Emine Senlikoglu MEKTUP YAYINLARI

Yüzlerce soruya yüzlerce cevap verdik. Ve dedik ki, "Nedenler niçinler nedendir bilinmez. Bir seyi inkar için "yok" diyebilmek yetmez"
EMİNE ŞENLÎKOĞLU:

1953 yılında dünyaya geldi. Dokuz yaşında iken ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti. Daha küçük yaşta hayatı sorgulamaya başladı. Bunun için Hristiyanlığı araştırdı. Aynı dönemde kiliselere gitmeye ve İncil'i okumaya başladı. Bu inceleme sırasında, İncil'in çelişkilerle dolu olduğunu gördü. Kafası sorular yumağıydı. Sonra İslâm'ı incelemeye ve İslâmî tahsil için yoğun bir kurs eğitimine başladı. Yedi yıl süre ile kurslarda Kur'an, Arapça, Fıkıh, Akaid gibi İslâmî temel ilimlerle meşgul oldu. Ayrıca, İlahiyat mezunu olan eşi Recep Özkan'dan ve özel hocalardan ders aldı. İlkokulu dışardan bitirdi. 1985'ten beri Mektup Dergisi'nin Genel Yayın Yönetmenliğini yürüten Şenlikoğlu, Türkiye'nin çeşitli illerinde ve dış ülkelerde konferanslar verdi. Yazdığı her kitap ardarda baskı yaptı. Halen kitapları yoğun bir ilgiyle karşılanmaktadır. 1993 başı itibariyle GENÇLİĞE HATIRAMDIR serisi: Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar, Bize Nasıl Kıydınız?, Burası Cezaevi, İslam'da Erkek, Mahkum Duygular (Şiir), Ne Olur İhanet Etme, Ülkemi Arıyorum, Biz Bu Vatanın Nesi Oluyoruz?, Telefonla Röportaj, Vicdan Azabı, Ruhumun Penceresi, Kelepçeli Kalemimden, İsimsiz Kitap, Ağlatan Yollar, Önce Soru Sorarlar, Sonra Ham İnsanı Koparırlar Dininden, Maria, İnsanlar da Kayar, İdamlık Genç. Roman, şiir, hiciv, deneme, makale, anı gibi alanlarda eserler veren Emine Şenlikoğlu'nun iki çocuğu var. Mektup Yayınları: 1 Dizgi MET & FAN

GENÇLİĞİN İMANINI SORULARLA ÇALDILAR
Kapak İllüstrasyon Ayşe Kalyoncu Cumhur Ofset Hazırlık ANONS

Emine Özkan ŞENLİKOĞLU
Haberleşme Adresi: Mektup Yayınları Yavuzselim Cad. No: 19 Fatih/İSTANBUL Tel: 52183 10 -525 27 06 Fax: 534 18 71 MEKTUP YAYINLARI

BU KİTABIN HÎKAYESİ Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Değerli okuyucularım, ' Sizlere kısaca bu kitabın hikayesinden bahsetmek istiyorum. Gerçi, kitabın içinde yıllar önce yer yer konu etmişim ama yine de bir özet yapayım istedim. Ben, İslâm'ı çok zor bulmuş bir insanım. Her gittiğim yerde çeşitli sorular soruyorlardı.

Bilhassa 1974'lü yıllardan hatırlıyorum; 'Allah yok' demek modaydı, Allah'a inanan gençlerin gerici olduğu vurgulanıyordu.. Türkiye'de o yıllarda (1977-84), gündemde olan soruları bir bir tespit ettim. Bazı yazarlara götürdüm bu sorulan. "Ben, güzel yazamam, sizler güzel yazarsınız. Şu sorulara cevap verin" dedim, kabul etmediler. Ben de yarım yamalak Tükçem ile, "Tesiri Allah'tan" diye kalemi sıvadım ve yazdım. Allah'ın lütfü ile bu kitap çok tuttu.. Beni, bu kitap yüzünden, cezaevine attılar. Sekizbuçuk yıl hapis cezası verdiler. İki buçuk yıl cezaevindeyattıktan sonra, infaz yasası değişti ve çıktım. İki buçuk yıl zarfında, cezaevinde, yedi adet kitap yazdım. Bazen arkadaşlara şaka yapıyor, diyorum ki; bilselerdi yedi kitap yazacağımı beni asla hapsetmezlerdi. Şu anda bu yazıyı bu kitabın kırkbirinci baskısında yazıyorum. Türkiye şartları için oldukça güzel bir rakam. (korsanlar kaç baskı yaptı onu bilmiyorum) On yıl geçmiş olsa bile kitabı bir daha elden geçireyim dedim, alıntılar biraz fazla olmuş, tekrar okuyunca gördüm, düzelteyim dedim. Baktım, olmuyor. Hiç birine elimi sürmeden, bırakmak zorunda kaldım. Korsan baskılar hariç, bu kadar baskıyı, bu kitap, böyle olduğu halde yaptı. Her halde bir hikmeti vardır diye bozmadım. Evlilik işlerini de ihmal etmeyen kitabım, Allah'ın varlığından, ahirete imana, Yehova Şahidliği'nden özel hallere kadar ortalama beşyüz konuyu kapsıyor. Son sahifelerindeki güzel sözleri de ayrıca ilave ettim. Şimdi kitabı okuyunca, "Keşke bu kadar alıntıya yer vermeseydim" dedim. Fakat o günlerimi hatırlayınca hüzünlendim. O günlerde dipnotları belirlemek için kitapları bile zor bulmuştum. Halbuki, çok acele lazımdı bu kitap... Gençlere bir an önce yetişmeliydi ve yetişti. Beni, ikibuçuk yıl cezaevinde yatırdı ama gençlerimiz için değdi. Cezaevinde yattığım yıllar, bu kitap için gördüğüm hakaretler, okuyucuma feda olsun.. Milyonlarca kez feda olsun... Bu kitabı ilk çıkardığım günlerde niyetim şuydu; "Gençliğe Hatıramdır" diye bir seri çıkaracak, sonra ölsem de gam yemeyecektim. Allah'a şükürler olsun, hayallerimin birini gerçekleştirmeyi nasip etti ve seri bitti. "Gençliğin İmanı"yla başlayan seri, "İdamlık Genç" romanıyla son buldu. Hatalarım benim, güzellikler davamındır. Allah sizlerden razı olsun diyerek, 1984'te ilk baskısı yapılan kitabımla, sizleri başbaşa bırakıyorum. Allah'a emanet olun. E.Ö.Ş. 20.6.1993 DOST DAVETİ VE BİR SORU Gel kardeşim diyorum, Rabb'ini dinle, Dünya gitmeyecek inan ki seninle. Sulara dargın mısın ki, guslün yok, O kadar nankör müsün ki, şükrün yok. Kör kütükte kayıtın İslâm'dır ama, İslâm'ın kütüğünde belki kayıtın yok. Anamız (Hz.) Havva'dır, babamız (Hz.) Adem. Kimimiz niçin cevher, kimimiz neden maden? Bir fincan kahveye teşekkür eden sen, Yaratana nankörlük acaba neden? Emine Ö. ŞENLİKOĞLU

Bismihi Teala, İslâm'ı yaşamanın ayıp, her türlü rezaletin şeref sayıldığı şu asrımızda bir yanda ilerleyen İslâm dininde bizim de bir zerremiz olsun dedik. Bilemiyorum, belki huzur-u ilahi'de karşıma çıkmayacak. Belki de tersi olacak, orası o alemde anlaşılacak. Rabbim ahiret zaferi nasip etsin. Muhterem kardeşlerim... Aslında bu kitabı cebinden çıkarabilecek çok kitap var. Fakat, bu yazdığım kitabımın içinde olan soruların hepsini bir arada toplayan bir kitap yok gibi birşeydi veya benim elime geçmemişti. Bu arada, konferans ve vaazlarımda, Kur'an kursu ve İmam Hatip talebelerinin de, "Siz, bu soruları kitap yapsanız çok iyi olur" teklifleri ile karşılaştım. Yalnız Kur'an kursu talebelerinden değil, kitabın içinde okuyacağınız gibi, yüksek okulda okuyan öğrenci kardeşlerimden de, "Biz bu soruların cevabını bilmediğimiz için, neredeyse imanımız elden gidecekti. Bizim gibi niceleri var ki, bunalım içindeler, siz bir kitap çıkarsanız nasıl olur?" dediler. Ben de düşündüm, faydalı olur niyetiyle yazmaya karar verdim. Şunu da söyleyeyim ki, herkesi memnun etmek, hiç tenkide uğramayan bir kitap yazmak mümkün değil. Zira, gerektiğinde Allah'ın kitabını tenkit eden insanoğlunun, benim yazdığımı tenkit etmemesi düşünülemez... Muhterem kardeşlerim! Olur ya, kitabın baskısında hatalar olabilir. Her türlü hatanın hoş görülmesini rica ediyorum. Başka söze gerek yok. Beni amelimle değil, niyetimle ölçen dost Evet diyorum, odur kardeş, odur dost... Emine Ö. Şenlikoğlu 7.3.1984/İstanbul GİRİŞ Adamın biri, bir yılanla arkadaşlık kurar; adam yılanı çok sever. Ona, her gün bir tas süt içirir. Arkadaşlıkları bu şekilde günlerce devam eder. Fakat, günlerden bir gün, yılan değil mi, yılanlık damarı tutar. Adamın oğlunu sokarak öldürür. Zavallı adam, gelir bir de bakar ki, oğlu ölmüş. Yılan da biraz ötede. Adam; "Yazıklar olsun!" diyerek yılanın kafasını taş ile ağır bir şekilde yaralar. Adam, ağlayarak oğlunu kapısının önüne gömer. Aradan yıllar geçer, adam yılana der ki: "Yılan kardeş, gel seninle eskisi gibi yine dost olalım." Yılan, kafasını şöyle bir kaldırarak, "Ah... Ah.." der, "Bu yara benim kafamda, o mezar senin kapındayken seninle artık dost olmamız mümkün değildir." Adamın akılsızlığı, yılanla dost olmakla başlamıyor mu? Müslümanın emperyalist dinsizle dost olması gibi birşey. Belki yılanla dost olunur ama kafirle asla dost olunmaz. Kafir, Müslüman oluncaya kadar bu böyle sürer. Peki, bugün kafirlere "Dostlar" diye hitap ediliyor. Bunun sebebi nedir? Kafir, Müslüman mı oldu? Hayır. Peki, nasıl dostumuz oldu? Hani Kur'an-ı Kerim'de Rabbulâlemin; "Ey iman edenler, kendi din kardeşlerinizden
başkasını dost ve sırdaş edinmeyin Çünkü onlar, size şer ve fesat yapmakta hiç kusur etmezler, size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler. Hakikat, onların kin ve nef retleri ağızlarından (taşıp) meydana vurmuştur. Göğüslerinde gizlemekte oldukları (düşmanlık) ise daha büyüktür. Size ayetlerimizi (kati surette) açıkladık, eğer düşünürseniz."(l) diye buyurmuştu. Bize ne oldu? Rabbimizden (hâşâ) daha mı iyi biliyoruz? Dostumuzmuş, olsun bakalım, nereye kadar gidecek? Günün birinde, bu dostluk Türkiye'yi mezara sokarsa, aklımız başımıza gelir (biiznillah, fırsat vermeyeceğiz, aklımızı başımıza alacağız.) Yılan, 'Biz dost olamayız" demişti. Fakat kafir, yılanın yaptığı fedakarlığı yapmaz, açıkça, "biz dost olamayız," diye söylemez. Kafirle dost olmak, bizi Rabbimiz'den ayırır, Peygamberimizden ayırır, Kur'an'ımızdan ayırır. Böylece, hem dünyamız, hem ahiretimiz harap olur. Dünyamızın harap olması bir şey değil diyelim ama ya ahiretimiz harap olursa ne olur o zaman halimiz? Altınla satın alamayacağımız kıymetli yıllarımıza, bir paçavra kadar bile de ğer vermiyoruz. Neticede, Avrupa'nın kilisesine mendil açacak hale geldik. Bat: aşığı Müslüman! Geri kalmışlığımızı hâlâ dine mal etmeye çalışır aktadırlar. Bu nasıl uyumaktır anlayamadım. Bu, gerici, yobaz aydın bozuntularının hiç mi

İslâm'a memur lazım değil mi? . insanların ahkamı (kanunları) ile yönetiliyor. bilmiyorlar mı. Peygamberimiz (s. bildiğim ne varsa hepsinden. siz de peygamberimizin (s.v) hayatım okumamışsınız. sadece okulda okuyanlara vaaz vermiyorum ki. Ama Muhammed bir filozoftu. İslâm anlayışı değil. Müslümanlar dünya yuvarlaktır diyorlardı. peygamberimize (s. Kitabın yazılış gayesindeki en önemli mesele. bir de Müslüman'ım diyorsun". devlet. Halbuki.c.) Komiser Bey soruyordu: — Seni buraya niçin getirdiler? — Siz bilirsiniz Komiser Bey. — Sen ne anlatıyordun bugün saat 12'de? — Rabbimi. aynı zaman diliminde veya birkaç asır sonra başka bir filozof çürütüp başka yeni fikirler ileri sürebiliyor. dünya tepsi gibidir derken. Ta-ğut'u(2) destekleyen. Kur'an-ı Kerim. Rabbini. — Boşver canım. ayın. peygamberini? Sana mı kaldı bunları anlatmak. insan olması. peygamberimizin (s.a. Allah (c. Buna ne dersiniz acaba? — Neyse. Dün. O zamanlar Batılılar. İslâm'ı nasıl yaşamışlar. Hele doğru söyleyen tarih kitaplarını okuyunca.v) bir ümmî idi. insan bir tuhaf oluyor. — Memurlar. kendi araştırmaları ile birşeyler bulan.a. "Hadi oradan.v) söylemiş olduğu bütün emirleri.. — Okulda okutulan bir saatlik din dersi ile. demesi yok mu? İşte o zaman.v) işlerini öğretemeyiz ki? Hem ben. okulda bunların hepsini öğretiyorlar? (2) Tağut: Allah'ın indirdiği hükümlere mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere hükümler icat eden her varlık. sen mi Müslümansın? Tağutu desteklemekle Allah'a şirk koşuyorsun. ben de dinimin memuruyum. inan tam bu duygularla dolu iken.akılları ermiyor? İnsan şöyle bir düşünür: Dün. — Bunu kabul etmek. Birkaç sene evvel. Şimdi o Batıya bizi hayran ettiler.) yasaklamıştı. İlimde de en ileri gidenler Müslümanlardı. İslâm için nasıl durmadan çalışmışlar. ona dua eden birinin. ruhum yorgun değil. Çünkü. Kendini bu kadar yormuşsun. peygamberimi (s. Hatta Batı devletlerine para yardımı bile yapılıyordu. Filozof demek. Kur'an-ı Kerim'in Allah'tan (c. Batı bize muhtaçtı.— Onlar. Hem filozofların ileri sürdüğü fikirleri. (Sağolsunlar bizi alıştırdılar.a. Batı anlayışı ölüme mahkum etmişti. Bunun. ne lüzumu var. put olması. O da.a.c) bildirmiştir. çok mu huzurlu? Sonra ben. şeytan olması veya bunların dışında her hangi birşey olması mahiyetini değiştirmez. diyesi geliyor insanın. Kur'an'ın emirleri uygulandığı zaman. bol bol halkın zekâtını toplamış.v) ve emirlerini. bugün devlet. (1) Âl-i İmran: 118 Galileo'yi. peygamberimiz (s. — Sen bunları niçin öğreniyorsun? — Bana. yani bir Müslüman'a farz olduğu için. Allah'ın emirlerini yapmayan. Allah'ın ve peygamberin emirlerini.a. biz ümmetine bildirmiştir.. bunu kabul etmek gerekir. Siz devletin memurusunuz. konumuz bu değil. Devlete memur lazım da.. bir konuşmamdan dolayı komiserin karşısına çıkarılmıştım.v) filozof demekle.a. okuyup yazması yoktu.. yeni fikirler ileri süren düşünür demektir. O Müslümanlar. elhamdülillah çok huzurluyum. gidip bir memur olsaydın. Müslümanlar. Yani.c) geldiğini saklamak istiyorlar.a. — Komiser Bey! Bakın. güneşin. zekât almazdı. okulda okumayanlara da vaaz veriyorum. hem yorulmaktan da zevk alıyorum. ne yapmış ki peygamber. hiç olmazsa huzurun olurdu. yani Allah'ın ahkamı ile yönetiliyordu. biz Batıya muhtacız. Kur'an-ı Kerim'i reddetmek demektir. Kafirler. — Aman canım. Allah (c.v). Allah'ımızı hakkıyle bilmek ve dinsizliği tanımaktır. Nasıl oluyor da bir ümmîye filozof diyorsunuz? Peygamberimizin (s. ben nereden bileyim. ben de Müslümanım. yıldızların döndüklerini bildiren ayetleri çoktandır okuyorlardı. ülkede maddî ve manevî bir huzur vardı.

Ne söylüyor şu adam. nasip et. İslâm'ın yanlış anlatıldığını. Bu bizim tam eğitici olmadığımızı gösterirken. şimdi tükürdüğümü yalamam" diyerek saçmalık yapmaz.. (hayvanlarda nefis yok) nefs sahibi olan insanoğlunun terbiyesinin çok zor olduğunu da gösterir. soran kişi iyi niyetli ise bilir ki: Nedenler. dinini tanıtamadık. niçin duymuyoruz?. inadî küfürdür. Nereden türedi bu "İnanmıyorum" diyen gençlik? Uyanalım. Rabbim'in de onlara karşı bir tuzağı vardır. Bakın. ayetlerden meâlen böyle seslenirken. ya da seni öldürmek yahut seni yurdundan zorla çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar. konuyu değiştirerek konuşmasını sürdürdü. tuzak kuranlara mukabele edenlerin en hayırlısıdır. binleri aşkın Üstelik çok da cahil. aslında İslâm'dan hiçbir şey bilmediğini gözlemleyebiliyoruz bu olayda. Hele bugün. tatminkar cevap alınca derhal teslim olur. Allah. Yâ Rabb. Allah da onlara bir tuzak kurmadaydı. "Ben hoca çocuğuyum" diye fetvabaşı kesilmişti. sorular bitmez. kalpler mutmain olur. çok çalışalım. Allah'ım sana ne kadar isyan etmişim ve sen ne kadar sabırlıymışsın ki.Komiser. kalkıpta "Allah da hata yapar" diyenler. kimdir küçümsediği Allah ve Resulüdür açıkça söylediği Bu adama yok mudur. Fakat kâfir. Çünkü. Ben de öyle yapmışım. Kâfir. Niçin?. bilmem ki ne yapmalı Kahrımdan ölüyorum. Ah.. İslâm'ı ben de bilirim diyenlerin. nedendir bitmez . gerçekleri açık açık beyinlere sokabilsek. (4) (3) Enfal: 30 (4) Gençlik. Adam. tuzakları varsa. Şimdi ne yapmak lâzım? İslâm'ı güzelce öğrenip amel etmek. tutup dinimi Suçluyor. Ötesini anlatmaya gerek yok. Hoşgörmenizi rica ediyorum." Evet. bilmiyor ki. "Önceden çok itiraz etmiştim. Yılan. niçinler. Hz. sınırlıdır. yargılıyor.. böylece çocuk sadece dünyadan ahirete gitmiş oldu. Sorular sorulur ve cevaplar tatmin edici bir şekilde verilirse." (3) Allah. evladlarımızın beynini zehirlemek yoluyla. Bile bile inkar ederek. o küfredenler. hiç haddini bildiren Sabır kardeşim sabır. Seni hakkıyla anlatamadık. ya seni tutup bağlamak. zehir saçan neşriyat içinde bulunan gençliği kurtarmak (eğitmek). deveye hendek atlatmak değil. "Hani bir zaman. yılanla dost olmak.. Ama Allah'ın izniyle. yılandan milyon kere milyon daha yılan değil midir? Geçenlerde konuşan cahil bir adam. bu meydan verilmez ya Her saniye şeklini değiştiriyor dünya. temiz kalpli bir şüphe sahibi. ben de bu şiiri yazmıştım. Şuna kesin olarak inanmamız lazım ki. onu terbiye ediyor da. Gençliğin heyecanıyla bazen 'ağır' kelimeler sarfeder insan. yine inanmaz. inanmak istemeyen. gerçeği bulana kadar yaptığı itirazlara. Ömer gibi. Fakat. Üstadımdan duymuştum: "İnsanı eğitmek. adamın evladını soktu öldürdü. dinimize küfür ediyor. bu niçinleri bir anlatabilsek.. sonra da İslâm'ı tebliğ etmek lazım. ancak inanmak isteyenin soruları muhduttur. çok düşünüp. nerdeyse deveye elma toplatmak kadar zor bir mesele oldu. hem dünyasını. burada dikkatimi çeken bir durum var. hem de ahiretini harap etmiş olur. Kâfirlerin İslâm'a karşı bir hileleri. beni isyanım anında helak etmedin. hayvanı eğitmekden zordur" diyordu. Bu küffarlığın ismi. biz elimizdeki talebeyi terbiye edemiyoruz. dağdan ayı tutup getiriyor. bu tuzağı kurarlarken.. şaşkın şaşkın Kırdığı büyük potlar. böyledir işte. birazcık daha diren Köpeklere her zaman. bizleri affet Allahım. İyi huylu. cahilin de cahili Şunu susturmak için. hesap sormanın zamanı elbette bir gün gelecektir. kafirle dost olmaktan bin defa daha iyidir. adam. gerçeği bulduktan sonra hayretle tövbe eder ve der ki: "Ne kadar cahilmişim. kimi Kim çekiyor hesaba. Ebu Cehil tipi bir kafir olur.

Ama maalesef. tavuk kesmen lazımdı.. Tağut'a 'evet' deyip destekleyenlere. "Ararsam. senden çalındın.. okuduğun materyalist kitaplar sana ne diyorsa. iyi biliriz" diyorsunuz. Halbuki. filan şarkıcının hayatı derken. İnanmak için. geldi cumartesi. hem de biz. kafirin (İslâm'dan başka sistem kabul eden kimsenin) cenaze namazını kılar mı? . daha toprağa girmeden rezil olacağım" derlerdi. onlarla meşgulken. soruların cevabını bulurum. otlaklarından. Gafil! Müslüman.. Halbuki sen. Sen. "İyi biliriz. pazar. Onun için de aklın kafirler lehine kiralandı. sana bir de soru tuzağı kurdular...c) tanımaya. kötü biliriz" deselerdi senin gibileri örnek almış olanlar: "Ben de halkın hakkını yersem. Seni yaratan Rabb'ine düşman olmuştun. Adım adım ona doğru gittiğini unuttun ve kokuşmuş bir et yığını haline geldin." Sen. nasıl.. politika. iyi biliriz. iyi olmayan bir insana. benliğinden uzaklaşıyordun. futbolu.Araştırmadın.. huzurum kaçmasın" diyerek kendi kendinden korkup. derdinin devası için uğraşasın.Bir şeyi inkâr için. senin gibi dininden bihaber. daha önceden de inanmıyordun. kaymakam çağırmıştı..içki. şuursuz. inandığını zannediyordun. sevmen gerekeni sevemedin. ruhun sıkılıyordu. inanırım. Felsefe öğretmenin sana ne diyorsa. Yıkıldın. kafirin her türlüsüne.. Ruha da inanmıyordun ki. gafil Müslümanlar. ertesi gün yaş günün vardı. sen de başladın başkalarına aynı soruları zincir yaparak sormaya. "Kötü biliriz. Fakat. Bu akşam kahvehanede köylülerle toplantın vardı. hep bir ağızdan: — İyi biliriz. Köyün merasından. Nasıl şikayet etsin ki? Sen kaymakama pay vermiştin. Ama yanıldın. senin de haftaların geçmişti. başkalarının iradesiyle yaşıyordun. Eskiden Müslümanlar'ı yoketmek için. sen onlara inandın. "İyi biliriz. Akşama çok güzel bir film vardı... Ertesi günü. Korkuyordun. kaymakam köye gelecekti. Sen ise sana sorulan soruların cevabını düşünemedin bile. Mutlu oldun mu? Hayır.) bir saatini dahi vermemiş bir zalime. bir tane adam kazanmış oluruz. inandığın şeyi tanıman ve çok iyi bilmen lazımdı. yarın imtihanın vardı ona çalışacaktın. daha öbür günü tiyatroya gidecektin. kumar. öldürmek kâfi idi. Bu gidişin fark edilemeyecek duruma gelmişti. Sanki senin de zamanın bitmişti.." Fikri (inancı) öldürme metotları. "Niçin yaşıyoruz? Dünyaya bir kere geldik. Sen. o kadar meşguldün ki. mal-mülk uğruna Allah'a (cc. Böylece hatalı bile olsan kimseler seni kaymakama şikayet edemeyeceklerdi. durum şimdi tamamen değişti. böylece de artık eğlenemem" diyordun. Zaten işine de öyle geliyordu." Sen. İnanmayınca hepten mahvoldun. Niçin? vs. rezalet filmlerini çok iyi biliyordun. Ve sen. kısaca.. kişiliğini kaybettin.. Köy ağası Hasan Efendi! Sen de çok meşguldün. İlk yıkılışın sana sorulan sorularla başladı.. bu adamı nasıl bilirsiniz dediği zaman imam efendi. (Sahtekarlar. fikri bizim olunca da hem bir Müslüman eksilir. Moda. bulursam.. Ama maalesef senin de cesedin musallaya gelecek. bugün cami kapısında Masonlar'a. İslâm'ı öğrenip yaşamazsam. iyi biliriz" diyerek cenaze namazlarını kılıyorlar. Allah'ı (c. inancını öldürürsek fikri bizim olur." Boşver aldırma. kadın. İslam'ı öğrenmeye sen de vakit bulamadın. denilecek. tanıyamadın. kafirler şöyle diyorlar: "Müslüman'ı öldürmeye lüzum yok. Sana nasıl ceza verebilirdi? Böylece. Sen bir robot olmuştun. falan artistin hayatı. İslâmiyet'in iyi demediği bir insana. kaymakamı iyi ağırlaman gerekliydi. adım adım bir menzile doğru gidiyordun.. kendi iradenle değil. tuzakları gayet basit: SORULAR. kız. Cevabı veremeyen gencin param parça olan zihni ve sonra kocaman bir isyan: "BEN ARTIK İNANMIYORUM.. İslâm'ı bilmeyen gençlerin beynine balyoz gibi inen sorular. yalancılar. Daha ertesi günü.c) hesap vereceğinizin şuurunda mısınız? Halbuki. "yok" diyebilmek yetmez. davar kesmen. Soruya cevap veremeyince.. derken. "İyi" demekle ahirette Allah'a (c. Bu günlerde de maç ve gezilerin vardı ve böylece hafta bitti. çünkü çok meşguldün. Asla olmadın. oraya gittin. hududundan konuşacaktın. niçin eğlenmeyelim? Niçin zenginler mutlu? Niçin?..

. Artistlerin. Sen bakkal efendi: Cuma günü bakkalım bir saatçik olsun kapatamadın. ne diyordu: Sahipsiz vatanın batması haktır. kapıdan giren büyük. hayatımı garanti altına alacağım" dedin. sen de hiç İslâm'ı öğrenmeden getirdin haftayı. Hayatını garantiye almayı düşünürken.c) dönme hayelleri kurmuştun. Leyla Hanım! Sen de düşünmedin İslâm'ı (şeriatı). Esmer uzun boylusu: .. düşman uyumaz. yapmış olduğun bedduaya sen de dahil oluyorsun fakat farkında bile değilsin. daha ertesi gün çamaşır yıkayacaktın. 'beğenilmem lazım' dedin de. gelmesine sebep olan insanların" diyorsun. âdet olsun diye kapanan yarım başörtüleri. (Allah. Allah'ın. sen de terkettin Rabb'ini. öyle Hasanlar. Öyle değil mi? Yalnız bunu söylerken.. çeyiz. seni dininden nasıl kopardılar?. Ama neye sahip çıktın. "Kim gitmiş de kim gelmiş ahirete?!" diye. secde etmek güç geldi sana.. Velhasıl. Boş şeylerle uğraşırken acımadın vaktine ama namaza vereceğin on dakikana acıdın. başkalarına öğretmişlerdir.. Odada üç genç kız. Salonun en sonunda bir odaya geçtim. Boyalı yüzler. bu vatan batmayacak. "İllâ çalışacağım. ilk olarak liseli bir genç kızın sorularını ele almak istiyorum. pasta günü vardı." O kadar çok sorular var ki. felaketin kucağına düştün. Bu kitapta olan sorular. Sorularla. Bu kızlar. İslâmı öğrenip. Şimdi de dert yanıyorsun. Öyle gençler.. seni soru tuzaklarına karşı uyandırır sanıyorum.. ertesi gün. sizi rahatsız ettim galiba. O sorulan şimdi oku. anlatamam. Atalarımızın şu güzel sözünü unutma: "Su uyur.. Beni başka bir odaya götürmelerini. demek istemiyorum. İslâm görgüsü (medeniyeti) diye bir şey bilmiyorlardı. başka gün düğün vardı derken.) İşte sen senden. Yarın arkadaşlara gidecektin. yumurtanın içinden çıkan sanattan haberin olmadı. Şair Mehmet Akif Ersoy. onların hepsinden razı olsun. sen sahip çıktın mı? Evet çıktın. Sen Fatma Hanım! Aç kalmaktan korktun. küçük her insana. onlara çok görmemek lazımdı. Ben. Eve gittiğimde. hak Sen sahip çıkarsan. Böylece sen de farkedemeden. uykuda olan kardeşini de uyandır. ellerinde sigara ayak ayak üstüne atmış oturuyorlardı.. Bankadaki faiz parana ve midenin menfaatine.. Hani. kapanmayı yakıştıramadın kendine. Halbuki. . öyle Fatmalar. (4-a) Tevbe Suresi.. yer göstermeyi emreder. İslâm ahlâkı. içerde gayet hareketli bir görünüm vardı.. Fotoroman Karaoğlan. yaşlılığında Allah'a (c. Eğer şen uyanmış isen. orada vaaz için biraz hazırlanmam gerektiğini söyledim.. Aslında gayem konuşmak için konu açmaktı. Vaaz vermek üzere bir mevlide davet edildim. Beni gördükleri halde hiç istiflerini bozmadılar. çiçek işleri ile uğraşırken. Leydi Diana'nın giydiği iç çamaşırlarından haberin oldu da.Sen. Böylece. dininden nasıl koptun..Türkiye'nin hatta dünyanın durumu aşure çorbasını geçti. sen de vakit bulamadın. ezan okunduktan sonra namazdan çıkıncaya kadar kazanılan bütün paranın haram olduğunu dahi bilmiyorsun veya bildiğin halde işine gelmiyor. ahireti hiç düşünmedin. Cuma günü. sadece dinini düşünmüş. "Allah sizin mallarınızı ve canlarınızı cennet mukabilinde satın almıştır"(4-a) emrine uyarak mallarını ve canlarını Allah için adamışlardır. Seni de kandırmışlardı. gözü kör olsun bu anarşistlerin. Yalnız suratları pek asılınca sordum: — Afedersiniz.. Ayet: 11. öyle Leylalar var ki. herkes senin gibi yaptı. Halbuki. gençliğini nefsine feda etmiş. durum ne oldu?. "Ah şu anarşistler.

insan fıtratında. siz beş kiloyu altı kilo diye kabullenemezsiniz. Bir gören olsa... — Bu bir kelime oyunu değil midir? Elbette her insan olduğu gibi kabul edilir.. bir hoş geldiniz bile demediniz. Mecburen beş kilo olarak kabulleneceksiniz. Siz böyle değilsiniz herhalde? — Hayır... o kişiden de. Eğer ben. Sizin söylediğiniz bu sözlerle İslâm'ı bilmeyenler aldatılıyor. — Doğru söylüyorsunuz. ne demişler. Ne olduğu belirsiz bu tartışmalardan sonra kanepeye oturdum. dinliyor olmanız gerekirdi.. dedi. — Biz. mevlidhânın güzel sesine aşık.... biz de topluma uyduk.. inanca uyulur.. size sormak istiyorum. Bir Müslüman için ölçü: Topluma uymak değil. (Amin) Konuyu açmak için esmer olan genç kıza sordum: — Mevlid sever misiniz? Gayet sessiz olarak: — Bilmem. hem de çok yanlış. sözlerine değil... bugün buraya niçin geldiniz? — Davet ettiler biz de geldik. — Nedir o fark etmeyen?. Sonra çok acaib bir şekilde bakıyorsunuz. Ben insanları olduğu gibi kabul ederim.. babanızı öldürdüm zannedecek.. hâlâ bir kelime dahi konuşmadılar. Esmer olanı atılarak: — Aysel saçmalama. ne demek? — Bilmem. Yine aynı genç kıza dönerek: — Hayret. Biz insancıl davranır.— Buyrun. — Ne önemi var? Benden önce gelmişsiniz ya. topluma uymak lazım. benden tarafa hiç bakmıyorlardı. ben bir karıncayı bile incitmek istemem. Bana ilk bakışta bu duyguyu verdiniz de.. Esmer olanıyla arada bir göz göze gelirsek baştan savarcasına gülümsüyordu. Her insandan değil ama. — Yoo. bir inanç uğruna bir kişiden zarar gördümse ve o zararı o kişinin inancı tasdikliyorsa. — Fark etmez. İçeriden de mevlidhânın sesi geliyordu: "Daha tıfıl iken der idi ümmeti ümmeti Sen kocaldın terkeyledin sünneti" Kim dinliyordu bu sözleri? Millet mevlide değil. İşte bakınız.. Eğer bana darılmaz iseniz.. eğer sevmiş olsaydınız orada. Genç kızların ikisi. Yâ Rabbi. arkadaşlarınız ikinci sigaralarını yaktılar. — Babamı öldürseniz de sizden aynı şekilde nefret ederdim. bir diken ayağına batınca bütün dikenlerden çekinme duygusu vardır. İslâm ne diyorsa ona uymaktır. nasıl bütün insanları sevebiliyorsunuz: Halbuki. mevlidhanların çoğu da mevlidin parasına âşık. Halbuki. . Sen bizi bu hallerden kurtar.. topluma uyulmaz. — Size öyle gelmiştir. bütün insanları da severiz. galiba sevmiyorum. ev sahibi değiliz ki. Bu kelimeler bana hemen karşımdaki muhatabımın hangi lûgatçı zihniyetten olduğunu anlatmaya kafi gelmişti. Bu sözler yanlış.. Acaba ben buraya geldim diye mi kızdılar? Sağımda oturanlardan dik bakışlı olanı: — Niçin kızalım? — Bilmemki. o inançtan da nefret ederim.

oruç. bütün İslamcı yobazlardan nefret ederim. Allah'ın emirlerini dinleyen bir ülke olduk da. biz hâlâ yaya gidiyoruz.. bizi ne kadar geri bıraktı? Avrupa aya giderken.. doğruyu söylüyorum. — Türkiye'nin uyguladığı bir İslâmî emir söyleyebilir misiniz? — Bilmem ki.. Shf... Zaten kafirler... Görmüyor musunuz. Halbuki. — Bilmem. maddesinden meclisin vazifeleri arasında sayılan "Ahkâm-ı şeriyyenin tenfizi" ibaresi kaldırılmıştır. — İslâmiyet'in ne suçu var bunda? — Onun için geri kaldık. Bana şunu söyleyebilir misiniz. terketmediğimiz için geri kaldık diyorsunuz. — Seni tebrik ederim. Türkiye İslâm devletiymiş. hiç olmazsa Mason taktiği yapmıyordu. sadece nüfus kağıtlarında İslâm yazıyor. öğretmenimiz öğretti. Hatta 1928 yılında İsmet İnönü ve yüzyirmi arkadaşının imzası ile meclise yapılan 'tadil teklifi' kabul edilmiş ve anayasanın bazı maddeleri değiştirilmiştir. İslâmiyeti araştırmadan.— Saçmalamıyorum. Siz de. güya İslâm ülkesi. 274... Neden İslâm'dan nefret ediyorsun? Ne yaptı sana İslam?. Böylece 1924 anayasasının ikinci maddesinden "Devletin resmi dini İslâm'dır" kaydı silinmiş ve 24. onu da silip yerine başka din yazsanız ne fark eder ki. İslâm.. Tamamen yanlış. hac gibi ibadet emirlerini yaptık.. Oldu olacak şunun sonunu getir bakalım. — Kardeşim sen İslâm'ı biliyor musun? — Elbette biliyorum. Çünkü. Allah'ın sözü geçer. namaz. Türkiye'de kanunları insanlar yapar... Kazın açık konuşması çok hoşuma gitti. Cuma namazı var... İslâm adına şu ana kadar yaptığınız ne var? Ya da şöyle diyelim. Ben. İslâm'ın. Maalesef onların da içlerinde birkaç saf cemaat var. açık sözlülüğünden dolayı takdir ederim.c) aittir. Zaten devlet olarak da öyle. insanların sözü geçer. — Nerde Öğrendin? — Okulda. İslâm'ı terkedeli beri Batı'nın kölesi olduk. bildiğim bir şey varsa. — Kimler kılabiliyor cuma namazını? İş başında olan işçi kılabiliyor mu? Memur kılabiliyor mu? — Hani biraz önce.. Fakat ilimle ilgili ibadet emrini yapmadık. — Ne yapacak. Neyi kaldı İslam'ın. Ha. — Öğretmeniniz biliyor muydu? . o da İslâm dini insanı yobazlaştırıyor. İslâm adına ne yaptınız? — Hiçbir şey yapmadım.. İslâm ülkesi demek. Siz. bu yalanı söylerken bilmişler senin hemen inanacağını. — Biz İslâm'ın emrine göre mi yaşıyoruz? Yani biz İslâmiyet'in.Ali Rıza Kırboğa. Yani o ülkenin temel kanunları yalnız Allah'a (c.. anayasası Kur'an olan ülke demektir. İslâm yüzünden geri kaldık diyordunuz. niçin onun hakkında kötü hükümler veriyorsunuz? — Nereden biliyorsunuz araştırmadığımı? — Konuşmanızdan belli oluyor. İslâm'ın hangi emrinden dolayı geri kaldığımızı söylemeyecek misiniz? (5) Din Eğitimi Ve Îmam-Hatip Okulları Davası . sadece şehir girişlerinde bol bol minareler var. Açık sözlü kimsenin şahsiyetini sevmesem bile.(5) Türkiye'nin. "Durun ilerlemeyin" emrini mi verdi? Biz de onu dinledik te sonra mı geri kaldık? — Biz. İçi barut fıçısı gibiydi genç kızın.

Öğretmen. cihadın namaz gibi farz olduğunu ve İslâm'ın Türkiye'de çok yanlış tanıtıldığını anlattım. Şimdi bu kızlar. Karşıdaki şahıs İslâm'ı bilmediğinden hemen inanıyor. Bunlardan yüz tanesi küçük suhûflar (yani sayfalar) halinde. Ama inan bana onları da bilmiyorsundur. Bunlardan biri de Kur'an-ı Kerim'dir.. — Size öyle geliyor. Sahi sizin öğretmeniniz namaz kılıyor muydu? — Kılmıyordu. Daha az önce bana dönüp bakmayanların. Bildiğim kadarı ile İslâmiyet'in bir dünya nizamı olduğunu. dört tanesi büyük kitaplar halindedir. kitaplara inanmaktır. Okulda öğretmenler. Konu da.c. Yüz suhûf dört tane kitap vardır. Hareketlerinden.) inanmak nasıl olur? Ve sen nasıl inanıyorsun? — Ben inanmıyorum ki? — Ha. Türkiye'de dini. İslâm budur deniliyor.— Herhalde biliyordu. her gün İslâm'ın emrine zıt bir kelime öğrense. Öğretmeninizin size de anlatmadığı belli oluyor. Ah. İslâm'ı bilmeyen insanların anlattığı gibi zannediyorlar. — O halde söyle bakalım imanın altı şartından birincisi olan Allah'a (c. sadece namazda kılınacak dualardan birkaçını. vaaz vermem için beni diğer odaya çağırdılar. 32 farzın biri de. (bu kızlar lise ikide).. belletirler bir de sadece 32 farzı madde madde öğretip teferruatına asla girmezler.. kızların ikisini de salonun sonunda dinliyor buldum.c. eğer anlatmaya kalkarlarsa öğretmenlikten atılmaları yetmiyormuş gibi mahkemeye çıkarılır. şimdi ben on senedir İslam'ın emirlerine aykırı hüküm öğrenmiş. Çünkü. Kahr-u perişan olası zalim kafirler.. öğretmenler bunları nasıl anlatacak? Katiyyen anlatamazlar.. Kur'an-ı Kerim'in içindekilerini anlatsa devlete. Kızlara dönerek: — Neyse. yani laikliğe karşı gelmiş olacaktır. Dua ile vaazımı bitirdiğimde. Demek inanmıyorsun. bilmez olur muyum hiç. imanın altı şartı ile İslâm'ın beş şartı. ahhhh. İsterseniz siz de dinleyin. İslâmiyet'ten bildiğini zannetiğin. Bir yıl 365 gün olduğuna göre. "İslam nedir?" olacak. Sonra. yani on senedir İslâm'ı yanlış . iki yıl da lise. İlkokul birinci sınıftan itibaren yapıla gelen Materyalizm (dinsizlik) aşısı hakkında bir hesap yapalım: Beş yıl ilkokul. dinimizden ayırıp nasıl perişan ettiniz. Zaten öğretmenlerin çoğu bunu bilmez. on senede 3650 kelime (hüküm) yapar. bilakis diriler için indiğini. Bu kızlar şu anda lisede okuyorlardı. — Temiz kalpli olsa. Allah'a (c. Asr sûresinin önemini anlatarak... yok olan emirleri de var olarak öğrenmişlerse. Öğretmeninin sana İslam'ı tam olarak anlattığını zannetme. Şimdi. Çünkü Kur'an'da din işleri ile devlet işleri birbirinden katiyyen ayrılmaz. hapse atılırlar. çok güzel münazara ediyorduk. toplam on sene yapıyor. bilenler de yasak olduğu için anlatmazlar.. fakat çok temiz kalpliydi. Müsaade isteyerek çıktım. İslâmiyet'i tatbik etmediğimiz müddetçe dünyanın ve Türkiye'nin huzura kavuşamayacağını anlattım.) rest çeker miydi? İslâmiyet'i bilse namazını geçirir miydi? — Yok kardeşim yok. Hani okulda dini öğrenmiştin? Allah'ı öğrenmeyenin dini öğrenmesi mümkün mü? Tartışmamız hızlanmaya başlamıştı ki. bir hayli değişmiş olduklarını farkettim. İslâm oyuncak değildir. kırkbeş dakika sonra bana karşı tavırları nasıl değişmişti. Bizi. 365'i 10 ile çarptığımız zaman. ölü olup da yaşayan ruhların ancak İslâm ile dirileceğini. üç yıl ortaokul. 3650 gün yapıyor. ölüler için değil. bilmese neyi öğretecek? — Kardeşim.. şimdi vaaz vereceğim.. dedim. İslâm'da var olan emirleri yok. Bir masal. Kim ayırırsa İslâm'dan çıkmış olduğunu bildirir. bir hayat nizamıdır. bir cinayet anlatıp. Kur'an-ı Kerim.

Bu genç kızlar da. dediler. Seni başıma baş eden kaderime ne diyeyim" der.. kimbilir kaç tane kafir aşısı almışlardı. İğrenç yüzlü bir sakallı. — Ulan eş. Fakat sizin savunduğunuz sözler (fikirler) insanların sözleridir.....de: — Önemli olan tartışmak değil. Tiyatroda alçak zalimlerin iğrenç oyunları sergileniyordu.. elbette Allah (c. yağcı. hedefe ulaşmaktır. Hemen konuya geçmek istedim: — Şimdi nereden başlayalım? İsterseniz aynı sorunun üzerinde duralım. Sonra biraz daha konuşmak için ayrı bir odaya geçtik. kendimi düzelttim. bu oyunların kafir oyunları olduğunu anladım. Vaktiniz olmuş olsaydı. Eğer siz beni susturursanız bu benim acizliğimden..öğrenmiş bu kızlara kırkbeş dakikada veya iki saatte ne öğretebilirdim? İslâm'ı kafalarına nasıl yerleştirecektim? Nasıl yerleştirebilirdim? Buna imkan var mıydı? Üstelik.. Tartışmada ben mağlup olabilirim fakat İslâm asla mağlup olmaz. daha doğru dürüst hiçbir konuya giremedik.. O günden sonra nerede bir sakallı görsem.. beyinlere yapılan bunca aşılardan sonra..c. Çünkü. Hani bir hikâye vardır: Bir er komutanına çok kızar. ben kazandım durumuna getirirsek. sadece sigarasını içerken belli etmeden dinliyordu.. Tartışmayı sen kaybettin.. Bu şiiri.. isterseniz bir zamanlar bu sorunuza cevap mukabilinde bir şiir yazmıştım onu size okuyayım..c)ın sözleri (kanunları) insanların sözlerinden çok daha üstün ve doğrudur.. İki genç kız: — Sizinle tartışmayı biz de isteriz. Önemli olan doğruyu bulmaktır İki zıt fikrin ikisi de doğru olamaz. karakter fakiri er arkadaşı doğruca komutanına götürür. — Ulan ne demek bu? Kim senin başın? — Bir başım var komutanım. Cemaatten on-onbeş meraklı kadın da bizimle beraber geldi. İslâm'ın yüzünden geri kaldık demiştiniz. Koparacağım seni. elinde tesbih insanlara yapmadığı kötülük kalmıyordu. İnsanları Allah yarattığına göre. O bir olan doğruyu da aramak her insanın görevidir. Bu durum yıllarca böyle devam etti. oğlu eş. Fakat karşısında süt dökmüş kedi gibi hiçbir şey söyleyemez.. nerede bir tesbih görsem psikolojikman bana bir iğrenmek. Son olarak. İslâm'ı az bildiğimdendir. Ne yapalım. Canımı yaktığın gibi Canını yakacağım. hâlâ utanmadan ne şiiri diyorsun..) sözleridir. Ben. Komutan hiddetle iki tokat patlatır. oradan ayrılacağım zaman onlara dedim ki: — Aslında tam istenilen bir şekilde konuşamadık. . — Ulan bu şiir nedir? — Ne şiiri komutanım. Bu şiiri yazarken içimde volkanlar kaynamıştı. Ben de seni yakacağım. "Ah. insan haykırmak istediğini açık açık söyleyemiyor. hiçbir netice elde edilmez. İslâm.. onlara karşı bir nefret duyardım. Kime yazdın bu şiiri? — Başıma yazdım komutanım. doğru bir tanedir. Sarı saçlı olan üçüncü kızdan hiçbir hareket görünmüyordu.. Okumamı ister misiniz? — Elbette güzel olur. Bir gün efkârından oturur şöyle bir şiir yazar. Tekrar koltuklara oturduk. arkasından küfürler eder.. Fakat ne zaman ki dinimi öğrendim. emirleridir. İkide bir. Allah'ın (c... Yaktın beni alçak başım... Çantamı açıp şiir defterimden aradığım şiiri buldum. komşu çocuklarla bir bankanın çocuk tiyatrosuna gitmiştim. biraz konuşurduk. neler!" diyen kafirlerin sözlerine onlar da kanmışlardı. Çocukluğumda. Komutan çok fena sinirlenerek derhal eri çağırır. "Kapalılarda neler var..

Meşgul ediyorlar. spor vesairelerle seni. Bismillah ile başla. Kölesi olduk batılının iyice. Sen meşgul olursan fotoroman vesair. dinle bak beni. VASİYET Allah'ın selamı üzerine olsun yavrum Biliyorsun dünyada karışık durum Sana bir vasiyet edeyim dinle Ne ekersen dünyada gelir seninle İtler. Sonra gördük ya amelleri gevşeyince. Fakat düşünmemek mazeret değil. insanlar hasta. Şimdi düşünemiyorsun seni anlıyorum. zaman zaman ağrıyor.. Şimdi de genç kızlara okuyordum. tüm dikkatlerini bana vermişlerdi. Ağrısına dayanamıyorum. eğlence ise asla. Okudunsa bilirsin. İşte ben de aynı misal. Gör ne olur evladım. Sonra ibadetle de Allah Kerîm. Biraz daha dirense dünyayı alacakmış. akıl vermiştim bil. bir saat dinlenmeden Sinema.— Çabuk söyle kimdir bu başın? — Kendi başım komutanım.. ecdad nasıl çalışmış. Domuzlar sürüsüne aldanma yavrum. (6) Sünen-i Tirmizî. aklını güzel kullan Sorar onu sana seni güzel yaratan. Rabb'in soracak sana. Diyor ki hadisinde Habibullah: "Kim kime benzerse ondan olur" billah. kopuklar senin arkanda yavrum Akıllan senin aklında yavrum Seni kandırıp ayırmak için Rabb'inden Çalışırlar durmadan.(6) Benzeme kefereye şekil ve ruh yapın ile. Hayat uyku değildir. Bak maziye evladım. Akoğlan. . Sırası gelince okuyorum. ilk önce ilim. efkârlandığım hatta kahrolup hiç kimseye birşeyler söylemediğim zamanlar derdimi defter sayfalarına dökmüştüm. Karaoğlan sonra kebair. can acısı ile bu şiiri yazdım.

(12) Ayet-i Kerime.. Kalbini gösterip de sakın bu yeter sanma. — Siz bilirsiniz.. Dayanamaz hale gelince onu yıkanmaya zorlamışlardı. Dahası. İlk defa uçan insan (10) gemiyi yapan bizim (11). Yine de inanmazsan gidince göreceksin. Belki sen okurken çürür giydiğim kefen. parçala. bugün dahi taharetlenmeyen kafirler. Bugün Batı. ne olur düşmanlarımıza inanmayalım. Ah. Ondört asır önceden bildiren ayet bizim. Sonra ağaç oluyor yeryüzünde büyüyüp. Fen teknik bizim diyorlar inanma. "Uzay bitişikti" bildiren ayet bizim (13). Zâriyat: 49. Şenlikoğlu. Zararın neresinden dönersen olur iyi.. yıkanmayı günah sayıyordu. — Ben bilirsem. Hele polen tozunu yeni bulurken ilim (15).Osman Keskinoğlu.. bunun sebebi de güya İslâm dini imiş. (8) Havan topunu Fatih bulmuştur. (10) Ahmet Çelebi. İşte bizi de bölüp. Rabbimiz'in gücüne gider. Batı. (15) Râd: 3. Bir kiraz çekirdeği gömülünce çürüyüp. Cebir bizim (7) ilk atılan top bizim (8). yavrum aldanma. etrafındakiler bu kokudan rahatsız oluyorlardı. Baktım ki. Câbir isminde bir Müslüman bulmuştur. (16) Mahkum Duygular-Emine Ö.)'ın gemisi. büyük lokmayı yutmak zordur.s. Her zaman nefretle anacaksın onları. Fakat küçük lokmayı yutmak kolaydır. Ah anlatabilsem dönen dolapları. Münafık oyunudur. üçü de bir hayli düşünceye dalmışlar. bu zevkden (yıkanmaktan) öyle kaçınıyordu ki. Şimdi kabul ettiler. Peygamberimizin de öyle. yut. (16) Sessizce dinlediler. biz geri kalmışız. nasıl olur da benim kardeşime sahip çıkabilirler? Bu durum. Hatta Azize Elizabeth. kokmaya başlamıştı. (17) Hatta.. Kardeşlerim. Ay'ı ilk keşfeden asırlar öncesinden (9).. başkasına düşünme. Batı ilerlemiş. Tüm canlılar. Bunları düşünürsen kendine geleceksin. (7) Cebir'i. (13) Enbiya: 30. Bitki de konuşurmuş Batı buna gülerken. Hadis-i Şerif. yutmak istiyorlar. (9) Müslümanların İlim ve Medeniyete Hizmetleri . toprakdan dönme (12) Bu gerçeği ilk defa bildiren ayet bizim. Çıkardılar seni raydan şimdi rayına dön. — Nereden başlayayım? — Bilmem. Fakat bu teşebbüslerinde pek muvaffak olamazlar. Sen de gireceksin birgün kabir içine. Gerçeğin bir ucunu bak anlatayım sana. (11) Nuh (a. Ölüm bizim içindir. kadın su ile temas eder etmez fırlayıp kaçar ve işlediği günahdan dolayı tövbe ve istiğfara başlar. Güneşin döndüğünü hayal etmezken Batı Yasin sûresinde bildiren ayet bizim (14). Emperyalizm'in bir taktiği vardır. Bu vasiyetimi ağlayarak yazdım ben. daha nice nice niceler.Al ondaki ilmi çalışıp aklın ile. (14) Yasin: 39-40. hamamı tanımış ise bunu İslâm'a borçludur. adı geçen astronomik olayda. . Adımını doğru at lağıma düştü biri. sudan. Çünkü. Senin dev gördüğün sahte cüceler. Onlara sakın kanma yüce Rabb'ine dön. Rabbimiz'in sır ilmi. parçalayıp... "Biz bulduk bunu" derken... aynı konuyu biraz daha açmak istiyorum. Daha ikiyüz sene önce. Böl. Çünkü. Öyle bir şeydir anla.

aya kadar ulaşan akıl. Fakat. bazen de yalan. aklı silah olarak kullanmak kaydıyla dininden koparıp. İnsanların kanunlarına kul değil. Herşeyde aklı ölçü etmemeliyiz. sanat akıl ile olurmuş. Yumurta da insan içindir. Yönünü. (17) Garp Kaynaklarına ve Kur'an-ı Kerim'e Göre Hristiyanlık-Ziya Kazıcı. zehirli iğnesi ile sokmak sureti ile komaya sokar.. aklın sermayesi değil.. Fakat öyle dilememiş. Akıl hayatın belki bir zerresine hükmedebilir. İçlerinden biri: — Sizin kardeşiniz kim? — Siz. akıl bir vasıtadır. anasından ayrılan yavru gibi yetim bırakıp gençliği çıldıracak duruma getirdiler. Allah'ı (c. insan yumurtayı almaya gidince. Balı insanlar için yapar. Fakat bu sanat akıl ile meydana gelemez. siz hâlâ aya çıkmaktan bahsediyorsunuz" desin. "Aklın kabul etmediğine inanmayın" dediler.c). bal yapar. Misalleri çoğaltmak mümkündür. İnsanlar içindir. sonunu bilmeye kadir değildir. Sizler. onda akıl olmadığı için o ancak dişlerin arasında uyanır. Ne verebilir sana. Allah (c. yumurta yapar. "Elim dolu". Ne diyebiliriz? Önemli olan sanat değildir. zincirleme olarak akar gider. hem gece-gündüz insanlar için çalışıp hem de aynı insanları sokar mıydı? Tavuk. oraya akıl vasıtası ile çıkmayı dilemiş. istersen sonsuza dal.c) inkar edecek duruma geldiniz. gökyüzünde uçan kuşlar için. Allah'ı anlamakta. aya çıkmayı kullarına lütfetmiş. kendi iğrenç ideolojileri uğruna yılan yaptılar. Fakat. bir fabrika. Ulaşmak istediğimiz yöne götürüyor. ben civciv yapıyorum. İster misiniz tavuk bize meydan okusun. "Haydi bakalım benim gibi civciv yapın. AKIL Akıl nedir ki? Çatlamış sandal. tavuk tepesine biniverir. Fare kedinin dişleri arasına girince bir daha tuzağa düşmemeye tövbe edermiş. sanat vardır. "Şuna aklım . sanatçının sermayesidir.c. Melek gibi olan gençleri. Dersin ki. Bu demektir ki. Allah ve Rasulünün her emrine boyun eğmeli. Allah'ın kullarına bildirmediği sırları da vardır.. Şimdi.)ın kanunlarına kul olmalıyız. Sanat. Ama maalesef bugün. O bir hayvandır..düşünülmeyecek kadar acı. ahireti anlamakta önder gösterebilirler? Binlerce gencimizi. O'na secde etmeliyiz... Neticede. Aklı her şeyde delil gösterip. Yumurtayı yapmak. Allah'ın kainata koyduğu düzen. bazen de öldürür. haydi iste al. ahirete kadar da ulaşır. Yüreğim parçalanıyor. Ama biz öyle olmamalıyız. bir sanat isteyen olaydır. Akıl bazen melektir. Yeterli değil. akıldan kalan. Neymiş. Arıda akıl olsa idi. Arı. Akıl nedir ki? Nasıl olurda kendini anlayacak kapasitesi olmayan aklı.. Bulursa sırattan geçiş fennini. Gerçek eser budur. Ama kürresine asla. tuzağa düşmemeliyiz. bakarsın ki boş. bazen de yılan Bazen aya çıkandır.. Bizi yoktan var edeni sevmeli. Halbuki. Allah (c. akılsız farenin tuzağa düştüğü gibi. "Müslüman mısınız?" diye sorulunca "Elhamdülillah Müslümanım" diyordunuz. Biz. bu bir sanattır. Daha dün ortaokulda okurken.. aynı insanı. arının gece-gündüz çalışması. aya kadar uçacak imkan yaratırdı.

sizin şahsınızda binlerce genci görüyorum. vakit ilerlemişti. — Nedir o? — Kur'an.... yaşaran gözleriyle: — Bana Allah'ı anlat. — Sen ne dersin Aysel Kardeş? — Benim de bir sorum var. İslâm'a. kör kuyuya kova saldıklar için İslâm'ı bilmiyorlar.. . Gençler de. nerdeyse kerahet vaktine girmişti. hac gibi ibadet yönlerini anlatıyorlar. Gökyüzüne bağlasalar. Fakat ben fazla bıktırmamak için: — Kardeşlerim. Allah'ı tanımak istiyorsunuz. Eğer İslâm bir bütün hayat sistemi olarak anlatılsa. çok memnun oldum. şuna benzer: Küpü küp üstüne koysalar.. — Elbette olur. Fakat İslâm'ın anayasa ile ilgili ibadet yönlerini anlatmıyorlar. Buna fırsat vermemek için uyutmalı din dersleri okutuluyor. İslâm dinini birkaç satıra sığdırmak. Şimdi. İkindi vakti. bütün halkı Müslüman olan ülkelere de yaymış. parça parça olamaz. Birkaç namaz suresi öğretiliyor ama namazın önemi hiç konu edilmiyor. Ağlıyordu genç kız. Esmer olan genç kız. Böylece. Değil Türkiye'ye. Çocukken Allah'ı düşünürdüm. Kur'an Allah tarafından gelmediyse diyecektin değil mi? — Aaaa. Sormakla çok iyi yaptınız. elbette ermez. diğer sorularınızı başka bir güne bırakırız.. — Ne olmuş Kur'an'a? --Yani.) İslâm'ı bütün olarak anlatmıyorlar. Başka bir gün. Konular çok geniş. — Beni çok duygulandırdınız. İslâm'ın sadece namaz. Yahudi oyunu. Allah'ın emirlerine düşman oluyorlar. İşte bugünkü İslâm'ı gerici bilen gençler. sorular altında ezildim. Altından birini çekseler. — Yani. denizi bardağa sığdırmak mümkün mü? İşte böyle bir şeydir. Biraz önce dediğiniz gibi. Zaten. Allah'la ilgili. Beynimi sülük gibi emen sorularımın ilki. sanki daha önce böyle bir şey duymamışlar gibi pür dikkat dinliyorlardı.. Artık O'ndan ayrılmak istemiyorum. Canım kurban olsun Rabbim'e fakat namazlarımız geçecek. Dilerseniz başka bir gün konuşalım. Sizi. ikindiyi kılalım. O'nu bana tanıt. Fakat aklımı başka konulara takarak unuturdum. (İbadet: Allah'ın bütün emirlerine fiilen itaat etmeye denir. Ben de inandım ve söylemeye başladım. fakat bugün çok geç kaldık. fazla sıkmak istemiyorum. — Teşekkür ederim. aynı soruları basma kalıp her yere yaymış. beyninizin dörtbeş saatlik bir konuşmadan sonra yorulması lazım. hatta yarın aynı konuya devam ederiz. Genç kızlar. aklınız » en çok takılan soruları sorun bana. Eğer parça parça olursa. İşin en acı yönü de. bildiklerini zannediyorlar. ayrıca sizleri de çok sevdim. Seyreyle gümbürtüyü. nerden bildiniz? —Her gittiğim yerde aynı soruları soruyorlar.ermiyor" dememeliyiz. Artık büyüdüm. İslâm'ı biliyorum zannı ile araştırmıyorlar. İslâm bir bütündür. sonra devam ederiz.. oruç. Bir saat konuşur. "Niçin var olan görünmesin?" "Var olsa idi görünürdü" dediler. şeytan kanunlarının çarpıklığı meydana çıkacak.

şimdi İslâm'ın büyüklüğü karşısında hayran olmuşlardı. az bir zamangeçmesine rağmen. bakıyorsunuz sanki sizi öldürecek (yiye-cek)miş gibi bakıyorlar. O kadar çok sorularım vardı ki. M. fakat onlarla sizin aranızda bir bağlantı kuramadım. hem ahiretten bahseden bir din. hepsinin Batı tarafından bulunduğunu söylemişlerdi. dünyada ne kadar keşf ve icat varsa. dedi. Kenan Çığman'ın "İnançlar" isimli kitabı ile Hekimoğlu İsmail'in "İlimler Ve Yorumlar" adlı kitabını aldım. tamamen başka bir insan oldum. Neticede.. Ramazanlarda namaz kılıyor. Bana İslâmiyet'i çok kötü tanıtmışlardı." Daha neler neler söyledi bunun gibi. sebebi nedir acaba? — Ben dinlemeyi seviyorum. Sarı saçlı olanına sordum: — Senin sesin çıkmıyor kardeş. "Gel Allah'ına secde et" diyemiyordum. Ben de İslâm'ın bir bütün olduğunu. cevap veremeyince bunalmaya başladım. öldükten sonra dirilme yok. belki birkaç gün sonra denilebilirdi ama bugün olmazdı. konuşma. Sarı saçlı kızdan henüz bir şey anlamamıştım ama diğer iki genç kızın çok mahcup olduklarını hissettim. Allah'ını. "Böyle soru mu olurmuş? Sus. devamlı. Çünkü. Peki ama niçin? Onlar. Ertesi gün. dünya işlerine karışır mı? gibi soruların üzerinde çok durdular. 17-18 yaşlarında değil miydi? Hani İslâm: "Akıl baliğ olduktan sonra. elimden geldiği kadar cevapladım.Beni dinlemeyebilirdiniz de. Size zahmet olmazsa.. Sizden ayrıldıktan sonra hiç uyuyamadım. Ne kadar acı bir durum değil mi hocam? Beni sadece tenkit etmekle yetindiler. Halbuki. Kızlar. İslâm'da devlet var mıdır? İslâm. Allah'ın kanunları. Toplantılarınıza gelemedim. Ama sizler. gidip gelen mi olmuş? dediniz. daha vakit erkendi. okumaya başladım. İslâm. "Bana bir senedir neler söylediniz. derdim çok büyük Yarattığın her mahlûk sırtımda bir yük. İslâmiyet'in ilimden hiç bahsetmediğini. kitabını. elbette hayran kalırlar. Şimdi ise siz benden daha çabuk dönüş yaptınız. Ben inanıyordum Allah'ıma. Meğer genç kızın içi dolu imiş. Daha başında olmama rağmen çok hoşuma gitti. Bilhassa. İbadet etmesem bile üzüntü içindeydim. Niçin benim inancıma karıştınız? Ne istiyordunuz benden? Bıraksaydınızda inanmaya devam etseydim ya. sizin anlattıklarınızın bir tanesini dahi onlardan duymadım. başımı örtüyordum. Nasıl hayrete düşmesinler ki. Meğer neler varmış benim bilmediğim.. o kalabalık ortamda sormam imkansızdı. Namazı kılmak için kalktım. Annemle babam da dindardırlar. Aradan günler geçtikten sonra. Tavsiye ettiğiniz. ben inanıyordum. Anlattıklarıma önce itirazlar yağdıran genç kızlar. Ne kadar acı bir gerçek ki. Önce. soru sordular cevap veremedim. Bu olaylara benzer yüzlercesi ile karşılaştım. Aysel'den bir mektup aldım. randevulaştığımız evde buluştuk. Sizin söylediğiniz gibi. Allah nerede göster? dediniz. peygamberini inkâr eden bir insan oldum. her kadın ve erkek secde etmek mecburiyetindedir " diye buyurmamış mıydı? Şikâyetim var Rabbim. Allah'ın yarattığı kula. bir nizam olduğunu anlattım. Yalnız Aysel gelmemişti. Hacı olmalarına rağmen bana İslâm'ı anlatmadılar. Cevaplarını öğrenmek için sorduğum kimseler. Fakat sonra İslâm'ı duyunca (öğrenince) İslâm'ın muhteşemliği karşısında hayretten hayrete düşüyorlar. Sizinle konuştuktan sonra İslâm dini gözümde bambaşka bir görünüm aldı. Bana ne olur yardım ediniz. sen kâfir oldun" dediler. Onun için de tertemiz bir inançla girdiğim liseden Allah'a isyanla çıktım.— Asıl ben teşekkür ederim.. ' Sizi gördüğüm günden bugüne değin. beni nasıl kandırmışlar. Benim inancımı tamamen yokettiniz. hem dünya. bana özel cevap verir misiniz? Son derece bunalım içindeyim. Ve Nesrin arkadaşlarına dönerek ağlamaya başladı. Meğer ne kadar yanılmışım. Şu neden böyle olmuş? Bu nasıl olmuş? Nasıl olur da . İslâm'la ilgili birçok sorular sordular. Bana. Sevgili Hocam. Çünkü.

Halkının çoğu Müslüman olan bu ülkede böyle kitapları nasıl basmışlar aklım almıyor? Hele. "Nasıl olmuş da İslâmiyet'i bu kadar yanlış tanıtmışlar?" Bu konularda. Ben bu duruma nasıl geldim? Benim gibiler bu duruma nasıl geldi? Bizleri bu hale nasıl getirdiler? "İslâm'ı bilmediğiniz için bu duruma geldiniz" diyeceksiniz. iktisattan" diye düşündüm.var olan görünmez? vb. söylemedikleri söz. Halbuki. Sevgi ve saygılarımla Aysel Akgün AYSEL'İN MEKTUBUNA CEVAP(*) Bismillahirrahmanirrahim Allah'ını hakkı ile tanıyamayan Emine'den Aysel'e mektup Kardeşim Aysel. Allah'ın izni ile cevap vermeye çalışacağım. Allah'ın sanatına bakıp Allah'ı bulamamışlar. insan vücuduna zararından dolayı. devlet bunlara nasıl göz yumuyor? Diyanet İşleri Başkanlığı gerçekten vazifesini yapıyor mu bilemiyorum. bizim sorularımıza nasıl cevap verebilecek. (*) Not: Aysel'in mektubuna bu kitapta ek yapılmıştır. peki biz dinimizi niçin bilmedik? Niçin bize dinimizi bildirmediler? Sizin dediğiniz gibi. Yalnız şunu unutma..Allah.. astronomiden. sorularla beynim arı kovanı gibi uğulduyor.Allah'ın varlığının delilleri nelerdir? 2. Hocam! Siz arkadaşlarımla tartışırken. sorduğun sorulara elimden geldiği kadarıyla. dininden haberi olmayanlar ne yapacaklar. İnsanların beyinleri boş şeylerle meşgul olduğundan. kalbime bir ok gibi battı ve dinim için çalışma azmim bir kat daha arttı. Türkiye'nin neresine gittimse orada da hep aynı ve daha fazla bir şekilde duydum.. önce. benim gibi bilmediği için dinini aramaktan vazgeçenler. atmadıkları iftira kalmıyor. Fakat siz konuştukça. Peki. niçin görünmüyor veya neden göremiyoruz? 3. sigaranın pis kokusundan. Peygamber efendimize. "Bu çarşaflı gerici. Ve ben şimdi dinimi araştırma. ne anlar bu ilimden.Kur'an'ın gerçekten Allah tarafından geldiğine ve modern ilmin de Kuranda yeri olduğuna örnek verir misiniz? Beni tatmin edecek şekilde cevap verirseniz. İşte bu durum gösteriyor ki. Göndermiş olduğun mektubu aldım. içenleri ayıplardım. ibret gözü ile bakmamışlar.. inanın çok memnun olacağım. Müslümanlar dinlerini tanımamışlar... Benim de kafamdaki sorulara cevap vermeniz. Çünkü. Bir de. Müslümanlar'ı. "Nasıl olur da bu çaşaflının bu kadar bilgisi olabilir" diye hayretten kendimi alamadım. Okuduğum kitapları ah bir okusanız. hayretimi bir kat daha artırmıştı. benim vereceğim cevaplar seni tatmin etmezse eksiklik bendedir. Ayrıca şu sorularıma cevap verirseniz çok memnun olurum: 1. Yazmış olduğun yazılar. Şimdi. aklınız durur. ne olur beni aydınlatın. Bulduğun eksikliği İslâm'da arama. nasıl dinecek onların ızdırabı? Bu mektubu yazmaya başlayalı üç tane sigara içtim. ALLAH VAR MI? SORU: Allah'ın varlığını ispat eder misiniz? . peygamberimizden ayırmak için akla gelen her şeyi kitaplara yazmışlar. Allah'ı bulma ihtiyacı içindeyim. Senin sormuş olduğun soruları sadece senden değil.

Seni ispat etmekten haya ederim fakat mecbur oldum. o da bir yaratana muhtaçtır. (19) En'âm: 40-41. İnsanda. Neptün. hızla giden bir uçak bugün yola çıkmış olsa. güneş. Bunlardan sadece güneşi ve gezegenlerinden dünyayı biraz anlatacağım: GÜNEŞ: Kendi adıyla anılan sistemin beyni ve çekirdeği hükmündedir. vakar. yedi kat üzerinde yaratan O'dur. sadece tek olan Allah'a yalvarır.5 günde tamamlar. alev halinde patlayan gaz kümelerinden meydana gelmiş olup yüzeyindeki sıcaklık 5670 santigrat derecedir. Evvelce yok iken sonradan yaratılan herşey -akıl ölçülerine göre. ya en akıllı!. sonra ağaç büyüdü. güneşe. okurken basit bir roman gibi okumayıp. din hissinin insanoğlunda fıtrî olduğuna kanidirler.. Mars (Merih). güneşe ancak onyedi yıl sonra varabilir. Güneş'te 1890 kg. suya.N. İlk önce küçük bir ağaçtı. Bakın nereden gelen nereye gidiyor" (18) Hemen şunu da söyleyeyim ki.5 dakikada gelebilmektedir. inkar etmeyi marifet zanneder. Yalnız. Venüs. hiçbir telkin sözkonusu olmaksızın. "Mikrobu keşfeden (Pastör). çapı 1. affet Rabbim.CEVAP: Ya Rabbi. yeni tabirle evrenin küçük bir parçasını teşkil ediyor. Çocukta iki yaşından itibaren din hissi teşekkül etmeye başlar. kibir. fazilet inkardan değil. cömertlik. beni Allah yarattı diye sinyal veriyor. en basit bir masa kendi kendine oluşamazken şu kâinat masası. Bu girişten sonra sorunuza birkaç tane cevap vereceğim. O'ndan kurtuluş. düşünerek okumanızı da tavsiye etmek isterim.bir yaratıcının varlığına muhtaçtır. İlmî tespitlere göre. Güneşin gezegenleri sıra ile şöyledir: Merkür. Şimdi. Satürn. Kardeşim Aysel! Allah'a iki tip insan inanır: Ya aptal. insan. Gözünü çevir bir bak. oyuncaklarımı kim yaptı?" gibi sorular sormaktadır. Her varlık.. yardım ister (19). dünyaya uzaklığı ise 150 milyon kilometredir. Bu orana göre. Çivileri çakılarak bir masa haline getirildi. Fıtrî olarak insanın içinden gelen Allah'a yakarış hissi. bir masayı ele alalım. gıdaya ihtiyacı olduğunu unutmamak lazım. hep bu yüce varlığın mevcudiyetinden doğar. A) 3u âlem. gelecektir. ister inansın. dindarlık insanlığın fıtratında vardır. inat ve gafletden sıyrılıp selîm olan aslî yaratılışıyla başbaşa kalma fırsatını bulunca başka şeye değil. araba ile hızarın yanına getirildi. Güneş de tıpkı dünya gibi kendi mihveri etrafında döner ve bir devrini 25. ölçüleri alındı. Öyle ise. kendisinden yüce bir varlığa karşı bir özlem bulunduğundan şüphe edemeyiz. "Beni. sebebiyet prensibini anlamakta. kendi kendine oluşur mu? Buna hangi akıl "Olur" der. kuşları. dünyada 70 kg. büyük bir acıyla. Fakat o keşfi (Pastör'den) öğrenen yarım adam: "Mikrobun keşfedildiği asırda hiç gizliye inanılır mı?" diye Allah'ı inkara kalkar. Çekim gücü ise. Saatte 1000 km. Hızarda kesildi. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. (18) İman ve İslâm Atlası . Üç ile beş yaş arasındaki çocuk. gelen bir adam. Harikalar diyarı gökyüzünü ele alalım. meselâ. Daha sonra bir insan tarafından kesildi. Şu da bir gerçek ki. O'ndan yardım dileme ihtiyacı ve O'na yaklaşma arzusu dindarlığın insanda yaratılıştan mevcut olduğunu gösterir. Plüton. Fazıl Kısakürek.. İkisinin ortası dediğimiz tipler. Bunu bütün dünya alimleri de kabul etmektedir. Güzel ahlâk. her zerrede Senin imzan var. bize 8. bu âlem de sonradan yaratıldığına göre. Küre şeklinde olup. masa elbette kendi kendine masa haline gelmiş değil.İngiliz astronomu Eddington'un yaptığı hesaplara göre merkezdeki ortalama sıcaklık 35 milyon santigrat derecedir. Dünya. Saniyede dünyayı 7. Yani evvelce yok iken sonradan meydana gelmiştir. pozitif ve sosyal ilimlerin çeşitli dallarında mütehassıs olan alimler. keşfinin açtığı harikalar karşısında Allah'a inanır.. Büyürken ağacın. Aslında bu kâinatın büyüklüğü yanında gözde büyütülecek bir mesafe değildir. Bu yaratıcı da Allah Teala'dır. Ve Rabbimiz'in bir ayeti ile başlayalım: "Gökleri. Uranüs. B) Herhangi bir şeyi.4 milyon. ister inanmasın her fert. bir aksaklık görebilir misin?" (20) Önce güneş sisteminden başlayalım: Yaşamakta olduğumuz dünya ile birlikte güneşin çevresinde dönen dokuz gezegenin teşkil ettiği sisteme güneş sistemi diyoruz.biçildi..5 kere dolaşan ışık. başka bir deyişle. kendisiyle kendisinden başkalarını ayırdetmekte ve hatta. dayanılmaz bir felaketle karşılaştığı zaman. . Jüpiter. Ağaç. maddeden yaratılmıştır. hem de üzerinde binbir çeşit yiyecek ve canlılar ile donatılmış olduğu halde. Bu sistem kâinatın. şeref. Asrımızda. yer çekimine nazaran 27 kat daha fazladır.

Sizin O'ndan başka hiçbir yardımcınız yoktur. "(25) (22) Yasin: 38. Şimdi. Aysel kardeşim iyi düşün. (23) Maide: 120. kocaman bir ampul hükmündeki güneşin mevcudiyeti. soğuktan her taraf donar. Güneş var olduğundan beri büyük bir enerji kaybına maruz kalmasına rağmen bu güne kadar sönmemiştir. Güneş radyasyonu. Şairin biri şöyle demiş: "Dünya. İlmin bile izahtan aciz kaldığı böylesine harikulade bir olayı kör bir tesadüfe yahut iradesiz bir tabiata bağlamak mümkün müdür? Yalnız ısı ve ışık kaynağı olarak değil. bu kömürün birkaç bin senede kül ve cüruha inkılab etmesi icabederGörüldüğü gibi. bu enerji Güneş dışında bir istasyondan temin edilse bu istasyonun saniyede bir milyar tonlarla ifade edilen bir miktarda kömür yakması icabederdi. Şimdi. Güneşi. böylece yeryüzünde hayat olmazdı. Allah'ın varlığına. basit bir masa kendi kendine var olamaz da.(20) Mülk: 3. dünya kurulalıdan beri aynı hızla radyasyon neşretmektedir ve bu yüzden günde 360 milyar ton kütle kaybına uğramaktadır.c) bilir. DÜNYA: İlk önce dünya hakkında Rabbimiz'in birkaç ayetini okuyalım. bu kadar uzun zamandan beri devam eden müthiş bir enerji sarfı için elbette bir kaynak aramak icabeder. Yine Güneş biraz yeryüzünden uzaklaşsa bütün sular buz tutar. Nevfel. Eğer Güneş şimdiki halinden biraz yeryüzüne yaklaşsa yeryüzü yanar. gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır. gökleri ve yeri altı günde yarattı. kömürünü kendi taşıyan bir cisim ve sarfetiği ışık ve ısı enerjisinin bu kömürden hasıl olduğunu farz etmiş olsak. Doğrusunu ancak Allah (c. (25) Secde: 4. tepemizde. Güneş. Öyle ise." (24) "Allah O'dur ki. ne de sonunu . Güneşin mutlak sahibi olan Allah (c. Demekki. sonsuz kudretine kat'i bir delil değil de nedir? (21) Allah ve Modern ilim . Bu ancak Kadîr ve Alîm olan Allah'ın kanunudur" (22). hayatımızınve kainat nizamının mihveri durumunda bulunan ve ilmin zirveye çıktığı çağımızda bile mahiyeti tam olarak bilinemeyen. saltanatını kurdu. Böyle bir istasyon mevcut değildir. Dünyanın yaşı kesin olarak bilinmemektedir. sarfettiği enerji için kendi yağıyla kavrulmaya mecburdur. Kur'an-ı Kerim'inde ondan şöyle bahseder: "Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. bu muazzam Güneş'i yaratan bir şuurlu varlık vardır. Sonra arşa istiva etti. Ve canlı diye bir şey kalmazdı.A. Ne önünü." (23) "Göklerin ve yerlerin yaratılmasında. güneş için enerji kaybı olduğu aşikar olmasına ve enerjinin korunumu prensibinin de enerjinin yoktan var olamayacağını kabul etmesine göre. (24) Âl-i Imran: 190. Bu sıcaklıkta katı bir gök cismi bulunamayacağından Güneş'in kütlesi gaz halindedir. Böyle bir kaynak nerededir? Güneşin bugünkü radyasyonuna bakarak diyebiliriz ki. ilk ve son sayfaları yırtılmış bir kitap gibidir.c). O da Allah'tır. bunu söndürmeyen bir kuvvet ve her an onu besleyen ilahi bir kaynak var. Boş bir okyanustaki bir gemi gibi seyreden Güneş. kavrulur. bu muazzam Güneş kendi kendine var olmuştur veya tabiat yaratmıştır diyenlerde akıl var mıdır? Elbette yoktur. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: "Göklerin ve yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır. bu anlamış olduğun Güneş kendi kendine nasıl Var olabilir? Elbette var olamaz. böylece yine yeryüzünde hayat dururdu.

yine Güneş'e yakın olan gezegenler. Ekvator çevresi 40 bin. mevsimlerin oluşumu. insanlar bu baş döndürücü seyahatin farkında bile değildirler. Muhakkak ki. daha nice nimetler ve imkanlar. bulundukları yeri koruduklarına göre. hızla dönmektedir. Diğer gezegenlerde dünyadaki hayata benzer bir hayatın olmamasının sebebi budur. işte bu hikmete mebni halkedilmiş ve emrimize musahhar kılınmıştır. sönük. Değil mi Aysel Kardeşim? Sen de inanıyor. Basıklık oranı. anatomik yapımıza göre bazı imkanlar ve uygun şartlar hazırlanmıştır. o nisbette Güneş'e yaklaşacak ve yanacaktık. azot. 1/297 dir. Şu dönmekte olan dünya aniden duruverse acaba neler olur? Araba aniden durunca herkes nasıl öne fırlıyorsa. bitkiler. uzunluğundaki yörüngesinde saatte 108 bin km. Hızlansa uzaklaşacaktık ve donacaktık.lik yol katediyorlar. ona karışır. nimetsiz ve lezzetsiz bir alem olacaktı. hidrojen.okuyabiliyoruz. hayatiyet söz konusudur. insanlar bir günde Dünya mihveri erafında dönerken 40 bin km. Ruhun bedenden çıkmasıyla insan ölür. dünyadaki şartlar diğer gezegenlerde olmadığı için. hayvanlar. GEÇELİM ATOMA: Çevremize baktığımız zaman. Dünyadakine benzer bir hayatta oralarda yoktur. 510 milyon km2'dir.5 milyar yıl arasında değişmektedir. ağırlığı ise 6. hızlı döndüklerine göre. Demek oluyor ki. Allah (c.dir. bitkiler canlı. Dünya. kömür.c) tarafından bizlere bir mekan olarak bahsedildiği için. O da Allah (c. toprak gibi şeyler de cansızdır. hem de Güneşin etrafında dönüşü var ki. önceden bir enerjiden ziyade. Gece. atmosferin terkibi. diğer yandan taş. durgun. İnsanlar.. onun bir ustası olduğunu söylüyoruz. Aynı şartlar aynı sonucu doğuracağından. canları ve canlılardaki evrimi (tekamülü) incelemeden evvel.08. belki dağlarla denizler yarış ederken hepsi bir kül yığını gibi savrulacak. Bir yılda da saatte 108 bin kilometre hızla takriben bir milyar kilometrelik bir feza seyahati yapmış oluyorlar. Meselâ. Öyle ise şimdi sana soruyorum Aysel Kardeş: Nasıl bir masa kendi kendine var olmuyor. 300 milyon ile 5. Öyle ise. meteorolojik olaylar. 1. Güneşe 150 milyon km. Aynı zamanda kendi mihveri etrafında 24 saatte bir devir yaparak gece ve gündüzleri meydana getirmektedir. Misallere devam edelim. 1666 km/saattir. ne de mevsimler meydana gelecekti. cansız bir varlık halini alır ama gizli enerjisinden hiçbir şey kaybetmez. onu yoktan var eden bir ustası vardır. bunlara ilk hareketi veren kim? Bu hareketin devamını sağlayan kim? Dünya. can veya ruh dediğimiz bir kuvvet vardır. Yerin hacmi. Buradan 'canlılarda aynı mahiyette bir enerji yoktur anlamı çıkarmamalıdır. Çünkü herşeyde ilahi bir denge mevcuttur. argon. mevcut canlıların yaşama sebeplerinden sadece biridir. fizyolojik. Neticede.c)'dır." Bununla beraber dünyanın yaşı hakkında tahminler. demir. Mihveri etrafındaki sürati ise. Canlıları.1021 tondur. öyle de şu birazcık anlatmış olduğum dünyamız kendi kendine yar olabilir mi? Elbette Dünya kendi kendine var olmayıp. canlı. Dünyanın durmasıyla birlikte herşey yerinden fırlayacak. Dünyanın Güneş'e olan uzaklığı.1012 km2.'dir. Öyle bir noktada bulundurulmuşuz ki. canlıların yaşaması imkansız hale gelirdi. Ölçülere göre çok büyük fakat kâinat içinde mikroskobik yeri dahi olmayan Dünyamız. Güneş etrafındaki bir milyar km. Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığını kim tayin etmiş? Dünyayı kim tartmış? Ona kim bu şekli vermiş? Sonra Dünya'nın hem kendi ekseni etrafında. beslenme ve solunum yapma gibi hususiyetleri sebebiyle tefrik ettiğimizden dolayı. böylece Güneş'in çekimiyle dengede kalıp. sen de Allah'ın sanatına hayran kalıyorsun değil mi?. Teneffüs ettiğimiz havanın içindeki oksijen. hayvanlar. ne gündüz. Dünya dönmeseydi ve mihverinden 23 derecelik bir sapma ile yörüngesinde seyretmese idi. hücre yapısından. Canlılarda. Bu . Dünyamızın güneş etrafında dönüşü biraz yavaşlarsa... cansız. Yüzölçümü. ekvator yarı çapı 6373 km. Buna mukabil cansızlarda gizli bir enerji mevcuttur. gündüz. onlar için. Çürüyen ceset toprak olur.. hayatın ne olduğunu. ne gece. su buharı ve karbondioksit dengesi bozulmuş olsaydı. sayısız varlıklarla karşılaşırız. biyolojik.

Atom çekirdiğini Güneş kabul edersek. Halim Bilsel. demir vs. canlı.. Atomun çekirdeğinde. Fakat. (27) Bu enerjinin dinamosu ise. mutlaka birbirine karıştıracaktı. şuurlu bir varlığın yapması gerekir ki. nasıl oluyor da akılsız. Herşey yavaş yavaş büyür. ancak ve ancak böyle harikulade bir şeyi akıllı. 6. Elektronlarla çekirdek arasındaki mesafe o kadar büyüktür ki. Adeta onun küçük bir benzeridir. "Bunu ancak Allah yapar" demesi lazımdır. bir kuruş büyüklüğündeki bir bakır parçasının atomlarındaki mevcut kudret elli bin tonluk bir gemiye birkaç defa devr-i alem seyahati yaptırabilir. 1.(26-a) İkisinde de karbon. Öyleyse. Meselâ. gibi atomlar vardır. sırtımıza giydiğimiz ceket. (28) (28) Allah Vardır . saniyede 47 kilometredir. etrafında dönen elektronlar da gezegen hükmündedir. parmak uçlarına bak. ze taktığımız gözlük. dişleri çıkmaya başlar. yavaş yavaş olup devam eden iş daha hayırlıdır. saniyede 300 bin kilometredir. damaklarımızda kök salan bu . çekirdek ve etrafında dönen elektronlardır. (26) Bir gram Radyum atomunun enerjisi 3. parmak izlerin ne kadar birbirine karışık değil mi? Elbette 'evet' diyeceksin. cansız ne varsa bütün varlıkların bilinen en küçük parçasıdır. atom çapının ancak yüz binde biri kadardır. Hepsinin kökleri. (26-a) İnsanın topraktan yaratıldığını gösteren ilmî bir işaret. Şimdi nasıl olur da 7 milyar insanın parmak izleri birbirine benzemiyor? Eğer kör tesadüfün eline verseydik. çıkıyor ama toprağa çakılmış kazıklar gibi değil. Biraz aklım var diyen insanın da. Elektronlar durmadan hareket ettiğine göre. kükürt. Atomlar ise. Elektronlar ise. onların da en küçük parçası atomdur. En küçük gezegen Plüton'un çapı. kuzular. avucunu aç. Ve hepsi büyük birer enerji deposudur.000 ton kömürün enerjisine denktir. şuursuz olan tabiat da bunu yapamaz. Allah'ın kainat üzerinde yürüttüğü tedrici tekamül kanunlarından biri de dişlerde gerçekleşir. azot. Bu 7 milyara kaç milyar daha eklersen ekle yine de birbirine benzemeyecektir. elektronların sürati. hidrojen.Zeki Ünal.4 milyon kilometre iken atom ancak milimetrenin on milyonda biri kadardır.noktada toprakla ceset arasında fark yoktur. Çocuk altı aylık olunca. Tam çorbaları içeceği zaman dişler çıkıyor. kendi cüsselerine göre ay ile dünya arasındaki mesafe kadardır. Tabiat dersek. hiçbir elektrik yükü taşımayan nötronlar vardır. her şeyde bir hareketin olduğunu söyleyebiliriz. değil mi Aysel Kardeş? ' Gelelim dişlere. Çünkü. (27) Allah ve Modern İlim . Şimdi iyi düşün: Dünyada 7 milyar insan var. Bir kahve kaşığı kömür tozunun atomlarında beş milyonluk bir şehrin en soğuk aylarda bir haftalık ısıtma ihtiyacını karşılayacak enerji vardır. yani yaratıyor? Hayır. Parmakların derileri yüzülse yine aynı eski parmak izleri oluşacak. Atom. Halbuki. gözümü. Otlar. Güneş sistemine çok benzer. (Meselâ. Güneş'in çapı. atom. Hızı.000 kilometre olduğu halde elektronun çapı. oksijen. Eğer dişleri ağaca benzetirsek. (26) Anarşi: Kainat Nizamı Anarşiyi Reddeder .. bu da Allah'tır. Güneş sistemine göre kıyaslanamayacak derecede küçüktür. asla akılsız. Gezegenlerin en süratlisi Merkür'dür. artı yüklü protonlarla. şuursuz olan tabiat 7 milyar insanın karmakarışık olan parmak izlerini birbirine karıştırmadan yapıyor.Abdürrezzak Mevfel. eksi elektrik yüklüdür. taşlar da hareketlidir. bu 7 milyar insanın parmak izleri birbirine benzememektedir. yani sinirler ve kan damarları dişlerle birliktedir. BİR DE İNSANDAN ÖRNEK VEREYİM Aysel Kardeş.Dr. Hızlı olup devam etmeyen istense. şu elimizde tuttuğumuz kalem. bebekler yavaş yavaş büyür.

hem et. yırtıcı hayvanların ön dişleri uzun ve çengel gibidir.. çürümüş bir dişin ağrısını sinirler vasıtasıyla duyarız. Öyle ise. İmam-ı Azam'a: . Bir de İmam-ı Azam'dan örnek vereyim: Allah'a (c.c)'dır. Biz de cevizi dişlerimizle kırmaktan vazgeçeriz. pirinci iyi ayıkla. zorlarsan ceviz yerine ben kırılacağım. Öte yandan.. önden dört diş birbirine benzemektedir. Dişlerimiz. Meselâ bitki yiyen hayvanların ön dişleri kesici iken. Acaba at. Tırnak olmasaydı. biz baklavayı ne kadar sevsek de.Hekimoğlu İsmail. basit bir masa bile kendi kendine var olmayıp bir ustası olur da.. Yatay çizginin yukarısındakiler üst çeneye ait. — Bu ceviz pek sert. sadece kesicilik veya öğütücülük yapmaz. Dişteki sinirlerden şikayetçi olanlar da vardır. Alt çenede. derhal çaresine bak. alt çeneye ait dişleri gösterecek. Meselâ. Müslümanlar'a. şu anlatmış olduğum parmak izleri-ve dişlerin bir ustası olmaz mı? Elbette onları da yapan bir usta. Ama o zaman dişlerimiz kırılır. çürür haberimiz bile olmazdı. burnumuzun ucundan aşağı inmekte. Evet Aysel Kardeş. ona bu istekle birlikte tırnak verilmiştir. Baklavayı ona yedirmeyen isteksizlik.. Dişlerimiz bu iki çeşit gıdayı yiyecek şekilde tanzim edildiğinden. dişlerine dikkatle bak. Sinirler olmasa diye düşünebiliriz. Tehlikeli anlarda bizi ikaz ediyor. bu muazzam ölçüyü yapan bir şuurlu varlık vardır.. Takma dişler ise bunların hepsinden haberdar değildir. "Allah varsa ispat edin" diye sataşır. İmam-ı Azam'a götürürler. — Hey. Aysel. Dişlerin şekli yenilecek gıdalara göre ayarlanmıştır. Şimdi çizgileri çizip. kedi sevmemekte ve yememektedir. dişlere göre. Meselâ. Müslümanlar da bu adama pek tatmin edici cevap veremezler. (29) İlimler ve Yorumlar .ağacın çekirdiği veya filizi nereden gelmiştir. hangi okulda hangi öğretmenin nezaretinde otların çeşitlerini öğrenmiştir? (29) İnsanlar. der. diş sinirleri bize yardımcı oluyor. Şimdi yatay ve dikey iki çizgi çizeceğim. midesi gibi yaratılmış ve içine konmuştur. Lisan -ı hâl ile bize diyor ki: — Hey. Bunların birbirine denk düşmesi sağlanmıştır. gelişigüzel dizilmemiştir. Dişine mikroplar girdi. Dikey çizgi ise. şekil bakımından diğerlerinden farklıdır. yoksa beni kırabilirsın. Bu dişlerle çırpınan avını yakalar ve parçalar. Adamı. insanın ağız yapısı ile hayvanlarınla arasında fark vardır. dişlerimizi ikiye bölmektedir. Burada da üç ihtimalle karşı karşıyayız: 1 — Gıdalara göre dişler şekil almıştır. kedi. Fakat hangi otu yiyeceğini çok iyi bilmektedir. O da Allah'tır. Demekki. İşte sen. Buradaki bilmek bir öğretmeni ve okulu gerektirir.c) inanmayan bir kafir. öte yanda gıdalar yaratılmıştır. Bunların sağında ve solunda birer diş var ki. Aynı zamanda çiğnediğimiz şeyin sertliğini de anlar ve bizi ikaz eder. Dişlerin sonuna doğru üç diş de aynı şekildedir. ot yiyen bir hayvandır. dişlerin durumunu gösterelim: 3212 2123 3212 2123 Ölçüye ve simetriye bak. yine soruyorum sana. 2 — Hayvan. aynanın karşısına geçip ağzını aç. kim dikmiştir? Dişler. O da elbet Allah (c. bir sanatkar vardır. Dişleri ot yemeye uygundur. Onun yanındaki iki diş yine birbirine benzemektedir. At. gıdasını aramaktadır. Nasıl olur da bu gördüğün ölçüyü şuursuz bir tabiat yapabilir? Buna imkan var mı? Elbette yok. fare yakalamak ister. 3 — Bir tarafta dişler.. hem ot yer. bu sefer istediği halde yine fare yakalayamayacaktı. altındakiler de.

Gelmek için sandal bulamadım. en küçük mikroptan insana kadar eşya hakkında bilgim arttıkça anladım ki. — Senin söylediklerine güldüm be şaşkın adam! Hiç ağaç. beni karşıya götür dedim. aklı ve daha bilinmeyen herşeyi ilmî metotlarla öğrenmenin mümkün olacağına inanıyordum. Bunu duyan inkarcı kahkaha atarak güler. ustası vardır. Evet Kardeşim Aysel. Hem de bir bakışta gözünün görebildiği sahada milyonlarca yıldız olduğu halde. götürdü. Allah'ın varlığını ispat edin. Müslümanlar da heyecanlı oldukları halde "İşi vardır da ondan. Müslüman taraftarları bir tarafa ayrılırlar. sandal oldu. Ama atomdan gök cisimlerine. İmam-ı Azam (Numan bin Sabit).. kaşların..— Hocam bu adam Allah'a inanmıyor. kürek oldu. kendi ekseni etrafında Dünya kurulalıdan beri dönmektedir. der. hayatın menşeini. hayli zaman geçtikten sonra İmam-ı Azam gelir. ağaca emir verdim. Nihayet. tahta ol dedim." İşte bunun için geç kaldım. O da Allah'dır. Herkes heyecan içinde ertesi günü bekler. İmam-ı Azam da: — Niçin gülüyorsun? der. tahta oldu. Ertesi gün olunca. kendi kendine sandal olur da. Eğer Güneş şimdiki halinden biraz uzaklaşmış olsa her taraf buz tutacak ve böylece hayat duracak. Güneş. Ve bize Dünya kurulalıdan beri ısı vermektedir. kafir olan adama dönerek: — Niçin inanmıyorsun? — Herşey kendi kendine var oluyor da ondan. Bu buluşma meselesi her tarafa yayılır." Yine biyoloji ve botanik bilgini Prof. . gözlerin ne güzel yerli yerine konmuş. Fakat İmam-ı Azam'ın gelmemesi inkarcının ve taraftarlarının alay etmesine vesile olur ve inkarcı: — Bak gördünüz mü? Korktu da ondan gelmiyor. Bu yıldızlar birbirine çarpsa belki dünya harap olacak. yine hayat duracak. İnkarcıların başı olan adam gelir. niçin sandalın kendi kendine olduğuna inanmıyorsun? Bu sandal da mı daha büyük sanat var? Yoksa şu gördüğün muazzam kainatta mı? Hem her sanatın bir sanatkarı vardır. Şu ağzındaki dişlere bak.. Nasıl ki bu sandalın bir sanatkarı ve ustası varsa. "Ey ağaç kesil dedim. kesildi. Dr. Falan saatte falan meydanda buluşalım. Bu muazzam cevabın karşısında hayretler içinde kalan inkarcı: "Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu verasuluh" diyerek Müslüman olur bir rivayete göre. sana bunun cevabını yarın vereceğim. halk meydana toplanır. ne güzel dizilmiş. birkaç tane de Avrupalı ilim adamlarından örnek vereyim: Prof. kürek ol dedim. Russel Charles şöyle diyor: "Normal bir zekaya . Orada bir ağaç vardı. şimdi gelir" derler. Nil nehrinin karşısındaydım. Velhasıl kainattaki bunca muazzamhğın kendi kendine olduğuna inanıyorsun da. İnkarcı adam: — Nerede kaldın ya İmam-ı Azam? İmam-ı Azam hikmet dolu sözleri ile cevap verir: . Kafir taraftarları bir tarafa. hem de aynı ahenk içinde birbirinin hududuna tecavüz etmeden.. biraz Dünyaya yaklaşsa her taraf yanıp kavrulacak. diyerek Müslümanların kafasına sorular sokuyor derler. henüz ilmin açıklayamadığı pek çok şey vardır kainatta. Dr. kendi kendine nehirden gelebilir mi? — Asıl şaşkın sensin. Paul Cleirans Brosold (Biyofizikçi) diyor ki: "İlmi çalışmaya ilk başladığım sıralarda. şu muazzam kainatın da elbette bir sanatkarı. — Pekiyi o halde. Doğrusu selîm düşünce ve mantık kuralları bizi Allah'ın varlığına inanmaya zorlamaktadır. Sandal ol dedim. Şu gördüğün yıldızlar durmadan dönmektedir. — Ben.

. var. tefekkür etmek lazım. görmemize. son derece itina ile hazırlandığı halde. Madem ki. Düşünmek. Ayrıca. gayet mükemmel bir radar sistemine sahiptir. kalkıp da otomatik bir saatin hareketinin. Daha sonra ise mutlaka ileri veya geri gitmeye başlıyor.c. hiçbir uyarıya ihtiyaç kalmadan ve hiçbir tamiri gerektirmeyen. dünyanın ekseninin 23 derece eğik yaratılıp dört mevsimin meydana gelmesine. hakeza öyle. Ay. Allah'ın varlığını kabul ediş iman esasına dayanır. bir madde ve enerji değildir. herhangi düşünen bir kafanın ve maharet sahibi bir elin müdahalesi olmadan kendiliğinden meydana geldiğini veya tesadüfen ortaya çıkmış oluğunu söylemesi mümkün değildir. proje yapan güç tarafından mı meydana getirilmiştir?" (30) (30) Anarşi: Kainat Nizamı Anarşiyi Reddeder . Aksine. biz aklın sınırları içine sokalım ve tecrübe kanunlarına boyun eğdirelim. düşünmemize kadar herşey Allah'ımızı ispat ediyor. Sultanahmet Camiini gören bir insan. Hayvan.. sınırlı bir varlık değildir ki. Başka çıkış kapısı yok. Gidiş O'na. Allah. Güne bakan (gündoğdu) çekirdeğinin sıra sıra dizilmesinden tutun da. İnan artık ey kardeşim. Bir saatin yelkovanı.. dünya kurulalıdan beri aynı ölçüde dönüyor. arının yapmış olduğu peteğin deliklerinin. Ve kendi nesline bunları miras olarak aktarmaktadır. plan ve projeler hazırlanmış ve böylece bir netice mi elde edilmiştir? Pekiyi. Şöyle bir gökyüzüne bakınca insanın Allah'ı (c. Hepsinden bahsetmek imkansız. sayısız delillerden sadece birkaç tanesinden bahsettim. İlim adamları bazı teorilerin doğruluğunu olduğu gibi kabullenirler.. Ay ve Güneş de semavatın yelkovanlarıdır. Bir insan düşünmeli. yarasanın organında bulunan ve tamamen radar görevini yapan mekanizma nasıl tesadüfen meydana gelmiş olabilir.Zeki Ünal." Aynı ilim adamı devam ediyor: "Acaba bu radar dediğimiz alet tesadüfen mi bulunmuştur? Yoksa onun bulunması için büyük çalışmalar yapılmış. ne kadar güzel takdir eder mimarını. nasıl oluyor da. düşünmez dahi. karpuzun içindeki çekirdeklerin dizilmesine. Ama rastgele camiye girip çıkan. Bu nasıl mümkün olur. lahana yapraklarının muazzam bir şekilde top gibi olmasına. Bu kendiliğinden ve başıboş olarak mı." Jeokimyacı Prof.) eserlerini çok iyi bilmek lazım. Güneş de. Kardeşim Aysel. mikroskobik bir canlı olan hücre. yoksa bir plan. Bunlar. sanatı incelemeyen. Wagne Old ise Allah'ın varlığı hakkında şöyle der: "Allah. ayarı belki birkaç yıl bozulmayabiliyor. dünya kurulalıdan beri hiç ileri ve geri gitmiyorlar? Kim ayarlıyor bu gökyüzü saatini? Kainatta her ne var ise yerli yerinde ve ayarlanarak yapılmıştır. var işte. karıncanın kış için yazdan yiyecek hazırlamasına. örümceğin ağını örmesine. Önce Allah'ın (c. var. Halbuki.c) görüyor gibi olmaması mümkün mü? Geceleyin gökyüzüne tefekkürle bakınca insanın kalbine gökyüzünün feyzinden feyiz akar. mimarı takdir eder mi? Değil takdir etmek. hepsinin aynı şekilde bir milim dahi oynamaksızın altıgen şekilde yapılmasına. Eseri görmeyen sanatkarı takdir edemez. bir otomatik saat kendiliğinden meydana gelmiyor ve hareket edecek duruma geçemiyor. bunların hiçbirini duyular yoluyla kavramak ve idrak etmemek mümkün değildir.sahip birisinin. kendi içinde nasıl böyle akılları durduracak üstün bir hareket kapasitesine sahip olabiliyor? Bütün bu canlılık mekanizmasının gerisinde düşünen bir zeka ve idare eden bir elin bulunduğunu kabul etmekten başka yapabileceğimiz bir şey kalmaz. protonu gördüğünü veya elektrona dokunduğunu iddia edebilecek hiçkimse bulunamaz. Mesela. O'nu ispat etmeye ne gerek var? Kalplerimizin mutmain olmasını istiyorsak şu üç şeyi çok iyi bilmemiz lazım: . nefes alıp vermemizden. Fakat herkes protonun ve elektronun neticesini görür. insanın en güzel bir şekilde yaratılmasına. Dr. duymamıza.

İslâm'ı iyi bilip. Yine bir başka dükkana girer. Akşama doğru. İslâm'ı iyi anlamazsak dünyada hiçbir şeyi anlayamayız. hele bir de Allah diyorsak. Paralar yerinde duruyor. hem de öğüt veriyorlarmış. Birazcık merhametimiz varsa. Mahmutpaşa'da birkaç dükkana girer... Allah'a şükür imanlıyım da. yani belli bir noktadan öteye gidemez. Bir Allah dostu oi?n çok sevdiğim bir zatın şu sözleri duymuştum: • Sen nasıl inkar edilirsin? Ya Rab. Ya Rab. aynı şekilde kontrol eder. kalbimizden gelen sesin ne olduğunu anlayamazsak. eğer biz de Allah'ımızı iyi tanımazsak. der. iyi anlamamız lazım. paralar alınıp para kesesinin içine nal doldurmuşlar. seni dolandırırlar. tefekkür ve amel olmazsa akıl iflas eder. Ve at nalı gibi büyük olan maden paralarını bir kese içine koyarak ceketinin iç cebine koyar. ADAMIN BİRİ Adamın birisi İstanbul'a gelecekmiş. Ve İstanbul'un yolunu tutar.. "Benim kimsenin malında gözüm yok. Arkadaşları toplanmış hem yolcu ediyorlar. nal sesini hemen anlayacak ve böylece kendini para sesi diye avutmayacaktı.. İşte bu adam misali. Beni kandıracak adam daha dünyaya gelmemiştir" der. Yine eli ile vurur. Bende aldanacak göz var mı? der. şimdi çok işim var. yan cebine harçlık için ayırdığı para tükenir... siz merak etmeyin. şangır şangır ses gelir. yankesiciler çoktur orada. şeytan sahayı buldu demektir. Paralardan şangır şangır ses gelince adam kasıla kasıla: "Hımmm. Bizi şeytanlara uymaktan koru. . beni kandıracaklarmış. 3 — İlim. diye ihtar etmekten geri durmaz. orası İstanbul. İçki içiyorum ama bir derdim var" demeye. İçlerinden biri: — Aman ha. Senin gibi konuşanlar boylarının ölçüsünü aldılar. namazlarımı kılmıyorum ama kalbim temiz. — Yok be kardeşim. Bir kısmını da yan cebine harçlık yapmak için ayırır. Başlar. sana teslimiz. 2 — Akılsız da hiçbir şey çözülmez. sende. Biz anlamayalım diye yerine kendi istediği inancı koyar. şeytan imanımızı alır. Bilhassa ilimsiz olmaz. yerinden alındığı zaman fark edelim. Eğer o adam para sesini çok iyi bilseydi. İnancımızın olmadığını anlayacak zemin bile bulamayız.1 — Akıl. Kardeşim. Gözünü seveyim. bir de bakar ki. Hacca gitmiyorum ama gideceğim. Adam da: — Yok canım. 61 Dükkanlardan çıkınca sağ elini sol göğsünün üzerine vurur. Aman ha dikkat et. Para almak için keseyi çıkarır. der. İşte böyle imanımızın yerine sahtesi konulunca kendimizi müdafaa etmekte avukat kesiliriz.. Bir başkası ise: — Yahu kardeşim seni ayakta uyuturlar. Önce imanın sesini tanımalıyız ki. her şeyi çözemez.

Çünkü.. • Bizim sevgili Allah'ımız var. • Kuş. Göreyim sizleri. onlardan habersiz. ölmeden anlar. Esasen. insanı görebileceklerdi. Şöyle bir misal daha vereyim: Allah'ın varlığı meselesinde atomlardaki elektronların durmadan hareket ettiğini yazmıştık. neden göremiyoruz? CEVAP: Önce. görmemek bir şeyin olmadığını göstermez. kaplama) meselesidir. umumi şeklini. • Hiçbir şeyin fakirliğinden korkulmaz. Bunu ölünce anlayacağız. Sen uyandır bizi. Bizim bir şeyimiz yok. Allah'ını terketti demektir.• Sen Allah'ın nimetlerini ye. zaten kendisi çok çok küçük bir şey. aşındırmaya çalışıyorlar. Büyük bir teleskopun başına oturalım. Allah'ı sevme fakirliğinden korkulur. hatta bir dişin dibinde belki birkaç milyon bakteri bulunur. Boşluk (gökyüzü). mikro alemde (çok küçük zerrecikler aleminde) olduğu gibi. onu görebiliyoruz. Demek ki. Her şey Allah (c.. ancak o anda neyin karşısında bulunuyorlarsa onu görürler. • Göz Allah'ın (c.. Onu zikreder. daha biz mikro ve makro alemlerdeki varlıkları ihata edememişiz. Biz. onun dışında ve tamamen. Allah'ını sever ve onun yolundan gider. Eğer ihata edebilselerdi. ne kadar uzağı görebilirsek görelim. Öyle ise.. İmanımızın zayıflığından güvenemiyoruz. içimiz ve dışımızla teslim olmamız lazım. sonsuza doğru gidiyor. daha onları göremiyoruz da.. diye ilmin yüzde yüz doğruluğunu ispat etmiş olduğu elektronların hareketlerini inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. 'neden göremiyoruz? sorusunu cevaplayalım: A) Görme. Onlar da tamamıyla insanı göremez.c. yani ayrı olmaları ve aynı zamanda insanı görebilecekleri teleskop gibi bir göze sahip bulunmaları lazımdır. dışın İslâm olmaz. Allah'ımızdan uzaklaşıyoruz. Konforla uğraşmaz. Yine de bütün kainat ve mekanlar hakkındaki bilgimiz "Deryada katre" misali olacak. ben. nasıl onları yaratanı görebileceğiz? O kendisini göstermemeyi dilemiş üstelik. Ancak bazılarındaki hareketi görebiliyoruz. yine de daha ötesi var. neyin karşısında duruyorsak ancak onu görebiliyoruz. Ama O'na güvenemiyoruz. Halbuki. böyle olabilir) nevinden bir kısım malumata sahip olacağız. Düşünelim ki. İki zıtlık bir bedende geçinmez. Çünkü. Olur mu kardaşlarım? • Bizim olan ne var?. Mesela: İnsanın vücudunda mikroplar vardır. Hele hele. Bu bakteriler ellerindeki imkan ve aletlerle insanın dişini yontmaya. Allah'ımızı bilelim ve O'na teslim olalım. Onlar. O bize yapamayacağımız emri vermez.müstakil. Dışın Batı. varlığında hiç şüphe edilmeyen Allah'ı (c. SORU : Allah niçin gözükmüyor. yani aynı anda insanın her tarafını kaplayabilselerdi. Ve O diyor ki.) görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Öyleyse. bir mısır danesi için tuzağa düşüyor. neyi görebiliyorsa. ne de bu bakterilerin varlığından haberdardır. ışık yılıyla üç milyar yıl ötesini göstersin. muhtevasını ve mahiyetini göremeyecek ve idrak edemeyeceğiz. insanı. insanı görüp tam ihata edebilmeleri için. Şimdi iyi düşün Kardeşim Aysel. bakteriler bu işleri yaparken bunların ne gürültüsünü duyar. •Allah adeta bize sesleniyor: Ben. her şeyi O olur. • Bu halimiz nedir ya Rabbi. Bir de makro alemden misal vereyim.. Ama ölünce herkes anlar. Lâtîf im. ihata edemeyişleri. yıpratmaya. Bir nefs için tuzağa düşüp. biz kainatın idaresini. Bu misal mikro aleme ait. ancak mikro alemdeki bakteriler misali. görmelerine mani oluyor. Nasıl görsün ki. • Mektup yazarken bile Allah'ı anlatmalıyız.c)'ın.c). her yerden görünürüm. • Müslüman dertlidir. Sadece teleskopla gördüğümüz saha hakkında bulanık faraziyeler (yani şöyle olabilir. (30-a) . Biz de ona benziyoruz. ihata (yani bir şeyi en ince teferruatına kadar bilme. • Namazını terkeden. Onu duymamız lazım. sonra da Allah'a isyan 62 et. göstermesi de O'nun. ona göre dikkat. Demek ki. insan. makro alemde (kainat gibi büyük alemde) de tam bir açıklamaya sahip değiliz. Yani gözümüz neyi ihata edebiliyorsa. • Allah'a.. katiyyen ihata edemezler. Müslüman. için İslâm veya için Batı. bu teleskop.

Nur. tasvirini yapan Allah'tır. aklımızı görmek için baktıklarında. gözle göremediğimiz halde. Gelelim. Ağrıyı görmüyor. ayet-i kerimedeki "İbadet etsinler"den maksat: "Beni tanısınlar. O azizdir.." Başka bir hadiste Peygamberimiz (s. göremiyoruz diye inkar edemeyiz.. onun için de varlığına inanıyorum. her tarafını çepeçevre sarıp kaplayamıyoruz. Göremiyoruz diye ağrıyı reddedemeyiz. kafa tasımızı yarıp. Bir misal daha: Sütün içinde yağ ve peynirin bulunduğunu adımız gibi biliyoruz. 'Allah (c. O'nun varlığını kabul ettiğimiz halde. dersin. gafur'dur (çok bağışlayandır)" (31) buyurmaktadır. Bir odada otururken. Yani. Yani sizinle Onun arasında bir nur vardır. Allah değildir. cereyanın olduğunu kesinlikle biliyoruz. bizi çarptığı bir gerçek. bakamayız. her sanatında O'nu görür gibi hissediyorsun. Fakat onu göremiyoruz.v): "Allah'ın hicabı (perdesi) nurdur. (En ince teferruatına kadar bilemiyoruz. Akıl yok da ondan mı göremiyorlar? Elbette hayır. Biz nuru dahi ihata edemiyoruz. Halbuki. aklı göremiyoruz da. Allah ise. büyük bir felaketle. B) Nur. pencereden dışarıyı. Allah'ın da varolduğunu bildiğimiz halde. Elbette gözümüz kamaşır. (30-b) Bu konuda tam mutmain olmak için akaid okumak gerekir.c) niçin görünmüyor?' sorusuna: Bazı müfessirler. Nasıl ki. Diğer bir ayetinde: "Müslümanlar. yani tam olarak göremiyoruz da. Allah yine gözükmez. beni bilsinler" demektir diye tefsir etmişlerdir. hem hayatı yaratan O'dur. aklı göremedik diye aklı inkar etmemiz mümkün değildir. nuru nurlandırandır. başka bir şeye değil. selim bir akıl ile düşünürsen. görmüyoruz diye inkar edemeyiz.. dayanılmaz bir acıyla karşılaşırsan. (Belki adımızı unutabiliriz ama Rabbimiz'i asla). O halde adımız gibi bildiğimiz Rabbimiz'i. duyuyoruz ama göremiyoruz. O'ndan yardım dilersin. Açık olan bir cereyan kablosunda. fakat hissediyorum. biz kesin olarak bildiğimiz yağ ve peyniri görmüyoruz diye inkar mı edeceğiz? Elbette hayır. (İnançlarını ispat eden) namazlarını dosdoğru kılarlar. Meselâ. nasıl inkâr etmemiz mümkün değilse. kibri ve gafleti bırakıp asli yaratılışınla başbaşa kalırsan. Aklımızı ele alırsak. inan sadece Allah'a yalvarır. bir de şöyle sakin kafa.v). onlar Allah'ı görmedikleri halde inanırlar. doktorlar." Başka bir yerde buyururlar ki: "Ben bir nur gördüm.a. Cereyanı elle tutup. nasıl aklı yaratan Allah'ı göreceğiz? Elbette göremeyiz." Elbette göremeyiz.) Peygamber Efendimize (s. Akıl görünse dahi. Yani nura şekil veren. Verdiğimiz rızıktan . Şimdi. yani perdesidir. hava ve cam lâtîf olduğu için. göremiyorlar. bir defasında şöyle buyurdular: "Nasıl görürüm O'nu. Allah'ın yaratmış olduğu Güneş'e bakamıyoruz da.a. miraçtan döndüğünde sahabeyi kiram sordu: "Rabb'ini gördün mü?" Rasulullah. inadı. herşeye galibdir. kapı ve pencereyi açtığımız zaman cereyanın bize etki ettiği. Allah'ın hicabıdır. Ama sütün içinde ne yağ ne de peynir gözükmemektedir. nasıl varlığını inkar edemiyorsak. nasıl onu yaratan Allah'ı görürüz? Elbette göremeyiz. Bir yerimiz ağrıdığı zaman ağrıyı hissediyor. O'nu göremiyoruz diye inkar etmemiz mümkün değildir. bardaktan karşıyı görebiliyoruz. görünmeyen incelikte demektir.. öyle kimselerdir ki. O'nun yaratığıdır.(30-b) Allah başka bir ayetinde: "Amelce hanginiz daha güzeldir diye sizi imtihan etmek için hem ölümü. biçim veren. Şimdi. Cereyanı göremediğimiz halde.(30-a) Lâtîf. Hele. Şimdi. Allah-u Teala'nın da sanatlarına bakıp. Allah'ı görmüyorsun ama O'nu hissediyorsun. su. nur mahluktur yani yaratılmıştır.

"Bildirmiş ya. insanları dünyada huzura kavuşturacak nizam nasıl olacak? Hemen aklımıza bir soru takılıyor: "Niçin bizi yaratan. ibadet etsinler diye." Ne ile bildirmiş? 100 küçük. Hayvanlar gibi kanunsuz. demektedir."(32) Başka bir ayetinde de: "Sen ancak Kur'an'a tabi olan. Dünya da yoktu.c. insan için yaratılmış. sana kul olamadık.) gözükseydi. vitaminlere göre yiyecekler yaratılmış. Yemeği çiğnemeye ihtiyacı var. yoksa sadece aynı görevi yapan melekler gibi mi yaşayacağız? İnsan eti yenecek mi. başkalarına da yedirirler. dil yaratılmış. Kardeşim Aysel. aralarındaki davranışlarda. yani Dünya'nın yaratılmadan önceki haline dönelim. bu dünyada hangi kanunlar ile yaşayacağımızı bildirmemiş?" Hemen cevap alıyoruz. Şimdi soruyorum: Bütün bunlar niçin yaratılmış?.c. Eğer bu aleme kitaplar inmeseydi. Sen yoktun. hava yaratılmış. Rabbimiz. Konuşmaya ihtiyacı var. Rabbimiz Müslümanların vasıflarını söylerken: "Görmedikleri halde Allah'a (c. affet bizi. imtihan için gönderilmiş olmasıdır. ekonomi sistemi nasıl olacak? Aile sistemi. Demek ki. bütün herşeyi bilemezlerdi.. Bütün bunları görmemiz için pencereye ihtiyacımız var. imtihanın hükmü kalmazdı. İçinde de milyarlarca insan yaratıyor. cinleri ve insanları kendisini tanısınlar. Kur'an-ı Kerim'in kanunlarıdır. Yazmış olduğum üçüncü ayette de. Böylece de Allah'ın emirlerini yerine getirenlerle.yerler. Allah (c. iki tane göz yaratılmış. Etrafına şöyle bir bakıyorsun. su yaratılmış.. ateş yaratılmış. Isıya ihtiyacı var. Demek ki. hem de iyi mükafatla (cennetle) müjdele" buyurmaktadır. Görünce herkes inanır. bu kainat yaratılır mı? Elbette yaratılmaz. Dört büyük kitabın sonuncusu Kur'an-ı Kerim'dir. birinci ayette. SEN YOKKEN SORU: Kuranın Allah tarafından gönderildiğine dair delil nedir? CEVAP: A) Seninle Dünya dışına. O zaman inanmanın bir değeri olmazdı. Çünkü. insanın neye ihtiyacı varsa o yaratılmış.. bizi bir yaratan var. Uykuya ihtiyacı var. uyku yaratılmış. Kokuya ihtiyacı var. Velhasıl saymakla bitmez. boşanma nasıl olup. onunla amel eden ve görmediği Rahman'a içten saygı besleyen kimseyi sakındırırsın.) inanırlar". (Rabbim. öldürülmeyecek mi? Evlenme... ilişkilerdeki kuralları. burun yaratılmış. Peki niçin yaratılmış? Kainat. Kısacası.) Peki. evlenme boşanmada. Yıllar sonra sen de geldin. 4 tane büyük kitapla. devletle halk arasındaki ilişkiler nasıl düzenlenecek? Kısacası. insanın yaratılış gayesi Allah'a (c. anladık ki. ölümü ve hayatı. hayretten kendini alamıyorsun. içmede. Yemeği hazmedecek mide yaratılmış. Yani şu andaki insanların kıyamet kopuncaya kadar uyacakları kanunlar. yani şu yaşamımızı imtihan etmek için yarattığını buyurmaktadır. mühim olan görmeden inanmaktır. kurban olması için. (32) Bakara: 3. ikinci ayette de.) ibadet etmekle. ben Kuran'dan bu konu ile ilgili ayetlerden sadece birkaç tanesini yazdım. Şimdi yine soruyorum: Yaratan bizden ne istiyor? Biz bu dünyadan nereye gideceğiz ve bu dünyada nasıl kanunlar koyarak yaşayacağız?. Havaya ihtiyacı var. İşte onu hem bir mağfiretle (dünyadaki günahların bağışlanmasıyla). getirmeyenler bilinemezdi. . miras nasıl dağıtılacak? Hukuk. Sebepsiz göz bile kırpılmaz da. dişler yaratılmış. yenmeyecek mi? Adam öldürülecek mi. halk ile devlet arasındaki vs. Vücudun vitaminlere ihtiyacı var. insanın suya ihtiyacı var.. insanlar yiyip. Peki insan niçin yaratılmış? Allah'a kul. (31) Mülk: 2.. Sonra kudretini hakkıyla bilemediğimiz bir yaratıcı Dünyayı yaratıyor. Eğer. nizamsız mı yaşayacağız.c. amelce hangimiz güzeliz.

2 — GAZ HALİ: Atomların ana maddesi ve tarlası diyebileceğimiz. Muhammed'in (s. ey kardeşim. bazısı krallığı. hem Kur'an'ın mucize oluşuna. o da aynı merakla. Galaksileri. Hayır. öğrenirler. günlerce orada kalsa merakı daha da artar. şimdi olduğu gibi bazı insanlar. DÜNYA'NIN YUVARLAKLIĞI 1 — "Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin kuturlarından geçmeye gücünüz yetiyorsa haydi çıkın. O duman halinde idi"(34) ayeti ifade etmektedir. kainata tabi olarak küreseldir.. mutlaka okurlar. bazısı şahlık sistemini bulacak ve her birisi insanların huzurunun kendi görüşlerinde olduğunu söyleyecek ve fikirlerini kabul ettirmek için insanlara baskı yapmaya başlayacaktı. "İnkar edenler."(36) Ayetteki 'kuturlar' tabiri bilindiği gibi çaplar demektir. KAİNATIN YARATILIŞI 1 — SIVI HALİ: Gökler ve yerler yaratılmadan önce. 3 — SİSTEMLERİN YARATILIŞI: Başlangıçta çok sıcak bir duman bulutu halinde olan bu gaz kütlesinin zamanla parçalara ayrılıp nebülözleri.) Kur'an-ı Kerim'i göndermeyip. Afrika ormanlarına bıraksalar. hem Kur'an'ın Allah (c. bazısı Sosyalizmi. Aynı şartlar altında.. Çıkamazsınız. yuvarlak bir şekil olduğuna göre. Einstein'e göre.c. bir meçhuldan geldin. "Sonra göğe yöneldi. hem göklerin. görmediler mi ki. Aylarca. sizi buraya getiren kimse gönderdi. "Burası neresi?" diye hayrete düşmez mi? Elbette hayrete düşer. "Ey kullarım! Ben sizi yarattım ama size nasıl hareket edeceğinizi bildirmedim. Niçin gönderdiğini teferruatlı bir şekilde bu mektupta açıklıyor" dese. bilmediğin bir yere getiren var. o mektubu başından sonuna kadar okuyup bitirmeden rahatça uyuyabilirler mi? Zevkle diğer bütün işleri yapabilirler mi? Velevki onlara bütün rahatlıklar verilmiş olsun.v) peygamber olduğuna dair olacaktır. O halde sen. hem dünyanın yuvarlak olduğu anlaşılır. Muhammed'in sünneti ile açıklayıp bildirmiştir..c) tarafından geldiğine.. seni niçin o meçhulden bu dünyaya getirdiğini açıklaması lazımdı. bu sıvı madde de gaz haline getirildi. İnanmıyorlar mı?"(35) ayetinden anlıyoruz.Bir insanın gözlerini bağlasalar. Acaba bu iki insan.. Burası neresi. Güneş sistemlerini meydana getirecek şekilde geliştirildiğini. Biz onları ayırdık ve canlı her şeyi sudan yarattık. Böylece de dünyada huzur kalmayacaktı. Ondan yediyüz sene önce . Getirenin de. zevkle okurlar. bazısı Komünizm'i. birisi bunlara onbin sayfalık bir mektup getirse. Sonra o adama gözükmeden oradan ayrılsalar. Bu durumu... "Bizi buraya kim getirdi?" diye sormaz mı? Elbette sorar. Bunu da sana Kur'an'ı Kerim ve peygamberimiz Hz. Eğer Allah (c. hem Kur'an'da modern ilimle ilgili ayetler. O insan gözünü açar açmaz. ancak bir imkan ile çıkabilirsiniz.. önceleri gökle yer bir idi. Bu sorular içersinde iken. Allah'ın saltanat arşının su üzerinde olduğu.a. hanımını da getirseler. buraya kim getirdi? Buraya getiriliş gayeleri nedir? Kendilerinden ne istiyorlar? Hem de aşkla. kainatta her şey. Kapitalizmi. getiren kişi de: "Bu mektubu. öğrenirler. "O'nun arşı su üzerinde idi" (33) ayeti ile ifade edilmektedir. Fakat size akıl verdim. Seni. O akıl sayesinde nasıl hareket edeceğinizi siz kendiniz bulun" demiş olsaydı. B) Cevabın bu kısmı. hem de Hz. o zaman. Çap.

Arapça'da bir fiilin iki değişik anlama gelebilmesi özelliğinden faydalanılarak. göğü kudretimizle bina ettik ve biz muhakkak durmadan genişlik vereceğiz. Böylece feza. Dünya'nın yuvarlak olduğu anlatılmaktadır. "Gökler ve yer bir iken. bu keşiften kainatın genişlemesi teorisini çıkarmasıyla ortaya çıkan ilmi görüşü. (36) Rahman: 33. gece ve gündüzün oluşmasına. gündüzü de geceye dolar" (38). "Onlar hiç bilmedikleri bir zamanda aniden kıyametin gelmesini mi gözlüyorlar?" (40) ayetiyle ifade ederken. Aynı zamanda nebülözlerin." (37) "Allah geceyi gündüze dolar. (35) Enbiya: 30. Kur'an-ı Kerim için bitmeyen. İşte Einstein'a baş döndürücü gelen ve büyük fizikçi Huble'nin nebülözlerin bizim galaksimizden uzaklaştıklarını keşfetmesi ve Belçikalı matematikçi Abbelematikre'in. Fütuhatın birinci cildinde aynen şöyle der: "Allah. (40) Zuhruf: 66. 3 — "Gece de bir alamettir onlara. Bu ayette de. bu ayetleri pekiştirmiştir. gezegenlerin ve gök cisimlerinin birbirlerinden müthiş bir süratle uzaklaştıklarını ifade etmektedir. kıyametin ansızın. Onun için Allah kainatı küreler şeklinde yaratmıştır. (33) Hûd: 7. uhuvve. (38) Zümer: 5 (39) Yâsîn: 37. gittikçe genişleyen bir varlıktır. geceleri uyurken onlara gelecek baskınımızdan güvende midirler? Yahut kasabaların halkı. Tıpkı lastikten yapılmış bir balonun üfleyerek şişirilmesi gibi kainat her yönden genişlemektedir. 2 — "Bundan sonra arzı yapıp düzenledi. Ayrıca ikinci ayette "dolamak" diye tercüme edilen Arapça 'tekvir' kelimesi. ayetleri şöyle demektedir: "Kasabaların halkı. öbür tarafında gece olacaktır. Bu da küre şeklinden başka bir şey değildir. Türkçe'de de hayvanların derilerinin soyulduğu yere 'salhane' (selhhane) denir. baskınımızın kendilerine gelmesinden güvende midirler?" Kıyamet aniden gelecek ve geldiği zaman Dünya'nın bir tarafında gündüz. (Genişletmeyi terk etmemiş bulunucuyuz.yaşamış olan Muhyiddin ibn Arabî ise. kainatın durmadan genişlemekte olduğunu söylemektedir." Mükemmel şekil küredir. kemal sahibidir. (37) Nâziât: 31-31.)" (40-a) Astronomi. Kainatta kendi kemal sıfatını göstermiş. 4 — Kur'an-ı Kerim. yuvarlak taş ve ceviz atmak' anlamına gelen dahu' mastarıyla da alakalıdır. Ondan gündüzü soyar çıkannz"(39) "Soyup çıkarmak" fiilinin Arapça'sı olan 'sehl' kelimesinin "yuvarlak bir şeyi soymak"tır. kuşluk vakti eğlenirken. gökleri mükemmel yaratmıştır. KAİNAT GELİŞİYOR "Biz. ondan suyunu ve otlağını çıkardı. . yıldız gruplarının. Dünya'nın yuvarlak olması ve dönmesinin sebep olduğu kastedilmektedir. biz onları birbirinden ayırdık" (41) ayetinde de bu mana vardır. (34) Fussilet: 11. bir anda kopacağını. udhiyye. ve 98. Ayetlerindeki 'daha' fiili yapıp düzenlemek' anlamına geldiği gibi 'deve kuşunun yumurtlama yeri. yuvarlak şekilde sarmak manasına gelir. A'raf Suresinin 97.

Bu meselenin hareket bildiren fiil cümlesiyle ifade edilişi.a. Ayrıca buluta benzetildiğine göre. gündüzü. gündüz de geceyi kovalar. 2 — Kur'an'da. oysa onlar bulutun geçtiği gibi geçip giderler. Dünya küresi üzerinde farkedilebilir en yüksek çıkıntılardır. Dağlar da. Böylece 'uçların büzülmesi' ifadesiyle. Güneş'ten. uçlar demektir. Çok büyük ve yuvarlak bir cismin dönüşünü farketmek zordur. DÜNYA VE GÖK CİSİMLERİ DÖNÜYOR 1 — "Sen dağları görürsün de yerinde duruyor sanırsın. Ancak belli noktaların hareket etmesinden anlaşılır. sizin (istifadeniz) için arzı uysal bir hayvan kıldı. ümmî (okuma yazma bilmeyen) bir şahsın zihninden doğduğunu iddia etmek ve dolayısıyla Kur'an ile Hz. dağlar Dünya'nın parçaları olduğuna göre. kök dolayısıyla 'hasbür-reha' : Değirmen taşının ekseni manasında Güneş ve Ay'ın hem eksenlerinin olduğu. Ay'dan bahsederken.. Onların hareketi ile Dünyanın döndüğü anlaşılır. basıklaştırmanın Dünya'nın hareketiyle devam ettiğini gösterir. Dünya'nın üzerinde ışık ile karanlığın müthiş bir şekilde birbirini takip ettiğini söyledi. (40-a) Zariyat: 47 (41) Enbiyâ: 30. Dünyanın gökte. gerçek ilmi anlayışa yol gösterircesine köşe noktalarını tespit etmiştir. yol alışına işarettir. (45) Burada. O halde onun omuzlarında yürüyün. uysal. Muhammed (s. itaatli hayvan."(43) ayetinin Arapça'sında geçen 'zelal' kelimesi. . (43) Mülk: 15. hesaplıdır' şeklinde anlaşılabileceği gibi. Çünkü."(44) Bu ifade de Dünya'nın kendi ekseni etrafında dönmesiyle alakalıdır. Rus astronotu Gagarin. Dünyanın şekli elipsoid'dir. boşlukta. fezadan döndükten sonra. muallakta durduğu da anlaşılır. dünyanın itaatli ve seri bir şekilde hareketle sarkmaksızın dönüşüne. "Bunların her biri. muhakkak kuvvetimizle arza gelip etrafından (uçlarından) noksanlaştırıyoruz. (44) A'raf: 54.Gayet aşikar olarak ortaya çıkan şudur ki."(42) Bu ayetin ifadesinden de anlaşıldığına göre Dünya dönmektedir..v) arasında ilişki kurmak mümkün müdür?. 3 — "Güneş ve Ay bir hüsban iledir" ayetindeki 'hüsban' hesap manasına. 4 — "O ki. 5 — "Allah gündüzü gece ile örter ve süratle gece. 'etraf. Kur'an. (42) Neml: 88. bir felekte (yörüngede) yüzerler" buyurulmaktadır. Dünya'nın hareketi olmadan onlar için bir hareket düşünülemez. Ne kadar gülünç bir iddiadır!. Bu ifade. istediğin gibi kolaylıkla çekip götürebilecek şekilde idareye müsait şey. biz. DÜNYA KUTUPLARDAN BASIKLAŞTIRILMAKTA "Görmüyorlar mı ki... hem yuvarlak olduğu ve hem de döndükleri anlaşılır. 'bir hesap iledir. dünya kutuplarından basıklaştırılmış' jeolojik ifadesi arasındaki yakınlık nazarı itibare alınarak tespit edilebilir ki. emre amade binek hayvanı manalarına gelir. Bu noktaların.

Jüpiter ve Satürn olarak beş gezegen biliniyordu. Boyuna yükseklik verip onu nizama koydu.Ra'd: 41. Mars. Bu ayetlerin işaretinden sonra. (45) Enbiya: 44 . parıl parıl bir kandil astık. Güneş'i merkez alarak Dünya'yı bir gezegen saydı. denge kanununu anlatmaktadır. Ay'ı bir nur yaptı. dengeyi) koydu. göğün Dünyaya düşme meylinin bulunduğu anlatılmaktadır ki. 27-28-29. GÜNEŞ İLE AY ARASINDAKİ FARK — "O Allah ki.. İTME VE DENGE KANUNLARI 1 — "Göğü. göğü yükseltti ve mizanı (ölçüyü. (48) Lokman: 10. KAİNATTAKİ ÇEKME. Fakat nurda sadece ışık vardır. Ona göre. Merkür. mahiyeti de izah edilmektedir. (46) Nâziat. (49) Rahman: 7. onlardan başka da. onu bina etti. ekvator tarafları geniş (şişkin) olan Dünyamızın da. sonradan soğutulmuş olduğu anlaşılmaktadır. gökleri sizin görebileceğiniz bir direk olmadan yükseltti. Sonra gece ayetini (ayı) silip." (52) Bu ayetlerde Güneş." 2 — "Siz mi daha çetinsiniz." (50) Ziyada hareket. gece ve gündüzü iki ayet yaptık. arz üzerine düşmesin diye tutuyor. ateş. ekseni etrafında dönen bütün cisimlerde olduğu gibi." (51) Ve "Şaşaalı." (49) Yükseltilen göklerde bir ölçünün bulunması. Dünya sabit kabul ediliyor. (Bilim ve Teknik. AY'IN SOĞUMASI 1 — "Biz. şişkinliği gittikçe artmaktadır. Kopernik (14731543). yoksa sema mı?" Allah. ONİKİ GEZEGEN Kur'an-ı Kerim indirildiği zaman. . (Ancak Allah'ın izni ile düşer)" (47) Bu ayette. Gecesini kararttı. Güneş'i de bir lamba kıldık. Ay ve Güneş de gezegen sayılıyor. gündüz ayetinin (güneş) göstericisi kıldık. (46) Bu işleri yapan Allah. Güneş'i bir ziya. kuşluğunu çıkarttı. bu çekim gücüne işarettir. itme kuvvetine işarettir. 2 — "O Allah'tır ki. insanları tekrar yaratmakta güçlük çeker mi?. soğutup. gezegenler hakkında Batlamyus anlayışı hakimdi. ışık bulunur.Kutuplardan biraz basık. 1930 yılında da Plüton keşfedildi. 1846 yılında sekizinci olarak Neptün. Şimdi Astroidden başka onbirinci gezegen hakkında tartışmalar sürmektedir. 2 — "Ay'ı içlerinde bir nur. Venüs. Şubat 78/S." (48) Göklerin direksiz yükselmesi. ilk zamanlar ayın bir ateş parçası iken. lamba ve kandil olarak ele alınırken. 3 — "Allah. 1781 yılında yedinci gezegen Uranüs keşfedildi. 123) (47) Hac: 65.

Ve Yûsuf annesi ile babasını taht üzerine çıkarttı. aynı kökden bir sistem manasını akla getirmektedir. ifade ettiği birçok manalar yanında. Gördüm ki. İnsanları her yönden irşat eden Kur'an-ı Kerim'in ifadelerinde ise. dolayısıyla nefes alma güçlüğü doğuyor. Dünya'nın nimetlerinin bizim için yaratıldığını ifade eder.s) ile beraber oniki kardeş yıldız akla olduğuna göre. ATMOSFER TABAKASI "Semayı mahfuz (korunmuş. (57) Bakara: 29 . Yûsuf (a. sapıklığa düşüreceği bir kimsenin göğsünü. gereğinde kullanılmak üzere oksijen tertibatı bulunur. Bunun için. Yusuf dedi ki: "Ey babacığım. Buna göre. Kur'an-ı Kerim. bizi Güneş'in zararlı ışınlarından koruyan. "Zindanda boğazı sıkılmış kimse gibi daraltır" ifadesini kullanmıyor da. Onların hepsi de (anne ve baba ve onbir kardeş) kendisi için secde ettiler (şükür secdesine kapandılar). Toriçelli. yükseklere çıkma imkanı bulununca havanın azalmasından dolayı ortaya çıkan bir fizyolojik hadise tespit edildi. onlar bana secde ediyorlar" dedi.(50) Yûnus: 5. onbir yıldızın da kardeşleri olduğunu anlıyoruz.. YUKARIYA ÇIKILDIKÇA OKSİJEN AZALIYOR "Allah. Güneş ve Ay'ı gördüm." (56) Bu ayet-i kerime. ben rüyada on bir yıldızla. ARZIN DERİNLİKLERİNDEKİ RIZIK "O Allah'tır ki. (53) Uzun bir maceradan sonra Yûsuf ve ailesi Mısır'a vardılar. "fil ard" (arzda) şeklindedir.s) anne ve babası. işte önceden gördüğüm rüyanın tabiridir. (55) En'am: 125. maden gibi maddelerin insanların istifadeleri için yaratıldığına ve arzın içinde henüz (56) Enbiya: 32. Arzın içindeki petrol. arzın içinde ne varsa hepsini sizin için yarattı. "Bir vakit Yûsuf babasına (Yakub'a): Babacağım. Balon sayesinde." (57) Ayetin ifade tarzı "ale-1ard" (arzın üzerinde) şeklinde değil. (53) Yûsuf: 4 (54) Yûsuf: 100. psikolojik bir olayı tarif ederken. Kur'an-ı Kerim'den asırlar sonra. meteor vesair şeylerin tehlikelerinden muhafaza eden atmosfer tabakasını da ifade etmektedir. göğe doğru çıkan bir kimsenin göğsü daralıyor. oniki gezegenin işaretini buluyoruz.. daha da güzel görmüşlerdir. sanki zorla göğe çıkarılıyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. muhafazalı) bir tavan yaptık."(55) Bu ayetten anlıyoruz ki. yukarı doğru çıkıldıkça oksijen azalıyor. Bunlar aynı asıldan bir topluluk. (52) Nebe: 13." (54) Rüyadaki Ay ve Güneş'in Yûsuf peygamberin (a. boğulmalar oluyor. uçaklarda. "Göğe çıkıyormuş gibi daraltır" diyor. (51) Nuh: 16. Bilhassa mana gözü açık olanlar. bu gerçeği 1643'te Floransa'da atmosfer basıncının varlığını ispatlayarak gösterdi. Güneş sisteminde oniki gezegenin bulunduğuna kuvvetli bir işaret vardır.

. bir de görürsünüz ki." (59) Hakikati. Çünkü.. yani bütün bitkilerin çiçeklerinde.v). yüklü yağmur bulutları az ve (58) Hicr: 22. (59) Ra'd: 3. Kur'an'ın işaretinden bu kadar asır sonra. erkek. Bulutların elektrik yüklü olduğunu 1752 yılında ilk olarak Benjamin Franklin ispat etmiştir. Ancak hanımın müstesna. Emrolunduğunuz yere geçin gidin. "Meyvaların hepsinden erkekli. bulutlar küçük su taneciklerinden meydana gelmiştir." (63) "Ve nihayet onları işrak vaktinde korkunç gürültü yakalayıverdi. Kur'an'dan asırlar sonra!. (62) Hûd: 81." (64) Taş yağmadan önce şehrin altını üstüne getiren o hadise neydi? Geriye . dişili yaratan Odur. yeldeğirmenlerini çeviren rüzgar. yağdırdık. Deniliyordu ki.." (62) Bu mesele başka bir ayette şöyle anlatılmaktadır: "Hemen gecenin bir kısmında aileni yürüt (yola çıkar). bir hadisinde: "Rızkı." (61) Ağır bulutların kendilerinden daha hafif hava üzerinde duruşları birçok faraziyelerden sonra yeni açıklığa kavuştu. Peygamberimiz (s. dışardaki havadan daha sıcak ve hafif olduğunda bulut havada asılı kalabiliyor.. kavmine isabet edecek azap ona da gelecektir.. hafif bir şey gibi kaldırılıp yüklendiği zaman. Araştırma imkanı bulununca bu taneciklerin boş değil. sonra aralarında bir imtizaç meydana getirir. maddelerin bulunduğuna işaret vardır. Allah bulutları sürer. kum tanelerini yukarı doğru tahrik ettiği gibi bulutları havada tutuyor. onların arasından yağmur çıkar. içleri hava doludur. Bunlar sabun köpüğü gibi olup."(60) ayetinin ifadesinden de bulutlarda elektriklenmenin (pozitif iyonların yere doğru inmesi ve negatif iyonların da yeryüzünden yükselmeye başlamasıyla. Hemen şehirlerin altını üstüne getirdik ve üzerine sert taş (61)A'raf:57. İşte hareketin bu ehemmiyetinden istifade ile tahrik kuvveti elde edilerek uçaklar yapılmıştır. arzın derinliklerinde arayınız" buyurmuştur.. yağmur bulutlarının çiftlenmesinden meydana gelen elektriklenmenin) rüzgarlar vasıtasıyla yapıldığını anlıyoruz. dolu olduğu anlaşıldı. Çünkü. (Taberani) AŞILAYICI RÜZGARLAR "Aşılayıcı rüzgarlar gönderdik"(58) Bitkilerle rüzgarın yapabileceği bir aşılama yakın zamana kadar bilinmiyordu. Sonra bulutları havada tutan kuvvetin rüzgar olduğu anlaşıldı. RADYASYON TESİRİ Lût Peygamber (a. Sonra da onu üst üste yığar. İçinizden hiçbiri geri dönüp bakmasın.s) kavminin başına gelen bela anlatılırken sanki atom bombasının çeşitli tesirleri ile karşılaşıyoruz: "Ey Lut! Hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık. dişi çifti bulunduğunu ve erkeğin dişiyi aşılamasıyla meyvaların meydana geldiği anlaşıldıktan sonradır ki. git.a. Gökten içinde dolu bulunan dağlar indiririz. rüzgarların bir aşılayıcı hizmeti gördükleri öğrenildi. (63) Hicr: 65. Bu hava. "Bilmez misin ki. HAREKET ENERJİSİ "Nihayet bu rüzgarlar. sen de arkalarından git ve hiç kimse arkalarına bakmasın.keşfedilmeyen fakat ileride keşfedilecek unsurların gelecekde geçim sıkıntısına düşecek insanları kurtaracak gıda vs. (60) Nur: 43.

Ömer'den rivayet edilmiş olarak. okusan. Rabb'inin her şeye şahit olduğu yetmez mi?" (65) Kur'an'daki bir çok hakikatların daha sonra ilmin ve fennin ilerlemesiyle anlaşılacağına işaret edilmiştir. (70) Kâria: 1-2-3-4-5. (67) Rahman: 37."(68) "Göğün. niçin o dokunacaktı? Bunlar. Şimdi inceleyelim: "Muhakkak ki. Ocak 77. bazıları. can yakıcı bir azaptır. çırpılıp yayılan kelebekler (pervaneler) gibi olacaklar. esasında tedvir ve toplamak manalarıyla alakalı. Razi tefsirinde zikredildiği gibi.. Birgün bu olaylar gerçekleşecektir. muhakkak ki.. buharlaşacak ve okyanuslarla birlikte kayalar da gidecektir."(67) "O gün. O gün insanlar.. herhangi bir yoldan parçalansa zincirleme parçalanma olacaktır." (69) "Dehşetiyle kalplere çarparak. Güneş'in çekirdeği helyumu kullanmaya başlayacak. nükleer denge belli bir süre sonra değişecek. hidrojen ve oksijen bileşimidir. Dağlar da atılmış pamuğa dö(64) Hicr: 73-74 (65) Fussilet: 53 (66) Tekvir: 6. Bu son. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi. (72) Tekvir: 1. sıcaklık artacak. sen ve ümmetin herhangi bir amel yapsanız. hiç bir şekilde. arz ve dağlar sarsılacak ve dağlar." İlla onlar söyleyince mi inanılır? Allah (c. "Güneş. "Gök yarılıp da. Birkaç saat içinde Dünya'mızın bugünkü hacmi kadar küçülecek ve en son helyum yakılınca da bir yanmış kömür artığı halini alacaktır. (71) Şimdi burda soralım: Bilim mi daha önde gidiyor. erimiş kum yığınına dönecek. sayı 110.c) söyleyince niçin inanılmıyor? ATOMDAN DA KÜÇÜK "Sen herhangi bir işte bulunsan." (72) Tekvir." (70) "O gün. (71) Müzemmil: 14. Hz. Merkür ve Venüs eriyip boşluğa akacaklar. ner. insanları bürüyeceği ve bir duman çıkaracağı günü gözetle. Lennird Beckel'in dediği gibi. gök. birgün yanmış kömür haline gelecektir. . ancak bu günün atom bilgisiyle izah edilebilecek derin hakikatlerdir. sayfa 45) "Şimdi de ayetlere bakalım: "Denizler kaynadığı za-man. o kıyametin sana ne olduğunu bildirdi. yağ gibi eridiği zaman.. sarık sarar gibi yuvarlamak. körletmek manasına olduğunu söylemişlerdir. Kur'an mı? GÜNEŞİN SONU "Güneşin tekvir edildiği vakit."(66) Suyun aslı. Yanıcı ve yakıcı bir-iki element. Kur'an'dan her ne (68) Meâric: 8-9 (69)Duhan: 10-11. işte bu. kör etmek. dürülüp sarmakla bohçalamak manasınadır." (Bilim ve Teknik dergisi. erimiş maden gibi olur." olur. Buna göre ayetin manası: "Güneş dürülüp sarıldığı veya devşirilip atıldığı veya körletildiği zaman.. siz ona dalıp dururken. hem de bizzat kendi nefislerinde ayetlerimizi öyle göstereceğiz ki. Onun için Kur'an-ı Kerim'in bir ayetinde: "İleride biz onlara hem yeryüzü etrafında. gül gibi kızardığı... nihayet peygamberin söylediği şeyin hak olduğu kendilerine apaçık olacaktır.dönüp bakana.. Yeryüzündeki okyanuslar. en gelişmiş bilgilerle bile değiştirilemeyecektir.

kobalt. kalsiyum. (74) Yasin: 36. alaka: "İnsanoğlu. İlişkin ve yapışkan şeye de denir. (77) Rum: 20. ister demir olun yahut gönlünüzde büyüyen herhangi bir yaratık olun. Rahmin. çinko." (77) İlim ispat etmiştir ki. Ve bu ayet-i kerimeye." (76) Bitkilerin erkek ve dişili olduğu yeni öğrenildi. flor. bir nutfe değil miydi o insan?" (79) Ayetteki "min meniyyin" ifadesi "Meninin bir parçasında. "O. kükürt. atom çekirdeğinde de proton ve nötron dediğimiz çiftler vardır. gerçekten biz mi. Sonra da nutfeyi kan pıhtısına çevirdik. "yapışıp ilişmek" anlamındadır. İNSANIN YARATILIŞI 1 — "Onun ayetlerinden biri de." (75) "Dönüp ibret alsınlar diye herşeyi çift yarattı. "Bir de şöyle dediler: — Biz kemik ve toz yığını olduğumuz vakit mi. HERŞEY ÇİFT YARATILMIŞTIR "Arzın bitirdiklerinden. bakır. kendi nefislerinden ve daha bilmeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah çok yücedir" (74). 3 — Karar-ı mekîn ve ceninin safhaları: "And olsun ki. nutfe. bu da yeni bilinen meselelerden. fosfor. elektronları ise negatif yük taşır. azot. vücut topraktan değil mi? 2 — Meni. silisyum ve alüminyum gibi toprak unsurlarından meydana gelmiştir. demir. Bu ayetteki 'zerre ağırlığınca' ve ondan yani zerreden daha küçük ifadesinden: a) Atom ağırlığını b) Atomdan daha küçük şeylerin varlığını anlıyoruz. Atomun çekirdiği pozitif. Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik. Asırlardan sonra elektrikte.Biz ona şahit oluruz. enteresan bir şekilde ana rahmini anlatmaktadır. (81) Mu minun: 12-13-14. Batı düne kadar gülüyordu. 84 85 . hidrojen. insanın vücudunun aslı oksijen. atomlarda pozitif ve negatiften bahsedildi. Sonra başka bir yaratık yaptık. toprağın annesi değil mi. Kemiklere de et giydirdik. binlerce spermin bir tanesinden demektir. (79) Kıyâme: 36-37. yeni bir yaratılışla diriltileceğiz? Ey Resulüm söyle: — İster taş olun. manganez. (75) Rad: 3. kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder? Dölyatağına dökülen meninin bir parçasından. Kitab-ı Mübin'de olmasın" (73). (81) Ayetteki "fi kararın mekîn" yani 'sağlam bir yerde' ifadesi." (78) İnsan vücudunda demir yok mu. nezyum. Biz insanı süzme çamurdan yarattık. Daha da enteresanı. (80) Alak: 2. (76) Zariyat: 46. Demek ki. insanı alaktan yarattı" (80) Alak. Rahimdeki duluğa da alaka denmiştir. "Meyvelerin hepsinden erkekli dişili çiftler yaratan O'dur. Kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık. azıcığında" manasına gelir ki. bir çiğnemlik etten kemikler yarattık. iyot. Ne yerde. ana karnının aşağısındaki emin yerini ve geniş kalın cidarlı o ka(78) Isra: 49-50-51. kanımızın rengi nereden? Taşlar. mag(73) Yûnus: 61. ne gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabb'inizden gizli kalmaz. meninin hepsinden değil. Ondan daha küçük ve ondan daha büyük bir şey yoktur ki. Bu hakikat ancak 1938'de bir İngiliz fizikçisi tarafından keşfedilmiştir. sizi topraktan yaratmasıdır.

Onlar zulme uğratılmazlar. derilerine (azalarına): Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz. sadece tabii şuura ait unutulan hatıraların değişimi ve iç şuurdaki hiç unutmayan hafızanın ebediyete kadar dayanışını sağlayan ondaki korunuş ve saklılıktır. Bunlar su geçirmeyen münber. levh-i mahfuz ve ilahi ilminin sayfalarından ona misal ve mana alemleri birer kitaptır. "Sonra nutfeyi sağlam bir yere koyduk" ayetinin doğruluğunu açıkça anlar. Görmeyen.. İstediği zaman şekillerle. ışık geçirmeyen amenion ve ısı geçirmeyen corion zarlarıdır. eğilmekten ve çocuğu düşmekten koruyor. 86 PARMAK İZLERİ "İnsan. teypler. sesleri kaydeden birer kitap olduğu gibi. biz parmak uçlarını bile bütün hususiyetleriyle derleyip yeniden yaratmaya kadiriz. kendini düşürmüş olur. sülük manasını da ifade etmekte. kurt. Evet. Bu kıvrımlar hayat boyunca hiç değişmediği için. Parmak çizgilerinin bu özellikleri 18.. sülüğe benzeyen ve burgu gibi kuyruğun itmesiyle hareket eden spermin şeklini de gözümüzün önüne getirmekterdir. naklen veya paket yayın yapan televizyon ve sinemalar da hadiseleri zapteden birer kitap olarak kitab-ı mübinin birer ispatlayıcısı olmuşlardır. mutlaka bizim onun kemiklerini toplayıp biraraya getiremeyeceğimizi mi zannediyor? Evet. O kafirler. konuşmalarla. Hamilelik ilerleyip rahim yükseldikçe bunlar da rahimle beraber uzanıyor ve doğumdan sonra tekrar kısılıp normal vaziyetini alıyor. yüzyıla kadar bilinmez gibiydi. periton içinde bulunan ve onu mesaneye ve kalın bağırsağa bağlayan bu parçaları. dikkati parmak uçlarındaki çizgilere çekmektedir. endometrium dokuları. yapışkan bir kan pıhtısı manasını ifade ederek. Fen ve tekniğin ge(83) Kıyamet: 3-4. su. (84) Neml: 87. Sanatçısını değil! HER ŞEYİ KONUŞTURAN VE HER ŞEYİ TESPİT EDEN ALLAH "Nihayet ateşe geldikleri zaman." (83) Ayet-i kerime. kitab-ı mübin'de (açık veya beyan edici kitap) olmasın. derler. ışık ve hava geçirmeyen üç sağır perde ile örtülü bulunduğunu söylüyor. o geniş yuvarlak zarları. ısı ve su geçirmez zarlarla sarılmıştır. adli tıpta ipucu olarak kullanılmaktadır. Rahim içten dışa doğru üç doku ile yapılmıştır: Parametrium. biri diğerininkine hiç benzemez. Tedkik eden ve bu havuz kısmının ve leğen kemiklerinin yaratılış tarzını bilen kimse. Bunlar su geçirmeyen 'Corion' zarlarıdır. 87 lişmesiyle. şahısları birbirinden ayırt edip tanıyabilmek için şaşmaz ayırıcı olan parmak izini. Arap dilinde bunlara 'zulmet' denir. resmen kabul ettiler. ışık. tespit eden Cenab-ı Hakk'ın. ana rahmine nasıl tutunduğunu göstermekle beraber. Burada sonsuz bir ilim ve herşeye muktedir bir kudretin ispatı vardır. (Ey inanmayan doktor! Bütün bunlara nasıl tesadüf dersin?) (82) Zümer: 6. asalak. ki bunların hepsi rahmin dengesini temin ediyor ve onu sağlamlaştırıyor. Ayetteki 'alak'. herşeyi ortaya döker. 4 — Ana rahmindeki üç karanlık: "Sizi analarınızın karnında üç zulmet içinde hilkatten hilkate yaratıp duruyor. miomerium. Nasıl ki. . onlar (dünyada) ne yapıyor idiyseler." "Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki. kulakları." (84) Her şeyi konuşturup söyleten. senin. 1884 yılında İngiltere'de.bı. parmak uçlarının özel ayrımları vardır ki." (82) Jinekoloji. gözleri ve derileri hep aleyhlerine şahitlik edecektir. ana karnında. Bu dokular.

" (87) Bu ayette 'koku' ifadesi rüzgar manasına gelen 'riyh" kelimesiyle anlatılmıştır. beriden babaları şöyle dedi: Doğrusu Yûsuf un kokusunu alıyorum. taht etrafındaki adamların suretleri görüldüğü gibi. KOKULARIN NAKLİ "Mısır'dan kafile ayrılınca. 88 le hazır olmuştur. "Onun tahtını tanınmaz hale getirin. kendisinin bir anda nakledilmiş olduğunu anlıyoruz. Belkıs'ın tahtı Yemen'de iken.s). madde ile gelmesine izin veren Allah. onlara da dünya bir şehir hükmüne geçebilir. ışık ve ısı olayları. bir teyp yapılanı çeker de. (sebe ülkesinden) bana Müslüman olarak gelmeden önce. taş yağması. masum diliyle istediğine nasıl nail olmuşsa. "birbirlerinize katıp bazınıza bazınızın hıncını tattırmaya da kadirdir" ifadesinde bunların . daha çok ulaştırma manası akla gelir. uzak mesafelerden aynen veya sureten birşeyi getirmek mümkündür. günahı çekemez mi? EŞYANIN AYNEN NAKLİ VEYA RESİMLERİNİN NAKLİ "Hz. sesleri de işitilmiştir. onun (Belkıs'ın) tahtını hanginiz bana getirir? Kendisinde kitaptan ilim bulunan kimse dedi ki: Ben gözümü kırpmadan önce sana getiririm derken Süleyman tahtı yanında görünce dedi ki . pek nankördür Rabb'ine o insan. Bu ise yaratılışta kokunun dahi havadan bir telsiz ile şimşek gibi nakledilmesi ve ulaştırılması hadisesinin ortaya çıkmasının ve gizli bir kanunun varlığını ihtar eder. ancak eşyanın aynen nakli meçhuldür.. bir film. rüzgardan daha çabuk gelmiştir. derken savrulup da bir toz duman. günümüzde maddenin resimle nakline izin vermiştir. bir derneği (topluluğu) o dem ortalayan kuvvetlere yemin ederim ki.. (89) Yukarıdan gelecek azap. Demek ki. zelzele olması. Süleyman (a. ayaklarının altından gelecek azap da. Halbuki. 89 MOTORLU VASITALAR VE ATEŞLİ SİLAHLAR "O hırıl hırıl koşular koşan.Alemde. "Allah (c. yıldırım düşmesi. insanlar da kabiliyetleriyle Cenab-ı Hak'dan isteyerek kanunlarına uygun hareket etseler. filmleri yapılan sevabı. Süleyman dedi ki: Ey seçkin topluluk. Rüzgardan ise. Yakub'un vicdanına. elektrik dalgalarıyla olması muhtemeldir. su veya ateş çıkması gibi azaplar olmakla beraber. yahut sizi birbirinize karıştırıp bazınıza diğerlerinin acısını tattırmaya da kadirdir". O halde meseleyi kimya ve atom fiziği takip ederek. onlar. bakalım tanınacak mı?' (86) ayetinden tahtın televizyonda olduğu gibi. resmin değil de. dalga. Hz." (88) Ayetin ifadesi. Burada şunu söylemek istiyoruz ki. uzunluk farkları yüzünden birbirine karışmadan kendi titreşimleriyle kainatta kaydolunurlar. çakarak ateşler saçan ve sabahleyin baskın basan." (85) ayetleri işaret ediyor ki. yer kayması. kimyasal görüntüler (tayf). Televizyon.c). motorlu akın vasıtalarına işaret etmektedir. Hiç kimse görüntünün ve sesin Allah'ın ilmi dışında olduğunu söyleyemez. görüntünün nakli meselesini ispat etmiştir. Belkıs'ın tahtının. okuma yazma ile öğrenilecek bir ilim olduğunu anlıyoruz. Bu intikalin fiziki surette meydana gelişi. "Yanında kitaptan bir ilim bulunan kimse" ifadesinden bunun tahsil edilecek. koku. ses naklinden daha ince bir kanun ile koku.. Allâh-u Teala'nın yapılanları ahirette bize göstereceğine inanmayanlar bilsinler ki. havanın kütle halindeki cereyanı ile değil de. Allah'ın kudret alemindeki teypleri... size üstünüzden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye. Halbuki. (86) Neml: 41. ateş saçan silahlara. (87) Yûsuf: 94. kuvvet ve hareketinin zaptedilmesinde ve naklinde dahi elektrik cereyanından istifade mümkündür neticesine varılabilir. Elbette. tufan çıkması. Şam'da aynıyla ve suretiy(85) Neml: 40.

uçak gibi vasıtaları ifade ederken. "İki denizi salıvermiş.s)'ın gemisi yelkenli değildir. hem o zulmedenler hakkında bana hitap etme. Aynı zamanda kendine has canlıları barındırıyor. YÜZEY GERİLİMİ (Bazı denizlerin suları birbirine kavuşmaz. Araştırmalar sonucu gördük ki. İslam'a giriş sebebini Kaptan Kusto. (91) Nahl: 8. Allah (c. katırları. (94) Rahman: 19-20.) tarafından bir engel var-dır. bu iki denizin karışması ve sonuç olarak. denizaltılar ve mayınlar gibi araçlarla gelebilecek azaplar olduğu kastedilmektedir. kuvvet ve şiddetle kaynamak. tuzluluğu ve yoğunluğu var." (90) "Tennur"dan kastedilen kapalı bir ocak veya fırındır ki. Akdeniz'in kendine has sıcaklığı.bombardıman uçakları. (89) En'am: 65. ikinci ayet ise.c. birbirine kavuşuyorlar. hem de zinet olarak atları. yüzey gerilimi kanunu vardır. o dolu gemide zürriyetlerinin taşındığını ve kendilerine o türden binecekleri şeyleri yaratmamızdır. BUHARLI GEMİ "Bizim nezaretimiz ve gemimiz ve vahyimiz dairesinde gemi yap. Aralarında da kudretten bir engel ve birbirine kavuşmayı önleyici bir perde koydu" (93). Bu durumda Nuh (a. tuzlulukta. TREN VE DİĞER VASITALAR 1 — "Hem binesiniz diye. Sonra Atlas Okyanusu'ndaki su kütlesini inceledik ve Akdeniz'den tamamen farklı olduğunu gördük. (90) Hûd: 37-40. 91 Pek az Müslümanın ilgisini çeken bu ayet-i kerimeler dünyaca ünlü deniz araştırmacısı Fransız Jaques Cousteau (Kapton Kusto)'yu adeta çarpmış ve Müslüman olmasına sebep olmuştur. Gemiden bahsolunurken. yoğunlukta ve ihtiva ettiği madde oranında eşit veya eşite yakın bir durumun . 90 latmakta hiç de tereddüt etmeyiz. dilimize "tandır" olarak girmiştir. tren. yük emri verildiğini işittiğimizde. Fakat birbirine karışmaya mani. o geminin harekete hazır vaziyette bir vapur olduğunu an(88)Âdiyat:3-6. Bir sıvının moleküllerinde bulunan çekim kuvveti. Bu iki su kütlesi Cebel-i Tarık boğazında birleşiyor ve bu birleşme binlerce yıldan beri sürüyordu." (92) Birinci ayet."(94) Sıvı maddelerde. tam o ocak fevaran ettiği sırada yük emri verildiğini. merkepleri yarattı ve daha bilmediğiniz neler yaratacak" (91) 2 — "Bir ayet de onlara. otomobil.) "O Allah'tır ki. şöyle anlatmaktadır: "Bazı araştırmaların farklı deniz kütlelerini birbirinden ayıran engellerin bulunduğuna dair ileri sürdükleri görüşleri inceliyorduk. "Feveran". (92) Yasin: 42. hem onu takviye etmekte. fışkırmaktır. Böylece her iki sıvı durumunu muhafaza eder. (93) Fûrkan: 53. bir diğerinden tamamen ayrıdır." "Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakit dedik ki: Yükle içine her birinden ikişer çift. iki denizi salıverdi: Şu biri tatlı. füzeler. çünkü pnlar garkedilecektir. Buna göre. bu beriki tuzlu ve acıdır. hem de o günkü yelkenlilerden başka bir şeyi haber vermektedir.

Nur üstüne nurdur. Oysa böyle bir durumun mevcut olmadığını. göklerin ve yerin nurudur." (96) "Yerleri ve gökleri altı günde yaratan O'dur" (97). Dünya.. altı devirde yaratılmıştır.Ahmet Deadat. kendine ateş dokunmasa bile ziya verir. ne şarka ne garba nisbeti bulunmayan bir mübarek (bereketli) zeytin ağacından tutuşturulur." (94) DÖRDÜNCÜ BOYUT "Rabbimiz'in marifetine. onun boyu ve yüksekliği ne olacaktır? ZAMAN İZAFÎDİR "Bir de senden azap istiyorlar. göklerle yer kadar olan cennete koşun ki. "Doğuya veya batıya mensup olmayan bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur" ifadesi. her iki denizin yakınlarında yapılan araştırmalarda bizi şaşırtan bir durumla karşılaştık. O cam da incimsi bir yıldızdır ki. yani su kütlelerinin birbirine karışmadığını. Mekandan mekana. 92 Kur'an'dan gösterilen yukarıdaki ayetleri büyük bir şaşkınlık içinde dinledikten sonra şunları söylemiştir: "Modern ilmin ondört asır geriden takip ettiği Kur'an. 93 ELEKTRİK 1 — "Allah. muttakiler için hazırlanmıştır" (95). Allah'ın kelamıdır. miktarı elli bin yıl olan bir günde çıkar" (98). Bu ayetlerden anlaşıldığına göre zaman izafîdir. Çev: Edip Yüksel. gezegenlerle diğer yıldızlar arasındaki farka işarettir. bu söylediklerinin yeni bir buluş olmadığını. Dr. ateşsiz. alemden âleme değişmektedir. Eskiden. (95) Al-i Imrân: 133. çünkü bunun Kur'an'da belirtildiğini söyledi. bu iki denizin karışmasına. Onun yağı. Ayetteki "incimsi yıldız" ifadesi. Semavat ile arz bir şeyin sadece eni durumunda ise. Kaptan Kusto'ya. Çünkü.Rabb'inin katında bir gün. Sonraki araştırmalarımızda. diğer yıldızlar. "(Bu makamların) her birini melekler ve ruh. Zaten zaman. sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir. O kandil bir cam içerisindedir. Bilhassa. ışık verilmesinden bahsedilmesi. alternatif akımla saniyede defalarca yanıp sönen elektrik lambasının yanışını tasvir etmektedir. (96) Hac: 47. Bu sözler Kaptan Kusto'yu büyük bir şaşkınlık içerisinde bırakmıştı. Dünya'nın yaratılışı 'devir' ile anlatılmaktadır. birleşme noktasında bulunan harika bir su engeli mani oluyordu." Denizlerde bulunan su engeli konusundaki açıklamasından sonra yakın arkadaşı ve daha önceleri Müslüman olan tıp bilgini Prof." (99). kandiller zeytinyağı ile tutuşturulduğundan. O'nun nurunun meselesi. Elbette Allah vaadinden caymaz. Bununla beraber . Aynı türdeki su engeli. gezegenlerin ışığı sabit olarak gelir. hareketin bir devridir. Çünkü. (94) Kur'an En Büyük Mu'cize . kendi kendine ışık veren bir . Maurice Bucaille. 1962 yılında Alman bilim adamları tarafından Aden Körfezi ile Kızıl Denizin Birleştiği Bâb-ı Mendep boğazında da bulunmuştu. göz kırpar gibi ışık verirler. eni. Halbuki. "İncimsi yıldız". (97) Hadîd: 4. içinde kandil bulunan hücreye benzer. farklı yapıdaki bütün denizlerin birleşme noktalarında aynı su engelinin bulunduğunu müşahede ettik. ben şehadet ederim ki. (98) Meâric: 4.mevcut olmaları gerekirdi. zeytin yağından başka bir enerjiye işarettir.

. bir merkezden bir yere verilir. (103)İnşikak: 18-19-20. nakil ve hareket vasıtalarının. "Tabakadan tabakaya binip geçeceksiniz" ifadesinde binecek bir araca işaret ediliyor. santrallerde üretilen enerjinin çeşitli makina ve işlere taksimi. ayette geçen. muhakkak tabakadan tabakaya binip geçeceksiniz. peşinden bir yük yüklenenlere. Bab: 347) diye ifade edebildiği durum. ayetlerin muazzamhğı gizlenemez.enerjiyi düşündürmektedir. (99) Nur: 35. evlerimizin her bucağına döşenmiş ve istediğimiz anda nur saçan. Kahire'de düzenlediği bir konferansta. Aydınlatmadan başka bütün ev işlerini de gören. Allah (c. Şimdi. başaşağı çevrilen bir bardak suyun dökülmesi gibi. Şayet insan yanılarak bozuk tele el sürerse elektrik çarpar." (101) 3u ayetlerin elektriğin mahiyet ve fonksiyonunu nasıl veciz bir şekilde ifade ettiğini görmek için. o da aynı tehlikeye girir.000 km.c. 2 — "Size. basit bir düşünce kafidir. yahut verilen emrin taksim edilmesi.va'dolunanlar da (İslamiyet'in muzaffer olacağı ve öldükten sonra dirileceğiniz de) öylece (101) Zariyat: 1-2-3-4-5-6. Hele birinci ayette Ay'a yemin edilmesi de bu seyahatin Ay'a olacağına kuvvetli bir işarettir Ay ile ilgili şunu söyleyelim ki. elektrik üretecinin de. Muhyiddin b.. birbirinden ayrı birçok tabaka ardı ardına geçilerek Ay'a gidilebilmiştir. dumansız bir alev ve bakır gönderir de (buna yakalanırsanız) kurtulamazsınız. Böylece. hala iman etmezler"(103). yemin olsun ki." Neil Armstrong. Neil Armstrong. Bugün ilim bunların aynısını (102) "Modern İlim ve Kur'an" adlı el kitabından aktarılmıştır. "O halde onlara ne oluyor ki. Rabb'inizin hangi lütuflarını yalanlıyorsunuz?" (100) İzoletörlere sarılı ince bakır teller. saniyede 300. Bu İslam'ın evrensel çağrısıdır.) adetâ buyuruyor ki: "Zerrelerin tozarması. hızla esen elektriğin rüzgarının elektronları çekirdekten ayırması. barajlarda. ben de iman ettim" diyerek Müslüman oluyor. gazete ve dergilerden öğrendiğimize göre. makinalara ulaştırılması nasıl doğruysa. uzay boşluğuna ve oradan da Ay'ın çekim sahasına girmişlerdir. bizim en uslu hizmetkarımız olmuştur. "Evet. Ay'a gidiş için binilen uzay araçları. Ve mutlaka hesaba çekilip karşılığını görecek-siniz. Ve değişik durumlardan geçileceği belirtiliyor. Nitekim. hala iman etmezler" emrine. 95 doğrudur. atmosfer tabakalarını bir bir geçtikten sonra. va'dolunduğunuz şey doğrudur. sizler. -siz bu günün insanları nasıl bunları keşfedip Öğrendiyseniz. elektrik yükünün negatif yükle yüklenmesi neticesinde emrin taksim edilmesi.. ardından kolayca cereyan edenlere. Müslüman olmasa bile. Bakiyesi: 515.. yahut verilen emrin azaları. Cilt: 4. elektriğin negatif kutuptan pozitif kutba doğru akması (doğru akım) ve düzenli olarak değişme (alternatif akım) hallerini özetler. yakmak için kibrit gibi araca gerek bırakmayan elektrik. akıl almaz vasıtaların her çeşidini sessiz ve dumansız. Hatta onu kurtarmak için biri ona yapışsa. (100) Rahman: 35-36. Arabi'nin "Işık ve bakır içinde başaşağı düşme ve ters yöne dönmenin bilgisi" (Fütuhat-ı Mekkiye. 94 Bu kadar kuvvetli olan elektrik. temiz bir halde işleten ve kuvvet kaynağı olan elektrik ne büyük bir nimettir. İslam'a giriş sebebini şöyle izah ediyor: "14 sene önce aya ayak bastığımda bu sesi işittim ve öğrendim. O halde onlara ne oluyor ki. Ve din (kıyamet) mutlaka vuku bulacaktır. Ölüme sürüklenir.(102) AY'A GİDİLECEK "Dolunay haline geldiği zaman o Ay'a andolsun ki. ezanı dinlerken Müslüman olduğunu ilan eden bu feza çağının fatihi. Apollo ll'in astronotlarından aya ilk ayak basan insan. 3 — "Zerrelerin (atomların) tozarmasına. . Aysel Kardeş.

kısaca bir iki örnek daha vereyim. daha dokuz yıl geçmeden hicretin 6. geçmiş milletlerden de haber vermektedir. Peygamberimiz'den (s. kesin bir ifade ile şunu müjdeliyordu: Rumlar (Doğu Ro97 malılar) İran'a mağlup oldu. İşte bu mucizeler gösteriyor ki. Kur'an gelecekten haber veriyor. Bizans'ın elinde bulunan Mısır.v).c)'dır. o günün iki büyük devleti olan. İran büyük bir galibiyet kazandı. diyemezsin.96 ispat etmedi mi? Etti.a. bu mağlubiyetten sonra mutlaka galip geleceklerdir. modern ilimle ilgili bilgilerin (ayetlerin) bulunduğu.. Okuma yazması olmadığı. İranlılar'ı Ninova'da ağır bir yenilgiye uğratmıştır. yalanlamaya haris oldukları halde bu haberlerin doğruluğunu inkar etmemişlerdir. bir Yaratıcı tarafından Hz. b) Hz. Muhammed (s. bunların kaynağı ancak vahiy olabilir. size gizlemekte olduğunuz şeyin çoğunu haber veriyor ve çoğundan da affediyor" (105). geçmiş milletlerden haber vermesi -ki alim olan bunların doğruluğunu itiraf eder. 98 ni okuma yazma bilmiyordu. Allah tarafından gönderilen bir kitaptır. nasıl olur da bunları bilebiliyor? İşte bu ayetler de gösteriyor ki: a) Kur'an. yılında Romalılar.. Ehli kitap olan Bizanslılar'ın.v). ümmi ya(104) Rum: 2-3-4. İşte ilmin yeni bulmuş olduğunu. Halbuki onlar. Okuma yazması yoktu. doğru iseniz Tevrat'ı getirip okuyun" ayeti ile cevap verip susturmuştur. Kur'an-ı Kerim'in daha birçok mucizeleri vardır. Allah (c.. Allah'ın elçisidir.a. kendisi yazdı. Üstte anlattığımız gibi.c. 1400 sene önce bildirmesi peygamberliğine işarettir. o zaman sana soruyorum: 1400 sene önce ilmin ve fennin olmadığı veya çok az olduğu bir zamanda. Tevrat ve İncil'de birçok hakikatları ifade etmiştir. Kur'an-ı Kerim'in mucizeliğinden biraz daha bahsedelim. ümmî olan ve okuma yazması olmayan bir insan. Delilin nedir dersen. Peygamberimiz (s. O da ALLAH (c. Yine Allah (c. O gün mü'minler ferahlayacak-lardır.v) bildiriliyor. Muhammed'e (s. Önünde sonunda emir Allah'ındır. Hiç kimse aksini iddia edememiştir. kimseden birşey öğrenmediği halde. Peygamberimizin (s. Çünkü. Peygamber Efendimiz zamanında. 1400 sene önce ümmî bir peygamberin söylemesinden dolayı. Birkaç (3-9) yıl içerisinde. Muhammed (s.a. Bu hususta azıcık inat edene Rabbimiz: "De ki.a.) tarafından gönderilen bir kitaptır.Kur'an'ın mucizelerinden biridir. Kur'an-ı Kerim. birbirine rakip idiler. d) 20. Ateşperest olan İranlılar'a mağlup olması Müslümanlar'ı üzmüştü. c) Kur'an. Peygamberimiz. Kur'an-ı Kerim'in mucize oluşu."(104) Allah'ın va'di haktır.v) Mekke'de iken. gelecekten haber vermesine delildir. Peki. bunları cevaplandırmıştır. (Arabistan'a) en yakın yerde. Suriye gibi birçok eyalet İran'ın eline geçti. Kur'an.c.a. "Hz. Nitekim.v)'in hiç okuması ve yazması olmadığı halde.) buyuruyordu: "Ey kitap ehli! Size Resulümüz geldi. İşte bu esnada nazil olan Rum Suresi'nin ilk dört ayeti. Peygamber Efendimiz (s. Mekke müşriklerini sevindirmişti. bu iki devlet arasında vuku bulan savaşta. e) Kur'an-ı Kerim'de. (105) Maide: 15. ilmin yeni ispat ettiği şeyleri Kur'an'ın 1400 sene önce bahsetmesi.a.v) okuma-yazma . bunları bir yerden öğrenmesi mümkün olmadığına göre.v) bir çok sorular sorulmuş. Bizans (Doğu Roma) ve İran.a. onunla görüşüp konuşanlar. saymakla bitmez.. Ayrıca. asrın yeni ispat ettiği bu gerçekleri. Yahudiler. geçen sayfalarda yazdığımız modern ilimle ilgili bilgileri okuma yazması olsa dahi o zamanki ilme göre bilmesi mümkün değildir. Ayrıca bütün sahabe yani peygamberimizin sohbetinde bulunanlar. Savaşın sonucu.

" (107) 8 — O'na ilm-i Kur'aniyeyi öğreten bir rahip olsaydı. Demek ki. Allah (c. Eşraf-ı Kainat. Ayrıca. Rasul-i zişan hiçbir kimseden ilim öğrenmemişti. geçmiş ve gelecek fikirleri birleştiren bir ayna olduğundan. El cevap: Kur'an onları reddeder: "Andolsun ki. 5 — Kur'an-ı Kerim. emir ve yasaklan nefsin istediklerinin aksine bildirmesinden. öldüremez ise de ezdirecekler" dedi. 2 — Sahabeler. Haşa ve kella bütün hakiki ehl-i iman olanlar . Evvel ve ahirdeki beşer fikrine.bilmediğini söylüyorlar. kendini ondan üstün gösterip. Kur'an. 23 yıl zarfında bir şedde veya bir noktayı değiştirmeden aynı şekilde tekrar ederdi. hayatını da yazdılar." (106) 4 — Ruhbanlardan. Kur'an. Hak'dan sapmak sureti ile kendisine (Rasulullah'a öğrenmeyi) nisbet edecekleri o malûm kimsenin lisanı yabancıdır. bütün fesahati ile ve belagatı ile apaçık Arapça'dır.a. bu (şiir öğrenmek) ona yakışmazdı. 1 — O'nun muasırı. diye iftihar ederdi. Eğer bir kimseden ilim öğrenmiş olsaydı. Rasulullah'ın. Yahudiler. aradan çok zaman geçtiği halde aynı şekil ve tertiple tekrar edildi. bir kişiden ilim öğrendiğini yazmamışlardır. Arabî değildir. 6 — Bir talebenin bir üstaddan ilim öğrenmesi gizli olmaz.c) Kur'an-ı Kerim'de: "Sen bundan önce bir kitap okumuyor ve elinle yazı yazmıyordun ki iptalciler şüphe etsinler" buyurmaktadır. "Biz O'na (Peygambere) şiir öğretmedik. vakıa. Rasulullah'a gelmeyen ayetleri. o hiçbir zaman okumamıştır. ahkam ve çeşitli teşriyi.v)'in peygamberliğine ait yazdığı delillerden biraz yazalım. 3 — Yahudi ve Nasraniler'in kitaplarını okudu. Çünkü. Bahira. gerekse iman etmeyenler kavmi ve kafirler. Ayetlerin hepsi bir veya iki seferde nazil olmuştur. Halbuki. sorulan ondan sordu ve cevaplarından sonra amcasına hitap eyledi ki: "Bunu memlekete götür. insan. Siyer ve hadis kitaplarında. Çünkü. 7 — Araplar'dan en meşhur olanlar şair idiler. Onun (Hazreti Ahmed) getirdiği kitap (Hazreti Kur'an). muhakkak uzun bir müddetten sonra öğrenmek mümkün olur. öncesinden onu reddeder. Bu (Kur'an) ise. asla beşer tarafından gelmesi mümkün değildir. siyer ve tarihlerde bir ruhban ile musahabeti. gelen ayetlerin nazm-ı şeriflerini birinci seferde tekrar eylediği gibi. biz. havadisler mucibince 23 yıl ayet ayet nazil oldu. arkadaşlığı rivayet etmemişlerdir. Artık. Rasulullah. bütün hadis-i şerifleri zaptettikleri halde. bu Kur'anın beşer tarafından olmadığına kafi bir delildir. Binaenaleyh bir görüşmek ile bu kadar ilmi öğrenmek mümkün değildir. "Ehli Sünnetin Nazariyesi" adlı kitabında muhterem İsmail Çetin Hocaefendi'nin Peygamber Efendimiz (s. "Ol hazret benim talebemdi". bir mecliste üç sefer tekrar ettiği taktirde herbir seferinde ayrı bir şekilde tekrar etmeye mecburdur. Sonra. Kur'an bir teşriye ve kanun-u ilahiyedir. 100 tarih muhakkak yazardı. hem nefis ve hevasına muhaliftir. gerek sahabeler ve. bir meseleyi. onların (haset eden kafir ve ruhbanlardan öğrenmeyi iddia edenler). çok zaman da geçmiş ve gelecek zamanın hadiselerine de muhaliftir. bu Kur'an'ı mutlak bir beşer getiriyor diyeceklerini biliyoruz. muvakkat bir ilme ve fikre ait olduğunu takdirde Kur'an onun muvakkat olduğunu bildiğinden. oniki yaşında iken amcası ile beraber idi. zamanın olayları. bir öğütten ve (hükümleri) açıklayan (hak) bir Kur'an'dan başkası değildir. Rasulullah'ın Kur'an'ı öğrenmesi mümkün değildir. Sonra Kur'an'a çevirdi deniliyor. güya onlardan ilim öğrendi. Kur'an şiir değildir. (106) Nalh: 103.

Kitab-ı Mukaddes'i tercüme edecek kudrette değildi. harf harf okuyup. hem kıyametin küçük alametlerini. ezberden Kur'an'ı baştan başa. bir aleti yok idi. Dediğimiz manaya şahit onun fesahati ve belagatidir. birkaç tane Kur'an'ın Allah-u Teala tarafından geldiğini bildiren ayet-i kerime yazayım. 102 natın içindeki halen keşfedilmiş ve edilmeyen pek çok hadiseleri. 101 mal-i kuvvet ile Cenab-ı Hak. Hal öyle iken. o zaman hasımlar davasına alet ve takviye bulurlardı. 14 — Ehl-i kitabın iddia ettikleri. şüphe yok ki.. Mesela: Peygamberimiz. o'nu gönderdiği halde. İşte kemal-i ilim. kemali ile tilavet ederdi. Ezel ve ebed aynası Kur'an'ı ezberden okuması. 10 — Okumak ve yazmak. O hudutsuz ilim sahibi. Şimdi de. içlerinden bir kısım (inat ve inkar edenler) kendileri bilip dururken. Kitab-ı Mukaddes'i Arapçaya tercüme edip Resul-i Zîşan ondan faydalanmıştır" demenin aslı yoktur. "Kendilerine kitap verdiğimiz (ehli ilim) onu öz oğulları gibi tanırlardı. 13 — Hazreti Resulullah'ın asr-ı saadetinde Mekke'de mektep yoktu ve o hazret başka yabancı lisan ile konuşmamıştı.. Varaka. kemal-i ahlak. "Cebrail aracalığıyla yahut ilham ile (habibim) seni okutacağız da asla (sen Kur'an'ı) unutmayacaksın" (108). ehven bir şeyi yazması en kuvvetli bir delildir ki. Sonra vahyin başlangıcında feraseti ile onun ümmiliğinden peygamber olduğunu bildirmişti ve hicret zamanına ulaşamayacağına inanırken kederlenip mahzun olurdu. okuma yazma öğretmemişti. hem Hz. (108)A'Ia:6. 11 — Eğer okumak ve yazmak ile peygamberlik davasına çıkmış olsaydı. O'nun sıfatlarından birisi de keşfi ve zevkî müşahedeleridir. 'Varaka bin Nevfel. gene mutlaka hak olanı gizlerler. Ali'nin katlini. ke(107) Yasin: 69. Allah'ın sevgili kulu. ne büyük bir insandır. Aletsiz ilim olunca. Halbuki. Onun üzerine salat-u selam olsun.(ister Tevrat. "Okuma yazmayı bilip. fesahat ve belagatlerini O'nun münkirleri bile ikrar ederler. Nitekim. bir medde. O'nun kemal-i ilmi had ve hesaba sığmaz. 9 — Hazreti Resul-i Ekrem. ilim ve hesabın aletidir. kemal-i zeka. vahy-i ilahiyyenin ta kendisidir. Tevrat ve İncil'de Hazreti Resulün evsaf-ı şeriflerinden birisi olan ümmilik mucizesinden bahs edişine teslim olacaklardı. bir cezme bile değişiksiz. nazmını hatta bir şedde. hadiseler söyler. Eğer imanları olsaydı. Kainatta ferd-i kamildir. Vahy-i ilahi ile yerküresinin hazineleri ve kai(109) Bakara: 146. geçmiş kıssalar. işte bu oluş mucizenin ta kendisidir. hiçbir şeyi bu ayetin nüzulünden sonra unutmazdı. gizletmiştir" demelerinin Kur'an'ı reddetmesi şöyle dursun onların kendi kitaplarına yani Tevrat ve İncil'e imanları yoktur. 12 — Yazı yazmak kolay bir şeydir. okuyup yazmadığı halde. Çünkü. Resulullah." (109) 15 — En derin ve manalı ümmî kelimesi Hazreti Resule mahsus bir sıfattır ki: Hiçbir kimse ile müzakeresi olmadığı halde. ümmilik sıfatını o'nun hakkında bir mucize kılmıştır. Hem kendisinden sonraki zamanlardan bahseder. Bu iki zıt denizi birleştiren Allah. hem de büyük alametlerini ve şimdiki zamanımızda çıkan bazı hadiseleri de hatta herbir asra ve zamana mahsus hadis-i şeriflerinde açıklamışlardır. . ister İncil alimleri) O'na boyun eğdiler ve teslim oldular.

onu sana indirdik.a. Beynimin düşünceden eridiği zamanlar. dileyen inanmasın. İşte Kardeşim Aysel. Ama umutsuz değiliz. Biraz uzunca oldu ama ne yapayım içimdeki volkan durmadı. başından sonuna kadar sorularla ilgili olduğu için yine sorulara geçeceğiz. tut orucu yeter". 103 B) Kur'an. Kendime. Bu sorular Türkiye'nin hatta dünyanın her yerinde halka ulaştırılan sorulardır. düşünen varlık. Neler olacak şu güzel Türkiyemiz'de. elbette sorular soracak. Anlatacağız inşallah. "Kur'an. Dağlar derdimizin büyüklüğü yanında kum gibi küçük kalır..." (113) "Hamd Allah'a mahsustur ki. mantık oyunları ile onları bunalıma sokmaktır.. Fakat."O Kur'an öyle büyük bir Kur'an ki. develer gele gele deliğin ağzına kadar yanaşırlar. "Bir of çeksem. soru sormak. "Beni sokmayan yılan bin yaşasın" diyenlere.. Bir fare gelir devenin ipini keser. Ben de öyle hissederim kendimi. Rahim olan Allah'ın indirdiği bir kitaptır. asla çekilen yöne değil.. Muhammed (s. "Gel kardeşim. ipin ucunu alır yuvasına doğru götürür... Müslüman ise. insanları karanlıklardan aydınlığa (huzura) çıkarsın diye"(110) "Bu kitap öyle bir kitaptır ki. bu kadar delilden sonra dileyen inansın. C) Kur'an.. Bize kuvvet ver. (Allah'tan geldiğine) hiç şüphe yoktur. eşlere. bir şiir yazmıştım. hem de ebedî orada kalmak üzere. Deve girmeye çalışır ama giremez. Devenin şu misaline düşmezsek. alçaldıkça günahsız çocukları da alçaltmıştır. ALLAH (c. Bizi perişan ediyorlar.c) tarafından gönderilen bir kitaptır.. kulu Muhammed'e indirdi. Ne kadar komik bir manzara değil mi? Fare kocaman bir deveyi çekiyor. Biz böyle bir kavim miydik. Alçaklar. hem de gelecekten bahsettiklerinin aynen vuku bulması gösteriyor ki: A) Hz. Niçin? Niçin olacak. yaratıcısının adına 'Tabiat" diyebiliyor. (111) Bakara: 2. elbette bunalım girdabına girecektir. (112) Yasin: 5. en büyük bir mucize. muvaffakiyetimiz gerçekleşecektir inşaallah. (114) Kehf: 1. alemlerin Rabb'indendir. herkese söyledim.... develerin yularından birbirlerinin arkasına bağlanmasıyla yapılır.. Muhammed'in (s... Ama insan öyle mi ya? İnsan.a. Onun mana ve lafzında bir çarpıklık yapmadı. Şu kafir oyunlarını bir anlatabilsek ah. "Dönüşümüz onadır" ayetlerini okuyacağız.. Deve kervanlığı.."(lll) Ve daha önceki kitaplarda da geleceği bildirilmişti. . "Kıl namazı. yani okuma yazmasının olmadığı bilinen Hz. kafirlerin en büyük silahı. dinini bilmeyen gençliği. Şimdiye kadar deve olanlarda ne gördük.. Fare gider.v). (113) Secde: 2. 104 Devamlı da ipi çeker. inancı açısından. karşıki dağlar yıkılır" diyordu.. Derdimiz büyük. diyeceğiz. SORULARLA SAVAŞANLAR VE FARELER Kitabımız.. yaratıcısından habersiz bırakılıyor. Eskiden bir türkü vardı.. Bir gün develerle kervan yapılırken konaklama zamanı gelir ve bir yerde kervan konaklar." (114) Sonuç olarak diyebiliriz ki: Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde. onun ipini kim çekerse çeksin onun tarafına gider. Aman... babama.. İslam'ı terk eden vurdum duymazlara.. Allah'ın peygamberidir. Aziz. Farelerin. dostlara. diyenlere. pis bir nutfeden yaratılan insan. (110) İbrahim: 1. Oyuna gelmeyelim. deve." (112) "Kendisinden hiç şüphe olmayan bu kitabın indirilişi. arkadaşlarıma. Adamlar da devenin üzerinde uyurlar. yılanların peşine düştüklerinden sonunda cehenneme düştüler. 1400 sene hem geçmişten bahsetmesi.. yaratanına dön". Uyunalım artık ne olur. Rabb'ine.. perişan.v).. Kimbilir belki de hepsini kendimize yazdım. anama. Çünkü. Bak neler olacak o zaman. hem de çooook büyük. Bir ani atabilsek. Allah'tan uzaklaştırılan nesil. Fare gide gide yuvasına girer. arkasından develer de gider. Ahhh ah! Ne acı bir tecellidir ki. Bir anlatabilsek gör.. Rabb'ine düşman olma.. Hatta. ümmî. Ya Rabbi. Allah'ın emrettiği yöne gider.

"Keyfim şöylece rahat" dedin. sen sırt üstü yat. Sen diyorsun ki. yanıldın ey beşer kişi. Görmüyor musun bak hiç merhamet etmedi." Sormadım. bu işler bizim değil? Sordun mu ona hiç Rahman'ın manası nedir? . Yolunu asfalt yaptı. şöyle bir düşün.. değildi sorularının ilki. İstersen yine uyu. trilyon baş vururum. istersen kımıldama. Oyunlarına geldin. fakat o sende değil. Meyhaneden çıkan sana» "Sen sarhoşsun" dese de. Tane tane manasını bilirken müziğin. namusumu korurum." Gel gör ki. Dedin mi yavrum. Diyemez oldun ona. "Hadi canım sende. Gök başına düşse de. Lüks evinde. Biraz bozdu keyfini. Elini vicdadına koy . Bize yakışır mıydı canavarın dişleri. İslam'ı çiğniyorlar. Alçak at koşturuyor. "Bu düşen davul mu ki?" Diye sordun. lakin kusura bakma. ölüm de çıkış değil. 105 Kafirler ciğerine geçirir oldu dişi. soramadın da bu soruyu artık. Onu söylese iyi. Tarihte görülmüş mü utanmazlığın böylesi... Kaçar mıydı gözlerden sinsice gidişleri. Ben dinimi bilirim. Bu gidişin sonunu ah bir idrak edebilsen. altını göstermedi. Ninni gibi mi geldi. Kafirin gülüşüne "dostça"dır derken sen.. Rabb'ini terkeden sen. geniş gelmiş saha. "Ne cihadıymış o? Hadi be bırak" dedin. taa öbür tarafa bak. Önderimin uğruna.. bu bir sinek değil haa. sana dediler kefen. Amerika'dan tut. Emperyalistin sesi? Ağlamaklar yetmez. Kurtuluş neresinde satılarak gidişin? Bir emanet vardı sende.. Ucuza giden mala "kelepir" denilirken. O sana kesiyordu her boydan siyah kefen. işte bak böyle baktık. Seninse o yüceden bir ayet manası bil. Köpeklerin keyfine. Saltanatım asla yıkılmayacak. "Keyfim her zaman rahat.ACI AĞITLAR Sesleri duyuyorsun.

Dinimin askeriyim. Güneşi indirip de yerine gece takmak. bu tavsiyeyi kalbimin yaşı yazdı. mumyalanmış duruyorlar. Olmayan cesede ruhun gelip yerleşmesi mümkün değildir. ölüler azap çekecekti? CEVAP: Materyalist sistem (yani maneviyata inanmayan. din bizim. söyleme ne olur paşam. ne kadar tanınmış insanlar biliyorum ki. kemiklerini toplayıp bir çuvala koymuşlar. mezarı tamamen kaldırmışlar. gör içinde neler var. Şereflerle okunan dört üçlük tarih bizim. aksa da suçlu kanım.. lütfunla bize azap. Gösterme artık bize. Sen kendine gelirsen.Gel okuyalım yavrum. Ölsem de bu yoldayım. hatta bütün halkı Müslüman olan ülkelerde sorulan bazı önemli sorulara. Bil ki. Kafasını soy. unutma ki dava bizim. Sonra. Şunu bil.. madde alemi ile ilgili her şeyi çözemez. hangi engel aşılmaz. ya da sonra inleme. Sen kendine gelirsen kim sana köle olmaz. Anladım çok suçluyum. kendime geldim Ya Rab. Mahşer günü gösterme. Bu günü dev aynası. gerçeğin yok zerresi. mazimden pişman oldum. Anlıyorsun değil mi hatalar zincirleme. Korkutmamak seni Emperyalist. hepsi sana beyazdı. her şeyde aklın kabul edebileceği delili arıyoruz. . Kabir suali ve azabı bedene değil ruhadır.Emine Şenlikoğlu. kendimi yeni buldum. Hani kabir sorusu olacaktı da. Sonra kendine gelip. beynine inince dam. Kur'an'ı bana getir Söyleme sakın ağam. Ya şimdiden tedbir al. 106 107 SORU: Kabir azabı deniliyor ama bir türlü aklım almıyor. Geçenlerde bir mezar gördüm. yahut hayvanlar tarafından parçalanıp yenen. önce bu bakışı değiştirmeliyiz. Öldükten sonra yakılan. hiç cesedi kalmayan insanlar da vardır."(115) Şimdi gelelim Türkiye'de. it sesi. (115) Mahkum Duygular. yanıp kül olan. Aklın başına gelir. Akıl. Şeref midir sanki o davayı söküp atmak. Aklın kabul etmediği delili almıyoruz. Yok muydu renkte kara. Ölmüş insanın ruhu ta kıyamete kadar bir daha bedene dönmez. Geç kaldım affet Rabbim. Rabb'ine şöyle yalvar: Şimdi tevbe ediyorum. zerre zerre parçalanıp. her şeyi madde ile ölçen sistem) bizi Materyalist bakışa mahkum ettiğinden. firavunlar elçisi. namusumun bekçisi.

Nitekim. Önlerinde ta dirilecekleri kıyamet gününe kadar. der. Ubeydullah şöyle demiş: "Ormanda malımı arıyordum. basiret gözüne engel olan bedenin etkisinden nisbeten kurtulur. Ruh ise ölmez. cennetin ortasına açtı." (118) Şimdi burada her gece cesetlerine gönderilen ruh. aynen bedeni içinde hisseder.a." Hadisi nakleden Ebu Hüreyre (r. yaşadığı olayları.c. terkettiğim dünyada yararlı bir iş yapayım. (117) Müslim. Dünyada yaptığı işlere göre. İşte kabir sorgusu sırasında ruhun cesede reddi de. Can çıkınca. Rüyada ruh. fakat kapalı." Allah'ın Rasulü (s. Hz. ya yücelere çıkar. ceset çürümeye ve temel elemanlarına dönüşmeye başlar.v) duyduklarını şöyle anlatır: "Mü'minin ruhu. görüyor zanneder. İnsana kişiliğini veren ruhtur. Allah sana ve içinde ömür sürdüğün bedene rahmet etsin. kendisini cesedinde sanmasıdır. Bunu. Sonra yüce Allah: — Bunu sürenin sonuna (yani sidretü'l-münteha'ya) götürün. Şafak atıncaya kadar böyle sürer. iyi ruhlarla beraber zevk-ü sefa içinde bulunur ya da zindanlara atılıp. içinde uzun süre yaşadığı. cesedin yanında bulunması. bedensiz olarak dolaştığının farkında değildir. tekrar dünyaya döndürülmek isteyen ruhlara yüce Allah (c. elbette cesedin içine sokulmamaktadır.a). zeberced ve yakut kandillerine koydu. Haram'in kabrine sığındım. Bilmiyor musun. H. Bundan kastedilen." Mü'minin ruhunun güzel koktuğunu anlatan Ebu Hüreyre (r. Ruhun görüş . ebedîdir. Allah (c.a) diyor ki: "Allah Resulü.Kuruyan ağaç nasıl canlanmazsa. kemal kazandığı bedenden ayrıldıktan sonra da hem ayrıldığı bedenini görür. Ruh. Abdullah'tır. hem de kendisini. azaplara sokulur. Bu ruh yüce Rabb'ine götürülür. (Şafakla) tekrar ruhları bulundukları yere gönderilir.c) bunun olmayacağını bildirmiştir: 108 "Onlardan birine. Nasıl ki insan rüyada. Kabrinden öyle bir kıraat (okuma) sesi duydum ki ondan daha güzelini duymamıştım. Cennet 17.) onların ruhlarını aldı. bedende yaşıyor. ölen insan da dünyada bir an için dahi canlanmaz. latif cisim olarak koruduğundan." (116) Cesede hayat verip onu bozulmaktan koruyan can. tamamen eriyip toprağa karışır. (cesedinden) çıktığı zaman oniki melek alıp (göğe) çıkarır. Geç oldu. 75." (117) (116) Mü'mimun: 99. Ebu Hüreyre (r. ölüm geldiği zaman. bedenden tam ayrılmaz. kafirin ruhunun kötü koktuğunu anlatırken gömleğini burnuna tuttu. (geriye dönmelerine engel olan) bir berzah (geçit) vardır. Gece olunca ruhları tekrar kandillerine (cesetlerine) geri döndürülür. penceresiz bir kafes gibi ruhun manevi güçlerine. derler. sürenin sonuna (yani zindana götürün) dediler. ruh olarak yaşadığı halde. Nihayet. bedenin şeklini. bu konuda Allah'ın Resulünden (s.a) şöyle devam ediyor. her gece ruhun kabri civarına gelmesidir. "Gök halkı: — Yer tarafından güzel bir ruh geldi. Rüyada dolaştığı yerleri. Hayır bu onun söylediği (olmayacak) bir laftır. 109 Talha b. Amr b. derler.a. beni (dünyaya) geri döndürünüz ki. Kafirin kötü kokan lanetli ruhu da (bedeninden) çıkınca gök halkı: — Yer tarafından pis bir ruh geldi. Rabbim der. Abdullah b.v) buyuruyor ki: "O. yani ruhtur.

açısına gerilen perdeler vardır. Ruh, bedene gizli kalan dünyalara uzanır. Ölüm halinde ise, tamamen bedenin etkisinden kurtulan ruh, gezer, dolaşır, içinde yaşadığı bedenin çevresinde dolanır. Hatta ilk önce bedenden kurtulduğu için kendisini hala beden içinde sanır. İşte ölümden sonra vu(118) İnsan ve İnsanüstü -Süleyman Ateş. 110

ku bulacak sorgu da ruhun bedene dönmesi,bedenin yanında bulunması ve aynen beden içinde imiş gibi sevinç ve azap duyması anlamına gelir. Allah'ın yaratılış yasasına ve ayetlerin açık ifadesine aykırıdır. Çünkü, Cenab-ı Hak, ruhun bir daha dünyaya yani maddi bedene dönmeyeceğini bildirmiştir... Yüce Allah: "Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (deriz)" (119) buyurmaktadır. Bu sunulma, kabir azabıdır. Ayetten hitabın ruha olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Kabir azabının, bedene değil, ruha olduğunu aşağıdaki hadis açıkça göstermektedir. "Mi'raca çıkarıldığım vakit, öyle bir kavmin yanından geçtim ki bunlar bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. Cebrail'e; "Bunlar kimdir?" dedim. "İnsanların, etlerini yiyen, gıybet edenler ve namuslarına tecavüz edenlerdir, dedi" (120) Burada, Peygamberimizin (s.a.v) azap içinde gördükleri, o şahısların bedenleri değil, ruhlarıdır. Bedenler çürüyüp gitmiştir. Mü'min, kabrinde yemyeşil bir bahçe içinde bulunur. Kabri yetmiş zir'a genişletilir. (Kabrin şu kadar genişletilmesi, ölünün ruhunun geniş bir makam içinde bulunması demektir.) Ve içi, ayın ondürdüncü gecesi gibi aydınlatılır. Peygamber (s.a.v), ashabına hitaben: Biliyor musunuz; "Kim benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, onun hakkında dar bir geçimdir ve biz onu kıyamette kör olarak neşrederiz" ayeti kimin hakkında inzal buyurulmuştur? dediler. Allah ve Rasulü bilir denildi. Buyurdu: O, kafirin kabrinde göreceği azaba dairdir. O kafire doksan dokuz "Tınnin" musallat olur. "Tınnin" nedir biliyor
(119) Mü'min: 46. (120) Ebu Davut. 111

musunuz? dediler. Hayır. Buyurdu ki: O, yedi başlı bir yılandır. Kafirleri, kabirlerinden kaldırıldıkları zamana kadar ısırırlar, sokarlar ve şişirirler. (121) Hz. Peygamber (s.a.v), kabir azabından Allah'a (c.c) sığınmıştır. Zeyd b. Sabit diyor ki: "Peygamber (s.a.v) ile Neccaroğullarının çevirmesinde bulunuyorduk. Kendileri katırın üstünde idiler. Biz de kendisinin yanında idik. Birden, katırı ürküp saptı, az kalsın kendilerini düşürecekti. Bakım ki, yanımızda altı yahut beş ya da dört kabir var. Buyurdular ki: — Kim bu kabirlerin sahiplerini biliyor? Bir adam: — Ben, dedi. — Bunlar ne zaman öldüler? dedi. — Şirk devrinde öldüler ya Rasulallah, dedi. — Bu ümmet de kabirlerinde imtihan edilir. Eğer gömülmekten vazgeçecek olmasaydınız, benim işittiğim kabir azabını size de işittiririrdim, dedi. Sonra yüzünü bize doğru çevirerek: — Cehennem azabından Allah'a sığınırız, dedi. — Cehennem azabından Allah'a sığınırız dediler.

— Kabir azabından Allah'a sığınırız, dedi. — Kabir azabından Allah'a sığınırız, dediler. — Açık ve gizli fitnelerden Allah'a sığınırız, dedi. — Açık ve gizli fitnelerden Allah'a sığınırız, dediler. — Deccal fitnesinden Allah'a sığınırız, dedi. —Deccal fitnesinden Allah'a sığınırız, dediler." (122)
(121) Tirmizi (Ebu Hureyre'den) (122) Müslim, Cennet: 67.

112 Peygamberimizin (s.a.v), ashabına kabir azabından Allah'a sığınmayı öğrettiğini anlatan, bazı kimselerin, kabirlerinde azab edildiklerini bildiren hadisler vardır. Peki, ruh, kabrin içinde midir ki, kabirde azap edilsin? Ruhun azaba, uğratılması için kabrin içinde olması gerekmez mi? Hadislere göre, temiz ruhlar serbesttir. Diledikleri yere giderler. Fakat günahlı ruhlar tutuklanır, azaba sokulurlar. Bunun, uzun yıllar içinde yaşadığı beden kalıbı ile de manevi bağlantısı vardır. Onu düşünür, onun yanına gelir, onun halini görür. Hem böyle bedenini dışarıdan görür, hem de ruh kendisini bedenin içinde hisseder. Çünkü, kendisi bedenden ayrılmakla beraber yine de şeffaf bir bedene, kendisini diğer ruhlardan ayıran latif bir cisme, bir şekle sahiptir. Bu şekil, dünyadaki bedenin şeklidir ama ondan daha güzel veya daha çirkindir. Esas şekil o şekildir. Binaenaleyh bedenden ayrılan ruh, yine kendisini bedende hisseder. Aynı zamanda kabirde bulunan bedenin yanına gelir. Kabrinin çevresinde bulunur ama oraya da bağlı değildir. Başka yerlere de gider. Basiret gözü açık olanlar, o beden içinde yaşamış ruhun, azapta mı, nimette mi olduğunu görebilirler. Hatta bazı hayvanların dahi azapta olanları görüp hissettiklerine dair hadisler vardır. İşte Allah'ın Rasulü (s.a.v) bazı kabirde bulunanların azaba uğradıklarını söylemiştir. Fakat onların cesetlerine azap ediliyor dememiştir.(122-a) Ruh, bedenden ayrıldıktan sonra ta kıyamete kadar olan hali, kabir halidir. Bedenden ayrılan ruhun gördüğü azaba, kabir azabı denmiştir. Çünkü ruh hayatı, insanın ölümüyle başlar. Fakat insan ölünce genellikle kabre konulduğu için, ruh hayatına kabir hayatı denmiştir. Aslın(122-a) İnsan ve İnsanüstü-Süleyman Ateş. 113

da kabir hayatı ruhun hayatıdır. Kabre konulsun konulmasın, bedenden ayrılan ruhun hayatı, azap veya nimeti, kabir hayatı yani ölümden sonraki hayattır. Sonuç olarak: Kabir azabı vardır, bu azap bedene değil, ruhadır. Rabbim bütün Müslümanlar'ı kabir azabından korusun. Ahiret aleminde, o alemin icabına göre bir bedenimiz olacağı için, azap ve nimet onun vasıtasıyla olabilir. Lakin cismimiz çürüyüp toprak olunca bu azap veya nimet nasıl hissolunacak? denilecek olursa; azap ve mükafat hem bedene ve hem ruhadır, deriz. Lakin bunları hissedecek olan şey ruhtur. 114 SORU: İslâm, kadına niçin hak vermiyor? Erkeğin yanında niçin ikinci sınıf muamelesi görüyor? İkisinin eşit olması lazım değil miydi? Mesela, niçin erkeğe iki miras, kadına bir miras veriliyor? Niçin şahitlikte iki kadın bir erkeğin yerini tutuyor? Niçin erkek dörde kadar evlenebiliyor?

CEVAP: Bütün bu soruları İslâmiyet hakkında bilgisi olmayanlar soruyor. İslâmiyet'i bir öğrenseler hayretlerinden akılları duracak ve sormayacaklar. Bir de bunlara, radyo, televizyon, gazete ve dergilerin İslâmiyet'i kötülemeleri eklenince tamamen İslâm'a düşman kesiliyorlar. Hemen şunu söyleyelim ki, İslâmiyet değil kadını korumamak (hak vermemek) hayvanları dahi korumuş, onlara ağır yük vurmak ve aç bırakmak suretiyle eziyet eden kimselere dünya ve ahirette ceza vermiştir. Yani İslâm hukukunda hayvanlara eza, cefa edenlere ceza vardır. Bu hususta bir hadis-i şerifi nakledelim. "Peygamberimiz (s.a.v), Ensardan bir adamın bahçesine girdi. Orada bir deve bulunuyordu. Deve peygamberimizi görünce inledi ve gözlerinden yaş geldi. Peygamberi115

miz (s.a.v), deveye yaklaşıp (şefkat ve merhametinden) hörgücünü ve kulak arkasını okşadı. Deve, sesini kesti. Sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v); — Bu deve kimindir, buyurdular? Ensardan bir genç: — Benim ya Rasulallah, dedi. Resul-ü Ekrem: — Allah'ın sana emanet ettiği bu deve hakkında Allah'tan korkuyor musun?.. Bak deve senin onun aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana şikayet ediyor. (123) Hayvanın hakkını veren İslâmiyet'in kadına verdiği haklara geçmeden, dünyanın ve yüzelli, ikiyüz sene öncesine kadar Avrupa'nın kadına bakış açısına bir bakalım. İslâmiyet'in geldiği çağda kadın, yeryüzündeki hemen bütün milletlerde aşağılık bir mahluk olarak kabul ediliyor, zelil, hakir ve esir bir durumda bulunuyordu. Eski Hint hukukuna göre kadın, evlenme, miras ve diğer muamelelerde hiçbir hakka sahip değildi. Kadının murdar temayüllere, zayıf karaktere ve kötü bir ahlaka sahip olduğu kabul ediliyordu. Budizm'in kurucusu Buda, önceleri kadınları dinine kabul etmiyordu. Nihayet bir çok tereddütten sonra kadınları dinine kabul etmiş fakat bunun Budist toplumu için çok tehlikeli olduğunu söylemiştir. İsrail hukukuna göre kızlar, babalarının evinde bile hizmetçi gibidirler. Baba onları satabilir. Boşanma hakkı keyfi bir surette kocaya aittir. Kızlar, ancak başka bir varis bulunmadığı taktirde babalarının miraslarına nail olabilirler.
(123) Riyaz-üs-Salihin

"İran'da, Sasani devletinde, kız kardeşle evlenmek caizdi. Hatta bu teşvik edilirdi. Kan hısımlığının, kız kardeş ve annelerin saygıya değer hiçbir hususiyetleri yoktur." Şimdi, bunu okuyunca ne kadar irkildin değil mi? Hem de çok tiksinerek irkilmişsindir. Ve kendi kendine; "Bu insanlar eskiden ne kadar vahşi ve adi imiş" demişsindir. Halbuki, bu olaylar 1450 sene önce olmuştur. Ya şimdiki olanlara ne dersin? Geçen sene, İsviçre'de, "Kız kardeşlerle evlenilebilir" diye kanun çıkarttılar. "Erkek, erkekle evlenebilir" diye de kanun çıkardılar. Hatta daha da kötüsü var. İnsan, yazmaktan haya ediyor. Ama, ibret olsun diye yazayım. Gazetelerin birinde okumuştum; ya Amerika'da ya da İngiltere'de, kadının biri köpekle evleniyor. Belediyede nikah kıyılırken dostları tebrik etmeye geliyorlar. İnsanın avazının çıktığı yere kadar bağırası geliyor: "NERDESİN BİN DÖRTYÜZ SENE ÖNCESİ CAHİLİYYET DEVRİ, GEL... GEL..." Yirminci asırdan sen daha iyiydin. Bu kadar vahşilik, adilik, hayasızlık olur ma Ya Rabbi!... Yunan ve Roma'da kadın, hiçbir şahsiyete ve hakka sahip değildi. Eflatun'a göre, kadın, orta malı gibi elden ele gezmeli imiş. Çinliler'de kadın, insan sayılmaz, ona isim bile takılmazmış. İngiltere'de, milattan sonra beşinci asırdan, onbirinci asra kadar, kocalar, kanlarını

Avrupa ve Amerika gençliğinden on milyon insan ölüp gitti. Bu karara göre kadınlar. Çünkü. murdar bir mahluk sayıldığından İncil'e el süremezdi. gürültü. kadınlar. Bunların kocaları ölmüş. O devirlerde kadın. Hanri'nin (1509-1547) devrinde parlamentodan çıkan bir kararla sona erdi. cehalet içine gömülmüş olduğu halde. Hatta kadın. İncil okuyabileceklerdi. aynı zamanda anne olsa kendisini beslemesi için çalışmaya mecburdu. yorulmak ve tahammül isteyen.satabilirlerdi. (124) Vaktiyle Avrupa'da ve bütün dünyada. Çünkü. haysiyetinden. Lakin çalışmasından. Bir kısmı da dört senelik hapisten sonra asabını dinlendirmek ve biraz yaşamak isteğiyle çalışmak. Alimler ve filozoflar. ihmale uğramış bir yaratık olarak kendi haline terkedilirdi. Hatta bu durum Sanayi İhtilali gelip çatıncaya kadar devam etti. Kadın. Başka bir yönde de. Dr. . çalışınca da ahlakından vazgeçmek zorunda idi. geçmiş tarihinde isabet edenden daha da kötü Teknik ve sanayi hareketi. Böylece bu durum Avrupa'da kölelik ve derebeylik devirlerinde de devam etti. doğuran.Yaşar Kandemir. kadına daim bir "Şeytan" nazarı ile bakmışlardır. yoksa hayvan ruhu mudur? Onun ruhunun insan ruhu farz edildiği taktirde. kadının çalışması bir zaruret halini aldı. yoksa o köleden biraz daha yüksek bir yaratık mıdır? Hatta Yunan'da ve Roma imparatorluğunda kadının sosyal ve haysiyetli bir mevkiye sahip olduğu kısa devrelerde bile bu durum. bazen şehvet ve lüks oyuncağı olarak kullanılır. acaba o insan ruhu mudur. orada harbin tahrip ettiklerini tamir ve fabrikaların çalışmasını eski haline koymaya kafi gelecek miktarda çalışan erkek eli olmadığı için. yahut harpte yaralandığından çalışamaz duruma gelmişti. evlenme ve evlilik hayatı yaşamaktan kaçıyordu. 118 felaket. gebe olan. Lakin buna rağmen kadın. fabrikalar kadını en kötü bir şekilde istismar etti. Milyonlarca kocasız kadın vardı. ekmeğine mani bir ka(125) İslâm'ın Etrafındaki Şüpheler . Sanayinin gelişmesi ile Avrupalı kadına isabet eden (124) İslâm Ahlakı Ders Notları . kendine has bir haysiyete sahip olmaya layık ve insani bir mahluk gibi hiçbir zaman hakiki ihtiram mevkiine yükselemedi. Böylece onu saatlerce çalıştırdılar ve aynı fabrikada aynı işi yapan erkeğe daha fazla ücret verdiler. (126) Birinci Cihan Harbi koptu. kadın hakkında şöyle münakaşa ediyorlardı: Kadının ruhu var mıdır? Yoksa o ruhsuz bir yaratık mıdır? Eğer ruhu varsa. Muhammed Kutub. İlk günahın işlenmesine sebep olan ve böylece insanlığın felaketini hazırlayanın bir kadın (Havva validemiz) olduğuna inanan karamsar Hristiyan milletler. Bu vaziyet ancak Kral VIII. erkeğin gönlüne sevdirdiği şehvetlerden sarfı nazar ile kendi kişiliği içinde. ancak şahsi sıfatları sebebiyle mahdut kadınlara veya meclislerin süsü. hesaba katılmayan bir sürü idi. zehirli ve boğucu gazlar sebebiyle sinirleri bozulmuş. deli olmuşlardı. o zaman onun erkeğe nisbetle insanî ve içtimaî durumu kölenin durumu gibi midir. Bu savaşta. Aile rabıtalarını parçaladı ve ailenin kuruluş düzenini bozdu. ruhi ve maddî ihtiyaçlarından en fazla karşılık ödeyen sadece kadındı. Kadın. hayvanlar gibi geceli gündüzlü çalışan. bütün çirkinliğiyle beraber çalışma kasvetiyle yüz yüze geldi. bazen de yiyen. aralarında övünme ve gösteriş vesilesi olarak onları teşhir etmeye meraklı zengin ve müsriflerin israf ve lüks vasıtalarından bir vasıta olmaları hasebiyle başkentin kadınlarına has bir durumdu.Prof. evli. içen. kadınları ve çocukları çalıştırdı. Bir başka yönden. korku. İngiltere'de kadın. Veyahut. o gün için kadının namuslu olması. çalışmadığı taktirde bizzat kendisi ve bakmağa mecbur olduğu çocuklar ve ihtiyarlar açlık tehlikesine maruz kalacaklardı.

(126) Aynı eser. Ayrupa'daki kadınların durumundan çok daha beterdir. kadın hakları konusundaki her adım. O halde bu çatışmada kullanmaya elverişli silahları kullanmak gerekiyordu. Sonra kendisine yapılmakta olan zulmü menbaından kesmek için. (127) Bütün bunlara rağmen. o zayıf vücut. mutfak yok. Nerededirler. grevleri. Varsa da üç-beş aileye bir mutfak.. erkek istesin istemesin bir diğer karşıt adımı hazırladı. nasıl yaşarlar. Böylece dizgini elinden kaçırmış ve çözülmelerle çökmüş olan bu toplumda bizzat kadın dahi artık kendi işine kendisi malik değildi. aynı yerde ve aynı işte çalışan erkeğin ücretinden daha az ücret veriliyordu. koluna bir bilezik. para yok. Orada.. 121 tın. mutlaka kanun yapma yetkisinde erkeğe iştirak etmesi lazım geldiğini anladı. Muhammed Kutup.. Çünkü o erkeğin yaptığı işin aynısını yapıyordu. erkekden daha az ücret verilmekte ve hala da buna devam edilmektedir.. Çünkü erkek eve geliyor kadın yok. yani karı-koca ayrı ayrı fabrikalarda ya da çiftliklerde çalıştırılıyorlar. o halde iş isteyenlerden ancak kendini teslim edenlere iş verme zihniyeti hakim olmalıydı ve öyle oldu. mademki. bakım yuvasına bırakılmış. isteyenlere kendini teslim ederek fabrika ve ticarethanelerde çalışmakla şu veya bu yolla arzularını tatmin etme mecburiyetinde bırakıldı. Sonra bunun arkasından gelen parlamentoda 120 temsil hakkını talep etti.. Kadına. üçünün bir araya gelmesi büyük mesele. bir fabrikada kadın. Kadın. o kendini. mademki zaruretleri için sevgiyle kendini peşkeş çekecek bir kadın vardır. böylece peşinde koştukları kuşlar. Dr. Onlar. her ikisi de aynı yolda hazırlanmışlar ve birtek öğrenim yapmışlar o halde. kadın eve geliyor erkek yok. Kadına ait ne kaldı ki. Birkaç cümle ile de Komünist alemdeki kadına göz atalım.. Çünkü. Bu ülkelerdeki kadının durumu. Onun mantıkî bir sonucu olarak. gösterileri. mutfakta bir kap yemek pişirmenin saadetinden çok uzaktır. boynuna bir kolye takmaktan mahrumdur. Aralarında varlığını hissettiği. gece gündüz vardiya usulü olarak çalıştırılıyor. Erkek. Çocuk. ne yaparlar. 119 yıt durumunda idi. toplantı ve kongrelerdeki konuşmaları ve basını hedefine ulaşmak için birer vasıta olarak kullandı. aç olarak -tane toplamak için-kendiliğinden yere düşüyorlardı.. Avrupa'da kadının haklarını elde etmek için yaptığı mücadelenin hikayesidir. hayatına kattığı. Çünkü. fabrikatör ve onun adamları sadece çalışan el istemiyorlardı. dolayısıyla da tadı yok burada haya(127) İslâm'ın Etrafındaki Şüpheler . Orada kadın. bunları avlamasına ne mani olabilirdi? Acaba vicdan mı? Ne gezer. O nazik eller. böylece saadet ve gurur duyduğu aile ve çocuklarına olan tabiî ihtiyacından bile mahrum bırakıldı.. erkek gibi devlet memuriyetlerine girmeye hak iddia etmeliydiler. kendilerini de bilmezler. kadınlık gururunu ve haysiyetini harcadı. Bu. İlk önce seçme hakkını talep etti. demokrasinin beşiği olarak kabul ettikleri İngiltere'de.Prof. Lakin onun esas meselesi bu sefer daha çok alevlendi. Zira. . bunu arayıp sormalarına da imkan yok. Artık onların. Kadın. devlet memuriyetlerinde çalışan kadına. mülkiyet yok. Buna mukabil en basit ve bedahetle kabul ettiği tabii hakkı olan "Ücrette erkeğe eşitlik hakkı"nı alabildi mi? Avrupalı erkek kolay kolay hakimiyetinden vazgeçmedi. ağır sanayide. Kadının çalışmaya olan ihtiyacını fabrikalar istismar etti ve hiçbir akıl ve vicdanın hoş görmeyeceği zalimce muamelesine devam etti. bir fabrikada. Kadın. bu durumu bulunmaz bir fırsat telakki ederek hareket ediyorlar.

123 . dünyanın hangi saadetinden dem vurulabilir. Bütün mazlumlarla birlikte kadını da kurtardı. — Sonra kim gelir? — Baban. Kim ne derse desin. Kadını. İslâm havada yakaladı. Hem bu kadın ne için çalışıyor. ölünceye kadar devam ediyor.v) de: "Sizin en iyiniz. Gözü paradan puldan başka bir şey görmeyen. "Cennet. Bundan sonra da erkeklere. cemiyet hayatında. mücevherleri aldı. 122 "Kadınlarla güzel geçinin" (128) buyurdu. asırlardır tokatlamaktan yorulmayan zalim elleri.a.Yaşama bakımından bir erkek hayatı. İslâm'ın (şeriatın) kadına verdiği haklan anlatırken. yine yer yer İslâm'ın dışındaki görüşlerin. (129) Tirmizi. Böylece. saadeti İslâm dininde buldu. malını dilediği gibi harcamayan ve inandığı yollara veremeyen bir insan için saadet hayaldir. Çünkü. hiçbirisi için değil.a. Onun asırlardır örselenen narin vücudunu. Evet. her şeyi çift yarattığını. hanımına karşı en iyi olanınızdır" buyurdu. layık olduğu değerlere İslâm ile kavuştu. bir mala sahip olmak yok. Edep. (129) Çektiği ızdırapların. 2. kadına bakış açısı nasılmış. fakat vücut ve ruh bakımından kadın olan bu insanlar. hâlâ yukarıdaki bir nebzecik olsun bahsettiğimiz şekilde kadına hak verirken. çalıştırılıyor. bir makinadan farksız olan kadın için. daima bunun için birbirini yiyen erkeklerin elindeki altınları. zürriyetin devamı için her iki cinsin kendine ait vazifeleri bulunduğunu böylece. her şeyi unutabilmek ve ızdıraplarını dindirebilmek için derin ve korkunç bir sefahete atılıyorlar. kadının vazgeçilmez bir unsur olduğu kabul edildi. döktüğü gözyaşlarının mükafatını. Esir hayatı. anaların ayağı altındadır" (130) hadisiyle alan kadın. kadına verdiği haklardan bahsetmek üzere İslâm'ın kadına verdiği haklara geçelim. Bir defasında ashabtan biri ile Nebiyy-i Muhterem (s. — Ondan sonra kimdir? — Yine anandır. (131) Buhari. makul ifadelerle şu gerçeği kabul ettirdi: Allah Teala. (131) İşte böylece kadın. — Ondan sonra kimdir? — Anandır. (130) Feyz-ul-Kadir: 111-316. insanlar içinde kendine iyi davranmaya en layık olan kimdir? — Anandır. Para için mi? Ev yapmak için mi? Eşya için mi? Hayır hayır. kadınlara taktı. Resul-ü Ekrem (s. inanmayınız. Fakat iş yine bitmiyor.v) arasında şöyle bir konuşma geçti: — Ya Resulallah. bütün dünya. Zalim ellerin tutup sürüklediği saçları tüllere bürüdü. iffetin timsalidir diye nadide kumaşlara sardı. Cemiyet hayatında kadının da bir yeri olduğunu takdir edemeyenlere İslâm. Ana olmanın büyüklüğünü o zaman anladı. bakın bindörtyüz küsur sene önce İslâmiyet kadına ne haklar vermiş. malı olmayan. Komünist memleketlerde mülkiyet yok. (128) Nisa: 19.

125 hukukunda ve İslâm'dan evvel Araplar'da durum böyle idi. onun hayvan mı." (137) Böylece Kur'an-ı Kerim. Müslüman kadınlar. eski İsrail (134) Nisa: 124. kötülükten alıkoyarlar. içtimai faaliyetleri onlarla beraber yürütmeyi kendilerine hakaret sayanların karşısına çıkan İslâm. Ana babanın ve .. ondan eşini vareden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. erkeklere hisse vardır. 124 İslâm. Kadınların ruhu olup olmadığı da.. kadın olsun iş yapanın işini boyuna çıkartmam. bu zavallıların mukaddes kitaplara dokunmasını ve okumasını resmen yasaklarken. dini irşadı beraber yapacaklarını. mümin olarak. (135)Nahl: 97. "Mümin erkekler. Birbirinizden meydana gelen sizlerden. Hafsa'ya teslim edildi. acaba kadındaki insan ruhu muydu. yoksa şeytan mı olduğunu münakaşa ederlerken. işte onlar cennete girerler. İslâm. Kendilerine zerre kadar zulmedilmez. miras haklarından bir çoklarına sahip değildi. Allah. yoksa hayvan ruhu muydu? Kadının da bir dini olabileceğini kabul etmek buna bağlıydı. İslâm dini gerçeği bunlara şöyle anlattı: "Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. (137)Tevbe:71. Hammurabi kanunlarında. ruhî ve dinî bakımdan kadınla erkek arasında bir fark bulunmadığını şu ilahî fermanlarla ilan etti: "Erkek veya kadın." (136) 3 — Cemiyet hayatında kadına bir yer vermeyen. (138) Kadın. "(132) "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan. onlarla aynı mabette toplanmayı. Avrupa'da ve bazı memleketlerde kadının bir dini olabileceğini akıllarına sığdıramayan dindarlar. Ruhu varsa. kadınla erkeğin yapacağı faaliyetleri şöyle sıralıyordu: "Mümin erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridir. ( 133) Nisa: 1. erkek olsun. eskilerin bir problemiydi. namazlarını kılarlar." (134) "Kadın. (136)Al-i İmran: 195. bunlara rahmet edecektir. İşte. "(133) 2 — Budizm dininin kurucusu Buda. zekat verirler. 4 — Eski hukuk sistemlerinden bir çoğuna göre kadın. İyiyi emreder. erkek kim inanmış olarak iyi iş yaparsa. Ecirlerini. İslâm'ın ulu kitabı Kur'an-ı Kerim. resmen bir kitapta toplanınca. kadına yine kol kanat gerdi. ne babasından ne de kocasından miras alabiliyordu. ona hoş bir hayat yaşatacağız." (135) "Rab'leri dualarını kabul etti. (132) Hucurat: 13. müminlerin annesi Hz. Allah. Osman'ın hilafetine kadar yıllarca onun yanında kaldı. Allah'a ve peygamberine itaat ederler. İslâm dini emirlerini tebliğde kadın-erkek ayrımı göstermedi. hakimdir. Rablerine beraber ibadet edeceklerini bildiriyordu. Brehme kanunlarında. kim yararlı işler işlerse. Müslüman erkekler" gibi ifadelerle onları dinî bakımdan müsavi tuttu. Ebubekir'in hilafetinden Hz. kadını kendi dinine kabul edip etmemekte tereddüt ederken. kadınla erkeğin birbirlerinin yardımcısı olduğunu.Kadını içinde bulunduğu yürekler acısı durumundan kurtardıktan sonra. İslâm dinine ilk giren Peygamberimizin hanımı Hatice validemizdi. şüphesiz güçlüdür. Hz. İslâm'ın ona lütfettiği maddî ve manevî imkanları sırayla gözden geçirelim: 1 — Kadının insan olduğunu bile düşünmek istemeyen bazı frenkler. "Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından. yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

Kaldı ki. kadına mülkiyet hakkının yanında ticaret ve tasarruf hakkını da verdi. babadan aldığı mirası çoluk çocuğunun nafakasına harcamakla bitirecektir. sahip olduğu malı . "(140) ayet-i kerimesi bunu ortaya koydu. İslâm'dan başka her hukuk sistemi için de söylenebilecek adil bir sözdür. birli taksim İslâm'ın kadını emniyetsiz. kiralama. Allah (c. kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Bu ikili. 126 sistemlerden çekip alarak müstakilen ve münferiden mütalaa etmek bizi daima yanıltıyor" diyorlar. İslâm'dan çekip alınacak münferid meseleler.. İslâmiyet'i bilmeyen. Kendi payının iki katını alan kardeşine gelince: O. birli taksimin anlaşılmaması ile birlikte İslamiyetin emirlerinin bir kısmını ya da tamamını inkar etmektedirler. bütün dünya hukuk sistemleri karşısında tamamen nev-i şahsına münhasır İslâm hukukunun. Bunlar. tesettür ve zina suçuna tertip edilen ceza esasları. hibe. boşama. Erkek kardeş ise. mal. az veya çok.çocuklarının her türlü ihtiyacını temin etrnek kocasının vazifesidir. İslâm'dan ayrı bir hukuk sistemi zihniyetiyle ve İslâm hukuku içinde ki aile müessesesini etraflıca bilmeden bir erkeğe. evlenirken mehir alacak ve adete göre birçok hediyelere de sahip olacaktır. 127 yerek artırabilecektir.eksiltmeyecek. (142) A) Kadının kendisinden başka bakmaya mecbur olduğu kimse yoktur. ya evlidir ya da evlenecektir. dört kadına kadar evlenme. hatta İslâm hukukunun verdiği salahiyetle onu işle(142) İslâm'da Kadın . nüfus kağıdındaki Müslümanlarla ve ikili. . "İslâm dininin çeşitli sahalarda vazettiği hükümlerden birini veya birkaçını bağlı bulunduğu (138) İslâm Ahlakı Ders Notları . ibadet hükümleri. ağızlarında geveledikleri bir konuya temas edelim. (140) Nisa: 32. Bu suretle kadın. alım satım haklarına sahip oldu. İslâm alimleri. Kur'an-ı Kerim' de.Bekir Topaloğlu. babasından aldığı mirasla geçinemeyecek durumda ise. mülk sahibi olma. İslâm düşmanlarının. kendisinden başka en çok zevcesine mükelleftir. (139) Nisa: 7. (141) Nisa: 48. Üstelik kadın. "Erkeğin hissesi. "Erkeklere kazandıklarından bir pay. Bunlardan başka." (139) ' İslâm. belirli bir hissedir.. bugün İslâmî hükümlerin tatbiki sırasında karşısına çıkan müşküllere tüm olarak ışık tutan bir noktayı zikretmek gerekir. bekar kız. Binaenaleyh. iki kadının hissesi kadardır. hatta İslâm'ın bütün hükümlerinin meselelerini ancak kendi sistemi içinde mütalaa edebiliriz. Bu mühim hususun sebebini belirtmeden önce. Evleneceği sırada ayrıca mehir verecek.yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır.Yaşar Kandemir. vakıf.c). Her iki halde de. Sonra mukayese yapmak gerekirse. erkek kardeş ona yardım etmeye mecburdur. gerek -varsa. Nasıl kolumuzdaki hassas saatin arıza gösteren bir parçasını çıkarıp takamazsak. sistemin tümünü karşısındakilere karşılaştırabiliriz. bundan İslâm dini sorumlu olamaz. Suçlanamaz da. Bu. iki kadın payı sistemi kavranamaz. muamelatı ve ahlakı da dahil bir "manzume" olarak İslâm'ın tatbik edilmediği cemiyetlerde zuhur edecek içtimaî dertler." (141) buyurulmaktadır. yarım bir varlık olarak telakki ettiğini sananların vehimlerini kuvvetlendirmiştir. Evli kadın. Eğer evli ise gerek kendisinin. masraf da edecektir. hal çareleriyle daima giderilmezse.nafakanın kocaya ait olması hesabıyla.

v) şöyle buyuruyordu: "Dul kadın. bu sistemde mükellefiyete büyük yer verilmiştir. Erkek ise. Kadının şahsiyetine hiç değer vermeyen bu tatbikatı İslâm iptal etti. bu mevzuda. emek sarfetmeksizin miras olarak gelen maldadır. kadına. kocasının izni olmadan harcama yapma hakkına hâlâ kavuşamamıştır. sorumluluğunu gerektiren bir vazife olarak harcar. bir meta gibi alınıp satılıyordu. Dr. Erkek harcamaktan vazgeçtiği veya sahip bulundu128 ğu mali durumuna nisbetle sarfiyatta cimrilik ettiği zaman. Fikri sorulduğu zaman onun susması da izni sayılır. O vakit. Müslümanlardan avamın anladığı ve kötü niyetli İslâm düşmanlarının dediği gibi bu meselenin aslı. kadın. gayri meşru yollara değil.olarak. kadına mülk ve tasarruf hakları 20. Eğer tekrar evlenecekse. Her ne kadar kadının özel serveti olsa dahi. eğer kocasından miras alıyorsa durum yine aynıdır. Hesap ve rakamlar mantığı ile düşünüldüğü zaman iki taraftan hangisine daha fazla isabet eder? Bütün servetlerini kendi şahıslarına harcayan. mesele ne temayüller. bu sefer nafaka kocaya aittir. kendi tarafından gönüllü bir hareket olarak değil. Bir mal. Evlenmemiş bir kızın da izni sorulmadan nikah kıyılmaz. ilk önce. asırda verildi. Görülüyor ki. Bu izahlardan sonra.B) Kadın. erkeğin tıpkı bir kölesi gibiydi. erkek kadına. "Herkese ihtiyacı kadar" prensibidir. erkeğin ondan birşey alması kat'i suretle doğru değildir. Bu ölçü ise beşeriyetin bugün ulaşmış olduğu en adil kanununa göre taksim ölçüsüdür. iktisadi ölçülere göre acaba hakiki bir imtiyaz sayılır mı? Kaldı ki. istemediği bir adamla evlendirilmeyecektir.Prof. kocasindan ve ekseriyetle ebeveyninden alacağı mirasla geçinebilir. iki kadının hissesi kadar hisse alması. Resulullah (s. (143) Dünyanın medeniyet (!) beşiği Amerika'da. Fransız kadını. bir topluluk.Yaşar Kandemir. veraset yoluyla intikal eden servetin üçte birini alır. Muhammed Kutub. kendisine velisinden daha fazla sahip ve maliktir. sonra aile ve çocuklarına sarfetmek için miras servetinin üçte ikisini alır. Kazanılan mala gelince. İslâm'da kadının kıymeti. 129 5 — Evlendirilirken fikri bile sorulmayan zavallı kadın.a. bu nisbet. erkeğin kıymetinin yarısıdır. yapmakla mükellef olduğu vazife ve mesuliyetlerin gerektirdiği sarfiyat nisbetidir. o kadın da onun zevcesidir." (145) Demek ki. Dul kalacaksa tek başına bir insandır. emek ve karşılık hususunda eşitlik prensibi diye ifade edilen başka bir ölçüye tabidir. erkeğin servetini. Sanki kadın hiçbir şeye malik değilmiş gibi itibar olunur ve ona bakmak erkeğin vazifesidir. sadece kendine sarfetmek için. ne de iddia meselesidir. ne ticaret kazancında ve ne de arazi ve benzeri mülklerin akar ve gelirlerinde kadın ve erkek arasında ayırım yoktur. Çünkü. ne evlenen ne de bir aile kuran bazı erkeklerin bulunması gibi kaide dışı haller varsa bunlar nadir örneklerdir. (144) İslâm Ahlakı Ders Notlan . Binaenaleyh onun bu mevzudaki kanaati açıkça alınmadan nikah yapılmaz. içinde kadın bulunan bir aileyi kurmaya harcamasıdır ki. servetin mecmuundan kadının nail olduğu hakiki miktarda artık bir şüphe kaldı mı? Kadının mükellef olmadığı vazifelerle mükellef olan erkeğin mirastan. (144) (143) İslâm'ın Etrafındaki Şüpheler . . bu husus. O halde İslâm'ın bu ölçüsünde ne zulüm vardır ne de bir şüphe vardır. O halde. İhtiyaç ölçüsü ise. ne iş mukabilinde alınan ücretde. hiçbir vakit. Bunlar dahi ellerindeki servetin çoğunu gayri meşru yoldan yine kadınlara sarfederler. İşte o. kadının erkeği şikayet etmesi hakkıdır. şeklinde değildir. Kadın. Fıtrî olan hareket. Sadece hesap meselesidir. Bu durum karşısında şeriat kadının lehine olarak ya nafaka veya ayrılma ile hükmeder. mutlak eşitlik çığırtkanlarının iddia ettikleri zulüm nerede? Şüphe yok ki.

giydirme. bir tane ile yetinmek gerekir. şüphe yok ki. üçer. Şayet (bu suretle de) adalet yapamayacağınızdan endişe ederseniz o zaman bir tane ile. diyenler vardır. Nikah bahsi: 41. Bu taktirde taaddüt olamaz. sizin haktan eğrilip sapmamanıza daha yakındır. Bari. 131 asla güç yetiremezseniz. içirme." Sadece sevgi gibi elde olmayan hususlar hariç diğer bütün davranışlarında koca. zorbalığın değil. Çok kimse tarafından yanlış anlaşılan dörde kadar evlilik meselesinden biraz daha bahsedelim. iki. elinde olmayan gönül işini şu ayete göre yürütecektir: "Kadınlar arasında adalet (ve müsavatı tatbik) etmenize. birine büsbütün meyledip de ötekini (ne dul. barındırma. Senin sahip olduğun fakat benim malik olmadığım adaletten beni mes'ul tutma. Zaruret halinde birden fazla ve en çok dört zevceyi aynı zamanda saklayacak kimse. Allah. Acaba psikolojik olarak güzeli. Şu sevgiyi ele alalım. Dinimiz şu ayet-i kerime ile birden fazla kadınla evlenmeye müsaade etmiştir: "Eğer. 3 — Adalet gözetilmeyecekse. Ayet-i kerime bir tek zevce ile evlenmenin adaleti gözetmeye daha yakın olduğunu beyan etmekle evlenmede asıl olanın bir tek zevce ile yetinmek olduğunu bildirmektedir.Evlilik gibi hayatî bir mevzuda kabalığın. Fakat İslâm gelince bu meseleye verdiği cevabı şöyle özetleyebiliriz. vacip kabilinden bir emir değil. bu benim elimden gelen adalettir." (147) Peygamber Efendimiz hanımları arasında adaleti tatbik eder ve şöyle derdi: "Allah'ım. sevgi vs. genci. Eğer nefsinizi ıslah eder. bu yanlış bir kanaattir. barındırma. Peygamberimiz buyuruyor ki: "Bir erkeğin nikahında iki kadın bulunur da aralarında adaleti gözetmezse kıyamet gününe bir tarafı düşük. zevciyat muamelesi. Zevceler arasında adalet. ne kadar hırs gösterirseniz. felçli olarak gelir" (148). sevgi. giydirme. karşılıklı anlayış ve huzurun esas olduğunu Kur'an-ı Kerim şöyle açıklıyordu: "Birden fazla evlenmek isteyenlere "adalet" şartını koştu. Adalet gözetemeyecekse bir hanımla yetinecekti. Bu tarz düşünceden yürüyerek. (149) . yedirme. diğer yönden bunu mümkün kılmayacak şartlar koşularak bu müsaade kaldırılmıştır. yedirme. de gözetilecektir. (146) Nisa: 3." Bu. üç ve dört kadınla evlenmek mutla(145) Buhari. İslâm'ın doğuşu zamanında. çirkini. Fakat bu müsaade de adaletle şartlanmıştır. 1 — Adet tahdidi. erkeğin evlendiği kadın sayısı belirsizdi. ona da aynı adalet tatbik edilir. En çok dört kadınla evlenilebilir. hatta geceleri onların yanında bulunma gibi maddî hususlarda aralarında tam eşitlikle muamele ettikten sonra. çok esirgeyicidir. 2 — Adaleti şart koştu. yerine getirilmesi çok zor bir şarttı. zinadan kaçınma zaruretine bağlı bir müsaadedir. haksızlıktan sıkınırsanız. yahut malik olduğunuz cariye ile iktifa edin. bir tane ile yetinmeyi emretti." (146) Birden fazla. çok merhametli. ihtiyarı ile birlikte zevceleri müsavi olarak sevmek mümkün mü? Değilse. zevcelerine karşı eşitliğe riayet eder. Adalet olamayınca da. İslâm'da. adalet yok demektir. 130 ka yapılması gerekli farz. "Zevcelerden biri gayri müslim olsa. Halbuki. bir taraftan birden fazla kadınla evlenmeye müsaade edilirken. dörder olmak üzere nikah edin. ne kocalı bir durumda) askılı gibi bırakmayın. Bu (tek zevce ve cariye). yetim kızlar hakkında adaleti yerine getiremiyeceğinizden korkarsanız sizin için helal olan diğer kadınlardan ikişer.

Fakat bu realite. taaddüd-i zevcat hakkında tasvipkâr davranmaya başlamıştır. taaddüd-i zevcatta kadının kendisi de rey sahibi olur. Türkiye'de 30. üzerine evlenmemesi şartını koşabilir.4. 6 — Başta harp olmak üzere zuhur eden büyük felaketlerde meydana gelecek erkek kıtlığı. birçok tecrübeden sonra birgün mutlaka kabul edecektir. İnsanlık. İslâm'da farz. halen. ortalama ayda bir hafta hayız. kadınların namusu(150) Aynı eser.2. veled-i zinanın çoğalması ile cemiyetlerde çocuk düşürmenin fazlalaştığını gören düşünürler. kanunlar çıkarılmıştır. (147) Nisa: 129.. İslâm dini. umumiyetle. 3 — Kadının çocuk yapmaması. İslâm dini. bu zamanlarda ailenin durumuna göre bazen çocuk bile istenebilir.1945 ve 7.. zaman zaman doğan çocukların nesebini idarî yoldan tashih için. Birden fazla evlilik. kadın. Bu müddetler içinde cinsî münasebette bulunmak İslâm'da haramdır. dünyanın birçok yerlerinde resmen kaldırılmıştır.Tekrar edelim ki. hem . idama kadar varan cezalar tertip ederken. erkek sayısındaki bu muvazenesizliği. Bununla beraber Avrupa'da. " İslâm'daki birden fazla evliliğe hücumlarda bulunan Avrupa. Göreceği manevî zararlar. meşru evlada tercih edildi. düştükleri acıklı hal ile hatta "Erkek ithalatı" nı arzu etmişlerdir. Ord. kocasının üzerine evlenmemesine veya evlendiği takdirde ikinci zevceyi birinci zevcenin kendisi boşama hakkına sahip olabilmesine dair tanzim edilecek mukavele muteberdir. 5 — Kadının cinsî kudreti. erkeğe nisbetle 10-20 yıl evvel zayıflar. nu helal edinirken (kadınları nikâhlarken) koştuğunuz şarttır" (151) buyurulmuştur. Son olarak şunu söyleyelim ki.1950 tarihlerinde çıkarılan kanunlar gibi. 4 — Kadın. İslâm hukukunda evlenme akdi yapılırken kadın. diğer yönden ona vesileler bıraksaydı haksızlık olurdu. yaratılıştan cinsi iktidarsızlığa ve iştahsızlığa maruz bulunması. 2 — Zevcelik vazifesini görmesine mani müzmin bir hastalığa yakalanması. taaddüd-i zevcatı zaruri kılabilecek bazı sebepleri şöylece sıralamaktadırlar: 1 — Kadının. Bu takdirde. Dr. o yine de devam etmektedir. (148) İslâm'da Kadın . "İfa etmenize en çok layık olan şart.Bekir Topaloğlu (149) Aynı eser. nameşru çocuk. bir taraftan zinaya. bütün bu saydığımız zaruretleri tek bir şeyle halletmek istedi: "Zinaya göz yummak" Zina.. meşru nikaha. vacip gibi yapılması mecburi bir emir olmayıp ancak bazı zaruretler karşısında zinadan korunmak ve dolayısıyla cemiyeti ahlaksızlıktan kurtarmak için bir çözüm tarzıdır. her doğumdan sonra takriben kırk gün nifas (lohusalık) hali geçirir. Bunun en güzel misali. Prof. taaddüd-i zevcat.. Bu yüzden. İslâm'da Kadın adlı kitabına da aldığı. 1924 yılında aile kanununun hazırlanması münasebetiyle Millet Meclisinde ve matbuatta taaddüd-i zevcat hakkında bir hayli tartışmalar olmuş. Usulüne göre yapılacak akidde. fahişe. İslâm alimleri. (150) Şunu da söyleyelim ki. bertaraf edilmiş bulunur. meşru zevceye. bazı zaruretler karşısında birden dörde kadar evlenmeye cevaz vermiştir. Bekir Topaloğlu'nun. kocasının. Mazhar Osman'ın bu konuya dair makalelerini. metreslerin erkek hayatında ve malın güncel hayatta meydana getirdikleri tahribatı. İkinci Dünya Harbinden sonra Almanya'dır. Halbuki. Alman kadınlar. faydalarını hakkıyla takdir edip bunu kabul etmemişse.

bir taassubdan kurtulayım derken daha uğursuzuna. sarılanları tebrik ederiz. diye ateşler püskürüyordu.tartışmalar hakkında güzel bir özet verdikleri. hatta o şuurlu kötülük. Fevkalade tebrike şayan bir azimdir. Biz. bu yolda kanun yapılırken büyük bir asabiyet gösterdiler. S. Onbir yaşında erkeklerin. siyasetten uzak yaşadığımız kadar. Müslümanların medeniyette bu kadar geri kalmasından. Yeni kanuna. dinden. Bir genç mebus. Cumhuriyetin bu temayülden uzaklaşmak istediğini. faziletleri ve çarnaçar kötülükleriyle Avrupalılaşmaktadır. pek az ıslah edilebildiği başka bir dinin gereğidir. İşte gençlerimizin taaddüd-i zevcat ve talak meselelerinde benzemek istedikleri Avrupai şekil. saliklerinin asırlardan beri şikayet ettiği girdaba düşmek. Bir Türk ve Müslüman hekimi sıfatıyla değil. ayaklarımızı bağlayarak yükselmemize engel olduğunu. hekimliği de şiddetle alakadar etmemiş olsaydı sükûtu tercih ederdik. kızların evlenmesinden bahse(151) Buhari. Fakat anlayış ile. Bugünkü zihniyet. takdir ediyorlar. birçok hurafeleri ve adetleri ayak altında pervasızca ezmek cesaretini göstermelidir. 134 derek gülünç olacağını. Kör bir taassubun ellerimizi. şeriate uyarak taaddüt. Artık cahilane taassubu ayaklarıyla çiğneyerek. diğerinde Avrupalılaşmak taassubu. milletten tecerrüd etmiş. Garbın akıllara hayret verici medeniyeti hazmedilirken.. 138. medenî insanların yürümekte olduğu yoldan gitmek istiyorlar. sadece bir hekim şahsiyetiyle bu meselelerde ne düşünülüyorsa. bütün hüsn-ü niyetine rağmen taassuba dalkavukluk etmeye mecbur olmasıdır. Bizim bildiğimiz. şuurla ilerlemek icabeder. 6. medenî milletler arasına girilemeyeceğini söylediler. Dinî ve içtimaî olan talak ve taaddüt-i zevcat mevzuları. bir İslâm kadınını barlarda sarhoş etmek isteyen hoppa bir yenici arasında fark yoktur. Avrupa medeniyetini olduğu gibi almak. İkisinde de taassup başka tarzda tecelli etmiştir. tereddüt vehmine kapılmaksızın garp hayat ve medeniyetini kabule koştuğunu görüyoruz. bir hekim sıfatiyle. makalesinde. Yenileşmek mefkuresine bu derece şevk ve cesareti. Belki bu söylediklerimizi akide veya umdesine muvafık bulmayanlar vardır. hem de ihtisası hasebiyle ilmi oldukları için aynen alıyoruz.. çirkin ve medeniyete aykırı şeyleri mecburiyet haline getirmiştir. garbın bu kadar medeniyete rağmen başından atamadığı bir beladır.. deniliyor. TAADDÜD-İ ZEVCAT VE TALAK Mazhar Osman. başka din salik135 lerinin eseri ve madunu yaşamasından müteessir oluyorlar. bu yeni taassuba medeniyetin direği diye her şeyden evvel sarılmak gafletinde bulunuyorlar. Birincide Asyalılaşmak. Yenilik taraftarları. Yenilik taraftarları. tıbbın dışındaki meselelerde de mütalaa beyan etmekten son derece kaçınırız. mütalaalarımız daha ziyade yenileri düşürecek. bu memlekette hangi hükümet iş başına gelirse gelsin. yazdılar. ister istemez kötülükleri de beraber gelecektir. pek haklı olarak. taaddüd-i zevcata müsaade edebilir kanunla. şuursuz iyiliğe tercih edilir. gazetelerde çarpışıyor. . Alim ve mütefekkirlerinin hergün şikayet ettiği. C. Aile kanunu hazırlanırken birbirinden pek uzak fikirler. onları söylemekle iktifa edeceğiz. zevcat ve evlenme hakkında maddeler konulmak isteniyormuş. Gerçek milleti yenilik yolunda yürütmek isteyenler. Öyle tahmin ediyoruz ki. Millet Meclisinde. canlarını sıkacaktır. bizi aşağılattığını. hatta taaddüd-i zevcat ve talak münakaşalarını işitmeye bile bu asrın tahammülü yoktur. Fakat takdir edemiyorlar ki. Yoksa kadınların çarşafını sokakta yırtan kaba bir gerici ile.

piç telakki ediliyor. İki misal: Bir Türk erkeği. ancak ismini verebilmekle temellük edebileceğini anlıyor. yarım iffet diye telakki etmeye mecbur olmuştur ki. Hangi din daha serbest ise. büsbütün başından atmasın şeriatınız müsaittir. İkincisini alıyor. Ben. diye ağlıyordu. Taaddüd-i zevcata ister istemez boyun eğmeye mecbur olan sadece Müslüman kadınları değil. Sekiz sene. Müslümanlarla evlenen yabancılardan bile neler gördüm. Şu girişten okuyucularım pek iyi anlamışlardır ki. niye. Birçare kadın. Tabi. Zaten medenî hayatın zaruretleri bu kanunu alt üst etmiş ve daha bedbaht bir şekle sokmuştur. Çocuğu olmayan yahut zevcesinde belli bir kusur meydana gelerek zevcelik vazifesini acz gösteren bir zevce ile ebediyen yaşamaya kanun insanı mecbur ederse. ne kanun. sokakta kalmamak için. taaddüt-i zevcatta. bir fen adamı ve medeniyetin pek çılgın aşığı. ailesini unutan ve erkeğin iğfal tuzağına düşen kadın. Taaddüd-i zevcattan ve talaktan bahsedenler. yükseltmek istediğimiz kadınlık için acı bir vaziyet değil mi bu? Bizde de aynı böyledir. Meşru bir zevce gibi aile hayatına karışmak nerede. kusur saydığımız adetlerimize şimdiki medeniyetin babalarının dininde olmadığı için tahammül edemiyoruz. sanırız ki. dini mazur göstermeye çalışıyorlar. kötü birçok serbestileri istediğimiz ve tahammülleri şiar edindiğimiz halde. Hilkatin bu zarureti karşısında. Avrupalılar evlenme kanunlarını ta'dil için asırlardan beri uğraşıyorlar. Medeniyet yolunda ilk attıkları adımın. Avrupa medeniyetini . bu hususta şeriatın kocadan beklediği doğruluklardan bahsedecek değilim. en mühim gördükleri taarruzun haksız ve doğru olmadığına kaniim. Halbuki. Metresine servetini yediren. yenilerin şiddetli hücumlarında. Rica ederim. o korkak ve mahcup sesleriyle mecburiyet karşısında kabul edilmiş bir kusur gibi. kapatma ve çocuğu her türlü irsiyet haklarından mahrum. Medeniyetin. Biliriz ki. Taaddüd-i zevcatın nüfus üzerinde inkâr kabul etmez iyiliklerinden bahsetmek istemem. Ebeveynin isminden mahrum. daha faideli birçok dinî müsamahalarımıza. taaddüd-i zevcat Müslümanlıkta mecbur değildir. acıklı bir ameliye olsa da vazgeçilemiyecek yegâne çare teşkil ediyor. riyadan başka birşey değildir. fühuşu. hayatında fevkalade zaruretle karşısında bulunan beşer denilen mahkulatın ikinci bir evlenişi neden bu derece tahammülsüzlükle karşılanıyor? Şüphesiz Avrupa medeniyetini temsil edenler. Beşer yaradılışı taaddüd-i zevcat meyilli olduğundan İsviçreli Profesör Forel'in dediği gibi. Bugünkü örf ve âdete rağmen. hatta Avrupa'nın mecburen baş eğdiği tek zevce ve boşanamama usulleri. O halde ayrılmak mı? Kocasını. Avrupa'da tek zevce taraftarlığı bir etiket. on sene beraber yaşayıp çocuk yapıyorlar. kökleşmiş fena bir taassubun enkazıdır. iyi. ebediyyen hakerete maruz yaşamaya mahrum masumlara acımayan medeniyete ne demeli? Aşk gibi kahredici bir kuvveti de ihmal edelim. bir kemal eseri olduğuna yürekten inanıyorum. Avrupalılar metres hayatını. beni de nikâhında bulundursun. şüphesiz serbesti ve tahammüldür. ne de medeniyet böyle faciaların önünü alabiliyor. Taaddüd-i zevcatın dinimize ne suretle girdiğinden. Bir doktor olarak ne hazin sahnelere rast geldim.Medeniyet umdelerinden en esaslısı. Ya o çaresiz çocuklar. Evvelkinin göz yaşlarını görmeye vicdan dayanamıyordu. bunların hangisi medenîdir. tabi ki ferdî ve içtimaî büyük bir zarardır. Evvelkini bir sebep bularak boşuyor. gayet serbest düşünen bir hekim olarak kendileriyle beraber değilim. herşeyden evvel taaddüd-i zevcatın bir kusur değil.. Hıristiyan olduğu ve binaenaleyh onların dininden olmadığı için değil mi? Avrupa'da tek zevce ile yaşayan kaç erkek var? Avrupa'da zevcesine mecburen veya beşeriyet saikasıyla hiyanet eden bir erke137 ğin hareketi tabiî görülüyor. taaddüd-i zevcat. Sevdiği kadına. evini terkederek talihine katlanabilecek birçok kadın çıksa da bir çoğu da bu mecburiyet karşısında birlikte yaşamaya pekala razı olur. talakla gerçi evlenmekle bir alâkası yok. evladından ayrılmamak. Avrupa'da tahsilde iken bir kızcağızla evleniyor. Medeniyet namına. Sekiz sene sonra vatan138 daşımız diğer bir ecnebi kadını seviyor. elbette medeniyete daha muvafık136 tır. bir metres vaziyetinde kalmak nerede?. Hayatta öyle acılar oluyor ki.

medeniyete lâyık olduğumuzu ispat edeceğiz diye bu kadar hakikata tâbi bir kanunu kaldırmaya çalışmamalıyız. taaddüd-i zevcat mecburi değildir. Yenilik göstereceğiz.temsil etmiş ve yine bir Avrupalı almış Vatandaşımız. Gençlerimiz emin olsunlar ki. bu büyüklüğün karşısında hürmetle yerlere eğildik. Sıcak memleketlerde tenasül hayatının pek erken başlaması bu hukukî imkanı gerektirmiştir. zevcelerini ve ailelerini başka tarzda terk edeceklerdir. medeniyet kapısından kollarını sallayarak da girebilir. Gerek Avrupa'da ve gerek bizde. namusunu kaybettiği için belki intihar edecek veya başka bir suretle mahvolacak bir genç kız. harp ve diğer hayat mücadeleleri sebebiyle erkeklerin azlığından ve gerek izdivaç hayatının güçlüğünden. Harplerde. Gerçi şimdiki memleketimizde bu kadar erken inkişaf eden tenasül hissi. Erkek kadın hayatının başbaşa geçmesi ve ruhlardaki çiftleşme 139 ihtiyacı. Genç veya genç evlenmek meselelerinde de fazla telaş görüyoruz. Ziyaretimizde nasılsa pek aciz zevcinin bir felakete maruz kaldığını.. Meselenin fizyolojik ve tıbbî cihetlerini de tafsil etmek istemiyorum. Avrupa'da olsaydı zevcesini bırakacaktı. Vatandaş diğer bir kıza aşık olur. Fakat. Yoksa cebir değildir. umumî değildir. Bugünkü şehir hayatı.. Belki gayet medenî ve hafif bir müsaadedir. medenileşeceğiz diye ilk adımda bu iki büyük içtimaî faziletimize saldırıyoruz. güç olduğu içindir ki. üçüncü kadın bir zaruret. Hatta mecnun bir anında izdivaç vadederek visaline de kavuşur. Taaddüd-i zevcata bu hali mi tercih edelim? Üç kadınlı bir erkek mi. meşru zevcelerini kahpeye hizmet etmeye mecbur edenler az değildir. "Müslümanlıkta iki şey pek hoşuma gidiyor: Alkol yasağı ile talak. bir dakikalık cinneti saadete. boşanmak hakkını bırakmalıyız. Fakat maalesef hakikat her zaman temenniye uymaz. ikincisi ile kaçacaktı. Bu mu bir zevcenin izzeti nefsini yaralar. Saadetlerine herkes gıpta ediyordu. çok şükür Müslümanlığın bunu tamire müsaade ettiğini söylediği vakit. Anadolu'da. Madem ki. çift çubukla çalışmak için ikinci. . şeytan. arzu edilen bir mefkuredir. Din müsaade etse de örf ve âdet onu men ediyor. Bu cihetler şüphesiz taaddüd-i zevcata yerden göğe kadar hak verir. Yalnız zevceye de isterse. pek geç gidiyor. bana demişti ki. bu da bir müsaade ve müsamahadan ibarettir. bu hali Avrupa'da mubah kılmıştır. İstanbul'da iki zevceli erkekler parmakla gösterilir. taaddüd-i zevcat medeniyetsizliğini irtikab edemezdi. bu kadar söze de hacet yoktur. mahdut hayat-ı beşer namına en büyük bir hamakattır. Avrupa hayatında eşlerden biri veya her ikisi hakkında çekilmez bir ızdırap olduğu halde talaka sarılmak. adım başına üç çocuklu matmazeller.. taaddüd-i zevcata zaten müsait değildir. Medenî olmak için ilk hücum edilecek kusurumuz bu değildir. Talak için.. Avrupa'nın bazı şehirlerinde. Avrupalılar meşru ve pek zorlukla. haysiyetine feda etmiş günahkâr ve mahcup bir erkek. dört kadın ile de. bu yuvaya da girdi. üç çocuklu bir bakire mi?. Ayrılmanın çeşitli nevilerine. onbeş sene sonra.. bir yardımcıdır. sanıyorum. Hatta bu pek yüksek bir faziletimizdir. Yine bir vatandaş. Seneler geçirdiler. bakireler görülür. daha birçok skandallar olacaktı. kızlarla erkekler arasında doğum bakımından büyük fark olmasa da askerlik. İşte faziletli ve izzet-i nefsi yaralanmış bir ilk zevce. nihayet. Her erkeğin bir kadınla kolkola hayatta yürümesi.. Sebepsiz veya küçük vesile ile zevcesini boşamak hayvanlığında 140 bulunanlar talak olmasa da. On. evlerine fahişe getirerek eğlence yapanlar. Talak. O faziletli ecnebi kadın ne yaptı biliyor musunuz? Hemen rakibesini ortak aldı. Avrupalı bir kızla evlenmişti. Biz de yarın o hayata gireceğiz. yoksa kendisine eski ortağım diye hürmetle hitap edecek namuslu bir kadın mı? Tek zevcelik şayan-ı temennidir. insan. askerlikle gençlerini tükettiğimiz Anadolu'da ise. İsviçreli alim Farel." Biz.

"Sıhhî Hitabeler" adlı eserimde aynı mütalaaları kısaca ve kapalı yazdığım halde bile. Tenasül meseleleri ve taaddüd-i zevcat meselesi de mütehassısı bulunduğum tababet-i ruhiyenin bir sahifesidir. ne kadar cazip ve medenî şekilde 141 olursa olsun içtimaî hastalıkların en büyüğüdür. hem memleket için zararlı idi. Doktor olduğum için kadınları incitmemek ve bilhassa. Mevzu gayet naziktir. kendi akranı erkeklerdir. onlara hakikati gösterecekti. günlük gazetelerde yine taaddüdi zevcata dair yapılan münakaşalara karışmaya mesleğimin nezaketi müsaade etmemişti. Yine aynı mevzua döneceğim. Bu güne kadar. fakat vukufsuzlukla atılmak istenilen hatalı bir adım vardı. tevhid-i efkarat tarafından iktibas edilmiştir. ne edebiyat. ilk adımda hayati bir meselede büyük bir gaflet gösteriyorlardı. terbiye ve tıpla müşavere en iyi kanundur.. 142 bu makaleyi yazdıran mühim bir sebep vardı: Hukuk-î aile kanunu yapılıyordu. Ne siyaset. belki düşünmeye lüzum görmemiş olsalar bile tıp. Bir tabib. İstiklâl mahkemesinden sonra sermaye bulamayan gazeteciler için. makalemi. ikinci evliliğe hayır diyenler biliniz ki. kadını düşündüğü için itiraz etmiyorlar. talak ve erken evlenmeler mecburiyet değildir. Hülasa. bu tereddiye âmilen düşman olanların başına geçer. Münazaralarda fi143 kir adamına yakışır tarzda nezaket gösterenlere teşekkür ederim. Bana yukarıda saydığım sıfatları nisbet edenlere de bir akıl hastalıkları mütehassısı olarak manidar bir tebessümü kâfi görürüm. bu bahiste fikirden ziyade hisse kapıldıklarına alâmettir. ermeyen de bu işin bir mütehassısı selahiyeti ile görüşler beyan etti. Hatta Yeşilay ile meşguliyetim de sırf ihtisasıma ait olduğu içindir. Meslek nezaketiyle tıbbî kanaatlerine aykırı mütalaalarda bulunmaları. bu bahse dair ömründe bir kitap okumamış. fuhuşun genişlemesine mani olacak içtimaî kaidelerdir. Bu vakitsiz açılan çiçeklerin izdivaç tasavvuru hiç olmazsa bir engel teşkil eder. Bu yanlış. ilme ve ihtisasa hürmetin lüzumunu bilenlerdir. bu bahsin beklenmedik bir ni. YİNE TAADDÜD-İ ZEVCAT Mazhar Osman Geçen nüshamızın bir köşesine sığınan taaddüd-i zevcat bahsi matbaatta büyük gürültüye sebep oldu. kimi anketler açtı. Mevzu herkesi alâkadar etti. görgülerim ve mekanî aletlerim vardı. Bu sayede on bine yakın okuyucumuzun tenkitkâr ve taktirkâr nazarlarına maruz kaldı.Bekir Topaloğlu. Muarızlarımın sanat ve ihtisasıma ait itimatları kadar bu bahisdeki malûmatıma da hürmet edeceklerini ümit ederdim. Bu gibi meselelerde. sırf hissiyata kapılarak ve bilgiye istinad etmeyerek hüküm vermekte acele etmezlerdi. Fuhuş ise. ne görenek. tıpkı siyaset gibi.. Aklı eren de. kimi meşhur hekimlerle. Mesleğimden başka bir şeyle uğraşmayı mesleksizlik sayanlardanım. Ne gariptir. met olduğunu söylemeye lüzum var mı? Her gazete bu işe karıştı. bu vaziyet karşısında sükûtuma müsaade etmedi. İlim ve ihtisasım. (152) Metrese evet. Tabi ki failler. ne örnek meslek.12 yaşlarında mektep kızlarının bekaretlerini kaybettikleri duyulur.. Tabi bu hususta senelerden beri birikmiş bilgilerim. Sekiz sene evvel. Karşımda geniş bir hüsnü niyetle. kadınlardan ziyade kadın haklan müdafii görünen gençleri gücendirmemek istiyordum. Halbuki bu 'şekil memnuniyeti. Maalesef bu ciheti az çok takdir edemeyenler oldu. Fakat bu defa (152) İslâm'da Kadın . harici şeylere beni çekmedi. Her yerde ruh hastalıkları mütehassısları. serzenişten kurtulamamıştım. öyle mevzu ki. 15 yaşında bir izdivaca bazı şartlar altında müsaade eder de diğer taraftan 30 yaşındakinin şiddetle evlenmesini men eder. İki-üç sene evvel. içtimaî irticaî eksantriktik. Yenilik taraftarları. hocalarla erkeklerle.. taaddüd-i zevcat. hem de yenilik için çalışanlar daha başlangıçta manevî nüfuzumuzu azaltacaktı. Hele taarruzkâr tenkitlere fırsat vermemek emeliyle fikrimi pek açık ifade ve mutedil bir üslûpla yazmıştım. kadınlarla konuşma yaptı. Ancak birkaç yüz okuyucu için "Sıhhî Sahifeler"de neşredilen bu ilmî makale. Şer'î ve kanunî bir müsaade şeklinde kaldıkça. Yahut böyle erken ve zaruri izdivaç bir çok gençlerin fuhuşa sürüklenmesine mani olur. mantıksızlık hatta selahiyetsizlik telakki edenler. Öyle olmasaydı bu kadar haksızca. İslâm'a inat için itiraz ediyorlar. garaibperest. kanun ve örf tesbite muktedir değildir. Adetâ bu bahis için yazdıklarımı siyasî dedikodulara karışma nevinden saymışlardı. Bazı muhterem meslektaşlar. İlmî yönden istenen izahlara aklımın yettiği ve .

Fakat poligaminin tesirini inkâr etmekte doğru olmaz. Avrupa'da bir mütefekkir zümresi. Tek zevceliği bir mefkure addettiğimi. bir zevcenin başbaşa yaşamasını şayan-ı temenni bulduğumu yazmıştım. ruh hastalıklarını teşhis ve tedavi ile ömrünü geçiren hür fikirli. Daha menfaatperestlikle hareket etseydim. Maamafih taaddüt-i zevcata ilişilmemesini. pek mahdut zevata hasretmiştir. uzun bir sulh gibi büyük ve pek mühim amiller daha vardır. ki münazara âdabına muvafık olsun. Vakıa Avrupa'da taaddüd-i zevcat memnudur. asrî düşünceli gençlerin arzularına yaklaşmaya çalışırdım. Garbın her şeyi kemal sayıldığı için aksini düşünmek. samimiliği şayan-ı tereddüt değildi.öğrenebildiğim kadar cevap vermek borcumdur. hayatta bir zevcle.kısım okuyucum müteessir oldu." diye haykırıyor. Geçen her saat içtimaî bir cürümdür. kadın okuyucularımın. Vakıa nüfus artmasında hıfz-ı sıhha. içtimaî 144 faziletlerini ve hayatta çok defa vazgeçilemeyen bir çare olduğunu ilave etmiştim. nüfusu dehşetli şekilde kabartmaktadır. bu defa nakledeceğim taaddüd-i zevcat taraflarının mütaâlalan karşısında bilmem ne yapacaklardır? Taaddüd-i zevcat lehine düşünen dünya yüzünde yalnız ben olsaydım. Poligaminin nüfûs çoğalmasına yaradığını söylemeye lüzum görmem. düşündüklerimi böylece dürüstçe söyleyemezdim. Okuyucular biliyorlardı ki. o memleketin sayı bakımından nüfusunu kabartmakla kalmaz. taaddüd-i zevcat lehine propagandalarda bulunuyor. yeni neslin kanaatine bütün bütün zıttı. Halbuki. âdeta teşvik etmelidir. "Bütün bu zaiyâtı bir karnaval gecesi ile telafi ederiz. taaddüd-i zevcatın. Doktor arkadaşlarımdan işitmişimdir ki. müstakil yaşayan bir hekimdi. kırk beşinde malûl ve çaresiz bir şekilde onda birini memleketlerine iade ettiğimiz bir kıt'ada taaddüd-i zevcata müsaade etmemeli. ne irtica ile mahkûm olmaktan korkmaksızın ikinci bir makale neşr ediyordum. Elverir. ne eksantriklikle. Bu adamların fikirleri. biz poligam olduğumuz halde azmışız. Bu münakaşaların günlük gazete sütunlarında olmamasını temenni ederim. Fakat gayri meşru zevceler ve metres hayatı. Nitekim. çok defa bir köyde cenazeyi defn edecek erkek bulamadıkları için. talak ve gençlerin evlenme yaşı meselelerinde dinden mülhem konumuzu yenilik namına baltalamak isterken. Yoksa. medeniyete küfür telakki olunuyor. garp irfanının pek büyük hizmetçilerini de yetiştirir. iktisat. makalemin hiç bir meziyeti olmasa bile. Binaenaleyh. birkaç . Onun için bir fen adamının. nüfusun emniyet ve keyfiyet bakımından artmasına en müessir bir çaredir. O kadar büyük adamları fikir arkadaşı buldum ki. taaddüd-i zevcat. monogam olduğu halde nüfus çok. Muarızlarımın çoğu bermutad aksini iddia ediyor ve pek malum olan misalleri sayıyor. hayat pahalılığı bu müsadeyi kendiliğinden kaldırmış. makalemin yayınlanmasından sonra kendimi müdafaa için bazı kitapları karıştırdım. Bu kadar mutedil ve makûl bir temenniye tahammül edemeyenler. Örf ve âdet. Avama yarayacak bir mürai de değildi. güya Avrupalılara bizi maskara eden içtimaî bir kusurun lehine yazı yazacağı kimsenin hatırına gelmiyordu. tababet-i ruhiye mütehassısı bir sofu değildi. Avrupa. Ben taaddüd-i zevcata taraftar değildim. Böyle bir tezat karşısında pek haklı olarak bir." Ana ismini taşıyanlar. Anquetil: "Ta'dil için tereddüt edilecek bir nokta yoktur. içtimaî seviyeleri fevkalade yüksek bir çok âlim ve sosyolog. Ruh ilmiyle. Herkesin resmen bir karısı 145 vardır. Biz burada taaddüd-i zevcat. Avrupa nüfusunun artmasında taaddüd-i zevcatın rolü pek ziyade olmuştur. taaddüd-i zevcat sözde vardır. Resmî makamlara müracaatla konunun bir an evvel ıslah ve tadilini istiyor. 1923 senedir monogam olan memlekette hiç hayret uyandırmıyor. "Sıhhi Sahifeler" fikrimize muhalif tenkitleri de iftiharla sütunlarına alır. Taaddüd-i zevcat hakkında yazdıklarım. Bizde ise. demiştim. Napolyon'un bir meydan muharebesini müteakip ölüleri seyrederken söylediği gibi. Hele Anadolu gibi harp ve ihtilallerle 18 yaşında askere alıp. Mesela. şüphesiz bu kadar cesûrâne öne atılamazdım. Yine aynı zihniyet bir çok mütefekkire de bir sürpriz zevki verdi. gençlere bu kanaati veren asrın sürekli tenkiti idi.

servetini sefahat yolunda bitireceğine. evvelce de tekrar ettiğimiz gibi bu bir kanunî ve dinî meseleden ibaretse. bu sene Fransa'da dört hanım kıza muaddil evlenecek bir erkek düşüyor.. bütün manasıyla izdivaç kanunlarının faydalarından nimetlenecek. içtimaî ve ruhî birçok amillerin doğurduğu bir 147 âfet olduğunu bilen bir adam. nüfusun sayı bakımından olduğu kadar kalite yönünden de kemale ermesine yardımcı olur. İçtimaî hastalıkların en mühimi olan fuhuşu azaltan. Taaddüd-i zevcatın nüfusun çoğalmasına hizmet edeceğini anlayan bu âlimler. diğer üçü ahlâk zabıtasının takibatı altında erkeklerin birer gecelik eğlencesi. fakat erkek bulamayan bekar kızlar günden güne çoğalıyormuş. köylerde fazla çalışan kaç ailenin refah ve saadetini temin eder. Tek Zevceliği." Yine fizyoloji âlimi Charles Richet. Zevcelerinin her ikisi de fena hastalıklara kurban olmaz. diğer mezheplerden olan hemşehrilerine nisbetle pek az olduğunu her müellif yazıyor. İlk zevcenin hastalıklı ve kusurlu olması. diğeri piç sayılacak. Fransa'nın refah ve kurtuluşu için taaddüd-i zevcatın resmen kabullenmesine çalışıyorlar. demedik. kuvvetli hayvancıklar vardır. memleketin başına bela bir serseri yetişecek. hülasa. gayri tabiî tenasülün yegâne ilacı taaddüd-i zevcattır. taaddüd-i zevcata iktisat müsade etmiyorsa. Dörtte biriyle evlenince üçüne ne olacak? Biri.gün beklettikten sonra çok naçar kadınlar defnetmişlerdir. Anadolu'da kız bulamayan hiç erkek yokmuş. Her köyde. "Progressifin" de: "Fransa'nın nüfusu günden güne azalıyor. fuhuşun meşakkatli hizmetine mahkûm olacak. ikinci zevcenin daha itinalı seçilmesi. mirastan.. ne yapılırsa yapılsın 148 . temiz bir kadınla evlenirse servetini meşru ve namuskâr bir aile teşkiline sarfeder. hanesi haricinde ahlâk düşkünü fahişelerle ömür geçireceğine.. kötü kadınlarda eksik olmayan zührevî hastalıkları aile ocağına getireceğine. Hele bekar hayatının. Charles Richet ve Binet Sanglet gibi meşhur doktorlar diyorlar ki: "Taaddüd-i zevcat. taaddüd-i zevcatı men eden Fransa ceza kanununun 340. kabiliyette veya mecburiyette olan bir erkeğin. kız-erkek doğumu müsavi olsa da. pederin isminden mahrum kalacak. Binaenaleyh. bir kadına hoş görünmek için yalancılık. Oralarda taaddüd-i zevcat iktisâden mecburidir. Bir erkeğin sulbünde her zaman işe yarayan güçlü. zührevî hastalıkların genişlemesindeki tesirini kim inkar edebilir? Doktor Ravolt'un dediği gibi. beşerin ölümüne en çok sebep olan kesbî ve irsî hastalıklardır. Şehirlerde. aile ismi taşıyacak. taaddüd-i zevcat sayesinde fuhuş küre-i arzdan kalkar. babasının mirasına konacak. Poligam olan Morman mezhebi salikleri arasında fuhuş. fuhuştan daha kolay nefsini men eder. Victor Gambon: "Revve Comtemporaine" nüshalarının birinde yazıyor ki: "Çeyrek asır sonra 40 milyonluk Fransa'nın 25 milyona ineceği riyazi yollarla anlaşılıyor. Hangi zevce daha sağlam ve hastalıktan salim ise onunla neslin üretilmesi temin edilir. umumî harpten sonra Fransa'nın uğradığı nüfus kıtlığına parlamentonun nazar-ı dikkatini celbederken diyor ki: "Onsekiz milyon Avrupalı kadın. neslin temizlenmesine yardım eder. yedi-sekiz kadına bir erkek düştüğünü. bu kızlar ne olacak? Meşhur edip Victor Marqveritte. Ondan başka her Morman erkeğine yedi çocuk düşüyormuş. Belki fuhuşu tahdit eder dedik. riyakarlık diye vasıflandırıyorlar. erkekler harcandığı için kızların fazla kaldığını Anadolu'yu bilenlerin hepsi söylüyor.. Hiçbir vakit içtimaî dertlerin. eşleri öldüğü için tek zevcelik usulünün 146 hodbinliğine kurban olarak bekar hayatının iktisadî ve ahlaki sefaletine mahkûm oluyorlar. Yani iddiamızda ısrar ediyoruz. Çocuklardan kimi. anasını papazın duasıyla evlendiği için meşru olacak. İkiyüz sene sonra tek bir Fransız kalmayacaktır" diye hayıflanıyor. Taaddüd-i zevcat fuhuşun önünü alır mı? Fuhuşun iktisadî. maddesi değiştirilmeli" diyor. Pek kolaylıkla iki. üç zevceye sahip olabilen erkek. çocuk doğumunu çoğaltan böyle bir örf ve âdeti kaldırmak nasıl isabetli olur? Hele. ona göre refah ve terbiye de göremeyecek. Nitekim bir kadın senelerce gebe kalmazsa. her yumurtlamada aynı olgunlukla yumurtlamaya haiz olmaz. Bu hastalıklar ise taaddüd-i zevcatla ve erken evlenmekle az yayılır. Bir zevceyle kanaat edemeyecek bünye ve mizaçta. işin içinde cebir yoksa. iddiasında bulunmaz." Ayandan Gogslero: "Resmî tedkikata göre. Halbuki her kadın.

. Müteaddit kocalı kadınlardan dünyaya gelen çocuğun sahibi belli olmaz. Bir rahim ne kadar dinlenirse yumurtaları o derece kemale erer. Bir şarklı. alâlâde vakitte bile rahimleri dinlenmeye vakit bulur. Halbuki Poliandri (yani kadınları az olduğu için birkaç erkek bir kadınla izdivaçtan ibaret Avustralya'da mahdut bazı kabilelerde görülen usûl) günden güne yok 149 olmaya yüz tutmaktadır. Nice eski hanımefendiler bilirim ki. on erkekle münasebette bulunsa ancak birinden gebe kalır. Poligamların zevcelerinde kadın hastalıkları az olur. Onun için kürre-i arz üzerinde meşru veya gayri meşru poligami artmaktadır. yaratılıştan taaddüd-i zevcata meyillidir. Bu hisse hürmet ederiz. Halbuki. rahim. Biz. belki de parası için alınmış bir ortağı olmak ihtimaline bile katlanamaz. Diğer taraftan kadın için de kâr vardır.. yarım asır içinde çok zevceli mormanların adedi milyonları geçmiştir.. Hakikaten.. Asrî terbiyemiz kadınları yükseltmemiş. Bir kadınla dokuz ay gebelik ve bir sene emzirme müddetinde münasebette bulunmak bir gayeye matuf değildir. Halbuki aynı erkek o müddet zarfında olgun yumurtalı bir çok kadınları aşılayabilir. Bir garplı. kuzu gibi erkeklerinin gaddarlığından şikayet ederler. zevcesine gözü önünde yapılan şakalaşmalara lakayt kalır. İstanbullu hanım. ortaklı kadınların gebelik. O da. erkekler.aşı yapılamaz. Binaenaleyh. işin içtimaî ciheti. Diğer taraftan bir kadın ne kadar az cinsî münasebette bulunursa. berikiler. arzu duymaya erkeğin ruhî kabiliyeti vardır. hayız ve rahatsızlık zamanlarında değil.. Tababet-i ruhiyyenin büyük üstadı Forel'in dediği gibi. Kendi mevcudiyeti sarsılır. Gerçi her erkek. kendisinden daha yaşlı. çocuk yapmaları içindir. yavaş yavaş metreslerine ait tafsilatı işitmeyi pek tabiî bulur. Halbuki soysuz ve hasta ruhlu kadınlar müstesna olmak üzere kadınların çoğu monogamdır. her gördüğü güzel kadını sevmeye. paşalarını hayır ve rahmet ile yadeder ve ortak hayatından şikayet etmezler. mesut etmemiştir. Niçin çok zevkli erkek oluyor da. Fuhuş yoluna sapmış kadınların bile hayatta yalnız bir erkek sevdiklerini itiraf ettikleri duyulur. Tabiatın iz150 divaçtan maksadı çocuk yapmakdır. kendisinden daha çirkin. kocasına ortak aramak için kapı kapı görücü dolaşır. Hatta terbiye kuvvetiyle.. Bir kadın. ötekilerden çok bedbahttır. Bu da psikolojik ciheti. Taaddüd-i zevcatın aleyhinde belli başlı inanılabilir bir sebep vardır. bir kadının dinlene dinlene gebe kalması doğacak çocuğun kuvvetini temin eder. çok kocalı kadın olmuyor? Bu tabiî fizyolojinin icaplarındandır. öyle düşünmek istemiyoruz. Bunu. o yumurtalık hastalıklarından o kadar salim kalır. Anadolu'da kadın. bedbahtlıklardan.. kıskançlık ve yine aynı hissin ortağı olan gurur. bir erkekse bir çok kadınları hamile bırakır.. bir horoz gibi zevcelerinin" adeti ile mağrur olmaz. kocasının metreslerine servetini yedirmesine göz yumar da.. Fakat erkek her zaman çocuk yapabilir. Bu da fizyolojik ciheti. Bu da. Kuzey Amerika gibi taaddüd-i zevcatın resmen düşmanı olan. İlk günlerinde kocasını köpeğinden bile kıskanan zevce. Belki rahmindekinin sıhhati bozulur. Takriben iki sene zarfında kadın yeni çocuk yapamaz. bugünün hanımefendileri. kadının sesini bile başkasının işitmesine tahammül edemez. Hilkatin erkeği kadına yaklaştırmasından maksadı.. bir dezanşahte yapmıştır. Fakat kıskançlık nisbî ve alışkanlığa bağlıdır. Binaenaleyh. Pek sevdiği karısına karşı hissettiği muhabbete zarar vermeksizin. kadınlığı ihtilale teşvik eden Feministlerin namütenahi telkinleriyle zehirlenmişlerdir. cismen ve . Âdeta meni hayvancağı yumurtayı beğenmez. Belki dejenere etmiş. Evlerinin yegâne hakimesi iken. kadınlığın uyanıklığına atfedersek çok aldanırız. iki zevcelileri bile hariçten memleketine sokmayan memleketin sinesinde.

Balzac'ın dediği gibi. Ayrıca erkeğe verilen boşanma selahiyetinin zevcenin aleyhine kullanılmasını önlemek için.c) şöyle buyurmaktadır: "Kadınlardan biri unutursa..Bekir Topaloğlu. iki kişi arasında bir kontratodur. Kadınların kendilerine mahsus bir halet-i ruhiyeye sahip oldukları bir hakikattir. Anadolu. boyunca evladı.. kız 18 yaşından önce evlenemeyecekmiş. hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir. fesih hakkını kullanabilmelidir. Mazhar Osman şöyle der: . ölünce onun hatırasıyla münzeviyâne yaşamaya mecbur görmemekliğimiz daha tabiîdir. Evlenmede yaş tahdidi. onların hukukunu sağlam kaidelerle garanti altına almıştır. zevce ve çocuklarının hayatıyla afif yaşar. o zaman bu memleketin mezarı kazılmış olur. diğeri ona hatırlatır. Her akdin feshi. Kadınlarla güzel geçinmeyi tavsiye etti. kadının erkekten farklı bir durumu olduğu anlaşılmaktadır.. ahlaksızlığın ve fuhuşun önünü almakta. Bu konuda ruh doktoru Ord. çürüyen el ve ayakları151 nın işini görecek oğullar etrafını alır. Askerlikten onüç. İhtiyar valide ve pederine gelini yardımcı bırakır. bu erken evlenme sayesinde harplerin. İzdivaç. İslâm hukukunda tedbirler alınmış. Biraz da. Bu akidden mutazarrır olduğunu anlayan. ilk geceden belli olur. şahitlikte. evlat olarak. Yemenlerin öldürdüğü gençliğin yerini kısmen doldurabildi. boşanmayı keyfilikten kurtarmak için ciddi şartlar konmuştur. gençlerin şehirliler gibi suistimalde bulunmalarına mani olmakta çok faydası dokunur. Peygamber (s. kadına karşı yapılan bir zulüm. Erkek 20 yaşından. (153) İslâm'da Kadın . bütün ızdıraplarıyle bu izdivaç hayatını sürüklemesi büyük bir ahmaklıktır.c) zevkine düşkün erkeklerle zevkine düşkün kadınları sevmez" (156) "Allah katında en sevimsiz mübah. ondört sene sonra dönüşünde.. hissiyat kalantorluğuyle kanun yapmak isteyenlerin dediği olursa. şahitlikte iki kadının bir erkek yerine geçmesinden bahsedelim.. gerektiğinde alınabilecek zehirli bir ilaç gibi kullanılmasını öğütlemiştir.a. (c. Geleceğe ümit bağlayarak gençliği geçirmek. "Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın" (155) buyurarak erkekleri frenledi. Yine. Yirmi üç yaşına kadar. Gittiği yerde. Fakat her erkeği de leylek gibi sağlığında bir zevcesine tapan. Anadolu'nun nüfusunu azaltmakta. Hz.. ana olarak. (157) Aynı eser. iki üç çocuk sahibi olur. talakda bir tarafın büsbütün bedbahtlığına meydan bırakmamalıdır. hayatını zehirlemek akıl kârı değildir. Talak meselesine biraz itiraz edenler pek az bulunuyor. İstanbul kulüplerinde düşünenlerin. III. kayıt ve şartlara bağladı. manevî ve maddî tazminat gerektirdiği için. bir haksızlık olmaktan çıkarttı. Prof.v) de. askerlikte. Çünkü Allah." (154) diyerek erkekleri daha mutedil olmaya davet etti. 242. iyi bir ev kurulacağı. boşanmaktır" (157) buyurmak suretiyle boşanmanın. Bunlardan başka İslâm. (156) Feyzul Kadir. (153) 7 — Cahiliye halkının pek keyfî bir şekilde kullandığı "boşanma" âdetini. "Evleniniz fakat boşanmayınız. "Onlardan hoşlanmıyorsanız sabredin.ruhen tek zevceli kalmış erkekler pek çoktur. (154) Nisa: 19. (155) Nisa: 35. Kur'an-ı Kerim'de Allah (c." (158) Demek ki. ihtilallerin. İzdivaç gibi kumar işine atılıp da talihsiz çıkanların. zevce olarak kadının haklarına riayet etmeyi devamlı surette tekrarlamış.

Aile içindeki iş bölümünde. asıl faaliyet sahasını kadınlarda buluyor. anneleri olan kadınların şerefli yerini belirtmişlerdir. muhayyilesinin realiteyi değiştirici olan hassası yüzündendir ki. horlanması. nihayet sezişe dayanan bir istikamet verir. daha kuruntuludur. Peygamberimize sordular: "Ya Rasulullah.. İslâm hukuku. iki sene göğsünda taşır. (159) İslâm'da Kadın . en yüksek medenî milletlerin kadınlarına. ana hakkı babanınkinden fazladır. ruhiyet ve zihniyetler arasındaki farkı daha vazıh göreceğiz. Evvela. erkeklere eşit olmaması değil. Kadın. kadını onun en yakın yardımcısı. cinnet-i inhitatiye kadınlarda daha çoktur. Kadın. teessür(158) Bakara: 282. kendi fizyolojik ve dolayısıyla psikolojik özelliklerinden ötürüdür.a. kadınların erkeklerin yarısı gibi bir yaratık olarak kabul edilmesinden değil. heyecanı ile yaşar. menfaati olmayan yerde yalan söylemez. Özgürlük aşkına onu temiz . Bütün kadın psikozlarında bunun izleri görülür. müşaviri kabul etmiştir." 3 — Peygamberimiz (s. aşkın mahsulünü dokuz ay karnında. Kadınların erkeklerden üstün olduğu yerler: ANA olarak: 1 — Hz. Kadın. Erkeklerin kadınlardan üstün oldukları yerler: 154 Erkekler. Erkek. azim ve bazı psikolojik özellikleri ile de kadınlardan farklıdırlar. dikkat edeceği mevzularda kendi fikrini ve hatta hassasiyetini ilgileyen bir nokta arar. Ancak dördüncü sorudan sonra babandır cevabını verdiler. Her üstünlük ve mevki beraberinde o nisbette mesuliyeti gerektirir. 2 — İslâm'a göre. pek asrî terbiye görmüş mini mini hanımlara.. muhakeme ile temayüz eder. ezilmesi. Aynı sual üç defa tekrarlanıp. adeta yarısı hasta olarak geçirir. kalbine işlerler. irade. âdet. "Cennet anaların ayakları altındadır" veciz ifadesi ile ana olarak kadının üstün derecesini belirtmişlerdir. rekabetin bütün amelî ve ahlakî aksiyonlarına.v)." (159) Fikirler.. erkek. Kadın. onun reisliğin ağır mesuliyetine talip olamayacağı açıkça anlaşılır. birbirinden farklı olmayan jestleri vardır. veya satılık mal gibi vücudunun.Bekir Topaloğlu. Havva. viladet ve nifasiyete ait bir çok ruhî tegayürler. fizik ve anatomik yönleri ile bütün canlılarda olduğu gibi üstün ve kuvvetli yaratılmışlardır. erkeği ailede reis durumuna getirmiş. Ve bu yoldan onlara tesir ederler. Vahşi kavimlerden. Bu izahlardan sonra diyebiliriz ki. Güçlüklere tahammül. Her kadın ayın yarısını hazırlanma. ancak iki kadının bir erkek şahit yerine geçebilmesi. Bütün peygamberler. kadınlığının istismarıdır. Erkekle kadın birbirine nasıl müsavi olur? Ruh tıbbında tetkikle ilerledikçe. İslâm hukukunda bazı mevzularda. hudainabit bir köy kızına varıncaya kadar kadınlığın müşterek hisleri. Tarafsız olmamak. daha vesveseli. hep anandır cevabını verdiler. neslin devamını hususunda yüklendiği fitrî vazife ve bünyesindeki muayyen biyolojik değişiklikler göz önüne alınırsa. Şüphesiz isteri. sömürülmesi. kadıların dimağına değil. Kadının. tabiî ve mûtad sayılan asabiyetler gösterir. sonra kimdir suallerine.. Hamil. kadının şikayetçi olduğu mesele. cesaret. kadının esas mizacı heyecanlılıktır. ihsan ve ikrama en layık olan kimdir? Anan'dır buyurdular. payına düşen zaten ona yetmez mi? Hakikatte. âdetten sonra gayri tabiîlikle. meselâ. muhakemeden ziyade duygu ile hareket etmek. Heyecanın hakim olduğu psikozlar. bütün insanların anasıdır."Kadınla erkeğin tabiat farkı daha küçük yaşta başlar ve gittikçe artar. 153 den hoşlanmak.

kadın. Biraz da bazı garp âlimlerinin İslâm'da kadın haklarına dair sözlerinden bahsedelim: Satnley Lane . Kaçıncı asır. zayıf. kadın haklarını elde etmek için büyük bir mücadeleye iter. huzur. Erkeğin aile içinde durumu." (160) Yine kadın haklan mevzuunda Will Durant şöyle yazar: "Muhammed. ilahî vazife taksiminden insan olarak eşitliğimiz. Bu ıslahat. çocuklarımıza ve halkımıza huzur getirecektir. Kadın. hiçbir büyük kanun vaizi yapmamıştır." (161) Kadın . işte bu noktadadır. mal ve mülke varis olabilir ve servetini istediği gibi tasarruf edebilirdi. Arapların kız çocukları öldürmelerine nihayet verdi. adalet. yanlış yollara teşvik edersiniz. zevce olarak da 155 erkeğimizin en büyük yardımcısı aile düzeninin koruyucusu bulunduğumuzun şuuruna ermektir. savaş yerine barış. talakın tahdidlere tabi tutulması. çocukların iaşesi için kadınların erkeklere nazaran yarı nisbetle olmakla beraber kanunu varis olmalarım temin eden yeniliğin ihdası ve dul kadını kocasının malî mevrusu vaziyetinde bırakan örf ve âdetin ilgası çok esaslı tadilat ve ıslahattan mürekkep büyük bir cetvel teşkil etmektedir. Münakaşası yapılacak olan husus. Batılı kadının özgürlük.. Muhammed'in başlıca ıslahatı. Zira Hristiyanlar. Erkek varislere nazaran yan nisbetinde kadınlara da miras hakkı verildi. Fertler üzerinde. Erkeklerin yaratılış farkı. Hukuk davaları ile malî mevzularda kadını erkekle müsavi vaziyete getirdi. ailenin geçimini yüklenmiş olmaları üstünlüktür ama tahakküm değildir. aileye. saygı. İslâm'a göre budur.erkek müsavatı hakkında İslâm enstitüsü Prof. anlayış havası içinde yüzen. sevgi. Mühim olan. ve iştirak usûlü yerine tahrim derecelerinin ikamesi. cemiyet ve ailedeki hürmet telkin eden yerini bundan sonra kazanmıştır. her meşru mesleğe intisab edebilir. Kadını. Muhammed. boşanan kadınların bir müddet es156 ki kocaları tarafından iaşe ve infakı hakkında çok şiddetli hükümler vaz'ı. itaat gerekir.lanndan Jacques C.. evinden sokağa sürükleyip meydana gelen kötü neticeleri yine kadına ödetenler artık. Nihaî kararlarına kanuna uygun olduğu sürece. Reisler de der ki: .yaratılışının dışına iten. Ama başkan istişaresiz iş yapmaz. kirli ellerini ondan çekmelidirler. Her topluluk üstün gördüğü şahıslardan "Başkan" seçer. Hak yoldaki bütün emirlere uymakla erkeklerimizin şahsında Allah'a itaat ettiğimiz düşüncesi." "Kadınlara ait hükümler. herhalde Kur'an'ın en ince noktalarına kadar tedvin edilmiş olan ahkâmdır. ana olarak üstünlüğümüz ve o nisbette evlatlarımızdan sorumlu olmamız. tek zevce usûlünün tavsiye edilmesi. bir Avrupalıya ne kadar ehemmiyetsiz gibi gelebilse de hakikatte çok muazzamdır. aşağı ve ezilecek mahluk sayan kaba kuvvet. uğursuz ve köle addetmiştir. Kazancını kendine alıkoyabilir. hangi toplum olursa olsun. eşitlik yarışma çıkışı ve başıboş gidişi bir noktada mazur görülebilir.. açık olan yaratılış üstünlüğünü reddederek "Erkeklerle eşitlik" mücadelesini sürdürmek değildir. kadınların miras şeklinde babadan oğula intikalini temin eden Arap örf ve âdetini de ilga etti.. Taaddüd-i zevcatın tahdidi. güven vardır. gönüllerinden İslâm'ı uzaklaştırırsanız.Poole der ki: "Muhammed'in kadınlara ait hususlarda yaptığı mühim derecedeki değişiklikleri. İslâm'ın ruhlardaki inkılâbı ile yumuşamış. kadının ruhu var mı? diye düşünecek kadar onu küçük görmüş. Arap kadınlarının tabî oldukları eski şeriatla mukayese edilince.

kadın da artık veraset." (165) Mevzumuza son verirken. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız. 157 nazarî şekilde bile olsa. İslâm Kültürünün Garbı Medenileştirmesi. İslâm'ın insan hakları beyannamesi demek olan Veda Hutbesi'nde Resul-i Ekrem (s. ibatesi ve hizmetleri müemmendir.c) emaneti olarak aldınız. bayram gününde düşmanlarınla barışmak mecburiyetindesin. onların.. Güya Muhammed.v). kadınları partilerine kazandırmaya çalıştılar. (161) Aynı eser. Bir tek Tanrı'ya ibadet ediyorsun. Aldığı ağırlığa.a. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları. onların da sizin üzerinizde hakları vardır. para işlerinde servet ayrılığı hukukuna maliktir. (160) Ahmet Gürkan. İslâm hukukunun bugünkü Avrupa kanunlarından daha üstün olduğu kanaatinde olan Gaudefroy Demombynes şöyle der: "Kadının son derece lehinde olan Kur'an ahkâmı. ona şimdiki Avrupa kanunlarının temin ettiği şeriatten daha müsait bir vaziyet bahsetmiştir. Kur'an'ın ikinci ve dördüncü surelerini okumaktır. kadınları. Hepsi de yalan söylemiş bu zavallıların. mevki ve seviyesine göre iaşesi. Siz. senin dininin tamamıyle zevke hitap eden bir din olduğu için tutunduğunu belki bin defa söylediler. kadın hakkında şöyle buyuruyor: "İnsanlar. kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. sizin hoşlanmadığınız hiç kimseye çiğnetmemeleridir. onları hafifçe dövüp sakındırabilirsiniz. Bütün dünyaya iftira eden bizim yobazlar (papazlar). aile yuvasını. Her yıl gelirinin kırkta birini zekat vermek. ömrünün sonuna kadar sahiptir. Peygamber Efendimizin (s. (162) Aynı eser." (162) Kadın hukuku bakımından.v) veda haccında 120 bini aşkın Müslüman'a irad ettikleri hutbeden bahsimizle ilgili kısmını nakledelim.. erkeğe tamamıyle müsavi bir dereceye yükseltildi. senin dinin bana çok saygı değer bir din görünüyor. kadınları akıllı yaratıklardan saymazmış. onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sayıca yeniçerilerden üstün olan yazarlarımız. İstanbul'un Fatihlerine başka türlü karşı konulamayınca. İslâm'da kadın. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvasına alırlarsa. onlar aleyhine sürü sürü kitaplar yazıp durdular. 158 nılmıştır. cennette de yerleri yokmuş. Bu dünyada hiç bir varlıkları olmadığı gibi." (163) Fransız filozofu Voltaire diyor ki: "Türk kardeşime diyeceğim ki. Fiiliyatta haklarından istifade etmesi müşkül olmakla beraber.a. senin dinin çok asil" (164) Aynı filozof İslâm'daki birden fazla kadınla olan evlenmelere karşı da şöyle diyor: "Keşiflerimizin asıl zoru Müslüman olan Türkler'e idi. hibe ve miras şekillerinde intikal edebilecek mallarına ve kendi mesaisinin mahsullerine . Sizin kadınlar üzerinizde hakkınız. "Baştan başa bütün yalan olan bunlara kuvvetle ina(163) Aynı eser. Allah (c. O tarihten itibaren. her türlü yiyim ve giyimlerini temin . (164) Aynı eser. vasiyet ve meşru bir mesleğe intisab hususunda hürriyet haklarına malik oldu. Halbuki inanmayı değiştirmenin tek çaresi. memleket göreneğine göre."Hukuk davalarında kadın. Kur'an'ın hükümlerine göre hepsi köle imiş.

v) çok evlenmesine. İşte Peygamberimiz böyle bir zamanda ilk evliliğini 25 yaşında. 160 SORU: Peygamberlere ne lüzum vardı? CEVAP: Allah'ın (c. "O. Sonuç olarak: Allah-u Tealâ. o da bir insan olduğuna göre evlenecekti. tağut yoktur). Allah (c. Allah o uzun ömrü bana verse.a.a." (165) Aynı eser.. Peygamber size neyi emretmişse onu alın. Peygamberler benim. Çünkü. ben de çok ibadet eder. inanmak istemiyorsun. ona inanır ve tabi olurdum. kaçar rekat olduğunu bildirmemektedir. "Zekat veriniz" buyur161 maktadır.v) niçin evlenmesin? O da insan değil miydi? Elbette. (yani kanun koyucu. niçin öldü? CEVAP: Eşhedü enlâ ilahe illallah ve eşhedü enne Mühammeden abdühu verasuluh demek: Ben şehadet ederim ki. Herkes.v) zamanında çok kadınla evlenmekte sınır yoktu. ilah yoktur. Misal verecek olursak: Allah-u Tealâ. İşte bunları Peygamberimiz bildirmektedir. Biz de bütün hareket ve davranışlarımızı Peygamberimize benzetmek sureti ile. maddî durumuna göre istediği kadar kadın alabiliyordu. kendisinden 15 yaş büyük olan 40 yaşındaki Hazreti Hatice validemizle . yine Kur'an-ı Kerim'de. bizler. bugüne kadar yaşasaydı o zaman da. yani onun emirlerini sözlerini yerine getiren.a.a. Allah'ın Resulü. bütün bunların teferruatını Peygamberimiz bildirmektedir. Allah'a nasıl ibadet edeceğimizi nereden bilebilirdik. Fakat nasıl kılınacağı. Meselâ.c. Dünyada ve ahirette mutlu olmanın yolu İslâm'a (şeriate) sarılmaktadır ama bir idrak edip dönebilsen. İnsan olduğuna göre. Eğer peygamberler olmasa idi. biz Allah'ın emirlerini nereden öğrenecektik? 162 SORU: Peygamberimiz niçin ve neden çok evlendi? Çok evlenmesi nefsine olan düşkünlüğünü göstermez mi? CEVAP: Peygamberimiz ( s. Allah'a yönelmek zor geliyor. peygamberleri dolayısı ile Peygamberimizi (s. 'Görseydim inanırdım' sözüne gelince: Sanki görenlerin hepsi Peygamberimize inandılar mı? Hem de mucizelerini gördükleri halde yine inanmadılar. 159 SORU: Peygamber bu zamana kadar yaşasaydı.etmenizdir.. benim emir ve sözlerimi yerine getirmiş olur. Fakat kaçta kaç verilecek. tapılacak put. Çünkü. davarlarda durum nasıl. kendisi ile kulları arasında elçi olarak yaratmıştır. Allah-u Tealâ: "Peygambere tâbi olan bana tâbi olur. Şunu da söyleyelim: Peygamberimiz kendi nefsinden değil. vekillerimdir" buyurmaktadır.a. (yani kanun koyucu olarak ancak Allah vardır) Ve ben yine şehadet eder inanırım ki.c) yapmış olduğu bütün işler düzenlidir. elbette Allah'ın emirlerini yerine getirir. Peygamber (s. emirlerini kullarına bildirmesi için.v). Gelelim Peygamberimizin (s. Allah'ın bütün emirlerini yerine getirirdim. ancak vahye dayalı olarak konuşur.v) göndermese idi. Kur'an-ı Kerim'inde. sığırda. mutlaka ölecekti ve öldü de. "Beş vakit namazı kılın" buyurmaktadır.) 1400 sene ömür verse idi. insanlarla yani kulları ile kendisi arasında elçi yapmasa idi. neyi nehyetmiş ise onu almayın. ancak Allah vardır. devede. Sonra Peygamberimiz (s. peygamberleri. Halbuki bir bilebilsen. Ben 60-70 yıl ancak yaşarım. sizler için güzel örnektir. Şimdi ise bu kısa ömrümü veremem" diyeceksin.v) insandır ve Allah'ın (c. yeryüzünde halifelerimdir.a. altında gümüşte kaç gram verilecek. Bugün birçok bahaneler bulduğun gibi. o zaman da birçok bahaneler bulacaktın. peygamber hem de 1400 senedir yaşıyor. ne güzeldir İslâm'a yönelmek. Onun yapmış olduğu işlerde asla düzensizlik yoktur. Eğer Allah-u Tealâ.c) insanlar arasındaki elçisidir. Muhammed (s. Allah'ın emirlerini yerine getirmiş oluyoruz.

yaptı. Ve 25 yıl Hatice validemizle beraber yaşadı. Hatice validemiz, 65 yaşında vefat etti. Hatice validemizin vefatından sonra üç sene daha evlenmedi. Üç seneden sonra, Allahu Teala'nın emri ile evlendi. Peygamberimiz (s.a.v), Hatice validemizin (r.a) vefatından üç sene sonra evlenirken şöyle demiştir: "Beni affet Hatice'm, Allah'ın emri olmasaydı evlenmezdim." Evet Peygamberimiz, Hatice validemizin vefatından üç sene sonra Allah'ın emri ile evlenmeye başlamıştır. Hatta Hatice validemiz ihtiyarlayınca Peygamber Efendimize; "Ya Resulullah, ben ihtiyarladım, sen daha gençsin, evlen" dediği zaman, Peygamberimiz (s.a.v); 163

"Ya Hatice bir daha böyle konuşursan sana gücenirim" demiştir. Şimdi tarafsız olarak ve akl-ı selimle düşünecek olursak, Peygamberimiz (s.a.v), Mekke şehrinde hatta bütün dünyada en güzel, yani yakışıklı iken, bütün halk tarafından "elemin" yani en güvenilir insan olarak telakki edilirken, niçin kendisinden onbeş yaş büyük, hatta iki defa evlilik geçirmiş bir kadın olan Hatice validemizle evlendi? Eğer "Hazret-i Hatice zengindi de ondan evlendi" denilirse, biz de deriz ki: Hatice validemizle (r.a) evlendikten kısa bir zaman sonra bütün mallarını fakirlere dağıtmışlardı. Zenginliği için evlenen malların hepsini dağıtır mıydı? Nefsi için evlense, kendisinden onbeş yaş büyük olan Hatice validemizle evlenir miydi? Peygamberimiz (s.a.v), kırk yaşında nübüvvet devri başlayıp Allah'ın emirlerini anlatmaya başlayınca, müşrikler: "Gel bu peygamberlik davasından vazgeç, eğer başkan olmak istiyorsan seni başımıza başkan yapalım. Eğer güzel kızlarla evlenmek istiyorsan, sana istediğin kadar güzel kız verelim. Yeter ki bu peygamberlik davasından, atalarımızın dinine hakaret etmekten vazgeç." dedikleri zaman Peygamberimiz (s.a.v.): "Bir elime güneşi, bir elime ayı koysanız, vallahi ben davamdan vazgeçmem" buyurmuşlardır. Ve Peygamberimiz bu sözleri söylediği zaman da, Hatice validemiz Altmış yaşındaydı. "Ben ihtiyarladım sen daha gençsin, evlen" dediği halde niçin Peygamberimiz evlenmedi? Evet... "Peygamber, nefsine düşkün olduğu için çok evlendi" diyenler, size soruyorum: Müşrikler, "Şehrin en güzel kızlarından istediğin kadar verelim" dedikleri halde, Hatice validemiz, "Ben ihtiyarladım sen daha gençsin, evlen" dediği halde niçin evlenmedi? Nefsine düşkün olsa idi evlenmez miydi? Elbette evlenirdi? Hem de Peygamberimiz (s.a.v): "Allahu Tealâ, bana, cinsî yönden 40 erkek kudreti 164 vermiştir" dediği halde. Peygamberimiz (s.a.v), Hatice validemizin vefatından üç sene gibi uzun bir zamandan sonra çok kadınla evlenmiştir. Ama sebepleri vardır. Bir defa nefsi için evlense idi, gençlik devresinde evlenirdi. Elli küsur yaşından sonra çok kadınla evlenmezdi. Elli küsur yaşından sonrada evlenmesi, nefsi için evlenmediğini göstermez mi? "Peki niçin elli küsur yaşındım sonra çok evlendi?" denilecek olursa: 1 Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Allah'ın emri ile yeni bir din getirmişti. Bu dinin emirlerinin içinde kadınların mahrem işleri ile ilgili hükümler de vardı. Lohusalık, aybaşı ve diğer mahrem konular gibi. İşte bu halleri, Peygamberimiz, kadınlara en teferruatı ile anlatamayacağından ve onlara da mutlaka anlatması gerektiğinden ve bunu da kadınlar yapacağından Allah'ın emri ile Peygamberimiz (s.a.v) çok evlendi. 2 _ Peygamberimiz (s.a.v), Allah'ın (c.c.) emri ile dini yaymaya başladığı zaman, Müslüman olanlarla beraber müşriklerden çok eziyet görüyordu. İslâmiyet, yeni yayılmaya başladığından müşriklerden bazısının babası iman ediyor, evladı etmiyor, bazısının evladı ediyor, babası etmiyordu. Kardeşi iman ediyor, kendisi etmiyor. Kadın iman ediyor, kocası etmiyordu. Bazen karı-koca beraber iman edenler de oluyordu. Müslüman olanlar, müşriklerden çok eziyet gördüklerinden, bazı Müslüman evli erkekler öldüğü zaman Müslüman karısı yalnız başına himayesiz kalıyordu. Babasının veya akrabasının yanına gitse derhal öldürüleceklerdi, işte böyle kadınları, Peygamber Efendimiz (s.a.v) himaye etmek gayesi ile kadının isteğine bağlı olarak bazen kendisi, bazen de ashabına nikahlardı. Yine aynen bunun gibi bazı müşriklerin hanımlarını

veya kızları . 165 Müslüman oluyor. Müslüman oldu diye babası veya kocası onu dayanılmaz işkencelere sokuyorlardı. Fırsatını bulup bu işkenceden kaçan himayesiz kadınları, Peygamberimiz, kadınların isteğine bağlı olarak ya kendisine veya ashabından birine nikahlıyordu. Hemen şunu da söyleyelim: Bu hadiseler olurken, Arabistan'da herkes maddî ve manevî durumuna göre birçok kadınla evleniyordu. İslâm dini, kadınla evlenmeyi birden dörde çıkarmış değil, çoktan dörde indirmiştir. Sadece dörtten fazla evlenmek yukarıda bir kısmını saydığımız sebeplerden dolayı Peygamberimize aittir. Ve Peygamberimiz: "Cinsî yönden Allah'ım beni 40 erkek kudretinde yarattı" dediğini unutmamak gerekir. Buna rağmen yine 'de Allah Rasulü: "Adaleti maddî ve manevî yönden tatbik etmemde bana yardım et" diye Allah'a (cc.) dua etmiştir. 3 — Zevcelerin her birinin çeşitli kabilelerden olması sebebiyle, evvelâ o kabileler arasında, sonra da muazzez şahsiyetiyle akrabalık tesis buyurduğu bütün cemaatler içinde, köklü bir sevgi ve alâkaya yol açıyordu. Her kabile onu kendinden biliyor, din hissinin yanında yaratılıştan, fıtrattan olan bir tutkunlukla ona karşı derin bir bağımlılık hissediyordu. Her kabileden aldığı kadın, onun hayatında ve vefatından sonra kendi cemaatı arasında çok ciddi dinî hizmete vesile olabiliyordu. Uzak, yakın bütün akrabalarına İslâmiyet'i anlatıyordu. Bu sayede onun kabilesi de, kadın ve erkeğiyle, Kur'an'ı, tefsiri, hadisi ondan öğreniyor ve dinin ruhuna vakıf olabiliyordu. Bu evlilikler vasıtasıyla, tek önderimiz, âdeta, bütün Araplarla yakınlık kurmuş gibi her hanenin teklifsiz misafiri haline gelmişti. Herkes bu yakınlık vasıtasıyla Efendimize yaklaşabiliyor ve dinin emirlerini görme fırsatını buluyordu. Aynı zamanda, bu ayrı ayrı aşiretlerin her biri, kendini ona yakın sayıyor ve bununla iftihar ediyordu.
166

Mahzunoğulları, Ümmü Seleme (r.a) vasıtasıyla, Emeviler, Ümmü Habibe (r.a) vasıtasıyla, Hâşimîler, Zeynep bint-i Cahş (r.a) vasıtasıyla kendilerini ona yakın kabul edip, bahtiyar sayıyorlardı. Şu kısacık anlatmamız, iyi niyetli olanları, Peygamber Efendimizin çok kadınla evlenmesinin nefsî yönünden olmadığını anlatması bakımından yeter de artar bile... Meselenin özü, "Peygamberimiz hiç evlenmeseydi, Hazreti İsa'yı taklit edip evlenmeyen papazlar gibi, bizde de evlenmek haram noktaya kadar gelirdi."
167

BİTMEYEN SORULAR SORU: Kur'an-ı Kerimde modern ilme yer var, yani modern ilimle ilgili meseleler var, diyorsunuz. O halde, atmosfer tabakasına işaret eden bir ayet var mıdır? CEVAP: Elbette var. Fakat farzedelim ki, atmosfer tabakası ile ilgili ayet yok. Atmosfer tabakası ile ilgili ayet-i kerime olmasaydı, sen Kur'an-ı Kerim'in mucize olduğunu kabul etmeyecek miydin? Bakarsın ki, Kur'an'da olmayan bir fizik kanunu vardır. Fakat bu kanun, Allah'ın Kâinat kitabından olan bu dünyanın dışında mı kalıyor? Kâinat, Allah'ın göze hitap ettiği kitabıdır. Kur'an ise, Allah (c.c) ile kul arasının nasıl olacağını bildiren kitabıdır. Şunu da unutma, Kur'an fizik veya kimya gibi ders kitabı değil. Allah o işleri beynimizdeki kitaba vermiştir. Kâinatta herşey onundur. Dilediğini Kur'an'ında bildirir, dilediğini göz önüne koyarak bildirir. Kur'an'da, zürafanın boyunun uzunluğundan bahis yoktur, fakat zürafa göz önündedir ve zürafayı görebilecek göz ve akıl da verilmiştir. Buna kıyas ederek diğer konulan da idrak

etmek mümkündür.
168

Soruya girmeden önce, "Modern ilim" konusundan biraz bahsedelim. Modern ilimden kasıt, yeni buluşlardır. Yalnız benim kısa aklım diyor ki, bindörtyüz yıl önce İslâm'ın bildirip de bilim adamlarının yeni bulduğu konular var. Şimdi... Modern ilim diye hangisine diyeceğiz? Yeni bulunan buluşa mı modern ilim diyeceğiz, yoksa yeni bulunan buluşu bindörtyüz sene önce bildiren Kur'an ilmine mi modern ilim diyeceğiz? Gelelim "Kur'an'da atmosfer tabakasına işaret var mı?" sorusuna. Var demiştik. İşte ayet-i kerime: "Semayı koruyucu bir tavan yaptık" (166) Şimdi düşünelim. Semayı, koruyucu bir tavan yaptık derken, bindörtyüz yıl öncesine gidelim. Gökyüzünden ne gibi bir zarar düşünebilir insan? Evimizin tavanı, dışarıdan evimizin içine girecek yabancı maddeleri engellemek içindir. Peki, dünya denilen evimize nereden yabancı bir madde gelebilir? Ve bunu bindörtyüz sene evvel kim biliyordu? Allah bildiği için, atmosfer denen tavan kanununu koydu ve bize bildirdi. Nedir" atmosfer? Atmosfer, çok sert bir hava tabakasıdır. O kadar sert ki, beton onun yanında pamuk hükmündedir. Sert olması lazımdı ve Allah da sert yarattı. Atmosfer tabakasının çok önemli vazifeleri vardır. Bir fabrika sahibinin kapıya bekçi koyup, "İçeriye yabancı alma" emri verdiği gibi, Allah da dünyamızın çevresine atmosfer denilen bekçiyi koyarak Dünyanın içine tecavüz eden yabancıları içeri almamasını emretmiştir. Zararlı olanı atıyor, lazım olanı alıyor. Dünyamıza, yılda yaklaşık olarak 260 milyon meteor denilen gök cisimleri düşmekte, ancak, ilahî kanun, taşlar
(166) Enbiya: 32. 169

ne kadar büyüklükte olursa olun, taşları, binlerce parçaya bölerek uzayın boşluklarına doğru göndermektedir. Nasıl karpuzun içinin muhafazası için bir kabuk yarattı ise Dünya'mızın muhafazası için de atmosfer tabakasını yaratmıştır. Bu tabaka, Güneş enerjisini olduğu gibi Dünya'ya göndermiş olsa saniye tutmaz kül oluruz. Bunun için bize lâzım olduğu kadarını gönderiyor. Çünkü, bu kanunu koyan Allah, (c.c) böyle ayarlamış. Ey kudretine kurban olduğum Seni anlayamadık affeyle bizi Arayıp arayıp Sende bulduğum Kurbanın olayım bağışla bizi Zannederim bu kadar yeterlidir. Allah (c.c), kanun koyucudur. İnsan, Allah'ın koymuş olduğu o kanunu bulandır. Ne acıdır ki, insanlar, kanunu koyanı takdir etmez, kanunu bulanı takdireder. 'Milli gazete'de şöyle bir olay okumuştum: Felsefeci bir öğretmen, övüne övüne yeni buluşları anlatıyordu. Edison'dan başlayarak, Galileo'yu ve yer çekimini bulan Newton'u anlatıyordu. Bu arada, sanatı bulandan çok, o sanatı yapan sanatkardan bahsedilmesini isteyen bir talebe sorar: — Hocam, Newton yer çekimini bulmadan önce biz nasıl düşmeden yaşıyorduk? Öğretmen şaşırır: — Newton yer çekimini bulmadan önce de yer çekimi vardı oğlum. — Peki, o zaman kim koymuş o yer çekimini? O yer çekimi çok muazzam bir şey ki, bulmak bile kişiye ün ka170

zandırmış. Peki, o yer çekimini koyana hiçbir şey kazandırmamış mı?

her şeyi çözme bakımından bir çocuk gibidir.. galaksileri. artık sövemeyecekler. Konuyu değiştireceksin.. gerçekleri saklayamayacaklar. Güneş'in Ay'ın Dünyanın hiç yerinden oynamadığını kabul etmişlerdi. Fakat. İslâm'ın bu konuda bilgisi var mı? CEVAP: İslâm'ın bu konuda bilgisi var mı demek. inanman lazımdı. vakit bitiyor. Ay'ın. O duman halinde idi. Biz onu ayırdık ve her canlıyı sudan yarattık" ayeti bize bunu anlatıyor. yeni buluş ve icatlara İslâm çerçevesi içinde değerlendirir sonra inanır veya kabul ederiz. İslâm'a zıt ise reddederiz. Bu buluşu doğrulayan ayet-i kerime: "Onun arşı su üzerinde idi. İslâm'a sahip çıkan bir gençlik var. yoksa sizler mi? Kur'an'ın ne büyük bir kitap olduğunu bildiğiniz halde. Çocuk. Çünkü. "Önceleri yer ile gök bitişik idi. Ah gerçekler.. Allah bu işlere karışır mı? — Niçin karışmasın? Mal onun. yaşayamadığını biliyor ve üzülüyor. Velev ki bu gençleri.. İslâm'a zıt değilse kabul ederiz. aklım almıyor? — Senin de. Bak işte ayet-i kerime: "O inkâr edenler görmediler mi ki. Çünkü. çıkın artık. .. Müslümanlar mı ilerici. nereden bilsin bilmece çözmeyi. Bilime göre. yıldızların döndüğünü Allah'u Tealâ bildirmişti. Şimdi bu ayetlere.. O zaman İslâm âlimleri. Sormuş olduğunuz "Dünya ilk önce su idi" konusunu 172 ilk defa bildiren zaten Allahu Tealâ'dır. bu da çok saçmadır. Biz fene. — Aaaa..) bu konuda bilgisi var mı demektir ki. Kur'an-ı Kerimde Güneş'in. İslâm'ı bilmeden taş atmaya kalkan zalimler ne diyecekler? Onlara soruyorum: Ey zalimler! Ey kâfirler ve münafıklar! Söyleyin bakalım. Atsalar zindanlara Tıksalar çamurlara Gençlerin hesabı var Soracaklar onlara. "Dünya önceleri su idi" diyor." GENÇLİĞİMİZE HEP SORMAYI ÖĞRETTİLER İNŞAALLAH BİZ.. — Ama nasıl haberi olur. İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz ki: Kanunları bulan övülüyor o kanunu kurana ise sövülüyor... nebülözleri.c)'ın yarattığından haberi olmaz mı? Değil yarattığından..c. mülk onun. yaşamasa da. bundan asırlar önce Batı âlemi. Akıl. Ne demiş atalarımız: "Sessiz atın tekmesi pektir. öğretiyor. ona nasıl hakaret ediyorsunuz? Nasıl edebiliyorsunuz? Başlangıçta çok sıcak bir duman bulutu halinde olan bu gaz kütlesinin zamanla parçalara ayrılıp.. bu teoriye inanmadılar. Yeni buluş veya icadı önce İslâm'a sorarız. Meselâ. Elbette. Öğreniyor. Güneş sistemlerini meydana getirecek şekilde geliştirildiğini biz de kabul ediyoruz.— Çocuklar. Biz onları ayırdık ve canlı olan her şeyi sudan yarattık" (167). CEVAP VERMEYİ ÖĞRETECEĞİZ SORU: Bizim öğretmenimiz. çömlek patlayalı yıllar oldu. yaşıyor. konuyu değiştiriyoruz. yaratmadığından bile haberi olur. Allah (c. Çünkü.. En azından." (169). yerler ve gökler önceleri su üzerinde idi." (168) Atomların anası sayılan sıvı madde gaz haline getirildi: "Sonra göğe yöneldi. Bilim de bunu kabul etmiş durumda. Allah'ın (c. tekniğe yani. önceleri gök ile yar bitişiktiler de. benim de aklımız kim oluyor ki?. Saklanmayın. işine gelmedi değil mi? İşine gelse idi.

c) kendi yaptırdığı işten hesap sorar 174 mı? — Sormaz. yangın. Ölüm. Allahu Tealâ bazen kulunun başına musibetler verir ki. yüklemez. bir kimsenin işlemediği suçu. bir kimseye.. Müslümanlar'ın kanunlarının muhtevi olan Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Biz. insanların ne suçu var? Hayır ve şerri Allah yapağına göre..c)'ın takdir ettiği işler çoktur. sevmediği bir şeyi. Fakat. sel baskınları. (167) Enbiya: 30. İslâm'da hata aramak kastı ile soruyorlar. iki yol gösterdim diyor Rabbül âlemin. nasıl dersin "Kuran dünya işlerine karışmaz?" Yazık. insanlara niçin günah yazıyor? CEVAP: Bu soruyu soranlar. Elbette yazmaz. Gelelim Kur'an ve Hadis-i şeriflerin bu konuda söylediklerine Müslümanlar'ın kanunlarının koyucusu olan Allahu Tealâ. Ölüm... Allah (c.. niçin kırdın diye sorar mısın? — Hayır. Bir defa. Allahu Tealâ' nın bir kuluna: "Sen zina yap. anlamaz.c).) bu gibi musibetler verdiğinde kulunun nasıl davranması gerektiğini de bildirmiştir. hayır (iyilik) ve şer (kötülük) Allah'tan. Aklını boşuna harcıyorsun. kuluna yap. — Peki Allah yükler mi? — Tabi. vesaire gibi. o kimseye yükler misin? — Asla. hayır ve şer Allah'tandır demek. imtihan dünyası olduğu için. "Benim ne suçum var? Bütün bu olanları Allah (c. 173 ALLAH GÜNAH İŞLEMEYENE GÜNAH İŞLETMEZ SORU: Madeni ki. Allah kulunu ne ile imtihan edecek? Hemen şunu unutmamak lâzımdır ki. bakalım benim kulum sabredecek mi diye sınar. fakirin hakkını ye" gibi kötü işler hakkında emir vereceğine nasıl inanıyorsun? Allah (c... hastalık vesaire gibi musibetler de vermez ise. elbette Allah (c. ona iki de yol gösterdik. Eğer kullarının bütün yaptıkları günahları Allah . ha insanda fark kalmaz. adam öldür.c) ezelden yazmış" diyenlerin durumu. Allah (c. Allah'dan (c. şunu iyi bilmek lâzımdır ki. sonra o kişiye camı kırınca. — Peki sormaz da. Eğer kulu sabrederse derecesini artırır. Dünya. — Sen. ayakkabısına kadar haberi olanların. Allah (cc. Şimdi soruyoruz: — Sen mi daha adaletlisin. Fakat. yangın... hem de çok yazık.c) — Sen. hayır ve şerri yaratan Allah'tır demektir. Allah'ı ve onun şeriatını bilmemekliğinden ileri geliyor..Böyle olmasına rağmen. Ha hayvanda o.. (168)Hud:7 (169) Fussilet: 11. diye yazar mı?. ancak bu işlerde günah yoktur.. Bugün kâfir bir artistin giydiği iç çamaşırına. yoksa Allah mı? — Ne demek canım." (170) Bak. "Şu camı kır" diye söyleyip. Bir akıl ki gerçeği görmez.c) ve onun şeriatından (kanunlarından) haberi olmaması ne kadar acı bir şeydir... ailevî sıkıntılar. hırsızlık yap. — Peki.. içki iç.

Ayet-i kerimelerin bir zahir (açık).c) önceden bildiği için Allah (cc.) kendi tayin etseydi. kendi elinizin kazandığı günahlar yüzündendir. "Olur mu canım. bazı meseleler (hastalık. güç ve kudreti Allah (c. Deveye sormuşlar. deprem vs. geniş bir şekilde Kur'an-ı Kerim'de açıklansa idi. Yalnız burada anlamamızı zorlaştırmak mesele. bazı ayetler zor anlaşılırdı. Dedik ya. insan da ister istemez kendi kuvveti." "Kocaman bir karınca kuvveti kadardır" cevabını vermiş.. 175 (c. Allah'ın geleceği bilmesidir. şu küçücük aklı ile daha şu âlemin zerresini anlayamamışken. "Gaybı (geleceği) Allah'tan başkası bilemez" denilmektedir.. (173) Şura: 30. Kul da şimdi onları yapıyor. Karıncaya sormuşlar: "Allah'ın kudreti. "İki yol gösterdik" der miydi? Bak. kulun ne yapacağını Allah (c. Her ayetin manası.. Söylemek istediğimiz mesele şudur: Allah (c. nasıl olur da bu kâinatı yaratan Allah (cc)'ın kudretini anlayacak? Elbette anlayamaz.c. Onun için ayetleri tefsir eden. yani yazdı da. Allahu Teala da kuluna o istediği şeyi yapacak güç ve kudreti verir ve o istediğini yaratır. kul onu yapar değil. nasıl bilirse bilir. insanlar yaratılmadan önce ruhlar aleminde insanların hepsinin ne yapacağını yazmıştır. kudretini şu küçücük aklımız kestiremeyince. "Size gelen her musibet. bin kiloluk eşyayı tartabilir mi?" Allah'ın ilmini. iyi amel ve iyi hareket edenin mükâfatını zayi etmeyiz" (171) "Kim iyi amelde bulunursa kendi lehinedir. hariç) Allah taktir etti de. "On kiloluk kantar. Zavallı insan. Buna da levh-i mahfuz denir. kim de kötü amelde bulunursa kendi aleyhine zararı vardır. bir de batın (gizli) manaları vardır. Yani. şu ayette daha güzel ve daha açık anlaşılıyor: "Biz. — Ama nasıl bilebilir? Bir türlü aklım almıyor? — Kardeşim." (172) Bu ayet-i kerimeler. nasıl olur da şu kocaman kâinatı yaratan Allah'ın (c.) yaratır. Allah değil mi bu? Bilir ya.) yazıyor. Rabb'in kullarına zulümkâr değildir.) kullarının ne yapacağını biliyor muydu? — Evet. milyonlarca kişinin he- .. Zaten Kur'an-ı Kerim'de. sel baskını. İnsana sorulunca. deve de: "Kocaman bîr deve kuvveti kadardır" demiş." (173) Buraya kadar anladık ki. kendi ilmi mesabesinde Allah'ın kudretini ölçüyor. şüphe yok ki. O günahı işleyecek zamanı.c. kuvveti ne kadardır" diye." (174) Hemen şunu söyleyelim ki. kişi günahını kendi yapar. açıklayan hadis-i şerifler vardır ki. nasıl bilebilir?" diye zırvalamaya başlıyoruz.c. Tabi böyle olunca da. şu kocaman kâinatın sırrını anlayamamışken. — Bildiği için de. 176 Kafirlerin. altıbin altıyüz altmışaltı olurdu da. kalkan olarak kullandıkları ayet-i kerime şu: "Biz. Allah olur da. (171)Kehf:30. eğer bu hadis-i şerifler ve ayet-i kerimelerin nüzul sebepleri (yani iniş sebepleri) olmasa idi. hafızların ezberlemesi belki çok zor olurdu.c) sırrını anlayabilir? Hem Allah. işin içinden çıkılmıyor. her şeyi bir kader ile yarattık. Bir elektronik beyin. o zaman Kur'an-ı Kerim. şu minnacık aklımız.(170) El-Beled: 10. yaratacağı şeyin önceden ne yapacağını bilemez mi? Elbette bilir. sorunun cevabını fevkalade veriyor. kul neyi isterse. (172) Fussilet: 46.

" ((176) Necm: 39-40."(176) buyuruluyor. Ay. o gün. bizi irademizle serbest kılmasındandır.(174) Kamer: 49. bu kaderdir.) kulunun geleceğini mi bilemeyecek ? KAZA VE KADERE GELİNCE Kader: Cenab-ı Hak tarafından bütün eşyanın. Konunun daha iyi anlaşılması için biraz daha bahsedelim. Yani kendi hür iradesi ile isterse iyi tarafını. Kaza: Ezelden taktir olunan şeyin takdir gereğince varlık alemine çıkarılması (yaratılmasıdır). kazanın yerine kader dendiği olur. sebeplerinin ve şartlarının zaman ve mekanlarıyla hudutlandırmasıdır. diğer yaratılmışlar arasındaki müstesna yeri ve yaptıklarından dolayı sorumlu olma durumu onu takdir bakımından da diğer yaratılmışlardan ayırır. diğeri insan iradesine asla bağlı olmayan iki türlü kader vardır. mükâfatını görür. bütün insanların hayatlarında yapacakları her şeyi en ince noktasına kadar bilir ve yazmıştır da. Kader-i muallak. İlahî bir kaidedir ki. Ne ekersek onu biçeriz. Şimdi soruyorum. Kaza ve kader kelimeleri. astronomi âlimi yazdı diye mi tutuldu. arpa eken ancak arpa alır. Allah (c. İslâm'da irade..Ahmet Lütfi Kazancı. Fena şeyler diler ve öyle hareket edersek. 178 anlayışına uymazdı. kader-i mübrem denilir. Şayet. ayın ne zaman tutulacağını yazar. İnsanın. insan iradeye bağlı işlerde kendi kaderini kendi tayin eder. yoksa Ay'ın tutulacağını âlim bildiği için mi yazdı? Elbette Ay'ın tutulacağını bildiği için yazdı. İyiyi isteyen kötüye sevk edilmediği gibi. hakkımızda iyi şeyler diler ve ona göre hareket edersek Allah onu yaratır. onu yaratır. kâinatın ve hadiselerin ezelden (yaratılmadan evvel) hallerinin.c. yarınki havanın durumunu doğruya yakın tahmin edebiliyor da. Meteoroloji. insanın iradeye bağlı işlerinde de kaderin mecbur eden bir hükmü cereyan etseydi. Tabi (mecbur kılan bir kader) yerine. isterse fenalık tarafını seçer. Kaza ve Kader . Bunlardan insan iradesine bağlı olan kadere. iradesine bağlı olarak yürüyen bir kaderi vardır. "Kim zerre ağırlığında hayır işlerse. Kaza ve Keder . fenayı isteyen de (şayet Allah'ın hususî bir ikramanı uğramazsa) iyiye sevk edilmez. Kim zerre ağırlığınca şer işlerse.. (177) Biri insan iradesine bağlı olan. Ancak O. cezasını görür.Ahmet lütfi Kazancı. (175) Mesela: Bir astronomi alimi.c). Kader-i Muallak: Kendi irademize bağlı olduğu içindir ki. Bundan dolayı diyor ki. lügat manaları bakımından birbirinin aynı olduklarından bazen kaderin yerine kaza. bunları yaratan Allah (c. vasıflarının. Kur'an-ı Kerim'de: "İnsan için çalıştığından başka hiçbir şey yoktur. 177 sabını aynı anda yapıyor. o zaman insandan diğer varlıkların hiç birinden istenmemiş olan yüce vazifelerin bir tanesini bile istemek adalet (175) İslâm'da İrade. çalışmasının semeresi (neticesi) de yakında görülecektir. insanların ileride ne yapacakların bilip yazmamış mıdır? Bu soruya verilecek cevap müsbettir Yani: Evet. 177) Buhari-Müslim. Ay'ın. Allah. Bilmese zaten Allah olması mümkün olur muydu? Bizim bu şekilde hareket etmemiz ise onun bilmesinden değil. . bizim irademizi hür olarak kullanmamız neticesi neler yapacağımızı bilmiştir. buğday eken ancak buğday alır. diğerine ise. o tarihte tutulması da kazadır. buğday alamaz.

Allah yaratır) demelerinden başka bir şey değildir. fena yollara sapanların. hidayeti isteyen kimselerin hidayete erdirildiğini. gelecekte olacak hadiseler. bilinmeyeceğini. "Allah. kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. kendini müstağni görürse. "(179) Hakikat böyle iken. o kimselerdir ki. Bu ise ehl-i sünnet imamlarının (insan diler. onu dilerse hidayet erdirir. hidayeti isteyene hidayet. Ama onlar. hidayeti bırakıp dalâleti seçenlerin. Onlar. muhakkak ki.c. Hiç bir insan zorla dalâlete sürüklenmiş değildir. Kim de cimrilik eder." (184) Bu ayetlerde Allah'ın hidayetinin. Aşağıda okuyacağımız iki ayet meali bize Müslüman yapmak için dahi zorlamanın olamayacağını gösterir. sapkınlık eden de yalnız kendi zararına sapmış olur.. kıyametin ne zaman kopacağı gibi. hidayeti bırakıp dalaleti (doğru yolu bırakıp sapıklığı) satın almışlardır. Allah imanı kalplerine yazmış. Bu fikrin tamamen yanlış olduğundan şüphe yoktur. yahut soysopları olsunlardostlaşacaklarını göremezsin.. o. "Allah'ın (c. haddi aşan şüphecileri böyle dalalette bırakır (şaşırtır).Kader-i Mübrem: İnsan iradesinin ve kudretinin dışında kalan hadiselere ait kaderdir. Yoksa. Bazılarının. anlatmak istemiştir. zulüm yaptığını söylemek olur. 181 yeti. hidayet isteyen kuluna hidayeti Allah'ın (c. Hakikat şudur ki. hastalıklı. ahlak için) kolaylık veririz. Bazı kimselerin inancına göre: Allahu Tealâ. dilerse dalâlette bırakır. en güzel olanı yalan sayarsa. doğru bir yola erdirilmiştir. Demek .c). "(180) bu(178) Yunus: 99. ne zaman. ya oğulları. Allah rızasına uygun ameller yaparak hidayete hak kazananlara ulaştığı açıkça anlatılmaktadır. körlüğü hidayete tercih ettiler "(185) 2) "İşte Allah (c. (184) Leyi: 5-10. Allah'ın bir kimseyi zorla dalalette bırakacağını düşünmek en büyük hatadır.c.. en güzel olanı (İslâm dinin) tasdik ederse ona en kolay için (cennete götürecek amel. Allah hakkıyla işitici. Bu ise ancak cahillere yakışan bir sözdür. ya biraderleri. kullarına zulmetmeyi istemez. iman ile küfür apaçık meydana çıkmıştır. Hakikat. ancak Allah'a itaat eden. o kimselerdir ki." (183) 4) "Ama kim (Allah yolunda) verir. kemaliyle bilicidir.) hidayeti ermedikçe bir kimsenin hidayet ulaşması mümkün değildir" gibi sözlerine önem vermek doğru değildir. yani doğru yolu dilemekte.. (179) Bakara: 256. hidayeti kabul eden kendi faidesi için kabul etmiş.) vermediğinden değil. Bu kısım kaderden bahsetmeyi Resulullah efendimiz nehyetmiştir. bunların babaları. Allah'a ve Rasulüne muhalefet eden kimselerle -velev ki onlar. Kullarına son derece merhametli olan Allah (c. Allah'tan korkarsa. Şayet bir kimsenin İslâm olmak istediği ancak olamadığı söylenirse. bir kimseyi Müslüman yapmak için bile zorlamaya razı olmaz. Bize göre birden bire meydana gelen afetlerin neticesi olan zarar ve ziyanlar. Bazılarımızın cılız. ölüm halleri. "Sen iman etmiş olsunlar diye insanları zorlayıp duracak mısın?"(178) "Dinde zorlama yoktur. fırtınalar. Biz de ona en güç olanı (cehenneme ulaştıracak amel ve ahlâkı) kolaylaştırırız. Aşağıda okuyacağımız ayetlerde. (182) Yunus: 108. dalâlette bırakıldığını göreceğiz. Artık kim şeytanı tanımayıp da Allah'a iman ederse."(181) 2) "Artık. Böyle düşünmek. bu onun tam bir istekle istemediğinden dolayıdır. bunları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Allah (c. Allah ise kulun dilediği hidayeti yaratmaktadır. Burada da. Allah'a isyan edenlerin.. iradesini iyiye kullanan. sağlam bünyeli olarak yaratılışı. 1) "Kim Allah'a sımsıkı tutunursa." (186) 3) "Onlar. insan hida(181)Âl-i İmran:101. (180) Gafır Suresi: 31 180 yuran Allah'ın.c).muhakkak ki. kulun iradesine ne olursa olsun." (182) 3) "Allah'a ve ahiret gününe imanda sebat eden hiçbir kavmin. depremler. dalâleti isteyene dalalet yollarını açar. Şimdi de dalâletin de kulun isteğine bağlı olduğunu anlatan ayetlerden bir iki örnek verelim: 1) "Semada gelince biz onlara hidayeti (doğru yolu) gösterdik.. Kendisine: "Kıyamet için ne hazırlığın var" suali sorulduğunda.c). nerede öleceğimiz. bilinmesinde bir faide olamayacağını anlamak. (183) Mücadele: 22.

Allahu Tealâ: "öldükten sonra diriltmek. madem Allah var. ALLAH'IN HER İŞİNİ AKLIMIZIN SINIRLARI ALMAZ. Bunun için kendilerine müracaat edip. su içen ve başka bir şey yemeyen karı kocayı. onu bir kitap kabul edip. değirmene götürülür." (188) Bu ayetlerden de anlaşılmıştır ki. bizim için. Evet. Biz. taneleri. biz de onu ateşe sokar. bu şekilde hayatlarını devam ettirecekler. diyoruz ki: "Bu çiftlikte dilediğiniz gibi gezer. sadece ekmek yiyip. artık ölmüştür. okuyamaz mıyız?" İşte bu noktadan hareket ederek. Çünkü. Onlar da bu isteğimizi kabul edip. Fakat. diriltir. Allah'ın kanunlarını ihtiva eden mukaddes kitabımızda da. Allah'ın Allah olabilmesi için her şeye gücü yetmesi lâzım. ilk yaratmaktan daha kolaydır. Biçilen buğdayın öldüğünü kabul edebilirsiniz. ona dikkat edelim. Artık. Resime ve kabartma haritalara bakma yerine. Demek ki. Nihayet. kâinat kitabını okumaya karar verdik. onun ölmesi manasında kabul edebiliriz. (188) Bakara: 26. On ay boyunca sadece ekmek yiyip. onunla fa sıklardan başkasını şaşırtmaz. iradelerini şer yolunda kullanmakta devam etmiş olanlara aittir. Fakat sizler. Allah (c. Buğdayın olgunlaşmasını. Şimdi gelelim sorunun mantıkî cevabına: Hekimoğlu İsmail ahimizin bu konuda yazmış olduğu "Ölüler Diriliyor" isimli kitabını çok beğendiğimden. Biliyorsunuz.c) bir kimseyi dalalette bırakıyorsa. Allah yolundan kendi istekleriyle yüz çevirmiş.alışverişleri onlara kazanç sağlamamış. genç karı kocanın balaylarını büyük bir çiftlikte geçirdiklerini tasavvur ediyoruz. kabartma haritaların bulunduğu bir devirde yaşıyoruz." buyurmaktadır. öldükten sonra. pişiririz. ÇİFTLİK HAYATI Yeni evli. (187) Bakara: 16. Şöyle ki: Biçilen buğdaylar. acaba doğrudan. buğdayların defalarca öldüğü herkes tarafından anlaşılmıştır. Şimdi bu ölü buğdaylar nasıl dirilecek.c) gücünü inkâr etmek yatar. buğdayın olgunlaştığı ve biçilmesi gerektiğine karar verilir. Öyle ise. gelişi güzel bir seçimle değil. resimli romanların. bizim varolan elementlerimizden daha kolay yaratır. AKIL ONA YETMEZ 182 SORU: Öldükten sonra nasıl dirileceğiz? CEVAP: Bu sorunun altında da Allah'ın (c. çuvallara doldurularak. onlar doğru yolu da bulamamışlardır. önce ondan nakiller yapacağım. yenen . bu buğdaylar. bu karı-kocanın tırnakları uzamış. birçoğunu da hidayete erdirir. İlkbaharda her taraf yemyeşildir. Saman ve taneye ayırma işlemleri yapılır. doğruya kâinata bakıp. var olduğuna göre de. bizi yoktan var eden Allah. Hekimoğlu abimiz şöyle diyor: "Artık. dilediğiniz gibi eğlenebilirsiniz. Allah'ın her şeye gücü yeter. hamurdan da ekmek yaparız. "Olgunlaşan buğday ölmedi" dersiniz. Yeşil buğdaylar her geçen gün olgunlaşmaya ve sararmaya başlarlar. Sizlerden istediğimiz. Bakıyoruz ki. (185) Fussilet: 17. Böylece un haline gelen buğdayı hamur halinde yoğurur. bir buğday tar183 lasını ele almak istiyoruz. dalâlete hak kazanmış. 4) "Allah onunla (getirdiği misal ile) bir çoğunu sapıklığa. şimdi tetkike koyuluyoruz." (187). belirli bir zaman için. su içmeniz olacaktır. (186) Mümin: 34. . undan hamur. harman yerinde toplanır. daha birkaç kere öldürülecekler. biz de bunu kabul eder ve buğdayların biçilmesini bekleriz. Değirmende un haline getirilen buğdaylar.

ciğerde ve vücudun bütün organlarında yerini almış. nasıl oldu da defalarca ölen buğday. bunların ölü şeyler olduğunu daha önce gördük. su içtiler. bir kalp mütehassısı. Madem ki buğday topraktan ve cins harmanlar da buğdaydan meydana geldi. Onu uzatıp gereken ölçmeyi yaptıktan sonra. sonra onları tıraş ediniz. kalbinin kapakçık veya kulakçığını tedavi ediyor. insan olarak meydana gelirken yine inşaat ve mühendis meselesini unutmamamız gerekir. Öyle ise. Onlar devamlı uzarlar.ekmek tırnak haline gelmiş . hücre gibi küçücük fabrikada kıl yapan usta kimdir? ÇAMURDAN OLAN İNSAN Çiftlikteki genç evlilerimizin bir çocuğu dünyaya geldi. cins harman şekline geldi ve bu da bir çocuğun. O. Kaşlarınızla saçlarınız birbirine ne kadar yakın. bunların saçları da uzamış. Bu halin Adem aleyhisselamın yaratılışı ile bir alâkası yoktur. on aydan beri ekmek yiyip. nereden biliyordu ve bunun yerini nasıl buldu? Yine dikkat ediyoruz: Diş fırçası yapmak için milyonlarca lira değerinde kocaman fabrikalar kuruluyor. hastanın göğsünü açıyor. yani insanın vücut bulmasına sebep oldu? Yine dikkat edersek. hammadde olarak da ekmeği ve benzeri şeyleri kullanıyor ki. bizi duyan olsa ne der? Başımızı bir başka yöne çevirsek. Halbuki vücudumuzdaki kılları. kıkırdaklarda. "Şu bina kendi kendine olmuştur" veya "Bu bina bir tesadüfün sonunda meydana gelmiştir" desek. içimizdeki dalağı. saçlarınız durmadan büyür. şimdi de böyle kalmalısın" demektedir. Kıl hücreleri sadece kıl yapmakla kalmıyor. Kaşlarınız belli bir boya gelince durur. doğrudan doğruya halkedilmiştir. Meselâ: Kolunuzdaki kılların boyunu ölçünüz. kanda. başak. vücut bakımından toprak ve gıdalar silsilesine bağlı. gözde. Şimdi düşünelim. öve öve bitiremi- . Halbuki başımızdaki kıl hücreleri böyle değildir. Birkaç ay sonra kolunuzdaki kılların büyüyüp. kemiklerde. ruh yönü ile ervah alemine irtibatlıdır. eski boya gelince büyümelerinin duracağını göreceksiniz. "Sen evvelce bu boydaydın. toplu iğnenin başı büyüklüğündeki kıl hücreleri yapıyor. kum. İNŞAAT İŞLERİ Bir yere. ne derece doğru konuşmuş oluruz? Yediğimiz gıdalar. gitti de gözümüzün saydam tabakasında yerini aldı ve görme işimiz devam etti? Kulağımız olduğundan ve onun ihtiyacından haberdar mıydı? Ayağımızdaki kemiği. bu malzemeyi belli bir plana göre inşa edecek mühendise. taş. tuğla ve tahta gibi inşaat malzemesi doldursak bunlara hitaben: "Ey inşaat 185 malzemeleri haydi bir bina haline gel" derken. Ölmüş buğdaylar insan vücudunda. öyle ise. Öyle ise yenen ekmek. Bunun hammaddesi bilmem nerelerden temin ediliyor. ustaya ve ameleye ihtiyaç yok mu? Ekmek hammaddesini alıp. demir. Yine bakıyoruz ki. Çünkü. Adem aleyhisselamın nesli ise. çimento. Halbuki bu genç evliler. adalelerde. onların hayatiyetlerini devam ettirmiş. O zaman anlıyoruz ki. Defalarca ölmüş buğdaydan yapılan ekmek. Karı-kocanın pek zayıflamadıklarını gö-184 rüyoruz. insanın cesedi de toprağa aittir. Sanki kaşlardaki kıl hücrelerinin metresi var. bize buğday gibi güzel ve lezzetli bir gıda vermektedir. bir de onları ölçüyor. gözümüzün ihtiyacını nereden biliyordu ki. Bu doktoru göklere çıkarıyorlar. vücut binasının inşaat malzemesi ise. ekmek kıl haline gelmiş. sinirde. balçık (toprak) yemekte.

insanlar. al ve akyuvarlar. Çünkü. Madem ki. insan göğsünün içine girip. Çünkü. bir araya getirilip ve mahşerde ceset ayağa kalkıp. çocuğun kalbi benim kalbime benzemezdi. Nasıl ki.. Dikkat ediyor musunuz. Bu buğdayın tohumu nereden gelmiştir? Buğdayı tarlaya ektik.yorlar. halen ölü gıdalardan meydana geliyor. güneş kadar uzak mesafede de olsam. bir insanın bütün planını ve programını taşıyamazdı. çiftlikteki misafirlerimize ekmek yedirip. kendi yapılarına hayran olup. Hollanda'nın peynirini yediğimiz ve Ameri188 ka'nın süt tozunu içtiğimiz de oluyor. . doktorun eli. ciğerler ve kemikler meydana gelir? Ölmüş gıdaları diriltip insan haline getiren.. şu anda güneşten gelen ışınlar. Bu kadar dağılan insan zerreleri. Bu insanın iki gözü ve iki kulağı birbirine eşit olup. . benim beslenmeme yardımcı oluyor. ona itaat etmek zorundayız. Öyle ise. kalbi yapanı unutmamalıdır. Eliyle koymuş gibi iç organlarımızda dolaştı. nasıl toplanıp. Şimdi tarladaki buğdayı düşünelim. oradan yerin bilmem kaçıncı katına geçti? Tekrar dönüp. benim beslenmemi temin eden. hayvanlar nerelerde otlamıştır? Gübreler nerelerden toplanıp getirilmiştir? Şayet gübre kimyevi ise. yaptığı heykelde simetriyi temin edip. hesap vermeye hazır olabilir? Kainat kitabını dikkatle okuyup. âhiret aleminde yeşerecektir. Fakat doktoru takdir edenler. sonra bağırsaklar. öyle ise aynı kudret sahibi. gübrelemek gerekir. Aksi halde. kalbi tedavi ediyorsa. iki gözü birbirine eşit ve benzer yapabilmek için gayret sarfederken. Öte yandan içtiğimiz suyun kaynağı nerede ve biz neredeyiz? Bu sular. ressamı yaratanı takdir edip.. bu kadar küçük bir şeye. dağ başlarında da olsam. Çok küçük olan cinsî hormon hücresinin içindeki yine çok küçük olan kromozomlar ve bunların da üzerinde bulunan genler.vücudumuzu teşkil ediyor? Madem ki. onların ihtiyaçlarına cevap verdi ve bizi besledi. Öyle ise. su içirmiştik. haşirde dünyanın hesabını vermeye hazır olabilirim. daha evvel birinin içimize girip kalbi inşaa etmesi gerekir. yine zerrelerim bir araya gelir ve ben cesedimle birlikte kalkıp. Gübre. bu işi daha kolaylıkla yapar. Bunlardan bir insan meydana gelecek. insan ölünce çürür. KİM TOPLAR? Denebilir ki.. şu anda üzerimizde taşıdığımız vücudumuzu teşkil eden gıdaların. Bir yanda ölmüş buğdaylardan yapılan ekmekler. Nasıl olur da ölmüş buğdaylardan sinirler. öte yanda mikroskopla görülecek kadar küçük olan hormon hücresi. Bir heykeltraş.. denizlerin derinlerinde de olsam. Beni yaratan. hayvan gübresi ise. Doktoru. Madem ki. Misal olarak. kaç defa gökyüzüne çıkıp. bizler de takdir ederiz. bize nasip oldu.. Vesaire... Madem ki. gıdalarımız nerelerden gelip. anlamaya çalıştığımızda.. kendilerini inşa edeni aramaları gerekmez mi? Düşününüz. Bu insanın iki kolu birbirine eşit olacak. atomlar haline gelir ve bitkilere intikal edebilir. simetrik bulunacak. dünyanın dört bucağından toplandığını hemen anlarız. hücreleri dağılır. elbetteki 186 187 insanı öldürüp tekrar diriltebilir. uzuvları birbirine eşit yapabilmek için ne kadar gayret sarfediyor ve ne kadar ölçme ve biçmeler yapıyor? İnsanın uzuvlarını ölçen kim? Resim yapan bir kimse. bir insanın vücut yapısını kaydeden âlimi düşünmek ve ona iman etmek. bilmem ne dağından esen hava. Bizim. o zaman bu gübrenin hammaddeleri nerelerden geldi?. yere. ona itaat etmeleri gerekmez mi? Heykeltraşlara hayran olanlar. insan cenazesi bir buğday tohumu gibi toprağa girecek. damarlar. insanı öldürür ve diriltir. herşeyin ilki zordur. gözlerimizin eşit ve benzer olmasını bir tesadüfün eline verebilir miyiz? Ressamı takdir edenler. buğdayı öldürüp diriltmektedir. bunu başaran birisi vardır.

v): "Ağzınızın tadını bozan ölümü çokça hatırlayınız" buyurmaktadır. Ben de gittim. Perişan olur. işaretini verdi. Bankın üzerinde bir kadın oturuyordu.a. Birkaç dakikalık konuşmanın teyzeyi tatmin etmeyeceğini bildiğim halde.. Allah'ın emrettiği şekilde yaşaması lazım ki. Ölüm. o zaman bilmiyordum).) Ağlamaya başlayan teyze — Yavrum. Bir insanın. Ve ben de gösterdiği yere oturdum.. fakat saçlar dökülüp bel büküldükten. (Bu kitabı mutlaka okuyunuz. dertli birine benziyordu. Öldükten sonra dirilmeye inancı yoksa. anası. tam teselli olabilsin. — Evet teyzeciğim.Necip F. — Evladım gel bakalım şuraya otur. Eliyle.Hekimoğlu İsmail. fakat nefsi ölüme inandırmak çok zordur. — Allah böyle mi emrediyor yavrum?. yıkılır. O'nu sevmeye çok ihtiyacım var. Sevdiklerim gittiler!. gülümseyerek selamımı aldı. yavruları avcılar tarafından vurulan ceylana benziyordu. yine cevapladım: . Ben de ona bakarak başımla selam verdim (baş ile selam vermek dinimizce caiz değilmiş. budur perde ardından haber Hiç güzel olmasaydı. Bir ara. Teyzenin hali. Hacim bakımından ufak. eller kırıştıktan sonra o insana ölümü kimseler unutturamaz. Teyzenin Allah'a ne kadar ihtiyacı olduğunu yeni anlaması ve çok perişan olması dikkatimi çekti. niçin kapandın? — Allah'ın emirlerini çiğnememek için. Ölümü bir müddet için unutturabilirler. kardeşleri. gözü yaşlı olmasına rağmen makyajını ihmal etmemişti. Ona kurban olmayı istiyorum (Eğer nefsim beni aldatmıyorsa. Yalnız.) 189 Evet. Hatta o kadar ki. insanları Allah'tan ayırdılar. zalimler. Çünkü. Fakat öldükten sonra dirilmeye inancı olan biri.. "Nasıl olsa ben de gittiğimde onları göreceğim" diye teselli olur. Kadın. Ah. Onun için de tek önderimiz Hy Peygamber (s. 190 — Hem de çok seviyorum. Müslümanca yaşayan. ölür müydü peygamber?" (190) Ölüm deyince aklıma bir hanım geldi.. Öldükten sonra dirilmeğe inanmak kolay... ilim bakımından büyük bir kitaptır. yanıma gel. (189) Ölüler Diriliyor .c) emirlerini tutmaya çalışan bir insan için: "Ölüm güzel şey. delirebilir de. babası. insana teselli bakımından yeterli değildir.. Yaşı da bir hayli vardı. eşi. — Allah'ı seviyor musun? (190) Çile . Kafasına bere örtmüş. Teyze anlatırken ağlıyordu. dikkatlice bana baktığını farkettim. Fakat. yani Allah'ın (c. İslâm'ı. O'nun yolunda ölmeyi. ebedi alem doğmuştur.. Kısakürek. nasıl sevdin Allah'ı bu kadar? Bana da anlat ne olur.buna inanıyorum. Üsküdar vapur iskelesinde bekliyorduk. Düşünün. Ölüm! Yaprak nasıl düşerse akıp kaybolan suya Ruh da öyle yollanır uyanılmaz uykuya. insanlara öldükten sonra dirilmeyi unutturmak ve inandırmamak gayretindedirler. — Söyle bakalım evladım. öldükten sonra dirilme inancı. evladı ölse hali ne olur? Mahvolur. Teyzenin içten ağlaması beni de ağlatmıştı. burada artık uyanılmaz." (189) Bütün ideolojiler (İslâm'ın dışındaki bütün sistemler ideolojidir). dedi.

Bir meçhulde yüzüyorduk. O bizim tek sevdiğimiz.. Hamza'yı öldüren Vahşi'yi bile Allah affetmiştir. Şimdi duydum ki. teyzeceğim.. Teyzenin durumundan öyle etkilenmiştim ki. O zamanlar. bütün dünyaya duyurmak istiyordum. Teyze düşüncelere dalmıştı.— Teyze. "Duyun beni ne olur? Ölüm var. Kocam öldü. anlat da biraz inancım gelsin. bana dargın değil midir? Benim Ona gidecek yüzüm yok ki.. Allah'a hesap verme var!. değil onların duymasını. tek mabudumuzdur. onları. O hiç inanmazdı. beni kapından kovma ya Rabbi" de O kimseyi kapısından kovmamış. sizin suçunuz da çok büyük. Ama bugün inanmaya çok ihtiyaç duyuyorum. öldükten sonra dirilme yokmuş diye sevinmiştim bile. — Onu atan çocukları değil. Allah'ın emrini yerine getirmektedir. sıkıntılarından kurtarır. aramadım. Kusura bakmayın ama niçin İslâm'ı araştırıp öğrenmek için çalışmadınız? — Ne bileyim yavrum. bir zamanlar. Bir muallim arkadaşım vardı. Ama şimdi durum çok değişti. Allah'tır. onu. — Sahiden görecek miyiz evladım? Ah buna bir inanabilsem. Oraya gidince onları sen de göreceksin. Gitti. Meselâ. Önce siz söyleyin bakalım. onu sevenlere aşık olmalıyız. Teyze ağlayarak: — İyi ama yavrum. Babam. Teyze. ölen yakınlarını o kadar çok düşünme.Bu arada gemi gelmişti. Ben onların duymalarını isteğimden biraz seslice konuşuyordum. öğretmendim. beni almadan gitti. dünyada da. Sen dön Allah'ına. İnsanlar ile olan dostluk.. Hıçkıra hıçkıra ağlayan teyzeye: 191 — Ağlama teyzeceğim. Sen an192 lat yavrum. Siz Allah'ın emrini yaparsanız.." İnanmamanızda. Evet öldü. gidince sizi karşılar bulursunuz. Beni anlıyorsun değil mi yavrum? Gençtim. annem. Bütün mesele. Çal onun kapısını.. Ama imkânım yok. ağlama.. . insanlar ölünce biter. sen bize yardım et. 'önce neredeydiniz' sorusunu düşünmüş olacak ki: . Fakat. mutsuz etti. "Yavrum gemide de yanıma otur ne olur" dedi. niçin öldükten sonra dirilmeyi aklınız almıyor? — Ne bileyim yavrum.. darülacezeye atmışlar. Sonum cehennem olsa bile. beni de son yıllarda perişan edip. Ana karnı vasıtasıyla bu dünyaya geldik.. Hatta Hz. Biz. — Anlatayım teyzeciğim. Sonra. "Senden başka kimsem yok. "Namaz kılın" dediği zaman onlara kızardım. huzurumu kendimden bilirdim. bir daha nasıl dirilir? Aklıma yatmıyor. gerçek müslümanların dostudur. Ne kadar mutlu olurdum. Kendini de. Size bir şeyler anlatmak bana şeref verir. bu dünyada yoktuk. Aldanmayalım yalan dünyaya" diye... Ona aşık olmasak bile. Ya Rabbi görüyorsun halimizi. onun suçu olduğu gibi. O'na herşeyimizi borçluyuz. evlatları. Hadi yavrum anlat. siz dünyaya gelmeden önce neredeydiniz? Bizim konuşmalarımızı etraftan birkaç tane de hanım dinliyordu. bunu bilmeyen ahmak kulundan geldi sanır. Bana da inanmamayı o öğretti. Allah beni bu yaştan sonra kabul eder mi? Gençliğimde Allah'ı hiç anmadım. Ona aşık olmak insanı bütün dertlerinden. Bir Allah dostu der ki: "Allah intikamını kulun eliyle alır.. güzeldim. İnsan çürüyor. Allah'tan başka dost yoktur. (Amin) Kadın. Ardından oğlum da gitti. kocamı ve oğlumu bir kere daha görmeye razıyım. öldükten sonra dirilme var. onları da çok özledim. — Tabii! Teyzeciğim. ahirette de Allah. neşemi.

. sudan. yani karbon. dedi. Çünkü. ölmüş bir çekirdeği topraktan dirilttiği gibi. Muhammed'in (s.. onun peygamber olmasındandır. fosfor. sonra "ol" dedi.flor. Babanda olan senin elementlerin. annende olan elementlerle beraber. suda. havada. ilk yaratmaktan daha kolaydır" buyurmaktadır. topraktan. alaminyum) yine bu dünyada vardı. kükürt. Evet teyzeciğim. Yani sizi meydana getiren elementler." (193) "İnsanı.. yiyeceklerden alıp. — Teyze sizi meydana getiren maddeler. pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yarattı.?!! — Siz dünyaya gelmeden önce. biz. fosfor vesaire gibi elementlerden meydana gelmiştir."(192). Allah'ın izniyle annende. magnezyum. (İhtiyarlamadan ölsen de bir şey değişmez) Şimdi sen ölünce yok mu oluyorsun? Hayır. kollar. topraktan nasıl insan oldunuz? __. toprakta yiyeceklerde mevcut duruyor.. Onlar yine havada. kalsiyum. bakır. akılsız bir varlık (tabiat) yapamaz veya kendi kendine var olamaz. bu dünyaya gelmeden önce seni meydana getiren elementler suda. suda toprakta.v. ahirette diriltmek istediği zaman bu elementlere bir emir verip hepsini bir araya toplar ve seni diriltir. annende birleşmesiyle sen dokuz ay ve on gün sonra dünyaya (meydana) geliyorsun. toprakta. hidrojen. silisyum. O da Allah'tır. Birincisi: Seni meydana getiren elementleri havadan.. babanın o yiyecek193 leri yemesiyle. annende toplayan ve annenin karnında sana. kemik. dokuz ay on gün sonra sen meydana geldinse.c. toprağın ihtiva ettiği elementlerden. oksijen.. sudan istifade etmesiyle.) bunu söylemesi. onu topraktan yarattı. yiyeceklerde vardı. İkincisi: 'Allahu Tealâ Kur'an'ında: "O'nun delillerinden biri de sizi topraktan yaratmasıdır. sizi meydana getiren elementler (karbon.. seni meydana getiren elementler de yok olmadı. akıl. kalp. yiyeceklerde vardı. kobalt. Adem'in durumu gibidir. kaş. oksijen. oldu. sonra bir ecel tayin etti. babana geçiyor. insan vücudu. İşte bu durum gösteriyor ki: Kur'an-ı Kerim ilmin yeni bulduğu şeyi 1400 sene önce söylemesinden dolayı bir mucize ve Allah tarafından gönderilen bir kitaptır. Sonra bir de şüphe edersiniz. İşte Allahu Teala. — Evet öyle." (194) Bunlarda ve daha başka ayet-i kerimelerde insanın topraktan yaratıldığını söylenmektedir. Modern ilim de ispat etmiştir ki. Asla. havada. Hem Allahu Tealâ. azot. babanda toplandı ve tekrar seni meydana getirecek elementlerin hepsi annende toplanıp. Ahirette tekrar diriliceksin. yani senin vücudunu şuursuz. seni meydana getirecek olan elementler böylece annene. Allah'ın (c. Annenin. Şöyle ki: Nasıl ki sen.a. zink. Belirli bir ecel O'nun katındandır. "O sizi çamurdan yarattı. kendiniz söylediniz. Bu arada iki hususu da belirteyim.. Aynı zamanda okuma yazmasını bilmeyen bin insan olan Hz. — Peki o zaman. bacaklar yani bütün azalarını takan şuurlu bir varlığın olması lâzım.) kudretini aklımızla çözemeyince tekrar diriltemez . Sonra hemen bir beşer olarak (yeryüzüne) 194 yayılırsınız. Sonra sen büyüyorsun. ihtiyarlıyor ve ölüyorsun. yani eleme: itler neredeydi? — Toprakta? — Bakın daha önce toprakmışsınız.— Bilmem. manganez. havadan. Kur'an-ı Kerim'inde: "Benim için öldükten sonra diriltmek. iyot.. bu muazzam fabrikayı. demir. hidrojen." (191) "İsa'nın durumu. Ve bu elementler Allah'ın bilgisi altında. göz.

Durumunu Allah'tan başka anlayacak kimsesi kalmayan teyze. insanlara inandırmak istemeyenler bu insanlara zulüm ediyorlar. Aslında. öldükten sonraki âleme inanmak. Ben de: "Orasını Allah bilir.) için hiçbir fark yoktur. Çünkü. Bir beyit vardır: "Allah. 195 Uzun bir uykudan kalkıp bir sabah Baktım ki.. (192)Âl-i İmran:59.. o da Allah'a inanıp. Eyvah! Gördüğüm değildi. Dünyaya aldanıp. nedeni ortada. Ah. çok bunaldığınızdan Allahu Tealâ bizi karşılaştırdı. ölü bir insanı diriltmek arasında Allah (c. fevkalade dehşet verici bir olaydır. "Demek onlar şu anda yaşıyorlar öyle mi?" diyordu. Nedense. mahvolması demektir. Dünyayı. yepyeni odamda eşya Çocuktum evim bu değildi." Bakın. Bir ara: "Onları özlediğimi söylesem beni duyarlar mı?" dedi. . Namaz kılacağına. (193) En'am: 2. onun için kısa kesiyorum. Bir şey beni götürüp aynaya çekti. şu "desinler" için eşya alıp çalım satanlar yok mu?. Ama bunu tatmayanlar bilemez. gariplerin dostudur. kocasını görmüş gibiydi. bildiğim dünya.c. saatler günleri doldururken. teyzeyi bir görseydiniz.. çünkü. Saniyeler saatleri.. Bunu çok iyi bilmek lâzım. müslümanlara çok kolay gelir an. Öldükten sonra dirilmeyi. Tutmasam. nasıl sevinçliydi. Dünyaya bakış açımı değiştirdin. âhiret de toplanma meydanıdır. kimi sınıfta kalacak. inanmayanlara imkânsız geliyor. gözümden yaş inecekti. insan çok nankördür.. Bunların hali çok kötü ama bir idrak edebilseler. Allah'ın emirlerini tutacağına söz verdi. (194) Rahman: 14. iyi niyetli olup.. gönlüme su serptin. Dünya. Anlatsam uzun sürer. Bana bu sözü yıllar önce söylemişlerdi. Her insan bu imtihandan geçecek. şair. sonra sizi öldürecek.(195) Bu arada vapur geldi. dünyayı bir rüyaya benzeterek demiş ki: (191) Rumuz: 59. Fakat şimdi yeni anlamaya başladım. ayrılık yeri. Bu olayı şunun için anlattım. Size bir şiir okuyayım mı teyze? — Elbette yavrum. — Siz.. nefesler de ömrü doldurmak ile meşguldür. "desinler" için değil. kimi cennet diplomasını alacak. onu çıkarmadan sahibine rahat yoktur. Halbuki Allah için zor hiçbir şey yoktur. ne oldu. inanmamaktır. Bu dünya bir köprüdür.. ahireti unutmamak gerekir. ne var? Nedir suratımda bu çukur yollar? Sanki yaşamaya güvenim kadar Büyük bir şey çaldı benden o rüya. Bir insanın inancının yıkılması hayatın yıkılması. "O önce size hayat veren." (196) . Hakikat şudur ki. Ah.Gösteriş için. kullarını imtihan için bu âleme getirdi.sanıyoruz. Fakat o zaman anlayamamıştım. ihtiyacımız kadar kabul edeceğiz. Oradaydı gecenin esrarı güya. çürük bir diş gibidir. Sordum etrafıma. Nedense dedim. Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Allah müsaade ederse duyarlar" dedim. Burası. garipler Onu dost kabul ederlerse. Ellerim bir kanat gibi titrekti. Dağı görmeyen nasıl çizsin resmini? Bir ölü çekirdeği diriltmekle. Allahu Tealâ. vapurun gelmesine kızarak: "İstediğim zaman gelmezsin" diye söylendi. sanki oğlunu. teyze daha konuşmamı istiyordu. daha sonra sizi yine diriltecek olandır. işkencenin en acısını yapıyorlar. Bu işkence başka işkencelere benzemez. Yanımda bulunan "Ölüler Diriliyor" kitabını teyzeye verdim. Allah'ın izniyle. ölüm.

İsterse lâle gibi. İnsan Ölmeye görsün. fakat hatırlayan Allah'ın veli kulları vardır) 2) Ana karnında dokuz ay kaldığımız dünya. bir kez topraktan insan oldun. Yazık. 3) Şu üzerinde yaşadığımız dünya. (197) (197) N.Şimdi bir pırlanta modası çıktı. — Evet. Sen bunu bile idrak etmekten acizsin. (Hiç hatırlamıyoruz. halinizden belli oluyor. 1) Ruhlar alemindeki dünya. hem de çok yazık..c. Halbuki. sizi de bir gün başka bir şoför götürecek. Cemaat de cuma namazından çıkıyordu. Allah hepsinden razı olsun. Şişli Camii'nin yanından geçiyordum.Yaklaşarak sordum: — Kardeş. Önemli olan. aciziz. bundan haberi yok.(Amin) TABUT Tahtadan yapılmış bir uzun kutu. İnsanoğlu altı dünya görecektir Bunun dördünü gördü. — Bakın siz bir cenaze götürüyorsunuz. Ölümü. size bir soru sormak istiyorum. Ölümü en güzel tasavvuf ehli anlıyor. o parmaklar toprak olacak. 198 Ölmemek mümkün değil. Çünkü.. sigara içtiğini gördüm.. şu an elinizde sigara olmazdı. Zaten bütün kötülüklerin başlangıcı ölümü anlamamak değil mi? Bir cuma günü. ne götüren ve ne de yıkayan idrak edebiliyor. diyerek oradan ayrıldım. "Artık ne bir nefescik. Sadece gelişi görüyoruz. Sen onu anlamaya kadir değilsin. Camiden çıkarı cemaat. O neye kadir değil ki?. Cenazeye bakarken. Eğer düşünseyidiniz. Soğuk kefen!. ayak ucu dar Çakanlar bilir ki bu boş tabutu Yarın kendileri dolduracaklar. Ne de bir kelimecik. isterse direk gibi dimdik ayakta olarak diriltir. Fakat nasıl dirileceğiz?" diyenlere: "Allah (c. ne mezar kazan. dedi. gerçek parmaklara pırlanta takmaktır. cenazeyi götürecek arabanın içinde şoförün oturup. cumaya gider. mutlaka ölünecek. 4) Rüyalar alemindeki dünya. Fazıl Kısakürek.Necip Fazıl Kısakürek. Nasıl diriltirse diriltir. (196) Hac: 66. Ama güzel Ölmek mümkün. İsterse yine şimdiki doğum gibi diriltir.) nasıl isterse öyle" deriz. . ikisini görmedi. Öldükten sonra. Bunu da hatırlamıyoruz. Baş tarafı geniş. bunu hiç düşündünüz mü? Adamcağız şaşırarak: — Hayır. — Buyurun. Cuma namazını kılmadığı belli idi. cenaze namazı kılmak için hazırlanıyorlardı. Kendisi on kuruş etmeyen zavallı. isterse rüzgâr gibi. (195) Çile . Ne hikmettir bilinmez. İncecik Bırakınız ne olur? Evimde bir gececik" Fayda vermez iniltiler Gidenler hep böyle gittiler (198) "Evet. 196 197 Böylece de gösterişi seven pis nefsini tatmin etmiş oluyor. 5) Kabir alemindeki dünya. 50-100 bin liralık yüzük takmak istiyor. Bunu gidince göreceğiz.

İslâm'a çalışmalıyız. o cennetin içinde demektir. diyor ki: "O mahşer günü çok şiddetli bir gündür. 199 6) Mahşerde başlayan. Sen onu bulamazsın.. Ce(199) Abese: 34-36. ana babasından kaçacak. Bunu da görmedik. • Ölüm. Bizi mahzun etme ya Rabbi!. Ruhların yerini Allah gizledi. iniş olmaz olur mu?" (200) Bu dünyadan gidiş olur da.. Bu soruya da velinimetimin güzel sözlerinden bir kaç tane eklemek istiyorum." diye buyurmaktadır Allahu Tealâ. Eğer ona inanıyorsak. Onları çürümüş bulacaksınız. dövünecekler. başka bir dünyaya giden trenin istasyonudur. Bunu Allah (c. ona güvenmemeliyiz... "Bu muydu sevdiğimiz dünya?" diyeceğiz.. evlâtlarından. . (200) Çile . iyi ameller işlemişiz. cennet de yoktur. • Kim İslâm'ın içindeyse. Öleceğiz ve tekrar dirileceğiz. ama ruhları çürümez. Sana inananlardan et. madde ile ruhun birleştiği sonsuz âlem.Necip Fazıl Kısakürek. Ne bulduk şu çaput dünyada. Çünkü. Ya Rabbi! Bizi gerçekleri anlayanlardan et. Bir nefescik canımız var. • İnsan.. O zaman. • Öleceğiz. kim tanır güzel nasıl Göreceksin mutlak ezelde güzel nasıl. O mahşer gününde defterini sağ ve öntaraflarından alanlar yaptığı amelleri görecekler ve "Şükürler olsun Rabbimize ki. 200 hennemi hak edene cennet verilir mi? Kardeşlerim. insanın doğuşu kadar eskidir. Amel defterlerini sol ve arka tarafından alanlar ise feryadı basacaklar ve "Aman Allah'ım dehşetli günü hatırlamadan nasıl böyle günahlar yapmışız" diyecekler. O günün dehşetinden kişi kardeşinden kaçacak. eşinden kaçacak(199).(198) Mahkum Duygular . ahiretle karşılaşacaksın. Taklidi imandan tahkiki imana kavuştur bizi. Cennete girenlere ise müjdeler olsun. herkes herkesten kaçacak. Biz kaçsak bile o bizi yakalar. Güzel görünmeyince.c) söylediği için tereddütsüz inanıyoruz. güzeli görmüş olacağız.. Adalet ne demektir? Hak edene hakkını vermek demektir. "Dağı tanıyan nasıl bilmez uçurumu? Madem ki yükseliş var. • Şu an ölsen. gerçeklerden kaçamayız. "Altından ırmaklar akan cennetlerde ebedî kalıcıdırlar. • İslâm bizde yoksa. İnandık.. Yani." diyecekler. dünya derdi çok olur. Burası. Ama ne önemi var. • Gidin ölülere bakın. Sen biletini ne tarafa almış isen o tarafa gidersin.Emine Şenlikoğlu. Bir kısım insanlar da cehenneme girerler. ahiret âlemi dediğimiz yer. Ne zamana kadar. Öleceğiz. Kâfir olanları da cehennemde ebedî olarak kalırlar. dostlarından. ot gibi biter. diriliş olmaz olur mu? İyiliğe mükâfat olur da kötülüğe ceza olmaz olur mu?. Allah'ın mükâfatı büyük olduğu gibi cezası da büyüktür. sonra yiter zannetme. nasıl bir yer (memleket) olduğunu. iman ettik. Sen ne söylemişsen doğru olan odur. Bu dünya. • Ölümü düşünmeyen insanın. Ölmeden ölümü anlayıp. Yalnız o günde Müslümandır huzura kavuşacak olan. yaratıcısı söylüyor ya. Çünkü.

. insan canavar. insan melek." (203) "(Nutfeden) yaratılışını unutarak bize bir de misal getirdi: Bu kemikleri kim diriltir."(205) "Gökleri ve yeri yaratan (Allah). inanan insanın aklını "neden" sorusuna cevap aramakla meşgul edecek. O. "neden" sorusuyla. O her şeyi yaratandır." (202) Kafir. (203) Yasin: 77. o da aynı soruyu sormuştu. Son olarak Kur'an-ı Kerim'deki öldükten sonra dirilmekle ilgili ayet-i kerimelerden birkaç tanesini yazarak bitirelim. Kitabın içinde yer yer belirttiğim gibi. (202) M. Halbuki."(208) İster onu dinle. Bilmez ki.201 "İnsan çıyan. uçmaz da onun ."(206) "Allah'ın şanı bir şeyin olmasını dilediği zaman." "Bir lahza bir alev gibi Akmada canın ebede Göründü kuyunun dibi İşte atım son seferde Gidişim hakka gidiştir Ölüp ölmemek iştir. "O (inkarcı) insan görmedi mi: Biz onu bir nutfeden yarattık. hiçbir soru bulamadığı zaman da elma neden uçmaz?" gibi sorular sormaya başlayacak. (208) Yasin: 83. Şöyle ki: İlkokul mezunu bir kişi ile üniversiteli bir kişinin mantıkları bir olamayacağı gibi dünyevî bilimleri okuyanla. (204) Yasin: 78. "(204) "(Ey Resulüm) de ki: Onları ilk defa yaratan diriltir ve O. O'na inanmayan kendisi kaybeder. kişiden kişiye algılama şekli değişir. o oluverir. O sana değil. karşılaştığım liseli ve üniversiteli öğrencilerin çoğu bu soruyu soruyor. Evet. Bir defasında bir profesör kadınla da tanışmıştık. başka Adem'le Havva yaratsaydı." (201) "Ölüm caddesinde ilerledikçe Zaman kıvrım kıvrım bükülür gider. Şimdi de aşikâr bir mücadeleci kesiliverdi. Müslüman dirilmek için ölür. kardeş kardeşle evlenmeseydi. Adem'in çocukları. Her şeyi bilendir. (Öldükten sonra hep) O'na döndürülüp götürüleceksiniz. "(207) "O halde her şeyin mülkiyet ve tasarrufu'kudret elinde olan Allah ne yücedir!. (207) Yasin: 82. Soru sorulan şahıs sorusuna: "Canım. mantık her şeyi kabul edemeyeceği gibi. onlar çürüyüp dağılmışken ? dedi. inanmayan kimse mantığa taalluk eden sorular soracak. hem dünyevî hem de uhrevi bilimleri okuyan kimsenin mantıkları bir olmaz. ister dinleme. niçin evlendi. Allah. onlar gibisini yaratmaya (201) Yahya Kemal Beyatlı. Necati Bursalı. 202 gücü yetmez mi? Elbette buna gücü yeter. (206) Yasin: 81. elma neden uçmazı var mı. Allah'ın izni ile hakikatin karşısında Hakk'a teslim olmuştu. sen O'na muhtaçsın. inanmak istemeyen kimse durmadan mantığına taalluk eden sorular soracak. ona sadece ol demektir. Çok yakında göreceksin. (205) Yasin: 79. olmaz mıydı ? CEVAP: Bu soru da çok sorulan sorulardan biri? Hatta. her yaratılanı tamı ile bilir. içinde bir nefescik canı var. İnsan ihtiyarlar dünya döndükçe Yıllar arkamızdan dökülür gider. ölmek için ölür. 203 KENDİ DÜZENLERİNİN İŞİNE KARIŞAMAYANLARIN "ALLAH'IN İŞİNE KARIŞILIR" ZANNETMESİ NE BÜYÜK BİR FELAKET SORU: Hz.

204

için uçmaz" cevabım verememişse yandı demektir. Artık, arka arkaya sorular başlar. Cevaplar dinlenmez. Çünkü, öğrenmek için sorulan sorunun cevabı dinlenir, ya aksi olursa?... Gelelim sorunun cevabına. Allahu Tealâ başka Adem'le Havva yaratamaz mıydı? Allah, değil başka Adem'le Havva yaratmak, istediği kadar, binlerce Adem'le Havva yaratabilirdi. Fakat, o zaman sorular biter miydi? Nerden biliyoruz ki, Allahu Tealâ birkaç tane Adem'le Havva yaratsaydı, o zaman da; "Madem ki, Allah birlik ve beraberlik istiyordu, bizleri niçin bir anne ve babadan yaratmadı? Demek ki, birlik olamayışımız Allah'ın yaratmasından dolayıdır" demeyeceklerini. Allah (c.c), bütün insanların birlik ve beraberlik içinde olmalarını istiyor. Irk ayrımını, yani bu kavim beyaz, bu kavim siyah, bu kavim sarı, bu kavim kumral gibi ayırımları sevmiyor. Bunun için de, bütün insanların kabul edeceği bir ana -babalan olmalıydı ve "Ey insanlar, hepiniz Adem'in çocuklarısınız" buyurulmalıydı ve buyuruldu da. Eğer, böyle bir ana ve babadan yaratılmayıp da "Adem'lerden yaratıldınız" demek suretiyle bir çok Adem ve Havva'dan yaratılsaydık, o zaman seyretseydik dünyanın manzarasını. Çünkü, bir baba (Adem), bir anadan (Havva) meydana gelmiş olmamıza rağmen, Kur'an-ı Kerim'de Allahu Teala: "Muhakkak ki, Allah yanında en keremliniz (iyiniz), en muttaki olanınızdır (Allah'tan en çok korkanınızdır)" buyurmasına rağmen, Peygamberimiz (s.a.v), Veda Hutbesi'nde: "Ne Arab'ın Acem'e, ne Acem'in Arab'a üstünlüğü vardır. Ancak, Allah'tan çok korkan üstündür" demesine rağmen, değil Hristiyanlık ve batıl dinler, şuursuz Müslümanlar dahi, yok Türk ırkı üstündür, yok Arap ırkı üstündür, yok İran ırkı üstündür demek suretiyle birbirleriyle harpler etmişlerdir. Eğer bir de birkaç Adem ve
205

Havva'dan meydana gelinseydi, o zaman seyretseydik yeryüzünde olan hadiseleri. Çünkü, Adem'in birinin soyundan gelen insanlar, illa bizim ırkımız üstündür, diğer Adem ve Havva'nın soyundan gelen insanlar, illa bizim ırkımız üstündür der ve yok sen şu Adem'densin, yok ben bu Adem'denim, derlerdi.. Bu sefer de, insanlar, devamlı birbirleri ile harp halinde olur, yeryüzünde hiç mi hiç huzur kalmazdı. Şu anda bir baba (Adem) ve bir anadan (Havva) meydana geldikleri halde dünyada huzur yok. Huzur yok ama suç insanlarda. Çünkü, Allahu Tealâ: Kullarım ırk üstünlüğü yapmasınlar diye bütün insanların ana babalarını bir yaratmıştır. Kitaplarını bir göndermiş (Kur'an-ı Kerim), peygamberini bir yapmış (Hz. Muhammed Mustafa) kıblelerini bir tayin etmiş (Kabe-i Muazzama). Peygamberimizden önceki insanlara da Allahu Tealâ kitaplarını ve peygamberlerini göndermiştir. Bir de, önce Allah'ın hatalı iş yapmayacağına inanmak lazım. Bunun için de, Allah'a tam inanmak lazım. Kardeş kardeşle önceden evlenebilir kanununu koyan da Allah (c.c), şimdi o koyduğu kanunu kaldıran da Allah. Ana rahminde, kız ve erkek çocuğunu bir yatakta yatıran Allah (c.c), o dokuz aylık dünyadan sonraki dünya olan bu dünyada aynı hususu yasaklar. Kız ve erkek kardeşlerin aynı yatakta yatmasına müsaade etmez. Şimdi sorabilir miyiz ki: "Ey Allah'ım, ana rahminde ikisini bir arada yatırdın da, şimdi niçin müsaade etmiyorsun?.. Müsaade ettiği şartlar başka idi, şimdiki şartlar başka. Dünya onun olduğu için, üzerindeki kanun da onun. Denizdeki balığın kanununu hatalı yapmayan Allah (c.c), insanlığın kanunlarını da hatalı yapmaz. Yaptığı her işte vardır bir hikmet. Onun hikmetini tam anlayacak kapasitede değiliz. Diğer yönden, ikiz doğan Hz. Adem'in çocukları, çaprazlama evlenmişlerdir. (İkizler birbiriyle değil, kendilerinden önce veya sonra doğanlarla evlenmişlerdir.) Hadiselerle tespit edilen bu hususa göre, hikmet-i ilahiyece ikizler arasında yine bir kanuna riayet edildiği görülüyor. Ayrıca, ahlakî yönden mühim bir tarafı da, Hz. Adem'in çocukları

birbirleriyle evleneceklerini bilmiyorlardı. Hüküm sonra geldi. Fakat şimdi eğer bunu dinler yasak etmemiş olsalardı, çok küçük yaşta aynı evde yaşayan kardeşler arasında kontrolü çok zor, engel olunmaz ahlaksızlıklar ve küçük yaşta büyük su-i istimaller meydana gelirdi. Halbuki, şimdiki dinler, kanunlar, örfler, âdetler ve ahlakî kaideler iyice yerleştiği için, kimsenin kafasında bu mesele hakkında menfi fikirler uyanmıyor... ALLAH YARATILMIŞ DEĞİL Kİ ONU YARATAN OLSUN O HEP VARDI. BUNA EVVELSİZLİK DENİR. SORU: Allah her şeyi yarattı, (hâşâ) O'nu kim yarattı? CEVAP: Bu soruyu bana en az bine yakın kişi sormuştur. Bu soruyu komünistlerin dışında soranlar, aslında Allah'a tam inanmadıklarından dolayı soruyorlar. Allah'a inandıklarını sanan günümüzün nüfus kağıdı müslümanları, "Allah'ı (haşa) kim yarattı" sorusunu kendisini komünistlikle (kafirlikle) itham etmelerinden korktukları çekindikleri için sormuyorlar, soramıyorlar. Böylece, sıkıntı içinde ruh bunalımları geçirip ne ibadet edebilmekteler, ne de Allah'ı inkâr edip inkarcı olabilmektedirler. Halbuki, şüpheli olarak bocalayıp durmaktansa, çekinmeden sorusunu sorup şüpheden kurtulmak lâzımdır. Bu sorunun karşısında Peygamber (s.a.v)'in: "Bir gün gelecek, ayağını ayağının üstüne atarak, gurur ve kibirle, enaniyet içinde, her meseleyi halletmiş gibi, bunu Allah yarattı, şunu Allah yarattı, Allah'ı kim yarattı? diyecekler" hadis- i şerifini okuyunca, Peygamberimizin bir mucizesinin daha gerçekleştiğini görüyoruz. "Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah" (Ben şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.v) Allah'ın elçisidir) diyorum. Gelelim sorunun cevabına. Önce şunu söyleyeyim ki, Allah (c.c) sebep değildir. Yani herhangi bir sebep gibi... Allah'ı da meydana getiren bir sebep yoktur. Allah, bütün sebepleri meydana getirendir. Allah'ın (cc.) varlığının evveli (başlangıcı) yoktur. Kâinatın sonradan yaratıldığını bütün âlimler kabul etmektedirler. Ve bunu da ilim ispat etmiştir. Sonradan yaratılan herşeyin başlangıcı olması lâzım. Ve sonradan yaratılan herşeyin bir yaratıcısı olması lâzım, O da Allah'tır. Allah, sonradan yaratılmadığına göre, başlangıcı yoktur. Kafası, çalışmayanlara ve 'peki ama hâşâ Allah'ı kim yarattı?' sorusuna devam edenlere biz de şöyle cevap verelim. Meselâ, tavuk yumurtadan çıktı, yumurta nereden çıktı? O da tavuktan çıktı. Çevirir durursak, durmadan devir yapmış oluruz, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan diye. Meseleyi, nihayet bir noktada kesmek mecburiyetindeyiz. Ya tavuk Allah tarafından yaratılmış; ya da yumurta Allah tarafından yaratılmış. Allah, bu ilk hücreyi kudretinden yaratmış, sonra belli hava, belli ısıyı vermiş, civcivi çıkarmıştır. Veyahut tavuğu bir nev'i olarak yaratmış ve sonra tavuk neslini ondan çıkarmıştır, demek mecburiyetindeyiz. Yoksa meseleyi uzatıp, ondan ona, ondan ona demekle meseleye hiçbir netice kazandıramayız. Sadece demogoji yapmış oluruz. Bir misal daha verelim. Meselâ, bir sandalye var, bu sandalyeye siz oturuyorsunuz ama arka ayakları yok. Siz diyorsunuz ki, ben arka ayaklan olmayan bir sandalyenin üzerinde oturuyorum. Bu sandalye olmasa ben de oturamam. Yani, sizin durmanıza, oturmanıza sebep arka ayakları olmayan sandalyedir. Pekâlâ, nasıl oluyor bu arka ayakları olmayan sandalyeye oturmak? Siz de diyorsunuz ki, o da arka ayakları olmayan bir sandelyeye dayalı. Pekâlâ, o neye dayalı? O da, ona dayalı gibi çevirir dururuz. Ne zaman o sandalyenin arkasına iki ayak koyacak olursak, o zaman orada soru kesilir. İşte aynı bu misallerde olduğu gibi, hâşâ Allah'ı kim yarattı. Bir ilah, onu kim yarattı, onu kim yarattı, onu kim yarattı, bunu kim yarattı sorusuna son vermezsek, bu silsile durmadan sonsuza kadar gider. Bunun için, 'onu kim yarattı?' sorusuna son vermek lazım.

Bunun için de, "Onu kim yarattı sorusunun en sonunda Allah desek, bu silsile kesilmiş olur. Yoksa asla kesilmez, sonsuza kadar gider. Allah, yaratılmadığı için Allah'tır. Allah, bizzat yaratıcıdır. Eğer, Allah birisi tarafından yaratılmış olsa idi, Allah olmaz, mahluk olur, yani bir başkası tarafından yaratılmış olurdu. Allah'ın varlığı kendindendir. Buna da bir misal verelim: "Siz trenin gittiğini görüyorsunuz, en arkadaki vagon neye takılıdır? Bir önündeki vagona, o neye takılıdır? Bir önündeki vagona, ilh... Vagonları çoğaltın durun, kaç tane yaparsanız yapın, yüz tane, iki yüz tane, evet zahiren bunların hepsi birbirine takılıdır. Görünüyor. Sebepler olarak da öyle. Fakat hiç sorar inisiniz, lokomotif neye bağlıdır? Sormazsınız, çünkü, o bizzat muharriktir. Bizzat kendisi hareket eder. Hareketi kendindendir. Tıpkı başımın, vücudumun üzerinde, vücudumun bacaklarımın üzerinde, benim de yerin üzerinde olmam gibi. O da, dünya da kendi kendine dönüyor mu? Allah misalinde olduğu gibi. Binaenaleyh, bunu kim yarattı diyen kimseler, lokomotifi kim çekiyor gibi iddia ile ortaya çıkıyorlar. Lokomotifi bizzat hareket eden kabul etmezsem, vagonların hareket edişini izah edemem. Küre-i arz üzerinde herşey mevsimlere uğruyor, geziyor veya bizim akidemize göre, Allah gezdiriyor diyoruz, iş bitiyor burada. Binaenaleyh, Allah, vacibü'lvücuttur. O yaratılmamıştır. Varlığı kendindendir. Evveli, ahiri yoktur O'nun..." (209) Bu konuda İmam-ı Azam'ın bir tartışmasını da yazalım: "Bağdat'ta, Rum diyarından bir dehrî gelip insanların inançlarını sarsmak için ilim adamları ile münazaralara girişiyormuş. Bütün Bağdat âlimleri bu dehrî karşısında aciz kalıp, sorularına cevap veremediler. Yalnız görüşmediği âlim İmam Hammad kalmıştı. İmam Hammad ise, "Ben de gidip münazarada cevap veremeyip aciz kalırsam cahillerin İslâm'a olan inancı sarsılır" korkusuyla, münazara etmekten çekiniyordu. İmam-ı-Hammad, bu düşünce ile muzdarip halde uykuya dalmış, gece rüyasında görmüş ki, bir hınzır gelmiş bir ağacın dallarını ve gövdesini yemiş, sadece kökleri kalmış. Bu esnada o civarda bir arslan yavrusu çıkmış. O hınzır yavrusunu parçalayıp öldürmüş. İmam-ı Hammad, bir korku içinde uykudan uyanmış, kederli bir şekilde düşünmeye başlamış. İmam-ı Azam hazretleri o zaman onüç yaşında bulunuyordu. Hocası Hammad'ı kederli halde görünce sebebini sordu. İmam Hammad, ona rüyasını anlattı. Bunun üzerine İmam-ı Azam rüyasını şöyle tevil etti. O gördüğünüz ağaç ilimdir. Dalları diğer âlimlerdir. Kökü zat-ı âlinizdir. Arslan yavrusu ise benim. İnşaallah o domuzu ben öldüreceğim, dedikten sonra hocası Hammad ile beraber camiye gittiler. O sırada dehrî gelip minbere çıktı ve münazaraya başlayarak, karşısına çıkacak birini istedi. Bunun üzerine Ebu Hanife karşısına dikildi. Dehrî yaşının küçüklüğüne bakarak onu küçümsedi. îmam-ı Âzam: "Ne sormak istiyorsan sor" dedi. Bunun üzerine Dehrî İmam'a şöyle sordu:
(209) Asrın Getirdiği Tereddütler - M. F. Dahhak.

— Başlangıcı ve sonu olmayan bir varlığın bulunması mümkün müdür? dedi. îmam-ı Âzam, tereddütsüz cevabında: — Sen sayı bilir misin? dedi. Dehrî de: — Evet bilirim, dedi. İmam Azam: — Beş rakamını hangi rakam yarattı? — Dört. — Dört rakamını? — Üç. — Üç rakamını? — İki.

Buna karşılık İmam-ı Âzam: — Mecazî bir mum ışığı her tarafı kaplar da göklerin ve yerin nuru olan Allah Tealâ. Bundan sonra Dehrî dördüncü sorusunu şöyle sordu: — Rabbin şimdi ne işle meşguldür? İmam-ı Âzam: — Sen birkaç soru sordun. İnanmak istemeyene ise ciltler dolusu deliller getirsen yine de inanmaz. Allah Tealâ için nasıl bir mekân tasavvur edebilirsiniz? Allah Tealâ vardır ve O'nun varlığı her şeyi kaplamıştır. her tarafı kaplamaz mı? Bunun doğruluğu güneşten daha açıktır. zannederim. Dehrî: — Evet vardır.— İki rakamını? — Bir. ondan önce rakam yoktur." Faydası olur babından İmam Âzam'ın münazarasına devam edelim. Allah (c. Dehrî'nin bu cevabı karşısında İmam-ı Âzam: — Fani ve zail (yok olucu) olan bir varlığın belli bir mekânı olmuyor da. — Peki bir nasıl oluştu? — Ne bileyim? Bir. Sen in de minbere ben çıkayım. Dehrî üçüncü sorusunu şöyle sordu: — Varolan her şeyin bir mekâna ihtiyacı vardır. Allah'tan Önce bir varlık olmadığını ve varlıkların evvelinin Allah olduğunu niçin kabullenmiyorsun?. Atalarımızın söylediği gibi: "Anlayana sivrisinek saz. — Bir rakamı evvelidir. anlamayana davul zurna az. Varlığı da kendindendir. Akıl bazen melektir. Sütün her tarafında yağ vardır. Onun ötesini anlayamaz. varlığının evveli ve sonu yoktur... Allah. dedi.c) vardır. birdir işte. Kendi kendince bir. Dehrî ikinci sorusunu sormaya devam etti: — Allah ne tarafa yönelmiştir? Bu soruya karşılık İmam-ı Âzam: — Bir mum yakınca onun ışığı ne tarafa yönelir? dedi Dehrî: — Her tarafa yayılır. Bu kıssa. ben ise cevap verdim. dedi. dedi. insanın aklını belli bir noktaya kadar yaratmıştır. cevabını verdi. bazen de yalan Bulursa sırattan geçiş fendini. — Bir rakamını? — Niçin sustun?. . —• Basit bir rakamın kendi kendine birliğini kabul ediyorsun da. bir rakamını hangi rakam yarattı?. Dehrî: — Sütün içinde belli bir yer yoktur. Buna göre Allah nerededir? Bunun üzerine İmam-ı Âzam bir kâse içinde süt getirerek: — Bu sütün içinde yağ var mıdır? dedi. Gerçek eser budur. cevap verenin aşağıda olması yakışmaz. Böylece aklın ölçüsü de sınırlı olduğu için her şeyi anlayamaz. bu soruyu soranları tatmin (ikna) etmiştir. akıldan kalan İnanmak isteyene herhalde bu kadar delil yeter. dedi. cevabını verince İmam-ı Âzam: — Yağ sütün neresindedir? diye sordu. bazen de yılan Bazen aya çıkandır. Evet. Soru soranın yüksekte. Söylesene. anlayacak kapasitede değildir.

Birkaç dakikada dallar ve yapraklar çıkar. bunların fotoğrafla resmi alınmaya teşebbüs edildiği zaman filmin üzerinde hiçbir şey çıkmamakta ve uzaktan bakanlar da hiçbir şey görmemektedirler. varlığı sınırsızdır. Sonra bunları ellerine alarak birkaç manyetik pas yapar. daha Antartika kıtasını bilemezken.İmam-ı Âzam. Sen ışık hızıyla (saniyede üçyüz bin kilometre) trilyon sene ötelere gitsen. SORU: Hindistan'da fakirler (bazı adamlar)." (211) Asrın Getirdiği Tereddütler . bir meyve koparıp seyircilere verir. Bu meyve onun saklı tuttuğu bir meyvedir. kendini ve haddini bilmemesi demektir..Bu söz üzerine Dehrî minberden aşağıya inip. Allah'ın vücudu yanında mikroskobik bir şey bile olamaz. Allah olduğu için. Onunla kendi karnını yarar. bilen bir insanın. Ve milyonda birkaç nispetinde bir şeydir. insanın titreşimleri duyması sınırlıdır. senin gibi bir kâfiri minber üzerinde lâyık görmeyip aşağıya indirmekte ve benim gibi bir Müslüman'ı minber üstüne çıkartmaktadır. duyan. Descartes da şöyle der: "İnsan herşeyi ile sınırlıdır. onların benzerinden ve hakikisinden başkadır. bağırsaklarını çıkarır. sınırlı görür. Bu gibi hadiseler. (Yani mikroskopla görünen küçücük bir zerrecik bile olamaz). F. O'nun tabiriyle (nitelik) ve (nicelikten) mukaddes ve münezzehtir. Diğer bazıları hakikidir. Bu âlemde insanın gördüğü şeyler. Dahhak. sınırlı duyar.5 nisbetindedir. yara kaybolur. Öyleyse. (210) Fıkh-ı Ekber .O'nun üzerinde düşünmesi. bütün kâinatı gözümüz önünde tutan Allah'ın -hâşâ ve kellâ(nitelik ve niceliği) hakkında nereden bilgimiz olacak. hayalimize gelecek şey de Allah değildir (211). Evet. Adam. ALLAH AKLA SIĞMAZ AMA AKIL ALLAH'I BULACAK KUVVETTEDİR SORU: Allah'ın özü ve nitelikleri nelerdir? CEVAP: Allah (c. çocuğun uzuvları yerde kalır. İslâm âlimleri: "Aklına ne gelirse. (210). saniyede kırk defa titreşim yapan bir sesi duymaz. Meselâ. S.c). -hâşâ ve kellâ. Allah ise. Sen nesin ve neyi biliyorsun ki. fakirin (adamın) gönderdiği bir çocuk onun tepesine çıkar. Yani ne çok az titreşimi. Meselâ. sonsuzdur. bir ip havada duruyor gibi görünür. O tasavvurlarımızın da ötesindedir. yerine İmam-ı Âzam minbere çıktı ve: — Benim Rabbim. birtakım garip (acaip) hadiseler gösteriyorlar. Biz. trilyonlar senelik öteleri görsen. çocuğu tutar parça parça eder. Adam. sınırsız düşünemez. adamın iradesiyle yaptığı hipnotizmanın tesiri altında husule gelen bir takım hayallerden ibarettir. . 10. adam. yere bir Hint kirazı koyar. Allah'ı da bilesin? Allah kemmiyet ve keyfiyetten münezzehtir. adam bunları tamir eder. keskin bir bıçağı seyircilere muayene ettirir. Binleri aşan titreşimi de duymaz. onu birkaç dakika üzerine bir örtü örterek sepette bekletir. bütün bu kâinatları üs üste yığsan. Allah. Adam. Allah niçin görünmüyor? Nasıldır? demesi O'na keyfiyet. Aliyyül Kâri Şerhi. bunlara ne dersiniz? CEVAP: Bu hadiselerin bazıları sırf telkin eseri olup asılsızdır. Aslında insan. Çünkü. Allah ondan başkadır" demektedirler. milyonda 4. Bu kadar sınırlı gören. etrafa dağıtır. sınırlı düşünür. cevabını verince Dehrî cevap veremez duruma geldi ve pes dedi. yarattığı şeylerden. çocuk da ipte kaybolur. Görüş ve duyuş sahası da çok dardır. şu sınırlı âlemde.M. ipi keser. İşte o zaman Dehrî'yi yakalayıp öldürdüler ve İmam-ı Hammad'ın gördüğü rüya gerçekleşmiş oldu. Allah hakkında hükme varamayız. kemmiyet izafe ederek. Öyle ise. Duyduğu şeyler de o kadardır. Sınırlı olan bir şey. ne de çok titreşimi duyamaz.

kendilerine gurur meselesi yaparak feyz almaya mani olmasından korkarlar. insanların ahi-rete inanmamalarını istediklerinden bu fikri ileri sürüyorlar. (212) İman Hakikatları Etrafında Suallere . Hem de bunu. Eğer böyle bir şey olsaydı. Çünkü. Yogi'nin. Sen keramet-i ılmiye tahsiline çalış. doğru mu? CEVAP: Bu da keferelerin bir başka oyunu.. Evet. biz Allah'ın emrini yerine getirmeyecek miydik?. Ertuğrul. Birincisi. kâfirlerin gösterdiklerine istidrac denir. keramet-i kevniyedir ki. Allah'a da. insanlardan uzak durma sonunda bazı ruhlar ile meydana getirdikleri münasebetin neticesidir. Bunu bütün ilim adamları kabul etmektedir. tabiatın hükmünden çıkarıp ruhâniyeti kazanmaya bağlıdır. Müslümanların gösterdiklerine keramet. büsbütün ölü gibi durduktan sonra dirilir. vahşi hayvanlar içinde korkusuz yaşar ve bir sözle onları kovalar. su. havadan. az uyumak. Ölüme çare bulsalar yine de ölecekler ki. az uyuma. Nice büyük adamlar vardır ki. Bir Yogi'nin bir Avrupa âlimine gösterdiği garip hadiselerden birinde.c)'ın hiç mi hatırı olmaz? İnsan doğar ve . harika nev'inden bazı şeyler göstermektir. mücahede ve riyazatla (yani az yemek. Kerameti.İsmail F. Hatta. asıl makbul olan budur. üzerinde yürüse de bunun hiçbir kıymeti yoktur. Herhalde bu gidişle dünyada hayat kalmaz. Sen. Bu bir nevi istidat ve kabiliyet meselesidir. Bize vermiş olduğu bunca nimetlerden sonra. nasıl olsa ölüme çare varmış diyerek. Dakikada güneşten binlerce ton parça kopup. Diğeri ise. O'na bir teşekkür etmeyecek miydik? Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olur da. Kur'an'da: "Allah yanında sizin en muteberiniz Allah'ın emirlerini en çok tutanlarınızdır" buyurulmuştur.. kendi arzu ve heveslerini tatmin etmek için çalışmış olurlar. sineklerin kış mevsiminde yaptıkları gibi. Brahmandırlar.. bu âlimin bir taraftan yaptığı şekli ve suretleri Yogi'nin hiç görmeksizin diğer taraftan aynıyla aktarma ve bostan dolabını yalnız bakmakla durdurması. Velev ki ölüm olmamış olsaydı. bu buluşu bulmaya çalışan bilim adamları ilk deneyi kendilerinde yapmazlar mıydı? Sonra. (213) (213) Aynı eser. bununla yaklaşılır. bütün kâinat hızla bir boşluğa doğru akıp gitmektedir. insanlardan bir müddet uzak kalmakla) nefsi. Yogi denilen adamların gösterdikleri hadiseler böyle değildir. Kalbinin ve atardamarlarının hareketini durdurur. bütün canlılar da ölür. bu gibi harikulade halleri göstermek müslümanlara mahsus bir hal değildir. Bunu elde etmek için uğraşanlar. Acaba nereye kadar böyle akıp gidecektir? Ayrıca güneşin gönderdiği radyasyonlar tükenmeye mahkûm olduğu ve yapılan hesaplara göre. marifet-i ilâhiyedir. kendilerinden keramet-i kevniye zuhur etmemiştir. Bunlar uzun müddet yaptıkları nefsi ile çalışma. Bununla beraber herkeste zuhur etmez. Müslüman kardeşim! Bu kâfirlerin ölüme çare bulacaklarmış sözüne inanmamaksın. (212) . Bu zalimler. "Şu iskemleyi yerinden kaldıramazsınız" demesi üzerine Avrupalı alimin iskemlenin üst tahtası kırılıncaya kadar uğraştığı halde onu yerinden kımıldatamaması telkin ile izah edilemez. Onların makamı sırf kulluk makamıdır. Keramet-i kevniye. yani aç durma. Demek ki. parçalanıyor. Bu adamlar Müslüman değil. Allah'ın rızasını tahsil etmek için çalışmış olmazlar.Cevaplar . güneşin de (diğer yıldızların da) ezelî. havada uçsa da. SORU: Ölüme çare bulunacakmış. Allah'ın dilemesiyle mecbur olmadıkça göstermezler. Keramet iki kısımdır. ölüme çare bulamazlar. sudan ve gıdadan uzun bir müddet mahrumiyete tahammül edebilir. Kitap ve sünnete bağlı olmayan adam. Allah (c.Fakat. ölüme çare bulsalar bile yine ölecekler. sonsuz olmayıp bir gün yok olacağı bilinmektedir. keramet-i ilmiye ki. Teneffüsün adedini azaltarak. Bir Yogi hiçbir maddeye dayanmaksızın havada durur.

belki diyorum. kanunu böyle kurmuş. diyecek. belki dünyanın son nefesinde ölüme. Ölüme çare bulunamaz. işçiymiş demiyor. rüşvet almıyor. Genç kardeşlerim! Önce kendi nefsime. Büyük âlimler. . çare bulurlar. Bu kadar zalimlikler yapılıyor. Devlet. bu uyuyan müslümanlara anlatmalıyız. Bir haber okumuştum... biz müslümanlar olarak vazifemizi yapmak zorundayız.. Evet. Ve yılmadan ilim öğrenmeye devam etmelidir.. Her ne kadar mahşer günü zalimlerin hesabı görülecekse de. ondan sonra Aysel bulunsa ne olur? Devlet. Düşünün. Flamingo Yolu gibi bu Müslüman halkın inancına aykırı olan rezil filmlere verenler.c): "Ölüme çare bulamazsınız. ne yapacak devlet. ha bulacağız derken üç-beş sene geçecek. asla değişmez. Aysel gibi masumları kötü yola düşürenlerin hesabı ne olacaktı? Kardeşlerim! Mücadele ederken şu özelliklere dikkat edersek. ana-babanın elinden hiçbir şey gelmeyecek. öldükten sonra dirilmek olmasaydı. biraz daha sabır diyor hesabı görecek olana havale ediyoruyoruz. tuvaletinin taşını dahi altından yaptıran İran Şahı Rıza Pehlevi ölmezdi. kızın yaşı 18'e girmiş artık karışamazsınız. hesap vermeyecekler mi?.a.mutlaka ölür.. Yine fakirlerin sırtından geçinip. milyonlarca dövizi (parayı) Dallas. bu yapılan zalimliklerin. çünkü Allah'ın (c. En azından.v) ölmezdi. imkansız. Muhammed (s. Ha bulduk. onların sırtından sömürdüğü paralarla aya çıkanların hesabı ödenmeden mi kalacak?. ona da Allah izin verirse. bu sefer. kapıcı. işlerine öyle gelmektedir. Türkiye'deki laik devletin kanunlarını insanlar hazırladığından. kim haklı. Halbuki. zinayı serbest bırakmışlardır. halkı açken tuvaletini altından yaptıran şah gibileri o kanlı gömleklerinin hesabını vermeyecekler mi? Ayağına ayakkabı alacak para bulamayan aç insanlar varken. dirilmemek de öyle. veliler bir yana iki cihan güneşi Hz.Herşeyin önce temelini bilmeli ve öğrenmeye de temelinden başlamalıdır. o kuvveti ile nasıl soracak?. Fakat o zaman da kıyamet kopar. İslâm devletinin kanunlarını Allah hazırlamıştır. Bu sefer. Kıyamete kadar da kimse değiştiremeyecektir. sonra size sesleniyorum. Halbuki İslâm devletinde zina kesinlikle yasaktır. Yirmi senelik işçisine asgari ücret verip. vahşetlerin hesaba çekileceği bir âlem mutlaka olması lâzım. Ey Müslüman! Hâlâ anlayamıyor musun bu ne demek? Senin namusun satılıyor ve sen buna karışamayacaksın ha?.. Ölmeseydi. 1 — Müslüman. önce hangi kitapları okuyacağını bilmeli Her gördüğü veya herkesin tavsiye ettiği kitapları okumamalı. Hem de kocaman dünyada sığınacak bir yer bulamadı. Yani ölmemek mümkün değil.. Çünkü. Bugünkü Türkiye'de devletin kanunlarını insanlar hazırlamışlardır. kendisi rahat yaşayan patron efendi hesap vermeyecek mi? Gerçi bunların hesabı ayrıca bu dünyada görülmesi lâzım ama.. "12 yaşındaki Aysel'i geneleve düşürdüler" diye. padişah. Peki. Bir mahkeme ki haraç yemiyor. cumhurbaşkanı. hem de bu fakirlerin renkleri siyah diyerek onları aç bırakan. asacak mı? Yoooo. kötü yola düşürdüğü kadınları çalıştırarak onların sırtından vergi alıyor. 2 . aksi taktirde adaletsizlik olmaz mı? Milyonlarca fakir varken. aynı zamanda verilmesine seyirci kalan müslümanlar da dahil. içinde bulunduğumuz acıklı durumu. Çünkü. başbakan. daha çok faydalı olunacağına inanıyorum. Bu da hiç ölmemek manasında değil de. Devlete şikayet etse. sömüren sonra da bu insanlar aç dururken. şöhretli işsiz demiyor. zengin-fakir ayırmıyor. şimdi soruyoruz: O Aysel'in anne ve babası bu acıya nasıl tahammül edecek? Kızının hesabını kim soracak? Kendisi sorsa. kim haksız diyor. şanlı imiş. bulsanız bile yine öleceksiniz" buyurmasının altında gizli bir parola olabilir.

cemaatin çokluğu seni aldatmamalıdır. bu anlarını kontrol altına alır kendini bırakmaz ise. Hatta ilk . 16 ..Fakirleri imrendirecek şekilde güzel giyinmemeli. İş bununla da bitmez. bunlardan bahsederken günümüzdeki Ebu Cehil. sahabenin hayatını. Firavunlar. 4 . 8 . yani istemeyerek de olsa namazına devam ederse. 223 12 . gözü yaşlı.İslâm davası için çalışan kardeşlerine yardımcı olmalı ve onlara dua etmelidir.İnsan bazen birkaç devre geçirir. 15 .Yaptığı cihadından dolayı maddî karşılık beklememelidir. Yanlışları da münasip bir şekilde.c) korusun. kıyamet kopuncaya kadar her asırda Ebu Cehiller. kah yağmak üzere olan bulut gibi. pireyi deve yapanları kaldırıp atmamalı. diye anlatılır. Peygamberimizin hayatını. Kah bunalımlı. yıllardır vaaz dinlerim.Din alimlerine saygı göstermeli.Hakkında ne kadar dedikodu yapılırsa yapılsın. 6 . Bilhassa. Ebu Cehil şöyle yaptı. küçük demeden kim ne faydalı şey anlatıyorsa dinlemelidir.Bilmediği konularda bilgiçlik taslamamalıdır. tenkide kulak verip. 14 . 5 . bunlar küfrü bayraklaştıran ilk kişiler olmakla beraber. temiz derken Avrupa'lı bir şekilde giyim anlaşılmamalıdır. imtihan dünyası olduğundan. Burası çok önemlidir. Çünkü. dini ilgilendiren konular hakkında. Vaaz veren kişi.Tebliğ yaparken (vaaz verirken). tahammül edilmelidir. sakalsız erkek (erkekler için) mutlaka bana bakıyor diye düşünmemelidir. Allah (c. 13 . Gözün kör olsun nefis. yanlış fetva vermek belki insanı kafir eder. 7.Hangi yoldan tenkit gelirse gelsin önemsememezlik etmemeli. başa gelen her olaya sabredip. cihad etmekten geri kalınmamalıdır. delilleri ile söylemelidir.Müslümanın derdini kendi derdi bilmelidir. Güzel.3 . zor olan bu dönüm noktasını geçirir ve manen terfi etmiş olur. Cemaatin çokluğundan hüneri kendinden bilip gururlanmamalısın. beni yakıyorsun Rabbim için yaptım. 224 19 . 17 . hepsini yıkıyorsun. İşte. Halbuki.Halkın anlayışsızlığı karşısında anlayışlı olmalı pireyi deve yapmamalı. temiz ve İslâm'a uygun olmalıdır. Güzel. 11 . taraf taassubuna düşmemelidir.Güler yüzlü ve metanetli olunmalıdır. 9 . öyle zamanlar gelir ki.Bilmediğin konu sorulunca. 10 . hatalar varsa düzeltilmelidir. İnsanları da iğrendirecek gibi olmamalı. hatta diğer peygamberlerin hayatını anlatırken günümüz olaylarına kıyas ederek anlatmak lâzım. vaazlarda. Nemrutlar bulunacaktır. böyle yaptı.Dünyada olan olaylardan haberdar olmalıdır. böyle düşünmek kişiye kompleks verir.Büyük. Bu zor dönemden de yine ilimle çıkılır.. 18 . kompleks verince de tebliğini rahat yapamazsın. kah ağlamak istediği halde ağlayamaz bir halde olabilir.Dünya.Şu açık saçık kadın (kadınlar için). İslâm'ın dışındaki sistemlere şiddetle karşı gelinmelidir. Bir de buna Firavun ve Nemrut eklenir. Dünya olaylarına gözünü kapamamalıdır. Firavunlarla kıyas yapmadığından ben devamlı bu kişilere kızardım. Meselâ. 'bilmiyorum' demekten utanmamalıdır. şu kıravatlı. bıyıksız. günah işlemek onun yanında bir hiçtir. Nemrut. Namaz kılmak ona ölüm gibi zor gelir. Bir de şu hususa dikkat etmek lâzım.

"Niçin beni bir kollu yaptın da diğerini iki kollu yaptın" veya kör olanlarının. ALLAH HAKSIZLIK YAPMAZ KİMİ BU. Allah (c. Zaman gelmiş geçmiş duymamışlar. Firavun'dur. Betonda gül biter mi. farzedelim ki. Osmanlı şeriat devletinin yıkılış döneminde ve arkasından Cumhuriyet dönemine tevafuk ettiklerinden dinlerini iyi öğrenemediler. KİMİ DE O DÜNYADA GÜZEL OLUR Halbuki kaçış yok. Bu böylece iyi biline. Bunun için de İslâm'ı tebliğ etmeyi unutmuş (tebliğ edenler de İslâm'ı iyi kavrayamadıklarından iyi anlatamadılar) Batılı bir tip olayım derken. sana nasıl hesap sorabilirler. kimisini iki kollu. Eğer önceden Allah'a bir şeyler vermiş olsaydın. Şimdi.babalarına taş çıkartırcasına! Allah'a ve Rasulüne inanmayıp veya inandığını sanan ve Allah'ın kanunlarından başka kanunlar koyup. niçin böyle veya şöyle yaptın demeğe hakkı yoktur. "Atın" zindanlara deyip. veya bir kollu yarattın demeye hakları yoktur. Zaten O'na hesap sorabilecek kudrette de kimse yoktur.c). bu yapmış olduğun robot adamların kimisini bir kollu. hesap sormaya hakkı yoktur. SORU: Allah niçin kullarını bir yaratmadı da. sana başkası karışabilir mi? Elbette karışamaz. niçin beni bir kollu veya kör yaptın diyebilmeleri için önceden sana bir şeyler vermiş olmaları lâzımdı. Malını istediği gibi harcayabilir. Hülyaları kurup geçip gitmişler. Sen. kimisi bir kollu olan insanların. çiftliğinde beş-on tane robot adam yapsan. Bizden bir önceki kuşak. Kimsenin O'na. kimisini kör yapsan. istediği gibi şekil ve şemale koyabilir. Çalışmışlar durmadan söndürmek için. topal. mülk O'nundur. Sana hiçbir şey vermedikleri halde. malını mülkünü istediğin gibi harcamaya muktedirsin. mülk senin. Unutulur demişler İslâm zamanla. aynen bunun gibi. kimisini bir gözlü. seni yoktan varetmiştir. o kanunları insanlara zorla tatbik ettirmeye çalışan her insan. Sen orada istediğin gibi hareket edebilirsin. kimisini iki ayaklı. kimini kör. Bir gün bu hesabı sorarız ama. İslâm'ın özünü saklamak için. bu yapmış olduğun robot adamlar da konuşmasını bilmiş olsunlar. o çiftlik senindir. o zaman beni niçin kör. yerine getirilmedi. batmış gitmişler. onları meydana getiren malzeme senin. Senin ne hakkın var ki. KULLARIN SAKAT BIRAKTIKLARI DA ONA MALEDİLİYOR. Gül ile lâleyi ekmişler betona. Neden bunları daha önce bilmiyordum. o sırrı anla. Çünkü. mal senin. haksızlık. Mülkünde yaratmış olduğu kimisi kör. Çünkü. bir kollu yarattın demeğe hakkın olurdu. Her yönetim onları itiyor dama.Emine Özkan Şenlikoğlu. Sonra da uyanmadan geçip gitmişler. şöyle bir misal verelim: Senin bir çiftliğin olsa. Çünkü. beni niçin kör. ödenmeyen bir haktan gelir. gidiş İslâm'a. kimini topal olarak yarattı? Bu bir haksızlık değil mi? CEVAP: a) Önce. Sana. Elbete soramazlar. Uyumuş uyumuş yine de doymamışlar. mülk senin. Unutmamak lazımdır ki. Hiçbir kimsenin sana karışmaya. merkep. Nemrut'tur.Allah'a hesap sorabiliyorsun. Ebu Cehil'dir. Mal-mülk sahibi O'dur. mal senin. Diğer yaratıklara. Robot adamlardan bir kollusunun sana. çekip gitmişler. Zifiri karanlığı gündüz sanmışlar. sen o çiftlikte istediğin gibi hareket etsen. bu dünyayı yoktan var eden Allah'tır. kimisini bir ayaklı. Şimdi. Bir Müslüman çıkıp ta sormamış niçin? Yaprak gibi dökülüp. geçip gitmişler. "Niçin beni kör yaptın da diğerini kör yapmadın" demeye hakları var mıdır? Elbette yoktur. (214) (214) Mahkûm Duygular . Sen Allah'a hiçbir şey vermemişsin ki -haşa ve kellâ. dışarıdan gelen bir kimse sana. Çünkü. . kimisi topal. Hem de insan olarak. niçin bu robot adamların kimisini iki kollu yaptın diye hesap sormaya hakkı var mıdır? Elbette yok. topal.

Bundan başka. başka şeyler sebep görünse de. Nasıl imtihan olacağımızda Kur'an-ı Kerim'de ve Peygamberimizin sünnetlerinde bildirilmiştir. Bu dünyaya yüklemiş olduğu vazifeleri tatbik ederek (yaşayarak). dağları. altın madeni. saf tertemiz insanlar haline geliyoruz ve böylece de cennete ehil. lâyık hale geliyoruz. deve.c) hesap soramaz. Gelelim diğer bir şekline: Evet.. kimse O'na hesap soramaz. Nasıl ki bir sanatkârın mimarî işleri. Bazen de sağlam yarattıktan sonra sakat bırakıyor ki. burnu kaf dağlarında olanların burunlarını. Bunun için de kimse Allah'a (c. b) Allahu Tealâ. Bununla beraber: "Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım". namaz kılmak. ÖNCELİKLE. Sakat bırakmakla. bu sakatlık ona bir bela değil. Kulların. Allah'a hamd ederse sevap yazılır. aciz olduğunu. bu dünyada kullarının emirlerine uyup uymayacağını bildiği halde. kullarının en ince teferruatına kadar ne yapacaklarını biliyor. madenin gümüş. "Muhakkak ki Allah (c. İşte Allahu Tealâ. Öyle ise mülkünde istediği gibi hareket edebilir. topal. Şimdi. sığır. madenin altın olduğu gibi. Fakat bu kardeşim ümitsiz olmasın. taşları imtihana tâbi tutabilirdi. oruç tutmak. tıpkı bunun gibi Allahu Tealâ'nın da bir çok isimleri (Rahman. kabiliyetlerimizin ortaya çıkması için göndermiş. Onlardan bir tanesi de kör yaratmak. dilsiz yaratmak. Mülkünde istediği gibi hareket edebileceğine göre. bakalım benim kulum bana isyan mı edecek. günahları örtücü. sanatları vardır. Mal. kolsuz yaratmak. Allah'ın çeşit çeşit imtihan şekilleri vardır. kulluk vazifelerinin meydana çıkması için yapmış Allahu Tealâ bunları. dilsiz olarak yaratıyor. biz kullarını bu dünyaya imtihan için göndermiştir. sanatkarlığı güzel süslemeleriyle belli olur. kimisi de ana-baba yüzünden sakat kalmışlardır. yerlerde sürter. bu özürü beni yaratan verdi diye şükür mü edecek? Eğer isyan ederse günah yazılır. Allahu Teala. yoksa bana. Nitekim. Allah'ın dilemesiyle sakat kalır. affedici. Bir kısmı da. topal yaratmak..köpek. kömür madeni. insanlığa. Rabbimiz bizi yaratırken tıpkı madenler gibi yaratmış. mülk herşey onundur. İşte bu çeşit çeşit sanatlarını bütün yaratıklarını bakılacak bir yerde arzetmek için. ALLAH'IN HATA YAPMAYACAĞINDAN EMİN OLUNMALIDIR SORU: Allah. kekeme yaratmak gibi özürlerdir. yılan gibilerine ibretle baksan. İsterse. fakirin hakkını yememek. imtihana ne lüzum görüyor da kullarını bu dünyaya gönderiyor? CEVAP: Bu soruya önce şöyle cevap verelim: Bu kâinatın sahibi Allah'tır (c. isterse tutmaz. bazen kulunun bir tarafını sakat bırakmakla. Bakır madeni. kullarını ister imtihana tabî tutar. Allah ona olan borcunu mutlak verir. Madenin demir. Ve bu yapmış olduğu güzel sanat eserlerini sergilemeyi arzu eder. Mesela. kimisi doktorların. bizler Onun emirlerini yerine getire getire merhaleler katederek. demir madeni. Rabbimiz bizi imtihan etmek için gönderdiğinden. ölümü ve hayatı (yaşamayı) hanginiz daha iyi amel edeceksiniz.c). yani Allah'ın bütün emirlerini yerine getirmemiz. Allahu Tealâ bazı kullarını. Allah'ın bir lütfudur. insanları değil de hayvanları.c). Bazen varlıklı olduğu halde şoförüyle çay içmeyenlerin. hidayet verici. Allah'ın kanunlarını hâkim kılıncaya kadar tağutlarla mücadele etmek. zayıf olduğunu hatırlatır. Demek ki. Elbette. Günümüzde böyle hadiseler çok olmaktadır. manen yükselmemiz için. onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. bol rızık verici. Allah (c. Kimisi toplumun. zekat vermek.c) insanları imtihana tâbi tutmuş. seni bunlar gibi yaratmadığına şükredersin. bu teşhir (gösterme) yerini açarak gizli güzelliklerini açığa vuruyor. diye imtihan için yarattı" (215) buyurmak suretiyle kullarını bu dünyaya imtihan için göndermiştir. çok sabredici gibi) ve bunların tecellisi (yani Allah'ın sıfatlarının bazısının bazı kullarında olması). . gümüş madeni gibi. bizim için bir imtihandır. çok temiz insanlar da sakat kalırlar.

Allah (c. -haşa. Çünkü. olgunlaştım.Evet. İşte Allahu Tealâ kullarının ahirette itiraz etmemeleri için bu dünyaya getirdi ki.c). Allahu Tealâ'nın bilmediğinden değildir. ezeliyet sadece Allah'a aittir. Şayet. bilakis bizi. ONUN ALEMİ SIRLARLA DOLUDUR! SORU: Allah. Yani İslâmiyet. sırlarını anlayabilecek? Elbette anlayamaz. bizi niçin cehenneme attın da. şu kısacık aklımızla. Allahu Teala'nın huzuruna kendi durumumuzla (amelimizle) çıkacağız. sonradan meydana gelmiş cesetler ve ruhlar hakkında birşeyler söylesek bile. onu Allah yönlendiriyor demek değildir. yüz trilyon sene evvel yaratmadı? İtirazı veya suali kesecek makul bir sebep göstermek mümkün değildir. İslâmiyet. Malını istediği gibi. İşte biz. bu soruyu sormaya hak kazanasın. bunlarla kendi kendimizi imtihan edip. bu madeni ele alır. ondan mutlu kimse yoktur bu dünyada. bize gösteriyor ve bizi bize göstermek için imtihan ediyor. bizim için gayb sayılan (bilinmeyen) hususlar hakkında söz söylemek. nasıl olur da şu kâinatı yaratan Allah'ın işlerini. yani zaman kaydı altına girmemeyi kasdediyorsak. Şunu kesinlikle unutmamak lazım ki. Yoksa. Bu arada bir de. isterse sonra yaratır. İster önce yaratır. bir kısım sıkıcı hadiseler karşısında. Daha şu kainatın içindekileri anlamayan aklımız. Kimse O'na hesap soramaz. muvakkat karar sayılan dünyaya gelişe bir pişmanlık izhar edenler. "niye daha evvel yaratmadı" sözüyle ezeliyeti. insan olarak yaratıldığına pişman olmak şöyle dursun. Seni ne ilgilendirir? Sen önce Allah'a inan ki. hatta hayatlarına kıyanlar vardır. Niye bir trilyon sene evvel yarattı da. aklımız sınırlı yaratılmıştır. şu kadar senede. demek istiyorsak. istediği zaman harcayabilir.c). Şayet. onu yoğurur. bizim durumlarımızı bildiğinden. zaman kaydına giren sonsuzluğun "evvel"lerine dahi aynı sual sorulacaktır. . "Niçin daha önce yaratmadı da. yani mal-mülk O'nun. Başka hiçbir şeyde ezeliyet bulunmaz. güzel kâinatı sevmeyen mi var? Evet. Hele bir de ahirete inanıyorsa ve ahirete götürecek azığını (amelini) yapıyorsa. Allahu Teala (c. kâinatı yaratmaya neden lüzum gördü ve neden daha önce yaratmadı da sonradan yarattı ? CEVAP: Bu soruyu soran kimse Allah'ı inkar eden beyinsizlerden ise. ondan bahtiyar.bilmediği şeyi bizden öğrenmek için değil. cehennemlikleri cehenneme atsa idi. (215)Tebareke:2 Allah'ın onu bilmesi demek. Bizlerin. tam mükemmel olgun bir insan şekline sokar. ona vereceğimiz ilk cevap: Sen Allah'ın varlığına inan ki. sevinmektedir. Bizler. bizim durumumuzu -haşa-öğrenmek için imtihan etmiyor. "daha önce" ne demek? Şu kadar zamanda. Allahu Tealâ (c. Yoksa herkes "var" olduğuna. insanı ele alır. onları cennete koydun" diye itiraz edeceklerdi. yoğurur. Kâinatın sahibi O olduğuna göre. bizi bizimle imtihan ediyor. Allah kainatı ister yaratır. o zaman cehennemlikler: 'Ya Rabbi. som hale getirir. Fakat bunlar çok azınlıktadırlar. neden daha fazla değil. olgunlaştırır. ne yolla mükemmel bir insan şekline sokar. ister yaratmaz. Allah'ın emirlerini yerine getirip getirmediklerimiz kaydedeliyor. herkes bu dünyada amelini yapsın. Yoksa. bizi dünyaya getirmeden cennetlikleri cennete. ne yolla mükemmel bir insan haline geleceğimizi biliyor da bizi imtihana tâbi tutuyor.c). sonra yarattı?" meselesine gelince: Evvela. Allahu Tealâ. Yoksa. bu soruyu sorabilesin. bizim aklımız herşeyi alamaz. en hafif manasıyla kendini bilmemezliktir. Bu kainatın yaratılışından şikayetçi olan kim? Bu muazzam.

. adi bir şart ve sebepten ibaret olan iradesini. ben de senin eğilim gösterdiğin o şeyi yaratacağım. Aksine. onun meyilleri hesaba katılarak hakkında takdirler yapıldığı için. nasıl bir temayülü olacak ve kim. Ve aynı zamanda kullarına: "Şu yol kötüdür. adeta? Böylece ferman etse. takdir buyurduğu şeyleri. (216) (216) Asrın Getirdiği Tereddütler . Allah o sebeplere göre meydana gelecek neticeleri. yüce Rabbimiz. varoldukları şekillerle bilinmektedirler ki. iradesi kabul edilmekte ve destek görmektedir. olmuş olacak herşeyi. Allah'ın vermiş olduğu hürriyet ve irade sebebiyle. Yani. bir de azarlanacakınız" dese. bir büyük zat. Kullarını yarattığında da. kullarından herbirine: "Sen. onun iradesine ehemmiyet atfetmiş ve kıymetlendirmiş olur. bütün varlık ve varlık ötesi herşey sebep ve neticeleriyle içice yanyanadır." Bizler. Allah affetmezse cezasını görür. (ilk belirlemede) iradeyi bağlama olmadığı gibi. ölüme sebebiyet veren de suçlu olur. Kimlerin iyi işler yapmaya niyet edeceklerini ve kimlerin kötü şeylere teşebbüste bulunacaklarını ve bu teşebbüs ve niyetlerine göre neler yaratacağını (belirlemiş) ve takdir etmiştir. F. onu öldürenin suçu nedir? CEVAP: İnsanın bir hürriyet ve iradesi. insanın temayüllerine göre. Allahu Tealâ iklimlerin değişmesi gibi çok büyük bir hadiseyi. takdir ve tespit etmeyi insanın iradesine bağlamamakta ve zorlamamaktadır. onların iradelerini kabul etmiş ve desteklemiş olur. Şu yol iyidir. biz sebebiyet verdiğimiz için. dilediği gibi yaratacaktır. bilmese idi Allah olmazdı. bir hadise nasıl olacaksa öyle biliniyor. İşte bunun gibi herkes elindeki cüz'i irade ve seçmesiyle. Kimin. Yani.ÖMÜRLER NEFES SAYISI İLEDİR SORU: İnsanın ne zaman ve nasıl öleceği önceden belirlendiğine göre. hizmetçilerine: "Sizler öksürüğünüzü tuttuğunuz zaman çok güzel hediyeler elde edeceksiniz. getirmesi demektir. Allah da söylediği gibi iklimleri değiştirse. Ve işte senin o temayülüne göre de. Zamanı gelince de. sebebiyet verdiği şeylerin neticelerinden ötürü ya suçlu sayılıp cezasını görür veya suçsuz sayılır mükâfatını görür. dünya kurulmadan önce ve dünya kurulduktan kıyamet kopuncaya kadar olmuş olacak herşeyi biliyor muydu? Elbette biliyordu ve bilir de. suçlu da biz oluruz. yasak edilen şeyi işlesek. öyle veya böyle olmasını gerektirmez. Bunun gibi. yani iyiyi ve kötüyü seçme kabiliyeti vardır. bulunduğunuz yerin coğrafî durumunu değiştiririm. Aynen öyle de. sakın o yola gitmeyin. hediyeleri kaybetmekle beraber. onlara iyi ve kötüyü yapabilecek bir irade verdi. kişinin rızasının tersine (hilafına) herhangi bir işe zorlama da yoktur. ilk takdir ve tayin de işte budur. bunu O'nun bilmesi ve kendinin yapıp yaratacağı şeylerle bir plan ve program haline. (217) Gelelim sorunun cevabına: Allahu Tealâ. geniş ilmiyle en ince teferruatına kadar bilir.. Dahhak. varolup meydana gelen şeyler. Bu itibarla. mükellefin eğilim ve niyetlerine göre. Allah'ın (c. Mesela. hangi istikamette. öyle bilindikleri için varolmuş değillerdir. Binaenaleyh. Hasılı: Allah.c) ilmî programlarından ibarettir. hangi yönde kullanacak. Ayrıca kader ve (ilk belirleme). Hariçte olup biten şeylerin şöyle veya böyle olmasını. Zaten. Bütün bunları önceden bildiği için. yapmış olduğu iyilik de kötülük de ona aittir. yoksa öyle bilindiği için meydana gelmiyor.M. kimlerin hangi istikamette eğilimleri olacak.. hariçte (sonradan. şimdiden onu (belirlemiş) bulunuyorum" diyor.. Nitekim. şu istikamette bir eğilim göstereceksin. Bilakis. . sebepsiz öksürdüğünüz takdirde ise. bizim nefes alıp vermemize bağlamış olup da. dese ki: "Eğer dakikada şu miktarın üstünde nefes alıp verirseniz. Allah'ın ilmine göre. nefes alıp vermemizle iklimlerin değişmesi arasında bir münasebet görmediğimiz için. yaratıcının kudret ve iradesi icat eder. bu yola gidin" diye de buyurdu. dışarıda) olacak şeylerin. takatimizin çok fevkinde olan bu işe. Bilmek ise.

F. Kur'an'ın ruh ve asıl maksadına büsbütün zıt bir durumdur. İyilerle kötüler ayrılmaz. ekonomiyi. Bu itibarla. sosyal hayatı düzenlemek ve böylece. İnsanlara. dünya kurulmadan önce. Böylece daha iyi anlaşılmasını sağladı. okunma şansını kaybeder. Ancak. Bir kere. bütün fenlerden açıkça bahsetseydi. herkes iyi olacağından. dünya imtihan yeri olmaktan çıkardı. herkes. Evet. bilemezse zaten Allah olmazdı ki. Şöyle düşünebiliriz: Bir öğretmen çalışanı da. yani uçaktan. bitkilerden de hurmayı tanıyorladı.adaletsiz olmuş olurdu. peygamberler vasıtasıyla indirdiği kitaplarla. keşiflerde bulundular. hem de eski insanlar bundan birşey anlayamazlardı. iyi insanı meleklerin üstüne çıkarır. Kur'an-ı Kerim'in en birinci hedefi."Haksız yere adam öldürmeyin" diye de buyurdu. çalışıp buluşlar yaptılar. böylece de bütün insanları cennete koyardı. (216) Asrın Getirdiği Tereddütler . Ferdî ve içtimaî hayatı düzenlemek. Allah. İnsanların çalışmasını emretti. meleklerden sonra insanı yarattı ve kendisine bazı vazifeler verdi. derecelerine göre. Kur'an-ı Kerim o zamanın insanlarına bun lardan misaller verdi. bu hikmet dolu kitaba abes isnad etmek olur ki. Bu sebeple Allah (c. Halbuki. öğrenciler imtihanlara hazırlanır mıydı? Hazırlanmayacağı için de. falanca senenin şu gün ve şu saatinde öldürecek diye biliyor muydu? Elbette biliyordu. bu kainat meşherindeki (sergileme. elektrikten. Böyle olmayıp da. Ayrıca. Allah. dünya saadetinin ahirette dahi devam edecek bir yolunu açmaktır. İman ve ibadet yolunu açmak. o kulu da onu öldürdü. Kur'an-ı Kerim. pek çok şeyin bahis mevzuu edilme hakkı yok olacak ve bir kısım sabit hakikatler. hem binlerce sahifelik ciltlere sığmaz. dünya kurulacak ve benim falanca kulum. gelecek keşifler ve bilhassa insan. Allah'a iman ve ibadet etmeyi öğretmek.c). Bu. hiçbir şey öğrenemezdi. ilerlediler. gösterme yerindeki) kelime. Şimdi. Kur'an. Yani. Allah -hâşâ. adaletlilerin en hayırlısıdır. dünya ve ahiret saadetini kazanma yoluna dair her şeyden bahseder. Yani. yüce hedef olan Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmek. İnsanlar. yani bu kâinatın sahibi olan Allah'ı tanıttırmak. kıymeti nisbetinde bahseder. diyorlar. şeytana fırsat vermez. Düşünelim ki. böyle olmadan Allah kulunu cezalandırırsa. İnsandan. "Kur'an-ı Kerim. keşiflerden. Yoksa. Allahu Tealâ. paragraf ve kitaplarla mahşer sahibini tanıttırmak. . falan kulumu. bazılarımız. Kur'an-ı Kerim nazil olduğu (Allah tarafından. günümüzdeki bir kısım fen ve teknik meseleleri de içine alır mı? CEVAP: Kur'an-ı Kerim'in yüce Rabbimizin insanoğlunun öğrenmesine müsaade ettiği ve onun maddî ve manevî yönden ilerlemesine vesile kıldığı herşeyden öz olarak bahsetmesi doğrudur. Bu ise. ihmale uğrayacaktı. Hayvanlardan en çok deveyi. Zira. falanca kulunun falanca kulunu öldüreceğini bildiği için yazdı ve o gün o sene geldi. Dünya hayatında. satır. Oysa Allah. dünya kurulmadan önce. yıldızlardan. elektrikten açıkça bahsetseydi. SORU: Kur'an olmuş ve olacak herşeyden bahseder. televizyondan. sadece yirminci asrın tâbi olduğu bir kısım medeniyet harikalarından bahsetseydi. Allah yazdı da ondan öldürdü değil. Allah onun öldüreceğini bildiği için yazdı. Çoğunlukla çöllerde yaşıyorlardı. bazı şeyleri açıkça bildirmedi. Dahhak. Cebrail vasıtasıyla Peygamberimize indirildiği) yıllarda Araplar bedevi idi. İşte. Halbuki. Kur'an-ı Kerim'in Allah'ın kitabı olduğunu anlar ve iman ederdi" diyor. onun ehemmiyeti kadar.M. çalışmayanı da sınıf geçirirse. Ele aldığı şeyleri o istikamette vesile olarak kullanır ve ehemmiyetine göre söz eder. imtihan sırrıdır ki. Allahu Teâla'nın müsaade etmediği ve insanın da dünya ve ahiret hayatına bir faidesi dokunmayan şeylerden söz etmesi. insanlar melekleşirdi. kısmen serbest bıraktı. bu şeylerden geniş geniş tafsilatıyla bahsetmesi asla sözkonusu olamaz. o mukaddes kitap her türlü faidesizlik ve abesiyetlerden (boş şeylerden) çok uzaktır. Allah istese herkesi Müslüman yaratır. yol göstermekle yetindi. Ama o zaman. Bu doğru mudur? Doğru ise.

milyonlarca yıldır birbirleriyle karışan bu iki deniz. Elbette. hem başlangıç itibariyle. Niyete dayandırmadan. kainatta ve insanın nefsinde herşey. niçin Müslüman olduğunu şöyle anlatıyor: "Akdeniz'in kendisine has sıcaklığı. gayretine bırakmakla en iyisini yapmıştır." (218) "O Allah'tır ki. İçlerinde barındırdığı canlı türleri de öyle. 241 EN GÜNAHKARKEN KÖTÜ İNSANIN BİLE NİYETİ KÖTÜ DEĞİLDİR SORU: Niyet insanı kurtarabilir mi? CEVAP: İş. Hatta. Cebelitarık Boğazı'nda. bu deliller karşısında âdeta büyülenmiştir. Allah'ın ihsan ettiği mucizeler. Kur'an-ı Kerim. Niyet sayesinde insan. İkinci bir düşünme ile planlaştırılır ve daha sonra da azim ve kararlılıkla meydana getirilir. her bakımdan birbirinin aynı olmalıydı. Kur'an-ı Kerim. herhangi bir işe başlamak neticesiz olacağı gibi. ne bir şeye varlık kazandırabilmek. bütün ilimlerin anahtarını vermiştir. inkâra sapacaklardı. elektrikten ve benzeri icatlardan açık seçik bahsetseydi. kitabını her asrın insanının istifade edebileceği şekilde indirmiştir. ne de daha sonra onu devam ettirebilmek mümkün değildir. denizlerin altında gezemez. "Modern ilmin 14 asır geriden takip ettiği Kur'an-ı Kerim. amel ve iyi yönde yapacağı işlere doğru götüren kararlılık niyeti. Kur'an-ı Kerimin Allah kelâmı olduğu daha iyi anlaşılmakta. Öte tarafını. Bu gizli perde. insanların çalışmasına. biri tatlı ve susuzluğu gidericidir. keşif ve buluşlara ışık tutmuştur. iki denizi birbi-rene katıp salar da.c). "(219) Meşhur deniz bilgini ve araştırmacısı Kusto. bunun böyle olduğunun Kur'an-ı Kerim'de 1400 yıl önce belirtildiği söylendi ve ayetler gösterildi." Kendisine. bir azim ve şuur demektir. Kur'an-ı Kerim. "İnsan bir alete binip uçamaz. Peygamberlere. eğilimlere göre. Bu olayı başka denizlerde de gördüm. Evet. (218) Furkan: 53. çok uzakta konuşan birinin sesini duyamaz. Meselâ. Ama yine de. insanlar tembelleşirdi. bir fen kitabı değildir. sorunun cevabını da vermesi gibi bir şey olurdu. bütün ilim ve fenlen açıkça izah etseydi. aralarında onları karıştırmayan bir perde vardır. Akdeniz. ne istediğini bilir ve yine onun sayesinde bir bulma ve elde etme şuuruna ulaşır. İki denizi sanki gizli bir perde ayırıyordu. ilme yol göstermiş. hem de devam itibariyle niyete bağlıdır. Allah'ın kelamıdır" diyerek. Niyet. Ne zaman ne olacağını bilen Cenab-ı Allah (c. Ama Atlas Okyanusu'nun tuzluluğu. İnsanın yapmış olduğu bütün iyi ve kötü işlerinin esası niyet olduğu gibi. ben de şahitlik ederim ki. Halbuki. mealen şöyledir: "Allah. Her yapılacak iyi ve kötü iş. birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıvermiştir. insaflı ilim adamlarınca (yerli ve yabancı) tasdik edilmektedir. Müslüman olmuştur. insanı kurtarabilir.işaretler bulunduğu. benim deyip sahip çıkacağı işlerin vesilesi de yine niyettir. imtihanda soru soran öğretmenin. evvela zihinde tasarlanır. hemen hemen bütün icat ve keşiflere. bir kasd ve teveccüh. (radyo. tuzluluğu ve yoğunluğu var. Bu. resmini göremez. Bu ilk düşünme ve plan olmadan. nereye yöneldiğini. Zaten inkâr için fırsat kollayanlar: "Böyle şey olmaz" diyeceklerdi. Araştırmalarımda. Çünkü. Ama her türlü fene işaretler vardır. Konuyla ilgili iki ayet. irade ve azim görmeyen her tasarı ve plan .O devirde uçaklardan. devrin insanlarının akılları almayacaktı. bunun böyle olmadığını gördüm. televizyon)" deyip. meşhur deniz araştırmacısı Fransız Kaptan Kusto. Keşifler yapıldıkça. sıcaklığı ayrı. iki denizin karışmasını önlüyordu. Atlas Okyanusu'yla birleşiyor. televizyondan. onlar aralarındaki engeli aşıp birbirlerine karışmazlar. diğeri tuzlu ve acıdır. yoğunluğu. (219) Rahman: 19-20.

âdet. yurakıdaki ifadenin ne kadar doğru olduğunu kolayca idrak etmekte güçlük çekmeyiz. ayların ibadetine denk sevabı alacaktır. Müslümanlar'a yapacağı kötülükleri yapma niyetinde olduğu için. temenni ve tahallilerle (süslemelerle) değil. niyetine göre cezalandırılacaktır. kolay yaşama arzusu. Nice yapılan küçük işler vardır ki. niyeti aynen amel etmiş gibi kabul edilerek. Çünkü. amelin de onu tasdik etmesiyle vücud bulur (meydana gelir)" buyurmuşlardır. kalbi kulluk şuuruyla dolu olan bir insan. istikametten ayrılan ve cemiyete tahakküm eden fiilî kuvvetlerdir. kalblerde gizli kalmış iyi niyetler insanı Müslüman edemezdi. yani İslâmiyet'e. Pratik hayata ayrılan ise.c) katında. Tek kelime ile "havailik" yani şımarık nefsin isteklerine uyma hevesi. ' Görülüyor ki. Gazalarda (harplerde). susuz durmaklar ve meşru bir kısım arzu ve isteklerden uzaklaşmalar insanı en büyük mertebelere ulaştırır. o niyet ve kararlılıkta bulunduğu için. gerçeğe uymayan sosyal gelenekler. Hat-ta. tatbikat sahasına intikal ettirilmeyen. yapılan iyi niyet sayesinde büyük sevaplar alınır." Nitekim Peygamberimiz: "İman. "Biz Müslüman mıyız?" adlı kitabında şöyle demektedir: "Müslümanlar (sahabeler). böyle iyi niyet neye yarar? Bu hususta Muhammed Kutub. Son dakikalarında yaşayan bir kâfir (Kur'an-ı Kerim'in bir harfini inkâr eden de kafirdir) o küfür düşüncelerini. yani Allah'ın emirlerini yerine getiren ve getirmeye azimli olan bir insan. yani niyet ettiği kadar sevap alır. mücahidlerin İslâm devletinin savaşan askerlerinin hissesine düşen sevabı alacaktır.. Kışlada nöbet saatinin gelmesini bekleyen bir İslâm devletinin askeri. aynı hareketler ve daha binlercesi. cihada hazır bir asker. yapmıyorsa. tehlike ve bitkinliklere maruz kalmaktan çekinme duygusu. Ne Allah (c. taklitçilik. Bu hususta iyi bir inceleme yaptığımız ve özellikle insan hayatına dair psikolojik ilgilerimizi artırdığımız takdirde. Çünkü. yerine getirmiyorsa. açıkça anlamışlardır ki. varlığın kanunlarına . fiilen cihadda bulunmadığı zamanlarda dahi.mü'min. getirmeye çalışmıyorsa. Bunların bir çoğu zihnimizde. ne de gerçekler karşısında bu şekilde niyetlerin değeri yoktur. elinden geldiği halde yapmıyor. İnsan hayatında niyete (mukavemet) gösteren bazı doğal engeller vardır. (220) Asrın Getirdiği Tereddütler . niyetin karşısına çıkan mukavemetlerdir (zorluklardır). ızdırap çekmek ve yorulmaktan başka bir şeye vesile olmaz. aç. Fakat şurasını unutmamak lâzımdır ki. yani Allah'ın kanunlarının hakim olduğu devlette. bazıları da pratik hayatımızda mevcuttur. cennete gidenler de az değildir. Tek başına niyet kâfi değildir. Çünkü. Allah'ın iradesine. niyetinin iyiliği karşılığında yumuşak döşeklerde ölüp. nöbet bekliyor gibi. niyet ettiği gibi. zihnimizdeki engellerdir. iyi niyetini yerine getirmek elinden geldiği halde. (220) İslâm devletinde. Kulluk şuur ve idrakiyle yatıp kalkmalar. Mesela.v): "Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır" buyurmaktadır. nice yapılan büyük işler vardır ki. kuvve halindedir. Alışkanlık. içeriden gelen havailikle.da neticesiz kalacaktır.a. Ve engeller karşısında kendisini denememiştir. Ölümünün son dakikalarında. tek önderimiz (s. niyetin iyi olmadığından hiç sevap alamaz. Oysa. F. Dahhak. bu iyi niyetin kendisini kurtaramayacağını bilmesi lâzım. zahmetten kaçınma. kalblerde yerleşmesiyle. Henüz fiile (yapmaya) intikal etmemiştir.M.. dışarıdan tesir eden istibdad (zorbalık). kulluk şuur ve idrakinden uzak olarak yerine getirildiği zaman. Allah'ın emirlerini (kanunlarını) yerine getirmek elinden geldiği halde yerine getirmiyorsa. hayırlı bir iş için niyet etse ve o işi niyet ettiği gibi yapamasa. bazan da hiç sevap almayanlar olduğu gibi. kanlı elbiseleri boynunda ölüp de cehenneme gidenler. ona göre işleme tabi tutulur. Ve yine. binlerce yıl ömrü olsa yine ömrünü aynı istikamette sarfedeceği için.

hak yolda düzgün bir hareket tarzı meydana getirebilmek için. bu gerçeği çok iyi bildiklerinden: "İman. Bu sebepledir ki. Çünkü. Gerçek mukavemeti göstermiyor ve üstün gelemiyorsa. Durup dururken. . bu inanışın gerektirdiği aksiyondan ayrı olarak İslâm nizamına aykırı düşecek bir işi yapıp da.a. İşte bunun için . diğer taraftan da İslâm cemiyeti ve devletini. hem de tatbikattaki neticeler nazarı itibara alınmak suretiyle apaçık anlaşılmıştır. İçi temiz ve dürüsttür. gerçekte bir odun parçasını bile yerinden kıpırdatmak için ne kadar kuvvete muhtaç olduğunuzu henüz tecrübe etmiş değilsiniz. Bu husus hem fikren. bertaraf etmenin lüzumlu olduğu. kusuru var. iyi niyet kendimizi aldatmaktır. İslamiyet'i pratik hayata tatbik etmek suretiyle yerleştirmeye çalıştılar. iyi niyetlerine dayanarak Müslüman olabileceklerini sanmış değillerdi. Adam iyi kalplidir. Ashab.uygun hareket tarzı meydana getirebilmek için. dışarıdanda sapıklığa karşı göstereceği direnme gücüyle ölçülür. tek başına bir kıymet ifade edemeyeceği gerçektir. Nitekim. istikametten ayrılan halka karşı onları doğru yola çevirmek maksadıyla cephe almak icabettiği yahut etrafımızdaki sapıkları. Ama hayat sahasında belli başlı bir enerjiye dönüşmemiş niyetin de. Sonra da. iktisadî sahada müspet tesirler icra edecek bir seviyeye getirmek için gerekli tedbirlere başvurdular. "İman edenler" değil. mü'minlerden bahsedilirken.. Havailiğin içeride. size zararları dokunmasın diye. Şurası muhakkak ki. İlk sahabeler de aynı realiteyi idrak etmişlerdi. gönülleri. tek başına karşı bile koyamaz. yalnız iyi niyet ile yetinmemiştir. Peki ama bu inancın değeri nedir?Bir kısım arzularından vazgeçmek ve âdet veya alışkanlıklarını terk etmek mecburiyetinde kaldığı. Allah'ın elçisi. Yukarıda birkaç defa tekrarlanan hadis de aynı manayı ihtiva eder. cemiyet hayatını İslâm nizamına göre organize edebilmek için bizzat gayret gösteriyor ve cihadda bulunuyorlardı. kalplerde yerleşmesiyle ve amelin de onu tasdik etmesiyle vücud bulur" demişlerdir. Ve netice itibariyle boş dilek ve temennilerle vakit kaybetmediler. şurada burada kendisini gösteren ağırlık ve tazyiki gerçekte faal bir kuvvettir.. İyi niyetin gerçek değeri. yalnız niyetle vakit geçirmeyi münasip bulmamıştır. niyet. istibdadın da dışarıda. insanın iç yüzüne vakıftır" diyorlardı ve onlar. küçük bir hareketle dünyayı yerinden oynatabileceğinizi hayal edişiniz gibi. Bir yandan şahsî teşebbüslerini geliştirdiler. ne de herhangi bir şeyin değeri yoktur. içeriden havailiğe.c) gizli niyetleri bilir. temenni ve tahallilerle (süslemelerle) değil. niyet herşeyden evvel mukavim kuvvetlere müsavi (denk) olmalıdır. Böylece İslâm. son derece gerçekçi olduklarından dolayı yukarıdaki hadisi buyurmuşlardır. Çünkü. Kâinatın Efendisi (s. Kur'an'da. fıtrat dini olmaktadır. onlara galip gelmek zorunda olduğunu bilmelidir. Aslında böyle bir hayal kurarken. Eski Müslümanlar. bu nizam varlığın fıtratı ile bağdaşıyor ve kâinatın kanunu ile uyuşabiliyor. su üzerinde meydana getirdiği balonların hoşa giden manzarasından ne farkı olabilir? Halbuki.v). herhangi bir zalime ve zulme mani olmak için hayatını tehlikeye atmak ve bunların getireceği işkence ve mahrumiyetlere katlanmanın zaruret haline geldiği anlarda bu adamın tutumu ne olmaktadır? Vicdanında sakladığı iyi niyetin pratik ehemmiyeti nedir? Gerçi niyet olmadıkça ne aksiyon. içinde yaşadığı cemiyetin geleneklerine uyması gerektiği. "Allah (c. Ve pratik hayatta verimli faaliyet sahalarını bırakarak. "Rabbim" dedikten sonra. "İman edip salih amel işleyenler" ifadesi kullanılmaktadır. İşte. bu kuvvetlere galebe çalmak şöyle dursun. Allah'a bağlı olduğuna ve O'nun rızası için çalıştığına hakikaten inanmaktadır. bu gerçekleri açık bir şekilde anlamış bulunduklarından. bu niyetin yağmur damlacıklarının. Acaba gerçek hayat planında iyi niyetin değeri nedir? Veya iyi niyetin noksanlıkları var mıdır? Evet. bu balonlar hemen telef olup gitmektedir.

İslâm'ı tatbik etmektir. gerek insan hayatı ve gerekse İslâm için tek başına niyetin kâfi geleceğini sanmak arasında fark vardır. Ölümle neticelenebilecek hallerle karşı karşıya gelseler bile. ferdî hayat tehlikelere maruz kalsa dahi. kendileri onlara uymasalar bile. aynı zamanda hayatın problemlerinin heva ve heveslerine göre çözümlendiği. Yeter ki. gerçek değeri olmayan bir temenniden ibarettir. Ve bir gün. Burada işaret edilmesi icabeden bir gerçek var: Nefis her zaman doğru yolda olmaz. alay edilmek. İslâm Müslümanlar'ın gönüllerine . şu veya bu gibi haller karşısında bazen zaafa düşebilir. Aksiyon haline gelmemiş (yani tatbik sahasına konmamış) niyet. ancak kendi rızası kasdedilerek yapılan -aksiyonu. dünyada kıymeti olmayacaktır. Ömürlerini cihadla geçirmiş olmaları da esasen böyle bir idrakin neticesidir. bunların kötülüklerini Allah iyiliğe çevirir. fakat bu halleri uzun sürmeyen. "İnsan zayıf yaratıldı. Müslümanlık. dedi-kodu mevzuu yapılmak ve küçümsenmek gibi ihtimallerden uzak kalabilmek yahut da hayatını tehlikeye atacak şekilde gerek kazanç bakımından. Çünkü onlar. Allah (c. sırf iyi niyetleri sayesinde Müslüman kalabileceklerine inanmış değillerdi. Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulüm ettikleri zaman. Ancak bunlar. hatta bu sapıklıkta onlara yardım etmemiş olsalar. Allah tövbeyi kabul eder. hemen toparlanan ve hatalarının bağışlanmasını ve ibadetlerinin kabul edilmesini Rablarından isteyen kimselerin hakkıdır. İşte eski Müslümanlar İslâm'ı böyle anlamıştı. kullarının bu zaafını bildiği için ayaklarının takıldığı anları müsamaha ile karşılar. kendilerini rızası ve affıyla taltif etmiştir. böyle insanlardan. İslâm. Çünkü. hem gönüller aleminde. bu insanları kendi hallerine bıraktıktan sonra. gönderdiği emirleri kesin olarak kabul eden Müslüman bir cemiyet meydana getirmek gayesiyle vazedilmiş bir nizam olduğunu biliyorlardı. hem de hayat sahasında hüküm süren bir harekettir. ihsan (iyilik) sahihlerini sever.kabul eder. rahat ve menfaatin her bakımdan tercih edildiği. niyetlerini faydalı bir aksiyon haline getirmek için cihad ederken ayakları kayan." (221) Ancak beşer hayatında meydana gelmesi kabul edilen bu gerçekle. İslâm'ın hakikatlardan uzaklaşan beşeriyeti Allah'a döndürmek. "Allah.Ancak iyice biliyorlardı ki. müteşekkil cemiyet yine de gerektiği şekilde Müslüman olmalıydı. Cemiyet içerisinde hatırı sayılır kimselerden olmak. Onlar biliyorlardı ki. Çünkü. Rahmeti de kendi üzerine vacibmiş gibi taahhüd etmiştir. yorgunluk. gayri müslimlere uymaz ve onları taklit etmeye kalkışmazlardı. Hepsi bu kadar mı? Eski Müslümanlar. gerekse bedenen herhangi bir maddî tazyike maruz kalmamak arzusuyla. Ve her zaman güçlüklerle mücadele edemez. Ve yine idrak ediyorlardı ki.c). Zaten iyi niyetten de anlaşılan budur. isyanda ısrar etmesinler. Allah. Allah. Allah'ı anarak hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir. cihad ve hatta bunların meydana getireceği tehlikelerden uzak kalındığı vasat ve hallerde yalnız niyetle Müslüman olunamayacağını da biliyorlardı. Biri olmadan diğeri olamazdı." Allah. gönül rahatlığını kabul edemezlerdi. "Tövbe ederek ilan etmiş ve salih amel işlemiş olanlar müstesna. Eski müslümanlar. İslâmi hükümlere uymalıydı. takdir kazanmak veya mevki sahibi olmak düşüncesiyle. Eğer bu hareket hayat planına intikal etmeseydi. Rahim ve -Gafurdur" (222) Eski Müslümanlar. O. sapık bir cemiyetin içerisinde bulundukları halde. tövbelerini kabul eder. bundan başka. İslâm bir bütünün iki yüzü gibiydi.hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar (var ya). dünya hayatının ölçüleriyle yapılan amelin elbette iyi niyete dayanmadığı anlaşılacağından.

sonra da hakikat planında gerçekleştirdiler. cahiliyye devrinin inatçı cemiyetine sıçrayıverdi. her ümmete bir peygamber gönderdik" (224). Tekniğin zirveye ulaştığı. Allahu Tealâ hiçbir kimseyi rahmetinden. Allahu Teala adeletlidir. (221) Âl-i Imran: 134-135. Cebrail Aleyhisselam'ın indirdiği bir kitap olur. oradaki insanlar İslâm dinini hiç duymamış iseler. kimini de sana haber verip anlatmadık. Çünkü. içlerinde cehennemle korkutan bir peygamber gelmiş olmasın" (223). Allah'ın ismini Allah olarak bilmeyebilir. Bazen. hatta aya kadar gidildiği şu zamanda yeryüzünde ulaşılmadık yerin kalacağını tahmin etmiyorum. bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (s. tek Allah'a ibadeti hedef tutuyordu. bize Kur'an inmiştir. İslâm cemiyetini diğerlerinden ayıran tek vasıf da zaten budur. Çünkü istediler. "Celalim hakkı için biz. Başardılar. Zaten adaletsiz iş yapsa Allah (cc. Bazı defa Allah'ın kulunun kalbine attığı bir nur olur. Ve ancak o zaman Müslüman oldular. Çünkü. Buna imkân yoktu. Bu hareket horlayan gelenekleri alt üst ediyordu.. Kesinlikle adaletsiz iş yapmaz.) olmaz. bazen huşu. senden önce birçok peygamberler gönderdik. Çünkü bir avuç Müslüman geleneklerin insanlığa lâyık olmasını arzu ediyordu. Kendisine göre bir isim verebilir. Bu isteği evvela vicdanlarında. Çünkü. bizim itikaddaki Mâturidî mezhebine göre: İslâmiyet'i duymayan kimse. Bîr yamyam." (226) "Peygamber göndermediklerinden hesap sormaz. eşi ve benzeri olmayan bir yaratıcı vardır" diyerek. (222) Furkan: 70. İslâm'ın doğduğu ilk cemiyette vuku bulan hadise işte budur. vahyinden ve ayetlerinden mahrum etmemiştir. Onlar Allah'ın ve Rasulünün yolunu izliyor ve fiilen Rasulün hareketini takip ediyorlardı. İslâm hareketi. Allah'ı bulması vaciptir. yani şarttır. bir eskimo ile bizler arasında mesuliyet farkları vardır. akıl vermiştir. İmkânlara göre mesuliyetler değişiktir." buyurulmaktadır. Bazen bir hikmet.. KİM ALLAH'TAN DAHA GÜZEL DÜŞÜNEBİLİR? SORU: İslâmiyet'in ulaşmadığı yerlerdeki insanların durumları ne olacak? Bunların günahı ne? Meselâ Afrika ormanlarındaki zencilerin ve eskimoların durumu ne olacak? CEVAP: Şunu kesinlikle bilmemiz lazım ki. Bu girişten sonra gelelim meseleye. Yaşamazsa sorumludur. seni. bazen bir korku ve takvadır. "Gerçekten Biz. Son olarak da. Eski Müslümanlar bu gerçeği açık bir şekilde biliyorlardı ve İslâm cemiyeti bu gerçeğe uygun olarak uzun bir zaman yaşadı. Allahu Tealâ her devirdeki insanlara peygamberler göndermiştir. "Bu dünyayı yaratan." (225) buyurulmaktadır.yerleşemezdi. İslâm dininin ulaştığı her yerdeki insanlar İslâmiyet'i yaşamak mecburiyetindedir. bir avuç Müslüman onların hidayete erişmesi için çalışıyordu. Kur'an-ı Kerim'de de: "Hiç bir ümmet yoktur ki. Çünkü. Bu ayet-i kerimeler göstermektedir ki. bazen bir anlayış. daha evvel dalâlette olan gönülleri sarmıştı. bazen bir hakikat. "Allah. Allah'ı bulacak kapasitede yaratıp. Ki varsa. Bu hareket. Rasülün bizzat işlediği ve terbiye ettiği bir avuç Müslümanın gönlüne iman gerçeği yerleşiverince. göğüste bir genişlik ve ferahlık olur. (223) Fâltır: 24 (224) Nahl: 68 (225) Mümin: 78 Bazı kere vahiy. dinin emirlerinden sorumlu tutulamazlar. Çünkü. Eski Türklerin . Allah'ın kanunları hükümran olmalıydı. kimseye kaldıramayacağı bir mükellefiyetle sorumlu tutmaz. o bir avuç Müslüman. Yalnız. yer ve gökyüzündeki Allah'ın sanatlarına bakarak. onlardan kimini sana haber verdik. Allahu Tealâ.a. Fakat.v) göndermiştir. Onun kanunlarından uzak Müslümanlık mümkün değildi.

c. koruyabilirdi. Vandalların hatta Müslüman gemicilerin Amerika'ya geçtiği bilinmektedir. Adem'in evlatları olduğuna göre. CEVAP: Peygamberimizin (s. insanların yükselmesine şeytan sebep oluyor. bu imtihan dünyasında kötü ruhlu insan ile iyi ruhlu insan birbirlerinden ayrılır. Yani Peygamberimiz bizim her yönden önderimizdir.a. SORU: Amerika'ya ilk defa Kristof Kolomb gittiğine göre ve bütün insanlar Hz. Meselâ. bana sorsalar "Falanca kişiye kim yardım etti?" Ben eğer mütevazi biri isem". niçin cehenneme atılacak. Allah'ın emrini tutacak insan ile. niyetlere göredir. Şeytanı insanlara musallat etmek suretiyle. ona mükâfat yok mu? CEVAP: Ameller (işler). B) Bering Boğazı donduğu zaman yürüyerek iki kıtaya gidilip gelinebiliyor. Önderin örnek olabilmesi için onun da başından bazı hadiselerin geçmesi lâzım ki. gerekse mütevaziliğinden dolayı "Biz" demektedir. İnsan da şeytanın emirlerini yapmayıp.. Karşımızdaki bir kişiye "Sen" diye hitap etmeyip nezaketten dolayı "Siz" deriz. bilakis onların cehenneme atılmasıdır. Böylece. ben bir insana yardım etsem. Hz. Bunun gibi. .Tanrı dedikleri gibi. C) Kristof Kolomb'tan önce de Norveçlilerin.Safvet Serih (228) Taha: 14. kabul ettiği bir mevzuudur. Kur'an-ı Kerim'de de devamlı kendisine ortak koşmamayı emredip bir Allah inancını işlediğine göre. (226) Bakara: 286 KISA KISA SORU: Allah..c) "Ben" yerine "Biz" kullanabilir. benden başka hiçbir ilah yoktur. niçin Kur'an-ı Kerim'de "Biz" ifadesin kullanmış? CEVAP: Allahu Tealâ bir olduğuna göre. tutmayacak insan ayırt edilir. biz yardım ettik derim. hatta birin biri olduğuna göre. büyüklük ifadesi olarak Allah (c. taşlanıp ayaklarından kan akmasına mani olmadı? Halbuki korusa. ferde. Kur'an-ı Kerim dikkatlice okunduğunda. Şeytan imandan kuvvetli değildir. umuma bakan yerlerde "Biz" ifadesinin kullanıldığı görülür. (227) Şüpheler Üzerine .v) her türlü fiil ve hareketleri bizim için bir örnektir. Şeytan kendi isteğiyle günaha itiyor insanları ve şeytan bunu bilinçli yapıyor. "Şimdi gördünüz mü (rahimlere) döktüğümüz meniyi? Onu siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa biz miyiz yaratan?" (230) ayetlerinde olduğu gibi "Biz" ifadesini kullanıyor. (227) SORU: Allahu Tealâ bir olduğuna göre. Onun için bana ibadet et. Mesela. bize örnek olabilsin. BAZI SORULAR CAN SIKAR AMA NEYLERSİNİZ SORARLAR İŞTE SORU: Allahu Tealâ. eski Amerikalı yerliler oraya nasıl gitmişlerdir? CEVAP: A) Kıtaların kayması ve birbirlerinden ayrılması fennin üzerinde inceleme yapıp. kişiye hitap eden yerlerde "Ben". niçin en sevdiği peygamberinin dişinin kırılmasına. devamlı insana Allah'ın emirlerinin tersini yapmasını emreder. Şeytan. 254 Ama yaratma. Musa ile konuşurken ve Allah (c. bütün ilahî sıfatların iştirak ettiği ilahî bir işi açıklarken. Kur'an-ı indirme. Şeytanın niyeti insanların yükselmesi değil.) ile kul arasında hitap makamında iken. Allah'ın emirlerini yaparsa Allah katında büyük derecelere yükselir. Bu durumda ayrı ayrı kıtalarda kalmışlardır. Allahu Tealâ da gerek melekleri kasdetmek. yer yer "biz" diye hitap etmesinde bir takım hikmet ve inceliklerin olduğunu anlamak gerekir. "Gerçekten ben Allah'ım. Ve beni anmak için namaz kıl. onu muhafaza etme gibi. şeytanı niçin yaratmıştır? Bize ne faydası var? Şeytanın yaratılması aleyhimize değil mi? CEVAP: Şeytanlarla mücadele etmek suretiyle insanların dereceleri yükselir. "Muhakkak ki Kur'an-ı Biz indirdik ve onu Biz koruyaca-ğız"(229)." (228) ayetinde olduğu gibi "Ben" buyuruyor. SORU: Madem ki.

Peki niçin bunlara mani olmadı? Çünkü. Röntgen şuaları ile ana karnındaki çocuğun erkek veya kız olduğu öğrenilebiliyor. ISMARLAMA OLARAK TECELLİ ETMİYOR SORU: Zelzele ve musibet hallerinde.. karnına açlıktan taş bağlamıştır. iradesiyle. zelzele anında çocuklar ve günahsızların üzerine duvarlar düşmese. Allah'ın kanunları dururken insanların kanunları ile yargılanmak ister. sıkıntı çekti.v). Rasathaneler ve hava tahmin raporları. KADER. Fakat nasıl ki. olamaz mıydı? Elbette olurdu. 'Beş bilinmeyen şey'den sayılan yağmurun yağması zamanı ve ana karnındaki çocuğun durumu bugün artık bilinmemezlikten çıkmış gibidir. Peki o zaman niçin dinsizlerin memleketlerinde olmuyor? CEVAP: Onların memleketlerinde de oluyor. İslâmiyet'i yaymaya çalışırken çeşitli zorluklarla karşılaşmış. böyle hadiselerde meseleler perdelenmiştir. bilakis gaybtan çıkıp bilinen âleme yaklaştığı zaman bazı ön alâmetlerini tespit edip değerlendirmektir. masum insanların ve velilerin. siz niçin çekmediniz? Halbuki. Şimdi Allahu Tealâ istese idi en çok sevdiği peygamberinin dişinin kırılmasına mani olsa. Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz? CEVAP: Rasathanelerde bir yağmurun başlangıcını hissedip vaktini tayin etmek. İmtihanda cevapların söylenmediği gibi. Allah'ı ve emirlerini inkâr etmek de büyük bir cinayet olduğundan büyük mahkeme olan ahirete bırakılıyor. Meselâ. Meselâ. Yani. herkes iman edip iyi ile kötü ayırdedilmezdi. Zelzele ve musibetler anında çocuklar ile günahsızlar ayrılıp seçilse idi.a. büyük hatalar ve cinayetler büyük merkezlerde. İslâm düşmanlarından çok zulüm gördüğü halde sabredip. İsteseydi her türlü yiyeceği peygamberine yaratamaz mıydı? Elbette yaratırdı. Allah'ın sevgili kullarının. en dinsiz dahi iman edip Müslüman olmaya mecbur olurdu. Kapanmak farzdır." (229) Hicri: 9 (230) Vakıa: 58-59. Fakat. SORU: Zelzele ve musibetlerin sebebi insanları ikazdır. başlarına bela gelmektedir? CEVAP: Zelzele ve musibetler günahkar insanların günahlarına keffaret olmaktadır. O dinimin yayılması yolunda mücadele ederken aç kaldı. Çünkü. SORU: Kur'an-ı Kerim'de. imtihan sırrı bozulurdu. gaybı (bilinmeyeni) bilmek değil.. Müslümanlar'ın hataları ise kısmen bu dünyada cezalandırıldığı için. üç gün aç kalıp. Bu zamanda "Müslümanım" dediği halde hatta namazını kıldığı halde. intikam hislerinin ötesinde bir cihad dersi vermektedir. Allah'a isyan edenlerin de etmeyenlerin de başlarına bela gelmektedir. küçük cinayetler ise acele olarak küçük merkezlerde ele alınıp cezalandırıldığı gibi. Yani günahlarının affolmasına sebep olmaktadır. onlar kaçıncaya kadar duvarlar eğik olsa. "Bu zamanda kapalılık olur mu?" der. O zaman da imtihanın sırrı bozulur. onların da Müslüman olması için dua etmesi derecesini yükselttiği gibi. aklıyla imanı araştırmanın. bir şefkat kahramanı olarak ümmetine kin. Allah'ın bazı emirlerini inkâr edenler çoktur. Allah'a isyan etmeyip emirlerini yerine getirenlerin ne suçları var ki. Allahu Tealâ diyecek ki: "Ey kullarım peygamberim sizler için bir örnekti. derecelerini yükseltir. sizlere örnek olsun diye olmadım.. ben onun çektiği sıkıntılara mani olabilirdim. Diğer yönden. beddua etmeyip. Günahkar ile kâfiri karıştırmamak lazımdır. yüksek ruhların diğerlerinden ayrılması için. yağmur hakkında önceden bilgi vermektedir.Peygamberimiz (s. dişi kırılmış. mü'minlerin memleketlerinde daha çok deprem ve zelzele olmaktadır. varlığı yaklaşmış bir şeyin farkına . Allah'ın bir emrini inkâr eden de kâfirdir.

bütün insanları ve hayvanları alacak kadar geniştir. Bazı romatizmalılar bile yağmurun yağacağını önceden hissederler. ileride alacağı vaziyetlere. bilinen âleme ayak basmayan yağmurun ne zaman yağacağını Allah'tan başka kimse bilemez. Allah'ın hiç bir emrini yerine getirmeseler. fakat bilinen âleme girmemiş şeylerin bir kaide gibi bazı işaretleri var. Ayrıca. bir doktor. SORU: Kıyamet gününde. Demek ki. Ana karnındaki çocuğun durumuna gelince: "O. acaba kaç trilyar kere trilyon yıldız vardır bilinebilir mi? Hem de çoğu Güneş'ten büyük. Yine dünyadaki bütün insanlar. Nasıl ki. günde 5 vakit namazdır. Ruhun da ihtiyaçlarını yerine getirmediğimiz zaman ruh da huzursuzdur. su. Çünkü. yüzünde ve parmak izlerinde herkesi birbirinden ayıran ince işaretlere bakar ki. Dünyadaki bütün insanlar. çocuğun sadece erkek ve dişi olmasına bakmıyor. hastalanır. Namaza ve diğer ibadetlere kendisinin ihtiyacı olduğu için değil.c). kader örgülerindeki gizli hayat macerasına. semanın sonu olmazsa. bunları Allah'tan başka kimse bilemez. Çünkü ilaca ihtiyacı olan doktor değil. hiçbir şeye muhtaç değildir. Bedenin ihtiyaçlarını yerine getirmediğimiz zaman nasıl ki beden huzursuz olur. o yıldızlar ile Dünyanın arasındaki uzaklığı düşünebilmek imkânsızdır. Allah (c. Onlar değerlendirilebilirse farkına varılabilir. bilinmeyenden çıkmış. ısrarla namaz kılmamızı emrediyor? CEVAP: Allah Tealâ. ateş. hava gibi şeylerse. bulamaz da. İmtihanı kazandıracak şartlardan en birincisi de namazdır. Hayvanlarda bile bu hassasiyet görülmektedir. Bedenin ihtiyacı yiyecekler. yapma dedi(231) Lokman: 34 (232) Şüpheler üzerine . İnsanoğlu semanın sonunu bulamamıştır. insanları dünyaya imtihan için gönderdiğinden. Işık hızı da saniyede 300 bin kilometre olduğuna göre.)ın yap dediğini yapmak. Bazen değerlendirmede hata edilince tahminler de yanlış çıkmaktadır. ruhumuzun huzursuz olup hastalanmaması için ruhumuzun gıdalarını şiddetle almanızı emretmektedir.varmaktır. Allah'tan hiçbir şey eksiltmezler. gözümüzün görebildiği ilk bakışta 5-6 milyon yıldız olur da. hastalanır. insanı beden ve ruhtan (madde ve manadan) meydana getirmiştir. Güneş de Dünya'dan binlerce defa büyük. bu kadar canlı nereye sığacak ? CEVAP: Güneş.c. Allah Tealâ'nın bizim ibadetlerimize ihtiyacı yoktur. Yani insanlar Allah'ın emirlerini tutsalar da kendileri için. simasında. Bunlardan en önemlisi de. Allahu Tealâ. Rasathaneler işte bundan faydalanmaktadırlar. rahimlerde olanı bilir. Bu yıldızların çoğu da Güneş'ten büyüktür. Dünya'dan binlerce defa büyüktür. ruhun ihtiyacı da Allah (c. (232) SORU: Allah. ruhun da gıdaya ihtiyacı vardır. Semaya baktığımızda." (231) ayeti. öyle yıldızlar var ki dünya kurulalı beri ışığı yeryüzüne daha ulaşamamıştır. Ayrıca Dünya'nın Güneş etrafında döndüğü o büyük alan. Şimdi şöyle bir düşünsek. hastaya iyi olması için bir ilaç yazar ve tekrar zamanında kullanmasını ister. imtihanı kazandıracak ve kaybettirecek şartlan da bildirmiştir. Allah'ın bütün emirlerini yerine getirseler. Ayrıca. Nasıl ki bedenin gıdaya ihtiyacı var. Hz. Bu çocuğun hususi kabiliyetlerine. hastadır. Adem'den kıyamet kopuncaya kadar yaşayan insanlar ve diğer mahluklar tekrar diriltip bir meydanda toplanacağına göre.Safvet Senih ğini de yapmamakdır. Allah'a bir şey kazandırmazlar. Yoksa daha gaybdan (bilinmeyen) çıkmayan. Bizim iyiliğimiz için emretmiştir. gözümüzün görebildiği alanda 5-6 milyon yıldız vardır. . Ama öyle ise bizim ibadetlerimize ne ihtiyacı var? İbadet etmemizi. yağmurdan önce rutubet gibi bazı ön haberciler vardır. tutmazlarsa da kendileri için. bizim ihtiyacımız olduğu için emretmektedir. Buna karşı hastanın doktora: "Senin ne ihtiyacın var da böyle ısrar edip duruyorsun?" demeye hakkı var mıdır? Yoktur. Ki.

Kutupların bazı bölgelerinde altı ay gece. Bu dünyada kabul olmayanlar bizim menfaatimiz içindir. Allahu Tealâ herşeye kadirdir. dualar mutlaka kabul olunur. Halbuki durum böyle değildir. kuluna zenginlik fayda yerine zarar vereceğinden duasını kabul etmez. genişliğini. GARBIN NE ÖNEMİ KALIR? SORU: Madem kulluğun sevabı ahirettedir. Fakat ya bu dünyada. bana şu ilacı verin dediği zaman. altı ay gündüz olmaktadır. kabul olmuyor. belki de imandan çıkacak. parasının zekatını vermeyecek. çok defalar dua ediyoruz. İşte aynen bunun gibi. Ölçemeyiz de.Safvet Senih. takdir ve hesap edersiniz. dua ettiğinden dolayı ahirette sevabını alacaktır. Başka bir rivayette: "O. yağmuru getirmek için değildir. çok insan zengin olmayı ister. İkincisi.v): "Dinden dönüldüğü zaman. Öyle ise buralarda namazların vakitlerini nasıl ayarlayıp namazlarını kılacaktır? CEVAP: İslâm'ın dışındaki kanunları benimseyenler. Çünkü. biz niçin yağmur namazına ve duasına çıkıyoruz? CEVAP: Dünyevî maksatlar o nevi dua ve ibadetlerin vakitleridir. Semanın. bulabilmiş. Allahu Tealâ'nın hikmetine bağlıdır. Bir defa kul. kulunu en iyi bilen Allah (c. birinci katının Dünya'ya uzaklığını bulabilmiş. eğer kuluna zenginlik verirse biliyor ki. o ibadet halis olmadığından kabule layık olmaz. gündüze denk gelen vakitlerde de gündüz ibadetlerini eda ederiz. bir günlük namaz yeter mi?" Hayır.a. Cenab-ı Hak da kulunun istediğine bakar. uygunsa. deccal çıkar" buyuruyor. kabul ayrıdır. aylarca Güneş'in . Yoksa o ibadet ve dua. SORU: Allah (c.c) olduğu için. güya. Eğer istediği ilaç hastalığına zararlı ise onun istediği ilacı vermez. (233) Şüpheler Üzerine . Yağmursuzluk. eğer kulunun istediği kuluna fayda verecekse kulun durumuna göre hemen veya sonra kabul eder. Sahabi soruyor: "Miktarı bir sene olan o günde.(233) ALLAH suçsuzları da. İşte bunlardan dolayı.c) "Bana dua edin size cevap vereyim" buyurduğu halde. hastanın istediği ilacı verir. sair günleri ise sizin günleriniz gibidir" buyuruyor. Yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Hastalığına baktıktan sonra. daha yedi kat semanın. (Yani bütün bir gece ve gündüzü belli bölümlere ayırarak geceye denk gelen zamanlarda gece ibadetlerini. namazın farzlarındandır. suçluları da bizden iyi bilir ve görür. kulu şımaracak. iyi etmez. diğer bir günü bir haftanız.) Evet. Şimdi şöyle bir düşünecek olursak: Biz. ölçebilmiş değiliz. Allah'ın. İslâm'ı kabul edip de İslâm'a dair pek bilgisi olmayanlara bu soruyu sorarak kafalarını karıştırmaktadırlar. o ibadetin vaktidir. Kabul olmamasının sebebi nedir? CEVAP: Cevap vermek ayrıdır. ölçebilmiş. ya da ahirette. Kul da benim duam kabul olmadı diye üzülür. bir hasta doktora gittiğinde. Aynı zamanda aklımız da almıyor. fayda vermeyecekse kabul etmez. Nasıl olur da ahirette. Meselâ. Halbuki İslâmiyet hiçbir konuyu eksik bırakmamıştır. Sahih-i Buharî ve Ahmet bin Hanbel'in Müsned'inde şöyle bir hadis-i şerif vardır. Peygamberimiz (s.bu yıldızlar daha birinci kat semadadır. insanlar ve hayvanları toplayacağı meydanın büyüklüğünü aklımız alabilsin? Elbette alamaz. İslâm'a eksiklik izafe etmektedirler. Bu suretle. şarktan çıkar ve kırk günde dünyayı bir baştan bir başa dolaşır. Fakat Allahu Tealâ vermez. Evet. Meselâ. Her duaya cevap verilir. Halbuki sema yedi kattır. daha beter hasta eder. Onun herşeye gücü yeter. O'nun bir günü sizin bir seneniz ve bir günü de vardır ki. fakat o duanın kabul edilmesi ve istenilenin aynen verilmesi. doktor hastanın dediğini hemen kabul etmez. bir ayınız. SORU: Vakit. sonunun uzunluğunu. İBADETİN KARŞILIĞI HEMEN VERİLSE. ibadeti bırakacak. Eğer sırf o niyet ile olsa o dua. değiliz. zenginliğinden dolayı gurur duyacak.

batmadığı ve doğmadığı yerde çalışma. Peygamber Efendimizin (s. öküz iledir ve öküzün omuzundadır.v)in dilinden halkın diline geçince. kimisine hoş.s). Ziraat ise. toprak kısmını ihtiva eden ise ziraattır. başka başka görünür. Meselâ. Peygambere başka. Mahiyeti.a. meselâ. Azrail aleyhisselam çok dehşetli görünürken. Çünkü. meleklerin akisleri hem kendileridir. arzın su ve toprak olmak üzere iki kısımdan meydana gelmesindendir. kimisine korkunç olarak aynı anda nasıl görünebiliyor? CEVAP: Bir tek kişi. Peygamberimiz. bütün hakikatları ile her yerde suret ve mahiyetleri ile aksetmezler. yatma. birisi parçalanmış gibi çirkin gösteren ayrı ayrı aynalar olsalar. tutum ve davranışlarının ruh aynalarındaki durumuna göre görünecektir. çocuklara başka.hir işe mani olmaz. âdeta gayet büyük bir öküz ve dehşetli bir balık suretini almıştır. aksettikleri aynaların kabiliyetine göre göründükleri için. Aynı zamanda ayna misalinde olduğu gibi. aynı anda. ahlâk. iki büyük meleğe kudsî.v) huzurunda sahabelerden güzel çehreli Hz.v). aynı zamanda Arş-ı Âzam'da ilahî huzurda haşmetli kanatları ile secdede bulunur. bir anda birçok yerlerde bulunabilirler. Meselâ. sahillerde yaşayanların ve pekçok insanın geçim kaynağıdır. Dihye (r. ölüm meleği Azrail'in (a. Aynı anda kim bilir kaç yerde ilahî emirleri tebliğ eder. ibadet. silahı. cesareti. Cebrail (a. öyle de oruç. namaz gibi ibadetlerde de yaşadığımız hayata uygun olarak aynı ritmi muhafaza etmek mecburiyetindeyiz. Fakat Efendimiz (s. Çok kimselerle görüşebilir ve ayrı ayrı çok izleri yapabilirler. Bu münasebetten bu iki meleğe bu isim verilmiştir. iman. Yalnız. hem de hayatlı olarak bir çok hususiyetleri ile beraber bulunmaktadırlar. kimisine güzel. Arzın mimarı ve ziraat işleri de eskiden beri öküz vasıtası ile olmaktadır. "Kılıç ve kalem üzerinde duruyor" denilir. birisi siyah. nasıl hepsine yetişecek ? Bir de. başka bir rivayette ise iki defa olmuş.a. nuranî olduğu için bir anda pek çok yerde bulunabilir. lâtif bir benzetme ile sevr ve hut diye isimlendirmiştir. çeşitli aynalar vasıtasıyla bir çok kişi haline gelir. (234) . dünyanın öküz ve balık üzerinde olduğu söyleniyor.v) sormuşlar: "Dünya ne üstündedir?" Peygamberimiz de: "(Hut/ba-lık) ve (Sevr/öküz) üstündedir". Balık. İşler ve görüntüler birbiren mani olmayacaktır. dünyadaki bütün ümmetinin salavatlarını birden işitir ve selamlarına cevap verir.. birisinde "Öküz üstünde" diğerinde "Balık üstünde" demiştir. Bu meleklere bu ismin verilmesinin sebebi. Bu bakımdan "Devlet ne üzerinde duruyor?" sorusuna nasıl ki.s) herkesin durumuna göre ölüm anında başka başka göründüğünü. Bazı hurafelerle hadisi izah etmeye kalkanlar kasdedilen hakiki manayı değiştirmişlerdir. bir masuma samimi bir dost gibi yaklaşacak ve tereyağından kıl çeker gibi ruhunu kabzedecektir. Bu doğru mudur? CEVAP: Bir hadiste. Hz. hem aynalar çeşit çeşittir. KARINCA BİLE DÜNYAYI YENEBİLİR? SORU: Bütün ruhları Azrail Aleyhisselam nasıl alabilir? Aynı anda Dünya'nın ayrı ayrı yerlerinde ölenler oluyor. katil Ve ahlâksızlara daha başka.a) suretinde bulunduğu anda. hem aynalarda görünenler birbirinden çok farklıdır. ALLAH KUVVET VERİRSE.a. disiplini. meselâ. yeme. Bunun gibi Azrail aleyhisselam da ruhunu alacağı kişilerin. O insan kötü bir kişi ise siyah ve çirkin ruhuna göre. Azrail (a. içme gibi fıtrat kanunlarına nasıl uyuyorsak. bir insan odaya girince hepsinde. SORU: Bir hadis-i şerife göre. Allah'ın emirlerini tam olarak yerine getiren veliler.a. mükemmel askeri olmayan ve kalemi dirayetli ve adalaletten ayrılmayan . odadaki bin aynadan birisi mavi. da melek olması dolayısıyla. nuraniyet kazandıkları için.s). Su kısmını ihtiva eden balık. Bir iş. Peygamberimize (s. Fakat. hüviyeti ve herşeyi nur ve nuranî olan Peygamberimiz (s.

AYNI HATAYA DÜŞMEK İÇİN DEĞİL SORU: Ad. SORU: İslâm dini. hem de kendisine çağdaş köle yapmıştır. Kur'an'da Peygamberimize (s. bu konuda bazı şüpheler var ve bazı hadislerin uydurma olduğu söyleniyor. önderimizin asırlar sonra kavranabilecek fennî bir mucizesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. İşte. Allah onlara azap edecek değil. Allah Tealâ. (235) Not: Değerli okuyucularım. "Hut üstündedir" yani balık burcu üstündedir buyurmuş. İşte Allah Tealâ'nın bizi hemen helak etmemesi bizim için.v) şöyle bir vaadi vardır: "Bir vakitte: "Ey Allah! Eğer. Avrupa'da." (236) Evet. Elbette devlet kılıç ve kalem üzerinde duruyor denildiği gibi.Ş.a. Peygamberimizin ümmeti deyince sadece Müslümanlar'ı anlamamak lazımdır.6. Allah günahımızdan dolayı bu ümmeti helak etseydi önceden kâfir olup. ESİRLERİN KÖLE OLUŞUNU reddeden düzen. Fakat. Semût ve Lût kavimleri zamanında işlenen isyan ve inkârlar şimdi de yapıldığı halde. CEVAP: Cenab-ı Hakk'ın. bu senin tarafından gelmiş bir kitap ise. bizim Peygamberimiz'e Allah'ın sözü vardır. Halbuki sen (Ey Rasulüm) onları içindeyken Allah onlara azap verecek değildi. Meselâ. Okuyucularıma. buyurmuştur. bu konuları araştırın. Biz hatalı bile yazsak.. dolayısıyla Dünya'nın dönüp dolaştığını ifade etmek için önderimiz (s. bizi hem güçlülere. Fakat. dünya da öküz ve balık üstünde duruyor denilir.Safvet Senih. Rabbimiz'e ne kadar şükretsek azdır.memuru bulunmayan bir devlet ayakta duramaz. Birkaç ay sonra ikinci defa sorduklarında ise "Sevr üzerindedir" yani "Boğa" veya "Öküz" üzerindedir. meseleye hurafeler karışarak hakikatin şekli değişmiştir. gökteki burçlarda gezenin Güneş olmayıp Dünya olduğunu. yeni yeni Müslüman olanlar kâfir olarak öleceklerdi. tövbe ederek Allah'ın emirlerine sarılıyoruz. nasıl oluyor da köleliği caiz kılıyor? .93 (235) Şüpheler Üzerine . Halbuki.v) böylece beyan buyurmuştur. hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize daha acıklı bir azap ver. Çünkü. Allah bizim suçumuzdan dolayı hemen helak etmiyor. ne zaman öküz çalışmazsa yani ziraat yapılmazsa ve balıklar milyonlarca yumurtayı birden yumurtlamazlarsa o vakit dünyada yaşanmaz. Fakat davetini kabul edenler ümmet-i icabet. Çünkü. (236) Enfal: 32-33. İstiğfar ettikleri halde de. E. demişlerdi. Peygamberimizin peygamberliğe başlamasından bu yana onun ümmetidir.a. Bütün insanlar. İSLAM'DA. Ayrıca. Allah onlara gönderdiği bela ve musibetleri niye şimdi de insanların başına musallat etmiyor? . biz. 10. Buna göre ikinci defa sorulduğunda boğa burcuna gelmişti.Safvet Senih. GEÇMİŞ İBRET İÇİN OKUNUR. Böylece bizler de daha sonra hatalarımızı anlayıp. eskiden Güneş'in Dünya etrafında döndüğü zannediliyordu. Allah tarafından insanların hayrı için geldiğine göre. bu kitaba yazdığım tarihten on yıl sonra tavsiye ediyorum. diğer peygamberlerin ümmetlerine tebliğ ve çeşitli ikazlardan sonra aynı günahta ısrar etmelerinden dolayı helak etti. sizler doğruyu mutlaka bulun. birinci defasında. Peygamberimizin ümmeti için büyük bir lütuftur. ikinci rivayette önderimizden Dünya'nın ne üzerinde olduğunu sordukları zaman. (234) Şüpheler Üzerine . kabul etmeyenler ise ümmet-i davettir. şimdi Müslüman olanlar da kâfir olarak ölecekti. İşte istikbalde anlaşılacak bu yüksek hakikata işaret olarak.

Bazen bir zindanda elli köle üstü üste yığılırdı. Bu türlü gösteriler. Onların yapamayacakları işleri emredip onlara yüklemesin. ona işkence yapmakta ve onu istismar etmekte mutlak hak sahibi olan efendi hakkında fazla söz söylemeğe lüzum yoktur. bağırmalar ve alkışlar yükselir. Orada bu vahşi duygu son haddine varır.a). bu yarayı tedavi etmeye çalışıyorlardı. İslâm'a yaptığı hücum ve tenkit de haksızdır. hiçbir beyazın siyaha. ona yediğinden yedirsin. kölelerin ne ticaret. efendinin veya vekilin duyacağı vahşet zevkini tatmin için kırbaçlanarak sevkedilirlerdi. vicdan sahibi her insanı derin derin düşündürücü mahiyettedir. gerçekten karşılıklı döğüş yapan.) İslâm. Adem de topraktandır. elinin altında bulunan her fert. köleleri. Sonra. derhal onlara yardım ediniz. hiçbir siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Meselenin iyi anlaşılması için sadece Romalıların kölelerine yaptıkları zulmü yazalım." (241) Bunlara binaen. zalimane ve çılgınca kahkahalar boşanırdı. Zavallı köle. Kölelere yapılan bu işkenceler Müslümanların bilmediği görmediği şeylerdi.CEVAP: Bizim köleliğe karşı duyduğumuz tiksinti ve ürpertinin bir takım eski ve yeni sebepleri vardır. bu cariyemdir. öldürmekten herhangi bir endişe ve çekinme duymadan. Çünkü menşei (kökü) itibariyle kölelik İslâm'a dayanmadığı gibi. Hz. eski Roma ve Mısır'ın bu çirkin ve zalim durumunu miras alıyordu. Zincirleri ile beraber zindanlara atılan bu zavallı insanlara. onları eğlendirmek için döğüşecek. işçi. kendilerinin de yeme içme hakkı olduğu için değil. tarihin eski devirlerinde bilhassa Roma ve Mısır'da kölelere yapılan vahşiyane zulümler. Kim onu hapseder veya gıdasını keserse onu hapsedip ve gıdasını kesiniz. varlığı da onunla devam ettirilmiyordu. ölecek ve öldürecekti. Kızım veya oğlum.Prof. Biliniz ki. kahkahalar ve neşe çığlıkları arasında can verirdi. farelerin ve çeşitli hayvanların dolaştığı karanlık zindanlarda yatırırlar. Romalılar'ın en çok sevdikleri eğlencelerdi. Muhammed Kutub. yahut kardeşim desin. Adem oğullarısınız. gittikleri her yerde bu duruma mani olmaya. demesin." (Yani bütün üstünlük Allah'ın kanunlarının (emirlerinin) uygulanması iledir. Müslümanlar. döğüşen kölelerden biri diğerini tamamen öldürdüğü zaman. önce kölelik olayını bir vak'a (olay) olarak ele aldı." Kardeşi.." (240) "Sizden hiçbiriniz. zengin. Materyalizmin görüşündeki işveren. (237) İslâm'ın Etrafındaki Şüpheler . ancak çalıştırılmaları için yedirilirlerdi. çirkin kokuların kapladığı. Kölelik geçmişte de. Onlara düşman oldu. Eğer zor işler teklif ederseniz. insan olduklarını söyledi ve: "Sizin bazınız bazınızdandır" (238) ve "Kim kölesini öldürürse onu öldürünüz. köleye ait kanunî bir durum. Lakin eşine ender rastlanan en zalim hadise ise kölelere kılıç ve mızrakla yaptırılan hakiki döğüş ve rol gösterileridir. ezilen ve ezen gibi düşüncelerle. Diğer hayvanlar gibi (ki hayvan konumunda idiler). köleleri de alem şümul kardeşliğin içine alıyor ve "Mü'minler kardeştir" düsturuyla". Kaçmalarına mani olacak şekilde ağır zincirlere bağlı olarak tarlalarda çalıştırılıyordu. Bu mahluklar işlerine. vücudun neresine gelirse gelsin kılıç ve mızrak vuruşlarını yönelten köleleri seyretmek için toplanırlardı. (237) İşte bütün bu sebeplerden dolayı neslimiz kölelikten ve onu müdafa eden sistemlerden nefret etti. "Siz. kendisine şikayet hakkı ve bu şikayete bakacak bir mercii bulunmadığından kölesini öldürmekte. ilk defa kölelikle ilgili zalim ve vahşi durumu Mısır'ı fethettiklerinde görmüşlerdi. Bundan sonra köle. bugün de daima başka milletlere ve devletlere dayandı ve varlığını sürdürdü. hiçbir Arap olmayanın da Arap olana. Köleler beşer haysiyeti ve beşer (insan) hukuku olmayan bir takım eşya mesabesinde idi. zindanlara düzinelerle köle birden atılırdı. fakir. Fakat Batılı. Ömer (r." (239) gibi ilahi kaideler bildirdi. Yakın tarihte ve günümüzde esirlere karşı yapılan insanlık dışı muamele. Ve bu durumdan dolayı çok üzülmüşlerdi. ne de eğlence malı olmayıp. ahırlarda hayvanlara yapılan muamele bile çok görülürdü. üstünlük takva iledir. Batı'nın ağalarına uşaklık yapacak. Kim onu hadım yaparsa onu hadım yapınız. O zamanda. efendiler. Müslümanlar. Bazen imparator başta olmak üzere. Kudüs'e . giydiğinden giydirsin. Hizmetçi ve köleleriniz kardeşlerinizdir" demektedir. İşte kölenin Roma alemindeki durumu bu idi. Bundan sonra.. Nefret ve düşmanlığında haklıdır ama. Fakat İslâm. bu kölemdir.

köle ise gayet emin ve rahattı.a. on kişiye okuma yazma öğreteni de hürriyete kavuşturuyordu. bu hadiseler dünyanın en ücra ve terkedilmiş yerinde. "Kim kölesini öldürürse onu öldürünüz. Bundan başka bazı dinî vazifelerdeki hataları dolasısıyla köleleri hürriyete kavuşturmayı şart koşuyordu. yemin edip yeminini bozanlara: "Kim hataen bir mü'mini öldürürse. ihtiyat ve tedbir içinde. Zira. efendisinin yanında yerini almasına hatta hürriyetini elde edip serbest bırakılmasına rağmen efendisinden ayrılmak istemiyordu. İslâm yerinde onu bir vazife sayar. azad etme hususunda bütün mallarını harcamışlardır. Sevap maksadıyla hürriyete kavuşturma hepsinden önde gelmekteydi. Köle.a. köleliğin varlığını kabul etmektedir. yerinde fazilet der. teşvik eder.). Ebubekir (r. Bütün bunlar kölenin de bir insan olup. (238) Nisa: 25. İslâm'da kölelik konusu. İslâm devleti de köle alıp. Peygamber Efendimiz (s.v). Halbuki insanlığın tamamen içine işlenmiş pek çok huy ve alışkanlıkları bir hamlede kaldıran İslâmiyet'in köleliği kaldırmaması düşünülemezdi.a. . kim kölesini hapseder veya gıdasını keserse onu hapsedip ve gıdasını kesin" hükmüne tâbi idiler. kendilerim efendilerinin ailelerinden birer fert sayıyorlardı. muasır millet ve devletler kölenin insanlığı hususunda düşünmeye bile yanaşmıyorlardı. Çünkü. o Efendimizin yanında kalmayı tercih etmişti. İkinci merhale hürriyete kavuşturma merhalesidir. (241) Müslim. Hz. Köleliği kaldırabilirken kaldırmaması. Bütün bunlar tarihte eşi gösterilemeyecek büyük hadiselerdir ki. Bu türlü cezalar karşısında efendi. hürriyet kavuşturan kimse için vücudunun yarısını ahiret azabından kurtarmak. Peygamber Efendimiz (s. bir inkılâbtı.a. Zira bunlar o kadar güzel muamele görmüşlerdi ki. katiyyen haramdır. Daha sonra bir sürü köle de hep aynı şeyleri yapmışlardı. Peygamberimiz (s. Denilebilir ki: Kölelerin hürriyete kavuşturulması ve onlara insanca muamele yapılmasında ne kadar ileriye gidilirse gidilsin. Osman (r. kulağını kölenin eline verip çektirmiştir. vücudunun tamamını teminat altına almak sayılmıştır.a). onun keffareti bir mü'min kölenin azadı ve ölenin ehline teslimen ödenecek bir diyettir" (242) Bunlardan başka efendi ile köle arasında üzerinde anlaşabilecekleri bir miktar mal veya paraya karşılık serbest bırakma vardı. hürriyete kavuşturma uğrunda bayrak açılan bir konudur.eşitlik prensibi ile insanlığına kavuşup. hatta isterse hepsi birden hürriyetine kavuşturulsun gelen hükümlere bakılınca İslâmiyet köleliği kaldırmayıp. Hür olan bir insanı köleleştirmek büyük günahlardan sayılır ve bundan elde edilen geliri kullanmak ve istifade etmek ise. Meselâ. İslâm'ın bu tutumu köleler üzerinde de büyük tesirler yapmıştı. Medine'den Kudüs'e kadar hizmetçisiyle (kölesiyle) bineği nöbetleşe kullanmıştır. yerinde efendi ve köle arasındaki anlaşma ve mukavele ile ona giden kapıları açık tutar. diğer insanlardan farkı olmayan bir insan olduğunu anlatıyor.Mescid-i Aksa'nın teslim alınması için giderken. bütünü azad etmek ise. duyguları hiç işlenmemiş bir topluluk için büyük bir olaydı.v) ve Hz. Şurasını unutmamak gerekir ki. Efendiler de öyle biliyor. (240) Buharî. onu kabul etmesi manasına gelmez mi? (242) Nisa: 92. İnsanda asıl olan hürriyettir. azad etmeyi vazifeleri arasına aldı. bu mevzuda İslâm'ın getirdiği şeylerin birinci merhalesini teşkil eder. Hürriyetine dokunan her hareket ve davranış kötülenmiş olmasına mukabil ona hizmet edici her hareket ve davranış da İslâm nazarında takdir görmüştür.v). (239) Buharî ve Müslim. titizlikle onların hukukuna riayet ediyorlardı. Zeyd bin Harise'ye hürriyetine kavuşturup babasıyla gitmesine izin verdiği halde. devlet reisi olduğu devrede kölesinin kulağını çektiği için halkın gözünün önünde. Bir insanın yansını hürriyete kavuşturmak. köle alıp.

insan teminatını. Çünkü yirminci asırda dahi esir kamplarında çok çirkin hadiselere şahit olunmuştur. Amerika Reis-i Cumhurlarından Abraham Lincoln'un bir hamlede bütün köleleri hürriyete kavuşturması. Düşünelim ki. insandaki irade ve hürriyetle alâkalı olarak ele almaktadır. ya esir kamplarında hapsetmek veya kendi memleketlerine dönüp gitmelerini sağlamak. Ama onlar bizden aldıkları esirleri öldürüp iade etmiyorlarsa.Herşeyden evvel bilinmelidir ki. diğeri de kölelerle. esirlerin harbe iştirak edenler arasında taksimi mevzuu kalıyor ki. efendilerle alâkalı. İslâm. güzeli yakından görme imkânını bulacak. müstakil kazanma. Bu ise köleler adına hiçbir hayır ifade etmeyecekti. Müslümanların istifade ettiği bütün haklardan faydalanma imkânı kendisine verilecektir. Fakat bunda iki ana sebep vardır. Bu esirlere karşı yapılacak çeşitli muameleler vardır. birliklerine bildirmeleri düşmanın işine yarayacak ve cesaretlendirecek. Her mü'min "kardeşim" deyip bağrına bastığı kölesine. yuva kurma ve aile idare etme gibi hususları teker teker öğretmiş ve sonra da serbest bırakıp hürriyetine kavuşturmuştur. Bütün bunlardan sonra geriye. bir bakıma normaldir. biz bir devletle harbe tutuştuk. İkinci şık ise. Esirleri memleketlerine iade etmek çok iyi bir şeydir. İşte mü'minler de bunu yapmışlardır. doğruyu. Sonra da hürriyetine kavuşturulacak. İlk ve son Müslümanlar evvela köleleri insan olduklarına inandırma.' Nitekim binlerce misaliyle öyle olmuştur. Ya zalim idarelerde olduğu gibi hepsini öldürmek. . ganimetten bir parça saymaktır. Eğer bu işlere tâbi tutulmadan. İslâm geçici olarak esir alma yolunu tercih etmiştir. İşte bu tür fertlerin Peygamberimiz'in terbiyesi ile olgunlaşacakları ana kadar bu işin tam tatbik edilmemesi. bizim ise aleyhimize olacaktır. Gördüğü iyi muamele ve insanca davranışlarla gönlü fethedilecek.. Veyahutta alıp müminlere dağıtarak. bu durum kendi ihsanımıza karşı bir alâkasızlık. Bunlardan biri. arzedildiği şekilde hareket etmiştir. Kölelik. Ama kâfirler Müslümanlar'a en alasını yapıyorlar. tatbikatta mükemmel. Ve önüne geçmek de hiçbir millete tek başına nasih olmayacaktır. hayatın karmaşık dolapları karşısında şaşkına dönecek ve eski hallerine dönme hissine kapılacaklardı. devletlerin ve milletlerin savaşlar münasebetiyle oluşturdukları bir müessesedir. bir vahşi hayvanı terbiye kadar zordur. Bu yol ve usullerle binlerce mükemmel insan yetişmiştir. İslâm köleliği icad etmediği gibi. Bu tür olaylara tarihte rastlamak mümkündür. ne toptan imha etme yolu. Kölelik de öyledir. Bütün hayatı boyunca veya hayatının bir kısmını esir yaşamış bir insan. yapılmaz. aile kurma yolunu göstermek ve hayata alıştırma gibi terbiye edici prensiplerle ele almışlardır. Nitekim hayat kanunlarına karşı cahil pek çok köle. kılıçtan geçirmek zalimliktir. Kaldı ki üç. Hele iade ettiğimiz kimseler bizden bir kısım bilgileri yurtlarına. Devletler arasındaki harpler devam ettiği müddetçe -ki devam eder. Başka türlü olması da düşünülemezdi. Islahı uzun zaman ister. kölelerin yeniden eski efendilerinin yanına dönmesi şeklinde neticelenmişti. Ne öldürme. esir aldık ve bizden de esir aldılar.iştidat ve kabiliyetleri körelmiş insanlar sırtlarında bir ar olarak taşıdıkları insanlıkla. bir zulüm olur. topluluk içine salınsalardı. kölelerin kendileriyle alâkalıdır. müstakil çalışma. akvaryum balıkları veya kafes kuşları gibi. İlk asırdan başlayarak belli devrelerde Müslümanlar'ın bu müesseseyi işlettiği görülmektedir. Ne esir kampları ve oradaki mezalim. onun koruyucusu ve devam ettiricisi de değildir. Bu hususta İslâm'ın tatbikatı insanın yaratılışını hesaba katma ölçüsü içindedir. Bunları ele alacak olursak. Fakat İslâm'ı yaşamakta kusurlu olan kimseler birtakım işleri tam olarak yapamayacaklardır. hürriyete karşı olan vahşetlerini yok etme. ne de düşmanı cesaretlendirecek bir yol.kölelik kıyamete kadar devam eder. Belki bütün bunların çok fevkinde insanın fıtratına uygun bir yol. Her Müslümanın evindeki esir. Bunu giderme ve eski hali diriltme. Esir kamplarında tutmak da doğru değildir. beş tane kişinin hatası yüzünden İslâm'a çamur atmaya çalışmak haksızlık ve insafsızlıktır.. İtiyat ve alışkanlık insanda ikinci bir tabiat meydana getirir. İmam Malik'in şeyhi Nafi de bunlardandır.

Nasıl olsa bu düzenin yetiştirdiği toplumun yarıdan fazlası ruh hastası. Bunun için de sülalemi bedava muayene etseniz. çıkın sokağa halka hastalıkların sebebini söyleyin..hep emir almaya alışmıştır. değil hürriyetini yitirmiş köleler için. uzun zaman terbiye verilip şahsiyet ve benlik kazandırılmazsa aynı akıbetle karşılaşacaktır. size gelen bütün ruh hastaları çarşaflı mı? Doktor şaşırarak: — Hayır. Fakat. Zeyd bin Harise'nin yetiştirilip hürriyetine kavuşturulması ve arkasından da soylu bir kadınla evlendirilmesi. Fakat makina gibi dıştan idare edildiği için. bir doktorun herhangi bir teşhis koyması için o hastayı muayene etmesi çeşitli testlerden geçirmesi lâzımdır. şimdiye kadar size gelen açık olan hastalarınızdan birine. Âdeta. Acaba siz neye dayanarak. Hayatı bilen veya hayata açık olan birinin yanında talim ve terbiye görmeye. Soruma devam ederek dedim ki: — Doktor bey. (243) Tereddütlerimiz. hayat ve onun kanunlarını öğrenmeye ihtiyacı vardır. elli yaşında da olsa çocuk mesabesindedir. belki sömürge haline getirilmiş ve uzun zaman istismar edilmiş pek çok devletlerde de hisedilen bir hastalıktır. Birgün bir kardeşimi ruh doktoruna götürmüştüm... Giydirirseniz çarşafı elbette neticesi böyle olur. Ruhumu . Meseleyi tıp yönünden ele almayıp. HER ŞEY GÖRÜNSEYDİ. Belki çok güzel işler verdiği de olmuştur. İslâm köleliği icat etmeyip.insanlık şuurunu kazandırmakla işe başlamış. "İste vereyim" der gibi yapmıştır. Haddini bilmez Batı'nın kulu olan doktora. Doktor. en son olarak şöyle dedim: — Doktor bey. İşte İslâm. Bu husus. bilakis onu kaldırmaya çalışmıştır. köleye benlik. Sordum: — Afedersiniz doktor bey." (243) Sonuç olarak. Sonra da hayata salıvermiştir. — Peki bize böyle söylemeniz nerden icabetti? Demek ki ruh hastaları yalnız çarşaflılar olmuyormuş. Bir saat kadar sıra bekledikten sonra nihayet sıra bize geldi ve içeriye girdik. Yanlış bilmiyorsam. esirlere insan olduklarını öğretmekten daha zordur. İnancım olan İslâm şeriatını bilmeden ona hücum ettiniz. Evet bu milletlere dahi. böyle biri. söylediğine pişman olmuştu. doktorun nefret dolu bakışları ile karşılaştık. inancım yönünden ele aldınız. "Sen açık olduğun için ruh hastası oldun" dediniz mi? 276 — Tabi böyle birşey söylemedim. Yabancı devletlere ve milletlere. Adam kafasını "hm" diyerek sallıyor ve söyleniyordu: — Tabi bu kızcağızı ruh hastası yaparsınız. kalbine hürriyet anlayış ve aşkını yerleştirmiştir.. GÖRMEDEN İMAN ETMENİN NE ANLAMI KALIRDI? SORU: Ruhun varlığını isbat eder misiniz? Varsa mahiyeti nasıl bir şeydir? CEVAP: Sorunun cevabına geçmeden önce başımdan geçen bir olayı anlatayım. Madem ki böyle yapıyorsunuz. Daha kapıdan içeri yeni girmiştik ki. Halbuki siz hastanın yüzünü dahi görmeden hüküm verdiniz. Eli ile koltuğu işaret ederek otur dedi.. yeniden benlik şuuru kazandırmak.G. yine de size muayene ettirmem. sonra içinde şereflilerin de bulunduğu bir İslâm ordusuna kumandan tayin edilmesi hep bu meseleye parmak basmanın ifadesidir. bu kardeşimin çarşaf yüzünden ruh hastası olduğunu anladınız?. O halde ruh hastalığının kıyafetle ilgisi yok. M. Diyerek demogoji yapmak istiyordu. sizin gayeniz benim dinime saldırmak. Beynim bir anda allak bullak olmuştu.

Ruhun varlığı hakkında münazara ettik ve Allah'ın izniyle. Ben de. hukuk. "Ünlü olması mühil değil. Doktor şaşırarak: "Ne demek niçin sordum? Siz muayene olmaya gelmediniz mi?" Ben de: "Evet. Çünkü yanıldığımızı. Doktor. Doktor şok olmuştu. içerideki tartışma ruhun varlığı. Doktorun nasıl biri olduğunu sorduğumuzda. dedim. "Ne ruhu. onu tanımanız gerek." Doktor şaşırarak: — Ne yanlışı? dedi. ailevî münasebetler. niçin ruh doktoru tabelasını astınız?" dedim. Ruh ile ilgili başımdan önemli bir hadise daha geçti. Ben de: "Niçin girilmesin. Tabelada "Ruh doktoru" diye yazıyor.. manayı da öğrenmesi lâzımdır. miras. Seslenen doktorun yanındaki hanım idi.. İnsanlar iki şeyden yaratılmıştır: Madde ve ruh. yanlış geldiğimizi anladık. önce Allah'a kendisinin tarif ettiği şekilde samimi olarak inanmak lazım. Fakat her nedense çağırmıyorlardı. ruhun varlığına inanmayan ruh doktoru da ruha inandı. Baktık ki. nasıl olur da onu tedavi edebilir? Dedikten sonra. dört. Orada bulunanların hepsi şaşırmıştı. beş sene önce Cerrahpaşa'da belinden ameliyat olmuştu. oradan ayrılıp Aksaray'daki başka bir hastaneye gittik.. "Senin bu kıyafetle buraya girmen buranın tüzüğüne aykırıdır. Çünkü onu en iyi şekilde bilen. Onu da birkaç satırla kısaca anlatayım: Babam. Zaten maneviyâtı bilmeden ruhu anlamak mümkün değildir. yokluğu hakkında imiş. inancım olan İslâm şeriatının tüzüğünün birini yerine getirmemiş oluyorum. Ben de az ötede yazılı olan "Ruh doktoru" tabelasını göstererek: "Ruh yoksa." Gayri ihtiyarî döndük. Ben de: "Buranın bir tüzüğü. iktisat. çok ünlü bir doktor olduğunu söylediler. hanımefendi. Durduk yaklaşınca sordu: — Affedersiniz çok ilginç birşey söylediniz "ruhu tanımak lazım" dediniz. "Hanginiz hasta?" diye sordu. Muayene olacağımız doktor denen adam. Sonra içeri girdik. Ruh nasıl tanınır? Kim tanıtabilir? — Öğrenmek için sorulan soruya cevap verilir. Maddeyi çok iyi öğrenen kişinin. Eğer ben bu çarşafı çıkarırsam. "Ufak tefek gördün de Karamürsel sepeti mi zannettin?" sözü misali bizi çarşaflı görünce tahminim. yani Kur'an-ı Kerim'in içinde. kabul etmiyorsunuz bile. Zaten bizden sonra gelen de yoktu. kusura bakmayın. fakat onlar hâlâ bazı Batılı filozofların sözlerini konuşuyorlardı. Birkaç dakika sonra bizi çağırdı.öldüren doktor. Buranın nizam ve intizamını bozuyorsun" dedi. bir nizam ve intizamı varsa benim dinimin de bir nizam ve intizamı vardır. Ayrıca. Olmayan bir şeyin doktoru da olamaz. bu kıyafetle buraya girilmez" dedi. Sonra iki-üç saat birkaç doktor ve hemşireyle ruhun varlığı ve İslâmiyet'in bir dünya görüşü. Doktor: — Ne demek efendim? Kapıcı mıyız burda?. devletler arası münasebetlerin olduğu hakkında münazara ettik. ruh yok ki" dedi. dedim. onu yaratandır. fakat siz biraz önce ruhun olmadığını söylemiştiniz. Onun da iadesini rica ediyoruz. Ve o zaman da ruhum çok sıkılır buhran geçiririm". Çağrılmayı bekliyorduk. Ona inandıktan sonra ruha da onun tarif ettiği şekilde inanmak lâzım. İçeriden arada bir bağnşmalar. Ben de. Bu halinizle sizi ruh doktoru olarak kabul etmiyoruz. alışveriş. ayrıca sorduğunuz için teşekkür ederim. Fakat şimdi vazgeçtik. Ben de: — Sizi ruh doktoru biliyorduk. Biz konuşurken doktor da geldi. Ama siz ruhu tanımak şöyle dursun. Üç gün sonra tekrar gittiğim de doktor bana aynen şunları söyledi: "Sen neredesin . Nihayet sıra bize gelmişti. Bakın kardeşim. "Ruh diye bir şey yok" diyordu. Kapıdan içeri girerken doktorun biri: "Nereye gidiyorsunuz. İslâm'ı bilen biri olsun yeter" dedim. bunlar anlamaz diyerek devam ediyorlardı. benim de hastam var onu ziyaret edeceğim" dedim. "Niçin sordunuz doktor bey" dedim. Açık olan kapıya iyice yaklaştık. hakkı. Bu arada hemşireler de geldi. Sizin ruh doktoru olabilmeniz için önce ruhun varlığını kabul edip. Hastaneye vardığımızda yine sıraya girdik. — Kapıcısınız demiyorum. Daha önce de bizi görüyorlardı. muayene için bin lira vermiştik. Çıkarken arkamızdan biriri seslendi: "Hanımefendi. Meğer değilmişsiniz. muayene olmaya geldik. Onu ziyarete gittim. Fakat.

organizmanın ve bedenin araçlığından çabuk çıkabilen kimse. Çünkü madde ağlamaz. madde gülmez. madde. yani planlı bir şekilde hedef ve yörünge değiştirerek ve icabında durup geri dönebilecek herhangi bir hareket yapması mümkün değildir. farketmez. sonra da ruha biz inanmayız. diğer durumda üzülüyorlar. hareket halinde iken durması veya hareketini değiştirmesi. "Galileo Kanunu" ismi verilen bir eylemsizlik kanunu vardır. beynin nöron havuzlanndaki moleküller bir durumda sevinirken. Maddenin hareket edebilmesi için ona maddî bir şeyin temas etmesi gerekir. yani madde nasıl gülebiliyor? Nasıl ağlayabiliyor? Nasıl heyecanlanabiliyor? Hem de uzaktan seyrettiği film. bütün insanların beyinleri aynı şekilde işlediğine göre. hareketsiz hale geldi." Ruh doktoru diye tabelayı asarız. sinir sistemi son derece hassas. Öyleyse film seyreden kişiye maddî bir temas olmadığı halde gülen. Hep aynı tür işleyişle karşılaşıyoruz. filmi seyrettirsek. Ruh çıkınca beden hareketsiz hale geldi. şekilleri kaydeder. sonsuz tat. madde olarak ona değmemekte yani temas etmemektedir. İnsanın bütün maddî ve ruhî fonksiyonları esnasında beyni hep aynı şekilde işler. beyindeki moleküller için midir? Tatlı. müzik ve danslarını veriyordu. İkisinde de kilosu aynı idi. canlı olan beden cansız hale geldi. acı diyoruz. Düşündük ki. yalnız tek olarak hiç konuşmadım. bir bakıyorsunuz heyecanı had safhaya ulaşıyor. Sonra biz. Çünkü. Bu kanuna göre. Maddî izaha göre. maddeden yaratılmış olan bu beden. dışarıdan tesir yapılmadıkça maddenin harekete geçmesi. (243-a) Medyum: Ruhlar âlemi ile ilişki kuran. ses. oradaki hemşirenin bir tanesini gördüğümde. o doktorun 5 vakit namaza başladığını söylemişti. Sevmede. ağlayan. koku. ister bazılarının yanlış olarak iddia ettiği gibi senelerce önce ölmüş kişilerin ruhlarından elde edilsin. Gülen ve ağlayan ruhtur. bu maddeyi hareket ettiren ruhtur. Biz ne kadar bilinçsizmişiz. Amerikalı bir bilim adamı ruhun varlığına inanışını şöyle anlatıyor: "Bir hastayı ölmeden az önce tarttık. Firavun. üzülen. Amen Hatep'in zevcesi olduğunu iddia eden Nona'nın ruhundan aktardığını söylüyordu. Kenan Çığman'ın "İnançlar" isimli kitabını verdim. Bu durum ister bin seneden fazla yaşayan cinler vasıtasıyla elde edilsin. öldükten sonra tekrar tarttık. ağlamaz. üzülmede vesaire. bazen de kızıyorlar. bütün konuşmaları şeriatın emrettiği şekilde konuştuk. bir bakıyorsunuz ağlıyor. o zamana kadar çözülmemiş Mısır lisanını. fikir ayrılıkları nedendir? İnsan beyni. yoksa beyin üstü bir varlığa göre midir? GALİLEO VE MEDYUMLAR(243-a) Fizikte. Şimdi düşünecek olursak. Şunu da söyleyeyim ki. Gelelim ruhun ilmî ispatına. küsen. telaffuzunu. bir bakıyorsunuz gülüyor. Bu bilgileri. . (243-b) eski Mısır tarihi âlimlerinden Holmen ile müzisyen Vood'un önünde. "Hoş kokulu. Seven. Biraz daha konuştuktan sonra Dr. vs. filmin ağlanacak yerinde ağlar mı. beyin moleküllerinin özelliğine mi. Bu keyfiyeti hissetme. heyecanlanmaz.kardeşim? Üç gündür uyku uyuyamıyorum. Ayrıca. Bu durum karşısında şuurlu bir varlığın aracılığı kabul olunmadıkça mevcudiyetimiz yalnız ve sadece bu maddî varlığa nasıl bağlanabilir? Roz Mari isminde genç bir medyum kız. heyecanlanan şey nedir? Elbette ruhtur. kızan acaba beyindeki moleküller midir? Meselâ televizyon'da film seyreden bir kimse filmin konusuna göre. Bir sene sonra. gülmez. bilgi birikimine benzer şekilde. Ve kilosu aynı olduğu halde. Bu hoş koku beyindeki moleküllere göre midir? Güzel veya bizim güzel bulduğumuz şekilleri idrak etme keyfiyeti. Acaba bundan ne çıktı ki. güzel" deriz. gülünecek yerinde güler mi? Elbette hayır." Ayrıca bir ölüyü yani madde olan bir bedeni televizyonun karşısına geçirsek.

Marlo bu parçayı okuduktan sonra büyük bir cehd sarfettiği belli olacak şekilde Georgette'ye aktarmıştır. . Kapıya çıkan kadın Fennî Bey'in annesi. Eşi.(243-b) Medyumlar konusunda yazdıklarıma. Rıhtım boyunda bulunan arabalardan birini kiralayarak Beşiktaş'a. Uyuttuktan sonra. (245) Din Psikolojisi Ders Notlan . Bunları madde ve maddenin bağlı bulunduğu kanunlarla izah etmenin imkânı yoktur. bir gün evvel bir kaza neticesinde aynı evde vefat etmişti. Yanında emir eri olan medyumu ertesi günün sabahı çağırdı. eline güya birkaç altın lira verir gibi yaparak. bir Araptan iki deve kiralamasını söyledi. oradan da vapurla İstanbul'a yolladı. Kapıyı çalmasını söyledi.(245) Bu olayı maddî yönden izah etmenin imkânı yoktur. Özellikle aralarında yakın sevgi bulunanlarda şiddetli sıkıntıların. (254) . kucağındaki de öksüz kalan çocuğu idi. kelimesi kelimesine seyircilere tekrar etmiştir. Kendisi operatör olarak medyumlar vasıtası ile ilgi kurmakta idi. iki metre derinlikteki bir çukura gömmüştür. İşte durum meydandadır. Seyircilerden biri yanındaki bir kitaptan bir parça seçerek Marlo'ya vermiş. Emir erinin kapıya kucağında bir çocuk ile yaşlı bir kadının çıktığını bildirmesi üzerine Fennî Bey. Bir gece rüyasında Beşiktaş'taki evinden ateş ve duman çıktığını gördü.Halis Ayhan. Medine düşman kuşatması altında idi. ağır hastalık ve ölüm gibi olayların çok hissedildiği tesbit edilmiştir. TELEPATİ Telepati: Uzaktan hissetme anlamına ve fikir alış verişi manalarına gelir. Bunlar plaklara aldırtılıyor ve bu kimselerin raporları ve belgeleri "Ancient Egyp Speak" "Eski Mısır Konuşuyor" adlı bir kitap halinde yayınlanıyor. Bu olay elbette ruhun varlığını isbat etmektedir. Hayalen kiralanan iki deveden birini deveciye. Bu konuda Amerika'da altıyüz anne üzerinde yapılan bir deneyde annelerin yüzde altmışının çocuklarının ağladığını farkettikleri tesbit edilmiştir. Bu tecrübe fotoğraflarla tesbit ve neşredilmiştir. E. diğerini emir erine verdi. Medyumla ilgili başka bir misal: Merhum Fennî Bey Birinci Dünya Savaş'ı sırasında Medine'de bulunuyordu. Endişesini giderebilmek için ne telgrafla ne de mektupla haber etmeye imkânı yoktu.Ş. kendisine manevî evlat edindiği Georgette adlı genç kızla birbirlerinin zihinlerinden geçenleri okuyabildiklerini iddia etmiş ve bu iddiasını ispat etmek için kalabalık bir topluluğun önünde. ister inanın isteı inanmayın. hatta bağırıp çağırmalar sayılamayacak kadar çoktur. (244) Ruhun Varlığının İlmî İspatı . bu konunun uzmanları inanmış ve yazmışlar. çocuklarının sıkıntılarını. Yine hayalen onları develerine bindirerek Cidde iskelesine. (246) Bu olayın madde ile izah edilecek hiç bir yönü yoktur. Kadının cevabı Fennî Bey'in sembol halinde gördüğü rüyayı doğruluyordu. İngiltere'de yapılan bir telapati deneyinde Marlo adında bir adam.Abdullah Aymaz. bazı kısımlarına inanmıyorum. Georgette. TELEKİNEZİ . Bilinen telepatiler daha çok annelerde görülür. hastalıklarını hatta kaza ve ölümlerini uzaktan sezdikleri tarihte pek çok vak'a ile bilinmektedir. kapıya çıkan kadından eşinin nerede olduğunu sordurdu. Bu olay da ruhun varlığını ispat etmektedir. Annelerin. Telepati konusunda çok ilgi çekici olaylar yayınlanmıştır. Fakat. Savaşlarda ölen askerlerin ölüm anlarında annelerinde görülen ani sıkıntılar. sandığın içinde bulunan bir mikrofon sayesinde bütün parçayı. Bu kitap halen İngiltere'de satılmakta ve İngiliz kültür heyetinin Ankara'daki kütüphanesinde bulunmaktadır. genç kızı maden ve plastikten yapılmış bir sandık içinde. Serencebey Yokuşu'ndaki evini gösterdi.

beni. kör bir adama takıldığı zaman görebiliyor. Maddesel . Sezer Lombrozo. topuğuna götürülen en hafif kokulardan bile zevk alıyor ve müteessir olabiliyor-du. uzaktan. Hatta göz bankaları da açılmıştır. Fakat hakikat ve gördüğüm hadiselerin içimde uyandırdığı merak ve ilgi evvelki anlayı . aslında gören göz değil. penceresi kapalı olursa. Fakat. Fakat ölen insandaki göz. Tromp. Son yıllarda Musevi asıllı bir kadın medyumun çeşitli bilim adamlarının gözü önünde uzaktan etki ile bir çatalı eğmesi telekinezinin en yeni örneğidir. Goldberg'e parmak uçlarıyla gördüğünü söyledi. önsezi diyoruz. Mesela. Koku alan burun değil. Gözleri bağlı medyumların hem Amerika'da. ruhtur. Genellikle aniden sıkılma ya da sevinç şeklinde olmakla beraber çoğu defa açık olur. Rusya'da.1975 Tarihli Ulus gazetesi Din Psikolojisi Ders Notları • Halis Ayhan. parmakları ile renkleri farkettikleri. kan dolaşımı. Her kuvvetin maddeye bağlı ve maddeden doğma olduğuna değişmez hakikat gözü ile bakar ve sihirli masallarla daima alay ederdim.Abdullah Aymaz. ölen kimsenin ruhu da çıktığı için gözü göremiyor. Bu durum şu anda dünyanın her yerinde olmaktadır. 1982 yılında bir sabah. Hasta. Dr. bütün büyük sempatik sinirler. "Tanrıya dönüş" kitabında parmaklan vasıtasıyla gören insanlardan bahsedilmektedir. Şunu kesinlikle ispatlıyor ki. Evet. Bu husustaki misaller. ruhtur. burnu koku almıyor. ruhtur. Rosa. ruhtur. Peki ölen kimsenin gözünü alıp kör olan bir kimseye taktıklan zaman nasıl görüyor? İşte. kulak. hayat makinasının bir idarecisi olup. Araştırmacı. Uralların Nizhni Tağil şehrinde yaşayan Rosa Kuleşova. bir olay başlamadan bize haber veren bir duygu oluşudur.(247-a) Bu hadise gösteriyor ki. mide ve diğer bütün beden cihazları ruhun icra vasıtalarıdır. renkleri seçebiliyordu. gören göz değil ruh olduğu için. bir dizi deney yaptı. Önsezinin temel özelliği. göz dışında pencereliğe münasip bir yer bulunca yine görebilir. gören göz değil. 14 yaşında matmezel C. Göz. "Hypnotizme et Sprisme" adlı kitabında diyor ki: "Gördüğüm ve tahsil ve ilme olan bağlılığım sebebiyle hiç kimse spritizmaya karşı benden daha fazla düşmanlık göstermemiştir." İtalya'da Pesavo Akli'ye hastanesi müdürü meşhur âlim Prof. gören göz değil. şıma galebe çaldı. isminde bir hastaya çağırmışlardı. göz. ruh görmez.. ÖNSEZİ Önsezi: Hadiseleri oluşundan evvel hissetme ve haber verme olayına ait melekeye.Telekinezi: Herhangi bir şeyi maddî bir vasıta olmadan. ruh için bir penceredir. (246) 24. İosif M. güvenilir bilim mecmualarında yayınlandı. buna karşı burnunun ucu ve kulağının sol memesi ile görüyor ve ayaklarının topukları ile koku alıyordu.. yazı okuyor.12. (247) Aynı Eser. "Önsezinin enteresan bir özelliği de ölüme yakın zamanlarda yoğunlaşmasıdır. "1962 yılı baharında. hem de Rusya'da yaptıkları gösterilerde. hareket ettirmek demektir. Bir örnek verecek olursak ölen bir kimsenin gözü görebilir mi? Elbette görmez. bu sırada sol kulağının memesi ile mektupları mükemmel okuduğu gibi. Histerisinir nöbetleri geldiği zaman gözleri görmüyor. daha ziyade öleceğini haber verme şeklinde ortaya çıkmaktadır. Unesco adına bir araştırma yapan Prof. kızın gözlerini bağlayarak. polorize filmlere uzaktan etki ile harf yazabilme şeklinde yapıldı. hakikaten parmak uçları ile görebiliyor. Birleşmiş Milletlere verdiği resmî raporda bu kimselerden yararlanılması gerektiğini bildirmiştir. Amerika'da ilgi çekici bir telekinezi deneyi. (247-a) Ruhun İlmî İspatı . bazı medyumların yer altındaki maden ve suları farkettiklerini tesbit etmiştir. (247) RUH VE DUYULAR Ruh. Doktor. Dr.S.

İhtiyarla bir süre kalan Bahriye çevresindekilere: "Ben yarın sabah saat 10'da öleceğim" demiş ve gerçekten de dediği saatte ölmüştür. Bu durumda. gerek yerli ve gerekse yabancı basında sık sık yer almaktadır. Eğer beyin tümüyle zihni koordine etse. ayakta. ameliyatlarında ise bu görevi diğer bölgelerin ele aldığı anlaşılmıştır. J. san'at. İsviçre'ye yüksek dağları gezmek isteyen bir çocuk grubunu götürmüştü. telepati yönleri. Uçak ya da araba kazalarından önce. Bu ameliyatlardan sonra bu lobların tamamının alınması halinde ciddi bir zeka sorunu ortaya çıkmamıştır. yönetse idi. Aksungur sokakta oturmakta olan bahçıvan Halit Hoşça'nın genç kızı. insanların tüm zihinsel yeteneklerini ve duygusal ilgilerini hâlâ insan beynine mal edenler vardır. a) İnsanda madde ötesi yetenekler vardır. İnsanlar. Beynin ön ve yan lobları zeka merkezi diye tanımlanmıştır. saat ikide dağa tırmanmaya başladılar. Bazı büyük beyin tümörlerini tedavi esnasında beyindeki hareket merkezi dışında büyük bir bölüm (beynin üçte birine yakını) ameliyatla alınmaktadır. anesteztik tesir altında enerji bedeni kendiliğinden dışarı atabilirler. Kayalıkları tırmandıktan sonra. Birazcık aklı olan kimse bu olaylar karşısında ruhun varlığına inanır. Sanki insanın maddesel bir ölümle tükenmeyeceğini müjdeler. buna dair bir vak'a anlatılır: İngiliz protestan rahibi L. ölüme yaklaşan herkeste bir beraberlik kazanır.yapının dışında kurulan önsezi mesajı. Yapılan bütün tedavilere rağmen iyileşmeyen Bahriye. bir banyo dönüşü yediği dondurmadan rahatsızlanmış ve bir süre sonra kendisinde kalp romatizması olduğu teşhis edilmiştir. (259) (248) Din Psikolojisi Ders Notları . Ancak unutmamak gerekir ki. Bu ve buna benzer olaylar. koma veya trans halinde bulundukları zaman. ölüm anını anlatma öyküleri hep ruh konusunda olan net olaylardır. beyazlar giyinmiş beyaz sakallı. "Buzullar" mıntıkasına vardıklarında rahip . (249-a) FİZİK BEDEN VE ENERJİ BEDEN Sovyetler'de. içine bir his doğduğu için yolculuğa çıkmayarak kazadan kurtulanların haberlerine de zamanla rastlanmaktadır. kriz. bu ameliyatlardan sonra ruhsal yeteneklerimizin büyük ölçüde yok olması gerekirdi. 287 b) İnsanın insanlığını ispatlayan sevgi. esrarangiz beyin dalgalan ile izah etme çabalan sürüp gitmektedir. Bunları vücudun maddesel yanı ile izahı mümkün değildir. Charles Tart ve Arkansas ESP Kurumu Direktörü Harald Sherman Astral seyahat mevzuunda çalışıyorlar. İç dünyamızın esrarengiz derinliklerinden gelişi. telkin. Birçok ruhsal olayları. beden dışı seyahat yapabilen yogiler üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Betrand. "Le Monde Et La Vie" dergisinin Mart 1963 sayısında. onun güzelliğini ve insanın yüceliğini bir daha ispatlar. Ölümden dönenlerin. donma gibi ölüm başlangıcı durumlarında da bu çeşit infisallere (ayrılmalara) rastlanıyor. Şu halde bilimsel olarak şu sonuçlara varmak yerinde olacaktır. Yeni araştırmalar bu bölgelerin kompitür görev yapan uyum merkezleri olduğunu ispatlamış.Halis Ayhan. insanın zihnî yeteneklerinde kayda değer önemli değişme olmamaktadır. Bunlar için verilecek cevap. önsezi. onda madde ötesi bir yanın olduğu gerçeğini doğrular. Evet bu olayların maddî bir izahı mümkün değildir. bir gün yatakta yatarken. Lucerne civarında. California Üniversitesinden Dr. ameliyatlar sonucu ortaya çıkan akıl almaz gerçeklerdir. (249) Aynı Eser. beyaz bastonlu bir ihtiyar yanına gelerek kendisini "Çok güzel bir yere" çağırmıştır." (248) "Eskişehir mahallesi. Tehlikeli ameliyatlarda.

karısının bavulları nasıl yerleştirdiğini. hareketsiz vücudunu bir heykel gibi seyrediyordu. gerek kendisinin başından geçen olayları en ufak teferruatına varıncaya kadar anlatmıştı. Dik yamaçlar boyunca uçuyor ve buzlu dağ havasında bir kuş gibi yükseliyor. birden bir rahatsızlık hissetti. Yavaş yavaş şuuru avdet ediyordu. Boş yere onların dikkatini çekmeye çalıştığı halde kimse kendisini görmedi. Çünkü.kendini yorgun hissetti. Fakat. bu yeni halin hiç fena olmadığını farketti. bunda da muvaffak olamadı. Yol arkadaşları gelmişler ve onu donarak öldüğünü zannetmişlerdi. Çocuklar ayrıldıktan sonra düzlük bir yere oturarak dinlenmek istedi. Uyumuş. (250) RÜYALAR Bazı ilim adamlarının hâlâ beyin işlemi saydıkları rüyaların üç yönü. Fakat az sonra derin bir uyku üzerine çöktü. ET KILIFINDAN ÇIKAR VE BİZ YAŞAYIŞIMIZA ENERJİ BEDEN (RUH) OLARAK DEVAM EDİP GİDERİZ. sonra nasıl çay içtiğini gördü. Bu ona bir fikir verdi. Gördüğümüz bir rüyayı anlatırken. her türlü acıdan ve fiziki bağlardan uzak hissediyordu. fizik bedenle enerji beden alâkasının sona erdiği söylenir. Hatta bir ara yemek molası veren gruptakilerin. Kendini çok hafif. Ancak. Birden uyandığını sandı. Birkaç dakikalık telaş ve korkudan sonra. a) Geleceği açıkça belirten rüyalar. garsonları. Ölümle birlikte. Fakat evvelki teşebbüsü gibi. fizik bedenimizin içindedir ve tam duble durumundadır. Medyumların raporlarına göre. hareketlerine dikkat etti. Yerdeki vücud kendine yabancı gibiydi. acaba çocuklar ne yapıyorlardı? Bunu düşünür düşünmez kendini onların arasında buldu. Yanında dört kişi vardı'. (249-a ) Diyanet Gazetesi. "Society For Research" tarafından incelenerek doğruluğu kabul edildi. b) Hiç gitmediğimiz yerleri önceden rüyada görme ve rüyadaki iç spikerin bize verdiği izahlar. Bu olay İngiltere'de. Lucerne'deki manzara kayboldu ve kendini vücudunun yanında buldu. sonra da hâlâ derin bir uykuda olan vücudunun yanına döndü. kendine ait yiyecekleri de afiyetle midelerine indirdiklerini gördü. Çocukları rehbere emanet etti ve onlara takip edecekleri yolu tarif ederek başka bir yere ayrılmamalarını tembih etti. Kendine geldiğinde ruhî infisalden sonraki gördüklerini teker teker anlattı. Fakat rehberler kalbini dinleyerek attığını anlamışlar. "Ben şehre . Rüyalarda iç spiker vardır. bacağını oynatmak için gösterdiği bütün gayretler boşuna idi. enerji beden. Şuuru bir balon gibi bu vücudun üzerinde dalgalanmaktaydı. Sayı: 285. ÖLÜMLE. Ve hayretle kendi tarif ettiği yoldan gitmemiş olduklarını gördü. gerek çocuk grubu. Keza karısı da meseleye akıl erdiremedi. onun insanda ruh bulunduğunu kesinlikle ispatlar. Kolunu. göz açıp kapayana kadar istediği yere gidiyordu. Hepsi de hayret ettiler. yorgunluktan. Otelin antresini. Bir otomobil geldi ve içinden karısı indi. şimdi onu kendine getirmeye çalışıyorlardı. O zaman Lucerne'deki otelde karısının ne yaptığını görmek aklına geldi. kalabalığı gördü. Onların dikkatini çekmeye çalıştı. onların otomobilden indiklerini. Birçok tecrübe ona gayret sarfetmeksizin hareket edebileceğini gösterdi. Fakat dehşetle artık kendi vücudunda olmadığını anladı. Onların etrafında uzun zaman kalarak söylediklerine.

(250) Ruhun Varlığının İlmî İspatı .a. Peygamberimize ruhun ne olduğunu sordular. Peygamberimiz Hz. mevcut malının yerinin bilinmediğini söylerler. Bu olay. ayetinde: "Ruhu sana soruyorlar. o kimse falanca imiş" dediğimiz zaman. Peygamberimizin (s. Gerçekten para. Bilhassa ruhun varlığını ispat eden delillerden birisi de doğru rüyalardır. Zengi. ona üç kişiyi gösterip kendisini bunlardan kurtarmasını bildirmişti. Bebekler ancak 25-40 günlükken gündüz gülerler.v) türbeleri civarında bir evde oturan üç batı Afrikalı garibin gelmediğini söylediler. KALAY İLE DOLDURARAK yeniden böyle bir teşebbüse mani olacak tedbirleri aldı. Ölümsüz olan odur. Zengi. Bunun üzerine gelmeyen kimse bulunup bulunmadığını sordu. Halbuki doğru rüyalarda insan zaman ve mekânı aşmaktadır. Bu üç kişinin Hıristiyan oldukları anlaşıldı.a. üçünü de hemen idam ettirdi ve ayrıca türbenin dört tarafına gayet derin hendekler açtırıp. tezini tamamen yok etmektedir. C) Bir günlük bebeğin uyurken gülmesi. (1146-1174) rüyasında. "Rüyalar gündüz yaptıklarımızın tekrarıdır". Hz. (251) Hayat Tarih mecmuası'nın Mayıs 1974 tarihli 5. Hıristiyan diyarına götürmek olduğunu itiraf ettiler. İhtiyar. İşte bu durum madde ötesi ruhî bir hakikati ispat eder. Ebu Muhammed Abdullah Bağanasi adında salih bir adam vardı. Peygamberimizin (s.v) naaşını kaçırıp. Kaybolan mallarını yerini rüyasında kendisine söylerlerdi. Halbuki doğduğu günden itibaren rüyasında gülmeye başlar. Nitekim.a.. Paranı yedinci tahtada. Peygamberimizin (s. yedi dinar emanet bırakmıştı.a. falanın vasiyet etmeden öldüğünü. zaman ve mekâna bağlıdır. A'raf suresinin 54. Sorguları neticesinde ise. Ayrıca nice kimseler vardır ki. o da Allah'a dua edip yatar. sayısının 85. orada bulundu.gitmişim. türbeye doğru bir yeraltı geçidi açmaya çalışmış olduklarını gördü. asıl kişiliğimizdir. Kendilerini tutuklayıp kaldıkları eve gidince. "Kayravan'da. Kur'an-ı Kerim'e göre "ruh" ise şöyledir: Yahudiler. Bunun üzerine Allahu Tealâ İsrâ suresinin 95. bir kimse gördüm. Ertesi gün Ebu Muhammed ona dedi ki: — Ölen hanım sana: "Evimin tavanında yedi tahta vardır. sayfasında müthiş bir rüyadan bahsediliyor: Suriye atabeylerinden Nureddin Mahmud Zengi'ye. Emri yerine getirildiyse de bunlar arasında rüyada kendisine gösterilen üç kişi yoktu. hemen Medine'ye giderek ihsanda bulunmak bahanesiyle bütün halkın önünden geçmesini istedi. ölen kimse rüyasında kendisine gösterilir ve ondan malın yerini öğrenirdi. iyi bir kadın ölmüştü.Süleyman Ateş. bize.Abdullah Aymaz. Muhammed (s. Emaneti bırakan kadın. Madde olan beden. iç dünyamızdaki "Ben" (ruh). yaratmak ve emretmek Ona mahsustur" . görünmeden söylediğini farkederiz. İslâm'a sarılmasına uykuda gördüğü rüya sebep olmuştur. bir kumaş parçası içinde bulacaksın" diyor. İşte bu spiker.v) dedesi Abdülmuttalib de gördüğü rüya ile Zemzem kuyusunu ve oradaki hazineyi bulmuştu. İnsanlar ona gelirler. Orası filan şehirmiş. ayetinde: "Haberin olsun ki. (252) Ruhun varlığına inanmak isteyene bu kadar delil yeter de artar bile. gayelerinin. (251) İnsan ve İnsan Üstü . ona. zühd ve takvasına.. bu bilgiyi.v) görünmüş. Ebu Muhammed Abdullah'a gelip durumu anlattı ve ölen kadının adını verdi. Başka bir kadın. de ki: Ruh Rabb'inin emrindedir ve size bu hususta az bilgi verilmiştir" buyurmuştur. Hemen onları getirtti ve bakar bakmaz aradığı kimseler olduklarını anladı.

Gelelim ruhun diğer dört vasfına. dünyaya ait hükümler bedenler üzerine tereddüm etmiştir. Niçin İslâm'da kızlar hor görülüyor? 6) Ezan Türkçe okunsa olmaz mı diyorum? Ben Türküm. Bilindiği gibi ana rahmindeki çocuk üçbuçuk-dört aylık olmadan kımıldamaz. Dini bu konuda çok dar görüyorum. Eskiden kızla erke . Fakat. (252) Ruhun Varlığının İlmi İspatı . (253) Kısaca şunu söyleyebiliriz ki. SORULAR 1) Allah'ın varlığını ispat eder misiniz? 2) Dinlerin sahibi madem ki Allah. Ruhlar. BİR MEKTUP Sevgili hocam. ruh da Allah'ın mahlukudur (yaratığıdır). 6 ay gündüz oluyor. Böylece her ikisinin birbirine muhtaç olduğunu fakat mahiyetlerinin de ayrı olduğunu ifade ediyorlar. nefret etme vs. aksi takdirde nasıl sorabilirim? Ayrıca tartıştığımız "Din-Devlet" işi de beynimi çok meşgul etti. o da yanıt vermedi. "Bana sorunlarınız yazın" demiştiniz. niçin Türkçe okunmuyor ezanlar? Bana ne Arapça'dan. ruhun cesede taallukudur. birbirini görmeden evlenirlermiş. felsefe hocamıza sormuştum. o halde Hıristiyanlık niçin din kabul edilmiyor? 3) Annemle babam anlatıyorlar. Böyle soru sorduğum için bana kızmayın. Merhaba. Beşincisi de. Siz zorladınız beni. Kızlar. 7) İslâm'da. Çünkü kımıldatan. gibi). Siz ısrar etmiştiniz. kadın evlendikten sonra erkeğin kölesi oluyor. size soracağım aşağıdaki sorularımı. Orada bulunan insanlar nasıl ibadet edecekler? 5) Eskiden kızlara önem verilmezmiş. 4) Kutuplarda 6 ay gece. Zahmet olmazsa.İmam-ı Âzam. (254) Fıkhı Ekber . İslâm âlimleri. Geçen yıl namaza başlamıştı. İkincisi. Her ne kadar ruh ölüm sebebiyle bedenden ayrılsa da tamamen ilgisini kesmez. Korkarım cevap veremeyince. Niçin İslâm'da bu kadar bağnazlık yar? Anlayamadım. bütün sorularımı kaleme aldım. Kabir hayatındaki hükümler de ruhun üzerine tereddüm eder. sevme. Ankara Demetevler'de. ruhtur. maddeden ayrı bir mahiyeti vardır ve emir âlemindedir. Hocam. erkekler diye bir ayırım yapılmıyor. inanın. O konuda da bana bir kitap verecektiniz.Abdullah Aymaz. dünyaya geldikten sonraki ilgisi (tanıma. Bu tür adaletsizlikler İslâm'dan çıkarılsa diyorum. belki de cevap vermekte zorluk çekeceksiniz. Dördüncüsü. Bedenin sevk ve idaresi ruhun elindedir. Sizden sonra düşündüm. Birbirlerini iyice tanımadan evlenenler boşanmaya itiliyorlar. Bence flört etmeden evlenmek demek. Belki sizi sıkacak. evlenmeden önce boşanmak demektir. Şimdi uygar dünyada yaşıyoruz. onu da rica edeyim. Bana bu tutucu kural çok saçma geliyor.buyurulmaktadır. bir eczane'de tanışmıştık. Aynı sorulan size de soracağım. Bedenler ise ruhlara tâbidir. Fakat. Onun için de bedende âmir (emredici) durumundadır. insanı hareket ettiren can değil. Umarım beni tanıdınız. (254) (253) FıkhıEkber -İmam-ıÂzam. Yukarıdaki ayetlerin ışığında. uyku halinde bedenle olan ilgisi. hem de bedenlerin üzerine tereddüm eder. benim sorularımdan sonra namaz da kılmıyormuş. Ruhun bedene zıt olarak beş özelliği vardır. haşir-neşire ait hükümler hem ruhların. ben de yazıyorum.. sizin de inancınızda sarsılmalar olur. ruhu da dizginleri elinde bulunan süvariye benzetirler. kıyamet gününde ruhun beden ile birleşmesidir. Biri ana rahminde ruhun cenine taallukudur. Öldükten sonraki kıyamet. dünyada bedenlere tâbidir. bedeni ata. Hatırlarsanız. Uykuda ruhun bir yönden bedenle ilgisi vardır. Bir başka yönden de alâkasını keser. Siz ne dersiniz? . Bu ayetten anlaşıldığı gibi. Cevabını tüm içtenliğimle bekleyeceğim. sorumlusu sizsiniz. Bir de hacı dayım vardı.. üçüncüsü.

bugün Yahudi teşkilatının yaygın olduğu her yerde İslâm dini yanlış tanıtılmıştır. "Din. Ben namaz kılmıyorum. bir dost ve bir arkadaş olarak da tavsiyelerime az da olsa önem vermeni istirham edeceğim. Cevap: Önce "Din nedir?" sorusuna cevap arayalım. Öğrendiğim kadarıyla bizim geri kalmamıza hocalar sebep olmuş. Almanya'da başka mı? 13) Amerika aya çıktı.8) Şu namaz konusu. bence saçma bir inanış. onların saadete erişmelerine delalet (isabet) eden yaradılışlarındaki gaye ve hedefi. c) Şartlar ne olursa osun. ne kadar hasta olursan ol. (254-a) Kitapta. Allah'a karşı mahcubiyet hissetmenı. Bu ne demek canım? Din dindir. Ne söylese beğenersiniz? "Türkiye'de İslâm dini çok yanlış ve çok değişik tanıtılıyor. mesuliyet altına girmeni. Niçin İslâm âlimleri ilerlemeye karşı çıkıyor? Çok soru sordum değil mi ablacağım. Bu sorunun cevabı verilmiştir. Aslında daha çok sorum var. 1) Soru: "Allah'ın varlığını isbat eder misiniz?" diyorsunuz. Fakat bu kadarını yeterli görüyorum. mektuba yazılan cevaba ilaveler yapılmıştır. bunun doğru olduğuna inanıyor musunuz? 10) Kadınların kıskançlığı malum. Biz yaya kaldık. Şimdi sorularınıza geçiyorum. Kalbim pis değil ki. Dört kadınlı evliliğe nasıl müsaade ediliyor? 11) Kur'an-ı Kerim'in mealini okudum. Sorularının her biri kitaplık bir konu. ŞENAY MERAL Demetevler/ANKAEA ŞENAY MERAL'E CEVAP (254-a) Allah'ın kulu Emine'den. kime kızarsan kız.. 2) Soru: "Din nedir ve dinlerin sahibi mademki Allah.. b) Sabırlı ve samimi olmanı. Bir kardeş. Bunu unutma" dedi. (amin) Bak kardeşim! Şunu asla unutmayasın ki. İnsanlara saadet yollarını gösterir. niçin namaz kılayım? 9) Bazı aileler kızlarını çalıştırmıyorlar. Bu kitap nasıl oluyor da Allah'tan geliyor? 12) Geçenlerde ağabeyim Almanya'dan geldi. Fakat en ufak birşey anlamadım. Allah tarafından vaz olunmuş bir kanundur. Allah'a ne suretle ibadet edileceğini bildirir. (255) .. Ben kısa kısa cevap vermeye çalışacağım. Cevabını bekler. o halde Hristiyanlık niçin kabul edilmiyor?" diyorsunuz. Göndermiş olduğun 13 sorulu mektubu aldım. İslâm'a talip olan ŞENAY'a! Bismihi Tealâ. Üç tavsiyem: a) İlk olarak ilim yapmanı. Kardeşim Şenay!. Türkiye'de din başka. Siz. Allah senden ne istemişse onu yapmanı. ilim yaparken de asla ehli olmayandan hiçbir şey sormamanı. Türkiye hatta dünya gençliğini o mektubun içinde görür gibi oldum. Eğer Allah'ın emirlerinden yapamadıkların olursa. Bu katkıyı reddetmek.. çalışmalarında başarılar dilerim. ama benim kalbim namaz kılanlarınkinden daha temiz. Allah tesirini nasip etsin. ne kadar fakir olursan ol. Sana üç tavsiyede bulunacağım. Halbuki kadınların çalışması Türk ekonomisine katkı sağlıyor.

Hayvan bulunduğu anı yaşar.. ne kadar derin hikmetlere dayanırsa lüzumu da o nisbette artar. insan canavar. Bir zamanlar. Hamdi Akseki. Biz. Bugün. İşte Allah Teala da bunu yapmış ve insanların fıtratını gözeterek.g. İnsanın yaratılıp da. Batı devletleri insanlık yönünden çökmüş. Gecekonduyu saray gören bir insan. Bir elbiseyi bulamayan. Bikini giyince "üstü olmasın" der. en güzel yaşama kanununu da Allah koyar.e. Misaller saymakla bitmez. gecekondu bulunca o gecekonduyu tavuk kümesi görür. birini şair. cemiyetin nizamı (düzenleyicisi) olma bakımından. beşeriyete (insanlara) lazım bir müessesedir. altı da çıkarma arzusu içini sarar. İtikat ve Ahlâk . (257) a. birini becerikli. birini yalancı. "İnsan melek. Bu ilerleme onları mesut etmemiş. . yönetim şekli ve kanunlar koyduğu Kur'an'ı göndermiş. Onu çıkarınca." (255) İslâm Dini. insan çiyan. kötü itiyatlarla. Buna da müslümanlardan başkası tâbi olmaz. İyiyi kötüden. din mutlaka olmalı. İnsan hayvanlık haddini de aşabilir. Hayvanlar birbirlerinin yanında çıplaktırlar ve birbirlerine cinsî yönden bir arzu duymazlar. insanlarda fıtrî bir hal vardır. çevresi uğruna dinin esaslarının çiğnen mesi) hatta binlerce müslümanın büsbütün yok olabileceği de şüphe götürmez bir gerçektir. Birkaç misal verelim. insan bir su misali. medeniyetlerini "şehvet" merkezli yaşantılarıyla iyice çökertirler. birini cellat ruhlu.g. Bilmez ki içinde bir nefescik canı var" mısraları bilinerek söylenmiştir. (258) Okuyucudan özür dilerim. Birbirlerinin yanında çıplak duran insanlar birbirlerine karşı çekiciliği. insanları daha güzel tanıtsın ve reçeteyi ona göre sunsun. insanların bugünkü olgun düşüncesine göre yorum yapıyoruz. daha değişik hayat aramaz. Evet. İnsanı da ancak en güzel şekli ile Allah tanır. düzen koyucu. insan bulunmadığı anı aklına takar. Çünkü. O halde. özlemi kaybedince başka haramlara dönerler. gençliği bunalım girdabından çıkaramamıştır. İnsanlar bir yere kadar.A."Din. Tabi olmayınca. birini melek kadar saf. Demek oluyor ki din. hayrı şerden ayırdedebilmesi fıtratından gelir. yarın insan yediğini de rahatça görmek mümkün olacaktır. birini politikacı. (256) Fakat vicdan dediğimiz bu yapı. Ve demek oluyor ki. Bir Amerikalı Prof. bulduktan sonra. takdim ve terbiye ve tekamül edeceği (değişeceği) gibi. VİCDAN DİNİN YERİNİ TUTABİLİR Mİ? Bazı filozoflar vicdanın dinî vazife yapabileceğini söylüyorlar. bikini (258) özlemini çeker. daha iyisini bulunca onu paspas yapar. hayvan yaşadığı hayatı kötü görüp. zannediyorum gazetenin birinde okumuştum. birini hiç yalan konuşmayan. İnsan her bulduğu güzel hayatın üstünde bir hayat arar. Bugün plajlarda üstün çıkarıldığı gibi. nefsi başka bir sapıklığa doğru yola çıkar. Zamanında kadın bulamayan bir erkek. fena muhitlerin kötü telkinleriyle körleşmeği (bugünkü gibi. teknoloji yönünden de ilerlemiştir.e. Denize mayosu ile giren kadın. hayvan dahi olmazlar. birini de beceriksiz yapayım. Hayvanda bu duygu yoktur. aşırı hallerden uzak tutucu. Bu müessese ne kadar derin temellere. Ve bu çocukların hangisinin ne olmasını istiyorsanız siz tayin edin" diyordu. Onlardan birini katil. şöyle diyordu: "Bana küçükyaşlarda on çocuk verin. yarın. nasıl hareket edeceğinin bildirilmemesi mümkün mü? Denize çıplak girecek kadar hayvanlaşanların. (257) Buradan da anlıyoruz ki.. kendini tanımayan insanoğluna kendisini tanıtıcıdır. (256) a. başka kadın özlemi çeker. Ancak mevsimlerini beklerler. Onu da yapınca. Bu doğru değildir. Ve bu oluş insanları yaratandan gelmeli ki. birini yankesici. Ne kadar ilginç! Demek ki bir insan herşey olabilir.

Karı koca Rizeli imiş. devamlı olarak beni bir yere davet ediyordu. Adam yeni hanımın alıp. Bizim köylüler Yehova Şahidi denilen hıristiyanlardan oluyorlar. Onlara gün verdik. Kısacası vicdan. Allah'ın kurduğu din olmalı. peyderpey göndermiştir. Köyde kızın biri de. Konuyu enine boyuna araştırdım ki. Bu insan da vicdan taşıyor ama. Şunu söylemek mümkün: Allah gönderdiği her emri. "Biz şöyle biraz gezelim" diyerek.. Hanımın birine rastlamıştım. Kadın sabaha kadar ağlıyormuş. vicdanını sevdiği kişinin aleyhinde çalıştırıyor. Acaba diyordum. Hristiyan olmuş eski müslümanların evine gittik. Halbuki Kur'an-ı Kerimde şöyle buyurulur: "Allah katında tek din İslâm'dır. Bazen kişilerden duyuyoruz: "Efendim" diyor. evlenmişler. beni tahrik etti. acıma duygusu. nüfus kağıdı müslümanı.. bu konuda tamamen tatmin olacaksınız. Hüngür hüngür ağlıyordu. Kenan Çığman'ın İNANÇLAR isimli kitabını alınız. kocasına yalvarmış. akıl. Mücahidemiz iyice sinirlenmiş. Bu akış ancak din ile yönlendirilebilir." Bu sözlere karşı en büyük delil de ufak bir şefkatsizlikten. "Benim çektiğim acı bana yeter ne olur? Gözümün önünde onunla çok sık ilgilenme" demiş. oldukça geniş olarak açıklanması gereken bir konudur. Din insanın meşalesidir. ginç sorular soruyorlarmış. Bir gün bana "Çok ayıp ediyorsunuz ama. Yeryüzünde yaşama. Yaklaşık iki yıldır bir mücahide kardeşim. Benim vicdanım dindir. Çok il. ömrümde öyle ağlayan insan görmedim diyebilirim." (259) "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa. cumartesi akşamı. Çünkü. Yalnız din insanların kurduğu din değil. Ancak bunu da kısaca özetlemek mecburiyetinde kalacağım. ne olursa olsun varırım" demiş. Geçen yıl Ankara'daydım. Allah emirleri kısım kısım göndermiş. Öyle bir ağlamak ki. çocukları olmuyormuş. Adam yine aldırmamış. Fakat. "Erkek şehirde otursun da. Din Allah'ın lütfudur. Söz buraya kadar gelmişken çok önemli bir tartışmayı nakledeyim. Başka müslümanları da Hıristiyan yapmak için çalışıyorlarmış. kocasının evlenecek olmasıymış.. Çok da mütevazi imişler vs. hanımını Hıristiyan yapmışlar. Ağlayanı düşünmüyor. Buyurun. Allah.. vs. Din bunalımlı dünyanın kurtarıcısıdır. Ve Dr. Fakat biz bu kadarla yetinelim. vs. ufak bir suçtan müteessir olanlara karşılık ana babasını boğan ve hatta diri diri evlatlarını gömen insanların halidir. amcasını. göz. sinsice çalışan Hristiyanlar. (Amin) Neyse. Doğrusu heyecanlandım. babasıyla beraber beni o tartışacağımız eve götürdü.. Meğer derdi. Bundan dolayı kocası köye gitmiş.. cümlemizi kâfirlerin şerrinden korusun.. Ben ve eşim. İslâm dinine de hakaretler had safhadaymış. yeni bir emir gelince öncekinin hükmünü kaldırmıştır.kıvrım kıvrım akar. işçisine asgarî ücret veren de vicdan taşıyor. Köpeğine altın tasma takan da vicdan taşıyor. ne hikmetse bir türlü gidemiyordum. Hıristiyan yaparlar. Muhterem kardeşim! "Din nedir?" sorusuna bu bir cevap değil de bir giriş olabilir ancak. ondan başka bir din asla kabul olunmaz. "Ben Din-min tanımam. o halde Hıristiyanlık dinini niçin kabul etmiyor?" sorusunun cevabına: Bu konu. tam manasıyla Müslüman olanı hiç kimse dininden döndüremez. ahirette de cennet veya cehenneme girme kanunudur. Onlar nasıl çalışıyorlar bir bilseniz" diyerek. Hz. Din sadece ve sadece Allah'ın kanunudur. Eşim de o gün. Ancak. (260)Al-İmran:85.. 15 yıllık evlilermiş. ya Rabbi) Eski Müslüman dedikse.. çekip gidiyorlarmış. Allah'ın emriydi." (260) (259)Al-İmran:19. Neticede olan olmuş. Gelelim "Madem ki dinlerin sahibi Allah. Ne müslümanlığı belli ne hıristiyanlığı belli olan cinsleri. Adem'den günümüze kadar her gelen emir. o gün akşamı mücahidemiz geldi. (Ne kadar acı birşey. Bunların hepsinin.. Kadın sonunda dert sahibi olmuş.. İş burada da bitmiyor. doğru hareket etmesi için din gereklidir. Diyanet Yayınlarından.. Yehova Şahitleri isimli kitaptan şöyle bir paragraf okumuştu: "Yehovalar . sahiden ben bir hıristiyanla mı karşı karşıya geleceğim? Acaba bizi nasıl karşılayacaklar? Sorularım birbirini kovalıyordu.

. Çünkü. Siz de şimdi karşı olduğu-302 nuz o dinde değilsiniz. "Niçin öğrenmedin?" dedi. gayet sessiz konuşurlar. — Biz de: — Biz kadın-erkek beraber oturamayız. Çok. Hem gidiyor. hem de taktiklerini düşünüyordum. nasıl şu Kur'an'ı terk ettin?" diyordum. Biraz. konuşmasından Rizeli olduğu belli olan bir kadın bizi içeriye davet etti. Kadın gayet mütevazi bir şekilde: — Buyurun salona oturun. Ruhu değişmişti. biziz. yeteri kadar öğrenemedim. Merdivenleri. Nihayet eve geldik. kızmazlar. İslâm dinini biliyor muydun ki. Sorduğum soruya cevap veremezse "Ben söylemiştim ya. Soruyu tekrar etti. Sonra da akıl hocalarından birini çağıracaktı. Uzanıp İncil'i aldım. dedim. "Nereden öğrendin?" dedim. ama çok üzgündüm. Ben de kütüphaneye göz atayım.. Erkeklerden önce kapının zilini çaldık. Hıristiyan taktiği vardı ortada. İslâm bir denizdir. bilgim azdır" diyecekti. şimdi ellerin olarak görecektim. "Açıklamalı İncil'i' okuyun. — Canım böyle saçmalık mı olur? İşte ben buna karşıyım. Biliyormuş havalarına girmedi. Başka yer yok mu? dedik. Karşı tarafın inancına önceleri hakaret etmezler" diyordu. İncil. dedim. "Durun" dedi "Müsaadenizle ben mutfağa gideyim. İnancımıza aykırıdır. Ben kendi dinimin kitabını öğrenememişim ki İncil'i öğreneyim. Çünkü. Biz karşı değiliz ki. 2 — Hadis ilmi. beni soracağı sorulara hazırlıyordu. beğenmeyip onu bıraktın ve Hıristiyan oldun?" Büyük bir rahatlıkla.çok yumuşaktır. oturduk. Böylece. Kalbim duracakmış gibi heyecanlıyken birden kapı açıldı ve uzun boylu. Gözlerinin içine baktım kadının. yanında da Kur'an-ı Kerim meali olduğunu gördüm. gözümün yaşları içime akıyordu. Dedim ama kadının bana kızacağını zannediyordum." O kalktı gitti. Çünkü. "Hayır" dedi. rica ederim. böylece ödeşiyoruz. güler yüzlü. "Ne münasebet. "Ben küçükken sübyan mektebine gitmiştim" dedi. bu demektir ki Hıristiyanlığı bilmiyorsun. Bir taraftan da İncil'i karıştırıyordum. Bir de Kur'an'ı yüzünden okumak. ruh anlardı. "tabiî biliyordum" dedi. ben dinimi 8-10 yılda bitiremem ki. hâlâ inanamıyordum. ben niçin dinden çıkayım? Elhamdülillah ben de müslümanın" demesini bekliyordum. İslâm'ı bilmek başka birşeydir. Bizim adımıza rahatsız olmayınız. daha doğrusu öyle hayal ediyordum. Bir kere daha şaşırdım. "Benim dinimi beğenmeyen bir insan. "Sen nasıl peygamberini bırakırsın. Sustum. Eskiden bizim olan bir insanı. Zaten uygulayan da siz değilsiniz. "Peki İncil'i bilmiyorsun. "Elbette var" dedi ve bizi sol koldaki odaya aldı. "Siz İncil'i öğrendiniz mi?" dedim. Onyedi yaşımdan bugüne kadar dinimi öğrenme safhasına girdimse de. Bir çocuk okuyup yazmasını beş yılda öğreniyor. Tam bu arada kadın geldi ve "O İncil'den anlayamazsınız" dedi. Kütüphaneye baktığımda. sinirlenmezler. Ama beni anlayamıyordu. "Onyedi yaşıma kadar kâfirin tuzaklarında dinimi bulamadım. Getireyim mi?" Kalbim bir hoş olmuştu. hoşbeşten sonra. Kadının halleri de sanki hiç kötü iş yapmamış gibiydi. Kapıdan girişte bir salon ve sol kolda da bir oda vardı. — Siz tabi karşısınız. İlk sözü şu oldu: — Niçin kadın-erkek beraber oturmuyorsunuz? — Allah'ın emri olduğu için. Denizi bir bardağa sokmak mümkün mü?" dedim. — İyi ama sübyan mektebinde ezber dua öğrenilir. nasıl olabilir?" diyordum. çıkarken sanki düşecekmişim gibi sağa sola yalpa yapıyordum. dedi. akıl anlardı. . İslâm ilimleri başlıca üç kısma ayrılır: 1 — Kur'an ilmi. Bunları bilmek başka birşey.

. ben de güya şöyle söyleyeceğim: "Hıımmmm. Yehova Şahitleri ismini alanlarda daha fazla. Mastar bir kelime idi ve manası. Tabi üzüntümün haddi hesabı da yoktu.. Zannediyorum bu taktik. Orada müslümanlar ve o kadının akrabaları da vardı. "Kur'an'a inanıyoruz" diyorlar. "Ben müslümanım kardeşim" dedim. Daha doğrusu düşündürüldüm. Kur'an okumasını öğrenmiş. onların fikirlerine göre devamlı onları dinleyeceğim. Kadın gayet kendinden emin bir şekilde "Hayır' dedi. Halbuki bu istek sorumuzun cevabı olmuyor.. sizi tebrik ederim. Ben de Allah'a teslimim.. ya hı-ristiyandır. İf al babından geliyordu. Kur'an ilmi de iki kısımdır: 1 — İlm-i kıraat.. Nasıl anlatayım? Benim ve eşimin bu konularda biraz bilgimiz olmasaydı. İslâm ne demek? — Müslümanlığı kabul eden demek. "Ben de Allah'ı seviyorum". fikrinize saygım var. Bir ara sessizlik oldu. "Ben de müslümanım. Zaten en önemli taktikleri. ikide birde "Ben size saygı duyuyorum.. kadın bana bakıyordu. ben de İslâm'ım" dedi. — Olur mu canım? Bir insan ya müslümandır. öylesine karıştırıyordum. Kadın.. Allah'a teslim olmak demektir. böylece karşı tarafı ne diyeceği hususunda şaşırtmak. "Hani biraz önce Kur'an'a inandığınızı söylüyordunuz? Şimdi tamamen değişik konuşuyorsunuz.. Ben de Arapça manasını düşündüm. — Hani hıristiyandınız? — Evet. Yine hıristiyanım. Müslüman gittiğimiz yerden. Hristiyan olduğu için de vicdanını susturuyordu. her Kur'an'ı öğrenen kişi de "Ben İslâm'ı öğrendim" deyip.. şimdiki dinini muazzam taktiklerle koruyordu. Yani bilgisi olmayan insanları mantığa hitap eden soruları ve sakin tartışmaları. Böylece de insiyatifi ellerine geçirecekler. koltuğa oturdum. Bir taraftan.. yani Kur'an'ın okunmasına ait olan ilim. Güya ben de fazla soru sormadan onu dinlemem gerektiğini zannedip. "Ben de müslümanım". Hıristiyan olarak dönebilirdik. Oda: — Tamam işte bak. Dün müslümanken. dini hakkında hiçbir şey bilmezken. Siz her ikisi birden nasıl oluyorsunuz? — Ne var canım. 2 — İlm-i tefsir.. Şaşkın şaşkın sordum: — Ne!. Sen İslâm mısın? 304 — Eveeeet. yani Kur'an'ın manalarına ait ilimler. teslim olmaktı.." "Aksini ispat edin" diyorlar. öbür taraftan "Kur'an Muhammed'in yalanı" diyorlar... Bir mesele için. O kadar ki "İslâmım" diyerek. Hepimiz heyecanlıydık. Sonra konuşmaya başladık. Dinlemesini biliyorsunuz" gibi sözleriyle zihin karışıklığına itiyorlar. Kur'an ilminin ancak okuma yönü ele alınmış. Sonra İncil'i aldım. Ben kadına bakıyordum.. Ne garip tecellidir ki Türkiye'de. İşte adı geçen Hıristiyan kadın da. Hepimiz şaşırmıştık. çıkmış işin içinden. karşıdaki kişiyi etkisi altına alıyordu. İncil elimdeydi.3 — Fıkıh ilmi. Kadına dönerek: — İslâm demek. . Soruyorsunuz.. Şimdi İslâm'ı bildiğini iddia ediyor. Kadının taktiğine hayret etmiştim. çok haklısınız. "Ben de Kur'an'a inanıyorum" gibi sözlerle karşı tarafı etkisi altına almak. Ustaca konulara girerek onlara sorduğumuz "Hani biraz önce Kur'an'a inandığınızı söylüyordunuz" sorusunu örtbas ediyorlar. dedim..

yukarıda belirttiğim gibi kötü bir dönüşümüz olurdu. bana verdiği iyimser notu düşürmesin. Görüyorsunuz değil mi? Dinini bilmeyenlere nasıl oyun oynuyorlar? Hangisini anlatayım? Tezgahları mükemmel kurulmuş.. asla yabancı isim bulunmaz. . insanoğlu puta da tapar. Kadın çay getirdi. hiç imkan var mıydı bu duruma düşmelerine? Çaylarımızı içerken (börek yemedik." Bu kadın ve bunun gibileri İslâm'ı bilselerdi. dedi. İslâm'ın emirlerini küçümseyen herkes önce bu soruyu soruyor? Sanki. Manasını bilemeyince "Bunun manası mukaddes kitabı oku demektir" demişler ve bir kitap hediye etmişler. — Olmaz olur mu? Müslümanlıkta." İlginç taktiklerinden birini bir kardeşim anlattı. şu İslâmî hüküm geldi aklıma. Demek ki domuz eti yiyecek kadar hıristiyanlığa ısınamadı. İslâm'dan ne kötülük gördünüz de.demek ki dinlemesini biliyormuşum. — Sevinmiştim. "Ben müslümanlığımı asla kimseye vermem" diyenler de. ona ayet okumuşlar. Yalnız bilmeseydik. niçin değiştirmediniz? — İsmin hiç önemi yok bence. Cevabı ise: — Domuz etini nerede bulayım? oldu. dedim ve sordum: — Niçin saçma buldun? — Niçin olacak? Kapanmış ama kalbi pis ne işe yarar? — Biz kalbi pis olsun demiyoruz ki. ineğe de (İndra Gandi gibi) ve insanoğlunun en zalim insanı olur. hem de sormadan edemedim: — Afedersiniz kardeş! (Adem a. isminiz Müslüman ismi. Aman Allah'ım. bir Müslüman. "Sizin için yaptım" dedi. O da. Kitap da kendi kitapları ve adı da Mukaddes Kitap. "Örtünün" emrinin altında. Hıristiyan isimleri takmaya cevaz verilmemiştir. beğenmiyor İslâm'ın kapanma emrini. "Dinî eğitim olmazsa. Hakikaten Müslüman olanlarda. hem de kalbi temiz olsun. "evet" deyince. Dönelim tartışmalara. Bir sürü de börek çörek yapmış. Eski din kardeşimin ağzına bakıyordum.. Önce kardeşimizin yanına gidip. "Kötülük görmedim.. Hıristiyan oldunuz? Biraz düşündü. sordukları soruların cevabını bildiğimiz için bize o sorular hiç gibi geldi. şüpheli olduğu için) sordum: — Ayşe kardeş.s ile Havva anamızdan geldiğimiz için kardeş dedim) Bu böreklerde domuz eti var mı? Şöyle bir durakladı: — Yoooo. ama bazı kurallarını saçma buluyorum. Hem verdiği çayı ve böreği aldım.. — Ayşe kardeş. Ne hikmettir anlamadım.nasıl böyle olabilir? Sonra. "Örtünün ve de kalbiniz pis olsun" hükmü varmış gibi. Biz. O halde hiç soru sormayayım da. Hem kapansın." — Meselâ hangi kuralını? — Meselâ kapanmayı! Kendi kendime yine senin saçma bulman birşey değil. — Peki Müslümanların hepsi müslüman ismi mi taşıyorlar ki? Kendi kendime: "Kaç Müslüman var ki?" dedim.. Niçin yemediklerini sordum. "Sen Müslüman mısın?" demişler. "Ben domuz eti yiyemem" desin istiyordum.

dedi. cehennem de bu dünyada" dedi. Zaten soru içinden soru çıkıyordu. Kadın şaşkın olup bitenlerden birşey anlamıyor. Genç kadın da: "Elbette ne demek şöyle buyurun" diyerek kadına yatak odasında seccade sermiş. kadın erkeğe. saçların kapanmasına lüzum görülmezdi. İşte İslâm bu düzeni kurmuş. Akşam olmuş. kocası ise hiç laf dinlemiyormuş. Genç gelin bütün bu olanları şaşkınlıkla izliyor. genç delikanlı ona dönerek "Afedersiniz beyefendi. Sonra. Bu arada erkekler de dışarıda tartışıyorlardı. onlara da ceza sahası bulunmaz. on dakikada kılarım" demiş. — Hayır yanlış değil. Sonra söyler misiniz? Diyelim ki sizin kalbiniz temiz. Kur'an'ı getirdiler.. tam tersinin Kur'an'da olduğunu söyledi. yaşlı ve örtülü bir hanım yalvararak "Yavrum ne olur Allah rızası için bana namaz kılacak bir yer ver. Adam "Seni boşu yorum. Şunu unutmayın ki.... gayet alçak sesle konuşuyorlardı. yastığın altına bakıyor ve gerçekten de bir saat buluyor. Öyle düzen kurmak lazım ki. tavuk kümesi kadar yer kalmaz. Ben itiraz . aksini izah ettim. Kadının kocası kapıyı açmış. Cennet de. birkaç gün önce olan vahim bir olayı anlattım: — Bak sana bir olayı anlatayım. Kadın çırpınmış. size bakacak olan erkeğin de kalbi temiz mi? — Onun kalbinden bana ne? — Bana ne olur mu? Karşındaki kişiyi zarara sokuyorsun. burada bir saatim kalmıştı da onu almaya geldim. Cehennemlik olanlar da yaşadı demektir.. Gayet rahat. Kadın haklarına da saygılı. Eğer öyle olsaydı kalbin kapanılması emredilir. gelin hanımın kocası gelmiş. cennetlik insanlara değil cennet kadar büyük yer. Kadın ağlayarak yalvarmış.edince de "Çocuk gönderip o halde Kur'an getirteyim" dedi. Ben de ona. Bana bunu nasıl yaparsın? Anlamadım. (Bunların Yehova misyonerleri olduğunu zannediyorum). Yani özenir. Bizim bir teyzemiz var. mantığım da almıyor. . Yine gayet sakin bir şekilde sordu: — Allah nasıl yakacak kullarını? — Nasıl mükâfat veriyorsa. abdesti namazı terk edene niçin cehennem vermesin? — Ben kabul etmiyorum." Ev sahibi şaşırarak — Yanlış geldiniz beyefendi.. isterseniz gidin bakın. Namaz. erkek kadına fıtraten meyleder. Ben de: "Bu kadar gelmiş. bir yabancı erkeğin bir yabancı kadına özen duyması engellensin. Allahu Teala'nın mükâfatı da. manasız birşeyler söylediler. Sonra başka konulara girdik. "Cehennem var mı?" dedi. Adam şok olmuş. Sorumun. (Bu konu teferruat ister) . Şok olmuş hali ile "Ben ne yapmışım?" diyor. Ve kadın orada aklını oynatıyor. "Ne olur bana kıyma. Yeni gelen kadın beni inceledi. Böylece de adalet nasıl yerini bulur" dedim. Onun evinin alt katına yeni bir gelin gelmiş. yatak odasına giriyor. cezası da büyüktür. genç kadın kapıyı açıyor. aradan yarım saat geçmiş kapıya bir delikanlı gelmiş. abdest için cennet verecek olan Allah. Resmen metresini gördüm" demiş. Kalbin pisliği örtülecekse ki.. Onun yerine başın kapatılması yersiz olurdu. Kadın şimdi tımarhanedeymiş. geçmiş ve de gelecek olan insanların hepsinin cezası bu dünyada olursa. teşekkür ederek oradan ayrılmış. Adam saati sahibine veriyor. karısına dönerek: "Seni boşuyorum" diyor.— Canım kalbim temiz olduktan sonra niçin kapanayım? — Kalbin pis olduğundan dolayı gelmedi ki örtünme emri. yatak odasında beyaz yastığın altında. kadın namazını kılmış. ben o adamı tanımıyorum" demiş. Ne sormuştum bilmiyorum. örtülmez. Sonradan birileri daha geldi. burası benim evim. Nüzul sebebine bakmadan. eksik.. Birgün gelinin kapısı çalmıyor. "Elbette var" deyince "Olamaz öyle bir şey. Bugün buradaydım.

daha doğrusu inanmak istemiyorsunuz. Kitap veriyorlar. Hak edene cennet veren Allah. Kimbilir. Meseleyi uzatmama gerek yok. Çünkü. canımızın cananı Efendimize söylemedikleri kalmıyor.. cennet de Allah'ın adalet sıfatının tecellisidir. öyle kitaplar ki. Sizin inancınıza göre. Yehovalar Hristiyanların bir koludur. Düşünebiliyor musun? Yalanların haddi hesabı yok. bunu siz de kabul ediyorsunuz. İsa Rabmış. Ziya Kazıcı'nın. Hal böyle olunca da. Bizde her tarafı birden kokmuş. nüfus kütüğünde İslâm olan sonra Hıristiyan olmuş. inanmak istemeyen kişi Rabbul Âlemin'i görse.. Ben de. İslâm'ı da bilmiyorlar.. Soru soruyorlar. Yani. sabah namazını kılmak için tatlı uykusundan olacak. cevabını dinlemeden ikinci soruya geçiyorlardı. Onların Hristiyanlığı Allah'ın gönderdiği Hristiyanlık olsaydı. Allah'tan gelen bir kitaba insanın sözleri girebiliyor? İnsanın sözlerinin girdiği bir kitap tamamen doğru olabilir mi? Ama Kur'an-ı Kerim'e ise bir harf bile eklenmemiştir. maddesi yoktu. "Madem ki ruhtu. Allah'ın sevgilisine o kadar hakaret edenlerden. İncil'e İsa'nın çarmıha gerilmesinden 53 gün sonra birçok ilaveler yapılıyor. Allah'a itiraz et. Böyle bir kitaba inanmıyor. kadın başını açamayacak. İstersen. İstediği gibi eğlenemeyecek. O deliren kadının yerinde sen olsaydın. siz de bizim dinimizi inceleyin. Bu Yehovalar. çok şeyler kazanmış olacaksın. buraya kadar gelmişken. "Hayal görüyorum" der. Karışık meseleler. HIRİSTİYANLIK isimli eserini oku. o namaz kılmaya gelen kadın koymuş saati. "Dinlerin hepsi Allah'tan gelmedi mi?" diyorsun. Ben de sordum onlara: "İsa (a. şunu bir kere daha tekrar edeyim ki. 26 Temmuz 1931'den itibaren Yehova Şahitleri adı ile kendilerini tanıtmaya başlamışlardır. Allah'ın kabul ettiği bir din olur mu? Allah hangi kitabında "İsa Allah'tır" demiş? Bugünkü Hıristiyanlık ne kadar saçmalıyor. Allah hesap sormaz mı? İşte böyle Meral kardeş. Diğer hıristiyanlar bunlara çok kızmaktadırlar. onların da Müslüman olmaları lazımdı. Muhammed'e küfür eden bir din. Düşün. kullar ayırıyor ilahlarını. YEHOVALAR KİMDİR VE İNANÇLARI NELERDİR? Önceleri Russel'ın tarikatı durumunda iken.s) Rab'dı da ne işi vardı Meryem ananın karnında? Haşa! Rabb'a yakışır mı?" dedim. Hz. Gelelim konunun özüne.. İslâmiyet'in emirleri nefse zor geliyor. Sonra Peygamber Efendimize o kadar çok hakaret ediyorlardı ki. İncil'in içine kendilerine göre birtakım sözler sokmuşlardır ve çok sözleri de kendilerine göre açıklamışladır. yine inanmaz. Eğer o kadın sizin dediğiniz gibi yakılmazsa en büyük adaletsizlik olur. Birkaçını yazmak isterdim. verdikleri kişiye de şöyle söylüyorlar: "Biz sizin dininizi inceleyelim. Bunların tuzakları müslümanlar tarafından bilinmelidir. İsa'dan 1931 sene kadar önce neredeydiler de isimlerini açıklamadılar? .İşin aslı ise. Bilmem. Allah'ın sevgilisi. niçin dinler ayırımı yapılıyor diye. Tabi aynı metod devam ediyordu. soruna cevap verilmiş oldu mu? Tatmin olmadınsa. o kadın da belki bir Hıristiyandı. niçin diğer insanlar gibi dokuz ay ana rahminde kaldı? Yine saçma bir inanış" dedim. Cehennem de. "O ruh" dediler. Şimdi sen tut. Nasıl oluyor da." Kitap veriyorlar dedik. Hz. Hıristiyanlık'ta bunların tam tersi. Allah ayırmıyor kullarını. Bak Meral kardeş. hak edene cehennemi de vermiştir. cehennemi çok güzel görürdün değil mi? Konular uzadıkça uzadı. Göreceksin ki. Hakikaten namaz kılan bir kadın değilmiş. Şimdi o saati oraya koyan kadın yanmasın diyorsun ha. "Balık baştan kokar" derler ya. Yehova'lar hakkında biraz daha bilgi vereyim. Fakat haya ediyorum. Şimdi tutup da "İşte namaz kılanlar" demeyin.

200 tane Yahudilerin tanrılarının ismini koymalarından. İsa'yı ilâh olmaktan çıkarış. Bizde ise Sanrının ismi. Yehova Şahitleri İsa'nın ikinci gelişi için 1914 tarihini öne sürmektedirler. Yehova Şahitleri için ilâh Yehova olmakla beraber. ve eklemelerle ayrı bir akım. 1914-1918-1925-1975 tarihleridir. hükümetlerin sonu olduğunu iddia ettikleri tarihler. Onların nazarında İsa ne Yehova'nın oğlu. göğe gider gitmez mi krallığını kullanmaya başladı (262-a) Yehova . Bu 66 kitap Yehova Şahitlerinin de temel mukaddes kitaplarıdır. Dr. Ama öbür taraftan. 1914'te mi krallığı aldı? O tarihte mi krallığı kullanmaya başladı? Yoksa mezara ve ölüme dirilişiyle bu zaferinden hemen sonra babasının (Hristiyanlığa göre tanrının) sağına. Yahudilerde tanrının ismidir. Hikmet Tanyu. Allah'tır. İşte böylece de zavallı fakir (haşa Allah(!) İsa'ya krallık ehliyeti verdiği halde. Zira vahiy kitabının 1:6-7 cümleleri onu her gözün görebileceğini. Onu yalancılık ve sahtekârlıkla itham ederler. Katolik. Yehova Şahitleri Hıristiyan olduklarını iddia ettikleri halde. İsa Yehova'nın sağında yer almıştır. Bazı Hıristiyan mezhepleri İsa'yı ilâhlaştırırlar ve bilinen teslis (baba-oğul-ruhul kudüs) içinde görürler. Yehova Şahitlerine göre. İsa Mesih'i krallık ehliyetini kullanmak üzere tahta geçen kral yapmıştır! Eğer bu hususta "Allah Hak Olsun" adlı kitabın 17. kendi anlayış çerçeveleri içinde devletlerin ve hükümetlerin sonunun başladığını ilan ettikleri tarihler daima fiyasko ile neticelenmiştir. Yehova Şahitleri teşkilâtı yöneticilerinin düşüncelerini yansıtan yorumlar ve görüşler. İçine sonradan ek yapılan bir kitap. bu çeşit bir saçma iddiayı şaşkınlıkla görürsünüz. O zaman krallık ehliyetini almış olduğu halde kral olabilmek için ta 1914'e kadar beklemeliydi. nasıl. Katolik. İncil'in içine. şu andaki hıristiyanların mukaddes kitabının emirlerine ters inanışlar da taşımaktadırlar. bölümüne ve 13 ve 14.Hıristiyanlığın kutsal kitabı İncil'i kendi yaptıkları yeni tercümede. bunların Yahudiler tarafından Hıristiyanlığı bölmek için kurulan bir mezhep olduğu anlaşılmaktadır. İşte tam o zaman zenginleşen baba. reddederler. Bazı taraflarının yalan yanlış kendilerinden kopya edildiğini söylerler. onun yanında ilâha eşit olmayan fakat aynı zamanda onun oğlu olan insanüstü bir varlık yer almaktadır.Doç. ayrı bir Hıristiyanlık mezhebi şeklinde görünürler. kullar tarafından ek yapılır mı? Demek ki bu kitap eksikmiş ki.(261) İsa'nın kırallığının başladığı ve milletlerin. Hiç mukaddes sayılan bir kitaba. zavallı İsa. (262) Bu da gösteriyor ki. 1917-1928 yılları arasında 148 noktada değişiklik göstermiştir. Yuhanna'da günahkarların bile onu görebileceği anlatılmaktadır. Ortodoks ve Protestanlık da böyledir. şoförlük ehliyetini alır ama parası olmadığı için bir oto satın alamaz ve muayyen parayı kazanıncaya kadar ehliyet cebinde olduğu halde beklemelidir. Bu şekilde bile. Hıristiyanlığın kutsal kitabı. Onları uydurma olarak görürler. 66 kitaptan ibarettir. Yehova Şahitleri bunda da yanılmışlardır. Onların dünyevî krallıklarının kurulduğunu. Nitekim. Bu söyledikleri tarihlerde ne İsa'nın krallığı başladı. ne de bir peygamberdir. paragraflarına bakarsanız. Ortodoks ve bazı Protestanları kızdırmıştır. Yahudiler 39 kitap dışında. Bunların 39'u aynı zamanda Yahudilerin de kutsal kitabıdır. (261) Yehova Şahitleri . Ve onun oğludur. Russel ve tarikatçılarına göre. ta Yehova Şahitleri'nin kurulacakları zamana kadar beklemeliydi. dirildikten sonra hemen kral olmamıştır. ne de diğer hükümetlerin sonu oldu. İsa'nın bu gelişinin maddî gözle değil. Nasıl ki zavallı fakir bir adam. krallığı yürütecek kudrette değildi. Bu defa onun gelişini "Russel Takipçileri" durumunda olan Yehova Şahitlerinin göreceklerini iddia ettiler. hıristiyanlarca eklenen 27 kitabı kutsal saymazlar. metnin içine 200'den fazla Yehova adını katmışlardır. içine 200 tane Yehova eklemişler. her yerde Yahudileri destekleinektedirler. ruhen olacağını ve ruhanî gözle görüleceğini ileri sürdüler. olur da mukaddes kitap olabilir? Yehova. bu konuda Hıristiyanlığın kutsal kitabı ne diyor? Rab İsa. Bundan yaptıkları yorumla.

Onlara göre insan.120-22. beyinsizlik olur mu Allah'ım? Tanrı çarmıha gerecek birini bulamamış da. oğlu İsa'yı. günahsız olan oğlunu mu asmış? Oğlunun acı çekmesine niçin müsaade etmiş? Oğul edinmek isteyen bir tanrı. günahkâr olarak dünyaya geliyor? Yoksa anasının karnında mı suç işledi? Diyelim ki soya çekimle Hz. yani yeni bir suç işlediği halde önceki aslî suçundan bu fidye ile kurtulmuştur. Vahiy 17:14. şeytana uyuş ve Tanrı'ya itaatsizlik yüzünden cennetten suçlu olarak kovulmuş ve bu sebeple ölüme mahkûm olmuştur. onu bütün anlamıyla benimsemişlerdir. Böylece. Tanrının insanların suçunu affetmesi için mutlaka birini mi çarmıha germesi lâzımdı? Bütün insanları affettim demekle. İnsan kendi gücü ile bu suçtan kurtulamaz. İncillerinde cennet inancı olduğu ve orada evlilik. Müslümanlara inançlarını aşılamak isteyen Yehova Şahitleri. Tanrı evi. Bu kadar saçmalık olur mu hiç? Nasıl olur da bir insanın suçunu bütün insanlar çekebilir? Yani Adem (a. yani onlara göre Yehova. affedemez miydi? İsa'yı aslî suçlu olarak kabul etmiyorlar. O zaman nasıl olur da asli suçu olmayanı Tanrı asabiliyor? Bu bir adaletsizlik değil mi? Nasıl olur da bir Tanrı. oğul evlat edinir? Ne ihtiyacı var ki evlada? Hiç bu kadar saçmalık. şarkıları da vardır. bu bir haksızlık. ölür. Adem ve Havva'nın cennette işledikleri yasak meyveyi yeme. hem de krallık salonu vardır. Hıristiyanlık kutsal kitabına uymadığı yine bu kitaptan deliller göstererek açıklamaya çalışılmakta ve Efesos 1. Onlarda toplantılar dua ile başlar. kiliseye gidilmediğini söyler ve çok zaman Yehova yerine Müslümanlara cana yakın gelmesi için "Allah" ve diğer İslâmi terimleri kullanırlar. (262-a) Aynı eser. Böylece kendisini insanlığı kurtarmak için güya fidye yapar. Hatta kendilerine mahsus ilahileri. bütün insanların suçunu affetmek için niçin bir kişiyi cezalandırsın? Bütün insanları cezalandırması gerekmez miydi? Asılanın suçu ne idi? Hem de Tanrı (263)/Aynı Eser. 9 ay aciz bir kadının karnında oğlunu tuttu? Aciz miydi ki hemen yaratamadı? Bu kadar büyük saçmalık olur mu? Üstelik bir kısım insanlar (onlara göre) İsa'yı çarmıha gererek işkence ile öldürmüşlerdir. Yehova Şahitleri diğer Hıristiyan mezhep ve tarikatları gibi asli suç inancına sımsıkı sarılmışlar. bedenî bir hayat . dünya cennetinde maddî. Ancak Tanrı. oğlu İsa'yı çarmıha gerdiriyor. Vahiy 19:16 ve diğer kitaplardan alınan cümlelerle Yehova Şahitleri bu noktada tekzip edilmektedir. 28:18. dolayısı ile çelişkiler içinde bocalamaktadırlar. adaletsizlik değil mi? Hiç Allah olan adaletsizlik yapar mı? İnsanlar günahkâr olarak dünyaya geliyormuş. insanların suçunun keffareti için. dua ile sonuçlanır. Tanrı bu yeni suç ve cinayetle insanların aslî suçunu nasıl bağışlamış oluyor? Bu türlü dolaylı işlemlerin lüzumunu tahlil edip açıklamıyorlar. Hıristiyanların kiliselerine karşı Yehova Şahitleri'nin de hem bethel. hemen bir oğul meydana getiremez miydi de. insanları bu suçtan kurtarmak için gönderir ve işkence ile yine insanlar tarafından haç şeklinde tahtaya çivilenir. Hıristiyanlık kutsal kitabını (İncil'i) kendilerine göre yorumlarlar.Şahitleri'nin bu konudaki yorumlarının. bu Hristiyan yönlerini gizler.s)'ın suçunu nasıl bütün insanlar çekebilir? Diğer insanların ne suçu var. İnsanlar İsa'yı öldürdüğü halde. Yehova. soya çekimle bütün insanlar bu suçu taşımaktadırlar. onlar cennetin yeryüzünde (dünyada) olacağına İsa'nın orada krallığına ve 144 bin seçkin Yahudinin orada yönetileceğine. Peki. (263) (262) Aynı Eser. Hiçbir şeye aklı ermeyen zavallı çocuğun ne günahı olabilir de. zürriyet. Adem'in suçundan dolayı bütün insanlar suçlu olsun. Yehova Şahitleri merkez teşkilatı. tenasül gibi hususlar olmadığı halde. Matta.

Halbuki dört tane İncil var. Eski ve yeni Ahiti benimser göründükleri birçok yerde inançları için delilleri merkez teşkilatlarının yorumlarıyla getirdikleri. Vaftiz. "Cennet bu dünyada olacak" diyorlar? Ruha inanmıyorlarmış. Güneş dakikada binlerce ton parçalanıp. Acaba kendi varlıklarına inanıyorlar mı ki. Fakat İsa müsaade etmiyor diyerek bir çelişmeye düşüp. ölüm demektir. İsa. Onların da içindekiler birbirini tutmuyor (İleride buna da temas edeceğiz. Allah mekândan münezzehtir. bu dünyanın mutlaka birgün yok olacağını herkes kabul ettiği halde. oradan okuyun. Ruhun varlığına ve ölmezliğine inanmazlar. sol. domuz eti yememeyi ve (on emirde yer alan) cumartesi gününü istirahatla geçirme gibi esasları benimsemezler. Allah'ın sağında duran. Vaftiz mayolarla ve yarı çıplak. Fakat kan nakline. İsa bunları değiştirmiş midir? Neden? Nasıl? Bunlara cevap veremezler. İlmî hakikatleri kendilerine göre açıklamaya çalışırlar. bütün dünya insanları kabul ediyorlar ki bu dünya fanidir. Hıristiyansa bunlar nasıl Hristiyan ki İncil'in dediğine inanmıyor.yaşanacağına. ahmak demek gerekmez mi? Zamanımızda faaliyetlerini arttıran Yehova Şahitleri bilhassa şu propaganda üzerinde durmaktadırlar. Yok Hristiyan değil yeni bir din kurdularsa peygamberleri kim bunların? Cennet bu dünyada olacakmış. "İnsanın hakiki ilahî hayatı o andan itibaren başlıyor" diyorlar. Musa'nın on emri ve Hıristiyanlık kutsal kitabının bazı cümlelerinden gelmektedir. Tanrının resmini yapma adetlerine karşıdırlar. hem de bu maddî bedenle. Üçleme (teslis anlayışları). tesbih. rahiplerin süslü elbiseler içinde olmasına da karşıdırlar. kutsal ruh (takdis edici kuvvet) oluyor ve bu kutsal ruh insana. Tevrat'taki cumartesi günü ateş yakmama buyruğuna uymazlar. Yani. Tanah'ta poligami (çok evlilik) oluşuna Yehova müsaade etti" diyorlar. ancak yaratıklar için söz konusudur. sağ. toz haline geldikten sonra yok olmaktadır. Güya inandıkları kitabın. vaftizle Yehova'dan (tanrıdan) çıkıp geliyor. sünnet olmayı. bunun yasaklandığını iddia ederler. mum yakma. Teslisleri Allah (baba) yaratıcı. Allah'ın hiç sağı solu olur mu? Bu Allah'a mekan tayin etmektir. önceki hayatında ölüp yeni hayatına başlıyor. Bazı Hıristiyan ilahiyatçıları. bu kadar saçmalıkları söylüyorlar? Ruhun varlığının ispatını kitapta daha önce yapmıştık. mabette (ibadet edilecek yerde) resim. İsa (oğul) kurtarıcı. Vaftiz. çoluk çocuk yoktur deniyor.böylece bir kimse 1000 yıllık hükümetin imtihanını kazanırsa. nasıl oluyor da bunlar.) İndilerde cennet var diyor. eski ve yeni Ahit kitaplarının Allah tarafından yazdırıldığını ileri sürdükleri halde. Suya batan insan. Yehova'nın (tanrının) müsaade ettiği bir emri nasıl olur da bir peygamber olan İsa kaldırabiliyor? Peygamber İsa (Yehova'nın oğlu). uzun zaman yaşamaya devam edecek ve. Bütün madde yok olmaktadır. bir insanî mükemmeliyet içinde ebedî hayata ve cennet olan dünyaya . işine gelmeyen yerlerini değiştiriyorlar. heykel. ancak bu dünyada vardır diyorlar. Mekan. Güneş enerjisi bitmektedir. Yehova Şahitleri'nin ahlak ilkeleri. onun ruh verdiği mümtaz oğludur. Tevrat'ta açık şekilde belirtilmiş pesah (mayasız ekmek) bayramını. Hıristiyanlığa karşı olanların dünyevi güçleriyle. 1000 yıllık hükümetin hükümdarı (İsa) karşı karşıya gelecektir. "Tevrat'ta. topluca suya dua ile girmek demektir. gerici yobaz. Şimdi bunlar İncil'e inandıkları halde niçin İncil'in içindeki ayetlere karşı geliyorlar? Zaten İncil'lerin içindekilerin çoğu da doğru değil. böylece Tanrıya (babasına) karşı gelmiş olmuyor mu? Ayrıca mukaddes dedikleri kitabın içindekileri nasıl değiştirebiliyorlar? Yehovalar ilmî hakikatlere karşı gelirler. bir tane İncil olurdu. bazı Hıristiyan mezheplerinden farklı olmakla beraber tamamen reddetmemektedirler. Kiliselerinin altınla. çoluk çocuk sahibi olunacağına inanırlar. bunlar vardır diyorlar. Yakında mutlaka İsa'nın meydana çıkışı ve Armagedon son savaşı vukuu bulacaktır. İsa'nın tek evliliği istediğini ileri sürüyor ve evlenmeyi dini bir anlamda kabul ediyorlar" (264). kan vermeye engel olmak için yorumlara girişir. temel ayindir. Orada evlilik. Çünkü İncil doğru olsa idi. Bu kadar saçmalık ve dünya ilminden habersizlik olur mu? Çünkü. haç. Bazı Hıristiyan mezheplerinde olduğu gibi. İlmî hakikatlere karşı çıkanlara ne demeli? Bunlara. bunlar cennet yoktur. Bu savaşta İsa'ya. "İsa'nın ve havarilerin özel kıyafetleri yoktur" derler. Kim Yehova'ya olan inancını bildirip yayarsa. Halbuki. Hıristiyanlık kutsal kitabından aldıkları bazı sözleri ve levhaları duvarlara asarlar.

kadınlı dinî . "İncil'de ne eksiklik var da Kur'an gelmiştir" derler. asılsız olarak itham ederler. "Dinler Tarihi" adlı kitabında bu düşünceyi şöyle belirtiyor: "Hıristiyanlık ve Yahudilik". İsa'yı (a." (265) Ahmet Kahraman. Yehova Şahitleri merkez teşkilatının arkasında Yahudi desteği. kızlı. zihnî bir bezginlik. acaba ne cevap vereceklerdir? Elbette süt dökmüş kedi gibi susacaklar veya kendilerine göre saçma sapan açıklamalar yapacaklardır.(266-a) YEHOVA ŞAHİTLERİNİN PSİKOLOJİK USULLERİ VE TELKİN METODU: 1 — Dünyadan ve insanlıktan ümitsizliğe uğratmak. görünen bir devletin kralı olmuyor? Çünkü böyle bir şey yok da ondan. kendileri dışında mevcut dinleri. İsa'ya nisbet edilen İncil'in telkin ettiği saf Hıristiyanlığın müdafii olarak takdim eden ve (265) Aynı Eser. kitle psikolojisinden faydalanmak üzere. "Yehova Şahitleri" adı altında bugün faaliyet göstermektedirler. yer sarsıntısı. Yakında ölüneceği. Tanrı Yehova onu ruhanî bakımdan tekrar diriltmiştir ve onu 1874-1914'den itibaren görünmez teokratik organizasyonun kralı. Yehova Şahidi olmayanlar için ise kıyamet ve felaket geleceği3 — Biricik kurtuluş ümidinin ve gerçek yönün kendilerinde olduğunu telkin. ümitsizlik telkin etmek. manevî idealleri. Yahudiliği överek onun yedi şamdanını (menora) tekrar tekrar resimleriyle ele alması ve bu siyon adını teşkilatın ve derginin ilk günlerinde başlık olarak kullanması ve sık sık kapak arkalarında renkli İsrail haritaları vermesi ve İsrail'i tarih ve ülkesiyle övmeye ve ona saygılı davranmaya sevketmesi.v) yalancılıkla ve Kur'an'ı batıl. İsa Mesih'in dünyaya geldiğini kim söyledi bunlara? Hıristiyanların diğer mezhepleri İsa Mesih'in şimdi indiğini acaba kabul etmekte midirler? Niçin görünmez bir devletin kralı. bilhasa din yönünden aydınlatılmamış nesilleri kandırma yollarını arayarak. İsa'ya benzeyen birini çarmıha germişlerdir. Acaba kendileri görüyorlar mı? Kendileri de görmüyorlarsa nasıl inanıyorlar? Kendi inançlarına göre İsa çarmıha gerilirken görünüyordu da niçin şimdi gözükmüyor? (İslâm dininde İsa (a. 4 — Avlanan insanları grup. hastalık. partileri. etkisi ve malî yardımı olduğuna dair şüpheler uyandırmıştır. (264) Aynı Eser. Tevrat'ta ne eksiklik vardı da İncil geldi?" dersek.a. hatta hava kirlenmesi üzerinde durarak. hukukî nizamı kötüleyerek.. Yesus Kritus (İsa Mesih) dünyaya gelmiş. dergi ve broşürlerinde İsrail'i. insanın bunlarla cezalandırıldığı veya insanın bunları düzenleyemeyeceği telkinini yapmak. "Yehova Şahitleri kitap. Arap memleketlerinin yenilgisinden sonra ziyareti ve İsrail'in muzaffer durumunu övmesi. Yahudi zihniyetine hizmet ettirme gayesini güden bu mezhep. En geniş faaliyet sahalarından bir tanesi de Türkiye'dir.. sel baskını. Yıllıklarında başbakan yardımcılarının İsrail'i. Yehova Şahitleri peygamberimiz Hz.s) çarmıha gerilmemiştir. kıtlık. 320 çeşitli kombinezonlarla gençleri. savaş. Muhammed'i (s. Biz de onlara: "Zebur'da ne eksiklik vardı da Tevrat geldi.(Yeni dünyaya) girebilecektir. Yahudi teşkilatından başka bir şey değildir.s) Allah Teala göğe çekmiştir. Yehova Şahitleri hali hazırda kurmuş oldukları örgüte (Yeni Dünya Derneği) dedikleri gibi ayrıca ilerideki kuruluşa da (Yeni Dünya Derneği) demektedirler. başkanı yapmıştır. manevî bir buhran. 2 — Korku içinde bırakmak. Kendilerini Hz. üzerinde ibretle düşünmeyi gerektirir.

Yehova Şahitlerinin vaizleri. sonra diğerinin devam etmesi. Onları hipnotize edilmiş bir hale getirme. 9 — Aktif. Ondaki tutmazlık ve çelişmeleri göstermeden. vaiz öncü yapılma. güvenme. kızmamak gibi alışkanlıklarla yetiştirilirler. verdikleri kitapları. çok zaman teviller ve onun pürüzlerinden sapmalarla işi değiştirme ve diğer dinleri ciddi bir inceleme okuma ve mukayese etme faaliyeti. Birkaç dakika birisinin konuşması. telkin. sinirlenmemek.toplantılara götürüp. yeter ki kendileriyle konuşulsun ve yayınlarından alınsın. yükseltme). yeni dostluklar. Kongrelerin. arkadaşlar edinme psikolojisi. 321 çalışma. hayatlarında roman ve hikâyeden. aylık alma vesair imkânlarla kendilerine çekme. telkinde bulunacakları kimselerin adları yazılı liste vardır. sürekli okutma. cinsî menfaat. örgüte dayanma ve mensubiyetle övünme. aksiyoner veya eylemci bir hale. kavgaya mahal vermeden uzaklaşmak hususunda emir aldıkları için ses çıkarmazlar ve kendilerini istemeyenlere "keçiler" diyerek. sürekli konuşma. öncüleri ve daha ileri mevkideki adamları bu konuşma ve tartışmalarda sakin kalmak. aynı inançla ilgili yeni yayınların arkasını kesmeden vermek ve onları okutmaya (266-a) Ahmet Kahraman . Ellerinde geniş bölge haritaları ve vaazda. 6 — Devamlı. 13 — Bir çevre temini veya tesisi. . O günkü konuşmanın planını hazırlamak ilk işleridir. onlara ciddi ve gerçekmiş gibi. Görüştükleri kimse onları kovsa bile. konuşmaların. tanışmaların manevî havasından faydalanmak. Yehova Şahidi örgütünün propagandacıları. planlı çalışmaktadırlar. hem okumalı telkine tâbi tutma.Dinler Tarihi. bu türlü arkadaşlıklar kurma ve örgüte girme suretiyle zevk temin etmek. 7 — Hıristiyanlık kutsal kitabını mantıkî tahlil ve muhakeme. müjdecileri ve vaazla. bazan ona konuşma. kendisinden kitap ve dergi almak isteyenlere hatta bunları. verdirme ve bu gibi durumlar. emeği olmadan tek taraflı bir ezbercilik faaliyetine sevketme. Vaaz verirken arada bir durup karşıdaki şahsı inceler. inancı zayıf. 10 — Yabancı memleketlere seyahat ve temas imkânları. dergileri hazmettirme. Ses tonunu değiştirme (sesi alçaltıp. bir robot haline gelme ve getirilme. 8 — Dünya çapında bir kuvvete ve çokluğa. Böylece hem sözlü. imanı. kendine önem verme. onları inatçılıkla (içlerinde ve kendi aralarında) küçümserler. 15 — Bilhassa Türkiye'de İslâmî bilgisi olmayan. kendilerini incelemek için olsa bile aldırış etmezler. daha doğrusu propaganda ile görevlileri çok metodlu. soru sorma fırsatı vererek yine kendi bildikleri konuya dönerek vaaza devam ederler. gazete ve resimli romanlardan başka birşey okumamış olanlara önem vererek kendi telkinlerini. geniş tahsili bulunmayan insanlar üzerinde çalışma. 11 — Yehova Şahidi kadınlarla evlendirme metodu veya kadınları Yehova Şahidi erkeklerle evledirme usulü. 12 — İş ve menfaat sağlama. Bunu ufak bir pusula üzerinde yaparlar. toplantıların havasından telkin altında kalış. 5 — Devamlı. 14 — Maddî. Yehova Şahitleri'nin öncüleri. Onlar er-geç kendi telkin kabiliyetlerine ve bu telkin metodunun başarı kazanacağına inanırlar.

Zira. C. Kurnaz. "Şimdi yaşayan milyonlarca kişi hiçbir zaman ölümü görmeyecektir" sloganına rağmen. Nasıl olur da bir dinin amentüsünü peygamber değil de. . Yunanca bildiğini ileri sürerek yemin edince. avukat kendisine Yunanca bir İncil uzatarak okumasını söyledi. Russel mahkûm oldu. Russel". Hikmet Tanyu. fakat okuyamayınca mahkemece "yalan yere yemin eden biri" olarak ilan edildi. "çok saygı değer çoban" olduğunu söyleyince isbatı istenmiş. çok daha sonra gelen Hıristiyan din alimleri tarafından meydana getirilmiştir. "Some facts about the selfstyled Pastor Charles T. (Bu olay ansiklopedilere de geçmiştir. bilgisiz kimseler bunun bir avucunu 60 dolara satın alarak ektiler. Aynı zamanda baba terimi (sözü) cinsel ilişkileri hatırlatır. tekrar görüşmek için . 1879'da evlendiği Russel'i kendini beğenmişlik. ölümü görmüş ve cehennemin gayyasına yuvarlanmış gitmiştir. Şimdi Hıristiyanların amentüsüne bir göz atalım: Müslümanların amentüsünün Hz. Bununla da karşıdakine tesire çalışırlar." (Bak. (266) Yehova Şahitleri'nin kurucusu Charles Taze Russel'in (1852-1916) ahlakî karakteri: Maria Francis. Fakat. kötü hatıra bırakan aile babaları vardır. Daha sonra. "Çok saygı değer çoban" olarak tanıttığını gören Protestan Baptist kilisesi üyesi. Mirası düşündürür. sayfalarına). zor durumda kaldığından. bu buğdayın mucizeli olduğunu ilan etti. bencillik ve kadınlara düşkünlük.) Yine Çin ve Japonya'ya yaptığı seyahat sonunda oralarda ilk misyoner teşkilatını kurduğunu söylediğinden. Fakat mahkeme kararına uymayarak karısına nafaka ödemediğinden. Umumiyetle bir kadın ve bir erkek veya iki kadın birlikte giderek propaganda yaparlar. Peygamber tarafından öğretilmesine rağmen. Kendisini etrafındakilere. Mahkemede avukatın bir sorusuna karşılık Russel. tekrar muhakeme edilerek aleyhte bir hüküm giydi. telkin ve diğer hususlarda iyi.umumiyetle bir hatfa sonra. "Kendisine vaiz süsü vermek isteyen Russel hakkında bazı gerçekler" adlı broşürünü yayınladı. insan cemiyetinde. ahlâksızlık iddiasıyla mahkemeye verdi ve Russel. Vaazlarını denetleyen müfettişlerin veya bir üst dereceli dernek mensuplarının ellerinde matbu veya teksir makinesinde yazılmış veya daktilo makinasıyla düzenlenmiş. temiz ve tertiplidir. (267) 31 Ekim 1916'da ölen Russel daima kullandığı. kendisinin hiçbir din adamı tarafından takdis edilmemiş olduğunu itiraf etmeye mecbur olmuş. "Yalan yere propaganda eden" bir kişi olarak bu davada tescili yapıldı. yani Tanrı'nın öleceğini düşündürür. baba Tanrıya inanırım. (266) Yehova Şahitleri . böylece mahkeme onun bir "yalancı" olduğuna dair hüküm vermiştir. Tanrı için kullanılan "baba" tabiri çok alçaltıcıdır. Hıristiyanların amentüsü Hz. yine satışa çıkardığı bir buğdayın az miktarının bile çok fazla ürün vereceğini. Baba da öleceği için ölümü düşündürür. giyimleri. Russel buna karşı çıkarak. kiliseler ve diğer ilgililer tarafından tekrar mahkemeye verildi. Buğdayın içindeki büyük mucizeye inanan safdil. Martin and Klann adlı eserin 1822. yeri ve göğü yaratan herşeye kadir. Dr.Kıyafetleri. Russel. Ross'u mahkemeye verdi. doğru dürüst bir mahsul alınmayınca dolandırıldığını anlayan halk tarafından mahkemeye verildi Mucizevî olduğu reklam edilen buğdayın diğer buğdaydan hiç bir farkı olmadığını mahkeme huzurunda itiraf etti ve tekrar mahkum oldu.söz almaya çalışırlar. söylevci C.Doç. orta gibi notlar verirler. kendisinin başka din adamları tarafından takdis edilmiş. öğrenci karnesi gibi kağıtlara konuşma. insanlar hazırlayabilir? Peygamber İsa niçin hazırlamamış? Gelelim amentülerine: 1 — Ben. mahkeme önünde evlatlık kızı Roz Boll ile olan cinsî münasebetlerini alenen itiraf etti. Ross. Russel'in sahte bir çoban olduğunu ileri sürerek. Russel ahlâksız olduğu kadar büyük bir yalancı idi. işini bilir bir propagandacı olarak adamlarını yetiştirmeye çalışırlar. İsa tarafından değil. Bilhassa genç kız ve kadınların yardımından faydalanırlar.

7 — Cehennemlere indiğine inanırım. bu dahi anlaşmazlıklara sebep olur. hiçbir işe yaramayacaktı. Tanrı'nın sağına oturduğu için.(267) Aynı Eser. Allah kendi emriyle.s) Tanrının oğludur. bizzat Tanrı'ya tapınılma gereğini ortaya koyar. . Zira birisinin. Bu maddeye göre İsa. Günahkârları çıkarmak için. Bu ise "Biricik oğul" tabiri ile tezat halindedir. Luka'ya göre (3/38). kadir olan baba Tanrı'nın sağına oturduğuna inanırım. bu ilahi birliğin hiç bir şekilde müsamaha etmeyeceği bir şirk koşma çeşididir. ilahî birliğe ters düşer. 4 — Ve bakire Meryem'den doğana inanırım. Ruhu-1 Kudüs'ün gösterdiği fonksiyondan. Fakat. işkence. yaşayanları hesaba çekmek acelecilik olmuyor mu? Zira onların hayatı henüz bitmediğinden. Şayet "communition" "uluhiyyete iştirak" düşüncesiyle. ölüm ve defnedilmek insanla ilgili özelliklerdir. İsa'yı babasız yarattı. Tarih. kilisenin temel noktalarda bile görüş değiştirdiğini göstermiştir. Ve ilahî bir mucizedir. (268) İslâmiyet ve Hristiyanlık . Mecazî ve temsilî manada bile olsa. onun Tanrı için bir alet olduğu görünümü çıkıyor. 9 — Göklere çıkıp. Onun ulûhiyyete ortak olmaksızın. "Seignur" kelimesinden. 11 — Ruhu-1 Kudüs'e inanırım. Bu durum fevkaladedir. yani ulûhiyyete iştirak ettiği anlaşılıyor ki bu da Allah'ın birliğine zıt düşmektedir. fevkalade yaratılışı daha da üstün bir mucize idi. yeryüzünde insan olup. 2 — Ve efendimiz olan. bu çocuğa değil. Dr. Adem'in yaratılışında bir anne de söz konusu değildir. kitapların ismi) İsa'dan başka insanlar için "Tanrı'nın oğlu" tabiri kullanılmıştır. Kaldı ki. Cehennem günahkârların yeridir. gökte de insan kalırsa o halde ne zaman Tanrı oluyor? 10 — Oradan gelip ölüleri ve dirileri hesaba çekeceğine inanırım. tekrar dirildikten sonra muhakeme edilirler. biraz şarap içmek ve biraz ekmek yemek ameliyesine ihtiyaç duyuluyorsa. Hz. 5-6 — Onun Pontus Pilatus'tan zulüm gördüğüne inanırım. Şüphesiz ölüler. İhsan Süreyya Sırma. hem eski Ahid ve hem de yeni Ahid'de (Ahid. İsa'nın Tanrı oğlu. Kur'an-ı Kerim (17-85) "ruh" kelimesinin emir manasına geldiğini beyan eder. aynı anda ilahî ve insanî olmak üzere iki hüviyete sahip olduğu ve onun insanî hüviyetiyle öldüğü söylenirse. Allah istediğini cezalandırma veya affetme konusunda kesinlikle hürdür. Şayet İsa. Tanrı'nın özellikleri değildir. Acaba İsa oraya niçin gitti ve bize oradaki acaip olaylar hakkında niçin bilgi verdi? Bir cezadan kurtarmak için mi? Allah suçluları affetmesi için bir masumu (günahsızı) cezalandırmaz. Bu nedenle kilise dahi kesin ve mükemmel değildır. Diğer taraftan.(268) 3 — Ruhu-1 Kudüs'ten gebe kalınana inanırım. İsa'nın oradan ayrılışından sonra gelecek günahkârların durumu ne olacaktı? 8 — Üçüncü gün tekrar canlandığına inanırım. Bu ruhu ulûhiyyete ortak koşmak. Amil ile alet aynı şey olamaz. kendi kendisinin sağına oturması mümkün değildir. İsa niçin üç gün cehennemde kalsın? Hapishanenin kapısını açmak yeterli idi. Hz. 12 — Mukaddes Katolik kilisesine inanırım. İsa'nın. o (İsa) Tanrı'dan farklıdır. Tercüme. Şayet Tanrı bir bakireden bir çocuk doğurtursa. çok sayıda iyi veya kötü hareketlerde bulunma imkanına sahiptirler. Doğum. onun biricik oğlu İsa'ya inanırım. Herhangi birşeyi yapmaya muktedir olmadan cehennemlere ölü olarak inişi. 13 — Azizlerin cemaatine inanırım Azizler günahkârları kurtarmazlar. Şayet Hz. Adem (a.Doç.

O. "Fakat o gün saat hakkında ne göklerin melekleri. Velev ki Tanrı'nın oğlu olsun. yalnız Babadan başka kimse bir şey bilmez.30. Allah'ın Yunanca hitap etmesi. Tanrının bu sözünü söyleyerek bunu kendisine tatbik eden İsa.31 (270) 15 —Vücudun tekrar canlanacağına inanırım. Tanrı'nın kulu ve kölesi ol maktan gurur duymaktadır.38 '' " 9 " 9. Bir masumun cezalandırılmasından değil. İçinde bazı Aramice kelimeler vardır.24 Markos " 8 " 32. fakat onda fenafîllah olduğunu. Keza. 16 — Ebedî hayata inanırım. Günahların affı.s)'ı Yunanlı kabul etmesi geliyor içinden. Hakkari dağlarındaki bir çobana Japonca hitap etmek kadar abes ve çirkindir. Hıristiyan amentüsü metninin dışında İsa. Ama ne Hz. Çünkü."' 13 " 37 " " 16 " 27-28 " " 17 "21 " " 18 " 11 269)Aynı Eser " " 19 " 28 „ M 20 „ 18 " " 24 " 28. Her peygamberin kendi zamanında revaçta olan ilimin cinsine göre mucizelerle gönderildiği gibi. "Ebul insan" denilmektedir. o ne yaparsa. Meselâ. (271) Kur'an ve Garb Kaynaklarına Göre Hristiyanlık . İNCİL'İN DİLİ Hz. Meram ve isteklerini kavmine bildirmesi de ancak kavminin konuştuğu lisanla konuşması ile mümkün olabilir.ismail Fenni Ertuğrul. ne de onun konuştuğu lisan Yunanca idi. aşağıdaki İncil ayetlerinde İsa için. oğul kendiliğinden birşey yapamaz. Matta 12.32'ye göre. ancak peygamber yatağı diyebileceğimiz Asya kıtasında doğmuş ve kendisine burada vazife verilmiştir. Halbuki. 18'de şöyle diyor: "İşte benim seçtiğim kulum". Hz.45 " " 25 " 13.Ziya Korur. tövbe ve ilahî rahmet neticesinde olur. (270) İmanî Suallere Cevaplar . Bilakis tam zıddını söylüyor. oğul da onları öylece yapar. Renan'ın da bildirdiği gibi.14 — Günahların affedileceğine inanırım. İsa şöyle cevap verir. neredeyse İsa (a. Yoksa onlara anlatmak imkansızlaşır." Aynı şekilde Yuhanna 5/19'a şöyle denmektedir: "Doğrusu ve doğrusu size derim: Babanın yapmakta olduğunu gördüğü şeyden başka. Allah'ı böyle bir küçüklükten uzak görürüz. küçük bir kasaba olan ve memleketinin dışında pek fazla bir yer görmeyen Nasıra halkına.37. İsa Yahudi milletine peygamber olarak gelmiştir ve dolayısıyla kendisi de bu millete mensuptu. Yine Matta 24/36 ve Markos 13. açıkça söylemektedir. İsa Yunanlı. Biz. (269) Ayrıca. (271) İnsan bunu okuyunca.40. 112." İsa Tanrı olmadığını. Matta İncili Bab 8 Ayet 20 " " 9 " 6 " ". her peygamberin kendi kavminin lisanı ile yazılmış ve herkesin anlayabileceği bir şekilde kitap da gönderilmiştir. ne de oğul. dünyanın sonu ne zaman gelecek sorusuna. bu kitaplarda Aramice birkaç cümlenin bulunması bu kitapların Yunanca değil de. İsa'nın konuştuğu lisan üzere . elde bulunan bugünkü en eski İnciller halk Yunancası ile yazılmıştır. Yeni Ahid'in hiçbir yerinde "Ben tanrıyım" demiyor. İncil'i yazan şakirtleri de elbette bu millete mensuptu.31 " " 26 " 21.

Zira bu dinlerinin bir icabıdır. Yeni Ahid'in en eski nüshalarının Yunanca olduğunu söylemiştik. İmparatorluğun merkezi hâlâ Roma şehri idi. Halbuki en eski Yeni Ahid yazmaları hep Yunancadır. O hakikat İncil'in ilk orijinal nüshasının Yunanca değil. dili ile öğünme yeteneğini kaybedebilir. o devirde Yahudiceden başka bir dil ile yazdıkları kitapların elimizde bulunması gerekirdi. Yahudiler gerçekten çok önemli bir kavimdir. O devrin yahudi yazarları kendi dilleri veya o dilin bozuk bir şivesi ile yazarlardı Dilleri değişmiş olsaydı. Fakat Hz. Yahudilerin bunlara karşı nasıl hareket ettiği kolayca ortaya çıkar. Tabul-ul Ahd'ın yere düşmemesi için canından fedakarlık eden yahudi. Tarihte. Yahudice olmasıdır. Bu bakımdan yahudilerin önemli bir millet olduğu aşikardır. mukaddes kitabının yazıldığı dilden herhalde kolay kolay vazgeçmese gerek. Bu durum herhalde onları kendi dilleri ile öğünmemeye ve ondan vazgeçmemeye sevk etmiş olmalıydı. İbrani diline Yunanca değil. İsa zamanında Roma İmparatorluğu henüz ikiye ayrılmamıştı. dillerinden kolaylıkla fedakârlık etmeyecekleri bilinen bir gerçektir. Medeniyet ve incelik bakımından yahudiler kendilerini Romalılardan aşağı görmezlerdi. Hıristiyan yazar ve aynı zamanda eski bir papaz olan E. O devre ait kitaplar içinde Yahudiceden başka kitapların olmaması bize yine bir hakikati açıklar niteliktedir. Yeni Ahid kitapları Roma İmparatorluğunun ikiye bölündüğü ve şarktaki topraklarının Rum-Bizans İmparatorluğu idaresi altına girdiği bir zamanda yazılmıştı ve bu yüzden Yunanca.yüksek bir medeniyete sahip olan bir millet başkasının boyunduruğu altına kısa bir zaman için girmiştir. Bugünkü İnciller'in bu kusurunu örtbas etmek için mutaassıp Hıristiyan yazarlar. Bilhassa bunun için yahudiler kendi dillerini feda etmezlerdi. konuşanı da ayıpladıkları gibi ondan domuzdan kaçar gibi kaçarlardı. Renan bu fikir hakkında şöyle der: Yahudiler Yunanca konuşmuyordu. başka milletlere mensup olan kimseleri de aşağılık görür. yetmiş sene önceki yahudilerin durumundan daha iyiydi. Siyasî kudretlerinin tekrar avdet edeceğine inanan bir milletin başbakanı olan Levi Eşkol'un. Tarihte önemli mevkileri olan milletler dillerinden vazgeçmezler. Hıristiyanlık dini ve edebiyatı üzerinde geniş bir tesir icra etmeye başlamıştı. . Böyle ilerisi için beklemekte olan bir milletin kendi dilini unutacağı imkân dahilinde olmayan bir şeydir. Hangi durum ve şart altında olursa olsun Yahudi daima kendisini efendi. Roma tesiri Yahudi hayatına tesir etmiş olsaydı.olduklarını gösterir. Kur'an'da ismi zikredilen peygamberlerden bir çoğu Beni İsrail'e gönderilmiş olan peygamberlerdir. Bu yüzden Yahudilerin kendi dillerini kısa bir zaman içinde unutmayacakları belli olduğu gibi Yahudilerin kendi dinlerine çok sıkı bir şekilde bağlı oldukları da bilinmektedir. Yahudilikte domuzun haram olduğunu göz önüne alırsak. Bir millet istikbalinden tamamen ümidini keserek kötümser olabilir. Fakat yüksek medeniyetleri sayesinde müstevli milletleri potasında eritebilmiştir. Medeniyet bakımından kendilerini Romalılardan üstün gören yahudilerin durumu bununla izah edilebilir mi? Yahudiler siyasî kudretlerini birgün elde edeceklerini umuyorlardı. Yahudilerin İsa ile olan münakaşalarında bir çok kimse bu ümidi istismar bile etmiştir. Fakat bunun birçok bakımdan hatalı olduğunu izah etmeden önce şunu söyleyelim ki. yahudi idaresini tekrar kuracak olan bir yahudi kralın çıkacağım bekliyorlardı. İsa zamanında Yunancanın umumi olarak kullanıldığını ileri sürerler. Bu da ispat ediyor ki. Latince ve Yunancanın çok zor birer lisan oldukları da göz önüne alınınca bunun imkânsız olduğu kendiliğinden anlaşılır. Kaldı ki. Dinlerinin ve din kitapları İbranice yazılan Yahudilerin. İsa zamanındaki yahudilerin durumu bundan altmış. bilakis üstün görürlerdi. Fakat bugün elde bu lisanda bir İncil'in bulunmaması insanı düşündürüyor ve ister istemez bu kitabın aslının kaybolduğu kanaatine vardırıyor. Allah'ın Firavun'a karşı nasıl onları galip getirdiği bilinen bir gerçektir. Latince kelimelerin girmesi gerekirdi. "İki bin senelik rüyamız gerçekleşti" demesi bile bunun açık bir delilidir. Fakat İsa zamanındaki yahudiler. Hatta kendilerinden uzun uzadıya bahsedilmektedir.

Gök altındaki her milletten yahudiler. Orjinal şekillerini muhafaza etmektedirler. Kur'an-ı Kerim'in Hz. İsa çarmıha gerildikten sonra bile (bu Hıristiyan inancına 332 göredir. gerek Yahudi ve gerek mühtedi Romalı misafirler. yahudilerin Yunanca konuştuklarını ileri sürmek suretiyle bu meseleyi örtbas etmek isteyen kimselerin sözlerinin gerçekle bir ilgisi olmadığı anlaşılmaktadır. diğerlerinin uydurulmuş birer kitaptan öteye geçemeyeceğini ileri sürüyordu. Medler. Altmıştan fazla ve her biri diğerini kafirlikle itham edecek kadar aralarında ayrılık bulunan İnciller heyete sunulur. zorla kabul ettirilen üçlü ilah sistemine karşı çıktığı için mecliste bir tokata maruz kaldığı gibi sonra da imparator tarafından hapsettirilerek çeşitli işkencelere tâbi tutulmuştur. Ve hepsi hayran olup birbirlerine: "Bu ne olsa gerek?" diye tereddüt ediyorlardı. 3:2) d — "Talita kumi" (Markos 5:41) Yukarıdaki ifadelerden de İncil'in Yunanca değil. Fakat başkaları eğlenip dediler: "Onlar yeni şarapla dolmuşlar. hem de Pamfilya'da. Bu tarihten önce altmıştan fazla İncil mevcuttur.s) doğumundan 325 sene sonra İznik'te bin kişilik bir heyet halinde Hıristiyan ruhani meclisi putperest." O zaman değil yahudilerin Yunanca konuşması. İsa (a. (272). Yine imparatorun emri ile 318 gibi azınlık reyi ile bugün teslisi (üçlü ilah sistemi) savunan kitaplar kutsal ilan edilmiştir. herbirimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz? Biz Partlar. Birine çevresinde. dindar adamlar. yahudilerin kendi lisanı üzere olduğu anlaşılmaktadır. İncil'in aslı Yunanca değil. Resulllerin işlerinden de (2:4/13) anlaşıldığına göre. lama sabaktini. 27:46) c — "Rabbi" (Yunanna. bütün bilinen ve yahudilere komşu olan diğer milletlerin kendi lisanları üzere anlaşılmaktadır. Bu da gösteriyor ki. Nihayet. Elamlılar ve Mezopotamya'da. Yahudiler İbranice konuşuyorlardı: "Hepsi Ruhu-1 Kudüs'le doldu ve kendilerine ruhun verdiği söyleyişe göre başka başka dillerde söylemeye başladılar. bu toplantıdan çoğunluğun sözcüsü olarak. Herkes elindekinin kutsal kitap olduğunu." (Matta. İsa'nın durumu hakkındaki ayeti açıktır. Bu ifade tarzları. (272) Aynı Eser. Bunun için. 21:9) b — "Eli. Hıristiyan aleminin elinde bulunan ve kutsal olarak kabul edilen bugünkü İndilerin kutsal olarak kabul edilmesi ancak İsa (a. Bunca işkenceye tâbi tutulması putperest ve hıristiyanların bugünkü İndilerini kabul etmemesi yüzündendir. Aramice olması lâzımdır. eli.s)'dan 325 sene sonra olmuştur. bu kadar tahrifata uğramamasına rağmen hâlâ İncil'de mevcuttur. . Yahudiye'de hem de Kapadokya'da ve Pontus ve Asya'da Frikya. Çünkü her biri onların kendi dili ile söylediğini işitiyordu. Bu ibarelerden birkaçı şöyledir: a — "Osenna" (Matta. kendi dillerimizde Allah'ın büyük işlerini söylediklerini işitiyoruz. İznik Ayasofya kilisesi içinde mezarı ve mezarının içinde de biraz kemiği bulunan Mısır heyetinin başkanı Aius.Elde bulunan en önemli delillerden bir tanesi de İncillerdeki ifadelerdir. Giritliler ve Araplar. halk bir araya toplanda ve çok şaşırdılar. Kudüs'te oturmakta idiler. Hayran oldular ve şaşırıp dediler: "İşte söyleyen bu adamlar hep Galile'li değil mi? Ve nasıl biz. fakat bazı siyasî sebeplerle Hristiyan görünmek zorunda kalan imparator Konstantin'in emri ve başkanlığı altında toplanır. İncil değiştirilmiştir. Mısır ve Libya ülkelerinde. oturanlar. Bir müslümanın inancı. bu ayetin karşısında değil yanındadır). Ve bu ses gelince. bu şiddetli işkenceye tahammül edemeyen bu zât hapishanede ölmüştür. Bu durum gösteriyor ki. Fakat elde bulunan en eski İncil Yunancadır.

Bir kısmı ise çok ağır cezalardan korkan halk tarafından imha edilir. kendisine inanmak suretiyle Hıristiyan olunan bugünkü İndilere daha önce inanmayanların dinsiz olarak ilan edilmesi gerekmez mi? Birçok Hıristiyan azizin bu tarihten önce yaşadığı nazarı itibara alınırsa. imha edilmek üzere toplanır. O da. büyük bir hızla toplatılır. o ana kadar yazılmış bulunan İndilerden dört tanesi hariç diğerleri yasaklanır. Fakat.Arius ve diğer arkadaşlarının fikri. Bir hafta içinde bu İncilin bütün nüshaları. Adı geçen tarihe kadar pek az kimse bu kutsal olanlara inanıyordu. Jinns Karachi/PAKÎSTAN. Fakat kilise. Ancak bu yasaklanan İndilerden bir tanesi üzerinde özellikle durulur ve bunu okuyanların şiddetle cezalandırılacağı ilan edilir. bir Müslüman generale nasip olacaktır. Öyle ya kutsallıkları ancak bu tarihte kabul edilen bu kitabın bu tarihten önce kutsal olması imkânsızdır. Bu sırrın ortaya çıkarılması ise. herşeyi göze alarak Barnaba İndilerinden bir tanesini kaçırmaya muvaffak olur. Papa 1. Ve İznik'te toplanan bir heyetin uzun süren bir çalışması sonucunda. diğeri Amerikan Kongresi kütüphanesine götürülür. bu İncil'in mikrofilmlerini gizlice çekerek. KAÇIRILAN KİTAP Hıristiyan dünyasının taassub bulutlarıyla gölgelendiği kara günlerde. Bir kimsenin kabul gören bir Hristiyan olabilmesi için elde mevcut olan bu kitapları olduğu gibi kabul etmesi gerekmektedir. Sayısı yüzleri bulan birbirinden farklı olan İndilere. hiçbir Hıristiyan bunu kabul edemez. Bu İncil daha sonra Viyana'daki imparatorluk kütüphanesine ulaştırılarak İngilizceye çevrilir. Amerika Birleşik Devletleri'nde askerî ateşe olarak görev yapan Pakistanlı general Abdurrahim. Celasyüs tarafından yasaklanan bu İncil Havarilerin en eski talebelerinden biri olan Barnaba'ya aittir ve diğer İncillerde bulunmayan bir özelliği sahip olduğu için yasaklar listesine alınmıştır. Daha önceleri ne böyle bir kitap herkes tarafından kabul ediliyor ve ne de sayısı bu kadar azdı. . İslâm'ın kendisinden gerçek Hristiyanlık diye bahsettiği ve Hz. şahsî fikirlere göre değişmektedir. yazarının adı ile zikredilen bu İndilerin sayısı o kadar çoğalır ki. Ancak kilisenin bütün gayretleri boşa gidecektir. Hıristiyanlık aleminin 325 sene kitapsız kaldığıdır. Barnaba İncilinin izini tekrar bulmuştur. Bir hıristiyanın buna nasıl cevap vereceği pek bilinemez. her geçen gün bir yenisi katılır. Bir diğerini sapıklıkla itham edecek kadar birbirinden ayrı idiler. İsa'ya inen safiyetini muhafaza eden Hristiyanlık olduğu şeklindeydi. Mikrofilmler daha sonra Pakistan'daki Begüm Aisha Bawany Vakfı (173) tarafından kitap haline getirilerek (173) Vakfin adresi: Bank Havse No: 1 Habib / Square M. Her önüne gelen yeni bir İncil yazmakta ve mukaddes kitap. her gücün üstünde kabul edilen ruhban sınıfı. Fakat insanın aklına şöyle bir soru sormak geliyor: 325 tarihine kadar Hıristiyanlık aleminin elinde altmıştan fazla kitap bulunuyordu ve bunların arasındaki tezatlar çok büyüktü. Şu halde dört İncil. bir Yuhanna vahyinden ibaret olan Ahd-i Cedid 325 senesinde İznik'te toplanan azınlığın fikri ve imparatorun desteği ile kutsal ilan edilmiştir. mukaddes kitap İncil'i tahrif etmek için adeta büyük bir yarış halindedirler. Pakistan'a kaçırmaya muvaffak olur. yirmi bir mektup. İnciller gönderildikleri yerlerde her nedense askerî sır gibi büyük bir titizlikle saklanarak halka kapalı tutulur. Aksi takdirde ona Hıristiyan denmediği gibi papazların para ile sattığı cennete de giremez. Ancak bu arada dindar bir papaz. Çünkü İnciller imha edilirken 2 tanesi tekrar kaçırılır. Bunlardan biri Britanya Müzesi'ne. Yasaklanan İnciller. A. tedbir almak kaçınılmaz hale gelir. söylenecek bir söz kalıyor. Şu halde. Şu halde.

Gerçeğe Doğru'dan. Yazımızın bundan sonraki bölümlerini. Buna inanınız. O. Bütün peygamberlerin. Fasıl 96. Barnaba İncil'i tahrip edilmiş olmasına rağmen. İsa (a. anlayışlı ve tesellici." (278) (274) lncil-i Barnaba. Çünkü. (278) Yuhanna încil-i XVI 13. Yine Barnaba İncil'inde Hz.m) Efendimizin geleceğini çok öncesinden müjdelemekte ve kainatın onun için yaratıldığını mübarek ismiyle ilan etmektedir.s): "O. "Bununla beraber ben size kati olarak söylüyorum. ben de onu gördüm.v) Arap yarımadasında zuhur edecek. Muhammed (s. İsa (a. 7.s) Efendimizin hakkaniyetini. bu dünyada geldiğinde saadet devridir. Cümle 12. İsa (a.a. İsa (a. Barnaba İncil'inde ne Hz. Putları ve putlara tapanları te'dip edecektir" (276) demektedir. O. Lakin benden sonra Allah tarafından bütün aleme Muhammed âdında bir resul gönderilecektir.s)'in ilahlığından söz edilmekte. bir de bu eserden dinliyoruz.s): "Ben bütün yeryüzündeki kabilelerin beklediği mesih değilim" (275) demektedir. Mikrofilmler banyo edilince.s).s) ve Barnaba İncil'i O'nu en büyük peygamber olduğunun inkar edilmez bir delilidir. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Allah aşkı ve korkusuyla dolu dakik ve yumuşak ruhludur. Muhammed Resululllahtır" (277) cevabını vermiştir. nezaket ve sabır ruhu ile hareket eder. (276) lncil-i Barnaba. Ve Hz. hikmetli ve kudretli. Eserin 44. yani kasıtlı olarak değiştirilmiş olan İndilerden alınan yukarıdaki ifadeler. Onu görünce ruhum teselli ile doldu. Yine aynı eserde Hz. gerçekten de son derece ibret vericidir. havarilerine şöyle tarif etmektedir: "Size söylüyorum. hakikatlerin bir kısmını muhafaza etmektedir. Barnaba İncili'nin geçirmiş olduğu bu büyük maceranın hikmeti anlaşılır. adalet ve acıma hissi ile. Peygamber (s.a. Tahrif edilmiş. onun için yaratmıştır" (274) demiştir. Allah.s. gitmezsem tesellici size gelmez. Cenab-ı Hak. "Ey mualim. Allah'ın mübarek bir kulu ve büyük bir peygamberi olacağım. -"Ben yalnız İsrail oğullarına gönderilmiş bir kurtarıcı bir peygamberim. Gerçeğe Doğru'dan. bu kainatı. ne de onun çarmıha gerildiğinden bahsedilmektedir. Peygamber (a. ." Hz.İslâm dünyasına kazandırılır.Gerçeğe Doğrudan. ile şereflendirsin. Eğer ben bu muradıma erersem. Gerçeğe Doğru'dan. İsa (a. Yine Hz. sayfasında Hz.v) Efendimizin bizzat mübarek ismini söyleyerek "Hz. Cümle 8. Barnaba İncilinden aynen alınan paragraflarla sürdürüyor ve Peygamber (a. bütün yaratıklarına verdiğinin üç katını ona vermiştir. "Ey Muhammed. İsa (a. Allah'ın Resulü bütün mahlukata rahmettir.s) bunu söyledikten sonra Allah'a şükretti.s) bir kadının "Beklenen mesih sen değil misin?" sorusuna şu cevabı vermektedir. Fasıl 66. Rahmet ve yardımseverlik ruhu ile. Peygamber çok önceleri ona "Ey Muhammed" diye hitap ederek peygamberliğini tasdik ile haber veren Hz. Cümle. Çünkü bu İncil. (275) Incil-i Barnaba. Batı dünyasının Asr-ı Saadet münafıklarına has olan bir inat ve gayretle bu İncil'i yok etmeye çalışması. Allah'ın onlara verdiği nübüvvet gözü ile gördüğü gibi.s) kendisinden sonra gelecek olan peygamberi. İsa (a. dünyaya geleceğinden bahsettiğiniz o zat kimdir?" sualine Hz. Allah seninle beraber olsun ve beni senin ayakkabının bağı olmak şerefi. (277) Yuhanna Incil-i XVI 13. Fasıl 163. İsa (a.

(280) İşte bunlar da gösteriyor ki İndiler değiştirilmiştir.Zafer İlim-Araştırma dergisi. 2 — Luka'nın (24:21-29. Elbette Kur'an'ın haricindeki mukaddes kitaplar da o Zattan (s. peygamberliğin Hz. bazen ise taşlar ve ağaçlar delil olmuştur. Resullerin işlerinde (1:3) onun kıyamından kırk gün kadar şakirtleri ile buluştuğu. ne kadar tahrif ederlerse etsinler.v) Efendimize ait delillerle dolu olduğunu isbat etmektedir. Allah'ın elinde olan bir şey olduğu gibi. Bir şeyin hayır veya günah olduğunu tayin etme. Normal bir insanın eserinde bile fahiş tezatlara rastlanmaz. Dinde istediği değişikliği yapabilecek kadar geniş bir selahiyete sahip olan papazlar para karşılığında günahları affeder ve istedikleri adamları cennete. Kur'an-ı Kerim ve Ziya Kazıcı'nın Garp Kaynaklarına Göre Hristiyanlık. Ama Hıristiyanlıkta durum böyle değildir. günah işleyen bir kimse günahını sadece Allah'a itiraf eder ve sadece Allah'tan af dileyebilir. diye kadın ve kızların içindeki şeytanları da çıkarmaya teşebbüs ediyorlar. Fakat Resullerin işlerinde (1:12) İsa'nın Olivet adı verilen dağdan göğe çekildiğini okumaktayız. Allah (c. Bunlardan birkaç tanesi: 1 — Luka (24:50-51) İsa'nın Beytanya'da göğe çekildiğini söyler. (279) İncil'in metni arasında birtakım tenakuzlar (zıtlıklar) vardır. koyduğu kanunlara karşı gelenleri affetme de yine kendisine aittir. Bilgi edinmek isteyen kardeşlerimiz için bu hususta piyasada çok kitap vardır. Bu yolla toplanan paralarla büyük bir zenginliğe erişen papazlar Hz. Peygamberler bile böyle birşeyden bahs etmemişlerdir. Her dinde bu böyle olmuştur. sadece bir isim benzerliği olan dinde bu husus kabul edilmiş ve papalar Tanrının vekili olarak kabul edildiği gibi onun hesabına günahları affetme selahiyetini de kazanmışlardır. afaroz etmek suretiyle cehenneme gönderirler. dinî rütbesi ne olursa olsun yalan söylemektedir. böyle bir yola başvurmayan kimseleri de.a. bazen güneş şehadet etmiş. Halbuki Matta (1:16) da Yusufun Yakub'un oğlu olduğundan bahsedilir. 3 — Luka (3:23)'e göre Meryem'in kocası Yusuf He-li'nin oğluydu. Çev. Hiç bu kadar saçmalık olur mu? Hangi mantık bunu kabul eder? Hıristiyanların saçmalıkları hakkında yazacak şey çok. Böyle birşeyi iddia eden kimse. Dr. (279) Gerçeğe Doğru . Evet. sonra göğe çekildiği anlatılır. Papalar sadece bununla kalsalar iyi. Peygamberimizin (s. Aslında. insan eli onlara girmiştir. Bu konuda kul ile Allah arasına hiç kimse giremez. o muhteşem hakikatleri gizleyemeyeceklerdir.a. (280) Kur'an-ı Kerim ve Garbın Kaynaklarına Göre Hristiyanlık Ziya Kazıcı. Ama Paulos'un kurmuş olduğu ve eski hıristiyanlıkta. Suat Yıldırım).bu mukaddes kitabın tahrif edilmeden önce Peygamber (s. GÜNAHLARIN İTİRAFI Herşeyden önce şunu söyleyeyim ki. (Maurice Bucaile. Doç. içinizdeki şeytanı çıkarayım.a. İsa'nın yolunan ayrılmış ve Paulos'un yoluna girmişlerdir. onlara nasihatta bulunduğu ve dini yaymalarını söylediği.c) adına hiç kimse bu hakkı kullanma selahiyetine haiz değildir. Bu saçmalıkların hangisini izah etsek bilmem ki? Bir defa suç kime karşı işlenmişse ondan özür dilenir.v) bahsedecek ve bu gerçeği göstermek istemeyen münafıklar. Kul ile Allah arasına nasıl olur da papa girebiliyor? Hem de para karşılığında affediyor. Ben sadece ikisini yazacağım. Fakat. haberi olmayan belki de onu tanımayan birisinden af dilemek tabiri caizse delilik veya sahtekarlık olur. Günahkâr olan bir kulunu affetme Allah'a mahsus ve onun tasarrufu altındadır. Bir de Kitab-ı Mukaddes Kur'an ve Bilim. Bana. 36 ve 51) ifadesine göre İsa ölüler arasından kalktığı gün veya ertesi gece göğe kaldırılmıştır. bu tutucu kural . içinize şeytan girmiş. İsa'ya verilmiş olduğu gerçek hristiyanlıkta bu ve buna benzer hiçbir şey yoktur. SORU: 3 — "Eskiden kızla erkek birbirini görmezmiş. Fakat kitap sorulu-cevaplı olduğu için fazla yer veremiyoruz.v) hakkaniyetine bazan ay.

. birbirlerine öyle alışanlar. Ve bu çift günün birinde evleniyor.. düşündük mü? Kızla erkeğin birbiriyle önceden buluşması. Birbirlerine çok iyi huylu kişiler. Hergün buluşuyorlar. Kız ile erkek yalnız kalmamak şartıyla istediği gibi konuşabilirler. erkeği borca sokmadan bir düğün yapılır. Batı tipi evlilikte ise boşanmamak müstesna oluyor. değil mi diye.. Niçin İslâm'da bu kadar bağnazlık var?" CEVAP: Önce şunu söyleyeyim ki İslâm'a bağnaz demek. yavaş yavaş şok geçirmeye başlıyorlar Ne eskisi gibi süslenmeler. Allah'ı beğenmiyor demektir. Evlenmek isteyen genç delikanlı bu fikrini annesine veya başka yakınına açıyor. Ancak nikah kıyıldıktan sonra gidebilir. Neden acaba. ya münasip bir şekilde birbirlerine söylerler. ya da bu konuda bir söz açmamak şartıyla istenilmediği. gezmesi onları sonradan mesud eder mi? Edemez. Ayrıca birbirlerine güzel görünmek için her gün değişik elbiseler giyiyorlar. Dönelim şimdi İslâm'a göre olan evliliğin misaline. hamile kalan kızların. Fazla şaşaalı.. Kadın şöyle diyor: "Sen artık beni sevmiyorsun".. diğer tarafları da iyidir.çok saçma geliyor. Yıllarca birbiren iltifat edenler. Çünkü İslâm'ı beğenmeyen. hayırlı mı. İslâm dini üzerine kurulan yuvada boşanma müstesna oluyor.v) "Eli yüzü güzel olan kadının diğer tarafları da güzeldir" buyurmaktadır. desinlerden uzak. istiare namazına yatarlar. oğlan tarafı giderler.Kız ile oğlan yalnız kalmamak şartıyla bir odada otururlar. Ne hediyeler. Bir çift düşünelim. ilk yıllarda yuvaya temelini atıyor.. Derken huzursuzluk. Bunalımlı gençler de Batı düzeninin hediyesi. Allah'a (hâşâ) bağnaz demektir. Çünkü Peygamber Efendimiz (s. Ona göre bir karar verirler. Kız tarafı bir gün verir. Kız dışarıda giydiği dış elbisesiyle (çarşafıyla) değil de çarşafının altına giydiği iç elbiseleri ile oturur. bu zamanlar mı? Elbete ki. Soruyu sorarken dahi İslâm'a uygun olarak sormak gerekir. Sonra.. bugün mü? O zamanlar mı ayyaşlar fazlaydı. bu zamanda hepsi çok fazla. beğenilmediği anlaşılmış olur.. Gelelim soruya: Bak Meral Kardeş. Oğlan tarafı kızı beğendikten sonra. Eğer birbirlerini beğendilerse. Oğlan tarafı kızı beğendikten sonra sıra gelir oğlanla kızın birbirlerini görmesine. kızın teri ve nefesinin kokup kokmadığını anlamak için oğlan tarafından bir kadın. debdebeli olmayan bir hazırlık. deliren. Bu arada evlenme umuduyla. bu zamanlar mı? O zamanlar mı zina fazlaydı. "Bana uygun kız bulun" diyor. Fakat söz olsun diye yüzük takılır. Hepsi bitiyor. Kızın durumunu öğrenir. Fakat yine de sünnet olsun diye yapılır. Kız da. sana Önce bir soru sorayım: Şöyle bir düşün.a. mütevazi. Elini yüzünü beğenirse. Erkek. Fakat şunu iyi bilmek lâzımdır ki.. fazla bekletmeden sözlü veya halkın deyimiyle nişanlılık devresinde.. İslâm'ı bilen kızla erkek vazifelerini iyice bilirler. . İlk günler gayet mesutlar. kadının elinden yüzünden başkasını göremez. yalnız başına kız erkek gezmeye gidemez. erkek de inançta ve kültürde aynılar. bugün mü? O zamanlar mı babasız çocuk çoktu.. anlayışlı insanlar olduklarını söylüyorlar. Günümüz dünyasında adına flört denen modern zina haddinden fazla ürünlerini vermektedir. Eğer beğendilerse. Sözden sonra.. istişare iyi ise istiare namazına gerek kalmaz. bir-iki gün kızların evinde kalır. Kızla erkeğin birbirini az gördüğü zamanlar mı boşanmalar çoktu. Eğer birbirlerini beğenmezlerse. Ve mesut olup giderler. gün geçtikçe başlıyor birbirlerine ilgisizlikleri. Derken başlıyorlar birbirlerinden şüphelenmeye. Ayrıca kadın.. Daha önce sık sık görüp birbirlerine iltifat etmedikleri için böyle birbirlerine ufak da olsa güzel bir söz söylediklerinde o söz değer taşır. intihar edenlerin haddi hesabı yok. İslâm'da nişanlılık diye bir şey yoktur.. kadının görebileceği (göbekle diz kapağı arası) yerlerini görebilir. ne "güzelsin" kelimeleri. etmiyor da. İslâm'a uygun bir tarzda yüzükler takılır. Derken çorap söküğü gibi gidiyor. şiirler okuyorlar. Birbirlerine iltifatlar ediyor. Ve o erkeğin inancına göre kız bulunuyor. İki misal vererek daha geniş çapta açıklama getirelim.

dedi. "Ben düğün salonu istemem" dedi. Öteki ise şeytanın emrine. Bazen bazı sinirli erkekler eşlerini döver ama o kadar herkeste olur. dedim. — Buyurun. Üsküdar vapurunda bir kadınla bir erkek gördüm. Genç yaşta harab etmişler dedim. benim halimden kadın şok olmuştu. en güzel olmak istiyor... Zira günümüz dünyasında bir genç devamlı en üstün. Erkek de gençti fakat sakallıydı. Tabi ki müstesnalar vardır. Kendi çapımda bu konuda istatistik yaptığımda şunu gördüm. İsterseniz size bir olayı nakledeyim. . Yavaşça kadını bir kenara çağırdım. Kadının halinden ben.. Düşünün İslâm dinine göre evliliğin nasıl olduğunu bilmediğimden. Meğer yeni damat işyerindeki sekreterle geziyormuş. Kadın erkek ikisi de şeriatı yaşıyorlarsa ve şeriate göre de evlenmişlerse onların mutluluğu. — O sakallı adam senin neyin oluyor? dedim. Öteki de. çok değişik şartlar altında Müslümanlıklarını sürdürenler var. Hiç kavga olmayan yuvada huzur da olmaz. Dinini aldatan. "Hiç iyi değilim" dedi. İslâmiyet'i kendine çevirmek isteyenler sınıfındandım. Biri Müslüman diğeri de adı Müslüman olan iki aile aynı günde evlenmişlerdi.. "Ah haklıymışsın. Ayrıca flört eden kızlar veya erkekler çok kişilerle flört ettiği için erkek veya kızların tüm özelliklerim aynı kişide görmek istiyorlar. Kendini karşı cinse beğendirme çabası içine giriyor. Aradan birkaç ay geçince. Rabb'imin lütfü ile O'nun şeriatının kapısından girdim. dedi. — Çok dayak yiyor musun? — Ne münasebet kardeş. "Kocam beni aldatıyor" dedi. dedi. Bir de etrafıma baktım ki. böylece de sinir sistemlerini genç yaşta harap ediyor. dedi. keferenin kavline göre temel atmıştı. Yine ikinci bir olayı anlatayım. Her gün dayak yiyecek. peygamberin kavline göre evlilik temellerini atmıştı." Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. şeriatı yaşamayanlarda yıkılıyor. kızla erkeğin flört etmesini yasaklayan İslâm dini. Seni o adama zorla mı verdiler? Neye uğradığını bilmeyen kadın: — Hayır. Şeriat'ın "ş" harfini bilmediğim zamanlarda. modern ailenin temelinde kımıldamalar olmaya başladı. boya ile. Önceleri şeriatçı erkeklerle evlenen kızlara acıyor. sevgi nedir. — Ayy. Birgün gelin hanımla karşılaşıp sordum: — Nasılsınız." Gerçekten de benim şahit olduğum bazı olaylar var. Ağlamaya başladı. Niçin zorla versinler? Kendim istedim. Batı tipi evlenen ve aynı stilde evliliğini sürdürenlerde yok. şöyle diyor: "İslâmiyet'in her emrini insanın yaradılışına uygun görüyorum. O gün bugün ne kadar yuva yıkıldığını gördümse dikkat ettim. sen ona hiç yaranamazsın. Vah vah. İslâm'a göre düğün yapan çiftin hiç borcu yoktu ve de Allah'ın emrine. gençliğin dejenere olmamasını sağlıyor. Evlenmeden önce. barbar olduğunu ve de karısına çok işkence ettiğini zannediyordum. İslâm'ı yaşayan genç kız. Ben bu iki evliliği takibe koyuldum. diye. Kadın kapalı ve gençti. Kadın şaşkınlıkla — Kocaaaam.Amerikalı bir Prof. Genç kadına şöyle bir baktığımda içim kan ağladı. Biz de dayak yoktur. benim beynimde kafirler istediği oyunu oynamışlardı. Onun için de sakallı bir erkeğin çok hain olduğunu. Allah'ını aldattığını zanneden biri seni aldatmış çok mu? Ben sana söylemedim mi? Allah bir kişiye yaranamamış-sa. Tabi o zamanlar. şöyle diyordum: "Zavallı kızcağız! Dört duvar arasında kapanacak. "En modern düğün salonunu isterim" dedi. hiçbirini göremeyecek. Kadın da geldi. oya ile huzur olmuyormuş" Ve bu yuva yıkıldı. Kadının şaşırdığı kadar ben de şaşırmıştım.

şahsî görüşüm evlenecek çiftlerin daha önce bedeni yapıda anlaşmaları değil.Netice itibariyle. İslâm'dan önce cahiliyet dönemi insanlarının kız çocuklarından dolayı utandıklarını ve utandıkları için onları diri diri gömdüklerini. O gün kızların ve erkeklerin birbirlerinden üstün olmadıklarını. Genç. evleneceğiniz erkeğin imanına ve bilinçli Müslüman olup olmadığına bakın. en çok Allah'tan korkan-lardır. Çünkü o devrelerde hatalarını erkek de. erkek diye bir ayrım yapılmıyor. Onun için bu soruya da bu kadar cevapla yetineceğim.. evliliğe ait. Sık sık doyuma ulaşmış bir kişinin davranışları. en iyi amel edenler. Allah'ını terk eden bir erkeğin. Kitabın adı "İslâm'da Evlilik ve Mahremiyetleri" (Osman Karabulut. Erkek de göremez. Bu arada gençler o heyecanın. bu ilginç açıklamadan sonra bilmem bir şey söylemeye gerek var mı? Kişi ilmiyle ve ameliyle anlaşılır. Bu konu. fikir ve ruh yapısında anlaşmaları ve de sık sık görüşmemeleri gerektiğidir. Rabbül alemin kız-erkek diye ayırım yapmamış. Güneşi fileye koymak. Bilinçli Müslüman. nikâh yokken yapmış oldukları gezmeler vs. bugünkü senin gözünde uygar olan dünya mı bildirmişti? Yoksa kainatın sahibi olan Allah mı? Elbetteki Allah. Onun için siz. Unutmayalım İslâm'a uygun şekilde. Bu soruyu üç şekilde inceleyelim: a — Eskiden kızlara önem verilmedi. kadın da saklar. Halbuki tam tersi. karısını terk etmemesi beklenemez.) SORU: 5 — Kutuplarda altı ay gece. c — İslâm dininin günümüz uygar dünyasının yaşayışına izin vermediği. o zamanın sevgisi sonucu olduğunu zannediyorlar."(281) Yani. birbirlerine karşı ister istemez aynı ilgiyi duyamıyorlar. erkekle kadının birbirini ruhen tanıması elli yıl da geçse mümkün olmaz. karşı cinse karşı aç olduğu zaman karşısındakinin hareketlerinden tahrik olur. okuyan kardeşlerimden dinledim. Ancak Allah'ın kanununu yaşamakla birbirlerini tanır ve ruhen ısınırlar. ancak en iyi amel edenler seçilmiştir. Niçin İslam'da kızlar hor görülüyor? CEVAP: Kardeşim Meral. onların birbilerine tutum ve davranışları harukulâde nazik olmaktadır. onun gerçek kişiliğini göremez. Bu kardeşlerim sıradan birileri değil. kadın hakkına gayet saygılı olur. bu soruda küffarların kurduğu düzenlediği bir sorudur. İnsan bünyesi. Kendim okumadım. Netice itibariyle. Orada yaşayan insanlar nasıl ibadet edecek ? CEVAP: Bu sorunun cevabı kitabın ortalarında verildi. keçiye matematik öğretmek nasıl ki mümkün değilse. Kız. Önce birinci maddeyi ele alalım: Kardeşim. Her konuyu içine almış olan bu kitap mutlaka okunmalı. karşı cinse karşı özlem duyduğu. Bu konuda Dr. Wallace Sebine şöyle diyor: Ben bu konuyu ilmî açıdan ele aldığımda şunu isbat ettim. haram olduğundan şeytan iyi gösteriyordu. Kızla. İşte Rabb'imizin o zamanlar indirdiği ayet: "Muhakkak ki. SORU: 6 —Eskiden kızlara önem verilmezmiş Şimdi uygar dünyada yaşıyoruz. Efendimizin şerefli sözü bu ." Evet. b — Şimdi uygar dünyada kız-erkek diye bir ayırım olmadığı. Her genç kızın okuması gereken bir kitap tavsiye ediyorum. Nikâh olmadığı zaman birbirine çok tatlı gelen bu ikili evlendikten sonra aynı havayı bulamıyor. sen bilmiyor musun İslâmiyetten önce yeryüzünde cehaletlikler nasıl vahşet saçıyordu? Okumuşsundur. İslâm'a göre olmayan evliliklerde huzurun olması mümkün değildir. çeşitli aksaklıklar olduysa) üç kere görüşebilirler. Örneğin el ele tutuşmaları onlara unutulmaz bir an gibi gelmektedir. erkek en fazla (o da birbirlerini görememişlerse. altı ay gündüz oluyor. Aynı çift evlendikten sonra yeterli doyuma ulaşınca. Bir kız evleneceği erkekle 20 yıl da gezmiş olsa onunla evlenmeden. Evlenme vaadi ile arkadaşlık kuranlar eğer birbirlerine cinsî açıdan sahip olamamışlarsa.. yaşlı demeden evli veya evlenecek olan herkesin okuması gereken bir kitaptır. doyuma ulaşmayana oranla çok farklıdır. Allah yanında en üstününüz. Çünkü her ikisi de evlenmeden önceki heyecanı tatmak istiyorlar. kitaplık bir konu. Bir defa nikâh yok. Çünkü evlenmeden önce. Aynı ilgiyi duyamayan gençlerde bir bunalım meydana geliyor.

Ben İslâm'ın gölgesinde bîr dünya istiyorum! Ben o çocukları günahsız görüyor... kadın erkek ayırımı yapılmaması konusundadır. Aklım almıyor. Para gelecek diye turistlere yataklık yapmak. kime hediyesidir bu? İşte babasız çocuklar.. Sence bir kızın imanı. Bu nasıl alçaklıktır ki.. Adım başı bir kerhane açmak. Aman ya Rabbi! Sen bize yardım et. hem kızlar cehenneme gidiyor. hem ana-baba cehenneme gidiyor. Sen zanneder misin ki. Kimin. 19 Mayıslarda rezalet sergilemek. Al gazete ve dergileri. Bu hediyeleri kabul edenler alsınlar kınalarını da yaksınlar. Bir de en fazla zina yaptıran randevu evi sahibi en çok vergi verdi diyerek. basiretini kör etmiş Müslüman! Görmüyor musun ki fuhşiyattan başka hiç bir şey hâkim değil Türkiye'de. erkeği kadın yapmak.. Dansöz (281) Hucurat: 13. Bu nasıl uygarlıktır ki.. gerçeği görmez de böylesine alçaklıkları över. Ben bütün bunlara sebep olanlara . meyhaneler açmak. en ahlâksız gazete ve dergileri çıkarmak. Ben böyle bir hediyeden utanç duyuyorum.. yapılıyor. Buna karşı olan İslâm'ı da beğenmezsin. seversin. (Para verirsen. böyle medeniyetten nefret ediyorum. öğretmek. Güzel makyajlar yapmak. Meral kardeş. Ey imansızlar! Hiç mi vicdanınız yok? Bu madalyayı niçin veriyoruz diye. fazla zina ettirene madalya veriliyor? Ey satılmış alçaklar!. Nefret ediyorum şu yirminci asrın cehaletinden.. Ben böyle uygarlıktan." Bu hadis-i şerifin yanında bir sürü ayet ve hadis-i şerifler vardır ki. Boynuzları takınmak.. Bu dünya size kalacak mı sanıyorsunuz?. Benim utandığım. İslâmî gözlükle gözden geçir. Faiz. Ben böyle hediyeyi de kabul etmiyorum. o çocukları meydana getiren iğrenç hayatı kabullenmiyorum..konuya açıklık getirmektedir. niye düşünmüyorsunuz? Nasıl iştir bu? Feryat edesi geliyor insanın. madalya alana bravo diye alkış çekiyorlar. Fakat şimdi kızların imanının gitmesine anababa sebep olduğu için. en güzel dansı öğrenmek. sen günlük konu olarak sadece uçkur ve mideden bahseden bir dünyaya nasıl uygar diyebiliyorsun? En güzel şekilde vücudunu sergilemek. Uykuda olanlar. Dolandırıcılık.. bu milletin namusunu satan namussuza madalya veriliyor. Eskiden kızları diri diri gömerlermiş ama. tuvaletleri süsleme.. o fuhşiyatların cehennem ateşini bedenine yapıştırmış olacaksın. o zaman kızlarını diri diri gömenler mi daha kârlı yoksa şimdi kızlarının imanının gitmesine sebep olanlar mı? Yirminci asrın cahiliyeti eski cahili dönemlerini çoktan geçti. af buyur fuhşiyata sürüklemekten başka ne yapıyorlar? Ey gözleri kör olan. madalya alıyor. Almıyoooor.. randevu evlerine satılıyor. (Âmin) Bu kadarla bitmez senin uygar dediğin yirminci asrın rezaletleri. namus mefhumunu düşünemeyenler de. nefret ettiğim yirminci asrı bana uygar diye övüyorsun.... kız akıl baliğ olmadığından kızlar cennete giderdi. Bana övmekle bitiremediğin bugünkü medenî(!) dünyada kızlarımız (af buyurun) çıplak gezdiriliyor. İslâm dini olmasaydı bugünkü dünya kadını ölüme mahkûm etmezdi? Gerçi bugünkü dünyamızda keşke kızlar gömülseydi.. Babasız çocukların haddi hesabı yok. kuvvet ver. bu milletin evlatlarına zina yaptırıyor. Buna da dikkat).. Hiç olmazsa imanımızı sağlam tutmamıza yardım et. Bu nasıl gözdür ki. ameliyatla kadını erkek. Efendimiz diyor ki: "Öyle kadınlar vardır ki bin erkeğe bedeldir.. sonra da medenî olmak ha! Bugünkü dünya medeniyetini daha açık yazamıyorum. onlara namus vermek. bir zerre iman gitmesin. Bak bakalım gençliği sapıklığa. ama bence imanlı olmak şartıyla bir milyar can gitsin. en çekici. namusu mu elden gitsin? Yoksa canı mı? Seni bilmiyorum. Şimdi sana soruyorum. gömen ana-baba ise cehenneme. Ve bu madalya töreni millete televizyondan gösteriliyor. bugün övünen uygar (!) dünyanın (uçkura hizmet dünyasının) insanlığa hediyesidir..

. duyduklarımı bilmiyorsun.. Ben onlara... Oradan da faydalan. Onları temsil eden bir tek gazete bile okumazsan. Kardeşim. Çiklet satılsın diye çikletin üzerindeki resim kadın. tezgahtar kadın. lanet ediyorum. kötü yoldan para kaynağı bulan kadın. O eskiyi ben de beğenmiyorum. aynı işi vermek adaletsizliktir... Gençliğe namus duygusunu aşılayın. Eşitlikte adalet yoktur... Bunu bilmek yeterlidir. Nedir bu vahşet? Nedir bu işkence? Artık yılan derisinden çıkın.... "kadın hor görülsün" diyormuş gibi İslâm'a saldırıyorlar? Sana bu konu üzerinde biraz fazla düşünmeni tavsiye ederim.. Gerçi siz de bilmiyorsunuz iffeti.. Paşam. Hatta çocuğun çocukları da bizzat kendi ürününüz. Çünkü sen benim dinlediklerimi. vicdanlar satılmış.. ama adalette eşitlik. Ama "Ayıptır fazlası" diyorlar.beyefendi. Bana bu zina kokan sokakları.. Yüzbinler vardı.. Daha neler söylemek istiyorum. Tükürür geçersin onların her türlü neşriyatına. Bugünkü gözler kör. "Kodesi boylarsın" diyorlar. bir de çocuk bırakırken neredeydiniz? Bu genç kızlar bir iki tane değil ki. Bülbülün konduğu dala fili konduramazsın. O zaman onların kokuşmuş fuhuştan ibaret olan medeniyetlerini övmezsin..) Ey zalimleri. Ve güzel olan herşeye izin verir. senin beğendiğin bugünkü ahlâksız dünyayı da beğenmiyorum. bu sorunun ana maddesini böyle geçelim. Kardeşim Meral. Kadınla erkeğe (aynı karakteri taşıyorlarsa) aynı değeri vermek.. yaram gittikçe azıyor.. o vahşetin ortadan kalkması için Kur'an'ı göndermiş. Ben onlara şöyle sesleniyorum.. "Eskiden kızlar hor görülürmüş" diyorsun. Ah. caddeleri ve de fikirleri medh etme. '"Sen kadınsın. akim durur. asırları yaratmadan önce biliyordu. Faydalı olan her şeyi de serbest bırakır. son yıllarda Batı medeniyetinin kopardığı yaygara oldukça yaygın. Diyorlar da.. bu sözler sana yakışmaz" diyorlar. Muhakkak olan şudur ki.. Diyemiyorum. Türkiye'yi zina pazarından kurtarın. yukarıda anlatılandan sonra herhalde " İslâm niçin bu berbatlığa izin vermiyor?" diyemezsin. Kardeşim Meral. kadına verilen değeri mi gösterir bu? Yoksa kadının yaradılışının sömürüldüğünü. Neyse Meral kardeş. Şimdi Türkiye'de kadın her işte önde gidiyor. Bu arada eşitlik meselesinde. Ama ben.. diyorlar işte. vardır. Allah'ın koyduğu kanundur. Efendim. erkek olarak. Her yaratığın kendine has mevkisi tayin edilmiştir. Dayanamıyorum bu haksızlığa.. Düşün. ağam. Şunu unutmamak gerekir ki Allah her asrı. Namuslu oluşundan dolayı utananlara. Sana anlatamadığım neler var bir bilsen.. Biz. reklam aracı olan kadın. Şimdi kalkıp da kavak ağacına gülün vazifesini yaptıramazsın. . Hepsini de biliyordunuz. (282) Mahkûm Duygular .. onları görmemiş olasın. Allah bile beğenmemiş. bankada çalışanların çoğu kadın. kadın.. Anlaşılacak gerçek inan ki zamanla.. Adam halı satacak.. sekreter kadın. ne demektir kız erkek ayırımı? Bir defa erkek. Türkiye'de o kadar çok manasını soranın da bilmediği sorular var ki. Bu ahlaksızlık alıp başını giderken. Harıl harıl sadece mide ve uçkur için çalışmayın.. (281) b) Şimdiki uygar dünyada erkek kadın ayırımı diye bir ayrım olmadığı: Bu konu ile ilgili kitabın ortasında da yazı vardır. Ama ikisine de aynı yükü.Emine Özkan Şenlikoğlu. İslâm'ın emrine girin... Her yaratılmışı yaradılış özelliği ile başbaşa bırakmak gerekir. Çabuk iş bulan kadın. Güzel de çirkin de inanca göre değişir. Çabuk iş buluyor diyerek. Zira: Söylüyorum ne olur beni anla. Allah'ın kanunundan başka hiçbir kanunu beğenme ne olur? Güceniyorum.. iffet nedir bildirin.. Saklı kalan yalanlar... Eyyy yirminci asrın deyyusları! (Eyy. Kadın. Allah'ın her işi çok güzeldir. Allah insanlara ve inanca aykırı her şeyi yasak eder. kadın da kadın olarak yaratılmıştır.. Girin İslâm'a öğrenin.. yüzbinler.. beğenmemiş de onun için o adaletsizliğin. bir bilsen. Kardeşim. Turistleri çekmek için oynatılan dansöz kadın. kadının bir sermaye olarak kabullenildiğini mi gösterir? Şimdi "c" şıkkını ele alalım: Bu şıkta "Dinin günümüz uygar dünyasının yaşayışına izin vermediği"ni anlatmak istemişsin. Güzeli de iyice ele almak gerekir.. Balığı sudan çıkarıp karada yaşatamazsın.. günahsız kızlar evlenme vaadierine aldandığı için evini terk edip. ortaya çıkar sanma..

Bakın Afganlı kardeşlerinizi öldürmeye gelen binlerce Amerikalı asker Afgan dağlarında bekliyor" diyerek.Emine Özkan Şenlikoğlu.. mideler de inanca göre çalışır. Her lisanın kendine has özelliği ve otoritesi vardır.. Dinle hiç ilgisi olmayan bu kardeşimiz. SORU: Ezan Türkçe okunsa olmaz mı? Ben Türküm. İslâm'ın sahibi olduğunu bildir. Bundan sonraki olayları şöyle İslâmî gözlükle incele.Senin için Kur'an sesi güzeldir. Sahibi ol dininin O emanet senin Assalar bile seni ipe Demelisin "Dinim benim"(282) (282) Mahkûm Duygular . kulları namaza davet eden Allah'ın yeryüzünde beynelminel bir çağrısı olmasın mı? Bir arkadaşım anlatmıştı: Bir Türk ihtisas için İngil356 tere'ye gitmiş. Müslümanların şahididir ezan. Kafirler ise bundan zevk alıyor. Meydan oku küffâra. Aylar sonra bunalım geçirmeye başlamış. İşte aynen bunun gibi Müslümanlar da tek millet ve tek devlettir. Pakistan milleti yoktur. Şimdi düşünelim. O zaman Almanca olan Almanlar'in marşı. Kahrolacaksın. belki de. Türk kavmi. Türklerin istiklal marşı Türkçe okunur. Okuduğun gazetelerde her gün İslâm'a saldıran yüzlerce madde bulacaksın. Dünyanın neresine gidersek gidelim. Yani Müslümanlar'ın hepsi bir millettir. tretuvarın üzerinde oturuyor. Filmleri eleştirdiği zaman Türkiye'yi önce Batılılaştırmak sonra Hristiyanlaştırmak istenenlerin çirkin yüzünü göreceksin.. Arap kavmi. çalınıyor. ama bir Hıristiyan için çok çirkindir. Afgan dağlarına çıkıp İslâm devleti için savaşmaya başladığında. "Beni kimse tutamaz. dinime hizmet edeceğim" diyeceksin. "Sanki o caddelerde ahbablarım. Niçin Müslümanın midesi bulandı? Demek oluyor ki. Ve Rusya bütün Müslümanları toplayıp müftüyü konuşturuyor. günlerce istifra eder. Almanya'nın istiklal marşı vardır. dostlarım doluymuş gibi geldi bana" diyor. müftülükler aracılığı ile Müslümanlar alarma geçiriliyor. Hadi gör de sen de İslâm'ın safına geç. Ve başkanları da halifedir. Biliyorsun bazen uluslararası yarışmalar oluyor. Arap milleti. ne kadar çarpıklık bulacaksın. birden yüreğini hoplatan bir ses ile irkiliyor: "Allahu ekber. Yarışmaya katılan hangi ülke ise o ülkenin istiklal marşı. Allah'ın davetidir ezan. Hemen gidip abdest alıyor ve o gidiş namaza başlıyor. bana ne Arapça'dan? CEVAP: Bu soruya geçmeden önce lisanların önemine değinelim: Bilindiği gibi lisanlar bir ırkın habercisidir.»Öyle ise bu milletin de kendine has marşı da (mecaz manada) ezandır. Türk milleti. İngiltere'nin günah dolu caddelerinde dalgın dalgın giderken. O kadar hüzünleniyor. Müslümanlar üzgün ve barut gibi öfkeli oldukları halde yola çıkıyorlar ve Afganistan dağlarında . sorunun cevabını kendi kendine ver: Afgan mücahidleri. Düşün lâalettâyin bir dilin beynelminel özelliği oluyor da.. Aynı zamanda da tek devlettir. Müslümanlar'a tanklar tüfekler veriyorlar. mideler de inanca göre çalışmaktadır. Müslümanlar'ı şahlandırıyor ve cihad ilan ediyor.. Bunun isbatı: Müslüman domuz eti yese. o kadar İslâm'a ısınıyor ki olduğu yerde. eğer ezan beynelminel olmasaydı bu kardeşimiz ezanı anlayabilecek miydi? Örneğin İngilizce'ye çevrilseydi! Müslümanlar'ın parolasıdır ezan. Meselâ Türkiye'nin istiklal marşı. sizler dinlerinize bağlı kişilersiniz. Pakistan kavili vardır. (Huzuru ilâhîde şahitlik yapacak) Bir konu daha anlatayım da. Allahu ekber Eşhedü enlâ ilahe illallah" diyor kulağına gelen sesler. Müftü şöyle konuşuyor: "Müslümanlar. Türkçe okunuyor mu? Hayır. Sesler de..

O HER ŞEYİ İYİ BİLENDİR O'dur herşeyi bilen. Türk'ün sesi. adaletli imanı yoksa sıfırdır. Müslüman oluşundan dolayı gururlan.. Benden bir kardeş tavsiyesi. Birgün şafak sökmeğe başlarken karşıki dağdan yanık yanık bir ses duyulur: ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH Bu da nesi?. İslâm'ı bilen bir erkek karısına işkence etmez. Yalnız buna göre değil.. İslâm'da kadın da erkek de "Birbirini tamamlayıcıdır... Türk oluşundan dolayı fazla gururlanma. ağlarlar.. Bütün insanlar tıp kanunlarına göre doğar. Türk'ün nefesinde hüner var zannediyor. Edip Adıvar. O'ndan ne gizlenebilir ki O'na güven duymayan Zaten İslâm değil ki. Türk'ün. Bir şiirden sonra bu konuyu da geçelim. (285) (284) Kemalettiri Kamu. Allah ne diyorsa ona bakalım. Ancak takva ile üstündür. HAKSIZLIĞA BAŞ KALDIRINCA GÜZELDİR. Birbirlerine sarılır sarılır. "Bana bir din yarat Türk'ün nefesinden" diyor. CEVAP: Senin söylediğin adaletsizlikler İslâm'a hiç girmedi ki çıksın. Şaşırır. Bir ırk hayranı kafir daha. Çünkü. Onun için detayına girmiyorum. Türk'ün tarihi. Bu adaletsizlikler İslâm 'dan çıkarılsa diyorum. Ben yarım Türk olmaktansa. Hiç bir ırk ötekinden üstün değildir.E. Bu sapıklıktır.. Şunu unutmamak gerek ki. Bu sorular Allah'a hakkı ile inanmamaktan Ve güvenmemekten doğuyor. Öyle bir din istemem Arap felsefesinden Bana bir din yarat Türk 'ün nefesinden (283) (283) H. kimi de başka kayayı seçecektir. Bu sedaları karşı dağdaki Afganlı mücahidler duyar. ama Müslüman olmak biiznillah senin elinde. Türk olmak senin elinde değil. Orada bulunan yüzlerce Müslüman birbirini öldürecekti. Düşün.Ş. KADINI ANCAK KENDİ TEMBELLİĞİ EZER KADIN APTAL OLUNCA DEĞİL. Bu sefer göz yaşlan içinde bu tarafta olanlar tekbir getirirler. (285) Mahkum Duygular . tam Müslüman olup çingene olmaya razı olurum. Allahu ekber. kadın evlendikten sonra erkeğin kölesi olur. Bakın neler saçmalamış: "Ne örümcek ne yosun. Allahu ekber. Şu sapıklığa bak. SORU: 7 — İslâm'da. Biz onu bunu bırakalım.. Müslümanlıklarına hayran kalıyoruz. Görüyorsun ya. Anlarlar Ruslar'ın komplo (tuzak) kurduğunu." Bu konuları da işlemiştik. . Yaşadığı kanunlara göre de ahiretteki yerine gider. Türk'ün. Sonra birlik olup o gün yüzlerce Rus askerini teslim alırlar. Türk'ün İslâm'ı.. sıfır. Allah'a davet olan ezanın Arapça oluşunda ayrıca büyük hikmetler vardır.. Fakat bir türlü bulamıyorlar. adaletli Müslümansa iyidir. yavaş yavaş gelişmektedir. derken işte yukarıda gördüğün gibi sapıklığa gidilmiştir. Ve iki dağın arasındaki vadide birleşirler. Ne mucize ne füsun Kabe Arap'ın olsun Bize Çankaya yeter.. Türk'ün mertliği. Irk hayranlığı bazı insanları kafir yapmaya yetiyor. Allah bizden çok daha iyi bilen. Bir de bakarlar ki. Onlar oradan bu taraf buradan ağlayarak birbirlerine doğru koşarlar. Rusyalı Müslümanlar. kimi Kabe yerine Çankaya'yı. arkasından ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER sedalan yükselir. Halbuki Türk.Amerikalı asker arıyorlar. çok daha merhametli olandır. Yakınımızda olan öyle Müslümanlar görüyoruz ki adeta insanlıklarına." (284) Görüyorsun ya! Allah'ın dininden kopan mutlaka bir din icad edecek.

Öyle ki senin hiç istemediğin. Beş vakit namazını kıl" demiş. "Benim Ramazan'da ister istemez açık-saçık gezen kadınlara kalbim meylediyor. hepsinin içinde kötü düşünmeyenler vardır. olur ki cevabını bildiğimiz bir konudur" dedim. Teşbihte hata olmaz derler (ne derece doğru bilmiyorum ama). bilin ki kadın Allah'ın emanetidir. Kocası "sor" demiş.. Kılıbık deniyor. iyi de düşünebilir. sen aldanma kardeşim. mutlaka ölçü değildir. kâinatın sahibi Allah emir veriyor. "Nasıl söyleyeyim? Kendimden utanıyorum" dedi. Muhammed'in (s. "Allah indinde" hiç makbul değildir. o kılmıyorsa. Muhammed'in (s. Senin mahallendeki Müslüman. Beyinle bağlantılıdır. ama o da gayri ihtiyarî olmak şartıyla) Netice itibariyle kalp düşünür. İslâmî olmayan evliliklerde ise bu işleri yapan erkek küçümseniyor. Belli ki derdi büyüktü. Allah. niyeti ön plandadır. Hep insanlar için iyi şeyler düşünmüşlerdir. dedik. "İçki içme. Onların geçimlerini düşünüyor.a. şimdi orucum bozuluyor mu. İşte Allah da. çamaşırını yıkıyor. Allah'ın ona cennet vermesi gerekmez. Ama. kişi de etmiyorsa ve bu kişi ayrıca sizin deyiminizle kalbi çok temiz. Allah'ı dinleyen bir erkek karısına değer verir ve onu mesut eder.. Sen bu kızını. insanlara iyilik düşünüyor diyerek. Nikâhım düşsün veya düşmesin kim olursa olsun. Nihayet kadına söylettim. Allah için hiç iyi düşünmemiş. CEVAP: Bir defa herhangi bir ibadeti yapmak için kalbin temizliği ön planda değil. Çünkü bu özellikler. "Sor kardeşim. Putperest kim olursa olsun. Kalp temizliği bizzat ibadetle olur. "Bana ne?" diyor. "Elimde değil düşünüyorum. Tabi." Kişi Allah'ını bilmiyorsa.. git mükâfatını o versin" dersin. Bir defa kalp nasıl çalışır? Kalp gözünün gördüğüne. Meral kardeşim şunu bil ki Hıristiyan. Yahudi. Eğer böyle olsaydı.Hanımı hastalansa yemek yapıyor. Ben de. kadını kahrediyormuş. "Açık gezme.v) kalbinin çok pis olması gerekirdi. komşulara yaptığı işlerden dolayı mükâfatlandırır mısın? Mükâfatlandırmazsın değil mi? Her şeyden önce ona şöyle dersin: "Kimin işlerini yapıyorsan.. Fakat sen ona "Kızım şu bulaşıkları yıka" diyorsun o da. seni öldürseler bile yapamayacağın şeyleri düşünür. Farz edelim senin bir kızın var. içimden bir ses hemen kötü bir şey düşünüyor" dedi.. onun kalbinin temizliği itibara alınır mı? Elbette alınmaz.a. muteber kitaplar öyle söylüyordu. Kişinin cömert olması. birden oluyor olanlar. onları çok seviyor. Peki. "Ey kulum. Kardeşim kalp temizliği. Çünkü. Kızın o kadar iyi ki. Kadın yine. niçin küffara dönsün?. Yine bir başka hanım da kocasının haberini getirdi. "Namaz kıl" emri verildi? Sana bir misal vereyim. Ağlıyordu. İnsan kim oluyor da bu emri dinlemiyor? Allah'ı dinlemeyen kalpten daha pis kalp olur mu? Temiz olsa Rabb'ine döner..v) kalbi pis miydi ki ona. Ne yapacağımı bilmiyorum" dedi. Sonra Hz. kalp kişinin elinde değildir. "Size bir şey sormak istiyorum. kumar oynuyorsa. kalp pisliği ne demektir? Önce istersen bunun üzerinde duralım. düşüncenden dolayı utanırsın. Bir saniyede milyonlarca kötü işler düşünebilir. (ilk bakışta günah yoktur. cömert ol. Ölçü.. dinlemiyorsa hiç önemi yoktur. yetimlere yardım et" demiş. Ayrıca ibadet edenlerin kalbi pis olacak diye birşey yok. yorum yapar. Bozulmuyor mu?" Kişinin elinde olmayan düşüncelerinden kişi sorumlu değildir. Ateşperest. Hz. Çünkü. İslâm'ın kendisidir. kulağının duyduğuna göre düşünür. biraz kalbini kırsa özür diliyor. Bunlar da kâfirlerin oyunu.. Sıkı yönetimin herhangi bir emrine karşı gelen birisi "Ben emrimizi yapmadım ama kalbim çok temiz" diye bir ifade vermiş olsa. ama bir türlü soramıyorum. kumar oynama" demiş. devamlı komşuların bulaşığını. Cemaattan bir hanım yanıma gelmişti. Niçin? Çünkü insanlar için hep iyi düşünmüş ama. SORU: 8 — Ben namaz kılmıyorum ama kılanlardan kalbim daha temiz. kişi içiyorsa. Aklından öyle şeyler geçiyormuş ki. Bir misal vereyim. kişi Allah'ın emrini dinliyorsa çok makbuldür. Sen .

Edip Kardeşimiz ayrıca kendisi de harikulade ilaveler yapmış.. SORU: 11 — Kur'an-ı Kerim'in mealini okudum hiç bir şey anlamadım. Bazı yerlerini ise hiç anlamıyordum. yabancı gazeteler okumama rağmen Kur'an'dan bayağı kopmuştum. kini. bir şeyi içmeye gelir.Ş. kalbini ibadetle temizle. diyor. İnsan haklarına riayet edip. Bir örnek daha verelim. İşte Kur'an-ı Kerim' de böyle birden anlaşılamayacak.Arapça ismi şaraptır. "Manası bu kadardır" der. Aksi halde pistir. Anlaşılmaz cümleler. Bu içilen herhangi birşey sarhoş edici ise. geçeriz. Bir şeyin lügat manasını bilmek demek. . Yani şarabın manası. "şarap" koymuş. o işin aslını bilmek değildir. tatbik dinidir. (287) Kur'an En Büyük Mucize Çev. Meselâ kubur... İşte Kur'an'da buna benzer ayetler çoktur. O kadar ilginç. Rabb'isinin emrini yerine getiriyorsa temizdir. o içilen (şarap) haramdır. Bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Şarabın isminden haberi olsun. Allahu Teala. Neticede Türkçe'de suyun -içilenin. "Dünyada çalışmaktan başka bir şey verilmemiştir". Adam tutmuş içkisinin adını Arapça. Halbuki on yıla yakındır İslâm ilimlerini tahsil etmeme rağmen. Halbuki Kur'an'da sarhoş edici içki haramdır deniyor. mezarlar demektir. Kur'an-ı çok merak etmiş. ben de senin gibi mealini okumaya başlamıştım. "İbadetle olmaz sen kalbe temiz mi bak" Madem kalp yetiyordu. Hadi kardeşim. Kardeşim. İslâm'ı yaşamalıyız. çok önemli bir konuya değindin.. "Kur'an'da şarab haram. Bu kitap. Edip Yüksel." der. Aradan geçen yıllardan sonra baktımki Kur'an-ı Kerim akıllara durgunluk verecek güzellikte. Ben Rabb'imin lütfü ile Arapça okumaya başladım. o kadar harikulade ki anlatamam. İstersen Yasin suresinden bir misal vereyim. Okudukça İslâm'dan daha çok uzaklaşıyordum. Hıristiyan veya bazı dini reddedenler. Kalp. Mazisi şeribe'dir. Hala da devam ediyorum. Fakat yıllar geçti.. Kendi kendime söylenerek Kur'an-ı elimden bıraktım. (286) SORU: 9 — Bu sorunun cevabı ön sayfalarda verilmiştir. Ama mezar ne demektir? Nasıl bir yerdir? Kimler gider oraya? Tüyler ürpertici cevaplar ve yine de tam idrak edilmesi oraya gitmeden imkansız gibi olan bir şey. Yok Hz. rakı haram değildir" diyor. kısacası şu: "Kalbim temiz. hiç bir şey anlamıyorlar. İslâm şiirle gelmez. Tabi hal böyle olunca da.. Halbuki siyasî görüşüm İslâmî idi. Adam tutuyor. sana cenneti o versin. niçin indi ki ayet? Şu sözle cennete gidenlere kızarken Hadi neyse diyorum şimdilik vakit erken. (286) Mahkum Duygular . Gümbürtüye giden onu içenler oluyor. Hal böyle olmasına. Alimlerin tefsirlerini az da olsa okudum. Halkın zaten dîninden haberi yok ki. Yıllar önceydi. Allah'ın hakini çiğnemek olmaz. İslâm yayılır. Görüyorsun değil mi? Sanki adamlar Arapça'yı çok seviyormuş gibi içkisinin ismini Arapça koymuş. Kuranın meal (eksik) manasıyla hüküm veriyorlar.E. yok adam böyle dedi. Şarab içilen demektir. Onu yaşamak için de "desinler" duygusunu. İslâm edebiyat dini değil. bir kelimesinin yıllarca araştırmak-düşünmek gereği ve ihtiyacı olan ayetler var. Çünkü ilk gelişi böyle olmadı. Lügat manası budur. nasıl oluyor da Allah'tan geliyor? CEVAP: Kardeşim Meral. henüz fatihanın ilk ayetini dahi tam anlamış değilim. Meryem şöyle dedi.dünyadayken kimi dinledinse şimdi git. İslâm'ı yaşarsak. cimriliği tembelliği bırakmak gerek. ben insan haklarına riayet ediyorum" sözleri meseleyi halletmez. SORU: 10 — Bu sorunun cevabı da verilmiştir. İslâm çok güzel konuşmalarla gelmez. kabirler. (287) Bir fatihaya.

bizim gibi bir insansınız (bize bir üstünlüğünüz yok). ancak apaçık bir tebliğdir. sizinle uğursuzlandık. 13 ayetten başlıyor. muhakkak sizi taşla öldürürüz ve herhalde size bizden çok acıklı bir azap dokunur. geçmişteki olayları bize bildiriyor.." 16 — "(Elçiler. gelin beni dinleyin. ben Rabb'inize iman getirdim. Kur'an-ı Kerim Allah ile kul arasına inmiştir. 22 — Hem bana ne oldu ki. hem Rahman Allah bir şey (kitap) indirmemiştir. size gönderilmiş elçileriz. ben Yaradana ibadet etmeyeyim? Hepiniz de döndürülüp ona götürüleceksiniz. o şehir halkının (Antakya'lıların) halini misal göster. ve onlar beni kurtaramazlar. 25 — Haberiniz olsun ki. Elimize bir meal aldık. Eğer (bu sözünüzüzden) vazgeçmezseniz. 13 — "(Ey resulüm) Mekke halkına. onlar hidayet üzeredirler. Üzerinde "Kur'an-ı Kerim ve Meal-i Âlisi" yazıyor. aynı misal. o takdirde ben. uyun bu gönderilen elçilere. o tanrıların şefaati bana hiç bir fayda vermez. apaçık bir sapıklık içindeyim. Doğrusu siz. kavmi onu öldürdüler. Yani bu kadar güzel olan manasının mealle anlaşılmamasına üzülmüştüm.Yalnız burada okuduğumuzla kalmayacağız. Sayfaları açıyoruz? İlk defa açtığımızı düşünüyoruz ve Yasin suresinin ikinci sayfasını büyük bir heyecanla okuyoruz. kavmim bilselerdi. bunu biliniz. bir ikazıdır. Hani oraya (İsa'nın gönderdiği) elçiler gelmişti." 14 — "O vakit kendilerine (İsa'nın Havarilerinden) iki elçi göndermiştik de bunları tekzip etmişlerdi. Şimdi konuya giriyorum. Allah'ın bize bildirmesi. Şahsen ben. sırf yalan söylüyorsunuz. Nasihat edilirseniz mi (bunu uğursuzluğa yoruyorsunuz ve bizi tehdit ediyorsunuz?). (Bu üç elçi varıp Antakya halkına) şöyle demişlerdi: "Gerçekten biz. elçilere) dediler ki: "Doğrusu biz." 15 — "Onlar dediler ki: "Siz. "Kulum geçmişe bakın." 17 — " Bize düşen." 19 — (Elçiler) dediler ki: "Uğursuzluğunuz yanınızdadır. onlara şöyle) dediler: "Rabbimiz biliyor ki. teşbihte hata yoktur dedik. A." 20 — (O esnada. Geçmişten bahseden ayetler ve tembihtir ya da örnektir." 26 — (Onun nasihatlarına rağmen. beni dinlemezseniz size de yaparım" gibi." 18 — "(Onlar. 24 — Şüphe yok ki. bana asi gelene yaptım. "Ağabeyine şöyle bir ceza verdim" gibi bir tehdidi maziden bahsetmektedir. Ruhuna hitaben şöyle) denildi: "Haydi. ilk defa nüzul sebebini okuyunca çok hayret etmiştim. Kur'an dünya tarihidir. Biz de üçüncü bir elçi ile bu ikisini takviye etmiştik. ibret alın ben bunları. ancak. biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz. Kur'an-ı Kerim'deki geçmiş olaylar. Adı geçen sayfayı vermeden önce bir açıklama yapalım. Siz. 23 — Hiç ben Ondan başka tanrılar edinir miyim? Eğer O Rahman (Allah) bana bir keder murad ederse. elçilerin geldiğini haber alan ve Allah'a ibadet etmekte olan) bir adam (Habibü'n-Neccar). haddi aşmış bir kavimsiniz.. şehrin ta ucundan koşarak geldi (ve şöyle) dedi: "Ey kavmim. gir cennete. Meselâ bir annenin çocuğuna. İşte Allahu Teala da. Kuran Allah sözüdür." 21 — Uyun sizden bir ücret istemeyen kimselere ki. Fakat annenin karakteri gerçekten o işi yapacağını da bildirir. Başkalarına anlatacağız. Fikri Yavuz Türkçe'ye çevirmiş. tasdik etselerdi? . (Cevap olarak ruhu şöyle) dedi: "Ne olurdu.

ondan sonra anlatsaydınız ya İslâm'ı (o zamanki adı Hıristiyanlıktı. hem de tanrıların şereflensin. Bir gün hükümdara gidip. Şehre girmeden önce orada koyun güden bir ihtiyar görürler. Herkes şaşkın olduğu halde.) Birden bire niçin onların putlarına hakaret ettiniz?" Bu görüşmelerden sonra üçüncü elçi kendisini o çevrede sevdiriyor. Şehre geliyor. Demek ki şehri birbirine karıştıranlar sizdiniz?" diye çıkışır... Topluca mezarlığın başına gittiler." Hükümdar şaşırır. Bir yolunu bulup onlarla konuşuyor. Çok zeki olan üçüncü elçi hükümdarın kulağına eğilerek: "Şunlara mahzenden iki tane kör getirttir. . "Bizim şehrimize çok akıllı bir adam geldi" diyorlar. Hm. Onunla kısa zamanda dostluk kuruyorlar. O da: "Aaaa.27 — Rabbim'in beni bağışladığını. Bu iki elçiyi ona haber verdiler. Hani elçiler gelmişlerdi. Durumu hemen anlayan öteki elçi: "Biz Allah'a davet ettik"der. "Aaaa" diyecek olurlar. O da emir vererek onları hapse attırdı. Bu elçiler Habib Neccar'ın kızını mucize olarak tedavi ediyorlar. "İşte habibim anlat misal ver. beni cennetle ikram edilenlerden kıldığını." dedi. Hükümdar üçüncü elçinin kulağına eğilerek: "Laf aramızda kalsın ama bizim tanrılarımız göz açamaz ki" der. O şehir halkının olayını.. "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek ellerini sürerler. Onlara "Siz ne kadar kötü iş yaptınız böyle?. İki elçi mezarın başına geçip. Habib Neccar "Siz kimsiniz?" diye soruyor. Milleti putlarından ayırıyorlardı" der. hükümdar: "Hayır" der. diyelim."Doğru. Habib Neccar bunlara iman ediyor. "Esselamunaleyküm ey ehli kubur" diyerek selam verirler. Bu olay her tarafa yayıldı. Onlar daha sonra Antakya'ya geliyorlar. Hükümdar da: "Milletin gözünü açıyorlardı. iki kör getirttirir. O vakit İsa'nın havarilerinden iki elçi göndermiştik de o iki elçiyi yalanladılar. İslâm siyaseti ile soruyor. Nasıl olur da sen kendin dinlemeden. diyorlardı. Hele onları şimdi çağır da bir ifadelerini al. Orada vaaz verdikleri Antakya'nın o zamanki melikinin (hükümdarın) adı Entihas idi. Zaten açamayacaklar" der. "Peki ne hüneriniz var?" Onlar da: "Ölüleri diriltir. Çok şaşıran hükümdarın kulağına eğilen üçüncü elçi: "Yahu bunlar ne yaptılar böyle? Hadi iki âmâ daha getirttir. Fakat o zamanki Hristiyanlar Allah'a karşı gelip İsa ruhtur." Teklifi kabul eden hükümdar uşak göndererek onları çağırtır. görmeden bir insanı hapsedersin? Senin gibi adaletli birine doğrusu yakıştıramadım. şu üç elçi hariç herkes yanıyordu. Böylece hem sen. Birgün üçüncü elçi. mucizeler gösteren İsa'nın elçileri olduklarını söylüyorlar. İhtiyara selam verirler. Hükümdar üçüncü elçiyi huzuruna davet ediyor. Ama gözü açamayan tanrınız hakiki gözü nasıl taktı?" diye sorar. Cenab-ı Hak âmâ gözleri açar. "Peki ne söylüyorlardı?" diye sorunca o da "Allah'a dönün. "Yahu. Halk bu elçiyi çok seviyor. duyduğuma göre." "Ne yapmıştı onlar?" diye sorar. Onlar da "Evet" dediler.. Güya ölüleri diriltip. Onlar kapıdan içeri girer girmez hükümdarın yanında kendi arkadaşlarını görünce çok şaşırırlar.. hükümdar bu gence sorar: "Ben biraz önce neredeydin ve ne görüyordun?" Genç: "Sen biraz önce başka bir âlemden Antakya'yı seyrediyordum. Eminim ki daha önce bu konuyu bilmeyenler pek bir şey anlamadılar." "Peki bir mucizeleri var mıydı?" "Evet varmış. fakat üçüncü elçi işaret ederek. Şunları bir mahcup edelim de görsünler. Onlar da. Hükümdar bu teklifi çok beğenir. Allah'tan başka ilah (emrinde gezilecek) yoktur. Burada da çelişkilere düşen hükümdar onlara dönerek: "Bir hafta önce ölen bir genci diriltir misiniz?" dedi.. Allah'ın lütfü ile genç dirilir. Bakıyor ki onlar hapiste." Evet baştan aşağı bir sayfayı okuduk. kör gözleri açıyorlarmış. Bu zat sahibi Yasin Habib el-Neccar idi.. Hadi bunun gözlerini açın. ilk önce arkadaşlarını araştırıp buluyor. Üçüncü elçi gayet sakin: "Aaa bak. sen iki adam hapsettirmişsin doğru mu?" Hükümdar: "Evet' der. kör gözleri açarız" dediler. Ve bir bakarlar. Önce bu şehir halkına kendinizi sevdirseydiniz. Elçiler." Üçüncü elçi çok daha bilinçliydi. "İsa Aleyhisselam'ın havarilerinden iki elçi emri bil-mâruf (Allah'ın emirlerini bildirmek) yapmak için Antakya'ya giderler. dinledin mi onları?" diye sorunca elçi. Şimdi bir de nüzul sebebiyle beraber okuyoruz. Sonra biz üçüncü elçiyi gönderdik. sana bunu yakıştıramadım.. Onların gözünü de senin tanrıların açsın." "Sen hiç gördün. hükümdardan önce sözü ele alır: "Sizi gidi siziii. İsa Rab'dır demiyorlardı.

Siz çok uğursuz geldiniz" dediler. size bizden çok acıklı azaplar gelir" dediler." Adam Müslüman mıydı bilmiyorum. "Siz geleli uğursuz olduk. Ben Rabbimden dönmem" dedi. Habib Neccar'a. Ölüme giden Habib Neccar'ın gözünden perde alındı ve "Cennete gir" denildi. Bu arada. Onlar baskı yaptıkça. "Biz sadece Allah rızası istiyoruz. Siz büyücüsünüz. Kuraklık baş gösterdi. Bu surenin bir ilginç tarafı da var." demeye başlar. "Gidin buradan" dediler. Antakya şehrinin altını üstüne getiriyor.. "Bu da mı onlardan?" Bu arada halk bunların üzerine yürür. şu bana verileni. ikram edilenlerden kıldığını ah kavmim bir bilseydi. Daha sonra Allah. Binlerce insan meali alıyor ve anlayamayınca mahvoluyor. "Hayır" derler. şehir tarafından koşarak bir adam gelir. Siz bilmezseniz de olur. (onlar elçilere dediler ki. Amerikalı bir kozmografyacı. Kendi kendimden utanmıştım. Sonra elçilere sorar: "Siz bu iş için bir ücret istiyor musunuz?" Onlar." der. Mikail (a.s) geldi. Korku uğruna Allah'tan vazgeçecek kadar iradesiz değildi. Allah'ın vaad ettiği musibetler gelmeye başlamıştı. "Ey kavmim bu elçilere inanın.. Sayfa 2. Zannediyorlardı. Mealden anlamayız. Bu sözlerinizden vazgeçmezseniz. sizi taşlarla öldürürüz. Fakat tefsirden anlayabiliriz. dediler. ki Allah adına yola çıkan bir insanı biz sustururuz. sen de mi döndün? Sen de mi onların tanrılarına ibadet ediyorsun?" "Bana ne oluyor ki. apaçık bir sapıklık içindeyim demektir. "Aaa. aslında siz kendinizsiniz. "Hiç ben ondan başka tanrı yar edinir miyim? Eğer Allah bana bir musibet. gördüğü dünyanın güzelliğine hayran kalarak. Kur'an'ı meal manasından okursak. Onlar da: "Uğursuz. Habib Neccar'a hayret ederek. Biz size doğruyu söylediğimiz için mi uğursuz oluyoruz? Doğrusu siz haddi aşmış kavimsiniz.s) emir verdi." Karşısında bir şehir halkı olduğu halde hepsine meydan okuyor. Antakya'nın altında şehir olduğunu Yasin sûresinden öğreniyor. çok ilginç kalıntılar bulmuş. Rabb'imin beni bağışladığını (cennet). bunlara uyun.." Habib Neccar gerçekten iman eden biriydi. anlaşılması zordur. dediler. Tam Allah'ın sevdiği imandan taşıyordu. Evet. Nüzul sebebi bilinmeden bir ayet tam anlaşılmaz. "Siz bizi putlarımızdan ayıracaksınız. Antakya'nın kalesine bir kanat takıp." cevabını verdiler." (288) Son anda dahi başkalarının imanını düşünüyordu. Bütün yalvarmalara rağmen hançeri soktular.. Halbuki o kitabınız var ya! O kitap sahipleri bahtiyardır."Ne?" der. Mikâil (a. kavmim bilseydi.. Hastalıklar arttı. "Bize düşen vazife apaçık bir tebliğdir" (iman edin veya etmeyin o sizin bileceğiniz iştir dediler) Bu arada onlara. (Günümüze göre falanca artistin metresini bilen cahil değildir Af buyurun). Cahil insanlarız biz. Elçilere paralar teklif ettiler.. "Siz Türkler kendi kitabınızdan haberiniz yok. Onlar gerçekten hidayet ehlidirler" der." Onlar da "Siz ancak bizim gibi bir insansınız. Halk. Elçiler onlara şöyle demişlerdi. ama şahane şeyler söylemişti." Elçiler o kadar eziyete. . Şöyle diyordu. Biz size gönderilmiş elçileriz." Habib Neccar tekrar halka dönerek: "Uyun bu elçilere. Ve büyük bir işkenceye tabi tutarlar. Bakın sizden bir şey istemiyorlar. Sizin nereniz elçi? Hem Rahman size bir kitap indirmemiş. Siz yalan söylüyorsunuz. Adam gelmiş. "Hey haberiniz olsun ki iman ettim. Onun için. Bu adam Habib Neccar'dır. Yıllar önce bir gazetede okumuştum. "Ben dönersen hiç şüphe yok ki. (289) İşte böyle muhterem kardeşim. Halk artık tahammül edemez hale gelir. Yani. Gözünden perde kalkınca gideceği yeri gören Habib Neccar. Bunların üzerine atılırlar. bir kader tayin etmiş olsa sizin tanrılarınız beni kurtaramaz. "Gerçekten biz. (288) Yasin Suresi. "Siz geldiğiniz günden beri uğursuzluğumuz bitmedi. İslâm'a göre cahiliz. dedi: "Ne olaydı da şu gördüklerimi. beni yaradan Rabbime ibadet etmeyeyim? O öyle Rabb ki hepiniz ona döneceksiniz. size gönderilmiş elçileriz." Allah'tan başka hiç kimseye yaranmak istemedikleri için mücadeleyi sürdürüyorlardı. Siz de ediniz. işkenceye rağmen: "Rabbimiz biliyor ya bizi." Bırak o tanrıyı. Tefsirden okursak anlarız. "İnandım" diyordu.

Tevrat ve İncil'i koruyacağına dair söz vermediğinden. İslâm'ın devletle ilgili emirlerini anlatamaz. laikliği ve demokrasiyi uygulamaya gelince Almanya ile Türkiye birbirinden ayrılıyor. Fakat laik demokratik anlayışı. miras. oruç. (289) Esbabi Nüzul. Türkiye de laik demoktarik bir ülkedir. Aslında sorular bitmedi. Demokratik ülkelerde herkes fikrini istediği gibi savunabilir. Allahu Teala. Hangi fikrin savunucuları fazla ise onlar iktidara gelir. yani sadece imamlar değil. her yerde. Meselâ Almanya'da Hristiyanlar fazla ise onlar iktidara gelir. Türkiye'de din devlet işleri ayrıdır. Almanya da laik demokratik bir ülke. AVRUPA BİLE DİNSİZ OLMASINA RAĞMEN DARWİN'E İNANMIYOR SORU: İnsan maymundan mı türedi? . laiklik din işleri ile devlet işlerinin ayrı olmasıdır. binlerce kardeşimizin sorusunu tamamlamış oldu. Herkes dinini istediği gibi yaşamakta. Almanya'da ayrı veya başka ülkelerde ayrı diye birşey yoktur. Almanya'dan farklıdır. miras. devlet adamları dine karışamıyor. sosyalistler veya komünistler fazla rey alırlarsa onlar iktidara gelir. her devletin kendine has bir yönetim şekli vardır. Cilt 9. evde. Yani Kur'an-ı Kerimi kıyamet kopuncaya kadar hiçbir kimse değişteremeyecektir. sokakta. oradaki Müslümanlar da dinleri olan İslâmiyet'i istediği gibi yaşayıp. Türkiye. Her ülkenin bir dünya görüşü. Şimdi. En önemlisi. Almanya'da başka mı? CEVAP: İslâmiyet Türkiye'de ayrı. alışveriş gibi ibadetleri ile ilgilenemez denilmektedir. Bu husus Almanya'da uygulanmaktadır. yardımcı dahi olmaktadır. O zaman da başka bir şey yazamam. Çünkü. dinlerini istediği gibi anlatabilmektedirler. Öyleyse. Ne söylese beğenirsiniz? "Türkiye'de İslâm dini çok yanlış ve değişik tanıtılıyor. Almanya da laik demokratik. oruç. başı kapalı bir kız okulda okuyamaz. Peygamberimizin (s. Meselâ. Din devlete karışamıyor. din dindir. ama devlet dine karışıyor ve Diyanet İşleri Başkanlığı adı altında bir kuruluş kuruyor. hac gibi ibadetleri ile ilgilenebilir. ülkelerdeki İslâmiyeti uygulama farklılığı nereden kaynaklanmaktadır. Fakat. Fakat bizim kitabımız bitmek zorunda. SORU: 12 — Geçenlerde ağabeyim Almanya'dan geldi.a. Zannediyorum yeterlidir. Türkiye'de laik bir ülke. Alman hükümeti müslümanlara değil engel olmak. ağabeyinizin söylediği farklılık doğmaktadır. çünkü yasak. istediği gibi fikrini yayabilir. İmam da ancak camide anlatabiliyor. istediği gibi dinini yayabilmektedir. "Kuranı ben indirdim. Hatta. Diyanet İşleri sadece İslâmiyetin namaz. 384. Bu da ne demek canım. İşte kardeşim Meral. İslâmiyet Peygamberimizden beri aynıdır. Yani din devlete. ekonomi. onda da sadece namaz. Diğer Zebur. Fakat. Şimdi gelgelelim Türkiye'ye. Cüz 22. İmamların dişında kimse halka İslâm'ı anlatamaz. Böylece Meral kardeşe vermiş olduğumuz cevaplar. Türkiye de. ben koruyacağım" demiştir.v) sünneti olan sarığı sarıp entari giyebilmektedirler. Türkiye'de din başka. bitmez de. SORU: 13 — Bu sorunun cevabını daha önce vermiştik. Meselâ İslâm'ın kendisine has. okullarda Müslüman kızlar istediği gibi kapanmakta. yayabilmektedirler. hukuk sistemi vardır. laik demokratik bir ülkedir. müslümanlar dinlerini rahatça anlatabilmektedirler. hac gibi dini emirleri anlatabilir. bütün müslümanlar rahatlıkla anlatabiliyorlar. ekonomi. Belki ileride bir kitap daha yazar da diğer soruların cevabı için siz muhterem kardeşlerime yardımcı olabilirim. din adamları bazen devlete karışabiliyor. herkes. okulda. Erkekler de sakallı olarak okuyabilmekte. Devlet dine hiç karışmaz. İşte Almanya'da laik demokrasi anlayışı böyle olduğundan. Fakat laikliğin ve demokrasinin uygulanış farklılığından.Daha çok misaller vermek isterdim. devlet de dine karışmamaktadır. hukuk. S. fakat sakallı bir erkek okulda okuyamaz. bunu unutma" dedi. Yani İslâmiyet'in devlet sistemini camide. alışveriş. onlar değiştirilmiştir.

Meselâ bir kafa bulunmuş. bu sefer onların saçları döküldü. Bugün dahi öyle kimseler var ki. Öyle ise . tarihten önceki çağlara girdiği için o devirler hakkında söylenen sözler tahminden ileri geçemez. kendisi maymun olamazdı. Acaba maymun böbreği. Bu defa torbadaki rakamları birden başlayarak ona kadar sırasıyla çekmek istesek. Sonra bunu atıp. Evrime ait gösterilen resimler. Acaba bu seçim. yüzde yüz doğru bilgi veremez.. Bu kafa insan kafası ile maymun kafası arasında birşey. "insanlar da maymunlaşmaya başladılar" diyebilir miyiz? Bazı insan çirkin. nasıl olur da maymunlar gerçekleştirebilir? Maymunun başkalaşarak insan olduğunu iddia eden insan. maymunların halen konuşmamasının sebebi nasıl izah edilebilir? Değil bir veya birkaç maymunun insan olması. Güzel olan şükretmeli. Fakat bugüne kadar beklenen sonuç alınamadı. Kemikler de yerinde teşekkül etmeye başlar. Hatta boyu kısa idiyse uzatmak. Bu durumda ihtimal on üzeri iki. nasıl oldu da. zamanla gelişir ve son şekillerini alarak iskelet meydana çıkar.Bu kafanın. Tabipler kıl hücrelerine hükmedip. Peki. Daha evvel olan evrimler varsa.. Tatbik edilen ilaçlar kızların yüzünde sakal çıkmasını önlerken. Bulunan fosiller de bize. maymunların isteğine mi bırakılmıştır? Diyelim ki. ressam işidir. onları iptal edemezken veya kıl çıkmayan yüzde kıl çıkmasını teinin edemezken. organ bakımından maymunlar insana benzedi. yani yüzdür. bunlar da tahminden ileri geçmez. pek çok kız oldukça sıkıntılı bir hayat yaşadı. Bu hal imkânsızdır. maymun beyni uçak ve telsiz yapacak kadar gelişti ve insan beyni haline geldi? Vicdan ve iman gibi şeyler nasıl teşekkül etti? İnsanlar konuşabilirken. İki rakam çekmek istesek. Yani bu adama bakıp. neden hepsi değil de bir kısmı insan olmuş. yediyi bulmak niyetindeyiz.. iki bin sene içinde olup bitenleri (önceki yıllara nazaran) daha iyi biliyoruz. yüzü gorile benziyor. Bazı kızların yüzünde sakal gibi kıl bittiğinden ilgili tabiplere müracaat edip. Binlerce. çünkü doku farkı vardır. maymun derisi içindeki ceset arasındaki farkı görmemezlikten geliyor. Bir motorun yapılması kendine göre bir zorluk taşırken ve tesadüf olmazken. insana takılsa olur mu? Elbette ki olmaz. maymunun yapılması daha çok zor ve asla tesadüfi değildir. bazısı da güzel olabilir. Halbuki motorun parçaları dışarıda yapılıp yerlerine takılır.CEVAP: Bazı kimseler maymunların evrimi ile insanın meydana geldiğini ileri sürüyor. nasıl olur da maymunun kıllı suratı kılsız hale gelmiştir Bir misal verelim: İçinde birden ona kadar numara bulunan bir torba düşününüz. yani on milyarda birdir. bu seferki ihtimal on üzeri on. tedavi olmak isterler. sonra yerlerine konarak meydana getirilir. milyonlarca yıl evveli. mesela ilk önce üç rakamını bulmak istiyoruz. Bu iki bin yıl içinde herhangi bir evrim olmamıştır. kollarını uzun gördü ise kısaltmak elinde değildi. Bu torbadan 5 numarayı çekmek istesek ihtimal onda birdir.. Fosiller de her şeyi bütün açıklığı ile ortaya koyamaz. bir kısmı maymunlukta kalmayı seçmiş. bir türe ait olduğunu kabul etmek yanlıştır. Onun başlangıcı bir hücredir. "O devirde böyle bir canlı varmış" fikrinden ileri geçemez. Çünkü geçmişte. Yani yağmurdan kaçarken doluya tutuldular. Darwin gibi bir biyolog isteseydi. Darwin gibi bir ilim adamının gerçekleştiremediği bir şeyi. Medeniyet bir maymun yapamaz. çirkin olan huylarının güzelliği ile övünmelidir. Maymundan insan olsaydı. Bir maymunun iskeleti bir makina gibi monte edilmiyor. Maymun böyle değil. Makina parçaları uygun şekillerde dışarıda yapılır. Yapsa da robot olur. insan derisi içindeki cesetle.

Fakat. Kuş kanadı ile kelebek kanadı gibi.maymunu yaratan tesadüfe yer vermez. ama birbirlerine benziyorlar diye aynı menşeden geldiklerini söyleyemeyiz. Gene her maymunun kendi noksan kemiğini bulması ihtimali yüz üzeri yüzde (100100) birdir. Fakat doğan çocukların ayakları normal boyda olur." Oysa ki. her maymun kendi noksan kemiğini bulsun.. dört ayak veya iki ayak üzerinde olmak iskelet ve sinir . Bir maymunun pek çok kemiği vardır. (291) Benzetme. aynı şekilde ağaç fidanlarına yetişmek için uğraşıp duran keçilerde böyle bir durum söz konusu değildir. İstisnalar dışında. torbadan birer kemik çekip. yüz adet değişik kemikle yapalım. canlıların bazı yönleri ile benzerliklerinin olmasıdır. Maymunlar teker teker gelsinler. (290). elektriğin menşei de büsbütün değişik. canlıların bazı hususlarının benzerliğini aynı menşeden gelmesi ile izah etmektedir. maymunların tesadüfen meydana gelmesinin imkansızlığı anlaşılır. güneş ışığı ise bir gezegenden gelmektedir.Hekimoğlu Ismail-H. gaz yağı. ne de değişik. Hüseyin Korkmaz. Sünnet her şahıs için değişik bir durumdur. matematik ilmi bunların tesadüfen meydana gelmiş olma ihtimallerini katî olarak reddeder. Meselâ. ayaklan küçük kalsın diye demir ayakkabı giyerler. İşte onun devamı olan bugünkü insan da iki ayak üzerinde yürümektedir. Çinliler. Babasının demir ayakkabı yüzünden küçük kalan ayağı. çıra bitki.. gaz yağı maden menşeli. doğan çocuğun ayağının da normalden küçük olmasını gerektirmez. Biz istiyoruz ki. On adet noksan ve değişik kemiklerini de bir torbaya koyalım. Bir misal daha vereyim: Karşımıza on tane maymun alalım. Maymunların kendi noksan kemiklerini ilk çekişte bulma ihtimali. Mum hayvani yağ. Bunların hepsi de ışıktır. (292) Deniliyor ki: "Maymun önce yerde dört ayak üzerinde yürüyordu. Bütün insanları ve hayvanları düşünürsek. Tesadüf diyenler de. onların aynı soydan gelmesi söz konusu değildir. 100 sayısının kendisiyle 100 defa çarpılmasıyla çıkan çok büyük bir sayıdır. Aklın idrak edemediği. Mum. ikincinin kafasında. Çünkü dünyadaki bütün maymunların kemikleri ne noksandır. müslümanlar 14 asırdır sünnet olurlar. Bütün maymunları nazara alarak. İki ayak üzerinde durmanın daha faydalı olduğunu anladı. Allah'ın sıfatlarını bilmiyor demektir. Bunların değişik birer kemiği noksan olsun. Şimdi hesabımızı yüz maymunda. elektrik ve güneş ışınlarını düşünelim. Mesela birincinin burnundaki bir kemik. Yüz üzeri yüz. Analoji de. 1) Çevre şartları yüzünden meydana gelen değişikliğin ileri nesillere aktarılması ile yeni bir canlı türü meydana geleceği söylenemez. Bu maymunları karşımıza dizelim. tekrar torbaya bıraksınlar. asırlardır (290) İlimler ve Yorumlar . on milyarda birdir. böyle bir hesap yapsak. kağıda sığmayan bu değeri 100 rakamının arkasına 200 adet sıfır koyarak buluruz. sünnetli babaların çocuklarının sünnetli doğduğu görülmemiştir. Çevre faktörü: Çevre şartlarından dolayı meydana gelen değişiklikler "modifikasyon" adı altında işlenir. buna rağmen yirmibirinci nesil olarak doğan farenin kuyruğu da öncekiler kadar büyümüştür. Zürafanın boyun ve ayaklarının senelerce yüksek dallara uzanmaktan uzadığı iddia edildiği halde. 2) Wiesmann isimli bir doktor. üçüncünün bacağında ve böylece her birinde bir kemik noksan. yirmi nesil boyunca farelerin kuyruğunu kesmiş. çıra.

diğerininki de 48 olsun. Babadan gelen kromozomlar. Ama tür değişimi. Bu devamlı olmaz. Bu şöyle oluyor: Kromozomları iki katına çıkaralım: Birinci canlı erkek: Kromozom x y İkinci canlı dişi: Kromozom x x Birinci canlı erkek : Kromozom xx yy İkinci canlı dişi: Kromozom x x x x Bunları genetik olarak birleştirdiğimizde xxx y olur. Mesela benim saçlarım şu anda siyah olabilir de. Bu durumu crossing-over ile de açıklayabiliriz. Aynı soru maymundan gelindiği kabul edilse de söz konusudur. Şimdi sarı saçlı. Halbuki. Dolayısıyla farklı bir saç. vücut savunmasında lüzumlu olan antikorların burada yapıldığı şimdi anlaşılmıştır. gibi özellikleri taşıyabilirim. Bunların bir lenfoit organ. parça alış-verişi yapıyor. 81.sistemindeki gelişmeye bağlı bir durumdur. ne dişi olmayı sonuçlandırır. x oluşlarıdır. devamlı olamaz. Türler arası melezler (katır gibi) kısırdır. kör bağırsağın bir işe yaramadığı söylenemez. ben aynı zamanda sarı saç. mavi gözlü farklı tipler var. Her ikisinin kromozomlarını iki katına çıkaralım. Ama torunlarım sarı saçlı olabilir. Hz. önceki canlılardan körelerek geldiği söylenmektedir. hatta bu ileri nesillere de aktarılabilir. S. renk olabiliyor. genellikle hayvanların . (293) Yaradılış ve Darwinizm . Daha önce de bademcik ve apandistin lüzumsuz olduğu söylenirdi. Şu anda hakim olan (dominant) siyah saç. Bedia Bozkurt. anadan gelen kromozonlarla karşılaşıyor. Fakat değişikliğe uğrayan yine insandır. meselâ ayıdan aslana dönüşüm olmaz. birininki 20.Abdullah Aymaz 2. Canlıların otopoliploidi (canlıların kromozom sayısını iki-üç katına çıkarma) ve alopoliploidi yoluyla olmadığına dikkati çekelim. (293) ALLOPOLİPLOİDİ: Üzerinde durulan bir konu da budur. gibi özellikleri taşıyabilirim. Halbuki: 1. Şu anda hâkim olan (dominant) siyah saçlılıktır. Kromozom sayısını iki katına çıkarmanın sebebini açıklayalım. 4) İnsan kör bağırsağının işe yaramadığı. Hayvanlarda bu şekilde meydana gelecek canlı kısır olur. ne dişi olmayıp. İki katına çıkarmadan çiftleştirmeye melezleme denir. gerek şekil değişikliğine denir) olsun canlıda bazı değişiklikler yapılabilir. 3. Kısır oluşlarının sebebi ne erkek. kahverengi göz vs. S. Mutasyonlar canlıda bir değişiklik yapabilir. (292) İnançlar. ileri nesiller böyle çeşitli tipte olabiliyor? 2. Değişmekle başka tür olmuş olmaz. Ona "ikinci mide" denilmektedir. Dr. Kenan Çığman. Adem'in saçı siyahtı. göz. Bu nasıl olur? denilerek burada insanların Hz. Ata maymun da bir tiptir. Adem'den gelmediği iddiasına dayanak aranıyor. üç katına çıkarma demektir. Hayvanlarda bu y'nin tek oluşu ne erkek. canlının kromozom sayısını. iki. (291) Biyoloji ders otları . kromozomlarda gerek sayı. bir nevi vücudun askerî karargâhı olduğu. Bu iki cinsi birleştirelim. 10 kromozomlu bir canlı ile 24 kromozomlu bir canlıyı ele alalım. Bu. kahverengi göz vs. çok arzu eden kamburlar kendilerini düzeltirlerdi. Çünkü. gerekse mutasyonla (mutasyon. bazen tutar ve yeni bitki çeşidine devam eder. Dr.Prof. Hz. 28. Bu iş çoğunlukla yürümemekle beraber. Adem ve Torunları: Hz. Adem'in tipinden farklı ırkların oluşumunu Mendel prensipleriyle açıklayabiliriz. Şunu peşinen söyleyelim ki gerek crossing-over ile olsun. Arzu ile ayak üzerinde kalkılsaydı. birbirine değiyor.

Dr. 49 olabilir.. kromozomların dörderli yerine ikişerli dizilmesi vardır. evvelce belirttiğimiz gibi. Hayvanlar aleminde genel olarak. daha dininin "d" harfini bilmeyen bir genç kızın bu okullara gitmesi caiz değildir.v). bir reptil yumurtasından birdenbire bir kuş olması için çok büyük mutasyonlar gerektiğini. Fakat . bazen üçerli dizilmelerle. kızlara kadın hocalar gelse bile. kadına da farzdır diye buyrulmuştur. evrimcilerin en başta gelen dayanakları olan mutasyonla yeni bir tür meydana gelmiyor. Zaten kadın elemanlara da ihtiyaç vardır. bir canlıdan diğer canlıya doğrudan geçiş mümkündür" görüşünü ileri sürüyor ve ilk kuşun reptil yumurtasından olduğunu söylüyorlar. Böylece insanların kromozom sayısı ikişerli dizili 23 takımından 46 olur. bu sinek çiftleştirildiğinde döl vermez.. Hayvanlarda meselâ. otopoliploidilerin dörderli değil. Eğer canlılar otopoliploidi yoluyla olmuşsa. canlının yine aynı türde kalması şartıyla oluyor. birerli dizilmeyi bir arada bünyesinde tutan canlılar göremiyoruz. " Dinî ilimleri öğrendikten sonra İslâm'a uygun okullarda okuyabilir mi?" diye bir soru gelirse. Meselâ. İslâm'ın diğer emirlerine bakmadan hemen fetvayı veriyorlar. ALLAH'IN KOYDUĞU KANUNLARI. "Kardeşim ilim sadece erkeğe mi farz. Türkiye'deki okullar İslama uygun bile olsa. 48. "Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. isterse profesör olsun. Şuursuz Müslüman. Fethi İncekara'nın Genetik kitabının mutasyon bahsinde. insanın gerçekte 46 olan kromozomu 45. Bu görüşü de genetikçiler çürütmekte ve canlılar arasında tekamülün mutasyon birikimi ile olduğunu. mesela A canlısı B canlısına dönüşmüş iddiası varsa. kimya matematik vesaire gibi ilimler ise farz-ı kifayedir. yani kız-erkek okulları ayrı olsa. tabi ki okullar İslâm'a uygunsa. bu durumda kromozomlar dörder dörder dizilmiş olur. Bizim şimdiki şuursuz müslümanlar işin detayına inmeden. Zaten fosil ilmiyle uğraşanlar da aynı görüşü savunuyorlar. Öyle ise kadınların da okuması lazımdır" diyorlar. Heyy. cevap şu olabilir: Okuması da lazımdır.kromozomları ikişerli dizilirler.) "İlim her kadın ve erkeğe farzdır" buyurmuştur. (Yani çok uzaklarda da olsa ilmi arayınız. (294) (294) Yaradılış ve Darwinizm . ilim kadın ve erkeğe farzdır ama hangi ilim? Dinî ilim. Çin o zaman çok uzak olduğu için böyle buyurmuştur. Allah'ın emirlerinden bihaber! Evet. Yani. diğer Müslümanların üzerinden sakıt olur (düşer). KULLAR KALDIRAMAZ SORU: Bir kız başını açıp okuyabilir mi? CEVAP: Peygamberimiz (s. Bu durumda. Yani otopoliploidi ve allopoliploidi hayvanlarda görmüyoruz.. Allopoliploidi'de bu aynen geçerlidir. bir kız kendisine farz olan ilimleri öğrendikten sonra bu okullara gidebilir. İlim Çin'de de olsa arayınız".a. İster üniversiteyi bitirsin. Şimdi şöyle bir düşünecek olursak. 47. Eğer hiç bir Müslüman bu ilimleri okuyup öğrenmezse. Prof. fizik. canlılar otopoliploidi ve allopoliploidi yoluyla olmamıştır.Abdullah Aymaz. özellikle zeka geriliği (mentalretardasyon) ile seyreden bazı kromozomal anormallikler meydana gelir. tıp. Meydana gelen değişiklik. her kadın ve erkeğe farz-ı ayndır. Önce. Yani bazılarının bunları okumasıyla. Drosophil sineğinin kromozomları sun'i olarak iki katına çıkarabilirse de. Diğer astronomi. bir anda meydana gelecek nıutasyonlarla vücut dengesinin bozulup canlının öleceğini belirtmektedir. Demek ki. "Canlılar arasında ara fosil bulunmuyor ama.. Ama mutasyona uğratılan bu canlının türü yine insandır. Kısacası. insanda bazı rahatsızlıklar. bir kız kendine farz olan dinî ilimleri öğrenmeden diğer ilimleri öğrenmek için bu okullara gidemez!. Yoksa. dinini her kadın ve erkeğin öğrenmesi şarttır. Bilhassa kadın doktora çok ihtiyaç vardır. Aralarından bir küçük zümre. bütün müslümanlar günaha girer.

c) kesin emri olan kapanmayı bırakıp. Bu imtihan da İslâm'dan taviz vererek olmaz. başını. İslâm başka bir şey istemez ondan. CEHENNEM OLMASA NE OLURDU. özel ilkokullar. kızını. ibadet etmemizi istemektedir? Allah'ın dininin yayılması için insanlara ihtiyacı yoktur. Kişi. Bizden İslâm'a uygun şekilde hareket etmemizi. Çünkü biliyorum ki. Evet. İslâm'a hizmet etmek için okuyorum" gibi vicdanî telkinler katiyyen doğru değildir. Allah'ın adaletini bilmemekten ileri geliyor. Kâfirler biliyorlar ki. İsterse bir anda herkesin kalbine bir ilham verip. acaba erkeklerin kızlar içerisinde okuması caiz midir? Hiç düşündünüz mü? Kız-erkek karışık olan okullarda yapılan ahlâksızlıkları bizden daha iyi biliyorsunuzdur. okuyamaz. Çünkü. Allah'ın emirlerini çiğneyerek olmaz. Allah'ın emri çiğnenerek. Onun için Müslüman kadın doktorlara ihtiyaç vardır. Gel gör ki bilmek başka. kızını erkeklerin içinde okutan Müslümana hayret ediyorum. Allah yardımcımız olsun (amin). Allahu Teala. hayır. İslâm'a hizmet edeceğim" denilir? Böyle konuşan insanlardan İslâm'a ziyan olmasın da. Ama onun vicdanı. Erkek öğretmenlerin okutması caiz değildir. elbette düzenin okullarında okunan safsatalar değildir. tez elden müslümanlar bir araya gelip. Bu soru sorulurken önce vicdan ele alınıyor. erkek öğretmenler vardır. DÜŞÜN? SORU: Yine cehennem! Gerçekten var mıdır? CEVAP: Gençliğin sorduğu cehennem sorusu. ilim kadına farzdır zannı ile. Fakat İslâm'ın yayılmasını insanlara vermiştir. . Allah'ın dinine hizmet edilmez. Bu vicdan denilen duygu inanca göre hareket eder. ona acımıyor. beraberlik yok. Ben bu fetvayı kendi aklımdan vermiyorum. o baba sınıfta kızına hoş bakılmayacağını bilmektedir. sonra da mantık. Şunu da söyleyeyim: "Nasıl olur da bir Müslüman. öldürüp dağa attığı cesedi yemeye gelen sakat bir köpeğe çok acır. "İstersem dinimi kafire de yaydırırım" buyurmaktadır. (Tabi ki bazıları müstesna. ortaokullar. "Kadın doktora da ihtiyaç var. Hele hele farzlardan fire vererek hiç olmaz. onu tedavi ettirmeyi bile düşünebilir. diyenlerin söyledikleri doğru değildir. Başını açarak bir kız okuyamaz. müslümanlar arasında birlik. İslâmî olmadığı için zararlı yönü görmemiştir. Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki. herkesi Müslüman yapar. Nasıl olur da Allah'ın (c. Öğrencileri sırf kız olan okulda okuyamaz mı denilirse. İlim deyince. idrak daha başkadır. devleti dine karışır olan laik devlet izin verirse üniversite de açılmalıdır. Önce vicdanı kısaca ele alalım: Vicdan bilindiği gibi bir duygudur. O kişi kendince çok güzel iş de yapmıştır. hissî ve fakat mantıkî sorular kişilere daha çok tesir ediyor. Allah'ın kanununu kendi kanununa uygun istiyor. Bu da büyük bir imtihandır. Gerçi bu konuyu daha önce işlemiştik. cihad aşkı yok da onun için.. ilim. erkeklerin içine kıskanmadan gönderebilir? Zerre kadar kıskançlık duygusu yok mudur? Kızların erkeklerin içinde okuması caiz değil de. Çünkü İslâm'a hizmet. Fakat bir kız başını açıp okuyabilir veya bir iş yerinde çalışabilir fetvasını vermemişlerdir. CEHENNEM OLDUĞU HALDE DİZGİNLENEMEYEN KULLAR VARKEN. Burada bizim gibi uyuşuk müslümanlara çok işler düşüyor. bacaklarını açıp erkeklerin içinde okuyarak". Hatta dini devlete karışmaz. Meselâ. ihlasla olur. Cehennem elbette var.) Kadınların erkeklere muayene olması uygun değildir. Öyle ise Allah bizden ne istemektedir. liseler açmaları lâzım. Ben şu nakıs aklımla.şimdiki İslâm'a aykırı olan okullarda. Niçin kadınlara ve erkeklere özel okullar açmıyoruz? Para mı yok. amel. Niçin?. İşte bu vicdan olduğu için. Peki niçin açılmıyor? Niçin olacak. Hizmet. Bunun için de kadınların okuması lazımdır.. Çünkü İslâm âlimleri her kadının mazeret halinde erkek doktora muayene olabileceği hakkında fetva vermişlerdir. Düşünün insan öldürmüş. fakat tekrarında fayda gördük. topal kurda-köpeğe acıyor. Bir defa şunu iyi bilmek lâzım. babasını öldüren adamı nefret duyguları ile öldüren bir katil.

Siz cebinizde kibrit taşıyor musunuz? Hiç düşünmeden: — Tabî taşıyorum. Terazinin üzerine ne konulursa terazi onu tartar. şekil ve hüküm değişir. dedim". "Elbette seviyorlar. Sonra. Yani. "Üzüm helal da suyu niçin haram olsun" sözünü söyledim. irhamımın eteğini hafifçe yukarı kaldırırım. Adım müslümandı. Fakat yine de emin olmak için sordum: — Yani siz şimdi bir kilo üzüm alıp. "Hristiyanlıkta şahıs mühimdir. Birkaç yıl önce bir kardeşimiz. "Onu örnek gösteremezsiniz. İrham giyen kızlar telefonda. Bayatlamış. beni oradan tanırsın". onun suyunu sıktıktan sonra da onu içseniz İslâm bu hareketi haram mı ilan ediyor? — Tabi. onu bırakıp Hristiyan oldunuz?" dedim. — İşte üzüm de böyledir. — Size haram diyen oldu mu? — Tabi ki haram. Fakat İslâm dininde şahısların bir fonksiyonu yoktur. İslâm dinini çok mu seviyorlar?" dedi. telefonla dayısı ile konuşmamı istemişti. doğuruyu da mantıklı anlatıldığında kabullenir. şeker konsa da. suyu da. Üzümün taze suyu değil haram olan. Ben de "neyi beğenmediniz ki?" dedim. bizzat Allah'tır. sarhoş eden suyu haram. İslâm bunu yasaklıyor.. "O kızlar da Müslüman ve de kapalıydı" dedi... —Elbette o zaman yakar. biraz önce sizin söylediğiniz gibi onlar tam Müslüman değilmiş demek ki. Ben bu tartışmayı daha sonra birilerine anlattım. böyle oldum. Yani sarhoş edince. Ben askerken kızlarla işaretleşirdik. yanlış bir şey doğru anlatılırsa mantık kabul eder.. Sevmemiş olsalar sizin gibi Hristiyan olurlardı". Dinleyenler "çok mantıklı" dediler. O da: "Dininizde de saçmalık var" dedi. Çünkü şeklini değiştirmiştir artık. dayısının Hristiyan olduğunu." dedim. Çünkü bizim dinimizin idarecisi insanlar değil. Gördük işte. Yakınca yenmez ve içilmez. Hanımefendi siz de anlamaya başladınız. üzüm sarhoş . Yakmadan önce yenir ve içilir. kibriti çakınca da cebinize sokar mısınız onu? dedim.Gelelim mantığa: Mantığı bir teraziye benzetebiliriz. derlerdi. — Peki. Ben de. O da sordu: — Üzüm yemek İslâm dininde günah mı? — Ne münasebet. dedim. Mantık. ben de öyleydim. Ona göre ahizenin öbür başında olan ben.. Sonra benim kibrit misalini vererek. mantık yolu ile aklınca beni dinim hakkında şüpheye düşürmek istediğini biliyordum. "Onlar zaten Hristiyan olmuşlar da farkında değiller. onbeş dakika sürdü. Ben de. O da "Sanki müslümanlar bırakmıyorlar da. İçki niçin haram? Onun demagoji yaptığını. Tartışmamız on. Tabi önce onun söylediği. ama kendim Hristiyanmışım ki. öyle saçmalık olur mu? ■ — Saçma tabî. — Olur mu canım? Kendisi helal olan bir şeyin suyu nasıl haram olur? — Peki size bir şey sorayım. yanlışı da kabullenir. tuz konsa da aynı tartar. dedi.. Üzümün kendisi de haram olamaz. dinimi bilmeyen biriydim ve cevapsız kalacaktım. Ben de telefon ederek "İslâm dini size ne yaptı ki. Sonra dedim ki: — Yanlış konuşuyorsunuz. Din değiştirdim adı altında sahtekarlığını daha da güzel sergiliyordu.

gitsin işte. Yalnız cehennemin varlığı çok şaheserdir. Ve de Rabbisine isyan ediyor." "BEN ALLAH'I SEVİYORUM DİYEN KARISINI BOŞADI. Mercedesine binerken. Dedik ya. suyu yıllanırsa sarhoş eder" dediğimi söyledim. Bu da gösteriyor ki mantık her yana yatıyor." Evet görünüşte soruyu soran haklı gibi. ehemmiyetine binaen tekrar ele alalım dedik. purosunu çeke çeke: "burada banka mı var?.. her soruyu kabullenmenin bir felaket olduğunu anlatmak istiyorum. onaltı bin lira veriyor. Bu işleri yapanların ceza görmemesi hangi adalette yer alır. dinin hükümleri açısından ele alıp amel etmek lazım. "Cehennem olmasaydı olmaz mıydı?" sorusu öncelikle Rabbül âlemini ilgilendirir. Kabına neyi güzel koyarsan onu tartar. hem de gerçek. Rabbisini reddediyor. Çünkü kâfirler boş durmuyor. Gençlerimiz ise bir mantık hikâyesi tutturmuş. Onun için tekrar ele aldık. Kur'an'ı reddediyor. Gazeteleri okuyunca hayret ettiğimiz olaylarla karşılaşıyoruz. DEDİ. Mantığa güvenen niceleri "tavuk da." diyor ve gaza basıyor adam." Yine iğrenç bir haber: "ONBEŞ YAŞINDAKİ KIZLARI SATAN KADIN.. Fakat.. Mantık kanununa göre değil. evine kömür alacak para yok.etmez. "mantığa hitap ediyor" diyerek. Kâfirler gençlerimizin helak olmasına çalışıyorlar. . Onun da yedi bin lirasını ayın ondördünde veriyor. Bu sefer de benim cevabım için "mantıklı" dediler. İşçi boynu bükük.. Onun için bazı meseleleri mantık açısından değil. cevabı hem mantıklı. KIZLARDAN DAHA ÇOK KAZANIYORUM. biraz da bugünkü dünyamızın üzerinde dönen başka dolaplardan bahsedelim. onların da leylek gibi uçması lâzımdır" diyerek. Tanımadığı. Bir zalim patron üç çocuklu işçisine. mantık terazi gibidir. Kur'anını çiğniyor. Aslında bu soruyu işlemiştik. bilmediği ömründe bir defa dahi okuyup tanışmadığı Kur'an'ı küçümsüyor. "Mantığıma yatmayanı kabul etmem" diyor. ördeğe uçma dersleri vermeye kalkışmışlar. Ona hakaret ediyor. Bu işçinin çocuğu hastalanıyor. İşte çok mantıklı bir soru daha: "Allah niçin cehennem yarattı? Ve de niçin yakacak? Ne lüzum var ki? O Allah affetsin. Bu sorunun cevabına gelince.." Yine iğrenç bir haber: "ÜVEY KIZINI YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜME MAHKUM ETTİ. sinirinden ağlayarak evine gidiyor." Gazete haberlerini bir kenara bırakarak. VE KUMARDA KAYBEDİNCE KARISINI SATIŞA ÇIKARDI. Ve gerçek adalet yeridir. İsterseniz birkaç gazete haberi verelim." Gazete haberleri bitmez: "ONÜÇ VE ONBEŞ YAŞINDAKİ KIZLARINI KENDİSİ. hem adaletli. ördek de kanatlıdır. cehennemi layık görelim. bu sapıklığı yapanlara cenneti değil. Gidiyor patronuna: "Efendim çocuğum çok hasta.." Bir başka başlık: "İKİ ÇOCUĞUNU SATAN BABA PARASINI KUMARA VERDİ. Çünkü Allah'ın cevabıdır. İşte bir gazete şu başlığı atmış: "DOSTU İLE BİR OLAN KADIN KOCASINI BOĞDU. Tanıdığımız işçiler var. Bu sözümle. neticede görmüşlerdir ki. 17 YAŞINDAKİ OĞLUNA DA KENDİNİ İĞFAL ETTİREN ADAMI POLİS YAKALADI. her şey kendi kanununa göredir. Verelim ki. kömür alacağım biraz para verir misiniz?" diyor.

Hasta. onu güzelce ikna et. oradaki gence: "Sen Serap'ı tanıyor musun?" diyor. Çıkmasa bu para ile nasıl geçinecek? Ertesi gün patron bu işçiyi çağırıyor. Aradan yirmi yıl geçer. diyor. İşçisine köle gözü ile bakmıyor. Al kardeşim. akşam sevgilisini buluyor. Yarın iş yerine gel. içmez. hemen inanır. "Benim sırtımdan kazanıyor. Kızcağız çok ağlıyor". O genç kızcağızın peşini bırakır da kızcağız da huzura kavuşur. Al onu..) Bir işveren işçisine soruyor. şu an yazıhanede. Genç şaşkına döner. Yıllarca hastanede yatar. Onları yapanlar yanmayacak mı? Öyle şey olur mu kardeşim? Efendim toprak olsun diyenler var. Bu konuşmaları dinleyen delikanlı teklifi kabul ediyor. cezayı hak eden de cehennemi kazanmıştır. Yukardaki patron da.. (Gerçi böyle Müslüman patronu günümüzde görmek pek mümkün değil gibidir. Nişanlı genç "yalan" diyor. Şimdi size soruyorum. dedi. bu patron cennete mi gitsin? Bu arada bir başka patron düşünelim. Bu dünyada hakkımı alamam. Bu adamdan ahirette hakkımı mutlaka istiyorum" diyor. ona minnet gözü ile bakıyor. kaç çocuğu olduğunu. Planı mükemmel hazırlayan vahşi kız. O da.. Elbetteki herkes hak etiği yere gidecektir. herkes kendi isteği ile giriyor cennete veya cehenneme. Bir şeyler sormak istiyorsan git sor" diyor. Şikayet etsem. . Gerçi İslâm'da patron yoktur. "Buyur kardeşim. "Tabi tanıyorum. babası adeta perişan olurlar. o zalim kızla evlenir... İşveren kardeş. hakkını da helal et. Çünkü nişanlısını seviyor. Çocuk hızla kendini yazıhaneye atıyor.. Seni.. kime edeyim? "İt iti ısırır mı" ata sözü ne kadar güzeldir. Bütün insanlardan kaçmaya başlar. Bedbaht. Onun almadığını sen nasıl alıyorsun?" diyor. kırk yaşında ve evlenmemiş. "Eğer doğruysa o çocuğu bana göster... çocuk da onun peşini bırakmıyormuş. ben senin sayende para kazanıyorum. hakkımı vermiyor" diyor garip işçi. Sen sokak kızısın. Kızcağız ağlaya ağlaya "Ne olur şu işin çaresine bak" dedi.. Ama inşaallah artacak... kırkdokuz kiloya düşer. Eğer yardım etmezsen intihar edeceğim. Senden rica ediyorum.. Fakat nişanlısını sevmiyormuş. Sömürülen işçi... Öbür tarafta işçinin çocuğu hasta. bu Müslüman 45-50 bin lira veriyor. iş yapan kardeş vardır. bizim eve götür" diyor. Birgün geliyor nişanlı olan çocuğa diyor ki: "Senin nişanlın bizim mahalledeki gençle yıllarca gezdi.. Ayrıca bu çocuğa aşık olan kızın sevgilisi de var. Toprak olunca acı duyar mı? Akıl sahibi insan şunu kabul etmek mecburiyetindedir ki. Düşünüyor.. arkadaşımın eski sevgilisi diye tanıttım. mükâfatı hak eden cenneti.. Al şu üçyüz elli bin lirayı kızımın bugün yaş günü. ikinci sevdiği nişanlı delikanlıya "Nişanlının eski sevgilisi geldi. nereden bilsin dönen dolapları.. Tek bir odanın içinde yaşar. Bu adamı öldürsem ben zarara gireceğim. Ona diyor ki: "Benim bir arkadaşım var. Sana ne sorarsa cevap ver ve onunla gezdiğine. Sonra o gazete haberlerinde okuduğumuz vahşi haberler. İlk işi nişanı atar. Bildiğin gibi değil.İşten çıksa ne yapacak?.. O kız mükemmel bir sokak kızıdır" diyor. O çocuk onu almadı. Nişanlısı krizler geçirir ama onu dinleyen kim? Kız hastalanır. İkisini de Allah aynı yere koysa razı gelen olur mu? Buna adalet denir mi? Yukarıdaki patron o işçilerin hakkını vermeyecek mi?." Kız gidiyor. Kaç lira kira verdiğini. Ertesi gün sevgilisinin iş yerine geliyor. "Ey Allah'ım görüyorsun. "Fazla kazanırsam sana da fazla vereceğim" demeyi de ihmal etmiyor. Ve diğer patronlar işçilerine 16 bin lira verirken. Allah kimseyi zorlamıyor ki. Kızın anası. Günlerce yemez. "O olmazsa ben kazanamam" diyor. tozdu. Nişanlısı da. Bizim iş yerinde bir erkekle nişanlı. Sonunda tüberküloz (verem) hastalığına yakalanır. onunla arkadaşlık yaptık. İşçi bu zalim patronun yüzüne bakıyor. Şimdi o hasta çilekeş kız. dedi. Kız yetmiş kilodan. Ayrıca bir derdin olursa bana söyle" diyor. "Oğlum.. Erkek de bu kıza yüz vermiyor. Bakın bir kız ne yapmış. Şu köşede zümrüt kuyumcusuna bir kolye ısmarladım. Neticede işçi krizler içinde feryat ediyor.. Benim çocuklarımın hakkını yiyen bu zalimi affetme yarabbi. fakat kıza bir kriz hastalığı musallat olur. Nişanlı olan bir erkeğe aşık oluyor. aşağıdaki iş sahibi de diyelim öldüler.

c) bizzat cehennemi gösterecek ki. Çocukları ve kendi doğru dürüst bir ayakkabı girmemiş. bu sorular İslâm dinini tezyif ve özellikle gençlerin dini tutumlar elde etmelerini önlemek maksadıyla tevcih olunmaktadır. Bu hükme karşı gelenlerin bir milyon lirası çalınsa. Kitabın yazarına göre. maddeyi ihlal edici nitelik bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi sıfatıyla mütalaamızın tespiti istenilmekle gerekli incelemeler yapılmış ve neticesi aşağıda arzedilmiştir: 415 sahifeden ibaret bulunan kitap. Ancak. o zaman kolu kesilir. Yıllarca hayalinde bir ev almak varmış. Uzaktan davulun sesi herkese hoş gelir. İslâm'ın müdafaasını yapmakta bulunduğunu açıklamaktadır. O birbirini seven çiftleri ayıran hain cehenneme gitmesin mi? O da her iyi insan gibi cennete mi gitsin? "Evet" diyenlerin adeletinden ve de aklından biraz şüphe ederim. Meral adındaki bir kişiye cevaplar verirken. İslâm'a hücum edilerek. milletin evlatlarına zina yaptırılıp namuslarını satanlara madalya verildiğini. Yazara göre. "İyi ki Rabbimize ibadet etmişiz. Nihayet 20 yıl sonra. cimri. İslâm devletinde o hırsız daha önce güzelce eğitilir. Bunun çok tipik bir misali. Bu kısımda yazar. Hırsızın birisi canavarca bir yolunu bulup. memleketine dahi dört-beş yılda bir gidermiş. Bir gerçek olay daha: Adamın birisi kıt kanaat çalışmış. genç nesillerin İslâmî imandan yoksun olarak yetişmelerini isteyenler. Bu soruların cevapları uygun bir şekilde verilmediği ve devlet okullarında yapılan din eğitimi bu bakımdan etkisiz olduğu için özellikle yüksek öğretim gençliği soruların cevabını bulamamakta ve böylece sorularla onların imanlarının yok edilmesine çalışılmaktadır. Bir davul kulağının dibinde çalsın bakalım. bununla yetinmemekte. Bu kitaba ait sorular böylece bitmiş oldu. bizzat kendisi vazettiği sorulara cevaplar vermek suretiyle.Şimdi akıl sahiplerine soruyorum. Adam. o paralan çalar.. en çok vergi verdi diyerek zina yaptırılan randevu evi sahiplerine imansız. Netice olarak cehennem olmalı. "kolunu kesin" emrini veriyor. ahirette cehennem azabı veriyor. işaret edilmiş bulunan (Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar. Ne hale gelmiştir? İşte Allah. Adamın üzüntüsünü siz düşünün. Allah hepimize hayırlı amel nasip etsin (amin). olarak İslâm'ı küçük düşürücü. o hırsızı insanlar bu dünyada yakalasa. İyiler İslâm'ın. 'Böyle şey olur mu?" nutukları atıp tutar. bu törenlerin millete televizyondan . Yine hırsızlık yaparsa. BİLİRKİŞİ RAPORU "İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığı'na. belki kafasını da keser. kitabın 357-359. İyi ki gösterişçi. Değil kolunu kesmek. Yakalanmazsa. hayali bir takım. İslâm dini hakkında bazı sorulara cevap vermek amacı ile kaleme alınmış bulunmaktadır. başlangıcında da açıklandığı üzere. zalim değilmişiz" desinler. cennettekiler. ama İslâm'a zıtlık olsun diye. vicdansız madalya verdiklerini.. bugün medeni denilen kızlarımızın çıplak gezdirildiğini. bir gecekondu yapacak kadar para biriktirmiş. Üzerinde Emine Şenlikoğlu tarafından kaleme alındığı. yazar. bir deyimle yememiş. Ona iş sahası verilir. Gerçekten de kitap baştan sonuna kadar belirtilen biçimde vazedilmiş sorulara cevapları ihtiva eylemektedir. randevu evlerine satıldıklarını. İşte yazar.. ne olur?. bunda TCK 163. İstanbul 1984) başlıklı kitabın incelenerek. içmemiş para biriktirmiş. İslâm'ın esaslarından şüpheye düşmelerine sebebiyet verici sorular tevcih etmekte ve emellerine böylece ulaşmaya gayret etmektedirler. İyi ki o kadar çilelere rağmen Allah'ı unutmamışız. cennetin kıymeti bilinir mi? Cennetteki kullarına Allah (c. Ancak.. Cehennem olmamış olsa. işte o kişiyi o zaman görmek isterim. İslâm düşmanlarına karşı. kitabın birçok bölümlerinde bugünkü Türk toplum düzenini tezyif ve tezlil edici ifadeler ileri sürmektedir. hatalar bizimdir. sahifelerinde görülüyor.

gösterildiğini, bunun ne çeşit bir alçaklık olduğunu belirtmekte ve sorumlulara "ey satılmış alçaklar" diye hitab etmekte, adım başı bir kerhanenin mevcut olduğunu, para gelecek diye turistlere yataklık yapıldığını, 19 Mayıslarda rezaletler sergilendiğini belirtmekte ve Türkiye'deki müslümanlara hitab edilerek; "görmüyor musun ki fuhşiyattan başka bir şey hakim değil Türkiye'de" denmekte ve yazar, "ben İslâm'ın gölgesinde bir dünya istiyorum" demekte ve bazı sorumlulara, "Ey 20. asrın deyyusları, ey zalimler, artık yılan derisinden çıkın, İslâm'a girin. Türkiye'yi zina pazarından kurtarın" demektedir. Ayrıca yazar, daha fazlasını söylemek istediğini ve fakat "kodesi boylamamak" için ileri gitmediğini belirtmekte ve muhatabına; Allah'ın kanunundan başka bir kanunu beğenme" demektedir. Buna benzer olarak bugünkü Türkiye'nin sosyal hayatını tezyif edici nitelikte fikirlere kitabın muhtelif kısımlarında rastlanmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz niteliğine, göre, kitabın TCK 163. maddeyi ihlâl edici nitelikte bulunup bulunmadığını tesbit bakımından, İslâmi devlet, laiklik gibi kavramlada ifade etmiş bulunduğu hususları gözden geçirmek uygun sayılmıştır. Kitabın 8. sahifesinde, "dün devletin Allah'ın ahkâmıyla yönetildiği sırada batının bize muhtaç olduğu, bugün ise devletin insanların kanunlarıyla yönetildiği ve devletin batıya muhtaç hale geldiği, Kuranın emirleri uygulandığı zaman ülkede maddi ve manevi bir huzurun olduğu, zenginliğin ileri derecede bulunduğu, ilimde en ileri gidenlerin Müslümanlar olduğu" beyan edilmektedir. Böylece, devletin, gelişebilmek için ilahi hükümlere dayandığı fikri açıklanmış olmakta ve 163. madde ihlal edilmiş bulunmaktadır. Kitabın 20. sahifesinde Türkiye'nin İslâm devleti olmadığı, çünkü anayasanın Kur'an olmadığı, halbuki Türkiye'de kanunları insanların yaptığı, bugün artık Türkiye'nin uyguladığı bir İslâmi emrin mevcut bulunmadığı, cuma namazını işçilerin ve memurların kılamadıkları belirtilmekte. 22. sahifede, Kur'an'ın din işleriyle devlet işlerini ayırmadığı, kim ayırırsa İslâm'dan çıkmış olacağı, Kur'an'ın bir hayat nizamı olduğu, bunun böyle olduğu anlatılırsa insanın mahkemeye çıkıp hapse atılacağı; 23. sahifede, İslâmi tatbik etmediği müddetçe Türkiye'nin huzura kavuşamayacağı belirtilmekte ve böylece kanaatımızca 163. madde ihlal olunmaktadır. 31. sahifede, İslâm bir bütün olarak anlatılırsa insan kanunların bütün çarpıklığının meydana çıkacağının muhakkak olması sebebiyle Türkiye'de buna fırsat vermemek için uyutmalı din derslerinin okutulduğu, 33. sahifede, İslâm'ın dünya işlerine karışan bir nizam olduğu; 70. sahifede, Allah'ın insanların dünyada tatbik ettikleri müddetçe huzura kavuşacakları, Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamberin sünnetlerini bir anayasa olarak göndermiş bulunduğu 222. sahifede, bugünkü Türkiye'deki devletin kanunlarını insanların hazırlamış bulunduklarını, oysa değişmez İslâm devletinin kanunlarını Allah'ın hazırladığı, Türkiye'deki laik devletin kanunlarını insanların hazırladığı için zinayı serbest bıraktıkları, oysa İslâm devletinde zinanın kesinlikle yasak olduğu, böylece Türkiye'de vatandaşın namusunun satıldığı ve onun buna karışamadığı belirtilmekte; 243. sahifede, İslâm devletinin askerinin nöbet tutarak bile ibadet sevabı kazandığı açıklanmakta; 248. sahifede, Müslümanlığın İslâmi hükümlere uymak demek olduğu açıklanmakta; 256. sahifede, Allah'ın emirlerini inkar edenlerin çok olduğu, mesela, bunların Allah'ın kanunları dururken insanların kanunlarıyla yargılanmak istendikleri, "bu zamanda kapalılık olur mu?" diyenlerin kafir oldukları; 281. sahifede, bu düzenin yetiştirdiği toplumun yarısından fazlasının ruh hastası olduğu; 283. sahifede, Kur'an-ı Kerim'ın bir anayasa olduğu; 351. sahifede, kadın ve erkeğin ancak Allah'ın kanununu yaşamakla birbirlerini tanıyacakları, İslâm'a göre olmayan evliliklerde huzurun mümkün bulunmadığı; 364 ve 365. sahifelerde, milliyetçiliğin İslâm'a göre küfür olduğu; 380. sahifede, İslâm'ın kendisine has miras, ekonomi, hukuk sistemlerinin mevcut bulunduğunu, İslâmiyetin bir bütün devlet sistemi olduğu, Türkiye'nin ise, laik demokratik bir ülke olmasına rağmen din ile devlet işlerini ayırdığı, hukuk miras gibi konularla Diyanet İşlerinin ilgilenemediği belirtilmekte ve Almanya ile olan ve yazarın iddia ettiği bir kısım farklara değinilmektedir.

Yukardan beri açıklandığı üzere, yazar Türkiye'de İslamî bir devlet istemekte ve laik düzeni, tağut düzeni olarak nitelendirmektedir. Böylece, devletin dini esaslara uydurulması gerektiği propagandası yapılmaktadır. Netice olarak, kitabın TCK 163. maddeyi ihlal eder mahiyette bulunduğu kanaatına varılmıştır. Keyfiyet saygıyla arzolunur. 26.3.1985 Bilirkişi Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer BİBLİYOGRAFYA
A. Fikri Yavuz — Kur'an-ı Kerim Meali A. Ulvi Kurucu — Gümüş Tül ve Alevler Ahmet Hamdi Akseki — Ahlâk İlmi ve İslam Ahlakı Ahmet Naim — Sahihi Buhari Mustasarı ve Tecridisarih Tercemesi Abdullah Aymaz — Ruhun Varlığının İlmi îsbatı Abdullah Yılmaz — Yaratılış ve Darwinizm A. Nevfel — Allah ve Modern İlim Ahmet Lütfî Kazancı — İslâm'da İrade Kaza ve Kader Ali Rıza Kırboğa — İmam Hatip Okulları Davası Ali Rıza Demircan — Batıla Benzemenin Hükmü Seyyid Kutup — Fi Zılâli'l Kuran Bekir Topaloğlu — Allah'ın Varlığı (İsbat-ı Vahid) Bekir Topaloğlu — İslâm'da Kadın Emine Şenlikoğlu (Özkan) — Mahkum Duygular Edip Yüksel (çev.) — Kur'an En Büyük Mucize A. Fikri Yavuz - Kur'an-ı Kerim ve Meali Gerçeğe Doğru — Zafer İlim Araştırma Dergisi Hasan Basri Çantay — Kur'an-ı Kerim ve Meali Dr. Hilmi Bilsen — Allah Vardır Halis Ayhan — Din Psikolojisi Ders Notları Hekimoğlu İsmail — Ölüler Diriliyor Hüseyin S. Erdoğan — Ölüm ve Ötesi Doç. Dr. İhsan Süreyya Sırma — İslâmiyet ve Hıristiyanlık İsmail Fenni Ertuğrul — Hakikat Nurları İsmail Fenni Ertuğrul — İmanî Suallere Cevap İsmail Çetin — Ehli Sünnet Nazariyesi İsmail Hekimoğlu — İlimler ve Yorumlar İmam-ı Azam — Fıkhı Ekber Aliyyül Kâri Şerhi Mustafa Necati Bursalı — Mübarek Hanımlar Muhammed Kutup — Biz Müslüman mıyız? Muhammed Kutup. — İslâm'ın Etrafındaki Şüpheler Muhiddin-i Nevevî — Riyazü's-Salihin Molla Hüsrev — Gurer ve Dürer M.G. — Tereddütlerimiz

M. F. Dahhak — Asrın Getirdiği Tereddütler Necip Fazıl Kısakürek — İman ve İslâm Atlası Necip Fazıl Kısarakürek — Çile Ömer Nasuhî Bilmen — Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali ve Tefsiri Şaban Döğen — Kur'andan Tekniğe Prof. Süleyman Ateş — İnsan ve İnsanüstü Prof. Süleyman Ateş — İslâm'a itirazlar ve Kur'an-ı Kerim'den Cevaplar Seyyid Kutup — İslâm Dünya Güneşi Safvet Senin — Şüpheler Üzerine Sünen-i Tirmizi Yusuf Kerimoğlu — Kelimeler ve Kavramlar Yaşar Kandemir — İslâm Ahlâkı Ders Notları İmam-ı Gazali — İhya-ü-Ulûmiddin Ziya Kazıcı — Kur'an-ı Kerim ve Garp Kaynaklarına Göre Hıristiyanlık Zeynep Münteha Polat — İslâm ve Kadın Zeki Ünal — Anarşi: Kainat Nizamı Anarşiyi Reddeder

İBRETLİ SÖZLER — Allah'tan daha iyi kanun koyan olamaz. — Peygamberimiz hem devlet adamı, hem ordu komutanıdır. — Her hayır şeyde tek önder Hz. Peygamberdir. — Kur'an-ı Kerim'in emirleri kıyamete kadar geçerlidir. • — Namaz gibi İslâm'ı anlatmak da farzdır. — İslâm güzel konuşma dini değil, tatbik dinidir. — Allah emirlerini yaymaya çalışmak bir siyasettir. — İslâm'ın kendisi siyasettir. — İslâm'da politika yok, siyaset vardır. — Bizi Amerika, Rusya değil, ancak nefsimiz yener. — İslâm başlı başına bir hayat nizamıdır. — İslâm'ın kendine has miras, hukuk, ekonomi görüşü vardır. — İslâm'sız toplum çökmeye mahkûmdur. — İslâm bir bütün olarak uygulanır. — Aklına takılan her soru İslâm'da çözülmüştür. — İslâm'ın bütün emirlerini uygulamak da bir ibadettir. — Allah'ın emirlerinin uygulanmadığı ülkeler İslâm ülkesi olamaz. — Türkiye İslâm ülkesi değil, halkı Müslüman olan ülkedir. — Laik devlete İslâm ülkesi demek

Düğünlerinizi İslâm'a uygun olarak yapınız.İnandığın gibi yaşamazsan. .Davaya verilmiş kaç paran var? . .Çile çekilmeden İslâm gelmez. -Laik Türk devleti İslâm devleti değildir. seni gören İslâm'ı hatırlasın. .Batı kavramlarıyla İslâm anlaşılmaz. Amerika'ya Rusya'ya bağlanmaz. içindekilere inanmakla olur.Çocuğunun rızkını düşündüğün kadar imanını da düşün.Dünya'ya verdiğin değer kadar ahirete de ver. .Allah'ı sevmek O'nun emirlerini tutmakla olur.Çocuğuna önce dinini. .1927'de camiye müzik aletleri ve sıralar konulmak istendi. .Perdesü. yaşadığın gibi inanırsın. . .İslâm'dan başka sistemlere dua eden İslâm'dan çıkar. .Rusya'ya öfkelendiğin kadar Amerika'ya da öfkelen. . .İslâm'ı öyle yaşa ki.Fakat pardesü giyeni dışlamak İslâmî değildir.İslâm'ı yaşayarak herkese örnek ol. açık meydanlarda kıl.Dünyadaki bütün kardeşlerine dua etmeyi unutma. . . . . .İslâm'ı yaşadıktan sonra dünya için çalışman da bir ibadettir. .İslâm Peygamberimizin metoduyla yayılır. . .Evinizde mutlaka haremlik-selamhk ayırınız. .Kur'an'a inanıyorum demekle olmaz.Nefsini yenmeden İslâm'ı yayacağız. sonra mesleğini öğret.İslâm ülkesi. . .Atatürk ilkelerine de aykırıdır. . . . . . .Cilbap Müslüman kadının bayrağıdır. .Cumhuriyetten sonra yazılan üç tefsirde de çarşaf yazılıdır.Giyiminde müslümana benze ki yolda gören Müslüman desin. .Öyle bir giyin ki.Örnek alınacak kişi hacı-hoca değil. .Namazını sadece camide değil. . seni öldürmeye gelen sende dirilsin.Müslümanların suçunu İslâm dinine yükleme. .İslâm'ı sevdireceğim diye Avrupavari giyinme. . . Peygamberimizdir.İslâmî bilgileri ehil kimselerden öğrenelim. çarşafa zıt olarak gelmiştir.İslâm'ı yaşarken başkalarının tenkitlerine aldırma.Gayrimüslime verdiğin paranın nereye gittiğini biliyor musun? . Fakat çarşafın modeli tek değildir. . diyene şaşarım.Allah'ın düşmanları gibi niçin giyiniyorsun? .Bütün müslümanlara selam ver.İslâm'da herkese geçinebileceği kadar maaş vardır. . .Pahalı da satsa mutlaka müslümanlardan alışveriş yap.Aranızdaki anlaşmazlıklarda Kur'an'ı hakem yapın.Nikâh düşen karşı cinsle katiyyen tokalaşma.

Kapanmaktan değil açılmaktan utan. — Evliliğin en hayırlısı en az masraflı olanıdır. . — İslâm olmayan ülkede huzur yoktur.Hak geldi mi batıl yok olur.İtikatta ehven-i şer yoktur.10. iman ve cihaddan ibarettir. oruç. — Peygamberler işkence gördüler de.Ümitsizlik imansızlıktır.Cennet ucuz değil. hükümlerini terketmek için inmemiştir. . az da olsa hakkı destekle. . Batı Batı derken battık. — Kur'an sözlerini ezberleyip. — İslâm herkese uymaz. .Davada tek başına da kalsan. — Kur'an'ı terkeden Müslüman. ümitsizliğe düşme. . — Diyanet İşlerinin Atatürk İlkelerinin dışına çıkması suçtur.Çokluğu değil.. — Şeriatsız tarikat olmaz. yaşamakla yayılır. — 4. ama hak nerede? . .1926'da İsviçre hukuku kabul edildi. silahlarından korkmaz. . .10.Müslümanlığınla gurur duy.İslâm yolunda şehit olmayı arzu et. . dalgalara tutulan geminin yolcularına benzer.Âlimleri çok sev ve sohbetlerinden ayrılma. — Hayat. oruç. -Müslüman. cehennem dahi lüzumsuz değil. . — Diyanet İşlerinin İslâm'ın devlet yönleri ile ilgilenmesi kanunen suçtur. hacdan bahsetmeleri suç değildir. şuurlu Müslümana ver. — Müslümanların namaz. — 3 Mart 1924'de halifelik kaldırılmıştır.1926'ya kadar şeriatın hukuk kanunları vardı.Peygamberimizin ve Sahabesinin hayatını iyi öğren. insanların vereceği cezadan. kefen giymeyecek misin? — İslâm İslâm derken kalktık. hacc gibi ibadetleri ile ilgilenir. sen mi görmeyeceksin? — Her an işkenceye hazır olmalısın. .Dünyaya çalıştığın kadar. . . — Kızını zengine değil. — Müslümanların İslâm'ın devlet yönünü anlatmaları suçtur. İslâm'a da çalış. — Dünya güzeli olsan ne çıkar. — Türkiye'de 4. — Diyanet kanunen Atatürk İlkelerine bağlı kalmak zorundadır.Sakın ha ümitsizliğe düşme. — Futbola verdiğin vakit kadar İslâm'a da ver.Müslüman kardeşinin hatasını ört. . — Diyanet İslâm'ın namaz.İslâm konuşmakla yayılmaz. Herkes İslâm'a uyar. — Kur'an'ın devlet yönünü anlatmak yasaktır.

— Kapitalizmde fert. — Zina eden kadının da erkeğin de günahları aynıdır. — Örf-an'ane İslâm'a uygunsa yapılır. — İslâm'da sınırlı özel mülkiyet vardır. — İslâm'da hem fert. ayıplandığı kadar. İslâm'a küfreden kâfirlere kızsan keşke. komünizmde devlet önemlidir. — İslâm'da sağcı solcu yoktur.— Zina eden kadın. bir vahiydir. — İslâm bir ideoloji değil. Müslüman bir Rum olmak daha iyidir. — Kapitalizmde sınırsız mülkiyete karşılık komünizmde hiç mülkiyet yoktur. — Kendi fırkandan olmayan müslümana kızdığın kadar. komünizmde devletin. hem devlet önemlidir. İslâm'da Allah'ındır. — Kâfir bir Türk olmaktansa. — Müslümanların bu perişanlığından âlimler sorumludur. Müslüman-kâfir vardır. erkek de ayıplanmalıdır. . kapitalizmde ferdin. — Mal.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful