You are on page 1of 17

BĐR AVUÇ KAHRAMA

Hamza Osman ERKA

Sayın Cevdet Kerim Đncedayı’nın önsözü ile Birinci dünya harbinin unutulmuş, ihmal edilmiş metruk bir köşesinde Irak müdafaasının ilk günlerinin çok heyecanlı ve kanlı muharebelerinden bir kaçını “OSMA CIK” adını taşıyan cesur ve yurtsever gönüllülerden müteşekkil bir Türk taburunun feragat,fedakârlık ve kahramanlık menkıbelerini o günlerdeki dehşet ve heyecan ile ifade ve kayıt eden notlar.

Đnkılap Kitabevi - Đstanbul, 1946

ĐÇĐ DEKĐLER Đlk söz Osmancık Gönüllü Taburu Acemi Sadun Paşa Yarbay Süleyman Askeri Bey General Mehmet Fazıl .

Hem o kahramanlar arasında bulunduğunuzdan.12 Mayıs 1946 ĐLKSÖZ Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili ve Sinop Milletvekili Sayın Bay Cevdet Kerim Đncedayı’nın eser hakkında müellifine hitaben yazdıkları pek kıymetli ihtisaslarını aşağıya derc ediyoruz. Tarihe mal olmuş menkıbeleri okudum. Gönderdiğiniz yazıyı aldım.B.M. O hayatın içindeki Genç Osman gözümde canlandı. Başkanvekilliği Aziz Kardeşim Hamza Erkan. Bana tatlı bir heyecan yaşattınız. T.M.Bu kitabı savaş meydanlarında vazife ve vatan için ölen aziz kahramanlarımızın mübarek ruhlarına ithaf ettim. Hasret ve sevgi ile gözlerinizden öperim. HAMZA OSMA ERKA Büyükdere . hem onu çok güzel canlandırdığınızdan sizi candan tebrik ederim. CEVDET KERĐM Đ CEDAYI Ankara 27 Şubat 1946 .

üsteğmen Nazillili Fuat. Đşte. metruk bir köşesinde Basra yakınlarında çok kanlı savaşlar oluyordu. bir vazife ile gitmiş olduğu ecit Emiri ve Türk dostu Đbnel – Reşid’in yanından henüz dönmüş olan meşhur yaver Mümtaz Bey ile baş başa vermiş uzun uzun görüşüyorlardı.” Schopenhauer Osmancık Gönüllü Taburu 1915 senesi başındayız. gülerek ve isteyerek feda etmek düşüncesinden asla fariğ olmamak ancak onlarda yanan mukaddes iç ateş ile mümkün olabilir. unutulmuş ihmal edilmiş. yüzbaşı Fatihli Lütfi. yakından takip edebilmek fırsatını bulmuş olanlardan başkaları bunların yüksek feragat ve fedakarlıklarını güç ölçebilirler. Dersimli Rıza. Bunlardan yüzbaşı Üsküdarlı Cemil ve doktor yüzbaşı Sinoplu Seferi ben ilk defa olarak harbin ilk haftalarında uruosmaniye’deki Teşkilat-ı Mahsusa binasında teşkilatın şefi Süleyman Askeri Beyin odasında görmüş ve tanımıştım. tanınmayan bu adsız kahramanların hayatını cephelerde ve ateş altında. üsteğmen Fikri. Kahraman Osmancık taburu efradından bazıları. Askeri Beyin katibi Manastırlı Seyfi. Dicle ile Fırat nehirlerinin kavuşarak Şattularap adı ile akmağa başladığı Korna mevkii civarında Rota suyunun kenarındaki bataklık arazide ve Şuaybe müstahkem ordugahı önlerinde cereyan eden bu muharebelerde bir kaç misli faik müstevli kuvvetlerini aylarca durduran bir avuç kahramandan bahsedeceğim. Irak çöllerinde ölmez ve unutulmaz bir nam bırakan Osmancık taburunu Đstanbul’da teşkilatlandıran ve yetiştirenlerin başında yüzbaşı Cemil. Osmancık gönüllü taburu da bunlardan biri idi. yüzbaşı Emirganlı Şevket. üsteğmen Yusuf Ziya. Canlarını ve her şeylerini vatan uğruna. Irak müdafaasının ilk günlerinde. yüzbaşı Avni Boyacı köy. Yahya Kaptan ve yüzbaşı Halimin adlarını zikretmek lazım gelir. Bugün birçoklarımızca hiç bilinmeyen.“Đnsanın bütün hayat boyunca elde edeceği en yüksek vasıf kahramanlıktır. yüzbaşı Hayri. doktor yüzbaşı Sinoplu Sefer. Ailemizi yakinen tanıyan rahmetli Mümtaz Bey . Dr. Büyük Dünya harbinin.

Ne kadar mert ve kıymetli subay ve erlerimiz oralarda son nefeslerini vermişlerdi. Kumların seraplarına karışmış olan bu mezarsız. Balkan harbinin sonlarına doğru Garbi Trakya Türklerini Bulgar istilasından kurtarmak gayesi ile teşekkül eden Garbi Trakya Hükümeti Muvakkatesi davasında canla başla çalışmış olan yüzbaşı Cemil. çöl maceralarımıza ait bir çok hâtıraları. Trablusgarp ve Bingazi’de yararlık göstermiştir. Süleyman Askerî. kervan geçmeyen çöllerde. Đstanbul’a varışımızdan bir kaç gün sonra. mahrumiyetin en büyüğü ve herkes için kıymetli olan bir tek şey vardı: SU. açlık. Sami.bizi tanıştırırken iltifatkar ve samimi bir muhabbetle kardeşim Gazi Osman ve benden bahsetti. mücadele ve ıztıraplı günleri bu gün imiş gibi hatırlıyorum. yüzbaşı Fehmi. O mahrumiyet. Harp meydanlarında verdiğimiz zayiattan başka. Şimdi.. Đsviçre. Đzmit mebusu emekli yüzbaşı Ziya beyin delâleti ile teşkilâttan bir Bulgar filintası ile nagant tabancasını aldığım günün sevincini hâlâ hatırlarım. ailece yerleşmiş bulunduğumuz Đsviçreden gönüllü olarak memlekete gelişim hayata ve istikbale doğru bilmiyerek attığım ilk adımdı. güneş çarpması ve sıcak memleketlere mahsus birçok hastalıklardan ne aslan gibi delikanlılar kaybetmiştik. . Eşref. kuş uçmayan. Osmancık taburu.. birinci Cihan Harbine ait notlarıma göz gezdirirken. Đskeçeli Arif ve arkadaşlarının da Garbi Trakya işlerinde can siperane hizmetleri olmuştur. Enver paşa. Enver paşa’nın ve Süleyman Askeri Bey’in çok sevdikleri ve itimat ettikleri bu genç subaylar cesaret ve fedakârlıklar ile tanılmış teşkilatçı adamlardı. Vatan uğrunda imanla ölenlerin yüksek şerefi yanında her şeref sathî ve geçicidir. yüzbaşı Fatihli Lütfi. geçmiş günlere bakarak. yalnız unutmadığım ve unutamayacağım vakalar arasında başlıca bir şey varsa o da Komutanımız Süleyman Askerî beyin Bercisiye koruluğu civarında intiharı ve bir çok fedakâr silâh arkadaşlarımızın şahadeti ile neticelenen Şuaybe muharebesi ile Osmancık taburu Komutanı Üsküdarlı Cemil ve doktor yüzbaşı Sinoplu Sefer beyleri kurban vererek başardığımız Rota müdafaasıdır. bin bir zahmet ve meşakkatten. Bu isimler zihnimde pervane gibi dolaşıyordu. vakti ile bütün teferruatı ile kayıt etmediğimden kısmen unutmuş olduğumu işaret ediyorum.. susuzluk.. Benim. şehitlerimizin de aziz hâtıraları önünde kalbimden taşan saygı hisleri ile eğilirim. Doktor Sefer Beyi esasen daha evvelden uzaktan tanıyordum.

kısmen tren kısmen’de kamyonla yolculuk ederek Haleb’e vardık. burada binbaşı Vedat bey. vardık. o sıralarda Bağdat şimendiferinin son istasyonu olan Pozantı’ya. yüzbaşı Riza. ekserisinin elbiseleri parça parça.. Osmancık taburu gönüllüleri ile bunlara katılan bu şanlı Türk müfrezesinin fedakârlıklarını ölünceye kadar unutmayacağım. Đsviçre’yi ve orada bıraktığım anne ve kardeşlerimi. bidayette bizden birkaç gün evvel otomobille hareket eden Süleyman Askeri Bey’in faytonu ile kara ve sonradan Osmancık taburundaki arkadaşlarla tekrar birleşerek.. yorgunluk susuzluk ve gıdasızlıktan iskelete dönmüş bir halde henüz. istasyonlar sinema şeridi gibi gözümün önünden geçiyordu. Bilhassa Sapanca gölü Đsviçre göllerini.. Topça yüzbaşı Şevki. Rota mevkiini tutan. Cepheye gitmek üzere Haydarpaşa’dan 28 Kasım 1914 cumartesi günü hareket etmiştik. binbaşı Ali. Pozantı’dan sonra yolun mühim kısmını yaya olarak ve gerisini yaylı arabalarla yaparak Adana’ya. Đzmit’te bir saatten fazla bir duraklamadan sonra yolumuza devam ettik ve Büyük Derbend’i de geçtik. yarı çıplak vücutları.. doktor yüzbaşı Sefer. muharrir ve sporcu Mehmet Ali Fetgeri ve üsteğmen Nazillili Fuat .. yüzbaşı Cemil. topsuz ve vesaitsizlik içinde göğüs geren ve iklim ve arazi güçlüklerine rağmen tarif edemeyeceğim fedakârlıklar göstererek ilk müdafaayı tesis eden. bana hatırlattı. birlikte nehir yolu ile Santurlarla yolumuza devam ettik.. vardıkları sol cenah cephemizin çarpışmalarına soluk almadan atılışları başlı başına bir kahramanlık destanıdır. Kim bilir onları bir daha ne zaman görecektim?. Üsteğmen Osman bey.. Halil Beyle karşı karşıya oturuyoruz. Halepten itibaren.Adetçe çok faik düşman kuvvetlerinin Fav boğazındaki ilk ihraç hareketlerine mühimmatsız. candan ve samimi arkadaşlarla seyahat ederek bir kaç günde. Millet ve memleket uğrunda gösterilen fedakârlık ve sadakat hiç bir zaman boşa gitmez. Bu müfreze efradının harp ederek çekilirken katlandıkları mezahim ve müşkülât her türlü tasavvurun üstünde idi. Böylece. Dr.. Bir dost elin yavaşça. Harp adamı olduğu kadar ince bir fikir ve kalem adamı olan yol arkadaşlarımızdan yüzbaşı Halil Türkmen birlikte çay içmek üzere beni kompartımanına davet ediyordu. kahraman kurmay binbaşı Adil Bey’ in fedakâr çelik yürekli Anadolu çocuklarından müteşekkil Türk müfrezesi olmuştur. Her geçen dakika beni onlardan biraz daha ayırıyordu. omzuma dokunması ile bu tatlı hayal serap gibi bir anda söndü ve yok oldu. yüzbaşı Lütfi. mektebimi. oradan da. Sapancaya kadar uzanan göl ve orman ne güzel.

Đngiliz çocukları ve hatta bir kısmı halis Londralı olan Oksfordşayer ve Scrtingamşayer hafif piyade taburları bataklıkta. müdafaa tertibatını temin edecek. Vatanı içten bir aşkla seven Süleyman Askerî Beyin bu genç idealist silah arkadaşları. metanet ve cesaret ile tanınmış bir milletin evlâdı olan Đngiliz askerleri ile aslanlar gibi harp ediyorlardı. cüretkarane taciz baskınlardan usanan düşman. Rumelili seçme gönüllülerden müteşekkil olan bu taburun geceli gündüzlü. 19 uncu asrın artık müzelere devredilmiş eski toplarını kullanmak zorunda bulunan Basra cephesindeki fedakar müfrezelerimiz 20 inci asrın son sistem vesaiti harbiyesi ile mücehhez. Karşımızdakiler de. gayri müsavi şartlar içinde cereyan etmişti. erlerinin mühim kısmı. kendi haline bırakılmış uzak bir cephenin adeta ruhu ve her şeyi idiler. Irakta cereyan eden muharebeler 19 uncu ve 20 inci asırların pek garip bir musaraası idi. granit kadar sağlam birer insan numunesi idiler. Efradının mühim kısmı Kocaelili. Rotanın cenup sahilinde. Bu gayri müsait şartlar ve ahvale rağmen mühim muvaffakiyetler de elde ediyorsak. arkamızı çevirmek isteyen bu iki . bizden esirgediği modern eksikleri Mehmetçiklerimizin kuvvetli pazusu. Maddi dünyayı hiçe sayan ve ateş hattında birer aslan kesilen Askeri Bey’in karargâh subayları. cidden cesurane ve fedadarane harp ediyorlardı. Hasım kuvvet Rota kanalının şimalinde ki eski manteli toplarımızı son sistem seri ateşli bataryaları ile susturarak. kendilerine karşı. metin göğsü ile telâfiye çalışıyor ve insan takatinin dışında bir gayretle bütün güçlükleri yenmeye çalışarak ölümle pençeleşiyorduk. yardımcı bir kuvvet halinde düşmanla uğraşması için sol cenah emrine nev'-ima müstakil bir fedai taburu verilmişti: Osmancık taburu. şafak sökerken Rota’daki ileri hatlarımıza ani bir surette taarruz etti. böyle. Servet ve endüstrinin. Birkaç asır evvelki Elcezire ahalisinin zamanımıza aynen intikal etmiş nehir vasıtaları ile cephane teçhizat ve askerlerimizi nakletmek. işte Rota ve Şuaybe muharebeleri. dizlerine kadar suya batarak. daima artan bir hürmet ve bağlılık duymaya başlamıştım. nihayet 20 Ocak 1915 sabahı. Cephenin. kahraman piyadelerimizin anudane bir müdafaası ile karşılaşmıştı. Yan tarafımıza sarkarak. O tarihlerde.Beyleri daha yakından tanımak fırsatını elde etmiş ve daha sonraları da çöl hareketinde. Bu arada. ileri siperlerimize büyük bir cüretle yaklaşmışlar ve kanalın 700 metre yakınına ilerlemişlerdi.

az sonra karşımızdaki kuvvetlerden siperlerimize kadar ileriye atılmış olan iki taburun da gerilemekte olduğu görülüyordu. Ne yazık ki hain bir mermi ve bir şarapnel bu muharebelerinin kahramanları Osmancık taburu kumandanı Cemil Beyle doktor yüzbaşı Sefer Bey’i aramızdan ebediyen alıp götürmüştü. müdafaadan mukabil taarruza kalkan ve tamamen hücuma geçebilen erlerimizin azimkârane savlet ve takibi karşısında. omzuna isabet eden ve gövdesinin bir parçasını alıp götüren bir şarapnel parçası ile yaralanmıştı. harp meydanını inleten: . Allah. bu sırada kumandan Süleyman Askeri Bey.... bir kaç adım daha ileriye doğru yürüdükten sonra. Hücum. son sesi idi. Bir inilti ağır yaralı bir aslan iniltisini andıran bu ses onun. Bir anda Hücum. nidaları ile şiddetli bir çıkış hareketi yaptı. Hücum çocuklar!. Bu anda. kızgın kumların üzerine son damla kanını akıtıp sendelemesi ve sonra olduğu yere yıkılması bir olmuştu.Allah.. muharebe. sedası ile. çocuklar diye haykıran ses kesildi. son derecede kızışmış bulunuyordu. karşı tarafın kısmı küllisi de geri çekilmek zorunda kalarak Mezria’daki müstahkem ordugâhına sığınmıştı.cüretkâr taburu durdurmak ve püskürtmek vazifesini üzerine alan yüzbaşı Cemil Bey. Türk süngüsü saatlerce korku ve ölüm saçmış. çok çetin ve inatlı bir boğuşmadan sonra. Osmancık taburu fedailerinin başında yerden fışkırırcasına. yanında hususi doktoru yüzbaşı Nihat Sezai Beyle yaveri üsteğmen Resuhi Bey olduğu halde en ön hatlara giderken bacağından oldukça mühim bir yara alarak ilk vasıta ile Bağdat Askeri hastahanesine .. suyunun kenarındaki bataklık arazide. Yüzbaşı Cemil Bey..... Osmancık gönüllülerinin bağırarak. en ilerideki Hintli kuvvetleri hatları arasında hafif bir kargaşalık sezildi.. sonunda da savaşı kazanmıştık. Đngilizler biraz hâkim vaziyette idiler. Cemil Bey yarasına zerre kadar ehemmiyet vermeyerek ve Hücum. Rota müdafileri’nin korkusuz komutanı Cemil Bey ölmüştü! Hemen taburun başına geçen doktor yüzbaşı Sefer Bey’de esatiri bir kahraman gibi döğüşerek ve haykırarak. 20 Ocak 1915 günü Rota. Bu sırada.. kurşun ve mermi yağmuru altında hücum ederken çok ağır bir yara almıştı. bu muharebede en öne geçerek sadık ve fedakâr Osmancık taburu gönüllülerini hücumdan hücuma kaldırırken. Öğleye kadar süren.. haykırarak el bombaları ile hücuma geçişleri ile çöl adeta titriyordu.

götürülmek üzere vapura nakledildi. Aziz şehitlerimizin intikamı alınmıştı. 1914-1915 senelerinde lrak’ı hemen baştanbaşa dolaştık. insanlara iyilik edenler. Doktor yüzbaşı Sefer Bey. Đnsanlar doğar. seraplar. . birçoklarının kemikleri yâd ellerin toprak zerrelerine karışmış olan bu adsız ve mezarsız kahramanları sevgi ve saygı ile anarak yazdığım bu satırlara son verirken. büyüklük gösterenlerdir. Erzurum cephesine gitmek üzere iken vakalar ve hâdiseler bizi Irak'a sevk etmişti. bu boş ve ezeli sahra. yaşar. ölenlerin çoğu unutulur. Çöl! Çöl! Bu güzel ve hür bâdiyeler. kimin olduğunu şimdi hatırlayamadığım şu kıymetli sözleri tekrarlamaktan kendimi alamayacağım. Đsmi unutulmayan. ceylân gibi atlar. nihayetsiz ufukları ile uzayan develerin gölgeleri ile çöl başlı başına bir âlemdir. aynı vapurla Bağdada götürülürken arkadaşı doktor Nihat Sezai’nin kolları arasında son nefesini vermişti. kendi ölmüşken adı sanı yaşayanlar milletine vatanına. ACEMĐ SADU PAŞA Đsviçre’den kardeşim Gazi ile Đstanbul'a döndükten biraz sonra. Geç vakit yara bere içinde ordugâha muzafferen dönen ve fakat pek sevdikleri subay ve komutanlarının acısı ile teessür içinde içleri yanmakta olan yiğitlerimizin hepsi de aç ve susuz bulunmalarına rağmen ağızlarına bir lokma koymadan tüfenklerine sarılmış yarı uyku yarı uyanık sabahı etmişlerdi. Nasıriye ile Basra arasındaki hali çöllerde aylarca yaşadık. ölür. Rota müdafilerinin bu kahraman ve cidalci ruhu bütün harp boyunca Irak cephesinin her köşesinde yaşamıştır. Đşte Osmancık taburu’nun. Şimdi. uzakta bazan beliren aşiretler. Cemil ve Sefer Beylerin şahadetleri ve komutan Süleyman Askeri Bey’in ağır bir surette yaralanması üzerine hayret ve dehşet içinde kalan Osmancık taburu gönüllüleri çılgına dönerek öfke ve şiddetle kati bir intikam saldırışına geçerek karşı tarafın döküntülerini de tamamen püskürtmüşlerdir. Bir ucundan öbür ucuna kadar bu namütenahi çöller ve kasabalar içinde en çok Müntefik sancağında ve Müntefik çöllerinde kaldık.

badiye! Korku ve esrar ile dolu bir cihanı rüzgâr gibi geçiyorduk. Nühayle mevkiine birkaç saatlik mesafede idik. Ne güzel bir sabah. . servet ve hamiyet ve şecaat ile bütün Irakta meşhurdur. ne güzel bir manzara idi: Otuz bir sene oldu hala unutmadım! Hala hayalim hep bu hurma ağaçları. hâkim. Birkaç sene evvel Halep’te vefat eden Emir Sadun Paşanın oğludur. birkaç saniyenin içinde yanımıza yaklaştılar.Nasıriye’de bir çöl sabahı seyretmiştim. dedi ve sonra eli ile selâm işareti vererek hızla ayrıldı.. Mûtekabilen durduk. Asalet. Yolculuğumuzun üçüncü günü idi çok sert bir kum rüzgârı esiyordu. Hayır Süvari. nihayetsiz çöller ve develerle doludur.Arzı Müntefık müntehalarına kadar ahkâm ve emirleri kayıtsız ve şartsız cari olan Şeyhülmeşayih Acemi Paşa işte budur. selâmlaştık ve bir saniye sükût içinde bakıştık.Kim bu adam? Bedevi kılavuzumuz (Ferhan) mukabele etti: .Bana bir emriniz var mı? Müsaade ederseniz yanınıza adamlarımdan ikisini terfik edeceğim. Bunlar. Zavallı yorgun hayvanlarımız bu çılgınca yürüyüşten mütehayyir gibi. Kim olduğunu bilmediğim bu Çöl Şövalyesi kayboluncaya kadar arkasından manyetize olmuş bir halde baktım ve yanımdakilere sordum: . daha yirmi ikisine gelmemiş genç bir şeyhle muhafızları idi.. Nühayle mevkiindeki setir kuvvetlerimiz Komutanı Yarbay Seyfullah Bey’e merkezin bazı emirleri ile para götürüp avdet edecektik. Hamisiye de bir gece kaldıktan sonra Gabişiye harabelerinde tevakkuf etmeyerek geçtik. Nasıriye’den çöle Nühayle denilen yere Ferhan isminde bir kılavuzun delâleti ile ve birkaç sadık Kerkük ve Süleymaniyeli yerli jandarma ile birlikte vazife ile gidiyorduk. Çöl. fakat çok tatlı bir sesle bir istediğimiz olup olmadığını sorduktan sonra büyük bir nezaket ve tevazula: . Mukabil taraftan kum fırtınasının içinden birdenbire bir süvari müfrezesinin bize doğru gelmekte olduğunu gördük. Menzil teşkilâtımızın merkezlerinden biri olan Gabişiye mevkiine günü birlik gidiyorlardı. asker! Diye muhtelif tahminlerde bulunurken atlılar müthiş bir kum rüzgârı şeklinde. Aşiret atlıları. Şeyh.

gemisinde ilerlemekte olan tehditkâr düşman kuvvetleri vardı. Küheylânına bu sade kıyafetle biner ve pür silah yedi. Talihsiz müfrezenin önünde hayat ve maişet eserlerinden tamamen hali 150 kilometrelik bir çöl yolculuğu bir ikinci Sahrayı Tih seyahati belirmişti. önünde su basmış bir saha. kabileler reisinin muharebe esnasındaki heybetli tavır ve hareketlerini esatir! kahramanlara benzetiyordum. solunda pek yakın bir maziye kadar hükümete karşı silâha sarılarak isyan eden Zübeyir ve civar halkı. efrat ve ailesini hatta canını feda ederek Türk saflarında kahramanca mücadeleye devam ve harpten sonra da Türkiye’de yerleşmek sureti ile teferrûd ve temayüz etmiş olan bu Acemi Paşa’ya hasretmekle kadirşinaslık vazifemizi biraz geçte olsa ifa etmiş oluyorum. Müfreze komutanı pek müşkül ve buhranlı bir vaziyete düşmüş. Bu çok acı hakikatler karşısında tedbirli komutan yegâne ümidi necatı Acemi Paşanın gösterdiği çöl yolunda buldu ve hemen hareket emrini verdi. düşman süvarisinin ani bir ihata tehlikesine karşı. daha evvelden Basra-Şuaybe yolunu kesmeye memur . Yukarda da söylediğim gibi cüretkarane baskınları ile düşman kıtalarının rüyalarına giren ve mütemadiyen taciz eden bu cesur. sekiz yüz atlının başında muharebe meydanına yıldırım gibi inerdi.Bağdat’tan beri menkıbe ve hikâyelerini işitmekte olduğumuz. Müfrezenin bu çöl ricati başlı başına bir maceradır. Bu çöl şövalyesinin miğferi. Basra’nın tahliyesinden sonra ana vatanla irtibat ve münasebeti tamamen kesilmiş olan ve çok faik kuvvetler karşısında kahramanca müdafaalardan sonra merkezden gelen emir üzerine çekilmek mecburiyetinde kalan fedakâr cenup müfrezemizi kuş uçamayan ve kervan geçmeyen çölden geçirerek kurtaran Acemi Paşa’dır. yanı başında müthiş bir karışıklık ve anarşi içinde çalkanan Basra şehri. zeytinyağı sürülmüş gür saçları. zırhı da düz ve beyaz entarisi idi. düşman kuvvetleri ileri karakollarının rüyalarına giren ve uykularını kaçırarak dehşet uyandıran Müntefik aşiretleri reisini o gün ilk defa görmüş oluyordum. Ric'at esnasında ordugâhtan eşya çalan birkaç Bedeviyi Acemi Paşa adamları vasıtası ile buldurarak umumun muvacehesinde kendi tabancası ile öldürdü. Đşte bu satırları geçen Büyük Harbin bidayetinden sonuna kadar malını. komutan Süleyman Askeri Bey. Irak kuvayı müdafaasının akibeti meçhul bu bekayası günlerce birçok güçlüklerle mücadeleden sonra nihayet Nasıriye’ye varabildi ve bu suretle de kurtulmuş oldu. Gene Basra önlerinde Şuaybe muharebesinin ikinci günü idi.

Yıldırımla vurulmuşa dönen düşman süvarisi de bu korkunç ve müthiş fırtınadan çekinerek geri çekilmişti. kasabası önünde aylarca tutan oralardaki muharebelerde bacağından çok ağır surette yaralandığı halde askerlerinin başından ayrılmayarak sedye içinde Basra’nın 15 kilometre yakınlarındaki Şuaybe müstahkem mevkiine taarruz ederken kendi canına kıyarak kan ve ateşten ibaret mücahede hayatına hatime çeken Basra valisi ve Irak cephesi Komutanı Kurmay Yarbay Süleyman Askeri Bey’in fedakarlıklarla dolu hayatının ancak bir kısmından bahisle o fedakar şahsiyeti tanıtmağa çalışacağız. YARBAY SÜLEYMA ASKERĐ Savaşların bize kaybettirdiği fakat kahramanlar tarihimize kazandırdığı aziz ve mübarek şehitlerimizin sayısı çoktur. Şimdi Urfa’da hükümetimizin kendisine hediye ettiği bir çiftlikte ziraatle iştigal etmektedir. ta Basra kapılarından Urfa’ya kadar ordumuzun sadık ve kahraman bir muavini olarak harp ede ede çekilerek gelmiştir. Vatan uğruna seve seve can veren kahramanlarımızın hatıralarını tebcil ederek menkıbelerini yazmak ve tanıtmak cidden çok şerefli bir vazifedir. Đttihat ve Terakki tarihinde ve meşrutiyet inkılâbında ismi çok geçen ve Đttihat ve Terakkinin bir parça tarihi de kendisi ile beraber gömülen eski Teşkilâtı Mahsusa reisi .ettiği Acemi Paşadan istimdat etti. Başka bir gün de müsademe meydanına süvarileri ile geç yetişen akrabalarından birisini. Bir avuç kahramanla topraklarımıza saldıran kuvvetleri. rövelverle ateş ederek yaralamıştı. Daha sonra da Millî mücadelenin ilk günlerinde Ankara’ya gelerek memleket müdafaasına koşmuş ve cenup hudutlarımızda büyük hizmetler ifa etmiştir. Acemi Paşa tam zamanında hızır gibi imdada yetişti. Korna. Koca Müntefik kahramanının cidden emsali nadir görülen bu cüretkarane hücumu kıtaatımızı ve Süleyman Askeri Bey karargâhını muhakkak bir tehlikeden kurtarmış bulunuyordu. Ve maiyetindeki süvarilere gür sesle hücum emrini verdi. Acemi Paşa o gün de her vakit ki kıyafeti ile ve birkaç yüz atlının başında olduğu halde yıldırım sürati ile düşman ateşi altında sağ cenahtan sol cenaha koşmuş ve gelmişti. Đşte bu asil çöl çocuğu.

Yüksek bir kuvveyi maneviyesi vardı. bunca gayretlerin boşa . Bu akında Gazi Osman harp meydanında yaralı olarak kalan bir bayraktarımızla bayrağımızı kurtararak geri hatlarımıza getirmiştir. yaralı bir halde sedye içinde takip eden komutan Süleyman Askeri Bey. Harbin devamı esnasında muzafferiyet kâh bize kâh düşmana teveccüh ettiyse de neticede karşı tarafa Basra’dan kuvve-i imdadiyenin de yetişmesi vaziyeti aleyhimize çevirmişti. Basranın tahliyesinden bir kaç ay sonra. Meşrutiyetin ilânından sonra Bağdat jandarmasının tensik ve ıslahına memur edilen mümtaz kolağası Süleyman Askeri Bey bir kaç sene sonra Đtalya harbi patlayınca hoca kıyafeti ile yakın arkadaşlarından üsteğmen Cemil Beyle birlikte Mısır yolu ile Bingazi’ye geçerek oranın müdafaasına koşmuştur. Şuaybe . Basra yakınlarında Şuaybe ve Bercisiye denilen yerlerde pek kanlı ve şiddetli bir muharebe vukua gelmişti. Mustafa Nazım beyler bu muharebede. Geçen Büyük Harpte. yukarıda söylediğimiz gibi. Trablus harbi bitince binbaşı rütbesi ile Bağdat jandarma mektebi muallimliğine tayin edilen Süleyman Askeri Bey bir müddet orada kaldıktan sonra kendi arzusu ile ordudan ayrılarak Teşkilâtı Mahsusa’nın başına geçmiştir Merkezi Umuminin ve Enver paşa merhumun kendisine fevkalade bir itimadı vardı. Son derece cesur. Şuaybe muharebesinde Đngiliz ve Hint kıtalarının zayiatı pek büyük idi. Đnsan karakterinde cesaret ve fedakârlığın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu ben ilk defa bu atılgan ve harikulade cesur komutanın şahsiyetinde tanıdım. Đtfaiye alayından yüzbaşı Hasan. Enver paşa ile Cemal paşanın kabineye girmeleri için mühim rol oynayan grubum başında gene onu görüyoruz. Osmancık Taburundan Üsteğmen Yusuf Ziya.Zübeyir yolunu tutan süvari aşiretlerimizde başlarında mebus Ziya Bey. kahramanca ölmüşlerdi. ikindiye doğru. eski ve çok ateşin bir inkılâpçıdır. Bu muharebelerin üçüncü ve falâkti son günü. Cemiyetin fedakar şahsiyetlerinden biri idi. milletin büyük fedaisi Atıf Bey’i kaçırtan Süleyman Askeri ve arkadaşları idi. Alay Komutanı Binbaşı Vedat. harekâtı. Şammar reislerince Hümeydi ve Şeyh Bedir olduğu halde. Manastır’da Şemsi paşa’nın katlinden sonra. Binbaşı Rıza. Cemiyetin komitecilik işlerinden hemen hepsine girişmiştir. hatlarımıza doğru ilerlemekte olan bir Hintli süvari mızraklı alayına karşı şiddetli bir mukabil hücumuna geçerek geri püskürtmüşlerdi. zeki ve çok vatanperverdi. Balkan harbinin sonlarına doğru Garbi Trakya hükümeti Muvakkatesi’nin başına geçerek oralarını bu suretle düşman istilasından kurtarmak için elinden geleni yapmıştır.Süleyman Askeri Bey.

yanından uzaklaştırılmıştı. Süleyman Askeri Bey. gittikçe kızışan muharebeye seyirci vaziyette kalmış görünen Zübeyir halkı rücsasından birisine: Kadınların bile muharebe etmesini beklediğim böyle bir zamanda harbe seyirci kalmaktan utanmıyormusunuz? Köpekler bile yabancılar mahallelerine yaklaştırmazlar. bir aralık başını kaldırdı. onlar kadar bile olamadınız diye haykırdıktan sonra kendisini arabasına bindirmelerini yaveri üsteğmen Rusuhi Bey’e emretti. Süleyman Askeri Bey sağa sola düşmeğe başlayan mermiler arasında istihkâm üsteğmeni Fikri beyle birlikte arabasına binerken kahraman itfaiye alayları ve Osmancık taburu sağ cenah komutanı Yarbay Ali Beyin komutanlığında aslanlar gibi savaşarak son mukavemeti yapıyorlardı.çıkmasından son derece müteessir olarak büyük bir gayretle sedyesinden kalkarak harbe bilfiil girişmeğe ve ileri hatlara atılmağa teşebbüs etmişse de bacağındaki kurşun yaraları kemiğine kadar işlemiş olduğu için ata bir türlü binemedi ve gözleri yaşla dolarak kendini sedyeye attı. asabiyetle etrafına bakındı. birden bire şaşırıp kalmışlardı. Askeri Beyi arabaya bindirdiler. 13 Nisan 1915 Şecaatin halis bir timsali olan Süleyman Askeri’de böyle ölmüştü. emir subayı Sadık. arabasına bininceye kadar Kurmay Başkanı Binbaşı Adil. manzara pek feci idi: Süleyman Askeri Bey. Araba yola çıkacağı sırada çok yakından ve ansızın bir silâh sesi işitildi. topçu yüzbaşı Şevki. pek tabii telâkki edildi ve nazarı dikkati celb etmez göründü. nagant tabancası elinde ve ağzı kanlar içinde arabanın içinde cansız yatıyordu. Askeri Beyle birlikte arabaya binmişken bir emri ileri hatlardaki kıtalarımıza acele yetiştirmek bahanesi ile Süleyman Askeri Bey tarafından gönderilerek. Đçerisine göz atanlar. teğmen Hadi Beyler ve diğer maiyeti yanında bulunuyorlardı. Topların müthiş gürültüleri arasında ortalık sarsılırken vukua gelmiş olan bu hâdise. Komutan. yanında yakın arkadaşı ve yaveri Naci Bey olduğu halde ön hatlarda vaziyeti çok yakından takip ediyordu.. Şimdi rahmetli Süleyman Nazif’in bundan 31 sene evvel Askeri Bey hakkında yazdığı bir yazının son kısımlarını olduğu gibi aşağıya alıyorum. . Lâkin biraz sonra arabaya yaklaşıp da. katibi Manastırlı Seyfi.. Araba bu vaziyette Nuhayle’deki komutanlık karargâhına götürülerek aynı gece hepimizin gözyaşları arasında çadırının içinde kazılan bir mezara gömüldü. Ali Bey. yaveri Rusuhi. Fikri bey. Kahraman Süleyman Askeri sen beklenenden fazlasını yapmıştın.

1918 Harbinin çok önemli cephelerinden biri olan ve az kuvvetle korunması gereken Irak sol cenahına.Süleyman Askeri Şuaybe önünde ihtiyar ile müebbeden kaldı. Onun oradaki mezarı. Sırası ile tabur. Đran ve Arabistan çöllerinde mertlik ve kahramanlığı ile şöhret bulan cesur bir komutan gönderilmişti: Orgeneral Mehmet Fazıl. Bugünkü gençliğin de çok iyi tanıması icap eden. alay. Irak çöllerinde büyük bir nam bırakan Mehmet Fazıl Paşa.Amara yakınlarındaki vâsi çiftliklerine çekilerek orada pek çok sevdiği at ve halisüddem Arap kısrakları ile yakından meşgul olmağa başlamıştı. Dağıstan’ın Türk mücahidi Şeyh Şamil’in maiyetinde henüz çocuk olarak silâha sarılarak Çarlık Rusya’sına karşı yıllarca harp etmiş ve sonunda Şeyh Şamil’le birlikte Çar ordusuna esir düşerek Rusya’da süvari mektebinde okumuş. insan bunun sahibini çok çevik hareketli genç bir süvari subayı zannederdi. geniş omuzlu. Çar ordusunun ve Osmanlı . Bu zamanın ve bu vakaların tarihini yazacak olanlar teferruatta ne kadar ihtilâf olursa olsun bir noktada huşu ve tazimle ittifak edecekler ve diyecekler ki Süleyman Askeri vatanı için vatanından başka her şeyini isteyerek ve gülerek. bizim müebbeden yıkılamayacak olan istihkâmlarımızdan biridir. bu millet fedaisi yetmiş beşlik asker kimdir? Irak’ın yakıcı güneşi altında başı yukarda. fırka ve kolordu kumandanlıklar ile Bağdat ordu müşiriyet vekâletini de yaparak 1910 da yaşı yetmişe yaklaştığı için kendi arzusu ile tekaüt edilerek Bağdat vali vekilliğine. mesul valiliğine tayin edilmiş ve bilâhare Kut-el . Fakat Türk ve müslüman olması itibarı ile nihayet Türk ordusuna iltica ederek Osmanlı Rus Savaşında Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın yanına Kafkasya taraflarında süvari kolağası olarak çok büyük yararlılıkları görülmüştür. Bir memleketin şühedası da evlâdı zihayatı gibi müdafaasını deruhte ve ifa eder. uzun boylu. atletik vücutta tarif edilemeyen büyük adamlara mahsus bir olgunluk havası olmasa. GE ERAL MEHMET FAZLI 1914 . göğsü kabarık bir ihtiyar asker kocaman beyaz kalpağı ile dimdik dolaşıyor. subay çıktıktan sonra da orada senelerce askerlik şanını binicilik ve cesaret ile yükseltmiştir. Bu mağrur yürüyüşlü. feda etmiş bir Türktü. liva.

fakat bu gözler icabında kötü niyetli insanı evvelden sezerek şimşekler çakardı. Đran. şahinle ava çıkışlarını hâlâ görür gibi oluyorum. Nişancılık ve binicilikte oğulları babalarından geri kalmazlardı. Sarıkamış ve Köprüköy muharebelerine iştirak etti ve bilâhare yukarda yazdığımız gibi Irak ordumuzun sol cenahı Mehmet Fazıl paşanın emrine verildi.Ammara önünde Fellâhiye’de Sabis tepe muharebesinde şehit oldu. O. Daima lâfı karıştırıyor. Ahvaz muharebelerinde fevkalâde kahramanlığı ve fedakârane hizmetleri görülmüştür. Bağdat taki malikânesi daima geceli gündüzlü misafirlerle dolu olan bu çok mükrim zat herkese karşı nazik. Ata binmekte. elinde bir türlü yeni modaya uyarak değiştirmediği gümüş saplı mücahede günlerinden kalma kıvrık kılıcı ile süvarilerinin başında Kut-el . Bir kahramanın hayatı şöhretler ile dolu olarak bundan tam 30 sene evvel sona ermişti. sözü başka mevzulara götürüyordu. O öyle mütevazi bir insandı ki hayatı şöhretlerle dolu olduğu halde harp hâtıralarını ve çöllerdeki maceralarını pek çok uğraştığım halde bir türlü söyletemedim. Cihan Harbi çıkınca ömrünü muharebelerde geçiren bu ihtiyar asker tekrar orduya girdi. 10 Mart 1916. Çok müşfik gözlere malikti.imparatorluğunun en cesur ve meşhur binicilerinden biri olan Mehmet Fazıl paşa’nın maruf atları Bağdat ve Hindistan yarışlarında ekseriya birinciliği kazanırlardı. Türkü her zaman koruyan Allahın huzuruna çok şerefli bir mazi ve tertemiz bir . Çok av meraklısı idi. Büyük oğlu eski süvari yüzbaşısı Davut beyle küçük oğlu Gazi av partilerinde eksik olmazlardı. halkçı. yanık yüzünü kaplayan seyrek ve heybetli sakalı ile yapı bakımından da tam bir arslana benziyordu. Necid ve Irakta mahalli ahali ve âşâir arasında büyük bir sevgi toplamış olan Mehmet Fazıl paşa bir vakitler bu çöl dünyasının âdeta bir nevi taçsız hükümdarı idi. Mehmet Fazıl paşa ile temas etmiş olan her fert onun büyük insan cazibesinden ve temiz şahsiyetinin azametinden kurtulamamışlardır. Türk yurdunun ve milletinin selâmeti için 55 sene kılınç sallayan bu ihtiyar fakat dinç asker. kendini sevdiren tebessümü. Önce Erzurum cephesinde süvari kolordu komutanı oldu. silâh kullanmakta ve cesarette eski masal kahramanlarını andıracak kadar yüksek olan Mehmet Fazıl paşa Đmam Âzam kapısı civarındaki büyük konaklarında iki arslan ve birkaç kaplan beslerdi.

çehre ile gitmiştir. Rahmetli Mehmet Fazıl Paşanın aziz ruhunun diğer bütün vatan şehitlerininkilerle birlikte şad olmasını dilerim. .