EL-FERRÂ, HAYATI VE ESERLERİ ZÜLFİKAR TÜCCAR

Ebû Zekeriyyâ Yahyâ b . Ziyâd b. Abdullah b. Manzûr el-Absî edDeylemî el-Kûfî el-Ferrâ (Ö.207/823). Arap dili ve tefsir âlimi olan el-Ferrâ 144 ( 7 6 1 - 6 2 ) yılında, baba tarafından Ben! Minkar'm veya Benî Esed'in azatlısı olan bir ailenin çocuğu olarak Mûfe'de dünyaya geldi. Çocukluğu ve ilk tahsil yılları burada geçti, imam Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'yle (ö. 189/805) teyze çocuğu olduğu bilinmektedir. Deylemî nisbesi ailesinin asıl vatanı olan Deylem'den Kûfî nisbesi İran asıllı bu ailenin sonradan yerleştiği ve Ferrâ'nm doğup büyüdüğü Kûfe'den gelmektedir. Abs! ve Eslemî nisbelerinegelince, bunlardan ilki Abs adını taşıyan çeşitli kabileleri, özellikle bunların en meşhuru ve Gatafan'm bir kolu olan Abs b. Begîz'a mensubiyeti hatıra getirmektedir. Çünkü bu kabileden kalabalık bir grup Kûfe'ye yerleşmişti (Sem'ârıî, 381b). Ancak Ferrâ'nm nisbesinin Abs b. Hevâzin b. Eşlem b. Efsâ ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır ( el-Kelbî , I, 201). Zaten Eslemî nisbesi de bunu göstermektedir. Lakabı olan Ferrâ her ne kadar kürkçü, kürk yapan veya kürk satan demekse de müellifin hayatıyla ilgili bilgiler arasında bu meslekle meşgul olduğuna dair her hangi bir rivayet bulunmadığı gibi Sem'ânî (el-Ensâb, s.420a) Ebü'1-Fazl el-Felekî'den (ö.327/1036) naklen bu lakabın ona kelamı tahlil ve tedkik ettiği için verildiğini söyler. Süyûtî bu hususa biraz daha açıklık getirir ve dil konularını inceleyerek nizama koyduğu için deriden, meşinden giyecek veya eşya biçip diken bir kimseye benzetilmek suretiyle ona bu lakabın verildiğini söyledikten sonra kürkçülükle hiçbir alâkasının bulunmadığını sözlerine ilâve eder ( Tuhfetü'l-erib , vr,194b). Ancak "fery" kelimesi ayrıca takdir edilecek, hayrete düşürecek işler yapmak anlamına da geldiğinden, çalışmalarındaki olağanüstü başarı ve güzellikten dolayı kendisine bu lakabın verilmiş olması da mümkündür.

Fakat Yunus b. tefsir ve kırâat alanlarındaki tahsilinden sonra Kûfe'ye geri dönen Ferrâ bu muhitin nahiv konusunda kendilerine rehber edindikleri Ru'âsi'nin Kitâb el-faysal (veya el-Fasl)'ın iyice öğrenmiş bulunuyordu (a.269-270) ve buranın en salahiyetli âlimi olan Kisâî'nin gözde talebeleri arasında yer aldı. Ferrâ'ya el-Faysal'da geçen bazı meseleler hakkında sorular sordu. sadece dinlemekle yetiniyor. Tahsiline Basra'da devam eden Ferrâ.. yunus b. Nitekim saraya ve diğer devlet adamlarının muhitine . Serî b. Bunun üzerine Ferrâ yanında götürdüğü kitabı atarak nahiv tahsiline kendi ifadesiyle yeniden başladı (a. Bu sıralarda halifenin yanında itibarlı bir yeri olan Kisâî'nin her salı günü bir mescidde ders verdiğini öğrendi ve bazı sorular sorup o konularda tartışmak düşüncesiyle tartışmada Kisâî'nin hatalarına şahitlik yapacak iki kişiyi de yanına alarak onun meclisine gitti. Bu sebeple Hannâd onun kendisine lazım olan şeyleri ezberlediği kanaatinde olduğunu belirtir. s. Habib gibi büyük ve meşhur âlimlerin derslerinde ve meclislerinde bulunmuştur.. Mus'ab ed-Dârimı'nin (ö.258-259). Basra'da Arap dili. Halil'in derslerine fazla devam etmemiş. Bu derslerde Ferrâ not tutmuyor. Durumu farkeden Kisâî "bu hususta Kûfeliiler'in söyledikleri şekilde cevap vermemi mi istiyorsun. ancak onunla Yunus b. Hannâd'm bu hatırasından da anlaşıldığına göre Ferrâ daha tahsil yıllarından itibaren lügat ve tefsir ilmine daha fazla alaka göstermişti.198 ZÜLFİKAR TÜCCAR Kûfe'nin en meşhur muhadislerinden biri olan ve Ferrâ'nın talebelik arkadaşı olduğu anlaşılan Hannâd b. Ahmed. Uzun zaman Kisâî'nin derslerine devam eden ve arkadaşları arasında bilgisi ve muhakamesiyle kendini gösteren Ferrâ'ya hocasının özel bir ilgi göstermiş olması muhakkaktır.e. s. s. Habib'in onun bellibaşlı hocalarından biri olduğu bilinmektedir. o yanlıştır" dedi ve görüşlerini bazı âyetleri şahit getirerek izah etti.269). Kisâî eserdeki izahlara uymayan cevaplar verince Ferrâ beraberinde götürdüğü kişilere şehadet etmeleri için imada bulundu. Mehdi devrinde (158-169/775-785) hocası Kisâî'nin de tavsiyesiyle Bağdat'a geldiği zaman daha önce gıyaben tanıdığı Kisâî'yi görmek istedi. fakat tefsir veya lügati ilgilendiren bir söz geçtiği zaman hocadan tekrar etmesini istiyordu. Habib'in bulunduğu bir meclîste şiir sanatı ve şairler hakkındaki müzükerelerini dinlemişti (Zeccâcî. lisan! ve Kurânî ilimlerin merkezlerinin başında gelen bu şehre oradaki âlimlerden yararlanmak için gelmiş Halil b.243/858) anlattığına göre Kûfe'de bazı hocaların derslerine birlikte devam etmişlerdi.e.

Dolayısıyla hocalık hayatı da bundan sonra başlamıştır. Habib'dir. Gene bu konuda çok cepheli bir şahsiyet olan Kâsım b.72) Ma'âni'l-Kur'ân'dan sonra başladığı el-Hudûd'un telifine dair rivayetler de onun Bağdat'taki ilmî itibarını daha açık şekilde göstermektedir. Bunların başında Kisâî'nin bulunduğu şüphesizdir. hatta onu bu eseri yazmaya adeta mecbur etmiş. lügat konusunda ise Yunus b.30-33) Ferrâ. Ma'n el-Mes'ûdî'den de yararlanmış olmalıdır. Önce reddettiyse de ısrarları üzerine bunu kabul etmek zorunda kaldı ( İbnü'n-Nedîm . imla ettireceği eserini yazacak varraklar ve her çeşit masraflarıyla meşgul olacak görevliler tahsis edilmişti. Z. Bu rivayetlerden birine göre halife Memun (198*218/813-833) ondan usûlü'nnahvi ve bedevilerden derlenmiş fasih Arapça'ya dair malzemeyi telif etmesini istemiş. Kisâî vefat ettiği zaman Ferrâ'nın arkadaşları toplanmışlar ve içlerinde en bilgili olarak kabul ettikleri için ondan Kisâî'nin yerine geçmesini istemişlerdir. Ferrâ'nın en çok yararlandığı şahsiyetleri şöyle özetleyebiliriz : Ma'âni'l Kur'ân'm taranmasıyla çıkarılan listenin de gösterdiği gibi (liste için bk. Dolayısıyla Bağdat'a gelişi ve Kisâî ile tanışması hayatında bir dönüm noktasıdır. Ona namaz vakitlerini haber verecet özel müezzin. Bununla beraber gerek nahiv gerekse Kur'ânî ilimler sahasında zamanın en mühim şahsiyeti sayılması Kisâî'nin vefatından (189/805) sonraya rastlar.FERRÂ YAHYÂ B. Ferrâ'nın evinin yanında bir camide verdiği derslerine (Şevki Dayf. Nahiv konularının münakaşası ve izahı için hareket noktası olarak dayandığı malzemesi mahiyetindeki kırâate dair rivayetleri de en çok Kisâî'den almıştır. Ferrâ 187 (803) tarihinden önce çevresinde kendisini kabul ettirmiş ve halifenin huzuruna davet edilecek derecede şöhret ve itibar sahibi olmuştu. Esasen onun nahiv dersleri aldığı hocaları arasında en başta gelenler Kisâî ve Ru'âsî. Dile ve edebiyata dair rivayetlerinden faydalandığı fesâhatiyle meşhur bedevilerden olan Ebü'lCerrâh. Ebû Servân ve Ebû Ziyâd el-Kilâbî'yi zikr etmek gerekir. Tüccar. 193-194) katılanları ve ondan yararlananları tam olarak tesbit . Gerek hayatından bahseden kaynaklarda gerekse Ma'âni'l-Kur'ân'ında adı geçen hocalarından. s. s. ZIYÂD 199 girmesi ve haralarda tanınması da hocası vasıtasıyla olmuştur. pek çok âlim ve râviden yararlanmıştır. s. Şiir ve ahbâr alanında istifade ettiği şahsiyetlerin başında ise tanınmış âlim ve büyük râvî Mufaddal ed-Dabbi gelir. elMedâris. sarayda kendisine bir yer ayırtmıştı. Burada onu hiçbir şey meşgul etmesin diye her türlü ihtiyacını karşılayacak ve kendisine hizmet edecek görevliler bulunuyordu.

206 ( 8 2 2 ) yılında hacca gitmek üzere Bağdat'tan ayrıldı. Sellâm (6.301). Bununla beraber talebeleri arasında bazılarının yetişmesinde özellikle etkisi görülmüş ve bu simaların Ferrâ'nın talebesi oldukları önemle belirtilmiştir. Ebû Abdurrahmân Abdullah b. Nitekim Ma'âni'l-Kur'ân'm imla meclislerine iştirak edenlerin sayısı tesbit edilememiş. s.) asrın sonu ve III. el-Cehm. Onun etkisinde yetişenler sadece derslerine devam edenler değildir. dil çalışmalarının daha başında ve 18 yaşındayken Ferrâ'nın Hudûd'unu okumuş ve 25 yaşındayken eserdeki bütün meseleleri ezberine almış.224/838). İshak es-Sikkît (ö. bu sebeple de dersleri ve imla meclisleri son derece rağbet görüyordu.255/868). Bunun en güzel misali Sa'leb'in (ö. Çünkü o hem cerr ediyor hem nasb ediyor hem de ref ediyor" ( Yağmurî . Basra dil mektebinin en önde gelen dil âlimlerinden Ebû Yusuf Ya'kub b. s. senenin sonu yaklaşınca Kûfe'ye gider kırk gün yakınlarının arasında kalır ve kazandıklarını onlara yardım olarak dağıtırdı. Yolculuk sırasında kendisiyle beraber bulunan Muhammed b. Âsim en-Nahvî (ö.200 ZÜLFİKAR TÜCCAR etmek mümkün değildir. Bağdat'ta yaşamakla beraber Küfe ile alâkasını kesmeyen Ferrâ. 371). Ebû Abdullah et-Tuvâl. Bunlar Ferrâ'nın yüzlerce talebesinin belli başlılarındandır.) asrın ilk yıllarında Kur'ân! ilimler sahasında Bağdat'ta en büyük otorite olarak kabul ediliyor. hatta diğer eserlerini de okuyup öğrenmişti (İbnü'l-Enbârı. . dil ve edebiyat âlimi Ebû Amr Şemr b. Edib. zamanının çoğunu Bağdat'ta geçirir. Kâdim (ö. Çünkü kendisi II. 158).270/883). Ferrâ.291/904) kendi ifadesine göre.251/865'ten sonra).277/890). Küfe dil mektebine mensup nahiv âilmlerinden ve Sa'leb'in hocalarından Ebû Abdullah Muhammed b. Ferrâ'nın ömrünü tamamıyla birtakım ilmî meseleleri sonuca bağlamaya çalışarak geçirdiği ve bunların her zaman zihnini meşgul ettiği anlaşılmaktadır. Ebû Muhammed elYezid! (ö. (IX.244/858).207/822). (VIII. ondan rivayet ettiği bir kırâat şekli münasebetiyle yolculuğun bu senenin Zilkade (Nisan) ayında yapıldığını bildirmektedir ( lbnu'1-Cezerî . Abdullah b. Sa'leb'in hocaları arasında adı geçen Ebû Muhammed Seleme b. Hamdeveyh el-Herevî (ö. Bu şahsiyetler şunlardır: Aynı zamanda râvisi ve varraklarmdan biri olan Ebû Abdullah Muhammed b. II. Basra dil mektebinin en tanınmış simalarından biri olan Ebû Ubeyd Kasım b. Hayatının ileri yıllarında söylediği şu sözü de bunu gösteriyor : "Ömrüm bitiyor. el-Cehm esSimmerî (ö. sadece kadılar sayılmış seksen kişi oldukları görülmüştür. halbuki içimde "hatta" ile ilgili ukte var. Talebeleri dil öğretiminde onun eserlerini esas alarak adeta derslerini devam ettirmişlerdir.

el-hasan el-Ahmer'le farklı mizaca sahip olduklarından aralarında soğukluk ve uzaklık bulunmasına rağmen Ferrâ. bu hususlar üzerinde durmuş. XIII. vardı. Aynı zamanda Ferrâ hoşlanmadığı kimseler hakkında bile konuşurken hissiyatına kapılmaz. Ferrâ'nın arkadaşı olan Ahmer'in yanma gittikleri zaman kendilerine hizmetçileri karşılar ve benzeri ancak halifenin sarayında görülebilecek tarzda döşenmiş bir yere (kasra) alırlardı. talebeleri de karşısında toprak zemine otururlardı (Yakut. Hakkında anlatılan bazı hadiseler onun çok ciddi tavırlı gösterişten hoşlanmayan bir kimse olduğunu gösterir. bazı meselelerin de tarife kavuşacak kadar aydınlık kazanmadığı bir dönemde yaşadığı anlaşılmaktadır. Halife Me'mûnla tanışmasını sağlayan. Ferrâ'nın.FERRÂ YAHYÂ B. XIII. 10). cömert. Kendisine. el- . 9-10). Nitekim Kisâî'ye aynı yıllarda talebelik etmiş olan Ebü'lHasan Ali b. Çok değerli kağıttan yapılmış defterleri. saykallanmış parşömenleri. kapının önüne oturur. Vefat ettiğinde arkasında kalanlara hatırı sayılır bir servet bırakmıştı. âlim. 185). daha önce onun hakkında farklı şeyler söylediği hatırlatılınca da "vallâhi aramızda geçenler onun hakkında gerçeği söylememe engel olamaz. Çok kazanmak isteyen bir mizacı vardı ve durup dinlenmeden çalışırdı. Ahmer'in vefatını duyduğu zaman onu dürüst. O. Öğrencisi Muhammed b. XIII. zeki. kalemleri ve kalem açmak için bıçakları vs. ciddi bir yüzle karşılar. halifenin yakınlarından ve devrinin belagatı ve fesahatiyle meşhur âlimlerinden olan Sümâme b. değerli hokkaları. bazı müphem noktaların kaldığı. Ben hiçbir zaman onun için aşırı bir söz söylemedim. hamiyet ve dostluk sahibi bir kimse olarak tanıdığını söylemiş "Allah ondan razı olsun" demiştir. Basralı olsun Küfeli olsun kendisinden önceki âlimlerin çalışmalarıyla nahvin bütün meselelerinin henüz açıklığa kavuşmadığı. Üzerinde meliklere yakışır elbiseyle mis kokuları saçarak talebelerini güler yüzle karşılardı. ZIYÂD 201 Buna göre hac ayı olan Zilhicceyi Mekke'de geçirmiş ve dönüşte 207 (822) yılının başlarında 63 yaşında vefat etmiştir. Bundan önce de şimdi de ona doğruluktan başka bir sıfat yakıştırmadım" demiştir (Yakut. Ferrâ'ya gittikleri zaman ise o talebelerini cübbesini giymiş olarak. Dindar bir insan olan Ferrâ bu hasletini kibir ve gurur vesilesi yapardı. hangi boşlukların kaldığını tesbit etmiş ve bunları halletmeye çalışmıştır (Yakut. elCehm es-Simmerî'nin anlattığına göre. onların iyi ve güzel taraflarını söylerdi.

Hatta İbn Hallikân bu hususa açıklık getirerek "nahivde. bunları inceleyen ve tahlil eden. Sümâme. XIV. çeşitli fıkhı görüşlere vakıf. Ahmer'in daha bilgili. Her ne kadar eski müellifler. daha geniş görüşlü olduğunu. Ferrâ'nm ilmi şahsiyetinde en ağır basan taraf nahivdi. 270/833) Ferrâ'nm daha büyük bir nahiv âlimi olduğu halde Kisâî'yi kendisinden büyük telakki etmesine hayreti bu yüzdendir ( İbnü'l-Kıftî . bu sebeple kendi kafasının ürünü olan bilgiler bakımından onu daha âlim bulduğunu söylemiştir (Zeccâcî. Küfe mektebinin tarihî seyrindeki ve kırâat alanındaki önemli yeri dolayısıyla. 1). üzerinde uzun uzun düşünen ve yeni bir takım neticelere varan bir âlimdi. Kıyasa çok önem veren hatta dil meselelerine tatbik ettiği kıyası başka konularda da uygulayan Ferrâ.213/827). "Sen kimsin? Ferrâ'dan başka biri olobileceğini sanmıyorum" demiştir ( Hatîb . XIV. nücûm ve tıp ilimlerinde bilgisi olan. bir taraftan Ferrâ'nm o tarihten önce yayılmış olan şöhretini. yalnız dil konusundaki ilmi seviyesini dikkate alarak müellifimizi. sadece öğrendiklerini. Bu rivayete göre Sümâme. Zübeydî ve İbnü'l-Kıftî. Arapça'nın özelliklerinin ve kaidelerinin incelenmesi ve tesbitinde Ferrâ'nm hizmeti çok büyük olmuştur. yoksa Ahmer mi daha büyük âlimdir?" diye sorulduğunda. lügat ve nahiv sahasında derinleşmiş. fakat Ferrâ'nm daha akıllı. Âsım'm (&. IV. diğer taraftan çeşitli ilimlere vukufunu ve şahsiyetini belirtmesi bakımından önemlidir. ilk karşılaşmasında onun hakkında edindiği intiba. Seleme b. Nitekim Kisâî. eyyâmü'l-Arab'ı ve Arap şiirini çok iyi bilen bir kimse olduğunu görmüş. Dah kendisi hayattayken Kûfelilerin nazarında onun Kisâî'den büyük bir nahiv âlimi olduğu kabul ediliyordu. görüşmek için halifenin kapısına defalarca gidip gelen bir şahsın kim olduğunu merak eder. 151. İbnü'l-Kıftî.131. Bu hizmetin önemini Sa'leb şöyle . Ferrâ'yı ikinci şahsiyet olarak kabul ederlerse de. 12-13). IV. Nitekim "nahiv Ferrâ'dır ve Ferrâ nahivde emîrü'l-mü'minîndir" kanâati doğmuştu (Hatîb. "Kûfiyyûnun en üstünü ve en âlimi" diye vasıflandırırlar ( Zübeydi . kanâati öğrenilmek üzere iki öğrencisi hikkmda "Ferrâ mı. İbnü'l-Kıftî. IV.202 ZÜLFİKAR TÜCCAR Eşras en-Nemîrî'nin (6. s. derlediği bilgileri telif ve nakleden bir âlim olmayıp.212). Bu konuda onun. kendi ifadesine göre onun son derece edepli ve vakur. 8). Kisâî'yi nahivde de birinci. s. onunla görüşür ve belli başlı sahalardaki bilgisini yoklar. V. hocası Kisâî'yi bile zamanla gölgede bıraktığı söylenebilir. lugatta ve edebiyatın muhtelif dallarında Kûfiyyûnun en üstünü ve en âlimiydi" der (Vefeyâtü'l-a'yân. 152). 225).

1 str. s.8 1 9 ) tarihleri arasında yaptığı derslerde okunan ayetlerin izahını yazdırmak (imlâ) suretiyle Ma'âni'l-Kur'ân'ı telif etmiştir (bk. 1. hayatının son yıllarında. İşte bu. Çünkü bu dil münakaşa konusu halindeydi ve herkes dilediği iddiada bulunuyor. ZIYÂD 203 belirtir: "Ferrâ olmasaydı.. Eserleri: l. Biz ilimde. Ferrâ'nm gerek kendisinden öncekilerin gerekse çağdaşlarının fikir ve kanaatlerini karşılaştırıp tenkit ederek kendi görüşüne göre birleştiren ve meseleleri uyumlu bir sistem haline getiren bir dil âlimi olduğunu belirtmektedir.FERRÂ YAHYÂ B. Sadece dört tanesi günümüze kadar gelebilen eserlerini. burada müezzinlik yapan ve kurrâdan olan Ebû Talha adlı bir talebesine Fatiha'dan başlayarak onar ayetlik parçalar halinde Kur'ân-ı Kerhimi okutmuş ve 2 0 2 . 10-13). ancak varraklar müellifin daha ucuza vermeleri yönündeki teklifini kabul edince devam etmemiştir ( H a t î b . Kisâî'den sonra nahiv alanında Kûfeli âlimlerin en büyüğü olan Ferrâ çok eser yazan bir müelliftir. Tenkitsiz ve değerlendirilmeden nakl edilen bu sözler daha sonra halledilmemiş güçlükler halinde kalıyordu. Çok büyük bir rağbet gören eserin varraklar tarafından pahalıya satılması ve halkın bundan şikayeti üzerine. başka âlimlerin sözlerini tekrarlamakla yetinen âlimler gördük. Bu esere müellif tarafından verilen ad Tejsîru müşkili i'râbi'l-Kur'ân'dır (Mâ'âni'l-Kur'ân. Ferrâ'nm en belli başlı iki eserinden biri olup ilmi hayatının son büyük çalışmalarından ve mevcut eserlerinin en önemlilerindendir. . ikinci defa ve daha geniş olarak imlâya başlamış. Arabiyye diye bir dil olmazdı. Bükeyr. birçok kimse aklının erdiği kabiliyetinin elverdiği kadar konuşuyor ve bu durum sürüp gidiyordu. Ma'âni'l-Kur'ân. Eğer Ferrâ olmasaydı Arabiyye unutulup kaybolurdu. Kaynaklarda adı geçen eserlerinin sayısı 25'i buluyor. XIV. 131). O dönemin tanınmış dil âlimlerinden Ömer b. Bunun üzerine Ferrâ talebelerini toplayarak evinin yakınındaki camide.. hatta Fâtiha'nın ilk kelimesi olan "hamd" hakkında 100 varak yazdırmış. Sehl es-Serahsi'nin kendisine Kur'ân'dan sorduğu bazı meseleleri cevaplandırmakta güçlük çekince Ferrâ'ya bir mektup yazarak ondan bu hususta başvurulacak bir kitap yazmasını istemişti. Benzeri telifler arasında müstesna bir yeri bulunan Ma'âni'l-Kur'ân. 15). ilmin unutulup gitmesinin sebebi ve bozulmasıdır" (Zübeydt. Abbasiler'in büyük edîb ve vezirlerinden Hasan b.Ma'ânî'l-Kur'ân. I. str. Çünkü Arabiyyenin özelliklerini o korudu ve tesbit etti.2 0 4 ( 8 1 7 . 1. Görüldüğü gibi Sa'leb. çeşitli ilimlere göre tasnif mümkün gibi görülüyorsa da aslında bütün çalışmalarının ağırlığını lügat ve gramer açıklamaları teşkil etmektedir.

1093/1682) nahve dair meselelerde baş vurduğu kaynakları zikrederken verdiği listesinde ilk dört kitap olarak Sîbeveyhi'nin el-Kitâb'ı. Ancak eserin metni bu açıdan incelendiği zaman Ferrâ'nın bir başkasının eserine bağlı kalmadığı açıkça görülmektedir. s. Eserin dayandığı kaynaklarla ilgili olarak nakledilen bir rivayete göre. bk. 8. Ma'âni'l-Kur'ân. Kisâî'nin bunu örnek alarak aynı tarzda bir kitap kaleme aldığını ve Ferrâ'nm da Kitâbü'l-Ma'âni'sini ona dayanarak yazdığını söylemektedir ( Z ü b e y d î . Ma'âni'l-Kur'ân'm şu iki konuda da bilgi ve malzeme verdiğine işaret edilmelidir: Birincisi. 40). Daha sonraki lügat ve gramer çalışmalarına esas olan başlıca kaynaklar arasında yer alan Ma'âni'l-Kur'ân. islâm'ın gelişi sırasındaki edebî lehçelerin birtakın özellikleri. Bu hususta Ahfeş. E . s. Kisâî. Esasen bu ad altında II. Hocası Kisât'den hayli rivayette bulunmuş olması tabiidir ve bunlar zaman zaman tenkit düşüncesiyle yapılmış nakillerdir.204 ZÜLFİKAR TÜCCAR 150. Yâfi'î'ye göre Ferrâ bütün Kur'ân-ı Kerîm'i tefsir etmiş ve bin varak kadar tutan benzeri telif edilmemiş bir eser imlâ etmiştir (Mir'âtü'l-cenân. I.75). Ahfeş el-Evsât'la görüşmüş. 195).-IX. kısmı belki de sadece Ferrâ'ya mahsus olan gramer terimleridir. 132). Müellifin. III. (VIII.-IV. bugün anladığımız mânada bir tefsir olmayıp âyetlerdeki dil özelliklerinden hareket ederek Arapça'nın sarfını ve nahvini tesbite çalışan bir eserdir.Zülfikar Tüccar. Kitâbü'l-Hudûd'unda gramerin çeşitli konularına göre tasnif ettiği meseleler. III.71).) asırlarda kaleme alınmış eserler de aynı mahiyettedir (bk. Nitekim Abdülkadir el-Bağdâdî (ö. Ahfeş'in söz konusu eserinden de doğrudan doğruya veya dolayısıyla yararlandığını gösteren bir kayıt yoktur. İbn es-Serrâc'ın el-Usûl'ü ve Ferrâ'nın Ma'âni'lKur'ân'ıyla Zeccâc'm Ma'âni'l-Kur'ân'ım sayar ( H i z â n e . ikincisi eserde sık sık geçen Küfe dil mektebi mensuplarına ve b . IV. her hangi bir âyetteki bir dil meselesini açıklarken müellifin. II. Ma'âni'ye dair kitabını telif ettiğini. 11). burada onlarla ilgili âyetlere bağlı olarak dağınık şekilde verilmiştir. Bu arada bazı kelimelerin ayrı veya bitişik yazılmaları gibi tali hususlar için aynı kıraati esas alan mushaflarm farklı nüshasına kadar dikkat ettiği görülür (msl. Eserde çok çeşitli gramer meselelerine ve bunların ayrıntılarına yer verilmesinin sebebi. İbnü'l-Kıftî. eğer varsa aynı âyetin çeşitli lehçelerden gelen kıraat şekillerini de ele almasıdır. ondan çocuklarına ders vermesini ve Ma'âni'l-Kur'ân konusunda bir kitap yazmasını istemişti.

Eski müelliflerin. Tüccar. Z.Ali enNeccâr [nşr. Bunlar arasında doğrudan doğruya Ferrâ'nm eserine dayananlar vardır. 6 6 ) Nuruosmaniye (nr.Ali en-Neccâr [nşr. Fihrist.144. GAS. I. Kahire 1972). 1400/1980). inceler. 157). çoğu kez izahlanyla geçmiş olması. s. tefsir 11 ş) nüshalarına dayanılarak üç cilt halinde neşr edilmiştir (I. Kahire 1966.78). I. Ma'âni'l-Kur'ân. Sa'leb'in öğrencilerine okuttuğu metin de buydu. s. . Süleymaniye (nr. Sarf ve nahiv çalışmalarında olduğu gibi lügat sahasında da Ma'âni'lKurân güvenilir kaynaklar arasında yer almıştır. s. III. II. 6 6 ) bu eserden. İbnü'l-kıftî. ZIYÂD 205 terimlerin. Sezgin. hatta gördüğü noksanlıkları Ferrâ ile müzakere ederek elindeki nüshada değişiklikler yapar. bu arada Sa'leb'in (ö.291/903-4) bir eşinin yazılmadığını söylediği (Zübeydî. tefsir. İbn Manzur ve Fîrûzâbâdî gibi büyük lügat âlimlerinin kaynakları arasında bu eser de bulunmaktadır.Tüccar. daha sonraki müellifler tabii olarak yararlanmışlardır. Nitekim Cevheri.].].289-902) Zamâiru'l-Kur'ân'ı böyle bir çalışmaydı ( Z ü b e y d î . Elimizde bulunan metin Ferrâ'nm imlâ meclislerine muntazam devam ederek eseri bu şekilde tedvin eden diğer bir talebesi Ebû Abdullah Muhammed b. 3 4 3 ) esas alınarak İbrâhim el-Ebyârî tarafından neşredilmiştir (Kahire 1375/1956. Çünkü Seleme Ferrâ'nın derslerine devam etmemekle beraber. VII. el-Eyyâm ve'l-leyâlî (ve'ş-şuhûr). Z. Z. 69. Çeşitli kütüphanelerde eserin sözkonusu rivayete dayanan yazma nüshaları bulunmaktadır (bk. el-Cehm'in rivayetidir. Çeşitli rivayetleri arasında Ma'âni'l-Kur'ân'm en tam ve doğru olan metni Seleme b. 2.80).234. GAL Suppl. Ahmed Yûsuf Necati-M. Brockelman. Buhârî de esSahîh'inde özellikle kısa sûrelerin tefsirini Ma'âni'l-Kur'ân'dan almıştır (Sezgin.231-234). Meselâ Ebû Ali ed Dineveri'nin (ö. s. M. gece haftanın günleri ve aylarla ilgili kelimeleri toplayan lügat mahiyetinde bir eseridir. derste bulunanlardan yazdıklarım temin eder. neyi ifade ettiklerinin tesbitine yardım etmektedir (bk. s. ilâve ve çıkarmalarda bulunurdu. Âsım'ın nüshasıydı. Gündüz. 320. Kahire. diğerleri için bk. s. 1955. 179.FERRÂ YAHYÂ B. Buhârî'nin Kaynakları. 10 ş. Abdülfettâh ismail Şelebî-Ali en-Necdi Nâsıf [nşr. s. Eserin bilinen üç nüshası (bk.Tüccar. Maalesef eserin sözü edilen rivayete dayanan metni mevcut değildir.]. 4 5 9 ) ve Dâru'l-Kütübu'l-Mısriyye (nr.

de isimlerin çekimi gibi en önemli konularda bir takım güç meseleler doğurmaktadır. Brockelmann. el-Hüseyin için (ö. Ayrıca kitabın sonuna öğrencisi Muhammed b. 89-90). elBehâ'nın küçük hacimde bir kitap olduğunu ve Sa'leb'in eî-Fasîh'inin esasını teşkil ettiğini söylemiş.Çetin. 240. el-Müzekker ve'l-müennes. 4. el-Cehm'in Ferrâ'dan rivayet ettiği müzekker ve müennesle ilgili bazı bahisler eklenmiştir. Daha İslâm'ın ilk gelişme yıllarında özellikle büyük şehirlerde. bu arada bazı sıfatlara yer vermiş. Eseri görmüş olan İbn Hallikân. Esere müenneslik alametleriyle başlamış. bunu takiben müenneslik açısından zarflar üzerinde durmuş.s. el-Maksûr ve'l-memdûd. faille fiilin sayı ve cins bakımından uyumunda. 204'te telif etmiştir.206 ZÜLFİKAR TÜCCAR 3. neşrine yazdığı muk. diğer eserleri gibi bunu da öğrencilerine imla ettirmek suretiyle ölümünden üç yıl önce. II. Mevcudiyeti bilinmeyen bu eser.M. Arapça'da bu husustaki güçlüklerle her zaman karşılaşılmıştır. Beyrut-Halep 1345) sonra da Ramazan Abdüttevvab tarafından neşredilmiştir (Kahire 1975. 179. Birkaç yazma nüshası bulunan eser (bk.2-28). sonra da Mâcid ez-Zehebî tarafından neşredilmiştir (Kahire 1983). gene müzekkerlik ve müenneslikle ilgili bazı konulara işaret ederek eserini bitirmiştir. konuşma dilinde kullanılan bozulmuş kelimelere dair olup genellikle Kitâbu mâ telhanu fîhi'l'âmme veya buna yakın bir ad taşıyan eserlerin ilk örneklerinden biriydi. bu eserde mevcut malzemeyi bazı küçük . el-Müzekker ve'l-müennes ilk defa Mustafa ezZerka ( el-Mecmû'atü'l-lügaviyye .207/822). GAL Suppl. Sa'leb'in. Mâcid ez-Zehebî. s. el-Hüseyn'in (ö. Ferrâ bu eserini Me'mün'un kumandanlarından olan Tahir b. I. İşte bu eserlerin ilki Ferrâ'nm el-Müzekker ve'lmüennes'idir (N. Daha sonra semâî müennesleri incelediği büyükçe bir bölüm koymuş. Müzekkerlik ve müenneslik. Arap dili gramerinde isimle sıfatın. ŞM. H. Arapça 'da son harfleri maksur ve memdûd elif olan kelimelere dairdir. el-Behâ (el-Behî). Memun'un kumandanlarından Tâhir b.207/822) isteği üzerine telif etmişti. IV. Oriens. 5. 1989 [?]). Fasâhata son derece düşkün olan Arap dilcileri önleyici tedbirler almakta gecikmemiş ve bu konuda müstakil eserler yazmaya başlamışlardır. zamirler ve şibih fiillerde işaret sıfatları v. sonra dört fasıl halinde devam etmiş ve her fasılda belli vezinlerdeki kelimeleri ele almıştır. Ritter. önce Abdülaziz elMeymenî (Kahire 1967). "Philologika". klasik ve edebî dilden ayrılan bir konuşma dilinin doğmasının sonucu olması gereken dil hatalarının (lahn) bir kısmı da te'nis ve tezkirle ilgiliydi.

Haddü'l-fi'li's-sülâsî. I.70. V. Haddü ellezî ve men ve mâ. el-Hudûd (Hudûdü'n-nahv). Buna göre eserin hadd adını taşıyan babları şunlardı: Haddü'l-i'râb fî usûli'l-'Arabiyye. Haddü'l-maksûr ve'lmemdûd. Haddü'l-cevâb. Isa er-Rummânî'nin (Ö. 186). Ebü'l-Hasan Ali b.291/903) buna benzer eserleri vardı ( İbnü'n-Nedim . hatta derslere katılanların. Haddü'l-hikâye. Haddu'd-du'â. Haddü'l-'aded. Haddü'l-mu'rab min mekâneyn. 4. 46 haddi ihtiva ediyordu ( İbnü'l-Kıtft . Haddü iz ve izâ ve izen. Haddü'n-nisbe. Haddü mâ lem yüsemme fâiluhû. Haddu'l-'imâd. Haddü râci'i'-z-zikr. s.384/994) biri büyük diğeri küçük (Köprülü Ktp. nr. Haddü'nnüdbe. Haddü inne ve ehavâtühâ. Haddü min ve rubbe. Haddü'l-müzekker ve'l-müennes. 229). Haddü't-terhîm. Haddü'l-ebniye. Haddu lev terakte verâ'eke. ZIYÂD 207 ilavelerle farklı bir şekilde tertiplemiş olduğunu. eseri çok geniş bir tarzda imlaya başlamış. Biri daha önce anlatılan bu rivayetlerden ikincisine göre Kisâî'nin talebelerinden yani kendi arkadaşlarından bir grubun isteği üzerine Ferrâ. Haddu key ve keylâ. Haddu rubbe ve kem. Haddü mâ yücrâ ve mâ lâ yücrâ.meftûha. . Z.231/845) ve Ebü'lAbbâs Sa'leb'in (ö. Haddü eni'l. 6.. "hadd" sayısıyla ilgili farklı rivayetler için bk. I. Haddu'n-nûneyni'ş-şedîde ve'l-hafîfe. Haddü'l-hicâ'. Haddü't-tasgîr. Haddü'nnehy. Haddu'n-nasbi'l-mütevellid mine'l-fi'l. s. bu işin kolay kolay bitmeyeceğini düşünerek endişeli bir tavra girmelerine rağmen ölçüsünü değiştirmeyerek 16 sene gibi uzun bir sürede hafızasından imla ettirmişti. Müellif el-Hudûd'u "hadd" (tarif) adını verdiği ana bablara ayırmış ve Arapça'nın mesele ve kaidelerini bu bablarda işlemişti. Haddü'l-ma'rife ve'n-nekre. Haddü'l-cezâ. Haddü'l-cem'.Tüccar. Haddu'l-kasem. 60 cüzden meydana gelen eser. Haddu hattâ. Meselâ Kûfeli âlimleiden İbn Sa'dân'm (ö. IV. Haddü'lfi'li'l-vâkı'. Telif sebebiyle ilgili olarak iki rivayet vardır. Haddü'lfi'li'r-rubâ'î. hatta az da olsa el-Behâ'da eîFasih'e alınmamış kelimelerin bulunduğunu belirtmiştir ( V e f e y â t . Haddü fa'ale ve ef'ale. 1393/2) iki telifi de el-Hudûd adını taşıyordu ( Keşfü'z-zunûn. Haddü'lidgâm. Haddü mülâzemeti dehale. Haddü'l-iğrâ. yalrız Ferrâ'nın değil bütün Küfe mektebi mensuplarının nahiv konusunda telif ettikleri en önemli eserdir. Haddü'l-ibtidâ ve't-taktî'. 635). Bu eser daha sonraki bazı âlimlerin nahve dair teliflerinde örnek alınmıştır. Haddü't-tenzîh ve 't-temennî. Arap diline dair olup Ferrâ'nın en mühim eserlerinden biridir. Haddü'listifhâm. İbnü'l-Kıftî.FERRÂ YAHYÂ B.52-53). Haddü'l-hemz. Maalesef bugün elimizde bulunmayan el-Hudûd.

Abdül'alim et-Tahâvî ve M. Ferrâ'nın bugün mevcut olmayıp sadece kaynaklarda adı geçen diğer eserleri şunlardır: Âletü'l-kiittâb [Âletü'l-kâtib veya Alâtü'l-kâtib). Lugâtü'l-Kur'ân (el-Lugât).4009. elKâfî fi'n-nahv. Ahmet Bulut.). en-Nüdbe.2303) ve bunların bazılarında müellifin adı Ebû Tâlib el-Mufaddal b. Eserleri ve Arap Dili ve Edebiyatındaki Mevkii adlı çalışması (basılmamış doktora tezi (bk.208 ZÜLFİKAR TÜCCAR 7. Garîbü'l-hadîs. el-Cem' ve't-tesniye fi'l-Kur'ân. bibi.) ve Ahmed Alemüddin el-Cündî'nin Fi'l-kur'ân ve'lArabiyye m'ın türâsin lugaviyyîn mefkudin (Mekke 1410). en-Nevâdir. bibi. asıl harflerle diğer işaretlerde kullanılan mürekkep renkleri gibi konularda Kûfe-Basra ve Şâm muhitlerinin ayrıldıkları hususları tesbit eden bir çalışmaydı ( Îbnü'n-Nedim . eski ve yeni çeşitli kaynaklarda ve bazı araştırmalarda Ferrâ'ya nisbet edilmişse de ona ait değildir. Müşkilü'l-luga. Hayatı. Hemze gibi. Birkaç neşri bulunan eserin (Brockelmann. 179. nr. • el-Fâhir fi'l-emsâl adlı eser.. Bu eserin asıl müellifi Ferrâ'nın talebelerinden ve râvilerinden olan Seleme b. Zülfikar Tüccar'ın al-Ferrâ. nr. Cambridge.27) son ve en önemli neşride yine Mufaddal b. s. I. Seleme b. el-Emâlî. Ferrâ hakkında kitap şeklinde şu önemli çalışmalar yapılmıştır: Ahmed Mekkî el-Ensârî'nin Ebû Zekeriyyâ el-Ferrâ ve mezhebuhû fi'n-nahvi ve'l-luga'sı (Kahire 1964). el-Mesâdır fi'l-Kur'ân. Fa'ale ve efale. Hurûfu'l-mu'cem. Kitabü Mülâzim.456/1064) kafiyeden bahsederken bu eserden iktibasta bulunmuştur ( el-'Umde . Kitabın birkaç yazması bulunmakta (Fatih Ktp. Âsım'ın oğlu Ebû Tâlib el-Mufaddal'dır. el-Vâv. Seleme'ye isnaden.. lhtilâfu ehli'l-Kûfe ve'l-Basra ve'ş-Şâm fi'l-Mesâfih. el-Ebniye. Subhî Abdülhamîd'in el-Lehecâtü'l-arabiyye fi Ma'âni'l-Kur'ân li'l-Ferrâ'sı (bk. el-Vakf ve'l-ibtidâ. I. Ancak lbn Reşîk (ö. Herhalde Kur'ân-ı Kerîm'in "nakd" ve "şekl"i. s. et-Tasrif. Yâfi' ve Yefe'a. yazılışında bir süre ittifak edilemeyen harf ve imla işaretleri. 8. GAL Suppl.Âsım Sâhibü'l-Ferrâ diye geçmektedir. Bu kayıtlarda Ferrâ'nın adının bulunması eserin bazan Ferrâ'ya ait olarak gösterilmesi hatasını doğurmuştur. Hayatından bahseden kaynaklarda böyle bir eserinden söz edilmemektedir. 100).36). . Ali en-Neccâr tarafından yapılmıştır (Kahire 1380/1960).

389. 71. el-Lehecâtü'l-'arabiyye fî me'âni'lKur'ân li'l-Ferrâ'. Sezgin.M. 157. R. Bagdad 1959. 411. 95. s. 93 vd. Tabakâtü'l-müfessirîn (nşr. 195.). 18. mlf. "Türâsün mefkûdün ma'a kitâbeyni mefkûdeyni li'l-Ferrâ'".. 9-14. II. Seilheim). Hizânetû'l-edeb ve lübbü lübâbi lisânü'l-'Arab. 236. XVII. 35. Dâvûdî. 259.FERRÂ YAHYÂ B. 36. 261. 235. Yağmuri. II. Nûrü'l-kabes (nşr. II. Muhyiddin Abdulhamid). 117. Orientalia. Kahire 1968. II. Zülfikar Tüccar. F. Bergstraesser). s. II. Ahmed Âlemüddîn el-Cündî. Abdülkâdir el-Bağdâdt. Şevkt Dayf. 131-132. Ziyâd el-Ferrâ. 8.1. 97-103. Taşköprizâde tsâmeddin Ahmed Efendi. el-Ensâb (nşr. 102. Feyzullah Efendi Ktp. Sem'ânî 'Abdülkerîm b. 631. 225-229. a. mlf. Mir'âtü'l-cenân. Hafniae 1789. NMÇ. II. 26. Tuhfetü'l-Erîb. II. LII/5 ( 1 9 8 0 ) . 1.. XII. IV. Beyrut 1936. Abdülhamîd Muhammed Abdülkerîm es-Subhî. 1414. Miftâhü's-sa'âde ve mısbâhü's-siyâde (nşr. Ömer). Hayatı. Arap Dil ve Edebiyatında Emsal (doktora tezi. s. 47. Yac Reiske v. nâşirin mukaddimesi. dğr. "Studen zur Geschichte der loıfischen Koranlesung in den beiden ersten Jahrhunderten I". 1. 7-23. Gâyetü'n-nihâye fî tabakâti'l-kurrâ'. II. Muhammed b.1. Garlbu'l-hadîs (nşr. II.Kâmil Kâmil Bekri).. 26-57. Yo.. G. II. III. V. Muhammed Ebu'1-Fazl). 1321. I. 258-259. el-Fihrist (Flügel). 912-934. vr. 1980. 105. 38. II. 12. Eserleri ve Arap Dili ve Edebiyatındaki Mevkii (doktora tezi. ibrahim es-Samerrâî). Süyûtî. 56. Roma 1948. XXIII (1954). XIV. 325.1. 173. 1984). 1987). "Die Zuverlässigkeit der Überlieferung von ausser 'utmanschen Varianten bei al-Farrâ' I". 149-155. Yâfî'î. 358. mlf. Vefeyâtû'l-a'yân (nşr. Ibn Kesîr. Wiesbaden 1964. Târîhu Bagdad. 109. s. 301. Ibn Resık el-Kayrevâm. Kemâleddîn el-Enbârî. el-'umde. 99. 440. 352. 38. Ahmed Ferîd Rifâ'î). I. tzâhu'l-meknûn. s. 95. 234. 34. I. I. s. Muhammed Ebu'l-Fazl). 196. GAS. Kahire 1351-53/1932-35. 36. XIII. ZIYÂD Bibliyografya: 209 Yahya b.. 86. el-Müzekker ve'l-mü'ennes (nşr. 1577. a. Tabakâtü'n-nahviyyîne'l-lugaviyyîn (nşr. 178-179. 51. IV. al-Farrâ'. el-Bidâye. VIII. Hbû Ubeyd Kâsım b. nr. (nşr. Iklîdû'l-Hizâne. 514. 1. s. V. Kahire 1369-93/1950-73. 37. NMÇ.. Hediyyetü'l-'ârifîn. Kahire 1355-57/1936-38. 150 vd. I. 113. 251252. Hânsâr'i. s. Kahire 1968. Buğyetû'l-Vu'ât. 116. 108. Mu'cemü'l-üdebâ' (nşr. mlf. Haydarabad 1967. Abdullah 'Ömer el-Bârûdı). 151. . 144. Abdülazîz elMeymenî. 41. Krenkow). XVI. I. 81. 371. İbnü'l-Kıftî. 111. 367. (Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi Ktp. 100. 269-270. 213.. Buhâri'nin Kaynaklan. 46. 57. s. 9-10. İbnü'l-Cezert. 8. Kahire 1952. 270. GAL. III. Nüzhetü'l-elibbâ' (nşr. 123-125. XX.. lbn Hallikân. 192. 34.. 200. Tahran 1367 hş. Kahire 1975. 273. Yâkût el-Hamevî. Mecâlisu'l-'ulemâ'. lbnü'n-Nedîm. 143-146. nr. IV. 123. 271. Sîrâfî. el-Müzhir. Kahire 1986. Ebü'lFidâ. s. el-Medârisü'n-nahviyye. M. s. nr. 326-355. Ahmed Yûsuf Necâtî . Ahmet Bulut. Kahire 1955. Kahire 1406/1986. 325. 343-344. 212. Ramazan Abdüttevvab). Küveyt 1962. III. Suppl. Abdülvehhâb ebu'nNûr .. Ebü Bekir ez-Zübeydt. Bulak 1299. Ali. Me'âni'l-Kurân (nşr. 66-72. 5. Ali M. Mecelletû'l-Ezher. Tehzîbu'l-luga. mlf. İstanbul 1956. 40. Ahbârü'n-nahviyyîn ve'l-Basriyyln (nşr. 27. Kahire 1326. 96. I. I. Muhammed. Alt en-Neccâr). Keşfû'z-Zünûn. Kahire 1372/1972. lnbâhü'r-rüvât (nşr. Muhammed Abdülmuid Han). Lahor 1927. X. II. mlf. el-Muhtasar (nşr.. 314. 1378. 87. IV. 44. Mekke 1410. Hatıb.. Kahire 1325. 192-223. 1 9 4 b . 257. VII.. s. III. mlf. Kahire 1367-69/1948-50. 69. Ravzatü'l-cennât fî ahvâli'l-'ulemâ' ve's-sâdât. Beyrut 1957. 351. Mu'cemu'l-Buldân. (Diyanet Vakfı islâm Araştırmaları Merkezi Ktp. a. II.. nr. a. 37. a. edmund Becks.e. a. Ebu'l-Hayr Muhammed. a. 516. Fi'l-Kur'ân ve'l-'Arabiyye min türâsin lugaviyyîn mefkûd li-Ebî Zekeriyyâ el-Ferrâ'. II. Brockelmann. Zeccâcî. Sellâm.. VII. a. 479. s.

a. 1949). Nihad M. a. a. "al-Farrâ'". Blachere.210 ZÜLFİKAR TÜCCAR s. XIII.. Mas'ûdvarianten bei al-Farrâ' 1". 90-91.). . "Die b. a. E l 2 (İng. Ritter.e. 230-256. II. s.e. Filologita. mlf. 186-205. 806-808. I (1956). III. "Arapça'da Kelimelerin Müzekkerlik ve Mûenneslik Keyfiyetine Dair Müstakil Eserler".. XXV (1956). XXVIII (1959). 240 (Oriens. Şarkiyat Mecmuası.. R. s. Çetin.. "Die b. H. mlf. 412-435. s. 353-383. Mas'ûdvarianten bei al-Farrâ' II".