You are on page 1of 440

Prof. Dr.

Fazlur RAHMAN

SLM
GENLETLM

NC BASKI

Y A Y IN L A R I

selck

ngilizce aslndan evrilen bu eserin ilk basks on yl nce yaplmt. Seluk Yaynlarnn yerinde bir hizmette bulunduu, mevcudu kalmayan kitabn ilim evrelerince aranr olmasyla ve niversitelerimizin ilgili birimlerinde srekli mehaz gsterilmesiyle anlalmaktadr. ki bask arasnda dnyamzdan ayrlan mellifin, eseri ilk nerettii tarihle lmne kadarki devrede oluan fikr gelimelerini vukufla inceleyerek nemli bir metin hlinde bu baskya eklemekle, esasen ilk gndenberi emeklerini esirgemeyen ok deerli mtefekkir, Prof. Dr. Mehmed Aydnn himmeti byktr. Son on ylda slm lemi, hepimizi yese dren elm hdiseler yaamtr. Ne var ki, inanm Trk aydnnn nemli bir kesiminde mahede ettiimiz tahlil enginlii ve tekmlc dnce zenginlii, mitvar olmamz iin yeterli sebeptir. Hi phesiz aslolan, slm mellifinin de savunduu gibi, slmn g kaynana, yni Kurna ynelmek ve bu Son Dn in saf ve temiz fikriyatyla, amza ters dmeden ve kimseleri de taklide yeltenmeden, 21 inci asra rh yorgunluklarla giren milletimizi ve beeriyeti gerekli aydnla kavuturmaktr. Bu nc basknn nsznde, eserin birinci basksnda yeralmayan baz cmleler hakknda aklamalar yaplmtr.

GENEL DAITIM: BOAZ YAYINLARI A..


Kzm smail Grkan Caddesi No: 12/25 Caalolu / stanbul Tel: 526 09 77 P.K. 1397 Sirkeci / stanbul

Prof. Dr. Fazlur RAHMAN SLM

Seluk Yaynlan zmir Caddesi, 46/A Ankara T el 425 21 81 - 425 09 32 Birinci Baka 1981 (5.000 Adet) kinci Bask: 1992 (2.500Adet) nc Basku 1993 (2.500 Adet) Baskv Kent Basmevi/stanbul Tel: 528 08 15 - 527 99 22 ISBN-975-95466-3-9

Prof. Dr. Fazlur RAHMAN

SLM
evirenler

Prof. Dr. Mehmet DA

Prof. Dr. Mehmet AYDIN

S E L U K Y A Y IN L A R I

indekiler

nc Baskya nsz........................ ............ kinci Baskya nsz........................................ evirenlerin nsz...... .................................. Fazlur Rahman ve slm Modemizmi ............... Trke Baskya nsz....................................... nsz.............. ........ ...................................... Giri.............................................................. 1. Hz, Muhammed............................................ 2. Kur'n......................................................... 3. Hads'in Douu ve Gelimesi..................... 4. slm Hukukunun Yaps............................... 5. Kelm ve Akidenin Gelimesi......................... 6. eri'at.................. ....................................... 7. Felsefe Hareketi............................................ 8. Tasavvuf: Nazariye ve Uygulama.................... 9. SlTekilt...... .......................................... 10. Frkalarla lgili Gelimeler.......................... 11. Eitim....................................................... 12. Modemizm-ncesi Islahat Hareketleri......... 13. Modem Gelimeler........... .......................... 14. Miras ve Muhtemel Gelimeler.................... Sonsz................................. ........................... Bibliyografya............ ............................... ........ ndeks...,.................................. ......................

* III VI W XXXXIV XXXXVII 1 14 41 59 95 119 140 164 17 8 209 233 252 268 29 5 327 355 370 377

nc Baskya nsz

slmm Trke evirisinin ikinci basksnn ok ksa bir sre iinde tkenmesi, eserde ortaya konan cidd tefekkre duyulan ilginin bir iareti olmas bakmndan, sevindirici bir hdisedir. Bu basknn nemli baz eletirilere konu olmas da ayrca dikkat ekicidir. Szkonusu eletirilerin bir ksm, birinci baskda yeralmayp da ikinci baskda yeralan birka cmle ile ilgiliydi. Durumun aklk kazanmas iin bu tasarruFun hikyesini ksaca anlatmakta yarar grmekteyiz.

Eserin ilk Trke basksnn yaynlanmasna 12 Eyll 1980 hdisesini takip eden gnlerde karar verildi. Eserin son ksmlarnda yeralan Trkiye ile ilgili baz cmlelerin o gnn artlarnda birtakm skntlara sebep olabilecei tahmin edilmekteydi. Bu durumu gzden geirmek zere mtercimler, nir Sayn Muammer ahin, deerli hukuku Sayn Muzaffer zda ve Prof. Dr. E. Ruhi Flal biraraya gelerek bir fikir alveriinde bulundular. Sonunda birka cmlenin yanl anlalabilecei, dolaysiyle skntya sebep olabilecei d nld. Herhangi bir karara varmadan nce mesele, eserin mellifi Prof. Dr. Fazlur Rahmana iletildi. Mellifin gr u merkezde idi: Trkiye hakkmdaki birka cmle, kitabn yaz lndaki ana gaye ile dorudan doruya ilgili deildir. Sz konusu cmlelerin eserde yeralmamas kitabn deerinden birey alp gtrmez. Ben Trkiye hakknda fazla malumat olan biri deilim. O cmleleri yazlmam farzediniz ve eserin evi risini onlarsz yaynlaynz. Bu yazlmam farzediniz ifadesi, karlan cmleler ile ilgili herhangi bir dikkat ekme iaretini de (nszde veya

II

dipnotlarda) gereksiz kld. Dolaysiyle eser, o birka cmle karlarak yaynland. Buna ramen gerek mtercimler, gerek nir bir znty daima ilerinde tadlar ve yeri geldike bu durumu aka dile getirmekten de geri durmadlar. Islm'n evirisinin tekrar baslma imkn dounca, hem yazlmam farzedilen cmleler, hem de eserin ngilizce ikinci basksna eklenen son sz Trkeye evrilerek yeni baskya dahil edildi. Durum, hatsyla, sevabyla bundan ibarettir.

evirenler

kinci Baskya nsz

Deerli ilim ve fikri adam Fazlur Rahman'm artk "kla sikleen" slm adl eserinin Trke evirisinin yayn hayat na girmesinin stnden on yl geti. Bu arada, 26 Temmuz 1988 tarihinde Fazlur Rahman, geride birok kymetli eser b rakarak Hakk'n rahmetine kavutu. Vefat tarihinden bugne kadar mellifimizin hayat ve eserleri hakknda ciddi yazlar yazld, aratrmalar yapld. Bu faaliyetlerin nmzdeki yllarda da artarak devam edecei tahmin edilmektedir.
slam 'n ngilizce ikinci basks 1979 ylnda ikago niversitesi yaynlar arasnda kt. Eserin ilk bask tarihi olan 1966 ile 1979 yllar arasnda geen onbe yllk dnemde slm dnyasnda baz nemli hadiseler ortaya kt. Fazlur Rahman, slam'n son basksna ekledii bir "Sonsz" (Epilogue) de bu hadiselere temas ederek onlarn ksa bir deer lendirmesini yapyor. Bu arada slam 'n zellikle son blm lerinde ele alnan baz siyas konular hakknda yeni grler ne sryor. Bunlar yaparken yeri geldike slam'n ilgili blmlerine atflarda bulunuyor. Szkonusu gr ve atflan yararl bulduumuz iin "Sonszn Trkeye evrilmesini ve slamn yeni basksnn sonuna eklenmesini yararl grdk.

Fazlur Rahman, slam 'dan sonra kaleme ald eserleri nin ounda bu eserin ana konular hakknda yazmaya devam etti. Sz gelii, 1982de yaynlad slam and Modemity (Chi cago, University Press) adl nemli eserinde Jslam'da da mer kezi bir nem arzeden "adalk" konusu ok daha ayrntl

IV

olarak ve zellikle slam eitim tarihi dikkate alnarak yeni den ele alnd. Kur'an ve Hadisin anlalmas, Modemizm, ihyaclk, "temelcilik" (fundemantalism) v.b. konular, Fazlur Rahman'n ksa makalelerinde de ok sk ele alman konular oldu. Fakat grebildiimiz kadaryla bu yazlarn hibirinde slam 'n ana grlerinin herhangi birinden vazgeildiine dair bir ifade yer almamaktadr. Bunun bir anlam da udur: slam, gerek mellifinin, gerek mtercimlerinin nazarnda ilk gnk tazeliini ve ekiciliini korumaktadr. Burada bir hususa daha temas etmek gerekiyor. slamn Trke evirisi gn na kt srada Trkiye'de Fazlur Rahman' tanyan ve bilen ok az kimse vard. Tanyanlarn bir kesimi de onu allagelmi kalplar iine oturtamadklar iin fikren ve hissen rahatszlk duymaktaydlar. Szgelii, Fazlur Rahman, hem geleneksel-tarih slm anlaylarn hem de, ayn gle, slm nazar- dikkate almayan bir batl lamay ve adalamay eletiriyordu. Hatta uzun bir tarihe sahip olan selefiyeci ve ihyac hareketler kadar, kendisinin de iinde yer ald slam modernizmi de szkonusu eletiriden nasibini alyordu. Bazlarna gre, Fazlur Rahman, "mste rik" az ile konumakta ve slm temelinden sarsmaktayd"; bir ksmna gre ise o, "yirminci yzyln sonunda problem- lere, hl slm zmler aramaktayd". Sevinerek syleyelim ki, Trk aydn bugn Fazlur Rahman' daha iyi tanmaktadr. Buna Fazlur Rahman'n dostlar kadar Trk rencilerinin de katks byk olmutur. Bugn slamn yannda Majr Themes of the Quran * (Chicago, 1982) ve slam and Modemity ** (Chicago, 1982) gibi iki nemli ese rin daha Trke evrisi yaplmtr. Bu eserlere mtercimlerin yazm olduklar nszlerde Fazlur Rahman'n eserleri hak knda kymetli bilgiler verilmitir. Ayrca slm Aratrma lar*** dergisi. Ekim 1990 saysn tamamen Fazlur Rahman'a ayrd. Bu dergide Fazlur Rahman'n dostlar ve rencileri onun hayat hikyesi ve grleri baklanda, baka trl elde
* A n a konularyla Kuran, ev. A.Akgen, Fccr Yaynlan, Ankara, 1987. ** slam ve adalk, cv. A.Akgen, II.Krbaolu, Fecr Yaymlar, Ankara, 1990. *** Ankara da TEK,DAV tarafndan kanlaaktadr.

edilmesi mmkn olmayan, deerli bilgiler vermektedirler. te slam'n Trke ikinci basksnn eserin mellifine Trkiye'de duyulan ilginin olduka artt bir dnemde gn na kmas memnuniyet vericidir. Kanaatimiz odur ki, Fazlur Rahmanm fikirleri nmzdeki yllarda da zerinde en ok durulan ve tartlan konular arasnda yer alacaktr.

evirenler

evirenlerin nsz

Prof. Dr.Fazlur Rahmanm Londra'da 1966'da ngilizce olarak yaynlanm olan "slm" adl eserinin Trke eviri sini Trk okuyucusunun hizmetine sunmu bulunuyoruz. K saca belirtmek gerekirse, bu eser, bir mslman ilim adam nn ilm metodlarla slama yaklamn yanstmakta, Batl yazarlarn ounlukla slm hakknda yazarken dtkleri hatlar ortadan kaldrmaya almakta ve ou konularda aydnlatc, yn verici ve okuyucuyu slmm meseleleriyle kar karya getirici bir nitelik gstermektedir. Dr. Rahman, 1919 ylnda Kuzeybat Pakistanda do mu, 1942 ylnda Pencap niversitesi'ni bitirmitir. Doktora almasn Oxford niversitesi'nde 1950da tamamladktan sonra, nce ngilterede Durham niversitesi'nde, daha smra da Montreal'da Mc-Gill niversitesi'nde retim yesi olarak almtr. O, "slm' yazd srada Pakistan slm Aratr malar Enstits'nn mdr ve Pakistan Devleti slm deo lojisi Danma Kurulu yesi idi. Hlen A.B.D. Chicago niver sitesi'nde retim yesi olarak almaktadr. Dr.Rahman'n Pakistanda grevli bulunduu srada s lm hakknda yazm olduu eitli makaleler, evirisini ver diimiz bu eserin byk lde ana malzemesini oluturmak tadr. Bu nedenle biz burada, okuyucuyu aydnlatmak gayesiy le bu makelelerin zetlerini vermenin uygun olaca kanaati ni tayoruz. Yazar, bu makalelerin bir blmn, onlara bakalarn

VII da eklemek suretiyle, 'Tarihte slm Metodolojisi" (Jslamic Methodology in Htstory, Karai 1965) adl eserinde biraraya toplamtr. Dr. Rahman, bu eserde Snnet, ctihd, ve tema kavramlar zerinde durarak, bu kavramlarn ilk devirlerde ki durumuyla teekkl devri sonras durumunu ele almakta; arada kkl bir ayrlk bulunduuna dikkati ekmektedir, tik devirlerde Snnet'in muhtevasn nce ictihd sonra icma be lirledii ve dolaysiyle ilk mslmanlarm nnde geni bir fikr faaliyet sahas bulunduu halde, fi'den sonraki devir lerde durum tersine evrilerek icma-ictihd ynnde gelimi ve bu, mslmanlarm fikr faaliyet sahasn kstlamtr. Dr. Rahman, bu sebeple, sosyal deime fikrinden hareket ede rek, ilk snnet anlayna dnme gereini duymaktadr. Dr. Rahman, "tslmm Ekonomik tikeleri (Economic Principles of slam, Islamic Studies dergisi iinde, c. VIII, no. 1 Mart 1969) adl makalesinde nce, slm Dni'nin genel gaye sinden sz ederek, daha sonra ele alaca dncelere temel tekil edecek esas ortaya koyuyor. Ona gre slm Dni'nin ga yesi, "kiinin fiil geliimi ve ahsiyetini gstermesi iin ken disine azam imknlar salayan artlarn hazrlanmasdr". Bugn iin toplumu bir denetim ve ynetime tbi tutmakszn bu gayenin gerekletirilmesi imknszdr. nsan srf bir ekonomik varlk olmamakla birlikte, eko nomik unsur onun dier fonksiyonlarnn gelitirilmesi iin fizik bir yakt devi grr. Bir toplumun fertlerinin veya b tn olarak toplumun salkl gelimesi iin, ekonomik adlet ve buna dayanan sosyal adlet gereklidir. te bu sebeple Kur'n, hayatm ekonomik ve madd yn ne byk nem verir. Ancak ekonomik dzenin, slma gre, dima daha st deerlerce ynetilmesi ve denetlenmesi gere kir. Bu st deerler dn- ahlk deerlerdir. Nitekim hell ola nn kazanlmas ekonomik hayatn ahlk ilkesi olarak orta ya konmutur. Ekonomik deerler, sadece daha yksek gaye lere ulamada birer vastadr. slma gre, insanlar farkl kaabiliyetlere sahip olsalar da, bu kaabiliyetleri lsnde aba gstererek kazanlarn salamalar gerekir. Tek-tek fertlere den grev bu olmakla

VIII birlikte, devletin her yurttaa yiyecek, giyecek, oturacak yer, salk hizmetleri ve savunma gibi temel ihtiyalarm gider mesi iin gerekli imknlar hazrlamas gerekir. Yazar, daha sonra, emek ve alma kavram zerinde durmakta ve bu kav ramlar slm adan deerlendirmektedir. Sadece madd de il, fikr ve ahlk gibi manev gayretleri de emek kavram iinde mtala edilmektedir. Kurn konuyla ilgili olarak "kesb, ceza, ve ecr" kelimelerini kullanr. Bylece salkl bir toplumun temeli olan emek ve emein karl ilkesi slmDni'nce ortaya konmutur. Ancak zellikle sonraki asrlarda bu ilke ihll edilmi, bunun sonucu olarak da toplum dzeni bozulmutur. Dzeni yeniden kurmak iin yukardaki ilkeye yeniden dnmek gerekir. Dr. Rahman, bu vesile ile, Islmn doktriner sosyalizmle de, kapitalizmle de ilgisi olmadm be lirtmekte, slm toplumunun iinde bulunduu sefil durumdan kurtarlmas iin ferd teebbse de, devletin endstriyi ynet mesine de kar olmad zerinde durmaktadr. Ancak sosyal adletin gerekletirilmesi iin bugn de endstriye devlet m dahalesi gereklidir. Nitekim slm Dni'nin ferd kazantan topluma da pay ayrmas bu sebepledir. Bugn iin slm lkelerinde kapital ve emein topyekn harekete geirilmesi arttr. slm Dni byle bir eye kar deildir. Kiinin fikr ve ahlk melekelere tam olarak sahip olmas iin topluma yol gstermek ve onu denetlemek gerekli dir. Ancak devletin bu rehberlik grevi geici olmaldr. Kii, fikr ve ahlk bakmdan tam yeterlik kazannca, devletin g dml siyaseti terkedilebilir. Yazar, toplumun ancak bu yolla doktriner sosyalizm ve kapitalizmin kmazlarndan kurtu laca kanaatindedir. Dr. Rahmanm "Rib ve Faiz" (Rib and Interest, Islamic Studies, c. III, no.: 1, Mart 1964) adl makalesine gelince; bura da Kurn yetlerine dayanlarak "Ribmn farkl anlamlan zerinde durulmaktadr. Yazar, Rm, Al-i mrn ve Bakara surelerinde Ribnin yasaklanmasyla ilgili yetlere dayana rak u sonulara vanyor: 1) slm ncesi devre ait olan rib, borcun ertelenmesine karlk, anaparann ar faiz almak suretiyle kat kat artrlmasn salayan bir sistemdi. 2) Bu ne denle Kurn rlb'y dil bir ticar al-veri olmad iin red

IX detti. 3) Kur'n ticar kazanca izin verirken, ihtikra kar ibirli ruhunu tevik etti. Ad geen makalenin "Rib ve Hadsler" blmnde ise, yazar, hadslerde ribya kar taknlan menfi tutum zerin de durmakta ve hadsler arasndaki farkl ifadelere dikkati ekerek, burada da, Kurnda olduu gibi, rib'nn borcun erte lenmesine karlk kapitalin birka kat artrlmasyla elde edilen ar kazan anlamna geldiini tesbit etmektedir. Ona gre slmm gayesi, faizin tmyle kaldrlmasna yneliktir, fakat bylesine ideal bir sistem, ancak slmn ngrd i birlii ve sosyal yardmlama rhunun hkim olduu bir re fah toplumunda uygulanabilir. Fazlur Rahman, "slmda Ferdin Durumu" (The Status of the Individual in slm, Islamic Studies, c. V, no.: 4, Aralk 1966) adl makalesinde ise, 'slm Dni'nin kiiden ok toplu mu gzettii' ve 'toplum zerinde durduu' eklindeki yaygn kanaate kar, ferdin slm Dini'ndeki durumunu incelemek tedir. Yazarmza gre, slm Dni'nde topluma ve toplumsal varla nem verildii doru olmakla birlikte, bundan kar lan "slm Dni'nin kiiden ok toplumu gzettii veya ama lad" sonucu doru deildir. slm Dni'nde her eyden nce kii, Tanr katnda sorumlu olan bir varlktr. Tanr, sorum luluu sadece ona yklemi; nsan da bu sorumluluu yklenen tek varlk olmutur. Sorumluluun ifs ahlk bir anlam da olan "ibdet" kavramyla aklanr, insann Tanr'ya kar bu tutumunu aklayan Kur'n ve hadislerdeki yaygn kelime "takv"dr. Takv, ne kadar drst hareket edersek edelim, bu fiil durumu fikr ve ahlk dinamizm eklinde ifde ediyor. Onca, takvda grlen bu dinamizm, hkmlerin akn bir kaynann bulunduuna iret eder ki, bu kaynak Allah'tr. Kiinin bu hkmlerle ilgili kurallar kendi nefsinde bulup ortaya karmas, onlara uymaya almas gerekir. Ancak o, ayn zamanda toplum iin konulmu kurallar tesbit etmekte hat yapabilir. O zaman onun, insan trnn ortak hikmetine bel balamas gerekir. Buna ramen takv yknn ve sorum luluun tek taycs "kii dir.

X Bununla birlikte slm Dni, insanlarn toplum olarak mterek hareket etmeleri zerinde durur; sadece toplumun ve devletin tekiltlanmasn istemekle kalmaz; dorudan do ruya mslmanlara farz olan dn vecibelerin bile toplumsal bir havas bulunmaktadr. zellikle ilk inen srelerde top lumsal yn o derecede kuvvetli bir ekilde ilenmitir ki, in san tslmn srf sosyal bir hareket olarak doduu hatsna kolaylkla debilir. Yine Kur'nda eitlik fikri ve toplumsal sorumluluk birbirine bal olarak ilenmitir. Bu durumdan ferdin istekleri ile toplum messeseler! arasndaki gerginlik domutur. slm devletinin sratle genilemesi ile idari bir takm ihtiyalar slm hukukunun tedvinini gerekli klm tr. Zamanla bu hukuk, hayatn slm Dni'ne gre dzenlen mesini salayan bir kalp ortaya koymutur. Bylece ulem ve fukahnn gayretleri tek ynl olarak hep toplumsal taraf vurgulamak istikmetinde olmutur. Bu harekete tepki olarak slm'da ferde ve onun dn hayatna nem veren 'Tasavvuf ce reyan" domutur. Bu cereyan 12. yzyldan sonra kitlelerin dni olarak kuvvet kazanm, 'ahlk hilik' ekline brne rek bozuluncaya kadar, eitli ekillerde devam etmitir. Sfliin gl saldrlar karsnda ulem giderek za yflam ve nihayet yeni reformcu hareketler domutur. Bu reformcu hareketler arasnda zellikle h Velyullah ed-Dihlev (1702-1762)'nin nderlik yapt hareket, bozulmu denge nin kurulmas iin byk gayret sarfetmitir. inde bulunduumuz yzylda, slm lkelerinin smr gecilikten kurtulurken verdikleri sava, uurlu ya da yanuurlu olarak yine Islmn toplumsal ynnn n plna k masn ve hkim olmasn salamtr. Ancak yazarmza gre bu da geici bir devredir; belli bir gelime salannca fert, lyk olduu yeri alacak ve Kur'n'daki 'fert ve toplum dengesi' yeniden kurulacaktr. Dr.Rahman, "Kur'n'da Allah, Alem ve nsan Kavram" (The Quranic Concept of God, the Universe and Man, Islamic Studies, v. IV, no.:l, Mart 1967) makalesinde de u ana nokta lara dikkati ekmektedir, Kur'ndaki btn fadeler, belli bir dzeni salama gayesine yneliktir. Kur'n'da Allah kelimesi

XI nin getii alt binden fazla yet vardr. Ancak btn bu yer lerde asl konu, Kur'n'm ilgi merkezi olan 'insan n kendisi dir. Kurn'a gre lem bir kozmos, bir dzendir; tekml eden, dinamik bir dzendir; bo bir oyun olmayp, ciddye aln maldr. Alemin kanunlar, Allah'n davran (snnetullah)' mn bir blmn tekil eder ve lemi, O nun maksatl faaliye tinin, zerinde cereyan ettii bir sahne hline koyar, insann hedefi; lemi, kendi rh yapsnn kanunlarn ve tarihin akn incelemek, bylece elde edilen bilgiyi iyiliin hizme tine vermektir. "bdet adini alan insann bu maksatl faali yeti, yaratlnn gayesini tekil eder. Bu nedenle insana eref-i mahlkt (yaratlmlarn en stn) nvn verilir. Dr. Rahman'n bunlardan baka, Pakistan'da slm dn dncesi ve bu dncenin karlat meseleler zerinde kan pekok makalesi; slm felsefesiyle ilgili olarak Avicennas Psychology bal altnda bn Sn'mn "Necat" adl eseri nin "lm en-Nefs" blmnn geni notlarla birlikte evirisi ni ihtiv eden ve Oxford niversitesi tarafndan yaynlanan eseri; gene bn Sn'mn "if"snm "lm en-Nefs blmnn neri; The Philosophy o f Molla Sadra adl eseri ve bn Sn' nn varlk ve zat ayrmna yeni bir bak as getiren ve Medieval and Renaissarce Studies dergisinde kan "Essence and Existence in Avicenna adl makalesi bulunmaktadr. Ayrca yazarn Majr Themes o f The ur'an adl eseri 1980 yl iin de yaynlanm olacaktr. Burada Trke tercmesini sunduumuz esere gelince, o, yazarnn da nsz'de ifade ettii gibi, slm hakknda sadece bilgi vermeyi deil, ayn zamanda onu eitli alardan yo rumlamay gaye edinmektedir. Gene ayn nsz'de belirtildii gibi, eser, hem mslman olan, hem de mslman olmayan okuyucular dikkate alnarak hazrlanmtr. nce eserin yorumlayc zellii zerinde ksaca dura lm. Unutulmamas gerekir ki, ondrt asr boyunca eitli co rafya paralar zerinde ve kltr ortamlarnda kendisini ifa de imknlar bulmu, kabl ettirmi ve milyonlarca insan iin bir hayat tarz olmu slm' anlamak, anlatmak ve hele

XII yorumlamak kolay bir i olmasa gerek. Bilindii gibi, her yo rumda, yorumlanan kadar yorumlayan da -hem de btn ac lan, mitleri, baarlar ve baarszlklar ile birlikte- sz konusu olmaktadr. Yorum, bir anlamda, bir fikrin, yorum laycnn zel dnyasndan geerek, yeni bir ifadeye kavu mas' eklinde tarif edilebilir. Bu durumu en iyi Dr. Rahman'n bu eserinde grmekteyiz. zellikle eserin son blmlerinde slmm sadece imdileri ve gelecei hakknda deil, yazann ahsnda mslman aydnlarn dertleri, problemleri ve k mazlar hakknda da dnceye dalmaktayz. Dr. Rahman ve onun gibi dnenler iin slm sadece zerinde dnlen ve konuulan bir konu deil, bir varolu meselesidir. Szkonusu bu mesele, Hint-Pakistan alt-ktasmda domu bym bir kii iin daha baka boyutlar iinde ortaya kmaktadr. Pa kistan'n ayn bir devlet olarak varolmasn salayan ve ona kendi z kimliini kazandran 'slm Dni' olmutur. Bu hususun dikkatten uzak tutulmamas, elimizdeki ese rin anlalmasn kolaylatran bir unsur olabilir. Mesel, Dr. Rahman, messeselemi ve yan bamsz bir hviyet ka zanm Tasavvuf hareketlerden yaknmakta, hatt onlardan ounun slma zararl olduunu sylemektedir. phesiz spanya'dan Uzak Dou'ya kadar uzanan geni topraklar zerin deki slm lkelerinde varlna tank olduumuz Tasavvuf cereyanlann hepsini bir kefeye koymak mmkn deildir. Salkl bir dn hayat temsil eden cereyanlara rastladmz gibi, geni halk kitlerinin inanlarn smrerek slm ol mayan bir hayat anlayn srdren 'szde dn' cereyanlara da rastlamaktayz. Hatt bir tek lkenin tarihinde bile Tasav vuf! hareketler arasndaki farkl inan ve davranlar gr mek mmkndr. Mesel, zerinde yaadmz topraklarn insanlarnn ayn inan ve kltr deerleri etrafnda birle mesinde slmn rhan ideallerine bal Tasavvuf Ehli'nin sammi gayretlerinin roln kimse inkr edemez. Ne var ki, Osmanl mparatorluu'nun zellikle son yllarna doru "ta rikat" ad altnda nelerin olup bittiini, inan adna ne gibi inanszlklarn sergilendiini de grmezlikten gelemeyiz. Bu durum, slmm da, onlarla hibir ilgisi bulunmayan, sayca

XIII az olmakla birlikte gene de belli lde etkinliklerini srd ren gerek tarikat ehlinin de zararna olmutur. inde yaad mz yzyln balarnda Hint-Pakistan alt ktasnda yaa makta olan tarikatlarn ounun durumu daha i ac deildi. Hatta Dr.Rahman'a baklrsa ok daha kt idi. Bugn bile szkonusu blgeyi yakndan tanyanlar bu konuda i rahatla tc bir tablo sunmakta glk ekeceklerdir. te btn bu noktalarn altnda ele alnd takdirde, yazarn Tasav vufla ilgili tenkitlerini 'daha soukkanllkla deerlendirme nin mmkn olaca kanaatindeyiz. Dr. Rahman'n Kur'n ve Hadisle ilgili yorumlar da al lagelmi olanlardan farkl grnmektedir. Onun sadece bu eserinde deil, baka yazlarnda da Kur'n ve Hads karsn da taknd tavn ana izgileriyle u ekilde zetlemek mm kndr: Kurn, dn ve ahlk ilkelere dayal bir dnya gr n savunmakta ve bu grn yaand bir toplumun varlk alanna kmasn gaye edinmektedir, bunu gerekletirmek iin de dn ve ahlk ilkelerin yansra bir dizi hukk h kmlere yer vermektedir. Aslnda Kur'n, herkesin almterine gre kazan salad, ikinin, kumann, ribnm bulunmad , tevhid inancnn bir gerei olarak rk ve renk ayrmnn yaplmad, inanl ve ahlkl bir toplum dzeni ngrmek tedir. Mesel, Kur'n, "vak'a kesinkes belirlendii takdirde, hrszn elinin kesileceinden" sz etmektedir. te Dr. Rah man burada u nemli soruyu soruyor: "Acaba el kesme, hr szln nlenmesi iin yegne tedbir midir, yoksa bu hkmn gtt gayeyi gerekletirmek iin baka tedbirler de dn lebilir mi? Baka bir deyile, el kesme cezasn belli bir top lumsal yapnn artlan iinde ngrlen bir tedbir eklinde dnr, burada lafzn deil de gdlen amacn ezel geerli ini ne srer ve bu anlay iinde yasama faaliyetine koyu lursak, slmm dna km saylr myz?" Dr. Rahman'a gre, bu sorunun cevab "hayr"dr. Ayn soru hadisler iin de sz konusudur. yle ki, hadsleri hukk metinler gibi mi ele alacaz, yoksa slm'n dnya grn gsteren birer "ibre veya "indeks" gibi mi dneceiz. Burada da Dr. Rahman'n, ikinci gr benimsemeye yatkn olduunu grmekteyiz.

XIV unu hemen belirtelim ki, Dr. Rahman bu grlerin he men benimsenmesini deil, onlar zerinde cidd dnlmesi ni arzu etmektedir.Onca nemli olan, mslmanlann bu prob lemi btn plaklyla grmeye ve onu geerli bir zme kavuturmaya almalardr. "Bu gl grmeyen ya da gr mek istemeyen ve onun stne itenlik ve cesaretle gidemeyen birok mslman aydnn, eitli lkelerdeki ihy hareketleri baarsz olmutur" diyor Dr. Rahman. Kitabn son blm de hararetli tartmalara sebep olacak nitelikte grlmektedir. Denebilir ki, yorum unsuru nun en ar bast blmler de bunlardr. Eserinin ilk blm lerinde yazara yol gsteren ve yardmc olan eitli kaynaklar bulunmasna ramen. O, bu son blmlerde daha ok kendi mahedelerine ve deerlendirmelerine dayanmaktadr. Son yetmi-seksen ylda slm dnyasnda yer alan toplumsal ve siyasal alkantlar, Batnm slm dnyas zerindeki emel lerini, fikr, dn ve ekonomik grlerin oluturduu karma k rgnn durmak-dinlenmek bilmeyen deikenliini ve daha binlerce problemleri dikkate alrsak, szkonusu dnem le ilgili aklama ve yorumlamalarn herkesi tatmin etme gibi bir iddia ile ortaya kamayacan hemen anlanz. Bu bakm dan, yazarn Vehhbliin douu ve gelimesine dair fikirle rinden tutunuz da, Trkiye'de meydana gelen deiiklikleri deerlendirmesine kadar herey, farkl alardan ele alnp deerlendirilebilecek konular arasndadr. Elimizdeki eserin Trkeye evrilmesinde gdlen mak sat, Trk okuyucuna slm dnyasnn problemlerini mr nn krk yln slmn incelenmesine ve aratrlmasna harcam bir aydnn kaleminden anlatmaya almaktr. Es erin, okuyucuyu bu problemlerin uuruna ulatrd lde yararl olaca kanaatindeyiz.

24.12.1980 evirenler

FAZLUR RAH M AN VE SLAM MODERNZM*

1. Giri Bir asn aan bir gemie ve eitli dillerde kaleme aln m zengin bir literatre sahip olmasna ramen, "slam modemizmi" sz, hl ok kere yanl anlalan, kukuyla ba klan ve yadrganan bir tabirdir. Bu, zellikle, din muhafa zakrln ar bast slm lkeleri iin daha ok geerli olan bir tesbittir. Szkonusu olumsuz durumun "modernlik", "asrlik", "reform" vs. gibi kelimelerin slm dnyasnda do urduu armlarla ilgili olduundan phe yoktur. Konu, "dinde reform" yahut "dinde yenileme" olunca, durum ok daha karmak bir grnm kazanmaktadr. slm lkelerin de ok geliigzel bir ekilde, bilgisiz ve sorumsuzca kullan lan bu ve benzeri tabirler, geni dindar kitlelerde derin bir antipati uyandrmtr. Bu yzden, "din dnce alannda modernizm" tabiri bile, dinin nemli bir ksmnn inkrn ya
* Fazlur Rahman dcnincc akla gelen ilk ey, "slam Modemizmi"dir. evrisini sunduumuz Islm kitabnn da en belirgin zellii, ele ald konulara modernist bir adan yaklamasdr. Fazlur Rahman, slam' nerettikten sonra da "modernizn" konusu zerinde nemle durdu. Prof.Dr.Mehmet Aydn, zellikle slam'dan sonra kaleme alnm yazlar inceleyerek "Fazlur Rahman ve slam Moderniz rai konusunu bir btnlk iinde ele ald ve bunu slm Aratrmalar dergisinin "I'azlur Rahman zel Saysnda yaynlad. Gerek slm'n, gerek genelde Fazl-ur Rahman'n teki yazlarnn daha rahat anlalmasna yardmc olaca dncesiyle bu 'azy burada tekrar neretmeyi uygun grdk. Neir msaadesini verdikerinden dolay Islami Aratrmalar dergisi yneticilerine teekkr ederiz. Muammer AHN (Nir)

XVI hut onun kendi zyle ilgisini kaybedecek bir lde deiti rilmesini hatra getirmektedir. Bir de modernizmin her et* dinin Batyla ve slam topluluklarnn, szmona, batlla m kesimiyle olan balantsn dikkate alrsak, meselenin bilgi sosyolojisi asndan nasl bir mahiyete brndn grmek pek zor olmasa gerektir. Bu yaznn balnda kullanlan "slm modemizmi" sz, samimiyet ve ciddiyetle ortaya konan ve nazar yan da ha n planda olan bir hareketi dile getirmekledir. Aklama larmz daha rahat yapabilmek iin "slm modemizmi ne deildir?" sorusuna cevap vermeye almamz, belki daha iyi olacaktr. slm modemizmi, herhangi bir mslman aydnn ortaya koyduu veya koymak istedii bir dnce veya davra nn d deildir. Bir ok slm lkesinde hemen hemen her alanda birok yenilikler gerekletirilmektedir. Bunlar ya panlarn mslman olmas, yaptklarnn slm modemizm erevesi iinde yer alaca anlamna gelmez. slm modemizmi, dinin bir ksmn atp geri kalann zamann artlarna uydurmak da deildir. Szgelii, Kuran'n itikad ve ahlk ilkelerini esas alp teki hkmlerini bir ya na brakan bir dnce, "slm" sfatn alma hakkn o anda yitirir. slm modemizmi, Batdan alnan bir sistemi, yahut baz, sistemlerin (ilm, felsef vs.) baz yanlarn alarak onu veya onlar Islmla, yahut slm'n baz ynleriyle birletir meye alan faaliyetin ad deildir. Baka bir deyile, slm modemizminin teki "eklektik tutumlardan ayrld nemli noktalar vardr. Yine, slm modemizmini sradan bir "ihy" hareketi olarak grmek, yahut onu Bat karsnda oluan bir tepki faaliyeti olarak deerlendirmek de kesinlikle yanl olur. Ay n lde bir yanllk da onu Batcln bir uzants, szcs ve temsilcisi gibi ele almaktr. Pekl! "Nedir slm modemizmi?1 ' Kanaatimizce, bu so runun cevab konusunda hibir mslman aydnm yardm

XVII Fazlur Rahman'm sunaca yardm kadar hazr ve doyurucu deildir. Bu deerli ilim ve fikir adamnn adyla "ada s lm modemizmi" arasnda adeta bir zdelik vardr. Bu konu, Fazlur Rahman iin, sadece akademik bir mesele deil, mslmann hayat meselesidir. Aadaki satrlarda ksaca belirti lecei gibi, Fazlur Rahman, slm modemizmi konusunda cid d yazlar kaleme almakla kalmam, szkonusu modemizmin uygulama alan bulmasn salamak iin baz resm g revler de stlenmitir. Bunlar yaparken zaman zaman ac ve skntlara katlanm, hatta hayatn tehlikeye soktuu anlar olmutur. Hi kimse, bugn, mslmanm fikr ve amel hayatnda ciddi problemlerin olduunu inkr edemez. Bu problemlerin zmnde dinin bir katks olacak mdr, olmayacak mdr? Byle bir soru karsnda baz mslman aydnlar susmakta dr. Fazlur Rahman'n 1 "bilip de susann" aydn saylp sayl mayaca konusunda pheleri vardr. Bu susan snf, slm dnyasnda geni bir kitleyi oluturmaktadr. Aslnda onlar, problemler karsnda "kaytsz" deiller; ama burada saya mayacamz kadar ok ve eitli sebeplerden dolay susmay det haline getirmilerdir. Yukardaki soru karsnda taknlan bir baka tavr da, diyor Fazlur Rahman, resm iki-yzllk diye adlandrabile ceimiz bir tavrdr ki, bu, hem slm', hem de slmla ilgili olmayan kiileri, zm vs.'yi "idare etmeye" almaktadr. Yahut ayn tutum, bazan hem modem ihtiyalarn giderilmesi iin alnmas gereken tedbirleri, hem de o tedbirleri reddeden geni muhafazakr kitleleri memnun etme isteini bir emsi ye altnda toplamaya gayret etmektedir. Baz aydnlara gre ise, problemlerin zm iin art olan yeni dnce ve uygulamalar gelenek aracl ile temin etme cihetine gitmeliyiz. Bu gr, hem olumlu hem de olum suz yanlar olan bir grtr. leride modemizm-gelenek ili kisini ele aldmz zaman ona tekrar dneceiz.
1. Bu aklamalar in bkz. Fazlur Rahman, "Islamic Modernisin", Midce East Stud, 1. 1970. s. 329 vd.

XVIII Geride iki yaklam kalyor. Bunlardan ilki, tedrici bir semecilii savunan yaklamdr. Buna gre, modemizmi her alanda ve hemen balatmak doru olmaz. kincisi ise. imdi tarif ve tasvir etmeye alacamz "slam modemizmi"nin zm eklidir. ok basite indirgeyecek olursak, slm modemizminin merkez tezi udur: Temel kaynaklan olan Kurn ve Snnet'e dayandmld, bu kaynaklar ve onlann nda oluan topyekn tarih miras, ilm ve rasyonel bir szgeten geirilerek anlald ve yorumland takdirde slm, tarih-itima ge lime srecinin ortaya kard deime hadisesinin dourdu u problemleri zmeye, o srecin altnda ezilmeye deil ona yn vermeye kdir bir inan sistemidir. te "mslman modemist"diye adlandnlan kii bu tezle iki ynl bir iliki iin dedir: Oriun ilmen ve mantken geerli olduunu kantlamak ve ulalan zmleri mslmann amel hayatnn her safha sna intikal ettirmek. lk iliki, fikr modernizmin, kincisi ise, sosyal modernizmin alan ve kapsamna iaret ediyor. Sos yal modemizm alannda nemli bir mesafenin alnd syle nemez. Pratik meselelerinin zmnde mslmanlann s lmd a * ne lde yararlanabildikleri meydandadr. Fakat fikr modemizm alannda gzle grlr bir ilerleme olmutur. imdi Fazlur Rahman'n yazlarnn nda bu ilerlemenin dnne ve bugnne bir gz atalm.

2. Modemizm -ncesi hya Hareketleri: Aa yukan asr nce slm dnyas, kendi i bnye sinde baz eylerin yerli yerinde olmadn iyiden iyiye anla maya balad. te bu duyu, zellikle onsekizinci yzyldan it ibaren bir takm ihya kprdamlarmn ortaya kmasna yol at. Aslnda "ihya faaliyeti"nin t Gazli'ye kadar geri giden bir gemii vard. hya edilmesi istenen neydi? Elbette ki "saf haliyle s lm". Bundan u anlalyordu: Tarihin ak iinde s'm'a, kendi bnyesine uymayan, baz inam ve uygulamalar kat-

XIX m ve bu durum, mslmam nancnn z ve saf yapsndan uzaklatrmtr. Yaplmas gereken ey, bnyeyi yabanc un surlardan arndrmak suretiyle hy etmektir. te bn Teymlyyenin faaliyetleri ile n plana kan ve slm tarihinde kendisini duyuran hareketin asl gayesi buy du. Bu nl aksiyon adam, Fazlur Rahman'n belirttii gibi, 2 bata tasavvuf olmak zere btn fikr messeselere cidd eletiriler yneltti. Brakalm felsefeyi, E'ar kelam dahi onun hcumundan kendisini kurtaramad. O, Kur'n ve Snnet'e dayanarak slam' anlamay ve uygulamay ngryordu. Bu ynyle o, "tarih slm'n tesine gitme faaliyetinin nc ln yapyordu. Amel hayatta tima deerlerin yeniden hkim klnmasn istiyordu. Bunun iin de baz yeni messe selere ihtiya olduunu sylyordu. Btn bunlar, farkl renk ve arlklarda slm modernizminin programnda da yer ald. Bu bakmdan, bu ilk devir ihya hareketi ile slm mdemizmi arasnda organik bala rn varolduu, inkr mmkn olmayan tarih bir gerektir. Dolaysiyle, bu kinciyi Bat tesirinin bir rn gibi grmek, ileride daha ayrntl bir ekilde gsterilecei gibi, byk bir hatadr. bn Teymiyyenin gelitirdii slh ve ihya hareketine benzer bir hareketi Hindistanda eyh Ahmed Sirhlnd balat t. Birincinin tasavvufa ynelttii eletiri (bir messese olarak tasavvufu reddetmemesine ramen) ve kincinin ise tasavvufu kendi iinde slh etmeye almas olduka etkili oldu. Daha sonra slm dnyasnn iki ayr blgesinde gelime gsteren modemizm bu ihya hareketlerinden ok ey rendi.
I

Fazlur Rahmana gre, ilk devir ihya hareketlerinin nemli baz zayflklar vard. yle ki, a) ihyaclk program nn "saf slm'a dn tezi olduka naivdi. Dorusu, slm dnyasnda grlen her din hareketin ana gayesi buydu. Eer dnten maksad asr- saadetin uygulamalarn aynen gn
2. Fazlur Rahman, "Revival and Reform in slam", The Cambridge History o f s lam, cds. P.M.Holt, A.K.. Lampton ve B.xwis, C.U.P., 1970, s. 637.

XX mze tamak ise, bunun, sosyolojik adan, imknsz olduu ortadadr. Mslman moderniste gre bir dnem ancak "il ham kayna", "itici gc temin eden bir zemin vs. olabilirdi. Mesel, ihyaclar, snnet ile "kitaplarda yer alan hadis" ara snda bir ayrm yapmadklar iin "snnete dnmek" ile "ha dis kitaplarnda yer alan snnete" dnmeyi katsediyorlard. Fazlur Rahman'n kanaati udur: 3 Hadis literatrnde ortaya kt haliyle snnetin tamam, Hz. Peygamberin snneti de ildir. Snnet konusunda, siyer literatr, umum! kanaatin aksine, hadis klliyatndan daha gvenilir durumdadr. Szkonusu klliyatn "snnef'i, nemli lde, ilk nesillerin g r ve anlaylarnn sonucu olarak olumutur. Bu durumda, "Snnet'e dnmek", ihyacmm perspektifinden baklacak olur sa, Hz. Peygamber'e deil, nemli bir yere kadar, ilk nesillere : yani tarih bir dneme- dnmek demek olur. Modemizm-ncesi ihyaclk, cidd bir dnce ksrl iindedir. hyaclann ou, bata bn Teymiyye olmak zere, entellektelizmin ve rasyonalizmin her eidine prensip ola rak karydlar. Onlarn bu tutumu, slm dnyasnn nemli bir kesiminde ok basit bir eitim-retim programnn kabul grmesine sebep oldu. Bu programda bilime pek yer yoktu. Fel sef dnce zaten bir "fikir sapkl" idi. tikad konularda kelm dnce bile ho karlanmamalyd. hyaclk, bu yolla hem kendisini bir ksrla mahkm etti, hem de tesirle ri hal srp giden bir eitim anlaynn balatcs oldu. 4 lk dnem ihyacl, slm'n itikad (tevhid) vehesiyle ictima adalet vehesini yeniden bir araya getirmeye al makla problemlerin zmnde nemli bir adm atmt. Ne yazk ki bu anlayn salt bir faaliyeti programla hayata inti kali mmkn olamazd. Bunun imkn iin gcn Kuran'dan alan bir tefekkre ihtiya vard. Oysa ihyaclar, maalesef, byle bir umull gre (vizyona) sahip deillerdi.

3. Ayn eser, 637. 4. Fazlur Rahman, "Roots of Islamic Neo-Fundamentalism, Change a n i the Mslim VVbrtd, eds. Philip H. Stoddard ve bakalar, Syracus U.P., 1981, s. 32 vd.

XXI 3. Klasik (slm) Modemizm lk ihyaclk, kkleri ve dallar slm dnyasnn iinde olan bir hareketti. Halbuki, onu takip eden "klasik modernizm" in dikkate almak zorunda olduu yepyeni bir fenomen vard: Hristiyan Bat. slm-Bat karlamasnn bir fikr bir de itimai (siyas, asker, ktisad vs.) yn vard. Birinde olup bitenler dierini dorudan doruya etkilemekteydi. Fazlur Rahman, Bat'dan etkilenmenin iki ynne iaret eder, bunlardan ilki, fikr ve ictima bir varlk olarak bizzat Bat'nn kendisi; yani Bat'da fikrin, bilim ve teknolojinin ge limesi. Batdan slm dnyasna ynelen hibir eletiri ol masayd bile, mslman aydn Ziya Paanm diliyle u tesbiti yapmaktan kurtulamazd: Diyar- kfr gezdim beldeler, kaneler grdm, Dolatrn mlk- slam btn viraneler grdm.

Etkilenmenin ikinci yn ise, daha dorudan ve daha acma sz idi. Bat sadece Islm dnyasn topla tfekle igal etmiyor du. Onun inancn, zihniyetini, manev deerlerini, imkn ve kabiliyetlerini de sorguluyor ve eletiriyordu, burada nl Faransz dnr ve bilim adam E.Renann slm'a ynelttii hcumlar ve Namk Kemal'in bunlara cevap olarak hazrlad Renan Mdafaanmestni hatrlamamz yeterli olacaktr. Eer Bat'nn felsefesi, bilimi, teknolojisi, hatta slma yne lik teorik hcumlar, slm dnyasnn gl olduu, Hristi yan Bat'nn bu dnyay, Akifin deyimiyle, "tek dii kalm canavar" halet-i ruhiyesiyle yok etmeye yeltenmedii bir za mana rastlasayd, slm-Bat mnasebeti elbette ok farkl bi imde kurulabilirdi. slm dnyasnn bir silkinmeye, bir dirilie acilen ih tiyac vard. Ve slm olmadan her hangi bir diriliten sz et mek de mmkn deildi. te bu dnm noktasnda karmza klasik modemizm kyor. Fazlur Rahman, bir ok yazsnda bu modernizmin baarlarn ve baarszlklarn tekrar tek

XXII rar dile getirir. 5 Klasik modemizmin, bilindii gibi, biri Ortadou'da, teki de Hindistan'da olmak zere iki byk kolu vardr. zel likle Msr, Suriye ve Trkiye'de etkili olan Ortadou kanad nn nl temsilcileri Cemaleddin Afgan ve Muhammed Abduh idi. Afgan, Fazlur Rahman'a gre, ne byk bir lim, ne de byk bir mtefekkir idi. Buna ramen onun itimai ve siyas fikirleri, bu uyana zemin hazrlad. Muhammed Abduh ise, klasik usulle yetimi bir lim idi. Bu ynyle o, Hindistan kanadnn byk temsilcisi Seyyid Ahmed Han'dan olduka farklyd. Yaklamlar arasnda nemli ayrlklar olmasna ramen her ikisinin benzer sonulara ulamas dikkat ekici dir. Szgelii, biri Mutezilenin akl anlayna canllk ka zandrmaya alrken br (Ahmed Han) slm filozoflar nn rasyonalizmini ihya etmek istiyordu. Ahmed Han muci zeyi inkr ederek tabiat kanunlarnn zorunluluunu mslmanlara kabul ettirmeye alrken, teki de mucizeyi mes sese olarak kabul etmekle birlikte u veya bu mucizenin ink rm bir iman meselesi olmaktan kanyordu. Ahmed Han bi lim alannn iyice genilemesi iin din alann bir eit deizme gidecek kadar daraltyor, Abduh ise din alan ile bilim ala nn birbirine mdahale etmeyecek ekilde ayryordu. Her ikisine gre de Bat'daki ilim ve hikmet hemen anlnmalyd, nk onlar zaten bizim mirasmzd. Bundan ekinmeye ge rek yoktu, nk slm, ilim ve hikmet renmeyi art kou yordu. slm'n, ayn zamanda, Bat'dan gelen her tenkide ce vap verebilecek ve kendisini savunabilecek gc vard. Namk Kemal Renan Mdafaanamestnde bunu btn leme iln et mekteydi. Klasik modemizmin etkileri olduka yaygn oldu. Hin distanda Seyyid Emir Ali'nin slm'n Ruhu adl eseri modernizm izgisi ile savunmaclk izgisini birlikte muhafaza etti.
5. Burada zet halinde verilen bilgiler iin bkz. Fazlur Rahman slam, 13. Blm: Fazlur Rahman, slam and Modemity, Chicago ve London. 1982, 2. Blm; "Revival and Reform in slam", s. 642 vd. Roots oflslamic Neo-Fundamentalism", s. 27-8 ve lslamlc Modernisn, s. 142-3.

XXIII Muhammed kbal, slmda Din Tefekkrn Yeniden Kurul m as balm tayan eseri ile {bir dizi konferanslar) fikr modernizmin acillik ve ciddiyetini gzler nne serdi. Abduh'dan sonra klasik modernizm orijinal izgisini maalesef kaybetti. Ortadouda gr n plana kt: Selefiyecilik (Reid Rza ve onu takip edenler). Muhafazakrlk (Ferid Vecdi ve onun gibi dnenler) ve laik-Batclk (Th H seyin ve onun gibi dnenler). Biraz sonra syleyeceimiz gi bi, ada modernizm, bu dncelerin her biriyle hesapla mak zorunda kalmtr. Klasik modernizmin Ortadou kanadyla ilgili en geni almay Hamilton Gibb, 6 Hindistan kanadyla ilgili al may da W.C. Smith 7 yapmtr. Bu her iki aratrmacnn Fazlur Rahman zerinde etkili olduunu burada hatrlatmak isteriz. Gibb, 1945 ylna kadar uzanan modemist dneme u eletirileri yneltmitir: Modemistler, ilk olarak, baarnn sosyal tekml ile halk kitlesinin derin psikolojisi arasnda kurulmas gerekli bir dengeye bal olduu gereini anlaya mamlardr. kinci olark, onlar bilimsel yaklamn en be lirgin zellii olan tarih tenkid metodunu ihmal etmiler, bu metodu slm malzemeye tatbik eden arkiyatlara da p heyle bakmlardr. Metod yokluu, onlar kendi tarihlerinin baarlarn abartmaya gtrd gibi, Bat tarihini anla maktan da mahrum brakmtr. nc olarak, onlar Baty bir btnlk iinde grp deerlendirememilerdir. Mesel, Bat rasyonalizminden pek az etkilendikleri halde, milliyeti likle alakal olmas ynnden Bat romantizminin etkisi al tnda kalmlardr. 8 Benzer eletirileri W. C. Smith'in ad ge en eserinde de bulmaktayz. Biraz sonra zerinde duraca mz gibi, Fazlur Rahman, bu eletirilerde gerek paynn oldu unu kabul etmekte ve klasik modemizmde grlen metod ek sikliinin daha sonraki gelimelerle ne kadar yakndan ilgili olduunu gzler nne koymaktadr. Ayrca o, sz konusu ek
6. Modem Trends in slam, Chicago, 1946. 7. Modem slam in India, London, 1946. 8. Gibb, a.g.e., s. 111 vd. Kr. W.M. Watt, Islamic Flndamentcdism and Moderny, London, 1988, s. 64-5.

XXIV siklii gidermek iin youn bir fikr faaliyete koyulmu ve s lm modemizminin ciddi bir seviye kazanmasna yardmc olmutur.

4. Yeni-hyaclk Fazlur Rahman, 1930lardan .sonra gittike glenen ve baz slm lkelerinde ayn zamanda siyas bir g haline ge len hareketleri, bazan "(klasik) modemizm-sonras ihya hare ketleri", bazan "yeni-ihya hareketleri" yahut "yeni-temelcilik (NeO'fundamentalism) kelimeleriyle anlatmaktadr. 9 Asln da, bu tabirlerden hibirinin "efradn cmi ayarn mni" bir tarifi yaplmamaktadr. Hatta bu terimlerin bir ksmnn slm lkelerinde konuulan dillerde karlklar dahi yok tur. Szgelii, temelcilik, esasclk vs. anlamlarna (yaklak olarak) gelen "fundamentalism"i ele alalm. Bu kelime ile Hanbellik, bn Teymiyye hareketi, hvan- Mslimn ve Cemat- slm hareketleri, hatta gnmz slm dnyasmda ortaya kan muhafazakr nitelikteki her din hareket anla tlmak istenmektedir. Oysa bu hareketler arasnda nemli farkllklar vardr. ngilizcede "fundamentalist" kelimesiyle Incilin zahirine sk skya bal olan, genellikle yeni dnce ve yorumlara kapal olan tutum ve davranlar anlatlmakta dr. "Fundamentalsm" Hristiyan dnyada hibir zaman ge ni kitlelere ulaabilen bir hareket olamam ve kk bir "ltizal"grubu olmaktan ileri gidememitir. Oysa ayn terimle adlandrlmak istenen slm hareketlerin byk bir ksm itihada aktr; modem bilgileri-semeci bir tarzda da olsakabule hazrdr. Kanaatimce, Fazlur Rahman da dahil olmak zere birok yazar, bu akmlann hamleci yann yeterince g rp takdir edememitir. Onlardan ounun "temele geri dn mek" istedikleri dorudur. Fakat bu dn, C.Geertz'in hakl olarak iaret ettii gibi, "daha ileriye atlayabilmek iindir. 10 Bu bakmdan, "fundamentalist" diye adlandrlan birok ms lman dnrn baz yazarlar tarafndan "reformcu" diye
9. Bkz. slam and Modemity, s. 141-2. 10. C.Geertz, slam Observed, Yale U.P., 1968, s. 69.

XXV nitelendirilmesine amamak gerekir. Szgelii, W.M. Watta gre, Seyyid Kutup bir "reformisf'tir. 1 1 Bilhassa Msr'da ge lien ihyac harekete zaman zaman "yeni-selefiyecilik" den diini de biliyoruz. Fazlur Rahman "selefi hareket" tabirini yazlarnda pek fazla kullanmaz. Bildiim kadaryla o, bu ta biri Reid Rzanm gelitirdii hareket iin bir ka kez kul lanmtr. i 2 Yeni-ihyaclk, ilk dnem ihyaclma gre ok daha zengin bir, programa sahiptir. Bu, onun modernizm-sonras bir hareket olmasndan kaynaklanr. Bu hareketin en nemli zellii eitli fikirlere ok eitli cephelerde sava am ol masdr. O, sadece batclk karsnda deil, slm modernizmi ve hatta slm gelenekilik karsnda da cidd bir mca deleye koyulmutur. Yeni-ihyacla gre, gelenekten ve bat clktan bamsz kalnmadka hlis bir mslman kafann yetimesi mmkn deildir. 1 3 Fazlur Rahman, yeni-ihyaclm msbet yanlarn yle deerlendirmektedir: a) Bu hareketler, islm dnyasnda sos yal, siyasal ve iktisad meselelerin mslmanlar tarafndan ciddiye alnmasna, halklk ve demokrasinin gelimesine, neticede de hrriyet alannn genilemesine imkn hazrla mtr. 14 Bu faaliyetlerin bir ksmnn nde gelen baz ihyaclarn hayatlarna mal olduu unutulmamaldr, b) Klasik mo demizmin ar yanlarnn trplenmesine ve baz zayflkla rnn gedirilmesine, dolayl yolla da olsa yardmc olmutur, c) slm dnyasnda hayatn inan boyutunu bir tarafa itmeye alan "l-dni" tutum ve davranlarn hi deilse ok fazla dal-budak salmasna mni olmutur, d) Modem eitimin, hiss seviyede de olsa, slm bir renk kazanmasna katkda bu lunmutur. 15 e) Gelenekiliin gcn nemli lde zayflat m, zellikle gen nesillerin dine yaklamalarn salamakta
11. Islamlc Findamentallsm and Modernity, London, 1982, s. 73. Kr. Ade Shitu Agbetola, 'The Equality of Man and Women in slam : Sayyid Qulb s Views Examined" slamic Studies, 28, 1989, s. 131-139. 12. Bkz. Fazlur Rahman, "The Impact of Modcrmly on slam", Jscmic Studies V.N.2, 1964, s. 116. 13. slam and Modemlty, s. 136, Kr. "Revial and Reform in slam", s. 641. 14. "islamic Neo-Fundamentalism", s. 32 vd. 15. slam and Modernity, s. 137.

XXVI olumlu hizmetler sunmutur. Btn bu olumlu yanlarna ramen, yeni-ihyaclk, Faz lur Rahmana gre, Islm dnyasnn problemlerini zen bir hareket olmamtr; tabiat gerei olamaz da. Yeni-ihyaclk, ilk dnem ihyaclmdan farkl olarak, ayaklar slm gele nek iinde olan bir hareket deildir. nde gelen yeni-ihyaclardan hibiri, klasik slm! tahsilden gememitir. lerinde, mesel Muhammed Abduh gibi bir tek lim-mtefekkir yok tur. Hareketin banda bulunanlarn ou, hukuk, mhendis lik, iktisad vs. alanlarnda yetimi samimi kiilerdi. Bunlar la da hakiki bir slm ihya hareketinin gelimesi her halde dnlemezdi. Onlar, ne slm, ne de Baty anlamamz ko nusunda derli toplu bir yaklam gelitirebildiler. Szgelii, Bat karsnda daima tutarsz ve clz kaldlar. Batdan al dklar yarm-yamalak bilgilerle Kur'an'm hayat (insan, ce miyet, tabiat vs.) grn telif etmeye kalktlar. Dnce den bahsettiler, ama entellektelizmin ve rasyonalizmin kar snda olmay da ihmal etmediler. Geri onlar, amel hayat tan kopmu entellektelizmi bir eit "fikir alkolizmi" say makta haklydlar. Fakat byle bir tesbitte bulunmak ayr, ok cidd bir fikir abas olmadan amel hayatn dzene gire bileceine inanmak ise daha ayr bir eydi. 16 Btn bu zellik lerinden dolay, ihvan- Mslimn ve Cemaat-i slm gibi temelci ve ihyac hareketler, zde deil, sadece espride ihyac olabildiler,nk daha derinlere gitmeye gleri zaten yetmez di.

5. ada slam Modemizmi ve Problemleri a J Yeni Bir Yaklaima Doru Aslnda, snrlar iyice izilerek temsilcileri aka be lirlenebilen bir "ada Islm m.odemizmi,'nden bahsetmek kolay grnmemektedir. Modemist dncenin temsilcileri benzer problemler ve zmlerden szetmelerine ramen, bir
16. Aymeser, s. 137; "Roots of Islamlc Neo-FandamentalisnT, s. 137; "Revtval and Reform in slam", s. 65 L.

XXVII "ekol" oluturmu saylmazlar. Birok yazara gre, ada din modernizmin en veld ve tutarl szcs Fazlur Rahman'dr. Bizim kanaatimiz de bu merkezdedir. Bu yaznn dipnotlarn da verilen kaynaklara bir gz atmak, byle bir tesbitin isabet li olduunu anlamak iin yeterlidir. Fazlur Rahmana gre, Kurann itima-ahlk nizam, tarihin seyri iinde hibir zaman tam ve tatmin edici lde gereklememitir. Bunun, burada zikredilmesi mmkn ol mayan, eitli tarih sebepleri vardr. Bu bakmdan, belli bir dneme geri dnme hasreti iinde yanp tutumakla veya "ge leneimizi koruyalm, her ey dzelir" demekle Kur'an dnya grnn gnmz artlan iinde gereklemesini hayal ede meyiz. Kur'an' ve Kuran'm Islmm tam olarak hayatn iinde grebilmek iin evvela onlann ne olduunu anlamak gerekir. Bu da yeni bir yaklamn varln art koar. Fakat burada, diyor Fazlur Rahman, kendimizi bir ksr dng iinde bul maktayz. yle ki, slm dnyas fikr bir teceddd baar mak zorundadr. Bu olmadka yaplan hibir ey kalc ol maz. Dnce alannda bir yeniden kuruluun olabilmesi iin de modem eitim kurumlanna ihtiya vardr. Bunlann ola bilmesi ise fikr yenilenmenin gereklerine gre yetimi insan gcne ihtiya gsterir. 17 Bu fasid emberin krlmas ne ma ziye dnmekte olur ne de Batdan baz eylerin almak suretiy le oluturulacak olan mekanik bir eklektisizme sanlmakla mmkn olur. Daha nce iaret edildii gibi, modemistin g revi, ada bir teoriyi slmla kaynatrmaya almak ola maz. Aslolan, modem dncenin varolmasn salayan postulatlan hazrlamaktr. Ancak byle bir hazrlktan sonra mslmanm dnce alkanlnda kkl bir deime olabi lir. Fazlur Rahman, bu son nokta zerinde srarla durmakta dr. Nedir bu yeni dncenin zellikleri? Onda otoriteye kr krne balanma yoktur. O, pheye, tenkiti tutuma, tashihe, akla, riski gze almaya ak olup deneyi n planda tutar. 18
17. "Revtval and Reform in slam, s. 643. 18. Ayru eser, s. 651,

XXVIII Bu dnce, z itibariyle, tahlilci ve tmevarma, olup sente tik bir yapya -yahut yasalara- ulamay dener. O, bu zellikle rini sadece tabiat sahasna deil, insan ve tarih sahasna da tamak zorundadr. Dorusu, onu hibir yerde durdurmamz mmkn deildir. Baka trl dnmek, akld, bir anlay a tekrar dnmek anlamna gelir. Szgelii, "tarih tenkitilik yntemi"ni ele alalm. Daha nce sylenildii gibi. Batl ya zarlar, mslman modemistlerin bu yntemi hie saydklar n sylyorlard. Fazlur Rahman bu yaknmalarnda onlann hakl olduklarna inanr. Batllar, tarih tenkid metdunu evvela kendi tarihi malzemelerine tatbik ettiler. Geleneksel Hristiyanlk bundan epeyce zarar grd, ama zamanla topar land. Msterikler, ayn metodu, belki ok iyi bir ekilde ol masa da, slm malzemeye uyguladlar. Bu insanlardan bir ksmnn taraf tutmas, ilm beceriksizlii, bizzat metodu kul lanma anlaynn kt niyete dayandn asla gstermez. Mslmamn bu yntemin kullanlmasndan rahatsz olmas, onun tarih slm normatif bir l iinde grmesinden kay naklanmaktadr. Fazlur Rahman'a gre, bu metod, sadece s lm tarihine, yahut snnetin olumasna deil, bizzat Kur'an'a dahi tatbik edilebilir; edilmelidir. Ne vak ki, byle bir gr, brakalm, muhafazakr aydnlar, modernist olduunu sy leyen birok kimse dahi kabule yanaamamaktadr. Fakat mslman aydn, er veya ge, bu noktaya gelmek ve her eit kar kmalara ramen bu yolda mesafe almak zorundadr. Aksi takdirde slm, bir takm ibadet ve trenlerin pekitirdi i bir duygu birliinden fazla bir ey ifade edemeyecek duruma gelebilir. 1 9 Bu yeni yaklamn daha iyi anlalabilmesi iin Fazlur Rahman ok eitli "rnek-durumlar" gsterir. Biz, burada bunlardan sadece birini hatrlatalm. Batl yazarlarn Kur'anm ok kadnla evlenme konusundaki tutumunu eitli a lardan eletirdiklerini biliyoruz. Birok mslman aydn, zellikle ilk modemistlerin pek ou, bu eletirilerden rahat sz olmakta ve Kuran savunmaya koyulmaktadr. Onlara g
19. Fazlur Rahman, 'The Impact of Modernity on slam", s. 121, 122 ve 127.

XXIX

re, ok kadnla evlenme mslmanlann Kur'an' yice anlaya mamalarndan dolay srp gelmitir. Konuyla ilgili ayetler birlikte dikkate alnrsa, Kur'an'm monogamiyi ngrd g rlr. Fazlur Rahman bu tavrn doru olmadna inanr. Ona gre. Kur'an, kadnn durumunun dzelmesi iin ok nemli admlar atmtr. Fakat Kur'an'm poligamiye izin verdii de apak ortadadr. Bu gln iinden kmann yolu, Kur'an'n ngrd ahlk ideal ile yedinci asr Arap toplumunun iinde bulunduu tarihi-sosyal gereklik arasndaki balant y grmemizle olur. Bu meselede, asrlarn kkletirdii bir kurum, hukuk adan sklp atlmam ve ahlk idealde (tabir caizse) ksm bir taviz verilmitir. Ayn ey, klelik ve benzeri birok mesele ile ilgili olarak da geerlidir. 20 Birok kimseye gre. Kutsal olanm, ilmi dnce veya baka bir ey adna, kutsal olmayan bir tarzda ele alnmas ok tehlikeli sonular dourarak slam' teki dinlerin iinde bulunduklar duruma drebilir. Byle bir endienin ne lde hakl oldu unu grebilmek iin Fazlur Rahman'm Kur'an'a bakna bi raz daha yakndan gz atalm.

b. Kur'an ve slam Modemizmi

slm dncenin yeniden inas abasnda Kur'an'm merkez bir yer tuttuu, Fazlur Rahman'm da iaret ettii gibi, birok kimseye garip grnebilir. Bunun sebebi, Kur'an' teki kutsal kitaplarla ayn dzeyde mtala etmektir. Oysa byle bir tutum doru deildir; nk bugn elde bulunan hibir kut sal kitap, Allah'n dorudan "Kelam" deildir. Yani onlar. Kur' an'm kendisi iin ne srd anlamda Tanr kelm oldukla rn iddia etmemektedir. Kur'an ayetlerinin slm'n ilk geli me safhasnda byk bir titizle muhafaza edilmesi, toplanma s, oaltlmasnn ve asrlar boyu tek kelimesine dahi doku nulmadan bugne kadar getirilmesinin temelinde bu inan yatmaktadr. Yine, teki dinlerde kutsal kitaplar Kur'an'm oy nad role benzer bir rol oynamaktadr, ama ayn rol deil.
20. Ayn eser, s. 121-2. Kr. Revival and Reform in slam s. 652 vd.

XXX

Bu sylediklerimiz sadece mslmanlarn gr deil, taraf sz her ilim adamnn da grdr. Madem ki durum bu merkezdedir, yleyse burada akla yle bir soru gelebilir: Yzyllardr binlerce mstesna zihnin anlad ve yorumlad bir metni yeniden anlama ve yorum lama niin hayat bir mesele olmaktadr? Fazlur Rahman'a gre, hibir kutsal metin anlama ve yorumlama szgecinden gemeden hayata tatbik edilemez ve hibir yorum ve anlama da mutlak olamaz. Modem bilgi ve tefekkr bize aka gster mektedir ki, anlama ve yorumlama belli bir psiko-sosyal er eve iinde olup bitmektedir. Bu ereve ise, asla statik deil dir. Kald ki Fazlur Rahman, tarihin seyri iinde mslmanlarn hayatlarnn her noktada ve son tahlilde Kuran'a da yand grn de kabul etmemektedir. Onun srarla zerin de durduu temel gr udur: Mslman lim ve dnrler, "Kur'an'n kkl bir birlik oluturduu ve temel izgeleri ak a grlen bir dnya gr sunduu gereini" her zaman gznnde bulunduramamlardr. Baz ilim ve fikir sahalarnda bunun bedeli ok ar denmitir. Buna en gzel rnek, Er kelmdr. Allah'n kudretini n planda tutmak gayesiyle in sanda kudret ve iradeyi grmemenin, ilh buyruk ve yasak lardaki gayeyi dikkate almamann, sebep-sonu ilikisini in kr etmenin ve neticede bir eit atomculuu iman esas haline getirmenin, Kur'an'm birlik ve btnlk arzeden dnya gr yle badar yan olmasa gerektir. Kur'an birlik ve btnl grememe, mutezil kanatta da baka problemlerin doma sna (Allah'n sfatlarnn inkr, ilh kudretin snrlanmas vs. gibi konularda) sebep olmutur. 21 slm filozoflar ve mutasavvflarnn oluturduklar fikr saha, Kelm'mkine nazaran, bir btnlk oluturmak tayd. Fakat felasife'nin grd btnlk, diyor Fazlur Rah man, Kur'an'dan karlan bir btnlk deil, Kur'an'a giydiri len bir btnlktr: nk onlarn zihn yaplar yeterince "slm", yahut "Kur'an" deildi.' Szgelii, filozoflarmz Kur' anda ifadesini bulan ahlk duygu ve tecrbenin canlln
21. slam and Modemity, s. 1 vd. ve s. 152.

XXXI

takdir edemediler ve sandlar ki bir ahlk ilkesi ile bir metamatik nermesi arasmda-en azmdan kognitif adan -fark yoktur. Din- ahlak tecrbenin elbette kognitif bir yan var dr, fakat yine de o, teki btn tecrbelerden kkl bir farkl lk arzeder. Sradan bilgi faaliyetimizde sadece baz bilgiler (malumat) elde ederiz; oysa din-ahlk tecrbede anlam, de er, gaye, otorite ve cillik vardr. slm filozoflarnn uluhyet anlay da "tamamiyle Yunan felsefesinin" anlayyd. Tanr burada yaratan ve yn veren bir varlk deil, lemi ak layan bir ilke durumdayd. 22 Onlann eserlerini gzden geir diimiz zaman ahlka ne kadar az dikkat harcadklarn he men grrz. Batl baz yazarlara gre bunun sebebi, filozof larn ahlk buyruk ve yasaklar eriata brakmalaryd. Bu grte doruluk pay olmakla beraber, Fazlur Rahman'a gre, mesele o kadar basit deildir. Filozoflar ulatklar metafizik zirveye yle bir akla balanmlard ki, aaya inip ahlk konularyla megul olmaya zaman bulamadlar. Oysa onlar, bizzat eriatn ndayanaklann dikkate alan cidd ve objektif bir almaya koyulabilselerdi, hem daha farkl bir felsefe or taya koyar, hem de Snnliin zenginlik kazanmasn salar lard. Byle bir durum olmad iin Snnlik tek yanl olarak felsefeye hcum etti ve sonunda bizzat kendi kendini fikr k srla ve manev yoksullua mahkm etti. Halbuki serbest fikr faaliyet, Kur'an dindarlk grnn bir parasn olu turmaktadr. Burada "serbest kelimesiyle "snrszlk" kasdedilmemektedir; nk hlis bir dnce ancak belli bir snr iinde mmkn olur. Byle bir fikir Kelm yoluyla deil Fel sefe yoluyla oluup dal budak salabilirdi. 23 Fazlur Rahman'n Kur'n ve tasavvuf ilikisi konusunda syledikleri Kur'an-felsefe ilikisi hakknda sylediklerine nazaran daha da serttir. Tpk filozoflar gibi mutasavvuflarm da pek ou Kuran btnl gremediler. Tasavvuf derin ''duygu"dan, zel "marifetten bahsetti; ama objektif bilginin ikinci plana itilmesine de yardmc oldu; mahede ile nazar akl arasna uurumlar soktu ve neticede de hkim olduu top
22. "The Post-formative Developments in slam, II, Islatnic Studies, II, 1963, s.301. 23. Ayn eser, s. 303.

XXXII

raklarda yksek seviyede bir fikir yapsnn olumasna im kn vermedi. Panteizmin nihilist tesirlerine ise burada temas etmeye hi gerek yotur. 2 4 Acaba slm hukuku, Fazlur Rahman'm szn ettii dern btnl koruyabildi mi? Aslna baklrsa bu konuda o da pek baarl olamad. Fakat hukuk, daha ziyade amel sa hay ilgilendirdii iin orada btnln yokluu ilk bakta dikkati ekmeyebilir. Ayrca, kabul etmek gerekir ki, hukuk ular, filozof ve kelmclara nazaran daha pratik ve gereki idiler. Baz yeni hususlar mevcut slm yapyla kaynatr mada muvaffak olmalarnn sebeplerinden biri de onlarn bu zelliiydi. 25 Fakat yine de geni bir adan bakldnda, slm hukuk yaps, genelde, Kuran ve Snnetle balantl ise de, Kur'an'm itimi-ahlk deerlerini tam anlamyla aa karan fikr ve sistematik bir zemine dayanmamaktadr. 26 Hal-i hazr duruma gelince, Kur'anm blk prk an lalmas ve yorumlanmas faaliyetine, maalesef, devam edil mektedir. Bu durumdan nasl kurtulacaz? Bu soruya doyuru cu bir cevap bulabilmek iin Fazlur Rahman nemli bir mesai harcamtr. Yukarda iaret edildii gibi bu konu onun iin akademik bir konu deil, koca bir slm dnyasnn hayatmemat meselesidir. "slm'n hayata getirilmesi gerekmekte dir." islm sfatm almaya lyk her hareketin ana hedefi budur. Ama hangi slm'? "Babamn bana rettii tarihi slm m?" diye soruyor Fazlur Rahman. Elbette hayr. Bugnk me selelerimize cevap verecek slm, "Kur'an ve Snnet'in slm' dr". Tarihin bize retecei hi bir ey yok mudur? Bu sorunun cevabn "slm modemizmi ve gelenek" konusunu ele ald mzda vermee alacaz. Fazlur Rahman, yukarda iaret edildii gibi, Kur'an'm anlalmas ve yorumlanmas konusunda kkleri ve birok yapc unsurlar slm gelenekte olan "yeni" bir yaklam, ya hut yntem ne srmektedir. O, bize kendi manevi meselelei24. 'The Post-formative Deveioptents in slam, ], Islamic Studies,I,1962, s. 21 25. Kr. slam and Mademity, s. 3. 26. Ayn eser, 29.

XXXIII

ni bu yeni yolla halletilni sylemektedir. "Benim inancmn btn dokusu", diyor Fazlur Rahman, "Kur'an'm rettiklerine dayanmaktadr". O, dosta sohbetlerinde sk sk "ben Kurn mslmanym" derdi. Peygamberin hayatn ve Kuran tet kik etmek, slm'n mn ve gayesini anlamak hususunda ba na yeni ufuklar kazandrd ve bal bulunduum gelenei ye niden gzden geirme imknna da bu vesile ile kavumu ol dum". 27 Bu ifadeden de anlalaca zere, Kur'an' doru d rst anlamann iki nemli fikr sonucu vardr: slm-fikr yapy yeniden kurmak ve tarihin seyri iinde alp gelen din gelenein slmliini belirleme konusunda bir kritere sahip olmak. Aslnda bu, birbirine sk skya bal iki. fikr ameli yedir. Fazlur Rahman, bata slm ve adalk olmak zere birok yazsnda, "sistemli yorumlama metodu" eklinde ad landrd yaklam hakknda nemli eyler sylemektedir. Ona gre Kur'anm yeniden yorumlanmasn salayacak metod iki nemli basamaktan olumak durumundadr: (a) zm bekleyen bir meseleyi, bir durumu btn imknlar kullana rak anlamaya almak. Baka bir deyile, onun mahiyetinin ne olduunu, hangi oluturucu unsurlardan meydana geldiini tesbit ve tayin etmeye gayret etmek. Burada iki nokta nem arzetmektedir: Bilgi ve fikr drstl de yanma alan cesaret. Bilgi elde etme hususunda sosyal bilimlerden geni lde ya rarlanlabilir (Bu bilim dallarnn slm dnyasndaki peri an halini imdilik bir yana brakyoruz). Belirleme ii bitinr ce, problemi btn ynleriyle gslemek zorundayz. Savun mac bir ruh hali iine kendimizi mahkm ederek meseleleri rtmenin, yahut parlak klieler retmenin hi yaran yoktur. Hele bir tarafa slm, teki tarafa da modem hayatn glk lerini koymak ve tabir yerinde ise "resm bir iki yzllk" ta knmak, en byk zaran dourur, (b) Durumu Kur'an'n n da grmeye ve deerlendirmeye almak. Kur'n, benzer du rum ve durumlar hakknda ne diyor, nasl zmler ngr yor? Belirtilmesi gerekir ki, Kuranm sunduu zmler, ge
27. The Courage o f Conuictior, ed. Philippe L.Berman, Santa Barbara, 1985, s. 115.

XXXIV

nellikle, mnferit vak'alarla lgilidir. Yani, ok kere sanld nn aksine, Kur'n sosyal hayatla lgili olarak genel ilkeler deil zel zmler vazetmektedir. Onun mukabelede bulun duu durumlar ve getirdii zmleri grmek ve neticede Kur an'dan genel ilkeler karabilmek iin szkonusu durumlarn tarih ve sosyal artlarn bilmek ve anlamak gerekir. Bu, vaz geilmez bir arttr. Kaynaklar, zellikle de esbab- nuzl ile lgili literatr, siyer kitaplar vs. sistemli ve her zaman tutarl bilgiler vermiyorsa da bize yardmc olabilecek miktar ve key fiyettedir. te yukarda szn ettiimiz tarih tenkid metodu ncelikle bu 'slm malzeme"ye tatbik edilmelidir. zel olan genelletirilirken Kur'an'm dnya grnn tamam dikkate alnmak zorundadr. Aksi takdirde tarihte ok uygulanan bi rebirlik zm ekli (bir ayetl-veya hadisi-alp belli bir prob lemi zme ekli) niha tahlilde sistemsiz bir yapnn doma sna sebep olur; olmutur da. Pek tabi daha nceki tefsirler den geni lde yararlanlabilir; fakat bu, Kur'an'm nzil olduu yllarn bize sunduu malzemeye (Kur'an'm bizzat ele ald konulara) nazaran ikinci derecede nem arzeder. imdi meseleyi Kur'an'a gtrdkten sonra tekrar geri dnmek ve zm getirmek istediimiz problemi bu zaviyeden ele almak icabeder. Eer bir zm bulanabilmise, bunun ad slm zm olacaktr. Bulunamamsa iki ihtimal vardr; Ya problemin tesbit ve tayininde, ya da Kur'an'm anlalmas ve yorumlanmasnda hata edilmitir. Bu takdirde konuyu daha fazla bilgi, daha derin ve sistemli bir dnmeyle tekrar ele almak iin aba sarfetmek gerekir. 28 Fazlur Rahman, tslam ve adalk'm Giri ksmnda kendi yorumlama anlayn iki modern yorumlama teorisi nin yardmyla aklamaya alr. 29 Bunlardan ilki gn mzde en iyi E. Bettinin temsil ettii "objektiflik okuludur. Buna gre, u anda nmzde bulunan bir ifadeyi anlayabil mek ve yorumlayabilmek iin szkonusu ifadenin sahibine, yani onun zihin dnyasna geri gitmek gerekir. Bu yaplnca o
28. slam and Modemlty, s. 4 vd. F. Rahmann bu grlerinin gzel bir zeti iin bkz. W.M.Watt, islamic Fundamentalsm and Modemity, s. 68 vd. 29. Ayn eser, s. 8 vd.

XXXV

fade tek bana urada duran bir ifade olarak deil, ait olduu zihnin topyekn yaps iinde, yani o zihni oluturan teki ya pc unsurlarla birlikte ele alnm ve muhtemelen anlalm olur. kinci teori ise gnmzde en ak ifadesini Georg Gadamer'in 30 yazlarnda bulan "fenomenolojik doktrindir ki, bu na gre, her eit anlama tecrbesi, tecrbe sahibinin daha n ce artlanm olduu gereini dikkate almamz gerekli k lar. Anlayan ve yorumlayan bir kii olarak beni belirleyen ey, Gadamer'e gre, "effektif tarih"tir. Benim varlk dnyama giren her ey, inceleme konusu olan eyin tarih etkisi ile bir likte ele alnmadka bilimsel olmayan bir yola sapmak ka nlmaz olur. Biz kendi artlanmlmzm uuruna varsak dahi onu bir yana itmeyi baaramayz. O halde bir eyin "ob jektif olarak anlalmas diye bir ey szkonusu deildir. Fazlur Rahman kendi yorum anlay ile Gadamerinkini karlatrarak yle der: Eer Gadamer hakl ise, benim Kur'an'm anlalmas ile ilgili olarak ne srdm "ifte ha reketlilik" anlay (u andan Kur'an'a gitmek ve Kur'andan tekrar u ana gelmek suretiyle problemi zmek) mnsz olur. Gadamer, insann kendi uur dnyasn farketmesini, kapal hayat emberi iinde, nemsiz bir kvlcm gibi gr yor. Oysa byle bir uur, basit bir kvlcmdan ok daha fazla nem arzeder. Hz. Muhammedin tarihe mdahelesini bir yana brakalm, bir Gazlnin, bir Ear'nin slmn "effektif tarihi"ni ne lde etkilediini biliyoruz. Maziye uurlu ekilde mdahelede bulunma, diyor Fazlur Rahman, birbirinden ayrdedilebilen iki hususu ihtave eder: incelemeye konu olan mazi"nin objektiflik iinde belirlenmesi -ki Gadamer bunun mmkn olduuna inanmyor- eer yeterli bilgi ve veri varsa pekl yaplabilir. teki husus ise, bizzat mukabelenin ken disidir ki, o, kanlmaz olarak deerlerle balantl olduu gibi, mukabelede bulunann "effektif tarihini de ihtiva eden mevcut durumuyla yakndan balantldr. Bu durum elbette mukabelede bulunan mukabele tarzn belirler; fakat bunu bir
30. Bkz. H.G. Gadamer, Truth and Method , New York, 1975.

XXXVI

nbelirleme olarak grmemek gerekir. Fazlur Rahman'n burada zerinde durduu ayrm, onun yine metodla ilgili olarak ne srd bir baka ayrmla ol duka yakndan ilgili grnmektedir. 31 O, vahyin bir "bilgi ile ilgili" (kognitif) yannn, bir de duygusal, estetik vs. yannn bulunduunu syler ve yle devam eder: Vahyin niha gayesi, phe yok ki, iman denen ve baka hibir eye indirgenemeyen zihin halini dourmaktr. yle bir hal ki kiiyi smsk yaka lar ve ondan hayat taleplerde bulunur. Bu husus, Kur'n vah yinde aka grlmektedir. Benim Kur'an'm anlalmas ko nusunda ne srdm metod, temelde kognitif yanla ilgili olan ve vahyin mesajn anlamay hedef alan bir metoddur. Kognitif yan szkonusu olduunda mslman olmayan ara trmaclarn da ortaya koyabilecekleri bir katk vardr. Nite kim ciddi batl limlerden slm hakknda ok ey rendiimizi inkr edemeyiz. Onlann tarih slm hakknda yaptkla r aratrmalar, elbetteki "normatif slm"a bir katk saya mayz. Fakat onlann normatif Islm'la ilgili yaratc dnce ve yorumlar hzlandrd da tarih bir gerektir. Kognitif aba kiiyi imana gtrebilir: yahut iman kognitif anlaya derinlik kazandrabilir. Fakat bu, ikisi arasnda bir ayrmn yaplamayaca anlamna gelmez. Kur'n vahyinin mesajm anlamann ve ona gre yaamann mminlere has olduunu sylemeye dahi gerek yoktur. zetlenecek olursa, Fazlur Rahman'n "kkleri Islm fi kir tarihinde bulunan yeni metodu", niha noktada, kaynan Kur'n ve Snnetten alan itima-ahlk ilkeler ile onlarla uyum iinde olan baka ilkelerin yer ald bir yap ile ilgili dir. Kur'n ve Snnetin anlalmas, Hz. Peygamberin yaa d dnemin sosyo-kltrel yapsn anlamayla dorudan doruya alakal olan bir meseledir. Aynca, vahyin metafizik boyutu ile itima-ahlk boyutunun birlikte mtala edilme si gerekir. Szgelii, Kuranm ulhiyyet, ibadet ve sosyal ad let anlay sk skya birbirine baldr. Bu iieligin Islm
31. slam and Mademity, s. 4, Kr. F. Rahman, 'The Challenge of Modem Ideas and Soclal Values to Mslim Societies", intem.atton.ai Islamic Collogium Papers, Lahore, 1960, s. 94 vd.

XXXVII

tarihinde ve gnmzde yeterince dikkate alndn syleme miz, maalesef, mmkn deildir. Kur an vahyinin anlalma sn zorlatran en nemli sebeplerden biri, bir yandan onun metafizik boyutunun -hatta zaman zaman ibadet ve ahlk bo yutlarnn- zellikle "btmclar" tarafndan samalk derece sine varacak lszlk iinde yorumlanmas, te yandan da ruhtan uzak bir lafzclm geni snn kitlelere hkim olma sdr. 32 Fazlur Rahman'a gre, burada "yeterli bir metod"dan bahsetmek herkesin kabul edecei tek bir tefsir ortaya koyma nn aresini aratrmak anlamna gelmez. Bu, zaten ne mm kndr, ne de arzu edilen bir eydir. nemli olan, Kur'anm birlik ve btnlk arzeden yapsna ters den, onu zorlayan anlay ve yorumlar nlemektir.

6. slm Modemizminin Zayf Yanlan

Fazlur Rahmann slm modernizmine ynelttii ele tiriler, duruma gre, ok farkl zellikler rzetmektedir. Mo demizmin slm tarihine "erefli bir sayfa eklediini" 33 sy leyen o, yeri geldiinde ayn akmn "aklszlklar"ndan da aka bahsetmektedir. 34 Her eyden nce u hususun bilin mesinde yarar vardr: Mslman modemistin samimiyetin den, onun slm'n temel kaynaklarna dayanarak slm gay elere hizmet etme niyet ve abas iinde bulunduundan kim senin phe etmeye hakk yoktur. Fakat samimi olmak, baa rl olmann, ne yazk ki, teminat deildir. Baarszlklarn baz sebeplerini u ekilde sralayabiliriz: a) Modemistlerin ou, "yeni yaklam" konusunda nemli hizmetler ifa etmekle birlikte, her zaman yeterli l de cesur ve tutarl davranamadlar. Szgelii, semecilii ele tirdiler, fakat kendileri de semecilikten pek kurtulamadlar. Modem tefekkr ve bilgiden gerei kadar yararlanamadlar.
32. slam and Modemity, s. 143 vd. 33. "Roots of islamic Neo-Fundamentalism, s. 27. 34. "The Impact of Modemity on slam", s. 125; Kr. "islamic Modernism", s. 331.

XXXVIII

slm dnyasnn dinden pek holanmayan "aydnlan" Bat daki din aleyhtarlnn neredeyse tamamn slm dnyas na tadlar. Freud, Feuerbach, Marx ve daha birok tannm melliflerin eserleri mslman genler tarafndan okunurken onlara verilen ciddi cevaplardan habersiz kalnd. Yeni yeti en nesiller iki cereyan arasnda kaldlar: Kurumlam din ve onun karsnda taknlan menfi tavr. slm modemizmi, salam temellere dayal baz metafizik dnceleri, felsef teizmi, ada teleolojik akmlar, psikolojism ve sosyolojism gibi indirgemeci cerayanlan konu edinen ve eletiren yayn1 lan kendi zemininde kullanabilseydi, yolunu amakta daha gl olabilirdi. Modernizmin gelitirdii gler, bir asrdan fazla bir za mandan beri slm dnyasnda, u veya bu derecede, var olma sna ramen, henz bir "slam entellektelizmi" oluamad. Bu olmadan da slmn sistematik ve messir bir terminoloji ile ifadesi mmkn olmad. Fazlur Rahman'a gre, bunun iki nemli sebebi vard: slm dnyasnn siyas ve iktisad mah kmiyeti ve eitim alannda grlen karmakanklk. 35 b) slm modemizmi, slm gelenekili ile ilikilerini bir trl dzene sokamad. En byk darbeyi de ondan yedi. "Normatif slm" (Kur'an ve Snnetin slm) ile "tarihi s lm" arasnda bir aynm yapan her ilim adamnn ba, gele nekilikten yana skntya girmitir; nk geleneki, modemistin eletirdii tarih slm'n kendisini normatif ma hiyette grr. Onun din anlaynda, mesel, Ear kelm hatta bu mezhebin atomculuu- bir mtefekkirin gr deil, bir iman esasdr. Geleneki, tarihe yansyandan baka bir s lm bilmez. O, o tarih iinde yaar ve o tarih iin konuur. Bu tutum gelenekiyi adeta kr etmitir. Akl d bir grnm sergileyen "otoriteye balanma" alkanlnn da temelinde yanl bir gelenek anlay yatar. Kelm'da, fkhta, (hele) ta savvufta kr krne otoriteye teslimiyet, naivliin, irrasyonalizmin ve Kur'an'm ruhuna uymayan birok olumsuz tutu mun doup gelimesine sebep olmutur. Teslimiyet, yeni otori
35. "The Impact of Modernity on slam", s. 118-9.

XXXIX

teleri.bu kinciler de yeni- teslimiyeti anlaylar dourup bes lemitir. Yani, tam bir fsid daire olumutur. Genel olarak zannedildiinin aksine, Fazlur Rahman geleneklerin karsnda yer alan bir dnr deildir. O, b yk lde slm geleneinin yetitirdii bir insandr. Yaratc dnce, Fazlur Rahman'a gre, bolukta varolmaz. Hele slm gelenei, uzun sren durgunluuna ramen, ok zengin olup s lm kiilie derinlik ve zenginlik kazandracak yapdadr. 36 Fakat bu zenginlikten yararlanlabilmesi iin szkonusu ya pnn tarih tenkid metodundan gemesi gerekir. Bu gelenein ncelikle ilm metodundan gemesi gerekir. Bu gelenein nce likle ilm usullerle aratrlmas ve varlan sonularn eitifh kurumlanna sratle aktarlmas icabeder. Mesel, Peygamberin "model insan" olarak alnmas, slm kiiliin vazge ilmez artdr. Fakat gelenek yle bir peygamber kiilii iz mitir ki, bu kiilik tarih olmaktan ok efsanevdir. Bir ef sanenin ise "usvetun hasenetun" (33, Ahzab, 21) olmasn bek le m e y iz . 37 Fazlur Rahman'a gre, slm dnyas, gelenek konusun da ok kat davrand iin onu eletirmeye ynelen her tutu ma pheyle bakmtr. Hem kendi iinden kp hem de bu ge lenei eletirmeye kalkan olunca, onu "hin", "batc", "bat nn szcs", "yerli arkiyat" vs. saym ve slm modemistini de Islm' batnn terminolojisi iinde anlatan kt niyet li biri olarak grp deerlendirmitir. 38 Byle bir sulama ve onu destekleyen geni ve gl muhafazakr psikoloji, dini sosyal hayatta bir tarafa iten batcnn deil, mslman modemitin ok yerde elini kolunu balamtr. c) Mslman modernist, ngrd zm eklinin "ldin zmler"den esasta farkl olduunu duyuramad iin ok kere yalnz kalm ve deimelere yn veren bir fonksiyon icra edememitir. Fazlur Rahman'a gre, bir yandan ulemann
36. "Roots o f Islatnic Neo-FundamentaJism" s. 33. 37. Bkz. "The lmpact of Modemity on slam" s. 122. 38. Fazlur Rahman, "Some Islamic Issues tn the Ayub Khans Era". Es say s on fslanCc Clviiizatfon, ed. D.P. Little, Leiden, 1976, s. 305.

xxxx

yumuama ve aydnlanma bilmez kat muhafazakrl, te yandan mslman modemistin "aklszlklar slm hesa ba katmayan zm ekillerinin dal-budak salmasna sebep olmutur. Geleneksel ulema eriatn deimezlii zerinde s rar etmektedir. Onlarn bu tutumunu baz batl yazarlarn do layl bir yolla da olsa desteklemesi dikkat ekici grnmekte dir. Bu sonunculara gre, klasik slm hukukunun dnda yer alan her zm ekli, ad ne olursa olsun, slm deildir. 39 Bu, tamamen hatal bir dncedir. slm modemistinin yap mak zorunda oluduu ilk ey, diyor Fazlur Rahman, slm hu kukuna, eriata, deiiklik getirmektir. nk slm zm, sadece Kurn ve Snnet'ten karlabilecek ilkelere dayanan zmden ibaret olamaz. Bu ilkelere ters dmeyen, onlarn belirledii dnya grn bozmayan zm ekilleri "gayr- slm" grlerek bir tarafa itilemez. Aslnda eriat dediimiz messese, belli bir yere kadar, haric kurum ve kurulularn yardmyla olumutur. Daha nce iaret edildii gibi, slm hukukularnn pratik ve gereki olular, byk bir sistemin-yzlerce alt-sistemleriyle-deie deie olumasna im kn hazrlamtr. "Deime ilkesi"ni kabul ettiimiz takdir de, ona gelii gzel bir snr izemeyiz. Onun snr, Fazlur Rahmana gre, manev ve ahlk hayatmzn temelini olu turan Kuran ilkeler ve tima hedeflerdir. Baka bir deyile, deime ilkesinin gerei, Kuranm zel hukuk hkmlerine uzanacak lde serbest tutulmak zorundadr. 40 Bu izgi ze rinde dnmek ve hareket etmek, daha nce iaret edildii gibi, Kuranm ebedliini inkr etmek anlamna gelmez, n k zel bir sosyal hdise ile ilgili zel bir zmn ekli (m ns, ruhu deil) ezeli-ebed olamaz. 41 slm-olmayan zm ekillerinin slm dnyasnn her tarafnda yaygn olduunu kabul etmek durumundayz. Baz lkeler bunu aka itiraf etmekte, bu konuda sessiz kal may siyasetlerine uygun bulmakta, bazlar da ayn eyleri "slm" etiketi altnda yapmaktadr. 42 slm modernizmi ha
39. "islamic Modemisin", s. 332. 40. Ayneser, s. 331. 41. Ayn eser, s. 332. 42. The Impact of Modernity on slam", s. 119-120.

XXXXI

kiki bir alternatif oluncaya kadar bu durum devam edip gide cektir. slm orta snfnda bugne kadar ortaya kan dei meler, bunun byle olduuna iaret etmektedir. Geleneksel ule ma, bir yandan modem bilim ve teknolojinin her trl imk nna ak olacak, hem de orta snfa geleneksel slm' hayat tarz olarak sunacak. Bunun sonunun iyi gelmeyeceini gr mek o kadar zor olmasa gerektir. Dorusu, slm zm ara yanlarla, hayat din olmadan dzenlemeye alanlar arasn daki karlamada, ulemann klasik tavn hemen hemen dai ma kincilerin iine yaramtr. 43 slm modemizmi, slm dnyasndaki din-siyaspt ili kisi yznden de baz skntlar gslemek zorunda kalm tr; nk bu iliki .daima salksz bir grnm arzetmitir. Din, ok kere, slm'la hi ilgisi olmayan siyas maksatlar iin kullanlmak istenmitir. Fazlur Rahmana gre, "slm da din-siyaset ayrm yoktur" slogann dillerinden drme yenler (din partiler), slm deerlerin siyaset yoluyla gerek letirilmesini deil, geleneksel slmn kendi siyas gelecekle rini garanti etmesini arzu etmektedirler. Bu da din konusunda duyulan ktmserlie g katmaktadr. 44 Bu ktmserlik, be er hayat din boyutundan mahrum etmek isteyen, deerle rin mteal kaynan, kutsalln ve evrenselliini inkr eden grlerle -onlara ne ad verilirse verilsin- birleince in san, bata yabanclama olmak zere, eitli psiko-sosyolojik maraz hallere srkleyebilir. Kur'anm n grd ahlk-ictima toplumun varolmas asndan bakldnda, dn hayatn dna itmee alan bir grn Ortaan dejenere olmu sufilii ile Hristiyan teolojisinden pek fark yoktur. Fakat bugn birincisi ok daha tehlikeli bir mahiyet arzetmektedir. 45 Bu, onun "modernlik", "adalk", hatta zaman zaman "bilimsellik" adna yol almaya almasndan ileri gel mektedir. slm dnyasnda birok aydn pratik baz arelere ba
43. slam and Modemlty, s. 15 ve 140. 44. Ayn eser, s. 15. 45. Burada slam and Modernity'nin 4. Blmnde (s. 130 vd.) y r alan grle re dayanmaktadr.

XXXXII

vurarak bu gidii durdurmaya, en azndan yavalatmaya, a lmaktadr. Fazlur Rahman, bu yolla baarl olunacana ve sonunda Kur'anm itima-ahlk toplum dzeninin kklee ceine inanmyor, bunun olabilmesi iin evvela kkleri ei timde olan bir sosyo-kltrel programn uygulanmasnn art olduunu sylyor. Bu, bizi, son yllarda hakknda ok konu ulan,buna ramen bir trl aydnlk kazanamayan bir konu ya "bilginin slmlatrlmas meselesine getirmektedir. 46 Ne demek "bilginin slmlatrlmas? Akla gelen ilk ey u dur: Batda gelien modem laik eitimi benimsemek ve onu s lmlatrmak; yani bir takm temel slm! kavramlar yapya yerletirmek. Fazlur Rahman'a gre, bu yaklamn iki ana hedefi vardr: rencilerin karakterlerinin slm deerlere gre ekil kazanmasn salamak; kincisi, eitim-retim alanlarn gzden geirerek muhteva ve istikamet ynnden gerekli deimelerin slm adan gereklemesi imknn hazrlamak. Aslnda, bu iki gaye birbirine baldr. Karakte rin olumas daha ziyade eitimin ilk basamaklarnda ol maktadr. Fakat eitimin son basamaklarnda slm oriyantasyondan hibir iz yoksa, daha nce elde edilenlerin yitiril mesi, ok sk grld zere, kanlmaz olur. 47 'Yksek renim alanlarnn slm deerlerle renklendirilmesi" aklk kazanmay gerektiren bir ifadedir. Bugn bilim dallarnn (ok geni olarak) tabiat bilimleri ve sosyal bilimler eklinde iki ana gruba ayrld gereinden yola kacak olursak, u sylenebilir: Fizik bilimlerinin muhtevasna mdahale edile mez; fakat onlarn genel oriyantasyonu deer erevesinde mtala edilebilir. Bilim adam, almalarnn insanla ne getireceini sorumluluk iinde dnmesi gerekir. Daha da nemlisi, bilimsel bilginin u sorulara cevap vermemizi ko laylatrmak zere bir birlik oluturmas ve lem hakknda genel bir gr oluturma istikametinde yol almas gerekir: Alemin bir anlam var mdr? O, daha yksek bir iradeye ve gayeye iaret etmekte midir? Yoksa, "lem, maddenin sonsuz ca ve anlamszca kouup durmasndan m ibarettir"? Bunlar,
46. Aymeser, s. 131. 47. Ayn eser, s. 132.

XXXXII

nazar mahiyette olmakla birlikte pratik hususlar da tazam

mum eden sorulardr. Beer ilimlerin deerlerle yakn ilikisi gzler nnde dir. Bu, onlann sbjektif olduu anlamna gelmez. "Objektif1 mahiyette olan deerlere gre istikamet kazanmann, kendi bana, sbjektif olmakla bir ilgisi yoktur. 48 Fazlur Rahman'a gre, eitli bilgi dallarnn slmlatmlmas gayesi, Kur'an'a dayal bir metafizik oluturulma dka gerekleme imkn bulamaz. slm dnyasnda "slm ve Eitim", "slam ve Ekonomi", "slam ve Psikoloji" gibi ba lklar tayan kitaplarn saysnn az olmadm biliyoruz. Bunlar bir takm makul grlere yer vermekle birlikte, esas itibariyle savunmac bir ruh halini yanstan eserlerdir. Bu eserler, sayca ne kadar ok olursa olsunlar, slm ihya hare ketlerine ancak ok dolayl yolla katkda bulunabilirler. Sonu: Yukardaki satrlar, Fazlur Rahman'm yarm asrdr zerinde durduu ve sistemli bir grnm kazandrma ya alt slm dnyasnn her alan ve seviyedeki aydnlar, Fazlur Rahman gibi dnrlerin ciddiyet ve samimiyetle de vam ettirdikleri dnce izgisiyle, bir yandan klie imal ede rek savunmac psikolojiyi rahatlatan sath grleri, te yan dan da "dinde reform" ve benzeri ifadelerin arkasna saklana rak dnce maskaralklar sergileyen anlaylar birbirin den kesin bir ekilde ayrmak zorundadr. slm modemizmi, oluma sreci iinde olan bir harekettir. Deerlendirmeleri mizi, eletirilerimizi bu gerei gz nne tutarak yapmak du rumundayz. Biz, bu denemede Fazlur Rahman'm grlerini zet ha linde sunmaya altk. Bu safhada bizim iin nemli olan, bu deerli lim ve mtefekkirin zengin dnce dnyasna giden yolun almasna yardmc olmaktr.

48. Aym eser, s. 133.

Trke Baskya nsz

Bu kitap ilkin on yl kadar nce ngilizce olarak yayn land. Onun zellikle Batda, ilgili yksek renim kurumlannda, iyi bir rabet grd anlalmaktadr. Bir Mslman alim tarafndan kendi trnde sunulan son ifadesi olarak ese rin bu kuramlardaki itibar kalc olmutur. Ancak, asl (ngilizce) basknn nsz'nde de ifade edil dii gibi, bu kitap ayn zamanda Mslman okuyucular iin yazlmtr. Bunun sebebi, Islmm geen on drt yzyl sra snda taycs durumunda bulunan insanlar olarak gster dikleri icraati gelecekteki gelimeler asndan daha iyi deer lendirebilmeleridir. Kukusuz tesir derecesini tahmin etmek gse de, bu kitap slm dnyasnda birok kimse tarafndan okunmu ve 1968 ylnda temelde siyas adan gdml bir tartmann konusu olduu ve bundan zarar grd Pakistan dmda, takdir edilmitir. Bununla birlikte bu kitap sadece Trkiye'de "slm dnyasnda konuulan dillerden birine ev rilmi bulunmaktadr. Bu sebeple bu szleri Trke Basknn nsz' olarak yazmaktan byk honutluk duymaktaym. Burada eserin ngilizce olarak yaynlanmasndan bu yana ortaya kan baz gelimelere ksaca gz atmak yerinde olur. Mslman lkelerden birou birbirieriyle yaknlamak iin gayret gstermektedirler: Biri 1969'da Fas'ta teki 1974'te Pakistan'da olmak zere iki "slm Zirvesi toplanm ve Cidde'de byk lde Suudi Arabistandan mal destek gren bir slm Sekreteryas kurulmutur. Belli Aralklarla Msl man dileri bakanlan arasnda toplantlar dzenlenmekte-

xxxxv

dir; bir slam Bankas kurulmu ve bir Mslman Haber Ajans kurma giriimleri sz konusudur. Yan resmi seviyede Suudi Arabistan'n himaye ettii yaklak 159 slami rgt iine alan Dnya slam Birlii (Rbtat el-Alem el-slfim) Batda cami ina etmekten, slamm Kara Afrika'da yaylmas n mali ynden desteklemee kadar eitli slami konularda yardmc olmaktadr. Batda, zellikle Mslmanlarn say snn bugn Rusya dahil 25 milyon olduunun sylendii ve bylece slamm ikinci din olarak Yahudiliin yerine getii Avrupa'da, Mslmanlara ait yeni tekilatlar ortaya km ve baz slami bayramlar Londra'da kutlanr olmutur. Petrol reten Ortadou lkelerinin kazand yeni ekonomik g, hi phesiz, bu yeni tabloda son derece nemli bir etken ve Arap larn, (zellikle Ekim 1973'te srail'e kar savata Msr'n) gsterdii icraat ise nemli bir belirtidir. Fakat bu son derecede ak kaynama, ya fazla gayret sarfetmeden kazanlan bir siyasi ekonomik gcn, ya da azok yzeysel bir propagandann tezahrdr. On yl nce bu eserin son paragrafnda "muhtemel bir slam Rnesansmdan" szederken, hereyden nce slam'n ahlk ve fikr bir "yeni den canlanmasndan" szediyordum. Acaba byle bir ey ol makta mdr? nk bylesine salam bir temel olmakszn, korkarm, mevcut faaliyet ne kadar ok etkileyici olursa ol sun, uzun vadede etkisiz ve anlamsz kalmaya mahkmdur. "Bu durumda Kur'an'm ve Hz. Peygamberin mcadelesinin he defleri ve bu hedeflerin kendi sosyal gemii ve kendi bala mnda gerekletirmeyi gaye edindii deerleri yeterince gz den geirmeden; mahiyet ve gereklerini dikkatle inceledikten sonra bu hedef ve deerlerin mevcut duruma sistemli bir uygu lamasn yapmadan, bu ahlaki ve fikri yeniden canlanma ger ekleemez." Bu, phesiz, dikkatle ilenmi ve azimle yerine getiril mi bir eitim metodolojisinin, zellikle Kuran ve Hz. Peygamber'in mcadelesini inceleme usulnn ortaya konmasn gerektirir. Byle bir ey baarlnca ve baarld lde, mev cut durum hakkmdaki grmz ve zellikle Bat kltrn

XXXXVI

deerlendirmemizi de etkileyecektir. Bugn bu trl bir gayret, tatmin edici denebilecek bir anlamda, slam dnyasnn hi bir yerinde grlmemektedir. Gerekten de bu adan yakn gemie ait en byk traje di; kanlmaz olarak eski eitim sisteminin gerileyip bozul mas, mevcut durum hakknda hemen hemen hibir doru bil giye sahip olmayan, slam hakknda ise, bunun da gerisinde bir bilgiye sahip olan bir Mslman tipinin domas olmu tur. Bu Mslman tipi, artk rahatsz edecek kadar eskimi baz kalplam ibareleri, brakn slmm temellerinin sis temli ve yaratc bir ekilde kavranmasn, yararl bir derin grllkle slm incelemenin yerine koyan sahte bir dnr tipidir. "Mslman lkelerinin ounda, iyi dzenlenmi bir slam eitim rgt bile mevcut deildir. Sadece Trkiye, 1949'dan beri insana gerekten umut veren bir slam eitim erevesi veya rgt meydana getirmeyi baarmtr. Ayrca Trklerin, Bat kltr hakknda olduka yakn, sistemli ve uzun tecrbesi bulunmas ve bugn bir bakma slam "yeniden kefetmece olmas dolaysyla bu lkede slam Rnesansnn zengin ve anlaml olacam mit etmek asndan nemli sebep bulunmaktadr. nk gelecei ilgilendiren kkl me selelerle saklamba oyunu oynamayp, bu meseleleri hakkyla karlamak iin lzumlu cesarete sahip olmak, Trklerin ulu sal karakterinde yerlemi bir unsurdur. Muhammed Ikbl'in de mit ettii gibi, Trkiye'nin bir kez daha yeni ve semereli bir-slam Rnesansmn ncs olduunu ispatlamas pekl mmkndr."

Chicago, 14 Haziran 1977

Fazlur Rahman

nsz

Bu kitap okuyucuya, Islamn yaklak olarak ondrt yzyllk varl boyunca genel bir geliimini vermee al maktadr. Dolaysyla o, hereyden nce "bilgi verme" gayesini gtmektedir. Fakat eser, Islamn geliimi ile ilgili grnte birbirinden ayr olaylar, ya da ynler hakkmdaki aklama lar geliigzel bir biimde ardarda sralamaktan ziyade, im kan nispetinde tutarl ve anlaml bir anlatm sunmak niye tinde olduu iindir ki, mecburi olarak "yorumlayc" bir hu susiyet kazand ve sadece bilgi verici olarak kalmad. Nitekim yorumlayc karakterinden dolay, okuyucunun bir lde, slam hakknda ngilizce yazlm genel mahiyetteki kitap larn bir ksmndan daha nce haberdar olmasn da ngr mektedir. Hatrda tutulmas gereken ikinci bir nokta da, kitabn temelde aklayc ve dolaysyla mecburen objektif (nesnel) olmaa almakla birlikte, baz ksmlarda sadece tarihi an lamda deil, Islami anlamda da yorumlayc olmasdr. Bu, zellikle Hz.Muhammed ve Kurn hakkmdaki ilk iki blm ve son blm iin dorudur. Grmzce bir dini ve zellikle kendi inancm sadece 'aklamak ve bu arada da bu inanc meydana getiren i dnyann iddetinden okuyucuya bir eyler nakledememek imkanszdr. Bundan dolay bu kitap, hem Batl hem de Mslman okuyucular iin yazlmtr. "Msl manlarn kendi dini tarihine, zellikle sann onlarn elle-

XXXXVIII

rinde ne ekle girdiine daha objektif bir adan bakmay; mslman olmayanlarn ise, tslamn bir Mslmana ieriden ne gibi etkilerde bulunduu hakknda bir eyler anlamay renmesi gereklidir." Bana deerli telkin ve tenkitleriyle yardmc olan Karai ve McGilldeki pekok meslekta ve arkadalarma teekkr bor bilirim. zellikle Karai slam Aratrmalar Enstitsnden A.S.Bazmeeye, provalar okuyarak baz dzeltmeler nerdii iin, mteekkirim.

Karai- 2 Aralk 1965

Fazlur Rahman

Giri

Prof.H.A.R.Gibb, Muhammedarism adl deerli eserinin enson 1961 basksnda, "Mslmanlarn btn dnya nfusu nun takriben 1/7'sini, yani 300 milyonunu (imdi takriben 400 milyon olsa gerektir) tekil ettiini" ileri srmektedir. Buna karlk Dnya Mslmanlar Kongresi'nin 1962'de Badattaki beinci toplantsnda aklanan rakamlar kesin likle 600 milyonun zerinde 650 milyon civarnda olduu merkezindedir. Aka itiraf etmek gerekir ki, btn bu ra kamlar, tm Mslman nfusu iine alan istatistiklerin yok luu, zellikle in'deki Mslman saysnn bir esrar gmle ine brnm olmas ve slam dnyasnn dier birka d blgeleri hakkmdaki bilgimizin de eksiklii dolaysyla tah minlerden ibarettir. Bu Giri'in sonunda geni hatlanyla Mslman nfusunun dalm gsteren rakamlar vereceiz. Bu rakamlar yle gsteriyor ki, dnyadaki mslman nfusu, herhalde, 500 milyondan daha az deildir. Bununla birlikte dnyamzda yaayan Mslmanlarn gerek says sorunu, yaklak olarak ondrt yzyllk bir za man aral srasnda dnya slam cemaatinin geliimi gznne alnrsa, belki de ikinci dereceden bir nemi haizdir. Daha da nemlisi, slam toplumunun i bnyesinin hususiye tini aydnlatan bu geliimin mahiyetidir. te bu soruya bura da mteakip blmlerde slamn dini tarihinin ayrntl bir aklamasna girimeden nce, cevap vermee alacaz. Daha Hz. Peygamberin lmnden nce slam balca husu-

1S L A M

siyetini gelitirmi, yani bir devlet rgtnn destekledii trl kurumlar aracl ile akidenin ahlaki ve ruhi niteliini ifade eden bir M'minLer mmeti tesis etmiti. Ancak slam mmeti, bu arada tamamyle kendi btnl iinde devlet rgtnden ve hatta kurumlardan daha temelli bir ey olarak kald. slam toplumunun (mmetinin) temeli, kendi durumu nu bilinli olarak lahi rade'nin veya "Allah'n insana ilettii Emr'in", baka bir deyile eri'atin (bkz.IV.Blm) ilk hamili (taycs) kabul etmesidir; bu emanet, devlet ve ortak kurum lar aracl ile yerine getirilmek istenir. eri'at slam toplu munun anayasas olmutur. Bu temel anayasadr ki, Arabistan dndaki slam Fe tihlerine kendi zel hususiyetini vermitir. Bu zel hususiye tiyle slam fetihleri hem Araplarn slamdan nce denemi ol duklar haksz kabile genilemelerinden, hem de yzyllar sonra Orta Asya Moollarmn ykc fetihlerinden ayrlmak tadr. Daha nce de iaret ettiimiz zere, slamn d lkelere doru genilemesinde ortaya kan bu gl ve boyun emez nitelii, aslnda, bu genilemeyi belirli bir ahlaki dzeyde tu tan daha stn bir ahlaki dzene sk bir inanla birlikte, Hz. Peygamberin kendisi tarafndan miras braklmt. Bu, bir yzyl iinde batda Endls (spanya)'ten balayarak, Orta Asya ilerinden douda nds nehrine kadar olan geni bir toprak parasnn Mslmanlarn ynetimine gemesini sa layan ve daha sonra bu hakimiyetin iyice pekitirilmesiyle son bulan hayret verici sratteki fetihler dizisi srasnda, slamm Arabistan dnda yaylmasna da yardmc oldu. Arkas kesilmeyen karlkl savalarla tkenmi, ruhi ve ahlaki durgunluk dolaysyla ierinden kemirilmi olan muazzam Bisans ve ran mparatorluklarnn i zayflnn, Mslmanlarn bu hayret verici ilerleyiini hzlandrd hakknda hemen hemen hi phe yoktur. Bununla birlikte bu badndrc genileme olay sadece bu etkenle aklanamaz. Dolaysyla slami hareketin taze ve canl niteliine de gere ken nem verilmelidir. Bu genilemenin gerek karakteri et rafnda tartmaya kar byk bir isteksizlik belirmi ve so

GR

runlar slamm eletiricileri tarafndan, ve kabul edilmelidir ki, modern Mslmanlarn takndklar savunmac tutum yznden bulank bir duruma sokulmutur. slamm 'klla' yayld zerinde srar etmek, gerekleri gln bir duruma sokmak olduu gibi, Hristiyanlm da zaman zaman devlet gcn kullanm olmasna ramen, slamm Budizm ve Hris tiyanlk gibi yayldn sylemek te gerekleri tahrif etmek olur. Gerek zah tarz, dini ve siyasi bir btn olarak slamm kendi bnyesinde yatmaktadr. Gerekten de Mslmanlar inanlarn kl sayesinde yaymam olmalarna ramen, slamn siyasi iktidar elinde bulundurma hususunda srar ettii dorudur. nk slam, kendisini, zerinde yaadmz dnyada siyasi bir dzen sayesinde uygulanmas gereken "Tanr'nn iradesinin" topland bir kaynak saymtr. Bu adan slam, ortaya koyduu inanc halka kabul ettirmeye zorlamasa da, yine de siyasi dzeni elinde bulundurmakta srar eden rejimlerin bnyesine benzemektedir. Bu gerei in kar etmek tarihi tahrif etmek olaca gibi, slama da hakkn vermemek olacaktr. Bizce slamm kendi bnyesinde bulunan eitlik ve geni insancl davran hususiyetleriyle birletiril dii takdirde bu gerein, fethedilmi lkeler halklar- arasn da slmlatrma srecini hzlandrd hususunda phe yok gibidir. Arabistan dnda Arap mparatorluunun genileme siyle Mslmanlar, Bizans ve ran meneli kurumlan ve dier mahalli unsurlar slami ereve ierisinde erittikleri bir idare ve hukuk sistemi gelitirmeye girimilerdir. Bu kitabn ileriki blmlerinde geliiminin ayrntl bir incelemesi ve rilecek olan bu sistemdir ki, slam medeniyetine kendi ayrdedici zelliini vermi; slamm temel ahlak grn de ortaya koyarak, slam devletinin gerek anayasasn temin etmi ve snrlarn izmitir. Bir yzyllk slam fetihleri srasnda mslmanlar bylece kendilerine has fikri hayat larn gelitirerek tamamyla Araplara ve slama ait hadis, hukuk ve tarih ilimlerini tesis etmilerdir. Suriyedeki Hellenistik gelenein kar etkisinin ve Arapa Kur'n tarafndan temin edilen temel dnceler yapsnn bir sonuCu olan bu

SLAM

muazzam sratteki fikri gelime, insani iin fikir tarihinin harikalarndan biri olarak durmaktadr. slam mparatorluunun bakentinin m. 660 ylnda Me dine'den ama gemesi ve amdaki Emevi halifelerinin sa raylarnda Yuhanna ed-Dmak gibi nl bir takm Hellenlemi Hrstiyan Araplar kullanmalar bu gelimeyi kolay latrmtr. Bununla birlikte bu deiiklikle ayn zamanda dinle devlet arasndaki likide de bir deime vuku bulmu tur. Emevi devletinin dnyevi bir devlet haline geldiini ve dinle devlet arasnda tam bir blnme olduunu sylemek doru olmamakla birlikte, devlet hayatnn artk dini geli melerle bugne kadar sahip olduu trden bir mnasabete sa hip olmad da bir gerektir. nceleri Halife dini ve ahlaki bir stnle sahipken ve Halifenin siyasi kararlan dini bir he defe tabi iken Emeviler, temelde Islami bir ereve ierisinde kalan bir devlete sahip olmalarna ramen, ounlukla siyasi yetkilerini kullanan, fakat dini itibarlarndan byk bir ks mn kaybeden dnyevi hkmdarlard. Bunun bir sonucu ola rak, tamamyla din olan disiplinler geni lde devletin dnda ve bir dereceye kadar da onunla ahenksiz bir ekilde gelime gstermitir. Din gelimelerin merkezi Hz. Peygam berin snnetinin anayurdu olan Medine olarak kalmtr (r nek davran ekli olan snnet iin bkz., III.Blm). slmm yabanc kltr akmlaryla, zellikle Hellenizm ve Hellenlemi Hristiyanlkla etkileiminin nemli bir so nucu, Kelam ve kelami ahlak meselelerindeki fikir atma larnn ani zuhuru; byk saydaki ayrlklarn ve Islamda ilk frkalarn douudur. Bu durum ve Arap olmayanlar, zel likle Iranllar arasnda Emevi idaresine kar iin iin kay nayan muhalefet, daha sonralar Emevi Halifeliinin devril mesi ve m. 750'de Iranllann da yardmyla Badat'ta Abbasilerin yerlemesiyle sonuland. Emevi idaresi Araplar tara fndan meydana getirilen ilk slam din bilimlerinin gelime sine ve ayrlklarn ortaya kmasna tank olmu, fakat s lam'da dnyevi dncenin tam olgunluuna ulam geliimi ni grecek kadar uzun srmemitir.

GR

Abbasi Halifelii bir bakma karlkl iki tutarsz ge limeye tank olmutur ki, her ikisi de kastl bir siyasetin sonulandr. Bir taraftan Abbasiler, Emevilerin idaresi altn daki halinden ikayeti dini nderlerin isteklerini karla maa alarak devlet mekanizmas aracl ile dini baanlarm sonularn uygulama alanna koymular ve bylece de dini geni apta Emevi devletinden ayrm olan uurumu or tadan kaldrmlardr. Bir taraftan da onlar, resmen Yunan felsefesi, tbb ve ilminin toptan Arapaya tercmelerinin ko ruyuculuunu yapmak suretiyle slamda fikri uyann seyrini hzlandrmlardr. Me'mun, Hikmet Evi (Beytl-Hikme) ola rak bilinen bir akademiyi bu amala kurmutur. Bu giriim den doan salt dnce faaliyeti slam dininde etkisini gster mi, tannm aklc bir dini hareket olan Mu'tezileyi dour mutur. Devlet grevlilerinin esas itibariyle kltrl Iranllar arasndan yetitirildii Abbasilerin idaresi altnda Iranllar kendi milli benliklerini korumulardr. Uzun ve ac bir tart ma hareketi, Araplarla tranllar arasnda kendi ruhi, fikri ve kltrel stnlklerini tehir etme yarndan domutur. ranlIlarn tarafn tutanlar, u'ubiye (milliyetiler) adyla tannmlardr ve bunlann faaliyetleri phesiz devlet katip lerince tevik grmtr. Dini ve dier fikri eserler Arapa yazlmakta devam etmi olmakla birlikte, IV/X. ve V/XI. yzyllar srasnda Farsa, kendisini tekrar edebi bir ifade vastas larak yerletirmi ve ranllann milli lklerini tatmin etmitir. Yabanc kltrlerin etkisinin Arap dncesine vermi olduu itilim, II-IV/VIII-X. yzyllar srasnda zengin ve par lak bir dini fikri ve maddi kltrn yaratlmasna yol am tr. Mslmanlar zengin bir ticaret ve sanayi kurmular ve ilk defa olarak bilimsel maharet insanln gndelik maddi geli imini hazrlamak zere donatlarak uygulama alanna so kulmutur. Fikri bakmdan aslnda Araplara ait olan tarih ve edebiyat, genel tarih, corafya ve gzel sanatlara doru byk apta genilemitir. Dinler tarihi de dahil olmak zere objek

SLAM

tif tarih dikkate deer bir gelime dzeyine ulamtr. slam dndaki dinlerin tarafsz bir biimde tavsifi gibi g ve has sas meseleler o derecede gelimitir ki, nl el-Brn Hindis tan hakkndaki eserine yazd girite "Mslmanlarn, Yahu dilik ve Hristiyanlk gibi dinler hakknda olduka objektif eserler vcuda getirirlerken. Hinduizmle ilgili olarak, bunu beceremedikleri ve dolaysyla bu grevi kendisinin yklendi i ikayetinde bulunmaktadr. Mslmanlar corafya ala nnda temayz etmilerdir. Bu alanda Mslmanlarn katk lar modern bilginler tarafndan takdir edilmeye balanm olmakla birlikte, onlarn orijinalliine ve cesurca teebbsle rine henz tam hakknn verilmesi gerekmektedir. lk sosyal ve kltrel tarih aratrmas, bir baka deyile, tabii tarihi glerin ileyii de tannm bir Mslman bilgin olan bn Haldn tarafndan ele alnmtr. Btn bu gelimeler dini dnce zerinde de etkisini gstermeden kalamazd. Dolaysyla II/VIII. ve III/IX. yzyl lar srasnda Mu'tezile hareketi hzla gelierek yaygn bir hale gelmitir. Bu konuda bilgi, bu eserin daha ileriki bir yerinde verilecektir. Fakat burada u kadarn syleyelim ki, bu hare ket genellikle Hellen aklclnn etkisi altnda gelimek su retiyle slamm dini tarihinde ilk byk gerginlii yaratm tr. Eski gelenei temsil eden Ehl-i Snnet imamlar nce Ha life Me'mn zamannda bir devlet inanc durumuna kadar ykselen, fakat sonradan siyasi g kazanarak ve Yunan diya lektiinin (cedelinin) silahlarn benimseyerek etkili bir ekilde stnlk kazanan bu aklc hareketin elinde ile ekmilerdir. Ehl-i Snnet ulemas ise hemen hemen btn eitimi tedricen kendi denetimleri altna sokmular, kendi fikri ve ruhi ideallerini gerekletirmek iin mfredat prog ramlar izmiler ve tatbik mevkiine koymulardr. Snni eitim sistemi o derecede etkili olmutur ki, dini aklclk hareketi, daha sonralar, IV/VI./X-XII. yzyllar srasnda dnceleri zamanla Snni gelenek zerinde etkisi ni gsteren nl filozoflarn eserlerinde olgunlua ulam ol makla birlikte, btn gcn ve uzvi varln kaybetmitir.

GR

Bu yeni iddetli etki altnda Snniler, kendi eitimle ilgili di siplinleri dahilinde entellektualizm iin bir miktar yer ayr mlar, fakat bu suretle ayn zamanda etkili bir ekilde hem sistematik bir akli felsefenin, hem de bilimlerin geliimini durdurmulardr. Medreselerdeki eitimin bu n'sbi darl ve katl ger ekten de daha sonraki "slmm fikri durgunluunun" balca sorumlusu olmutur. Aratrma ruhunu ve bununla birlikte mspet bilginin tm geliimini tkam grnen ulemann "dnyevi bilimlere kar taknd tavr zellikle esef verici dir. Bununla birlikte ulema, fikir birliini uygulama sahasna koyabilmi, bunu gerekletirebilmi ve slam toplumunun kenetlenmesini salamtr. Bu, onun, kendi payna nemli bir baarsdr. Btn bu sistemin ana direi dogmatik kelam tarafndan desteklenen slam Hukuku idi. slam Hukuku, zel likle her eyi kuatan karakteri dolaysyla, Mslmanlarn tm zahiri hayatm hakimiyeti altna alm ve bu sistem, slamm Ortaalar boyunca yaylmasna devam ettii lkelerin kltrlerindeki muazzam farklara ramen, her eyden ok slami dayanmaya ynelmitir. slam Hukuku; insan hayat nn, ferdi, sosyal ve siyasi davrannn btn ynlerini kap samna ald iin, islmm siyasi birlii 656/1258de halife liin merkezi Badat' talan eden Moollarn vahice saldr larndan sonra zld zaman bile Mslman kitlenin bir liini salamtr. Bununla birlikte ulema sistemi ve zellikle hukukun geliimi ve mevkii, slamda yeni ve Hellenletirici unsurlarn aklclndan ok daha geni sonular olan bir gerginlii hu sule getirmekten geri durmamtr. Bu, II/VTII. ve III/IX. yz yllar srasnda Irak ve ran'n kltr merkezlerinde slmm manevi ynn gerekletirmeyi salayan bir "vecd" metodu olarak balayan Sufilik'in, ya da slam Mistisizmi'nin ortaya k demekti. Balangta tamamen ahlaki arnmayla ilgili vecd idealine mnhasr olan ve kendisini hukuki gelimelere ve siyasi kuvvetlerin dnyeviliine bir i tepki olarak gsteren Sufilik ok gemeden ilahi olanla irtibat kurma gayesini gt

SLAM

mtr. IV./X. yzyla kadar Sufillk asl slamm kklerine yabanc olmakla birlikte yine de slami ereve ierisine so kulabilecek ruhani bir annma eklinin ifadesi olan ruhaniliin bir bakma zel ve ferdi bir ifadesini tekil ederek, yerle ik hayata mnhasr kalmtr. Bununla birlikte V./XI. yz yldan sonra, slam dnyas iinde, Sufiliin karakterini deitiren ve onu kitlelerin bir dini haline sokan, bylece bu ruhanilik ekliyle ulemann snni sistemi arasndaki gergin lii pekitiren baz d gelimeler ortaya kmtr. Badat'ta slamm siyasi merkezinin zayflamasyla slam dnyas, X./XVI. ve XI./XVII. yzyllar srasnda Kuzey Afrikadaki Bedevi (gebe) kabilelerin bir bakaldrsna ve Trk kavimlerinin Orta Asya'dan slamm merkezine szmala rna tank olmutur. Trk kavimleri, slamn, ilk dnemle rinde Irak, ran ve Msr yoluyla yaylmasnda olduu gibi, ulemann faaliyeti sonucu deil, fakat Sufilerin faaliyeti ne ticesinde slama girmilerdir. slami yeni mhtedilerin d nce ufkuna ve ruhi evresine uygun bir duruma sokmak ve her eyden nce kabile bireylerinin sertliini yumuatmak iin slam, onlara Sufilik iinde sunulmutur. Onlar iin Snni slam geni apta zahiri bir sembol vazifesi grm, fa kat onlar, Sufilii ehirlerdeki sekin birka kiinin izledik leri bir hayat tam olmaktan kararak, geni Sufi Kardelik ler ama dntren bir ruhanilik trnn etkisinde kalm lardr. Bundan byle slamm Hindistan, Orta Asya, Anadolu ve Afrika'da yayl Sufi kardelikler vastasyla srdrl mtr, ve Sufilik btn bu blgelerde zaten mevcut olan ruha ni bir evre ile uzlamaya varmtr. Ulemann, kendilerini karsnda bulduklar yeni durum, Snni sistemle halkn dini olan Sufilik arasndaki bu muazzam gerginlik olmutur. Sufiliin slama verdii bu taze ayla slam lkeleri II./ VIII. yzyln ortasndan beri sahip olduu snrlarn ok daha tesine genilemitir. zellikle Gazzali'nin (lm. 505/1111) antsal eseri ve ahsiyetinin ortaya koyduu Suflere zg ru hanilikle Snni dinin uzlamas sonucu yepyeni bir canllk slam toplumuna yerletirilmitir. Snniliin kendisi yeni

GR

bir canllk ve yeni bir gllk kazanm ve nemli bir ykc frka olan Batmllik, byk bir kayba uram; hatta bu arada i'a taraftarlar bile sayca hissedilir derecede klmtr. Dier taraftan mrikler (putperestler) in ve hatta yan Hris tiyanlam kabilelerin yaadklan geni blgeler slama ka zandrlmtr. Sufilikle Snni din arasndaki gerginliklerin karlkl etkisine ait temponun yks, bu kitabn btnn de tam olarak anlatlacaktr. Badat'ta halifenin merkezi siyasi denetiminin zayfla mas ve yar bamsz emir ve sultanlarn ortaya kmas, slam dnyasnda yaygn bir olay olarak Sufiliin gelime siyle hemen hemen ayn zamana rastlamtr. Trk sultanlan d grnte Snniliin arzulu koruyucular olmalarna ramen, yine de sufi eyhlere gerek sayg ve itibar gstermi lerdir. Daha nce de iaret ettiimiz zere, genellikle Islam yayma iine bundan byle Sufiler devam ederken, Snnilik de devletin grev yapmasn salayan geni hukuki ve itikadi bir ereve temin etmitir. X/XVI. yzyla doru kudretli, muaz zam ve son derecede merkezilemi iki yeni devlet olan Os manlIlar ve Hindistan'da Moollar durumlann salamlatr mlardr. Bu devletler son derecede becerikli ve etkili idari kurulular ile slam toplumunun geni kitlelerine yeni bir is tikrar salamlardr. Bu, ran ve slam kltrnn bir kanm olarak nitelendirilebilen daha yeni bir slam kltrnn domasn tevik etmitir. ran da Safevi idaresi hemen he men o sralarda durumunu salamlatrmtr. Ancak bu du rum, hem kltr bakmndan, hem de dinde kastl olarak dier slam devletlerini kendilerine dman etme siyasetleri ve iilii devlet inanc mevkiine ykseltmeleri dolaysyla, ran' slam dnyasnn geri kalan ksmndan ayrmakla so nulanmtr. Bu yeni kltrn d erevesi ulema tarafndan temsil edilen Snni hukuk olarak kalrken, onun geni apta yeni Islam-lran sanat ve iirinden meydana gelen muhtevas, sfi dnceler yapsndan szlerek klasik Snni kltre az ok bilinli bir muhalefet iinde liberal bir eilim gstermi tir. Bu kltr modem batl glerin etkisine kadar hem Mool mparatorluunu hem de Osmanl sarayn kapsamna alm

10

SLAM

tr. Onikinci-Onsekizinci yzyl srasnda Mool ve Osmanl mparatorluklar gerilemee balamtr. Hindistan'da Mool egemenliinin yerini ngiliz egemenlii alrken, Os m anlIlar I. Dnya Savandaki yenilgilerine kadar batnn askeri tekniklerini ve dier reformlar benimsemek suretiyle yeniden canlanmay baarmlardr. XIX.yzylm tamam ile XX. yzyln ba slam dnyasnn siyasi paralanmasna tank olmutur. Fakat bir din ve sosyal g olarak slam sa dece canl olarak kalmam, son 20-30 ylda esasta kendi siy si itibarm da yeniden elde etmesine yardmc olan bir "yeni den canlanma" tecrbesinden gemitir. Bununla birlikte kltr ve "kimlik zerindeki modem glerin etkisi bugn bir gei dneminde bulunan slam toplumunda hala hissedil mektedir. Yedinci/Onnc ve Sekizinci/Ondrdnc yzyllar srasnda slam geni apta arap tccarlar vastasyla Malaya Takm Adalarna kadar yaylmtr. Bar bir yolla Sumatra ve Java'ya uzanmasndan sonra Malaya Yarmadasna da girmitir. Fakat Bat Avrupa'nn askeri ve idari saldrs ve denetimi altna girince, bu blgede, douu srasndaki kral lklar pek kuramamtr. Bylece slam Endonezya'da, hala baz nemli cihetlerden ilkel olan sosyal ve kltrel bir alt yapnn geni lde bir eit st tabakas olarak kalmtr. Bununla birlikte iinde bulunduumuz yzyl srasnda nce Arap Yarmadasndan, sonra Msr'dan olmak zere, Orta Do udan yeni bir etki gelmi ve bu etki, toplumun slamlama syla uraan hareketli snni ulema zmrelerinin teekk lyle sonulanmtr. Yine de slmm in'in ilerine kadar nasl ve ne zaman yayld kesin olarak sylenemez. Fakat inliler Mslman larn in'e giriinin slmm ilk zamanlarna kadar gittiini iddia ediyorlarsa da, bilginler, slmm Moollar devrinde salam tutunma noktalan elde ettii kanaatindedirler. Bu so run ancak in tarihine ait belgelerin daha yakndan ve daha derin bir incelemesi ve in'deki slam toplumunun geirdii

GR

11

tekamln fiili bir tahlili ile zmlenebilir. Daha nce de iaret ettiimiz zere, Sufi hareket sayesindedir ki, slam Orta Asya'ya ve Anadolu'ya yaylmtr. slamm Kara Afrika'ya, Byk Sahranm gneyine nfuzu meselesi de tutarl ve kap saml bir almay gerektirmektedir. yle grnyor ki, Orta Afrika'da slam, ncelikle esir ticareti dolaysyla pek az bir ilerleme gsterebilmitir. Fakat esirlik yasaklanr yasaklan maz Mslmanlarn tebli faaliyetleri i blgelerde etkili ol maa balamtr. Yine Bat Afrika'da eitli cihad hareketleri sayesinde slamm faal bir ekilde yayl XIX.Yzyl srasn da vuku bulmutur. slamm Afrika'ya yaylnn nde gelen bir hususiyeti, muhtemelen, Afrika toplumunun kabileler ha linde rgtlenmi olmasndan dolay, Sufi tebli faaliyetleri nin Snni cihad kavramyla birletirilmi olmasdr. Bugn slam, ksmen Hristiyan Batya kar olan siyasi duygulardan tr Hristiyan misyoner faaliyetleri karsnda Kara Afrika llar arasnda sratli bir ilerleme kaydediyor grnmektedir. Gney Afrika'da ise slam, geni apta Hindistan ve Pakistan Alt Ktasndan gelen gmenler tarafndan temsil edilmitir. Ancak bugn beyaz Gney Afrika hkmetinin keskin rk siyasetleri dolaysyle zenciler arasnda ilerleme gstermek tedir. Dou Avrupa'da da olduka geni slam topluluklar bu lunmaktadr. Bat Avrupa ve Amerika'ya ise slam,Mslman gmenler aracl ile girmitir. Bununla birlikte kendi di ninden dnme suretiyle, gelien beyaz bir Mslman nfusu da bulunmaktadr. Son 20-30 yln ilgin ve hayret verici bir ge limesi, Amerika Birleik Devletlerinde Siyah Mslmanlar diye bilinen faal zenci Mslman nfusun artmasdr. Asln da sosyal ve siyasi artlara bir tepki olan bu hareket, slamm Kara Afrika'da yaylmasndan ksmen etkilenmi grnyor. Bu kitabn son iki blmde slam lkelerinde modern bat eitimi ve dnceleriyle geleneksel slam kltrnn karlkl etkilerinin ve bu karlkl etkinin sonularnn anahatlarn vereceiz. Burada dikkate almamz gereken nok ta, slam lkelerinin bat egemenliinden yakn zamanlarda ki siyas kurtulularndan sonra ortak ekonomik ve kltrel gelime ve siyasi alanda birlikte hareket etme amacyla slam

12

SLAM

devletlerinin eitli blgesel gruplamalar halinde biraraya geliyor grnm vermesidir. Orta Dou Araplar, bugne ka dar belirgin olarak kenetlenmi bir birlik tekil edememi ol malarna ramen, yine de bir ama birliine doru ilerledikle ri grlyor. Hemekadar srail'in varl bu gelimede bir et ken tekil etmekteyse de, yine de bu gelimenin dahili glerin neticesi olarak ortaya kt anlalyor. Pakistan, ran ve Trkiye arasnda imzalanan ve Kalknma iin Blgesel bir lii (RCD) olarak bilinen stanbul Pakt (Haziran 1964), bu ynde atlan nemli bir admdr. Pek yakn bir gelecekte dier benzeri blgesel gruplama larn ortaya kna pekala tank olabiliriz. Dnyann her tarafnda yaayan Mslmanlarn kalbinde birleik bir slam Dnyas iin inkan mmkn olmayan iddetli bir arzu bulun maktadr. Bu birlemenin mmkn olup olamayacan ve mmkn olacaksa ne ekilde olabileceini ancak zaman gs terebilir. uras yeterince aktr ki, byle bir gelimenin b tn dnya iin pek byk bir nemi olacaktr.

DNYADAK TOPLAM MSLMAN NFUSU Bamsz Mslman lkeler Mslman olmayanlarn hakimiyeti altnda bulunan, ounluu Mslman larn tekil ettii lkeler Mslman aznlklar Toplam 380.846.000

182.214.000 3Q.92,0QQ 593.986.000

Bu tablodaki en ilgin faktr, in Mslmanlarnn saysdr. Alkat el-Arab ve's-Sn (Kahire 1370/1950) adl ese rinde Bedr ed-Dn es-Sn, Mslmanlarn toplam in nfusu nun yzde onunu meydana getirdiini belirtmektedir. Bandung Konferansnda in babakan Chou En-Lai, in'deki Mslmanlarn, toplam nfusun yzde onikisini meydana ge

GR

13

tirdiini ve dolaysyla Hindistan'daki Mslmanlann say sndan daha fazla olduunu fade etmitir. Bununla Birlikte resmi in nfus saymnn ortaya koyduu rakamlar Msl man nfusun 10 milyon olduunu gstermektedir. Durum byle olmakla birlikte, iaret edilmelidir ki; din komnist inde nfusun dalmnda bir etken saylmad ve dalm airet temeline bal olarak smflandrld iin, zellikle sa dece yzde yz Mslman olan "Hui" airetleri Mslman saylmtr.

Birinci Blm

Hz. MUHAMMED Hz.Muhammed ve Vahiy - Hz.Muhammed'in Mcadelesi Hz. Muhammed' in Sava Teknii ( Strategy ) Yahudiler ve Hristiyanlar - Sonu

Hz.Muhammed ve Vahiy

Babasnn ad Abdullah olan Hz.Muhammed, Mekke'de sayg gren, fakat nispeten yoksul Kurey'li bir ailenin ocuu olarak takriben m. 570 ylnda dnyaya gelmitir; babasn doumundan nce kaybetmitir. ocukluunun daha ilk sra larnda da annesini yitirmitir. Onu, lnceye kadar slam kabul etmeyen, ancak slam inancnn ateli muhalifi olan Mekkelilere kar gzn krpmadan savunan amcas Eb Tlib yetitirmitir. Onun peygamberlik grevine balad yaklak 40 yandan nceki hayat hakknda pek az ey bi linmektedir. Sadece onun olaanst bir ahlak duyarla sa hip, drst bir insan olduu ve kendisini ticari ilerini ynet mekle grevlendiren 15 ya daha byk zengin bir dul olan Hz.Hatice'nin'onun drstl ve teki ahlaki niteliklerinden son derecede etkilenerek ona evlilik nerisinde bulunduu bi linmektedir. O srada 25 yanda olan Hz.Muhammed, bu ne riyi kabul etmi ve Hz. Hatice'nin lmne kadar baka kadn-

Hz. M U H A M M E D

15

la evlenmemitir. Hz.Hatice ldnde kendisi 50 yanda bu lunuyordu. Yine bildiimize gre, Hz.Muhammed'in ahlaki du yarl, Mekke toplumunun iinde bulunduu ahlaki knt, onu zaman zaman Mekke dndaki Hra maarasna ekilme ye srklemitir. Burada dnceye ve teemmle dalarak gn lerini geirmi ve bu dini-ahlaki tecrbenin i seyri, bu derin teemml hallerinden birinde kendisine peygamberlik grevi nin verilmesiyle en yksek noktasna ulamtr. Hz.Muhammed'in grevininin oluumu ve mahiyeti hak knda yazan modem yazarlar, bu konuda bir ok grler or taya atmlardr. Bunlardan birou slamm douundan nce Arabistan'da Yahudi ve Hristiyanlarm etkisiyle dini bir kay nama ve buhranm mevcut olduunu ve bu kaynama srasn da Araplarn putatapclmdan honut olmayan baz kimse lerin bir "tektanrclk" fikrine ulatklarn belirterek, Hz. Muhammed'in sadece, bu fikre bir katkda bulunduu sonucu na varrlar. Bazlar bu kanaati daha da ileri gtrerek, Hz. Muhammed'in tektanrclm dnda dier baz unsurlar da Yahudi-Hristiyan gelenekten aldn, Araplarn Arap Yarm adasnn kurulmasyla uzun zamandr devam etmekte olan darya doru hareketlerinin sonrasnda Araplar iin yeni, rgtl ve kitlesel bir genilemeye yardmc olabilecek ulusal bir din tesis ettiini ileri srerler. Olduka romantik bir eki cilie sahip olan bir baka nazariye de, "Kur'an'm mutlak tektannclnn aslnn l hayatnn tam bir tekdzeliine da yandadr. Bu son nazariye, Hz.Muhammed'in bildirisinin, bu ve bundan sonraki blmlerde daha ayrntl olarak gste rilecei zere, bedevi bir ortamda deil, Mekke'nin ticari evre sinde vahyedildii ve Kur'an'm gerekte gebelik hakknda iddetle tenkiti bir tavr taknd ileri srelerek ilk azda geersiz klmabilir. Daha nceki iki iddia, slamdan nce Arabistan'daki dini gelimelerin slamm olumasnda etken olduu iddi asyla, slamm muazzam ve hayret verici Arap istilas iin bir frsat salad iddias ok daha ciddi bir mahiyet arzetmektedir; nk her ikisi de baz tarihi gereklere dayanmaktadr.

16

SLAM

Bu grler ifade ettikleri hususlarda yanl olmadklar hal de, ne slamm oluumu, ne de onun mahiyetinin doru izah lardr. Baz kiilerin tektanrc bir din anlayna ulam olduklar dorudur; fakat onlarn "bir Allah'nn" Hz. Muhammed'in "bir Allah" ile tamamyla ayn olduuna inanmak iin kesinlikle hibir sebep yoktur. Zira balangcndan beri Hz. Muhammed'in tektanrcl, tektanrclk fikriyle ayn lde bir insaniyetilik, sosyal ve ekonomik bir adalet duy gusuyla balantl olmutur. Bylece Hz. Peygambere gelen lk vahiyleri dikkatle okuyan bir kimse, her iki unsurun ayn tecrbenin ifadeleri saylmas gerektii sonucunu grmeden geemez; Kurn'daki u sure buna rnek olarak verilebilir (Mun, CVII): "Ey Muhammed, dini yalanlayan grdn m? ksz kaktran, yoksulu doyurmaa yanamayan kimse ite odur. Vay o namaz klanlarn haline ki, onlar kldklar na mazdan gafil olanlardr. Onlar gsteri yapanlardr. Onlar ireti olarak basit eyleri dahi vermeyenlerdir. te bu hamleydi ki, daha sonralan Medine'de slam toplumunun kuruluuyla sonulanmtr. Nitekim Kur'an mfessirleri de yukarda naklettiimiz ilk iki cmlenin Mekke' de, dierlerinin ise Medine'de vahyedildiklerini bize bildiri yorlar. Hem younluk hem de hacim bakmndan bu temelli ilk hamle ylesine srekli kalmtr ki, her iki blm arasn daki fark ayrdetmek imkanszdr. Hz. Peygamberin bir tek Tanr ve bir tek insanlk zerinde srarla durduu grlmekte dir. Bundan dolay, Hz. Muhammedten nce dini bir kayna ma ve bir eit kesin hatlaryla belirmemi tektanrclm va rolduu iddias phesiz doru olmakla birlikte, bu tektanncln herhangi bir sosyal reform hareketine bal olduu hu susunda hibir tarihi delil izine rastlanmamaktadr. Bu ayn zamanda aka gstermektedir ki. Hz. Muhammedin tektanrcl ve izledii yolun, bedevilerin l hayatyla hibir ili kisi bulunmamakta, fakat uzun bir ticari ve dini gelenei olan bir ehir ortamn gerektirmektedir. slamm oluum halin1. ngilizce metinde "yoksulu doyurma konusunda (bakalarm) uyarmayan

Hz. M U H A M M E D

17

deyken Araplarn milli bir dini olduu ve onlann dayanma ve genilemelerini temin iin bir ana dayanak tekil ettii id diasn biraz sonra ele alacaz. Burada biz, ne tektanncln, ne de sosyal-iktisadi bir adalet duygusunun zellikle Mekke'ye ya da Araplara ait olduu hususunun altn izmek istiyoruz: Nitekim tam aksine slamn ngrd eitlik, kendi mahiye tinin bir sonucu olarak, her trl milli lknn tesindedir. Bildirildiine gre, Hz. Peygamberin ilk vahiy tecrbe sinden geii srasnda aadaki ayetler gnderilmitir: "Yaratan, inam phtlam kandan yaratan Rabbinin adyla oku. Oku, kalemle reten, insana bilmediini bildiren Rabbin en byk kerem sahibidir. Ama insanolu kendini stn sayarak 2 azgnlk eder. Dn, phesiz Rabbinedir." (Alak, XCVI, 1-8) Hz. Muhammed hakkndaki ilk bilgiler, bu tecrbenin bir rya halinde veya yan uyankken vuku bulduu ya da o hallerle birlikte ortaya ktna iaret ederler. nk bu tec rbeyi anlattktan sonra Hz. Peygamberin "sonra uyanrdm" dedii kaydedilir. 3 Zaman ilerledike ve Hz. Muhammed inanlan uruna youn bir mcadeleye giritike bu tecrbe lerden daha da sk gemitir. Rivayetlerden de aka anlala. ca zere, uurunun daha alt tabakalarna daldka, Hz. Muhammedin vahiyle ilgili bu tecrbeleri, genellikle baz bedeni bileikleriyle birlikte ortaya kmtr. Baz modem tarihi ler buna dayanarak Hz. Peygamberin sara nbetlerinden muzdarip olduu iddiasmda bulunmulardr. Aslnda, daha yalan dan bir incelemeye tabi tutulunca sara nazariyesi, bizce, bu nazariyeyi ortadan kaldracak baz itirazlarla kar karyadr, nce bu hal ancak Hz. Muhammed'in takriben 40 yanda iken peygamberlik grevine balad zaman ortaya kmtr; n k hayatnn ilk yllarnda bu hastaln izi bulunmamak tadr. Sonra rivayetlerin de aka belirttii zere, bu hal, sa dece bir vahiy tecrbesiyle birlikte tekerrr etmi ve hibir za2. ngilizce metinde "kendini sorumsuz sayarak." 3. bn Him (bn shk), Sre, Kahire 1937, I, s. 255; Ing. ev. A.GuilIaume, Lon dra 1955.

18

SLAM

man ondan bamsz bir ekilde ortaya kmamtr. (Eer Hz. Peygamberin bu hali bir hastalksa), gerekten de onunki gibi kudretli ve yaratc bir faaliyet iin gerekli yol gsterici ilkele rin teblii ile srekli ilikisi bulunan garip bir sara eklidir ve hibir zaman ayrca vuku bulmamtr. phesiz biz bir insa nn hem saradan mzdarip olup, hem de ruhi tecrbelerle do natlm olabileceini inkar etmiyoruz. Ancak demek istiyo ruz ki, vahiy tecrbesi sara olmakszn ortaya kmasa bile, hi deilse bazan sarann vahiy tecrbesinden bamsz ola rak gereklemesi gerekir. Son olarak, sara gibi belirgin bir hastaln, byk bir hayat tecrbesi olan Mekke ve Medine toplumunda aka ve kesin olarak tanmamam olmas ina nlacak bir ey deildir. Bu husus, ayn zamanda, Hz. Peygamberin vahiy tecrbe si srasnda normal bir ruhi-bedeni hayata sahip olduunu gsteren bir tablosunu gerekli klmtr; nk sara, nihayet normal bir halde de vuku bulup ortaya kmaktadr. Bu du rumda Hz. Peygamber ve vahiyle ilgili olarak onun uurunun normal olduu gr ok daha sonralar Ehl-i Snnet ta rafndan tevik grm ve hatta aka ifade edilmitir. Bu nun, vahyin objektifliini (nesnelliini) korumak amacyla Melek'in bir d varl olduunu ya da Ses'in dardan gel diini gvenceye ald sanlmtr. Byle bir teebbs bize balangta zihnen olgunlamam gibi grnebilir, ama aki denin teekkl halinde olduu bir srada, bu adm atmak, zellikle aklclara kar tartmalara girimek iin zorlayc nedenler bulunuyordu. Daha sonralar geni lde kabul g ren pek ok hadis (bkz. III. Blm) ortaya kt. Bu hadislerde Hz. Muhammed Cebrail ile halk huzurunda konuur bir ekil de gsterilmekte ve Cebrail'in grn canl bir ekilde tasvir edilmektedir. Kur'an'daki "...Ey Muhammed, apak Arap di liyle uyaranlardan olman iin onu Cebrail senin kalbine in dirmitir." 4 (uara, XXVI, 194; kr., Bakara, II, 97) ayeti bu hu susa aykr dmekle birlikte, Cebrail'in ve vahyin bir d varla sahip olduunu ileri sren bir fikir, Mslmanlarn
4. ngilizce metinde "...onu (Cebrail'i) senin kalbine gnderdik.

Hz. M U H A M M E D

19

genelinin zihninde ylesine kklemitir ki, gerek durum buna kar bir kfr tekil eder. Ayn durum Hz. Peygamberin dier dini tecrbelerinde de sz konusudur. Kur'an Hz. Muhammed'in nemli deimeler salayan bir veya belki de bir dizi tecrbeden getiine birka surede iaret etmektedir (sra, XVII, 1; Necm, LIII, 5-18; Tekvir, LXXXI, 23): Btn bu surelerde Kuran "en uzakta" ya da "ufuk ta" Hz. Peygamberin bir eyler grdne iaret eder. Bu du rum gstermektedir k i ,sz edilen tecrbe "ben"in genileme sinin nemli bir unsurunu iermektedir. Necm (LIII) suresinin 11-12.ayetlerinde Kur'an unlan bildiriyor: "Gnl (kalb) gr dn yalanlamad; onun (kalbin) tank olduu eyden phe mi ediyorsunuz? " Ancak Hz. Peygamberin ruhi tecrbeleri, daha sonralar,zellikle Snnilik teekkl etmee balad srada, hadisler tarafndan ilenerek Hz. Muhammed'in mira hadisesi ile ilgili bedenen vuku bulmu esiz canl bir olay ha line sokulmu ve daha da sonralar mira srasnda Hz. Peygamberin bindii hayvan;yedi gk tabakasnn her birinde kal; Adem' den sa'ya kadar gemi asrlarn peygamberleri ile konumalar hakkmdaki btn canl ayrntlar ortaya konmutur. Burada ilkin Snnilie kar olanlarca nadiren idrak edilen bir gerei kabullenebiliriz: Din tamamyla "ru haniletirilmi" naslarla yaayamaz,sadece ruhun muhta olduu bir "klf' hizmeti grse de,onu somut bir hale sokmak gereklidir. Ayrca tamamyla ruhi mahiyette olan bir eyin, bedeni bir bilekeni olmadan ortaya kmasn kabul etmenin gerekten imkansz olduunda srar edebiliriz. Hatta diyebili riz ki; bir tek olay, durumuna ya da balamna gre "ruhi" ya da "bedeni" adn alabilir; ancak her iki halde de Snniller ta rafndan sa' nn ge kma benzer bir biimde gelitirilip, hadislerle desteklenen Mirac anlay, malzemelerini eitli kaynaklardan alan tarihi bir kurgudan baka bir ey deildir.

Hz. Muhammed'in Mcadelesi

Hz. Peygamberin (yeni dini) teblii Mekkelilerde, zel

20

SLAM

likle bu ehrin hayatn kontrol eden ynetici aznlk ara snda iddetli bir muhalefete yol at. Mekkeliler sadece Hz. Muhammed'in, ok tanrcla dayanan kendi geleneksel din lerine kar kmasndan korkmamlar; gasb yasaklamak ve zekat zerinde srarla durmak suretiyle giderek daha da be lirgin hale gelen sosyal adalet ilkesinin vurguland bu yeni retinin, toplumlarnn ticari menfaatlere dayanan yapsn tehlikeye soktuunu hissetmilerdir. Hz. Peygambere kar, onun saral biri olduu, bir byc olduu, akli dengesi bozuk bir kii olduu eklinde trl eitli ithamlarda bulunulmu tur. Muhalefet bydke bu ithamlarn iddeti de artmtr. Bu muhalefet, fkeden alaya almaya, alaya almaktan lanetlemeye kadar deien ekillere brnmtr. "Ne garip peygam ber, arda etraf dolayor; neden Tanr emrinde daha var lkl olan, daha itibarli birini bir peygamber olarak semez de, bu ksz garip yarat seer" eklinde szler sylemitir. Mcadele kzm ve bu mcadelenin kendine has zellii ise, "amansz zulm" olmutur. Mcadele ilerledike, Hz.Muhammed'in getirdii yeni iman anlay, kapal metefizik tutumunu, bir baka deyile, temel itikad, bir tartma stratejisi uygulayarak akla kavuturmak; taraftarlarna yklenen belirli devlerin hem kendi aralarnda hem de muhalif glere kar aklk kazan ma srecinden gemek suretiyle , giderek daha kesin bir ifade ye kavuturulmutur. Tarihi sra bakmndan tektannclk, sosyal ve iktisadi adaletten sonra, Kur'an'n zihinlere yerle tirdii ilk inan, kyamet gn ya da son hesaplama gn ile ilgilidir. nsanolu sadece isyankar deil, ayn zamanda ka arlanm inat bir asidir. Dolaysyla dorulara ve iyilere byk mkafatlarn verildii, inanmayanlar ve ktlk ya panlar ise korkun cezalarn bekledii ahlaki bir hesaplama olmaldr. Bu srada Hz. Peygamberin grevi, kendine bildiri leni bildirmek, "belki dnerler midiyle" gz krpmadan uyar maktr. Kur'an'n canl bir ekilde byk bir iddetle iaret ettii, "ktleri bekleyen sonun yakn olduu" hakknda uyar malarn yansra, namaz, Mslmanlara balca bir grev olarak farz klnmtr. Gelecek blmde bu retilerin gelii

Hz. M U H A M M E D

21

mini daha etrafl bir ekilde ileyeceiz. Burada biz sadece u noktay belirtmek istiyoruz: Dzenli olarak birlikte klman namazlar, zekat toplanmas gibi gelimeler ferde manevi bir kazan salamasnn yamsra, zellikle gen ve mcadele eden bir toplum iin gerekli olan ve hala da slam toplumunun bugne kadar sregelen belirgin zelliklerinden "kenetlenme ve dayanma ruhunun" gelimesinde de ok byk katklarda bulunmutur. Kyamet gn hakkmdaki uyarlarla ilgili olduu kadar, Hz.Peygamber ve sahabilerine yaplan ezaya ve zulme kar ta rihi bir destek olarak ta Kur'an, Hz.brahim, Nuh, Musa, sa gibi muhalefetle karlaan ve bildirilerine ounluk tarafn dan inatla kar klan daha nceki peygamberlerin hikaye lerini de sk sk nakleder. Zamanla bu hikayeler giderek daha tam bir hale gelmi ve nceki peygamberlerin grnts daha belirli ve ak bir ekil kazanmtr. Bu ayrntlarn tarihi gereklii, yani slam ncesi anlatlan hikaye ve efsanelere uygunluk derecesi sorunu balbama ilgin olmakla birlikte, glklerle kuatlmtr. Ne de Kur'an'n peygamberler hak knda verdii bilgilerin "maddi kaynaklar" meselesi, Hz. Pey gamberin bildirisinin gerek yenilii ve nemini deerlendir mede pek bir anlam tar. Bu yenilik ve nem, bu malzemele rin yneltildii ama ve grd hizmet iinde konumlandnlmaldr. te yandan Mslmanlarn, bu malzemelerin tari hi adan incelenmesinden korkmalarna ve byle bir incele meyi reddetmelerine de gerek yoktur. Kur'an, bu hikayeler hakknda, onlarn vahyedilmi gerekler olduunu kesinlikle belirtiyor; ancak vahiyden maksat, phesiz onun bize aktar may amalad eyler ve ona yklenen anlamdr. Gerekten de eer Hz. Muhammed, peygamberlerin hikayeleriyle (kssa laryla) ilgili malzemeler hakknda (vahiy araclyla olan dan farkl olarak) tarihsel bilgiye sahip olmam olsayd, vahyin kendisine anlatmak istediini anlamas tmyle im kansz olurdu. Bununla birlikte hayal krklklarna ve onun sadece bir uyarc olduu eklinde Kur'an'da ileri srlen itirazlara ra men Hz. Muhammed, ne baar midini gerekten yitirmi, ne

22

SLAM

de baarmakla grevli olduu hususundaki dehet verici ve kat idraki kaybetmitir. Mslmanlar ve gayr- mslimler tarafndan yazlan Hz. Peygamberin hayatyla ilgili ok saydaki kitaplardan hibirinde bu gerek zerinde yeterince durulmamas hayret vericidir; oysa bu husus Kur'ann pek ok ayetinde ve ilgili hadislerde fazlasyla aklanm bulunmak tadr. nsanlar onun zgemiindeki birbirinden kopuk d olaylara ok fazla arlk vermi; onun inili kl i dnya sna yeterince dikkat yneltmemi grnyorlar. Peygamber lik grevinden nce, onun zihnini tedirgin eden sorular "insa nn durumu ve kaderini" ilgilendiriyordu; bu, onu zaman za man uzlete ekilmee ve derin dnceye dalmaya srklyordu; bu strap verici aray nbetlerinden birinde vahiy do mutur. Kur'an bu hususa u szlerle deiniyor: (nirah, XCIV, 1-3); Ey Muhammed, senin gsn amadk m? Belini b ken ykn zerinden almadk m?" (Daha sonralar hadisler bu konu etrafnda Hz. Peygamberin gsnn Cebrail tarafn dan alarak, kalbinin temizlendii eklinde geni bir efsane a rdler). Ancak, peygamberlik grevinin verilmesinden sonra Hz. Peygamberin omuzlarna yeni bir yk yklendi. Bu yk, verilen grevin baar ile yerine getirilmesi idi. Bu konu da Kur'an unlar sylyor; "phesiz Biz, sana, tamas ar bir yk ykleyeceiz" (Mzzemmil, LXXIII, 5). Bylece Hz. Pey gamberin bundan sonraki i dnyas iki nokta arasnda gidip gelmitir: Bunlardan biri, kendi kontrol dnda olan ve Mekkelilerin davranndan doan hayal krkl; dieri ise baarya ulamak iin aba harcamakt. nk Kuranda be lirtildiine gre, sadece vahyi bildirmek, hayal krklna uramak ve sonunda da baarsz olmak ruhi eksikliin bir ifadesidir. Hz. Peygamberin etkili olmak hususundaki endiesi o kadar kuvvetli idi ki, Kur'an bu konuya onun hem Mekke hem de Medine devirlerinde tekrar tekrar dnmektedir: "Kur'an sana skntya desin diye gndermedik" (Ta-ha, XX, 2); "Bu sze inanmayanlarn ardndan zlerek neredeyse kendini mahvedeceksin" (Kehf, XVIII, 6). Hz. Peygamberin Mekke'deki mrik Araplara kar gsterdii znt ve endienin temelde

Hz. M U H A M M E D

23

aynn Medine'deki Hrstiyan ve Yahudi topluluklarna kar da gsterdii u ayetlerde aka grlmektedir: "De ki: Ey Ki tap Ehli, Tevrat, ncili ve Rabbiniziden size indirileni gere ince uygulamadka, bir temeliniz olmaz. And olsun ki, Rabbinden sana indirilen, onlardan ounun azgnlk ve inkarn arttracaktr: yleyse kafirler iin tasalanma" (Maide, V, 68). Hz. Peygamberin bu durumu en kuvvetli bir ekilde u Mekke ayetinde tasvir edilmektedir: "Ey Muhammed, onlarn syle diklerinin seni zeceini elbette biliyoruz; dorusu onlar seni yalanc saymyorlar, fakat zalimler Allah'n ayetlerini bile bile inkar ediyorlar. Senden nce nice peygamberler yalanlan d ve kendilerine yardmmz gelene kadar yalanlanmalarna ve sktrlmaya katlandlar. Allah'n szlerini deitirebile cek yoktur; and olsun ki, peygamberlerin haberi sana da geldi. Onlarn aldmszl sana ar gelince, eer gcn yeri delme e veya ge merdiven dayamaa yetmi olsayd, onlara bir mucize gstermek isterdin..." (En'am, VI, 33-35). Hz. Peygamber, tebli grevinin etkili bir ekilde yerine getirilmesinin byk bir nem tadn ve gerekten de an cak o zaman bu tebliin hakiki tebli olabileceini dnm tr; bu sebeple Hz. Peygamberin plann tatbik sahasna koy mak iin ortaya kan hibir frsat karmamas artc deildir. Onun Mekke ve daha sonralar Medine'deki muhalif leri, Hz. Peygamberin bu beeri dava konusundaki endiesini bildikleri iin, taviz karlnda baz cazip tekliflerde bulun mulardr; fakat Kur'an onu srekli olarak herhangi bir uzla maya kar uyarm ve uzlama ile hedefe ulamada uygulana cak yntem (strategy) arasndaki ayrm ak ortaya koy mutur. "Onlar senden uzlaman arzu ederler ve bylece kendi lerinin de uzlaacaklarn (sylerler)" (Kalem, LXVTII, 9). "Seni, sana vahyettiimizden ayrp, baka bir eyi Bize kar uydur man iin urarlar. 5 O zaman seni dost edinirler. Seni peki tirmemi olsaydk, and olsun ki, az da olsa onlara meylede5. ngilizce metinde "Onlar seni neredeyse aldatarak vahyettiklerimizden uzak latrp, Bize bir baka eyi isnat ettiriyorlard."

24

tS LAM

ektin. O takdirde sana, hayatn da lmn de, kat kat azabn tattnrdk. 6 Sonra bize kar bir yardmc da bulamazdn" (sr, XVII, 73-75). Tamamyla ayn husus, Medine'de indirilen u ayetlerde de tekrarlanr: "Atalarndan Kitap miras alanlar (yani Yahudi ve Hristiyanlar) bu konuda phe ve endie iindedirler. Bundan t r sen onlar birlie ar 7 ve emrolunduun gibi doru ol; on larn heveslerine uyma ve yle syle: Allah'n indirdii kita ba 8 inandm; aranzda adaletle hkmetmekle emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir..." (r, XLII, 14-15). Hz. Peygamberin hayat hikayesini yazanlarn yine bil dirdiine gre, Hz. Peygamber Mekkede peygamberliinin ilk gnlerinde bir gn, desteini kazanmak iin nfuzlu bir kiiy le konuuyordu. O srada kr bir adam Peygamberi ziyarete geldi. Hz. Peygamberin can skld ve adam o anda grmek is temedi. Bu olay u nl Kur'an ayetlerinin nazil olmasn salad: "Yanma kr bir kimse geldi diye Peygamber yzn asp, evirdi. Ne bilirsin, belki de onun arnm bir kalbi var?... Sen de gerek duymayan kimseyi karna alp ilgile niyorsun 9... fakat sen Allah'tan korkup, sana koarak gelen kimseye aldrmyorsun" (Abese, LXXX, 1 vd.)

Hz. Muhammed'it Sava Teknii (Stratejisi)

Yukarda uzun uzadya naklettiimiz rnekler Hz. Peygamberin urad ruhi gl btn batlaryla ortaya koy maktadr. Mekke'de etrafna kk olmakla beraber sadk bir taraftar grubu toplanmt, ama 13 senelik srekli bir tebli ve mcadeleden sonra IIz. Peygamberin balatt hareketin k maza girdii akt ve inatla srdrlen bir muhalefete kar
6. 7. 8. 9. ngilizce metinde "sana bu dnyada ve tekinde cezan iki kat arttrrdk." ngilizce metinde "sen (insanlar) oa ar." ngilizce metinde "kitaplara". ngilizce metinde "sen bamsz hisseden birini arayp buluyorsun".

Hz. M U H A M M E D

25

erken bir zafer midi, yok denecek kadar az grnyordu. te bu srada idi ki, Medine (slam ncesi dnemdeki ad Yesrib) halk Hz. Peygamberle temas kurarak, onu siyasi ve dini bir bakan olarak bu ehre hicrete davet etti. te bu nedenle, Hz. Peygamberin, faaliyeti ok yava ilerleme kaydetmi olmas na ve biraz nce de sylediimiz gibi, ok ksa zamanda k maza girmi grnmesine ramen, tamamyla mitsiz bir aamaya ulatn, Mekke'de kesinlikle reddedildiini ileri srmek mmkn deildir. Eer Hz. Peygamberin dini grevi tatminkar bir ilerleme kaydetseydi, Mekke'yi terketmeyecekti. nk Araplarn dini merkezi olan bu ehri ele geirmek, onun ilk hedefi idi. Fakat o, Mekke'de tamamyla da reddedil memitir, nk tamamyla reddedilmi olsayd, akas Me1 dinelilerin , doum yerinde itibarn yitirmi birini dini ve siyasi bir nder olarak davet etmeleri imkansz olmak gere kirdi: Hi kimse acdndan tr birini nder olarak semez. yleyse Hz. Peygamberin ahlaki itibar ve devlet adaml ye teneinin Medinelileri kendi tarafna kazanm olduu mu hakkaktr. Zira Medineliler zaten uzun bir sredir ehri etki sine alan ve halkn hayatn tehlikeye sokan korkun kabile savalarndan kendilerini kurtarabilecek birini aryorlard. Medinelilerle yapt dikkatli grmelerden sonra, Hz. Pey gamber, kk fakat sadk bir taraftar grubu ile Mekke'den Medineye doru yola kt. Hicret veya Peygamberin Mekke' den Medine'ye g etmesi, hicri takvimin balangcn gste rir. Hz. Peygamber, Medine'de bir cemaat olarak Yahudilerin dini hrriyetini teminat altna alan, Mslmanlar arasnda yakn ibirlii zerinde duran, Yahudi ve Mslmanlara bar iin ibirlii arnda bulunan ve kanun ve nizamn tesi sinde, anlamazlklar karara balamak ve zmlemek zere Hz. Peygamberin mutlak yetkisini kabul eden bir bildiri ya ynlamtr. ok ksa bir zamanda o, Mekkeli muhacirlerle Medineli Mslmanlar (ensr) arasnda gerek ve etkili bir kardelik salamay baarmtr. Bu olay eski ve yeni ta rihiler ayn lde hayranlkla karlarlar. Bu baarlnca Hz. Peygamber, peygamberlik grevinin esas olan bir deve,

26

SLAM

yani Mekke'de slam kabul ettirmek ve bu dini merkez vas tasyla slam daha telere yaymak hususuna dikkatini evir di. Onun bundan sonraki btn abalan bu amaca yneliktir. Hz. Peygamber, Mekke'de byk aba harcamasna ramen, fazla baar salayamamtr. Endieye dt anlarda bazan uzlamaya kadar varma tehlikesi gsteren baz yntem ve ted birler denemeyi arzulamtr: Kur'an ise onu uyarm ve "Al lah'n yardm gelinceye kadar" beklemesini talep etmitir. te imdi faaliyete gemenin zaman deil miydi? Olmadm kim iddia edebilir? Buna ramen, Hz. Peygamberin, zellikle batl eletiriciler tarafndan en ok yanl anlald nokta bu noktadr. Onlar u noktada Hz. Peygamberi anlayamadk larm sylerler: Bir peygamber nasl olur da sava olabilir? Pein hkm bir yana, itiraf etmeliyiz ki, bu yazarlarn bu alandaki baar fikrini nefretle karlayacak kadar keder, baarszlk, hayal krkl ve armha gerilmeyi konu edi neli acmdrc hikayelere alk olduklar varsaymn gznne almadka, biz de, onlarn bu "anlamakta yetersiz kal larn" anlayamyoruz. Bununla birlikte biz Hz. Peygamberde, ne Mekkede ne de Medine'de kesinlikle herhangi bir deiikli in olmadn btn aklyla ortaya koyduk; sadece Me dine'de harici artlar Peygamber iin daha msait ve Mekke'de hasretini ektii bir biimde idi. Bu noktada Hz. Muhammedin slam diniyle Araplar iin milli bir din ortaya koyduu eklindeki iddiay yeterince ele alabiliriz. Daha nce de iaret ettiimiz zere, Kur'an'm temel fikri olan tektanrclk, sosyal ve ekonomik bir ahlaki dzen fikrinde zellikle Araplara ait hibir ey yoktu. Fakat bu mer halede slamm milli bir din olduu lehinde ileri srlen delil udur: Hz. Muhammed, Medine'de kendisine uymay reddeden Yahudiler tarafndan hayal krklna uratlnca, onlara kar bir tavr taknm; ibadet yn (kble) olarak Kabe'yi Kuds'n yerine koymak ve .Kabe'ye hacc Mslmanlar iin farz klmak suretiyle slam araplatrmak ynnde somut admlar atmtr. 10 Normal olarak, bir Mslman, bu adm
10. Bkz., szgelimi, F. Buhl, "Muhammed" maddesi, The Shorter Encyclopedia.
o f slam.

Hz. M U H A M M E D

27

larn Hz. Peygamber tarafndan bizzat atlmayp, Allah ta rafndan Kur'an'da emredildiini syleyecektir. Hz. Peygam berle Kur'an arasndaki mnasebetle ilgili grmz gelecek blmn banda ksaca vereceiz. Burada teki meseleyi etki lememek ve tartmak amacyla Hz. Peygamberle Kur'an' bir birinden ayrmayacaz. Hz. Peygamberin ok gemeden Medine'de kendisine ve dinine kar kan Yahudilerle atmaya girdii tarihi bir gerek olarak ortadadr. Biz, zellikle dini meselelerdeki Mslman-Yahudi ilikilerinin geliimini gelecek blmde daha yakndan inceleyeceiz. Fakat batl tarihilerin geneli nin ileri srd iddia, Medine Yahudiliinin slamn geli mesinde oynad rol sadece abartmakta ve bu noktada sebebi sonutan ayrmakta zellikle yetersiz kald grlmektedir. Eer Hz.Peygamber Medine'ye varnda Yahudilere yaranmak iin Kuds' kble olarak tayin etmi olsayd, kblenin Kabe'ye doru evirilmesi iddias, kesin olmamakla beraber, daha faz la arlk kazanabilirdi. Fakat bu kesinlikle gerei yanst mamaktadr. Kblenin Kuds olarak kabul edilmesi, yle grnyor ki, Mekke'de, byk bir ihtimalle bask altnda bu lunan Mslmanlarn namazlarn aka eda edemedikleri ve ibadet iin Kabe'ye giremedikleri bir srada uygulama alan na konulmutur. Ayrca btn Araplar iin olduu gibi, Medineliler iin de dini faaliyet merkezi Kuds deil, Mekke idi. Buna gre, Mekkede Kuds lehine ilk deiikliin yaplmas bir zaruretin neticesi olup, amac da mriklerle Mslmanlar arasndaki ayrm belirtmekti. Kur'an'm bize bildirdii de budur: "Senin yneldiin yn, Peygambere uyanlar cayacaklardan ayrmak iin kble yaptk" (Bakara, II, 143). Eer Ku ds' devaml olarak kble yapmak dnlseydi, dini alanda Kuds' Yahudilikten ayrmak suretiyle bu yola kolaylkla girilebilirdi. Nitekim bunun ayn Hz. Musa, hatta Hz. bra him'le ilgili olarak yaplm ve Hz. brahim'in ne bir Yahudi, ne de bir Hristiyan olduu belirtilmitir. Haccn bir dini dev olarak tesisine gelince, bunun Medine Yahudiliinin Hz. Pey gambere ve grevine kar taknd tavrla, uzaktan da olsa, hibir ilikisi yoktur. Burada dikkate deer olan husus udur:

28

SLAM

Her iki adm da birlikte, birbirine yakn zaman aral ieri sinde, takriben hicretten 18 ay sonra Hz. Peygamberin Mekkelilerle savap yendii ilk ve nemli bir sava olan Bedr savandan biraz nce atlmtr. Gerek udur ki, Hz. Peygamberin Medine'de uygulad mcadele yntemi, Mekke'de bulunduu srada da olduu gibi, ilk hedef olarak Mekke'yi slam davasna kazanmay ve Mekke'den darya doru yaylmay ngryordu. ki gl etken bu siyaseti belirlemitir: Bunlardan birincisine gre, Mekke Araplarn dini merkezi idi ve Araplarn slam dininde biraraya gelmeleriyle bu din darya doru yaylabilirdi, ikinci etkene gre ise, eer Hz. Muhammed'in kendi kabilesi slam dinine kazanlabilirse, bu slam dini iin byk bir des tek salayabilecekti: nk Kurey Kabilesi, kendi durumu ve dier kabilelerle yapt anlamalar dolaysyla, byk kuvvet ve etkinlik kazanmt. Mekke devrinin ilk sralarnda bile Kur'an'da Hz. Peygamberden ilk olarak "en yakn akrabalar na" ve "kabilesine" durumunu amas kesin bir dille istenmi tir. Burada milli denebilecek hibir ey bulunmayp, sadece ahlaki bir dava uruna tarihin fiili glerinin basit bir kulla nm sz konusudur. Tarihi bn Haldn bu gerei aka gr m ve slam Dini'nin ilk olarak ortaya atlmas iin gerekli olan fiili kudret ve glln (asabiyye) nem ve rol zerin de durmutur, n XVIII. yzyl dnr ah Veliyullah ed-Dhlev ayn esas zerinde fikir yrterek, slamn bu dnyada et kili bir din olmas iin "Araplarn slama gre artlandrl masnn" mutlak surette gerekli olduunu, sylemitir. 1 2 Bu nunla birlikte en esasl nokta, daha nce birka biimde ifade ettiimiz husustur: Buna gre son tahlilde tarihi bakmdan et kili olup olmamas bir ey deitirmeyecek olan bir Allah, phesiz, Hz. Muhammed'in ve Kur'ann Allah' deildir. Eer tarih ilahi faaliyet iin uygun bir alan meydana getiriyorsa, tarihi glerin ahlaki bir hedef iin kesinlikle en akll ekil de kullanlmas zorunludur.

11. bn Haldn, Mukaddime, n. ev.: F.Rosenthal, New York 1958, I, s. 279. 12. Bkz., Hccet Allah el-Bliga, Kahire 1322/1904,1 , ss. 93 vd.

Hz. M U H A M M E D

29

Fakat btn bunlarn yannda Hz. Peygamberin Mekke'lilere kar ald tedbirlerin en acil ve ilk sebebi, Mekkelilerin, Medine'ye hicret ettikten sonra bile, Mslmanlara kar taknm olduklar dmanca tavrdr. Mekkeliler, fiilen yer lerinden kovduklar muhacirlerin mallarn gaspetmekle kal mamlar, Hz. Peygamber ve Mekkeli taraftarlarnn Medine' de bir baka kabileye katldklar gereini arballkla bile karlayamamlardr. Bu sebeple Mekkelilerin Medine'yi tehdit altnda tutmalar, Medinelilerin, zellikle muhacirle rin de bu tehdidin fiilen gereklemesine engel olmak iin elle rinden geleni yapmalar tabii idi. Bir baka deyile, her ikisi arasnda bir sava durumu mevcuttu. Bizzat Kur'an bu hususta tarihi bir tank olarak en gzel ifadeyi ortaya koymakta ve bir Mekke kervan ile bir grup muhacir arasnda Hz. Peygamberin ak izni olmadan 2/624'te kabileler aras hukuka gre sava mann yasak olduu Muharrem aylarnda vuku bulan bir a tmaya deinerek, unlar sylemektedir: "nsanlar sana ha ram aylarn sorarlar... O ayda savamak byk sutur. Allah yolundan alakoymak, O'nu inkar etmek ve halkn Mescid-i Haram'a girmesini engelleyip, onlar oradan kovmak Allah katnda daha byk sutur. Fitne karmak ise, ldrmekten daha byktr. Gleri yeterse, dininizden dndrnceye ka dar sizinle savamaya devam ederler" (Bakara II, 217) Bu nedenle, aka grlyor ki, Hz. Peygamberin Me dine'den askeri harekat eklinde ald tedbirler, ortada fiili bir sava durumu olduu iin, genellikle batl yazarlarn d ndklerinin tersine, hibir tahrike dayanmadan ortaya kan eyler deildi. te yandan son zamanlarda slam savu nucularnn ileri srdkleri gibi, Hz. Peygamberin ald her tedbir iin Mekkelilerin belli bir saldrgan fiilinin mevcut ol mas da gerekli deildir. Genel bir sava durumunda herhangi bir tarafn kendi askeri harekatn planlayp uygulamas ta biidir. Burada kabul edilmesi gereken udur: Kendisine kar savalmayp, amacn barla elde edebilseydi, Hz. Peygamber mutlak surette savaa bavurmak arzusunda deildi. Hatta saldrya uradiklar zaman bile, aslnda Mslmanlara sa dece aynyla karlk vermeleri emredilmi, "ama sabr yine de daha iyidir" (Nahl XVI, 126) denmitir. Hz. Peygamber sa dece sava kanlmaz olduu zaman savamtr. Ancak yine

30

SLAM

hatrlanmaldr k, mecbur olduu ve o gc kendisinde bul duu zamanlar savamtr. Bunun sebebi, slamn amacnn mutlak bir emir olarak gerekletirilmesinin zorunluudur. Bunun iin ise sadece tebli deil, sosyal ve siyasi glerin de harekete geirilmesi lzumludur. te tam bunun iindir ki, Hz. Peygamberin Medine'deki hayat, slam dininin siyasetle bir uzlamas olmaktan uzak olup, onun peygamberliinin za ruri bir sonucudur. Daha nce Hz. Muhammed'in sz edilen fiillerinin niin zaruri olduunu gstermek amacyla Kur'an'n Mekki surelerinden delil getirmitik. Gerginleen ilikiler ve ilk arpmalar, Mslmanlarla Mekkeliler arasnda ilk meydan savama yol at. Mekkeliler, Suriye'den gelen zengin bir kervann tehlikede olduu ha'berleri kendilerine ulanca, byk bir savaa girmee karar verdiler. H. 2. yln Ramazan aynda (Mart 624) yaklak ola rak 1000 Mekkeli 300 Mslmanla Bedr'de karlat, fakat ar bir yenilgiye urayarak, nderlerinden birkan kaybet tiler. Bu savatan hemen sonra Hz. Peygamber, baz nfuzlu bedevi kabileleri ile bir anlama imzalad. Bu kabileler, zaten Hz. Peygamberin gcnn arttn grerek, onunla irtibat kurmak arzusunda idiler; fakat daha sonraki olaylarn ve Kuran'da geen bedevilerle ilgili eletirilerin de gsterdii zere, bunlar yalnzca kuvvet karsnda boyun eerlerdi. Yine Bedr Savandan hemen sonra Hz. Peygamber, anlama mad delerinin hilafna Mekkelilerle ibirlii yapm olan Me dine'deki Yahudi Kaynuka Kabilesine hcum ederek, Suriye'ye ge zorlad. Ancak Mekkeliler, Bedr'de uradklar kk drc yenilginin verdii kzgnlkla 3/625 ylnda 3000 kiilik bir ordu hazrlayarak, Medine dndaki Uhud Da'nm etekle rinde Mslmanlarla karlatlar. Balangta, Mekkeliler sayca ve silaha byk stnlklerine ramen, ar bir yenil ginin eiinde idiler. Fakat yanlan korumak iin Hz. Peygam ber tarafndan tepede grevlendirilen okular, ak emre ra men, grevlerini terkederek, ganimetten mahrum kalrlar dncesiyle, savaa katldlar. Mekkeliler bu durumda koru-

Hz. M U H A M M E D

31

maz kalan yanlara saldrdlar ve Mslmanlar datarak ar kayplar verdirdiler. Hz. Peygamberin ldrldne dair haberler yaylmaya balad. Ancak Hz. Peygamber yaralan mt. Daha sonra Mslmanlar yeniden biraraya topland lar, ama Mekkeliler savamadan yerlerine dndler. Kur'an, gerekte 100 Mslmann 1000 mrike baaryla kar koya bileceini, fakat onlarn zayflklarnn Allah'n gz nn de apak durduunu, buna ramen yine onlarn iki katm ye nebilecek gte olduklarn syleyerek, biraz tenkiti, biraz teselli edici ve biraz da Mslmanlarn moralini ykseltici bir ifade kullanmtr. 1 3 Mslmanlarn malup oluundan t r duyduklar sevinci gizlemeyen Yahudiler zerine bir kez daha saldrld ve Nadir Kabilesi bir yl nce Kaynuk'nm urad muameleye tabi tutuldu. Bedeviler ise, Mslmanla rn urad gerilemeye bakarak, onlara kar artk dosta bir tavr taknmadlar. ki yl sonra 5/627 ylnda daha byk bir tehlike Medineyi tehdit etti: Mekkeliler, Hayber Yahudileri nin kkrtmas zerine dier bedevi kabilelerin de yardmy la 10.000 kiilik bir ordu topladlar; amalan Medine'yi igal etmekti. Hz. Peygamber, ehrin darya ak olan blmleri nin nne hendekler kazdrd. Mekkeliler ve bedeviler ehri kuattlar. Kuatma uzadka, giderek cesaretlerini kaybeden kuatmaclar arasnda ayrlklar belirdi ve sonunda da geri ekildiler. Hendek, Hz. Muhammedin faaliyetini nlemek iin Mekkelilerin harcad abalarn son mezar oldu. Kuat mann kaldrlmasndan hemen sonra Medine'de son byk Yahudi kabilesi olan Kurayza zerine yrnd: Artk aka grlyordu ki, oradaki Yahudilere hibir anlamada gvenilemezdi. Fakat bu kez Mslmanlar onlara uygulanacak mua mele konusunda kesin bir ayrla dtler. Sa'd b. Mu'z'm bakanln yapt bir grup, Yahudilerin ard arkas kesil meyen ihanetleri karsnda mmkn olan en iddetli tedbir lerin alnmas zerinde baaryla srar etti. Yahudilerin er kekleri genellikle acmasz bir ekilde kltan geirildi. B tn bu ac olaylarda en kt rol oynayanlar ve kalpsizce ha reket edenler "mnafklar"d; bunlar phesiz daima Yahudi
13. Kur'n, Enfal, VIII, 66.

32

l a m

lerle ibirlii halinde idiler, fakat daima onlar kkrttktan sonra yalnz brakmlardr. Sonunda Hz. Peygamberin stratejisi artk merkezi hede fine yaklayordu: Bu hedef, Islamm yaylmas iin merkezi bir nokta olacak olan Mekke'nin kan dklmeden ele geiril mesi idi. H. 6. yln sonlarna doru (M. 628 ylnn balan) Hz. Peygamber, taraftarlarna Umre'yi (kk hacc) ifa etmek zere Mekke'ye doru hareket etmelerini emretmek suretiyle, ortaya kacak tehlikeyi de dikkatle gze alarak,kesin bir dip lomatik darbe indirdi. Bu sralarda ise Mekke'de kamu oyu nun byk bir blm kendi tarafna dnm bulunuyordu. Fakat hala onun Mekke'ye girmesine kuvvetle kar koymak isteyen bir inatlar zmresi kalmt. Sonunda Mekkeliler, slam tarihinde Hudeybiye Bar adyla bilinen ban gr melerine balamak zere Hz. Peygambere bir heyet gnderdi ler. Bu anlamaya gre, Hz. Peygamber Umre'nin ifasn gele cek yla erteleyecekti; ancak bu art Mslmanlar arasnda bazlannn bir anda fkelenmelerine yol at. Aslnda Mekke lilerin bir anlamay grmeye zorlanm olmalan Msl manlar iin byk bir diplomatik baar idi. Hz. Peygamber ve taraftarlan ertesi yl (7/628) Umre'yi, anlamaya uygun ola rak yerine getirdiler. 8/629'da Mekkeliler bir atmada taraf idiler; muhalifler ise Mslmanlarla bir ittifak yapmlard; dolaysyla Mslman mttefikler de bu atmada harekete gemek zorunda kaldlar. Hz. Peygamber Mekke dmda kamp kurdu: Bunun zerine Mekkeliler ban yoldan teslim olmak iin grmelere giritiler. Hz. Peygamber Kabe'deki putlar dnda btn dmanlarna genel bir af ilan etti; sadece put lar yerlerinden alnacakt. Hemen hemen btn Mekke Msl man oldu. Btn Arabistan'n, Mslmanlann egemenlii altna girdii bu mutlak zafer ve an annda Hz. Muhammed, tevazu ve dua ile kranlarn ifade etti: "Ey Muhammed, Al lah'n yardm ve zafer gn gelip, insanlarn Allah'n dinine akn akn girdiklerini grnce, Rabbini verek tebih et; O'ndan balama dile, nk O, tvbeleri daima kabul eden dir" (Nasr, CX).

Hz. M U H A M M E D

33

Bundan sonraki ki yl iinde Arabistan'n geri kalan ksm byk apta kendi istekleriyle slam dinine katld; yal nz T'If ehri ve Havzin kabileleri Mslman olmadan nce byk bir mukavemet gsterdiler. Hz. Peygamber Medine'yi srekli olarak kendi yerleim merkezi yapt ve 9/630'da ku zeydeki rdn blgesi Hristiyan Araplarma kar seferini de buradan ynetti. Ne var ki, ksa ve grne gre alelade bir stma nbeti sonunda 13 Reb'l-evvel 11/8 Haziran 632'de ld. Ancak lmeden takriben bir ay kadar nce de Kuzeye bir baka sefer dzenlemi bulunuyordu. Aka grlyor ki, Hz. Peygamber, Islam Arabistan'n snrlan iinde tutmak niye tinde deildi. Ancak Batllarn byk bir blmnn kabul ettii gr, slam dininin yalnz Araplann milli dini olarak amaland iddiasndan hereketle, Hz. Peygamberin sadece Bizans ve tran hakimiyetinde olan Araplar Islamn snrlan ierisine almay dndn iddetle savunur. Yukarda ileri srdmz bilgilerde bu iddiay reddetmek iin kuvvetli ne denler bulunmaktadr. Hz. Peygamberin grevinin ald isti kamet ve onun idaresi altndaki slami hareketin ak, da yand mantn Islamm darya doru genilemesiyle ger ekletirildii hususunda hibir phe brakmamaktadr. Yine bu mantktan hareketle esas olarak Hz. Peygambe rin Habe Kraln, Msr Valisi Mukavks', Bizans ve ran mparatorlann slama davet eden mektuplar gnderdii iddi asnn (her ne kadar bu mektuplann asl metinlerinin sadk bir biimde kopyalanm olmas mmkn olmayp, tetkike ihtiya gsterse de), doruluunu kabul ediyoruz. Batl bilgin lerden ou, Hz. Muhammed'in bu kiilere mektup yazd hu susunu reddetmiler ya da pheyle karlamlardr; nk onlara gre Hz. Muhammedin, bir Arap olarak zellikle bu insanlan slam kabule zorlama konusunda hibir imkana sa hip olmad bir srada byle bir adm atmaya cesaret etmesi, veya uyank bir siyaseti olarak onun bylesine bir takm ham hayallere dalmas, inanlmas imkansz bir husustur. Fakat bebekliinde annesini kaybeden, dnyevi imkanlardan yoksun bir ocuun, zellikle bu gibi eylerin byk deer tad bir toplumda, peygamberlik iddiasnda bulunduktan

34

SLAM-

sonra, btn Arabistan'n slama boyun emesini salamas, inanlmas daha da g bir hayal deil midir? Araplar, Hz. Peygamberin lmnden sonra da 10 yl gibi bir sre, bu yp ranm ken rejimlere son verilmesinin hi te hayali olma yp, en tabii bir ey olduunu fiilen gstermediler mi? Hz. Pey gamber birbirine dman iki mparatorluk arasndaki srekli savatan habersiz deildi. Btn bunlara, Mslmanlarn, mriklerin basks sonucu Mekke'den Habeistan'a g ettik lerinde olduu gibi, byk glk anlarnda bu lkenin kraln dan yaknlk grdkleri; skenderiye Valisi Mukavks'm Hz. Peygambere dosta davrand ve hatta Hz. Peygambere ocuk ken len olu brahim'i douran Meryem'i cariye olarak he diye ettii; ve nihayet Mslmanlarn genel olarak Hristiyanlardan umutlu grndkleri de eklenince, en azmdan Hristiyan emirlere gnderilen mektuplar sadece anlalr bir hale gelmekle kalmaz, bir eit mantki sonu olarak ta grnr. Hristiyan emirlere gnderildiine gre, ran emirlne neden mektup gnderilmesin? Hz. Peygamber, slamm Arabistan dnda talihini denemesi iin azimli grnyordu. Emirleri davet etmek ise en etkili ve en makul bir metodtu. Hz. Peygamber, lmeden nce, iman esasna dayal ev rensel bir kardelik iin gerekli artlar hazrlamt. O, bu esas eski kan balarnn ve Araplarn kabile ballklarnn yerine koymada byk aba harcad. Bylece Mslman m meti (mme mslime) toplumun temeli olarak btn dahili dayanma kurallaryla birlikte onun elinde ekillendi; ne var ki, daha sonralar baka nemli deiiklikler de geirerek, zamanla sayca Araplar aan Arap olmayanlar da fiilen slam toplumunun bnyesinde toplad. Hz. Peygamber olduka etkili Veda Hacc hutbesinde, fiil ilerleyii ierisinde slami hareketin temelinde yatan btn gelimeleri ksaca zetleyen, hedef olarak yneldii kurallar, resmen ifade ve ilan etmi tir. Bu esaslar, insan sevgisi, eitlik, sosyal adalet, iktisadi adalet, doruluk ve dayanma kurallardr. Modem bilginle rin, doruluu hususunda genel kukularn dile getirmi ol malarna ramen, bu hutbenin metni yine de btnyle gve nilir olarak kabul edilmelidir. Kur'an'da da ayn lde iddet

Hz. M U H A M M E D

35

le knanm olan tefeciliin ktlenmesi gibi metinle ilgili de liller ve bu hutbenin ortaya kmasn salayan uzun hazrlk (bir nceki yl Hz. Peygamber hacca gitmeyip, Arap kabilele rinden elilerin akarcasna geldikleri Medine'de kald) bu hut beyi esas olarak pheden kurtarmaktadr. Ancak bu hutbe nin daha sonraki nshalarndan bazlarnda byk bir ihti malle baz ilaveler yaplmtr; bu ilaveler arasnda "takva dnda Arabn arap olmayana hibir stnl yoktur" cm lesi de bulunmaktadr. Bu fikir, phesiz, Kur'an'n ve Peygam berin tebliinin mantki bir neticesi olmakla beraber, Hz. Pey gamberin gerekte Arap ve Arap olmayanlardan sz edip etme dii olduka phelidir, nk bu mesele o sralardajnevcut deildi ve bu cmlenin slam toplumundaki daha sonraki ge limeleri yanstt anlalmaktadr.

Yahudiler ve Hristiyanlar

Hz. Peygamber, daha peygamberliinin ilk sralarndan itibaren, kendi tebliinin ncekilerin bir devam, hatta daha nceki peygamberlerin bir "yeniden canlanmas" olduundan emindi; ilk Mekke surelerinden birinde Kur'an "brahim ve Musa'nn sahifelerinden" (A'l, LXXXVII, 19) sz etmektedir. Ancak bu tutum tamamyla nazari ya da ideal dini dzeyde olup, Ehl-i Kitabn fiili itikat ve ameliyle hibir alakas bu lunmamakta ve her iki hususun birbirinden ayrdedilmesi ge rekmektedir. Nitekim Hz. brahim, Musa ve sa gibi ideal ah siyetlere kar Kur'an'n taknd tutumun belirlenmesi ve eletirisi ya da mevcut Yahudi ve Hristiyanlann deerlendiril mesiyle ortaya ok daha karmak bir durum km ve bu karmak durum sregelmitir. Gerek alanda, zellikle Kur' an'm Yahudilerle olan mnasebetlerinde, siyasi anlamalar ve bu anlamalarn bozulduu grlmektedir; fakat Hristiyanlar sz konusu olunca, taknlan tavnn esas itikadi ve kelami olarak kalmaktadr. Tamamyla itikadi sahada ise Hz. Muhammed'in Yahudi-Hrstiyan gelenekle ilgili malzemeleri elde ettii tarihi kaynaklar meselesi, hala bir Sr olarak dur maktadr. u mlahaza meselenin mahiyetini ortaya koya-

36

1S L A M

aktr: Kur'an, pek erken bir tarihten itibaren sa'y Allahn bir peygamberi olarak kabul ettii halde, yine Mekke'de olduk a erken bir tarihte sa'nn uluhiyeti iddiasn reddetmitir (mesela, Meryem, XIX). Bu hususa karlk, genellikle slam di ni zerinde alan Hristiyan bilginlerin yapt gibi, Hristiyanlar tarafndan Hz. Muhammed'e anlatlan teslis fikrinin ok kaba bir teslis fikri olduunu, yani Hristiyanlann sa'y Allah'n fiziki ya da yan fiziki bir olu olarak gsterdiklerini ve eer Hz. Peygambere daha kabul edilebilir ve daha ruhani bir gr ileri srlm olsayd, bunu reddetmeyeceini ileri srmek hi te ikna edici deildir. Kurandan da anlalaca zere, Mekkelilerin irki bile gerekte kaba ve tamamyla maddi deildi. phesiz Kur'an mrik Araplan, ilahlarna "Allah'n kzlan" dedikleri iin sulamaktadr, fakat bu ifade basit bir anlamda kullanlmamtr, nk bu ilhlar Allah' tan paralar olarak saylmakta idi (Zuhruf, XLIII, 16). Bu nedenle bu karanlk noktay zmek iin, yle gr nyor ki, Arabistan'da teslis inancna bal olmayan ve Hris tiyan kilisesi ile muhtemelen olduka gevek bir ba olan farkl bir Hristiyan (veya Hristiyanlatmlm Arap haniflerinin sahip olduu) gelenein bulunduunu ileri srmek gerek mektedir. Ancak byle bir varsaymdan hareket edilse bile, mesele, biraz mesafe katedince, daha da zlemez bir hal al maktadr. nk Kur'an Mekkede teslisi ve sa'nn uluhiyyetini kesinlikle reddettiine ve ayn eyi Medinede de yapmakta devam ettiine gre, neden hala "phesiz inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sbilerden Allah'a ve ahiret gnne inanp yararl i yapanlarn 14 ecirleri Rablerinin katindadr. Onlar zlmeyeceklerdir." 15 (Bakara, II, 62; Mide, V, 69) de meye devam etmektedir? Ancak belki de en ak metin Mide (V) suresinin 82-83. ayetlerinde bulunmaktadr: "Ey Muham med, inananlara en iddetli dman olarak, insanlardan Yahudileri ve Allaha e koanlan bulursun. Onlardan inananla ra sevgice en yakn 'biz Hristiyanz' diyenleri bulursun. Bu, on14. ngilizce metinde "nananlar, Yahudi, Hristiyan ve Sbi'ler, Allah'a ve ahiret gnne inanp yararl i yapan herkes...." 15. ngilizce metinde Onlar iin korku yok; onlar zlmeyeceklerdir de

Hz. M U H A M M E D

37

lann iinde bilginler ve rahipler bulunmasndan ve byklk taslamamalanndandf. Peygambere indirilen Kuran' iittik lerinde, gerei renmelerinden dolay... gzlerinden yalar aktn grrsn." Ayn gr Yahudiler ve Yahudilik iin de geerli olmal dr. Kelami bir tabirle Kur'an'da Yahudilikle ilgili bir muhte vann yer ald hususu hi kimseyi artmayaca gibi, Kur'an'da bandan sonuna kadar srarla belirtilmektedir. Ayn ekilde Kur'an Filistin'den, birden fazla yerde "kutsal lke" olarak szetmektedir. Ancak hibir mantk buradan, Hz. Peygamberin Medine'de Yahudilerle ac tecrbeleri olmasayd, Mekke'nin dini bakmdan Kuds'n aasnda kalaca sonu cunu karamaz. Gerekten de, yukarda gsterdiimiz gibi, eer Hz. Peygamber iin Mekkenin alnmas ana hedef idiyse, bu hedefin slamda Kabe'nin zaten tn bir yere sahip ol masndan tr olmas gerekir. Eer Kuds daha balangta bu srekli mevkii igal etmi olsayd, Medine'de Yahudilerin slam dinine kar koymas, tpk onlarn, dini ahsiyetleri nin slam dinindeki yerlerini deitiremeyecekleri gibi, bu du rumu deitiremezdi. Gerekte de olduu gibi, bu Yahudiler s rlebilir ya da ezilip yokedilebilir, ama, Hz. brahim v.b.'nin ahsiyetleri Yahudilerden ayrld gibi, Kudsn yeri de on lardan dini bakmdan ayrldktan sonra muhafaza edilmi olabilirdi. Hz. brahim ve dier dini ahsiyetlerin Yahudi ve Hristiyanlar zmresinden bu ekilde (slam dini tarafndan) ayr tutulmas, Yahudi ve Hristiyanlar arasndaki iki unsurun kanlmaz bir neticesi idi: Kur'an srekli olarak bu unsurlar dan birini vmekte, tekini ise knamaktadr. Mesela, "ile rinde (yani Ehl-i Kitab arasnda) orta yolu tutan bir mmet 1 6 vard, ounun iledikleri ise kt idi." (Mide, V, 66) Onlardan Tevrat ve Incile uygun olarak yaamalar istenmi, fakat btn rgtl dini geleneklerin sahipleri gibi, Yahudi ve Hris tiyanlar da, kendi aralarnda atm ve her biri kurtulu anahtarlarnn smsk kendi ellerinde bulunduunu iddia
16. ngilizce metinde "drst bir zmre".

38

SLAM

etmilerdir: "Yahudiler, 'Hristiyanlm bir temeli yoktur' de diler. Hristiyanlar da 'Yahudiliin bir temeli yoktur' dediler. Oysa onlar Kitaplarn da okuyorlar" (Bakara, II, 113): "Kendi dinlerine uymadka, Yahudi ve Hristiyanlar senden honut olmayacaklardr, de ki: Doru yol ancak Allah'n yoludur" (Bakara, II, 120). Bu durumun kanlmaz sonucu Kur'an'da Hz. brahim'in ne bir Yahudi ne de bir Hristiyan olduunun, ona en ok sahip kanlarn ise onu gerekten izleyenler olduu nun ilan edilmesiydi (Al-i mrn, III, 67-68). Sadece Hz. bra him'le ilgili olarak deil, Hz. Musa ve sa'ya varncaya kadar btn dier dini nder ve peygamberlerle ilgili olarak ta ayn yol izlenmitir (Bakara, II, 135, 136, 140). Kur'an bylece ger ek ve ilahi hidayet zerinde hak sahibi olduklarn iddia edenlerin iddialarn geersiz kldktan sonra, olduka ak bir ekilde Mslmanlara da yle seslenmitir: "Eer O'ndan yz evirirseniz, sizi ortadan kaldrr, sizin gibi olmayacak bir milleti yerinize getirir" (Muhammed, XLVII, 38; yine bkz. Mide, V, 57). Siyasi dzeyde Hz. Peygamberin Yahudilerle olan tecr besi, son kesimde de ksaca zetlendii gibi, kesinlikle ac bir tecrbe idi. Hz. Peygamber Medineye varnda, onlarla nl "Medine Anlamas" adn alan bir anlama imzalamt; bu anlama ile onlara, saldr vukuunda Medine'nin mdafaasn da Mslmanlara katlmak artyla, dini zerklik verilmiti. Fakat Yahudilerin, ittifakta hi te iyi olmayan, gvenilmez bir ortak olduu grld. Onlar Hz. Peygamberi ve onun yeni dinini sadece alaya almakla kalmadlar, Mekkelilerle olan btn atmalarda da Mekkelilere yaknlk duyup,onlar des teklediler ve daima Medinedeki mnafklarla ibirlii yapt lar. uras dikkate ayandr ki: Mekkelilere kar yaplan her byk atmadan sonra Hz. Peygamber, Medine Yahudiliine kar harekat dzenlemi; bunun sonucunda giderek srl mler ve yok edilmilerdir. Nitekim Hicaz'da zengin bir vaha olan Hayber'de yaayan Yahudilerin bile Mekkelilerin Me dineye kar dzenledikleri seferde 10.000 kiilik bir ordunun toplanmasnda elle tutulur katklar olmutu. 9/630 ylnda Hayber fethedilerek, cizyeye baland. Mslmanlarn Yahudi

Hz. M U H A M M E D

39

ve Hristiyanlara kar davran genellikle byle olmu ve bu, daha sonra dier dinler iin de bir l haline gelmitir.

Sonu

Hz. Peygamberin hayatm inceleyen hi kimse hem onun ruhi karakteri hem de insanla dini nderlikte son derecede olaanst ve gerekletirme imkanna kavutuu ruhi idea line tamamyla tabi olan keskin siyasi ve idari zekasndan et kilenmeden edemez. Nitekim bir kez bu gerei kabul edince, hem kendisi iin, slam dininin tebliinde bir arac olmaktan baka bir ey talep etmeyen Allah'n elisinin esizliini tak dir etmi, hem de hayati anlamda slamm esas konusunu ka bul etmi oluruz. Hz. Peygamberin ok kadnla evlenmi ol mas konusunda her eyden nce Hristiyan misyonerlerden ve batl bilginlerden onun ahsna kar ac eletiriler gelmitir. (Ancak son zamanlarda sonuncularn bu tutumlarnda nemli denebilecek deiiklikler olmutur.) Mslmanlann sk sk iaret ettikleri zere, bu evliliklerin ehvet uruna yaplm olmas hemen hemen imkanszdr: Hz. Peygamber, kendisin den ok yal olan Hz. Hatice ile, onun byle bir eyi teklifi zerine evlenmi ve Hz. Hatice elli yanda lnceye kadar da bakasyla evlenmemitir. Peygamber olmadan ok nce, daha 25 yanda iken ehvet uruna evlilik yapmayan bir kimsenin, zellikle son derecede ciddi ve meakkatli bir mcadeleye giritikten sonra 50 yanda byle bir eye dal mas beklenemez. yle ki, o, bu mcadelede sadece "Sezarm hakkn Sezar'a, Allah'n hakkn da Allah'a" veren bir din adam olmayp, tarihin tm gereklii iinde manevi bir siste min de yaratcs durumundadr. Ancak Hz. Peygamber, kendi devrindeki sradan bir Arap gibi ok sayda kadnla evlenmi bile olsa, bunda, denge li bir durumun srdrlmesi artyla ahlaki adan itici hi bir eyin bulunmamas lazm gelir. Her eyden nce hatrla mamz gereken ey udur: Ne tek evlilik, ne de ok evlilik her ada her toplum iin essiz ve Allah tarafndan emredilmi bir

40

SLAM

dzen olarak grlebilir. te yandan uygun artlarn bulun mas halinde tek evlilik kesinlikle ideal olmakla birlikte, her iki messese de, mevcut sosyal artlara gre uygulama imkan bulabilir. Biz bu genel meseleyi bir sonraki blmde ele ala caz: Burada iaret edilmesi gereken husus, o gnlerin Arabis tan'nda (bir lde II. Dnya Savandan sonra baz Bat lkelerinde de olduu gibi) artlarn, tek evliliin hemen o anda yrrle konmasn engelleyecek bir durumda olduu dur. Dolaysyla Kur'an tek evlilii uzun vadede gerekletiri lecek bir husus olarak ahlak bir dev eklinde ortaya koy mu, fakat o gnk durumun hukuki bir zm olarak ok ev lilie ilk anda izin vermitir. Nitekim ortak etkeni zellikle savalar dolaysyla kadna oranla erkeklerin saysnda nis petsiz azalma olan koullar Arabistan'da sava sonras Batda olduundan daha da ktyd, nk Batda kadn ekonomik bakmdan bir bakma bamszdr ve her eyden nce bir tr sosyal gvenlik vardr. Hz. Muhammed'in gerek baarlarnn, uzun vadede ka kadnla evlendiine, hatta son derecede parlak bir grevde elde ettii baarlarna gre deil, -nk baarlarnn her bl mnn Allah'a ait olduunu syleyecek kadar kendisini inkar etmitir- insanla brakt mirasna, baka bir deyile, hem onun ortaya koyduu idealler dizisi, hem de bu idealleri ger ekletirmede izledii somut yola gre deerlendirmesi gere kir.

tkinci Blm

KURAN Kur'an Nedir? - Kuran'n retisi - Kur'an'da Yasama - K uran Tefsirleri

Kur'an Nedir?

Kur'an sayca 114 blm veya sureye ayrlr. Sureler ara snda uzunluk bakmndan bir eitlik yoktur. lk Mekki sure ler en ksa olanlardr; zamanla giderek uzunluk kazanrlar. lk surelerdeki ayetler, son derecede derin ve gl bir "psiko lojik etki" ile ykldr; ksa fakat iddetli bir volkan fkr masn andrr. Bir ses, hayatn ta derinliklerinden haykrr ve uur seviyesine kp ak ifadesini bulmak iin Hz. Pey gamberin zihni zerinde gl bir etki yapar. Bu ton zellikle Medine devrinde, iyice rgtlenme ve yeni doan cemaat dev letinin ynetimi iin gerekli hukuki muhteva arttka, gitgide daha akc ve kolay bir sluba brnr. Bu, kesinlikle sesin yatt, hatta keskin niteliini deitirdii anlamna gelmez: Bir Medeni ayette yle buyurulur: "Eer biz Kur'an' bir daa indirmi olsaydk, sen, onun Allah korkusuyla ba eerek para para olduunu grrdn" (Har, LIX, 21). Sadece grevin kendisi deimitir. Kur'an tamamyla ahlaki ve dini uyar nn gl ifadesini terkederek, gerek sosyal dzeni kurmaya

42

SLAM

ynelmitir. Kur'an'n kendisi ve dolaysyla Mslmanlar iin Kuran, Allah'n kelam'dr. Hz. Muhammed de, kendisinin vahyi Allah'tan, btnyle Baka varlktan ald sarslmaz inanc ierisindeydi (biraz sonra bu btnyle Baka varlk tan ne anlaldn daha kesin bir ekilde ortaya koymaa alacaz.) ite bu sebeple o, bu bilincin sonucu olarak, Yahu di ve Hristiyanlann Hz. brahim ve dier peygamberler hak knda ileri srdkleri en esasl tarihi iddialardan bazlarn reddetmitir. Bu "Baka" varlk u veya bu ekilde mutlak bir yetki ile Kur'an' "iml" ettirmitir. Hayatn derinliklerinden gelen bu ses, aka, pheye yer brakmayacak bir ekilde emredercesine konumutur. "Okuma" anlamna gelen Kur'an kelimesi aka bu hususa iaret etmekle kalmamakta, bizzat Kur'an'n metni de birka yerde onun sadece anlam ve fikir olarak deil, szl olarak vahyedildiini belirtmektedir. Kur'an'da "ilahi bildirinin" karl olarak, "ilhama olduka ya kn bir anlam bulunan "vahiy" kelimesi kullanlmtr. An cak "ilham" sznn zorunlu olarak ifahilii darda brak t dnlmemelidir (phesiz Kelam"dan biz "sesi an lamyoruz.) Kur'an diyor ki: "Allah bir nsanla ancak vahiy suretiyle (seslerden meydana gelen kelimelerle deil, fikrin meydana getirdii kelimelerle) veya perde arkasndan konu ur, yahut eli (bir melek) gnderir ve bu melek vahiyle konu ur... ite sana da bizim emrimizden bir ruhla vahyettik..." (r, XLII, 51-52). Bununla birlikte, slamm ikinci ve nc yzyllar srasnda Vahy'in mahiyeti hakknda ksmen Hristiyan aki deden etkilenen ciddi fikir ayrlklar ve tartmalar Msl manlar arasnda ortaya knca, o srada kesin muhtevasn oluturmak gibi nazik bir merhalede bulunan dou halindeki snni slam, vahyin 'bakaln', objektifliini ve szl ni teliini korumak iin, onun d hakikati zerine arlk ver mitir ,1[Szzat_Kuran vahyin "bakaln, objektifliini ve szl niteliini kesinlikle belirtmi, fakat yine ayn kesinlik le onun Hz. Peygamberin karsnda bir hakikati bulunduu

KUR'AN

43

nu reddetmitir. Kur'an yle buyuruyor: "Uyaranlardan ol man iin Rh el-Emn onu senin kalbine indirmitir" (uar, XXVI, 194). Ve yine buyuruyor ki: "De ki: Cebrail'e dman olan kimseyi (brakn), nk Kur'an' senin kalbine indiren odur" (Bakara, II, 97). Fakat Snnilik (hatta btn Ortaa slam d ncesi), akideyi olutururken, bir yandan vahyin bakal ve szl niteliini, te yandan vahyin Hz. Peygamberin yaptkla r ve dini kiiliiyle yakn ilikisini birletirecek gerekli fikri aralardan yoksundu. Baka bir deyile Snnilik, "Kur'an hem tamamyla Allah Kelam'dr, hem de olaan anlamda tama myla Hz. Muhammed'in kelamdr" diyecek fikri yeterlikte deildi. Kur'an ak bir ekilde her iki hususu da kabul etmek tedir, nk vahyin Hz. Peygamberin "kalbi"ne geldii zerin de srar ettiine gre, vahiy nasl onun dnda olabilir? p hesiz bu, muhakkak surette Hz. Peygamberin, hadislerde g rld gibi, ayn zamanda da aksettirilmi bir ahs algla madn da gstermez. Ancak uras dikkate deer ki, bizzat Kur'an bu hususta herhangi bir ahstan sz etmemektedir: Sa dece baz zel tecrbelerle (genel olarak Hz. Peygamberin Mi rac ile ilgili baz zel tecrbelerle) ilgili olarak Kur'an, Hz. Peygamberin "en uzak uta" veya "ufukta bir ahs veya bir ruhu, yahut ta bir baka nesneyi grdnden sz etmektedir. Ancak son blmn I. kesiminde iaret ettiimiz gibi, burada da bu tecrbe manevi bir tecrbe olarak nitelendirilmektedir. Fakat Snnilik,^ Hz. Peygamberden ksmen amaca uygun bir ekilde yorumlanarak, ksmen uydurularak rivayet edilen ha disler ve byk lde bu hadislere dayanan Kelam ilmi vas tasyla, Hz. Peygambere indirilen Vahyi kulak vastasyla iitilen, onun dnda olan bir ey haline getirdi ve "kalbe ge len" melek ya da ruhu tamamyla darda bulunan bir arac olarak grdler. Bugn batllarn Hz. Peygambere indirilen vahiy hakknda izdikleri tablo, sradan Mslmanlarn inancmda olduu gibi, Kur'an'dan ziyade geni lde bu snni anlaya dayanmaktadr. Bu eser, Kur'an'a dayanan bir vahiy nazariyesini ele alp ayrntlaryla inceleyeceimiz bir eser deildir. Ancak slam tarihiyle ilgili gerekleri ele alacaksak, Kur'an'n kendisi hak-

44

SLAM

kndaki gerek ifadeleri, bir lde incelemeyi gerektirir. Aa da ana hatlanyla verilmi ksa malumatta hem tarihi, hem de slam! taleplere hakkn verecek bir teebbste bulunul mutur. Bir nceki blmde Kuran'n temel hareket nok&si^ nn ahlak olduunu ve buradan onun sosyal adaleti olduu kadar tektanncl da vurguladnn ortaya ktn aka ifade etmitik. Ahlak Kanunu deimez: O, Allah'n "emri"dir, nsan Ahlak Kanununu ne meydana getirebilir ne de ortadan kaldrabilir. O, bu kanuna boyun emek zorundadr, bu boyun eme hususuna, slam ve onun hayattaki uygulamasna da iba det veya "Allah'a kulluk" ad verilir. Kur'an'n Ahlak Kanunu zerine son derece byk arlk vermesi dolaysyladr ki, Kur'an'n Allah', ou kiiye ncelikle Adalet Allah' gibi grnmtr. Fakat Ahlak Kanunu ve manevi deerlerin, uy gulanmak iin, bilinmeleri gerekir. Bu durumda insanlar, hi kukusuz, anlay ve kavray gleri bakmndan, byk l de farkllk arzederler. Aynca, ahlaki ve dini kavray ta tamamyla akl kavraytan byk lde ayrlr, nk bi rinci tr kavrayn kendi z nitelii, "kavrayla birlikte olaanst bir arballk duygusu getirmesi ve konuyu nemli lde ekil deitirmi olarak burakmas"dr. yleyse kavrayn, ayn zamanda ahlaki kavrayn dereceleri var dr. Farkllk sadece farkl bireyler arasnda olmayp, belli bir bireyin deruni (i) hayat da bu adan farkl zamanlarda deiiklikler gsterir. Biz burada farklln en ak olduu zgn ahlaki ve fikri gelime ve evrimden sz etmiyoruz. An cak ortalama fikri ve ahlaki nitelii ve durumu, bir anlamda, sabit olan iyi ve olgun bir insanda bile bu deimeler ortaya kmaktadr. Buna gre, Hz. Peygamber bir insandr; onun ortalama genel karakteri, onun fiili davrannn btn, genel olarak insanlannkilerden ok daha stndr. O, balangta insan lar ve onlann ideallerinden ounu tahammlle karlama yan bir kiidir; tarihi yeniden yaratmak ister. Bylece slam Snnilii, mantken doru olan u sonucu karmtr: Pey gamberlerin gnahlardan azade olarak grlmeleri gerekir (ismet retisi). te Hz. Muhammed byle bir kimse idi; hatta

KUR'AN gerekte, tarihin tand bu trden tek insand. Bu nedenledir ki, onun btn davran Mslmanlarca snnet, baka deyi le, "mkemmel rnek saylmtr. Fakat, btn bunlarla bir likte, onun, bilindii gibi, kendi kendini at, ahlak anlay nn son derecede keskin ve canl olduu ve bylece bilincinin (uurunun) ahlak kanunuyla aynlat anlar bulunmaktay d. "te sana da emrimizden bir ruhla vahyettik: Sen Kitap ne dir, nceleri bilmezdin. Fakat biz onu bir nur (aydnlk) kl-, dik" (r, XLII, 52). Ancak, ahlak kanunu ve dini deerler Al lahn emridir; onlar Allah'la tamamen ayn olmasalar da, O'ndan bir paradr. Dolaysyla Kur'an tamamyla ilahidir. Ayrca, olaan bilin sz konusu olduu zaman bile fikir ve duygularn onda rastgele dolamas ve mekanik bir ekilde ke limelere brnebilecei hususu hatal bir dncedir. Aslnda duygular, fikirler ve kelimeler arasnda uzvi bir mnasebet mevcuttur. Vahiyde, hatta airin ilhamnda, bu iliki o derece tamdr ki. duygu-fikir-kelime kendine zg bir canll olan karmak bir btndr. Hz. Muhammed'in ahlaki sezgiye da yal kavray en yksek noktasna ulap, bizzat ahlak kanu nu ile aynlanca, (gerekten de bu gibi anlarda onun zaman zaman taknd tavr, bir nceki bimun ikinci kesiminde gsterildii ve Kur'an ayetlerinde de aka grld zere, Kur'an'n eletirisine uramtr) Kelam bizzat vahiyle birlikte verilmitir. O halde; Kur'an salt lahi Kelam'dr, fakat ayn lde Hz. Muhamn^ed'in i kiilii le de yakndan mnasebettedirTAncak Hz. Muhammed'in Kur'an'la olan ilikisi, bir kaytta olduu gibi mekanik bir ekilde kavranamaz. lahi Kelam Hz. Peygamberin kalbinden szlerek dar akmtr. Bununla birlikte, eer Hz. Muhammed, vahiy ald an larda, ahlak kanunu ile kendisini bir hissettiyse, onun mutla ka Allah'la, hatta O'nun bir parasyla aynlam olduunu dnmek gerekmez. Kur'an byle bir eyi kesinlikle yasakla makta, Hz. Muhammed te srarla bundan kammaktadir. te yandan Mslman adna layk herkes, irki en byk gnah olarak ktlemektedir. Bunun sebebi, hi kimsenin "Ben Ah lak Kanunuyum" diyememesidir. nsann devi bu kanunu dikkatle ifadelendirmek ve btn fiziki, zihni ve ruhi yetile

46

SLAM

riyle ona balanmaktr. Bundan baka, slam "falan falan ey ilahidir" cmlesine herhangi bir anlam vermek hususunda hibir yol tanmamaktadr.

Kur'anin retisi

Yukarda Kur'an'n temel hamlesinin ahlaki olduunu tekrar tekrar vurguladk ve Kur'an'da bu ahlaki hamleyi he men izleyen sosyal ve ekonomik adalet kavramlarna iaret ettik. Bu husus, insan ve onun gelecei sz konusu olunca, ke sinlikle dorudur. Kur'an kendi dnya grn giderek daha tam bir ekilde ortaya koyduka insanlar amalayan ahlak dzeni, sadece yce bir dini duyarlkla ykl olmayp, ayn za manda hayranlk uyandrc bir tutarllk ve devamllk gs teren tam bir evren dzeni tablosu iinde ilahi ilginin ana noktas olmaya balar. Kainatn mutlak yapcs olan bir Al lah kavram gelitirilmi; bu gelime ierisinde yaratclk, dzen ve rahmet sfatlar srf birbirine ilitirilmek ve eklen mekle kalmam, btnyle iie girmitir. 'Yaratma", "ted bir" (dzen) veya "emr" O'na aittir (A'rf, VII, 54)., "Benim rah metim her eyi kaplamtr" (Araf, VII, 156). Nitekim "Rah man", Kur'an'da Allah'tan sonra O'nun zel ismi olarak ok sk bir ekilde kullanlan tek sfat isimdir. phesiz, son aratrmalarn da ortaya kard zere, Rahmn'n slam: dan nce Gney Arabistan'da "ilah" karl olarak kullanl d dorudur, fakat bu ismin gneyden nakledilmi olmas bi zim gr amzdan aka imkanszdr. u an iin insan, onun ruhi-ahlaki yapsn bir tarafa brakp, kainatn geri kalan ksmn ele alrsak, bu stn sfatn yorumu yledir: Allah her eyi yaratr; bu yaratma fiilinin bizzat kendisinde dzen ya da 'emr', nesnelere iyice yerlemitir; bylece bu nes neler aralarnda tutarllk kazanr ve bir kalba girerler; emredildikleri yoldan 'sapmak' yerine, bir kosmos (dzen)'a in tikal ederler; nihayet btn bunlar srf Allah'n rahmetinden baka bir ey deildir, zira_ varlk en nihayet herhangi bir eyin mutlak kazanc deildir; varln yerinde srf, bo bir yokluun bulunmas da ayn lde mmkndr.

KURAN

47

Aslnda Kur'an'n bir btn olarak okuyucu zerinde brakt en iddetli izlenim, Hristiyanlann genellikle ortaya koyduklar gibi, ne gzetleyen, ask suratl ve cezalandran bir Allah ne de slam hukukularnn sandklan gibi, bir ba yarg eklinde olmayp, evrendeki dzenin yaratcs olan birletirici ve amal bir irade eklindedir: Kudret veya celal, gzetleyicilik (inayet) veya adalet ve hikmet gibi Kur'an'da ke sin bir srarla Allah'a isnad edilen sfatlar, gerekte, evrenin yaratc bir dzen iinde bulunmasndan dorudan doruya yaplan bir takm sonulamalardr. Kur'an'da yer alan btn terimlerden, evrenin ilahi mahiyeti hakknda en temelli, kap saml ve de aklayc olan, yukarda "dzen", "dzen iinde olma" veya "buyruk" eklinde tercme ettiimiz 'emr' terimi dir. Yaratlm olan her eye, yaratlm olduundan tr, onun kendi emri nakledilir; bu emr, onun kendisine ait olan, fakat ayn zamanda onun bir sistem iinde btnlemesini de salayan bir kanundur. Bu emrin, yani Allah'n dzeni ya da buyruunun sonu yoktur. Emr'in, insan dahil, her eye nakle dilmesini gstermek iin kullanlan terim ise vahiy'dir. Biz bu kelimeyi bir nceki kesimde "inspiration" (ilham, vahiy) eklinde tercme ettik. Cansz nesnelerle ilgili olarak, bu ke limenin, 'yerleme, kkleme' eklinde evirilmesi gerekir. Bunun sebebi ise, zel bir durum arzeden insanla ilgili olarak, onun sadece yukandan gnderilen emr olmayp, Kur'an'n da sk sk belirttii gibi bir "emr-den-rh" olmasdr. nsan (hatta muhtemelen kainatn grnmeyen dzeni, insanla ayn durumda olan, fakat atee benzer bir cevherden (tzden) yaratld sylenen, genel olarak ktle daha yat kn ve eytann da kendisinden kt kabul edilen insann bir eit benzeri, cin) ile ilgili olarak ta, hem emrin mahiyeti hem de muhtevas bir baka ekle brnmtr, nk emr bu rada gerekten ahlaki buyruk halini alr: O, fiilen bir dzen ol mayp, bir dzensizliktir ve orada bir dzenin tesisi gerekir. Fiili alanda ahlaki bozukluk, tedavisi gereken kklemi bir ahlaki gerein sonucudur ve bu konuda Allah'la insann ibirlii iinde olmas gerekir. Bu ahlak gerek eytann in sanla ayn anda yaratlm olmas ve onu srekli olarak al

48

SLAM

datmasdr. Kuran, nsann, ahlaki mcadeleye yol aan karakterin deki ahlak ikilii (dualism) ve sadece insann sahip olduu gleri, arpc bir etkinlikte olan iki kssa ile tasvir etmekte dir. Bu kssalardan birine gre, Allah, halifesi olarak insan yaratmaya niyet edince, melekler, kendilerinin ilahi iradeye mutlak itaatkar olduklar halde, insann ktle yatkn ola can, yeryzn bozup kan dkeceini syleyerek Allah'a kar kmlar; bunun zerine Allah u cevab vermitir: "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim" (Bakara, II, 30). Dier kssa ise bize unlar anlatmaktadr: Allah "Emaneti" (sorumluluu) gklere ve yeryzne teklif edince, btn kainat bunu kabule yanamad, ancak insan bu sorumluluu yklenmeyi zerine ald. Kur'an, insann bu dayranna, tatl bir eletiri ile un lar ilave eder: "nsanolu pek zalim ve ok cahildir" (Ahzb, XXXIII, 72). Beeri durumun, insann zayflnn ve kararsz tabiatmn daha derin ve daha etkin bir anlatm hemen he men yok gibidir; ancak onun doutan gelen cesareti ve "mev cut olandan ideal olana yiikselme" iradesi, esizliini ve b ykln meydana getirir. eytanla ilgili bu gerek, insan asndan tamamyla yeni bir boyut yaratr. Allah "ona (insan nefsine) iyilik ve ktl kavrama yeteneini yerletirmi tir" (ems, XCI, 8); fakat eytann aldatmas o denli kurnazca ve gldr ki, normal olarak insanlar, Allahn insan kal bine yerletirdii bu ezeli yazgy uygun bir ekilde zmek hu susunda bile yetersiz kalrlar; onu zebilen bir ksm kimse ler ise onun tarafndan yeterince gl bir ekilde harekete ge irilememi ve zorlanmamlardr. Bu tr buhran anlarnda Allah bir beeri bulur ve seer; ona "Kendisiyle birlikte" bulu nan "Rh el-Emri, melei gnderir. O'nunla birlikte bulunan Emr, tasdik ve reddettii hususlarda ylesine emin, ylesine kesindir ki, bu durumuyla o, gerekten de, Levh-i Mahfz'da yazl 'Gizli Kitap', (btn) Kitaplarn Anasdr (Vka, LVI, 78; Burc, LXXXV, 21-22; Ra'd, XIII, 39). nsanla gnderilen bu nemli bildirilerle ykl insanlar peygamberlerdir. Hz. Muhammed'e gnderilen Kur'an, Emr'i vahyeden Kitap'tr: Hz. Muhammed son peygamber; Kur'an ise bu ekilde vahyedilen

KUR'AN

49

son kitaptr. Bu nedenle bu destekleyici bildiri ile Kur'an, bandan sonuna kadar, insann yaratc faaliyeti iin gerekli olan btn ahlaki gerilimleri vurgulamak isteyen bir belge olarak ortaya kmaktadr. Nitekim temelde Kur'an'n ilgili merkezi insan ve insann slahdr. Bunun iin gerekli olan, insanlann, kendilerinde bizzat Allah'n yaratta baz gerilimler erevesiride faaliyet gstermeleridir. En nemlisi, insan "gnlrfn istedii" ekilde" ahlak kanununu tesis ve iptal edebilecei vahim sonucuna, bu kanunun kendisi iin orada bulunduu ak gereinden bir anda intikal edemez. Dolaysyla Allah'n mutlak ycelii ve stnl en gze arpar bir ekilde Kur'an tarafndan vurgulanmtr. te yandan tm yaratklar ara snda insana en geni imkanlar verilmi ve btn yaratkla rn korkuyla zerlerine almaktan kandklar "Emanet" ona tevdi edilmitir. Yine adalet fikri de dorudan doruya ahlak kanununun stnl fikrinden domu ve bu fikir de Kur'an tarafndan ayn lde vurgulanmtr. Fakat Kur'an yine ay n srarla Allah'n rahmetinden umut kesmeyi, aresizlii k tlemi ve bu gibi durumlarn byk bir kfr olduunu belirt mitir. Ayn ey, insann kudret ve zaaf, bilgi ve bilgisizlii, tahamml gstermesi ve karlk vermesi vb. gibi hususlar da hil olmak zere btn ahlaki gerilimler alanyla ilgili olarak ta dorudur. nsann imkanlar sn derecede geni olduu gibi, kendi baarszlnn bir sonucu olarak mutlak surette eke cei cezalar da son derecede fazladr. Bu tablonun sonucu olarak "bir Allaha inanmak", Kur'an'dan elde edilen Islm inan sisteminin zirvesinde yer alr. Bu inantan Allah'n tebliini insana nakleden meleklere (ervh el-emr), lahi vahyin beeri alclar olan peygamberlere (peygamberler dizisinin sonunda Hz. Muhammed yer alr), peygamberlerin bildirdiklerinin, Kitab'm doruluuna ve He sap Gn'ne inancn doduu kabul edilir. Kur'an ibadet zerinde srarla durur, nk ibadet kt lkten alkoyar ve zellikle 'sabrla' birletiinde insann glkleri fethetmesine yardmc olur. Be vakit namazn hep

50

SLAM

sinden Kur'an'da sz edilmemi olmakla beraber, bunun Hz. Peygamberin daha sonraki tatbikatn yanstt kabul edil melidir, nk bizzat Mslmanlarn Kur'an'da sz edilen vakit namaza sonradan iki yenisini ilave ettikleri grn tarihi adan desteklemek imkansz grnmektedir. Bizzat Kur'an'da iki vakit namazdan, sabah ve akam namazlarn dan sz edilmitir. Daha sonra Medine'de le namaz bunlara eklenmitir. Fakat yle grnyor ki, Hz. Peygamberin haya tnn son yllarnda "gnein batya ynelmesinden gecenin kararmasna kadar" (sr, XVII, 78) olan namaz ikiye ayrlm ve yine le namaz da aym ekilde ikiye ayrlarak be says na ulalmtr.. Bununla birlikte namaz vakitlerinin aslnda olduu hususu Hz. Peygamberin, hibir sebep olmakszn, bu drt va kit namaz iki vakit namaz eklinde birletirdiinin rivayet edilmesinden de anlalmaktadr. Namazlarn saysnn ba ka hibir seenee yer brakmakszn deimez bir ekilde be olarak saptanmas Hz. Peygamberden sonraki devirde olmu ve namaz saysnn aslnda olduu hususu, namazlarn saysnn be olduu fikrini desteklemek iin ortaya atlan Hads dalgas altnda kaybolmutur. Tanyerinin aarmasndan gn batmna kadar olduka zahmetli bir i olarak yemek ve imekten tamamen kesilmek eklinde uygulanan bir aylk oru, Kur'an'da emredilmitir (Bakara, II, 183 vd.). Hasta olanlar (veya glklerle kar kar ya kalanlar), seyahatte olanlar, orucu daha uygun bir zama na erteleyebilirler. Kur'an'n ilk olarak Ramazan aynda vahyedildiine inanlmaktadr. Kk slam cemaati Mekke'de bulunduu srada, sada ka, ok sk olarak vurguland halde, Cemaatin daha fakir kesiminin refah iin ihtiyar olarak verilen bir yardm ola rak kalmtr. Medine'de ise zekat ya da refah vergisi Cemaa tin refah iin hakl olarak vazedilmi ve zekat toplayclar tayin edilmitir. Kur'an'n bu hususa verdii arlk o kadar kuvvetlidir ki, namazdan bile zekatla birlikte olmadan nadi ren sz edilmitir. Yine ilk olarak Mekke'de ahlaki ktl

KUR'AN

51

zerinde durulan rib yasa, ribnm borcu ana paraya naza ran birka kat arttrmas ve adil bir ticarete aykr dmesi nedeniyle, bir dizi hkm iinde ifadesini bulmutur. Bunlar dan biri Allah'n ve Peygamberinin ribay uygulayanlara kar sava uyarsdr. 'Mali gc yerinde olanlarn', yani sadece Mekke'ye gi di-dn yapabilecek kadar paras olanlarn deil, ayn za manda yokluklarnda ailelerinin geimlerini de salam Olanlarn hayatlarnda bir kez Mekke'ye haccetmeleri (bkz. I. Blm) farz klnmtr. Hac messesesi slam kardeliini ve farkl rk ve kltrlerden olan Mslmanlar arasnda slami duygulan gelitirmenin son derecede gl bir vastas olmu tur. Kur'an, inananlan cihada davet eder. Cihad 'maln ve kendi nefsini Allah yolunda' terketmek demektir; bundan ama ise 'namaz klmak, zekat vermek, iyiyi emredip kt olan yasaklamaktr'. Baka bir deyile, slami bir sosyal ve ^ahlaki dzen tesis etmektir. Mslmanlar Mekke'de kk ve mazlum bir aznlk iken, slami hareketin mspet ve tekilat l bir hamlesi olarak cihadn dnlmesi imkanszd. Medi ne'de ise durum deimitir; dolaysyla muhtemelen namaz ve zekat dnda cihadtan daha fazla vurgulanan herhangi bir ey yok gibidir. Sonraki fkh mezhepleri arasnda cihadn 'ima nn esaslarndan' biri olduunu ileri srenler yalnzca muta a ssp Hariciler'dir. Dier mezhepler ise cihadn nemini azalt mlardr; bunun ak nedeni, o srada slamm genilemesi nin, Cemaatin iman bakmndan i tesandne oranla ok daha sratle vuku bulmu olmasdr. Her canl ve genileme eiliminde olan ideolojinin, bir yerde kendi kendisine u so ruyu sormas gerekir; "Eer varsa, dier sistemlerle birlikte yaama artlarm nelerdir?" "Dorudan doruya genileme yollarn ne lde kullanabilirim?" amzda Rus ve in komnizmi ayn sorunlar ve seeneklerle kar karyadr. Tarihi nedenlerle en kabul edilmez olan ise ilk slam cemaa tinin cihadnn tamamyla savunma tarznda olduunu izaha alm olan modern Mslman yazarlarn tuttuklar yol

52

S LAM

dur.

Kur'an'da Yasama

Kur'an, her eyden nce, bir dini ve ahlaki ilke ve uyan lar kitabdr; hukuki bir belge deildir. Bununla birlikte Me dine'de bir cemaat devleti kurma ilemi srasnda vazedilen baz nemli hukuki szleri de ihtiva etmektedir. Ekonomik hkmlerden bazlanna nceki kesimde dikkati ekmitik. Alkol kullanma yasa Kuran'n yasama metoduyla lgili ola rak lgin bir rnek ortaya koyar ve bizzat yasamann tabiat ve levi bakmndan Kur'an'n taknd tutumu aydnlatr. Grne gre, alkol kullanmaya ilk yllarda hibir kayt konmaksjzn izin verilmiti. Sonra alkoln etkisi altnda iken namaz klmak yasakland. Daha sonra ise Kur'an'da yle denmektedir: "Sana iki ve kumar sorarlar, de ki: ki sinde insanlara hem byk zarar, hem de yararlar vardr, fa kat zarar yaranndan daha 1 7 byktr" (Bakara, II, 219). So nunda se, ki ve kumar "(onlar) eytan iidir... eytan aran za dmanlk ve kin sokmak ster" (Mide, V, 90-91) hkmne dayanlarak yasaklanmtr. Bu husus, sorunlarn, ortaya ktka, hukuk asndan yava ve tecrbi bir ekilde ele aln dn gstermektedir. Ancak Kur'an'n en nemli hukuki hkmler ve genel slahta^^ynelik beyanlar kadnlar ve klelik konusunda olmutur^ Kuran kadnn durumunu bir ka ynde byk l de dzeltmitir. Fakat bunlardan en temelli olan, kadna tam bir kiilik salanm olmasdr. Kar-kocann birbirlerinin 'elbiseleri' olduu belirtilmitir: Erkein kars zerindeki haklan, kadma aynen tannmtr; ancak erkek, ailenin gei mini salad iin, daha stn bir durumdadr. Saysz kadn la evlenme kesin bir ekilde kurala balanm ve kanlann says drtle snrlandrlmtr, ancak buna kocann, kanlan arasnda adaleti salayamayaca korkusu iinde ise, sadece bir tek kadnla evlenmesi gerektii art getirilmitir. Btn
17. ngilizce metnide "ok daha"

KUR'AN

53

bunlara "adil hareket etmeye ne kadar urasanz, kadnlar arasnda adaleti hibir zaman salayamazsnz" (Nis, III, 129) eklindeki genel ifade 1 8 eklenmitir. Bu beyanlarn genel mantk sonucu, normal artlar altnda ok kadnla evlenme nin yasaklanmasdr. Buna ramen daha nceden mevcut olan bir messese olarak ok kadnla evlilik hukuki sahada kabul edilmi; ancak zamanla sosyal artlar daha uygun bir hale gel diinde tek kadnla evliliin tesis edilebilmesi iin ak yol: gsterici istikametler gsterilmitir. Bunun nedeni de etkin i olmak amacndaki hibir slahatnn gerek durumu grmez likten gelemeyecei ve srf hayali bir takm buyruklar vazedemeyeceidir. Bununla birlikte sonraki Mslmanlar Kuran'n ortaya koyduu bu yolgsterici istikametleri gzetmemi ve gerekte onun amalarna ket vurmulardr. Kur'an'n klelik messesesini ele al, aile messesesini ele al ile paralellik gstermektedir. Bir ilk zm olarak Kur'an, hukuki sahada klelik messesesini kabul etmektedir. Baka seenek te mmkn deildir, nk klelik toplumun bnyesinde iyice kklemiti. Onun bir gecede tamamyla or tadan kaldrlmas, zm mutlak surette imkansz olan bir takm sorunlarn domasna yol am olurdu. Sadece bir ha yalci bylesine hayali bir ifadede bulunabilir. Fakat ayn za manda kleleri azad etmek ve kleliin ortadan kalkmasn salayacak bir ortam yaratmak iin her trl hukuki ve ahla ki aba gsterilmitir. 'Kle azad etmek' (fekk rakabe: boynu kurtarmak) bir erdem olarak sadece vlmekle kalmam; fa kiri ve yetimleri doyurmakla birlikte, kle azad etmenin, in sann gemesi son derecede lzumlu bir 'sarp yol' olduu da be lirtilmitir (Beled, XC, 10-16). Nitekim Kur'an Mslmanlara; eer bir kle, kendi durumuna gre saptanacak bir mebla taksitle demek suretiyle kendi hrriyetini kazanmak isterse, sahibinin byle bir akde izin vermek zorunda olduunu, onu reddedemeyeceini kesinlikle belirtmitir: "Klelerinizden hr olmak iin bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik grrseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'n size
18. ngilizce metinde "ilke

54

SLAM

verdii maldan verin. Dnya hayatnn geici menfaatini elde etmek iin, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuha zorla mayn. Kim onlar buna zorlarsa, bilsin ki, Allah hi phesiz onu deil, zorlanan kadnlar balar ve merhamet eder" 1 9 (Nr, XXIV, 33) Burada da biz yine Kur'an'n taknd tutumla ilgili ak mantn tarihin gerek seyri inde Mslmanlarca gznne alnmad bir durumla kar karyayz. Kur'an'n, "eer onlarda bir iyilik grrseniz" eklindeki szleri, do ru bir ekilde anlald takdirde, sadece u anlama gelir: Eer bir kle geimini temin etme gcnden yoksunsa, azad edilse bile, onun kendi ayaklar stnde durmas beklenemez; do laysyla onun hi deilse efendisinin himayesine snmas daha iyi olabilir. Bylece bu rnekler de byk bir aklkla gsteriyor ki, Kuran'daki yasama ruhu, hrriyet ve sorumluluk gibi esasl beeri deerlerin her zaman yeni bir yasama biimine brn mesi eklinde ak bir yn izdiini sergiledii halde, Kur'an'daki fiili yasama o srada mevcut olan toplumu, bavurulacak bir rnek olarak ksmen kabul etmek zorunda kalmtr. Bu aka demektir ki, Kuran'daki fiili yaamann, bizzat Kur'an tarafndan lafzi anlamda ezeli olduu kastedilmi olamaz. Bu hususun, Kur'an'n ncesizlii (kdemi) gryle veya buna bal olan Kur'an'n szl vahyi gryle hibir ilgisi yoktur. ' Bununla birlikte, slam hukukular ve kelamclar ok geme den meseleyi kartrmaya balamlar ve Kur'an'n tamamy la hukuki olan emirlerinin artlan, yaps ve i hayatiyeti ne olursa olsun, herhangi bir topluma uygulanacan sanm lardr. Zamanla slam hukukularnn kelimelerin lafzna giderek daha fazla balandklarnn ak bir delili, II/VIII. yzyl sralannda bir ara slam hukuk doktrininin, ak nasla ondan karlabilecek sonu arasnda son derecede kesin bir ayrm yapmaya balamasyla kendini gstermektedir. Pek erken bir devirde Mslmanlarn Kur'an' olduka serbest bir ekilde yorumladklarna inanmak hususunda bol mik tarda delil bulunmaktadr. Fakat 1/VII. yzyl srasnda ve II/
19. ngilizce metinde "Eer onlar zorlanrlarsa, Allah balayc ve merhamet edicidir".

KURAN

55

VIII. yzyl boyunca (III ve IV. Blmlerde greceimiz gibi, be lirgin zellikleri Hadisin douu ve teknik bir usuln, yani kyassn gelimesi olan) bir hukuki tekaml devrinden sonra, hukukular kendilerini ve toplumu Kur'an- Kerim'in metnine sk skya balamlar ve bylece slam Hukuku ve Kelamn muhtevas, lafza bal kalmann arl altnda ezilip gitmi tir. Yzyllar boyunca Mslmanlar farkl alardan, hatta birbirleriyle atan farkl eilimlerde saysz Kur'an tefsirle ri yazmakla kalmamlar, Arapa dilbilgisi, ilm el-luga, ha dis, Kuran ayetlerinin ini sebepleri gibi birtakm yardmc ilim dallar ile birlikte Tefsir ilmi de (ilm et-tefsr) gelitir milerdir. Nitekim slam bilginlerinin slamda tamamyla dnyevi olmayan btn ilimlerin, ortaya klarn Kur'an'a borlu olduklarn iddia etmelerinde byk hakllk pay var dr. Bundan baka Kur'an'n, Arap edebiyatnn ve edebi slu bunun gelimesine lsz tesiri olmu ve bugne kadar da ayn etkiyi srdrmtr. Kur'an'n sadece muhteva bakmn dan deil, edebi biim bakmndan da taklit edilemezlii (i'caz) gr hemen hemen btn slam mezhepleri arasnda yay gndr. Bu husus, son derecede byk bir nem kazanm ve zellikle bu konuya hasredilmi eitli risalelerde ifadesini bulmutur. Snnilik, Kur'an- Kerim'in Arapa metni olmak szn herhangi bir yabanc dile tercme edilmesine iddetle kar kmtr. Bunun, dnya apnda hergn Kur'an' namaz larda be kez Arapa olarak okuyan Mslmanlarn birliine katks az deildir. Sadece yakn zamanlarda Mustafa Kemal in Trkiye'sinde Kur'an tercme edilmi ve Arapa metin ol madan Trke olarak yaynlanmtr; bununla birlikte Arap a metin namazlarda okunmaya devam etmitir. Ancak Trkiye'de bile srf okumak iin Arapa metne yeniden dnl mtr. Arapa metni anlamak amacyla eitli blgesel dil lerde bu metnin yannda tercmelerinin de bulunmasna izin verilmitir.
Kur'an Tefsirleri

Hz. Peygamber hayatta iken Kur'an pek ok kimse ta

56

SLAM

rafndan ezberlenmi ve namazlarda okunmutur. Ayrca yap raklara, kemiklere, parmenlere ve elde bulunan benzeri baka malzemeler zerine de yazld olmutur. Kur'ann tamam ilk Halife Eb Bekr tarafndan biraraya toplanmtr. Bununla birlikte herkese kabul edilen metin Halife Osman zamanna aittir. Hz. Osman, bu amala tayin edilen ve ba kanln Hz. Peygamberin sadk bendesi Zeyd b. Sbit'in yap t heyetin tavsiyesi zerine, Kur'an'n bugnk tertibinin yaplmasn da salamtr. Bu tertip, kronolojik dzen yeri ne, bir lde surelerin uzunluuna dayanmaktadr. Hz. Peygamberden sonra ilk nesilde, insanlarn ne ekil de olursa olsun Kur'ann tefsirinden kandklarna ve buna kar ktklarna dair baz tespitler varsa da, bu tutum ok gemeden bir lde yeni ihtida edenlerin inanlar ve eski dnceleriyle renklenen her trden tefsir kitaplarna yol ver mitir. Muhtemelen bazan gzle grlr bir ekilde Kur'an'm ak anlamndan sapan ve keyfi bir nitelik gsteren bu trl tefsirler "re'ye gre yaplan tefsirler" (tefsir bi'r-rey) olarak iddetle saldrya uramtr, ilk slam'da re'yin veya ahsi grn roln biraz daha geni olarak IV. Blmde "fkh" ele aldmzda inceleyeceiz. Bylece tefsir ilmi'nin geliimini denetlemek amacyla baz bilimsel aralar gelitirmeye ihtiya duyulmutur. Bu nedenle ilk olarak sadece Arap dilini deil, ayn zamanda Hz. Peygamber zamanndaki Arapa deyileri de bilmenin Kur'an' doru olarak anlamak iin gerekli olduu ilkesi kabul edildi. Bunun sonucu olarak Arap grameri, lgat ilmi ve arap edebiyat youn bir ekilde ilendi. Daha sonra 'illet el-vahy' ad verilen, Kur'an ayetlerinin ini sebepleri, Kelamullah'n doru anlamn tespit iin lzumlu bir yardmc olarak kayda geirildi. nc olarak Kur'an'la ilk kez kar karya gelen kimselerin, onun emir ve deyilerini nasl anladklar hak knda sylenenleri ihtiva eden tarihi rivayetlere byk ar lk verildi. Bu artlar yerine getirildikten sonra insan akimn serbeste faaliyet gsterecei bir saha alm oldu. lk nesil lerden rivayetlere dayanan geleneksel bir tefsir abidesi Taber

KURAN

57

(lm. 310/922)'nin geni eserinde biraraya getirildi. Zamanla eitli itikadi mezhepler, fikir ve manevi cephesi olan muhtediler ortaya ktka, birtakm tefsirler de kendini gstermee balad. Nitekim Mslmanlarn ortaya atmak ve savunmak istedikleri herhangi bir grn Kur'an tefsiri ekline brn dn sylemek tamamyla dorudur. Kurann dili ve slubu da ayn ekilde Arap edebiyat nn gelimesi zerinde son derecede gl bir etki icra etmitir. Mslmanlar daha ilk zamanlarda Kurann edebiyat ve sanat bakmndan 'alamayaca' grn gelitirmilerdir, fakat Mslman olmayan Arap iin bile o, bugne kadar ideal bir edebi eser olarak kalmtr. Kur'an, Hz. Peygambere hasmlan tarafndan nispet edilen 'air' adn iddetle reddetmi ve hi bir zaman kendisine iir denmesine izin vermemitir. Bunun la birlikte duygularn derinliklerine nfuz edii, ifadesinin kesinlii ve etkileyici ahengi bakmndan Kur'an, en yksek derecedeki iirden daha aa bir dzeyde deildir. Nitekim Mslmanlar 'tecvd' ad verilen zel bir kraat (okuma) sanat gelitirmilerdir. Kur'an bu ekilde okunduu (tilavet edildii) zaman, Arapa bilmeyen birini bile mutlaka etkilemektedir. phesiz tercmede onun sanat gzelliini ve ihtiamn mu hafaza etmek imkanszdr. Biz aada farkl tarihlere ait olan paray okuyucuya, onun sanat bakmndan mkem melliini iletmek iin deil, muhtevasnn aama aama ura d gelimeleri gstermek iin buraya alyoruz. lk Mekki su relerden birine ait olan ilk para yledir: "Rabbin, denemek iin bir insan yceltip, ona nimet verdii zaman, o, Rabbim beni erefli kld, der. Ama onu sna mak iin rzkn kst zaman, Rabbim beni hakir grd, der. Hayr, (bunun sebebi) yetime cmert davranmamanzdr; siz yoksulu doyurmak konusunda birbirinize zenmiyorsunuz. 20 Size kalan miras hak gzetmeden 21 yiyorsunuz. Mal pek ok seviyorsunuz. Ama yer, tlp paraland zaman; melek ler sra sra dizilip Rabbin gelince... " (Fecr, LXXXIX, 15-22).
20. ngilizce metinde "(bakalarn) tevik etmiyorsunuz. 21. ngilizce metinde "doymak bilmeden"

58

SLAM

Aadaki ayetler son Mefkke devrine aittir: "Namazda huu iinde olan, bo szlerden yz eviren, zekatlarn veren, eleri ve cariyeleri dnda iffetlerini ko ruyan m'minler saadete ermilerdir. (Onlar, bunlardan tr yerilemezler). Fakat bu snrlan amak isteyenler, ite bunlar an gidenlerdir. Onlar emanetlerini ve szlerini yerine geti rirler; namazlarna riayet ederler. te onlar, temelli kalacaklan Firdevs cennetine varis olan miraslardr" (M'mimn, XXIII, 1-11). u para ise Medeni bir sureden alnmtr: "Bu, indirip, hkmlerini kesinletirdiimiz suredir. t alasnz diye onda apak ayetler indirdik. Zina eden kadn ve erkein herbirine yzer denek vurun. Allah'a ve ahi ret gnne inanyorsanz, Allah'n dini konusunda o ikisine acmayn. 22 Onlarn ceza grmesine, inananlardan bir toplu luk ta ahit olsun. Zina eden erkek, ancak zina eden veya put perest bir kadnla evlenebilir. Zina eden kadnla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu m'minlere yasak edilmitir. ffetli kadnlara zina isnad edip te, sonra drt ahit getirmeyenlere seksen denek vurun; ebediyyen onlarn ahitliini kabul etmeyin. te onlar yoldan km kimselerdir. Ama bundan sonra, tvbe edip dzelenler bunun dndadr" (Nr, XXIV, 1-5).
/

22. ngilizce metinde "onlara kar merhametiniz sizi Allah'a itaatten alakoymasn".

nc Blm

HADSN DOUU VE GELMES

Balang - Batdaki Aratrmalarn Durumu - HZ. Peygambe rin Otoritesinin Mahiyeti - Hadis ve Snnet, Szl ve Fiili Snnet - Hadise Kar Eski Muha lefet - Hadis lminin Gelimesi

Balang

Hayatta iken Hz. Peygamber hem vahy vastasyla hem de vahy dnda kendi szleri ve davranlaryla Mslmanla rn tek dini ve siyasi rehbberi idi. lmyle geriye Kur'an kal d, ve onun dini bakmdan otorite olan ahsi rehberlii kesil mi oldu. lk drt halife, srekli olarak ortaya kan yeni du rumlar, bunlara Kur'an'n ve Hz. Peygamberin kendilerine rettii eylerin altnda kendi hkmlerini uygulamak suretiyle, karladlar. Beinci Blmde ele alacamz ilk itikadi frkalarn douuna ve gelecek blmde inceleyeceimiz.slam Hukuku nun gelimesinin ilk merhalesine sahne olan bir sonraki yzyl (takriben 50-150/670-767'den itibaren), Hz. Peygambe rin ve sahabilerinin canl rehberliinin yokluunda belki de en iyi ifadesiyle dini metodoloji eklinde nitelendirilebilecek bir olayn yeermesi asndan son derecede dikkat ekicidir. Bu olayn ilk belirtisi Hadis adyla bilinir. Hadis daha sonra-

60

SLAM

lan bir dizi eserde derlenmi ve III/IX. yzylda tedvin edilen bu eserlerden alts Kur'an'n yannda slam dininin otorite tekil eden ikinci kayna olarak kabul edilmitir. Msl manlarn byk ounluu hala Hadisin Hz. Peygamberin sz ve fiillerini doru bir ekilde aksettirdii grn kabul et tikleri halde, Batl slam aratrclar genellikle bu hususa kukuyla bakarlar; nitekim bazlar, Hadisin sadece Hz. Pey gamberin rnek olduu hususlarn deil, ayn zamanda sahabilerin tutum ve fiillerinin bir gstergesi olarak ta btnyle reddedilmesini tlemilerdir. Biz, daha sonra, bu disiplinin geliimini bilimsel adan hi aratrmadan hadsi reddetmek amacnda olan kk bir ada Mslmanlar grubunun var lna da dikkati ekeceiz.

Batdaki Aratrmalarn Durumu

slamn daha sonraki geliimi iin kesin bir rol oyna yan slam tarihinin ilk devrindeki dini disiplin metodolojisi nin mspet bir tablosunu izmee girimeden nce, gnmzde bu sahada Batl aratrclarn nde gelenlerinin Hadis konu sunu ele allann ksaca tenkiti bir adan gzden geirmek gerekmektedir. Bugne dein bu konuda en esasl eser durumunda olan
Muhammedanische Studien (slam Aratrmalar) adl kita

bnda I. Goldziher unlar belirtmektedir; "Geni hadis mal zemesinden gven duyabileceimiz bir ekilde Hz. Peygambere ya da sahabilerine doru olarak isnad edebileceimiz bir par ay bulup ortaya koymamz hemen hemen imkanszdr; Ha disin Hz. Peygamberin, hatta sahabilerinin hayat ve retile rinin bir kayd olmaktan ok, ilk Mslmanlarn gr ve tutumlanmn bir kayd olarak grlmesi gerekir". 23 Bununla birlikte Goldziher, Hadis olgusunun slamm ilk zamanlanna kadar gittiini kabul etmekte; hatta Hz. Peygamberle zamanda olan 'resmi olmayan hadis kaytlarnn varolabileceini teslim etmekte, ancak bu arada bu devirle ilgili olduu iddia
23. I. Goldziher, Muhammedanische Studien, 1961, II, s. 5, satr 14 vd..

HADSN DOUU VE GELMES

61

edilen kaytlardan (sahifelerden) bazlar hakkndaki phe lerini de ortaya koymaktadr. Goldziher'in gr yle sr yor: Fakat Hadis klliyat birbirini izleyen her nesilde giderek kabarmaa devam ettii ve her nesilde hadis malzemesi itikadi ve fkhi mezheplerin eitli ve ounlukla birbiriyle eliik grlerine paralellik gsterdii ve onlar yanstt iin, Hz. Peygamberin kendi retisi ve davrannn bir kayna ola rak III/IX. yzyl tarihini tayan Hadisin son yazl rnleri nin genellikle gvenilir olmaktan uzak saylmas gerekmek tedir. Hadisin geliimini kavramamz iin anlalmas son derecede nemli olan ve en azndan slam Ortaa boyunca Hadisin muhtevasndaki ameli kurallar (normlar) veya rnek davranla ayn saylm bulunan kavram, Snnet kavram dr. Snnet, kelime olarak 'inenmi yol' anlamna gelir ve slam ncesi Araplan tarafndan bir kabilenin atalarnca te sis edilen rnek davran ifade etmek zere kullanlmtr. Dolaysyla bu balamda bu kavram meydana getiren iki ana unsur bulunmaktadr: a) Tarihi bir olgu olduu iddia edilen davran; b) gelecek nesiller iin bunun kural haline gelmesi... Kur'an'da snnet kelimesi slam dinine kar kanlara, eletiri kabilinden, yeni retiye karlk atalarnn rnek davranlarn izleyenler eklinde atfta bulunulurken kul lanld anlamda kullanlmtr. 24 Kur'an ayn zamanda Al lah'n snnetinden, yani Allah'n, toplumlann model ve kade rine ilikin deimez davranndan da sz etmektedir. 25 Bu rada da yine ayn iki unsur, baka bir deyile (bir tek varln) gelecekte de ilevini mutlaka yerine getirecek olan gemi dav ran, bulunmaktadr. Bu durumda, Goldziher'e gre, Islamm geliiyle Snnet kavramnn ierii, Mslmanlar iin, Hz. Peygamberin r nek davran, yani onun yazl hale getirilmi olan fiil ve szlerinden kaynaklanan ameli kurallar eklinde bir deiik lie uramtr. 26 Bu, bizzat Ortaa Mslmanlarnn gr
24. Szgelimi, Enfl, VIII, 38; Hicr, XV, 13; Y-sn, XXXVI, 69 vd. 25. Ahzb, XXXIII, 62; Ftr, XXXV, 43; ura, XLII, 23; sr, XVII, 77. 26.1 . Goldziher, age., s. 13.

^ f

O1 0

62

SLAM

le ayn izgidedir. Bu sebeple Goldzihere ve ayn zamanda Or taa Mslmanlarnn ortaya koyduu nazariyeye gre, Ha dis ve Snnet (slam ncesi anlamda deil, slami anlamda 2?) sadece zamanda olmayp, aynizamanda ayn zden gelmek tedir (baka bir deyile onlar iki ayr ey olmayp, ayndr). kisi arasndaki fark, bizzat hadis srf bir haber ve nazari bir ey olduu halde, snnetin normatif bir nitelik kazanarak, Mslmanlar iin ameli bir ilke haline gelen haber olmasdr. Ancak Goldziher ayn zamanda u hususun da farkndadr: lk slami eserlerde her ikisi arasnda bir fark bulunduuna dair delil de bulunmaktadr; yle ki, hatta onlar, bazan karlkl olarak birbirleriyle atabilirler ve byle olduklar da kabul edilmitir. Buna dayanarak Goldziher de snneti (normatifin aksine) ilk slam cemaatinin fiilen yaayan tatbikat (ame li) 28 eklinde tanmlamaktadr. Ancak bu, Goldziher'in tam olarak farkna varmad ciddi bir mesele ortaya karmaktadr. Normatif ve fiili olan attna gre, nasl olur da snnet "hem normatif, hem de fiili" olabilir, ya da bir hadis tekiyle, bir snnet bir bakasy la atabilir olmasna ramen, hadis ve snnet zamanda ve ayn zden iseler, onlarn atmalar mmkn mdr? Goldziher'den bu yana, slamn bu ilk devirdeki geliimini anla mak iin bylesine esasl bir meselenin mmkn olan eitli zm yollarn ortaya koymak amacyla sistematik hibir giriimde bulunulmamtr. Hatta bu mesele, daha sonra gelen uzman bilginlerce ak bir ekilde ifade edilmemi, ve hner ve maharetlerin ou, III/IX. yzylda sn eklini alan hadis klliyatnn tmn itibardan drmek ynnde olmutur. Biz biraz sonra, hakknda pek az bilgi bulunan ve hemen he men hibir dorudan doruya kaynaa sahip bulunmayan bu karanlk devrin anlalr bir tablosunu izmee alacaz. Goldziherden sonra baz bilginler, bu bilgin tarafndan yanyana getirilen iki dnce izgisinden birini ya da tekini gelitirmiler, fakat sz edilen mesele ak bir ekilde zi
27. Aslnda "rfte". 28. Ayn eser, s. 12 satr 6 vd. Burada hadis'le snnet arasnda garip bir ayrm yaplr.

HADSN DOUU VE GELMES

63

hinde tutulmad iin, yukarda dikkati ektiimiz " birbiriyle eliik her iki yn" de byk zarara uramtr. D.S. Margoliouth, Early Development o f slam (Islamm lk Devirlerin deki Geliimi) 29 adl eserinde; 1) Hz. Peygamberin geriye ne bir hkm ne de dini bir karar brakt, yani Kur'an dnda hibir snnet ya da hadis brakmad; 2) Hz. Muhammed'ten sonra ilk slam cenlaatinin uygulad snnetin hi te Hz. Pey gamberin snneti olmayp, Kur'an vastasyla tadile urayan slam ncesi Araplannn rf olduu; ve 3) II/VIII. yzylda, sonraki nesillerin, bu rfe otorite ve normatiflik salamak amacyla "Hz. Peygamberin Snneti" kavramn gelitirip, bu kavram gerekletirmek iin hadis mekanizmasn uydur duklar grndedir. H. Lammens ise, slam: Beliefs and Irstitltions (slam: nanlar ve Messeseler) 30 adl eserinde, ayn gr ileri srmekte ve ksaca snnetin, hadiste ifade edil meden nce mevcut olmas gerektiini belirtmektedir. Bu iki yazardan hibiri slam cemaatinin bu ilk snneti nin slam ncesi Araplannn rf durumunda olmasndan-^ tr m, yoksa Kur'an baz tadillerde bulunduktan sonra, ge riye kalan sessizce onaylad iin mi snnet olarak kabul edildii sorusunu ne sormakta, ne de karara balamaktadr. nk ikinci durum sz konusu olsa, dini nazariyede (burada sz konusu olan da zaten nazariyedir) bu, slam ncesi rfle slamn snneti arasndaki ba ortadan kaldracaktr. Ayr ca snnetin bu ekline biri mantki teki tarihi olan iki iti razda bulunulmaktadr. Mantki itiraza gre, yukarda da grdmz gibi, normatiflik kavram snnet kavramnn ta mamlayc bir parasdr ve aslnda da bu yazarlar snneti ilk slam cemaatinin 'normatif tatbikat' eklinde tanmlamak tadr. Burada gryoruz ki, Goldziherin birarada bulunan, fa kat tutarsz olan, snnet hakkndaki iki izah, yani snnetin bir yandan 'normatif davran', te yandan ise 'fiili, yaayan tatbikat' eklinde aklanmas, kendi kendisiyle eliik bir btn iinde mezcolmutur. Buna gre, diyelim ki, cemaatin fiili tatbikat snnet, yani normatif tatbikattr, bu durumda
29. Hadis hakkndaki blme bkz. 30. Bkz., IV. Blm, s. 69 satr 35 vd.

64

l a m

normatif nitelii, Hz. Peygamberin snneti haline koymak suretiyle, onun fiili tatbikata yklenmek istendiini syleme nin ne anlam olacaktr? Biraz sonra ilenecek olan tarihi iti raz, ak ve nisbeten geni bir ekilde Margoliouth tarafndan ileri srlen ve Prof.J.Schacht tarafndan da kabul edilen, Kur'an dnda Hz. Peygamberin hemen hemen hibir ey b rakmad eklindeki teze kardr. Schacht'm grlerini he men ele alacaz. Prof. Dr.J. Schacht, slam Hukukunda ve Islamda hukuk nazariyesinin geliimi zerinde yapt bilimsel aratrmala rnda hadisin genel niteliini daha sistemli bir ekilde deer lendirmee ynelmitir. Fakat onun genel olarak hadislerin nitelii hakkmdaki grleri esas itibariyle- fkhi hadisler hakkndaki grleriyle ayndr. 31 Biz bu blmde Islamda hukukun geliimiyle deil, Schacht' Origins o f Muhammadar Jurisprudence (slam Hukukunun Meneleri) adl eserinin b yk bir blmnde megul eden hadisin nitelii zerindeki bulgularyla ilgileneceiz. Schacht'm iddiasna gre, aratr malar, temelde, kendisine nclk eden Goldziher ve Margollouth'un, hicretin ilk birbuuk yzyl iinde hadis ve snnet kavramlar hakknda ulam olduklar sonular tasdik et mekte ve hadislerin ilk olarak yaygnlamaya balad sra da Hz. Peygambere deil, nce Tabiilere (Tbi'n'a, sahabilerden sonraki nesle); daha sonra ikinci merhelede sahabilere ve nihayet bir zaman sonra da bizzat Hz.Peygambere isnat edildi ini ortaya koyarken onlar amaktadr.32 Schacht'm gr leri, ondan iktibas edilen u parada yeterince zetlenmitir; "Bu kitabn I. Blmnden karlacak balca sonular dan biri udur: Genel olarak ifade etmek gerekirse, byk l de itihada (re'ye) dayanan eski hukuk ekollerinin 'yaayan gelenei' ilk olarak ortaya kt; ikinci merhalede (tabiilerden biraz sonra) sahabilerin himayesine sokuldu; hicri II. yzyln
31. J. Schacht'm hukuki ve gayr- hukuki hadis arasnda bu adan herhangi bir ayrm yapmay arzulamad hususu, kendisinin birok mahadelerlnde ortava konmaktadr. Bkz., zellikle, Origins ofMuham- madan Jurisprudence (Oxford 1950) adl eserine yazd nsz. 32. Bkz., ayrueser, I. Blm, I. Kesim; yine Il.Kesim, ss. 138-176.

HADSN DOUU VE GELMES

65

ortalarna doru hadisilerce yaylan hadisler bu yaayan ge lenei sarsarak etkiledi ve yalnzca fi' (150-204/767-819) hadislere stn bir mevki salad". 33 Schacht, aslmda Margoliouth ve Lammens'in grleri ni izlemekte ve tamamlamaya almaktadr; ancak, yukar da da aklamaa'altmz zere, yle grnyor ki, Goldziherle bu iki yazar arasnda esasl bir ayrlk bulunduunun farknda deildir: Birinciye gre, esas itibariyle hadisler ve (Islami devirdeki) snnet ayn kaynaktan ve ayn zdendir; halbuki kincilere gre, snnet ya da (slam ncesi rfe dayal slam mmetinin) tatbikat zaman bakmndan bir yzyl ka dar hadislerden ncedir. Schacht bu yazarlardan ayn zaman da snneti ya da yaayan rf nitelendirmek zere "mmetin Normatif Tatbikat" tabirini de almtr. Biz, Margoliouth ve Lammens'i tenkidimizle ilgili olarak, bu kavramn ierdii mantk elikiyi grmtk. Schacht'n hadisin nitelii hakkndaki delili iki blm halindedir. nce Muhammed b. drs e-fi' (150-204/767819)'nin eserlerinde bulduu delile dayanarak, hadislerin, II/ VIII. yzyln ortalarna gelinceye kadar mevcut olmad; rf ya da snnetin o devre kadar Hz. Peygamberin snneti olarak deil, (szgelimi , Medine'deki snnet, Irak'takinden farkl ol duu halde) mmetin Snneti olarak grld, nk onun, byk lde tek tek hukukularn ahsi reylerinin rn olduu ve nihayet hukukularn hadislere kar tabii mukave metinin e-fi'nin abalaryla krld; fi''nin ilk ola rak Hz. Peygamberin snneti kavramn slam hukuk nazariyesine sistemli bir ekilde soktuu sonucuna varr, ikinci olarak, nceki ve sonraki baz hadis metinlerini karlatr mak suretiyle, ya daha nce mevcut olmayan hadislerin daha sonraki devirlerde ortaya kt ve dolaysyla uydurulduu, ya da sonraki metinlerin ncekilerden daha tam ve bu nedenle de sonraki metinlerin tahrif edilmek suretiyle geniletilmi olduu bulgusuna ulamaktadr. (fi'yi ilk kez sz konusu eden) Margoliouth'un varsaymnn daha ayrntl ve daha bi
33. Ayn eser, s. 138.

66

SLAM

limsel bir tasdiki mahiyetindeki delilin ilk blmyle ilgili olarak, kendi tezimizi ortaya koyarken, bu delilin, durumu son derecede basit bir ekilde ifade ettiini ve slamn dini ta rihi iin gereksiz yere zlmez bir takm sorunlar yaratmak suretiyle, onun ilk geliimini aydnlatmak yerine daha da mphem bir hale getirdiini gstermee alacaz. Bildiime gre. Prof. Schacht hukuki hadislerin tarihi srasna uygun olarak uzunboylu ve sistemli bir ekilde kar latrmasn yapan ilk bilgindir. te bu ilemin esasn tekil eden ikinci blm, eletirilemeyecek kadar bilimsel ve metod bakmndan da salamdr. yle ki, insan bu yolun, hadisin btn sahalarnda da tam anlamyla uygulanm olmasn arzu etmektedir. Fakat metodun titizlikle kullanlmas ve ke sinlikle neyi gerekletirecei, ispat ya da inkar edecei husu sunda tam anlamyla ak olmamz gerektii de ayn lde nemlidir. Bylece Prof. Schacht (Origins., s. 141) itikadi ma hiyetteki hibir hadisin, bu blmde daha sonra ele alaca mz Haan Basrye ait bir risalenin kaleme alnd srada mevcut olmad iddiasndadr. Schacht bu hususu, Hasan'n hi hadisten sz etmemesiyle ispata alr. Bu durumda, daha sonra da greceimiz gibi, Haan ayn mnasebetle ak bir ekilde Hz. Peygamberin snnetinden sz etmektedir. Fakat yine ak bir ekilde Hz. Peygamberden veya sahabilerinden 'sz konusu mesele hakknda', yani irade hrriyeti ve cebr konusunda rivayet bulunmadn ve bizzat kendisinin (belki ayn grte olan dierlerinin) irde hrriyeti 34 konusuyla il gili tartmalar balattklarn sylemektedir/ Snnet bura da sadece "ne Hz. Peygamberin, ne de sahabilerin cebr doktri niyle uzlaabilecek bir tarzda davrandklar" anlamna gel mekte ve Haan da bu konuda 'onun halkn bir bid'at' olduu nu bize sylemektedir. yleyse bu balamda ak bir szl ha dis bulunup bulunmad meselesi grlmemekle birlikte, snnet teriminin Hasan'm kulland ekliyle geerli bir an lam bulunfhaktadr. Bu, u hususu ispatlamaktadr: Bu me sele zerinde daha sonraki hadislerin Hz. Peygambere isnat
34. ngilizce metinde "insan hrriyeti",

HADSN DOUU VE GELMES

67

ettii hususlar ifahi adan Hz. Peygambere ait deildir ve on larn daha sonralar deyimlendirilmi olduu kabul edilmeli dir; buna karlk cebrin aleyhindeki hadislerin Hz. Peygam berin ve ilk sahabilerin snnetini temsil ettiini sylemek te tamamyla merudur. Ancak herhangi bir trden itikadi hi bir hadisin bulunmadn sylemek olduka farkl bir h kmdr. Szgelimi, Allah'n birliinin nemi ve daha birok teki meseleler hakknda hi hadis bulunmadn nasl d nebiliriz? Bu trden "tarihi adan karlatrmal" incelemelere ait baka durumlardan da sz edilebilir; fakat biz burada, sz konusu meseleyi aklamak iin sadece bir rnek vermi ol duk. Bu sahada tarihi eletiriyi kuatan, esas itibariyle ihmal edemeyeceimiz bir baka glk te, baz beyanlarn doru olduunu varsayarak, bu beyanlara gre tekileri deerlendir mee almaktr. Bu glk, hem safdil bir tarihi hem de an lde pheci kafaya sahip bir kimse sz konusu oldu unda, her lnn tesinde arlk kazanr. Bunu, aksi bir so nuca iletebilecek olan kanlmaz bir sbjektiflik izler. Ko nuya scak bir anlayla bakan bir kimse hem safdil tarihiye, hem de saldrgan pheciye, ulat sonular sayesinde kar koyabilir. Bunu bir rnekle aklayalm; Hikayeye gre, Emevilerden brahim b. el-Veld bir defasnda nl hadisi bn ihb ez-Zhr'ye elinde bir kitapla gelip, ona bu eserde bulu nan beyanlar kendi adna hadis olarak rivayet etmesini rica etmitir. Bunun zerine ez-Zhr (lm. 124/742), hi ekinme den brahim'e unlar sylemitir: 'Benden baka kim sana bu hadisleri rivayet edebilirdi? ' slam geleneinde ez-Zhr son derecede takva sahibi gvenilir bir muhaddis (hadisi) olarak grlmtr. Fakat o devrin takva sahibi ahsiyetlerinden ounun aksine, Emevilerle iyi ilikileri olmutur. Bu rivayet doru olabilir mi? Goldziher bunu doru olarak kabul eder ve Emevilerin kendi karlar iin hadisi etkilediklerini gste ren belli bal dellillerinden biri olarak grr. Goldziher ayn zamanda ez-Zhr'nin takva sahibi biri olduunu kabul ettii halde, herhangi bir kt saikle deil, devletin bekas iin ha dis uydurmada Emevilerle ibirlii yaptn ve 'bazan bu ko

68

SLAM

nuda vicdan rahat olmad halde, resmi evrelerin basksn her zaman rededemediini ileri srer, (M ham m edanische Studienll, s. 38). Muhalif siyasi zmrelerin kamuoyunu hadis aracl ile etkilemee alp, byk hadis otoritelerinin adlann kul lanm olmalar, slam tarihinin ilk devrine vakf olan hi kimsenin inkar edemeyecei bir gerektir. Hatta ez-Zhrnin, bu gibi resmi grleri, tslamm ruhuyla uyum halinde olduu nu dnerek, devletin bekas mlahazasyla desteklemi olabilecei hususu da pekala kabul edilebilir. ez-Zhr'nin takvas ve onun gvenilir hadis bilgisi yllarn ortaya kar d bir grnt deildir. Malik b. Enes (do. 90-97/709-715 arasnda, lm. 179/795) deerinde bir kimse dorudan doru-' ya ondan hadis nakletmektedir. Bu artlar altnda Emevilerle ilgili hadisleri hi ekinmeden ortaya att hakkmdaki yu karda sz edilen hikayenin Abbasiler zamannda Emevileri karalamak iin karlm bir masal olduuna inanmak hu susunda insan kendisini daha yatkn hissetmektedir. Ya da daha byk bir ihtimalle, ez-Zhrinin baz rencileri (hi kaye aslnda ez-Zhr'nin bir rencisine kadar gitmektedir) bu hikayeyi bir hadis taraftar olarak ez-Zhr'nin itibarm arttrmak iin ortaya atmlardr; nk yaad devirde onun otoritesi olmadan hibir hadis sahih olarak grlme mitir. Benzeri mlahazalarla, erken bir tarihe ait 'rivayetin doru olmas veya hi deilse biraz daha sonraki bir devre ait olan metninden daha doru olmas ve bylece daha sonraki metinlerde grlen nisbi taml mutlaka uydurulmu ilaveler olarak ktlemek gerektii eklindeki esasta salam olan il keyi bir lde tedbir ve ihtiyatla kullanmamz gerekir. Bu il kenin geerlilii hakknda koyduumuz ihtiyati kayt, daha zel bir ekilde hadislerin biraraya getirilip tedvin edildii, olduka erken bir devre uygun olsa gerektir. Bu sz edilen erken tarihte belli bir hadisin ilk rivayetlerinin btn ilgili olaylar ve ayrntlar zikretmemi olduu ve bunlarn daha sonra sahabilerle ve hemen onlardan sonra gelenlerle kurulan

HADSN DOUU VE GELMES

69

daha geni temaslarla temin edildii hususu tamamyla im kan dahilinde ve hatta mantkldr.' Genel olarak srf pheci likten ziyade salkl bir ihtiyatn gvenilir ve yapc sonula ra ulatrmas muhtemeldir.

Hz. Peygamberin Otoritesinin Mahiyeti

Otoriteden sz ederken Kur'an srekli olarak Hz. Muhammedi Allah'la birlikte zikreder ve ok sayda ayette mmine, "Allah'a ve Peygamberine itaat etmesi emredilir. 35 Hi deilse I/VII. yzyln sonlarndan bu yana Mslmanlar, ayrca msteriklerden ou, bunu Hz. Muhammed'e ait bu oto ritenin, Kuran dnda Hz. Peygamberin szl ve ameli dav ranna iaret ettii anlamna alrlar. Gerekte Mslmanlar iin Kur'an'n otoritesi, Hz. Peygamberin otoritesinin zerinde bir eydir ve Hz. Peygamber, onun buyruklar ve hkmleriyle bal olduu iin, sadece onun teblicisidir. Hz. Peygamberin, tarihi bir balamda ortaya kt ve byk bir blm belli olaylarla ilgili olduu halde, Kur'ann ifadeleriyle kendisinin gnlk sz ve fiilleri arasnda titizlikle bir ayrm yapt hu susunda da hemen hemen hi phe yoktur. Bununla birlikte Margoliouth, Kur'an'n neresinde Hz. Peygamber Allah'la birlikte zikredilmise, bunun sadece Kur' an'm ierii ile ilgili olduunu iddia etmektedir: Onca Allah'n ve ilahi vahyin beeri vastas olan Hz .Peygamberin otoritesi birbirinden ayrlamaz: her ikisi de bir ve ayn eydir; sadece Kur'an'n kendi muhtevasn (ieriini ilgilendirmektedir. Bu na gre Hz. Muhammed'in Kur'an dna kan ve herhangi bir hadiste rivayet edilen bir snneti yoktur. Bu grn bizzat Kur'an'a aykr dt grlmektedir. Kur'an'n, Allah'n ve Hz. Peygamberin otoritesinden sz ettii bir ok durumlarda, bu otoritenin genel anlamda bizzat Kur'an'n emirlerine ait ol duu eklinde yorumlanmas mmkndr; ancak bunun ak a byle olmad durumlar da mevcuttur. Szgelimi, Kur'an, (mfessirlerin sylediklerine gre, bir sefer sonunda ganime
35. Al-1 mrn, III, 32, 132; Nis, IV, 58; Mide, V, 95 vb.

70

SLAM

tin payedilmesi konusunda Hz. Peygamberin verdii bir karar zerine ortaya kan) bir tartmaya iaret etmekte ve unlan sylemektedir: "Peygamber size ne verirse, onu aln, sizi neden menederse, ondan geri durun". 36 Bir baka ayette ise Kur'an unlar sylemektedir: "Hayr, Rabbine and olsun ki, aralarn da ekitikleri eylerde seni hakem tayin edip, sonra verdiin hkm ilerinde bir kuku duymadan tamamen kabul etme dike inanm olmazlar". 37 Bu uyan ayn zamanda slam Ce maati iindeki belli bir tartmaya da iaret etmektedir. Kur' an'da buna benzer baka rnekler de bulunmaktadr. Burada nemli olan husus, her eyden nce Hz. Peygamberin hakem olarak otoritesini tehdit eden baz ciddi rahatszlklann s lam cemaati iinde srf ortaya kmasndan tr, bu gibi belli bir takm durumlann Kur'an'da ele alnm olmasdr. Eer, normal durumlarda olduu gibi, Hz. Peygamberin otoritesi ba z evrelerde sylentilere meydan vermeden herkese arzu ile kabul edilmi olsayd, Kur'an ie mdahalede bulunmazd. Bu radan zaruri olarak anlaldna gre, Hz. Peygamber, h kmler verirken, ahlaki ve hukuki emirlerde bulunurken, Kur' an dnda rakipsiz bir otoriteye sahip olmu, hatta normal olarak byle bir otoriteyi uygulamtr. Nitekim Kur'an 'Allah' m resulnn rnek davranndan da sz etmektedir. Bu ne denle vahyin yannda bir de rnek davran yani Hz. Peygam berin snneti yer almtr. Aka grlyor ki, Margoliouth' un Hz. Peygamber tarafndan braklan tek ahlaki ve hukuki emir ve emsallerin Kur'anda kaydedilenler olduunu dn mesinin esasn, e-finin eserlerinde kendisiyle sadece Kuran otorite olarak kabul ettiklerini iddia eden hadis aleyhtar baz Mutezililer arasnda getiini kaydettii bir tartma tekil etmektedir. Fakat biz bu tartmann hakiki niteliini bir sonraki kesimde gsterip, Kelam Ehli ya da Mutezilenin gerekte Kurandan ok daha fazlasn kabul ettikle rini ortaya koyacaz. Ancak, bizim muhakememizin doru bir yan varsa, du rumu anlalr bir hale getirmek iin bu delilden bir baka
36. Har, IJX, 7. 37. Nisa, IV, 64.

HADSN DOUU VE GELMES

71

neticeye daha varlabilir. Bu netice udur: Hz. Peygamberin snnetinin, slam mmetinin dini, sosyal ve ahlaki hayatyla ilgili esasl meseleler dnda -brakn Ortaa fkh ve hadis eserlerinin ortaya koyduu gibi gnlk hayatn btn ayrnt larna son derecede gl bir ekilde girmi olduunu syleme yi* pek geni olduu da sylenemez. Btn olarak delilin kuv vetle telkin ettiine gre, kesin yetkiyle karar vermek veya bir hkm beyan etmek zere Hz. Peygambere bavurulduu ya da kendisini byle bir eye girimeye zorunlu olduunu hissettii durumlar, zel bir takm durumlard. Normal olarak Msl manlar, kendi kk ihtilaflarn aralarnda zmlemek suretiyle gnlk hayatn ilerini ve sosyal ilikilerini devam ettirmilerdir. Bu gr ayn zamanda peygamber ve devlet adam olarak Hz. Muhammed'in genel karakteri ile de uyum Halindedir: O, her eyden nce bir hukuku olmayp, dini ve siyasi bir slahat idi. Nitekim Kuran' dikkatle okuyan hi kimsenin, slamm slahat hareketinin tedrici niteliini gr memesi imkanszdr. Szgelimi, Hz. Peygamberin grevi ba ladktan sonra uzun yallar arap imeye izin verilmitir. a rap imeyi snrlayan tedbirler ve nihayet her eit alkol tketiminin yasaklanmas daha sonra gelmitir. Bundan baka, siyasi ve hukuki faaliyet ve slahat hareketinde nemli olan tedbirlerin ounda, belki de hepsinde, Hz. Peygamber g ayr- resmi olarak yal sahabilerine, bazan da ak bir ekilde slam mmetine danmtr. Kur'an bu konuda kesin tanktr. 38 Bazan da gelecee ait bir tavsiye gereklere aykr dm; hatta baz noktalarda o derecede aykr dmtr ki, (zmre - fonksiyonlar niteliine sahip olduu iin) bizzat Hz. Peygambere kar klmasyla sonulanmtr. 39 Nitekim Hz. Peygamberin snnetinde demokrasi ve dini otorite, tasviri imkansz olan bir incelikle dengelenmitir. Fakat Hz. Peygamberin bir karara varma ileminin so nu bakmndan dini ve dince balayc nitelii hakknda, Kur'an, tefrikaya yatkn olanlar iin her trl phe belirtisi
38. Al-i lmrn, III, 159 (kr., Fetih, XLVIII, 38). 39. Aslnda Nis, IV, 64 ganimetin datm ile ilgili olarak ortaya kan byle bir olaya atfta bulunmaktadr.

72

SLAM

ni ortadan kaldrmtr. Ayrca Hz. Peygamberin hayat ve ka rakteri dini bir ruhla yourulmutu. Nazari olarak onun hak knda Ortaa Mslmanlannca yazya geirilmi tek tek her ifadeden kuku duysak bile, meselenin mahiyeti, sahabilerince onun hayatnn dini bir rnek ve bu durumuyla normatif olduundan baka bir sonuca varmamza izin vermemektedir. Byle bir eyin, hadisin Hz. Peygamber hakknda dzenli ve mkemmel bir bilgi nakletme arac olarak gelitirildii yak lak olarak 90 hatta 150 yl sonrasna kadar grlmedii ek lindeki herhangi bir telkinin, ada tarihiliin s ve akld olan 'bilimsel' bir miti (efsanesi) olarak reddedilmesi gere kir. Fakat bu mit'in kendisi, szkonusu durumdaki nemli bir muammadan domakta ve bu muammay ortaya sermektedir. Eer Hz. Peygamberin sz ve davran dini adan Mslman lar iin bir kural olarak grlmse, anlamalar vb. iliki^ baz belgeler dnda Kur'an gibi yazya geirilip muhafaza edilmi bu snnetlerin o zamana ait kaytlarnn bulunma mas olaand bir durumdur. Bundan baka, genel ve esasl hukuk meselelerindeki ittifaka ramen, ayrntlara ilikin tatbikat ilk ekollerde (ilk fkh mezheplerinde) bir ok nokta larda farkllk gstermitir. Her blgesel ekol, szgelimi Me dine ve Irak ekol, tatbikatn, ona 'snnet' adn vermek sure tiyle mdafaa etmitir. Eer snnetin son dayanak noktas Hz. Peygamberin rneklii ise, o takdirde, ileri srldne gre, farkl snnetler snnet olamazlar ve dolaysyla onlarn, ma halli Mslman cemaatlarn tatbikat olarak grlmeleri gerekir. Hz. Peygambere gelince, ya davranlarnda bu gibi hususlara ilikin hemen hemen hibir emsal brakmamtr, ya da brakmsa, onlar snnet ya da balayc olarak grl memitir. Hz. Peygamberden hemen sonraki devirde Mslmanla rn tatbikatna ve bu tatbikat gelitirmelerini salayan kav ramlara gelince, biz bunlar bu blmn bir sonraki kesimin de daha yakndan tahlil edeceiz. Nazari olarak Hz. Peygam ber hakknda ileri srlen ve ksmen kapal, ksmen de ak olarak hadis ve snnet zerinde yaz yazan modem yazarlarca kabul edilen iki tercihle ilgili olarak u ana kadar yaptmz

HADSN DOUU VE GELMES

73

aratrmalar bizi onlardan her ikisini de reddetmee gtr mtr. Durumu, gerekli olan "anlalrlk" snrlar iine sokmak iin byle bir eyin yaplmas zorunludur. Bununla birlikte muammay zmek iin nemli olan iki nokta zerin de durmak gerekir. nce Hz. Peygamberin Kur'an dndaki szleri, resmen yazya geirildii takdirde yine Hz. Peygamber tarafndan tebli edilen Kur'an'n metniyle kolaylkla kantnlabilecei korkusu mevcut olsa gerektir. Bu birbirine kar ma ilemi iki ynde ilemi olabilirdi. Ya Kur'an zamanla b tn olarak veya nemli bir blm "Allah'n kelam" olarak deil, "Hz. Peygamberin sz" olarak kabul edilebilirdi; ya da Hz. Peygamberin sz Allah'n kelam olarak grlebilirdi. Tarihi delilin bildirdiine gre, byle bir kartrma baz ev relerde vuku bulmutur bile. Szgelimi, Hz. Peygamberin nl sahabisi Abdullah b. Mes'd (lm. yak. 32/653)'un Kur'an'n ilk suresiyle son iki suresini, onun bir paras olarak grmedii hakknda bir rivayet bulunmaktadr. bn Kuteybe (lm. 276/ 889)'nin akladklarna gre, Hz. Peygamber son iki sureyi to runlarna dua olarak sk sk okuduu ve bn Mes'd ta bu duru mu sk sk grd iin bunlarn Kur'an metninden bir para olmad sonucuna varmtr. 40 Daha nce de bahsettiimiz zere, bizzat Hz. Peygamber kendi szleriyle Kur'an'a ait olan lar birbirinden ayrm ve sadece baz kritik noktalarda ken di kararlarnn bizzat Kur'an tarafndan desteklenmesi gerek mitir. kinci olarak, daha nce Hz. Peygambere ait karar ve emirlerin belli olaylara ilikin olma niteliine iaret etmi tik. Emirlere gelince, bunlar ekseriya belli bir durumun sebep olduu emirlerdir ve orada bulunan sahabilerin huzurunda gayr- resmi bir ekilde beyan edilmitir. En resmi beyanlar hutbe srasnda yaplm; ancak bunlar da genellikle, dini ya da siyasi, o sralarda vuku bulan olaylar ve durumlardan do mutur. Ayn ey, hukuki ya da daha baka kararlar iin de geerlidir. Her durum, hem genel hem de zel etkenleri gznne alnarak, kendisini gsterdii ekilde karara balanmtr.
40. bn.Kuteybe, Te'vlu Muhleliji'l-Hadis, Kahire 1326/1908, ss. 31-32.

74

SLAM

Bu durumda, bu usuln gayr- resmi ve belli olaylara ilikin mahiyeti, tabiatyla, onlarn resmen yazya geirilmemesi le hinde bir dayanak tekil etmitir. Bunun bir baka anlam da; benzer, fakat her zaman biraz farkllk gsteren durumlarn, benzer fakat ayn zamanda biraz farkl bir tarzda karara ba lanm olmasdr. nemli meselelerde yal sahabilerine da nmakla birlikte, Hz. Peygamberin kendi reyini kulland hakknda ok az phe bulunmaktadr. imdi bu deikenlie rnek olarak, btn farz olan dini devler arasnda en esasls olan namaz alalm. Kk bir takm ayrntlar arasnda be denin alaca baz durumlar, szgelimi, ellerin durumu hak knda ilk slam fkh ekollerinde iddetli tartmalar ortaya kt: Eller, ayakta iken serbest mi braklacaktr, yoksa ba lanacak mdr? Balanacaksa gste mi, yoksa daha aada m balanacaktr? Ayn ekilde namazlarn kesin vakitlerin deki deikenlikler hakknda da tartmalar yaplyordu. Hz. Peygamberin snnet geleneini reddedenler diyeceklerdir ki, bu, Hz. Peygamberden sonraki nesilde ortaya kan deiken likleri yanstmaktadr. Fakat byle bir ey kukusuz gln tr, nk Hz. Peygamber uzun yllar halk nnde dzenli ola rak namaz klmtr. Bu duruma gre, anlalr tek izah tarz, Hz. Peygamberin namazda farkl zamanlarda biraz deiik bir durum alm olmas ve onu gzleyenlerin de belli bir durumu kural olarak benimsemi olmalardr. badet sahasnda oldu u gibi, Hz. Peygamberin frua ait kararlan alanndaki dei kenlikler de slam fkh ekollerindeki ihtilaflar bir lde akla kavuturabilir. Ancak burada, sratle genileyen bir imparatorlukta hukuki durumun giderek artan karmakl karsnda hukukularn ahsi grleri, daha sonra grecei miz gibi, esasl bir rol oynamtr.

Hadis ve Snnet, Yahut Szl ve Fiili Snnet

(Kelime olarak, hikaye, rivayet, haber anlamna gelen) hadis, bildiimiz ekliyle, ayn ad tayan disiplinin bir biri mi olarak, genellikle ok ksa olan ve Hz. Peygamberin syle dikleri, yaptklar, tasvip ya da reddettikleri, veya sahabileri,

HADSN DOUU VE GELMES

75

zellikle yal olanlan ve daha zel olarak da ilk drt halife hakknda bilgi vermeyi amalayan bir haberdir. Her hadisin iki blm bulunur: Hadisin metni ve metni desteklemek zere ravilerin adlarn veren raviler zinciri ya da isnd. Eski ve yeni tarihiler, nceleri hadisin metni destekleyen isnadtan yoksun olarak bulunduu hususunda ayn grtedirler. snadn hadis metinlerinde grlmesi muhtemelen I/VII. yzyln sonlarna rastlar. Bu tarih ayn zamanda yuvarlak olarak hadisin resmen yazl bir disiplin eklinde btnyle ortaya kt tarihtir. Bununla birlikte II/VIII. yzylda resmi bir disiplin olmadan nce, hadislerin yazl hale getirilmesi olaynn hi deilse yaklak 60-80/680-700 yllarndan iti baren mevcut olduu hususunda kuvvetli, dorudan ve dolayl deliller bulunmaktadr. Bu mnasebetle ele alnmas gereken ilk nokta, metin ve isnd gibi iki blmden meydana gelen son derecede gelimi bir sistemin, sadece teknik bakmdan gelimekle kalmayp, ayn zamanda maddi bakmdan da geniledii bir byme dev resi geirmeden, bir anda sahnede grnm olamayacadr. Nitekim resmi olmayan bir hadis, tabii olarak slam mmeti nin mihveri olan Hz. Peygamberin yaad srada vazedilmi olsa gerektir. Fakat Hz. Peygamberin lmnden sonra hadis, tamamyla gayr- resmi olan bir durumdan yar resmi bir du ruma gemitir. Bundan unu kastediyorum: Hz. Peygamber yaad srada halk, onun syledikleri ve yaptklar hakkn da tabii olarak konutuklar halde, lmnden sonra bu ko numalar maksatl ve uurlu bir vaka haline geldi. Zira yeni bir nesil yetiiyordu ve onlarn, Hz. Peygamberin davrann aratrmalar tabii idi. Fakat hadisin (szl rivayetin) tabii olarak dini bakmdan ald istikametin, ona tekabl eden ve dini bir tatbikat kural olan snnete doru olduu hatrda tu tulmaldr. zellikle yeni unsurlarn zmsenmesi ile hayret verici ve ei grlmedik bir sratle genileyen ve karmakla an bir cemaatte esasta zihni bir meraktan ziyade ite bu tat bikata yneli, rivayetin daha az szl mahiyette ve daha ok ta takriri, fiiliyatta rnek olma niteliinde olduu lehinde bir dayanak tekil etmektedir. Bu, sze dayanmayan, takriri, ya

76

SLAM

da yaayan gelenee snnet ad verilmitir. Bu nedenle snnet kelimesinin birbirine sk skya bal iki anlamm ayrdetmemiz gerekmektedir. Yukarda de dik k; sonraki nesiller iin snnet (aslmda olduu gibi) Hz. Peygamberin davran (izledii yol) anlamna gelmi ve nor matifliini Hz. Peygamberden almtr. Fakat hadisin byk bir blmnn szsz ve takriri olmakta devam ettii lde bu kelime, her sonraki neslin davrannn, bu davran Hz. Pey gamberin ortaya koyduu rnee uygun olduu iddiasnda bu lunduu srece, fiili muhtevas iin de kullanlmtr. Aka grlyor ki, kelimenin ikinci ekilde kullanl birinciden karlmtr ve her ikisi de ncelik ve sonralk bakmndan birbiriyle ilikilidir. 'Snnet' kelime olarak 'inenmi yol' anlamna gelir ve onun her paras tpk bir yol gibi, ister ba lang noktasna yakn, isterse ondan uzakta olsun, yine bir snnettir. Muhteva bakmndan ise, daha sonra greceimiz gibi, bir yol olmaktan ok, srekli olarak yeni unsurlar zmseyen bir nehir yatana benzemektedir; fakat snnet te riminin daima Hz. Peygamberin gsterdii rnee tabi bir is tikameti olmutur. te bu karklktr ki, baz modem yazar lar II /VIII. yzyln ta ilerine kadar snnetin Hz. Peygambe rin tatbikat deil, 'Medine ve raktaki mahalli slam cemaat lerinin tatbikat anlamna geldiini' sylemeye yneltmitir. Ancak hadis tamamyla szsz ve takriri deildi. Bunun byle olamayaca her eyden nce ak ve seik olarak bizzat yaayan gelenek (fiili snnet) olgusundan karlabilir. nsan lar sadece bir fiili ileyip sonra da onu izlemezler (ve bir yeni lik ortaya koymazlar), ayn zamanda o konuda konuup, ha ber de verirler. Bu nedenle hi deilse resmi olmayan, szl (kavli) bir hadis bulunmakta idi. Fakat bu resmi olmayan hadisin ayrca, sahabilerin gen nesillerinin ellerinde amal bir faaliyet haline geldii de grlmektedir. Emevi Halifesi Abdlmelik (65-68/684-688) tarafndan Haan el-Basr (21100/642-728)' ye yazlan bir mektup ve kincinin ona cevab 41
41. Der slam, XXI, ss. 67 vd. (metal ner. H. Ritter). evirenin notu: Bu risale Y. Kutluay ve L. Doan tarafndan Trkeye evirilmitir, bkz., A.. ilahiyat Fakltesi Dergisi, C. III, say: 3-4, Ankara 1954, ss. 75-84.

HADSN DOUU VE GELMES

77

dikkatle tahlil edildiinde, konuyu nemli lde aydnlat maktadr. Halifenin, insann hrriyeti ve sorumluluu lehin de Haan el-Basr'nin ileri srd grleri tasvip etmeyen bu mektubunda yle denmektedir: "M'minlerin Emiri imdiye kadar gemi nesiller ara snda hi kimseden iitmedii senin kader hakkndaki gr lerinden haberdar oldu: M'minlerin Emiri karlat sahabiler arasnda bu konuda seninkilere benzeyen bir gre sa hip hi kimseyi tanmamaktadr... O halde, bunun Resulullahm sahabilerinden birinden mi rivayet edildiini, yoksa kendi ahs re'yin mi olduunu, yahut ta Kur'an'n tasdik ede bilecei bir ey mi olduunu ona yaz.." 42 Burada nemli olan husus, Halifenin eitli delil ekil leri arasnda, sahabilerden birinin szl rivayetini talep et mesidir. Halifenin byle bir eyi ancak szl rivayetlerin mev cut ve muteber olduunu dnd taktirde talep etmesi mm kndr. Haan Basl, verdii cevapta Allah'n Resulunun sn netine iaret etmekte, fakat bu noktada Kur'an'dan bol miktar da nakiller yapmaa devam ettii halde, Hz. Peygamber ve sa habilerinden bir rivayet gstermekte aciz kalmaktadr. Fakat bunun sebebi. Prof. Schacht'm benimsedii gibi 43 ne trde olursa olsun, herhangi bir szl rivayetin veya hadisin bulun mamas deil, irade hrriyeti 44 ile cebr konusundaki tart mann yeni olduunu Haan el-Basr'nin kabul etmesidir: "Seleflerimiz arasnda bunu (insann seme hrriyeti bu lunduunu) inkar eden hi kimse bulunmamaktadr: ne de her hangi biri bu konuda tartmaya girmitir, nk onlar bu hu susta (sessiz) bir ittifak halinde idiler. Bizim bu konuda sz sylemeye girimemizin nedeni, baz kimselerin onu reddederek bid'ate sapm olmalardr..." 45
42. Ayn dergi, metnin balangc. 43. J. Schacht, age., s. 141. 44. Aslnda "insann, seme hrriyeti". 45. Der slam, XXI, Hasann cevabm ieren ilk sayfa. Ancak bu, bizzat Hz. Pey-gamberln, kelamn ele ald hibir gr ifade etmediini asla gster-mez. Buna ramen uras da kuku gtrmez bir gerektir ki, Snnilik esas itibariyle ok aaha sonralar gelitirilmitir ve btn olarak onun Hz. Peygamberin syledii ya da sylemedii hususlarla pek ilgisi yoktur. Nitekim sz konusu edilen hususta Snnilik Haan Basr'ninklne taban tabana zt bir tutumu benimsemitir.

78

SLAM

Mektupla birlikte bulunan bir notta. Haan Basrnin mektubunu Halifeye ileten grevli unlan sylemektedir: 'Hz. Peygamberin gemi nesle ait sahabiierinden bilgi elde edenler (ahaza) arasnda Allah hakknda... Hasan'dan daha fazla bil gisi olan hi kimse kalmamtr'. 46 Bu alntdaki 'renme, bilgi elde etme' anlamnda kullanlan kelime, bir retmen den ders grmeye karlk olan teknik bir terim olarak kal mtr. imdiye kadar ulatmz sonular unlardr: a) Snnet ve hadis Hz. Muhammed'ten sonraki ilk merhalede zamanda ve ayn zdendi: her ikisi de Hz. Peygambere ynelikti ve nor matif olularn ondan alyorlard, b) Yine dikkati ektiimiz zere, snnet kavram, 'szsz', fiili gelenek anlamna geldii iin, birbirini izleyen her nesilde ister-istemez fiili snnet an lamna brnd. Bu nedenle bir kavram olarak snnet Hz. Peygamberin davranna ait olduu halde, onun muhtevas mutlaka deimek ve kaynan geni lde ilk Cemmatin fii li tatbikatmdan almak zorundayd. Fakat yaayan bir cemaa tin fiili tatbikatnn bir takm ilavelerle srekli olarak tadi lata uramas muhakkaktr. lk slam toplumu gibi hzla ge nileyen bir toplumda, yeni bir takm ahlak meseleler ve he men hemen tamamyla yeni bir idari sistem de dahil olmak zere, eitli hukuki durumlar devaml olarak birbirini izledi. Bu ahlaki meselelerin cevaplandrlmas ve hukuki durum larn zme kavuturulmalar gerekiyordu. Hukuki durum lar, ahlaki ve dini meselelerin bilinci giderek daha karmak bir hal alnca, ou noktalarda tartmalar ortaya kt; zel likle kelami ve ahlaki sahada yabanc etkiler sz konusu idi. Fakat ideal snnet kavram muhafaza edildi: Dnlp or taya konan veya zmsenen yeni bir takm malzemeler, Kuran ve snnete ait ilkelerin bir yorumu (te'yili) olarak or taya atld. Gelecek blmde de greceimiz gibi, tevil (yorum) nce serbeste ortaya konan ahsi re'ye dayandrld. Re'yin yerini ikinci yzylda kyas kavram ald. Snnet terimi belki de dini meseleler zerinde ihtilaflar
46. Der slam, ayn yer, metnin son cmlesi

HADSN DOUU VE GELMES

79

zuhur edinceye kadar ilknceleri bilinli bir kavram olarak ifade edilmemiti. 'Szsz', yaayan (fiili) snnet, kendisinin balangta herhangi bir terimle nitelendirilmediini ve onun bu ekilde nitelendirilmesi ve ifade edilmesinin ancak farkl, hatta birbirine kart bir takm yorumlar ileri srlnce or taya ktn kapal bir ekilde ifade etmektedir. Bylece sn net kavramn bid'atin karsna yerletirmek adet oldu. Dini tartmalarn byk bir ihtimalle siyasi ierii vard. a (Ali taraftarlar), Hariciler ve Emeviler arasndaki tartmalar bi ze bunu telkin etmektedir. Yukarda szn ettiimiz Haan Basr'nin ileri srd grler bu hususu rneklemektedir: Haan Basr'nin anlattklar aka gstermektedir ki, sn net, ar cebriyeci grler ortaya atldktan sonra, sadece muhteva bakmndan deil, snnet kavram asndan da. be lirgin bir ekilde formle edilmekte idi. insann hrriyeti ve cebr hakkndaki ahlaki tartmann da yine belli siyasi ierikleri bulunuyordu, nk cebre kar olanlar, Emevilerin dnyaya ynelik idaresinin slah veya ortadan kaldrlmas lehinde bir eilim gsteriyorlard. Hem yaayan (fiili) snnet, hem de sayca ok az olan ri vayet (hadis) vastasyla Hz. Peygamberden nakledilen husus larn ahsi yorumlarndan nc bir snnet anlam ortaya kt ki, bu da snnetin 'muhteva bakmndan anlam'dr, nk kavram hl istikamet bakmndan Hz. Peygambere bal idi. Yukarda sz edilen iki anlam yannda, snnetin bu anlam da yine onlarla yakndan balantldr. Baka bir deyile, bir hadis veya snnet rivayetinden, yorum sayesinde ameli kurallarla ilgili bir ka dayanak noktas elde ediliyor ve btn bu noktalara snnet ad veriliyordu, nk bunlarn snnette kapal bir ekilde ifade edildii grlyordu. Bu yo rum ilemi, hi kukusuz, hem kapal hem de ak bir ekilde bizzat sahabilerle birlikte balamtr. Sahabilerden sonra ge len nesil iin, sahabilerin btn sz ve eylemleri de yine snnet saylmaa balad, iddia edildiine gre, bunun sebebi, sahabilerin zellikle ittifak ettikleri, hatta ihtilaf halinde ol duklar zaman bile Hz. Peygamberin davrann bilmek vc yorumlamak asndan en imtiyazl bir mevkide bulunmalar

80

tS LAM

idi. Sahabiler (ve baz durumlarda tabi'ler) devrinden sonra snnet artk fiili tatbikattan deil, sadece ak bir ekilde ri vayet edilen hadisten karlabilmitir. Fakat herhangi bir devirde yorum yoluyla bir hadisten yaplan sonulamalara snnet adnm verilmesi son derecede nemli bir dikkate deer bir husustur. Nitekim Eb Dd (lm. 275/888), bir hadisi ri vayet ettikten sonra yle mtalaa etmektedir: 'Bu hadiste be snnet bulunmaktadr', yani ameli kurallar niteliindeki be husus bu hadisten karlabilir. Yukarda anahatlarn verdiimiz "Hz. Peygamberin snneti", ilk nesillerin yaayan gelenei (fiili snneti) ve bun lardan karlan sonular eklinde hadisin muhtevasyla ilgi li kategori, zellikle hukuk ve itikadn (domanm) ahsi yorumu sayesinde, zengin bir malzeme ortaya koymutur. Haricilerin ve dier frkalarn baz ar grleri bir yana braklrsa, bu zengin malzeme, temel hususlarda, genellikle ayn olduu halde, ou hususlarda ayrntlar bakmndan atma halinde idi. Bu malzeme ikinci merhalede 'zerinde it tifak edilen tatbikat' (amel) ve icm kavramlar altna sokul mutur. Bu terimler ayn anlamda kullanlmlar; icm kav ram ise, gelecek blmde daha yakndan inceleyeceimiz zere, slamm dini tarihi boyunca slam metodolojisinin aralar arasnda en esasl rol oynama grevini yklenmi tir. Bu ilk devirde snnet ve icma kavramlar arasnda belli bir yaknlk bulunmaktadr: Birincisi, yani snnet, ortaya atlacak bidatleri nlemek zere formle edildii gibi, kinci si, yani icm da, her trl keyfi ve blc dncelere kar ih das edilmitir. Fakat aralarnda kavramsal bir farkllk ta bulunmaktadr: Snnet, balangta, 'Hz. Peygamberin snneti'dir; bid'at ise, 'Hz. Peygamberin ortaya koyduu rnee ayk r den yeniliktir. Halbuki icm ya slam mmetinin ya da din bilginlerinin (fukahanm) ayn fikirde birlemeleridir; buna gre, keyfi dnce ise, mmetin ittifak ettii dnceye aykn den reydir. Fakat kavramsal amacndan farkl ola rak snnete ait olan malzemeler, daha nce grdmz zere, ayn zamanda Hz. Peygamberin ortaya koyduu rnein yoru munu da iine aldndan, gerekte snnet ve icm birbirine

HADSN DOUU VE GELMES

81

yaklar; ayn ey, bunlarn ztlanyla ilgili olarak ta geerlidlr.

Hadise Kar Eski Muhalefet

Yukarda grdk ki, Hz. Peygamberin ortaya koymu ol duu davran rnei ile ilgili rivayetler Islamda erken bir ta rihte balamtr. Yukarda da belirtildii gibi, Haan Basri'den 'gemi nesle ait Hz. Peygamberin sahabilerinden ilim elde edenlerden bugn hayatta olan en bilgili kii' diye sz edilmesi, bu rivayet iinin Haan (do. 21/642)'n rencilik yllarndan daha nce balam bulunduunu gstermektedir. Fakat yine grdmz zere, Hz. Peygamberin snnetinin yo ruma tabi tutulmas da bizzat sahabiler zamannda balam tr. Bylece meselenin mahiyeti, bu olay iyice anlalr bir ekle sokmaktadr; nk sahabiler, daha sonraki hadis ki taplarnn bazan verdii izlenimin aksine, Hz. Peygamberin 'rencileri' olmayp, onun takipileri ve mridleri idiler. Mrid, eyhinden sadece 'renmekle' ve onun sylediklerini yazya geirmekle kalmaz, eyhinin rettiklerini yaamaya ve kendisinde toplamaya da alr. te bu nedenle Hz. Pey gamberin syledikleri ve yaptklarnn sahabilerin zihinle rinde ounlukla ayrdedilemeyecek lde birbirine girmi olmas, hatta daha sonraki nesillerin kafalarnda, bu duru mun daha da byk bir lde ortaya km olmas ve bunu da davranlaryla gstermi olmalar kanlmazd. Bu gerein hatrda tutulmas gerekir, nk bu, ilk yzyln sonlarnda hadisilerin ve daha sonraki nesillerin kesinlikle Hz. Pey gambere ait olan unsuru sahabilere ait olduu iddia edilen sz ve eylemlerden ayrdetmelerinin neden g olduunu akla maktadr. Bu gerek ayn zamanda hadisin, hadisilerce ilk olarak tedvin edilmee baland sralarda, niin Hz. Pey gamberden ziyade sahabilere isnat edildiini de ksmen ak lamaktadr. Fakat bu, yine de sorunun sadece ksmi bir ak lamasdr, nk bu aklamann ana ykn l?u ilk merha lede isnat tekniinin henz gelitirilmemi olmas ve bylece Hz. Peygambere kadar uzand iddiasnda bulunsa da, bir ha-

82

l a m

diin, hemen ilk ravisine, ya da gerek rivayet kaynana is nat edilmesi gibi hususlar tamaktadr. Grdmz gibi, bu ilk devirde hadis ve snnet zamanda ve ayn ze sahip olduu halde, snnetin muhtevasnn yaayan gelenek ve ahsi yo rum eklinde, daha nce szn ettiimiz zaruri bir gelime gstermesi, durumu karmak bir hale sokmu ve hadisin sn netten ayrlmas hususu su yzne kmtr. Icm kavram ise hala mphemliini koruyordu ve uygulamada mevcut ve birbiriyle atan yaayan tatbikat standart ya da normatif bir hale sokamamt. Dolaysyla mevcut grlere ya da uy gulamaya normatiflik kazandrmak iin, hadisiler, yaayan gelenei standart bir hale getirmek ve Hz. Peygamberin ortaya koyduu rnee uygun den tatbikat tedvin etmee alp, akide ve hukukla ilgili daha an giden yorumlan reddetmek amacyla topyekun bir faaliyete girimilerdir. Hadisin bir di siplin olarak btnyle tedvin edilmesinin I. yzyln sonlanna/VIII. yzyln balarna doru balamas bu ekilde olmu tur. Bu ise isnadn hadislere sokulmas ve daha sonra mkem mel bir hale getirilmesiyle sonulanmtr, isnat zinciriyle il gili olarak yle bir rnek verilebilir: "A (son ravi) B'den C'nin Dye atfen Hz .Peygamberin unlar sylediini iittiini sy ler..."vb.. Hadisin yeni resmi aamasnda byk miktarlarda or taya konmas, slam cemaatinin ilk yorumlama ve zmseme tecrbelerinin bir tr tedvinine olan samimi ve temelli bir ih tiyac aksettirmektedir. Aslnda slam cemaatinin bu ilk de virdeki yorumlama ve zmseme tecrbeleri de phesiz temel retisinin byk bir blmn Hz. Peygamberden almakta idi. Yaayan gelenek (fiili snnet) sreci tek bana belirsiz bir zaman iin devam edip gidemezdi, nk bu durum srd takdirde, uzun vadede slam cemaatinin dini ideolojik yaps, yeterince gl bir dayanak noktasna olan ihtiyacndan t r, bir boluk tehlikesiyle kar karya kalrd. Nitekim ha dis o sralarda zaten mevcut olmaa balam olan bir arlk ve keyfi yorum faaliyetine kar bu derecede kapsaml bir l de meydan ele geirmiti. Fakat bu tedvin ileminin de bir takm tehlikeleri bulunuyordu ve bu tehlikeye kar, bazan

HADSN DOUU VE GELMES

83

an bir biime brnen uyarlar, baz fkh ekolleri ile kelam evrelerinden geliyordu. Bu uyanlann hakll hadisin daha sonraki geliimi ile de ksmen belirlenmitir. Bu endieler esas itibariyla ortaya kabilecek u iki muhtemel gelimeye dikkati ekmekten ibaretti: nce, her kelami veya fkhi dok trini, hadis olgusunun ortaya koyduu mantn gerektirdii ekilde, Hz. Peygambere isnat etmek suretiyle, serbest ve yara tc yorum faaliyeti hemen hemen sona ermi olacakt. Veya ikinci olarak, yaratc faaliyet devam edecekse, o takdirde topyekun ve kesintisiz bir "uydurma faaliyeti" zorunludur. Ger ekte her iki korku da karlkl olarak birbirini etkilemitir. Fakat hadisiler, iki ilke ortaya atmak suretiyle her iki an uca kar korunmaya altlar. Bu ilkelerden her ikisi de muhtemelen hadis tarafndan retilen hayallerdir. Birinci ilkeye gre, Hz. Peygamberin, mevcut olan btn gzel szlerin kendisine ait olduunun varsaylp, kabul edilebileceini 47 syledii nakledilmitir. kinci ilkeye gre ise, Hz. Peygambe rin unlan syledii iddia edilmitir: 'Benim hakkmda kast l olarak yalan syleyen kimse Cehennemdeki yeri iin hazr lansn'. 48 Yaklak olarak III/IX. yzyln ortalarna kadar kelam ve fkh, hadisin himayesi altnda gelimesini srdr d; sahih hadisleri zayf (z'if) ve uydurma(mevz) hadislerden ayklama faaliyeti de yine ayn sralarda devam etmekteydi. Gelecek blmde zerinde biraz daha fazla duracamz zere, bu, ayn zamanda Snniliin teekkl ve yerleme devridir. Bu teekkl faaliyetinin zirvesine ulalnca, hadis nihayet ted vin edilip kabul grd ve ayn zamanda herhangi bir geni an lamda yaratc yorum faaliyeti hemen hemen sona erdi. Bugn elimizde bulunan hadise kar uyarlar ve mu halefeti ele alan ilk kayt, fkh bilgini e-fi' (lm. 204/ 819)' nin eserlerinde bulunmaktadr. Bu eserler II/VIII. yzyl da mevcut olan durum hakknda olduka bilgi verici nitelikte dir. Muhalefet mnferit bir hadise kar olmaktan, hemen he men btn hadislere kar olmaya kadar bir takm deiiklik
47. ibn Mce, 4 (eserin ilk ksm Hadisin gereklilii ve deeri vb. hakkndadr). 48. Bu hadis hemen hemen btn mehur Hadis kitaplarnda mevcuttur. Bkz., Mikt el-Mesbih, Kitb el-tlm, Hadis no. 1 vb.

84

SLAM

ler gstermitir. e-f', fkh sahasnda Hz. Peygambere ait hadislerin topyekun olarak ve bir fkh ilkesi olarak kabul edilmesinin ba savunucusudur. Buna karlk fkh ekolnde ona kar kanlar, hukukun temelinin, ameli gelenekte fiilen yaad ekliyle Hz. Peygamberin snneti olmas gerektiini idida etmilerdir. Onlar Hz. Peygambere ait hadisleri hadis ol malar itibaryla inkar etmeyip, Hz. Peygamberin retisinin slam mmetinin amelinde (tatbikatnda) bulunacan iddia etmilerdir. Bu sralarda icm kavram da ortaya km bu lunuyordu. Bu nedenle onlar, zerinde ittifak edilen tatbika tn, Hz. Peygambere kadar uzand iddiasnda bulunan, fakat tatbikatta hibir temeli bulunmayan mehul bir hadise naza ran, Hz. Peygamberin mirasm aksettirmee daha ok yetkisi bulunduunu ileri srmlerdir. Onlarn iddialarna gre, bu tr hadisler, kabul edildikleri taktirde, gerekte Hz. Peygam ber adna geni apta hadis uydurma faaliyetine kapy aa caktr. Onlar iddialarna u ekilde devam ederler: 'Hz. Pey gamberin sahabileri genellikle ve bir btn olarak en iyisini biliyorlard ve Hz. Peygamberin hadislerinin tek ve gvenilir kaynaklar idiler. Daha gen olan tabiiler nesli ise, Hz. Pey gambere ulaamam olsalar bile, sahabileri eylem halinde grp, onlardan bilgi edindiler ve bylece Hz. Peygamberin retisi iin en iyi ilk kaynak oldular. Sahabilerden bir ka baz noktalarda Hz. Peygamberin snnetini bilmeseler de, on lar bu gibi snneti sahabilerin genel tatbikatndan renebi lecek durumda idiler. O halde bir sonraki nesil geldii sralar da Hz. Peygamberin snnetinin salam bir ekilde tesis edil mi olduu kabil edilebilir. 49 te icma budur ve buna kar bugn Hz. Peygambere kadar uzand iddiasnda olabilecek bir hadisi rivayet eden genel grten ayrlm bir ya da iki kiinin ehadetini kabul edemeyiz'. Bu iddia, e-fi' ile mu haliflerinden biri arasnda geen bir tartmada ak bir e kilde ortaya konmutur: e-fi: "Bir haber Hz. Peygamberin halifelerinden (yani ilk drt halifeden) birinden, buna zt bir baka haber de
49. e-fi', Kitb el-Umm, Kahire basks, VIII, s. 255, satr: 4 vd.; yine s. 243'iin alt ksm.

HADSN DOUU VE GELMES

85

Hz. Peygamberin kendisinden bize ularsa, muhakkak ki biz, Hz. Peygamberden gelen haberi kabul ederiz. nk her eyin ulamak istedii bir son hedef vardr; bilgi asndan byle bir hedef ile Allah'n Kitab (Kur'an) ve Hz. Peygamberin snneti dir. (Hz. Peygamberin) snneti bizimle olduka, onun, yerini herhangi bir baka eyin almasna izin verebileceini kabul eder misin?" Muhalif: "Evet, benim bilgim dnda olmayan bir konu da senin yle sylediini iittim: Bazan Hz. Peygamberin snnetine zt olan bir fikir, onun birden fazla sahabisinden ri vayet edilir. Fakat bu sahabiler szkonusu edilen snnetten haberdar olsalar, onu kabul edip (kendi fikirlerini reddeder ler), yahut ta onlardan sonra gelenler (Tabiiler) ayn snnet hakknda bilgi sahibi olsalar, ona geri dnerler (bylece Hz. Peygamberin sz konusu snnetinin o sralarda kabul edilmi olduu dnlebilir). Hz. Peygamberin Medinede, daha fazla olmasa bile, yaklak olarak otuzbin sahabisi vard, fakat sen bir tek haberi, onlardan altsndan bile olmayp, sadece birin den -ittifak ya da ihtilaf halinde bulunan belki de iki, ya da drdnden- rastgele naklediyorsun. Bu kimseler de ou hal lerde ihtilaf halindedir. Bu durumda icm ne olacak?" 50 Yaayan snnetin kayna olarak esiz bir yere sahip olduu iddiasnda bulunan Medine'de fkhlar bu trl ahad hadislere kar zellikle ihtiyatl bir tutum iinde ideler. On lar hadisin kendisini deil, baz hallerde sadece ahad hadisle ri reddediyorlard. Bu gibi durumlarda onlar, 'zerinde ittifak edilen tatbikata' dayandklarn iddia ediyorlard. Oysa efi', onlarn tatbikat zerinde gerekte her noktada ittifak bulunmadm srekli olarak belirtmekte idi. Fakat Medine de de en nl ve en veld hadiilerden birok kii bulunmak tayd ve e-fi, fkh meslektalarn hadis rivayet etmek te bunlarn ok gerisinde kalmakla suluyordu. 51 Bununla birlikte e-finin baarsn salayan, szkonusu tartma nn mahiyeti idi. Hukuki tatbikata ve kelami dncelere nor:
50. Ayn eser, s. 244. 51. Ayru eser, s. 240, satr: 2 vd.

86

SLAM

matiflik kazandracak bir dayanak noktasna olan ihtiya kabul edilip, bunlar hadis vastasyla Hz. Peygamberin ismine balannca, bu tartmann ortaya kmas hakknda artk birden fazla tahminden sz edilemezdi. Tedricen fakat gvenli bir biimde yaayan gelenein (fiili snnetin) tamam hadiste aksettirilmi; hadis ve snnet bir kez daha muhteva bakmn dan tam olarak z birliine kavumutur. Medinelilerin resmi bir hale getirilmi olan snneti, ou Medine dnda ortaya kan hadiste kutsallk kazannca, bu ehrin snnetin vatan olarak igal ettii mevki kukuya yer kalmayacak bir ekilde tesis edilmi; buna karlk tatbikat bakmndan Medine ile karlkl etkileim iinde bulunan, fakat hadiste bile kendi hviyetinde baz eyleri muhafaza eden Irak, snnetin ikinci byk lkesi olarak kalm ve fkhta kendi Hanefi yorumuy la bamszlm korumutur. Her eyi kapsamna alan bir disiplin olarak hadisin or taya k, V. Blmde ele alacamz aklc Mu'tezile kelamclarndan bazlarm bir btn olarak hadise kar pheci bir tutum taknmaa yneltmitir. Ancak Mutezileyi, trde, son paragrafta szn etmi olduumuz fkhlardan ayr, hadise muhalif olan bir ikinci zmre olarak grme hatasna dmekten saknmak gerekir. Bu izlenim, Mutezilenin, daha dorusu onlardan bir blmnn hadisi bir btn olarak phe ile karlamalarndan domakta ve e-fi'nin onlar dan, normal fkhlardan ayr bir snf olarak sz etmesi de bu izlenimi glendirmektedir. Gerekte ise Mutezile, her eyden nce kelamc olmakla beraber, ayn zamanda fkh idiler. Nitekim bu husus e-fi''nin eserlerinde yazdklarn dan da aka anlalmaktadr. 52 Onlarn hadis hakknda duyduklar genel phe, olduka kapal ve dolayldr; temelde bu pheyi, hadisteki tebihi ifadelerin, dini mantkl bir ekilde anlamalarn aksatacak almaz bir takm engeller koymas dourmutur. Gerekte ise an uta yer alan Mutezi lenin bu kanadyla birlikte hadisin geni apta canlandrl masna kar uyarlarda bulunan daha pek ok kii vard. Bu
52. Kitb el-Um m'n 250-254. sayfalan zellikle onlara kar yneltilmitir.

HADSN DOUU VE GELMES

87

mnasebetle zerinde durulmas gereken kinci bir nokta da, Mu'tezileden hi kimsenin, hadise kar olan delillerinde, "ha disin II/VIII. yzyln ilk yarsnda grlen yeni icat edilmi bir ey olduunu" sylememesidir. Onlarn'temel iddias, esas itibariyle yukarda iaret ettiimiz dier fkh ekollerininkiyle ayn idi. Bu iddiaya gre, hadis, esasn fertlerin rivayeti tekil ettii iin, rivayeti hakknda Mslmanlar arasnda tam bir ittifak bulunan Kur'an'n aksine, Hz. Peygamberin retisi hakknda bilgi edinmemiz iin emin bir yol olamaz. On lar e-fi'ye unlar sylerler: "Sen bir Arapsn; Kur'an da senin dilinde vahyedilmitir. Onu hafzanda (yani lafzen) muhafaza ettin. Allah Kur'an' da bir takm farz devler vaz'etmitir; yle ki, eer bir kimse oradaki bir tek harf hakknda phe edecek olursa, onun phesinden dnmesini istersin. Dnerse ne ala, dnmezse onu idam edersin... yleyse sen nasl olur da (hadis rivayetle rine dayanarak) Kur'an'daki farz devler hakknda senin veya bir bakasnn, bunlarn bazan genel, bazan zel olduunu, bazan oradaki belli bir emrin ak bir farziyet ifade ettiini ve bazan da bir baka emrin (ak bir farziyet ifade etmeyip, ha disin nda zmlenmesi gereken) srf bir iaret olduunu sylemesine cevaz verirsin? Eer bir kimse, kendi bo heves lerinin etkisi altnda, Kur'an'n bu biimde tasnifini daha ileri gtrecek olursa, (ne dersin)? "Sen, Hz. Peygambere vanncaya kadar bir ahsa tekin den, ona da bir bakasndan nakledilen ahad bir hadise, belki de iki ya da hadise sahipsin. Fakat bizim mahademize gre, sen ve senin gibileri (hadis taraftarlar) karlatnz; doruluk ve hafzasnn gvenilirlii bakmndan en nde saydmz ravilerden hibirini... hadiste hatadan, unutkan lktan ve yanlgya dmekten... uzak saymazlar. Yine sizin yle sylediinizi gryoruz: Sizin, bir eyi mbah ve haram saymanza neden olan bir hadis hakknda... biri, Hz. Peygam ber byle bir ey sylemedi; ya siz yalan sylyorsunuz veya yanlyorsunuz, ya da bunu size nakledenler... diyecek olursa, bu durumda siz byle bir kimsenin (Kur'an'dan phe eden biri

88

SLAM

iin yaptnz gibi, phesinden) dnmesini istemeyip, onu kt birey sylemi olmaktan baka bir eyle sulamadn z gryoruz. Her iiten kii iin btn Kur'an boyunca gr nte farkllk gstermeyen emirlerinin, yukarda size gre durumlarn ele aldmz (yani kesinlikle gvenilemeyen) kiilerce rivayet edilen haberlere dayanlarak tasnif edilmesi caiz midir?" 53 Mutezileden ou yukardaki nedenlerle aslmda hadisi phe ile karladklar halde, onlar yine de snnet ve icma kabul etmiler; hatta e-fi''nin de dorulad gibi, 54 Kur'an' bu her iki ilkenin nda yorumlamlardr. Bu ekilde yorumlama ii fkh alanda grlmtr. Onlarn hadisi ka bul etmede isteksiz grnmelerinin her eyden nce onlann tebihi kabul etmelerini engelleyen kelam saiklerden domu olmas pekala mmkndr. Bu hususu ayrca onlann tedricen hadisi olduu gibi kabul ettiklerinde ya baz zel hadisleri red detmek ya da bu hadisleri kabul edip akla uygun bir biimde yorumlamakla yetinmeleri de tasdik etmektedir. bn Kuteybe'nin Te'vLu Muhteltfi'l-Hads (htilaf Halindeki Hadislerin Yo rumu) adl eseri, zellikle Mutezilenin, hadis mecmualannda bulunan ihtilaflara ve tebihi ifadelere kar ynelttikleri bu belli baz iddialanna cevap vermee hasredilmitir.

Hadis lminin Gelimesi

nc/dokuzuncu yzyln ortalarnda hadis, kesin bir biim alm, hemen hemen btn muhtevasn aynntlanyla ortaya koymu ve tam bir baan elde etmi bulunuyordu. Muh teva sz konusu olunca, hadis, Hicri ilk iki yzyl ierisinde Mslmanlann gelime ve ihtilaf halindeki (siyasi olanlan da dahil olmak zere) dini dnce ve grlerini ak bir biimde yanstmaktadr. Bu muazzam ve hayret verici rn derlemek, ayrdetmek ve sistemletirmek iin baz sekin bil ginler slam dnyasn enine-boyuna dolamaa baladlar.
53. Ayn eser, s. 250, satr: 16 vd. 54. A yn eser, s. 252, bir adam ldrme davasnda beyyinenin (delilin) duru mu. ,

HADSN DOUU VE GELMES

89

Bu gl hareket 'hadis arama' adyla bilinir. stekli arayc lar yer yer dolap, herkesten bilgi edindiler. III. yzyln sonlannda/X. yzyln balarnda, baz mecmualar ortaya kon mu bulunuyordu. Bunlardan alts o zamandan bu yana zel likle muteber kitaplar olarak kabul edilmekte ve shh essitte' (Alt Sahih Kitap) adyla tannmaktadr. Bunlardan en ba ta geleni, daha sonralar Mslmanlarca muteberlik bak mndan sadece Kuran'dan sonra geldii ileri srlen Muham med b. Ism'l el-Buhr (194-256/810-870)'nin Sahhidir. Da ha sonra el-Buhr'ninkine yakn olan Mslim b. el-Haccc (lm. 261/875)n Sahh'i gelir. Geriye kalan drd ise Eb D' d (lm. 275/888)un, et-Tirmiz (lm. 279/892)'nin, en-Nes' (lm. 303/916)'nin ve bn Mce (lm. 273/886)'nin eserleridir. Yine bu sralarda Mslmanlarn bildikleri ekliyle ha dis tenkidi, "Hads lmi" eklinde mkemmel bir duruma geti rildi. Bu tenkit zellikle isnda, baka bir deyile, raviler zin cirine yneltilmitir. Hadis ravilerinin zgemileri ve onla rn doruluk dereceleri hakknda sistemli ve karmak bir aratrmaya giriildi. Bu aratrma ve inceleme ilemi 'Cerh ve Ta'dl lmi adyla bilinir. Ravilerin ahlaki nitelii, hafza larnn gvenilir olup olmadnn deerlendirilmesi ynnde bir giriimde bulunuldu. Bylece raviler, sika ve mutkn (gve nilir), sadk (doru szl), z'if (zayii), kezzb (yalanc) ve mechl (belirsiz) vb. gibi eitli snflara ayrlmlardr. Buna karlk bilginler arasnda baz raviler hakknda gr ayr lklar (ihtilaflar) sz konusu olmutur. Rivayet zincirinin srekli olup olmad ve balantnn koptuu isnd halkas hakknda bir baka snflandrma daha benimsendi. nc bir yol ise her halkada ayn devirde yaayan ravilerin says ile ilgili idi. Bu aratrmalara dayanlarak hadisler, sahh', hasen, 'zayf , 'mrsel', 'muttasl' veya 'mevsl', munkat', merf' (kaynakta yani Hz. Peygamberle balantsnn dolayl olduu noktada kesintiye urayan) vb. gibi eitli snflara ayrlmtr. Eletiri yollar birbiriyle kesimektedir: Szgeli mi, bir hadis, isnat halkalarndan biri eksik olduu halde, sa hih olarak kabul edilebilir. Her isnat halkasnda ok sayda ravisi bulunan bir hadise mtevatir ad verilir ya da bu hadis

90

SLAM

sonu bakmndan o derecede kesindir ki, mantken pheye hemen hemen hi yer yoktur. Hadislerin ok byk bir blmnn eski slam bilginle rince uydurma olduuna hkmedilmi ve alt muteber mecmu ann dnda braklmtr. Buhr ve Mslim, eserlerine sa dece 'sahh' olduklarna hkmettikleri hadisleri almlardr. Bunlar o srada mtedavil olan hadislerden yzbinlercesi ara sndan sadece birka binini semilerdir. Hadis uydurduklar n itiraf eden baz kiilerin idam edildikleri bildirilmektedir. zellikle hadis tenkitileri arasnda en beceriklisi ve en ciddi si olan Buhari, hadisleri deerlendirirken olaanst bir titiz lik gstermitir. Fakat hatrlamak gerekir ki, bu tarihi eleti ri, sahh mecmualarn derleyicileri tarafndan kullanlan tek seim ilkesi deildi. Hadis disiplininin en olgun ama eriti ini bu devir ayn zamanda farkl, hatta ounlukla birbirine zt inan ve grlerin topyekun birbirini etkilemesinden Sn ni bir sistemin doduu ve suyzne kt bir devirdi. Hadisiler (Ehl el-Hads) bu byk oyunda faal olarak yer alyorlar d. Nitekim onlar bu snni sistemin ncleri, (ifadelendirilmesi E'ai (lm. yak. 300/913) gibi kiilerce baarlm olsa da) eserlerinde bu sistemi akla kavuturan kimselerdi. Ni tekim son kesimde de gsterdiimiz gibi, akl esas alan kelamclarla (Ehl el-Kelm) hadisiler arasnda daha bandan iti baren iddetli bir sava hkm srmekte idi. Bu savata kelamclar, aklclklar yannda, yaayan gelenee (fiili snne te) de dayandlar. III/IX. yzyln ortalarnda kelamclar da yanaklarn kaybetmi bulunuyorlard, nk o sralarda ya ayan gelenek (fiili snnet) artk hadis biimine sokulmutu. Onlar yine de mnferit (had) hadislere, ihtilafl olduklar iin ve akla dayanarak saldrmaa devam ettiler. Bu mcade lenin ne lde iddetli olduu bir rnekten anlalabilir. Bir hadise gre, Hz. Peygamberin kars Hz. Aienin, Hz. Peygam ber lmeden hemen nce, "zina eden kadnlarn recme tabi tu tulmasn emreden bir Kur'an ayetinin vahyedildiini syle dii" rivayet edilir. Hz. Peygamberin lmyle ortaya kan aknlk ve karklk srasnda, yine ayn rivayete gre, bu ayeti ihtiva eden bir kat paras babo bir kei tarafndan

HADSN DOUU VE GELMES

91

yutulmutur. Kelamclar, Kur'an'n bir parasnn -tamamlan m Kelamullah'n- bu biimde yok edildiinin ileri srlme sinden akna dnmlerdir. bn Kuteybe 55 buna u szlerle cevap vermektedir: "Kur'an'n bir blmnn, yaayan tatbi katta (amel) muhafaza edilmesi artyla, lafzen yok edilme sinde alacak hibir ey yoktur". Bylece isnat zincirinin tarihi bir eletiriye tabi tutul masndan tamamyla ayr ve bundan daha temelli bir tenkit tr olarak, hemen akla gelen bir baka seme ve ayklama il kesi daha sessiz bir ekilde faaliyette bulunuyordu. Bu ilke "snnete uygunluk" ilkesi idi. Fakat seme ve ayklama ilkesi ncelikle tarihi olmayp, itikadi idi. Onun tarihiligi, her eyden nce bu disiplinin sahip olduu eklin gereklerinin zorlad olduka dolayl bir tarihilik olmu olsa gerektir. Bu tarihilii hakl gsteren destek, yaayan (fiili) snnetin muh tevasnn daha nceleri Hz. Peygamberin snneti olarak, yani ruh bakmndan ondan karlm ve bylece snnet adna layk olarak grlmesi ile ayn trden bir muhakeme saye sinde salanmtr. Bu, bizim Hz. Peygamberin, 'mevcut olan btn gzel szlerin benim tarafmdan sylendiini kabul edebilirsiniz' dediini bildiren bir hadisin nemini tam ola rak idrak etmemizi salamaktadr. lk nesillerin srekli ve uzun tecrbelerinin Hz. Peygamberin tebli ettii eylerin ru hunu aksettirdiini ortaya koyan bir reti btn hakknda sylenmi, bundan daha doru bir sz olamaz. Aka Hz. Pey gamberden sonraki gelimelerin -irade 56 hrriyeti, ilahi sfatlar vb. ile ilgili olarak ortaya konan kelami tutumlannlafzen Hz. Peygamberin kendisine isnat edildii, hatta slamn byk frkalarndan biri olan ve itikatta Snnilikten ayrlan 'a'mn da tamamyla ayn bir hadis mecmuas bulunduu hu susunu bundan baka hi bir faraziyeye gre aklayamayz. Fakat ayrca, bir yandan Hz. Peygamberin kiilii ile Kur'an ve te yandan snnet-hadis olgusunun gelimesi ara snda, byk dnya dinleri iinde esiz bir nitelik gsteren genel bir tarihi sreklilik mnasebeti mevcuttur. Hz. Peygam
55. bn Kuteybe, age., ss. 397 vd. 56. Aslnda "nsan".

92

SLAM

ber srf bir din tesis etmekle kalmayp, gelien geni bir m metin de temellerini atm ve bu ii tarihin apak altn da baarmtr. Nitekim Hz. Peygamberle mmeti arasndaki bu genel sreklilik Hz. Peygamberin snnetinin gerek gven cesi olup, onu ilk Hristiyanlkta grlen benzeri durumdan ayrmaktadr. Karanlk noktalarn bulunmas bu temel gere i inkar etmeyip, sadece onu dorular. Onun sahip olduu ay dnln ou, tarihi yol zerinde bulunan vastalardan fiilen yaylabilir, fakat bu vastalar, ayn cinsten olduklar srece, kayna tahrif edip gizlemezler, ancak onu tasvir edip ortaya koyarlar. Muhakkak ki bu, zeki bir arkiyatnn da slama ait bu byk akm yatam Snnilik olarak grmesinin kkl nedenini tekil eder! nk bu gerek, sadece taraftarlarn sa ysna dayanlarak veya onlarn Snni olduklarn iddia et meleriyle aklanamaz. te bu ruh ve tarihi sreklilik eklin deki ikili ilikidir ki, hadisi, ihtiva ettii hususlardan ou bakmndan kesin tarihilik niteliinden yoksun olmasna ramen, Islamn ilk devirlerinde btn saldrlara kar daya nkl bir duruma koymutur. Hadis te ayn ekilde slam m metinin durumuna yllarca bir sreklilik ve istikrar kazan drmtr. Ancak bu istikrar, Ortaan sonraki devirlerinde yeni bir yaratclk ve orijinallikten yoksunluk pahasna mu hafaza edilmitir. Modem slam yaratcln hasretini ekmektedir. Yeni gelimeler lehinde ortaya kan kimi zmreler, ileri srdkle ri hususlar olduu gibi ele alnrsa, tm hadisi reddedip, Kur'an'a dayanmak arzusundadrlar. 57 Fakat bu zmreler ieri sinde gndemde olan meselelerin bilincine hemen hemen hi varlmamtr. Onlarn, Hadisin tarihi geerliini mi, yoksa itikadi geerliliini mi inkar etmek istedikleri ak deildir. Bu kark durum (ve esas itibariyle Hadisin ne ekilde geliti i hususunun deerlendirilmemesi) nceki devirlerde kelamclann dt duruma nemli lde benzemektedir. Ancak bir byk fark vardr. Kelamclar da hadisi (szl snneti)
57. Hint-Pakistan alt ktasnda byle bir zmre vardr. Bunlar kendilerine Kur'n Ehli adn verirler. ok sayda eser yazmlardr ve bu arada Lahor'da (daha nce Delhi'de) Tul'-l Islm adl Urduca bir dergi karmakta drlar. Bununla birlikte, bu trl dnce Ortadouda yaygn deildir.

HADSN DOUU VE GELMES

93

yaayan gelenek (fiili snnet) lehine reddetmek istemilerdir. Fakat artk tek snnet szl snnettir, zira yaayan (fiili) snnet, mevcut olduu srece, geerliliini artk hadisten al maktadr ve Hz. Peygamberle ve ayn zamanda temelde slam mmetine tebli edilip, onun tarafndan anlalan Kuranla irtibat salamamzn tek yolu hadisten gemektedir. nk hadis bir btn olarak bir tarafa atlsayd, Kur'an'n tarihi liine ait olan temel, bir vuruta ortadan kaldrlrd. Fakat mevcut olan huzursuzluk ta ayn lde gerektir ve hayati bir ihtiyac yanstmaktadr. Taptaze bir canllk ve yepyeni bir yoruma olan bu ihtiya ne bastrlabilir, ne de bastnlmaldr. Ancak hadisin snni koruyucular bugne kadar hep uzlamaz muhafazakar bir tutum gstermiler ve hem yeni durumu hem de hadisin fiili geliimini deerlendirmeden yoksun grn mlerdir. Onlar, hadis sisteminin gerisindeki gerek sebep olan bu tutumun, istikran muhafaza etmek yle dursun, onu bir gn ac bir ekilde ortadan kaldracan idrak etmemekte dirler. Fakat yenilikinin (modemistin) de, hadisin, ksmen Hz.Peygambein szl ve saf retisini temsil etmese bile, mut lak surette Hz. Peygamberle yakn bir ilikisi bulunduunu ve zellikle bu retinin slam mmeti tarafndan ne ekilde an laldnn ilk geliimini ortaya koyduunu idrak etmesi ge rekir. Hi kukusuz o, Kur'an' ve Hz. Peygamberin snnetini, zmlenebildii lde, yeniden yorumlayabilir -ve burada o, sadece ilk nesillerin tatbikatn izleme durumundadr- ancak hadisin ve onun garanti ettii messeselerin z niteliini, u rasa bile, gzden rak tutamaz: Hi bir yorum bolukta yap lamaz, nk Kur'an bolua gelmemitir. Hadis hakknda kukularmda kat olan kimselerin bile, uygun dtke onun la grlerini desteklemekten kendilerini alamamalan ek linde ortaya kan mehur garabet (paradoks), ite buradan gelmektedir. Hz. Peygambere ait tarihi unsurlarn ayklanmas, ye terli ilk kaynaklarn elimizde bulunmamas dolaysyla, bel ki tam baanya ulamaktan uzaktr. Fakat bizzat Mslman larn, hadisin gelimesi ile ilgili samimi ve arbal bir ara trmaya girimeleri en nde gelen arzudur. Bu yolda ne elde e

94

SLAM

dilirse kazantr. nk bu, bir yandan slam mmeti ile Hz. Peygamber, bir yandan da slam mmetinin itikadi ve ameli evrimiyle hadisin gelimesi arasndaki yakn ilikiyi ortaya koyacaktr. te yandan o, bu arasndaki mnasebeti ay dnlatp, gelecekteki uygun bir gelimeye gtrecek olan yolu temizleyecektir.

Drdnc Blm

SLAM HUKUKUNUN YAPISI


Balang - lk Gelimeler: Kur'an ve Snnet; Kyas; cma afi ve Sonras Hukuk ve Devlet - Fkh Ekollerinin Teekkl - Sonu

Balang

Ortaa slam hukuk nazariyesine gre, slam hukuku nun yaps 'hukukun kkleri' ad verilen drt temel zerine kurulmutur. Bunlar; Kurn, Hz. Peygamberin snneti, cm ve Kystr. Bu drt asl arasndaki karlkl iliki olduka karktr ve onu tam olarak akla kavuturmak hi te ko lay deildir. Belki de kaba bir benzerlik kurmak suretiyle Aristo'nun nl tahlil dzeni burada yardmc olacaktr. Bu benzetmeye gre, Kur'an ve Snnet maddi asllar (ya da kay naklar); kyas ilemi etkin sebep ve cm da sr asl (ya da i levsel kuvvet) dr. Aristo'nun ortaya koyduu dzenin grn tsn tamamlamak gerekirse, yapnn amac insanm, Al lah'n hkmranl altnda ve O'nun iradesine uygun olarak yaamasn salamaktr. Bu blmde biz, bu ana ilkelerin hu kuki bir yap eklinde gelimesinin tarihini ana hatlaryla

96

SLAM

verip, bizzat bu yapnn tarihini ve muhtevasn ksaca ele alacaz. Bir btn olarak hukuk disiplininin Islamdaki yeri ve bu yerin tarihine gelince, bu husus, Islamn en nemli kavrami, "er'at" sz konusu eden VI. Blmde ele alnacaktr.

lk Gelimeler: Kur'an ve Snnet

slam hukuk anlaynn ta temelinde, "hukukun zde ve esasta dini olduu" fikri yatmaktadr. Bu nedenledir ki, slam tarihinin daha balangcndan itibaren hukukun eri'at (in san davrannn Allah tarafndan emredilmi rnei) kavra mndan kt veya bu kavramn bir paras olduu kabul edilmitir. O halde onun temelinin ilahi Vahiy'de bulunmas gerekir. Allah'm insanlara en mkemmel ve en son vahyi olan Kur'an'm, insan hayatnn en bata gelen, hatta tek yneticisi ve hukukun kayna haline getirilmesi zorunludur. Bu durumda Kur'an'da bulunan ifadelerin tamam, belli bir hayat tarzn yerletirecek^ kadar evrensel ve somuttur: O, sadece ezeli olan ruhani ve ahlaki ilkeleri ortaya koymakla kalmam, ayn zamanda Mekkelilere, Yahudilere ve Mna fklara kar btn mcadeleleri boyunca ve dou halindeki bir toplumun ve devletin kurulmas grevinde Hz. Muhammed ve ilk slam cemaatine yol gstermitir. Bu mcadeleler ve yapc bildiriler zel mahiyette idi. Fakat yine de Kur'an'm ke sinlikle yasamay ilgilendiren blm nispet itibariyle ol duka azdr. Miras hukuku zerindeki ayrntl beyanlar ve hukuken belirlenmemi olan hrszlk ve zina gibi sulara ceza koymak yannda, onda gerek tabiriyle yasamay ilgilen diren pek az ey bulunmaktadr. Mslmanlarn gayr- mslimlere kar ve onlarla olan ilikileri hakkndaki zel emir lere gelince, bunlar durumlara gre deiiklik gstermekte ve kesin ifadesiyle 'hukuk' tabiri kullanlamayacak kadar zel idiler. Kur'an'm, farkl olmakla beraber benzeri durumlara verdii bu "farkl, fakat ayn zamanda benzeri" cevaplarn, karlatrmal bir aratrma iin biraraya getirilmesi zorun

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

97

lu idi. Fakat ayrca, zaman bakmndan hangi zel emrin nce, hangisinin sonra olduunun ortaya konmas gerekiyor du. Kur'an'n herhangi bir yeni duruma uygulanmasn sa lamak iin izlenecek bu karlatrmal ve yorum getirici uslde benimsenmesi gereken tek tabii yol, onun Hz. Peygam berin zamannda ne ekilde ilediini grmekti; nk Hz. Peygamber, onu,n en yetkili fiili timsali durumunda idi ve onun davrannda, benzeri bulunmayan bir dini normatiflik mevcuttu. Szn ettiimiz bu ey, Hz. Peygamberin Snneti idi. Biraz sonra greceimiz gibi, Hz. Peygamberin hata yap mayaca inanc (ismeti) olduka ge bir tarihte formle edil mi olmakla beraber, slam tarihinin balang noktasna ka dar uzanan bir ilemin kendi mantnn sadece resmi bir rn idi. Son blmde grdmz gibi, Hz. Peygamberin sahabileriyle istiare etmesine, verdii kararlara arasra baz evrelerde itiraz edilmesine ve bizzat Kur'an'n bazan onu eletiriye tabi tutmasna ramen, 58 onun dini otoritesi bala yc idi. Hayatta iken bu otorite her zaman iin yeterli idi; gele cek ise, "hal" oluncaya kadar ak olarak kalm ve otoritesini ona yneltmesi sayesinde Hz. Peygamber tarafndan kesin bir muhteva ile doldurulmutur. Fakat lmnden sonra, bu yaa yan otorite artk yoktu ve onun resmen yanlmazlk inancna dntrlmesi gerekiyordu. Bu demektir ki, hayatta iken Hz. Peygamberin muteber olan btn karar ve beyanlar lmn den sonra yanlmaz karar ve beyanlar haline gelmitir. Bu, Hz. Peygamberin yanlmazl konusunda zel hukuki bir da yanak tekil etmitir. Ayrca btn peygamberleri kapsam na alan farkl ve daha genel bir yanlmazlk inanc iin kelami bir dayanak ta bulunmaktadr. Bu yanlmazlk inanc, ila hi vahyi alan bir kimsenin zellikle ahlaki meselelerde ciddi bir hata ilemesinin beklenmeyecei telakkisine dayanmak tadr. Bu nedenle kelami inan, zellikle hukuki olan nazariyenin yapt gibi, kk yarg hatalarm deil, sadece byk ve ciddi hatalar kapsamna alr.
58. Szgelimi, Kuran, Tevbe, IX, 44; Abese, LXXX, 1 .

98

l a m

slamn ilk devirlerinde (yaklak olarak 150/767 ylma kadar) Hz.Peygamberin mutlak otoritesi hakknda pragmatik bir dnce kesinlikle kabul edildii halde, onun yanlmazl hakkndaki resmi inancn pek az izleri bulunmaktadr. lk halife Ebu Bekr'in, halife seildikten sonraki ilk sylevinde (hutbesinde) Allah'tan ve Reslnn (ortaya koyduu rnek ten) uyulmaa layk ve kendisi zerine vacip olduundan sz etmi olmas, bu hususu ak bir ekilde ortaya koymakta dr. 59 Baz modem bilginler, Hz. Peygamberin Mekke'ye son hacc srasnda okuduu veda hutbesinde Kur'an'n yanmda kendi Snnetini de gelecek iin bir rehber olarak zikretmesi hususunda, daha eski bir metinde 'benim snnetim' tabiri ge medii iin, baz kukular bulunduunu belirtmilerdir. Fa kat bu gr dayanaktan yoksundur ve lmnden sonra da Hz. Peygamberin otoritesinin, hayatta olduu zamanki gibi de vam ettii hususunu reddetmemektedir. Nitekim Hz. Peygam berin lmnden sonra ve zellikle hemen bunu izleyen bir za manda, onun himayesi dnda hi kimsenin otorite iddiasn da bulunamayaca eklinde ek bir sebep daha bulunmak tayd. Fakat son blmde de grdmz gibi, snnet daha son ralar maddi adan ilk drt halifenin (baz modem yazarla rn bazan kulland bir deyile, sayg gren halifelerin) orta ya koyduklar rnekleri ve sahabilerin veya onlardan byk bir blmnn icmam da iine alacak lde geniledi. Bun lar, srasyla hulefa-i ridn'in ve sahabilerin snneti olarak bilinir. Fakat, yine grdmz zere, bu rneklere tali an lamda, yani sahabiler Hz. Peygamberin snnetinin hayatta olan temsilcileri olarak grldkleri iin, 'Snnet' ad verildi. Bu terim daha sonraki nesillerle ilgili olarak sadece hadisten snnetler karma anlamnda uyguland ve daha ziyade icma'm himayesine sokuldu. Nitekim sahabilerin zerinde it tifak ettikleri tatbikat ta sahabilerin icma' adyla bilinir. Sa habilerin neli, kendileriyle birlikte (kendileri de dahil) sn net teriminin sona erip, ayn zamanda (kendileri de dahil) icma'm balamas bakmndan esiz bir yer igal eder. Ancak
59. bn Him, Sre, IV, s. 341.

s l a m

h u k u k u 'n u n y a p is i

99

bu durumda yeni hibir nesil yeni Snnet retme gcnde d nlmedii halde, sahabilerle daha sonraki nesil, yani ta biiler nesli arasndaki balant tek tek dnrlerin dorudan doruya bir sonulamaya ve uygulamaya bavurmalar saye sinde mevcut malzemenin byk bir ksmn ortaya koydu. Bu ileme hem snnet, hem de icm terimi uyguland. Fakat icm terimi giderek stnlk kazand, nk hadisin btnyle gelitii grlnceye kadar bu neslin faaliyeti bu malzemenin byk bir ksmn icman himayesi altnda Hz. Peygamberin snneti ekline dntrd. Bu ilk dnemde hukukun bir kayna olarak Kur'ann snnete nazaran ncelik tayp tamad sorusu henz ak a ele alnmyordu. O srada Kuran Allah'n kelam sayld ve Hz. Peygamberin snnetinin yanlmazl inancnn henz biimlenmemi olduu doru olmakla birlikte, yukarda ia ret edilen bir ka istisna dnda Kur'ann hukukla sadece do layl bir mnasebeti olduu iin, daha balangcndan itibaren snnet, hukukun bir kayna olarak Kur'an'la yanyana kon mutu. Aynca Kur'an'da az saydaki "yasama ile ilgili ayetler" de Arap toplumunun rf ve tatbikata ilikin kurallar ile balants inde domutu. Ancak I. yzyln sonlar/ VIII. yzyln balarnda eitli kaynaklardan snnet sahasna o kadar ok malzeme sokuldu ki, snnete 'zerinde ittifak edi len' sfat eklendi.

Kys

Kyas deyimi, slam hukukularna gre, benzetmeye dayanan, yani daha nceki bir rnekte ifadesini bulan belli bir ilkeden yeni bir durumun bu ilkenin kapsamna girdii veya illet' ad verilen ortak bir zati hususiyete dayanarak bu rnee benzedii sonucuna varan istidlal (aklyrtme) an lamna gelir. Daha sonralar ayn kelime slam felsefesinde, mantktaki 'kyas veya 'istidlal' (sonulama) anlamnda kul lanld. Bu iki kullan arasndaki ortak unsur, dncenin aka bilinenden ak biimde bilinmeyene doru hareket et

100

SLAM

mesidir. uurlu bir ekilde ifade edilen bu deyim, byk bir ih timalle yabanc bir etkinin izlerini tamaktadr. Fakat dok trinin kendisi, pheye yer vermeyecek lde tutarl bir dahi li gelimeye iaret etmektedir. Bu, uurlu biimde ortaya konan kyas metodunun ilk ncs 'ahs hkm' ya da 're'y' adn alr. Bu deyimin kuvvet li bir znel (sbjektif) havas vardr. Nitekim, imdiki zaman birinci ahs tekil kalbyla 'dnyorum', 'fikrimi ortaya koyuyorum' anlamna gelir. Bu deyim ylesine youn bir e kilde gelitirildi ki, birok bilgin zmrelerine 'kendi dnce lerini ortaya koyanlar' (ehl er-re'y) lakab verildi. Bu tarz bir dnce faaliyeti, bakalarna nazaran olduka serbestti ve birbiriyle ihtilaf halinde olan zengin bir dini ve hukuki gr ortaya koymakta idi. Fakat basit ve hemen-hemen bilinsiz bir kyas metodu da, kukusuz, her zaman mevcut bulunuyor du; yeni veya nazik ve karmak bir meseleyle karlalnca, Kur'an ve snnetin ak ve kesin bir karar vermedii hususlar da, Kur'an'n bir ayeti veya snnette yer alan genel bir ilke veya zel bir durum ele alnp, ona dayanlarak mevcut mesele hakknda bir karara varlyordu. Fakat hem modelin sei minde, hem de benzerlik noktasnn bulunmasnda hemen he men babo bir serbestlik iinde davranlyor ve varlan so nular bir yanda muteber (sahih) kyas, te yanda ise hemen hemen tam bir keyfilik arasnda deiiklikler gsteriyordu. Yirmi-otuz yl kadar sonra, bu tamamyla 'ahsi dnce'nin dzensiz rnleri, kendisine kar kuvvetli ve ac bir tepkiyi dourdu ve II/VIII. yzyln ilk yansnda hem Medine, hem de Irakta daha sistemli bir dnce ortaya kt. Medi ne'de Mlik (lm. 179/795), re'y szcn kullanmaa devam etti, fakat izlenen yol daha sistemli bir haldeydi ve bu konuda o sralarda icma' kavramnn hakim olduu mtecanis bir doktrinin Medine'de ortaya km olmasnn phesiz yardmlan oldu ve ona daha da fazla g kazandrd. Buna kar lk Irak'ta slam hukukunda mantki dncenin timsali olan Eb Hanfe ve onun ilk taraftarlar 'bu ... snfna girer', 'bu.....'a benzemektedir1gibi tabirler ortaya koydular. Ayn za

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

101

manda itihat ya da 'sistemli yeni dnce' kavram II/VIII. yzyln ilk yarsnda dar bir alanda kendisini gsterdikten sonra II/VHI. ve III/IX. yzyln sonlarnda metod olarak kyas eritmek suretiyle yeni dncenin kuvvetli bir ilkesi halinde olgunlat. 60 Re'y ve dier resmi olmayan tabirler gibi, kyasn da, daha balangcndan itibaren II/VIII. yzyln ikinci yansn da yerlemi olduu grlyor. Daha sonra III/IX. yzylda Za hiri lakab verilen D'd (lm. 269/882)'un nderlii altndaki kk bir fkh ekol bu ilkeyi reddetmitir. Fakat ayrlk daha ok biimdedir, nk bu ekol kyasn yerine 'ak yor um' (mefhm) ilkesini koymutur. Hernekadar fi' (lm. 204/819) -hukukun temelleri zerinde eser yazm olan ilk hukuku- genellikle kyas bir ilke olarak tesis etmi olmakla tannrsa da, onun bu ilkeden sz etme ekli, bu ilkenin daha nceden kabul edilmi bulunduunu aka gstermektedir. Nitekim, daha nce de iaret ettiimiz ve biraz sonra cma konusunu ilerken ele alacamz zere, ahsi re'yin kyas eklinde gelimesi mantken icm'da son bulan bir 'birlik ve gllk salama' srecinde bir halka tekil etmitir. imdi icma konusuna dnmemiz gerekiyor.

cm'

lk drt halife devrinden sonra, ayrntlar zerindeki fikri ve itikadi dncede ok sayda ayrlklar grlmee ba lad. Emevi halifelerinin dnyaya ynelik idaresi, yasama g revini tannm din nderlerine ve farkl blgelerin hukuku larna brakt. Bu blgelerden zellikle en nde geleni, ilk de virlerdeki slam zhdnn mirasndan aslan payn alan Me dine idi. Hukukular ise her eyden nce Kur'an ve Snnete (hem yaayan (fiili) hem de szl gelenee (snnete)) ait malze meler zerinde ahsi rey metodunu kullanarak kafalarn yor dular. Fakat yukarda sz konusu edildii gibi, birbiriyle
60. Sistematik itihadn gelimesiyle birlikte re'yin kullanlmas Hadis ehli tarafndan iddetle yerildi. Her byk ve sistemli Hadis mecmuas Hz. Pey gamberin kiisel gr (re'yi) yeren hadislerini ihtiva etmektedir.

102

SLAM

balantsz bir dnce mecmuas ortaya koyan bu serbest ve kiisel yaama faaliyetine paralel olarak dengeyi salayc ve tamamlayc bir koordinasyon ve birlik salama hareketi sr mekte idi. Kiisel grn sistemli bir kyas eklinde gelime si bu ynde atlan bir admd. Fakat kyas ve itihat (bkz. aa ya) doktrinleri resmen benimsenmeden nce bile geni l de bir icma elde edilmi ve bu husus bylece II/VIII. yzyl hu kukular ve hadisilerinin kyas doktrinini slamm ilk nes line gtrmelerini salamt. fl''nin bir grup Medine'li hu kuku ile yapt tartmada bu konu aka ortaya konmak tadr: fi': "Szgelimi senin, -hepsi de Tabiilerden olan- bn el-Mseyyib'i Medine'nin, At'y Mekke'nin, Hasan' Basra' nn, a'b'yi Kfe'nin gvenilir bilgini kabul ederek, bunlarn, zerinde ittifak ettiklerini cm olarak grdn syleyebi lir miyiz?" Hasm: "Evet". fi':"Fakat sen onlarn, bilgi sahibi olduun hibir top lantda biraraya gelmediklerini belirtiyorsun. O halde sen on larn ittifak ettiklerini, onlar hakkndaki haberlerden karyorsun. Nitekim bu insanlarn Kur'an'da ya da Snnet'te ele alnmayan meseleler hakknda beyanlarda bulunduunu grdn iin, bu hususlarda kyasa bavurduklarn kar yor ve kyasn bilginlerin zerinde ittifak ettikleri yerlemi ve gerek bilgi mecmuas olduunu iddia ediyorsun". Hasm: "Benim sylemek istediim de budur". 6 1 Ayrca, bu erken tarihte, kyasla icma arasndaki kar lkl etkileim statik bir ilke olarak deil, tabii ve dinamik bir zmseme, yorum ve benimseme sreci olarak grlmtr. Bu husus, fide yer alan, biraz uzun olmakla birlikte, bu ko nuda en kapsaml olan ve icmam gerek mahiyetini ve her eyi iine alan zelliini akla kavuturan bir baka me tinde ortaya konmaktadr:
61. Kitb el-Umm, VII, s. 258, ato: 2 vd.

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

103

Hasm: "Bilgi birka biimde elde edilir. nce, mmetin tamamnn, nceki nesillerin meydana getirdii toplumun ta mamndan rivayet ettii bir ey, zerine Allah ve resul adna yemin edebileceim bir kesinlikle bilgiyi meydana getirir: Farz olan dini devler buna rnek tekil eder... kinci olarak, Kuran'm farkl yorumlara msait olan blmnn ilk bak taki genel anlamyla kabul edilmesi gerekir: Ona, mmetin icma olmadka, -te'vile msait olsa da- batn ya da mecazi bir anlam verilemez... nc olarak, Mslmanlarn zerin de birletikleri ve onun zerinde nceki bir icmam bulunduu nu rivayet ettikleri bilgi. Bu bilgi, Kur'an'dan ya da snnetten gelmese de, benim iin, zerinde birleilen snnetle ayn duru ma sahiptir. Bunun sebebi, Mslmanlarn ayn fikirde bir lemelerinin, srf 'kiisel dnce' (re'y)lerle deil, (ancak k yas sayesinde) salanabilmesidir, zira 'kiisel dnce (re'y)' ihtilafa yol aar... Drdnc olarak, mtehassslarn sahip olduu bilgi bulunmaktadr. 62 Bu bilgi hatadan uzak bir tarz da rivayet edilmedike, kesin bir delil tekil etmez. Son ola rak, kyas... Ele alm olduum ekillerdeki bilgi iin hibir ihtilaf sz konusu olamaz: Herey, genel olarak mmet onu il kelerinden ayrmakta ittifak etmedike, kendi ilkelerinde kklemi olarak kalr. cma herey iin kesin delildir, nk hatadan uzaktr". fi': "Sz konusu ettiin birinci bilgi tr, yani genel olarak mmetin, daha nceki nesillerden rivayeti konusunda haklsn. Fakat genellikle mmetin zerinde ittifak ettiini ve nceki nesillerin benzeri bir icma bulunduunu rivayet ettii ikinci tr bilgi konusunda bilgin var m; bu bilgiyi akla yabilir misin? Bu genel olarak mmet dediin ey nedir... Hem bilginleri hem de bilgin olmayanlar iine almakta mdr? Hasm: "Bu, sadece bilginlerin icma'dr... nk bu ko nuda bilgisi olanlar ve onun zerinde ittifak edenler sadece bunlardr. O halde onlar ittifak edince, bu, bilgi sahibi olma yanlar (yani bilgin olmayanlar) iin muteber bir hale gelir; fa kat ittifak etmezlerse, onlarn grlerinin herhangi bir kim se iin geerlilii olamaz ve bu gibi meselelerin icma'a dayan62. 'Mtehassslarn llmi'nden bireysel dncenin sonucu olup, ayn.zaman da ayn rivayet kanallaryla nakledilen ve zerinde genel olarak mmetin ittifak etmedii bilgi anlalr.

104

SLAM

larak yeni bir kyasa tabi tutulmas gerekir... Onlarn icma'nn kendileri tarafndan nakledilen szl bir gelenee (snne te) mi dayand, yoksa herhangi bir gelenekten (snnetten) yoksun mu olduu hususu nemli deildir...; onlar ihtilaf ha lindeyken bile, bazlarnn kabul ettiine uygun den szl bir gelenein (snnetin) mevcut olup olmad hususu da nem li deildir. nk zerinde ittifak olmayan bir hadisi kabul etBurada gznne alnmas gereken ilk nokta, bu her iki metnin de sadece kyas veya sistematik istidlali ilk fkh ekollerinin gznde kendisine bir hazrlk olarak icma'a ba lamakla kalmayp, bir yandan snneti, te yandan da icma' hem ilk ekollerin hem de onlarn hasm olan e-fi''nin gznde birbirinden ayrmasdr. Bu nedenle snnet bizatihi icma ile ayn saylamaz. Snnet Hz. Peygamberin retisiyle snrlanm ve snnetin rivayeti iin kaynak tekil ettikleri srece, sahabilere kadar geniletilmitir. cma ise sahabilerle balayp, daha sonraki nesillere kadar uzanmaktadr. Fakat ayrca, ok daha nemli olarak, icma ilkesine ilk fkh ekollerinin temsilcilerince stn ve mutlak bir yetki verilip, bu ilke herey iin kesin delil haline sokulmutur. Bu, muhakkak ki, hibir ihtilafa mesaade edilmedii anlamna gelmez; nitekim nispeten kk baz ayrlklarn yerleecei nin hissedildii hususlarda btn bunlar icma iine sokul mulardr. Fakat icma sadece bugn ve gelecekte doru olan bulmak in deil, ayn zamanda gemii de tesis etmek zere mutlak surette otorite olarak grlmtr: Hz. Peygamberin snnetinin, ve hatta Kur'an'm doru bir yorumunun ne oldu unu belirleyen icma olmutur. Bu nedenle son tahlilde hem Kur'an hem de snnet, icma vastasyla geerlik kazanmtr. Bir yandan gemile, te yandan bugn iin doru olann kefiyle ilgili bu iki farkl ilem arasndaki ortak unsur, icmam esasn aklar. Bu ortak unsur, otorite ve hataya kar 'gven iinde olma' fikridir. Bu balamda otorite ile yanlmazm

63. Kitbel-Umm, VII, s. 255, satr: 17; s. 256, satr: 1 .

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

105

ln birbirinden ayrdedilmesi gerekir. Bu konuda yaz yazan ou modem bilginler (hepsinden de daha ok Snouck Hurgronje) 64 icma ile Katolik kilisesinin muteber (ex cathedra) beyanlar arasnda srekli bir takm benzerlikler ortaya koy maa almtr. lk slam bilginlerince yanlmaz olarak grlen ey (ki bu yanlmazlk aka ifade edilmekten ziyade teslim edilmitir), icma'm yanlmaz olmayp muteber olarak grlen muhtevasndan ziyade metod ve ilke olarak icma'dr. Mslmanlarn icma doktrininin kuvvetle tatbikata ynelik bir durumu vardr; onun muhtevasnn mutlak bir doruluk deeri bulunduundan deil, sadece ameli drstlk deerin den sz edilebilir. Fakat drstlk deerleri deimektedir. Kukusuz bu, icma ileriye dnk bir ilem olarak gren ilk ekollerin tatbikat ve nazariyesi ile uzlaan tek grtr ve bu noktada sistematik kyas sayesinde srdrlen itihat faali yetinin snnet ve icma arasna girmesine ok ey borludur. Bu ekollerin, e-fi''nin icma aleyhinde srdrd saldr lara kar, bu icma'm muhtevasn ilk nesillere kadar gtre rek, onlarn icma' bir gelenek (snnet) olarak dndkleri izlenimini verdikleri dorudur. Fakat bu, ksmen kendilerini saldrlara kar savunmak amacyla ortaya atlm bir are den ibaretti. Mahiyeti dolaysyla icma, Mslmanlarn karmak, inan ve amellerini ifade edip biimlendirmek hususunda en gl ve ayn zamanda teekkl bakmndan son derecede kaypak bir etkendir. cma uzvi bir faaliyettir. Bir organizma gibi hem ilevini yerine getirir, hem de geliir: Her an stn bir ilevsel geerlilii ve gc vardr ve bu anlamda kesindir, fa kat ayn zamanda yaratma, zmseme, tadil etme ve reddetme faaliyetinde bulunur. te bu nedenledir ki, icma'm teekkl herhangi bir messesenin mal olamaz. I/VII. ve II/VIII. yz yllarda ve daha sonralar hzla byyen bilginler ve fakihler zmresi, zellikle ittifak ettikleri, ya da ayn grte birle tikleri (buna bilginlerin icma' denir) zaman son derecede etki
64. Selected Writigns (Seme Yazlar), ner.: G.H. Bousauet ve J.Schacht, Leyden 1957, ss. 228, 275 vb.; slam, tcm hakkndaki blm; yine bkz., D. Santillana, H.A.R. Glbbin Muhammedanism'dcki alnts, ss. 96-97, 98.

106

SLAM

li olan kendi dncelerinin sonularm tartp ortaya koya biliyorlard, fakat icma'm teekkl snfta baarlamazd. cma aydn kamuoyuna daha yaknd ve byle bir kamuoyu nun yaratlmasnda ekollerin teekkl en gl etkendi. Fa kat bu kamuoyu, greceimiz zere, giderek birok hukuk ve kelam ekollerinin varlna bile kar km; dierlerinin geerliliini ise ya gzden drm, ya tadil etmi, ya da ge niletmitir.

fi' ve Sonras

u ana kadar tasvir edilen slam hukukunun temelleri nin geliiminde Kur'an kendi kimliini korumu, fakat dier ilke ya da asl -snnet, kyas ve icm- birbirleriyle son der ecede yakn bir mnasebet iinde olmulardr. zellikle sn net ve icma, farkl olmakla beraber, birbiri yerine gemitir. Arada kopmaz halka durumundaki kpr kyastr. Sadece Hz. Peygamberin snnetini hukuka aktarmakla kalmayp, ayn zamanda yeni sosyal ve idari messeseler! ve tatbikatlar sn netle birlikte 'yaayan gelenek' ierisine sokan bu kyas ilkesi, faaliyetinden tr, kendisini snnet ierisine yerletirmi bulunuyordu. te yandan kyas faaliyetinin sonular, at ma, uzlama ve dzenleme sayesinde, giderek kesin otoriteye sahip olan icm ekline brnmtr. Bununla birlikte II/VIII. yzyln ortalarnda, Hz. Pey gamberden geldii iddiasnda bulunulan geni bir hadis klli yat sahnede grnm bulunuyordu. II/VIII. yzyln son ya nsnda hukukun temellerini ortaya koyan ilk hukuku olmak erefini tayan e-fi', o srada mevcut olan metodolojiye (usl) kar km ve hukukta hadis malzemelerinin topyekun kabul iin gl bir anda bulunmutur. Belki kendisi nin de tam bu ekilde dnmemi olmasna ramen, giritii program, hukuk ekollerinin icma doktrinine kar kmak ve onu temel dini ykmllkler ve amellerle snrlandrmakt. Bylece o, 'yaayan (fiili) snneti' ortadan kaldrm olacak; icm ise olduka zararsz bir hale sokulduu, yanfhadisin sz

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

107

l snnetinde de yer alan temel ve yaygn dini devlere indir genmi olduu iin, ortaya kan tm boluu hadisle doldura cakt. Baka bir deyile, yaayan gelenek ya da icma deil, tek bana hadis, snneti temsil edecekti. Bunun son derecede nemli bir sonucu, kyas ya da istidlal unsurunu, bir yandan Kur'an'la snnet, te yandan icma arasnda orta bir yerdeki mevkiinden karmak olacakt. Ahad hadislerin (yani sadece bir ya da iki kanaldan, nce, szl olarak, daha sonralar ise II/VIII. ve III/IX. yzyl larda yazl olarak rivayet edilen hadislerin) byk bir bl mnn icm'a kar olmas fiTnin tartmalarndan renilen belli bal bir derstir. Bu hadislere kar hukuk ekolleri kendi icmalarn stn tutmulardr. fi onlara kar u delili ileri srmektedir: Gerekte dini devler dnda hibir icm mevcut olmamtr; ekollerin ilk otoritelere ve bilginlere isnat ettikleri icm gerek bir icm olmayp, en iyi haliyle bir muvafakattir ve teferruata ilikin baz hususlarda atma hala srmektedir. Fakat onun esas iddias, herhangi bir meselede icma bulunsayd, onun ancak ekollerin hadisin temeli olarak kabul etmedikleri bir olgu olan belli rivayet ka nallaryla nakledilebilecei hususunu ortaya koymaktr. fi bu delile bkmadan yeniden dnmekte ve bu delille eski ekollere kar stnlk kazanmaa almaktadr. Fakat icma bir messese olarak grmese bile, derli toplu ve kesin bir olay olarak anlamaktayd. Buna karlk ekoller, icma 'fikirlerin kaypak fakat gl bir tedrici akla ve istikrara kavuturulmas ilemi' anlamna almakta idiler. Bununla birlikte kendilerini savunma hrsyla onlar, icrria' ou me selelerde ilk nesillere kadar geri gtrmlerdir. Geni lde afii'nin abalarndan tr szl gelenek (Snnet) ya da hadis, Hz. Peygamberin snnetinin bir vastas olarak 'yaayan gelenein' bir anda yerini ald. III. Blmde de iaret ettiimiz gibi, bu trl bir zm kanlmazd, nk 'yaayan gelenek' belirsiz bir sre devam edip gidemezdi ve bir tarzda standart bir hale getirilmesi gerekiyordu. fi'nin nerisine gre, hukukun drt temel ilkesine u srayla vanlabi-

108

tSLAM

lecektir: nce Kur'an, sonra hadiste nakledilen Hz. Peygambe rin snneti, sonra mmetin icma' ve nihayet kyas sayesinde srdrlecek olan itihat (yeni bir dnceye ulama abas). tihat ve kyasn, eski ekollerde grld gibi, icma'm hiz metinde ve onun hazrlaycs olmak yerine, onun dna ka rld olduka aktr. Nitekim fi', icm deil, ihtilafn, i tihadn zaruri neticesi olduunu ve hasmlanmn itihat vas tasyla icma'a ulaacaklar iddialarnn bo bir takm iddia lar olduunu srarla belirtir. Fakat, te ynden, itihat ve ihti laf iin, hadisin topyekun gelimesinin bir sonucu olarak, faz la bir yer kalmayacakt. Bununla birlikte, nihayet icm ancak kendi artlaryla ve hibir taviz vermeden hadisi kabul etti. Bu sonu ta, fi''nin aksine abalarna ramen, kanlmazd. nk gerek snneti temsil eden bir hadisi sahtesinden ayrdetmek iin icma'dan baka hangi otorite bulunabilirdi? Yahut ta hadisin neyi belirttiine sonunda kim karar verebilirdi? (nceki b- lmde bir hadisin sahih olup olmadn tespit iin isnat zin cirinin tenkidinin gerek olmaktan ziyade biimsel bir tenkit olduuna iaret etmitik). Bylece hadisi tespit etmek iin bile icma ihtiya duyuldu. nc/dokuzuncu yzyln ortalarn da hadis fiilen baar kazannca, bn Kuteybe gibi hadisi id detle mdafaa eden bir kimse bile, ona nazaran icm'a ncelik vermektedir: "Bize gre, icrt hadisten daha emin bir doruluk (hakikat) vastasdr, zira hadis unutulabilir, ihmal edilebilir, kukuyla karlanabilir, te'vile tabi tutulabilir ve neshedilebilir... Fakat icm btn bu ihtimallerden azadedir". 65 Fakat daha sonraki gelimede, itihat ya da kyas farkl bir durum arzetmitir. Hadis malzemeleri, bir kez daha kyas vastasyla yeni hukuki kaidelere sahip olacak biimde yeni den yorumland halde, bu faaliyet geni lde skolastik bir faaliyet olarak kald. cmaa ileten ilevinden soyutland iin, III/DC. yzyln sonuyla IV/X. yzyln banda hem akide hem de hukuk belli bir biim alp, o sralarda ulalan icma'n kesin olduu beyan edilerek itihat kaps kapanncaya kadar,
65. ibn Kuteybe, age., s. 331.

SLAM HUKUKUNUN YAPISI

109

hadis tedricen canllm kaybetti. Baka bir deyile, hadis icm ile tesis edilince, kendi mant sayesinde, icm' safd brakt. slam hukuku ile akide o zamandan bu yana pek az bir gelime gstermitir. Tm fikir tarihinin en yaratc ve en parlak devirlerinden biri ani bir ekilde kapanm oldu. Bu, neden byle oldu? slamn dini ve kltrel tarihinin bu nem li sorununu zmek iin birok cevaplar ileri srlebilir. Biz, bu konudaki asl cevabmz VI. Blmde vermee alacaz. Burada slamda gelitirilmi dini bir ana kavram olarak en' at kavramnn tarihi bir tahlilini vereceiz. Soruna verilecek ksm cevap udur: slam, nceki yzyl boyunca fikir ve inanlar arasnda byk atmalarn vuku bulduu bir devir den gemi ve nihayet ancak III. yzyln sonralarma/X. yz yln balarna doru Snniliin ortaya kmasyla istikrara kavumutu. Bu noktaya ulalp g ve frtnal bir teekkl devri sona erince, elde edilen sonular sreklilik kazand. Fa kat biraz nce dikkati ektiimiz zere, gelime mekanizma s, bu verimli noktaya ulalmadan hemen nce, altst oldu. cma tarafndan tasvip gren hadis klliyat, itihad icm ile ilgisini kesmi yardmc bir mevkie indirdi: buna karlk as lnda 'yaayan gelenein' bir fonksiyonu durumunda olan ic ma da, yeni dnce ya da itihatla ilgisini kesmi olduun dan, her ikisinin gelimesi iir} lzumlu organik ilevini sr dremez bir duruma geldi. Genileme ilkesinden yoksun istik rar salayc bir ilke, zaruri olarak kalplam bir bask un suru haline gelir. Bylece icma'm yanlmazl nzariyesi ge litirildi ve bununla ilk zamanlardaki mmetin icma'mn sa hip olduu pragmatik otorite kavram, doruluk deerleri a sndan mmetin nazari mutlakl haline dntrld. Hz. Peygambere ait olduu sylenen yle bir hadis ortaya atld: "Benim mmetim hibir zaman hata zerinde birlemez". By lece icma geleneksel otoritayanizmin (istibdadn) nazari bir temele dayal mekanizmas haline geldi. Fiiliyatta icma III/IX. yzyldan sonra bile u veya bu biimde ilevini srdrd. Bu durum da yine slam mmetinin dini tutumlarn ve talihini belirleyen srekli deien durum lar karsnda kanlmazd. Buna arpc bir rnek, bir dizi snni Sufinin ortaya kmas (bkz. IX. Blm) ve Ulema ara-

110

SLAM

smda Sufiliin tannmasn salayan byk bilgin Gazali (lm. 505/111 l)'de zirveye ulamasndan sonra, snni slama Sufiliin kabuldr. Yine Islamm siyaset nazariyesinde gr len tedrici deime de daha az arpc olmayan bir rnek temin etmektedir. slamda daha ilk zamanlarda i savalardan t r icm, slam mmeti iinde grlen taassup ve savan gayr meru olduu ve sultana, hatalarna ve hatta tespit edilmi zulmne ramen, boyun eilmesi gerektii ilkesini benimse mitir. Mverd (lm. 450/1058) yle bir hadis nakletmekte dir: Gnahkar bir sultana, gnaha yneltici bir emir verme dike, boyun eilmesi gerekir. 66 Nitekim daha sonralar zalim bir sultana kar bile bakaldmlamayaca fikri tam bir ha kimiyet kazand. Bir sre sonra ise sultan, 'Allah'n glgesi' olarak nitelendirildi. 67 Ulema iin byle bir ey karklk ve kanunsuzlua kar bir dayanma noktas anlamna geldi; 68 fakat eski ran'n krallkla ilgili fikirlerinin etkisinde kalan halkn inancnda bu deyi lafzi doruluk kazand. Fakat b tn bu durumlarda icm nclk yapmaktan ziyade tabi oldu; itihat vastasyla artlara gre faaliyet gsteren biimlendirici bir ilke olmak yerine, edilgin bir izleyici, mevcut durumla ilgili kaba kuvvetin srf bir tanycs haline geldi. tihat iin ylesine kusursuz ve kat artlar ileri srl d ve bu artlar o derecede yksek tutuldu ki, insan asndan yerine getirilmeleri imkanszd. mmetin teekkl devrinde ki ilk dini nderlerinin izilen tablolan buna uygun olarak, giderek daha fazla idealize edildi ve hayal, gereklerle birbi rine kartrld. Mutlak itihat kuvveti tamamyla iptal edi lip; nisb itihada izin verildi. Bu ise, ya bir kimsenin kendi hukuk ekol iinde hukuku yeniden yorumlamasna izin ve rilmesi ya da asl yasamann en yksek noktas olarak bir kimsenin farkl ekollerin fkhn eklektik ve karlatrmal bir biimde inceleyip, teferruatta kstl bir gelime iin bir ze
66. Mverd, el-Ahkm es-Sultniyue, Kahire 1356/1938, s. 4. Nitekim gelecee ait i savalar hakknda hadisleri ihtiva eden btn hadis mecmualan ya bu fikirden aka sz ederler ya da kapal bir ifade kullanrlar. 67. Bkz., szgelimi, lbnTeymiye, es -Siyset e-er'iyue, Kahire 1951, . 173. 68. Bu dortrin dorudan doruya Hadiste yer alan ilk snni grten gelitiril mitir. Bu gre gre, insanlar (mmetin) ounluuna ve siyasi nderle rine (imamlarna) uymaldr.

SLAM HUKUKU'NUN YAPISI

111

min bulmas anlamna geliyordu. bn Teymiye (lm. h. 728) gibi nadir, parlak ve cesur kiiliklerden bazlar kendilerinin mutlak itihatta bulunma hakkna sahip olduklarn iddia et tiler. Ancak bu meselede onlarn mutlak itihad kabul etme leri, Ortaalarda snrl olarak kald. Bu eserde daha sonra bu sorunun modern Islamda yeniliki dnrler tarafndan nasl hararetle yeniden gndeme getirildiini greceiz. Fakat btn Ortaalar boyunca kesin eklini alm ve belirlenmi olan hukuk. mmetin zerine bir kabuk gibi rtlmtr.

Hukuk, ve Devlet

lk drt halife devrinde (yak, 40/660 ylma kadar), s lam devleti ve idaresine Halife bakanlk etti. Fakat bti devlet ve idare, Medine'de sahabilerin, zellikle yasama ve yrtme faaliyetlerinde tavsiyelerde bulunan, bu faaliyetleri denetle yip onlara itirak eden yal sahabilerin saysnn kabark oluundan tr halkn tamamndan ayrdedilebilecek bir du rumda deildi. Nitekim bu aamada hukuk idareden ayrlama yaca gibi, ondan farkl da saylamaz. Bu devrede yasama, bu nedenle, esasta bir nezaket ifadesi olarak o zamann halifele rine izafe edilebilir, nk bu, mmetin ya da onun yal ye lerinin mterek bir faaliyeti idi. Buna karlk Emevilerle birlikte devlet idaresi halktan farkl bir hale gelen mutlakyet ynetimine brakld. Emevi sultanlar, kendi idarelerini, geni lde Kur'an ve Snnetin gsterdii yoldan yryerek, am'dan yerine getirdiler: fakat Kur'an ve Snnet zaruret ilke sine gre ve farkl blgelerin tatbikatnn altnda kendi mavirleri ve memurlarnca yorumlanyordu. Bu dnyevi otoriteye karlk Medinede toplanm olan dini cemaatin ileri gelenleri slam hukuk mecmuasn tesis etmeye baladlar. Hi caz'n mahalli tatbikat, onlarn fkh mecmualarnn ortaya knda sz gtrmez bir etkendi. ok gemeden dini yasama faaliyeti Irak'ta, Basra'da ve Kfe'de de ortaya kt. Emevi dev leti bu yasama faaliyetinden etkilendi. Halife Abdlmelik (lm. 86/705) te Medine'de eitim grd. Fakat er' hukukun uygulanmasn I. yzyln sonlar/VIII. yzyln balarnda

112

SLAM

ciddi ve sistemli bir biimde ele alan ilk Emevi halifesi mer b. Abdilaziz'dir. er' hukuku halka retmek ve Hz. Pegamberin hadislerini kaydetmek zere btn d blgelere eliler gnderme erefini rivayetler bu halifeye vermektedir. Buna gre devlet bir yrtme messesesi olarak er'i hu kuku mahalli hukuk otoritelerince tedvin edildii ekliyle farkl blgelere uyguluyordu. Fakat bu fkh klliyat, esaslar bakmndan birlik arzettii halde, hem farkl mahalli tatbi kattan hem de baz bilginlerin itihatlarndan doan farkl lklardan tr, ayrntlarda geni lde farkllklar gste riyordu. Tek bir kente ait olan bilginler bile fkhi ayrntlarda birbirleriyle ihtilaf halinde idiler. Emeviler iktidardan ko vulduktan sonra, Iranl bir mhtedi olan nl edebiyat ve devlet katibi bn'l-Mukaffa (lm. 140/757) Halifeye fkh sis temli bir hale getirmesi ve Kuran ile Snnet zerinde kendi i tihadn yapmas gerektiini tleyen bir risale yazd. bnlMukaflfa muhtemelen Islamda devletin yasamada bulunmas n savunan ilk kii idi. Grne gre onu tutulmayan bir tte bulunmaya iten neden, belki de o sradaki hukuki tatbi katta grlen karmakark bir durumdaki farkllklar ve onun krallkla ilgili dncelerinin randan gelen bir evveli yatnn bulunmas idi. Abbasi halifeleri er'i hukukun tam olarak tannmasn ve geerli olmasn saladlar ve onun uygulanmas iin gerek li aralar ikmal ettiler. Fakat bu arada birka yeni gelime de oldu. Halifeler (veya daha sonralar halifenin kudreti zayfla yp, kukla haline geldiinde, halifelere sadece szde ballk gsteren kudretli sultanlar) zaman-zaman ihtiyac karla mak zere sadece kendi zel kanunlarn koymakla kalmad lar; bu arada er' hukuku tamamlamak iin dnyevi otoritelerce tesis edilen kk olmakla birlikte yeni bir hukuk klli yat da ortaya kt. Daha sonra gelen Mslman fakihler gi derek bu yeni hukuk klliyatn eri hukuka sokmaa teeb bs ettiler, fakat bu klliyatn aslnda er'at dnda ortaya km olmas nemli bir gelime idi. Ne var ki, devlet tarafndan yaplan geni aptaki dnye

s l a m

h u k u k u n u n y a p is i

113

vi yasama X/XVI. yzylda halife unvann alan Osmanl Sul tanlarnca gerekletirildi. Bu dnyevi hukuk klliyatna Knn ad verildi. Prof. Sir Hamilton Gibb hakl olarak Islamda kanunun, Hristiyanlkta sahip olduu anlama tama myla zt bir anlam tadna iaret etmitir. 69 Bununla bir likte Osmanllar arasnda saltanat ve halifeliin sahip olduu iki grev birbirinden ayr olarak ayn hkmdara verildi ve halifelik hibir zaman asl durumuna geri dnmedi. Daha sonra gelen btn siyaset nazariyecilerinin halifelik hizme tine balandklar itihat grevi hi kullanlmad. OsmanlI lar fr' (mspet hukuk) sahasnda hizmet grdkleri srece, sadece sultan olarak hizmetlerini yerine getirdiler. Kanun hu kuku halifeliin deil, saltanatn bir rn idi. Daha sonra bu eserde modem Islami ele aldmzda hukukun modernleti rilmesi davasn Mslmanlarn modem alarda nasl kar ladklarn greceiz. Hukuku mahkemelerde icra edenler devlet tarafndan atanan kadlard. Bunlar ulema snflan arasndan seiliyor du. Kadlar, bu ekilde devlet tarafndan atandklar iin h kmdarn iradesine alet olarak kullanlabiliyordu. Emevilerin ilk zamanlarndan balayarak her ada kadlarn, bir ou taviz vermek drstlklerini tehlikeye sokaca iin dev let hizmetini reddeden takva sahibi ulema va fakihler (daha sonralar ise en bata Sufiler) tarafndan sk sk ktlendikle rini okuyoruz. Bu mahkemeler yannda halifeler de ahsi ku surlarn tamiri iin Mezlim Mahkemeleri ad verilen zel mahkemeler dzenlemilerdir (ayn ekilde baz sultanlarn kendi divan mahkemeleri vard). ounlukla bu mahkemeler, daha aa seviyedeki mahkemelerin ve devlet memurlarnn kararlarna kar temyiz mahkemeleri gibi hizmet gryordu. Burada devlet bakan davalar bizzat karara balyor ve ken di hkmne gre adaleti tevzi ediyordu. Bu ikisi arasnda 'ah laki gidii' ilgilendiren bir nc ahlaki hukuki daire ihtisab adyla tesis edildi. Bunun grevi kamu ahlakm gzetmek ve kusurlu teraziler, kalp para veya kark mallar vb. gibi 'ak'
69. Muh.ammed.antsm, s. 90.

114

SLAM

meseleleri annda karara balamakt. Hukukun belli bir ekilde yorumlanmas, tek-tek hadi selere uygulanmas grevi muftlere verildi. Mftiler resmi ya da zel olabiliyorlarda. Mftinin belli bir mesele ya da hukuk konusu zerinde verdii hkme fetv ad verilir. Zamanla gvenilir ulemann fetva mecmualarn ieren geni bir fkh meseleler klliyat meydana getirildi. Bunlar da yeri geldike kadlar tarafndan mahkemelere intikal eden davalar karara balanrken kullanldlar. Buna gre, mfti bir hukuk dan man, kad ise bir yarg durumunda idi. Fetva mecmualar, Ortaalar boyunca farkl blgelerde slam hukukunun geli imi ile ilgili bilgi elde etmek iin en iyi kayna salamakta ve mahalli rf hukukunun tedricen islamlap, slam hukuku na yerlemesini salayan o uzun faaliyeti bize aklamakta dr.

Fkh Mezheplerinin Teekkl

Birinci/Yedinci ve kinci/Sekizinci yzyllarda fkhi grlerin Irak, Hicaz, Suriye ve Msrda eitli merkezlerde geni bir birikim meydana getirerek gelimi olmas, ilk lslamda hukuki dnceye zg bir hrriyetin varlnn de lilidir. Bu fkhi grler sekin bir hukukunun etrafnda top land ya da ona baland. Bu hukuki dnce mecmualarnda ki farkllklar geni apta Kur'an'm eitli tarzlarda, mahalli rf hukukunun nda, yani kyas ve re'yin snnete farkl uygulan biimlerine bal olarak yorumlanmasndan ileri gelmitir. Akli faaliyetin farkl blgelerde bu biimde uygu lanmasndan doan hukuk klliyatna da snnet ad verilmi; bylece mahalli snnetler, ayrntlarda, farkl blgelerde ayrlklar gstermitir. Fakat yava yava, icm kavramnn gelimesiyle bir likte bu belli merkezler, fikri etkileim sayesinde birbirine mezcolmu ve fkh grlerin meydana getirdii birikimler giderek II/VIII ve III/ IX.yzyllarda ekoller halinde ortaya k mtr. te bu yzyllarda sadece ilkelerde-deil, nemli ayrn

s l a m

h u k u k u n u n y a p is i

115

tlarda da birleme ynnde alman geni tedbirlerden tr ekoller birbirlerine yaknlamlard. Irak'ta Eb Hanfe (lm. l50/767)nin adna nispetle Hanef ekol adn alan ekol gelimi ve onun iki rencisi Eb Ysuf (lm. 181/797) ve Muhammed e-ey-bn (lm. 189/805) tarafndan sistemletirilmitir. Bu ekol Sfyn es-Sevr (lm. 161/778) ve dierlerinin ekoln yerinden etmitir. Badat' merkez edinmi olan Abbasilerin himaye ettikleri bu ekoln enok zerinde durulan nitelii hr dnceye yer vermesiydi. Bylece o, II/VIII ve III/ IX. yzyllarda Ehll-Hads'in ac eletirilerinin gzde hedefi oldu, zira onlar hr dnceyi iddetle reddediyorlard. Sfyn es-Sevi'nin aksine, 'yaayan gelenee fkhi ha dislerden daha ok itimat eden Suriye'deki Evz' (lm. 157/ 774) ekol, Medine'de Mlik b. Enes (lm. 179/795)'in kurduu ekol tarafndan ortadan kaldrld. Mlik, temelde Medinelilerin 'yaayan snnetine' itimat etmesi, fakat bu gelenei ha dis vastasyla desteklemek ya da dorulamak hususunda ayn derecede arzulu olmas bakmndan Evz''ye benzemektedir. O, bir hukuki hadisler klliyat derlemi ve onlar Medinelilerin 'yaayan tatbikat (ameli)'nin nda gzden geirerek, elde ettii fikh grler sistemini el-Muvatt -dz yol- adl nl bir eser haline getirmitir. Hanefi ekolnden sonra varl n srdren ikinci ekol Mliki ekoldr ve bu ekol adm M likten almaktadr. Varlm srdren nc byk ekole ise, bu kitabn bu ve daha nceki blmlerinde atflarda n plan igal eden Muhammed b. drs e-fi' (lm. 204/819)'ye nispetle fi' ekol ad verilmitir. Mlik'in bir rencisi olarak o, fkh usuln o zamandan bugne kadar kalacak ekilde tedvir etmi; bu meyanda daha nce de belirttiimiz gibi, szl gele nek (snnet) Hz. Peygamberin snnetinin tek vastas olarak grlm ve itihat icma'n dna atlmtr. fi''nin Islamn geliimi zerindeki etkisi tahmini imkansz bir lde olmutur. nc/dokuzuncu yzylda iki yeni ekol, hi deilse bir tane ekol olma giriimi, ortaya kt. Bunlardan birincisi ve

116

SLAM

tek baarl olan fkhta e-fi''nin hadis zerinde srar eden mantn en son noktalarna gtrmee devam etti. Hanbel ekol ad verilen bu ekoln kurucusu nl bilgin ve byk hadisi Ahmed b. Hanbel (lm. 241/855)'dir. Gelecek blmde onunla aklc ekoln snni muhalifi olarak yeniden karla acaz. bn Hanbel'in retisi, kendisinden sonra rencileri tarafndan sistemletirildi, fakat VIII/XIV. yzyla gelinceye kadar bu ekol geni bir taraftarlar grubuna hkmettikten son ra, geen zaman iinde bu ekoln bir dizi stn nitelikli ve ilgi ekici temsilcileri grld halde, taraftarlarnn saylan srekli bir azalma gsterdi. XII/XVIII. yzylda Arap yarma dasnda tasfiyeci (zlemeci) bir hareketin temsilcileri olan Vahhbler kendi gr ve ilhamlarn nl bilgin ve kelamc bn Teymiyye (lm. 728/1328)'nin ifadelendirdii Hanbellikten aldlar. ez-Zhir adyla tannan D'd Halef (lm. 269/882) III/ IX. yzylda Zahir ekoln kurdu. Bu ekol kyas tamamyla reddetmek amacndayd; icm' bile sahabilerin ortak grle riyle snrlandrd. Kur'an ve hadisin lafza bal bir yorumu nun kabul, onlarn grlerinin anahtaryd. Fakat daha yakndan bir inceleme, onlarn iddia ettikleri kadar zhir ol madklarn gsterir, nk fkhta aklyrtme (istidll) un surunu reddetmeleri, (ilahi) Kelam'm kabuln, bu Kelam'm kazand veya ifade ettii anlam (mefhm, fehv) da ierecek lde geniletmek hususunda onlan zgr brakmtr. Fakat onlarn savunduklar yorum mekanizmasnn smrlandnlmas hususu, geni Mslman kitle arasnda pekaz destek grmtr. Buna ramen onlann bu grnn zaman zaman sekin taraftarlara sahip olduu da grlmtr. Kur'an tefsiri ve tarih zerindeki hacimli ve abidevi eserleri ilk slam hak knda bilgi ile dolu olan et-Taber (lm. 310/922) yeni bir fkh ekol kurmaa girimitir. Fakat bu giriim sadece baansz olmakla kalmam, bu ekoln usuln vazettii eser de, yle grnyor ki, bize kadar ulamamtr. Drt mezhep, ya da genel tabiriyle mezhib-i erba'a icma ile kabul edilmitir. Bu mezhepler birbirlerini ayn derecede

s l a m

h u k u k u n u n y a p is i

117

snni olarak grmlerdir. Onlarn birbirleriyle mnasebeti hakknda ayrntl bir tarihin henz yazlmas gerekmekte dir. Fakat onlar arasnda fkh esaslarda hibir ayrlk bulun mad gibi, teferruatta (fur') grlen farkllk ta, bilginlerce hala cevaz verilip icra edilen snrl itihat sayesinde, geni apta giderilerek dikkate deer bir birlie dntrlmtr. Bugn Hanefi ekol Bat Asya'da, Aa Msr'da, Pakistan'da ve Hint Mslmanlar arasnda hakim durumdadir. Mliki ekol ise Kuzey ve Bat Afrika'da ve Yukar Msr'da, fi' ekol Endonezyada ve Hanbeli ekol ise Kuzey ve Orta Arabis tan'da yaygndr.

Sonu

Bu blmn banda iaret edildii zere, slamda huku kun yeri ve dolaysyla mahiyeti daha tam olarak VI. Blmde ele alnacaktr. Biz orada er'at kavramnn tahliline giriip, onun bir tarihini vermee alacaz. Ancak onun genel bir biimde tasviri iin uygun yer buras olabilir. u ana kadar btn yapnn zerine dayand gerek temelinin dini olduu; yani hkmran ve 'radesi Kanun olan Mdebbir' Allah fikri olduu aka ortaya km olsa gerektir. En son muhtevas Kuran ve en mkemmel mfessiri Hz. Muhammed olan bu ira deyi insann bulup ortaya koymas, deyimlendirmesi ve uygu lamas gerekir. Buna uygun bir ekilde slam hukuku da, ilk hedefi bakmndan, belli bir hukuki kanunname olmaktan ok, yaplmas ve yaplmamas gereken eyleri gsteren bir sistemdir. te bu nedenledir ki, her slam hukuku kitab, dini devlerle ilgili bir aklamayla ie balamaktadr. Yine ayn nedenledir ki, fiiller ahlak acdan 5 kategoriye ayrlmakta dr: Bunlar 1) farz, vcib, 2) snnet, mendb, mstehb, 3) mbah, 4) mekrh ve 5) harmdr. Nitekim failin (kulun) kalbi nin hukuk-st dini ve ahlaki durumunun (iman, niyet ve iradenin) her davranta hazr bulunmas bu sistemin talebi dir. Bu hususiyeti, yukardaki kategoriler iinde tasnif edilen ou fiillerin, zellikle (2) , (3) ve (4)n azimet ve ruhsat kaide si diye bilinen genel bir kurala tabi klnmasndan daha iyi

118

SLAM

bir ekilde hibir ey tasvir edemez. Her eyden nce failin (ku lun) iradesine bal olan ve bu irade sayesinde zel artlar altnda (ahlaki bir takm mlahazalardan tr) mbah olan fiillerin haram ve haram olan fiillerin de mbah grld bu kategoriler yan hukuki bir kanun biiminde ortaya konmu tur. Fkh sisteminin bu hususiyeti ayrca (keffaret diye bilin en) dini cezalarn sk sk tamamyla hukuki olan meyyide lerle birarada iledii gerei ile de kantlanr. Manevi olann hukuki deyimlere bu ekilde nakledilmesinin bir baka rnei de, ou hallerde, 'niyet ediyorum..." szn sylemek suretiyle niyet fiilinin szle ifade edilmesidir. Bu gibi mlahazalarn bizi; olaan anlamda "hukuk teriminin, ilk hedefi "hukuktesi" olan, fakat uygun bir hukuki sistem iin gerekli hammeddeyi kukusuz tekil edecek gte bulunan bir sisteme ve rilmesine kar uyarmas gerekir.

Beinci Blm

KELAM ve AKDENN GELMES

lk Merhale - Mutezie - E'arilik ve Mturdilik - Felsefe ve Kelam

lk Merhale

Kur'an, aslnda iyilii emredip ktl yasaklayan 'bir Allah'n keskin ve berrak bilincindeki dince drst (takva sa hibi) kimselerden olumu, ahlaki bakmdan iyi ve adaletli bir toplum yaratma pratik hedefine ulamay amalayan dini ve ahlaki bir belgedir. Bunun sonucu olarak 'srf nazariye' enaz ldedir. Belki de o, enok evrenin geniliini ve dzeni ni gzleme ynndeki uyarlarnda nazariyeye yaklamakta dr, fakat bu dzen delili bile Allah'n varlm nazari olarak ispatlamak iin deil, Onun canl hametini ve tam anlamy la bir hedefe ynelik gzelliini (ceml) tasvir etmek iin kul lanlmaktadr. Arlk, amele ynelik olan iman zerine ve rilmitir. Bunun iin gerekli ahlaki ve psikolojik etkenler ve gerilimler salanmtr. nsan gururu, Allah'n hameti ve ku dreti karsnda kesin bir ifadeyle aalanmtr. te yandan, ilahi kudrete snp, harekete gemekten kanmak isteyen ler reddedilmi; insann fiiliyle ilgili olarak sahip olduu tem el hrriyet ve sorumluluk ak bir ekilde tasvir edilmitir. Ki-

120

SLAM

birlilik ve kendini beenmilik tekrar tekrar ktlenmekle birlikte, umutsuzluk ta eytann ve onun takipileri olan ka firlerin hususiyeti olarak kesinlikle reddedilmitir. nsan tabiat zayf ve yanlabilir ^olarak eletirilmi, fakat insann giriimi elinde tutmasnn zorunlu olduu duygusu ak bir biimde kabul edilmitir. Kur'an ve Hz. Peygamberin zihinlere yerletirdii bu ba sit fakat etkili ve pratik tutum nce Osman ve Ali'nin halife likleri srasnda ortaya kan karklklar dolaysyla ilk kez bir anda dncenin konusu olmutur. Fakat Emeviler devrinde din ve devlet birlii bozulunca, bu olay yaygn bir e kilde ve inceden inceye vicdanlarn yoklanmasna yol at. Emeviler, slamn Araplar rasmda birlii salad ve onlara baar ve an getirdiinin farknda olduklar iin, halifelik eklini ve bu arada devletin dini temelini muhafaza edip,eri atn ona yapsn verdiini kabul etmilerdir. Fakat onlarm idare hukuku bilinli bir ekilde er'ate dayal olmad gibi, onlar devleti de bata ahs iktidar arac olarak kullanyor lard. Onlarn kiisel hayatlar btnyle slama aykr olma makla birlikte, ilk halifelerin zahidane ideallerinden kesinli kle olduka uzakt ve mmetin dini nderlerinin beklentileri ni ve taleplerini karlayamyordu. mer b. Abdilaziz devrin de, yaklak olarak 99-101/717-720 tarihlerinde bunlar, duru mu onarmaya altlarsa da, artk hanedanln kurtarlma s iin zaman oktan gemiti. slamda ortaya atlan ilk mesele u idi: Bir Mslman byk gnah iledikten sonra da Mslman olarak kalr m? Yahut ta yalnz iman yeterli midir, yoksa onun amellerde de kendisini gstermesi mi gerekir? Ar bir frka olan Hariciler (Havric) byk gnah ileyen bir kimsenin artk Mslman olarak kalamayacan belirterek, kendi cihat taknlklar n mevcut idareye ve genel olarak slam mmetine kar evir diler ve bunu da uzlamaz bir taassupla bir araya getirdikleri akn ve an bir idealizmin adna yaptlar. 'Hkm ancak Al lah'a aittir sz Irak ve ran'da gl durumda olan bu airet mensuplarnn parolas idi. Medine'de emaatin dindar nder leri geni lde Emevilerden honut deillerdi; fakat dini d-

KELAM VE AKDENN GELMES

121

ncenln byk bir blm, gszl lsnde, yava yava Emevilerin idaresine uydu ve yalnzca iman sahibi olmann, bir kimsenin Mslman olarak tanmlanmas iin yeterli ol duunu ve amellerin esasa ilikin eyler olmadn ortaya koydu. Onlar iin 'hkm yalnz Allaha aittir' sz, Allah'n iradesiyle tesis edildii kabul edilen siyasi iktidara bakaldnlmamas gerektii anlamna geldi. Mrcie (hkm Kyamet Gnne erteleyenler) ad verilen bu kimseler, byk gnah i leyen bir kii hakknda hkm vermekten kanlmasn tlediler. Onlarca, bu kiinin kaderini Allah tayin edecek tir. Osman ve Ali zamannda ilk olarak ortaya ktklarn da Mrci'e, bu iki halifenin lehinde ve aleyhinde olan gl zmrelere kar yumuak ve lml bir gr temsil ediyor lard. Emeviler devrinde ise bu lml tutum yava yava tam bir cebriye seviyesine gmlerek, halkn ahlaki gevekliine uygun bir duruma dt ve Emevi idaresinin savunulmasnda bir ara haline geldi. Buna karlk Emeviler de onlarn gr lerinin yaylmasn tevik ettiler. Hz. Ali devrinin balarnda Hz. Ali ile muhalifleri arasndaki siyasi kavgada tarafsz bir durum alan ve bu nedenle de Mu'tezile ad verilen Mrcie bylece Cebriye adn ald. Sahabilerin ounluunu ve genel olarak Medinelileri iine alan bu ilk siyasi bakmdan tarafsz ve dini bakmdan lml kiilerin hakiki gelenei, Emevilerin ykselme dev rinde Medine'de yerleti. Medinedeki dini nderlik, Emevile rin hakimiyeti altnda slam devletinin geirdii iddetli sar sntdan mteessir olduu ve genellikle bu durumdan honut olmad halde, yine de fiili bir bakaldrma hareketinden ka nd ve bunun yerine dini hukuk ve hadis ilimlerini gelitir meye arlk verdi, ilk yzyllarda Islamn dini geliiminin gerek vatan olarak, merkezi ve stn bir yer igal eden Me dine'deki takva ruhu, tatbikata ynelik durum ve lmllk, bu kentin sahip olduu merkezi karakter, biraz sonra grecei miz zere, arln lmlla tedrici olarak zmsenmesi olan Snniliin btn daha sonraki geliimi iin gerekli ayar

122

SLAM

lamay yapt. Bu hareket muzaffer olacak ve Abbasi hilafetin de tam meyvesini verecekti.

Mutezile

Hicaz dnda ve zellikle Irakta ise bu ameli dindarlk d etkilerle ok gemeden frtnal bir takm felsefi nazariyelere boyun eecekti. Aslmda Irak, Islamdan nce, eitli yn lerden gelen fikir ve nazariyelerin bir sava alan durumunda idi. Hellenizm, Hellenlemi Hristiyanlk, Ariflik (Gnosticism) , Mecslerin ikicilii ve Budist unsurlar felsefi, dini ve ahlaki nazariye iin gerekli mevcut fikirleri temin etti. Yuka rda da sylendii gibi, her ne kadar ahlaki meselelere yne lik ilk dnce hareketi Islamn kendi bnyesindeki olaylar dan dodu ise de, bunlar ok gemeden Irakm byk kentle rinde nazari bir takm meseleler ekline dntrlecekti. Basra'da ,_I/VII. yzyl ve II/VIII. yzyln balarnda karlatmz ilk belirgin ahsiyet nl Haan Basr (lm. 110/728)dir. Haan Basr, Medinelilere has takvann bir tem silcisi durumundadr. O, slamm Cebriyeye ait yorumunu iddetle reddederek (bkz. I.Blm) insan fiillerinden dolay sorumlu grmtr. Fakat onu nazari meraktan ziyade zhd ve takvaya dayal bir ahlaklln bu yola sevkettii, yazdkla rndan olduka ak bir ekilde anlalmaktadr. nk biz onda, meselelerin felsefi ynnn tam anlamyla farkedildiini grmyoruz. O, bazan (Kur'an'a dayanarak) btn fiilile rin insandan ktn ve bu fiillerden tr onun sorumlu olduunu; bazan da btn iyi eylerin Allah'a, kt olanlarn ise eytana ve insana isnat edilmesi gerektiini (yine Kurana dayanarak) ileri srmektedir. O halde burada iki farkl saik rol oynamaktadr: Allahn iyilik niteliini kurtarmak ve in san zellikle kt amellerinden tr sorumlu klmak. Ta mamyla felsefi bir sorun olan Allahn m, yoksa insann m btn fiillerin etkin faili olduu sorunu onu hi ilgilendirme mektedir. Fakat daha sistemli bir biimde dnen kafalar Cebri-

KELAM VE AKDENN GELMES

123

yeciliin bu zahidane reddini kabul edemezlerdi: nitekim on lar kendi grlerini, insann kendi fiillerinin kesin yaratc s olduu lehinde deyimlendirmilerdir: Ancak bu ekilde in san iin vg ve yergi, dl ve ceza ile, Allah'n adaleti anla lr bir duruma gelebilirdi. Onlar bu iddiay Allah'n mahiyeti ve insann kaderi asndan kendi mantki sonularna gtr mlerdir. Ayn ekilde imann amellerle olan ilikisi mese lesinde de, Hariciler byk gnah ileyeni kesinlikle kafir ol arak grdkleri ve Mslmanlann byk bir blm byle bir kimseyi gnahkr-mslman' saydklar halde, Mu'tezile onun ne Mslman ne de kafir olduunu kabul etmitir. Bu g r, 'orta durum' (el-menzile beyn el-menzileteyn) gr ola rak bilinmektedir. Bu yeni harekete Mu'tezile (tarafszlar) adn veren ve onlan eski siyasi Mu'tezile'den ayran da muhtemelen byk g nah ileyenin orta bir durumda yer ald eklindeki inantr. Bununla birlikte bu adn ne zaman onlara verildii kesin de ildir. Genellikle kabul edilmi snni gelenee gre, onlara bu ad kurucular Vsl b. At (80-131/699-749) Haan Basr'nin halkasndan ayrld (i'tezele) zaman verilmitir. ou ms terikler ise bunu reddedip eitli tahminlere girimilerdir. Goldziher'e gre, (Arapa kk '....den kanmak', 'tarafsz bir tutum taknmak', '....in dmda yer almak' anlamna gelen) bu isim, onlann zhd ve takva sahibi olduklarna iaret etmekte dir. 70 Fakat ilk Mu'tezilenin zahidane karakterinden phe edilmemekle birlikte, onlar Hasan'dan veya daha baka bir ok kimselerden daha fazla zhd ve takva sahibi deillerdi. Onlar, H.S. Nyberg'in benimsedii gibi, eski siyasi mu'tezile nin (tarafszlk anlaynn) de bir devam olarak grlemez ler. 7 1 Aksine mmetin dnen unsurlarnn byk bir bl m siyasi adan tarafsz olduklar halde, Mu'tezile (nderleri de dahil olmak zere) genellikle Hz. Ali taraftar idiler: onlar dan ancak bir ksm ilk i savata her iki tarafa da katlma dklarn beyan ettiler. Durum ne olursa olsun, onlarn Ha san'dan ayrlmas ve Medineliler zmresinin zhd, Islamn
70. Kur'n, Enam, VI, 57. 71. Kr.H. S. Nyberg, al-Mu'tazila maddesi,The Shorter Encyclopedia o f [slam.

124

SLAM

daha sonraki geliimi iin ok daha byk bir nemi haizdi. Buna gre Mu'tezile, aslnda, bazan ifade edildii gibi, 'hr dnrler' deildiler. Onlar (akln vahiyle birlikte ah lak hakikatin ayn lde kayna olduunu iddia etmelerine ramen), srf 'aklc' deildiler; ancak geleneksel Islamm ak sine, akideyi sistemli bir biimde incelemeye ynelme gds, muhakkak ki, zaman ilerledike onlarn kendi muhakemele rini ileriye gtrmelerini salayan bir etkendi. Nitekim Mute zilenin ieride karsna kt cebriyeci gr de byk bir ihtimalle yabanc etkiler altnda, uzlamaz ve mutlak bir cebriyecilii savunan Cehm b. Safvn (lm. 128/746) gibi kimse lerin elinde daha ilk dnemlerde sistemli bir doktrin halinde biimlendirilmiti. Fakat her eyden nce, yeni aratrmala rn da gsterdii gibi, 72 onlar dardan gelen Mecslik, Ari flik ve Maddecilik (Dehrilik)in saldrlar karsnda Islamm savunulmas iin amansz ve baarl bir mcadele verdiler. Byle yaparken onlar sistemli bir biimde dnlm olan ilk slam akidesini ortaya koydular, ancak Islamn kendi bnyesi iinde geleneksel Islamm geerli olarak tanyabilece i snrlarn ok tesine gemilerdi. D tehlikeler ortadan kaldrlnca Islamn kendi iinde ikiz kavramlar olan 'adalet' ve tevhd' sahalarnda mcadele verdiler. Bu iki sahada onlar giderek daha fazla Hellenistik rasyonalizmin (aklcln) kat ve hogrsz savunucular olarak grndler ve nihayet kendi silahlaryla yenilgiye uratldlar. Mutezilenin savunduu ekliyle insanda irade hrriyeti bulunduu gr ok gemeden daha geni bir kelami kavram olan 'Allah'n adaleti' kavramnn bir paras haline geldi ve asl hususiyeti olan "kulun hrriyet ve sorumluluu"nu glgede brakt. Onlar Kur'an'n Allah kavramnn kudret, rahmet, irde ve adalet gibi eitli unsurlar arasndan sonuncusunu ayrarak, onu Allah'n makul ve adaletli olmayan bir eyi ya pamayaca eklinde mantki sonularna gtrdler. Bu mnasebetle onlar 'el-va'd ve'l-va'd' ilkelerini gelitirdiler. Bu
72. Kitb intir, ner.: H.S.Nyberg, Kahire 1925; yine al-Mu'tazila' maddesi,
The Shorter EncyclopecLia o f slam.

KELAM VE AKDENN GELMES

125

ilkeye gre, Allah kt bir fiili ileyeni affedip (va'dini ihlal edemeyecei) gibi, iyi bir fiili ileyeni de cezalandrp ( vadini ihlal edemez). Onlar Kur'an'm mkafat vadetmesi ve ceza ile korkutmas hakkndaki beyanlarn gelecek olaylarla ilgili kesin beyanlar olarak kabul ederek, Allah'n vad ve va'dlerini yerine getirmedii taktirde sadece adil olmamakla kalma yaca, ayn zamanda bir yalanc durumuna decei sonucu na vardlar. Bunun neticesi olarak Allah'n lutfu ve merhame ti hakkndaki Kur'an hkmleri onlarca bir zorunluluk ve dev biiminde yorumland: Allah insanlar iin en iyi olan (aslah) yapmak zorundadr; O'nun peygamberler gndermesi ve insanlara vahiyleri iletmesi zorunludur, insanlar iin en iyi olan yapmad taktirde, ne adil bir varlk olur, ne de Al lah... Bu grler ak bir biimde Hellenistik etki altnda, zellikle Stoaclk'm etkisiyle gelitirilmitir. Nitekim son raki devirlerin daha baka kelam grleri zerinde de toallann etkileri kukuya yer vermeyecek lde tespit edilmi bulunmaktadr. 73 Snnilerin gznde insana ait olan byle bir hrriyet Allah'a kayt koymakt. Onlar, Mu'tezileyi an insanc (hmanist) olmakla suladlar ve Allah'n, beeri ada let telakkilerinin stnde olduunda srar ettiler: Onlarca in sann Allah iin adaletli sayd ey Onun gznde adaletli deildir, fakat O'nun insan iin yapt ey beer seviyesinde adaletli ve mantkl olarak grnmektedir. Bu durumda, Mu' tezile Allah fikrini beeri adalet fikri altna yerletirdii hal de, Snniler adalet fikrini Allah fikrine dahil ettiler. Adalet probleminde olduu gibi, ilahi sfatlar proble minde de. Mu'tezile an gitmitir. Allah'n her eyden mnez zeh olduu fikrini samimi olarak korumak endiesinden ha reket ederek, Kur'an ve hadiste tebih ifade eden btn szleri aklc bir ruhla izah etmiler ve sonunda btn ilahi sfatlan inkar etmilerdir. Allah srf zattr, O'nun ezeli isim ve nitelik leri yoktur. Onlarca bu isim ve nitelikleri tasdik etmek bir e it oktannclk (irk) demekti. Onlar tenzihi (ilahi aknl)
73. Bu husus, S. van den Bergh tarafndan tbn Rd'n Tehfut et-Tehfut adl eserinin evirisinin 1 1 . cildinde zellikle ele alnmtr (II. cilt, Arapa metnin evirisinden ibaret olan I. cildin erhidir), Oxford 1955.

126

SLAM

bu ekilde akladlar. Ehl-i Snnete gre ise tenzih Allah'n kudret, ilim, irade vb. gibi sfatlarnn mutlak olmas demek ti. Dolaysyla Mutezileye mu'attla, yani 'Allah' btn muh tevadan soyutlayarak, Onu dini uur iin yetersiz bir hale koyanlar', damgas vuruldu. Mutezile ise Ehl-i Snneti tebih, yani Allah insana benzetmekle suladlarsa da, din szkonusu olunca ortaya kan nihai mesele hakknda herhangi bir kukuya yer olamazd. Prof. Gibbin de ifade ettii zere, "Ehl-i Snnet (Mutezilenin) bu iddialarn hakl olarak reddetti, nk dinde insann yceltilmesi (anthroposophy) tebihten daha sinsi bir zmleyicidir. 74 Nitekim Mutezile, kendi aklcln dini hakikatin ke finde aklla vahyin eit dzeyde olduunu iddia edecek kadar ileri gtrd. Onlar, akln hadse stnln beyan etmekle yetinmeyip, onu dini bir delil olarak Allah'n kelamyla ayn dzeye yerletirdiler. Bu grn daha baka hususlar da ie ren neticeleri oldu: Allah Kelamn O'nun bir sfat olarak ka bul etmedikleri iin, Kur'an'm yaratlm (mahlk) bir kelam olduunu ileri srdler. Sfatlar konusunda ve zellikle Ke lamla ilgili olarak, onlar, hi kukusuz, zellikle Hristiyanlann ortaya koyduu ekliyle Kelam hakkndaki Hellenistik fi kirlerden etkilendiler. Fakat tamamyla Yunanllara ait bir fikir olarak akl Allah'n asl unsuru kabul ettikleri iin, ke sin sonu, akl vahiyden stn tutmak oldu. Ehl-i Snnet, Kur an' Allah'n ezeli kelam olarak gryordu; Mutezile ise, g rleri Me'mn ve haleflerinin halifelii srasnda geici bir sre iin devlet akidesi olunca, Ehl-i Snnetin temsilcilerini, zellikle Ahmed b. Hanbel (lm. 241/855)'i zulme tabi tuttu. Ahmed b. Hanbel Mutezilenin akidesine inanmay metanetle reddettii iin krbaland ve hapsedildi. Bununla birlikte Mutezile hareketinin, sadece kltrl kimseler iin Allah'n aydnlatc bir tasvirini ortaya koy maya girimekle deil, her eyin stnde kelamda akln talep leri konusunda srar etmekle de slama byk bir i hizmette bulunduu inkar edilemez. Biraz sonra greceimiz gibi, bu
74. H.A.R Glbb, Muhammedanism, s. 116.

KELAM VE AKDENN GELMES

127

giriim, bir lde sonraki gelimeler srasnda sahip klan bir miras brakt. Fakat Mu'tezile hareketi devam ettii srece, bu hareketin eklen akla uygunlua, hatta akln yceltilmeslne verdii an arlk Ehl-i Snnet iinde iddetli bir tepki yaratt. Ehl-i Snnet, ruh bakmndan, asl birletirici, hog rl ve istikrar salayc deimez tutumunu koruduu halde, yine de ortaya koyduu ifadelerde bu kibirli ve bo aklcln saldrgan tutumu karsnda tutuculua zorland. Mutezile 'Allahn hikmet ve adaletine', insann irade hrriyetine sk skya balanrken, geleneki Ehl-i Snnet, dindeki hayati unsurlar kurtarmak iin, lahi kudret, irade, inayet ve kade rin deyimlendirilmesine olduka tam bir arlk verdiler. Bu nedenle Ehl-i Snnet, yaptklar tanmlarda asl sade imann kapsamllk niteliini kaybetmesi tehlikesi ierisine dt. Bylece slam, dinamik ifadelerinin imann yaayan hakikatlanyla sadece ksm ve dolayl bir ilikisi olduu bir mec raya srklendi.

E'arltk ve Mturdlik

Ehl-i Snnet gelenekiliinin sa kanadn bn Hanbel ekol temsil etti. Fakat Islamm gerekten hogrl olan deimez ruhu, Islamda o esiz olguyu, III. Blmde daha nce ele alman hadisi, derleyenlerce ak bir ekilde ortaya kon mutur. Onlarn olduka geni fikirli bir ekilde meselelere snni adan baklar sayesinde, bu kiiler, bir kalba sokulamayan gr ve fikirlerin geni yreklilikle ele alnp b tnletirilmesine izin veren gvenilir bir malzeme mecmu asnn muteber hadis alan iine sokulmasna msaade etti ler. Bu, dardan gelen ya da yzeyde kalan bir hikmeti deil, kusursuz bir titizlii, Hz. Peygamberin retilerinin ve k slam cemaatinin ondan anladklarnn ruhuna ta derinden ve samimi olarak nfuz edildiini gstermektedir. Mu'tezile tarafndan hadise kar kldysa da, bu zmre III/DC. yzy ln son yansnda yava yava yer kaybetti; bundan baka bir faraziye dnda, o yzylda hadisin kazand mutlak baany gerekten anlamamz imkanszdr.

128

t S LAM

Bununla birlikte hadisin kazand baan, onun ifade edili tarz ve muhtevas bakmndan muhtemelen deerli, bi imden yoksun bir yn olmasndan tr olmayp, temelde hem KurarC hem de ilk slam cemaatini karakterize etmi olan belli bir dini realizm ruhunu ifade etmesinden dolaydr. O, Kur'an'da ak ya da kapal olan btn gerekli dini unsur lar Snnetin himayesi altna soktu. Hadisin meyvalarm ve rir bir duruma gelmesiyle birlikte yaygn bir honutsuzluk ha reketi aklc ekoln ortaya koyduu klielerle balam oldu. Onlarn yeni olan grleri, hadise aina olmalar ve giderek onu kabullenmelerine bal olarak biimlenmee balad. Mu'tezilenin kaderini, onlarn kendi cedel metotlar sayesinde tersine eviren bu yeni hareketin en nl ismi Eb'lHasan E'ar (lm. 330/942)'dir. O, ilahi adaletin beeri terim lerle tanmlanamayacam benimserken, Mutezileye mensup hocas Cbb''den ayrlmtr. Sk sk nakledilen aadaki para bu darbeyi yanstmaktadr: Her ikisi de salih imanla len biri ocuk, teki ise yeti kin iki kiinin Cennette bulunduunu tasavvur edelim. Yeti kin olan Cennete ocuunkinden daha yksek bir mevkide bu lunsun. Bu durumda ocuk yle diyecektir: 'Niin o adama daha yksek bir mevki verdin? 'Allah'n buna cevab u ekil de olacaktr: 'O pek ok iyi iler yapt'. ocuk ise buna karlk, 'yleyse neden beni bu kadar erken ldrp, iyi iler yapmak tan alakoydun' diyecektir. Allah buna da u karl verecek tir: 'Yetikin duruma gelseydin, senin gnahkar biri olacan biliyordum: bu nedenle senin ocukken lmen daha iyi oldu'. Bunun zerine Cehennemin ta derinliklerine atlanlardan yle bir haykr ykselecektir: 'Allah'm, niin bizim gnah ilemeden nce lmemize izin vermedin?" 75 E'ar'nin akideyi tespiti aslnda, 'o zamana kadar henz geni apta tespit edilmemi olan Ehl-i Snnetin ve Mu'tezile nin durumunu' bir terkip teebbsn temsil etmektedir. Bu, daha nce de iaret ettiimiz gibi, Ehl-i Snnetin zniteliini
75. S. van den Bergh, age., s. 1, Giri, s. X. Bu hikaye dini evrelerde birka dei ik ekliyle rudr. *

KELAM VE AKDENN GELMES

129

tekil eder. Fakat onun fiiliyatta ortaya koyduu formller mutlak surette Snniliin Mu'tezile akideye kar bir tepkisi ni gstermektedir. Bu onun, kendisinden tam olarak kaama d bir tepki idi. Bu nedenle ortaya kan kesin sonu, ksmen bir terkip, ksmen de bir tepki olmutur. O, kesb nazariyesini, Kur'an ayetlerine dayanarak, insann irade hrriyeti sorunu zerine kurmutur. Bu nazariyeye gre, btn fiilleri yaratan ve ortaya karan Allahtr, fakat bu fiiller^ onlar kesbeden (kazanan) insann iradesine balanrlar. D. B. Macdonald 76 bu formlde, insann kendi ihtiyari fiillerini kazanma bilin cine sahip olduu psikolojik gereine bir hakkn verme te ebbs grmektedir. Fakat her eyden nce insan sadece ken di kastl fiillerini kazanma deil, ayn zamanda bu fiilleri meydana getirme bilincine de sahiptir; gerek Mu'tezile gerekse onlara kar olanlar dorudan doruya bilinten hareket eden delilin farknda idiler. kinci olarak, E'ar'nin zmee giri tii sorun psikolojik olmaktan ok ahlaki bir sorundu; lahi kudret insann sorumluluu ile nasl uzlatrlacaktr? Eer insann kendi fiillerini kazanma bilinci, E'ar'nin de inand gibi, Allah tarafndan yaratlmsa, insan onlardan ne biri ni ne de tekini kazanyor demektir. Burada faaliyette olduu grlen ilke, her kudretin Allah'a isnat edilmesi, buna kar lk sorumluluun mutlaka insanda kalmasdr. Metafizik bir biime sahip olmasna ramen, bizzat bu ilke, kendi asl ka rakteri bakmndan dini ve ahlaki bir ilkedir. Ayn ekilde Allah'n birlii (tevhd) meselesinde de E'ar, Allah'n gerek, ezeli sfatlar bulnduunu ileri srd, fakat tebihe kar da ihtiyatl bir tutum taknd. Allah ilim sfatyla alim, irade sfatyla mrittir, vb. Bu sfatlar ne O'nun zatnn ayn, ne de gayrdr. Bu sfatlar gerektir, ama bunun nasl olduunu da bilemeyiz. Bu mnasebetle E'ar, Mutezililerin Yeni-Eflatunculuktan aldklan olumsuz cedel metodunu kullanmaktadr. dl ve cezalara gelince, Ear hem Allahn mutlak kudretini hem de O'nun mutlak rahmet ve inayetini vurgulamaktadr: Allah dilerse cezalandrr, dilere dllen
76. Bkz., szgelimi, 'Kader' maddesi, The Shorter Encyclopedia o f slam; fakat bu gr onun dier eserlerinde de yinelenir.

130

tS LAM

dirir. Byle bir eye Allah indinde bir geici arzu ve keyfilik bulunduunu kabul etmek iin deil, yine alakgnlllk ve korku eklindeki dini tutumu ifade etmek amacyla bavurul mutur. Btn sfatlar gibi Allah'n kelam da ezelidir ve ya ratlmamtr. Fakat bildiimiz ekliyle Kur'an, onun belli uzunluktaki bir paras vb. sadece bir ifadedir, ancak bu ifade tek bana Allah'n 'zihn (nefs) bir kelm' olan ezeli Kelam nn st dzeydeki bir ifadesidir. Bylece E'ar, Ehl-i Snnetin de benimsedii gibi, Al lah'n mutlak kudret ve inayetini dorulam olmaktadr. yi ya da kt olsun, btn fiiller Allah'n iradesi ve nzas saye sinde meydana gelir. Daha nce de sylendii gibi, E'ar, Al lah'n kudretini snrlandran Mu'tezili akideye kar snni tepkinin gl etkisi altnda idi. Nitekim o, Ahmed b. Hanbel'in retisinden sapmak istemediini gizlememitir. Allah'n bu mutlak kudreti ayrca tabii cisimlerde sebeplilii ve bir takm kuvveleri inkar edip, fikri ya da zihni olaylarm meyda na gelmesi iin Allah'n dorudan doruya etkinliine mal zeme salayan atomcu bir tabiat nazariyesiyle desteklendi. 1 Earninki ile hemen hemen ayn zamanlarda gelien bir baka kelam sistemi de Maverannehr'de yetien Semerkant'l Eb Mansr el-Mturd (lm. 333/945)'in sistemi idi. Maturidilik temel gr bakmndan E'arilie pek benze mekte, fakat nemli baz noktalarda ondan ayrlmaktadr. Mturd de, E'ar gibi, btn fiillerin Allah tarafndan irade edildiini ileri srmekte, fakat onun aksine, kt fiillerin Al lah'n rzasyla gereklemediini belirtmektedir. Daha da nemlisi, Mturdlik, 'Allah'n kudretini vurgularken, insan iradesinin etkinliine izin vermektedir. Daha sonraki baz yeni gelimelerinde, fiillerin mutlak surette hr olan kul ta rafndan meydana getirildii kesinlikle ifade edilmitir. Bu daha sonraki gelimeler srasnda, nitekim, her iki sistem arasnda serbest bir alveri olmu ve insan iradesinin mut lak etkisizlii gr genellikle gcn yitirmitir; ancak yine de baz nemli hadislerde destek bulan Ear akidesi bu gr muhafazaya devam etmitir. slam kelamclarmca geni lde ele alman nemli bir mesele 'imann dereceleri' meselesi olmutur. Bu mesele imn

KELAM VE AKDENN GELMES

131

ve ameller meselesiyle ilgili idi; daha sonralar ise nazari ke lamn etkisi altnda Allah'n kudreti ve inayeti ile ilgili bir mesele haline geldi. Mutezile ve Hariciler gibi, fiillerin ima nn asli bir paras olduunu kabul edenler, ayn zamanda imann artp eksildiini, onun llebileceini ve kiinin imann ikrarna ramen, sfra ulaabileceini de kabul etti ler. te yandan Mrci'e imanda dereceyi de ly de kabul et meyerek, imann keyfiyet bakmndan tahlil edilemeyeceine ve basit olduuna inand. Snni kelam, beklendii gibi, esasta bu ikisi arasmda bir yer igal ediyor, fakat genel olarak Mrci' e'nin inanlar ar basyordu. Bunun nedeni phesiz taassu bu ve zulm nlemekti. Buna uygun olarak Snniler, imann samimi bir ekilde ikrar ile miktarca azaltlamaz bir imann varlk kazandn, onun hemen hemen hibir d davranla ortadan kaldrlamayacam, ancak bu noktann tesinde artp eksilebileceini kabul ettiler. Kur'an, imann artacan tekrar tekrar ifade etmekte (mesela, Al-i mran, III, 67 vb.) ve srekli olarak samimi imandan doan fiillere tevik etmekte-' dir; hadis ise amellerle niyetler arasndaki yakn ilikiden sz etmektedir; ancak grnte itidal tleyen ve 'zerre ka dar iman' olan kimsenin ebediyyen cehennemlik olamaya can ifade eden baz hadislere, kelamclar bu vesile ile he men rabet gstermilerdir. Nitekim ulema, bundan byle 'nefsin eilimi' ile ilgili grevlerini akide kalplarna ve zahiri hukuk meseleleri ze rinde fetvalar karmaa inhisar ettirdiler. Bu, fertlerin i hu zurunu ve ruhi refahn yalnz kendilerinin salama hakkna sahip bulunduunu iddia eden geni lde Snnilik aleyhtar Sufi hareketin daha sonraki yllardaki gelimesini, temelli bir biimde aklamaktadr. Fakat bu arada, Snnilik iinde de bir paralanma oldu. Eski geleneksel Medine ekolnn ba lca devam olan hadisiler (Ehl el-Hads) E'arerin getirdik leri kelami zmlere sadece kar kmakla kalmadlar, biz zat kelam ilmini de reddettiler. ddialarna gre, Kur'an ve Snnet, kendi dlarnda yer alan bir sebeple (vasta ile) savunulmayp, gerek sebep onlarn kendi ilerinde aranmaldr. Onlar, gerekte Mu'tezileyi, Kur'an ve Snneti akli bir takm

132

l a m

formllerle savunurken, onlarn gerek ruhuna ihanet etmek le suladlar. Bununla birlikte E'arlik, bir akide sistemi ola rak, yava yava muhalefetin stesinden geldi ve nihayet B yk Seluklu veziri Nizm el-Mlk ve parlak kelamc, din ye nilikisi (mceddidi) Gazli'nin abalan sayesinde XI/XVII. yzylda douda itibar kazand. Fakat Hadis Ehlinin dini ruhu ile Kelam Ehlinin akliletirme eilimleri arasndaki srt me devam edip, VII/XIII ve VHI/XIV. yzyllarda bn Teymiye ve ekolyle birlikte ortaya kan Selefiye hareketinin gl bir biimde yeniden ifadesiyle son noktasna ulat. Ancak bundan nce kelamn slam filozoflarnca benimsenen daha tam bir akli hareketi karlamas gerekiyordu.

Felsefe ve Kelm

slam akidesini geniletmesi asndan VII. Blmde in celenecek olan Islamda felsefe hareketi Mu'tezile kelamnn bir uzants idi. Filozoflann aklc sistemlerine kar Gazl (lm. 505/1111), etkisinin derinlii ve sreklilii bakmndan stn bir yer igal eden ilk byk tepkiyi temsil etti. Gerekten aratmc bir dini ruha sahip olarak (sk sk hakl biimde Augustine'le mukayese edilmitir), bir dizi ruhi buhran geirdi. Hayatnn ilk gnlerinde, ekilcilii ve zahire nem vermesi dolaysyla geleneksel kelam onu hayal krklna uratt. Hakikati aratnrken, felsefeyi de inceledi, ancak onun re tilerinin sadece snni Islamdan uzak olmakla kalmayp, her eyden nce delillerinin de kesinlikten yoksun olduunu gr d. Dini inanlarda bir eit matematik kesinlik arad. Bunu da sadece, o srada Islamn bnyesinde dini glerin bir denge unsuru olarak duran Sufilikte buldu. Bu, Gazl'nin, nl eseri Tehfut el-Felstfe'de filozof lann iddialarn reddettikten sonra baka bir felsefi sistem kurmaa neden girimediini aklamaktadr. Baka bir de yile 77 tamamyla akla dayanan hibir metafizik, dinin ke
77. Aslnda "cevap udur". fadenin gidii yukardaki ekilde evirmeye zor lad.

KELAM VE AKDENN GELMES

133

sinlik ihtiyacn gideremez. Bununla birlikte, Gazl Yunan kaynakl slam felsefesini reddetmesine ramen, bu felsefeden baz inanlar benimsemitir. Bylece o, sonunda, filozoflar dan Sufi ahlakyla ahenk halinde bulunan, insann beden de il, ancak nefs olduu grn almtr. Fakat dini kesinlie (yakne) ulama ihtiyac Gazl'yi nasl Sufilie zorlad ise, onun Sufilii de kendisini, E'ar kelamnda ifadesini bulan Kur'n'm Allah anlaym yeniden kefetmeye yneltmitir. Bylece o, Sufilien ilk ve en byk slahats olma yolunda idi. O ayn zamanda Sufilik iin Snniliin bnyesinde bir yer de buldu. Daha da nemlisi, snni kelamn biimsel ve dogmatik olan ifadesinin yaayan dinle irtibatn salayarak, onlar yeniden canlandrp, onla ra Vahyin asl ruhunu yerletirdi. Bylece o, kat skolastisizme ar bir darbe indirdi, akidenin dogmatik niteliini yumu att ve dinin i ve d (btm ve zhir) cihetleri arasnda bu lunan hayat gc tespit etti. Bu ekilde donanm olarak, b yk eseri 'hy'u Ulumi'd-Dn' (Din limlerinin Yeniden Can landrlmas)i yazd. Gazl bir ok modem yazar artmtr. Onlardan ba zlar, hem sufi, hem de kelamc olarak nitelendirildii halde onun, aslnda, bir sufi mi yoksa bir kelamc m olduunu me rak etmilerdir. Bu konuda daha kesin olma cesareti gsteren baz evrelerde, onun sufilii u iddiaya dayanlarak reddedil mitir: Gazl gerekte bir mtekellimdir; o tamamyla psiko lojik olan dnceyi akide zerinde younlatrma metodunu icat etmitir; onun mtekellimlii (kelamcl) ve sufilii tamamyla mekanik olarak birbirine baldr. Bizce bu, Gazl hakknda byk bir yanlgya dmek demektir. Te melde Gazl, Allah'n son ve mutlak mahiyeti hakknda bi linemezcilii (agnosticism) kabul ederek, O'nun ancak insanla ilikisi ve kendisini ona amas (vahyetmesi) lsnde bili nebileceini belirtmitir. Allahn bu insana alan ve onunla mnasebette olan mahiyetini lahi simler ve Sfatlar tekil eder. Sufilik ite bunlar gerek mahiyetleriyle insana ak lar. Bu nedenle Gazl, sufilerin cezbe, ittihad (birlenme) ve
s

134

SLAM

hull gibi ar iddialarn reddetmitir. O, dini estetik ve sa nat peinde deil, din bir ahlk peinde idi. Arad dini ke sinlik, gvenlik, huzur ve skndan deil, ahlak arnma ve insan klten ktlklere kar savatan ibaretti. Bylece o, Kur'an'm ifade ettii en stn 'Buyruk (Emr) Sahibi'ni filozof larn 'lk Muharrik'i ve Sufilerin 'En Yksek Zat yerine koy du. Bu Emr'i kelam deyimlendirir: Sufilik onu, insanlara, var lklarnn onun klf ve uzvu haline dnt eklinde ak lar. Gazlnin fikri ynnde gizli kapakl olmayan elikiler bulunmas mmknse de, onun kiiliinin manevi btnl ve uzvi birlii en kk bir kukunun dahi tesindedir. Gazl'nin bu ekilde Sufilikle kelam arasnda baard terkip, Snnilik tarafndan geni apta benimsenip, cm' ile tasdik edildi. Onun gc, slarmn ahlak ameli hamlesine ruhi bir temel salayp, onu kendi asl dini boyutlarna geri gtr mesinde yatmaktadr. Fakat salanan denge nazikti ve tama myla ahlaki znitelik snrlar iinde ancak muhafaza edi lebilirdi. Ehl-i Snnet iinde Gazl'nin terkibini benimseme yen iki zmre bulunuyordu. Bunlardan fiilen Gazl'ye kar kanlar, sakanat Hads ehli idi. Bunlar terkibin iki yanm tekil eden, kelam da sufilii de yabanc ve dolaysyla kuku lu unsurlar olarak grdler ve Gazl'ye sufiyane yorumlarn desteklemek zere zayf, hatta uydurma hadisleri kulland iin hcum ettiler. Dier zmre, yani daha aydn olan mtekellimler ise biimsel entellektelizmin taleplerini karla mayan kstl ve tamamyla ameli bir kelam arn kabul edemezlerdi. Bylece onlar geleneksel kelamn iddialarm yeni felsefi itirazlar karlamak ve slam akidesini glen dirmek zere genilettiler. Onlarn balca grlerini biraz dan ele alacaz. Gazl'den yaklak olarak bir yzyl sonra, kelam b tnyle kendisine yabanc olan bir amala tamamyla yeni bir istikamette kullanan beklenmedik bir takm yeni gelime ler oldu. VIII. Blmde ele alacamz Sufilik, nazari bir sis tem haline getirilince, Kelamn ahlaki olan "Allah'n Birlii ve Kudreti" grn, felsefi feyz (veya sudur) nazariyesine ba l olarak tasavvuf felsefesinin vahdet-i vcd (varln birlii)

KELAM VE AKDENN GELMES

135

grne dntrd. Bu nazaryede, medrese evrelerine ve Gazl'ye ait olan Allah'n isimleri mertebeli bir tezahrler ya da lahi Zatm tecellileri biimine dntrld. Bu tezahrler sayesinde sufi, Allah'n varl ile birlenmek zere Sufilik yo lunda yryn srdrd. Bununla birlikte asl kelam akm Gazlnin yapt gibi srf sufilik, ya da Hadis Ehlinin ounluunun yapt gibi basit gelenekilik lehine akl reddedemezdi. lk merhalesi Mu'tezile ile balayan aklc muhalefet, felsefi hareketin ba lamasyla ok daha sistemli ve heybetli bir hal ald ve kalc bir miras brakt. Bu nedenle slam akidesinin de ayn lde sistemli bir biimde ve filozoflarn kulland mant kulla narak ayn enerji ile yeniden ifadesi zorunlu idi. Yeni sistema tik kelamn en byk ve en zeki mdevvini Fahr ed-Din erRz adyla bilinen Muhammed b. mer (lm. 606/1209)dir. lkin srf aklc ve grlerinde filozoflardan hemen hemen ayrdedilemeyen, hatta Gazl'ye kar baz felsefi grlerin (mesela, alemin ncesizlii grnn) bir savunucusu olan Fahr ed-Dn er-Rz, zamanla E'ar akidesine sarlarak onun esaslarn savunmay zerine ald. Daha sonra, bu sistematik kelamn sonular, c (lm. 756/1355) tarafndan birka yzyl sresince arihlerin dikkatini eken M evkf adl bir eserde ortaya kondu. lgili btn felsefi disiplinler bu yeni sistematik kelam tarafndan ele alnp iyice ilendi. Yunan mant, zellikle bu mantn bilgi nazariyesi dikkatli bir aba sonucu gelitirildi. Bu, tabiat nazariyesi ve metafizik ile birlikte kelamn esasn meydana getirdi. Bu sahalarn her birinde filozoflarn ortaya koyduu nazariyeler, akidenin ierdii hususlara uygun ola rak, incelendi, tadil ya da reddedildi. Bilgi nazariyesinde, bil ginin, bilen akl ile bilinen nesne arasnda zaruri olmayan harici bir ilikiyi ifade ettii belirtildi. Bu, srf bilme seviye sinde, bilme fiilindeki sje ve obje aynln ortaya koyan ve bn Sn'nn onu herhangi bir vahdet-i vcd ya da hull fik rine kar koruma abalarna ramen, yine de birok sufi nazariyecilerce Allah'la insan arasnda nihai bir aynlk eklin

136

SLAM

de kullanlan felsefi bilgi nazariyesine slamm cevab idi. Tabiat felsefesi alannda kelamn ortaya koyduu atom
(cevh eri ferd) nazariyesi ile filozoflarn sebeplilik nazariyesi-

nin temeli olan Aristocu felsefenin madde ve suret nazariyesi arasndaki tartmalar srp gitti. Kelamclar, Aristocu mad de ve suret grn tabii sebepliliin inkar iin gerekli grerek reddettiler ve ilk E'arilerin atomculuunu, yeni bir takm kantlarla yeniden ifade ettiler. Bylece atomculuk ve tabii sebepliliin inkarna, alemin sonradan yaratldn (hudsunu) ve slamm teki dnya nazariyesini kantlamak iin zorunlu bir adm olarak grlen hemen hemen en nemli bir dini akide nazaryla bakld. Bununla birlikte sistematik kelamn en belirgin ve rabet edilen konusu, ok yaygn bir biimde tartlan, ilk dnem kelamyla balayp, bn Sn tarafndan sisteminin en esasl doktrini halinde ortaya konan Varlk Problemi idi (bkz. VII. Blm). Filozoflar, bir zat ve varlk nazariyesine dayana rak Allah'la alem arasnda bir ayrma girimilerdi ki, bu ayrm, daha sonra batda St. Thomas Aquinas tarafndan kendi teolojisinin esas olarak benimsenecekti. Bu nazariyeye gre, btn yaratlm eyler, bir zat ve onlara Allah tarafn dan verilen bir varlk olgusu ya da fiili varlktan ibaretti. Al lah ise hibir zat bulunmayan ve tek gerek sfat "varlk", olan basit Varlk'tr: Allah zatyla mevcuttur; baka herey ise Allah vastasyla mevcut olur. Buna gre Allah zorunlu var lktr; btn yaratlm eyler ise zatyla mmkn ve Allah'la zorunludur. Filozoflar bu doktrinle Allah ile alem arasnda esasl bir ayrm yapmak istemilerdi; Yaratlm varlk hibir noktada Zorunlu Varlk olamaz. Fakat varln Allah tarafndan verilmi, btn yaratlm eylerin ortak bir sfat olduunu mmkn grmek suretiyle btn eylerin, zellikle filozoflarn Allah'nn zat olmad iin, Allah'n varlnda itirak ettiklerini iddia etmek ekici idi. Nitekim ihb edDn es-Shreverd (587/1191'de katledildi) gibi dnrler ve byk sufi dnr bn'l-Arab (lm. 638/1240) hareretli bir biimde bu iddiada bulundular. Sistematik kelam srarla zat

KELAM VE AKDENN GELMES

137

ve varlk ayrmm reddederek, zatlarn varolduklar anda yaratldklarn kabu eder ve Allah'a bir zat isnat eder. Ancak bu zat, yaratlm varlklarda olduu gibi lahi Zattan ayrdedilemez. Bylece her varlkta varla esiz bir yer vermekle en kk bir vahdet-i vcd eilimini bile ortadan kaldrarak, bir eit varoluuluk biimine brnr. Islamn sistematik kelari, Gazl'den sonra gelitirildi i ekliyle, modem bilim adamlarnca yeterince ele alnma mtr. Fakat sistematik kelamn filozoflarn retisini tas dik ettii ar bir doktrin, kat determinizm ve insan hrriye tinin topyekun inkar doktrinidir. Determinizmi desteklemek zere, felsefi fikirler malzemesinin de yardmyla, yeni delil ler ortaya atld. Fahr ed-Dn er-Rz'nin grnde, Ear'nin 'fiilin kul tarafndan kazanlmas' gr iin bile yer bulun mad anlalyor. Mu'tezile ise, insan hrriyetini tesis giri imlerinde, kul asndan dorudan doruya hrriyet bilin cine bavurmutu. Bu psikolojik yaklam bylece yeniden ele alnd, derinletirildi ve tersine evrildi. Bir yandan belli bir saik hakim olunca, eylemin (ya da eylemsizliin) mutlak su rette zorunlu olduunu, te yandan kendi fiillerimizin ayrnt larndan ve sonularndan hibir zaman tam olarak haberdar olmadmz iin fiillerimizin yaratcsnn biz deil, Allah olduunu gstermek zere bir beeri saik nazariyesi gelitiril di. Kulun bir fiili tam manasyla kazanmas iin, onun, fiilin ampirik artlarn ve sonularn kesinlikle ve tam olarak bilmesi gerekir. Bilgi ile fiil arasndaki bu saysal mutabakat ilkesi sadece herey bilen bir varln, kesinlikle ifade etmek gerekirse, bir fiili yerine getirebilecei sonucuna iletti. Bu ak bir ekilde sistematik ve ar lde mantk doktrin btn, bundan byle Ortaalar boyunca Islamm eitim messeseleri zerindeki arln gsterdi. Kukusuz o, kendi incelikleri ve mantki ustal inde aklyrtmenin en yksek zirvelerine ulat. Fakat hem ruhu hem de muhte vas bakmndan hakikatta skolastik bir nitelik tamakta dr: Btn bu ince akl yrtmelerle insan akima esasl gven sizliini aka ifade etti ve bu ifade srasnda bu gvensizlii

138

SLAM

ni gsterdi. Hi kimsenin dini nedenlerle onun slama gerek hizmette bulunan varlk gr ve bilgi nazariyesi ile atma s gerekmemekle birlikte, yine dini nedenlerle onun irade hrriyeti meselesine getirdii zm savunmak gtr. Ken disiyle birlikte Islamda dini dnce tarihinin balad bu "ana dini uur" konusunda o. Kur'an'm ruhundan ve ilk slam mmetinin zniteliinden makul llerin ok tesinde uzak lamtr. E'ar ve ilk taraftarlarnda bile bu problem, kendi asl ahlak nemini muhafaza etmiti. Fakat sistematik kelamclar elinde srf nazar (doktriner) bilgilik haline geldi. Modern bilginler arasnda olduka yaygn bir gr vardr. Bu gre gre, Allah' kat bir biimde tenzih eden bu tablo ve bunun bir sonucu olarak tabii hususiyetlere, tabiatn kendi iinde srdrd ilemlere ve insann irade hrriyeti ne olan gvensizlik, tam olarak Kur'an'a dayanm olsa gerek tir, ya da hi deilse Kur'an'm bildirdiklerinin en mantk geliimidir. Bu hkm, bizzat Kur'an'n nda incelenince yan gerei bile gstermemektedir. Bununla birlikte Islamn dini tarihine Allah'n tenzihinden (aknlmdan) dn ver me konusunda hassas davranmay gerektiren gerek bir takm etkenler vard, zellikle, 'kiciler'in (Seneviyye) muhalefeti nin u ya da bu biimde srm olduu anlalyor. Mecsilerin "dualizm (ikicilik)"ine kar mcadele edildi ve daha ilk yzyllarda stesinden gelindi, ancak yok edilemedi. Bunu, felsefi olan "maddenin kdemi (ncesizlii)" doktrini izledi, esShreverd gibi Iranl Mecusi dnrler bu doktrini kendi eski nazariyelerinin ruhuna uygun olarak yorumlamakta ge cikmediler. Fakat bu muhalefet artk fiili bir tehlike olmak tan ktktan sonra bile, vahdet-i vcutu Sufiliin yeni mu halefeti Snni kelam, kendi tespit ettii akideyi yeniden gz den geirmekten alakoydu. Bylece ortaya kan sonu u oldu: rade hrriyeti konusunda gler dengesi Ortaalarda ezici bir biimde determinizm lehine bozuldu. Filozoflar srf akli bir determinizm lehinde tarttlar; Sufilik ise hem felsefi retiye hem de kelamn tevhid akidesinin zel bir yorumuna dayanarak vahdet-i vcutu (monistik) determinizmi savun du; buna karlk kelam tam bir Allah'a dayal determinizmi

KELAM VE AKDENN GELMES

139

retmee balad. Btn bu gler hep birlikte Ortaa slammn determinizm mihveri etrafnda dnen muazzam nazari arkn tekil etmektedir. Ayrca bu nazari ibirlii iin yeterince gl bir temel, hayatn somut hakikatlan iinde, siyasi durum tarafndan saland. Bu siyasi durumda giderek artan istibdat hem bu nazari tutumu muhafaza etti, hem de bu nazari tutum sayesinde g kazand. Felsefe dman ve hem Sufilik hem de Kelmdan kuku duyan Hadis ehli, bu byk determinizm ark dnda kalan tek zmre idi. slama bir din olarak canllk veren ve modem aa kadar onun hikayesini meydana getiren, bu zmreyle kel am ve sufilik arasndaki srekli deien ok ynl iliki ve bu ilikiyle birlikte aralarndaki huzursuz ittifaklar ve gerilimlerdir. Bununla birlikte bu karlkl ilikiyi ele almadan nce slamn en bata gelen kavram olan eri'atin geliimini incelememiz gerekir. Bu, u ana kadar incelediimiz gelime leri yerli yerine oturtacak ve daha sonraki tarihi daha anla lr bir hale getirecektir.

Altnc Blm

ER'AT

Balang - eri'at Kavramnn Geliimi - Selejiyeci Islahat: bn Teymiye - eri'at ve Fkh

Balang

Bir ilev olarak slam nitelendirebilecek en nemli ve en kapsaml kavram eri'at ya da er' kavramdr. Bu kelime aslnda suya ileten patika ya da yol; baka bir deyile, "haya tn ta kaynana giden yol" demektir. era'a fiili ise kelime olarak suya giden ak yolu izmek ya da iaretlemek anlamna gelir. Dini kullanta, ilk devirden itibaren iyi hayat yolu, yani ilev bakmndan ve somut olarak ifade edildii taktirde "insan hayatn yneten dini deerler" anlamna gelmitir. Snnet teriminden u noktada ayrlr: Snnetin sahibi fiili rnekle rehberlik yapar; dolaysyla onun ortaya koyduu fiil, tek bana, bu rnei kabul ederek onu izleyenlerinkiyle ayn trdendir, halbuki er' sahibi yol gsterir ya da tayin eder; do laysyla dini deerlerin kayna yalnz Allah'tr. eri'atn yanda Din'dir. Din kelime olarak boyun e me, izleme anlamna gelir. eri'at, Yol'un tayini ve onun ger ek sahibi de Allah olduu halde, Din Yol'un izlenmesidir ve sahibi de insandr. Bu birbirine bal anlamda Kur'an unlar

ER'AT

141

sylyor: Allah, sizin izlemeniz gereken Yol'u belirlemitir' 78 ve yine 'Yoksa Allah'n, onlarn izlemesi gereken Yol'u belir leyen ortaklan m vardr?'. 79 Fakat ilahi ve beeri dayanak noktalann soyutlarsak, eri'at ve Din, Yol' ve onun muhte vas asmdan birbirinin ayn olacaktr. Bu nedenle, Kur'an'n deyiine uygun olarak dinin muhtevas asmdan eri'at ve Dinden birbiri yerine sz edilebilir. Fakat Kuran'n temel tu tumu, insan ahlaki adan uyarmak, yani gerek araycnn, 'Yol'unun 'orada' bulunduunu kabul ederek izlemesi, boyun emesi ve aramas olduu iin. Din ve hemen hemen onun den gi slam terimleri orada eri'at teriminden ok daha sk bir biimde kullanlmtr. Bununla birlikte bu tarzda boyun emi olan slam mmeti iin ilk vazife, eri'at -Allah'n Yo lunu ya da Emrini- izah etmekti.

eri'at Kavramnn Geliimi

Daha bandan beri, belli bir pratik ama eri'at kav ramnn bir paras idi: O, Allah tarafndan belirlenmi yol dur: orada insan ilahi iradeyi gerekletirmek iin hayatm dzenleyecektir. eri'at bizzat davran ilgilendiren pratik bir kavramdr. Fakat o, btn davranlan -ruhi, zihni ve fizi ki davranlan- iine alr. Bylece hem iman, hem de amel onun kapsamna girer: Bir Allah' kabul etmek veya Bir Al lah'a inanmak, tpk namaz, oru trnden dini devler gibi, eri'atn bir parasdr. Ayrca btn kiisel davranlar ka dar btn hukuki ve sosyal ilemler de tm hayat tarznn kapsaml ilkesi olarak eri'at altma sokulmutur. Fakat me sele eriatn nasl bilineceidir. Hz. Peygamberden sonraki ilk devirde eri'atn izah iin iki kaynak ya da metod tannmt. Bir yanda geleneksel ve gvenilir verilmi kaynak olan ve esas olarak hizmet gr mesi gereken Kur'an ve Hz. Peygamberin snneti bulunuyordu. Fakat bu verilmi kaynaklar sonraki nesillerin gelien Ih.78. Kuran, Fetih, XLV1II, 13. 79. Ku^n, Fetih, XLVIII, 21.

142

SLAM

tiyalan iin, phesiz yeterli olamayacandan, ikinci ilke olan insan akl ve anlay hemen hemen daha balangtan itibaren tannd. lk prensibe ilim (bazan evirildii gibi "bilgi" deil); kincisine de anlay ya da kavray (Arapas: fkh) ad verildi. Bu devirden itibaren ilimle fkh arasnda bu kart fa kat tamamlayc aynm yapan metinler seyrek deildir ve 'falan kii ilimde iyidir, fakat fkhta o kadar iyi deildir'; ya da 'falan kimse hem ilimde, yani hadis ve Kur'an bilgisi bak mndan, hem de fkhta, yani geleneksel verilmi kaynaklan anlama gc bakmndan, iyidir ve onlardan daha baka so nular kanr....' gibi paralarla sk sk karlalmaktadr. Bu durumda, bu devirde fkh IV. Blmde ele aldmz reyden (ahsi grten) baka bir ey deildir. Bu, ilimle fkh arasn daki kartl bir baka ekilde ortaya koymaktadr. nk ilim bazan sarslmaz bir biimde bize dardan verilmi ve objektif bir ey olduu halde, fkh, bir bilginin kendi kiisel anlayn temsil ettii iin sbjektif bir eydir. Bu bize bir baka kartlk noktasm vermektedir: lim hem bir renme ilemi olduu, hem de objektif (nesnel) birbirine bal ve dene timli bir veriler btnne iaret ettii halde, fkh, bu merha lede belli bir disiplinin ya da objektif sistemin ad olmayp, sadece bir anlama ve sonulama faaliyetinin addr. 80 Fakat fkh ve ilim bu tarzda bilgi yollan ya da geitleri olarak ayrdedilse de, onlar konular bakmndan farkl deil, ayndr. Nitekim onlar evrensel adan bilginin her eidine uygulanmtr. Bu durumda Arap dil ilmi (yani geleneksel dil malzemesinin bilgisi) bulunduu gibi bir de din ilmi vardr; ayn ekilde bu ilmin bir fkh, yani takdiri olduu gibi, bir de dini meselelerin bir fkh bulunmaktadr. Bununla birlikte tedricen dini meselelerin incelenmesi arlk kazannca, f kh, dini sahaya inhisar ettirildi. Fakat hala tm din dnce sahasn fkh, yani inan ve amel, akide ve hukuk tekil edi yordu. Bylece Hanefi ekolnn kurucusu Eb Hanfe (lm.
80. Bkz., I. Goldziher; Richtungen der islamischen Kofanauslegung, II. Blm; Encyclopedia o f Jslam, llm' ve Fkh maddeleri.

ER'AT

143

150/767)ye atfedilen Fkh- Ekber (el-Fkh el-Ekber) adl bir kitap tamamyla akaid ve kelam meselelerine hasredildi. Yaklak olarak II/VIII. yzyln ortalarna kadar uza nan bu ilk merhalede geleneksel ilimlerin btn ve onun ze rinde itihada bavurulmas dini bilgiyi meydana getirdi. Fa kat eriat teriminin ok genel olarak Din ad verilen bu faa liyetin neticesine ve tesis edildii bilgi toplamna, yani 'din bilgisine, olsa bile, nadiren uygulandn mahade etmek hem ilgin hem de nemli bir husustur. Ayn durum sadece akide konusunda deil, ayn zamanda hukuk konusunda da grlmektedir. Bu devirde zellikle oul olarak kullanlan eriat szc pek nadirdir; ancak daha sonra Kur'ann belli baz emirleriyle ilgili olarak kullanlmtr. Bu, daha sonraki slamda eriat szcnn kazand ezici stnlkle arpc bir biimde tezat arzeder. Kukusuz bu tezat, srf bir tesadf olabilir ve yukarda da iaret ettiimiz zere, Din ve eriatn somut muhtevas ayn olduka, nemsiz bile grnebilir. Fa kat muhtemelen soruna cevap tekil eden, biri dini, teki buna bal olarak tarihi ilk nemli telakki bulunmaktadr. Dini tesirle ilgili olarak daha balangta, m'minin tu tumunu dzenleme endiesiyle Kur'anm eri'atten ok daha fazla Din, man ve slam'dan sz ettiini mahede ettik. Kur'an'n itici gc taze ve canl olduu srece Mslmanlarn Allah'n hidayetine boyun eme ve onu izleme abalarna arlk vermeleri daha muhtemeldi. Bu tutum karsnda, Al lah'n eriatndan anladklar ne olursa olsun, Mslmanlar tabii olarak bunun Allah'n eri'ati olduunu iddia etmekten ziyade, kendilerinin Dini anlama giriimleri olduunu kabul edeceklerdi. nk bunun gerekte Allah'n eri'ati m, yani radesi mi, deil mi olduunu bilmek Allah'a ait bir husustur. kinci noktaya gelince, daha nce de tekrarladmz gibi, tari hi bir olgu olarak fkh ya da kavray, pekitirilmi bir bilgi mecmuas olmaktan ok, bir ilemdi ve objektif bir disiplin olmaktan ok kiisel, serbest ve bir lde sbjektifti (znel di). Bir tek kiinin kendi dncesinin neticesinin eri'atm tek muhtevas olduunu iddia etmesi imkansz olurdu.

144

SLAM

eriatn ortaya konmas grevinin daha ziyade Ulemann rehberlii altnda bir btn olarak slam mmetine devredil mesi gerekir. kinci/sekizinci yzyln ortalarnda balad kabul edilebilecek olan sonraki devrede ortaya kan durum ite budur. III. ve IV. blmlerde slamn metodolojisini tekil eden mekanizmann douunu ve geliimini ana hatlaryla ver mitik. Bu mekanizmada Allah kelamn anlamak ve o kela mn snnette aklanmas iin son derecede stn bir yerin cm' messesesi, baka bir deyile mmetin cm tarafn dan igal edildiine iaret etmitik. Bizim u andaki iddiamz, bu tarihi gelime olgusunun mantki temelini ortaya koymak ta ve bu gelimenin slamm dini tarihinin kendi i mant gerei olarak vuku bulduunu gstermektedir. Bu, yabanc un surlarn, zellikle bilginlerce ok tartlan Roma Huku kunun baz hkmlerinin etkisini inkar etmeyip, aslnda slam metodolojisinin douu ve yapsal niteliinin yabanc tesirlerden ziyade slamm kendi iindeki bir takm nedenlerle izah edilmesi gerektii zerinde srar etmektedir. slam metodolojisinin (yani Snnet, tihat ve cm arasndaki karlkl ilikinin) tesisiyle birlikte fkhn ma hiyetinde kkl bir deiiklik oldu. Fkh, kiisel bir faaliyet olmaktan kp, kurulu bir disiplin ve onun neticesi olan bilgi mecmuas anlamna geldi. Bu bilgi mecmuas bylece standart bir hale getirilerek objektif (nesnel) bir sistem olarak tesis edildi. Fkh, ilim durumuna geldi. lk merhalede 'insan fkh n (anlaym) kullanmaldr' demek adet olduu halde, bun dan byle sylenmesi uygun olan ey 'insan Fkh renmeli ya da Fkh almal' oldu. Fakat (bir disiplin ya da ilim ola rak burada byk F' harfiyle yazdmz) bu Fkh'm muhteva s ne idi? slam metodoloji sisteminin tam olarak gelimesiyle ayn srada, onun hukuka inhisar ettirilmi olduu anlal yor. Fkh bylece hukuk ilmiyle ayn saylm oldu. Bizce, Fkh teriminin, Roma Hukukunun jurisprudentia'sm kar lama zere benimsendii eklinde bazan ileri srlen iza-

ER'AT

145

hm 81 bu deiiklii yeterince aklamad anlalmakta-dr. Nitekim bu deiiklik o derecede nemli sonulan olan bir olayd ve slam Dini'nin gelecekteki geliimini ylesine derin den etkiledi ki, yukarda belirtildii gibi, tamamyla filolojik bir izah, son derecede basit olarak grnmektedir. O halde biz zat slamm kendi iinde vuku bulan olaylarda bir cevap ara mamz gerekir. Daha nce bu blmde grdk ki, ilk merhalede hem fkh hem de ilim, dini sahann btnne uyguland ve akaid, ahlak ve hukuk hep bu iki szckle ifade edildi. Bununla bir likte daha balangtan itibaren, szgelii, kelamdan ziyade hukukla megul olunduu grlecektir. Bunun sebebinin, kelami ve srf ahlaki meselelere olan merakn II/VIII. yzylda olduu gibi, henz tam olarak uyanmamas olduu sylenebi lir. Fakat meselelerin fiili durumunun, acil bir talep olarak hukuki dnceyi gerektirdii hususu da ayn ekilde sz ko nusudur. Bu hukuki dncenin, balangtan itibaren bir okul almas nitelii varsa da, onun, iledii malzemenin gerek bir idari ve hukuki evrede hukuki tatbikatn somut olarak belirlenmi durumu olduunda pekaz kuku mevcuttur. Fakat bu etkenler yannda belki de en nemli olan, he men hemen srf kelami meseleler karsnda suskunlua va ran mevcut eilimdi. Allah'n mahiyeti hakkmdaki tartma lara en iyi ekliyle 'aptalca maceralar' gzyle bakan bu tutu- mun ardnda bilinsiz bir aklyrtme tr yatmaktadr. Biz zat Kur'an'n sadece ok az bir kelami doktrini, onun din iin gerekli olan enaz miktann ihtiva ettii grlecektir. 'Allah hakknda deil, Allah'n yaratklar zerinde dnn' veya 'daha nceki kavimler kader (lahi rade) tartmalarna daldklan iin yok oldular' gibi kelami dnceyi kesinlikle engellemeye alan hadislerin, szl olarak Hz. Peygambere kadar gtrlemeseler de, Mslmanlann ok eski tutumlann ifade ettii kesindir. nsann aklm Allah zerinde kul lanmas hemen hemen gnahkar bir eylemdir. Bir nceki blmde grdmz gibi, bu tutum alar boyu Hadis Ehli ta s.
I. Goldziher, Fkh' maddesi, Encyclopedia o f slam, I. bask.

146

SLAM

rafndan olduu gibi muhafaza edildi. Fakat ahlaki ve kelami dncenin nabz slam camiasnda tm enerjisiyle atmaa balaynca, Fkh ve eriat, akl szcyle ifade edilmee balanan srf rasyonalizmden ayrld. Nazari dnce ve tartma ncesi devirde akl (fkh) ve nakil (ilm) birbirini tamamlayan eyler olarak grld. Bu nedenle Mslmanlarn eski tutumunda akl ve vahyin ya da akl ve eri'atin birbirinden ayr olmadnda hi phe yok tur. Fakat II/VIII. yzyln sonlarnda ve III/IX. yzylda akl c Mu'tezile aklla nakil (sem') veya eri'at arasnda bir kart lk bulunduunu ortaya koydu. Bu sralarda hukuk icm' ile tespit edilmi ve yasama usl saptanm bulunuyordu. Byle ce o, otorite ya da gelenein bir paras olmu ve daha nce grdmz gibi, fkh kavramnda bir deiiklik meydana ge tirmiti. Mu'tezile, genel olarak, bu hukuki yapy, naklin (sem' veya er') ayrlmaz paras olarak ihtiva ettii ahlak hkm ve zdeyilerle birlikte kabul etti. Fakat onlar hem kelamn hem de temel ahlak ilkelerinin insan akimn ara trmas iin uygun nesneler olduunu belirttiler; onlara gre, 'iyi ve kt', er' ya da ilahi kanunla belirlenmi olmayp, ak lidir (Tabiat dolaysyla olan (fisei) ile, ilahi buyrukla 'belir lenmi olan' (tesei) arasnda Stoallarn yapt ayrmla kr.) Allah, "ktlk olduu iin" adam ldrmeyi yasaklamtr, /yoksa bu fiil, Allah yasaklad iin kt deildir. O srada Mu'tezililer hukukun balayc ve Allah tarafn dan belirlenmi karakterini soruturmadlar, fakat eriat kavramn onunla snrlandrarak, gerek anlamda onu 'doru' ve 'yanl' gibi temel ahlak ilkelerinden ve insan akl iin hi kstlanmam hrriyeti savunduklar kelam meta fizikten ayrdlar. Snniliin sa kanad buna kar kt. On lar ahlak ve kelam da hukuk kadar eriat kavram iinde tutmaa altlar. Akla gelince, onlar Mu'tezilenin son b lmde ana hatlar verilen lahi Adalet fikrine karlk Al lah'n Kudret ve radesini vurguladlar. Allah'n fiillerinin akl sahas dnda kald tezini deil, Allah'n yapmas ge reken eyin insan akl tarafndan takdir edilemeyecei ve dini

ERlAT

147

gr asndan Allah'n fiillerini radesine atfetmenin en akllca bir i olduu tezini savundular. Mu'tezililerin saldr s, bylece, Ehl-Snnetin ar kanadnn eski Islamm tart ma ncesindeki tutumunu deitirmee ve insan akln aka reddetmee zorlad. iinc/dokuzuncu yzylda ortaya kan E'ar kelam nn ulat sentezde hi kukusuz bu adan bir uzlamaya teebbs edildi. Hukuk ve ahlak ta dahil olmak zere fiili, so mut hayat etkileyen btn pratik meseleler ei'atm otorite sine ya da lahi Emr'e, tamamyla kelam ve metafizik olan btn sorunlar ise akla tahsis edildi. Bu gelimenin en esasl bir sonucu, kelamn hukuk ve ahlaktan ayrlmas oldu. Bu, daha nce bu blmde ele aldmz zere, balangta birbiri nin ayn olan eriatla Din arasnda kesin bir ayrm dour du. Kelam Usl ed-Dn (Dinin Kkleri) olarak, ahlaki ve huku ki hkmler ise eriat olarak yerletirildi. E'ar'den naklet tiimiz u metin bu hususu aka ortaya koymaktadr: (lk nesiller) hukuki devler... burada sz edilemeyecek kadar ok sayda cezalar ve boanma gibi eri'at (yani hukuk) ynnden o srada ortaya km olan Dinle ilgili meseleleri ele alp tarttlar.... .... Bu durumda, bunlar hayatn ayrntlarn ilgilendi ren ve onlann (ilk nesillerin), fur'a ilikin eriata dahil et tikleri hukuki meselelerdir ve dolaysyla bu meseleler hibir zaman peygamberlerden gelen bir nakil olmadan kavranamaz. Fakat (iman) meselelerinin belirlenmesi iin gerekli usl sahasnda ortaya kan meselelere gelince, her akl sahibi Mslmann bunlar, akla, duyum tecrbesine ve vastasz (za ruri) bilgi vb. ne dayanan genel ve zerinde ittifak edilen ilke lere dayandrmas gerekir. Bylece nakle dayanan, eri'atn (hukukun) ayrntlaryla ilgili meselelerin de, kayna nakil olan eri'atin ilkelerine dayandrlmas gerekir. Buna kar lk akldan ve tecrbeden doan sorunlarn kendi temellerine

148

SLAM

dayandrlmas ve nakil ile akim hibir zaman birbirine ka rtrlmamas gerekir. 82 Mutezileye kar, ahlkn yeniden eri'ata dahil edilme si, gerekte akim hibir evrensel ahlak ilke ortaya koymad n gsterme giriimine dayandrld. Tabii aklilik durumu, Hobbes'unkinden pek farkl olmayan bir iddia ile, bellum omnium contra omnes (herkesin herkese kar bir sava) duru muna yol at. Bu durumda her fert, kendi arzulanma uyan eyi iyi, uymayan eyi de kt olarak grr. 83 Akl ahlakn, evren sel denen, szgelimi, 'yalan sylemek ktdr nermesinin bile kendi sahte evrenselliini, bu deyiin her durumda deil, ou durumlarda uygulanabilir olmasmdan ald sylendi. 84 Mu'tezililer aklc ahlakn evrenselliinin bu ekilde inkar na iddetle kar ktlar: "Sizin sznz una varr: (Aklen) 'iyi' ve 'kt', arzulara uygun olma ve arzulan engelleme hususlarna indirilebilir. Fakat biz gryoruz ki, akll bir varlk, (zorunlu olarak) hi bir yarar grmedii eyi iyi olarak ve iinde yarar bulabilecei eyi de (bazan) kt olarak kabul eder... Bir insan ya da hay van yok olma durumunda gren bir kimse, onu kurtarmay iyi bir fiil olarak kabul eder. Halbuki o, bunun yaparken, belki de eri'ata inanmamakta, dnyada bu fiiilinden dolay bir ya rar da ummamaktadr. Aynca bu adamn, bu iyilii, insanlann gznden uzak olarak yaptndan, onlardan herhangi bir vg de beklemesi sz konusu deildir. Nitekim biz, her (ben cil) saikin yokluunu farzedebiliriz... yleyse 'iyi' ve 'kt'nn sizin tasvir ettiinizden farkl bir anlamnn bulunduu ak tr. 85
82. E'ar, Risale f i stihsn el-Havz Jl'l-Kelm, ner. ve tng. ev.: Richard J. Mc Carthy, The Theology o f al-Ash'ari, Beyrut 1953, ss. 94-95 (Arapa metin). evirenlerin notu: Anlan eserin Trke evisi iin bkz., E b'l-H asan elE ari ve Bir Risalesi, ev.: T. Koyiit, AlF. Dergisi, c. VIII, (1960), s. 172. 83. Fazlur Rahman, Prophecu in slam flslamda Peygamberlik), Londra 1958, s. 97 (Gazl'nln Ma'ric el-Kuds'ne yaplan atf). 84. Ahlaki greceliin (relativism) en ak ifadesi Gazl'nin el-ktisd fi'lI'tikad"md& bulunmaktadr, ss. 73-80. evirenlerin notu: Anlan eserin Trke evirisi iin bkz., tikatta Orta Yol, ev.: K. Ik, AF. Yay., Ankara 1971, s. 124. 85. Ayra eser, s. 78.

ER'AT

149

Gazl buna verdii cevapta, saikin psikolojik bir tahli line girimek suretiyle, aklc ahlakn" kendi faydac akla masn iddetle savunur. Onun srarla belirttii husus; kurta rcy, tehlikedeki bir canl varl kurtarmaa iten sebebin, hereyden nce, bu ekilde davranmad takdirde, kendi kuv vetli tabii merhamet duygularnn bundan zarar grecei, ol duudur. Kurtarc bylece tehlikedeki ahs kurtarmak sure tiyle kendi kendini tatmin etmi olur. Ayrca Gazl, bizzat kendisi tehlikede olsa ve biri de kendisini kurtarabilecek du rumda bulunduu halde, kurtarmaa girimese idi, bundan honut olmayacan dnyor vb. 86 Fakat srf akl kendi ta bii halinde ahlak ilkelerini retmekten aciz olduuna gre, nasl olur da onun 'mkellefiyetleri (vcibt) meydana getirme gc' olduundan sz edilebilir? Her ikisinin de eri'attan ya da Allahn taktir ettii yoldan kaynaklanm olmas gerekir. Gazl bylece kesinlikle u sonuca ular: "Mkellefiyetler (ykmllkler) akldan deil, eri'attan kaynaklanr". 87 Buna gre, ahlak ve hukuk eri'at meydana getirir. Fa kat bu durumda kelam ne olacak? Bir nceki blmde ele alnd gibi, burada da Gazl, Snni Sufiliin daha nceki geliimini izleyerek bir senteze ulamtr. Kelamn mantki biimselliinden honut olmad iin, Sufilerin metodunu Kelamm ortaya koyduu ifadelerle tamamlamaa alm ve yaayan imna layk olmadn grd srf akl inanlarn 'yaanmasn' ya da 'kalbe yerletirilmesini iddetle savun mutur. Ayrca srf Allah sevgisinde son bulan bir i arnma, bir ruhi tasfiye program ekline sokulmu olan bu sentezin eri'atn gerek anlam olduunu belirtmitir. mann bu ie, kalbe ait oluuna o, Din adn vermitir. Bu durumda Din eri'atin z, onun i yaantsdr. Dinsiz eri'at bo bir ka buktur; eri'atsz Din ise, aka grld zere, mevcut ola maz. Ancak, Gazl, bu ikisi arasnda zorunlu ve yakn bir iliki kurduu halde, Din ve eri'at hala belli bir ikilii muha
86. Ayn eser, s. 79. 87. Ayru eser, s. 73.

150

SLAM

faza etti ve her ikisinin ilk ve asl aynl yeniden ihdas edile medi. Nitekim, onun din hakkndaki byk eserine eri'attan ziyade^ hyu Ulm ed-Dln adn vermesi nemlidir. Ondan sonra, hi kukusuz, eri'at srekli ruhi temellere ya da Gazl'nin de ifade ettii gibi, (srf aklclarn) alabildiine serbestlii ile Hanbelilerin duygusuzluu arasmda nazik ve g olan orta yola dayandrmakta byk bir hizmet gren yeni tip bir dini ilim, yani Dinin i anlamlarnn ilmi' (ilmu esrftr'dDnjortaya kt.88 Fakat i ve d (btn ve zhir) dualizmi safd edilmedi ve korunan nazik denge Sufilikle eri'at arasn daki bir atmann belirledii sonraki gelimeler tarafndan bozuldu. Bundan sonra kelam iki farkl tre ayrld: tikadi ve eklen akl olan kelam ve Sufiliin ortaya koyduu nazari teo loji. kincisi tamamyla kendine has bir biimde, daha sonra greceimiz gibi, eri'atla tasavvufi 'hakikat' arasnda kesin olarak ifadelendirdii ayrmn himayesi altnda geliti. Y rd yolu ve muhtevasn nceki blmde tasvir ettiimiz itikad kelam, er'atin akide yapsn yeni felsefi malzeme sayesinde yeniden canlandrlan akl silahlarla desteklemee devam etti. Fakat hemen o anda da ilm-i kelam'm sahas soru nu gndeme geldi. Bazlar kelamla metafiziin ayrlmasn, birincinin kendisini akidenin savunulmasyla snrlandr masn, kincinin ise bizzat felsefeye ait problemleri aratr masn savundular. 89 Fakat kelamclann ounluu, byle bir eyin eri'atin tesinde ve stnde bir bilgi dal tesis edecein den rkerek bu gr reddettiler. Bylece onlar, (peygamber lere ait) akln tabii geliimiyle ilgili felsefi doktrin de dahil ol mak zere, 90 bizzat filozoflarn grlerinden birok eyi al dklar halde, kelamn devinin 'akide esaslarn akl metodlarla aratrmak ve yorumlamak deil, sadece 'akl delillerle onlan savunmak' olduunda srar ettiler. 9i Bylece ortaya kan netice u oldu: Dini akide, herhangi bir esasl yorum ya
88. Gazl, Ihy' Ulmed-Dtn, Haleb neri, Kahire 1346/1927, I. s. 93. 89. Ic, Kitb el-MevkJ, Crcan ve dierlerinin erhleri ile birlikte. Kahire 1325/1907,1 , ss. 40-49. 90. e-ehristn, Nihayet el-Ikdm, s. 463. 91. Ic, age., ss. 36-37.

ERAT

151

plmakszn hem biim hem de muhteva bakmndan ayn kald halde, felsefeden alman karmak ve kullanl ibare ve deliller sradan kimselerin elde edemeyecei ey haline gel di. Bylece kelam tm metafizik sahasn tekeline ald ve srf dnceye, alemin ve insann mahiyetini aklen aratrma hakk tannmad. Bunun sonucunda, Usl ed-Dnin mdevvini olarak 'en yksek eriat lmi' adn ald. 92 eri'at bylece bir kez daha Din'le zdeletirildi. Fakat bu arada hukuk, ke lamdan ayr olarak gelimi bulunuyordu ve hukukular dai ma Din'in savunucusu olarak kelamn geerliini tanm bu lunduklar halde, kelamm hangi sorunlar ele almas ve saha snn ne olmas gerektii konularn artk hukuk otoriteleri belirliyorlard. Kelamc filozof cden hemen bir sonraki nesle mensup olan fakh e-tb (lm. 790/1388), hukuk felsefesi ve fkh usl zerine Kitabu'l-Muvfakt adl bir eser yazd. O, srf man'a (Dn'e) ait meselelerin fkh ilminden ayrlmas gerek tiini sadece savunmakla kalmad, srf nazar ve fikr tart malar da er'ata aykr ve dolaysyla kelam sahasnn d nda olduklar iin ktledi: "Hukuku kendisine dayandrabileceiniz fakat zerinde tartmann fiili yasamada ihtilafa yol amad fkh usl nn her meselesi hakknda herhangi bir kesin gr savun mak veya reddetmek tamamyla fuzlidir... Bu durumda... (Ehl-i Snnetle Mu'tezile arasndaki) tartma, kelamn tesis ettii bir ilkeye dayanan akideyle ilgili bir tartmadr, halbu ki o, vacip ve haram olma, eylerin kendisine ait niteliklere dayandrlabilir mi (baka bir deyile, tabii akl vastasyla kefedilebilir mi?), yoksa onlar eriatn emirlerinden mi kaynaklanmaktadr?., gibi hukuki ibarelerde de ifadesini bul maktadr... " 93 tb yine hukuk konusunda deil, bizzat eri'at hak
92. Ayn eser, ss. 43-46. 93. e-tb, Kitb el-Muvfakt, Kahire 1302/1884, s. 45.

152

sla m

knda unlar sylemektedir: "Fiil iin bir temel tekil etmeyen herhangi bir meseleyi aratrmay eri'atm ortaya koyduu delillerden hibiri tav siye etmemitir. Fiillerden kasdm, hem zihni hem de bedeni fiillerdir" (c.I, s. 46). "Filozoflar, felsefenin esasnn genel ola rak varolan eyleri (mevcdt) aratrmak olduunu iddia ederler... yleyse bunlar, genel olarak her bilginin mutlak su rette tavsiye edildiinin delilleridir. Buna cevap, bu genel tav siyenin gerekte belirli bir eyi ifade ettiidir" (s. 52). $eri'atla ilikisi bulunduu iddiasnda olan, fakat dorudan doruya bir fiili kazandrmayan ya da Araplarca bilinmeyen her bilgi dalyla ilgili olarak ta durum byledir" (s. 54). tb, devamla, mmkn olduunca dorudan doruya ve ameli olmas gereken -sadece hukukla ilgili deil, genel ola rak- ilmi tarifleri aratrmann yararsz olduunu ve eri'atin snrlan dnda kaldn iddia eder: Bir yldz 'tabii me kan gkkresi olan basit daire eklinde cisimdir' vb. yerine, 'geceleyin grdmz (ldayan) nesnedir' eklindeki tarif ok daha iyidir... u ana kadar ortaya konulan hutslar unlardr: 1) Ba langta eri'at ya da er' kelimesi nispeten az kullanld halde, onun kullanl, hareket noktasnn Allah ya da insan olmasna uygun olarak Din kelimesinin kullanlyla ayn ldedir; 2) eri'at kelimesinin yaygn olduu nemli nok tay, 'ahlak ilkelerini ve ameli kurallar meydana getiren akl m yoksa eriat mdr tartmas belirlemitir; 3) bu nedenle eri'at kelamdan ziyade hukuka uygulanmaa baland ve ke lam da akl delilleri kulland iin eriat yerine Din kelime siyle ifade edildi; 4) daha sonraki gelimesi srasnda, kelam bir kez daha eri'at sahasna girdi ve hatta en yksek eriat ilmi olduu iddiasnda bulundu; fakat nihayet 5) gerekte hu kuk kelamdan bamsz olarak gelimiti ve ikisi arasndaki gerek ve canl bir halkay oluturmak sadece g olmayp, gerekte hukukular da 'hukukun en st dzeyde eriatm te zahr' olduunu iddia etmekte, hatta kelami ve dier mte rek ve yardmc inceleme ve bilimleri kesinlikle engellemekte

ER'AT

153

idiler.

Selefiyeci Islahat: bn Teymiye

Islamda dini hayat belirleyen ve IV/X. yzyldan itiba ren giderek artan lde onu kendileri arasnda paylaan drt byk akm, yani Aklclk, Sufilik, Kelam ve Hukuk, sadece eri'at gibi kapsaml bir dini kavram altnda birletirilip, btnletirilebilirdi. Bununla birlikte, daha nceki tarihi ak lamalarmzn da gsterdii gibi, bu kavram, herkes tarafn dan kullanlr bir hale geldii andan itibaren, aklclarca 'ak ln zdd' olarak kullanld ve hukukla ayn sayld. Daha son ra tasavvuf! hakikatin zdd olarak Sufilerce kullanld ve hu kuka verildi. Kelamclar ise, biraz nce grdmz gibi, ilkin onu, 'hukuku kelamdan ayrmak iin' kullandlar, ancak bu kavram zamanla yava yava kinciye de verilir duruma geldi. Bu tarzda kullanlan eri'atla, akl, aklclarn kulland ekliyle er'at ve tasavvuf eyhlerince kullanld ekliyle tasavvufi hakikat arasndaki' atma aktr. Fakat snni evrelerde kelamla hukukun temelleri arasndaki atma da daha az derin deildir, ancak bu husus, kelamn aka huku ku savunmak zere bir evrim geirmi olduu iddia edildii iin pek o kadar ak olmayabilir. Son blmde grdmz zere, Mutezilenin 'kulun ira de hrriyeti doktrini' ile hadisilerin Allah'n kudreti lehinde takndklar tutumu snni adan terkip ederken, E'ar, Al lah'n iradesini ve O'nun kulun fiilini yaratt hususunu vur gulam, ancak bu arada kulun sorumluluunu da korumaa almt. Yakndan incelenince, E'ar'ye "tanrc determi nist" denemez, nk o, kulun iradi ve gayr- iradi fiillerini ak bir biimde birbirinden ayrmaktadr. 94 Nitekim E'ar' nin, Allahn kulun btn fiillerini (hatta btn olaylar) ra desi vastasyla yaratt eklindeki grnn determinizm ve irade hrriyeti sorunuyla hibir ilgisi yoktur. Onun iddias sadece 'Allahn Kudret ve iradesi olmadan hibir eyin vuku
94. E'ar, age., [Kitab el-Luma.% s. 41.

154

SLAM

bulmadg'dr. Buna ramen hem E'ari hem de onun takipile ri, insann (Allah tarafndan yaratlm] fiillerini 'kesbetmesi (kazanmas) grlerini izaha zorlandklarnda, meseleyi, sanki insan ve Allah, fiillerin yaratlmasnda rakip gler mi, biri tekinin yerine konabilirmi gibi, ele almlardr: Bu suretle onlar, Allah'n iradesi lehine kulun iradesinin et kinliini inkara gittiler ve fiillerin meydana gelmesini srf kulun iradesinin bir 'vesile olmas' ya da 'yanda' eklinde tanmladlar. Yine grdmz gibi, hem filozoflarn 'tabii zorunluk gr' hem de Sufilerin 'Allah'n Tek Mevcut olduu' gryle teyid edilen bu doktrin, daha sonraki iki yzyl sra snda, gerek bir kat kadercilik doktrini eklinde gelime gsterdi. Bu, dier iki E'ari grle daha da kt bir hale so kuldu. nce, Allah' Mutezilenin balca konularn tekil eden 'ama' (kasd) ve 'adalet' gibi benzeri kategorilerin stne karmak iin E'ariler, her ikisinin de Allah'a isnadn red dettiler. kinci olarak, cevher-i ferd (atom) grlerinde, E'a riler, sebeplilii ve onunla birlikte nesnelerde sabit olan im kan ya da gler (kuvvetler) fikrini inkar ettiler. Fakat 'hukuk' adna layk hibir hukuk bu kavramlara dayandrlamaz. Hukuk, insann hem zgr hem de etkin ol masn art koar. nsann nesnel gler ve kudretlere sahip olmasn ister. Ayrca, eri'at denen ilahi hukuk kavram da, hem ama hem de adaletin Allah'a isnat edilmesini gerektirir, yoksa tm lahi Emir ve Nehiy fikri yerle bir olur. Hatta Al lahn rade ve Etkinliini eri'ati ya da Emri yerine koyarken Kelam ve Sufiliin (ve felsefenin) giritii ibirlii. Ortaada slamm dini tarihinin byk bir blmn tekil eder. Yukarda slamm btnletirici dini gcnn ilk belirti si olan Gazlnin giritii terkip teebbsn ksaca tasvir etmitik. Fakat Gazl'yi ynelten saik aslnda ahs arnma ve takva olduu iin, yapt terkibin de kesinlikle ahs bir karakteri bulunmaktadr. Onun kelam ve hukuku dzenleme si, esasta onlara ahs bir anlamllk ve derinlik vermekten ibarettir. Onun eseri olmadan, hi mbalaasz , Sufilik ve fel sefi aklclk slm znitelii pekala silip sprebilirdi. Fi-

ERAT

155

lozoflarm lk Sebep'ine ve lk Muharrik'lne kar, Gazl Kur'an'm Emr'ini n plana koydu. Kelamclann tabirlerine ve Sufilerin vahdet-i vcduna kar, "talep eden ve yerine geti ren, gerek mit ve korkuyu ilham eden canl Allah" yeniden canlandrd. Gazlnin eseri, bir yandan kelamla tasavvuf, te yan dan hukukla tasavvuf arasnda iki tarafl bir terkip olarak nitelendirilebilir. Gazlnin slahatnn ahs karakteri ile mkemmel bir uyum halinde olan tasavvuf, merkezde yer al maktadr. Fakat Gazl snni kelamn muhtevasn dzenle medii gibi, yine ahs takv ile megul olduundan, kelam cieidi olarak hukukla irtibata sokmamtr. Nitekim o, huku ku da ciddiye almam grnyor. nk eri'atm, ahs bir anlay ve kabullenmeyle temellendirilmi olmas gerekse de, ahs olarak kalmas mmkn deildir. Nitekim hukuk asln da ahs olmayan bir olgudur. Bununla ilgili olarak, Gazl'nin byk eserini eriata deil, Din'e hasretmi olduunu, bu gerein gcn yeniden idrak ederek hatrlayabiliriz. VTI/ XIII. yzylda mevcut olan dini gler dengesinde, Hadisiler (Ehl el-Hads), szn ettiimiz akmlardan hibirine mensup olmayan, fakat ortam gzleyerek ve bekleyerek duran tek zmre idi. Nasl ki onlar, slamda daha ilk dini aamada E'ar'nin gerisindeki bu gler eklinde ortaya ktlarsa, imdi de, kendi saflarndan Taky'd-Dn b. Teymiye (661-728/12631328)'nin dinamik kiilii dodu. Gerekten de her kritik noktasnda n plana kan ve du ruma hakim olan gcn, o srada resmen tesis edilen 'Snnilik' olmayp, daha ziyade her kavakta oluumunu hemen takiben kendisini Snniliin hammaddesi olarak ortaya koyan bir ey olduu hususu, slamn dini tarihi hakknda garip ve ar pc bir gerektir. Tek bama bu g, tasviri mmkn olmayan bir eydir ve daha iyi bir ad bulunmad iin de ona bizzat Mslmanlarca Ehl el-Hads veya Ehl es-Snne gibi isimler verilmi ve modem batl bilginlerce 'muhafazakr' veya 'orthodox' olarak tantlmlardr. Fakat Ehl el-Hads ya da Ehl es-Snne, belli bir zmre, frka ya da hizbin ad deildir; ve

156

SLAM

eer bir 'ortodoksluk' ya da 'muhafazakrlk' varsa, bu, mu hakkak k, o srada stnlk kazanmakta olan bir akmdr. phesiz bir lde bu, btn gelien dinlerde de byle olmu tur. Fakat Hristiyanlkta, hatta Hinduizm gibi ok az maddeletirilmi bir dinde, zirvesine yerleen yeni unsurlarla bir dalga gibi her yanm saran bir ey bulunduu halde, slam Sn niliinin zaman zaman slamm ta kalbinden kan eneji bi rikimlerinin yeniden yaratlan oluumlarnda gelitii gr lyor. Bu, yeniden canlanan bir selefiyecilik (fundamentalism) ve ilericiliin (progressivism) ayrdedilemez bir kar m eklinde belirlenmitir: tabir caizse, o, kendi kendisini ha reket ettirmekle deil, kendi iinde hareket eden eyi gzetle mek, dzenlemek ve zmsemekle gelime gstermitir. O, ter kibi bir faaliyettir ve V. Blmde ifade ettiimiz gibi, 'Snnili i' belirleyen de ite bu karakterdir. bn Teymiye'nin program esasta eri'atn yeniden ifade edilmesinden ve dini deerlerin tasdikinden ibarettir. eri'at kapsaml bir kavramdr ve bu haliyle Sufinin manevi haki katim, filozof ve kelamcmm akl hakikatim (akl) ve hukuku iine alr. Onun bu 'hereyi iine alma' nitelii biimsel ve top layc olmayp, bu nn kayna olan bir dini nitelie ia ret etmektedir. Nitekim 'nakil' ve 'akl' ayrdedilebilir, hatta birbirine kart olabilir, fakat eriatla 'akl' anlaml bir biimde birbirine kart olamaz: "Bir delilin akl olmas ya da nakle dayanmas znde bir tekdir ya da takdir konusu deil dir, yine o, bizzat doruluk ya da yanlln da gvencesi de ildir. 'Nakil' hibir zaman 'akldan' ayrlamasa da, onlar bil gi elde etmenin balca yollandr. Fakat bir eyin eri'at dee ri olmas, bir eyin akl olmasna geerli bir ekilde engel ola maz..."9. 5 Ayn ekilde, tamamyla zahiri, kendi i temellerinden ayrlm hukuk hkmlerinin ve kararlannn bir mecmuas olarak eri'at kavramnn da reddedilmesi gerekir. Bu ikilik, Tasavvuf hareketi tarafndan yaygn bir hale getirildi. Aksine
95. bn Teymiye, Muvafakat Sarih. el-Ma'kl li-Sahth el-Menkl, Kahire 1321/ 1903, I, s. 48 (ayn yazann Minhc es-Srne adl eserinin kenarnda basl mtr). Btn bu kitap, gerekten de, b u konuya hasredilmitir.

ER'AT

157

eri'at, hukuku mmkn ve adil klan, hukuki ve manevi olan hususlar canl bir dini btn iine sokan eydir. Hallc'n katliyle ilgili eitli grler zerinde fikir yrtrken (bkz. Sufilik hakkndaki blm), bn Teymiye, kendisinin, genel likle benimsenen grn aksine, Sufilie esas itibariyle kar olmad gibi, onun hukuk kadar dinin gerekli bir paras ol duunu benimsediini aka gsteren nemli ve ilgi ekici bir paraya yer vermektedir: "(Hallc'm haksz yere katledildii grnde olan) bu kimseler iki zmre tekil ederler. Bir zmre onun haksz yere ldrldn syleyerek... eri'ati ve eri'atn savunucular n dman olarak grrler... Bazlar da, Hallc' ldrdk leri inancyla btn fakih ve bilginlere kardrlar. Bunlar, 'biz bir eri'ata ve bu eri'ati nakzeden bir hakikata sahibiz' diyen kimselerdir. Bu tarzda konuan kimseler, (bir yandan) Allahn ve reslnn kelamnda, bir yandan da halk tarafn dan kullanld ekliyle eri'at szcnn anlamlarndaki farkll aka anlamazlar. Nitekim onlardan bazlar eri'atn kad'mn kararlarna verilen bir ad olduunu dnrler; hatta onlardan bir ou bilgili bir kad ile cahil ve zalim bir kad arasnda ayrm da yapmazlar. Daha da kts, halk, sultann herhangi bir buyruunu eri'at gibi grme eilimin dedir; halbuki hi kukusuz bazan hakikat, sultann buyruu na fiilen aykrdr. Bizzat Hz. Peygamber unlan sylemitir: 'Sizler ihtilaf larnz bana'getiriyorsunuz; fakat szlerden bazlar kendi davalarn dierlerinden daha iyi ifade gcnde olabilirler. Ben ancak bana getirilen kanta gre karar vermek zorunda ym. Eer ben, kardeiniz lehine herhangi birinizin hakkm yiyecek olursam, kardeiniz byle bir eyi kabul etmesin, nk bu durumda ona bir para cehennem atei vermi olu rum'. Bu duruma gre, kad, nnde bulunan ifade ve delillere bakarak karar vermitir, halbuki aleyhinde karar verilen ta rafn da ortaya konmam baz delilleri pekala bulunabilir. Bu gibi durumlarda kad'mn kararnn infaz zorunlu olsa da, gerekte eri'at zahiri hukukun tam kartdr. ou hallerde

158

l a m

batn hakikat baz kimselerin grdnden farkldr... Bu du rumda, batn hakikatin, zahiri hakikatlarn zdd olduu sylenirse, bu dorudur, fakat batn! olana 'Hakikat' ve zahiri olan eylere de 'eri'at' demek, dile ait bir meseledir. Fakat 'Hakikat'm mutlaka 'batini' olduu, eri'atin de sadece zahiri hususlarla ilgili bulunduunu kabul eden kim seler vardr. Bu, tpk 'iman'la yanyana konduunda 'slam'n zahiri fiiller anlamna gelmesine benzer, halbuki iman'dan,' 'kalpte bulunan ey kastedilmektedir. Bu durumda, bir kimse yanyana getirmek suretiyle slam eriatndan ve imamn hakikatlan'ndan sz edebilir ve byle bir ayrm teknik bakm dan geerli olabilir. Fakat herbiri tek bana kullanlnca, batini hakikat olmadan sadece eri'ata sahip olan kimseye hakl olarak m'min denemeyecei gibi. eri'atla uyumayan sade bir 'hakikat'e sahip olan kimse de, brakn Allah'n mttaki velisi olmasn, bir Mslman bile olamaz. Bazan eri'attan, eri'at hukukularnn kendi itihat larna dayanarak syledikleri szler anlalr; hakikat'la ise, Sufilerin 'mkaefe yoluyla elde ettikleri eyler' kastedilir. Hi kukusuz her iki zmre de hakikat arayclardr; onlar bazan doru, bazan da hataldr; oysa onlardan hibiri Hz. Peygambere kar kmak istemezler. Her iki zmrenin de bul gulan birbirine uyuyorsa, diyecek bir sz yoktur. Yoksa onlar dan hibiri eri'atin ak bir delili olmadan srf kendilerinin iilenmesi gerektii iddiasnda deildir". 96 Bu kapsaml ruh ierisinde eri'at kavramn belirledik ten sonra, kelamla hukuk arasnda gerek ve canl bir mna sebet tesis etmek gerekir. Bunun nedeni birincinin kuru ibare lerden ibaret kalmamas; kincinin ise bo, kat ve cansz bir kabuk olmamasdr. Fakat byle bir eyi yapmak in, Kelam' yeniden deyimlendirmek gerekmektedir. Hatta bn Teymiye kendi teolojisi iin Kelam szcn kullanmayp, ona oun lukla 'Tevhd ilmi' adn vermektedir. Nitekim Kelam'a kkl yeni bir yn verilmesi de gereklidir, zira 'resmen' benimsen
96. bn Teymiye, el-lhticc bi'l-Kader, Res'il iinde, Kahire 1323/1905, II ss. 96-97.

ERAT

159

mi olan kelamn kabul edip gelitirdii ilahi irade (kader) gr dini/ahlak hayat tehlikeye drmtr. Allah'n her eye gc yeten iradesi ile O'nun Buyruk Sahibi olarak ilevi arasnda kesin bir ayrm yaplmas gereklidir. Eer dini in ancn birinciye ihtiyac varsa, kincisi de dini faaliyetin mih veri demektir: "ilahi Kudret ve rade hi kimse iin Allah'a ve yaratklarna kar kullanlacak bir delil deildir.... Buna gre, kader bir iman konusudur, fakat o, bir delilin ncl ola maz; kadere inanmayan bir kimse Mecsler (yani kiciler) gibidir, fakat (fiili alanda) ona dayanarak delil getiren kimse ise Mrikler (Hz. Muhammed'e kar, eer Allah dileseydi, mrik olmayacaklarn ileri srenler) gibidir. 97 Ahlak geveklii arttrmakla zellikle sulu olan, Sufilerin u grdr: "Allah'n radesine tank olan kimse ar tk kendisini Allah'n Emri ile kaytl hissetmez". Bu, Yahudi ve HristiyanJarn da reddettii ve hem aklen hem de dinen im kansz olan bir kfrdr. 98 Fakat bu olumsuz felsefenin kav ramsal temeli, tabir caizse, Allah ve insan birbirinin rakip leri gibi grerek, btn sahay Allah'a tahsis eden 'resmi ke lam' tarafndan saland. Bu suretle kelamclar, dini hayatn kayna olan lahi Emirler'e kaplarn kapadlar. bn Teymiye bu mnasebetle hi deilse iyilik ve ktlk, lahi Emirler ve Nehiyler (yasaklar) fikrini canl bir dini kuvvet olarak mu hafaza eden Mu'tezileyi vmektedir. 99 Bu, hakkndaki genel kanaatin aksine, btn grlere olaanst bir tarafszlk ve akfikirlilik gsteren ve srekli olarak 'hakikat sadece bir tek zmrenin mal olmayp, her zmrenin onda pay vardr' gibi beyanlarda bulunan bn Teymiye'nin hususiyetini tekil eder. Buna uygun olarak, bn Teymiye, slam kelamna lahi davrann amal olduu grn yeniden yerletirmitir. Bu doktrin, 'Allah'n, irade gc ile yaratklarna benzemeyiini uzlatrd iin E'arlik, Mturdlik ve Zhirlik tarafmdan byk bir gayretle inkar edilmitir. Bu amallk Al
97. tbn Teymiye, el-trde ve'l-Emr, Res'il iinde. Kahire 1323/1905, 1 , s. 348. 98. Ayru eser, , s. 341. 99. Ayn eser, I, ss. 334-335.

160

S LAM

lah'n, nsann kaderinde bir yerinin bulunmas demektir. Bu radan o, dorudan doruya 'Buyruk Sahibi olan' ya da eri'at koyan' Allah fikrini karmaktadr. bn Teymiye daha sonra Allah'n rade ve Hikmetinin yerine gre anlaml olduu saha lar ayrdetmee alr. Allah'n rade ve Kudreti etkin Sebep (f'il illet), fakat O'nun Emri ya da eri'ati ise faaliyetinin amal (g) sebebidir. 100 Allahn kudreti inkar edilmemeli dir, nk varolan her ey O'nun vastasyla var olur, ancak olaylar bu tarzda aklamak, etkin sebebin varln dorula mak, gzleri geriye 'balangca' evirmektir. Allahn eriat, Hikmet ve Buyruu ise ileriye, 'hedef ve 'amaca' yneliktir. 1 0 1 bn Teymiye, Ehl-i Snnetin kelami ibareleri ile huku kun faraziyeleri arasnda temelde mevcut olan atmaya hi saknmadan iaret etmektedir: "Kendi kendisiyle elikiye den bir ok hukuku greceksin. Bylece onlar, (kulun) kud reti ve etkinlii (istit'a) fiilden (nce olmayp), Allah tara fndan fiille birlikte yaratlmtr, demek suretiyle srf Al lah'n Kudretini kabul eden kelamclarla birlikte dnnce, bu hususa katlrlar. Fakat konuyu hukuk asndan ele aln ca, Emir ve Nehyin (yasan) esas olan insan kudretinin nce liini (ve hrriyetini) tastik etmek zorunda kalrlar. 102 Kulun kudreti ile lahi Kudret, nitekim, kulun fiilini belirlemek ve meydana getirmek asndan karlkl olarak birbirini da rda brakan rakiplerdir. eri'atin herhangi bir ekilde imkan dahiline girmesi iin hr bir failin bulunmas gerekir. Eer mmkn olanla fiili olan ayn uzantda ise, Kur'an'n "kendi imkannz nispetinde Allah'tan korkun" eklindeki beyan nn, "Allah'tan korktuunuz lde korkun" eklinde yorum lanmas ve Hz. Peygamberin "size bir eyi emrettiimde gc nz nispetinde onu yapmaa aln" eklindeki sznn de 'size bir eyi emrettiimde, yaptnz yapn' eklinde kabul edilmesi gerekir ki, bu, gerekten de sama bir nermedir. 103
100. Bu, bn Teymiye'nin Muvafakat Sarih el-Ma'kl li-Sahh el-Menkl ve ellhtlcc bi'l-Kader, s. 91 adl eserinde Mutezile le E'ariyye arasnda ne srd sentezdir; yine bkz., Meriib el-lrde, Res'il iinde, U, ss. 70-71. 101. bn Teymiye, el-fhttcc btt-Kader, s. 91. 102. bn Teymiye, el-trde ve'l-Emr, s. 361, satr; 20 vd. 103. Ayn eser, s. 361, satn 15 vd.

ER'AT

161

Muhakkak k, mmkn olan, nsan asndan mmkn olan la ayn uzantda deildir. Ancak bundan, 'gerekte hibir eyin insan asndan mmkn olmad' sonucunu karmak ta sama olacaktr. ibn Teymiye'nin etkisi, onun bizzat kendi rencilerine snrl olarak kald ve bir hareket eklinde ortaya kmad. Bununla birlikte, uzun vadede, tedrici olarak din aydnlarn dan szlerek, XII/XV1II. yzyl Vahhb hareketi onun belki de en tekilatl ve muhteem tezahrlerinden sadece bir tanesi oldu. VIII. Blmde, Sufilii ele alrken benzeri hareketlerin daha sonra Sufilik iinde nasl gelierek tasavvuf! dnce ile tatbikat Snn Islama yaklatrdn greceiz. Gerekte en gl rneini bn Teymiye'ninki tekil eden yaygn bir eilim grlmektedir ve bu eilim nihayet modem Batnn etkilerini zerinde hissetmeden hemen nce Islama hususiyetini veren eitli grnmdeki yenilik hareketleriyle sonuland. Bu, bir ok modem Batl bilginin, birden fazla noktada ibn Teymi ye'nin etkisinin g birikimi iin nemli bir iaret olduunu mahade etmelerinin nedenini aklamaktadr. Biz bu g bi rikimini, Modemistler-ncesi Islahat Hareketleri blmnde (XII. Blm) ele alacaz.

eri'at ve Hukuk

Gazl'den ibn Teymiye'ye kadar vuku bulan dini geli meler, hukuk ilmini gzle grlr bir biimde etkiledi. IV. B lmde tarihesini verdiimiz hukuk nazariyesi, kendisini, ta mamyla kanun yapma ve Kur'an ile Snnetten baz hukuk h kmleri karma mekanizmasn tespit ve inceleme grevine verdi. Fkh Usl ite bu mekanizmadan ibaretti. Fakat artk hukukun ahlaki/dini temellerini -eri'atin amalarn (meksid e-er') ya da 'er'i ykmllklerin srlarn' (esrar et-tek lif) ele alp inceleyen bir hukuk felsefesi gelitirilmi bulunu yordu. VIII/XIV. yzyldan XII/XVIII. yzyla kadar bir dizi parlak bilgin ve dnr, slam hukuk sisteminin akl, ahlak ve manevi esaslarn ortaya karmaa alt. te bu nedenle

162

SLAM

Eb shk e-tb kendi hukuk felsefesinin cesede ruhunu ve (hukukun) d kabuuna gerek zn verdiinden sz eder. 1 0 4 bn Teymiye'yi ilerken grdmz gibi btn bu hukuk felse felerinin ana meselesi de ahlaki ykmlln lahi Kudret ve radeye nasl bal olduu ve gerekte birincinin zaruri olarak kinciden nasl doduunu kantlamaktadr. 105 eri'atin kendisi, 'kalbin fiilleri ile zahiri fiilleri' uzla trmak eklinde tanmlanr. 106 Nitekim o insana ait olan lahi emirlerin, her eyden nce ahlaki nitelii olduu ak bir biimde kabul edilen emirlerin, toplamdr. O halde eri'at belli ve zel bir takm hkmlerin fiili ve biimsel bir mecmu as olmayp, 'iyilikle ayn snra sahiptir. Fakat, gariptir ki, elde mevcut bulunan fkh mecmuasn -drt fkh mezhebi temsilcilerinin ilk fiili yasama teebbslerini- yeniden d np ifade etmeye pek yanamad. Bunun ana nedeninin, bu hu kuka, Kur'an ve Snnetin ilkelerinden zorunlu olarak km ve ayrca cm tarafndan kutsallatrlm nazaryla bakl mas olduu anlalmaktadr. IV. Blmde sylediimiz gibi, cm kesin olarak kabul edildi, ctihd kaps kapand ve do laysyla, ne kadar cesaretli olursa olsun, hibir dnr icma dokunma cesareti gsteremedi. Yine IV. Blmde iaret ettiimiz gibi, IV/X. yzylda cm'm kesin olarak kabul edilmesinin gerisindeki saik bu hukuki sisteme sreklilik ve istikrar salamakt. Zira o, teekkl devri srasnda byk atmalardan ve tartma lardan gemiti. Fakat zamanla bu sistem katlat ve onun katl sadece bir takm mantk oyunlaryla yumuatld. Bu mantk oyunlarysa, onu daha da etkisiz klmaa yneldi. Yine balca bu katlama ileminden tr Ortaalarda dnyevi otoriteler, zaman zaman er' hukuku tamamlayan, zaman zaman da onun yerini alan Knn adyla bir dnyevi hukuk mecmuas meydana getirdiler. lahi Hukuk kavram bu suretle snrlannca, ona ve er'i hukukularn itibarna ac
104. e-tb, age., I, s. 5, satr: 14. 105. ah Velyullah ed-Dihlev, Hccet Allah el-fl lna, Kahire 1322/1904, I, ss. 16-19 (bu 'dini ve ahlaki' ykmllklerin llani Kader den akp eldii ile ilgili blm). 106. e-tb, age., s. 16, son satr vd. #

ER'AT

163

bir darbe indirildi. slam hukukunda (IV. Blmn sonunda ifade ettiimiz) 'ahlaki' ve 'tamamyla hukuki olan' arasnda gerek ve etkili hibir snrn izilmemesi de hukukun deitirilemez sayj masma katkda bulunmu olsa gerektir. Fakat bu iddia ok daha ileriye gtrlebilir ve slam hukukunun ilk yaratc devri iin hi bir ekilde geerli olamaz. Nitekim slam huku ku kitaplar ahlaki nitelik tayan konularla doludur ve sz gelimi, 'niyet' kavramn sadece hukuki adan deil, derin bir biimde dini ahlaki adan da uzun uzadya ele almaktadr. Fakat bu, genel olarak, doru ve yanl fiiller karsnda kes kin bir duyarllkla ahlaki unsurlar canl tutmutur. Her ada insanlk iin canl bir ahlak duygusu, yeterince ustaca ve etkin bir biimde hazrlanm hukuktan daha iyidir. Nite kim Modem slam ele aldmzda (XIII. Blm) aka gr lecektir ki, er'at uygulayanlarn Modemist slahatlara kar ynelttikleri sulama, kincilerin Kur'an ve Snnet hkmlerine ters dmelerinden ok, dnyevilik yanlsnn elverili ve yararl olann tesinde bir ahlak anlayna sahip olmamasdr (bununla birlikte ou kez hibir taraf dierini doru olarak anlamamaktadr).

Yedinci Blm

FELSEFE HAREKET
Felsfe Gelenei - Snnlik ve Felsefe - Felsefi Din

Felsfe Gelenei

Kelam ilmi, II/VTII. yzylda Arapaya evrilen Yunan felsefesi v ilm eserlerinin etkisi altmda dal - budak salarak, gl ve parlak bir felsef ve ilm dnce hareketini olutura cak ekilde geliti. Bu hareket, III/IX. yzyldan VI/XIL yzyla kadar geen sre iinde ok nemli ve orjinal eserler ortaya koydu. Bizim burada gttmz ama; ne bu dnce hareke tinin bizzat kendisini tasvir etmek, ne de onun ortaa, Avru pa skolstisizmi zerindeki etkisini deerlendirmek olup, szkonusu hareketin slm tefekkr zerindeki gl etkisini ve gerek baka unsurlar bnyesinde eritmek, gerekse onlara tep ki gstermek suretiyle kazand gelimeyi takip etmektir. eitli filozoflarn grleri zerinde teker teker durma yerine (onlann grleri, slm felsefesi zerine yazlm eserlerde renilebilir), bu filozoflarca vanim olan, slm inancm il gilendirdii kadaryla genel olarak bir birlik arzeden ve Bat nn genellikle Avicenna diye tand bn Sin'nm sisteminde rnlerini veren topyekn sonulan dikkate almay daha uy gun bulmaktayz.

FELSEFE HAREKET

165

Bu felsef sistemin kuruluunda kullanlan malzeme, ya Yunan kaynakl fikirler, ya da bu fikirlerden karlan gr lerdi. Bu bakmdan o, malzeme veya muhteva ynnden ba tanbaa Helenistik bir karakter arzetmektedir. Ancak gerek yap, yni sistemin bizzat kendisi islm bir damga tamak tadr. Bu felsef sistem btn metafizik snrlan boyunca ken disine tekabl eden slmn dn metafiziini hesaba katar ve uurlu olarak sadece bir dizi temas noktalar ortaya koymaya almakla kalmayarak, Islmla akan noktalar da belir lemeyi hedef alr. Fakat o, bunu Yunan felsefesinden alm olduu malzemenin akl niteliinin msaadesi nisbetinde ya par. te onun hem gz kamatmc orijinallii, hem de trajik sonu burada yatmaktadr; nk felsefe, Snnliin isteklerini tatmin edemedi ve bu yzden de yaama izninden mahrum b rakld.. Snniliin, bir inan ilkesi olarak sarld 'yaratma' (hilkat) grnn zddna, Felsefe, lemin ezel olduu gr n savundu. Fakat din uurun hakkn vermek iin de dn yann ezel bir varln eseri olduu grn teyid etti. Bura da lem, tek ynl bir iliki iinde mutlak olarak Allaha da yanmaktayd. Felsefe, bu nazariyeyi oluturmaya alrken topyekn varl bir tek kaynaktan karan (monist) Yeniefltuncu sudur nazariyesi'nin yardmna bavurarak, Allah ile madde arasnda ikilik gren Aristo nazariyesini ortadan kal drd. Madde, Allah'tan bamsz olarak varolmayp sudr sreci sonunda niha olarak O'ndan kaynaklanmaktadr. Fel sefe, ayna, Allah ile lem arasnda temelde bir aynm yap maya, bunun iin de zarr ve mmkn kategorilerini ortaya atarak sudr nazariyesinin kat ynlerini yumuatmaya a lt. yle ki, Allah zarr varlktr, lem ise mmkn. Snn kelm, bu ayrm kabul ederek onun zerine baka doktrinler kurdu; fakat lemin ezel olduu grn reddetti. Filozoflar, Plotins'n Gerek'in niha sebebi' fikrini, yni onun Bir'ini (Plotins'n izinden gidenlerin bu Bir'i yorumladklan ve O'na, hereyin zn iine alan bir akl mlettikleri ekliyle) esas alarak Mutezile'nin tevhid anlayn

166

SLAM

yeniden yorumlad ve gelitirdiler. Bu yeni anlaya gre, Al lah, zt (mahiyeti) ve sfatlar olmayan 'Saf Varlk' idi; O'nun yegne sfat varlnn zarr olmasyd. Ulhiyetin sfatlar nn, ya selb olduklar ya da O'nun varln etkilemeyen ve Onun zarr varlm icra olunabilen tamamiyle zhir ili kilerden ibaret olduklar ne srld. Bylece Allah'n bilgisi, "bilinen eylerin O'nda mevcut olmas"; iradesi, "O'nun varl nda mecburiyetin imknszl"; yaratc faaliyeti, "eylerin O'ndan sudru" vs. eklinde tanmland. Aristo ve Plotins'n fikirlerinin erevesi iinde, Allah'n cz'leri bilmesi mm kn deildi. O, yalnz kllileri bilebilirdi! nk cz'leri bil me, hem zamana bal arka arkaya yer alan bir bilgi srecini, hem de farkl nesnelerde grlen deimeleri dikkate aldn dan, lh Zihinde bir deimenin olduu anlamna gelecekti. Fakat Allah ile fert arasnda dorudan bir ilikiyi kabul eden bir dn, byle bir nazariyeyi kolay kolay kabul edemezdi. Bu bakmdan bn Sin, hem dnin taleplerine hem de kendi felse fesinin gereklerine hakkettiklerini veren zekce bir nazariye ortaya att. Bu nazariyeye gre, Allah, btn cz'leri bilmek teydi; nk O her eyin niha sebebi olduundan btn sebeplilik srecini de zarr olarak bilmekteydi. Mesel Allah; vuk bulacak gne tutulmasnn, btn zellikleriyle birlikte sebeplilik srecinin hangi noktasnda yer alacan ezel ola rak bilmekteydi. 107 Bu eit bir bilgi, ilh bilgide herhangi bir deimeyi gerektirmez, nk o, belli bir zaman ve mekn da meydana gelen duyumlara bal bilginin zaruretini ortadan kaldrr. Yine mslman filozoflar. Yunan bilgi teorisi ve meta fizik nazariyelerine dayanarak beden ve ruh arasnda kkl bir ikiliin bulunduu grne vardlar. Bu gr. Yunan - H ristiyan kaynakl etkilere bal olarak madd eylerle rhn eyler arasnda ayrm yapan ak bir ahlk dualizme gidecek ekilde gelitirildi. Bu, mslman filozoflarn hiretle ilgili grlerini de temelden etkiledi. Filozof Farab'ye gre, "lm sz olan sadece ferdin rhu" idi. Yine ona gre "yalnz dnr
107. Kitab'l-Nect, Kahire, 1938, s. 248.

FELSEFE HAREKET

167

lerin ruhlar lmden sonra yaamaya devam edecek ve 'geli memi' ruhlar, bedenin lmyle yok olup gideceklerdi" 108 bn Sin ise, bedenin tekrar dirilmeyeceini ve btn ruhlarn lmden sonra da yaamaya devam edeceklerini kabul etti. Geri o da bedenden ayrlan ve zellikle 'gelimemi' olmalar na ramen yine de ahlken faziletli olan ruhlarn, sf rhn hlleri yaamayacaklarm, ancak bir eit fizik (veya beden) bir zevk duyacaklarn ne srmekteydi. Genel olarak, bn Si na, bedenin dirilmesinin, peygamberlerin zihinlerine doan hayal bir "mit" olduunu dnd. Peygamberler, bu "mit" yardmyla, dnmekten ciz olan kitlelerin ahlk karak terlerine tesir etmeyi amalamaktaydlar. 109 Yorumlaryla Aristo'yu Avrupa'ya tantan Ortaan slm filozofu bn Rd (Averroes, lm. 594/1198), mevcut bedenin aynen dirilmesini mmkn grmemekle beraber, sayca farkl fakat keyfiyet itibariyle ayn olan, baka bir deyile 'mevcut bedene benze yen' bir bedenin yaratlabilecei grn ne srmek suretiy le, snn gre daha ok yaklam oldu. 1 1 0 Bir btn olarak felsef metafiziin, dnin kelm inan larna noktas noktasna tekabl ettiinin, buna ramen bi rincilerle kinciler arasnda tam bir anlamann bulunmad nn farkedildii bir idrak seviyesine ulaldktan sonra, fi lozoflarn karsna, dnin ve felsefenin mahiyetlerinin ne olduuna ve her ikisi arasnda ne gibi mnasebetin bulunduu na dair genel bir problem kt. yle ki; hakikat, ya iftti: Bi ri felsefe teki ise dn yardmyla idrak edilmekteydi. Ya da hakikat tekti; bununla beraber o, bazan akl, bazan da mecz ve hayl gcn harekete getirici bir ekilde ortaya kmak tayd. Birinci durum -hakikatin ift olduu- mantken mm kn grlmeyince, filozoflar ikinci yolu izlemee karar ver diler. Dn hakikat, akl hakikatin kendisidir, fakat o, plak akl formllerle ifade edilmek yerine, hayl sembollerle or taya kmaktadr. Hakikat'm, kitleleri etkilemesi, ve onlarca kabul edilmesi, onun bu sembolik tezahrnden ileri gelmek
108. Bak. el-Medine el-Fadda, ner. A. Nadir, Beyrut, 1959, s. 118. 109. Fazlur Rahman, Prophecy ta slam, Londra, 1958, s. 42 vd., 81 (n. 64) 110. tbn Rd (Averroes), Tehafut el-Tehfut, ng. ev. S. van den Bergh, Oxford, 1954,1 , s. 362.

168

t S LAM

tedir. yle se, dn, kitleler iin bir felsefedir. Dn, ynlarn felsefesi olarak kabul edilince, onun asl grevi, ahlk eitim ve ahlk arnma olacaktr. Bu gr imkn dahiline sokmak iin, filozofun anla d ekliyle, slm fenomenine hakkn veren karmak ve parlak bir Vahiy Nazariyesi gelitirildi. Bu yaplrken esas iti bariyle Yunan dnce sistemine yeni bir ey yklenmedi. Kul lanlan malzeme son devir Helenizmine aitti, fakat bu malze me yle bir ekle sokuldu ki, ondan yeni ve orijinal bir dn ce tarz dodu. Yunan felsefesinin gelitirmi olduu bilgi na zariyesi ve psikolojisi, kendine zg bir eit akl grn or taya karacak ekilde kendi iinde ilendi. Hakikati sezgi yo luyla bir rpda kavrayan akl, sonra iten gelen itici bir gle onu temsil sembollere dkt ve bu yolla kitlelerin anlamala rn salad. Bylece Peygamber, "Ahlk iyilii takip ederse niz, ruhunuz, mutluluk demek olan gerek rh bir hrriyete kavuacak" demek yerine, "eer faziletli olur ve u u fiilleri yaparsanz, cennete girecek ve cehennemin alevlerinden kur tulacaksnz" demitir. Bu ekilde kumlan felsef sistem, slm medeniyetinin muhteem bir rnyd. Balbama byk bir baar olan bu felsefe, gerek temsil ettii dnya grnn ana gyelerinde, gerekse kendi gerek yapsnda, eski ala modem a arasn daki eik zerinde insan dncesi iin gerek bir dnm nok tas olmutur. Buna ramen, o, slm dni karsnda kendisi iin olduka tehlikeli bir durum hazrlad. Tehlike, bu felsef sistemin ortaya att retilerden ok, onun, dnin mahiyeti hakkndaki hkmnde ve eri'at konusunda tazammun ettii hususlarda yatmaktadr. nk felsenin tek-tek retileri lemin ezelligi, hiret hayatnn mahiyeti, Allahn mahiyeti v.b. - reddedilebilir veya tenkit sonucu deitirilebilirdi; fakat dne ve er'ata verdii mevk, eer dnin rhn bir maskara lk seviyesine inmesi sz konusu deilse, reddolunmak zorun dayd.

FELSEFE HAREKET

169

Snnlik ve Felsefe:

Filozoflarn tabi kelm, muhtevas vahye dayanan Is lm iin ak bir tehdit tekil etmekteydi. Onun, dn dnce de orijinallik gstererek baarl olduu noktalar, Snnliin phe ve hcumuna hedef oldu. Baka bir deyile o, bu nokta larda snn nasla isteyerek ve uurlu olarak bir ba kurmaya alt ve bunun, Islmn geerli bir yorumu olarak kabul edil mesini istedi. Gazlnin klsik Tehf.tu'1-FelCLSife adl eserinde ifade sini bulan Snnliin reddiyesi, filozoflarn durumunu dn adan ele ald ve onlarn grlerine birer birer itiraz etti. Bylece felsefenin hem kendi iinde tutarszl, hem de dn asndan yetersizlii ortaya kondu. Dnyann ezeliliine ilikin nazariyenin, Allah'n gerek anlamda yaratc olduu nu inkr etmesi bir yana, mantken de tutarsz olduu gsteril di. Alemin, zarr olarak Allah'dan sudr ettiini iddia eden felsef grn yerini, Allah'n hr iradesiyle gsterdii faa liyet ald. Akl zorunlulua dayanarak faaliyet gsteren Al lah'n rasyonel nizam, yerini Earnin savunduu Allah'n iradesi kavramna brakt. Filozoflarn, tamamen rhn ma hiyette olan hiret hayatyla ilgili grleri de ayn ekilde reddedildi. Snnliin., filozoflarn dn anlaylar konusunda ra hatsz olduklar en nemli husus, onlarn bizzat dnin ma hiyeti hakkmdaki grleri idi. Islmn en hassas noktas bu radayd. Peygamberde Evrensel Akl veya Cebrail'le temas kurma imknna sahip bir akl ve ruh gren filozoflarn Va hiy Nazariyesi, btnyl reddedilmedi. Tam tersine, bu nazariyeden alman baz unsurlar, zellikle Peygamber'in akl ol gunlua sahip olduu gr, kelm doktrininin alanna so kuldu. Fakat vahyin esas itibariyle zihn olduu ve zellikle dnin, bu zihn hakikatin sembolik bir ifadesi olduu fikri reddedildi. Snn slma gre, mutlak Hakikatin mahiyeti ta mamen aklletirilemez; nk o, dorudan doruya ilhama dayanan ahlk bir faaliyettir. Bunun apak sonucu ise, filo zoflarn, halk kitleleri iin yeterli bir sembolizm olarak gr

170

SLAM

dkleri er'atm, ilk mutlak statsn yeniden ortaya koy makt. Fakat felsef retinin geride brakt ve Snnliin benimsedii en nemli miras, varln zarr ve mmkn diye ikiye ayrlmas gryd. Bundan byle bu gr, Kelmda Allah'n varlyla ilgili kelm! delillerin arlk noktasn oluturdu. yle ki mmkn olarak kabul edilen yaratlm dnya, bir Sebep'e, yani Allah'n varlna, zarr varlna muhtat. Bundan byle felsefenin faaliyet gsterebilecei iki ak yol kalmt. O, bu iki yol boyunca kendisini zorlayp durdu. Felsef dnce, Snnliin knamasna aldr etmeden de vam etmeli ve Snnliin dnda bir ortam aratrmalyd. Byle bir ortam, felsef sflik dncesinde bulundu. Zaten bizzat slm filozoflarnn, zellikle bn Sinann tasavvuf! te maylleri, bu ii olduka kolaylatrmaktayd. Felsef dn cenin slm dnyasnda ortaya kan bu nemli akmn iler de ele alacaz. kinci bir alternatif ise, dn konularda Kelm'a muhalif olan bir sistem ortaya koymaktan vazgemek ve snn ereve iinde faaliyet gstermekti. Bu yol, Kelm'n, bilgi teorisin! ve metafizii iine alan bir dnce sistemi isti kametinde gelimesine yardm etti ve byle bir gelime ilk kez kelmc-filozof Fahreddin Rz'nin (lm. 606/1209) m ese rinde kendisini ortaya koydu. Felsef kelm sistemi iinde na zar akln faaliyeti iin hayret edilecek derecede geni bir alan vard. Bu faaliyet, asrlarca devam eden son derecede canl ve zengin bir gelenee sahip olmakla beraber, bugne kadar Gazl'nin Tehaft'l-Felasife'sinde sona erdii grlen mo dem aratrmalarda hemen -hemen hi ele alnmamtr. Snn kelm, felsefenin zarr ve mmkn hakkmdaki nazariyesini kabul etti; fakat yukanda da iaret ettiimiz gibi, kelmclar ztla varlk arasnda objektif bir ayrm yapmay reddettiler. bn Sina, mahiyetlerin kendi balarna var olma dklarm, onlara varlk verenin Allah olduunu ne srd. Al
111. Kr. ayn yazann el-Mebhis-M enkye ve Muhasst (?). Burada felsef tezlerin skolstik biimde ele alnn ve onlara verilen cevaplan b u l maktayz.

FELSEFE HAREKET

171

lah, varlk-verendi (vhibu'l-vcd), nk O, srf Varlk'd ve Zarr Vaklk'dan baka bir tabiata sahip deildi. Bu gre gre varlk, bir anlamda zlere 'eklenmi' oluyordu. Snnlik bu gr reddetti. O, undan korkuyordu: Eer varlk tek an laml olarak dnlrse, yni o, Allah'a ve dnyaya atfedil dii zaman ayn anlama gelirse, bu bizi varln birlii (vah det-i vcd) fikrine gtrr. Burada Allah'n zarr, lemin ise mmkn varlk olarak dnlmesi bu sonucu deitirmez. Bu yzden snn kelm, varl iki anlaml olarak kabul ettiini, yni Allah ve dnya szkonusu olduunda varln ayr an lamlara geldiini ne srd. Felsefe geleneinin savunucular, daha baka ayrmlara giderek nazariyelerini gelitirmeye koyuldu ve 'varln' iki ayn anlamda kullanldn iddia ettiler. Bir anlamda varlk, bir eyin zel varln gstermekte (bu. Bat skolstisizminde Duns Scotus'un "hviyet" dedii ey oluyordu) ve bylece ift anlama gelen bir terim olmaktayd; nk bu adan bakld nda her eyin kendine zg bir varl vard. Dolaysiyle Al lahn varl, dier varlklara tamas yle dursun, biline mezdi. Fakat bir dier anlamda varlk, fiil varlklara bakla rak genelletirilmi soyut bir kavramdr. Eer bu soyut kav ram, hem Allah hem de yaratlm olanlar iin kullanlacak sa onun tek anlaml olmas gerekir. ddiaya gre, bu son an lamda varlk, varlk kavramnn genel zellikleri (umr m me) ile uramas gereken metafiziin gerek konusudur. 112 zellikle filozof-kelmc Kad Eb's-Sen el-Urmav (lm. 684/1285)'nin de aralarnda bulunduu baz dnrler, Ulhiyet nazariyesinin, kelm -metafiziinin alanna girmesi ge reken varlk nazariyesinden ayrlmasnn gerekli olduuna inandlar. Fakat kelmclar, bunu reddettiler; nk byle bir gr, onlarn byk bir titizlikle koruduklar kendilerine ait alann, yni Kelm'm stnde bir stn -ilim oluturmak de mek olacakt. 113 Felsef dnce ile dogmatik kelm arasndaki gerginlik
112. el-lc, Kitb'l-Mevkf, Curcn'nin erhiyle biriikte,Kahire, 325, l, s. 46. 113. Bak. VI. Blm, II. Ksm.

172

SLAM

yzyllarca devam etti. Ayn durumu, kendi kelm sistemine birok felsef ve metafizik fikirler sokan snn slam iinde bile grmekteyiz. Felsefenin ileri gelenleri, bu deiken atmos fer iinde klsik filozoflarn varm oldklan birtakm an sonulardan vazgetiler. Bu yeni felsef faaliyet, zellikle VII/ XIII. yzyldan itibaren canllk kazand. Bu zaman zarfnda, Gazlnin felsefeyi tamamen reddetmesini mteakip, zellik le Rz'nin eserleri sayesinde felsefe ile kelm arasnda kesin bir yaklama oldu ve belli bir dengeye ulald. Hatt VI/XIII. yzylda be felsefeyi savunmakla beraber, dn konusunda bir takm hassas ve kritik noktalarda snn grleri kabul eden baz nemli felsefeci ve mnekkitler yetiti. Sz gelii, titiz ve derin bir dnr olan, Nasreddin Ts (lm. 672/1273) dnya nn ezel olduu grn reddetti ve bu noktada Islm' savun du. 4 Fakat Hadsiler (ehlil-Hads) ile filozoflar arasndaki gerginlik, daha kkl ve srekli oldu. Bu gerginlik, zaman-zaman hadsilerin, aklclara kar gsterdikleri ateli ve n hcumlar eklinde ortaya kt. Sa kanattaki hadsilerin gznde, felsefeye olan yaknlndan dolay, Kelmn kendi si bile phe konusu oldu. Bu hadsilik hareketi, VHI/XTV. yzylda yaayan bn Teymiyye'nin verimli ve kalc bir ne me sahip olan eserlerinde bidev ifadesini buldu. zellikle "Beynu Muvfakati Sarihi'l-Ma'kl l Sahhi'l-Menkl'' adl eserinde bn Teymiyye, hem filozoflarn hem de kelmclann tezlerini iddetle tenkid etti. Ancak mcadele yine de srp git ti. Son yzyllarda Msr'daki mehur Ezher niversitesinde felsefe, ders programndan kartlm ve ancak XIX. yzyln sonlarna doru Islm Modemizminin domakta olduu sra da Cemaleddin Afgan ve rencisi Muhammed Abduhun a lmalar ile yeniden programa konmutur. On/ondokuzuncu yzylda Hadsiler evresinden olan tannm yazar Abdlaziz Pahrrav (Pahrara, yazann 1239/1824te krk ya na basmadan nce vefat ettii ky olup, Muttan yakmndadr) felsefeyi iddetli bir ekilde hicvetti. Hicvi yle balar:
114. Onun tbn Sina'nn /rdt (Tahran, IH, s, 97 vd.) zerine yazd erh. Yine onun Rznin Mufvasstl'i (?) zerine yazd yorum. Kahire, 1323, 53, n.2.

FELSEFE HAREKET

Ey Hindistan bilginleri!... Siz akl ilimleri geliti rerek mutluluu elde etmeyi umuyorsunuz. Korka rm ki bu midiniz gereklemeyecektir. Hicivci yle devam etmektedir: "Siz Yunan filozoflarm sanki peygamberlerinizmi gibi dnerek, kfirlerin ilimle rini kendinize eriat olarak aldnz. Yazar, hads almay tevik ederek yazsna son vermektedir. 115

Felsf Dn:

Srf fikr felsefe gelenei, ya kelm iin bir ara, ya da kelmn tenkitisi olarak eitli slplarda kaleme alnm yorumlar ve el kitaplar eklinde yaamaya devam etmekle beraber, Gazl'den sonra tam anlamyla dn felsefe veya fel sefi dn diye adlandrlabilecek yeni ve nemli bir ynde geli ti. Her ne kadar bu yeni gelime takip ettii izgide sflikten ve onun farkl dnce tarzlarndan etkilenmi ise de, bu iki alan birbirine kartrlmamaldr (Sflik bir sonraki b lmde ele alnacaktr). Felsef dn diye adlandrdmz olgu, ok kere -kendi retilerini sfllin, zellikle nazar sfliin retileriyle ayn grmesine ramen, onun ayrc nitelikleri, akl tartmaya ve tam anlamyla akl ve mantk olan bir dnceye dayanmasndan ileri gelmektedir. Oysa sflik, ta mamen gnostik bir tecrbeye veya sezgiye dayanmakta, dn ceden ok i'irde grlen bir hayl gcn kullanmaktadr. Bu hareketin, dn bir karakter kazanmasnda, phe- siz, daha nce ele aldmz hakiki mnda felsefenin de yar dm oldu; nk gl bir nitelie sahip olan felsefe, tamamen tabiat ve akl ilkelere dayanp onlar hareket noktas se mek suretiyle aka dn - olan bir dnya grn kurdu ve gelitirdi. Fakat bu yeni felsefe ayn zamanda tasavvuf rhniyetin de etkisi altndayd. Bu etki onun ilgisini tabiat felse fesinden kopard ve sfllk, felsefeyle ilgisini ancak felsefenin genel kavramlarn kendi dn amalan iin kullanabildii
115. Bak. Fazlur Rahman, "Post-fomatlve developments n slam, Islamic Studies, Karai, II/III (Haziran, 1963) ss. 297-316.

174

SLAM

srece devam ettirdi.

Bu yeni felsefe gelenei, rak Felsefesinin kurucusu 'maktul' ihabeddin Suhreverd (587/li91)de Halep'te ldrl d)'nln eserleriyle gn na kt ve son ekline,bnl-Arab nin tasavvuf dncesinden son derece etkilenmi olan Sadreddin lrz'nin (lm. 1050/1640) henz yeteri kadar incelen memi olan "Drt Seyahat" adl eserinde ulat. Bu gelenein ana retisi, 'varln mertebeleri' ilkesidir. Varln birliini savunan bu nazariye, Yeni-Efltuncu sudr nazariyesinin te melleri zerinde kuruldu ve gelitirildi (Onlarn en ok kul landklar eser, Yeni-Eflatuncu yorumlar ile birlikte Plotinus'un Enneadlar 'nm baz blmlerini iine alan ve Aristo' ya atfedilen Esolocya idi). Varln mertebeleri nazariyesi ile ilgili bir baka byk nazariye de varlkla dncenin zdeli ini ne sren bilgi nazariyesidir. Bu iki nazariyeden, szkonusu felsef gelenein dn dnya grnde nemli bir rol oy nayan ve geni lde tasavvuf dncenin yardmyla geli en nc nemli bir doktrin, lem-i misl doktrini dodu. "Misllerin ontolojik dnyas, yksek rhn varlklarn mahhas sretlere brnd, madd dnyann kaba cisim lerinin ltif cisimler ve sretlere dnt bir yerdir." lk iki doktrin, Suhreverd tarafndan gelitirildi. Suh reverd, zle varlk arasnda ayrm gren bn Sina'mn tezini tenkid ederek filozoflarn, Tanr ile insan arasnda yaptklar aynmm dayanan ortadan kaldrd. O, bu grne uygun decek tarzda, zarr ile mmkn arasndaki fark da inkr ederek, bu gibi ayrmlarn tamamen zihn ve sbjektif olduk larn ifade etti. Yine, o, madde-ekil ikiliini kabul eden gr e hcum etti ve kendi iinde sadece "ok veya az", ya da "ok mkemmel ve az mkemmel" eklindeki ayrmlara izin ve ren bir saf varlk doktrini ortaya att. Nitekim Suhreverd, Aristo kategorilerinin hepsini tamamen sbjektif "mitler" olarak grd ve reddetti. Suhreverdnin topyekn dnce te maylnde herhangi bir tanmlamaya gitmek mmkn deil dir; nk tanmlar, varlkta mutlak ayrmlarn olduunu flcelikle kabul etmektedir. te Aristo/lbn Sina sistemi, ta-

FELSEFE HAREKET

mmlarn bu fonksiyonu zerine kurulmutur. Netice itibariy le, Suhreverd iin hakikat birdir; o, ancak "ok veya az ile veya "varln mertebeleri" ile ayrlabilen mtecnis bir s rekliliktir. "Btnyle Allah, varlktr; Varln btn, Al lah'tr." Hakikatin bu vahdet-i vcutu grnmnn yansra, Suhreverd aynca bir bilgi teorisi gelitirdi ki buna gre bilgi, filozoflarn rettikleri gibi formlarn 'soyutlanmas' sure tiyle deil, objenin vastasz olarak kavranmas veya onun dorudan doruya mevcudiyetiyle elde edilir. Suhreverd, bu 'dorudan farknda olmay, her trl bilginin ana zellii ola rak kabul etti ve eski Zerdtlk'teki Nr kavramn yeniden canlandrarak, byle bir idrki, Varln kendikendini aydn latmas olarak kabul etti. Bu ekilde varlk, sudr yoluyla Mutlak Hakikat'ten akp gelmeye devam ettike, Nr veya ken diliinden ortaya kan uur hli de niha kaynandan ka rak akmaya devam edecektir. Bu bakmdan, uurluluun bi zatihi kendisi, eitli noktalardaki farklln ancak 'ok veya az' kategorileriyle dile getirebileceimiz bir sreklilik tir. Bu dnce akm, Islm'da daha sonraki felsefi ve ta savvuf! btn metafizik dncelerin gelimesinde byk l de etkili oldu. Onun nem ve derinliini grmeden geemeyiz. O, lem ve lemin yaps asndan "sbjektif bir hma, nizm" eklinde adlandrabileceimiz karakteristik bir keyfi yetin islm nazari dncede ortaya kmasn salad. Bura da insann bilme gleri Kii eklinde tasavvur edilen Hakika tin ontolojik yapsna yansmaktadr. Nasl ki insanda duyu idrki, hayl gc ve akl dnce varsa, lem de objektif ola rak bunlarla donatlmtr. Bu dnce izgisi, zellikle kul landklar metodlar gerei Hakikati ahsen idrak etmeyi amalayan ve yine metodlarmdan dolay byle bir yne gir mi olan sflerce gelitirildi. Bylece Sf bn'l-Arab (560638/1165-1240) lemi, "en byk insan" (nsanul-ekber) veya "en byk ahs" (e-ahsu'l-ekber) eklinde gren gr geli tiren ilk dnr olmutur, insana ise, "kk insan" (insanu's-sagr) denmektedir. Bu doktrin, makrokozm ve mikro-

176

SLAM

kozm fikrinin zdddr. Birincisi, lemi insan modeline gre, kincisiyse, inam lem modeline gre ele almaktadr. bn'l-Arab'nin bu ok-katl ve merkezinde insann bu lunduu Realite yapsnda insanda yaratc hayl gcnn ontolojik kart olan lem-i misl olduka nemli bir rol oy nad. Gerekten bu, geni ve snrsz bir alandr; lem-i rsl'deki sretleri yanstmaktan baka bir ey yapmayan (tpk duyu-idrakinin madd dnyadaki idrak edilir imajlar veya akim Ma'klt Dnyasnda objektif olarak mevcut olan fikir leri yanstt gibi) beer hayl gc kadar sonsuzdur. Alem-i misle, zellikle tasavvuf ve dn r'yet tecrbelerinin konu su olan ve ne tamamen rh ne de tamamen madd olan canl sembolleri aklamak iin bavurulmutur. Bu tasavvuf ve dn tecrbelerde, tecrbenin konusu olan sf rhn gerek, bir imajn yan-madd klna brnmekte ve hayl gc ta rafndan dorudan doruya idrak edilmektedir. Bu, yle bir alandr ki, orada peygamberler, melekleri insan sretinde gr dler. Ve nihayet Dnin, Kyamet Gn ile ilgili olarak canl bir ekilde anlatt olaylarn yer ald alan da bu alandr. Merkezinde hayl dnyasnn bulunduu bu ok-katl re alite fikri, Ortaa slm dnyasna zg bir gelime olup Snn sflerin byk bir ounluu tarafndan kabul edilmi tir. Ayrca bu fikir, tslm tasavvufunun ana zelliklerinden nemli bir ksmn oluturmaktadr. Ve nihayet bu fikir, za manla felsefe zerinde de etkisini gstererek XI/XVII. yzylda slm dnyasnda son byk felsef sistemin mimar olan Sadreddin e-irz'nin eserlerinde akl zeminine ve felsef ifadesine kavumu oldu. Genellikle Muhammed Sadreddin olarak bilinen Molla Sadra, 'daha ok veya az' terimleriyle ifade edilen Varln mertebeleri' ile ilgili vahdet-i vcutu doktrini Suhreverd'den alarak bilgi (taakkul) ve insan nefsinin mahiyeti hakknda kendi grn gelitirdi. nsan nefsi, farkl bilme glerine sahip olan tek basamakl bir varlk olmayp, onun ontolojik varln mertebelerine tekabl eden eitli dereceleri (nee't) vardr. Zihnin gleri srf glerden ibaret olmayp gerek an lamda varl meydana getiren unsurlardr. Bu bakmdan ne

FELSEFE HAREKET

177

fis, gerei sdece "bilmekle" kalmaz, ona katlr ve onunla z de olur. Baka bir deyile o, sdece alc deil, ayn zamanda yaratcdr. Bundan u sonu kar: Zihin, tecrbenin daha st seviyelerinde dilediini tecrbe eder ve ne olmak isterse o olur. Bu ekilde, maddi dnyann sonlu varlndan kurtularak mutlak hrriyete kavuur. Bu fenomenolojik idealizm doktrini, dnce ile varl n, zihinle gerein tam anlamyla zde olduunu savunur. Bilme, varln ilk ve niha formudur; o halde bilmeyi, zihinle varlk arasnda uygunluk salayan bir sre olarak kabul eden bu bilgi nazariyesi kkten reddedilmelidir. Balangta bir eit Yeni-Efltunculuk olan bu felsefe, bn'l-Arab ve onun izinden gidenlerin gelitirdikleri tasavvufi sezgicilik fenomenolojisi kanalyla yeni bir zellik kazanmtr. Rhn tecrbecilie dayanan bu felsefe esas itibariyle ahsdir. Asl na baklrsa onun nazariyecilii yalnz grnte ve ekilde dir. Esasen bu felsefe, slm Ortaa'nn son devirlerinde yk sek bir fikir dzeyine ulam olan insanlarn dn ihtiyala rna cevap verme yollarn aratrmtr. Baka bir deyile iten yklmaya ve dalmaya hzla yaklaan bir toplumda, lemle ban ve skn iinde yaamak isteyen bir kiinin ih tiyalarn karlamaya almtr. O hlde slmda felsefe, gnmz ilim adamlarnn ge nellikle savunduklan gibi, Gazl'nin hcmuyla yklmad. Tam tersine o, XI/XVII. ve XII/XVIII. yzyllara kadar devam eden inili-kl bir hayata sahip oldu. Ne var ki tasavvufun etkisiyle onun karakterinde kkl bir deiiklik oldu. Objek tif hakikatin mhiyetini anlamak iin gsterilen akl bir a ba neticesinde felsefe, bu hakikatle uyum iinde yaamak ga yesiyle ortaya konan rhn bir aba ekline dnt. Felsefe bunu, 'insan zihninin hakikatle', 'dncenin varlkla' zde olduunu gren fikr bir romantiklik vastasyla baard. Bu yolu semek, hakikatin insan zihni karsna kard g problemleri(eer ikisi arasnda bir atma szkonusu ise) z mekten daha kolayd. O, d dnyann huzur vermekten uzak olduu devirlerde insanlara huzur verdi. Halk seviyesinde ise, ayn ihtiyaca slm toplumunda tasavvufun her yana yayl mas cevap verdi. imdi bu konuyu ele almamz gerekiyor.

Sekizinci Blm

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA Sufiliin Douu ve Gsterdii lk Gelimeler Messeselemi S/liin Balangc -Tarikat - Snn Sifliin Douu TasavvufFelsefesi.

Sifliin Douu ve Gsterdii lk Gelimeler:

Hz. Muhammed'in slm teblii srasnda ortaya kan neblik uuru, Kur'n'da (XVII, 1.; LIII, 1-12 ve 13-18; LXXXI. 19-25) ksaca tasvir veya iaret edilen kesin, canl ve gl bir rhn tecrbeye dayanmaktayd. Btn bu tecrbe ve ryet hllerine ilikin tasvirlerin Mekke devrinde olmas dikkat ekicidir. Medine devrinde dn - ahlk idealin gittike yay lp ilerlediini, yeni kurulmu bir toplumun sosyal dzeninin temelinin atldn mahede etmemize ramen, rhn i tecrbeye ait atflara pek rastlamamaktayz. Bu durum, neblik uurunun oluumuyla tam bir uygunluk tekil etmektedir; nk bu uura gre, rhn tecrbe, yalnz zerinde durulup zevkine varlacak bir ey deildir; o ancak tarih iinde fiiliya ta dkld zaman asl anlamn kazanr. (Bu adan hareket edilince, daha sonraki dnemlerde yaam olan sflerin Hz. Peygamber'in rhn mirasm takip ettiklerini ne srmeleri, tarihi adan tartma konusu olmakla birlikte, bsbtn ha-

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

179

yl rn deildir). Hatt Kur'n'm Mekk yetlerindeki atf lar bile, sadece tasvir amacyla deil, Hz. Peygamber'in tebli ettii dnin doruluunu desteklemek iin yaplmtr: "Kalb, grdn yalanlamad; onun grd ey hakknda tartr msnz," (LIII, 11-12). Yine, "Arkadanz asla deli deildir. O, onu (Cebrail'i) apak ufukta grd (LXXI, 22-3). Fakat ne zaman ki bir takm faaliyetler balad ve slm mmeti olutu; bu eit ikyet ve serzenilere gerek kalmad ve dolaysyle rhn tecrbeye ilikin atflar da kayboldu. Bylece tasavvuf, nbvvet iinde gereklemi oluyordu. Sahbenin ou, Hz. Peygamber'in yaad rhn tecrbenin mahiyeti hakknda pek fazla soru sormad. Onlar, her eyden nce, din esasa dayal ahlk bir ama iin eitilmekteydiler. Onlarm srekli bir faaliyet iinde bulunmalar da bu insan lar szkonusu rhn tecrbenin metafizik srlar hakknda bir aratrmaya yneltmemi olabilir. Onlar, tasavvuf srlar la deil, ilh emirlerle ilgilendiler. Yine onlar, bu rhn y celilerin, Allah'n Elisi'ne has bir hususiyet olduunu dn mekte ve kendilerine den grevin ise, inanmak ve byk bir iman, derin bir gye duygusuyla inandklarnn gereini ye rine getirmek olduunu kabul ettiler. Tarih iyice gsteriyor ki bu, fevkalde nemli bir grevdi. slm'n, ilk mslmanlar arasnda eitli derecelerde yerletirdii ey, Allah'n adleti nnde byk bir sorumlu luk duygusu iinde bulunmakt. Bu duygu, onlarn davranla rn dnyev alandan ve mekanik bir ekilde eriata uyma de recesinden karp ahlk faaliyet alanna ykseltti. Bu tr bir dindarln z, 'takv' veya ahlk ideal karsnda duyulan sorumluluktur. Bu duygu, Sahbenin bir ksmnda ameli bir derinlik kazand ve onlar fiillerinde zel bir dernlie ve ahlk basret derecesine ulatlar. Bunun en iyi rneini Hz. Peygamber'den sonra Medine'deki dindarln ekirdeini oluturan Eb Zerr Gifr gibi kiiler temsil etmekteydiler. Bu durum, daha sonralar I/VII ve II/VIH. yzyllarda hzla geli en slm zhdn temel tan oluturdu. Bu zhd hayat, iki taraftan byk bir gle itildi: Geni

180

SLAM

ve yeni bir imparatorluun kurulmasyla lks ve dnya zevk lerinin oluturduu bir ortam, mslmn toplumda hkim ol maya balad. zellikle ilk drt halifenin yaadktan sf d n hayatn geni lde zddn yaayan Emev Saltanat nn yeni yneticilerinin ounun pek de dindarca olmayan ve dn yev amalara ynelik tutumlar karsnda sert tepkiler gs terildi. Bu merhalede mmetin ekirdeini oluturan dindar kiilerin itiraz, bir birlik arzetmekteydi. ahs dindarlk ve zhd hayatna verilen farkl nem derecelerine ramen, Ule m ve Zhidler ayn kiilerdi. Bu itiraz, ynetici snfn, kendi arzu ve emellerini devletin kanunu hline getirmekten vazge mesini, eriatn kabul edilmesi ve uygulanmasn istemektey di. Dindarlara gre, bu hususun yerine getirilmesiyle slmn rhu gerek canllna yeniden kavumu olacakt. Bu ba kmdan bu dnemde (I. yzyln sonu II/VIII. yzyln ba) h kimiyet kuran akm, ahlk niyet ve sikin derinlik kazan masn amalayan sf bir ahlk hereketidir. Bu ahlk din darln nde gelen temsilcileri arasnda sadece adalannca kabul grm olmakla kalmam, ayn zamanda lmn den sonra slmn rhn tarihinde gnmze kadar srp ge len gl bir etki yapm olan en mehur sma, Haan Basr'dir (lm. 110/728). kinci olarak; sf itici gcn, Hariclie ve onun dour duu siys tartmalara iddetli bir tepki olarak ortaya kan inzivya ekilme' politikasndan da g ald phesiz doru dur. Hadis literatrnde icm' ile birlikte zikr edilen bu inzivya ekilme politikas, sadece siysetten deil, ynetim ve kamu ilerinden bile uzak kalmay tlemektedir. Birok ha dis, insann bir maaraya ekilmesini ve bakalann kendi hllerine brakmasn tavsiye etmektedir. kinci/sekizinci ve nc/dokuzuncu yzyllarda mslman aydnlar, iki gruba ayrlma eilimi gstermekteydiler. Bir yandan Ulem, ya da gerek kelmc ve hukukular, te yandan da ibdette dne daha ahs bir temel kazandran mslmanlar. Dn ilimler arasnda ilk gelien hukuk ilmi oldu (IV. Blme baknz). Hukukular, sistemlerine mmkn

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

181

olan dern canll getirmeye altlar. slm hukukunun dn nitelii zerinde dururken bir geree; onun, 'ahlk ve hukk hususlar fkh sistemi iinde nasl eritmee alt gereine' iaret etmitik. Bununla beraber, hukk hayat, ahs -olmayan zelliini korumak zorundadr. Islmn bu hukk ifadesine veya dnin formlletirilerek ifade ediliine -ki bu Islmn ilk kalplam ifadesiydi- kar gsterilen tep ki, ilk zhd hayatmn, kendisine zg nitelii ile, teknik an lamda Sflie kesin olarak dnmesine sebep oldu. Zhd hayatnda ahlk bir duygu olarak zerinde durulan Kur'n'm tevekkl kavram, baz evrelerde dnyay reddetme biimin de ortaya kan an bir doktrine, tabi sebepler'den bamsz olma grne dnt. Geri bu kavramn kesin anlamnn ne olduu hususunda sfler arasnda bir anlama salanm deildir. Aadaki hikye bunu aka gstermektedir; ikin ci/sekizinci yzyln sflerinden Mlik b. Dnar ile Muhammed b. Vasi', rzkn temini iin gerekli eylere sahip olma hu susunda anlaamamaktaydlar. Mlik, bir para araziye sa hip olmay ve bakalarna muhta olmadan rzkn bu arazi den elde et-mei istiyordu. Oysa bn Vasi', bir n yemei olunca kincinin nereden geleceini bilmek istemeyen bir kii olmay ye tutuyordu. 116 Tevekkl nazariyesinin gelimesi, dorudan doruya Sfligin ana kavram durumundaki insan-Allah' ilikisi is tikametinde oldu. Sfliin ikiz kavramlar olan 'ltuf ve 'ak' tek bir duygu iinde eridi. Mehur kadn Sf Rbi'a 'el-Adeviyye (lm. 185/801) bu sf ak ve ltuf arksn u msralarda te rennm etmektedir; "Ben, Seni iki akla severim, benim mutluluumun a kyla Ve mkemmel akla. Seni lyk olduun ekilde sevmek le. Ben, kendi bencil akmda her eyi bir yana iter ve yal nz Seni dnrm; Fakat Sana lyk olan sf ak, Seni gizleyen perdelerin
94. I. Goldziher, Vortesungen, Heidelberg, 1925, s. 152.

182

t S LAM

dmesi ve benim Seni tem eylememdir. Ben ne birinde ne de tekinde herhangi bir vgye lykm, Hayr, her iki akta da vg enindir" 117 Rivayete gre, Ma'rf Kerh (lm. 200/816) yle demi tir: "Ak, insandan renilen bir ey deildir; o, Allahn bir ltfu olup, O'nun kereminden gelir". 118 Sfiler, hukukularn itaat kavram ve er'at'm gerei ni yerine getirme grne ilikin grlerinin karsna ak ve sf anlamda Allah'a gnl vermeyi karmlard. Bu konu da henz ak bir srtme yoktu. slm eratnn sadece in sann d davranlarn dzenlemek iin hkmler getirece ini ve uurun dern kararlarn veya flin kalbinde geenle ri ele alamyacam sylemekle yetinen hukukular, bir ta km huzursuzluklar duymaktaydlar. Bu endie, kiinin d davranlarna bakarak iman hakknda tehlikeli sonular karan eski Haricleri hatrlatmaktayd. Ancak durum imdi tam tersineydi. yle ki, Haricler, d davranlarndan do lay insann imnn zan altnda tutarlarken, sfiler, hukk adan ele alnmas mmkn olmayan imann keyfiyetine dayanarak d davranlar zan altnda tutmaktaydlar. Tasavvufun menei'ni, onun ne lde islm olduunu ve slm dni karsnda ne lde d etkilerin zellikle H ristiyanlk ve Gnostisizm'in etkileri sonucu meydana geldii ni gstermek iin gnmz ilim dnyasnda ok mrekkep harcanmtr. Allaha tevekkl ve Allah ak szkonusu oldu u srece, bu konudaki tahlillerimiz, bizi, onlarn n plna kmasnn, toplumun fikr ve rhn hayat iinde yeralan gelimelerin bir sonucu olduu kanaatine iletmektedir. Tevekkl'n Kurn'da nemli bir yeri vardr, fakat burada te vekkl, Allah'n 'sebepler' araclyla faal olduu grne kar olmad gibi, bu gr dnda bile tutmamaktadr. Al
117. R A . Nicholson, Litrary History o f the Arabs, s. 234: Arapa metin, L. Masslgnon, Recue de textes Inedits, Paris 1929 s. 6 118. Shorter Encyclopaedia o f slam, ilgili madde, 'Ma'rfi'l-Kerh.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

183

lah iin duyulan idel bir ak uruna gerektiinde btn dnya nimetlerinin fed edilmesi gr, ayn ekilde tekrar tekrar Kur'an'da ne srlmtr. Burada ak, insgju sadece kendi i dnyasnda gelitirdii srf bir duygunun ad olmayp, ke sinlikle faaliyete ynelik dian bir hldir. te yandan, yeni tasawuf muhteva iinde hem tevekkln, hem de akn arlk noktalar nemli lde deiti. Ancak tam anlamyla ie dnk olan bu hiss idealizm, toplumun iinde bulunduu du ruma, yni dnyaya nem veren bir realizme, siys faaliyete, i savaa ve hukk sistemin gelimesine gsterilen bir tepkiy di. Bu gelimede d etkenlerin de yardmc olduu inkr edile mez; fakat bu etkilerin, Islmn kendi bnyesinden doan bir ilk yneliten daha sonra gelmeleri gerekir. Kald ki, slmn ilk gelime yllarnda ortaya kan yegne olay, sflik deil di. Bu durum, kendi zel ifadesi iinde, Mu'tezile ile Hanbeller arasnda cereyan eden ilk kelm tartmalarna arpc bir benzerlik gstermektedir. Nasl ki Mu'tezile, Allah'n kudreti ni dta tutarak O'nun adletini ilke olarak benimsedi ve Hanbellerin muhalefetine hedef olduysa, tasavvul 'dernlik'de Islmdaki siyasal ve hukuki gelimeler karsnda dorudan doruya ortaya kan bir tepki oldu. Bu blnmeyi esas alarak henz iinden bir ayrmlamaya gitmemi olan Islm dini nin zelliklerini ortaya koymaya, Hz. Peygamber ve ilk slm toplumu hakknda tek yanl hkmler verilmeye kalkld takdirde, gnmz ilim dnyasnda ok tehlikeli bir noktaya ulalm olur. Bu durum; genileyen ve yeni hcrelerin olu masn salayan, fakat henz ayrmlamam olan, kapsn d etkenlere kapatmam olmakla beraber yine de onlar a smdan bizatihi aklanamayan 'merkezi bir ekirdee' benze mektedir. ____ Hz. Peygamber'in hayatnda apak ekilde ortada duran bir gekek vardr; O, derin bir rhn hayatla birlikte hi taviz vermeden gereki bir uygulama iinde oldu. Bize, gre, byle bir realizmin sebebi, bu derin rhn hayattr. Allah'a ball gsteren ibdetler ve gece namazlar (teheccd), Hz. Peygam berin hayatnda normal olarak grlen srekli faaliyetler arasndadr. Bu durumun, Hz. Peygamber'in yolunda gidenler

184

SLAM

zerinde eitli derecelerde etki yapmam olmas, hi bir tari hi vesika olmasa bile, cidden ok artc olurdu. Ayrca bu gr, zerinde olduka tartlan ve II/VIII. yzylda baz sflerce uygulanmak istenen 'evlenmeme' konusunda da k tut maktadr. Geri evlilik hayat sflerce asrlar boyunca tasvib edilegelmi bir hayatt. phesiz Kur'n, evlilii tevik etmi tir. Bunu niin yaptn tahmin etmek iin mstesna bir ze kya sahip olmaya gerek yoktur. nsan tabiat, cins ilikiler sonucu doan yaknl arzu etmektedir; Kurn bir bakma bu nun evrensel bir kanun olduunu aklar: "Biz her eyi ift-ift yarattk." (LI, 49). Kur'n, evlilii, ya kadnn korunmas (III, 3) ya da genel anlamda iffetin muhafazas, yni gayri mer cins hayatn nlenmesi iin tavsiye etmitir. O halde Kur'n bekrl bir messese olarak tevik etmemektedir. O, manas tr hayatm tenkid ederken (LVII, 27) onu ahlk bakmdan deil, amacna ulamayan bir messese olduu in reddet mektedir. Tek-tek rahipler szkonusu olunca Kur'n birok yerde onlar, azizce bir hayat yaadklar, gurur ve kibire zt olan vasflara sahip olduklar iin vmtr. ,

Messeselemi Sjliin Balangc:

Sflik, ilk iki yzyl iinde kendiliinden ortaya kan nnferid bir hdise olarak kald. Fakat slm Hukuku ve Kelm gibi alma ve inceleme alanlar gelierek bunlarla birlikte tedric bir ekilde bir ulem snf teekkl edince, ta savvuf, geni halk kitlelerine czip gelen bir messese haline dnt. Bu hareketin balangc, ilk zhidler arasndan kan ve Zuhhd, Kurr (Kur'n okuyanlar), gibi eitli adlar verilen, Kurn okuduka ve va'z ettike alayan (bekk'n) bir snf insann faaliyetleri ile ilgilidir. Kusss (kssa anlatan lar) eklinde de adlandrlan bu halk v'izleri, Hristiyan, Ya hudi, Gnostik ve hatta Budist ve Zerdt kaynaklardan, daha dorusu konumalarn messir ve ikna edici bir duruma geti ren her kaynaktan aldklar malzemelerle Kur'n'daki hik yeleri genileterek halk kitleri zerinde gl bir etki yaptlar. Sf hayat tarz, kabul gren bir yaama ekli olarak yaygn

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

185

latka "sf" terimi de yava yava eski Zuhhd ve Nussk te rimlerinin yerini almaya balad. (Bu son iki terim sfyne bir temayl iinde bulunan erkek ve kadnlar iin kllanlmaktayd). yle grnyor ki, "sf" ad kaynak itibariyle bu insanlarn, zhdn ve dnyay reddetmenin bir iareti olarak giydikleri elbisenin hammedesi olan "sf tan, yni "yn"den, gelmektedir. Bazlarna, mesel daha sonraki baz mslman yazrlara gre "s f kelimesi, etimolojik olarak "saf olma" anla mnda saf'dan yahut Medine'de Peygamber Camii'nde fakir insanlarn oturup ibdet ettii ykseke bir yerin ad olan Suffadan gelmektedir. Birtakm ada yazarlar da "sf"nin. Yu nanca sofos (sophos) dan geldiini iddia etmekte iseler de bu grn pek gvenilir bir temele dayand sylenemez. 119 Sf tekiltnn balangcn gsteren ilk belirtiler, dn sohbetler ve zikir iin bir araya gelen, aralarnda resm ve sk bir iliki bulunmayan topluluklarn meydana getirdik leri halka'lardr. Dn bir ifadenin arka arkaya tekrar demek olan zikr ibdeti, cmiler dahil her yerde yaplabilirdi. Bu da gsteriyor ki, bu srada (III/IX. yzyln ilk yarsnda) sflik, slm'da resm disiplinlere meydan okuyan rakip bir disiplin deildi; daha dorusu rakip bir disiplin olarak grlmemek teydi. Fakat ileride greceimiz gibi, bu basit tatbikat daha sonralar raks'a ve mzie yer vererek birtakm rhn kav ramlar gelitirdi ve dn ibdetin merkezi olan cmi'in sahip olduu mevkii tehdit etti. Halk vizlerinin ve dindar kitlelerin faaliyetleri sonucu sflie, dolaysiyle halkn slm inancna yeni birtakm fi kirler sokuldu. Daha nce de sylediimiz gibi, bu fikirler e itli kaynaklardan gelmekteydi; fakat yle grnyor ki, ta savvuf asl tesiri bizzat hristiyanlm etkisinde kalm olan kaynaklardan almtr. Tasavvufa dardan gelen unsur lardan en nemlisi Mehdi nazariyesi idi. Bu nazariyeye gre
119. Bu soruyla ilgili iyi bir aklama, R.A. Nicholsonun Literary Hstory of the Arabs adl eserinde yer almaktadr. Bu aklamadan itibaren bu soru ile ilgili ok az yeni ey getirilmitir.

186

SLAM

rhn bir ahsiyet, dnyann sonunda ortaya kacak ve Al lah' tanmayan kuvvetler karsnda adletin ve slmm s tnln yeniden kuracaktr. slm siyas hayatnn akn kontrol etme teebbsnde baarszla uradktan sonra ilik, I/VII. yzyln son yarsnda Beklenen Mehd (Mehd-i Muntazar) fikirini gelitirdi. 120 Oniki lmam(sn Aere) fr kasnda i siyas inancn zaferini etkileyecek olan Mehd ile "Gizli mam" ayn kiilikte birletirildi. Szkonusu bu Mehdlik nazariyesi ile Hz. Is'nm kinci Gelii hakkmdaki nazariyenin ile girmesi, tabi olan bir gelime idi. slm idealin standartlarnn toplum hayatnda gereklemediini iyiden iyiye farkeden Snn slm Dnyasnda bile bu eit fikirler, v'izlerin de yardmyla, hayl krklna uram halkn kalplerinde hazr bir yer buldu. Mehd fikri, Snn Kelm sis temine resmen sokulmamakla beraber Snn halk arasnda nemini dima korudu. Daha sonra slm'a geni lde giren yahudi ve hristiyan kaynakl uydurma fikirler de bu faaliyet alanmn iine girmektedir. Kur'n tefsirine bile tesir eden bu fikirleri, tenkiti slm Kelmclar ve limleri "sriliyt" olarak kabul edip onlann karsna ktlar (Ayn tenkidi tu tum modem slm'da da devam etti). Bir yandan tasavvuf! uygulama ile onun ierdii ideoloji arasnda her an byyen kopma, te yandan domakta olan Snn sistem, yeni birtakm hadslerin (bkz. III. Blm) or taya kmasna sebeb oldu. Sfler, kendi tutumlarn mer gstermek iin birtakm szler ortaya atp (lfzen icad edip) tarih adan tam anlamyla uydurma ve hayl rn olan bu szleri Hz. Peygamber'e atfettiler. Bu szler, Hz. Peygamber'in sde hayatn abartarak onu an bir zhd ve dnyay inkr havasna brndrdler (ok gemeden i propaganda syesinde ayn durum Hz. Ali'nin hayat iin de szkonusu oldu).
120. Bak. X. Blm "Rec'a" doktrininin ne zaman benimsendii ve lk kez kime atfedildii bilimsel olarak henz tespit edilmi deildir. "Mehd" nvn, yle grnyor ki, ilk kez Muhammed bn Hanefye'ye verilmitir. Muhte melen "rec'a" da ilk defa bu kii iin kullanlm ve bu yolla terim Al'ye in tikal ettirilmitir. Bak. 1 . Goldziner, Vorlesungen, s. 216, 360. Fakat bu konu daha ileri derecede bir aratrmay gerektirmektedir. Ayrca bak. A.S. Bazmee Ansan, "Sayyid Muhammed Javnpr and his movement", Islamic Studies, Karai, II/i, Mart, 1963.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

187

Sflik aleyhtar hadsler, genel olarak an zhd', zellikle manastr hayatn ve dnyadan ekilmeyi tasvib etmemenin yansra limi, zhide stn tutmaktadr. Bu her iki grup ha dsleri, en azndan lfz ifadeler ynnden uydurma olarak kabul etmek mmkn olmakla birlikte, onlarn {Hz. Peygambere, kendisinin tamamen yabanc olduu eyleri atfettikleri anlamnda) esasta doru olmadklarn sylemek iin ortada hibir sebeb yoktur. Ahlk idealin gereki bir ekilde toplum hayatnda uygulanmasna arlk veren dnya hayatyla ilgili hadsler, aka Kurnm rhuna dayanmaktadr. Fakat kalb ve i hayatn temizliine nem veren tasavvuf hadslerin de, an ve hayl rn olan rtleri kaldrlnca, ayn ekilde Hz. Peygamber'in hayatn ve Kurn'm retisini temsil ettik leri grlr. Bu konuda nam rahatsz eden ey, Kelm'da Mutezile mezhebi ile Hanbel mezhebi arasnda ortaya kan ikilii bir kez daha kuvvetlice hatrlatan durumun ierdii zel keyfiyet tir. slm dni, sfler arasnda tehlikeli bir ekilde gelitii grlen dnya karsndaki olumsuz tutumu elbette kabul ede mezdi. Dolaysyle bu tutum, hakl olarak u mehur hadsin tenkidine muhatab olmutur: "slm'da ruhbanlk yoktur..." Bu hadse bir de yle bir yorum eklenmitir: "Bu mmetin ruhbanl, cihaddr..." Bu abalar, tasavvufu, tam bir manas tr dzeni kurmak iin daha ileri bir adm atmaktan korudu; aksi takdirde tasavvuf, halka czip gelen mahiyeti ve ynyle slm'n btn yapsn ykabilirdi. atlak bydke Snn slm temsil eden baz byk limler, durumu kurtarma grevini zerlerine aldlar. n c/dokuzuncu yzyldan itibaren hem dnceleri hem de ya ay tarzlar ile tasavvufla Snn slm' kaynatrmaya a lan baz Snn sfiler ortaya kt. Bu tarihten itibaren s lm'n rhn tarihinin esasm, bu iki akm arasndaki de vaml gerginlikle bu gerginlii giderecek bir kaynamaya ula mak iin gsterilen srekli abalar asndan dikkate almak mmkndr. Bu, undan ileri gelmekte idi: Tasavvuf, kendi ynnden her yeni ideolojik tarz ve farkl unsurlan bnyesi

188

SLAM

ne almaya devam ettii hlde resm dn disiplinler eski du rumlarn aynen korudular. Snn sfler arasnda akla gelen ilk byk isim Hris Muhasibi (lm. 243/857)'dir. Ahlk bir dnle Kelm'dan Sflie gelen Muhasib, kendisini, Snn inanc uurun dern hayat zerine kurmaya vakfetti. Tpk kendisinden birbuuk asr sonra elen Gazl gibi (yle gr nyor ki Muhasib, Gazl iin bir rnek olmutur) Muhasib de dinin ibdet ve muameltla ilgili olan d ynn sflie dayandrmak ve canlandrmak iin ilk sflerin dn miras nn bir zetini sunmutur. Muhasib'nin dncesinin zn dnya hayatn reddetmek deil ihls elde etmek iin srekli aba harcamak, zellikle gurur, kibir ve kendikendini aldat mak karsnda devaml bir nefis muhasebesinde bulunmak tekil etmektedir. Ona gre byle youn bir aba, insan hare kete sevkeden g temizliine her an daha ileri derecede bir de rinlik kazandrarak uurda birbiri arkasndan gelen ahlk "haller" in olumasn salar.

Tarikat:

Sflik, kendine zg sade bir dindarlk ve ak ans ile uzun sre yetinmeye daha fazla devam edemezdi. O, sayg deer Snn mslmanlar arasnda kendi genel gr asna yeterli sayda taraftar kazanr kazanmaz, kendi metodolojisi olan 'rhn yol'u ve Allah'a gitmede yardmc olan kendi 'r hn yolculuu'nu gelitirmeye koyuldu. Sfliin bu ekilde hareket etmesine ulemnn sfler hakkmdaki kanatleri de htz vermi olabilir. Ulemya gre eer sf iddialarn doru luklar kabul edilirse rhn bir anarinin yolu alm ola caktr; nk bu btn hayat' dzenlemek, kontrol etmek ve onun nasl bir gelime gstereceini tahmin etmek imknsz olacaktr. Sflerin, rhn gelimenin makamlar'm tasnif eden kii olarak kabul ettikleri Z'n-Nn el-Msri (lm. 245/ 859), Badadda 240/854 ylnda zndklkla itham edilmiti. Ayrca sflerin, kendi dn tecrbelerini standart bir duruma getirmek ve mmkn olduu lde objektifletirmek iin bir tenkid ve kontrol metodu gelitirmeleri gerekiyordu.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

Her ne kadar tasavvuf yolculuun 'makamlar' nazariye si, Kur'ndan alman dn/ahlk terimlerle ifade edilmi ise de (ki ok kere tevbe, zhd, sabr, kr, tevekkl ve rza gibi terimleri ihtiva etmektedir) o, ayn zamanda sfnin yaad bir psikolojik ve gnostik 'haller' (ahvl) nazariyesi de gelitir mitir. nc/dokuzuncu yzyln ortalarna doru bu geli me kesin bir ekil kazanarak Fen Nazariyesi' (beeri sfatla rn yerini lh sfatlarn almas) ile son buldu. Bu nazariye, geleneksel olarak nl Sf Eb Yezd Bistm (lm. 260/874) ad ile ilgili grlmtr. Bu sfnin vecd hlinde iken "Hamd, benim iindir", "Ben ne kadar uluyum", "Ben Hakk'm" ve "Be nim alemim Hz. Muhammedinkinden daha byktr" gibi szler sarfettii sylenmektedir. Sfler arasnda oka rastlanan ve ataht ad verilen bu tr ifadeler, vecd hlinin dourduu sarholuktan dolay sylenen ve bir 'sorumluluk gerektirmeyen' ifadeler olarak yo rumlanmtr. Ancak sfiliin bu metodu, bir btn olarak, Is lm iin son derece byk bir problem ortaya karmtr. Ta savvufun Allah'a gitme ile ilgili rhn yolculuk nazariyesinin ortaya kmasyla birlikte beer sfatlarn ilh sfatlar da 'yok olmas' eklinde tanmlanan bir tasavvuf hedef fikri domutur. Bylece vellik kavram, Kur'n'da geen vel (Al lah'n dostu) kelimesiyle ifade edilerek gelitirilmi, fakat ona Dou Hristiyan mistisizminden, gnostisizmden ve daha sonra Yeni-Efltunculuktan alnan zel bir tasavvuf muhteva ka zandrlmtr. Bu durumda veliliin peygamberlikle ve vel nin peygamberle olan ilikisinin nasl olduu sorusu ortaya kmtr. Sfliin, vellik kavramnda peygamberlie para lel bir zellik grmesi ve peygamber tarafndan va'zedilmi olan dnin karsna bir rakip olarak kmas nc/doku zuncu yzylda Htem'l-Enbiy ("Peygamberlerin mhr" an lamna gelen ve Kur'nda kullanlan bu ifade, nbvvetin Hz. Muhammed'le son bulduuna iaret etmektedir) szne kar Hteml-Evliy' fikrinin ortaya atlmasyla aklk kazan mtr.nc/dokuzuncu yzyln en byk nazariyeci ve sistemcisi olan sf Ha-km Tirmiz tarafndan yazlan bir kitapda, "Htem'l-Evliy nvn kime verilir? Velnin peygam

190

SLAM

berle olan likisi nasldr?" gibi sorular zerinde durulmu tur. 121 Velilik nazariyesi, beraberinde bir de 'koruyucu' veller hiyerarisi nazariyesini ortaya kard ki, bu nazariye byk bir ihtimalle a'nm mamet grnn sflikteki benzeri dir. Bu reti, III/IX. yzylda ortaya kmasna ramen, an cak daha sonraki yzylda tasavvufun kesin bir nazariyesi h line geldi. Bu nazariyeye gre dnya, btnln, grnme yen ve eitli mertebelerde bulunan vellerin varlna borlu dur. Bu mertebeler merdiveninin birbiri ardndan gelen basa maklarn, 'vrisler' (yahut 'bedel' oulu (ebdl), 'kazklar' (evtd), 'stunlar' (am'id) vs. oluturmakta, en son basamakta ise evresinde btn kinatn dnd 'kutup' (kutb) bulun maktadr. Eer bu rhn yap olmasa idi, kinat parampara olurdu. Tasavvuf veller dzeninde zel bir yer de Hdr ('yeil' anlamna gelir) denen ve grnmeyen bir varla verilmekte dir. Zmrdank kuu gibi genliini her zaman yeniden ka zanan ve lmsz olan Hdr'm asl grevi yolunu aranlara (maddeten ve mnen) yardmc olmaktr. Birok byk sf, Hdr'a tbi olduunu ve insanlara yol gstermek iin gerekli olan rhn yetkiyi O'ndan aldn sylemektedir. (Snnlere gre Hdr; Kur'n'd zikredilen, -XVIII, 65- Allah tarafndan kendisine zel bir bilgi verilen ve Hz. Mus'ya yol gsteren 'Tann Kulu'dur). Gzle grlmeyen lem iin bu kadar bilgi yeter. Grnen dnyada ise sflerin, daha dorusu kendilerine vellik-veril mi olanlarn, kerametler gsterdiklerine yahut veliliin nineleri olan baz ilh ltuf ve keremlere mazhar olduklar na inanlmaktadr. Vellerce gsterilen kerametlerle peygam berlerin gsterdikleri mucizeler arasndaki fark btn ince likleriyle belirtmek iin zel nazariyeler ortaya atlm ve bu yolla arada bir rekabetin ve atmann olmad gsterilmeye allmtr. Mesele bu ekilde ortaya konunca Snnlik, by le bir nazariyeyi kendi sistemi iine almada bir saknca gr memitir. Fakat IV/X. ve V/XI. yzyllardan itibaren Snn
121. L. Massignon, Recuefl de textes inedits, s. 33. Ayncakr. Tirmiz, Hatm elVye, ner O.I.Yahya, Beyrut 1965.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

191

tslm'n rhuna tam anlamyla zt olan yeni bir nazariye or taya kt. Sflik, kendi sistemine bir ekil kazandrma yolu na gidince bu yeni doktrin, sflik messesesinin ilk akidesi hline geldi. Bu itibarla tasavvufun sadece Snn slm'a de il, ilk sf uygulamaya da ters dmesi olduka dikkat ekici dir. lk asrda sflik yolunda yryenler, arpc bir ruh bamszlna, verimlilik ve yapcla sahip olduklar halde, daha sonralar amansz bir disiplin ve eyhin rhn dikta trlne sorgusuz-sualsiz mutlak bir boyun eme anlay bagsterdi. nc/dokuzuncu yzylda Cneyd-i Badd, mridin Allah karsnda bir kukla gibi davranmasn tav siye ediyordu; oysa daha sonra onun, yani mridin, mridin elinde "cenazenin, ykaycsnn elinde durduu gibi" durmas gerektii sylenmekte idi. Bu arada tasavvufla Snn slm arasndaki uurumu kapatmak ve tasavvufu makl bir snr iinde tutmak amacyla daha III/IX. yzylda sflik iinde bir takm abalarn gsterildii grlmektedir. Muhasibnin du rumunu daha nce incelemitik, ondan sonra el-Harrz (lm. 286/899) ve ilk sf hareketinin byk tenkidci rhu ve Snn Tasavvufun formlletiricisi Cneyd-i Badad (lm. 298/911) gelmektedir ki bu kincinin, Muhasibnin rencisi olduu sylenmektedir. Bu hareketin sonucunu ve Snn tasavvufun gelimesini biraz sonra ele alacaz. nc/dokuzuncu yz ylda byk temsilcilerinden birinin, yani Hallc diye adlan drlan Huseyn bn Mansr'un ldrlmesiyle tasavvufun de dii bedele dokunarak bu ksma son vereceiz. Cneydin rencisi olan fakat daha sonra onun meclisinden kovulan Hal lc, "Enel-Hakk" diyerek kendisinin Tanr olduunu syle mek ve by yaparak halk aldatmakla sulanm, nde gelen Badad kadlarnn fetvsyla lme mahkm edilmitir. O, halkn" gz nnde kamlanm, organlar kesilmi, ba gvdesinden koparlm ve yaklmtr. Her nekadar bizzat sfler daha sonralar hem Hallcn susuz, hem de onun mu haliflerinin mzur olduunu gstermek iin birtakm akla malara girimilerse de, bu olay slm dnyasnda hi bir za man unutulmamtr. Hallc ad, yalnz sfler arasnda deil, btn slm dnyasnda halk edebiyatnda bir masal kahra man hline gelmitir.

192

SLAM

Snn Sf!i0in Douu:

Mistik uuru Hz. Peygamberin eriat ile kaynatrmay amalayan sf slhat hereketinin kayna, bizzat sfliin iinde olup III/IX. yzyln son yarsnda el-Harrz ve Cneyd gibi kiilerin faaliyetleri ile balamtr. Harrz, Bistmnin Fen nazariyesini dzeltmek ve geniletmek iin Bek kavramn ortaya att. Konuyla ilgili kaynaklarn yetersizliinden dolay Harrz'n szkonusu bu kavramla tam olarak neyi kas tettiini sylemek kolay deildir. Genel olarak onun bu kav ramla olumlu bir hususa iaret ettii sylenmektedir. yle ki, Fen, (beer noksanlklar) yokettii halde Bek sayesinde insan Tann'da veya Tanr'yla yaamaya devam etmektedir. Harrz'n az sayda mevcut olan bir ka ifadesinden kesin ola rak anlaldna gre Bek, Allahn insana kendi benliini bulabilmesi iin bahettii rhn bir tekmldr. 122 Dr dnc/ Onuncu yzyla doru bu nazariyenin mutasavviflerce kabul edildii grlmekte olup bu konuda el-Kelbd (lm. 385/995), bir sf otoriteden (muhtemelen Hallcdan) unu ik tibas etmektedir: "Bek, Allah'n peygamberlere (vellerden ayr olarak) bahettii bir sulh ve sknet makamdr. Vecd hliyle ilgili gelimelerin ortaya kard hller ne olursa ol sunlar bunlar, peygamberleri Allahn kendilerine vermi olduu grevleri yerine getirmekten alkoyamazlar. 23 Cneyd, sflerin iddialarn, gerek bunlarn rhen ya anmas, gerekse dta uygulanmas asndan cidd bir tenki de tbi tuttu. Bylece o, tasavvuftaki hallerin objektif bir ge erlie sahip olduklarn kabul etmeyerek, Eb Yezd el-Bistm dahil, sflerin kendi hayl glerinin mahkmlar ola rak ldklerini ne srd. 124 Yine Cneyd, ilm'in ma'rifet'ten nce geldiini ve yasaklanan hususlann mbah grlen hu suslardan daha bir ncelikle dikkate alnmasn ne srerek,
122._Sf nazarlyeler hakknda nemli bilgiler ihtiva eden Eb Al Hucvri'nin K e j 'l-M a h c b adl eserinin R.. Nicholson tarafndan yaplm olan tng. ev. (Gibb Memorial Series) s. 242 vd.'na baknz. Ayrca bak. L. Massignon, Lexique technique de la mystiaue musulmane, Paris 1954, s. 301. 123.L. Massignon, Lexique technigue de la mystique musulmane, s. 355, Kelbz'nin K. el-Ta'arruf undan naklen. 124. L. massignon, a-g.e., s. 305, Recueilde text medits, s. 29.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

193

sf uygulamada grlen ahlk kaytszlk ve geveklie kar koymaya alt. 125 Bu faaliyetlerin bir sonucu olarak sflik, sflerin ve paygamberlerin iinde bulunduklar uur hlinin, yni hem rhn hayatn hem de itimai bir messese olarak eriatn, hakkn vermek ve onlar kaynatrmak amacyla ksmen birbirine zt, ksmen de birbirini tamamlayan birtakm ikiz kategorilere yer vermeye balad. Daha nce Fen-Bek ikiz kategorileri zerinde durmutuk. Dier nemli kategoriler ise unlardr: (1) Kendinden geme-uyanklk (2) Birlik-ayrlk (3) Yokluk-varlk (yni kiinin vecd halinde Allahn huzurunda bulunmas). Sfnin iinde bulunduu hl ile peygamberlerin iinde bulunduklar hl arasndaki fark ise yle aklanma ya baland: Sfnin iinde bulunduu uur hlinde yukarda ikier ikier sunduumuz kategorilerle ifade edilen tecrbenin sadece birinci ksm yaanld halde, sz konusu bu tecrbe, neblik uurunda her iki terim arasnda diyalektik bir mahi yet arzeden topyekn tecrbenin ancak nn oluturmakta dr. Bilgi nazariyesi asndan bu doktrin, daha geni apta kabul gren yle bir nazariyeye yol at: Her nekadar baz sfler, 'kendinden geme' hlinin 'uyanklk' hlinden daha stn olduuna ve Peygamber'in, Allah'n emrine uyarak is temeye istemeye bu hlden uyanklk hline dndne inan yorlarsa da, 'kendinden geme' halinde iken sarfedilen szle rin bir geerlii olmayp ancak 'uyanklk' hlinin tetkik ve kontrolnden geen szlere gvenilebilir. Sfler kendi diyalektik kategorileri arasnda organik bir ilikiyi aka ortaya koyamamakla beraber, yine de on larca kabul edilen bu doktrin, Snnlik ve Snnliin temsil ettii ilim dallaryla olan ilikilerin korunmasnda fiilen yardmc olmutur. Drdnc/onuncu yzyln ortalarndan itibaren sflikle snn kelm arasnda bir uzlama hareketi nin domakta olduuna dair gzle grlr belirtiler vardr. Mehur sf bn Haff (lm. 371/981) E'r kelmna hizmet
125. L. Massignon, Lexique..., s. 205. Massignon'un yorumlarm okurken dik katli davranlmaldr, nk o, zaman zaman olduka sbjektif hareket et mektedir.

194

SLAM

ederek onun dikkate deer bir savunucusu oldu. 1 2 6 Bu konuya dir ilgin bir rnei, kr'mc Mturd (lm. 333/945)ye atfe dilen (bkz. V. Blm) ve kesin Snn akideyi zl olarak ak layan bir eserde grmekteyiz. Risale Ji'l-akaid adl bu eserin Mturd tarafndan yazlm olmas mmkn olmamakla be raber, yle grnyor ki, o, IV/X. yzyln ikinci yansndan daha sonraki bir tarihte kaleme alnm olamaz. nk eser de ilkel ve felsefe-ncesine ait bir termiloloji kullanlmtr. Olduka resm bir mahiyet arzeden bu eserde sf temayln ar basmas dikkat ekicidir. Fakat, eserde yeralan bu tema yller dizginlenip, kelmn esas erevesinin dna tamamaktadr. Szgelii man konusunda bize yle bir bilgi veril mektedir: Islm, 'nasl' sorusuna bavurmadan Allah' bil mektir. Bu bilginin yeri gstr. man ise, Allah ulhiyeti iinde bilmektir ki bunun da yeri gste bulunan kalptir. Gerek bilgi (ma'rifet) Allah' s fatlan ile bilmektir. Bunun da yeri, kalbin merke zi olan fu'ad'dr. Allah'n birliini tanmak ise, 'mutlak tevhidi bilmektir ki bunun da yeri kalbin merkezinden de daha ierde bulunan sr'dr. Bunu Allah bir meselle yle ifade buyurur: "O'nun nru, iinde lmba bulunan penceresiz bir oyua benzer" (XXIV, 35) 1 2 7 Kelm, E'r'nin elinde ilk ifadesini bulduu balang gnlerinden beri kermeti veya sddyklar'a hs iaretlerin varln kabl etmekteydi. Mu'tezile'ye kar olan bu gr, tasavvufa verilen nemli bir tvizdi. Atomcu bir tabiat ve za man grn kabl eden kelmclar iin byle bir tvizi ver mek pek g olmad. Drdnc/onuncu yzylda vellerin kermet sahibi olduklan inanc o kadar geni bir evrede kabl grd ki, ibn Sn gibi tam anlamyla aklc bir filozof bile 'atomcu olmayan' felsef sisteminde ona bir yer buldu. bn S n, karamet olarak kabul edilen fiilleri, zihin gcnn madde zerindeki 'tabii' etkileri olarak aklad. Daha sonra akde
126. L. Massignon, Recueil, s. 80. 127. Trke evirisiyle birlikte Y.Z.Yrkan tarafndan yaynlanmtr (s tanbul, 1953, bl. 22, Arapa metin, s. 15-16).

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

195

ile ilgili Snn el kitaplarnda vellerin karmetleri daima kabul edildi ve bu fiiller, Peygamber'in nbvvetinin dorulu unun bir delili olarak ele alnd; nk vel, Peygamber'in yo lunda giden mmetin bir ferdi idi. Kerametin bu ekilde yo rumlanmas sflerce ittifakla kabul edilmitir. Btn bu yaklama olaynn gl bir aracs da III/IX. ve IV/X. yzyllarda hem tasavvufun amacna hizmet etmek, hem de onu Snn ereveye yerletirmek iin ortaya atlan yeni hadslerdir. Drdnc /onuncu yzyln son eyreinde Serrc (lm. 377/987)'n Kitab'l-Lum's ve Kelbd'nin (lm. 385/995) Kitbu't-Ta'arrufu gibi birtakm eserler kaleme al narak Snn-likle tutarl olan, hatt onu destekleyen bir d nce yapsna sahip lml bir tasavvuf anlaynn gayesine hizmet edildi. Bu faaliyetleri, silikle Snn kelm birletir mede bir belge durumunda olan Kueyri (lm. 465/1073)nin nl Risle'si takibetti. (438/1047'de) Bu hareket, Gazl'nin bidev almalarnda en yksek noktasna ulat ve Gazl bu sentez hareketinin ke ta ol duunu apak ortaya koydu. Ortaa slm dnyasnn en byk simas olan Gazl, sadece ne dnd ile deil, ayn zamanda ve daha ok kendi rhn tecrbesi zerine kurduu retisiyle slm'n gelecekteki gelimesinde kesin bir rol oy nad. Ei az grlen dn bir vukfa (onun bu zellii, geirdii bir takm rhn buhranlar ve gsterdii abalar sonucu geli mi olup, onu bedenen bile etkilemitir) ve kesin bir zekya sa hip olan Gazl, yaad dn tecrbe sayesinde Snn kel mn Allah'n rdesi, Kudreti ve Merhameti hakkmdaki ifade lerine kendi damarlannda kaynayan kann hareket ve canl lm tayan bir gereklik kazandrmtr (bkz, V. ve VI. B lmler). O, hem ulemy hem de sfleri, gayet ak ve dayanl maz derecede ikn edici felsefi bir slpla bu hakikate ard. Gazl'nin slm dnyasndaki etkisi llemez. O, ta savvufu dnin btnleyici bir paras haline getirerek Snn slm' yeniden kurmakla kalmad, ayn zamanda tasavvufu gayr-i slm unsurlardan ayklayarak slh etti ve onu Sn nliin hizmetine sundu. Bylece o, uzun bir tarihi gelime

196

SLAM

izgisinin son noktasn temsil etmektedir. Sfilik onun etki si sayesinde cma'm tasvibine mazhar oldu. slm, yeni bir ya ama canllna kavutu ve bu czibeyle Afrika, Orta Asya ve Hindistan'da geni kitleleri snrlar iine ald (bir sonraki blme baknz). Bundan byle ok kere byk bir kelmc ile byk bir slyi ayn kiilikte bulma imkn dodu. Biraz son ra da grlecei gibi bu gelime, kelm, eski ekl esaslar ze rine deil, yenilik ve btnlk arzeden bir esas zerine kuran birok orijinal dnrn yetimesini salad. Bununla bera ber, zamanla bu yeni sentezi iki tehlike iki ayr ynden tehdid etmeye balad. Yedinci/onnc ve XIII/XIX. yzyllar ara snda geen srede slm'n karakterinde geni deiikliklere sebeb olan bu tehlikeler, slm toplumunda yeralan btl inan ve fiillerin ounun sorumluluunu tamaktadr. Bu tehlikelerden biri, halk arasnda yaygn olan dn inanlarn slm' igal etmesiyle kendini gsterdi. Bunu gelecek blmde ele alacaz. kinci tehlike ise, tasavvuf felsefesinin gelimesi dir ki, bunu hemen tartma konusu etmemiz gerekiyor. n k fikir dze-yinde kabiliyet ve yaratclklaryla en yksek bir dereceye ulam olan insanlarn zihinlerini hemen he men btnyle igl eden ve onlarn enerjilerini kurutan, bu tehlikedir.

Tasavvuf Felsefesi:

Nasl ki ilk zhd hayat, insann niyet ve siklerinin dernletirilmesine arlk vererek er'atm zhr gelimeleri ne kar gsterilen bir tepki idiyse, III/IX. ve IV/X. yzyllarda sflerin gelitirdikleri ma'rifet (gnosis) nazariyesi, yn r hn tecrbeye dayanan bilgi de, ayn srada gelien Kelm'm ilim anlayna bir tepki olarak dodu. nc/dokuzuncu yzylda sflerin genel olarak zel bir kelmclar snfn oluturduklarn ve kelmn karsnda olma gibi bir duru mun szkonusu olmadn gsteren birtakm deliller bulun maktadr. Arapa eserlerin elimizdeki ilk bibliyografyas olan "Fihrist" in yazar, sfleri kelmclarn beinci katego risi olarak ele almakta, buna karlk E'rleri bile ayr bir

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

197

smif olarak grmektedir. Zamanla kelmn "lm't-Tevhd"inin karsna sfler "Ma'rifet't-Tevhd"i kardlar. 'Allah' m Birlii" anlay, sf tecrbeciliin etkisiyle 'Allahla Bir Olma' anlayna dntrld. (Tevhid kelimesi Arapada hem bir eyin tek olduunu, hem de iki eyin birlemesi an lamna gelir). Muhtemelen dtan gelen etkilerin de tevikiyle sfler, ok gemeden, 'yegne varolann Allah olduu' grne, bura dan da 'Allah'n, her eyin yegne hakikati olduu nazariyesi ne ulatlar. E'r ve Mturd kelm (Mu'tezile'ye kar), Al lah'n her trl fiilin fili olduunu iddia ederek yaylmaya balaynca, tasavvuf felsefesi vakit geirmeden bu ilkeye sarl d. Fakat onu kendi esaslar iinde yorumlad ve u sonuca vard: "Varolan yalnz Allah'tr..." te Kur'n'm Allah'n vah daniyeti hakkmdaki gr, sllerin kendi din tecrbelerin de uyguladklar metodlar syesinde bu ekle dntrld. Fakat sfnin iinde bulunduu uur hlinin muhtevsn aklamak gyesiyle ne srlen herhangi bir nazariyeden daha ok, doruluunu kendi iddiasndan kararak sezgiye dayal bir kesinlie ve bunun imtiyazl bir ekilde ortaya kan ifadelerinin yanlmazla sahip olduunu ne sren ma'rifet ilkesi, ulem tarafndan kabul edilmedi, daha dorusu edilemedi. Byle bir ma'rifet nazariyesinden hareket eden sflik ile d fiillere kar i temizliine arlk vermekten iba ret olan zhd arlkl ilk sfliin durumlar birbirinden ol duka farkl idi. Ma'rifet nazariyesine bal sfler, yanlmakdan kesin olarak uzak ve mahiyeti itibariyle de zihn bilgiden tam anlamyla farkl olan ve slha gerek gstermeyen bir bil me tarzna sahip olduklarm ne srmekteydiler. Ulem bu iddiaya kar kt; nk sllerin gr, drtyz yldan faz la bir sredenberi byk bir abayla gelitirilen baz nazariyeleri tehlikeye sokmakla kalmyor, ayn zamanda ve daha nemli olarak; ma'rifetin tam ve yanlmaz olduunu kabul et tiinden, herhangi bir gzden geirmeyi ve kontrol (tanm gerei) lzumsuz gryordu. Gazl'nin abalar sonucu ortaya kan kkl deimeden sonra bile ulem, ei ve benzeri bu lunmayan byle bir imtiyazl bilginin objektif geerliini asla kabul etmedi. 12 8
128. Tasavvufla uzlama konusunda atlan en ileri adm Taftazn tarafndan temsil edilmekte olup, bu adm, ulemnn resm tutumunun da en ileri nok

198

SLAM

Ayn ekilde 'kendinden geme halinde sarfedilen szle rin, sarholuk nnn rnleri olduundan, geerli olmadk lar genellikle kabul edilmekle beraber bu szlerin bile alelde bilgi yollaryla tetkik ve tenkid edilemeyen zel bir bilme ve kavrama deerine sahip olduu ne srlmekteydi. Hatt biz zat dern tecrbenin "hller" nazariyesi bile, m'mirilerden sorgusuz sualsiz kabul isteyen kendine zg bir btn bilginin varlna zmnen iaret etmektedir. Marifet kermetiyle ilgili olan ve Tuster (lm. 283/896)'ya atfedilen ilk devre ait ifadele rin birinde zetle yle denmektedir: "Rbbiyyet yle bir sr ra sahiptir ki, eer o tezhr etseydi nbvveti helk ederdi. Nbvvet yle bir srra sahiptir ki, eer aa vurulsayd bil giyi silip sprrd; ve ma'rifetin yle bir srr vardr ki, eer Allah onu aa karsayd, er'at bir hi mesbesine indirir di". 1 2 9 Ayn Tuster'nin, u szleri syledii de rivyet edilmek tedir: "Ben Muhammed'in mmetinden gnahkrlar, ktlk yapanlar, adam ldrenleri, zin edenleri ve hrszlar deil; Allaha tevekkl ettiklerini, O'ndan honud olduklarn ve O' nu sevip arzuladklarn iddia edenleri kabul etmiyorum... 130 Nitekim Tuster olduka kark bir ahlk! nedmet duygu suyla (bu grn bir nazariye ekline brnmesinden ulem, Tuster'yi sulu bulmutur) tasavvuf felsefesini kiiliinde birletirmitir. Aslna baklrsa btm bilgi hakknda iddia lar ne olursa olsun, sfler, kuvvetli bir ekilde Yunan-Gnostik kavramlarn, Hristiyan ve Manikeist nazariyelerin etkisi altnda kalmlardr. Bu Gnostik-Manikeist fikirlerin Sflie giriinin (III/ IX. yzyln sonlarnda) ilk rneklerinden biri Hz. Muham med' in Asl Nr olduunu ihtiva eden nazariyedir. "Ontolojik hakikatin Allah'dan sonra gelen unsuru" demek olan Nr, bn'l-Arab'nin (VII/XIII. yzylda) fikirleri syesinde sfliin ana doktrini haline geldi. leride grlecei gibi, bnl-Arab,
tasn oluturmaktadr. Taftazan, Nesef'nin mehur "akide"si zerindeki yorumunda iman konusunu tartrken u hususa iaret etmektedir: 'Tasavvuf sezgi, sadece onu yaayanlar iin geerlidir, bakalar iin deil". 129. L. Massignon, Recueil, s. 41 (n. 3). , 130. Ayn eser, s. 41 (n. 5).

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

199

bizzat 'Allah' Nur olarak kabul etti. Adem dhil btn pey gamberleri glgede brakan Hz. Muhammed'in 'Asl Nur' oldu u nazariyesi ile birlikte geni lde Snnilerce de kabul edi len u mehr hads ortaya kt: "Adem, daha su ile toprak arasnda iken ben peygamberdim. Snnlik, bu hadsin ihti va ettii metafizik hususlar kabul etmemekle beraber, onu, Hz. Muhammed'in dier peygamberler yanndaki mevkiini dile getiren gzel bir ifde olarak grd. Yine Tuster'ye atfedilen fakat muhtemelen bu nzariyenin daha sonra Tuster'nin izinden gidenler tarafndan geli tirilmi hlini temsil eden bir ifadede unlar okumaktayz: "Allah, Muhammed'in Nr'unu kendi Nr'undan yaratt; onu kendi elleriyle ekillendirip ortaya koydu. Bu Nr, Allah'n huzurunda yz bin sene kald. Bu sre iinde Allah, gece-gndz yetmi bin defa bu Nru dnd. Daha sonra da ayn Nr'dan btn varlklar yaratt". 1 3 1 Bu felsef yneli, nazar sflii gl czibesine kaptran Yeni-Efltuncu sudr nazariyesinin de mezcedilmesi ile hz kazand. Btn bu fikirler, IV/X. yzyln sonlarnda kendilerine hvnu's-Saf adn veren sml bir grubun kaleme ald ansiklopedik eserlerde formle edildi. Beinci/onbirinci yzylda geni lde yay gnlaan ve daha sonraki smli Btnliin kaynaklarndan biri olan bu dn-felsef eserler, yni Resilu hvni's-Saf, rhun mutlak Varlk'a ykselmesini veya 'dnmesini' ve bu Var lk iinde eriyip gitmesini gye edinen Yeni-Efltuncu gr, ma'rifet peinde koanlarm dikkatlerine sundu. Sfliin ma'rifet dedii ite buydu. O, er'tla hakikat (btm gerek) diye adlandrlan ey arasndaki iliki hakkn da zel bir nazariye gelitirdi. Birok sl, ma'rifet derecesine ulaanlarn er'atm tesine gittiklerine inand. yle ki, s fnin artk er'ata ihtiyac yoktu; nk o, sadece mbtedler ve halk iindi. Daha az ar bir gre sahip olan sfler bile dne, eitici bir vasta, ykselmek iin kullanlan fakat hedefe varldktan sonra atlan bir merdiven gzyle baktlar. Buna ramen baz sfler, hi bir noktada eri atn izdii snrlarn
131. Ayrueser, s. 39 (n. 1).

200

tS LAM

tesine klmamas zerinde srar ettiler. te bunlar, bir n ceki blmde szn ettiimiz "btn!" ve "zhir" kategorileri gelitiren Snn Sfler idi. Fakat onlarn getirdikleri slhat yeterli deildi. nk onlar Zhir ile Btn, tasavvuf tecrbe ve onun bilgi muhtevas ile eri'at hayat ve akl dnce ara snda organik ve zarr bir ba kurup gelitiremediler. Eer bunu baarabilselerdi, sadece slm'daki byk ve tehlikeli ilk ekimeleri nlemekle kalmayacak, dni, ei grlmemi bir yaratcla sahip klabileceklerdi. Sonu olarak bu sfler, iki yzl davranan ve ulemdan korktuklar iin birbiriyle uyumayan iki farkl akm sadece yanyana koymaktan ba ka bir ii yapmayan kiiler olduklar izlenimini vermektey diler. Buna ramen, sflik, insan zihnini kar koyulmaz bir lde etkiledi ve IV./X. yzyllarda saylar gittike artan birok aydn kendi safna kazandrd. Ulem'nm gelitirdii sistemler katlat; kl krk yaran hukuk tartmalar, kelm konularda bo bilgilik taslamalar, cidd ve yenilik getire bilecek birok dindar insan sflerin safna itti. Ulem, ken dilerini Allah'a gtren zel yollara sahip olduklarn ne sren sflerle alay ettiler; fakat yle grnyor ki kendileri de sflik akmnn temsil ettii gerek dn talebin g ve de rinliini anlamad ve bylece dayandklar zeminin kaymas na sebeb oldular. Snnlie daha yakn olan sfler, orta yolu bulmak iin aba harcadlar, ancak bu da ulemy harekete geiremedi. Bu arada sflik iindeki ar tasavvuf akmlar gibi bymeye balad. Gazl'den hemen nce Frb ve bn Sn tarafndan gelitirilen byk felsel-sf sistemler tasavvuf akmna canllk kazandrd ve bu akmn savunucu lar bu sistemleri kendi grleri asndan kullanmay ba ardlar. Bu bakmdan Gazl'nin zerine ald grev, sadece Sn n slm' bir slhata tbi tuttuu veya daha dorusu yeni bir dzene soktuu iin deil, sflik iinde de ayn ekilde bir s lhat olduu iin memnuniyetle karland. Allah'n mahiyeti hakknda yapt felsef aratrmalar Gazlyi bir sonuca g trmedi. Dolaysiyle o, bu bilgiyi bir baka yoldan elde etmek

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

201

iin Sflge dnmedi. O byle bir btm bilgi mucizesini ne is tedi, ne de umdu. Gazl'nin amac, mn'm Hakikatlerini ya ama ve tasavvuf! metodlarla onlar bir denemeye tbi tut makt. Bunda da baarl oldu. Tecrbeleri inancn dorulad ve Gazl'yi u sonulara iletti. (1) man ancak kalp hayat yo luyla elde edilir; (2) (En az birinci sonu kadar nemli olarak) sllikte tasavvur (kognitif) bir muhtev veya gye olmayp, yalnz imann hakikatleri vardr. Bylece Gazl, felsef sfliin szde iddialarn reddetti ve cezbenin sarholuuna da lanlar knad. Bu, byk bir sf tarafndan retilen nemli bir dersti. Hatta bunun btn mistisizm tarihi iinde en nemli bir ders olduunu dnme cesaretini kendimizde bulabiliriz. Bu ders ten renileni tekrar edecek olursak, mistisizm (sflik dahil), hakikat hakknda yeni bilgiler'in ve gereklerin elde edildii bir yol deil, bu hakikate bir btn olarak anlaml bir ekilde bakmaktr. Ayrca mistik uurun birlii, denemeye tbi tuttu u ve yeni mnlarla deitirdii gerek muhtevya baldr. (O, bu muhtevy ne kadar amaya alrsa alsn sonu de imez.) eri'at asndan gven verici bir bulu olan bu gr, Sflik-Snn slm ilikisinde byk bir deiiklik yapt; za manla, ileride greceimiz gibi, bu ilikiyi ileyen ve inanla rn yeni terimlerle ifde eden bir takm kiiler yetiti. Gazl'nin tenkidi, sentezci ve slhat faaliyeti, ayn zamanda slmm rhn hayatnda verimli bir zemin olutur du ve slm toplumundaki dnce akmlarn hem yeni blmlenmelere, hem de yeni birlemelere zorlad. Gazlnin lmnden sonra ayn asrda slm'da nazar seviyede en gl ve nemli birleme, felsefi akmlarla sllik arasnda oldu. Bu konuya bir nceki blmde temas etmitik. Gazl' nin balatt ve Snn slm'n srdrd iddetli hcum karsnda akl felsefe lmedi, fakat yeraltna ekildi. Orada tasavvuf felsefesi klna brnmek suretiyle hazr ve gveni lir bir barnak bularak kendisine yaplann cn ald. Bura da felsefe, zaptedilmesi hemen-hemen imknsz bir kale ha line geldi; nk o, akl ve tam anlamiyle felsef bir ekle sa-

202

SLAM

hlp iken tenkid edilebilirdi. (Nitekim Gazl onun btn yeter sizliini gzler nne sermi bulunuyordu); halbuki kazand yeni felsef sflik ekli iinde akl tenkidden korundu, yanl maz bir sezginin rn olduunu iddia etti. Bylece Gazlnin savunduu ve Snn Sflerin benimsedii tasavvuf metodolo jisinin ekl yaps (ana hatlaryla yukarda ele alnmt), Or taan sonlarnda baz mkemmel kafalar gittike kendisi ne eken yeni tasavvuf felsefesi tarafndan hie sayld. Snn sfliin 'metafizik! olmayan' bir sezgicilik ald ve bu yolu be nimseyenler metafizik bir bilgiye ulatklarn iddia etmeye koyuldular. Yeni tasavvuf bilgi nazariyesi, klsik ifadesine Vahdet-i Vucd anlaynn byk ustas bnl-Arab (lm. 638/1240) ile kavutu. bn'l-Arab, aheseri olan Ftht'l-Mekkye' nin ilk ksmnda bilgi edinme yollarn tartma konusu ede rek bilginin en yksek ve en gvenilir kaynann kef olduu sonucuna varr. O, tamamen akla dayandklarndan dolay fi lozoflar tenkid eder. Fakat ayn eserde btn felsef nazariyelerin yanl olduklar dnlerek reddedilemiyecei husu sunda dn adamlarm uyarr. Btn bu faaliyetlerin sonucu olarak ortaya kan gerek durum uydu: bnl-Arab ve onun izinden gidenlerce kabul edilen ve gelitirilen felsef miras, "teki" (monist) bir nazariyeye (Vahdet-i Vucd'ulua) dn trld. Fakat bu doktrin, akln bir rn olarak ortaya kon mad, sadece mistik sezgi adna ifadeye kavuturuldu. Bundan sonra yazlan Vahdet-i Vucdcu eserler, aklclara yneltilen tenkidler ve sezgiyi savunmak iin akl yeren ifadelerle dolu dur. Bu durum, sflerin, felsefenin ba dmanlan olduklan intiban vermektedir. Bu vesile ile, byk Sf air-filozof Celleddin-i Rm (lm. 672/1273) yle demektedir: "Filozof larn bacaklan aatan yaplmtr; dorusu aatan yapl m bacaklar' ok zayf olur...." Bununla beraber gerekte fel sefe karsnda gsterilen bu muhalefet sdece metodolojik bir nitelikte olup aa-yukar kesin bir biimde Gazl'nin snn ulem karsndaki muhalefetine tekabl etmektedir. Bu muhalefette muhteva deimemektedir; burada kar-karya getirilen, bir tecrbe ve yaama ekliyle akl dnce tarzdr.

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

203

Nitekim Sadreddin irz (bir sonraki blme baknz) gibi daha sonraki devirlerde yaayan filozoflarn bile kendi bilgi nazariyelerinin erevesi iinde, kefi, sistemli olarak en yk sek bilgi ekli olarak kabul ettiklerini grmekteyiz. Sfliin, bilgi nazariyesi asmdan Snn kelmclara meydan okumas konusu zerinde yeterince duruldu. Daha cidd bir meydan okuma, esas itibariyle bn'l-Arab'nin ok ynl ve dhce hayl gcnn bir rn olan Vahdet-i Vucd' culuun muhtevasndan gelmekteydi Nazariyeye nem veren sflerin grlerinde snni kelmn yerini alan bnl-Arab sistemi, Snn Islmn retisinin tam tersi olan, batan so na kadar "teki" (monist) ve Vahdet-i Vucd'cu bir muhtev'ya sahipti. Ksaca ifade edilecek olursa, bn'l-Arabi'ye gre, Mut lak Hakikat, akndr (mte'ldir), isimsizdir; O'nun yegne sfat biztihi varlk olmasdr. Fakat bu Mutlak, bir eit ilerleme veya inme ve belirlenme (ta'ayyun) sonucu bir varlk hli gelitirerek orada kendi, sfatlarnn, bilgisinin, kudreti nin, canllk ve yaratcl v.s.'nin uuruna varr. Bununla be raber bu keml sfatlar sadece O'nun zihninde veya uurunda vardr. Fakat dnyann yaratld malzemeyi meydana geti ren de yine bu sfatlardr. Dnyann 'yaratlmas', bu sfatla rn Mutlak Ruh'dan da, gerek varla yansmasndan baka bir ey deildir. 'Gerek varlk' denen ey de Mutlak'm kendi varlndan ibarettir. Allah'n sfatlar veya isimleri, ilh Ruh'da mevcut olduklarndan d varlktan nce gelirler, ve 'yaratlm* dnyartm zn olutururlar. Bu zlerin en ykse ini, tezahrn Peygamber Hz. Muhammed'in tarih kiili inde bulan z oluturur. Hz. Muhammed'de tezhr eden bu zn mtel noktas "Htem'l-Enbiy'da deil, Htem'lEvliy'da idrk edilmi olacaktr. 'Vellerin Son Halkas' ise bnl-Arb'den bakas deildir. Bu nazariyelerden her ikisi de Snnlii dorudan do ruya tehdit etmekte idi. Hz. Peygamber'in statsn hedef alan ikinci nazariye, bn'l-Arb'nin 'Htem'l-Evliy' olduu hu susundaki iddias ciddye alnmad iin gcn yitirdi. Buna ramen, Gazl'den ncekilerin neb - vel ilikisi hakkmdaki

204

SLAM

ekimesi yeniden canlandrld. Fakat bu iki nazariyenin da ha da gizli etkisi, er'atm ve onun grnen ana direinin, yni hukukun cidd bir ekilde tehlikeye sokulmasyd. Tam anlamiyle Vahdet-i Vucd'cu bir sistem, dne ne kadar nem verdi ini, ne kadar dikkatli ve basiretli olduunu sylerse sylesin, mahiyeti gerei, ahlk standartlarn objektif geerliini cid dye alamaz. "Herey O'dur" (farsa, hme st) bunun kanl maz sonucu idi. ranl sf ir (IX/XV. yzyl) Cm yle der: Arkada, dost, yolda. Hepsi O, Dilencinin yrtk - skk elbisesindeki de, Krallara lyk srmal kaftanlardaki de. Hep O; eitliliin sergileniinde veya birliin gizliliinde Vallh hep O ! Tallhi hep O !

Bu literatrn, zellikle iir eklindeki ifadesinin dik kate deer bir yn, dnyev ak rneklerinin, Allah' arayan larn akn dile getirecek ekilde gelitirilmesi ve kullanl masdr. Bizzat bn'l-Arab, Mekke'de karlat bir kadn dan ald ilhamla kendi lirik Tercuman-ul-Evak (Arzularn Tercman)'m kaleme ald. Daha sonra bu eseri yorumlaya rak szn ettii arzularn rhn arzular olduunu gsterme ye alt. Genellikle cinsellik - tesi (para - seksel bir sembo lizmi, bn'l-Arab'nin dncesinde bolca grmek mmkn dr. O, Adem'i ilk 'gerek dii' olarak grr, nk Havv on dan domutur. kinci Adem, yni Meryem, sy dnyaya ge tirirken ayn fiili tekrarlamtr. Daha sonralar parlak bir ekilde gelien ran tasavvuf iirinde ak rnekleri o kadar ak bir gereklilik iinde kullanlmtr ki birok irin rhn aktan m, yoksa dnya akndan m sz ettiini anla mak bir tartma konusu hlini almtr. Bu rnekler, Farsa, Trke ve Urduca yazlm birok iirin hazr malzemesi hli

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

205

ne gelmi ve cazibesi o kadar kuvvetli olmutur ki edebiyat, ancak yzylmzda ondan uzaklamaya balamtr. Vahdet-i Vucd diye bilinen "teki" (monist) nazariyenin slm iin ne gibi pratik sonulan ortaya kardn ve onun bizzat slm eri'at kavramn alt st etme ynnden ne denli tehdit ettii ni bir sonraki blmde ele alacaz. Bu gln stesinden gelmek iin Snn kuvvetlerin uyguladklar metodlara bir gz atarak bu blm bitirebiliriz. Taftazn (lm. 791/1389) gibi son devirde yaayan baz kimselerin, sezginin, tasavvuf hli yaayan kimse iin geerli olduuna, dolaysiyle bu geer liliin ferd tecrbenin tesine gtrlerek genelletirilemiyeceine inanmalarna ramen, Snnik, yukarda da iaret edildii gibi, sfliin sezgi veya kef grnn objektif geer liliini nazar seviyede kabule yanamamaktayd. Kelm se viyede (bu seviye, tikd seviyeden farkl olarak genel halk kitlesini deil Mslman aydnlar iine alr) ise, sfliin ya nlmazlk iddias kabul edilmemekle beraber, onun sezgiye dir gr ciddye alnmaya baland. Aslnda Vahdet-i Vucd'culuun monizm'ini Snn kelmclarn ou tereddtsz reddetmitir. te bn Teymiyye (bkz. VI. Blm) ve onun izinden giden lerin, zellikle bn Kayym'm VIII/XIV. yzyldan itibaren gnma kan faaliyetleri esas itibariyle byle bir gemie dayanmaktayd. Altnc blmde de grdmz gibi, bn Tey miyye ve Okulu, sflerin, ibadet derecesine vardrdklar me zar ziyaretlerini ve veller karsndaki ar tutumlarn red detmekle beraber, onlarn dn tecrbeye dayanan metodlann kabul etmekteydi. bn Teymiyyenin rencisi bn Kayym, ho casna nazaran sfler hakknda daha hogrl bir dil kul lanmtr. bn Teymiyye ve Okulu, daha ok sf tecrbenin tam ve yanlmaz bir geerlie sahip olmad, gerekte bu tec rbenin muhtevsyla ilgili geerliliin, d dnyadan ayr olarak dnlemiyecei zerinde srar etmekteydi. yle ise sflik, erat yorumlayabilir, ona yeni bir anlam verebilir; fakat onu hie sayamaz. Onlara gre Vahdet-i Vucd'culuk, gerekler dnyasnda bulunan ve herhangi bir hkmn geer liliinin ortaya konulmasnda bir keta vazifesi grmek

206

1S L A M

zorunda olan btn ayrmlar silip sprmekte ve bu ekilde er'at ve ahlk dzenini ykmaktadr. Vahdet-i Vucd'culuk, bu lye gre hareket etmek yle dursun, bizzat ly inkr etmektedir. yleyse bu nazariye, lem'in ahlk bir yorumu olarak reddedilmelidir. bn Teymiyye'nin tenkidlerinin ilk he defini, 'Varln Birlii' nazariyesinin tekil ettiinde phe yoktur. Fakat o, daha gerilere giderek E'rilik'teki Allah'n radesi' grnn, Vahdet-i Vucd'culuun gelimesine nem li lde yardmc olduunu mahede etmektedir. Bu durum da bn Teymiyye kendisini, yerine getirmekle ykml olduu bir grevle kar karya buldu: O, yle bir eri'at kavram or taya koymalyd ki, bu kavram, Mu'tezile ile E'rilik ve Vah det-i Vucdculukla ahlk kanununun gereklii arasnda ikili fakat birbirine benzeyen bir senteze ulaabilsin. bn Teymiyye'nin fikirleri, ulem snfndan bile gelen eitli tenkitlerin domasna sebeb oldu. Bunun balca sebebi, bn Teymiyye'nin taklidi reddetmesi ve E'rilik dahil (nk o, slml-olmayan bir kaderciliin propagandasn yapmtr) hemen hemen btn slm mezheplerini amansz bir tenkide tbi tutmu olmasyd. Bununla beraber onun mesaj, gederek daha sonraki dn gelimeler iin bir maya oldu, ve XII/XVIII. yzylda beliren Vehhb slhat hareketinde btn iddetiyle ortaya kt (bkz. XII. Blm). Fakat en mit verici ve en etkili yaklam, sllii bizzat sflik iinde bir slhata tbi tut mak oldu. Gazl'nin lmnden sonra tedricen cm'm tasvi bini kazanan sflik, ulemdan bir ok kiiyi kendine ekti. Bu insanlar, tasavvufu ciddye almadan, onu arlklarndan ve sapmalardan arndrmann mmkn olamyacama inan maktaydlar. slm Ortaann son yzyllarnda sfliin kalbi temizleyici ve mahedeyi temel alan yolu ile. Hads, Hu kuk ve Kelm gibi Snn ilim dallarn birletirme, kesintisiz olarak bavurulan normal bir usl haline geldi. bn'l-Arabi'nin Vahdet-i Vucd'cu grnn ortaya kard ar llere varan fikr ve rhn neticelerin tenkid edilmesine, sfiliin kendi iinde bile erken bir tarihte balanm bulunuyordu. Dikkate deer bir sl olan Semnn

TASAVVUF : NAZARYE VE UYGULAMA

207

(lm. 736/1336), bnl- Arabi'yi Allah'la inam zde saymak ve lemle Allah' birbirine kartrmakla itham etti. Bu hare ket, arlklardan arnm sufiliin Hindistanl byk nazariyecisi Ahmed Sirhind'nin (lm. 1034/1625) retisinde zir ve noktasna ulat. Nakibendi tarikatna mensup bir sf olan Sirhind, Vahdet-i Vucd'culuu tecrb dzeyde gerek kabul etmekle beraber onun, sfilikteki gelimenin son basa ma olmadn ifade etti. Bylece o, dindeki ahlk ayrmla rn hakkm vermek iin kendi nazariyesni kurdu ve bunu Hindistan ve Mavernnehir'e dalm olan mridlerine yaz d mektuplarla yaymaya koyuldu. O, bn Teymiyye'nin sllik hakknda sylediklerini teyid ederek genellikle er'atn karsna karlan tasavvufi hakikat in, gerekte bizzat er'atn hayat kayna olduunu retti. Sirhind hareketi Hind altktasmda nemli lde etkili oldu ve sf zmreler arasnda grlen ahlk kaytszla ba aryla kar koydu. Fakat bu grubun gsterdii btn abala ra ramen, bir oklan Vahdet-i Vucd'culuun czibesine da yanacak halde deildi. Bu, zellikle Hindistan iin dorudur. nk orada slm'n srekli olarak kar koyduu Hindu Panteizmi'nin etkisi szkonusu idi. Ksmen bu etkilerin bir sonucu olarak Mool imparatoru Ekber, X/XVI. yzylda Dn-i lh (farkl dinlere ait fikirlerin bir araya getirilmesinden olumutur) diye adlandrd yeni bir dn ortaya att ve onu bir devlet dni olarak kabul ettirmeye alt. (Sirhind'nin buna kar balatt hareket baarl bir tepkiydi). Demek ki bu ikinci tasavvufi hareket, Vahdet-i Vucd'culukla eri'atn ahlk hkmlerini uzlatrmay amalamaktayd. Bu dn cenin en nemli temsilcileri Suriyeli Abdu'l-Gan Nabulus (lm. 1144/1731) ve ah Veliyyullah Dehlev (lm. 1176/1762) idiler. Aym ekilde tasavvufi nazariyenin, Vahdet-i Vucd'culuktan kesin bir ekilde koparlarak yeniden yorumlanmas. Malaya Adalarnda Nureddin bn Muhammed er-Ranr (lm. 1077/1666) tarafndan yapld. Genel amalan ynnden, bu sf kelmclann tasavvuf asndan dne baklaryla bn Teymiyyenin Snn adan tasavvufa bakan sentezci rhu arasnda bir benzetmeye gidilebilir. Btn bu abalarn dik

208

l a m

kate deer sonucu olarak Islm Kelm'nm karakteri, gelenek sel skolstik eklinden daha fikr ve nazar bir ekle dn m oldu. Bu ii, tasavvufa intisab etmi olan fakat ayn l de Snnlie ballklar da tartma kabul etmeyen insanlar balatmlardr. Bu, bize slm'n temelde evrensel olan deh snn parlak bir rneini sunmaktadr. Burada srekli gergin likler ve meydan okumalarn yansra bir deitirme, adapte etme ve zmseme sreci iinde bu gerginliklerin giderilmesi ve meydan okumalarn cevapsz braklmamas iin, ayn lde gl ve srarl abalan ihtiva eden bir panorama ile karkarya bulunmaktayz.

Dokuzuncu Blm

SUF TEKLAT Safilik ve Halk nanlar - S/ Tarikatlar - Sonu

Sufilik ve Halk nanlar

Sflik, nazariyesi ve tatbikatlaryla nasl ilk mslmanlar arasnda grlen zhd hayatndan ve v'izlerin faali yetlerinden doduysa. Halk inanlar da V./XI. yzyldan iti baren btn slm dnyasmda hayret verici bir hzla tarikat lar stikmetinde bir gelime gsterdi ki, bu, dorudan doruya tasavvuf okullarn nazariyeleriyle ilgilidir. Tasavvuf idea lin ilk gelimesi, ifade edilii ve bu ideale ait geni tatbikat uslleri, snrl ve kapal bir mridler topluluunun banda bulunan mnferit sflerce ortaya konmutur. Farkl nazariyelere sahip olan bu tasavvuf gruplara kolayca 'tasavvuf okullar' ad verilebilir. Beinci/onbirinci yzylda yaayan sf Ali el-Hucviri (Lahor'daki trbesine halk byk bir sevgi ve hrmet gstermektedir) Kef el-Mahcb adl eserinde bu okullarn bellibal grlerini kaydetmitir. nc /dokuzuncu yzyln ortalarnda Badad'da ve dier yerlerde sSukT halka aka retilmeye baland. Onun, halk kitlelerini byk bir cokunlukla kendisine ek mesini, eitli dn, itimi ve siys etkenleri dikkate alarak

210

tS LAM

aklamak gerekir. Hereyden nce sflik, mensuplarn Al lah ile dorudan temasa geirdiini ne srmekteydi. Bu gr ulem reddetti. Ancak bu idealin cazibesi o kadar glyd ki, sflik, zamanla tam anlamyla kendisine ait dnce ya ps, tatbikat ve tekiltyla 'din iinde din' haline geldi. Sf lik, idealinin gereklemesi iin derli-toplu ve somut bir metod sunmakta ve buna gre mrid, beer tabiatndan syrlp ilh bir hle kavuuncaya kadar makam'dan 'makam'a ile tilmekteydi. Samim olarak aklanan yksek ideallerine ve ahlk kurallarna ramen, tasavvufi hareketin halk seviye sindeki nderleri, meslek hline gelmi ve messeselemi bir 'Allaha varma' anlaynn zarur olarak ihtiv ettii ahlk tehlikeler karsnda gnden gne daha az hassasiyet gster meye baladlar. Fakat tasavvufun czibesi o kadar dayanl maz idi ki, ulemnn uyarc sesi gittike etkisini yitirdi ve nihayet Snn slm VII1/XIV. yzyldan sonra teslim oldu. Fakat dorudan doruya dn nitelikte olan motivasyon, Sfliin yaylmasnda rol oynayan yegne faktr deildi. Onun sosyo-politik fonksiyonu ve zaman-zaman aa vurdu u tepki, dn fonksiyonundan daha da glyd. Sflik, te kiltlanm yinleri sayesinde zellikle eitim grmemi zmrelerin sosyal ihtiyalarn karlamaktayd. Hereyden ok bu husus, ehir hayatnn kltr etkisinden uzak olan kylerdeki 'sde ve basit tarikatlarn gstermi olduklar ba arlar aklamaktadr. zellikle mzie, raksa ve dier sazl szl yinlere rahata yer veren tarikatlarn durumu bu mer kezde idi. te bu itima dn yinler ve trenler sayesinde s flik, tekiltlanm meslek gruplaryla iliki kurmaya bala d. Bu, zellikle Ortaa Trkiyesi iin dorudur. Trkiye'de sflik hareketi, esnaf tekiltlar ve Yenieri tekiltlaryla yakn bir iliki iindeydi. Btn zenaatkr ve san'atkr teki latlan u veya bu eyhe bal olup, rhn glerini ondan al maktaydlar. Bu adan baklacak olursa szkonusu bu esnaf tekilatlar ile Ortaa Avrupa Esnaf tekiltlar arasnda ak bir benzerliin olduu grlr. Sf tekiltlar, ayn za manda devlet otoritesine kar bir eit siys birlii, tekelci ve mstebit sultanlar karsnda halk desteksiz ve gvensiz

SUF TEKLAT

211

brakarak gnden gne kmekteydi. Sultan otoritesi, kanun suzlua ve karkla nisbetle ehven-i er olduu dnlerek ulem tarafndan da kabul edilmi durumdayd. Sflik teki ltlanm ek-liyle ayn zamanda siyas zorbalk karsna dikilen bir tepki olmaktayd. Ortaa Trkiye'sinin durumu, gnmz Kuzey ve Bat Afrikasnda, Gney Sdan'daki duru ma tam anlamyla benzemekteydi. Yedinci/onnc yzyl dan (bu srada eyh Baba lyas ve halifesi Ishak, son Seluklu Sultanna kar bakaldrd) XI./XVII. yzyla kadar Trkiye' de sf hareket ile ok sayda bakaldrma olaylar arasnda bir iliki kurulmutur. Aada grlecei gibi, Afrikada eit li tarikatlar, Avrupa'nn mstemlekeci gleri karsnda s rekli bir asker mukavemet gstermilerdir. Sf hareketin ulemdan nefret etmesini de sdece din sebebler asndan dnmemek gerekir. nk ulem, bir s nf olarak, devlete sk skya balyd. Devletin yrrle koymakla ykml olduu kanun, ulemnn formlletirdii din kanundu. Ayrca ulem, devletin icr kuvvetiydi, nk kanunun uygulanmasndan onlar sorumluydu. Bu itibarla, halkn gznde, ulem ve onlann savunduklar din, mecbu ren, devletle ibirlii iindeydi. Tarikat mensuplarnn zel likle Ortaa sonlarnda takndklar dmanca tutum dik katlice tahlil edilince, onun sadece entellektel ve da kapa nklklar kazanm olduu aristokratik bir grnmden do lay deil, burada aklamaya altmz durumdan doduu grlr. Fakat szkonusu birinci etkenin de nemli rol oyna dndan phe yoktur. Yksek sesle Kur'n okumak iin baz kiilerin zel ola rak biraraya gelmeleriyle II./VIII. yzylda gayr-i resm ve ra hat bir ekilde balayan zikr (kelime anlam 'hatrlama' yni 'Allah' hatrlamak' demek olup, bunun iin Kur'n'n muay yen yetleri okunurdu) daha sonraki yzyllarda iyice gelie rek dn yin ekline dnt. zellikle Afrika tarikatlarn da zikr kelimesinin yerini, genel olarak vird kelimesi almak tayd. Zamanla zikr ve vird kelimeleri Kurn okumak anlam na deil, genellikle 'Allah'n Gzel isimlerini ihtiva eden ve

212

SLAM

tebih ekilerek sylenen ksa dn ifadelerin tekran' anlam na gelmeye balad. Pek de slm bir kaynaa sahip olmayan, hatt baz hallerde Hristiyanla ait tatbikatlara dayanan fa kat buna ramen yine de slm bir ekle sokulan bir "giri yini" kabul edildi. Bir Halvetiyye eyhi tarafndan icra edilen bu giri yiniyle (buna bey'a denmektedir) ilgili ksa bir ak lamada yle denir: "Mrid, eyhinin huzurunda dizleri birbirine do kunacak ekilde oturur. Yzn gneye evirmi olan eyh, kendi ellerini, rhunu eyhine teslim etmi olan mridin elleri iine koyarak Fatiha s resini okur... eyh, mride kendisi ile birlikte kez unu sylemesini emreder: 'Estafiru'llah elAzm' - Byk Allah'tan Mafiret dilerim.- eyh daha sonra Kur'n'n son iki sresini okur... Bunu, Kur'n'daki 'Ballk ve itaat' yetini okuma takib eder: (Ey Muhammedi Sana itaat edenler aslnda Allah'a etmi olurlar.) Bundan sonra eyh, mrid iin dua eder ve onu Allah'a emanet eder; tarikata intisabndan doan grevleri yerine getirmesi ve dalma doru yolda yrmesi iin onu uyarr". 1 3 2 Vecd hline girmeyi salamak iin daha baka yabanc usller ok gemeden tarikatlara girmeye balad. Halkn dn tutum ve dnceleri karsnda tviz verme yolunu semi olan sflik, zamanla onlara teslim oldu ve bylece VII./XIII. yzyln sonu ve VIII./XTV. yzyln balarnda dn olma yan bir noktaya vanld. Sflie giren bu yeni unsurlar ara snda zellikle mzik, raks ve zorlayc beden hareketleri ba ta gelmekteydi. Mziin Kiiriyye tarikatna bu tarikatn ku rucusu olan Abdlkdir Giyln'nin nc neslinden emsddin tarafndan sokulduu sylenmektedir. Bir baka tari kat olan Rflik, bu eit tatbikatlarda o kadar ileti gitti k onlara 'yksek sesle alayan ve inleyen derviler' denmeye
132. O.Depont ve X. Coppolani, be s Confrertes Religieuses M usulm ones, Aleiers, 1897, s. 208.

SUF TEKLAT

213

baland. Rfler, elleriyle birbirlerinin omuzlarndan tuta rak bir daire oluturup zikrederlerken vcutlarnn st ksm larm ne ve arkaya atar, cezbe nna geldiklerinde kendileri ni daha nce oraya yerletirilmi olan ylan ve bak gibi ey lerin stne brakverirlerdi. Bir baka tarikatn, VII/XIV. yzylda faaliyete koyulan Cibviyye tarikatnn mensuplan ise, bir salonun et*afnda sa topuklan zerinde gzleri kapa l, kollan ak bir ekilde raksederlerdi ki, bunlara da 'dnen derviler denirdi. Daha aan tarikatlarda raks esnasnda el biseleri yrtma ve cam yeme gibi (bu tr eyler Mool igli so nucu ortaya kan amanist etkilere aftefilmektedir) bir ta km an davramlara rastlanmaktayd. Halk inanlannn ortaya kard bu durum tasavvufun idealini yerinden skyp atmamakla beraber onun vehesini kkl bir deiiklie tabi tuttu. slm toplumu, pratik adan bir ruh gne (metempsychosis) urad. Sflik, bir ahlk di siplin ve yceli metodu, gerek rhn bir aydnlatma arac olaca yerde bir takm grntler ve kendikendini hepnotize etmeler yznden rhn bir hokkabazlk ekline brnr ken, nazar adan da yan lgn bir tasavvufi irfanlie d nt. Aslnda nazariye ile tatbikat birbirlerini karlkl ol arak etkilemekteydi. Beinci/onbirinci yzyla doru velle rin kermetine olan inan, artk iyice yaygn bir durum al mt. Snnlik de, ihti-yatl bir lde de olsa, kerameti ka bul etti. Drdnc/onuncu yzyln ilk yarsnda yaam olan Frb, kermet konusuna herhangi bir yer vermediyse de tam anlamyla filozof olan kiiler arasnda saylan ve Frb'den bir asr sonra yaayan bn Sn bile hi deilse ilm psikoloji ile aklanmas mmkn olan "kermetler"e yer bul mak iin akl bir nazariye dzenlemek zarretini duydu. Gazl'ye ait baz fikirlerin etkisi altnda kalnarak madd lemle ruhn lem arasnda varolduuna inanlan ve yil. Blmde anlatlan Alemu'l-Misl (Semboller ve ekiller Dnyas)'in varln isbat etmek amacyla bir nazariye gelitirildi. Bu rya ve glge lkesi, nazariyede, kermet tellllnn bir are nas durumundayd. Birok eyhin rhn demagojisi ile bir araya gelen bu anlay, bata arlatanlk olmak zere her tr

214

SLAM

l sapkla yolat. Dengesi bozuk meczuplar (srekli olarak kendinden geenler), bakalarnn srtndan geinen dilencil er ve halk smren derviler, sfliin ihtiaml gnlerinde Hz. Muhammed'in Dnni ele geirdiklerini ilan ettiler. Ve bylece slm, rhen vurdumduymaz ve dengesiz kiilerin merhametine terkedildi. Aslnda kermete inanma, vellere kendi mridleri ta rafndan atfedilen daha mull rhn kudretler kavrammn bir blmn oluturmaktayd. Manev nderden (eyh ten) sudr eden bu kudretler, mridlerin madd ve manev ka derlerini etkilemekteydi. Buna bereket veya feyz denmektedir. Berekete inanmann yaygnlamas, eyhlere ait mezarlar ve yatr olduu ne srlen yerleri ibdete lyk mahaller hline getirdi. Hl ylda birka defa bu vellerin mezarlarna, ok kere panayrla birlikte yeralan zel ziyaretler tertib edilmekte ve bu yerler, uzaktan ve yakndan gelen binlerce insanm sos yal dert ve ihtiyalarnn itenlikle aa vurulduu birtakm gsterilere sahne olmaktadr. Keramet sahibi btn veller arasnda enok hrmet ve ta'zme lyk olan yeri, Abdlkdir Giyln (aaya baknz) igl etmektedir. Bu zt, ibdet eder cesine sflere bal olan halkn gznde neredeyse Hz. Mu hammed'in yerini almaktayd. eyh, (ran ve Hindistan'da Pr ve Mrd, siyah Afri ka'da Mukaddem) ad verilen tarikat liderinin, fakir, dervi, mrid, ihvn veya Ticn Tarikatnda olduu gibi ashb ad verilen mridlerinin madd ve manev faaliyetleri zerindeki mutlak otoritesi, tekiltlanm sfliin ana ilkesini olu turmaktadr. Yeterince deerli bir rehberlik grlmedii tak dirde bir eyhin yaayan otoritesinden vazgeilebilecei gr ne, sf hareketinde ok nadir olarak rastlanmaktadr. B yk bir ounluk, tam anlamyla mkemmel bir ndere, yaa yan bir eyhe itaat etmenin mutlak zarureti zerinde srar et mektedir. Bylece sflik, tamamiyle belli kiiler etrafnda oluan bir tapnma hlini ald grlmektedir. Farsadaki bi-pr (pri alma-yan kii) sz, neredeyse halk nazarnda Al lah' tanmayan (Allahsz kii) anlamna gelmekteydi. yle grnyor ki, bu grn kaynanda yle bir korku yatmak

SUF TEKLAT

215

tadr: Eer insanlara yol gsterecek bir rehber yoksa, herkesin kendi kendisinin mnevi ls olmas gerekir. Bu vesileyle bizzat Gazl yle demektedir: "Mrid, kendisini doru yola iletecek bir mride zarur olarak muhtatr. nk imna giden yol, karanlktr; oysa eytan'm yollar oktur ve aktr. eytan, kendisine yol gsterecek eyhi bu lunmayan bin insan kendi yollarna ekecektir. yleyse nehir kenarnda yryen bir kr, nasl yolgstericisine sarlmak, tam anlamyla teslim olmak, hi bir hususta itiraz etmemek ve onu adm-adm takip etmek zorundaysa, mrid de ey hine ylece sarlmaldr. O, unu iyice bilmelidir ki, eyhinin yapaca hatdan -eer herhangi bir hat sz konusuysa- elde edecei yarar, kendi sevbndan -eer sevb ileyecek durumdaysa- elde ede cei yarardan daha byktr." 1 3 3 "l bir vcud, cenaze ykaycsnn elinde naslsa sen de eyhinin elinde yle olmalsn" sz, bu anlay ok iyi zet lemektedir. Bu, "tpk bir ceset gibi olma" felsefesinin, bizzat Snnliin, "ictihd kapsnn kapanmas" ile ilgili gr nn hemen akabinde g kazanm olmas nemlidir. Gerek te sfliin bu ilkesi, heryerde harfiyyen uygulanmad. Mstesn bir kabiliyete sahip olan bir mridin, eyhi tarafndan mrid olarak kabul edildii durumlar az deildir. Yine sflik tarihi, ahlk ycelie erimi byk ve salam ahsiyetlerle doludur. Bununla beraber bir insana kaytsz artsz balan ma gr, Snnlikle badaamazd. Ulemnn sflik ha reketine katld ve hatt ar olmayan baz sf uygulama lar yerine getirdii zamanlarda bile bu gr reddedilmitir. Onikinci ve onnc Blmlerde greceimiz gibi, sz konusu bu tutum slm'daki dn slhat hareketlerinin etkisiyle git tike zayflamaya yz tutmutur. Sfliin daha yksek mnev seviyede 'kalbe hitb etmesi'nin yansra, yar-ihtid etmilerin, hatt yalnz ismen
133. H.A.R. Glbb Muhammadanism, Oxford 1961, ss. 150-1.

216

SLAM

mslman olan ynlarn inan ve fiilleri karsnda rahat sz edici bir uzlamaya ynelmi olduu grlmektedir. T ba ndan beri iinde sakl duran ahlk kaytszlk yznden sflik, yeni ihtid etmilerin eski dnlerinden -Afrika'daki animizmde tutunuz da, Hindistan'daki Panteizm'e varncaya kadar- getirdikleri rengrenk dn tutum ve davranlarn yerlemesine ses karmamtr. Tipik bir sf hadse gre, Hz. Peygamber, yle buyurmutur: Yce Allah, "Ben, kullarm Beni nasl dnyorsa yleyim." Birok byk sf, son dere ce yaygm olan bu hadsi ilgin yorumlara tbi tutmutur. bn'l-Arab, bu hadste birok tasavvuf (teosofik) mnlar bulmu ve dn hakikatin izfilii zerinde srar etmitir. Rm, bunu 'obann Dus' adl iirinde gayet canl olarak yle tasvir eder: "Ms yolda yrrken bir oban, u szleri hay krrken grr: 'Ey istediini seen Rabbim! Neredesin, Sana hizmet edeyim, ayakkablarnn skn dike yim ve san tarayaym? Elbiseni dikip, bitlerini ldreyim, sana st getireyim, ey mbdum... K ck elini pp, ayaklarm ykayp, uyku vakti gelince kk odan spreyim.' Bu aptalca sylenen szleri duyunca, Ms yle dedi: 'Ey adam, konutuun kimdir? Bu ne gevezelik! Bu ne kfr; Bu ne deli samas; Azna bir miktar pamuk tkasana! Dorusu, bir aptaln dostluu, dmanlktr; Yce Allah'n o eit hizmetlere ihtiyac yoktur.' oban hrkasn yrtt, h ekti ve ban alarak uzaklara gitti. Tam o srada Ms'ya vahiy geldi: "Kulumu Ben'den ayrdn; sen birletiren bir pey gamber olarak m gnderildin, yoksa ayran ola rak m? Ben, herkese bir ibdet etme ekli nasib et tim; herkese bir baka ifade etme tarz verdim.

SUF TEKLAT

217

Hindistan'n deyimi, Hindliler, Sind'in deyimi de Sindliler iin mkemmeldir". 134 hdid edenlerin mahall dn ve detleri karsnda tviz verme temayl, slm' eitli dn ve ictim kltrlere blerek Snn ulemnn temsil ettii birlik ve beraberlik g cnn karsna dikildi. slm, ilk Arap damgasnn ruhuna sdk kald srece, bu birlik ve beraberlik devam etmitir. Altnc/onikinci yzyldan itibaren esas itibariyle slm olmayan bir anlayla dn'i yorumlama dalgas ykseldike, asl damga -ki bunun taycs ulem idi- tamamen bastnlamadysa da sular altnda kald. Arap lkelerinde iddetle red dedilen sflik, bu yeni yorumlarn esas vasatm oluturuyor du. Fakat yine ayn tviz sayesinde sflik, slm'n yaylma snda en byk bir kanal oluturduunu ispat etti. , Orta As ya'da; Trkiye'de ve Afrika'da hayret uyandrc bir hzla mil yonlarn Mslman olmasn salad. Sflik, Afrika'da bu gn bile en byk Islmlatmc g durumundadr. Ayrca sfliin Snn slm'la ba kurmas, iliin cidd lde zayf lamasna sebeb oldu. Bunun nasl mmkn olduu son derece ilgin bir konudur: yle grnyor ki sflik, Hz. Ali ve onun izinden giden ilk mslmanlara ahs sevgi ve sayg gster mek ve onlarn ahsiyetlerini kendine mihver etmek sretiyle iliin karsna baarl bir rakip olarak kt. ilii byle bir cazibeden mahrum brakarak onun yerini kendisi ald. Sekizinci/ondrdnc yzyldan itibaren sflik kanalyla kazanlm olan yeni mhtedilerin Islmlatnlmas ve kay natrlmas iin Snn slm, slhat stne slhat yapt. Bunu, bu blmn III. ksmnda inceleyeceiz. Bu arada nemli baz sf tarikatlar ksaca aklamaya alalm.

Tarikatlar

Her nekadar bildiimiz ekliyle tarikatlarn tarihi, VI./ XII. ve VII/XIII. yzyllara gitmekteyse de, tarikat hareketinin nemli bir yn ok daha gerilere uzanmaktadr. Bu yn, genellikle silsile ad verilen rhn otorite zinciri oluturmak
134. R A Nicholson, Rm: Poet and Mystlc, London, 1950, s. 170.

218

SLAM

tadr. Silsile kelimesi, bir hadsin doruluunu ispat etmek iin hadsilerin gelitirdikleri isnd messesesinden (bak nz III. Blm) alnm olabilir. Drdnc/onuncu yzylda Sf el-Huld (. 348/959) kendi silsilesini Hasan'l-Basr (. 110/728)ye kadar gtrm ve bu silsileyi Sahbe Mlik b. Enes kanalyla bizzat Hz. Peygamber'e dayandrmtr. Daha sonraki silsileler, ok kere Hasan'l-Basr kanalyla Hz. Ali' ye kmaktadr. Bazan da Hz. Ali'nin soyundan olup da ia'ca hrmete lyk grlen kiiler, silsilede Hasan'l-Basr'nin ye rini almalctadrlar. phesiz, bu silsile uydurmadr; fakat yine de ortaya yle bir husus kmaktadr: Muhtemelen VII/ XIII. yzyldan itibaren tekiltlanm Snn sflik, a'nn imamlarm otorite olarak kabul etmeye balam ve sfliin yaylmasyla en byk darbeyi yiyen iliin ayann altn daki zemini kaydrmtr. Bununla beraber, lik ve onun btn retileri, sfliin 'sol kanadn' oluturan baz tari katlar zerinde, zellikle Trkiye'deki Bekt tarikat ze rinde gl bir tesir icr etmitir. Belki de imamlarnn ot oritesine bu giderek artan bavurma karsnda alnan bir tedbir olarak Nakibendi tarikat, silsilesini ilk Halife Ebu Bekr'e dayandrd. Suhreverd tarikat mensuplan ise kendi mnevi otoritelerinin kayna olarak ikinci Halife mer bn'l-Hattb' kabul ettiler. slm bir terim olan tarikat (tarka) ile onun ngilizce deki tercmesi olan order (kelime anlam, dzen, sra, usl, frka vs.) veya fraternlty (kardelik cemiyeti, dn veya itim amala kurulmu birlik) deyimlerinin, tam anlamyla zde olmad da dikkate deer bir husustur. Tarikat'm Bat dille rindeki karl, sfliin tekiltlanm ynne iaret ettii halde tarka kelimesi, her ne kadar tekiltlanm sflikle yakndan ilgiliyse de, sf'yi Allah'a gtrdn iddia eden yol'un addr. O halde tekiltlanm bir birlik (fratemity) ol madan da tarikat olabilir. Nitekim tekiltlanm sfliin douundan nce sadece sf nazariye okullanndan ibaret olan tarikatlar vardr. Sf tarikatlarn douu, sz konusu bu sf okullann ilk dnemleriyle yakndan ilgilidir. Her nekadar zamanla merasim ve yinlerin nemi gittike arttysa da, tarikat, doktrin yn ar basan ideal bir metod veya yol oldu

SUFl TEKLAT
u eklindeki esas anlamn korumaya devam etti.

219

Sfi kardeliin mihveri, hi phesiz eyh'dir. Arapada zvlye veya ribt, Hindistan ve ran'da Hankh, Trkiye'de tekke ad verilen, eyhin oturduu veya iradda bulunduu (ok kere ikamet ve ird ayn yerde olurdu) yer, mridler toplulu unun rhn faaliyetlerinin merkezini oluturmaktadr. Bu merkezin yelerini genellikle iki grupta toplamak mmkn dr: eyhin evresinde devaml olarak bulunanlarn olutur duu yakn halka; talimat almak iin zaman-zaman eyhi zi yaret eden ve dier vakitler kendi i ve meslekleriyle megl olmalarna izin verilen saylar olduka kabark dier mrid ler. Zviyenin gelirinin byk bir ksm, bu ikinci blm oluturan yelerden gelir. Ayrca eyhin yakn evresini olu turan mridler de kabiliyetlerine, ihls ve ballklarna, ek tikleri mridlik ilesine gre bir takm snflara ayrlrlar. Pratik psikolojiye byk lde vkf olan eyhin ana dstu ru, herkesi kendi kaabiliyet ve ihtiyalarna gre eitmektir. Mrid vardr ki, bir-iki hafta veya ay iinde hrka 'ya hak ka zanabilir (bir mezniyet iareti) ve eyhin halfe 'si olarak onun metodlarm uygulama imtiyazn elde edebilir. yle m rid de vardr ki, raklk devresinin ilk dnemlerinde yaka cak ve yiyecek temin etmek veya topluluun yemeini piir mek vs. gibi Zviye iin gerekli olan ileri uzun sre yapmak zorunda kalabilir. Tek-tek tarikatlarn topyekn slm dnyasndaki sa ys o kadar oktur ki, biz burada ancak ok nemli olan baz lar zerinde duracak ve onlann bellibal zelliklerini ksa ca aklamaya alacaz. Merkeze olan balln gllk veya zayfl, yinlerin eitlilii asndan grlebilen ayr lklarn yansra, tarikatlar, tutum ve davranlar, mensup larnn genel teekkl bakmndan da byk farkllklar gsterirler. Afrika dndaki tarikatlarda eitim grm kl trl kiilerin oluturduklar ehir tarikatlar ile 'basit' ky ve kasaba tarikatlar arasnda kaln bir snr izgisi ekile bilir. ehirdeki tarikatlar arasnda da Snn slm'a daha yakn olmalar veya, dier yandan, sfliin saf nazar idea

220

SLAM

line arlk vermeleri asndan bir takm ayrmlar yaplabi lir. Buna ramen denebilir ki, btn ehir tarikatlar, Snn slm'dan etkilenmee ve en azndan bir lde amel dzeyde, eriat kanununa riyet etmee daha ok elverilidirler. Kuzey Bat ve Siyah Afrika'da ise zellikle siyas tutum ve bir tari katn militan veya barsever olup olmamas asmdan bir takm farkllklar szkonusu olmaktadr. zellikle son asrlarda tarikatlarn birbirlerini kar lkl olarak etkilemeleri, kat bir ayrm izgisini muhafaza etmeyi mmkn klmamaktadr. Bir kiinin ayn zamanda birden fazla tarikata intisb etmesi mmkn olduu gibi, b yk bir tarikata bal olan belirli bir alt-tarikatn sahip kt bir rhn silsilede dier byk bir tarikatn ahsiyetleri nin yer almas da pekl mmkndr. Nitekim birok durum larda bir alt-tarikatm, ana tarikatla ilikisi, onun nvann almaktan teye gitmez. Alt-Tarikat, ana tarikattan gelen baz yinler vs.yi korumakla birlikte kendisine yeni bir arlk katar ve bazan yeni baz dzenlemeler getirir. Kendilerine zg karakterlerini tam anlamyla koruyamam olsalar bile, mensuplar arasna yabanclar sokmayan baz mstesn ta rikatlarn banda Afrika'daki Ticniyye ile Trkiye'deki Mevleviyye (1925'den sonra faaliyetten menedilmitir) tari katlar gelir. Hlen mevcut olan tarikatlar arasnda en yaygn ve belki de en eski olan Kdirlik tarikatdr. Kdirlik, dorudan doruya kendisinden domam olsalar bile u veya bu ekilde onun etkisinde kalm olan dier birok tarikat zerinde byk bir kemer gibi durmaktadr. Nitekim, fazla kat olmamas ve farkl durumlara uymada gsterdii ko laylk sayesinde Kdirlik,1 dier tarikatlarn ou iin bir manivel grevi yapm ve ok kere tam veya yan bamsz halde bulunan bu tarikatn mridleri, slm dnyasnn bir ucundan dier ucuna dalmlardr. Bu tarikat, adn Hazar Denizi'nin gneyindeki Giyln adl bir blgeden gelen Abdulkadir'l-Giyln'den almakta dr. 470/1077 de doan Giyln, on sekiz yanda iken Badada gnderildi ve orada^ felsefe ve Hanbel fkh alt. Debbz (.

SUF TEKLAT

221

525/1131) adnda bir eyhe intisb ettii rivyet edilmektedir. 521/1127 ylnda Giyln, halka va'zetmee balad ve cemaati gnden gne artt. 528/1134 de bir medresenin bana getirilen Giylnnin buradaki va'zlanna devam edenlerin says o ka dar artt ki, onun adna ehir dnda bir Ribat ina edildi. Bylece hem bu Ribat'da, hem de medresede va'z ve ir-dna devam eden Giyln, 561/1166 da vefat etti. En nemli eseri, va'zlanm ve ayn zamanda slm mezhepleriyle ilgili baz bil gileri iine alan "Hakk Arayanlarn Serveti" (el-Gunye it Tlib-i Tarik'il-Hakk)dlr. Giylnnin Snn bir karaktere sa hip olan yazlarnda baz Kurn ayetleri sflik asndan yo rumlanmtr. yle grnyor ki, dnya ilerine dalp gitme meyi telkin, iyilik ve insan sevgisi zerinde srar etme, Giyln'nin tlim ve irdnm temelinde yatan bellibal zellik leri oluturmaktadr. O, "btn insanlk iin Cehennemin kaplarm kapatp, Cennetin kaplarn amak istemektedir". eyhin adalan, onu derin bir sayg ve hrmetle anmakta, vazlanmn son derece etkili olduunu sylemekte ve bu va'zlann hem cemaatinin mnen ykselmesine hem de baz Yahudi ve Hristiyanlann Mslman olmalarna yolatm rivyet etmektedirler. Daha sonraki kaynaklar, ona bir sr kera metler atfetmitir. Giyln hakknda anlatlan efsne ve hi kyeler zamanla o kadar artt ki, dinden uzaklam baz 'd zensiz' tarikatlara mensup halkn gznde onun kiilii, biz zat Hz. Muhammed'in dn kiiliinin yerini ald. Vellere kermet atfedilmesi, sflik tarihinin son dere ce dikkat ekici bir blmn oluturmaktadr. uras bir gerektir ki, bu kerametlerin ou belli bir velnin veya onun adna nisbet edilen bir tarikatn itibarm artrmak iin uur lu olarak iml edilmitir. Fakat nemli bir husus daha var: eyhin mutlak otoritesi ne kadar uzun sre uygulanmak im kn bulmusa, mridlerin pasiflii, telkn ve tesr altmda kalmalan da o lde byk olmutur. Birok durumlarda mridler, eyhleri tarafndan reddedilen birok kermeti on lara atfetmekteydiler. Bu da gsteriyor ki, yaayan eyhten bir nceki eyhe kermetler atfetme eilimi daha da kuvvetliydi. Bu eit kermet atfetmelere, yaayan eyh ok kere gz yum

222

l a m

maktayd; nk her ne kadar o, bizzat kermet sahibi olduu nu iddia etmiyorduysa da, kendisinin uzak ve yakn eyhi olan birinde kermet grlyor, dolaysiyle eyhi sayesinde kendisine daha yeni kermetlerin atf yeterli lde inandr c oluyordu. Son derece dindar ve iyiliksever oluu ve va'zlarnda gsterdii samimiyet ile dikkati eken Abdlkadir Giyln'nin durumunda olduu gibi, kermet atfmn, phesiz baka sebebleri de vardr. Abdlkadir Giyln'nin, kendi yakn evresini ve mridlerini eitmenin yansra bir 'tarikat' kurmaya niyet etmi olmas ok zayf bir ihtimldir. Kadirlik tarikatnn kurul mas ve ilk propagandasnn yaplmasnda asl grev eyhin oullar zerlerine aldlar. Hl Giyln'nin soyundan gelen birinin idare ettii Badad'daki tarikatn asl ekirdei, nce Kuzey Afrika ve daha sonra Kara Afrika'ya doru, daha sonra Dou'da t in Hindi'ne, Kuzey'de ise Trkiye ilerine doru hzla yayld. Uzak yerlerdeki cemaatn merkezle olan iliki leri zayf olup, tarikat, en nemli madd desteini Hind-Pakistan alt-ktasmdan almaktadr. Badad'daki liderlerin genel likle Urduca bilmeleri de bunu gstermektedir. Bu yzyln balarnda Senegal'deki Kadirlik tarikat Ahmed Banba ta rafndan yeni bir tarikat haline getirildi, ve ona tamamen yeni bir yn verildi. Mrd'ye olarak bilinen bu yeni tarikata, Afrika'nn, 'yabanc' (!) Islm rhuna kar gsterdii tipik bir tepki gzyle baklmaktadr. Bu tarikat namaz ve oru gibi asl ibdetleri kaldrm durumdadr. Tarikatlar arasnda en barsever olarak kabul edilen Kadirlik, adn ald eyhin savunmu olduu dindarlk ve insan sevgisiyle temyz etmitir. Ar baz kollar bir tarafa braklrsa, tarikat genel olarak Snn bir izgi zerindedir. Tarikatn kayna olan ztn, iyilik ve hogrden baka ge ride nazar ve amel mahiyette kat bir sistem brakm ola bilecei phelidir. Zikir, blgeden blgeye deimekte olup ge nellikle Kur'n yetlerinden derlenmitir. Bu zikir ifadele rinde dnle badamayan herhangi birey yoktur. Tipik bir zi kir rnei yledir: 'Yce Allah'dan afv ve mafiret dilerim.

SUF TEKLAT

223

Hamd Allaha mahsustur. Allahm! Peygamberimize, O'nun line ve ashbma selam olsun. Allahdan baka ilh yoktur." lk cmleden herbiri yzer defa, son cmle ise beyz defa tekrar edilir. Vird veya hizb ad verilen daha uzun dular da vardr. Daha fazla incelik kazanm, fakat daha az yaygn olan bir baka tarikat da 632/1236 da ran'da Zencn yaktmda len mer es-Suhreverd'nin grlerine dayanan Suhreverdlik (tarikatdr (mer es-Suhreverd'yi, VII. Blmde szkonu su edilen rk filozof Yahya es-Suhreverd ile kartrma mak gerekir). Bu tarikata sadece Afganistan ve Hind-Pakistan alt-ktasmda rastlanr. Suhreverdi, Avrif-ul-Ma'rif adl eseriyle kendi adn tayan tarikatn dndaki sflik ze rinde de nemli lde etkili olmutur. Onun, Allah'n eitli isimleri etrafnda rlm zikir metodu ok mehur olup, bu zikir, Kur'ndan alman kelimelerle ifade edilmekte ve Letifi Seba (Yedi Latif Rh)ya tekabl eden bir "Nrlar" ykselii iinde ilh isimlerin tekrar eklinde olmaktadr: 1. Nefs-i Emmrenin zikri: "L lhe llllah (100.000 defa tekrar edilir); bu nrun rengi mavidir. 2. Nefs-i Levvmenin zikri: "Allah" (100.000 defa; bu n run rengi sandr.) 3. Nefs-i Mlhimenin zikri: "H" (90.000 defa; bu nrun rengi krmzdr.) 4. Nefs-i Mutma'innenin zikri: "el-Hay" (70.000 defa; bu nrun rengi beyazdr.) 5. Nefs-i Rdiye'nin zikri: "el-Kayym" (90.000 defa; bu nrun rengi yeildir.) 6. Nefs-i Merdiyye'nin zikri: "er-Rahmn" (75.000 defa; bu nrun rengi siyahtr.) 7. Nefs-i Kmile'nin zikri: "er-Rahm" (100.000 defa; bu nrun kendisine has bir rengi olmayp, yukardaki btn renkleri yanstacak durumdadr.) te XIII./XIX. yzylda Sansye tarikatnn kurucusu, "alt bin nr" nazariyesini bu

224

1 L A M

doktrinden karmtr. Belki de iddetli bir rh disiplin gerektirdiinden dolay Shreverd tarikat fazla yaylamad. Fakat o, VIII/XIV. yz ylda nemli bir Snn tarikat olan Halvetiyye tarikat iin bir ilham kayna oldu. Bu sonuncu tarikat, mer'l-Halvet (. 800/1398) tarafndan ran'da kuruldu. iddetli disipliniyle nsalm olan Halvetiyye, Trkiye'de yayld ve XII./XVIII. yzylda Msr ve Orta Dou'ya girdi. Ayn yzyln sonlarna doru Halvetiyye tarikatna bal bir mrid. Kuzey Afrika'da, aada szn edeceimiz yeni Ticn tarikatn kurdu. Hal vetiyye tarikat, ayrca kendi iinde bir takm kollara ayrld ve zellikle Snn ulemya czip grnd! Abdlkadir el-Giyln'nin gen bir ada Ahmed erRf (. 578/1182) Irak'm Basra blgesinde bir baka nemli tarikat kurdu. Adn kurucusundan alan bu tarikat, Rflik'dir. Bu tarikatn ar baz zikir ve yinlere yer verdiine bu bolmn ilk ksmnda temas etmitik. Tarikat, Msr, Trki ye ve Gney-Dou Asya'mn baz blgelerinde yayld. Osmanl Sultan Abdlhamid'in saltanat srasnda Rflik tarikat nn banda bulunan Ebu'l-Hud, stanbul'da tarikata daha bir ekici dzen vererek Sultan'm Pan-slmizm propagandasn destekledi. Baz otoriteler, zellikle Depont ve Coppolani, "Les Confreries Religieuses Musulmanes" (slam Tarikatlar) adl eserde er-Rf'yi, Abdlkadir Giyln'nin mridi ve yeeni, Rflii ise Kadiriliin bir kolu olarak gstermektedir. 135 Her iki ahsiyet arasnda bir kan ba olduuna dair o gnlerden kalma hibir salam delilimiz yoktur. Bununla ilgili hikye ler, daha ok bu iki eyhin Irak'da byk bir sayg ve hrmet grmelerinden sonra ortaya km olabilir. Ayrca Kadirli in, er-Rf zerinde bir etkisi olduuna dair de delilimiz yoktur. Aslnda Kadirlik, er-Rf'nin lmnden epeyce son ra bir tarikat haline gelmitir. Tasavvuf dnyasnda efsnevi hikyeler, ok uygun bir zemin bulmakta ve tarikatlararas ilikilerde bir aklk
135. Depont ve Coppolani, cug.e., s. 326.

SUF TEKLAT

225

grlmemektedir. Sebebine gelince, mridlik' ok kere tarih gereklerle ilgisi olmayan tamamen manev bir tecrbeye istinad etmekte ve muhtemelen uydurulmu silsilelerle desteklen mektedir. Mesel, Bedeviyye veya Ahmediyye tarikatnn ku rucusu Ahmed el-Bedev'nin durumu byledir. Yzyllar bo yunca Msrda en byk vel olarak kabul edilen Ahmed Bedev (. 675/1276) rya hlinde iken Irak'a birok sfnin me zarlarn ziyaret eder. Msr'a dnnce de halkn byk ilgi gsterdii kendi tarikatn kurar. Bedev, yldzlan seyretme ve uzun sre kimseyle konumama gibi tuhaf iler yapan bir eyh olarak bilinir. Louis IX'un VII./XIII. yzylda Msr'a igl etmesi srasnda Hal Kuvvetleri karsnda bir halk muka vemetinin olumasnda Bedevi'nin ok nemli rol oldu. Hal kn gznde, onun yapt en byk i, mahkmlarn hrriye te kavuturulmasyd. Bedeviyyenin dn yinleri, Islm-ncesi Msr dninden gelen birtakm unsurlar da iine almtr. Aa Msr'da grlen Deskiyye ve Beyymiyye tarikatlar, Bedeviyye'nin kollardr. Ayn eyleri, am'daki Sa'diyye (veya Cibviyye) tari katnn kurucusu olduu ne srelen Sa'd ed-Dn (. 700/1300) hakknda da sylemek mmkndr. Tarikatn nasl doduu pek bilinmemektedir. Kurucusunun hayatta olduu yllarda onun Msr ve Trkiye'de yayld sylenmektedir. W.Lane'in, "ada Msrllann rf ve Adetleri" adl eserinde ele alnm olan Sa'diyye tarikatyla ilgili baz hususlara daha nce iaret etmitik. slm'n, siys bir renk kazanarak, Kuzey-Bat Afrika daki Berberler arasnda ve Kara Afrika'da yaylmas ile Sf lik arasnda da yakn bir iliki bulunmaktadr. Beinci/onbirinci yzylda ortaya kan slmlatrma hareketini gerek letirmek iin Snn bir cihd hareketini balatan ilk Murabtlarm yerini, VI./XII. yzylda Mehd bn Tmart bakanl ndaki Muvahhitler aldlar. bn Tmart, E'rilikle sflii birletirdi. Sflik, Kuzey-Afrika'da en parlak noktasna Tlemsen'li Ebu Medyen ile ulat. Bir nceki blmde grle

226

SLAM

rine ksaca temas ettimizi Vahdet-I Vucd'cu, Mursiya'l me hur bnl-Arab, Eb Medyen'e intisb etmi bir mridin m ridi idi. Eb Medyen, btn dikkatleri Allah zerinde toplaya rak dnyaya pek fazla kulak asmad. Ayrca ziliyye tarika t, yine Eb Medyen'in bir mridinin mridi olan Ebu'l-Hasan e-zil ( . 656/1258)nin adna izfe edilmektedir. E-zili, ayr bir tarikat kurmak ve yaymak yle dur sun, yle grnyor ki, herhangi bir zel tasavvuf disiplin de gelitirmi deildir. Onun fikirleri, ana hatlaryla Snnlik iinde yer almakta (e-zil, Gazlyi incelemeyi tavsiye et mitir) ve zikrullh konusuna arlk vermektedir. Fakat onun ar zhd hayatn tasvibetmedii, mridlerinin dnye v i ve mesleklerini brakmalarn yasaklad sylenmekte dir. E-zil'nin zerinde nemle durduu be noktann un lar olduu sylenmektedir: (1) Gizli ve ak her halde Allah'tan korkmak. (2) Sz ve davranta Hz. Peygamber'in Snnetine uymak. (3) Refahta ve skntda insanlardan uzak olmak. (4) Byk ve kk her meselede Allah'n irdesine teslim olmak. (5) Ne'ede ve kederde Allah'a dnmek. E-zil, geride yazl bir eser brakmamakla beraber onun mridi, kelamc bn Teymiye'nin iddetli bir muhalifi olan bn Ataullah el-skendern (. 709/1309), eyhinin hikmetli szlerini bir araya toplamtr. eyh er-Rund (. 796/1394)'nin erhettiibu eser, ayn zamanda Gney-Dou Asya'da yaylan bir tarikatn el kitabdr. zil tarikat, gerek kendi iinde gerekse Kadiriyye ile birleerek ok sayda kollara ayrld. Dokuzuncu/onaltnc yzylda Cezliyye denen ve yeni bir ekle sokulmu olan bir zil tarikat Fas'ta ortaya kt. Cezliyyenin bir kolu, k lla yaralama yini ile bilinen seviyye, dieri ise Fasdaki Darkaviyye'dir. zilyye, her nekadar Gney Sdan'a girdiy se de. Bat Afrika topraklan zerinde pek etkili olamad. Daha ok Afrika'ya has bir zellie ve daha yakn bir gemie sahip olan bir baka tarikat da eski bir Halveti mridi olan Ahmed et-Tcn (. 1230/18l5)'nin Fez'de kurduu[Ticnlik'dir. Ayinleri iyice sadeletiren bu tarikat, daha ok niyet temizlii ve slih amel zerinde durdu. Bu tutum, tarikat men

SUF TEKLAT

227

suplarnn hzla artmasna ve zaman-zaman militan bir gr nm kazanmasna yolat. Ticanlik, dn ve dnya ileri diye bir ayrm tanmaz. Tcnler Cezayir'de Fransz kolonisinin ynetimiyle iyi ilikiler iinde olduklar hlde, Fas'da yaban c hkimiyetine kar faal bir direni gsterdiler. Tcnlik, Muhammed bn Muhtar (. 1245/1830)'n propagandalar sa yesinde Fas'dan Fransz Bat Afrikas'na, el-Hc mer Tali (1270/1845'de savada ld)m faaliyetleri sonucu olarak da Fransz Gine'sinde yayld. Bu yaylma mcadelesi, zellikle putperestlere yneltilmi olmakla beraber, rakip Kadirlie de yneltilmitir. inde yaadmz yzylda eyh Hamallah, namaz vakitlerini indirmek, Kble'yi deitirmek gibi Snn slm'n kabul edemiyecei baz unsurlar da iin iine kata rak Tcnlii yeniden glendirmenin ve onu ferd hrriyet esasna gre dzenlemenin yollarn arad. Fransz idaresi onu yakalad ve 1943'de srgndeyken ld. Halk arasnda yaylan sflik kanalyla Berberi ve Afri ka kltrne ait animist inan ve trenler de Afrika'da kendi ekillerini slm'a empoze ettiler. Berberlerin murabt', Zenc Mslmanlarn alfa's ('kutsal adam' veya 'dn nder') esas itibariyle slm-ncesi zenc fetiizminin kutsal kiilere ve byclere gsterdii ta'zimden gelmektedir. slm, Orta-Asyaya yayld srada da ayn ekilde amanizm'in animist unsurlaryla karlamt. Zamanla bir yandan Trkiye'ye, dier yandan da Dou, Gney ve Gney-Dou Asyaya yaylan Orta-Asya'daki ilk tarikatlarn kaynaklarna ilikin tarih bilgiler hl gnma km deildir. Hevcegn veya Hcegn (Hocalar, stdlar) denen ran-Orta Asya tasavvuf evresi ne bal Yusuf el-Hemedn (. 534/1140)nin bir mridi olan Ahmed Yesev ( . 562/1167), Yesevlik ad verilen en eski Trk tarikatnn temelini att. amanist bir mziyi de iine alan Yesevliin ana zellikleri, Bat Trkistan'da belirgin bir ekil ald. Muhtemelen VI./XII. yzylda Baba Bekta denen biri ta rafndan kurulmu olan Bekta tarikat, Yesevliin bir kolu dur. Trkiye'nin krsal blgelerinde en byk rabeti gren Bektlik Anadoluya yayld ve IX./XV. yzyln sonlarna doru tam tekiltl bir tarikat haline geldi. Gerek Yesevliin

228

SLAM

gerekse Bektaliin en belirgin zellii, yinlere kadnlarn da katlmasyd. Bektlik, amanist unsurlar korumann yansra bir yandan temayllerin, te yandan da Hristi yan inan ve uygulamalarnn kendi iinde gelimesine im kan verdi (ilik ve Hristiyanlktan gelen unsurlarn, tari katn yayld blgelerden alnd sylenmektedir). Bu ba kmdan Bektler, yalnz Oniki mam'a inanmakla kalm yorlar, ayn zamanda Allah, Muhammed ve Al'den oluan bir "teslis" vcuda getiriyorlar . Nitekim Arnavutluk'da olduu gibi Hristiyan topluluklarn da potaya dahil edilip eritildii yerlerde karma-kank bir dn ortaya kmtr. Tarikatta yeni bir mrid girdii zaman, Bektler, olay arap, ekmek ve peynirle kutlar, kendilerini balama yetkisine sahip olan rhn mridlerinin huzurunda gnah karrlard. slm'n balayc kanununa kulak asmayan Bektlik, tekiltlan m tarikatlar arasnda slamdan en ok uzaklam olan tar ikattr. Yenierilerle olan ilikilerinden dolay Osmanl mparatorluu'nda siyasi bir g kazanan Bektler, zaman-zaman Sultan'm otoritesi karsnda isyn etmilerdir. Hk met tarafndan 1242/1826 da ezilen Bektler, geen yzyln sonlarnda yeniden canlanmaya baladlar. Ancak Bekt lik, dier btn tarikatlarla birlikte Trk Hkmeti tarafn dan 1925 de faaliyetten men edildi. Fakat hl Arnavutlukta yaamaya devam etmektedir. Orta Asya'dan Trkiye'ye ve Dou'daki dier slm blge lerine yaylan ve yine Hevcegn'la mnevi bir ba olan bir baka tarikat da fNakbend'^diye bilinen Muhammed Baheddin (. 791/1389)'in Buhar'da kurduu Nakbend tarikatdr. Tarikatn kurucusuna, "kalbin zerine rhn resimler izdi i" iin Nakbend (nak izen) ad verilmitir. Gerekten de bu tarikatn mensuplan, zikir esnasnda kalbi temizlemek iin aktan sylenmeyen kelimelerle 'kalbin stne bir takm izgiler izeler'. Her ne kadar Nakbend, sf es-Semms'nin ve onun halfesi Emir Kll'm mridi ise de, o, daha nce yaa m olan bir sf'nin, yani Abdulhlik el-Gucduvn (0.575/ 1179)'nin zikir metodunu benimsedi. Bu sonuncu eyh de Ahmed Yesevnin mridi olan Yusuf el-Hemedn'nin mridi

SUF TEKLAT

229

idi. Bu durum, Depont ve Coppolani'yi, Bektilii Nakbendi. ligin bir koluymu gibi ele almalarna evketti. Oysa gerekte birbirinden bamsz olan bu iki tarikattan birincisi, kinci sine nazaran daha eskidir. 136 Hindistan, in ve Malaya ada larnda da yaylan Nakbendlik, Snnliin dna kma yan, genellikle aydnlar zmresine hitabeden, an zikir usl lerini, mzik ve raks yasaklayan bir tarikattr. Bu tarikat X./XVI. yzylda Hindistan'a sokan Bki Billh'dr. Tarikat, Hindistan'da 'kinci bin yllk devrinin mceddidi' olarak bi linen ve Bk Billah'm nemli ve etkili bir mridi olan Ahmed Sirhind tarafndan yenilenmi ve gelendirilmitir. Sirhindi, Ortodoks Hind Vedantizmi'nin gl bir mttefiki olduuna inand bn'l-Arab'nin Vahdet-i Vucd'culuunu reddederek sflii slm-olmayan unsurlardan ayklama faaliyetleri nin nderliini yapt. Trkler arasnda yaylan ve daha ok ehirde yaayan aydnlar arasnda rabet gren bir tarikat ise, daha nce Mesnevisinde ikibasta bulunduumuz Sf-ir Celaleddin Rm (. 672/1273)'ye dayandrlan Mevlevlik tarikatdr. Rm' nin gzellikte ve ksmen de, derinlikte esiz oan Mesnevsi, byk ilgi grm ve hatt "Sflerin Kurn" olarak kar lanmtr. Mevlevler, iyiden iyiye gelitirilmi bir yin sahi bi olup, dnerek yaptklan sem ile mehurdurlar. (Bu yin, H. A. Rose tarafndan yaynlanan J.P.Brownun The Dervishes Derviler- adl eserinde ayrntl olarak anlatlmtr.) nk lp Kemalist rejimin geliinden sonra Mevlevliin faaliyet alan, Orta Douya zellikle Halep'e inhisar etmi durumda dr. Hind-Pakistan alt ktasnda ok yaygn olan Kadirlik ve Nakbendliin yansra, bir baka nemli tarikat da Mu'inuddin el-it tarafndan kurulan itiye tarikatdr. 633/ 1236 Ecmer'de len it'nin kabri (dergh) halkn sk-sk ziyaret ettii bir yerdir. Mool mparatoru Ekber, daha nce verdii bir sz yerine getirmek iin yryerek gidip eyhin
136. Ayn eser, s. 521, 530.

230

SLAM

mezarm ziyaret etmiti. Daha sonra Cihangir nvanm alan Ekber'in olu ve tahtn vrisi, o srada it tarikatnn eyhi bulunan Selim'in derghna (Hankh) dnyaya gelmi ve ona eyhin ad verilmiti. Uzun sre devam eden mehur eyhler zincirinden sonra itlik, bir sre geriledi ve gnmzden aa-yukar bir buuk asr nce Havce Nr Muhammed ta rafndan yeniden canlandrld. Btn bu tarikatlarn yansra Hind alt-ktasmda bir sr 'dzensiz', belli bir disipline ve slm eriatna uymayan tarikatlar bulunmaktadr (Bunlara b-er', yni 'eriata uy mayan' denmesi, onlarn bu zelliklerinden ileri gelmektedir). Bunlar, dzenli tarikatlarn daha az dzenli olan kollarndan (bunlarn banda 'Kalenderler' gelir) tutunuz da herhangi bir gerek veya hayl! eyhin mezarnn bana postu seren, ok kere onun-bunun srtndan geinen ve arlatanca bir hayat sren mnferid dilencilere (bunlara fakr veya malang denir) varncaya kadar eitli gruplar iine almaktadrlar. Hindis tanda halk seviyesindeki dn hayat, yerli inan ve uygula malardan byk lde etkilenmitir; daha dorusu yerli mslman nfus, slmiyet'i kabul etmekle beraber slmncesi hayat grn de byk lde korumutur. ok kere ismen Mslman olmakla yetinilmi ve bu blgede slmla ma sreci son derece yava ilerlemitir. Rhn romantikli in gc o kadar fazla olmutur ki yerli halk, srekli bir ekil de bu romantikliin kurban olmaktan kurtulamamtr. Birok kyde Mslmanlarla Hindlar ayn 'veller'e tapmak tadrlar. Hinduizmle slm arasnda halk seviyesindeki yak lama olay, slm'n Hindistan'a geldii gnlerden sonraki dnemlere rastlamakta olup, X./XVI. yzylda Kebir ve Nnak gibi kiilerin temsil ettii "Bhakt" hareketinin eklektik bir kolunda yksek bir dzeye ulat. Nnak, Sh dninin kurucu sudur. Bu dn, slm vahdniyetin Hind dn kltr zerinde belli lde yapm olduu etkinin bir sonucu olarak ortaya kmtr. slm'n nisbeten daha ge ulat ve Bat smr geciliinin ortaya kndan nceki dnemlerde slm etki nin iyice yerletirilerek halkla. pekitirilmesi iin yeterince vakit bulunamayan Endonezya'da ise, slm toplumunun dn

SUFl TEKLAT

231

kltrnn byk bir ksm, d grnne ramen, temelde slm- olmayan niteliini korumaktadr. Bu bakmdan bu blgede nfuz etmenin yollarn bulan slm tarikatlarnn et kilerine ramen, oradaki mistik tutum ve davranlar hemenhemen hi deimemitir.

Sonu

Tasavvvuf hareketinin Bat Asya'daki en parlak devri, X./XVI. yzyldan XII./XVIII. yzyla kadar olan sre iinde de vam etti. Aa-yukar bu sre, ayn zamanda Osmanl mparatorluu'nun kurulmasyla en yksek noktasna ulamas arasnda geen sredir. Bu zaman zarfnda tasavvuf hareketi ni kontrol altnda tutmak ve onun yinlerindeki arlklar babo brakmamak iin birtakm gler harekete geiril mitir. Bu gler, bir nceki blmn son ksmmda da iaret edildii gibi, ikili bir ekilde ortaya kmtr. lk olarak Vah det-i Vucd'culuk ve onunla ilgili uygulamalar, bn Teymiye gibi kiiler tarafndan iddetle tenkid edilmitir. kinci ola rak, bizzat Snn ulemnn sllie ilgi duymas, onu iinden bir slhata tbi tutmak amacyla bir takm gleri harekete geirmitir. Bu gler, ister sfliin Vahdet-i Vucd'culuunu reddetmi, isterse onu Snn slm asndan yeniden yorum lam olsunlar, tasavvufu Snn ideallere olduka yaklatr ma sonucunu dourmutur. Ayrca bu akmlar blgesel bir se viyede de olsa, slm dnyasnn stne artc ve ni bir e kilde kyormu gibi grnen ve XII./XVIII. ve XIII./XIX. yz yllarda tasavvufu t kalbinden etkileyen bir baka gelimeye de yolam oldular. Bu gelime, slm dnyasnn uzak blge lerinde neredeyse slmiyet'in yerini alan, fakat merkezi bl gelerde de etkisini gsteren halk inanlarna kar yaplan ar hcumdur. Bu hcum, btn slm dnyasna yaylan Selefiye' ci slhat hareketleri eklinde kendini gsterdi. Bu ko nuyu XII.'Blmde inceleyeceiz. Fakat, daha nce de grd mz gibi, sflik eitli slm lkelerinde halk inanlaryla yakn bir iliki iinde bulunduundan dolay, bu eni slhat hareketlerinden dorudan -doruya ve derin bir ekilde etki

232

l a m

lendi. Bu yeni gelimeler, sdece eskiden kurulmu olan tari katlarn nazariyelerinde ve uygulamalarnda baz deiiklik ler yapmakla kalmad, ayn zamanda XIX. yzylda, rhda ve tatbikatta kesin olarak Snn olan ve geleneksel tarikatlarn amalarndan kkl bir ekilde ayrlan Kuzey Afrika'daki Sansye ve Hindistan'daki Muhammediyye gibi baz yeni ta rikatlarn olumasn salad. Onikinci Blmde bunlar da inceleyeceiz.

Onuncu Blm

FIRKALARLA LGL GELMELER


Haricler - ia - iann Kollan

Haricler

Her nekadar Orta a'm Mslman mezhep tarihileri, slm'da ok sayda frkann ortaya kt izlenimini ver mekte ve "mmetin yetmi frkaya ayrlacak, fakat bunlar dan yalnz biri kurtulacak" eklinde rivyet edilen hadse da yanarak bu frkalarn saysn gerekten yetmi e kar mak iin gayret sarfetmektelerse de, Goldziher ve baka ilim adamlarnn da iaret ettikleri gibi, bunlarn ou 'frka' ol mayp fkh ve kelm ekolleridir. 137 Bu bakmdan slm tari hinde tamamen doktrin farklar zerine kurulan bir frka bulmaya almak bouna emek tketmek olur. Braknz M'tezile ve Hricye'y, baz sferin ve felsefecilerin itikd ve kelm konulardaki ar grlerinin Snn slmla uzlamad ortadadr. Buna ramen bu durum itikd anlam da herhangi bir frkann gelimesine yolamamtr. slm'da ayrla (i'tizl'e) izin verilip verilmlyeceinin lttsn, daha ok 'toplum dayanmas' diyebileceimiz bir husus belirle mitir. Bu ise t bandanberi amel hususlarla ve hereyden
137. I.Goldziher, Vorlesurujcrt, s. 188.

234

SLAM

nce siyas konularla ilgili olmutur. Mu'tezile, bir frka deil, bir kelm ekoldr. O, ksmen reddedilmek, tepkiyle karlanmak, ksmen de Snnlikle kaynamak suretiyle Snnliin teekkln dorudan-do ruya etkilemi olan bir harekettir. Mu'tezile, ancak kendi akidesinin devletin resm inanc haline geldii ve hogrden uzaklaarak zulme bavurduu sralarda ayr bir frka olma noktasna yaklamtr. Bununla beraber Mu'tezile, kazand mevkii yitirdikten sonra bir kelm ekol olarak varln srdrm ve ne srd nazariyelerle hem ia'nn tikd grlerine, hem de Snn slm'a tesir etmitir. Bu tesir, zellikle bn Teymiye kanalyla (baknz VI. Blm) insan ira desinin hrl ve etkinlii (istita'a) meselesinde kendini gstermitir. te neredeyse bir imn esas statsne ykselerek siyas alanda uygulanma imkn bulan bu hogrszlk, fanatik lik, kendinden olmayanlara kaplar kapatma ve amanszca zora bavurarak politik deimeyi etkileme, en eski slm fr kas olan Havricin belirgin zelliklerini oluturmutur. 'H rici' adnn tikd sapklkla bir ilgisi olmayp sadece 'isyan c' veya 'ihtilalci' anlamna gelir. Hric bir ir, ilk Hric li derlerden olan Eb Bill Mirds (. 61/68l)'m lm zerine yazd nl bir atnda yle der: "Eb Bill'in lm hayat ekilmez hle getirdi ve beni isyna (huruc'a) srkledi..". Ni tekim Hriclerin dar kafallklar ve zora bavurma metodlan bir yana braklrsa, onlarn son derece dindar ve sdelik taraftar insanlar olduklar grlr. Bu zelliklerden her ikisi de, Hric lider Eb Hamz'nm 129/747'de Medine'yi ele geirmesinden sonra okuduu hutbede aka grlmektedir: "Ey Hicaz halk ! Arkadalarmn gen oldukla rn syleyerek beni yermek mi istiyorsunuz? Hz. Peygamber'in arkadalar da genlerden ibaret de il miydi?.. Yemin ederim ki bunlar (arkadala rm), gen olmalarna ramen yal gibi davranan kimselerdir. Onlarn gzleri, ktln tevikine kapaldr; ayaklar zevk ve seflala giden yoldan

FIRKALARLA LGL GELMELER

235

nefret eder. bdet onlar zayf drm, uykusuz luk ise yorgun ve bitkin klmtr. Allah, onlar gecenin yarsnda Kur'n ayetleri zerine eilmi hlde grr. Onlardan herhangi biri Cennet'ten sz eden bir yeti okuyunca alamaya balar ve arzu ile yanp tutuur; Cehennem'den sz eden bir yeti okuyunca da Ate'in nefesini kulanda duyuyormu gibi irkilir. Onlar, gece-gndz sknt iinde dirler. (Namazda uzun sre srarla secdede kaldk larndan dolay) toprak onlarn dizlerini, ellerini, burunlarn ve alnlarn yiyip tketmitir. Fakat bu insanlar, btn bu yaptklarn Allah katnda nemsemezler. Onlar, oklarn atlmas iin yayla rn gerildiini, mzraklarn savrulduunu, klla rn ekildiini, atl birliklerin lm satn ve cesetleri paraladklarn grnce Allah'n vadettii eyleri dnerek (hcuma kalkan) birliklerin tehlikesini hie sayarlar. Bu genlerden biri sava meydadma atlp ve ayaklar ile atnn boynunda sallanp duraca, yznn gzellikleri kanla bo yanaca na kadar orada kalmaya devam eder. Vahi hayvanlar onun zerine saldrmak iin sa brszlanrlar; yaban kulardan biri, gecenin ka ranlnda onun Allah korkusuyla alayan gzle rinden birini gagasna alr." 138 Hriclerin ortaya klarna sebeb, IV. Halife Ali'nin 37/648'de Muaviye karsnda kazand Sffn Savandan sonra tahkim'i (Hakem kararma bavurma) kabul etmesiydi. Bu tarihe kadar Ali taraftarlar () arasnda yer alan Hricler, hakl olmasna ramen insan kararma bavurmay ka bullendii iin (ki bu olayda onun, diplomatik bir hle ile al datld sylenir) Ali'ye kar kmlardr. "Allah'tan baka hakem yoktur" szn bayraklatran bu idealist ve dar kafal insanlar, hem Ali'ye, hem de onun ldrlmesinden sonra (Hriclefden biri ldrd) Emevlere kar mcadele etmiler
138. Chiz, Kitb'l-Beyn ve't-Tebyn, Kahire, 1948, II, s. 124-125.

236

SLAM

dir. Ali tarafndan malup edilen, I.rak ve Bat ran'da Emev komutanlarnn idare ettikleri kanl savalarda defalarca ezi len Haricler, Abbaslere kar da ete harbi yapmaya devam ettiler. Buna ramen, Hricler, artk tehlikeli olmaktan kmlardr. Hricler, lden ve Irak snr boylarndan gelen Bedev ve Yar-Bedev insanlardan olumaktayd. Fakat mutlak eitlii savunan Hric idealizmi, ok sayda ranl Mevli'yi de kendisine ekmiti. Mutlak ve tviz kabul etmez bir eitlik fikri, yalnz Allah'n emirleri karsnda sorumlu olma, Hari clerin tutum ve davranlarnn rhunu meydana getirmekte ve dier btn esaslar bu rhtan kaynaklanmaktadr. Onlar, Kur'nn slm mmetine bir grev olarak verdii "yilii em retme ve ktl yasaklama" ykmllnn yerine getiril mesi zerinde srar ederek, sadece Emev idarecilerine hcum etmekle kalmadlar, mmetin ounluunu oluturan ve hertrl arlktan uzak olan insanlar da krkrne boyun emekle sulayp karlarna aldlar. Toplumun byk oun luu, V. Blmde de iret ettiimiz gibi, ilk olarak Osman dev rinde ortaya kan karklklardan itibaren siyaset alannda orta bir yol izlemekteydi. Bu ounluun nderleri, Hriclerin tersine, "iyilii emretme, ktl yasaklama ilkesini hukuk alannda deil, ahlk alanmda uygulamann gerei zerinde duruyor, bunun da i savala deil, eitimle mmkn olacam belirtiyorlard. Hriclerin ok miktarda kan dkmelerinden korkuya kaplan Snn liderler, mevcut dzene hergn biraz daha balandlar. Ulem snfnn douu da bu durumu bs btn hzlandrd. nc/dokuzuncu yzyldan itibaren "Ehl-i Snnet ve'l-Cem'at'n, yni Snnliin olumasn salayan szkonusu bu orta yol ve muhafazakr anlay, zamanla nazar ve doktriner bir ilke hline geldi. Bu ilkeye gre, her nekadar "gnah ieren bir emre itaat etmek zorunluluu yoksa da, yneticiye, zlim de olsa itaat etmek gerekir; zira zlim bir ynetici, kanunsuzluk ve anariden (fitne) daha iyidir...". O hlde ulemy "mevcut dzene bal olmak"la sulamann

FIRKALARLA LGL GELMELER

237

hakl bir yan vardr. Ayrca "zlim de olsa yneticiye itaat gerekir" ilkesi, ok kere an noktalara gtrlmtr. Bu nunla beraber, ulemnn siyas alanda gsterdii akllca tu tum, slm mmeti iin kkl bir hizmet olmutur. Bu husus ok kere gzden kamaktadr. nk ulem, bu ilkenin kisve si altnda siyasi kargaalklar srasnda toplumun dirlik ve dzenliini koruyan bir unsur oldu. zellikle Abbas halife liinin paralanmasndan sonra muhtemelen sflere samim olarak sayg duyan veya onlardan korkan macerac sultanlar, ulemnn koruyuculuu altnda bulunan eriata zhiren de olsa uymak zorunluluunu duymulardr. eriat, onlarn a rlklarn kontrol altnda tutmu ve ynetimlerinin insan ller iinde kalmasn salamtr. Kaynan Hric idealizminden alan dier temel bir akde de, Hriclerin, man yeterli grmeyip ameli, imnn aynlmaz bir paras eklinde dnm olmalardr. (Bunu V. Blmde grdk. Bu ilke, iinde bir baka dnceye, "insann hr ve sorumlu bir varlk olduu" dncesine yer vermektedir ki, bu fikri daha sonra Mu'tezile ele almtr. Hriclerin bir baka nemli nazariyesi de Halfelik'le ilgilidir. Onlar, eitlik taraftan olduklar iin Kureyten birinin halife olmas gerei ni ne sren Snn gr kabul etmemilerdir. Onlara gre, "Zenc bir kle de olsa, karakteri mkemmel olan herkes ha lifelik makamna gelebilir". Bu gr, yalnz Snn topluluun anlayna deil, ayn zamanda ve daha kesin bir ekilde a'nm anlayna da ters dmeyleydi; nk ia, halifeliin Ali kanalyla Peygamber'in soyundan gelenlerin tabi hakk olduunu savunuyordu. Aslnda Snnliin bu konudaki gr , mevcut gereklerin makl bir ereveye yerletirilmesin den ibaretti. Bu gr, ortaya kmas muhtemel zd iddialarn alann daraltmak suretiyle siyas karkl nlemeye al rken, ayn zamanda a'nm hilfet konusundaki tabi hak iddiasndan da uzak kalmaya gayret ediyordu. Hriclere ait kuvvetler, yukarda da sylediimiz gibi, daha ilk asrlarda ezildi. Hricler, gnmzde Umman, Zenzibar (Umman'dan buraya yaylmlardr), Dou ve Kuzey Afri

238

I SLAM

kada kk topluluklar halinde yaamaktadrlar. Bu toplu luklarn hepsi, artk Mslman ounluu tekfir etmeyen ve amalarna ulamak iin siyas cinayetlere bavurmayan Ibdlik mezhebine baldr. Akp giden asrlar, onlar artk geni slm topluluunun etkisi altna sokmutur. Onlarn yakn zamanlarda klsik nazariye ve grlerini iine alan baz eserleri yaynlayarak yaz hayatna katldklar grl mektedir. 139 Bunu, Batdaki ilm almalar ve slm modernizminin hogrye dayanan tutumu byk bir ihtimlle tevik ediyor olabilir. Yukardaki tahlillerimiz gsteriyor ki, dar anlamda 'fr ka' szn, Hricler hakknda kullanmak yanl olur. Hari cler, byk mslman kitleyi tekfir etmek ve ona kar te reddt etmeden silha sarlmak sretiyle kendi kendilerini toplumun dna itmi oldular. Onlarn nazariyelerinde byle bir durumu gerektirecek herhangi bir husus yoktur. Nitekim Hriclerin radikal rhu, aka olmasa da, yalnz Ortaa slm dnyasnn nemli baz byk ahsiyetlerinde deil, ayn zamanda nisbeten daha yakn zamanda ortaya kan Vehhablikde, hatt daha da yakn zamanda ve daha mtedil olarak Orta Dou Arap lkelerinde varln duyuran hvn- Mslimn (Mslman Kardeler) hareketinde yeniden yaad. slm'da modern akmlar incelerken de greceimiz gibi; Hric idealinin belli ynleriyle, Pakistan'daki radikal slm hareketin, yani Cem'at- slm'nin savunduu doktrinin bel li ynleri arasnda birtakm benzerlikler bulunmaktadr. Bu da gsteriyor ki, slm mmetinin 'iinde' veya 'dnda' ol may gsteren kesin ve ak bir ayrm izgisi bulunmamak tadr.

a, slm'da grlen yegne nemli kopma (i'tizl) ola ydr. O, ameli seviyede mmetin cma'na kar kan Haric lerden farkl olarak, akp giden yzyllar iinde, icma1rhuy139. I. Goldziher, a . g . e s. 195.

FIRKALARLA LGL GELMELER

239

la badamayan (ve hem dn hem de siyaset alannda geerli olduuna inanlan) bir lh Hak nazariyesi gelitirdi. iliin de ortaya k, Ali ile ona hasm olan Emevler arasnda ce reyan eden siyas dmanlklara dayanmaktadr. Alinin ldrlmesinden sonra, Kfe'de bulunan Ali taraftarlar (a), halifeliin talihsiz Ali ailesine yeniden verilmesini istediler. te "halifeliin Ali'nin soyundan gelenlerin hakk olduu" id dias, siyas nazariyenin balang noktas olmutur. Kfe li Araplarn neden byle bir hak iddiasna sarldklar pek bi linmemektedir. Bilinen bir gerek varsa, o da, geleneksel ola rak Kuzeylilerden nefret eden Gneyli kabilelerin, Emev y neticiler karsnda Himleri savunmaya karar vermeleri ve Hz. Peygamber'in Ben Himden gelmi olmasn rahata istismar etmeleridir. Emevlerden olan Muaviye ile mukayese edilince, Ali'nin byk bir idealist olduu phe gtrmez bir gerektir. Ancak Ali'nin kendi kiiliinden gelen bu zellii nin soyla hi bir ilgisi yoktur. Acaba Ali'nin itibar, onun, Peygamber'in damad oluundan m ileri geliyordu? Fakat bu safhada Ali'nin, byle bir gye iin gerekli olan prestije sahip olduunu gsteren herhangi bir iret de yoktur. Belki de ger ek sebep, Ali'nin hakknn byk lde yenmi olmasnda yatmaktadr. (Ayrca Ben Him ilesini, Emevler kars na karlacak en iyi rakip olduu gereine biraz nce temas etmitik.) slm toplumunu ynetme hakknn Ali'ye ve onun so yundan gelenlere ait olduu gr, tam anlamyla siyas bir mahiyet arzeden ilk Arap iliinin en belirgin zelliidir. Bu gn bir imama sahip olan Yemen'deki Zeydler arasnda ve inan itibariyle Snn olmakla beraber Ali'nin soyundan ge len biri tarafndan ynetilen Fas'da, bu ilk Arap liinin ge ride brakm olduu izleri grmek mmkndr. Her nekadar II./VIII. ve III./IX. yzyllarda geliecek olan dogmatik ar lk, ilk ler arasnda grlmemekteyse de, dn nitelikte bir hayranl ve bir takm siyas s'ikleri ieren bir tutumun Ali iin takmldm gsteren kuvvetli belirtiler bulunmaktadr. Ali taraftarlarndan olan Ebu'l-Esved ed-Du'al'nin, "istikbl deki yurdunuzda Allah benim Ali'ye olan sevgim vastasiyle

240

SLAM

arayn.." dedii rivyet edilir. ir Kumeyt (. 126/744), Adem' den sudr eden nrun, Hz. Muhammed vas-tasyle 'kutsal aile'ye (Ali'nin ailesine) nasl getiinden sz eder. Hllerin den ikyeti olan ran asll Mevl'nin, Emev yneticilerine dibiledii sralarda slm toplumunda ortaya kan ilk sos yal ekimelerin, a'nm sosyo-politik faaliyetlerine yeni bir hz ve yeni bir dnm noktas kazandrdndan phe yoktur. Bu safhada, liderlik Araplarn elinde bulunmu olabilir; fakat taraftarlar topluluunda Araplarn yerini daha ok ranllar ald. Bylece ynetici sultana kar bakaldran Muhtar bn Ubeyd, Mevlyi ve kleleri harekete geirerek, Alinin, Pey gamber'in kz Ftma'dan doan her iki olu da lm oldu undan, baka bir olunu, yni Muhammed bn Hanefiye'yi Mehd olarak tahta oturttu. bn Haefiye'nin lmnden son ra onun tekrar dnecei (rec'a) inanc ortaya kt. Gryoruz ki, ilik, slm tarihinin ilk dnemlerinde sosyla ve siyas honutsuzluklara ilikin ortaya kan eitli gler iin bir klf olmaktayd. Kuzeyliler karsnda kendi gurur ve bamszlklarm ortaya koymak isteyen Gneyli Araplar, lii bir vasta olarak kullandlar. Yine lik, Irak'm kark nfusu iinde durumdan memnun olmayan ranlI larn iine yarad ve Abbasler devrinde ar bir ran kltr ve milletilik hareketi olan u'ubiye'nin ortaya kmasna sebeb oldu. Ne varki temelde siyas olan bu ilk hareket, Arapla rn yerini Arap-olmayanlann almasyla kendine has itikd ve kelm grleri olan bir dn frka hline dnt. Dn bir mahiyete sahip olan asl itici g, kaynan Ali'nin Ftma'dan olan olu Hseyin'i 61/680 de Kerbel'da hkmet kuvvet leri tarafndan kanl bir eklide ldrlmesinden almaktadr. te ihtiras ve fke unsuru, burada in iine girmektedir. ma mn geri dnecei inancyla birleen bu unsur, iliin en be lirgin idealini oluturmutur. Bu unsura Dou'nun lh nrla ilgili eski inanlar aland ve Hristiyan Gnostik Yeni-Efltuncu fikirler, bu inancn metafizik temelini meydana getirdi. Mehd fikrinin lh bir ahsiyet fikri eklinde geliip ortaya kmas iin bu s'ik ve dncelerin hangi safhalarda

FIRKALARLA. LGL GELMELER

241

tam olarak kaynat ve burada kimlerin hayat derecede rol oynad hakknda, bugn ulam olduumuz aratrma se viyesinde, herhangi birey sylemek mmkn deildir. nk doktrininin ilk gelimeleri hl karanlktadr. Arka ar kaya' uradklar yenilgilerin sebeb olduu ktmserlik ve korku, ilk dnemlerde srekli olarak maruz kaldklar ez ve cef, ilii byk lde yeraltna itti. Bu yeralt faaliyeti, bir yandan onun toplumca kabul edilemeyen fikirlerin etkisi altnda kalmasna, te yandan da biri nazar dieri amel ol mak zere birbiriyle yakndan ilgili olan ve iliin belirgin zelliini oluturan iki ilkenin ortaya kmasna sebep oldu: Amel ilke, inancn gzlenmesi (takiyye) ile ilgilidir. Bu ilke nin mtedil eklini, Snnlik de kabul etmitir. zellikle Eb Hanfe, Kur'n'm III. sresinin 27. yetini dikkate alarak, hayat tehlikede olan bir kiinin, inancnn zddna olan bir eyi itiraf etmesinde bir saknca grmemitir. Bununla bera ber, 'zme ve balama (Hail ve'l-Akd) kural gereince Snn lik, yksek seviyede ahlk drstlk zerinde srar etti ve 'balamann', 'zmeye' stn olduunu teyid etti. Dier yan dan takiyye, iliin ana ilkesi hline geldi ve yalnz hayatn dorudan doruya ve aka tehlikeli olduu zamanlarda deil, genel olarak dmanca tutumun grld heyerde uygulan d. Takiyye'ye sadece izin verilmekle yetinilmedi: o, yerine ge tirilmesi gereken bir ana grev olarak benimsendi. ler, sa dece bu ilkeyi uygulamakla kalmadlar, Al dahil btn mamlarnn da ona uyduklarn ne srdler. Onlara gre, Ali, hilfetin kendisine ait 'lh bir hak' olduuna kesinlikle inand halde bu inancn 'gizledi' ve seleflerinin halifeliine raz oldu. Ayn tutum, Btnliin formle edilmesinde ok daha nazar olan bir ynde geliti. Mslmanlarn Mnbit Hill'i ve ran' almalarndan hemen sonra, fethedilen topraklarn ihtid eden insanlar, yeni Dne akm etmeye baladlar. slm' kabul eden bu kiilerin eski ark ve Gnostik inanlarna, hatt uygulamalarna dokunulmad. Onlar, slm kisveye brnerek amel sahada bile faaliyetlerine devam ettiler. Bu demektir ki, d kabuun altnda eitli inanlar yaamaya

242

SLAM

devam etti ve bunlarn yeni dinle karlamalar, byk bir rh alkantya ve fikir hareketliliine sebeb oldu. O srada mevcut fikirler arasnda Hristiyanlk, Manikeizm ve Budizm gibi dnlerden gelen fikirler de vard. Bu durum, birtakm gizli frkalarn kurulmasna yolat. ilik, siyas bakmdan top lum iinde kendilerine bir yer bulamayanlarn amalarna hizmet etmekteydi. Dolaysyle mnen kendilerini yersiz ve yurtsuz hissedenler, bu frkann glgesine snarak eski fi kirlerini slm'a sokmaya baladlar, tslm iinde bu fikir lere gvenilir bir yer bulabilmek amacyla da kaynan Gnostik doktrinler stokundan alan 'btnlik' ilkesini benimsedi ler. Bu ilkeye gre, Kur'n metinleri ikili, hatt ok ynl bir yoruma tbi tutulabilir. Kur'n'm 'zahir' anlamnn yamsra, farkl derecelerde oluan 'btm' anlamlar da vardr. Bizzat Allah, Kur'n' vahyederken takiyye ilkesine uymutur. 'Bt n' anlam kavram, sflerin Kur'n' vahyederken takiyye ilkesine uymutur. 'Btn' anlam kavram, sflerin Kur'n tefsirlerini de etkilemitir. yle ki 'btm' anlamlar, bazan tamamiyle keyf yorumlamalara kadar varmtr. Bununla beraber hibir Mslman zmre, Kur'n' bu ilkeye gre yo rumlarken ann genel olarak yapt gibi 'babo bir yo rumlama lsne' bavurmamtr. ler, hemen-hemen Kur'n'm her kelimesinde Ali'nin ailesi veya daha yatkn veya hi deilse anlalabilir bir nitelik kazandrmak iin "sem bol" ile "sembolize edilen" arasnda bir ban bulunmasnn gerekli olduu gr, pek tabi, lerce kabul edilmemitir. Bu btn hikmetin yanlmaz shib 'mam'dr. iliin btn inan sistemi, bu mam'n otoritesiyle ilgili retinin evresinde olumaktadr. Buna ramen, mam'n meyyidesi tamamen nazardir; nk, biraz sonra da greceimiz gibi, ta rih ahsiyetler olarak kabul edilmi mamlar, kendilerine bu yaktrmalar atfeden ilik hareketinin elinde neredeyse bi rer mahkm durumunda idiler. Son mamn 'kaybolmasn dan' sonra, artk nazar anlamda yol gstericilik bile ortadan kalkm ve sdece mamn geri 'dnecei' midi szkonusu olmutur. Sonu olarak, lik, Snn slmn kabul ettii icma'm nemine inanmam ve onun yerine mam'n otorite

FIRKALARLA LGL GELMELER

243

sini koymutur. Ignaz Goldziher, "Snn slm cma'; slm ise otorite inancm temsil eder" derken meseleyi gayet zl ol arak ortaya koymaktayd. 140 nk Snn slm, gerek dn otoriteyi icmada bularak Halifeyi sadece mmetin banda bulunan, siyasetten ve dn icradan sorumlu olan bir kii ola rak kabul ettii halde, mam, tam tersine, itikad mesele lerde hatt btn konulardaki grlerinde hem gnahsz, hem de mutlak anlamda 'yanlmaz olarak' kabul edilmekte dir. Nitekim klsik ve Ortaa Snn slm dnyasnda halife lik makam, sadece pratik bir zaruret olarak kabul edildii halde, mam'a inanma ve onun otoritesine teslim olma, ilik nazarnda, Allah'a ve Peygamber'e inanmadan sonra nc bir mn esas olarak kabul edilmitir. Otoriter olan ve verset yoluyla intiklden byle bir mamet anlay, mam'n metafizik statsnn daha iyi tanmlanmasn ve varlklar dzeni karsnda onun nihi yerinin ne olduunun kararlatrlmasn gerekli klyordu. Bu gereklilik, Zerdtlkteki Nr kavramn Yeni-Efltuncu sudr nazariyesinin mekanizmasna uydurmak suretiyle ye rine getirildi. lk Nr'dan, yni Allah'tan mutlak insan sudr eder. Bu insan, yaratlm lemin zirve noktasn oluturan mam'dr. ann ounluunu oluturan sn-aeriyye, ma m, bu ilk Nr'un bir Mazhar' (Allah'n dorudan tezahr) olark kabul eder ve O'na lh bir cevher atfetmeyerek sdece lh sfatlar atfeder. Fakat daha ar olan frkalara (aaya baknz) gre, mam, hull eden Allah'n bizzat kendisidir; dolaysiyle O, lh bir cevhere sahip bulunmaktadr. Nitekim Ali lhler gibi bazlar da mam'n, Allahn ta kendisi oldu una ve "mamdan baka lh olmadna" inanrlar. Fakat byk ounluun Gult diye adlandrd bu an frkalar, a'y temsil edemezler. mamn, ilk Nr'dan sudr ettiini dile getiren bu meta fizik statnn ne zaman ortaya kt henz bilinmemekte dir. Bunun, tahminen III./IX. yzyln balannda ortaya kt sylenebilir. Sfler -Selh et-Tuster'nin okulu (baknz VIII.
140. Ayn eser, s. 215.

244

SLAM

Blm)- ann bu nazariyesini kabul ettiler; fakat onlar bunu Ali'den ok Hz. Muhammed'e atfettiler. yle grnyor ki ger ekten de sfler, bir takm nazariye ve tutumlar benimse mi ve bunlar Snnlie sokmulardr. Sflerin, Ali hakkndaki fikirlerinin nelerden ibaret olduunu, bu fikirleri yumu atarak Snn slm'a nasl sunduklarn ve Snnliin de on lar ne lde kabul ettiini V. Blmde grmtk. Yine ora da, sfliin genilemesiyle liin nasl zarara uradna da temas etmitik. liin mam gr, sfliin vastasz ola rak Allah'a ulalabilecei grne ters dmekteydi. Btn bu etkenler -belki de hepsinin birlemesi- ia'nn sflie ni in dosta davranmadn aklamaya yetmektedir. Geride bir husus daha kalyor ki, o da inanlarn, nemli bir konuda daha Snn itikaddan ayrlddr. Burada, liin, Mu'tezileden miras ald daha aklc bir rha yer verdii grlmektedir. lerin ou, Snnliin resm kader ci grn reddetmekte ve insann seme hrriyetine sahip olduuna inanmaktadr. Ayrca ler, hi deilse nazar ola rak, ictihd kapsn ak tuttuklar hlde Snnler iin bu kap, en azndan teorik seviyede, IV./X. yzyldan beri kapal kalmtr. Hukuk alannda lik, Snnlikten sadece baz ayrntlarda ayrlmaktadr. Mut'a, yni geici bir sre iin ev lenme (bu, birka yl, birka ay, hatt birka gn iin olabilir), bu ayrlklarn banda gelir. Ayrca ibdetlerde de baz kk farkllklarn olduu grlmektedir. Mezarlarn, zellikle mamlarn mezarlarnn ve dier kutsal yerlerin ziyaret edil mesi, ibdete lyk grlmesi, liin amel hayatnda nem li bir yer tutmaktadr. Nitekim Kerbel ve Mehed'e yaplan zi yaretler o kadar ballkla ve o kadar k sayda insann katl masyla olmaktadr ki, Mekkeye yaplan ziyaretleri geride b rakmaktadr. Genel olarak' halk, Snn halktan daha ok btl inanlara baldr. mamet nazariyesinin ilikteki ne mine ramen, gruplar kimlerin mam olarak kabul edile bilecei konusunda kendi aralarnda ak bir ayrla dm lerdir. Daha nce grdmz gibi, ilk dnemlerde a taraf tarlar Ali'nin, Peygamber'in kzndan gelen soyuna deil, Ha lifenin daha sonraki haleflerine rc etmilerdir. Nitekim

FIRKALARLA LGL GELMELER

245

'kinci hull', Muhammed bnu'l- Hanefiye'ye atfedilmitir. K sa bir sre sonra siyas faaliyetler, tutarl bir kelm esas oluturunca, mamn zuhruyla ilgili midler yeniden Ali'ye baland. likteki mmetin byk lde hayl rn oldu u, Snn slmn bu mamlardan birounu hads ve hukukta otorite olarak kabul ettii gereinden de anlalmaktadr. Szgelii, a'nm beinci mam Muhammed Bakr (. 114/ 732), Snnlere gre byk bir bilgin ve Medine'nin hukuk m aviri olduu halde, lere gire. Allah'n Mazhardr. Btn bu etkenler, leri, Snnilerin hads klliyatndan farkl bir klliyat derlemeye evketti (Baknz III. Blm).

iann Kollan

Zhir olan "Oniki mam"a inandklar iin sn-aeryye diye adlandrlan frka, eitli gruplar arasnda orta bir yol tutan ve ayn zamanda onlarn en byn tekil eden bir frkadr, sn-aeriyye'nin 259/873'de doan en son .mam Muhammed'in,. esrrengiz bir ekilde kaybolduu rivyet edil mekte ve onun geri dnmesi beklenmektedir. Her ne kadar gib' mamn kim olduu hakknda bir gr birlii yoksa da, bu 'kaybolan mam' fikri, btn frkalarda grlen ortak bir zelliktir. ler arasnda ilk byk ayrlk, altnc mam olan Ca'fer (148/765 de Mecne'de ld)'in yerini kimin alaca meselesinden dolay kt. ounluk, Cafer'in olu Mus'y mam olarak kabul etti, nk byk olu smil ve ondan sonra da olu Muhammed olduunu kabul ettiler. smli ad verilen bu gruba "Yediciler" de denmektedir. nk bunlar, Mehd olarak dnmesini bekledikleri Muhammed'le 'mam lar' dizisini kapatmaktadrlar. sml propaganda, III./IX. ve IV./X. yzyllarda olduka hararetli bir ekilde devam ettirildi. Bu durum onlarn, V./XI. yzylda Kuzey Afrikadan Hindistan'a kadar btn slm dn yasnda ok gl bir duruma geldikleri na kadar srp gitti. Bir mam-Halife'nin tahta kmasn, siyas programnn esa s haline getiren bu hareket, ilk safhalarnda sosyal bir ink lb gerekletirmenin, dardan ald fikirleri -zellikle Ye

246

t S LAM

ni-Efltuncu ve Gnostik fikirleri- bnyesinde eriterek felsef bir sistem kurmann ve Snn slm' temelden sarsarak bu felsef sistem zerine yeni bir dn oturtmann yollarm arad. Bu faal ve saldrgan hareketin balangc, geleneksel olarak Abdullah bn Meymn Keddh adnda bir kiiyle ilgili grl mekle beraber, W. vanow'un yapt son aratrmalar bu ko nuda baz phelerin uyanmasna sebeb oldu; nk bizzat kaynaklar, Keddh'dan ilk ahsiyetlerden biri olarak sz et mektedir (Baknz Shorter Encylopaedia of slam, ilgili mad de). nc/dokuzuncu yzyln son eyreine doru smliler Hamdan Karmat'm nderliinde bir isyan ve itima-dn bir hareket sahneye koydular. nderlerinin adna izafeten smllere bundan byle Karmatler (Karmita) denmeye ba land. Irakta Kfe ehrinin yaknlarnda bir karargh kuran (takriben 277/890) Hamdan Karmat, peinden giden insanlar vergiye balad. Ksa bir sre sonra bu vergi sisteminin yerini, Komnist trden bir toplum yaps ald. yle ki; mme yara rna olan her ey, mam'n adna mterek kullanlmaktayd. Fakat Karmatler tedhi hareketlerini srdrerek yle cinyetler ilediler ki, herkes onlardan korkmaya ve nefret etmeye balad. Bu bakmdan Karmatler, grldkleri heryerde bas kya urad ve gittike de izleri silindi. Bununla beraber Ftma ailesinin propagandasn yapan smller, Karmatlerin hareketinden yararlanarak onlarn yklndan sonra Msr ve Kuzey Afrika'da Ftm devletini kurdular. sml metafizik sistemini mkemmelletirenler, IV./ X. yzyl da zellikle Irak ve randa yaayan dler ve aydn lardr. Bu metafizik sistem, Kur'n'm tam anlamyla Yeni-Efltuncu adan, zellikle sudr nazariyesi asndan yaplan batn yorumlarna dayanmaktadr. Eb Ya'kb es-Sicistn (. takriben 331/943) ve Hamd ed-Dn Kirmn (. 410/1019) gibi ranllarn yazdklar eserler yannda hvanu's-Saf'mn risleleri de bu metafiziin en iyi bilinen aheserleridir. Bir yeralt tekiltnn eseri olan bu rislelere yukarda VIII. B lmde iaret etmitik. Yeni-Efltunculuun Bir, Akl ve Ruh

FIRKALARLA LGL GELMELER

247

ls, smlliin Tlih (cedd), Btn Yorum (feth) ve Hayl lsne dntrlm ve bu kavram, srasyla Muham med, Ali ve mam'la ayniyat kazanmtr. H. Corbin, Tlih kavramiyle Zerdtln Hvarna veya Harra kavram arasn da bir ilikinin bulunduuna iaret etmektedir. 141 Bu gre gre, Hz. Peygambere vahyin gelii sadece doutan gelen bir 'talih' eseridir; fakat Kur'n'm gerek yorumu (feth=ama) Ali'nin grevidir. Bu demektir ki smli doktrin, sadece YeniEfltunculuktan alman fikirlerden daha fazla eyleri ihtiv etmektedir. Bu tablo, smlliin, tarihi kendine gre zel bir ekil de yorumlamasyla daha karmak bir durm ald.. Eski dn ce sistemlerinden 'devri (cyclical) lem' grn alan smllik, her devri yedi yllk sreler zerine kurdu. ('7' rakamyla ilgili gr, muhtemelen 'Yedi mam Nazariyesi'nden alnm tr). Devir iindeki yedilik sreler, Adem, Nuh, brahim, Ms, s, Muhammed ve mam'la zde olup bu diziye 'Konuanlar' (ntk) denir. Bu dizi, devrin tamamlaycs olan mam'n var lnda son noktaya ulaan bir gelimeyi temsil eder. Ayrca her bir Ntk arasnda yedi (Skin'ler) dizisi vardr ki, bunlar bir nceki ntk'm iini daha sonrakilerle birletirip kayna trrlar. Bu nazariye, hem Snnler hem de mm lerce ka bul edilen Hz. Muhammed'in son peygamber olduu grn ykmaktadr. liin benimsedii 'btm' yorumlama, smllerce en an noktaya kadar gtrld. mam'n nazar buy ruuyla renilen basamakl gizli ta'lim (Gazl, bu ta'lim an layna hcum etmitir) doktrini gelitirildi ve onun ancak dikkatli bir te'sis' sonunda elde edilebilecei ne srld. e itli ta'lim basamaklarndan geerek ykselen rif, Hakikatin "bir" olduunu kavrar ve sadece kendisinin rhn ve evrensel bir anlamda yorumlayabilecei messeselemi dnlerin tam anlamyla bo olduuna kanaat getirir. Baz batl bilginlere gre, smlilik gerek anlamda li beral bir ideoloji idi. Eer o baarl olsayd slm' da 'aklc'
141. H. Corbin'in, Nsr-1 Husrev'in Cn'l-Hikmeteynline (Paris ve Tahran, 1953), yazd Giri.

248

SLAM

ve 'liberal' bir duruma kavuturabilirdi. Bu bilginler, hereyden nce sml! doktrini saran Yunan terminolojisinden et kilenmilerdir. Fakat onlar, bu sistemin eses itibariyle aklc olmaktan ok uzak olduunu ve Yeni Efltunculuun bozulmu bir Gnostik eklini kabul etmenin, liberal felsef dncenin en yksek noktasn temsil etmek demek olmadn unut maktadrlar. Aka grlyor ki smlliin, btn messe selemi dnleri eit ve Hakikati da tek olarak kabul etmesi, bu bilginleri byle birtutum taknmaya srklemitir. Fakat smlliin temel inanc, btn dnlerin eit olduunu ifade etmekten ok, onlarn msbet muhtevalarnn ayn derecede bo olduunu ifade etmektir. smllie gre, bu boluk ancak kendisinin ne srd geerli olan yorumun kabul edilme siyle doldurulabilir. Bu, bir liberalizm deil otoriteryanizmdir. (Bu otoriteryalizm ortadan kaldlrsa, smllik sde ve basit bir hiilie -nihilizme- indirilmi olur.) Benzeri bir t mm, gnmzde Hinduizmin savunucular arasmda da gr mekteyiz ki, Bat asndan, bunlarn en gl ve etkin temsil cisi S. Radhakrinan olmutur. Ayrca, sml yorum, kendi sini sadece itimda lyk bir yorum olarak, deil, yanlmaz bir imamdan sudr eden ve mutlak anlamda gvenilen bir yorum olarak takdim etmektedir. mam, grnmez (ga'ib) olduu iin onun diktatrlnn de nazar bir mahiyet tad dorudur, fakat bu durumda insanln rhn otokrasisini gib olmay an sml aydnlarn oluturmas gerekir. Bu sylenenlere, sml hareketin yeralt karakterine sahip oluunu, tedhi hareketlerinin kaynan oluturduunu ve ykcln, Karmatlerin cinyetlerini, sml olmayanlarla sosyal iliki lerin kurulmas hakkndaki tabular eklediiniz zaman, tari h smlliin manzarasn tamamlam olursunuz. Musta'l'ler ve Nizrler diye iki kola ayrlan (birincinin banda Bombay'da Muhammed Burhaneddin, kincinin ba nda ise Aa Han bulunur) ana smli kitlenin yansra, smllik IV./X. ve V./XI. yzyllarda Nusayrler ve Drzler (o unlukla Lbnan'da bulunurlar) olmak zere iki farkl kola daha ayrjld. Bu sonuncular Ftmlerden Hkim'i (. 411/ 1021) tanrlatrlmanm bir sonucu olarak domutur. El-

FIRKALARLA LGL GELMELER

249

Hklm'in dnn bekleyen Drzler, smli doktrine daha ar bir ekil verdiler. Fakat bunlarn saylar olduka azdr. Drz det ve trenlerin Masonluk hareketinin gelimesinde de etkili olduu dnlmtr. Sekizinci/ondrdnc yzy ln sonlarna doru Fadlullah Astarbd'nin liderliinde bir baka mfrit frka ortaya kt. Bu frka mensuplarma, al fabenin harfleri hakknda ne srdkleri inanlara verdikle ri byk nemden dolay Hurfler ad da verilmektedir. Bun lar, harflerin say deerleri ve eitli harf birleimleri zerine birok esrarl ve btn doktrinler kurmulardr. Nusayrler ve Drzlerden farkl olarak, Hurller'e sml olarak baki mamak gerekir. Hurfler'i, Imm a'nm bir kolu olarak grmek icap eder, nk onlar. Peygamber Hz. Muhammed'den sonra bir geliim izgisini esas alarak Onbir mam kabul et mektedirler. mamlar dizisi, hull etmi Allah olarak kabul edilen Fadlullah ile kapanmaktadr. Hurflik, genellikle a r etkilere ak olan Trkiye'deki Bektalik (baknz IX. Blm) tarafndan da benimsenmitir. Bu blmn banda da belirttiimiz gibi, a'mn kendisi de btn bu frkalar 'ar' (ult) bulmakta ve reddetmektedir. smli felsefe ile tasavvufi nazariyenin Sadreddin razi'nin felsefesinde niha ekline kavumas, (baknz VII. ve VIII. Blmler), mm ilii etkiledi ve XII./XVIII. yzyl larn sonlar ve XIII./XIX. yzyln balarnda eyh Ahmed Ahs' (. 1241/1826)'nin telkinleri sonucu eyhlik ortaya kt. Din adamlar snfnn varlna kar olan eyhler, gelenekiliinin oynamakta olduu rolde birtakm dei ikliklerin yaplmasnda srar ederek, mamlara 'tapnma' derecesinde balanmann nemi zerinde durdular. Tpk s ml arlar gibi, onlar da mamlarn dorudan doruya Al lah'n Mazhar olduklarn kabul etmekteydiler. Onlar, Bb (lh vahyin kaps)'m btm olarak her yerde faal olduunu telkn ettiler. mm a, "Bb" terimini rhn bir muallimi belirlemek iin kulland hlde, Nusayrler gibi arlar (u lt), ayn terimi lh Varlk'm tezahr srasnda meydana gelen bir ilerleme srecini anlatmak iin kullanrlar.

250

SLAM

Bu retilerden ilham alan eyhler okuluna mensup bir renci, razl Al Muhammed (1236/182l'de dodu), 1260/ 1844'de kendisini Bb ve Kll Akl'm bir ayna's olarak iln etti. Birok kiiyi kendi grne eken bu adam, dn adamlarnn iddetli tepkisine muhatap oldu ve sonunda 1266/1850'de ldrld. Onun lmnden sonra liderlik ko nusunda ihtilfa dld ve adlar Subh-i Ezel ve Bahullah olan iki vey kardeten her biri bir baka istikamete gitti. Bi rinciyi takip edenler, yni Ezeller stadn grn devam ettirdiler. Bugn bunlarn says olduka azalmtr. Fakat Bahullah, daha baka etkiler altnda kald; sava aleyhtar l ve evrensellik konulan zerinde durarak Bahlii,^ slm' m dnda mstakil bir dn olarak iln etti. Bu yzyln balannda Amerika'da nemli lde taraftar toplayan Bahalik, u sralarda olduka gerilemi durumdadr. lik, birden fazla yolla Snn slm' da etkiledi. lerin, Muhammed'in Beytine', yni Ftma, Ali ve onlarn so yundan gelenlere ta'zm gstermeleri, Snn slm'n onlara gsterdii sayg ve vgde de gerekli yanky yapt. Zaman ge tike bu tutum, daha ok g kazand. Snn kitlelerin, zel likle Arap topraklarnn dousunda yaayanlarn Seyyidler'e (Ftma ve Ali soyundan gelenler) gsterdikleri byk, hatt klece sayg, bu te'srin varln gsteren ve slm'n ilk yllannda benzeri grlmeyen Canl bir rnektir. Snn slm'da grlen Mehd fikrinin olumas ve gelimesi, esas itibariyle liin 'mam' nazariyesinden gelmektedir. Hele liin, sflik kanaliyle Snnlie yapt etkileri saymak mmkn deildir. Bunlardan sadece dikkat ekici bir tek noktaya temas edelim: Kur'n'm batm tarzda yorumlanmas, genellikle s lm zerinde derin etkiler yapmtr. Sfliin bu konuda i lik kadar arla gitmedii ve Snnliin de sfliin ne sr d her eyi kabul etmedii dorudur; fakat yine de bu naza riye ulem'nm lml kanad zerinde bile gl bir etki yapt. Onuncu/onaltnc yzyldan, yni randa Safev idaresi nin kurulmasndan itibaren mm ilik, ran'n resm mez hebi hline geldi. Bu durumu meydana getiren ilk sikleri,

FIRKALARLA LGL GELMELER

251

ran-Trk savalar hazrlamtr. Byk fatih ve komutan general Ndir ah (. 1160/1747), XII./XVIII. yzyln ilk yan snda Snnlikle lik arasnda bir yaknlama salamak iin aba harcad. Yaknlamayla ilgili bir de uzlama form l bulundu: Snnlik, kendi drt fkh mezhebinin yansra beinci mezheb olarak Ca'ferilii (ia'nn altnc mam olan Ca'fer es-Sdk Snn slm tarafndan da byk bir dn oto rite olarak kabul edilir) tanyacakt. Fakat Ndir ah'm l mnden sonra btn bu abalar bir yana itildi. O tarihten iti baren yer-yer baz abalar gsterilmi, belli yerlerde, zellikle Orta Asya'da bir takm baarlar elde edilmitir. Gnmzde Bat'nm dn ve siyas etkileri sonucu, btn mezheplerin bir likte ele alnmasyla ilgili kuvvetli bir arzu domutur. Bu ko nuyu XIII. blmde inceleyeceiz.

Onbirinci Blm

ETM Okullar - Ortaada slam reniminin Karakteri - Mfredat Program ve retim

Okullar

nceki blmlerde nitelik bakmndan slami olan dini ilimlerin dou ve gelimesini tasvire altk ve bu arada, yeri geldike, onlarn birbirlerine oranla yerlerine iaret ettik. Biz bu blmde bu hususu biraz daha geni ve sistemli bir adan ele alacaz. Byle bir ey bizi slm eitim sisteminin kalbine gtrecektir. Fakat daha nce slmda eitim messeselerinin biimi ve yaylyla ilgili d cihetler hakkmda bir ka ey sylememiz gerekir. Islmdan nce Arabistanda snrl bir ekilde varolan okuma ve yazma sanat, slamm douundan sonra ve zellik le mparatorluun genilemesiyle, geliti. slamn yaylma sndan sonra ve ilk sralarda kttb'larda (ilk retim yerle rinde) ders veren retmenleri, balca gayr- mslimler, zel likle Hristiyan ve Yahudiler tekil ediyorlard. Hal byle ol makla beraber slamm gelii, ilk kez, dini kltrn belirgin bir eitim arac olan Kur'an ve Hadls'i getirdi. Bu olay, Kutsal Kitap, yani Kur'n, Mslman olmayan birine retilebilir mi

ETM

253

veya Mslman olmayan birinden renilebilir m, eklinde ortaya kan ve Hicr ilk iki yzyl boyunca srp giden bir tartmaya yol at. Bylece, yazma sanat ve Allah'n kelm n (szn) retme grevi, eitli kiilere tevdi edildi ve bu uy gulama yzyllarca srd. Bu uygulama hakknda bn Haldn VIII/XIV. yzylda unlar yazmaktadr: "Yazma sanat Kur'an ve din ile birlikte retilmez... Okuma ve yazma ilkokullarda retilmez, dolaysyla bunlan renmek isteyenin bu konuda yetimi retmenlere bavurmas gerekir. 142 Nitekim oku ma, yazma ve basit aritmetik retimine de yer verilmekle be raber, ilkokul dzeyinde arlk din retimine verildi. Bununla birlikte ilk eitim kendine yeter bir birimdi ve yksek eitimle arasnda uzvi bir iliki yoktu. Esasnda, ilk eitime yksek renimin sistemli bir beslenme havzas ola rak bakmak modem bir olgudur. Ortaa eitim sistemindeyse ama, yalnzca ilk eitimden geirilmeleri amalananlardan frkl olarak eitilen sekin bir ka kiinin fikri kapasitesini olabildiince yksek derecede gelitirmekti. slamn ilk devir lerinden beri ilk ve yksek retim yannda iki ayn tip eitim mevcuttu. Birincisi, gelecein sultanlarn yetitirmek zere veliahtlar iin kurulmu saray-okulu eitimi idi. Bu tip ei tim, din eitimini iine almakla beraber, hitabet, edebiyat vb. ve her eyden nce 'yiitlik' (mrvvet) zerine arlk verildi. kinci tip eitime, okuma-yazma retmekten ziyade, Kur'an ve akid (inanlar) hakknda bilgi vermek zere halka yne lik olduu iin, 'yetikin eitimi' denebilir. te bu ikinci tip eitim sisteminden, belirli bir retmen evresinde toplanan renci halkalar aracl ile yksek renim okullar geliti. Yksek renim halkalarnn dini kltr arac, slamn ilk yzyllar srasnda ortaya konan yeni fkh ve kelm/ ahlk dnce sistemi idi. Bu okullar arasnda ilk kez fkh ilmi olgunlat. Irak'ta Eb Hanfe'nin, Medine'de Mlik'in ve daha sonralar fi' ve Ahmet b. Hanbel'in ardndan gidenler fkh bir doktrin btn (mecmuas) gelitirdiler. Fakat
142. tbn Haldn, Mukaddime, VI. s. 29; A.S. Tritton, Materials on Mslim Education in the Middie Ages, Londra 1957.

254

SLAM

ahlk sorunlarn ele alnmas ve II/VIII. ve III/IX. yzyllar e'snasnda bu sorunlarn yol at kelm problemleri zerin deki tartmalar da bu srada heyecanl bir atmosfer iinde de vam etti. Bu tartma ve mzakereler, bazan camilerde yapl makla beraber, ou kez bilginlerin veya onlara hamilik eden lerin Irakn byk ehirlerinden Basra, Kfe ve Badat'taki evlerinde icra edilirdi. Abbasiler devrinde baz halifeler, zel likle Memn ve babas Hrn er-Red, saraylarnda mantk'a, fkh'a ve dil bilgisine ait her trl sorunlar zerinde bil gince tartmalarn yaplmasn tevik ettiler. Genel olarak ulem snf ortaya kmadan nce dncede byk bir ak clk ve eitli grleri dikkate deer bir hogr ile karla ma hakimdi. Snni inan esaslarn ortaya koyan E'ar, retmeni Mu'tezile'den Cbbnin derslerini bir camide dinle miti. Resmi cami ktphaneleri ve yan halk ktphaneleri nin istikrarl ve abuk geliimi, Ortaa slam eitiminde nemli bir zelliktir. Bir ka nl ve kudretli devlet memuru byk sayda kitap koleksiyonuna sahip oldular. Onlar bu kitaplan bilim adamlarnn emrine verdiler ve hatta bazan ka mu yararna armaan ettiler. Abbasilerin daha sonraki devir lerinde yan bamsz sultanlar ve emirler de ayn yolda yr dler. Drdnc/onuncu yzyln sonuna doru devrtn filozofu bn Sn 'efsanevi' olarak niteledii, fakat sonralan yanp kl olan, 143 ran hkmdar Nh b. Nasr'n ktphanesine giri izni almt. Fatimilerden Hkim'in saray ktphanesinde kitaplarla dolu 40 odann bulunduu sylenir. Bu ktphane ler her konuda kitaplar ihtiva ediyordu: Edebiyat, zellikle slam ilimleri, tabii ilimler, mantk, felsefe vb. III/IX. yzy ln ilk eyreinde Abbasi sultan Memn tarafndan tesis edi len ve devletten destek gren ilk akademinin rastgele bir teeb bs olmamas ve Yunan felsefe ve ilminin sistemli evirileriy le uramas dikkat ekicidir. slm Ortaa boyunca, bu ilimler btnn (mecmuasnn) slm ilimleriyle olan kar
143. bn Hallkn, Vejeyt'l-A'yn (Kahire 1948, ner.: G.M.Wickens), ss. 4201; kr., A. J. Arberry, Avicervna, Scientist and Phdosopher, Londra 1962, Blm I.

ETM

255

lkl tesirleri, slam eitimin karakterini geni apta etkiledi. Bu konu daha sonra ele alnacaktr. zel okullar ve halk okullar, ayn ekilde, ahs gayret ve zel slami konularn retimi in verilen balarla kurul du. Hadis, fkh vb. retimi iin genel kurumlar tesis edildi. Eb Htim Bust (lm. 277/890) doduu kasabada ktphaneli ve yabanc rencilere aylk da verilen bir okul kurdu. Bu ku rumlar zellikle douda Niabur ve Merv gibi birka yerde o ald. Bununla beraber, unu da hatrda tutmalyz ki, bu okul larda retilen konular, zellikle Hads, a mezhebinde onla ra tekabl eden disiplinlerden ayr bir muhteva gelitirdiler. Dolaysyla bu konularn retiminde fiilen iilie saldr esas alnd. Drdnc/onuncu yzyln ortasna kadar bir yer alt faaliyeti srdren ia hareketi, Irak'ta Buveyhler ve M sr'da Ftmlerin elinde grnte siyasi bir baar elde edin ce, davasn aka yaymaa balad. Kendilerine has bir Ha dis ve ksmen fkh gelitirip, onlar merkezi mamlk doktri ninin hizmetine verdiler. O devrin renim kurumlarm ele geirdikleri gibi, yenilerini de kurdular. Siyas iktidarlarna dayanarak bu kurumlan kendi davalarn yaymak iin propa ganda arac haline getirdiler. Uzun sren yeralt faaliyetleri dolaysyla zaten propaganda (da'vet) mesleinde beceri ka zanmlard. 361/972 ylnda, sonralan Snni bir kurum ha line getirilen ve bugn de dnyada tek ye en byk geleneksel bir medrese olan Ezher, Kahire'de Ftmler tarafndan kurul du. Son iki sene zarfnda baz yeni faklteler (Ziraat, Tp vb.) 1961de Birleik Arap Cumhuriyeti parlamentosu tarafndan kabul edilen bir kanunla ilave edildi. 395/1005te Fatmilerden Hkim Kahire'de Snn bir Dr Hikme tesis ettiyse de, 398/1008 de bu kurumu kapatt gibi, orada alan iki bilgin mderrisi de idam ettirdi. Bundan dolay snni medresenin ilie kar bir karpropaganda' tedbiri olarak ortaya kt eklindeki olduka yaygn gr, daha nceki bir tarihte snni okullarnn varl gznne alnnca, temelde doru grlmemekle birlikte, uras muhakkak ki, ann, siyasi iktidarlar srasnda

256

SLAM

akademik kurumlan propaganda aletleri olarak kullanma lar, sonralar snn sultanlarn (Seluklular ve Eyyber), 'a hakimiyeti ykldktan sonra snn eitim messeselerine devlet destei salamalanna sebep oldu. Bu sralarda daha nceki snn kurumlar, yeni alan medreselere tayin edilen nemli sayda bir bilginler zmresi yetitirmi bulunuyor lard. Bunlar zamanla, belirli bir ders programnn ortaya konmasyla neticelenen hem eitli dini disiplinler zerine yazlm ders kitaplarnn yeni bir nvesini, hem de hereyden nce karakter, znitelik ve sosyal mevkileriyle slam toplumunda sekin bir snf haline gelen yeni Ulemay yarattlar. Bu yeni medreselerden ilk ikisi, Seluklularn idaresi altnda Badat'ta ve ran'da; Alpaslan ve Melikah'm byk ve akll veziri 485/1092'de sml dilerce ldrlen Nizm el-Mlk tarafndan kuruldu. Zamanla bu trl medreseler a slam dnyasnn her yanma yayld. Bununla birlikte Snn slmn baarsn her eyden nce devlet desteine balamak bir yanlg olur. Tersine, yeni devlet siyaseti, halkn ounluu arasnda nceden kklemi olan eilimleri benimsedi. te bu yukarda belirtilen siyase tin ortaya koyduu baarnn gerek sebebidir. uras gayet aktr ki, Ftmler, eitim vb. yoluyla sml doktrini yay ma abalanna ramen, halk zerinde byk apta etki yap may baaramadlar. Ve ne de Irak ve ran'da yaayan halkn ounluu, Buveyhilerin idaresi altnda iilii kabul ettiler. Bununla birlikte, E'ariyeye bal kelmclar devletten yakn lk grmekle beraber, E'ar doktrinin geni apta kabul Ba datta Nizm el-Mlkn medresesinde retmenlik yapan Gazl gibi kiilerin etkilerinden dolay idi. Tekilat asndan bakarsak, medrese sistemi Osmanl mparatorluunda en yksek noktasma ulat. Osmanl mpa ratorluunda medreseler, sistemli bir biimde eyhlislamn ynetimi altnda dikkate deer idari bir beceri ve ustalkla te sis edildi, yardm grd ve korundu. Ulema, mertebeler ha linde tekilatland ve Osmanl toplumunda hemen-hemen bir kast haline geldi. Bu geleneksel renim yerleri Trkiye dm-

ETM

257

da btn slam dnyasmda hala faaliyettedir. Daha nce bun lardan en nls olan Kahire'deki Ezher niversitesine iaret ettik. Bununla birlikte bu renim kurumlan zamanmzda modem eitimin birlikte getirdii talep ve muhalefete kendini uydurmann eitli merhalelerini geirmektedirler. Nitekim Hindistandaki Deoband gibi bunlardan bazlar hala bu etki alannn tamamen dndadr ve bugne kadar da modem bas klara kar biraz olsun boyun emeyi reddetmitir. Bununla birlikte biz, XIII. Blmde bunlan ele alacaz; u an iin Orta a slm eitimin muhtevasn ve i niteliini ele almak ye rinde olur.

Ortaada slm reniminin Karakteri

slmn ilk gnlerinde slm reniminin balay ve yaylna, okullardan ok kiiler nayak olmulardr. slm dncesinin muhtevasn belirleyen de yine ahsi gayrettir. Hads renimi sayesinde fkh ve Hadis renimi sayesinde fkh ve kelm sistemleri ortaya koymu olan baz nl ahsi yetler, kendilerinden ilim elde etmek isteyen kiileri slam dnyasnn her kesinden cezbettiler. Bu nedenle btn Orta a boyunca devam eden bu trl renimin balca zelliini, retmenin 'ahs nemi' tekil etmektedir. retmen, reti min bitiminde, rencilere 'icze' ad verilen bir sertifaka ve rir ve neticede onlar da retmenlik mesleine girmi olurlar d. Bazan icze bir tek konuda (rnein hads ve fkh) bazan bir ka konuda birden, bazan da yalnzca rencinin renim yapt belirli kitaplar iin verilirdi. Sonralar medreseler or taya knca, ou zaman bir snav sistemi tespit edildi. Fakat kii olarak retmenin itibar ve rol o kadar bykt ki, med reselerin tekilatlanmasndan sonra dahi, hretli kii ve bil ginlerin zgemilerinde renim grdkleri medrese adlanndan ok, retmenlerin adlar verilmitir. czeler de oun lukla okulun adndan ziyade retmenin adna karlmtr. Nitekim Ortaan daha sonraki devirlerinde, nl bilginlerin ounluunun medreseler yerine, zel derslerini dinledikleri tek tek retmenlerin yetitirdikleri kimseler olduklarn

258

SLAM

sylemekle dorudan uzaklam olmayz. Eer biri, byk ve zgn dnrlerin bir tarihini yazmaa kalksayd, medrese lerden yetimi pek kimse bulamazd. lim talebi (taleb el-ilm) olarak bilinen olgu, retmenin bu merkezi nemiyle ilgilidir. Gezgin renciler, uzun mesafe ler, bazan btn slm dnyasn bir batan bir baa, n sal m retmenlerin derslerini takip etmek zere katederlerdi. Hz. Peygamber ve sahabilerinin sz ve eylemleri olduu san lan haberlerden oluan Hads zerine almalar, renim amacyla yaplan geziler iin gl bir tevik unsuru oldu. s lam Ortaalarnda yzden fazla retmen dinleyen kimseler bulunduu hakknda kaytlar vardr. 'Yl iin hazrlanmak' (edd'r-rihl), bu ilim elde etme hareketini yerinde zetleyen bir anahtar deyimdir. 'Bilgi' ve 'ilim', VI. Blmde de iaret ettiimiz gibi, bu faaliyetin ilk devirlerinde, geleneksel bilgi anlamna alnmaktayd. Dolaysyla bu bilgi tr fkhtan veya bu geleneksel bilgi btnn kavranmasndan ayr kabul edilirdi. Bununla beraber, zamanla, er' ilimler ve kelm ilimleri gelitirilince, 'fkh' hukuki dnce ve 'ilim' il&hiyat anlamna geldi. Altnc Blmde de anlattmz gibi, fkh ve kelamdan hangisinin 'ilimlerin tac' olduu konusunda uzun sren bir rekabet ortaya kt. Drdnc/onuncu ve beinci/ onbirinci yzyllar esnasnda itihat kapsnn kapanmas, hukuki ve akl ilimlerin, zellikle birincinin genel bir dur gunluk iine girmesine sebep oldu. Akl bilimler, kelm ve dini dnce, dnyevi anlaytan, zellikle felsefeden ve din dncenin Sfliin nerdii trden baka ekillerinden kastl uzaklama ve bu anlayn tedricen zlmesi nede niyle zarar grd ve yoksul dt. Geni apta devlet destek ve denetimine dayanan medre se sistemi, genellikle, slm renim ve aratrmalarn k me ve durgunlamasnn nedeni saylagelmitir. Fakat kstl mfredat programyla medrese, kukusuz, fikri durgunluu hzlandrm ve srekli klm olmakla beraber, bu kn gerek nedeni deil, belirtisidir. Daha nce yukarda da belirt tik ki, byk ve dikkate deer zgn dnrler, medrese sis teminin dnda da yetimee devam etmilerdir. Fakat slm

ETM

259

renimin niteliini kaybetmesinin gerek sebebi, dn ilimle rin zaten o sralarda bozulmu olan dnyev anlaya dayal hayattan soyutlanmak suretiyle beslenme imkanlarndan mahrum kalmalardr. Mu'tezile ve i'a'ya kar baarl mu halefetleri, Ulemaya, kendi bilimlerini gelitirme ve onlar bu reti mecmuasna kar savunacak ekilde retme tecrbesi kazandrd. Bunun sadece, kendini zaten fiziki bakmdan mu halefete kar tecrit edecek olan okul sisteminin nispeten d etkenleriyle alkas yoktur. Daha da nemlisi, mmkn olan her trl kar koyma ve muhalefetten kendini uzak tutmak zere Snn bilimler muhtevasnn gelitirilme eklidir. Din bilimlerin i yaps grnte tamamen kendi ken dine yetecek bir ekilde kuruldu; bylece onlar yalnzca kendi sahalarn doldurmakla kalmadlar, tm bilgi sahasn da kapsamlarna aldlar. Baka her trl bilgi, tamamen mah kum edilmese bile, gereksizdi. Blm Vl'da kad e-tb'den alntladmz "fiille dorudan ilikisi olmayan her trl bil giyle uramak haramdr" sz Ortaa ulemasnn mizacn ortaya koyan bir zelliktir. Bu hkm ancak gerek d ve bo dnceye kar yneltilirse geerlidir. Modem Pragmatizm de batda salt dncenin baz trlerine kar ayn dzeltici tavr taknmtr. Fakat Ortaa slm bilginleri tarafndan ilan edildii zere, bu ilke yalnzca felsefeyi deil, basit arit metik kurallar dnda matematii dahi darda brakyor du. Ama fkh mutlak bir mevki vermekti. Dogmatik kelma gelince, slm bilimler arasnda stn mevki igal etmek iin fkhla rekabet ederken, kendini akl felsefenin yerine koydu. Altnc/onikinci yzyldan buyana -ve Fahr ed-Dn er-Rz'nin dehas sayesinde- dogmatik kelm, felsefi sistemlerden 'mant' benimseyip, kendi fizik ve tabii felsefe nazariyelerini ekleyerek ve kendi dogmatik kelm tezlerini felsfi metafi ziin yerine koyarak, sahasn geniletti. Artk renciler her trl felsef eseri bir tarafa atabilirlerdi. nk kelm ona kar kapsaml bir rakip yaratmt. Bylesine bir kelmfelsef plan, esasta, ktlenmemelidir; Bu daha ziyade slm dncesinin kendi i bnyesindeki verimliliin bir belirtisi dir ve Thomas Aquinas da Ortaa Avrupasmda Hristiyanlk

260

SLAM

iin ayn eyi yapmtr. Fakat bu kelm-felsef plann muh tevas, her trl akl dncenin yerini alarak, tamamen ve mnhasran kendi-kendine yeter saylrsa, domas muhte mel her trl yaratc muhalefet imknn ortadan kaldrr. Birer uzuv gibi btn bilgileri birbirine balamak ve bu bilgile ri de dogmatik kelma gre ayarlamak, fikri verimliliin ana kaynaklarn kuruttu ve zgn dnce imknn yok etti. slm bilimlerinin bu sreten gemi olmalar dolay syla, medreselerin mfredat programlan mecburi ve ayn za manda zararl bir ekilde kstland ve bu, beraberinde dar g rll getirdii gibi, yksek din eitiminin de zayf dme sine neden oldu. Trk yazan Ktip elebi (lm. 1067/1657) ak l ilimlerin ve hatta kelmn yokoluunu zntyle belirtir: "Birok kafasz kii... eskileri kr krne taklitte kayalar gibi hareketsiz, donup kaldlar. Dnmeye bavurmakszn, yeni bilimleri red ve inkar ettiler. Her zaman iin kara cahil iken, felsef bilimleri ktlemekten holanr, yer ve gk hak knda hibir ey bilmezken, kendilerini bilgin yerine koyar oldular. 'Yer ve gk lemini hi gzlemediler mi?' (Kur'n, A'rf, VII, 184) eklindeki uyar, onlar zerinde hibir iz b rakmad; onlarca yerle g gzlemek, onlara bir inek gibi bakmak demekti". 144 Mool egemenlii altndaki Hindistan'da XI/XVII. yz ylda felsef almalara bir ilgi uyand, fakat felsefenin ken disi o kadar yoksullamt ki, gerek nemi olan problemler le uraacak yerde terimlerin bilgie kullanlmas ekline dnerek, bozulmutu. Hindistan'n son byk slm hkm dar Evrengzeb'in, retmenine hitaben syledii rivyet edi len aadaki konuma bir yana braklacak olursa, slm Or taann sonlannda mfredat programnn darlnn daha akc ve ineleyici bir slpla eletirisi yok gibidir: "Bana ne rettin? Franklar lkesinin kk bir ada ol duunu, orada en byk kraln nce Portekiz'in hakimi, sonra Hollanda kral, bugn ise ngiltere kral olduunu syledin.
144. Ktip elebi, Bcdance ofTruth, (ing. eV.: G. L. Lewis, Londra 1957.

ETM

261

Fransz ve spanya krallarnn bizim kk mahalli emirleri mize benzediinden bahsettin. Hamd ve ycelik Allah'a olsun ! Ne ahane bir corafya ve tarih bilgisi ortaya koydun ! Grevin bana dnya milletlerinin zelliklerini, bu lkelerin rnleri ni, asker glerini, sava metodlarm, detlerini, ynetim ve siyaset biimlerini retmek deil miydi? . "Bir prens iin ne trl bir eitim gerektiini hi dn medin. Dilbilgisi sahasnda uzmanlamam, kad ve yarglara uygun konulan renmem, benim iin gerekli zannettiin ey lerdi... "Babama, bana felsefe rettiini syledin. Hayat sorun laryla tamamen ilgisiz, anlamsz ve gereksiz meelerle birka sene kafama eziyet verdiin dorudur... renimimi bitir diimde, en zeki kafalar dahi kartracak, felsefe bilgisine sahip olduklar iddiasnda bulunanlarn bilgisizliklerini rt bas edecekleri anlalmaz baz terimleri telaffuz etmek dn da, hibir sanat veya ilmin gerek bilgisine sahip olmam tm..." 1 4 5 Sufilie kar da ayn 'kendini tecrit' siyaseti benimsen di. Bu devram, snn gr asndan, felsefeye kar ok baarl olmutu. Fakat medreselerde retilen snn disiplin lerin ruh ve zihni yoksul bir duruma getirmeleri, ciddi ve zeki kiileri Sfliin snrlan ierisine itti. zellikle Hindistan' da sf Hnkh ve zaviyelere bal medreselerde, Sf eserler mutad mfredat programlarna dahil edildi. Burada VIII/XIV. yzyldan itibaren Shreverd (Shreverd tarikatnn kuru cusu), bn Arab ve daha sonralar Cm'nin eserleri retildi. Fakat birok sf merkezlerinde, zellikle Trkiye'de yksek renim mfredat programlar hemen hemen mnhasran s flerin eserlerinden ibaretti. Trkiye'de Mesnevhne ad veri len zel bir takm yerler vardr ki, oralarda Rm'nin nl 'Mesnevisi tek ders kitab idi. Ayrca vahdet-i vcutulukla geni apta yourulmu bu eserlerin muhtevas snni renim kurumlanmn retisye taban tabana ztt. Bylece, slm top145. S. M. krm, Rd- Kevser, Karai 1958, ss. 424-26.

262

SLAM

lumunda medrese ve hnkh arasnda sert bir ruhan kilik dodu. 'Doru yolu bulduktan sonra' mederese kitaplarn ya kan, kuyulara frlatan ve dolaysyla sflie ynelen kiile rin saysz szleri bunun zel bir belirtisidir. Bununla beraber, zamanla, baz nl kiilerin eserleri sayesinde, IX. Blmn sonlarna doru anlatld gibi, snni kelm ve sf metafizik arasnda yeni bir uzlama saland ve sonu olarak yeni bir nazari kelm tr XI./XVII. ve XIII. /XVIII. yzyllar arasnda ortaya kt. Onnc/ondokuzuncu yzylda ise slam dn yas Bat eitiminin ani ve gl etkisini hissetti. Bunun bir sonucu olarak yeni ve daha kapsaml bir ikilik dodu. Bu iki liin mahiyetini ve tesirlerini XIII. Blme brakmak yerinde olur.

Mfredat Program ve retim

Genel dnce ve tabi bilimler yokluunun bir sonucu olarak genel renim alannn daralmasyla, mfredat prog ram da tamamyla dn ilimlere inhisar etti. Dilbilgisi ve ede biyat ise, bu dn bilimlerin zaruri birer aralar idiler. Tama myla dn olan konular drtt: Hads, fkh (fkh usl da hil), kelm ve tefsir. Birok sa kanat Ehl Hads medreselerin de, kelm dahi pheli bir konu idi. Buna uygun olarak konu lar e indirildi. Baz zel okullarda, sflikle ilgili eserler programa eklendi. Okutulan eserlerin tamam genellikle say ca pek az bir yekn tutuyordu. Nitekim zaman zaman beliren baz byk bilginler ve zgn dnrler, tek balarna harika saylabilecek kiilerdi ve dolaysyla resmi mfredat progra mna pek fazla bir ey borlu deillerdi. Yzyllarca ilm seviyenin bu tedrici kn u gerek ksmen ifade etse gerektir: Mfredat programnda kitaplarn says az olduu iin, almalara hasredilen seneler de, nispe ten gen ve olgunlamam bir adaki rencinin, ou kez dn ilimlerin yksek cihetlerini ilgilendiren etin ve anlal mas zor malzeme ile kyasya uraamayaca kadar ksa idi. Bu da konularn olduklar gibi kavranmasndan ok 'metin almas demekti. Bu, ayn zamanda, gerek anlama'dan zi

ETM

263

yade 'ezbercilii* tevik etmitir. Ortaan daha sonraki yz yllarnn, temelde zgn eserler vermek yerine, yalnzca b yk erhler ortaya koyduu pek iyi bilinmektedir. Bu durum, esasta, dikkati konular zerinde toplama yerine, kitaplar zerinde toplama alkanlnn bir sonucu idi. Kukusuz bu erhlerde ou kez nemli apta zgnlk ve pek ok beceri gml durmaktadr. Fakat bir konuda temelli yaratclk nispeten az bulunur. uras dikkate deer ki, Sadr ed-Dn erz'nin XI/XVII. yzylda yazlm ve hl bir lde felsef dncenin yksek vasfn ortaya seren eserleri, sonraki yz yllarda felsefe metinlerinin en yksei olarak kaldlar. Fa kat bu eserler, felsefe ile uralan yerlerde her zaman iin almas imkansz bir idealdi. Hal byle olmakla beraber, rz, genelde kendisinden nceki dnrlerin, zellikle bn Sn'nn, rihidir. Ayn durum dier btn konular iin de geerlidir. Sistemli erhler yazma gelenei, balangta, zgn eser lerle birlikte yrd. Mesela, VI/XII. yzylda Fahr ed-Dn erRz, bn Snya bir erh yazd gibi, birka bamsz eserin de yazar idi. Fakat sonralar erhler yazma alkanl o ka dar geliti ki, neticede erhlerin konusu olan zgn almalar hemen hemen tamamyla unutuldu. Dogmatik kelmla ilgili baz eserler, yarm dzineden fazla erhe maruz kaldlar. Da ha da sonraki devirlerde erh, yzeysel bir takm kelime oyun larna ve lafz tartlmalara inhisar eden kenar notlar (hiye) haline dt. Bunlar, ksa zetlemelerle (icmllerle) birlik te, medrese mfredat programnn esasn oluturdu. Onikinci/onsekizini yzylda, szgelimi, derslerle ilgili bir mfre dat program Hindistanda Molla Nizm ed-Dn tarafndan or taya kondu. Bu ahsn adna nispeten Nizm Dersi (Ders-i Ni zm) olarak bilinen bu program hemen hemen herkesin tak dirini kazand ve baz deiikliklerle hemen helen Hindistan n her yannda kabul edildi. Benzeri programlar ran ve Orta Asya'da da, konulara verilen nem derecesi deiik olmakla birlikte, yer alyordu. Bununla beraber, en fazla arln akl bilimlere verildii ve bundan dolay da snn sa kanat tara fndan sulanan bu program, srf felsefe zerine esere sahip

264

SLAM

ti. Bunlarn hepsi de daha sonra yaplan zetlemeler, derleme ler veya (Sadr ed-Dn e-rz'nin bn Snya yazd erh de dahil olmak zere) erhlerdi. Hads dalnda yalnzca bir tek kitap vard ki, o da son zamanlarda derlenen Mikt el-Mesbhti. Kur'n tefsiri ile ilgili olarak yalnzca iki Ortaa erhi programda yer alyordu. Bunlardan Celleyn adyla bilineni o derecede ksadr ki, kelime says Kur'n'daki kelime saysna eittir. erhler yazma ustal yle bir noktaya ulamt ki, bazlar dilbilime ait hnerlerini gstermek iin yalnzca Arap alfabesinin bir ka harfini (mesela 28 harften sadece 14'n) kullandlar. 146 "Kfiye" adyla bilinen nahivle ilgili ksa bir eser baz rihler elinde tamamen tasavvuf yorumla ra kavutu. Mfredat programnn uygulanmasnda, genellikle, ko nularn srasna gre dzenlenen bir metod takip edildi. yle bir sra tanzimi rnek olarak verilebilir: Arap dilbilgisi ve Arap dili. Edebiyat, Aritmetik, Felsefe, Fkh, Fkh Usl, Kelm, Kuran Tefsiri, Hads. 147 Bir dereceden tekine, bir ko nuyu bitirip daha ykseine balamakla geilirdi. Tabiatyla bu sistem, her konuya yeterince zaman harcamaya izin verme di. Fakat bu hibir zaman, uygulanan tek metod deildi; oun lukla bir renci alaca konunun muhtasar (zeti) ile ie balar, daha st derecede ise, ayn konuyu daha geniliine ve erhleriyle birlikte renirdi. retmenin grevi, hem baka lar tarafndan yazlm erhleri hem de 'metni konu ile ilgili herhangi bir aklamada bulunmakszn, retmekti. Bundan baka, hangi konularn dierlerinden daha yksek olduu hakknda bir anlama da yoktu. Bununla ilgili olarak daha nce fkh ve kelm arasndaki rekabete iaret etmitik. Bir oklar hadsi, dier dn akademik disiplinlere, deyim yerin deyse, malzemelerini verdiinden dolay btn konularn en stn saydlar. Nitekim birka okul vard ki, orda hemen he
146. Szgelimi, bkz., Feyz Feyyaz1 nin Kur'an zerine yazd yorum (Kur'n tefsiri): Sevtiyu'l-tlhm,Lucknow 1306/1888. H. Feyyz (lm. 1004/1596) Mool mparatoru Ekber'in saraynda nde gelen ilim adamlar biriydi. 147. Bu, bn Haldn'un da tavsiye ettii metodtur. [Mukaddime). bn Haldun'a gre, birden fazla konuyu retmek zihni kartrr. Bu uygulama normal olarak kabul edilmitir.

ETM

265

men okutulan tek konu hads idi. Bununla beraber, bilgi elde etmede geni apta bir esneklik mevcuttu. Bir kii, ilk dn ei timi elde ettikten sonra, herhangi bir yksek renim kuru ntuna girebilirdi. Fakat bu program bitirdikten sonra baka bir okula gidip daha fazla arlk verilen konular iin kaydo labilirdi. Bylece o, okuldan okula geebilirdi. Eer sflii erimek istedii en yce bir rhn hedef sayyorsa, geleneksel renim kurumlarmdan mezun olduktan sonra bir zviyeye girerdi. Bu durumu ile dini disiplinlerin katlndan ve medrese eitiminin genel olarak bu dini konulara 148 yneliinden hakl olarak bahsedilebilirse de, bir btn olarak eitim sa has kat olmaktan uzakt. Onsekizinci yzyln sekin bir d nr, ah Veliyullah (lm. 1174/1761) kendi zgemiinin ana hatlarn verirken bize kendi mfredat programndan da bahsediyor. 149 Bu mfredat programna Matematik, Astrono mi ve Tp dahildi. Bunun iin medrese sistemi, slm eitimin btnn temsil edemez. ah Veliyullah medreselere devam etmedi. Ancak zel olarak evde babasndan ders grd. Ayn yzyln ortasnda, baka bir Hint yazar, Muhammed Al etTahnev, Kefu Istlhti'l-Fnn adnda bilimlerin btn dallar ve terimler zerine mehur bir kitap yazd (1158/1745). Kitabnn nsznde diyor ki: "Arapa ve dini disiplinler st ne babamdan aldm dersleri tamamladmda, kendimi fel sefenin, tabi bilimlerin, akl kelmn ve matematiin vb. h zinelerini ele geirmek iin hazrladm, fakat bunlar hibir retmenden elde edemedim. Bunun zerine zamanmn bir ksmn, elimde bulunduu kadaryla, bu ilimlerin zetlerine almaa hasrettim". Ayn yazar bize titizlikle, tasavvur etti i renim iin gerekli akl bilimler plann eitli dallaryla birlikte -fizik, matematik (mekanik, yani 'hiyel' ilmi vb. da hil) ve akl kelm- salk vermektedir. Buna benzer medrese -d renimle ilgili baka nemli
148. Aslnda 'ilgilere' 149. h Vel Allah ed-Dihlev'nin el-Cz el-Lalf fi Beyn Ahvl el-Abd Da'f (ayn yazarn Enfs el-Arifn , Delhi trz., adl eserinin bir eki) baln tayan otobiyografik notu.

266

SLAM

rnekler yok deildir. Fakat Ortaada Islami renimin te melde zayfl, btn amz ncesi retim sistemlerinde olduu gibi, o devrin bilgi kavramyla ilgilidir. Modem dav rann, bilgiyi, 'onu kazanmada etkin rol verdii akl tara fndan zde kefedilecek ve aranacak bir ey' olarak kabul et mesine karlk, Ortaada o, 'kazanlacak' bir eydi. Bylesine bir zihniyet, yaratc ve mspet olmaktan ziyade, edilgin ve alcdr. slm dnyasnda bu kartlk, bir yandan 'nakli', te yandan 'akl' arasndaki atmadan dolay daha da keskin bir hal ald. Bu tartmada nakl'i korumak iin ortaya atlan Snnlik, nass'n kesin tahakkmne tabi tutmak istedii ak la kar genelde baskc bir tutum taknd. Daha nce okullar da ezbercilik ve 'manasm anlamadan tekrarla renme' den sz etmitik. Naklin gerek anlamna nfuz etmek gerektiin de srar eden aydn ve zeki kiiler de eksik olmamakla bera ber, nakle verilen arln bu yolda tasavvuru imknsz za rarl etkisi oldu. Dogmatik kelm zerine yazlm eserlerin mantk blmnde bilginin mahiyeti ile ilgili uzun ve bazan derinliine inen incelemeler yer alyordu. Hatta bu konuda zel risaleler yazlmt. Fakat kelm daha ziyade mekanik bir ekildi genilediinden ve blmleri arasnda dahili vp uzvi bir gelime mnasebeti olmak yerine bu blmler dmda birbirine eklendiinden, bilginin mahiyeti hakknda bu sonu gelmez tartmalar, uygulamada dogmatik inanlarn biim sel olarak delillerle desteklendii asl kelm blm zerinde herhangi bir tesir icra edemedi. 'Kelm sistemi, dnceyi ha rekete geirmek yerine, felsefenin yerine geti ve genel olarak dnceyi geriye gtrd' derken sylemek istediimiz de budur. bn Haldn, 'Mukaddime' adl eserinde ilimleri inceler ken, probleme nfuz ederek yle diyor: "Kelmda meydana ge len bu sonraki gelime, felsefenin konu ve metodlanyla dog matik kelmn konu ve metodlan arasnda korkun bir kar klkla sona erdi". Bugn Ezher niversitesi denen el-Ezher, Ftmlerin id aresi altnda bir cami okulu olarak balad. sml egemen liinin knden sonra, Snnler tarafndan teslim alnd ve fi''nin sistemine gre fkh renimine tahsis edildi.

ETM

267

Dier snn fkh retileri sonradan ilve edildi. Fakat IX/ XV. yzylda hl, belki de aralarnda en mehuru olmakla be raber, Msr'da bulunan birka yksek renim kurumundan sadece biri idi. Bununla beraber onun n yava yava dier rakiplerini yerlerinden etti ve amzda sf dini retim merkezlerinin kyle, sadece Msrda deil, tm slm dnyasnda da en geni ve en nemli dn retim yeri olarak belirdi. Kurumun idaresi ile ykml Ezherin nzr yerine, eyh Ezher ad verilen bir bilginler bakan yerletirildi. im di Ezherin tm i idaresi bir bilginler zmresinin, "Byk Bil ginler Kurulunun elindedir. Onnc/ondokuzuncu yzyln son sralarnda ve amzda eyh Muhammed Abduh (bkz. XIII. Blm) tarafndan balatlan bir dizi deiiklikler do laysyla Ezherin mfredat program hem eklen hem de muhtev olarak tekrar dzenlendi ve baz beeri ve sosyal bilimle rin akl disiplinleri, lise dzeyinde baz tabbi bilim konula ryla birlikte, programna eklendi. lk ve orta retim, Orta ada hkim olan uygulamaya zt olarak, yksek retime uy duruldu. Bunun yannda, byk saydaki daha aa dzeyde kurumlar, kttblar, yksek renime hazrlk olmak zere tesis edildi. Bu 'daha aa dzeydeki okullar' a, Msr' aa rak dier baz komu Arap lkelerine de gemitir. Buralarda eitli kanatlar (rivk), e-itli milliyetleri temsil ederler. Bu uygulama birka medresede grlen bir uygulama olup. Orta a Bat niversitelerinde Milletler'in ortaya knda etkili olmutur. Onbinden fazla rencisiyle Ezher bugn geleneksel renim kurumlarnn en by ise de, 'tek olan' deildir. Tu nus'ta Zeytne, Hindistan'da aharanpur yaknlarnda Deoband (kuruluu XIII/XIX. yzyln ikinci yars) cami okullar (hemekadar son birka yl esnasnda birincisi Yksek slam Aratrmalar Enstits haline getirilmi ve Tunus hkmeti nin ynetim ve denetimi altna girmise de) Ulemanm yeti mesi iin nemli din okullardr. Bu geleneksel renimin mo dem eitimle ilikisi meselesi, slm modemizmi'ni ele alan XIII. Blmde incelenecektir.

Orikirci Blm

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER Modemizm - ncesi slm'da Gerginlikler - Vehhabler - Hin distan'da Islhat Hareketleri - Afrikada Islhat Hareketleri

Modemizm -ncesi slm'da Gerginlikler Ortaa'm sonlarnda slm'n mnevi durumunu, genel hatlaryla, Snnlikle Sflik arasnda cereyan eden gergin liin nitelendirdii sylenebilir. Ancak yakndan tahlil edil diinde bir tek gerginliin deil, birok manev glerin olu turduu ve geni bir adan bakldnda gzden kaabilecek eitli zt akmlarn bulunduu grlr. Bu bakmdan, slm' m iinden fkran slhat hareketlerini incelemeye gemeden nce, slm'n iinden fkran slhat hareketlerini incele meye gemeden nce, slam'n manev dnyasndaki eitli te sirler ve zellikle bunlarn karlkl ilikileri zerinde dura rak, onlar yakndan incelemek yerinde olacaktr. Sflii ele alrken belirtmee altmz gibi, bu hare ketin biztih kendisi olduka karmak bir olaydr. Onun, ahlk, hiss, ilm veya nazar ynleri yeterli bir aklkla birbirinden ayrdedilebilir. slmn dn deerlerinin tam olarak gerekletirilmesi iin bir nefis terbiyesi metodu olarak

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

269

balayan sflik hareketinin ahlk hamlesi, ok gemeden gl dn cokunluklara ve imtiyazl bir bilgi trnn czibesine kaplmalara yol at. Gazl'de zirve noktaya ulaan sentezci snn slhat hareketi, bir yandan sfliin ar dn cokunluklarna gem vurmak, dier yandan da onun bilgi hakkmdaki iddialarn, ortadan silip sprmek deilse de, s nrlandrmak iin harcanan srekli bir gayretten ibaretti. Fa kat btn bu cereyanlar, Gazlden hemen sonra babo kal d. Onlardan biri, halk tarikatlar (zellikle 'dzensiz' olan lar) kisvesi altnda byk bir mnevi hipnotizme dnr ken, bir dieri de 'yanlmaz sezgi (mhade) siperine sna rak her trl metafizik srrn iine dald. Ulemnn temsil ettii Snnlie gelince, onun da Sflikle olan ilikileri olduka karmakt. Bu, ksmen Sflik iindeki farkl cereyanlar, ksmen de bizzat Snnlik iindeki eitli tutum ve davranlardan (ulem arasndaki ayrlklar dan) ileri geliyordu. Genel olarak denebilir ki, ulemnn Sf lik hareketine katlmas, zellikle halk seviyesinde cezbeci sfliin an ynlerinin zararna olduysa da, sfiliin ilk ah lk faktrnn ve zhidne bir nefis muhasebesi metodunun yeniden canlanmasiyle sonuland. O halde gene denebilir ki; ulem ile sflik arasndaki ittifakn tarihi, sflie ait ahl k sikin yeniden canlandrlmasnn bir tarihidir. Fakat ule m, her nekadar sflikteki btl inanlar ve an cezbe gs terilerini geersiz klmak iin devaml bask yaptysa da, na zar veya metafizik sflik karsnda birlik arzeden bir tavr ortaya koyamad. Hatta nazar sfliin gl ekiciliine ka plan ok sayda Snn lim vard. bn'l-Arab' den beri (VII./ XIII. yzyl) bu durum, gittike artan bir hzla hep byle olmu tur. Sekizinci Blmde nazar tasavvufun -tpk geni lde tesirinde kald Yeni-Efltunculuk gibi- idealist trden bir felsefe olduunu gstermi ve yine orada felsefeyle tasavvuf arasndaki ilikiden szetmitik. Tasavvufi sezgicilik, nazar ynn ar bast sflerin elinde felsef bir dnce tarz olup kmtr. u farkla k bu sezgicilik, bir eit yanlmazl ih

270

l a m

tiva eden kef nazariyesi ile kendikendisini desteklemektedir. Ancak, Snn sf dnrler, kef nazariyesini muhafaza et mekle birlikte, tasvvuf nazar sistemin m uhtev&snda nemli deiiklikler yaptlar. En nemli gelime, Kur'n ve slm akidesi zerine kurulmu an'anevi Snn kelmla ta savvuf Vahdet-i Vucd'culuun saf nazar kelm arasnda bir tr senteze varlmasyd. Snn tasavvuftaki bu cereyan, ken disini ncelikle dn dnceye hasretmesine ramen, 'vellik' mefhumuna ve vellerin zel bir statye tbi olduklar gr ne sk skya sarld. nk bu yaplmadan kef nazariyesini ayakta tutmak mmkn deildir. Fakat, vellere zel stat ta nyan bir vellik anlay devam ettii srece, halkn vellere an derecede ta'zim gstermesini, hatt onlann mezarlar ba nda if edilen btl ibdetleri, belli bir dereceye kadar hogrmemek kolay olmaz. Bu yzden nazar tasavvuf, cokuyu ve cezbeyi esas alan tasavvuftan farkl olmakla beraber, az ya da ok dima ona gz yumdu. Snn slm'n sa kanad, Islm'da tasavvufun bir ha yat tarzi olarak douuna daima pheci bir gzle bakmtr. Bu kanad oluturanlar, Ahmed bn Hanbel'in izinden giden Hanbeliler ile Hads Ehlidir. Aslna baklrsa Hanbeller'le Hads Ehli, mutlak anlamda olmasa bile hemen hemen ayn gruptan ibarettir. Bizzat Ahmed bn Hanbel'in kendisi bir hadsiydi. yle ki III./IX. yzyln tarihisi Taber, onu bir fakih olarak'tanmak istemiyor ve onun sadece bir hadsi oldu u zerinde srar ediyordu. Her ne kadar Hads, eitli liflerden rl bir btn ise de -mesel o, sf rivayet ve ynelilerin muayyen bir ekirdeini ihtiva etmektedir.- onun genel vasf, phesiz, sadelie nem vermesi ve faaliyeti n plnda tut masdr. Kontroldan uzak nazar dnceye gvenmeyen Hanbeller, hem akl felsefenin hem de nazar tasavvufun aka dman olmulardr. Onlara gre, halkn cezbeci tasavvufu 'kfr'dr. Onlar, Islmdaki bu yeni gelimeler karsnda ahlk bir dinamizm duygusunu ve sde bir faaliyetilii dai ma canl tutmulardr. Tasavvuf, VI./XII. ve VII./XIII. yzyllarda slm dnya-

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

sim hiss, rhn ve zihn ynden kendisine ekince, saf hadsiler bile, tasavvuf gleri btnyle grmezlikten gelemiyerek Snn slam'la uzlamas ve ona olumlu ynden katkda bulunmas mmkn olan ne kadar tasavvuf unsur varsa ken di metodolojilerine dahil etmeye altlar. lk olarak tasav vufun ahlk gcne arlk verildi ve onun zikr veya murakebe tekniinden baz eyler benimsendi. Fakat bu murakebenin muhtev ve gyesiyle Snn doktrin arasnda bir ayniyet g rld. Murakabenin gyesi, iman esaslarna olan inanc ve rhun ahlk sfiyetini glendirmek eklinde yeniden tarif edildi. 'Yeni-Tasavvuf' diye adlandrlmas mmkn olan bu eit sflik, Snn faaliyetilii yeniden canlandrmaya y neldi ve dnya hayat karsnda msbet bir tutum taknma nn yerlemesini salad. Bu anlamda, Hanbel bn Teymiye ve bn Kayyim el-Cevziye, tasavvufun amansz dmanlar ol makla beraber Yeni-Tasavvuf cereyan iinde tereddtsz yer ald ve hatt bu cereyann ncleri oldular. Daha sonralar bizzat baz sfler -tasavvufu slh etmek isteyen Ahmed irhind gibi- benzeri bir tutumu benimsediler. Ayrca Yeni-Sfler de belli bir dereceye kadar nazar tasavvufun grlerine yer verdiler. yle ki onlar, tasavvufun kefini kabul ettiler; fakat kefe olan gvenin, kalbin ahlk temizlii -ki sonsuzca dereceleri vardr- ile orantl olduu zerinde srar ederek sah te - yanlmazlk iddialarn reddettiler. Hem bn Teymiyye hem de ibn Kayyim, k e fe bizzat sahip olduklarn aka sy lemektedirler, Bylece k ef yoluyla kazanlan eyler, shhatli bir zihn ameliye seviyesine karld. Yine bn Teymiyye ve onun izinden gidenler sAlik terimi dahil, bellibal btn ta savvuf terimleri kullanmakta, onlara saf ve ahlk bir anlam kazandrarak Snn bir klf giydirmeye almaktadrlar. Bu ekilde birbirinden tam olarak ayrdedilebilen iki eit tasav vu f anlay domaya balad: slm tasavvuf; slm-olmayan tasavvuf. nemli olan, halkn dn anlay seviyesinde slm dn yasna yaylmaya devam eden ve orada hkimiyet ,kuran ta savvuf! tarikatler ve bunlarn halk kitleleri zerindeki czibesi idi. Bu tr bir tasavvuf, kendi kendini hipnotize etme hli,

272

SLAM

ret ve cmbl yinleri, ok kere istismar ve arlatanlkla r douran rengrenk btl inan ve uygulamalar ile temelde cezbeci idi. te XII. /XVIII. yzylda bir endie duygusu ve acil bir dn-ictima slahat hareketinin slm dnyasnn byk bir ksm sard ve bunun farkl yerlerde grlen reform har eketleri ve okullarnda ifadeye kavutuu bir dnemde slmm manev durumu bu merkezde idi. Dn tecrbede grlen farkllklara ve her blgeye ait evre eitliine ramen bu hareketler temelde bir benzerlik arzetmekteydiler.

Vehhbler Osmanl mparatorluu'nun uzak eyletlerinde ve Hin distan'da grlen dn bozulma ve ahlk geveklik karsn da srekli gelien snn bir ihy hareketinin varlna ilikin delillerin says olduka oktur. Bu hareket, XII./XVIII. ve XIII./XIX. yzyllarda aka grlmeye baland. En iddetli patlama tarihte "Vehhab Hareketi" diye bilinen ve XII./XVIII. yzylda bizzat Arabistan'da ortaya kan hareketti. imdi ele alacamz bu hareket, genellikle, slm dnyasn hayrete d ren ni bir olay olarak gsterilmektedir. Fakat biraz nce de sylediimiz gibi, Snn slm'n yeniden diriliiyle ilgili ge nel bir mnevi birikim, daima faaliyet halindeydi. Vehhbliin patlamas, bu diriliin arpc bir grnmnden ibarettir. Aada greceimiz gibi, Snn dirili ok daha nce XI/XVII. yzylda Hindistan'da su yzne kt. Bu, slm'n orada hem siyas hem de mnev bir takm gerginliklerle kar karya gelmesinden tryd. Fakat XVIII. yzyl, Orta Dou'da da iki ayr ekilde bagsteren fikr bir dirili olayna hit oldu. Bunlarn temsilcileri, her ikisi de byk ilim adamlar olan Muhammed Murtaz (. 1204/1790) ile Muhammed bn Al eevkn Abdlvehhb'm faaliyetleri, tarih itibariyle daha nce olmasna ramen, bu iki ilim adamndan burada szetmemizin bir sebebi vardr: Onlardan hibiri Abdlvehhb'm grlerinden etkilenmemi olduklar hlde farkl ekillerde Snn bir ihy hareketine koyulmulardr.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

273

Murtaz'ya gelince, o, Gazl'nin dnce istikametini yeniden ifade etmeye ve savunmaya alarak mtedil bir ihy hareketini temsil etmektedir. Bu mtedil tutumu, Hindistan' da bagsteren slhat hareketlerinin birounda grmekte yiz. San'l Zeyd bir lim olan e-evkn (onun, Ehl-i Snnet'in en byk nderi olduu hem kendisi hem de evresi ta rafndan ne srlmtr) dnde taklid fikrini reddetti ve bu yzden Zeyd ler dahil, adalarnn iddetli hcumuna urad. Onun en byk eseri, bn Teymiye'nin dedesi Mecdddin bn Teymiye (. 652/1254)'ye ait olan bir fkh kitabna yazm olduu Neyl-Evtr (Arzulara Ulama) adl 12 ciltlik bir erhtir. Bu da e-evkn'nin, bn Teymiye okulunun eserle rinden ne kadar ok etkilenmi olduunu gstermektedir. (bn Teymiye'nin grleri Vehhbliin de ilham kayna olmu tur). E-evkn, bu eseri henz genken kale almtr. O, n sznde byle bir eseri yazamayacak kadar gen olduunu, fa kat baz retmenlerinin, kendini bu i iin tevik ettiklerini ifade etmektedir. Bu demektir ki, eser, ya XII./XVIII. yzyln sonlarnda yhut XIII./XIX. yzyln balarnda kaleme aln mtr. Ayrca yazar, bn Teymiye'nin szkonusu eserine ilim adamlarnn geni lde ba vurduklarm da yine nsznde yle ifade etmektedir: zellikle ve u sralarda hukk bir delil bulma ih tiyacn duyan ulemmn ou iin bu eser bir kaynak-kitap olmutur. Bu tatl kaynan zerinde orijinal mtefekkirlerin gzleri birbiriyle arp r, aratrmaclarn admlar onun kaplarndan ieri girerken birbiriyle yarr. Bu bakmdan eser, mtefekkirler iin, nereye giderlerse gitsinler, bir kaynak ve taklid'i kabul etmenin kr ve klece balarndan kap kurtulmak in bir kurtulu ye ri olmutur. 150 Bu, Snn ihy hareketinin bir sredenberi gelimekte olduunu gstermektedir. Fakat bu hareket, ilhamn bn Tey miye'nin grlerinden alarak takriben XII./XVIII. yzyln
150. E-evkn, Neyl'l-Evtr, Kahire, 1297, H.I. ss. 2-3.

274

SLAM

ortalarnda Merkez Arabistan'da ar derecede muhafazakr bir Hanbel klkla ortaya kt. Bu Selefyeci hareketi bala tan Muhammed bn Abdlvehhb, genliinde tasavvufa intisab etmi, daha sonra bn Teymiyenin eserlerinin etkisi alt na girmitir. bn Teymiye'nLo, tasavvufun getirdii btl geli meleri ve nazariyeleri -zellikle bnl-Arabnin gelitirdii Vahdet-i Vucdculuk grn- iddetle reddetmesi ve her ey den nce kendisinin sahip olduu ahlk ciddlik ve samim lik, Muhammed bn Abdlvehhb derin bir ekilde etkiledi. bn Abdlvehhb, "Kitb't-Tevhd" baln tayan ve XIII./ XIX. yzylda bir ilim adam tarafndan erhedilen kk bir eserde vellerin ve zhid kiilerin mnevi glere sahibolduklarna dair yaygn inanlara ve bu inanlara dayanan uygu lamalara (vellerin mezarlarna veya mezarlarnda yaplan ibdetlere, Hz. Peygamber'in ve vellerin efaatine gvenmeye, hatt btnyle halk seveyesindeki inanlara) hcm etti. bn Abdlvehhb, bununla beraber, genel ahlk gevek liin karsna karken sadece tasavvufun gelitirdii ve te vik ettii zararl fiil ve inanlara hcmla yetinmemekte, ge nel olarak dn konularda takld'in kabul edilmesini de kar sna almakta ve bylece slm'n Ortaa'da oluturduu sis temleri son sz olarak kabul eden ve yeniden dnmeye izin vermeyen ulemnn byk ounluuna da ters dmektedir. Tasavvufun, zellikle onun fikr muhtevasnn, u veya bu e kilde kabul edilmesi. Ortaa slm anlaynn bir paras ol duundan, bn Abdlvehhb, bn Teymiye'nin yapt ekilde ve onun etkisiyle Ortaa'm otoritelerini amay ve Selefin snnetine dnmeyi gerekli grd. Bylece bn Abdlvehhb, Ortaa slm dnyasmn sz ve yetki sahibi kiilerine muha lefet ederek sadece iki otorite kabul etti: Kur'n ve (Sahbenin ortaya koyduu rneklerle birlikte) Snnet.. Bununla beraber Hz. Peygamber'in Snnetini de iine alan Hads, III./IX. yzy ln yetkili kiileri tarafndan tplanm olduundan bn Abdlvehhbm izinden gidenler, daha sonralar tutumlarn de itirerek slm'n ilk asrnda varlm olan cma'larn da balayc olduunu kabul ettiler.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

275

Btr hareket eklini alan ve zellikle Vehhblikte olduu gibi tekilatlanm olarak ortaya kan bu tutumun sonular, slm'n mnevi ve fikr yapsnda son derece nemli oldu. Bu sonularn uzun vdede, Vehhblerin, hcum etmek iin se tikleri herhangi' bir inan veya nazariye hakknda syleyebi lecekleri eylerden daha nemli olduklar anlald. Onlarn ictihd hakk zerindeki srarlar ve takld'i yermeleri hr dnceye yolaan bir g oldu; ilk safhalarda onlara kar gsterilen dn ve siyas alandaki iddetli muhalefete ramen, onlarn bu tutumu, daha sonraki slm gelimelerin karakte rini, belki de herhangi bir faktrden daha ok etkiledi. Doru su, 'Vehhblik', sadece bn Abdlvehhb'm balatt hareket iin deil, slm dnyasnda dnin, yozlatrc dnce ve tu tumlardan ayklanmasn savunan ve dn konularda az ok bamsz ve hatt yeni hkmler vermenin gerei zerinde du ran her trl faaliyet iin kullanlabilen genel bir terim hli ne geldi. Bu, gerekten olduka dikkat ekici bir olaydr. Her nekadar Vehhbler, Ortaa'm otoritelerini reddettilerse de, kendileri de dnin kayna olarak sadece Kur'n ve Snnet'i kabul etmekte, kat temelci bir tutum iine girdiler. Hatt bn Hanbel'in izinden giderek Kur'n ve Hads'in yorumlanmasn da kyas' bile reddettiler. Fakat mevcut slm hukukunun te min ettii sadece ekl yorum yollarnn grnteki bu reddi, her ikisine de uygun decek tarzda birbirine taban tabana zt iki ayr istikamette gelimeye balad: O, bir yndan Kur'n'n ve Hads'in lfzlar zerinde srar ederek ar bir muhafaza krla ve neredeyse mutlak bir lfzlie ulat. Ancak, teyandan da Kitb ve Snnet'de yer almayan mes'elelerde kyas tan ok ictihd tevik etmekle, dn metinleri, Ortaa hu kukularnn gelitirmi olduklar kyas ilkesinin msaade edemiyecei bir serbestlik iinde yorumlamann kapsn at. nk kyas, Ortaa hukukularnn elinde olduka dar bir ekilde formle edilmekteydi. Bu ekliyle kyas, snrl lde yaplan yorumlarda maksada kfi gelmekle beraber, rahat bir yaylma imtiyaz olmaktan ziyade kstlayc bir g olarak kullanld. Ulem, kys' kullanrken Kur'n ve Hads metin

276

SLAM

lerinin lfzlarna sk skya bal kald ve bu metinlerin gerek rhunun arlk kazanmasna pek imkan salayamad. Aslnda kyas ilkesi, daha geni ve derin uygulanma g ve im knlarna sahip olmasna ve dolaysiyle liberal bir dnce nin arac olabilme niteliini tamasna ramen, onun gerek uygulama alan maalesef ok snrl oldu. Bu bakmdan, her nekadar Vehhbler Kur'n ve Hads metinleri szkonusu olduunda daha ok muhafazakr ve lfza bal kaldlarsa da, onlann ictihd gr, uzun vdede ulemnn kyasndan daha az lfza bal ve daha az snrlayc oldu. Vehhbliin en nemli yn, onun normal olarak orta ya kmasn salayan sik idi. yle ki; Vehhblik, halk sfliinin en nemli faktr haline geldii asrlarda Islm m metinin basamak-basamak iine dt ahlk kntye kar ortaya kan iddetli bir tepki hareketiydi. Vehhbli in ilk msamahasz ve dar grl gnleri geride kaldktan sonra bile bu ahlk s'ik, Vehhb isynnn genel bir miras olarak yaamaya devam etti. O, akln ve rhun genel mnda zgrlemesi ile birleerek, Modemist mslmanlara Vehhblerin bile iine dtkleri muhafazakrlk ve lfza ball n stelinden gelmenin ve bizzat dn metinleri daha liberal bir ekilde ele almann ve yorumlamann yolunu at, ite Vehhbliin baarsndaki sr budur; onun, modemizm-ncesi veya modemist hemen btn slhat hareketlerine daima mek olmas bundan dolaydr. Bu genel ve evrensel anlamda Vehhblik, yalnz tarihteki Vehhb hareketine inhisar et memekte, Islm dnyasnda grlen benzeri olaylar glgesin de barndran bir tr 'emsiye terim' -bir Vehhb desi- ol maktadr. zet olarak denebilir ki, o, Islm geleneinin gerek ve olumlu mirasnn farkl yorumlanlaryla birleen tevhid inancnn ve insann eitlii fikrinin, gl bir ekilde ortaya kdr. Bu kn amac ise, Islm toplumunu yeniden kur maktr. Muhammed ibn Abdlvehhb (1115-1206/1703-1792), takriben 21 yanda iken Irak ve ran'da ok gezdi; felsefe ve tasavvuf alt, hatt bir ara tasavvuf okuttu. Fakat krk ya-

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

277

lanna geldii bir srada asl vatanna dndkten sonra gr lerini yaymaya balad. Buna kendi yaknlarndan bazlar kar koydu. Bunun zerine o, Der'iye'ye g ederek orann ma hall bakan Su'dla dostluk kurdu. Su'd, bn Abdlvehhb n dn grlerini benimsedi. Burada balayan Vehhb hare keti, asker ynden Necd'den Hicaz'a yayld ve slm'n kutsal ehirleri Mekke ve Medine, Vehhb nfzuna girdi. Fakat XIII./XIX. yzyln balarnda Osmanl hkmetinin emriyle Msr Vlisi Mehmed Ali, Vehhbleri asker alanda bozguna uratt. Yerlerinden srldkten ve Onbir yllk bir sre Ku veyt'e sndktan sonra Vehhbler, Riyd bakent olmak zere Necd blgesinde yeniden canlandlar. Bu yzyln bala rnda Abdlaziz bn Su'd, yalnz kendi soyunun kaybolan g cn yeniden kazanmak iin deil, ayn zamanda kendi yne timini bugn Su'd Arabistan olarak bilinen btn blgeye yaymak iin geri dnd. Arabistan'da kurulan Vehhb ynetiminin bu ikinci sahfahasmda ortaya kan dikkat ekici bir itima-dn ge limeden de szetmek gerekir. Bu, halkn su bulunan yerlere yerletirilmesini salayan kooperatif trnden ziraat koloni lerinin veya kylerinin kurulmasyd. hvn (kardeler) ad verilen skinler, topra ilemenin yansra, gn geldiinde cihada katlmak iin birtakm snflara ayrlmlard. Baz larna, yneticinin emri zerine hemen faal hizmete girebilen hazr silhl kuvvetler gzyle baklmakta, geri kalanlar ise ancak ulemnn fetvsma gre greve arlmaktayd. Dn eitimle cihad'n birletirilmesi, bizzat bn Abdlvehhb faa liyetinde de yer almaktayd. Bu, Modernizm-ncesi slhat ha reketlerinde ndir grlen bir olay deildi ve slhat hareket lerinin oundaki en dikkat ekici zellikler, onlarn, kurulu bakmndan bir tasavvuf tarkatiyle ayn yolu takip ettikleri hlde, asker eitim dahil, muhteva bakmndan allagelmi anlaytan olmamalardr. Sansler ve Vehhbler, alma ve geim salama zerinde de nemle durmulardr. Msr'daki Mslman Kerdelerin (hvn'l-Mslimn) kooperatif kur malar, daha nceki bu uygulamalardan etkilenmi olabilir.

278

SLAM

Vehhblie kar gsterilen muhalefetin belirli bir ks m, phesiz onlann savunduklar grlerden ileri gelmek teydi. Bu grler, ahlk geveklii ve (ulemnn bile, tama men kabul etmemekle beraber gz yumduu) halk arasnda yaygn olan btl inan ve tutumlar karsna almaktayd. Bu demektir ki, Vehhb hareketine sadece halk ynlar deil, slm'n Ortaa mirasn korumak isteyen bir ok ulem da balangta kar kmt. Fakat muhalefetin byk bir ks m, Vehhblerin takibettikleri siyasetten, zellikle de onla rn sava tutumlarndan ileri gelmekteydi. Vehhblerin ana muhalifi Osmanl hmmetiydi, nk onlar bu hkme tin yetkisine meydan okumu ve onu bir tarafa itmilerdi. Ni tekim, Vehhb isynnda slmn ilk yllarndaki Hriclerin isyann hatrlatan izlere rastlanmaktadr. Baka bir de yile onlar da bir idealizmin zorlayc etkisiyle kaba ve dar grl usllere bavururak slhat yapmak istemilerdi. Fa kat allagelmi olan slm gelenei, daha nceleri Hriclerin usllerine nasl kar koyduysa, Vehhb usllere de ylece kar koydu. slm tarihinde grlen birok ar muhafaza kr slhat hareketlerinin yolat ilgin ve sk grlen bir garebet vard: Onlar, slhat bir gaye iin btn mmeti bir letirmek amacnda yola ktklar hlde, ok gemeden mev cut birlii bile bozmaya ve ona kar silha sarlmaya ynel milerdir. Mesel Abdlvehhb, nemli tenkidlerinin birinde slm-ncesi Arap toplumunun- zmmen de kendi yaad de virdeki slm toplumunun- yeteri kadar birlik iinde olmad n 151 ve bataki yneticiye itaat edilmediini ifade etmekte dir. Buna ramen kendi balatt hareket, daha ilk safhala rnda bile silhl ba kaldrmalara yneldi ve toplumun bir liini daha ok bozdu. Muhtemelen szkonusu bu garabetin se bebi udur: Snn slm, genel prensipler zerinde gelime sini devam ettirirken, gerekli slhat hareketleri iin yeterli olabilecek bir sistem ortaya koymad. Nitekim Ortaa boyun ca gelitii ve faaliyet gsterdii ekliyle, Snn slm elde edilmi olan dengeyi srdrebilmek iin hemen-hemen btn
151. bn Abdlvehhb, Mes'l-Chiliye, (Als taralndan geniletilmi), Kahire, Selefi Press, 1347, II. 11-13.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

arln koydu. Yni korumay n plna alrken, toplumda tenkidi ve gelimeyi salayan hususlar iin yeterli imkn ve artlar hazrlanamad. phesiz; Ortaa'm anlad ekliyle icma' ve takld kavramlar, bu donma olaynda ok nemli rol oynad. Bylece ilerleme, ancak iddet usllerine bavurmayla mmkn olabilirdi.

Hindistan'da Islhat Hareketleri Hindistan'da slhat hareketinin kkleri, X./XVI. ve XI./ XVII. yzyllara gitmektedir; nk bu blgede slm'n iinde bulunduu mnevi buhranlar billrlatran, oradaki siyas gelimelerle mslman aznln Hind ounluk zerinde kurduu ynetimin ihtiva ettii siyas hususlard. Fetheden ve yneten aznlkla birlikte gelen ilk siyas merhaleden sonra, slm, mecburen hem dn hem de sosyal ynden Hindlarla olan ilikisini gelitirdi. slmlatrma ynnde gelien bu yaklamn ncleri, ulem deil, sller idi. Sfiler, VII./XIII. yzyldan itibaren Hindlar arasndan byk bir kitleye zellikle alt tabakadan gelenlere- slm' kabul ettirdiler. Fa kat ahlk kanunlarnn balayclna daima kar kmaya msait bir durumda olan sfliin ahlk geveklik temaylle ri, slm'n uzanda ve hatt ondan nce Hindizm iinde domu olan Bhakti ('kendini aday', 'verme') hareketinin ile ri bir safhas olarak Hind-Mslman yaklamas olayn or taya karacak ekilde Hindizm iindeki ayn zelliklere sa hip mahall temayllerle hemen karmaya -zellikle halk arasnda yaylan basit, dzensiz tarikatlar sayesinde- balad. Bu hareket, X. /XVI. yzyln Kebr ve Nnak gibi baz etkili ek lektik dn adamlarnn faaliyetleriyle gelitirildi. Tekilt lanm dnin aleyhinde grler serdeden Nnak, tevhd aki desini benimsedi ve Hindizmin genel grnmn korumas na ramen, onun sosyal hususlar ihtiva eden grlerinin ounu reddetti. Nnak'm telkn ettii gr, onun baz mane v halefleri tarafndan, Skhizm denen ve son safhalarn yaayan mslman idaresine aka cephe alan gl bir Skh devleti kurarak bu idarenin kn kolaylatran yeni bir

280

SLAM

dne dntrld. Hindistan'da ilk slm buhran, Ekber'in saltanat za mannda younlat. Ekber, -ksmen siyas sebeplere, fakat byk lde kendi dn anlay ve tecrbesine dayanarak, Ebul-Fadl ve Feyz adndaki iki kardeinin fikr yardm ve tevikiyle, kendisine mutlak bir Mctehidin imtiyazn sala yan yeni bir eklektik din, Dni lh'yi kurdu. Hindlar kadar Mslmanlarn da ayn lde reddettikleri bu yeni dn, henz gonca hlindeyken yok oldu. Fakat Snn slmn nde gelen leri, slm-olmayan manev glerin, dnin varln tehdid edecek kadar slm' ne denli igl ettiklerini grnce korku ve tela kapldlar. teki en nemli faktr, phesiz, halk sfliinin kontrol altna alnamayan ahlk babozuklu uydu. Snn slm, buna kar durmaya hzrd. Bu hazrl n sonucu olarak ortaya kan slhat hareketinin en nde gelen ve en etkili ahsiyeti, eyh Ahmed Sirhind'dir. Sirhin d, sadece eserleriyle tasavvufi izafetiliin nazar temelini atan bn'l-Arabi'nin felsefesini geni lde tenkid eden bir kii olarak kalmad, 152 ayn zamanda slh edilmi sf dok trin ve uygulamalarn retilmesi ve yaylmas iin ok say da mrid yetitirdi. O, kendi doktrininde bn'l-Arab'nin metafizik Vahdet-i Vucdculuunun yerine ahlk dualizmi koyarken, uygulama alanmda da sf usllerle glendirilmi eriat deerlerine byk arlk verdi. Bylece sflie, onun reddedilmesi yle dursun, yeni bir hayat ve yeni bir istikmet verildi. Bu adan bakldnda Sirhind'nin slhat hareketi, daha sonra Arabistan'da ortaya kan Vehhblik hareketin den esasta farkldr. Sirhind'den bir nesil sonra (XI. /XVII. yzyl civarnda) Ekber'in iki torunu, Dr ukoh ve Evrengzeb arasnda iddet li bir taht kavgas balad. Bunlardan ilki, Ekber'in balatt dn ideolojiye nderlik etmekte, kincisi ise aka Snnilii savunmaktayd. Sonunda Evrengzeb kazand ve elik bir irade ile Snn slm'n yeniden g kazanmas iin mcadele etti. Fakat bu, bir me'alenin nihi snnden nceki son panl152. B u konuyu S elected Letters o f Sirhind adl eserimizde inceledik.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

281

ts gibiydi. Evrengzeb'in saltanat, srekli isyanlarn, zel likle Dakka'da Hind Marathas'larm ve Peneap'da Skh'larn isyanlarnn vukubuldugu bir devirdir. Evrengzeb'in 1118/ 1707'de lmesi zerine, Hindistan'daki Mslmanlarn gc hzla dalmaya yz tuttu. slam'la siyas etkinlii mantk olarak bir btnlk iinde ele alan (ki bu, trihen de hep byle olmutur) Mslmanlar, nereye dneceklerini bilemedikleri merhametsiz bir lde fiilen terkedilmi gibiydiler. Onikinci/Onsekinci yzylda Hindistan'daki Msl manlarn, slm'n yeniden dnlmesi ve yorumlanmas iin gsterdikleri yar-uurlu gayretler, etkili bir mtefekkir olan ah Velyullah'm eserlerinde ifadesini buldu. ah Velyullh, bir yandan Hindistan mslmanlarna kaybettikleri gc kazandrma hususundaki btn midini yitirmemi (o, Rohilla General Necb-ud-devle ve 1174/1761'de vukubulan k k bir savata Maratha'lar yenen Afgan Ahmed ah Abdl dahil, eitli mslman yneticilere ve generallere mektuplar yazarak siyas boluklar doldurmalarn istedi), dier yan dan da geleneksel Kelm'dan daha geni esaslara dayanarak slm'a yeni bir ifade kazandrmaya almtr. Onun dn cesine; kendi iinden bakldnda, eitli unsurlar mantken tutarl olan bir sistem iinde kaynam olmaktan ok, gelii gzel bir araya getirilmi gibi grnmesine ramen, yine de 'birlik arzeden bir slm'n ortaya konmas iin uurlu bir abann harcanm olduu gerei nemlidir. Bu sistemde geni ve insancl sosyolojik bir temel, slm terimlerle ifade edilmi, sosyo-ekonomik bir doktrinle kaplanm ve sf dnya gr ise bu temele ta olarak giydirilmitir. ah Velyullah'm slm teceddd ve slhat faaliyeti, Arabistan'daki Vehhb slhat programndan zaman itiba riyle daha nce yer ald gibi, esasta da ondan farkl idi. yleki o, sflii sadece muhafaza etmekle kalmad, ayn zaman da sistemini kesin bir sf dnya gr ile talandrd. ah Velyullah'm etkisi rencileri ve oullan, zellikle byk olu ah Abdlaziz vastasiyle XIII./XIX. yzyln ilk kesi minde Hindistan'n byk bir ksmna yaylrken, retisin

282

SLAM

deki "tasfiyecelik" unsuru, onun muhafazakr yaklamnn btnlnden byk g kazand. Buna ramen Snn bir s temayl, onun sistemi iinde kendini asla yabanc gibi grme di. slm' yabanc inan ve amellerden 'ayklama' unsuru ve slm'n msbet retilerine dnme. ah Abdulazizin ateli bir mridi olan Rae Bareli'li Seyyid Ahmed'in elinde daha b yk nem kazand. Seyyid Ahmed, ah Velyullah'n slhatc okulunu, bir cihd hareketi ekline soktu. Seyyid Ahmed, genellikle, Vehhblii geni lde Hin distan'a sokan kii olarak kabul edilmekte ve 1238/1822-3 tarihinde Mekke'yi ziyareti srasnda onun Vehhb grler den etkilendii sanlmaktadr. 153 Ayrca rivyete gre o, g rleri hakknda pheye den ulem tarafndan Kutsal e hirde sorguya ekilmi ve sonunda oradan srlmtr. 154 Btn bunlara ramen Vehhblik terimini Seyyid Ahmed'in grleri iin kullanmak, tarih adan pek inandrc grn memektedir. Osmanllann 1227-8/1812-3 de Hicaz' Vehhblerden geri aldklarn yukarda grmtk. O hlde Seyyid Ahmed Mekke'yi ziyaret ettii sralarda, Vehhbliin etkisi nin bu blgede sadece siyas bakmdan deil, dn bakmdan da silinmi olmas gerekir. Seyyid Ahmed'in, inanlarndan do lay sorguya ekilmi ve Mekke'den kovulmu olmas olay da gsteriyor ki, o srada Hicaz'da Vehhb grlere izin veril memekte ve Vehhble inanan bir kimse cezasz braklmamakta idi. htiml dhilinde olan bir ey varsa o da udur: Daha balangtan beri Hindistan'da yer alan slhat hareke tinde mevcut tasfiyeci cereyanlar, Hads'e arlk verildii ve Hindizmin slm'a tecavz olarak kabul edilen btl dn inanlarn kaldrlp atlmaya alld iin, zaten briz bir nitelik kazanm durumdayd. Bu, hararetli bir mcadeleci
153. Mesel, M.T. Tilus'un Indkn slam, Oxford, 1930, s. 182. (Bu eser, slam in ndia and Pakistan bal altnda 1 9 6 ]de tekrar baslmtr). Seyyid A h m ed'in Vehhbilerin etkisinde kaldna dair elimizde bir delil b u lu n m a m akla berebar, (Tilus, hibir kaynaa dayanm adan Seyyid Ahm ed'in A ra bistan ve Suriye'de seyahat ettiini ifade etmektedir.) G ulam Resl Mihr, Seyyid Ahm et hakkndaki otobiyografisinde e-evkn'nin Seyyid A h m eale ayn zam anda hacca gittiini ve Seyyid Ahm ed'in iki rencisine m ehur thaf Nubal adl eserini takdim ettiini sylemektedir. (Bak. u lam Resul Mihr, Sayyid Ahmad Shalid, Lahor, 1952, s. 223. 154. Bak. D.S. Margoliouth, "Wahhbya" Encyclopaedia o f slam.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

283

olan Seyyid Ahmed'in faaliyeti elinde, Arap Vehhbliinin mkemmel bir benzeri oldu. Fakat Vehhbler aka "Hanbel olduklarn syledikleri reddederek kendilerine "takliti ol mayanlar" (Gayr- mukallid) adm verdiler. 155 Seyyid Ahmed, Hac'dan dndkten sonra, dne zamanla girmi olan ilvelere ve vellere ibadet derecesinde gsterilen tazime kar ar bir dil kullanarak bir cihd hareketi dzenledi. Paralar topland ve cihd iin Hindistan'n Kuzey ve Dousundaki geni blgede birok insan askere alnd. Hudud Blgesinin byk bir ksm Skh'lardan alnd ve igl edildi. Fakat 1247/1831 de Blkot'da Skh'lara kar yaplan bir savata Seyyid Ahmet ve arkada ah sml (ah Velyullah'm torunu) ldrld. Onlarn izinden gidenler, para ve adam ynnden nisbeten zayf dmelerine ramen, Bat sn rndaki Sithana'dan gelen ngilizlere kar cihda devam et tiler. 1287-8/1870-1 de ngiliz yanls olan baz ulem, fetv yaynlayarak hareketle ilgilerinin bulunmadn iln ettiler. Fakat cihd faaliyetinin 1307/1890 gibi ge bir tarihe kadar snr boylarnda srd kaydedilmektedir. Bu arada XIII./XIX. yzyl balarnda Hac eriatullh denen biri tarafndan Bengalde bir baka slhat hareketi balatld. Takriben 1178/1764'de dnyaya gelen eriatullh, 1196/ 1782'da Hac grevini yerine getirmek iin Mekke'ye gide rek 1217/1802'ye kadar orada kald ve bu zaman iinde fi' bir eyhin rencisi oldu. Onun, Vehhbliin etkisinde kal m olmas olduka gtr; nk Vehhbler, Mekke'yi ilk kez 1216/1803'de igl ettiler ve aa yukar 10 sene sonra da oray boaltmak zorunda kaldlar. eriatullh, Bengal'e d nnce Feridi ad verilen bir 'tasfiye' hareketini balatt. Bu hareket muhtemelen unsurdan olumaktadr; (1) Hindistan' m artk Dr'l-slm deil, Dr'l-Harb hline geldiini iln ederek ngiliz aleyhtarlnn aka ortaya konmas; (2) Ky l ve iinin yaran dnlerek zengin toprak aalann hedef alan sosyo-ekonomik bir reformun gerekletirilmesi; (3) s
155. S.M. Ikrm, Mevc-i Kevser, Karai, 1958, s. 42. B urada irM u 'm in (Momin), 'taklidi reddedenler den sz etmekledir.

284

SLAM

lm'm, Hind fikirlerden ve tasavvuf fazlalklardan arnd rlmas. eriatullh, pr ve m rd kelimelerinin kaldrlarak yerlerine 'retmen' ve 'renci' kelimelerinin kullanlmas zerinde bile srar etti. Hareket, eriatullah'dan sonra, 1281/ 1864de len olu Dz-Miyn tarafndan devam ettirildi. Bu hareketi takip edenlere hl Bengal'de rastlanmaktadr. Hindistan'daki mslmanlann genel memnuniyetsiz lii, 1875'deki Hindistan Ayaklanmasnda da kendisini gs terdi. Ulem, bu ayaklanmay sadece mnen desteklemekle kalmad, orada fiilen de savat. Nitekim mslmanlann et kili olduklar ve onlarn dn ve kltrnn kuvvetlice kk sald ngiliz Hindistannda (Birleik Eyletlerde) syan, ke sin bir cihd niteliine brnd. Hareket baanszlkla sona erince bu ulem- bunlar, esas itibariyle ah Velyullh ve onun oullaryla rencilerinin ekolnden gelmekteydiler1293/1876'da imdiki mehur Deoband lhiyat Okulu'nu kur du. Okulun daha balangta iki gayesi vard: slm ilimleri ve deerleri koruyacak din adamlarn yetitirmek; Hindis tan' Ingilizlerden kurtarmak... Deoband Okulu'nun kurucusu ve Muhammed Ksm Nnevtav'nin rencisi Mahmd Haan (. 1921), ngilizlere kar cihd iln etmek iin Arabistan'dan fetva istedi; ancak Mekke dnnde yakalanarak Birinci Dnya Sava srasnda Malta'da mahkm edildi. Deoband Okulu, mtedil bir Snn slhat grn tem sil ettii halde Seyyid Ahmed kanalyla geni lde yine ah Velyullh Okulu'na dayanan Taklid Aleyhtarlarnn veya Ehl'l-Hads'in daha radikal olan grubu, Ortaa'la olan ba hemen-hemen kkten kopararak ilk asrlarn Islmiyetini yeniden canlandrmaya alt. Bu grup, yalnz Kur'n'a ve Peygamber'in Snnet'ine dayanmakta, daha sonraki btn otoriteleri biyana itmekteydi. Ona mensup olanlar, nazar ynden Arabistandaki Vehhblerden daha radikal olmalar na ramen, yine de genel durumlaryla onlara benzemekteydi ler. Vehhbler, belli bir dereceye kadar Ehl'l-Hads hareketi nin son safhalarnda etkili olmu, zellikle XX. Yzylda bu

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

285

hareketin nderlerinden bazlar, Arabistan'daki Vehhb y netimine aka sempati gstermitir. Bhopl Devleti Begm'nn kocas olan, fakat daha sonra Trkiye ile ilgili bir anla ma yaparak Ingilizlerin aleyhinde altnda phe edilince srgne gnderilen ilk Hads-Ehli liderlerimden Sddk Haan Han (. 1306/1889), daha nce iaret edilen dorudan bir Vehhblik tesirinden ok, Yemenli e-evkn ve bn Teymiye' nin eserlerinin ve hatt ah Velyullh'm etkisinde kalmtr. Kendilerine ait okullar ve camileri bulunan Hads Ehli'nin karargh Bat Pakistandaki Lahor'dadr. Islh edilmi sflie dayanan bir baka ihy hareketi de XIII/XIX. yzylda Orta Asya'da yayld. Schuyler,Trkistan 156 adl eserinde, 'Vehhb' terimini bu hareket iin de kullan maktadr. Hareketle ilgili elimizde ok az sayda eser bulun maktadr. Kesin olan birey varsa, o da bu hareketin Rus igline kar alm olan bir cihd hareketi olduu, ancak, adam ve malzeme hazrlndaki yetersizlik yznden etkili olma ddr. Bu, bir Mslman slh hareketinin, dardan gelecek bir tehlikeye maruz kaldnda (Arap Vehhblii iin durum farklyd) nasl ncelikle d dmanla mcadele ettiini gs teren dikkat ekici bir rnektir. Daha nce grdmz gibi Hind slhat hareketi, slm' iten bir slahata tbi tutmak iin faaliyete koylmasna ramen, nce Skh'larla, daha son ra da ngiliz kuvvetleriyle arpmtr. Arabistandaki Vehhbiler iin byle bir d dman tehlikesi olmamtr; fakat biraz aada greceimiz gibi, Kuzey Afrika'daki Sans hare keti de bir d tehdidle kar karya kalnca ayn ekilde tep ki gstermitir. Ortaya kan ikinci genel zellik, btn bu hareketlerde yem bir sflik anlaynn varldr. Snnliin basksyla hem sfliin iinden hem de dndan gelen- sflii slh et me hareketi, u ekilde son buldu; Sflik, cezbeci ve metafizik nitelik ve muhtevsmdan byk lde syrld ve bunlarn yerini Snn dnin mevzualarndan (postulatlarndan) baka

156. D.S. Margoliouth, "Wahhbya", Encyclopaedia o f slam.

286

SLAM

birey olmayan bir muhtev ald. Bu gerek, ze-rinde srarla durmay gereksiz klacak kadar aktr, nk onun sayesinde sflik, Snn slm'n faaliyeti itici gcnn hizmetine ve rilmi ve bylece o, Modemizm-ncesi btn b-yk slhat hareketlerinde varln herzaman duyuran bir unsur olmu tur. nmzdeki blmde bu gelimenin Modem slm'da or taya kard sonulan ksaca greceiz. Burada yalnz u hu susu gzler nne sermek istiyoruz: Yeni-Sflik diye adlan drdmz bu ekildeki bir tasavvuf anlay, slm' n dn ta rihinin bu dnemine ait belirgin bir zelliktir. Bu hareketler den ounun, kendilerini Tarikat- Muhammediyye eklinde nitelendirmeleri de bu genel geree iaret etmektedir. Bylece; Arabistan'daki Vehhblik hareketi kendi slhat progra m,157 Seyyid Ahmed kendi hareketi 158 ve biraz sonra szn edeceimiz drs Kardelii de kendi hareketi iin ayn ad be nimsediler. Bu hareketler arasnda grnrde bir sebeb-sonu ba bulunmamasna ramen, onlarn ayn ad benimsemeleri sdece bir tesadften ibaret olamaz. yle grnyor ki bu duru mu, birbirine benzeyen ve her harekette grlen bir vak'a ola rak ele almak gerekir. Bu demektir ki; bir yandan esas itiba riyle yoldan saptklar dnlerek Ortaa tarikatlar redde dildii halde, te yandan sflik te'yid edilmi ve Hz. Peygam ber'in dern, rhn ve ahlk hayatna bavurulmak sure tiyle sflie asl sfiyeti kazandrlmak istenmitir. Bununla beraber, Yeni-sfliin, Modemizm-ncesi yakn dnemin s lm toplumunda ortaa sfliinin yerini ald sonucuna varlmamaldr. nk bu sonu, ancak bu hareketlere katlanlar iin geerlidir; ada eitim ve Batdan gelen fikirlerin te siri, bu kondua, Modernizm-ncesi slhat hareketleri ile elele verinceye ve sfliin ortaada alm olduu ekilleri, mer kez yerlerinden tedricen uzaklatnncaya kadar (ki bu sre hl devam etmektedir) eski sflik, geride kalan halk kitlele ri iin yegne youn dn ve rhn hayat tarz olmaya devam etti.

157. D.S. Margoliouth, cug.e. 158. Murray Titus, a.g.e., s. 181.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

287

Afrika Islahat Hareketleri Yeni-sflik, yani 'Snn izgiler takip edilerek slh edilen ve faaliyeti anlamda yorumlanan sflik eklinde ad landrdmz ayn fenomen, drs tarikatnn bir kolu ola rak doan, fakat daha sonra bamsz bir ekilde ve tamamen kendine has bir yol izen Kuzey Afrikadaki Sans tarikatnn tutumuyla gyet arpc bir ekilde ortaya kmaktadr. drs tarikat, Hz. Peygamber'in soyundan gelen Fas'l Ahmed bn drs (. 1258/1837) tarafndan Arabistanda kuruldu. Tarika ta, Peygamberin adna izfeten Tarkat- Muhammediyye de denmektedir. 'Kulun Allah'la birlemesi (ittihd)' fikrini red dederek, bunun yerine sl iin yegne mmkn ve meru gyenin Hz. Peygamberin rhuyla birlemek' olduu fikrini koy du. Tarkat- Muhammediyye adnn, Arabistandaki Vehhb hareketi ve Hindistandaki Seyyid Ahmed'in hareketiyle de il gili olduunu yukarda grdk. Bu adn iaret ettii dern inklb, sfliin, Hz. Peygamber'in ortaya koymu olduu yol da yrmek ve O'nun kat' snnetine skca sarlp ortaada elde ettii ahlk kaytszlk tezahrlerine son vermek zorun da olduu gereiyle ayn anlama gelmektedir. Bu demektir ki, Snn inan ve kurallar, sf usllere de bavurulmak sretiyle sf bir teekkln kalb iinde retilecek ve uygulanacak tr. Bizzat Ahmed bn dris'in kendisi, sdece bir sf deil, ay n zamanda bir hukuku olup Vehhblerin daha nce yapm olduklar gibi, hukukta ortaan cma'n ve Kyas' reddedi yor, ctihd zerinde srar ediyordu. Bu doktrini ve Ahmed bn drs'in esasta Islh edilmi bir sflii savunduu gereini birlikte dikkate alan baz ilim adamlar, onun dorudan do ruya Vehhblik'den etkilendii grn ne srmlerdir. Fakat bizim: Seyyid Ahmed ve e-evkn'nin durumlar hak knda ne srdmz deliller, dorudan bir Vehhb tesirin den szeden bu tahminin aleyhinde de kullanlabilir. Mekke XIII./XIX. yzyln dnm noktasnda ancak ksa bir sre iin Vehhblerin kontrol altna girdi. Mekke'deki Osmanl yet kilileri, Vehhb fikirlerin tekiltlanm bir ekilde propa ganda edilmesine msaade etmek yle dursun, bu grlere sahip olduklarn aka syleyen bir kimsenin orada bulun

288

SLAM

masna bile imkn vermezlerdi. O halde Ahmed bn drs'in fi kirlerini, e-evkn'nin durumunda ve Hindistan hareke tinde grlen ayn yaygn slhat ruhuna dayandrmak gere kir. Ahmed bn drs'in slh edilmi bu yeni tarikat, Ara bistan'n Esr eyaletindeki (tarikat mensuplan geici bir sre iin bu blgeyi siyas nfuzlar altnda tuttular) kendi hare ketinin yansra ayn hareketin daha domasn salad. Bunlar, Rdilik, Emrgenlik ve Sanslk diye bilinen tari katlardr. Bunlardan Rdlik, sadece Cezayir'e inhisar et mektedir; fakat orada bile daha byk tarikatlar onu Emrgen (. 1269/1853) tarafndan kurulan Emrgenlik ise Sdan ve Nubia'da yaylarak bu blgedeki Mehd hareketine muhalefet etti ve Mehdliin kkten deiiklik iddiasna kar muhafa zakr Snn mmetin cma' grn savunarak orta bir yol tuttu. Bu 'karde tarkat'tan en nemlisi, Cezayirli Muham med bn Ali es-Sans (. 1275/1859)'nin, hocas Ahmed bn dris'in 1253/1837'de lmnden sonra Mekke'de kurduu Sanslik'dir. Sansye tarikat, gerek tekilt gerekse gayeleri bak mndan yeni sfliin mkemmel bir rneini temsil etmekte dir. Tam anlamyla bir ahlk slhat programn sahip olan ve bunu siyas alanda uygulayan bu tarikat, itici gcnde ba tan sona faaliyeti bir tarikattr. Srf nazar seviyede, Mu hammed bn Ali es-Sans, ictihd yapmaya yetkili olduunu ne srd ve Ezher'deki mliki bir eyh onun, baz dncele riyle kfre gittiini iddia etti. Sans, Snn toplumun muhal efeti yznden 1259/1843'de Mekkeyi terke mecbur edildi. Amel ynde ise, Sans, mridlerine bir eit zikri telkin et mesine ramen, onun btn retisi Snn slm'n esaslanna dayanan pratik amalara ynelikti. O, nemlileri Kafra ve Cabb (es-Sans burada ld)' da olmak zere baz zaviyeler kurdu ve bu yerlerde halk sadece man konusunda eitilmedi, ayn zamanda onlara nasl silh kullanacaklar retildi ve onlarn ziraat ve san'atla uramalar tevik edildi. Sanslerin pratik gayelerinden biri de, Libya lnde

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

289

bar salamakt. Onlar, ldeki kabileleri kontrol altnda tutmak iin slm'n eitlik, kardelik ve bar mesajn yay mann yansra bir de militan bir tekilat kurdular. Bu, ticare tin serbest ve dzenli bir ekilde Akdeniz'e akmasyla sonu land ve bu alanda zellikle Cebbire adl bir l kabilesi ok baarl oldu. Bu sayede Cebbire kabilesinin vah ve kanun tanmaz dman olan Zwi kabilesi bar nmna kazanlm oldu. Sansler, Osmanl hkimiyetini de tanmadlar. Fakat Batl mstemlekeci glerin,tecavzleriyle tehdid edilince, nce Ekvator blgesi Afrika'dan gneye ilerleyen Franszlara kar, daha sonra da Ahmed es-Sans ve Muhammed dris esSans'nin ynetiminde Trklerin mttefiki olarak silha sarlp Libya'da talyanlara ve Msrda da ngilizlere kar di renie getiler. talyanlar, Sansleri fec ekilde malb ede rek merhametsizce bastrdlar; fakat talyan askerlerinin blgeden ekilmesi zerine Sansler yeniden canlandlar. Muhammed Ali es-Sans, bir kabileye gnderdii mektupta yle yazyordu: "slam adna sizden, Allah ve O'nun peygambe rine itaat etmenizi istiyorum... Allah'n ve O'nun Peygamberi'nin buyruklarna uymanz, yni be vakit namaz kulmanz, ramazanda oru tutma nz, zekt vermenizi ve Allah'n kutsal kld yeri ziyaret ederek Hac grevini yerine getirmenizi isti yorum. Allah'n yasaklad eylerden, yalan sy lemekten, dedikodu etmekten, bakalarnn mal n gasbetmekten, sarholuk veren eyleri imek ten, yalanc hitlik etmekten ve Allah'n haram kld dier btn ilerden saknmanz istiyo rum. Eer Allah'n emirlerini yerine getirir, yasak larndan uzak durursanz, O, size rahmetinden ihsn eder ve ebed hayr ve rzk verir." 159 Muhammed Ali es-Sans ayn mektupta kendi slhat hereketinin ana programn yle zetlemektedir: "Nasihata
159. Ahm ed Muhammed Hasanenyn, Ft Sahra' lAby (Libya lnde), Kahire, tarihsiz, I, s. 51.

290

SLAM

kulak vermeyeni uyarmak, chili bilgi sahibi klmak ve doru yoldan uzak kalanlara yol gstermek." 160 Ban salamak g reviyle ilgili olarak da yle yazmaktadr: "Ey Vcence halk (kabilesi)! Biz, sizinle mlknze saldrarak ocuklarnz esir eden ve malnz yamalayan Bedeviler arasnda bar yaymak istiyoruz. Bunu yaparken de Allah'n Yce Kitabnda ki u buyruunu yerine getirmi oluyoruz: "Eer m' minler arasnda iki taraf savaa bavurursa, onlar bartrn." 161 Es-Sans, izinden gidenleri dnya malm an derecede sevmekten men'etti; hatt kadnlara mcevherat iml etmek iin gerekli olan miktar hari, altn ve gmn toplanmasn yasaklad. Fakat sosyal ve ekonomik alanlarda atlan bu hu kuk adm, an'anev sflikte olduu gibi, Ahiret'te rhn fay dalar salasn diye deil, bu dnyada ahlk ve sosyal refah gereklesin diye atlmtr. Nitekim es-Sans'den aldmz yukardaki iktibastan gayet ak olarak grlyor ki, onun rettii eyler, kelm ve uhrev olmaktan ok, ahlkdir. Genel olarak Allah'n ihsnmdan szedilmi olmakla beraber Cennet vaadlerine ve Cehennem tehditlerine herhangi bir ia rette bulunulmamtr. Es-Sansnin, dndeki hiret hayat anlayndan vazgemi olabileceini gsteren herhangi bir ipucunun bulunmad apak ortadadr. Byle bir dnce nesrmek ahmaka bir hat olur. Buna ramen, slhat m cadelesinin genel tutumu ve program, uhrev rhnlik a smdan olmaktan ok, ahlk msbetilik ve sosyal refah a smdan ifade edilmitir. Arlk noktasnn bu yne kaydnlmas phesiz nemlidir. Aslnda bu cereyan yalnz Sans hareketinde deil, bu blmn konusu olan btn slhat olaylannda grlen ortak bir akmdr. te bizim, zaman-zaman ahlk faaliyetilik, ahlk msbetilik ve yeni-sflik eklinde nitelendirdiimiz ey bu cereyandr. zerinde srarla durduklar noktalar asndan, btn bu slhat olaylan arasnda ak baz fark lar daha vardr. yle ki, onlardan bazlar, dierlerine gre
160. Ayn eser, s. 52. 161. Ayn eser, s. 53.

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

291

daha ok 'tasfiyeci'; bazlar ise daha ok faaliyetidir. Ayrca mahall farkllklardan ve blgesel tarih hayat tecrbelerin den dolay, bu cereyanlarn kazanm olduu ekillerde de ufak tefek ayrlklar gze arpar. Fakat genel manzara, aayukan kesin olan bir karakter izgisi ortaya koymaktadr ki, bunu ylece ifade edebiliriz; Asr- Sa'detin slm anlayna dnmek, ahlk ve sosyal suistimllerden, Ortaa'n son asr larndan beri mmetin iine dmekte olduu genel knt den kurtulmak ve are olarak da ahlk-dn bir msbetilii uygulama alanma koymak. Bu, dnin tamamiyle deitirildii mnsna gelmez. Gerekte halk kitleleri arasnda eski grn mez glerle ilgili fikirleri ve vellere gsterilen tapnma dere cesindeki ta'zimi kkten silip atmak mmkn deildi. Hatt kabile halk, bizzat Sans liderlere bile tabiat-st gler at feden bir mitoloji gelitirmi bulunuyordu. Fakat u da inkr edilemeyen bir gerektir ki, bu hareketin liderleri, Cennet'te bir yer temin etmekten ok, iyi ve ahlk bir toplum kurmak amacyla dn duyguya taze bir canllk getirdiler. Zaten onlar bu iki yn birbirinden kopmu olarak ele almamlardr. Ahiret hayatyla ilgili konular istikametinden ok, bu dnya ve onun ahlk, sosyal ve ekonomik meseleleri karsnda msbet bir tutum taknma istikametinde bir dzenlemeye gi rime, bu cereyann, toplumun daha aydn tabakalan arasn da ortaya koyduu ak sonu oldu. Modern eitimin ve haya tn etkileri, ite byle bir hazrlk zerine ilve edildi ve orada hazr bir temel buldular. Onikinci/Onsekizinci ve onnc/ondokuzuncu yzyl slhatlarmn, slhat programlarnda kendini gsteren arlk noktalar istikametine ynelmelerinin sebeblerini aratrmak zor bir i deildir. slahatlar, mevcut durumdan son derece rahatsz olan kiilerdi. Szkonusu bu mevcut du rum, ncelikle -veya ilk plnda gze arpan hliyle- sosyal bir knt, siyas bir zfiyet ve iktisd bir zlme idi. Bu du rum, tabi olarak, sosyal hususlara, ferd ve itimi ahlkn glendirilmesine daha byk bir arlk vermeyi gerektiyordu. Fakat dn alanda, temel inan ve fikirlerde ve bunlara dayanan amel konularda cidd bir slhat yaplmadka bu

292

l a m

dertlere are bulmak mmkn deildi. yle ise bu artlar al tnda daha msbet bir dn tutumun ortaya kmas tabiiydi. Bu ise, slhatlar, uhrev hayatla ilgili hususlar zerinde daha az durmaya -phesiz inkra deil- gtrd. Islahat lar, kendi grlerinin, prensiplerinin ve programlarnn te melde ilk mslmanlann gr ve programlarna benzedikle rini grdler; bu grlerinde de byk lde doruluk pay vard. nk ilk slm'n slhat itici gc, esas itibariyle pozitif ahlk bir dinamizm idi; bu gcn yerletirmek istedii metafizik-uhrev inanlar, szkonusu dinamizmin gelimesi ne taallk eden inanlard. O halde bu slhat hareketleri, bir anlamda hem ilk devir slmiyetini te'yid etmekte, hem de onun tarafndan te'yid ve kabul grmekteydi. te bundan do laydr ki Modemist Mslman, btn bu asl tutumlarda Modemizm-ncesi slahatlarn dorudan bir vrisidir. u farkla ki, Modernist Mslmanm faaliyetinde, nmzdeki blmde greceimiz gibi, msbetilik istikametine daha ok arlk verilmitir. Metod ve amalar bakmndan daha ok siyas, fakat hamle ve ideolojide ayn derecede slhat olan iki hareket de, XIII./XIX. yzyln birinci yarsnda Nijerya'da ortaya kan Fuln hareketiyle, ayn tarihlerde Sdan'da ortaya kan Mehdci Cihd hareketleridir. Her iki hareket de slm' yabanc unsurlardan ayklama ve ihy etme programyla faa liyete koyulmalanna ramen, resmen eriat devletleri kur mulardr. Bu bakmdan onlar Vehhblie benzemektedirler; fakat ibn Abdlvehhb, politikaya bizzat girmeyerek mevcut bir emirlik kanalyla faaliyet gsterdii halde, hem Mehd hem de Fuln Osman dan Fodio, Hintli Seyyid Ahmed'in yapt gibi, kendi kurduklar eriat devletlerinin bakam olmulardr. Fakat Seyyid Ahmed ve Osman dan Fodio'dan farkl olarak, Msr-Avrupa ynetimine bakaldran Sdanl lider Muhammed Ahmed, Mehd'nin uhrev statsne sahip olduunu ne srd. Ortaa slm geleneine gre Mehd, hir zamanda gelecek, yeryznde adlet ve eitlii kuracaktr. yle grnyor ki Muhammed Ahmed'in Mehdlik iddias, yaad blgenin mnev artlarn yanstmaktadr; nk

MODERNZM - NCES ISLAHAT HAREKETLER

293

yaknda Mehd'nin geleceine dair inan, Sdan'da yaygnd. Muhammed Ahmed'in yakn arkada ve halifesi, daha nce Hidiv sml'in valisinden Mehdliini iln etmesini istemi fakat baarl olamamt. O, bu istikamette Muhammed bn Ahmed'i etkilemi olabilir. Mehd hareketine katlanlar, mcadeleleri esnasnda kazandklar zaferleri, Mehdnin ilh grevine iaret eden kesin bir dorulama olarak yorum ladlar. dealist mcadelelerin ounda gizli veya ak belli bir dereceye kadar mevcut olan bu unsur, Mehdlik savalarnn resm bir zellii hline geldi. Mehdci devlet, ondrt yllk bir ynetimden sonra 1898' de Kitchener'in komutasndaki ngiliz-Msr kuvvetleri tara fndan malp edildi ve ezildi. Fuln slhatnn itici gc de gittike zayflayarak XIX. yzyln sonlarna doru ngiliz Do layl Ynetimi'nin kabul ettirilmesi iin durumu olgunlatra cak lde kt. Afrika'da, slm ve tasavvuf hareketler, Ortaa slm dnyasnn baka yerlere nazaran genellikle daha gl siyas ilikiler iine girmi ve daha kavgac bir bi imde kendilerini ifade etmilerdir. Modernizm-ncesi sl hat hareketleri hakknda yukardanberi sylediklerimizden anlalaca gibi, XII./XVIII. yzyldan XIII./XIX. yzyla ka dar grlen bellil bal btn hareketler, ya metod ya da gaye olarak -yahut hem metod hem gaye olarak- siyasi bir karakter gelitirmilerdir. Bunun iki ana sebebi vardr: lk olarak mslmanlarn politik g bakmndan gerilemeleri ve Hindistan' da olduu gibi, bu gcn tam anlamyla yok olmas siyas bir boluk meydana getirmitir. kinci ve daha nemli olarak, bunlar, kendi siyas ve faaliyeti tabiatlarn belirleyen tr den slhat hareketleri olmulardr. Faaliyeti bir slhat ha reketi olan ve slm'a yalnz dn ve ahlk bir reti niteliini deil, ayn zamanda bir devletin kurulmasna ileten ahlk aksiyon niteliini de kazandran ilk devir slm tarihi rnei, slm bir tasfiyeci hareket bir takm ihtillci metodlara ba vurma eilimi gsterir.) Hads (ve genel anlamda Snnlik)'le ilgilenmenin yeniden canllk kazanmasyla -ki bu, muhafa zakr tasfiye hareketinin temelidir- slm faaliyetiliin n plna kaca muhakkakt. Mesele, ictihd doktrininin sa

294

SLAM

dece Hads ve Snn retide srekli bir kutsallk kazanm olmasndan deil, fakat Hz. Peygamber ve ilk mmetin ortaya koyduklar rnein, olaylara msbet bir ekilde katlmay, onlann iine dorudan doruya girmeyi ve onlan deitirmeyi telkin etmesinde yatmaktadr. Bu siyas faaliyetilik. Modem slm'a dorudan doruya aktarlm olan bir baka nemli zelliktir.
o

Onnc Blm

MODERN GELMELER Balang - Fikr Modemizm - Siyasi Modemizm Modemizm ve Toplum

Balang Birok gzlemciye gre, modem devirlerin slm tarihi, Bat'nm zellikle XIII. /XIX. yzyldanberi mslman toplum zerinde yapt tesirin tarihidir. Onlar, slm', Bat'dan yk c darbeler alan veya Bat tesiriyle kuruluunu srdren yandonmu bir kitle olarak grmektedirler. Durumun neden bu ekilde grldn aklayan gerek bir sebep vardr. slm, doduu gnden buyana kendisine meydan okuyan baz mne vi ve fikr mes'elelerle kar karya kalm ve onlara cevap vermitir. Hatt bizatihi Kur'n'n vahyi, ksmen eski ve geli mi Yahudi ve Hristiyan dnlerinin kendisine ynelttii iti razlarn sonucu olarak ortaya kmtr. II./VIII. yzyldan IV. /X. yzyla kadar slam'da bir dizi fikr ve kltrel buhran lar dodu. Bunlarn en ciddsi ve en nemlisi, Helenistik d nce akmnn meydana getirdii buhrand. Fakat slm, ye ni cereyanlar bazan zmseyerek, bazan reddederek, bazan da kendisini onlara uydurarak btn bu meydan okumalarn s tesinden gelmeyi baarmtr. Szkonusu bu dnemde msl-

296

SLAM

manlar, psikolojik bakmdan yenilmez, siyas bakmdan du ruma hkimdirler; dnin muhtevs ynnden de geleneklerin iddetli arl altnda ezilmiyorlard. nk yeni unsurlar ve dnce cereyanlar, byk lde slm geleneinin muh tevasn te'mn ve in ediyorlard. XII./XVIII. ve zellikle XIII./XIX. yzyllarda slm Bat'mn tesirine girerken durum ok farklyd. Bu tesrin ilk safhas, hemen her yerde siyas ve asker bir mahiyet tayordu. Ve yine her yerde mslmanlar ezilmi ve siyas bakmdan dorudan veya dolayl olarak h kimiyetlerinden mahrum braklmlard. Bunu, eitli ka nallardan gelen ve deiik iddetlere sahip olan dn ve fikr saldrlar takibbetti. En ak ve dorudan meydan okumalar, Hristiyan misyonerlerinden, Bat dncesinden ve Batkla rn bizzat slm' ve slm toplumunu inceleme ve tenkit et melerinden geliyordu. Bu kanaldan ilki, yni Hristiyan misyonerlii, ykc tenkidciliin bir meslek hline getirilme si gayretiydi. Sonuncusu da bilerek veya bilmeyerek aslnda ayn eyi yapyordu. Ancak son zamanlarda bu cereyanda gz le grlr bir deime oldu. Siyas malbiyetlerin ve boyun emelerin ortaya kar d huzursuzluk, mslmanlar kendi z miraslarn yapc olarak dnmede, zmseyici-yaratc bir vetirede modem dncenin fikir alanndaki meydan okumalarna mukabe lede ve Hristiyanln dorudan doruya bu mirasa ynelik hcumlarna cevap vermede psikolojik bakmdan daha az gl bir duruma soktu. Bu olaya ait btn bu farkl unsurlar, d gzlemci zerinde kanlmaz olarak u intiba brakt; slm, kendi kendini yeniden kurma yolunda baz eyleri ya pabilecekse, bunu ancak Bat'mn tesirleri ve oradan aldklar syesinde yapabilir. (Onun bu mahedeleri, sras geldiinde birok mslman etkiledi). Eer slm, siyas bakmdan sarslmam olsayd durum ok farkl olacakt. Bu intibam ne kadar yanl olduunu bir nceki blmde grdmz Modernizm-ncesi slhat teebbsleri aka gstermektedir. Bu teebbsler, kendi kendini kenkdin iddet ve cihan mulln, slm toplumunun iten knn

MODERN GELMELER

297

fark edilii ve yeniden kurulua giden yolun mahiyetini gste ren birer l durumundadrlar. Btl inanlarn ve cehletin yokedilmesi, sfliin slh ve ahlk standartlarnn yksel tilmesi, btn slahat hareketlerinin bariz ortak niteliini oluturmaktadr. Dn ve ictima slhatlarn yaplmasn et kilemek iin cihda veya siyas faaliyete bavurma da yine bu hareketlerin ortak zelliidir. Btn bu zelliklerin Modem slm'a dorudan doruya aktarldn bir nceki blmde nemle belirtmitik. Bu hareketin cihanmul olarak ne sr dkleri toplumu yeniden kurmay amalayan msbet izgi, ta savvuf mirasn deiiklik arzeden muhtevsn da iine al mak kaydyla, ilk devir Islmiyetine, Kitap ve Snnet'e dn mek ve bu yolla slm'n esasna bal kalmay yeniden can landrmakt. 'Esasa ballk' gr, bir anlamda Modem-slm iin bir problem olmu ve olmaya da devam etmitir. Hat t yzeyden bakldnda o, gerekten Modernistin yegne problemi olmaktadr. Bununla beraber u da gzden karl mamas gereken bir gerektir ki, 'esasa bal kalma' gr, sadece toplumun ve onun genel grnmnn modernletiril mesi yolunda bulunan bir engel deil, ayn zamanda gerginlik ifade eden bir gr olarak, bu modernletirme srecinde te mel bir nirengi noktas oluturmaktadr. Ne var ki i bununla da bitmiyor. 'Esasa bal kalma', bir nirengi noktas olmann yansra, Modemist slhatlarm ortaya koyduklar birok yeni dncenin sdece muhtevsn deil, ok kere ana bii mini de meydana getirmitir. yleki; biraz sonra greceimiz gibi, Kur'n ve Snnet, genel ve zel durumlarn oluturduu farkl seviyelerde yorumlam yeni ahlk ve tima muhtev bu ana kaynaklar zerine yerletirilmitir. yleyse ilk slhat hareketleri, sadece slm'n yabanc unsurlardan ayklanmasn hedef alan gayretleriyle deil, ayn zamanda Kur'n ve Snnet'in hereyi aan otoritesini de msbet bir ekilde yeniden ortaya koymak sretiyle Modem gelimelerin yolunu amtr. Buna ramen bu modern itirazlarn ana karakteri ve Bat'dan gelen tesirlerin istils da nmzde dimdik duran bir baka gerektir. Bu tesrin akp geldii kanallarn says

298

SLAM

oktur: Siyas yap, idari ve hukuk mekanizma, ordu, basn, modem eitim, sinema, ada dnce ve hereyin stnde Bat toplumuyla olan mevcut ilikiler. Bat kltrnn slm toplumuna giriini salayan eitli kanallarn ve yaylma se viyelerinin bir listesini sunmak, Bat'dan gelen yeni meydanokumamn derinliini ve mevcut krizin ciddiyetini tesbit et mede pek aydnlatc olmaz. Gerek Batl gzlemciler, gerekse birok Modemist Mslman, meseleyi genel olarak 'Akl ve Gelenek' veya 'Akl ile Geleneklemi nan, arasndaki bir a tma eklinde dile getirmilerdir. Meseleyi bu ekilde ortaya koymann, phesiz byk lde hakl yanlan vardr. Her ne kadar ilk Batl tenkidciler, mesel Renan. Hristiyanln ge irmi olduu tarih tecrbeyi aynen slmda da grm ve yanstmlarsa da, Akl ile Gelenek (Akl ile Vahiy deil) ara snda bir atmann olduu slam tarihi iin de dorudur. Da ha nceki baz blmlerde (V., VI., VII., ve XI. blmler) bu ger ei mahhas biimde ortaya koymaya altk. Mslman Modemistlerin bu meseleye nasl bir zm getirdiklerini ve bu konuda ne lde baanl olduklarn aada inceleyece iz. Ancak szkonusu meselenin hem mslman Modemistler ve slm'n mdafaasn yapanlar, hem de Batl tenkidciler tarafndan abartlm olduu da ayn derecede dorudur. Mslman toplumun karkoymak zorunda kald ve hlen de kalrtakta devam ettii gerek meydan okuma, sosyal kurumlar ve sosyal ahlk seviyesinde olmutur. Bu buhrann gerek mahiyeti, mzideki slm sosyal kurumlarnn yanl yahut akl-d olmalar deil, varlm devaml olarak srd ren bir sosyal yapnn imdi deime ve yeniden dzenlenme ihtiyac ile kar karya bulunmasdr. Gerekte bu sosyal ya p, gemite pekl akl idi. Dier bir deyimle, baka herhangi bir sosyal dzen kadar o da mkemmel bir ekilde ilemektey di. slm toplumunun u sralarda aleyhinde olan husus udur: slm'n ilk asrlarnda sosyal kurumlar geliirken, dn, hereyi yeni batan ele almt; sosyal bir yapy yeni batan ku ruyordu. te Ortaa sosyal dzenini oluturan, bu faaliyet idi. Oysa bugnn mslmanlar, yeni birtakm sosyal kurumlar kurmak gayesiyle yeniden dnme ve yeniden in etme du

MODERN GELMELER

299

rumuyla yzyze geldiklerinde, maziyi yeni batan nasl ayklayacaklan, bunu hangi ilkelere dayanarak ve hangi metodlarla gerekletirecekleri, balbama cidd bir problem ol maktadr.

Fikr Modernizm Modem itirazlar, dorudan doruya ve ncelikle slm' m sosyal kurumlanna, yani evlenme ve boanmayla ilgili ka nunlara, kadnn toplumdaki yerine, bir takm ekonomik ka nunlara vs.ye kar olmasna ramen, yine de tam anlamyla fikr boyutlar kazand. nk sosyal davranlarda yaplacak herhangi bir deiiklik, sosyal adletin temelindeki grlere dokunan itimi ahlkn yeniden dnlmesini gerektirir. Btn bunlardan ayr olarak, Allah, O'nun tabiat ve insanla olan ilikisi, Ahiret hayatyla ilgili muayyen dn inanlar hakknda Bat kaynakl felsef ve ilm nazariyeler de baz problemler dourmaktayd. Mslman filozof ve kelmclar tarafndan yzyllar boyunca tartlan bu problemler, XIII./ XIX. yzyln aklcl ve ilm gelimelerine paralel olarak yeni boyutlar kazand. Btn bu problemlerden de ayn olarak, ana mesele daha genel bir seviyeye kartlarak akl ve dnin uzlap uzlamayaca konusunda dmlendi. E. Renan ve Sir William Muir gibi Batl tenkidcilerin slm'a ynelttikleri hcumlar ift ynl bir gce sahipti: ad geen tenkidciler Ortaa'm son devirlerinde slm toplumunda grln sosyal ve ekonomik geriliin, "slm medeniyetinin znde bulunan kalite dklnden ileri geldiini ne srmekteydiler. Bu nunla, akl ve hogrye yabanc bir "Bedev" olgu olarak grlen slm'n dk bir deere sahip olmasndan ileri gel dii iddia ediliyordu. Bu safhada, Ortaa slm dnyasnda fi lozoflarla kelmclar arasnda grlen atmalar, ak bir biimde Akl ve Dn arasnda cereyan eden bir atma olarak kabul edilmi ve bundan da slm'n 'Akla kar olduu sonu cuna varlmt. XIII./XIX. yzylda slm' atma alan ola rak seen Batl byk ilim adamlarndan bir ksmnn bu ekilde bir gr savunmamalar -ki Batda hl yanklar

300

SLAM

duyulmaktadr- mslmanlar mnakaac bir tutum izleme ye zorlamtr. Biz, slm dnyasnda grlen bu cereyan bu rada izlemek niyetinde deiliz. Fakat u kadarn syleyelim ki, bu cereyanlardan ikyeti olan baz ada arkiyat lar, balangta Bat'mn tutumunda grlen yoksulluu ve mantk sathlii tam olarak idrak edememektedirler. ada slm toplumunu ve onun d grndeki donmuluunu hedef alan tenkidin, hazr bir mukabele grdn den phe yoktur. Fakat bu mukabeleyi hazrlayan ve artlan dran, daha nceki slhat hareketleridir. Ortaa'm otoritele rini tanmayan ve ictihd zerinde srar eden bu hareketler, Modem slmn fikren yeniden douuna dorudan doruya yardm etmilerdir. Yeniden-dnme konusunda gsterilen taze gayretlerin ald ifadeler, phesiz, yeni itici glere gre deiti ve kapsamlar geniledi. nk nceki slhat hareket leri, Ortaa'm otoritelerini biyana iterken, slm'n mirasiyle kaynaacak pekaz yeni malzeme getirmekte ve ilk devir slmiyetine dnmeye alrken ictihdm fiilen yaplmas iin gerekli olan alan bo brakmaktayd. te bu boluk, bugnk Modem medeniyetin dnce rnleriyle doldurul mu durumdadr. Bat'mn istil hareketini durdurmak gayesiyle fikr ve ahlk standartlarn ykseltilmesi iin slm toplumuna ge nel bir arda bulunan ilk hakk Mslman Modemist, Cemleddin Afgn (1255-1315/1839-97) olmutur. O, fikr bir Modemizm ne srmemesine ramen, eitim kurumlarnn mfredat programlarn genileterek felsef ve ilm disiplinle rin ilenmesi ve genel eitim reformlarnn yaplmas iin gl teebbslere giriti. phesiz, Afgn'nin nih gayesi, slm dnyasn Bat'mn karsnda siyas bakmdan gl klmakt. Fakat bu, onun genel anlamda gl ve tesirli bir slhat oludu gereine bir zarar getirmedi. Afgn, slm'n ana ilkelerinde akl veya ilimle uzlamayan hi bir ey bulun madn ateli konumalarla te'yid ederken, mslmanlar, slmn Ortaa'da oluturduu muhtevy genileterek Mo dem toplumun ihtiyalarn karlamaya aryordu. slm' n mte'al doruluuna olan inanc yeniden ortaya koymann

MODERN GELMELER

301

yamsra, Afgn'nin tutumunda tam anlamyla yeni olan ba ka bir unsur daha ortaya kmaktadr. Bu, bir eit Modem Hmanizm'dir; insanla, 'insan olduu iin ilgilenmedir. E. Renan'm, 'slm'n amansz bir akl dman olduu' hakkndaki iddiasn cevaplandrrken, Afgn, delillere bavurarak sadece Renan'n tezini reddetmekle kalmyor, ayn zamanda, dnyada yaayan ve (Fransz aklclarnn reddeder grn dkleri) milyonlarca mslman adna Franszlarn dikkatini ekiyordu. 162 Dn seviyede ifadesini bulan bu hmanizm, siyas seviyede Afgn'nin halklnn da bir ifadesi olmak tadr. Bu, Mslman Modemistlerin siyas ve sosyal dnce lerinin ekillenmesinde gl bir faktr olmutur. Her nekadar bu hmanizm (insann refah ile sadece insan olduu iin ilgilenme), daha ok msbet boyutlara sahip olan yeni bir tarzda ifade edilmekte ve bu haliyle ondokuzuncu yzyl Avrupasnm kesin bir tesiri olarak ele alnmas gerekmekteyse de, o ayn zamanda slm'n kendi iinden kard Modemizmncesi slhat hareketleriyle yakndan ilgilidir; hatt onu, bu hareketlerin su gtrmez bir gelimesi olarak grmek gerekir. Bu mnasebetle, daha nceki slhatlarm gsterdikleri a balarda sosyal kalknma probleminin igl ettii nemli yer hakknda bir nceki blmde temas ettiimiz mahedeleri mizi hatrlamak yeter. Sosyal kalknmaya verilen nem, bu slhatlarm dncelerinde dnya hayat ile ilgilenmeyi ve onun karsnda msbet bir tutum taknmay n plna kar d. yle ki, slm'n mte'al doruluuna olan iman daha g l olarak ortaya konmu, fakat byle bir imann tesiri, teki dnyada iyi bir hayatn temininden ok (teki dnya, kesinli kle kabul edilmi fakat zerinde srarla durulmamtr), bu dnyada sosyal ve ahlk hayatn ykseltilmesi biiminde grlmtr. Eer Afgn'nin grevi, slm'n akla ve ilme kar olma dn ifade etmek idiyse, bu ifadenin doruluunu isbat etme grevi de Msrl Muhammed Abduh' ile Hindistanl Seyyid
162. "slm Dininin ad n a deil, halkn, yzm ilyonlarca insann ad n a Ke nan 'a sesleniyorum: (Renan'm iddias doru olsayd), b u insanlar, bbarbarla ve cehalete m ahkm olarak yayor olacaklardr." A. M. Goichon, Cemaleddin Efgn, Refutatior des Matericdistes, Paris 1942, s. 178.

302

SLAM

Ahmed Han'a dmekteydi. Bunlarn her ikisi de dnce ve ilimdeki Modem gelimelerin, bugn birok mslmanm inand ve tatbik ettii ekliyle slm' kesinlikle tehdit edece ine inanmaktaydlar. Seyyid Ahmed Han yle demekteydi: "Eer halk, taklidi brakmaz, Kurn ve Sahih Hads'de mevcut Nru aratrmaz ve dn ile gnmz ilmini uzalatrma yolu na gitmezse, slm, Hindistan'da yok olup gidecektir." 163 Yine her iki mtefekkir ayn derecede inanmaktayd ki, zaman, da ha sonra ortaya kan ve dnin zn tekil etmeyen bir takm yeni gelimeleri, gerek ve asl slmn zerine yklemi bu lunmaktayd. Bu yzden her ikisi de gerek slm, ncelikle mslmanlara, fakat ayn zamanda mslman olmayanlara tantmak istiyordu. Seyyid Ahmed Han, bu konuda yle yaz yordu: "nceleri olduu gibi, bugn de yeni bir Kelm lmi'ne ihtiyacmz vardr. Bu Kelmla ya modem ilmin doktrinlerini reddeder, onlarn temellerini sarsar, yhut da onlarn slmla uzlatklarn gsteririz. Gnmz slm ile uzlamaktan ne l de uzak olduklarna biraz nce iaret ettiim bu ilimleri, eer mslmanlar arasnda yayacaksak, bu takdirde -doru ya da yanl- elimden geldii ka dar slmiyeti savunmak ve onun asl parlak yz n halka gstermek grevim olur. Vicdanm, bana bunu yapmadm takdirde Allahn huzurunda g nahkr olacam sylemektedir." 164 Fakat bu noktadan itibaren Muhammed Abduh ve Seyy id Ahmed Han'n yollar ayrlr. An'anev tarzda yetitirilmi bir kelmc olan Muhammed Abduh( 1261-1323/1845-1905) mnn ve ilmin farkl seviyelerde faaliyet gsterdiklerini sa vunarak, slmn ve ilmin atmayacana inanr. 165 Byle ce o, slmn temel ilkelerini, gnmz insannn kabul edebi163. Hutabt- Sir Seyyid, Bad'n, 1931, s. 55. 164. (Sir seyyid kej Letters k Majm'a (?) 1890, s. 2101. aynca bak. Muhammed Abduh, Risale et-Tevhd, Kahire 12956 (Giri), ss. 7-24 ve 184. Aynca bak. ayn yazarn el-lslam ve'r-Nasrrye, Kahire 1375 i l., s. 156 vd. 165. Mutammed Abduh, H.A.R. G ibb'in M od em Trends in. Jslam, Chicago 1946, ss. 43-44'te iktibas edilmitir.

MODERN GELMELER

303

lecegi fadelerle, bir yandan daha ileri derecede bir slhat, di er yandan da modem ilmin elde edilmesine izin verecek e kilde dile getirmeyi ve savunmay bir grev sayar. Nitekim Abduh, slm sunarken, onun yalnz akl ile uzlatn gster mekle kalmaz, ayn zamanda Islmm, insana, akln kullan mas ve tabiat incelemesi iin anda bulunan yegne dn ol duuna iaret eder. Bununla ilgili olarak, o, akllca dnme sini ve tabiat -Allahn yarattklar- ilh iaretler olarak in celemesini emreden yetleri zikreder. Bylece Abduh, slm yeniden yorumlarken kulland gerek malzemede an'anevi slm fikirlere birtakm yeni fikirler katmamasna ramen, yine de o, iki nemli noktada Modernizm-ncesi slahatlar dan daha ileri gider. Bunlardan biri, slnfda akln rol ze rinde srar etmesi, dier bir deyimle, imanla akln sdece uz lamak zorunda olduklarn sylemesi deil, insanln yk selmesi iin onlarn elele vermek mecburiyetinde olduklarn belirtmesidir. Her ikisinin farkl alanlarda faaliyet gsterme si, bu geree bir zarar getirmez. Dier nokta ise - yle grn yor k bu, Abduh'un asl ilgilendii nokta olmaktadr- yeni fi kirlerin tesirlerine ve genel anlamda ilmin elde edilmesine kap aacak ekilde, slmm ana ilkelerini yeniden ifade et mesidir. Bu grlerin nem kazanmas ve rabet grmesi, on larn, an'anev bir izgi zerinde bulunan byk bir din ada mndan gelmi olmas gereinden trdr. Bu bakmdan Abduhun fikirlerini Ulem da anlamaktayd. yle ki, bu gr ler, gelime imknlar iin zemin hazrlamakta, fakat gemi le olan ban kopmamasm 4a teminat altna almaktayd. Seyyid Ahmed Han (1232-1316/1817-98), slmm aklla uzlat grn Muhammed Abduhla paylayor, ancak meseleyi bu noktada brakmyordu. Abduh'un, imanla akln farkl alanlarda faaliyet gstermelerine ramen atmadk lar hakkndaki grn, Seyyid Ahmed Han, aka dile ge tirmedii gibi zmnen de reddediyordu. Ondokuzuncu yzyl Avrupasnn aklclndan ve tabiat felsefesinden byk l de etkilenen S. Ahmed Han (1867-70'de ngiltereyi ziyaret etti), inan sistemlerinin mahiyetlerini deerlendirmek iin Tablat'a Uyma' diye adlandrd bir l ortaya att ve Isl-

304

SLAM

mn bu ilkeye gre en yksek derecede doruland sonucuna vard. Onca akl, en nemli standarttr. O, slmn mahiyetini kendi grne gre aklarken, modem dnya gryle s lm retilerini kaynatrmak istemekte, bunu yaparken de muhafazakr slm yorumu canlandrma ve ona dayanma yerine (Abduh, byle yapmt) ortaa slm filozoflarnn kabul ettikleri ana ilkelere dayanma yolunu seti. Bylece o, tabiatn ve tabiat kanunlarnn bamszln ortaya koy mak gayesiyle sadece mcizeyi inkr etmekle kalmad, slm filozoflarnn Sudr nazariyesini dzelterek, onlar gibi, A l lah 'lk Sebep olarak tasvir etti. Seyyid Ahmed Han'n hare ket noktas, bir tr Bat aklcl olduundan, varlan sonu, slmn yeniden ifade edilmesi deil, ahs adan yorumlan masdr. Burada aa-yukar, ortaa mslman filozoflarn izinden gidilerek slmn yeni batan ifade edilmesinden ok, slmla bir takm fikirlerin kaynatrlmasma teebbs edil mitir. Buna ramen bu eit ferd yorumlamalar ktlenmemelidir. Onlar, sadece ahs bir inancn ifadelerinden ve liberal ilkelerin aklanmasndan ibaret deil, ayn zamanda dnin, temelde yeni yorumlanmasna yarayan fikirler iin bir maya ve verimlilik unsuru, byle bir sre iinde yeralmas gerekli olan lhzalardr. Fakat una da dikkat etmek gerekir ki, Mu hammed Abduh ve Seyyid Ahmed Han'n temsil ettikleri yak lamlar arasndaki kkl farklara ramen, slm Toplumunun mahhas hayatna ve davranlarna dokunan dn alandaki gerek tavsiyeleri arasnda bir yaknlk domakta dr. Onlarn, ortaan kermet gr hakkndaki tutumlan, bu yaknln gzel bir rneini olutur-maktadr. Her iki modemistin de amac, mmeti halk seviyesindeki sfliin ker met tellllna yol aan dnce ve uygulamalarn ortaya kardklar felketlerden kurtarmaktadr. Seyyid Ahmed Han, prensip olarak akl yolla keramet ve mucizenin imknn red dettii halde, Abduh, bir yandan Hz. Peygamber'in an'anevi tasvirini ykmamaya alarak nazar anlamda mcizenin imknn kabul etmekte, te yandan da peygamber olmayan bir kiiden gelen belirli ve zel bir kermet iddiasnn (byle

MODERN GELMELER

305

bir iddia ne zaman ortaya atlrsa atlsn) dn bir tedbir ola rak kabul edilmemesini savunmakta ve halk seviyesindeki inanlarn stne bir bel gibi ken szde-sllerin kendi kendilerini telkn altnda tutma uygulamalarn lnetlemektedir. 166 Bu gelime sonunda ortaya kan nemli bir durum da, gelimesini III. Blmde zetlediimiz 'Hads karsnda tak nlan yeni tutum'dur. Hads, zellikle fkh ynyle fakat ks men de ahlk ve sosyal ynleriyle slamm Ortaada kazan m olduu ekli mahhas bir hle koymaktadr. Eer tarih olarak anlalmaz ve bu adan yorumlanmazsa, Hads Klli ytndaki malzemenin ounun, slmda fikir yapsnn mo dernletirilmesi ii iin bir engel olaca dnlmekteydi. Bu art, slm dnce erevesini yeniden kurmann esasn oluturmasna ramen, slm Modernizmi tarafndan henz ifade edilmemitir. Bu meselenin derli toplu bir ekilde ele alnmasn ve aka ifade edilmesini zorlatran ey. Hads klliyatna byk nem verilmesi ve ona dokunulduu takdir de slmn, nazar ve amel bir sistem olarak, sarslacandan korkulmas olmutur. Bu konu hakknda Muhammed Abduh'la Seyyid Ahmed Han'n iinde bulunduklar durumlar, onla rn tutumlarn olduka akla kavuturmaktadr. Seyyid Ahmed Han, Modernizmin ilk safhasnda Modenizm-ncesi slahatlarn yaptklar gibi, sahh ile sahh-olmayan hads lerin ayrlmas zerinde srarla durdu; fakat fikr gelimenin son safhasnda, tpk Modernist ada era Ali gibi, Hadsi kkten reddetti. Bu, Hint alt-ktasmda kalc bir miras olarak devam etti. Bu blgede kendilerine Ehl-i Kur'n diyen ve Ha dsi reddeden bir grup ortaya kt. Fakat bu gruba dahil olan lar, ne Hads'in tarih geliimini, ne de kendi iinde bulunduk lar durumun neleri ihtiv ettiini anlamada vukuf gsterebil diler. i67 te yandan Muhammed Abduh, sdece mslmanlarn zerinde ittifak ettikleri hadslerin kabl edilmesi gerektiini ve daha nemlisi, eer gerekten Hz. Peygamber'den sudr et
166. M. Abduh, Risale et-Tevhd, s. 190. 167. Bak. III. Blm, n. 31.

306

SLAM

mi olabilecei kesin olmayan bir hadsle karlalrsa, onu temkinli olarak reddetmenin mmkn olacan ne srerek ayn sonuca -yni zhiren de olsa modernletirme srecinin nne kan Hads engelinin kaldrlmasna-varmaktadr. 168 Bu fikr gelimeler, bir baka Modemist grn ortaya kmasna sebep oldu. Buna gre, slm, ileriye dnk bir me deniyet oluturmakta, hatt o, modem an, eski dnyann snesinden kmasnda bir araclk grevi yapm olan bir g olmaktadr. Bu gr, slmn akl bir dn olduu grnde zaten zmnen mevcuttur. Abduh, slmn ileriye dnk bir me deniyet meydana getirdiini, oysa Hristiyanln, en azndan Kilise'nin resm temsilcilerinin elinde, akln ve medeniyetin ilerlemesine kar ktn gstermek iin bir kitap bile yaz mtr. 169 Hindistanl byk hukuku Seyyid Emr Ali (. 1928) slmn Rhu adl eserinde bu konuyu halka yaym ve iddet le savunmutur. Emr Ali ayrca Saraserlerin Tarihesi 17o adl bir eser daha kaleme almtr. Onun temel tutumunu u ekilde zetlemek mmkndr: slam, doru drst anlal dnda, Kur'n ve Peygamber tarafndan ifade edilen ve bellibal slm kurulularnda mahhas hle gelen birtakm ahlk-sosyal deerlerin yerlemesini salar. Bu, bir yandan I./ VII. yzyln o gnk durumunu yanstrken, dier yandan da yenilie doru esasl ve yanlmaz bir cereyann olduunu gs terir. Fakat ortaada slm yorumlayanlar, onun gerek y nn ve nemini kavrayamad ve dnin zerine onunla uyu mayan bir yap yerletirdiler. Emr Ali'nin sosyal liberal g rlerini aada ele alacaz. Burada sadece onun ne srm olduu iddiann genel zelliine, yni, slmn medeniletirici bir g olduu hususuna dikkat edeceiz. Emr Ali, be vakit namaz gibi zellikle dn bir mahiyet arzeden grevleri bile fizk birlik ve sosyal dayanma asndan aklamaya yne
168. Abduh, Risale et-Tevhkl, s. 186. 169. Abduh, El-Islam ve'n-Nesrnye, tamamen b u konuya hasredilmitir. 170. Syed Am eer Al (Seyyid Emir Al), UJe and Teaching o f Muhanvnad or the Spirit o j slam, . nr. Londra, 1893 (Son basksnda esere ksaca The Spirit o f slam bal konm utur) zellikle XVIII. ve XIX. Blmler. Ayn yaza rn, A Short Hislory o j the Saracens, I^ondra, 1899.

MODERN GELMELER

307

lir. Ancak o, orucu nefis terbiyesi iin bir tedbir ve sosyal adeletin gelimesine yardm eden bir mil olarak aklad za man, daha salam bir zemin zerinde hareket etmektedir. slmn tarih ve kltrel nemi zerinde durma, phe siz, l bir gayeyi gerekletirmek iindi: O, ksmen Batya kar yrtlen tartmalar, ksmen de Batnn gl ve de vaml yaylan kltr karsnda mslmanlarm kendilerine olan gvenlerini takviye etmek iin kullanlmaktadr. Fakat bu, meseleyi btnyle dile getirmiyor, nk burada asl sik, slhat bir nitelik tayan siktir. Yaplmak istenen ey, modern Batnn entellektelizm ve hmanizmini, slm med eniyetinin zirve noktasndan kaynaklanan ve bu dnin gerek tebliinde ortaya konan gelimeler olarak gstermek ve dolaysiyle onlarn kabul edilmesi iin mslmanlar tevik et mektir. ada Bat dncesinin, dorudan doruya ortaan muhteem slm entellektel kltrnden geldii ve bu klt rn spanya ve Sicilya yoluyla Batya yayld Muhammed kbl (1876-1938) tarafndan da olduka felsefi bir dzeyde, zellikle, slmda Dn Dncenin Yeniden Kuruluu adl ese rinde dile getirilmitir. yleyse bu iddia, bu merhalede, mslmanlardan ada aklcln rnlerini kabul etmelerini istemek suretiyle Kur'n ve slm grne dayanan aklcl a, daha nceden ve daha dorudan yaplan bavurmay glendirmektedir. slmn tarihteki aklc ve medenletirici fonksiyonu ve insann gelimesinde oynad rol hakknda Modernistlerin ne srdkleri iddialar, olduka farkl bir boyuta sahiptir. Bu, mslmanlarm Hz. Muhammed'in son peygamber olduu na inanmalarna bal olan bu inanc takviye eden bir boyut tur. lk ekliyle Muhammed Abduh taralndan ortaya atlan bu iddia, Muhammed kbl tarafndan felsef bir terminoloji ile yeniden ifade edildi. Buna gre, Kur'n'm son vahiy ve Hz. Muhammedin son peygamber olduu gerei, insanln geli mesi asndan olduka anlamldr. Bu demktir ki; insan, yle bir olgunluk seviyesine kmtr ki, artk onun hazr vahyin yardmna ihtiyac yoktur, insan, kendi ahlk ve fikr kurtu

308

SLAM

lu kaderini kendisi izebilir. Ayrca slm, insan, sahip bu lunduu akl ve lm gler konusunda uurlandrarak insan ln gelimesinde nemli bir rol oynad. Kur'n Vahyinden ayr olarak, ayn srecin gerek tarihte de yer ald grlmek tedir. yle ki, slm medeniyeti, hem dnce hem de ilim alannda eski devirlerin sr telllln yapan atmosferini si lip sprerek, onun yerine modernliin ilm ve uyank rhunu getirdi ve bylece szkonusu modern tutumun domasn sa lad. Bylece dile getirilen bu iddiada byk gerek pay olup, bu gerei, tarafsz ve ak kalpli her medeniyet tarihisi ka bul etmek zorundadr. Fakat gerek bir ilm abay ve tarihin mkl bir ekilde yeniden yorumlanmasn gerektiren bu id dialarn, derli toplu olarak muayyen bir ifadeye kavuturul mas, henz mslmanlarca yaplm deildir. Ayrca tarihle ilgili bu yorumun hakkn vermek iin Vahyin mahiyetinin de yeni bir ifadeye kavumas gerekmektedir. Fakat slm Modemizmi, bu nokta zerinde imdiye kadar skt etmitir. nmzdeki blmde bu meseleye tekrar dneceiz. Bu arada slm toplumunda srekli olarak daha karma k gelimeler oldu. ada dnce ve kurumlarla slm esas larnn kaynamasn isteyen ilk slm Modemizmi, Bat fi kirlerinin ve eitiminin slm toplumuna akmasn ksmen tevik etti, ksmen de zaten orada bulunan - ve herhalde girme leri kanlmaz olan- Batnn fikr tesirlerini merlatrd. Bununla beraber, Batcln slm deerleriyle birletirilmesi srecinin uzun bir gemii vard. Bu ilk modernistler, modernizm izgist zerinde yer alan daha sonraki gelimeler iin temel hazrlamaktan baka bir ey yapamazlard. Fakat bu sreci daha ileriye kim gtrecekti? slm nazariye ve uygu lamalarn muhafazakr koruyucular olan limler, bu ii ya pamazlard. Onlarn eitimi an'anev konulara inhisar et mekteydi. Zaten srf bu sebepten dolay onlar, szkonusu prob lemi kavrayacak durumda bile deillerdi. Bu bakmdan eer bir modemizm varsa, bu liberal bir eitimden gemi olan mslmanlarm gayretleri sonucu ortay kmtr. Bu zellie sahip bir modernist, her nekadar gelenekilikle Batclk ara sndaki psikolojik ve ahlk dengenin korunmasnda (mesel.

MODERN GELMELER

309

Bat kaynakl cereyanlarn slm toplumuna girmesinde) in kr mmkn olmayan hizmetler grmse de, o, sdece kendi adna konuabilir ve onun slm bilip bilmediine her zaman u veya bu ekilde pheyle baklabilir. Bu durumda o, yeni bir slm Kelmnn temellerini elbette atamaz. Liberal bir at mosferde herkes, ksmen de olsa, kendi adn konuur. Fakat bu durumla ilgili hikye burada bitmiyor. Temelde gerekli olan ey, btnletirilmi bir eitim program idi; fakat az sonra iaret edeceimiz gibi, byle bir program birtrl geliti rilip verimli klmamad. Bunun sonucu olarak ilk modernist glerden ilham alan hareket, iki ayr yolda ilerleyen iki ayr gelimeye bln d: Bunlardan biri hemen-hemen tam anlamyla Batcla, dieri ise kazanm olduu ilk asl ekle balanmaya veya "ihyc" diye adlandrlan bir "temelcilie" (fundamentalism) y nelmekteydi. Aa-yukar bu asrn ilk on yllk sresinden itibaren slm toplumunun rhn ve fikr gelime tarihi, bu iki akm arasndaki gerginliin tarihi olmutur. Burada ihyclk', Batclk kar-smda ak bir stnle sahipti. O kadar ki Modemistler, (yni modern dnce asndan slm deer ve ilkeleri yeniden yorumlamak, modem dnce ve kurum lan slmla kaynatrmak iin aka ve uurlu olarak al anlar), tedricen ihycla' kaym ve baz nemli durumlar da, mesel ikbl' in durumunda, ihyclardan zor ayrd edile bilmilerdir. Veya belki de onlarn bu ekilde nem kazanma lar, ihycla yaklam olmalarndan ileri gelmitir. "Temelcilikin gl olmas, birok sebebe dayanmak tadr. Her eyden nce temelci, Modemizm-ncesi slhat har eketlerinin dorudan bir vrisi olarak kaynan slmdan alan bir gelenee bal olup, bu gelenein yabancs deildir. Temelcilik, slm dnyasnda XII./XVIII. ve XIII./XIX. yzyl larda genel bir vak'a olarak ortaya ktnda bir bid'at gibi g rld ve muhafazakr evrelerin tepkileriyle karlat. Fakat toptan bir Batclk, amzda slm tehdit etmee balayn ca, bu hareket, bu kez iyi bir gelenek hline geldi. Onun slm yabanc unsurlardan ayklama program, bugn bile ekicili

310

SLAM

ini yitirmi deildir. Ayrca bu program, muhafazakr ule mya kar karak aktif ve dinamik bir yol takip ettiinden dolay da terakkiye msittir. kinci olarak; mmetin birliini ykmaya zorlayan d tehlikeler, ve iten kaynaklanan rme tehlikesi, birlik ve beraberlik iinde olmay zarr klyordu. Birlik cilen sa lanmalyd, nk slm mmeti, Mekkelilere lm-kalm savama giritii ilk dou safhas hari, byle bir durumla hibir zaman kar karya kalmamt. Byle buhranl d nemlerde hem muhfazakr durgunlua, hemde liberalizmin kontrolsz maceralarna kar savaabilen u veya bu ekilde bir temelcilik cereyan, daima dizginleri eline alr. Dnin aklanmas veya ifadesiden ok, dnin bizzat kendisi; akl dnce muhtevsmdan ziyade sezgiye dayanan bir kesinlik, gnn ar hline gelir. nc olarak, temelcilik hareketinin g kazanmas. Batcln zayflamas demekti. Batllama -Bat yenilii nin, Batl olmayan bir topluma yansmas - zellikle modern sahalarda ni ve elle tutulur bir sonu ortaya koymad; koya mazd da. nk bunun iin bir alma ve byme sresinin varl gerekliydi. Batllam snflar, kendi alanlarnda, gelenekilerin kendi kltr ve eitim alanlarnda gsterdik leri olgunluu gsteremiyorlard, nk bunun iin kfi dere cede zamanlar yoktu. Fakat iin iine zaman yokluundan baka miller de girmekteydi. Batcln asl sknts, kendi sine g verebilecek bir moral ve ahlk anlaynn eksiklii idi. Ancak etkin bir Modernizm eidi, ondaki bu eksiklii gi derebilir ve onun yeni bir toprakta kk salmasn salayabi lirdi. Batclk, byle bir modernizm gelitirmei baaramad. Bunun sebeplerini, aada modem sosyal dnceyi ele ald mz zaman aklayacaz. Batcln asl gc, genel seviyede modern bilim ve tek nolojinin cazibesinden; ferd seviyede ise liberalizmin, hrri yetin, teebbs ve frsat eitliinin kuvvetli ekiciliinden gel mektedir. Bu, kendi temintn yine kendinden bulduunu id dia eden, kendi snrlarnn tesinde hibir gereke aratr

MODERN GELMELER

311

mayan, aratrmak istemeyen modern tarihin tabi br sre cidir. Yakn ebeveyni Avrupa ortaandan iddetli bir manev kopmayla dnyaya gelen Bat liberalizmi, kendi kendisinin kanunudur; dolaysiyle o, baka hibir manev sistem ve ahl k ideoloji ile grmeye oturmaz. Komnizm, klsik ifadesiy le, bu Bat modernizmiin mutlak ve tviz vermeyen karak terinin sadece sistemli ve ar muhafazakr bir eklidir. O halde Modern Batclk, tam anlamyla bir likliktir. Hristi yanlk, Batdaki bu yenilie farkl eit dengeye ulaan bu faa liyetin baar dereceleri de ayn lde farkl oldu. Modernizm, slm toplumlarnda, ilk kndan sonra iki kola ayrlarak zt istikametlere yneldi. Orta Douda Abduh'un faaliyetlerini, bir yandan aa-yukar saf anlamda Batc fikr gelimeler takip ederken, te yandan da onu, Abduh'un rencisi Suriyeli Red Rza (1865/1935)'nm lider liindeki Selefiye Hareketi takip etti. Vehhblie yaknl ak olan bu sonuncu hareket, yava yava temelcilik cereyan istikametinde geliti. Gerek bir Modernizmin bulunmayn dan doan boluu baz kiilere inhisar eden yar slahat, ya r mdafaac faaliyetler doldurdu. Bu tr faaliyetleri srdren lerin anda Ferid Vecd (. 1953) geliyordu. Hindistanda ise, Seyyid Ahmed Han, muhafazakr tenkitilerinin basklarna boyun eerek kendi kurduu Aligarh Koleji' nde devam etmekte olan kelm ve dn eitimin muhafaza-krlann ellerine d mesine gz yumdu. Bunu yapmaktaki amac, messir ve ileriye dnk bir Modernizmin, yni Batclkla islm deerler ara snda bir sentezin gelimesini salamakt. Bu teslim oluun sonucu, saf Batcln yaylmas idi. Bu da zamanla, slmn savunmas eklinde ortaya kan bir tepkiye ve 'Yeniden sla ma Dn'n hiss bir feryd olan lycln dirilmesine ze min hazrlad. Batclara gelince, onlar da kendi durumlarn derli to plu olarak ifade edemediler. Onlarn ou, gnllerinde lik lii benimsedikleri hlde bu tutumlarn takdire deer bir l iinde akla kavuturamadlar. zellikle Hint alt-ktasmdaki batclarn faaliyetleri tamamen bir yana itilebilir.

312

SLAM

Msrda Ali Abdurrzk ve Th Hseyin'in birtakm teebbs lere giritiklerini grmekteyiz. Bunlardan ilkinin grlerine biraz sonra temas edecei; nk o, genel fikr problemlerle megl olmayarak sdece lik devlet grn savundu. Aydn Batc, kalbinde lik olduu zamanlarda bile, Modemizm hr kasn giyerken hissen Islma ynelmeyi gerekli grr. Bunu, ya gerekten arzu ettii iin, yahut da sesini duyurmak iin ya par. Bu yzden, Batc grubu, liklik ve modemizm asndan belirlemek son derece g olmaktadr. Kendi durumlarn ne ekilde dile getirmi olursa olsunlar, bu grubu oluturanlarm etkili olmaylarnn asl sebebi budur. Lik batclk sadece Trkiye'de baarl oldu; daha dorusu empoze edildi. nk ancak askeri siyasi g vastasyla laik program, glkleri aabildi. Bundan dolaydr ki, resm eitim politikalar saye sinde Trk ehirlerinin (geni krlk blgelerden farkl ola rak) bu ynde etkilenmesine ramen, Trk aydnlar Mustafa Kemalin kurduu rejimden beri laiklie dikkate deer bir fikr ifade kazandramadlar. Dier yandan Batcla kar gsterilen tepki, u veya bu tarzda temelci yahut ihyc' bir ekil alarak ksmen faal, ks men de dnce dzeyinde kalan bir takm dn gruplar, veya partilerin ortaya kmas ile sonuland. Sz konusu gruplar ok kere seslerini duyurmu, gazete, mecma ve kitaplar ka nalyla grlerini aklamlardr. Msrdaki Selefiye Hare keti, kard el-M enr dergisi kanalyla fikirlerinin propa gandasn, Msr smrla-rnm ok uzaklarna tam ve mslmanlar etkileme hususunda Endonezya'ya kadar uzanm tr. Her ne kadar Selefiye, slm toplumunda bir takm sosyal ve hukuk slhatlarn yaplmas zerinde srar ettiyse de, za manla yava yava temelcilik grne doru kayd ve entellektalizmin karsna kt. 'Mslman Kardeler' (Msrda) Selefiye'nin dorudan bir vrisi olarak ortaya kt. slm program uygulama alanna koymak amacyla siyas yollara bavuran, fakat 1956dan beri Msrda yasaklanan bu hareket, ksmen slhat, ksmen de ihyc olup faaliyeti n plnda tutmaktadr. Hint alt-ktasmda da Aligarh Batclna kar, benzeri bir tepki ortaya kt. Bu, hem Allahabd'l Ekber (.

MODERN GELMELER

313

1921) gibi irler kanalyla halk seviyesinde, hem de ibl Nu mn (. 1914) ve Eb'l-Kelam Azd (. 1959) kanalyla daha fikr dzeyde ortaya kan bir tepkiydi. Bu kiiler, faal bir fik r modemizm ortaya koymamakla beraber, Batclk kar snda srekli tepkiler gstermek sretiyle sonunda Cem'at- slm denen bir ihy hareketinin domasna zemin hazrla dlar. Ce-m'at- slm, hamle ve gye itibariyle Orta Douda ki Msl-man Kardeler'e benzer. Fakat o, bu sonuncudan farkl olarak sadece faaliyete nem vermekle kalmam, sosyo-politik program iin bir de nazar esas oluturmutur. Bu noktay biraz sonra inceleyeceiz. Hindistan slmmda Batclkla temelcilik arasndaki gerginlik, devrimizin en ciddi filozofu olan Muhammed kbl gibi nemli bir ahsiyetin yetimesini salad. kbl 1976/ 1938), felsefesinin muhtevs bir yana, zihin yapsnda, ana rh ve fikr karakterinde sentezci olan bir mtefekkirdi. Has sas bir zihne ship olan bu aydn insan, akl ve her eyi akla dayandrma anlayn bo ve yararsz grerek reddetti. O, tek yolgsterici olarak iman zerinde durdu: "man, ate iinde oturma gc verir insana; brhim'e verdii gibi, man, Allah akyla sarho olmadr; Ene'nin kendi im knlarn kullanmasdr, Ey modem medeniyetin buna, dinle ! man yokluu, klelikten daha ktdr." 17 1 kbl, hakknda konutuu konunun muhtevsna ve hi tap ettii insanlarn durumuna bal olarak, bazan akldan ziyade, bazan da akln zararna olmak zere, iman ve sezgi zerinde srar eder. Akl ve sezgi ilikisinde kbl, trl tavr taknr: (1) Akl ve sezgi ayr ynlere giderler; (2) Akl, sezginin ve hikmetin yanmasdr; O, bir anlamda insan sez giye gtrr; (3) Her ikisi arasnda uzv bir iliki vardr. Dolaysiyle biri, tekinden vazgeemez. kbl, Batllara ve bat
171. Muhammed kbl, Bl' Cibril, Lahore, 1959, s .l 16.

314

SLAM

llam rnslmanlara hitap ederken, akim roln asgariye indirir, hatt onu yerer. Fakat Batnn ilmini ve aklcln almalarn istedii rnslmanlara hitap ederken de, akim nemi zerinde durur! Demek oluyor ki kbl'de derin bir bir lik ve gayeye ulama duygusu vardr. Onun,'srf, kaytsz ve ynlendirilmemi akl dnceyi ktlemesi, dolayl yoldan Batcln yni Bat rasyonalizminin ulam olduu sonu larn -btn safl ve plakl ile slm toplumunda kabul edilmesinin- tenkidi demektir. Buna ramen o, Bat dncesi karsnda saygl mukabele edici, fakat ayn zamanda bam sz tavr taknmay tavsiye etmektedir. 172 Onun szlerini, zellikle iir diliyle sylediklerini tek-tek ele alrsak, ol arn zahiren birbirlerine ters dtkleri grlr. O, kendi sentezci tutumunu ak bir ifadeye kavuturmak ve grnrdeki ztlk lar ortadan kaldrmak iin cidd bir teorik gayret de gster mi deildir. Sonu olarak, kbl'in grleri, etkili olduu ka daryla (ve onlarn etkisi okadar derin olmutur ki, Pakistan m kuruluunun arkasnda bellibal mnevi gc oluturmu lardr) arln byk apta hycmdan yana koydu ve ras yonalizme kar olan bir yol izledi, ikbl'in savunduu faaliyetilik ve dinamizm doktrini, o kadar gl bir mukabele grd ki, bu arada szkonusu doktrinin olumasn salayan byk fikr gayret bile intihara srklendi. Bu yzden kbl'in geride brakt felsef mras, ksmen bizzat kendisi taraln dan sylenen eylerden, fakat geni lde bu byk mtefekirin izinden giden siyaset cambazlarnn onu yanl anlama lar ve ktye kullanmalarndan dolay takip edilememitir. Onun kaleme alm olduu fslmda Dni Dncenin Yeniden Kuruluu adl eser, slm Dninin ahs adan yaplm bir aklamas olarak kald ve bugne kadar yeni gelimelere yol aan salam bir izgi olamad. Byle bir gerek gelimenin or taya kmas hlinde; kbl'in 'slmn mahiyeti' hakkmdaki salam grleri ile bilim hakknda nesrlen ada fel sef yorumlar, zellikle de 'tabi olan', 'rhn olan' iinde ar bir ekilde eritme abasn birbirinden ayrmak mecbu
172. M uham m ed kbl, Reconstructfon o f Ueligious Thought in slam, Lahore, 1944, nsz ve zellikle s. 7; bu rad a ikbl, slm'n Batya doru hzl bir rhn deime iinde olduundan sz etmektedir.

MODERN GELMELER

315

riyeti doacaktr.

Siyas Modernizm Bat smrgeciliinin slm topraklar zerindeki tesir lerin duyulmaya balad ilk gndenberi, Mslmanlar, Bat karsnda gsterdikleri ilk asker ve siyas kar koymalarda sonu alamaynca, faal bir ekilde politik tekiltlanma ko nusuna eilmilerdir. Fakat balangta tamamen asker imi gibi grnen problemler, siyas reformlarn gerekli olduu grne nasl illettiyse, sosyal reform ve ekonomik gelime ler olmadka da siyas alanda yeni bir kurulua gitmenin imknszlnn anlalmasna yol at. Yine siyas otoriteye dayanan yasama konusunu ele almadan (yeni bir etim siste mine gidilmeden) sosyo-ekonomik modernleme gerekletirilemezdi. Sosyal ve hukk reformlarla ilgili meseleler, siya s meselelere sk skya balyd. Yararlar asndan srekli, olarak brbirleriyle atan, bir yandan mslmanlara d man olan (ekonomik ve politik bakmdan kendilerini zorla kabul ettirmek isteyen) te yandan da mslmanlara yol gs teren Batl siyas glerin sebep olduklar sonu gelmeyen ka rtklar da bu sylenenlere eklersek, tablo tamamlanm olur. slm dnyasndaki srf politik gelimeler., bu kitapta in celediimiz konular arasnda yer almamaktadr. Fakat bu gelimeler, nasyonalizm ve liklik konularyla yakndan ilgi li olduklarndan, slm dininin tarihi ile de dorudan doruya ilgilidirler. Ayrca modern devlet anlayndaki yetki konusu, zellikle yasama yetkisi - slm tarihinde hkmete slmi adan byle bir yetki asla verilmemitir- ayn zamanda bir sosyal vak'a olan slm iin gerek bir nem tamaktadr. Siyas reformla ilgili ilk modernist ary yapan, Cemleddin Afgn olmutur. Onun siyas dncesinde iki nemli unsur vardr: slm dnyasnn birlii ve halklk. Afgn, 'pan-slmizm' olarak bilinen 'slam dnyasnn siya s birlii'nin, yabanclarn mdahaleleri ve slm topraklar zerinde kurduklar hkimiyet karsnda alnacak yegne messir tedbir olduu konusunda srar eder. Halklk ise.

316

S LAM

hem bu dncede zten mevcut olan adlel duygusundan, hem de yabanc kudret ve mdahaleler karsnda ancak halk ira desiyle oluan anayasaya dayal hkmetlerin gl, srekli ve gerek bir teminat olabilecekleri gereinden domaktadr. Afgnnin tesiri, Msrda Arab Paa isynna ve randaki anayasa hareketine dorudan doruya katkda bulundu; fakat bu tesirin gc, genel olarak Hindistan ve Trkiye'de de duyul du. Bununla beraber Afgn, Bat karsnda halkn irdesine bavururken sadece cihanmul slm duyguyu deil, farkl milletlerin mill ve mahall duygularn da harekete geir mekteydi. Bu bakmdan onun gerek tesri, hem pan-islmclk, hem de milliyetilik (bunlar bazan birbirine ters derler) istikametinde oldu. Pan-slmclk ideali, mahhas bir ba arya ulamamakla beraber, muhtelif yerlerde farkl gruplar iin ilham kayna olmakta, belirli bir ekil kazanmam olsa bile aka halkn mitleri zerinde yaamaktayd. Gl bir Pan-slmclk duygusuna ramen, milliyeti lik slm dnyasnda hzla yayld ve baz slm lkelerinin devlet ideolojilerinde gerekli nemi kazanarak resmen somut latrld. Ancak eer mslmanlarm iinde bulunduklar du rumu bir akla kavuturmak istiyorsak, "milliyetilik" te riminin, birbiriyle ilgili olmakla beraber, farkl anlamlarn ayrd etmek nemlidir. Her eyden nce bu terimin sosyolojik bir anlam vardr ki, burada 'milliyetilik', dil dhil, 'bir gru ba birlik duygusu veren gelenek ve grenekler topluluuna dir varolan bir duygu' olarak tanmlanabilir. Bu birlik duygusu, farkl younluk derecelerine sahip olabilir. Trkiyeli, Msrl veya PakistanlI bir kyl, bu anlamda hep milliyeti olmu tur. Fakat Trkiyeli, Msrl ve PakistanlI bir kyl, ayn za manda gl bir slm duyguyla, dier dindalarna sk sk ya baldr. O hlde bu milliyetilik, daha geni bir sadkat duygusuna ters dmemekte ve gayri-mslim bir saldn szkonusu olduu takdirde (XIX. ve XX. yzyllarda sk sk olduu gibi) her iki duygu fevkalde bir iliki kurabilmektedir. Ne var ki, ikinci bir merhalede bu basit milliyetilik, siyas bir ideo loji olarak formlletirilmekte, hkimiyet hakkn elinde tu tarak mutlak sadkat isteyen bir mill devlet eklinde ortaya

MODERN GELMELER

317

kmaktadr. te bu Siyas kavram, Modern Batda gelitiril dii haliyle, mantken gidebilecek ar noktaya tand tak dirde, slm'n idealleriyle atmak zorunda kalr. Bu ar milliyetilik nlendii mddete, (bu erevede "ar milli yetilik" sz ile ovenizmi deil, "millet her eyin stndedir" ilkesini kastediyorum) mill devletler daha byk slm ga yelere ulamak iin, gerek ve msbet bir ibirliini veya okdevletli bir toplumun olumasn mmkn klabilir. Fakat an milliyetilik, tanm gerei, laiklii gerekli klar. Laik lik ise, kendi srasnda slmn kklerinde iki ynl bir bi meye giriir: Dtan slam toplumunun (mmetin) birlik im knlarn ykar; iten de slm, tpk laik kliede ifade edil dii gibi, sadece insann kalbiyle Allah arasnda ki bir eye, yani ahs inan mevkiine drr. Birinci anlamda milliyetilik, slm dnyasnda dima var olagelmitir. Zaten bir kltr, baka bir kltr tarafndan ortadan kaldmlmadka bu tr milliyetilik cihanmul bir vak'a olarak yaamaya devam eder. Fakat an milleyetilik, yani laiklikle birleen (ve bylece rk gibi kavramlar zerinde ina edilen) anlay Orta Dou lkelerinde gl akmlar h linde yaamakta ise de sadece Trkiye'de resmen yerlemi du rumdadr. Milliyetilerle slmclar arasnda cereyan eden uzun bir tartmadan sonra milliyetilik, Trkiye'de resm bir zafer kazand. Bunun bir sr sebepleri vard ki, bunlarn ba nda Birinci Dnya Sava'nn ortasnda Araplarn, Trklere kar bakaldrmalar ve bizzat Atatrk'n ahsiyeti gelmek teydi. Trk milliyetiliinin en byk fikir ustas olan Ziya Gkalp (. 1924), bir siyasi mtefekkir deil, hereyden nce bir sosyolog idi. Fakat Gkalp'in din-devlet ilikileri hakkn da sylediklerinden aka anlalyor ki, o, liklii savunmamaktayd. Hatt o, gelenekilii ve salt Bat likliini red detmekte, hatta dinle devleti ayrmaya alan dualist tutumu eletirerek arln bir sentezden yana koymaktayd. 173 O, kendi tbiriyle.'teokrasi'yi ve'ruhbniyet'i reddetmekteydi. 174
173. Ziya Gkalp, Turksh Nationalism and W estem Ctvilization (Niyazi Berkes tarafndan ngilizceye evrilen baz denemeler. Ksm III, VII 'Devlet ve Din'le ilgili. Modern Islmn i ekimelerini dile getiren derin grl bir tahlil). 174. Ayn yer. B u durum, birincisine baldr.

318

SLAM

Bu durumda Trk siyas likliinin Gkalp'in eseri olduu sylenemez. O, bir sosyolog olarak, Trk milliyetiliini unsur zerine kurmaya alt: Trk kltr, slm medeniye ti ve Batnn ilmi... Arap Orta Doudaki lik milliyeti akm lara gelince, buradaki gl hristiyan aznlklarn varl, en nemli faktr oluturmaktadr. yle ki: modem Batnn et kisi altna ilk girenler, blgedeki hristiyanlar olmutur; l iklik ars, mslmanlarm ezici ounluu oluturduu bir blgede kalan hristiyanlar iin bir emniyet tedbiri olarak g rlmtr. Modemistin dncesini igl eden ey, Hilfet makam (ki Atatrk ona son darbeyi indirmi idi) altnda btn slm dnyasnn birletirmek deil, bir Mslman Devletler Cemi yeti oluturmaktr. Bu konuda Gkalp yle der: "slm ger ek anlamda faal bir birlie kavuturmak iin, ncelikle b tn mslmanlarm bamszlklarna kavumu olmalar gerekir... u anda bu mmkn mdr? Eer deilse beklemek gerekecektir. Bu arada Halife, ilerlii olan modern bir devle tin temelini atmak iin faaliyetlerini nce kendi yurduna (y ni Trkiye'ye) yneltmelidir." 175 Yine bu konuyla ilgili olarak kbl de yle demektedir: "Gnmzde her mslman devlet kendi z varlnn derinliine dalmaldr... Bu durum, btn mslman devletlerin 'yaayan bir cumhuriyetler ailesini' ku rabilecek gce sahip olacaklar zarrKuua kadar devam eder. Gerek ve yaayan bir birlik... sadece sembolik bir hkmran lk kurumuna bavurularak kurulacak kadar kolay deildir. Bana yle geliyor ki, Allah, yava yava u gerei retmekte dir: slm ne milliyetilik, ne de emperyalizmdin o, sun' s nrlar ve rk ayrlklarn, kendi yelerinin sosyal ufkunu daraltmak iin deil, sadece karlkl mnasebetleri kolay latrmak iin kabul eden bir Milletler Cemiyetidir. 176 Fakat burada karmza kan byk mes'ele, bu milletlerin bam sz topluluklar olarak kendi kendilerini kurduktan sonra da ha geni bir birlie katlmay isteyip istemiyecekleri, kat la caklarsa bunu ne lde yapacaklar meselesidir. Bununla "be raber, byle bir birlik, Modernistin (liklik yanlsnn ak
175. kbl tarafndan Reconstruciion..., 159d a iktibas edilmitir. 176. kbl, ayn eser, s. 159.

MODERN GELMELER

319

sine) h ibir pheye y e r brakm adan gnlnde ya a tt b ir m ittir. slm dn yasn n dta b irlem e sorusundan ayr o la rak, burada en cidd soru, bizzat slm n geleceiyle ilgilidir. O yle b ir sorudur'-ki, oa verilecek cevap, slam m b ir gelecei olup olm ayacan kararlatracaktr. Bu, devletle dn arasn d aki ilikiye ait olan id eolojik m eseledir Bu soru ayn z a m anda ihyc, m odernist ve liklik yan ls arasnda cereyan eden b ir tartm a konusudur da. Liklik yanls olanlarla o l m ayan lar arasndaki tartm a, slnu sadece ah s b ir dn m i yoksa sosyal ve siyas hayata dorudan m dahale eden bir dn m i olduu sorusunda dmlenmektedir. El-Ezher ulem snn, zerinde frtn a la r k op ard Ali A b d u rr zk 'm slm v e Y n etim E saslar [El-slm ve Uslul-Hkm) adl eseri h ri, lik lik yanlsn n durum unu ak b ir kri ifadeye kavu tu ran b ir eser hem en -h em en yo k gibidir. Liklik, siyas bir ya p olarak T rk iyede A tat rk tarafndan uygulam a alanna konm utur. Atatrk, hukuk sisi em ini Batdan alm, slm', btn devlet gcnden tecrid ederek gzn krpm adan m uha lefeti bastrm t. A n cak daha sonralar halktan gelen b ask lar sonucu 1950'den 1959'a kadar ufak-tefek baz deiiklikler yaplm ve 1959'da (*) yn elim i ele geiren asker ihtilal h km eti, Atatrk' n siyasetini resm en te'yid etmitir. H er nekadar slm dnyasnda ak-seik b ir liklik an lay yer alm aktaysa da (gerek likcinin nnde duran en b y k g l k im knsz olan bireyi, yni Hz. M uham m edin b ir kanun koyucu ve siyas b ir lider olarak hareket ettii zamem dn b ir faaliyet gsterm ediini ve lik b ir tu tu m iinde olduunu ispat etm ek zorunda kaldr.) slm siyaset haya tnda p ra tik l ik akmlar, dorusu olduka gldr. Bu olgun u r, birbiriyle ilgili olm am akla beraber, b iri genel, dieri zel olm ak zere iki sebebi vardr. Genel sebep, zellikle devletin hayatyla ilgili olmayp, insann um umi olarak deien dnya gr yle ilgilidir. A yrca bu sebep, yalnz slm deil, insan hayatna u veya bu anlam da yn verdiini iddia eden btn
(*] Dorusu 27 Mays I960'dr (cv.)

320

SLAM

dinleri ilgilendirmektedir. zerinde durulan bu problem esas itibariyle, dinlerin, eski dnya grlerinden silkinip kendi lerini modem insann mnev-ahlk glerine adapte edip edemiyecei ile ilgilidir. Mesele, yalnz eitli derecelerde varl n duyuran eskimi bir kozmoloji meselesi deil -nk bu nun zm nisbeten kolaydr- ncelikle ahiret' (eskatolojik) le ilgili bir meseledir; bu akmln, u veya bu ekildeki bir ikinlie nasl sokulabilecei ve buna ramen yine de hma nizmin bayalklar iine gmlmenin nasl nlenecei me selesidir. Baka bir deyile, eer lik olan eye dn bir nitelik verilecekse, bizzat dnin liklemesi gerekecektir. Fakat s lm kelm ve kelmclar -durum dier dnlerin kelm ve kelmclar iin de ayndr- modern insamn kabul edebilecei bu deiiklii ortaya koymu deillerdir. Byle bir deiiklik ksmen Batda olmutur; daha dorusu Batl modem insan akmlk kavramn ikinlie, 'gelecek dnya'y 'bu dnya'ya dntrmtr. Fakat o, bunu ancak ksmen ve hatta gayndn olarak yapmtr. Bu soru Islmda henz ortaya kma mtr, dolaysiyle modern aydn, salt bir phecilik iinde yzmektedir. Fakat modernisti liklik taraftar veya yar-taraftan gibi darvanmaya zorlayan asl sebep, kendisiyle ihyc ara snda cereyan etmekte olan ekimedir. hyc, veya temelci, Modernizm -ncesi slhat hareketlerinin dorudan vrisi olan bir eit muhafazakrdr. Onun, geliigzel bir muhafa zakrdan fark udur; O, slm tarihi boyunca gelimi olan btn inan ve uygulamann kabul edilmesi gereine inanmayp, daha inceki slhatlarm yapm olduklar gibi ilk mslmanlara, yni Selefe dnmek istemektedir. Modemist, burada ihyc ile ayn grtedir. Fakat ihyc, maziyi yeni den sahneye koyup oynamak istedii hlde, modernist bunun sama olduunu bildii iin yeniden yorumlama vs.den sz et mektedir. Fakat meselenin pf noktas uradadr: Modem niversitelerde yetien ve bir slm limi olmayan modemist, mziyi yeterince yorumlayacak gte olmadndan, ihycmn taarruzlar karsnda dima savunmada kalmaktadr. Demek ki, liklik yanls gibi modemist de hemen-hemen

MODERN GELMELER

321

herzaman skt etmekte, asl 'oku' olmayp 'hedef olmak tadr. Mesel slm siyas doktrinini modem adan ele alan bir tek modemist esere rastlanmamaktadr. Bir slm devleti olmak iin bile bile yola kan (1947'de) Pakistan'n durumu, Modernistin savunmadan ibret kalan tutumunu ve hyc Cemat- slm (slm Partisi)nin lideri Eb'l-Al Mevddnin ynettii taarruzu gzler nne seren mkemmel bir r nektir. Bu gelimenin sonucu u oldu: ok sayda Modernist, ya va yava ilk hareket noktalarn yitirerek muhafazakrla ya da ihycla kayd. Bu ise onlara hi deilse sosyal bir uyum ve i huzru getirdi. Liberal olduklarn syleyen birok insann, muhafazakrlardan ayrdedilemeyen bir tavr takn mas sonucu ortaya kan garabetin izah ancak byle olmak tadr. Fakat sadece bir politikac olmayp da devlet ilerini yrtme grevini zerine alan modemist ise aksi yne hareket etmektedir. nk o, ok iyi bilmektedir ki modem toplumda grev yapmak isteyen bir devlette gayrimslimlerin durumu ve banka faizi gibi konular ihyc grle tam olarak zmle nemezler. Ayn zamanda o, klsik slm devletinin temelinde yatan zellikleri modern terimlerle ifade edememekte ve belki de bu konuda slmn, demokrasiyi gerektirdiini ve slm devletinin teokratik olmadn sylemekten teye gidememektedir. Bu bakmdan o, slm'n dnda hareket ediyormu gibi davranmak zorunda kalmakta, chil ve can ekimekte olan muhafazakrlk yznden baz durumlarda onun i dn yasnda da liklik istikametinde bir deiiklik olabilmekte dir.

Modemizm ve Toplum Siyas-Hukuk modernlemenin yansra sosyal ve kl trel deime ve yeni sosyal ahlka uyma mcadelesi de srp gitti. slmi hayat tarznn modern Batklarca yaplan tenkit lerinde, bizzat modernist mslmanm dncesinde ve dni savunmak iin kaleme alnm daha sonraki eserlerde mer kez yeri, an'anev islm sosyal messeseler -zellikle evlen

322

SLAM

me ve boanma le ilgili kanunlar ve genel olarak kadm'n toplumdaki yeri- igal etmektedir. Kadvn'm toplumdaki yeri konusu Batlnn zihninde yle yer etmitir ki, sokaktaki ada mn slm hakknda btn bilgisi gyet rahat olarak iki keli meyle zetlenebilir: Birden fazla kadnla evlenme veya "ha rem" ve perde (veya pee) lk mslman modemistler, bu tenki di gsleyerek slm asndan kadn ve erkein 'eit olduu nu' savundu ve kadnn eitilmesi konusunda faal rol oynad lar. Buna ramen, modernizmin yerinin daha sonra muhafa zakrlk tarafndan igl edilmesi, daha ak biimde sosyal ahlk alannda grlmektedir. En gl ifadesini Seyyid Emr Ali'nin slm'n Rhu adl eserinde bulan sosyal modemizm, aka ifade edilmemi olsa bile Kurn'n ahlk hkmleri ile zellikle hukk olan hkmleri arasndaki ayrmn dayand bir temelden hare ket etmektedir. Mesel Kur'n, hukuk asndan klelii bir messese olarak kabul etmekte, klelerin iinde bulunduklar durumu geni lde dzeltecek artlar ortaya koymakta ise de (nitekim Hz. Peygamber 'kle' kelimesini bile yasaklam t), ahlk adan mslmanlardan 'klelerin azd edilmesini' istemitir. Modemistin hakl olarak ne srd iddiaya gre bu tutum, Kur'n'n, artlar el verdiinde klelii ortadan kal drma gyesii gttn gstermektedir. Tpk bunun gibi, birden fazla kadnla evlenme meselesinde de Kur'n, 'en ok drt kadnla evlenilebileceini' sylemek suretiyle belli bir snrlama getirmesine ve genellikle Arabistan'da ok dk bir seviyede olan kadn'n durumunu dzeltmek iin birtakm hkmler ortaya koymasna ramen, ok evlilik messesesini hukken kabul etmektedir. Fakat modernist, inandrc bir ed iinde u hususa da iaret etmektedir: Kur'n bizi uyararak demektedir ki "kadnlar arasnda adleti asl te'mn edemez siniz" (IV, 129); ve "eer adleti te'mnden korkarsanz, yalnz bir kadnla evleniniz" (IV, 3). Bu demektir ki, birden ok ka dnla evlenme fiilen yasaklanmtr. Aslnda modemist, 'ka dnlarn erkekler zerinde haklan olduu gibi, erkeklerin de kadnlar zerinde haklan vardr' anlamndaki yete dayana rak Kurn'a gre kadn ve erkein tam anlamyla eit olduu

MODERN GELMELER

323

nu iddia etti. Sir Hamilton Gibb, Muhammed kbl'in bu ko nuyla ilgili grne temas etmekte ve kbli 'fakat erkekle rin kadnlardan bir stn dereceleri vardr (II, 229) eklinde devam eden yetin bu son ksmna 'gzlerini kapamakla 177 sulamaktadr. Fakat modemistin aka ifade etmedii ve Batl tenkit inin de ihml ettii nemli bir nokta vard: Kur'n, Allah'n ezel Kelm olmakla beraber yine de ncelikle belli bir sosyal yapya sahip olan muayyen bir topluma hitabetmektedir. Hukk adan ifade edecek olursak, bu toplum ancak o kadar ile ri gtrlebilirdi, daha fazla deil. Eer Hz. Peygamber, uygu lanmas imknsz yksek ahlk formller ortaya atma yolu nu semek isteseydi, bunu pekl yapabilirdi. Fakat bu takdir de O, bir toplum kuramazd. O hlde hem hukuk hem de ahl k yaklam ayn derecede gerekliydi. ok kere bu durumun nazar olarak ihtiva ettii hususlarn farkna varmayan mo demist, demek istemektedir ki, slm tarihinin de 'iyi' olma yan, yni 'slm' olmayan yanlar bulunmaktadr: slm'n sosyo-ekonomik ahlk idealleri ile bu idealleri gerekletire meyen daha sonraki tarih devirler arasnda bir ztlk vardr. Bu bakmdan modernist, slm tarihi hakknda bir takm semelere bavurma temylndedir. Bu noktada, Batl tenkidci (zellikle W.C.Smith, Hindislanda Modern slm'da ve dier eserlerinde) modernisti, kendi tarihi hakknda 'sbjek tiflik' ve 'romantiklik' ile sulamaktadr. Bu problemin derli toplu bir ekilde ele alnma iini bir sonraki blme braka lm. Modernistin durumu, mkl olmakla birlikte muhafa zakrlarn iddetli hcmuna hedef oldu. Bunun sebepleri ok karktr. lk olarak modernist, Kur'n'a dayanmaya al makta ve tarihi ihml eder grnmektedir. Dier yandan mu hafazakr, dorudan doruya Kurna mracaat etmekle bir likte tamemen mmet'in tarih tecrbesine dayanmakta ve ona gre bu, Kur'n'm yegne mteber yorumunu meydana ge tirmektedir. Bundan baka muhafazakr, modemistin asln
177. H.A.R. Gibb, M odem Tredns inlslam, s. 102.

324

IS L A M

da Bat liberalizminden ilham aldna ve phesiz, buradan elde ettii muhtevy Kur'n'la desteklemeye gayret ettiine inanmaktadr. Bu ise daha derin bir phenin domasna sebeb oldu: yle ki, modemist, Batnn kltrel met iin, belki de slm'n temel ilkeleri de dahil olmak zere, an'anev! slm deerlerden herhangi birini 'satmaya' hazrdr. Yine bunu da slm modemizminin baarszlklar arasnda saymak gere kir. Baka deyile modernizmin, katksz Batclkla bir tutul masna izin verilmitir. Aslnda modernistin, Batnn kltr ekillerini ve slplarn' almasnda esas itibariyle rahatsz olunacak bir husus yoktu, nk gelimekte olan her kltr bunu yapmaktadr. slm da ilk doduu yerin snrlan dna yaylr yaylmaz ayn eyi yapmt. Fakat o, sadece 'almakla kalmam, ald her eyi slmlatrarak kendi deerler er evesi iinde kaynatrmt. Bu da zamanla bu deerleri, ye terli lde olmasa da, yaygnlatrmt. Bu yorumlayc du rum, gelien her kltrde ortaya kan bir durumdur. Fakat yeni sosyal ve kltrel unsurlarn bir toplum iin de kaynatrlmas, baz ana metinlerin yalnz bana rastgele ve sadece bu maksat iin yorumlanmasyla olamaz; o, kayna trc kltrden, kendi kendini daha organik bir ekilde yo rumlamasn ve ifade etmesini ve bu suretle kendi deer siste mine taze bir anlam kazandrmasn gerektirir. te msl manlann, ilk yaylma devresinde yaptklan, fakat modemistin yapmay beceremedii ey budur. Modernistin, kendi sos yal programna mn ve gaye kazandrarak yeni bir slm h manizmi ortaya koymas gerekiyor. O, bunu yapamad; stelik Bat'dan 'alarken' de kendisini yakalamalarna izin verdi. Fakat bizzat Batda hmanist liberalizm, dta dost gibi gr nen fakat ok gemeden kendisini penesine alan bir mttefik buldu. Sna ekonominin ve modem teknolojinin hzla geli mesi sonucu ortaya kan geni, topyekn ve nceden grlme yen deiiklikler, ziraatle uraan toplumun belini krd gibi genel olarak ailenin de temelini sarst. Sanayileme, Bat y frtna ve srprizle yakalad. Daha yakndan tetkik edildii zaman grlr ki, bu gelimelerin altnda Bat toplumunun sosyal hayatnda birtakm dengesizliklerin olmas, msl

MODERN GELMELER

325

man modemistin sosyal reformla ilgili tutumunda gerek de iikliklere sebeb oldu ve onun liberalizme olan inanc byk lde zayflad. Pek tabi bu gelimeler, Batc reformcular da huzursuz etmitir. Modemist, szkonusu bu uyanmann yamsra ierde de byk bir bask altndayd. Selefiyeci ve muhafazakr gler, modernistin mukavemetini krmak ve onu topluma geri getirmek iin hibir frsat karmadlar. te slm sosyal modemizminin kendi bnyesindeki zayfl, iteki sosyal glerin ve d tesrlerin bir araya gel meleri, slm savunma gayretlerine zemin hazrlad. Dni sa vunma gayretlerinin ierde oynayaca yararl bir fonksiyo nun olduu dorudur. Dikkatli ve basiretli bir ekilde uygulan d takdirde bu gayretler, deimelerin kontrol altnda tutul masnda ve mzinin canl kalmasnda yardmc olurlar. Hereyin stnde onlar, deimekte olan bir toplum iin byk nem tayan salkl bir kendine gven duygusunun devam n salarlar. Fakat Bat karsnda slm savunan msl man, hi bir ayrm gzetmedi. Modernist, nasl kendi gelene inden ve tarihinden belli paralar seerek tam anlamyla yeni olan bir kltr tarzn hakl gstermeye altysa, slm' m savunucusu da kendi mzsini gklere karmak iin Bat' mn en karanlk ynlerini semeye balad. Ferid Vecd, Kasm Emn'in yazd Modern Kadn (el-Mer'al'l-Cedde) adl eseri ne cevab olarak yazd Mslman Kadn (el-Merat'l-Mslime) adl eserinde ve zellikle Cemat- slm'nin PakistanlI ada lideri Ebu'l Ala Mevdd, Perde adl eserinde, szkonu su bu savunmann en gzel rneklerini vermilerdir. Mevdd, iddiasn Batl yazarlarn Avrupadaki genelevlerin iinde bulunduklar tiksindirici teferruat hakkmdaki yazdklarna dayandrmakta ve 'eer gvenlik iinde olacaksak, kadnn serbest braklmamasnn gerektii sonucuna varmaktadr. 'Aksi takdirde nerede duracaz?' diye sormaktadr. Ayn esas tan hareket ederek insandaki kt temylleri ve insanln gsterdii korkun delilikleri dnerek insanolunun yaa ma hakkna sahip olup olamyacam sormak mmkn deil midir? slm dnyasnn yetitirdii en cidd ve cesur moder nist olan Muhammed kbl bile, Batl kadnn 'kalpsiz ve ka

326

SLAM

dnlk duygularndan mahrum' olduunu syleyerek, Batnn sosyal ahlkn kkten reddetmitir. O, Cavdnme 'sinde Ba tl bir kadn haklar savunucusunu. Doulu kadnlar toplu luu karsnda yle konuturur: "Hanmefendiler ! Anneler ! Kardeler ! Daha ne kadar sevgililer olarak yaayacaksnz? Sevgili olmak mahrmiyetten baka bir ey deildir. O, basknn ve zulmn bir ilesidir." 178 Bat toplumuna kar genel bir tepki vardr; bunun da merkezinde kadn ve kadm'n aile ile olan iliki yer almak tadr. Gerek muhafazakr, gerek modemist aydnlar arasnda bu tepki srp giderken, modem kurumlar ve bunlann ban da nemle yer alan niversiteler, buralarda kz ve erkeklerin beraber eitilmeleri, tam ters sonular douracak ilerlemele rine devam etmektedirler. Dorusu, sosyal deime artk ka nlmaz olmutur. imdiye kadar harekete gemi olan cere yanlarn geri dndrlmeleri mmkn deildir. Daha uyank ve daha gereki unsurlar ortaya kmal ve bu deimeye bir yn verilmelidir; aksi takdirde deimenin, en cidd bir teh like tekil edeceinden phe yoktur. Mslman hkmetlerin ou, dzensiz bir ekilde uygulanan ok kadnla evlenmeyi ve boanmay eriat'm izmi olduu ereve iinde kontrol maksadyla birtakm kanunlar ortaya koymulardr. Sadece, erat'm lavedildii Trkiye'de, bu reformlar tam anlamyla lik bir temel zerinde gerekletirilmeye allmtr. Fakat erata dayanlarak bir takm reformlarn yaplmasna a lan baz lkelerde bile zaman tersine dndrmek isteyen muhafazakr cereyanlar bulunmaktadr. Bu yeni yasama faa liyetini desteklemek iin slmm sosyal ideallerini yeniden ortaya koyan yapc ve cesur bir hmanizme cidd ihtiya var dr.

178. Muhammed kbl, Cvid-Nme, 1959, s. 127.

Ondrdnc Blm

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER man ve Tarih- Yeniden fade Edilmesi Gereken Miras: Siyasi Dogma; Ahlk lkeleri; Rhn dealler imdiki Durum ve Gelecek

man ve Tarih slm takriben ondrt asrdr kendi kendini tarih iinde sergileyip gelmektedir. Bu uzun ak sresi iinde o, ksmen bu sreci kontrol etmi ve ona ekil vermi -zellikle ilk asrlar da- ksmen de onunla uzlamaya gitmitir. Bu, zellikle kl sik dnem sonras devirde siyas seviyede, Ortaa'da ise rh n seviyede olmutur. Rhn seviyede sadece uzlamaya var makla kalmad, halkn dn anlaynn akntsna kaplr gi bi oldu. Bu gelimenin hikyesini nceki blmlerde incele dik. Tarihi boyunca slm, tarihi bir olgu olarak gelimesini salayan bir takm zenginlikler ve derinlikler kazand. Daha ilk andan itibaren kendisine kar yaplan itirazlara yaratc bir ekilde cevap verdi. Fakat imdi asl mesele udur: Hliha zrda yaplan itirazlar karsnda kendisini messir bir bi imde ortaya koymak iin tarihindeki hangi unsurlar nem le dikkate alacak ve iinde toplayacak, hangilerini deitire cek, hangilerini reddebilecek? Aslnda btn Modemizm-ncesi slhat hareketleri ve Modernist teebbsler- ki bunlar

328

SLAM

endieli bir ekilde kendi kendini yoklama abalanyd- bu problemi zmek iin giriilen teebbslerden baka birey deildi. Fakat herhangi bir cevap bulma teebbsne girime den nce, bizzat soru'nun ekl geerliinin tesbit edilmesi ge rekmektedir. nk slm tetkik eden birok mslman ve ayn zamanda Batl ilim adamlar, bizzat soruya itiraz etmi lerdir; etmeye de devam edeceklerdir. arkiyatnn tenkidi neredeyse btnyle Modemistlerin slm tarihini ele al tarzlarna ynelmitir. 179 Modernistler kendi sbjektif yo rumlarna g kazandrmak iin, bazan fikr btnlk ilkele rini de ineyerek, olup-bitmi bir sonucu desteklemek, basit bir romantiklie kaplmak ve mzyi gklere karmakla su lanmaktadrlar. Seyyid Emir Ali gibi klsik Modernistlere kar ne srlen bu iddialar belli bir yere kadar dorudur. Fa kat bu, basiretin deil, byk lde ilmin ve dncenin ek sikliinden ileri gelmektedir. unu hatrdan karmamak ge rekir ki, Modemist, tarihindeki unsurlardan hangilerini vp vurgularsa vurgulasn- hatt isterse bu unsurlar grnte bir biriyle uzlamayan unsurlar olsunlar- o, mzinin bir tablosu nu izmekten ok, dolayl yolla gelecei iaret etmektedir. yle ki, o, ncelikle mzdeki olaylar tasvir etmemekte, fa kat baz olaylar iine, inancn yerletirmektedir. O, grmek tedir ki slm, tarihin baz devirlerinde varln dier devir lere nazaran daha mahhas bir ekilde duyurmutur. Fakat dnce tutarszl ve ilm almalarn yeterince gelimemi olduu konusunda yaplan itirazlar geerlidir. Genel olarak gnmz slm dnyas, ne Modern Batnn standartlarna, hatt ne de Byk Klsik Ortaa mslmanlarnm kendi or tamlarndaki standartlarna ulaabilmitir. Fakat sa kanattaki mslmanm, objektif bir slm ta rihine itiraz etmesi -bu objektif tarihin yazlmasna sadece 'akademik' bir gaye iin deil, yapc ve gelecee dnk bir gaye iin teebbs edilmi olsa bile- temelinde man veya zamanla man konusu hline gelen bir tarih anlay bulunan olduka
179. H.A.R Gibb, Modern Trends in slam (Bu eser btnyle slm modemizminin bir eletirisi durumundadr); W.C. Smith, slam in Modern History, Princeton, 1957, zellikle 'Pakistan' ve Araplar'la ilgili blmler.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

329

farkl bir sebepten leri gelmektedir. Biz burada ncelikle Snn-olmayan gelimelerden deil, Snn gelimelerden szetmekteyiz. Snn-olmayan gelimeler arasnda en nemlisi a idi. Tarihin kesinlikle kendi aleyhlerinde aktn gren ler, mamlk ve Mesihliin tarih-tesi (meta-historical) dramn yazmay tercih ettiler. Geri Snn slm da Mesih liin tarih-tesi ynn iine alarak Sflik kanalyla ayn derecede tarihi aan bir mahiyete sahip veller silsilesini ka bul etti. Tarihin, hi bir zaman midin ilham ettii idealleri tam olarak mahhas biimde ortaya koyamadn kimse inkr edemez; fakat ne zamanki inancn ve dikkatin merkezi, tarihten tarih-tesine kaydrlr, ite o zaman bu, insann, inanc konusunda gvensiz olduunu gsteren gvenilir bir iaret olur. Fakat Snnliin gerek hikyesi bundan da farkldr. slm tarihinin olduka ilk devrelerinde, byk bir ihtimlle II./VIII. yzyln birinci yansnda, selef fikri, yni ilk msl man nesillerin (ok kere ilk nesil olarak belirtilir) otorite sine inanma gr ortaya kt. Bu grn ortaya kn anlamak ve hakl grmek hi de g deildir. yle ki; mes seseler kanalyla insan hayatnn btn alanlarnda kendisi ni ifade etmek isteyen (ki bu, iyilik ve adaletle ilgilidir) bir dn iin birletirici bir dayanak noktas gereklidir. Fakat Selefin fiil ve hareketi, ok gemeden sadece ilham kayna olan bir model deil, hi bir yorum ve dzenlemeye gerek duyulmadan uygulama alanna konan lfz bir kanun gibi grlmeye ba land. Evvel Hz. Pegyamber' kadar gittii ne srlen bir ha dis ortaya atld ve bu hadis zamanla daha sonraki standart hads kitaplarnda da yer ald. Bu hadste Hz. Peygamber yle der: "mmetin en iyisi benim neslimdir (Sahbedir), ondan sonra Tbi'n, ondan sonra da Tbi'n'i takip edenler gelir..". Selef, bu ekilde kutsallatrlnca tarihten ok mann bir paras hline geldi. te bu gelime bylece ortaya kt. lk mslmanlarm gerek tutum ve davranlar hadsler kanaliyle geni lde Hz. Peygamber'e intikal ettirildi. Hatt da ha sonraki itikd ve hukuk gelimeler bile inancn bir par-

330

SLAM

as hline getirildi. Bu balamdan biz, hads literatrnde ta rihi deil, byk lde tarih-tesi' diyebileceimiz bir zellik bulmaktayz. Zamanla bu tarih-tesi, tarih'in yerini ald. B tn bunlarn asl sebebi, tslmm kabul edilmi olan yorumu nu, en yetkili kiiye, yni Hz. Peygamber'e rettiklerinin nda dnp hareket ettiklerine dair ak ve gizli mevcut olan bir inanca dayanmaktayd. mdi, btn Modemizm-ncesi slahatlar, ve slhat hareketleri ve onlarn gnmzdeki dorudan vrisleri, slhatdan maksadn 'Kurn'a, Hz. Peygamber'in Snnetine ve Selefin retisine dnmek olduunu ittifakla kabul etmekte dirler. Sadece Kur'n ve Snnet'in yetkili ve balayc olduu nu kabul eden bn Teymiye gibi radikal kiiler bile, Kurn ve Snnet'in yorumunda Selefin gerek otoritesine kar kma makta, dolaysiyle mevcut durumda eklen herhangi bir dei iklik olmamaktadr. Fakat slm toplumunun (mmetin) ilk devirlerinde mevcut olan btn nemli unsurlan iine alan hadslerin arada vasta olmalar yznden, muhtevfi bak mndan Hz. Peygamber'in Snnetiyle ilk mslmanlann g rleri arasnda -tarihi tenkitiliin ilm yaklam kesinlik le kabul edilmedike- bir hat izmek mmkn deildir. te asl mesele budur. 180 Bu vesileyle Vehhblerin durumuna da dikkat etmek ilgi ekici ve ibret verici olmaktadr. Kurn ve Peygamber'den baka btn otoriteleri balangta iddetle reddeden Vehhbler, ok gemeden takriben ilk asnn icma' m balayc olarak kabul etmek zorunda kaldlar. nk Hz. Peygamber'in Snnetini aktaran vasta olarak grlp mecbr dayanak noktas yaplan hadsler, mslmanlann takri ben ilk asrda gelitirmi olduklar her mesele hakkndaki hemen-hemen btn grlerini ihtiv etmekteydiler. Bunun la beraber, klsik hadis klliyatnda tam anlamyla tasavvuf bir mahiyet arzeden nemli miktarda hadsler bulun masna ramen, Vehhbler, tasavvufu tahkr ederek reddetti ler. Eer mslman, slm'n geleceini onun gemiine daya narak yeniden kurmak istiyorsa, gslemek ve zmek zo
180. Bak. III. Blm.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

331

runda olduu asl mesele u olacaktr: Bu gemi, ona ne lde yol gsterecek ve o, tarihindeki hangi unsurlar deitirebile cek, hangi noktalar vurgulayacak veya deersiz addedebilecektir? Bu soruya biraz sonra cevap vermeye alacaz.

Yeniden fade Edilmesi Gereken Miras


1) Siyas Dogma

slm'da ortaya kan itikd ve kelm nazariyelerin ou, sonunda siyas bir kaynaa dayanr; fakat biz burada gerek anlamda siyas olan doktrinin nemli baz ynleriyle ilgilenmekteyiz. Bu Snn siyas doktrin, slm tarihinin ilk devrelerinde ortaya kan siyas olaylarn, yni ldrc sa valarn, zellikle ar idealizmleriyle harekete geen Hric lerin kanl isyanlarn dorudan doruya oluturduu bir dok trindir. Bir yandan lerin, hilfeti A linin soyundan gelenle rin tabi hakk olduunu iddia etmelerine karlk, Snnlik, demokratik bir nazariye olan icma ne srp en azndan na zar seviyede halifeyi devirmenin mmkn olacan kabul ederken, dier yandan da Hriclerin iddetli basklar, byk gnah ileyenin kfir olarak iln edilmesi gerektiini isteme leri ve zlim bir idareciye hibir zaman itaat edilemiyeceini iddia etmeleri karsnda Snnlik, deiiklie tbi tutulmu olmakla beraber temelde Mrcienin savunduu bir tutumu i timi bir seviyede devam ettirmitir. Aslnda sosyal karkl nlemek, kanun ve dzeni ve mmetin birliini korumak arzusundan doan Mrcie'nin bu tutumu, farkl ekillere brnmekle beraber, u hususu dile getirmektedir: "Allah'n emirlerine kar gelme hlinde itaat art olmamasna ra men, zlim bir idareciye bile boyun emek gerekir." bu fikrin nisbeten daha ilk dnemlere ait olan ifade ekline, bir hadste rastlanmaktadr: "Gnahkr bir mtecvizin arkasnda bile namaz klmalsnz"; yni gnahkr bir mtecvizin bile mslmanlara mam olamyacam iln etmemelisiniz. Na mazda, zellikle cuma namaznda mam olmak, Halife'nin grevleri arasndadr. Dier illerdeki valilere ve onlardan da

332

SLAM

mevk itibariyle aa seviyede bulunan yneticilere imam olma yetkisini veren de yine Halife'dir. Dolaysiyle birinin ar kasnda namaz klmak, onun siyas otoritesini kabl etmek demektir; arkasnda namaz klmamak ise byle bir yetkinin verildiini kabl etmemenin sembolik bir ifadesiydi. Demek ki Hz. Peygamber'e atfedilen bu hadse gre, zlimin bile siyas otoritesini kabl etmek gerekiyor. Bu eit bir hadsin ilk ha ds mecmualarnda, mesel Mlik (. 179/795)in veya Eb Yu suf (. 183/799)un eserlerinde bulunmayp da daha sonraki hads kitaplarmda yer almas dikkat ekicidir. Buna ramen, bu hadsin, erken bir tarihte, Hricliin doktrin hline gel dii ve muhalefet grd sralarda ortaya km olmas gere kir. bn'l-Mukaffa (takriben 140/757 de ld), iki arlktan yaknmaktadr. Bunlardan biri, siyasi otoritenin, tarifi gere i, det tenkid edilemez olduunu ne srmesi; dieri de bir hatnn ilenmesi veya daha dorusu uygulama alanna kon mas hlinde itaatin gerekmediinin iddia edilmesi... An ulardan herhangi biriyle ilgili iktibas edecek bir hads bula mayan bnl-Mukalfa' her ikisini de yermektedir. Grlyor ki, gnahkr olsa bile imama itaatin art olduunu ifade eden hadis, an ulardan yalnz birine nem vermekte ve onun devamn salamaya almaktadr. Bu, Snn doktrinin esasn tekil etmektedir. Snn tutumu or taya karan ve Hriclerle ilgili olan artlar oktan silinip gitmi olmakla beraber, szkonusu tutumdan uzun sre, hatt bugne kadar herhangi bir deiiklik olmad. Gerek u ki, daha sonraki yzyllarda otorite karsnda mutlak bir itaati savunan, doktrini ve tam ball destekleyen yeni hadsler gn na karld. Szgelii nceleri darb- mesel olan aadaki ifde, bn Teymiye tarafndan hads olarak kabul edilmi veya en azndan hads muamelesi grmtr; "Sultan, Allahn yeryzendeki glgesidir". Saltanatn ilh bir nitelie sahip olduu konusunda ran veya baka kaynakl baz tesir lerin slama girdiini ne sren genel grn kabul edilme sine dair hususlara daha nce iaret etmitik. 18i Eski naza181. bn Teymiye, es-Siyse e-er'iye, Kahire, 1951, s. 173.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

333

riyelere dair unsurlarn, baz evreleri, mesel muayyen frkalar ve felsef nazariyeleri etkilemi olabilecekleri pek l dnlebilir. Fakat bn Teymiye gibi Snn bir dnr, 'saltanat'm Allah'n yeryzndeki glgesi olduunu iln edin ce, bunun, dta grlen lfz bir benzerlik hari, saltanatn ilhliini kabul eden doktrinle bir ilgisi olamaz. nk bunu, 'zlim idareciye bile itaat gerekir' gryle birlikte ele almca, 'zlim idareci de Allah'n yeryzndeki glgesidir' gibi akla manta ters den bir sonuca ulalr. Snn mslmanlann btn bu sylenenlerle anlatmak istedikleri ey uydu: Her hangi bir idare, idaresizlikten veya i savatan daha iyidir. Zaten bn Teymiye de yukarda hads diye iktibas edilen sz naklettikten hemen sonra yle bir iktibasa yervermektedir: "Zlim bir yneticinin altm gnlk idresi, kanunsuzlukla geen bir geceden daha hayrldr" (bkz. IV. Blm, Not: 10) Fakat Snnlik, yneticiye mutlak itaati telkin eden tek-yanl doktrine sarlmaya devam etti. Yneticinin mutlak otoritesini kontrol edecek herhangi bir dzenleme getirilmedi. Oysa Kur'n'da emredilen ve Arab'n hayatnda kk salm olan r ve itire kurulu, etkili bir messese hline getiri lebilirdi; fakat bu istikamette ne ulem ne de halk idaresi her hangi bir ey yapt. r bile ksa bir sre sonra tarihe kant. Aslnda imparatorluun geni lde yaylmas ve mer kezden uzaklam glerin ortaya kmasyla r'nn varl son buldu. Nitekim bundan sonra mutlak itaat fikri Snn likte daha ok kk salmaya balad. Siyas grlerin tart labilecei bir kurum hline getirlemis mmkn olan cma' bile, kamu ynetiminin dile getirilmesinde gelimekte olan bir sre; ortaya ktka problemlerin zlmesini salayan bir yol eklinde tarif edilmekten ok, mzide yeralan bir g r birlii' eklinde tarif edilmek sretiyle zulmn leti hline getirildi. Fakat uras aktr ki, itaatin tek yanl olarak vurgulanmas, boyun eme ve pasiflik, eninde-sonunda sosyal kanklk dourur ve kendi gayesinin gereklemesini engeller. Szkonusu ilkeyi ilk ifade edenler, bu gerein farkna varm

334

SLAM

veya varmam olabilirler; nk onlar gerek bir anari teh didiyle kar karya bulunuyorlard. Fakat Snnliin daha sonraki savunucular kesinlikle bunun farknda deillerdi. Zira 'kaytsz-artsz bir ekilde itaat' vurgulama, uzun vde de halkn yalnz siyas otoriteye deil, topyekn siyas hayata kar tam anlamyla ilgisiz kalmasna ve faaliyetsizliine sebeb olur. lgisizlik ve pasifliin byd yerde ise, ikinci bir karakter hlini alan 'phecilik' ortaya kar. (nk sosyal olaylar karsnda gerek bir ilgisizlik tavr pek mmkn deildir.) mdi, btn bu ktlkler bir araya getirildiinde onlarn ykcl, yine onlarn ortaya karmadan edemeye cekleri gayesizlik' felketine denk olamaz. yle grnyor ki, bugn slm lkelerinde grlen siyas huzursuzluklarn ou -dier yardmc faktrlerin bulunmasna ramen- temelde, kkleri geleneklerde bulunan bu Snn tutumla yakndan il gilidir. Bylece gryoruz ki siyas bir birlik ve dayanma iin harcanan aba, tek yanl olduundan, sonunda bunlarn tam zddn ve yaplan pazarlkta tedavisi hemen-hemen im knsz bir ilgisizlik ve ktmserlii ortaya karmakla son buldu. Bylece Hilfetin gittike etkisiz hle gelmesiyle birlikte IV./X. yzyldan itibaren gerek iktidar emirlerin veya Sul tanlarn ellerine geti. Byk bir teebbs gcne ve siyas di rayete sahip olan bu muhteris insanlar, ismen Halifeye 'bal olduklarn' bildirerek mevcut iktidara meruiyet kazandr mak istemilerdir. Gzn budaktan esirgemeyen her asker ve siyas lider, gnll askerlerine cret demek ve hzineyi doldurmak zorunda olduundan vergi yk iyiden iyiye ar lat. Bu, dier sebeblerle birlikte, ticaret ve dier mesleklerle uraan snflarn zayflamasna dorudan katkda bulundu. Bu durum ise, ehir hayatnn gcn yitirmesiyle son buldu, orta tabaka zayflaynca, refaha ermek ve yaylmak yle dur sun, yksek seviyede meden bir hayatn devamn mid et mek hi de kolay olmaz. Bylece gryoruz ki yneticiye mut lak itaat' eklinde ifade edilen Snn dogmann dnlmeden devam ettirilmesi, dorudan ve dolayl olarak bizzat slm medeniyetinin kmesine katkda bulunmutur.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

335

Mslmann, siyaset alannda kendi tarihini ak bir deerlendirmeye tbi tuttuktan sonra yerine getirecei grev, bu konudaki Snn gr yeni bir anlatma kavuturmak ve 1) toplumun ve devletin istikrar ve dayanmasn, 2) halkn geni apta ve gayet faal olarak msbet ve sorumlu bir ekilde devlet ve hkmet ilerine katlmasn teminat altna almak iin yeterli kurumlan tesis etmektir. Bu esaslar tam olarak yeniden ifade edildii takdirde salam bir slm devlet anla y doacak ve slmm demokratik olup-olmad zerinde gnmzde srp giden ve ok kere sathlik ve pein hkm lerle dolu olan ekimeler de tabi lmlerini bulacaklardr. phesiz eer halk, sorumluluunu idrk ederek devlet ileri ne katlacaksa, bu devlet, bir eit demokrasi olmak zorunda dr. Fakat mslmanlar, dier topluluklarn tecrbelerinden ders almakla beraber, dorudan ve dolayl olarak (d propa ganda eklinde) gelen hric basklardan uzak kalmak sretiyle bu konuyu ierde karar altna almak mecburiyetindedir ler. Bu husus son derece nemlidir. Mslmanlar grecekler dir ki, Islm ilkeleri, fiilen mevcut sosyal ve siyas artlara bal olarak demokratik bir ereve iinde eitli anayasalar kabul edecek kadar genitir.

2) Ahlk lkeleri

Kur'n, ncelikle insan faaliyeti konusunda doru bir ahlk tutumun olumasyla ilgilenen bir teblidir. Doru ha reket, ister siyas, ister dn ve isterse sosyal olsun, Islma g re ibdet saylr. Bu yzden Kur'n, faaliyet iin gerekli olan doru bir zihin hlini oluturan her eit ahlk gerilimine ve psikolojik tesirlere nem verir. O, gurura ve kendi kendine ye terli olma duygusuna; baka bir deyile bir yandan mutlak h manizme, te yandan da mitsizlii ve malubiyeti ncelikle kabul etmenin ahlk dklne kar bizleri uyarmakta dr. Yine o, bir taraftan takv ve Allah korkusu zerinde, dier taraftan da Allah'n rahmeti ve insann esas itibariyle iyi ol duu zerinde srarla durmaktadr. Aka grlmektedir ki kur'n'm asl gayesi, en yksek derecede yaratc ahlk ener

336

SLAM

jinin serbest braklmasn salamaktr. Bathlar arasnda ve Onlarn tesirinde kalan gayr-i mslim evrelerde hkim olan kanaate gre, Kur'n'm Allah', her eyden ok 'korku' telkin eden 'sorumsuz bir mstebit'tir. Ksmen uzun sredenberi de vam edegelen pein hkmlerden, ksmen de bizzat mslman kelmclar tarafndan Ortaada yaplm olan kelm ak lamalardan ve dolaysiyle geni mslman kitlelerin bu aklamara dayanarak takndklar mahhas tutumlardan kay nan alan bu anlay, Kur'n hakknda ne srlen en mn sz anlaytr. Snn islmn kelm grleri, neredeyse tam bir deter minizm iindedir. Bu ise Kurn'n ortaya karmak istedii ahlk zindelie ve evke olduka ters dmektedir. Burada da durum, siyas dogma konusunda yukarda iaret ettiimiz du rumun aynsdr. yle ki, belli bir ar duruma are bulmak iin ulalm olan dogmatik bir zm, mantksz bir ekilde devam ettirilmektedir. Fakat bu seferki an itiraz, Mu'tezile' den geliyordu. Mu'tezile, baz grlerinde, 'Allah'n ktln deil sadece iyiliin yaratcs olduunu sylemekteydi. Bu yzden bir hads ifadesine brndrlerek Mu'tezile'ye 'Islmn Zerdtl' ad verildi. Normal olarak Mutezile, insan irdesinin hrlnn ve beeri sorumluluun ateli savunu cusuydu. Fakat o, bunun, Allah'n kudreti fikriyle altn sand; nk lh kudret, lh adlet fikrine ters dyordu. Bu yzden Mutezileye mensup olanlar, baz insanlarca vanlm olan adlet ve iyilik anlaym Allah'a yklemeye alan mutlak hmanistler olarak kabul edilip, tel in edildiler. te Snn dogmatik kelmn ahlk muhtevs, bu du rumun doru olan bir sonucu olarak ortaya kmtr. Bu muhtevnn temni iin Hads, burada da vasta olarak kullanld, irde hrriyeti ve kaderle ilgili hadslerin tamamn deilse de byk ounluunu bu tarih durumun rn olarak grmek gerekir. Onlarn, Hz. Peygamber'den geldii sylenemez. "ra denin hrlne inananlar bu mmetin mecsleridir" ek linde rivyet edilen mehur hads, aka grlmemekle bera ber, teknik bakmdan son derece dikkatlice dnlm ve tartlm bir akl yrtmeye dayand iin Hz. Peygamber'e

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

337

kadar gitmesi mmkn deildir. Snn hadslerin ou, en k k bir tavize yer vermeden kadercilii savunmaktadr. in dorusu, ne Mutezile ne de sras geldiinde Snnlik, kendi durumunu baarl bir ekilde ifade edebilecek yeterli felsef kavramlara ve fikr vastalara sahipti. Sonu olarak her ikisi de ar bir ekle brnd ve bir lm-kalm mcadelesi so nunda Snnlik, 'kazanan taraf oldu; Mu'tezile ise iliin baka bakmlardan tutarsz ve dank olan sistemleri iinde yaamaya devam etti. Drdnc Blmde, Snnliin ilh kudret ve 'kader' meselesine dair yorumunun zamanla, bilhassa E'ar'nin zmnden sonra, nasl katlatn grmtk. Her nekadar E'ari tviz vermek istediyse de baarl olamad, nk nce likle onun fikr hazrl yetersizdi. bn Hanbelin tesirinin bir devam olan ahlk temaylnde ise E'ar arln ka dercilikten yana koymakta idi. Yine grdk ki felsef hareket, mslmanlara geni bir felsef kavramlar hzinesi temin edince Fahreddin er-Rz gibi kelamclar, asrlar getike da ha bir katlaan kadercilii desteklemek iin bu stoktan mal zeme tedarik etme cihetine gittiler. Bylece, tarihte cereyan eden belli bir itiraz cevaplandrmak iin Snnliin arlk verdii 'Allah'n radesi ve Kudretine' dair doktrin -ki bu ka derciliin temeli olarak grlr- szkonusu itiraz ve ona olan ihtiya ortadan kalktktan ok sonra bile Snn yapya ait dogmatik zrhn ayrlmaz bir paras olarak yerleip kald. phesiz tek yanl olarak ve srarl bir ekilde kaderci lie arlk vermek, ahlk dokusunu incitmeden edemez; bu ahlk teebbs ve hayatn zn oluturan gye fikrini de yok eder. Fakat rhda, kadercilie yakn olmasna ramen yine de ondan farkl olan bir ey daha var ki, o, kaderciliin dourduu sonular bsbtn vahim hle getirdi. Bu, Snnli in iman-amel ilikisi meselesi karsnda resmen taknm olduu tutumdu. Burada da Snnilii, Hriclie tepki gster me gayreti iinde kvranrken grmekteyiz. Byk gnah i leyenin kfir olduunu iln eden hric gre ve hriclerin iman-amel ilikisi karsndaki tutumuna V. Blmde temas etmitik. Hricliin dar kafallna bir are bulmak elbette

338

SLAM

gerekliydi; aksi takdirde mmet, bir fsk veya kfir sulama s iine der ve sonunda i savalarla kendi kendini mahve derdi. Yine burada da btn yk Hadse dyordu. Sahbeden Ebu Zerr'in Peygamber'den yle bir hadis rivyet ettii sy lenmektedir; "Allah'dan baka ilh yoktur (ve Muhammed A l lah'n Resldr] diyen Cennet'e gider. Sahbenin, 'zina eden ve hrszlk yapan bir kimsenin de Cennet'e girip giremiyeceirii' sormas zerine Peygamber'in 'evet' diye cevap verdii sy lenir. 182 Byle bir hadsi Peygambere kadar gtrmek mm kn deildir, nk Kur'n, byk bir srarla ve srekli olarak imanla ameli birlikte zikretmektedir. Fakat hads, Hricle rin tutumu ve benzeri tutumlar karsnda gerekli olan engel leyici bir gr olarak hukken kimin mslman olduunu ta rif ederken, nemli bir grev yapmaktadr. Ne yazk ki bu ta rif,sadece hukuk anlamda alnmam, daha sonralar slmn esasm oluturuyormu gibi muamele grmtr. Bu tutu mun ahlk adan ortaya kard tehlikeli sonular mey dandadr. Dern imanla ahlk davran arasnda eklen byle keskin bir uurum kabul edilince, her ikisinin de ekil ciliin gsterili gvenlii iinde zarara uramas kanlmaz olur. Geri, gerek uygulama her zaman bu ilkeye bal kal mad; kalamazd da. Islahatlar, vizler, dndar ve ahlkl kiiler sahip olduklar tesirlerini mmet zerinde geni apta duyurdular. Fakat bu ilkenin halkn mahhas davranlar zerindeki genel tesirinin, slmm ahlk ve mnevi muhtevsmn aktan aa aleyhinde ileyerek dnin ad ve ekil cephesine arlk vermee ynelik olduu inkr edilemez. manla amel arasndaki ilikiye ait bu nemli mesele karsnda taknlan byle bir tutum (bu ilikinin Hristiyanlkdaki paraleli 'mana Dayanarak Dorulama Doktrinidir), aka kaderci olan bir doktrinle birlemesi hlinde, ahlk duygunun aresizlik iinde kalmasna ve lmesine sebep olur. Eer ahlk hassasiyet slm toplumunda ldrlemedi ise -ve zaten bu duygunun ld toplum, toplum adn almaya lyk olamaz- bu, resm ahlk ilkeleri sayesinde deil, onlara ra
182. Mikt el-Mesbih, "Kitb'l-tman", burada bu hads, Buhrve Mslim1 den naklen zikr edilmektedir.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

339

men ldrlememitir. Dorusu, Snn dogmatik hzinede bu ilkelerin karsnda denge unsuru olabilecek ok az ey bulun maktadr. lik, Mutezile geleneini srdrerek inan esas lar arasnda insan iradesinin hrln korumutur. Fakat yle grnyor ki bu doktrin, iliin immet nazariyesiyle ve genel olarak Snn slmm demokratik yapsna ters den liin karizmatik' yapsyla uyumamaktadr. Dolaysiyle lik, srf Snn dogmaya kar kmak iin bu gr kabil etmi olabilir. Eer bir akdenin grevi, kendi genel ve geni erevesi iinde dn gelimelerin yer alabilmesini salayacak ekilde dindar bir topluma bir tr anayasa temin etmek ise, o zaman Snn slm, ahlk gerginliin yalnz bir tarafn^ arlk vermek sretiyle ahlk ilkeleri ilgilendirdii kadariyle bu grevi yapma imkn ve kabiliyetine sahip olmad gibi, gerekte bizzat Kur'an"n kendisine de belli bir yere kadar ters dmektedir. Burada yine belirli tarihi olaylara cevap vermek iin muayyen artlar altnda gelimi bir nazariyenin, 'vazgeil mez bir dogma' olarak karmza dikildiini grmekteyiz. Aslna baklrsa nazariyelerin doularnn gerisindeki du rumlar -kaderciliin, iman-amel ilikisinin gerisindeki art lar- zaman getike tamamen unutulmu, kadercilik ve lh Kudret nazariyesine ya vahyin bir parasym gibi, ya da en azndan, tek bana ve kendine has bir ekilde Kur'ndan ka rlabilecek bir eymi gibi baklmtr. Kaderciliin, Gazl devrinden sonra felsefe cereyannn geride miras olarak brakm olduu geni fikirler stoku sayesinde Fahreddin erRz gibi kiilerce nasl gelitirilmee devam ettirildiini V. Blmde grmtk. Fakat resm Kelm'dan daha nemli ola rak, sfliin nisbeten yeni fakat daha gl hareketi, yeni ve nazari bir grnm kazannca aka determinizmle birlik oldu ve hatt determinizmi, iyiyle, kt arasndaki ayrm kaldran ve belki de ahlk asndan akla gelen en tehlikeli bir doktrin olan Panteizme dntrd. Szn ksas, tasav vuf, "btn fiilleri yaratan Allah'tr" eklindeki kelmi ifade den, "btn fiiller Allah'n fiilleridir" eklinde dile getirilen bir orta yol araclyla "Allahtan baka varlk yoktur" naza-

340

SLAM

riyesine ulat. Snnliin bu hususla ilgili grnn yeni bir ifadeye kavuturulmas gerekmektedir. lh Kudret ve kader konusu na eskiden verilmi olan arlk, kendi zdd olan ifadelerle, (faaliyetilik ve hrriyet) terimleriyle Kur'n'm ve Hz. Pey gamber'in aka ngrd ekilde kaynatnlmal ve denkletirilm elidir.

3) Rhn Mealler

Yukarda ana hatlanyla sunduumuz gelimelerin sebeb olduu genel ahlk knts, phesiz sosyal dzeyde de ken disini gstermeden edemezdi. Bu ekilde slm toplumunda or taya kan ahlk boluuna, halk ynlarnn dn anlay olarak tasvir edilen 'sflik' tand. Halk seviyesindeki bu r hn hareketin nasl doup gelitiini VIII. ve IX. Blmlerde anlatmtk. Burada ise kitleleri kucaklayan bu olayn genel akm ve onun, mmetin ahlk hayat zerindeki tesrini in celeyeceiz; nk slm toplumunu yeniden kurmak ve slm yeni bir ifadeye kavuturmak iin giriilen her teebbs, -ki bu grevi btn byk slm lkeleri kendilerine gre yerine ge tirmektedirler- sfliin geride brakt muazzam ahlk ve mnev enkaz dikkate almak zorundadr. Sfliin balangtaki itici gcn oluturan gerek bir ahlk aydnl ve imann hakki dernliini yerletirme nin, slm eitimin ana blmn oluturduunu kimse in kr edemez. nk, Gazl'nin de bize rettii gibi, dnin 'ek l disiplinleri' zerinde srarla durmak, sadece dn fosillerin remesine yolaar. Fakat sflik gelitike, bir yandan rhn ve dern olgunlama, te yandan da eriat diye adlandrd ey arasnda bir ikilik ortaya kt. Bu ikilii yarattktan son ra da sflik, kendisini sadece 'dn iinde din' olarak deil, 'd nin stnde dn' olarak ortaya koydu. 'Tasfiyeci' ve islhat hareketler, sflii ortadan kaldrmak iin elbirlii ettikleri hlde, slhat itici gcn ortaya kmasndan ikiyz yl son ra bile Atlantik kylarndan Endonezyaya kadar uzanan bl

MlRAS VE MUHTEMEL GELMELER

341

gedeki mslman ynlar hl onun mnev penesinin al tndadrlar. Sfliin spiritualizmi, bir btn olarak, akll li derlerinin ok defa kendi maksatlar iin kullandklar bir eit ruh meskenetinden daha iyi birey deildir. Siyas lider ler yzlerce reformu -feodal, sna ve tima- baarl bir e kilde sahneye koyabilir ve bunun iin halkn ve ordunun des teini salayabilirler; fakat imdiye kadar onlardan hi biri, geni kitleleri iine alan sflik olgusu ve onun toplum zerin deki eitli, derin ve felce uratc etkileriyle cidd olarak m cadeleye koyulmu deildir. Bu, undan ileri gelmektedir: By le bir durumda vellere ve onlarn mezarlarna ibdet ederce sine tzm gsterme vs. eklinde ortaya kan tasavvufi batl inanlara dalm halk kitleleri ve bizzat ordu, reformlarn karsna kard. Sflik, ve ona yakn kaynaklardan doan belirli inan lar, zamanla Snn nan sisteminin bile bir paras hline geldi. Mesih'in ikinci kez geleceine, Mehd'ye vellerin kera metlerine vs.ye inanma burada akla gelen ilk rneklerdir. Ke limesi kelimesine kabul edilmeleri hlinde bu nazariyelerin ahlk iin zararl olduklar apak ortadadr; yine onlarn slm toplumuna getirdikleri zararlar ak ve seik bir tarih gereidir. Mesihlie gelince, onun slmda ilk olarak benim senmesi, ya lik yahut sflik tarafndan olmutur. lk be nimseyen kim olursa olsun, onu Snnlie sfler veya daha ok sf hareketin ncleri Mesih'in gelecei midini telkn etmek sretiyle siyas bakmdan hayl krklna uram ve ahlk mahrumiyete terkedilmi halk kitlelerini teselli ve memnun etmek isteyen II./VIII. yzyln vizleri ve teblicileri getirmitir. Baka bir yerde de ifade ettiimiz gibi, 183 lk mslman neslin varm olduklar sonularn dnen balay c olduunu iln etmek zere olduka farkl bir gaye iin orta ya atlm olan ilk hads malzemesi, daha sonra yeni bir d n yaparak mesihlikle ilgili bir anlam ve nem kazanmtr. Bylece "Sahbeme, sonra onlan takbeden nesle, daha sonra da bu kinciyi takip eden nesle hrmet gsteriniz..." anlamm183. Fazlur Rahman, "The Post - formative Developmentes in slam", Islamic Studies, Karai, 1/4 (December 1962), s. 17.

342

S LAM

daki hads, imdiki mehur "en iyi nesil benim neslimdir; sonra onu takbeden, daha sonra kinciyi takbeden nesil ge lir..." ekline dnt. Bu demektir ki, tarih, mecbr olarak ktden daha ktye doru yol almaktadr. Onu mahvolmak tan ancak Mesih'in veya Mehd'nin ortaya kmas kurtarabi lir. Fakat sa (bu anlamda) ve Mehd esas itibariyle tarih de il, eskatolojik (uhrev hayatla ilgili) ahsiyetlerdir. Tarih, bylece mahkm edilince, tarih ktmserlik de kanlmaz sonu olur. Bu ekilde bir inan sk skya benimsendii tak dirde, onun insandaki ahlk gleri ve beer teebbs yok edecei, tahlile pek ihtiya duyurmayacak lde aktr. Hem sann kinci Gelii, hem de Mehdik doktrini, belki de genel likle kabul edilen inanlarn bir paras hline geldii iin, Snnlik tarafmdan da benimsendi. slm dnyasnn benimsedii bu -Sf mirastan ayr olarak, btn slm dnyasnda gelien tasavvuf, vellerin kermetleriyle ilgili son derece hayl ve garip inanlarn yer lemesinde, yaylmasnda ve devam ettirilmesinde sorumlu olan yegne harekettir. Bu gibi inanlarn dourduu btl iti katlar a, saf halk kitlelerinin kafa ve ruhlarn tam anla myla kendisine balad ve geni sayda eitim grm kiiler ve aydnlar bile bu inanlara yem oldular. VII./XIII. yzylla iinde bulunduumuz yzyl arasnda geen srede pratik a dan (siyas alann tesinde) slmm fiil g ve etkinliinin, tasavvuf hareketinin dourduu btl inan ve uygulamalar toplamna irca edildiini sylemek mbalaa saylmaz. Yaa yan ve lm -hatt yaayandan ok lm- vellerin mcizev gleri, halk ynlarna ve hatt geni sayda ulemya hkim olmutur. Mezar ibdeti ve bundan doan zararl eyler, ms lman kitlelerin elinden 'slm anlama imknn' hemen-hemen alm durumdayd. Fakat tasavvufun olumlu olarak ortaya koyduu hi bir ey yok mudur? phesiz tasavvuf, zaman-zaman baz byk insanlar -nemli ahlk, rhn ve hatt baz durumlarda fikr yeteneklere sahip kiiler- yetitirmitir. Fakat bunlar mnferit olaylar olarak kalmtr; hatt frsatln hkim

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

343

olduu zamanlarda siyas alanda byk ahsiyetler ve teeb bs gcne sahip insanlar da yetitirmitir. Tasavvufun rh n ideali, kitlelere hayatn nho gereklerinden, ekonomik skntlardan, sosyal dengesizlikten ve siyas kararszlklar dan kama imkn verdi. Fakat o, bunu slmn sosyal dzene dair idealinin zararna olacak ekilde yapt. O, slmn ahlk -sosyal dzeni yerine, halka kendi kendini telkn altnda tut ma ve hipnotize etme tekniini, geni kitleleri iine alan rh n bir histeri olarak nitelendirilebilecek tam anlamyla duy guya boulmu bir inanca kaplmay retti. te yukarda ah lk ve rhn knt diye nitelendirdiimiz ve slm adna silinip atlmas gerektiini sylediimiz ey bu olgudur: Btl inanlarn topyekn tesri, kermet tellll, mezar ibdeti ve pek tabi arlatanlk!.. Sfliin bu meydan okuyuunu s lam dnyasnda Mustafa Kemal Atatrk hri hi bir siyas lider gslemeye cesaret edemedi. Fakat Atatrk'n 'reform larn'; zellikle burada szn ettiimiz alandaki reformlar n, sdece kuvvete bavurularak zorla kabul ettirilen zecr ted birlerden daha baka bir ey olarak telakk etmek kolay deil dir. Bunlar, cesaretle alnm kesin tedbirler idi; fakat toplu mun geni bir kesimi onlar kabul etmeye hazr deildi. Bu, bizi, mslman toplumun yeniden kurulmasnda en cil ve hayat yeri igl eden bu alanla ilgili slhat meselesinin zne getirmektedir: Kitleleri saran inamlann yerine ne ko nabilir ve bu i nasl yaplr?Aktr ki Atatrk ve arka dalar bir soru zerinde kafa yormadlar, yahut, en azndan yeteri kadar kafa yormadlar. slm dnyasnn baka yrelerinde cereyan eden sl hat hareketlerinin hemen hepsi, sosyal programlarnda ta savvufa kar tepki gstermitir. Modern eitimin etkisi de ta savvuf! hayat tarzn bsbtn itibardan drmtr. Fakat asl tehlike de burada yatmaktadr. Genel slhat faaliyetinin bir sonucu olarak slm dnyasnda eitli kurululara, bir liklere, demek ve benzeri ocaklara sahip olan mutlak faaliyeti hareketler ortaya kmtr. Profesr Gibb'in Muhammedanism adl eserinde iaret edildii gibi, eski tasavvuf tarikat larnn derinliinden, dolaysiyle hogrsnden mahrm

344

SLAM

olan bu kurulular, zmreleme, dar kafal ve hogrsz ol ma temyln gstermektedirler. Hatt onlar, komnizme ve faizme has uslleri almakta ve devletin varln tehdit et mektedirler. Fikren s, manen gsz olan bu yeni faaliyeti gruplar, siyas seviyede tpk dier menfaat gruplar gibi hare ket etmekte ve bu bakmdan tarikatlarn yerini alamamak tadrlar. Yeniden kuruluun program, Snnliin ana erevesi iinde hazrlanmak zorundadr. nk slhat aracl ile varlmak istenen asl gaye, iyi bir sosyal dzen kurmak mak sadyla halk kitlelerine ahlk bir itici g vermektir. Yzyl larn ar basklarna ramen bu ahlk temeli, Snnlik ko ruyabilmitir. Baz Snn ilkelerin, ahlk standartlarnn dmesine katkda bulunduunu sylemitik; bu blmde ten kid kabilinden sylenen bu szler, u anda ne srdmz id dia {Snnilgin ahlk temeli korudu iddias) ile ters dmez. Biz zet olark unu demek istiyoruz: Snnlik, muayyen tarih artlara are bulmak iin dzenlenmi baz doktrinleri, dnin zn oluturan bir paraym gibi devam ettirmekle byk hatlar iledi: bununla beraber Snnliin temel hamlesi do rudur. Ayrca unu da ekleyelim ki Snn kelm, eer esas ta savvuf itici gc de iine alacak ve bu ekilde tasavvufu, ms takil bir dinmi gibi faaliyet gstermekten alkoyarak onu ge reksiz hle getirecekse, kendisini yenilemek zorundadr. Ten kitilerin ou, slm kelmm son derece aklc ve duygusal lktan uzak olarak vasflandrmaktadr. Bu tenkit esas itiba riyle doru olup, dn duygu ile beslenen tasavvuf itici hamle nin slm'daki gcne iaret etmektedir. Fakat unu da hatr dan karmamak gerekir ki, Hristiyan kelmnn Hristiyan lkta igl ettii nemli yeri, slm Kelm slm dininde et memektedir. Ayrca bir hristiyann slm kelmn hisse yer vermeyen bir disiplin olarak tasvir etmesine ve tasavvufu v mesine de phe ile bakabiliriz; o, burada tarafsz bir gzlemci gibi davranmamakta, ak ve kurnaz bir ekilde trizde bulun maktadr. Bunun byle olduunu u geree dikkat ederek de grmekteyiz: Hristiyan tenkiti, biryandan sfyi Hz. Peygamber'e gsterdii ibadet derecesindeki hrmet ve tzimden

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

345

dolay verken, genel olarak mslmanlann Hz. Peygam ber'in ahsna gsterdikleri derin hrmete yan gzle bakmak tadr. O, sfnin tutumunu deil de, bu sonuncu tutumu Kur'n'a zt bulmakta ve belki de bunu 'Hristiyanln slm zerine yapm olduu bir etki' olarak telakki etmektedir. lk noktayla ilgili olarak unu kabul etmekteyiz ki, biz zat tasavvufun varl, Snn kelmn gerek muhtevsma kar yaplm bir tenkit ve meydan okumadr. Bu blmde Snn kelmn muhtevasnda arlk kazanan baz hususlann yeniden kurulmas gerei zerinde durmutuk. Bu yap lrken gerek dn duygunun hakknn verilmesi gereine inanmaktayz. Btn bu hususlarda Snn muhtev, dorudan Kurn izgisi zerine oturtulmaldr. Kur'n, sadece 'aklc' ol mayp, gerek dn duygu ile de dolup tamaktadr. Bizzat bu ilh Kelmm kendisi, batan sona insn duygular dikkate alan bir belge durumundadr. Buna ramen Kur'n, ahlk itici gle ilgili olarak kiilere tapnmaya asla izin vermez. O, sa dece Allah'n sonsuz kudretinden deil, sonsuz merhametin den de szeder. Fakat sonunda, Hristiyanlkta grlen ekl bir Kurtulu Nazariyesi yle dursun, efati bile reddeder. Ne var ki, Snnlik daha sonra efaat nazariyesini kabl etti; sfler de bir talan'a koyularak nlerine gelen her velye bu imtiyaz mlettiler. Hz. Peygamber'in kiiliine gelince, O' nun, lh rade ve Emr'in en byk aracs olarak insanlk arasnda mstesna bir yere sahip olduu anlay, elbette dn de byk nem kazanacak ve O'nun byle kabl edilmesi bir temel ilke olarak yaamaya devam edecektir. Pein hkm lerle hareket etmeyenler, bu gerei yava yava kabl etmeye doru gelmektedirler. Bu kabl ediin hakkettii eref, daima Hz. Muhammed'e ait olacaktr. O, bundan baka bir ey iddia etmedi ve insann tanrlatrlmas konusunda en iddetli ikaz yapt. Fakat yeniden kurulacak olan Snn muhtev -eer by le yeniden bir kurulu baanlabilecekse, bu, ancak ulemnn II./VIII. ve III./IX. yzyllarda gayet baarl bir ekilde yapt gibi mmetin dn ihtiyalarn karlayacak istidd gster mesiyle mmkn olur- nemli lde olmasna ramen, sa

346

SLA M

dece ksmen tasavvuf probleminin zmne yardmc ola caktr. nk tasavvuf, eitli tezahrlerinde sadece dn duy gu ile deil, baka siklerle de (sosyal, siyas, iktisd, artistik ve cins) beslendi. Durum, dier dnler iin de ayndr. Mesel Hinduizm'de de benzeri izlere hl rastlanmaktadr. Btn bu cereyanlarn aa karlmas ve sosyal hayatn yeniden ku rulmasn gaye edinen programn ilgili blmlerinde ele aln mas gerekir. Bu eitici ve islhat program, uygun bir zaman da tatbik alanna konmad takdirde slm lkeleri birer-birer komnizm tipindeki totaliter rejimlerin penesine dme tehlikesiyle cidd olarak kar karya kalacaktr. Bu eit re jimler, dnceyi ve davran kesin bir kontrole tbi tutacak ve bu lkelerin nne bir tek gaye koyacaktr ki, bu gayenin de ne olduunu hepimiz ok iyi bilmekteyiz.

imdiki Durum ve Gelecek inde yaadmz yzylda bugne kadar slmla ilgili olarak ortaya kan en nemli gerek, Mslman lkelerin kendilerini yabanc ynetimden kurtararak bamszlklar n kazanmalardr. Usta bir politikacya gre, bu pek de geerli olmayan bir hakikat olabilir. nk zaten kolonilik hzla tarihe karmakta ve daha nce yabanc ynetiminde olan btn lkeler ya hrriyetlerini kazanm, ya da kazanmakta drlar; bu lkelerden bir ksmn -byk bir ksmn- tesad fen, mslman lkeler oluturmaktadr. Fakat szkonusu gerein nemi, Fas'tan Endonezya'ya kadar btn slm lke lerinin hrriyet mcadelesinde slm'n nemli bir rol oyna m olmasndadr. Baz lkelerde, zellikle Pakistan ve Ceza yir'de slm, en hkim ve kesin rol oynad. Bu itibarla, bir 'slm Dnyas' meydana getirmek zere bu lkelerin birbirle rine yaklamalar uzun vdede gerekleebilecek bir potan siyel g olarak durmaktadr. Byle bir gayeye ulamak iin gerekli olan ilk muharrik g, Mslman halkn kalbinde yatmaktadr. Bununla beraber, iinde yaadmz yzyl ilgi lendiren ikinci nemli bir gerek de, byle bir 'slm Dnyas' nn yalnz siyas anlamda deil, kltrel ve sosyal anlamda da

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

347

mevcut olmaddr. Aslnda hlizhazrdaki gerekler asn dan konuya bakacak olursak, 'slm Dnyas'nn olmay, dier devirlerden ziyade bugn iin dorudur; zira gnmzde yalnz hkimiyet haklarna kavumu mslman lkeler ve devletler vardr. Halkn gerek duygularnn, ne lde ve ne ekilde bu mill devletler gereiyle uzlaabileceini ancak za man gsterecektir. u kadarn syleyelim ki, madd temelleri atlmadka 'slam Birlii'ne dair zaman zaman olduka rahat bir ekilde szetme, bir 'rya' olmaktan teye geemiyecektir. Fakat btn slm lkelerinin nnde duran ve zamann erken olmas dolaysiyle sonulan hakknda u anda hkm yrtlemeyen bu meseleden ayr olarak, mslman toplumlardan herbiri, kendi kendini yeni batan nasl kuraca pro blemi ile kar karyadr. Atatrk'n balatt liklii hl resmen devam ettirmekte olan Trkiye hri, (ki burada bile son dnemlerin deneyimleri bunun nihai zm olmayabile ceini gstermitir) genel olarak btn slm toplumlarnm iten kaynaklanan yeniden kurulu programlarnda (bu arada Endonezya gibi baz lkelerde birtakm i ekimeler mahade edilmesine ramen) slm, olumlu bir mracaat kayna du rumundadr. Bu lkelerden bazlan (mesel Pakistan) kendi lerini tamamen slm dvs zerine kurmulardr. Fakat bu lkelerin kar karya bulunduu gerek bir problem vardr ki, bu, slmn aktel, pozitif bir ifadeye kavuturulmasnda yatmaktadr: slmn, bugnn modem insanna ve toplumuna ne verebileceini aka sylemek gerekir. Szkonusu bu problem son derece nemlidir. Eer bu toplumlar, bu soruya doyurucu bir cevap bulmay baaramazlarsa geride bir tek al ternatif kalr ki, o da likliktir. Farkl mahiyette fikr, manev ve sosyal itirazlara ve gerginliklere cevap veren slmm yzyllar dolduran tarihine bakarak, gerekli dahili hazrlklar iin yeterli zaman tann d takdirde onun bugnk itirazlar da baarl bir ekilde cevaplandracan mid etmek phesiz yerinde olur. Ancak bugnk itirazn kesin olarak nerede yattndan, mslman larm emn olmalan gerekir. Neye ihtiya duyulduuna dair doru drst bir tasar yakn bir gelecekte ortaya kmazsa -

348

SLAM

muhafazakrlarn ve modemistlerin bugne kadarki btn icraatna bakarak hkm verecek olursak byle bir tasanrn tam olarak gelitirilmedii hususunda pheye dmemek mmkn deildir- tmiri imknsz bir zarara sebebiyet veril mi olabilir. Kanaatimize gre bu itiraz ve meydan okuma esas itibariyle ikiye ayrlmaktadr: Bunlardan biri Modem haya tn tabiatndan, maddecilikten gelmekte; dieri ise muhafa zakr mslmanlann tutumlarndan kaynaklanmaktadr. Bu iki problemin tam anlamyla birbirinden farkl olmad rahatlkla grlebilir. Fakat konuya aklk getirmek ama cyla muhafazakrln ne olduu meselesini ncelikle ele al mak daha uygun olur. Gelimekte olan her toplumda, iinde ileriye doru ham lelerin yer ald mahhas gerginliin iki ucu vardr ki, bun lardan birini muhafazakrlk, dierini ise liberalizm veya 'Modemizim', diye adlandrdmz ey temsil eder. Fakat sos yal gelimelerin grld btn durumlarda, muhafazakr lk, mziyi btnyle muhafaza etmeye almamal, deerli ve z olan korumaldr. Bu blmn banda da dedimiz gibi, mslman neyi muhafaza edeceine, gelecein slm anlay n dile getirmek iin neyin deerli ve ilgili olduuna, neyin esas itibariyle slm, neyin ise sadece tarihi bir mahiyet arzettiine karar vermek zorundadr. Baka bir deyimle; mslmanlar daha ok aydnlatlm bir muhafazakrlk gelitir melidirler. Ayrca, bir eit dn-tarih gerekd anlayla tarihin byk ksmna ezel bir geerlilik hviyeti verildiine ve bunun hangi yolla yapldna da iaret etmitik. Esas', esas olmayan'dan ayrmalar beklenen Vehhblik gibi Kur'n ve Snnet'de yeralan esaslara dayanarak slhat yapmak is teyen hareketler, baz kaba, btl inan ve uygulamalarm or tadan kaldmlmasna byk lde yardm etmi olmakla be raber, ana grevlerini tam olarak baaramamlardr. Onla rn baarszlklarnn ana sebebi u olmutur: Esas ilkeleri yuvarlak bir ifadeyle 'Kurn ve Hads olarak tarif ederken, btn dn tarihi kabul etmi oluyorlard. nk bu tarihte hukk ayrntlardan tasavvufa; Snnilikteki cma'dan, mamln ilh bir hak olduunu savunan gre vannca-

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

349

ya kadar hemen her gelime, bir hadsin koruyucu kanatlar altna snmtr. O hlde Hads problemini tenkidci bir gzle tarih adan ve yapc bir ekilde ele almadan, z olan, sadece tarih olan dan ayrma imkn ok zayftr. Fakat ulemnn, stlenmeyi reddettii ey ite bu grevidir. Ulem undan korkmaktadr: Eer Hads'i ilm bir incelemeye tbi tutarsak, Kur'nm ya nnda slmn ikinci ana stnunu oluturan Snnet kavra m yklr ve o zaman Kur'n'a sarlmak bile imknsz hle ge lir. nk Kurn sbit bir noktada tutan, bizzat Snnet'in kendisidir. Son zamanlarda baz mslim ve gayr-i mslimlerin hadsi ve Peygamber'in Snnetini tamamen reddetmeye ynelmeleri, bu korkulan daha da glendirmektedir. Msl man, 'Peygamberin Snneti kavramndan vazgeemez; dolaysiyle bu noktada ulemnm tutumuna hcm etmek imkn sz olmaktadr. te yandan muhtevs ne kadar mull olur sa olsun, Hads'in gerek bir tenkide tbi tutulmas, burada ve baka yerde de iaret ettiimiz gibi, konuya aklk getirir. 184 Hatt bir hadsin Peygamberden kmadnn veya birok ha dsin Peygamber devrinden sonraki devirlere ait olduunun gsterilmesi, bu hadslerin reddedilmeleri gerektii anlamna gelmez. Asl olan, "muayyen bir hadisin gemite ne gibi bir grev yaptn veya yapm olabileceini ve Islmn ondan hl byle bir grevi bekleyip beklemediini" aa karmak maksadyla onun dou sebeblerini ve gelimesini bilmektir. u nzik dnemde slam yeniden dnme ve ifade etme grevi, III./IX. yzyldan bu yana mslmanlann kar kar ya kaldklan meselelerin en ciddsi ve kklsdr. Bu grevin gerekli ekilde yerine getirilmesi, ilk ikibuuk yzyldaki ic raata denktir. Dier bir deyile, mslman bu konu zerinde dnrken dorudan doruya Hz. Peygamber'den hemen son ra gelen kurulu devrine gitmek ve onu yeni batan kurmak zo rundadr. te toplumda g kaynaklarn geni lde elinde tutan muhafazaknn, yalnz reddetmekle kalmad, zmek
184. Bu eserin III. Bmm; Fakat bu nokta, "Sunna and Hads" Islamic Studfes,1/2 (June 1962),adl maklemizde daha ayrntl olarak ele alnmtr.

350

SLAM

gereini bile idrk edemedii asl mesele bu dur. Hads'i kkten reddederek ar bir duruma itilmi bulunan ve serbest bir kal knmay savunan tek-tek kiiler ve kk gruplar, muhafaza kra kar koymaktadrlar. Aslna baklrsa, bu konuda den geli bir gre varmak ve dolaysiyle u nzik zamanda neyin yaplmas gerektiini anlamak iin bu iki taraftan hibiri, Hadis'in gerek tarih geliimini bilmemektedir. Hakikatte slm hakknda salkl tarih bir dncenin gelitirilmesi ne duyulan ihtiya, onu baarl bir ekilde yeni bir ifadeye kavuturmann bata gelen arzusu ve art olmaktadr. te slm tarihi zerinde bylece dnme imkn ve kaabiliyeti -bununla ne demek istendiini, incelememiz sre since akladk; tarih dnce ile dar anlamda tarih metin lerin tahlilini kasdetmiyoruz- medreselerimizde uygulanm olan eski eitim sistemimizden doamaz. nk medreseler, tekilatlanm hlleriyle ortaya ktklar ilk gnden beri, yeni sistemler vcuda getirmeyi deil, sadece mevcut olan fi kirler sistemini nesilden nesile aktarmay gaye edinmitir. Dolaysiyle onlar, aratrma rhunu ve mstakil dnceyi yerletirmekle ilgilenmemilerdir. Tam aksine, onlar, bu rhu devaml kontrol altnda tutmay baarmlardr; aksi takdirde onlarn varlk sebepleri ortadan kalkm olacaktr. Bu gerekli aratrma rhu, bugne kadar modem ilm al malarda da yeterli lde ortaya km deildir. Daha nce XI. Blmde slm eitim sistemini anlatrken de iaret ettii miz gibi, evvel modem niversite eitim sistemimiz tama men lik olup, islm alma ve aratrmalar bu sistemin ana blmlerinden biri olmamtr. O hlde modem eitim siste mimiz, islm eitim ve retime pek yer vermemektedir. kinci olarak, bu sistem iinde slm' ilm bir adan incele mek isteyenler, ounlukla Batl msteriklerin rencileri olmulardr. slm almalara dikkate deer katkda bulun malarna ve gerekten bu alandaki modern aratrmalarn ncleri olmalarna ramen, arkiyatlar, slm' sadece ta rih bir done olarak, tbir yerinde ise, 'tahlil edilmesi gereken l bir bnye' olarak incelemilerdir. Bunun sonucu olarak, onlann mslman rencileri de bir tr arkiyat oldular.

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

351

Bu sonunculann 'arkiyat olduklar' gerei, 'mslman ol duklar' gereiyle mekanik olarak yanyana yrmtr. Ge nelde bu iki gerek birbirini etkilememi ve bu birleme meyve verememitir. Geri urada veya burada baz istisnalar olmu tur; fakat bunlar sk-sk grlmedii iin, esasa tesir edecek bir neme sahip olamamlardr. Ancak son zamanlarda sl m almalar baz niversitelere girmitir. Fakat burada en bata gelen problem, bu almalar yerli yerine oturtacak ve gelecek iin insan yetitirecek yeterli ve kabileytli personelin bulunmaydr. Daha yakn zamanlarda, hatt u kitabn yazld sralarda birtakm yeni gelimeler olmaktadr: s lm' yeniden yorumlamak ve gelecein ilim adamlarn yeti tirmek iin Pakistan'da bir slm Aratrmalar Enstits ku rulmu, Kahiredeki el-Ezher yeni bir dzene sokulmu ve bn yesinde bir aratrma kurumuna yer vermitir. phesiz bu gelimelerin, beklenen meyveyi vermesi belli bir zaman ala caktr. Eer slm dnyasndaki muhafazakrlk problemi bir ciddiyet arzediyorsa, maddeciliin slm toplumuna meydan okumas daha bir ciddiyet arzetmektedir. Btn toplumlarda, hatt slm toplumu gibi dn bir anlaya veya gce dayanan, veya dayandn ne sren toplumlarda 'dine ilgisiz' gler daima varolagelmilerdir. slm toplumunda da byle snflar hibir zaman eksik olmamtr. ok kere aka ortaya at lan, fakat aa yukar uursuz ve sessiz bir ekilde daha gl olarak faaliyet gsteren bir iddia sebebiyle, bu maddeci cere yan, gnmz slm toplumunda lye smayan bir gce ulamtr, bu iddiaya gre mslmanlar (veya Doulular) esas itibariyle ve vazgeilmez bir ekilde mnc, Batllar ise maddeci'dirler. Gelimek iin Dounun yapmas gereken ey, Bat nn teknik imknlarn (madd ynn) alp, bunu zten sahip olduu mn ynyle birletirmek ve bylece her eyi yoluna koymaktr. Bu cereyann Batda yaylmasna bizzat Batllar bile yardmc olmulardr. Fakat bu tutum Douda -phesiz ksmen de olsa bir propaganda ekline brnerek- ok talihsiz sonular dourdu. nk o. Douda muhafazakr evrelerde sahte bir sknet ve stnlk fikr vcda getirmenin yan-

352

slam

ra, szde Batllam snflar arasnda ahlk kurallara pek yer tanmayan plak ve rktc bir maddeciliin gelimesi nin de sorumlusu olmutur. Bu sorumsuz bencillie bir tepki olarak yine bu Batllam snflar arasnda Komnizm, czip ve eriilmesi g bir ideal olarak gelimektedir. Kom nizm, czip ve eriilmesi g bir ideal olarak gelimektedir. Her iki durumda da toplumun sahip olduu eski mnev gler pek etkili olamamaktadr. 'Yeni Toplum'dan sz eden genel likle maddeci aydndr; o, uygun deceini dnd takdir de Islmn adn kullanmakta bile herhangi bir tereddt gs termemektedir. Bu tr bir gayrimeru 'yenilik' karsnda mu hafazakr, irkilmekte ve arada srada szkonusu bu yenilie bir takm sath ve ok kere lftan ibaret olan tvizler verebil mekte ise de, esasnda daha kat muhafazakr ve inat bir du ruma itilmektedir. Gnmz ulemsnn, bir anlamda, ken dinden nce gelen ulemdan (mesel XI./XVII. ve XII./XVIII. yzyl ulemsndan) daha taviz tanmaz ve dncesiz bir mu hafazakrlk iinde bulunduu grlmektedir. Bu, ksmen an'anev retim kuramlarnn iinde bulunduklar fikir yok sulluundan, (nk gnmzde daha kabiliyetli olan kiiler gittike lik eitimin czibesine kaplmaktadrlar) ksmen de modem lik akmlar karsnda muhafazakrn gsterdii iddetli tepkiden ileri gelmektedir. Liklik yanls, muhafaza kr sadece liklik karsnda deil, ayn zamanda gerek s lm Modemizmin karsnda bile tviz kabul etmez bir duru ma itmitir; nk muhafazakr, kar karya bulunduu du rumu doru-drst tahlil edememekte ve hastalklar tehise gc yetmemektedir. O, herhangi bir ayrm yapacak gte ol mad iin modernizm kokan her eyin, 'ilerleme'nin mihrb nnde dn uuru, ak (liklik) yahut gizli (Modenizm) kurban etmee altn dnerek, modemizmden cidd ola rak phe etmektedir. Bu durumun tek aresi modem eitim sisteminin bir re forma tbi tutulmasnda, okul ve kolejlerde dier konularn yansra gerek islm deerlerin de rencilere verilmesinde yatmaktadr. Ancak bu yolla modem lik eitim, anlaml bir ekilde geni, mll islm kltr iinde kaynaarak yapc

MRAS VE MUHTEMEL GELMELER

353

olabilir. Aksi takdirde lik eitim,' bir bnyenin zerine rastgele yaptrlm yabanc bir para olarak kalmaya devam eder. Fakat burada bir kez daha karmza kan soru u ola caktr: slm'n verecei ey nedir?.. slmn, kfelm stlah lara gre yaplm olan allagelmi ifadesi, ne modem insan tarafndan tam olarak anlalabilmekte ne de -mcerret zihn aba sonucu anlalsa bile- modem durum iin bir anlam ifade etmektedir. Aslnda bu kelm, olduka zel artlar altnda, kesin ve mahhas dn-ahlk sorulara cevap vermek ama cyla gelmi olup, tarihin damgasm aka srtnda tamak tadr. O hlde bu sorunun cevab yine una dayanmaktadr: slm o ekilde takdm edilmelidir ki, modem insan onu anla sn. Baka bir deyile dn bu insan iin bir anlam ifade etsin. Bunu yaparken Ortaa'da gelimi olan kelmmzn nemle zerinde durduu hususlar deiecek veya belki de bsbtn atlacaktr. Yukarda bu blmde bununla ilgili nemli baz rnekler verdik. Ve yine mek kabilinden bu yeni almann nasl bir yol izleyebileceini gstermeye altk. Ancak bu yolla slmn ezel deerlerini ve temel dn hayatn, iinde boulup kald tarih hussiyetin arlndan kurtararak ihy etmek mmkn olacaktr. Eer slm kelm ve hukuku, modem insann ve toplumun ihtiyalarna cevap vermekle kalmayp, onlar nihilizmin mneviyat bozucu tesirlerinden kurtaracaksa, slm yeni bir ifadeye kavuturma grevi ye rine getirilirken nemli bir ihtiyacn daha karlanmas ge rekecektir. Yeniden-kurma ileminde zellikle dn ve ahlk duygulara hakettikleri yer verilmeli ve bu duygular ana unsur lar olarak btnle kaynatrlmaldr. slmn daha nceki ifade ediliinde, yni eski eriat disiplinlerinde bu unsurlara lyk olduklar yer verilmediinden dolay, tasavvuf, yanbamsz bir dnmi gibi gelimi ve byk lde ulemnn temsil ettii 'resm' slma ters dmtr. Tasavvufun, geli mesi esnasmda baz hususlarda byk hatlara dmesi, bir takm genel ve derin sosyal faktrler yznden olmutur. Fa kat onun balangta ve temelde bir takm dn ihtiyalardan doduu, hibir zaman inkr edilemez. slm'da grlen sl hat hareketleri, zellikle gnmzde, geride genel ve tek yanl

354

SLAM

bir lasavvuf-aleyhtarl brakmtr, zel metod ve teknikle re sahip olan tekiltlanm tasavvufun, toplum-d ve ahl k ilgisizlik vasflarna sahip bir anlay sinesinde barndr mak zorunda olduu kabul edilebilir. Zaten onun yar msta kil bir din gibi varlm srdrmesini, ne slm ne de gnm zn insan kabul edebilir. Dier yandan, 'kalb'in gerek dern hayat -ki bu hayat tasavvufun zn oluturur- eriatla birleip kaynamaldr. Bunun ihml edilmesi, uzun vdede, mo dem likliin ykc hcumlarna yol aar. slm, "Allah'n irdesine teslim olma"dr, yni Allah'n emrini ve Allk Buyruu, dnyann fizik dokusunda uygula maya azmetme'dir. Bu uygulama Allah'a hizmettir; O'na ib dettir. Mslman, bu hizmeti yerine getirebileceine, getirmek zorunda olduuna dair inancn asla yiLimemitir. O kendi kendini yoklad u sralarda, daha nce asla tasavvur etme dii bir btnlk iinde bu hizmetin anlamn idrk etmeye almaktadr. Mslmanm u anda domakta olan tasavvu runun derecesi, genilii, taml ve faaliyeti, sdece kendi ge leceini deil, evresindeki dnyann da byk bir ksmn et kisi altna alacaktr.

onsz

Bu kitabn ana ksmnn kaleme aln tarihi zerinden aa yukar on be yl geti. Bu sre iinde Islm dnyasnda siyas ve iktisad alanlarda baz nemli gelimeler oldu. Bir takm slam lkelerini petrol sayesinde ekonomik gce ula malar, btn sonulan imdiden tahmin edilemeyecek olan tarihi bir tesadftr. u sralarda sadece Suudi Arabistan, muhtelif topluluk ve lkeleri glendirmek, Araplann ve slmn yanma iyi niyetleri ekmek iin Afrikada ve daha baka yerlerdeki memleketlere yardmda bulunmak suretiyle bu yeni gc dorudan doruya kullanmaktadr. Bu gcn gr np kaybolan bir hususu mu, yoksa nemli bir ey mi olduu nu ancak zaman gsterecektir. Fakat bu arada Suudi Arabis tan, komnist olmayan dnyann tamamnda ve zellikle pet rol retmeyen Mslman lkelerde dikkatleri zerinde top layan bir merkez durumuna gelmi bulunuyor. Msrda (mesal eri'atn btn yasama faaliyetinde kaynak olduunu iln eden yeni anayasasnda) Pakistan'da (Mirza Gulam Ahmed'in- lm 1909-nebiliine veya veliliine inanan Ahmedilerin 1974 anayasasnda gayri-mslim iln edilmelerinde) grlen muayyen gelimelerin dorudan doruya Suudi Arabi stan'n etkisine bal olduu sylenmektedir. Petroln birka on yldan fazla srmeyeceinin idraki iinde olan petrol reti ci lkelerin ekonomik kalknma meselesini lesiye ciddi tut tuklarndan phe edilemez. Birok bakmdan ortaa-ncesi

356

SLAM

diye nitelendirilebilecek bir durumdan ada teknolojinin girdabna dalveren Suudi Arabistan gibi bir lkenin sa duyu sunu ve uyankln takdirle karlamak gerekir. Ne var ki, bu saduyu pratiklii, kendi srasnda, kav ramlarn analitik, kritik ve sintetik bir tarzda ele alnmasn salayan yetenein gelitirilmesine gtrmee mecburdur; zira bilimsel teknolojinin tekmlnde saduyu pratiklii ok faz la ileri gidemez. Fikirlerin ele alnp kullanlmas hassas bir itir. Bununla beraber, fikirler ve onlann srekli gelimesi, beer tekmln ve medeniyetin z yapsnn can damarn oluturur. yle ki, onlarsz hibir medeniyet kurulamaz veya devam ettirilemez. Nasl ki fikirlerin gayesiz ve vahice by mesi ahlk kntnn sebebi veya iareti olabilirse, onlann eksiklii de Suudi Arabistan gibi dn ve ahlk konularda darlk ve katlk iinde olan (puritanik) lkelerin, serbest d nceyi yasaklamak suretiyle gelitirme gayreti iinde olduk lar ayn beeri ruhu lme mahkum eder. Suudi Arabistan ve Libya gibi "piritanik" lkelerin fikir ler karsnda gsterdikleri kaytszlk veya dmanlk, as lnda ortaan sonlannda balayan genel bir akmn ar bir halini oluturmaktadr. Felsefe hareketlerinin slmm kendi iinde ortaya attklar baz fikirlerden korkan snni slam, felsefeyi ders programndan cin kovan gibi kard. Felsefe de 'rfan' diye bilinen bir eit fikri mistisizm iinde gzel bir ekilde gelitii ran hari, yaayabildii yerde yoksulluk iinde hayatn srdrd. Beinci ve yedinci blmlerde iaret ettiimiz gibi, Ms lman kelamclar, filozoflarn (felsife'nin) felsefesi kadar aaal ama Islama daha sadk ve Kurana dayal yeni bir fel sefe ortaya koyamadlar. Bunun yerine suni bir ekilde sla ma sadk grnmesine ramen, aslnda birok bakmdan fel sefenin karikatrleri niteliinde olan belli baz dogmatik h kmler koydular. Szgelii, lm mteakip fiziki dalma dan sonra yaamaya devam eden bir eit "asl atom (ucb alzanab) var olduunu sylemek ve Allahn bunun evresinde ya asl bedenle ayn yahut ona benzer bir beden yaratacam ne

SONSZ

357

srmek suretiyle fiziki har ispat etmeye alan iddia buna rnek tekil eder. Fakat baka bir yerde de belirttiimiz gibi,185 Kurn ak felsefi nitelikte baz nemli retilere sahip bulunmakla kalmyor, ayn zamanda bu retilerle tutarl olan umull bir dnya grnn kurulmasn salayan bir katalizr gre vini yapabilecek bir zellik tayor. slam tarihinde buna sis temli bir ekilde asla teebbs edilmemitir. Oysa edilebilir, edilmelidir de. Bu genel dnya grnden sonra Kur'n temele dayal bir ahlkn gelitirilmesi iin de sistemli bir aba ortaya kon maldr; nk aka formle edilmi bir ahlk sistemi ol madan tslam hukukuna hakettii asla verilmi olmaz. Dr dnc blmde iaret edildii gibi, slm hukukular, kesin anlamda hukuk olanla ahlak olan arasnda ak bir ayrm yapmamlardr. Bunu yapmam olmann bir faydas, huku ka (modern laik hukuk sistemlerinden farkl olarak) yaa yan ahlak deerlerin girmesini salam olmasdr; fakat ayn sonu, hukuk ile ahlak sistemletirmek, birinciyi kin ciye organik bir ekilde balamak suretiyle de elde edilebilir. Hukuk, mevcut duruma da hakettii nem verilmek suretiyle, Kur'n ve Peygamber'in snnetinden gelen hkmlerin sistem letirilmi ahlk yapsndan kartlp gelitirilmek zorun dadr. Bylece, hukuk deien sosyal durumlara uyacak fakat ahlk deerler, yahut uzun vadeli ictimai-ahlak hedefler sreklilik arz edecektir. Bu da bugne kadar yaplmam, sa dece, bunun yerine, l, yahut tamamen ekl ve zahir forml ler zerinde srar edilmitir. te bu asl ve kanlmaz grev iin fikirlerin yeniden gelitirilmesi ihtiyacn duymak zorundayz. Ortaadan kal ma kelam, kukuk ve tasavvuf mirasmz hakknda IX. blm de hkm vermi ve bu mirasn yeniden inas iiri arda bu
185. Bu, benim henz baslmam olan Islamic Education and Modernity (s lam Etiimi ve adalk) adl eserimin IV. Blmnde etraflca aklanmtr. Bu eser daha sonra slam and Modernity (Chicago, 1982) bal al tnda yaynlanm ve slam ve adalk (Ankara 1990) ad ile te Trkeye evrilmitir(ev.)

358

SLAM

lunmutuk. Burada tekrar altn izerek sylemeliyiz ki, b i zim ortaa lhiyat geleneimiz -ister mu'tezil, snn veya S olsun- esas itibariyle bir tarih rn olup bizzat Kurn ve Pey gamber ile dorudan ilikisi pek fazla deildir. Hatta belki de unu sylemeliyiz: slm lhiyat felsefesi, ortaan miras na dayanlarak kurulmaktan ziyade, Kurn temeli zerinde yeni batan ina olunmaldr. Szgelii, ortaan ilh zat ve sfat anlaylar yeniden nasl kurulabilir? Sfatlarn imk nna dair Mu'tezil grnden - ki Mu'tezile bakalarnn yansra bu grn temsilcileri ile de ihtilaf iindeydi- etkilen dii aka meydanda idi. Fakat uknumdan bir Tanrnn nasl ktn tasavvur etmeyi bilmek; Kur'ann ulhiyet, an lay zerine nasl bir k tutabilir? yle ise, Mutezilenin bu nazariyesinin bizzat k noktas ve onun etrafnda oluan btn ihtilaf ve tartma yanltr. Fakat ortaa slam dncesinin en byk eksii, ahlk alannda olmutur. Yunan felsefesine, ran geleneine ve tasavvuf dindarla dayanan birok eser kaleme alnm ol makla birlikte, btnyle Kur'ana dayal tek bir ahlk eseri gsterilemez. Btn o yazlan eserler, az veya ok Kuran g rlerle kaynatrlm olmakla birlikte, onlarn esas itiba riyle szkonusu grleri dile getirdikleri sylenemez. z iti bariyle doru olmasna ramen, hadis literatr dahi, dank ve soyut karakterinden dolay, Kuranla karlatrlmaldr. Byle bir eser, Kur'ann zn temsil edecektir; nk Kur'n esas itibariyle bir hukuk kitab deil, kelam bir temeli ihtiva eden ahlk bir retidir. Hukukularmzn ak hukuk del letleri olan ayetlerden hukuk kurallar karmakta yeterli lde ileri gitmedikleri halde, Kur'ann edeb yahut ahlk ifadelerini hukuk ifadelere rahata evirme iinde ekseriyetle ok ileri gittiler. Mesel otuznc surenin 28-29. ayetlerinde Peygamber'in, hanmlarna unu sylemesi emir buyurulur: Eer onlar dnya hayatn ve sslerini istiyorlarsa o bunlar verecek fakat daha sonra da gitmeleri iin onlara iyilikle izin verecek... Ama onlar Allah ve Resuln istiyorlarsa..." Bu yetlerin ak anlam ahlk niteliktedir; yani Peygamber'in hanmlar dnya metamn arzusu iinde olmamalydlar. Fa

SONSZ

359

kat hukukular bunu tahyir anlamnda aldlar: yani bir insan hayatnn herhangi bir dneminde, hanmn da kendisiyle kalmak veya boamak gibi bir seimle -hukuki bir prosedr olarak- babaa brakabilir. Bunun tevfid ad verilen baka bir hukuk prosedrden farkl olduu dikkatten kamamal dr. Buna gre, koca evlilik aktine bir madde ekleyerek han mna kendisini boama hakkn tanyabilir. te yandan, ha nmlar arasnda adaleti gerekletirmekten korkuyorsa, bir kimsenin birden fazla kadnla evlenme imkanna sahip ol madn aka syleyen IV. surenin 3. ayeti, bir hukuk ilkesi muamelesi grmemi ve mesele kocann kararma braklm tr. Yine, XXIV. surenin 33. ayetinde Kur'n zadlk mukavele sine bal bir deme neticesinde klelerin serbest braklmas n istedii halde, hukukular, mezkr ayeti hibir hukuk ba laycl olmayan bir "tavsiye" hkm olarak grmlerdir, te bundan dolaydr ki, Kur'amn ahlk deerlerinin ayrca ele alnmas ve kanunlarn daha sonra onlardan kartlmas son derece nemli olmaktadr. Eer slam, yeni dnya dzeninin ekillendirilmesine olumlu bir ekilde katlacak ise, salam bir slm dncesi gelitirmenin yamsra, her slm lkesinde ve slm lkeleri arasnda yeterli bir tr siyasi dzenlemenin gerekletirilme sinde mutlak zaruret vardr. slm lkeleri seviyesinde son on ylda bir takm gelimeler olmu ve bunlar iki slm Zirve Konferansnn (1969 da Rabat'ta ve 1974'te Lahorda olmak zere) yaplmas ve Cidde daimi bir slam Konferans Tekilat Sekreterliinin kurulmas sonucunu dourmutur. Gndemin de iktisad-kltrel konular ve bir Mslman haber ajans kurmann yararlar zerinde dncelerin yer ald bakanlar seviyesinde sk sk toplantlar yaplm, bu arada bir slm Gelime Bankas hemen faaliyete geirilitir. Szkonusu geli melerin, sradan bir mslmann slm ve slm birlii kar snda duyduu youn hissi ballktan dolay ortaya kt phesiz dorudur. Bununla beraber, genel olarak denebilir ki, ynetici sekinler asndan bu durum, slm bir ictimai-siyasi dzenin uurlu bir tasavvurundan ziyade, Bat hegemon yas karsnda duyulan kzgnln glendirdii ortak tarih

360

SLAM

gemi hasretiyle ilgili bir meseledir. Geri bu hasret duygusu ok gl olabilir. slmm, devletin ve kollektif hayatn teme li olmaktan karld ve yeni bir neslin dmeni tuttuu Tr kiye gibi lkelerde bile, dorusu, slm, milliyeti duygunun bir paras haline gelmi gibidir. Mesel, slm bir platform zerinde duran ve parlementoda elle tutulur bir ye saysna sahip olan (tek bana veya kendisine yakn partiler ve grup larla birlikte) bir siyas parti, Trkiye'de 1973 seiminden sonra ortaya km bulunmaktadr. Ne var ki, iktisad-siyas bir slm grn bulunmay ndan dolay birok slm lkesinde grlen eki-dzen ver meler, hayret uyandrmaktan teye gidememektedir. Pek ta bii, slm tek para bir iktisadi ve siyasi dzenin ad deildir. Birinci ve II. blmlerde de aka ifade edildii gibi, Kur'ann temel istei, eitliki itimai ve iktisadi deerlerin gerekleti rilmesini amalayan ahlk temeline oturmu bir sosyal ni zam kurmaktr. Bu deerler zerine kurulan ve bir lkenin kaynaklarnn snrm dikkate alan her sistem, slm ola caktr. (nsan haklarnn inkr ve ykmllklerin kabul edilmesi, elbette knanan tutumlar arasnda yer almak duru mundadr) O halde, ne sosyalizm, ne de kapitalizm, kendi bana, slmm talep ettii bir dzen olmaktadr. Eer btn slam dnyasnn bugnk zenginlii slm topluluu tarafn dan eitlik iinde paylalm olsayd (ki byle bir eyi ryada bile gremeyiz) retim aralan konusunda kkl bir sosyal lemeyi belki de gereksiz klacak yeterli kapitalin olduu g rlrd. Fakat hlen mevcut mali artlar dikkate alnacak olursa, Libya veya Irakm "sac, Bangladein ise "solcu bir lke olmas beklenirdi. Oysa durum neredeyse tam tersidir. Bunun sebebi, ynetici sekinlerin gerekiliin taleblerini ve slm'n ictima-ahlk buyruunu dikkate almadan kaplp gittikleri her eit "ideolojinin etkisinde kalmalardr. nc halife Hz. Osman'n dnemine gelinceye kadar slm'n ictima- ahlk adalet duygusu gcn korudu ve zellikle Hz. mer'in ald muayyen tedbirler sayesinde dev let, byle bir adaletin gereklemesinin vastas kabul edildi. Ne var ki, Osman'n hilafetinin ikinci yarsnda durum ktye

SONSZ

361

gitti. Bedevi kabilelere, ranl mevaliye ve daha bakalarna gitgide huzursuzluk getiren yaygn sosyal deime, ve ksmen de Hz. Osman'n Mervani ailesinin a gzll yznden dev let, bu imajn yitirdi ve onu slm tarihinde etkili bir ekilde bir daha kolay kolay ortaya koyamad. Baz yneticiler dier bazlarndan daha iyi olabildiler, ama Kur'an'm, devlet ideal leri ile ekonomik adalet arasnda gznne ald canl ba bir daha balanmayacak ekilde koparld. Abbasiler dneminde ran'dan gelen ve slm devletini ok derinden ve kalc bir ekilde etkileyen daha sonraki adalet fikri, toplum ile yneti ci arasndaki ilikiden ziyade toplum iindeki snf dengesine uyguland. Toplumla ynetici arasnda korkun bir uurum dodu; oysa, devlet hayatnda gittike karmak hale gelen kanlmas imknsz icraat farkllamas hususu ne kadar gznnde bulundurulursa bulundurulsun, ynetici, nazari olarak, Toplum'un iradesini yerine getirmek iin toplum tara fndan tayin edilmi bir ba icracdan bakas deildi. Tpk snni kelam grleri Hariclerin ve daha sonra da i'anm baz ar grlerine tepki olarak nasl doduysa, Snni siyaset nazariyesi de esas itibariyle pragmatizm iinde kk sald. Hariclere zt olarak Snniler, yneticinin byk hatalardan azde ojmasmm art olmadn ne srdler; iiler karsnda ise, mam'n yanlmaz ve akn olduu gr n reddettiler. Bakillani yle soruyor: mmet mam'a fikir verebildiine, onu uyarabildiine, verdii haklar ondan ala bildiine 186 ve hatta, nazari olarak onu grevden alabildiine gre, imam niin yanlmaz olmak zorunda olsun? Buraya ka dar gzel. Kald ki, yneticinin gc mmetin anayasas olan eriat tarafndan da snrlandrlmaktayd; bu bakmdan "Mslman Mstebid" (tiran) sz, bir eit elikili ifade du rumunda idi. Fakat tekrar edelim ki, eriat kendi bana gayr ahs bir eydir; siyas alanda faal olan kiiler -askeri komu tanlar, yksek dereceli memurlar ve, bazan, ulema- arasra et kili; bazan da ynetici tarafndan bask altnda tutulabilecek ve hesaba katlmayacak kadar zayf durumda kalabilirlerdi.
186. Kitab el-Tamhid, Kahire, 1947, 184.

362

SLAM

ok kere bizzat yneticiler tarafndan ortaya karlan bu in sanlar, kimi temsil edebilirlerdi? Dorusu, ynetici ile toplum arasnda genelde bir ba mevcut deildi; eer gnmz dnya snda az ok birlik arzeden bir slm toplumu varsa, bu yneti ciler sayesinde deil, ulema ve eriat sayesindedir. Gnmzde yaplacak herhangi bir reform, eitimle balamak zorundadr. Her ne kadar slmi bir yn verme ii eitimin ilk basamanda ortaya konmak durumunda ise de slm ve modem dnce ancak yksek retim dzeyinde, ada ve hakikaten slm nitelikte bir dnya gr olutur mak zere, kaynatnlabilir. Bu konu hakknda 'Sonsz'de baz eyler syledik; daha ayrntl bilgi iin okuyucu slam Eitimi ve adalk a bavurabilirler. 187 Her trl beeri faa liyet sahasnda karklklara sebep olan dnce dnya sndaki ikilik, kaynatrlmam itimai ve ferd hayat, bu hayat felli duruma sokan hayal krkl ve bunalmlar gibi mslman topluluklarn mevcut problemlerinin uzun vadeli zmleriyle ilgili yegane yaklam, eitim reformudur. Fakat eitim reformu bir gecede ne gerekletirilebilir ne de sonu ve rir. Bu reform, eer gze alnrsa, ancak iki nesilde sonu vere bilen bir sretir. Bu arada hlis bir slami siyasal dzenleme ye yn vermek ve yksek bir fikir yapma ulamak iin ksa vadeli tedbirler alnabilir ve bu, hayatn her ynnn slamlatmlmas iin etkili bir balang noktas olabilir. Siyasi hayata gelince, onun temelini bizzat slam Top lumu oluturmaktadr. Bu Toplum, eri'at, yahut slm buy ruu kendisine gaye edinmek suretiyle varolmutur, yani Top lum, kendi ferdi ve itimai hayatnda eri'atin tedrici bir su rette gereklemesini kabul etmi durumdadr. Halife ise. Top lumun iradesini, yani eriat hayata geirme grevini stlen mi bir ba icra grevlisinden baka bir ey deildir. Tanm lanm ve snrlandrlm bir sre iin Toplum vekletini alm olan seilmi bir cumhurbakan veya babakan, bugn bu grevi yerine getirebilir. Bu sre, her bakmdan demokra tik bir sretir, nk Toplum, eri'at gnll olarak kabul
187. 185. nottaki eser.

SONSZ

363

etmek suretiyle yaplanm durumdadr. Eer Toplum, baka bir gayeye ynelmek in eriati terk etmek istiyorsa, bir grup insann veya bir hkmetin ona slm zorla empoze edebil mesi veya etmeyi arzu etmesi, sadece slm adan sama ol makla kalmaz, fiziki bakmdan da mmkn olmaz. Bu hr Toplum, kendi hr iradesiyle bir parlemento da seer. Bu da Islami adan doru, demokratik adan salkl bir faaliyet tir; baka trl dnmek iin asla hibir sebep yoktur. slm'da kimin yasa koyaca, yani slm buyruu hu kuki anlamda kimin yorumlayaca slm inceyen Msl man ve Batl birok ilim adamn meraka srklemitir. Bu merakn kayna slm'da deil, slm tarihinde yatmaktadr. Tarihte Toplum, en azndan nazar olarak, icrann bam se tii halde kanun yapan bir hey'et semedi. slmda hukuk ala nnda hkm verenlerin yani kendi ahlk, fikr etkileri ve okullarnn yardm sayesinde hukuki grlerini Toplum'n geni kesimlerine benimseten kimselerin tek tek kiilerden ibaret olmas, elbetteki tarihin bir tesadfdr. Aslnda, Hz. Peygamber'den sonra gelen slmm ilk yllarnda, devlet ba kam Toplum'un nde gelenleriyle resmi-olmayan istiareler de bulunarak hukuki kararlar almaktayd. imdi yasama yet kisine sahip seilmi bir meclisi slm kanunlar icra etmek ten kim alkoyabilir? Bu usul hakknda endie duyanlar unu dnmektedirler: slm'n hukuki yorumu seilmi kiilere (meclis yelerine) braklamaz; nk onlar genellikle "slm bilmezler"; dolaysyle, slm hukuk alanna getirme ii ule mann grevi olmaktadr. Bu, byk ve tehlikeli bir yanlma dr. Her eyden nce, Kurn, kendi buyruklarnn yorumunu yapmak iin teknik bakmdan yetitirilmi kimselerin varl n gerektirecek kadar esrarengiz ve zor bir kitap deildir. yle olsayd, btnyle Toplum'a hitap etmezdi. Elbette Kur'an' anlamann doru bir yolu yordam vardr. Szgelii, Kur1 an'n konularnn ve fikirlerinin sergileniini takdir edebil mek iin onu tarihi perspektifle incelemek gerekir. (Aksi tak dirde insann baz nemli noktalarda yanlmas kanlmaz olur) Daha sonra, Kur'n, kendi ictimai-tarih evveliyat iin de incelenmelidir. Bu, sadece haklarnda mfessirlerin 'esbab-

364

SLAM

nuzul diye adlandrdklar hdiselerin bulunduu mnferit ayetler iin deil, btnyle Kur an iin szkonusudur. Zira Kur' amn sebeb-i nzulu diye adlandrlabilecek bir putperest Mekke arkaplam bulunmaktadr. Bu kk -ve-byk (mirkamakro) evveliyat anlamadan Kur'amn temel hamlesi ve gaye si ile Peygamber'in faaliyetini deerlendirmede bile byk bir hataya dme ihtimali mevcuttur. 188 Fakat bu yol ve yordam la ilgili teknik bir husus yoktur. Baz g konularda ise Meclis gr almak iin uzmana bavurabilir. Ulemann grevi yasa yapmak deil, retmek, irad et mek ve slmn grlerini toplumda yerletirme faaliyeti ile Toplum'un tamamna dn nderlik yapmaktr. Aktr ki, sa dece halkn uuru ve kafas slmi olduu lde yasama ger ek anlamda slm olacaktr; ve sadece o lde halk vakit, yi tirmeden bir slm siyasal liderlik kurabilecektir. Ne Allah meclise hangi kanunu karacam syler, ne de ulema ona dorudan bir eyi dikte ettirebilir. Ulemanm uzmanca tavsiye si, komite ve konseyler kanalyla meclise ulatrlr. Bu sn fn gerek yaratc ba, sadece Toplum iledir. Eer baz konu larda birden fazla gr varsa - ki birok konuda gr ayr lklar olmas kanlmazdr - halkn konuma ve tartma vastasyla ikna edilmesine izin verilmelidir, nk demok ratik bir toplumda baka bir yol yoktur. Meclis, bir kanun kardnda o kanun doru veya yan l olabilir (nk hatasiz hibir fert veya grup olmaz), fakat o, Toplum'un iradesini yanstt srece hem slm hem de de mokratik olacak, yani Toplum'unun icma'n temsil edecektir. Fakat bu, her zaman deiebilen bir icma olacaktr; nk mzakere neticesinde aznln gr, ounluun gr ha line gelebilir. Baz alimler icma'm deitirilebileceine inan makla birlikte, icma hakknda ortaada ne srlen gr ler, genellikle, bir neslin ulat icmam daha sonra gelen nesilleri de baladn kabul etmektedir. Bu durum da, icma
188. Bu noktann daha geni olarak ele alnm dununu iin bkz. 1. nottaki es erin "nsz" ve Isiam: Past Injluence A na Present Challenge (slam: Ge miteki Etkisi ve Gnmzdeki Meydan Okuyuu, Edinburgh U.P. 1979] adl eserin son blmn oluturan 'Islara: ChalLenges and Opportunities Today" adl makalem.

SONSZ

365

doktrini zerinde bir icma mevcut deildir. Yine, hangi konu larda gerek icma'n bulunduu hususunda da hukukular ak bir anlamazlk iindedirler. Bazlarna gre, slmn art nn be olduu gerei hari, hibir konuda icma yoktur. Bu be artn ilki Allahn birliine ehadet etmektedir; tekiler drt artn ayrntlar hl tartmaya aktr. Bir de belli bir icma'n (eer byle bir icma varsa) nasl aktarlabilecei, yani onun sayca daima az olan ifahi yolla intikal edip edeme yecei meselesi vardr. Her ne ise, burada szkonusu olan, bir meclis tarafndan ulalan kararn ortadan kldnlamazl hakknda hibir hkmn bulunmaddr; buna ramen o ka rar gerek anlamda, Toplum'un icma'n temsil eder oluundadr. slm, muayyen bir toplulua veya millete ait olmayp Amet'in dnyasma ait olduundan dolay, her lkenin yasa ma organ olan meclisi, kendisini slm lkelerinin "Ulus lararas Meclisi"nde temsil etmek zere baz yeler seer. By le bir Uluslararas Meclis, her sene Hacdan sonra Mekke'de iki veya hafta srecek bir toplant yapabilir. Meclis, muhte melen yllk bir sre iin kendisine bir bakan seebilir. Bu Meclisin grevi mzakere edilen konular hakknda yasalar karmak olmamaldr; o, sadece teklif ve tavsiyelerde bulu nur ve bunlar, her lkenin fizik ve ictima evrelerinde or taya kan mahalli farkllklar dikkate alnarak mill mec lisler tarafndan kanun hkmne dntrlebilir. Fkh mezheplerin ilk gelime dnemlerinde, mesel Hicaz, Irak ve Suriye okullarnda bu mahalli farklar mevcuttur. Hukuku lar, bu farklar (mahalli olmalarna ramen) genellikle Kur'ann ve Peygamber'in snnetinin yanl yorumlanmasna ba lyorlard. Gnmzde ise, mahalli evrelerde ok daha byk farkllklar vardr. Fakat her Milli Meclis, Uluslararas Meclis'in tavsiyelerine mmkn olduu lde yaklaan bir yasa ma faaliyetine koyulmak iin elinden gelen iyi niyetli abas n gstermek zorundadr. Aksi takdirde btn aba kr bir ko mediye dnr ve birlik arzeden bir "slm Dnyasndan szetme imkn ortadan kalkar. *s Bu yolla yaplan bir kanunun gerek anlam da slm ol-

366

SLAM

madm sylemek iin ortada hibir sebep yoktur. Dorusu nu isterseniz, szkonusu kanun, ciddi anlamda, geleneksel mezheplerin kanunundan daha slm olabilir, nk bu so nuncusu mnferit yorumcularn eseridir. Bu insanlar ne ka dar kabiliyetli ve byk olurlarsa olsunlar, ferd dnce, kollektif dnce ile yan edemez. yle ise, ilh kanunu yorum lama yetkisine kimin sahip olduu sorusu, sonunda hi de cid di bir soru olarak karmza kmaz, nk her eit yetki ve gcn fiziki kayna, mmetin bizzat kendisidir. Herkes bil mektedir ki, slam'da ne bir Brahmanlar snf vardr, ne de onda Hristiyan kilisesini gerek anlamda andran bir kurum bulunmaktadr. Uluslararas slam Meclisi fikrini, milliyeti Trk dnr Ziya Gkalp'm bir ifadesine dayanarak ilk or taya atan Muhammed kbal 189 olmutu. H A R Gibb, bu gr "slama papaln sokulmas" olarak deerlendirmi ve iddet le eletirilmiti. 190 Ben, bu eletirinin dayand temeli bir trl anlayamyorum. Papalk kurumu, dorudan doruya Al lah temsil eder; oysa tasavvur edilen meclis, slam toplumu' nun temsilcisi durumundadr. Birincisi yanlmazlk iddiasn dadr; sonuncusu ise, tanm gerei, yle olmas mmkn de ildir. Fakat eer slamda yasamann bir konsey veya meclis tarafndan "tepeden inme" empoze edilemiyecei, onun, ma zide olduu gibi, fertlere ait bir i olmas gerektii fikri szko nusu ise, niin uluslararas meclisten ziyade mill meclis ele tirilmesin? Yukarda sylediimiz gibi, uluslararas meclisin dar anlamda yasa koymak gibi bir grevi olmayp, yasamann olumas ve siyasetin ekillenmesi iin takip edilmesi gereken yollar tavsiye etmekte, dolaysiyle bir danmanlk vazifesi icra etmektedir. Grevi yasa yapmak olan milli meclise gelin ce, o, yukarda iaret ettiimiz gibi, asla yanliaz olmayp, onun kard kanunlar, deimeye, hatta iptale aktr. Da ha da nemlisi, bu meclis hibir eyi tepeden empoze edemez, nk o, bizzat hak tarafndan sadece birka yllk bir sre iin seilmitir.
189. M. Iqbal, Reconstruction o f Religious Thought in slam, Lahore, 1962, 173 vd. 190. H.A.R. Glbb, M od em Trervds in slam, Chicago, 1946, 112vd. zellikle, s. 113-4.

SONSZ

367

Yksek bir fikri yapnn (entellektelizmin) ortaya kon masna gelince, biz burada ondan ksaca sz ettik ve geni bilgi iin de okuyucunun slam Eitimi ve adalk adl monogra fimize bavurmasn syledik. Kur'an'a ve Peygamber'in sn netine dayal olarak gelien bir kelam, felsefe, ahlk, hukuk ve sosyal bilim, aslnda, eitimle ilgili her eit gerek slahat faaliyetinden nce gelmesi gerekir. nk her ne kadar islah edilmi bir eitim, yksek bir fikri yap ortaya karabilirse de (ve karrsa da), yksek nitelikli yaratc eserlerde ifadesi ni bulan genel fikri bir mayann varln ncelikle farzeder. u sralarda slam entellektelizmi fiilen l olup slm dn yas rktc muazzam bir fikir l manzaras sergilemekte dir ki, onun yabani derinliinde nadiren bir dnce kprdamakta ve yine onun ldrc sessizlii bir endienin hayaleti ni andrmaktadr. te Muhammed kbal'in takriben krk yl nce gen nes lini samimi duasma muhatap setii Toplum, bu Toplum idi: Allah senin ruhunu (yeni) bir frtna ile tantrsn Zira senin deniz sularmda nadiren bir hareket var. 191 Aslnda, kbal'in lmnden nce aa yukan bir asr lk dnemde nemli bir fikir mayas vard. Fakat ondan sonra gelen yarm asrlk zaman niin bu kadar ok ksr oldu? Bu na verilecek cevaplardan biri u olabilir: slm dnyas bu ya rm yzylda Bat kolonilii karsnda verdii hrriyet mca delesiyle, hrriyetini kazandktan sonra ise yeniden kurulu programlaryla megul olmutur. Fakat insanlann problem ler karsnda iddetle zorland ve tehlikeli bir mcadelenin iine srklendii zamanlarda yaratc glerin grlmemi ykseklie ulat da dorudur. Fikr yaplanma ve manev yeniden-eanlanmanm ya ok az yer ald, yahut hi bulun mad bu "yaplanma", nasl bir yeniden-ina olmaktadr? Denebilir ki, kinci Dnya Sava sonras Batda da fikri ya ratclk geriledi. imdi ise Bat, ne gayeleri ne de nemli her hangi bir muhtevas bulunan bir medeniyetin aralann
191. M.Iqbal,

Darb-i Kedim , (Kulliyat- Igbal,

Lahore, 1973 iinde) s. 544.

368

SLAM

kr krne varklma abas iindedir. Bu teknolojik patla ma, bir anlamda, daha nce var olan bir fikr patlamaya veri len ani cevaptr. Yzyllar iine alan o dnem, insann daha nce hi yaamad en parlak ve srekli bir fikr yaratclk ile vasflandrlabilen bir dnemdi. Ne yazk ki o, amasz bir boluk olarak da nitelendirilmitir. O boluk inde, bir btn olarak insan, yani muayyen endieleri, somut zorluklar or taya koyan egzistansiyel (varolusal) oluumdaki mahhas insan, gzden kat. Bunu takip eden teknolojik lgnlk da, yeterli lde somut olmasna ramen, ayn derecede amasz dr. Ne o entellektalizm, ne de bu teknoloji, insana, ahlak yahut insan boyutunu da kapsamak suretiyle somut btnl iinde hitap etmektedir. 192 Ve Mslmanlar bu teknolojiyi sadece taklid etmektedirler. Asl soru, Mslmanlann niin Batya bakmak ve onu taklid etmek zorunda olduklandr. Onlar, btn insanla yol gsteren, baka medeniyet ve kltrlerden gerekli malzemeyi alp iinde yourmak suretiyle drtdrtlk bir medeniyet ya ratabilen ve hereyden nce tarihin akn ahlak temelli bir sosyal dzenin kurulmas hedefine ynetmeyi amalayan ve btn insanlk iin rehber olan bir retiye sahip olduklann iddia etmektedirler. Bu byk ve can alc ryann dile getiril mesi iin gerekli olan fikri aba gze alnmaya demez mi? Mslmanlar, dnyay tarih iindeki kendi kaderi karsnda ilgisiz brakan o her iki dn ryay ve insan tabiatna hakettiini vermeyen, ksa grll ile tarihi eip bken ve onun stn altna getiren komnizmin ryasn aka reddetmi lerdir. Temelde doru olan bu olumsuz tutumlar, mslmanlan, hi deilse kendi abasn yeterli lde somut olan bir ga yeye yneltmek iin dahi olsa, baz olumlu eyler syleme g revi ile kar karya brakmyor mu? Fakat, kanaatimizce, slam dnyasnn kendi kendini ihya etmedeki baanszlmn en nemli ve en nde gelen se bebi, XIII. Blmde tartma konusu edilen temelci (fundman192. phesiz ahlak hakknda ok sayda vaz kaleme alnmtr. Fakat on larn neredeyse tamam, fikri, analitik bir oyundur.

SONSZ

369

talist) tutum ve hareketlerin domasdr. 193 Bunlar, hem Bat, hem de ilk slm medomizmi karsnda gsterilen bir tepkiyi temsil ederler. Onlarn ana hamlesi, slm dnyasn Batdan ayrmaya yarayacak baz slm zellikleri bulup ortaya karmaktr; nk onlar slm modernizmini, her iki dnyay kolay bir ekilde zde saydn dnerek, suluyorlard. Islamn ayrdedici iaretleri ise genellikle u noktalarda bulu nuyordu: Faizsiz banka modeli, zekt ve kadnn geleneksel rol (Bat topluluklarnda gittike artan bir oranda yaanan aile kmesinden dolay bu konu nem kazanmaktadr) Bu ta leplerin hepsi de yerinde ve yararl. Ne var ki, "temelcilik", on lar kendi nemlerinden dolay deil, slam toplumuna Bat karsnda getirecei ayrc vasflardan dolay ne srmekte dir. Bunun sonucu olarak da bu ve benzeri konulara ynelen gdk ve salksz bir yaklam ortaya kmaktadr. Mesel, Kur'anm yasaklad riba dzeni ile modem bankaclk ve fai zi ayn saymak iki eyi aka kartrmaktr; nk faiz, modem geliimci ekonomi' kavram erevesinde olan ve ta mamen farkl fonksiyonu olan zel bir dzenlemedir. Zekat da hibir slm lkesinde uygulanmamaktadr, nk onlar baka vergi sistemlerine alm durumdadrlar. Kadnn gele neksel roln devam ettirmenin toplumun baka alanlarnda, zellikle de eitim ve ekonomi sahalarnda ortaya kan de ime hadisesi ile birlikte mmkn olup olmayacan bekle yip grmek gerekecektir. Bununla beraber, slmm hem hususiyeti hem de pratik lii, burada dile getirildii gibi, yeryznde ahlk temeline dayal bir sosyal dzen kurmaya ynelik iyi niyetli bir aba ile gsterilebilir. Eer Mslman, bu greve baaryla teebbs edebilirse, Kur'anm temel hamlesini uygulamaya koymu ve. intihardan baka bir eymi gibi grnmeyen durumdan in sanl kurtarm olacaktr. Bunu yapmazsa, onun iin geride nemsiz, bo ve marur bir kendi kendini tatmin duygusuna dalmaktan baka' ok az ey kalr, ve Kuranda buyurulduu gibi, gurura ve zanna kaplma, hakkn yerini tutmaz, bu yolln geree ulalmaz. (53, Necm, 28).
193. Aynca bkz. yukanda 4. notta verilen kaynaklardan kincisi.

BBLYOGRAFYA

GENEL ESERLER Ali, Syed Ameer: The Spirit o f slam, Londra 1939. Amold, Sir T.W.: The Preaching o f slam (2. bask), Londra 1913. Amald, Sir T.W.: ve Guillaume, Alfred: The Legacy o f slam, Qxford 1931. Gardet, L.: Cormaiire l'Islam, Paris 1958. Gibb, H A R ,: Muhammedanism (ikinci bask), Londra 1961. Goldziher, I.: Vorlesungen ber den slam, Heidelberg 1925. Lammens, H.: slam, Beliefs and nstitutions, ev. Sir E.D. Ross, Londra 1929. Birinci ve kinci Blmler Ali, A. Yusuf: The Holy Qvr'an, Lahor 1934, 1959. Ali, Syed Ameer. a.g.e. Andrae, Tor: Dte Person Mohammeds in Lehre and Glauben seiner Gemeinde, Stockholm 1918; ing. ev.: The Man and His Fatih, Londra 1936. Archer, J.C.: Mystic Elements in Mohammad, Yale University Press 1924. Bell, R.: The Ortgin o f slam in its Christlan Environment, Londra 1926; The Qufan, Edinburg 1937-39. Blachere. R.: Introduction au Coran, Paris 1947. Bowman, John, "Ban Isr'l in the Qurn", Islamic Studles,

BBLYOGRAFYA

371

II/4, Karai, Aralk 1963. Buhl, Franz: Das LebenMokammeds, ev.: H.H. Schaeder, Ber lin 1930. Glbb, H.A.R.: cug.e. Hamidullah, M.: The Baittefields o f the Prophet, Lahor 1948; Le Prophete de L'Islam, 2 cilt, Paris 1959. Horovitz, J.: Koranische Untersuchungen, Berlin ve Leipzig 1926. t bn Him, Guillaume, Alfred: The Life of Muhammed, Oxford 1958. Jeffery, A.: The ur'an as Scripture, New York 1952. Levy, Reuben: The Social Structure o f slam, Cambridge 1958. Muir, ir Willlam: The Life o f Mahomet (ksaltlm bask), Edinburg 1923. Nldeke, T. ve Schwally, A.: Geschichte des Qurans, Leipzig 1909-38. Roberts, R : The Social Lavs of the Quran, Londra 1925. Watt, W. Montgomery: Muhammad at Mecca, Oxfordl953; M uhammad at Medina, Oxford 1958. nc Blm Ali, M. Muhammed: A Manual ofHadith, Lahor (tarihsiz).
Encyclopaedia o f slam, "Ehl el-Hads", "Ehl el-Kelm madde

leri. Goldziher, I.: Muhammedanische Studier, c. II, Halle 1890. Guillaume, Alfred, The Traditions o f slam, Oxford 1924 (ks men Goldziherin eserine dayanyor.) bn Kuteybe, Te'vl Muhtelif el-Hads, Kahire, 1326. shak, Muhammed: Indias Contribution to Hadith Literatre, Dakka 1955. Lammens, H .: a.g.e. Margoliouth, D.S.: The Early Developmert o f Muhammeda-

372
nism, Londra 1914. Mikat el-Mesbih, ing.ev.: J.Robson, Lahr 1956-65.

SLAM

Robson, J.: An Introduction to the Science ofTradition, Londra 1953. Schacht, J.: The Origins o f Muhammadan Jurtsprudence, Oxford 1952.
Sahifa Hammam b. Mnebbh, ner.: M.Hamidullah, 5. bask,

Paris 1380. e-afl': er-Risle, ing. ev. Majid Khadduri, Baltimore 1961. Sddk, M. Zbeyr, Hadith Literatre, kalkta 1961 (slm gr yanstr). Hadis'i eitli ynleriyle ele alan ok sayda kitap son zamanlarda Urdu diliyle Hindistan ve Pakistanda baslmtr. Drdnc Blm Fyzee, A.A.A.: Outlines of Muhammadan Law, Londra 1949. Hurgronje, C. Snouck: Selected Works, ner.: G.-H. Bousquetve J. Schacht, Leyden 1957. bn Teymiye: es-Siyse e-efye, Kahire 1951. el-Mverd: el-Ahkm es-Sultnye, Kahire 1356. Santilana, D.: Instituzioni diritto Musulmano malichita, 2. cilt Roma 1926-38.
Beinci Blm

el-E'ar: el-lbne an Usl ed-Diyne, ing. ev.: The Elucidation o f Islam's Foundation, Philadelphia 1940; Maklt elIslmtyyir, Kahire 1950. Donaldson, D.M.: The Shite Religion, Londra 1933. Fyzee, A.AJV.: A SM ite Creed, Londra 1924. Gardet, L. ve Anawati, M.M.: Introduction a la thelogie musulmane, Paris 1948. el-Gazl: hy Ulmi'd-Dn, Blk 1289. Goldziher, I.: Die Zahiriten, Leipzig 1884.

BBLYOGRAFYA

373

Lammans, H .: a.g.e. Lewis, B.: The Origins oflsm'ilism, Cambridge, 1940. Macdonald, D.B.: Developmert o f Mslim Theology, Jurisprudence and Constitutional Theory, Londra 1903. Margoliouth, D.S.: a.g.e.
Kitab el-intir, ner.: H.S. Nyberg, Kahire 1925.

Obermann, J.: "Political theory in early slam, Haan al-Basri's treatise on Qadar", Journal o f the American Oriental Society, LV, 138-162, 1956. Salem, E.A.: Political Theory and Institutions of the Khmvarij, Baltimore 1956. ehrestn: Kitb- Nihyet'l-kdam f i lmi'l-Kelam, ner. ve ev.: Alfred Guilaume, Oxford 1934. Veccia Vaglieri, L.: "Le Vicende de Harigismo in epoca abbaside, Rivista deli Studi rientali, XXIV, 31-44, 1944. Watt, W. Montgomery: Free Will and Predestination in Early slam, Londra 1948. Wellhausen, G.: Die religios-politischen Oppositions-Parteien im alten slam, Gttingen 1901. Wensink, A.J.: The Mslim Creed. Cambridge 1932; La Pensee de Ghazzali, Paris 1940. Altnc Blm Klopfer, H.: Das Dogma des imam al-Haramain al-Djuwaini und sein Werk al-Aqida an-Nizamiyyah, Kahire ve Weisbaden 1958. Laoust, H.: Essai sur les Doctrines sociales etpolitiques de Taki al-Din Ahmad b. Taimiya, Kahire 1939. McCarthy, R.J.: The Theology o f al-Ash'ar, Beyrut 1953. Rahman, F.: Prophecy in slam, Londra 1958. Al-Rz: The Spiritual Physick,ev.: A.J. Arberry,Londra 1950. Schacht.J.: "New sources for the history of Muhammedan theo logy", Studia Islamica, I, 23-42, 1953.

374

SLAM

Walzer, R.: Greek into Arabic, Londra 1961.


Yedinci Blm

Alberry, A. J.: Revelation and Reason in slam, Londra 1957. Averroes, Thfut at-Tahfut, ev.: S. van den Berg, 2 cilt, Oxford University Press 1954. Boer, T. de: The History o f Philosophy in slam, Londra 1903. Gauthier, L.: bn Rochd (Averroes), Paris 1948. El-Ghazli: Tahfut al-Falsife, ev.: Sabih Ahmed Kemali, Lahor 1958. Grunebaum, G.E. von: Medieval slam, University of Chicago Press 1953. Hourani, G.F.: (ner), Fasl al-Maql, Leyden 1959. Ing. ev.: bn Rushd, Londra 1962. McCarthy, R.J.: (neir ve eviri), "al-Kind's Treatise on Intellect, Islamic Studies, III/2. Karai 1964. Menasce, Pierre Jean de: Bibliographische Einfuhrungen in das Studium der Philosophie: 6, Arabische Philosophie, Bern 1948. Nasr, Seyyed Hossein: Three Mslim Sages, Harvard Universi ty Press 1963. O'leary, De Lacy: Arabic Thought and its Place in History,Lond ra 1922. Walzer, R.: "Islamic Philosophy" History of Phosophy, Easternand Westem, (ner.: S.Radhakrishnan),Londra 1953. Wickens, G.M.: (neir), Avicenna: Scientist and PhiLosopher, Londra 1962.
Sekizinci ve Dokuzuncu Blm

Affifi, A.E.: The Mystical Philosophy o f M uhyid Din-bnul Arabi, Cambridge 1939. Arberry, A.J.: Introduction to the History o f Sufism, Londra 1943; Sufism, Londra 1950.

BBLYOGRAFYA

375

Birge, J.K. The Bektashi OrderofDervishes, Londra 1937. Depont, O. ve Coppolani, X.: Les Conferies musulmanes, Ceza yir 1897. Hampate B, A. ve ayda ire, Marcel: Tiemo Bokar Le sage de Bandiagara, Paris 1957. Massignon, L.: Essai sur les origires de lexique technique de la mystique musulmane, Paris 1922; La Passion... d'al-Hallaf, martyr mystique de IIslam, Paris 1922. Nicholson, R A. ; The Mystics of slam, Londra 1914; Studies in Islamic Mystcism, Cambridge 1921; The ide a of Personaltty in Sufism, Londra 1943. Ziyadeh, Nicola A.; The Sanstyya, Leyden 1958. Onuncu Blm Al-Baghdd: al-Fark beyn el-Firak, Kahire 1367. Goldziher, I.: a.g.e. Watt, W. Montgomery: Islamic Philosophy and Theology, Edinburgh 1962. Onbirinci Blm Abd el-Kdir en-Nu'aym: ed-Dris f i Tarih el-Medaris, am 1367-70. Ahmed Fud el-Envn: et-Terbiye f il-Islam, Kahire 1955. Dodge, Bayard: Al-Azhar, Washington, D.C. 1960; Mslim Education in Medieval Times, Washington D.C. 1962. Shalaby, Ahmed: History o f Mslim Education, Beyrut 1954. Tritton, A.S.: Materials on Mslim Education in the Middle Ages, Londra 1957. Onikinci Blm Depont, O. ve Coppolani, X.: Les Confreries religieuses musul manes, Cezayir 1897 (zellikle Kuzey Afrikadaki Sf tarikatlarn tarihini kapsar).

376

l a m

A.S. Bazmee Ansari: "al-Dihlaw, Shh Wal Allah", maddesi Encyclopaedia o f slam (yeni bask). Philby, H. St. J.B.: Arabia, Londra 1930 (Vehhb hareketi hakknda geni bilgi verir). Qanungo, K.R.: DaraShikoh, Kalkta 1951. Rahman F.: Selected Letters o f Sirhindi, Karai, 1968. e-evkn: Nl el-Evtr, Kahire 1297. Titus, Murray: slam in India and Pakistan, Oxford University Press 1961. Onnc ve Ondrdnc Blm Adams, C.C.: slam and Modemism in Egypt, Oxford Universi ty Press 1933. Browne, E.G.: The Persian Revolution o f 1905-1909, Cambridge 1910. Gibb, H.A.R.: (neir), Whither slam? Londra 1932; M odern Trends in slam, Chicago 1947. Grunebaum, G.E. von: M odem slam, Berkeley ve Los Angeles, Kaliforniya 1962. Hourani, A.H.; Syria and Lebanon, Londra 1946. Hurgronje, S. Snouck: The Achenese, Leyden 1906. kbl, Sir Muhammed: The Reconstruction o f Religious Thought in slam, Londra 1934. Smith, W.C.: M odem slam in India, Londra 1946; slam in M odem History, Princeton 1957.

n d e k s

A Abbas (-1er), 5,112,115,236 Abdilaziz Pahrrav, 172 Abdilazz b. Sud, 277 Abduh (bk. Muhammed Ab duh) Abdulhlik el-Gucduvn,228 Abdullah b. Mes'd,73 Abdullah b. Meymn el-Kaddh, 246 Abdulgan Nabls, 207 Abdulhamid, 224 Abdulkdir el-Gln, 212, 214,220,222,224 Abdlmelik, 76, 111 Adem (Peygamber), 19, 119, 204 Adeviyye (bk. Rabi'a el-Adeviyye) Afgn (bk. Ceml ed-Dn Af gn) 300,301,315,316 Afrika, 8, 11,117,196,217 Aa Han, 248 Ahmed'l Ahs, 249 Ahmed el-Bedev, 225 Ahmed Banba, 222 Ahmed b.Hanbel, 115,127,130 253,270,337

Ahmed b. dris, 207,287,288 Ahmed er-Rf, 224 Ahmed Sirhind, 229,280 Ahmed el-Tcn, 226 Ahmed Yesev, 227,228 Akl, 146 Al (Drdnc Halife, Hz. Ali), 120,121,235.239,245, 247,250 Ali Abd'r-Rzk, 312,319 Ali el-Hucvir, 209 Al Muhammed (irazl) 250 Alp Arslan, 256 Amel, 80, 91 Amerika, 11 Anadolu, 8 Arabistan, 117,277,281,284, 285 Arabistan Yarmadas, 15 Ariflik, 121,124,184,196-199 Aristo, 95,136,165,166, 174, 175 Atatrk, 317,318,319,343 Avrupa, 10, 11 B Baba lyas, 211 Baba shak, 211

378

SLAM

Badad, 8, 9.115 Bahddin Nakbend, 228, 229 Bandung Konferans, 12, Basra, 111 Bat Asya, 117 Btnlik, 11 Bedev (bk.Ahmed el-Bedev) Bedr (sava), 28, 30 Bedreddin es-Sn. 12 Berberer, 225,227 Beyt'l Hikme (Hikmet Evi), 5 el-Brn, 6 Bizans mparatorluu, 2, 3 Brown, 229 Budizm. 120.184 Buhr (bk. Muhammed b. smil el-Buhi) Bveyhler, 256

Dehrlik. 124 Depont. O. ve Coppolani. 224, 229 Deriye, 277 Dihlev (bk. ah Veliyullah Dihlev) Duns Scotus. 171 Dnya Mslmanlar Kongre si, 1

E
Eb Bilal Mirds. 234 Ebbekr, 56,98 Eb D'd, 80.89 Eb Hamza. 234 Eb Hanife, 100.114,142,241, 253 Eb Htn el-Bust, 255 Eb Ishk e-tb, 152,162, 259 Eb Mansur el-Mturid, 130, 194 Eb Medyen, 225 Eb Ykb es-Sicistn, 246 Eb Yezd el-Bistm, 189, 192 Eb'l Esved ed-Dual, 239 Ebl Haan el-E'ar. 90,128, 135,147,194.254.337 Eb'l-Hasan e-zil, 226 Ebl-Hud, 224 Eb'l Sen el-Urmav (Kad), 171 Ebzer el-Gifar, 179 Ehl-i Hads, 115,139,145,155, 172,262,270 Ekber (Mool imparatoru), 207,229,280 Emev (-1er) 4, 5, 67, 68, 76,79, 111.112,120,121,180.236. 239 Emrgen (-lik), 288 Emr Kll, 228 Endonezya, 117,340,346

c-
Cfer b. Ismil, 245 C'fers-Sdk, 251 el-Cm, 204,261 Cebril, 18, 22, 43.169.178 Cebriye, 121 Cehm b. Safvn, 124 Celleddin-i Rm, 202 Cemleddin Afgan, 173 el-Cevziyye b. Kayym. 205, 271 Chou En-Lai, 12 Cihd, 51,120,277,283.292 Cin, 47 Corbin, 11,247 el-Cbb, 128,254 Cneyd-i Badd, 191,192 in, 12, 13 ok evlilik (poligami), 53,322 D Dd Halef ez-Zhr, 101.116

NDEKS

379

E'ar (bk. Ebu'l Haan el-Eari)

E'arlik, 127.130,131,153, 154,159,205 Evrengzeb, (Hind-Mool H kmdar), 260,280 F Fahreddin er-Rz, 135,137, 263,337,339 Flz (rib), 50, 51 Frb, 166,200,213 Ftma, 240,246,250 Ftmler, 246,254,255,256 Fazlullah (Astarbd'l) 249 Fen-Bek, 192,193 Fkh, 115,142,146 G el-Gazl, 8,110,132,137,149, 150,161,169,170-173,177, 188,195,197-206,215,226, 256,269,273,339,340 Gibb H.A.R, 1, 113,126,343 Gnostisizm, Bk.Ariflik Goldziher,60-64,67,233,243 H

Hanbellik, 183, 283 Hanefiye (bk. Muhammed bn'l-Hanefiye) Hriciler, 51, 79, 80,120,131, 233-238,278 Hriclik, 180, 332,337 Haris el-Muhasib, 188 Hrn'r-Red, 254 Hasan'l-Basr, 66, 76, 78, 79, 81,122,123,180,218 Him (-1er), 239 Havce Nr Muhammed, 230 Hayber, 31, 38 Hellenizm, 3, 4, 6,122,125 Hendek, 31, Hristiyanlk, 3, 4, 6,113,311, 344,345 Hicaz, 112,114,277,282 Hicret, 25, Hikmet Evi (bk. Beyt'l-Hikme) Hindistan, 9, 10,117,196,219, 272,279-286,293,302,313, 316 Hinduizm, 6,279,346 Hobbes, 148 Hudeybiye (Bar) ,32 el-Huldi, Hutbe, 34, 73
I-

Hac, 26, 27, 34, 51 el-Hc mer Tali, Hads, 18, 19,43, 55, 59, 70, 74-94,98,106-108,114,116, 121,127,128,132,134,180, 255,275,294,302,305,330, 332,333,338,348-349,350 Hads lmi, 89 Hakikat, 152, 207 el-Hkim, 249 el-Hallac, 157 Ham id'd-Dn el-Krm n, 246

Irak, 7, 65, 86,100,101,111, 114,276 Ivanow, 246 bnl-Arab, 136,174,176, 202-204,207.226,229,261, 269,280 bn Ataullah, 226 bn Hafif, 193 bn Haldn, 6, 28,253 bn Kuteybe, 73, 88, 91,108 bn Mce, 89 bn'l-Mukaff, 112

380

SLAM

bn Rd,167 bn Sn,135,164-167,170, 174,175.194,200,213,254, 263,264 bn lhb ez-Zhr, 67 bn Teymiye, 111,116,132, 153,155,161,172,205-207, 226, 231,234,271,273,274, 285,330,332-333 bn Tmert,225 brahim (Peygamber), 21, 37, 42 el-c, 135,151 cm, 80, 84, 88,95,98,101106,114,115,142,143 ctihd, 102,105,108,110-115, 117,144,162,275,276,288, 300 ki (alkol), 52, 71 hvnus-Saf, 199,246 lm, 141-143 mam, 243,244-247,331-332 nds Nehri, 2 ran, 2,5,7,8,263,276 s (Peygamber), 19,21,36,342 slm Hukuku, 7 slm Hukuku'nun Yaps, 95 Kurn, 95-97 Snnet, 98,100 Kys,99-101 cm, 101-106 Fkh Ekolleri: Hanef, 114,253 Hanbel, 115-116,253,270271 Mlik, 115-116,253 fi, 116,253,266 smli {-lik, -1er), 245-251 Drzler, 248 Hurfiler, 249 Caferler, 251 Mustaliler, 248 Nizriler, 248 Nusayrler, 248

snd,75, 82, 90-91 stidll (bk. Kys) spanya,307 J -K Java, 10 Kbe, 26, 27, 37 Kader (lh rade), 145-159 Kadlar, 113 Kadn haklan, 52,325-326 Kanun, 112 Hamdan Karmat, 246 Karmtler, 246 Ktip elebi, 260 Katolik Kilisesi, 105 Kebr, 230,279 el-Kelbd,192,195 Kelm, 127,130,132,139,142. 161,164,16^-172,194 Kerbel, 240,244 Kble, 26, 27 Kyas, 99-106,114,115,116, 275,276,287 Komnizm, 51,311,344,352 Kuds, 5, 26, 27, 37 Kfe, 111,239 Kumeyt, 240 Kur'n, 41 Kurnm retisi, 46, 51 Kur an'da yasama, 52-58 Kurn tefsirleri, 55-58 Kurey, 14, 28,237 el-Kueyr, Kuveyt, 277 L Lammens, H., 63, 65 Lane, W., 225 M Macdonald, 129 Maddecilik, 124

NDEKS

381

Malaya Yarmadas, 10 Mlik b. Dnr, 181 Mlik b. Enes, 68,115,218 Manikelst Dallzm, 122,124, 138 Margoliouth, 63, 64, 65, 69, 70 Marf el-Kerh, 182 Masonluk, 249 Mturd (bk. Eb Mansur elMturd) Mturdlik, 130,159 Mavernnehr, 130,207 el-Mverd,l 10 Mecuslik, 124 Medine, 4, 22, 33, 51, 65,76, 100,102,111,115,120,121, 123,185,253,277 Medreseler, 7,255-262,265267 Mehd, 186,240,288,292-293, 341-342 Mekke, 14,15,24-34, 50,51, 277,282,283,284,288 Melikah, 256 el-Me'mn, (Abbs Halfesi), 5,6,126,254 Mezhib-i Erba'a, 116 Mezlim Mahkemeleri, 113 Msr, 8,114,117,289,312,316 Mi'rc, 19 Moollar, 2,7,9 Muattla, 126 Muviye, 235,239 Muhammed b. Abdlvehhb, 272,274,275,276,277,278, 292 Muhammed Abduh, 172,267, 301-305 Mehmed Ali (Msr Vlisi) 277 Muhammed b. Al el-Sans, 285,288-290 Muhammed el-Bkr,245 Muhammed Burhaneddin 248 Muhammed b. tsmil, 245

Muhammed b. smil elBuhr, 89 Muhammed bn'l-Hanefiye, 240 Muhammed b. dris e-fi', 65, 70,83,86,101-107,115 Muhammed kbl, 307,309, 313,314,325 Muhammed b. Muhtar, 227 Muhammed b. Vs, 182,183 Muhtar b. Eb Ubeyd, 240 Muinddn it, 229 Muir, William, 299 Msa (Peygamber) ,21,35 Msa b. Cafer, 245 Mu'tezile, 5,6,70,86,88,122132,135,137,146-148 Mft(-ler), 113 Mrcie, 121 Mslim b. el-Haccc, 89,90, 151,153,159,183,206 Mtekellim (-lik), 132 N Ndir ah, 251 Nnak, 230, 279 Nasreddn-i Ts,172 en-Nes, 89 Molla Nizmeddn, 263 Nizm el-Mlk, 256 Nh (Peygamber), 21 Nh b. Nasr, 254 Nreddin b. Muhammed erRanr, 207 Nyberg, 124

o-
Orta Asya, 8,196,217,228,285 Osman (Halife) 56.120,121 OsmanlIlar, 9,113,228,231, 272,277,278,282,287,289 mer es-Suhreverd,223

382

SLAM

mer b. Abdilaziz, 112,120 mer'l-Halvet, 224 P-R Pakistan, 11,117 Plotlnus, 165, 174 Rabla al-Adeviyye, 181 Radhakrinan, 248 Renan, E., 299,301 Red Rza, 311 Rey, 100,101,114 Rose, H.A., 229 S- Sa'd b. Mu'z, 31 Sa'deddn b.Ms, 225 Sadreddln-i rz, 174,176, 263 Safev (-1er), 9 Sahab (-1er), 59,60,64,67,72, 73,74,76,77,80,81,85,97,98 104,111,115,274,338 Schacht, J., 64-66 Seluklular, 256 Sem', 146 Semerkand, 130 el-Semms, 228 es-Serrc, 195 Seyyid Ahmed Han, 302-305, 311 Seyyid Ahmed ehd Barel, 282,283,284,287,292 Seyyid EmirAli, 306,322,328 Sfin (sava), 235 Sihh es-Sitte, 89 Siyah Mslmanlar, 11 Smith, W.C., 323 Snouch Hurgronje, C., 105 Stoa (-clk),125,146 Sfii Tarikatler: Beyymiyye, 225 Bedeviyye (veya Ahmediy-

ye), 225 Bektiyye, 218,227,228,249 Cezliyye, 226 itiyye, 229 Darkviyye, 226 Halvetiyye, 224 Havcegn, 227,228 seviyye,226 Mevleviyye, 220 Mrdiyye, 222 Nakbendiyye.207,218,22 8, 229 Rfiyye, 212,224 Kadriyye.220,222,226,21
2

Sa'diyye (veya Cibviyye), 225 Sansiyye, 223 es-Semnn, 207 Suhreverdiyye, 218,223 aziliyye, 226 Ticniyye, 214,220,224,226, 227 Yeseviyye, 227 Shreverd (bk. lhab ed-Din Shreverdi) Sumatra, 10 Suriye, 30, 114 Sud Arabistan, 227 Snnet, 4,45,59,70,72,74,82, 83,91,95-99,102,104109,111,112,114-118,274, 275,284.297,344,345,349 e-fi (bk. Muhammed b. dris el-aff) ah Veliyullah Dihlev, 28, 207,265,281,289 am, 111 e-atb (bk, Eb shk eatb) zil (bk. Ebl-Hasan ezili) eyh er-Rund,226

NDEKS

383

ems'd-Dn, 212 elat, 2,96.109-112,117,207, eiatullah, 283,284 a, 9,79,91,238-251.331,348 lhab ed-Dln Yahya es-Suhreverd, 136.138.174,175, 223 u'biye, 5 T Taber, 56,116 Tbirler, 64,80,84,99,102 et-Taftazn, 205 Tah Hseyin, 312 Tlf, 33 Taklid, 273,279 Tasavvuf: "Fen", 189 "Hakikat", 199 "Makmat", "Tarikat", 277,217232,343-344 Vahdet-i Vucd", 201-207 Tenzih, 126 Tebih, 126 Tevhd ilmi, 158,196 St.Thomas Aquinas, 136,259 et-Tlnnizi, 89 et-Tuster,197. 198 Trkiye, 12,55,218,219,220, 285,312,316-319,347 Trkler, 8,289 U-V Uhud (sava), 30 Ulem, 7,8,9,109,110,111,131, 144, 206.273-276,279,310. 333,345 Umre, 32 Vahiy, 42,47,95,308,339 Ved Hacc, 34

Vehhb (-lik, -1er), 116.206, 238,272-279,311.330,348

Y-Z Yahudiler, 25.31,35,37,38 Ysuf, el-Hemedn, 227 Zhirlik. 159 Zekt, 20,51 Zerdt (-clk), 175,247.336 Zeydb. Sbit), 56 Zeydler, 239 Zmrdank, 190 Znnn el-Msr', 188