You are on page 1of 10

XIII.

YÜZYILDA KONYA’DA İSLAM SUFİZMİNİN BOYUTLARI

Prof. Dr. Mehmet AYDIN* XI. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu Selçuklularının başkenti olan Konya, XIII. yüzyılda, bir yandan İran ve Bağdat, diğer yandan İspanya eksenli dini kültürel birikimin ana merkezi haline gelmiştir. Şüphesiz bu dini kültürel ortamda kelam, felsefe, fıkıh ilimlerinin yanında İslam tasavvufu, belki de doruk noktaya yine Anadolu Selçukluları döneminde ulaşmıştır. XIII. yüzyıla gelindiği zaman Konya, özellikle İslam felsefesi, İslam sufizmi yönüyle bir cazibe alanı teşkil etmektedir. Konya’da İslam sufizminin mimarları olarak, Hz. Mevlana’nın babası Bahaeddin Veledi, Hz. Mevlana’yı, Şıhabeddin Suhreverdi’yi, Şemsi Tebrizi’yi, Muhiddin İbnü’l- Arabi’yi ve Sadreddin Konevi’yi sayarken; ismi ve meşrebleri bilinmeyen daha birçok İslam sufizminin erenleri gerek halk kesimlerinde ve gerekse yönetici kadrolar nezdinde maneviyat yolunda çok önemli çığırlar açıyorlar ve insanlara gönül huzuru, kalp sakineti vermeye çalışıyorlardı. XIII. yüzyılda Konya, İslam sufizminin ve İslam düşüncesinin altın çağını yaşarken, geleceğe yönelik çok mühim yönlendirmeler yapacak eserlerin yazıldığı, aktarıldığı ve üzerinde şerhlerin yapıldığı bir kültürel mirasında sahipliğini yapıyordu. “XIII. yüzyılda Konya’daki İslam Sufizminin Boyutları” konulu tebliğimi hazırlarken, bu alanda çok geniş bir sûfi birikimiyle karşılaşacağımın bilincinde olarak konuyu seçtim. Ancak zaman ve mekan şartlarından dolayı, sadece bu yüzyılın Hz. Mevlana’dan sonra iki önemli şahsiyeti olan İbnü’l-Arabi ve onun müridi olan Sadreddin Konevi’nin sûfi boyutu üzerinde birkaç noktada bilgi vermeye çalışacağım. Bugüne kadar İbnü’l-Arabi üzerinde çok şey yazılmış ve söylenmiştir. İslâm sufizmine magrib ekolu olarak girecek olan İbnü’l-Arabi felsefesi, İslam tasavvufunun aynı zamanda felsefi boyutta kendini göstermesinin de adı olmuştur. XIII. yüzyılda İslam sufizminin iki dehası olan Muhyiddin İbnü’lArabi ve Sadreddin Konevi, İslam Tasavvuf felsefesinin çok önemli iki şahsiyetidir. Şüphesiz onların ortaya koyduğu felsefe, bugüne kadar bütün yönleriyle anlaşılabilmiş değildir. Biz bu tebliğimizde bu iki önemli şahsiyetin kendi kitaplarından alıntılar yaparak, onların ortaya koydukları felsefi sufizmi sizlere aktarmaya çalışacağım. Fakat burada ne İbnü’l-Arabi’yi ne de Sadreddin Konevi’yi hakkıyla aktarmak ve anlatmak gibi bir iddiam yoktur.

*

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı

211

fusus ve futuhat’da atılmış ve doruk noktaya ulaştırılmıştır. İbnü’l Arabi sufizminin ikinci temel eseri ise. çocukluk ve gençlik yıllarını Endülüs’te geçirmiş olmasına rağmen hayatının büyük bir bölümünü. Hazırlık ve istidatın olduğu şeye Allah’ın ruhundan feyzi ilahi akarak. yüzyılın ortalarında Şam’da vefat etmiştir. İst. Türk. İbnü’lArabi’nin XIII. Bir şeyin kendi benliğini kendi nefsiyle görmesi o şeyin. Risaletü’l-Vucud.Hikem” isimli çalışmasıdır. sayıya sığmayan güzel isimlerinin Ayan-ı Sabite”(varlıkların Allah yanındaki suretleri) alemindeki suretlerini görmek istedi. İbnü’lArabi sufizminin temel kaynakları olan “el.. s. Gençosman. 46 2 Fususu’l-Hikem Okumalar. sadece itibarlar ve isimleri açısından çoktur. İbnü’l-Arabi bu düşüncesini fususta şöyle dile getirmektedir: “Allah. yüzyılda Konya’da temsil ettiği felsefi sufizminin temel düşünce boyutunu Fusüsu’l-Hikem ve Futuhat-ı Mekkiye’den yapacağım alıntılarla ortaya koymaya çalışacağım. Ekrem Demirli. yaratılma onun tasavvurunda bir “zuhur” dur. O. Fususun sıradan bir zûhd ve takva kitabı olmadığı. Fusus üzerinde yapılan genellemelerde. Bu hakikat de. İst. Birincisi. Çünkü kendisine bakılan mahallin verdiği surette bakanın kendi nefsi görünür. Sıfatları ve isimleri açısından çoktur.2 Bunun için İbnü’l Arabi’nin sisteminde iki şey çok bariz olarak dikkat çekmektedir. Gençlik yıllarında çok iyi bir eğitim alan İbnü’l-Arabi değişik İslâm sufilerinden ve bilginlerinden feyz almakla beraber. İbnü’lArabi. Şeceretül-Kevn. 2000.Futûhâtü’l-Mekkiyye”. varlık var olur. Bu açıdan yaratılan şeyde.1 Aslında bu kanaate iştirak etmemek mümkün değildir. varlığın tabiatı konusunda ki genel bir yargının içine koyarak Allah-Alem ve insan konularını bu sistemindeki yerine oturtur. İbnü’l-Arabi’nin burada yürüttüğü tasavvufi mantığı. Bu hakikat de. Envaru’l-Kudsiyye. tercüme. İbnü’lArabi’de varolan hakikat. Çev. zihinsel yapısı ve nüfuz edici düşünce sistemiyle İslâm Sufizmine felsefi boyutta çok önemli bir ivme kazandırmıştır. Malatya’da ve Konya’da geçirmiştir. et-tedbirâtu’l-ilahiyye isimli kitap ve risalelerindeki fikirlerin temeli. XIII. ebedidir.47 3 İbnü’l Arabi. Yoktan var edilme değildir. Fususu’l-Hikem. özü ve zâtı itibariyle birdir. yüzyılın ortalarında İspanya’da doğmuş olan Muhyiddin İbnü’l Arabi(1162-1240).3 İbnü’l-Arabi’nin sisteminde dikka1 Ebu’l-Alâ Afifi. N. sadece itibarlar. s. Çünkü İbnü’l-Arabi bu eserinde dini tecrübelerini aklî temellere oturtma mücadelesi vermektedir. ayna gibi başka bir şeyde kendi nefsini seyretmesine benzemez. Fusûsu’l-Hikem Okumaları İçin Anahtar. Kendilerinde zuhur ettiği suretler değişse bile kendisi değişmez.. 1981. nisbetler ve izafetler yönünden çoğalma vardır.XI. Belki bir “üfleme”dir. 3 212 . ezelidir.s. onun tasavvuf ile iç içe girmiş bir metafizik olduğu konusunda genel bir kanaat vardır. hazırlık ve istidat olması gerekir. kadimdir. büyük şeyhin otuz sekiz yıllık bir çalışma ve düşünce ürününün sonucunda meydana gelmiştir. “Fusûsu’l. İbnü’l-Arabi’nin bunların dışında da eserleri olmakla birlikte temel felsefesi bu iki eserde ortaya konmuştur.

Tanrı zatının başlangıcı ve sonu olmadığı bilinir. İbnü’l-Arabi yaratma ile “sürekli tecelliyi” kastetmektedir. yani her birisinin diğerinden ayrı olduğu hükümlerin verildiği sûretlerle farklıdır” demektedir. İbnü’l-Arabi bu kelimeye “Hakikatü’l-Hakayik” adını vermektedir.5 Önce zâtın varlığı. Kul bilinmedikçe zâtın ilah olduğu bilinmez. Fususu’l-Hikemin. Çünkü mümkünlerin a’yânının sûretlerinde. hükümlerle. s. Ona göre hak. teşbih. evveldir. İbnü’l-Arabi’ye göre Hak-Halk veya Allah-Alem arasındaki ilişki çok önemlidir. varlığın ruhu. sayısız suretlerde zuhur etmektedir. o değilsin. nefsi için zahir ve nefsinden bâtındır. Bu nazariyede üç önemli konu ele alınmıştır: Birincisi kelime (logos) dır. Böylece bütün varlıklar. mutlak varlıktır. temsil yollarıyla açıklamaya çalışmaktadır. tasarruf. bu sistemde yer almamaktadır.77 Fususu’l-Hikem. “kelime-i ilahiyye/logos” doktrininde detaylı şekilde anlatmıştır. Bunun için. Ona göre Hakikatü’l-Hakayik. sûret ve mazhar yönünden ise. Halik-Mahluk veya Hak-Halk ayırımının olmadığıdır. hiçbir vasıf ile nitelemedik ki. V. Yine burada da Düalist bir yaklaşım kesinlikle yoktur. 52 7 a. O. ahirdir. Bunun için ikilik ifade eden hiçbir düşünce. zahir ve bâtın olanın hakikatidir. s. Fass’ı olan İbrahim kelimesinin Mehimi Hikmeti anlatılırken şöyle denmektedir: Evet. Bunun için onun eserlerinde ikiliği hissettiren her şeyin itibari olarak kabul edilmesi gerekir. Hakkın sıfatları olmaktadırlar. varlıkta sereyan ve yayılma. Aslında İbnü’l-Arabi’nin burada ileri sürdüğü fikirleri. o vasıf biz olmayalım. O. s. “fakat bu hakikat. 53 213 .4 İbnü’lArabi. İbnü’l-Arabi düalizme giden bütün yolları kapatmıştır.s.timizi çeken ikinci husus. hadislerin bütün isimleriyle isimlendirilir7 demektedir. bu oldukça karmaşık metafizik problemi. Bu zuhur ise çok olmakla beraber hep aynı şey değildir. tesir.e. Bu hakikate. İbnü’l-Arabi’nin. Allah’ın zatına yaklaşımı da çok ilginçtir. varlıkta ondan Bâtın olan bir şeyde yoktur. İbnü’lArabi’ye göre varlıkta bir tek hakikat vardır. O. “nispet ve sıfat” olarak ifade olunan izâfetlerde taayyün eden Hakkın varlığıdır. “Hak” ve “ Fail” ve “Mahluk” olarak isimlendirmekteyiz. sen hakikatte o’sun. Şu halde kul ilaha delildir. varlığın birliği konusunda “vucudi hakikat” birdir. 45 6 Fususu’l-Hikem okumaları. mukayyet veya nisbi varlıktır. alem de onun zahir suretidir. O.”6 İbnü’l-Arabi. Sonra.g. Varlıkta onu bir başka gören yoktur. ilahi 4 5 Fususu’l-Hikem okumaları. İbnü’l-Arabi’nin fususta ve diğer eserlerinde üzerinde durduğu önemli konulardan birisi de “insan-ı kâmil” ve ondan kaynaklanan felsefi sufizmin bazı konularıdır. zahirdir ve bâtındır. Bunun için İbnü’l-Arabi şöyle der: “Biz onu. İbnü’l Arabi’ye göre Hak. aynada tecelli etme. bir açıdan baktığımızda onu.

kendisine gelen ilhamı izhar ettiğini belirtmektedir. 1293 (I. bütün vahiylerin ilham kaynağıdır. hem Futuhatta hem de Fususta bu fikirleri ısrarla dile getirmektedir. İbnü’l-Arabi’ye göre Hz. Hakkın sereyan ettiği. Tebliğimizin boyutları içinde XIII. bütün ilahi isim ve sıfatları kapsayan kamil tecelligah veya Hakkın Kâmil mazharıdır.e. İkinci mesele ise tasavvufi açıdan “kelime” dir. Yani. Sadreddin Konevi’nin annesiyle evlenen Muhiddin İbnü’l Arabi. s. 285 13 Fütûhatü’l-Mekkiyye.. Bunun için Fütühatü’l-Mekkiyye’yi. Biz. 44-49 11 İbnü’l-Arabi .g. Kahire. yok hükmündedir.8 Buna İbnü’l-Arabi. 604 214 . tam bir insan-ı kâmil modelidir.. İbnü’l Arabi’de “vahdet-i vücud” düşüncesinin varlığını sadece inatçı ve cahil kimseler inkar edebilir. Cilt) 12 Ebu’l-Alâ Afifi. böylece ilahi sıfatların ve isimlerin kemallerini izhar ettiği bir insan modelidir. her ne kadar mevcut olsak bile varlığımız Allah iledir. s. Nitekim Futuhatta ki bir şiirde şöyle demektedir: “Gözüm onun vechinden başkasını görmedi Kulağım sözünden başkasını işitmedi” Yani varlıkta sadece Allah vardır. türk. “insan-ı kâmil”. 2000. s.13 İbnü’l-Arabi. V.-IV. Çünkü İbnü’l Arabi. Fütühatü’l-Mekkiyye’deki ele alınan her konu.İbrahim. Çev. varlığın birliği ile birlikte. Çünkü Fütühatü’lMekkiyye’de fikirler.. Sadreddin’i himayesine almış. İst. Fass. “el-Fütûhatü’l-Mekkiyye’de” felsefi tasavvufun zenginliği için çok önemli bir servet bırakmışlar.9 Üçüncü mesele ise. sistematik olmayan metafizik bir dağılım içinde görüyoruz. bu kitaptaki fikirlerin mayalanmasının Konya’da olduğu ve meyvelerini ise daha sonra verdiği söylene bilinir. Varlığın başkası ile olan. bütün kuvvetlerini ve organlarına yayılıp. sufi bir fikir ortamında dile getirilmektedir. İbnü’l-Arabi’ye göre “İnsan-ı kâmil”. Ekrem Demirli. yüzyıldaki sufizmin temel direklerinden birisi de yine İbnü’l-Arabi’ye bağımlı olarak varlık gösteren Sadreddin Konevi’dir (1210-1274).aklın müteradifidir. Şam’da. anlık ilhamla doğan fikirlerdir.12 Fütühatü’l-Mekkiyye’de İbnü’l Arabi yukarıda açıkladığımız sufi sisteminin felsefi temellerini atmaktadır.10 İbnü’l-Arabi’nin “Fütûhâtü’l Mekkiyye”11 isimli eseri FususulHikem’den sonraki en önemli eseridir. “Hakikat-ı Muhammediyye” demektedir. Futuhatta kullandığı her kelimeye yeni bir form getirmiş ve yeni bir anlam yüklemiştir. Moğolların Malatya’yı işgali üzeri8 9 a. 61 10 Fususu’l-Hikem. Fususu. el-Fütûhatü’l –Mekkiyye. cilt II. Mekke’de hac esnasında yazmaya başladığı bu eserde İbnü’l-Arabi. 61 a. İslam Düşüncesi üzerine Makaleler. anlamındaki kelimedir. İbnü’l-Arabi. Ona göre bu. Futuhatı’da Mekke’de yazmış da olsa.g. İbnü’l Arabi.e.

“Muhakiklerin İmamı”. “Şeyh” gibi lakaplarla hitap eder ve saygısını izhar eder ve İbnü’l-Arabi’nin üzerinde durduğu temel konuları irdelemeye. Üvey babası. Sadreddin Konevi eserlerinin birçok yerinde İbnü’l-Arabi’den şeyhim diye bahseder. Mevlana Şemsüddini’l-Mekkiyi. yorumlamaya çalışır. İkincisi de. Fahreddin Irak’yi. Prof. İbnü’l-Arabi’nin eserlerindeki fikirleri daha basit ifadelerle açıklayarak belli bir kesimin anlamasını temin etmek. 1995. çok iyi bir eğitim aldıktan sonra. insanın hakikati. Şeyh Bahaeddin Veled. Prof. Mesela. Sadreddin 14 15 Hilmi Ziya. 141 16 Abdurrahman Cami. s. Sadreddin Konevi’nin Konya’da yetiştirdiği meşhur alimlerden bir kaçının adını vermemiz gerekirse.g. onun icad edicisinin kim olduğu ve niçin varolduğu konularını felsefi boyutta ele almaktadır. Bu doğrultuda Sadrettin Konevi’nin iki önemli hedefi gerçekleştirmek için gayret ettiğini görüyoruz: Birincisi. Mevlana Celaleddin Rumi gibi büyük mutasavvıflarla. Nefahatü’l-Ûns. Hatta birçok muglak konuları onun düşünce sisteminde yeniden çözüme ulaştırmaya çalışır. İbnü’l-Arabi’ye her fırsatta “Kâmil Şeyh”. Musatafa Kara. İst.Dr. nasıl ve nerede varolduğu. Türk Tefekkürü. Mevlana’dan iki yıl sonra 1274 yılında Konya’da vefat etmiştir. İbnü’l-Arabi’nin meşrebi ve fikri derinliğine hayran olan Sadreddin Konevi.ne de Konya’ya gelerek Alaaddin Keykubat’a sığınmışlardır. “En Büyük İmam”. I.. Alaaddin Keykubat. Şeyhin sohbet ve hizmetinde terbiye gördü. Bunun için Sadreddin Konevi’nin eserleri daha çok İbnü’l-Arabi’nin eserlerinin bir şerhi ve yorumu mahiyetindedir. Onun bu konudaki araştırmalarını ve yorumlarını görmeksizin meseleyi gereği gibi anlamak mümkün değildir. Abdurrahman Cami şöyle demektedir: “Şeyh Sadreddin. Hz. medresede talebe yetiştirmeye yönelmiş ve İbnü’l-Arabi’nin eserlerini şerh etmeye kendini vermiştir. İnsan-ı Kâmil’in özellikleri üzerinde duran Konevi. Türk.e.Dr.Vahdet-i Vucuda dair görüş ve sözlerini akla ve şeriata uygun gelecek tarzda şeyhin maksadını iyice anlamış olarak güzelce yorumlamıştır. Selçuklu Sultanları tarafından büyük hürmete ve ikrama mazhar olan Muhiddin İbnü’l Arabi. bunlar arasından. 141 a. Sadreddin Urmevi gibi alimlerle ilişki kurmuştur. Gıyaseddin ve İzzeddin Keykavus zamanlarında müderrislik yapmış. İst. Hazırlayanlar. Süleyman Uludağ.16 Sadreddin Konevi. s.14 Sadreddin Konevi.15 Hz.. İbnü’lArabi’nin Vahdet-i Vucüd görüşlerinin İslamiyet’le uyumlu olduğunu göstermek… Sadreddin Konevi hakkında. insanın nereden varolduğu. “Miftahu’l-Gaybi’l-Cem Ve’l-Vücud” isimli eserinde. Lâmiî Çelebi. 1934.. Müeyyiddin Cundi’yi ve Kudbuddin Şırazi’yi sayabiliriz. s. Çev. Konya’da uzun süre Sadreddin’le yaşamış ve onun yetişmesini temin etmiştir. 769 215 . Şeyh Sadreddin Fergani’yi.

tek olduğu halde şe’nlerdeki zuhuru ile kesrette görünmekte bu ise “Halk” olarak vasıflandırılmaktadır.e.e. Bu doğrultuda Sadreddin Konevi. ta’dil ve tebdil’in keşfi” gibi konularda çok önemli izahlar getirmiştir. Böylece Konevi’de. birçok problemi ifade etmeye çalışmıştır. s. onun son nese’leri ve tenezzüllerindendir. alemin hakikatlerinden ibarettir. Ümmetin Hadisi..Konevi bu sorulara cevap verirken . Ekram Demirli.. burada “şe’n” olarak ifade edilmiştir. “en-Nefahâtu’l-İlahiyye”18 isimli eserinde “İlahi Nefhalar” adı altında. Türk. Miftahu Gaybi’l-Cem Ve’l-Vücud. Sadreddin Konevi’nin bu eserinde ortaya koyduğu hakikat anlayışı ve onların “Şe’nleri”.g. 14 20 a. böylelikle de..e. Hz. Sadreddin Konevi. o şe’nin kendisine. 2002. 18 Sadreddin Konevi. Muhyi’l-Hak Ve’Din Ebu Abdullah b. el-Fükûk fi esrâr-ı Müstenidat-ı Hikemi’l-Fusûs.g. s.21 Sadreddin Konevi. Mertebe ise birleştirir ve ihata eder. şeyhimiz. konuya “Tanrı’nın alemle ve alemin Tanrı ile irtibat ve ilişkisi” boyutunda yaklaşır ve sonuca bağlamaya çalışır.. hak.g. tesviye. İbnü’l. İst. İmam. telakki.”20 demektedir. 47 23 Sadreddin Konevi. İbnü’l Arabi’nin Fususu’l-Hikemindeki sırları açıklamaktadır. s. 2002 216 . birlik özelliğindeki “Cem” meşrebinden varid olmuş. 19 a. Ekem Demirli. İşin ilginç yönü. yakınlaşmak. İbnü’l-Arabi’nin “Ayan-ı Sabite” anlayışının aynıdır. taakkulu ve kendisine bitişen ayanda zuhuru açısından Hak Varlık’ın birliğinin iki sıfatıdır. rü’yet. Yalnız bazı terimler değişmektedir. yani o şe’nin durumuna göre zuhur etmiştir. demektedir.. “Hakkın şe’nlerinde zuhuru”19 başlığı altında “Hak. “Terakki. Sadreddin Konevi’nin “en-Nefahâtu’l-İlahiyye’de” üzerinde durduğu konulardan biriside “İlahi Menziller” konusu olmuştur. “el Fükûk fi esrâr-ı Müstenidat-ı Hikemi’l-Fusûs”23 isimli eseri.17 Yine Sadreddin Konevi.g. Sadreddin Konevi bütün bilgileri bir müşahededen alarak sunmuştur. Kâmil. Sadreddin Konevi’nin bu eserinde ortaya koyduğu müşahedeler onun manevi tecrübelerinin sonucu ile zenginleşmiştir. 14 21 a. 30 22 a. Fususu’l-Hikem hakkında şunları söylemektedir: Fususu’lHikem kitabı. İst. Çev. Çev. İbnü’l-Arabi’de sûret olan. Peygamber efendimizin “Allah’ı Bilmek” hakkındaki 17 Bak: Sadreddin Konevi. Bunun için bunlara ”Nefha” adını vermiştir. Bu eser. zati ve ahadiyet.s. Türk. Ali el-arabi etTai’nin muhtasar kitaplarının en nefislerinden biridir.”22 Sadreddin Konevi. s. Kâmillerin İmamı. hüviyetinin gaybında gizli olan müstecen ve diğer bütün zati şenlerinin hükümlerini istiab kemalinin suretiyle zuhur etmek istemiş ve her şe’n de. Fususu’l-Hikem. İbnü’l Arabi gibi. “Alemü’lİlim” konusunda son derece önemli olan şu muhakemeyi geliştirir: “Zuhur ve bâtınlık. sevmek. Bu ayan. Muhammedi makamın kaynağından. s.e. İmamların İmamı.

Tahakkuk.27 Nihayet “el-Fükûk fi esrâr-ı Müstenidat-ı Hikemi’l-Fusûs” isimli eserinin sonunda Sadreddin Konevi şu sözlerle kitabı bitirmektedir: “Allah’ın Fususu’l-Hikemin dayandığı sırları açıklamakta. 11 a.e. s. Fususu’l-Hikemi anlama konusunda kendisi için şöyle demektedir: “Hak. Hatta fikri Cedel’den uzak kalınması gerektiğini şu ifadelerle açıkça ortaya koyar: “Fikri delillerde ve Cedelci takrirlerde herhangi bir fayda ve çare bulunsaydı. Bu veliler. bu delillerden ve yöntemlerden yüz çevirmezlerdi. bu biçareye. kalpten geçmektedir. 24 25 el-Fukuk. İ’câzü’l-Beyan Fi Te’vili’l-Ümmi’l-Kur’an.”28 Sadreddin Konevi’nin en kapsamlı eseri olan “İ’câzü’l-Beyân Fi Te’vili’l-Ümmi’l-Kur’an”29 isimli eseri. 14 28 a. s.g.e. bütün sırları tadan. “Müşahede Yolu”dur. Temelde iki bölümden oluşan Sadreddin Konevi’nin “Fatiha Tefsiri” giriş bölümünde eserin yazılma nedenleri hakkında bilgi vermektedir. bu sırların kendisine açıldığı ve keşfedildiği ve bu sırları getiren kimselere varis olur demektedir.g. tahakkuk sahiplerinin irşadlarıyla Fususu’l-Hikemin girişinden başka bir bölümünü “İbnü’l-Arabi’nin neşvesine göre şerh etmek istemedim” diyerek.g.zevkinin özünü içeren ve içinde zikredilen büyük veli ve nebilerin zevklerinin kaynağına işaret eden bir kitap olarak gelmiştir. hakikate ulaşmak için iki yol olduğunu belirtir: Bunlardan birisi. Resuller ve Hakkın Hüccetlerini ayakta tutan ve onların taşıyıcısı olan veliler. Hacimli bir kitap olduğu için kitabın tamamını burada ortaya koymakta mümkün değildir. Çev. Türk. 11 26 a. s. hemen hemen onun bütün temel felsefesini toplamış durumdadır.. Fususu’l-Hikem üzerinde yapmış olduğu kısmi şerhi belirtmektedir. bunu yaparken de.25 Yine Sadreddin Konevi.26 Sadreddin Konevi. düğümlerini çözmekte ve kendisine izafe olunan peygamberlerin mertebelerinin esasını açıklamada müyesser kıldığı şeyleri zikrettik.e.e. kitabın şerhine dalmadık. 2002 217 . Cedel yolunun da faydasız olduğuna inanmakta fikrî Cedel’den uzak kalmaktadır.. Hakikate ulaşmanın ikinci yolu ise.. Konevi. Nebiler. s. bu bölümde her iki yolu da analiz eder ve hakikate sadece akılla ulaşılamayacağını belirtir.g. Konevi’ye göre bu yolun adı. Konevi. İst. Bu durumda kalbin arındırılması ve ruhun güçlendirilmesi ve Hakka sülük edilmesi gerekmektedir ki bu yolu sufiler kullanmaktadır..24 Sadreddin Konevi. Konevi’ye göre bu yol “Burhan Yolu”dur. 155 29 Sadreddin Konevi. sonunculuk sırrına kendisinin tahsis edildiğini ve İbnü’l Arabi’yle birlikte olan hiç kimsenin onun kuşattığı sırlara varis olmayacağını” söylemektedir. Fususu’lHikemin sırlarına ermenin şartını “tahakkuk” etmeye bağlar. 11 27 a. s. Ayrıca. hakikate ulaşma yolları konusunda ciddi tahlillere girişen Konevi. nazariyat ve kıyaslarla gerçeğe ulaşma yolu olduğunu belirtir. Ekrem Demirli.

e..g. hamd esnasında hamd edilen.. Fatiha suresinin “Kula ait bölümünde” ise şunları söylemektedir: “Hak. takvada ve benzeri 30 31 İ’câzü’l-Beyan. Konevi.. s. niyetin kaynağına işaret etmesi. s. hidayet. kula ait bölümü. 41 a. önemli ve hakka götüren yolun “Müşahede” yolu olduğu üzerinde durmaktadır.”32 Konevi.. onun metafiziğinde “Burhan” ile “Müşahedenin” karşı karşıya gelmesi ve müşahede yolunun tercih edilmesidir. aziz kitabının pek çok yerinde bunlara dikkat çekmiş olduğu gibi..” Hamd. “Hamd. s. Buna göre hamd.31 Konevi. 213 32 a. Hamd ile zikredilip. sırat ve mustakim kelimeleri üzerinde açıklamalar yapmaktadır. üç mertebesi vardır: İlk mertebe. Sadreddin Konevi’de orijinal gibi görünen yön ise. Bu nedenle. surenin Hakka ait bölümünde. bunlar ile hakikate ulaşmışlardır. hamd kavramını detaylı şekilde anlatmaktadır. hem Hakka hem de kula ait bölümü.e.. Ona göre. hamd edenden üstündür. celal ve azamet sıfatları kendisine izafe edildiğinde ve kemâl sıfatlarıyla nitelendiğinde. Bunun için ihdina diye çoğul kullanılmıştır. Fatiha suresini üç kısımda yorumlamaya çalışmaktadır: Fatiha suresinin Hakka ait bölümü. Fatiha suresinin “hem Hakka hem de kula ait” bölümünde ise “Sırat-ı Mustakim” kavramı üzerinde durmaktadır. “cemaat rahmettir” buyrulmuştur. 354 218 . Bütün bunlarla Allah. orta mertebe ve son mertebe. şanı yüce.g.”30 Konevi “Fatiha Tefsirinin” girişi bölümünde “Burhan Yolu’nun” özellikle Metafizik alanda başarısızlığını belirterek. Konevi’nin eserinin ikinci kısmı fatiha suresinin tefsiri ile ilgili açıklamaları ihtiva etmektedir. 326 33 İ’câzü’l-Beyan. Burada Konevi ihdina.Nebilerin ve Resullerin varisleridir. Konevi. Bu şey. Hak. akıl sahiplerini şu noktada ikaz etmiştir: “Allah’a iman ve onun birliğini ikrar ettikten sonra imanda.”33 Çünkü cemaatin içinde duası kabul edilen kimseler bulunabilir. Bu kelimelerdeki hikmet konusunda Konevi şunları söyler: “Yaratıklar arasında. daima duası tam olarak kabul edilip böylece duasının hükmünün ve ibadetinin bereketinin bütün kullara sirayet ettiği kimseler bulunur. sureti açısından kemalin bir ifadesidir. iki denk arasında olamaz. Yine Konevi. hidayette. takva ve benzeri sıfatların. boyun eğmeye ve önemli konularda kendisinden yardım dilemeye layık bir varlıktır. s. ilim veya zuhur tasavvur edilen bir şeye ilişir. Hamdın. övenin hamd ile niyetlendiği şeyi ortaya çıkarmaya yönelmiş olmasındandır. bu bölümdeki bazı kelimelerden şöyle bir yorum yapmaktadır: İman. başlangıçta övenin nefsindeki niyetinin ve niyetin ortaya çıkışının kaynağının kemaline işarettir. övgüye. “ehl-i Keşf Ve’lVücud” olanlarda bu mertebeleri müşahede etmiş.

yüzyılda Konya. Buda şüphesiz. Kehf:13. gelecek nesillere aktaracak bir rol üstlenmektir..e. ayetleri bunlara işaret etmektedir. Böylece XIII. Bize düşen bu zengin kültürel mirası. Pratik İslam sufizminden. 34 a. bir yandan Bağdat Nizamiye medresesinin yetiştirdiği alimlerin talebeleriyle şer’i ilimlerde İslam dünyasının kültürel cazibe alanını oluştururken. üniversitemizin ilgili birimlerine düşen en önemli bir görevdir. Fetih:4. tefekkür boyutundaki felsefi İslam sufizminin oluşmasında şüphesiz. İlahi ve kevnî hakikatler. XIII. hem de Sadreddin Konevi’nin. 356 219 .”34 Konevi Fatiha tefsirinde bunların dışında. Tanrı-Alem. yüzyılda. Mevlana’nın çok önemli payı bulunmaktadır.şeylerde farklı dereceler bulunmaktadır. Sonuç olarak. s. Konya’da.g. İbnü’l-Arabi’nin bir müridi olarak. Allah’ın ilim ve kelâm sıfatları gibi metafizik konular üzerinde de fikirler yürütmüş ve açıklama yapmıştır. hem İbnü’l-Arabi’nin. hem de Hz. son derece muğlak ve çetin konulara eğilmiş ve halkı aydınlatmıştır. diğer yandan İran ve Magrib temayüllü İslam sufizminin engin düşünce ve tefekkür atmosferiyle son derece dinamik bir ortam da bulunuyordu.

220 .