derecede sıkıştırmışlar. Buradan iki saat giderek Bursa'ya vardık.  Halkı Rum'dur. Keteli.com    Sayfa 64  . dışarıdan gelen imdatçıları kılıçtan geçirmişlerdir. (238) Bugünkü Uludağ. Balıkpazarı Kapıları'dır. Tarihi 726 dır (=8 Aralık 1325 . İç Kale'de gömülmüştür. üzümü.atsizcilar. Bu evlerin pencerelerinden Filedar Ovası bukalemun resmi gibi gözükür. Nilüfer Irmağı: Bir akarsudur ki baharda asla geçit vermez.000 askerle (239) Bursa'ya göndermiştir. Uzuncası doğudan batıya olan yönüdür. Ulu ziyaretgâhtır. Büyük yol üzerinde sağlam bir köprüsü vardır ki her kemeri eleğimsağmadan nişan verir. Orhan Gazi seğirterek babasına vardıkta onu ölüm halinde bulmuş. Bu da gösteriyor ki kale insanoğlu yapısı değildir. Ama kalenin dört çevre temelinde gözüken taşlardan her biri hamam kubbesi kadardır. Celâli Kara Yazın. Sonra tekrar kuşatmaya başlamışlar. Irmak buradan geçerek batı tarafından Akdeniz'e dökülür.000 adımdır. bazı burçları ve kuleleri tamir edilmiş olduğundan üzerinde Yunan dilince tarihleri vardır. Üç tarafında asla hendek yoktur. Osman Gazi. şırası meşhurdur. Kuzey yönü yüksek olduğu gibi altı da uçurumdur. Suyunun ve havasının güzelliğinden Rum güzelleri çoktur. Keşiş Dağı'nın (238) eteğinde olduğundan lodos ve doğu rüzgârlarından emindir. O sırada kaleye sığınmış Kâfirler'de kıtlık olmuş. Batıya açılanlar Kaplıca. 6000 bedeni. Bursa'ya gelerek müstakil padişah olmuştur. 5 kapısı vardır. Osman Gazi ruhunu teslim etmiştir. Murad'ın anası olduğu eski Osmanlı kroniklerinde yazılır. Kale sonraları İzmir Kiralı kadın '"Fidka"nın eline girmiş. Kalenin temeli yalçın kaya üzerine kurulmuştur. 67 kulesi. Kıble tarafından Ruhban. Konya'daki Selçuklular 7 defa yedişer. Onlar da kuşatarak Kaplıca tarafında. Leben Mahallesi tarafları derin hendektir. Bursa fetholundu" der demez. Pınarbaşı. Zamanla hendekleri imar edilmemiştir. Arap Said. İnciri. Sonra kendisi nikris (= damla) hastalığına tutulup oğlu Orhan Gazi'yi 80. Değirmenler Mahallesi. Kale. Kestel dağlarından gelip toplanarak Filedar Ovası'nda akar ve binlerce tarla ve ağacı suya boğar. Pınarbaşı tarafından kardeşinin oğlu Temür Beğ. Hele sirkesi bütün dünyaya dağıldığından bu şehre "Sirke Yurdu" derler. Sonra atlarımıza binerek kıbleye doğru bağ ve bahçeler içinden geçip dört saatte Filedar Ovası adlı mamur ovadan geçmek suretiyle Nilüfer Irmağı'na geldik. sekizer ay kuşatmışlarsa da kış geldiğinden bezginlik getirerek Konya'ya geri dönmüşlerdir. Kaplıca tarafından Orhan Beğ. üçünde de fethedemeden dönmüştür. Şehrin evleri kuzey tarafına bakar. Kale uzun müddet Rumlar elinde kalmıştı. Şekli kareden uzuncadır. Babası Ertugrul Gazi'nin beğliğinde 70 tane şehir www. Orhan Gazi. Güney tarafına açılanları Pınarbaşı. İpek Diyarı ve Taht Şehri Bursa Kalesini kimin yaptığı belli değildir. "müjde.

Osman Gazi. taraflarından Müslümanlar gelip oturdular. tabiî. Çeribaşısı. Yıllık 40. Niğde. Şimdi bu saraylara rağbet kalmamıştır. Yüzbaşıları vardır.079 akçadır. Evleri güzel kagir binalardır ve hep kiremitle örtülüdür. Taş ve tuğla duvarlarında tarihler yazılıdır ki bu evlerin ne zaman yapıldıklarını gösterir.000 kuruş hasıl olur.atsizcilar. hiçbir ilgisi yoktur. üzüm ağaçlan vardır. Bursa'dan azlolunanlar Edirne ve İstanbul Mollası olurlar. Orhan. kale içinde yer yer servi. Sultan Orhan Camisi: İç Kale'dedir. ganimetle Bursa'yı mamur etti. Darende. "Orhan Davulu" dedikleri kırmızı kılıflı (244) büyük davul bu caminin bir kemerinde asılıdır. (243) Evliya Çelebi bu kelimeyi adım mânâsında kullanmış olmalıdır. Osmanlı Devleti'nde önce bu davul çalınmıştır. servi gibi ocakları. Hüdavendigâr adıyla bir Sancak Paşası hâkimdir. Dar evlerdir. (240) Bir kalenin içindekilerin çıkıp gitmesi şartı ile teslimi. Lârende.  fethetmiştir. Önce Akça Koca'nın eliyle Kocaeli fethedilmiştir. Çarşısında 20 dükkânı vardır. nota bak) Balı ile birlikte kullanılması Türk gramerindeki pekiştirme kaidesinin icabı olmalıdır. Ama yine Serdarları ve Bostancıları vardır.com    Sayfa 65  . www. Saruhan. Bazılarının temeli Kâfirlerden kalmıştır. Boştur. 1 hamamı vardır. Kat kat büyük saraylardır ama bağ ve bahçeleri yoktur. Orhan Gazi o kızdan doğmuştur. önceki Padişahlara mahsus saray da bu kalededir.. Horasan taraflarından nice erenler (242) gelip yerleştiler. Evleri eski tarzdadır. evliyalar ve ileri gelen tarikat şeyhleri manasınadır. Suyu ve havası güzeldir. "Ede" kelimesi de ağabey demek olduğuna göre aynı anlamdaki (226. Padişah tarafından Hası Hümâyunu 618. Seyidlerden Şeyh Ede Balı (241) adlı azizin kızını almış. Bir minaresi vardır. Bu îç Kale'nin anayolları büyük taşlarla kaldırım döşelidir. Boyu ve eni 110 ayaktır (243). birbirinden güzel şişhaneleri. Paşası dahi 500 askerle sefere katılır. Bunun. Bu anda dahi Bursa mamur olmaktadır. Her evin sanâtkârane. 7 mahalle. Bunun onda birine malik olmuş olabilir. İkinci olarak İznik civarında Yalakabad. Savaşta kanını üzere Cebelileriyle Alaybeğlerinin sancağı altında silâhlı seçme asker toplanır. 500 akçalı üstün bir mollalıktır. (242) Buradaki "erenler". (244) Metinde "kılıklı". İngiliz ölçüsü olan ve yaklaşık olarak 33 santim gelen ayakla. Yüce bir mansıbdır. Belh. denizler kadar askerle düşmanlarına şahin yuvasından süzülüp intikam aldı. Bursa'nın Hâkimleri: Fatih Sultan Mehmed Han'dan beri Anadolu Eyaleti'nin merkezidir. Ahi şeyhidir ve Türk'tür. Osman Gazi'nin bu kadar askeri olmasına imkân yoktur. 7 cami. Fakat Hüdavendigâr Gazi bazen Edirne Sarayı'nda otururdu. (241) Seyid falan değildir. Maraş. Sancağında 420 zeamet ve 1005 tımar olup Alaybeğisi. (239) Tabii. Fatih'e gelinceye kadar Padişahların sarayı bu idi. Buhara. Konya. Bursa'daki Büyük Yapılar İç kalesi 2000 evdir. yuvarlak duman yok edicileri. Bursa yeni fetholunduğundan Kayseri. ceviz ağaçları. Orhan Gazi burada gömülüdür. Aydın. Orhan" Gazi'nin ilk hutbesini Ede Balı'nın akrabasından Dursun Fakih okumuştur. Yüksek yer olduğu için halkı sağlamdır.

Yukarıda yazılan büyük saraylara yeraltı su yolları ile bölüştürülmüştür. Yukarı iç Kale'de Padişahlara mahsus büyük bir saray olup içinde 3 hamamı. çöplük Subaşısı. kuleli. Güney tarafında olan Keşiş Dağı sanki hayat suyunun madenidir. Bayramlarda. Filedar. Çünkü bu büyük dağdan 1060 tane adı. Kite. köşeli. genişliği yarım fersahtır. tarlaları çok. halkı sevimli. Aşağı Kale: Eğri Fatihi III. hamam.000 ev vardır (245). Selâtin camileri ve kat kat çarşılarını temaşa edenler hayran kalır. imaretler. dirsekli. Sultan Mehmed çağında Kara Yazıcı. Mizan Harir Emini. Yemiş ağaçları. Bu şehir düz bir yerde olup Yukarı Kale eteğindeki evler. Yer yer kuleler üzerinde toplar ve mazgalları çoktur. sanı ile malûm hayat suyu kaynaklar gibi akıp her yeri sular. Tatarlar Kapısı tarafında hendeği vardır. Ulu Cami semtleri şehrin yüksek yerine düşmüştür. Kestel. Filedar Ovası'ndan acayip. Şehrin 6000 den çok gece bekçisi vardır.atsizcilar.  Şehir içinde 7 Mahkeme Naibi vardır. Deli Hasan. Cennetoğlu adlı Celâlîler'in Bursa üzerine hücumlarını Bursa ileri gelenleri işitip Padişah fermanı ile şehrin üç tarafına burçlu. Kapılarının bazısı demir kanatlıdır. Kuzey cihetinde. Doğu yönünde Tatarlar Kapısı. Kalenderoğlu. Gördüğüm şehirlerin hiçbirine benzemez. Cebeci Çorbacısı. Olsa olsa Bağdat'ta vardır. Burada olan büyük evliyalar. Dizdarı vardır. nimetleri fazla. idama yetkilidir. bir saat mesafede bulunan Filedar Ovası'ndan güneşin ışınları vurunca bu şehrin. her tarafı mazgallı yalın kat bir kale yapmışlardır ama okadar sağlam değildir. Apolyund.com    Sayfa 66  . 600 dükkânı vardır. suyu ve havası hoş mamur ve büyük bir şehirdir. Nakîbüleşrâfı. Uzunluğu bir. Çepeçevre İç Kale'nin üç tarafını sarmış olan bütün etrafı 15. Düşman kapı önüne gelse bu deliklerden taş. Padişah'ın tevcihi ile hükmeder. Yılda bir defa Emir Sultan Hazretlerinin erguvan toplantısı olup her yerden pek çok insan toplanır ki bu büyük derneğin tarifinden kalem âcizdir. Yirmi Yeniçeri Debeneği Kolluğu. donanmalarda büyük şenlikler olur. Duvarları o kadar yüksek değildir. kat kat. Başka cihetlerinde yoktur. Dar yerde olduğu için bahçesi yoktur. www. 9 Kum mahallesi. 7 Ermeni mahallesi. Bu şehirde 176 Müslüman mahallesi. Gümrük Emini. Her kapının üzerindeki kulelerde tahtadan ziynetli mazgal yerleri koymuşlardır. humbara bırakılır. Anadolu'daki büyük şehirlerden biri de bu Bursa'dır. 1 Çingene mahallesi. kuzey yönünde Filedar Kapısı vardır. Ayak Naibi. Çukurca nahiyelerine İstanbul tarafından Yeniçeri Çukadarı. pazara giden Saray Kapıcılarından bir Kapıcı Muhzirbaşısı. Hendeğe de ihtiyaç görülmez. muhaddisler başka diyarda yoktur. eski tarzda 23. Sipah Kethüda Yeri. bunların hepsi asmaya. Ruhaniyetli bir şehirdir. Bu şehir. Fakat îç Kale'de cebehane ve top pek çoktur. Oda Yeniçeri Bursa Ağası. Çünkü gayet sulu yer olduğundan düşman gelip duramaz. mescit. Hasan Pasa Kapısı ve daha başka kapılan da vardır. 6 cemaat Yahudileri. Böyle bir topluluk ancak Emir Sultan şevkiyle olur.000 adımdır. Muradiye yolu üzerinde 1 de Miskinler (= cüzzamlılar) Mahallesi vardır. öylece evden eve gider. Memleketi güzel. Muhtesib Ağası. Keşiş Dağı eteğinde mavi kurşunla süslenmiş olan han. Bu da Keşiş Dağı'nın eteğinde doğudan batıya büyük bir şehirdir. Zira şehir büyüktür. garip bir manzara teşkil eder. Bu kalenin iğinde mamur. çiçekleri. müfessirler. hele erguvan ağacı boldur.

70 yerde bütün ilimlerde dersiamları vardır. Küçük bir haremi vardır.000 ev gerçek olsa bile her 23 eve bir cami düşer ki mümkün değildir. 357 tanesi sultan. Bütün cemaat o havuzdan abdest tazeleyip ibadet ederler. Bütün camilerin ulusu olduğu için önce bu yazıldı. Kıble Kapısı'nda dışarı sofası vardır ama başka camiler gibi büyük haremi (249) yoktur. Her gece yedi kandille aydınlanır ışıklı bir camidir. solunda iki kaim yüksek minare vardır. Bu caminin sağında. Belki Sinop Camisi'ndeki minber bununla ölçüştürülebilir. pencereler billurlarla bezenmiş aydınlık bir camidir. Mahkeme tarafındaki minarenin kadehinde üstad mimar bir şadırvan kadehi icad edip bunun suyunu tâ Keşiş Dağı'ndan getirerek cidden marifet göstermiştir. yarım saat uzaklıkta. (247) Hükümet ileri gelenleri. Gazi Hüdavendigâr yani Şehit Murad Han Gazi Camisi: Bursa şehrinin batı tarafında. Bursa'nın havadar. Yağmur yağınca o şadırvanın kadehine su dolup kuşlar o rahmet yağmurundan içerek susuzluklarını giderirler. yüksek yerinde güzel bir camidir. ileri gelenler ve büyük Ulu Cami: Yıldırım Bayazıd Han yaptırmıştır. Dört ciheti pencerelerle. Yapılış tarzı hiçbir camiye benzemez. zamanla su yolları bozulup fıskiye işlemez olmuştur. Ancak Evliya Çelebi resmî makamlardan bu rakkamı bütün Bursa Sancağı için almış ve dalgınlıkla şehre ait diye göstermiş olabilir. Ortasında Şeyhülislâm Aziz Efendi abdest almak için bir havuz yaptırmıştır. örneği yoktur. Kıble Kapısı. Bu yazıların elif harfleri üçer zirâdır ve düzdür. Evkafı kuvvetli olduğundan burada olan kilim ve seccadeler hiçbir camide yoktur.atsizcilar. Bu caminin bir yan kapısından öteki yan kapısına kadar uzunluğu elli ayaktır. 23. Gayet sanatkâranedir. Bu Mahfil tahtânîdir. Her kubbenin alemleri güneş gibi ışık verir.com    Sayfa 67  . Kıble kapısından mihraba kadar 180 ayaktır. Nakışlı bir Müezzinler Mahfili (248) vardır ki sanki Cennet Mahfilidir. vükelâ kimselerin camileridir. (245) Bu rakkam mübalağalıdır. üstünde her payenin dört cihetinde de Tanrı isimleri türlü hatlarla ziynet verir. Aşağısı ibadethane. Bu açık kubbenin altında eni boyu aynı büyüklükte bir havuz vardır ki iğinde türlü balıklar yüzer. Her eve 5 kişi hesabıyla Bursa'da 115. (247). nakışlıdır. vezir. Ama şimdiki halde. Bu sütunlar üzerinde 19 kubbe vardır ki hep kurşunla örtülüdür. Gece gündüz kalabalık cemaati vardır. Hayvanlar ve kuşlar giremeyip güneş ışığı girerek aydınlatır. Sağ tarafta da Mahkeme Kapısı bulunur. Yirminci kubbe yeri caminin ortasında olup sarı pirinç telden bir kubbe örülmüştür. eski Kaplıca şehrinin Edem (250) Mahallesi'nde güzel bir camidir. Minberi yapan sanatkâr ceviz tahtası üzerine bütün üstadca kudretini sarfedip olağanüstü bir nakışla bezemiştir ki burada olan Bursalı Fahrî oymasının türlü çiçek resimleriyle yazılarını cihan ressamları toplansalar yapamazlar. Bu cami Bursa şehrinin Ayasofyası'dır.  Camileri Hepsi 1040 tanedir (246). 2000 talebe dersle meşguldür. Sultan Orhan Gazi Camisi: Bursa'nın fethinde ilk yapılan bu camidir.000 kişi olması icab eder ki 17. Yüzyıl ortası için imkânsızdır. 3 kapısı vardır: Sol tarafta Hünkâr Mahfili Kapısı. (246) Bursa şehrinde 1040 cami bulunması da imkânsızdır. yukarısı www. Cami içinde dörtköşe paye sütunlardan her birinin aşağısı adam boyu kadar altınlı.

Bursa'nın bir gezinti yerinde yapılmış Selâtin camisidir. Herkes kendi odasında imama uyup ibadet eder. cana yakın bir ibadet yeridir. Bu caminin benzeri Bursa'da olmadığı gibi seyyahlar "başka ülkelerde de böyle bir Tanrı evi görmedik" diyorlar vesselam.atsizcilar.000 altın almıştır. Evkafı az olduğundan garip kalmıştır. bağlı bahçeli. gönül çekici bir camidir. Bayazıd Han Camisi: Bursa'nın doğu cihetinde Cennet bahçesi gibi bir gülistan içinde küçük bir camidir. sadece bir yapıdır. Yeşil İmaret Kapısı 40. eni 100 ayaktır. Hâlâ durur. Yapan. Eski tarzda. caminin bahçesi veya avlusu demektir. eni 60 ayaktır. Dört yanı han. Yıldırım Bayazıd Han oğlu Musa Çelebi Rumeli'den mal gönderip bitirtti. (249) Harem. Haremi yoktur. Gelmek ihtimali olmadığını da anlayınca öfkelenip "kaskatı kal" dediğinde Ulu Tanrı'nın buyruğu ile o doğan tak üzerinde taş olup kalmıştır. Çünkü o mihrapta olan inceliği anlatmak imkânsızdır. Nice şehzadeler burada gömülüdür. Bursa'nın doğu cihetinde. solunda yüksek takma varıncaya kadar gayet ince ve güzel nakışlar yapılmıştır ki dünyanın en usta nakkaşları bunları kâğıt üzerine kıl kalemle yazamazlar. eni 80 ayaktır. "dal" ve "mim" harfleriyle yazılmıştır. Ancak bir kıble kapısı var ki sağında. Yıldırım Bayazıd Han Oğlu Mehmed Hem Camisi: Yeşil İmaret adıyla meşhur parlak bir camidir. Edirne'de merhum olup na'şı Bursa'ya getirilmiş ve bu caminin alanına gömülmüştür.000 altına yapılmış ve süslenmiştir diye dostlar arasında destan olmuştur. Müezzin Mahfili sade. Dış hareminde çınarların her biri göğe uzamıştır. Mihrabı. şehirden dışarıdadır. www.com    Sayfa 68  . Fakat cemaatten mahrum kalmıştır. İki kubbelidir. mescitler. bina sahibi Mehmed Han'dan üç yılda 40. Bu caminin bir kapısı. güzel ve eski tarzdadır. minberi. mamur. İçinde sütunları yoktur. Yani "Edm" veya "Adm" şeklindedir. Seyyahlar arasında herkesin cidden övdüğü muhteşem bir kapıdır. Murad Han her ne kadar doğanı çağırrnışsa da gelmemiş. ham mermer üzerine keser vurarak hünerini belli etmiş. Cennete benzeyen bu camide güzel sanatkârlıklar. Bir tabaka yüksek minaresi vardır. insan ibadetle meşgul olmak için girse gece gündüz kapanıp çıkmak istemez. üstadca yapılmış. Mihrap ve minberini tariften âcizim. Sözün sonu: Güzelliği ve hoşluğu bakımından yer yüzünde böyle bir insan işi yapılmamıştır. Cemaat. Hikâye: Bir gün Murad Han Hazretlerinin bir doğanı uçup tak üzerine konmuş. Yeşil Cami diye adlandırılmasına sebep kubbelerinin ve minaresi tacının yeşil ve sırlı çini ile örtülü olup güneş ışığı altında zümrüt gibi parlamasıdır. Emir Sultan Camisi: Etrafı gören bir şey üzerinde yapılmış bir camidir. türlü marifetler yapmıştır ki anlatmak isteyenler övmekte âciz kalırlar. Fatih Sultan Mehmed Han'ın babası ikinci Murad Han'dır ki ski kere padişah olmuştur. Bursa'nın batısında. (248) Toplantı yeri demektir. cami. Muradiye Camisi: Çelebi Mehmed Han oğlu Murad camisidir. Yıldırım. yüksek bir yerde. Bizim Edem okuyuşumuz bir yakıştırmadır. "Elif". Fakat mermer üstadı bu kapıya tam üç yıl. tekke ve medreselerle süslü. Bu cami Temür vak'asında bitirilemeyip eksik kalmıştı. Dışarı haremi çınarlarla süslüdür. Ruhaniyetli bir camidir. Herkesin gözü önünde bellidir. bir şerefeli minaresi vardır. gölgelerinde gamsız kedersiz oturur. bir tabakalı minaresi vardır. Boyu 108. imaret. Uzunluğu 150. Bir kapısı. (250) Bu kelimenin okunuşu şüphelidir. Kubbeleri beyaz ham mermerdendir. Kıble kapısından mihraba kadar uzunluğu 150. Bu cami 850 yılında {=29 Mart 144618 Mart 1447) yapılmıştır. Görülmesi lâzım güzel bir camidir. iki kubbelidir.  çepeçevre medrese odalarıdır.

Bazı yerlerinde demir pencereleri var. 300 dükkândır. Uzun Çarşı'sı gayet mamur ve müzeyyen olup orada her türlü esnaf vardır. Zeyneddin Hâfî Medresesi.com    Sayfa 69  . Molla Fenâri Medresesi. İşte bu 10 tane esnaf dükkânları Kapalı Çarşı'nın dört çevresini sarar. Gazazlar Çarşısı. misk. Çelebi Mehmed Haniye Medresesi. Muradiye Medresesi. pazarcıları dükkânlarını meyve dallarıyla süslerler. Bursa'nın Büyük Çarşısı Bütünü 9000 dükkândır (251). Kadri Efendi Medresesi. Bayazıd Paşa Medresesi. Îsâ Beğ Medresesi. Emir Sultan yakınında Kasım Paşa Medresesi. Pirinç Hanı yakınındaki Kebapçılar Çarşısı da ihtişamlıdır. (252) Metinde "Ham hâlât" yazılmıştır. www. gülsuyu satılan güzel kokulu bir çarşıdır. dârülkurrâ. İpekçiler başka bir çarşıdır. Gazâziye Medresesi. hele gelincik gibi güzel Gelincik Çarşısı ayrıca bir büyük yolun iki tarafında olup öd. Sultanî Medresesi. Cüııeyd Beğ Medresesi. Zevk sahiplerine malûm olsun ki Bursa'nın yiyecek.000 evi doğru diye kabul etsek bile yine 9000 dükkân çok fazladır. Emir Sultaniye Medresesi. Bursa Medreseleri Orhaniye Medresesi. Molla Arap Cebbarı adıyla adlandırılmış olup hoş havası insanı cidden cebren götürüp Hakka ibadet ettikten sonra halkla sohbet ettirir. Bakkallar Çarşısı temizdir. Yüksek yerde olduğundan havası gayet hoş bir gezinti yeridir. Kapalı Çargı'nın dört çevresindeki Kuyumcular Çarşısı bir büyük yolun dört tarafına yayılmış kagir binalardır. O kadar değerli.. Haeriye Medresesi. 75 kadar kahvehanesi vardır.atsizcilar. Takkeciler Çarşısı. Yıldırım Haniye Medresesi. Kayağan Pazarı'ndaki yemiş. Kurşun örtülü kemerlerdir. Bezzazlar. mücevherli kap kaçakları ve hediyelikleri vardır ki dillerle anlatılamaz. Fakat Haleb'in çarşılarıyla Edirne'nin Ali Paşa Çarşısı bunlara denk olabilir. Seyyahların rivayetine göre bunlara denk güzel bir bina başka bir diyarda görülmemiştir. Kale gibi dört demir kapılı büyük bir kapalı çarşısı vardır. Hallaçlar Çarşıları gayet süslü olup sahipleri iyi ahlâklı çelebilerdir. Çalgıcılarla okuyucular günde üç defa Hüseyin Baykara fasılları derler. Saraçhanesi süslüdür. Her kahvede gazel okuyanlar vardır ki insanı mest eder. Bundan başka daha 100 yerde tertiple yapılmış pazarlar vardır.  Molla Arap Cebbarı Camisi: Şehrin doğu tarafındadır. Her köşe başında bir çeşmesi bulunur. Molla Yeğen Medresesi. Sözü uzatmak istemediğimden medreselerin tafsilâtına girişmedim. Bursa'nın bu çarşıları İstanbul'da bile yoktur. Bu herhalde 900 olacaktır. Hamza Beğ Medresesi. İçinden geçen adam keyfinden çıkmak istemez. Her birinde Mısır hazinelerine malik tüccarlar vardır. amber. Hoşafçıları bu diyara mahsustur. dört tarafı kagir duvar büyük bir camidir. iplikçiler Çarşısı. (251) Evliya Çelebi'nin Bursa için verdiği 23. Veliyeddin Oğlu Ahmed Paşa Medresesi. dârüttâlimler dahi vardır. HUdavendiye Medresesi. Ham halde satılan maddeler mânâsında ozanına ait bir terim değilse imlâ yanlışı olup doğrusunun baharat olması gerekir. Birkaç dârülhadis. Edebiye Medresesi. Musalla Camisi: Sed başında çimenlik bir ovada yapılmış. Ulu Cami tarzında yapılmış güzel bir camidir. Fakat Baharat (252) Çarşısı. Kavukçular Çarşısı. içecek satıcılarının hepsi Müslüman'dır.

göğe yükselmiş büyük köprülerin biri de budur. Şerefyâr Kahvesi. Bursa'nın içinde ve dışında küçük. 729 yılında (254) Orhan Gazi. Bu köprü dükkânlarının üzeri bütün tonoz kemerlerle yapılmış olup kurşunla kaplıdır. büyük 40 kadar köprü vardır. Kıssahân (253) Harşene Mahmud. Savaşçı. Han gibi misafirhane olup at bağlanır. (253) Kahvelerde ve toplantılarda daha ziyade dini ve efsanevi hikâyeler anlatan adam. Kahve Ulu Cami dibinde olduğundan müezzin "Hayy ale'sselât" diyince kahvede kimse kalmaz. Irgandı Köprüsü: Bursa'nın bir çarşısı da Gök Dere'deki Irgandı Köprüsü üzerindedir ki sağlı sollu 200 kadar dükkândır. O sırada Tanrı uğruna savaşan yiğitlerden biri hamama giderken bu köprü' yerinde "çıkayım mı. bütün malı evine taşıyarak onda birini Devlet Hazinesi'ne verdikten sonra kalanı ile büyük bir köprü yaptırır. Çarşılarında. süslü. Kapılar kapanırsa başka bir yerden girmek mümkün değildir. dükkânlar üzerinde üzüm asmaları olup salkım salkım üzüm avizeleriyle süslüdür. Baştanbaşa asmalarla bezenmiş pazarlardır. www. Köprünün bir tarafı boştur. Bursa ileri gelenlerince bozahaneye girmek ayıp değildir. meşhur.  Meddahlarının başı "Kurban Alîsi Hamza" adında bulunmaz birisiydi. Bursa halkı namazını bırakmaz. anayolda ayağı kayan at tepetaklak olur. iki yanına bakarak ne görse iyi? Derenin içi Kıdafa (255) sikkeli altınlarla dolu. Tanrı korusun. Kahveleri birer irfan mektebidir. O da: "Ne hayır ettin? Allah sana kısmet etmiş. Hep camiye giderler. Gayet cilâlı taşlardır. Yüzlerce yıldan beri bir taşı üstünde gedik olmamıştır. Kaldırımları muntazamdır.com    Sayfa 70  . Cin Müezzin Kahvesi meşhurlarıdır. Tireli Ali Beğ "Ebâ Müslim Teberdâri" okumada sanki Siyeri Veysî sahibi idiler. İki yerde Tahtakalesi vardır. (254) Bu tarih herhalde istinsah yanlışı olacaktır. Daha birçok eğlence yerleri varsa da biz özetledik. Git Bursa'da hayrata sarfet" diye emreder. bezekli bir kahve olup cihanın bayıldığı rakkasları vardır. Serdar Kahvesi. Bursa'yı fethetmiştir. vurduğu yerden gürleyip büyük bir hazine meydana çıkarak yer ırgalanıp sallanır. Bursa şehrinin umumî yolları çakmak taşlan ile döşenmiştir. Kara Flruz. Irgandı Köprüsü'nün yapılmasının sebebi: Türkçede "ırgandı". Firdevsî'nin Şehnamesi'ni okuyunca Cennet melekleri» hayran ederdi.atsizcilar. ne yapabilirsin" diyerek sesin geldiği yere bir kılıç vurunca. Gazi hayrette kalarak şaşırır. altlarından geçen Gök Dere'ye bakar. Arabistan'da ve Acemistan'da bir gözlü. Hücrelerinin pencereleri. işte Irgandı Köprüsü denmesinin sebebi budur. Bu köprünün iki başında kale kapıları gibi demir kapılar üzerinde mazgal delikleri vardır. 90 yerde meşhur bozahaneleri vardır. "sallandı" manasınadır. Meddah Şerif Çelebi. sarsılır. geleyim mi" gibi bir ses işitir. (255) Bu isim Evliya Çelebi'nin biraz yukarda bahsettiği İzmir Kıraliçesi "Fidka" ile aynı ad olacak. Anadolu'da. ileri gelenlerin ocağı. Eski harflerle yazılışı birbirine benzeyen bu kelimelerden hangisinin Evliya Çelebi tarafından yazıldığı belli değildir. Hemen koşarak Orhan Gazi'ye başından geçenleri anlatır. Çünkü kahvehaneler gibi bunlarda da okuyanlar ve çalanlar vardır. Gazi hemen kılıç çekip "çık bakalım. Kahvelerinin en büyüğü Ulu Cami dibindeki Emir Kahvesi'dir. Çünkü biraz yukarda Evliya Çelebi 726 da fetholunduğunu yazmıştı ki doğrusu da budur.

Şehzade Şehinşah'ın oğlu Şehzade Mehmed babasıyla Bursa'da beraberdi. oğulları Şehzade Musa. Daha nice bilinmedik sözleri vardır ama bazı şehir çocukları vardır ki söz ebesi. Meselâ "Ahmed Çelebi" yerine "Ehmet Çebü". Kadınları güzellikte. nükteci çelebilerdir. rind. Bayazıd'ı Velî'nin oğlu Şehzade Ahmed Han. Şehzade Ali Ham adlı iki şehzadesi taundan merhum olup naaşları Bursa'ya götürülerek Orhan Gazi ile Osman Gazi arasına gömüldü. (257) Aral" kelimesinin istinsah yanlışı olduğu muhakkaktır.  Bazı meydancıklarda çınar ve salkım söğütlerle süslü sokakları vardır. hanedandan hizmet ehilleridir. Babası ile beraber Orhan Gazi yanında yatar. gezmeyi sever. Güçleri yettiği kadar türlü türlü güzel elbiseler giyerler. "Mehmed Çelebi" yerine "Memet Çebü". konuşmadan kalır. Bütün halkı yabancı dostu. bostan. Teke Vilâyeti'ne sığınmıştı. Bursa'da hâkimdi. çok zengin tüccarları ve bilginleri vardır. Burası Anadolu toprağı olduğundan "lehçeleri Aral (257) lehçesine yakındır. Selim'le büyük savaş edip bozularak kaçmış. Konuşsalar gayet güzel söz ettiklerinden tasana tesir edip gönül ferahlığı verir. Belki de bu kelime "Anadolu"dur ve yazılırken değişikliğe uğramıştır. Burada erkekler o kadar çok yaşar ki kuvveti gider. Şairler bu yüzden "Şehrengizler" (258) yazmışlardır. Bursalılar Nice bin samur kürklü. Çünkü her biri bir üstaddan feyz almış kimselerdir. Şehnaz de Alemşah. yine de yaşar. Şehzade Emir. (256) Bu söz muhtemelen resmî tahrir kayıtlarından çıkarılmıştır. Orada Piyale Lalası ile bir mağarada saklanmış bulunarak 919 tarihinde (= 9 www. Fakat lodos rüzgârı tarafını Keşiş Dağı örtmekle o rüzgârlarda havası ağırdır. Aşağı şehrin her evinde birer ağaçlı bahçe bulunduğu gibi her birinde de mutlaka havuz ve şadırvan vardır. gümüş bedenli. bahçe. Başka diyar kadınlarında böyle bir şey yoktur.31 Temmuz 1402) ölmüştür (259). Bayazıd'ı Velî oğlu Şehzade Korkud. Kardeşi I. Güzel erkek ve kadınları gayet çoktur. (258) Bir şehrin güzelleri hakkında yazıları manzum eserler.com    Sayfa 71  . muhteşem. Bir takımı çarşı ve pazarda sanat sahipleridir. gülistanı vardır" diye yazılmıştır (256). sevimli kim» seterdir. Gür saç örgüleriyle şairlerin akıllarını çelerler. Sultan Ahmed'in Şehzadesi Alâaddin. "İsmail" yerine "Ismıl".atsizcilar.000 kadar bağ. Halkı ince endamlı. Bu şehir öyle Cennet bağı gibi bahçeli bir şehirdir ki "47. biçimi gider. Suyunun ve havasının güzelliğinden halkının yüzleri kırmızıdır. arif. Sözleri de boyları gibi biçimlidir. Bayazıd'ı Velî oğlu Şehzade Mehmed. Alemşah'ın oğlu Şehzade Osman. hoş konuşan adamlardır. tenasüpte ileridir. Çok defa kazançları ipektendir. Şehzade Orhan. Bir takımı da ileri gelenlerdir ki at sahibi. Bursa dördüncü iklimdendir. Bayazıd'ı Velî oğlu Şehzade Şehinşah. "Ca'fer" yerine "Cafar" derler. Osmanlı Şehzadeleri'nin Mezarları Osman Gazi oğlu Şehzade Alâaddin Paşa 804 tarihinde (= 11 Ağustos 1401 .

com    Sayfa 72  . gelenlere veda ederek 4 saatte yine Mudanya kasabasına vardık. (260) Metinde ölüm tarihi 909 gösteriliyorsa da istinsah yanlışı olduğu bellidir. Nihayet zarif. Alişah. gibi nice manzumeler vardır ki okuyanlar gülmeden hayran kalır.atsizcilar. Feryâd elinden Bozburun! Bekleye bekleye seni Kalmadı ağız. Orada hayvanlarımızı Bursa ileri gelenlerinin hademelerine teslim ederek bir hafif yüklü gemiye bindik. Ben dahi iki gün bu hal ile bekledim. Murad yanında büyük bir kubbe içinde rahata kavuşturuldu. Çelebi Sultan Mustafa dahi Bursa'da gömülüdürler (261). Nicesi de dostluk göstererek atlara binip arkadaşımız Okçuoğlu Ahmed Ağa ile birlikte benimle Nilüfer Köprüsü'ne geldi. burun. işte burada bekleye bekleye bıkan tayfaların ve tüccarların bedduası eseri olarak burası harap olmuş ve olmakta bulunmuştur. yahut bir iki ay yatarlar. Orada. Doğrusu güçlü kuvvetli şehzade imiş. âh. Çelebi Süleyman Beğ. (261) Evliya Çelebi'nin sıraladığı şehzadelerde düzeltilmeye ve incelemeye muhtaç çok noktalar vardır. Şehzade Kasım. Günün uygun zamanında yola çıkıp denizin dalgalarına kapılarak sallana sahana çalkalanıp bir günde canımızdan bezmiş olduğumuz halde Bozburun iskelesi'ne geldik. Şehzade Süleyman Çelebi. İskele başındaki caminin kapısında ve duvarlarında misafirlerin şikâyet yazılarından bir harf yazacak boş yer kalmamıştır. Lâkin dört çevresinin bağ ve bahçeleri çoktur. Türlü türlü yazılar görmek isteyenler Bozburun'a gelip duvarları seyretsinler: Dâd (262) elinden Bozburun. Amansız bir girdabın olduğu yerde bulunduğundan gelen gemiciler girdap korkusuna düşerek beş on gün. dâd.  Mart 1513 . Silâhlarımızı kemendimize www. Bunların hepsi ikinci Koca Murad Han'ın türbesinde gömülüdürler. Buğa Han. Bir gemi bu girdaptan geçmeden kurtulamaz. birkaç misafirhane. İstanbul'a Dönüş 6 Safer 1050 de (=28 Mayıs 1640) velinimetlerimizle vedalaştık. İkinci Murad Han oğlu Şehzade Hasan: Fatih Sultan Mehmed'in ana bir küçük kardeşidir. Şehzade İsa Çelebi. Eski zamanda mamur ve ticaretgâh bir iskele imiş. Yahut: Ey belâlı Bozburun! Feryâd elinden. küçük bir cami ile birkaç bakkal dükkânı. Cenışah.25 Şubat 1514) ölüp (260) Bursa'da II. Meselâ Çelebi Süleyman Beğ ile Şehzade Süleyman Çelebi aynı prenstir. Cihansah. Başka bir bina yoktur. kibar 15 kişi bir yere geldik. iskele basında bir han. (259) Orhan Beğ'den büyük olan Alâaddin Paşa yani ÂM> Erden Beğ'in 1402 ye kadar yaşamış olmasına pek ihtimal verilemez. Veli Han. ekmekçi ve bozacı dükkânları var.

Ben o gün evimize varıp babamın ve anamın ellerini öperek huzurlarında durunca babam: "Safa geldin Bursa seyyahı. 1 hamamı. 2 kilisesi vardır. Şeyhülislâm Hüseyin Efendi Ziyareti: IV. O gece bana nice hâl ehli canlar rica edip senin seyahate gitmekliğin için izin istediler. 3 mescidi. Bostancıbaşı hükmünde bir subaşılıktır. Burada bütün arkadaşlarımızla gemiden çıkıp misafir olduk. Ziyaretten sonra bahçe üstadından atlar alıp arkadaşlarımla binmiş olarak giderken deniz kıyısında ağırlıklarımızı taşıyan gemi de kürek çekerek bizimle yarış ediyordu. deniz kıyısında Cennet bağı gibi bir Hünkâr bahçesidir. Ama sana öğüdüm var" diye elime yapışıp karşısında ayak üstü durdurdu. Bir ara denizde serseri gezdik. 1 camisi. Mimar Sinan yapmıştır. 300 kadar mamur evi vardır ki hepsi kiremitle örtülüdür. Subaşısı Bursa tarafındandır. II. Eyüp Mollası'nın nahiyesi hükmündedir. Nâib oturur. İstanbul'u yaptığı zaman oğlu Aya İstekan dahi bu şehri yaptığı için ondan bozma olarak Ayastafanos derler. 40. Şimdi 500 mamur evli bir Rum kasabasıdır. safa geldin" dedi. Selim Han çağında İskender Çelebi adlı bir Defterdar'ın bahçesi imiş. Bir Bostancı başısı. Bin kere İnnâ A'taynâ Sûresini okudum. Armudlu kasabası nahiyedir. 1 zaviyesi. Nihayet 15 Safer 1050 de (= 6 Haziran 1640) İstanbul'a girdik. "Sultanım! Bursa'da olduğumu nerden bildiniz" dedim. 10 kadar dükkânı vardır. Dedi ki: "Sen 1050 Muharreminin aşûrâsında (= 2 Mayıs 1640) kaybolduğun gece ben nice dualar okudum. mamur bir yerdir. figan" mânâsında Farsça kelime. Sağ eliyle sol kulağımı burarak uzun bir öğüt verdi. Ayastafanos kasabası: Madyan oğlu Yanko. Sonunda da enseme bir pehlivan sillesi vurup kulağımı burdu. Fatiha okuduk. Bursa'da Emir Sultan zaviyesinde ruhaniyetinden yardım dileyerek seyahat rica edip ağlıyordun. Onun için Armudlu derler. Denizde 50 mil kadar ilerledikten sonra hava gayet elverişli olarak sütliman haline geldi. çevresi armut bahçeleriyle süslü. Gece rüyamda seni gördüm.atsizcilar. Sabahleyin yaya olarak kıyıdan kuzey tarafına giderek 3 saatte İskender Çelebi Bahçesi'ne vardık.  bağlayarak karadan yola düştük. 200 kadar külâhlı Bostancı neferleri vardır.com    Sayfa 73  . Tanrı mübarek eyleye. İskender Çelebi'nin çocuksuz ölmesi üzerine Padişahlara mahsus has bahçe olmuştur. ikindi vaktinde İstanbul kıyılarında 5 mil daha giderek Ayastafanos (263) kasabasına geldik.000 den fazla fetva ezberinde idi. Suyu ve havası gayet güzeldir. Kasaba düz bir ovada. Herkes hayrette kaldı. www. Halbuki nereye gittiğimden kimsenin haberi yoktu. 1 küçük çarşısı. "Yürü. Kâfirler zamanında büyük şehirmiş. Evliya Çelebi bunu "Ayastafanos" şeklinde yazıyor. Şimdiye kadar öyle bir Müftü gelmemişti. Bir Yasakçı Kolluğu vardır. Sonra rüzgârın uygun esmediğini görerek gemimizi rüzgâra uydurduk. 3000 adım kadar gittikten sonra Armudlu nahiyesine vardık. Havası çok güzeldir. sonun hayır olsun" dedi. Deniz kıyısında. Gelimdi oğul! Bundan sonra sana seyahat göründü. ahalisinin itaatsizliği dolayısıyla harap etmiştir. (262) "Feryad. Bu bahçe. Ben de o gece hepsinin rızası ile sana "izin verdim. Bir gece orada misafir kalıp sabahleyin gemicilerin haber vermesiyle acele kıyıya gelip yine gemiye bindik. bağlı bahçeli. 1 hanı. (263) Bugünkü "Yeşilköy". Tanrı'ya hamdolsun hafif batı rüzgârıyla Bozburun girdabından kurtulup yelken açarak Katırlı adlı dağın dibinden Bababurnu adlı yerde Baba Sultan ruhuna Fatiha okuduk. Murad Han Müftülerindendir. Emevîler'den Süleyman bin Abdülmelik zamanında İstanbul kuşatılarak fetholunamadan dönüldüğü vakit Ömer bin Abdülaziz bu şehri.

Cuma namazını yine o iskeledeki Ahi Çelebi Camii'nde kılarken aklıma. Bir saz ve eğlence. Zira bir boğazdır. 2 ekmekçi dükkânı.atsizcilar. Dizdarı. 2 bakkal dükkânı ve 1 çeşme vardır ki üzerindeki tarihten Sultan Murad'ın Bostancı basısı Mustafa Ağa'nın 1048 yılında (=15 Mayıs 1638 3 Mayıs 1639) yaptırdığı anlaşılıyor. Müshil İçme Suyu: Her yıl temmuzda. Şeyh Ehlicennet Efendi. pazarı. Taş.  Sillenin tesirinden kurtularak gözümü açınca baktım ki evimizin içi nurla dolmuş. Şam. Hepsi de: "Yürü! Tanrı seyahatini kutlu etsin" diye himmet buyurdular. Evimize geldik. Limana bakan bir kapısı vardır. Dertlilere yâr ol" diyerek alnımdan öptü. kırk gece sürer. Kostantinoğlu. rüyamda o camide Hazreti Peygamber'in imamlık ettiği sabah namazı. içime sevinç doldu. Gebze (266) Kazası'nın nahiyesidir. Fakat iğinde 20 kadar kiremit örtülü evi vardır. O hafta 1 Rebîülevvel 1050 de (=21 Haziran 1640) akrabamızdan Kuloğlu Mehmed Reis'in gemisiyle İzmit'e gitmek üzere babamın elini öperek yola düştüm. Nereye gidersen iznim var. Mısır'a giden hacılar. fişek eğlenceleri olur ki dillerle tarif olunmaz. Bir camisi varsa da çarşısı. Bir heğbe içinde 12 kadar nefis kitap ve 200 kadar Eşrefi altın yol parası verdi. hamamı yoktur. "Tanrı'ya hamdolsun. Doğu tarafı 80 mil sürer büyük bir körfezdir ki sonunda İzmit şehri vardır. Rüzgâr olmadığından gemiciler kürek çekerek 20 mil mesafedeki Dil iskelesi'ne getirdiler ki burada Konya. Kalamış Burnu'na. bir hanı. 1 bozahane. tüccarlar. Hastalıklı olup iç hastalıklarına uğramış olanlar burada üç gün. Gayet güzel liman olduğundan Gebze şehrinin iskelesidir. kiraz mevsiminde İstanbul'dan ve başka şehirlerden buraya binlerce adam birikip çadır kurarlar. Hemen babamın elini öpüp sessiz durdum. bir saat kadar mesafede. küçük çarşısı vardır. İzmit Seyahatimiz Cuma günü Yemiş İskelesi'nde elbisemizi gemiye koyduk. Bazıları tesbih tanesi gibi durulmuş şeyler çıkarır. öyle tüfek. kare şekilli. Allah'ın emriyle kimisi kusup sarı sarı.com    Sayfa 74  . Acem diyarında "Dârâgâ" yi yenerek Dârâ evlâtlarını burada bir mağara iğinde rahiplerin hapsine verdi. Kırk ellişer www. Gebze bunun kuzeyinde. Bütün arkadaşlarla dışarı çıkarak deniz kıyısında çadır kurup zevk ve safaya koyulduk. Peygamber'in elini öperken meclisin heybetinden şaşırarak "şefaat" yerine "seyahat" dilediğim geldi. ziyaretçiler at kayıklarına binip bir mil kadar karşı tarafta bulunan "Hersek Dili" ne geçerler. "Yürü. Halep. Şeyh Mısırlı Ömer Efendi. Bazıları da aşağısından türlü türlü hastalıkları çıkararak sanki yeniden hayat bulur. yeşil safra. Bu kalede demir aldık. bir yiyip içme olur ki kırk gün. Yelkenkaya Burnu'na uğrayarak rüzgârı arkadan almak suretiyle Danga Kalesi'ne geldik. büyük bir yapıdır. kara halitalar çıkarırlar ki insan pis kokusundan ölecek gibi olur. dağlar üzerinde. Bu kale 827 tarihinde (= 5 Aralık 1423 22 Kasım 1424) Çelebi Sultan Mehmed Han tarafından fetholunmuştur. Bağdat ve Erzurum yolu üzerindedir. Bu Gebze (267) Dili İskelesi'nde 2 eski han. Hâsılı 12 kadar şeyhin de ellerini öptüm. çetin bir kaledir. Şeyh Gafûrî Efendi. Darıca: İstanbul'dan 80 mildir. üç gece içme Suyu'ndan içerler. seyahat kısmet oldu" diye şükrederek yüzümü yere sürdüm. Çarşamba Pazarı'nda "Ab dülvâhid Efendi" ye götürdü. Ama gurbet diyarında tedarikli ve merd ol. Sonra bu kaleyi yaparak adına Dârâpeçe (264) koydu ki Dârâ oğulları demektir (265). Hünkâr'ın Fener Bahçesi Burnu'na. Onun da hayırduasını aldık. Sonra gemiye binerek poyraz rüzgârı ile Üsküdar tarafından Kadıköyü Burnu'na. Buradan yine gemiye binip 3 mil kadar kürek çekerek sakin bir havada "içme Suyu" durağına geldik. Evkafı Subaşılıkktır. Şeyh Bektaş Hasan Efen diye götürdü. neferleri yoktur. Hâkimi Kireççibaşı'dır. Deniz kıyısında yalgın kaya üzerinde. bir hamamı. Aşağı varoşu 300 kadar kiremitli ev olup bir camisi.

Yunan tarihlerinde İzmit şehrine "İskender Makedonya" deler. (264) Metinde Dârâ ise de "Dârâ oğlu" diye tercüme ettiğine göre Dârâpece" olması lâzım. 60 evli bir Müslüman köyüdür. Bu su işte böyle hassalı bir içme suyudur.com    Sayfa 75  . İzmit'in doğu tarafındaki Sapanca Gölü'nü yararak İzmit Körfezi'ne akıtmıştır. Yeniçeri Ağaları'na mahsus gemiler burada yüklenir. İskender Temmuz ayında İstanbul karşısındaki Çamlıca dağlarında yaylanırdı. Yunanlılar'ın sözüne göre bu dünyaya 4 İskender gelmiştir. lâtif bir su ise de tuzludur. İskender. (266) Metinde: Gibüze (267) Burada: Geğbüze. Bu su. İzmit Körfezi'ne akarak bir kantar odun 5 akçaya. Hâlâ yapısının eserleri. İzmit Kalesi: Yunanlılar'ın Aleksandra dedikleri İskender ki asıl adı İskender-i Yûnânî'dir. Kavala'da doğmuştur. Ama Osmanlı Hanedanı yine dilek edinse Sapanca Gölü.savaşından bozmadır. Berrak. Limon suyu. Hâlâ yıkıntı kalıntısı olarak deniz kıyısında dört köşe. bir kapılı büyük bir kulesi var. Peygamber'den 882 yıl önce bu İzmit şehrinde dünyaya gelmiştir. On beş gün sürgün olduktan sonra yukardan da. Rumeli'de. burçları. İçme Suyu'nun şartları: İçen kimse önce üç gün asla tuzlu ve canlı (yani et) yemeyip perhiz eder. üç gün böyle devam eder. Buradan yine S saat kürek çekerek Zeytinburnu Köyü'ne geldik.  boğum bağırsak gibi çıkılan çalılara sererler. İstanbul Rumları'nın elinde iken 731 (= 15 Ekim 1330 3 Ekim 1331) yılında (270) Orhan Gazi zamanında fethedilmiştir. Ama Filkos oğlu İskender. Gelip gidenler temasa eder. Ama bu İzmit'te doğan İskender yüce bir padişah olup İzmit'i imar ederek metin bir kale yapmıştır ki İstanbul'a benzermiş. bir tahta (269) 2 akçaya olur ve bütün İzmit gemileri tâ Düzce Pazar'a yanaşıp orası ticaret iskelesi haline gelir. Dağlarında mamur köyler vardır. aşağıdan da faydalar görür. Buradan uygun rüzgârla körfezin iki tarafındaki mamureleri temaşa ederek S saatte İzmit Kalesi'ne yetiştik. Sonra buradan gemilere binip karşıdaki Yalova ılıcalarına giderek orada hamamlara girer. Bu İzmit Kalesi. Şimdiki Üsküdar bile İskender'den bozma bir kelimedir. İçinde Dizdar ve neferleri varsa da içi gemi alayı (271) ve kerestelerle doludur. Bütün vücudu sağlam ve tenasüplü uzuv sahibi olur. Sapanca halicini kapatıp İzmit'i adalıktan kurtarmıştır. İçinde hiçbir imaret yoktur. yalçın kayadan kaynayıp çıkar. Sakarya Irmağı ile Karadeniz ve İzmit Körfezi arasındaki Kocaeli ve İzmit bir ada gibi kalmış imiş. Dördüncü gün sabah ve aksanım birer fincan su içer ama kendisini sıcak tutar.atsizcilar. kuleleri bellidir. Nice faydalar görür. Sonra İstanbul tekfuru bulunan Kostantin (268). kelebek gibi haşerat çıkar. ekşi çorba içerek sürgününü keser. www. Acayip hikmettir ki bazı çıkıları yardıkta içinden binlerce kara başlı kurtlar. Bu köy deniz kıyısında 1 mescitli. (265) Bu hikâye 'in Dârâ ile . Buradan bir gemiye binip kürek çekerek yarım saatte ine Hacı Köyü'ne vardık. onları bir daha bu kaleyi almak hevesine düşürmemektir. Fethinde güçlük çekildiğinden alındıktan sonra kalesi yer yer yıktırılmıştır. Zeytinburnu Köyü: İzmit'te bir iskeledir. Sonra üç gün daha üç nöbet sudan içip kaynamış tuzsuz piliç suyu içer. Bir değirmeni var. Bundan maksat Kâfirîer'in isteğini kesmek.

(268) Metinde "Kştntş" şeklindedir. Anadolu Eyaletleri'ni yazdırdığı sırada İzmit'i de Anadolu'dan bir sancak olarak yazdırmıştır. Bir minareli. git" ten bozmadır derler. Altıntopoğlu Evi. 35 Zeameti. Bezenmiş. bağlı bahçeli. Serdar Solak Evi ile şehir 23 mahalledir.526 Hası Hümâyunu. Mescitleri de vardır. Hanlardan başka iskele başında 200 kadar kereste ve başka mal mahzenleri vardır. Paşa Sarayı. Rüstem Paşa Hamamı da. Muhteşem Yeniçeri oturma yerleri. Fatih Sultan Mehmed.atsizcilar. Bahçe Ustası ve 200 kadar Bostancı neferleri vardır. Hanlarının en mükellefi Pertev Paşa Mihman Sarayı'dır. Bu şehrin evleri 3500 tane olup mükellef. Kadılığı yılda 5000 kuruş olur. örtülü güzel bir camidir. iskelesi büyük bir ticaret limanıdır. (269) Metinde "tahta" miktarı gösterilmemiştir. bir Müftüsü. www. En eskisi çarşı içindeki Mahkeme Camisi'dir. Koca Mimar Sinan yapmıştır. var git" buyurmuş. (271) Gemi malzemesi demek istiyor Fetihten sonra yine Koca Beğ serdar olarak Kalipo Vilâyetini fethederek adına Kocaeli demiştir. Çarşısında 1100 dükkân bulunur. 350 akçalık yüce bir kazadır. iyi tellâkları vardır. süslü. Pertev Paşa Hamamı da Koca Mimar Sinan'ın elinden çıkmadır. kırmızı kiremit örtülüdür. bir Nakîbüleşrafı vardır. 3 mahallesi Hıristiyan. tabaka tabaka. Mükellef saraylarının en düzgünü Bağdat Fatihi Dördüncü Murad Han sarayıdır ki bağlı bahçeli büyük bir saraydır. bir Sipahi Kethüdası. 187 Tımarı. kapalı çarşısı yoktur. Bundan başka Mehmed Beğ Camisi. Paşalığı yılda 20. Bunun "Kstntn" yani Kostantin'den bozma bir imlâ yanlışı olacağını sanıyorum. Hünkâr Sarayı yakınında Tersanei Âmiresi vardır. Gidip gelenler için 70 odası olan kagir bir handır. Kubbesi tonoz ve kurşunludur. Zamanımızda burası üç Tuğlu Vezirlere arpalık olarak ihsan olunurdu. binası. 1 mahallesi Yahudi'dir. Korucuları (272) vardır. Bunu Süleyman Han'ın Veziri Pertev Paşa buraya 7 yıl hâkim olduğu vakit yaptırmıştır.000 kuruşa varır mamur ve büyük bir şehirdir. güzel bir camidir. Zengin tüccarları vardır. Alaybeğisi vardır. Anlatmakta dil kısır kalır. işte "izmit" de "iznim. Abdüsselâm Beğ Camisi de Mimar Sinan'ın eserleridir. mamur. Çoğu kereste tüccarlarıdır ki türlü türlü ipek elbiseler giyerler. Lâkin tüccar hanlarında bütün değerli şeyler bulunur. Hâlâ padişahlara mahsustur. Padişah tarafından 26. Hamamlarından Pertev Pasa Hamamı'nın güzel havası ve suyu.com    Sayfa 76  . 23 tane camisi vardır. bu kaleyi fethetmek için önce "Koca Beğ" i serdar ederek "iznimdir. Bazıları da "azma. 40 kadar da nakışlı kahvehaneleri vardır. Çeribaşısı.  Orhan. git" veya "ezme git" derler. Bir Yeniçeri Serdarı. Bu şehrin kagir. Alâaddin Beğ Camisi. Dârülhadis ve dârülkurrâsı yoktur. (270) Metinde hicrî tarih 831 olarak gösterilmiş ki yanlış olduğu bellidir.

Oradan da yine gemiye binip 30 milde durak olan Dil iskelesi'ne geldim ki karşı tarafındaki Gebze Dili. Fakat burası deniz kıyısında havası ağır. Beyaz kirazı. Şehrin bütünü 700 evdir. 200 den fazla çadır vardı. Her türlü yemişleri güzeldir. www. İzmit Denizi'nin bittiği yerde. Bu uzayan dağ içinde türlü türlü tahtaları biçecek bıçkı değirmenleri vardır ki su ile dönerler. Buradan arabalara binip kıble yönüne 5 saatte meşhur ılıcaya vardık. Kara Yalova Kalesi: Kale ve şehir tekfur yapısıdır. Evlerinin arkası dağlardır. O derviş hemen eteğine toprak doldurur. Hâlâ onun için Dil derler bir sivri kumsal burundur. 7 camisi. Şehir içinde camilerde. Buraları Osman Gazi'nin buyruğu ile "Kara Yalavacoğlu" fethettiğinden "Kara Yalova" derler. Rivayet olunur ki Orhan Gazi çağında dünyayı dolaşan bir derviş buradaki gemicilere gelip: "Oğullar! Beni karşı tarafa geçirin" der. Beyaz renklidirler. İstanbul'dan İzmit'e gemiler geçmez olur. deniz kıyısında Tuzla'sı vardır ki gayet meşhurdur. yoğurtlu. gider. 150 akçalık kazadır. mamur bir kasabadır. Ilıcasının suyu çok sıcaktır.000 adım kadar denizde gidip doldurduktan sonra gemiye girer. çeşmelerde akan suyu hayat suyundan nişan verir ki bu da meşhurdur. Sokakları baştanbaşa beyaz taş kaldırımla döşelidir. Bu Hersek Dili burnunda büyük bir han vardır. 3 hanı. Sonra bu Dil'den yelken açıp Kara Yalova Kalesi'ne vardık.  Şehrin bütün evleri yüksek bayırlar üzerinde olup pencereleri kıble tarafında denize bakar. Bu şehirde akrabamız Kuloğlu Mehmed Çelebi'nin evinde zevk ve safa edip nice ahbaplar ve dostlarla müşerref olduk. Bu dağlarda 50 arşın uzunluğunda çapa direk keserler. Lutfet. Böylece geminin ardınca yürür. Göğe yükselmiş öyle ulu ağaçları vardır ki gölgesinde 10. "Biz karşıya Ulu Tanrı'nın emriyle böyle geçeriz" diye eteğinden toprağı denize döktükçe deniz kara olur. Her yıl kiraz mevsiminde bu dağlar. sıtma yuvası. Biz de çadırımızı kurup sohbete başladık. Gidip gelene açık olup herkes misafir olarak karşı taraftan kayıkların gelmesini bekler. Dağların üstü bağlarla doludur. 1 hamamı.atsizcilar. Soğuk su katılırsa mutedil olur. Fethetmede güçlük çekildiğinden kalesi yıkılmıştır. Tuz Emini vardır. Gebze Dil iskelesi yakınında "Dil Baba Dede" adı ite gömülüdür. kızıl elması da meşhurdur. Bu ise hakikatte Hersekoğlu tarafından denizin içine girmiş bir di] gibidir. O da 12. (272) "Korucu".000 koyun gölgelenir. İçinde adam kaybolur.com    Sayfa 77  . Yıldırım Han zamanında Bursa Sancağı hükmünde yazılmıştır. Burayı Fatih'in veziri Hersekoğlu Ahmed Pasa yaptırdığından Hersek Dili derler. burası gemimize gerek" diye rica ederler. Gemiciler bu hali görünce: "Aman sultanım! Boğazı doldurup ekmeğimize engel olma. Böyle bir burundur. sağlamdır. Lâkin temelleri görünmektedir. Oradan yine gemiye binip denizin karşı tarafında 3 mil mesafedeki "Baş İskele" ye geldik. 40 50 dükkânı vardır. Rumeli ve Balvan direkleri meşhurdur. Tuzu gayet lezzetlidir. Suyunun ve havasının güzelliğinden halkı sıhhatli. Gayet faydalı ılıcadır. Yeniçeriler'de bir sınıf Doğu tarafındaki dağlara "Ağaç Denizi" derler. Üsküdar tarafındadır. bu ılıcanın hatırı için birer safa yeri olur. Derviş Hazretleri de karşı yöne geçince kerametlerini açığa vurduğu için ruhunu Tanrı'ya teslim eder. Güneş tesir etmez uçsuz bucaksız dağlardır. Onlar da geçirmeyip giderler. Burada bir hafta zevk ve safa ettikten sonra yine arabalara binip 5 saatte Samanlı Kalesi'ne vardık. Yeniçeri Serdarı ve Subaşısı vardır.

vardık. Mahsuldardır. bağ ve bahçeleri. Bu şehrin peksimedi meşhur olduğu için 500 kantar peksimet ve azık. rüzgâr ve akıntının tesiriyle olabileceği gibi notlarının karışık olmasından. 150 evli. Çevresi 20 mildir. Ekimi dahi olur. Trabzon Valisi oldu. Dağları kızıl olduğundan buna Kızıl Ada derler.com    Sayfa 78  . 10 mil çevresinde bağlı bahçeli. İşte bunlar büyük. Mamur adadır. dört yanında balık dalyanları vardır. Bir de "Osmanlı mili" bulunuyordu. Dağlarında bağlarının hesabı yoktur. Bu adanın çevresi 8 mildir. Adanın çevresi 11 mildir. Bu da Bostancıbaşı hükmünde olup bir Yeniçeri Yasakçısı vardır. İzmit Boğazı ile Yalova arasına dizilmiş adalardır. Bir manastır da vardır. Keçisi. Halkı zengin reislerdir. küçük bir kaledir. Deniz kıyısında harap kalesi vardır. 10 sandal safra toprağı alıp yine lodos rüzgârıyla 7 saatte Kavak Kalesi'ne eriştik. Onun hasıdır. Nihayet dokuzuncu gün iyi bir havada İstanbul'da "Odun Kayısı" na girdim. Yardımcılarından Subaşıları. Dağlarında bağları var. yalçın kayalar üstünde. sağlam. 100 kadar evi.  Samanlı Kalesi: Burası da Osman Gazi çağında "Samanlıoğlu" adındaki savaşçı tarafından fethedildiğinden "Samanlı" derler. 1050 Cemaziyelevvelinin 1'inde (= 19 Ağustos 1640) Batum ve Trabzon'a Doğru Seyahatimiz Bütün arkadaşlarla vedalaşıp Unkapanı'nda Trabzonlu Fırtıloğlu'nun karamürsel'ine (276) binip lodosla 3 saatte "Yeniköy"e vardık. 1 camisi. kare şeklinde. Anadolu kıyılarını gözleyerek 3 mil gidip Irva îskelesi'ne vardık. (273) Metinde: "Boğaz". hayat suyu kuyulu. birkaç dükkânı vardır. (275) Kâtip Çelebi'nin sık sık kullandığı "dağ" kelimesinin "tepe" anlamına geldiği açıkça görülüyor. Hayırdualarını aldım. Burada bir gün durduktan sonra demir alarak güzel bir havada Karadeniz Boğazı'ndan dışarı çıktık. Tanrı emriyle samanı dahi çok olur. tavşanı gayet çoktur. Hepsi Bostancıbaşı hükmünde olup Kapdan Paşa'nın eyaletidir. Halkı Rum'dur. Bu. Kilisesi. Babam da beni Ömer Paşa'nın kethüdası olmak üzere onunla birlikte gönderdi. Kalesi deniz kıyısında. Mamur kiliseleri vardır. Buradan gemiye binerek 20 milde Heybeli Adası'na geldik. Üsküdar'a yakındır. Nahiyesi Yalova'dır. İstanbul'da biraz müddet zevk ve sefa ettikten" sonra babamın oğulluğu Ketenci Ömer Pasa.atsizcilar. Bunun da havası ağırdır. Ben bu 7 adanın arasında 7 gün gezip temaşa ettim (275). Bu da mamur bir adadır. (274) Evliya Çelebi'nin güneyden gelerek en sonra Kızıl Ada yani bugünkü adı ile Büyükada'yı gezmesi biraz gariptir. Bunların karşılığını herhalde matematikçiler bilir. Oradan kürek çekerek 6 milde Burgaz (273) Adası'na. 300 kadar bağlı bahçeli. bunları düzenlerken şaşırmasından da olabilir. küçük 7 adadır. Babam ve anamla buluşup ellerini öperek İzmit hediyelerinden takdim eyledim. alaca tavşanlı mamur bir adadır. 3 mescidi. Burası İstanbul fethinde Fatih'e itaat etmiştir. Kalesi olduğu için Türkçe Burgaz Adası yani Kale Adası derler. bağlı bahçeli mamur bir kasabadır. Bunun gibi yine çok kullandığı "mil" kelimesinin bugünkü tam karşılığım bulmak güçtür. Oradan 16 milde "Kınalı Adası"na geldik. www. 200 kadar Rum evleri vardır. tatlı suyu olan kuyulu evleri vardır. Bu 7 adacık İstanbul'a 18 mildir. Oradan 10 mil gidip Kızıl Ada'ya (274) vardık. birer Yeniçeri Yasakçıları vardır. Eskiden de türlü "mir'ler vardı.

Kapalı çarşısı yoktur. 600 kadar mamur. Şimdi kasaba o kadar mamur ve güzel değildir. Yeniçeri Serdarı vardır. (279) Osmanlı Devleti'nin son çağında bu şehirin adı "Akçaşehir"di. Dağları bağlı bahçelidir. Bu memlekette "mescit"e "mezkit" derler. İskelesi başında 1 camisi. Buradan ilerleyerek Sakarya ırmağının Karadeniz'e karıştığı yerden geçtik. hanı. iskele başında kiremitli ve minareli bir camisi vardır. Bartın dağlarından çıkar. 100 mil bir istinsah yanlışı olsa bile Kerpe'yi Kefken'in doğusunda göstermek büyük bir dalgınlıktır. Ereğli: Buradan Karadeniz Ereğlisi'ne vardık. güzel evlerle süslüdür. (277) Burada Evliya Çelebi'nin bir yanılması var. Çarşısının içinde kiremitli ve eşsiz bir mezkiti vardır. Oradan Filyos. Camisi. Kütahya dağlarından çıkarak İzmit'e bağlı Geyve vesair kasabalardan geçip bu Kerpe yakınında Karadeniz'e dökülür. Kerpe: Buradan 100 mil gidip Kerpe Adası'na vardık (277). Başka mescitleri ve 40 tane dükkânı vardır. Bartın ırmağı büyük bir ırmaktır. Yeniçeri Serdarı vardır. Şehir ve ev yoktur.  Irva: Kocaeli Sancağı sınırında nahiye ve subaşılıktır. www. 1 hamamı. Kocaeli'nin iskelesidir.com    Sayfa 79  . Mısır gemileri yüklenip giderler. Ama Dizdarı ve neferleri yoktur. Akçaşar: Buradan muhalif rüzgârla Akçaşar'a (279) geldik. (278) Metinde: "Kandıriye".atsizcilar. O yüzden havası sağlamdır. Bu şehrin kıblesi ve doğusu dağlardır. hanı. (280) Bu Kazaklar. Ahmed Han zamanında âsi Kazak Kâfirleri (280) hücum ederek yakmışlardır. Eski zamanda havası güzel büyük bir şehirmiş. Burası adadan 4 saat uzaklıktadır. 40 50 mahzeni. Buradan su alıp yine Anadolu kıyısını gözleyerek ve rüzgârsızlıktan kürek çekerek 36 milde Şile kasabasına vardık. Burası bir adacıktır. Sakarya ırmağı. "Kefken"den batıdadır. küçük çarşısı olan mamur bir kasabadır. (276) Bir nevi gemi. dükkânları vardır. Bolu şehrinin iskelesidir. Buradaki Çoban Kulesi yalgın kaya üzerinde güzel bir kaledir. Kocaeli toprağına yakın bir adacıktır. "Kerpe". 100 tane bağlı bahçeli. Kefken: Oradan Ketken kasabasına vardık. 150 akçalık kazadır. Kıblesi ve doğusu bağlı bahçeli ormanlardır. Tufadar. hamamı. Cumhuriyet çağında "Akçakoca" oldu. Bartın ırmaklarını geçtik. Yine Kocaeli'nde Kandıra (278) kasabası vardır. Paşa hasıdır. kiremitli. 1 hanı. 3 hanı vardır. Eskiden hanların biri kurşunla örtülü büyük bir hanmış. kiremit döşeli evleri vardır. Şile: Burası Kocaeli toprağında kazadır. Her evi bağlı bahçelidir.. Fakat o kadar mamur bir kasaba değildir. Evliya Çelebi ise Kefken'den 100 mil doğuya gittikten sonra Kerpe'ye vardıklarım söylüyor. Kale yakınında yapanın beyaz taştan bir resmi (281) vardır ki sanki canlıdır. Deniz kıyısında 70 tane mahzen vardır ki kereste ve çam tahtalarıyla doludur. Burası voyvodalıktır. Ukraynalıların bir bölümü olup kendilerine "Kazaçi" diyen ve Lehlilerce Kozak denilip damarlarında pek çok Türk kanı bulunan İslav Kazaklar olup Hazar'dan Altay'a kadar uzanan geniş bölgedeki bizim Türk Kazakları ile ilgileri yoktur. Şimdi 600 tane bağlı bahçeli Türk evlerinden mürekkeptir. Bunun da hamamı.

Sinop: Hicretin 92 yılında (= 29 Ekim 710 . Yeniçeri Serdarı. Kastamonu'ya iki durak uzaklıktadır. Sinop Kalesi. Oradan kalktık. Kastamonu hükmünde. Dağları balkan ve ormanlı olduğundan kerestesi çoktur. Oradan. 150 akçalık Kadısı. Burası Kastamonu'nun iskelesidir. (281) "Heykeli" demek istiyor. kasaba gibi büyük bir köydür. metin ve sarp bir hisardır. yüksek bir sırta dayanmış. Başka imaretleri yoktur.com    Sayfa 80  . türlü meyveleri. Kale Dizdarı. İnebolu'ya geldik. Son durak olan Şatır Köyü önünde demir attık. Bütün evlerinde kiremit yerine kayağan (284) taşı örtülüdür. Dânişmendliler'den Osmanlılar'a geçmiştir. www. Sonraları burasını Kastamonu hâkimi "Ula Beğ (287) fethetmiştir. uzunlamasına dörtken şeklinde. neferleri. Yolcular karaya çıktılar. Neferleri vardır. Sinop Burnu görünmeye başladı. Halkı hep marangozdur. kasaba gibi mamur bir köydür. denizden 50 mildir. İkisinin arası karadan 5 konaktır. Gemicilerle çok rahatsız olduk. İnebolu: Buradan Kedüz Limanı'na varıncaya kadar 40 mildir. Şehrin biri doğuda. iskele başında da mahzenleri vardır. Karadeniz Ereğlisi'nin doğusundadır. Dizdar'ı. Amasra. Amasra Kalesi'ni Rum Kayseri yaptırmıştır. Hendeği yoktur. sonra Osmanlılar'a geçmiştir. Kastamonu toprağında Subaşılıktır. Oradan Ketence Limanı'ndan Ketçe Burnu'nu (283) geçtik ki Sinop gibi ince bir burundur.atsizcilar. İkisinin arası karadan 4 konak. Kalenin içinde cami ve mescit dahi vardır.18 Ekim 711) Emevîler'den Süleyman bin Abdülmelik (285) devrinde Ömer bin Abdül'aziz İstanbul'u kuşatarak alamadan döndüğü gibi burayı da kuşatarak alamadı (286).26 Ekim 1394) Yıldırım Bayazıd Han tarafından kuşatılarak gayet sarp ve sağlam kale olduğundan ancak üçüncü kuşatma ile fethedilebilmiştir. Hava elverişsiz olduğu için kürek çekerek yol aldık. Kastamonu toprağındadır. Bolu Sancağı'nda Voyvodalıktır. 150 akçahk kazadır. Burası deniz kıyısında. Oradan kuzeye yine kıyıdan 60 mil giderek İstefan Köyü'ne geldik. biri batıda iki büyük limanı vardır ki sekiz rüzgârdan emindir. 7 mildir. Bolu ile Kastamonu Sancağı arasında sınır olan Kuyu Irmağî'm geçtik. yakışıklı erkek ve kızları herkesçe övülür.  Bartın: Bartın Kalesi. En güzel sığınma limanıdır. Yeniçeri Serdarı vardır. Kalesi deniz kıyısında beşken şeklinde sağlam bir yapıdır ki dillerle tarif olunmaz. 798 yılında (= 6 Kasım 1393 . (282) Rus Kazakları demek istiyor. Kastamonu hâkimi olan Dânişmendliler'e. Mükellef çarşısı vardır. Ceneviz yapısıdır. Oradan ilerleyerek Sinop Kalesi'ne vardık. Burası deniz kıyısında bağlı bahçeli. Amasra'nın doğu yönündedir. Bartın'dan 18 mil kuzeye giderek Amasra'ya vardık. İnebolu Kalesi Ceneviz yapısıdır. Açıktır. Ruslar (282) bu kaleye birkaç kere saldırmışlarsa da başaramayıp dönmüşlerdir. 18 mil içeri bir körfezin nihayetindedir. Kalesi deniz kıyısında. Burada büyük gemiler yapılır. Denizden 100 mildir. Doğudaki limanın bulunduğu yerde suyu ve yapısı güzel bir hamam vardır. Bu şehrin bağ ve bahçesi. Limanı yoktur. Kayalarında ibretle bakılacak yazılar yazılmıştır. (283) Evliya Çelebi'nin bahsettiği "Kerçe Burnu" büyük bir ihtimalle bugünkü "Kerempe Burnundur ki Cide ile İnebolu arasındaki mesafenin ortasındadır. önce.

bir takımı da bilginler ve şeyhlerdir. (288) "Ferace" aslında bir kadın giyimi ise de erkeklerde de geniş binişlere ferace denilmiştir. Gayet sağlam bir taş kaledir. ilim erbabı bu şehri 17'nci iklimde bulmuşlardır. ileri gelenleri vardır. Sinap ile Gülfezâ Burnu arası sanki bir boğazdır. Dizdarı kaleden bir top menzili uzak giderse öldürülmesi için şehirlilerin elinde Padişah yazısı vardır. Çağırır burc-i bedenden gönül: Allah yekdir diye bağırırlar. Deniz ve kara ticareti yaparlar. İstanbul'dan 500 mildir. Meydan Kapısı. Sinop'un İstanbul ve Trabzon tarafları geniş denizlerdir. Yenice Kapı. Tersane Kapısı. Biniş bugünkü pardesü veya paltoya benzeyen bir dış elbisedir. Bu kumandan Sinob'a gelmemiştir. Kaç kere Kâfirler kuşattığı halde topu birden kılıçtan geçirilip öldürüldü. Kale Neferleri. Bu kapıların hepsi ikişer kanatlı demir kapılardır. Rum Kayserinin oğlu "Sinobe" adlı kiralın yapısıdır. Sultan Ahmed Han çağında bu kaleyi Kazaklar geceleyin basıp merdivenlerle çıkarak aldılar. Müftü'sü. Bir takımı avam. Samsun'la arası 4 duraktır. Böylelikle her gece savaşa hazır dururlar.atsizcilar. Sinop. Bunlardan 100 kadarı kalenin tamiri için her şeyden (290). O zamandan beri her gece ikişer yüz kişi Bölükbaşıları ve Çavuşlarıyla sabaha kadar gözcü olarak davul ve borudan sonra: Kal'a-i tende nöbetçisi çalar nâleleri. Şehir bu kalenin dış ve içinde 24 mahalledir. Nakîbüleşraf'ı. (289) Sinoplular bugün bile kendi şehirlerine "Sinap" diyorlar.com    Sayfa 81  . Sonra kale kurtarıldı. Sinop Kalesi yüksek bir sırt üzerinde üç kat büyük bir rıhtımdır. Halkının çoğu tüccar ve doğramacıdır.  Kastamonu Eyaleti'nde imtiyazlı bir zeamettir. Kastamonu doğu tarafından üç günlük yoldur. Halkının çoğu çuka ferâce (288) ve hil'at giyer. www. Serdar'ı. Çevresi 6100 burçludur. (287) "Ulu Beğ" diyerek Evliye Çelebi'nin kimi kasdettiği belli değildir. Tabahane Kapısı ve iç hisarların Lonca Kapısı her tarafı görür. Büyükvezir Nasuh Paşa. Belki Yavlak Arslan'dır. Ömer bin Abdül'aziz olmayıp Süleyman bin Abdülmelik'in kardeşi Mesleme'dir. büyük 1000 top hazır ettiler. Uğru Kapı ve aşağı kalede Deniz Kapısı vardır. 300 akça payesiyle Kadı'sı. Bundan dolayı Dizdar kaleden bir adım ayrılamaz. Aşağı kaleye de 50 kul koyarak birçok kantar barutla küçük. (286) Süleyman bin Abdülmelik tarafından İstanbul'u kuşatmaya gönderilen. Hepsi çok sağlamdır. (284) Bu kelime "kayağın" şeklinde de okunabilir. (285) Metinde Abdülhak. Tanrı'ya şükür. Dördüncü Murad çağından beri gelmediler. Kıble ve doğu tarafı dağ ve baştanbaşa bağdır. Bu şehir Karadeniz'in Anadolu kıyısında "Sinap Burnu" (289) diye tanınan bir burundadır ki Karadeniz'in batısında ve Rumeli tarafında bu Sinap Burnu'na karşılık "Gülfezû Sultan Kayaları" (daha aşağıda "Kilgrad" diye geçiyor) vardır. Hıristiyan mahalleleri deniz kıyısında olup 1100 kadar haraç verici Kâfirlerdir. Dizdar'ı. kalenin Kâfir tarafından alındığını Padişaha haber vermediği için idam olundu (290). Kum Kapısı.

Bafra: Oradan kalkarak Bafra'ya geldik. Emanettir. ayı gayet çok olur. Evleri batıya. küçük bir çarşısı vardır. Fakat bilginleri çoktur. Kefeli Camisi: Meydan Kapısı'ndan dışarıdadır. Kızılırmak denen büyük ırmak burada denize karışır. Kethüdası. Sonra Selçuklu Sultan Alâaddin fethederek ülkesine katmıştır. Samsun: Samsun Kalesi'ni Rum Kayserinin oğlu Harıkıliye yapmıştır. Onun için Kızılırmak derler. Uzunluğu 100 adımdır. Kurşun kubbeli. Avamı yoktur. denize bakar. Mihrabı ve müezzin mahfili sanatkâranedir. Kızılırmak suyu "Gönenâbâd" nahiyesinden beri gelip Bafra'nın batı tarafından geçer. Öteki camileri şunlardır: Süleymaniye Camisi: iç Hîsar'da bir minareli ve kiremitli bir camidir. Karadeniz'le Bafra'nın arası iki fersahtır. Evleri hep ahşaptır. iyi gemiler yaparlar. nöbetçisi iniltileri çalar ve beden burcundan gönül "Allah birdir" diye çağırır. 2 hamamı. Mehmed Ağa Camisi: Kale yazısındadır. Kale Dizdarı ve neferleri vardır. "Fındıcak Ağzı" adlı yere geldik. Bağlıca Serdarı vardır. Yeni Cami: Meydan Kapısı'ndadır. Oradan Samsun'a vardık. Ahalisi hep gemici ve marangozdur. Bu Boztepe'de tilki. 150 akçalı mamur ve köyleri olan bir kazadır.com    Sayfa 82  . www.atsizcilar. (292) Metinde: "Engüri" şeklinde geçiyor. Sonra Yıldırım Bayazıd Han'ın eline girdi. Herkes kudretine göre ak. Şehrin bütünü 1060 kadar kat kat binalarda oturan eski hanedanlardır. Şehrin güney tarafında Boztepe Dağı adıyla meşhur yüksek bir dağ vardır. Dağlarında mamur köyler vardır. Eski mâbedleri kaledeki Sultan Alûaddin Camii'dir. Osmancık Kalesi'nden geçip Hacı Hasan ve Tosya yakınından akarak burada denize kızıl kan gibi dökülür. (290) Kazak baskımı 1614 Ağustosunda olmuş ve Büyükvezir 17 Ekim 1614'te idam edilmiştir. bir minareli camidir. Biçimli bir minaresi var. zerduva. Açık havada karşıda. Canik Sancağı içinde Subaşılıktır. Oradan giderek Kızılırmak durağına vardık. Burada mamur köyler vardır.  bağışlanmıştır. Bu da kiremitlidir. Canik toprağında Voyvodalıktır. Fakat Müftüsü ve Nakîbüleşrafı yoktur. Şehrin ileri gelenleri ve eşrafı ise çoktur. gök fakat temiz elbise giyer. çakal. Yeniçeri Serdarı. Bafra yakınında bu ırmağın üzerine çam direkleriyle büyük bir köprü yapılmıştır ki eleğimsağma gibi ibretle bakılacak bir köprüdür. Halkı hep gemici ve kendircidir. Bu şehri üç gün gezip görerek yine gemilere bindik. Bafra'nın 2 camisi. (291) Mânâsı: Ten kalesinde. Rumeli'deki Kilgrad Dağları (yukarıda Gülfezâ diye geçmişti) görünür. Burası Kastamonu Sancağı'nın sınırıdır. Caminin minberi de okadar sanatkâranedir ki övmede Melekler bile âcizdir. Ayasofya Camisi: Bu da kiremitli eski bir mâbeddir. Eski adı "Halis" tir. Bu ırmak Ankara (292) Sancağı içindeki dağlardan çıkıp Çesnigir Köprüsü'nden. 150 akçalı kazadır. Güzel bir bahçesi vardır ki örneği hiçbir yerde yoktur. Samsun'un güneybatısında ve bir konak uzaklıktadır.

önce Tokad'a uğrar. güzel bir havada. Ama cebehanesi o kadar iyi değildir. Ducanha kalelerini fethederken bu Vona Kalesi'ni de almıştır. Fatsa: Fatsa. Serdarı. Burası güzel. Buradan kalkarak İstefani Burnu denen yere geldik. 150 akçalı kadısı vardır. Bayburt. Ünye: Ünye Kalesi'ni eski zamanda Trabzon Tekfürü Ünyes adlı kıral yapmıştır. Sonra da Fatih zamanında Osmanlılar'a geçmiştir. www.  Şehir. Nice bin fıçılarla İstanbul'a getirilir. Geçit vermez büyük bir sudur. Halkının çoğu Rum ve Vona (296) Türkleri'dir. İstefani Burnu: İstefani Burnu denize doğru 10 mil çıkmış sivri bir burundur. Açık yerdir ama yine demir atılabilir. meterise girip fetheylediği için "Giresun" denmiştir. nar rengi turşu armudu (294) meşhurdur. Eğri Fatihi zamanında Ruslar (293) bu kaleyi istilâ edip bazı yerlerini yıkmış ise de sonra yine onarılarak Müstevfî. Amasya'nın önünden akan "Çarşamba Pazarı Suyu". türlü yemişleri var. Bağ ve bahçesi. eski bir kaledir. Samsun dibinde Karadeniz'e katılır. Pupa yelken. Samsun'un suyu lezzetlidir. 17'nci iklimdendir. Sonra Amasya önünden geçerek daha birçok şehirleri sular. 1 camili. küçük çarşılı. han ve hamamlı. Samsun'un doğu tarafında denize karışır. Sonra Azerbaycan hükümdarı Uzun Hasan. küçük çarşısı vardır. Nakîbi yok. Şehir. Halkının çoğu Rum'dur. neferleri vardır. Canik Sancağı hükmünde Subaşılıktır. Giresun: Giresun Kalesi. Güney tarafındaki dağ. Evleri kiremitli. Dağlarında mamur Rum köyleri vardır.com    Sayfa 83  . körfez tarafında kurulmuştur. İstanbul Kostantini tarafından yapılmıştır. Fatih. Sinop'un güney tarafına düşer. Vona Kalesi: Vona Kalesi. Sonra Fatih zamanında Musahip Mahmud Paşa eliyle zaptedilmiştir. Sonra Umur Han eliyle Osmanlılar tarafından zaptedilmiştir. Kale Dizdarı. (295) Evliya Celebi bu kasabayı "Faça" diye yazıyor. Başkaca Yeniçeri Serdarı. kare şeklinde kagir bir yapıdır. 7 tane sibyan mektebi vardır. hanı. demir tutar büyük bir limandır. bağlı bahçelidir. Kalesi deniz kıyısında sağlam bir taş yapıdır. Canik Sancağı toprağında Voyvodalıktır. Gemi palamarları için kendir ipleri ise bütün dünyaya buradan gidecek kadar çoktur. Dağlarında yaban üzümü. 70 kulesi vardır. Bu burunu geçip kuzeyden Vona Kalesi'ne geldik. (294) Metinde: "Armut turşusu". Canik Sancağı toprağında zeamettir. deniz kıyısında 300 evli. Medrese. (293) Ukrayna Kazakları demek istiyor. kale fethedilirken Mahmud Paşa'ya "bu gece kale altına giresün" diye ferman edince kaleye. imaret. Camileri. Dizdar ve Neferler konmuştur.atsizcilar. dârülhadis gibi şeyleri yoktur. Kalesi deniz kıyısında. Gemilerin demir bırakmadan yatması mümkündür. Limanı yoktur. O kadar ileri gelenleri yoktur. Dizdar ve neferleri vardır. hamamı. Bunlar da Canik toprağında mahsuldar köylerdir. kıyıya bitişiktir. bir günde Giresun'a vardık. Gümüşhane. Oradan yine arkadaşlarımızla gemiye binip uygun hava ile kuzey yönüne giderek Fatsa (295) kasabasına vardık. Müftüsü. 100 akçalık kazadır. Sonra Uzun Hasan Sultan'ın eline girmişse de yine Ceneviz Firengi istilâ etmiştir. Ceneviz Firenkleri'nin yapısıdır. Kalesi deniz kıyısında yuvarlak. Selçuklular'dan Keykubad fethetmiştir. Buradan arkadaşlarımızla gemiye binip Ünye'ye geldik.

Sonra 878 yılında (=29 Mayıs 1473 . Bazıları "Tarab efsun (301) derler ama avam "Turabuzan" der. Hâkimi Müsellemdir. çarşı ve pazarları vardır. Lâkin şimdi Giresun o kadar büyük şehir değildir. Azerbaycan hâkimi Sultan Uzun Hasan bu şehri Cenevizlilerden alıp adına "Tarab-i Zen" (298) dediler. (296) Metinde "Dona".5 Ekim 1461) ve 70 gün kuşatmadan sonra Rumlar'ın elinden aldı. Bir adı "Aşağı Batum Şehri" dir. Temür hâdisesinde Sultan Uzun Hasan. Büyük İskender çağında bir kıralmış. Deniz kıyısında Canik ile Trabzon arasındadır. Tercan Ovası'nda Sultan Hasan'ın 40.atsizcilar. Giresun'un doğusuna düşer. Buradan kalkarak Yarpulum Kalesi'ne. Eski harflerle yazıldığı zaman ikâ kelime çok benzer. www. Ceneviz yapısı küçük bir kaledir. Kalesi deniz kıyısındadır. Maveraünnehir'e doğru Temür'ü karşılamaya gidince İstanbul Tekfuru Rum Kostantin fırsat bularak buraları istilâ etti (299). Fetihten sonra Mehmed Han burayı taht edinip para kestirdi. Büyük bir körfezdedir. Birinci Selim Han'ın annesinin hayratının evkafıdır. Çarşı içinde camileri. Ahalisi kayıklarla Trabzon'a gidip gelirler. Hâlâ o zaman binalarının eserleri görünüyor. Sekiz rüzgârdan emin. Lâkin batı rüzgârında biraz elverişsiz olur. Megrilistan. Abazistan'ı itaate alıp Şehzade Bayazıd Han'ı Trabzon'a hâkim nasbederek kendisi İstanbul'a gitti. Bağ ve bahçelerinde yemişleri çoktur. Trabzon. Fakat halk denizden bıkmış olduğu için Trabzon'a karadan giderler. neferleri. Oradan da Polatane'ye (297) vardık. Çünkü o zaman şehrin hâkimi zevk ehli bir kadındı. Oradan giderek "Sere Deresi" adlı yere vardık. Trabzon Şehri Şehri ilk kuran. Bu mamur şehir. Kale Dizdarı. Ahali Rum ve islâmdan mürekkeptir. Sonra. Oradan kalkıp Popoli durağına vardık. şehri yakmıştır. üç yıl bu şehirde oturup kuzey tarafında olan Gürcistan. Müftüsü.com    Sayfa 84  . Bu savaştan 13 yıl önce Fatih büyük bir ordu ile karadan ve denizden Trabzon'u kuşatıp 865 tarihinde (= 17 Ekim 1460 . Yeniçeri Ocağı'ndan Serdarı. Hutbe okuttu. Yer yer harap kaleleri vardır. Kaç kere Rus Kazakları o adanın ardına şaykalarını saklayıp karadan asker dökerek bu şehirden çok mal almış. Sultan Hasan da bozgunla Azerbaycan Kalesi'ne kaçtı. Osmanlllar'da Sultan Birinci Murad'ın Kosova savaşıyla bu savaştan büyük savaş olmamıştır. oradan Görele'ye geldik. Burası Ceneviz Firengi'nin elinde iken mamur ve büyük bir şehirmîş.000 kadar askerini kılıçtan geçirdi. Bu şehir Trabzon Eyaleti'ne tâbidir. oradan Zümre Burnu'na. Sonra. Trabzon'da Hatuniye adı ile tanınan. (297) Evliya Çelebi "Polta " diye yazıyor. 300 akça payesiyle kazadır. Doğrusu burası yiyip içme yeridir. Kalesi deniz kıyısında. Mütevelli Subaşısı hükmeder. Burada büyük bir liman vardır ki Karadeniz gemicileri arasında Polatane Limanı demekle meşhurdur.17 Mayıs 1474) Fatih Mehmed Han İstanbul'dan donanma ile Trabzon'a gelip kalabalık askerle Canha yollarından uzun Hasan'ın üzerine yürüdü. Trabzon hükmünde nahiye ve Subaşılıktır. demir tutar. mescitleri. Bu dere Trabzon dağlarından çıkarak Polatane Limanı yanında Karadeniz'e karışır. oradan Akçaâbâd Kalesi'ne geldik. Gümrük Emini. Etrafında 100 kadar mamur köyler olduğundan bu vadide haftada bir pazar kurulur. Buralarda mamur köyler var. güzel bir limandır. Nakîbi vardır. Suyunun ve havasının güzelliğinden hoşlanarak adına "Tarab efzûn" (300) dedi. Buradan da Kelye Kalesi'ne vardık. Buradan Poruz Burnu Kalesi'ne.  Trabzon Eyaleti'nin sınır başında Paşa hasıdır. Limanın batı yönünde bir küçük adası var. Oradan ileri giderek Kalatimani Deresi'ne vardık. hamam. han. Limanı iyi demir tutar. Çünkü kalesi şehri koruyamaz.

  Sonra Bayazıdı Velî müstakil Padişah olunca oğlu Selim'i yerine Trabzon hâkimi tayin etti. Çavuşlar Emini vardır. mamur. Batum Sancağı'nda 13 zeamet. Ahşap yerleri servi. (299) Burada Evliya Çelebi yine büyük bir tarih yanlışlığı yapıyor. Sultan Bayazıd merhum olunca Birinci Selim müstakil Padişah oldu.atsizcilar. Trabzon. Yekpare kubbesinin içinde www. işte bu cami ile Kaledeki Yeni Cami'den başka öteki camiler sûrun arşındadırlar ki Trabzon'un batı tarafına düşerler. 226 tımar. Şehzade Süleyman da Trabzon'da doğup yine orada hâkim oldu. Başka nice mamur vakıf köyleri vardır. Uzun Hasan'dan 50-60 yıl öncedir. (303) Kanunî'nin tahta geçişi: 17 Şevval 926 = 30 Eylül 1520. Sonra Mısır savaşına ve fethine gitmiştir ki ayrıca tarihtir. Mamur köyleri vardır. Aydınlık bir camidir. (300) Farsça olarak "eğlencesi fazla" mânâsına gelir. (301) Bu da zorlama Farsça ile "zevk füsunu" demekolur. İstinsah yanlışı da olabilir. Trabzon Camileri Ortahisar Camisi: Eskiden Ortahisar'da gayet süslü bir kilise varmış. Trabzon'da oturur. Önce Acemistan'da Şah ismail ile Çaldıran savaşını yapmıştır ki dünyaca meşhurdur (302). Gelmeyen askerin zeameti başkasına tevcih olunur. Fetih sırasında Fatih Hazretleri tarafından camiye çevrilmiştir. Orta Kale Camisi: Gayet süslü.299 dur. Padişah tarafından Süleyman Han kanunu üzere 30. Doğu tarafına bitişik Hünkâr Mahfili vardır. 72 tımar vardır. Kuvvetli vakfı vardır. Süleyman Han 926 yılında Padişah olarak (303) annesini Trabzon'a gönderip bu şehri yazdırmış ve Batum Sancağı'nı da ekleyerek bir eyalet haline getirmiştir. (298) Farsça ile "kadın neşesi" demek olur.000 kuruş tutar. Bunu Kanunî Sultan Süleyman'ın annesi yaptırmıştır. Seferde bütün bu asker silâhlı olarak Paşa Sancağı ve Alaybeğisi'nin Bayrağı altında toplanır. Trabzon Sancağı'nda 43 zeamet. Dördüncü Murat ve İbrahim Han çağlarında birçok tuğlu vezirlere arpalık olarak ihsan olundu.com    Sayfa 85  . ceviz. Kanun üzere Tımar Defterdarı. Dışarı bahçesinin dört tarafında medrese odaları var. Kanun sınırını geçerek alınsa yıllık 30. Paşasının Cebelileri 1000 yiğit olur. iki Tuğlu Beğlerbeğilik'tir. Yukarı Batum. Hatuniye Camisi: Batı tarafındadır. Kanun üzere Cebelileri ile 1800 askerdir. Sancağında 11 Subaşısı vardır. İki Batum Sancağı Defterdarı'nın tımarlan hasa 40. Trabzon'da bütün olarak 454 Tımarlı vardır. şimşirden yapılmıştır. Eyalet 5 sancaktır: Canha. Aşağı Batum. Paşa. İçi ışıkla doludur. Çavuşlar Kethüdası. Çeribaşısı. Bu Trabzon Osmanlı Hanedanından dört Padişaha taht yeri olmuş eski bir şehirdir. Alaybeğisi. Hattâ Polatane (304) adındaki kasaba da bu caminin evkafındandır.000 kuruşluk geliri var. Defter Kethüdası. Yüzbaşılarıyla tamamı 3000 silâhlı asker olur. Defter Emini. Temür. Paşasının. (302) Çaldıran yerine metinde "Çıldır" geçiyor. Gönye. bir minareli şirin bir camidir. Mihrabı ve minberi eski usuldür. Adalet üzere yıllık 19.000 akçalık hası vardır. Güzel bir minaresi vardır.

tslâm mahalleleri arasında olduğundan camiye çevrilmiştir. Kıble kapısından mihrabına varıncaya kadar boyu biraz uzunca olmuştur. cezbe) sahibi kimselerdir. Araları bir mildir. Erdoğdu Beğ Camisi: Hatuniye Camisi'nin güneyindedir.com    Sayfa 86  . www. gezip tozmaya. odalarla süslü güzel bir medresedir. Süleyman Beğ Camisi: Hatuniye Camisi'nin batısındadır.13 Ocak 1584) güzel mahfil ve minberiyle cami haline koymuştur. Bir minaresi vardır. Eskiden mescit olarak yapılmış. mamur bir öğretim yeridir ki talebesinin belirli aylığı vardır. Talebe ile doludur. Bu cami "Tekfur Sarayı Mahallesi" ndedir. Hatuniye Medresesi: Camisi bahçesinin dört çevresinde büyük odalarla süslenmiş bir ilim ocağıdır. Cemaati çok bir camidir. havadar bir camidir. Bir sofa ak ve cilalanmış taşlarla yapılmıştır. Çerkeş güzelleri olmakla sanki her biri birer ay parçasıdır. Yeni Cami: Eskiden kilise imiş. Man yeri. Dersiamına ve talebesine aydan aya vakıf tarafından belli aylık ile et ve mum parası yollanır. Kadınları Abaza. Trabzon Ahalisi Beşinci iklimde olmakla suyunun ve havasının güzelliğinden bütün halkı zevk ehli. Yüzlerinin rengi kırmızıdır. Kâfirler zamanında yapılmıştır. saygı görürler. Deniz kıyısındadır. Etrafında zeytin bahçeleri var. Bu şehrin halkı eskiden beri yedi kısımdır: Bir kısmı ileri gelenler ve kibar beğlerle beğ oğullarıdır ki samur kürklerle gösterişli elbiseler giyerler. camiye bitişik Fatih Mehmed Han Medresesi. (304) Burada. Bir kısmı bilginlerle takva sahipleri ve hâl (vecit. Bilginler kılığındaki hususî elbiselerini giyerler. güzel mihrap ve minberi vardır. İskender Paşa Camisi: "Kâfir Meydanı" adıyla meşhur ulu meydanın doğu tarafında. 920 yılında (=26 Şubat 1514 . metinde: "Polta Pazarı". İskender Pasa Medresesi: Camisi bahçesinin kuzeyinde odalarla süslü. Camisinde her türlü mermerden yüksek sütunlar vardır ki övmekte dil kısır kalır. yekpare mavi kubbeli bir camidir. Biçimli bir minaresi vardır ki gayet sanatkâranedir. Trabzon Medreseleri Fatih Mehmed Han Medresesi: Ortahisar Camisi'nin bahçesi dışında. sonra Erdoğdu Beğ. Ayasofya Camisi: Süleyman Beğ Camisi'nin batısındadır. yiyip içmeye meyyal. Evkafı çoktur. gamsız ve kayıtsız zarif ve âşık kimselerdir. zarif ve şair kimselerin ocağı güzel bir medresedir ki Sultan Fatih'in yüce eserlerindendir.atsizcilar. Padişah buyruğu ile bunu 985 yılında (= 21 Mart 1577 9 Mart 1578) cami haline koymuştur. Kapı ve duvarının bir sıra taşları kara ve cilâlıdır. Yüksek yerde. Sonra. Padişah Hazretlerine arz ettikten sonra Padişah emriyle bunu zaptederek 991 yılında (= 25 Ocak 1583 .14 Şubat 1515) bitirilmiştir. Mollalık payesiyle bir dersiamı vardır. Gürcü. Bir minaresi ile eski tarz sade. Sonra "Körlet Ali Beğ" adında bir vali. içeriden biçimli bir minaresi var.  her gece birçok kandil yakılır. Kavak Meydanı'nda yapılmıştır. Bu iki cami arası yarım mildir.

Boz Dağları'nın (314) turna kanı üzüm şırası gayet güzel olur. dolma (306) ve yelek giyerler. Trabzon'un gezinti yerleri: Zağanos Kapısı'ndan dışarıda Kavak Meydanı vardır ki bütün paşalar tatil günleri askerleriyle o gönül ferahlatan yere çıkıp cirit oynarlar. üstü yazı masası gibi kullanılan bir nevi çekmecedir. beğ armudu. turuncu. Arapça bîr kelimedir ve iki tarafı keskin kılıç demektir. Tatar beğleri giyerlerdi. gülabdan. Bunun kaynağı olan dağda Çobanoğulları'ndan "Hoş Oğlan" (318) adlı birisi bir kale yapmıştır. misketi (317) gayet lezzetlidir. Yedincisi balık avcılarıdır. gaddar (309). zeytini her tarafta meşhurdur. Vurana ihsan olunur. işte o zamandan beri kuyumcuları ün salmıştır. Trabzon baltası adı ile bir cins balta yaparlar ki başka diyarlarda eseri yoktur. nâmık üzümü. O kale sahibinin adına nisbetle Hoşoğlan Irmağı derler. Hoşoğlan Irmağı: Erzurum Eyaleti'nde Gerek (317) Nahiyesi'nin güney tarafında "Yılan Mescidi" diye meşhur olan dağının belinden çıkarak nice köy ve kasabaları. Sinop elması. Ben bu sikkeyi gördüm.  üçüncüsü tüccarlardır ki Azak.com    Sayfa 87  . gülâbî armudu. On¬dan başka geçecek yol yoktur. Badılcan inciri derler bir nevi inciri vardır. buhurdan. Yiyeceklerinden yemişleri. Müsellesi şer'iyye karantiliyyesi (316). çuka. Tâ tepesinde bir altın yaldızlı topu vardır. Yedi türlü zeytini olur. kılıç. öyle bir zincirden at gemleri. mülkî üzümü. Abaza. Kazak. (310) "Peştahta". (308) Bir nevi elbise olacak ki bu adı herhalde sağlamlığından dolayı almış bulunsa gerek. (309) Bu kelime herhalde "gaddâre" olacak. O kadar lezzetli olur ki misli Nazilli'de bile bulunmaz. firenle üzümü gayet nefis olur. Altıncısı bahçavanlardır. Çuka ferace ve kontoş (305). Trabzon zeytininin bir nevi ufağı vardır ki ham iken yenir. lahıcan armudu. Trabzon'un güneyinde ve iki konak yerdedir. devat (313) bir. Bir kapısı var. rikdan (312). Trabzon'dan Bayburd'a gidenler bu dağdan geçer. Megril. www. Gayet güzel ve rağbette olan sedefkâri peştahta (310). Hattâ Birinci Selim burada doğup çocukluğunda altın kakmacılığı öğrenmiş ve babası Bayazıd Han adına Trabzon'da sikke kazmıştır. (306) İki katlı kumaşın arası pamuk veya yünle doldurulmuş giyim. Çerkesistan ve Kırım'a gidip ticaret ederler. Buralara mahsustur. şalvar. (307) Bir nevi astarlık ince bez. Çünkü Trabzonlular balığı pek severler. Beşincisi Karadeniz gemicileridir ki elbiseleri kendilerine mahsus demirkoparan (308). bir de Hindistan'dan çıkar. Gurguroğlu Bıçağı adıyla meşhur bıçaklar işlerler. narı. buradan. Limonu. Gayet geniş bir meydan olduğundan ortasında üç kat gemi direklerini birbirine bağlayıp yere dikmişlerdir. hele kiraz.000 kadar bağ ve bahçedir. (305) Dar kollu üstlük elbise. Metinde "boğas" şeklinde geçiyor.atsizcilar. Zira bu şehrin Boztepe bağlan umumiyetle bağdır ki hepsi sicilde kayıtlı olduğu üzere 31. Dördüncüsü sanayi ehlidir ki hepsi çuka ferace ve boğası (307) hil'at giyerler. bağ ve bostanları suya kandırarak Trabzon civarında Karadeniz'e dökülür. Lâkin Trabzonlular bu dağa "Ağaçbaşı Dağı" derler. Siyah kiraza benzer. Dünyada Trabzon'un kuyumcuları gibi usta kuyumcu yoktur. içene asla sarhoşluk vermez. Bütün usta biniciler dörtnala at koşturarak o topa ok atarlar. sanduka (311). dolma giyip astar sarık sararak denizdeki ticaretten kazanç sağlarlar. aşçı bıçakları işlerler ki örneği başka yerde bulunmaz.

(313) Yazı aletliği.000 rüzgâr yürüyüşlü Kırım Tatarı gidip Azak Kalesi'ni kuşattılar (323). www. devletten maaş alan asker ve bilhassa Yeniçeriler için kullanılan bir tabirdir. 28 kadar Sancak Beğleri. Halis kurşunla örtülü bir kubbedir. Işıklı kubbesi gayet sanatkâranedir. Azak Kalesi'ni istilâ ederek 70 80 bin Kâfir'in durağı etmiş.atsizcilar. Ziyaretgâh: Birinci Selim Han. Azağı kurtarma seterine ise 1642 Şubatında başlanmıştır.  (311) Buradaki "sanduka" küçük sandık demektir. (320) "Kul". Trabzon'da hâkim iken annesi merhum olduğundan Zağanos Kapısı'ndan dışarıda bir kubbe içine gömülmüştür. Bağdad'ı Acemler'den alıp muzaffer olarak İstanbul'a gelince bütün Kâfirler'in rahatı kaçıp her taraftan elçiler gelmeye başladı. (318) "Oğlan". Muhammed ümmeti'nin bu hali devlet kapısına aksedince bütün Rumeli Eyaletlerine maslahatgüzar Kapıcıbaşılar tayin olunup Padişah fermanları gitti. Gök Türkler'de ve Çengizliler'de "şehzade" demektir. Yine o yıl (321) Kazaklar 150 şayka ile Karadeniz'de gezerek tüccar gemilerini yağma etmişler. Her gün üç hatim indirilir. Önce Moskof (319) denilen Ruslar Kırım ve Azak bölgelerini yağmaya başladılar.000 Ulah-Buğdan atlısı. (316) "Misket" her türlü yemişin güzel kokulu olanıdır. Anapa Limanı'ndan Azak Savaşma Gidiş Azak savaşının sebebi: Dördüncü Murad Han. Yalnız Maltızlar'dan kimse gelmedi. Karadeniz'in çevresindeki kasabaları yakıp yıkmışlardı. 40. (317) Bugünkü Erzurum Vilâyeti'nde bir "Gerek" nahiyesi var. Bu şehirde birkaç ay zevk ve safa edip bütün yukarı tabaka ile tatlı sohbetler ederek muradımız üzere şehri gezip gördük. Kırım Hanı bunu Sultan ibrahim Han ile Büyükvezir Kara Mustafa Paşa'ya arzettiyse de göz yumdular. Camisi de türbesi yanındadır. Kur'an okuyanları doksana kadar varır.000 Erdel askeri ve 80. Hayrat sahibi bir kadınmış.com    Sayfa 88  . 40. Bunun üzerine bütün Kâfirler yedi başlı ejder gibi baş kaldırıp Osmanlı ülkesine tebelleş olmaya başladı. İki tane karamavna yapılarak 300 tane top ile savaş hazırlanmışken "kul tedbir alır ama Tanrı kaderi çizer" sözünce dünya Padişahı Dördüncü Murad Han öldü. 20. (319) Bütün eski Osmanlı kaynaklarında olduğu gibi burada da "Moskof" yazılıyor. (312) Mürekkep yazısını kurutmak için kullanılan tozun konduğu üstü delikli kap. Kamış kalemle mürekkep hokkasının birlikte konulduğu sanatkârane yapılmış madenî kap. Evliya Çelebi'nin bahsettiği nahiye belki de budur. Daha çok üzüm için kullanılan bir sözdür. Önce Özi Eyaleti Beğlerbeğisi Koca Gürcü Kenan Paşa ile Rumeli Paşası. Türbedarları. Barışı yenilemek için birçok mal ve hediyeler takdim ettiler. Bunun şarap olmaktan kurtarılmış olanına "müsellesi şer'iyye" diyor. Çünkü Sultan Murad'ın ölümünden sonra Kul tayfası (320) ayaklanıp Büyükvezir'e rahatsızlık verdiler. Belde taşınırdı. Kırım Hanı ile Büyükvezir'in ihmali belâsı ile o güzel kale elden gitmişti. (321) Kazaklar'm baskınla Azak Kalesini alışları 5 Temmuz 1637 dedir. ^ (314) Biraz yukarda. Bu sırada Kazak Rusları. Onların üzerine yürümek için 1000 tane gemi hazırlandı. O da "Kul'un burnunu sefer kırar" düşüncesiyle bir tarafa sefer açmak isteğinde bulundu. (315) "Müselles" üç defa kaynatılmış yemiş ve bilhassa üzüm suyu. Evliya Çelebi'nin Boztepe dediği yerler olacak.000 Bucak (322) Tatarı.

(325) Bunlar herhalde büyük gemilerde bulunan sandal çeşitleri olacak. Bu iki burunun arası bir mildir. Bir gün öyle bir top: ve tüfek genliği oldu ki sanki mavi bulutlar gökte parçalanıp yere düştü. Sacunlu. "Nevruz Eli" gibi Ellerin sadaklı savatlı askerleriyle Han Hazretleri İslâm askerinin dört tarafını koruyarak karavul beklediler.000 seçme askerle 7000 araba getirmişti. Gecegündüz savaşa başladılar. (328) "Kiçi" = küçük.  (322) "Bucak" bugünkü Besarabya'nm güney bölgesidir. Saydok Nogay. Bizimle bulunan Donanma-yi Hümâyun da 150 kadırga. Nakşıvanlı. Gayet sığdır. (327) Buradaki "karavul'dan maksat çevik Kırım atlılarının ağır Osmanlı piyadesini baskından korumak için gözcülük etmesidir. "Doy Eli". Kırım askerinden Ulu Nogay. Meğer o karanlık gecede Ten (= Don) ırmağından 10. Savaş levazımı ile yiyecek ve içeceğimizi sandallara. Bu boğazdan içeri girip iyi hava ile "Balısıra" limanına geldik. Kalenin burçlarını.atsizcilar. Orada Gelsecik Burnu'na geldik ki sağımızda Taman Adası'ndaki Çuçka Burnu. Olanlı.com    Sayfa 89  . Orlu. Bu iskeleden bütün mühimmatı araba ile Azak'a götürdüler. zarbutalara. Sığ denizdir. Mansurlu. Tersane Kethüdası Piyale Kethüda ve Yeniçeri Ağası'nın reyi ile Anapa Limanı'ndan hareketle büyük Kuban ırmağının denize döküldüğü yeri geçip 7'nci milde Taman Kalesi önünden geçtik. Anadolu tarafından da 7 Vezir. (326) Gemiler çok doldurulduğu zaman su kesimlerinin beş arşın olması dolayısı ile karaya oturduklarım anlatmak istiyor. hâsılı 400 parça gemi (324) ve 40. 150 firkata. Bu Balısıra denilen liman Taman Adası toprağına yakın Heyhat Ovası'nın batı ucu kıyısında bir çöldür. Mankıtlı. Boğazdan içerisine Azak Denizi derler. kalita. www. O gece. Demir atarak gemileri limana bağladık. 200 şayka ve karamürsel. Bütün İslâm gazileri kale meterisine girip göz açtırmayarak yedi koldan kuşattılar. çekelevelere. Burada Kefe Beğlerbeğisi Bekir Paşa. Burada Tatar Hanı'na karavul (327) ferman olundu. kulelerini hep haçlarla süslediler. Batlı. firkatalara. kamıştan mahzenler. Buradan Azak Kalesi altına kadar 36 mildir. Semender kuşu gibi Nemrud ateşi içinde kaldı. 70 Sancak Beği imdada geldi. Urumbet Nogay. Fakat Balısıra'dan Azağ'a kadar deniz beşer arşın su söktüğünden (326) ilerisine kadırga ve şayka gemileri gidemez. Davul çalarak da "yajorj. solumuzda Kırım Adası'nın burnu vardı. Şırınlı.000 silâhlı deniz askeriyle Kapdan Siyavuş Paşa. Kiçi (328) Nogay. tunbaralara (325) yüklettik. yajorj" sesleriyle kaleyi doldurdular. Cekişkeli. Azak Kalesi. bastarda. Fakat bizim kalabalık asker sazdan. kalede kuşatılmış olan Kazaklar da bir tüfek şenliği yaptılar. Dağistan hâkimi Şamhal Sultan Mahmud da 40. (323) Evliya Çelebi'nin bu rakkamlan çok mübalegalıdır. 18 Beğlerbeği. Bardaklı boylarından "Arslan Bek Eli".000 Kâfir kaleye imdada girmiş. sığınaklar yapmışlar. Büyük bir şehir olmuş Burası Azak'ın iskelesidir. (324) Evliya Çelebi'nin verdiği rakkamların toplamı 500 ettiği halde kendisi 400 parça gemiyle hareketten bahsediyor. Çerkeş kabilelerinden asker.

üç gece altalta üstüste savaştılar.  Sabahleyin durmaksızın top ve tüfek atmaya başladıklarından 700 kişi şehit oldu. Firkataları düşman gözünden gizlediler. Yedi koldan 700 kişi şehit olduğundan sabahleyin kıymetli eşyaları Hazineye teslim edildi. hatırdılar. Bütün kollardan çok kendi kulları kalede gedik açtı. Su Kulesi'nden yukarı. öküz gibi Rus Kazağı. O gün Kâfir'in 40 tane firkatası ile 4000 savaşçı. Karaman Paşası da 6 Odası ile kıble tarafı duvarında meterise girip 6 tane balyemezi hazırladı. kıble tarafında Anadolu Paşası kendi askeriyle.com    Sayfa 90  . 7 gün bu suretle boyuna kale dövülüp yeni gedikler açıldı. (329) Kalenin hendeğine yaklaşıldı demek istiyor. Batan www. Yoğurtçu Baba türbesi tarafından hendek kenarına varıldı (329). Nihayet kalede top vuruşlarından yeteri kadar gedik açılınca hücum edip bazı gaziler gediklere bayrak diktilerse de arkalarından yardım gelmediğinden şiddetli düşman ateşiyle yüzlercesi şehit oldu. Kalanlar kale duvarları üstünde sarhoş Kâfirle üç gün. Karadayak varoşu cihetinden Silistire Paşası Kenan Paşa 10 Oda Yeniçeri. Yeniden savaşa başladılar. güleç. Her ne tedbir etse konuşup danışarak ettiği için isabetli olurdu. Kullar yine savaşa başladılar. gök gürledi. iki tarafın top ve tüfek sesinden yer. Müslümanlar. Ertesi sabah kalabalık askerle Serdar Hüseyin Pasa. Yedi saat süren öyle bir savaş oldu ki dünya ona benzer bir uğraş görmemiştir.atsizcilar. Her zaman cebehaneden gerekli mühimmatı gönderirdi. Ertesi günü sabahleyin Tatar Hanı ile Silistire Paşası Kenan Paşa'yı Ten ırmağı ağzına karavul koydular. Kâfir toplarından bir top menzili uzak yerde durdular. Hâsılı yedi koldan 70 topla kalabalık asker 70 kat meterislerle kaleyi çepeçevre kuşatıp düşmanla savaşa başladılar. 8 tane balyemez topu ile. evleri berbat oldu. Kamdan Siyavuş Paşa da 100 firkata ile karaya asker çıkarıp "Su Kulesi" tarafından meterise girdi. Yeniden meterise girerek yedi kat meterisi değiştirdiler. Yoğurtçu Baba türbesi tarafından. Azak Kalesi'ne yardıma gelmek üzere Ten Irmağı üzerinden ilerlerken Silistire Valisi Kenan Paşa kolunda pusuda bekleyen islâm gazileri bu gemilere balyemez toplarla ateş. Düşmanlar toplarla yıkılan yerlere yerleştiler. Serdar açık yüzlü. Geceleyin çabucak onarıp siperlendiler. kaygısız bir yiğit olduğundan meteristen meterise gezip Müslüman gazilerinin maneviyatını yükselterek savaşa kışkırtır. 1 Oda Topçu ve 10 balyemezle meterise yerleşti. 6 gün daha Kâfir'e göz açtırmayarak kalenin çevresindeki hendekleri ele geçirdiler. açıp. Seher vaktinde dua ile toplara ateş verilip kalenin duvarları harap. Bütün Beğlerbeğiler'e yer gösterildi. Rumeli Paşası da Gözcü Kulesi tarafında 10 balyemezle meterise girdi. Fakat burçlar ve sığınaklar Ceneviz yapısı olduğundan sağlam olarak kaldı. Batıdan. 10 Oda Yeniçerisiyle meterise girdi. ihsanlarla gönüllerini alırdı. Nihayet savaşa savaşa çekilip nice sancaklarla şehitleri kale üstünde bıraktılar. 1 Oda Cebeci. Bu fethin başka güne kalması mukaddermiş diye bütün gaziler kendilerini avundurdular.

batı tarafında bir kule kalmıştı. islâm askeri içinde kıtlık olursa durum neye varır? Padişahın bu cebehanesini kime www. Fakat yer altında pervasızca gezip domuz delikleri yaparak ileri giden Müslümanları şehit ediyorlardı. Irmaktan Kâfirler'in böylece nice malını alıp zengin oldular. tecrübeliler. Sonra yer altında saklanıp kayboluyorlardı. Bir taraftan da kılıç gibi keskin kış gelip Azak Denizi iki kulaç donar. Kâfirler yine bezdiler. Tanrı göstermesin. Gitgide askerin fikri değişti. Günden güne savaşçılığı artıp meterisler basmaya. gece baskınları yapmaya başladı. Dediler ki: "Savağımız devam edip kaleden eser kalmasa yine fethetmek nasib olmayacak. ileri gelenler. Kâfirler ise artık firkatalarla yardım göndermekten vazgeçip her gece beşer altışar yüz çıplak Kazak. (331) "Yürüyüş". Böylece sedler yaptılar. iş erleri toplanıp büyük bir fikir danışması yaptılar. Ten Irmağı içine girip ağızlarında birer kamışla nefes alarak geçmeye başladılar. Nihayet iş erleri çaresiz kalıp lâğıma başladılar. Fakat kale içinde kuşatılmış olan Kâfirler Ferhad gibi dağdelen olduğundan yerin altına girip orada siper alır. (331) var" diye O günlerde kalenin duvarlarından ancak Ten kıyısında bir kule. gemi direkleri dikerek kazıklar kaktılar. Yeniçeriler 40 günden ziyade kalmak kanunumuz değildir diye bir gün ayaklanıp meteristen çıkacaklar. Lâkin askeri korkutuyordu. Düşman taze can bulmaya başladı. O gün "ganimetler İslâm gazilerinindir" diye bağırıcılar bağırmaya başladılar (330). Hep silâh ve aletleriyle hazır oldular. Bu durum üzerine Vezirler.  gemilerden kurtulup karaya çıkanları da tutsak edip ganimetler aldılar. "İnşallah sabah yürüyüş birbirlerine haber verdiler. Lâğım fenninde yer sıçanından daha ustaca sanatlar gösterdiler. "Moskof Kiralı 200. Hattâ Ten Irmağı altından ziftli ve katranlı kayıklarla su içinde lâğım atmak hünerini gösterdiler. Öteki kuleler dövüle dövüle yerle bir edilmişti.000 askerle geliyor" diye bir takım sözler meydana çıktı. böylece top çarpmasından kurtularak kaleye metanet verirlerdi. Kara tarafında Yoğurtçu Baba yönünde bir kule. Osmanlı askerliğinde "taarruz.com    Sayfa 91  . Böylece Azak Kalesi'ne geldiler. islâm askerini nerde emniyete alıp nerde kışlarız? Bir taraftan yardım ve azık gelmesine asla ihtimal yoktur. Bazı savaş aletleriyle mühimmatı ve silâhları da büyük sığır tulumlarına koyup Ten Irmağı üzerinden yürüterek kaleye sokuyorlardı. Beş ay kı§ olup yollar kapanır. (330) Devlet payından vazgeçildiğini anlatmak istiyor. O gece bütün gaziler sevinç içinde namaz kıldılar.. (332) Ruslar'ın propagandadaki ustalığı o zaman da ileri İmiş.atsizcilar. Nihayet islâm gazileri bu kurnazlıkların farkına varıp Ten Irmağı'na. Ne tarftan üzerlerine lâğım ile toprak sürülmeye gidilse lâğımları köstebek gibi bulup sürülen toprakları bir gecede kaybederlerdi. Herkesin aklı başından gitti. Böylelikle İslâm askeri 40 gün vakit geçirdi. "Bu mask<araca savaş devam edecek mi" diye islâm gazileri korkuya düştüler. Bu sırada asker arasında bîr takım dedikodular yol buldu. hücum"' demektir. Gerçekte bu haber düşman sözü idi (332).

silâh gibi şeyleri alarak. (334) Dağ kırlangıcı. Telakki (336). Lâkin güzel bir rüzgâr çıkıp dost. Sonra bir uğurlu saatte yedi koldan top ve tüfekler atılıp askerin içinden Allah sesi yükseldi. doğu ve güneyi Heyhat Çölü".. Bunun üzerine herkes bir şeyler söylediyse de sonunda Koca Kenan Paşa ile Tersane Kethüdast Piyale Ağa şöyle dediler: "En doğru tedbir şudur ki bugün tellâllar bağırsınlar.  bırakacağız ve nereye gideceğiz? Bir tarafı deniz. hayır ola" diye bağırarak gazileri çağırdılar. Şehit olan 1200 Müslüman'ın mühimmatlarım hazineye koydular. Yedi koldan 7000 Serdengeçti ve Salıcı Erler (333) yazılsın. İslâm askerleri dalkılıç olup kaleye girdiler. zeamet tevcih olundu. susamışlıktan ölüm derecesine geldiler. gülle. Onlar da meydandaki ganimet mallarını. Ne çare! "Kul tedbir alır. Sabah ola. 6000 süngü. Her ne hal ise. Tüfek ve kara duman tozundan hava kararmaya başladı. kuzeyi Kâfiristan. yine himmeti ve gayreti elden bırakmayıp gece gündüz savaştan geri kalmadılar.000 ok." Bu haber gaziler arasında sevinç uyandırdı. 2000 kalkan. Kur'an'da da geçer. esir getirenlere bir esir ihsan olunup başlarına çelenkler konuldu. Bir yaylım tüfek ve bir yaylım top şenliği olup şehitlerin namazlarını kılarak gömdüler. Tanrı kader yazar" diyip bütün işlerini Tanrı'ya havale ettiler. Cerrahlar gönderdiler. düşman seçilir oldu. Cebehaneden 7000 kılıç. hükümet adamları. 5000 yay. Gelip yemek yiyiniz. Kasıma (338) da 40 gün kadar kalmıştı. Sıcağın şiddetinden. Kâfirlerin kılıç artıkları bu durumu görüp yer altındaki domuz damlarına girip görünmez oldular. tüfek. Sabahleyin yürüyüş var. O gece Kâfirler yine Ferhad gibi çalışıp kalenin yıkılan duvarlarını sağlam olarak yenileştirdiler. Güneş batarken kol kol Alay Çavuşları gelip: "Dönün gaziler! Pazınıza kuvvet! Gurup vaktidir. Yine arasıra savaşa girdilerse de önceki gibi can ve gönülden değildi. "Acaba halimiz neye varacak" diye bütün Vezirler. Gaziler gördüler ki ikindi oldu. Pusu ve mazgalları da onarıp güya yeni bir İskender Seddi (337) yaptılar. şehitleri esirlere yükleterek kendi kollarına geldiler. İslâm gazilerinin gayretlilerini de savaşa hazırlayın. tımar. 8 saat öyle bir savaş oldu ki Mohaç Savaşı'na eştir. Geriden ise yardım gelmiyordu. Mazgal deliklerinin önüne gelenleri de kurşunla yere serip saatten saate islâm askerlerini şehit etmeye başladılar. 5000 el kumbarası. İslam gazileri bunu görünce hep üzüldüler. (336) Terfi. türlü türlü silâha ait mühimmat defterle İslâm askerine dağıtıldı. O kadar kişi kaybettikten başka hâlâ da aç idiler.com    Sayfa 92  . Bakalım ne olur. tımar. (335) Emekli. Lâkin mel'unlar yerden lâğımlar atıp islâm askerlerini Ebabil kuşları gibi (334) havaya uçurmak şeytanlığını kullandılar. 2000 tüfek.atsizcilar. 40. Yaralılara tekaüd (335) maaşları tayin ettiler. zeamet ve Sipahilik isteyen gelsin diye uyarsınlar. Hareketleri ağırlaştı. iş erleri bir yere gelip Tanrı'nın www. Kelle getirene 100 kuruş. (333) "Hücuma gönüllü erler" demek istiyor.. Kâfirleri kıra kıra iç kaleye kaçırdılar.

Dönüş boruları çalarak "buyruk Tanrı'nınmış. Onu yaptık diyorlar" diye haber verdiler. Kâfirler. Donanma dahi İstanbul'a gitmek üzere demir alacağı vakit ben Serdar Hüseyin Paşa'dan izin alıp Kırım Han'ı ile Kırım Eli'ne yöneldim. kale içindekilere: "Türkler diyor ki muradımız kale olaydı bir ayda alırdık. Bahadır Kirey. Bunlar. Azak Kalesi'ne bir horoz ötümü uzaklıktaki "Horozkerman" kalesine yıkılıp gittiler.000 esirden bahsedilmişti.atsizcilar. Kimi de Heyhat Çölü'nün kuzey tarafındaki Çerkesistan'a gitti. 200. www. O gece aç kalıp kaleden çıkanların bir bölüğü tutularak Serdar'ın huzuruna getirildiler. Moskof Kıralı'nın haddi tamamiyle bildirildi.com    Sayfa 93  . Taman Adası'na gittiler. Bu dilekçeyi gönderdikten sonra iki esiri de mahsus göz yumup kaleye kaçırdılar. Bundan anladılar ki Kıpçak Ovası'nda ve Karadeniz'de emniyet ve merhamet yoktur.  "işleri danışın" sözüne uyarak konuştular. Karadan gidenler 6 günde Kuban'a. Balısıra'ya geldiler. Bütün eyalet askerlerine izin verildi. yani bugünkü deyimle ordunun İstihkâm sınıfı olduğu anlaşılıyor. ulakların İstanbul'a doğru yola çıktığı gece bir kuru soğuk oldu ki islâm askeri nerdeyse yerin dibine girecekti.000 at. Bunu görünce İslam askerinin ölü gönülleri taze hayat bulup Azak Kalesi'nin altında öyle bir Tatar alayı ettiler ki Çengiz'den beri eşini cihan görmemiştir. Kimisi taltif olundu. Tanrı'nın hikmeti. Tatar askerinin böyle ganimetle gelmesinden öyle bolluk oldu ki bir at bir kuruşa. Nihayet. Evliya Çelebi'nin "7"li rakkamları çok sevdiği görülüyor. 45. Onun takdiri böyle imiş" diye kaleden döndüler. Kış. geldi.000 atlısı ile Moskof Kralı'nın payitahtına kadar yağma etmeye göndermek kararım verdiler.000 Kâfir esir alındı (340). Bütün iş erleri ile (338) Tatar yaşlıları fikir birliği edip 300 mühürlü bir dilekçe tertipleyerek Devlet Kapışıma gönderdiler ki meali şu idi: Bu yıl bu kalenin fethi mümkün değildir. (340) Biraz yukarda 45. 100. (339) "İş erleri"nin teknik personel. Ancak Moskof Kıralı'nın haddini bildirip bu kadar illerini yağma ederek ahalisini tutsak etmek istemiştik. Moskof Kıralı'nın eski payitahtına kadar çapul ve yağma olundu. kimi denizden gittiler. Kimi karadan. Lâkin Azak ülkesinin amansız kışları kendisini göstermeye başladı. kalay. (337) İskender'in Ye'cüc Me'cüc denen anormal insanlara karşı yaptığı efsanevî sed. asker kalenin fethedilemeyeceğini anlayıp umumî reyle fetihten vazgeçerek bütün mühimmatlarını gemilere yüklediler. Kimisi Müslüman oldu.000 kadarı da kılıçtan geçirildi. bir genç kız beş kuruşa satıldı ve Tatarlar'ın şerefine üçer nöbet top ve tüfek şenliği yapıldı. bakır. sayısız değerli mal. Tatarlar'ın böyle kendi ahalilerini esir ederek getirip beli bükük bağladıklarını görünce feryatlarını göğe yükselttiler. Orada Donanma-yi Hümâyun da bekliyordu. Bahadır Kirey Han'ı 70. buyruğunda bulunan Tatar boyları askeriyle hareketinden 14 gün sonra Azak Kalesi altında İslâm ordugâhına geldi. 70. oradan Çerkeş Eli'ne.000 tutsak. (338) "Hızır" (= bahar ve yaz) ve "kasım" (= güz ve kış) diye ikiye ayrılan yılın bugünkü takvimle 6 Kasım'da başlayan bölümü. avâni gibi şeyler getirdi. Herkes kışın şiddetinden korkup yine bir danışma meclisi kurdular.

Bu su. Süd Irmağı. sazlı bir yer olduğundan burada 100 kadar at ve 50 kadar esir batıp boğuldu. Faydasız bir sudur. şiş bir et fazlası olur. öteki askerler de aletleri ve mühimmatı tulumlara koyup at kuyruklarına bağlayarak bir saatte ırmağı geçtiler. "Borabay" şeklinde de okunabilir. Han Hazretleri hemen askeriyle atım suya vurup üzengilerine çıkmadan karşıya geçti. Bunlar da Moskova'nın kuzeyindeki dağlardan toplanıp burada Azak'a akar. Büyük bir sudur. Kıyısı çimenlik olduğu için orada duruldu. hayat suyu gibi olup Ten. Buğdan. Bütün Tatar gazileri atlara binip 8 saat gittikten sonra Süd Irmağı kıyısına geldik. (341) "Ilgar" hızlı akın demektir. (344) yakınları ile düşer Bu Mansurlu Boyları. Irmak sakin akıyordu. (345) Semiz ve gösterişli. Bu Süd Irmağı kıyısından da kalkıp bir saat gittikten sonra Mus Irmağı'na geldik. Irmak kıyısındaki halkın yüzlerinin rengi sarıdır.  Azak Savaşı'ndan Kırım'a Geliş Azak Kalesi altından Bahadır Kirey Han'ın askeri. içenlerin çok defa boğazlarında ur olur. Ben gerçi Tatar Hanı'na mensuptum ama Mansurlu Kaya Bek'in kalkardım. Boğazlarında "kuşka" dedikleri yumru. Moskof ülkesinin batı tarafında Kurluviçse adlı büyük şehirin dağlarından toplanıp buradan Azak Denizi'ne dökülür (348). Süd Suyu denmesinin sebebi budur. Birer ünlü. Tatar ilgarı tâbiriyle çok hızlı gittiklerini anlatmak istiyor. Tuna Irmakları gibi bunda da güzel morina ve mersin balıkları olur. Burayı da atlarla geçtik. Turla. getirerek satarlar. Fakat bu ırmağın iki tarafında 70 kadar mamur ve sağlam kaleler vardır. Hepsi Tatar korkusundan titrerler. Bunlar Moskoflar'ın ileri dağlarından çıkıp üç yerden Azak Denizi'ne katılır. (342) Bu kelime "Burabay". Erdel askerleriyle kalkıp kale dibinde denize karışan Ten Irmağı'nı geçmeye başladık. Bu kaleler hep Moskoflar'a tâbidir. Azak Kalesi'nin batı tarafında denize dökülen Ulu Ten Irmağı'nın bir kolu akar. Bürebay'da. Kırım'da haftada bir iki defa Beş Yas Çetecileri (349) bu kalelerin altına seğirtip tutsak yakalar ve Kırım'a. Gayet semiz atları olur. ağırmak (345) atlarımız vardı. Çok besleyici ve çabuk sindirilir etlerdir. Yolda bakır ve gümüş madenlerine uğradığından suyu süt gibi beyaz renklidir. Lâkin çatak batak. Burası gayet çimenlik olduğundan Tatar askeriyle durularak zevk ve safa edildi ve 300 kadar at kurban edilip yenildi (343). Kırım'ın yurt eğeleridir yani Kırım Adası'nın sahipleridir (346). Kamışlık ve sazlık içinden geldiğinden suyu o kadar lezzetli değildir. Kırım Türkleri arasında Şamanlık çağından kalma at kurban etme geleneğinin yaşadığını gösterir. (346) "Ege" ve "eye" kelimeleri Türkçe "sahip" manasındadır. Tatar askeriyle sefere gittiğim bu Azak yılındadır. (344) Doğu Türkleri'nde bu kelime "bek" şeklindedir.com    Sayfa 94  . Çığa ve uştuka balıklan da gayet lezzetlidir. Bu konakta sabah olup güneş doğunca bütün koğuşlardan Ot Ağaları (347) taraf taraf kös çaldı. Benim ilk at eti yiyişim. Etleri ve yağları koyun ve sığır etinden farkolunmaz. Gözleve Kalesi tarafındaki Mankıt Elleri bunların yurtlarıdır. Bunu da yüz bin güçlükle o kış sertliğinde geçerek karşı tarafta biraz dinlendik. www. (343) Evliya Çelebi'nin kesilen atlar için "kurban edildi" tabirini kullanması mühimdir. Ulah. 21 saat batıya doğru Heyhat Çölü içinde Tatar ılgarıyla (341) gidecek "Bürebay" (342) adlı yere vardık.atsizcilar.

Çürüksu adlı dere kıyısında bize bir konuk evi ihsan olundu. (350) Evliya Çelebi bütün yarımadalar için "ada" kelimesini kullanmaktadır. Sabahleyin tipi ve bora çekerek 16 saat yürüyüp Kıpçak Ovası'nda Purumbay durağına geldik. doyumluk mallarla Kırım'a gelmişti. Cebehanede bir okka barutumuz kalmadı. Bütün tayınlarımızı alarak kendimi Han'ın devletinin devamı için duaya ve ibadete verdim. Biraz yorgundum. Han Hazretleri "baş üstüne" diyip 40 güne kadar semirsinler diye atlarını bağladı. Halimiz neye varacak? Tatarlar'la Osmanlılar kaleyi kuşatmadan hemen bırakalım. Cehennemlik Kâfirler Azak Kalesi'ne kalabalık askerle Kırım Tatarları'nın geldiğini. dağsökenler (353) ile gelmekte olduğunu duyunca kaledekiler toplanıp şöyle konuşurlar: "Geçen yıl Osmanlilar'ın elinden güçbelâ kurtulduk. Burada da kar üzerinde yatıp sabahleyin atlara binerek ılgar ile Kırım Adası (350) ülkesine girdik. Bahçesaray adlı büyük şehirde. mühimmat. Bir taraftan kıtlık var. Yine o yıl Kalgay Sultan (351) üç kere 80. Ben de Han Hazretleriyle Kırım'a girdim. Ciğerimiz cılk oldu. Bahar mevsimi gelince Devlet Kapısı'ndan. Han Hazretlerinden mektuplar alıp İstanbul tarafına gitti. Yoksa Osmanlilar'ın bu gelişinden kurtuluş yoktur.000 kadar Hıristiyan kaldık." www. beşer. (348) Muhtemelen "Kursk" şehri ve Doneç Irmağı. Azak Kalesi'nin fethinin kısmet olmadığını bir bir anlattık.com    Sayfa 95  .atsizcilar. Kırım tahtı veliahdine verilen unvandır. Or Ağzı adlı kaleye girdiğimiz yerde Büyükvezir Kara Mustafa Pasa'nın Ulak Ağası Beceb Ağa 20 atlı ile Azak'a giderken bize rastladı. bir taraftan da Tatarlar Elimizi. levazım.000 altın ile Osmanlı Hanedanı'nın bir yarlığını getirdi. Han Hazretleri. Bu yarlıkta: "Baharda düşman avcısı 100. "Beş Yaş Çetecileri" demek herhalde beşer kişilik akın ve çapul takımları demek olmalıdır. Bu kış. yakınlarımızı esir ediyor. (351) "Kalgay". 40 -50'şer bin atlı ile tâ Azak Kalesi altına kadar çaparak yine Kırım'a döndü. Kale onarılamadı. olan Kâfirler'e yardım gelmemesi için Kırım Adası'ndan üç kere. "Ağaç yaşken eğilir" sözünde olduğu gibi Batı Türkçesi'nde de yaşamaktadır. Azak balığı yiye yiye canımıza tak dedi. Şurada 10. onar bin tutsakla. Kapıcıbaşılar'dan biri gelip Han Hazretlerine Çizme Bahası (352) 12. öteki silâh ve mühimmattan da bir şey yok. Osmanlılar'ın da donanma ile karadan ve denizden geçen yıldan daha çok asker. Buradaki "ot" kelimesinin "bitki" veya "ateş'" anlamındaki "ot"lardan hangisi olduğu belli değil. Tatar korkusundan bu kış kaleden baş çıkaramadık. Kış bizi mahvetti.000 Hırıstiyanımız öldü. lâğımcı. Hiçbir taraftan yardım gelmedi. (349) "Yaş" Doğu Türkçesi'nde "genç" demektir. Sonunda bu kaleyi Osmanlılar elde bırakmaz. işte şimdi yine Osmanlılar donanma ve kalabalık ordu ile gelmede. ülkemizi harap ederek akrabamızı.000 Tatar askeriyle baharda Or Ağzı denilen yere gelip dualarla oradan dışarıya çıkarak Azak Kalesi'ne yöneldik. Bütün Tatar Boylan da atlarını beslemeye başlayıp nihayet 87. (347) Ot Ağası'nın Kırım Türkleri'nde bir rütbe olduğu anlaşılıyor. Yürüdüğümüz yerlerde üçer arşın kar yağmıştı.  Buradan da yürüyüş kösleri çalınarak yola koyulduk. Seyahate mecalim kalmamıştı. Bu kış bize Tatarlar göz açtırmadı. Azak Kalesi'ne sığınmış.000 askerle Moskof ülkesine çapul edip vurup kırarak. Bir yılda 30.000 Tatar'la Serdar Cıvan Kapıcıbaşı Mehmed Pasa maiyetinde Azak Kalesi kuşatmasına hazır ol" deniliyordu.

Canlan cehenneme gönderildi. 20 Oda Yeniçeri. Değil insan. Cıvan Kapıcıbaşı yaptı" derler. kunduz gibi canlılar bile görünmüyordu. üç günde dibinden su çıkınca temeline rıhtım ile ıskaralar çatıldı. (352) "Yurtluk". Kale tamam olunca içinde yer yer evler yapılırken Serdar Mehmed Paşa. İstanbul'a gidip öteki İslâm askeri dahi kendi yerlerine yurtlarına dağıldılar. Ten Irmağı kıyısınca Çerkeskerman. Beri yandan Tatar Hanı ile Azak Kalesi altına giderken Süd Irmağı kıyısında birkaç Kazak tutularak Azak Kalesi'nden Kâfirler'in kaçtığı onlardan işitildi. kedi. Gemiler de Temürleng Adası'ndaki eski kaleden taş taşımaya memur oldu. On üçüncü gün debdebe ile Büyük Serdar Cıvan Kapıcıbaşı Vezir Mehmed Paşa gelip Azak'ı boş buldu ama "belki Kâfirler'in bir hilesidir" diye üç gün dinlenildi. Onun için bu kale hakkında Kırım tarihleri "Serdar Deli Hüseyin Pasa savaştı. Tuzlakerman vesair kalelerine gidip yerleşirler. Dördüncü gün kalenin zemininde ezanlar okundu. başka zamana benzemez. Ben de Mansurlu Boyu ile geldiğimiz yoldan 8 günde Kırım Vilâyeti'ne girdim. Bu çaşıtlar çekinmeksizin: "Biz. 7000 Karadayak Muhafız Tatar Askeri konuldu. üç esir. 1 Topçubaşı. (355) "Çaşıt" Türkçe bir kelime olup "casus" demektir. (353) Lağımcı sınıfının seçmeleri demektir. Ceneviz yapısından sağlam bir kale oldu. bir samur kürk. Evliya Çelebi bu kelimeyi kullanıyor. 10 Oda Cebeci. yirmişer bin esirle tslâm ordusuna geldiler. o gece çapula seğirtir gibi seğirtip (354) kalenin altına gelindi ve oralar insandan boşalmış bulundu. Bahadır Kirey Han fethetti. Tanrı'ya şükür bu savaştan talihli olarak gelince Bahadır Kirey Han Hazretleri'nden İstanbul'a gitmek için izin aldım. 1 Cebecibaşı. (354) "En son hızla at koşturup" demektir. bir kat esvap ihsan buyurdu. tüfek. Horozkerman. Kalgay Mehmed Kirey Han ve Nureddin Kirey (356) Sultanlarla Yiğit Vezir Sefer Gazi Ağa. Bahçesaray'da zevk ve safaya koyuldum. Megrilistan ve Abaza'dan aldığımız esirlerle 18 esirimiz oldu. Bir kese kuruş. "paşmaklık" gibi "çizme haftası" da bir nevi maaştır. "arpalık". O gün. Her esiri onar kuruşa sattılar. 40 klomburne ve hendek kenarlarına 300 şâhi konup gece gündüz dikkatli bir çalışma ile bitirilmesine uğraşıldı. Onarımdan sonra yine Kefe Eyaleti'nde Sancak Beği tahtı olup iki tuğ ile bir Beğlerbeği Paşa muhafız kaldı. Buğdan askerlerine ferman olunarak Azak Kalesi'nin temelinin kazılmasına bağlandı. Nihayet Moskof Kiralı "el'aman ey Osmanlı Padişahı" diye İstanbul'a elçiler gönderip barış yapmaya can attı. kaleyi bırakıp kaçasınız tenbihini kaledekilere yetiştirmek için çaşıtız" dediler. Kırım'ın www.com    Sayfa 96  . Ayu Ahmed Ağa ve Defterdar İslâm Ağa gibi efendilerimizden dahi birer esir ihsan alıp Kırım ülkesinde 14 esir ve 4 kese mala sahip oldum. Kalenin içerisine 70 balyemez. Trabzon'dan. 6 Oda Topçu. Subhan Ağa (357). sıçan. Böylece kalenin yapımına başlanıp bir ayda bitirildi.  Bu konuşmadan sonra bir gün kaleyi bırakıp bütün top.atsizcilar. yeniden büyük ordu ile Osmanlılar geliyor. yay ve oklarını alıp çabucak su gemilerine yükleyerek kaçarlar. Bu sevinçli durumu Tatar Banı karadan ve denizden İstanbul'a arzetti. Eflak. İstanbul tarafından gelirken Moskof Kıralı'nın çaşıtlarını (355) tutup bağlayarak Han'ın huzuruna getirdiler. 1 Yeniçeri Ağası. Kale yapılırken 7000 Tatar askeri Moskof diyarına sefer edip onar. On birinci gün. Mühimmat vesairesine 5000 kese harcolundu diye Devlet Kapısı'na arzolundu. Kalenin duvarlarında ancak bir Ceneviz kulesi kalmıştı.

hasırları. bahadır gemiciler ellerine baltalarını alıp önce geminin çarmıh iplerini kestiler. balık turşusu fıçılarını. Ben de dedim ki: "Ey Tanrı kulları! Gelin. direksiz bir su gibi görülüyordu. Sefere gitmeden incelemeye vakit bulamadığım için Kırım'ın vasıflarını. Büyük bir tehlikeye düştük. sizinle hep birlikte Ihlâs okuyalım. eserlerini yazmaya cüret edemedim. sadakalar adıyordu. üç gece kar. "Uğursuzluğu sürekli" denmeye lâyık bir günde sandalla limandan dışarı çıktık. Üç gün. Mayna (360) alburna" diyince hepsi bir yere gelip alburna iplerini indirdiler. bir denizin dibine inip sanki gemi Gayya'ya düşmüş sanılıyordu. Yolculardan kimi kusuyor. yarar. Onların da cesetlerini denize attılar. Balıklava semtinde Suluyar Dağları görünüp Sinop ve Amasra Dağları da önümüzde idi. (357) Bu kelime "Saçan Ağa". İçlerinden "Dede Dayı" adında. Kırım ağzı ile "Nurdin". aşağı yukarı Karadeniz'in ortalarına vardık. kimi Tanrı'ya yalvarıyor. Her biri bir yere sindi. görmüş geçirmiş bir ihtiyar. Direk düşerken 12 kişiyi ezip öldürdü. Dört çevremizde Karadeniz. Kırım'ın Kalgay'dan sonraki ikinci veliahdinin unvanıdır. kimi kurbanlar. Yine aman bulamadık. bir bağırtı kopup herkes hayattan ümit keserek can pazarına düştü.com    Sayfa 97  . bir gece amansız denizin içinde çalkanıp durduk. Hangi yöne gideceğimiz belli değildi.  bütün ileri gelenleri ve eşrafı ile vedalaşıp Han Hazretleri'nin hayırdualarını aldıktan sonra Kalgay Sultan'ın atına binerek yola çıktık. Bundan başka gök gürültülü ve şimşekli sağanaklar. Fakat yine dalgalar göğe yükselip coşmaya başladı. Ola ki Ulu Tanrı. Gemide bir feryat. (358) Gemici terimi ile "yıldız" tam kuzeyden gelen rüzgârdır. Dalgalar gitgide şiddetlenmekte olduğundan hemen gemi üzerindeki büyük yapağı çuvallarını. Ihlâs hürmetine hepimizi kurtarır. Bir göğe çıkıp geminin direği bulutlara dokunuyor.atsizcilar. Sonra gemi direğine balta vurarak bir anda direği kesip denize düşürdüler. bir gecede rüzgâr arkamızdan gelmek üzere. İşte kırıntı (359) ve sağanak gelmektedir. Nice dostlar beni geçirmek için "Kaçı Deresi"ne kadar geldiler. Balıklava Kalesi'ni yazmaya başlayacağım zaman Ucalı Sefer Beis adlı birisinin şaykasına 150 arkadaşla girerek denizde nice tehlikeler ve korkunç vak'alar görüp geçirdim. O sırada geminin kıçından dümenin iğneciği kırılıp dümen denize düşünce gemiciler ellerini dizlerine vurarak birbirleriyle helâllaşmaya başladılar. Böylece girdapta dalgaların birbirine çarpmasıyla serseri gezerken Tanrı'nın hikmeti doğu tarafından ortaya kara bulutlar çıktı. gemicilere hitaben: "Bire dayılar! Ne korkuya düşersiniz? Allah kerimdir. Nihayet ambarın kapağını açarak ağır malların hepsini denize attık. Gök gürültüsü ve şimşek kesildiyse de dalgalanma durmadı. Geminin kıç tarafındaki puslalara bakarak birbirlerine can pazarındaymış gibi bakışmaya koyuldular. başı diri. Biçareler ellerini uvmaya başladılar. gemi kerestelerini denize attılar. Gemicilerin gemi üstünde durmaya kuvvetleri kalmadı. boran eksik olmadı. 200 den fazla esirleri de ambara indirip ambar kapısını kapattılar. imaretlerini. "Saçan Ağa" diye de okunabilir. kuzey yönünde Anapa Dağları. kırıntılı uçurulma dalgalar peyda olunca gemicilerin yüzü değişti. Orada vedalaşıp 6 saat güneye giderek Balıklava Kalesi'ne geldik." Orada bulunanlar hemen gönülden ihlâs okumaya başlayınca Tanrı'nın emriyle bir anda gökteki karanlık gidip her yer açıldı. (356) "Nureddin". Evliya Çelebi'nin Başından Geçenler Burada. Güneş denizde doğup denizde batıyordu. www. Gemi bir parça hafifledi. Alburna direği de aşağı indi. Derken hepsi görünmez oldu. tipi. "Yedişerleme" dedikleri dalga ise asla aman vermiyordu. Bazen elverişli. Yıldız rüzgârına (358) yelken açarak bir gün. Bu sırada canı. bazen elverişsiz rüzgârla bir gün.

Hepimin hayattan ümit kesmiştik. Herkes tahta. Hemen biz de 7 kişi dalkılıç onların üzerine yürüyerek 8 Kâfir'in 4 ünü öldürdük. bir arşın eninde bir çam tahta levhası sandalımıza musallat olarak dokunmakta idi. Bu hal ile gemiden epey açıldık. (363) Evliya Çelebi. Cesetlerini denize attık. fıçı şekilli eşyaları almaya başladı. Gönülden Tanrı'ya bel bağladım. Yani sandalı onlara kaptırmamak için vuruşmuşlardır. "Antep". Herkes birbiriyle helâllaşmaya. İtalyanca'dan alınmış olmalı. bir gece şu sandalla denizin üstünde gezdik. Fakat kayık içinde kavuklarımızla su boşaltmaktan ve kışın şiddetinden bitkin kaldık. Şimdi 10 kişi olduk.  (359) "Kırıntı". O aralık gördük ki Menküb Kadısı Ali Efendi. Kurtuluş Savaşı'nda Fransızlar'a karşı kahramanca savaşmasından dolayı Cumhuriyetten sonra adı Gaziantep yapılmıştır. çıplak olmaya koyuldular. deniz kızı gibi yüzerek bizim sandala yakın geliyor. Bir yükselip bir batarak gidiyorduk. denize su boşaltarak gidiyorduk. Kâfirler tarafından ipi çözülen sandalı kasdetmektedir. Kimisi bir levha parçası üzerinde canını kurtarmak için can pazarında pazarlık eder oldular (364). varil. küçük dolu tanesi. buz kırıntısı. İkisi de dalkılıç üzerimize yürüyerek Ayıntablı (362) Şerif Ramazan Çelebi'yi memesi üzerinden vurdular. Hepimiz sonbahar yaprağı gibi titriyorduk. öteki 4'ü de korkudan kendilerini denize attılar. Bir şaykanın da ancak bu kadar insan alması icab eder. Âyetler okudum. Geldiğinde sanki Kudret eli onu bizim sandala kaptı. (361) Evliya Celebi burada büyük bir ihtimalle iki cümle önce bahsettiği. 400 kadar kara ve deniz tüccarı (363) "Yâ Allah" diye bağırarak ve denizde hepsi bir şeye sarılarak yüzmeye başladılar. Sandalda evvelki gibi 8 kişi kaldık. Durduk. kabak. "Ayıntab"ın yerli halk söyleyişidir. Bir gün. sakınmakla kazayı kimse. İçindeki ağır yükleri atıp denizin dalgalanmasıyla giderken bir de gördük ki büyük gemi iki parça oldu. Yasin okuyarak. Ben de 7 can yoldaşımla dalkılıç olup sandala atıldım (361). Edemez def. azık hatırıma bile gelmiyordu. Gemiciler de birer tahta parçası vesair vasıtalara binerek denize döküldüler. Bazen uzaklaşıyorduk. Bulgura benzediği için buna "bulgur" da denir. (360) Gemici tabiri: "İndir" demektir. kondurdu. ve esirler de dışarı çıkıp dehşetle feryada başladılar. Baktım: Birkaç Kâfir. (364) Evliya Çelebi'nin kelime oyunlarıyla edebî sanat göstermesi. Burada bir sağanak daha gelip gemiyi baştan tarafa iki parça edince ambar içinde olan yolcular. (362) "Ayıntab" bugünkü "Gaziantep" şehrinin eski adı. "Ne çare! Emir Tanrı'nın" diyip su boşaltmaktan ve soğuktan perişan olarak şaşkınlık içindeydik. www. Bazıları canla başla yüzerek bizim sandala doğru gelmeye başladı. geminin sandalını ipten indirip binerek denize açıldılar. Sandal bizim 7 arkadaşa kaldı. 350 yolcu. Lâkin onu bildik ki bu gidişle bizim sandalın batması da muhakkaktır.com    Sayfa 98  . Kimisi denizde battı. gemiciler soyunup. Kolundan yapışıp onu sandala aldık. Kıssahân Emir Çelebi geldi. Kâfirler sandalın ipini kestiler. Yasin okuyordum. Bu sırada benim de halim pek perişandı. O sırada Kadı Ali Efendi ile Kıssahân Emir Çelebi Zâtülcenb hastalığına tutularak merhum oldular. Ama yanımız sıra 20 zira boyunda. Bu kadar mal. Hemen dalkılıç olup gelen adamları kılıçla menetmeye başladık. Şimdi 350 yolcu ve 400 tüccardan bahsetmesi mutlaka istinsah yanlışıdır. Kırım'dan hareket ederken şaykaya 150 kişi girdiklerini söylemişti.atsizcilar. Hiçbir tarafta insandan nam ve nişan kalmadı.

Gördüm ki demin bindiğim tahta üzerine 2 Gürcü kölesi. 4 esirle kaldım. Tevhid okumaya başladım. Ben de başaşağı denize düştüm. (366) "Gülistan" müellifi olan ünlü İran şairi Şirazlı Şeyh Sa'dî. kabirlerini ziyaret ettiğim büyük evliyaların ruhaniyetlerinden yardım dilemeye başlıyordum. Lâkin Tanrı'ya şükür ortalık biraz düzelip güneşin sıcaklığı çoğaldı. Allah kerimdir diye ilerliyorduk. Bir kış hasta yattım. Candan ve dünyadan ümit kesmişken.atsizcilar. eşsiz köle ve cariyelerdir. Korku ile geriye baktım. Maceramızın başlangıcından bu âna kadar üç gün. Dalga çarpışları da biraz azaldı. bir aşağı iniyordum. Buralarda sahil mahil belli değildi. 2 Çerkeş kızı. Sanki Hızır'la buluşmuştum. gâh imamlık yaparak sağlığımızı bulduk. binemeyerek boğulup gitti. (365) Evliya Çelebi "dalga" yerine üç defa kullandığa "Kum" kelimelerinin birini burada kullanmıştır. "Acaba ne yapsam da bindiğim levha bana kalsa" diye düşünürken yanı başımızdan bir su varili kabak gibi yüzerek gidiyordu. Esirlerimle bana bir hücre verdiler. Onlar kaybolmuşlardı. bağları imiş ki göğe doğru yükselmişler. Ben bu durumda soğuğun ve dalgalanmanın tesiriyle Karadeniz'in üstünde yuvarlara zıplaya gezerken geri tarafımda. Yüzerken.11 Aralık 1292) ölmüştür. yüzücülükteki ustalığım dolayısıyla el. www. Halim ne olacak" diye fikrim perişan oldu. Kışın şiddetinden çektiğimiz sıkıntı ve korkudan türlü hastalıklara yakalanmıştık. Karadeniz kıyısında Gülgara Sultan dağlan (evvelce Kîlgrad. Gün doğusu rüzgârı bizi süre süre üçüncü günü birtakım dağlar görünmeye başladı. Hicri 691'de (=24 Aralık 1291 . Rus kölesi yüzerek varilin üzerine bineyim düşüncesiyle atıldı. Can korkusuyla. öğle vakti dalgalar bizi kıyıya bıraktı. Hemen bir çeviklik ederek şu amansız Karadeniz'de boğulmaktansa şu levhaya sarılayım diye can korkusuyla tahtaya tutunarak bindim. kayaları. denizden bir feryattır koptu. 1 Rus kölesi yarasa kuşu gibi sarılmışlar. üç gece aç ve muhtaç sandal ile gezmiştik. Denizin dalgaları arasında dalgıç gibi pervasızca yüzerek bir yukarı çıkıyor. Birdenbire içime bir teselli doldu. Buradan Gülgara Sultan Zaviyesi'ne giderek dervişleriyle samimî konuşmalar yaptık.com    Sayfa 99  . Bu tekkede on gece kendimizden geçmişcesine rahat yatağında yattık. Bitkin bir halde kumlar üzerine düştüğümü biliyorum. Şeyh Sa'dî (366) ne güzel demiş: "Denizde çok kazanç vardır ama selâmet istiyorsan kıyıdadır". Zavallı. Meğer Silistire Eyaleti'nde. Şükran olarak 10 hatim indirdim. "Bunlar benim bindiğim tahtaya ağırlık verip batmama sebep olurlar. bu amansız denizin içinde 4 esir ihsan etti ki her biri bin taneye bedel üstün. çabalayarak ilerliyor. Tanrı'nın iyiliğini gör ki Megrilistan. evvelce sandalımıza dokunan uzun ve enli tahta levhanın yanımdan geçtiğini gördüm. bir ah çekerek Kur'ân-ı Kerîm'i kendime şefaatçi ve kurtarıcı tutuyor. Çocukluğumdan bu âna kadar 1060 hatim indirmiştim. Aklım başıma geldi. Gâh müezzinlik. Bu yüce tekkede bütün Bektaşi dervişleriyle 8 ay. Bu kölelerle deniz kıyısında birer kayanın arasında sığınmaya çalışırken gelip de bizi bu halde gören nice Muhammed Ümmeti giyimler alıp bana ve kölelere getirerek çok yüksekteki kayaların tepesinde olan evlerine götürdüler. Gülfezâ seklinde de geçmişti). Korkum geçti. Meğer Ulu Tanrı'nın ezelî iradesi beni kurtarmakmış. Bütün kuvvetimle Tanrı'ya hamdettim. Sandal arkadaşlarımdan ise hiç haberim yoktu. kol atarak. sağlığım düzelinceye kadar samimî konuşmalar yaptık.  Bin sakınsan yine ön. Buraların neresi olduğunu sordum. Abazistan ve Kırım'da 18 tane esir ihsan edip yine aldı. son olacak olsa gerek beytindeki mânâda olduğu gibi üçüncü gün öğle vakti bir dalga (365) gelip sandalı devirdi.

 
Kölelerimden birisi bile "ben falanın satın aldığı kölesiyim" demeyip sanki benim candan kölemmiş gibi kaldılar. 1055 Recebi Başında (= 1645 Ağustosu Sonları) Erzurum Eyaleti Valisi Defterdaroğlu Mehmed Paşa ile Evliya Çelebi'nin Erzurum Gümrüğü Kâtibi ve Müezzinbaşı Olarak Erzurum'a Doğru Yola Çıkışı O yıl (367) Cıvan Kapıcı Mehmed Paşa Büyükvezirlikten azledilerek yerine Defterdar Salih Paşa büyükvezir oldu. önce kardeşi Murtaza Paşa'ya vezirlikle Budin Eyaleti Valiliğini verdi. Yine o halta kendi Hazinedarlığından çıkma İbrahim Çelebi'ye de vezirlikle Bağdat Eyaleti Valiliğini ihsan etti. Daha sonra Salih Paşa'nın efendisinin oğlu olan Çelebi Mehmed Paşa'ya vezirlikle Yeniçeri Ağalığını verdiyse de kabul etmediğinden Serdarlıkla Erzurum Eyaleti Valiliği verildi. Ben de Erzurum Gümrüğü'ne Kâtip, Müezzînbaşı ve musahip oldum. Paşa değerbilir, tatlı dilli, uysal, iyi, bahadır, her fende usta, şair bir kimseydi. Tanrı'ya şükür çok ihsanlarda bulundu. Çadırımla hazırlanıp Erzurum yolculuğuna âmâde oldum, İbrahim Han'ın huzuruna çıkıp hil'at giymekle şeref bulduk. Paşa yer öpünce İbrahim Han: "Lala! Bu hatt-ı şerifimle iş göreceksin. Kızılbaşlar'ın bir taşkınlığı olursa vezirim olduğun için tâ Revan'a kadar bütün Anadolu Eyaletleri'nin askerleri emrin altında olaçaktır" diye eliyle bir hatt-ı şerif (368) verdi. Ayrıca beş kese altın yol harçlığı, 50 katar katır, 50 katar deve, 1 dolu otağla 2 kat samur hil'at ihsan etti.
(367) Cıvan Kapıcıbaşı'nın büyükvezirlikten azliyle Salih Paşa'nın tayinini İsmail Hami Danışmana 28 Şevval 1055 = 17 Aralık 1645 tarihinde gösteriyor (Kronoloji, III, 507-508). Evliya Çelebi ise bunun birkaç ay daha önce olduğunu ve Erzurum'a 1645 Eylülünde hareket ettiklerini söylüyor. Mühim bir fark vardır ki incelenmeye değer. (368) Padişah fermanı.

İbrahim Han'ın hayır duasını aldıktan sonra Saray Burnu'ndan Üsküdar'a geçtik. Ağa Çayın denen yerde çadır kurup durduk. Şabanın ilk günü (= 22 Eylül 1645) yola çıktık. 7 saatte ilk durak olan Pendik köyüne varıldı. Burası deniz kıyısında büyük bir Hıristiyan köyüdür. Mamur hanları vardır. Üsküdar'daki Kireççibaşı hükmünde evkaftır. Subaşısı vardır. Bağ ve bostanları çok olduğundan İstanbul'un sebzeleri buradan gelir. Burada, Büyükvezir Salih Pasa'dan Paşa Efendimize (= Erzurum Valisi Mehmed Paşa'ya) 10 kese para ile sayısız hediyeler geldi. Oradan Konakçı Alaca Atlı Hasan Ağa adamla ileri gittiler.
(369)

ile Kilercibaşı, Mutfak Emini 1 tuğ ve 500

Oradan 6 saatte Gebze kasabasına geldik. Çelebi Sultan Mehmed, Gebze Kalesi'ni fethedip Kâfirler'e durak olmasın diye yıkmıştır. "Gebze", "gel bize" den bozmadır. Fatih Sultan Mehmed Han Gazi, İstanbul fethinden sonra burayı mamur etmiştir. Kocaeli Sancağı toprağında 150 akçalı kazadır. Kanunî Sultan Süleyman zamanında köprü sahibi meşhur Koca Mustafa Paşa burada gayet büyük bir cami yaptırdığından ona evkaf olarak verilmiştir. Mütevellisi hâkimdir. Yüksek bir tepenin doruğunda olup denizden bir saat uzak, susuz, dağbaşı bir yerdir. Hepsi 1000 kadar bakımlı, bağlı bahçeli, eski tarz evleri, 3 camisi vardır. Ama hepsinden mükellef, Selâtin Camisi gibi, kurşun örtülü, mavi kubbeli büyük bir cami vardır ki İstanbul'daki vezir camilerinde bile böylesi yoktur. ' Bu cami, Edirne yakınında "geçme nâmerd köprüsünden ko aparsun su seni (370) mısraı söylenen köprünün sahibi Mustafa Paşa'nın hayratlarındandır. Merhum Mustafa Pasa, Mısır Valisi iken bu caminin mermer taşlarını Mısır'ın usta mermercilerine yaptırmıştır. Bu arada bir somaki (371) şamdan yaptırmıştır ki cihan heykeltıraşları o şamdanın bir şişesini bile yapmaya muktedir değildir. Daha nice bin türlü nadide Mısır eşyaları yaptırıp Gebze'nin Danca İsketesi'ne göndermiştir.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 100 

 
Caminin iç yüzündeki duvarları üçer adam boyu türlü renklerde mermerle kaplıdır ki İstanbul'da böyle garip bir tarz hiçbir camide yoktur. Minberi, mihrabı, Müezzinler Mahfili âdeta sihirli sanatkârane eserlerdir ki anlatılması mümkün değildir. Bu camiyi, Süleymaniye Camisi'ni yapan Koca Mimar Sinan'ın Başkalfası "Hüsam Kalfa" büyük bir ustalıkla yapmıştır. Caminin dört çevresindeki pencerelerin üstü hep resimlidir. Bu resimli camlara güneşin ışığı vuranca camiyi nura boğar. Onun için kubbesinin ortasında "Tanrı göklerin ve yerin nurudur" âyeti yazılmıştır. Kubbesinin iç yüzü kandillerle süslüdür. İçinde Mısır işi öyle hâlîçeler vardır kî İsfahan halısı gibidir. Vaiz için yapılmış olan kürsüsü Hind sedefkârlarının marifetidir. Bu zamanın doğramacıları ona benzer bir kürsü yapamazlar.
(369) Tam Dede Korkut ifadesi. (370) "Geçme nâmerd köprisinden ko aparsun su seni X Yatma dükü gölgesinde ko yesun arslan seni" beyti darbımesel mahiyetindedir. "Aparmak", alıp götürmek mânasındadırr. Azerbaycan Türkleri bugün bu kelimeyi kullanırlar. (371) "Somaki", alaca renkli mermer demektir.

Caminin üç tarafındaki pencerelerin dışında Cennet'ten nişan verir bir gül bahçesi vardır. Ondaki sümbül, reyhan, gül ve erguvanın güzel kokusu camideki cemaatin ruhunu okşar. Ancak kıbleye açılır sanatkârane bir kapısı vardır ki yüce bir kapıdır. Eşiği üzerinde "Karahisarlı Hüseyin Çelebi" yazısıyla tezhipli olarak 930 hicrî yılı (= 10 Kasım 1523 - 28 Ekim 1524) tarih düşürülmüştür. Camide 70 tane güzel yazıyla yazılmış Kur'an vardır ki her biri bir Mısır hazinesi değer. Ama hepsinden güzeli mihrabın sol tarafındaki "Yâkuti Müsta'samî" yazısıyla olan Kur'andır ki bir diyardı esi yoktur. Belki Sultan Alımed Camîsi'nde vardır. Kıble kapısının iki yanında, dışarı sofalarında 6 sütuna dikilmiş 7 kubbe vardır. Cami bahçesi Selâtin Camilerininki kadar geniştir. Bir şerefeli, bir tabakalı bir minaresi vardır. Gayet biçimli bir minaredir. Bu caminin çevresinde gidip gelenlere konuk evi. olmak için bir han vardır. 3000 adam ve 2000 at alır. Ayrıca develiği de vardır. Bütün misafirler ve geçenler için bir yemekhanesi vardır ki her zaman için yağlıya, gence, erkeğe, kadına nimeti boldur. Her gece yatsıdan sonra, konuk evinde misafir olanlara bakır sinilerle yemek verilir. Her ocak başına birer sini, adam başına birer parça ekmek, her ocağa bir rnum, her at ve katır başına bir torba yem verilir. Vakıf tarafından mihmandarlar gelip herkese hizmet ederler. Böyle büyük bir hayrattır. Suyu güzel, aydınlık bir hamamı vardır. Bu söylediğim imaretlerin hepsi gök kurgunla kaplıdır. Bunlardan başka büyük küçük 41 hanı, 180 dükkânı vardır. Bu kadar güzel yapılmış binalar hep Koca Mimar Sinan'ın usta elinden çıkmadır. Kasabanın suyu kuyu suyudur. Dağ başında olduğundan havası güzelse de suyu ağırcadır. Buradan yine doğuya 5 saat giderek Heleke (372) Kalesi'ne geldik. Bunu Çelebi Sultan Mehmed, Rumlar'ın elinden alırken birçok gaziler şehit düştüğünden "Heleke" yani "helak yeri" demişlerdir (373). Deniz kıyısında, iki dere arasında yalçın bir kaya üzerinde, karavulhane (374 gibi sağlam bir yapı, küçük ve güzel bir kaledir. Kuzeye bakan bir kapısı vardır. Kanatları ve içinde evleri yoktur. Daima muattal durur. Kale dibinde bir değirmeni vardır. Burası Kocaeli toprağında nahiyedir.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 101 

 
Buradan yine deniz kıyısından doğuya giderek 8 saatte İzmit Kalesi'ne vardık. Burada bir gün kaldık. Ertesi günü boru çaldırarak 6 saat kadar doğaya, ağaçlık ve ormanlıklar içinde gittikten sonra Sabanca kasabası durağına geldik. Önce İzmitli bir koca buradaki taş, diken vs çalıları yok edip saban yürüttüğünden "Sabancı Koca" adıyla bir köy olur. Sonra zamanla mamur olup Koca Süleyman Ban çağında kasaba şekline girer, içinde, San Rüstem Paşa büyük bir han yapmıştır ki 170 ocaktır.
(372) Bugünkü "Hereke". (373) Tabiî bunun aslı esası yoktur. Hemen her Kasaba için mevcut olan halk istikakcılığıdır. (374) "Karavul", öncü, gözcü, emniyet tertibi demektir. Bugünkü ''Karakol" kelimesinin aslıdır.

Güzel bir camisi, bir hamamı, güzel çarşısı vardır, imaretleri gök kurşunla kaplıdır. 1000 kadar kiremitle örtülü evi vardır, imaretleri hep Mimar Koca Binan yapısıdır. Bir Pertev Paşa Hanı vardır, o da Mimar Sinan'ın eseridir. Bu hayratın çoğu Rüstem Pasa'nın olduğu için onun vakfının mütevellisi hâkimdir. Buranın bir Yeniçeri Serdarı da vardır. Övülecek nesnelerinden beyaz kirazı meşhurdur. Hamamının dibinde bir ekmekçi dükkânı vardır. Bir dervişin hayır duası berekâtı ile bir beyaz ve has ekmek, somun pişirir ki "Sabanca Somunu" adıyla her tarafta şöhret bulmuştur. Kırk gün bile dursa kuruyup küflenip lezzeti değişmek ihtimali yoktur. O kadar meşhurdur ki birini ılgarla taze taze Acem Şahı'rıa götürmüşler, o da beğenmiş. Bu kadar lezzetli ve has ekmek olmasını bazıları suyundandır derler. Civarında bir köy vardır. Sabanca Gölü'nün çevresi 24 mildir. Gölün dört yanında kasaba gibi 76 tane köyü vardır. Bütün halkı bu körfezin (375) suyunu içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır. Mahsulleri çoksa da bağlan yoktur. Bahçeleri hadden fazladır. Bu gölün kenarında bir çeşit kavun ve karpuz olur ki ikisini ancak bir eşek çekebilir. Gölün içinde 70-80 tane kayık ve çırnıklar (376) vardır ki köyden adam, kereste ve sair eşya getirirler. Göldeki 70-80 türlü balıktan avlayıp kâr ederler. Alabalığı, sazan balığı, turna balığı, luna balığı gibi tatlı su balıkları gayet lezzetli olur. Ferah verici ve kuvvetlendiricidirler. Gölün derinliği çoğu yerinde 20 kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısındaki köylerin kadınları elbise yıkadıkları zaman asla sabun sürmezler. Ne yıkasalar temiz ve beyaz tülbent gibi olur. Adı geçen somunu da bu su ile yuğurduklarından pamuk gibi ekmeği olur. Bu gölün doğusundan ve iki saat mesafeden Sakarya Irmağı geçer. Kocaeli'nde ve Irva kasabası kenarında Karadeniz'e dökülür. Sakarya İrmağı azıcık bir himmetle bu göle akıtılabilir. Bu göl, İzmit Körfezi'ne üç saat kadar yakın olduğundan ayağı, İzmit Tuzlası önünde denize karışır. Hattâ bir zamanlar bu gölü İzmit Körfezi'ne katmak için yüz binlerce kazma ve çapalı ırgat ve mimarlar toplattırılmış ise de İzmit halkının "buna aşırı hazine ve Nuh ömrü gerektir" diye gevşeklik göstermesi işin başarılmasına engel olmuştur. Ama Sakarya Irmağı bu göle, bu göl de İzmit Körfezi'ne karıştırılsa bir daha Karadeniz'den Sakarya vasıtası ile düşman giremezdi. Bir de İzmit şehri iç El olup Bolu Irmağı'na varıncaya kadar beş konaklık yer mamur olurdu. Bolu Irmağı iskeleye yaklaşıp İstanbul gemileri tâ Bolu'ya yetişir ve İstanbul'da bir tahta 3 akçaya, 1 kantar odun 5 akçaya olup büyük hayrat olurdu. Buradan yine 6 saat doğuya, Sabanca Gölü kıyısınca Ağaç Denizi içinden giderek uçsuz bucaksız ormanları ibret gözüyle seyrettik (377). Sakarya Irmağı'nın ağaç köprüsünden geçtik. Bu ırmak "Çifteler" dağından toplanıp bu tahta köprüden geçer, sonra Kocaeli Sancağı'ndan dolaşıp Irva iskelesi önünde Karadeniz'e dökülür.
(375) "Gölün" demek istiyor.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 102 

 
(376) "Cırnık" = zahire kayığı. (377) Bugün bu ormanlar yoktur.

Buradan ilerleyerek Hendek Pazarı (378) kasabasında mola verdik. Burası ormanlı, dağlı, bahçeli, camili, han ve hamamlı, çarşı ve pazarlı güzel bir kasabacıktır. 150 akçalık kazadır. Yeniçeri Serdarı, Kethüda Yeri, Subaşısı vardır. Burada bir çamurlu meşhur bataklık bulunur ki üzerinde uzun bir tahta köprü vardır. Buradan geçtikten sonra yine doğuya 12 saat ormanlar içinde giderek "Düzce Pazar" kasabasına geldik. Burası Bolu'nun nahiyesidir. Ormanlı, dağlı düz bir yer olup 1 camisi, 2 ham vardır. Hepsi Şemsi Paşa'nın hayratıdır. Köyleri çoktur. Doğuya (379), "Akçasar" taratma 2 saat giderek Salan Suyu'nu geçtik, "Üskübi" kasabasına vardık. Mamurdur. Bolu toprağında hastır. Camisi, hamamı, ham, çarşısı gayet mükemmeldir. Buradan harekette 9 saatte Bolu kasabasına geldik. Burası Osmancık (380) zamanında "Sunkurbay Şemsi" adlı kahramanın eliyle fethedilmiş, kendisine evlâttan evlâda hayat kaydı şartı ile ocaklık ihsan edilmiştir. Hâlâ nesli tükenmiş değildir. Şemsi Pasa Evlâtları derler. Kalesini Bursa tekfuru yaptırmıştır. Topraklı bir yüksek dağ üzerinde, dört köşe bir harabe içinde bir kaleciktir. Fatih tahriri üzere burası Anadolu toprağında ayrı bir sancak beği tahtıdır. Padişah tarafından beğinin hası 300.122 akçadır. 14 zeameti, 55 tımarı var. Çeribaşısı, Alaybeğisi var. Kanun üzere Cebelileri ile 2800 kılıç askeri olur. 800 kişi kadar da beğinin ve Çeribaşısının olur. 300 akçalı kazadır. 5 nahiyesi vardır: Birincisi şehir etrafı nahiyesi, ikincisi "Gökçe" nahiyesi, üçüncüsü "Sazak Gerede" nahiyesi, dördüncüsü "Durdur Divan" nahiyesi, besincisi "Bağlıca" nahiyesidir. Kadısına yıllık 5000 kuruş, Beğine 10.000 kuruş verilir. Ama burada gayet adaletli davranmak gerek. Gayrimeşru birkaç akça alınsa halkı hemen öç günde İstanbul'a gidip şikâyet ederek hâkimin hakkından gelirler. Yeniçeri Serdarı, Sipah Kethüda Yeri, Nakibüleşrafı vardır. Her ne kadar Türklük (381) ise de ileri gelenleri, eşrafı, tüccarı çoktur. Gerçekten mamur büyük bir şehirdir ki topraklı bir dağ arasında kurulmuştur. 34 mahallesi ve 34 camisi vardır. 3000 kadar tahta örtülü güzel evleri vardır. Bazı zenginlerin evleri ve hanları kiremitle örtülüdür. Pasa Sarayı, Şemsi Paşa Sarayı, Zülfikar Ağa Sarayı, Cennet bahçesi gibi saraylardır. Camilerin en güzeli çarşı içinde "Mustafa Paşa Camisi"dir ki kalabalık cemaati vardır. Ferhad Paşa Camisi de gayet mamur olup hepsi Süleyman Han'ın, Koca Mimar Sinan'ın işidir. Bu camilerden başka mescitleri de vardır.
(378) Metinde "Hasenden Pazarı" ise de yanlış olduğu bellidir. Hendek ve Düzce'nin önce "pazar yeri" olarak kurulup sonra kasaba olduğu anlaşılıyor. (379) Metinde "batıya" diyor ama yanlış olduğu muhakkak. (380) "Osman Beğ" için ilk defa "Osmancık" tabirîni kullanan, benim bildiğime göre Mağribli Seyyah îbni Battûta'dır. Hicri 732'de ( = 4 Ekim 1S31 - 21 Eylül 1332) Anadolu'yu gezdiği zaman Bursa'ya da uğramış ve Orhan Gazi'den "îhtiyârüddîn Orhan Beğ bin Sultan Osmançuk" diye bahsetmiştir. îbni Battûta bunu herhalde Türkler'den duyarak kaydetmiştir. Sevgi işareti olsa gerektir. (381) Köylülerden mürekkep demek istiyor.

www.atsizcilar.com   

Sayfa 103 

 
Hamamlarından Şemsi Paşa Hamamı meşhurdur. 7 ham, kapalı çarşısı, 7 çeşmesi vardır. Hepsi Şemsi Paşa hayratıdır. 400 kadar mamur, süslü dükkânı vardır. Medrese ve dârülhadîsi olduğunu bilemiyorum ama 70 kadar mektebi vardır (382). 200'den fazla hafızı vardır. Bilginleri pek çok. Halkı Muhammediye kitabı okurlar. Oğuz adamları (383) vardır. Suyunun ve havasının güzelliğinden dolayı güzelleri çoktur. Kadınlar hep ferace giyip gezerler ama gayet kapalıdırlar. Bağ ve bahçeleri pek çoktur. Yiyecek ve içeceklerinden övülmeye değerleri beyaz kiraz ile bozasıdır. Bir çeşit bardakları olur ki halk buna "sengek" (384) ve "boduç" derler. Halkın çoğu tüccar ve kibardır. Dağlarında çam çok olduğundan ahalisi çam tahtası ticareti yapar. Bolu tahtası İstanbul'da övülür ve makbuldür. Bu şehrin batısında, iki konak yerde, deniz kıyısında "Akçaşar" (385) iskelesi vardır. Ereğli, Bartın, Hisarönü İskeleleri de Bolu Sancağı içindedir. Bolu şehrinin güney tarafı dışında, bağlara yarım saat yakın bir yerde, küçük, eski tarzda bir ılıca vardır. Son derece sıcak olup uyuz hastalığına faydalıdır. Suyu, içenin midesini düzeltir, vücudunu pamuk gibi yapar. Birçok faydaları görülmüş bir ılıcadır. Şehrin büyüğü küçüğü araba araba bu ılıcaya gelip sağlamlaşır. Tanrı'nın yarattığı, dünyaca meşhur bir sıcak sudur. Ilıca yakınında Yozgad Baba Tekkesi adıyla bir ziyaretgâh tekke vardır. Buradan hareketle yine doğuya 12 saat mamur köyler içinden giderek Gerede kasabasına geldik. Gerede, Bolu Sancağı toprağında Subaşılıktır. 150 alçalık kazadır. Yeniçeri Serdarı vardır. Şehri geniş bir ova içinde olup 1000 tane tahta ve kiremit örtülü, eski tarz evi vardır. 9 mahallesi, 10 camisi vardır. Çarşı içindeki .camisi güzeldir. 3 tekke, 1 hamam, 3 han, 200 dükkân, 7 kahvehanesi vardır. Bütün esnaftan ziyade bıçakçısı ve debbâğı çoktur. Gerede'nin meşini ve sahtiyanı meşhurdur. Suyu ve havası güzel, yayla yerdir. Ahalisi gayet sağlam yapılıdır. Yer yer güzelleri vardır. Halkı çoğunlukla softa ve talebidir (386), Levendleri meşhur olduğundan hırsızı çoktur (387). Soğuğu pek meşhurdur. Soğuk anıldığı zaman "Erzurum soğuğu' beni Gerede'de bulun, demiş" diye bir darbımesel söylerler. Halkı diri, iri yapılı, gözüpek Türk tayfasıdır. Dört çevresi Kankırı (388) şehrine varıncaya kadar mamur nahiyelerdir. Bu arada 40-50 bin Türk tayfası var. Nahiyeleri: Kızılözü, Alacaözü, Aladivan, Birdivan, İkidivan, Üçdivan, velhasıl Yedidivan'a varıncaya kadar nahiyeleri vardır. Hepsi dağlarda otururlar.
(382) Sibyan mektebi yani ilkokul demek istiyor. (383) İriyarı ve sert, yabani mânâsına. (384) Bu kelime Kaşgarlı Mahmud'da "ağaçtan oyulmuş su kabı" olarak geçmektedir (Dîvânü Lugati't Türk Dizini, s. 505). (385) Akçaşar, daha sonra "Akçaşehir" diye söylenmiştir. Bugünkü "Akçakoca" dır. (386) "Softa", daha doğrusu "sûhta" medresede din bilgileri öğrenen öğrencilere verilen addır. "Talebe" genel olacak "öğrenci" karşılığıdır. (387) Ne demek istediği anlaşılmıyor. (388) Bugünkü "Çankırı".

www.atsizcilar.com   

Sayfa 104 

dan Sultan Alâaddin. bir zaman Bolu Beği iken bu dağları fethettikçe gönüllerini alıp kendisine çekmek için divan edip kös çaldırdığı yerlerdir ki hâlâ "Divan" diye adlandırılır 7 tane nahiyedir.atsizcilar. Ahalisi dikbaşlı. serkeş adamlar olup dilleri ve lehçelerinden aşağıda biraz bahsolunur: www.  Bu Türkler'in "Divan" dedikleri de Selçuklular*.com    Sayfa 105  .

...................................................Kalye buranı Sıkı ................................. Saçayak www.......................Yastık Söyken .... Aşure Çakıl makıl........... Börek Döngel ..................................... Muşmula Boduç ...................... Zerde Karış katış ........ Halı Sıkı .........................Sini Zerfe zağrı...................................................................... Taşra Hayada .................. Kedi Çelerdi............. Kaşık Mâvmav....................................... Baklava Havayı zırlık ................................... Avlu Yığma tepe.... Baktı Manzıkdım ........... Hoca Zeli .... Pastırma Fakı ..............................................................Yaslan Çırağ .................... Tutmaç Tokmağı ......... Karın ağrısı Söykenenek ...............................................................................  Kak... Gider misin Zelip .Ağaç bardak Yalap ...................................... Kuru Kakaç............................................... Darıldım Palatık ........... Heryese aşı Sarığı burma .................................................................................................... Pilav Sarı aş................... ....................................................Balık Kekremsi ........... Şahnişin Kıran ............com    Sayfa 106  .................atsizcilar................... îçer Zivermî ...................... Mum Üç basdı ..................................... Şarap Hörpüldetir... Bulgur Çaluk ...............

......... Ağardı başım Efelim ...... Bu köy halkı böylece kazanç sağlar.. Havan Sûmke........ Üç yıl sonra seferden dönerek gelip yine aynı eve misafir olur...... Hep eli sıkı... Ama Buttan Dördüncü Murad Han Efendimiz'in Musahibi Silahdar Mustafa Paşa burada 150 ocaklı..... verimli topraklı....... Ne kadar eski ve söz bilir adam olsa insan bunların sözlerini anlayamaz... Sipah Kethüda Yeri vardır.......... Lübbi (390) Ne balun.... 1 camili» ..............com    Sayfa 107  ....... Ama odunu....... Kütük almak ister................. Burası Kânkırı (= Çankırı) Sancağı toprağında Subaşılıktır........... Haftada bir kere köylüler birikerek büyült bir pazar olur........ Buradan hareketle "Hamamlı Boğanı" denen dar....... ................. kasabaya benzer yer olup tahta örtülü 300 evi var.. îyidir iyi Çizgindi dedem ........ Seda Ese haki........1 hamamlı............... (390) Öze ait Her misafir bu evlerde oturup parasıyla yer......... Ama dediğinden dönmeyen inatçı Türkler bir kütüğü kırk kere misafirlerine satarlar.... samanı.. 40-50 dükkanlı bir beldeciktir............ Bağlı............. Bir hanı......... Ahalisi gelip gidenleri misafir ederek kazanç sağlarlar............ Bolu Sancağı nahiyesinde 150 akçalık kazadır...... suyu azdır. Aferin Daha birçok kelime ve tâbirleri var.... Eğe Çığlık .......... 100 dükkanlı bir han yaptırarak kasabayı mamur etmiştir. Onu yakmak için adam 10 akçalık da odun almalıdır ki yansın.......... 150 akçalık kazadır............................... ......... (389) "Ekser". Şehir bir bayır dibinde olup 300 evli. Ekser (389) Kirman.. Burası Kânkırı (= Çankırı) hükmünde zeamettir......................... Bu diyarın halkına mahsus bir lehçedir..  Makrak ..... her evde misafir ahırları vardır.. nekes.......... Köyleri sarp dağlarda olduğundan Osmancık merhum bu diyar halkına baş eğdirinceye kadar kan ağlamıştır....... Lâkin ömrü vefa etmediğinden kiremit örtülü kalmıştır...... Bu sefer yine doğuya 8 saat mamur köylerden geçerek "Bayındır" köyünde durduk................ Hattâ bir akıllı yolcu Revan seferine giderken burada bir eve misafir olup kütüğe sirkeli ateşle işaret eder.......... .......... çimenlik... demir çivi mânâsında Türkçe bir kelimedir... İçlerinde iyi adamlar www...... Yeniçeri Serdarı....... gözü doymaz adamlardır... jçer.. Zira her gece o kör kütük su içinde yatar.......atsizcilar...... Kardeşim Setlik ..... Bir camili. pinti. İsa hakkı Cıvak.. Bu kütüğü gösterip böyle bir yol üzerinde gidip gelenlere evlerini misafirhane etmeleri de rahmettir.... gider.......... korkunç bir boğazı bin güçlük ve sıkıntıyla geçerek 9 saatte Çerkeş kasabasına geldik.... . Faydasız Hakak............. Yine o sirke nişanlı kütüğü getirirler. Buradan yine doğu yönünde 7 saat mamur köyler içinden giderek Karacalar (391) köyü durağına geldik..... 300 evli ve ahırlı tıkara köyüdür... Temiz Çep ........ Ancak bu kadar yazabildik. Nedir halin Ögetget ......Güç Toktok......... Murdar Musmul........

Başka ev yoktur. 21 camisi. Nakîbüleşrafı. Karamanlı Habib'i ziyaret ettikten sonra Karaçalar'dan kalkıp 9 saatte Koçhisar köyüne geldik. Bu Hacı Hamza'dan kalkıp yine doğuya bazen dağlarda. Bazı tarihler. Yaz da. Şehir yüksek bir yerdedir.com    Sayfa 108  . Doğum yeri Niğde yakınında "Ortaköy" dür. Karamanlı Habib'in halifelerinden Hamzavi "Hacı Hamza" bu köyde doğup şöhret kazandığı için Han Hamza Köyü diye adlandırılmıştır. Karacalar kuşağı çok meşhurdur. geldik. mamur köylerde otururlar. tiftik. Çorum Sancağı toprağında Voyvodalıktır. Kimsesiz. 3000 kadar tahta ve kiremit örtülü. kırmızı kuşak ve başkaca türlü türlü bezler dokuyup satarlar. Şehrin dışında ve çimenlik bir yerde. Oradan 8 saat gâh dağlar içinden.atsizcilar. Kethüda Yeri var. Bilginleri çoktur. Güç hal ile canımı kurtardım. Kızılırmak'ın karşı tarafı safi bağ ve bahçelerle süslüdür. bu kaleyi de beğlik zamanında yaptı" derler. Kalesini Rum Kâfirleri elinden 708 tarihinde (= 21 Haziran 1308 . Ahalisi dağda.  vardır ki "kazananı Tanrı sever" diyip şal. gâh Kızılırmak kıyısınca gidip "Hacı Haraza" köyüne vardık. Yeniçeri Serdarı. yoksul ve yabancılara son derece dostturlar. Bu ırmak Bafra kasabası civarında Karadeniz'e karıştığı yerde kendisini yüce kayalardan denize atıp gürültüsünden insana dehşet verir. sol tarafı yalçın uçurumdur. Mamur nahiyeleri vardır. Faydasız. Burada Karamanlı Habib'in türbesi ziyaretgâhtır. Sonra bu. Halkı Türk'tür. kaleyi Türk oymakları elinden 795 tarihinde (= 17 Kasım 1392 5 Kasım 1393) Yıldırım Bayazıd ilan fethetmiştir. Bir camili mamur köydür ki "Kângırı Koçhisarı" derler. kış da daima kızıl kan gibi akar tatlı sudur. yol üzerinde Şit Baba Ziyaretgâhı vardır. Nakîbi. hep yıkılmıştır. bazen Kızılırmak kıyısında yürüyerek "Sarmaşıklı Kaya" adında yüksek bir dağın dibindeki daracık bir yoldan geçtik. Bu yolun bir tarafı yalçın kaya. Havası ağırdır. Sipah Kethüda Yeri. www. bağ ve bahçesi çoktur. Şeyh Hamza Efendi de bu Karamanlı'nın halifesidir. Tosya'yı Çelebi Sultan Mehmed Han fethetmiştir. 1 de demir kapılı kagir kapalı çarşısı vardır ki içinde her türlü mal bulunur. Ama bütün halkının işi "muhayyer"' (393) dokumaktır. 340 dükkânı ve kahvesi. Bu köy Kânkırı (= Çankırı) hükmündedir. Müftüsü yoktur. Umumî yol üzerinde ancak bir köhne camisi kalmıştır. Şeyhülislâmı (392) var. Hattâ ben bir defa atımla karşı taraftaki bağlara geçmek istedim. 150 akçalık kazadır. Sonra hademeler atımı getirdiler. coşkun sıkan bir sudur. kilim. Fatih Mehmed Han çağında merhum olup bu Karacalar'da küçük bir kubbe içinde gömülüdür ki herkesin ziyaretgâhıdır. İri iri taşlı bir yerden akarmış. Tatlı kutu bozası beyaz süt gibidir ve gayet meşhurdur. Buradan doğuya giderek 9 saatte nahiyenin kalesi olan Tosya'ya. Onun için kapalı çarşıda muhayyer çok alınıp satılır. Buralarda nice defa Kızılırmağa batarak 9 saatte Osmancık Kalesi'ne geldik. Subaşısı var.. "Osmancık burada doğdu. ileri gelenleri pek az. Meğer gayet sarpmış. Hemen birdenbire atımla beni toparlayıp götürmeye başlayınca can korkusuyla kıyıda bir söğüt dalına sarılıp attan ayrıldım.10 Haziran 1309) Osman Gazi fethedip bir daha Kâfirler'e durak olmasın diye temelinden yıktı. safi tahta ile yapılmış eski usul evleri. Kozlu ve leblebili helvası güzeldir. Mezhebi "Hamzavî" diye suçlandırılan işte bu Şeyh Hamza'dır. Mamur nahiyeleri vardır. birçok bağ ve bahçeleri vardır. Nahiyeleri mamurdur. Bayramiye Tarikati'ndendîr. 11 Mahalledir. 7 han ve hamamı. İleri gelenleri ve eşrafı Türkistan şehirlerindendir. 110 akçalı kazadır. Serdarı.

Çepeçevre büyüklüğü 800 adımdır. Fatiha okudular. bu hayratı baştanbaşa kurşunla örttürmüştür. Hepsi tahta ve toprak örtülü mamur evlerdir. îki dünyada da izzetli. Havası fazla sıcak olduğundan üzümü lezzetli ve sulu olur. asâ. Belki kumaşın değerini anlatmak için bu isim kullanılmıştır.com    Sayfa 109  . Irmak kıyısında küçük bir hamamı var. 7 mahalledir. nice hücrelerle bir mutfak ve kiler yaptırmış. Sonra Sultan Bayazıd-ı Veli. Bütün evleri dervişanedir. Ben de baş tarafına birdenbire hatırıma gelen şu beyti yazdım: Kudve-i erbâb-ı tahkik. Çok yüksekte olduğundan içine giremedik. Çünkü şehrin batı tarafında. Mutfağında nimeti gece gündüz eksik değildir. Gayet mamur yüksek bir yapı olup bir fersahlık yerden gömgök denizler gibi kurşunlar pırıl pırıl parlar. "Koyun Baba" adındaki bu şeyh bizzat Ham Bektaş-ı Veli'nin halifesidir. alem. Tekkede oturan vaiz ve dervişler ittifakla o mübarek sikkeyi dervişlerin dostu olan ben Evliya'nın başına giydirip tekbirlerle "görme kuvvetin.i Koyun Baba (394) Yabani çalı yemişi (399) www. Mahzen-i sırr-ı velayet Hazret.atsizcilar. Nâ'şı üzerinde Bektaşi sikkesi (396) vardır. Kubbenin duvarlarına nice seyyahlar. (392) Buradaki "Şeyhülislâm" kelimesi yanlışlıkla yazılmış olacak. Irmağa yakın bir yalçın kaya üzerinde küçült ve sağlam bir yapıdır. dervişler için bir meydan. Suyu dolapla Kızılırmak'tan çekilir. Tanrı sevgisiyle merhum olduğundan buraya gömülmüştür. Dükkânları azdır ama yine her şey bulunur. (393) Muhayyer" Arapça bir kelime olup beğenmediği. yüksek bir yerde Bektaşilerin şeyhi gömülüdür. itibarlı ve düşmanın şerrinden emin ol" diye hayır dua ettiler. Bu şehre girdiğim zaman önce bu yüksekteki tekkeye âdâb ile varıp eşiğini öptüm. Seyyahatin kutlu olsun. Kubbesi misk ve anber kokusuyla dolu olduğundan bütün ziyaretçilerin beynini ıtırlar. Gayet faydalıdır. Asla çamur olmaz. vücut sağlığın ziyade olsun. Kumsallığından toprağında "gebre" (394) adında bir yemiş olur ki sirke ile turşu yaparlar. Zira Karadeniz'e düştüğüm zaman çıplak olarak o kış içinde yüzmekten gözlerimin nuru azalmış. Herhalde "müftü" mânâsında kullanılmıştır. takdirde geri vermek şartı ile müşteriye verilen mal demektir. âşıklar türlü türlü beyitler ve şiirler yazmışlar. Çünkü Devlette ancak bir tek Şeyhülislâm vardır. görme kuvvetim kesilmişti. seccade. "Esselâmü aleyke" (395) diyerek kabrine girdim. Ama dışarı varoşu 1000 kadar bağ ve bahçeli. bir cami. Ruhu için bir hatim indirmeye başladım. Her gelen ziyaretçiye dervişler ve türbedarları gül suyu dökerler.  Kalesi Kızılırmak kıyısının doğu tarafında olup büyük köprü ile geçilir. eski tarzda Türk evleridir. zübde-i Âl-i Abâ. (391) Bugün "Atkaracalar" denen kasaba. Sonra tekkesini gezip temaşa ederek dervişleriyle dostluk edip baba nimetleri yedik. Hacı Bektaş-ı Veli'den kabul ettiği dervişlik cihazlarından hırka. Kubbesîndeki alemin ışığından insanın gözü kamaşır. dervişi kadir gecesinde rüyasında görüp onun vasiyeti ile kabri üzerine yüksek bir kubbe. 7 camisi vardır. davul. Sikkeyi başıma giyince Allah'ın emriyle iki kulağımdan ağrı çıkıp iki gözümden irinli yaşlar bîr saat kadar akıp sonra gözceğizlerim Arap kandili gibi aydınlık oldu. Hâlâ o kubbede Hazretin. Şehrin üç tarafı kumsaldır. pâlheng (397). tac ve kaba (398) durmaktadır. Kare şeklinde yekpare bir kale olup bir demir kapısı var. bir yemekhane ve ziyafet odası. Bu şehirde o turşu meşhur olmuştur. kudüm. Sevincimden hatmi A'râf Sûresî'ne indirmeden Kur'an okumayı bırakmadım. 10 ham var. O saadet tacını başıma koyunca görme kuvvetim çoğaldı. Halkı dahi Bektaşi dervişleridir. gelip gidenler için bir konuk evi.

Bu da Amasya toprağındadır. evliyalık sırrının mahzeni Koyun Baba Hazretleri" demektir. Amasya Kalesi eski zamandaki Amâlika kavmi (402) tarafından yapılmış derler. Ehli Sünnet'ten daha dindar adamlardır. (397)Kement (398) Cübbe. Burası can pazarı bir yerdir ki bir kişi kayalara çıkıp bir taş yuvarlasa bin kişiyi öldürür. 60 köyünün hepsi Peygamber vakfıdır (401). Bir de viran hanı vardır. Burkan Dede. www. (399) Gerçeği arayanların en önde geleni.  (395) "Sana selâm olsun". 1 camili. (401) Mekke ve Medine'ye vakıftır demek istiyor. eşi olmayan bir yerdir. Ama bu da gitgide harap olmaya yüz tutmaktadır. 150 akçalık kazadır. Bundan başka daha nice vak'aları vardır. Bazı tarihlerde bunu "Dağ Delen Ferhad" yaptı diye yazar. Bu şehirde bir gün oturup ertesi günü göç davulları çalınarak yürüyüşe geçtik. Direkli Boğazı'ndan sonrası Amasya sınırıdır. (396) Derviş külahı. Kuş uçurmaz mel'un bir boğazdır ki Anadolu'da. Ziyaretgâhı da köprü başındadır. 1 hanlı Müslüman köyüdür. Arabistan ve Acemistan'da Direkli Bel adıyla meşhurdur. Fatma. "Âl-i Abâ" Peygamber. Böyle çılgınca akarı bir ırmağa üstad mimar sanki bir Sırat Köprüsü yapmıştır. 6 saatte Kerküvaz köyüne geldik. Yüzlerce kerameti gözükmüş ulu pirdir. Buradan güneye. Ali. Sonra. Allah diye bağırarak bir saatte yolu temizlediler. Bütün Bektaşiler halk arasında itibarsızdır ve kötü sayılırlar. Koyun Baba diye adlandırılmasına sebep. benzeri yoktur. Bunun için Direkli Bel derler. Nice yüz padişahtan kalma bir Anadolu kalesidir. Bismillah diyerek bizzat kendisi birkaç taşı Müslümanlar'ın yolundan alıp atınca. Hacı Bektaş ile Horasan'dan tâ Anadolu'ya gelinceye kadar gece gündüz 24 saatte bir kere koyun gibi meleyişi imiş ki bu hareket aynı saatten asla şaşmazmış. Tanrı'nın ululuğu ile 4000 kadar yaşlı ve genç atlarından inerek geçiş yolunda olan taşları aşağı dereye atıp bir taraftan da savaş havaları çalınarak Allah. Fakat imara lâyık.atsizcilar. Fakat mamur olmaya lâyık bir yerdir Çünkü duraktır. Merzifon Ovası içinde giderek. Bu köy virandır. Köprüyü geçip dağ ve bağ arasından içeri giderek dağların korkunç ve tehlikeli yerlerinden "Direkli Bel" adındaki dar bir taşlıktan geçtik. Yıkılıp da yolu kapamasın diye nice hayır sahipleri o kayaların altlarına çam ve ardıç direkleri dayamışlar. Sözün kısası. Buradan da böylece geçip 9 saatte "Hacı Köy" (400) adlı köye vardık. Anadolu'da eşi. gerçi seyahatimiz çok değildir ama Anadolu'da ve Arabistan'da böyle bir tekke yoktur derler. Bilhassa Mevlevi külahları için kullanılan bir kelime. yumuşak huylu.com    Sayfa 110  . (400) Bugünkü "Gümüş Hacıköy" olacak. Âl-i Abâ'nın özü. Lâkin bu Koyun Baba dervişleri koyun ve kuzu gibi meler. Revan ve Hamedan yolu gibi oldu. Kasan ve Hüseyin'in topuna birden verilen hususî aile adı.9 Mayıs 1084) Danişmendliler'den Melik Gazi. Direkli Bel denmesine sebep odur ki kayalarının altları boştur. 476 tarihînde (= 21 Mayıs 1083 . Tanrı'yı bilir. Burada Paşa Efendimiz atından indi. uysal. Burada Sultan Bayazıd'ı Veli'nin hayratından olarak da 19 gözlü büyük bir köprü vardır ki her bir kemeri eleğimsağmadan ve kehkeşandan nişan verir. yalnız yasayan. Buradan da 8 saatte meşhur Amasya şehrine yetiştik.

Bütün sefere çıkanları silâhlı. Yeniçeri Serdarı. su sarnıçları güzeldir.com    Sayfa 111  . Zünunâbâd (Elvan Çelebi'nin kabri). Sonra bir aralık Danismendliler'den Selçuklular'a. Tepesindeki dünyayı gören burçları. Bu kalenin altı baştanbaşa mağaralarla bezeli olup ibretle bakılacak şeylerdir. Eşrafı. Zeytin. Paşasının hası 6 tane Subaşılıktır ki onlarda Bahpazar. zengin tüccarları vardır. Çok garip bir nesne olan. bilginleri. Aşağı kalesi şehrin tâ ortasından akan Tozanlı Irmağı'nın kıyısında yalın kat duvarlı. 41 kulesi. İnepazarı. Amasya Kalesi çok yüksektir. Kale içinde Yıldırım Han Camisi vardır. kıbleye bakan bu kapı Maydanos Kapısı'dır ki Bayazıd Han Köprüsü'nün yoludur. ev damları gözükür bir lokaledir. Hanedan sahiplerinden 500 akçalı bir mollaları. 307 kadar lakları (404) vardır ama çarşısı. İçlik El olduğundan büyük balyemez toplan yoktur. Padişah şehri olup hutbe okunmuş. beğ oğulları. Çeribaşısı vardır. Hava açık iken öğle olunca kale içindeki cami minareleri. (403) 6 dediği halde 5 tane saymıştır. (404) Küçük dükkân veya seyyar satış yeri demek olsa gerek. (402) Kuzey Hicaz'da yaşamış eski bir Arap kavmi.  Rumlar'dan fethetmiştir. 800 bedeni vardır. beğleri. Varay. Müftüsü. "Amasya'da basılmıştır" diye yazılı akça kesilmiştir. Temür dahi bu kaleyi 7 ay kuşattırarak fethine çalışmışsa da başaramayıp gitmiştir. Hattâ Celali Karayazıcı ve Kara Said zamanlarında memleketin ileri gelenleri ve eşrafı bütün değerli mallarını bu mağaralarda saklayarak çoluk çocuklarıyla içlerinde korunup barınmışlardır.000'dir. Fatih zamanında. Sipah Kethüdası. Çepeçevre büyüklüğü 9060 adımdır. Bulak. Çünkü dağlarında ve şehirde gümüş madeni vardır. Nakîbüleşrafı. 42 tımar vardır. Varay. Sancağında 19 zeamet. Sivas Eyaleti toprağında Amasya Beği'nin durduğu yerdir diye yazılmıştır. Sulu Ova'dan ibarettir (403). mükemmel askerlerdir. ihtiyat ambarı. batı tarafında Meydan Kapısı büyük tahta köprüye karşı olup bu www.atsizcilar. kuleleri daima bulutlar içinde kaybolmuş görünür. paşa oğulları vardır. taş yapılı bir kaledir. Kaç kere İran'ın Azerbaycan padişahları kuşatmışlarsa da alamamışlardır. alçacık. Kalenin topları büyük küçük 70 kadardır. geçmiş ve Yıldırım Bayazıd Han. Nahiyeleri gayet mamurdur. Padişahlara mahsus has saray ve gayet güzel bahçe yapılarak Osmanlı Hanedanı'na taht yeri oldu. Büyük bir şehir olduğundan birkaç kere arpalık yolu ile Üç Tuğlu Vezirlere ihsan olunmuştur. neferleri gözcü olarak silâhla hazır beklerler. Çok ustalıklı yapılmış taş yapılı bir kaledir. alçak köprüde karanlık kapı. onlardan da Temür çağında Osmanlı Hanedanı'na. ileri gelenleri. cebehanesi. Haslar Subaşısı. İnepazarı. cehennem kuyusuna benzeyen bir de zindanı var. Aşağıda akan ırmağa inecek su yolları vardır. Doğu tarafına bakan dört kat demir kapısı var. müttekî adamları. Ladik. fethettikten sonra buraya şehzadesi İsa Çelebi'yi hâkim tayin etmiştir.. Ama eski tarz sarayları. Büyüklüğünü bilmiyorum ama üç kapısı var: Kıbleye bakan. Anadolu'da onları görmek. Akdağı. 300 akça payesiyle kazadır. Beşgen şeklindedir. İçindeki evleri bilmiyorum. pazarı yoktur. Kafala adında nahiyeleri olup Sancağı içindeki kazalar da 9 tanedir: Köprüsemre. Amasya Kadılığından yılda 7000 kuruş gelir. İslâmiyet dolayısıyla Araplar'ı gözde büyütmenin örneklerinden biridir. Merzifon. Kerküvaz. Temür'den zarar görmesin diye. Alaybeğisi. Padişah kanunu üzere Paşasının hası 20. Akdağ. Burası her ne kadar içlik El ise de Celaliler sığınmasın diye Dizdar Ağası. Gümüş.

Yekpare ve mavi bir kubbedir. Evkafı gayet büyüktür.com    Sayfa 112  . Buradan Başkente giderek babası Fatih Mehmed Han'ın Üsküdar yakınında Maltepe'de merhum olmasında padişah olmuştur. Bahçenin çevresi sofalar ve direkler üzerinde kubbelerdir. Tokat'tan yukarı. (406) Bugünkü "Kelkit Çayı". Bunlardan iki tanesi padişahlara mahsus yani sultan sarayıdır. o Sancak içindeki dağlardan Tozanlı Dağı'ndan gelip Tokat Kalesi önünden geçer. Bu ırmak üzerinde Sultan Bayazıd-ı Veli'nin büyük bir köprüsü vardır. Gayet sanatkâranedir. www. Bu kalenin civarı mamurdur. Bu koca ırmak Niksar Kalesi altından akarak gelen Kerkük (406) Irmağı'nı dahi "Boğazkesen" de alır ve Samsun dibinde Karadeniz'e karışır. Irmak kıyısında Cennet bahçesi gibi güllü. Lâkin oka-dar büyük değildir. Zaten Osmanlı Ülkesi'nde Hama. 5 Hıristiyan mahallesi vardır. Mihrabı. "Amasya'da hükümet ettim" diyerek halkını bütün vergilerden bağışlayıp bu camiyi yapmıştır. Amasya şehri ırmağın iki tarafına. Müezzinler Mahfili gayet sanatkâranedir. Ladik Gölü'nün ayağı "Kavra" önünden. Duvarlarında öteki Selâtin camileri gibi kandillerle donatılacak sofası vardır. Bir has bahçe üstadı. İki tane minaresi. Irmağa. Bunlardan başka daha birçok saraylar var ama yazmakta mazuruz. "Çalan" Köprüsü'nden geçer. bir iç bahçesi vardır. Sarayları ve 600 evi vardır. Bu ırmak. Büyük küçük 5000 kadar mamur ev ve saraylar var. minberi. Irmak. ikincisi bu Amasya şehrindedir. 893 yılında (= 17 Aralık 1487 . Sonra Ferhad Boğazları'ndan geçip Amasya'ya uğrar. Pek güzel camidir. Mehmed Paşa Camisi'ne bitişiktir. Sultan Bayazıd-ı Velî Camisi: Bu Han'ın şehzadelik âleminde ilk valiliği Trabzon'da. şehire güney tarafından gelip nice bin bağ ve bahçeleri sulayarak birçok su dolaplarını döndürür ve kuzeye doğru akar. görülmeye değer saraylardır. Amasya şehirlerinin su dolapları meşhurdur. bağ ve bostanları sulayarak Karadeniz kıyısında. Hoca Ahmed Paşa Sarayı. gemisi Paşa Oğla Ahmed Paşa Sarayı. Daha nice şehir ve köylere uğrayıp tarla. "Eski İnepazarı"ndan Kar Gölü'nden berideki Turhal kasabasının önünden geçer. kat kat dağ ve bayırlara yayılmış olup pek büyük bir şehirdir. Adana. şahane düzlüklerle süslü. Camisi de vardır. Çarşısı küçüktür. Sarayları hep kiremitle örtülüdür.  köprüden şehirdeki Gök Medrese'ye geçilir.4 Aralık 1488) yapılmıştır. Paşa Sarayı. Amasya'nın Camileri Hepsi 240 tanedir. Pencerelerinde aydınlık camları vardır. Bu kalenin dibinden akan Tosanlı Irmağı. doğu tarafında Berkiz Köprüsü Kapısı vardır ki bu köprüden de şehirdeki Garipler Camisi'ne geçilir (405). Sulu Ova içinden beri gelip Amasya yakınında karışır. (405) Üç kapı var dediği halde "Karanlık Kapı" nın ayrı sayılması takdirinde dört kapı olmaktadır. Dışarı bahçesi yüksek direklerle süslüdür. 50 kadar sarı külahlı çapacı bahçavanları var. îç kalede Sultan Bayazıd Sarayı. Ama buna Çarşamba Kasabası'nın altında nice pınarlar karışır. Çünkü itibarsız şeyleri yazmak ve okumakta usançtan başka bir şey yoktur.atsizcilar. Amasya'dan aşağı geçtikten sonra "Çarşamba Suyu" derler. "Sarı Kosun"dan beriye gelip "Daduy Feri" Körusü'nden. Ortasında abdest almaya mahsus sanatkârane bir havuzu var. Samsun Kalesi'nin doğu tarafında Karadeniz'e dökülür. Uzunlamasına ve enlemesine yüzer ayaktır. sümbüllü. Ali Paşa Sarayı en meşhurlarıdır. türlü türlü yemiş ağaçlarıyla bezeli. "Çengelli Beli"nden. İşte ırmakla doğu ve batı bölümlerine ayrıları Amasya şehrinde 48 İslam.

Diğerleri Küçük Ağa Medresesi. Gök Medrese Tekkesi. Hızır İlyas Camisi: Halhanededir (407). Ama hepsinden mükellef süslü ve mamur olanı Sultan Bayazıdı Veli Medresesi'dir. 9 tane Dârülkurrâsı vardır. (407) "Hal" kelimesi eritme demek olduğundan "halhâne". Diğerleri: Mehmed Pasa Medresesi. İşte bunlar görüp bildiğim mescitlerdir ki kurşunlu Selâtin Camilerine benzerler. Gök Medrese. Hepsinden mükellefi Mevlevi Tekkesi'dir. Bayazıd Paşa Medresesi vesairedir.atsizcilar. Fakat ilk harfi "hı" harfi ise o zaman "halhane". 200 kadar da Sibyan Mektepleri bulunuyor. Mehmed Paşa Camisi: Su kıyısında kagir. Han'ın veziridir. (408) Selçuklular ve Danışmendliler'de çok görülen mumyalanmış cesetler olsa "gerek. kurşunlu kubbeli ve bir minarelidir. "sirke imalâthanesi" demek olur. Hocazâde Mescidi. Çelebi Sultan Mehmed. Müftüoğlu Ahmed Efendi Tekkesi. Bedesten Mescidi. Bunların dışında kalanlar mescit sayılırlar: Saraçlar Mescidi. Aşağı Meydan Mescidi. İmaretler: www. Kanlı Pazarı'nda Kadiri Tekkesi. Kadı Medresesi. Garipler Mescidi. Yörgüç Paşa Camisi: Bunu yapan. Dire Mahallesi Mescidi. Aşağı Pazar Mescidi. Pirler Tekkesi. Büyük Ağa Medresesi ki bunlar kurşunlu yapılardır. Bunlardan başka yazdığım Mahalle Mescitlerinin de her birinde mutlaka bir Sibyan Mektebi vardır. Samlar Tekkesi. ötekilerin başlıcaları: Hızır llyas Tekkesi. "izâbehane" mânâsına gelir. Kubbesi kurşunlu. Kanlı Pazar Mescidi. Miskinler Tekkesi'dir. Kale tarafında. Fethiye Camisi: Kiliseden bozma ve minaresizdir. 1 tane süslü. Mustafa Beğ Mescidi. baştanbaşa ham mermer döşelidir. Bayazıd Paşa Camisi: Çekerek Irmağı üzerinde Cennet bahçesi gibidir. dut ağaçlan olan öğretim yerleridir. Büyük Ağa Mescidi.  Küçük Ağa Camisi. mükellef Dârülhadîsi vardır. Yukarı Pazar Mescidi. Güllabioğlu Tekkesi. Gök Medrese Camisi: Kurşunlu ve minaresizdir. Yakacık Mescidi. evlere yakın bir yerdedir.com    Sayfa 113  . At Meydanı Mescidi. Yalnızca Bayazıd Han Dârûlkurrâsı'nda 300 den çok hafız vardır. Tekkeler: 40 kadar tarikat zaviyeleri vardır. bir minareli. Sefer Ağa Mescidi. Mahkeme Camisi: Tahta örtülüdür. Amasya'nın Medreseleri: 10 tane medresesi vardır. Birçok iskeletler bütün boylarıyla tam olarak bu camideki oda içinde tabutlarında dururlar (407). Kadı Köprüsü Mescidi. Çöplüce Mescidi. Yukarı Meydan Mescidi. Çukurlar Mescidi. Samlar Mahallesi'ade. Kılcı Mescidi. Kanlı Ali Ağa Mescidi. Büyük bir yapı olup kubbesi kurşunludur. Minaresi tahtadır.

nükteci çelebiler gayet çoktur. kerde. Şu işi alatlayıgörelim. İşleriyle uğraşır. ileri gelenleri samurlu çuka ferace giyerse de orta hallileri boğası (411) giyerler. Kur'an okuyucular. Çöplü İmareti. Gök Medrese Tabhanesi Yörgüç Paşa'nındır. Bir de "Doğru Otur Tabhanesi" vardır. kadılar. Bayazıd Paşa Tabhanesi kurşunludur. Gürcü Ali Beğ. Huruç Ağa. bunlar hep paşalığa lâyık ağalardır. Kadıoğlu Mehmed Ağa. Dışarıda kalan giremez. Sanatkârları: www. öteki halkı: "Şuna çokuşrak aş kayıralım. Mehmed Pasa İmareti. Kadınlarının güzellikleri orta derecede olup sözleri ölçülü. Çöplüce Tabhanesi kiremitlidir. odabaşıları vardır. ötekiler Pir llyas Dede İmareti. Soğuk günlerde sığınmak içindir. Yetiştirilmiş ayvasının cihanda eşi yoktur. Kâfir Murad Ağa. Sabah olunca kapısı açılıp herkes işine. Helvacı Mehmed Ağa. Halkın bir kısmı paşa ve beğ. İçeceklerinden güzel kokulu pekmez şerbeti. Fasih olarak konuşurlar. Gök Medrese İmareti.  10 tane aşevi vardır. imam ve hatipler.atsizcilar. Çerkeş Ali Ağa. Yörgüç Paşa İmareti. maaşlı şeyhler. Beyaz ve lezzetli şaraplardır. ögetce er imiş (410) diye hususî lehçeleriyle konuşurlar. 7 türlü ekmek ayvası olur. yolduklu şarabı Acem diyarına kadar hediye tarzında gider. Gayet edepli ve terbiyelidirler. dükkânına gider. Mevlevihane imaretinin kendi dervişlerinden başka yoksullara da bol nimeti vardır. Her gece yatsıdan sonra davulları çalınıp kapıları kapanır. Padişaha hediye gider. Keçelerden süzülmüş "deli yoran üzüm şırası" çok kızıl ve mukavvidir. Aralarında bilgi sahibi. çakıl ekmekleri yapılır ki insanın yüzünün rengini ayna gibi gösterir. Tabhaneler (409): Bayazıd-ı Velî Tabhanesi has kurşunla örtülüdür. 7 türlü sulu üzümü. hasta olsa da çıkamaz. Hepsinin mükellefi Sultan Bayazıd-ı Velî İmareti'dir ki bütün yoksullara günde iki defa eksiksiz nimetleri boldur. (409) "Tabhane" ocaklı odalara denir. Yaptıran IV. Disiplinli yerlerdir. 40 türlü armudu. Bir kısmı da bilginler. Hatuniye İmareti. tüccarlar ve sanatkârlardır. dişleri inci gibidir. Bekârlar Hanı: Bekârların ve gurbette olanların odalarıdır. Hepsinin nimeti boldur. Kapıcıları. Dut şarabı ve hardaliyesi.com    Sayfa 114  . İleri gelenleri. Baki Paşaoğlu Rıdvan Ağa. Çarvazara (412. Halk: Bütün halk zevk ve şevk sahibi olduklarından yüzlerinin rengi kırmızıdır.) bürünüp gezerler. yetiştirilmiş ayva şerbeti vardır ki fazla sıcaklarda ve hamam sıcağında çok faydalıdır. zaimler. dutu. tımar ve hizmet sahipleridir. Giren. kırmızı renkli kirazı. Bayram Paşa Tabhanesi kurşunludur. Sultan Murad Han Vezirlerindendir. Kethüda Yeri Kuloğlu Mehmed Ağa. Yiyecek ve İçecekleri: "Kağla' nahiyesinden dandır devedişi buğdayı gelip bundan has ve beyaz lavaşa. Gazanfer Ağa. Eşrafı: Buradaki velinimetimiz Hacı Paşaoğlu'dur: Bekir Beğ. kardeşi Deli Yusuf Ağa.

Ferhad da derhal külüngü havaya atıp başını altına tutmuş. Bütün atları bu ferah yerde çimenlere bağlayıp çadırları kurduk. Gezinti yeridir. Burada kalışımızın üçüncü günü göç boruları çalınıp bütün dostlarla vedalaştık. Sağlam yapılı kaledir. Lâkin Celâli korkusundan daima kale kapısında gözcülük ederler. gayet meşhur ve sanatkârdır. Kalesi yalçın kayalı taştan yapılmıştır. Hayat suyundan nişan verir bir kaynağı var. güneye bakar. 300 evli. kiliseden bozma bir cami vardır. Suları ise arkasındaki Ferhad Dağı'ndan gelir hayat suyudur. Sonra Amasya'yı aldı. Neferler bu kalede oturup İç El olduğundan sayıları azdır. Dört yandaki köylerden yiyecek geldi. Danişmendliler'in Başkenti Niksar İlk kurucusu Rum kayseridir. www. Kış sert olur. Meyâfârikîn'de. Lâkin sokakları dardır.atsizcilar. Çepeçevre büyüklüğü 560 adımdır. Bu su şehir içinde evden em bölünerek dolaşır. Üçüncü Kılıç Arslan (1203-1204) olabilir. Bu iki kaleye Selçuklular da göz dikerek nice kere kuşattılarsa da başarısızlıkla döndüler. Sonra Danişmendliler'den Sultan Melik Gazi 476 tarihinde (= 21 Mayıs 1083 . En meşhuru Kanlı Pınar'dır. dereli tepeli yerlerde bulunduğu için havası o kadar mutedildir ki iki tarafındaki dağlarda boydan boya bağlar vardır. İyi er imiş". mescitli.9 Mayıs 1084) büyük savaşla Rumlar'dan fethedip Danişmendliler Hanedanı'na ilk başkent yaptı. Niçin Kanlı Pınar dendiğini söylemiştim. Burada da çimenlik bir yerde durduk. Sabahleyin hareketle kuzeye 7 saat giderek İzel köyüne vardık. (412) "Çarvazar" bugün kullanılmayan bir kadın elbisesi (413) Birinci Kılıç Arslan. 70 kadar gezinti yeri vardır.com    Sayfa 115  . Bu Niksar'ın doğrusu "Nîk Hisar" yani "İyi Hisar (414) olup kısaltılarak söylenen ve kabul olunan yanlışı "Niksar" dır. bağlı bahçeli. İnişli yokuşlu olduğundan atlı olarak çarşı içinden zor geçilir. Ertesi günü hareketle 8 saatte Niksar kasabasına vardık. Altı köşeli eski bir kale olup yer yer gedikleri ve 3 tane kapısı vardır: Doğuya. (410) "Şuna daha çok yemek saklayalım. yayını eline alıp ortaya sürerek 24 usulde tokmak vurduğu zaman insan hayran kalır. kale içinde 300 kadar ev ve ambar. batıya. bir cebehane. Amasya toprağında nahiye kasabasıdır. Burada mel'un bir büyücü kocakarı: "Şirin öldü. Verimli yerlerdir. ilk başı Soğuk Pınar'dır. Ilıcası. helvacı gençleri. Fakat adlarını öğrenemedim. Hallacı. camili. İkinci ve Dördüncü Kılıç Arslan'lar Konya'da olduklarına göre bu. Bir gece orada can sohbetleri ettik. hanlı. daha ne çalışıyorsun" diyerek Şirin için dökülmüş lokmayı vermiş. İklim ve Gezinti Terleri: Şehir Beşinci İklimde olup ırmak kıyısında. Buraya onun için Kanlı Pınar derler. hamamlı. kuyusu. Evliya Çelebi her ne kadar ortahallile? giyer diyorsa da yoksulların giydiği anlaşılıyor. (411) "Boğası" astar veya astarlık kumaş gibi ince olan kumaş demektir. küçük çarşılı mamur bir yerdir. Evlerinin pencereleri batıya ve kuzeye bakar. Hele arabanın çarşıya girmesi imkânı asla yoktur. Berber gençleri. O gün Cengelli Bel adlı dağ ve ormanlar arasından korkunç ve tehlikeli yerleri geçip 6 saatte Kanlı Pınar durağına vardık. Aşağı varoş büyük bir şehirdir. Namazgah tarafında bir servilik İçinde Osmanlı Hanedanı Şehzadeleri gömülüdür. külünk yarasıyla ölüp Şirin'e kavuşmuştur.  Her esnaftan marifet sahipleri çoksa da bilhassa terzisi ve hallacı meşhurdur. Selçuk Sultanlarından Kılıç Aralan da Amasya'da gömülüdür (413). Şu işi düzene köyagörelirn. Ramazandı.

Küçük ve eski bir camidir. Meşhur ve güzel bir ılıcadır. Memleketin çocukları ve kadınları bütün esvaplarını orada yıkarlar. dârülhadîsi. kaleden dışarıda ve çarşı içinde Çilehane Hamamı. Bu şehrin iyi bir âdeti vardır ki o da Kâfirler'in Müslüman hamamlarına (416) girememesidir. Şehirde 500 dükkân ile türlü türlü esnaf vardır ama kapalı çarşısını bilemiyorum. Canlı. hafif içine doğru daracık sokağın iki tarafı hep dükkândır. Bundan başka 45 kadar da saray hamamları vardır ki bazen mahalle halkı girer. nikris (= damla). Gayet güzel ve lezzetli bir hayat suyudur. Gurbette olanlara çok riayet eder. kiremit örtülü. Şehrin kıble tarafı dışında. Şehirde 43 mahalle ve 60 cami vardır.  Bu şehir Sivas Eyaleti içinde Paşa'nın hasından olup 7 kese muhasebeli Subaşılıktır. 70 kadar sibyan mektebi vardır. Halil Efendi Camisi kaleden dışarıda. 3 hamamı vardır. taşlı yerlerde kat kat 2700 kiremitli ve toprak örtülü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi.com    Sayfa 116  . ileri gelenleri var. dârülkurrâsı. uzunlamasına yapılmış eski bir camidir ki kalenin fatihinin yaptırmasıdır. akarsuları çoktur. kiremitli bir camidir. Ama kükürt kokulu olup adamın vücudundan yağ gibi kayar. Çöreği Büyük Camisi şehrin batı yanında ve tâ ucunda eski tarzda. yine kaleden dışarıda Kefere Hamamı. haylice mesafede güzel ve küçük binalı bir ılıca vardır. www. Çeşmeleri. beş yüz dirhem lefan narı olur ki her tanesi kızılcık kadardır. Bu nahiyelerden kadıya yıllık 4 kese. sebilleri. Yiyecek ve içeceğinin övülecekler! çoktur. Bir okka.atsizcilar. cilt II. Müftüsü. eski tarzda ev vardır. mahsus imareti yoktur. henüz yapılmış. Serdarı. Şehrin medresesi. Hikmet Ertaylan. Bildiğimiz camiler bunlardır. Büyük yollar hep kaldırımlıdır. Kale Camisi eski zamanda kilise imiş. Bütün halkı yaratılıştan zeki olup asil ve olgundur. Subaşıya 7 kese hâsılat gelir. iyiliksever bir kimsedir. Kethüda Yeri. Daha başka eski tarz mescitler vardır. üstün. Varvari Ali Paşa). suyundan içip memleketlerine dönerler. Biçimli. ince bir tuğla minaresi vardır ki dünyada eşi yoktur derler. uyuz hastalıklarına faydalı olduğundan dört tarafındaki memleketlerdenTemmuz'da buraya nice bin aile gelip tedavi için yıkanırlar. Melik Gazi Camisi. hanedan sahibi. Bu şehirde dereli tepeli. mamur. Şehrin suyu sokaklardan geçip debbâğhaneye dökülür. abraşlık (417). (415) Metinde "Varvar Ali Paşa" diye geçmektedir. Şerefesinin etrafı demir kafestir. Suyu çok faydalıdır. Cüzzam. İleri gelenlerden Varvar Ali Paşa'nın Divan Efendisi Niksarlı Halil Efendi burada büyük bir saray yapmış. Çilehane Camisi kiremitli ve eski tarzdadır. 150 akçalık kazadır. Suyunun ve havasının güzelliğinden ahalisinin yüzleri kırmızıdır. Şehirde 70 ten ziyade su mazı değirmeni vardır. Eski tarzdadır. Bağ ve bahçeleri her tarafı süsler. Cuma camileri 9 tanedir. Türk adamlardır. 7 tane tekkesi vardır. Kaleden aşağı. Orada debbâğların mazı döktükleri değirmenleri döndürür. uysal kimselerdir. Kalede Müftü Hamamı. (415) (414) Farsça "iyi" demek olan "nik" ile yapılmış bir yakıştırma. süslü. Doğrusu budur "Vardar" sanılmışsa da yanlıştır (Bak. beş altı taş basamaklı merdivenle inilir. sayı 3-4. sanatkârane bir camidir. Çöreği Büyük Telekesi ile İlyas Dede Tekkesi en meşhurlarıdır. Müftü Camisi de kaleden dışarıdadır. 11 nahiyesi vardır.

100 evli mamur bir köydür. 70 kadar neferi. Tanrı'nın rahmeti üzerine olsun.atsizcilar. Burada Sivas Eyaleti bitti.  Peyniri. birkaç dükkân vardır. Bu köy iki eyalet sınırında olup 200 evli Ermeni köyüdür. bir batıya. gittiğimiz tarafa bakmayıp köy. Şebin Karahisar Sancağı toprağında nahiye ve 150 akçalı kazadır. Oradan 5 saat mahsuldar tarlalardan geçerek Çavdar köyü durağına geldik. ruhunu yüce etsin. Erzurum Eyaleti'nde. Vardığımızda kaleden 17 tane www. Zeamettir. Büyük azizdir. Bundan ötesi Erzurum Eyaleti'dir. Burası Koyluhisar kazasına bağlı. Buradan sabahleyin kalkıp Erzurum Eyaleti'nde İskefser (420) kazasına ayak bastığımız gibi 207 kurban (421) edip Erzurum ileri gelenlerinden Çavuşlar Kethüdası. dört köşeli güzel bir kaledir. Çöreği Büyük Sultan: Camisi civarında yüce bir kubbede gömülüdür. Fakat sonra Fatih tarafından fethedilmiştir. (418) ve basdığı (419) vardır. Bundan da Erzurum'un ne kadar yüksek bir toprakta olduğu ortaya çıkar. bazen güneye. su sarnıçları. Çavuşlar Emini. Tımar Defterdarı vesair Divan erbabı hep karşılamaya gelip her biri hediye olarak değerli mücevherler ve avânî getirdiler. Çepeçevre büyüklüğü 1300 adımdır. Ovalarında çeltiği çok olmakla gayet güzel Kalenin kuzeyi Karadeniz kıyısından iki konak mesafededir. (417) Uyuza benzer bir hastalık (418) "Kefter" veya "gefter"in ne olduğunu bulamadım. Buradan kalkıp yine doğuya doğru ormanları aşıp 6 saatte "Bas Çiftlik" köyü durağına geldik. Üsküdar'dan buraya gelinceye kadar hep doğuya doğru gittik. kasaba ve şehirleri geçip gezerek bir doğuya. 1 cami. Ondan 5 saat ilerde Koyluhisar Kalesi'ne geldik. Hâlâ ziyaretgâhtır. Hâsılı vekarlı Paşa Efendimiz'le Erzurum Eyaleti'ne girip İskefser adlı bir amansız beli bin güçlükle geçerek 3 saatte Şahta köyüne geldik ki İskefser Nahiyesi'nde 200 evli Ermeni köyüdür. Hümam Sultan: Tanrı. Kalesi yalçın kaya üzerinde taştan bir yapı. Tekke köyü. İskefser Kasabası toprağında 100 evli. bazen kuzeye gittik. kerteri pirinci olur. Koyluhisar Kalesi (422) Bunu Fatih'in korkusundan Uzun Hasan yaptırmıştır. kaynamış üzüm şırasının nişastaya karıştırılmasıyla yapılan pelte. Zeamettir. Defter Emini. dışarısında 100 evli bir varoş. Ziyaretgâhı varsa da malûmumuz değildir. 1 camili zeamet köyüdür. (416) Metinde "camilerine" ise de "hamamlarına" olacağı bellidir. Dizdarı. Buradan 4 saat mamur köyler içinden gittik. Yüksek bir yapıdır. güney tarafına açılır demir kaplı bir kapısı vardır. Niksar Ziyaretgâhları: Danişmendoğlu Niksar Fatihi Melik Gazi Hasretleri: Kale kapısı yanında gömülüdür. İçinde 100 evi ve ambarları. Bu Şahta köyünden kalkarak artık eyaletimizdir diye. (419) "Basdık". Bütün sular hep doğudan Tokat ve Osmancık'a doğru yani batıya akardı.com    Sayfa 117  . cebehanesi. Yüce kabrinde mehabet vardır.

Bu Doyran köyü bu ırmağa yakın 100 evli mamur Ermeni köyüdür. Kerkük (= Kelkit) dağları'ndan doğar. Vezirin huzurunda 10 koyun kurban edip onar altın ihsan alarak gittiler.hayat suyu gibi bir sudur. r'7"nin bir hayvan. Kayalarda kovan arısı olup misk ve anber kadar güzel kokulu balı olur ki "Koyluhisar balı" diye meşhurdur. Nice kere bu kılıçların önüne gemi direkleri koymuşlar. altın. Bu taşlık ve derelik yerde 100 evli bir köy vardır. oradan da geçip "Tekman Beli" denilen yaman bele geldik. Kale ahalisi hediyeleriyle gelip Paşa ile buluştular. Koyîuhisar Dağları'ndan da nice sular ona eklenir. meselâ "koyun" olması ve 200 hayvan kesilmiş olması akla yakın geliyor. Zağa Deresi de dört çevresindeki dağlardan toplanan Kerkük (= Kelkit) ırmağı'na ulaşır. 7 katar katır. Bir kere Sultan Ahmed Han çağında. Fakat mağaranın kapısında iki kılıç varmış ki.  top atılıp sevinç gösterildi. deniz kıyısındaki "Perşembe Pazarı"na (423) yakındır ki yaya adam bir günde varır. öteki çıkarmış (426). (421) Ne kurban edildiği yazılmadığı gibi 207 rakkamı da biraz tuhaf görünüyor. öyle büyük bir ziyafet verdi ki dil ile tarifi imkânsızdır.atsizcilar. bağlı bahçeli mamur bir köy olup zeamettir. "Koy" koyun demektir.com    Sayfa 118  . Buradan kalkıp 5 saatte "Kara Yakub" köyüne geldik. Boğazkesen'de Çarşamba Suyu'na ki Amasya'dan geçen Tozanlı ve Çekerek sularının birleşmesinden husule gelir. www. biri iner. bahçeleri vardır. Buradan yine doğuya giderek 4 saatte Enderes köyü durağına geldik. Şebin Karahisar toprağında. Fakat ben görmedim. Bağları. Hizmetkârlara (424) 20 at. Karadeniz'den çıkıp dağları aşarak bu kalenin dışarısını yağma ederek kaçmışlardır. Çarşamba Pazarı'ndan aşağıda. iki konak mesafede olan. Buradan yine doğu yönünde 2 saat gidip "Taban Ahmed Ağa Çiftliği" adlı yere konduk. Evliyalardan birisi gelip gizli ilimle bu hazineyi açmış. (420) Bu köyün adı "İsfekser" şeklinde de geçiyor. Çiftlik sahibi Ahmed Ağa burada bize büyük bir ziyafet çekip Paşa'ya bir küheylan takdim etti. Kale. yayla yerde olduğundan suyu ve havası güzeldir. Hıyar gibi kesip atmış. 3000 koyun. Bu Kerkük (= Kelkit) Irmağı. (422) Bugünkü "Koyulhisar". Bu Kerkük (= Kelkit) Irmağı . Oradan 3 saatte "Korkun Kayası" durağına. Yakınında gayet acayip bir tılsım var dediler. Bu kale kuzey tarafında. Buradan hareketle yine aşağı bir uçuruma inip Kerkük (= Kelkit) ırmağı kıyısındaki dere ve tepelerden 7 saat gittikten sonra "Doyran" köyü durağına vardık. karışır. gümüş kapkaçak çok sayıda görülürmüş. 7 katar maya yollu deve ve 10 kese akça da Paşa Efendimize hediye edildi. Onların rivayetine göre eski zamanda bu kayada bir hazine varmış. aşağı iner. Bana da bir atı nasib oldu. Özi Kazakları. Ama halkı serkeş ve azgın adamlardır. Akşara Ovası'ndadır. oradan 1 saatte "Baru" köyüne. Bu köy Şebin Karahisar sınırında ve Aksara Ovası'nda 100 evli mamur Ermeni köyüdür ve zeamettir. Buradan da 2 saat giderek Ezbeder köyü durağına indik. 40 kese ve 70 devesi alınarak itlâk buyuruldu (425). Mağara ortada olduğu hâlde o hazinenin yerinde yeller esiyormuş. Çünkü kaynağı ulu dağlardadır. Mağarasının kapısından içeri bakıldıkta mücevher. Buradan kalkıp 4 saatte "Zağa Deresi" adlı tılsımlı yere vardık. Oradan Karadeniz'e dökülür.

  (423) Ordu'nun batısında bugünkü "Perşembe". Binden fazla derviş ateş kenarına birikip kat kat ateşi kuşattılar. Paşa'yı da ateşten uzak bir peykeye oturttular. Bu köyün arkasında. 1 camili mamur Müslüman köyüdür. Pir'in ruhanîyetîyle vücutlarına bir şey olmamıştı. İslâm köyüdür. Paşa da çağrılan yere gitmek haktır diyerek o muhabbet meydanına vardı. 1 tekkesi var. Bütün ahalisi ayağı ve başı çıplak. tef ve kudümle Tanrı'yı zikre başladılar. Burası yedi sekiz ay karla örtülü olur.000 kadar koyun. Çıkanların bütün saç ve sakalları yanmış. 1 camisi. Her ne ise burayı da bin sıkıntıyla geçip "Kadıoğlu Köyü" durağına vardık. kısrak vesaire vardır. Oradan doğuya 5 saat giderek "Keremli" köyüne vardık. Paşa buyurdu ki: "Ey dervişler! Bu bağışlanmaya neden müstahak oldunuz?" Dediler ki: "Sultanım! Şuracıkta semahane meydanımız var. neferleri yoktur. Nurlu bir binanın içinde gömülüdür. (424) Paşa'mn maiyetindeki memurları kasdediyor. (425) "Itlak etmek" serbest bırakmak demek olduğuna göre bit tabirle. Lâkin zeamet olduğundan mamurdur. fakat Tanrı'nın imdadı. Mamur köydür. Kanlı Dede Tekkesi Ulu sultan (427) imiş. mamur. Ermeni reayası vardır. Küçük ve büyüklerinin ellerinde ağaç topuzları. Teşrif buyurun ki göresiniz". Şebin Karahisar'ın Kerkük (= Kelkit) Nahiyesi'nin sınırıdır. Kabrinin çevresinde türlü türlü şamdanlar. Davul. Tamam bir saat bütün dervişler zikirle meşgul olup niceleri evlâtlarının ellerinden tutarak o Nemrud ateşi iğinde İbrahim semendercesine gezip (428) yarım saat kadar ateş üzerinde tepinerek Tanrı'nın birliğini söyleyip çıktılar.com    Sayfa 119  . mamur bir köydür. Burada Paşa ile 300 atlı ılgar edip dağ ve taşları ağarak 12 saatte "Kanlı Dede Tekkesi" durağına vardık. Çoğu bu hal île www. Oradan 5 saatte "Sarıcalar" köyü durağına varıldı. sığır. Şebin Karahisar toprağında. 300 evli mamur köydür. 200 evli. bir tepe üzerinde "Derrneri Kalesi" vardır. Müslümanı. gönlü yanık dervişlerdir. Nice kerametleri rivayet olunur. Bu azizin ruhaniyeti eseri olarak civarındaki köyler mamur olup dağlarında 40. mahsulü bol yerlerdir. İçerisinden 5 saat giderek ova basında "Genç Mehmed Ağa Köyü" durağına vardık. Kışın şiddetinden kuş uçmaz yerdir. uzun saçlı.atsizcilar. Paşa'ya bütün dervişler vakıfname ve hediyeleriyie gelip hayırd ua ettiler. Buradan 4 saat gidip "Karacaktı" köyü durağına vardık. camisi. kasaba gibi. Burası Sultan Ahmed zamanında Celâli korkusundan yapılmış küçük bir sığmaktır. (426) Dede Korkut'taki Tepegöz'ün mağarası. Tanrı'ya şükür ziyaret edip ruhuna bir Yasin hediye ettik. Bu da mamur zeamet olup Ermeni. Oradan ileri Salut Beli'ni yüz bin zahmetle geçerek Kerkük (= Kelkit) Ovası'na vardık. Dervişler o meydanda 40 50 arabalık oduna ateş vurup dört tarafında 40 tane kurbanı kebap ederek çevirmeye başladılar. Eski padişahlardan biri örfî vergilerden bağışlanmış olduklarına dair ellerine bir yazı vermiştir. Buralar uçsuz bucaksız. Dizdarı. Buradan 4 saatte Şiran Kalesi'ne geldik. övdüler. Paşa'mn kendisine hediye edilenleri sahibine ve kendi maiyetine ihsan ettiği mânâsı çıkarılabilir. (427) Tarikat ulularına "sultan" demek onlardan başlayıp l. Zeamet olup Ermeni ve İslâm köyüdür. İçinde pek büyük bir ruhaniyet olup giren şaşkınlıktan kendinden geçer. Kuzeye açılır bir kapısı vardır. Müslümanlı. Burası Müslüman ve Ermeni köyüdür. Gelip gidenlere nimeti boldur. İçinde evi. İki tane mamur çiftliği vardır. nicesinin de birer eğri başlı demir sopaları var. buhurdanlar ve gülabdanlar olup tekkenin her tarafı güzel yazıyla yazılmış yüzlerce Mushaf'la süslüdür.K!ıııı edebiyata kadar girmiş bir âdettir.

Birlikte hareketle 5 saatte büyük bir alayla "Ilıca" köyüne geldik. Bu halden Paşa ve temaşa edenler şaşırıp kaldılar. Burada bütün Erzurum ileri gelenleri. 5 at. hamamlı. Buradan hareketle 6 saat giderek "Hapsi" köyünde durakladık. Hasan Beğ Camii durağına konduk. Buradan kalkıp 16 saatte Tercan Ovası'na geldik. 10 katar deve. dağlar içinde kaybolmuş bir tekkedir. Orada Paşa'ya büyük bir ziyafet çektiler ki Taban Ahmed Ağa'nınkinden üstündü. Hayır dualarını aldık. 5 kese. Vezirin yüce otağına gelip buluşarak değerli hediyeler sundular. 10 tane küheylan at üzerinde silâhlı ve dinç süvari. yanmamıştır. Tercan Ovası'nda 300 evli. Çünkü yoldan sapa. Yanında bir camisi.atsizcilar. Bu kadar yemeği bir saatte nasıl yetiştirdiler? Paşa bu işlere şaşırıp muafnameleri üzerine buyurultu (429) vererek dervişlere 100 altın sadaka verdi. Garibi bu ki Paşa bu tekkeye ansızın gelmişti.com    Sayfa 120  . camekân içine de büyük bir havuz yaptırmıştır. küçük bir hamamı var. Mermer sandukası nakışlı ve uzuncanadır. Burada Müsellim Mustafa Ağa. Paşa'ya mücevher eyerli bir küheylan at. bir samur kapanca (431). bir mücevherli sadak. mamur Müslüman ve Ermeni köyüdür. Maksadı buraya büyük bir şehir kurarak adını "Hasanâbâd" koymaktı. İbrahim Peygamberi ateşe attırmışsa da o. Bu ova öyle bir savaş ve kırış ovasıdır ki hâlâ köylüler çift sürerken insan kemikleri bulurlar. 1 camili. Fakat cemaati azdır. Suyu ve havası çok güzeldir. Paşa bütün askeriyle burada buluşup Çavuşlar Kethüdası büyük bir ziyafet çekti. Uyuz hastalığına çok faydalıdır. kolçak (432) ve tulga www. bir sanatkârane örülmüş kuşak. (430) Metinde Erzincan ise de Azerbaycan olacaktır. Fakat kabrinde avize vesair süsler yoktur. 100 evli mamur Müslüman köyüdür. Hükümdar buranın suyunu ve hayasını beğenip Tercan Ovası başında bu camiyi yaptırmıştır. eski bîr . Serbest olup Ali Ağa'nın zeametidir. Eski padişahlardan biri üzerine büyük bir kubbe.  Paşa'nın huzuruna gelmeyip Tekke'ye gidiyordu. Azerbaycan Hükümdarı Uzan Hasan Beğ'in yaptırdığı görülmesi lâzım aydınlık bir camidir. 5 katar katır hediye verdi. Kendisi Akkoyunlu Padişahlarından birinin yüce kızı imiş. Türbedarı ve bekçisi de yoktur. Her yıl içinde mutlaka bir adam boğulur ama çok faydalıdır. Buradan hareketle yine Tercan Ovası'na giderek "Mama Hatun" köyüne geldik. dereli tepeli bir ova içinde. Ilıca: Erzurum Kazası'nın batı yönünde ibretle bakılacak bir ılıcadır. (428) Dinî hurafelere göre Nemrud. Burada Ali Ağa büyük bir ziyafet çekip 10 at. Fakat karıştırılan soğuk su ile mutedil olur.yapı olan büyük bir kubbede gömülüdür. Mamur Müslüman köyüdür. (429) "Buyrultu" padişah veya vezir tarafından verilen devlet emri. Bütün çocukları ile burada gömülmüştür. 50 tane de zırh. Buradan kalkarak 4 saatte "Tercanlı Ali Ağa Köyü"ne geldik. 10 kese. Buradan da 5 saatte "Pulur" köyüne geldik. bir mücevherli kılıç ve bıçak. Birçok da mal vesaire bulunur. Sonunda bu ovada Fatih'e yenilerek Azerbaycan'a (430) kaçtı. Mama Hatun Ziyaretgâhı: Bu azize bir kayalı yar derbend içinde. Buradan da ılgar ile giderek 8 saatte "Çavuşlar Kethüdası" köyüne vardık. Suyu sıcaktır. 5 Gürcü kölesi hediye getirdi. Erzurum Ovası'nın batı yönü sonunda 150 evli Ermeni köyüdür. Erzurum Nahiyesinde geniş.

Zira nice zaman bu Müsellim'in oğlunun hocası olmuştum. Çorbacılar'ı. 7 Oda yeniçerileri. geniş etekli bir elbise veya sadece eteklik. butluk (433) giyinmiş olup ellerinde on yedişer Basra kargılı tarakların (434) yalman demirleri yolun İki tarafını çataçat (435) kaplamıştı. (434) Bunun bir silâh olduğu anlaşılıyor. Heybetli Paşa iki tarafına selâm vererek geçiyor. (431) Bir nevi ceket. olundu. Hakikatte de Paşamız yüce huylu. silâhlı olarak. Bizim ardımızdan da Sancakdarlar. yahut iki tarafı keskin kesici silâh demektir. Yeniçeriler'in iç kalesinden de toplar atıldı. Türkçedir. tuğra çeker bir ulu serdardır. "Çataçat" silâhların birbirine çatılarak Paşa'nın geçmesi için yapılan tak demek olacaktır. ululuk ve gösteriş sahibi. "Cığcığa" güzel ve sevimlS demektir. külah. Bana da bir samur kürk ile bir kat esvap ve 100 kuruş ihsan. (438) Temmûre. Paşa'nın dahi önünde 8 tane altın taşlı şatırları. Ilıca'dan hareketinin uğurlu altıncı saatinde Paşa. kolçak. Erzurum'a girmek için büyük bir alay düzenlenmeye başlandı. mücevherli matra ve tüfekler. Atları altışar parça alet ve yanak (436). Bir Muhammed sofrası hazırlanıp öyle bir ziyafet çekildi ki sanki Maadî www. (436) "Yancık" atın yannıa asılan ve içine askerin lüzumlu nesneleri konulan deri çantadır. Paşa sarayına varıncaya kadar selâm durdular. Bütün iç ulemâsı (443) 400 kişi olduğumuz halde. ellerinde balta. Müteferrikalar. çiçek süslemeli ipek kumaş. "On yedi dişli bir vurucu alet" olmalıdır. (432) Kola takılan ve kılıçlardan koruyan zırh veya maden savunmalık. (433) Zırhın şalvar kısmı. Oradaki "Basra" kelimesi bildiğimiz Basra şehri ise bu aletlerin iyisinin Basra'da yapıldığı gibi bir mâna çıkarmak mümkündür. Maiyette bulunan 300 kadar bilginlere hazır birer kat güzel elbiseler giydirerek Cennet hurilerine benzettiler. Belki de paltonun tam Türkçe karşılığı. Çünkü Paşa. kantura (437) ve temmûreli (438) diba (439) süslü hil'atleri. bütün Erzurum askerleri de selâm alıyordu. silâhlı. bahrî hotaz ve türlü türlü süslerle bezenmiş olup âdâb üzere durdular. Erzurum askeri bu Ilıca'dan tâ Erzurum'a kadar 6 saat süren yol üzerinde sağ ve solda sıra sıra selâm durdular. Tatar askerleri. (437) Kantura bir nevi palto. Bunlar zırh. Yine kaleden bir yaylım top daha atılıp yüce Divanhane'de nice yüz kurbanlar kesildi. Sağ ve solda Matracıbaşı va Tüfekçiler kırmızı saya çuka dolma (441) ile.  getirip hediye olarak takdim etti. zırhlı olduğumuz halde arkalarından gidiyorduk. Kapıcıbaşılar dahi silâhlı olarak dalga dalga yürüyorlardı. kalenin içindeki "Kesik Kule" adlı göğe yükselmiş kulenin tepesinden şâhî toplarla selâm topları atılmaya başladı. Tanrı'nın ululuğu ile bütün burç ve bârûlardaki 670 topa bir fitilden ateş verilip yer gök tirtir titredi. Erzurum Kalesi'nin Erzincan Kapısı'ndan içeri girince. çalarak ilerliyordu. İstanbul'dan hareket ettiğimiz 1 Şaban 1050 {= 16 Kasım 1640) tarihinden itibaren 70 konakta durak vererek bu Ilıca'ya girdik. Çavuşlar'ı ve Ağalar'ı ile sıra sıra. Paşa da selâm vererek saraya girdi. "Cığıcığı" şekli de vardır. itibarlı kimseler. Topların sesi göğe vardı.atsizcilar. başlarında âftâbe (440) ve cığcığa kemerleriyle Cennet tavusları gibi salınarak gidiyorlardı. bellerinde mücevherli kemer kuşakları.com    Sayfa 121  . (440) Farsça "güneş" demek olan "âftâb" kelimesinden Türklerce türetilmiş bir kelime olup "güneşlik". Bütün Piyade Kullar. vekarlı bir kimse idi. Alayın ucu Erzurum Kalesi'ne girince önce. altın işlemeli üsküfleri (442) ile otağlarıyla yürüyorlardı. onların arkasından da sekiz kat (444) Osmanlı Hanedanı Mehterhanesi. (439) Bindallı. (435) "Yalman" bir silâhın veya tepenin sivri tarafı. "güneşten koruyan başlık" anlamındadır.

Topçu. Cebeci vesair Ocak Ağaları'na. (443) İç ulemâsı. yiğit. Alaybeğisi. Zeamet Kethüdası'nın hası 50. Eyaletin bütününde olan zeamet ve tımar kılıçlarının sayısı 5269 dur. Ben dahi Gümrük Kâtipliği hil'ati ile şereflendirildim. 2219 tımar vardır. Paşasının dahi hasına göre Cebelileri ile 2000 askeri olur. koy olması icab ediyor. Azerbaycan civarında geniş.com    Sayfa 122  . bahadır askerleri vardır. Tortum. Tımar Defterdarı. Yeniçeriler'in başlığı. Paşa Sancağıdır. hattâ kahve ve şekerim bile verildi.600 akçadır. Bazen nedimlik. Kurucan. Ataları "Mahan" ülkesinden gelip Van Gölü kıyısında Ahlat Kalesi'ni yaparak orada oturdular. (442) Üsküf. Erzurum'un gayet seçkin. (444) Sekiz sıra halinde. Pasın.000 asker olur. Beş vakitte hayır dualarıyla meşgul oldum. silâhlı. Gümrük Emini ve Dizdar'a 70 tane güzel hil'at giydirildi. Çavuşlar Emini ve Çavuşlar Kâtibi vardır. herhalde Paşa'nın öz maiyetinde olan din görevlileri. Yemekten sonra sekiz defa Mehterhane çalınıp büyük Divan oldu. Tımar Defterdarı'nınki 20. (441) Saya çukası bir nevi kaba çuhadır. Malazgird. katları arasına yün veya pamuk doldurulmuş ceket. Buna rağmen Fatih de Rumlar'ın elinden Trabzon Kalesi'ni alıp donanmasından büyük asker çıkararak Uzun Hasan'ı 300. bir eyalettir.152. Mal Defterdârı'nın hası 1. Sonra Fatih'in İstanbul'u fethetmesini kıskanıp Osmanlı Hanedan'nın sınırdaki bazı ülkelerine el koyup barışa aykırı işler işlemeye başladı. Hınıs.  Kereb (445) ziyafeti idi. Okunuşu kesin değildir. Sancakları şunlardır: Şarki Karahisar. Herkesin huzurunda Emir Buhari Damadı Molla Çelebi Efendi'ye bir yeşil çukalı samur elbise îhsan olundu. Çavuşlar Kethüdası. Mamruvan. Hazine Defterdarı.25 Eylül 1462) bozmuştur. Sonradan diğer sınıflar da giymiştir. Hâlâ Erzenbay'ın bütün ataları Ahlat'ta gömülüdür. Meçengird. Erzurum. Bütün ihtiyaçlarım. Ondan sonra Paşa kendi devlet işlerine başladı. Erzurum Sancağı'nda 56 zeamet. Padişah tarafından Vezninin hası 1. (445) Maadî Kereb'in zenginlik veya cömertlik timsali bir şahıs veya oymak. Tekman.atsizcilar. Dolma. bazen Gümrük'te kâtiplik edip Erzurum'un durumuna kudretim yettiği kadar vâkıf olmaya çalıştım. Sultan Süleyman Kanunu üzere Cebelileri ile Hüseyin Ağaoğlu Alaybeğleri'nin bayrağı altında bayraklarıyla 12. îş Erleri'ne.200 akçadır. Bazı tarihlerde Nûşirevânı Âdil tarafından kurulmuş denirse de doğrusu Akçakoyunlu Padişahlarından "Gündüzbay oğlu Şoklar oğlu Erzenbay" tarafından yapıldığıdır. İspir. Uzun Hasan'ın eline girip o da sağlamlığı meşhur olan "Hasan Kalesi"ni yaptırmıştır.214. Soğuğa karşı giyilir. Defter Kethüdası. Erzurum. Herkes dua ederek evine gitti. Bu divanda 27 Kale Ağası'na.000. Eyalet 12 Sancaktır. Sonra bu Erzurum şehri ve Azerbaycan. www. Çeribaşısı da vardır. Bana sarayın içinde Tekeli Mustafa Pasa yapısı bir oda ihsan olundu. Osmanlı Hanedanı'nın yüce ataları Ertuğrul ve Süleymanşah bu Ahlat'taki Padişahlar neslindendir. Erzen-i Rum yani Erzurum Bazıları Erzulum da derler.900. Bütün kanunnamelerine ve defterhane sicillerine baktım. Nice dâvalar halledilerek düşmanlıklar ortadan kaldırıldı.000 askeriyle Tercan Ovası'nda 866 yılında (= 6 Ekim 1461 . Yeniçeri Ocağı. Kiğı.

Aman vermeyerek kalesinde topla gedikler açtı ve Abaza'yı boynunda kefeni olduğu halde teslime mecbur etti. Hüsrev Paşa. tuğla minare gibi yüksek bir kulesi var. Kefen İğnesioğlu Sarayı. Yüzlerce mamur köyle süslüdür. kefeki taşından yapılmış çepeçevre iki katlı hisardır. işte Abaza Pasa bu Erzurum'da ansızın Celâli oldu. Abaza. Erzurum Sarayları: Paşa Sarayı 110 tane kat kat odalar. daha sonra Özi Eyaletleri ihsan olundu. Lâkin Tebriz Kapısı tarafındaki duvar yüksek olmakla beraber içkaleye bitişik olduğundan tek kattır. Çepeçevre kalenin iki katı 210 kule ile 2080 bedeni havidir. Toplar hep Darağacı Mahallesî'ne. 1 Oda Cebecileri vardır. Gümüşlü Kümbet tarafına bakar. güzel sulu birçok çeşmeleri. Kalede 1700 ev vardır. Demirkazık Halil Pasa ve daha nice Serdarlar vardılar ama elinden Erzurum'u kurtaramadılar. öteki saraylar. çiçekli bir ovadır. işte Erzurum bu derece sarp. Cafer Efendi Sarayı. Biri Divan Kapısı ki şadırvan üzerinde büyük bir kapıdır. Ancak Yeniçeri Ağası kaleden dışarıda kalıp kurtulmuştur. Hepsi kurşun mazgallı beden ve çıkıntılardır. Ama Gürcü ve Erzincan Kapıları'nın derinliği o kadar değildir. Eğerli Dağı'mn dibinde bir top atımı uzak. Dişlenk Hüseyin Pasa. dışarı avlusunun çevresinde ve ahırların üstünde Karakullukçu (447) odaları var. Kuzey ve batısı Erzurum Ovası'dır ki uzunlamasına. Kulenin boyu 100 zirâdır. Abaza'yı Dördüncü Sultan Murad Han'a götürdü. Fakat çok sağlamdır. göğe ser çekmiş. Biri Uğrun Kapısıdır ki daima kapalıdır. www. Hendeğinin eni 80 adım olup derinliği 20 zirâdır. 2500 Kulu ile Dizdarı. Sair duvarlar 50'şer zira yüksekliğindedir. iç kalesi de aynı sağlamlıktadır. iki kat demir kapılardır. Sonra kendisine Bosna ve Budin.  Nahiye ve Yayabaşılar'dan Yeniçeri Ağası. Tebriz Kapısı'nda iki küçük hisar arasında Murad Han'ın 12 balyemez topu var. Abaza bu Erzurum'a sığınalıdan beri Osmanlı Hanedanı buraya ehemmiyet verip hesapsız cebehane koyup Altı Bölük Ağası askerlerini ziyade eylediler. enlemesine ikişer fersah çimenli. 180 tane topu. Bu sarayın iki kapısı var. Saray meydanında daima cirit oynanır. 1 Oda Topçu.com    Sayfa 123  . Erzurum Kalesi: Bayır üzerinde. Yedi kere üzerine Mühür ile Serdar Çerkeş Mehmed Paşa. Erzurum Kalesi'ne malik olup tam on yıl muhalefet üzere kaldı. iç kalesinde buğday ambarlan. Kirpi gibi toplarla donanmıştır. eski tarz evlerdir. hayırlı. Suç defterleri yakılıp suçu bağışlandi. Serini Mahkemesi Sarayı. İç kalenin duvarının boyu 60 zirâdır. Üzerlerinden köprü ile geçilir. Çepeçevre hendeği vardır. sağlam bir kaledir. 7 Oda Yeniçerileri. sarp kayalı sağlam bir topraktadır. Buraya Hisariçe derler. "Kesik Kule" adıyla tanınmış. Hep toprak örtülü. Her iki duvarın arası 70 adımdır. Küçük Abaza Pasa Sarayı. altlı üstlü divanhane ve köşkler olup Cennet bahçesine benzeyen bahçesinde Tayyar Mehmed Pasa Köşkü. üstü tahta örtülü yüce bir köşktür. 10 tane sürahi başlı topu vardır ki kalenin dört çevresindeki ovalara kuş uçurmazlar. Bu iki kapı arasında Revan'ı fetihden 10 tane balyemez top var.atsizcilar. Tekeli Pasa Köşkü vardır. Dışarı kaleye havale olunmuş. Hanım Sarayı vesairedir. Sonra Abaza Paşa üzerine büyük ordu ile Hüsrev Pasa gibi cesur ve tedbirli bir Vezir gönderildi. Bu iç kaleyi bir gece basıp bütün Yeniçeriler'i kılıçtan geçirdi. Tekeli Paşa'nınkinin tarihi şudur: Tak üzre tak-ı tumturak (446) Paşa Efendimiz Defterdaroğlu Mehmed Paşa Köşkü'nün bir hamamı. Erzurum Eyaleti'nde gördüğümüz köy ve kasabalar hep toprak örtülü yerlerdir. 12 Ağası. kare şeklinde. Kalesi. Bunların hepsi kale içinde oturur.

Lâkin avlusu dardır.  Mahalleleri: Hepsi 70 mahalle İslâm. yeni tarzda demirli pencereleri vardır.atsizcilar. hadisçi Vânî Efendi adında. Kale içinde eski bir cami daha vardır ki cemaati çoktur. işiten işini ve kazancını. Bu derece tesirli. Cafer Efendi Camisi: Yeni yapılmış. Erzurum Camileri Hepsi 77 camidir. Zira kışı sert. nâmı cihanı tutmuş bir kürsü şeyhi vardır ki vaazını bir kere dinleyen her suça tövbe edip tertemiz olur. Hamam gibi (448) ibadethaneleri vardır. Eski Medrese Camisi: Evvelki caminin doğu yönüne bitişik. Dışarı sofası vardır. içinde tertiple dizilmiş 200 çam direkler üzerinde çam kirişler vardır. Büyük bilginlerden tefsirci. Zaten Erzurum ahalisi son derece dindardır. Süleyman Han'ın mimarı Sinan Ağa Merhum'un yapısıdır. Çifte minarelidir. minberi. yüksek kubbeli bir camidir. bir daha bakmak mümkün olmaz. Avlusu şadırvanlı. Bütün kubbeleri kurşunla örtülüdür.com    Sayfa 124  . ferah bir camidir. açık havası az olmakla 10-11 ay kar yağdığı çok görülür. küçük herkesin tüyleri ürperip gövdesi titrer. polis memurları. bütünü has kurşunla örtülü bir camidir. Daha birçok ders hocaları ve bilginleri vardır. duvar duvaradır. Çingene ve Yahudi'si yoktur. Süleyman Han'ın Veziri Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. "Yeniçeri Müezzin" adında Bilâli Habeşi küçüğü bir müezzini var ki minarede gür sesle bir kere "Allahu Ekber. En eskisi Ulu Cami'dir. Çokluk hoş hayası yoktur. "Yeniçeri imam" adında hafız bir imamı vardır ki sabah namazında birazcık Kur'an okuyunca bütün cemaati mest eder. Nice kere Erzurum kuşatıldığında atılan toplardan bu caminin ekser yerleri yıkılmış. Müezzin Mahfili şah gözlüdür. Bazıları da Uzun Hasan yapısı olduğunu söyler. Hâlâ bütün aletleri ve döşemesi durmaktadır. içinde öyle kıymetli avizeler yoktur. İstanbul tarzında. Velhâsıl eski bir mabeddir. Çoğu yer katlıdır. Akkoyunlu Padişahları tarafından yaptırılmıştır. Boyu ve eni 200 adımdır. evkafı da olmadığından harab olup gitmiştir. bir minareli bir camidir. Cami harabe olduğundan Dördüncü Sultan Murad onarıp içinde balyemez toplar dökmek için bir top imalâthanesi yaptırmıştı. eski tarzda. Bunun için evleri alt katlı olup dam ve tepelerinin muşambalı bacaları. www. Tebriz Kapısı'nın iç yüzünde. Minber ve mihrabı eski tarzdır. yemek yiyorsa yemeğini bırakarak camiye gelir. evlerinin keçe kaplı kapıları olur. Sözün kısası ilim öğrenilecek yerdir. 7 mahalle Ermeni'dir. Kagir kubbe değildir. (446) Ebced hesabı ile 798 çıkıyor ki yanlıştır. Yüksek bir minaresi. Mihrabı. bir kapısı. Bu cami tamir edilse dünyada örneği bulunmaz bir eser olur.. yüksek kubbeli. Üst katlısı nadirdir. Bütün evleri kagir yapıdır. (447) İnzibat. hazin sesi vardır. Allahu Ekber" diyince büyük. Tebriz Kapısı'nın iç yüzünde eşsiz bir kapı ve yüksek iki minare vardır ki bu minareler güneş gibi parlayıp ışık saçtıkta insanın gözü kamaşır. Caminin bir tarafında Revan zahiresi için saklı peksimetler vardır. Minareleri göğe uzanmış olduğundan birçok seyyahlar üzerine iplerle çıkarlar. Bazıları Akkoyunlu Padişahları tarafından yapılmıştır derler. (448) İklimin soğukluğu dolayısıyla sıcak tutulmuş demek istiyor. toprak örtülü. Tanrı tamirini nasib eyleye. Lala Mustafa Paşa Camisi: Paşa Sarayı Kapısı'nın önünde umumî yolun dışındadır. Boyu ve eni 80 ayaktır.

Bir minareli. Şehirde hocalara mahsus 70 kadar han vardır. dârülkurrâsı. www. Hamamlarının en meşhuru yeni yapılmış Cafer Efendi Hamamı'dır. bu şehir günden güne mamur olup şenlenmektedir. mamur bir bedesteni var. zeki ve anlayışlı adamlardır. Bilginleri ve dindar kişileri de yine çuka ferace ve boğası kaftan giyer. Derviş tekkeleri de çoktur. içi aydınlıktır. Tanrı'ya hamdolsun. lleri gelenleri çuka samur ve süslü elbiseler giyer. Sağlam.atsizcilar. Cennet Pınarı denilen sudan temmuzda İçen "her şey sudan hayat bulmuştur" âyetini anlar. uysal. tahtelkalesi müzeyyendir. canlı. ipek işleyenleri. Cemaati azdır. kuyumcuları.20 Ağustos 1563)'tir. Üç ay havası çok güzeldir. Suyu ata ve kadınlara çok yarar. Çeşmelerinin meşhuru çarşı içinde İki Lüleli Cennet Pınarı. 11 tane de bekâr hanları vardır. gayet kıllı olurlar. Kapıcıları ve Odabaşıları vardır. toprak örtülü. yaptıran hayır sahibi gibi babayane bir camidir. bir minareli garip bir camidir. insan hayat bulur. Cafer Efendi Mektebi vesairedir. Gurbette olan maarif erbabı buralarda oturup kifaflanırlar. yasalarıyla gençleri hep bahadır ve gürbüz adamlardır. Ermeni'dir. 110 kadar sibyan mektebi vardır. Kagir kubbeli. at pazarı.  Pasa Camisi: Erzincan Kapısı'ndan dışarıdadır. Aşağı tabakası sanat sahipleri olup üzerlerine aba ve adî kumaştan boğası hil'at giyerek kazançlarına bakarlar. Fakat hepsi yumuşak huylu. Fakat başka yerlerin hanları gibi kurşun örtülü değil. Çok sağlam yapılı olurlar. Kışının şiddetinden tahıl altmış günde olup ambarlara konulur. Şehir 18'inci enlem iklimde. 70 kadar da sebilleri vardır. Bir kile tohuma karşılık 80 kile verir. Fakat cemaati çoktur. Medreseler: İlim tahsili için medreseleri. orta boylu. toprak örtülüdür. terzileri. Suyu ve havası güzel. rahatına düşkün. dârülhadîsi. Ondan sonra tez sakallanır. Tebriz Kapısı'ndan dışarıda. kagir kubbeli. Erzincan Kapısı'ndan dışarıda Deve Çeşmesi. Gürcü Mehmed Pasa Camisi: Tebriz Kapısı'ndan dışarıda. Türkmen. hendek kenarındadır. 7 türlü buğdayı olur. Bu camilerden başka 70 tane mescidi vardır. Kürt. Her bir bekâr odası (= hanı) bir caminin vakfıdır. Çarşı: 800 kadar dükkânı vardır. Meşhurları Lala Pasa Mektebi. Soğuk Çeşme'nin ebcedle tarihi 970 (= 31 Ağustos 1562 . 5 inci tabiî iklimdedir. Darphanesi Erzincan Kapısı yakınındadır. Dört kapılı. Ahalisi: Ahalisi Türk. Suyu da safi hayat suyudur. On yaşından yirmi yaşına varıncaya kadar gocukları gayet güzel olur. Bir kile darısı 100 kile getirir. Saraçhanesi.com    Sayfa 125  . Gök Dolak Acemler (449) de var. kurşun örtülü. hendek kenarında Mustafa Pasa Çeşmesi'dir.

bir kulaç has ekmeği. dişleri dizilmiş incilerin rengindedir. konuşmadan kalmış olurlar. Fakat anayol üzerinde türbe kapıları var. Hatay. İstanbul ve İzmir Gümrüğü'nden sonra en işlek gümrük bu Erzurum Gümrüğü'dür. pazarlarındaki has beyaz ve yağlı çöreği. pirinç unu hamurundan yapılmış katmerli çörek. altın ve gümüş takke giyip beyaz peştemal bürünürler. başlarına peşkir sararlar. kalenin doğu yönünde. Ermeni kadınları yassı başlı olup beyaz peştemal çarşaf bürünürler. ömrü yüze yetmiş. bahçe ravendi denen bir bitki. Müellifin "âbı sele" dediği de kavun suyu şerbeti olacak. Dört taraflarında surları yoktur. Benim. Hâlâ da mamur olmaktadır. İmaretlerinden Abdurrahman Gazi Tekkesi. Terzileri. Âdetleri üzere. Gayet zahmetli çalışan reayası vardır. Dölükler Mahallesi'nden tâ Gümüşlü Kümbed'e varıncaya kadar sürer pek büyük bir varoştur. gezinti yerlerinden de Cirit Meydanı. dîbâ. Misk kokulu saç örgülerini sarkıtır. kuvveti gitmiş. kâtibi olduğum Gümrük de buradadır.com    Sayfa 126  . Gök Dolak tabirinin bir giyim kuşam deyimi olduğunu sanıyorum. Erzincan Kapısı Varoşu. dükkân ve hanlar vardır. Umudum Köyü.atsizcilar. (451) "Tennur" fırın demek olduğuna göre "fırın kebabı". Kalenin kıblesinde. İslâm kadınları sivri sernek(?)." adlı kılıçları cihanda meşhurdur. bunların ileri gelenleri mavi çuka giyerler. ışkını (452). Üç tane kale kapısının dışında. âşıkları bin can ile kendilerine akıtırlar. Tebriz Kapısı'ndan tâ Erzincan Kapısı'na varıncaya kadar bir kat kalenin temeline başlanarak bazı yerleri bir adam boyu yükselmiş ise de bitirilmesi nasib olmamıştır. Sind. Gürcü Kapısı Varoşu kalenin kuzey cihetinde olup içinde nice bin ev. Aşağı tabakaları şalkebe giyip ayaklarına ince çarık giyerler. Gürcü Meydanı meşhurdur. Bu varoşlarda ekseriyetle Ermeni reayası oturduğundan 13 tane kiliseleri vardır. Bugün bile oralarda. avam bozası meşhurdur. Darağacı Mahallesi'nden. tennur kebabı (451). (453) "Herîse" keşkek yemeği demektir. "Şîrek". "nerde idin" demektir (455) (450) "Kete". kuyumcuları çok usta olurlar. (454) "gele" küçük kavun. Dört çevresinde Arap. batı ve kuzeyde 3000 evden fazla reaya varoşları vardır. Yiyeceklerinden tavuk böreği. Zira tüccarına adalet ederler. "Mirek. Son derece güzel olup kelimeleri ve lehçeleri düzgün. Tebriz Kapısı Varoşu bir bayır başında. Hind. çiriş denilen sebzenin böreği. Râvend eski hekimlikte kökü kullanılan bir ottur. Acem. ketesi (450) paçası. Ayaklarına kadife çakşır. Herhalde iklim bakımından Erzurum'un büyüyemeyen kavunu olacak. Erzurum halkının diline ve haline gelince: Kelimeleri şu edadadır: "Harda idin". Pazarbaşı Mahallesi de içinde olup suları çoktur. Pazarbaşı Değirmeni Çimenliği. (452) "Işkın". herîsesi (453). içeceklerinden viyas şerbeti. Sünnî olmayan Türkler'e Acem deniyor. hele Kars'ta. (455) 17'nci Asır ortasında Erzurum'da tam Azerbaycan ağzıyla konuşulduğu anlaşılıyor. Gümüşlü Kümbet Meydanı. doğu. Havasının güzelliğinden erkekleri çok yaşayıp gösterişi gitmiş. Bütün tüccarlar burada otururlar. Hotan tüccarlarının evleri var. www. Deve Çeşmesi'nden tâ Ali Değirmeni'ne kadar sürer büyükçe bir varoştur. Bunlar bitirilse Erzurum çok sağlam bir kale olurdu. sarı çizme giyip salınarak giderler.  (449) "Acem" dediği Kızılbaş Türkler'dir. Güney varoşu 7 mahalledir. şele suyu (454).

"O ne diyardır" demişler. 29 gün sakin oldum. 1 eşek yükü arpa 2 akçayadır. Erzurum gerçi kış şiddetinin ocağı ise de ağ gibi örülmüş bostanları çok olup kavunu. Hacı Murad Bağı ve Gülistanı. biçer.  Daha bunun gibi şeyler. 40 akçaya verirler. Hâsılı yiyecek bakımından eşsiz bir şehirdir. iki konak yerdeki dağlardan "keran" derler. Cezbe ehli meczuplarından "Külhânî Ahmed Dede" çok sıcak ateşli külhana girip tatlı uykuya varırdı.com    Sayfa 127  . Toprağı verimlidir. deve dişi gibi buğdayın 5 eşek yükü 1 kuruşadır. O kadar ucuzluktur ki en iyisinden. bereketli. Tortum ve Erzincan'dan gelir. lahana ve patlıcanı. Koyun etinin kıyyesi 2 akçaya. Geniş vilâyet mamurdur. tarlaları bol. Erzurum kışında çıplak gezerdi. bir istinsah yanlışı değilse. (456) "Hamza Meddahı" dediği "Hamzaname okuyup anlatan adam" demek olacak. Ama hakikatte bir adamın eli yaş iken bir demir parsasına yapışsa derhal donar. nice bin kaynak ve ırmağı akmakta olan mamur bir Anadolu şehridir. Kış sert olduğundan iki ayda eker. sığır eti 1 akçaya. Şebbâz. Böyle sert kış görmedim. Lâkin odunu yoktur. sığır etli katmer çörek 1 akçayadır. Halkın ağzında şöyle bir fıkra vardır: Bir dervişe "nerden geliyorsun" demişler. Erzurum'a vardıkları hicrî 1050 yılı olacaktır. Bir kıyye (458) olan 5 tane has beyaz ekmek 1 akçayadır. "Soğuktan ere zulüm olan Erzurum'dur" demiş. Bizim yılda (459) temmuz ayında iken bir gök gürlemesi. Bir araba kavun ve karpuz 10 akçaya verilir. "Vallahi. Marifet sahipleri. 40 arşın boyunda olur. İspir. Diyarıbekirli Yahya Şakirdi Hanende Veysi Çelebi en meşhurlarıdır. Bütün dağları çıplaktır ama Tanrı'nın hikmeti yine odunu ucuzdur. çabucak ambara koyarlar. (458) "Kıyye". 1128 gram karşılığıdır. Yer yer kış elması. Hayalbâg Kandillioğlu. yiyecekleri güzel. kayısı ve üzümün kıyyesi 1 akçaya satılır. tipi. i (459) "Bizim yılda" dediği. hele Hattat Ömer Çelebi'si meşhurdur. Bedros Bağı Güllüğü ve daha sair nice gül bağları vardır. şimşek. Bu zat. bir güvercin palazı 1 akçaya. "2 eşek yükü at yemi" olacak. "Kar rahmetinden geliyorum" demiş. Şeftali. Azak ve Kıpçak'ta karakış geçirdim.atsizcilar. bir kolu inmeli. karpuzu. bora. Fakat ilim ehilleri düzgün ve doğru olarak konuşurlar. "Çevresi geniş. Gezinti yerlerinde kavak ve söğüt ağaçlan çoktur. nimeti çok. i (457) Burada bir eksiklik var. Kefen İğnesiğlu Güllüğü. toplayıp döverler. "Sefer Dede". kar ve yağmur olup atlarımız boşanarak civar köylere kadar kaçtılar. Bilgi sahiplerinin eğlencesi olarak "Hamsa Meddahı Kasab Kurd" (456). Sekiz ay sonra Nevrûz-ı Harzemşâhî geldikte don çözülünce miyavlayarak yere düşmüş. gemi direkleri getirirler. öteki yiyecekler de bunlara kıyas olunsun. ahlat armudu vardır ama başka yemişi yok. külâhlı bir can olup nice kerametleri var. Buğdayı ve başka erzakı meşhur. 11 ay. Ben göremedim" demiş. fiyatı ucuz" dedikleri yer tam burasıdır. Ancak bir mikdar derisi yüzülerekten demirden el kurtarılabilir. çirişi de fazladır. Gerçi kışın şiddetinden bağ ve bahçesi yoktur ama Pasa Sarayı Bahçesi. "Orada yaz olduğuna rast geldin mî" demişler. Elini demirden koparmak ihtimali olmaz. Bu zikrolunan bağların uzun ömürlü gülleri meşhurdur. 400 dirhemlik eski bir ölçüdür. www. 40 yumurta 1 akçaya. "Sıyâmî Dede" cellât elinden birkaç suçsuzu kurtarıp ertesi günü suçluları bularak tahta kılıcıyla vurup öldürürmüş. 100 . Beş on gün öyle başıboş gezdiler. Halk hep yaz gelecek dediler. bir tavuk 1 akçaya. Bir diğer fıkra da şudur: Kedinin biri bir damdan diğer dama sıçrarken muallâkta donup kalmış. dirhem yağlı. Yemişleri iki konak yerden. 2 at yemi (457) 1 akçaya. "okka" ile aynı şeydir.

Oradan kıbleye giderek "Geçkovan Kalesi" ne geldik. bir ulu ziyaretgâhtır" diyerek ruhu için fatiha okudum. "şahtere" vesair nice bin türlü devalar bu dağda vardır. çarşı ve pazarı vardır. 1057 Tarihinde (= 6 Şubat 1647 . Dizdarı. Camisi. Yaya olarak adımladım. "yebrûussanem". Ayrıca küçük bir hamamı ile bir de hanı var. buldum. küçük hamamı. Bu dağda hekimlerin kullandığı bitkilerle tutya çiçeği kokusundan insanın dimağı ıtırlanır. (461) Sümbülün bir çeşidi olacak. kanundur. Nice kehhâller (460) burada tutya toplayıp kırk yıllık hastaların gözlerine mil ile çeker. Barduz Kalesi: Kars'a tâbi olup Akkoyunlu Melik İzzeddin'in yapısıdır. Bingöl Yaylası'na oradan gidilir. Ben hayretler içinde kaldım. şakayık ve terfih. kızının (462) yüz elli kadar hayratı var (463). "eşfen". Çok şaşırdık. Söze başlayarak: "Sakın. Bu ziyaretgâha bakarken ortalığı pis bir koku kapladı.com    Sayfa 128  . Yine doğuya Pasin Ovası içinde giderek Badılcıvanlı köyüne geldik. (460) Eski zamanın göz doktoru. Tarlalarda mahsulleri çok. Hemen can başıma çıkıp başka bir ata binerek birkaç kölemle arkasına düştüm. Hazreti Musa'nın bedduasıyla imansız gitmiştir kî ona Bel'am bin Bâ'ûr derler. Ama yerlilerinin koyun ve sığırları çok olduğundan sığır tezeği yakarlar. Herkesi iğrendirdiğinden ben ve kölelerim burunlarımızı tıkadık. Kalesi yalçın kaya üzerinde kare şeklinde bir kaledir. Başı ve ayağı uçlarında birer yüksek ve sivri direk dikilmiş. Orada uzun bir kabir gördüm. Erzurum Eyaleti'nde Horasan Beği hükmündedir. Hâlâ kabri yazın da kışın da leş gibi kokar. 150 haneli sümbül (461) ve rûmî müşkü olur. "kajı". Çünkü doruğu iki çataldır ki Hınıs ve Malazgird Kalesi'ne. mescidi. Ermeni köyü ve zeamettir. Lâlesi. Yoksul reayasının hep ocakları evlerinin ortasındadır. Ne göreyim? Toprak tencerede bulgur kaynar gibi fıkır fıkır kaynıyor. Bel'am bin Bâ'ûr Menkabesi: Bir gün bu dağın eteğinde cirit oynarken attan tekerlendim. mahvolmuş gözleri aydınlığa kavuşturur. www. Başkaca Odun Ağası vardır. Evliya Çelebi! O kabri bir daha ziyaret etme. Güneş battıktan sonra Paşa'nın huzuruna vardığımızda: "Şükür sağlığa! Hele atını bütün takımıyla buldun mu" buyurdular. zerrini. Boyu 80 adım geldi. "tere". Dört çevrelerinde hayvan durup evleri hamam gibi olur. Yine atlarımıza binip güneş batarken Tebriz Kapısı'ndan içeri girdik. Bir deve yükü odunu 30 akçaya verirler. Pasin Kazası naibliğidir. "Yedi Kilise" adlı yıkık meşhur kiliseyi geçip bir boğazdan aştık. Dağın doruğunda atı tutup bindim. Zift ve katranlı bir toprak. "râvend". "sütlüce". "Evet. "Yerbaşı".  Paşa'nın odunu için gümrüğe gelen bütün kervan develeri birer sefer odun getirirler. Oradan yine doğuya giderek Erzurum sınırında Han Deresi'ni aşıp Kars Eyaleti sınırına ayak bastık. Pasin Ovası mamur yerdir. 200 kadar evi vardır. Eğerli Dağı'nda evliyadan birinin uzun bir kabrini ziyaret ettim" diye kabri gördüğüm gibi anlattım. "Tanrı bilir.26 Ocak 1648) Revan'a Gidiş Erzurum'dan doğuya 11 saat gidip Hasan Kalesi'ne geldik. yarım saat uzaktaki bu yüksek dağa "Eğerli Dağ" derler. sakarı. Müelliflerden Erzurumlu Cafer Efendi adlı bilgin zat da orada idi. Bir çimenlikte 6 saat batıya meyledip Barduz Kalesi'ne geldik. Yine doğuya giderek 10 saatte Mejengird Kalesi'ne geldik. Kalesi bir dere kenarında dört köşe. taş bir yapıdır. At da başını alıp "nerdesin Eğerli Dağ" diye kaçtı. nanesi meşhur olup güzel kokuları insana hayat verir. 150 neferi var. Kabre baktım. Hazret! Musa'dan sonra içinin yarasından Mısır'ı bırakarak bu dağda oturmuş. Toprağı bile Cehennem azabı çekip kaynar" dedi. Fırınlarında keşkek yemekleri ve ekmekleri pişer. Süleyman Han'ın bir camisi var. Dizdarı. "cedvar". Bunu geçip 9 saatte "Meydancık" durağına geldik. Nice yüzyıl yaşamış. Kalenin yukarı tarafında celi yazı ile tarihi bu suretle yazılıdır. Eğerli Dağı: Erzurum'un kıble yönünde.atsizcilar.

Kars Kalesi: Osmanlı ülkesinde 3 tane Kars Sancağı vardır: Biri Silifke'de Karataslik Karsı. 1200 kadar toprak örtülü evi. Fırat Irmağı kıyısında. Bu kalenin aşağı varoşu Büyük Hisar'dır. Kale duvarının üzerinde. gözcüler vardır. Sultan Süleyman Nahçıvan Kazası'na gelirken İslâm askerinin öncüsü olan Lala Kara Mustafa Paşa buraları fethetmiştir.000 kadar askerle bu Kars toprağına gelip durdu. Kars. Ama bu Orta Hisar'da çarşı. Eskiden Erzurum'un sancağı idi. 200 nefer Levendlerin evleri. (462) Kimin kızının olduğu anlaşılamıyor. Kars. Paşa makamıdır. 1 Oda Topçusu vardır. Onun eteğinde bu kalenin iç kalesi bir tepeye oturtulmuştur.com    Sayfa 129  . Ahıska Kulları sınırda olup yiğitlikleriyle meşhurdur. Cebeliler'i ve Paşa askeriyle 3000 seçme askeri olur. 3 Oda Yeniçerisi. Kars Eyaleti hükmünde olup ayrıca da Sancak Beği merkezidir. 3 küçük camisi.atsizcilar. Kale Dizdarı. Menbic köylerinin hâsılları bu kale askerine ocaklık kaydolunduğundan yıllık 70 yük akça mevâcibleri gelir. Aşağı hisar düzlük bir yerdedir. Maraş Karsı. Hepsi beş kat sağlam surdur. Çeribaşısı vardır. pazar.  Geçkovan: Bazı tarihlerde Pijen. Zarşad. Kars Kalesi: Kuzey tarafının arkasında. Akkoyunlu Melik İzzeddin'in kızının olması mümkünse de Akkoyunlular arasında Melik İzzeddin diye kimse yoktur. Rumeli Paşası Mahmud Pasa kolunda dört köşe beyaz mermer üzerine Arapça celi yazıyla yazılmış bir kitabe çıkmış. Defter Kethüdası. Bu kapıların biri batıya. Belenli Ali Pasa maiyetinde olduğu halde 100. (463) Bu 150 kadar hayrat herhalde imlâ yanlışı olacak ve bunun doğrusu "yüz elli kadar neferat" olacak. Kalesi dereli bir yerdedir. Acem sınırında olan Kars kaç kere arpalık olarak tuğlu vezirlere ihsan olunmuştur. Van. Çorbacıları neferleriyle beraber Erzurum'da dururlar. Yeni 3 demir kapısı vardır. Kale kapısı doğuya bakar. değer vererek oraya koydurup hayrat sahibine ayan etmiş. 1500 Kale Neferi vardır. Alaybeğisi. 7 Azap Ağası. Yukarı Kalesi denilen Orta Kale Kapısı batıya açılmış demir kapılardır. Şam Veziri Uzun Mehmed Pasa oğlu Hasan Paşa. Çeri Kapısı derler. ileri gelenleri. Seffak. İki kat sağlam surdur. tüfek. Onu aşağı varoşun kıbleye bakan kapısının yanına koymuşlar. Müftüsü (464). Beğinin hası 153. 1 Oda Cebecisi. Kale 70 günde bitirildi. Üçüncü Murad Han çağında Lala Paşa serdar olup Anadolu Veziri Cafer Pasa. Buna Su Kapısı. Revan tarafına bakan Behram Paşa Kapısı'dır. Biri Kağızman tarafıma açıktır. sair memurları yoktur. 150 akçalık kadısı. cıda (466) ve türlü savaş aletleri bulunur. Sancakları şunlardır: Küçük Ardahan. Surun içinde Dizdar evi. Kanun üzere Cebelileri Beğinin askeriyle 200 mükemmel asker olur. Kare şeklinde ve küçüktür. karakolhanelerde gece gündüz muhafızlar bekçilik edip her karanlık gecede kalenin kapı www.000 akça hası vardır. Verişan. Azap ve Gönüllü Ağası. eşrafı vardır. han. 300 akça payesi ile kadısı. Lala Paşa bu eski eseri. Şimdiki halde Paşasının Padişah tarafından 600.500 akçadır. Afrasiyâb savaşları hikâyesinde beyan olunan bu kale Abbasî halifelerinden "Elmüstansır Billah" hükmünde iken Moğol tayfasından Hülegü Han gelip şehri harab ve ahalisini de kıyıcılık ateşinde kebab etti. Cebehane levazımı hazırlandı. Hocucan. Buna Orta Kapı derler. 102 tımarı vardır. Birecik Kalesi önündeki geçit gemiterinin mahsulleriyle Halep Eyaleti'nde Suruç. Üçüncüsü doğuya. Nakîbüleşrafı. Kars Eyaleti'nin 10 tane kazası. Oradan doğuya giderek Osmanlı Hanedanı sınırının sonu olan Kars Kalesi'ne geldik. Alaybeğisi. 300 Kale Neferi. Netice olarak cümle "kalesinin 150 kadar neferatı var" şeklinde düzeltilecek. hamam yoktur. Çeribaşısı. Defter Emini. Acemler'in harab ettiği Kars'ı onarmayı makul görüp tamirine başladı. her kazanın da 8 nahiyesi vardır. Bu yazıda "bu kaleyi padişahlar veziri Firuz Aka'nın Sultan Melik İzzeddin zamanında yaptığı" yazılıydı. Geçvan. Kapının içinde kapıcılar. Kale Dizdarı. Kaç defa yedi sekiz Acem Hanına karşı koymuşlardır. Sonra burası Karakoyunlu Kara Yusuf'un himmetiyle mamur olup şenlendirilmiş ise de Temür tarafından tekrar tahrip edilmiştir. 40 -50 kadar dükkânı vardır. Kars Eyaleti yazıldı. Erzurum yönüne açıktır. 7 zeameti. biri de bu Kars. Bunların tulga (465). mükemmel cebehaneleri vardır. bir top menzili uzakta yüksek bir dağ vardır. 7 mamur nahiyesi.

Bütün ilimler camilerde okutulup öğretilir. Emir Yusuf Paşa Camisi: Güzel bir minaresi vardır. Emir Yusuf Paşa Hamamı. tahılı çoktur. Süleyman Efendi Camisi gayet güzel bir camidir. En eski cami. (466) Kısa kargı. camisi civarında gömülü olup ziyaretgâhtır. Kiliseden çevrilmiştir. sair camilere de dört ayaklı hayvanları bağlatmışlar. (464) Metinde "Şeyhülislâm" tabiri kullanılıyor. (465) Evliya Celebi burada bu kelimenin eski şekli olan "tugulga"yı kullanıyor. Kars'ta 18 sibyan mektebi olup medresesi yoktur. Eski tarzda büyük bir camidir. Aşağı Kale'nin hendeği çepeçevre göldür ki Behram Paşa Kapısı'ndan Orta Kapı'ya kadar sarmıştır. Camisi'dir. Zira bu şehir halkı namaza gayet düşkündür. Meydan semtindedir. Nurlu bir camidir. Lala Paşa'nın yaptırdığı Şeyh Hasan-ı Harkan. Bu yönden kaleye girmek asla mümkün değildir. Camiler: Bu kalede 3000 kadar ileri gelen.atsizcilar. Hüseyin Kethüda Camili: "Kızıl Kilise" adıyla büyük bir kiliseydi. nurlu bir ibadethaneyi yıkmışlar. Suyu da hayat suyu gibidir. Fakat mahsulleri. ferah. Bedeni 2080 diştir. Ulu Cami yanındaki Paşa Sarayı mamur olup bu saray yanında bir Şer'iye Mahkemesi vardır. Şeyh Hasanı Harkani. sağlam ve taştandır. Bu büyük yapının çevresi 5700 adımdır. Kars'ta dârülkurrâ ve aşevleri yoksa da soylu aileleri çok cömert olduklarından gelip gidenler için nimetleri boldur. aydınlık bir hamamdır. Kaltakçıoğlu Camisi: Behram Paşa Kapısı'ndadır.  ve duvarını meşalelerle aydınlatırlar. Bayram Çelebioğlu Camisi. www. Bunun için bağ ve bahçesi yoktur. Varoş hisarın boyu o kadar yüksek değildir ama gayet geniş. Ömer Efendi Camisi: Acemler bu kaleyi istilâ ettiğinde caminin sahibinin adı Ömer olduğu için ihanet ederek böyle güzel. suyu güzel. üstlü hüzünlü evlerde otururlar. Kalabalık cemaati vardır. 47 tane cami ve mescidi varsa da yalnız sekizinde cuma namazı kılınır. "Şöhret âfettir" diyerek yoksul. Kalenin çevresinde 220 tane yüksek kule vardır. beden dibinde. Su Kapısı tarafındadır. yapısı gönül çekici. Toprağı verimlidir. Beşinci iklimin ortasında bulunduğundan kışları çok defa sert geçer. Padişahın fermanı ile camiye çevrilerek karanlıktan kurtarılmıştır. altlı. Su Kapısı'nın iç yüzünde.com    Sayfa 130  . Ulu Cami. Kagir bedesteni yoktur ama 200 dükkânı var. Orta Kapı'nın iç yüzünde Eski Hamam dahi gayet güzeldir. Ahalisi gayet zinde olup ticaret ve ziraat ile geçinirler. eşraf ve esnaf evleri vardır. Yabancılara çok lütuf ve ikramda bulunurlar. Vaiz Efendi Camisi.

Kare şeklinde bir kaleciktir. sümüker taşı (kayağan taşı) bu dağlardan çıkar. Çalık Sefer Ağa'yı ve 7 Ağa'yı daha alıp Revan'a yöneldik. Alaybeğisi. üstünde 700 evi. Ticaretgâh şehir değilse de sınırbaşıdır. Kağızman Kalesi: Azerbaycan toprağındadır. İki yerde altın ve gümüş madenleri vardır. Bu kaleye vardığımız gün Vali Paşa vesair Kul Ağaları'na Erzurum Valisi Defterdaroğlu Mehmed Paşa Efendimiz'in güzel üsluplu mektubunu verdim. itaat edip Kars Eyaleti'nde ayrı bir Sancak olmuştur. Pile Ağrı Dağı yerinde Zengimar Irmağı ile karışır (467). hanı. Türkmenler'e yaylaktır. Kars Paşası'ndan. Ancak kanunumuz üzere bacımızı aldık" diye yemin ettikleri için elimizde bulunan buyururdu muktezasınca Kağızman Ağaları'ndan Hasan Ağa'yı. Okunup ne yazdığı öğrenilince bütün ileri gelenler. Vire taşı vardır ki cerrahlar bununla bir süleymânî merhem yapıp yaraya. Arpa Çayı. sonraları Kanunî Süleyman Han'a. Aras kıyısında olduğundan havası yumuşaktır. Acemler'in ve Kağızmanlılar'ın iftirasıdır. eski kanun üzere Sancak Beği merkezi idi. Çeribaşısı. Revan'a Kadar Uğradığımız Konaklar Mağasbird Kalesi: Gürcistan toprağında. bereye sürerler. Kağızman. İçinde Süleyman Han Camisi vardır. hoş tabiatlı adamlardır. Ağrı Dağı yerine de Ağzı Dağı diyor. Kağızman Ağaları: "Biz Acem kervanına el uzatmadık. Kars ve Kağızman Kulları arasında büyük çekişmeler oldu.  Kars'tan 12 saatte "Erçebük" köyünü. hamamı. Dizdar'ı. küçük çarşıları vardır. Buradan atlarımıza binip kıble yönünde bir çimenlik ovada bir konak gidip Araş Irmağı kıyısına vardık. Maaşları tuzlalardan hâsıl olur. 900 askeri vardır. 150 akça kazadır.atsizcilar. (467) Evliya Çelebi'nin buradaki ifadesi biraz karanlıktır. ondan Şalı İsmail'e geçmiş. övülecek dağların birisi de budur. Kars Eyaleti'ne bağlı. Lâkin masrafı gelirinden çok olduğu için şimdiki halde işletilmemektedir. Oradan keleklerle kargı tarafa geçtik. Kalenin batı yönünde büyük bir tuzla ve kuvvetli madenler vardır. 2 Mahmûdî At. Nice padişahların eline geçip nihayet Uzun Hasan'ın eline. 300 kale neferi vardır. Uysal. Kaç kere Acemler istilâ ettiği için ülke harap olmuş. Zengîmar Irmağı yerine "Zengî Nehri" diyor. Anûsîrevân'ın kızlarından biri tarafından yaptırılmış olduğu için onun adını taşır. Şimdi Kars'ın www. Ekser Levendleri Acem mânisi terennüm ederler. Onların hakkından gelmek gerektir" dediler. Revan'ın batı yönünde gözüken Ağrı Dağı bu Kağızman'a yakındır. Altında. Bu. Bu Kağızman Kalesi dahi Aras'ın kargı kıble tarafında olmakla Azerbaycan sınırındadır. berber bileğisi. Yer yer bağ ve bahçeleri vardır. 11 Ağa'dan. Geçen hafta Kağızmanlılar baç almak bahanesiyle Revan tüccarlarına eziyet ettiler. mecliste hazır bulunanlar: "Hâşâ ki biz Revan'ın Acem kervanını vurup incitmiş olalım. Kalesi bayır bir yerde sağlam bir yapıdır. Hoş sesli.com    Sayfa 131  . "Bağırsak Deresi"ni geçip "Ulgar Yaylası"nı da 3 saatte aşarak üç günün sonunda Ahıska Kalesi'ne vardık. Emsali nadir değirmen taşı madeni vardır ki Acemistan'a. Araş Irmağı'nın kıble tarafı umumiyetle Azerbaycan sınırı sayılır. Yanımızda bulunan Kars ileri gelenleriyle Kağızman'a girdiğimiz zaman Beğinin Divanında hepimiz hazır bulunduk. Pile kelimesi meçhul kalmaktadır. yumuşak huylu ahalisi olup güzelleri gayet gönül çekicidir. daha başka camileri. doğru. Kağızman Beği ve ileri gelenlerinden ayak ücreti olarak 1 kese kuruş. Araş Irmağı batıda Bingöl yaylağındân doğup nice kale ve şehirlere uğrayarak doğuya doğru akar. 2 Gürcü kölesi alıp Kağızman'dan Aras Irmağı'nı yine keleklerle geçtik. Kuyumcular büresi. Erzurum'a vesair diyarlara değirmen taşı bu Kağızman Dağları'ndan gider.

Camisi. Üstad mimar bu direkçiğin üzerinde evvelce o yüksek takı yapmış. yaralara sürerler. hamamı ve 10 tane dükkânı var. Tesir eder. ne de Şemsûn'un tılsımıdır. Zarşad Kalesi: İran şahları yapmıştır. Arpa Çayı bu ikisi arasında sınırdır. hanı. Tepesinin ortasına büyük bir mıknatıs taşı koymuş. Yoksa ne Havârîler'in ve Şem'un'un kerameti. Rum kayserinin yapısıdır derler. Reayası Ermeni'dir. Kalesini İran şahlarından Mağaz Han yaptırmıştır. Her görenin parmağı ağzında kalır. hanı. 150 akçalık kazadır. Bu demir direkçiği ikisinin arasına koyunca iki mıknatıs kuvveti birbirine denk geldiğinden direkçik de öylece boşlukta kalıvermiştir. Garip Bir Şey: Bu kilisenin avlusunda. Şimdiki halde Kars Eyaleti'nde Sancak Beği merkezidir. küçük bir kaledir. Fakat Şûregil Kalesi. Şûregil'e ait topraklar ise Kars Eyaletimizde kalmıştır. beşgen şeklinde. Bu ırmak Gürcistan taraflarından gelir. Suyu ve havası çok güzelidir. bir konak mesafede "An Kalesi" vardır. Bu kaleden yine doğuya 9 saat giderek "Talış" köyüne vardık. Çeribaşısı vardır. birinde Rumlar. Kalenin mamur bir köyü var. zaviyesi. Dizdarı. Bunu gören bazı Müslümanlar da öyle inanırlar. Acem toprağında. Hıristiyanların inanışlarına göre bu demir direk Havârîler'den Şem'ûn-ı Safâ'nın kerametiyle durur. marifettir. Bana göre bu. Revan yolu üzeninde bir konak yeridir. yüksek bir tak altında havada duran kalın bir demir vardır. küçük ve güzel bir kaledir. Alaybeğisi. Kars'ın arkasında olup arası bir konaktır. Fakat burada ibretle bakılacak eserler çoktur. Kalesi ferah ve açıklık bir tepe üzerinde sağlam bir yapıdır. Sonra Akkoyunlu Sultanlarına geçmiş. Nûşîrevan yapısıdır derler. 150 neferi var. Revan sınırıdır. www.  nahiyelerindendir. Bir ipek halice üzerine bir kazan koyup altına ateş yakarak içindeki ot ve bitkileri pişirirler. Altı cihetten hiçbir tarafa bitiştiği veya dayandığı yoktur. 600 kadar bağ ve bahçeli evi var. 150 kadar neferi vardır. Keşişler kimse el değdirmesin diye etrafına sağlam ağaçtan parmaklık çekmişler. harap. Haliçeye asla tesir etmeyip olduğu gibi durur. İçinde. Bir büyük mıknatıs taşını da hesaplayarak o tepenin üzerine ve karşısına koymuş. O yağı türlü hastalıklara. "Meyrun yağı" bu kilisede hâsıl olur ki hakikaten acayip şeydir. keramet değil. Ermeniler oturur. Hâkimi kale Dizdarı'dır. Acem diyarında bir bu "Üç Kilise" adlı eski kilise. taş yapısı. Daima boşlukta durur.atsizcilar. Zanlarınca öyledir. Kars'a bağlı bir tepe üzerinde dörtköşe. hamamı. dışında 300 i evi vardır. Buradan "Karataybı" köyüne. Sonra bu bitkilerin suyunu yani yağı yuvarlak testilere doldurarak uğur sayıp Firengistan'a götürürler. Bu An Kalesi (468) ile Kars arasında "İki Nahı Dağı" vardır. Bu kalenin arkasında. Çünkü bu direğe rüzgâr geldikçe titrer. buradan geçerek Aras Irmağı'na yakın bir yerdeki "Tekelti" köyü dibinde Aras'a dökülür. buradan da doğuya 12 saat giderek "üç Kilise" konağına vardık. Kale dibinden Arpa Çayı akar. Nâibliktir.com    Sayfa 132  . Bunun karşıdaki doğu tarafı Acemler'indir. Sonraları Kanuni Süleyman Han fetheylemiştir. onlardan da Şah İsmail almıştır. (468) Evliya Çelebi'nin "An Kalesi" dediği bu harabe bugün "Ani" ve yerlilerce "Anı" denilen harabeler olacaktır. Savaşta 1200 askeri olur. Kalesi havalesiz bir kaya üzerinde. Bu Mağasbird Kalesi Acemler'in Şûregil Kalesi ile yanyanadır. Zeamettir. Müftü ve nakîbi yoktur. Batı tarafı ise Kars toprağındadır. Dörtköşe bir kaledir ama o kadar büyük değildir. Oralardan da bu kiliseye adaklar gelir. bir de Nahçıvan yolundaki "Yedi Kilise" mabedleri meşhurdur. inşallah düşüncemde yanlışım yoktur. küçük çarşıları vardır. Acemler'in elinde. Camisi. Kars'tan doğuya. Üç kilise'nin birinde Ermeni kızları. Ben bu kısa aklımla böyle düşündüm.

www. Her şahsın mezar taşında. Çul ve torba çıkararak (469) bütün rahipler mihmandarlık ederler. bağlı bahçeli Acem köyüdür. Revan Kalesi'nden Han mektuplarıyla yine Erzurum'a döndük. Kağızman Ağaları île Han divanına vardık. Sonra Kara Yusuf'un elinde iken Temür harab eylemiştir. içlerinde Akkoyunlu şahlarından "Mecendi Han". (469) Çul ve torba çıkarmak. Fevkalâde bir Hıristiyan merkezidir. Çünkü Acemler gah kızlarına "begüm" tâbir ederler (474). basamağının üst tarafında. Ama asıl büyük şehrini Temür harab etmiş. kızkardeşinin düğününden gelmişlerdi. Eskiden Uzun Hasan Şah'ın kızının köyü olduğundan hâlâ "Begüm Köyü" derler. altışar yüz atlı gelip burada kalır. Yakışır mı" diye birçok sözler söylediler. Karslılar ve Kağızmanlılar: "Hanım! Bizi Erzurum Veziri'ne yanlış anlatıp Kervan vurdular diye üzerimize Evliya Ağa'yı mübaşir (471) getirmişsiniz.com    Sayfa 133  . Acem ve Osmanlı tarafından her gece beşer. Gündüzbay Han" adlı şahlar tahtları (475) üzerinde kimi yatar. Sonunda kale Ağaları suçsuz çıktı. Meğer iftira edenler kervan halkı imiş. verimsiz ve çorak yerler içinden giderek "Şûregil Kalesi" ne geldik. Oradan yine batıya çimenlik ovalardan. 500 evli Gök Dolak kavmi köyüdür. kimi oturur. Ahalisi Ermeni ve Aznavur Gürcüsü'dür. yahut bir mâlı tahsil eden memura verilen unvandır. adı sanı. (470) Evliya Çelebi. Kars sınırında zeamettir. O yapılar içinde 7 büyük kümbet var. Eski Şûregil Kalesi: Sultan Hüseyin Baykara bu şehrin dibinden akan Arpa Çayı'nın havasından hazzedip bu kaleyi "Hakim Şûregerî"nin telkini ile yapmıştır (478). Nahçıvan fethine giderken ordunun öncüsü bu şehri harab eylemiştir. "Avşar Han". 1 at. "Mahkeme mübaşiri" nisbeten yeni bir terimdir. 1 deve yükü Revan pirinci. Paşa'ya 1 katır. (473) Evvelce de geçmişti: Kızılbaş Türkler'in bir bolümü. Revan'dan Tekrar Erzurum'a Dönüş 700 baş hayvanlı kervanla Revan'dan çıkıp batıya 5 saat giderek "Abdallaf köyüne geldik. onar parça ihsan eyledi. Serhad Ağaları'na beşer. Ertesi günü Kars Ağaları. Buradan yine doğuya giderek Araş ve Zengimar (470) ırmaklarını geçip ikinci defa Revan'a vardık. Burası Kars'a bağlı 300 evli köydür. "Otfabay Han".atsizcilar. Bana da yine 5 Tümeni Abbasî (472). Fetih sırasında Kars sınırı farzolunmuştur. şahıslara bildiren ve yapan. Hâlâ Arpa Çayı kıyısında yapılarının izleri gözüküyor. ölüm sebebi tarihleriyle yazılmıştır (477). burada da bu ırmağın adım "Zengî" olarak kaydediyor. bağı bahçesi pek çok bil köydür. ziyaretgâhlı. kendilerine ve hayvanlarına yiyecek ve yatacak çıkarıp hazırlamak demektir. Buradan kuzeye doğru 4 saat giderek "Abaran" köyüne vardık. (472) Bir nevî îran parası. Nihayet araya arabulucular girip Takî Han bütün Ağalar'a üçer gün büyük ziyafetler verdi. 300 evli. mamur. Buradan yine batıya sazlıklı. Onlar ise Erzurum'a gitmişlerdi. (471) "Mübaşir" eski Osmanlı teşkilâtında hükümetin bîr emrini ait olduğu makama. Doğruca saraylarla konuk olduk. (473) Buradan batıya otlar ve bitkiler içinden giderek "Şaraphane" köyüne geldik. 100 evli. Bir tepe üzerinde. Revan Ham Takî Ali Han. Bu harap şehrin üç çevresi büyük yaylaklardır. sanki hayattadırlar (476). bataklıklı. dağ eteklerinden giderek 4 saatte "Begüm" köyüne geldik. Sonra yine mamur olmuşsa da Kanunî Süleyman Han.  Kilisenin 500 kadar papası var. Ama şimdi Acem'e tâbidir.

Bu kelime hem taht. Sultan Murad Han. Bir ırmağı var. (481) "Âgaze". (478) Burası masaldır: Hüseyin Bay Kara'nın Azer baycan'la ilgisi yoktur. Hâlâ eserleri gözüküyor.atsizcilar. Batı tarafı Erzurum'a ulaşır. Oradan inişli yokuşlu. Bu şehrin büyük. hem de yatak anlamında Arapça bir kelimedir. Beri tarafı ise tamamiyle Kars'a tâbidir. Han ve Hanım gibi. Şehir o kadar mamur değildir. göğe başkaldırmış çam ağaçları içinden giderek "Vernişan" konağına geldik.com    Sayfa 134  . Fakat sonraları Türkler tarafından kullanılmaz olmuştur. Kars sınırında 200 evli zeamet köyüdür. Elbürz Dağı'nı aşıp Hazar Denizi'ne varıncaya kadar Dağistan ve Gürcistan sayılır. Hepsi küçük sulardır. küçük bütün halkı zevk ve safa ehli olup Acem tarzında Şûreger ve Arzıbâr âgazeleriyle (481) mâniler okurlar. Aras Irmağı'nın karşı www. Bazı yolları bataklık ve çimenliktir. Çünkü Aras ve Zengimar (482) Irmaklarının kuzeyinden kırk konak. "Geçdi" Nahiyesi'ne geldik. Kars ileri gelenleri dört çevresine bazı büyük ağaçlar dikip namazgah edinmişler. Adını bilmiyorum. Revan'a giderken bu çaydan geçip büyük otağının döşemesinde bir sofa yapılmış. Kars sınırında olup eskiden Sancak imiş. (476) Evliya Çelebi burada "serîr" kelimesini kullanıyor. Nahiyelerinin çoğu Arpa Çayı karşısında olduğundan Revan'a tâbidir. Bahsettiği ölüler mumyalanmış beğler olmalıdır. Tuhfe Tarihi'nde yazıldığı üzere (479) musiki ilmindeki 48 terkibden (480) Şûreger terkibini bu hakim şehir yapılırken icad etmiş ve adına Şûreger demiştir. okuyucunun şarkıya başlaması. Yine batıya verimli bir ova içinden giderek "Bulanık" köyüne geldik. (482) Metinde: "Zengî". Buradan batı yönüne giderek 5 saatte 6 çay geçtik. 300 evlidir. (474) "Begüm". Bir gece Dizdar Ali Ağa'da misafir kalıp sabahleyin bütün ahbaplar ve dostlarla vedalaşarak yine batıya yöneldik. bazısı Azgur Dağları'ndan gelip bu köylerden geçerek Aras Irmağı'na dökülür. Dede Korkut destanlarının doğduğu yerlerde olması ayrıca dikkate değer. Bazısı Gürcistan'dan. "beg=beğ" kelimesinin müennesidir. Verimli topraklardan giderek "Düş Kaya" konağına geldik. Kars Zaimlerinden Çalık Sefer Ağa'nın serbest zeametidir. (479) Tuhfe Tarihi'nin ne olduğunu öğrenemedim. büyük kubbelerden bellidir. Gidip gelenlerin konuk olacağı bir otlak yerdir. (475) Bu isimler yarı yarıya tarihî ve destanî olabilirler. Kalesi haraptır. (477) Araştırma yapıldığı takdirde bu kitabelerden bazılarının bulunması muhtemeldir. O bölgelerde tarihî araştırmalara lüzum vardır. Buradan yine batıya giderek yine Kars Kalesi'ne geldik.  Hâlâ Arpa Çayı kıyısında Temür'ün harab ettiği yerlerin izleri kalan taklardan. Burası da Gürcistan'dandır. Farslar ve İran Türkleri ile Türkler'in hâkim olduğu Hind ülkelerinde kelime kalmıştır. 300 evi vardır. (480) "Terkib" dediği alaturka makam olmalıdır.

Van Eyaleti'nden.000 savaşçıya "Kör Hazinedar" ve "İbşir Beğ"i serdar ederek göndermiş. Yine batıya giderek çamlı yollar ve beller aşıp "Sovanlı Beli" adlı büyük boğaza geldik. Kars Paşa'sının Subaşılığıdır. 40 kadar dükkanlı bir yerdir. Âcemistan'da. Erzurum'da âsi iken bu köprü civarında 40 Oda Yeniçeri'nin durduğunu haber alıp 20. Erzurum'da Vilâyet Muharriri Cafer Efendi'nin zeametidir. 200 evli mamur köydür. Bağ ve bahçesi yoktur. Hâlen Kars Alaybeğisi burada oturur. Yine kuzeye Erzurum Ovası'nda 5 saat giderek "Umudum Sultan" köyüne geldik. Bir gün Yüce Devlet Kapısı'ndan Sultan İbrahim Han'ın hattı ile "Kapıcıbaşı Yenici Ali Ağa" ve Sadırazam Telhisçisi Siyavuş Ağa. Kurulan Divan'da okundu. Aras Irmağı kıyısında 150 evli köydür. Buradan yine 6 saat giderek Gürcistan Boğazı'ndan geçip oradaki "Gürcü Boğazı Köyü" ne vardık. hattı şerifim gelince emrimde yazılı olan Erzurum Eyaleti askeriyle sair memur olanları alıp Revan seferi için Kars Ovası'nda savaşa hazır olasın". camili. 300 evli köydür. Kale ahalisine sordum. Gayet inatçı halkı vardır. Maraş. Bayazıd Kalesi sınırında yazılmıştır. Belli ve Buhara'da meşhur bir yerdir ki onu geçen tüccarların ve başka kafile reislerinin beli bükülür. Buradan yine batıya giderek selâmetle Erzurum'u girdik. Buradan kuzeye Ahıska iki konaktır. Erzurum'dan Padişah Emirleri ile Bayburd. 300 evli köydür. Canca. han ve hamamlı. Sadırazam Salih Paşa'nın emriyle geldiler. Yapanı bilmiyorum. Yine kuzeye. Kars toprağında 200 evli. Anadolu'da. Pasin Sancağı'nda.atsizcilar. Küçük bir kaledir. Akçakale'ye Gidiş Önce Paşa Efendimiz'den Padişah emirlerini vesair Kale Ağaları'na yazılan mektupları alıp 9 hizmetkârımızla asker toplamaya gittik. Yine Gümrük Kâtipliği hizmetine memur olup her gece Defterdaroğlu Efendimizin sohbeti şerefiyle şeref bularak Hüseyin Baykara sohbetleri ederdik. Yüksek ve yalçın bir dağı vardır. Burada gelen ve giden tımarlardan baç alırlar. Kale kare şeklinde.com    Sayfa 135  . Beni de Canca ve Tortum Sancakları'nın Beği olan Şeydi Ahmed Pasa'ya yolladı. İspir. Buradan yine kuzeye lalelik yerlerden giderek 9 saatte "Dumlu Sultan" durağına vardık. Sivas Eyaletleri'ne yarlığlar ile Kapıcıbaşılar gönderdi. Erzurum'dan kuzeye. www. Ulu bir Sultan olup kubbesinde gömülüdür. Yüz bin güçlükle bunu da aşarak adı geçen belin ötesinde "Kumadamı" adlı köye geldik. hepsini kılıçtan geçirtmiştir.  tarafından. Hattı Hümâyunun emri kısaca şu idi: "Erzurum Eyaleti'ni idare eden Vezirim Mehmed Paşa. Bunun üzerine Paşa Hazretleri Erzurum. Kemikleri hâlâ köprünün yanında tepe gibi yığılı durmaktadır. Tekkesi büyük ziyaretgâhtır. Abaza Paşa. Buradan yine batıya ovalar içinden giderek "Zirihan Kalesi" ne geldik. Paşa Efendimiz'i Abdurrahman Gazi gezinti yerinde bularak Revan Hanı'nın pirinci ile öteki hediyelerini ve Han'ın dostluk mektubuyla 300 baş hayvandan mürekkep kervanı teslim edip Erzurum içindeki evimize sağlıcakla vardım. Erzurum'un 200 evli zeamet köyüdür. Onlar da bilmiyorlar. Uzun Hasan Şah'ın yaptırdığı büyük bir köprüdür. ova iğinde 2 saat giderek "Kân" köyüne geldik. Dizdar'ı ve neferleri olan. Tortum. Buradan ileri Aras Irmağı üzerindeki "Çoban Köprüsü"nü geçerek düz ovalar içinde yine "Hasan Kalesi" ne geldik. Buradan yine batıya ovalar içinden giderek "Pasin" köyüne geldik. taş yapıdır. Fırat Irmağı'nın kaynağı olan büyük mağara bu dağdadır. dere ve tepeler geçmek suretiyle giderek Fırat üzerindeki "Gürcü Boğazı" Köprüsünü geçtik.

Şehire o zaman "Gümüşhane" denilmiş ise de Osmanlı Hanedanı Defterhanesinde "Catha" yazılmış (486). "Cebelilübnan"'. Bu şehri tamamiyle gezerek memleketin ileri gelerılerinden 300 kuruş. Ama bu Gümüşhane şehrinin damarları 7 koldan. (483) Biraz yukarda "Canca" şeklinde geçmişti. Eski harflerle yazıldığı zaman "Canca" ve "Catca" arasında tek nokta farkı olduğu için kelimenin karıştırılmış olduğu görülüyor. Üsküp civarında "Karatova". Fatih Mehmed Han'ın eline geçmiştir. Bu. "Merzifon" vesairedir. Bayburd Kalesi: Eskidir. "Catha'da basılmıştır" yazılı (487) birkaç akçası hâlâ bende' saklıdır. darı mahsulü çoktur. Şimdi Kanunî Süleyman Han tahrîri üzere Erzurum Veziri'nirı hasından ifraz olunmuş Subaşılık ve 150 akçalık kazadır. sonra değiştirilerek "Bayburd" denmiştir (489). Biz de şehri görmeye başladık. Osmanlı Hanedanı'nın atalarıyla birlikte "Mâhân" diyarından gelen Akkoyunlular bu şehirde yurt tutmuşlardır. "işittik ve baş eğdik" diyerek bütün Kullar. kol kalınlığında damarlar olup hepsi kurşunsuz halis gümüş cevheridir. küçük çarşısı vardır. zaviyesi.atsizcilar. "Hakkâri". Gümüşhane Emini'ne (485). Tortum Sancağı içinde ve Gürcistan toprağında olup bunu "Ulama Paşa" Gürcistan'ı ele geçirmek için yaptırmıştır. O asırda burada olan gümüş madeni hiçbir diyarda yoktu. Peygamber Hazretlerinden sonra bu ırmağa onun nazarı ilgilenmiştir diyerek burada Kayser'den aldığı bir yerde ikamet etmiştir. 1 küheylan at alıp 2 gün dağlar ve bayırlar aşarak Bayburd Kalesi'ne vardık. camisi. Buradan yine kuzeye giderek Akçakale'ye geldik. Bunların bazısı işler. hamamı. Trabzon'da vali iken bu kaleyi kuşatmış. "Mısır". Osmanlı ülkesindeki öteki gümüş madeni olan şehirler Anadolu'da "Kağızman". Bu şehirde. Uzun Hasan Şah ise Fatih'le Tercan Ovası'ndaki savaşta yenildiğinden kale. Şehrin bütün ileri gelenleri toplanıp Padişah emirleri okundu. Köyü 200 evli Müslüman köyüdür. Kadısının yıllık maaşı 6 kesedir. "Akar". Sonra Gürcüler'in eline geçmiştir. Rumeli'de Bosna sınırında "Sereberniçse". fethinde güçlük çektiği için fetihten sonra bazı yerlerini yıktırmıştır. Kasaba gibi olup camisi. 1 gümüş buhurdan ve gülabdan. ondan ilerde Fırat Suyu'nun lezzeti bozulur. Buradan batıya 6 saat giderek "Savlu" köyüne geldik. Bu şehirde. 600 evi. Piriştirıe civarında "Novoborda". bazısı işlemez haldedir. Nice müddet bu saf sudan içmişse de nihayet eline zehirli ecel kadehi sunulmuştur. Büyük İskender'in hakimlerinden Yunanlı Fükos gümüş madenî bulduğundan İskender'e şehri imar ettirmiştir. mezat çarşısı vardır. "Sincar". Çatça (483) toprağında 100 evli zeamet köyüdür. Bütün halkı her türlü vergiden bağışlanmış olup gümüş işletmeye memurdurlar. Fakat zamanla kalesi harap olmaya başlamıştır. küçük çarşısı. Dumlu Sultan kayasından çıkan baş kaynak. Netekim biraz aşağıda da "Catha" şeklinde geçecektir. Şehir şimdi Osmanlılar elinde olup 70 kadar gümüş madeni vardır. Kale Dizdarı. Dumlu Sultan. Akçakale. Emin Mahallesinde Darphane vardır. sonra Şer'iye Mahkemesi'ne vardık. Buradan yine batıya 7 saat giderek "Catca"*31 şehrine girdik. (484) O devirde şehrin adı Catca=Canca olup gümüşhane diye yalnız gümüş madenleri adlandırılıyordu. www. Yaylağa çıkıp gezinirken madenleri bulup bay (488) oldukları için bu şehre "Bay Yurt" demişler.com    Sayfa 136  . Fakat şimdiki halde işlemiyor. Uzun Hasan'ın elinden Fatih'in veziri Eski Mahmud Pasa vasıtasıyla alınmıştır. Yüksek bir dağın tepesinde olup bağı bahçesi yok. Tortum'un kuzeyindedir. Onun için. Sonra Azerbaycan hükümdarı Uzun Hasan'ın eline düşmüş. eli berattı Müsellimler Revan seferine hazırlık görmeye koyuldular. hanı. Dizdarı. "Bingöl". hayat suyundan nişan verir bir kevserdir. O yüksek dağdan yüzlerce pınar demir madenlerine uğrayarak Fırat'a dökülür.  Bu Erzurum Eyaleti'nde Kiğı Sancağı dağlarında demir madenleri olduğundan onlardan top güllesi dökerler. Bayazıdı Veli şehzadeliğinde. Selanik civarında "Sidirkapsi" ve daha sair yerlerdir. "Maanoğlu Dağı". neferleri yoktur.

ince ve biçimli bir minaresiyle sol tarafında iki tane yüksek kapısı vardır. beyaz yağlı çöreği. biri "Şehit Ali Şengâh Hamamı". Fatih. öteki de batıya bakan nöbethane kapısıdır. Müftü ve Nakîbüleşrafı. Bir de 'Şengülbay Camisi" vardır. "Âzze nasarahû duribe fi Catha" şeklindedir. Burada da eski bir cami vardır. sanatkârane bir camidir. Kelimenin aslı Türkçe değildir. Sipahi Kethüda Yeri. (486) "Catha" kelimesi dahi eski harflerle yazıldığı zaman. gece gündüz. Camilerinden îç Kaledeki Fatih Camisi'nin kalabalık cemaati vardır. bahçeler tarafına açılır. katmeri. camisine bitişik büyük bir han yaptırıp camiye vakfetmiştir. bugünkü deyimle "genelmüdür". Çarşı içinde. içinde kalabalık olan "Zâhid Efendi Camisi" vardır. Şer'iye Mahkemesi. Çoruh Irmağı aşırısındaki mahalleye "Yurt Mahallesi" derler. beyaz devedişi nahiye buğdayı meşhurdur. Biri Kale Altında "Köprü Hamamı". sağlam yapılı bir kaledir. (485) Madenlerin işletilmesine bakan.atsizcilar. Türk fütuhatında Türkçeleştirilmiştir. 3 tane tekkesi vardır. (487) Tabiî. Süslü. 3 hamamı var. Lâkin tahta minarelidir. para üstündeki yazılar Arapçadır. Bir imareti ve aşevi vardır ki gelen gidene nimeti boldur. (489) Tabiî bu söylentinin aslı yoktur. Boyahane-i Sultanî. Karslıoğlu Mehmed Çelebi (490). Ahalisinin çoğu Türkmen ve Kürt'tür. beşgen şeklinde. ileri gelenleri. Yer yer kahveleri vardır. dersiamı ve talebeleri var. han ve hamamı yoktur. Hendeği yoktur. Kur'an okuyucu yerine bitişik "Kadıoğlu Mehmed Çelebi Camisi" hayli geniş. üç kat demir kapı olup. Çarşı. fetihten sonra Tire şehrinden buraya 3000 kadar adam sürgün etmiştir. Un Kapanı Muhtarı hep bu Zâhid Efendi Camisi'nin sorundadırlar. 7 Ermeni mahallesi vardır. 300 kadar dükkânı vardır. Yiyeceklerinden terütaze tereyağı. pazar. Orkun yazıtlarında bile geçen çok eski bir Türkçe kelime olup "zengin" demektir. www.com    Sayfa 137  .  Kale Neferleri. şirin. biri de "Kimi Hamam" dır. Nöbethane Kapısı'ndan aşağı olan şehirde 1000 kadar toprak örtülü ev vardır. Namazında. işler işlenen bedesteni vardır. Dârüttedrîs'i. (488) "Bay". Şehirde 19 İslâm. Mahkemeye bitişiktir. Yahudi ve Çingene'si yoktur. Halkının çoğu o Tireliler'den türemiştir. Hisar içinde 300 kadar eski tarz evleri vardır. dindar adamlardır. Canca ve Catca'ya çok benzer. Biri doğuya. Bayburd Kalesi: Yalcın kaya üzerinde. Duvarının boyu 40 Mekke zirâidır. Büyük pazar olur. Deniz kıyısı 3 konak kadar yakın olduğundan Rumlar'ı çoktur. Ermenicedir. tavuk böreği. İki kapısı var. Her pazar günü bu hanın önüne beş on bin kişi birikip alışveriş ederler. Yeniçeri Serdarı vardır. Her camide ve bazı zaviyelerde karşılıksız medreseleri vardır.

"Çoruh". Bana 300 kuruş ayak parası verdiler. 70 tane sibyan mektebi vardır. diğerleri harap edilmiştir. Eski harflerdeki benzerliğin işlettiği yeni bir yanlış. top. Oradan "ispir". ondan da Fatih'e geçmiştir. Orada "Abdülvehhâb Gazi" gömülüdür. Cağırkanlı Dede Ziyaretgâhı: Şehir halkının çoğu bu sultana ziyadesiyle inanırlar. Oradan "Nigird". Orada bir lalelik yer vardır. Yakın zamanda yaşadığından kerametlerini görmüş adamlar vardır. Bir kagir. Kanunî Süleyman Han bu istilâyı duyunca hemen ikinci Vezir Ahmed Paşa'yı yeteri kadar askerle Serdar ederek göndermiştir. Yolu sarp olduğundan Bayburd'dan Trabzon'a yaya 2 günde. Asker tayfası da emir gereğince hazır oldu. Oradan "Tekhıs". Tortum Kalesi: Gürcistan şahlarından "Mamrul"un yapısıdır. "Gûy-i ruh"tan bozmadır diyenler var. "Aşard". (490) Bu Karslıoğlu Mehmed Çelebi. Çeribaşısı vardır. Bu Çoruh köprüsü bir göz olduğundan daha yüksek ve sanatkâranedir. tuğla kubbesi var. Hattâ ben kendilerine emr-i şerifle geldiğimde. Düzgün dilli. Şehir içinde. Sonra şehirdeki su şeddine gelip herkes işaretiyle malını bularak evine götürür. İhtiyarları 150 yaşına kadar yaşar. Hangisinin doğru olduğunu kestirmek. www. Çocukları gayet zeki. Erzurum toprağında olduğu için yeri yaylaktır. olgun ve terbiyeli olur. Şehir soğuk olduğundan yemişleri o kadar çok değildir. biraz yukarda gecen Kadıoğlu Mehmed Çelebi ile aynı adamdır. "Küçük Akça" kalelerine yönelmiş.  Dokumalarından Bayburd kilimleri. Seferde Cebelileri ile ve Beğinin askeriyle 60. Biraz yıkılmış yüksek bir kubbede gömülüdür. beğleri aman ile itaat etmişlerdir. Oradan "Dadanlı" nahiyesine yürümüş. Sefere gittiğimiz yıl Şeydi Ahmed Paşa adalet ve insaf hududunu biraz aşarak bu Tortum Sancağı'ndan 24. O da gelip meterise girerek 7 gün. Sonra Uzun Hasan'a. 200 arkadaş olup Tortum şehrine geldik. içine yetecek kadar muhafız.000 kuruş tutturdu. oradan da "Emirahur" kalesine giderek aman ile zaptedip içlerine yetecek kadar asker bırakmıştır. Şehri gördük. atlı 4 günde varır. şimdilik. 66 tane köyünün 15 tanesi itaat etmiş. aşağı şehirden kale altına akıp ilerde dolaşa dolaşa "Gönye" yanında Karadeniz'e akar. Tortum da sancak merkezi olarak yazılmıştır.com    Sayfa 138  . Bayburdlular dağlara gidip odun devirerek kesip bu Çoruh irmağı'na salıverir. Lâkin sonra yine Gürcülerin istilâsına uğramıştır. Ortasında bir de büyük karlık vardır. 7 saat savaştıktan sonra kaleyi fethetmiş. "Pertekrek" kaleleri de aman dileyerek teslim olmuşlardır. cebehane.000 seçme asker çıkarır (491). Alaybeğisi. Şehir. O halde mânâsı "Ruh Irmağı" demek olur. Hâlâ hepsi itaat üzeredir. güzel ifadeli. seccadeleri gayet meşhur olup her diyara gider. "Akça Kale". Şehir içindeki caminin arkasında göğe erişmiş yarım saatlik bir kaya üzerinde "Şehid Osman Gazi Baba" gömülüdür. Bayburd Ziyaretgâhları: Çoruh'un karşı mahallesindeki caminin arkasında bir dağ vardır ki adına "Dualar Dağı" derler. Trabzon kuzey yönüne düşer. Buraya yakın. Çoruh Irmağı: Erzurum içindeki dağlardan çıkıp nice şehir ve kasabaları sulayarak Bayburd'a gelir. mümkün değil. Erzurum'un kuzeyinde olup iki konaklık yerdir. Çoruh Irmağı üzerine üstad mimar çam direkleriyle kırlangıç kanadı bir köprü yapmıştır ki benzeri ancak Hersek Sancağı'ndaki Kırca Şehri önünden geçen Dirin Irmağı üzerindeki köprü olabilir. Hâlâ da öyledir. Oradan "Akçakale" ye varıp 7 günde zaptederek burcunda ezan okutmuştur. gayet iffetli ve edepli kadınları vardır. "Divane Deresi" hep fethedilip ordu Tortum'a gelmiş. azık vesair levazım koyup "Nacah" kalesine. Paşasına yılda adalet üzere 12-13 bin kuruş hâsıl olur. Herkes ziyaret eder.atsizcilar.

Yeniçeri Serdarı ve şehir Subaşısı vardır. Allah" diyerek düşmanın gözünü korkuttular. Oradan yine bir gün kuzeye ılgar ettik.atsizcilar. Tortum Kalesi yüksek bir tepe üzerinde kare şeklinde bir yapıdır. 10 sibyan mektebi. (493) "Gök demire bürünmek" eski bir deyimdir. ileri gelenleri ve eşrafı. 150 akçalık kaza olup 9 nahiyesi vardır.000 rakkamı mutlaka yanlıştır. 2 hanı. "Din uğruna gaza ve şehitlik isteyen. Bunların yüzleri birbirine benzemiyordu. (494) Aznavur kelimesinin anlamı kesin olarak belli değildir. O gece konakları geçerek sabahleyin Karadeniz kıyısındaki Gönye Kalesi'ne vardık. 7 mahalle ve 7 camisi vardır. kimininki örgü örgü. Kiminin yüzlerinin iki yanına sarkan saçları darmadağınık (495). Dadanlı. Bir Sancak'tan bu kadar asker çıkmasına imkân yoktur.com    Sayfa 139  . üzümü. yajorj" diye bağırdılar. İspir. Suratsız. Gördük ki Kazaklar kaleye dolup haçlarla kalenin burslarını. silâhlı. uysal kimselerdir. 150 kadar İç Ağaları. Şeydi Ahmed Paşa'ya geldiler. gök demire bürünmüş (493). yolda katılan Megrilistan ve Gürcistan piyadeleriyle bir ağızdan "Allah.  Sancağında olan zeamet ve tımar sahiplerinden başka eli beratlı imam ve hatipleri bile sefere memursunuz diye sıkıştırarak bunun için 10. Tortum askerleri. Paşa hemen zırhını giydi. 6000 olacaktır ki o bile çoktur. Biz de şehirden dışarı çıkıp bağlar başında biraz dinlendik. 40-50 yaşlarındakiler ise tıraşlı ve acayip suratlı olarak geldiler. Bir ambarı var. Diğer taraftan kıyıda yatan gemilerine girip aman vermeyerek iplerini kestiler. Kazaklar kale içinde sarhoş ve İslâm askerini görerek dehşete kapılmış iken Beydi Ahmed Paşa. 70 kayıkla www. Bedesten. Kale Dizdarı. doğru özlü. bunların arasına kütle halinde karışıp zamanla Gürcüleşen Kıpçak Türkleri'nin devamı olsa gerek. Bu nahiyelerden kadısına yıllık 3000 kuruş hâsıl olur. iriyarı ve iyi ahlâk sahibi olmayan mânâlarına gelmektedir. imaret. armudu. küheylan atlı. al renkli şeftalisi övülmeye değer. Erzurum Eyaleti'nde. 2 hamamı. Tortum'da güverçele dahi hâsıl olur. Her evinin geniş bağ ve bahçesi vardır. Hepsine ikram olundu. Uğradığımız yerlerde atıp tutmaya gücü yetip de asker olmayanları da sürüyerek ertesi günü seher vakti bir vadiye inip durduk (492). Meşhurları şunlardır: Yuvana. Müftüsü. Trabzon toprağından Gönye toprağına girdiğimiz yerde Megrilistan askerlerine rastgeldik. Aşağı varoş mamur ve şirin yapılardır ki sayıları 700'e varır. Koca Gazi Şeydi Ahmed Paşa her birine vaitlerde bulunup gönüllerini aldı. Erzurum'a iki konak olduğundan tüccar tayfası yemişlerini Erzurum'a sandıklarla taşırlar. İslâm askerini görünce "yajorj. Şehir. Kendileri kaleye korkusuzca yerleşmiş oldukları gibi 70 tane şayka kayıklarını da kalenin eteğine bağlamışlardı. Şehir dereli bir yerdedir. Bu 3000 kadar giyimli. kulelerini süslemişler. 70 kadar da her türlü esnaftan dükkânı vardır. (492) Yolda rastlanan sağlam yapılı adamları da zorla askere almak Osmanlı askerlik teşkilâtının ne kadar bozulmuş olduğunu gösteriyor. hafif asker toplandı. tımar ve zeamet almak isteyen gelsin" diye tellâllar bağırtmaya başladı. Bir demir kapısı vardır. Bütün atlılar o gün ve o gece ılgar ettik. Havasının güzelliğinden yemişi çoktur. Halkı yabancılara dost. Beni de kendi sarayına misafir ederek şehri temaşa ettirdi. Erzincan'dan sonra Tortum şehri îrem Bağı gibi güzel bir şehirdir. Hisar içinde 18 kadar ev ile Kanuni Süleyman Han'ın küçük bir camisi vardır. Gürcü ileri gelenleri geldiler. Sonra kuzeye yöneldik. (495) Uzun saçlı Gürcü askerleri. "Ardım sıra gelmeyenin vay haline" diyerek üç defa hep birden tekbir getirildi. eli sırıklı. Az zamanda 1000 kadar seçme. at. Şehri gördükten sonra Tortum askeriyle Erzurum Eyaleti'ne gitmek için büyük bir kalabalık toplanmışken Karadeniz kıyısındaki Gönye Kalesi'ni Rus Kazakları'nın ansızın istilâ ettikleri haberi Şeydi Ahmed Paşa'ya geldi. nakîbüleşrafı. hayvana benzer Megril Aznavurları (494).000 kuruş aldı. Zırh giyinmiş olmak demektir. medrese gibi şeyleri yoktur. (491) Bu 60. Kale Neferleri.

gaziler ve Serdar kaleye kurşun atarken Kazaklar'dan bir bölük bayrak açarak dışarı çıkıp Müslüman gazilerine hücum etti. Allah diyerek Kazaklar'a öyle bir satır vurdu ki kalanları selâmeti Çoruh Irmağı'na atılarak batmakta veya karşıya geçmekte buldular. Tanrı'ya hamdolsun bu fetihte bulunduk. Kalenin doğu köşesindeki kule üzerinde iç Ağaları ile birlikte gözüküp "bire bırakmayın yiğitlerim" diye bağırınca Serdarlarını bu durumda gören Müslüman gazileri yılana kara karınca üşer gibi kaleye üşüp hücuma başladılar.  Karadeniz'e doğru açılıp içindeki beşer. Kimisi kılıç korkusundan koşarken düşüp ötesi berisi kırıldı.atsizcilar. ne de Müslüman gazileri bir lokma yiyecek vakit bulamadılar. dinç erlerle Allah. Etraftan eli tüfekli. ellerinde bir demet çalı. Kazaklar gördüler ki gaziler duvar üzerine kılıç çalarak gelirler. (499) Bütün bu toplanan bitkiler ve tezekler kalenin altında yakıp düşmanı çıkmaya zorlamak içindi. Tutsaklara kürek çektirdiler. nicesi kendisini ateşe atarak (500) yandı. Nihayet ikindi vaktinde kale fethedilip Tanrı'ya şükür ilk ezanım okumak bana nasib oldu. Kimisi Çoruh Irmağı'na düşüp boğuldu. Kâfirlerden alman şaykaların direk ve küreklerini. Din uğruna çalışın. Gaziler kaleye doldular. Üç kere hücum ettiklerinden Müslüman gazilerinden 70 kadarı şehit düşmüştü. Kalenin doğu ve güneyine âlâ meterisler yapıp bütün Müslüman gazileri. Kayıklarını karaya çıkarıp siper gibi kalenin altına çektiler. Beri taraftan Gazi Şeydi Ahmed Paşa kendi tevâbii olan 300 kadar kahraman. (498) Oradaki asker arasında Çerkesler bulunmadığı halde Paşa'ya sözde Çerkesçe söyletmek Paşa'nın nabza göre şerbet verdiğini anlatmak için olsa gerek. Onlar da dalgalar halinde. Çoruh Irmağı kıyısından renk renk bayrak ve sancaklarla gelen binlerce asker kalede top atıp bayram ettiğimizi görerek tekbir getirip kale altına geldiler. "sana kerimdir" yerine de "seni kerimdir" denmiştir. hem beni kerimcidir (497) diye Çerkeş dili üzere bütün gazileri savaşa kışkırttı (498). Şeydi Ahmed Paşa bunu görünce Kapıcıbaşıları Batum Sancağı bölgesine asker çağırmaya gönderdi. kimi yaralandı. göğem çalısı ve pasda darısı sapı demetleriyle gelip kalenin dört çevresine demet yığarken (499) kimi şehit oldu. Megrilistan ve Gürcistan Aznavurları gün aydınlığında meterise girdiler. Bütün gaziler sevinçle kayıkları kaleden bir top atımı uzakta. Bunun üzerine Şeydi Ahmed Paşa gemi direk ve küreklerinden yapılmış merdivenlere korkusuzca saldırıp Tanrı adını anarak. Tellâllar bağırarak üç gün. (496) "Menkesle" bir nevi kayık. Meğer bu asker Erzurum Valisi Defterdaroğlu Mehmed Paşa Efendimiz www. üç gece top şenliği yapıldı. Kazaklar kalede kuşatılıp kurtulmaktan ümidi kesince kudurup ateş etmeye başladılar. Şeydi Ahmed Paşa kale içinde hazırlık görmede. Kalede ilk ezan okunurken doğudan. Sözde Çerkesçe. Beri taraftan da İslâm gazileri gittikçe çoğalıp kaleye hücum etmeye başladılar. Bunların Evliya Çelebi tarafından yapılmış latifeler olduğu bellidir. birer demet lazut darısı. Bu hücumda da 70 kadar gazi şehitlik mertebesine erdi. Çerkeşler'in Türkçeyi nasıl çetrefil konuştukları malumdur. onar sarhoş Kazak gözcülerinin kimini kılıçtan geçirip kimini tutsak ettiler. birer torba tezek. Alahım hem seni kerimdir. Burada "Allah" yerine gırtlaktan "h" ile "Alakh". Çoban tarafında limanımsı bir yere koydular. Evvelce saklanan şaykaları kale altına getirtip bütün levazımını yerli yerine koyarak hazır ettiler. Serdar gazi bunları dinlendirmeyerek: "Koma karındaşlarım! Gayret sizindir. Kale içinden Kazaklar dışarıdaki gemilere. naralar atarak örümcek gibi tırmanmaya başladı. Megrilistan'dan Laz menkesleleriyle (496) gelen Megril kayıklarının da direklerini alarak merdiven yaptılar. gerçekte Çerkeş ağzıyla Türkçedir. (497) Tırnak içindeki ifade aynen Evliya Çelebi'nindir. Gördüler ki kale fethedilmiş. Hâsılı o gün ikindiye kadar ne Gazi Şeydi Ahmed Paşa. Çoruh Irmağı kıyısında durdular. Lâkin yüzüp kurtulabilenler de yine Müslüman gazilerinin kılıç ve tüfeğinden baş kurtaramadılar.com    Sayfa 140  . Çoruh'taki gemiler yeniden yakılarak kaleye giremeyen kılıç artığı 200 Kazak esir edildiler. süngülü Laz tayfaları zigula adlı düdüklerini çalarak ak bayraklarla alay alay geldiler.

  tarafından gönderilmiş. bu haber gelince Bakî Paşa. Ahıska Kalesi'nin muhafazasına memur olan Ketenci Ömer Paşaoğlu Uzun Mehmed Paşa'nın valisi olduğu Urfa Eyaleti askeriyle Birecik Beği Ali Merdan Beğ'in sancak askeri ve daha sair gönüllü ve fedai askerler ayrı bir tarafta durdular. Erzincan. Tabanıyassı Mehmed Paşa çıraklarından Deli Hüsam Beğ. Bakî Paşa soluna geçti. Mamerduvan Sancakları'nın vesair kale ve kasabaların bütün Sancak ve Alaybeğileri Çeribaşılarla gelip Gönye Kalesi altında durdular. cebe. Gümüşhane. ispir. Gönye altında. Kiğı Sancağı Beği. deniz kıyısında. Hâsılı Kemah. Kaleden bir yaylım "safa geldin topu". Tercan. Malazgird Beği Mehmed Beğ 2000 yarar yiğitle Çoruh Irmağı kıyısına kondu. Bir tarafa da Pasin Sancağı Beği Kenan Paşa kondu. İslâm askeri büyük doyumluk elde ettiler. Bayburd. Mataracı. Ketfah Paşa ve öteki Sancak Beğleri ve Alaybeğleri. Kelkek. Şeydi Ahmed Paşa'nın askerleri hemen iki kıyıdan koşarak kayıkları kurşuna tuttular. Akşam vaktine kadar büyük bir savaş olup 47 kayık zaptolundu. Sancağının 1000 kadar askeriyle kale altında. Çoruh Irmağı kıyısında çadırsız olarak yerleştiler. Şeydi Paşa'ya. Bunlar Kars Paşası Ketenci Ömer Paşaoğlu Bakî Paşa serdarlığı ile gelen Erzurum Eyaleti askeri olup Erzurum Ovası'ndan 5 günde Gönye altına gelmiş 7000 seçme askermiş. İçindekiler esir edildi. Meğer Çıldır Eyaleti Veziri Koca Sefer Paşa. Başına bir otağ soktu. Çeribaşılar silâhlanıp Sefer Paşa'yı karşılamaya çıktılar. En üste giyilen elbisedir. İbretle bakılacak bir manzara seyrettik. Tekmeli. silâh ve külahlar görünmeye başladı. Aleksander Hanoğlu ile Gönye'nin yardımına gelmiş (502).com    Sayfa 141  . Tortum. dışında top ve tüfek senlikleri yapıldı. Hayır duada bulundu. ikinci Serdar Bakî Paşa ayağa kalkarak: "Gazan kutlu olsun! Ulu Serdarımız Erzurum Veziri Def terdaroğlu Mehmed Paşa size selâm edip bu altın işlemeli hil'ati. Zırh. Bunlar kalede Kazaklar'a yardıma gelen âsi Aznavurlar imiş. Tanrı'nın hikmeti ikindi vakti denizde 40 50 tane Laz menkeslesi kayıkları peyda oldu. Kalenin altında büyük bir Divan kuruldu. Mecingird. (501) Libâçe" Farsça bir kelimedir. Ertesi günü sabahleyin Çoruh Irmağı kıyısından bîr toz bulutu göğe yükseldi. Tüfekçi ve Şatırları ile geldikte Şeydi Paşa ve Bâlâ Paşa at üzere selâmım alıp Şeydi Paşa sağına. Bunlar gelirken. Levend Hanoğlu. zaptolunan şaykaların muhafazasına memur oldu. Hınıs. Kuzucan.atsizcilar. Hacı Murad Kalesi. Ahıska Paşası ihtiyar Koca Sefer Paşa'nın arpalığı olan Şebin Karahisarı Sancağı Kethüdası Müsellim Sarı Derviş Ağa bu sancağın 2000 askeriyle artçı olup Çoruh kıyısında durdu. (500) Osmanlı ordusunun kale dibinde yaktığı ot ve tezek ateşi. www. Saf saf askerler görülüp yaklaştı. Sefer Paşa hususî alayı ile. askeriyle hisarın eteğinde durdu. bir yaylım "hoş geldin tüfeği" atılıp Sefer Paşa. Büyük alayla kale dibine geldiler. Koyluhisar. yarısı 2000 asker oldukları halde durdular. Erzurum Valisi Mehmed Paşa Efendimizin emriyle Ahıska'dan ılgar etmiş ve Gürcistan içinden 6000 Gürcü askeri ve bunların kumandanları Temres Hanoğlu. O gece yine kalenin içinde. Sabaha kadar meşaleler yandı. bu samur libâçeyi (501) ihsan etti" diyip beraber getirmiş olduğu hil'at ve libâçeyi Gazi Şeydi Ahmed Paşa'nın sırtına giydirdi. Palto gibi. Bir tarafa Pasin Sancağı'nın tımarlı ve zeametlileriyle kale neferleri. Arkalarından. içindekiler kalenin Muhammed ümmetiyle dolu olup dışarıda da çadırlarıyla bu kadar Osmanlı askeri olduğunu görünce gerisin geriye gitmeye başladılar.

Diğer bir Kapıcı ile de işi Erzurum Paşası Efendimiz'e bildirdi. Tez Divan Efendisi'ni çağırın" diye ferman etti. Nihayet Trabzonlular öteki Paşalara sığındılar. Tanrı'nın emriyle. Mascahoğlu. Gönye Kalesi senin eyaletinin içinde. Gönye ve Trabzon Kadılarının mühürleriyle Padişaha gönderecek iken bütün Trabzon ileri gelenleri: "Aman sultanım! Bizi Padişaha arzeyleme" diye Şeydi Ahmed Paşa'ya yalvardılar. Üç gün tartışma ve çekişmeden sonra ister istemez Trabzon Paşası ve vilâyet ileri gelenleri birçok nesne verdiler: 43 kese kuruş. Hazır olanlar: "Dört beş konaktır" dediler. 70 tane sandal. 7 sadak. Divan Efendisi de kalenin fetihnamesini. gülabdanlar. Şeydi Paşa. (503) Metinde "Erzurum" ise de Trabzon olacağı aşikârdır. kurtarılmasına sebep oldum. Nakışlı.hâkimiyim" dedi. Paşa: "Ya Tortum bu Gönye Kalesi'ne ne kadar yerdir" diye sordu. Yamalı Aşkuna. bizzat Trabzon Paşası'ndan bir altın işlemeli ipek.atsizcilar. 10 tane şâhî top getirerek Gönye Kalesi'nin yardımına gelmiş.. Sonra Trabzon'un 70 kişi olan ileri gelenlerine: "Niçin Paşanızı bu kalenin kurtarılmasına yürütmediniz" diye birçok azarlayarak hepsini kaleye hapsetti. (502) Bu Gürcü beğlerinin "Han" unvanı taşıması Iran Türkleri'nin tesiri midir. 12 köle. Sincaplı. 1 www. 3 samur kürk. Onları Şeydi Paşa'ya ricaya gönderdiler.com    Sayfa 142  . ne de asker gönderdi. 40 bayrak Sekban ve Sarıcalar'ı Baş Bölükbaşı. Hahalı. Şeydi Ahmed Paşa ile tanışmaya gelince Paşa asla saygı göstermedi ve orada bulunanlara hitaben: "Bakın. Cennetoğlu. Çatal Bölükbaşı ve bunlardan başka Mamuçtu. Batum Sancaklarından azık gelmeye başladı. topuz ve baltalar. yoksa Gürcüleşen Kıpçak Türkleri'nden mi kalmadır. Bundan başka Trabzon Paşası otağı ile 7 tane nakışlı yeni cerek (504) vermeyi kabul etti. at takımları. Vilâyet ileri gelenleri: "Tortum Sancağı'nın" dediler. iki Tuğlu Beğlerbeği olasın da. Paşa öfkeyle: "Dört beş konaklık yerden gelip Gönye Kalesi'ni kurtardım. Sonra kalenin içine. Bu işe hususi olarak memur değildim. Heybeli. Çalık Ali. Ertesi gün seher vakti Gönye kalesinin güney tarafında. Megrilistan. Gölce Ali. O sırada Çoruh Irmağı kıyısından bir toz kopup İslâm askerleri çıktı. Mesele bir anlaşma ile sonuçlandı. Böylelikle Padişaha arzolunmaktan vazgeçildi. Din uğruna yetişip. 3 katar deve. Bak. Meğer Erzurum Valisi Mehmed Paşa Efendimiz'in "Alaca Atlı Hasan Ağa"sı Gönye Kalesi'ne yardıma gelen kuvvete Serdar olmuş. Trabzon Paşası'nın imdada gelmediğini yazıp üç Beğlerbeği'nin. sair erlerinin. Hopa ve Rize yönünden deniz kıyısında büyük bir alay peyda oldu. Bunlardan başka olarak da ikisi de mücevherli bir kılıç ile bir de iki yanı keskin kılıç. Hadırlı. isteği üzere işler yapılırken Paşa: "Baş Bölükbaşıları! Kaldırın şu Trabzon Eyaleti hainlerini" diye emretti. Ancak Gönye Kalesi'nin fethinde ve imdadında bulunan Beğlerbeğiler ve Alaybeğleriyle Sancak Beğlerinin Padişah hizmetinde bulundukları Padişah Kapısı'na bildirildi.  Orduya Gürcistan. 6 bayrak rüzgâr yürüyüşlü Tatar asketi. Kara Piri. gümüş şamdanlar. 3 katar katır. 100 tane menkesle ile asker. Şeydi Ahmed Paşa'ya haber geldikte karşılamaya ne kendisi gitti. Meğer Trabzon (503) Paşası 3000 ünlü asker. Trabzon Paşası da gelip kalenin bir tarafında durdu. yiyecek. 12 cariye. Zereketli. Trabzon kuyumcularının en güzel eserlerinden olan buhurdanlar. Solak Veli. Muhammed ümmeti! Ben hangi Sancağın . 1 bayrak ve 300 atlı gönüllü. herhalde incelenmelidir. ılgarla gelirken ölenlere karşılık 120 at alındı. Biraz aşağıda da böyle olduğu anlaşılıyor. Paşa! Sen Trabzon Paşası olasın. Kağan Arslan adlarındaki Bölükbaşılar tekbirlerle geçtiler. Trabzon'a iki konak yerde olduğu halde niçin yedi günden beri kalenin imdadına yetişmedin? Padişahıma arzedeceğim. Artlarınca 1 bayrak ve 300 atlı Yiğit Deli (505). Şeydi Paşa ise vazgeçmeyip "elbette bu âsileri arzederim" diye inadında direndi. kalenin kurtarıldığı müjdesini de "Gürcü Beğoğlu" adlı Kapıcıbaşısı ile Padişaha arzetti. Küçük Acem Kulu Bölükbaşı. Erzurum Sancağı'nın zeametli ve tımarlıları ile İadelerdeki kulların yarısını.

saman ve ot bulmaya memur oldular. 40 50 kadar yardımcılarıyla ata binmiş oldukları halde yürüdüler. arpa. Şeydi Ahmed Pasa bütün İslâm gazilerini danışmaya çağırarak şöyle dedi: "Bu Megrilistan. Onların kayıkları ile Rus şaykalarını Padişahıma arzettim. Hemen Defterdaroğlu Efendimiz'in baş bayrağı. Böylece konuşma tamam olup ben de bu niyete Elfâtiha dedim. Yaylım ateş açıp içindekilerle savaşa başladılar. 22 Bölükbaşı'nın bayrakları. Kalenin yanmış olan tarafıyla kale içindeki Bayazıd-ı Velî Camisini tamir ettiler. (504) "Cerek" ince ve yuvarlak çadır direği. Bakî Paşa 3000 askeriyle artçı olarak geriden geldi. Dizdar ile sair levazım ve cebehanesini. veya "9 sancak" olacak. Gürcistan askeriyle Megrilistan'ın Dıranya nahiyesini yağmaya başladı. öğleden sonra sığınaklar zaptedilerek içinden 700 esir alındı. 1 bayrak ve 200 Saraç. Onlar da gaza malından pay alsınlar" dedi. Herkes silâhlarıyla hazır olup Serdarın buyruğunu beklediler. 1 bayrak Dış Kilerciler. Trabzon Eyaleti'ne tâbi olup bize imdat göndermesi lâzım gelirken Kazaklar'a yardım edip Padişaha isyan ettiler. Kiğı. Ama şimdi bu büyük topluluk ile İslâm askeri at üstünde hazır iken "Megril Kâfirleri'nden nasıl intikam alalım ki şu kadar yok sıkıntısı çeken İslâm askerleri ganimet malıyla doyum olsunlar?" İş danışmaya düşünce Gürcistan hâkimi Sefer Paşa dahi Megril tayfasına olan garezini meydana koymak için: "Megril'e İslâm askerinin yayası ile atlısını birlikte saldırtalım. 200 silâhlı genç. Pasin. içine 700 yeni Kul. Şeydi Ahmed Pasa dahi 9 (507) sırf seçme askerle bunları takip etti. önce hendekler temizlendi.atsizcilar. Bizim Ahıska. 2200 savaşçı ile sarp dağlar içine yayılarak Megril sığmaklarını sardılar. 200 zırhlı ve kargılı İç Ağası. Sabahleyin Çoruh Irmağı geçidinden geçerken Seter Pa§a. Bunu gören Megril ahalisi dağlara kaçtılar. Yolda. gittik. Malazgird Sancaklar'nın beğleri orduya azık. O gün 10 saat giderek Batum Sancağı ile Megrilistan arasında olan Zar Çayırı adlı yerde durduk. Hınıs. Padişah tarafından her ne ferman gelirse vilâyet valisi ona göre iş yapsın. Gürcistan'a Baskınımız Ketjac Paşa (506) öncü olup 3000 askerle Çoruh Irmağı kenarından kıble yönünde yürüdü. Trabzon Eyaleti ile Batum Sancağı askerini kaleye muhaliz koyup 6000 kadar askerle Çoruh Irmağı kıyısından Erzurum'a. Bölükbaşılardan bazılarının okunuşu doğru olmayabilir. Ertesi günü bütün köy ve kasabalardan mimar ve mühendisler getirilerek kalenin onarılmasına başlandı. O an İslâm gazileri içinde tellâllar bağırdı. Kâfirlerden alman tüfekleri koyup süslediler. www. Erzurum. 1 bayrak yiğit Çeşnigir. (506) Polatkat kabilesinden bir Çerkeş. (507) Buradaki "9" rakkamından sonra bir eksik var. Ardı sıra 3000 kadar Gürcistan ve Ahıska askeri Megrilistan'a doğru ilerledi. Gürcistan gazilerini kılavuz verelim. Şebin Karahisarı askerleri sağ kanada. Şeydi Ahmed Paşa bunlara büyük bir ziyafet çekti. Bu çarpışmada gazilerden 7 yiğit şehit oldu. Bu kadar bin Kazak ve Megril esirlerini dahi Padişaha arzeyledim. Trabzon Kalesi limanında dursunlar. Bakî Paşa dahi ganimetlerle zengin olup İslâm ordusuna döndü. Tekman. kıyıda çimenli bir yerde durduk. yiğit. (505) "Deli"ler Osmanlı ordusundaki fedailer takımı.  bayrak ve 600 Müteferrika. 40 kadar Kapıcıbaşı. 297'nci sayfada "Ketfah" şeklinde geçmişti. Ya "9000". Askerler doyum oldular.com    Sayfa 143  . 1 bayrak ve 300 tane itibarlı Ağa. Mamruvan askerleri sol kanada memur oldu. En arkada Serdarları olan Alaca Atlı Hasan Ağa nakkare ile geçerek Gönye Kalesi eteğinde çadırlarıyla yerleştiler. ince bayraklarıyla Köle Ağası zabitleri geçtiler.

Bu kaleler dağlık yerlerde olduğundan göz yumarak geçilip "Yuvana" nahiyesi zaptedildi. Şeydi Ahmed Pasa bunları Ketfac Paşa'dan biner kuruşa satın alıp diğer 20 kızla Saltan İbrahim Han'a gönderdi. Nûşîrevân'ın oğlu Hürmüz yaptırmış imiş. 100 tane esir. Veli Beğ. İslâm askerine kılavuzluk etti. Bu sırada Açıkbaş Beği'nden (508) Serdar Şeydi Ahmed Paşa'ya 5 köle. Takım takım dağlara. Temres Han ülkesine böylece girdik. öncü Ketfac Paşa Kolu tarafından iki esir tutuldu. Ganimet mallan Trabzon'a getirilip makul fiyatla satıldı. Üç gün sonra Ahar Kalesi altında durulup bu kale de itaate alındı. Herkes şer'î hissesini götürmekten âciz kaldı. Ordumuz esire ve ganimete boğuldu. Ketfac Pasa Kolu iki güzel kız esir etmişti ki örneği Şam civarındaki Huri yüzlülerde bile bulunamaz. Şeydi Ahmed Pasa bunları önü sıra götürürdü. İslâm askeri ganimet ve nimete boğuldu. Buradan. Beğleri hediyelerle Gazi Şeydi Ahmed Paşa'ya geldiler. Bunları Şeydi Ahmed Paşa'nın huzuruna getirdiler. "İnsanı en güzel şekilde yarattık" âyeti sanki bunlar hakkında inmişti. İçindekiler iki tarata kalenin kapısını açıp İslâm askeriyle kale eteğinde savaşa başladılar. Serdar Gazi Şeydi Ahmed Paşa'ya hediyelerini sundu. Bu Temres Hanoğlu'nun da incindiği Gürcü aşiretleri varmış. bunu anlamak için beğimiz bizi gönderdi" dediler. Dışarı çıkmış olan Kâfirler içeri giremeyip kılıçlara yem oldular. 2000 çarıklı ve tüfekli piyade ile gelip ordunun bir tarafında durdu. Bu zaferli seferde bir sığır yarım kuruşa. Pernak. Penak. Zengin köyleri gösterdiler. Fakat yine do bunların kılavuzluğuna güvenmeyerek İslâm askeri toptan silâhlı ve hazır olarak yürürdü. oradan "Neygird" kalesine. 5 cariye hediye geldi. Paşa bana da 1 köle. Bunlar bize kılavuzluk etmeye başladı. Ahıska Veziri Sefer Paşa'ya tâbi imiş. Perkân. oradan "Çik" kalesine. sığmaklara üşüştüler. Yavaş yavaş kendi yiğitlerini de çıkardılar. Kaleden bizim ordunun gürültüsünü işiten Megril adamları korkuya düşerek hediyeleriyle çıkıp aman istediler. (508) "Açıkbaş". Tanrı'nın yardım ettiği askerle muzaffer olarak batıya gittik. Gönye Kalesi'ni Rus mu zaptetti. Gökten yıldız çalmalarına bile ihtimal verilebilir. Savaşta tutsak edilmiş olan köse ve cariyeleri Serdara teslim ettiler. 1000 baş hayvan. şehzadeliği zamanında Trabzon hâkimi iken bu ferah yerde durup dinlendiğinden "Zobar İrmağı" kıyısında bir oturma yeri vardır. Buradan kıble yönündeki Erzurum'a doğru yola koyulup üçüncü günde "Davanlı" nahiyesine geldik. Selsel. Temres Hanoğlu 3000 gök demirli Gürcü yiğiti. Eski topları var. 300 Megrilli esir edilip 700 tanesi de öldürüldü. Artık emniyetli bölgeye geldiğimizden Ahıska Veziri Sefer Pasa. bellere. Ama yaman hırsızlık ederler. Burada dinlendik.atsizcilar. 1 cariye ihsan etti. pek gok altın işlemeli mal vesaire vererek kurtuldu. Samarga nahiyeleri fethedildi. Bu hal ile Çoruh Irmağı boyunca dönülerek yine Gönye Kalesi dibinde dinlenildi. oradan da "Küçük Kale" ye hücum ettik. Bunlar: "Biz Megril Beği Japişhu'nun adamlarıyız. Hâsılı Gürcistan. Bu savaşta 70 Müslüman şehitlik şerbetini içti. üç saat süren bu çekişme sırasında Avnik Kalesi Beği Ali Beğ. 11 saatte "Nacakh" kalesine. yoksa hâlâ Osmanlı'nın elinde midir. Buradan kalkarak ormanlık içinde 9 saat gidip Buğdu Ovası'na vardık. Safi şimşir ağaçları ile süslü bir yerdir. Gömle. oradan "Akça Kale" ye. Nakışlı Bölükbaşı kalenin batı tarafını boş bulup bir aralık kemend atarak kaleye çıktılar. İslâm gazileri çevreye baskınlar yaptılar. Meğer bu kabile. Onlara da göz yumuldu. Burç ve kulelerinde ezanlar okundu. Kılıç artıkları esir edildi.com    Sayfa 144  . Buradan ileri gidip "Tekrek" kalesi eteğinde duruldu. Osmanlılar'ın Mingrel=Megril ülkesine verdiği addır. "Merve" kalesine kadar vardılar. bir koyun 5 akçaya satıldı. Şeydi Ahmed Paşa'dan izin alıp nice değerli www. Tortum Sancağı içinde olup itaatli bir nahiyedir. yuvarlak bir kaledir. Megrilistan baştanbaşa itaat edip baş eğdi. Yavuz Selim Han. Ahalisi savaşçı değilmiş. Bu sırada Malazgird Kolu'na Megril Beği'nin amcası oğlu esir düşmüştü.  İslâm gazilerine izin verildi. Bir tepe üzerinde küçük.

  hediyeler verdi. paşa askeriyle karşılamaya geldi. Paşa Efendimiz büyük otağı ile Gümüşlü Kümbet'te kaldı. 150 köle. 1 katır yükü altın işlemeli sansar postu. Sonra Sefer Pasa. Şehir dışında üç gün kalınıp dördüncü gün Erzurum'a yollandık. Gece gündüz zevk ve şevkle meşgul olduk. Tanrı kelâmının hafızı. Tortum ahalisi hediyeleriyle Şeydi Ahmed Paşa'ya. solunda durup "gazanız mübarek ola" diye hayır dualar ederlerdi. Ketfac Paşalar'a birer samur kürk giydirildi. Baki Paşa'yı soluna. Bütün asker geçtikten sonra Defterdaroğlu Paşa Efendimiz'in gönderdiği sorgucu ve altı parça çelik yancığı Gazi Şeydi Ahmed Paşa'nm kavuğuna ve atına taktılar. Yine gidip yer öptüm. "Umdum" köyüne geldik. Beni affettirmek üzere Şeydi Ahmed Paşa'ya rica ettim. 100 cariye. Aleksander Hanoğlu ve Gürcü beğleriyle Çıldır'a yöneldi. Bir samur kürk. Yüce şanlı Paşa Efendimiz "gazan kutlu olsun" diyerek Şeydi Ahmed Paşa'yı otağ kapısında karşılamaya çıkıp birbirlerini bağırlarına bastılar. Çünkü biz onu Sancak Beğleriyle Revan Derneğine gönderdik. Beydi. Bütün gazilere büyük bir ziyafet çekildi ki dillerle tarif olunmaz. O ise memur olmadığı yere gitti. Temres Hanoğlu. (509) "Hatman". O sırada Defterdaroğlu Efendimiz'in Kethüdası Ali Ağa. 7 sırh vesair kıymetli eşyalar geldi. Paşa Efendimiz de şakaya başlayarak: "Onun suçu affolunmaz. Burası Şeydi Ahmed Paşa'nın Sancağı sınırıdır. Kazak başbuğlarının unvanı. Bâlâ. Çünkü Gönye fethinde ilk ezanı Evliya Çelebi okuyup nice kere İslâm gazilerini savaşa heveslendirmek için gülbangler çekti. Hareketimizin üçüncü günü ve 1057 yılının kasımının ilk günü (= 6 Kasım 1647) Erzurum toprağına ayak basıp "Gürcü Boğazı" adlı yeri geçtik. Biz de gösterişle yürüyerek Defterdaroğlu Efendimiz'in "Gümüşlü Kümbet"teki otağına indik. 40 okka gümüş âvâni. Anayolun sağında. Her Sancak Beği'nden gaza malı ve hediyeler gelmeye başladı. sevincinden hediyeleri Kapıcıbaşı ile vilâyet ileri gelenlerine dağıttı. www. Eyaletinin askeri. Gazi Şeydi Ahmed Paşa dahi askeriyle 4 saatte "Yuvana Deresi" adlı yere geldi. Kaleden selâm toplan atıldı. Bütün İspir. meclis arkadaşı.atsizcilar. gümüş takımlı bir kula at. Lâkin: Her izzet-ü sürürün sonu nâkâmlık imiş. Ordu buradan büyük alayla Erzurum'a gidecekti. bir kat esvap. Allah uğrunda mücahid kulunuzdur. Onu affediniz. O da uygun bir zamanda: "Yüce emrinizle bizim hizmetimize gelen Evliya Çelebi'yi Gönye'nin kurtarılması harekâtına götürmemiz suçsa affetmenizi rica ederiz." dedi. Önce Şeydi Paşa'dan 150 Kazak güzeli. Elvend Hanoğlu. Erzurum Valisi Efendimiz'e dahi hediyeler gönderdi. Ketfac Paşa'nın hediyeleri dahi geldi. Paşa. Asker kuvvetten düşer diye danışma meclisinde Revan Derneğine gitmemeye karar verildi. Şeydi Paşa'yı sağma alıp oturdular. Meğer Paşa Efendimiz bana biraz gücenmiş. Suç bizimdir. Buradan ilerleyip Tortum şehrine girdik. 11 Kazak Hatmanı (509). Baki Paşa'ya ve Ketfac Paşa'ya hediyeler verdiler. İleri gelenler hep Şeydi Ahmed Paşa'yı karşılamaya çıktılar. Sonra bütün gazilere 170 tane altın işlemeli hil'atler ihsan olundu. Zevk ve safa ile meşgul olduk. Ketfac Paşa ve öteki Sancak Beğleri de Paşa'nın elini öptüler. 200 Megril esiri. iki Gürcü köle ihsan ederek beni Erzurum Eyaleti'nin namazsız hizmetine (510) memur etti. Onun suçu 8 saatte bir hatim indirirse bağışlanır. Bakî Paşa. O günden sonra kış sertleşip sadırları kar bastı. Bir dünya seyyahı.com    Sayfa 145  . Yoksa dilin azarlaması süngü ucu yarasından daha şiddetli olacaktır" diyince ben elini öperek Besmele çekip 9 saatten fazlaca bir zamanda bir hatim indirdim. Herkes kendi yerine yurduna koyuldu.

Salih Paşa. bizim Paşa'nın babası Mustafa Paşa'nın has kölelerindendi.atsizcilar. Paşa çok üzüldüyse de kimseye söylemeyip gece gündüz sohbette devam etti. muktezâsı ve sonsuz zamanın âdeti üzere yiyip içmemiz acı bir murdarlık oldu. (513) "Bakayalara mukayyed oldu" demekle ne kasdettiği anlaşılmıyor. Belki evvelki müezzinlik vazifesi gibi dinî olmayan bir vazife demek istemiştir. (511) Mânâsı: Her yüceliğin ve her sevincin sonu isteğine erememekmiş. Bakî.com    Sayfa 146  . Erzurum'da olan bakayalara mukayyed oldu (513). Ketfac. Büyükvezir Salih Paşa'yı öldürüp yerine Tezkereci Ahmed Paşa'yı Büyükvezir yaptı" dedi. Paşa bir şey belli etmeyerek Şeydi.  Güzel günün nihayeti telhgâmlık imiş (511). Deli Dilâver Paşa'larla saz ve eğlence meclislerine devam etti. Güzel günün nihayeti ıstırap imiş. (510) "Namazsız hizmetin ne olduğu anlaşılmıyor. Kırım Tatarı demek olmayıp Kırım Tatarı kadar hızlı giden ulak yani postacı demektir. Şöyle ki payitaht tarafından bir tatar (512) ulak gelip: "Sultan ibrahim. (512) Buradaki "tatar". 7 Ağustos 1648'de idam olunarak şişmanlığından dolayı etleri parçalanıp mafsal ağrısına iyi gelir zannı ie yağma edildiği için "Hezârpâre" yani "Bin Parçalı" diye ad almıştır. www. (514) Hezârpâre Ahmed Paşa dediği yeni Büyükvezir olan Tezkereci Ahmed Pasa'dır. Paşa Efendimiz'e Erzurum Eyaleti Valiliğinin verilmesine dahi o sebep olmuştu: "Hezâr pare Ahmed Paşa (514) ise Baştezkereciliğinden beri Defterdaroğlu Efendimiz'in can düşmanı idi. Yeni Büyükvezir kendisinin düşmanı olduğu için belki Erzurumda bulunan yeni Büyükvezir adamlarını ve taraftarlarını anlatmak istemiştir. 21 Eylül 1647'de Büyükvezir olmuş.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful