Sıradışı düşünce ve felsefe taşı Münir Arıkan Fazla aklınız var mı? Şöyle birazcık borç verecek kadar?

Korkmayın lütfen. Fazla beyniniz var mı demedim. “Altın Beyinli Adam” hikayesinde, her akşam barları dolaşıp, kafatasının içinden kazıdığı bir parça beynine karşılık, şarap dilenen zavallının yaşamı anlatılırdı. Ve o meşum gece gelir kapıya çatardı. Beyinde kalan son parçayı da verip hayatının sonunu oynayan adam.

Beynimizden vereceğimiz en küçük bir parça, bedenimizin bilinmeyen çok önemli bir parçasını felç edebilir. Oradaki yaşamı durdurabilir. Ama beynimizin içindeki bilgilerden verdiğimiz her parça, bize yepyeni yaşam alanları açan maymuncuk gibidir.

Hiç düşündünüz mü, filozoflar neden önemlidir? Neden ölümlerinden onbinlerce yıl sonra bile, tatlı bir bahar esintisi gibi ruhumuzu serinletiyorlar? Umut veriyor, destek veriyor, güç veriyorlar? Neden eskimiyor filozoflar? Harry Potter’ın felsefe taşını filan mı buldular acaba?

Dünyanın en iyi beynine sahip insanların, dehaların beyinleri milyon dolar etse bile, beyin ölümü gerçekleştikten sonra kavanoz süsü ya da otopsi mankenliğinden başka yapacak bir şey yok. Ama bilgi öyle mi? Beynin hangi türüne sahip olursak olalım, en değerlisi bile beş para etmiyor ölümünden sonra insanın. Ama bilginin azı çoğu, değerlisi değersizi, zararlısı zararsızı, her zaman değer, her zaman kıymet.

Basit bir virüs programı yapıp, internette okuduğunuz bu makaleme bile virüs bulaştıran hacker’ın ürettiği zararlı bilginin bile bir değeri var. Yanlış bilginin bile bir değeri var. Doğru olmadığını biliyorsunuz en azından. Çölün öldürücü sıcağında hangi yolun vahaya gitmediğini söyleyen kişi, yanlış olan yolu göstermekle bile aslında doğru yolu bulmanızı sağlıyor. ÖSS Sınavında 2 seçeneğe indirdiğiniz cevap şıklarından yanlış olanı söylese birisi, otomatikman doğruyu bulmuş oluyorsunuz.

Dolayısı ile filozofların savundukları şeyler, zaman zaman eskinin doğrusu şimdinin yanlışı olsa bile, o eski ve yanlış fikirlerine rağmen okuyoruz onları. O bize zıt, Eflatunvari diklenmelerine, Sokrates gibi elle tutulur gözle görülür bir eser bırakmamalarına ve hatta Epikuros gibi yaşamları boyunca haz dışında somut bir başarıya imza atmamalarına rağmen, hala önemlidir onlar.

Adlarını unutamayışımızın, fikirlerini savunmasak bile göz ardı edemeyişimizin sırrı nedir dersiniz. Ve kişisel gelişimin neresindedir, duruşları?

Hard disk yenileniyorsa. yerine yeni hücreler gelir. “Durun. insan vücudu yaklaşık olarak 100 günde bir tepeden tırnağa yenilenmiş olur. ondan daha farklı bir şeyi göstermek. onun içindeki düşünceler ve fikirler yenilenmezse boşunadır. Tıpkı. Yani değiştirmeden ve geliştirmeden önce ilk önce var olanı bir tanı. Böylece. Kendisini yenileyen beyin hücreleri. Ama en azından bugünün ütopiği. Eskiyen vücut hücreleri dışarı atılır. içindeki bilgiler de yenilenmelidir. sıradışı bir düşüncenin tezahürüdür. Başların. Hayalen. kesilen buğday başağı gibi. farketmez. Bu bedensel değişim ve yenilenme. varlığımız. keşif yolundaki ilk durak “insan. tüm vücut hücrelerimiz sürekli yenilenir. Ütopik olsun olmasın. çağlarının düşünce öğretmenleridir. çoğu kez kellerinden olmuşlardır. Felsefi tabiriyle.Filozoflar. çevrelerine :-“Durun” diye haykırmışlardır. Zaman zaman okurlarımdan ve seminer katılımcılarımdan mailler alıyorum. Birileri hayatın o olağan. 2 günü eşit tuttuğumuz anda. Saçlarımızdan tırnaklarımıza. farklı. Yeter ki düşünce. değişimin gelişimin kapısı olmuştur düşünce. dünyamızdaki medeniyetimizin öleceği gibi. Sıradışıdır. böyle yapmak zorunda değilsiniz!” “Ama bize göre bu doğru” diyenlere. beynimizden bağırsaklarımıza kadar. zihinsel ve ruhsal yenilenmeye bir modeldir. değişimin. Ya da kendi iç dünyamızdaki gelişimin durduğu anda. . içerdeki bebek zehirlenerek ölürdü. Tebrik ve hemen sonrasında ama hocam biraz ütopik değil mi? Evet. değişmeyen toplumlar da kendi kendilerini zehirliyor. farkında olmayarak. Ondan önceklilerin aynısı olursa zaten. Canı pahasına düşündüğünü ortaya koyabilmek. kendini tanı” olmaktadır. her şeyin değiştiği ve hiçbir şeyin sonsuza dek var olmadığı gerçekliğinden yola çıkarak. Maddi yani bedensel varlığımız hergün kendini yeniler. Yarının ne olacağını ve ne getireceğini kim bilebilir? İnsanlık. belki de doğrular. düşünce biçerdöverlerinin önünde sapır sapır harmanlandığı can pazarlarında. Bunu bilgisayarının 40 GB’lık hard diskini her ay yenileyen ama bilgisayarına hiçbir bilgi kaydetmeyen kullanıcıya benzetebiliriz. Canı pahasına var olanın dışında. hem oluşumunu hem de gelişimini düşünceye borçludur. Hem de düşünemeyen insafsızlara. Ama Sokrates’in tavsiyesi ile. Ütopiktir. Canı pahasına düşünebilmek. o durağan ve o sıradan şekilsizliğiyle şekillendirdikçe kendini. Bu yenilenme olmasaydı. değişim nerde kalır? Gelişim nerde kalır? O ana kadar var olmayan. o doğrunun yanlışlığını isbat ettiklerinde. kendi kendimizi öldürüyoruz. olsun! Var olsun! Hep olsun! Ve bu düşünce o anda var olan sıradan bir düşünce değildir. yenilenmenin ve gelişimin durduğu gün. Yeni bir insanın meydana geldiği anne karnındaki mekandaki Amnios Sıvısı bile 3 saatte bir tamamen yenilenir.

ama aydınlanmanın yollarını araken bile düşüncesini inkar ettiği Edison’un ışığını kullanan bir düşünce. başkalarını ve çevresini sorgulayan. Yepyeni bir yaşam başlatın. 130. Bilim. internet 1 saat dursa. neler hissediyorsunuz. Bilgi cimriliği yapmayın. varlığının anlamını bulmaya çalışan ve dünün kuruntuları yerine. Ölümsüzlüğün sırrını bulduk galiba. Paylaştıkça artan. kalbimiz durmuş gibi. . Ne dersiniz? Kişisel gelişim insanı. geleceğin kırıntılarından nasiplenmeye çalışan bir düşünce. zaten? Ya da “hayatı nasıl kazanabileceğimin yollarını ararken. Zaten felsefeye de philia. Öyle bir iyilik yapın ki birisine. devleti. Sokrates’in hiçbir şey bimiyormuş gibi yaparak. Öyleyse. “Amman efendim. Biraz beğenmeyen. yaşamı daha ölümsüz kılmak elimizde. acaba? Ve filozoflar kendi çağlarının kişisel gelişim guruları mıdır. Felfese. philosophia’nın arapça karşılığıdır. Her bilge en sonunda hiçbir şeyi bilmediğini gerçeğini bulmuyor mu. Öyle bir bilgi verin ki sevdiğinize. yaşam durmuş gibi oluyor” dediğinizi duyar gibiyim. insanları sordukları anlamsız(!) sorularla düşünmeye davet etmesi ve hatta zorlamasına. bir o kadar da beğenilmeyen.000 yıl. Ve haklısınız da. sevgi ve sophia bilgelik toplamı olarak. bilgiyi ve bilgeliği sevme sanatı dememiş miydik? Öyleyse sevginizi ve bilginizi paylaşarak.Şirketinizde ya da evinizde 1 hafta internete bağlı kalmazsanız. Eskilerin tabiri ile bilgi mıkısı olmayın. genetik olarak normal şartlarda 130 yıl yaşayabileceğimizin sırlarını veriyor. dillerde destan olsun. Yaşasın. Sonuçta felsefeye bilgiyi ve bilgeliği sevme sanatı diyebiliriz. nasıl kaybettiğimi buldum” gerçeğini. Philia. sevgi. Ama bölüştükçe artan tek şey sevgi.. 130 milyon yıl yaşamaya var mısınız? Birisini öyle bir sevin ki bu hafta. Yani cahili oynama. Eşyayı paylaştıkça yok oluyor. Ve kuşaktan kuşağa. doğayı ve ahlakı sorgulayan garip filozofların düşünceleriyle mi başladı. Sevgiyi ve bilgiyi esirgemeyin nolur şu güzel insanlardan. kişisel gelişime bir düşünce diyebilir miyiz? Sürekli kendini. düşünce öğretmenleri midir? Bir düşünsenize. Yani sıradışı düşünce.. ne 1 haftası. bugünlerde. sophia ise bilgelik demektir. Toprak her miras devrinde bölüne bölüne ekmek gibi ufalıyor. paylaşımlarınız. Sokrates’ci İroni diyoruz.

Ve bilgi kıcılcımları. Beyni aşın. bilgiye ulaşın. Şimdi sevme zamanı. Maddeyi. ruha ulaşın. Taşları sürtün birbirine. .İşte bu sizin felsefe taşınızdır. Ve sevgiyle bilgiyi birleştirerek. Ve çünkü birbirimize o kadar çok yakışıyoruz ki. eşyayı ve bedeni aşın. muhteşem bir yaşam iksiri sunun birbirinize.Haydi. sevgi kıvılcımları ile aydınlansın dünyamız. Çünkü birbirinize o kadar çok yakışıyorsunuz ki.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful