You are on page 1of 58

DİNSEL İNANÇLAR ve DÜŞÜNCELER TARİHİ Cilt I

Taş Devrinden Eleusis Mysteria’larına
MİRCEA ELİADE

Mircea Eliade (1907-1986) önde gelen din tarihçilerindendir. Çeşitli dinsel geleneklerdeki simgesel dile ilişkin araştırmalar yapmış ve mistik görüngünün temelini oluşturan mitlerin anlamını çözümleyip birleştirmeye çalışmıştır. 1928'de Bükreş Üniversitesinde felsefe dalında yüksek lisans yaptı. 1928-31 yıllarında Kalküta Üniversitesinde Sanskritçe ve Hint felsefesi okudu ve altı ay Himalayalar'daki Ri şikeş aşram'ında yaşadı. 1933'te Yoga: Essai sur les origines de la mystique indienne adlı çalışmasıyla doktorası nı tamamladı. 1933-39 yıllarında Bükreş'te Hint felsefesi ve din tarihi okuttu. 1945'te konuk profesör olarak Ecole de Hautes Etudes'e gitti. 1951' de, alanındaki en önemli eserlerden birisi olan Şamanizm'i yayımladı. 1956'da Chicago Üniversitesi'ne geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 16 ciltlik Encyclopedia of Religion'un (1987) baş editörlüğünü yapmıştır. Eliade geleneksel ve çağdaş toplumlardaki dinsel deneyimi, hiyerofani'ler diye isimlendirdi ği görüngüleri incelemi ş, dünyanı n çeşitli dinlerindeki izini sürmüş ve çözümlemiştir. Eliade düşüncelerini yazdığı roman ve güncelerde de ifade etmi ştir. Bu tür eserlerinden de bazı ları dilimize çevrilmiştir.

İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR, 9 ÖNSÖZ, 11 I. BÖLÜM – BAŞLANGIÇTA... PALEANTROPİYENLERİN BÜYÜSEL ve DİNSEL DAVRANIŞLARI , 17 II. BÖLÜM – EN UZUN DEVRİM: TARIMIN KEŞFİ – MEZOLİTİK ve NEOLİTİK ÇAĞLAR, 48 III. BÖLÜM – MEZOPOTAMYA DİNLERİ, 78 IV. BÖLÜM – ESKİ MISIR’DA DİNSEL DÜŞÜNCELER ve SİYASİ KRİZLER, 112 V. BÖLÜM – MEGALİTLER, TAPINAKLAR, TÖRENSEL MERKEZLER: BATI, AKDENİZ, İNDÜS, 147 VI. BÖLÜM – HİTİTLERİN ve KENANLILARIN DİNİ, 176 VII. BÖLÜM – “İSRAİL ÇOCUKKEN...”, 204 VIII. BÖLÜM – HİNT-AVRUPALILARIN DİNİ: VEDA TANRILARI, 233 IX. BÖLÜM – GAUTAMA BUDHA’DAN ÖNCE HİNDİSTAN, 269 X. BÖLÜM – ZEUS ve YUNAN DİNİ, 305 XI. BÖLÜM – OLYMPOSLULAR ve KAHRAMANLAR, 327 XII. BÖLÜM – ELEUSİS MYSTERİA’LARI, 358 XIII. BÖLÜM – ZERDÜŞT ve İRAN DİNİ, 375 XIV. BÖLÜM – KRALLAR ve PEYGAMBERLER DEVRİNDE İSRAİL DİNİ, 412 XV. BÖLÜM- DIONYSOS VEYA YENİDEN KAVUŞULAN AHRET MUTLULUĞU, 436 DİZİN, 455

ÖNSÖZ Gerçek ve anlaml ı bir dünya bilinci, kutsal lığın ke şfiyle yakından ilintilidir. ... “kutsal”, insan bilincinin tarihinde bir aşama değil, bilincin yapısı içinde bir unsurdur. Kültürün en arkaik düzeylerinde insan olarak yaşamak kendi içinde bir dinsel eylemdir; çünkü beslenmenin, cinsel hayat ın ve çal ışmanın ayinsel bir değeri vardır. Başka bir deyi şle insan olmak -ya da insan haline gelmek- "dinle ilişkili" olmak demektir. Bir yandan kutsal ın tezahürlerini zamandizinsel bir düzen içinde çözüml edim diğer yandan -belgelerin elverdiği ölçüde- derin krizler, özellikle de farkl ı geleneklerin yaratıcı anları üzerinde durdum. 1

I. BÖLÜM BAŞLANGIÇTA ... PALEANTROPİYENLERİN BÜYÜSEL VE DİNSEL DAVRANIŞLARI Dik durman ın primatl ığın aşıldığına işaret etti ğini belirtmekle yetinelim. Ancak uyan ık haldeyken ayakta durulabilir. Primatların varolu ş tarzına göre bir diğer belirleyici farklılık da alet kullanımıyla ortaya çıkar. Paleantropiyenler yalnızca alet kullanmakla kalmaz, ayn ı zamanda onları üretme yeteneğine de sahiptirler. Bazı maymunlar ın nesneleri "alet gibi kullandıkları doğrudur ve hatta belirli durumlarda bunlar ı yaptıkları da bilinmektedir. Ama paleantropiye nler "alet yapmaya yarayan aletler" de üretirler. ... Bilinen en eski işlenmiş taşlar insan bedeninin yapısında önceden var olmayan bir i şlevi, özellikle de kesme işlemini (kesmek, dişlerle parçalamak veya tırnaklarla sıyırmaktan farkl ı bir işlemdir) yerine getirmek üzere biçimlendirilmiştir. Teknolojinin çok a ğır ilerlemesi mutlaka zekada da benz er bir gelişimi gerektirmez. ... Üstelik, ... "her yenilik bir toplu ölüm tehli kesini de beraberinde taşıyordu". ... Teknolojik atalet paleantropiyenlerin hayatta kalmasını sağlıyordu. İnsan "Zaman ın başlangıcında" alınmış bir kararın, yaşayabilmek için öldürme kararının nihai ürünüdür. K ısacası insanlar da etoburlaşarak "atalarını" aşmayı başarmışlardır. Yaklaşık iki milyon y ıl boyunca paleantropiyenle r avlanarak geçindiler; kadınların ve çocukların topladığı meyveler, kökler, yumu şakçalar ve benzerleri tütün, hayatta kalmas ını sağlamaya yetmeyecek be sinlerdi. Avlanma, cinsiyetler arası işbölümünü belirledi ve böylece "insanlaşma"yı da güçlendirdi. (MÖ 30.000) öncesi "belgelerin" ço ğu, yani aletler, kullanım değerleri dışında başka bir şey ortaya koymamaktadır. Sayısız inanca, mite ve efsaneye asıl yol/açan, fırlatılabilen silahlar sayesinde kazan ılan "mesafeye egemenlik "tir. Yaklaşık iki milyon y ıllık bir süre boyunca, Paleantropiyenler esas olarak avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla geçindiler. ... İlkel avc ılar, hayvanları, insan ın doğaüstü güçlerle donatılmış benzerleri olarak görür; insanın hayvana ve hayvanın da insana dönüşebilece ğine; ölülerin ruhlarının hayvan bedenine girebileceğine ve belirli bir ki şiyle belirli bir hayvan aras ında gizemli ilişkiler bulunduğuna inanırlar. Avcıların dinlerinde saptanan do ğaüstü varlıklara gelince, vahşi hayvan suretindeki can yolda şları veya "koruyucu ruhlar," he m avı hem de avcıları koruyan Yüce Varl ık-Yabanıl Hayvanlar ın Efendisi türünden tanrılar, çalılık ruhları ve çe şitli hayvan türlerinin ruhları ayırt edilir. Hayvanın öldürülmesi bir ritüel oluşturur. ... kemiklerin, özellikle de kafatasının hatırı sayılır bir ritüel de ğeri vardır (bunun nedeni büyük olasılıkla kemiklerin hayvan ın "ruhunu" ya da "can ını" barındırdığına ve Yaban ıl Hayvanlar ın Efendisi'nin iskeletten yola çıkarak yeni bir et olu şturacağına inan ılmasıdır); bu nedenle kafatas ı ve uzun kemikler dalların üstünde veya yüksek yerlerde sergilenir. MÖ 70,000 - 50.000’den itibaren mezarlıkların varlığından kesin olarak söz edilebil ir. ... Avustralyalılarda ve di ğer ilkel halklarda. görülen, ölmüş akrabaların kafataslarını saklamak ve kabile ye r değiştirirken bunları da yanlarında taşıma adeti... 2

En eski zamanlardan bu yana ölüm sonras ı hayata inanç, kırmızı toprak boya kullanımıyla kan ıtlanmış gibidir; bu boya ritüel anlamında kan ı ikame eder, yani hayat ın "simgesi"dir. Cesetlerin üzerine kırmızı toprak boya serpiştirmek, bütün yerkürede zaman ve mekan içinde yayg ın bir adettir. ... Mezarlıklar, ölümden sonraki hayat hakk ında bir, inancın kesin kanıtlarıdır; yoksa cesedi gömmek için katlan ılan zahmet anlaşılmaz bir şey olurdu. Üst paleolitik çağda toprağa gömme uygulaması yaygınlaşmış gibidir. Üzerlerine kırmızı toprak boya dökülmüş cesetlerin gömüldü ğü çukurlarda bazı takılarda bulunmu ştur (deniz kabukları, küpeler, kolyeler). Mezarların yan ında bulunan hayvan kafataslar ı ve kemikleri büyük olas ılıkla ya adak ya da ritüel ziyafetlerin kalıntılarıdır. ... Bu tür nesnelerin varlığı yaln ızca ölümden sonrak i kişisel hayat inanc ını göstermekle kalmaz, ölen kişinin yapt ığı işe öteki dünyada da devam edeceğine kesinlikle inanıldığını kanıtlar. Şaman cesedi dokuz kez kaldırırken, dokuz aylık hamilelik süresini ters yönde kat ederek bedenin emin haline geri dönü şüne işaret etmektedir. ... Kogilerin efsane, dü ş ve evlilik kurallarında "yeme" eylemi cinsel ilişkiyi simgeler. ... sümüklüböcek kabuğu ise ölü kızın "eşi"ni simgeler, çünkü bu nesneyi mezara koymazlarsa genç kız öbür dünyaya varır varmaz "kendine bir koca isteyecek," bu da kabileden bir genç erke ğin ölümüne neden olacaktır. Alplerde ve civar bölgelerde keşfedilen mağaralardaki ayı kemiği yığınları son iki buzul çağı arası dönemin dinsel düşüncelerine ilişkin en kalabalık, ama ayn ı zamanda en tartışmalı "belgeleri" olu şturmaktadır. ... Bu yığınlar belli bir niyetle olu şturulmu ş gibi göründüklerinden, bilginler onların anlamını çözmeye u ğraştılar. ... Karl Meuli ise söz konusu kemik yığınlarının, en eski av ayinleri olarak gördüğü "hayvanları toprağa gömme"nin özel bir biçiminin ifadesi oldu ğunu dü şünüyordu. İsviçreli bilgine göre bu ayin avc ı ile avarasındaki do ğrudan ili şkiyi aç ığa çıkarıyordu; avc ı hayvanın dirilmesine olanak tanımak için onun art ıklarını gömüyordu. Bu i şte hiçbir tanrısal varlığın rolü yoktu. Hayvan ya Yaban ıl Hayvanların Efendisi, ya kemiklerde kalan "ruhu" veya av cının ona (kemiklerin köpekler taraf ından parçalanmasını engellemek için) bir "mezar" sağlaması sayesinde "yeniden doğar." Arkaik bir dinsel düşüncenin önemi onun sonraki dön emlerde "hayatta kalma"yetene ğiyle de doğrulanır. Örneğin hayvanın kemiklerinden yeniden doğabileceği inancına çok say ıda kültürde rastlanmaktadır. Etleri yenen hayvanların kemiklerini parçalaman ın yasaklanmasının nedeni budur. En önemli ve çok say ıda figüratif belge, bezenmiş mağaraların keşfiyle sağlanmıştır. ... Ama mağara resmi sanat ı İspanya, Fransa ve Güney İtalya'yla sınırlıdır (Urallarda 1961'de keşfedilen resimli bir mağara hariç). Tasvirlerin görünür anl amı MÖ 30.000'den MÖ 9.000'e kadar değişmemiş gibidir ve hem Asturias'ta hem de Don Nehri kıyısında aynıdır.

3

Resimler giri şlerin oldukça uzağında yer aldığı için, araştırmacılar ma ğaraları bir tür tapınak kabul etme konusunda fik ir birliğine varmıştır. Zaten bu ma ğaraların çoğu yaşanamaz durumdadır ve onlara ulaşmak için çekilen zorluk kutsal ve esrarlı niteliklerini güçlendirmektedir. ... Bu resim veya oyma eserlerin bir niye t taşıdığına kuşku yoktur. ... Paleolitik sanatta hayvan postlar ı giymi ş ve ço ğunlukla dans eder durumda, 55 kadar insan tasviri bilinmektedir. Paleolitik çağda bir tür Şamanizm ’in varlığı kesin görünmektedir. Bir yandan günümüzde bile Şamanizm, avc ıların ve çobanların dinsel ideolojisine egemendir. “X ışınlı” denen, yani hayvan ın iskeletini ve iç organlarını gösteren resimlerde ŞamanizmIe ilişkilendirilmiştir. Madeleine kültürü boyunca (MÖ 13.000-6.000) Fransa'da ve MÖ 6.000-2.000 arasında Norveç'te varlığı doğrulanan bu resimlere, Do ğu Sibirya'da Eskimolarda ve Amerika'da oldu ğu gibi, Hindistan, Malezya, Yeni Gine ve Kuzeybatı Avustralya'da da rastlan ıyor. Bu, avcı kültürlerine özgü bir sanatt ır, ama içindeki dinsel ideoloji şamanist niteliktedir. Gerçekten de do ğaüstü görü yetene ği sayesinde, "kendi iskeletini görebilen" tek kişi şamandır. Başka bir deyişle, şaman hayvan ın can ının kaynağına, yani kemik ö ğesinin içine girebilir. Kuzey Asya'nın baz ı avcı kabilelerinin dzuli adı verilen, insan şeklinde küçük tahta yontular imal etti ğini hatırlatır .. Dzuli'lerin kad ın olduğu kabilelerde, bu"putlar" bütün kabile üyelerinin atas ı olduğu varsayılan efsanevi Ana Atay ı temsil eder: Aileleri ve konutları korurlar ve büyük avlardan dönüldü ğünde onlara bulgur ve yağ sungular ı verilir. Mağaranın kutsal bir yer ve taş levhaların veya heykelciklerin de resimli mağaralarla aynı simgesel yap ıya sahip, "ta şınabilir tap ınaklar" oluşturduklarına kuşku yoktur. Paleontolojinin (fosil bilim) son ke şiflerinin ortak yanı insan ın ve kültürün "ba şlangıcını" zaman içinde hep daha geriye taşımalarıdır. Tarım bulunmadan yakla şık 15.000 yıl önce ay döngüsünün çözüml endiği, kaydedildiği ve pratik amaçlar için kullanıldığı bir olgudur. O zaman arkaik mitolojilerde ay ın hat ırı sayılır rolü ve kadın, sular, bitkiler, yılan, bereket, ölüm, "yeniden doğum," vb çok çe şitli gerçekliklerin ay simgeselli ği tarafından, tek ve aynı sistem içinde bütünle ştirilmesi olgusu daha iyi anlaşılmaktadır. Şamancıl türde esrime paleolitik ça ğda da doğrulanmış gibidir. Bu bir yandan bedeni terk edip, dünyada serbestçe dolaşabilen bir ruha inanmay ı, diğer yandan da ruhun bu yolculukta insanüstü varl ıklarla karşılaşabileceği, onlardan yardım ya da kendisini kutsamalarını isteyebileceği kan ısının varlığını gerektirir. Ayrıca şamancıl esrime hem "sahip olmay ı," yani insanlar ın bedenine girebilmeyi, hem de kendi bedenine bir dünün ya da hayvanın ruhunun, veya bir cin ya da tanrının "sahip olabilmesi"ni olası k ılar. Halka biçiminde dans çok yaygındı (bütün Avrasya'da, Doğu Avrupa'da, Melanezya'da; Kaliforniya K ızılderililerinde vb). Bu dans, her yerde ya öldürülen hayvanın ruhunu yatıştırmak ya da avın çoğalmasını sağlamak için avcılar tarafından yapılmaktadır. Her iki durumda da paleolitik avcıların dinsel ideolojisiyle olan süreklilik açıktır. Ayrıca avc ı 4

grubu ile av arasındaki "mistik dayan ışma" yaln ızca erkeklere ait belli sayıda "meslek sırrı"nın varlığını dü şündürmektedir; bu tür "s ırlar" ergenlik ça ğındaki erkeklere erginlenme ritüelleri aracılığıyla aktar ılmaktadır. Öteki dünyayla mükemmel ba ğlantılar olan gökku şağı ve onun yeryüzündeki izdüşümü köprü simgeleri ve mitleri de aynı ölçüde yayg ındır. Dilin büyüsel-dinsel değeri de belirleyici bir rol oynar. ... Bükünlü dilden önce de, insan sesi haber, buyruk veya istekleri iletebildiği gibi, ses patlamalarıyla, fonetik bulu şlarıyla bütünlüklü bir imgesel dünya yaratabiliyordu. ... Dil mükemmelleştikçe, büyüsel-dinsel olanaklarını da artırıyordu. II. BÖLÜM EN UZUN DEVRİM: TARIMIN KEŞFİ - MEZOLİTİK VE NEOLİTİK ÇAĞLAR MÖ 8000'e doğru buzul çağının sona ermesi Avrupa'nın Alplerin kuzeyinde kalan kesiminin iklimini, manzarasını, dolayısıyla flora ve faunasını kökten değiştirdi. Buzulların geri çekilmesi, faunanın kuzeye doğru göç etmesine yol açtı. Kuzey kutbuna yak ın bölgelerdeki bozk ırların yerini yava ş yavaş ormanlar ald ı. Avcılar avı, özellikle de rengeyiği sürülerini izlediler, ama faunan ın azalması onları göl kıyılarına ve sahillere yerleşmeye ve bal ıkçılıkla geçinmeye zorlad ı. Genellikle taştan yapılan ve çe şitli geometrik desenlerle süslenen bu ritüel ne snelerinin, ataların mistik bedenini temsil ettiği bilinmektedir. Tjurunga'lar mağaralarda saklan ır veya baz ı kutsal yerlere gömül ür ve genç erkeklere ancak erginlenme1erisona erince verilir. Arandalar arasında baba o ğluna şu sözlerle seslenir: "İşte kendi bedenin; sen yeni bir do ğumla ondan ç ıktın," veya “Bu senin kendi bedenin. Sen bir önceki hayatında uzak ülkelere yolculuk ederken işte bu ataydın. Sonra dinlenme k için kutsal ma ğaraya indin.” Avustralyalıların inançlar ına göre, atan ın "mistik bedeninde" ( tjurunga) ve ruhunun göç ettiği adamda ayn ı anda var olduğu görülmektedir. Ayrıca toprak altında ve "çocuk ruh" biçiminde de var oldu ğunu eklemek gerekir. Mitsel ata dü şüncesinin ve atalar tapımının Avrupa'da mezolitik ça ğa egemen oldu ğu doğruysa, ... bu dinsel yap ının önemi, uzak atalar ın bir tür “avcılar cennetinde” yaşadıkları buzul , çağının anısıyla açıklanabilir. Gerçekten de Avustralyalılar mitolojik atalarının altın çağda, avın çok bol oldu ğu, iyi ve kötü kavramlarının bilinmedi ği bir yeryüzü cennetinde y aşadıklarını dü şünürler. Yakındoğu, özellikle de Filistin'de mezolitik ça ğ, iki uygarlık türü arasında, avcı ve toplayıcı uygarlıkla tahıl ekimine dayalı uygarlık arasında bir geçiş dönemi olma niteliğini korurken, diğer yandan da yarat ıcı bir döneme i şaret eder. ... Natuflular yabani tahılların besin olarak önemini keşfetmişlerdi; onları taştan oraklarla biçiyor ve tanelerini bir tokmakla dibekte dövüyorlardı. ... Hayvanların evcilleştirilmesi de mezolitik çağda başladı. MÖ 8000'de ... koyun, MÖ 7000'de Ürdün'de, Eriha'da teke ve MÖ 6500'de domuz; MÖ 7500'de İngiltere'de ... köpek. Buğdaygil ekiminin başlamasının ilk sonuçları,

5

alta iğnesi ve oldukça uzun yolculuklara dayanabilen teknelerin üretimiydi. ağ. vs). Tarım ekonomisinin z aferinden binlerce y ıl sonra. uygarlıkların başlıca ayırt edici özelliği haline gelecek çeşitlilik ve farkl ılıkları başlatır. Tarımın keşfinin uygarlık tarihindeki önemi üzerinde fazla durmaya gerek yok. neolitik ça ğda sonuçland ırılacak olanlar (öncelikle çömlekçilik) gibi. .. Mezolitik çağda gerçekleştirilen ilerlemeler paleolitik halkların kültürel birliğine son verip. atalarından kalma davranış biçimini değiştirmesi gerekti. ilkel avc ının dünya görüşü tarihte yeniden hissedilecektir. Artık kaba bir ay takviminin yardımıyla gelecekteki baz ı tarihlerin doğruluğundan emin olmak ona yetmi yordu. Ama paleolitik toplumlar ın bu uzaklaşma ve yalıtılma süreci. . kimi zaman da ritüel davranışların temellerini attı. maddenin farkl ı varolu ş biçimleriyle kurulan yak ınlığın başlattığı imgelem etkinliğinin önemidir.. Öncelikle daha paleolitik ça ğda keşfedilmiş zamanı hesaplama tekni ğini mükemmelle ştirmeliydi. bütün bu yenilikler_ de mitolojilere ve yarı-mitolojik masallaştırmalara yol açtı. düşünüldü ğünün aksine bu ğdaygillerin ekimi ve hayvanlar ın evcilleştirilmesinin. sava şçılar. İlk askeri örgütlenmeler de köy leri koruyan bu avcı-muhafız gruplarından çıkm ış olabilir.. uygulamaya geçmeden aylar öncesinden başlayarak tasarılarını geliştirmek. Geçim kaynağı olarak av. kemik v e geyik boynuzundan işlenmiş çeşitli nesneler. O kadar öne çıkmayan bir di ğer olgu. Paleolitik avcı toplumların kal ıntıları sınır bölgelerine veya zor eri şilen yerlere kaymaya başlar: çöl. dağlar.. . diğer yandan kafatası bir güç kayna ğı olarak tap ım nesnesine dönü şmüştü. Bundan böyle ekici.. Diğer yandan yaban ıl bir hayvanın izinin sürülmesi ve öldürülmesi bir topra ğın fethinin ve bir devletin kuruluşunun mitolojik modeli hali ne geldi. bunların en önemlileri ip. Kısa bir sure öncesine kadar. Mezolitik tar ımın dışında başka buluşlar da yer aldı. hayvan derisinden yapılmış giysiler ve çadırlar. Kurbanın beynini yiyerek onun "tinsel" unsurunun da özümsendi ğine inanılıyordu. nüfusun geni şlemesi ve ticaretin gelişmesinde kendini gösterdi. Aşağıda göreceğimiz gibi. daha ileri bir tarihte elde 6 . tarımcı toplumlarda da sürer. Dinsel geleneklerde karşımıza çıkacak çok sayıda doğaüstü varlık ve mitolojik olay büyük ol asılıkla taş devrinin "ke şifleri "ni temsil etmektedir. fatihler ve askeri aristok rasiler paradigmatik avcı simgeselli ğini ve ideolojisini sürdürürler. önce yerleşik insanları hırpalayan ve ekili tarlalara zarar veren yabani hayvanlara karşı sürdürülen bu savunma. büyük ormanlar. en mükemmel avcı olan y ırtıcı etobur simgeleriyle örtüşür. Tarım ekonomisine etkin bir biçimde katılmayı reddeden belli sayıda avcı köyü savunma işinde kullan ılmış olabilir.. avcıya özgü tavr ın ve tinselliğin yok olmas ı anlamına gelmez. Çok say ıda HintAvrupa ve Türk-Moğol kabilesi avcı hayvan isimleri (ilk s ırada kurt) almıştı ve vahşi hayvan suretindeki bir mitsel atan ın soyundan geldiklerini kabul ediyorlardı. daha sonraları ürünleri çalan çetelere yönelmiş olabilir.Natufluların da ayırt edici özelliklerini olu şturan. çömlekçilik üretiminden önce geldiğini de biliyoruz. Gerçekten de Hint-Avrupalıların ve Türk Moğolların ak ın ve fetihleri. İnsan kendi besininin üreticisi olunca. Daha önceki diğer buluşlar (taştan aletler.

Ayrıca bitki ekimi eskisinden daha farklı yönlendirilen bir işbölümünü gerektirdi. Anayerlilik. Tarımın insanl ığın dinsel tarihi açısından getirdiği sonuçlar da en az bu kadar önemliy di. muz ağacı vb) öldürülmü ş bir tanr ıdan doğmu şlardı. Avcı toplumlarında kan dökmenin sorumlulu ğu ötekinin. besleyici bitkilerin -gerek yumrulu bitkiler gerekse tah ıllarkökenini. ama onun ö ğütlerine uyarak bedenini parçalar ve parçaları gömerler.edilecek sonuca. kocanın evlendikten sonra karısının ailesinin yaşadığı yere yerleşmesine dayal ı evlilik düzeni) gibi özgül kurumlar yaratır. dolayısıyla mahsulün bolluğundan kadınlar sorumlu olur. Tarımcıların dinlerinde tah ılların kökeninin de ilahi olduğunu ekleyelim. ekili tarlaların sahipleri olurlar ve bu da onlar ın toplumsal konumunu yükseltip. çünkü yaratımın “sırrını” onlar bilmektedir. Bu “sırrın” anısı Olympos 7 . Kadın ve dişiliğin kutsall ığı ilk sıraya geçer. yani bir yabancının sırtına yüklenir. Bu besinlerden yararlananlar. bir tanrının ya da mitolojik bir atanın dışkı ve kirlerine bağlar.. Bitkilerin evcille ştirilmesi eskiden erişilemeyen bir varoluşsal durum yarattı ve dolayısıyla kimi değerleri altüst edip. yumrulu bitkiler ve meyvesi yenilebilir ağaçlar (hindistancevizi ağacı. . onların tiksinti verici kaynağını keşfedince. tahılların insanlara hediye edilmesi kimi zaman gökyüzü (veya hava) tanrısı ile Yeryüzü Ana arasındaki bir kutsal evlili ği veya cinsel birle şmeyi. Benzer bir mitolojik izlek. Toprak kadınla özdeşleştirilir. . ipek böcekleri vb) onun cesedinden biter. Yayg ın bir izleğe göre. insan ile bi tkiler arasındaki mistik dayanışma adı verilebilecek olgu al ır. Kadınlar bitkilerin evcille ştirilmesinde belirleyici bir rol oynadıkları için.. Köken mitlerinin ço ğunluğu ya bitki ya da tah ıl eken ilkel halklardan derlendi.. tar ım çalışması cinsel birleşmeyle özde şleşecektir. Yenilebilir bitkiler ve diğer tarım unsurları (tarım aletleri. Avc ının bu tavr ı anlaşılmaktadır: Öldürülen hayvanın (daha doğrusu "ruhunun") intikamından korkmakta ve ya Yabanıl Hayvanların Efendisi'nin karşısında kendini aklamaktadır. . üstelik gelecekteki bu sonuç ilk zamanlar hiç de kesin değildi. bir ilahın bedeninden türediklerine göre (çünkü dışkılar ve kirler de ilahi öze dahildir) kutsaldır. anayer (kadını n yaşadığı yer. Ama binlerce y ıl boyunca Yeryüzü Ana partenogenez (döllenmeden üreme) yoluyla tek ba şına do ğuruyordu. saban ke şfedildikten sonra.. Beslenen insan son tahlilde tanrısal bir varlığı yemektedir. ölümü ve dirili şi içeren mitolojik bir dramla ilişkilendirilir. söz konusu tanrıyı öldürürler.. yani koca e şinin evinde oturmak zorunda kalır. yani mahsule ulaşmak için bir dizi karmaşık etkinli ği kesin bir s ıraya göre uygulamak zorundaydı. kimi yeni de ğerler yaratarak ön-neolitik insan ın manevi dünyasını kökten de ğiştirdi. Toprağın bereketi kadın doğurganlığıyla uyumludur. Daha ileri tarihlerde. çünkü geçim araçlarının sağlanmasındaki başlıca sorumluluk artık kadınlara düşüyordu.. Bu mitlerin anlamı açıktır: Yenilebilir bitkiler. Tarımın keşfinin ilk ve belki de en önemli sonucu paleolitik avc ıların de ğerlerinde bir krize yol açar: Hayvan dünyasıyla dinsel nitelikteki ili şkilerin yerini.

. neolitiklerin kavramlarına uzanır. damlar ın direkler üzerine oturtuldu ğu ve ortalarında ocak görevi gören merkezi bir delik bulunan küçük yap ılar vardı. Özellikle tarım çalışmaları çerçevesinde yaşanan kozmik zaman deneyimi. Vedalar sonrası Hindistan'ında. sonunda dairevi biçimde zaman ve kozmik döngü düşüncesine ağırlık kazandırır. çünk ü Kuzey Asya ve Tibet'teki bazı konut türleriyle süreklilik veya benzerlik söz konusudur. Japonya'da vb ya şar. toprak üzerinde doğurma.. dolayısıyla kıyamete..mitolojisinde hala yaşıyordu (Hera tek ba şına hamile kal ır ve Hephaistos ’la Ares'i doğurur) ve yeryüzü insanlar ının Topraktan do ğuşu. İki bin y ıl boyunca Doğuya ve Akdeniz dünyasına egemen olacak kozmolojilerin. Çin'de neolitik evin simgeselliğini yeniden kurmak mümkündür. Evren düzenli aralıklarla. köy. Bu deliğe "Gökyüzü Penceresi" ad ı da verilir.. her Yeni Y ılda. . Topraktan doğan insan öldü ğünde annesine geri döner. eski Cermenlerde. ölüm ve y eniden do ğum gizemidir. dairesel planl ı (çapları yaklaşık 5 metre). her ekonomik ve toplumsal yeniliğe ikinci bir dinsel anlam ve değer katman ı eşlik eder gibidir.. bu anlay ış birbiriyle uyumlu iki ö ğreti halinde geliştirilecektir: Sonsuza kadar yinelenen döngüler (yuga) öğretisi ve ruh göçü (tenasüh) öğretisi. Yang-chao neolitik kültüründe. . Veda ozanı "topra ğa.. . Neolitik çağdan demir çağına kadar. kavgalar hayatın yaratıcı güçlerini uyandırır. kozmogoni ritüel biçiminde yinelenecektir. Kutup Y ıldızı'yla özdeşleştirilir.. Doğum. yeni doğmuş bebeğin toprak üzerine bırakılması vb çok sayıda halk inancı ve mitte bu izler ayırt edilebilmektedir. Her teknolojik buluşa. yeniden do ğum. ampirik tarım görüngüsü değil. ölüm. annene doğru sürün" diye haykırır. Çatışmalar. Dünyan ın düzenli aralıklarla yenilenmesi gerekti ğine göre.. bitkisel büyüme dramasından alınmış imgeler ve mecazlarla ifade edilir. Günümüzdeki Moğol "yurt"uyla aynıydı. kışkırtır veya artırır. Yurdun ve Kuzey Asya halklarında çadırların taşıdığı kozmolojik simgesellik bilinmektedir. ekili tarlalar. yarışmalar... Paleo-ekiciler ve tar ımcılarda Yeni Yıla ilişkin mitselritüel senaryo öl ülerin geri dönü şünü de içerir ve benzer törenler klasik çağ Yunanistan'ında. Dinsel yarat ıcılığı uyandıran. . dünyanın insanın nihai durumuyla ilgili. İnsan varolu şunun bitkisel hay atla özde şleştirilmesi. Tarım kültürleri kozmik din adı verilebilecek olguyu geliştirir.. Tarımcı için “gerçek dünya” içinde ya şadığı mekandır: ev. ölüm sonrasına ili şkin tasavvur) ve Mesihçiliklerin en derin kökleri. eskatolojilerin (zamanın.. başka bir deyişle her y ıl yenilenmesi gereken bir organizma olarak sunulur. . Gökyüzü merkezi bir direğe yaslanan çok büyük bir çad ır olarak algılanır: Çadır direği veya duman ın çıkması için açılmış üst delik Dünyan ın Direği ile veya "Gökyüzü Deliği"yle. dinsel düşünceler ve inançlar tarihinin uygarlık tarihiyle iç içe geçtiği söylenebilir. 8 . Tibetliler evlerinin damındaki deliğe "Gökyüzü'nün k ısmeti" veya "Gökyüz ü Kapısı" derler.. bitkilerin büyüme ritmi içinde tan ımlanan do ğum. çünkü dinsel etkinlik merkezi gizemin etraf ında yo ğunla şmıştır: dünyanın düzenli aralıklarla yenilenmesi.

. silahlar. 6770). Hacılar'da. Eriha kültürünün bütün yönle ri. güvercinlerin eşlik etti ği.Örneğin. öyle ki bu kafataslar ı gerçek portrelere benzetilmi ştir. aslında dinsel bir yorumu da hak etmektedir...bileştirilmiştir. Kuzeyden inen bir halk. Bir kafatası tap ımının söz konu su oldu ğuna ku şku yoktur. Anadolu kültürleri yok olduğu sırada ortaya ç ıkar.. Gerçekten de el-Ubeyd döneminin en anlaml ı yeniliği. Kaymaktaşından insan heykelcikleri büyük olasılıkla rahipleri temsil eder.. . bir leoparın sırtına oturmu ş olarak veya ayakta.. Bunların en dikkat çekicilerinden biri 70 metre uzunluğunda. çömlekçiliği bilmemesine rağmen. Neredeyse do ğal büyüklü ğündeki mermer bir insan kafasının ve hayvan başının kuşkusuz dinsel bir anlamı vardır. Tar ımın ilerlemesi ve ticaret sayesinde zenginlik birikir. . Eriha'nın çömlekçilik öncesi kültüründen daha eski olan -ve muhtemelen bu kültürü etkile miş.Anadolu'daki Hacılar ve Çatalhöyük kültürleri (MÖ 7000) benzer inançların varlığını göstermektedir. cenaze armağanlarıyla birlikte gömülmü ştü: mücevherler. hayranlık uyand ıran çömlekçili ğidir. Tel Halef ad ı verilen kültür. Cinsel imgeler yoktur. Halef kültürü MÖ 4400-4300'e doğru yıkıldı veya yok oldu. 66 metre geni şliğinde ve 13 metre yüksekliğinde bir platformun üzerinde yükselen 22. Hacılar kültürünün son a şamalarının ayırt edici özelliği geometrik desenlerle z engin bir biçimde süslenmiş... erkek heykelciklerine rastlanmam ıştır.. Bereket tapımı ve ölüler tapımı uyumlu gözük mektedir. ama kimi zaman kad ın göğsü ve bo ğa boynuzu-hayatın simgeleri. Kafataslar ının alt bölümleri alçıdan kal ıba dökülmüş ve gözler deniz kabuklarıyla gösterilmiştir. Diğer hiçbir tarihöncesi kültür buna benz er bir etki yaratmam ıştır. İlk tarım toplulukları akarsu boylar ında ve büyük ormanlar ın kenarlarında gelişti. anıtsal tap ınakların ortaya ç ıkışıdır. Bu kültürün Varka'da (Sümerce’de Uruk. 9 . Sami dilinde Ereş) MÖ 4325'e doğru var oldu ğu da kan ıtlanmıştır.. ahşap kaplar vb.3x 17 . Çok say ıdaki tanrıça imgesine karşılık. . bu arada Güney Irak kaynaklı el-Ubeyd kültürü bütün Me zopotamya'ya yay ılıyordu. Duvarlardaki resimlerin çe şitliliği şaşırtıcıdır. ÇataIhöyük'te iskeletler ev tabanlarının altına. Kafatas ı tapımı Hacılar'da yaygın bir biçimde doğrulanmaktad ır. çeşitli alt ın nesneler). belki de Hacılar ve Çatalhöyük'ten kaçanlar tarafından kurulmu şa benzeyen bu kültürde bakır bilinmektedir. tanrıça.5 metre boyutlar ındaki Ak Tapınak'tır (MÖ 3100). birbirine benzeyen iki tapınak yoktur. Burası. Maden işlemecili ğinde gösterilen ilerleme çok büyüktür (bak ır baltalar. MÖ 5700'e tarihlendirilen bir düzeyde. Ba şlıca tanrısal varlık. 1965'e kadar kaz ılan k ırk tapınakta çok sayıda taş ve kil heykelcik bulundu. Ölüler ev tabanlarının alt ına gömülmüştü. belki de dünyanın en eski şehridir (MÖ 6850. kuma şlar. Başlangıçta tarımın Avrupa'nın baz ı bölgelerine çok yavaş girdiğini belirtmekle yetinelim. birçok kez çömelmiş durumda tasvir edilmiş bu tanr ıça figürlerinde tam bir Ana Tanr ıça imgesi bulamamak zordur... . çeşitli görünümleriyle temsil edilen Ana Tanr ıçadır. yarı değerli taşlar. memeleri abartılı boyutlarda.. kuca ğında bir leopar yavrusu tutarken gösterilmi ştir. .

bu sürenin son 1000.Tahıl ekiminin yaygınlaşması belirli ritüelleri. toprağın bereketi ve hayat-ölüm-ölümden sonra varolu ş döngüsü dü şünceleri etrafında örülmü ş bir dinin zenginli ğini ve karmaşıklığını anlamaya yeter. Çok say ıda nesne (ideogramlı mühürler. hendekler veya duvarlarla korunan ve nüfusu 1000 ki şiye kadar ulaşan köyler çoğalır. bu mitolojinin en zengin ve belirgin bölümü demir etraf ında geliştirildi.. . bitkilerin büyüme "gizem"iyle ili şkili inançlar ve ritüeller. yani onlar ı taştan aletler yapmaya yarayan hammaddeler olarak görüyorlard ı. "Dünyan ın Merkezi" simgeselli ğini ve oturulan k onutun imago mundi olarak alg ılanmasını içeren bir kozmoloji Günümüzdeki bir ilkel tarım toplumunu gözlemlemek.. koyunun. sürü hayvanlar ının ve domuzun evcille ştirilmesini içeren bir uygarlık MÖ 7000'e do ğru ya da daha önce e şzamanl ı olarak Yunanistan ve İtalya kıyılarında. büyük olasılıkla ölümden sonra varolu ş umudu. Çok uzun süre M ısırlılar yalnızca göktaşı demirini biliyorlardı.. Çok sayıda sunak. katılıklarıyla tanınan iki tek tanr ılı dinin. “Cilalı taş mitolojisi”nin yerini "maden mitolojisi" ald ı. gökyüzünü göstermi şlerdi. Cortez. Bu tür ritüellerin 4000-5000 y ıl dayandığını. Maden filizlerinin eritilmesinin keşfi.BAR. öküz başı) heykelciklerinin işaret etti ği ölüler ve bereket tapımları.. Hitit krallar ının "gökyüzünün siyah demiri"ni kullandıklarını belirtir.1500 y ılının ise. Önemli olan. tanrı maskeleri resimleri) ritüel etkinl iklerinin varlığını göstermektedir.. En eski neolitik kültürlerin dinsel belgelerinin neleri ortaya çıkardığını görmüştük: Tanrıça ve fırtına tanrısı (epifanileri: boğa. vah şi hayvan biçimli v azolar. Bu kelime genellikle "göksel maden" veya "yıldız-maden" diye çevrilir. .. . Hititlerde de ayn ı durum geçerliydi: MÖ XIV.Tuna bölgelerinde bulunan çok sayıda resmin doğruladığı boğa tapımının Yakındoğu'dan geldiği kesindir. yüzyıla ait bir metin. MÖ 6000'in ortalar ına doğru. Aztek önderlerine bıçaklarını neden yapt ıklarını sordu ğunda. Filistin'de ve Bereketli Hilal'de ortaya çıkar. Ama maden az bulunuyordu (alt ın kadar değerliydi) ve kullanımı daha çok ritüel amaçlıydı. Tuna boyu bölgelerinde ender görülmektedir. tanrı putları veya Doğuda çok yayg ın putlar olan Ana Tanr ıça ve çocuk ikonografik ikilisi. insanl ık tarihinde yeni bir aşamayı 10 . mit ve ritüellerin dinsel anlamlarını yok sayd ığımız da bile. Buğday ve arpa ekimini. elimizdeki belgelerin neolitik çağın görkemli maneviyatını "şeffafla ştırmaya" yetmediğini unutmamakt ır. . insan ve hayvan figürle ri. mitleri ve dinsel düşünceleri de beraberinde taşıdı. Girit'te. MÖ 6500 ila MÖ 5300 aras ında Balkan yarımadası ve Orta Anadolu'da güçlü bir kültürel atılım yaşandı. tapınak ve çeşitli tapım nesneleri iyi örgütlenmiş bir dinin varlığını kanıtlamaktad ır. "gökyüzü" ve "ateş" işaretleriyle yazılıyordu. Baz ı mineralleri taş gibi i şliyor. Güney Anadolu'da. Hıristiyanl ık ve İslam’ın yak ın gözetimi altında yaşandığını vurgulayalım.. Suriye'de. Demiri ifade eden en eski kelime olan Sümerce AN.. do ğumyeniden do ğum (erginlenme) benzeştirmesini beraberinde getiren kadın-toprak-bitki özdeşliği.

Maddenin mükemmelleştirilmesi i şine kat ılma isteği önemli sonuçlar vermi ştir." Maden yatakları ve mağaralar Yeryüzü Ana'nın rahmiyle özdeşleştirildi.. duaları ve ibadet davranışlarını içeren ritüeller yapar. tabu ve ritüel e şlik eder... Yeryüzü Ana'nın karnında yaşanan ve a ğır ağır ilerleyen maden gebeliğinin gizleriyle yeralt ı. . III. Ayn ı şekilde Vrtra'yla kavgasında İndra'nın silahlar ını tanrısal demirci Tvastr yapar.. . Bakır ve tunçtan farkl ı olarak.. bir “ateş efendisi”dir.." . BÖLÜM MEZOPOTAMYA DİNLERİ Tarih Sümer'de Başlar. Göktaşlarında içkin göksel kutsallığın yan ı sıra şimdi maden yataklarının ve filizlerinin de dahil olduğu yeraltı kutsallığı ortaya çıkmıştı. Bunlara hem çok saygı gösterilir hem de onlardan korkulur. İnsan. yeralt ı denizleri ve sularının efendisi Yam' ı öldürece ği iki demir çubu ğu örste döver. Ayrıca bu demirci tanr ının müzik ve şarkıyla da ili şkisi vardır. .. doğayı değiştirme sorumluluğunu üstlenerek z amanın yerini almıştır. .. t ıpkı demirci ya da ondan önce çömlekçi gibi. Yeryüzü demiri metalürjisi bu madeni günlük kullan ıma uygun hale getirdi. demir metalürjisi çok kısa sürede sanayileşti...... murakabeyi. 11 ..başlattı. . Bu olgunun önemli dinsel sonuçları oldu. Zeus'un Typhon'a karşı zafer kazanmas ını sağlayan y ıldırımı Hephaistos döver. Dünyan ın her yerinde madenciler ar ınmayı. Sümer uygarlığının kökeni ve eski tarihi henüz yeterince bilinmemektedir. Arkaik toplumlarda dökümcüler ve demirciler. şifacı ve büyücüdür. Bin yıla kadar uzanan ilk yaz ılı belgelerdi. Mitin Mısır versiyonunda Horus'un Seth'i yenmesini sa ğlayan silahlar ı Ptah (Çömlekçi Tanr ı) yapar. . birçok toplumda demirciler ve kazanc ılar aynı zamanda müzisyen.. hekimlerin ve büyücülerin yan ı sıra. Madenler toprağın bağrında "bitiyordu. Maddeyi bir halden di ğerine ateş aracılığıyla geçirir. hatta hor görülürler. toplumun uzağında tutulur. oz an. Madenci. Bu nedenledir ki erime işlemine say ısız önlem. altın olurlardı. "ateşin efendileri" olma gibi bir üne sahiptir. şamanların.. Kenan mitinde "Ko şar-ve-Hasis" (tam çevirisi Becerikli-ve-Kurnaz) Baal için. Binlerce yıl sonra simyac ının düşüncesi de bundan farklı olmayacakt ır.. .... kuzey bölgelerinden inip Aşağı Mezopotamya'ya yerle ştiği varsayılmaktadır. Sami kökenli olmayan ve bilinen hiçbir başka dil ailesiyle de aç ıklanamayan Sümerce ’yi konu şan bir halk ın. Maden yataklar ından çıkartılan filizler bir anlamda "ceninler"di. e ğer dönü şmek için gerekli zaman ı bulsalar. Ben Johnson’ın The Alchemist (Simyacı) adlı oyununun bir karakteri şöyle der: "Kurşun ve diğer madenler. Zanaatkar “büyüme ”yi hızlandırma ve mükemmelleştirme i şinde Yeryüzü Ana'nın yerini alır.. MÖ III. teknik ve dinsel kavrama ili şkin ilk bilgilerin . orucu. Zamanın yerini almak için verilen ve modem teknoloji toplumları insan ının ayırt edici özelliğini olu şturan bu mücadele daha demir ça ğında başlatılmıştı. . Tecavüz edilemeyeceği bilinen kutsal bir alana girilmektedir. ..

Bin y ılın ortalar ına do ğru. . insanlar onların kesin emirlerine uymalıdır.. çok say ıda çeşitleme içinde. Onların birleşmesinden hava tanr ısı Enlil do ğdu. kefaret unsuruna ve "günah keçisi" düşüncesine rastlanmamas ı üzerinde durur. Bir mit... İnsanın. An. . Kurban törenleri öz ellikle adak ve sunulardan olu şuyordu. Bir diğer belge parçasından Enlil'in ebeveynlerini ayırdığını öğreniyoruz: Tanrı An göğü yukarı do ğru kaldırdı ve Enlil de annesi Yer'i yanında götürdü. birincisi bir gök tanr ısıdır. karaların okyanus üzerine oturdu ğu kabul edildiği için bu hataya düşülmüştür. tanr ısal varoluş biçimi ile insanl ık durumu aras ında aşılmaz bir mesafe bulunmad ığı anlam ına gelir.. eril ve di şil temel öğeleri canlandıran Gök (tanr ı An) ve Yer'i (tanrıça Ki) doğuran ilk Ana ile özdeşleştirilmi ştir. insan kendi sini yaratmak için öldürülen iki tanrının. onlar ın köleleri değillerdi.. Sitenin büyük toplu bayramlarına gelince -Yeni Y ıl veya bir tapınak yap ılması nedeniyle düzenlenirlerdi. insan bazı tanrısal zanaatkarlar tarafından kilden yo ğrulmuştur.MÖ III.. bu nedenle tanrılar ve tanr ıçaların çok güçlü bir ışık yayd ıkları kabul ediliyordu. Raymond Jestin. dünyan ın aşağı yukarı her yerinde karşımıza çıkmaktadır. döllenme siz üreme yoluyla ilk çifti.. Sümer versiyonlarının ikisine göre.. öncelikle beslenme ve giydirilme gereksinimi olan tanrılara hizmet etmek için yarat ıldığı doğrudur. İnsanın kökenini aç ıklayan en az dört anlatı vardır. Ama insanlar tanrıların hizmetkar ı olsalar da. . Ad ının da i şaret ettiği gibi (an = gökyüzü).. Ayr ıca Sümer dini daha tarihinin şafağında "kadim" bir din olarak ortaya çıkmaktadır. Önce büyük tanr ılar üçlüsü. ona can vermi ştir. çünkü bu 12 . ilk insanların ot gibi yerden bitliklerini anlat ır. .. kesintisiz bir biçimde Sümer’e de aktarılmıştı. daha sonra tanr ıça Nammu kalbini biçimlendirmi ş ve Enki de. Lagma'ların kan ından oluşturulmu ştur. tanrılara hizmet olarak algılanmıştı. . Bir diğer versiyona göre.bunların kozmolojik bir yap ısı vardı." "temellerin" tanr ısı Enki daha etkin ve “güncel”dir. Başka bir deyişle tanrısal varoluş biçimi kuvvet ve mekansal "aşkınlıkla". . Bütün tanrılar göksel varlıklar olarak dü şünülüyor. .. Madem ki evrenin düzeninden tanr ılar sorumludur. Dördüncü versiyona göreyse. Tanrıça Nammu "Gök ve Yeri do ğuran ana" ve “bütün tanr ıları yaratan kadın ata” olarak tanıtılmaktadır. metinlerde günah kavram ına. Enlil ve Enki'den olu şan büyük tanrılar üçlüsünde . ilk insan bir anlamda tanrısal özü paylaşıyordu: Enki'nin can veren solu ğu veya Lagma tanrıların kanı. yani gök gürültüsünün gümbü rdediği (çünkü gök gürültüsü bo ğaların bö ğürtüsüyle özdeşleştirilmi şti) fırtınalı gökyüzüyle tanımlanmıştı.. Bütün bu motifler.. Su kütlesi. En eski çağlardan beri tanrısal varlıkların işareti boynuzlu bir taçt ı. tanr ıların yaln ızca hizmetkarı değil aynı zamanda taklitçileri ve dolayısıyla işbirlikçileridir. İlk Sümer metinleri rahipler taraf ından gerçekleştirilmiş sınıflandırma ve sistemleştirme çalışmasını yansıtır. Tapım. Başka metinlerde insanların yaratıcısı olarak tanrıça Aruru gösterilmektedir... Boğanın neolitik çağdan beri varlığı do ğrulanan dinsel simgeselli ği . efsaneleşmiş önder Sargon'un yönetimindeki Akkadlar üstünlüklerini Sümer sitelerine kabul ettirdiler.. Enki'nin ezeli sular ın tanrısı olduğu kan ısı yanlıştır ve Sümer anlayışında. onların ardından da gezegen tanrıları üçlüsü gelir. Hava tanrısı (Ulu Dağ adı da verilir) Enlil ve "Topra ğın Efendisi. O halde insanlar. Bu.

Her varlığın. Nitekim. Senaryo. Nuh'tan farkl ı olarak. Bu da kozmogoninin bir tekrarıydı. alınan kararı oluşturan ve duyuran namtar'ın davranışıyla tamamlan ır. ..imago mundi'yi (dünya imgesi) en eksiksiz biçimde temsil ediyordu.saçılıyor. kurallardan -"buyruklar" – kaynaklanmaktadır. Varlığına ilk kez Sümer belgelerinde rastlanan bu inanc ın kökenleri anla şılan tarih öncesine kadar uzanmaktad ır.." Krallık kurumu da alametleriyle . çünkü tapınak -tanrının "sarayı". tanr ılardan biri be ş siteyi kurdu. tufan insanların işlediği "günahların" (veya ritüel hatalarının) sonucudur. çünkü tanr ısal enerji sitenin üstüne -başka bir deyişle "Yeryüzüne". her hayat biçiminin. Tufan mitlerinin çoğu bir anlamda kozmik ritmin parçaları gibidir: Yozla şmış bir insanlığın yaşadığı “eski dünya ” sulara gömülür ve bir süre sonra su "ka osundan" "yeni bir dünya"çıkar. insanların. yani taç ve tahtla birlikte gökten inmi şti. yani belirler. insan yaratıldıktan sonra.. Tufan izle ği neredeyse bütün dünyaya yay ılmıştır.. dayanılmaz “gürültüsü” Enlil’i 13 . onlar ı "temiz yerde kurdu. . sitenin koruyucusu olan v e heykeller veya hükümdar taraf ından temsil edilen Tanrıça İnanna'nın kocası unvanı verilen hükümdar. Mitin birçok çeşitlemesinde. onlara ad verdi ve onları tapım merkezi yapt ı. Ku şkusuz Yakındoğu'da karşılaşılan eski bir düşünce söz konusudur. Ama ona. Tanrılar panteonunun baz ı üyelerinin çekimser tavrına veya muhalefetine karşın. Her Yeni Yılda tanrılar sonraki on iki ay ın kaderini belirler. Bu hieros gamos tanrılarla insanların birliğini somutla ştırıyor ve geçici nitelikte de olsa. büyük tanrılar insanlığı tufanla yok etmeye karar verirler. . ama bunun ilk kesin ifadesi Sümerlere aittir. Bu kadar yaygın bir miti. Bir başka anlatıma göre. arkaik ontolojide hatırı sayılır bir önem kazanacak ve en me şhur ifadesini Platon'un idealar kuramında bulacakt ı. kimi zaman da yaln ızca tanrısal bir varlığın insanl ığa son verme iste ğinden kaynaklanır. (Afrika'da çok nadir olsa da) bütün kıtalarda ve farkl ı kültür düzeylerinde varlığı doğrulanmıştır. Gerçekten de Sümer versiyonunda Zisudra... çünkü bu fel aket "dünyan ın sonu" anlam ına geliyordu. aynı zamanda Dumuzi' nin bedenlenmi ş haliydi . göksel modeller kuramı. jeolojik izleri bulunamam ış görüngülerle aç ıklamaya kalk ışmak tedbirsizlik olur. onu kutsuyor ve ba şlayan yeni y ılda refah ve mutluluğu güvenceye alıyordu. tanrısal veya insani her girişimin kaderini "kurallar" kurar. bu birlik hatırı sayılır sonuçlar yaratıyordu. Tufandan sonra krall ık ikinci kez y eryüzüne taşındı.emirler hem dünyan ın hem de insan toplumu nun iyi i şlemesini sa ğlayan düzenlemelerden. Kelimelerin ve kurumlar ın göksel önvaroluşuna inan ış. insanın eylemlerinin tanr ısal varlıklar tarafından ortaya konan davranışların tekrarından (taklidinden) başka bir şey olmadığını ileri süren ve bütün dünyaya yayılmış arkaik bir anlay ışın uzant ısı ve geliştirilmiş halidir. Tapınak yapımı Yeni Yıl bayramından da daha önemliydi. Bu. Tufandan sonra krall ığın yeniden gökten indirilmesi gerekti.iki tanr ı ile bir tap ınak cariyesi arasındaki kutsal evlil iği kapsar. Akkad versiyonunda ise Utnapi ştim ad ını alan bir tek insan kurtulmu ştu. "Kuralların" belirlenmesi. Sümer anlatılarına göre. sulardan ç ıkan “yeni toprak ”ta oturma izni verilmedi. arkaik v e çok yaygın bir düşüncedir.

Tapınağa gelince... yani canl ı oldu ğu ve üretti ği için yava ş yavaş bozulur ve sonunda yıkılmaya yüz tutar. Yukar ı Dicle bölgesinde göçebe hayat ı süren "barbar" Guti'lerin saldırıları sonucunda yıkıldı.. k ısmen kendilerine denk düşen tanr ıların Sami kökenli adlarını alır: Ay. Sonradan. Umma hükümdarı . .. En üstün tanr ı üçlüsü de ğişmez: Anu.gerçekleşmesi için yüz yıllar geçer. Enlil.... kaos/kozmos.öfkelendirmiştir . Tammuz ayının (haziran-temmuz) 18'inde genç tanrının yeralt ına inişine ağlanırken. Sin. Bir başka deyi şle. dışarıdan gelen "barbarlar" tarafından yok edilir. Her yaratma ya da üreme eyl emini kaç ınılmaz olarak "ölüm" -bu ritüel bir ölümdür. Ortadoğu tarihi açısından çok önemli bir olaydır. yani hayat ı ve ölümü yönetiyordu. Bu nedenle de yeniden yaratılması gerekir. çünkü tanrısal ve insani varoluş biçimleri arasındaki yak ınlaşmayı gerçekleştirmi şti. ..... Sargon'un imparatorluğu yüzyıl sonra. her yıl ölüp yeniden dirilen dramatik ve hüzünlü genç tanrı çehresine büründü.. İnanna'yla hieros gamos içinde Dumuzi'nin bedenlenmeleridir. . genel düzenlemede hiçbir temel özellik değişmemiştir. hem savaş tanrıçasıydı. şu ya da bu ölçüde kralın ritüel "ölümü"nün kabul ünü gerektirir. . Ereşkigal ve eşi Nergal yeralt ını yönetmeye devam eder. Sonunda Tammuz. Venüs gezegeni İştar (= İnanna). Akkad kralı Sargon aynı girişimi daha ba şarılı bir biçimde yineledi. Sümer krallar ı.izler. Şamaş. onun alt ı ay sonra “yeniden yukarı çıkacağı” biliniyordu. ..aslında aynı sürecin iki farklı anını oluşturuyordu. İnanna-İştar en parlak ça ğında hem a şk. Site-tapınaklardan site-devletlere ve imparatorlu ğa geçiş. Güne ş. Tammuz tap ımı Ortadoğu'nun aşağı yukarı tamam ına yay ılmıştır. tufan makrokozmik ölçekte hayata geçirir: Yeni bir yarat ımı mümkün k ılmak için günahkar bir insanl ığın ve "dünyan ın sonu" gelir. Utu (Güne ş) ile Venüs yıldızı ve aşk tanrıçası olan İnanna yer alıyordu.. . Yeni Y ıl bayramında simgesel olarak gerçekleştirilen şeyi. Sümer-Akkad kralları tarafından ritüel biçiminde temsil edil en Dumuzi-Tammuz'un önemli bir rolü vardı. İmparatorluk ihtiyaçlarının gerektirdiği az say ıdaki değişikli ğin -örneğin dinsel önceliğin Babil'e geçmesi ve Enlil'in yerini Marduk'un alması. dışarıdan gelenler de iç isyanlarla devrilir. . Evren yaln ızca var oldu ğu. tıpkı daha sonra Akkad kralları için de geçerli olacağı gibi. Yıldız tanr ıları üçlüsü. Sümer dinsel tutuculuğu Akkad yap ılarında da devam eder. Hammurabi'nin kurdu ğu hanedan bir yüzyıldan daha k ısa süre hüküm sürdü. ancak MÖ 1700'e doğru birliği kurmayı başardı. İmparatorluk dü şüncesinin bildiğimiz ilk dışa vurumu budur. Ea (= Enki)... “yapıların büyüklüğü ve say ısı dışında...... . Babil'in hükümdarı Hammurabi.” 14 .... Gezegen tanrıları üçlüsünde. her insan krallara özel bu ayr ıcalıktan yararlanmayı umabilirdi.. Ay ve Güne ş tanrıları en parlak noktaya Babil döneminde ç ıktılar. MÖ 2375'e do ğru. İki kozmik varoluş biçimi –ölüm/hayat. . k ısırlık/bereket. Bir kuşak sonra. Ereşkigal'in krallığını fethe. Demek ki insanlar ve bazı tanrılar hayat/ölümün art arda geli şini kabullenmek zorundad ır. Nanna Suen (Ay). . yani ölümü yok etmeye giden aşk ve bereket tanrıçasının uğradığı bozgunu anlatır. Sümer evresinden beri . Sümer site-tapınakların çoğunu birleştirdi. dolayısıyla geri dönüşü vardır. .. ne kadar güçlü oldu ğunu belirtmek için hermafrodit olduğu söyleniyordu. O andan sonra Mez opotamya tarihi kendini yineler gibidir: Sümer ve Akkad'ın siyasi birliği. Bu durum. ... Mit.

Tatlı ve tuzlu suların karışımından di ğer tanrı çiftleri doğar. Ea. secde ve "burnun yamyassı edilmesi. ama daha karanl ık bir kozmogoni ve daha kötümser bir insan bilgisi sunmaktadır. İştar'a ve özellikle de Şamaş'a başvurmaktadır. Gılgamış destanıyla birlikte Akkad dininin en önemli yarat ımını oluşturmaktadır.. Kralın “küçük dü şürülmesi. İnsanın yaratılışı ise Sümer geleneğinin (insan tanr ılara hizmet etmek için yarat ılmıştır)... Son tahlilde dünya. Enuma Eliş adıyla bilinen kozmogoni şiiri. bunların isimleri Sümerce ’de “yukarıdaki unsurların tamam ı” ve “aşağıdaki unsurların tamam ı” anlam ına geliyordu..Mısır'da.. Müminl er artık daha çok Marduk'a veya y ıldız tanrılarına. Enuma Eliş.. . Lahmu ve Lahumu hakk ında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz (Bir rivayete göre.. Tanrıların “ışıltılı” niteli ği güçlenir: Özellikle dehşet saçan ışıma güçleriyle kutsal bir korku uyand ırırlar. İran'da ve Sabiilerde de rast1andığını belirtelim. Günah ç ıkarma işlemine kesin törensel jestler eşlik eder: diz çökme. Sümerlere göre. özellikle de insan ın kökenini kurban edilen iki Lagma tanr ıyla açıklayan versiyonun bir uzantısıdır. hatta duacının tan ımadığını alçakgönüllülükle kabul etti ği tanrılara da seslenmektedir.. I şık. geleneksel mit izleklerini kullanmakta. Akitu'da kralın rolü yeterince biliniyor. Enlil. varlık ve bilgeli ğin bir "karışımı" olarak ortaya ç ıkar.. Ki şisel duaların ve günah ç ıkarma ilahilerinin tap ım içinde kazandığı önem de anlamlıdır. dinsel deneyimde kişisel unsura verilen önem ve bazı tanrıların daha üstün bir konuma yüceltilmesidir. . krallığın gökten indiği 15 .. En güzel Babil dualarından biri bütün tanr ılara. o da ışıklar saçar. Kısacası Sami kökenli katkıların ay ırt edici niteliği.belirtelim. Tiamat da hem kadın hem de çift cinsiyetli ol arak tasarlanm ıştır. kaotik ve şeytani "ezeliyetle". Demek ki evrenin ikili bir doğası vardır: Açıkça şeytani denemese de en az ından çelişkili değerler barındıran bir "madde" ve Marduk'un eseri oldu ğu için tanrısal bir "biçim. insan ı yaratmak için kurban edilmişlerdi). Ugarit’te.. . Üçüncü çift An şar ve Kişar'a gelince. . Eski yılla yeni y ıl arasındaki 12 gün boyunca gelecek 12 ay ın "yazgısının belirlenmesi" adeti Ortadoğu ve Do ğu Avrupa'da hala sürmektedir." .. tanrısal yaratıcılık.” dünyan ın "kaos" haline geri dönmesine ve Marduk'un dağın içindeki "esareti"ne denk düşer." Büyük tanr ılar -Anu. Hititlerde. . Akitu'nun birçok bölümüne -kendimizi yalnızca Yakındoğu'yla sınırlayarak söyleyecek olursak. Dumuzi ’yi temsil eden Sümer kralının tanrıça İnanna ile kutsal evliliğine değinmiştik: Bu hieros gamos Yeni Yıl bayramı sırasında gerçekle şiyordu. Enuma Eli ş dünyanın kökenlerini Marduk'u yüceltmek amacıyla anlatır.tapımdaki üstünlüklerini giderek yitirirler.. .. İkinci çift. Günah çıkarma ilahilerinde duac ı suçlu oldu ğunu kabullenir ve günahlarını yüksek sesle itiraf eder. tanrısallığın en mükemmel vasf ı olarak görülür ve kral da tanr ılık durumunu payla ştığı için. Başka birçok ilk tanr ı gibi.Evrensel tanrılar düzeyine yükselen iki "milli" tanrıyı -Babilli Marduk ve daha sonra Asurlu Asur.

tanrısal dünyayla içli dışlı olmalarına. ölümsüzlüğe erişmenin -bir kahraman için bile.. bu da arkaik kültür a şamalarında bir anlamda temsil etti ğiyle aynı olmasını da getiriyordu. sonuç bölümünde yalnızca "kahramanl ığa ilişkin" erdemlerin insanl ık durumunu kökten a şmaya yetmediğini göstermektedir. Kral tanr ının "temsilcisi.biliniyordu.. . tam tersine krallarını kutsamas ı için tanrılara dua ediyorlardı.. Son tahlilde onlar ölümlüydü.. tanr ısal bir kökeni vardı ve bu anlayış Asur-Babil uygarl ığı yok olana kadar sürdü. Enlil'in de Lipitiştar'ın oğlu oldu ğunu aç ıklar).. “Babil Ekklesia'sı” diye adlandırılan “İ nsan sefaleti üzerine diyalog” daha da umutsuzdur." tanr ı tarafından dünyada adalet ve barışı kurmak üzere göreve çağrılmış "halkın çoban ı"dır. . tanrılar her zaman umursamaz görünmez. Ama o (Mısır firavunu gibi) bir tanrı.Efendi ne istedi ğini bile bilmez. başarıya ulaşmak için her türlü şansa sahip görünen bir giri şimin sonuçta uğradığı başarısızlığın en heyecan verici öykülerinden biri olan bu destan. . 16 .... Kahraman hiç beklenmedik bir bağıştan yararlanmayı bilememi ştir. kendisi tanrı olmadan paylaştığı söylenebilir. dualar sonuçsuz kalır. ölümün kaç ınılmazl ığıyla tanımlanan insanl ık durumunun dramatik bir biçimde resmedildiğini gördük. Bu umutsuzluk insan varolu şunun bo şluğu üzerine düşüncelerden değil. Kral... Dünya edebiyatının bu ilk başyapıtı. . . .. insanlar dünyas ı ile tanrılar dünyası arasında bir aracı olarak. tanrısal ve insani varoluş biçimleri arasında ritüel düzeyinde bir birliği gerçekleştiriyordu. Gılgamış Destan ı Sami dehas ının ürünüdür. kralın da başının çevresinde do ğaüstü bir ışık parıldıyordu. tanrılar panteonunun yeni bir üyesi değildi. Tanrılarda olduğu gibi. Bu çifte soy.. Tanrı heykellerine her gün sunulan yiyecekleri kral ve maiyeti yer. Uruk'un efsanevi kralı Gılgamış'ın bile ölümsüzl üğe erişmek girişiminde başarısızl ığa uğradığı unutulmuyordu. Asurluların bir “yedek kral”ı olmas ının nedeni buydu.. Kimi zaman halk ının işlediği suçlar nedeniyle ölmesi gerekiyordu. Bu efsane.olanaksızl ığını ifade eder. çeşitli münferit bölümlerden yola çıkılarak Akkadça yazılmıştır.. en az ından mecazi anlamda hayat ın ve bereketin yaratıcısı olarak kabul ediliyordu. .. çünkü hükümdarlar. Mezopotamya bilgelik edebiyatında.. Kralın tanrısal varoluş biçimini. "tanr ının oğlu" olarak görülürdü (Hammurabi onun Sin ’in babası. . bu ikili doğası sayesinde. insanlık durumunun zayıflığını. Gılgamış destanında. Her ne olursa olsu n Mezopotamya kralı. kral ı tanrılarla insanlar arasında mükemmel bir aracı haline getiriyo rdu. Müminler dualarını ona göndermiyorlardı. Her türlü insan çabas ının bo şluğu düşüncesi ruhunu ele geçirmi ştir. genel haksızlık deneyiminden kaynaklanmaktad ır: Zaferi kötüler kazanır.. baz ı tanrıçalarla kutsal evliliklerine rağmen insan olma hallerini dönüştüremiyorlardı. tanrılar insanların işlerini hiç umursamaz gibidir.. Ölümsüzlük arayışının ya da daha do ğru bir deyişle. kısacası "bilgeliği" eksiktir. İnsan ölümlü olarak ve yalnızca tanr ılara hizmet etmek için yarat ılmıştı. Hükümdar tanrıların karşısında halkı temsil ediyor ve uyruklarının günahlarının kefaretini o ödüyordu. Kral. O tanrıyı temsil ediyordu. kendi kişiliğinde iki varolu ş biçimi. Son tahlilde Gılgamış' ın öyküsü bunun en güzel örneğidir. yeryüzündeki evlatları da kabul edilmekle birlikte. Akkad dinsel düşüncesinin vurguyu insana yapt ığı üzerinde hakl ı olarak durulmu ştur.

. Bin yılın başından itibaren uğursuz alametleri okuyup üfleyerek bertaraf etme yoll arıyla mükemmelle şti. M ısır dışarıdan gelen bir tehlikeyle karşılaşmadı. Mısır uygarlığı . başka bir deyişle zamana "egemen olunuyordu... İnsanlarla tanr ılar arasındaki mesafe aşılmaz görünmektedir. tu ğlalarla in şaat sanatını. tanrılardan ayrılmış. Bin yılda Sümer uygarlığıyla kurulan ilişkiler gerçek bir dönü şüme yol açt ı. ritüeller ve dualar aracılığıyla tanrıların kendisini kutsamas ını sağlama umuduna sahiptir. “İşaretler”in şifresini çözerek ge lecek bilinebiliyor. kozmik ritimlerden tamamen kopuk bir dünyada yaşamamaktad ır.Vurguyu insana yapan Akkad dinsel düşüncesi sonuçta insan ın olanaklarının sınırlarını öne çıkarır. bu nedenl e tanrı o gezegene denk düşen maden taraf ından "temsil ediliyordu. Madem ki her gezegene bir maden ve bir renk den k düşüyordu. Kızıldeniz ve Akdeniz taraf ından korunan bir ülk eydi. hükümdar ın ülkeyi giderek merkezileşen bir idari aygıt aracılığıyla yönetmesini sağlıyordu. tan ımadı. gemi yapım tekniğini. Dü ş yorumlan ise.. renkli her şey bir gezgenin "etkisi" altında demekti. neolitik ça ğ kültürleri derin de ğişiklikler yaşamadan geli şimlerini sürdürdü." ilu'dur (tam çevirisi "tanrı"). Birçok sitenin ve tapınağın adı "Gökle Yer Arasındaki Bağ"dı. IV. benzerliklerin birleştirdiği bir evrenin parçası olduğunu bilmektedir. Üçüncüsü ve en öne mlisi. Ayrıca Mısır. silindir mührü. "İşaretler"e verilen önem gerçek bilimsel değeri olan ke şiflere yol açt ı. . Her yönden gelecek istilalara açık Mezopotamya'dan farklı olarak. Mezopotamya kökenli dü şünceler. Başka bir deyişle insan kapal ı. hiçbir öncülü olmaksızın beliriveren yazıyı Sümer'den aldı... MÖ II. Mezopotamya düşüncesinin yarat ıcı dönemi tamamen kapanm ış gibi görünmektedir. kendine özgü bir üslubu hızla geliştirdi. Nil üzerinde ulaşım yapılabilmesi. . Mezopotamya türü büyük k entleri de. Bununla birlikte MÖ I V. İkincisi." çünkü ancak be lli bir zaman süresi sonunda gerçek leşecek olaylar önceden görülüyordu. Ama her gez egen de bir tanrıya aitti. M ısır -daha doğrusu Nil vadisi. Yine de insan kendi yalnızlığı içinde tecrit olmu ş değildir. birçok sanatsal ö ğeyi ve özellikle de Birinci Hanedanın başlarında (MÖ 3000’de) birdenbire. MÖ 1500'e doğru... Kahinlik sanat ının bütün toplumsal katmanlarda saygınlığı oldu ğunu kan ıtlıyor. Sonuçta madeni bir nesneyi veya belli bir renkte yarı-değerli bir taşı ritüel biçiminde kullanarak bir tanr ının korumas ı altına girildi ği kabul ediliyordu. Hyksoslar ortaya ç ıkıncaya kadar (MÖ 1674)..yal ıtılmış ve çöl. Mısır. Birincisi tanrısal olarak değerlendirilebilecek bir tinsel unsuru paylaşmaktadır: Bu onun "ruhu. 17 . En gelişkin yöntem kurbanın bağırsaklarının incelenmesiydi. Diğer yandan. . BÖLÜM ESKİ MISIR'DA DİNSEL DÜŞÜNCELER VE SİYASİ KRİZLER Mısır uygarlığının do ğuşu tarihçileri büyülemeye devam ediyor. "Birle şik Krallığın" oluşumundan önceki iki bin yıl boyunca.. Diğer tekniklerden daha geç geliştirilen astrolojiye özelikle hükümdarların çevresinde başvuruluyordu. en ucuz yol suyun üzerine biraz yağ ya da yağın üzerine biraz su dökülmesi ve iki sıvının oluşturduğu biçimlerde görülen "işaretlerin" yorumlanmasıydı. inançlar ve teknik ler Batı Akdeniz'den Hindu Ku ş'a kadar birçok yeri dolaştı. .

. Uçsuz bucaksız suların üzerinde bu " İlk Yer"in belirmesi topra ğın olduğu kadar. V.. . 18 . Atum en üstün v e gizli tanrı olarak tan ımlanabilir. hayat ın ve bilincin de ortaya çıkması anlamına gelir. Rivayete göre. kesintisiz bir hieros gamos’la birleşmişti. Seth ve Nephtys dünyaya geldi. dolayısıyla kozmik ve toplumsal düzenin süreklili ği güvence altındaydı. başından itibaren din ve özellikle de firavunun tanr ısallığı dogması oynadı. kültürel mirasa neredeyse hiçbir önemli yenilik eklenmedi... üstün tanr ının tözünden doğmaktadır. Yaratılışın evreleri -kozmogoni. . Bedenlenmiş tanrı. Osiris ve lsis. Birleşik devletin kurulu şu bir kozmogoniyle eşdeğerliydi. Hava tanr ısı Şu tarafından birbirlerinden ayrılıncaya dek. onu n ölümü yalnızca gö ğe çıktığı anlamına geliyordu. . Kozmik düzeni en mükemmel tanrısal eser olarak kabul eden ve her türlü de ğişimde kaos haline geri dönüş. Kısacası teogoni ve kozmogoni bir tek tanrının düşüncesinin ve sözünü n yaratıcı gücüyle gerçekle ştirilmiştir. Mısır tarihinin başlangıcında. firavun. yeni bir dünya.. ilk yaratımı hiç bozulmadan korumaya çal ışıyordu. Onların birleşmesinden. Şimdiye dek bulunan en eski M ısır kozmogoni anlatısının ayn ı zamanda en felsefisi olması şaşırtıcıdır.. çünkü o her aç ıdan -kozmolojik. Güneyden gelen Menes birleşmi ş Mısır'ın yeni başkentini bugünkü. . Hanedandan (MÖ 2500-2300) sonra.... . Madem ki firavun ölümsüzdü. dinsel.. Hıristiyanl ığın Logos (söz) teolojisine yakın olarak değerlendirilebilecek bir ö ğreti bulunmaktadır. İnsan suretinde görünen bir tanr ıdan diğerine süreklilik... .ise tam anlamıyla görünür tanr ıdır.. ama ba şka geleneksel toplumların mitolojilerinde ve geçmişe yönelik özlemlerinde de rastlanan bu "yenilik karşıtlığı" dinsel kökenlidir. yaratılışı mastürbasyon yaparak veya balgam çıkararak gerçekleştirdi.. Re -Güneş.. ad ıyla bilinen ilk hükümdar ın eseriydi. Başka versiyonlarda "I şık Ku şu"nu bar ındıran ezeli yumurtadan veya Çocuk Güneş'i taşıyan ilk nilüferden ya da tanrı Atum'un ilk ve son imgesi olarak ilk yılandan söz edilmektedir.. Mısır kozmogoni anlatısı İlk Sulardan bir tümse ğin çıkışıyla başlar.. daha ileride üzerinde duracağımız dokunaklı bir dramanın başrol oyuncuları. ahlak imükemmeldi. toplumsal. ışığın. M ısır uygarlığının ayırt edici özelliğini oluşturan. . canl ı varlıkların yaratılması vb. neolitik çağ köylerinden çok daha karmaşık ve üstün bir uygarlık kurmuştu. çünkü Ptah ruhu (kalbi) ve sözüyle ("dili") yaratır. Memfis'te in şa etti. teogoni. insan suretinde görünen tanr ı olan firavunun temsilcileri tarafından yönetilen kırsal nüfus kitlesinden olu ştuğu söylenebilirdi. ülkenin birleştirilmesi ve devletin kurulması Menes.. Tanrısal varlıklar. . Avrupalı bilginlerin "yenilik karşıtlığı" olarak nitelediği eğilim. Gök ve Yer. "Tanrıları var eden" Ptah'tır. Demiurgos. Ama Mısır uygarlığının yapısının şekillenmesinde en büyük rolü.Ülkenin.farklı farklı sunulmaktadır. dolay ısıyla şeytani güçlerin zafer kazanmas ı tehlikesi gören bir teolojinin mant ıksal sonucuydu. .

. “Tanrının sürüsü insanlar. ama başka metinlerde krala bedeninin çürümeyeceği konusunda güvence verili r. Ölümden sonra ruhlar y ıldızlara ula şıyor.. Mısır dinsel düşüncesinin bu iki doğrultusu. . . "güneşleştirme" ve "Osirisleştirme". bütün uyruklar ı için en iyi örneği olu şturur.. gereçlerle iyi donatılmıştı... ama o i şlevlerini farkl ı tapınakların rahiplerine devrediyordu. Güneş ve kral mezarları kutsall ığın başlıca iki kaynağını oluşturuyordu. İlke olarak tapımın gereklerinin yerine getirilmesi firavunun göreviydi. Gökte parlar. Daha önce gördü ğümüz gibi.. Ölülerin Hükümdar ı Osiris'in yetki alanına girmiyordu. Bütün söylencelere gö re. Güne ş teolojisine göre. "gerçek" olarak da çevrilen. 19 . ba şka bir deyi şle yıldızların dünyasında yeniden doğuşla eşdeğerdi. daha do ğrusu yıldızlarda ikamet ediyordu.... onlar için bitkile ri ve hayvanlar ı. Firavun tahta ç ıkarken Menes’in gesta'sından bölümler: iki ülkenin birleştirilmesi yeniden sunuluyordu. Osiris Mısır'ı yönetirken gösterdi ği güç ve adaletle meşhur olmuş. dolay ısıyla "hukuk". onun ayrıcalıklı varoluş biçimi. Kısacası devletin kuruluşu ritüel biçiminde yineleniyordu. "büyük büyücü" İsis. Osiris'in eşi. ama Orta Krallıktan (MÖ 2040 . . Kalıplaşmış ifadelerin çoğu dünya yaratılmadan önce Ulu Tanrı tarafından yaratılan Atum'un (= Re) o ğlu firavunun ölemeyeceğini ısrarla yineler. “ O eylemleriyle bizi yaşatan bir tanrıdır”. yani istikrard ı. ama madem ki ölen hükümdarın (= Osiris) yerini almıştı. Ölüler ya yeralt ında ya da gökte. Horus büyüyünce Ennead'ın tanrılarına haklarını kabul ettirdi ve amcasına saldırdı. alt ın çağ Hükümdar ı olarak kabul edilmi şti..1730) itibaren bu rol Osiris'e geçti. ölüm yen i bir doğumla. cesedi gömdükten sonra Nil deltasına sığındı. orada sık papirüs kümeleri arasına gizlenip oğlu Horus'u dünyaya getirdi. Piramit Metinle ri neredeyse yaln ızca kralın ölüm sonras ı kaderine ilişkin anlayışları ifade eder. “ilk yaratılış”ın korunmas ı. onların başsızlık ve sonsuzluğunu paylaşıyorlardı. ama genel anlam ı “iyi bir düzen ”. doğrudan ya da dolayl ı olarak. efsanevi bir kraldı. Ritüellerin amac ı.. Başlangıçta Re... onları beslemek için ku şları ve balıkları yapar”. . üzerinde duruyordu: Firavun. Gök bir Ana Tanrıça gibi düşünüldüğünden. . Firavunu Re ile özdeşleştiren güneş teolojisi. Firavun. çünkü onlar onun etinden çıkmış kendi suretleriydi. hüküm süren firavun aynı zamanda Horus'tu. Öteki dünya mekan ı olarak yeralt ının saptanması. ölü Osiris'ten hamile kalmayı başardı. O [Güneş. firavun Re'nin o ğluydu. arasındaki gerilim krallık işlevinde kendini açığa vurur. M ısır uygarlığı Yukarı ve Aşağı Mısır' ın tek bir krall ık halinde birleşmesinin sonucuy du.Tanrı] onlar için gök ve yeri yapt ı. teriminin k işileşmiş halidir... "adalet" olan . neolitik çağ kültürlerinde ağırlıkta olan bir inançt ı.İnsanlar (erme) güneş tanrısı Re'nin gözyaşlarından (erme) doğmuştur. İsis. Burun deliklerini canland ırmak için havayı yaptı... Erkek karde şi Seth ona tuz ak kurup öldürmeyi başardı. Firavun. .

Hanedandan bir firavunun hüküm sürdüğü Teb kurtuluş savaşını başlattı. Amon'un güne şleştirilmesi hem bağdaştırmacılığı hem de güneş tanrısının yeniden birinci sıraya yükseltilmesini kolaylaştırmıştı. Mısır tarihinde. çünkü bütün düny ada ulaşılabilen ve anla şılabilen tek tanr ı güneşti. Hanedanın başa geçmesiyle son buldu. Hyksosların tarihi yeterince bilinmiyor. Hyksoslara karşı duyulan intikam açl ığının giderilebilmesi için en az bir yüzyıl geçmesi gerekti.. “Gizli” tanrı.. Aton tap ınaklarının üstü. k ısmen firavun IV. XVIII... Bir yan ıyla M ısır'ın kendi içine kapanmas ının sonu. Çöküşten bir yüzyıl sonra (yani MÖ 1600'de). Üstelik yabancı ülkelerde de M ısır tanrılarına tapılmaya başlanmış ve Amon-Re evrensel bir tanrı haline gelmişti. yani Aton'un (güneş kursu) tek üstün tanr ı konumuna yükseltilmesi. firavunun zay ıflık. ... Hanedan döneminde Amon-Re adıyla en üstün tanr ı konumuna yükseldi. Tarihçilerin birinci fetret dönemi dedikle ri dönem MÖ 2050' de XII. . 20 . . . Hermopolis'te tapılan sekiz tanr ıdan biri olan Amon.. Hanedanın tahta ç ıkışı (MÖ 1562. Amenhotep'in Büyük Rahibin nüfuzundan kurtulma iste ğiyle açıklanabilir. güneşe bütün ihti şamı içinde tapılabiliyordu. ama diğer yandan geleneksel M ısır kültüründeki gerilemenin de başlangıcıydı. ama M ısır'a doğru ilerlemelerinin MÖ XVII. Nitekim genç hükümdar tahta ç ıktıktan k ısa bir süre sonra Büyük Amon Rahibinin elinden tanrının mülklerini yönetme yetkisini alarak. her şey yeniden sorgulan ır. Mısır izlediği uluslararası siyasetin sonucunda.. milliyetçiliğin ve yabancı düşmanl ığının yükselmesi şeklinde yansıdı. Kesin zafer. geri dönülmez etkiler yaratt ı. yavaş yavaş kozmopolit bir kültüre açıldı. İmparatorluk görece k ısa sürmesine kar şın.MÖ 2200'e doğru. Tanrısal krallığın ya şadığı fetret dönemi.1308) ve İmparatorluğun kurulmas ıyla çakıştı. Bütün geleneksel kurumlar ın yıkılması bir yandan bilinemezcilik ve kötümserlik. Amon "güne şleştirilme" sayesinde İmparatorluğun evrensel tanrısı oldu. örtülü de ğildi. tam anlamıyla "görünür" tanr ı olan güneşle özde şleştirildi. hatta ahlaks ızlıkla suçland ığı tek dönem bu oldu.. yüzyılda Yakındoğu'yu sarsan göçlerin bir sonucu oldu ğuna kuşku yok. di ğer yandan da derin umutsuzluğu gizlemeyi başaramayan bir zevk yüceltimi şeklinde yansır. . ama firavunlar ın bir haraç karşılığında Yukarı Mısır'da tahtta kalmas ına izin verme hatas ına dü ştüler. Firavun bedenlenmiş bir tanrı olarak davranmadığı için. kaç ınılmaz olarak ölümün dinsel de ğerini yitirmesine yol açar. Kurtulu ş. Amon tapınaklarından farkl ı olarak. Mısır bir iç savaşla ciddi biçimde sarsıldı ve devlet çöktü. XVII. Fatihler zaferi kazandıktan sonra Nil deltasına yerleştiler. XI I. ilk sorgulanan da hayat ın anlamı ve dolayısıyla mezar ötesi hayatın gerçekli ğidir. Hyksosların MÖ 1674'teki istilasına kadar çok say ıda hükümdar h ızla birbirini izledi. “Amarna Devrimi” adı verilen olgu (MÖ 1375-1350). Merkezi iktidarın yeniden kurulması gerçek bir rönesans ı başlattı. milli tanrılarla da özde şleştiriliyordu. Birçok yabanc ı tanrı hoş görülmekle kalmıyor.. gücünün kayna ğını kesmi şti.

onun üzerinde belli bir güce sahip olmaya eşdeğerdir.. İmparatorluk teolojisinin özgünlüğünü yaratan. kimi zaman oldukça yüksek yere dikey olarak gömülmü ş bir taştır. hayranlık uyandıran ilahisinde. Aton'un kendi ki şisel tanrısı olduğunu açıklar. yaratılış onun adlarının ve biçimlerinin çoğalmasından ibarettir. kozmogoniye göre. senin d ışında başka tanrı yok" ifadesinin Amarna reformundan bi n yıl önce Amon. bir an için "Atoncu tektanrıcılığa" geri dönelim. bir yandan Re'nin Osirisleşmesi ve Osiris'in güneşleşmesinden oluşan ikili süreç postulatı. daire... . Öncelikle. tanr ısallık ayn ı zamanda hem tek hem de çoktur. 300 tonluk taş blokları dikey olarak yerleştirmeyi ve 100 tonluk yatay blokları onların üzerine kaldırmayı nasıl başarmışlardı ? Üstelik bunlar münferit anıtlar da değildir. Bu cilalı taş çağı çiftçilerinin teknolojik ustal ığı karşısında insan şaşkınlığa uğrar. bir tür bölme ya da oda ortaya çıkaracak biçimde düzenle nmiş çok say ıda dikili taşa yaslanan çok büyük bir kapak ta şından olu şur.. Firavun. Atum ve diğer tanrılara da uygulandığını belirtmek gerek. Bu teolojik sentezlerin önemini daha iyi değerlendirmek amac ıyla. TAPINAKLAR.. en az iki tanrı vardı. Bu da Akhenaton'un ölümünden sonra neden "Atoncul uğun" neredeyse birdenbire yok olduğunu aç ıklıyor. Salisbury yak ınındaki Stonehenge kromlekidir). Ardılı Tut-ankh-Amon (MÖ 1357-1349). Akhenaton'un ilahisinde kullandığı "tek tanr ı. TÖRENSEL MERKEZLER: BATI. Büyük Amon Rahibiyle ilişkileri düzeltti ve T eb'e geri döndü.. kuşku yok ki tarih öncesinden beri biliniyordu. iNDÜS VADİSİ Carnac'taki menhir dizilerinin veya Stonehenge'deki dev üç taşların (trilithes) iyi bir foto ğrafına bakıp da. bunlar ın niye dikildiğini ve ne anlama geldi ğini sormamak zordur.. crom=:. . . Son tahlilde bu ba ğlılık kralın ailesi ve maiyetiyle sınırlıydı. Aslında bir tanrının adını bilmek. İsmin ve genelde sözün büyülü değeri. Atum taraf ından gerçekle ştirilen teogoni. Son tahlilde Re'nin yeralt ına yaptığı gece yolculu ğu. çok say ıda engelle dolu bu tehlikeli iniş her ölünün yargılanma yerine yapt ığı yolculu ğun ilk mükemmel örneğini oluşturuyordu. Aşkın tanrı olarak Re ve sulardan çıkan tanrı olarak Osiris. . 3) Dolmen (dol=masa ve men= ta ş). diğer yandan da bu ikili sürecin insan varoluşunun gizli an lamını ve hayatla ölümün tamamlay ıcılığını ortaya çıkardığı inancıdır. 21 . men = taş ve hir = uzun) büyük.. BÖLÜM M EGALİTLER. AKDENİZ. Re.. Üstelik.Akhenaton'un hükümdarlığı sırasında ve onun gerek siyasi gerekse askeri barışçılığı nedeniyle. yay ve lech= yer) daire veya yarım daire şeklinde dizilmiş bir menhir kümesini ifade e der (en görkemlisi. çünkü bizzat Akhenaton'a da tanrısal bir varlık olarak tap ılıyordu. Megalit anıtlar bütünü üç yapı sınıfı içermektedir: 1) Menhir (Bretonca sözcük. . tanr ısallığın birbirini tamamlayan tezahürlerini oluştururlar. 2) Kromlek (cromlech. Mısır Asya imparatorluğunu kaybetti... V. ve.

" sonsuza kadar varolması için yapılmış bir bedendi. O an ıtları diken neolitik ça ğ köylülerinin evleri mütevaz ı ve k ısa ömürlüydü ama ölüle rin konutlar ı taştan yapılmıştı. Sanki ölü.. ayn ı zamanda ataların gücüne olan gü veni ve onların hayattakileri koruyacağı ve onlara yardım edeceği umudunu da kapsamak tadır. . bir tür "yedek beden" oluşturuyorlardı.. İbraniler.. Madem ki insanların hayatı tahılların hayat ına benzemektedir. Ama kayaya oyulmuş mezarlar da rahim biçimindedir. bir tap ınağa girmek "yerin karn ına. Son tahlilde taştan bir "yedek beden. Büyük olas ılıkla bu ta şlar. Stonehenge kromleki bir mezar tümülüsleri arazisinin ortasında yer almaktad ır. o halde güce ve sürekliliğe ölüm aracılığıyla erişilebilir... Aslında megalit ölüler tap ımı yalnızca ruhun hayatta kalması konusunda kesin bir inanç içermekle kalmamakta. mezar taşlarının yapılarındaki izdüşümleri sayesinde bereket ve bollu ğun efendileri haline geliyorlardı. Tapınağa giren canlı insanlar Tanrıçanın bedeni içine. zamanı yenebilecek eserler yapılmak istendi ği açıktır.. . Tarımın keşfinin insan varolu şuna ili şkin anlay ışı kökten de ğiştirdiğini görmü ştük. granit blok sonsuz süreyi. Kaya.. "Tapınaklar aynı örneği daha büyük bir ölçekte temsil eder. Menhirlerin cinsel anlamını da göz önünde tutmak gerekir. . son tahlilde zamansal gelecekten bağımsız bir varolma biçimini gösterir. .. mezarlarını (veya tapınak-mezarlarını ?) bu kadar büyük bir emek harcayarak yapmaya ve hem koruyucu tanr ıçaları. Malta tap ınaklarının eğri çizgili yapısı benzersizdir. Ama hiçbir yerde megalit mimarisi. . atalarla ilişkiyi sağlama amacıyla yapılmış bir tapınaktı. Böyle bir güven. yeni bir hayata ba şlayabilsin diye yeniden topra ğın bağrına yerleştirilmiştir. girerler. kalıcılığı. Çok önemli bir ölüler tapımının söz konusu oldu ğuna kuşku yoktur. çürümezliği." başka bir deyişle yeryüzü tanrıçasının rahmine girmekle eşdeğerdi. hem ölüm tanr ıçası olan tanrıçanın imgesini 22 . Bazı megalit mezarl ıkların ağzını tıkayan ve “ruh delikleri” adı da verilen delikli taşlar yaşayanlarla iletişimi sağlıyordu. XX. yüzyıl başında Avrupa köylüleri menhirlerin do ğurganlık sağlayıcı erdemlerine olan inanc ı hala paylaşıyorlardı. kapak taşı. Menhir veya megalit mezar tükenmez bir canlılık ve güç kaynağı oluşturuyordu. Bu meşhur törensel merkez. ölüleri mutsuz ve güçsüz zavall ı gölgeler olarak gören di ğer antikçağ halklar ında (Mezopotamyalılar.Dolmenler aslında mezarlıkları oluştururlar. Ölüler. Yunanlar vb) varlığı belgelenen anlay ışlardan tamamen farkl ıdır. en az ından ilk haliyle. Görkemli ve sa ğlam.. ölüler tapımı ve bir ulu tanr ıçaya tapılması Malta'da olduğu kadar olağanüstü bir ifadeye ulaşamadı." “Onları.. ölülerin ruhlarının bütünle ştiği. Hititler. salonlar penceresiz ve epey lo ş olduğu için. Tapınakların üstünün bir damla örtülü oldu ğu.

Bilindiği gibi. daha örtülü.“mağara”) türemiş olmas ı daha büyük bir olasılıktır. Girit'te MÖ V. Helen kültürü ve dini.. Megalitler ölüm sonrası varoluşa yönelik bazı düşüncelerle ilişkilidir. din "Avrupa'nın en bat ısında ve kuzeyinde yaşadıkları sürgün içinde onların tesellisiydi" Göçmenler yaşamak için yeni ül keler ve ticaretlerini sürdürmek için maden filizleri arıyorlardı. Megalit mezarların Batı Avrupa'ya yay ılan yap ımcılarının esin kayna ğını. Bin yılın ortalarına doğru güneyden ve doğudan gelen göçmenler adaya yerleşince sona erdi. Demek ki labirent. Ayrıca megalitler ya şayanlarla ölüler aras ındaki en mükemmel ba ğlantıyı oluşturur. başka bir deyişle..korumaya mecbur eden. . Neolitik çağda kadın heykelcikleri çoğalır: Bunların ayırt edici özelliği.. MÖ 1750'ye doğru İndüs uygarl ığı can çeki şiyordu ve Hindu-Ariler ona yalnızca ölümcül son darbeyi indirdiler. Hades'e inmekle. 'halk' biçimlerine gerilemesi anlam ına gelir. fallusçuluk ve a ğaç tapımı. Labirent teriminin asyanik kökenli labra/laura'dan (“taş”. kültürün olduğu gibi sönüp gitmesi değil. ama aynı zamanda onları dikenlere ya da ölümlerinden sonra kendileri içi n anıt dikilen kişilere ölümden sonra sonsuz ya şam verirler.. Bir kent uygarl ığının çöküşü. mağaralar paleolitik çağdan beri dinsel bir rol oynam ışlardı. Bin y ıldan beri bulgulanmış neolitik ça ğ kültürü.. onları yapan veya kendileri için yap ılan kişilerin büyülü güçlerini ebedileştirdikleri. ruhu öte dünya yolculu ğunda korumaya yönelik törenler sırasında dikilirler. göğüslerini ç ıplak bırakan çan biçimindeki e tekleri ve bir tapınma jesti içinde yukarı doğru kaldırılmış 23 . İndüs uygarl ığının dinsel ifadesi olarak ortaya çıkar.” Ama onlar ın göçünün ana nedeni din değildi. Labirent bu rolü yeniden ele alıp geni şletti: Bir mağaraya ya da bir labirente girmek. Girit'te de ma ğaralar uzun süre konut görevi görmü ş.. esin kayna ğını Ege'den alan güçlü bir dindi. Bu olgunun alt ını çizmekte yarar var: İnsan adının taş aracılığıyla hatırlanacağını umuyor. Akdeniz ’in geri kalan her yerinde ol duğu gibi. hayvanların ve mahsulün bereketini sağladıkları düşünülür. Çoğunlukla. ama özellikle neolitik ça ğdan beri mezarlık olarak da kullanılmıştı. Geli şmelerini sürdüren bütün megalit kültürlerinde atalar tapımı önemli bir rol oynar. çilekeşlik ve yoga vb Hindistan'da ilk kez yüksek bir kent uygarlığının. ba şka bir deyişle erginlenme türünde ritüel bir ölümle e şdeğerdi. atalarla ba ğlantı onların adlarının ve başarılarının anısıyla. Akdeniz zemini ile kuzeyden inen Hint-Avrupalı fatihlerin sembiyozunun ürünüdür. ama orta ve modem ça ğ Hindistan' ında bu dinsel unsurlar 'halk"sofulu ğunun ay ırt edici özellikleri haline gelir. böylece insanlar ın. . . MO I II. Ulu Tanrıça ve Şiva tapımı. megalitlerde "dondurulmuş" bu an ılarla sağlanıyordu. Doğu Akdeniz kökenli güçlü bir inanc ın olu şturduğuna ku şku yoktur. insan eliyle oyulmuş yeraltı yolu anlamına gelmekteydi. yalnızca onun k ırsal.

kollarıdır. Küçük Asya'da yıldırım simgesi olan çift a ğızlı balta f ırtına tanrısının işaretidir. Ari dilini konu şan işgalciler Hattilere -Anadolu'nun dili bilinen en eski halk ı. derinli ğindeki Skoteino mağarası dört katl ıdır. 60 m. kendilerinden yay ılan deh şete düşürücü ve ışıklı güçle ayırt ediliyorlardı. Akrobasinin dinsel anlamı konusunda ku şku yoktur: Koşan bir boğanın üzerinden aşmak mükemmel bir "erginleme sınavı" oluşturur. MÖ 1460-1200). Aslında kutsal olan bütün sarayd ır.. ikinci kat ın ucunda "bir ta ş suna ğın önünde ve üstünde dikili duran iki tapım putu bulunur". BÖLÜM HİTİTLERİN VE KENANLILARIN DİNİ “Anadolu’da MÖ VII.boyun e ğdirerek bir kültürel sembiyoz süreci başlattılar ve bu süreç onların siyasi oluşumları yıkıldıktan çok sonralara kadar sürdü. Hititler Anadolu'ya girdikten kısa bir süre sonra Babil uygarlığının etkisine girmeye başladılar.” Modern tarih yaz ımında Hititler diye ifade edilen Hint-Avrupa kümesine ait kavim. çünkü koruyucu tanrıçanın ve onunla insanlar aras ında aracılık yapan rahip-kralın konutudur. ...” "bütün Girit ’in en görkemli ve güzel mağaralarından biri olan.. VI. sütunlar ve direkler tanrıçanın yerine geçmektedir. Her büyük kent bir tanr ının ana ikametgahıydı . aynı şey Çatalhöyük'ün leoparlı tanrıçası. Hititlerin tanr ıça Hepat’ı ve klasik çağın Kybele'si için de geçerlidir. kral konutlar ında dinin az yer tuttu ğu sonucuna varmak hatal ı olur. Bin y ıl boyunca Anadolu'ya egemen oldu (Eski Krall ık MÖ 1740-1460 ve imparatorluk. . Daha sonralar ı. Mezopotamya ve Suriye'nin kuzey bölgelerinde yaşayan ve Hint-Avrupa kümesinden olmayan Hurri’lerin kültürünün büyük bölümünü öz ümsediler. "çünkü yanlarında arma biçiminde -birbirlerine bağlanm ış aslanlar ve griffonlar bulunan bu sütun ve direkler zaman zaman önce tanrıça gibi kabul edilirler. katmanda (MÖ 6000'e doğru) örnekleri bulunan bir bo ğanın üstünde ayakta duran bir erkek tanrıyı gösteren biçimsiz heykellerle Hitit döneminin f ırtına tanrısı tasvirleri ve Roma lejyonerlerinin tapt ığı lupiter Dolichenus heykelleri arasındaki sürekliliğe getirilecek gerçek bir açıklama yoktur.. Tanrılar. Anadolu ve Hurri tanrıları yan yanad ır. Sonuçta Hititlerin panteonunda Sümer-Akkad kökenli tanr ılarla. çıplak bir tanr ıçanın yanında karşımıza çıkmaktadır. Bin y ıldan Hıristiyanlığın girişine kadar şaşırtıcı bir dinsel süreklilik göze çarpmaktadır. bu heykelcikler kadının din içindeki üstünlü ğünü ve özellikle de tanrıçanın önceliğini gösterirler. MO II.. Büyük olas ılıkla sütunlar ve direkler tarih öncesinden beri bilinen kozmolojik ax is mundi simgeselli ğini paylaşıyorlardı. Ayrılan yerin küçüklü ğünden yola ç ıkarak. Ama bu balta daha Paleolitik çağda Irak'taki Tel Arpaşiya'da. İster adak ister "put" olsunlar.görülmektedir. özellikle İmparatorluk döneminde. Antikça ğ Yakındoğu'sunun her yerinde 24 . Girit'te de çift tarafl ı balta rahibe veya tanrıça olan kadınların ellerinde -veya başlarının üstünde. Aslında Çatalhöyük'te VI.

ama ülkede benzer törenler neolitik ça ğdan beri yapılıyordu. giydirmek.. özellikle de Yeni Yıl bayramı. koyun kuzusunu ve inek danasını yüzüstü bıraktı.tarih öncesinden beri var olan sürekliliği do ğruluyor. halk inançlarını ve ritüellerini bilmiyoruz. otlaklar ve su kaynaklar ı kurudu (Kutsal Kase romanlarının tanıttığı meşhur “mahvolmuş ülke” mitolojik motifinin ilk edebi versiyonu belki de budur).” yani çevredeki dünyadan kaybolan bir tanr ıdır. Teşup diye biliniyordu. Telepinu'nun kendine özgü niteliği. Ama kaybolmas ının sonuçlar ı hemen hissedildi." rahipler ve çömez leri onları yıkamak. . "öfkelenince" “gizlenen.. bu ilk çift. Panteon. sırtına özel bir giysi geçirildiği ve taç giydirildi ği bilinmektedir. o sırada kentte bulunmamalar ıyla açıklanıyordu. Zaman zaman tanrılar tapınaklarından ayr ılıp yolculuk ediyorlardı.. Kara büyü kanunlarla yasaklanm ıştı. Arinna'nın tanrıçası bütün Hitit krallığının koruyucusu oldu ğunda kendisine gösterilen sayg ıyı temsil ediyordu. tanr ılar ve insanlar kendilerini "bitkin" hissettiler. En me şhur Ulu Tanrıça.. danslar ve müzikle eğlendirmekle görevliydi. . Kralın hatırı sayılır bir dinsel saygınlığı ve rolü vardı. Eşinin adı ise. tanrılara bazı başvuruların sonuçsuz kalmas ı. Zaten (“kaybolma” ve “epifani. şeytani "öfke"sidir. 25 . Telepinu. Yine Te şup'un oğlu olan Telepinu da halk arasında en az onun kadar seviliyordu. beslemek. Me zopotamya türü varsayımsal bir "tanr ı soyundan geliş" bulgulanmam ıştır) .. Hitit ülkesinin koruyucular ıydı: fırtına tanrısı ve bir Ulu Tanr ıça. bütün ülkeyi yıkıma uğratma tehlikesi taşıyan.. .. (Bununla birlikte Hititlerde. Fırtına tanrısı daha çok Hurri dilindeki ismiyle. hakk ın ve adaletin ko ruyucusu olarak görülüyordu. Arinna kentinin (Hatti dilinde Vurusema) “güneş” tanrıçası adıyla biliniyordu.” yeraltına ini ş ve yeryüzüne geri dönü ş anlamına da gelmektedir. Ba şka bir deyişle.. Belki de bunun nedeni insanlardan rahatsız olmas ıydı. Diğer yandan tanr ılar panteonu önünde de halkı temsil ediyordu. . Hükümdar ın zeytinyağına bulandığı. tıpkı Şamaş gibi. Ari dili konuşan fatihleri temsil eden kral taraf ından kutlan ıyordu... Hükümdarlık bir tanrı vergisiydi... Mevsimlik bayramlar.olduğu gibi. Hükümdar aynı zamanda büyük rahipti ve tek ba şına ya da kraliçeyle birlikte y ılın en önemli bayramlar ını kutluyordu." hayvanlar ve insanlar çi ftleşmedi. aslan (veya panter). suçlular idam ediliyordu. Hurri dilinde Hepat'tı. . biz de bu ismi ye ğleyeceğiz. Metinleri korunmu ş dualar kraliyet ailelerine aittir. Ocaklardaki ateşler söndü. Kutsal hayvanlar ı -boğa ve Hepat için.. Te1epinu'nun niye "kaybolmaya" karar verdiğini bilmiyoruz. Anlatının başlangıç bölümü bulunamadığı için. ak büy ü özellikle arındırma ve kötülü ğün uzaklaştırılması ritüellerinden olu şuyordu. Krallar öldükten sonra tanrılaştırılıyordu. "arpa ve buğday bitmez oldu. tanrılar tap ınaklarda "oturuyorlard ı. ba şında ilk çiftin yer ald ığı büyük bir aile olarak algılanıyordu. Teşup'un oğlu güneş tanrı. ..

. eski tunç ça ğı uygarlığı ortaya çıktı: Bu uygarlık. ilk tanr ıların ay ırt edici özelliği olan Kumarbi'nin çift cinsiyetliliğine bir gönderme olarak yorumlanabilir..” “Yılların babası” gibi isimler de verilir. Bu hareketi. ritüel tarzında söylenirdi. Kozmogoni. kentlerin ve ekili toprakların zenginliği karşısında şaşırarak ve büyülenerek Suriye çölünden dalga dalga gelen ate şli ve vahşi göçebelerin zincirleme saldırıları oluşturmaktad ır. egemenli ği ele geçirmek . Ugarit belgelerinin asıl ilginç yanı. birbirini izleyen tanr ı ku şaklarının evrensel. özellikle de Mısır'la alışverişler çoğalır. belli bir dinsel ideolojiden bir diğerine geçişin aşamalarını yansıtmalarıdır.. Yarı-göçebe sava şçılar olan Amaritler dönem döne m tarımla uğraşmakla birlikte. "Aziz. ama Batı Samilerinde kişileşmi ş bir tanr ıdır. Bölgeye yüzyıllar boyunca başka göçmenler de sızar ve kom şu ülkelerle... El. benzer bir mite Frigya'da da rastlanmaktad ır: Papas (= Zeus). onlara "Kenanl ılar'" adı verilebilir. Bir kayanın insanüstü bir varl ık tarafından döllenmesine gelince. Tanr ının önce yenilip sakat kalmas ıyla ilgili koşutluklar. fırtına tanrısı ile ejderha arasındaki sava şı anlatan mit. Ona “Güçlü”. tarım yapar. Kendisi de "El taraf ından doğrulmuş" Aşerat’a "Tanrıların Anası" adı verilir.. aynı döneme do ğru Mezopotamya ve M ısır' da gözlemlenen daha geni ş bir hareketin parçasıdır. Bir tanrı ile ejderha arasındaki dövü ş iyi bilinen bir mitsel-ritüel izleği oluşturur. yani Gö ğün yerden ayr ılması uzun süre önce.. .. MÖ 2200'e doğru eski tunç uygarlığı yeni bir Sami halk ının. İsrailoğulları MÖ II. Ama bu topraklan fethederken yerlilerin varolu ş biçimini benimser ve uygarlaşırlar. Baal dışında bütün tanr ılar.. Bin yılın son yüzyıllarında Kenan'a girmeye başlayınca ayn ı süreç yinelenecektir. Suriye ve Filistin'in Amaritler tarafından istila edilmesi. Önce yenilgiye u ğrayan fırtına tanrısı (başka yerlerde de doğrulanan bir izlek) sonunda kendi kahramanl ığı sayesinde de ğil. Birinci bölüm. “Kral. Adı Sami dilinde "tanr ı" anlam ına gelmektedir. panteonun önderidir. İşgalciler yerleşikleşir. Kitab ı Mukaddes'te kullanılan nitelemeyle. bir insan ın (Hupaşiya'nın veya ölümlü bir kadından yaptığı erkek evladın) yardımıyla zaferi kazanır. “Boğa” Tanrıların ve insanların babası. ilk çift olan el-Aşerat’ın soyundand ır. ." "merhametli.. diğer yandan da dünyanın mevcut yap ısını ve insanlığın içinde bulunduğu durumu aç ıklar. esas olarak çoband ır. . ilk Sami yerleşimine işaret eder. .. .Yeni Yıl bayramında. Amoritlerin ortaya çıkışıyla y ıkılır. Bir uygarlığın bu şekilde sona erişi ayn ı zamanda yeni bir çağın da başlangıcıdır.. tanrıça Kybele'ye dönüştürürler. Kısacası. MÖ 3000'den kısa zaman önce. 26 . Zeus ile dev Typhon'un kavgasında da bulunur.. . Hurri-Hitit “teogonisi.. Kenan kozmo goni anlayışlarını yansıtan bir olgu diye yo rumlanabilir. yıldızların kutsal evlilik yoluyla yaratılması. bir kent uygarl ığı geliştirirler. Ama tanr ıları Agditis'i iğdiş edip." "çok bilge"dir. Aşerat yetmi ş tanrı do ğurur.in yapt ıkları çatışmaları anlatan bütün mitler bir yandan zaferi kazanan en son tanrının yüceltilmiş konumunu do ğrularken. ama bu sonradan konmu ş bir isimdir . Agdos ad ında bir taşı döller ve bu taş hermafrodit bir canavar olan Agditis'i doğurur. "eski tanr ılar" çağında gerçekle şmiştir. . Filistin' de yeni bir uygarlık. ” yani başrolünde "Tanr ının Babası" Kumarbi'nin yer aldığı mitler zinciri sıra dışı bir ilginçli ğe sahiptir.

. . arkaik bereket tanrıçalarının ayırt edici nitelikleridir. Ugarit mitolojisinin ana izlekleri . yeniden Baal’in üstün konuma yükseli şini anlatt ıkları söylenebilir.. mitlerde fiziksel açıdan zayıf.. bu öyle bir varolma tarz ıdır ki.. Bu da onun boyn u eğik ve kararsız tavrını ve Baal ’in. "Dagan'ın oğlu" adı verilen tek tanrıdır." sonra az çok "dönemsel bir biçimde "yeniden ortaya ç ıkış"ları içerir.. ayn ı zamanda sava şçıdır da. Bereketin kayna ğı ve temel ö ğesidir... Baal'in kazanması yağmurun denize ve yeraltı sularına kar şı kazand ığı zaferi simgeler. diğer yandan ölünün "etini bıçaksız yemeye ve kanını bardaksız içmeye" ba şladı. karşıt ritimlerin birleşik sistemi içinde birleştirmeyi hedefleyen yeni bir dinsel yarat ım söz konusudur. denizin ve felaketlere yol açan su baskınlarının kaotik ve k ısır büyüklüğünün yerini al ır."Yeryüzünün Efendisi" olarak tan ıtan s ıfatlarına ve . ama ölümün Yakındo ğu'da bilinen tek kişileştirilme örne ğini (bu ayn ı zamanda bir tanrılaştırılmadır) temsil eder.. Bir yandan mevsimler ve tarım imgelemine göre. Anat’a bu kaba ve kan içici tavrı yüzünden -başka aşk ve sava ş tanrıçaları için de söz konusu olduğu gibi. “Ölüm”le karşılaşmaya haz ırlanır.... Ugarit belgeleri onu daha çok iktidarsız bir tanr ı olarak gösterir. Baal’in cansız bedenini buldu ğunda Anat bir yandan dövünmeye.. ama kız kardeşi ve eşi Anat'ın hem a şk.. Ugarit mitolojisinin büyük bir bölümü El ile Baal arasındaki çat ışmaya ve Baal'in egemenliğini dayatıp sürdürmek için Yam ve Mot'la yaptığı dövüşlere ayrılmıştır. Zaten El’in gezegen-tanrıları yaratarak erkekliğini kanıtladığı 56 numaralı metin d ışında. hayatın olumsuz yön lerini. Aslında bu dokunaklı ve kimi zaman görkemli olaylar bize tanrısal varoluşun özgül bir biçimini gösterirler. Saray tamamlan ınca: Baal Mot’la.. hem savaş tanrıçası olması gibi. . Baal de iki eşini. . Yam hem "tanrı" hem de "şeytan" olarak tan ıtılmaktadır. Bazı tanrılar ona küçümseyerek davranır. Bin y ılda Yukarı ve Orta F ırat bölgelerinde tap ılıyordu. Dövüşün mitolojik anlam ı çok yönlüdür. Mot'un zaferinin Eski Ahil'te de yank ıları görülen yedi y ıllık kuraklık döngüsüne denk düşmesi daha akla yak ın görünmektedir..erkek sıfatları da atfedilir ve hatta çift cinsiyetli ol arak kabul edilirdi. O da haliyle El’in oğludur ve yeralt ında hüküm sürer. Adı "tahıl tanesi" anlamına gelen Dagan'a MÖ III. 27 . yenilgiyi ve "ölüm"ü. Baal. Mot çok ilginç bir tanrıdır.. karısını elinden aldığı olgusunu aç ıklar. . ihtiyar. BaaI ("Efendi") cins ismi onun kişisel ismi olmu ştur. kararsız. . Bununla birlikte. evrensel kural ı temsil eden yağmur ritmi. El’in oğulları arasında sayıldığı halde (çünkü El bütün tanr ıların babasıydı). Ama zor ve hile yoluyla elde edilmi ş bir yükseli ş söz konusudur ki bu durum çeşitli anlamlara çekilebilir. Aşerat ve Anat ’ı elinden al ır. Yaratıcı ve evrenin iktidar ını elinde tutan eski bir tanrının yerini daha canl ı ve evrensel bereket alanında “uzmanla şmış” genç bir tanrının alması sık rastlanan bir görüngüdür.. . Kan dökme ve yamyaml ık. gömülerek (Baal) veya parçalanarak (Mat) "yok olmay ı. hep başta yer almas ına karşın El. olacaklara boyun eğmiş birisi gibi görünür...

dinsel unsurunu özümsediler. Pentatök'deki diğer birçok metnin yazımından daha yakın tarihli olduğu bilinmektedir.. Dünya "iyi"dir ve insan imago dei’dir (Tanrının suretidir) yarat ıcısı ve mükemmel örne ği gibi o da cennette oturur. . Özetle söyledikleri. Bu Tevrat anlat ısı özgül bir yapı gösterir: 1) Söz'le 2) "iyi" bir dünyan ın ve 3) “iyi” ve Tanrının kutsad ığı bir hayatın (hayvanlar ve bitkiler) yarat ılması 4) kozmogoni ışı son olarak insanın yaratılışıyla taçlanır. hatta Hurriler ve daha sonra Filistinliler gibi Sami olmayanlar ın bile Kenan'a geldikten çok k ısa bir süre sonra kendi dinleri hakkındaki her şeyi unuttukları dikkate alınırsa. Baal’in kavgalar ı ona. . kozmogonide veya antropogonide hiçbir "kötümser" unsur görülme z. Son tahlilde ölüm hayatın onsuz olmaz koşuludur. Yam ve Mot ’un temsil etti ği "olumsuz yö nler" de varlık gerekçelerini bu olguda bulurlar. söz konusu gelenekler. Modern yazarlar İsrail dininin tarihini İbrahim peygamberle başlatırlar. . ama Yam denizde hüküm sürmeye devam eder ve M ot da yeralt ındaki ölüler diyarının efendisi olarak kal ır. Bu bölümlerin yaz ımının...” İsrail dini tam anlam ıyla kitaplı bir dindir. İbrahim'in seçilmesinden önceki mucizevi olayları anlatırlar. Altıncı ve son günde Tanrı der ki: "İnsanı kendi suretimizde... İsrailoğullarının atası olmak ve Kenan ülkesini sahiplenmek üzere Tanrı tarafından seçilen kişi odur. BÖLÜM “İSRAİL ÇOCUKKEN. .. çünkü içerik arkaiktir ve asl ında İbrahim'i destanından daha eski anlayışları yansıtmaktadır. 28 .Son tahlilde. Diğer yandan en öneml iler arasında sayılabilecek baz ı yazarlar.. insanin yaratılışı. Hiçbir olağanüstü başarı... Ama Tekvin'in ilk on bir bölümü. Rahiplere verilen ad. Gerçekten de geleneğe göre. ölümün kökeni vb) İsrail'in dinsel bilincinde ikincil bir rol oynad ığını ileri sürmü şlerdir. yani Tanr ıyla ili şkileriyle ilgilendikleridir. khnm. yüzyıllar boyunca ve farkl ı ortamlarda yeniden yorumlanm ış. Ama buradan hareketle. yarat ılıştan tufana ve Babil Kulesi' ne kadar. . . "kutsal tarih"le. çok arkaik bir imgedir. bütün yenilgileri ve zaferleriyle birlikte. ölümün kökeni ve baz ı diğer yüce olaylar gibi sorunlara İsraillilerin atalarının ilgisiz kald ıkları sonucuna varmak için bir neden y oktur. düzeltilmi ş ve ka ğıda dökülmüştür. Yahve ile Baal arasındaki bu mücadelenin bu kadar uzun bir süre devam etmesi ve birçok uzlaşmaya ve sadakatsizli ğe karşın Yahvecili ğin zaferiyle sona ermesi. gök ve yer üzerindeki egemenliğini sağlar. ama Ugarit metinleri hiçbir benzer anlam belirtmezler). İbranice’dekiyle (kohen) aynıydı.. kendimize benzer yaratalım. Bütün yabancı grupların.. Üzerinde yaratıcı bir tanr ının süzüldüğü ilk okyanus.. kozmogoni ve kö ken mitlerinin (insanın yaratılışı. Mitler Baal’in önceli ğini ve buradan hareketle evreni ve insan toplumunu yöneten kurallar ın ve hayatın sürekliliğini ortaya koymaktadır. İsrailliler birçok Kenan.. Bunların daha geç tarihlerde yazılmış olmalar ı bir sorun ç ıkarmaz. Bu yaz ılı külliyat. (Kitabı Mukaddes'te bu terim kutsal fahi şeliği ifade eder. insanl ık açısından ola ğanüstü bir süreç olarak değerlendirilecektir.. VII. ku şkusuz oldukça e ski sözel gelenekleri temsil eden çeşitli ya şlarda ve yönelimlerde metinlerden olu şmakla birlikte. İbranilerin ilk başlangıcın mitolojik ve masalsı olaylarını anlatan kökenlerin tarihinden çok. bütün arkaik toplumları heyecanlandıran kozmogoni.

. ilk insan ın erdişiliğini belirten bir özellik olarak yorumlanabilir. bu Sümer'de bilinen bir izlektir.. Mezopotamya imgelemini çağrıştırmaktadır. . Bütün cennetler gibi . . dört kollu ne hrin çıktığı yerde bulunur. Ama ilk insan ın yaşadığı ilk cennet miti ve insanlar ın zor erişebildiği "cennet gibi" bir yer miti F ırat ve Akdeniz'in dışında da biliniyordu. Yahve insana şu buyruğu verdi: "Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin. Bu bölümü çiftçilerle çobanlar aras ındaki çatışmanın anlatımı ve çobanlar ın örtülü bir biçimde övülmesi olarak da okumak mümkündür. Dört kola ayrılan ve yerin dört bölgesine hayatı taşıyan nehriyle.. kemik) biçimlendirilir ve yaratıcının solu ğu ona can verir. Tanrının (Yahve) yerden kabaran bir suyla verimli kıldığı bir çöl söz konu sudur. O halde bu köken mitinin bir çöl bölgesinde do ğmuş olmas ı akla yatkın görünmektedir. Aden de dünyan ın merkezinde. Sonunda Yahve Adem'i uyuttu ve onun bir kaburga kemi ğinden Havva (İbranice havvah etimolojik açıdan. demirci “ateşin efendisi” olarak kabul edilir ve ürkütücü büyü güçlerini elinde bulundurur. Bu "ilk günah"t ı. bu kavram İbrani ve Hıristiyan teolojilerinde çok büyük sonuçlara yol açacakt ı. . Temel düşünce aynı görünmektedir: İnsan bir hammaddeden (toprak. Adem’in “erginleme sınavındaki başarısızlığın” yeniden yorumlanarak. tahta. Kadının Adem'den al ınan bir kaburga kemiğinden yaratılması. Artık göğün ve yerin yaratılması değil. . birçok kültürün paylaştığı bir kavram olan tanrısal çift cinsiyetli lik oldu ğunu belirtelim. Kabil "demirci" anlam ına gelir. "hayat'~ anlamına gelen kelimeyle ayn ı kökten türemiştir) adını alan kadını biçimlendirdi. Tekvin'in 4. Onların çat ışması baz ı hayvancılık toplumlarında kah hor görülüp. Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Demek ki ilk cinayet bir anlamda teknoloji ve kent uygarlığını kişiliğinde simgeleştiren 29 .. daha önce de gördü ğümüz gibi.. bilme insan varolu şunun yap ısını kökten de ğiştirebilir. Erdişi insan ın ilk örneğinin.Yahveci bir ba şka anlatı daha eskidir ve yukarıda özetlediğimiz ruhban metninden aç ık bir biçimde farklıdır. "Madde"ye ait olan yaln ızca bedenidir. Bununla birlikte Habil sözcü ğü "çoban"ı ifade ederken. Adem'in bakması ve ekip büyütmesi gereken ağaçlarıyla cennet bahçesi.. fazlas ıyla hak edilmiş bir ceza olarak sunulur: İtaatsizliği onun Lucifer'inkine benzer kibrini. Ama bu arkaik mit Tev rat anlat ılarının yazarı tarafından kökten de ğiştirilmi ştir. bölümlerini yazanlara göre. Bu. insan “biçimi” ve “canı”yla bir anlamda yaratıcısının varoluş halini payla şır. Tanrıya benzeme isteğini ortaya ç ıkarıyordu.. aynı zamanda insanl ığın başına bela olan bütün felaketlerin de bir anlamda kayna ğını oluşturdu.. . Daha önce de gördüğümüz gibi. kah sayg ı gösterilen ama her zaman korkulan biri olan demircinin bu çeli şik de ğerler yüklü durumunu yans ıtır... Bahçenin ortasında hayat ağacı ve iyiyle kötüyü bilme ağacı yükseliyordu. çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün. İlk insan ın balçıktan yarat ılmasına gelince. Bu yasaklamada ba şka hiçbir yerde bilinmeyen bir düşünce ortaya ç ıkıyor: Bilginin varoluşsal değeri: Başka bir ifadeyle.-7. bu ilk günah cenne tin yitirilmesine ve in sanın varoluş durumunun dönü şmesine yol açmakla kalmad ı. yaratılanın yaratıcısına karşı işleyebileceği en büyük günahtı... Yahve insan ı (adam) balçıktan şekillendirmiş ve “burnuna yaşam soluğunu” üfleyerek can vermi ştir..

Tekvin'in son yazıcıları geleneksel türde. gemi Ararat Dağına oturdu. yani her kültürün ke ndine özgü kurumlar ı yerleştirilmekteyken etkinlik gösteren “kahramanlar”ın. . yani ba şlangıçtaki bütünlüklerini yeniden kazandırmak için kökten yok etme gereklili ği. kozmogoni ve insanın yaratılışıyla başlar. ama bu durum Tekv in'in ilk on bir bölümünün mitolojik yap ısını ve işlevini geçersiz kılmaz. yarı-tanrısal kişiliklerin çağıdır bu. 30 .. Eski Yunanistan ve Hindistan'da da benzer inançlara rastlanmaktad ır: Bilinen zamanların başlamasından önce ("tarihin şafağında"). Gerçekten de zigguratın tabanının dünyan ın göbek deliğinde. İlginç bir olay tufan öncesi bu ça ğda öne çıkar: "Tanrının oğulları" olan baz ı ilahi varlıklar insanların kızlarıyla birleşir ve "eski çağ kahramanları" olan çocuklar doğar. bütün tekniklerin "büyü" ku şkusu ta şıdığıdır. İbraniler açısından İbrahim'den sonra ve özellikle de Musa'yla birlikte bu "kutsal tarih" kuşkusuz örnek alınması gereken bir tarihe dönüşmüştü.. . İsrail'in dinsel dehası Tanrının seçilmi ş halkla ilişkilerini o zamana dek bilinmeyen türde bir “kutsal tarih”e dönü ştürmü ştür. Görünürde yaln ızca “milli” bir nitelik taşıyan bu “'kutsal tarih. Tevrat anlat ısına dönecek olursak. M ısır ve Hindistan'da bulgulanan. ” belli bir andan itibaren bütün insanl ık için ders alınacak bir örnek olarak ortaya çıkar. Nuh'la ve onun soyundan gelenlerle bir antlaşma yaptı ve bu ahdin belirtisi Tanr ının gökkuşağı oldu. ataların cennetteki v aroluşuna de ğinir. tepesinin de gökte olduğu kabul edilirdi. bütün bir mitolojiy i korumu şlardır: Tekvin. Şit’in ve Kabil'in soyundan gelenlerin hepsi 800-900 y ıl yaşadılar. Nuh gemiden ç ıktı ve bir kurban sundu. Adem Şit'in babası olduğunda 130 yaşındaydı ve 800 yıl sonra öldü.. Örtülü biçimde ifade edile n.adam taraf ından işlenmi ştir. Kral ya da rahip bir zigguratın katlarını tırmanırken ritüel (yani simgesel) olarak göğe erişirdi. elenmesi ve değersizleştirilmesine yönelik uzun ve karmaşık bir çalışmaya kar şın.. ilk insanl ığın giderek bozulduğunu ve bunun tufanın da haklı gerekçesini olu şturduğunu hat ırlatır ve yine bir mucizevi olayla sona erer: Yeni bir " şeytani" tasarının sonucunda dil birli ğinin kaybolması ve tufan sonrası ikinci insanlığın yeryüzüne dağılması.. Sular çekildiğinde. Yahve bu güzel kokudan ho şnut oldu ve yatışıp. Daha önce de belirtti ğimiz gibi tufan mitleri çok yayg ındır ve esas olarak aynı simgeselli ği paylaşırlar: Yozla şmış bir dünyay ı ve insanl ığı. ilk atalar ın inanılmayacak kadar uzun yaşayabilmesi geleneği uyarınca. Mezopotamya. yaşamak için çalışma zorunluluğu vb) anlat ır.Gılgamış destanı). Tanrı insanların yaşını 120 y ılla sınırlamaya cennetten kov ulan meleklerin ölümlülerin k ızlarıyla bu birle şmelerinden sonra karar vermiştir. Yahve insan ın ahlak ının bozulmasını cezalandırır ve felaketin kurbanlar ına üzülmez (oysa Babil versiyonunda tanrılar kurbanlara üzülür .. bir daha asla “insanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim” diye ant içti. onları yeniden yaratabilmek. Miras kalmış ya da başka yerlerden alınmış arkaik malzemelerin seçilmesi. . “düşüş” (cennetten kovulma) dramını ve bunun insan kaderindeki kaçınılmaz sonuçlarını (ölümlülük.

yazıcıların geleneklerin yüceltilmesinden çok. ahit kurbanı ve İshak’ın kurban edili ş öyküsüdür. Önceden kendisine başvurulmas ına karşın. eşlik etti ği ve koruduğu bir grup insana ba ğlı bir göçebe tanrısıdır. Dikili taşların massebah (mezbah) ilk anlamlarını çıkarmak kolay de ğildir.. Dikili taşlar Kenanlıların tapımında da bir rol oynuy ordu. 31 . İlk Peygamberlerin dini ise. bir kez El’le özdeşleştirildikten sonra. Tanrı bir insana görünmekte ve ona inanılmaz vaatlerle birlikte bir dizi talep yöneltmektedir. sunaklar yapıyorlar ve zeytinyağına buladıkları taşlar dikiyorlardı. "Babanın tanrısı" ilk ba şta en yak ındaki atanın tanrısıdır ve oğullar da onu kabul eder. bu da. İbrahim kendi Tanrısının kutsallığından. yaln ızca k ırsal hayata özgü kanl ı kurban (zebah) sunuluyordu. İsrail'in dinsel tarihinde hatırı sayılır bir rol oynam ış iki ritüel. . insan idrakinin güçsüzlüğüydü. mükemmelli ğinden ve gücünün her şeye yeteceğinden asla şüphe duymuyordu.. anlattığı olaydan yüzyıllar sonra kaleme al ındığı kesin olarak anlaşılmaktad ır. eski çoban kültürlerine. Tevrat'ta anlatılan ibadetleri. . Tanrının kişisel mesajı ve bunun sonuçlarıdır. Yahudi halk ının trajik tarihlerinin bütün s ınavlarına katlanmasını sağlayacaktır. Tekvin'e göre ilk Peygamberler kurban kesip ad ıyorlar. öncelikle de İslam öncesi Arap kültürlerine özgü ibadetlerle karşılaştırmak yararlı olacaktır. Ama anla şılan rahipsiz ve baz ılarına göre sunak da kullanmadan. asl ına sadık bir şekilde aktarılmasıyla uğraştıklarını gösteriyor. .. "babanın tanrısı" ailelerin ve kabilelerin tanrısı olarak sahip olamayacağı evrensel boyutu elde etti. Diğer bütün insanlar için bir cinayetten hiçbir farkı olmayan bu hareketin anlamını ve değerini yaln ızca Tanrı biliyordu. bu nedenle İsrailoğullarının ataları tarafından da payla şılmış olmas ı akla yakın görünüyor. Bugünkü biçimiyle bu metnin. bu nedenle daha sonra Yahvecilik tarafından mahkum edildiler. “İ brahimî iman ” Tapınağın ikinci kez yıkılması ve devletin yok olmasından sonra. Bir taş yapılmış bir ahde tan ıklık edebilir.. Tanrı kendini bu ataya göstererek bir tür akrabalığı doğrulamış olmaktadır. O bir tapınağa değil. mezar yerine kullanılabilir veya Yakub'un öyküsünde oldu ğu gibi teofaniye de işaret edebilir. Kenan ülkesine giren ilk Peygamberlerin kar şısına tanrı El tap ımı çıktı ve "baban ın tanrısı" tapımı de sonunda onunla özdeşleştirildi. Tevrat anlatısını farklılaştıran. Tekvin'in bir sürü pis öykü de içerdi ğini unutmamak gerek. “babanın tanrısı” tapımıyla ay ırt edilir. İlk Peygamberlerin Mezopotamya'da kaldıkları süre içinde birçok mitolojik geleneği öğrenip uyarlad ıkları da kabul edilmektedir.. çünkü dinsel bağlamları farkl ı farklıdır. Dolayısıyla kendisinden beklenen davranışın bir evlat katli görünümünde olmas ının tek nedeni.Tekvin'in on ikinci bab ı bizi yeni bir dinsel dünyaya sokar.. Ama ayn ı adet İslam öncesi Araplarda da vardı.

çünkü Y ahve "k ıskanç bir Tanr ı"dır. Mısır'dan çıkışa gelince.. af ve intikam (bununla birlikte O. Musa haykırır: “Var mı senin”gibisi ilahlar arasında. “Benden başka tanrın olmayacak! ” terimin dar anlam ında bir tektanrıcılığın söz konusu olmad ığını kanıtlamaktad ır. Diğer yandan Musa'nın Akhenaton "reformu"nun bast ırılmasından iki kuşak sonra içinde büyüdü ğü Ramses toplumunun ona çekic i gelmesine olanak yoktu. Yakındoğu'nun insan ve hay van biçiminde veya kozmik bir biçimde tezahür eden di ğer tanrılarından farklı olarak. Yahve yalnızca insan biçimli olarak tasavvur edilmi ştir. Doğulu bir despot gibi.Genç Musa. Yahve'ye sunulan bir adak olarak yorumladıkları. Yahve yalnızdır.. göksel bir maiyeti vardır. Üç tektanrıcı dinin peygamberlerinin ve mi syonerlerinin ayırt edici nitelikleri olan ho şgörüsüzlük ve bağnazlık Yahve'de ilk örne ğini ve gerekçelerini bulur. "orji" türünden baz ı uygulamalar (her iki cinsiyetten fahi şelik). daha kesin bir ifadeyle Musa'nın başını çekti ği bir grubun göçü söz kon usudur. Büyük olasılıkla. . Yahve ’nin nasıl ki "ismi" yoksa.. Ama mutlak sadakat istenmektedir. “Kendine hiçbir tasvir yapmayacaksın”ın anlam ını kavramak kolay de ğildir. bu sınıfın sat ır aralarındaki düşünce. İkinci emrin.. Metnin bugünkü hali Musa çağına ait olamaz. ikili bir yönü vardır. Vahyin özü On Emir' de yoğunla şmıştır.. Homeros tanr ılarının zaaf ve kusurlar ını göstermez ve baz ı Olympos sakinleri gibi gülünç duruma dü şürülmeyi kabullenmez). Yahve'yi bir tapım nesnesiyle temsil etmenin yasaklanmasını kapsıyordu.. bunun tarihsel bir olayı yansıttığı kesin gibi gözükmektedir. ahlaki ilkelere ve günlük hayattaki ahlaka verir: On Emir'in en az beşi bunlardan söz eder. . mutlak itaat beklemesi olgusunu da yine insana y akın bir özellik olarak mı değerlendirmek gerekir? Daha çok mutlak mükemme llik ve temizlik yönünde insanlık dışı bir istek söz kon usudur. Başka tanrıların varlığı inkar edilmemi ştir. . .. Kurban töreninin en basit biçimi kutsal bir yere çeşitli adaklar bırakılmasından veya zeytinyağı ya da su saçılarından olu şuyordu. Bununla birlikte bütün halkın de ğil. Yahve?". Müminlerinden. yaln ızca bir grubun. İsrailoğulları. Yahve yalnızca insana özgü nitelik ve kusurlar gösterir: acıma ve kin.. dinsel ba ğdaştırmacılık (özellikle Mısır ve Kenan tap ımları arasında). 32 . yakılan kurban uygulamasına bu dönemde başladılar. On Emir'in ilk maddesi olan.. Kenan kurban sistemi büyük ölçüde benimsendi . . hayvanlara "tap ınma. sevinç ve keder. . Bir ailesi değil. Bir yandan. .." bütün bunlar “babaların dini” içinde yetiştirilmiş birisi için tiksinti uyand ıracak şeylerdi. Yahve'nin insan biçimli oluşunun. krall ık döneminde yoğunlaştı ve iki cinsiyetten kutsal fahi şelik söz kon usu oldu. Ayrıca tarımla ilişkili çok sayıda Kenan ibadetini ve hatta orji nitelikli baz ı ritüelleri de benimsediler. Kozmopolitizm..Amon tapımının yerine güneş tanrısı Aton'a yönelik "tektanrıcılığı" geçiren Akhenaton "reformu"nu da (MÖ 1375-1350) öğrenmiş olabilir. Burada söz konusu olan putlara tap ınman ın yasaklanmas ı değildir.. ama en önemli emirlerin ilkel Yahvecilik düşüncesini yans ıttığına ku şku yoktur. "tasviri" de olmamal ıydı. Yahve en büyük önemi. Özümseme süreci daha sonra.

Karadeniz’in kuzeyinde. Kilden. Buna benzer bir başka dil ve kültür yay ılması örneği bilinmiyor. Anadolu'da vb arandı. . mermerden veya kaymak taşından yapılmış bu heykeller. tümülüs (kurgan) kültürü ad ı verilen kültür. hatta mezolitik çağa kadar da uzan ıyor olabilir. Hint-Avrupalılar tapınak yapmıyorlardı. Kökeni bilinmemektedir. Kurban törenleri yapıyorlar ve söz ile şarkının büyüsel-dinsel değerini biliyorlardı. MÖ V. Karadeniz'in kuzeyinde geli şmiştir. Çoban göçebelik. Karpatlar ile Kafkasya arasında kalan bölgelerin Hint-Avrupalıların anavatan ı olarak saptanmas ı konusunda görü ş birliğine varılmıştır.. MÖ 2300-1900 arasında Yunanistan. yeni toprakların fethi. Hint-Avrupa kültürünün k öklerinin neolitik ça ğa uzandığı kesindir. Ate ş tapımı Hint-Avrupa dinlerinin özgün bir unsurudur. Bu belirgin süreç -göç.. MÖ IV. Orta Asya'da. Rusya bozkırlarında.. 33 . MÖ III. Savaş arabasını ve maden kullanımını.Sünnete gelince.. daha çok bir hayvanc ılık ekonomisi geli ştirmişlerdir. .. bin yılda. Kullanılan ortak söz da ğarı Hint-Avrupalıların tarımla uğraştığını. Bugün. kutsanm ış bir toprak parçasında yapılıyordu. Bin yıllar arasında. talan bask ınlarına düşkünlük ve fetihl ere yönelik askeri örgütlenme. . ancak daha sonra Tanrı ile kavmi arasındaki antlaşman ın (ahdin) i şareti haline gelmiştir. o sırada [sünnet] hala ilk anlamını. Diğer yandan bu kültürün olu şurken.. Hint-Avrupa toplumlar ının ayırt edici çizgileridir.. BÖLÜM HİNT –AVRUPALILARIN DİNİ: VEDA TANRILARI Hint Avrupal ılar tarih sahnesine korkunç yıkımlarla çıktılar. bir Anadolu kültüründen (Kura-Araksas kültürü) almışlardı. büyük olas ılıkla tapım açık havada etraf ı çevrili. oturan bir tanrıçayı temsil etmektedir.ancak XIX. ve III. herhalde ilk Peygamberler döneminde uygulan ıyordu.. VIII. Hint-Avrupa halkları tarım ürünle:inden hiçbir zaman vazgeçememi ş olsalar da. Bir diğer özgün işaret. Hint-Avrupalılar özgül bir mitoloji ve teoloji geliştirmi şlerdi.. Küçük Asya ve Mezopotamya'da çok say ıda kent yağmalandı ve yak ıldı. Bin y ılın başından itibaren bu adete k uzey Suriye'de rastlanmaktad ır. ailenin ataerkil yapısı. . Kurganlarla (ev biçiminde yapılmış ve zengin süslemeleri olan mezarlar) çok daha yoksul mezarlar arasındaki zıtlık. yöre sakinlerine önce boyun e ğdirilmesi. yani evliliğe ve kabilenin ortak hayat ına erginleme anlam ını koruyordu. sığır (aynı zamanda domuz ve büyük olas ılıkla koyun) yetiştirdiklerini ve yabani ya da evcilleştirilmi ş atı da tanıdıklarını göstermektedir. Ayn ı şekilde yıldırımın yaratt ığı ateşin de göksel kökenli olduğu kabul edilmektedir. geleneğin sözlü aktarımı ve Yakındo ğu uygarlıklarıyla karşılaştıklarında yaz ı kullanımının yasaklanmas ıdır. Anavatan ı Avrupa’nın kuzeyinde ve ortasında. Balkan-Akdeniz bölgesi halklarından etkilenmenin sonucu olan he ykeller görülür. sonra da asimilasyonu. kendinden üstün Yakındoğu uygarlıklarından etkilendiği de kesindir.. Yüzyılda son buldu. oldukça köklü bir toplumsal farkl ılaşmaya işaret etmektedir. .

. ama yaln ızca sava şlarda... Tanrıların ve toplumun böyle üç bölüme ayrılışı en iyi Hint-İranlılarda gözlemlenmektedir. MÖ 1380'e doğru bir Hitit kral ının Küçük Asya'daki yarı Hintlilerin (Mitanniler) bir şefiyle yaptığı anla şmada. yüzy ıla kadar sürdü. kendilerini "soylu (insan)' anlam ına gelen bir terimle .. dogmatik. siyasi. Herodotos'a göre. şampiyon Thor ve berekete hükmeden Frey.. savaşçı gücün tanrılarının işlevi. .. özümseme ve yeniden de ğer yükleme sürecinde belirir. Maddi kültürlerinin basitli ğine karşın. son olarak da bereket ve ekonomik refah tanr ılarının işlevi. özellikle de kafa sesiyle çıkarılan ünsüzlere sahiptir. At çok de ğerliydi. ortak ön tarihlerinde n itibaren. Demir ancak MÖ 1050’ye doğru kullanılmaya başlandı.. Yukarıda değindiğimiz Hint zekasının yaratıcı gücü özellikle.... hatta İran dilinde bile rastlanmayan bir dizi sesbirime. Veda dönemi Hintlileri tarımla da uğraşıyorlardı. İranlı İskitler de üç s ınıfa bölünmüştü ve doğrudan İskitler'in soyundan gelen Kafkasya Osetlerinde bu gelenek XIX. talan için yapılan ak ınlarda ve krallık ritüellerinde kullan ılıyordu. Keltler. büyük olas ılıkla efendilerinin dilini öğrenmeye çal ışan yerlilerin telaffuzunu yansıtmaktadır. Hintliler evrensel açıdan düşünmektedir.Kısacası farklı Hint-Avrupa halkları. Hintlilerin felsefi.. Toplumun üç s ınıfa bölünmesine -rahipler.. toplumu rahipler-hukukçular. Süt ve süt ürünlerinin yanı sıra. Bu ünsüzler. Hintliler. Brahmanlar ın Vedacı “vahiy” temelinde geliştirdikleri dinsel sistemle diyalog içinde gerçekle şir. . raca adı verilen askeri şefler tarafından yönetiliyordu. hukuki düşünme biçimi. . görelileştirici. Kabileler.. sığır eti de tüketiliyordu. Bu süreç göçler sırasında yo ğunla ştı. marangozların ve tunç işleyenlerin büyük bir saygınlığl vardı. Arilerin kentleri yoktu ve yazıyı da bilmiyorlardı. İskandinav dinine ve mitolojisine de ben zer bir üçlü egemendir: Egemen tanr ı Odin. Veda Sanskritçesi ba şka hiçbir Hint-Avrupa dilinde. bereketle ilişkili dinsel ifadeler zorunlu olarak her grubun coğrafyası. Yerlilerle sembiyoz oldukça erken bir dönemde ba şlar.. mutlak. çünkü bolluk. daha geç bir tarihte de Hindulaşmasına yol açan sembiyoz. Ariler MÖ II. çünkü binlerce yıllık bu süreç. en büyük yapısal çe şitlilik üçüncü i şlev konusunda bulgulanmaktad ır. sava şçılar. “Romalılar tarihsel olarak dü şünürken. Romal ılar milli. bin y ılın başında Kuzeybat ı Hindistan'a sızmaya başlamışlardı. Son tahlilde. Toplumsal s ınıfları ifade eden varna terimi "renk" anlamına gelir: Bu da Hint toplumunun temelini oluşturan etnik ço ğulluğun işaretidir. dinsel geleneklerini sürekli yeniden yorumlama eğilimi içindeydiler. Sürü hayvanlar ı para işlevi görüyordu. masals ı biçimde dü şünmektedir. ekonomisi ve tarihsel durumuyla ba ğlantılıdır. ama asıl ekonomileri hayvanc ılıktı. ortak dönemlerinde. ” Romal ıların ampirik. . hayvancılar/çiftçiler. Tahmin edilebileceği gibi. 34 . ahlaki ve mistik dü şüncesi yer almaktad ır. . Hindistan' ın Arileşmesi. ayn ı tanrılar ayn ı sırayla sayılmıştır.. kar şısında.üç i şlevli bir dinsel ideoloji denk dü şüyordu: Büyüsel ve hukuksal egemenlik işlevi. askeri aristokrasi ve inek sahibi özgür adamlar olarak ayrılırlardı. barış. Hint-İran kabileleri. adandırıyorlardı.

. örne ğin güneşin hareketini engeller veya suları esir eder vb. Başka bir ifadeyle. İndra'nın şeytani varlıklarla boy ölçü ştüğünde kullandığı “karşı-maya”lar. mük emmel bir Düzenbaz'dır. dağın üstüne soma'yı o koymuştur. Vrta. kötü ve iyi maya'lar vardır. 2) Egemen tanr ıların. insanı "Varuna'nın bağları"ndan korumak veya kurtarmaktır. 35 . Kötü mayalar hileler ve büyüler. "Korkunç hükümdar.. Örneğin halk tarafından sevilme bak ımından İndra'nın çok gerisinde kalmıştır. Bu tür bir maya kozmik düzeni bozar. gerçek dışılık.” kozmik kuralların bozulmas ı." gerçek bir “bağ efendisi” olarak büyülü güçlere sahiptir ve kurbanlarını uzaktan ba ğlayabilir veya yine uzaktan bağlarını çözüp kurtarabilir. özellikle de Yılan Vrta'nınkiler gibi şeytani türde dönüşüm büyüleridir. tanr ılara ve insanlara hükmeder. Varuna'nın bu çok anlaml ı ve çok değerli yapısı birçok aç ıdan önemlidir. Maya teriminin "değişmek" anlam ına gelen may kökünden türediği konusunda görüş birliğine varılmıştır. “iyi kurguların y ıkım veya inkar yönünde değişini. oldukça yayg ın bir mit izleğidir. başta düğümlere.. Vedalar ça ğında inişe geçmiştir. o da. mayin. Yıldızlar için kullan ılan mitsel ifadeyle.. Rig Veda'da maya. öncelikle de Varuna'nın ayrıcalığı olan. Bu görkemli becerilerine karşın Varuna. şeytani ve aldatıcı değişim ve aynı zamanda bozulmanın bozulması” anlamına gelir. “Nasıl ki bir kasap hayvan derisini gererse.” Evrenin egemeni olarak gök tanrılarının bazı sıfatlarına da sahiptir: . gönüllerin içine zekay ı.. her yerden görülebilir. Bir tanrının bir su veya deniz canavar ıyla dövü şmesi." Felsefi maya kavram ının –kozmik yan ılsama. suların içine ateşi. sistematik felsefenin konular ından biri haline gelmeden çok önce.... Hint dinsel düşüncesinin ayırt edici özelliklerinden birini olu şturmaktadır.kökeninin hem “değişim. Elinde bir iple tasvir edilir ve törenlerde onun bağladığı her şeye. "yerli" olanın da simgesidir-öldürülmesiyle kozmik ya da kurumsal yeni bir “durum” var olur. İyi maya'lar ise iki türlü olur: 1) Savaş maya'ları. "bin gözlü"dür. gökyüzüne güneşi. Güne ş'e halı olsun diye Yer’i çekip germi ştir . her şeyi bilir ve yenilmezdir." yani bozulma -yaratım ya da y ıkım anlamında ve "bozulman ın bozulması. yani büyücü. .. biçimler ve varl ıklar yaratan maya. Gerçekten de bu nitelik. "istenmiş değişim. "Varuna tarzı" denir. bilindi ği gibi. Rig Veda'daki en popüler tanrı İndra'dır. Ama asıl dikkatimizi çekmesi gereken z ıtların birliği konusundaki örnek ni teliğidir. Her şeyi gördüğü ve hiçbir günah gözünden kaçmadığı için. (var) olmama hali. .Hindistan'ın dinsel ve kültürel birliği Vedalar çağındaki ritüelcilerin ve şair filozofların etkisiyle gerçekleştirilmi ş uzun bir sentezler dizisinin sonucu dur.. İneklerin içine sütü.. dolayısıyla büyüsel ve şeytani dönüşüm düşüncesinde. ne kadar gizlenmiş olursa olsun insanlar onun huzurunda kendilerini köle gibi hissederler. Demek ki maya'nın ilk anlam ı . Veda metinleri Varuna'yı egemen tanrı olarak sunar: Dünyaya. hem de maya'sı aracılığıyla evrenin düzenini yeniden sağlayan Varuna'nın yaratıcı gücü dü şüncesinde bulunduğunu şimdiden belirtelim. bir su canavarının-potansiyelin ve "kaos"un oldu ğu kadar. Birçok ilahinin ve ritüelin konusu. Bütün bu mitlerin özgün ve ortak bir özelliği şampiyon korkusu veya ilk yenilgidir.

diyaloglar ve müstehcen sahneler içeren (rahiplerden biri salıncakta sallan ır. Hint-Avrupa içeceği. IX.. Agnis-toma (Agni'ye övgü) yılda bir kez.. BÖLÜM GAUTAMA BUDHA'DAN ÖNCE HİNDİSTAN: KOZM İK KURBAN TÖRENİNDEN ATMAN-BRAHMAN ÖZDEŞLİĞİNE Veda tapımında tap ınak yoktu. Ayrıca soma törenleriyle birleştirilmiş ritüel sistemleri vardır. Rahipler ve tanr ılar tarafından ortaklaşa içildi ğinde.. Soma sabah. Ama Agni öncelikl e rahibin ilk ve ideal örneğidir. . koç ve at da kurban ediliyordu. . Burada söz konusu olan... Soma/haoma.. a ğaçta. hastalıkları iyileştirir. onun kökeniyle -ister Ari olmayan bir kökenden.. .. Bitkisel sungular süt. “kutsamalar” için de evin reisi tarafından mırıldanılan dualar e şliğinde gerçekleştirilen ritüel hareketler. Veda'da. . bereketi sa ğlar. müzik. inek. Ama Rig Veda döneminden itibaren. tereya ğı. mistik bağlılık. Oldukça basit törenler söz konusudur: Kurbanlar ve bitkisel sungular. Agni örneğinde olduğundan daha da güçtür. Ayr ıca güneşle de özde şleştirilmiştir. . dramatik destanlar. ama aynı zamanda suda.. Soma. bir cinsel birleşme gerçekleşir vb) "büyük sayg ı"dır..açıklanamaz... tam ve mutluluk verici bir varoluşun s ırrına erilmesi. ö ğle ve akşam ezilir. Soma örne ğinde. .. soma en önemli kurban kabul ediliyordu. . ritüeller ya kurbanı sunan ın evinde ya da otla kapl ı yakın bir arazide yapılıyor." oradan şimşek biçiminde a şağı iner. danslar. . tefekkür. "bal şerbeti"nin yerini almıştır. tarih öncesine ait bir adettir. tanrı Agni tam anlam ıyla ateşin kutsall ığını temsil eder. Yoga teknikleri.. Bir insan ın 36 . Gökte "do ğar. başka birçok ilkel toplumda da geniş ölçüde bulgulanmış.. savaşçının cesaretini körükler. Şiva'nın Hinduizmin yüce tanrısı konumuna yükseltilmesi.. tahıllar ve pastalardı. ilkbaharda yapılır ve hazırlık işlemleri dışında üç günlük “saygı”dan oluşur. bitkilerde de bulunur. O zaman böyle bir varolu şa başka araçlarla erişilmeye çalışıldı: Riyazet veya orji türü aşırılıklar. Ayrıca keçi. Veda tapımına ait esas kurban törenleri. düşünceyi uyarır. . ona kurban törenini yapan rahip ya da "baş rahip" denir... anlaşılan. ilk içecek ortadan kaybolduktan uzun süre sonra da Hint maneviyatını uğraştırmaya devam etti. İkinci kategori Rudra-Şiva ve Vi şnu tarafından temsil edilmektedir. cinsel gücü art ırır. yeri gö ğe yaklaştırır.Evde yakılan ateşin daha Hint-Avrupa çağında da tap ım içinde önemli bir rolü vardı. boğa. Büyük olas ılıkla bu tür deneyimler rahipler ve belirli sayıda kurban sunucusuyla sınırlıydı. Veda panteonunun üçüncü tanr ısı görünümündedir. hayat ı güçlendirir ve uzatır. "ölümsüzlük" içkisinin Hint-İran dilindeki ifadesidir. atların üzerinde üç ayr ı ateş yakılıyordu. ritüelin gerçek nesnelerini -bitki ve bu bitkiden yapılan içki. bunlardan biri. Rudra yapısal anlamda tam aksi türde bir tanr ıdır.aynı adı taşıyan tanrıdan ayırmak. soma törenleridir. Tanrılarla paylaşılan. ister halk kökeninden gelsin. Soma.

. Massagetesler'de. Burada Samkhya-Yoga felsefesinin ve Budizmin ilk tohumlar ından biriyle karşılaşıyoruz. Bu tören ancak zafer kazanm ış. Pagan dönem Uppsala'sındaki insan kurban etme uygulamasının amaçları da. 3) Hem varlık hem yokluk olan bir birlik-bütünlükten başlayarak yarat ılış.” “Kutsanan ki şi tanrılara yaklaşır ve onlardan biri olur. Özetle. tören usulleri. yani Puru şa'nın parçalanmas ı yoluyla yaratılış. dolayısıyla “evrensel hükümdar” saygınlığını hak etmi ş bir kral taraf ından yerine getirilebiliyordu. yer. Bunları şöyle sıralayabiliriz: 1) İlk sular ın döllenmesi yoluyla yaratılış.. tanrılar türer. Bu törenin izlerine Cermenlerde. Gerçek anlamda yarat ılış. toplumsal s ınıflar. Dalmaçyal ılarda rastlanır. suların üzerinde süzülür. Dünyan ın yaratılışını (veya yenilenmesini) sağlamak için bir "bütünlüğün" şiddet kullanılarak bölünmesi söz konusudur.””O”. Latinlerde. muhtemelen k ozmik yenilenme ve krall ık iktidarının güçlenmesiydi.bir yüce varlık beliti. ” . 4) gök ve yerin ayrılması yoluyla yaratılış.öldürülmesi Prajapati’nin kendini kurban etmesini yine liyor ve suna ğın yap ımı evrenin yaratılmasını simgeliyordu.. at evrenle (= Prajapati) özdeşleştirilmi ştir ve kurban edilmesi yaratılış eylemini (yani yaratılışın yinelenmesini) simgeler. Upanişadlar'da ve bazı felsefi sistemlerde geliştirilecektir.. Vedalar çağı şairlerinin ve teologlar ının tutkuyla bağlandıkları kozmogoni türlerinin sayısı esas olarak dörttür. En önemli ve meşhur Veda ritüeli "atın kurban edilişi"dır.. İranlılarda. “Bir. “Altın Cenin ” olarak tasavvur edilen tanr ı. hem tanrılar katına ulaşmanın hem de bu dünyada dopdolu bir varoluş edinmenin önk oşuludur. “erginlenen tanr ılara sunulan kurbandır. Her kurban töreninde yinel enen mistik nitelikteki bu yeniden doğuş. içine dald ığı suları döller ve onlar da ate ş tanrısı Agni'yi doğururlar. Yunanlarda. .. Aslında Puruşa... Hem bilinç hem de evren döl yaratıcı iste ğin (kama) birer ürünüdür.. At kurbanı töreninin Hint-Avrupa kökenli olduğuna ku şku yoktur. Altın Cenin’i ilk suların üzerinde uçan yaratıcı tanrının tohumu olarak sunan bir başlangıç mitiyle karşı karşıyayız. Bir yanda ritüel biçiminde ölüm ve yeniden doğuş ile. . di ğer yanda kozmogoni ve dünyanın yenilenmesi arasındaki yakın ilişki fark edilmektedir. gök. kozmik bir kurban ın sonucudur. . Ermenilerde.. yaratıcı kadın enerjisi Viraj’ı üretir ve daha sonra onun taraf ından doğurulur. 2) İlk devin. “Kurban ı sunan tanrısal dünyada gerçekten doğacaktır. 37 .” Ritüel biçiminde bir ölüm. kurbanı sunana tanrılarla özde şleşme olanağı verir. İlk Dev Puruşa ("İnsan") hem kozmik bütünlük hem de erdişi varlık olarak gösterilir. Tanrılar "İnsan"ı kurban eder: Onun parçalanmış bedeninden hayvanlar..

Rig Veda'ya göre. Brahman {rahip} brahman'la özdeşleştirilmi ştir. orman ın içinde. Veda şairleri tarafından Puruşasükta'nın meşhur ettiği kurban-yaratılış izle ğine bağlanmıştır. Aranyaka'lar.. “Brahman'ın doğuşu dharma'nın ezeli / ebedi bedenlenişidir”. Aranyakalara göre. Veda spekülasyonlar ının temelini oluşturan makrokozmos-mikrokozmos bağıntısı artık kozmik tanr ılarla insan bedeninde 38 . onlar kurban töreni arac ılığıyla tanrılaşır ve ölümsüzleşir. Daha sonra gökle re yerleşsinler diye tanrılar ve yeryüzüne yerleşsinler diye Asuralar yaratıldı vb." “İ nsanda brahman'ı bilen.” birle ştirme. O andan itibaren her şey. kutsal güç. ayn ı zamanda yok edilemez bir tinsel varlığı. üstün varl ığı (Efendi) bilir ve üstün varlığı bilen skambha'yı bilir. Önce brahman'ı. Prajapati (Brahman) ve atman' ın özdeşliğinin nedeni. tanrılar insanın içinde gizlidir. çünkü o ev renin yapısını ve kökenini bilmekte. soluk al ışların. herhangi bir ki şiyi Brahman'a dönüştürebilir. Ama kurban töreni do ğru bir biçimde ve inanarak yapılmalıdır. sonra Söz'den hareketle suları yarattı. atman için organik ve psikolojik-zihinsel işlevler. Kurban töreni Prajapati'yi onarmakla ve dünyanın sürmesini sa ğlamakla kalmaz. gök ve yer do ğurmuş veya tanrılar ilk su kütlesinden ya da yokluğun içinden çıkmışlardır. evrenin direği. "Evrensel Zanaatkar" Visvakarman tarafından gerçekleştirilen yaratılışa gelelim. "kişi"yi. ilim. Sular aracılığıyla üremek isteyince onların içine girdi. başka bir deyişle.Son olarak da dünyayı bir heykeltıraş. Başlangıçta tanrıların ölümlü oldukları iddia edilir. bu dünyada iyi ya şamak ve öteki dünyada öl memek. gizlice öğretilirdi. çünkü Hint dinsel düşüncesinde riyazet ve cinsellik yakından ili şkilidir. bir demirci veya bir dülger gibi biçimlendiren tanrısal bir Varlık. psikolojik-zihinsel etkinliğin "yo ğunlaştırılması" ve "birle ştirilmesi. Ama atman' ın “inşasında” örnek olarak kullanılanın son tahlilde bir kozmogoni miti oldu ğunu vurgulamakta yarar var.. etkisi konusundaki en küçük bir ku şku felaketlere yol açabilir. çünkü bütün bunlar ı ifade eden Söz'ü bilmektedir. yani üçlü bilgiyi (üç Veda kitab ı). . Farklı yoga teknikleri de aynı ilkeyi uygular: Beden duruşlarının. tanrıları ilk çift. dayanağı. temeli olarak kabul ediliyor ve bütün bu kavramları ifade eden pratiştha terimi Veda metinlerinde de geni ş ölçüde kullan ılmıştır. çünkü Söz. bir yumurta geli şti ve kabuğu yeryüzü oldu. ritüelin gizemli gücünde yo ğunlaşır.” Nihai gerçeği yalıtmak için nas ıl bir çaba harcandığı görülüyor: Brahman. Ama di ğer dinlerde iyi bilinen bu mit motifi. tanrıların kökeni ve özü. Ana fikir. İki kilit terimin -tapas (riyazet ate şi) ve visrj (her yöne dağılan salgı). köylerden uzakta. ama malzemeler farklıdır: Prajapati-Brahman için sunağın tu ğlaları. Her kurban töreni ilk yaratılış eylemini yineler ve dünyan ın ertesi y ıl da sürmesini güvence altına alır. aynı etkinli ğin sonucunda ortaya çıkmalarıdır: “Yeniden in şa. “'ısınma”' ve yenilenen “salgılamalar” yoluyla yaratan Prajapati'nin giderek erimesi ve sonunda tükenmesidir.dolaylı veya örtülü cinsel yan anlamları olabilir. atman' ı da yaratabilir.

soluma yoluyl a ateşe sunulan kurbandan söz edilir. Bütün bu benzeştirme ve özdeşleştirmeler. Kurban töreni. zengin sonuçlara sahip bir yeniliktir. Cinsel birle şme baz ı Veda ritüellerinde rol oynuyordu. ak şam ateşin yan ında oturarak. “kaynar olmak” kökünden gelen tapas terimi Rig Veda'da açıkça yer almaktad ır. Kutsal bir evlilik olarak görülen eşler arası birleşmeyle. vb anlamlara gelen terimlerle ifade edil ir. Bu “iç kurban ” kavramı.bulunan tanr ılar arasındaki benzerli ği ortaya ç ıkarmaktadır. Güneş'le bir ve ayn ı şeydir.. yanık. ancak onlar ı ortaya çıkaran diyalektik anlaşılırsa geçerli olabilir. “kahverengi kirler ” giyinmi ş. yani gerçek ve dinsel açıdan etkili hale gele bilir. en s ıra dışı çileci ve mistiklerin bile Brahmanc ılık ve daha sonra da Hinduizm bünyesinde kalabilmesine izin verecektir. “ku şak diye rüzgarı sarmış” (yani çıplak) ve içine “tanrıların girdiği” bir çileciden söz eder.. “Benlik bilinci. kahramanl ık türündeki ritüellerde de “aşırı sıcaklık” veya “öfke” rol oynamaktad ır. riyazet ile öz deşleştiriliyor. . güne şin altında durarak. 39 . bu “sıcaklık” veya “ateş”e değinmeden en önemli Hint tanrıları. “ısıtmak ”. Çok erken bir dönemde kurban töreni.. . mitleri veya ritüellerinden bahsedilemez. Daha geç tarihlerde Tantracılık. Tap. Soluk alıp verme ço ğu zaman “kesintisiz saçı”yla özdeşleştirilir.. bu gücün kendisi de sıcaklık. cinselliğin bir kutsallık aracına dönüştürülmesini hedefleyen ayrıntılı bir teknik geli ştirecektir. Rig Veda ilahisi uzun saçlı. Bir Hint-Avrupa geleneği söz konusudur. yani “evin efendileri” toplumsal kimli klerini terk etmeden çile ci gibi yaşayanlar tarafından da uygulanacaktır.. simgeler ve mitler. .” “Isınma ”ya. Büyüsel-dinsel “gücün” elde edilmesine güçlü bir iç sıcaklık eşlik eder.. Vedalar. çünkü Hindistan’ın tinsel tarihinde “insan-tanrı” egemen bir motif olarak kalm ıştır. ama belli bir andan itibaren en önemlisi bu tür özdeşleştirmelerin haklılık zeminini olu şturan ilkenin anlaşılması oluyor. Sonuç olarak “kurbanın içselleştirilmesi” adakların hem iç hem de d ış tanrılara sunulabilmesini sağlamaktadır.. .. Tapas esas olarak oruç tutarak. çünkü ko şut bir bağlamda. . Ekinleri “pişiren” ve yumurtaların kuluçka dönemlerini tamamlayıp kırılmasını sağlayan sıcaklıkla. aşırı biberli bir yiyecekle “ısınma ”nın ilkel kültürlerin otacılarında ve büyücülerinde de görüldü ğünü ekleyelim. çok s ıcak. daha ender olarak da sarhoş edici maddeler alarak gerçekleştirilir.. ya evrensel bereketi ya da “büyülü bir korunma ” sağlamayı amaçlayan orji türü cinsel birle şmeyi birbirinden ayırmak gerekir. riyazet ısınmasının örneğini veya benzerini olu şturur. cinsel tahrik ve özellikle de orgazm ateşiyle ve iki tahta çubu ğun birbirine sürtülmesiyle yak ılan ateşle ilgili imgeler. tapas'la özdeşleştirildi.. Diğer yandan ayn ı iç kurban “ormanda oturan ” Brahmanlar. Ama ısınma soluğun tutulmas ıyla da elde edilir. büyük olasılıkla baz ı çileci ve büyücülerin tanr ılaştırılmış örneklerini temsil eden mit kişilikleriyle ilişkili başka sıradanlık üstü deneyimlere de de ğinirler.

ken dini tamamen meditasyona verebilmek için toplumsal hayat ı terk edip " onnan"a yerleşme adetinin yayg ınlaştığını da belirtmek gerekir.Esrime yönteml erinin aşka getirici soma içme ve ba şka sarho ş edici maddeler alma deneyimine dayandığı ve bunun uzant ıları oldukları. karman da kesintisiz yeniden bedenlenme dizisi cezasını (samsara) veriyordu. toplumsal hayat ın terk edilmesi geleneksel dinde derinlemesine bir krizi ortaya koyuyordu. davranışlarının (karman) sonuçlarını bilmeden yaşıyorlardı. Belli bir görü ş açısından. Bu. beni karanlıktan ışığa götür beni ölümden ölümsüzlüğe götür! ” Sonuç kendili ğinden ortaya ç ıkıyordu: Yeryüzü dışı bir öteki dünyada. Aslında. Upanişadlar'ın yazarları bu süreci sürdürüp tamamlad ılar. Hint felsefi söz dağarında avidya terimi.. Ama daha da ileri gittiler: Mutlak güç sahibi kurban töreninin de değerini düşürmekte duraksamadılar. ne tanr ılarla kurulan yak ın ilişkilerle. Uzun süredir bu al ışkanlık örnek bir davranış haline gelmi ştir ve modern Hindistan'da da sürdürülmektedir. ölüm sonrasındaki mutluluk veya mutsuzl uk verici bir varolu ştan yararlandıktan sonra. Madem ki dinsel ya da din dışı her davranış (karman). riyazet ve çileci disi plinler ise yoga tekniklerinin geliştirilmesini hazırlar. insanlar ı “ikinci ölüm”e mahkum eden. Prajapati öne çıkarılmıştı. Bir/Bütün'ü fark etmek ve anlamakt ır. bu “bilmeme ” “yaratıcıydı”: İnsan varoluşunun yapılarını ve dinamizmini yaratıyordu. Kökeni ne olursa olsun. Avidya nihai gerçekliği gizliyordu. hatta ne de çile vey a hayır işleriyle sağlanabilir. böylelikle baz ı mistik sofuluk biçimlerinin öncülerini olu şturdukları söylenebilir. “metafizik türde cehalet” anlamında öne çıkmıştır.. Neyse ki irfan (vidya) sayesinde bu cehennemi çemberden kurtulu ş mümkündü. “Beni var olmayandan varl ığa götür. . hem ortodoks hem de heterodoks akımlara (Budizm ve Caynac ılık) egemen olmu ştur. Upanişadlar döneminden itibaren. kurban töreninin gizemleri konusundaki cehaletti. Söz konusu olan. dünyay ı. İlk Varlığı. ruh yeniden bedenlenmek zorundayd ı. Avidya sayesinde insanlar sorumsuz bir varoluş içinde. Tutkulu araştırmalardan ve zaman zaman ani ilhamlarla aydınlanan duraksamalardan sonra rişi'ler. bu ke şif varoluş hakk ında kötümser bir görü ş açısını öne çıkarmıştır. kurtuluş ne kurbanla. "ruh göçü" (tenasüh) yasas ıdır ve bu yasa bir kez keşfedildikten sonra Hint dinsel ve felsefi düşüncesine.. hayat ı ve insan ın yazg ısını 40 . Merkezi sorun aç ık ya da örtülü biçimde her metinde yer almaktad ır. Brahmanalar'a göre. ruh göçünü (samsara) güçlendirmekte ve kal ıcılaştırmaktad ır. “İrfan” (gnosis) hakikati. . karman' ın “birinci nedeni ”ni ve dolay ısıyla ruh göçünün kökenini ve dinamizmini avidya içinde tan ımladılar. Çember artık tamamlanm ıştı: Cehalet (avidya) “neden-sonuç ” yasasını (karman) yaratıyor veya güçlendiriyor. dolayısıyla gerçek olanı ortaya ç ıkarıyordu.. Brahmanalar'da Veda tanrıları kökten de ğer yitimine u ğratılırken.

ezeli ve ebedidir.” “tinsel” ve “maddi. İlk Varlığın bu iki halinin bileşik etkinli ğini temsil eder. ölümsüzlü ğün ve döneme eyleminin epifanileri olarak kabul edilir. Kimileri onu güneşte. onu giderek aşağı inen düzlemlerde diğer bilinç biçimleri. kokuları ve tatları vb içinde barındırır.. Ama aynı zamanda “bir darı tanesinden. hem evrenden ayrıdır hem de kozmik ya şar. aslında insan ın içinde parıldayan ışıkla aynıdır. Ama bu skolastik eserlerde. sınırsız. “tinsel bir çalışma” oluşturduklarını belirtmek gerek. diğerlerinin. Varlığın. benliğidir... Bthadaranyaka Upauişad'da atman.” bütün davran ışları. Dolay ısıyla evren ve hayat. Kendi Benliğinin yakalanmasına bir “iç ışık” deneyimi eşlik eder ve ışık hem atman' ın hem de Brahman ’ın en mükemmel imgesidir. istekleri.” Başka bir deyişle. daha da aşağıda Büyük Benlik. Evrensel Tin en üsttedir. Atman-Brahnıan özdeşliği üzerine meditasyonların bir “mantık yürütme ” zinciri değil. daha yükseği olmayan en yüksek dünyalarda parıldayan ışık. . ruhu uzaydır. Brahmanalar ona Prajapati veya Brahman adını verir. duyu organlar ı vb izler. Ama der Çandogya Upanişad. hem Bütün'dür. ayda. aydınlanmamış olanların ruhları.. bu da gerçek “Benlik ” ile evrensel Varl ık arasında özdeşlik oldu ğunu gösterir. . irfan ın yönlendirdiği bir meditasyonla yakalama u ğraşına girdiler. Soma içenler ölümsüzleşir. madde içinde tezahür eden Tin bulunur. bir hardal tanesinden daha küçük olan ve benim yürekte bulunan atman'ımdır” ve bununla birlikte “yeryüzünden daha büyük. sözde vb bulunan “kişi”de. 41 . ruh göçü yasasını izlemeye devam edeceklerdir. başkaları ise dünyay ı. Brahman da hem içkin ( “bu dünya ”). en ba şından itibaren öne ç ıkan Brahman oldu. Rişi'ler onu. havadan daha büyük . “bilenin” atman'ı Brahınan'la birleşir. İlk Varlık tasavvur edilemez. Brahman' ın görünürde birbiriyle uyumsuz i ki varolu ş biçimi oldu ğunu anlar: “Mutlak ” ve “göreli. .. “Bu duru varlık kendi bedeninden yükselip en yüksek ışığa erişince kendi biçiminde görünür. hem aşkın bir varlık olarak ortaya çıkar.” Tıpkı Rig Veda'daki Puruşa gibi. O ölümsüz ve k orkusuzdur. Atman odur. ışığa ula şır ve tanr ıları bulurlar. O Brahman’dır.” “kişisel” ve “kişisiz” vb. Brahman insana iki ayrı suret içinde görünür: bedensel (ve ölümlü) ve ölümsüz.yaln ızca o aç ıklayabilir. İlk Varlık kozmik kurbanla ve ritüel k utsallıkla ili şkiliydi. insanın yüreğinde. Nitekim öl ünce. onun altında hem “tinsel ” hem de “maddi” alana kat ıldığı anlaşılan “tezahür etmemiş” yer alır. hayatı ve bilinci ayakta tutan “sınıfsız (varlık)”ta arıyorlardı. belirginleşir. Bir/Bütün'ün iki hali olarak görme eğilimi (daha önce Rig Veda’da görülmü ştü. İlk Varlığa verilen isimler arasında. -"Bir" (cinsiyetsiz).. Rig Veda'ya göre. “hayat onun bedenidir. ama yine de tinsel niteliktedir. . biçimi ışık.. ölümsüzlüğü sağlayan bilgi ve ölümlülükle özdeşleştirilen cehalet tükenmez ve sonsuz Brahman' ın içinde gizli olarak bulunur. dünyanın “yaratıcısı” ve “efendisi”dir.özde şleştirilmişti. hem Bir. Brahman “bütün dünya” olarak betimlenir. çünkü Vedalar ça ğından beri güne ş veya ışık. “yürekteki ışık” suretinde bulunan “kişiyle ” özdeşleştirilir. Tin ve Do ğa'yı İlk Varlığın. Tinin. Kuşkusuz eski bir gelenek söz konusudur. “bu gö ğün ve her şeyin ötesinde. bu dünyalardan daha büyüktür.. Güneş her şeyin hayat ı veya atman' ı.

Bu çok say ıdaki evlilik ve erotik macera hem di nsel hem de siyasi bir anlama sahiptir.. kemikleri bir ya ğ tabakasıyla kapladı. kahramanlar ırkı ve demir ırk. Okyanus Poseidon'a. (zorlu kavgaların ardından ele geçirdiği) egemenliği dışında. tanrılar için kötü pay ı seçip. “tanrıların ve ölümlülerin kökeni ayn ıdır. Hitit ve Kenan teogonilerinin egemen izleğini oluşturur. İnsanlar. BÖLÜM ZEUS VE YUNAN DİNİ O tam bir Hint-Avrupa gök tanr ısıdır. Zeus gerçek bir egemen Hint-Avrupa tanr ısının saygınlığına kavu şmuştur. Yeraltı Hades'e ve Gök Zeus'a düşer: toprak ve Olympos ise hepsinin ortak mal ıdır. gümü ş ve tunç ırklar. Yunan dinine kendine özgü niteli ğini kazandıracak sembiyoz ve birleşme sürecini ba şlatmaktadır. Ama hem insanları korumak. Sonradan bir kaza ya da bir “günah” sonucu yitirilen. Typhon’u yere serdikten sonra. Ama Zeus. üç kozmik bölge üzerindeki egemenliği kura çekerek payla ştırır. O “uçsuz bucaks ız göğün” tanrısından daha fazlasıdır. oğlu tarafından sakatlanmas ı ve oğlun böylece onun ard ılı olması Hurri. Zeus. insanlar da yerden do ğmuştur. .. tanr ıların tartışmasız önderi ve evrenin mutlak egemeni olarak ortaya çıkar. Zeus havadır. tanr ılarla ili şkilerini kesin bir biçimde saptamak üzere. Zeus he r şeyin üstünde olan her şeydir. tanrıların babası”dır. Yunanlar ın ilk Tanr ılar grubu içinde bile yer almaz. Uranos'un denize düşen ve etrafları beyaz bir köpükle çevrelenen cinsel organlarından Aphrodite doğdu. aynı şekilde be ş insan ırkı ortaya çıkm ıştır: alt ın. insanlara eti ve ba ğırsakları bıraktı. Evren egemeni bir tanr ının. Zeus eski Hint-Avrupa gök tanrılarına.. başlangıç döneminin mükemmelli ğin ve ilk mutluluk miti ol dukça yaygındır. ne insan ın yaratıcısı olduğu halde. ilk bölünmeyi izleyen döllenme süreciyle var olmuşlardır ve nasıl ki birçok tanrı kuşağı varsa. Bilinmeyen nedenlerle. Bu öykü gök ile yerin ayr ılmasını anlatan arkaik mitin çok şiddetli bir versiyonudur. Yağın çekicili ğine kapılan Zeus. ne hayatın. “insanların. hem de Zeus'u aldatmak istediği için.. onların yerine geçmekte ve bö ylece. Evet... tanrılarla insanlar Mekone'de dostça ayr ılmaya karar verdiler. . ne dünyanın. Homeros'ta. gökyüzünün kozmik bir görüngü olarak kişileştirilmesinin çok ötesine geçen bir anlam ta şır. eti ve bağırsakları da işkembeyle örttü. Bir öküz öldürdü ve onu iki parçaya ay ırdı. örneğin Veda tanr ısı Dyaus'a benzemez. hem egemenli ğiyle hem de farkl ı yeryüzü tanr ıçalarıyla yapt ığı sayısız kutsal evlilikle doğrulanır. İşte bu nedenle.” Çünkü ilk tanr ıları nasıl Gaia doğurmuşsa. Zeus göktür.” Zeus. Onun göksel nitel iği. Hesiodos'a göre. hatırlanamayacak kadar eski zamanlardan beri tap ılan Helen öncesi dönemin yerel tanrıçalarına sahip olarak. Yalnızca evrenin yaratıcısı olmamakla kalmaz. K ısacası dünya ve tanrılar. Zeus. Zeus yerdir.X. . ilk kurban ı sundular ve Prometheus da ilk kez bu vesileyle konu ştu. Bununla birlikte. 42 .

“o güzel belayı”. sözcü ğün dar anlam ında.. o zamandan beri insanlar ölümsüz tanr ılara kemikleri yakarak sunarlar. Bu insanl ığı kendisi yaratmadığı için k ıskançlığa kapılan Zeus.. . onun bugünkü durumunun. Prometheus en büyük uygarlaştırıcı kahramand ır. .diye belirtir Hesiados. ama di ğer yandan da. özgül bir kozmolojik anlayışı dile getirir ve metafiz ikle Yoga tekniklerine yolu açarlar. dolayısıyla dualarının tanrılarla arasında belli bir “yakınlık” kurabileceğini umamaz. . İnsanlara gelince. Gerçekten de bu halklar Yüce Gök Varlıkları'na hayvan ın kafasını ve kemiklerini sunarlar. ilk insanların yerin alt ında. tanrılara gösterilebilecek en yüksek saygı olarak öne ç ıkarılmasıydı. Bitkisel beslenme düzeninin erdemleri üzerinde duran Orpheusçuluk ve Pythagorasçılık. o ölüml ü insanların baş belası. Zeus onlara kad ını. bu kötümser yaklaşım kesin bir biçimde öne ç ıkar. gö zden düşüp haklarını yitirmesinin sorumlusudur.. örnek dinsel davranış. İnsanın ilk görevi: adil olmak ve tanr ılara karşı “onur”unu özellikle 43 . insanları yok edip yeni bir soy yaratmak istiyordu. Mekone paylaşımını kabul eden insanların “günah ” işlediğini örtülü olarak kabul ediyorlardı. İsa'nın gönüllü kurban olmasından hareketle olu şmuştur. Prometheus miti dünyada “kötülü ğün” ortaya ç ıkışını açıklamaktad ır. Prometheus.. son tahlilde alt ın çağdan beri uygulanan bitkisel (vejetaryen) beslenmenin terk edilmesi anlam ına geliyordu. “insanları baştan ç ıkaracak olan ” derin ve sonsuz bir büyü kaynağıydı. Yunanlar insanl ık durumunun ne denli eğreti oldu ğunun bilincine var ınca. bir tanrı “evladı” değildir (bu düşünce birçok arkaik din ve üç tektanr ılı din tarafından paylaşılmaktad ır). bütün bilimleri Prometheus öğretti. son tahlilde “kötülük ” Zeus'un intikam ını temsil etmektedir. Bu ritüel payla şımı Sibirya'nın ilkel avcılarının ve Orta Asya'nın çoban halklarının gök tanrılarına sundukları kurbanlara uygundur. Aiskhylos'a göre. onlara bütün meslekleri ve. Onlara ateşi veren ve ölüm kaygısından kurtaran Prometheus’tu. Hıristiyanl ık ise... Bu bir yandan etobur beslenme rejiminin. Hesiodos'a göre. ne hayvan yetiştirmeyi ne de tarımı biliyorlardı. Hesiodos. “çünkü bu kaynaktan (Pandor a’dan) çıkmıştır aslında o kad ın dediklerimizin belalı soyu. Zeus'un vahşi hayvanlar gibi davranmamaları için insanlara “adaleti” bağışladığını açıklar. kültürün arkaik bir aşamasında bir gök tanrısına saygının mükemmel bir ifadesi olarak kabul edilen sunu. onlar ne mevsimlerin s ırasını. Üstelik Prometheus'un kurnazlığı Zeus'u insanlara karşı öfkelendirmi şti ve ateşin kullanımını onların elinden ald ı. Bir yandan insan. Hindistan'da kurban çevresinde yürütülen spekülasyonlar . Bu kurnaz paylaşım insanl ık açısından hatırı sayılır sonuçlara yol açt ı. karanlık ma ğaralarda karınca sürüleri gibi yaşadıklarını söyler.” Kısacası Prometheus insanl ığa iyilik yapan biri değil. Pandora biçiminde gönderdi. Promatheus destanında üstün tanr ı Zeus'un hükümdarlığına hakaret suçuna dönüşmüştür. Ba şka bir deyişle. Hesiodos'a göre bu olay.

onlar tanr ı değillerdir. paradoksal olarak.. “doğal veri ”nin bu şekilde aşkın bir dönüşüm geçirmesi özel bir estetiğin ortaya çıkışında da ifadesini bulmu ştur.. Kutsall ık şu anın. Tıpkı eski Yunanistan'da oldu ğu gibi. her türlü örgütlü toplu eğlencenin -ayin alayları. kendilerinden önce ve sonra gelen ba şka birçok halk gibi. ama Hesiodos Zeus'u kardeşlerin en genci olarak tanıtırken ku şkusuz daha eski bir anlatıyı yansıtmaktad ır. Euripides hiç duraksamadan şöyle yazar: “Eğer tanrılar çirkin (veya bayağı) bir iş yapıyorlarsa. . Ama “sınırlar”ın ve “koşullar”ın –ne türde olurlarsa olsunlar.. Tanrıların dünyası ile ölümlülerin dünyası arasında yok edilemez bir mesafe bulunduğunu savunan bir din. bir neden olmadan vurmaz lar. bu boyut her zaman açıkça görünmez. . Yunan dinsel dehas ının yaratıcı güçlerini asla engelleme yen bu trajik bak ış.. gerekir: gençlik. dinler tarihinde oldukça s ık rastlanan bir görüngüdür. . çünkü insan ın ülküsü “mükemmellik ”tir. her insan hayat ının bir sonu oldu ğunun ve e ğretili ğinin bilincine varılmasıyla başlar. . hayatın kendiliğindenliğine ve dünyanın görkemine -gelip geçici bir biçimde de olsa. şarkılar. ölümlüler kendi varolu ş biçimlerinin getirdi ği sınırları ihlal etmedikçe. Her ne olursa olsun.katılman ın mutlulu ğunu ortaya koyar. “yaşama sevinci ”nin dinsel anlamını. dind ışı türde bir eğlence değildir: Var olman ın.. Tanrılar insanı sınırlarını aşmamaya zorlad ığı için. Sonuç olarak insanın elinde kendi sınırlarından başka bir şey yoktur. insan olma durumu ve daha özel olarak da moira'sı tarafından konmuş sınırlardır bunlar. 44 . Yunanların ke şfetti ği yaşama sevinci. Ama dayatılan sınırları ihlal etmemek de güçtür. Zeus'un iktidarı suiistimal etmesine yaln ızca Poseidon karşı çıkar ve ona ait alan ın gökle sınırlı olduğunu hat ırlatır.onlara kurbanlar sunarak kan ıtlamaktır. paradoksal bir biçimde insanl ık durumunun yeniden değer kazanmasına yol açmıştır. danslar. şimdiki zamana verilen dinsel değerdir... BÖLÜM OLYMPOSLULAR VE KAHRAMANLAR Poseidon adının “Yer'in kocası” (Posis Das) anlamındadır. sa ğlık. erotik deneyimin ve insan bedenin güzelliğinin kutsal de ğerini. ama soylu bir biçimde ya şamak. Hometos'un verdiği ders budur: Şimdiki zaman içinde tam ol arak. Zeus Poseidon’un ağabeyidir. tensel zevkler veya erdemlerini sergileme f ırsatları. temsiller. insan sonunda insanlık durumunun mük emmelli ğinin ve bu nedenle de kutsall ığının farkına varmıştır. bin yılda Çin ve Japonya'da mükemmellik noktasına ulaşmış ve her iki kültürü de derinden etkilemiştir.” Kısacası tanrılar insanlara. insan bedeninin mükemmelliğini tanrılara en uygun temsil biçimi hal ine getirir.kutsalla ştırılması. Başka bir deyi şle. zaman ın elinden kurtulman ın en güvenli yolunun içinde ya şanan an ın ilk bakışta fark edilmeyen zenginliklerinden yararlanmak oldu ğunu ö ğrenmi şlerdi. özellikle 1. “doğal” olan ın ve gündelik alanın içinde bir anlamda “gizlendiği”nden. sportif yar ışınalar. Yunanlar da.. XI. O halde şimdiki zamanın sunabilece ği her şeyden yararlanmak. Halbuki a şırı mükemmellik öl çüsüz kibre ve küstahl ığa yol açma tehlikesini taşır.dinsel i şlevini yeniden keşfetmiş ve son noktas ına vardırmıştır. oyunlar. Bilgelik. İnsan hayat ının sonlu oluşunun ve “herhangi bir özelliği olmayan” bir varolu şun “sıradanlığı”nın kutsallaştırılması. şölenler vb. Ama asıl alt ının çizilmesi gereken nokta.

İyonya'da Klaros vb. Etimolojisi ne olursa olsun Yunanl ar bu ismi delphys'e (rahim) bağlıyorlardı. madenci lerin ve demircilerin “sırrı” olmu ştur. Hephaistos mitolojisi. Delphoi ’nin omphalos’u Helen öncesi ça ğda da bulgulanmıştı.Gerçekten de Poseidon'a tapan Hint-Avrupa halk ı Yunanistan'a gelmeden önce denizi tanımıyordu. Bu da her iki gelenekte müzik ve şiirin temel önemini aç ıklar. Walter Otto. Karya'da Didyma. önceleri şamanların ve büyücülerin pay laştıkları bu saygınlık daha sonra çömlekçilerin. ama özellikle bir “dünya merkezi”ydi. Başka birçok Olympos tanr ısı gibi. Nilsson'un hatırlattığı gibi. bu terim ayni z amanda vajina anlamına da geliyordu. Ama bütün teknikl erin kökeninde. ku şkusuz esrimecilerin koruyucu tanr ısı olman ın çok ötesine ge çmişti. klasik Yunanistan' ın Apollon'u da aynı unvana sahipti. kısacası teknolojinin ve zanaatın mükemmelli ğiyle birleştirir. ApolIon taraf ından bağışlanan “görüler” de zekayı uyarır ve meditasyona eğilim gösterir. özellikle şamancıl esrime için geçerlidir. bu hayvanın Hint-Avrupalı istilacılar için önemini göstermektedir. Drakon yasası. gizli bilgilerin “her zaman ruh coşkunluğuyla birlikte” edinildiğine dikkat çekiyordu ve bu durum. Poseidon atların yaratıcısı. özellikle de Arkadia'da ona bir at biçimi verilerek tapınılıyordu. bir stomios'tu. “vendetta” (kan davası) yerine devlet yetkesini geçirir: Suçu kent mahkemesi yarg ılar ve daha sonra suçluyu kurban ın ailesine teslim eder. Şamanların gizli şeyleri keşfetme ve geleceği bilme yetenekleri olduğuna inan ılır. Tıpkı Sibirya'daki bazı şaman geleneklerinde olduğu gibi. Apollon. Hippios'tur ve birçok yerde. Poseidon'a ait birçok özelliğin denizle hiçbir ilgisi yok tur. istemeden bile olsa cinayet işleyen kişi aile taraf ından öldürülmeliydi. kehanet yeri olarak bir tarih öncesine sahipti. Ayr ıca bir Anadolu köyünün yak ınında keşfedilen bir Hitit yaz ıtında Apulunas. kurbanın ruhunu yat ıştırman ın ve suçun yarattığı kirlenmeyi uzak tutman ın tek yolu buydu. Törelere göre. bu tanr ıya inananları aynı vasıflarla donat ır. Göbek deliğinin simgesi olan bu terim. güçlerini ald ıkları “ateşe egemenlik” bulunur. o da Yunanistan an akarasındaki kutsal yerlerine sonradan gelmiş izlenimi vermektedir. Delphoi Apollon'dan önce de. son tahlilde bu görüler insan ı “bilgeliğe” götürür. Bununla birlikte şu iki vasıf arasında oldukça anlaml ı bir süreklilik bulunabilir: “Şaman vas ıfları” ve Apolloncu vas ıflar. tam Apollon'un bahşettiği türden yetenekler olan görüler. Poseidon'un atla ilişkileri. “kapıların tanrısı” ismi okunabilmi ştir. üreme organlar ıyla ilişkili bir anlam yüklüydü. böyle bir büyülü gücün kayna ğını madencilerin. O atların tanrısı. demircilerin ve zanaatkarların meslek sırlarıyla. Gizemli oyuk bir ağız. babası veya atları paylaştıran tanrı olarak sunulmaktadır. ölümlülerin sonuncusu olmakt ı. İnsanı tanrılardan ayıran sınırsız mesafeyi Zeus'tan sonra en iyi yansıtan tanrı olan Apollon’un yazgısı. Apollon'un Asya kökenli oldu ğu görüşünü desteklemek için. Şamanlar kendinden geçme haline şarkı söyleyip davul çalarak 45 . en büyü k tapım yerlerinin Asya'da bulunmas ı kanıt gösterilir: Lykia'da Patara.

. Apolloncu dinginlik Yunan insanı için tinsel mükemmelli ğin ve buradan hareketle aklın simgesi haline gelir. Ama canavar do ğurmak yer tanrıçalarını özelliklerindendir. vahşi hayvanlar ı ve hatta ta şları büyüler. yay ve okçuluk simg eselliği başka tinsel durumlar ı ortaya çıkarmaktad ır: Mesafeye egemenlik ye dolay ısıyla. bilim. Miken prenslerinin müstahkem sar aylarının koruyucusu bir Saray ın Kutsal Kadını'ydı. dünya ve insan varoluşu hakkında tamamen Yunanl ara özgü ve yinelenemez bir dinsel bilgiyi temsil eder. yani hem bir av tutkunudur hem de yabani hayvanlar ın koruyucusudur. Olympos tanrıları arasında yaln ızca Athena'nın anası yoktur. ateşi o bulmuştur. yay ve lir arasında oldu ğu gibi. somutun ak ışkan olmay ışından kopu ş. zıtlar arasında bir gerilimin sonucu olduğunu söylüyordu.. her türlü hilel i işin ve dolab ın somutla şmış halidir. tanrılar tarafından verilen tanr ısal örnekler olarak kabul edilir. İnsanlarla ilişkilerinde hem tanr ı. Budha ve başka kahramanlarla mucizevi kişilikler için de kullanılmıştır. Bu tanr ıçanın arkaik niteli ği ortadadır: O öncelikle tam bir Yabani Hayvanlar Tanrıçasıdır.. Apoll on’dan alınacak gerçek ders Delphoi'nin me şhur deyişinde ifade edilmi ştir: “Kendini. Efes'te analık işlevi heykellerde o kadar grotesk bir tarzda tasvir ediliyordu ki. Ürkütücü canavarların . Artemis. Apollon'un ikinci simgesi olan y ay da şamanist esinli katkı dağarcığının parçasıdır. Hera da yaln ızca evlilik tanrıçası değil. onu bir Yunan tanr ıçası olarak kabul etmekte duraksanmak tadır. Kısacası. lir çalarak tanr ıları. . Athena herhalde. her türlü zihinsel yo ğunlaşma çabasını beraberinde getiren sükunet ve dinginlik. yay simgeselliği ise bütün dünyada yaygındır. bilgelik.... Apollon sayesinde.. Ama di ğer yandan o.. ayn ı zamanda evrensel bereket tanrıçasıydı. bereketi ve analığı bilen yabani hayatı yönetir. esrime yolculuklarına çıkan şamanların maceralarını örnek alm ıştır. Doğar doğmaz kardeşi Apollon'un sürülerini çalar. bu nedenle hırsızların yoldaşı ve koruyucusu olmu ştur.. bununla birlikte aynı sıfat Rama. Hera'dan sonraki en önemli Yunan tanr ıçası hiç ku şkusuz Athena'dır. Apollon. . ama onun ritüel içinde kullanımı Şamanizmin sınırlarını aşmaktadır. annesi olarak kabul edilirdi. Orta Asya ve Polinezya'da bilinen en eski destansı şiirler. .. tan ı!” Zeka.. Artemis'in diğer dillerdeki adları arasında Frigya'da Kybele'yi ve Kapadokya'da Ma'yı saymak gerekebilir. “uzaktan oklayan”dır. . Herakleitos uyumun. en başta Apollon olmak üzere. şaman tekniklerini ve simgeselliğini dönüştürdüğü gibi.haz ırlanır. bu arkaik izleğe de parlak bir biçimde yeni bir değer kazandırmıştır. hem düzenbaz hem de usta bir zanaatk ar olarak davranır. Lydia'daki bir yaz ıtta “Artimis ” biçiminde bulgulanan Artemis'in ismi. ona savaşçı bir tanrıçanın vasıflarını ve güçlerini kazandırmıştı. Ama Yunan dehası. . onun do ğulu kökenini belirtir. Euripides onu “işlerini gece görenlerin tanrısı” diye anar. 46 .. Hermes. Apollon yeni bir teofani. . kadın ya da erkek meslekleriyle ilişkili bir ev tanrıçası olmakla birlikte. aşkı ve evliliği değil. O tam bir varl ık bağışlayıcıdır: Her türlü talihin Hermes' in bir bağışı olduğu söylenir.... “an”dan.. Apollon'un en önemli simgesi liridir.... bir savaş ve yağma döneminde kalede bulunmas ı.

onlar kandaş grupların ataları ve bazı temel insani etkinliklerin “ilk örnek niteliğinde temsilcilerindir ”. tanrısal bir kökene sahip olduklar ı kabul edilmektedir. tensel isteklerin engellenemez ve akıldışı niteliğini vurgulayarak. Pindaros üç varl ık kategorisi saptıyordu: tanrılar. insanları ve tanrıları birleştiren unsuru cinsel itki ol arak görmektedir. Aphrodite. Tanrıların soyundan gelirler. kahinlik ve tıp. Etkinlikleri insanların ortaya çıkışından sonraya rastlar.... dolayısıyla anlaşılabilirliğine güveni gerektiren baz ı meslek ve yeteneklerin “kutsal” niteli ğini veya tanrısal kökenini ortaya koyar. kahramanlar ın “biçimbilimsel ” yapılarını şöyle betimledi: Kahramanlar. zeka. ... Tanrıça. . Hafifme şrep bir tanrıça görünümü arkas ında. Birçok örnekte kahraman ın ölümü çok dramatiktir. hayvanları.. Aphrodite taraf ından k ışkırtıldıkları için. Kahramanlar tanr ılar gibi ölümsüz de ğildir gerçi. .. göre. Kısacası cinselliğin dinsel açıdan gerekçelendirilmesi söz konusudur. savaş. üç varoluş biçimini. siteler kurarlar ve tapımlarının yurttaşlıkla ilintili bir niteliği vardır. ama kimi zaman “iki babalı” olarak bilinirler. F. Büyük bir tanr ının hadım edilmesi izle ği doğu kökenlidir. gerçekten yaşamış ki şilikler (savaşçılar veya ruhban sınıfından kişiler). dinsel deneyimin en derin kaynaklarından biri gizlenmektedir: Cinselliğin aşkınlık ve mysteria olarak ortaya ç ıkışı. Onun. Kahramanlar ın doğumları ve çocuklukları sıradan değildir. filozoflar çağında. erginleme törenleri ve mysteria'larla yak ın ilişkileri olan kişiliklerdir. dünyan ın uyumuna. Kahramanlar ın özgül nitelik lerinden biri de ölümleridir. Zeus zeka tanrıçası Metis'i hamile iken yuttu ve Athen a babasının kafatasından dışarı çıkarak do ğdu. Uranos'un denize atılan cinsel organlarından çıkan köpüklü tohumlardan doğmuştur. şairler veya alimler tarafından yaratılm ış kahramanlar vb.. ama 47 . Brelich. tanrısal ilmin ve insanların bilgeli ğinin simgesi haline nasıl geldiği anlaşılmaktadır. A. .. Zeus'un aşk maceralarına da bir gerekçe bulmaktadır. Farnell’e .. ölümün. kahramanlar. Homeros Övgüsü.. . insanlar. ama yap ıların henüz tam yerine oturmadığı ve kuralların henüz yeterince yerleşmediği bir başlangıçlar dönemi söz konusudur.... o yedi kategori ayırt ediyordu: tanr ısal veya ritüel kökenli kahramanlar. Ayrıca bazı tuhaf. kahramanların hepsinin kökeni aynı değildi.. bereketin. pratik buluşçuluğun yan ı sıra kendine hakim olmay ı. kesinlikle do ğu kökenli bir tanr ıçadır... çatışma. çünkü cinsel aşırılık ve tecavüzlerin bile.. .. sınavlarda sükuneti. teknik beceri. Athena ise.. Diğer tanrılar hayatın.. Onların varoluş biçimleri de "kök enler" çağının tamamlanmam ış ve çelişkili niteliğini ortaya koyar. . esinledi ği. ölümlerinde özel bir yönün öne ç ıktığı. Diğer yandan Övgü. hatta canavarca özellikler ve insanüstü doğalarını ele veren sıra dışı davranışlar kahramanlara özge niteliklerdir.R. . Metis tanr ıçasının. yücelttiği ve korudu ğu fiziksel a şk tensel birleşmedir.. toplumsal kurumlar ın vb kutsall ığının sayısız biçimlerini temsil ederler. ..

48 . .. . imegelem gücünü ve düşünce çabalar ını beslemiş. ama hybris'leri Olymposlular taraf ından her zaman zalimce cezaland ırılır. Olymposlular için kurbanlar gırtlaklar ı göğe çevrilerek kesiliyor. Olympos sunakları. Olymposlular için adanan kurban ak. genel adetlerin aksine kahramanların ölüleri sitenin içine gömü lür. BÖLÜM ELEUSIS MYSTERlA’LARI Demeter'in onu ölümsüzle ştirme kararı hem evlat edinme isteği (Persephone'nin boşluğunu dolduracakt ı) hem de Zeus'tan ve Olymposlulardan alınan bir intikam olarak yorumlanabilir. Onun ne mezarı ne de kalıntıları bilinir. yüzyılda başladı.. Bu başlangıç çağında kuralsızlıklar ve her türden suiistimaller (yani daha sonra canavarlık. teknikler. Kahramanların ardından insanlar dünyasında yaratıcı zaman. Kahramanlar tanr ılarla sanki eşitleriymi ş gibi çatışır. bir insan ı tanrıya dönü ştürmek üzereydi..sonrasında ortaya çıkar. Ama Herakles “mükemmel kahraman. Kahramanlar yaln ızca Yunanistan'da böyle hatırı sayılır bir dinsel sayg ınlığa erişmi ş.. hiçbir canlı insan ondan yiyemezdi. bir yeralt ı mağarası veya belki bir mezarı temsil eden adyton'du. yerin üzerinde ve kimi zaman belli bir yükseklikte klasik tap ınak türündeydi. hatta tap ınaklara bile kabul edilirler. . Tanrıçaların insanlara böyle ölümsüzlük verme gücü vard ı ve bu konuda e n bildik yöntemler. Hera tarafından evlat edinilir ve tanr ı olup. kahramanlar ve yer tanr ıları için ise akşam veya gece düzenleniyordu. Bütün bu çeli şkili de ğerler yüklenmiş ve canavarca özellikler. . kesin olarak kapanm ıştır.” kahramanların yaratımlarının -kurumlar. Diğerleri ölçüsüz hybris'lerine karşın “ölümsüzleşme” çabalarında başarısızlığa uğramışlardır. yer tanr ıları ve kahramanlar için ise kara renkte olmal ıydı ve sunulan kurban tamamen yak ılıyordu. sanatlar. kutsal de ğerlere tecavüz kahramanlığın doğasına özgü ölçüsüz bir hybris'i ortaya koyar.. ate ş kullanılması veya tanrılığa aday insan ın pi şirilmesiydi . Hybris'ini hiçbir ceza görmeden aç ığa vuran yaln ızca Herakles'tir. Kahramanlar ın aşırılığı sınır tanımaz.. yer tanrıları ve kahramanlar için ise g ırtlaklar yere dönük oluyordu.. Tanrıçaların bile ırzına geçmeye cüret ederler. Bununla birlikte kural ihlallerinin ve aşırılıkların yasaklanacağı “insanlar dünyas ı. Olympos ’un diğer tanrıları yanında yerini alır. Eleusis MÖ 1580. . yüzyılda yapıldı. odun yığınından yükselen alevlerin üzerindeki tanrılaştıran intiharıyla ölümsüzlüğe erişir. XII..ölümlerinden sonra da etki nlik göstermeye devam etmeleriyle insanlardan ayrılırlar. mysteria'lar da yine XV.” Pindaros'un deyimiyle “tanrı-kahraman ”dır. ama ilk tap ınak (bir oda ve dam ı taşıyan iki iç sütun) MÖ XV. bu sapıkça davranışlar... Demeter. edebi ve sanatsal yaratıcılığı desteklemiştir. insanların dünyas ı henüz yaratılmadığı sıradaki “kökenler” zaman ının akıcılığını hatırlatır.. kutsallıklara saldırmakta duraksamazlar . günah veya suç olarak mahkum edil ecek her şey) doğrudan veya dolaylı olarak yaratıcılık işini kışkırtır.1500'e do ğru kolonile ştirilmiş gibidir. Kurban törenleri.. Olymposlular için güne şli sabahlarda. yasalar. kahramanlar ve yer tanrıların sunağı ise basık bir ocak.

BÖLÜM ZERDÜŞT VE İRAN DİNİ Birçok dinsel dü şünce de İran'da keşfedildi. Bunların yalnızca en önemlilerini hat ırlatmakla yetinelim: Birçok düalist sistemin (kozmolojik. yeniden de ğer kazand ı veya sistemleştirildi. dinsel düalizmler) birbirine eklemlenmesi. son ol arak da Rönesans döneminde gerek İtalyan Yeni Platoncuları gerekse Paracelse veya John Dee tarafından yeniden geli ştirilen. Birkaç kuşak sonra. yani merkezinde Ahura Mazda tapımı olan Mazdeizmi temsil eder.Erginlenme. XIII. bu yöntembilimsel tavr ı paylaşan yazarlara göre." sır tutulmas ını olmazsa olmaz bir ko şul olarak dayatıyorlardı. Bu açıdan. büyük olasılıkla. Olympos dini taraf ından bastırılmıştı. en çok kullan ılan klişelerden biri büyük filozofların şifreli yazılarına. Yeni-Pythagorasçılar ve yeni-Platoncular zamanında. Erginlenenler ancak ölümden sonra bir araya geliyor ve erginlenmemişler kalabalığından ayrılıyorlardı. Ama bu tür "vahiyler. Hayat ile ölüm arasındaki gizemli süreklili ğin ortaya ç ıkması. bin yılda Hint-İranlılar tarafından paylaşılan dinde reform yapm ış.. yani MÖ II . Gerek tıp gerekse felsefe “ererek ula şılabilecek s ırlara” sahip olmakla ünlüdür ve çeşitli yazarlar bunlar ı Eleusis sırlarına benzetir. vahyedilmesi epopteia adayını kendi ölümünün kaçınılmazlığı düşüncesiyle barıştırıyordu. çok basit bir “erginlenme” aracılığıyla artık bütün dünyada herkese açıktı. bazı irfani mitler. Mysteria'lar özellikle iki tanrıçayla ilgili baz ı "vahiyler"le ünlüydü. kolektif bellek önde 49 . geleneksel etnik dinde. İkinci perspektifte.” yani mahsul bolluğunu sağlamaya yönelik törenler. kurtarıcı miti. Pisistratos’tan sonraki Eleusis Mysteria'ları sitenin geleneksel dinsel kurumlar ına karşı çıkmadan Olympos dinini ve halk inançlarını tamamlayan bir dinsel sistem olarak kabul edilebilir. Eleusis'in başlıca katkısı ölümden sonra koruyuculuk sağlama türündeydi ve bu nedenle mysteria'lar Atina tarafından hemen onaylan ıp koruma alt ına alınmıştı. hala ritüel yap ısını koruyordu. Avrupa'ya yay ıldıktan birkaç bin y ıl sonra. ama “meslek s ırları. Magus mitolo jisi. Tarım. ahlaki. Eski Avesta'nın dörtte üçü kaybol muştur. Tar ımsal türde bütün arkaik dinle rce paylaşıldığına kuşku olmayan bu düşünceler. tarihsel bir kişiliktir. bedenlerin yeniden dirilişi öğretilerini. “Mazdeizm dinini ” oluşturan müminler tarafından bir mükemmel örne ğe dönüştürülmesi doğaldır. iyinin ni hai zaferini ve evrensel kurtuluşu ilan eden “iyimser” bir eskatolojinin geli ştirilmesi.. Eleusis mutlaka yeni bir dinsel boyut da keşfetmiş olmal ıydı. bu ki şiliğin tarihselli ği bile tart ışmalıdır. Tarihsel Zerdüşt kişiliğinin. Zerdü şt dini İran dininin yalnızca bir yönünü. Zerdüşt peygamberin gerçekleştirdiği bir “reform” söz konu su olmad ığı gibi. hem tanr ısal dünyayla yak ınlığı hem de hayat ile ölüm aras ındaki sürekliliği ortaya koyuyordu. Esas olarak iki tarih yaz ımı perspektifi söz konusudur: Birincisine göre Zerdüşt. . üstatların gerçek ö ğretilerini yalnızca erginlenmi şlere açıkladıklarına ilişkin görüştü.

. Zerdüşt'ün Ahura Mazda adına saldırmaktan çekinmediği bu rahipler... kavi denen şefleri ve karapan.öykünür ve müritlerinden de ba şka bir şey istemez. parolaları öfke olan “erkek cemiyetleri” vardı. di ğer ikizin. Meşhur bir gatha'sında Ahura Mazda'ya kendisini koruyup yardım etmesi için yakarırken.. Zerdüşt'e yeni dinin vahyi doğrudan doğruya Ahura Mazda'dan gelir. Zerdüşt evliydi ve iki çocu ğunun adı bilinmektedir. Zerdüşt yoksuldu. (mırıldanan). sığır kurban edenlere şiddetle saldırır. diğerinin kötülüğü ve ölümü seçti ği açıklanır.gelen bir ki şinin gerçek ya şam öyküsünü korumay ı başaramaz. Zerdüştçü reformun özü. Angra Mainyu'nun da (Yıkıcı Ruh) babası olması gerekir. AIlah'a inananların kendilerini gördüklerinin aksine). İnsan Ahura Mazda örneğini izlemesi konusunda uy arılır. .. kurban rahibi ve ilahi okuyu cuydu. şöyle hayk ırır: “Niye güçsüz olduğumu biliyorum ey Bilge: Çünkü sürüm küçük ve az adamım var. 50 . Zerdüşt'ün MÖ 628-551 arasında yaşadığı saptanabilir. kötülerin uğrayacağı ceza ve erdemlilerin alaca ğı ödülle me şguldür. Rivayete göre Zerdü şt. Bu Zerdüştçü topluluğun karşısında. tanr ıya öykünmedir.. babasının adı Pourusaspa'ydı (“atı benekli”). Dünyay ı düşünce yoluyla yaratmıştır. Ama bu durumda. yani dile getirdiği çağrının yalnızca erdemlerini ifade eder ve bu çağrı.. ama şarkılardan yararlanan her. Ama çok geçmeden tepkile r geldi ve peygamber kaçmak zorunda kald ı. Zerdüşt. söz konusu ki şilik bir ideal örne ğe dönü şür. tapım sisteminin şamancıl kabul edilemeyeceğini ekleyelim. Yahve'ye. düşmanları ve kötülüğü silah zoruyla uzak tutmaları konusunda te şvik etti. Yoldaşlarını. Spenta Mainyu'nun (İyiliksever Ruh) babasıdır... bunlardan küçü ğü kızdı .. . Zerdüşt'ün etkinliğinin MÖ 1000-600 yılları arasında bir tarihe yerleştirilmesi önerilmi ştir. "düşünce yoluyla" Ahura Mazda'yı "birinci ve sonuncu olarak. Bazı şamanların esrime haline uzun uzun şarkı söyleyerek geçtikleri biliniyor. Fryana a şiretinin reisi Viştaspa'nın yan ına sığındı ve onu vazettiği dine çekmeyi başardı.. bu da creatio ex nihilo'ya {hiçlikten yaratma} denktir. Zerdüşt. Mazdeizmin iki özgül motifinin sürekli yinelendiğini akılda tutalım: Do ğaüstü ışık ve demonlarla sava ş. “İ skender'den önce 258 y ılı”ndan söz eden Mazdeist gelenek doğru kabul edilecek olursa. başlangıçta bu iki Ruhtan birinin iyiliği ve hayatı." yani başlangıç ve son olarak kabul etti ğini açıklar. Ahura Mazda birçok Kendili ğin ve ikiz ruhlardan birinin.” Çağrısıyla seslendi ği topluluk. geleneksel Ari dininin bekçileridir. veusig (kurban edici) denen rahipleri bulunan yerle şik çobanlardan olu şuyordu. ama tercihinde özgürdür. . kişiliğin somutla ştırdığı örneğe özgü örnek oluşturan olaylarla yansıtılır. . At yeti ştiricisi Spitama (parlak saldırılı) kabilesindendi. erkek cemiyetlerindeki tapımın ayırt edici niteliğini bu tür kanl ı ritüeller oluşturmaktad ır.. Kendisini Tanrının kölesi veya hizmetkarı olarak hissetmez (Varuna'ya... Zerdüşt'ün zihni sürekli.. Bunu kabul ederken tanrısının başlangıç davranışına -iyinin seçilmesi.

başka bir deyişle. Dolay ısıyla her Mazdeist kötülüğe karşı savaşmalıdır.. reislere ve onların uyruklarına gönderme yapmaktadır. Bu ilham süresince kurban rahibi tinsel özünü bedensel doğasından ay ırmayı başarır. başlangıçta karşıtlık iki Ruh arasında ortaya çıkar. Eğer Gatha'lar Zerdüşt'ün eseriyse -ve bilginlerin neredeyse tamam ının görüşü bu yöndedir. Zerdü şt'ün müritlerinin önüne koydu ğu örnek. en ba şından itibaren Y ıkıcı Ruh'un tercihinin ne olacağını biliyordu. Özetle. 51 . çünkü Ahura Mazda' nın karşısında bir "karşı-tanrı" yoktur. onun bu dünyaya hangi biçimde müdahale etti ğini kesinle ştirmeyi başarır ve Tanrının “baş melekleri” aracılığıyla kendisine. Ahura Mazda her şeyi bildi ği için. kutsall ığının ve iyiliğinin vahyedilmesidir. kurban töreni arac ılığıyla maga'lığa. Ritüel biçiminde haoma'yı içen kurban rahibi kendi i nsanlık halini aşar. Mazdeizmde. Zerdüşt için kullanılan sığırtmaç nitelemesi ise. Ritüeli yapan rahip.Zerdüşt'ün teolojisi terimin ke sin anlamında "düalist" değildir. bu da ya Tanr ının her türlü çelişkinin üstünde oldu ğu ya da kötülüğün varlığının insan özgürlüğünün ön ko şulunu oluşturduğu anlamına gelebilir. Gerek İran'da gerekse Brahmancı Hindistan'da kurban tekni ği ve eskatolojik i rfan bir dinsel seçkinler grubu taraf ından geliştiriliyor ve bat ıni bir gelenek oluşturuluyordu.peygamberin. Tanrının ve diğer tanrısal Kendilik'lerin seçimidir. inananlara nasıl yardım ve destek verebildiğini de aydınlatır.” yani “ilim”in. “bilgeliğin. yani içinin “aydınlanmasını. kesin ve yararlı bilginin i şlevini ve dinsel de ğerini öne çıkartmaktadır.. Kuşkusuz terimin modern anlamında soyut bir bilim değil. Zerdüşt.. daeva'ların dinine karşı gerçek dini seçer.” “ilham dolmas ını” sağlayan bir esrime deneyimi yaşar. Zerdüşt Ahura Mazda'nın yan ına Ameşa Spenta'ları katarak. Mazdeist Ahura Mazda'yı seçerken kötüye karşı iyiyi. . ama yine de bunu engellemedi. iyi Dini payla şan insan ı ifade etmektedir. Zerdüşt'ün ça ğrısının hareket noktas ı Ahura Mazda'nın her şeye egemen gücünün. ileri sürüldüğü gibi her Mazdeist’in sürü hayvanlar ını koruma ve onlara iyi bakma ödeviyle ilişkili değildir. Zerdüşt'ün s ığırtmaçlığını yaptığı sürü hayvanı. Ahura Mazda'ya yakınlaşır ve evrensel yenilenmeye önceden somut olarak kat ılır. dünyanın yapılarını ve onlarla ba ğıntılı değerler evrenini hem keşfeden hem de kuran “yaratıcı” düşünce söz konusudur. Bu olgu yerleşik çiftçilerle göçebeler arasındaki çat ışmanın bir yansıması olarak yorumlanm ıştır. . Antik Yakındoğu'nun ve Hindistan’ın her yerinde bulgulanan “çoban” ve “sürü” mecazları. geri döndürülemez ahreti ilan etti ği sonucuna var ılabilir. Peygambere do ğrudan Tanr ıdan gelen bu vahiy tektanr ılı bir din kurmaz. öküze sayg ı önemli bir rol oynamaktad ır. dönemsel olarak yenilenen kozmik döngüye ilişkin arkaik ideolojiyi yıkmaya çalıştığı ve Ahura Mazda tarafından karar verilip çok yakın bir zamanda gerçekleştirilecek.. geçer. iki özün “karışması”ndan önceki safl ığa ve masumiyete yeniden ula şır.

Dinler tarihinde bu görüngüye sıkça rastlan ır: Bir tanrıya. kurban töreninin kozmogoniye ilişkin temel işlevi öne çıkarıldı: Aslında eskatolojik Yenilenme insanlığı kurtarmakla kalmaz. yani bir tapınak yaptırmak. yani ulu tanrının (Ahura Mazda) bir zaferi olarak yorumlanabilir. bu ilahi Mithra’nın “dine döndürülmesi”. Nevruz ’un. insan ı yaratan. Diğer Hint-Avrupalılarda da oldu ğu gibi. kutlanmasına ayrılm ış kutsal bir başkent olarak tasarladı ve in şa etti. Her Mazdeist kral içi n. bunlarla eski Hindistan'daki durum aras ında bir yak ınlık kurulabilir.Zerdüşt’e inananlar ın kenevir kullanmasına ili şkin baz ı anlatı bölümleri gerçe ği yansıtıyorsa. teolojileri Gatha'lardakiyle aynı düzeydeydi. Helenistik dünyada Zerdü şt. bütün Yeni Y ıl ritüel senaryoları gibi. insan ın mutlulu ğunu yaratan. Zerdü şt 77 yaşında iken. en mükemmel dinsel davranış bir ateş kurmak. Ahemeniler Zerdüştçü olmasalar bile. Dara'yı çok kişinin tek kral ı.. Kutsal ate şlerin kurulu şu. Mithra Mazdeizm içinde. ve tamamen ahlaki kaygılarla yüklüydü.. ona gelir bağlamak ve rahipler atamaktı. bir ate ş tapınağında öldürüldü. temizlenmesi ve sürdülmesi Mazdeizm’de başka yerlerde bilinmeyen boyutlara ulaşmıştır. Turanlı Bratvarkhş tarafından.. Nihai amaç evrensel yenilenme oldu ğu için.. Rivayete göre. olduğu için. Yüce Tanrı veya yalnızca diğerleri' ı: gibi ulu Tanrı olarak kabul edilen Ahura Mazda'ya İrani ülkelerde Zerdüşt'ten önce de tapılıyordu. kozmogoninin simgesel yinelenişiyle dünyayı yeniliyordu. esas olarak ateş önünde gerçekleştirilen bir haoma kurbanıdır. Zerdüştçülük batıya doğru yayılırken başka din türleriyle kar şılaştı ve onlar ın etkisinde kaldı. Dara Persepolis’i Yeni Yıl bayramının.. . Yasna. Ahura Mazda'nın bu i şlevi tamamen ona b ırakması. bedenleri 52 . Mazdeizm'de. ritüelin yaratıcı işlevinin yüceltilmesiyle gi derek güçlendirildi. Ahura Mazda “bu yeri yaratan. ama kötülük güçlerine kar şı mücadele Mazdeizm'in ana yükümlülü ğü. Hint-İran mirasının bu şekilde öne çıkarılması tabii ki güçlü direni şlere de yol açtı: Nitekim daha geç dönemlerde kanl ı kurbanlar kesin olarak kaldırıldı ve sarho ş edici içki olarak kullan ılan haoma da kaybolup onun yerini bir bitki özsuyu. Nevruz. gerekli "bütünlüğü" elde etmesi için kimi zaman birbirleriyle çelişen birçok vas ıf yüklenir. su ve süt karışımı aldı. Yima ve Haoma ritüelinin kanl ı kurbanlarla birlikte yüceltildiğine dikkat çekelim.. gö ğü yaratan. büyük tanr ılar katına geçici veya kal ıcı olarak yükseltilebilmesi amac ıyla. .. örnek din adamı (Magus) olarak yüceltildi ve İtalyan Rönesansı'nın filozoflar ı ondan hep Magus diye söz etti.. Ahemenilerin Mazdeizmi de hiç değişmeden kalmad ı. Ahura’da belli bir işlevsizleşme e ğilimi bulundu ğuna i şaret ediyor. Dara'nın Persepolis yak ınındaki Nak ş-i Rüstem'de oydurduğu ilk yaz ıtta. çok ki şinin tek efendisi yapan ulu bir Tanrı” olarak yüceltilir. Buna ko şut olarak. başrolü ritüel ate şi oynar. özellikle daeva'lara ve dinsizlere karşı savaşın şampiyon tanr ısı olarak yükselmi şti. İyi Din'in kurtarıcı işlevi. .

Ama Zerdü ştçülük.. özellikle de bedenlerin yakılması ve bir kavanoza konan küllerin topra ğa gömülmesi. Bu z ıtlık bedenin dinsel aç ıdan değer yitirmesine neden olmaz. . Ayrıca Tanrı ruh. Yahve'nin temsilcisi olarak... krall ığın ilan ını ve tahta ç ıkmayı içerir.: Kuzey krallığı veya İsrail krallığı ve Güney krallığı veya Yahuda krall ığı. İnsan da. Bu da yok edilemeyecek. böylece tapınak tapımını soydan geçen monar şiyle birleştirdi. Yaradan ve dünyanın kralı olan Yahve ayni zamanda kendi yarattığının yargıcıdır.. insan ettir.. tapınağını Kudüs'te. bozulmayacak yeni bir yaradılış anlamına gelir. . krallık sarayının yanına inşa etti. Tapınağın inşa edildiği Siyon Da ğı bir “dünya merkezi ”dir. tanrısından korkarak yaşamalıdır. Kudüs Tap ınağı milli tap ınağa dönü şür ve krall ık tapımı devlet diniyle özdeşleşir. bildirdi. Do ğu İranlılar ritüel olarak dövünüyorlar. . tıpkı eski Do ğudaki diğer hükümdarlar gibi kozmik düzeni sürdürmek. kutsal ya ğ dökülmesini. kendi bedenlerine vuruyorlar ve kimi zaman bunun sonu intihara kadar varıyordu. Orta Asya bozkırlarına özgü bir adet daha da arkaiktir: Bedenlerin belirli bir yerde açık havaya bırakılması ve orada akbabalarla köpekler taraf ından parçalanıp yenmesi.dirilterek onu yeniden yaratır. Tanr ı ona “soluğu” veya “ruhu” üflediği için canlı bir varlıktır. doğrulukla yargılayacağım” Doğrulukla yargılar. Zerdüştçülükle birlikte diğer bölgelere de yay ılmıştır. tanrısal düzeni bilmek ve ona uymakt ır. XIV. çünkü o Tan rının sureti olarak biçimlendirilmi ştir ve do ğaya hükmeder... Yahve'nin “kulu” veya “hizmetkarı” olan insan. bu durum Tanr ının mutlak hakimiyeti ve ebedili ği ile çelişir. adaleti sağlamak. Yahve “Yaşayan Tanr ıdır” başka bir deyişle hem “konuşamayan” ve yürümedikleri için taşınmaları gereken putlardan hem de yerde biten otlara benz eyen insanlardan farkl ıdır. Yine de insan yaratılmış diğer varlıklardan ayrılır. İnsanın dinsel ülküsü “doğru” olmak. “Belirlediğim. hem kozmik hem de toplumsal nitelikteki adaleti evrenin temel kuralını oluşturur. Peygamber Mika'nın hat ırlattığı gibi : “Ey insanlar Yahve iyi olanı size. Angra Mainyu’nun icad ı olduğunu aç ıkladığı ağlama ve dövünmeleri kesinlikle yasakladı. ama hayat ı kısadır. özellikle de Adem'in kendini Tanrıya benzetmek istemesinin sonucudur. BÖLÜM KRALLAR VE PEYGAMBERLER DEVRİNDE İSRAİL DİNİ Taç giyme töreni. insan varoluşunun kısa ve geçici niteliğini vurgular. İnsanın ölümlülüğü. Onun hem ahlaki. İsrail kralı. Yasa'yı. ülkenin bereketini sa ğlamakla görevlidir.. Batı İran'da bulgulanan ritüel. Sonuç olarak dinsel tören usulleri dünyan ın yapılarını yenilemeye yöneliktir. sadakati sevmenizden ve alçakgönüllülükle yolunda yürümenizden başka tanrınız Yahve sizden ne istedi?” 53 . adil davranmanızdan. Süleyman. ilk günahın. başka ritüellerin yan ı sıra. . İtaat en mükemmel dinsel davranıştır. zaman ı gelince. zayıfları korumak. Süleyman ölünce krall ık ikiye bölündü.

Doğrudan Tanrı Söz'ünü duyurduklarından hiç kuşku duymazlar.Bir kutsal metin yorumcusuna göre. Bu oldukça kalabal ık profesyonel peygamber kategorisi Eski Ahit'te sahte peygamber olarak kabul edilenleri de kapsar. Ho şea'nın duyumlarına kavmi taraf ından ihanete u ğrayan Tanrının kırgınlığı hakimdir. tanımı gereği suçludur: “İ nsan gerçekten temiz olabilir mi? Kad ından doğan biri doğru olabilir mi? Tanrının Şeytanın tuzağına dü şmesi. Eşler arasındaki bu a şk. kimi z aman kendini esrime yoluyla gösterir. ama ona ba ğlı kalmamış.. “başkasınca sevilmiş. “fahişe” olmuş. Birinci grup tap ım peygamberlerinden olu şmuştur: Tapınakların yak ınında yaşar ve rahiplerle birlikte ritüellere katılırlar. çok iyi bilinen bir görüngüdür bu. Bütün büyük peygamberler seçilmişliklerinin gerçekliğine ve ça ğrılarının aciliyetine içtenlikle ve tutkuyla inan ır. Eski Ahit ’in Tanrıyı algılama biçimini özetler. onun davranışlarını yargılamaya olanak yoktur. Zina etmi ş” bir kadın almasını söylemişti . Bunlar krallık tapınaklarıyla ili şkili. Ayrıca arkaik ve geleneksel toplumların “kutsallık uzmanları” gibi. çağrılarını bir mesleğin üyeleri olarak değil. Tanrının dehşet verici varlığının ve peygamberin üstlendi ği görevin ağırlığının yol açt ığı duygusal sarsıntılar söz konusudur. onun öncülüdür. Bununla birlikte Eyüb sorunu iyi anlamıştı: Eğer her şey Tanrıya bağlıysa ve e ğer Tanrı erişilmezse. Yaratılmış olan.. Tanrının habercisi olduklarını açıklarlar. Kahinlerin ve gezgin görü sahiplerinin dışında.. saf ve dindar birçok ruhu hala huzursuz ediyor. mümin aç ısından Eyüb Kitab ı kötülü ğün ve adaletsizli ğin. İsrail Yahve'nin e şiydi.. azıcık gıdayla kalabalıkları besler. güçle iyiliğin buluşması.. 54 . başka bir deyişle kendini Kenan' ın bereket tanr ılarına vermi şti. . Birçok kez krala beklediği zaferi kazanacağını bildirirler. Mademki her şey Tanrının isteğine ve iradesine bağlıdır o zaman müminin ba şına gelen her şey dinsel bir anlamla yüklüdür. “Bugün ‘nebi’ (peygamber) denilene eskiden ‘kahin’ (bilici) denirdi”. bazı insanları hasta ederler vb. iki peygamber kategorisi ayırt edilmektedir. .. Yahve ona bir başka evlilik yapmasını. peygamberler de kehanet yeteneklerine sahiptir ve büyülü türde mucizev i güçler sergilerler: Ölüleri diriltir. saray peygamberleridir. Tanrının peygamberin ruhuna girmesi. K ısacası. Ama Tanrının yardımı olmadan insan ın büyük günah ın sırrına erebileceğini sanmak bo şunadır ve aynı zamanda dinsizliktir. İsa'nın bedel ödeyerek insanl ığı kurtarması inanc ının habercisidir: Tanrının aff ı insanın kusurlarından dönmesini beklemez. İkinci grup ise . seçilmiş kişiler olma iddiasıyla duyururlar. ama co şkunluk veya esrime içinde kendinden geçme hali mutlaka gerekli görünmemektedir. çünkü Yahve ’nin elinin veya ruhunun (ruah) üzerlerine konduğunu hissetmişlerdir. bu nedenle Şeytan karşısındaki tavrı da yargılanamaz. Bazı kabileleri veya bazı tapınakları ya da kralları temsil etmeyip... Şamanların “erginlenme hastal ıkları”ndan bütün dinlerdeki buyük mistiklerin “delilikleri”ne kadar. kusurların ve deh şetin bir aç ıklamasıdır. Hatta bazı peygamberler delilikle suçlanmıştır.

. öksüzün hakk ını verin.. ..” “Dünyadaki krallar ın ve insanlar ın hiçbiri Kudüs kap ılarından hasımların... Tek gerçek iman. MÖ 597 ’de . İşaya’nın vaaz ına yeni bir unsur soktu. Son büyük peygamber Hezekiel. İşaya onun art ık Yahve'nin aracı değil. dul kadını savunun ”. ama daha sonra. pala kuşanmışlar. adaleti uygulamak ve iyilik yapmaktan ibarettir: “İ yilik etmeyi öğrenin. “Kuzeyden gelen millet.. o da ibadetin yetmediğini açıkladı . iğrenç bir zorba oldu ğu ortaya çıkan Yehoyakim’e saldırmakta duraksamadı. Hatta krala ve yüksek görevlilere saldırmakta duraksamad ı . Yeremya'nın çağrısının son aşaması MÖ 595'te. barbar ve acımasızlar . Babilliler tarafından kurtarıldı.. Bir ruhban ailesinden gelen Yeremya seçilmişliğini MÖ 626’da anladı ve peygamberliğini kesintilerle kırk yıl boyunca sürdürdü. iktidara doymayan basit bir zorba olduğunu açıkladı. . ” Bu vahşi atlıların hangi tarihi örne ğe denk düştüğünü aramak bo şuna çaba olur. Siyon'un dokunulmazl ığına güveniyordu: Kutsal dağ Yahve tarafından bütün dü şmanların saldırılarına karşı korunmuştu ve korunacaktı. yazg ılarını üstlenme biçimleriyle birbirlerinden ayrılırlar. . İşaya.. Kuzey den gelen büyük bir milletin çok yakın bir gelecekte yol açaca ğı felaketten söz eder: “Yay. peygamberi aracılığıyla Yeni Ahit'i bildirmektedir: “İsrail halkıyla ve Yahuda halk ıyla yeni bir ahit yapaca ğım günler geliyor. düşmanların gireceğine inanmazdı”. Yahuda seçkinlerinin bir bölümünü sürgün edince ba şladı. Yeremya. Tanrının varlığı ayrıcalıklı bir mekanla sınırlanmam ıştır. Yahve'nin gücünden kuşkuya düşüp galiplerin tanr ılarını benimsedi.. ” mitolojik mutlak yıkım imgeleri arasında yer alır. Yeremya ’nın ilk söylevlerine çok dramatik bir izlek hakimdir. 55 . Kutsal metinlerin bü yük peygamberleri. muhtemelen i dam cezasına çarptırılacaktı. Tıpkı öncülleri gibi. öncelikle de putperestlik kirletmi şti. Dolayısıyla müminin Yahv e'ye kendi vatan ında veya yabancı bir ülkede tapınması arasında pek fark yoktur. Kudüs’te veya sürgünde yaşayan birçok kişi. varoluş üslupları. Asur kralı Filistin'i işgal edince. Asurluların Suriye ve Filistin'e saldırısı.. MÖ 609'da Yoşiya öldü. Nebukadnezzar Kudüs'ü fethedip.. Yeremya tutuklandı ve baz ı ileri gelenler kendisini korumasa.... o ğlu Yehoyakim tahta ç ıktı. Hezekiel’e göre İsrail'i günahlar. çünkü istila ülkeyi kesin bir biçimde yok edecektir. zorbay ı yola getirin. . Önemli olan onun iç dünyası ve benzerlerine karşı davranışlarıdır. seçilmi şliklerinin benzerliğine karşın.. Aslında Tanr ı. Yeremya halk ı yatıştırmaya çalışıyordu. Hain diye tutuklanıp... Peygamber uzunca bir süre kamuya açık yerlerde konu şma yapma olana ğı bulamadı..Hoşea’dan sonraki bütün büyük peygamberlerin evlilik simgeselliğini kullanacağını da ekleyelim. adaleti gözetin. Hatta baz ıları Yahve’nin varlığından bile şüphe ettiler.. hapse atıldı.

taşlar. insanlardaki dönüşümün pe şindeydiler. baz ı çiçekler-. tam da bu inancı putperestli ğin en mükemmel örneği olarak k ınıyorlardı. halk ve ileri gelenler. Bu nedenle. Tanrının iradesiyle belirlendikleri ölçüde. kendi içlerinde bir de ğere sahip olacakt ı. çünkü İsrail orada Tanrısına sadık kalmıştı.. Başka bir deyişle. bazı mahsuller. Bundan böyle tarihi olaylar.. Bu nedenle.. kaynaklar.. tapıma yönelttikle ri eleştiriler ve bağdaştırmacılığa. peygamberlerin iki Yahudi krall ığının varlığını bile tehdit eden tarihi krizlere yan ıtıydı. Filistin’e girdiklerinden beri. . öncelikle de kanl ı kurbanlar ele ştiriliyordu. beklenebilece ği gibi. tarihin Tanr ının bir epifanisi olarak anlamını ilk ke şfedenlerin İbraniler oldukları söylenebilir ve bu kavram. Tam anlamıyla “temiz ” ve kutsal bölge yalnızca çöldü. Ama durmadan ateş saçtıkları bu “fahişelik. kısacası kozmik dinselliğin toptan ve sert bir biçimde reddi ve özellikle de Yahve'ye nihai dönü ş yoluyla bireyin tinsel yenilenişine verilen belirleyici önem. Tapım. böyle bir birleşmeden do ğanlar arasında tanrı olan bir tek odur. Tanr ı hak ve adalet bekliyordu. Tarımcılara özgü kozmik dinsellik en temel kutsallık diyalektiğinin. Hıristiyanl ık tarafından yeniden ele alınmış ve boyutlandırılmıştır. onlar Yahve'yi boşuna tap ınaklarında arıyorlardı.. Peygamberler tap ımdaki iyileştirmelerin değil. XV.Peygamberlerin ilk dikkat çeken özelliği.” kozmik dinselliğin en yaygın biçimlerinden birini temsil etmektedir. Böylece tarihi olgu lar insanın Tanrı karşısındaki “durumları”na dönü ştü ve bu nitelikleriyle. Oysa peygamberlere göre. tapım etkinli ğinin değerini yitirmesi. Peygamberler resmi siyasi iyimserliğe tepki gösteriyorlar ve Yahveciliği devlet dini olarak yerleştirmek yerine bağdaştırmacılığı teşvik eden Davud monar şisine saldırıyorlardı. özellikle de tanr ısal olan ın kozmik nesnelerde veya ritimlerde bedenlendiği ya da tezahür etti ği inanc ının bir uzantısını oluşturuyordu. Sonunda peygamberler doğayı her türlü tanr ısal varlıktan arındırmayı başardılar. Ama Yahve müminleri. BÖLÜM DIONYSOS VEYA YENİDEN KAVUŞULAN AHRET M UTLULUĞU Birçok köken miti kraliyet ailelerinin kurucularının soyunu tanrılarla ölümlü kadınlar arasındaki birleşmelerle ba şlatır. . daha önce hiç görülmemi ş bir biçimde. Ama Dionysos ikinci kez Zeus'tan doğmuştur.. Demek ki peygamberler. ama onlar ın yan ı sıra kahinler ve iyimser peygamberler tarihi dü şmanl ıkları doğal afetlerle özdeşleme eğilimindeydiler. “kirli”. tarihe de ğer yüklemektedirler.. 56 . Doğa dünyasının birçok kesimi -yüksek yerler. diye damgalanacakt ı. o zamana dek hiçbir şeyin onlara sağlayamadığı bir dinsel değer kazandılar. yani onların “fahi şelik” adını verdikleri Kenan etkilerine amansızca saldırmalarıdır. Doğanın kutsallığını. ağaçlar. bayramları ve törenleri küçümsüyordu .. rahipler ve halk ritüel etkinl iğini tapınmanın en mükemmel biçimi olarak görüyorlardı. Tanrı kurbanları. çünkü Kenan bereket tanrıları tapımıyla kirletilmişlerdi. .

57 .. süt ve balla dolan dereler. hayatın bütünüyle ilişki içindedir. yani "ölüm"ün mitolojik ifadeleridir. Yunanistan'a ya doğrudan Trakya'dan ya da Frigya üzerinden gelmiş... teke) .. Bu dönemsel epifaniler ve gizlenmeler Dionysos'u bitki büyümesi tanrıları arasına sokar. çünkü “baş döndürücü şarabın parıltısı kadın şölenlerinin bir parçası oldu mu o törenlerden hayır. aslan.. Dionysos'un arkaik ve bütün Helen dünyasında yaygınlaşmış niteliği üzerinde durmuştur ve tanrının adına -di-vo-nu-so-jo. artık Homeros'un kederli ile düny asına hiç benzemeyen bir öte hayat ı önceden haber vermektedir bir anlamda. insanl ığın erişemediği bir kendili ğindenli ğin ve özgürlüğün elde ediImesiydi.Bilginlerin ço ğu Dionysos'u.. Yok olma. Herakleitos.. . bir şarap kaynağı sel gibi bo şalır. Ancak geri kalan her şeyi (adı ne olursa olsun: denge. Dionysos birdenbire görünen ve daha sonra gizemli bir biçimde yok olan bir tanrıdır.."gizlenme" Yeraltına inişin.. mant ık. Dionysosçu esrime her şeyden önce insanl ık halinin a şılması. Kurbanın parçalanarak öldürülmesi ve çiğ et yenmesi yoluyla. “Hades ile Dionysos ’un . .. Trakyalı bir tanr ı olarak kabul etmektedir... santur ve flüt sesleri eşliğinde dans etmeye itil mektedir. Çeşitli tah ıllardan yapılan bir bulamaç olan ve gece olmadan yenmesi gereke n panspermia hazırlanıyordu. hayvan olarak (bo ğa..” diye yazılmıştı. şarap tanrısının maskeler kortejinin başına geçmeyi nasıl başardığı da anlaşılmaktadır. ki şilik. . vb) yadsıyarak gerçekle ştirilebilen her türlü mutlak dinsel den eyime karşı direniş.. Dionysos. Teos'ta Dionysos şenliklerinin kutlandığı gün. . üzüm veren “bir günlük bağlar”dır Kadınlar evlerini terk etmeye ve geceleri dağlarda koşturup.. Ama Walter Otto. bitkilerin büyümesi ve tohumlar bize ölülerden gelir. neşe ve sarhoşluk. . .bir Miken yaz ıtında rastlanması ona hak veriyor gibidir. tanrıyla ruh birli ği gerçekle ştiriliyordu. kışın görünür ve en şanlı epifanisini gerçekle ştirdiği ilkbahar şenliği sırasında yok olur. çünkü ortaya çıkardığı dinsel deneyim bütün bir varoluş üslubunu ve değerler evrenini tehdit ediyordu.. Kayadan fışkıran su.. kendisi için yapılan tüm törenlerde. Dionysos herhalde direniş ve baskılara yol açmıştı. tam kurtulu şun keşfi.... . En me şhuru. hem bereket hem de ölüm tanr ısı olarak karşımıza çıkar. tek ve aynı tanrı oldu ğunu söylemişti. . Pentheus en çok şarabın etkisinden korkmaktad ır. “Besinler. sarmaşık ye çam onun neredeyse alametleri haline gelmiştir . Hippokrates ’in bir incelemesinde.. çünkü parçalanan ve çiğ çiğ yenilen hayvanlar Djonysos'un epifanileri veya bedenlenmi ş halleriydi. gelmez”.. Tam bir arkaik tören olan ve bütün dünyada yay gın olarak görülen fallus ta şıma ku şkusuz Dionysos tap ımından daha eskiydi. vicdan. ... . birkaç saat içinde çiçe k açıp. Dionysos'un boğa şeklindeki epifanisinin hala bilindi ğini gösteriyor...

yamy amlığın .. kimi zaman da bir ödüldür.. tek Yunan tanr ısı odur. insanlara di ğer tanrılardan daha m ı yakındı? Her ne olursa olsun. kendine çeken. hem köylüleri. O. Tarihsel dönemde bu kadar arkaik bir mirasla yüklü bir tanr ı çok az ç ıkmıştır: Vahşi hayvan biçimli maskel eri. Bu “çılgınlık” bir anlamda müridin "tanrılaşmasının" kan ıtını oluşturuyordu. ama aynı zamanda dönem dönem ölülerin gelmesinin veya mania'nın.yapılan karşılaştırmaların ilginç yanı bunların Dionysosçuluğun özgünlüğünü belirginleştirmesidir. Sürekli hareket halindedir. fallus taşımanın.Dionysos ve tapımını diğerlerinden ayıran . bunların dinsel deneyim olarak yüklendikleri değerdir: Bunlar kimi zaman tanr ının verdiği bir ceza. Sonuç ol arak görünürde benzer toplu ritüelle r veya hareketlerle örneğin ortaçağın bazı çırpıntılı ve kesik kesik hareketlerle yapılan danslar ı veya Kuzey Afrika'daki mistik İsaviye tarikat ının ritüellerinde çi ğ et yenmesi. Dionysos ritüellerinin merkezinde şu ya da bu biçimde her zaman az çok şiddet içeren bir taşkınlıktan olu şan bir esrime deneyimi bulunur: Mania. bütün dinsel ortamlara girer. evrensel bereket. insan ın onu kendi içine katıştırması mümkün oluyor ve ona özgü mania esrimesi insanlık halinin aşılabileceğini kanıtlıyordu. çiğ et yemenin. hem entelektüel seçkinleri. bütün halklara. Sarhoşluk. hayvani bilinçsizlik içine batışın veya enthousiasmos'un esrimesinin yol açt ığı unutulmaz dene yimler -bütün bu deh şet ve vahiyler tek bir kaynaktan ç ıkar: Tanrının varlığı. orjicileri ve çilecileri büy üleyip. çeşitli yüzleriyle ortaya çıkıp. yer aldığı ritüeller. her yere. siyasetçileri hem de münzevileri. psikopatik krizler değil. Bu nedenle Dionysos. erotizm. 58 . Onun varolu ş biçimi hayatla ölümün çelişkili birliğini ifade eder. Olymposlulardan kökten farkl ı bir tanr ı tipi oluşturur. on a yaklaşılabiliyor. bütün ülke lere.