You are on page 1of 216

ISLAM HUKUKU

Umum Esaslar

Prof. Dr. Ekrem Bura Ekinci

ARI SANAT YAYINLARI: 69 Din -Tarih- Sosyoloji Dizisi: 15 2006 A n Sanat Yaynevi
Eserin yayn haklan An Sanat YayneviV^ airrir. izinsiz yaymlanamaz. Kaynak gsterilerek alnt yaplalnlir.

ISBN 975-8525-74-3 I. Basm: Mays- 2006 ST. An Sanat Ayla Yank A! kan Matbaas Ziya Ofset Dilek Mceit

Mizanpaj Kapak tasarm Kapak Bask Bask Cilt

ARI SANAT YAYINEV atalemeSk. No:I9/l D: 3 34410 Caaloiu/ST. Tei :2125204I 51 Faks: 212 514 51 39
9 E-Posia:arisanat@mynet.com

Yazma adresi: PK293 34433 SRKEC/ST. internet siparileri iin: www.kitapyurdu.com .

SLAM HUKUKU
Umum Esaslar-

Prof. Dr. Ekrem Bura Ekinci


Marmara niversitesi Hukuk Fakltesi Hukuk Tarihi ve slm Hukuku Krss

Ekrem Bura Ekinci 1966 ylnda Ankara'da dodu. lk, orta ve lise tahsilini bu ehirde ta mamlad. J987 ylnda Ankara niversitesi Hukuk Fakltesi'ni bitirdi. J988'de avukatlk stajn, 1991 ylnda yksek lisansn tamamladktan sonra doktoras n istanbul niversitesi'nde yaparak 1996 ylnda hukuk doktoru, 1999 ylnda da hukuk tarihi doenti oldu. 1992-1993 arasnda bir yl Amman'daki rdn niversitesi'nde ilm aratrmalarda bulundu. Ankara ve Erzincan Hukuk Fa kltelerinde grev yapt. 2000 ylnda askerlik grevini yerine getirdi. 2005 y lnda profesr oldu. Halen Marmara niversitesi Hukuk Fakltesi'nde retim yesidir ve Trk Hukuk Tarihi dersleri vermektedir. ngilizce ve Arapa bilir. Ev li ve iki ocuk babasdr. Ate stidas (2001), slm Hukuku ve nceki eriat1er (2003), Osmanl Mahkemeleri (2004), slm Hukukunda Deimenin Smr (2005), slm Hukukuku Tarihi (2006) adl kitaplar ve eitli dergilerde ok sa yda ilm ve aktel makalesi yaynlanmtr.

NDEKLER

TAKDIM. Giri SLM HUKUKUNUN MAHYET Din ve Hukuk eriat Fkh lim Olarak Fkhn Yeri sim Hukuku Tabiri Fkhn Tasnifi Fkha Yardmc limler Birinci Ksm SLM HUKUKUNUN HUSUSYETLER slm slm slm slm slm slm slm Hukukunun Hususiyetleri Hukuku Din Menelidir Hukuku Cihanmuldur Hukuku Devamldr Hukuku Kolaylk (Teysir) Prensibini Benimsemitir Hukuku, Bir Hukukular Hukukudur Hukuku Meseleci Bir Hukuk Sistemidir kinci Ksm SLM HUKUKUNUN ESK HUKUKLARLA MNASEBET lah Hukuklar Yahudi Hukuku Hristiyan Hukuku Beer Hukuklar ran Hukuku 43 44 44 47 47 25 26 32 36 38 39 40 .11 11 12 12 16 17 21

Arabistan Hukuku Roma Hukuku slm Hukukunun Dier Hukuk Sistemlerine Etkisi slm Hukuku Tedkiklerinin Pratik Ehemmiyeti nc Ksm SLM HUKUKUNUN KAYNAKLARI slm Hukukunun Kaynaklan Usl-i fkh ilminde metodlar ASL DELLLER Kitap: Kur'an- kerm Snnet-i nebevi cma'-y mmet Kyas- fakah F E R DELLLER Sahab Kavli (Fetvas) stihsan rf ve det Maslahat- Mrsele (Istslah-Meslih) Zaruret Umum Belv Hle-yi er'iyye (Mehric-Hukuk areler) Sedd-i Zeryi' .-. eryi'-i Slife (eryi' Men Kablen-nceki eriatler) Medne Halkmn rf (Amel-i Ehl-i Medne) stishab Tbi' Kavli stikra' Karne ahdet-i Vicdan Taharri Kur'a lham Rya Ahzu bi-ekalli ma kyl (Sylenenin en azn almak)

49 50 56 60

63 64 67 82 96 101 105 108 UO 116 120 122 122 33 136 142 143 146 147 147 148 149 149 149 150 152

Drdnc Ksm DELLLERN DEERLENDRLMES Delillerin Tearuzu pheli eyler Delillerin Emredicilii Rkn ve art Delillerden Hkm kartma Metodlan (stinbat) ctihad Mctehidlerin Dereceleri tihadn Tecezzii (Blnebilirlii) ctihad Kaps Kapah mdr? tihadn Yenilenmesi ve Bozulmas Mctehidlerin htilaflannm Sebepleri Mctehidin Sz Snnete Aykn Olabilir mi? T^lid Tek Mezhebe Ballk Mezheb Taklidinin ekli Mezheb Taklidine Misaller Mezheb Deitirme Tblfik Taraflar farkl mezhebdeki iler Hkimin mezhebi Taklid ve Telfik hususunda netice Fetva Fetva Us Fetva ve Kaza Arasndaki Mnasebet Fetvann kanun hline getirilmesi KAYNAKLAR NDEKS 153 156 158 162 164 170 174 175 176 179 180 184 187 190 192 193 194 195 197 198 200 201 202 206 207 209 213

TAKDIM

Hukuk, insan hayatnda ok nemU bir yer tutmaktadr. Medeniyetin de esasl bir unsurudur. Nitekim Roma'y Roma yapan hukuk sistemi olmutur. s lm Hukuku, asrlar boyunca ktadaki hkimiyeti ile, hukuk tarihinin en par lak devresini tekil eder. Son bin ylda kurulan Trk devletlerinde ve ezcmle Osmanl Devleti'nde slm Hukuku cri olmutur. stelik uhrev yn itibariyle bugn bile hayatmzda nemli izleri bulunmaktadr. eitli hdiseler hakknda, slm Hukuku bilinmeksizin doru tehisler yaplamamakta; baz meselelerin zmnde slm Hukuku'nu gz nnde tutmadan netice alnamamaktadr. Vaktiyle slm Hukuku'nun tatbik edildii veya ok sayda mslmann yaad lkelerde, bu ihtiya kendisini daha bariz biimde gstermektedir. Modern hu kukun pek ok messesesinde, slm Hukuku'nun katks vardr. Bu da slm Hukuku tedkiklerinin ehemmiyetini arttrmaktadr. "Usulsz vsl (kavuma) ol maz" sz mehurdur. Bir eyin esasn bilmeden, onu anlamann imkn yoktur. On sene kadar evvel hukuk fakltesi son snfnda slm Hukuku dersleri veriyordum. Bilhassa genlerde slm Hukuku'na bir ilgi ve merak mahede et tim. Bu arada rencilerden ve evremden sk sk kendilerine slm Hukuku'nu umum olarak renebilecekleri kitaplar tavsiye etmem isteniyordu. Ancak buna cevap vermem kolay olmuyordu. nki soranarm neredeyse tamam Arapa, hatta Osmanlca bilmiyordu. Bu sebeple klasik eserlerden istifde etmeleri im knszd. Piyasada slm Hukuku'nu anlatan Trke kitap says esasen ok az d. Bunlardan bir ksm muhteva ve slbunun arl bakmndan genlerin ve konunun yabancs olanlarn anlayabilecei gibi deildi. Dier bir ksm eserler, umumiyetle oryantalistlerin eserlerinden tercme edilmi, sbjektif ve yavan ki taplard. Bir ksm da umumiyetle modem Arap melliflerinden tercme ve hat ta intihal yoluyla hazrlanm; ilm objektiflikten mahrum, salam esaslara da yanmayan, ideolojik, kafa kartrc eylerdi. Soranlara bu kitaplar tavsiye et meye dorusu vicdanm elvermedi. Bir ey sylememek de olmazd. Bylece i baa dt. evremin basks sebebiyle grdm ihtiya olnasayd, byle zor ve mes'uliyetli bir ie kalkamazdm. Netice itibariyle, talebeye takrir ettiim ders notlar zerinde uzun ve yorucu almalar yapmak suretiyle elinizdeki eser

meydana geldi. Bu nihayet elimden gelebilendir. Okuyanlara faydal olmasn umuyor ve okuyucularn, bu kitaptaki noksanlklar, niyetimin hlisliine ba lamalarn rica ediyorum. Bu kitapta, slm Hukuku'nun mhiyeti, hususiyetleri, kaynaklar, bu kaynaklardan hukuk hkmlerin karl metodlan, tefsir kaideleri, dier hu kuk sistemleriyle, bilhassa Roma ve Yahd hukuklar ile mnsebeti ve benzer hususlar zerinde durulmutur. Bunu yaparken eitli hukuk ekolleri (mezheb1er) arasnda mukayeselere gidilmitir. Kitapta, hukuk ve ilahiyatlardan baka, meraklsnn da anlayabilmesi iin imkn dhilinde sade bir slp kullanmaya dikkat edilmitir. Ancak her ilmin stlahlar (terminolojisi) vardr. Bunlardan sarfnazar etmek mmkn deildir. Yeri geldike bunlar aklanm veya paran tez iinde karl verilmitir. Her bilginin, okuyucularn ulaabilecei ekilde, kaynan vermeye ihtimam gsterilmitir. Kitabn hacmini bytmemek iin, ou zaman konuyu uzatmaktan kanlmtr. Bu da baz yerlerde bilgi youn luunu arttrmakta; okuyan yorabmektedir. Bu sebeple okuyucularn bizi ayr ca mazur grmelerini dileriz. slm Hukuku'nun tarihte geirdii safhalar, bun dan nce slm Hukuku Tarihi adyla nerolunan kitabmzda ele alnp incelen mitir. slm Hukuku'nun devlet, ceza, mUye, nikh, miras, al-veri gibi ame l hkmlerini de inallah yakn zamanda kaleme alp takdim etmek nasip olur.

Ekrem Bura Ekinci


stanbul 2 0 0 6 ebekinci@hotmaiI.com

Girig SLM HUKUKUNUN MAHYET

Din ve Hukuk Yer yznde tarih boyu tatbik edilmi ve edilmekte olan pek ok hukuk sistemi vardr. Bunlardan kimisi ilah emir ve yasaklardan, kimisi rf ve detler den, kimisi ise yasama yetkisini tayan hkmdarn nerettii emirnameler ya da yasama meclisinin kard kanunlardan teekkl eder. slm hukuku, bunlar arasnda menei ilah olan hukuk sistemleri kategorisine girer. Bugn mevcut di er ilah hukuk sistemleri Yahudilerin Talmud ve Hristiyanlarm Kanonik huku kudur. lahiyat (teoloji) ilminin tariflerine gre, din, Allah'n insanlar arasndan setii peygamberlerine melekleri vastasyla bildirdii ve insanlarn uymakla mkellef olduklarna inanlan usl ve prensiplerdir. slm dini, Allah'n Cebrail adndaki melek vastasyla peygamberi Hazret-i Muhammed'e bildirdii h kmlerden mrekkeptir. Dn mefhumuna, ilah (tanr), melek, peygamber, mu kaddes kitap, kader, med (kyamet ve hiret) gibi unsurlar girer.

eriat Din hkmleri, eriat denilen ilim bildirmektedir. Din ile eriat umumiyet le ayn mnda kullanlmaktadr. Bununla beraber din mefhumu biraz daha geni tir. eriat, (procede) Arapada insan su kaynana gtren yol, yani yol gsteri ci demektir. Istlh olarak, insanlarn inanmas, yapmas ve kanmas gereken hususlarn tamamn ifde eder. Mslmanln mukaddes kitab olan Kur'an- kermde bu kelime sk gemekte ve bununla her milletin mensup olduu peygam bere indirilen husus hkmler kasdedilmektedir. Nitekim mesel Kur'an- ker min bir yetinde, "Allah, dinden hem Nuh'a tavsiye ettiini, hem sana vahyettiini, hem brahim'e, Musa'ya ve sa'ya tavsiye ettiini, dini doru tutup ayrla dmeyesiniz diye sizin iin eriat yapt" (ra: 13) eklinde gemek tedir. eriat iin, ahkm~ slmiye (slm hkmler) tabiri de kullanlr.

Fkh eriat, iman, amel ve ahlk olmak zere ksma ayrlr. Bunlardan iman (itikad) hkmlerini, yani inanlacak eyleri bildiren ilme, akde veya kelm il mi ve bu ilimle uraan kimseye mtekellim denir. Amel ksm ise, ferdin Allah ile olan mnsebetlerini tanzim eden ibdetler ile ferdin dier insanlarla olan mnsebetlerini tanzim eden hukuku ihtiva eder. Ahlk hkmleri bildiren ilme ise ilm-i ahlk denir. eriatin amel denilen ksmn, yani insanlarn yapmas ge reken hususlar bildiren ilim dalna fkh ilmi denir. Fkh, lgatta bilmek, anla mak; stlahta ise beden ile yerine getirilecek er' hkmleri bildiren ilim dal dr. Fkh, eriatin amel ksmnn hem ferd (ibdet), hem de sosyal (hukuk) un suruyla alkal hkmlere mildir. u var ki, zekt ve cihad ile alkal hkm lerde olduu gibi bu ikisi her zaman birbirinden ayrlamaz. mam- A'zam Eb Hanfe, fkh, "kiinin lehine ve aleyhine olan eyleri bilmesidir", eklinde tarif etmektedir. Buna gre iman, ahlk ve amel bilgileri nin hepsi fkhn mulne giriyor. Bunu aklamak kolay, nki mam- A'zam Eb Hanfe aym zamanda bir kelm ve tasavvuf limidir. Daha sonra gelen fakhler fkh, Osmanl meden kanunu Mecelle'nin ilk maddesinde de ifadesini bulduu zere, "im-i fkh mesil-i er'iyye-yi ameliyyeyi (eriatin amele dair hkmlerini) bilmekdir" eklinde tarif etmilerdir. mam fi' ise usI-i fkh, yani hukuk metodolojisini darda brakmak suretiyle tarifi daha da daraltarak, fkh "dinin amel er' hkmlerini, muayyen delil ve kaynaklardan alarak elde edilen bilgi" olarak tarif etmitir. Buradan da anlald gibi fkh ilminin mn ve mul balangta daha geniken, sonra lar daralm ve artk fkh denince bugnki muhtevasyla amel hkmler, yani hukuk anlalmaya balanmtr. Nitekim slm hukuku sahasnda eser veren Irakh modern melliflerden Abdlkerim Zeydan'a gre fkh, "zaman, mekn ve beerin menfaatlerine gre din nass ve hkmlerin tefsir ve beyan suretiyle umum kaidelerin cz' hdiselere tatbikinden baka bir ey deildir"'.

lim Olarak Fkhm Yeri slm dini, sliklerine ilim renmeyi mecbur klmtr. nki er' h kmlere uymak, ancak bilmekle olur. Kur'an- kermde, "Bilen ile bimiyen hi bir olur mu? Bilen elbette kymetlidir" (Zmer: 9) buyuruluyor. Hazret-i Muhammed'in de, ilmi ven ve tevik eden szleri kitaplar dolduracak kadar ok tur. *^Um, in'de de olsa, alnz!", "Beikten mezara kadar ilim taleb ediniz!", "Yarn lecekmi gibi hrete ve hi lmiyecekmi gibi dny ilerine alnz!"y "Bilerek yaplan az bir amel, bilmiyerek yaplan ok amelden daha iyiI- Abdlkerim Zeydan: slm H u k u k u n a Giri, Trc: Ali afalc, 2.b, st. 1985, 114-115.

dir!'% "eytnn bir limden korkmas, chil olan bin bidden korkmasndan daha okturl" mealindeki hads-i erifler pek mehurdur. Grlyor ki, bu ha dslerde din veya dnyev ilimler tefriki yaplmamaktadr. nki slm dininin renilmesini mecbur ettii ilimlere din ve dnyev ilimlerin ikisi de dhildir. Bu sebeple bunlarn hepsine ulm-i slmiyye (slm ilimler) denir. Bu ilimler, Takprzde Ahmed Efendi'nin Mevzuat'l-Ulm (stanbul 1313) ve Seyyid Abdlzde Mehmed Tbir Efendi ile Serkis Urpilyan'n Mahzen- l-Ulm (stan bul 1308) adh Trke eserlerinde ok etrafl ve gzel anlatmaktadr. Mslman bilim tarihilerine gre ilimler umumiyetle iki ksma ayrlr: Birincisi ulm- nakliyye (nakl bilgiler) denilen tefsir, hads, fkh, kelm, ahlk bilgileridir. Bunlara din bilgileri veya er' ilimler de denir. Bu bilgiler, di nin kayna olan kitaplardan renilir. Din bilginleri bu bilgileri, edi!le-i er'iyye denilen drt kaynaktan almlardr. Bu drt kaynak, Mslmanlarn mukad des kitab olan Kur'an- kerm, Hazret-i Muhammed'in sz, fiil ve takrirlerini (yani bir ii grp men etmemesini) bildiren hads-i erifler, slm limlerinin it tifak ettii hususlar (icm'- mmet) ve limlerin daha nceki kaynaklarda zlm meelere yaptklar kyaslardr. Nakl ilimler, sekiz byk ksma ayrlr: 1. Tefsir ilmi. Bu ilmin mtehassslarna mfessir denir. Mfessir demek, kelm- ilhden, murd- ilhyi anlayan derin lim demektir. 2. Usl-i hads ilmi. Bu ilim, Hazret-i Peygamber'in syledii hadslerin cinslerini ayrr. 3. Hads ilmi. Bu ilim, Hazret-i Peygamberin sz, fiil ve takrirlerini inceler. 4. Usl-i kelm ilm. Bu ilim, kelm ilminin, yani slm nanlarnn, yet-i kerme ve hads-i eriflerden nasl karlacan anlatr. 5. Kelm ilmi. Kelm ilmi, kelime-i ehdeti ve kelime-i tevhidi ve bun lara bal olan mnn alt artm anlatr. Bunlar, kalben inanlmas, iman edilme si lzm olan bilgilerdir. Kelm limleri, usl-i kelm ve kelm bilgilerini birlik te yazma det etmilerdir. Bunun iin, bu iki ilim bir arada zannedilmektedir. 6. lm-i usl-i fkh. Bu ilim, fkh hkmlerinin, Kur'an- kerm ve hadsi eriflerden nasl karlacan bildirir. 7. lm-i fkh. Bu ilim, kil, bali mslmanlarn, beden ile nasl hareket edeceini bildirir. 8. lm-i ahlk. Kab ile yaplmas emir ve yasak edilen eyleri bildirdii gibi; imann vicdanlemesini ve ahkm- slmiyyenin, seve seve ve kolaylkla yaplmasn ve marifete kavuma salar. Buna da ilm-i tasavvuf denir. Ulm-i slmiyyenin ikincisi, ulm-i akliyye, yani akl bilgilerdir. Bunla ra tecrb iUmler de denir. Bunlar da edeb ilimler, fen ilimleri ve akl ilimler ol-

mak zere ksma ayrlr: Edeb ilimler, sarf (morfoloji), nahv (sentaks), lgat, metn-i lgat, itikak, men, beyn, bed; belagat, kraat, kitabet, in, aruz, k fiye, iir, muhdara (hitabet) ve tarih gibi ilimlerdir. Fen ilimleri (riyz ilimler), fizik, kimya, tabiat, tb, hesap (aritmetik), hendese (geometri), hey'et (astrono mi), muski, siyaset, tedbir-i menzil (ev idaresi) bilgileridir. Akl ilimler ise, mantk, mnazara, felsefe gibi ilimlerdir. Usl-i fkh, usl-i din, tabiat, tb ve kimyay, akl bilgilere dhil edenler de vardr. Din bilgileri zamanla deimez. Kelm bilgilerinde fikir yrterek yanl mak, yanl dnmek, zr saylmaz. Fkhdaki hkmlerde, yine fkhm gster dii zrlerle, fkhn bildirdii deiikliklerden, kolaylklardan istifde olunur. Din bilgilerinde dinde otorite sahibi olmayanlarn dnceleri, grleri muteber olmad gibi; otorite olanlarn bile delillere uymayan ahs dnceleri muteber deildir. Halbuki akl (tecrb) ilimlerde deiiklik, yenilik, ilerlemek caiz ve l zmdr. "lim ve hikmet, mminin yitik maldr. Nerede bulursa alr" hads-i erfi bunu bildirmektedir. Erkek ve kadn her mslmann ulm-i slmiyyenin din bilgileri de deni len birinci ksmndan, kelm, fkh ve ahlk bilgilerini, lzumu kadar renmesi farz- ayn olduunu bn bidn, Redd'l-Muhtar mukaddimesinde bildirmekte dir. Fazlasn renmek, farz- kifyedir. Yani bir beldede bir kii bunlar re nirse, dier insanlar bunlar renmek mkellefiyetinden kurtulur. Ulm-i sl miyyenin tecrb ilimler denilen ikinci ksmn renmek herkes iin farz- kif yedir. Yani bir beldede muayyen sayda kimse bu ilimleri renirse, dier insan lar bunlar renmek mkellefiyetinden kurtulur. Szgelii bir ehirde bir-tabib, bir mhendis, bir gramer limi vs. bulanmazsa, o beldede bulunan btn insan lar ve bu imkn hsl etmeyen hkmet adamlarn, slm dini gnahkr sayar. Fkh ilmi, nakl bilgilerdendir. nki fkhn kayna nakildir, tecrbe ile anlalamaz. Fkh ilmini bilen kimseye fakh (fakyh) denir. Fkh ilmi, fakhlerin yazd kitaplarla inkiaf ve gnmze intikal etmitir. mam- A'zam Eb Hanfe, slm hukuk tarihinde, fkh ilminin kurucularmdandr. Sonraki eserler, hep mam Eb Hanfe'nn tasnif tarzna gre yazlmtr. mam fi', "Fkhta herkes Eb Hanfe'nn ev halk, oluk ocuu gibidir. Kim fkhta derinlemek isterse Eb Hanfe'nn kitaplarna baksn" diyerek bunu ifade etmektedir^. mam fi', vey babas ve ayn zamanda mam A'zam Eb Hanfe'nn talebesi olan mam Muhammed'den ders okumutur. mam Ahmed bin Hanbel de mam fi''nin rencisidir. te yandan bn bidn, Hanefi hukukularnn, mam Mlik'i mam- A'zam Eb Hanfe'nn talebesi olarak kabul ettiklerini syler. Nite kim mam Mlik, Hicaz'da kald uzun yllar zarfnda, kendisinden ya ve mer tebe olarak ileri olan mam A'zam Eb Hanfe'den ilim almtr. Hatta Hanef
2- bn Nceym: el-Ebah ve'n-Nezir, Kahire I3S7/1968, 14.

mezhebine ait kitaplarda, "Hanef mezhebinde olanm, gerektiinde Mliki mez hebini takld etmesi evldn nki, mam Mlik, mm- A'zamm talebesi gibi dir. Bir meselede, Hanef mezhebinde, bir kavil bulunmad zaman, Hanef lirnleri, Mlik mezhebine gre fetva vermilerdir. Mezhebler iinde, Hanef'ye en yakn olan, Mlik mezhebidir" diyor^. Byle olunca mam fi''nin szn deki hakikat ortaya kmaktadr. Fkh, slm kltr iinde en ok vlen ve tevik edilen ilim daldr. Kur'an- kermde geen, "M'minlerin topluca savaa gitmeleri uygun deil dir. Her kabileden, topluluktan bir ksm mzminler, din ilimlerini ren mek ve kabileleri savatan dnd zaman, onlar Allah'n azab ile sakn drmak zere geride kalmaldr" mealindeki yette (Tevbe: 122) aka fkh bilgisinin kasdedildii bildirilmitir. nki "sakndrmak" ancak fkh ilmiyle olur. Yine bu yetten anlaldna gre, slm cemiyeti iki gruptan, yani mchidler ve fkh limlerinden teekkl etmektedir. Bylece fkh renip ret mek, en kymetli amellerden biri sayld phe gtrmeyecek olan cihaddan bile nde gelmektedir. Fkh ilminin nemi ve stnlne dair Hazret-i Peygamber'in ok say da sz vardr: "Allah bir kuluna iyilik etmek isterse onu fakh yapar" "Tek bir fakh, eytana bin bidden daha yamandr!" 5; "Araplarn, chiUye devrindeki hayrllar, fkh rendikleri slm'da da en hayrllardr!" 6; "Dinde fakh olan kimse ne iyi kimsedir! Kendisine muhta faydal olur. Kendisine ihtiya olmaynca ilmini artrr" ^; takdirde, olununca

"Her eyin bir ilerleyii, bir geri gidii vardr. Kabilenin hepsinin fakh oluu, dinin ikblinin almetidir. yle ki, o kabilede ancak bir veya iki chil kimse bulunur. Kablenin batan baa chil oluu, dinin geri gidii demektir. yle ki, ilerinde bir iki lim olur. Onlar da zelildir, makhurdur. Szleri ge mez. Kendilerine taraftar ve yardmc bulamazlar" 8; "Allah, bir kavme bereket murad ettiinde, onlarn fakhlerini oaltr ve chillerini azaltr. Fakh konutuu zaman yardmclar bulur. Chil konu tuunda ise yalnz kalr. Bir kavme de er dilediinde chillerini oaltr ve fa3- bn bidn: R e d d ' l - M u h t a r , Matbaat Meymeniyye Kahire 1299, 1/56, 67. 4-Buhr: Farzu'i-Humus 7, lm 13. 'tisam 10; Mslim; maret 98, Zekt 98, 100;Timiz: lm I. 5-Tirmiz: lm 19, (2083). 6- Buhr: Enbiy 8, 14, 19, Menkb I, 25.Tefsir, Yusuf 1; Mslim: Fezil 168,(2378). 7- Klb-i SiIte; 4106 [Rezn], 8- Ahmed Ziyddin Gmhnev: R m z ' l Ehdis, st. 1275.11/349 (Eb Nuaym).

khlerini azaltn Chil konutuunda yardmclar bulur. Fakh ise yalnz kalr" 9 ;

konutuunda

"Allah, bir kula hayr murad ettii zaman, onu dinde fakh klar ve ona rdn, yani din ve dny iyilii verir ve kiinin dinine ve dnysna zararn nerden geleceini ilham eder" ; "Allah tel bir ev halkna hayr murad ettiinde, onlar dinde fakh klar. Kkleri, byklerine hrmet eder. Onlara rzklan hususunda kolay lk verir. Ve nafakalarnda iktisatl klar. Kendilerine ayplarn gsterir ve on lar da hemen tvbe ederler, Allah tel bir ev halkna da hayrdan bakasn murad ederse, onlar kendi hallerine brakr" unu kaydetmek gerekir ki, Hazret-i Peygamber ve Sahbe-i kiram dev rinde, fkh, tedvin edilmi bir ilmin ad deildi. Bu devirde fkh kelimesi, ilim kelimesine benzer ekilde, Kur'an- kerm ve Snnet-i nebevinin hkmlerini derinlemesine kayrayp anlamak mnsna kullanlm; sonradan mnhasran s lm hukukunun ad olmutur. Hazret-i Peygamber, hayat boyunca, fkh ilminin delillerin tekil edecek szler syledii gibi, bizzat amellerde de bulunmutur. Mal satm ve mal satn alm; satn almas daha ok olmutur. Satn ald maln ayptan ri olduuna dair sat senedi yazdrmtr. cret ile alm ve altrmtr. Mdrebe ir keti ve baka ortaklklar yapmtr. Bakasna vekl olmu ve vekl yapmtr. Hediyye vermi ve almtr. dn ve riyyet mal almtr. Vakf yapmtr. Ye min etmi ve ettirmi; yemin ettii eyleri yapm; yapmayp keffret verdii de olmutur. Rehn akdi yapmtr. Bir Yahdden arpa alm; karlnda zrhm re hin vermiti. Vefat edecei zaman, rehnin denerek zrhn geri alnmas iin va siyet etmiti. Gayrimslimlerle alveri yapm; yemeklerini yemitir. Kle sa hibi olmu ve zd etmitir. Evlenmi, hanmlarna tevfiz-i talkta bulunmu; l yapm; talk vermi ve ric'at etmiti. Devlet bakanl yapm; dva dinlemi; ceza vermi; hkimlerin verdikleri hkmleri temyizen tedkik etmi; zektlar toplam; ganimetleri taksim etmi; sulh anlamas akdetmi; muharebe yapm; sefir gndermi ve sefir kabul etmitir. Hsl, eriatin btn hkmlerini ahsn da tatbik ederek fkh kelimesine hayatiyet kazandrmtr.

slm Hukuku Tabiri Fkh kelimesinin yannda, "slm Hukuku" tabiri ne mnya gelmekte dir? slm hukuku, aslnda fkhn bir baka ismidir. Gnmzde fkh bilgilerini
9- mam Syt: el-Cmi's-Sagr, Beyrut' 1410/1990,1/389; Rmz: 1/28 (Deylem). 10- ei-Cmi's-Sagr: 1/386 (Bezzr). l - el-Cmi's-Sagr: 1/388; Rmz: 1/27 (Dre Kutn).

ibdetler gibi ferd yn ar basan hkmler ve akidler, miras, nikh gibi iti ma yn ar basan hkmler olarak iki kategoride incelemek dettir. Mukaye seli hukuk sahasnda daha ok bunlardan sosyal yn ar basan ksmna slm hukuku denilmekte, bir baka deyile, modem aratrma tekniine uygun olma s iin, fkhn mul tahsis edilerek, daraltlarak ele alnmaktadr. Fkh yerine slm hukuku tabirinin kullanl, muhtemelen son yenileme hareketleri ve Av rupa'nn tesiriyle tercmeler yoluyla olmutur. Bununla beraber slm dnyas hukuk kelimesine fazla yabanc deildi. HukukuUah, hukukulibad ve Osmanl larda ok kullanlan hukuk- ns tabirleri bunu gsterir. Ancak burada hukuk, f kh ilminin ismi olarak deil, hak kelimesinin oulu olarak kullanlmaktadr. Nitekim birinci tabir (hukukullah) kamu haklarn, ikincisi (hukukulibad) ise ahs haklan ifade eder'^.

Fkhm Tasnifi Klasik slm hukukular slm hukuku hkmlerini drt esas gruba tak sim etmilerdir. Buna gre fkh, ibdt (ibdetler), mnkeht (aile hukuku), muamelt (borlar hukuku) ve ukbt (ceza hukuku) olmak zere drde ayrlr. bdt, namaz, zekt, oru, hac ve cihad ksmlarna; mnkeht, nikh, talk, nafaka, hdne gibi aile hukuku hkmlerine; muamelt ivazl ve ivazsz akdlerle, muhsemt (muhakeme hukuku), feriz (miras hukuku) gibi ksmlara; ukbt ise had, ksas ve ta'zir ksmanna ayrlr. Her birinin pekok dallan var dr. ahs, aile ve miras hukukunun hepsine birden ahvl-i ahsiyye (personal status) de denir. Bir de usl-i fkh vardr ki, istinbat yollann, yani slm huku ku kaidelerinin hukukun kaynaklarndan nasl kanidn bildirir. Bugn bu il me hukuk metodolojisi deniyor. Modem hukukta ahsn hukuku bal altnda geen ehliyet ve ehliyet nzalan bahisleri de eskiden burada ilenirdi. Klasik fkh kaynaklan olan eserler, kitaplara; kitaplar fasllara; fasllar da bblara ayrlrd. Osmanllar zamannda mahkemelerde ve medreselerde kaynak olarak ok tutulan Mltek'mn fihristi yledir: Kitb't-tahret (temizlik), salt (namaz), zekt, savm (oru), hacc, nikh, red (emzirme), talk (boanma), 'tk (kle zd), eymn (yeminler), hudd (cemiyete kar sular), sirkat (hr szlk), siyer (harb hukuku), lakt (buluntu ocuk), lukata (buluntu mal), bk (kakn kle), mefkud (gib), irket, vakf, byu' (satm), sarf (para sat), kefa let, havale, kaz (yarg), ehdet (hidlik), veklet, da'v, ikrar, sulh, mdrebe (emek-scrmye irketi), vedia, ryet, hibe, icre (kira ve cret), mkteb (bede lini deyince zadlanacak kle), vel (miras mukavelesi), ikrah (zorlama), hacr, me'zn (hukuk izin verilmi kle), gasb, uf'a, ksmet (taksim), mzrea (zira-

12- Abdlvahhp Hallf: slm H u k u k Felsefesi, Trc: H. Atay, 2.b, Ank. 1985, 63-64.

at irketi), mskat (baclk irketi), zebyih (hayvan kesimi), udhiyye (kurban lar), kerhiyye (yaplmas caiz olmayan eyler), ihy'l-mevt (l topraklarn canlandrlmas), eribe (iilmesi caiz olmayan eyler), sayd (avclk), rehn, cinyt (cinayetler), diyt (kan paras), mekl (diyeti deyecek kileler), vesy (vasiyetler), hns (ift cinsiyetliler), feriz (miras). nsan hayat su ile balayp lmle bittii iin, fkh kitaplar da insan hayatna benzer ekilde, taharete, yani din temizlie dair hkmlerle balar; miras hkmleri ile biter. Hanef fkh ki taplarnn hepsinin tertibi aa yukar byledir. Mesel; Fetv-y Hindiyye byle tertib edilmitir. XIX. asrda Hanef mezhebine gre hazrlanm Osmanh meden kanunu Meceile-i Ahkm- Adliyye'nin bahisleri de u balklan tar: Kavid-i klliye, by', icrt, kefalet, havale, rehn, emnt, hibe, gasb ve itlaf, hacr ve ikrah, irket, veklet, sulh ve ibra, ikrar, da'v, beyyint ve tahlf, kaz. fi' mezhebinin en muteber fkh kitaplarndan saylan mam Nevev'nin Minhac adii kitabna bn Hacer'in yapt Tuhfet'l-Muhtac adl erhin fihristi de yledir: Taharet, salt, saltlcuma, ceniz (cenazeler), zekt, savm, i'tikf (mescidde ibdete ekilme), hacc, bey' (satm), selem, rehn, tefls (ifls), irket, veklet, ikrar, ariyet, gasb, uf'a, krz (karz), mskat, icre, ihy'l-mevt, vakf, hibe, lukata, lakt, cule (mkfat), feriz, vesy, vedia, kasm'-fey ve'lganme (ganmet taksimi ve bte), kasm's-sadakt (zekt datm), nikh, sa dak (mehr), kasm ve'n-nz (zev ve zevcenin haklan), hul' (anlamal boan ma), talk, ric'at (nikha dn), l (boanma yemini), zhr (boanma yemini), keffret (tvbe bedeli), ln (nesebin reddi), iddet (boanm kadnn bekleme sresi), red, nafakt (nafakalar), cirh (yaralamalar), diyt, da'vy'd-dem velkasme (faili mehul cinayetler), but (isyanclar), riddet (dinden dnme), zi na, hadd'l-kazf (zin iftiras), kat's-sirka (hrszlk), eribe, siyl (sulama), si yer, cizye (gayrimslim ba vergisi), sayd ve'z-zebyih, udhiyye, et'ime (yiye cekler), msabaka (yar), eymn, nezr (adak), kaz, ehdt, da'v, tk, tedbir (lme bal zad), kitabet, mmeht'l-evld (ocuklu cariyeler). Mlik ve Hanbel kitaplar da aa yukar bu tertibdedir. Bu tertib, Hanef kitaplarndaki tertibden farkl olmakla beraber, Hanef kitaplannda fasl veya bb olarak ele ahnan baz bahisler, burada kitap olarak tedkik edilmitir. Mesela cule, tedbir, ki tabet, mmehtii'I-evld (istild) bahisleri, Hanef kitaplarnda tk kitabnn bablar olarak ele alnmtr. Ridde, bugt gibi bahisler ise cihad kitabnda tedkik edilmitir. Her bahsin biribirini takip etmesinin kendine has bir mant vardr. Bu mant bn bidn, Redd'l-Muhtr'da yerleri geldike anlatmaktadr: Btn fkh kitaplarnda, ibdetler, rabbi ile insan arasndaki mnasebeti tazammun et tii iin en nce zikredilir. Taharetin bunlardan da evvel zikredilmesi, btn ib detlerin bununla sahh olmasdr. Nikhn, drt ibdetten sonra zikredilmesi, bu ibdetlere nisbetle nikhn, mrekkebe nisbetle basit gibi olduundandr. nki

nikh bir vehile ibdet, bir vehile muameledir. Nikhla alkas olduu iin ta lk bunun ardndan gelmitir. Talktan sonra tk (kle azad) bahsini getirmesi nin sebebi, bunlardan her ikisi de bir hakk drmekte ortak olduu iindir. Itktan sonra yeminin gelmesi, hezl (aka) ve ikrahn kendilerine tesir etmemesin den dolaydr. Yeminlerden sonra hadd cezalarnn zikredilmesi, yemin keffretinin bir nevi ceza olmasdan dolaydr. Haddlerden sonra cihdn zikredilmesi, haddler ile cihddan maksadn, yeryzn fitne ve fesaddan temizlemek olduu iindir. Cihddan sonra lakt (buluntu ocuk) ve lukata (buluntu mal) bahislerinin gel mesi, cihdda can ve mal yok olmaya brakld gibi, bunlarn da yok olmaya braklmasmdandr. bk (kaak kle) ile lakt ve lukata arasndaki mnasebet de her birinin telef ve zayi olmaya mruz kalmalardr. Mefkudun (hayatta ve ne rede olduu bilinmeyen kimsenin), bk ile mnasebeti, her ikisinin de gib olup ehilleri tarafndan aranmalardr. Kaan kle bahsinden sonra zikredilmesi, daha az vki olduundan dolaydr. irketin mefkudla mnasebeti emnet cihetindendir. nki irket bazen mefkudun malnda da cereyan eder. Nitekim mefkud ha yatta iken ona miras brakan lp malnn dier vrislerle ortak olduu gibi. Vak fn irketle mnasebeti, bir kimsenin bakasn kendi malnda kendisiyle beraber menfaatlendir^esidir. Byu' (al-veri) bahsinin vakf ile mnasebeti, her ikisinde de mlkn el den kmasdr. "Bey'de borcun te'cii caizdir, karzda deildir" ifadesini izah iin karz (bor verme) bahsi, bey' bahsinde incelenmitir. Selem, sarf ve lyne ise bey'in eitleri olduu iin bu bahiste zikredilmitir. Kefalet ise ou zaman bey' ile beraber olur. Havale de kefalet gibi, borlunun zimmetindeki borcun tah sil edilmesi ile alkal bir garanti akdidir. u farkla ki, havale, asl borlunun artl olarak borcundan ibrasn mtezammmdr. Bu bakmdan havale mrekkeb, kefalet mfreddir. Bu sebeple kefalet ne alnmtr. ou kez anlamazlklar al-verilerde vuku bulduundan, kaz bahsi bunlardan sonra zikredilmitir. Devlet bakannn hak ve vazifeleri, kimlerin devlet bakam olabilecei, hapis cezas, yazyla amel edilmesi gibi hususlar hep bu bahiste anlatlmtr. Kaz esas, hidlik ise ona bir vsta olduu iin ehdet hemen kazann ardndan zik redilmitir. Vekletin ehdetle mnasebeti, hid ve vekilin her ikisi de bir ba kasnn isteini yerine getirdiklerinden dolaydr. Bu sebeple veklet, ehdeti takip eder. Da'vnn, husmete vekletle mnasebeti udur ki, husmete ve di er eylere vekil olan kimsenin kimi zaman da'vya muhta olmasdr. Da'v, da'v konusu eyi inkr veya ikrar eder. Bu sebeple ikrar, da'vnn ardndan zik redilmitir. Husmet neticesinde taraflar arasnda sulh cereyan eder. Bu sebeple sulh ikrarn ardndan gelir. Tehrc, yani miraslarn aralarnda anlap tereke den kmalar da, feriz ksmnda deil, sulh kitabnda incelenmitir. Mdarebe (emek-sermye) irketi de bir bakmdan ortaklar arasnda vekleti mtezammn-

dr. Emnet ile mdrebe, hkmde ortaktr. nki sermaye, mdribin elinde emnettir. Onun iin vedia (emnet brakma), mdrebenin ardndan anlatlr Ariyet (dn alma) de emnet olmakla beraber, ariyette mlk temlik vardr. Bu sebeple birisi mfred, dieri mrekkeptir ve ariyet emnetten sonra zikredi lir Hibenin (balamann) ariyetten sonra zikredilmesinin sebebi ise aktr Ariyet bir eyin menfaatinin, hibe ise kendisinin karlksz temlikidir. Hemen ardndan gelen icre (mal ve emek kiralama) ise, maln menfaatinin bedelli tem likidir cre ile mktebe (kleyi bedelini demek artyla zadlama) akdinin mnasebeti, her ikisinde de mlkiyetin bir kimseye, menfaatin ise bir bakasna ait olmasdr Mktebenin ardndan zikredilen vel da kleliin son bulmasnn eserlerindendir Itkdan sonra zikredilmemesinin sebebi, btn zad eitlerinde meydana geliyor olmasdr Vel, zad edilmenin eseridir [Kle, zadlandktan sonra, efendisi ile arasndaki hukuk ba devam eder; veraset ve kile cri olur.] zadda ise ikrah cri olmaz, yani ikrah ile yaplan zad geersizdir Bu sebeple ikrah, veldan sonra anlatlmtr krah takip eden hacr de, ikrah gibi serbest ka rar verebilme serbestisini ortadan kaldrr Me'zun, hacri takib eder nki me'zun olmak, nce hacrin bulunmasn gerektirir [Me'zun, kendisine ticar i ler iin izin verilen mahcura, mesel kleye denir.] Me'zun kitabnn hemen ar dndan gasb gelir kisi arasndaki mnsebet udur: Me'zun bir eyde er' izin le hareket eder; gasbeden ise er' izin olmakszn hareket eder Gasb takib eden uf'ada da gasbda olduu gibi bakasnn malm izni ol makszn mlk edinme vardn Halbuki uf'a, gasbn aksine merudur Bir mal satld zaman, komuya veya ortaa bunu ayn bedelle satn alma hakkn ve ren uf'a ile ksmet (taksim) arasnda da yle bir mnasebet vardr: Ortaklardan birisi ayrlmak ister ve hissesini satarsa, o takdirde uf'a hsl olur; eer hissesi ni satmazsa taksim yoluna gidilir Taksim bahsinin hemen ardndan gelen mzraa (tarla ortakl) ve mskat (ba-bahe ortakl) akidlerinde de taksim (ks met) bahis konusudur Mzraa ile zebyihin (hayvan boazlama) mnsebeti ise, birinde tohum ve dierinde hayvan helak ederek baka bir istifde hsl et mektir. Udhiyyenin (kurbanlarn) zebyihden sonra zikredilmesi ise, umum h kmlerden sonra husus hkmn zikrinden ibarettir nki aslnda udhiyye, ze byih bahsinin bir parasdr u kadar ki, burada ibdet kasdedilir Kerhiyet (hazer ve ibha) bahsinin udhiyye ile mnsebeti udur ki, her ikisinde de hazer ve ibha, yani baz eylerin yasaklanp baz eylerin mubah klnmas mevzuba histir hy'l-nievt da byledir Bunda kimseye ait olmayan topraklann, ihya edilerek mubah khnmas vardr irb (sulama) bahsinin bundan sonra gelmesi, l topraklan ihya ederken sulamya ihtiya bulunmasdr Eribe (iecekler) ke limesinin irb (sulama) kelimesi ile hem lafz hem de mn olarak mnasebeti aktr Sayd (avlanma) da eribe gibi yeme imeyle alkal olup, her ikisinde de

insana zevk ve nee verme vardr. Rehn bahsinin sayd (avlanma) ile mnasebeti udur ki, rehn ve sayd, her ikisi de maln elde edilmesine sebep olur. Rehn mah korumak iindir; cinayetle rin cezalandrlmas ise cam korumak iindir. Mal ise cana bir vesiledir. Bu se beple rehn bahsini cinyt bahsi takib eden Bedel ceza olan diyet, asl ceza olan ksastan sonra gelir. Kasme diyetle akah olmakla beraber, yemine de yol a t iin mstakil bir bahiste incelenmitir. [Bir kyde, mahallede bulunan l nn diyetini bu kyn ahlisi der ve bu kimseyi ldrmediklerine kasem, yani yemin ederler. Kasme yeminleme demektir.] Mekl, kasden adam ldrme d ndaki cinayetlerin diyetini demekle mkellef olan kilenin ouludur ve ka tilin baba cihetinden erkek akrabasdr. Bu bahsin diyetlerden sonra zikredilme sinin uygunluu aktr. Kitaplarn en sonunda vesy (vasiyetler) bahsi yer alr. nki insandaki hallerin en sonuncusu lmdr. Vasiyet ise lm vaktindeki bir muamele olup, cinayetler ve diyetlerle de mnasebeti vardr. Fkh kitaplar, mi ras hisseleri ile yakndan irtibat olduu iin hns (ift cinsiyetli) bahsini de in celedikten sonra feriz, yani miras hukukunu anlatmaktadr. Feriz, vasiyetten sonras iin cri olduu iin en son zikredilmitir. Her fkh kitabnda mteferrik meseleler bal altnda bir ksm daha vardr. Zikredilmesi gereken yerde zikredilemeyen baz meseleler burada konu edilerek noksan tamamlanm olur. Son zamanlarda modern mellifler slm hukukunu yeni tasniflere tbi tutmulardr. ncelikle tpk modern hukuk sistemlerinde olduu gibi, slm hu kuku da umum ve husus ksmlara ayrlmtr. Hkmet, cezalar, vatandalk, harb hkmleri, vergiler umum ksmda; ehliyet, nikh, talk, miras, borlar, mlkiyet, haklar, arazi gibi bahisler de husus ksmda incelenmektedir. Ancak slm hukukunun mahiyeti gerei bu taksim her zaman salkl bir ekilde yap lamamaktadr, nki slm hukukunda mesel adam ldrme suu hem ahs, hem de kamu haklarndandr. Bu sebeple slm hukukunu ahs, aile, riras, borlar ve ticaret, muhakeme usul (kaz), anayasa ve idare (siyaset'-er'iyye), devletler hukuku (siyer) gibi ayr ayr balklar altnda incelemek daha pra tik grlebilir.

Fkha Yardmc limler Fkh ilminin yannda, buna bal ve yardmc olarak ilm-i hilaf ve ilm-i cedel yer alr. Bunlarn ikisi iiedir. lm-i hilaf, fkh hkmlerin delillerinin or taya konarak, farkl ictihadlarn mukayesesini temin eden ilimdir. Hilfiyyat da denilen ilm-i hilaf, mctehid hukukularn ictihadlarnn delil ve mehazlarn bilmek; bahs (aratrma) ve istidlal (delil karma) yolunda maharet kazanmak hususunda gayet faydal bir ilimdir. Bunun iin 'Jkh ilmi kazam; hilaf ilmi sak lar" denilmitir. lm-i hilafa Mukayeseli slm Hukuku ad da verilebilir. Bu il-

min kurucusu olarak Karahanllar devrinin byk Hanef hukukusu Debbs (430/1039) grlr. Daha sonra yetien hukukulardan da bu sahada ok kymet li eserler verenler olmutur. Haneflerden Nesef, bn's-Saat ve Serahs'nin, Mliklerden Kassr, bn Arab ve Tartu'nin, fi'lerden Gazl, Sem'n, bn Ebi Usr, Fahrddin Rz ve Beyhak'nin, Hanbellerden ise bn Hubeyr'in eser leri bunlarm bata gelenleridir. lm-i cedel (diyalektik) ise, slm hukuk ekolleri olan mezhebler arasmdaki ilm mnazara metodunu tesbit eden disiplindir lm-i cedelin kurucusu mehur Hanef hukukusu Pezdev (482/1089) olup, Haneflerden Eb Hmid Amid (615/1218) bu sahadaki ilk ve en kymetli eserlerden birinin sahibidir Bu iki ilmin de sonradan hayli geriledii grlmektedir mam Eb Hanfe ve fi', cedel ilminde ok mahir idiler Muhalifleri ile olan ilm mnazaralar mehurdur mam fi', "Hi bir zaman, benim grm doru ksn diye mnazarada bulunmu deilim. Her zaman hakikat ne ise, o ortaya ksn istemiimdir" derdi. Buna ramen, hibir ilm mnazarada malup olmu deildir Mzeni, "mam afi ile mnazaraya kanlar, bana, arslann kar sndaki kedi gibi grnrd" derdi. Bu mnazaralarnda, "nsanlarla akllarnm lnce konuun" hads-i erifi* mucibince hareket ederler; muhatabn il m seviyesine ve aklnm mikdarna gre konuurlard. Nitekim Hazret-i Ali'nin, "Ahiret denen ey yoksa, bu yaptn ibdetler boa gidecek" diyen birisine, "Senin dediin gibiyse, benim bir zararm yok. Ama benim dediim gibiyse, ya ni hiret varsa, sizin hliniz ne olacak?" dedii mehurdur mam Eb Hanfe, Halfe Mensur tarafndan kadlk iin sktrldnda, "Ben kadla lyk dei lim" demiti. Halfe "Yalan sylyorsun" deyince de, "Yalan sylyorsam, za ten kadla yaramam. Yalan syleyeni kd yapmak, halfeye yakmaz. Doru sylyorsam kadlk yapamam" diye cevap vermitin Kfe'de Hazret-i Osman'a dil uzatp Yahd diyen bir kimseye, "Senin kzn felan Yahdye istiyorum, ne dersin?" diye sormu; adam, "Hi mslmann kz Yahdyle evlenebilir mi?" deyince, "Peki, Peygamber iki kzn bir Yahdye nasl verir?" diyerek adam kendi szyle ilzam etmitin mam fi''nin, mam Ahmed bin Hanbel ile, na maz klmayann kfre decei hususundaki mnazaras mehurdun mam Ah med "Namaz terk eden kfir olur" hadsinin zahiriyle hkmederdi. mam fi', "Namaz klmad iin kfir olan kimse, ne zaman Mslman olur?" diye sordu. "Kelime-i ehdet syleyince" diye cevap verdi. "Ama bunlar her zaman syl yorlar?" deyince "Tekrar namaz klmaya balaynca" diye cevap verdi. Bu sefer mam fi', "Kfirin namaz makbul deil" deyince mam Ahmed susmaya mecbur oldu. Bir de ilm-i urt ve sicillt vardr ki muhakeme esnasnda hkimin ve u* - Mslim: Mukaddime 5; el-Cmi's-Sagr, 1954, 3373.

hd'l-hi denilen mhiderin huzurunda sabit olan hususlarn geerli bir de lil tekil edecek tarzda kayda geirilerek sicil haline getirilmesi demektir. Bu sa hada da ilk kaleme ahnan eser mam Eb Ysuf ile marii Zfer'in talebesi olan Hill bin Yahya el-Basr'nindir (245/858). Haneflerden Eb Zeyd, Yahya bin Bekr, Tahv, Hulvn, Hassf ve fi'ilerden Sayrf ile ayrca bn Cerr et-Taber'nin bu sahadaki eserleri mehur ve kymetlidiri^. Fkhta derinlemek isteyenlerin, tarih, sosyoloji, psikoloji ve siyaset ilmi ni, yani zamannda yaayan insanlarn hallerini iyi bilmesi de arttr. Kur'an- kerm, mteaddid yetlerinde, yeryznn dolalarak gemi insanlann halleri nin aratrlmasn ve bunlardan ibret alnmasn emretmektedir. slm hukuku nun hkmleri, umumiyetle insan psikolojisi nazara alnarak sevkedilmi; mf t ve kadlarn da buna itibar etmeleri emrolunmutur. lm hastasnn tasarruf larnn tahdidi, erkein talk, had hidlerinin infazda mutlaka bulunmalar, lian gibi hususlar, insan psikolojisinin nazara alndn gsteren tipik rneklerdir.

13- izmirli smail Hakk: lm-i HUf, st. 1330, 4-13.

Birinci Ksm SLM HUKUKUNUN HUSUSYETLER

slm hukuku, sosyal hayatta bir inklap olarak domu, kendisinden n ce yrrlkte bulunan gerek ilh ve gerekse beer kaynakl btn hukuk sis temlerini yrrlkten kaldrmtr. u kadar ki, bu hkmlerden korunmasna gerek duyduklarn aynen veya slah ederek almakta bir mahzur grmemitir. Adam ldrmenin ve faizin yasak oluu gibi. Bunlar, slmiyetten nceki hukuk sistemlerinde de yasaklanmt. slm hukuku, dzenledii hkmlerde, ncelik le amme maslahatm, yani umumun menfaatini gerekletirmek ve gzel ahlk prensiplerini yerletirmeye almak iddiasndadr. Buna gre, insanlar, dnya hayatlannda huzur ve sulh iinde yaarlar; ldkten sonra kacaklanna inandk lar ilah mahkemede de beraat ederek ebed saadete (cennete) kavuurlar. slm hukukunun korumay gaye edindii be menfaat vardr. Maslahat prensibini tekil eden bu be menfaat, dinin, akln, cann, maln ve neslin muha fazas gayesine mteveccihtir. Misal olarak, dinin muhafazas gayesinin gerek lemesi iin cihad; cann muhafazas gayesinin gereklemesi iin ksas ve ta'zir cezalar; neslin muhafazas gayesinin gereklemesi iin nikh meru klnm; akln muhafazas gayesinin gereklemesi iin arap imek ve maln muhafaza s gayesinin gereklemesi iin de kumar ve hrszlk yasaklanarak bunlara ceza lar getirilmitir. slm hukukunun btn hkmleri, bu be gayeden birisini ger ekletirmeye mteveccihdir. Mctehid hukukular, hakknda nass olmayan me selelerde ictihad ederken bu gayeleri gzettii gibi; kendisine snrl yasama yet kisi verilmi olan hkmdar da slm hukukunun skt ettii sahalarda kaide ko yarken bu erevede hareket eder. Nitekim "Raiyye, yani teb'a zerine tasarruf maslahata menutdur" (Mecelle m. 58).

slm Hukuku Din Menelidir slm hukuku din menelidir. Hkmlerini esas itibariyle Allah ve Pey gamberinin tesbit ettiine inanlr Yani sri' (kanun koyucu), Allah ve Peygam beridir Nitekim "Allah ve Peygamberi bir ie hkm verdii zaman inanan bir erkek ve kadma artk o ite kendi isteklerine gre seme hakk yoktur" (Ahzb: 36); "(Ey Peygamber!) Rabbine andolsun ki aralarnda kan anla mazlk hususunda seni hakem klp, sonra da verdiin hkmden ilerinde hibir sknt duymakszn (onu) tam mansyla kabullenmedike iman etmi olmazlar" (Nisa: 65) ve "Kim Allah'n indirdii (hkmler) ile hkmetmez se onlar kfirlerin, zlimlerin ve fsklarn ta kendisidir" (Mide 44-45-47) mealindeki yetler, buna iaret etmektedir leride de gelecei gibi kitap (Kur'an1 kerm) ve snnet slm hukukunun asl kaynaklardr Bu ikisi bir arada ele ahnr ve kitaba, yani Kur'an- kerme vahy-i meluv; snnete ise vahy~i gayr meluv denilir nki Hazret-i Peygamberin btn sz, fiil ve ikrarlar vahye dayal veya vahyin kontrolnde kabul edilir. Kur'an- kermde bu husus "O (yani Haz ret-i Peygamber) kendi arzusuna gre konumaz. O'nun konumas kendi sine vahyedilenden bakas deildir" (Necm: 3-4) eklinde ifade edilmitir Dinlerin telkkisine gre, hukuk kurallarn esas itibariyle Allah koyar. Peygamberleri vastasyla, insanlara bir takm emir ve yasaklar gnderir. nsan, kendi hr iradesiyle, emir ve yasaklara uyar veya uymaz. Bu emir ve yasaklara uyup uymad kyamet gn kurulacak bir mahkeme-i kbrda tesbit edilerek hesaba ekilir Beraat edenler mkfata kavuur, yani cennete gider; mahkm olanlar, azaba urar, yani cehenneme gider te bu sistem, yeryznde de para lel olarak cereyan eder Kur'an- kermde, Hazret -i dem'in yeryznde Al lah'n halfesi olarak yaratld anlatlyor Yeryznde Allah'n halfesi olmak, Onun emir ve yasaklarn insanlara bildirmek ve gerektiinde zorla da olsa, tat bikini temin etmektir Allah'n emir ve yasaklarm bildiren peygamberlerdir, denildi. Dolaysy la slm hukukunun kayna esas itibariyle nakildir Akl, tek bana bu hkm lere ulaamaz. nki akl mahlktur ve ilah lemi anlamaktaki gc snrldr Akim bu hkmleri bilmesi, ancak er' delillerle olur Namaz niin be vakit tir? Zekt niin maln krkta birinden verilir? lm iddeti drt ay on gn iken; boanma iddeti neden aydr? Bunlarn cevabn akl yoluyla bulmak mmkn deildir slm hukukunun kayna akl olsayd, ilah bir hukuk sisteminden bah setmek yersiz olurdu. Buna beer hukuk sistemi denirdi. Akln, felsefenin ve tecrb ilimlerin, slm hukuku nasslarnm mn ve hikmetlerinin anlalmasn da yardm oktur Ancak Ehl-i snnete gre akl, bizatihi hukukun kayna sa ylmamaktadr Binaenaleyh, slm hukuku, nakl ilimlerdendir'''.
14- Mahmud Es'ad: Tarih-i !m-i H u k u k , st. 1331, 226.

ctihadlannda yeri geldike sk sk kyasa mracaat etmesiyle tannan mam Eb Hanfe'yi, akl nakle tercih etmekle itham edenler olmutu. Hatta Oniki imamdan byk lim Muhammed Bakr (bir rivayette Hazret-i Hasen'in olu Muhammed) ile grmelerinde, mam Muhammed, "Sen akl nakle tercih ediyormusun?" diye sitemde bulunmu; mam- Eb Hanfe de, "Allah sakla sn!" dedikten sonra, "Kadn m daha zayftr, erkek mi? Namaz m daha fazilet lidir, oru mu? ve "Bevl mi daha pistir, meni mi? eklinde sual sormu; bun lara "Kadn daha zayftr. Namaz daha faziletlidir. Bevl daha pistir" istikametin de bekledii cevaplar aldktan sonra: "Eer ben nakli deil de akl esas alsay dm; kadna, kendisinden fiziken daha gl olan erkein iki kat kadar miras hissesi verirdim. Kadnlara hayz zamanlarnda kazaya kalm orularn deil de, bundan daha faziletli bir ibdet olan namazlarn kaz etmelerini emreder dim. Meniden daha pis olan bevilden sonra gusledilmesin i, meniden sonra ise yalnzca abdest alnmasn ictihad ederdim" demitir. Bu cevabm mam Bkr beenmi ve bu yolda devam etmesini sylemitiris. mam Eb Hanfe, bir ba ka sefer de "Akl nakilden stn olsayd, unutarak oru yemeyi, haten yemeye kyas eder ve orucun bozulacan sylerdim. Ne var ki hakknda hads vrid ol mutur. Binenaleyh nass, akla tercih edilir" demitir'^. Hukukun kaynann akl m, yoksa vahy mi olduu ihtilfndan, slm hukuk uslnde hsn ve kubh denilen mefhumlar domutur. Lgat itibariyle hsn gzellik, kubh ise irkinlik demektir. Hsn, bir eyin selim insan tabiatine uygunluunu; kubh ise aykrlm ifade eder. Bunun neticesi olarak slm hu kukunun emrettii her ey hsn; yasaklad her ey ise kubh olarak vaslandnlr. Yani ahkm- slmiyye, bir iin yaplmasn emretmi ise o ite gzellik; ya saklam ise o ite irkinlik sz konusudur, denir. Ehl-i snnetten E'arere gre, bir iin hukuktaki hkmne gre gzel ve ya irkin olduu anlalr. Nitekim "Peygamber gndermedike azab yapma yz" (sr: 15) yeti bunu gstermektedir. Demek ki peygamber gnderilmedik e insanlann iyiyi ve kty anlamalar mmkn deildir. Mtrdlere gre ise akl, fiillerin ounun gzel veya irkin olduunu anlar. Ancak bu fiilin hukuk hkm bununla de, ri'in bildirmesiyle anlalr. Nitekim "Muhakkak ki Al lah iyilii emreder, ktl yasaklar" (Nahi: 90) ve "Peygamber onlara iyi lii emreder, ktl yasaklar" (A'rf: 157) mealindeki yetler buna delildir. Demek ki Allah ve Peygamber'in emrettikleri iyi, gzel; yasakladklar da kt, irkin eylerdir. Ancak emir ve yasaklar, bunlarn bildirmesine baldr. Nitekim hukukun emrettii nice fiil vardr ki akl bunun gzel olduunu aniayamamakta15- Muhammed Eb Zehra: E b Hanfe, Trc. O. Keskiolu, st. 1981, 88-89. Bu mkleme mam Eb Hanfe'nin mezhebine gredir. Nitekim meni afi 'de temizdir; Mlik mezhebinde mestin her tarafna mesh yaplr. 16- Eb Zehra, Eb Hanfe, 270, 359.

dr. Ceza hukukunda bunun benzeri bir prensip vardr: Bir fiilin su saylmas iin kanunda bunun aka ifade edilmi olmas gerekir. Yoksa bir fiil insanlar tara fndan ne kadar irkin grlrse grlsn, kanunda ifade edilmi olmadka su saylamaz. Sava, her ne kadar insanlara eziyet vermekte ve beldelerin tahribine sebeb olmaktaysa da; vatann korunmasna vesile olduu iin gzeldir, basendir te yandan yalan, zulm, zina gibi fiillerin insana menfaatleri de bulunmakla be raber, sosyal bakmdan pek ok ktlkler tad iin irkindir, kabihdir slm dnyasnda bir ara yaylm bulunan heretik gruplardan Mutezile frkasna gre akl, sri'in hkmlerini bilmeye muktedirdir Nakil olmadan da akl bunlar bulabilir Akl, bir hkm bulduktan sonra, nakil de buna uygunsa, akln ulat neticeyi teyid etmi olur Mtezile'ye gre bir i, bunda hsn oldu u iin emredilmi veya kubh olduu iin yasaklanmtr Dolaysyla bir i hak knda hukukun hkm bu iin gzel veya irkin olmasna baldr''^. Akil, his gc ile anlalabilen veya hissedilebileniere benzeyen ve onla ra ballklar bulunan eyleri birbirleriyle lerek, iyilerini ktlerinden ayr maya yarayan bir miyardr, l letidir Byle eylere ballklar olmayan ey lere eremeyeceinden, arp kalr Onun iin Allah ve peygamberinin bildirdi i ve ancak nakil yoluyla anlalabilecek olan eyleri, akl ile aratrp karma ya uramak, dz yolda zor giden ykl bir arabay yokua karmak iin zorla maya benzer At kamlanrsa, abalaya abalaya ya yklp can kar, ya da al m olduu dz yola kavumak iin saa sola ve geriye kvrlarak arabay ykar ve eyalar da harab olur te akl da nakil ile bilinebilecek eyleri anlamaya, z meye alrsa yanlr, aldanr Nakil ile bildirilen eyler akln ermeyecei eyler olabilir. Ama akla uymayan eyler deildir lerdeki gzellik ve irkinlikler, ak im erevesi iinde kalsayd, peygamberlerin gnderilmesine gerek kalmazd. Bu sylenenler, slm hukukuna beer hi bir katknn bulunmad anla mna gelmez. Bilakis insan akl, slm hukuku usl bakmndan ok nemlidir Bir kere hukuk hkmler, aklllar muhatap alr Deliler ve ocuklar hukuken mkellef deildir Ayrca, kitap ve snnetle esaslan tesbit edilen hususlarn, taf silatl bir ekilde tefsir ve tanzim edilmesi salhiyeti, akl- selim sahibi mctehid hukukulara tannmtr Ancak slm hukuku hkmlerinin beer akl neticesi tesbit edilen ksmnn, din vasfnn bulunmad iddia edilemez. Bunlar, meru luunu kitap ve snnetten ald iin, yine de beer deil, din vasfldr Byle17- Molla Hsrev: Mir'at'1-Usl, Dersedet 1321, 63-64; bn Melek: erhu M e n r , st. 1965, 47-50; Byk Haydar Efendi: Usl-i Fkh Dersleri, Haz: Hac dil, Drlhilfetilaliyye 1326, 81-109; Mahmud Es'ad: Telhis-i sl-i Fkh, zmir 1313, 463-464; Sava Paa: slm Huku ku Nazariyat H a k k n d a Bir E t d . Trc: B. Arkan, Ank. 1955, 1/207-211; mer Nasuhi Bil men: H u k u k - slmiyye ve Istlahat- Fkhiyye K a m u s u , st. 1985,1/54-56, 62-64; Hallf, 283-286; Zekiyyddn a'bn: slm H u k u k lminin Esaslar, Trc: . Kfi Dnmez, Ank. 1996, 273-277.

ce slm hukukunun din mahiyetine halel gelmemektedir Hatta hiikmdann, s lm hukukunun verdii salhiyetle, er' dsturlara aykr olmamak zere kar m olduu emirname ve kanunlar dahi, slm hukukunun dnda saylamaz. nki bunlarn meruluk kayna slm hukukudur. Nitekim slm hukuku, kim olursa olsun idarecilerin (emrin) hukuka uygun emirlerine itaat edilmesi esasn vaz etmitir. Ayrca Osmanllarda rf hukuk diye bilinen ve padiahlarn kar d kanunnmeler erevesinde meydana gelen hukuk ihtilaflarn, ayn zaman da er' ihtilaflara da bakan kadlar nne karld grlr. Bu da yukardaki hkm glendirmektedir. Yani menei din olan hkmlerin de, beer irade olan hkmlerin de tedkik ve hal mercii ayndr. Osmanl hukuk tarihinde genellikle er' ve kanun beraber kullanlan bir tabirdir. (Hkmlerde geen ".,er'-i erife ve knn- mnfe mugayir," ifadesinde olduu gibi.) te burada kanun tabiri r f hukuku ifade ederse de umumiyetle bu ekilde bir kullanmdan bile kanl mtr. Nitekim Osmanl padiah Sultan II. Mustafa kartt bir fermanla, er' . (eriat) yansra kanun kelimesinin kullanlmasn yasaklayarak, cemiyetin yan l anlamalarna mahal vermekten kammaya almtr's. Bu da kanun ile er' arasnda mer'iyet ve balayclk bakmndan bir fark olmadm gstermektedir. Bununla beraber, slm hukuku hkmlerinin tamam kuds mahiyette de imez hkmler de deildir. Farkl hukukulara gre hkmler farkllat gi bi; zaruret ve rf erevesinde zamana ve mekna gre de hkmlerin deime istidad vardr. slm hukukunun din meneli olmas, hukuk meyyidelerin hem dnye v, hem de uhrev olmas neticesini dourur. Mesel, evlilik akdi ve neticelerin de slm hukuku hkmlerine uyulursa, evlenen kimseler ayn zamanda sevap kazanr; aksi takdirde gnaha girer. Irakl slm hukukusu Abdlkerim Zeydan, bu hususun insanlarn slm hukuku hkmlerine titizlikle ve gnl rzasyla uy malarna kuvvetli bir mil olduunu syler'^. te bunun iin slm hukuku ki taplarnda diyneten-kazen ayrm ska zikredilir. Diyneten tabiri din; kaza en tabiri dnyev meyyideye dellet eder. Mesel, bir kimsenin maln telef eden ahs tazminatla mkellef olduu gibi (dnyev meyyide); gnah iledii ve hirette (mahkeme-i kbrda) bunun karhm grecei kabul edilir (uhrev meyyide). Yine mesel bir kimse bir bakasndan olan alacan mahkemede isbat edememise, bu kimseden alacan (kazaen) tahsil edemez. Ancak o kimse nin borcu (diyneten) devam eder. demezse gnah ilemi saylr. Borcun za manamna uramas da byledir. Eraftan ve ktrm olmayan bir kadn, ev ii yapmakla diyneten mkellef ise de, kazaen mesul deildir. Yani kendisi ev ii yapmaya mahkeme tarafndan zorlanamaz; yapt takdirde de crete hak kaza-

18- Osman Nuri: Mecelle-i Umr- Belediyye, st. 1337,1/567. 19- Zeydan, slm Hukukuna Giri, 82-83.

namaz. Keza bir adam zevcesinden boansa, mahkemede kadm bunu ispatlayamasa nikh (kazaen) devam eder Ancak koca bakmmdan nikh sona erdiinden (diyneten), kadnla beraber olmas zinadr ve gnahkr olur. Nitekim Hazret-i Peygamber, bir hadsinde, "Sew ancak bir insanm. Ba na ihtilafllar gelir. Bunlardan biri, dierine gre daha ikna edici olur. Ben de ona gre hkmederim. Ben verdiim bir hkmle bir kimseye hakikatte kar deine ait bir eyi verecek olsam, bu onun iin ancak ateten bir paradr!" buyurmutur2o. Utbe bin Eb Vakks, lrken kardei Sa'd'a "Zem'a'nn cariyesin den doan olan bendendir, onu sahiplen!" diye vasiyette bulunmutu. Sa'd, Mekke'nin fethinde onu yakalayp: "Bu, kardeimin oludur" diyerek nesebini iddia etti. Ayn zamanda Hazret-i Peygamber'in kaynbiraderi bulunan Abd bin Zem'a: "O, benim kardeimdir ve babamn cariyesinin oludur, onun yatanda domutur!" dedi. Meselenin halli iin Hazret-i Peygamber'in huzuruna ktlar Hazret-i Peygamber, "ocuk, yatanda doduu adama aittir. Zn, mahrum dur" buyurarak bn Zem'a lehine hkm verdi. Ancak ocuun bydke Utbe'ye benzediini gren Hazret-i Peygamber, zevcesi evde binti Zem'a'ya on dan tesettr etmesini syledi; fakat verdii hkm bozmad^'. slm hukuku din meneli olduu iin, mslman ferdler, bu hukuk sis teminin cri olmad memleketlerde yaasalar bile, slm hukukunun hkmle riyle baldrlar Binaenaleyh, slm hukukunu, hukuk sistemi olarak kabul et meyen memleketlerde yaayan mslmanlar, kendi aralarnda, evlenme, boan ma, miras gibi ahvl-i ahsiyye (personal status) ile alveri gibi ferd hususlar da slm hukukunu tatbik ederler Mnhasran devlet otoritesi ile alkal olan ce za hukuku hkmleri bakmndan ayn ey szkonusu deildir slm hukukunun din meneli olmasnn bir neticesi de meyyidelerin e itliliidir Nitekim hukukun konu edindii insan fiilleri (ef'l-i mkellefin), farz, vcib, snnet, mstehab, mubah, mekruh ve haram adyla yedi snfa ayr lr Her birisi delillerin emredicilik derecesini gsterir Bu da slm hukukunun inan ve ahlkla btnlemesine imkn verir Bylece bu din hava, halkn hu kuk kurallanna itaatinde nemli rol oynar ve meyyidelerin messir olmas ne ticesini dourur Halk arasnda "Hkmet yasa gn srer" ve buna mukabil "eriatin kestii parmak acmaz!" szleri mehurdur slm hukukunun din h viyet tamasnda, slm hukukularnn hemen hepsi aym zamanda baka slm bilgilerde de otorite olmu kimseler olmasnn rol vardr Bunlarn byk bir
20- Buhr: ahdat 27, Ahkm 20, 29, 3 1 , Hiyel 9, Mezlim 16; Mslim: Akdiye 5; Mlik: Ak- . diye 1; Tirmz: Ahkm 11; Eb Dvud: Akdiye 7; Nes: Kudt 13. 21-Buhr: Vesya 4, By' 3, 100, Husmt 6, Itk 8, Feriz 18,28, Hudd 23, Ahkm 29; Ms lim: Rad' 36. (1457); Muvatta: Akdiye 20, (2,739); Eb Dvud: Talk 34. (2273); Nes: Ta lk 48, 49, (6, 180, 181). Muhtemelen Utbe'ye ait olan bu criye hmile iken Zem'a'ya satl m; Zem'a da istibr etmeye, yani hmile olup olmadn anlamaya gerek grmemiti.

ounluu tasavvuf ehildir. mam Eb Hanfe, oniki imamdan mam Cafer Sdk'm talebesiydi. Hatta "Eer mam Ca'fer'den tasavvuf rendii o iki sene olmasayd, Numan helak olurdu!" sz mehurdur. (Numan, mam- A*zam Eb Hanfe'nin ismidir) mam Ahmed bin Hanbel, Znnn Msr, Srn Sekt, Ma'ruf Kerh gibi tasavvuf byklerinin sohbetlerine devam etmitin mam Ga zali, Eb Ali Frmed'den; Seyyid erf Crcn, Ya'kub erh'den; bn bidn, Mevln Hlid Badad'den tasavvuf renmitir. mam Mlik'in "Fkh renmeyip, tasavvuf ile uraan, dinden kar, zndk olur. Fkh renip tasavvuftan haberi olmayan bid'at sahibi olur, saptr" sz mehurdur. slm hukukularnn hemen her biri tefsir, hads, kelm, ahlk, tarih, sosyoloji, astronomi, tb, mate matik, gramer, iir ve nesir gibi ilim ve sanat-dallarnda da eser vermilerdir. An cak hepsi de taksim-i a'ml, yani iblm yapm olup, ekseriyetle alt ve eser verdii saha ile tannmaktadr. mam- A'zam Eb Hanfe nceleri kelm ile uram ve Ehl-i snnet mezhebinin itikad esaslarn tesbit ederek Mslman lara ok nemli bir hizmette bulunmutur. Bu zt, ayn zamanda da muhaddistir. Ancak zamann hukuk sahasnda almay icab ettirdiini dnerek bu sahada younlamtn mam Mlik, ayn zamanda byk bir muhaddisti. mam fi''nin gramer bgisi ve airlikte derinlemiti. mam Gazl'nin hemen her sa hada otorite olduu mehurdur. Bu durum bilhassa sonraki hukuk bilginlerinde daha ok gze arpmaktadr. Taftazn, Seyyid erif Crcn, Nevev, bn Hal dun, Molla Fenr, Syt, Molla Ltfi, bn Keml, Ebussuud Efendi, Birgiv, Gelenbev, Takprzde gibi hukukular buna birer rnektir. Gelenbev smail Efendi, Manisa kads iken, ilk logaritma cedvelini hazrlayan bilgindir ve dn yaca mehurdur. Edime Mderrislerinden Molla Ltfi'nin geometri zerine ki tab, Franszcaya da tercme edilmitir. Msr kads bn Haldun, dnyada tarih felsefesi ve sosyoloji ilminin kurucusu addedilmektedir. slm hukukunda hkmlerin din mahiyetinin bulunmas, akidlerin din olmas, bunlarm shhati iin mutlaka din adamlarnn huzurunda yaplaca m nsna gelmemelidir. Evet, slm hukukunda nikh akdi, din bir akiddir. Ancak Hristiyanlkta olduu gibi, bunun bir din adam huzurunda yaplmas, shhati iin lzm deildin Buna imam nikh adnn verilmesi daha ziyade Anadolu'ya mahsus fiil bir durumdur. Tatbikatta halk, ehemmiyetine binen nikh akdinde, nikhn ahkmn en iyi bildiini dnd imamlarn bulunmasn tercih et mitir. Bilahare de (Seluklulardan itibaren) nikhlardan haberdar olmay iste yen devlet, imamlan bu i ile vazifelendirmitir. Bu, nikhn art deildir. H kmetin arad bir isbat ve emniyet artdr. Binaenaleyh imam olmayan birisi nin kyd nikh sahih olduu gibi, hi kimse kymakszn, taraflarn iki hid huzurunda birbirine uygun irade beyanlar ile de nikh akdi kurulur. mamlar, devlet memuru olmayp; cami vakflarnn mtevellisi tarafndan tayin edilen ve maalann vakf gelirlerinden alan husus vazifelilerdir. slm hukuku, Hristi-

yan Kanonik hukukta olduu gibi, bh- ruhban snf kabul etmi deildir. slm dininde, ibdetlerin shhati iin bile muayyen bir din adam vastasyla yaplma s gerekmez. slm hukuku hkmlerindeki dinlik, tasarruflara balanan h kmler ve bunlann hiretle alkas bakmndandr ki bu da daha ziyade ferd ma hiyettedir.

slm Hukuku Cihanmuldur slm hukuku belirli bir zaman veya mekn ile kaytl olmakszn btn insanla hitab eder Btn zamanlarn hukuku oluu bir mnda slm hukuku nun devamllk hususiyetinin tezahrdr Bunun yan sra slm hukuku, millet, soy, belde ve din fark aranmakszn btn insanlara tatbik edilebilir Nitekim Kur'an- kermde "Biz seni lemlere rahmet olarak gnderdik!" (A'rf: 158), "De ki: Ey insanlar! Dorusu ben gklerin ve yerin hkmran, Ondan ba ka ilah bulunmayan, dirilten ve ldren Allah'n hepiniz iin gnderdii peygamberiyim" (Enbiy: 107) ve "Biz seni btn insanlara ancak mjdeleyici ve uyarc olarak gnderdik; fakat insanlarn ou bunu bilmezler" (Sebe: 28) mealindeki yetlerden, slm hukuku hkmlerinin btn insanlar muhatab ald anlalmaktadr slmiyet, kendisinden nce gnderilmi btn ilh ve beer hukuk sis temlerini yrrlkten kaldrma ve hukuk hayatnn her sahasn dzenleme iddi asyla gelmi bir kaideler btndr Dolaysyla bir semav dine inansn, inan masn btn insanlara uygulanabilmeyi hedefler Nitekim "And olsun ki biz, srailoullarna kitap, hkm ve peygamberlik verdik. Onlan temiz eylerle rzklandrdk. Onlar dnyalara stn kldk. Din konusunda, onlara ak deliller verdik. Ancak, kendilerine ilim geldikten sonra biribirini ekememezlikten ayrla dtler. Rabbin, kyamet gn, ayrla dtkleri ey ler hakknda phesiz aralarnda hkmedecektir. Sonra seni de din konu sunda bir eriat sahibi kldk, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma!" me alindeki yetler de (Csiye: 16-17-18) Kur'an- kermin yepyeni bir yol getirdi ini bildirmekte; Hazret-i Peygamber'in "Kardeim Ms sa olsayd, bana t bi olmaktan baka birey yapmazd" sz de bunu gstermektedir^^, Kur'an- kermde, AUahn, btn peygamberlerden, Hazret-i Muhammed geldii zaman kendisine tbi olmalar ve mmetlerini de bu istikamette ikaz etmeleri hususun da misak, sz aldn beyan eden bir yet-i kerme (li mrn: 81) vardr By lece, Ehl-i kitaptaH^bazannn, "Hazret -i Muhammed, bize deil; Musev veya sev olmayanlara gnderilmitir" sz reddedilmi olmaktadr slm inancna gre her lkeye, her millete peygamber gnderilmitir Bir
22- Drim: Mukaddime 39.

yette "Rabbin, Icendilerine yetlerimizi okuyan bir peygamber gnderme dike, o memleketleri helk edici deildir" (Bekara: 59) deniyor. Her peygam berin getirdii eriat, yani hukuk sistemi, kendilerinden ncekileri prensip itiba riyle yrrlkten kaldrr. nki eriatleri getiren resuller, eski eriatlerin unutul duu, mukaddes kitaplarn tahrif edildii veya kaybolduu, inanan insanlarn ok azald, hatta yok olduu devrelerde gnderilmitir. Bu sebeple eski eriatin devam etmesi mmkn olmaz. Kald ki zamann ve zeminin deiiklii ile yeni bir takm hukuk hkmlerin getirilmesi gerekir. Halbuki neb denilen peygamberier yeni bir eriat getirmez, kendilerinden nce gnderilen bir resuln eriatiyle hareket ederler. Nitekim Musevlik kendinden nceki eriatleri; isevlik ise Musevlii neshettii gibi; slmiyet de Musev ve sev eriatlerini, daha dorusu bunlarn zamanla ald ekil olan Yahudilik ve Hristiyanl neshetmi, yrrikten kaldrmtr. Bunu Kur'an- kerm haber vermektedir. Nitekim Kur'an- kermdeki "..Onlar (Yahudiler) kelimelerin yerlerini deitirirler (kitaplarn tahrif ederler). Kendilerine ihtar edilen eylerden bir hisse al may da unuttular.... Biz Hristiyanlarz! diyenlerden de kesin sz alm tk ama onlar da kendilerine ihtar edilenlerden (verilen nasihat ve kitap tan), bir hisse almay unuttular... Ey Ehl-i kitab! Kitaptan gizlemi olduu nuz eylerin ounu meydana karan, ounu da aklamaktan vazgeen peygamberimiz size geldi.." (Mide: 13-14-15) mealindeki yetler bunu haber vermektedir. Kur'an- kermin ok yetinde Ehl-i kitabn da ancak slmiyete gi rerek hidyet yolunu bulabileceklerine iaret olunmutur. slmiyetten baka dinlere ait hkmlerin, insanlar iin hccet olmad mteaddit yetlerle sabittir. "Allah nezdinde din, ancak slmiyettir" mealindeki yet (l-i mrn: 19) bunlardan biridin slm hukuku, eski ilh hukuk sistemlerinin hkmlerinden, kitap ve sn netle bildirilen ve neshedildiine dair bir aklk bulunmayanlarla amel edilebil mesini ngrmtr. Hanef ekolne mensup hukukularn gr budur. Nite kim "inde hidyet ve nur bulunan Tevrat' elbette biz indirdik. Mslman olan peygamberler, Yahudiler hakkmda hkmederler" (Mide: 44), "De ki: Allah beni doru yola, brahim'in dinine iletti. Biz ona uyarz" (En'am: 161 ve Bekara: 135), "Kur'an, Hazret-i brahim ve Musa'ya indirilmi olan sahifelerde de (suhf-i l) mevcuttur" (A 'l: 18-19) ve "Gemi peygamber ler ve mmetlerinin kssalarnda akl sahipleri iin pek ok ibretler vardr" (Ysuf: 111) mealindeki yetler ve Hazret-i Peygamber'in "s aleyhisselamn yaptm yapmakta ben herkesten ileriyim. Peygamberler babalar bir olan kardeler gibidirler. Analar ayrdr. Dinleri birdir" sz* bunu gstermektedir.
- Buhr: Enbiy 48; Mslim: Fezil 143, 145 (2365); Eb Dvud: Snnet 13. Melhim 14 (4675); Ahmed bin Hanbel: 2/319, 406, 437, 463, 464, 482, 541 (7900, 8902, 9259, 9595, 9868, 10558).

Eski hukuk sistemlerinin belli artlarla slm hukukunda delil saylabilecei g rn kabul etmeyen slm hukukular da vardr Nitekim fi' hukukular, "Biz her biriniz iin bir eriat ve minhc (yol) belirledik" mealindeki yete (Mide; 48) dayanarak, eski eriatlerin tek balarna delil olabileceini kabul et mezler Bu hkmler eer kitap ve snnetle sabit ise, artk eski eriatlerin h kmleri olarak deil, kitap ve snnet hkm olarak itibar ederler, ki bu takdirde netice ou zaman aym olur Prensip itibariyle slm hukuku ancak drlislm denilen ve hukuk siste mi olarak slm hukukunun kabul edildii beldelerde uygulanabilir nki tabiatiyle bu hukuku tatbik edebilecek mahkeme, ancak Mslmanlarn halfesinin vazifelendirdii drlislmdaki mahkemedir Drlharbde, yani slm hukuku nun hkim olmad yerlerde vukua gelen sular ne drlharbde, ne de drlislamda takibata uramayaca gibi; drlharbde cereyan eden hukuk muamele ler hakknda da drlislmda dva ikme edilemez. Ancak Hanef mezhebi d ndaki mezhebler, slm hukukunun drlharbde de uygulanabileceini kabul ederler Bu nasl olacaktr? Taraflar drlislma geldikleri zaman, buradaki mah kemeye mracaat ettiklerinde, mahkeme dvay drlharbde cereyan ettii ge rekesiyle reddetmeyip grecek ve dolaysyla slm hukuku uygulanacaktr er' hkmler, gerek simiyetin geliinden, gerekse bir beldenin mslmanlarn eline gemesinden nce olup biten hdiselere tatbik edilemez. Yani ka nunlar, makabline mil olmaz (geriye yrmez). Yeni mslman olmu bir kim se veya slm lkesine yeni gelen bir kimse, bundan nceki fiillerinden mes'ul tutulamaz. Nitekim bu, "slm, Mslman olmadan nce ilenen gnahlar si" ler" hads-i erfi ile sbittir23. Mslman olmadan veya slm lkesine gelme den nce iledii bir sutan dolay bir kimseye ceza verilemez. Bir hads-i erif te de, "Cahiliye devrinde taksim edilmi olan her mal, taksim edildii ekil zeredir. slm dneminde yaplan taksimat, slm'n taksim esasna gredir" buyuruluyor^". slm dinine giren kar-kocann nikhlar meru kabul edilir Mslman olan veya slm lkesine gelenin mallar, mlk edinme kaynana ba klmakszn kendi mlk kabul edilir Kur'an- kerm, vey anneler ve vey kz lar ile evlenmeyi ve iki kzkardele bir arada nikhl bulunmay yasaklarken, "Artk geen gemitir" buyurarak, bu yet gelmeden nceki durumdan mes'ul olunmayacan bildiriyor (Nisa: 22-23). Ancak tesirleri devam eden hkmler byle deildir Szgelii be kadnla evli olan bir kimse mslman olsa, bunlar dan en ok drdyle evli kalabileceinden, birini boamas gerekir Nitekim Eb Dvud, Nes ve Drekutn'nin Snenlerinde ve mam Mlik'in Muvatta'nda bildirildii zere, Gayin bin Umeyye es-Sakaf mslman olduunda on han-

23- Cnii's-Sagr, 1657 (bn S'ad). 24- Eb Dvud: Feriz I I , (2914); bn Mce: RhOn 2 1 , (2485); Muvatta: Akdiye 35, (2, 746)..

m; Haris bin Kays'm da sekiz hanm vard. Hazret-i Peygamber bunlara, "Bun lardan drt tanesini sein ve dierlerinden ayrln!" diye emretmitir. ki kzkarde nikhnda olduu halde mslman olan olan Firuz'a da "Onlardan dile diin birini boa!" buyurmutur^s. Kendilerine bir peygamberin tebligat ulamam insanlar (hik' l-cebel), mslman olmayanlarn kk yataki ocuklar gibi, din ve hukuk h kmlere muhatap olmadklar iin dinen ve hukuken mes'ul de deildir. ki pey gamber arasnda geen, dinlerin, ilah emir ve yasaklarn unutulduu fetret de virlerinde yaayanlar iin de vaziyet byledin Bu gr Ehl-i snnetten E'ariyye'ye aittir. Ehl-i snnetten Mtridiyye'ye gre, kil ve bali bir insan, tabiatteki nizam tedkik ederek bir yaratcnn var olduunu aklyla bulabilir. Dnmeyip bulmazsa, mes'ul olur. Ancak ibdetten mes'ul olmaz; nki bu ancak bir peygamberin bildirmesiyle anlalr. ki szn aras yle te'lf olunmutur: n san, aklyla dnerek yaratcnn varln bilebilir. Ancak emir ve yasaklarla muhatap olmak, bir peygamberin bildirmesiyle olur. Bir yaratcnn varlnn bilgisi kendisine ulaan bir kimse, dnmezse ve dnmedii iin anlamaz ve iman etmezse veya dnp bulduktan sonra, bu akla ve fenne uygun deildir diyerek iman etmezse, mes'ul olur. Kendisine bir peygamber teblii ulamad iin, aklyla dnmeyip, bir yaratcnn varln anlamayan kimse, iman etmi saylmaz, ancak mes'ul de olmaz. Hemen her kavmin mensubu, mslman olsun olmasn, topyekn slm hukuku hkmlerine sje olabilir. slm hukukunun ncelikle sjesi mslmanlardr. Mslman kime denir? slm dininin dsturlarna, yani akid ilminin tes bit ettii prensiplere inanan kimse, mslmandr. Bu prensipler ncelikle ment diye bilinen alt inan esasdr: Alaha, meleklerine, mukaddes kitaplarna, peygamberlerine, hiret gnne. ldkten sonra dirilie, kadere (hayrla errin Allah'dan geldiine) inanmaktr. Bunlara ilveten, bu inancn devam edebilme si iin, gayb (gelecei) Allah'dan baka kimsenin bilemeyeceine inanmak, di nin ta'zim ettii eyleri ta'zim ve tahkir ettii eyleri tahkir etmek; havf ve rec arasnda olmak (yani Allah'n azabndan emin olmamak ve rahmetinden de mi di kesmemek); dinin farz ve haram kld eylere inanmak da arttr. Bu bakm dan ateist bir kimse, kelime-i tevhid denilen "Allah'dan baka tanr yoktur ve Muhammed onun peygamberidir" mealindeki sz sylemekle mslman olur. Ancak baka bir dine mensup olan kimsenin mslman saylabilmesi iin, ayr ca eski inanlarndan vazgetiini de ifa etmesi arttr. Mslman bir anne ve ya babann ocuu da bul ana kadar hkmen mslman kabul edilir. Drlislmda buluntu ocuk (lakt) da byledir. Mslman, slm dini ve hukukunun btn hkmleriyle muhataptr. Drlislmda yaayan gayrimslimler ise, slm
25- Eb Dvud; Talk 25, (2243); Tirmiz: Nikh 34, (1129).

dininin deil ama hukukunun bir ksm hkmleriyle muhataptr. Dinleriyle ba lantl olan aile, arap ime ve domuz satma gibi hususlarda hukuk istisnalar szkonusudur. Mslman olmayanlara, kendi din ve detlerine dair bir takm h kmlerde muafiyet tannr Her milletin rf ve detleri de, hukukun tatbikinde nazara alnr. te bu hususiyeti sayesinde, asrlar boyunca ok farkl millet ve topluluklar, Araplar, Farslar, Trkler, Kpt ve Berberler, Zenciler, Rumlar, Mo ollar, Hindliler, inliler, Hindiinliler ve Malayahlar, slm hukukuna aykr detlerini kolayca terkederek bu hukuku benimsemiler ve rahata uygulayagelmilerdir slm hukukunun esaslar Fas'tan in'e kadar btn slm memleket lerinde mterek olduu gibi, ayn stlah ve tabirler kullanlr Bu memleketler deki hukuk kaidelerinin, birbirinden ekil itibariyle bile fark bulunmamaktadr Hepsinde, fkh kitaplarndaki aym hkmler cridir^^.

slm Hukuku Devamhdr Btn hukuk sistemlerinde hukuk hkmleri koyan otorite, bunlar dei tirerek yerlerine yenilerini getirmeye salahiyetlidir Hatla bir yerde hukukun kayna rf ve det bile olsa, bunun deimesi mmkndr Halbuki mene il h olduu iin, slm hukukunun hkmleri, prensip itibariyle devamldr Biz zat slm hukuku, bir baka otoriteye, bu hkmleri kaldrma ve deitirme sa lhiyeti tanm deildir Nitekim "Onlara yetlerimiz aka okunduu za man, ldkten sonra bize kavumay beklemeyenler, ya bundan baka bir Kur'an getir veya bunu deitir! dediler. De ki: Onu kendiliimden getir mem benim iin olacak ey deildir. Ben, bana vahy olunandan bakasna uy ...m. nki (sizin arzularnza uyar da) Rabbime isyan edersem, elbette by' gnn azabndan korkarm" mealindeki bir yette (Ynus; 15), Haz ret-i Peygamber'in bile Kur'an- kerm hkmlerini deitirmeye salahiyetli ol mad bildirilmitir "Allahn kelimelerini deitirebilecek kimse yoktur" (En'am: 34, Kehf: 27) ve "Allahn szlerinde asla deime yoktur" (Ynus: 64) mealindeki yetlerde bu husus teyid edilmektedir. te yandan Kur'an- kerm, slm hukuku hkmlerin tekemml ettiini de bildirmektedir. Nitekim yetlerin ini itibariyle sonuncular arasnda bulunan ve Hazret-i Peygamber'in Ved haccnda gelen "Bugn size dininizi kemle erdirdim. zerinizdeki nimetimi tamamladm. Din olarak sizin iin slmiyeti setim ve ondan raz oldum" (M i de: 3) mealindeki yet ile "Ya ve ku ru, ne varsa hepsi Kur'an'da mevcuttur" (En'am: 59), "Bu kitapta hibir e yi eksik brakmadk" (En'am: 38), "Rabbinin sz doruluk ve adalet bak mndan tamamlanmtr. O'nun szlerini deitirebilecek kimse yoktur" (En'am: 115) ve "Bu kitab sana her ey iin bir aklama, bir hidyet ve
26- Mahmud Es'ad, Tarih-i lm-i Hukuk, 222-223.

rahmet kayna ve mslmanlar iin de bir mjdeci olarak indirdik'* (Nahi:. 89) mendeki yetler de slm hukukunun deimez ve tamamlanm vasfin gstermektedir. Hazret-i Peygamber de "Kim bizim iimizde (dinimizde) olma yan bir ey (bid'at) ihdas ederse, reddolunur!" 27 szyle bu geree iaret et mitir. Buradaki bid'atten maksat, Hazret-i Peygamber'in tatbikatnda bulunma d halde, bir din ve hukuk kaidesi imcesine yaplan ilerdir. Yoksa ictihadla benimsenen hkmler ve det olarak yaplan iler deildir. Bid'atier, Peygambe rin snnetini deitirmekte, hatta ortadan kaldrmaktadr. Nesh, slm hukukunun devamll prensibi ile tezat tekil etmez. Nesh, Kur'an veya snnetteki bir hkmn yrrlk zamannn bittiini, yine Kur'an veya snnetteki bir baka hkm vastasyla haber vermek demektir. Nitekim bir hastahn devam mddetince, hastann ok farkl halleri olacandan, ayn dok tor her defasnda farkl ilalar yazmaktadr. Vahiy devrinden sonra, nasslarda, yani kitap ve snnet hkmlerinde nesh, deime sz konusu deildir. Srekli deien bir dnyada, ayaklarn salam bir ekilde yere basmasna imkn veren ve istikran salayan bu deimezlik prensibi, sadece nasslarla alkaldr. ctihad ile benimsenen hkmlerden ounun, zaman ve meknn deimesiyle dei mesi mmkndr ve tabidir Din menei ve devamhik hususiyeti, slm hukuku hkmlerinin asla deimez, donuk, statik kaideler olduunu gstermez. Deimezlik, umum prensiplerdedir "Bugn dininizi kemle erdirdim" mealindeki yette geen kemalden maksad da, umum mnda slm hukuku prensipleridir Cz' pren sipler her zaman deiebilin nki bunlar beer akimin faaliyeti neticesinde, ic tihad yoluyla veya rf, maslahat, zaruret gibi prensipler nazara ahnmak suretiy le tesbit edilmitir te bu imkn, slm hukukunun esneklik hususiyetine del let eder Hukukularn farkl ictihadlar, slm hukukunun zamann ve insanlarn deien artlarna gre farkl bir ekilde tatbikine imkn vermitir Mesel, arap (alkoll iki) hakknda slm hukuku tedric bir usl izle mitir nce, hurma ve zm nimetlerinden eitli iecekler yapldna iaret edilmi; sonra araptaki menfaatlerle zararlar mukayese ederek zararnn daha fazla olduu bildirilmi, sonra arap itikten sonra ne diyeceini bilene kadar na maza yaklamak yasaklanm; daha sonra ise arap tamamiyle men' edilmi; en son da arap ienlere ceza getirilmitir Bylece ikiye alkn bir cemiyetin, bu hkm kabullenmesi kolay olmutur Balangta Kur'an- kerm ile kantnlabilir endiesiyle Hazret-i Peygamber hadslerin yazlmasna izin vermemi; an cak daha sonra buna izin vermi, hatta tevik etmitir Sahabe de Hazret-i Pey gamberden iittiklerini kaydetmilerdir Bunun misalleri pek oktur rf ve detlere slm hukukunun ok nem vermesi de kayda deer bir
27- Buhr: Sulh 5; Mslim: Akdiye 17; bn Mce: Mukaddime 2; Ahmed, VI/270.

hususiyettir. Nitekim rf ve det, slm hukukunun devamllm salayan ba lca kaynak olmutur. Mesel, slm hukukunda sipari zerine i yaptrma (is tisna akdi) rf ve det ile kabul edilmitir. Menkul eya vakf da rf ve det ol duu iin slm hukukunda muteber grlmtr. slm hukukunun bizzat dzenlemedii bir meselede, maslahat, yani am menin menfaati prensibi nda, slm hukukuna aykr olmayan hkmler ko nulabilir. Nitekim Kur'an- kermin toplanmas, kitap yazlmas, divanlar kurul mas byledir. Bilhassa devletle ilgili hkmlerde bu prensip ok geni br saha da tatbik olunmutur Zaruret hali, yani insann hayatnn, veya bir uzvunun ya da malnn kay bedilmesi tehlikesi, hukuk hkmlerin tatbik sahasn daraltabilir veya tama men kaldrabilir Susuzluktan veya alktan lmek zere olan kimse arap iebi lir; le veya domuz eti yiyebilir Hukukun tatbiki srasnda, bir meakkat doar sa, hukukun gsterdii bir baka yoldan gidilebilir Buna mahrec-i er' veya mahlas- er', ya da halk arasndaki syleniiyle hle-i er'iyye denir Bunlar hu kukun emrinden kamak iin deil; bilakis, hukukun emrini yapmak iin mra caat edilen hukuk arelerdir

slm H u k u k u Kolaylk (Teysr) Prensibini Benimsemitir slm hukuku, eski hukuk sistemlerinde rastlanan pek ok ar hkm kal drarak, daha kolay ve msamahal hkmler getirmitir "Allah sizin iin ko laylk diler, zorluk dilemez" (Bekara: 185, Mide: 6) ve "Allah size tayamacanz yk yklemez" (Bekara: 286, A'raf: 42, M'minn: 62, Talk: 7) me alindeki yetler; te yandan "Dininizde hayrl olan kolaylktr"^^ ve "Kolaylatnnz, zorlatrmaynz; yaklatrnz, nefret ettirmeyiniz!'"'^'^ mealindeki hads ler, slm hukukundaki kolaylk prensibini ifade eder Hazret-i Peygamber de iki eyden birisini semek durumunda olsa mutlaka onlarn en kolay olann alrd. Bir defa hukukun hkmlerinde kullanlan lisan, balangta hemen her kesin, sonralar ise belli bir tedrisattan gemi kimselerin anlayabilecei ekilde dir Bu lisan da, dnya lisanlarnn en inkiaf etmi olanlarndan birisidir Arap a, Kur'an- kermin muhatab olan Peygamber ve Sahbe'nin konutuu lisan dr Bylece hukukun anlalmasnda sonra gelen hukukular arasnda da bir bir lik salanm olmaktadr Hukuk metinlerinde yapmackl ve adal ifadelere rastlanmaz. Hakknda men edici hkm bulunmayan her ey serbesttir nsanlara, ta28- Ahmed bin Hanbel: V/32. 29- Buhr: lm 1 i, Megzi 60, Edeb 80; Mslim: Cihd 4; Eb Dvud: Edeb 17; Ahmed bin Han bel: 1/239, 283, 365, 111/131, 209.

hamml edemeyecei mkellefiyetler yklenmemitir (Bekara: 286). Hat, unutma, cell (bilmeme), zaruret, ikrah (cebir) gibi hallerde hukuk mesuliyet kalkar. Nasslarla umum prensipler konulmu, teferruatl hkmler beer irade sinin faaliyetine (ictihad) braklmtr. Bylece mctehid hukukularn ictihadlaryla pek ok alternatifli hkmler domutun Nasslar deimemekle beraber, slm hukukunun ictihad hkmleri, kiiden kiiye, zamandan zamana ve me kndan mekna farkllk gsterebilin Hukukularn, zamann ve zeminin ihtiya larn gz nnde bulundurarak, hukuk delilleri deerlendirmelerinin yan sra, avam da kendilerine en uygun gelen hkm uygulamakla hukuka uymu sayl maktadr. nsan fiillerine terettp eden hkmler ise balayclk asndan (farz, vcib, snnet, mstehab, mubah ile azmet ve ruhsat gibi) ok alternatifleri ihti va eden Hkmlerin alternatifli oluu, slm hukukunun en mhim hususiyetle rinden birisidin Hazret-i Peygamber'in, mmetin limlerinin ilm ihtilaflarn, insanlar iin rahmet kabul etmesinin hikmeti de budun

slm Hukuku, Bir Hukukular Hukukudur slm hukukunun kaynaklan, Kur'an yetleri ve Peygamberin szleri, esas itibariyle hukukular muhatap almaktadn Bir baka deyile, bu kaynakla r tefsir edip bunlardan hkm karabime salhiyeti, ancak ictihad ehliyetine sahip hukukulara tannmtn Bylece slm hukuku denildiinde, slm hu kukularnn, slm hukuk kaynaklarn tefsir yoluyla elde ettikleri hkmler anlahn Hazret-i Peygamber zamannda, gerektiinde Sahab hukukular ictihadda bulunmulardn Drt halfe ve sonraki devirlerde de bu devam etmitin Hukukulann bu hkmleri sonradan talebeleri tarafndan kitaplara geirilmi; izah edilip gelitirilerek nesilden nesile intikal etmitin Dolaysyla bu hukukularn verdikleri hkmlerin yer ald kitaplan slm hukukunun kanun metinleri sa yln Halbuki bu hukukularn ou devlet memuru bile deildi. Osmanl hukukulanndan Mahmud Es'ad Efendi diyor ki: "te slm di nini kabul eden kavimlerin hepsinde, slm hukukularnn ilm kudretleri ve ahs temylleriyle verdikleri fetvalara ve yazdklar kitaplara istinad eden din ve hukuk dsturlar cri ve stelik, tarihin hibir devrinde grlmeyen bir itaate mazhar olmutur nki bunlar, dine pek sk bir surette istinad ettiklerinden, di nin manev nfuzunu, kendi eserlerine tamamen celb etmilerdi. Hatta bir mc tehidin itihad, nass- Kur'an veya hads ise grnte tezad arzetse, mukallid indinde mctehidin fetvas tercih edilin Bu imtiyaz. Roma hukukulannda mevcud olmayp, onlarn nfuzu ahs idi''^^. te yandan slm hukuku devlet bakanna (halfe, ul'l-emr, sultan) s30- Malmud Es'ad, Tarih-i lm-i Hukuk, 223.

nrli da olsa bir teri (yasama) salhiyeti tanmtr. Bu sebeple halfenin prensip itibariyle mctehid hukuku olmasn slm hukukular tercih eder. Nitekim Kur'an- kermde geen ve Allah ve Peygamberden sonra itaat edilmesi istenen ul'l-emr tabiri de, bizzat Kur'an- kerm tarafndan mctehid limler eklinde tefsir edilmitir. Mctehid olmamas hlinde, mctehid hukukulara danarak i grmesi gerekecei iin, halfe mecazen ul'l-emr saylmaktadr Devlet baka n, slm hukukularndan birinin grn kanun hline getirebilir Artk bu g r, herkes iin umum bir kanun haline gelir Mesel, Abbas Devleti'nde, mi ras hukukuna dair baz hkmler halfe tarafndan kanun hline getirilip ilan olunmutu. Seluklu Sultan Celaleddin Melikah'm, Hanef limlerine hazrlat t ve bu mezhebin baz ihtilafl meselelerine ait hkmleri ihtiva eden Mesili Melikah adndaki kanunnmesi byledir Osmanllarda da bunun hayli rne ine rastlanmaktadr: eyhlislm Ebussuud Efendi'nin padiaha arzederek ka nun hline getirilen Ma'rzt adl fetvalar ve Tanzimat'tan sonra karlan Mecelle-i Ahkm- Adliyye gibi. Hukukun uygulaycs olan hkimleri tayin etme salhiyeti, devlet bakanndadr Devlet bakan, hkimleri hangi mezhebden ta yin etmise, o beldede, o mezhebin hkmleri devletin kanunu demektin slm tarihinde, Abbasilerden itibaren, baz ksa faslalar saylmazsa, hep Hanef mez hebinden hkimler tayin edilmi ve Hanef mezhebinin hkmleri tarih boyu mslmanlann kanunu olmutur Osmanl hkimleri de Hanef mezhebinden ta yin edilirdi. slm hukukunun bir hukukular hukuku olmasnn neticesinde, alternatif li hkmler domutur yle ki her bir hukukunun koymu olduu kaideler bi ri birinden farkl da olsa, kaynaklan ayn olduu iin hepsi slm hukuku saylr Bunlardan birini tatbik etmekte insanlar iin sknt doarsa, bir bakas tatbik edilebilir Bir mctehid, icabnda ictihad yoluyla vermi olduu hkm deitire bilir Bir baka deyile, mesel zamann ve meknn frkllamasyla, rf ve de tin deimesiyle, zaruret ve ihtiya sebebiyle eski hkrhnden rcu edebilir Biz zat Hazret-i Peygamberin tatbikat da byle alternatifli olmutur eitli zaman larda zuhur eden benzer meseleler karsnda farkl hkmler vaz etmitir Bu da, hukukularn ictihadlarnm farkl olmas neticesini dourmutur Nitekim mam fi', Irak'tan Msr'a geldikten sonra daha ziyade buradaki rf ve dete gre es ki ictihadlarnn oundan rcu etmitin Buna mam fi''nin mezheb-i ceddi, yani yeni mezhebi, dierine de mezheb-i kadmi, yani eski mezhebi denir

slm Hukuku Meseleci Bir Hukuk Sistemidir slm hukukunun ana kaynaklar, delilleri kitap, snnet, icma ve kyastn Bu kaynaklardan, mctehid hukukular, usl-i fkh (hukuk metodolojisi) denilen ilim yardmyla, hkmler kartm ve bunlar mesele mesele kitaplara geir-

mislerdir. Bylece slm hukuku meseleci, yani kazuistik bir ekil almtr. Her hukuk mesele ve messese ayr ayr ele alnarak hkme balanm, biribirine benzeyen hukuk meselelerde ortak esaslarn tesbitine gidilmemitir. Mesel, sa tm, kira, kefalet akidlerinin artlan ve neticeleri birbirinden ayn ayn tanzim olunmutur. Bunun bir sebebi de, her mesele iin Kur'an veya snnetten ayr de lillerin bulunmasdr. ou zaman da birbirine benzer messeseler iin mterek esaslar koymak ok zor, hatta imknsz olmaktadr. Bu meseleci usl, geni ve tekrarlarla dolu olmakla beraber, daha ince ve adaletli zm yollan getirmeye elverili grenler vardr. Bu bakmdan slm hukuku ile, ngiliz hukuku arasn da bir benzerlik bahis mevzuudur. slm hukuku meseleci bir hukuk sistemi olmakla beraber; her hukuk m essese iin mterek esaslar belirlemeye elverisiz de deildir. Nitekim ekserisi Hanefi mezhebinden olan bir ksm hukukular, hukuk hkmler iin mterek baz hususlar tesbit etmiler ve meseleci metoda mukabil, mcerred veya kar ma metodlara da meyletmilerdir. Bu umum prensiplere, kavid-i klliyye ad verilmitir. Hukuk hayatnn en nemli esaslarn ifade eden bu kaideler, Osman l meden kanunu olan Mecelle'nin ilk yz maddesini tekil eder ve her biri bi rer hukuk darbmeseli olarak bugn bile dilden dile dolamaktadr Bu sahada ilk eser verdii bilinen hukuku, Haneflerden Eb Thir Debbas'tr. Debbas, hukukun umum prensiplerini onyedi madde halinde zetlemi ve baz hukuk meseleleri bu prensiplere irca etmitir. Debbas'm tesbit ettii ka idelerden bazlar unlardr: ek ile yakn zail olmaz, Meakkat teysri celbeder. Zarar izle olunur, Adet muhakkemdir, Bir iten maksat neyse hkm ona gre dir. Debbas'dan sonra Kerh, Debbs, bn Nceym, Hdim gibi Hanefi; Hirev, Cveyn, zzeddin bin Abdsselm, Syt gibi f'; Karf gibi Mlik ve bn Receb gibi Hanbel mezhebinden hukukular bu sahada alm ve eser ver milerdir. Bu kaidelerin pek ou. Molla Hsrev'in Mir'at, Kdhan'm Hniyye, bn Nceym'in Ebh, Hdim'nin Mecmi' ve Menfi', Mahmud Hamzav Efendi'nin Fevid adh eserlerinden Esm'l-Hsn (Allah'n simleri) saysyla bereketlenmek maksadyla 99 madde hlinde Mecelle-i Ahkm- Adliyye'ye alnmtr. Bu kll kaidelerin bir ksm dorudan Hazret-i Peygamber'in hadslerden alnmtr. Bunlar slm hukukunun mstakil delillerinden olduu gibi; kll ka idelerin bir ksm da istihsan, rf, zaruret, istishab gibi dier delilleri formle et mektedir. Vaktiyle gnlk ilerde hukuka uygun davranabilmek iin hukukular, hatta sradan insanlar bile, bu kll kaideleri ezberleyip iyice anlamay zarur sa yarlard. Hukuk fikrinin gelimesine hizmet eden bu kll kaideler, hkm vaz'etmeye ehil hukukular iin bir delil olmakla beraber, Mecelle'nin esbb- mu'cibe mazbatasnda da getii zere ''bir nakl-i sarih", yani hukuk kitaplarn da ak bir delil bulunmadka tek bana hkme esas alnamazlar.

Bu kll kaidelerden bazs zerinde mezhebler arasnda ittifak vardr "ek ile yakn zi olmaz", "Meakkat teysiri celbeder", "Zarar izle olunur", "det muhakkemdir", "Bir iden maksad neyse hkm ona gredir", "Kelmn i'mli ihmlinden evldr" bunlardandr Ancak mesel "Al hif'l-kyas sabit olan ey, ire maksn-aeyh olmaz" kaidesini Hanefler kabul ederse de dier mezhebler makbul tutmazlar, nki bunlara gre zaten kyasa ramen hibir ey sabit olmaz. Yine szgelii, "Eyada aslolan ibhedir" sz Haneflerden Kerh'ye ve fi' hukukularna gre muteberdir Ancak Haneflerin mtekaddim hukukularnn ounluuna gre makbul deildir nki bunlara gre eyada aslolan ibhe deil, tevakkuf, yani duraksamadr "Eyada aslolan tahrmedir", yani hell olduu bilinmedike yasaktr, diyenlere gre ise hi makbul deildir^.

31- zmirli, 186-190, Sava Paa, 11/65.

ikinci Ksm SLM HUKUKUNUN NCEK HUKUKLARLA MNASEBET

lah Hukuklar Peygamberler, Allah tarafndan insanlara doru yolu gstermek zere gnderildiine inanlan sekin insanlardr Bunlar ayn zamanda da birer hukuk udur Says yzyirmidrt bin civarnda olduu rivayet edilen peygamberlerden 313 adedi resuldr Resuller, ayn inan esaslarn bildirmekle beraber; her biri yeni bir eriat, yeni bir hukuk sistemi, dolaysyla insanlarn uymakla mkellef olduklar bir takm emir ve yasaklar getirmitir Dolaysyla slm kaynaklarn da isimleri geen dem, Nuh, brahim, Ykb, Ms, s gibi peygamberler, hep mstakil birer hukuk sistemi vaz' etmilerdir Her peygamber geldike, bir n ceki peygamberin getirmi olduu hukuk sistemi yrrlkten kaldrlmtr Ne biler ise kendilerinden nce gnderilmi olan bir peygamberin eriatini, hukuk sistemini teyiden gnderilmiler; mstakil bir eriat, yani hukuk sistemi kur mamlardr Mesel Dvud ve Sleyman peygamberler birer neb olup, Ms peygamberin eriatine tbi idiler Bu hukuku teyid ve tatbik etmilerdir Hazret1 Muhammed'in getirdii eriat de, kendisinden evvelki dinlerin getirdii eriatleri, yani hukuk sistemlerini prensip itibariyle nesh etmi, yani bunlann mutlak yrrlk zamanlarnn bittiini haber vermitir Bununla beraber bu eski eriat lerin baz hkmlerinin yrrlnn devam ettiini de bizzat tasrih etmitir^^.

32- Bu konuda ayrntl bilgi iin bkz. Ekrem Bura Ekinci: slm H u k u k u ve nceki eriatler, stanbul 2003.

Yahd Hukuku Yahudilerin tatbilc ettikleri hukukun esas Hazret-i Musa'ya vahyolunan Tevrat'a dayann Tevrat, Hazret-i Musa 'nn Tur dana gidiinden ikincisinde Evmir-i Aere (on emir) ile beraber nazil olmutun Tarih kitaplarndaki bilgile re nazaran, Tevrat krk cz idi. Her cz bin sre ve her sre bin yetten oluuyor du. imdi elde bulunan Tevratlarda bu kadar yet bulunmamaktadn Kur'an- ke rm, Tevrat ve ncil'de sonradan insan eliyle baz tahriflerin (deiikliklerin) ya pldn sylen Nitekim, Tevrat' sadece Ms, Hrn, Y, Uzeyr ve s pey gamberler ezberlemiti. Mlddan evvel 587 ylnda, Asr hkmdar Buhtunnasar'm Kuds' igalinden ve Yahudileri Bbil'e srnden sonra Tevrat unutul mu; daha sonra Yahd din adamlar tarafndan hatrlarnda kalan ksmlar pek ok ilve ve erhlerle yeniden yazlm; bylece bugnki Tevrat meydana gel mitin Yahdlerin Tevrat'tan sonra mukaddes tuttuklar bir metin daha vardr: Talmud. Rivayete gre, Hazret-i Ms'nm Tur-i Sina'da Allah'tan iittii ve Hazret-i Harun'a, Hazret-i Y'ya ve Hazret-i uayb'n olu olan Eliazar'a bil dirdii hususlar, nesilden nesile nakledilerek nihayet Yahuda adl bir haham ta rafndan mldm 11. asrnda krk senelik bir almadan sonra kitap haline getiril mitin Buna Mina denin Mildn III. yzylnda Kuds'de ve VI. yzylnda Bbil'de Mina'ya birer erh yazlm; bu erhlere Gamra denilmitin te, Mina ile beraber bu iki Gamra, Talmud'u meydana getirin Talmud da meydana geldi i Gamra'mn ismine gre Kuds ve Bbil Talmud'u olarak adlandrln Yah dlerin bir ksm, ezcmle Dou Avrupa'da yaayan Karaim mezhebinin slikleri, Talmud'u kabul etmezler^^. Yahd hukuku denildiinde, Tevrat ile onun ak laycs durumundaki Talmud ve bunun asrlar boyu yaplm erhleri anlaln

Hristiyan

Hukuku

Kuds Romallarn hkimiyetindeyken Hazret-i Is peygamber olarak or taya kmtn Kendisine indirildiine inanlan kitap ncil'dir ve brn/Arm li~ sanndadm Ancak Yahdlerin ekseriyeti, eitli sebeplerden dolay kendisini peygamber olarak kabul etmediler ve Romallarla bir olup kendisine zarar ver mek istedilen Zaten kendisine ok az kimse inanmt ve ncil'i de kendisinden baka ezbere bilen kimse yoktu. Hakik ncil de ya bu sralarda, ya da mldm IV. yzylnda znik'de toplanan konsilde kaybolmutun Bu konsilde ncil ady la bilinen yz kadar kitap arasndan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna adnda drd seilerek, dierleri imha edilmiti. Bu drd de biribirinden ok farkl me tinlerdi. Bundan sonra Hristiyanlarm elinde ncil adyla, Hazret-i s'nn haya t ile havarilerinin menkbe ve mektuplarnn yer ald brnceden baka lisan larda bir kitap dolar olmutun Buna Yeni Ahid (New Testament) denin Tevrat
33- Mahmud Es'ad: Tarih-i Jm-i H u k u k , 184-185.

ve Ben sril peygamberlerine ait olduuna inanlan kitaplardan mteekkil Es ki Ahid (Old Testament) ile beraber ikisi Kitab- Mukaddes'! (Holy Bible) mey dana getirir. Hazret-i s'ya inen ncil'de emir ve yasaklar az olduundan, isev lik neredeyse Hazret-i Musa'nn kurduu hukuk sistemini teyid eder mahiyette grlmtr. Hazret-i sa'nn ge kaldrl ve hakik ncil'in kayboluundan sonra, Hazret-i sa'nn bildirdikleri. Yunan felsefesinin esaslaryla kartrlarak Hristiyanlk adn alm; amel esaslar ise Roma hukuku prensiplerine gre d zenlenir olmutur Bizans imparatoru Justinianus, Roma hukukunu Hristiyanlk boyasyla boyayarak ortaya eklen yeni bir hukuk sistemi karmtr. Roma hu kuku, bylece ilah meneli bir hukukla mezcolunmu ve bu hukukun bilhassa ahlak pek ok hkmnden faydalanmtr Szgelii kadn-erkek btn ferdlerin eitlii, kan hsmlna dayal aile, kleleri insan sayma gibi prensiplerin, hep sevlikten Roma hukukuna girdii kabul edilir^''. Hristiyan ruhan makamlar nn, kendi dinleriyle dorudan balantl hususlarda vaz' ettii prensipler de ka nonik hukuku tekil eder Dolaysyla, Hristiyan eriati denildiinde ortaya, H ristiyan prensipleriyle mezcolunmu Roma hukuku ile Kilise gelenek ve emirna melerinden teekkl eden Kanonik hukuk kar. Hristiyanlkta, Yahudilikte olduu gibi etrafl hukuk normlar bulunma maktadr Nitekim XVIII. yzyln sonlarnda Osmanl hkmeti tarafndan Avusturya'ya eli olarak gnderilen Ebbekir Rtib Efendi'nin seyahatnmesindeki u satrlar dikkat ekicidir: "...Bunlarda eriat yoktur Yani Hazret-i s'mn koyduu eriatten sret nikh maddesi kalmtm Onun da daima icra olunduu yoktun Kald ki miras hususunda dahi dine itibar etmezler Bugn Avrupa mem leketleri yle haldedir ki onlara ehl-i kitab denilemez. Her ne kadar eriat tabiri kullanrlarsa da kendi menfaatlerine uygun her kraln vaktinde baz maddeleri deitirerek ve ilveler yaparak tertib ettikleri kanunlara ve kaidelere -h- e riat adn verirler"35. Dolaysyla Hristiyanlarn, pek ok hususta, her hangi bir hukuk sistemini tatbik etmelerine de engel yoktun Szgelii, bir Hristiyann mi rasnn slm hukukuna gre taksiminde kilise bakmndan bir mahzur bulunmamaktadr36. Nitekim Osmanh Devleti zamannda gayrimslim vatandalarn b yk ounluu dvalarn, adaletine gvendikleri, masraf daha az ve temyiz de netimine sahip olan er' mahkemelere gtrmeyi tercih etmekteydi. Hatta bu sebeple gelirleri azald ve prestijleri dt iin, ruhanlerin Osmanl hk metine ikyette bulunduklar grlmektedir

34- Suat Yldrm: Mevcut K a y n a k l a r a Gre Hristiyanlk, Ank. 1988, 60-63, 72-80, 9 1 , 104108, 154-158. 35- Nakleden: Enver Ziya Karal: G l h a n e Hatt- H m y u n u n d a BaUnm Etkisi, Belleten, C: XXVni,S: 112, Ekim 1964,588. 36- Hamidullah/Bousquet/Nallino: slm Fkh ve R o m a H u k u k u , Trc: K. Kuu, 1st. 1964, 40.

Ekserisi Yahd asll msterikler, Hazret-i Muhammed'in koymu oldu u hukuk esaslar, ticaret iin gittii am'da Bahra isimli bir rhibden iittii ni iddia etmilerdi. slm dnyasnda bu iddiaya cevap verilmitir. Buna gre: Hazret-i Muhammed am'a iki defa gitmitir ve birisinde ocuktu. Her ikisinde de am'a girmeksizin Busra'dan geri dnmtr. Kald ki o zamanlar hibir ya banc dil bilmeyen, hatta okumas ve yazmas dahi olmayan bir kimsenin bu k sa zamanlarda Yahd ve Hristiyanlk esaslann hafzasna alarak syleyebilme si muhaldir. Bunu renmeye lzum da yoktu, nki bu seyahatler ticar maksatlydp"?. stelik bu rendikleri, yeni bir eriat kurmaya elverili olsayd, bu ii ncelikle Bahra'nn yapmas beklenirdi. Bir de Hazret-i Muhammed zamannda Medine'de hayli entellektel bir Yahd topluluu bulunduu, bunlarn slm hukukunun teekklnde mhim tesirde bulunduu ileri srlmtn Szgelii recm cezasnn slm hukukuna byle girdii, aile tekilat, evlenmenin ekil ve artlan, veraset ve klelik ile k sasta, Yahd eriatinin bu ynl tesirinden bahsedilmektedir^^. Bu ilah hukuk sistemlerinin slm hukuku ile benzerlii de inkr edile mez bir hakikattin Bir defa hepsinin de kayna ve hedefi birdin Bunun iin bi ri birine benzer hukuk hkmler koymu olmalar tabidin Mesel, Yahdlerde de ksas, mahkemede hid ve yemin ile hkmetme, borlunun mallarn hacz, birden ok kadnla evlenme; mehir, talk, lian gibi hukuk messeselere; vedia, ariyet, rehn, icre ve bey' (satm) gibi akidlere rastlanmaktadm u kadar ki. n ceki eriatlerin hkmleri, slm hukuku bakmndan kendiliinden bir kaynak ve delil tekil etmez. Ancak slm hukukunun asl delilleri olan kitap ve snnet ile bizzat teyid edilenler mstesnadr Evlilerin zinasnda tatbik edilen recm ce zas gibi. Bu ceza Yahdlerde de vard. Hazret-i Peygamber tarafndan tatbik edildii iin artk Yahd hukuku hkm olmaktan km, slm hukuku hkm haline gelmitir. Yoksa snnet-i nebevden byle bir tatbikat bilinmeksizin (recm gibi) veya Kur'an- kerimde aka yer almakszn (ksas gibi), mnhasran Ya hd veya Hristiyan hukukuna ait hkmler, srf bugn elde bulunan Tevrat ve ncil'de yazd iin mslmanlar tarafndan da tatbik olunamaz. Zaman gelince zerinde durulaca zere, slm hukuku kendinden nce ki hukuklar yrrlkten kaldrm, ancak bu hkmlerden bazlarn istisna et mitin slm hukuku kaynaklarnn yrrlkten kalkmadm aka bildirdii hkmler, muteber kalmaya devam eden Bu da phesiz slm hukukunun ilah orijiniyle dorudan alkal bir etkilemedin Yani Hazret-i Ms ile Hazret-i s'nn eriatini vahyeden, Hazret-i Muhammed'in eriatini de vahyettii iin,
37- Hamidiillah/Bousquet/Nailino, 40-48; M. Fuad Kprl; " F k h " , Unvan ve Istlahlar, slam ve Trk Hukuk Tarihi Aratrmalar. st. 1983.261-262. 38- M. Fuad Kprl; "slm H u k u k u " , slm Medeniyeti Tarh, Ank. 1963, 299-300.

benzer esaslarn bulunmas tabiidir

Beer Hukuklar Bu devirde dnyada balca iki hukuk sistemi daha vard ki bunlardan bi risi ran-Ssn devletinin hukuk sistemi, dieri ise Roma imparatorluunun hu kuk sistemi idi.

ran Hukuku ran hukukunun esasn, ran halklarnn mensubu bulunduu Zerdt di ninin mukaddes kitab Avesta tekil eder (Tefsirleriyle beraber Zend Avesta ad verilir). Zerdt, Mlddan evvel 660-583 yllan arasnda yaamtr. Tesniyeci (dist) bir inan sistemi getiren Zerdt'n dininde, Hrmz ve Ehrimen adnda iki ilah vardr Bunlardan birincisi iyilik, ikincisi ktlk ilahdr ve devamh m cdele halindedirler Zerdt'n din ve hukuk telkkilerinin bulunduu Avesta, Mlddan Sonra 50-60 yllarnda Zerdt din limlerince kaleme alnmtr Bu radaki esaslar, asrlar boyu ranllarn din ve itima hayatnda rehber olmutur simiyetin zuhur ettii devirde, ran'da gl ve byk bir Ssn devle ti vard. Bu devlet, merkez bir mutlak monari idi. Hkmdarn hududsuz sal hiyetlerini din ve gelenekler tahdid ederdi. Dolaysyla ran hukukunun esasm, Zerdt dini, gelenekler ve hkmdar emirnameleri tekil ederdi. Hkmdarn ok geni salahiyetli bir veziri (vazurg) vard. ran, satraplk adyla vilyetlere blnmt. Satraplar, vergileri (kharag) toplayarak merkeze gnderirdi. ran'n yerli halk vergiden muaft. Satrapm nezdindeki ktip, satrapn hareketlerini h kmdara bildirmekle vazifeliydi. Devlet arazileri, ruhanlerle zadegan (asiller) arasnda bllmt. Kyller, topraa bal esirler mevkindeydi. VI. asrda Mejdek adnda bir ihtilalci, kyllerle iileri arkasna katarak hkimiyeti eline geirdi. Btn servetlerin, bu arada kadnlann mterek olduunu, nikhn ve imtiyazlarn kaldrldn, hayvan eti yemenin yasaklandn ilan etti. Bylece tarihte ilk defa komnizm esaslarna dayal bir idare kurulmu oldu. Fakat Mejdek'in hkm az oldu. ah Nuirevn (531-579) tarafndan ldrld. Ssnlerde hkimler, mobed denilen ruhanlerden tayin olunurdu. Mer kezde bunlarn miri mevkiinde mobedi mobedn bulunurdu. Mobedi mobedn, hkmet icraatlarna nfuz edebil^di. (Bugn randaki din lider gibi.) Her nahi yede bir hkim bulunur; ky muhtarlar (dihkn) basit dvalara bakard. Din ve devlete kar ilenen sularn cezas armha gerilerek veya talanarak idam idi. nsanlara kar ilenen sularda ise, nakd veya beden cezalar tatbik edilirdi. Kasden adam ldrmede, lenin yaknlarnn istei zerine ksas tatbik edilirdi.

ran'da klelik criydi. Klelerle evlenmek caizdi. Kan akrabal evlen me engeli tekil etmez; binenaleyh kzkardelerle evlenilebilirdi. Bu dete en iptida baka kavimlerde bile pek rastlanmaz. Evlenilen kadna para verilir. Va siyet etmeden lenin miras, oullar ve evlenmemi kzlar arasnda msavi tak sim edilirdi. Ancak vasiyetle vrisler hisselerinden mahrum edilemezdi. ran'da mlkiyet hakk kabul olunmutu. ran-Ssn hukuku bilhassa devlet tekilt bakmndan olduka ileriydi. Mslmanlann divan, veziriik pek ok messeseyi bunlardan ald sylenir. Maamafih, bu iddia ok kat' ve shhatli esaslara dayanmaz. Mesel, ran'dan alnd sylenen vezir kelimesi, Kur'an- kermde neredeyse ayn mnda kul lanlmtr. Bir messesenin baka bir hukuk sisteminde de olmas, mutlaka ora dan alnd mnsna gelmez. Hukuk sistemleri arasnda, hele komu hukuk sis temleri arasnda benzerlikler elbette olacaktr. Nitekim mslmanlar ran' fet hettikten sonra burada cri divan usln kendi devlet bnyelerine tatbik etmi lerdir. slm hukuku, bizzat dzenlemedii sahalarda, hukukulara ve bilhassa devlet bakanna maslahat, yani amme menfaati prensibi erevesinde yeni ka ideler koyabilme imknn tanmtr^^. Ssn hukukunun orijini de tam mansyla tesbit edilebilmi deildir. Mezopotamya'daki Sm devletleri ile komuluk sebebiyle yakn etkilemenin varl dnlebilir. Ayrca ran ile Bizans arasnda, o devirlerde bir takm m nsebetler vard. Nitekim baz hukuk hkm ve daha ok amme hukuku mes seseleri benzemektedir Ancak bunlardan hangisinin ran'dan Bizans'a, hangi sinin Bizans'dan ran'a getii de bilinmemektedir Maamafih klasik slm m ellifleri slm amme hukuku messeseleri zerinde Bizans nfuzunu kabul et memekle beraber, tarihi ve msterikler umumiyetle amme hukuku sahasnda Ssn nfuzundan bahsederler^o. Fuad Kprl, Emevlerde din ile devletin tam bir ayrlndan ve Emevlerin hareketlerini din kaidelere uydurma lzumu hissetmediklerinden bahse derken; Abbaslerde din ile devletin tam bir ittihadna rastlandn syler Bunu da ran'daki ifte hkimiyet prensibinin tesirine balar Nitekim Ssn hkm darlar, hem dnyev ve hem de ruhan iktidar kendilerinde cem etmilerdi'". Emevlerde, din ve devletin birbirinden ayn olduu grne katlmak mmkn deildir Baz Emevlerin husus hayatlarnda din prensiplerin bazlarna uyma m olmalar mmkndr Ancak Abbas halfeleri de bunlardan farkl deildi. u kadar ki, Emev halfeleri, slm hukukularnn faaliyetlerine mdahalede
39- Eski ran hukuku etrafl biig iin bkz. Mahmud Esad: Tarih-i lm-i Hukuk, 169-183; Sadri Maksud Arsal: U m u m H u k u k Tarihi, st. 1948, 55-79; Recai G. Okandan: U m u m H u k u k Tarihi Dersleri, st. 195!, 213-227. 40- Kprl, Fkh, 262-263; Kprl. slm Hukuku. 300-301. 4 1 - Kprl, slm Hukuku, 301-302.

bulunmamlar; lkelerinde slm hukuku harfiyen tatbik olunmutur. slm am me hukuku telkkisine gre, halfe, uhrev ve ruhan iktidar uhdesinde cem et mitir. Bunun, Ssn hkmdarlarndaki telkkiyle benzerhi tesadften ileri geemez. Halifeliin mahiyeti bakmndan, Emevlerle Abbasler arasnda hi fark yoktun Ssn amme hukuku messeselerinin, Abbas devlet tekilatna te sirlerini ise gayet tabi karlamak lzmdn

Arabistan

Hukuku

Arabistan'da, Hazret-i Muhammed'in peygamberliinin bildirilmesinden nce de (Chiliye Devri) bir takm hukuk kaideleri bulunuyordu. Kzlar velile ri evlendirir; mehri de bunlar alrd. ok sayda nikh eiti vard. Saysz kadn la evlenmek caiz olduu gibi; vey anne ile ve iki kzkardele bir arada evlen mek de mmkn idi. Usl, fru' ve yakn akraba (hala, teyze ve yeen) ile evlenilmezdi. Evld edinme meru ve arada nikh engeli doururdu. Erkek, nikh akdine dorudan son verebildii gibi; zhar, l ve huF ile de nikha son verile bilirdi. Kocas len kadn bir sene iddet beklerdi. Vasiyette nisab snrszd. V rise vasiyet caizdi. lenin byk erkek ocuklan ile kendisine anlama (mvlt) ile bal bulunan kimseler miras alrd. irket, mdrebe, selem, karz gibi akidler bilinmekteydi. Karz akdinde faiz tatbik olunur; rehn akdinde ise bor denmezse mal rehn braklann olurdu. Satm akdinde icap ve kabul sgalar kullanlmakszn, satlan ey zerine elbisesini atmak, elini koymak veya ta at mak suretiyle akid teekkl ederdi. Nece (hileli arttrma) cri idi. Borcunu de yemeyen, Romada olduu gibi, kle olarak satlrd. Kasden adam ldrme, uzuv kesme ve yaralama suunun cezas ksast. Ancak buna sulunun yaknlar da dhildi (kan dvas). Kasd dndaki hallerde, maktuln yaknlarna veya madura diyet odenkdi. Faili mehul cinayetlerde maktuln bulunduu ky ah lisinden elli kii masum olduklarna dair yemin ederdi (kasme). slmiyet, ChiHye devrine ait pek ok hukuk messeseyi kaldrm veya snrlam, beri taraftan Chiliye devri Araplan iin ok yabanc olan pek ok ye ni hukuk hkmler getirmitin Baz hkm ve messeseler de ibk olunmutun Mesel, Chiliye devrindeki l, hul' ve zhar messeseleri, amca, day, teyze ve hala gibi akrabalarla evlenme yasa slm hukukunda da muhafaza edilmitin te yandan pek ok nikh tr kaldrlm; evlilik drt kadnla snrlandrlm; vey anne veya iki kzkarde ile birden evlenebilmek yasaklanmtn Vellerin kzlar evlendirebime salhiyetleri daraltlmtn nceleri kadmm ailesine veri len mehin slm hukukuyla kadnn hakk olmutun ddet daha mkul bir hle getirilmitin Kadnlara da eitli hallerde boanabilme imkn verilmitin Vri se vasiyet yasaklanm ve vasiyet nisab terekenin te biri olarak tesbit olun mutun nceleri mirastan hisse alamayan kadnlar, kzlar ve ocuklar, slm hu-

kuku sayesinde vris olmulardr. Faiz ve nec (satlan maln fiatn hileli arttr ma) yasaklanm, borlunun kle olarak satlmas usl kaldrlmtr. Katilin akrabasna ksas yaplmas (kan dvas) yasaklanm; ksasn ancak katile yap labilecei esas konulmutur. Grlyor ki slm hukuku iinden doup geliti i Chiliye devri Arap hukukunun pek ok hkmn lavetmi; baz hkmle rini de muhafaza etmitir. Nitekim bir hadsinde Hazret-i Muhammed, "Fakh, yani ilim ve anlay sahibi olduu takdirde, ChiHye devrinde hayrl olanlar, slmiyette de hayrldr" buyurmutur^^. Bu hkmler, zaten hukukun umum prensipleri veya sahih rfler olarak kabul edilmitir. Bu sebeple baz msterik ve modern is tlerin yapt gib, Hazret-i Muhammed'in snnetini, Chiliye Dev ri Arap rfleri eklinde aklamak, ok sath bir yaklam olur'^.

Roma Hukuku Roma hukuku, ok asrlar Akdeniz evresi ve Avrupa'da hkimiyet kur mu Roma imparatorluunun hukuk sistemidir. Roma'nn kuruluu olan Mld dan evvel 753 ylndan balayan uzun bir devir takip eder. Rona hukuku, ta rih safhadan gemitir: Mlddan evvel I. asra dek uzanan ilk safhada. Roma ehir hukuku (lus Quiritium) sadece hr Roma vatandalarna tatbik ediliyor; yabanclar lus Gen tium denilen dier bir hukuk sistemine tbi tutuluyordu. Roma'da o zamanlar hrler ve kleler beraber yaar; hr Roma vatandalar da hr Romal aslndan gelen patriciler ile zdh kle veya ecnebi meneli plebler olarak ayrlrd. Ro ma hricinde yaayanlar (barbar) hukuken yok saylrd. Bu devrede, yarg mer cilerine mracaat imkn ok mahduttu. ahs adalet fikri ve aile reisinin tam h kimiyeti mevzubahisti. Mevzuatta koyu bir ekilcilik hkm srmekteydi. Yarg mercileri hakemlerdi. Onki Levha Kanunu, bu devirde hazrlanmtr. Praetor adnda, bir nevi adliye bakan saylabilecek resm memurlar, ferdler arasnda ce reyan edecek dvalarn artlarn, yaynladklar beyannameler (edictum) ile tes bit ve ilan ederlerdi. Roma Hukukunun ikinci safhas hukukularn hkimiyet devridir. Kanunlan nceleri senato yaparken, sonra imparatorlarn da kanunlarn hazrlanmas na mdahalede bulunduu grlr. Bylece Roma Hukuku etrefil bir hl alm; bunu hukukularn tefsir etmesi gerekmi; bu ise karkl daha da arttrmt. Bu devirde yazlan Gaius'un Institutiones'i mehurdur. Mlddan sonra III. asrdan itibaren yarg vazifesi hakemlerden alnarak, devletin memuru olan hkimlere verildi. Bu safhada imparatorlarn koyduu k42- Buhr: Enbiy 8, 14, 19, Menkb 1, 25,Tefsir-Ysuf 1; Mslim: Fedil 168. 43- Zeydan, slm Hukukuna Giri, 55-73.

ideler, ehemmiyet bakmndan, rf ve det kaidelerinin nne gemeye balad. Bat Roma mparatorluunun Mlddan sonra 476 ylnda yklmasnn ardndan Bizans'ta hkimiyetini devam ettiren Roma Hukuku, mparator Justinianus'un Mlddan sonra 533 ylnda Corpus luris Civilis adh eseri meydana getirmesiy le sistematize edildi. Bizans imparatorluunun yklmasndan sonra da Latin ve Germen hukukularnn talya'da hukuk tahsiH grmesi sebebiyle bu lkelerde de yaylp tatbik edildi. Roma hukukunun esasn, Mlddan evvel 451 ylnda halk meclisince Roma hukuk geleneklerinin tedvin edildii Oniki Levha Kanunu tekil eden Ay rca praetorlarn beyannameleri (edictum) de kanun ve teamllerin yannda nc bir hukuk kayna olmutur mparatorluun kuruluundan sonra, impa rator emirnameleri de hukuk kayna olarak kabul grmtr Roma hukuku, amme hukuku ve husus hukuk tefrikinden baka; lus Ci vile ve lus Gentium diye iki ksmda mtla edilirdi. lus Civile, sadece hr Ro ma vatandalarna mahsustu. lus Gentium ise. Roma topraklarndan yaayan ve vatanda olmayanlara tatbik edilirdi. Mlddan Evvel IIL asrdan itibaren, lus Civile ile lus Gentium arasndaki fark ortadan kalkmtr Dou Roma mpara toru Justinianus, 533 tarihinde, o zamana kadar sdar edilmi btn kanunlar, Corpus luris Civilis (Meden Hukuk Klliyat) adyla toplamaya muvaffak ol mutur Bylece bu klliyat. Roma hukukunun btnn ihata eden mhim bir kaynaktn Sonraki asrlarda, bu metinler zerinde hukukular tarafndan erh ve izah almalar yaplmtn Roma hukuku. Roma imparatorluu ykldktan sonra, asrlarca hukuk mekteplerinde ders olarak okutulmu; bilhassa Almanya, Fransa, talya ve svi re'de resmen tatbik edilmi; XIX. asrdan itibaren Avrupa'daki kanunlatrma hareketlerinde balca mehaz olarak kabul edilmitin ngiltere ve mstemlekele rinde ise kabul grmemitir Bugn resmen mer'iyette olmasa bile, modem hu kuk sistemlerinin ounun, ezcmle cumhuriyet devri Trk hukukunun orijinini tekil eder lk ve ortaa hukuk hayatna hkim bulunan Roma hukuku, kazuistik ve am ekilci hususiyetleri ile n plana kan lk devirlerdeki hkmlerinde, gayninsan ve gayriahlk unsurlara ok rastlanr nsanlar, sadece hrriyet deil, tbiyet, neseb ve cinsiyet bakmlanndan da kat' izgilerle ayrlmtn Aile babas hr Romahlarn hkimiyetinde erkek ve kz ocuklarn, kadnlarn, klelerin hu kuk bir stats bulunmamaktadr Hukuk kaideleri ve dva aabilme artlar her praetorun tayini ve sonralar imparatorlarn tahta k ile deitiinden, tam bir hukuk belirsizlik mevzubahistin Bilhassa chil halkn hukuk kaidelerini bilme si, mevzuatn ok ve kark olmas sebebiyle mmkn deildir Zamanla Roma imparatorluunun Akdeniz ve Ortadou'ya hkim olmas ile buralarda kurulan

tarih medeniyetlerden esash bir etkileme sayesinde, Roma hukuku ok inkiaf etmi; insan ve ahlak bakmdan modem telkkilere olduka yakm hkmler ih tiva etmeye balamtr. Bir baka deyile Roma hukukunun ilk zamanlardaki ehresi ile sonra ald biim, neredeyse iki ayr hukuk sistemi gibi esasl fark llk gsterir. slm hukuku ile benzerlii zerinde en ok durulmu olan hukuk sistemi Roma hukukudur. Bilhassa msterikler, slm hukukunun Roma hukukundan muktebes bir hukuk sistemi olduunu iddia etmilerdir. Goldziher, Von Kremers, Schelden Ames, Joseph Schacht gibi bir ksm msteriklere gre slm huku ku. Roma hukukuna dayananarak gelien bir hukuk sistemidir. slm hukuku lar, Roma hukukuna gre slm nasslara bir ekil kazandrmlardr*'^. te yandan Carlo Nallino, S. V. Fitzgerald, A. Schwarz, Sava Paa, ey hlislm Mustafa Sabri Efendi, Mahmud Es'ad Efendi, ekib Arslan, Ali el-Bedev, Abdrrezzak Senhur, efik ehte, Ysuf Ms, Seilm Medkr gibi m ellifler, bu msteriklerin iddialarna karlk Roma hukukunun slm hukukuna tesirinin szkonusu olmadn mdafaa ve isbata almlardr. Her eyden n ce Roma hukukunun beer aklna, slm hukukunun ise ilah vahye dayal oldu una dikkat ekmilerdir*^, slm hukukunun Roma hukukundan etkilendiini dnenlerin dayan dklar deliller ve bunlara verilen cevaplar yle ifade edilebilir: 1. HazretA Muhammed, Bizans'ta uygulanan hukuku iyi bilmekteydi. ki defa Bizanshlarn elinde bulunan am ehrine gitmi; oradaki hukukularla g rmtr. Halbuki bir defa Hazret-i Peygamber yukarda da getii zere kimseden ders grmemi, ilmi kesb deil de, vehb olan, mm bir zt idi. Bu husus Kur'an- kermde, melen "...Ey Peygamberim! Bu Kur'an- kerim sana in dirilmeden nce, sen bir kitaptan okumu ve elinle onu yazm deildin. Eer yle olsayd, mrikler, Kur'an- kerimi bakasndan renmi veya nceki semav kitablardan alm, derlerdi..." eklinde ifade olunmutur (Ankebt: 48). Kald ki Hazret-i Peygamber, bu hukuku bilen hi kimse ile gr memitir. am'a yapt ticar maksatl iki seyahatte de am'a girmeksizin Bus ra 'dan geri dnmtr. nki Bahra denilen Hristiyan rahibi, kendisinde pey gamberlik almetlerinin bulunduunu, eer am'a girerlerse buradaki Yahdle rin bekledikleri hir zaman peygamberinin kendilerinden deil de Araplardan ktna ierleyerek kendisini ldrebileceim sylemiti. Bunlardan birinde de zaten dokuz yanda bir ocuktu''^.
44- Sava Paa, I/IO; Zeydan, slm Hukukuna Giri, 125. 45- Sava Paa. I/10-I2; Zeydan. slm Hukukuna Giri. 126; Kprl. Fkh, 258. 46- Hamidullah/Sousquet/Nallino. 14; Zeydan, slm Hukukuna Giri. 128-129.

2. slmniyetin zuhurunda, Bizanshlarn elindeki Anadolu, Beyrut, sken'deriye ve istanbul'da hukuk mektepleri ve Bizans topraklarmda Roma hukuku na gre karar veren mahkemeler vard. slm fethinden sonra hu mektep ve mah kemeler slm hukukularna tesir etmitir. Bunlann banda Suriye'de yaayan imam Evz ve Msr'da yaayan mam fi' gelir. Ne var ki, bu mektepler mslmanlann fethinden hemen nce km ve ya kapanmtr Fetihten nce de Bizans ile slm devleti arasnda dostne m nasebetler yoktu ki, hukukulann gidi gelii bahis konusu olsun. Hem en ok tesir altnda kaldklan iddia edilen hukukulardan mam Evz, Irak rey ekolne deil, Medne hads ekolne balyd. mam fi' ise Roma hukukunun hkim olduu yerlerden ok uzak bulunan Mekke, Yemen ve Badad'da yetimitin s lm hukukunun gerek mnda gelimesi Irak'da olmutun Buras da Roma hu kuku merkezlerine ok uzaktn slm fethinden sonra Roma hukukuna gre h km veren mahkemeler slm hukukunun hkimiyeti prensibi gerei zaten kapanmtr*^. 3. slm hukukular Bizans'dan fethedilen topraklara giderek buradaki Roma hukuku hkmlerini rendiler ve slm hukukunun hkm koymad me selelerde bunlar esas aldlar. slm hukukulan Roma topraklarn gezip Roma hukukunu renmi ve hkmlerinde esas alm olsalard, bunu eserlerinden anlamak mmkn olurdu. Tek bir Roma hukuku metni Arapaya tercme edilmi deildin Halbuki tb, fel sefe gibi ilim dallarnda byle olmamt. Bu kitaplar Yunancadan Arapaya ter cme edilmitin Fakat bu tercmeler de slm hukukunun nih eklini almasna ok az bir zaman kala olmutun Burada Suriye Roma Kitab denilen ve Suriye'de cri Roma hukuku kaidelerini toplayan kitabn Sryniceye tercme edilmi ol masn delil gstermek de yersizdin Bu kitap, birka fasldan ibaret olup, ok muhtasardn stelik Srynice tercmesi de, slm hukuk ekollerinin teekk lnden ok sonra, mildn VIII. asnndadm Arapa ve Ermeniceye, Sryniceden tercme edilmitin Kald ki ilah bir hukuk sisteminin mmessilleri olan fakh1er, tamamen beer orijinli Roma hukuk sistemini renmeye lzum Ve ihtiya duymamlardn Hem yeni fethedilen topraklardaki halka Roma hukuku deil, prensip itibariyle ancak slm hukuku uygulanabilirdi. Bu topraklarda yaayan rf ve detler hususunda ise mslman hukukular slm hukukuna aykr olma yanlar kabul etmilerdin nki slm hukuku buna izin verin Bunlar da, Roma hukuku hkmleri olarak deil, mahall rf ve detler olarak grlr's. 4. Roma hukuku, slmiyetien nce Chiliye devri Araplarna ve Yahd47- Hamidullah/Bousquet/Nallino, 15-16; Zeydan, slm Hukukuna Giri, 130-131. 48- Zeydan. slm Hukukuna Giri, 131-134; Kprl, slm Hukuku, 294-299; Kprl, Fkh, 259.

lerin Talmud hukukuna tesir etmi; buradan da slm hukukuna szma imkn bulmutur. Buna denilebilir ki, Chiliye devri Araplarmn Bizans ile temas zayft. Bizans, bunlarn topraklarndan ieriye girmelerine bile izin vermemekteydi. Kald ki bu Araplar ok childi. Yabanc dil bilenleri, hatta okur yazar olanlar bi le ok azd. Roma hukukunun Talmud hukukuna tesiri de aslszdn Tam aksine mild III. asrdan sonra Talmud hukuku, Roma hukukuna tesir ettii sylenir*^, Talmud hukukunun slm hukukuna tesiri hususu ise yukarda izah edilmiti. 5. Roma hukuku ile slm hukuku kaidelerinin benzerlii de slm huku kuna Roma hukukunun tesir ettiini gsterir. nki Roma hukuku daha eski ta rihlidir. slm hukukunun baz hkmleri Roma hukukundakilere benzemektedin Ancak bu hkmler zaten davacya isbat ve dvlya yemin klfetinin verilmesi kaidesinde olduu gibi, hukukun umum prensipleridin Bu benzerlikler ise, Ro ma hukuku ile ngiliz hukuku arasndaki benzeriikte olduu gibi, gelime artla r bakmndan benzerliktin Roma hukukunun tesirini mdafaa edenler; daha ok szgelii slm hukukundaki uf'a ve vakf messeselerinin Roma hukukunda da benzerlerinin bulunmasna, te yandan Roma ve slm adl sistemi arasnda ki benzerliklere dikkat ekmektedin Halbuki sim hukuku ile Roma hukuku arasndaki ayrlklar ok daha fazladn Bir kere Roma hukuku rf ve detler ekUnde balam, ekl icraatlarla gelimitin slm hukuku ise vahye dayal olup ictihadlarla gelimitin slm hukukular Roma ve hatta btn dnya hukuku larndan daha stn bir seviyeye ykselerek, hukuk kaynaklarndan hukuk h kmleri karabime (istinbat) yollarm tesbit emi, us-i fkh denilen hukuk metodolojisini meydana getirmilerdin Bu, dnya hukuk hayatnda ilklerden olup slm hukukunun, dnya hukukuna hizmetlerinden sadece birisidin Roma hukukundaki baba hkimiyeti, aile hkimiyetiyle evlilik, evld edinme, kar-koca arasndaki hibe muamelesinin yasak olmas, slm hukuku hkmleriyle tezat arzeden te yandan slm hukukundaki st kardelik, hisbe tekilat, ta'zir ce zalan, alacan temliki, borcun havalesi gibi hkmler. Roma hukukunda bulun mamaktadn ki hukuk sistemindeki evlilik ve miras hkmleri taban tabana zttn Roma hukukundaki ekilcilie ve hukuk-ahlk ayrlna slm hukukunda rastlanmaz. Mesel, hakkn suiistimalini Roma hukuku gayr ahlk saymamaktadn Bu sebepten Roma hukuku zamanam ile mlkiyetin iktisabn kabul et mitin slm hukukunda iktisab mrunzamana cevaz verilmemitin te yandan Roma hukukunda bulunmayan zaruret hli, slm hukukunda yaygn ekilde tat bik edilmi, buradan ok yakn zamanlarda Avrupa hukuklarna gemitir^o.
49- Hamiduiiah/Bousquet/Nallino, 14-15, 41-48; Zeydan, slm Hukukuna Giri, 135-137. 50- Hamidullali/Bousquel/Nallino, 16-17; Kprl, slm Hukuku, 295; Zeydan, slm Hukukuna Gi ri, 137-142.

Baz mellifler de, Roma hukukunun slm hukukuna tesir etmesi yle dursun, slm hukukunun Roma hukukuna tesirinden bahsetmilerdir Bununla beraber denilebilir ki, slm hukukunun tekmlnde, Roma-Bizans tesirinin varln kabul etmenin bir mahzuru yoktur Ancak slm hukukunun, mnhas ran Roma hukukundan doduunu sylemek, Kur'an ve snnetin, Chiliyye devri Arap rflerinden ibaret olduunu sylemek kadar mesnedsiz bir iddiadr^'. Roma hukuku ile slm hukukunun tarih ve ekl bakmdan birbirine ben zediini sylemek de yanl olmaz. Nitekim Mahmud Es'ad Efendi, slm huku kunun inkiaf (gelimesi) ve inhitat (duraklamas) bakmndan Roma hukuku na benzerliine dikkat, ekmi; Roma hukukunun tedvininde Sabinus ve Labeon'un birer hukuk ekol tesis ettiini; slm hukukunda da buna benzer olarak mezheblerin doduunu; Roma hukukunda olduu gibi, slm hukukunda da za manla bir istikrarn husule gelerek yeni ictihadara ihtiyacn azaldm sylemektedir52. 1932 ve 1937 yllarnda Hollanda'nn La Haye ehrinde toplanan Millet leraras Mukayeseli Hukuk Konferans'nda, Khire'deki Ezher niversitesinden katlan iki murahhasn gayretleriyle, slm hukuku, bata Roma hukuku gelmek zere, dier hukuk sistemlerinden ayr ve mstakil bir hukuk sistemi olarak ka bul edilmi; ayrca tekmle elverili ve dinamik bir hukuk sistemi olarak umu m hukuk kaynaklarndan biri addolunmutur^^. 1954 tarihli Milletleraras Avu katlar Kongresi'nde de. La Haye'de alnan kararlara atf yaplarak, slm huku kunun mukayeseli bir ekilde tedkiki zaruretine iaret olunmutur slm hukuku, gerek usl ve gerekse fru hkmleri bakmndan, kendi yaps iinde orijinal ve mstakil bir hukuk sistemidir Ancak tarih tekml ierisinde mahall baz hukuk sistemlerinden etkilenmesi gayet tabidir Fuad Kprl, fkhn orijinal, fakat statik bir sistem olduunu; ancak hukuk kaidele rinin pratikte sadece fkh erevesinde kalmadn; hatta fkhn tarih boyu snrh bir tatbik sahasnn olduunu; bunun yannda byk lde mahall detle re dayanan ve rf hukuk denilen sistemin hayatiyet kazandn; bylece fkhn nfuzunun gayet smrlandnidn sylemektedir. Bu kanaatlerine itirak etmek mmkn deildir Evet, slm hukuku, boluk brakt hususlarda teri salhi yetini hkmdara vermitir Hkmdar, slm hukukuna aykr olmamak arty la gerekirse mahall detlerden de stifade ederek bir takm hukuk kaideleri ko yabilir slm tarihinde bunun misallerine de rastlanmaktadr Ancak slm huku ku her zaman mslman devletlerde asl hukuk sistemi olarak yaygn biimde tatbik edilmitir Hazret-i Eb Bekr'in halifeliinden, Osmanl Devleti'nin sonu5 1 - Kprl, Fkh, 258; Kprl, slm Hukuku, 297-299. 52- Mahmud Es'ad, Tarih-i lm-i Hukuk, 224-225. 53- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/325-326; Zeydan, slm Hukukuna Giri, 37.

na Icadar, her meselede, slm hukuku referanslar aratrlm ve mesele fetvaya balanmadka icraata geilmemitir. rf hukuk kaideleri konulurken veya fakhler ictihad ederken, mahall rflerden, bu arada mesel Bizans, ran, Yahd hukuk sistemlerinden etkilenmenin, hatta er' prensiplere aykr olmayan h kmleri iktibas etmenin slm hukukunun meruluk temeli bakmndan hi mah zuru yoktur.

sim Hukukunun Dier Hukuk Sistemlerine Etkisi Tarihte beer hukuk sistemleri, umumiyetle ie ve kabilelerin gelenekle rinden kayhaklamr. Aile reisinin sz aile, kable reislerinin sz de kable ie risinde kanun mevkiinde grln Bir devlette hkim olan kanunlar da devlet oto ritesinin koyduu kaidelerdin Dolaysyla ailelerin, kabilelerin ve devletlerin ka-, nunlar birbirine benzemez. XVIII. asrdan sonraki ilm, felsef, sosyolojik ve teknik inkiaflar, cemiyetlerin de inkiafna sebep olmutun Bylece hukuk sis temleri, adalet, hrriyet, eitlik gibi umum prensiplerin tesiri altnda kalarak merhale kat'etmitin Bylece dnyadaki hukuk sistemleri arasnda bir yaknla ma domutun Modem hukuk, bu merhalelerden getii halde, slm hukuku byle bir safahat takip etmemitin Basit ve dank bir hukuk manzumesi iken tekml etmi deildin slm cemiyetinin teekklyle beraber, bir btn olarak teekkl etmitin nki esasn Allah tarafndan peygamberine inzal olunduu na inanlan vahy tekil eden Bu sebeple, btn devirler ve btn kavimler iin mtereken geerli unsurlar hvidin Halbuki beer hukuk sistemleri, kendisini yapan kimselerin hususiyetlerini aksettirin Dolaysyla insanlann hayat telkki leri, acz ve noksanlklar ister istemez hukuk kaidelerine akseden Ayn ekilde beer hukuk sistemleri, cemiyetin ihtiyalann karlamak, ilerini tanzim et mek iin vaz' edilmi muvakkat hkmlerden ibarettin Bundan dolay cemiyeti bir adm geriden takip eder ve sk sk deitirilmesi ihtiyac hissedilin lah hu kuklar ise cemiyete yn vermek iddiasnda olduu iin, cemiyetin bir adm ile risinde olmak mecburiyetindedin Ayn ekilde ilah hukuklan inananlar iin, Al lah iradesini ve peygamberinin ahlkn aksettirir; ayn hkmlerle dnya ve hi ret hayatm dzenler^'*. slm hukuku yukarda da akland zere vahye dayal olmas itibariy le, rf ve detlerle balayp, ekl icraatlarla gelien Roma hukukundan mahiyet itibariyle ok farkldr. slm hukukular hukuk kaynaklarndan hukuk hkm leri karma (istinbat) yollarn tesbit ederek, usl-i fkh denilen hukuk metodo lojisini, dnyada ilk defa olarak sistematize etmilerdin Bu husus dnya hukuk hayatna slm hukukularnn byk bir hizmetidin mam fi''nin er-Risle adl eseri de dnyada hukuk metodolojisi sahasnda yazlm bilinen ilk eserdin
54- Abdlkadir Udeh: slm Ceza H u k u k u ve Beeri H u k u k , Trc. A. Nuri, st. 1976, 24 vd

Bu eser, ngilizce, Almanca ve Trkeye de tercme olunmutur. slm hukuku, inkiaf bakmndan Roma hukukunu gemekle kalmam, bu hukuka olduka nemli tesir ve katklarda bulunmutur. Bu tesir ye katk pekok yollardan olmutur. Bunlann banda Endls gelir Endls'de 786 yln dan itibaren kurulmaya balanan ve 848 ylnda geniletilen Kurtuba niversite si (Cmi'l-Kurtuba), Avrupa'nn en eski niversitesidir Endls'de slm hu kukuna dair eserler latinceye tercme edilmitir 859 ylnda kurulan Fas'm Fes ehrindeki Kureviyyin niversitesi (Cmi'l-Kureviyyin) de bugn dnyann en eski niversitesi olarak bilinir Kureviyyin'de, XIV. asrda sekiz bin talebe var d. (Bugn talebe says bebindin) 726'da Afrikiyye'de kurulan Kayruvan ve 732'de Tunus'ta kurulan Zeytne medreseleri, az zaman sonra yksek tedrisata balamtr Bunlar, 972'de yaptnlan Khire'deki Cmi'l-Ezher ve bata Bag dad olmak zere, Isfahan, Rey, Niabur, Merv, Belh, Herat, Basra, Musul ve mul gibi ehirlerde kurulan Nizmiyye (1067) niversiteleri, Avrupa'daki ben zerlerinden yzyllarca nce kurulmu ilim merkezleriydi^^. te bu niversite lerdeki hukuk mekteplerinde renim gren Avrupal hukukular, bilhassa En dls'te okuyan talya'nn Bologna laik hukuk ekolne mensup hukukular, s lm hukukunu lkelerine tamlar ve pek ok hukuk messeseyi yazdklar erh cinsinden eserlerle Avrupa-Roma hukukuna sokmulardr Veklet messe sesi, Justinianus zamannda Roma hukukuna slm hukukundan girmitir. uf'a ve alacan temliki ise hibir hukuk sisteminde bulunmayp tamamen slm hu kukuna has kurumlardr^. Endls'e ait hemen her hukuk messese, Msl manlarn hkimiyeti ykldktan sonra ayn ekilde, hatta ayn isimlerle KastilyaAragon krallnda srdrlmtr. Bir baka deyile slm hukuku spanya'daki yrrln Mslman hkimiyetinin yklmasndan sonra da srdrmtr (spanya'da hkimlere bugn bile alkade denilmektedir ki Arapa el-kd keli mesinden gelir) Altmordu ve daha sonra da Osmanh devletinin'Rusya'ya, Ab bas, Seluklu ve lhanh messeselerinin Grcistan, Ermenistan ve Kbrs'a, ay rca Seluklu ve Osmanllarn Balkanlardaki slav devletlerine tesirleri mhim boyuttadr Bu tesirler, amme hukuku sahasnda olduu gibi, ticaret ve vakf hu55- Avrupa'nn bilinen ilk niversitesi 1088'de kurulan Bologna niversitesidir. XII. asr ortala rnda kurulan Paris niversitesi, ilk zamanlar ok iptida artlarda, ak meydanlarda, mevsim ksa yere serili samanlarn zerinde renim verirdi ve k binasna 1215 ylnda kavumutur. Buradan kovulan ngiliz talebelerin ngiltere'de kurduu Oxford (1167) ve Cambridge (1318) ile talya'nn Pavia (1361) ve Almanya'nn Heidelberg (1386) niversiteleri, Hristiyan Avru pa'nn ilk yksek retim kurumlardr ve kurulular slam dnyasndaki emsallerinden hayli sonradr. slm dnyasndaki niversite ve klliyelerin Avrupa niversitelerine tesiri, bugn bil hassa bu niversitelerdeki akademik derecelendirmede, kyafetlerde, isimlerde ve binalarn mi marsinde hl yaamaktadr. slm dnyasndaki yksek tahsil nesseselerine, cami' gelene ine uygun olarak cami' (toplayc) denilmiti. Universiiatis, bunun karldr. Cami' denilen niversiteler klliyelere (fakltelere) ayrlrd. College kelimesi de, klliyeden alnmadr. 56- Zeydan, slm Hukukuna Giri, 143-144.

kukuna dair hkmlerde de kendisini gstermitir^'. slm hukukuna it yazlan eserlerin hemen hepsi, hukukun ilgili dalJarmda dnyada yazlm ilk eserler kabul edilir. Mesel, mam fi''nin er-Risle adl eserinin dnyada hukuk metodolojisine dair yazlm binen ilk eser oldu u yukanda geti. mam- A'zam Eb Hanfe'nin rencisi mam Eb Ysuf'un Kitbu'l-Harc' da mal hukuk sahasnda dnyada yazlm ilk eserdir. Yine mam- A'zam Eb Hanfe'nin rencilerinden mam Muhammed'in es-Siye/'' l-Kebr adl kitab dnyann lk devletler hukuku kitabdr. Halbuki Avrupa'da XVII. asra, Hugo Grotius'un Mare Nostrum adl kitabna kadar, bu sahada yazl m bir eser bilinmemektedir. Nitekim bu sahada hkim olan ahde vefa prensibi ni yine slm hukuku getirmitir. te yandan slm hukuk literatrnde mhim bir yer tutan ve anayasa-idare hukuku esaslarn bildiren e\-Akkmu's-Sultaniye adl kitaplar da, -ki en mehurlan Mverd ile Ferr'ya aittir- bu sahann dnya daki ilk rneklerindendir. Devlet bakanlanna tavsiyeleri ihtiva eden ve iyi bir devlet idaresinin nasl olacan gsteren siyasetnmeler, dnya siyaset ilmine slm hukukunun bir hediyesidir. Benzerlerine ancak XVI. asrlarda Machiavelli'den itibaren rastlanmaktadr. Muhakeme usul sahasnda ise Halfe Hazret-i mer'in Kfe kdisi Eb Mse'l-E'ar'ye gnderdii mektub/talimat ok nemli esaslar koymakta ve bu sahada yazlm ilk kanunnme mahiyetini tamaktadr^s. slm dnyasnda muhakeme usullerine dair Edeh'l-Kd kitaplan da bu sahadaki ilklerdendir. Karahanllar devrinde yaam byk Hanef hukuk usu Debbs, mezhebleraras mukayeselere yer verdii kitaplan ile, dnyada mukayeseli hukuk ilminin kurucusu saylmaktadr^''. slm hukuku, kii hak ve hrriyetlerini ilk defa yazl olarak tesbit ve te min eden hukuk sistemidir. Daha da nemlisi, azmhklann hukuk durumu, dn ya yznde grlmeyen ekilde iyiletirilmi ve modem bir anlayla dzenlen mitir. Bu seviyeye bugn dahi pek ok yerde ulalabilmi deildir. slm huku ku, din meneli bir sistem olmas hasebiyle, aznlk telkkisi de din bakmmdandr. Ayn dinden olan milletleri tek bir topluluk kabul eden Bunun neticesi ola rak ncelikle slm lkesinde yaayan her milletten mslmanan tek bir millet gibi devlet idaresinde hak sahibi olmular ve her eit hak ve hrriyetin kullan nda tam bir serbesti iinde yaamlardn te yandan Yahd, Hristiyan ve
57- Kprl, Fkh, 273-274; Kprl, slm Hukuku, 312-315. 58- Bu mektup/talimatn metni iin bkz. Drekutn: Snen, Kahire 1386/1966, IV/206-207; Serahs: el-Mebst, Kahire 1324, XVI/62; bn Kayym el-Cevziyye; 'Imii'I-Muvakki*n, Kahire 1388/1978,1/110; bn Haldun: Mukaddime, T. Z. K. Ugan, st. 1989, 1/561-563; Ali Himmet Berki. slamda Kaza, Ank. 1962,24-25. 59- Bkz. Ahmet Akgndz: ''Karahanhiann Byk Hukukusu Eb Zeyd Debbs ve Mez hebleraras Mukayeseli Hukuka Te'sirleri", Seluk niversitesi Hukuk Fakltesi Dergisi, C: 2, Ocak-Haziran 1989, S: 2. s: 89-108.

Mecs dinlerine mensup farkh milletler de ancak dinleri bakmndan farkl m tla edilmi; hukuk nnde mslmanlarla eit tutularak kendilerine dnyann hi bir yerinde rastlanmayan bir serbesti verilmitir Bu serbesti, din, adl, ikti sad ve kltrel sahadadr. Hatta bu aznlklar, devlet idaresinde bile smrh l de sz sahibi olabilmektedir Medne Anayasas da denilen ve Hazret-i Peygam ber'in Mednelilerle yapm olduu anlama, tarihte bilinen ilk yazl anayasa metni olarak kabul edilmektediro. Buna benzer metinlere, slm tarihinin bilhas sa ilk devirlerinde de emannme ve ferman eklinde ska rastlanr. Bunlar bel ki modem mnda birer anayasa saylamaz ama, temel hak ve hrriyetlerin, bil hassa aznlk statlerinin tesbit edilmesi bakmndan mhim birer vesikadr s lm hukuk tarihi ilerledike, hrriyetler ve aznlklar hukuku da gehmi, bu ba kmdan slm hukuku, dnya hukuk sistemlerine l ve nclk tekil etmitir Osmanl Devleti'ndeki tatbikat slm hukukunu tekmlnn zirvesine kartmtr Bu devletin rf hukuk denilen ve slm hukukunun hkmdara ver dii snrl yasama yetkisi iinde koyduu esaslan ihtiva eden hkmler, slm hukukunun hayli glenmesine sebep olmutur XVI. asrda Kanun Sultan S leyman devrinde, ngiltere kral VIII. Henry, Osmanh lkesine bir heyet gnde rerek Osmanh hukuk ve adliye sistemini tedkik ettirmi ve muhtemelen bunla rn verdikleri rapor ynnde ngiliz adl sistemini slaha tbi tutmutur*'. Anglo sakson hukuk sisteminde, gnmz hufcukularmm dikkatini eken slm hukuk sistemine benzerliin -mahkemelerdeki jriler gibi- biraz da buradan ileri geldi i dnlebilir. Fransa, slm hukukunun en ok tesir ettii lkelerdendir nki Fransa, asrlarca slm hukukunun hkim olduu Endls'e en yakn Avrupa lkesiydi. Fransa'nn, Endls'de adliye vekili (le minisire juge) ve yksek mahkeme ba kan mevkiindeki kdiy'l-cema'ay rnek ald, bylece slm hukukunun Fransz idar yargsna tesir ettii sylenir^^, yine prevot denilen hkimlerin, kla sik devir Osmanh kadsna ve krallk divannn da Divan- Hmyun'a benzerli i dikkat ekici derecededir Halbuki Fransz adl sistemi nceleri feodal bir g rnmdeydi. Muhtemelen ngiltere'de olduu gibi, Endls ve sonra da Osman l adl tekilatnn rnek alnd ve bu sayede giderek sz konusu feodal yap nn silindii anlalmaktadr Fransa'da 1799 senesinde kendisini bakonsl ilan ettirerek iktidara gelen Napoleon, lkede hayU hukuk reforma imzasn atmtr Bu reformlann ban da Fransz Medeni Kanunu'nun (Code Civile) kabul ve yeni adl tekilatn ku60- Salih Tu: slm lkelerinde Anayasa Hareketleri, st. 1969, 31 -48; Ahmet Akgndz: Es ki Anayasa Hukukumuz ve slm Anayasas, st. 1989, 37-46. 6 1 - Fairfax Downey: Kanuni Sultan Sleyman, Trc: Enis Behi Koryrek, st. 1975, 101. 62- Abdlhamid er-Rif: el-Kad'I-dr, Dmak 1989, 64.

rulmas geiir. Napoleon, Msr'dayken, fi' ve Mk iukukuna dair bir takm eserlerin Franszcaya tercmesini emretmiti. Bu eserler Code Civile'nin hazr lannda tesir icra etmitir^s. yle ki Code Civile'in slm hukukuyla, bilhassa fi' fkhyla benzerlik ve irtibatna dair mukayeseli eserler bile kaleme aln mtr^. Hatta Osmanl Devleti'nde Tanzimat'tan sonra srf. bu benzerlik sebe biyle Code Civile'in iktibas edilmesini savunanlar olmusa da, Mecelle'nin ka bul bu ihtimali bertaraf eylemitir. Fransz Meden Kanunu dnya hukuku ze rinde byk bir nfuzu sebebiyle bilhassa pek ok latin lkesinin meden kanun larna mehaz tekil etmi; slm hukuku dolayl olarak bu hukuklara katkda bu lunmutur.

slm Hukuku Tedkiklerinin Pratik Ehemmiyeti Yirminci asrda slm hukuku artk dnyann hibir yerinde btnyle tat bik olunan bir hukuk deildin Bununla beraber baz lkelerde ksmen tatbik edilmektedin Maamafh Suud Arabistan, ran ve Krfez emirlikleri gibi baz lke ler slm hukukunu btnyle tatbik iddiasmdadm Msr, Irak gibi lkelerde de slm hukuku, teri kaynaklanndan birisi olarak kabul edilmitin Hele mslmanlann bir kitle hlinde yaadklar yerlerde, mevcud pozitif hukuk hkmleri zerindeki tesiri hlen bakidir slm hukuku, Osmanl hukukunun da esasn te kil ettii in, imparatorluun birinci derecede vrisi olan Trkiye iin ayr bir ehemmiyeti hizdin Trk hukukunun anlalmasnda, nceleri mer' olan hukuk sistemini bilmenin ok faydas vardn Nitekim bu devirde doan ve yeni devir de de devam eden hukuk hdiseler hi de az deildir Nitekim Trk Meden Kanunu'nun mer'iyete girmesinden evvel vukua gelmi hukukJdiselerin z mnde eski hukuk mevzuatna mracaat edilecei "Kanun- medennin sret-i mer'iyyet ve ekl-i tatbikat hakknda kanun" ile sarahaten beyan edilmitin Szgelii 1926 ylndan evvel vefat etmi birisinin miras, bu sisteme gre tak sim edilecektin Eski vakflar ve arazi hukuku meseleleri de modern mahkeme lerden hi eksik olmamaktadm Bu dvlan adalet ve hakkaniyete uygun bir e kilde zebilmek, slm hukukuna vkf olmay icab ettirin slm hukukunun, kendine has uslleri ve hususiyetleri ile. Roma hukuku, Anglo-Sakson hukuku gibi mstakil ve orijinal bir hukuk sistemi olduu, millet leraras camiada kabul grmtn Bu bakmdan mukayeseli hukuk ilmi asn dan slm hukuku tedkikleri ehemmiyet arzeden Mukayeseli hukuk ilmi, dnya
63- Muhammed Hasen el-Hacev: el -Fikru 's -Sm, Medine- mnevvere 1396,1/I4; Osman Nu ri Ergin: T r k i y e Maarif Tarihi, st. 1977,1/264-265; 64- Misal: Cemaieddin: Mukayese-i kavnn- medeniyye. Mecelle-i Ahkm- Adliyye-Fransa Kanun- Medensi, llm-i Hukuk ve Mukayese-i Kavntn Mecmuas, Say: i, Cilt: I, Yl: 1325, say fa: 22-32.

zerindeki btn hukuk sistemlerinin birbiriyle karlatrlmas metoduyla al arak, btn milletler iin mterek bir hukuk sistemi meydana getirmeyi hedef lemektedir. ou zaman, ortaya yeni kt zannedilen hukuk mesele ve hdi selerle mazide de karlalm ve buna zm retilmitir Bu sebeple eski hu kuk sistemlerini, ezcmle slm hukukunu bilmenin byle bir faydas da vardr Zamanmzda milletleraras siyas, ticar ve sosyal mnasebetler badndrc bh- ekilde artmtr slm lkeleri, umumiyetle enerji kaynaklarnn ekserisine sahip ve dnyann stratejik yerlerinde bulunan lkelerdir Bu da, yabanclar iin slm hukukuna in olmay gerektirir slm hukukunu renmek, hukuk tarihi tedkikleri bakmndan da fevka lde ehemmiyet arzeder slm hukuku, eski dnyann merkezi saylan bir yerde, Antik an en hareketli blgesi olan Mezopotamya havlisinde ortaya km tr Buradaki medeniyetlere ait hukuk sistemleriyle irtibat noktalarnn aratrl mas elzemdir Bilhassa Yahd ve Hristiyan hukuku ile slm hukuku arasnd.a mterek ri'e dayanan benzerlikler vardr stelik slm hukuku, ondrt asr gibi uzun bir mddet, eski dnyann geni bir ksmnda tatbik edilmi ve bura daki adalet hayatna damgasn vurmutur Bu hukuk sisteminin ondrt asrlk inkiaf seyrini adm adm vesikalarla takip etmek mmkndr Bu da hukuk ile sosyal hayat arasndaki paralellik ve etkilemenin tesbitine imkn verir ki ou baka hukuk sistemleri iin ayn imkn maalesef szkonusu deildir Bu bakm dan slm hukuku tedkiklerinin ne derece mhim olduu izahtan varestedir te btn bu pratik faydalan mlahaza eden bata Yahd, Alman, Macar ve Ruslar olmak zere Bath bilim adamlar, slm hukukunu mstakil bir tedkik ve ihtisas mevzuu addederek, bu sahada ok sayda kymetU eserler vcude ge tirmilerdir Ne yazk ki, son asrda Mslman leminde bu bakmdan byk bir durgunluk yaanmakta ise de, yakn zamanlarda bir toparlanma sezilmektedir.

nc Ksm SLM HUKUKUNUN KAYNAKLARI

slm hukukunun kaynaklan, ahkm- slmiyyenin, hukuk hkmlerin karld asllar ifade eder. Kaynak kelimesi, muasr slm hukukularnn kul lanmay tercih ettii masdar (cem'i mesdr) kelimesinin Trke karldr Bu, ayn zamanda ngilizce kitaplardaki source of law tabirini karlamaktadr Klasik usl-i fkh kitaplarnda daha ziyade delil (cem'i ediUe) kelimesi kullanl mtr Delil, dellet eden, yol gsteren mnsna gelir. Bylece edille-i er'iyye, slm hukukunun delilleri demek olur slm hukukunun kaynaklan pek ok tasnif altnda incelenebilirse de en mehur olan asl ve fer' deliller (kaynaklar) eklindeki tasniftir Burada asl kaynaklarn banda kitap, yani Kur'an- kerm gelir Onu snnet-i nebev, icma'- mmet ve kyas- fukah takip eder Bu drt delil zerinde btn mezheb ler mttefiktir cma' ve kyas dahi tebe deliller olduklar, yani kitap ve snnete tbi olduundan, gerek mnda asl deUler kitap ve snnettir Bunlara mutlak deliller de denir Snnet de balayclk ve meruiyetini Kur'an- kermden ald na gre, slm hukukunun esas Kur'an- kerm demektir Kaynak (masdar) kelimesinin bir mns da hukuku karan yer, yani sri' (kanun koyucu) demek olduu iin, aslnda slm hukukunun yegne kayna, yani ri'i Allah'hr stih san, maslahat, rf, Medne ameli, Sahab ve Tbi' fetvas, nceki eriatler, istis hab, zaruret, sedd-i zerayi', hie-yi er'iyye gibi baka deliller varsa da, bunlar hep asl delillere tabidirler Bunlara mlhak deliller de denir Bunlann delil de eri zerinde btn mezhebler ittifak hlinde deildin Bir tanesi bir mezhebde, dieri baka bir mezhebde delil kabul edilir Mesel istihsan Haneflere, Medne ameli ise Mlikere mahsustun slm hukukunun kaynaklannn bu ekilde tasnifi bizzat Hazret-i Pey gamber tarafndan vki olmutun Esbabndan Muaz bin Cebel'i Yemen'e hkim olarak gnderirken "Orada nasl hkmedeceksin?" buyurdu. Muaz, "Allah'n ki tab ile" dedi. Hazret-i Peygamber, "Allah'n kitabnda bulamazsan?" buyurun-

ca, "Resulullah'n snneti ile" dedi. "Resuiullah'n snnetinde de bulamazsan?" sualine kar da "ctihad ederek anladmla" cevabn verdi. Bu sz Hazret-i Peygamber ok beendi ve tasvib etti5. Bu hdise de Mslmanlarn itaat etme si gereken ul'l-emrin, mctehid hukuku demek olduuna delil tekil eder. Hazret-i Peygamber'in, "/ft'm tr: yet~i muhkeme, snnet-i kime ve fardat-i dile" hadsinde^^ geen fardat-i dileyi, ulem, kitaba ve snnete uy gun ilim, yani icma' ve kyas olarak tefsir etmilerdin Hazret-i Peygamber kendisine Esbabnn, "Ya Resulallah! Kur'an ve ha dste bulamadmz bir ile karlatmz zaman nasl hareket edelim?" diye sormalar zerine, "Slihlerden sorun ve o ii slihler arasnda istiare mevzuu yapn!" diye cevap vermitir^"^. Bir baka hadste de "lmi, eref sahiplerinden sorun! rendiklerinizi yazn! nki onlar yalan sylemez" buyurulmaktadr^8_ Kitap ve snnetten sonra icma' ve kyasn delil olduu buradan da anlalmaktadm Hazret-i Muhammed'in ilk halfesi olan Hazret-i Eb Bekr'e bir dva gel diinde, nce Kur'an- kerme bakard. Burada bulduu hal tarzna gre hkme derdi. Burada bir hkm bulamazsa, Hazret-i Peygamber'den iittiine gre ce vap verirdi. itmemi ise Sahbe'ye sorup, onlarn icma' ile hkmederdik^. Onun yerine geen Hazret-i mer, hilfeti esnasnda ureyh'i kd olarak Bas ra'ya gnderirken, "Allah'n kitabnda ak olarak bildirilene bak. Bunu ba kasndan sorma. Burada bulamazsan Peygamber'in snnetine tbi ol. Bura da da bulamazsan, ictihad et ve anladna gre cevap ver!" demitin Abdul lah bin Abbas da kendisine bir ey sorulunca cevabm Kur'an- kermden bulup verirdi. Buradan bulamazsa Hazret-i Peygamber'den iittiine gre cevap verir di. itmemi ise Hazret-i Eb Bekr ve mer'e sorard. Cevap alamazsa kendi re'yi ile bulup sylerdi. te selefin bu tatbikatlar, slm hukukunun kaynakla rn ve bu kaynaklarn tertibini gstermektedin *

UsI-i fkh ilminde metodlar slm hukukunun kaynaklarn ve bunlardan hkm karma metodlann bildiren ilme usl-i fkh denildii daha nce gemiti. slm leminde bu konu da ok sayda kymetli eser kaleme alnmtn Bu eserlerde takip edilen metod vardr; Bunlardan birincisi Hanef hukukularnn metodudun Bunlar, mc65- Tirmiz: Ahltm 3; Eb Dvud; Akdiye 1 . 66- Eb Dvud: Feriz 1; bn Mce: Mukaddime 8. 67- mam Gazl: hyu Ulmi'd-dn, Matbaat' I -lem 1317,1/23. 68- el-Cmi's-Sagr, 2355. 69- Hallf, 196. * - Muhammed Hasan Cn Shib es-Serhend: Usl'l-Erbaa, st. 1993 (Ofset), 78-79.

tehidlerin ictihadlarm tahll ederek, bunlar zerine bin ettikleri usl kaideleri ni tesbit eylemiler; buna gre hukuk meselelerden pratik kaideler karmlar dr. Bir baka deyile, kaideden meseleye deil, meseleden kaideye gidilmi; ya ni istikra (tmevarm) metodu kullanmlardr. Bunlardan en mehurlar: Kerh'nin, Cessas'm ve Serahs'nin usle dair eserleri; Debbs'nin Takvim'l-Edille; Pezdev'nin Kenz'l-Vsul (Usl-i Pezdev) ve erhleri; Nesef'nin Menr ve Bbert, bn Melek, Ayn, bn Nceym tarafndan yaplan erhleridir kinci metod, kelmclann veya filerin metodu olarak bilinin Burada usl-i fkhn kaideleri, mantk esaslar erevesinde tesbit edilerek, kll kaide lerden mnferid meselelere gidilmitin Bu istidlal (tmdengelim) metoduna g re yazlm usl kitaplanna, bata mam afi'nin er-Risle, Cveyn'nin el-Burhan, Gazl'nin el-Mustasf, Kd Abdlcebbr'm el-Mu'temed, Rz'nin elMahsui adl eserleri misal verilebilir nc metod, her iki metodu da birletirmitin Usl kaidelerini tedkik edip bunlar isbatladklan gibi; bu kaideleri mnferid meselelere tatbike de ehemmiyet vermilerdir En mehur bir misal olarak Sadreria'nin Tenkh ad l eseri zikredilmelidir Bu eserinde mellif Usl-i Pezdev'yi esas alm ve iki metoda gre yazlm eserleri gznnde tutmutun Bu kitabn bilahare Tavzh adyla erhetmi; Sa'dddn Teftzn de buna Telvh adnda bir haiye yazm tr Bu kitap, Osmanllarda ilim evrelerinin rabet ettii ve medreselerde oku tulan kitaplarn banda gelin lk Osmanl eyhlislm Molla Fenr'nin Fsl'l-Bedyi, Osmanh ulemsndan bn'l-Hmm'n et-Tahrr, Molla Hsrev'in Mirkat, Hdim'nin Mecmi adl eserleri de bu metodun mehur misalleridir Fsi anlalmas zor bir eserdin Tahrr, ok sayda usl kitabnn bir hlsas ma hiyetindedir Buna bn Emr-i Hacc'n Takrr adl erhi mehurdur Bilhassa Molla Hsrev'in eseri Osmanl medreselerinde ok tutulmu ve ders kitab ola rak okutulmutun Bunlarm hricinde nev'i ahsna mnhasr usl kitaplar da yok deildir Mliklerden Karf'nin el-hkm, tb'nin el-Muvfakat gibi eserleri de zikre deen Hukuk mektebinde usl-i fkh mderrisi olan, eitli kadlk ve hkimlik lerde bulunduktan sonra 1321/1903 ylnda vefat eden Byk Haydar Efendi'nin Trke ders notlar, talebesinden Mecelle mderrisi Hac dil Bey (1935) tara fndan Usl-i Fkh Dersleri adyla kitap hline getirilip bastrlmtr Bu kymet li eser, Latin harflerine de evrilmitir Mderrislik, hkimlik, adliye nazrl yaptktan sonra, 1918'de vefat eden Mahmud Es'ad Efendi'nin Telhs-i Usl-i Fkh adh Trke eseri de kymetlidir stanbul mderrislerinden Kengrl (ankrl) Abdullah Sabri Efendizde Abdlkdir Sadreddin Efendi'nin ez-Zeri'a il lmi'-eri'a adl eseri (stanbul 1311), usl-i fkhm kaidelerinin, modem kanun

maddeleri hlinde sraland; her maddenin karsnda mezheblern grleri, maddenin deUlleri ve faydasnn yazld orijinal ve faydah bir eserdir. slm hukuk ilminin son mmessillerinden mer Nasuhi Bilmen'in (1971), ilk bask s 1949 ylnda stanbul Hukuk Fakltesi tarafndan yaplan Hukuk- smiyye ve Istlahat- Fkhiyye Kmsu'nun birinci cildi, usl meselelerine mnhasrdr. Sistematik ve ifadesi ak olan bu eser meraklsna faydaldr. Son zamanlarda bata Abdlvahhab Hallf, Zekiyyddin a'ban, Abdlkerim Zeydan olmak ze re Arap dnyasnda modem slpla kaleme alnm usl-i fkha dair eserler, Trkeye tercme edilerek tab' olunmutur.

ASL DELILLER

Kitap: K u r ' a n - kerm slm hukukunun kaynaklannm bamda kitap, yani Kur'an- kerm gelir. Bir mesele hakkmda slm hukukunun hkmn bulmak isteyen,mctehid hu kuku ncelikle Kur'an- kerme mracaat etmeye mecburdur. Dier delillerden icma' ve kyas, kitap ve snnete dayanmaldr. Snnet ise zaten Kur'n- kermin aklamas demek olup, ondan ayr bir kaynak deildir. Netice itibariyle slm hukukunun esasn Kur'an- kermin tekil ettiini sylemek yanb olmaz. Kur'an- kermin hususiyetlerinin banda lafznn da mnsnn da Al lah'dan olmas gelir. Bir baka deyile Kur'an- kerm vahy-i metluvdr. Hads ler ise Hazret-i Peygamber'in kalbine Allah'n ilhamyla gelen mnlarn eseri olduu iin, bunlara da vahy-i gayr metluv denir. Kur'an- kermin bir hususi yeti de, her devirde yalan zerine ittifaklar mmkn olmayan pek byk bir top luluk tarafndan tevatr yoluyla nakledilegelmesidir'". Kur'an- kermin dier bir hususiyeti, zamanla bir artma veya eksilmeye yahud deimeye maruz kal mam olmasdr. Kur'an, arapa olup, vahy-i ilahdir. Kur'an kelimesi, "kraat edilecek, okunacak" mnsna gelir. Vahy de, "fsldamak, konumak" demektir. Vahyin stlah mns, din bilgilerin Cebrail adndaki melek vastasyla peygambere aktarlmasdr Kur'an- kermin ilk vahyi, mildn 610. ylnda olmutun slm inancna gre, Hazret-i'Muhammed'e krk yalarnda iken peygamber olduu bildirilmitir. Buna bVset (gnderilme) denin Kur'an- kerm bir defada gelme mi, lzumuna ve hdiselere gre yet yet, bazen sre sre tedricen inmitin Mekke'de nazil olan yetlere Mekk, Medine'de nazil olanlara ise Meden yet ler den- ve daha ok birinciler itikada; ikinciler ise ahkma (din ve hukuk h kmlere) dairdin Hazret-i Peygamber yetler nazil olduka bunlar ezberler ve unutmazd. Ayrca Eshbma okur, onlar da ezberlerdi. te yandan emrinde Zeyd
70- Tevatr, her asrda, yalan zere birlemeleri mmkn olmayan gvenilir kimselerin hepsinin bir eyi, bir haberi bildirmeleri demektir. Hindistan' grmemi bir kimse in, bu kenin ba ehrinin Yeni Delhi olduu, tevatr yoluyla sabittir. Sosyal bilgilerde tevatrn yeri ok m himdir. Asrlar boyunca szl kltr hkim olduu iin, sosyal bilgiler nesilden nesile szl olarak rivayet edilegelmitir. Bilgiye ulamak, his organlar ile, tevatr le veya akl ile olur. Dnmeden hemen bilinirse bu blgi bedhdr. Dnerek bulunursa istidlldir. Hereyin, kendi parasndan byk olduu bedhdr. Hesapla edinilen bilgiler istidlldir. His organlar ve akl ile birlikte hsl olan bilgilere tecrb bilgiler denir. Dn bilgiler, hesap ve tecrbe ile deil, tevatr ile bilinir.

bin Sabit, Muaviye bin Eb Sfyan gibi husus vahy ktibleri buunur; bunlar yetleri derilere, kemik paralarna, hurma kabuklarna, talara yazar ve muha faza ederlerdi. Hazret-i Peygamber bu yetlerin hangi sreye dhil olduunu, ya ni Kur'an- kermin tertibini de Eshbna bildirirdi. Ayrca bu yetlerin tefsirini de yapard. Onun iin tefsirciler Hazret-i Peygamber'in bu tefsirlerini ve yetle rin hangi artlar altnda, ne zaman, nasl ve kim iin nazil olduu (esbb- nzul) gibi hususlar nazara almlardr Hazret-i Cebrail her sene bir kere gelir, o ana kadar inmi olan Kur'an- kermi aslna gre okur, Hazret-i Peygamber dinler ve tekrar ederdi. Buna arza denirdi. Vefat edecei sene iki kere gelip tamamm oku mutur (arza- hire). Kur'an- kermin vahyi yirmi sene srmtr"?'.

K u r ' a n - kermin mushaf hline getirilii Hazret-i Peygamber'in vefatnda Sahbe-i kiramdan haylisi Kur'an- ke rmin tamamn ezbere bilmekteydi. Hazret-i Peygamberin vefatndan sonra Hazret-i Eb Bekr'in hilfeti zamannda mrtedlerle yaplan Yemme harbinde Kur'an- kermi ezbere bilenlerden (o zamanki ismiyle kri') yetmii ehid olun ca, Hazret-i mer endielenerek Kur'ann toplanmas iin halfeye mracaat et mitir Bunun zerine Hazret-i Eb Bekr'in emriyle Zeyd bin Sabit bakanln da ve ilerinde Hazret-i Osman, Ali, Talha, bn Mes'ud, beyy bin Kb, Hlid bin Velid, Huzeyfe ve Slim'in de bulunduu oniki kiilik bir Sahabe heyeti, Hazret-i mer'in evinde toplanarak, ellerde mevcud btn Kur'an- kerm sahifelerini toplamtr Ayrca sahabenin ezberindeki yetler de dinlenildi. Her sahbnin okuduu yete iki de hid istendi. Bylece btn yetler bir cild hlinde topland. Yazsnn gzellii ile mehur Sad bin s bunlar kt zerine kale me ald. Yazlan nsha, umum bir toplantda sahbe-i kirama okundu. tiraz eden olmad. Otuzbin sahab bu nshann her harfinin tam tamna yerinde ol duuna szbirlii yaparak karar verdi. Bylece mshaf (veya mushaf) denilen ki tap meydana geldi. Sonra bu mushaf, Hazret-i mer'e tevdi edildi. Vefatndan sonra da kz ve Hazret-i Peygamber'in hanmlarndan Hazret-i Hafsa'ya intikal etti. Hazret-i Eb Bekr zamannda toplanan Kur'an- kerm yetlerinin tertibi, yani her yetin yeri ve hangi sreye ait olduu, tevkifidir Yani ictihad olmayp, Hazret-i Cebrail'in tlimine ve Hazret-i Peygamber'in iaretine istnad eder Bu rada kullanlan yaz, insanlk tarihi kadar eski bir gemii bulunan ve o sralar da Hicaz'da cri olan nesh yazsdr Bu yaz Hazret-i Peygamber tarafndan da kabul grm, bunun slm yazs olduuna dair Eshb- kiramn icma' meyda na gelmitir. Hazret-i Osman zamanndaki Ermeniyye muharebelerinde amllarla Irakllar arasnda kraat bakmndan bir farkllk mahede edildi. Sefer dn
7 1 - m e r Nasuhi Bilmen: Byk Tefsir Tarihi, st. 1973,1/21.

Huzeyfe hazretleri, halfeye mracaat ederek bu farkllklarn nne gemesini istedi. Bunun zerine hicretin yirmi beinci senesinde halfe Hazret-i Osman, yi ne Zeyd bin Sabit riyasetinde ve Abdullah bin Zbeyr, Sad bin s ve Abdullah bin Haris bin Him'n da itirak ettii bir heyet toplad. Heyettekilerin, Zeyd hari tamam KureyIi sahabedendi. Hazret-i Osman heyettekilere, lehe husu sunda Zeyd ile ihtilafa dlecek olursa, Kurey lehesinin tercih edilmesini, nki Kur'an- kermin bu lehe zere nazil olduunu syledi. Hazret-i Hafsa'daki mushaf getirtildi. Bu mushafta sreler biribirinden ayrlm deildi. Haz ret-i Ah'deki mushafda sreler nzul srasna gre; bn Mes'ud'daki mushafda ise sreler uzunluklarna gre tertib edilmiti. Sreler, Kurey lehesiyle yazld ve biribirinden aynlarak sraya kondu. Sreler, uzunluk sras ve birbirleriyle mnasebetine baklarak sraya dizildi. Srelerin tertibi, yetlerin tertibi gibi tev kifi deil; Sahabe icma'ma mtevakkftr. Sonra bu eski nsha ve dier nshalar imha edilerek yeni nshadan ayrca alt mushaf daha yazdrlp, Bahreyn, am, Basra, Kfe, Yemen ve Mekke'ye gnderildi. Bugn dnyada bulunan mushaflarm tamam, Emev halfesi Abdlmelik'den itibaren, bu yedi mushafdan oal tld iin aralarnda bir fark yoktur. Bu metin, yalan zerinde ittifaklar mm kn olmayan pek byk bir topluluk tarafndan zamanmza kadar tevatr yoluy la nakledilegeldi'^2_ Hazret-i Osman, aynca Kur'an- kerm mektepleri ap ma al muallimler vazifelendirilerek, Kur'an- kermin doru bir ekilde renilme sinde mhim hizmeti gemitir. Bu mekteplerde hafzlar yetitirilmi; aynca Kur'an- kermin doru okunmas iin gereken let ilimleri retilmitir. Hazreti Osman'a mecazen cmi'l-Kur'an (Kur'an- kermi toplayan) denilmitir. As72-Takprzde Ahmed: M e v z u ' t ' l - U l m , Dersedet 1313,743-745; Mahmud Es'ad: Telhsi UsI-i F k h . zmir 1313.32-33; mer Nasuh Bilmen: Byk Tefsir Tarihi, st. 1973,1/242 5 , 3 5 . Bu orijinal mushaflardan am'a gnderilen nsha, Sultan II. Abdlhamd zamanna ka dar meyye camiinde saklanmakta iken, kan bir yangmdan kurtarlamamtr. Medine'deki nshann zerinde, lerinde Zeyd bin Sabit, Abdullah bn Zbeyr, Sad bin el-s gibi sahabe lerin icmann bulunduunu ve arkasnda da heyetin dier zalarnn isimlerini bildiren birer yaz vard. Ravza-i Mutahhara'da saklanmakta olup, en son I930'da grlmtr. Mekke'de ki nsha 735/1335 senesinde Kabe'de grlmtr. Kfe'dek mushafn bir ara Hums Kal'asmda muhafaza edildiini Nabls (1731) syler. Basra'daki nsha fair ara Kurtuba'ya gtrlmse de, Muvahhid devletinin kurucusu Abdlm'mn tarafndan baehri biliyye'ye (Sevilla) naklolunmutur. Bunun lmnden (1163) sonra kan karklklarda Porte kiz'e gtrlm; br tacir tarafndan almarak Fas'a getirilmi; burada uzun mddet devlet ha znesinde muhafaza edilmitir. bn Battuta, Hazret-i Osman'n ehid edilirken okuduu mus hafn bu olduunu ve zerinde kan lekelerini grdn sylemektedir. 1904 senesinde Buhar'da tesadf olunan byle bir mushaf, 1923 senesinde Bolevikler tarafndan Moskova'ya gtrlmtr. Bu mushaflardan birisi sonradan Msr'a gtrlmtr. Amr bin ei-s cami inde idi. Msr'n fethinden sonra Yavuz Sultan Selim'e takdim olunarak Topkap Saray'na ge tirildi. stanbul'da bugn iks Hazret-i Osman ve Hazret-i Ali'den kalma be mushaf bu lunmaktadr. Bunlardan biri Hazret-i Osman'n, ikisi de Hazret-i Ali'nin el yazsdr. Bu ilk ya zlan yedi mushaf haricinde. Sahabe devrine at baz mushaflar, stanbul, Takent, Londra, Pe tersburg gibi dnyann eidi beldelerinde mevcuttur.

lnda bu paye Hazret -i Eb Bekr, Hazret-i mer ve Zeyd bin Sabit iin kullanl sa yeridir. Fakat Hazret -i Osman'n hizmeti de inkr edilemez byklktedir Arapa gramer artlarna uyan ve mny deitirmeyen; fakat srelerin tertibi ve baz birka kelimesi Hazret -i Osman'n topladna benzemeyen Kur'an- kerm kraatine, kraat-i zze denir Bunu balangta Abdullah ibn Mesud, beyy bin Ka 'b gibi Eshbdan birka okumutur, fakat hakknda icma' olmad iin sonradan okunmas men edilmitir Nitekim Nr sresinin 27. ye tinde geen ve izin alnz! mnsna gelen teste'nis kelimesini, beyy bin Kb ile bn Abbas yine ayn mnya gelen teste'zin eklinde okumulardr''^. Bu k raatlerden mehur olanlar, Hanefilere gre ibdet ve muamelatta delil olurlar Mesel, yemin keffretine dair yetteki " gn oru" ibaresini bn Mes'ud, " gn arka arkaya oru" eklinde bildirmitir Buradaki "arka arkaya" demek olan "mtetbi'at" kelimesi, Haneflerce mn olarak kabul edilmise de, Kur'an- kerm metnine dahil olunmamtn "Kur'an- kerim yedi harf zere indirilmi tir" hads -i erifinin mns, Kur'an- kermin arapanm yedi lehesine uygun okunabilecek bir ekilde indirilmi olmasdm Nitekim balangta Kur'an- ke rmde hareke ve nokta bulunmamaktayd. nki ilk mslmanlar kendi lisanla rnn yazs olduu iin bunu kolay okuyabilmekteydilen Bu sebeple farkl leh elerde okunabiliyordu. Bunlar Kurey, Huzeyl, Hevzin, Yemen, Temim, Tayy ve Sakif leheleri olup, zamanla lehe farkllklar kaybolduu iin Kurey leh esi hepsinin yerini almtr'?''. u kadar ki, Kur'an- kermin her kelimesi deil, baz kelimeleri yedi lehe ile okunmutun Bu lehe fark da, bir eitlilik olup, mn bakmndan tenakuzu icab ettirmez. Hazret-i Osman zamannda bu farkl lklar da izle edilerek, tek bir lehe, Kurey lehesi esas tutulmutun Kur'an- kerm, btn itibariyle Hazret-i Peygamber'den tevtren inti kal etmitin Ancak baz yetlerin tilvetinde ve baz harflerin telaffuzunda Haz ret-i Peygamber'den tevtren gelen baz farkl rivayetler vardn Bunlar yedi ta nedir ve kraat-i seb'a diye bilinin Bunlar, Nf', bn Kesn Ebu 'l -Amr, bn mir, sim, Hamza ve Kis'nin kraatleridin Bunlardan baka kraat daha vardr ki, baz limler bunlarn da tevtren geldiine kaildin Bunlar Eb Cafer, Ykub ve Eb Muhammed kraatleridin Bylece hepsine birden kraat- aere denir Bunlardan baka kraat daha vardr ki, Basr, bn Muhaysin ve A'me kraatleridir Bunlar z kraat olup namazda okunmas caiz deildir Kraat
73- Zhid el-Kevser, bn Mes'ud'dan rivayet edilen z kraatlerin, ona ait olmayp bn Mes'ud' dan tefsir sadedinde rivayet edilen szler olduunu bildirmektedir. Hanef F k h m n Esasla r , Trc. A. ener/C. Sofuolu, Ank. 1991, 32 . 74- Yakub bin Seyyid Ali: Meftih 'I -Cenn erhu ir'ati'l-slm, st. 1288, 76-77; Takprzde, 748-749; Sava Paa, 1/75; Bilmen, Tefsir Tarihi, 1/23; Zeynddin Zebd/Ahmed Naim/Kmii Miras: Sahh-i B u h r M u h t a s a r TecrM-i Sarh Tercemesi ve erhi, XI/231. Me sel Temm kabilesi, sin yerine, te syler; en-ns kelimesini, en-nt okurdu. Meev fh (Beka ra: 20) yerine, ayn mnda merev fh okunurdu.

imamlarndan her biri tabin veya tebe-i tabinden olup, kraati, Sahabeden veya Tabinden renip icazet almlardr. Acemlerin (Arap olmayanlarn) slmiyeti kabul etmeleri zerine Hazreti Ali zamannda Ebu'l-Esved ed-Del (69/688) tarafndan Kur'an- kerme nok ta ve Emev halfesi Abdlmeik zamannda Hicaz valisi Haccac bin Ysuf tara fndan hareke konulmas kararlatmimtr. Daha sonra doru ve kolay okunma y temin iin secvend gibi bir takm almalar da yaplmtr. Eski mushaflarda yet sonlan iyice belirtilmedii gibi, yet aras vakf yerleri de iaretli deil di. Batan baa Kur'n- kerm yetleri tarand ve nerelerde durmak lzm geldi i tek tek incelenip belirlendi. Mushaf yazan hattatlar da zamanla yet-i kerme leri birbirinden ayrmak iin yet sonlarna yuvarlak bir dire veya gl deseni eklinde muntazam iaretler koydular. Altnc asrda yaayan Muhammed bin Tayfur es-Secvend, kraata dir almalaryla mehur oldu. Vakf ve btid ad l eserinde, Kur'an- kerm okurken cb eden vakf ve ihtidalar aklad. Fas ve Cezayir gibi Marib memleketleri hri, btn ark memleketlerindeki Kur'an1 kerm nshalarnda, Secvend'nin yolu tkib edilmitir. Bugn mushaflarda kullanlan bu iaretlere, secvend denilmesi, bu zatn ismi sebebiyledir^s.

Kur'an- kermin muhteviyat Kur'an- kermde 114 sre ve 6236 yet vardr. Baz kaynaklarda yet sa ysnn farkl bildirilmesi bir byk yetin birka kk yet yahud birka kk yetin bir byk yet, veya srelerin bandaki besmelenin br veya ayn ayn yet kabul edilmesinden domaktadr. Kur'an- kermdeki bilgiler ksmdr: Birinci ksm bilgiler, Allah'n isim ve sfatlar ile alkal olup, tabiatiyle bunlan Allah'tan baka kimsenin bi lemeyecei kabul edilir. Nitekim Ehl-i snnet ulems, ezcmle mam Eb Ha nfe, mahlkun halik iht edemeyeceini, Allah'n zt ve sfatlarnn aklla anlalamayacan anlamann, Allah' anlamak olduunu sylemitir. Kur'an- ke rmdeki ikinci ksm bilgiler, mtebih yetlerdedir. Bunlar yalnz Hazret-i Peygamber'in ve ayrca rsih limler demlen kimselerin anlayabileceini; dier insanlann "inandk" deyip gemeleri gerektiini yine bizzat Kur'an- kerm bil dirmektedir. nc ksm bilgiler ise, muhkem yetlerde bulunun Bunlar, Haz ret-i Peygamber'e bildirilmi ve insanlara da bildirmesi emredilmitin Bunlar gemi insanlann hallerini bildiriyorsa ksaSy dnya ve hirette yaratlm ve ya ratlacak olan eyleri bildiriyorsa ahbardw. Bunlar da yalnz Peygamberin bildir mesiyle anlaln nc ksm bilgilerin son dah ise akl, tecrbe ve ilim ile an lalabilir, ki fen bilgileri ile inanlmas ve yaplmas gereken eyler, yani ahkm75- Yakub bin Seyyid Ali, 77-78; Bilmen, Tefsir Tarihi, i/3 1.

dan ibrettir^. Ksas kssalar, ahbar haberler, ahkm ise hkmler demektir. slm hukuku Kur'an- kermdeki ahkmdan, yani hkmlerden meydana gelmektedir. Ahkm yetleri, ya inan (itikad) bildirir, ya amel (ibdet ve mu amelat) bildirir veya ahlka dairdir. Derin ilim sahibi hukukular Kur'an- ke rmde geen ve tarih hdiseleri konu alan kssalardan bile hukuk hkm kar mak maharetini gsterebilmilerdir Mesel hukukular, ahkm yetlerinden sa ylmayan Tebbet sresindeki ve'mreetiih (onun kars) lafzndan, drlharbdek kfirlerin aralarndaki nikhlarn hukuken geerli olduu hkmne varmlardr. Kur'an- kermdeki ahkm da ksmdr; Birinci ksm hkmleri ilim ve akl sahibi kimseler nassn mantuku (sylenii) ile, bir baka deyile, nassn ibaresi, iareti, delleti, tazammunu, iltizm ve iktizs ile kolayca anlayabilir Yani her yette bu alt bakmdan eitli mn ve hkmler vardr. Bunu tefsir il mi bildirir Nass, mnlar ak ve meydanda olan yet ve hadsler demektir Kur'an- kermdeki ahkmn ikinci ksm aka anlalamad iin, icti had ve istinbat yoluyla meydana karlmas gerekin Hazret-i Peygamber, bizzat ictihadda bulunduu gibi, Eshbna da bunu tavsiye etmitir Ancak bu zamanda ki ictihadlar, vahyin kontrolnde olduundan bunlarda hat ihtimali yoktur Haz ret-i Peygamber ve Eshb tarafmdan ictihad edilmemi veya kendilerinden bir ictihad bildirilmemi hususlarda, sonra gelen mctehidler ictihad yaparak bu ikin ci ksm ahkm bulup ortaya karmtr Bu da fkh ilmini ortaya karmtn Kur'an- kermdeki ahkmn nc ksm ise, ok derin ve gizli olup, kimsenin anlayp karmaya gc yetmedii iin, bizzat Hazret-i Peygamber ta rafmdan gsterilmitir Bu da tasavvuf ve ahlk ilminin esasn tekil eder''''. Her ne kadar bu ahkm Kur'an- kermden karlmaktaysa da, Hazret-i Peygamber tarafndan beyan olunduu iin snnet adn almaktadr Kur'an- kermdeki ahkm yetlerinin says hakknda ihtilaf vardr 200, 225, 317, 330, 393, 500, 600 kadar olduunu syleyenler vardr Mlik fukahsndan Endlsl bn'l-Arab, Kur'an- kermin hukuk cihetten tefsirini naklet tii Ahkm'l-Kur'an adl eserinde, 864 yet-i kerme zerinde durmu ve bun lardan karlan fkh hkmleri anlatmtr Ahkm yetlerinin te bir kadar ise ibdetlere dairdin Demek oluyor ki Kur'an- kerm prensip itibariyle hukukun umum esaslarn koymakta; gerisini Hazret-i Peygamber ve onun vrisleri say lan limlere brakmaktadr Adaletle hkmetme, ilerinde istiare etme, su ve ce za dengesi, bakasnn malna zarar vermeme, birbirinin malm haksz yollaria yememe, bakasnn suunun cezasn ekmeme, ahde vefa, eyada mbahlm asl olmas gibi hkmlerde olduu gibi. Baz hususlarda ise Kur'an- kerm k76- Takprzde, 4 i 4-415. 77- Nitekim, Eb Hreyre buyuruyor k, "Rcslullahdan iki trl Um rendim. Bunlardan bi rini sizlere bildirdim. kincisini sylersem, beni ldrrsnz"- Buhr: lm 42.

saca hkm vaz' etmitir. Had ve ksas cezalar, zekt, alveriin hell, faizin ha ram klnmasnda olduu gibi. Baz hususlar ise tafsilatyla dzenlenmitir. ahs haklarnn ar bast ve insanlarn akllaryla kolayca bulamayaca miras, ev lenme mni'leri ve talk ile alkal hkmlerde olduu gibi. Bunun dnda pek ok meselede Kur'an- kerm skt etmitir. nki o hkmn verilmesini icab eden mesele henz meydana gelmemitin Vahy ou zaman mahhas bir mese lenin Hazret-i Peygamber'e sorulmas zerine gelmekteydi. Vahiy devrinden sonra meydana gelen meselelere (bunlara nevazil denir) mctehid hukukularn umum prensiplerin altnda hkm koymas istenmitin Kur'an- kermde, kimi meseleler hakknda hkm bulunmamas, bazen de o ii yapmann mubah, serbest olduuna dellet eden Nitekim "Ey iman edenler! Aklanrsa hounu za gitmeyecek eyleri sormayn! Eer Kur'an indirilirken onlar sorarsanz size aklanr. (Aklanmadna gre Allah onlar affetmitir.) Siz sorup da banza i karmayn. Allah ok balaycdr, aceleci deildir. Sizden nce de bir topluluk onlar sormu, sonra da bunlar inkr etmilerdi" (Mide: 101-102) mealindeki bir yet, Kur'an- kermde hkm bulunmayan-meselelerde ibhenin, mfaahhm benimsendiini gstermektedir. Nitekim eyada asi olan ibhedir, yan bir iin mubah olmas esastn Hazret-i Peygamber'in "Allah yapl mas gereken hkmleri farz klmtr. Onlar zayi etmeyiniz. Baz eyleri de ya saklamtr. Onlan da inemeyiniz. Hadler koymutur, onlar amaynz. Baz eyler hakknda da, unuttuundan deil, size olan merhametinden dolay skt etmitir. Onlarn da ardna dmeyin!" sz, bu istikamette sylenmitir^s.

Nesh Kur'an- kermin baz yetleri muvakkat hkmleri bildirin te nesh, bu muvakkat hkmlerin yrrlk, mer'iyyet zamannn bittiini haber vermek de mektin Bunlar, modern hukuktaki kanunlarn geici maddeleri gibidin ri'in, bir hkm muvakkat olarak vaz' edip; mer'iyyet zaman bitince de yenisini ge tirmesi gayet tabidin Kur'an- kermde de "Biz, bir yetin hkmn yrr lkten kaldrr veya onu unutturur isek, her halde daha iyisini veya bedeli ni getiririz..." mealindeki yet (Bekara: 106) neshin meruluuna dellet eden Bir defa daha nce de anlatld zere Kur'an- kerm kendisinden nce gnde rilen kitaplan ve bunlarn vaz'eyledii eriatleri neshetmitin Kur'an- kermde, bir hkmn yrrlk zamannn bittiini haber veren yete nsih, dierine mensh denin Bunlar hakkyla bilinmeden Kur'an- kerm tefsir edilemeyecei gibi; ictihadda da bulunulamaz. Neshden bahsedebilmek iin bir takm artlar vardr:
78- Drekutn, IV/184.

1. nan esaslarnda nesh asl szkonusu deildir. Kssa ve haberlerde de byledir. Nesh, ancak ahkmda olur. 2. Neshedilmeyecei aka bildirilen hkmlerde de nesh cereyan etmez. Mesel zin iftirasnda bulunan kimselerin hidliklerinin ebediyyen kabul edi lemeyecei, Nr sresinin 66. yetiyle ve cihad hakkndaki hkmn kyamete kadar baki olduu Hazret-i Peygamber'in hadsiyle aka bildirilmitir 3. Neshin muteber kabul edilebilmesi iin, nesheden hkmn (nsih), ki tap veya snnette olmas gerekir cma' veya kyas ile nesh olmaz. 4. Nesh, ancak Hazret-i Peygamber'in hayatnda szkonusu olur Bir ba ka deyile nesh yalnzca Vahy Devrine mahsustur Kur'an- kermdeki neshin says, slm hukukularnn zerinde en ok ihtilaf ettikleri hususlardan birisidir bn'l-Arab, Syt gibi limlere gre Kur'an- kermde neshedilmi yetlerin says 20, ah Veliyyullah'a gre ise 5 kadardr. Ulemdan bakalar, yet-i kermelerin baka yet-i kerme veya sn net-i nebev ile tahsis ve takyid edilmesini de nesh sayarak bu sayy daha yk sek bildirmilerdir Kur'an- kermde, krk srede ne nsih ve ne de mensh yoktur Yirmi be srede her ikisi de vardr Alt srede yalnz nsih, krk srede de yalnz mensh bulunmaktadr Nesh birka ksmdr Birincisi, hakik neshdir Mesel, Hazret-i Peygam ber ile bir ey konumadan veya bir ey istemeden evvel sadaka verilmesi emrolunmu idi. Sonra bu hkm neshedilmitir (Mcdele: 12-13). Neshin ikinci ksm, eski eriatlerin hkmlerinin neshedilmesidir Neshin nc ksm, bir sebep iin emrolunup, sonra bu sebebin kalkmas zerine emrin de kalkmasdr Harb ve arap hakkndaki tedric yetlerde olduu gibi. Bu, hakikatte nesh de ildir te bu sebeple hukukular, Kur'an- kermde neshoiunan yetlerin say sn farkl vermilerdir Nesh, drt ekilde tezahr edebilir: 1 Kitabn kitap ile neshi. Bu da drt trl olurr Birinci olarak, Kur'an- kerm yetinin hem tilveti, hem hkm neshedilir, Daha nceki semav kitablarm neshi byledir Ahzb sresi nceleri Bekara sresiyle ayn uzunlukta iken sonradan pek ok yetinin hem tvet ve hem de hkm itibariyle neshedildii bildirilmektedir. Eshb- kiramdan Eb'd-Derd Kur'an- kermde Tevbe sresi nin uzunluunda bir srenin bulunduunu, fakat sonra nesholunduunu haber vermektedir kici olarak', yetin tilveti deil de, hkm neshedilir len bir er kein hanm nceleri bir yl iddet beklerdi (Bekara: 240). Sonra bu hkm neshedilerek kocas len kadnlara drt ay on gn iddet beklemeleri emrolunmutur (Bekara: 234). nc olarak, yetin hkm baki kalp, sadece tilveti neshedi lir Hazret-i mer'den rivayet edilen "Evli kadm ve erkek zina ederse ikisini de Allahdan bir azab olarak recmedin" mealindeki yet byledir Yine yemin kef-

fretini bildiren yette (Mide: 89) geen ve bn Mes'ud'a ait mushafta bulunan pepee mnsmdaki mtetbiat kelimesinin de tilveti mensuh ise de hkm bakidir. Son olarak, asl hkm nesh edilmemekle beraber, sfat nesh edihr. Me sel aure gn orucu nce farz klnm; sonra bu orucun farziyeti nesh edilmi; ancak hkm mendub olarak devam etmitir. Bazen, yet hkmnn bir ksm nesholunur. Nitekim Bekara sresinin 221. yeti, mmin kadn ve erkeklerin, mmin olmayanlarla evlenmesini yasak lamtr. Mide sresinin 5. yeti ile, mmin erkeklerin ehl-i kitab kadnlarla ev lenmesine izin verilerek yet- kermenin bir ksm neshedilmitir'^. Bazen de yetin neshi, tahvl manasnadr. Verasete dair yetlerle, miras, bir ahstan, ba ka ahsa tahvl olunmutur. 2. Snnetin snnet ile neshi. Hazret -i Peygamber nceleri kabir ziyaretini yasaklamt. Sonradan buna izin verdiini aklamtr. Hazret -i Peygamber kendisine defa iki haddi uygulanan kimsenin bu suu drdnc kez ileme si durumunda ldrleceini bildirmi; ancak sonra bu hkm tatbik etmemesiy le nesh olunduuna dair icma' meydana gelmitir. Mut'a nikhna nceleri cevaz verilmiti. Sonradan yine snnet -i nebev ile yasaklanmtr. 3. Snnetin kitap ile neshi. nceleri kble Kuds'de bulunan Beyt -i Makdis idi. Sonra bu husus, Yzn namazda artk Mescid-i Haram'a (Ka be'ye) evir!..." emrinin bulunduu yetle (Bekara: 144) neshedilmitir. 4. Kitabn snnet ile neshi. Anne ve babaya vasiyette bulunulmas emre den yetin (Bekara; 180) hkm, mehur Ved Hacc'nda rd buyurulan "Vri se vasiyet yoktur!" hadsiyie neshedilmitir^o. Mellefe-i kulba (mslman ol mayp da kalbleri slmiyete sndrlacak kimselere) zekt verilebileceini bil diren yetin (Tevbe: 60) hkm, "Zekt mslmanlarn zenginlerinden alnr, mslmanlarn fakirlerine verilir" mealindeki Muaz hadsiyie^' neshedilmitir. Bu, Haneflere gredir; fi'ler, kitabn snnet ile neshini kabul etmezler. Nesh, sarih (ak) olabilecei gibi, zmn de olabilir. Yukarda geen ve iddetle alkal yet-i kerme ve kabirleri ziyaret ile ilgili hads -i erfdeki neshler, ak neshe birer misaldin Vrise vasiyet hususundaki nesh ise zmn neshdin Nesh, kll veya ksm olabilin Neshedilen hkmn herkes iin geerli ol mas kl neshdin ddet ile ilgili yetlerdeki nesh kldin ffetli kadnlara iftira edip drt hid getiremeyenlere seksen sopa vurulmasn emreden yetin hkm
79- Tecrid, XI/282. 80- Nitekim bn Abbs, "len mal brakmsa ebeveyn ve a k r a b a l a r m a vasiyette b u l u n s u n " (Bekara: 180) mealindeki yet-i kerme hakkmda, "Miras yeti neshedinceye kadar vasiyet bu ekilde vcib idi" demitir. Eb Dvud: Vesy 5, (2869). 81- Buhr: Zekt 1,41, Sadaka 1,63, Mezlim 9, Megzi 60, Tevhid 1; Mslim: man 31; Tirmi z; Zekt 6; Eb Dvud: Zekt 4; Nes: Zekt 46.

(Bekara: 234), eer bu kimse koca ise, hid getiremese bile ceza grmeyecei, ar\cak eviiUn sona erecei hususundaki yetle (Nr: 3) neshedilmitir Bu nesh koca bakmmdan olup ksmdir Yine "Biz Peygamberler miras brakmayz. B raktklarmz fakirlere sadakadr!" hads-i erifi, miras yetlerinin hkmn Hazret-i Peygamber bakmndan neshetmitir^^^. Nesh ile bir hkmn mer'iyyet zamannn bittii bildirilerek, yerine yeni bir hkm getirilebilir; veyahud mut'a nikhnn yasaklanmasnda olduu gibi, yeni bir hkm getirilmez. Haneflere gre, nesh ile getirilen hkm, nceki h kmden daha ar olabilir Misal olarak, dmanlarla ktal, nce mendub idi; sonra farz oldu. Neshin varl, bizzat Hazret-i Peygamber tarafndan aklanabilecei gi bi; Sahbe-i kiramn bildirmesiyle veya birbirine grnte zt iki delilin nzul veya vrd tarihlerinin bilinmesiyie ya da icma' ile anlalabilir Ancak bir hk mn neshedildii yalnzca ictihad yoluyla anlalamaz. Tefsir Kur'an- kermin tefsiri de slm hukuku bakmndan ok mhimdir Kur'an- kerm, Hazret-i Muhammed'e indirilmitir ve ncelikle de muhatab odur Nitekim Nahi Suresinin 44. yeti "Kur'an insanlara beyan edesin, aklayasn dye indirdik" melindedir Yine bir baka yette melen "Allah'n emirlerini onlara iyice aklasn diye her peygamberi yalnz kendi kavminin diliyle gnderdik" buyurulmaktadr (brahim: 4). Tefsir, ilah kelmdan (Kur'an- kermden), ilah irdeyi (Allah'n muradm) anlayabilmek demektir Kur'an- kermi ncelikle bizzat Kur'an- kermin kendisi tefsir etmitir Mese l, Nisa suresinin 59. yetinde: "Ey iman edenler! Allaha ve Peygamberine ve sizden olan ul'l-emre itaat ediniz!" denilmektedir Aym srenin 83. yeti, "lerini Peygambere ve ul'l-emre gtrseler; onlardan istinbta kadir olanlar iin iyzn anlar" buyurularak, ul'l-emrin fkh limleri olduu bil dirilmitin nki hkm verirken debilerden istinbtta bulunmaya ancak fkh limelri kadirdin Hads-i eriflerde de, "Peygamberler rehber, din limleri ise reistirler"^^ ve "Allah, bir kavme hayr murad ettii zaman, onlarn arasnda limleri hkm verir"^'^ buyuru maktadm Hazret-i Peygamber Nahi sresinin 44. Ve brahim sresinin 4. yetlerindeki emir istikametinde, Kur'an- kermin tamamn eshbna aklamtn Nite82- Bu hads, Buhr, Mslim, Tirmiz, Eb Dvud ve Nes'de vardr. Hazret-i Ftma ile Abbas, Hazret-i Peygamber'den kalan miraslarn halfe Eb Bekr'den istemiler; o da bu hadsi riva yet etmitir. Ali Nsif: et-Tc: H/766. 83- Cmi's-Sagr, 1674, (Kaza'den). 84- Cmi's-Sagr, 391 (Deyiem'den).

kim Sahbe-i kiramdan Katde, "Hakkmda bir ey duymadm yet olmad" demitir^s. Bugn Kur'an- kermin her yeti hakknda Hazret-i Peygamber'in tef sirinin ede bulunmamas, bu sz nakzetmez; bu rivayetlerin tamamnn bug ne dek ulamadn gsterin Hazret -i Peygamberin, hakknda "ilim ehrinin ka ps" dedii Hazret-i Ali, bir gn "Kur'an- kermden dilediinizi bana sorunuz, vallahi bir yet yoktur ki ben onun ne zaman ve nerede nazil olduunu bilmeyeyim!" diyerek bu husustaki yksek vukufunu bildirmitin Hatta Hazret-i Ali'nin bu sznden, kendisi gibi ilim sahibi kimselerin, bakalarnn da kendisinden is tifade edebilmesi iin stnlklerini, meziyetlerini bildirmesinin caiz olduu ne ticesi karl m tr^. Bu sebeple hakknda birka rivayet bulunup anlalmas g olan hususlarda Hazret-i Ali'nin rivayeti esas alnmtn mam Syt de, Hazret-i Peygamberin btn yetlerin tefsirini eshbma bildirdiini sylemektedin Eshb- kiram da bu tefsirleri, kendilerinden sonra gelenlere bildirerek, bun larn nesilden nesile intikalini salamtn En ok tefsir rivayetleri, Abdullah ibn Abbas'dan mam Mchid yoluyla gelenlerdin Bu sebeple mam Mchid, tef sir ilminin kurucusu sayln Daha sonra gelen mfessirler, yani tefsir limleri bu bilgileri kitaplarna dercetmilerdir. Bylece tefsir denilen ilim domutun Kur'an- kermin mnsn anlayabilmek iin sarf, itikak, nahv, kitabet, itikak- kebir, lgat, metn-i lgat, belagat (beyn, me'an, bedi'), ina' ve haber gibi on iki let ilmini ve ayrca usl-i tefsir, mantk gibi bilgileri iyi bilmekle be raber; yetlerin ibare, iaret, dellet, tazammun, iltizam ve iktiz bakmndan mnlarn (tefsir metodlann); esbb- nzul (yani her yetin ne zaman, ne se beple ve kimler iin nazil olduunu); yetlerin hangi hadslerle ve nasl izah edildiini; nsih ve menshu (yani geici hkmleri); cerh ve ta'dli (yani riva yet ehlinin hlini) iyi bilmek; ilm-i kalbde mtehasss olmak gerekmektedin Bu ilimlere mlik olmayan kimsenin, tefsir yapmas caiz deildin Yaparsa, kendi gr ile yapm olur ki, hads-i erf ile men edil misti r^"^. [Sarf (morfoloji), kelime bilgisi; nahv (sentaks) ise, cmle biigisidin Be lagat, dzgn ve yerinde sz sylemeyi reten ilimdin Meni, beyan ve bed'i olmak zere e aynim Beyan ile, terkiblerin, maksada delletteki akl an lalr; hakikat, mecaz, kinaye, ta'rz, tebh, istiare gibi sanatlar zerinde duru lun Bedi', szn garib (allmadk) hitab ve kelimelerle sylenerek gzelletirilmesidir (Rahman, ar zerine istiva etti, yani glib oldu, yetinde olduu gibi. Bir insann ok misafirperver olduunu anlatmak iin, ocanda ok kl vardr demek gibi.) Meni, szn ve terkiblerin, muktez-y hl ve makama mutabk ve cazl sylenmesidir (Ban sa olsun ile gzn aydn szlerinin nerede sylene85-Takprzde, 398. 86- Bilmen, Tefsir Tarihi, 1/108-109. 87- Takprzde, 412-413; Sava Paa, 1/77; Bilmen, Tefsir Tarihi, 1/123-140. Bu hususta etrafl bilgi iin bkz. Suat Yldrm: Peygamberimizin K u r ' a n Tefsiri, st. 1983.

ceini bilmek gibi). tikak, ayn kkten tremi birka kelimeyi bir araya ge tirmek demektir (Mesel, mesh kelimesinin, seyahat veya mesh kelimesinden geldiine dair ihtilaf vardr) na', taleb ve haber, lafz ile mnnn mnasebeti ni tesbit eden; edatlar, haber ve dilek salarn (kiplerini) gsteren ilimdir Kompozisyon iin de ina' kelimesi kullanlmtr Lgat, isim ve fiillerin dei ik hallerine dairdir (Mesel, seb! ve tark yol mnsna gelmekle beraber, bi rincisi hayrda kullanlr) Lgat ilmini bilmek de, Arab lgatini ve bunun evd'm, sahihini, mervsini, mtevtirini, red yoUarm, mevdu' lgatlan, fash, red ve mezmm ekillerini bilmek ve mfred, z, ndir, msta'mel, mhmel, mu'reb, ma'rife, itikak, hakkat, mecaz, mterek, zdd, mutlak, mukayyed, ibdl, kalb denilen lgat bilgilerinde stad olmak demektir Kitabet, uslne uy gun yazmak; hitabet ise uslne uygun konumak sanatdrr. Mantk ise, doru muhakeme ve doru dnmeyi reten ilimdir slm ahkmna uyan, rsih ilimli limlere, taraf- ilahden vastasz olarak ihsan edilen ilme mevhibe veya ilm-i kalb denir Nitekim, hads-i erfte, "lmi ile amel edene, Allah tel bil mediklerini bildirir" buyurulmutur Kur'an- kermi anlamak iin baka yar dmc ilimler de vardr ki, umumiyetle bu saylanlara dhil edilebilir] Hazret-i Peygamber, "Allah ve resulne harb aanlarm, yeryznde fesadlk yapanlarm cezas, ancak ldrlmeleri, ya aslmalar, yahud elle riyle ayaklarnn apraz olarak kesilmesi, yahud da srlmeleridir" mealin deki yet (Mide: 33) hkmnn tafsilatn Hazret-i Cebrail'den sormu; o da "Hrszlk yapan ve yol kesen hakknda, almas sebebiyle elini kes, yol kesme si sebebiyle ayan kes, adam ldreni ldr, kati, yol kesme ve hrszlk ya pan da as!" demitir^s, Hazret-i Peygamber, bir yetin tefsirini bazen bir sual zerine verir; bazen de kendiliinden aklar; bazen de bir sz veya hdise ze rine bir yet-i kerme okuyarak irtibat kurard. yetlerde geen mphem ve mkil kelimelerle hdiselerin mnlarn izah etmi; mecaz, kinaye, hazf, tebih gi bi edeb sanatlara bizzat iaret buyurmutun Szgelii Hicr sresinin "Sana ya kn gelene kadar rabbine kulluk et!" mealindeki 99. yet-i kermesinde geen ve "phesiz bilme" mnsna gelen yakn kelimesini, lm olarak tefsir etmi tir Orucun balayaca zaman bildiren yetteki (Bekara 187) "siyah ipliin be yaz iplikten ayrlmas" tbirini fecrin aarmas olarak tefsir etmitin Hazret-i Peygamben yetlerin tefsirini her zaman kavlen (sz ile) yapm deildin Zira onun fiilleri ve takrirleri, yani bir ii grd zaman mni olmamas, yani sn net-i nebev de yet-i kermelerin tefsiri demektin Sahbe-i kiram, Kur'an- kermin tefsirinde ok mhim bir hizmet if et milerdin Kur'an- kerm yetlerinden mns mkil olanlar. Sahabe beyan ederek tefsir eylemitir Mesel, "Ey mminler, yetim kzlarn hakknda ada88- Yldrm, Peygamberimizin Kur'an Tefsiri, 50 (Taber tefsiri ve Nes'den naklen).

let edemeyeceinizden korkarsanz, beendiiniz kadmlardan, ikier, er, drder aim. Onlar arasmda adalet etmekten ekinirseniz, bir tane ile iktifa edin" (Nisa: 3) nazm- ilahsinde geen yetim kzlarla alkal ksmn ne mn ya geldiini Urve bin Zbeyr, teyzesi Hazret-i Aie'den sormutur. Bu ibare gaA,

yet ksa ve girifttir. Hazret-i Aie de, "Vaktiyle harpler sebebiyle yetim kalan kz ocuklar, yakn akrabalannn himayesinde yaard. Bazen bir kimsenin himaye sinde ok sayda kz olurdu. Vel veya vasileri, bu kzlar beenirlerse, onlar az bir mehir ile nikhlarlar; mallarndan da istifde ederlerdi. Beenmezlerse, ni kahlamadklar gibi, evlenip gitmelerine de engel olurlar; hizmetkr olarak kul lanrlard. Bu yet-i kerme ile, veller bundan men olundu" diyerek yet-i ker menin sebeb-i nzuln ve mnsm beyan etmitirs^. Tefsir ilmi, fkh ilminden baka ve ona yardmcdr. Tefsir ilmi, fkh ve kelm ilimleri iin gerekli malzemeyi hazrlar. Bir kelimenin her ilimde farkl mns vardr. Mesel, zlim kelimesi lgat ilminde zulmeden; tefsir ilminde k fir; fkh ilminde dil olmayan; tasavvuf ilminde ise gnahkr demektir. Bu tef sir kitaplarnn iinde yetlerin slm hukuku bakmndan tefsirlerini bildirenle re ahkm tefsirleri denir. Bunlardan Hanef mezhebinden Cessas'n Ahkm'lKur'an ve Mlik mezhebinden Kurtub'nin Cami'u'l-Ahkmi'l-Kur'an iie bn'l-Arab'nin Ahkmii'l-Kur'an adl tefsirleri ok mehur ve muteberdir^". Hazret-i Peygamber'in eshbma bildirdii ve onlarn naklettikleri tefsirle rin yannda, bir de te'vil vardr. Bir kelimenin eitli mnlarndan, bir baka de yile bir kelimenin Allah ve peygamberi tarafndan ak bildirilmemi mnla rndan, er' hkmlere uygun olann semeye te'vil ve bu mnya da meal de nin Mesel, "lden diri karr" mnsmdaki nazm- ilahde (l-i mran: 27; En'am: 95; Ynus: 31; Rm: 19) geen "diri" kelimesinden murad ku, lden murad da yumurtadr, demek tefsirdin Allah, imanszn neslinden m'min; chi lin neslinden lim meydana getirir, demek de te'vildin Te'viHn doruluu tefsir ile lln Te'vil, tefsire muvafk olmaldm Tefsir kitaplarnda tefsir ksm tef sir olarak, te'vil ksm ise tefsire muvafk olduundan melen tefsir olarak kabul edilmektedir^'. Sadece tefsirleri bildirmeye rivayet yoluyla (me'sur) tefsir; bun lara uygun olmak kaydyla te'vile de bavurmaya dirayet yoluyla (re'y ile) tef sir denilin Tber ve Syt tefsirleri birinciye; Fahr'r-Rz, Beydv, Nesef
89- Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras, XI/78-79, 284-285. 90- Kur'an- kerm yetlerinde murad- ilahnin bir tane olmas gerekmez. Br yet, eitli ynler den baka baka mnlara dellet edebilir. " O ' n a k a v u m a k iin vesle a r a y m ! " yetinde (Mide; 35) geen vesle, iman, slih ameller, Hazret-i Peygamber, Kur'an- kerm, mezheb, fakh, tasavvuf limi gibi ok eitli ekilde tefsir edilmitir. Hatta yetlerin tasavvuf mnla rn bildiren tefsirler de yazlmtr. Bunlara r tefsir denir. Bursal smail Hakk Efendi'nin Rh'l Beyan' en mehurlarndandr. 91-Takprzde, 905-907; Bilmen, Tefsir Tarihi, 1/97-99.

tefsirleri ikinci gruba rnek tekil eder^s. Asr- seadetten uzaklatka baz suiniyetli kimselerin tefsire dair hads uy durmalar, Isriliyyat denilen eski Yahd ve Hristiyanlara dair bilgilerden, slm itikadna aykr olanlarn yaygnlamas; dier taraftan tefsire dair hadslerin senedlerinin kaybolmaya yz tutmas, mfessirleri rivayete aykr olmayacak ekil de dirayet yoluyla tefsire itmitir^-*. Hazret-i Peygamber "Her kim, Kur'an- ke rmi, kendi rey'i ile tefsir ederse, atete oturaca yeri hazrlasn" "^ ve "Kur'an- kermi kendi ahs grne gre tefsir eden, isabet bile etse, hat dadr!" ^5 buyurduu iin, Kur'an- kermden hkm kartmak ok cidd ve mesuliyetli bir i olarak grlm; Kur'an- kermi, Hazret-i Peygamber ve Esbabn dan kendisine kadar ulaan haberleri nazara almakszn, yalnzca kendi gr ile tefsir eden, isabet etse bile hat etmi; isabet etmese dinden km saylmtr. Netice itibariyle Kur'an- kerm yetlerini ncelikle bizzat Kur'an- ker min kendisi, sonra Hazret-i Peygamber, daha sonra da bunlara aykr olmamak kaydyla mfessirler tefsir etmilerdir. Gult- iadan, yani ia mezhebinin ta knlarndan smiller, Kur'an- kermin bir zahir, yani grnen, d mns; bir de btm, yani gizli, i mns olduunu; btn mnsnn lzm, yani balayc olup; zahir mnsnn lzm olmadn sylemiler ve bu sebeple Btn olarak adlandrlmlardr Ehl-i snnete gre, Kur'an- kermi bu ekilde tefsir etmek ilhaddr Evet, Kur'an- kermin btn mns da olabilir Kur'an- kerm yetlerindeki murad- ilah eitli olabilir Nitekim sofiyye tefsirlerinde ekseriya bunlar bildirilir Ancak zahir mnya itibar etmeksizin, yalnzca btn mny esas almak ilhaddr "Allah tel, biri ac, biri tath ve birbirine yakm iki denizin arasna engel koydu ki karmasnlar. Bu ikisinden inci ve mercan kar" mealindeki yetlerdeki (Rahman: 19-22), iki denizden maksad Hazret-i Ali ve Ftma'dr; onlardan kan inci ve mercan da Hazret-i Hasen ve Hseyn'dir, sz btn tefsire misaldir "H-Mim-Ayn-Sin-Kaf ' (ra: 1-2) yet92- Bilmen, Tefsir Tarihi, I/I09-113. 93- sriHyyt, Isriloullar ile alkal haberlere denir. Bunlar yet ve hadslerde geldii gibi; Sa habe, Tbi'n tarafmdan da anlatlabilir. Bunlarn dnda ve bilhassa Ehl-i kitabdan gelen riva yetler, slm dininin umum prensiplerine aykr dmyorsa kabul edilir; deilse edilmez. sriliyyt, bilhassa lefsir ilminde yardmcdr. sriliyyal kabilinden bilgileri, Hazrel-i Peygam ber bazen bizzat eshbma anlatm; bazen de onlarn anlattklarm dinlemitir. Hazret-i Peygam ber "Eer Ehl-i kitab, size bir ey anlatacak olursa onu ne tasdik, ne de tekzib edin. Biz Al lah'a ve peygamberlerine ve onlara indirilenlere inandk deyin. Eer btl bir ey ise tasvib etmeyin; doru bir eyse kar kmayn" [Buhr; Tefsir-i Sre-i Bekara ( 1 ; Eb Dvud: jlm 2 (3644); Ahmed bin Hanbel, 1V/I36 (12592)] ve "srail oullarndan nakletmenizde bir be is yoktur'^ [Buhr: Enbiy 50; Mslim: Zhd 72; Tirmiz: lm 13; bn Mce: Mukaddime 5; Ahmed bin Hanbel: III/39, 4 6 | buyurmutur. 94- Cmi's-Sar: 1/133, Rmz: 1/14. 95- Eb Dvud: lm, 5 (3652); Tirmiz: Tefsir 1. (2951, 2952, 2953). Rezn u ilvede bulunmu tur: "Kim re'yi ile konuurda hat ederse kfre der".

lerindelci la, Hazret-i Ali ile Muviye arasndaki harbe; mim Mervn'n halfeliine; ayn, Abbaslerin hilfetine; sin, Sfyn'm hkimiyetine ve kaf da Mehd'nin kudretine dellet eder, sz de byledir. "Sizin iin ksasta hayat var d r " mealindeki yette (Bekara: 179) geen ksas kelimesi, eiif-i memdde ile kssann oulu gibi okunarak, "Sizin iin kssalarda, hikyelerde hayat var d r " eklindeki tefsir de bunun gibidir^^. Ayetleri bir baka dile nakletmeye tercme denir. Tercme lafz/harf ve ya tefsiri/manev tercme olarak ikiye ayrln Kur'an- kermi lafz olarak baka bir lisana tercme etmek mmkn deildin Arapann kelime zenginlii, bir varhn ok sayda isminin olmas, kelimelerin eitli hallere gre farkl mnlar al mas, cmle dizililerine gre mnnn deimesi, Kur'an- kermde bol mikdarda mecaz ve edeb sanatlara yer verilmi olmas gibi hususlar buna engeldin Ni tekim tarih iinde Kur'an- kermin ngilizce, Trke ve baka lisanlara yaplan tercmelerinde bol mikdarda hatal ifdelere rastlanmas bundandn Kur'an- ke rmin, Arapa'ya bile lafz tercmesi mmkn ve caiz grlmemitin Nitekim Kur'an- kermde, bu kitabn bir nazrini, bir benzerini getirmenin mmkn ol madna dair yetler, lafz tercmenin caiz olmadna dellet eden Bu sebeple ngilizce Kur'an, Trke Kur'an gibi ibareler, slm prensiplere aykmdm Ma nev tercmede, lafzlann, kullanld yerdeki mnlar, mecaz ve sanatlarn ha kikati n planda tutulun Manev tercme caiz olmakla beraber, bu artk kelmullah veya Kur'an- kermin kendisi deil, bir eit melidin Tercme ve tefsir edenin, mevcud bilgisiyle, Kur'an- kermin metninden ne anladn gsterir ve tamamen sbjektif karakter tan bn Hacer-i Mekk (974/1566), Kur'an- kerm yetlerinin Arapaya bile hakkyla tercme edilemeyeceini; hatta baka alfabe lerle yazlamayacan sylen nki harfler biri birini karlayamamaktadn Me sel, Kur'an- kermde faiz iin kullanlan kelime rib (r-b-v) olarak yazlmak ta, ancak lib eklinde okunmaktadr^^. Kur'an- kermde, insann ahmasmdan baka bir kazanc olmadn bil diren bir yet vardr (Necm: 39). Bu yeti tek basma ve zhit mansyla d nnce, hibe, vasiyet, miras, sadaka, ihraz ^ibi yollarla mlkiyeti kazanmak mmkn olmamak icab eden Halbuki btn bu yollarla mlkiyetin kazanlmas nn mmkn olduu, bir baka deyile insa: 'in almasndan baka eylerin de kazan salayaca meydandadm Dnyada insanlan ahmadklan eylerden de istifde edebilirlen Bu yetten nce ve sonra olan yetleri bilenler, bunun hi ret kazanc iin olduunu kolayca anlarlar. Bu yet, hirette bir insann bakas nn suundan zarar grmeyecei gibi, istifdesinin de, yalnz kendi kazand olacan bildiriyon te yet ve hadslerden, tefsir ilminin yardm olmakszn, yalnzca mealine bakarak hkm kartmak mmkn deildin
96- Yakub bin Seyyid Ali, 78-80; Takprzde. 915. 97- Bilmen, Tefsir Tarihi, 1/I00-I04.

Snnet-i nebev Snnet, lgatta yol, kanun ve det gibi mnlara gelir. Istlah olarak sn net, Hazret-i Peygamberin yaplmasm emredip vd, yahud yapt, veya ya plrken grp de mni olmad ilere denir. Kitap ve snnet beraber sylenin ce, kitap Kur'an- kerm, snnet de hadsler demektir. Farz ve snnet denince, farz Allahn, snnet de Peygamberin emirleri mnsna gelir. Snnet kelimesi yalnz olarak kullanlnca simiyetin btn hkmleri demektir Mesel, slm hukuku kitaplarnda geen "snneti en iyi bilen imam olur" sz bunu bildirmektedir^s. Hitann, halk arasnda syleniiyle erkek ocuklarnn snnet olma s geleneinin, buradaki snnet ile dorudan bir alkas yoktur Hitan da pey gamberin snneti olduu iin bu isimle tannmtr Snnet, slm hukukunun Kur'an- kermden sonra ikinci asl kaynadr Hukukular, bir meselede Kur'an- kermde hkm bulamazsa snnete mraca at eder Hazret-i Peygamberin snneti, hukuk bakmdan balaycln yine Kur'an- kermden alr Nitekim Kur'an- kermin pek ok yerinde snnete uyul mas emredilmekted. "Ey Resulm, de ki: Eer Allah' seviyorsanz bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve gnahlarmz balasn. De ki: "Allah'a ve peygambere itaat edin". Yz evirirlerse bilsinler ki, Allah inkr edenleri sevmez" (li mrn: 31-32); "Ey iman edenler! Allaha ve Peygamberine ve sizden olan ul'l-emre itaat ediniz!" (Nisa: 59); "Sizin iin Allah'n resuln de gzel bir rnek (=svetn hasenetn) v a r d r " (Ahzb: 21) "Allah ve Re sul bir ie h k m verdii zaman, mmin bir erkek ve kadna o ite artk seme hakk yoktur. Her kim Allah ve Resulne kar gelirse, apak bir sa pkla dm o l u r " (Ahzb: 36) mealindeki yetler bunlarn banda gelir Mteaddid yetlerde de Allah'n peygamberlerine itaat etmek, onlarn yolundan gitmek, onlara uymak kurtulu vesilesi olarak bildirilmektedir Dolaysyla Hazret-i Peygamberin hkm vaz' ettii bir meselede, "Bu husus Kur'anda yer ahyor mu?" sualine rahata msbet cevap verilebilir nki snnet meruiyetini Kur'an- kermden almaktadr Hazret-i Peygamber, "Ban Kur'an verildi. Onunla beraber onun misli de verildi''' buyurmutur k i 9 9 , bura da Kur'an- kermin misli, benzeri snnettir'"^. Yine Kur'an- kermin alt ye98- Eb Bekr bin Ali el-Haddd: Cevheret 'n -Neyyire, st. 1316,1/76. 99- Eb Dvud: Snne, 6, (4604). 100- Takprzde, 910. Bazt hukukular demilerdir ki: Btn slm hukukunun hkmleri, nere deyse Hazret-i Peygamber'in u drt hadsinde toplanmUr: Bunlar "Ameller niyyetere g redir", "Helaller bellidir, haramlar bellidir, bunlann arasnda pheli eyler bulunur",

tinde hemen Kur'an- kerm sznn yannda zikredilen hikmet kelimesinin de snnete dellet ettii mfessirlerce bildirilmitir. Nitekim "Kendi iinizden si ze yetlerimizi okuyan, sizi ktlklerden temizleyen, size kitab ve hikme ti tlim edip bilmediklerinizi reten bir resul gnderdik" (Bekara: 151), "Allah'n sizin zerinizdeki nimetini, size t vermek zere indirdii kita b ve hikmeti hatrlayn!" (Bekara: 231), "Kendilerine kitab ve hikmeti reten bir peygamber gndermekle Allah m'minlere byk bir ltufta bu lunmutur" (l-i mrn: 164), "Allah sana kitab ve hikmeti indirmi, bilme diin eyleri retmitir" (Nisa: 113), "Allah'n evlerinizde okunan yetleri ni ve hikmeti ann!" (Ahzb: 34), "Onlara kitab ve hikmeti reten bir pey gamber gnderen O'dur" (Cum'a: 2) mealindeki yetlerde olduu gibi. Haz ret-i Peygamber'in Kur'an- kerm dnda da ilah vahye muhatab olduu ve bu nun neticesinde hkmler koymaya ehil bulunduu baka bir takm yetlerin (Tahrm: 3; Enfl: 7, 9; sr: 1; Ahzb: 37; Feth; 15) delaletiyle kabul edilmek tedir. Hazret-i Peygamber, vahyin tamamlanmasndan sonra ay kadar yaa m, baz eyleri emir ve yasak etmitir. Eer ahkm, Kur'an- kerm yetlerine mnhasr olsayd, Hazret-i Peygamber'in emir ve yasaklar devam etmez; hatta "Benden sonra snnetime ve Hef-y ridinmin snnetine sk sarhmz" buyurmas yersiz olurdu'O'. Hazret-i Peygamber'e bizzat Hazret-i Cebrail tarafndan getirilen, bir ba ka ifadeyle mns Allah'dan, szleri Hazret-i Peygamber'den olan hadslere ha ds-i kuds tnn. Mns da, szleri de Hazret-i Peygamber'den sdr olan hads lerin de vahiy ile ilgisi yardr. nki "O (yani Hazret-i Peygamber) kendisine vahy olunandan bakasm sylemez" mealindeki yetlerde (Ynus: 5; Necm: 4) bildirildii zere snnetin (Kur'an- kerm yetleri ve hads-i kudslerdeki gi bi) dorudan olmasa bile vahiyle alkas bulunmaktadr. Dorudan Cebrail tara fndan getirilen snnet le Hazret-i Peygamber'in kendisine verilen salhiyete dayanarak koymu olduu snnet, balaycdr. Hazret-i Peygamber'in gnlk hdiselere dair szleri, adb- muaerete dair koyduu snnet ise balayc olma makla beraber, slm dini, bunlan da yerine getirenleri vgye lyk grr.
"Beyyine mddeye, yemin inkr edene aittir" ve "Kii, kendisi iin sevdiini m'min kar dei iin sevmedike iman kmil olmaz" hadsleridir. Bunlardan birincisi ibdetlere; iicincisi muamelata, yani al-verie; ncs husmet ve hkmete, yani muhakeme ve siyasete; drdncs de insan haklan, eitlik ve ceza hkmlerine esas tekil eder. Nianczde Mu hammed: M i r ' a t - K i n a t , st. 1987, 1/526-527. Byk muhaddis Eb Dvud da yzbinlerce hads toplayp rivayet ettiini, bunlardan sadece drdnn bile insana dini iin yeterli ge leceini bildirmektedir: Bu drd "Ameller niyyetlere gredir", "Mlya'niy terketmek ki inin dininin gzelliindendir", "Kii, kendisi iin sevdiini m'min kardei iin sevme dike iman kmil olmaz" ve "Helaller bellidir, haramlar bellidir, bunlarn arasnda p heli eyler bulunur." hadsleridir. Talt Koyigit: Hads Tarihi, Ank. 1988, 2.b, 246. 101- Hce Muhammed Hasen Can Shib Serhend: Tark'n-Nect, st. 1992, (Haydarbd 1931 basbsndan ofset), 30.

Bid'at Snnetin tersi bid'attir. Bid'at, lgat itibariyle her trl yenilik demektir. Istlahtaki mns ise Hazret-i Peygamber ve Selef-i slihn denilen Eshb, T bi'n ve Tebe-i tbi'n zamannda bulunmayan, sonradan ortaya kan yenilik ler, bir baka deyile snnete uymayan, ters den, itikad, amel ve szler demek tir. Hazret-i Peygamber, "Kim bizim iimizde (dinmizde) bulunmayan bir bid'at karr ise bu reddedilir'''^- ve "Her bid'at dallettir, sapklktr'*bu yuruyor. Bid'at ya bir snneti ortadan kaldrmaktadr, buna bid'at-i seyyie denir ve yaplmas yasaklanmtr; yahud da bir snnetin daha iyi yaplmasn temin eder veya hibir zaman snnete aykn olmaz, buna da bid'at-i kasene denilmi ve yaplmasnda mahzur grlmemitir Mesel, mektep yapmak, kitap yazmak, minare hep bid'at-i basenedir Baz limler bid'at kelimesinden o derece kan mlardr ki, "hibir bid'atte gzellik yoktur'" diyerek bid'at-i haseneye snnet-i hasene adn vermeyi tercih etmilerdir Bid'at yalnz amel meselelerde olmaz; itikadda da olabilir Buradaki bid'at ya kfre sebeb olur veya olmaz. Kfre se bep olmazsa, byle inanana slm akaidinde ehl-i bid'at veya ehl-i kble denil mektedir Haric, i, Mtezil, Vehhab frkalar, bu snfta mtla edilmi; bu nun dnda kalanlara Ehl-i snnet denilmitir Ehl-i snnet ve'l-cemaat, inan ve amellerinde Hazret-i Peygamber ve Eshbnn yolunda olanlar demektir Ni tekim snnet yol demektir ve Hazret-i Peygamber'in yolu mnsna gelir Cema at ise, Hazret-i Peygamber'in cemaati, yani onun arkasnda namaz klanlar, bir baka deyile Eshb- kiramdr slm dinin inan ve amel esaslarn, Eshb- ki ram, Hazret-i Peygamber'den grerek ve iiterek renmi; kendilerinden sonra gelenlere nakletmilerdir Selefin icma ettii meselelerde, sonradan ortaya kan inan ve ameller bid'attir Amelde bid'at, detlere dair ise yaplmasnda hi mah zur grlmemitir Mesel, yemede, imede, oturmak ve kalkmakta yenilikler, yeni kefedilen letleri ve det olan kyafetleri kullanmak yasak olan bid'at de ildir, hatta bunlar bid'at bile saylmaz"*^.

Snnetin tedvini Hazret-i Peygamber'in Eshb, snnetin tevatr yoluyla bugne kadar nakledilmesini temin eylemitir En ok hads-i erf rivayet eden Sahablerin ba nda Eb Hreyre (5375 hads), Abdullah bin mer (2630), Enes bin Mlik (2296), Hazret-i ie (2210), Abdullah bin Abbas (1660), Cbir bin Abdullah (1540) ve Eb Sa'id el-Hudr (1170) gelmektedir Bunlara muksirn denir Haz102- Buhr: Sulh 5; Mslim: Akdiye 17; bn Mce: Mukaddime 2; Ahmed bin Hanbel: VI/270. 103- Mslim: Cum'a 4 3 ; Eb Dvud: Snne 5; bn Mce: Mukaddime 7; Ahmed bin Hanbel: 111/310. 104- bn bidn, 1/393-394.

ret-i Peygamber'in komu devlet adamlarna yazdrd mektuplar, Medne ve sikas denilen ve hukuk tarihinde ilk yazh anayasa saylan Muhacirlerle Ensar arasndaki anlama hep hads-i erfdir. Yine Hazret-i Peygamberin hanmlar keskin zeklar, derin firsetleri ile Hazret-i Peygamberin ev iindeki hareketle rini bildirmekle aile hukukunun tesisinde byk katkda bulunmulardr. Eshb1 kiram, nceleri hadsleri yazmaya teebbs etmise de, Hazret-i Peygamber ilk zanianar Kur'an- kerm ile kartrlma endiesiyle mni olmutur. Kald ki o zaman Eshb- kiramn ou okuma-yazma bilmezdi. Yanh yazlma ihtimali vard. Ancak Mekke'nin fethinden sonradr ki hadslerin yazlmasna izin ver mitir. Bu devirde Hazret-i mer, Ali, Abdullah bin Amr bin As, Cbir bin Ab dullah, Sa'd bin Ubde, Abdullah ibn Ebi Evf, Semre bin Cndeb hads-i e rf yazm; Hazret- ie, Ber bin zib, Eb Hreyre, bn mer, bn Abbas, bn Mes'ud, hatta bata hadslerin yazlmasnda ekingen davranan Zeyd bin Sabit de hads-i erf yazdrm ardr'os. Emev halfesi mer bin Abdlaziz, halifelii esnasnda belli bal ilim merkezlerine haber gndererek Hazret-i Peygamber'in hadslerinin bir araya toplanmasn emretmi; mehur muhaddis Eb ihb Zhr ilk defa hadsleri ya zl olarak toplamaya muvaffak olmutur. Zhr, Medne-i mnevveredeki btn evleri dolam, herkesi dinlemi, Hazret-i Peygamber ve Sahabeden naklen iit tiklerini defterlere yazmtr. Bu defterler, ancak birka hayvann srtna ancak yklenebilecek kada* oktu. Tbi'n ve Tebe-i tbi'nden byk hukuku ve muhaddisler hadsleri sistemli bir ekilde toplayp yazmlardr. Yemen'de Hemmm bin Mnebbih (132/749), Ma'mer (153/770), Abdrrezzak bin Hemmm (211/826); Mekke'de bn Creyc (150/767); Basra'da Hammd bin Seleme (167/783) ve talebesi Amr bin sim (213/828); am'da Evz (157/773); Kfe'de Eb Hanfe (150/767), Sfyan Sevr (161/777); Horasan'da bn Mbarek (161/777); Medine'de mam Mlik (194/809) hads-i erifleri toplayp yazmak la mehurdur. Husus olarak hads toplayp yazanlar arasnda Muaz bin Him (200/816), Hammd bin sme (201/817), Cf (204/820), Taylis (204/820), Revh bin Ubde (205/821), Eb Osman Mervez (227/842), Yahya bin Man
105- Ben Leys kabilesinin bir Huzaaly ldrmesi karlnda, Huzaailar da Ben Leys kabile sinden birini Mekke'nin fethi srasnda ldrmlerdi. Hazret- Peygamber bunu haber ald nda hayvanna binerek bir hutbe irad etti ve yle buyurdu: "Alah tefili Mekke'ye gir mekten alkoydu. Feth gn Resul ile m'minleri Mekke'ye hkim kld. Dikkat ediniz! Benden nce kimseye Mekke'de savamak hell olmad. Benden sonra da kimseye hell ol mayacaktr. Yine dikkat ediniz! Mekke'de savamak ancak gnn bir ksmnda lyani sa bahtan ikindiye kadar] bana hell oldu. Dikkat ediniz! u anda orada ldrmek haramdr. Ne dikeni, ne aac kesilir. Mekke'nin av rktlmez. Yere dm olan bir eyi de [onun kime aid olduuna] bilenden bakas alamaz. Yaknlarndan biri ldrlm kimse, iki k tan birini seebilir. Ya verilen diyeti kabul eder. Yahud ksasa raz olur". Bunun zerine Eb ah adnda bir Yemenli kalkp dedi ki: "Ya Resulallah! Bu hutbeyi bana yaz". Resulullah "Eb h'a yaznz!" buyurdular. (Buhr, Mslim, Eb Dvd, Tirmiz, Nes|.

(233/848), bn Eb eybe (235/850), shak bin Rhye (238/853), Eb Zr'a (244/861), Ahmed Badad (246/863), Eb Kureyb Hemedn (248/865), bn Ber (252/869) gibi isimler saylabilir. Daha sonra pek ok hads limleri e itli eserler meydana getirmi, bunlarm iinde kth-i site denilen alt kitap ok mehur olmutur Bunlar mam smail Buhar (256/869), Mslim (261/874), mam Eb Dvud (275/888), mam Tirmiz (279/893), mam Mlik ve mam Nese' (303/915)'nin kitaplardr. lk ikisi Sahihayn, son drd Snen olarak bilinir mam Mlik fkh ile tanndndan dolay, yerine bn Mce'yi (273/886) dhil edenler de vardr Ma'mer, Drekutn (306/918) ve Beyhak'nin (458/1066) bu tarzda hads kitaplan da mhimdir. Bir de hadsleri rivayet edenlere gre tasnif edilmi kitaplar vardr ki bunlarm en mehurlar Taylis (204/820), mam Ah med bin Hanbel (241/855), Eb Ya'l (307/919), Drim (255/872) ve Bezzr'n (292/904) Msned'leridir lk msnedi yazan Horasanl Sleyman bin Dvud etTaylisdir (204/820). Hkim Nbr'nin (405/1014) Mstedrek'i de mehur dur Cami adl hads kitaplan muayyen yedi ksm zerine tertib olunmutur. Bir de mu'cemler vardr ki bunlar melliflerin hads dinledikleri hocalarna gre ter tip ettikleri kitaplardr. Bunlann dnda pek ok muteber hads kitab bulunmaktadr'O. Bu devirde dnyann her yerinde szl kltr hkim olup, bilginin nak ledilme kayna yalnzca szl rivayetler iken; daha ok erken bir zamanda Ms lmanlar, dinlerinin kaynaklarn yazl hle getirerek, sonraki nesillere salkl bir biimde aktarlmasna ve tahrifden muhafazasna muvaffak olmulardr

Hads limleri Snnetin bir sened ve bir de metn ksm vardr Sened, snneti rivayet edenlerin isimlerini ihtiva eder Asl ksm tekil eden metinde ise Hazret-i Pey gamberin sz, fiil veya takriri zikredilir Senedde hicri nc asra kadar olan rvlerin isimleri bulunun Bu tarihten sonra hadsler zaten kitaplara geirilmi lerdin Hads ilmiyle uraanlara muhaddis denin bn Eb eybe, "Yirmi bin ha dsi ezberinden yazdramayan kimse muhaddis deildir" demitin Muhaddislerden yzbin hads-i erfi metin ve senedleriyle beraber ezbere bilen ve seneddeki isimleri hl tercemeleri ve hususiyetleri bakmndan tanyanlara hafz, ikiyzbin ezberleyene eyh' l-hads, yzbin ezberleyene hccet'-slm, yzbinden ok hadsi ezbere bilene ise hads imam veya hadsde mctehid denilmesi det olmutun [Eskiden Kur'an- kermi ezbere bilenlere kri' (oulu: kurr) denilirdi, bugn artk byle hads ezbere bilen bulunmad iin Kur'an- kermi ezberieyene hafz denilmektedin] Muhaddis olmak iin hadsleri iittii gibi ezi 06-Takprzde, 455-471; Tait Koyiit: Hads Usl, Ank. 1987, 38; ayn yazar, Hads Ta rihi, 26 vd; Mustafa Sb: slm H u k u k u n d a Snnet, Trc: E. Gnen, st. 1981, 66 vd.

berlemek lzm olup, mn, murad ve te'villerini bilmek ve fkh hkmlerin de lillerini anlamak art deildir Bu sebeple bir hadsin shhatinde muhaddis ile fakhin szleri kar karya gelse fakhinki kabul edilir Umumiyetle hemen her fakh muhaddistir; ancak her muhaddis fakh deildir Nitekim mehur muhad dis A'me kendisinden birok mesele sorup delilleriyle beraber cevap ald mam- A'zam Eb Hanfe'ye: "Ey fkh limleri! Sizler mtehasss tabib, biz hads hmleri ise eczac gibiyiz. Hadsleri ve bunlar rivayet edenleri biz syle riz. Bizim sylediklerimizin mnlarn da siz anlarsnz." diyerek bu hususu ifa de etmitir Hatta yine bir gn A'me, mam Eb Hanfe'ye bir fkh meselesi sormu, O da bunu cevaplandrp delil ald hadsi de kendisinden iittiini sy leyince A'me hayran kalmhr Muhaddisler, kimlerin hads rivayet ettiini, kimlerin kitaptan okuttuu nu, ezberden rivayet edenlerin hangisinin hafzasnn kuvvetli, hangisinin zayf olduunu; hatta hangilerinin hastalk ve ihtiyarlk sebebiyle hfzalanna zaaf rz olduunu; evvelce kitaplarna bakarak rivayet ederken, sonradan hangileri nin kitaplarm zayi ederek ezberden rivayete baladklarn uzun uzadya tedkik etmi ve bu hususta kitaplar yazmlardr Hads limleri de hadslerin shhat derecesini tayinde aradklan artlara gre mteeddid, mutavasst ve mteshil olmak zere e aynhriar. Birincile rin arad artlar ok ve ar, ikincilerin orta, nclerin ise az ve kolaydr

Snnetin eitleri Snnet, mahiyeti itibariyle ksmdr: Kavl (szl) snnet, Hazret-i Peygamberin muhtelif vesilelerle, syledii szlerdir. Hads kelimesi mutlak olarak sylenirse kavl snnet anlaln Fiil snnet Hazret-i Peygamberin fiille ri, yaptklardr Takrir snnet ise huzurunda ve bilgisi altnda sdr olan sz ve fiilleri skt yoluyla tasvib ettiklerini gstermeleridir Bir de kuds hadsler var dr ki bunlar, mns Allah tarafndan lafzlan ise Peygamber tarafndan olan ha dslerdir'o?. Rvlerin vasflarna gre Senedindeki rvlerin vasflarna gre snnet deiik isimler aln Sahih hads, dil ve hads ilmini bilen, iittiklerini eksiksiz hfz etmi kimselerden mut tasl (kesiksiz) bir senedle bildirilen ve z (ounluun kabul ettii hkmlere muhalif) olmayan hadslerd-. Bildirenler sdk, yani doru ve emin olup fakat hafzas, anlay, sahih hadsleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kiilerin bil dirdii hadslere hasen hadsler denir Bildirenlerden birinin hafzas, adaleti
107- Byk Haydar Efendi, 292; Mahmud Es'ad, Telhis, 299; Sava Paa, 1/176-178; Zeydan, 291.

gevek olan, veya itikadndan phe edilen hadslere zif hadis denir. ctihadda bunlara dayanlamaz; sadece nafile ibdetler iin delil olun Gvenilir bir kimse nin, cemaatin rivayetine muhahf olarak rivayet ettii ve bu rivyetiyle tek kald hadslere z hads denin Bunlar da zayf hads olarak kabul edilin Bir hads liminin hadslerin sahih olmas iin lzum grd artlar tamayan, nitekim herhangi bir hadsi haber verirken bilerek yalan sylemi olduu bilinen bir kim senin haber verdii hadslerin hepsine mevzu veya mfteri hads denin nki ha ber verdii hadslerin hepsinin de uydurma, yalan olma ihtimali vardn Hatta sonradan yalanma tvbe etse bile, artk bunun haber verdii hadslere itimad edilmemektedir. Tarihte bid'at frkalarna mensup kimseler yollarm destekle mek; zndklar insanlan dinden ayrmak; baz tekke mensuplar ise insanlar ib dete tevik etmek iin hads uydurmulardn Hads uydurmak iyi niyetle olursa haram, mslmanan aldatmak iinse kfr saylmtn Bir hadsin mevzu olma s, ictihad bir meseledin Yani sadece bunu bu ekilde vasflandran limi balar; baka bir lim bu hadsi mevzu kabul etmeyebilir. Nitekim bir hadsin sahih ol duu ancak zann- glib ile anlalr, kesin olarak bilinemez. Bir hadsin mevzu olduunu kesin olarak anlamak iin ya haber verenlerden birinin bunu uydurdu unu itiraf etmesi, ya da kendisine haber verdiini iddia ettii kimsenin bu do madan nce lm olmas, yahud da hads denilen szn slmiyete ve akla, he saba ve tecrbeye uymamas ve te'vil kabul etmemesi gerekin Bir hadse mev zu diyen hads liminin szn baka bir hads Hminin ilm bakmdan reddet mesi mmkndn Nitekim hads limi bn'l-Cevz'nin mevzu dedii hadsle rin ounun byle olmadn yine mehur lim Zeheb isbatlamaktadn Bu gibi hadsler ilk zamanlar var ise de, hicri nc asrdan itibaren hads limleri bun lar ayklam olduundan, bugn iin muteber kitaplann hi birinde mevzu ha ds bulunduu sylenemez. Bir hadsin sahih saylmas iin bk takm artlar vardr: Bir kere bu sz muttasl bir sened ile nakledilmi olmaldm Rivayet edenlerin hepsi dil olmal dm dil, iyilikleri (hasenat) ktlklerine (seyyitna) galip olan kimse demek tin Yine bu rvilerin hepsinin de o sz tam mansyla zapt etmi olmalar, ek sik ve fazla olmakszn ezberlemi olmalar lzmdn Hads rivayetine gvenilen kimseye sika denin Hadsin baka sika kimselerin rivayetlerine aykr olmama s, yani z olmamas da arttn Yine bir hadsin shhati iin ma 'lf olmamas, yani o hadsin shhatini zayflatabilecek gizli sebeplerin bulunmamas da gere kin mam Eb Hanfe'ye gre rvinin fakh (hukuku) olmas; mam Buhr'ye gre ise her rvinin bu hadsi kendi hocasndan iitmi olmas da arttn Rivayet edenin dil, mslman, kil ve bali olmamas, rivayetinin reddedilmesi netice sini dourur. Hads rivayet edenlerin buna elverili olup olmadklarnn deer lendirilmesine cerh ve ta'dil denir'^s.
108- Koyigit, Hads Usi, 89 vd; Bilmen, Hukuk- slmiye Kamusu, I/146-I53.

Rivayet ettikleri hadsler kabul edilen rvler muhaddisler tarafmdan yle derecelendirilmitir: Birinci tabaka, hads imam, hafz ve hccetlerdir. Tek ba na rivayetleri bile makbuldr. kinci tabaka, birincilerin altnda kalan ve grn te dil kimselerdir. Sika denir Bunlarn da rivayet ettikleri hadsler ekseriyetle sa hih kabul edilir nc tabaka, hli ok iyi bilinemeyen kimselerdir Sadk de nir. Bunlarm rivayetlerinin kabul edilip edilmemesinde ihtilaf vardr. Drdnc tabakadakier, yalan sylememekle beraber sk sk yanlanlardr Beinci tabaka da bid'at sahipleri gelh". Altnc tabakada yalanclkla tannanlar gelir Bu tabakadakilerin rivayetleri kabul edilmemekle beraber, drdnc ve beinci tabakadakilerin rivayetleri tamamen yabana atlmayp, mukayese iin nazara alnabilir Rvlerin saysna gre Snnet, seneddeki rvlerin saysna gre mtevtir, mehur ve ahad ola rak taksim olunun Hicretin nc asrna kadar her nesilde yalan zerinde itti fak etmeleri mmkn olmayan pekok rv tarafndan, yani tevatr yoluyla ri vayet edilen hadslere mtevtir hads denir Namaz vakitleri, namazlann rek'at saylar, zekt mikdarlar gibi. Hazret-i Peygamber'in Ved Hutbesi ile Hazret-i s 'nn nzulne dair hadsler de byledir lk zamanda bir kii bildirmiken ikinci asrda hret bulan, bir baka deyile birinci ve ikinci nesilde bir kii ta rafndan rivayet olunurken, sonradan ok sayda kimsenin rivayet ettii hadsle re mehur hads denir Zin edenlere verilecek cezalar gibi. Bu ikisi kesin delil tekil eder yle ki inanlmamas Kur'an yetlerini inkr gibidir Her nesilde bir kii tarafndan rivayet edilen hadsler ise ahad hadslerdir Bu sonuncu ksm ha dsleri fi' ve Hanbeller delil alr; ancak Hanef ve Mlildler ancak muayyen artlarla delil olarak kabul ederler Haneflerin arad artlarn banda haber-i vhid de denilen ahad snnetin, Kur'an- kerm ve mehur snnete muhalif ol mamas gelin nki ahad snnet ile nasslarn neshine hkmedilemez. Ayrca ri vayetten sonra rvsinin buna muhalif davranmam olmas arann Muhalif dav ranm olmas, hadsin sabit olmadna veya nesh olunduuna dellet eden te yandan hadsin rvsi de akll, mslman, dil, iittiini anlamaya, ezberleme ye kadir olmaldr. Rv, eer her bakmdan itihada kadir ve hads rivyetiyie ma'ruf, fakh bir zat ise, rivayeti kyasa uygun olsa da olmasa da makbuldr R v eer fakh, rivayetle ma'ruf, ancak her bakmdan itihada kadir bulunmayan bir zt ise rivayeti ancak kyasa uygunsa kabul olunun Mesel, Hazret-i mer birinci gruba giren ve ceninin drlmesi hlinde gurre lzm geldiine dair ha ds ile kyasa muhalif olmasna ramen amel etmi ve kendi re'yini terketmitir Bununla beraber yine Hazret-i mer, kocas tarafndan talkla boandktan sonra Hazret-i Peygamber'in kendisine nafaka takdir etmediini rivayet eden bir kadnn ikinci gruba giren rivayetini kyasa muhalif olduu iin kabul etmemi tir Hazret-i Eb Bekr, bykanneye altda bir hisse verileceine dair Mugre'nin rivayet ettii hads iin hid istemi; Muhammed bin Mesleme de bu hadsi iit-

90

slm Hkuku - Umum Esaslar

iini syleyince kabul etmitir. Hazret-i Ali, tek bir kiinin rivayet ettii hads le amel edebilmek iin bu kimseye yemin verdirirdi. Hadslerin bu taksimi n c asra kadar olan devre iin sz konusudur, bundan sonra hepsi kesin ve yazl bir ekilde nakledilmitir Senedde kopukluk olup olmamasna gre Senedde kopukluk olup olmamas bakmndan da snnet baz ksmlara ayrlr. Rvleri Peygambere kadar eksiksiz sylenen hadslere msned-i muttasd, sadece rivayet eden Sahbnin ismi bildirilip dier rvlerden biri ya da bir ka bildirilmeyenlere de msned-i mnkat' hads denir. Msned-i muttasl ha dslere mefu' veya mevsul hads de denir. Rivayet eden Sahbnin ismi bulun mayp Tbi'nin ismi bulunan hadslere de mrsel veya maktu' hads denir. Mrsel hads yerine bazen "hu rivayetin asl yok" diye de gemektedir Byle bir ha dsin uydurma olduu zannedilmemelidir. Mrsel ve mnkat' hadslere muallak hads de denilir. Sahbnin ismi bulunan, bir baka deyile Sahbnin aradaki v stay zikretmeyerek rivayet ettii mrsel hadsin delil olduunda ittifak vardr. Mesel, Abdullah bin Abbas'm rivayet ettii hadslerin ou byledir, nki bu Sahb Hazret-i Peygamber'in vefatnda gen yata olduundan, rivayet ettii hadslerin ekserisini dier Sahblerden iittikleri tekil eder, Rvleri Sahbye kadar hep sylenip de, Sahbnin "Peygamberden iittim" demeyip "Peygamber byle buyurmu" dedii byle hadslere mevkufhads ismi verilir. mam Eb Ha nfe ve mam Mlik ile mam Ahmed'in bir grnde mrsel hads, Sahbnin hi ismi gemeyip Tbi' rivayet etse bile delildir. mam fi' bunu baz artlar la kabul eder. Nitekim buna gre, rivayet eden Sahbnin ismi sylenmeyip T bi'nin ismi geen hadsler kitap, mehur snnet ve kyasa uygun ise veya m met tarafndan umumen kabul olunmu ise yahud da senedde baka iki dil rv de varsa ya da baka bir yolla da rivayet edilmi ise kabul olunur, mam Ahmed bin Hanbel'in dier grnde ise ancak bu hususta baka bir hads yoksa delil alnr. Sahb ve Tbi'nin ismi bulunmayan mrsel hadsleri ise aralarnda Kerh'nin bulunduu Haneflerden bir grup kabul eder. Bir bakmdan mrsel, bir ba kmdan msned hadsler, bir baka deyile bir rivayeti msned, dier bir riva yeti mrsel olarak gelen hadsler ise Hanefilerin sahih grne gre muteber dir, dierlerine gre de ihtilafldr. Bir de garib hads vardr ki yalnz bir kiinin bildirdii veya rvlerinden birisine bir hads liminin muhalefet ettii hadstir. Mevkuf ve maktu' hadslerle dua bildiren merfu hadslere eser de denilmektedir. Bir de haber kelimesi vardr ki aslnda hads demektir. Ama daha ziyade hads lerin yan sra Sahabe ve Tbi'nden rivayet edilen szlere de haber ad verilir, nki bunlarn hadslerden alnm olmalar muhtemeldir" o.
109- Byk Haydar Efendi, 298-300; Mahmud Es'ad.Telhis. 302-304; Sava Paa, I/I72-I75; Hal lf, 220-222; Bilmen, Hukuk- slmiye Kamusu, 1/134-138. 110- Byk Haydar Efendi, 317 vd; Mahmud Es'ad, Telhis, 310-313; Bilmen, Hukuk- slmiye Kamusu, 1/138-145.

Balayc olup olmadna gre Snnet, balayclk itibariyle de ksmdr: Hazret~i Peygamber'den in sanlk icab veya ahs mahareti ve tecrbesi, yahud da devlet reisi, ordu kuman dan olmas itibariyle sdr olan snnet {snnet-i zevid) mslmanlar iin ba layc deildir Bir baka deyile bu snnete uyulmas mecbur deildir Elbise si, oturmas, kalkmas, yat gibi. Nitekim Hazret-i Peygamber, Bedr harbinde ordunun muayyen bir yere karargh kurmasn arzu etmi; Eshb bunun br ila h emir mi, harb usulyle ilgili beer kanaati mi olduunu sormular; Hazret-i Peygamber de beer kanaati olduunu sylemi; Eshb baka bir yer gsterip ordunun burada karargh kurmasnn daha uygun olduunu arz edince kabul et milerdir Hazret-i Peygamber'in baz hususlarda ictihadlar olmutur Bunlar dan bazlarnda yanlmak vki olmu ise de, Bedr esirlerine yaplacak muamele de olduu gibi, vahy ile dorusu bildirilmitir Sahbe-i kiram, Hazret-i Peygam ber'in icithad ile veya devlet reisi olmak itibariyle yapt ilere uymay mec bur grmemilerdir Ancak sonra gelenler iin, Hazret-i Peygamber'in itihad ile verdii ve vahy tarafndan da tasvib edilen hareketleri, snnet saylr Bir de Hazret-i Peygamberin sadece kendisine mahsus hareketleri vardr ki {hasis-i neb) bunlar yapmak kimseye caiz deiidm Yani bakalar iin hukuk balay cl yoktur Drtten fazla evlenmek, zekt mal almamak, miras brakmamak, tek kiinin hidliini kabul etmek gibi. Bunun dnda kalan snnet {snnet-i hda) bakalar iin balaycdr^". Muhtevasna gre

Snnet, muhtevas itibariyle de be ksma ayrhr 1. Snnet bazen Kur'an- kerm hkmlerini te'yid eder. Mesel, Bekara Sresinin 188. yetinde "Biribirinizin mallarm btl yollarla yemeyin!" bu yurulmutur Snnette de bu husus "Rzas olmakszn bir mslmann mal he ll olmaz!"^'- eklinde te'yid edilmitir "Haram aylar kmca, mrikleri ne rede bulursanz ldrn, esir aln, hapsedin, geitlerini tutun! man eder, doru yola girerlerse serbest brakn" mealindeki yet-i kermenin (Tevbe: 5) hkm, "Kelime-i ahadeti syleyinceye kadar insanlarla muharebe etmem emrolundu. Bylece can ve mallarn korumu olurlar" hadsiyle te'yid edilmitir"3. yet-i kermede buyurulan bir hususun, snnette tekrar umumiyetle te'kid, kuvvetlendirme maksadna ma'tufdur 2. Snnet, bazen Kur'an- kermin mcmel (yani hakknda bir aklama yaplmadka kendisiyle ne kasdedildii anlalamayan) hkmlerini tefsir veya
111 - Byk Haydar Efendi, 296; Hallf, 222-224; Zeydan, 292-293. 112- Beyhak, Vl/97; Drekutn, lli/26; Ahmed bin Hanbel, XI1/200-I, XV/399-400; Hafz Nureddin el-Heysem: Mecma 'u 'z-Zevid, Beyrut 1967,1V/I7I. 113- Buhr: mn 17; Mslim: man 36, (22).

mkil (yani iki veya daia ok mnya gelen) hkmlerini beyan eder, aklar. Kur'an- kerm sadece zekt verilmesini emretmi, snnet se bunun mikdarlarn bildirmitir. "Altn ve gm yp da Allah yolunda harcamayanlara ackl bir azab haber ver!" mealindeki yet-i kerme (Tevbe 34) nziI olduk tan sonra, Hazret-i mer, bu yetin mirasa mni olup olmadn sormu; Haz ret-i Peygamber'den "Allah, zekt sadece mallannzn geriye kalan ksmn te mizlemek iin farz klmtr. lmnzden sonraya kalan mallarda ise miras farz klmtr" sz sdr olmutu"*. 3. Bazen de snnet, Kur'an- kermin umum hkmlerini tahsis ve takyid eder, yani onu kaytlar ve istisnalar getirir. Mesel, Mide sresinin 38. yetin de hrszn elinin kesilecei bildirilmi; snnet bunu "bilekten" diye takyid et mitir. Hrszn elinin kesileceine dair bu yet, "El kesme, bir dinarn drtte bi rinde ve daha ziyadesinde olur" hadsiyie tahsis edilmitir"^. Kur'an- kermde, len bir kimsenin mirasna ocuklarnn ikili birli hak kazanacaklarn bildirilmi (Nisa: 11), snnet ise katilin mirasln kaldrarak bu hkm tahsis etmitin "Altm ve gm yp da Allah yolunda harcamayanlara ackl bir azab haber ver!" mealindeki kenz yetinin (Tevbe: 34) hkmn, "Zekt denen mal kenz deildir, topraa gml bile olsa!" hadsi "^ tahsis etmekte, hkme aklk getirmektedin Nisa sresinin 23-24. yetlerinde kimlerle evlenilemeyecei bildirilmi ve bunlar dndakilerle evlenmeye izin verilmitin "Kadn, ha las, teyzesi, erkek veya kzkardeinin kz zerine nikhlanamaz!" hadsi"' bu umum hkm tahsis etmitin "arldklar vakit hidler gelmemezlik et mesinler" mealindeki yetin (Bekara 282) hkm, hadd sularnda hidlik yap mamay tavsiye eden "Kim din kardeinin aybn rterse. Kyamet gn Al lah da onun aybn rter" mealindeki hads {\Q tahsis edilmitin "Biliniz ki, ganimetin bete biri Allah'a, Peygamberine ve akrabal bulunanlara ait tir" mealindeki yet-i kermedeki (Enfl 41) akrabay Hazret-i Peygamber Beni Him ve Beni Abdlmuttalib olarak tahsis etmi, kendisine ayn yaknlkta olan Beni Abdems ve Beni Nevfel'i istisna tutmutur"^. 4. Snnet, bazen de Kur'an- kerm hkmlerini nesh eder, yani geici h kmlerin yrrlk zamanlarnn bittiini haber verin Nitekim Bekara sresinin vrislere ma'ruf, rfe ve akla uygun bir ekilde vasiyeti emreden 180. yetinin
114- Eb Dvud: Zekt 32, (1664). 115- Muvatta; Hudd 24; Mslim: Hudd 1-4; Eb Dvud: Hudd II (4384); Tirmiz: Hudd 16, 1445; Nes: Srik 9, (8,77-82). 116- Eb Dvud: Zekt 3. 117- Buhr: Nikh 27; Mslim: Nikh 37; Zeyla': Nasbu'r-Rye, Kahire 1357/1938,111/69-170. 118- Rmz, 1/235, 1/423.11/446. 119- Buhr: Humus 17, Menkb 2, Megz, 38; Eb Dvud: Hara 20, (2978. 2979, 2980); Ne s: Fey I, (7,130,131) 2980; Eb Ubeyd: KitabM E m v a l , T r c . C. Saylk, st. 1981, 352.

hkm, "Vrise vasiyet yoktur" 120 hadsi ile nesh edilmitir. Mellefe-i kulba, yani kalbleri slmiyete smdnlacak kimselere zekt verilebileceine dair ye tin (Tevbe: 60) hkm, "Zekt mslmanlann zenginlerinden alnr, msl manlann fakirlerine verilir" mealindeki Muaz bin Cebel hadsiyle^^ neshedil mitir "Haram aylarda sava byk gnahtr" yet-i kermesinin ((Bekara 217) hkmnn, "Mrikler sizinle topyekn harbederlerse, siz de onlarla topyekn harbedin" yet-i kermesiyle (Tevbe 36) nesh edildiini, bizzat Haz ret-i Peygamber haram aylarda mriklerin zerine yryerek haber vermitir. Kitabn snnet ile neshini kabul etmeyen afi limlerine gre, nesh, baka bir yet ile olmu; snnet bu neshi haber vermitir Nitekim vrise vasiyeti emreden yetlerin hkm, miraslan sayan Nisa sresinin 11 ve 12. yet-i kermeleri ile nesh olunmu; "Vrise vasiyet yoktur" hadsi ile de bu nesh haber verilmitir 5. Snnet, bazen Kur'an - kermde bulunmayan yeni bir hkm vaz' eder Ninenin vris olmas, amca ve day ile evlenme yasa, rehnin cevaz, uf'a hak k, kile sistemi gibi hususlar snnetle sabittir. Grlyor ki, snnet Kur'an - ke rmin ve dolaysyla slm hukuku hkmlerinin anlalmas ve aklanmasn salamaktadr nki Kur'an- kerm bir anayasa mahiyetindedir. Buradaki h kmleri aklayan snnettir Byk slm hukukusu ve muhaddis mam Evz diyor ki: "Kitap, snnete, snnetin kitaba muhta olduundan daha ok muhtatr "i22. Hazret-i Peygamber'in, "inizden, koltuuna yaslanp da, benim s zm kendilerine ulatnda, bize Allah'n kitab yeter dediini grmeyeyim. Bilin ki, Reslullahn haram kldklan da, tpk Allah'n haram ettikleri gibi dir" hadsi mehurduri23. Sahbe'den mrn bin Husayn, "Bize Kur'an'dan sy le!" diyene, "Ahmak! Namaz, zekt, orucu, Allah'n kitabnda tafsilatl bir e kilde bulabilir misin? Bunlar snnet tafsil etmitir" demitir '24. Sahbe 'den Sa d bin Cbeyr, bir hads rivayet ettiinde, "AUahn kitabnda buna muhalif yet var" diyenlee, "Size Reslullahdan bir hads sylendiinde, sakm ona Allah'n kitabyla muraza etmeyin. Allah'n resul, Allah'n kitabn sizden iyi bilirdi" cevabn vermitir^^s. Hazret-i Peygamber'in snnetinin, Kur'an- kerm ile tearuzu, tenakuzu dnlemez. nki o, "phesiz sen yksek bir ahlk zeresin" hitabna na il olmu bir peygamberdir "Peygamberimizin ahlk nasld?'! diye soranlara,
120- Buhr: Vesy 6; Eb Dvud: Vesy 6; bn Mce: Vesy 6; Zeyla', IV/403-404. 121-Buhr: Zekt 1,41,Sadaka 1, 63, Mezlim 9, Mezi O.Tevhid I;MsIim: ! m a n 3 1 ; Tir miz: Zekt 6; Eb Dvud: Zekt 4; Nes: Zekt 46. 122- Sb, 367 vd; Zeydan, 293-294; Osman Keskioglu: Fkh Tarihi ve slam H u k u k u , Ank. 1984. 27-28. 123- Eb Dvud: Snne, 6, (4604); Tirmiz: lm 60, (2666); ibn Mce: Mukaddime 2, (12). 124- Yldrm, Peygamberimizin Kur'an Tefsiri, 118 (Nes'nin Snen, tb'nin Muvafakat ve bn Abdilberr'in Cmi'l-Beyni'l-lm'den naklen). 125- Yldrm, Peygamberimizin Kur'an Tefsiri, 119 (Drm'nin Snen'nden naklen).

Hazret-i Aye'nin "Kur 'an - kerm ahlk ile ahlklanmt" diye cevap verdii mehurdur. Hazret-i Peygamber 'in her sznn, Kur 'an - kermde mutlaka bir mesnedi bulunmaktadr. "Ya ve kuru ne varsa, hepsi bu kitaptadr" yet-i kermesini nazara alan Eb Ms el -E'ar, "Yahd ve Hristiyanlardan her bi ri beni iitir de, sonra benimle gnderilene (Kur'an- kerme) iman etmezse. Cehenneme girer" hadsinin Kur 'an - kermde mesnedini aram ve "Ehl-i ki tap veya dierlerinden herhangi bir gruh, Kur'an- kermi tanmazsa, ate onun gidecei yerdir" mealindeki yeti (Hd 17) bulmutu'26. Muhaddisler, her hadsi yazarken, alkal ve irtibatl bulduklar yet-i kermeleri de bana yaz mlardr. Tefsirlerde de, her yet-i kerme aklanrken, balantl hads-i erif ler zikredilmitir. mam fi', "mamlarn (hukukularm) sz hadslerin; ha dsler de yetlerin erhidir" buyuruyor'^"?. yetlerle hadsler arasnda grnrde bir tezada rastlandnda, te 'vil ve te 'lf edilir. "Biz peygamberler miras brak mayz, braktmz sadakadr" hadsiyie zd gibi grnen "Sleyman Davud'a vris oldu" mealindeki yet~i kermedeki (Nemi 16) varislik, mala dair varislik deil, nbvvet ve mlk bakmndan varislik olarak te 'vil edilmitir. Ulem, "Benden size gelen szleri, Kitbullaha arz ediniz" ibaresini ha ds-i erf olarak kabul etmez. Nitekim "Bana Kur'an ve bir misli daha verildi" hadsii28, Hazret-i Peygamberin szlerinin Kur 'an - kerme arz edilmeye muhta olmadn gsterir. Kald ki, Kur'an- kerm, mteaddid yetleriyle, Hazret-i Peygamber'e mstakil bir sri' salhiyeti tanmtr. Hukukularn, nass- Kur 'an 'a aykr bularak kabul etmedikleri hadsler, haber-i vahidlerdir'^p. Ehl-i snnet ile ia mezhebinin hukuk telkkileri arasndaki fark, bilhas sa snnet bahsinde kendini gsterir. ia, yalnzca, Ehl-i beytin ve hilfet mese lesinde Hazret -i Ali 'nin tarafn tutan Ammar bin Ysir, Eb Zer Gfar, Mikdad bin Esved, Selman Fris gibi Sahblerin rivayet ettii hadsleri kabul eder'^o. ia'nn mmiyye frkasna gre, ma 'sum imamn yapt ileri ve syledii sz leri, Hazret-i Peygamber'e atfetmek caizdir'-^'. Bu farkllklar da ia'nn bilhas sa kelm ve fkh meselelerindeki hkmlerine messir olmutur. Szgelii ia, karabeti, asabeye tercih eder. Bu sebeple anne ve baba bir amca olu Ali, baba bir amca Abbas'dan Hazret-i Peygamber'e daha yakm kabul edilir. Bylece Pey gamberin velsi, vrisi ve halfesi saylr. Bunlarn dnda, ia'nn Zeydiyye ve mmiyye frkalarnn amel hkmleri balca Hanef mezhebine benzer. Mte126- Heysem, Mecma'z Zevid, VIII/261-262; Yldrm, Pegamberimzin Kur'am Tefsiri, 80. 127- Yidrm, Peygamberimizin Kur'am Tefsiri, 102 (Subhi Slih: Hads limleri ve Hadis stlah lar, s. 241'den naklen). 128- Eb Dvud: Snne, 6, (4604). 129- Yldrm, Peygamberimizin Kur'am Tefsiri, 91 vd. 130- mer Ferruh: slm Aile H u k u k u , Trc. Y. Z. Kavak, st.'l969, 6S, 96, 131- Ebu Zehra: slmda tikad Mezhepler Tarihi, Trc, E, R. F|lal-0. Eskiciolu, st. 1970,72 vd.

zile de byledir. Haricler, ameJ esaslarda, Kur'an- kerm yetlerinin zahir m nsm her eyin nnde tutarak; buna muhalif grdkleri snneti reddetmiler dir. Bu sebeple, Kur'an'da gemeyip, snnetle sabit olan recm cezasn kabul et mezler

cma'-y mmet cma' cem etmek, toplamak, birlemek mnsma gelir. Istlah olarak, Bir asrda bulunan mctehid hukukularn ictihadlarnn birbirine uygun olmas, bir iin hkmnde ittifak etmeleri, birlemeleridir'^^. cma'nn Kur'an- kermdeki delili "Hidyet yolunu rendikten sonra Peygambere uymayp m'minlerin yolundan ayrlan, sapt yola srkleriz ve sonu ok fena olan cehen neme sokarz" mealindeki yettir (Nisa: 115). Ayrca "Siz hayrl bir mmet siniz, iyilii emreder, ktlkten sakndrrsnz" ( l i mrn: 110) ve "Sizi mu'tedil bir mmet kldk ki insanlar zerine hidlik edebilesiniz" (Beka ra: 143) mealindeki yeder mslmanlann dil, ittifak ettikleri eylerin de do ru olduunu gstermektedir cma'nn snnetteki delilleri ise u hadslerdir: "mmetini dallet zerinde, yanl yolda birlemez"'^^, "Cemaatten ayrlan kimse chiliye lmyle lr"^^^ ve "M'minlerin gzel grd ey Allah katnda da gzeldir"'^^. Kur'an- kermde, mslmanlara her ilerine raya, is tiareye mracaat edilmesini emreden yetler ve Hazret-i Peygamber'in bu yol daki tatbikat da icma'ya delil tekil eder ia ve Mtezile'den bazlar icma'y kabul etmezler Bunlar "Eer bir eyde nizya derseniz Allaha ve Peygam bere bavurunuz" mealindeki yeti delil alrlar Halbuki icma' zaten kitap ve snnete dayaldr'^^. Bunlara gre icma'nn fiilen vuku'u da mmkn deildir nki arktan garba geni bir sahaya yaylan slm corafyasnda kimin mcte hid olduunu tesbit etmek zor olduu gibi; stelik dnya zerindeki btn mctehidlerin bu meseleye vkf olduklarmn bilindii farzedilse bile, bunlarn icti hadlarm bilmek de mmkn deildir Halbuki slm hukuku zerinde fiilen aratrma ve alma yapanlann bir hukuk meselenin hkmne varmas zor ol mad gibi; bunlann hepsinin ictihadlarm bilmek de muhal deildir Hazret-i mer devrinde olduu gibi mctehidlerin bir araya gelerek fikir teatisinde bulu nup bir re'y zerinde ittifak etmeleri art deildir stelik bu toplantlarda Sah be'nin tamam deil; payitaht Medne-i Mnevvere'de bulunan hukukular ha zr bulunmutur Bir ihtilaf veya bir icma'y renenin, bunu bakalarna da nakletmeleri mmkndr Maamafih icma' ilk nesle mensup hukukular ara132- bn Melek, 254. 133- Tirmiz: Filen 7; bn Mce, 2/1203; Drim: Mukaddime 8, 35; Ahmed bin Hanbel: V/145. 134- Buhr: Fiten 2, Ahkm 4; Mslim: mre 52, 56, 58; Nes: Tahrim'd-din 6, 28; Eb Dvud: Snne 27;Tirmiz: Edeb 88; Drim: Siyer75; Ahmed bin Hanbel: VI/82,92,95,123,133,154. 135- Ahmed bin Hanbel, 1/379. 136- Hallf, 227-228; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/164, 168-169.

snda sklkla cereyan etmitir. Ondan sonra gelenler arasmda vuku'u fazla deildir '37. Bunun iin Ahmed bin Hanbel der ki; "Artk icma' vardr demek yeri ne, bu hususta ihtilaf bilinmemektedir demek yerinde olur "'38, cma'da geen i, bir sz veya fiil olabilir. Birlemek, ayn sz sylemek veya ayn ii yapmaktr. Birincisi kavlt, ikincisi ise amel icma'dr. Mesel, hu kukularm hep birden bir emek-sermaye irketi tekil etmeleri, bunun cevazn gsteren bir amel icma'dr. Bir asrda bulunan mctehidlerin hepsi bir araya ge lip bir hkmde ittifak etmilerse bu sarih icma'dr. Ayn ekilde bu hukukula rn bir ksm syler veya yapar, dierleri iitince susarlar, reddetmezlerse buna skt icma' denir ve Hanef mezhebine gre yine icma' olur. Mlik ve fi' mezhebinde ise buna icma' denmez. Hukukularn byk bir ekseriyeti ittifak edip de, bir iki tane hukuku muhalif kalsa bile bunu icma'ya aykn saymayan lar vardr. Bunlar "Sivd- a'zama, yani en byk cemaate, cemaatin ounlu una tbi olunuz" hadsine dayanrlar"*. Bir meselede hukukular arasnda hi hilaf (farkl gr) yoksa kat' icma' olur. Bir hilaf bulunursa, bu hilaf ndir ve z bile olsa o zann icma' olur. Tevbe sresinin 34. yetinde "Altn ve g m biriktirip (kenz yapp) Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakc bir azab mjdele!" ibaresi gemektedir. Halbuki zekt verilmi mal, bu yet-i ke rmedeki tehdide girmez. Nitekim Hazret-i Peygamber'in "Zekt verilecek mikdara ulaan eyin zekt verilirse kenz saylmaz" hadsi vardr'-*'. Bunda Sahbe'nin icma' teekkl etmitir. Ancak Sahbe'den Eb Zer, bunun hilafn ictihad etmi ve bu sebeple Medne-i mnevvereden aynimt. Mut'a nikhnn yasakiimda bn Abbas'dan, mm veledlerin satlamamasnda Hazret-i Ali'den, lm hastasnn talknn geerhliinde a'b'den gelen muhalif gr ler azdr ve icma'y bozmaz. ctihad ilerinde icma'ya katlabilmek iin mctehid ve ayn devre (karn'a) mensup olmak lzmdr. Kur'an- kermin, zekt miktarlarnn, ekmei dn almann ve hamama gitmenin caiz oluunun nakledilmesi, bir hkmda rn meruluu gibi itihada lzum olmayan eylerin icma'nda mctehid olmak lzm deildir. Bu gibi eylerde mctehid olmayanlarn icma' muteberdir. Fakat bid'at sahibi ve fsk olmamalan gerekir. cma' edenlerin yalnzca Medne-i m nevvere ahlisinden olmas da art deildir. Halbuki mam Mlik'e gre bu, ic ma'dr. cma'nn sadece Sahabe arasnda olmas da art deildir. Ancak Zahir lerle mam Ahmed bin Hanbel'in bir grnde bu arttr. Yine mam fi''nin bir grne ve mam Ahmed bin Hanbel'e gre mttefik olan mctehidler ve37- Mahmud Es'ad.Telhis, 333-334. i 38- Hallf, 229. 139- Cmi's-Sagr, I/126I. 140- bn Melek. 255; Byk Haydar Efendi, 345-346; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, i/165-166. 141-Eb Dvud: Zekt 3, (1564).

fat etmedike icma' gereklemi olmaz; nki rcu' ihtimali vardr. Bazlarna gre eyhayn'in, yani Hazret-i Eb Bekr ve mer'in, Mlik ve fi'ler ile K d Eb Hazm Hanef'ye gre ise Hlef-y ridn'in (Drt halfe) ittifaklar da icma'dr cma'da bulunanlarn Ehl-i beytten, yani Hazret-i Peygamberin soyun dan olmalar da art deildir ia ancak Ehl-i beytin icma'n kabul eder'-^^. yetten ve mehur olan hadsten aka anlalan hkmde icma' szko nusu olamaz. Bunlarn zaten kendisi delildin Bunlardaki icma' te'yid edici ma hiyettedir Nitekim usl ile fru'un evlenmelerini yasaklayan mns ak bir yet bulunmasna ramen bunda icma' hsl olmutun Bir kadnn halas ve tey zesi ile aym anda nikh aUnda tutulamayacana dair hads zerinde icma' te ekkl etmitin Ancak yet ve hadsden aka anlalmayan hususlarda icma' byk nem tan Nitekim bir yette (Nisa: 12) geen "Eer bir erkek veya ka dnn, ana-babas ve ocuklar bulunmad halde (kelle), mal vrislerine kalrsa ve br erkek yahud bir kzkardei varsa, her birine altda bir der. Bundan fazla iseler, te bire (eit bir ekilde) ortaktrlar" mealindeki h km ile bir baka yette (Nisa: 176) geen "Allah babas ve ocuu olmayan kimsenin miras hakkndaki hkm yle aklyor: Eer ocuu olmayan bir kimse lr de onun bir kzkardei bulunursa, braktnn yars bunun dur. Kzkarde lp, ocuu olmazsa, erkek karde de mirasn tamamn alacak ekilde ona vris olur. Kzkardeler iki tane olursa, (erkek kardele rin) braktnn te ikisi onlarndr. Eer erkekli kadnl daha fazla kar de mevcud ise, erkein hakk, iki kadnn pay kadardr" mealindeki ifade arasnda tenakuz var gibidir Nitekim birinci yette erkek ve kzkardeierin say s birden fazla ise mirasn te birini eit olarak paylaacaklar, ikinci yette de erkeklerin kzkarde hissesinin iki katn alacaklar bildirilmitir. slm hukuku lar ilk yette geen "karde" sznn, ana-baba bir kardei ifade ettii zerinde icma'ya vararak bu meseleyi zmlerdir 1^*3, Ahad snnet de icma' iin delil olur nki icma'nn hccet olmas delili nin kat' olmasna bal deildir cma' olduu iin hccettir Delilinin kat' ol mas art koulursa icma'a lzum kalmaz. Bu delil yalnz bana hccet olun Ni tekim yenilebilecek eylerin kabzdan evvel satlamamasna dair ahad haber ze rinde icma' teekkl etmi; bylece ahad haber balayc hle gelmitir'*!. cma'nn, yani zerinde szbirlii olan bir hkmn kitap veya snnetten bir delile oturtulmas gerekir Dolaysyla kyas da icma' iin bir senet olabilir nki kyas mutlaka yet veya hadsten bir delile dayanm Hanefler, Hazret -i Eb Bekr'in halfe seilmesinin byle olduunu sylen Nitekim Hazret-i Pey142- bn Melek, 256; Mahmud Es'ad, Telhis, 337-338; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu. 1/164. 143- Byk Haydar Efendi. 355-356; Bilmen. Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/164-165. 144- Abdlkdir Sadreddin: ez-Zeri'a il lmi'-eri'a. st. 1311, 68; Sava Paa, 1/188-189.

gamber son hastalnda, yerine getirmekte olduu vazifelerden bir ksmm, ez cmle namaz imamlm Hazret-i Eb Bekr'e brakmtr. Sahbe-i kiram da, Hazret-i Peygamber'in hiret ii olan namaz imamlnda Hazret-i Eb Bekr'i imam yapmasn nazara alarak, dnya ii olan devlet bakanhna haydi haydi ehil olacan dnmler ve Hazret-i Peygamber'in vefatndan sonra Hazret-i Eb Bekr'i halfe semilerdir. Ancak fi'ler, Hazret-i Peygamber'in pek ok sz ve fiilinde, Hazret-i Eb Bekr'in halifeliine dair ak iaretler bulunduu ve icma'nn bunlara, yani snnete dayandn sylerler. Pirinte de buday gibi fa iz cereyan edebilecei ve budaydan yarm sa' (1750 gr) ftra verilebilecei de kyasa dayal icma'ya rnektir. Satn ahnan maln, kabzdan evvel satlamamas; mslman kadnn, gay rimslim bir erkekle evlenemeyecei; nikh esnasnda mehr konuulmasa bile, kadnn mehre hak kazanaca; hadd-i hamrin seksen denek olduu; budaydan yarm sa' (1750.gr) ftra verilecei; kiinin kendi usulyle evlenmesinin yasak oluu; nineye torunun mirasndan altda bir hisse verilmesi; nikhn delilik, ikti darszlk gibi muayyen sebeplerle feshi; domuz yann haraml; olun bulun mas durumunda olun olunun mirastan mahrum kalaca; Kur'an- kermin bir kitap halinde toplanmas; fethedilen Irak topraklarnn gazilere datlmayp devlet elinde tutulmas hep icma' yoluyla varlan hkmlerdir. Bunlardan baz lar nassn tefsiri, bazlar kyas, bazlar da haber-i vahidin sbtu zerine vki olmutur. nceki asrlardaki icma'lar sonraki asrlarda gelen hukukular iin delil olur. Eshb- kiramn icma's en kuvvetli icma'dm cma' ile bildirilmi mesele leri sonra gelen hukukular toplamlar, kitaplara almlardr. cma'nn dereceleri vardr: Eshb- kiramn aka ve her asrn icma's ile haber verilmi icma'lar yet ve mtevtir hads gibi kuvvetlidir. Eshb- kira mn bazsnn icma' edip, bazsnn skt ettikleri icma' da kat' delil ise de ikin ci derecededir. cma'nn nc derecesi Eshb- kiramn ihtilaf etmedikleri bir hkmde, sonra gelenlerde hsl olan icma' olup, haber-i vhid ile bildirilen ha ds gibidir. Mesel, Ubeyd bin Selman tarafndan sonrakilere intikal ettirilen ve zevcesini boam bir kimsenin iddet gemedike baldz ile evlenemeyeceine dair icma' byledir'^s. Tevatr yoluyla gelen icma'y inkr etmek yet-i kerme yi ve mtevtir snneti inkr gibidir; bunun dndaki icma'lar inkr kfr deil se de bid'at saylmtr. Hukukularn ouna gre Selefin ihtilaf ettii bir meselede sonra gelen hukukularn icma' yapmalan mmkndr. Bir mctehid kar karsa icma' h sl olmaz.
145- bn Melek, 258-260; Byk Haydar Efendi, 351 vd; Mahmud Es'ad,Telhis. 339-340; Sava Pa a, 1/190-191.

Bir asrda bulunan hukukular bir meselede ihtilaf edince, sonra gelenle rin, bu ihtilafl szlerden birine uymayan hkmleri geersizdir. Bu szlerden baka bir sz sylemeleri icma'ya aykr olup sahih deildir Hatta bu ihtilaflar dan birine uygun icma' meydana gelirse, bu icma' geerlidir; uygun deilse ge ersizdir Mesel, dede varken erkek kardee miras hissesi verilip verilmeyece i meselesinde ihtilaf vardr Bir gre gre verilir, bir gre gre verilemez. imdi dedeye verilmeyip erkek kardee verilecei ynnde nc bir gr or taya anlamaz. nki dedenin yle veya byle vris olmas hususunda artk ic ma' szkonusudur Yine mesel faizde illet olarak, Hanefler kadri (hacim ve arlk ile llebilmeyi) ve cins birliini, Mlikier iddihar (saklanabilen yiye cek olmay) ve cins birliini, fi'ler yiyecek olmay ve cins birliini ararlar. Cins birliinin aranmasnda ittifak olduundan artk bunu aramayan drdnc bir gr geersizdir. Yine mesel, kocas lm hmile kadnn bekleyecei id det konusunda iki gr vardr Birincisi doum veya drt ay on gnlk sreler den uzun olann bekleyecei, ikincisi de doum yapana kadar bekleyeceidir Artk doumdan nce drt ay on gn beklemesi yeterlidir, eklinde nc bir gr ileri srlemez. mam Eb Hanfe ve Eb Ysuf'a gre sonraki icma' nceki ihtilaf kal drmaz. mam Muhammed'e gre kaldrr, yani icma'ya gre deil de bu ihtilaf lardan birine gre hkmetmek cizdir'-^, te bundan dolaydr ki, nasslarn yal nz zahirine gre hkm verilemeyeceine dair icma' hsl olduktan sonra do duu iin, Zahiriye denilen mezheb, snn mezhebler arasnda kabul grmemi tir Nitekim "Gybet orucu bozar" hadsini, ulem "sevab kalmaz" diye le'vil etmitir Zahirler ise bozacana kaildir Zahirlerin bu muhalefeti. Selef onu byle te'vil ettikten sonra ortaya kt iin nazara alnmamtr '47.

146- bn Melek, 258-260; Byk Haydar efendi, 351 vd; Mahmud Es'ad, Telhis, 339-340; Sava Paa. 1/190-191. 147-bn bidn, 11/112.

Kyas- fukah Kyas, bir eyi bir baka eye benzetmek demektin slm hukukunda, hk m nasslardan anlalamayan bireyin hkmn, bu eye benzeyen baka eyin hkmnden anlamak demektin "Ey ilim sahipleri, itibar ediniz (yani, bilme diklerinizi bildiklerinize kyas ediniz)" yeti bunun delilidir'^s. Hazret-i Pey gamber kyasta bulunmu; ayrca Esbabnn da kyasta bulunmalarna izin ver mitin Muaz bin Cebel hadsinde de kyas delil olarak zikredilmektedin Hazreti mer'in Kfe kads Eb Ms el-E'ar'ye yazd muhakeme uslne dahmehur mektup/ta'limatta da kyasa mracaat edilmesi tavsiye olunmutur' Bazlan "lk kyas yapan eytandn Nitekim eytan, Hazret-i dem'e sec de ile emrolunduunda, O'nun topraktan, kendisinin ateten yaratldn, atein ise topraktan daha stn olduunu syleyerek bu emri tutmam, bu sebeple de cennetten tardedilmitir" diyerek kyasn delil olmasn kabul etmemilerdin Hal buki bizzat Kur'an- kermde kyas yapld unutulmamahdm "Allah tel rzgr rahmeti olan yamurdan nce mjdeci gnderir. Rzgrlar ar olan bulutlar srkler. Bulutlardan l olan topraa su yadrrz. O ya murla yerden meyveler karrz. lleri de mezarlarndan byle karaca z" mealinde ki yet (A'raf: 56), ihtilafl olan bir eyi, ittifakla anlalm olan bir baka eye benzetmektedin Bu ise kyasn hak olduunun isbatdm Nitekim Allah'n yamur yadrdn ve yerden ot kardn herkes bilmektedir ldk ten sonra dirilmenin hak olduu, yer yznn kuruduktan sonra tekrar yeillen mesine benzetilerek isbat edilmitir Yasin sresinin 78. yeti de byledin O hal de, eytann yapt fsid, yani bozuk kyas; slm hukukularnn yapt ise sa hih, yani doru kyastn Kyas kabul etmeyen ve "hkmler arasmdaki mterek illeti tesbit mmkn deildir" diyen mesel Zhiriyye mezhebi mensuplar esasen bol mikdarda kyasta bulunmak zorunda kalmlardn ia'nn mmiyye ve Mtezile'nin Nazzmiyye frkalan da kyas reddederler'5o. Hakknda hkm bulunan meseleye ast veya maksnaleyh, hakknda h km bulunmayan meseleye/er' veya maks, bunlarn arasndaki mterek husu sa illet-i camia ve mevcut olan er' hkme de hkm-i asi denilir'^. Kyasta il let ok nemlidin llet bazen ak olmaz. te mezhebler arasndaki ihtilaflar hep
48- bn Melek, 261; Byk Haydar Efendi, 364-366; Mahmud Es'ad, Telhis, 261. 149- Byk Haydar Efendi, 367; Mahmud Es'ad, Telhis, 343-344; Sava Paa, 217; Hallf, 235-239. 150- Sava Paa, I/2I8; Bilmen, Hukuk - slmiyye Kamusu, 1/178-185. 151- Byk Haydar Efendi, 1/368; Mahmud Es'ad.Telhis, 351-352; Sava Paa, 11/212.

bu illetin tesbitinden kaynaklanmaktadr. llet bazen nass le zikredilir. Buna illet-i manssa denir Kur'an- kermde "Zinaya yaklamaym, nki o fuhutur, hayaszhktr ve kt bir yoJdur" mealindeki yette (sr: 32) zinann yasaklan masnn illeti beyan edilmitir ki bu da fuhutur, fahi cinayettir Mesel, ocu un mal ve nikhnda velayetin caiz oluu ocukluk illetine balanmtr Yine mesel ev iinde dolap durduu, yani saknmak ok zor olduu iin kedinin el bise zerindeki idrar temiz kabul edilmitir Bunda illet, kedinin evde dolaan lardan olmasdr Bu sebeple, fareyi kediye kyas ederek, pisliini elbisede temiz kabul eden hukukular vardr llet kimi zaman naslarda aka zikredilmez, o zaman bu illeti bulmak mctehide der, buna ille-i mstenbee denir Yukarda ki rnekte geen budayn budayla mislen deitirilmesinin caiz olmamasndaki illet, yani ayn cinsten ve kile ile llebilir olmalan bu kabil bir illettir o u zaman bir hdisede zaruretin varl, bir bakmdan illeti tekil etmektedir'52. llet, hikmetten farkldr Hikmet (sebep), hkmn konulmasnda sri', ya ni kanun koyucu tarafndan takip edilen maksad ve sike denir Mesel, uf'a hakknn tannmasndaki hikmet, komular veya ortaklar arasndaki zarar gider mektir llet bulunmadka hikmet bizatihi hkm tesisine esas olamaz. Mesel, zarar (yani uf'ann kabulndeki hikmet) bulunmasa da komuluk veya ortaklk uf'a hakknn varl iin kfidir te yandan hkmlerin hikmeti her zaman bi linemeyecei gibi bu hikmetlerin bir tane olduu da kesin bir ekilde iddia edi lemez. Bunun iin hkme esas olan hikmet deil, illettir Bu illet de slm huku kunun kaynaklarnda bu husus iin vrid olan delildir'53. Kur'an- kermde, ko cas len kadnlann drt ay on gn iddet bekleyecei bildirilmitir Cariyeler iki ay be gn bekleyecektir Kocas len kadnlar gebe iseler iddetleri doumla bi ter Boanm kadn ise hayz mddeti bekler Hukukular, iddetin hikmetini, kadnn gebeliinin ortaya kmasna ma'tuf olarak izah ederler Ancak gebe ka dnlarn iddeti doumla bitse bile, dul ve boanm kadnlarn farkl iddet bekle yecei nass- Kur'an ile sabittir ddetin hikmeti sadece hamileliin anlalmas olsayd, Kur'an- kerm dul ve boanm kadnlar iin farkl iddet tayin etmezdi. Nitekim ilk detin grlmesi, gebeliin bulunmadnn almetidir Kyasta bulunabilmek iin bu- takm arar vardr: l.AsI denilen hkm yalnz kendine mahsus bir hkm olmamahdr Mesel, Hazret-i Peygamber, Es hbdan Huzeyme'nin tek bana hidliini kabul etmi ve bunun ona mahsus olduunu bildirmitir Artk bu hususa kyasen bir bakasnn tek bana hidlii kabul edilemez. 2.lleti bilinemeyen hkmlerde de kyas olmaz. Hadd ceza larnn mikdarlar byledir Mecelle'nin 15. maddesinin ifadesiyle "Al hilfilkyas sabi! olan ey saire maksnaleyh olmaz" 3.Asl, neshedilmi bir hkm ise
152- Byk Haydar Efendi, 391 vd; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/172; Hallf, 256-260. 153- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/203 vd; a'bn, 262-263.

islm Hukamun Kaynaklan

103

buna kyas yaplamaz. 4.Fer'de nass bulunmamaldr. Eer nass varsa kyasa gi dilemez. Mecelle'nin 14. maddesine gre "Mevrid-i nassda itihada mesa yokdur" 5.Fer', illet ve hkmde asla tam mansyla benzemelidir. .Asln hkm, kyas yapldktan sonra ne asida ve ne de fer'de deimemelidir. Mesel, her mslman talk ve zhra ehildir. Gayrimslim de talka ehildir. Buna kyasen zhra da ehildir, denilemez. nki zhr keffretinde kle zd etme imkn yoksa pepee altm gn oru tutulun Halbuki gayrimslim oru tutmaya ehil deildin Bylece ashn hkm fer'de deimi olacandan burada kyas yapla maz's-. Hazret-i Peygamber'in bir hadsinde, "Buday buday ile misliyle sat nz, fazlasna satarsanz rib, ya'ni faiz olur"^^^ buyurulmutun Acaba dar da byle midir? Burada bir kyas ameliyesine giriilecek olursa: Bir defa asi, bu daydn Fer' dardm Hkm-i asi, budayn budayla mislen satlmasnn caiz olmamasdm Budayn bu ekilde satlmasnn caiz olmamasnn illeti ayn cins ten ve kileyle llebilir bulunmasdm Danda da ayn hususlar car olduundan bu yasan mulne giren te bu bir kyas ameliyesidin Pirin, susam gibi ki le ile llen eylerde de byledir'56. Katilin, ldrd kimsenin mirasna hak kazanamayaca, hads-i nebe v ile iaret edilmi bir husustur'^?. Burada illet katilin bir eye kavumak iin vaktinden evvel davranp acele etmesidir Halbuki "Kim ki bir eyi vaktinden ev vel isti'cal eyler ise mahrumiyyetle muateb olur" (Mecelle: m.99), Yan kim bir eyi vaktinden nce ele geirmek ister ise, mahrum kaln Acaba msyi, yani va siyette bulunan kimseyi ldren ms-lehin, yani vasiyet lehdarnn vaziyeti ne olacaktr? Burada illet ayndr: Vaktinden nce mirasa/vasiyete kavumak. y leyse mirastan mahrum olma hkm, ikinci mesele iin de cri olacak ve msleh, lehine yaplm vasiyetten mahrum kalacaktr'^s. Hazret-i Peygamber, bir demircinin lehine rann hdliini kabul et memitin nki demircinin lehine hidlik, ran da lehinedir ve yalan olma ihtimali mevcuttun Eshb- kiram, olun babasnn lehine hidliini de buna k yasen kabul etmemitin Baba lehine hidlikteki menfaat, olun da menfaatidir Burada illet budun Bu da demircinin lehine hidlikteki menfaatin, ran de menfaati olmasyla ayndr'^^. "Sizlerden bri, mslmanlar hakknda, gadab
154- bn Meiek, 265 vd; Byiik Haydar Efendi, 369-375; Malmud Es'ad, Teilis, 345-351; Sava Paa. 1 /199-203; Hallf. 242. 155- Buhr: Byu' 54, 74, 76; Mslim: Mskt 79, 82; Tirmiz: Byu' 24; Eb Dvud: Byu' 12; bn Mce; Tcrt 50; Nes: Byu' 4 1 ; Muvatta': Byu' 38. 156- bn Melek, 262-263; Byk Haydar Efendi, 357-358. 157- Eb Dvud: Diyt 18. 158- Hallf, 233-234. 159- Sava Paa, 11/194-195.

hlinde (fkeli iken) hkm vermesin!" mealindeki hads-i erife'^ kyasen, kdlann hasta, a ve yorgun iken, ok scak veya soukta karar vermeleri men edilmitir. nki, gadab hlinde bulunmak, nasl hkmn dil olup olmamasna tesir ederse; hastalk, alk, yorgunluk, scak ve souk da byle tesir eden

160- Rmz, 1/22 [Eb YaM'dan].

FER' DELLLER

Sahab Kavl (Fetvas) Sahab, Hazret-i Peygamber'i diri ve peygamber iken bir an gren ve iman ile vefat eden erkek ve kadm, byk ve kk mslmanlara denir Birka tanesine Eshb, Sahabe veya Sahb ad verilir Mslman olmadan grp, Haz ret-i Peygamber'in vefatndan sonra mslman olan, Sahab saylmaz. Hazret-i Peygamber'in vefatnda yzyirmidrtbinden fazla Sahab vard. Hepsi de lim ve kmil kimselerdi. Bunlann dier insanlara stnl pek ok yet ve hads ile sabittir. Eshb- kiram arasnda da stnlk sralamas vardr: En stnleri s rasyla drt halfe (Hazret-i Eb Bekr, mer, Osman ve Ali), cennetle mjdele nen on kiiden (aere-i mbeere) dierleri (Hazret-i Talha, Zbeyr, Sad bin Zeyd, Eb Ubeyde bin el-Cerrh, Sa'd ibn Eb Vakks. Abdurrahman bin Avf), bunlar takiben Bedr ve Uhud harbinde, aynca Bat- Rdvan'da bulunanlar, Mekke'nin fethi ve daha sonra mslman olanlardr Ancak bu sra mutlak de ildir. Nitekim sonradan mslman olan nice Sahab vardr ki ncekilerin baz sndan stn saylr. Eshb- kiramn byle stnlk bakmndan sralanmas, bunlann hukuk rivayetlerinin ncelii ve deeri asndan ehemmiyet tar'^'. Hazret-i Peygamber'in sohbetinde bulunduklar, vahyi ve snneti bizzat mahede ettikleri iin Sahbe'nin hepsini mctehid sayan limler vardr mam Busayr ve bn Hacer Heytem byle sylemektedir Eb shak irz ve mam Gazl gibi limler ise sahabenin ancak fetva verenlerinin mctehid olduunu syler. Bu iki szn aras yle te'lf edilebilir ki, sahabenin hepsi, vahyi mhade etmek bakmndan ve "Eshbmn hangisine uyarsanz^ hidyeti bulursu nuz" hadsinin medllnce mctehiddin Ancak hakikatte, fkhta derinlemi olan bazs ictihadda bulunmu; dierleri ictihad etmeyerek onlan takiid etmi tir Nitekim sahabe arasnda derece bakmmdan fark vardr^^^^ B U sebeple bun lar arasnda ilm bir sralama yapmak da kabildir Bunlardan slm hukukuna dir rivayette bulunulanlann says takriben yzaltmikidir Hanef mezhebinin usl kitaplarna gre Sahte bu bakmdan e ayrlr: 1. Fkh, ictihad ve hads rivayeti ile tannanlar Bunlar Hazret-i Eb Bekr, mer, Osman, Ali, Abdurrahman bin Avf, Abdullah bin Mes'ud, beyy bin Kb,
161- Nianczde, 1/591-599; Koyiit, Hadis Usl, 34-38. 162-Abdlgan Nabls: Hlsat't-Tahkik, st. 1991. 14.

Muaz bin Cebel, Ammar bin Ysir, Zeyd bin Sabit, Huze:yfe bin Yemn, Ebu'dDerd, Eb Ms el-E'ar, Abdile-i Erbea (Drt Abdullahlar) da denilen Ab dullah bin mer, Abdullah bin Amr bin s, Abdullah bin Zbeyr, Abdullah bin Abbas ile Hazret-i ie gibi. Bunlar hem hads rivayet etmekle, hem de fetva vermekle tannmlardr. Bunlardan Hazret-i Peygamber zamannda ve hatta huzur- nebevde fetva ve hkm verenler de olmutur. 2. Sadece hads rivyetiyle tannm olanlar. Bunlar da Eb Hreyre, Enes bin Mlik, Selmn- Fris, Bill-i Habe gibi Sahablerdir. Bunlar zaman za man fetva vermekle beraber, bu sfatlaryla n plana km deildirler 3. Sadece bir-iki hads rivyetiyle tannanlardr 1^3. Sahbe-i kiram, Hazret-i Peygamber'in vefatndan sonra dnyaya dala rak slmiyetin hkmlerini yaymaya ve retmeye almlardr. Gnmze kadar intikal eden bilgiler hep bunlardan gelmektedir. Sahbe-i kiram, yukanda da getii zere, sadece hads rivyetiyle kalmam; fkh grler de beyan et mi, yani fetva vermilerdir. Sahbe'nin rivayet ettii hadslerin ve bunlardan it tifakla rivayet edien grlerin hukuken balayc olduunda phe yoktur. nki bunlar snnet ve icma' demektir. Sonra gelen mctehid slm hukukula rnn, kitap, snnet ve icma'da bir hkm bulunmad zaman Sahblerin fkh grleriyle, yani fetvalaryla bal olup olmadklar ihtilafldr. Bazlar Sahb kavlinin delil olacana tarafdardr. nki Sahabe, Hazret-i Peygamber'e yakmlklan cihetiyle her bakmdan dier insanlardan stn sayldklar gibi, vahyi mahade etmelerinden dolay bunlarm hareketlerinin kitap ve snnete dayan mak itibariyle doru olma ihtimali ok yksektir. Nitekim Hazret-i Peygam ber'in, "Benden sonra snnetime ve Rid halfelerimin snnetine uyun"^^, "Eshbm gkdeki yldzlar gibidir, hangisine uyarsanz doru yola kavuursunuz"^^^ ve "En hayrl devir benim asnmdr Sonra beni grenlerin, sonra onlan grenlerin, sonra da onlan grenlerin asrdr"^^^ hadsleri buna dellet eder. Sahblerden birinin itihadnn dieri iin balayc bir delil olmayacan da phe yoktur'^'. mam Gazl, Rz, bn Hcib, mid ve Beydv'ye gre Sahb kavli hccet deildir, mam f'nin yeni ve f'lerin mehur gr, mam Mlik
163- Nianczde, 1/600-608; Byk Haydar Efendi, 307-308. 164-Tirmiz: lm 16; bn Mce: Mukaddime 6; Eb Dvud: Snne 5; Drim: Mukaddime i 6; Ah med: lV/126, 127. 165- Rmz, 1/293,11/450 (Beyhek, Eb Nasr). 166- Buhr: Fezil'I-Eshb 1, ahdt 9, Rikak 7, Eymn 27; Mslim: Fedil's-Sahbe 212; Tirmiz: Fiten 45, ahdt 4; Eb Dvud: Snne 10; bn Mce: Ahkm 27; Nes: Eymn 29; Ahmed: 1/378. 167- bn Melek, 252; Molla Hsrev, 226; Mahmud Es'ad, Telhis, 329-330; Sava Paa, 11/64; Zey dan, 316.

islm Hukukmu Kaynaklan

107

ve Ahmed'den bir rivayet, ayrca Haneflerden mteahhirn denilen sonraki limlerin de gr budur Bunlara gre Sahbler masum olmadklar gibi, s lm hukuk nazariyatnda bir itihadn dier bir itihada stnl yoktur'^^. mam Mlik ve Ahmed bin Hanbel'den birer rivayet ile Haneflerden eyhayn da denilen emsleimme Serahs ile FahrHslm Pezdev ve Eb Sad Berde, Sadrlislm Ebu'l-Ysr, bir rivayette Eb Bekr Rz'nin tercihi Sahab kav linin mutlaka hccet olmas ynndedir Nitekim mam Eb Hanfe, bir mesele ye dir kitap, snnet ve icma'da hkm yoksa Sahbe'nin kavillerini aratrd n, bunlardan herhangi birini setiini, bu grleri tmyle de reddetmediini bildirmitir. Buna gre Sahab fetvasnn bulunduu yerde kyasa gidilemez. mam Eb Hanfe, umumiyetle nasslara ve kyasa en yakn bulduu bir sahab kavlini delil ahrd. Eshb- kiramdan en fakh olanlarnn kavillerini esas ald da Hanef hukukusu Ebu'l-Ysr'den nakledilmektedir '69, Haneflerden Eb Zeyd Debbs ve Kerh gibi baz hukukular ise ancak kyasla anlalamayan hususlarda Sahab kavlinin hccet olaca fikrindedir Bu da esasnda yine mam A'zam Eb Hanfe'den gelen bir grtr'^o. mam fi''nin eski (kadim) grne gre, Sahab kavli yaygn olup da buna muhalefet eden olmam ise hccettir, delildir; yoksa deildir Bu ise esa sen bir skt icma' tekil eder Bu imama gre Eshb- kiram bir hususta ihtilaf etmi ise, Hulef-y Ridn'in gr alnr Bunlar da ihtilaf etmi ise, eyhayn denilen Hazret-i Eb Bekr ile mer'in gr alnm Maamafih Eshb- kiramn ittifak ettii meseleler bu mezhebde de hccettir^'k Bazen Sahab kavli, kyasa tercih olunur Mesel, selem akdinde, re's'lmal iaret ile malum olduu surette mal- selemin mikdannn bildirilmesi mameyn'e gre art deildir nki iaret, tarifden daha kuvvetlidir. bare, sz ile bildirmek geerli olunca, iaret ile bildirmek de geerlidir mameyn bu kyasdan hareket ediyorlar Halbuki Eshb- kiramdan bn mer, bildirilmenin gerek li olduu grndedir, mam Eb Hanfe ise burada Sahab kavli bulunduu ge rekesiyle kyas terk ve bu kavli tercih etmitir'^s. te yandan mam Eb Ysuf ve Muhammed, amarc ve terzilerin, el lerindeki maln kanlmas mmkn olan bir sebeple (hrszlk gibi) telef olma snda tazminatla mkellef bulunduuna hkmetmitir Nitekim Hazret-i mer ve Ali, insanlarn mallarnn korunmas iin kyasa aykr olarak byle fetva ver168- bn Melek, 252; Moila Hsrev, 226; Mahmud Es'ad, Telhis, 330; Sava Paa, 11/181. 169- bn'l-Hmm: et-Tahrlr f Usli 'I -Fkh, Kahire 1351, 361; Mahmud Es'ad, Telhis, 330; Sava Paa, 11/180-181; zmirli, 123. 170- bn Melek, 252; Molla Hsrev, 226; Mahmud Es'ad, Telhis, 330-331; Sava Paa, 11/180-181. 171- bn'I-Hmm, 361; zmirli, 123. 172- bn Melek, 253; bn'l-Hmm, 361; zmirli, 123-124.

mislerdir. mam Eb Hanfe ise bunu kyasa aykn bularak "ecr-i mterek emndir; ecr-i has ve kendisine vedia braklan kimse gibi deildir" diyor. De mek ki Hanef mezhebinde Sahb kavli bazen ihtiya sebebiyle kyasa tercih olunmu; bazen de kyasa aykn ise delil alnmamtr'^^. Bir takm er' mikdarlann tayininde Haneliler mutlaka Sahb kavline mracaat etmilerdir. Mesel, hayzn asgar mddetinin , azam mddetinin on gn olduu Enes bin Mlik ve Osman bin Ebi'l-s'dan, nifasm a'zam mddetinin krk gn olduu da yine Osman bin Ebi'l-As'dan rivayet edilmitir'^''. Ftr sadakas olarak, bir s' (3500 gr) arpa veya hurma veya kuru zm verilece i, hads-i erf ile sabittir. Budaydan ne kadar verilecei bildirilmemitir. n ki insanlarn yiyecei ekseriya bu nden ibaretti. O zamanlar buday bol ol mad iin, Hazret-i mer zamannda Sahabe, yanm sa' (1750 gr) buday, bir sa' arpa, hurma ve kuru zme denk tutmu; Sahbe'den Halfe Muaviye de bu ynde ictihad izhar etmi; buna itiraz eden de olmamt. Bylece Sahabe arasm da icma' meydana gelmiti. mam- A'zam Eb Hanfe de buna dayanarak bu day veya buday unundan yarm sa' ftra verileceini ictihad etmitir. Ancak iki talebesi ve dier mezheb kurucusu, kendi zamanlannda budayn bollama sn nazara alarak budaydan bir sa' ftra verileceini sylemilerdir'''5. Baba gi bi, dedenin varlnn da, fer' akrabann mirashna engel olduuna dair Haz ret-i Eb Bekr, Hazret-i mer ve bn Abbas'm fetvasn, Hanefler esas tutmu tur. Bu sahfaler, Kur'an- kermde, Hazret-i Ysuf'un dedeleri Hazret-i brahim ve Hazret-i shak iin, baba tabiri kullanlmasn (Ysuf: 38) delil almtr.

stihsan stihsan, lgatte gzel grme, beenme mnsna gelin stlahta, bir mese leye kyas yoluyla hkm getirmeye alan hukukunun, rf, zaruret ve masla hat sebebiyle, ak veya umum prensipten ayrlp, kapal veya istisna bir hk m benimsemesi demektin stihsan kelimesiyle ayn kkten ahseneh kelimesi Kur'an- kerimde "Dinleyip de szn en gzeline uyan kullarm mjdele!" mealindeki yette (Zmer: 17-18) ve "mmetimin gzel grd ey Allah ka tnda da gzeldir"^^^ badsinde geen Yukanda getii zere slm hukukunun bir hususiyeti de hkmlerin konulmasnda kolaylk prensibinin gznnde tu tulmasdr Nitekim "Allah sizin iin kolaylk diler zorluk dilemez" (Bekara: 185, Mide: 6) ve "Allah size tayamacagnz yk yklemez" (Bekara: 286, A'raf: 42, M'minn: 62, Talk: 7) mealinde yetler; "Dininizde hayrl olan ko173- bn Melek, 253; bn'l-Hiimm, 361; Mahmud Es'ad, Telhis, 330; zmirli, 122. 174- bn Melek, 253; bnu'l-Hmm, 361; zmirli, 123-124. 175- Zebd/Ahmed Naim/ICmil Miras. V/391. 176-Ahmed bin Hanbel: 1/379.

laylktr'*^^'' ve "Kolaylatrnz, zoratrmaynz; yaklatrnz, nefret ettirmeyinizf'^'^^ mealinde hadsler vardr Bunlar istihsann er' delillerini tekil eder. Hazret-i Peygamber, iki eyden birisini semek durumunda olsa, onlarn en ko lay olanm alrd '"'9. Bu esaslar Mecele'de de "Meakkat teysiri celbeder" (m. 17) ve "Bir i zyk oldukda miittesi' olur" (m. 18) eklinde ifadesini bulmutur stihsann iki eiti vardr: Bunlardan birincisi kyasla varlan neticenin tatminkr bulunmamas hlinde ortaya kar. rf, zaruret veya maslahat sebebiy le bu kyasn braklp baka bir kyasa mracaat olunarak daha uygun bir neti cenin elde edilmesi, yani kyas- hafinin, kyas-celye tercihi eklinde tezahr eden Bu ise aslnda kyasn bir eitidir. Nitekim yukarda anlatlan kyasa kyas celt (ak kyas), istihsann bu trne de kyas- hafi (gizli kyas) denir Her k yas- haf istihsandr; ama her istihsan kyas- haft deildir Mesel, arazi sat mnda zikredilmeyen ktifak haklar bu satma dhil olmaz, yani satlm olmaz. Vakfedilen arazide de kyas- celiye gre durumun byle olmas gerekin Halbu ki bu husus bir takm mahzurlar dourur Vakfn mahiyetine de uymaz; vakftan beklenen maksadlan da yerine getirmeye elverili deildin Bu sebeple arazi vak f, arazi satmna deil de (istihsan yoluyla) kira akdine kyas edilin nki kira akdinde zikredilmese de irtifak haklar akde dhildir Yine mesel, harman yap lan eyleri yetitirmek iin tarla birinden, iilik dierinden olmak ve mahsul szleiien nisbette paylamak zere iki kii arasnda kurulan mzraa akdi, kira akdine kyas edildiinde, kirada olduu gibi, taraflardan birinin vefatyla sona ermesi gerekirdi. Bunda ise taraflara zarar vardn Nitekim mahsul yetimeden kirac lse zarar szkonusu olur Bu sebeple mzraa akdi, kira akdine deil, (is tihsan yoluyla) irkete benzetilmitir'^f'. stihsann ikinci trnde umum prensipten istisnay gerektiren bir mese le szkonusudur Bu da nass ile olabildii gibi, rf, zaruret ve maslahat sebebiy le de olabilin Nitekim bazen nass, yani kitap ve snnetle sabit hkmlerde de is tihsan yoluyla hareket edildii grln Mesel, vasiyet kyasen caiz olmamas gereken bir messesedir. nki kiinin ldkten sonra mallarnda tasarrufu hu kuken geerli olamaz. Halbuki insanlarn lrken dnyadaki hayrl amellerini arttrmalarna imkn vermek maksadyla, Kur'an- kerm yeti hkmnce (istih san yoluyla) vasiyet meru klnmtn Sahip olunmayan veya mevcud bulunma yan eyin satlamayaca Hazret-i Peygamber'in hadsiyle sabit iken, sonradan Medine'de rf haline gelmi olan selem satna yine bizzat Peygamber tarafm177- Ahmed bin Hanbel: V/32. 178- Buhr: lm 11, Mezi 60, Edeb 80; Mslim: Cihd 4; Eb Dvud: Edeb 17; Ahmed bin Hanbel: 1/239. 283, 365,111/131, 209. 179- Buhr: Menkb 2 3 ; Mslim: Fedil 77-78; Muvatta': Hsn'l-hulk 1. 180- Sava Paa, f/68; Hallf, 261 -262; Sabr akir Ansay: Hukuk Tirihinde slam Hukuku, Ank. 1958,2.b, 32.

dan (istihsan yoluyla) izin verilmitin Satm akdinde prensip lzm, yani iki ta raf balayc olmasdm Ancak aldanmalara engel olmak zere snnetle art mu hayyerlii imkn getirilmitin Bu da istihsan yoluyladm stisna akdi mevcud ol mayan eyin satm olduu halde, cevaznda istihsanen icma' hsl olmutun Btn bunlan da nazara alan slm hukukular, istihsan yoluyla umum hkmlere bir hayli istisnalar getirmilerdin Bir rnek vakflarla alakaldn Va kflar mahiyeti gerei mddetle mukayyed olmakszn (mddetsiz) kurulun Bu sebeple menkullerin vakfedilmesi mmkn deildin Buna istisna olarak kitap vakf istihsanen muteber kabul edilmitin Sefih btn mal tasarruflarnda mah curdun Ancak sefihin vakf kurmasmda ammenin menfaati olduundan, istihsa nen buna cevaz verilmitin Yetim ve vakf mallarnn gasbedilmesi durumunda menfaatlerin tazmini, satlan gayrimenkulun kabzdan nce bakasma satlabil mesi, zenbil gibi daralp genileyen kap ile satn ve krbalarla su almann ce vaz, gelecekteki nafakaya kefaletin kabul hep istihsana dayanmaktadr's. stihsan mezhebde de de olup; afi mezhebinde deildin Hatta mam f bunu reddetmek iin slm hukuk metodolojisine dir yazm oldu u Risale adl kitabnda uzun bir bahis kaleme almtn Buna ramen, bilhassa sonraki afi hukukularnn istihsana oka mracaat etmek zorunda kaldklar grlmektedin Bu da mam afi 'nin keyf maksadlarla yaplan ve istihsana ben zeyen tatbikata muhalif olduunu gstermektedin slm hukukular, bilhassa Hanefler istihsan neredeyse kyastan daha ok kullanmlar ve buna dorudan istihsan adn vermekten kanarak, yerine gre, "rf yoluyla istihsan", "zaruret yoluyla istihsan" veya "maslahat yoluyla istihsan" demeyi tercih etmilerdin Bu sebepledir ki, rf, maslahat, zaruret, sedd-i zeryi', umum belv, hle-i er'iyye gibi deliller, Hanef mezhebinde mstakil delil olmaktan ziyade, istihsan bal altnda hkmlere esas tekil eder'2.

rf ve det rf ve det ne demektir? rf, insanlann gzel grd, det (teaml) ise insanlarn ba muayyen olmayan bir zamandr yapageldikleri eyler demektin kisi de burada beraber ele alnmaktadr Nitekim det, rfn bir eitidin Bunlar muayyen artlar altnda hu kukun kayna olabilin Kur'an- kermde birka yerde rf (urf) ve bundan tre mi ma'TM/kelimesi geer (Mesel, A'rf: 199; Mrselt: 1). Tefsirlerde urf ve bunun mef'l olan ma'ruf kelimesine, insanlar tarafndan bilinen ve yaplmas n akl- selimin beendii ey mns verilmitir'83. Yetimin malndan fakir olan
181- Sava Paa, 11/66-68; Hallf, 263; Ansay, 32. 182- Hallf, 264. 183- Eb Bekr el-Cesss: A h k m ' l - K u r ' a n , Tahkik: M. Sdk Kamhv, Drlmushaf Kahire, IV/214; Eimalh Hamdi Yazn H a k Dini K u r ' a n Dili, stanbul 1992, IV/194.

velisinin ma 'ruf (rfe uygun) biimde yiyebileceini bildiren bir yet-i kerme vardr (Nisa: 6). Hads kitaplarnda rf iin mstakil bblar almtr Kocasnn cimriliinden ve nafaka vermediinden ikyet eden bir hanma Hazret-i Pey gamber "Kocann mahndan ma'ruf mikdarda alabilirsin" buyurarak rf ha kem klmtu*i84. Hukukular, "mmetimin gzel grd ey, Allah katnda da gzeldir"i85 hadsinin, rfn bir delil olarak meruiyetine iaret ettiini syler '86. Cemaatten ve sivd- a'zmdan (ileri gelen kimselerin ounluundan) aynlmamay emreden pek ok hads de bunun gibidir. Bizzat Hazret-i Peygamber, iinde yaad zaman ve meknda cri olan rf ve detlere uymutur. Tabin hu kukularnn byklerinden Kd'i reyh, Hazret-i mer zamannda bakt bir dvada, ipliki esnaf arasnda cereyan eden rf ve detleri nazara almtr'^^. Nasslarn tatbik ve tefsirinde; aynca nasslarn hkm koymad sahalar da rf ve detler nazar- itibare alnr Mecelle'nin 36 il 45. maddeleri de rfe itibann meruluuna dairdir: "det muhakkemdir Yani hkm-i er'yi isbat iin rf ve det hakem klnr; gerek mm olsun ve gerek hs olsun" (m. 36); "Nsn isti'mli bir hccettir ki onunla amel vcib olur" (m. 37);"deten mmteni' olan ey, hakkaten mmteni' gibidir" (m. 38); "rfen ma'ruf olan ey, art klnm gibidir" (m. 43); "Beyne't-tccar ma'ruf olan ey, beynlerinde merut gibidir" (m. 44); "rf ile ta'yin, nass ile ta'yin gibidir" (m. 45).

rfn

ksmlar

rf, eitli bakmlardan tasnif edilebilir: Bunlardan birincisi sahih rf-fsid rf ayrmdr Hukuka ve akla aykr olmayan rfler sahih, yani muteberdir Hukuka ve akla aykr bir ey rf olsa bile fsiddir, yani muteber deildir Huku ken esas alnan sahih rfdr arap imek ve satmak, zin, faiz gibi slm huku kunun men ettii eyler, insanlar arasnda ho grlmeye balansa ve rf hlini alsa bile meruluk kazanamaz'^^. Bir ayrm da lafz rf-amel rf eklindedir Lafz rf, baz kelimelerin halk arasnda hangi mnda kullanldklarn ifade eder. Mesel, dirhem lafz bir arlk ls olmasna ramen, halk arasnda gm paraya verilen isimdir Va kf hukukunda nazr lafz mtevelliden farkldr Mtevelli vakf idare eder; n184- Buhr. Byu' 95, Mezlim 1. Nafakt 5. 9, 14. Eymn 3. Ahkm 14, 180; Mslim, Akdiye 7. (1714); Eb Dvd, Byu' 8 1 . (3532); Nesa, Kudat 30, (S, 246). 185- Ahmed bin Hanbel: 1/379. 186- Eb Sa'rd Muhammed Hdim: Meofi'd-Dekk fi erhi Mecmi*l-Hakik, Derseadel 1308, 308; bn bidn: Ner'I-Urf Bini ba'dil-Ahkmi aIe'1-Urf, Mecmu'at Resili bni bidn, Dr'I-hySi Trsi'l-Arab. 2. cz, s. 113. 187- Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras. V/116. 1 88- tb: el-Muvfakat, Trc: M. Erdo|an. st, 1990,11/284; bn bidn, Ner'I-Urf. 114; Mah mud Es'ad. Telhis, 340; zmirli. 113; Hallf, 271; Zeydan, 313.

zr mtevellinin tasarruflarmm hukuku uygun olup olmadna nezret eder. An cak Msr'da mtevelli ve nzu- ayn mnda kullanlmtr. Bu sebeple Msr'a it bir vakfiye incelenirken bu hususun nazara alnmas icab eder. "Et yemeye ceim!" diye yemin eden kimse, balk yese, yeminini bozmu olmaz. Her ne ka dar balk et ise de, halk arasnda rfen et olarak adlandnlmamaktadr. Et denin ce koyun ve sr eti anlalmakadr. Amel rf ise insanlann muayyen muame leleri yapagelmeleri neticesi teekkl eder ki det, teaml manasnadr. Mesel, nakit para vakf byledir'^. Bir de umum f-lusus f ayrm vardn Adndan da anlalaca gibi umum rf (rf-i m) muayyen bir belde ve toplulua it olmayan rfdn Saha be zamanndan beri sregelen ve mctehid hukukular tarafndan tesbit edilen rfler, kyasa aykr bile olsa delil sayly. Mesel, insanlann kullanacaklar su yun mikdanm ve zaman bildirmeksizin hamama girmeleri rfen muteberdin Aynca burada zaruret de szkonusudun Husus rf (rf-i hs) ise muayyen bir beldeye veya toplulua (mesel tccara) aittin Yine mesel, bir inci taciri hkim huzurunda bir baka tacire on kile inci sattm iddia etse, dvl da kile tabirini haten kullandm, miskal kasdettiini sylese kabul edilin nki inci tacirleri arasnda rf olan l birimi kile deil, miskaldir'^o.

rfn muteber bir delil olmas iin baz artlarn gereklemesi

gerekir

1. Bu rf muttarid veya glib, yani kesintisiz uzun bir zamandr (bir teviye, bir dziye) veya yaygn ekilde yapdagelmekte olmaldm Mecelle'de bu hu sus "det, ancak muttarid veyahud glib oidukda muteber olur" (m. 41) ve "ti bar, glib-i yi'a olub, ndire deildir" (m. 42) eklinde ifade edilmitin Mese l, ta'yin edilmeksizin u kadar lira karlnda bir mal satn alnnca beldede o srada muttariden tedavl eden veya tedavl dierlerine gre glib bulunan hra hangisi ise onu vermek gerekin A'zm onbe yam bitiren kimseler bali sa ylrlar, nki bu yatakilerin bali olmas rfen glibdin Ayn ekilde doksan ya ndan sonra yaayan kimselerin says ok az olduundan, mefkudun (hayatta ve nerede olduu bilinmeyen) bu ya ikmal etmi olmasyla veya akranlarnn hepsinin lmesiyle lmne hkmedilir'^'. 2. rfn o hkm verilirken veya o i yaplrken mevcud olmas lzmdn Mesel, bir vakfiye tedkik edilirken bu vakfn yapld zamanki rfler nazara almmaldm Bir akid yaplrken mevcud olmayan ve sonradan ortaya kan bir rf, delil olmaz. ctihad zamannda rf ve det kll ve glib ise, icma'-y amel
189- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/197; Zeydan, 312. 190- Mahmud Es'ad, Telhis, 341; Sava Paa. 11/58; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/198; Zeydan, 312. 191- bn Nceym, 94-95.

ve skt saylr. Husus ise yine amel icma' sayanlar vardr ctihad zamann dan sonraki rf ve det kll ise, nass bulunmayan yerde geerUdir Aada ge lecei zere mam Eb Ysuf'a gre nassn kayna da rf ise artk bu yeni r fe uyulur' 3. rfn tatbik edilmeyecei kararlatrlm olmamaldr. Nitekim bir akid yaplrken eer rfn tatbik edilemeyecei hususunda taraflar anlamsa, bu rf delil olmaz. Mesel, ecre, yani iiye yemek verilmeyecei akid yaplr ken art koulmu ise, sonradan rf olduu gerekesiyle yemek verilmesi istene mez. lene kadar almak zere bir ii tutan kimse, sonradan rfn sabahtan akama kadar ahmak olduu gerekesiyle talepte bulunamaz. cre akdinde cret konuulmasa, iiye ne kadar cret verilecei hususunda ihtilaf edilmitir mam- A'zam Eb Hanfe'ye gre ii crete hak kazanmaz; mam Eb Ysuf'a gre ii meslek sahibi ise cret verilir; mam Muhammed'e gre rf ve dete baklarak bir cret verilir'93. 4. rfn hukuka uygun olmas gerekir Hukuka aykr (fsid) rflere da yanlarak hkm verilemez. nki hukuka aykr muameleler ne kadar yaygn larsa yaygnlasn hukuken muteber bir rf olarak kabul edilemez. nki bu bir nesh demektir, halbuki vahy devrinden sona neshden bahsedilemez.

Mezheblerde rfn yeri Hanefler rfe geni yer vermiler, hatta ou zaman kyasn yerine rfe itibar etmiler; ancak bu durumda dorudan rfe dayandklarn aklamaktansa, buna "rf sebebiyle istihsan" demeyi tercih etmilerdir Hatta mam- A'zam Eb Hanfe ile mameyn ve sonraki hukukular arasndaki ihtilaflarn geni bir ks m, deliller ynnden deil de, zaman farkll ile izah edilmektedir'^^. mam Mlik, Medne halknn rfne husus bir ehemmiyet atfederek, Hazret-i Muhammed'in yaayp vefat ettii ve ahkmn teesss ettii yer olan
192- Mahmud Es'ad, 340. 193- bn Nceym, 99. 194- Bu ihlilaflarm dier ksm, delillerin tercihi meselesiyle ilgilidir. Hukuk ekollerinin kurucusu olan mctehidler, talebelerine "sahh hadse rastlarsanz, benim szm brakn, bu hadse uyun!" dedikleri iin, onlar gibi mctehid olan talebeleri hocalarnn itihadnn delili ile ye ni iittikleri sahih hadsin senedlerini, rvlerini, hangisinin sonra vrid olduunu ve daha bir ok artlar inceleyerek birini tercih etmilerdir. Yahud da mctehid imam, bir meseleye de lil olacak hads kendisine ulamad in, kyas yaparak hkm vermitir. Talebeleri bu me seleye sened olacak hadsi renerek, baka trl hkm vermilerdir. Fakat bunu yaparken, hocalar olan mezheb imamnn usl kaidelerinden dar kmamlardr. Ysuf Nebhn, Hccetullahi alel lemin, st. 1414/1993 (ofset), 11/772. Maamafih Mecelle'nin esbb-t mu cibe lyihasnda "Bu misill ihtilf- zaman ile ihtilf- burhan beynini fark ve temyiz etmek dahi hayli dikkate muhtatr. Mesl-i fkhyyeyi ihata ile gruna ttla' ise pek gtr" diyor.

Medine'de yaayanlarn hareketlerinde snnet-i nebevye dayanma ihtimalinin yksek olduunu dnmtr. Sonra gelen ve mezhebde mctehid Mlik hu kukular, zamann deimesiyle ortaya kan yeni rfleri nazara alarak, mezheblerindeki gl grlerin yerine, zayf, hatta z grlerle fetva vermiler; bylece bu mezhebin yaygn olduu Marib ve Endls'n hemen her ehrinde ayn bir tatbik hukuk ortaya km; buna amel ismi verilmitir. Son zamanlarda amel btn Fas'a mil tek bir tatbikat ifade eder olmu ve buna amel-ifsdenilmitir '95.

fi'lerde de rf muteber bir delildir. Nitekim mam fi' Msr'a yer letikten sonra buradaki rfleri de nazara alarak eski grlerini mhim bir nisbette deitirmi, hatta bu devirdeki grlerine mezheb-i cedd (mam fi''nin yeni mezhebi), eski grlerine de mezheb-i kadm (mam fi''nin es ki mezhebi) denilmitir'^^. Ancak fi'ler amel rfe itibar etmezler'^', Hanbel kaynaklarnda, aka rfn nazara alnacana dair bilgilere pek rastlanmamakla beraber, mam Ahmed bin Hanbel'in kendisine sorulan suallere farkl zamanlarda farkl cevaplar verdiini biliyoruz. Bu, zamann ve artlarn deimesini nazara alndan ileri geliyordu. Kald ki, kyasa fazlaca mracaat etmeme temylndeki mam Ahmed'in, snnet kaynaklarnn kullanlmasnda mteshil olduu dnlrse, farkl zaman ve artlarda, farkl hkmler ihtiva eden hadslerin her biri istikametinde farkl fetvalar verdii sylenebilin Bundan dolay Hanbel mezhebinde tercih yaplmakszn nakledilen birbirinden farkl grler vardn Maslahata itibar da bu mezhebde deien artlara intibak temin edebilmitin Bununla beraber Hanbel mezhebi, tarih boyunca kaz mercilerin ce tatbik edilen bir mezheb olmadndan, bu hususta da pratik rneklere fazla rastlanmamas tabidir'^s, Hanbel ekolnn iinden yetien bn'l-Kayym elCevziyye, mftye fetva verirken mutlaka zamann rfn ve detleri nazara al mas; rfn deimesi durumunda yeni rfe itibar etmesi gerektii tavsiyesinde bulunmaktadr'

rf ile nassn kar karya gelmesi rf ile nassn (yet ve hadsin) tearuzu, yani atr gibi grnmesi hlin de hkm nedir? Burada ihtimal vardu":
195- brahim Kfi Dnmez: Amel-i fs, TDV slm Ansiklopedisi, III/25-27. 196- Muhammed Eb Zehra: m a m afi, Trc. Osman Keskiolu, Ank. 1969, 136. mamm esk mezhebinden ancak belli baz hkmler, sonra gelen fi' hukukular tarafndan tercih edil mitir. 197-zmirli, 116. 198- Eb Zehra: slmda Fkh Mezhebler Tarihi, Trc. A. ener, Ank. 1968, 259-260. 199- ' I m ' l M u v a k k i ' n , Kahire 1388/1978, III/78.

1. rfn nass- has, yani husus bir nass ile tearuzu hlinde, rf terkediiir Nitekim faizli akidler, evid edinme, bor sebebiyle klelik rf bile olsa, husus nasslarla yasaklanmtr 2. rfn nass- mm, yani umum nass ile tearuzu durumunda iki ihtimal vardr: Eer bu rf husus ve o nass geldiinde mevcud ise, nass tahsis eder; ya ni istisna getirir rf umum ise, umum nass tahsis edemez. Mesel, mevcud ol mayan eyin satlmas yasaktr Bu bir umum prensiptir stisna, selem gibi rf hlini alm akidler, bu prensip konulduunda husus rf olarak mevcut olduun dan, sahih kabul edilmitir rf o nassn geliinde mevcud olmayp sonradan ortaya kmsa kabul edilemez. Ancak burada istisna olarak Hanelilerden mam Eb Ysuf'a ait bir gr vardr Buna gre, eer nassn kayna rf ise, sonradan ortaya kan bu rf ile nassn hkm deiebilir. Mesel, bey' bi'l-vef, yani geri alm artyla sat, art rfen meru olmad iin hukuken yasaklanmtr Sonradan bu art rfen caiz grlmeye balannca, faizden kanmak ve borcu tevsik maksadyla yaplan byle sata da cevaz verilmitir Altn ve gmn tart ile (veznen), hurma, buday, arpa ve tuzun ise hacim ile (keylen) alnp satlmas hadsle sa bit iken; kaynann rf olmas sebebiyle bulunulan yerin rfne gre bu esasn deiebilmesine, yani rfe gre altn ve gmn hacim, dierlerinin tart ile satlabilmesine izin verilmitir Dkknlardan hava paras almak rf haline gelin ce fera akdi olarak kabul edilmi ve Buharal hukukularca caiz grlmtr Halbuki hak satlamaz. Dokumacya iplik brakp yarsn dokuma creti olarak vermeyi kabul etmek, Belh hukukulan tarafndan rf sebebiyle caiz kabul olun mutur Halbuki tahhan, yani deirmenciye tmek zere buday brakp unun bir ksmm deirmen creti olarak vermeyi kabul etmek hadsle yasaklanmtn Btn bunlar, nassa muhalif rfn kabul deil, nassn te'vili eklinde anlal mtn Osmanl Devleti'nde de ou kez mam Eb Ysuf'un gr tercih ve tatbik olunmutun Nitekim Mecelle'nin 39. maddesindeki "Ezmnn aayyr ile ahkmn taayyr inkr olunamaz", yani zamann deimesiyle hkmlerin de deiebilecei ekhndeki hkm bu esasa dayanmaktadr, yoksa nass ile sa bit hkmlerin deimesi mmkn deildir. 3. rfn kyas ve istihsan, maslahat gibi dier fer' delillerle tearuzu du rumunda rf tercih edilin Buna Hanefler rf yoluyla istihsan demilerdin Rey'e dayanan kyas rf ile deiir Nitekim mam- A'zam Eb Hanfe, ipek bceini haerata kyas ederek satna cevaz vermemiti. Sonradan rf haline gelmesiy le mam Muhammed bunu mal kabul ederek satnn caiz olacana hkmetmi tir rfe dayal ictihad hkmler, bu rfn deimesiyle deiebilin Nitekim n200- bn bidn, IV/259-260; Mahmud Es'ad, Telhis, 340; Ali Haydar Efendi: D r e r ' l - H k k m erhu Mecelleti'l-Ahkm, st. 1330,1/99-I00; zmirli, 116-117; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1 /198-199.

eleri bir evin bir odasnn grlerek satn alnmasyla ryet (grme) muhayyer lii derdi. nki ilk zamanlar evlerin btn odalar ayn ekilde ina olunur du. Ancak sonradan bu rf deiince, yani bir evin her odas farkl ekilde yapl maya balannca, mameyn, yani mam Eb Ysuf ve Muhammed, bir evin yal nz bir odasnn grlmesiyle bu muhayyerliin dmeyeceine hkmetmitir. Nakit para vakf nceleri geerli saylmazken; sonradan rf hline gelmi ve bu na binen caiz grlmtr^*". te rfn delil olarak kabul ve rf ile sabit olan hkmlerin bu rfler de itike deimesine imkn veren prensip, slm hukukunun dinamizmini sala yan en mhim mildir. Nassa dayal hkmler zamanla deimemektedir. Ancak deimeyen kll hkm olup, bu hkmn hdiselere tatbiki zamanla deiebi lir. Nitekim ictihad messesesinin kabul buna imkn vermektedir. Bir baka de yile teaml ile nass tahsis ve kyas terkolunur^o^.

Maslahat- Mrsele (Istslah-Meslih}^ Maslahat, bir eyde grlen fayda, menfaat demektir. Zdd mefsedettir. Bugnki tabirle ammenin (ounluun) menfaatine tekabl etmektedir. slm hukukunun asl delilleri nazara alndnda, yani kitap, snnet, icma' ve kyas ile hakknda hkm konulmam meselelerde, amme menfaati nazara almarak h km vaz' edilir. Bu hkmn delili maslahat olur. Esasen slm hukukunun asl delilleriyle getirmi hkmlerde de maslahat nazara alnmtr. Buna maslaha mutebere denir. Mesel, taammden adam ldren kimsenin ksas edilmesinde, rvet ve kumarn yasaklanmasnda maslahat vardr. Ama bunlarn delili nce likle Kur'an- kerm ve snnet-i nebevidir. Maslahat, bunlara esas tekil etmitir. Asl delillerin hkm vaz' etmedii meselelerde gzetilen maslahata, maslahat mrsele den*. te burada zerinde durulacak da budur. Kur'an- kermin kitap hline getirilmesi; mtereken adam ldrme suunda artlarn hepsi gerekle mise katillerin hepsi iin ksas tatbiki; Halfe Hazret-i mer'in devlet idaresin de divanlar tekil etmesi; hapishanelerin kurulmas ve sulunun su orta, su leti gibi bir takm itiraflarda bulunmas, ayrca borlunun da mallann beyan et mesi ve borcunu demesi maksadyla tazyken hapsi; sanatkrlarn bakalarna it mallar helk ettiklerinde tazminle mkellef olmalar; doum, lm ve bilhas sa nikhlarn tescili; halfenin ihtiya halinde halktan vergi toplamas; ammenin ihtiyac hlinde bir kimsenin mlknn satn ahnmas (bir bakmdan istimlk ve istimvl); baz srgnlerin yabanc lkeye kap dinden dndkleri grlnce zi na haddinin fer' cezlanndan srgnn tatbik edilmemesi; hkmdarlarn ileri201-Ali Haydar Efendi, 1/101-102. 202- rf ve det zerinde etrafl bilgi iin bkz. Ekrem Bura Ekinci: slm H u k u k u n d a Dei m e n i n S m n , 1st. 2005.

de arkalarnda binlerce kiiyle ayaklanarak mslman kannn dklmesine ve devletin dirlik ve bh-liinin bozulmasna sebeb olaca ok muhtemel bulunan yaknlarm katletmesi gibi hususlar, hep maslahat- mrsele gerei kabul olunmutur203. Bunlarda umumun menfaati vardr slm hukukunda umumun men faati, bazen, ferd menfaatinin nnde gelmektedir. Nitekim bu husus Mecele'de "Zarar- mm def iim zarar- hss ihtiyar olunur", yani umum zaran gider mek iin husus zarara raz olunur, (m.26) eklinde ifade edilmi ve bunu izle yen birka maddede (m.27-28-29-30) maslahat prensibi tanzim olunmutur. Maslahat- mrsele erevesinde yeni hkm vaz' etmek, slm hukuku larnn salhiyetinde bulunduu gibi; devlet bakannn lke idaresinde takib edecei usl de bu erevede olmaldr Nitekim Mecelle'nin 58. maddesinde bu husus, "Raiyye, yani teb'a zerine tasarruf maslahata memttdur" (Hkmdann, teb'a zerindeki tasarruflar maslahata, yani ammenin menfaatine baldr) ek linde ifade edilmitir. Dolaysyla hukukularn hakknda asl delillerle hkm vaz' edilmemi sahalarda hkm koyarken ve veliyylemrin, yani devlet baka nnn idar tasarruflarda bulunurken maslahat prensibini gzetmesi zarurdir Keyf hareket edilemez. Adaletten ayrlan, keyf hareket eden, fakat azli mmkn olmayan h kmdara, halkn itaat borcu bulunmad halde isyan edemeyecei de nasslarda bildirilmitir^fM. nki hkmete isyan, maslahata, umum menfaate aykrdr Nitekim byle bir hkmetin adalete aykn tek-tk hareketinden kurtulmak iste nirken, cemiyetin neredeyse tamam bu gibi gaynmeru muamelelere mruz ka labilir Hkmdarlarn s bil-fesad da denilen kimseleri, bilhassa kendi aile mensuplarn katletmeleri de maslahat prensibine dayanr Aksi takdirde ok de fa grlmtr ki nceden cezlandnlmadnda, s bil-fesad olan kimseler b yk fitneler karmakta, bu fitnelerde binlerce insan lp, cemiyetin nizam esasl zarar grmektedir Bazen bir kiinin ortadan kaldrlmas, cemiyetin ekse riyetinin menfaatine olmaktadr Bir eyin muteber maslahat sayiabilmesi iin drt art aranr Birincisi bu
203- izmirli, 97; Hallf, 265-266; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/200-201; Zeydan, 307-308. 204- Bu mealde yet-i kerme ve hads-i erfler pek oktur. Mesel: "Sizden olan emir sahipleri ne itaat edin!" (Nisa: 59) "Entire itaat eden bana itaat etmi, emire isyan eden de bana is yan etmi demektir." Rmz, 405 (Buhr'den); "Fakirken de, zenginken de, ne'eli iken de, zntl iken de emirler sana dnyay verse de, malm yeseler de, srtna vursalar da, dinle ve itaat et! Msiyet emretmedike!" Cmi's-Sagr, 2424,2562,2665; Rmz, 311,497 (Bu hr, Mslim, bni Mce, Tirmiz, Beyhek, bn Hanbel, Tabern'den); "Allah'tan korkun, be vakit namaz kln, Ramazan aynda oru tutun, mallarnzn zektn, istiyerek verin, mirinize itaat edin, bylece Rabbinizin cennetine girin!" CmVs-SagT, 128 (Trmz'den); "Kafas tpk siyah zm tanesi gibi olan Habeli bir kle dahi size emr olursa, onun sz n dinleyin ve ona itaat edin!" Cmi's-Sagr, 1039 (Buhr'den); "Her emre itaat et, her immn arkasnda namaz kl ve eshbma svme!" Cmi's-Sagr, 1098 (Tabern'den).

maslahatn muhtemel deil, kat' mahiyette olmas gerekir. ok zannetmek, kat' bilmek gibidir. kincisi bu maslahatn husus (ferd) deil, umum olmas arttr. ncs, bu maslahat, bir mefsedete yol amamal veya domas bek lenen bir mefsedete tercihe elverili olmaldr. Nitekim Mecelle'nin 30. madde sinde getii zere "Def-i mefsid, ceb-i menfi'den evldr", yani ktlkle rin giderilmesi, menfaatlerin elde edilmesinden nce gelir. Yalan, su olduu halde; harbde veya insanlarn arasn dzeltmek iin yalan sylenebilir. Hadd sularnda hidlik etmemek, etmekten iyidir. nki hidlik etmekle bu hdise herkes tarafndan renilmi olur. Bu da cemiyeti ifsad eder. Drdnc olarak, maslahatla hkmedilebilmek in nasslardan birinin delleti gerekir. Halfe mer zamannda, Irak arazisinin ganimete dhil edilmeyip, mr arazi hline so kulmasnda, "Ganimetler Allah'a, Resulne, akrabalarma, yetimlere, fakir lere ve yolda kalmlara aittir. T ki o mal, iinizden yalnz zenginler ara snda dolaan bir devlet olmasm" mealindeki yete (Har: 7) day anlmtr. Nassa aka aykr bir maslahat muteber olamaz-^^, Maslahat- mrsele, gzettii menfaatler itibariyle ksmdr: Bunlardan birincisi hukuken muhafazas zarur olan menfaatlerdir {zaruriyya). Bunlar da be tanedir: Dinin, cann, akln, neslin ve maln muhafazas. Ksas cezalar, ca nn muhafazas gayesiyle konulmutur. Nitekim "Ksasta sizin iin hayat var dr" yeti bunu gstermektedir. Bu sebeple, hadd ve ksas su ve cezalar dn da bir takm su ve cezalar koymak zere veliyylemr, yani devlet reisi salahi yetlidir. Bunlara ta'zir su ve cezalar denir ve cann muhafazas gayesine ma'tuftur. Nikhn meruiyeti neslin; cihdn meruiyeti de dinin muhafazas maslahatna dayanmaktadr. Alkoll ikilerin yasaklanmas akln; kumarn men'i ise maln muhafazas iindir. Maslahatn ikinci ksm hciyyaX\x. Yukardaki be esasn muhafazasnda zarur olmayan, ama ihtiya duyulan menfaatlerdir. Bu se beple, mesel, avlanmaya, selem, mzraa, istisna, bey' bi'l-vef gibi akidlere hukuken cevaz verilmitir. Maslahatn bu ksmnn sedd-i zeryi' ile de alkas olduu grlmektedir. Nitekim iki satnn, ihtikrn yasaklanmas maslahat sebebiyle olmutur. Maslahatn nc ksm tahsiniyyattr. Bu ise insan hayat iin zaruret ve ihtiya derecesinde olmayan; ama daha gzeli elde etmeye ma'tuf maslahatlardr. Haertm yenilmesinin yasaklanmasnda olduu gibi^os. Bir de maslahat- merdde vardr k, bu da slm hukukunun yasaklad maslahattr. Mesel, faiz ve kumar gibi tasarruflara hukuken cevaz verilmedii iin, bunlardaki para kazanma maslahat, muteber bir maslahat deildin Her ne kadar umumun menfaatine yardm etmekte ise de, hukuken merduddur, yani red205- Seyyid Bey: Usl -i Fkh Dersleri, Drlhiife 1329, 25-26; zmirli, 95; Bilmen, Hukuk- s miyye Kamusu, I/I99; Hallf, 267-268. 206- Keskiolu, 42-43; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/202-203.

dolunmutur. Mesel, Ramazan orucunu kasden bozan kimsenin keffret olarak bir kle zd etmesi; buna muktedir deil ise aitmgn oru tutmas; bu da ka dir deilse altm fakiri gnde iki n doyurmas gerekir. Endls hkmdar larndan birinin bana byle bir i gelmi; zamann din adamlarndan birisi k le zdnm bir hkmdar iin zor olmad, bu sebeple iki ay oru tutmasnn maslahata daha uygun bulunduu yolunda fetva vermiti. te bu maslahat merduddur nki ak nassa aykndr^o'. Maslahat meselesine fkh kitaplarndaki tipik bir rnek udur: Dman, mslmanlann zerine taarruz etmi ve bir takm mslman esirleri de siper yapmtr Bunlar zerine at yaplmad takdirde, lkenin dman eline gee cei kat' ise, dmana diye niyet ederek at yaplr Bunda maslahat vardr Halbuki susuz bir mslmann katli caiz dedir Buradaki maslahat- mrse le, hem kat', hem kll ve hem de zarurdir nki eer bu mslman esirler l mesin diye at yaplmad takdirde, bu sefer dman lkeyi igal edecek, lke halkyla beraber neticede bu esirleri de ldrecektir. Ama mesel dman bir ka lede bulunup bu kalede bir mslman esiri siper yapsa bu kalenin alnmas za rur olmad iin o esiri ldrmek maslahat deildir Yine bir baka misal de, batmak zere olan bir gemide yolculardan birini denize atmakla geminin yk nn hafifleyecei ve batmayaca, bylece dierlerinin kurtulaca kesin olarak bilinse bile buna cevaz verilemez. nki yolcularn kurtulmasmdaki maslahat kll deildir. Yine keza alktan lmek zere olan bir topluluk ilerinden birini yemek zere kur'a ekseler, umum maslahat bulunmad iin caiz deildir^fs. Maslahatn delil olmasnda drt gr vardr: 1.Haneflerin ounluu maslahat mutlak olarak delil almaz; ancak yukarda saylan artlar varsa itibar ederler 2.Mlikler ile f'lerin ekserisi bunun tam aksine, maslahat mutlak olarak delil kabul ederler 3.mam fi''den bir gre gre maslahat, er' bir asla uygun dyorsa kabul edilir 4.f'lerden Beydv ve Gazl ise, kat', kll ve zarur olursa maslahat kabul ederler Buna gre maslahat nassa muha lif ise itibar olunmaz. Nassn delili maslahat ise zaten nass nazara alnr nki nass, kyasa asl tekil eder Nassn lehine ve aleyhine bulunmad maslahat ise masiahat- mrseledir ve yukanda saylan artlarla delil kabul edilir^f. Maslahat- mrsele, ibdetler dndaki sahalarda bir hukuk kayna ola rak bilhassa Miklerin ok fazla itibar ettikleri bir delildir^o. Nitekim Mlik ier, dvc (mdde), Hazret-i Peygamber'in "Beyyine mddeye, yemin mnki re aittir'^ mealindeki hadsi gereince iddiasn isbat edemezse; dvlya ancak
207208209210Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/201. tb, 11/352; zmirli, 96. zmirii, 95-96. tb, n/349 vd.

davacyla eski bir mnasebet ve muamelesi varsa yemin verdirileceini kabul et mitir. Bylece ktniyetli kimselerin insanlar haksz yere mahkemelere dr melerine engel olmak maslahatn gzetmilerdir. Burada Mlikler maslahat prensibini nass ile snrlamlardr. mam Ahmed bin Hanbel'den gelen bir g rte, maslahat kyasn bir trdr. fnler, istihsanda olduu gibi maslaha da tek bana bir delil olarak kullanmaktan kanrken; Hanefler daha ziyde istih san yoluyla maslahata yer verirler. Nitekim istihsan, kyas brakarak, insanlara daha elverili olan semek mnsna gelmektedir. Maslahata kar hukukularn ekingenliinin sebebi, maslahat ad altnda maslahat- merddeyi yaymak iste yenlerden kabilecei endiesidir. Nitekim balangta Hanbel mezhebine mensup olan Necmeddin Tf (716/1312), kitap, snnet ve icma' ile sabit bir hu kuk hkmn, maslahata ters grlmesi halinde terkedileceini bildirmitir ki bu z (marjinal) fikri slm hukukularnca reddedilmitir. nki slm hukuku lar, hi bir nass ve dolaysyla icma'nn maslahat prensibine aykr olamayaca n kabul eder. mam Gazl, nass karsnda maslahata itibar edilirse; slm hu kukunun btn hkmlerinin deitirilmesi lzm gelir, diyor. nki er' h kmlerin ounun maksadn kesin olarak tesbit etmek mmkn deildir.

Zaruret Zaruret, insan bir eyi yapmaya zorlayan semav, yani insann elinde ol mayarak meydana gelen sebebe denir. Hukukun emir ve yasaklan, tedavi edile meyen iddetli ar veya bir uzvun yahud hayatn kaybedilme tehlikesi ve daha kuvvetli baka bir hukuk emrin yaplamamas tehlikesi birer zarurettir. lenme si yasak edilmi yle eyler vardr ki, bu gibi zaruretlerin mevcudiyeti hlinde bu yasak kalkar. Nitekim "Zaruretler memnu olan eyleri mhah klar" (Mecel le: m. 21). Mesel, muteber bir ikrah, yani zorlama karsnda kalan kimse, me sel cann kurtarmak iin kendisin kovalayan birinden kaan kimse, gerekirse bakasnn maln telef edebilir. Alktan lmek durumunda kalan kimse lme yecek kadar bakasnn malm veya le yiyebilir. Susuzluktan lmek zere olan kimse lmeyecek kadar arap iebilirin. Zaruretlerin yasaklan kaldrmalar bakmndan hl vardr: Birinci hl de zaruret yasa kaldrmaz. Nitekim bir bakasn ldrmek veya bir uzvunu kesmek zaruret olsa bile caiz hale gelmez. lmemek iin ldrmek zaruret de ildir. kinci hlde zaruret yasak olan fiilin ilenmesine izin verir; ancak bu fi ilin ilenmesini mecbur klmaz. Bir tehlikeden kurtulabilmek iin bakasnn maln itlaf etmek byledir. nc durumdaki zaruret, yasak fiilin ilenmesini mecbur klar. lmek zere olan kimsenin le yemesinde olduu gibi. Maslahat
21 i-Ali Haydar Efendi, 1/77.

islm Htkukunm Kaynaklan

121

bahsinde grld zere insanlarn kulland eyler (veya be) mertebedir: Zarriyyat, hciyyat (ihtiya) ve tahsiniyyat (menfaat, znet, fudul )2i2. Zaruret halinde yasak fiillerin ilenmesi ancak zaruret mikdarnca caiz olur. Nitekim "Zaruretler kendi mikdarlarmca takdir olunurlar" (Mecelle: m. 22). Dolaysyla alktan lmek zere olan bir kimse bakasnn maln ancak l meyecek kadar yiyebir. Zaruret hli ortadan kalknca, yasak geri dner ve o fi il caiz olmaktan kar. Bu husus Mecelle'de u ekilde yer almtr: "Bir zr iin caiz olan ey o zrn zevlile btd olur" (m. 23) ve "Mni' zail oidukda mem nu' avdet eder" (m. 24). Mesel, kiralad eyde bir ayp ortaya kan kirac ak di feshedebilir. Ancak kiralayan bu ayb giderirse artk feshedilemez. ahidin ga iplii veya hastal durumunda ahde ale'-ahde denilen ve hidden duy duunu beyan ederek yaplan hidlik caiz olur. Ancak hid ortaya kar veya iyileirse artk bu cevaz ortadan kalkar. ocukluk, cnun (akl hastal), atehi (bunaklk) birer hacr sebebidir. Bunda zaruret vardr. Ancak ocuk byse, mec nun (ak! hastas) ve matuh (bunak) iyilese, tam ehliyetli hle gelir. ocuun ve mnn hidliinin kabul edilmemesinde zaruret vardr. Bu haller sona erince artk hidlikleri kabul edilir2'3. Zaruretle ilgili sylenmesi gereken bir husus da zaruret halinin bir bakasnn hakkn ortadan kaldramayacadr. Nitekim "iztrar gayrn hakkn ihtal etmez" (Mecelle: m. 33). Bu sebeple mesel alktan lmek zere olduu iin bakasnn maln yiyen kimse bunun kymetini der. Bu, hakkaniyetin bir gereidir^'''. Maslahat bahsinde de getii zere bir de hacet (hciyyat) vardr. Bunu baz hukukular zaruret ile ayn mahiyette grr. Baz hukukular ise farkl m talaa eder. Hacet, zarurette olduu gibi lm veya-uzuv kayb tehlikesinin bahis konusu olmad, ancak yaplmad zaman insanlar iin sknt, meakkat doa cak hllerdir. Mecelle'nin 32. maddesine gre "Hacet umum olsun, husus olsun zaruret menzilesine tenzil olunur". Selem, istisna, icre, bey' bi'l-vef gibi akid ler hep ihtiya sebebiyle kabul edilmitir. Acaba ihtiya da zaruret gibi hukuken ilenmesi yasak olan fiilleri caiz hale getirir mi? Bir defa ihtiya durumunda ba ka mezhebin taklid edilebilecei, hatta zayf ictihadlarla hkmedilebilecei usl kitaplarnda bildirilmektedir. Ancak ihtiya olan bir ey, hara, meakkat bulu nan bir durum, zaruret derecesine gelirse, zaruretle ayn hkme girer^'s.

212-Ali 213-Ali 214-Ali 215-Ali

Haydar Haydar Haydar Haydar

Efendi 1/70. Efendi, I/80-8I. Efendi, 1/89. Efendi, 1/88-89.

Umum Belv Umum belv, veya baka deyile belv-y mm, ya da ummu'1-beiv, hemen herkesin kammakta glk ektii ey mnsma gelir Bir baka deyile zaruret hkmnn herkese temili, yaygnlatrlmas demektir. Bunlar hakknda zel hkm verilir Nitekim istihsan bahsinde de getii zere Kur'an- kermin birok yeti (rnek olarak Bekara: 185 ve 286; Mide: 6; A'rf: 42; M'minn: 62; Talk: 7) ve Hazret-i Peygamber'in, "Bu din kolaylk dinidir"^'^ ve "Kolaylatnnz, zoratrmaynz"'^^'^ mealindeki hadslerinde bu hususa iaret edilmek tedir Esasen umum belv maslahat bahsinde ele alnan hacetin bir ifadesi say labilir Mesel, faize benzemesine, te yandan satm akdini fsid artla snrlan drmasna ramen, vefen sat, umum belv hline geldiinden, hukukular ta rafndan sahih kabul edilmitir ine necis bir ey den umum kuyularn, ha vuzlarn temiz kabul edmesi de bu sebepledir Mecele'de de "Meakkat teysiri celbeder", yani zorluk, kolayl gerektirir (m. 17) ve "Bir i zyk oldukda mttesi' olur", yani bir i darald, zorluk verdii zaman geniletilir, (m. 18) eklinde ki maddeler bu mevzuyla alkaldr Kanalizasyon tekilat bulunmayan bir bel dede, bu tekilatn olmamas sebebiyle btn pis sular umum yola akyorsa, ba ka bir sebep gstermeksizin komusunun mecrasn kapattrmak isteyen kimse nin talebi mahkemece reddolunur nki bunda umum belv vardr Herkes iin ayn meakkat sz konusudur^'s. Aataki meyvanm satnda, satcya mahsul kaldrmas art koulursa, sat fsid olur. mam Muhammed, istihsan yoluyla, meyva belirmesi sona ermise satn fsid olmayacan sylemitin Zira bu hu susta rf vardn Artk bu, akdin gerektirdii bir art olun Umum belva olduu iin, Tahv bunu tercih etmitir Aksi takdirde insanlar ok skntya urar^'^. Kasaba et gtrp kyma ektirilmesi durumunda, makinede nceki ekimden kalm az bir mikdarda kymann, yeni kymaya karmas da umum helvadr Elbiseye ine bandan kk idrar damlalarnn sramas umum belvdm

Hle-yi er'iyye (Mehric-Hukuk areler) Eski hukukumuz, din meneli bir hukuk sistemi olduu iin, meyyide leri hem dnyev, hem de uhrev idi. Bu sebeple hukuka uymak isteyen herkes, hareketlerinin muhakkak "kitapta yerinin bulunmasn" arzu ederdi. Bylece sa dece zevahiri kurtarm olmaz; sri', yani kanun koyucuya kar da hareketini meru ve hakl gstermek isterdi. Hayattaki btn yenilikler, meru bir zemine
216- Ahmed bin Hanbel: V/32. 2 7 - Buhr: lm 11, Mezi 60, Edeb 80; Mslim: Cihd 4; Eb Dvud: Edeb 17; Ahmed: 1/239, 283,365,111/131,209. 218- zmirli, 170; Sava Paa, 11/66; Keskioglu, 37. 219- bn bidn, Redd't-Muhtar, 111/39-40.

Oturtulduu takdirde vicdan huzuruyla tatbik edilebilirdi. Nitekim bir takm za ruretler insanlar eit eit tasarruflarda bulunmaya zorlar; bylece ferd ou zaman hukuk ve din kurallarn ihll etmek, gnah ilemek, hatta bazen inanc n kaybetmek tehlikesine mruz kalrd. te slm hukukunun mahls- er' ve ya mahrec-i er' adn verdii hle-yi er'iyye usl, byle mkil duruma d en ferdi kurtarmak ve hareketlerinin meru dairede kalmasna yardmc olan a re ve tavsiyeleri ihtiva ederdi. Bir baka deyile bir hukuk tasarrufta bulunacak olan kii veya kiiler. nceden bu tasarrufa balanacak meyyideyi inceden in ceye hesaplayarak hareketlerini buna gre tanzim ederdi. Nitekim mahlas, kur tulu yolu; mahre ise k yolu mnsna gelir. Her ikisi de hukuk are demek tir. ou zaman bir akdin taraflarnn, hakik maksadarn nc ahslardan gizlemek iin nceden bu yolda anlamalarm ifade ederdi. Byle muamelelere muvazaal akid denir ve hukuk neticelerini de buna gre doururdu.

Hle-i er'iyye Gaynahlk

midir?

Hle, Arapada kelime itibariyle are, kurnazlk demektir. Hiyel eklinde cemi' (oul) yaplr. Ancak Trkede hle, karsndakini aldatmak mnsnda kullanyor. Nitekim gnmz hukukunda hle, bir akdi yaparken, karsndaki ni yanltarak iradesini kendi istedii ekilde aklamasn salamak mnsna ge lir. slm hukukunda bu tr hle iin, tarr ve tedls kelimeleri kullanlr. Trk ede kullanlan hle kelimesi iin, Arapada yerine gre hud'a veya g gibi ke limeler vardr. slm hukukuna gre hle iki ksmdr: Hle-i er'iyye, slm hukukunun hkmlerine uymakta bir engel ile karlaldnda, ihtiyatl davranmak iin, yi ne hukukun gsterdii baka bir yoldan gitmek demektir. Bir de hle-i btla var dr. Hukuk hkmleri kurnazca kullanarak bakasnn hakkm iptal etmek, ge ersiz klmak; te yandan hukukun emrini yapmamak veya yasakladn irtikab etmeye denir, ki bugnki mnda kanuna kar hleye tekabl eder. Nitekim Kur'an- kermde fakirlerin payn vermemek iin, bunlarn gelemeyecei kadar erken bir saatte hasad yapanlarn uradklar felketlerde bahsedilmekte (Kalem: 17-19); Sebt (cumartesi) gn avlanma yasan delmek iin, o gn bolca gelen balklar, husus havuzlara alp, ertesi gn avlayan Yahdlerin kt akbetleri bildirilmektedir (Bekara: 65). Burada bahis mevzuu olan hleler, hukuken btl
hlelerdir22o.

220- Yahudilikte Sebt (cumartesi) gn mukaddestir. Bugn, Yahdlerin hibir i yapmasj caiz de ildir. Yahdler, cumartesi gnleri iin Yahd olmayan birisini (mesel sraildekiler iin bir Filistinliyi) cret ile tutar. Buna abat-goy denir. Kendileri iin caiz olmayan ileri, bu kim seye yaptrarak sebt yasan bertaraf etmi olurlar. Bkz. Israel Shahak: Yahudi Tarihi Yahu di Dini, Trc. Ahmet Emin Da, stanbul 2002.

te sz konusu hle-i btla ve hle-i er'iyye ayrmndan haberdar olma yanlar; hatta baz oryantalistler ve slm dnyasnda onlarn takipisi modernist yazarlar, klasik slm hukukularna, halka hle retmek suretiyle kurduklar e kilcilikle hukuku ahlktan uzaklatrdklan ithamnda bulunmulardr Halbuki ncelikle sylenmesi gerekir ki, eski hukukun meru kabul ettii hle-yi er'iyyedir, hle-yi btla deildir Onun iindir ki, slm hukuku kaynaklarnda hle-yi er'iyye iin daha ziyade er' areler veya mehric (k yollan) ya da mahlas (kurtulu -yolu) yahud da tedbir-i er ' sz kullanlrm. Haneflerin, XVI. asr da Osmanl hakimiyetindeki Msr 'da yaam byk hukukusu bn Nceym, "Hileden murd, din bir hdisede skntya den kimse iin bir mahls- er'dir, yani dine ve hukuka uygun bir kurtulu yoludur" diyor-22. Dikkat edilir se grlr ki, klasik fkh kitaplarnda geen hle-i er'iyye rnekleri, bir bakma zek bilmecelerine (lgazlara) benzemektedir. ounun tatbiki kabil olmad gibi; bunlar hukuk mantn gstermekten te pratik bir mn da tamaz. Jean Baz, slm hukukundaki hle-i er'iyyeye tahsis ettii kitabnda, hi lenin meneini, slm hukukularna has olmayan kazuistik iptilsma dayandr makta ve mahhas hdiseleri, er' ekillere uydurmak zaruretinden doduu nu sylemektedir223. Nitekim Joseph Schacht da, hle-i er'iyyenin, slm hukuk nazariyat ile tatbikatnn uzlatnimasn saladna iaret e t m e k t e d i r 2 2 4 . Trkede konuyla alkal kaleme alnm hemen hemen yegne kitapta, hle-i er'iy ye messesesi ok etrafl bir ekilde anlatlm ise de; ne yazk ki hle-i er'iyye ile kanuna kar hle arasnda benzerlik kurularak, tarih bir yanlg tekrarlanmtn-225. Halbuki kanuna kar hle ile benzerlik gsteren hle-i btladr Buna s lm hukukularnn cevaz verdiini sylemek ok abartl olur Byle bir hle ya pld zaman, din ve ahlk neticeleri bir yana, hukuken hle yokmu gibi h km verilir Modern devir slm hukukularndan Muhammed Eb Zehra, hle-i er'iyye hakknda garpllarn grlerinin yanl olduunu; hle-i er'iyyeye hakikata varmak; ri'in maksadn tahakkuk ettirmek, teklifleri kolaylatrmak, glkleri kaldrmak iin mracaat edildiini sylemektedir^^^. Hkmlerinde hle-i er'iyyeye en ok yer veren Hanef hukukular bile,
221- Mevln eyh Nizm ve Hey'et: Fetv-y Hindiyye, Bulak 1310, Vl/390. 222- bn Nceym, 405. 223- Jean Baz: Essai sur la fraude la loi en Droit Musulman, Paris 1938 (Hamide Topuolu: Kanuna Kar Hile, zmit 1950, 281). 224- Joseph Schacht: An Introduction to Islamic Law, Oxford 1966, 210. 225- Saffet Kse: slam Hukukunda Kanuna Kar Hle (Hle-i er'iyye), stanbul 1996. Mus tafa Baktr, "slm Hukukunda Zaruret Hali" adl eserinde mstakil bir er ayrd h!e- er'iyyeyi daha ntr bir biimde efe almaktadr (Ankara Aka Kitabevi. trs). 226- Eb Zehra, Ebu Hanife, 467-468.

gayr meru neticelere gtren hlelerin caiz olmadn bilhassa vurgulamlar dr. Hanef mezhebinde, hle-i er'iyyeye en scak bakt sylenen hukukula rn banda mam Eb Ysuf gelir. Ancak kendisinden rivayet olunan hlelerin ounun da asl yoktur. Nitekim bunlar umumiyetle baka mezheplere ait kitap larda nakledilmektedir. Bu kitaplar da, hukukun temel eserleri saylmaktan uzak tr. Halbuki mam Eb Ysuf 'un gayr ahlak hileleri tecviz etmedii; hukuken cevaz verdii hlelerin bazlarnda da bunlarn mekruh olduunu syledii ma lmdur. Mesel, ileride anlatlaca gibi, muhta olana lyne yolu ile bor vermek hukuken sahihtir; ama (dinen) mekruh olmaktan kmaz. Bir iin hukuken sahh olmas baka bir eydir; (dinen) mekruh ve gayr ahlk olmas baka bir eydir. Nitekim bid' talk, yani bir defada verilen talk da sahihtir; ancak tahrmen mekruhtur. mam Eb Ysuf 'u, hle hakkndaki grn iyice bilmeden tenkid edenler kmtr. Bilhassa hleye cevaz vermeyen mezheblere mensup hukuku lar, Eb Ysuf hakknda layk olmayan eyler sylemilerdir. Modem yazarlar da bunlar abartarak tekrarlamlardr. Halbuki mam Eb Ysuf 'un, temeli rfe dayanan nassn, bu rfn deimesiyle deieceine dair realist grne drt elle sarlanlarn; onun hle-i er'iyye hakkndaki yaklamna da tolerans gster mesi beklenirdi227. Maamafh, tarih boyu insanlara btl hleler tavsiye eden, mesel kocasn dan ayrlmak isteyen kadna irtidd etmesini, bylece nikhn kendiliinden in fisah eyleyeceini syleyen chil ve mblatsz kimselere rastlanmas, bazlar n hIe-i er'iyyeye kar btnyle menfi reaksiyona itmitir. Halbuki "S -i mi sl emsal olmaz" sz mehurdur. Bunlara bakarak, hle-i er'iyyeye tarafdar bulunan, yani ihriya hlinde insanlara hukuk areler gsteren hukukulan ten kid etmek, hakszlk olur. Mft veya kadlarn, ancak byle durumlarda er' arelere mracaat edebilecei; aksi takdirde halka yersiz ve btl hleler reten lerin (ki buna mft-i mcin denirdi), hacredilip ta'ziren cezalandrlaca, hlei er'iyyenin caiz olduunu syleyen klasik fkh kitaplarnda yazldr228. slm hukukulan, bir ihtiya olmakszn, keyf olarak hleye bavurmay
227- Nitekim Eb Ysuf, K i t b ' l - H a r c adl eserinde, zekt vermemek in, senenin geecei srada zekt mallarm kendi mlkiyetinden karp, baka bir kimsenin mlkiyetine vererek, her ikisinin de mlik olduu mallan nisabn altna drmek zere hle yapmann caiz olma dn, m'minlerin byle hleterden kanmas gerektiini syler. Trc. Mderriszde Ataullah Efendi, Ank. 1982,210. 228- bn bidn. ReddU'l Muhtar, V/127. Tipik br hle-i btla rnei: Zekt verecek bir zengin, birka altm deerinde altndan mamul bir eyay, zekt olarak hesb edip, bir uval budaym iine koyar. O uval, bir fakire, "Bu benim zektmdr" diyerek verir. Fakir, uvalm iinde al tndan mamul eyann bulunduunu bilmemektedir. Sonra fakire, "Sen bu kadar buday ne yapacaksn? Bana sat!" der. uval fakirden satn alr. Akndan mamul eya zengin sahibine geri gelmi olur. Zengin, bu altm eyann kymeti kadar zekt borcundan kurtulduunu zan neder. Halbuki burada sadece bir uval buday veya paras zekt olarak verilmitir.

dine ve ahlka aykr bulmakta ve buna aka kar kmaktadr. Nitekim 1836'da vefat eden mehur Hanef hukukusu bni bidn, yazl tarihi yakn ol mas ve baka sebeplerle mezhebde en ok tutulan Redd M-Muhtar adh kitab nn metninde, gaip kii aleyhine verilecek hkmler anlatlrken zikredilen talk la alkal baz areler hakknda, "Uygun olan bu ifadelerin bu bahisten karlma sdr" diyerek hle-i er'iyyenin suiisdmaline kar ktn aka gstermitir. Yine ayn bahiste "(Gaibin karsyla evlenip de zin etmek istemeyen kii, bun dan kurtulmak isterse, yle yle hareket eder.) gibi ifadeler, grnte yalana cevaz verir gibi bir durum dourmaktadr ki, aslnda mesele byle deildir By le hususlara tevessl byk gnahlardandr" diyerek hle-i er'iyyenin, gayn meru bir durumu merulatrmak iin kullanlamayacana iaret etmektedir229. Son devir Osmanl hukukularndan 1914'de vefat eden Hac Zihni Efen di'nin, yazld tarihten gnmze kadar, ok popler bir kitap olarak elden ele dolaan Ni'met-i slm adh eserinde deniyor ki: "Hle, lisanmzda zebanzed olan [dilimizde kullanlan] mnda deil, are manasnadr. Bizim hle dedii mize lgat- arabde [arapada] hud'a tabir olunur Hle-i er'iyye, mahls- er' olan eyler [er' areler] demektir Ve ill [yoksa] saha- eriat- garr, vasme-i hud'adan [hud'a hastalklarndan] muandr [ridir, temizdir]. Bb- sbt-i nesebde, (Nesebin isbt iin ihtiyl bile olunur) tbirinin de mns budur ki, re aranr demektir" 230_ slm hukukundaki hIe-i er'iyyenin, kanuna kar hle ile ayn ey ol mad ve bunun ahlka aykr olarak vasflandrlamayaca gereinin en iyi farkna varanlardan biri, modem hukukularmzdan Hamide Topuolu'dur Kanuna Kar Hile adl kitabnn bir blmn slm hukukundaki hle-i er'iyyeye tahsis eden Hamide Topuoiu, "Vazifesini mdrik bir avukatn, m vekkilini iinde bulunduu mkilattan kurtarmak iin ona gsterecei hukuk are, yani meru hareket tarz ne ise; slmn da esas itibariyle hle-i er'iyyesi oydu" demektedir23i. Kanuna kar hle ile hle-i er'iyyeyi de yle karlatr maktadr: "Kanuna kar hle ile hle-i er'iyye arasndaki fark, muamelelerin e kil ve maksatlar bakmndan deil; bu hdiselere verilen hukuk deer ve mn bakmndandr Kanuna kar hle, ferdin kanun hkmlerine kar bir isyanm saklar Yani bir tarafta bir hukuk nizam; te tarafta s ve kurnaz bir ferd vardr Mcadele, bu iki taraf arasndadr Halbuki hle-i er'iyyede ferd ayn hukuk nizamnm muayyen emirlerinden kurtulmak iin, kendisine gene ayn hukuk niza m tarafndan, onun mmessili olan kad veya mft vastasyla gsterilen bir baka hal aresini tercih etmektedir Tabir caizse, burada kanuna kar hileyi,
229- bn bidn, Redd'l-Muhtr, lV/352. 230- Mnkeht ve Mfrekt, stanbul 1324, 208. 231-Topuo|lu, 284. 232-Topuoiu, 292.

bizzat kanun yapmaktadr. Bu itibarla kanun koyann iradesinin, ferd zeklarn kurnazlklarna, ferd iradelerin isyanna kar himaye edilmesi meselesi burada rol oynamamaktadr. Hle -i er'iyye, tenkili gereken ferd bir ihll deil, olsa ol sa suiistimale msaid hukuk bir messese, hukuk bir usuldr"232. Nitekim ki tapta kanuna kar hle rnekleri olarak verdii hdiseler ile, hle-i er'iyye r nekleri arasnda benzerlik bulunmamaktadr. Hle -i er'iyyeye hukuk netice balanm olmas, bunlarm her zaman ah lk olduunu gstermez. Nitekim yalanc hidlerle kanlan hkm de, hidlerin yalanc olduklan ortaya kana kadar, eklen meru olarak infaz edilin Bu, onun ahlk olduuna dellet etmez. Benzer ekilde, borlunun inkr ettii ve senedle ispatlanamayan alacaklar iin mahkemeden hkm kartp cebr icraya girimek imknszdr; ama alacak varln devam ettirir. Hle -i er'iyyenin caiz olmas, ahkm- slmiyeye uymayan sebepleri kullanmaya cevaz vermek de mek deildir; byle sebep kullanlnca, bundan hsl olacak hkm muteber olur demektin Nitekim mesel fsid bey' (sat) yapmak caiz deildin Yaphnca, ar tk bunun ahkmna uymak lzm olun lyne satnn yasak olan ksmn yapmak da byledir; hukuk neticeleri ne ise, o icra olunun Bu, Hanef ve fi' mezheblerine gredin Hle -i er'iyyeye cevaz vermeyen Mlik ve Hanbel mezheblerinde lzm deildin

Hle-i er'iyyenin Meruluk Temeli HIe -yi er'iyyenin meruluk temellerinden biri Kur 'an- kermde Sd s resinin 44. yetidir Bu yet, bir kabahati sebebiyle hanmna yz sopa vurmak zere yemin ettiinde, bundan kurtulmas iin Hazret -i Eyyb 'e gsterilen are yi bildirmektedin Buna gre Hazret -i Eyyb 'e, hanmna zerinde yz filiz bu lunan bir dal ile vurmas, bylece yemini yerine getirmi olaca bildirilmitir233. nki yemin edince yeminini yerine getirmek esastn Bu mmkn olmazsa, keffaretini vermek gerekir. Burada sznde durmann, aksi takdirde bedeline raz olmann ehemmiyeti vurgulanmaktadm Buna "Eyyb ruhsat" denin Sad bin Sa'd'dan rivayet edilen bir hads-i erife gre, zin suu iledii sabit olan hasta ve sarsak bir kimse iin, Hazret -i Peygamber, zerinde yz filiz bulunan bir dal ile vurulmasna hkmetmitir. Bylece bir sefer vurmakla yz sopa vurulmu ve had cezas yerine getirilmi olmaktadr^a-. nki, had cezala rndan maksat, suluya ceza vermekten ziyade, amme nizmnn muhafazasdm Yine bir gn Hazret -i Peygamber, kendisine e/nf adndaki hurmadan bir
233- Hindiyye, VI/390; bn Nceym. 406. 234- bn Mce: Hudd, 18; Ahmed bin Hanbel, Msned, V/222. 235- Buhr: Byu' 89. Vekle 3; Mslim: Mskt 65; Nes: Byu' 4 1 ; Mlik; Muvatta', Byu' 20-21, bn Nceym. 406.

mikdar getiren Bill-i Habe'ye bunlar nereden aldn sormu, O da elinde bulunan yedi kilo di hurmay verip, bundan buuk kilo aldn syleyince, Hazret-i Peygamber bunu tasvib etmemi ve "Byle yapma! Satm alacam za man hurmay parayla sat; sonra bu parayla istediin hurmay satin al!" demitir235. nki aym cins maln birbirine satlmasnda, biri fazla olursa faiz olur Azad bir kle olan Berre 'ye tasadduk edilen (sadaka verilen) bir etten, Hazret-i Peygamber'e ikram olunmutu. "Bu Berre 'ye tasadduk edilen bir ettir Siz ise sadaka yemiyorsunuz!" denildi. Nitekim Hazret-i Muhammed'in sadaka ve adak yemesi, zekt almas caiz deildi. Hazret-i Peygamber buna, "Evet, bu ona sadakadr; ama bize ise hediyedir" eklinde cevap vermilerdir236. Kur 'an - kermdeki Ysuf kssasnda getii zere (Ysuf: 69-79), Msr mliye nzn Hazret- Ysuf, erzak almak zere, ktlktaki Filistin'den Msr'a gelenlerin arasndan kk kardei Bnyamin'i yannda alkoyabilmek iin, bu nunla anlam; su kabn onun ykne saklayp, sonra hrsz olduu gerekesiy le kendisine teslimini istemiti. nki gelenlerin tbi olduu hukukta, yani Haz ret-i Ya'kub'un eriatinde, hrszn cezas, madura teslim edilmekti. Bu, teknik mnda bir hle-yi er'iyye olmasa bile, hukuka aykr olmayan maksada ula mak iin hukuk arelerden istifade edebilmenin cevazn gstermektedir te yandan bn Abbas 'n rivayetine gre, Hazret-i brahim'in hanmlarn dan Sra, bir mnakaa neticesinde kumas Hacer'in bir uzvunu kesmeye yemin etmi, sonra da piman olarak bu yemininden kurtulmay istemitir Bunun ze rine Hazret-i Cebrail, Hazret-i brahim'e gelerek Sra 'nn Hacer'in kulan del mesiyle yemini tutmu olacam vahy yoluyla bildirmitir. Rivayete gre kadn larn kulak delme deti de buradan kalmtr-^"?. te sadece bu birka tane nass bile, hle-yi er'iyydrlin cevazna er ' delil olarak kfidir slm hukuk tarihinde bu hususta yazlm ilk eserin {Kitbu' l-Hiyei), Ha nef mezhebinin kurulu yllarnda yetimi hukukularndan mam Muhammed eybn'ye it olduu kabul edilmektedir Bu mezhebin kurucular saylan imamdan pek ok rnek hdise nakledilmitir Mesel, mam- A'zam Eb Ha nfe zamannda iki karde iki kzkarde ile nikhlanmt. Onlardan her biri, bil meyerek dieriyle zifafa girmiti. Sabah durumun farkna varld. Normal art larda her bir gelinin iddet beklemesi ve sonra gerek kocalaryla zifafa girmele ri gerekiyordu. Nitekim orada bulunan mehur hukukulardan Sfyan- Sevr bu fetvay verdi. Ancak bu hl tarz, hem iddet iin uzun bir mddet beklenmesine, hem de aile iinde sevimsiz bir durumun domasna sebebiyet verecekti. nki
236- Buhr: Talk l 4 , N i k h 18, Zekt 62, Hibe 5, Et'ime 31, Itk 10, Feriz 22, 23, 19,25; Ms lim: Zekt 170, (1074), Uk 14, (1504); Muvatta: Talk 25, (2, 562); Eb Dvud: Zekt 30, (1655). Talk 19, (2233,2235,2236); Tirmiz: Rad' 7, (1154, 1155); Nes: Talk 29, 30, (6, 162, 163). 237- Hindiyye, VI/390.

elerden her biri, dier ein, vaktiyle kendi kardeiyle zifafa girmi olmasn ko lay kolay hatrndan karamayacakt. Nikhta bulunan mam- Eb Hanfe, ev lenenlerin her birine, zifafa girdikleri kimseyi beenip beenmediini sordu. Msbet cevap alnca, dmdlara kendi hanmlarn boamalarm ve zifafa girdik leri kzlar nikahlamalarm tavsiye etti. Bylece gelinler iddet beklemeksizin ev lenebilecek; hem de korkulan sevimsiz durum domam olacakt. Sfyan- Sev r de, bu fetvay tasvib etti238. Hanef hukukularnn nde gelenlerinden Has sf'n (vefat: 261/874) da el~Hyel adnda bir kitab vardr. Sonraki zamanlarda slm hukukunun fru'una, yani dallarna dir yazlan eserlerde bu hususa ms takil bir yer ayrlmtn Nitekim mesel Fetv-y Hindiyye'de pekok hle -i er'iyye rnekleri vardn

HUB'

er'iyyeye Baz Misaller

Hle-i er'iyyenin mahiyetini iyi anlamak iin, hle-i er'iyyenin en yay gn tatbikatlarna bakmak faydadan hli deildin Bunlarn en yaygn ve mehur olanlar zekt, karz ve talk ile ilgili olanlardm nki bu sahalar, insanlarn en ok kar karya kaldklar meseleleri ihtiva eden Bir fakirden olan alacan ze ktna saymak isteyen kimse, zekt deyn (bor) olarak verilemeyecei, niyeti mteakip mutlaka mal varlndan kmas gerektii iin, nce zektm ayn (mal veya para) olarak bu fakire verir, sonra alacan tahsil eden Bir baka deyile szgelii bir fakirden on atm alaca bulunan kimse, bunu zektna saymak is terse, zekt niyetiyle on altn bu fakire verin bylece zekt borcundan kurtulur; sonra fakir de bu on altn alacaklsna vererek borcunu demi olur^s^. Burada ferdin niyeti, zekttan kamak deil, bilakis zektn meru biimde vermek ve borlusunu da borcundan kurtarmaktn Bir yandan zamann fesada uramas, yani zamanla cemiyetin bozulmas ve ktlemesi; bir yandan da nakit para ktl sebebiyle, insanlara karz- hasen yoluyla, yani menfaatsiz bor para veren kimseler ok azalm, hatta bulunamaz olmutun Halbuki insanlarn pek ou bor almaya ihtiya duymaktadm te bu sebeple hukuk areler, dn alma sahasnda yaygn bir tatbik sahas bulmu tun dn almaya dair hukuk arelerden en mehuru da lyne satdm lyne sa tnda, paraya ihtiyac olan ve karz- hasen de bulamayan bir kimseye bir mal veresiye satlr; o da bunu bakasna daha ucuza ve pein olarak satan Bylece istedii borcu temin eder; ilk satcya da bundan daha yksek bir mikdar bor lanm olun Hle-yi er'iyyenin en mehurlarndan bkisi budun Karz yoluyla kredi bulamayan kimselerin faize dmemek iin mracaat etmek zorunda kal238- bn Hacer el-Heysem: el-Hayrt'I-Hisn f Menkbi 'l -tmmM-A'zm E b Hanfeti'nN u ' m n , Trc. Ahmed Karadul, Ankara 1978, 126-127. 239- Hindiyye, VI/39I.

dklar bir aredir. Hatta mam Eb Ysuf, byle yapanlann hukuka uymak hu susunda gsterdii hassasiyet dolaysyla ayrca sevab da kazanacan syler, "lyne sat yaparsanz ve ziraatle urap cihd terkederseniz dman si ze glip gelir" 240 hadsinin yasaklad, lyne satnn iki semenin nceden ka rarlatrlp art edildii eididir art edilmemise caizdir Nitekim bir kimse nin bir mal veresiye satp, ayn mecliste daha ucuza pein geri almas da caiz deiidm mam Muhammed'in cevaz vermedii sylenen lyne sat budun Kal d ki dier Hanef hukukular da bunu geerli grmemektedir Ama baka bir kimse bunu alr, sonra da ilk satcya satarsa caiz olmaktadr^"*'. Muhta olana lyne ile bor vermek mekruhtur Muamele sat da dn alma hususunda yaygn bir hukuk aredir Me sel, on altn alp, onbir altn demek hususunda uyuulunca, on altn bor ola rak verip bir altna da kalem, defter gibi bir eyi bor alana satmak caizdir By lece oniki altn borlanlm olur Sat nce, borlanma sonra da olabilir Hatta mesel, bor isteyen kimse bir mah on liraya pein satp teslim ettikten sonra, bunu o kimseden onbir liraya veresiye geri satn alsa, bu da muteberdir Ancak bu eit satlarda, muamele ile satlacak maln fat, bor mikdannn devlet ta rafndan tesbit edilen yzdesinden fazla olamaz. Bu mikdarn snr yzde onbetirm-m. Osmanl Devleti'nin sn zamanlarnda yzde onbee kadar muameleye izin verilmekteydi. Nitekim Murabaha Nizmnmesi de bu yzdeyi esas alm tr. Osmanl Devleti'nin son zamanlarnda bankalar bu usule gre alrlard. Mesel, banka veznesindeki memur elindeki bir kalemi veya saati ya da (oun lukla) bir kitab, yz altn kredi isteyen kimseye on altna veresiye satar, sonra istenilen mikdan bor olarak verir, bylece mteri bankaya yzon altn borlan
m olurdu2.

Zamann bozulmas sebebiyle mracaat edilen hle-i er'iyyelerin en yay gnlarndan birisi de mdrebe (emek-sermye) irketinde szkonusudur Md rebe irketi, ortaklardan bir ksm sermye vermek, bir ksm da i yapmak ze re kurulur Sermye, i yapanlarda emnettir, teaddisi (kusuru) olmakszn telef olursa demezler Helak olduunu yemin ederek syleyince, szleri kabul edilir Zamanla bunu istismar edenlerin oalmas, binaenaleyh sermye sahiplerinin zarar grmesi zerine hukukular baz hukuk areler gstermilerdir Msr'da 743/1343 ylnda vefat etmi olan Hanef hukukusu Zeya'den nakledildiine gre, sermye sahibi, i gren tarafndan, parasnn her halkrda denmesini s terse, parann ounu ona dn verir Sonra, az bir para vererek, i yapmak art edilmeksizin onunla mn (bir nevi komandit) irketi kurar. Fakat mal sahibi i
240241242243Ebti Dvud: Byu' 54; Ahmed bin Hanbel, Msned, 11/84. bn bidn, Redd'l-Muhtr, IV/255, 291. bn bidn, Redd'l-Muhtr, IV/183. avuzde Aziz: D r r ' s - S k k , 1st. 1288,11/65.

yapmaz. Kr olursa, hazrladklar armmeye gre taksim ederler. Sermye he lk, ziyan olursa, i gren, borcunu oder^'W. Bir baka hukuk are de karzda tecil ile alkahdr. Hanef mezhebinde, dn verirken, zaman tayin edilemez. nki, zaman tayin edince, bir mal, ay n cins ve mikdarda mal ile veresiye satlm olur ve bu da faiz saylm deme tarihi tesbit etmemekle, dn veren verdiini geri almak hakkna her zaman mlik olmakta, belli bir zaman beklemek zorunda kalmamaktadr^^s. dn ver dii paray geri alabilmek iin, senedde deme tarihi bulunmak gerekiyorsa, dn verecei kimseden kefil ister. Kefil ile belli b- zamanda denmesine ke fil olmas iin anlar ve kefilden deme tarihi belli bono alr. Bir baka yol da, borlunun borcunu kendine borcu olan birine havale etmesidir Havale olunann borcunun deme zaman belli ise, alacaklya da o zamanda der. Belli, zaman yoksa, alacakl havaleyi kabul eden ile, belli bir zamanda demesi iin uyuun Bunun borluya borcu yoksa, borlu, belli zamanda demek zere buna borlan dn bildirir; yani bono verin ki bor da ayn tarihte denm Fakat burada bor lu, deme senedini alacaklya deil; havaleyi kabul edene verin Alacakl, deme tarihi yazh bononun kendisine verilmesini isterse, dn verecei paray, emin bir arkadana hediye eden Bu da bu paray, dn isteyene verin Borcunu para sahibine havale etmesini sylen Para sahibi havaleyi kabul ederek diledii de me tarihli bono yazp, arkadana verin Borlu da para sahibine ayn tarih yaz l bono verin Sonra, havaleyi alan, alacan arkadana hediye ederek, bonosu nu geri verin nc bir yol ise. dn isteyene, dn verecei kadar fiyatla ucuz bir eyi veresiye satmas ve ondan bu sat iin belH tarihh deme senedi almasdr. nki alm satm akdinde, karz akdinin hilfna, senede deme tarihi koymak arttn Sonra bu eyi ayn fiyatla pein olarak ondan geri satn aln Son olarak, Mlik mezhebi taklid ediiebilin nki bu mezhebde dn verirken deme zamannn bildirilmesi lzmdr2^6_ Hukuk arelere en ok mracaat edilen meselelerden birisi de talkla boandktan sonra tekrar evlenebilmek iin yaplanlardn talkla boanan ka dn baka bir erkekle evlenerek zifafa girip bu evlilii sona ermedike eski ko casyla evlenemez. Buna tahll (huUe) denir ki, hell klmak demektin Nitekim bu evlilikle, kadn eski kocasna hell olmaktadm Bunun iin ca'l (grnte) evlilikler yaplmtr: Kadn itimad edilen bir kimseyle evlenin zifafn ardndan ayrlarak iddeti de bittikten sonra isterse eski kocasna yeni bir nikhla dnebi lin Bu ikinci kocann kadn boamasndan korkulursa, ya kadn boanmak elin de olarak evlenir ve sonra kendini boar, veya ikinci kocaya bata zifafa girme si halinde hanmnn talkla bo decei hususunda yemin ettirilin Tarihte
244- bn bidn, 111/352. 245- Hamza Efendi: Bey ve ir Risalesi, stanbul 1306, 59. 246- bn bidn, Redd'l-Muhtr,.IV/177-178.

tatbik edilmi enteresan bir are de yledir: talkla boanm kadn, eski ko casnn bir klesiyle evlendirilir, zifafdan sonra kle kadna hibe edilir, nikh ile mlkiyet bir arada olmayacandan hibe ile nikh bozulur, kadn eski kocasyla tekrar evlenebilir, kle de uzak bir yere satlr^^?. Ama halk arasnda karikatrize edildii gibi, hUec denilen ve umumiyetle kr, yal, erkeklikten mahrum, hatta bu ii meslek haline getirmi kimselerle yaplan ve dolaysyla zifafla neti celenmeyen evlilikler hlle hsl etmez ve kadm ilk kocasna hell olmaz. Eer byle bir evliliin hlle hsl ettii kabul olunsayd, o zaman hle-i er'iyye bel ki tenkid edilebilirdi. Halbuki slm hukukulan, byle bir hleye cevaz vermi deildir. Bu koruda bir baka are de, ilk nikh sahh tutmayan bir baka mez hebe gre yeniden nikh yaplmasdr Mesel, fi-' mezhebinde velsiz nikh sahh deildir. Hanef mezhebinde sahihtir talkla bozulan bir nikh, vel h zr bulunmakszn olmusa, hi hlleye, yani kadnn baka bir erkekle evlenme sine gerek kalmadan, fi' mezhebine gre velnin huzurunda ikinci bir nikh yapir2'i8. talkla ayrlmalarda, lik kocasyla tekrar evlenebilmek iin, kadmm bir bakasyla yapt tahlilde, nikh kylrken ikinci kocaya sonradan kadn boamas art edilse, mam Eb Hanfe'ye gre, byle bir art geersizdir; ancak nikha zaran yoktur kinci koca isterse kadndan aynim ay ahi lir mam Eb Y suf'a gre byle nikh fsiddir. mam Muhammed'e gre nikh sahihtir Fakat zifaf olsa bile, tahll hsl olmaz, yani kadn eski kocasyla evlenemez. Nikh k ylrken, nikhn muvakkat olduunu koca sylerse, mam Eb Hanfe, Eb Y suf ve Muhammed'e gre bu nikh fsiddir mam Zfer'e gre ise nikh sahh olmakla beraber, muvakkat kayd geersizdir Ancak dmd, nikhn muvakkat olduunu sylemese, yalnzca iinden geirse, bu muvakkat nikh Hanef ve fi' mezhebinde muteberdir. kinci koca, boamas art edilerek veya kendisine art koulmad halde boamak niyetiyle evlense, byle bir nikh, Mlik mez hebine gre fsid; Hanbellere gre ise btldr Zifaf olsa bile, tahll dourmaz; yani kadn ilk kocasyla evlenemez^''^, nki Mlik ve Hanbel mezhebinde h le-i er'iyye muteber deildir. Bilhassa baz hukuk muamelelerdeki gerek niyetleri nc ahslardan saklamak iin bavurulan hilelerde (muvazaa), taraflarca gerektiinde kullanl mak zere bir takm gaynresm belgeler (ikrar gibi) dzenlenir ve bunlar itimad
247- Hindiyye, Vl/395-3%. 248- Ahmed Tahtv; Drr 'l -Muhtar Haiyesi, (Terceme-i Tahtv adyla trc. Seyyd Abdlha mid Ayntab), Kostantiniyye 1286, III/423-424. 249- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, II/I09-110. mam Eb Ysuf ve Muhammed eybn'nin boanma artyla nikh le tahlilin sabit olmayaca fetvalar, usl-i fkhm, "Kim bir e yi vaktinden evvel istical eyler ise, mahrmiyyetle muteb olur" (Mecelle-i Ahkm-i Adlyye, madde: 99) kaidesine dayanr.

edilen bir kimseye emnet olarak verilirdi. Taraflarn gerek niyetlerini ve mu amelenin maksadm gsteren bu vesikalara urut ad verilir ve hiyel ile ilgili ki taplarda bunlann nasl dzenlenecekleri teferruatl bir ekilde anlatlr25o. D man ve gsplarm haksz mdahalelerinden korunmak zere yaplan muvazaal satlar, hukukular muhayyerlik artyla sat addederek, gerektiinde satcnn tekrar maln alabilmesine imkn tanmlardr. Buna telcie yoluyla sat denir. Telcie, snmak demektir^s'. Telcie (muvazaa) yoluyla hibe, vrisleri veya ala cakllar mahrum etmeye vesle olaca iin, Hanbel mezhebinde caiz deildr252.

Sedd-i Zeryi' Sedd-i zeryi' ktye; gtren yollarn kapatlmas mnsna gelmektedir. Zeryi' zeri'a kelimesinin ouludur Zeri'a (ktye gtren) vesile demektir. Hazret-i Peygamber'in hadslerinde, "Sana phe veren eyi terk et; phe ver meyeni al!"^^ ve "Helal bellidir, haram bellidir. Bu ikisi arasnda hkm aka bilinemeyen pheli eyler bulunmaktadr. Nasl oban srsn bir korunun etrafnda otlatrsa ok gemeden koruya dalma tehlikesi olduu gibi, pheli eylerden kanmayanlar da Allah'n korusu mahiyetinde olan yasaklara, haramlara dalabilirler"^^'* buyurulmaktadr. Bunlar sedd-i zeryi'in debileridir. Kur'an- kermde "Allah'tan bakasn ilah edinip tapnanlara ve ta pndklarna svmeyin. Sonra onlar da haddi aarak Allah'a sverler" (En'am: 108) buyurulmaktadr. Burada sedd-i zeryi' prensibinin tatbikine hid olunmaktadr. Yani mslman olmayanlar tahrik ederek; onlann daha da ileri gitmeleri nlenmek istenmitir. Kur'an- kermdeki, "R'in demeyin, unzurn deyin!" (Bekara: 104) hitab da byledir. Nitekim Eshb- kiram Hazret-i Peygamber'e "bizi gzet!" mnsnda "r'in" diyorlard. Yahdler de bunu, te laffuzu benzeyen, ancak "obanmz" mnsna gelen "r'n"ya evirerek ken dilerince tahkire yelleniyorlard. Hazret-i Peygamber'in snnetinde de sedd-i ze ryi prensibi gzetilmitir. Mesel, Hazret-i Peygamber faiz tehlikesine yol aa bilecei iin alacaklnn borludan hediye kabul etmesini yasaklamtr. Vrisler arasnda dmanla sebep olabilecei iin vrise vasiyeti men' etmitir. Katile miras verilmesinin snnetle yasaklanmas bu prensibin gerei olduu gibi, hu250- Schacht, 83. 251- bn bidn, Redd'l-Muhtr, IV/255. Burada taraflarn muamelenin hakkati hakknda ayn ay r yaptklar ikrarlar tescil ediliyor; buna dair vesikalar gvenilen nc br ahsa emnet edi liyordu. leride bir nz vuku'unda, bunlar meseleyi vzha kavuturabiIyordu. Schact, 83. 252- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, IV/262. 253- Buhr: Byu' 3; Tirmiz: Kyme 60; Ahmed: 111/153. 254- Buhr: man 39, Byu' 6; Mslim: Kasme 107,108;Tirmiz: Byu' 1; Eb Dvud: Byu' 3; Nes: Byu'2, Kad 11; bn Mce: Fiten 14; Drim: Byu' l; Ahmed: IV/267.269-271,275.

kukular katilin vasiyete de ehil olamayacan hkmetmitir. nki eer ktiH mirasa veya vasiyete ehil kabul etmek, bunlarn bir an evvel hisselerine kavu ma arzusuyla muris veya mslerini ldrmelerine sebep olabilirdi. Bir'kadnn halas veya teyzesi ile ayn zamanda nikhl bulunmak, akrabalk balarn zede leyebilecei iin yasaklanmtr Nesebin kanmas tehlikesi karsnda iddet bekleyen kadnla evlenilmesi, hatta byle bir kadna evlenme teklif edilmesi men' olunmutur Hazret -i Peygamber "Kiinin kendi anne ve babasna svme si byk gnahtr" deyince Eshb - kiram buna atn, "nsan kendi anne ve babasna sver mi?" diye sormu; Hazret -i Peygamber, "Evet, birisi dierinin anne ve babasna sver, o da onunkine sver. Bylece kendi anne ve babas na svm olur" diye cevap vermitir'^^s, Eshb- kiram, lm hastasnn bin ta lkla boad kadnn mirasa ehil olacana hkmetmitir nki burada miras karma maksad vardr Rvete ve iltimasa yol ap thmete sebep olabilecei iin hkimin taraflarn davetine gitmesi ve onlardan hediye kabul etmesi yasak lanmtr Hazret -i Peygamber, harpte hadd cezalarnn tatbik edilmemesini emir buyurmutur nki bu, bazlarnn dmana katlmasna ve dolaysyla ordunun gsz dmesine sebep olur Keza Hazret -i Peygamber insanlar arasnda yanl dncelere sebebiyet verecek olmasayd, zelzelede yklp Kurey 'in tekrar yapt Kbe -i muazzamay ykp, Hazret-i brahim'in bin ettii orijinal aslna gre yeniden bin etmeyi arzu ettiini syiemtir256. Hazret -i Peygamber, hal kn "Kendine inananlar ldryor" demesinden ve bylece slmiyete arnn zayflayacandan endie ederek, aralarnda yaayan mnafklar, yani hakikatte inanmadklar halde mslman gibi grnenleri bildii halde ldrtmemitir Adaletten ayrlan devlet bakannn vazifeden azli haddizatnda meru olduu halde, fitne kmas ve halkn bu zulmlerden ok daha byk zararlara urama s tehlikesine binen Hazret -i Peygamber tarafndan yasaklanmtr Emevlerin ilk zamanlarnda baslan ilk slm parasnn zerinde hls sresi yazl olduu iin, abdestsiz, cnb, hiz kimselerin bu paralar ellerine almasnn mahzuru zerine halk arasnda memnuniyetsizlik domutu. Adaletiyle mehur mer bin Abdilaziz halfe olduunda kendisine bu husus arzedilmi; "Bu yazlar, tevhid-i br ve rislet-i Muhammedi ninesidir. Bunlar deitirirsek, bu hareketimizi gayrimslimler aleyhimizde hccet olarak kullanrlar" diye cevab vermitu-^s^. Sedd -i zeryi' ksmdr Birinci ksm icma' ile sabittin Umum yola u kur kazmak, yemek ve sulara zehir atmak, baka din mensuplarnn yannda on255- Mslim: man, (45; Timiiz: Birr, 4; Ahmed, 11/164. 256- Kbe-i muazzananm Hazret-i brahim'den kalma binas bir zelzelede yklm; Kurey tarafn dan yeniden ina edilmi; ancak malzeme yetmedii iin bugn hatm denilen ksm darda kalmt. Abbas halfesi Hrn er-Red, bir ara Kabe'yi eski biimiyle tekrar bn etmeyi d nmse de, mam Mlik Hazret-i Peygamber'in bu szn delil getirerek mni olmutur. 257- Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras, V/54.

arn mukaddes bildikleri eylere svmek byledir. Nitekim ana yola kuyu kaz mak ve yemeklere zehir atmak insanlarm helakine, bakasmn dinine svmek, onlarm da Allah'a svmesine sebep olmak demektir. Sedd-i zeryi'nin ikinci ksm asla mu'teber olmaz. arap yaplabilir diye baclk, zin edilebilir diye komuluk, yangn kabilir diye kibrit mlt ve sat yasaklanamaz. Hukukular arasnda ihtilaf bulunan, sedd-i zeryi'nin nc ksmdr. Burada zeramn ktle vesle olmas kat' deil, muhtemeldir. Evini, dkk nm meyhane veya kilise olarak kiralamak; arap yapana zm ve meyhaneciye zm ras satmak, zimmnin arabm tamak ve domuzlarnn obanln yap mak Mlik ye Hanbel mezhebinde caiz deildir. nki hukuka aykr ilere ve sle olunmaktadr. Bu sebeple mesel, bey'-i ecel, yani mesel bir kuma bir ay vde ile on dirheme satp, sonra bir ay dolmadan be dirheme satn almak, vere siye on dirhem karlnda pein be dirhem almaya, dolaysyla faize vesiledir ve mam Mlik'e gre caiz deildir. Dier hukukulara gre bu sadece bir sat tr, grne itibar edilir. Vrise vasiyet yasan bertaraf etmek iin vrisine bor ikrarnda bulunmak; talkla ayrlm kadnn tekrar lk kocasyla evlene bilmesi iin, bir bakasyla boama artyla veya niyetiyle evlenmesi (hlle ni kh), zekt ve hac mkellefiyetini skat iin maln elinden karmak gibi hle ler de Mlik ve Hanbel mezhebinde muteber deildir^ss. Mlik ve Hanbeller, sedd-i zeryi'in bu nc ksmm mctehidler iin mutlak ve mstakil bir kaynak olarak grdkleri halde, Hanefi ve fi'ler gr mezler. Nitekim bazen byk zarardan kanmak iin, kk zarara katlanmak gerekir. Hakkn almak iin rvet vermek; esri kurtarmak iin dmana fidye vermek merudur. Geri Hanefi kitaplarnda, "Caiz olmayan bir hkme yol aan eyler de caiz deildir" ifdesi yer ahyor. Fakat mesel arap yapana zm sat ma meselesinde, iki hkm arasnda yle bir fark bulmak mmkndr ki, biza tihi zm satnda hukuken bir mahzur yoktur. Hukuken istenmeyen durum, ya ni arap mii, sattan sonra meydana gelen bir deiikliktir. Hanefler, sedd-i zeryi'i tmyle reddetmi deildir. Nitekim bir kadnn, dva taraflarnn dave tine gitmesi, bunlardan hediye kabul etmesi, taraf tutmaya yo! aaca iin caiz grlmemitir. mam Mlik'ten baka hukukular, sedd-i zeryi'in bu ksmn t myle reddetmi deildir. u kadar ki, bunu mam Mlik daha ok kullanmtr. Burada ihtilafn bir baka neticesi ortaya kmaktadr Sedd-i zeryi'nin bu eidini kabul etmeyen Hanef ve fi'ler, dier iki mezhebin hilfma, huku k areleri, (hle-i er'iyyeyi, mehrici) delil olarak alrlar; Mlik ve Hanbeller olmaz. nki bu mnda sedd-i zeryi', hle-i er'iyye ile tezad arzeder. Bu se beple sonra gelen baz Mlik ve Hanbel hukukularnn kitaplarnda, hle-i er'iyyeye ve bunu caiz gren baka mezheblerdeki hukukulara tenkidlere rast258- tb, 11/383.

lanr. Sedd-i zeryi' mutlak delil olarak kabul eden Mlik ve Hanbeller, yuka rda geen Hazret-i Eyyb ile ilgili yetin nesholunduu, yani yrrlk zaman nn bittii grnde olup Hanef ve f'lerin hilfna hle-i er'iyyeye delil olarak itibar etmezler Fakat bunlarm er' deil de, btl hlelere kar oldukla r, en azndan hle ile btl maksatlara yol alabilecei endiesini tadklar an lalmaktadr Hemen her mezheb hukukusu, az veya ok, hle-i er'iyyeyi de lil alm, gerektiinde buna mracaat etmekte beis grmemitir htilaf ancak tatbikattadr259. Nitekim, tb, Mlik mezhebinde olduu halde, sedd-i zeryi'in bu nc ksmndaki ihtilafta hl bir neticeye vanlamadm sylemekte; ken di mezhebinden olduklar halde, hle-i er'iyyeye cevaz verdikleri iin Hanef ve fileri tenkid edenlere kar kmaktadr^^t*. Hle-i er'iyyeyi uzun uzadya ted kik edenlerden bn Kayym, "Maksad mubah ise hle mubah; deil ise, hle de haramdr" neticesine varmtr^^',

eryi'-i Slife (eryi' Men Kablen-nceki eriatler) nceki eriatler, Hazret-i Peygamber'den nce gelen peygamberler tara fndan getirilmi hukuk hkmler demektir eryi', eriat kelimesinin oulu dur Slife, selefler, ncekiler demektir Men kablen da bizden ncekiler mn sna gelir Her peygamber, kendisine Allah tarafndan vahyolunduunu syledi i bir takm emir ve yasaklar mmetlerine bildirmilerdir Ancak zamanla bun larn yer ald ilah metinler kaybolmu; bunlarn yerine insanlar tarafndan ka leme alnm olanlar gemitir Tevrat ve ncil de byledir Nitekim Kur'an- ke rmde bundan bahsedilirken yle deniyor: "..Onlar (Yahudiler) kelimelerin yerlerini deitirirler (kitaplarm tahrif ederler), kendilerine ihtar edilen eylerden bir hisse almay da unuttular.... Biz Hristiyanlarz! diyenler den de kesin sz almtk, ama onlar da kendilerine ihtar edilenlerden (ve rilen nasihat ve kitaptan) bir hisse almay unuttular...Ey Ehl-i kitap! Kitap'tan gizlemi olduunuz eylerin ounu meydana karan, ounu da aklamaktan vazgeen peygamberimiz size geldi.." (Mide: 13-14-15). Peygamberler ya resuldr veya nebdir ResiJler umumiyetle her bin se nede gnderilmi ve mstakil bir hukuk sistemi getirmilerdir Nebler ise daha ziyade yz senede bir gnderilmi ve mstakil hukuk sistemi vaz' etmeyerek, in sanlar kendilerinden nce gelen resuln hukuk sistemine armlardr Her peygamberin insanlar ard inan sistemi ayndr; farkllk fruatta, yani
259260261262zmirli, 149-150, 166. ib, 11/ 394. bn Kayym, 'lm, IU/107 vd. Drim; Mukaddime 39.

amel esaslarmdadr. Her resuln eriati, yani getirdii lulcuk sistemi vefatyla veya kendisinden sonra gelen bir resuln eriatiyle nesholunmutur. Nitekim Hazret-i Peygamber, "Kardeim Ms sa olsayd, bana tbi olmaktan baka birey yapmazd"^^^ diyerek bunu ifade etmitir263.

Hazret-i Muhammed, nceki eriatlerle amel eder miydi? Ulemnn byk ksmnn benimsedii gre gre, Hazret-i Muhammed, peygamberlii kendisine bildirilmeden nce gemi peygamberlerin eriatleriyle hareket ederdi. Hanefilerin ou, fi'ilerin ounluu -bu arada Kd Addeddin c ve Kd Beydav-, mtekellimlerden bir grup, Hanbeller, Mliklerden bn Hcib bu grtedir^*". kinci gr, Hazret-i Muhammed'in kendisine peygamberlik bildirilmeden nce eski eriatlerin hkmleriyle amel etmedii ynndedir. M'tezile'den Ebu'-Hseyn el-Basr ve mtekellimlerin ou, Ha nef ve fi'lerin bir ksm bu grtedir. Buna gre, Hazret-i Peygamber, eski eriatlerde de bulunduu bilinen Kabe 'yi tavaf, le yememek gibi bir takm dav ranlar maslahat sebebiyle ya da teberrken (bereketlenmek iin) veya kendi aklyla gzel bulduu iin yapmt. mid ve Gazl'nin, ayrca Kd Abdlcebbar, Cveyn, bn Kueyr, Nevev, Mzer ve Mverd'nin de iinde bulunduu bir grup hukuku ise bu konuda tevakkufu (duraksamay) tercih etmitir, yani Hazret-i Muhammed'in bi'setten nce eski eriatlerle mteabbid (amel edip et medii) olup olmad hususunda kesin bir hkme varlamayaca kanaatinde dir. Binenaleyh teslim etmelidir ki bi'setten nce eski eriatlerle mteabbid ol duuna dir bir delil bulunmad gibi, olduuna dir bir delil de yoktur^^s. Hazret-i Peygamber'in, peygamberlik kendisine bildirildikten sonra nce ki peygamberlerin eriatleriyle hareket edip etmedii, bir baka deyile eski hu kuk sistemlerinin slm hukukunda delil olup olmad da ihtilafldr. Bir gre gre, Hazret-i Peygamber, kendisine peygamberlii bildirildikten sonra, eski e riatlerin hkmleriyle amel etmitir. Bir peygamber iin sabit olan eriat, neshedildii bildirilmedike kyamete kadar hak zere bakdir. Dolaysyla eski eriat lerin slm hukuku kaynaklan taraftndan haber verilen ve neshedilmeyen h kmleriyle amel olunacan bildirmilerdir. mam- A'zam Eb Hanfe'nin es babnn ou, mam fi''nin esbabndan bazs ve mtekellimlerden bir grup,
263- Molla Hsrev, 225. 264- Vehbe Zuhayl: Usl Fkhi'l-jslm, Dmek 1989,11/839. 265- Serahs: Usl's-Serahs, Drlma'rife Beyrut, Il/IOO-tOI; mid: el-hkm fi Usi'I-Ahkm, Meseset'l-Haleb Kahire, lV/121, Abdlaziz Buhr: Kef'l-Esrn Bezdev, 111/932; Gazl: el-Mustasf, Kahire 1356,1/132; bn'l-Hmm, 359; Hdim, Menfj'dDekk, 2 1 1 ; evkn: rdii'I-fuhI il Tahkki'l-Hakk min lmi'I-Usl, Drlma'rife Beyrut 239; zmirli, 119; Abdurrahman bin Abdillah ed-Dervi: e-er*iu's-Shka ve med hcciyyetihi fi'-er'ii'l-slmiyye, Riyad 1410, 285.

ayrca Mlik hukukular, iki rivayetin birinde mam Ahmed bin Hanbel, Hazreti Peygamberin bi'setten (peygamberlii kendisine bildirildikten) sonra, Ehl-i ki tabn (Yahd ve Hu-istiyanlann) veya Mslmanlarn eldeki kitaplardan rivyetleriyle deil, dorudan vahy yoluyla nceki eriatlerle amel ettiine inanmakta dr f'lerden, yalnzca Hazret-i brahim'in, veya yalnzca Hazret-i Musa'nn, yahud da yalnzca Hazret-i s'nn eriatinin slm hukuku bakmndan delil ol duu kanaatinde olan hukukular da vardr^^e. kinci bir gr, Hazret-i Peygam ber'in, kendisine peygamberlik bildhildikten sonra eski eriatlerin hkmleriyle amel ettiini kabul etmez. mam- A'zam Eb Hanfe'nn ve mam fi''nin. es babndan bazs, Hanbellerden bir grup ile mtekellimlerin ou, ayrca E'arler bu grtedir. Her peygamberin eriati vefatyla veya yeni bir peygamberin gnderilmesiyle son bulur Dolaysyla artk bekasyla alkal sonraki peygamber tarafmdan bir deUl ikme olunmadka bununla amel etmek caiz olmaz. mid, Eb shak iraz, bn Sem'an, Havarezm, Rz, bn Hazm bu grtedir. Mute zile ve ia da byle dnmektedir^s^. nc bir gre gre, eski eriatlerin hkmlerinden, Kur'an ve snnette haber verilip neshi sabit bulunmayanlar, Hazret-i Muhammed'in eriati hline gelir. Haneflerden Eb Mensur, Kd Eb Zeyd, Serahs ve Pezdev ile mteahhirn ulemsnn tamam byle dnmekte dir Hanef mezhebindeki muhtar gr budur Hazret-i Muhammed'in tatbik et tii recmin meruluu aka Tevrat'tan istidlal edilmitir Nitekim denilmekte dir ki, "Hazret-i Muhammed'in "Ben onlarn (Yahdlerin) ldrd (terkettii) bir snneti ihyaya daha lym" sz, gayrimslimler zerine recmin vcubuna dellet eder; ayn zamanda artk bizim peygamberimizin eriati hline dnmtr. Biz bunu inkr etmeyiz, ancak eriatimizde recmin vcib olmas iin muhsan olma artnn ziydesi yoluyla bu hkmde nesh iddia ederiz, bu zi yde bizim indimizde nesh hkmndedir"28. Ulemnn ileri srd bu gr lerinde hem Kur'an- kerm ve snnet-i nebevden nakl delilleri, hem de akl de lilleri mevcuddur

Delil Olma

artlan

nceki eriatlere ait bir hkmn slm hukukunda tatbik olunabilmesi iin tamas gereken iki art vardr: Bunlardan birincisi, szkonusu hkmn ki266- Cesss, IV/92; Serahs, Usl, 99; mid, IV/123-124; Buhr, Kef'l-Esrr, iil/932-933; Eb shak e-irz: el-Lem' f Usli'l-Fkh, Matbaat Muhammed Ali Sabih Kahire, 37; tb, 11/269-270; bn Kudme: el-Muni, lem'i-Ktb Beyrut tarihsiz, Vn /I64; Eb Abdullah el-Kurtub: e l - C m i ' u I - A h k m i ' - K u r ' a n , Kahire 1387/1967, VI/178-179; bn'lHmm, 359-360; Hdim, Menf'd-Dekik, 211; evkn, 240; zmirli, 120-121. 267- Serahs, Usl, 99; mid, IV/123-124; irz, 37; Buhr, Kef'l-Esrr, 111/932-933; Hdi m, Menf'd-Dekik, 211; evkn, 240; zmirli, 120-121. 268- Serahs, Usl, 99-100; irz, 37; Buhr, Kef'l-Esrr, 111/933; bn'l-Hmm, 360; ev kn, 240.

tap ve snnette nalcledilmi olmasdr. Bir baka deyile Kur'an- kerm veya snnet-i nebev, eski eriatiere it bir hkm haber vermeli, hikye etmelidir. Bugn elde bulunan Tevrat veya ncil'de naklediliyor olmas kfi deildir. kin ci olarak da, Kur'an veya snnette nceki eriatiere ait bu hkmn neshedildii ne (yrrlk zamannn bittiine) dir bir delilin ikme edilmemi olmasdr.

Ehl-i Kitaba Benzemek

Meselesi

Hazret-i Peygamber Medine'ye geldiinde, buradaki Yahdlerin, Muhar rem aynn onuncu gn olan Aure gnnde oru tuttuklarn grnce onlara bu gnn ne gn olduunu sormu; onlar da firavunun elinden kurtulduu gn ol duu iin Hazret-i Musa 'nn bu gn oru tuttuunu syleyince Hazret-i Peygam ber "Kardeim Musa'nn snnetini ihyada biz daha hakl ve lykz" diyerek kendisi oru tutmu, Mslmanlara da bunu emretmiti. Daha sonra Ramazan orucu farz klnnca artk re gn isteyen oru tutmu, isteyen tutmamaya balamtr. Buna mukabil, bir takm ibdetlerin yaplnda Yahd ve Hrstiyanlara benzemeyi yasaklamtr. O'nun "Namaza durduunuzda her tarafnz sakin olsun, Yahdler gibi sallanmayn!"^^^ ve "Namaz ayaklarnz rtl k ln, Yahdler gibi plak ayakla klmaym!"^''^ gibi szleri bunu bildirmektedir. yleyse namaz klarken sallanmak ve (erkek iin) plak ayakla namaz klmak, ibdette Yahudilere benzemek olduu iin mekruhtur. Yine Hazret-i Peygam ber'in, namaz vaktini boru alarak ln etmeyi Yahudilere, an alarak haber ver meyi ise Hristiyanlara benzemek olaca iin reddettii bilinmektedir ^'i. Cena ze defnedilirken nceleri ayakta durarak bekleyen Hazret-i Peygamber, bilahare Yahdlerin de byle yaptn renince "Onlara muhalefet edin, cenaze defnedilinceye kadar oturun" buyurmutur^'s. Gnlk hayatta ve detlerde de Ya hd ve Hristiyanlara benzemeyi yasaklayan ve onlara muhalefeti emreder gibi gzken hadsler vardr: "Kim bir kavme kendisini benzetirse, onlardandr. O halde Yahd ve Hristiyanlara benzemeyiniz"^^^, "Yehd ve Nasr, sakal bo yumuz. Siz onlara muhalefet edip boyaynz!"^'^^ gibi. slm ulems, Hazret-i Peygamber'in, kendisine vahy gelmeyen hususlarda Ehl-i kitaba benzemeyi mriklere benzemeye tercih ettiini; putperestliin yklndan sonra artk m-

269- Buhr: Ezan 9 3 ; Eb Dvud: Salt 161; Tirmiz: Cumu'a 59; Nes: Sehv 10. 270- Cmi'us-Sagr, 3879. 271-Buhr: Ezan 1; Mslim: Salt I (377); Tirmiz: Salt 139(190), 142(194); Eb Dvud: Sa lt 27 (498); Nes: Ezan I (2,2-3); Hirev, 478. 272- Eb Dvud: C e n i z 4 7 (3176); Tirmiz: Ceniz 34 (1026). 273- Eb Dvud: Libs 4 (3512); Tirmiz: stizan ve db 7 (2619); Ahmed bin Hanbel: 2/50 (4868, 4869, 5409). 274- Buhr: Libs 67, Enbiy 52; Mslim: Libs 80 (2103); Eb Dvud: Tereccl 18 (4203); Ne s: Znet 14, (8, 137); Tirmiz: Libs 20 (1752).

riklere mabehette beis grmedii bildirmektedir^'^. Nitekim, Hazret-i Peygam ber, papazlara mahsus ayakkab ve cbbe giymitir. slm ulems, gayrimslim lerin kullandklar eyleri ikiye ayrrlar: Dinlerinin icab olan eyleri beenip yapmay, dinlerinin iar olan eyleri (ha, znnar, papaz klah) giymeyi, mu kaddes gnlerine hrmet etmeyi mslmanlar iin caiz grmez; hatta bunun din den kmaya sebep olacan sylen Yiyecek, giyecek ve ev eyas gibi eylerde benzemeye cevaz verir; gayrmsUmerin dinlerinin gerei olmayan zararl ey leri teebbh (benzeme) kasdederek yapmay haram sayar; teebbh kasdetmezse mahzur grmez. Faydal dnya ilerinde benzemeyi caiz, hatt sevab bulur^^e.

Bilgi

kaynaklan

Gerek Kur'an- kerm ve gerekse Hazret-i Peygamber, eski insanlardan ve bunlarn bana gelen hdiselerden oka bahsetmektedir Bunlara ahbr denir Ancak bunlar, bugn eldeki mukaddes kitap nshaiarndaki kssalardan farkldr Szgelii Tevrat'ta Hazret-i Lt ile kzlar, Hazret-i Dvud ile Bateba arasnda getii rivayet olunan hdiseler, slm kaynaklarnda kabul grmez. slm kl trnde, srail oullarna it hdiseleri anlatan bilgilere Isriliyyat denir. Sened ve metin ksmlar kritik edilmek suretiyle bu bilgilerden bir blmnn salam, bir blmnn ise uydurma olduu neticesine vanlmtm Bunlar, ounlukla Kur'an-i kerm ve hads-i eriflerde anlatlan ahbrn, yani tarih hdiselerin tef sirine yardmc olmaktadr sriliyyat kabilinden bilgileri Hazret-i Peygamber bazen bizzat Eshb'na anlatm; bazen de onlarn anlattklarn dinlemitir Haz ret-i Peygamber "Eer Ehl-i kitab, size bir ey anlatacak olursa onu ne tasdik, ne de tekzib edin. Biz Allah'a ve peygamberlerine ve onlara indirilenlere inan dk deyin. Eer btl bir ey ise tasvib etmeyin; doru bir eyse kar kmayn" 277 ve "sril oullarndan nakletmenizde bir beis yoktur'^^'^^ buyurmu ve Eshb'dan bazlarnn eski mukaddes metinleri okumalarna msade etmitin En etrafl sriHyyt tedkiklerine de slm dnyasnda rastlanmaktadm

275- Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras, IX/274; Yakub bin Seyyid Ali, 296-297. 276- Kdzde Ahmed: Cevhere-i Behiyye-i Ahmedyye R erhi'l-Vasyyet'l-Muhammediyye, st. 1232, 195, 202; Hindiyj'e, Beymt 1400/1980, V/333; Ahmed Tahtv: Haiye ale'l-Merk'l-felh erhu Nri'l-Izh, st. 1327, 185; Tahtv, Haiye ale'd-Drri'l-Muhtr, 11/61; bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/438-439; Ahmed Ziyeddin Gfnhnev: C m i ' u ' I - M t n R H a k k Env'is-Sfti'l-lhiyye (Ehl-i Snnet 'tikad), Trc: A. Kabak-F. Gnel, st. 1992,131, 137. 277- Buhr: Tefsir-i Sre-i Bekara I I ; Ebu Dvud: lm 2 (3644); Ahmed bin Hanbel, lV/136 (12592). nki eer tasdik olunan ey tahrife uram br eyse tahrife itirak edilmi olu nur; eer tekzb edilen ey sfemv kitabm aslna uygun ise bu sefer ilah kelm tekzb edilmi, yalanlanm olur. 278- Buhr: Enbiy 50; Mslim: Zhd 72; Tirmiz: lm 13; bn Mce: Mukaddime 5; Ahmed bin Hanbel: II/39,46.

nceki eriatlerin hkmlerinin

eitleri

Netice itibariyle eski ilah hukuk sistemlerine it hkmler drt ksmda ele alnabilir: 1. nceki eriatiere ait mukaddes metinlerde geen, fakat Kur'an- kerm ve Hazret-i Muhammed'in hadslerinde bahsedilmeyen hkmler, slm hukuku bakmndan hi bir hukuk deer ifade etmez. Mesel, yedi yl sonunda herkesin alacakhianm ibra edecei hkm Tevrat'ta vardr. bran bir kle de yedinci yl da zdlanr. slm hukukunda byle bir mecburiyet yoktur. 2. Kur'an- kerm ve Hazret-i Muhammed'in hadslerinde kendilerinden bahsedilen, ancak nesholunduklan, yani hkmlerinin kaldrld aka bildi rilen hkmler de hukuken delil tekil etmez. Mesel, Musev eriatinde Cumar tesi gn mukaddestir ve bu gn almak yasaktr. slmiyet bu hkm haber vermi ve neshetmitir. 3. Kur'an- kerm ve Hazret-i Muhammed'in hadslerinde nceki eriatlerden olduu bildirilen ve mslmanlara da emrolunan hkmler vardr. Oru, zekt gibi. Zin eden evli bir kimsenin cezas Musev hukukunda recm idi. Haz ret-i Muhammed bu cezay kabul ve mslmanlara da tatbik etmitir. 4. Kur'an- kerm ve Hazret-i Muhammed'in hadslerinde kendilerinden bahsedilmekle beraber, muteberiyetinin devam edip etmedii anlalamayan h kmler vardr. Nitekim Kur'an- kermin, "Tevratta srilouUar zerine u farz d a yazdk: C a n a can, gze gz, b u r u n a b u r u n , die di ve y a r a l a r bir birine ksastr" mealindeki yeti (Mide: 45) byledir. Hukukularn ihtilaf bu gibi hkmlerin slm hukukunda delil olup olmayaca ynndedir. Hukuku larn ekserisi ve bu arada Hanefler byle hkmlerin slm hukuku bakmndan delil tekil ettii grndedir. Nitekim mam Eb Ysuf erkek ile kadn arasn da, Kerh hr ile kle ve mslman ile gayrimslim arasnda ksas cereyan ede ceini yukarda zikredilen yete dayandrmaktadr^?^. Mlik mezhebinde de Ha nef mezhebine paralel olarak, eski eriatlerin hkmleri, nasslarda naklediliyor ve neshedildii de bildirilmiyorsa geerlidir^so. fi' ve Hanbeller, eski eriat lerin hkmlerinin nasslarda zikredilse bile delil olmayaca grndedirss. Eski eriatlerin hkmlerinin slm hukukunda da delil ahndna dair misaller pek oktur282. Nitekim Kssa- Slih'de geen ve suyun taksimine dir Kamer sresinin 28. yeti de buna misaldir. Burada suyun muhyee, yani hak sahiple279- bn Melek, 2 5 1 ; Molla Hsrev, 225; zmirli, 119, 121; Hallf, 279; Zeydan, 320. 280- Kurtub, V I / U 6 , 178-179; tb. 11/269-270. 281- bn Hacer el-Heytem: "Rhfet'l-Muhtc erhu Minhc, (irvn ve bn Kasm hiyeleriyle beraber), Kahire 1315. VII/336; bn Kudme, VII/I64. 282- Bu hususta fazla blg iin bkz. Ekrem Bura Ekinci: slm H u k u k u ve nceki eriatler, st. 2003.

rinden bir gn birisi, bir gn dieri tarafndan istifade etmek yoluyla taksimine delil bulunduu mam Muhammed tarafmdan bildirilmitir283. (slm hukukun da aynn taksimine ksmet, menfaatin taksimine muhyee denilmektedir).

Medne Halknn rf (Amel-i Ehl-i Medne) Medne-i mnevvere halknn rf, mam Mlik'e mahsus bir delildir mam Mlik, ^^Medne ehri iyiyi ktden aynr" mealindeki hads-i erife dayanmaktadr^s-i. Vahyi mahede etmekle ereflenen Medne halk, Hazret -i Pey gamber'in tatbikatn nesilden nesile nakledegelmitir Dolaysyla bunlarn rf ve teamlleri, hukuken esas alnmaya daha lyktr Geri Medne-i mnevvere, Hazret-i Peygamber'in yaad ve Sahabenin ounun bulunduu bir yer ol makla beraber, daha sonra bu ztlar slmiyet! yaymak zere buray terkettikleri iin, Medine'nin baka yerlerden fark kalmamtr Nitekim Msr'n en b yk hukukusu olan Leys bin Sa'd bu hususa dikkat eker Bu sebeple dier hu kukular Medne halknn amelini hukuken delil almazlar Miklerin delil ald, Medne halknn Hazret-i Peygamber'in tatbika tndan kendi anlaylaryla istidlal ettikleridir Yoksa Medne halknn snnet olarak naklettikleri herkes iin delildir Miklerin, Medne halknn amelini ic ma' addettiini syleyenler varsa da, mam Mlik'in uslnde sahabe ve tabinin icma'nn ayr bir mevkii olduundan, Medne halknn amelini bundan sonra gelen mstakil bir kaynak saymak daha yerindedir^ss. Medne amelinin delil olma hususunda hl vardr^^; 1. Medne ameli, snneti bildiren habere uygun ise, snneti takviye etmi olur 2. Birbiriyle tearuz durumunda bulunan, yani birbirine uymayan iki hads veya iki kyastan birine uygun olan Medne ameli, mam Mlik'e gre delildir mam fi' ile mam Ahmed'in bir grnde de byledir 3. Medne amelinin, ahad habere, yani bir kiinin bildirdii hadse muha lif olmas hlinde, eer Medne halknn ittifak, sz ile bildirilmi olmayp ame l olarak gelmise, haber terkediiir, amel esas alnr nki amel yakn; haber ise zan ifade eder Zan iin yakn terk edilmeyecei umum prensiptir mam Mlik, sa' ve mdd gibi baz llerin mikdarlar, ezan ve ikmetin ekli, namazda bes melenin gizli okunaca, iddihar edilemeyen (bir sene bekletilemeyen) mahsul lerin zektnn verilmeyecei; day, teyze gibi zevilerhamm vris olamayaca
284- Buhr; Fezilii'l-Medne 2; Mslim: Hacc 488; Muvatta': Cami' 4. 285- Mahmud Es'ad, Tarih-i t!m-i Hukuk, 230. 286- Eb Zehra: m a m Mlik, Trc. O. Keskioglu, Ank. 1984, 327 (Kd lyad'dan naklen).

gibi ictihadlar, Medne ameline bakarak yapmtr mam Mlik, Medne ame linde bulunmad iin meclis muhayyerliini kabul etmemitir Medne halknn ittifak, amel olmayp, itihada dayal ise, mam Mlik ahad haberi buna tercih eder Hazret-i Osman'n ehid edilmesinden nceki Medne halknn amelini. mam Mlik gibi, mam fi' de kabul etmektedir Bu tarihten sonraki ameli ise yalnz mam Mlik deUl almaktadr te yandan mam Mlik'in Medne halkn dan kasdmn Eshb- kiram olduuna dair rivayet de vardr287. Sonra gelen ve mezhebde mctehid Mlik hukukulan, zamann dei mesiyle ortaya kan yeni rfleri nazara alarak, mezheblerindeki gl grle rin yerine, zayf, hatta z grlerle fetva vermiler; bylece bu mezhebin yay gn olduu Marib ve Endls'n hemen her ehrinde ayr bir tatbik hukuk or taya km; buna da amel ismi verilmitir Son zamanlarda amel btn Fas'a mil tek bir tatbikat ifade eder olmu ve buna amel-i fast denilmitir288.

stishab Bir eyin gemiteki hlinin deitiine dir bir delil bulunmadka devam ediyor addolunmasdm "Yerde olan hereyi sizin iin yaratm olan Allahdr" mealindeki yet (Bekara: 29) ve bir hads-i erfde geen, "phe douran sebe bi defet, bu sebebe olmam nazaryla bak!"^^^ hkm istishabn delilidir Tef sirlerde, sz konusu yetin, husus bir yasaklayc delil olmadka, hereyin in sanlara mubah olduunu gsterdii sylenmektedir Bu husus Mecelle'nin 4, 5, 8, 9 ve 10. maddelerinde dzenlenmitir; "ek ile yakn zail olmaz", yani phe ile kat' bilinen husus bozulamaz (Mecelle m, 4). Bir kimse bir bakasn tm alacaklarndan ibra etse; sonra tarih siz olarak bu kimseden alacak talebinde bulunsa, bu talebi mahkemede dinlen mez. nki ibra kat'; alacak ise phelidir^^o. "Bir eyin bulunduu hal zre kalmas asidir" (Mecelle m. 5). Buna en gzel misal mefkudun durumudur lm tehlikesi iinde kaybolmu, bulunduu yer ile hayatta olup olmad bilinmeyen kimseye mefkud denir Mefkud, lm delille (mesel iki dil hidle) isbatlanana veya szgehi bindii gemi batm, cephede kaybolmu, bulunduu ev yanm ise mahkemece lmne hkmedile ne kadar sa kabul edilin Bir baka misal: Borlu borcunu dediini iddia etse,
287- zmirli, 54-61; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, I/I64; Ebu Zehra, Fkh Mezhebler Ta rihi, in /68-69. 288- Dnmez, Amel-i fs, 111/25-27. 289- Buhr; Byu' 3 ; Tirmiz: Kyme 60; Ahmed bin Hanbel: 111/153. 290-Ali Haydar Efendi, 1/41.

alacakl da demediine dir yeminde bulunsa; alacaklnn sz kabul edilir: nki burada borluluk asldr^^^. "Bir zamanda sabit olan eyin hilfna delil olmadka beksile hkmolunur" (Mecelle m. 10). Yukardaki rnek ele alndnda, mefkudun ld g l delillerle isbatianrsa veya lm tehlikesinde kaybolduu iin mahkemece lmne hkmedilirse, bu hkm bir zamanda sabit olan eyin hilfna delil te kil eder. Mefkud artk hayatta kabul olunamaz. "Berat-i zimmet asidir" (Mecelle m. 8) ve "Sfat- arzada asi olan ademdir" (Mecelle m. 9) hkmleri de buna dirdir. Yani esas olan borsuzluk ve masumluktur. Ancak bu da nz sfatlar iindir. Sonradan nz olan (ortaya kan) sfatlarda, adem (yokluk) esastr. Asl sfatlarda, bunun tersine, vcud (var lk) esastr. Nitekim shhat, bekret, hayat hep asl sfatlardn Bunlarn var olma s prensiptin Ancak mesel irkette kr, satlan malda ayp gibi hususlar nz ol duundan, bunlann bulunmamas esastn O halde varlklarnn isbat gerekir^^z, "Kadm, kdemi iizre terkedilir", yani meru bir ekilde eskiden beri de vam eden bir ey, hilfna delil olmadka devam eder (Mecelle m. 6). Ancak "Zarar kadm olmaz" (Mecelle m. 7). Eskiden beri devam edegelen bir zaran bu hkmlerden faydalanamaz; giderilmesi gerekin Mesel, mecra, mesil ve mrur irtifaklar bu hkm gerei devam eden Ancak umum yola akan sular byle deildin nki bu meru bir mesil irtifak saylmaz^^s. Btn bu prensipler, istishab delilinin tafsilidin Ancak istishabn istisnlan da yok deildin Mesel, kendisine emnet braklm olan kimse bunu sahi bine iade ettiine dir yemin etse kabul olunun Halbuki istishaben emnetin de vam ettiine hkmolunmalyd^^'^. Bir hibede bulunan kimse, bu hibesinden dn mek istese, kendisine hibede bulunulan ahs da balanan eyi tkettiini sy lese, yemin aranmakszn sz geerlidin Halbuki hibe olunan eyin helaki, ya ni tketilmesi nz bir sfat olduundan, istishaben hibede bulunann sz geer li olmalyd295. stishab, iki ekilde tezahr eder: Birincisi, bir eyin gemi zamanda sa bit ve gereklemi olduu bilinip u anda o eyin sona erdiinde phe edilmesidin Bu durumda aynen devam ettii kabul olunun Mefkudun sa ve irtifak haklarnn devam ediyor kabul edilmesinde olduu gibi. stishabn ikinci ekli ise, u anda bir eyin sabit olup gerekletii bilinir ve gemi zamanda da by le olup olmadnda phe edilin Bu durumda gemite de byle olduu, aleyhi291- Ali Haydar 292-Ali Haydar 293- AU Haydar 294- Ali Haydar 295- Ali Haydar Efendi, Efendi, Efendi, Efendi, Efendi, 1/42-43. 1/50-51. 1/57. 1/55. 1/53.

ne delil bulunmadka kabul edilir. Buna htishah- maklub da denir. Bir kimse kk ocuunun maln bakasna sattktan sonra, ocuk bali olup, o kimseden babasnn bu mal gaben-i fahile, mesel kymetinin yarsna sattn iddia ve semeni iade ederek mah istese, dieri de bu mal kymetine satn aldn syle se, satm ile bu an arasnda fiatlarm ar artaca kadar uzun bir zaman gememise, sz mterinin; gemise ocuundur Mesel, bir kimsenin evinde akan su yolunun kadm (eski) veya hadis (yeni) olduu hususunda doan ihtilafta, de lil yok ise, su hlen akyorsa bylece devam eder Sz, hakk- mesil, yani su yo lu irtifak hakk sahibinindir Su hlen akmyorsa yeni kabul edilir; sz ev sahi binin olur Yine mesel, baba, gaip olunun maln nafaka iin harcasa; oul kp geldikten sonra babasnn zengin olduu halde kendi maln harcadn id dia etse; bu anda baba zenginse sz olun, deilse babann kabul edilir^^fi. stishab delil olmak bakmndan ksmdr^^?: 1. Berat-i asliyyeyi stishab. Yukarda aklanan esaslan ihtiva etmekte dir. Bu istishab slm hukukular delil olarak alr; ancak mahiyeti zerinde ih tilaf ederler Hanefler istishab sabit olmayan bir eyi isbatta deil, sadece def'de, yani mevcud hukuk durumun deitiine dir iddiann reddinde delil alrlar. Yani istishab ile bir hkm sabit olmaz. Zira hkmn yokluu, delilin yokluuna dayaldr Yoklukta asl ise varlk delili ortaya kncaya kadar srme sidir. Nitekim mefkud, yani lm tehlikesi altnda kaybolan, ayrca bulunduu yer ve hayatta olup olmad bilinmeyen kimse, delil bulunmadka l kabul edilemez; terikesi taksim olunamaz; te yandan bir yakn vefat etse mefkud v ris saylamaz. nki miras, isbat ksmna girdii iin; istishabn birinci ekline gre, mefkud hayatta kabul edilerek, vefat eden murisine vris olacana hkme dilemez. Bir kimse btn mallarnn bakasna ait olduunu syledikten sonra, bir mal zerinde ikrar zamannda mevcud olmas dolaysyla hak iddia edilse; ik rarda bulunan mal sahibi de bu mala sonradan mlik olduunu sylese, sz bu kimsenindir. Yoksa o mal imdi mevcud diye istishabn ikinci ekline gre ge mite de mevcud idi, dolaysyla bu mal da ikrarn mulne girer diyerek o kim seye hkmolunamaz. fi'ler burada daha geni dnmektedirler Buna gre is tishab hem sabit olmayan bir eyi isbatta, hem de reddinde kullanlr Nitekim mefkudun terikesi taksim olunmaz; ancak kendisi bakasna vris olun Mzen, Sayraf, bn Sreye, Gazl, lm'l-hd, Mtrid, Semerkand meyh, Shib'l-Mzn Semerkand, mam Mlik ve Ahmed bin Hanbel'in talebelerine gre byledir Haneflerin bir ksmna, fi'lerin bazsna, Ebu'l-Hseyn Basr ve mtekelimlerden bir gruba gre istishab ne def'de, ne de isbatta dehl deildir 2. er' hkm iin isbat olunan bir vasf, hilaf sabit oluncaya kadar is296- Ali Haydar Efendi, 1/43-45. 297- zmirli, 51-52.

tishab. Mesel sularn temizlii, abdestin bozulmas, nikhn ve mlkiyetin de vam hep bu yolla kabul edilir. Bir peygamber gelene kadar, daha ncekinin ge tirdii hukuk kaidelerin geerli olduu, ancak bu tarihten itibaren neshe urad da istishab yoluyla kabul edilir. mam Mlik bu hususta baz husus hkmler vaz etmitin Nitekim bu mezhebe gre, bir kimse hanmn iki talkla m, ta lkla m boadma karar veremese; talkla boad kabul edilin Aksi takdir de zin tehlikesi vardn Av hayvanlarnda asl olan yasaklktm Nitekim mesel bir av hayvan lm bir halde suda bulunsa, boulmu olma ihtimali kuvvetli olduundan yenmez. 3. Nz mahallinde icma' hkmn istishab. Bunun delil olup olmamas ihtilafldm Bir hkm icma' ile bilinir iken; sonra buna dir nceye ait bir ihti laf ortaya ksa; artk bu icma'nn del olmaya devam edip etmeyecei hususun da iki gr vardr: Mzen, Sayraf, bn akla, bn Hmid, Eb Abdullah er-Rz'ye gre bu icma' delil olmaya devam eden Eb shak irz, Gazl, Eb Tayyib Taber, Kd Eb Ya'l, bn UkayI, Eb Hattab, Hulvn, bn Zagun'ye g re artk delil olmaktan kar; niz ile icma' bozulun Bu ikinci gre gre, icma' bozulunca acaba hkm de kalkar m? Bazlarna gre aslolan ibhedin mbahlktm Bazlarna gre tevakkuftur, duraksamadm Hakknda mubah veya yasak olduuna dair delil olmadka bir tasarrufta bulunmamaktn Bazlarna gre asi olan tahrmedir, yasaklktm Bazlarna gre ise, menfaatlerde mbahlk; zararl eylerde yasaklktm

Tbi' Kavli: Hazret-i Muhammed'in eshbm grenlere ve onlardan rivayette bulunan lara tbi' denilin oulu tbi'ndur (Yaygn sylenii ile tbi'ndir). Bunlarn hukuk grlerinin delil olup olmad ihtilafldm Eshb- kiram zamannda, hatta kimi zaman Eshb- kiram nk il erden farkl fetva verdikleri bilinen, Alkame, Esved, reyh, Mesruk, Neha', Sad bin Mseyyeb, Eb Amr a'b gibi Tbi'lerin grlerini hccet alan hukukular vardn Buna gre Eshb- kiram za mannda fetva vermeyenlerin sonraki grleri, deil-i tevkife makrun ise, yani Hazret-i Peygamber'den nakledilmi olduuna emare varsa delil olun Baz hu kukulara gre ise Tbi' kavli asl hccet deildin Nitekim mam Eb Hanfe bunlarn grlerinin kendisininkinden farkl olmadn; ancak Tbi'nden Es hb- kiram zamannda fetva verenlerin kavillerinin hccet alnabileceini beyan etmitin nki, mam Eb Hanfe de tbi'indendin mam Mlik ve mam fi' de zaman zaman Tbi'nin szleriyle amel etmilerdin mam Ahmed ise Sahb kavli bulunmayan hususlarda Tbi' kavlini alm; eer Tbi'n arasnda ihtilaf varsa, bunlar arasnda tercihden kanm, herhangi biriyle amel edilmesini caiz grmtn Tbi' kavlini delil alanlan yukarda geen "En hayrl devir benim

asnmdr. Sonra beni grenlerin, sonra onlan grenlerin, sonra da onlan g renlerin asndr"^^^ hadsine dayanmaktadr299. Tbi'nden reyh, Hazret-i Ali'nin halifelii zamannda kd idi. Bir Musev ile zrh satmna dir dvasnda Hazret-i Ali, olu Hasen ile klesi Kanber'i hid gstermesine ramen reyh, olun babas lehinde hidliini kabul etmemi; Hazret-i Ali kendi itihadna muhalif olduu halde bu hkme rz gs termiti. Abdullah ibn mer kendisine sual soran bir kimseyi Tb'n hukuku su Sad bin Cbeyr'e; Enes bin Mlik de bir bakasn Hasen-i Basr'ye gnde rerek, kendileri Eshb- kiramn nde gelen hukukularndan olduklar halde "O, bunu daha iyi bilir!" demilerdi^oo.

stikra' stikra' bir metoddur Baz hususlarn aratrlp sorularak cz' hkmler den kll bir hkm karmaktr. Mesela Hanef mezhebinde hamileliin asgar mddeti alt ay, a'zam mddeti 9 ila 24 aydr^o'. Mefkudun lmne hkmedilecei ya hususunda da 63, 90 ve 100 ya hususunda ictihadlar vardr. nki in sanlarn mrleri ekseriyetle bu yaa kadar olmaktadr Onbe ya, bul iin aza m snr ifade eder; nki bu yatakilerin bula ermi olmalar ok yaygndr

Karine Karne, bir eyin vcuduna dellet eden emare, nianedir Bir kimseye ykl mikdarda bor verdii iddiasnda bulunan kimsenin, geinmekte zorluk ekiyor durumda olmas, dvasnn dinlenmemesine karinedir Akrabasnn lehi ne veya hasmnn aleyhine hidlik kabul edilemez. nki thmete (yani taraf tutmaya) karinedir Kan ve koca arasnda mlkiyet ihtilaf doduunda, kl, er kek elbisesi gibi eylerin erkee; ziynet eyasnn da kadna ait olduuna karne yoluyla hkmedilir Hayz, hmile olmamaya; hayzm gecikmesi de hmilee karnedir Karne ayet kat'ye yakn bir ekilde maksad gsteriyorsa, buna karne-i ktia (kesin karne) denir Nitekim Mecelle, "Karne-i kt'a, hadd-i yakne bali olan emaredir" diyor (m. 1741). Nitekim elinde kanl bir bak olduu
298- Buhr: Fezil'l-Eshb 1, ahdt 9, Rikak 7, Eymn 27; Mslim: Fedi's-Sahbe 212; Tirmiz: Fiten 45, ahdt 4; Eb Dvud: Snne 10; bn Mce: Ahkm 27; Nes: Eymn 29; Ahmed: 1/378. 299- bn Melek, 253; Molla Hsrev, 226; bn'l-Hmm, 362; Sadreddin, 62-63; Sava Paa, 11/65, 181-182; Eb Zehra, Fkh Mezhepler Tarihi, 1/96-97. 300- bn Melek, 253; bn'l-Hmm, 362; zmirli, 127-128. 301- zmirli, 170-171; Keskioglu, 37. Tabiplr, hamilelik mddetini, kadmn son hayznm bandan itibaren hesapladklar iin, bu 24 ay meselesi, hayz ve iki hayz arasmdaki temizlik mddeti ok uzun kadmlar in sz konusu olan istisna bir durumdur.

halde telala bir evden kan kimsenin, o evde henz baklanm bir cesed bu lunmas halinde katil olduuna karine yoluyla hkmedilir. Definelerde, msl manlara ait iaretlerin bulunmas lukata saylacana; gayrimslimlere ait iaret ler ise ganimet saylacana karine tekil eder302. Kur'an- kermde, karinenin hkm sebebi alndna dair bir kssa anlatr: (Ysuf: 26-27). Kle yaplarak satld Msr'da, kendisine k olan ve uygunsuz teklifte bulunan efendisinin hanmnn elinden kaarken Hazret-i Y suf'un gmlei yrtlmt. kndan yz bulamayan kadn onu kendisine teca vz etmekle itham etmi, kadnn akrabasndan biri, Hazret-i Ysuf'un gmlei eer nden yrtlmsa kadnn, arkadan yrtlmsa Hazret-i Ysuf'un hakl ol duunu sylemi, gmlein arkadan yrtlm olduu anlalnca bu onun ma'sumluuna karine olmu ve beraat etmiti. Hads kaynaklarnda geen bir hadisede, iki kadn birbirine ok benzeyen iki ocukla yolda giderken bir kurt gelip ocuklardan birini karm; kadnlar kalan ocuun kime ait olduu hususunda ihtilafa dnce, Hazret-i Sleyman eline bir bak alarak ocuu ikiye ayrp kadnlar arasnda paylatrmaya hk metmi; kadnlardan bir hi tel eseri gstermezken; dieri "Yapma, ocuk onun olsun!" deyince Hazret-i Sleyman bunun ancak bir anne efkatinin teza hr olabilecei karinesini gznnde tutarak ocuu bu kadna vermitir^os. Hazret-i Peygamber zamannda da karineler ile hkm verildii olmutun Bedr'de Eb Cehl'i ve Hayber'de K'b bin Erefi kimin ldrd, kllar zerindeki kandan tesbit olunmutu. Hazret-i mer, az iki kokana hadd-i hamr; evli olmad halde hmile kalan kadna da hadd-i zina tatbik etmitir^o. Karne-i ktiann hukuken delil olduu hususunda hukukular arasnda ih tilaf yoktun Ancak karine, kat' olmadka, Hanef ve fi' mezheblerinde delil olarak kabul edilmemitin Nitekim haddler en kk phe ile den Maamafh kat' olmasa da karineler, zann- glib hs edebilirlen Yeminden kanmak, borlu veya sulu olunduuna karnedin Mal elinde tutmak, mlkiyete karnedin Mliklerden bn Ferhun ve Hanbel ekolnden yetien bn Kayym, karine lere kat' olmasa bile, hkm sebebi olarak itibar eden

ahdet-i Vicdan Daha ziyade Haneflere ait bir delildin Hakknda haric bir delil bulunma yan meselelerde kalbin temayl ynnde hkm verilin Mesel, Eshb- kira302- bn Kayym: T u r u k ' l - H k m i y y e fi Siyase'-er'iyye, 97 vd; (Vehbe Zuhay: slm Fk h Ansiklopedisi, st. !994, Vin /378-379'dan naklen). 303- Buhr: Enbiy 40, Feriz 30; Mslim: Akdiye 20; Nes: Adb'l-kudt 1, 16; Tirmiz: Ka d 14, 15; Ahmed bin Hanbel: 11/340. 304- Fahreddin Atar: slm Adliye Tekilat, Ank. 1991, 213..

mm ihtilafl grleri arasndan, haric bir delil ile tercih yaplamad zaman, ahdet-i vicdan ile birisi seilir Biribiriyle tearuz (atma) hlindeki iki kyas tan kalbin meylettii biri de bu ekilde tercih olunur^os. "Mftler fetva verse de kalbinden fetva sor!" hadsi^oe buna dellet eder.

Taharri Taharri, aratrmak mnsna gelir Bir meselede hukukun istedii netice ye ulamak, bir eyin hakikatine vkf olmak iin yaplan aratrmaya; hakikate vkf olunamad zaman da bir eye zann- glib hsl etmeye taharri denir An cak phe durumunda delil ahnan taharriye daha ok ibdetler sahasnda mra caat olunmaktadr Kblenin tyini, bir elbisenin veya suyun temiz olup olmad nn tesbiti, zekt mikdannn hesaplanmas, zekt verilecek kimsenin zekt al maya elverili olup olmadnn tesbiti taharri yoluyla olur. Muamelat sahasn da, bu delile taharri yerine, tevahhi ad verilir Her ikisinin de mahiyetleri ayndr3"7. Taharri, "Allah size tayamayacamz yk yklemez" (Bekara: 286) yetinin tatbikini gsterir

Kur'a Hukuk ihtilaf ortadan kaldrmak iin eit durumdaki hkmler arasnda kur'a ekilir. Kur'an- kermde Hazret-i Meryem'in himyesi hususunda kur'aya mracaat edildii bildirilmektedir (l-i mrn: 44). Hazret-i Ynus ks sasnda da efendisinden kaan kleyi meydana karmak iin kur'a atldndan bahsedilmektedir (Sffat: 141). Hazret-i Peygamber de, sefere giderken yann da gtrmek zere hanmlar arasnda kur'aya mracaat ederdi. Ksmet ve muhyeede, yani mterek maln kendisinin ve menfaatlerinin paylalmasnda kur'aya gidilecei hukuken sabittir Halfe, imam ve vel gibi kimselerin tyinin de, aranlan vasflar bakmndan eit namzedler arasnda da kur'aya gitmek merudur308.

lham Kalbe feyz yoluyla, yani kesb olmayarak gelen mnlardr Snht da denir. Peygamberlere gelen ilham, ya vahydir veya snnet olarak tezahr eder Bunun dnda kalan ilhamlar, yani evliya denilen kimselere gelen ilhamlar, ba305306307308zmirii, 181-182; Keskioglu, 37. Drim: Byu' 2; Ahmed bin Hanbel: IV/227. Hindiyye, V/383; Seyyid Bey, 19; zmirii, 182-183; Sava Paa, 11/56-57. zmirii, 183-184; Sava Paa, 11/69; Keskioglu, 37

kas iin hccet olmaz. Bunlardan er'i esaslara aykr olmayanlar, sadece ilham sahibi iin delildir. Bu hususun tesbiti de bir ictihad saylr. lham ou zaman zayf kyaslarn, zayf istishablarn, hatta zayf hadslerin oundan daha kuvvet li grlmtr. Nitekim "Ey iman edenler! Eer Allah'tan korkarsanz, O si ze iyi ile kty ayrd edecek bir ma'rifet ve n u r verir" mealindeki yet (En fl: 29) ve "M'minin firsetinden saknn, nki o Allah'n nuruyla bakar" hadsi309 ilhamn meruluuna dellet eder. lham da ahdet-i vicdanda olduu gibi zahir bir delil bulunmad zaman hukuk bir kymet tar^o.

Rya Kur'an- kermde, Sfft sresinde anlatld zere, Hazret-i brahim'e ryasnda olunu kurban etmesi emrolunmutu. O da, olu da bu emre boyun emi; sonra bunun bir imtihan olduu bildirilerek, olunun yerine gkten indi rilen bir koyunu kurban etmesi sylenmiti. Hazret-i Ysuf, ryasnda on bir yl dz ile gne ve ayn kendisine secde ettiini grmt. Babas Hazret-i Ykb, Rabbin kendisini seeceini, rya tbirini ona reteceini syledi. Hazret-i Y suf'un basma mehur hdiseler geldikten sonra anne ve babas ile onbir kardei kendisine secde ettiler (selm verdiler). O zaman ite o ryann tbirinin kt n anlad. Yine Ysuf sresinde getii zere kendisine anlatlan ryalar doru bir ekilde tbir etmi ve bu tbirler zaman gelince tahakkuk etmiti. Hazret-i Muhammed de, Hudeybiye'ye kmadan nce ryasnda kendisinin ve Esbabnn emin bir ekilde tra olarak Mekke'ye girdiklerini grmt. Bunu hayrla tbir ederek sevinmilerdi. Hudeybiye'den geri dnleri onlan tereddde drdyse de Mekke'nin fethiyle bu ryann tbiri tahakkuk etti. Kur'an- kerim bu h diseyi haber verir (Feth: 27). Kurtub, bu yetin tefsirinde, peygamberlerin rya snn hak olduunu ve bunun vahy yollarndan biri sayldn sylemektedir^!'. Bu yetlerin ve Hazret-i Peygamber'in snneti nda, slm limleri r yalar zerinde uzun tedkikatta bulunmular ve peygamberlerin ryasnn sdk (doru) rya olduunda ittifak etmilerdir. Bu ryalar, slm hukuku bakmndan salam birer delildir. Slih insanlarn ryalar ise, doru tbir edilmeleri duru munda, tamamen reddedilecek vakalar deildir^'^. slm limlerinin tasnifine gre, rahman kategorisine giren ryalar, slm kltrnde meleklerin getirdii bgi ve haberler olarak kabul edilmektedir. Hazret-i Muhammed'in hergn sabah namazn kldktan sonra cemaate dnerek, "Hastas olan varsa ziyaret edelim, cenazesi olan varsa yardmc ola309310311312Tirmiz: Tefsiru Sreti'l-Hicr 6. tb, 11/266-267; zmirli, 180-181. Kurtub, XVI/289-290. bn Hacer Askaln: Fethu'l-Br, Beyrut 1402, 12/362.

hm, rya gren varsa tbir edelim" dedii rivayet edilir Hads kitaplannda Hazret-i Muhammed'in bizzat grd rylan anlatp tbir ettiine dir hads ler vardr Mehurdur ki, ezann bugnki haliyle meruluu, Sahabeden muhte lif ahslarm grdkleri ve Hazret-i Muhammed tarafndan tasvib ve tbir edilen ryalarla sabit olmutur. Yemme'de ehid den sahab Sabit bin Kays', yine sahabeden Eb Huzeyfe'nin zdls Salim ryada grmtr Sabit kendisine "Hazret-i Eb Bekr'e git. zerimde felancamn u kadar alaca olduunu bildir. Klelerimden felanca ile falanca da zd olsun. lrken zerimde bulunan zrhm da alp felanca yerdeki mlekte sakladlar" demitir Salim bu ryay Hazret-i Eb Bekr'e anlatm; o da vasiyeti yerine getirmitir Zrh da sylenen yerde bulunmutur3i3. Hazret-i Peygamber'i ryasnda gren bir limin bunu hukuk hkmlere mesned olarak alabilmesine Eb shak gibi hukukular cevaz vermektedir. .Dier bir grup hukuku her ne kadar doru bile olsa uykuda sylenenlerin ezberlenebmesi mmkn olmadndan byle bir ryann delil olamayacan bildirmiIerdir3i4. Hazret-i Muhammed, "Kim beni ryasnda grmse, gerekten beni grmtr, nki eytan benim suretime giremez"^^^ buyurmutur Ancak ule m bu hitabn Hazret-i Muhammed'in suretini iyi tanyanlar iin olduunu, bu nun dndakilerin eytan tarafmdan aldatlabileceini syler Ayrca "Kytnet zaman yaklatka mzminin ryas yalan sylemez. En doru ryay, sz en doru olanlar grecektir. Esasen m'minin ryas peygamberliin krk alt (veyayetmi) cz'nden bir czdr"^^^ ve "Benden sonra peygamberlikten s dece mbeirt (mjdeciler) kalacaktr. Mbeirt, slh ryadr. Salih rya y slih kimse grr"^^'^ mealindeki hadsler de ryann delil olma vasfna iaret etmektedir. Yani vahy, son peygamber Hazret-i Muhammed'in vefatyla kesile cek; ancak rya baz gereklerin anlalmas iin geride ilhamla beraber yegne delil olarak kalacaktr Hazret-i Muhammed, istihare edenin yanlmayacan, zarar etmeyeceini syler. stihare, kelime olarak hayr istemek mnsna gelir slm kltrnde istihare, bir iin, hakknda hayrl olup olmadm anlamak iin, abdest alp iki rek'at namaz kldktan sonra bu hususta bildirilen duay oku yarak o ile ilgili rya grmek zere hi konumadan uykuya yatmaknr Byk hads limi mam Buhr'nin, uzun aratrma ve almalar netice si Hazret-i Peygamber'in altyzbin kadar sahh hadsini bulup ezberledii, her birisini yazmadan nce gusledip ik rek'at namaz kldktan sonra istiharede bu313- Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras, Vni/304-305.
314- zmirii, 183. 315-Buhr: Ta'bJr 2, 10; Mslim: Rya 10; Muvatta': Rya 1. 316- Buhr: Ta'bir 26; Mslim: Rya 8; Tirmiz: Rya 1; Eb Dvud: Edeb 96; Muvatta': Rya 1. 317- Buhr: Ta'bir 5; Muvatta': Rya 3; Eb Dvud: Edeb 96.

lunduu, ryasnda bu szn Hazret-i Peygamber'e it olduuna dir bir iaret grmedike kitabna yazmaktan kand sylenir. Burada da rya, bir hadsin shhatli olduunu anlamakta delil alnmtr. bn bidn, mestin parmann yrtk olmas durumunda mest olmaktan kacana binen, acaba mestin par mak kadar incelmesi durumunda, bununla bir fersah yrnemeyecei iin, mest olmaktan kp kmayacan teemml ederken, 1234 senesi Zilka'desinde r yasnda Hazret-i Peygamber'i grdn ve bu meseleyi sorduunu; Hazret-i Peygamber'in kendisine, "Mest, parmak mikdar incelirse, meshe mni'dir" buyurduunu nakleder^'. Bir erkek talk lafzn kullanr ve istisna yaparsa, ya ni buna inaallah kelimesini eklerse,-talk iitip de buna bitien bu kelimeyi ka dn iitmeden lrse talkn muteber olmayacaf meselesinde, (mam Zfer ve Muhammed'in talebesi) eddd bin Hkim (210/825) yle demitir: "Bana bu meselede (mam Zfer ve Muhammed'in bir baka talebesi) Halef bin Eyyb (215/830) muhalefet etti. Derken ryamda mam Eb Ysuf'u grerek ona sor dum. Benim dediim gibi cevap verdi. Kendisinden delil istedim. Bana, sen bo sun diyecekken azndan yahut bo deilsin sz kverse talk vki olur mu? diye sordu. Hayr dedim. Bu da yledir dedi" 3i9.

Ahzu bi-ekal!i ma kyl (Sylenenin en azn almak) Baka bir hal tarz olmad zaman, o mesele hakkmda ileri srlen h kmlerden en azn almak demektir. Bu da beraat-i asliye prensibine dayanr. Bunun yannda bazlar ahzu bi'l-ehaf, yani daha hafif olan almay delil kabul ederler. Bu da ihtiyat prensibine dayann Bir de ahzu bi'l-eyser, yani daha kolay olan almak vardn Bu da ref'u harec (zorluun kaldrlmas) prensibine dayann Hanefilerin daha ok riayet ettii ahzu bi'l-ehvat prensibi de zikredilmelidin Bu rada da farkh kavillerden en ihtiyatls alnn Bunlann hepsi de birbirine yakn dn ou zaman ayn neticeyi verirlen Mesel, Ehl-i kitabn diyetinde ihtilaf vardn Baz hukukulara gre mslman diyetinin te biri, bazlarna gre ya ns, bazlarna gre ise aynsdm mam fi' bu grlerden en azm, yani te birini esas almtn nki bu mikdarda btn hukukular mttefiktin Bir baka deyile te bir, yarm diyetin de, tam diyetin de iindedir^so. Namaz klarken, birinci rek'atte mi, ikinci rek'atte mi olduunu unutan kimse, birinci rek'atte ol duunu kabul eder ve namazn buna gre bina ederek sonra secde-i sehv yapan Aynca bunda ihtiyata riayet sz konusudun Sefer mddeti ve zekta esas olan llerin mikdar hususundaki farkl kavillerden, mam Eb Hanfe en fazla olanlarn almtr ki, ihtiyata muvafk olan budun Hrszlk nisabna dair farkl kavillerden de en ounu esas tutmutun nki bylesi daha ihtiyatldm
318- bn Abidn, Redd'l-Muhtr, 1/184. 319- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 11/524. 320- zmirli, 166-170.

Drdnc Ksm DELILLERIN DEERLENDIRILMESI

slm hukukunun amel hkmleri, delillerin deerlendirilmesi suretiyle mctehid hukukular tarafmdan konulur Bu i yaplrken u gibi durumlar orta ya kar

DeliHerin Tearuzu Delillerin tearuzu demek, hukuk hkmlerin delilleri olan yet-i kerme ve hads-i erfler arasnda grnte atma ve tezat bulunmasdr Bir baka deyile bazen iki delilden biri bir iin sbtunu, yai hukuken sabit olduunu; dieri ise intifasn, yani sabit olmadn gsterebilir^s. Nitekim bazen birbiri ne zt gibi grnen hadslere rastlanabil m Buna muhtelif'-hads denir. Debiler eit kuvvetteyse (kitaba kar kitap, snnete kar snnet gibi) tearuz, muraza sz konusu olur Deliller eit kuvvette deilse, murazadan bahsedilemez. n ki kuvvetli dehl esas alnr Bu, umum prensiptir Deliller arasndaki tearuz, mctehidlerin nasslar anlay ekliyle alkaldr Gerekte, er' prensipler ara snda bir atma, tezat ve tearuzdan bahsedilemez322. Deliller arasnda tearuz meydana geldiinde, deliller arasnda tercih yap lr Bu mmkn olmazsa neshe hkmedilin Bu da mmkn olmazsa cem' ve te'lfe gidilir; yani deliller biribiriyle uzlatrlmaya alln Baz hukukulara gre ise, nce deliller cem' ve te'lf edilmeye allr; bunun yaplamamas du rumunda neshe; sonra da tercihe gidilir Bu da yaplamyorsa, tevakkuf edilin Yani orada durulur, skt edilir. Nitekim mam- A'zam Eb Hanfe, on kadar meselede deliller arasnda tercih yapamad iin tevakkuf etmi; yani skt ey321-Mahmud Es'ad, Telhis, 416. 322- Ebu'l-Feth el-Beynn: Mezheb Meselesi ve Fkh! htilaflar, Trc. Ebbekir Sifil, st. 1997,46.

!emitir323.

Osmanllar zamannda Msr'da yaam byk slm hukukusu mam a'rn, el-Mzn'-Kbr isimli deerH eserinde, birbiriyle tearuz halinde g rlen delillerin ve mctehidlerin grlerinin arasn te'lf etmekte; bunlann ara sndaki farkllk ve tearuzun tahfif ve tedid, yani azimet ve ruhsat bakmmdan olduuna; eriatn aslnda tenakuz ve tezat bulunmadna dikkat ekmitir. Kitap ile snnet arasmda tearuz varsa kitap hkm tercih edilir. Tearuz, iki snnet hkm arasndaysa, mehur snnet dierine tercih olunur. ki ahad sn net arasnda tearuz varsa, rvnin fakhliinin derecesine; daha sonra da bu ha dsi iittii yaa gre tercih yaplr. Bir hukuk meselede delillerin ok olmasna deil, delillerin kuvvetine baklr. Mesel, tek bir kuvvetli snnet varsa, artk bu
delildir324.

Ayet ve snnetlerin vaz' edilmesinde bir tedriclik olduu daha nce zik redilmiti. Ayn cinsten, yani ayn kuvvette ve birbiriyle tearuz halinde bulunan delillerde, tercih szkonusu olamyorsa; sonraki delil, ncekinin hkmn neshetmi, yani yrrlk zamannn bittiini haber vermi saylr. Bir yet ile mte vtir ve mehur snnet ayn cinstendir. Kocas len kadnn br sene beklemesi ni dermeyan eden yet (Bekara: 240) ile; lm iddetinde hmile kadnn drt ay on gn bekleyeceini bildiren yet (Bekara: 234) arasmda tearuz bahis mevzu udur. kincisi birincisinden daha sonra nzi olduundan neshe hkmedilir. An ne ve babaya vasiyeti emreden yet (Bekara: 180) ile Hazret-i Peygamber'in mehur ved hutbesinde geen ve vrise vasiyeti yasaklayan hads arasndaki te aruz da yetin neshine hkmedilerek giderilir. Meden hadsler Mekk olanlara tercih edilir. Zaman bilinmiyorsa, tahrm eden, yasaklayan delil; ibhe eden, mu bah klan delilden sonra gelmi kabul edilir325. Eer zaman tesbit edilemiyorsa, bu takdirde muhkem mfessere, mfesser nass veya zahire, ibare iarete, iaret nassn delletine veya iktizaya tercih edilir. [Bu tbirlerin mns ileride gelecektir.] Bu da mmkn olamyorsa iki yet arasnda cem' ve te'lfe gidilerek olabildiince her ikisiyle de hkm veri lir. Buna amel hi'-ibheyn denin Amel bi'-ibheyn, birbirine benzeyen iki ey
323- bn bidn, Redd'l-Muhtr'n yemin bahsinde bu on eyi anlatmaitadr: Dehrin mns; in san pislii yiyen hayvanm ne zaman temiz olaca; av kpeinin ne zaman terbiye edilmi sa ylaca; mslman ocuun snnet ya; hns-y mklin hkm; eein artnn temiz olup olmad; meleklerin mi, peygamberlerin mi daha stn olduu; kfirlerin ocuklarnn hiret te nereye gidecei; mescidin duvann vakf malndan sslenip ssienemeyece; cinlerin b detlerinden sevab alp almayacadr. bn bidn, III/l 11. 324- Sadreddin, 82-84; Mahmud Es'ad, Telhis. 425 vd; zmirli, 193, 207, 211-212; Bilmen, Hukuk- smiyye Kamusu, 1/193-194. 325- Mahmud Es'ad, Telhis, 422; zmirli, 207; Bilmen, Hkuk- smiyye Kamusu, 1/194; a'ban, 420-421.

ile amel etmek demektir. Mesel, hayvann hayvanla veresiye satn nehyeden Semre hadsi ile Hazret-i Peygamber 'in krpe bir deveyi bor alp, sonra daha gelimiiyle borcunu dediine dair Eb Rfi hadsi arasndaki tearuzu, Hanef ler ikincisinin neshine hkmederek zmler; filer ise, cem' ve te 'lfe gide rek, Semre hadsinin iki hayvann da veresiye olduu hallere inhisar ettiini sylemi tir326. ki delilin cem ve te 'lfinde iki hkmden birini dnyev, dierini uhrev kabul etmek de mmkndr "Kiinin hibesinden rcu' etmesi hell olmaz. Hi besinden dnen, kusmuuna dnen kpek gibidir" ve "Kii, karl verilme dii mddete hibesini geri alma hakkna sahiptir" mealindeki iki hadsten, bi rincisi uhrev, ikincisi dnyev hkm bildirir Yani muayyen artlarda hibesin den rcu etmek irkin bir ey (mekruh) olmakla beraber, sahihtir^^?. "Size hidlerin en hayrlsn haber vereyim mi? O, kendisinden talep edilmezden nce ehdet etmeye gelendir" hadsi 328 e "Daha sonra yle bir cemiyet gelir ki, istenmedii halde hidlik eder" 329 hadsleri arasndaki gr nteki tearuz, her ikisinin de mm olmas dolaysyla giderilemeyince; birinci si hukukuUaha (Allah haklarna, yani hadd cezlanna), ikincisi ise hukuk- bda (kul haklarna) hamledilmitir Amr bin uayb 'n dedesinden rivayet ettii "ldrdn dmann e yasndan sana bir ey yoktur" hadsi ile Semre ve Eb Katde 'nin rivayet et tii "Bir kimse bir dman ldrrse, lenin eyas ldrenindir" mealindeki hadsi arasndaki tearuz, birincisi ganimete, ikincisi ise tenfle hamlederek te 'lf edilmitm Tenfl, askerin evkini arttrmak maksadyla atma srasnda kuman dann yama va 'detmesidir. Ganmet ise, dmandan harbde elde edilen menkul ve gayrimenkul mallardr ki, harbden sonra bete biri devlet haznesine, bete drd ise gazilere verilir. Deliller arasnda cem ve te 'lf de mmkn olmazsa, tearuz iki yet arasn daysa, artk snnete intikal edilir. Birbiriyle tearuz halinde iki snnet de byle te'lf olunamazsa; Sahab kavline baklr Bu, Sahab kavline kyastan nce itibar edenlere gredir. Buna itibar etmeyenlere gre ise artk her ikisi de eit derecede saylr ve bunlardan biriyle hkm verilir k kyas arasnda tearuz var ve tercih de yaplamyorsa, hukuku artk bunlardan birini ahdet-i vicdan ile hkme esas alr Byle kitaptan snnete, snnetten sahab kavli veya kyasa intikal mmkn
326- Beynn, 54-55. 327- Buhr: Hibe 14, 30, Hiyel 14; Mslim: Hibt 5, (1622); Eb Dvud: By' 83, (3538,3539); Tirmiz: By' 52, (1298, 1299); Nes: Hibe 2, (6, 265); bn Mce: Hibe 2, (2377). 328- Mslim: Akdiye 19, (1719); Muvatta: Akdiye 3, (2,720); Eb Dvud: Akdiye 13, (3596);Tirmiz: ehdt I, (2296). 329- Buhr: Fedil's-sahbe 1, Rikak 7.

olamyorsa; asi ile, yani bu delillerden nceki hle gre hkm verilir^ao.

pheli eyler Deliller o derece tearuz edip de hukuku hibir hkme varamazsa, yuka rda da geen "Hell bellidir, haram bellidir. Bu ikisi arasmda hkm aka bilinmeyen pheli eyler bulunmaktadr... Nasl oban srsn bir korunun etrafnda otlatrsa, ok gemeden koruya dalma tehlikesi olduu gibi; pheli eylerden kanmayanlar da Allah'n korusu mahiyetinde olan yasaklara, ha ramlara dalabilirler" hads -i erifi 331 gereince hareket edilir. pheli eylerin hkmnn ne olduu hususunda da alt gr vardr: 1. Ne haram (yasak), ne de helldir; 2. Helldir; 3. Haramdr; 4. Mevkuftur, yani hkm askdadr; 5. Mek ruhtur, yaplmas yasak olmamakla beraber ho grlmemitir; 6. Veren met ruktr, yani yaplmasna ruhsat verilmi ise de, yaplmamas azimettir, iyidir332. Hell ile haram kark bulunduu iin pheh olan eyler eith ekilde ortaya kar: Birincisi; Hell ile haram birlikte yaplmaktadr. Byle pheli eyleri terketmeye vera' denir. Bu ver'n da dereceleri vardm Birincisi tahrmen (harama yakn) mekruhtur. Bundan vera' lzmdr. Mesel gasbedilmi kpek ile av yapmak; alnm bakla hayvan kesmek harama yakn mekmhtur. kinci derece daha hafif tir. Mesel gasbedilmi balta ile odun kesmek byledin Cuma ezanndan sonra al veri de bundan daha hafiftin kincisi: Helli iledikten sonra, ie haram karmaktadr. Bunun da derecele ri vardm En yksek derecesi arap yapan kimseye zm satmak; kt i yapan ada ma kle satmak gibi ilerdin Bunlardan alman para iddetli mekruhtun Bunlardan kanmak; yani satmamak mhim ver'dm kinci derecede, zm, arap yapana de il de arap en kimseye satmak gelin Bunu satmak birinci derecenin stnde mek ruhtun Terk etmek, yani satmamak da birinci derecenin stnde verdm ncs: Vesvese ve kuruntu edilen phelilerdin Mesel "Kfu" memleket lerinden gelen tccarlar ile alveri etmek caiz olmaz. nk bunlar zlimlere yi yerek salarlar" diye dnmektin Fitne hazrl yapanlara, slere silah satmak, tahrmen mekruhtur333. pakat, silah yapmaa yarayan eya, mesel demir satmak byle deildin Yani, su
330-Sadreddin, 84; Malmud Es'ad, Telhis, 417-418,424-425; zmirli, 193,207-208; Bilmen, Hu kuk- smiyye Kamusu, 1/194; a'ban, 422-423. 33 i - Buhr: man 39, Byu' 6; Mslim: Kasme 107, l08;Timiz: Byu' 1; Eb Dvud: Byu' 3; Nes: B y u ' 2 , Kad 11; bn Mce: Fiten 14; Drim: Byu' I; Ahmed: IV/267, 269-271, 275. 332- zmirli, 205-206. 333- Gnmzde, ahkm- slmiyey dnya bar iin lehdid unsuru olarak gren baz gelimi devletlerin, insan haklar ihlaliyle tannm lkelere veya gruplara silah salsnda yarmas dikkat ekicidir.

ve gnah ilemekte kullanlan eyin kendisini satmak, tahrmen mekruh olur Bu eyi hazrlamaa yarayan maddeleri satmak ise, tenzhen (helle yakn) mekruh olur arap yapana zm satmak da tenzhen mekruhtur nki, kendileri su ve haram ilemekte kullanlmaz. Su ve haram olan eyin hazrlanmasnda kullan lr Bunlar, meru, hell olan yere satamayan kimsenin, tenzhen mekruh olan yere satmas caizdir Mslmann kilise tamirinde almas caizdir; ama bu tayyib,.ho bir kazan deildir Yol kesicilerden, hrszlk mal satld bilinen ar ve pazarlardan mal satn almak caiz deildir Zlimlerle, hle ve hyanet eden lerle, yemin ederek mal satanlarla, dkknnda haram mal ticareti yapanlarla alveri edilmez. Zlim olup olmad bilinmeyen, ancak zlim grnndeki kimselerle, ellerindeki maln meru mah olduu bilinmedike alveri yapl maz. Bir kimsenin tanmad, dil veya zlim olduunu bilmedii kimselerle alveri yapmas caiz ise de; bunlar aratrdktan sonra ahveri yapmas vera' olur Mah hell ve haramla karm olan kimseden bir ey almak caiz ise de, al mamak ver'dr ocuk, bakkaldan, eker, meyve gibi kendisine yarar bir ey sa tn almak isterse; burada velsinin icazeti (izni) bulunduu pheli olduundan ona satmak caiz deildir Eer tuz, pirin gibi eyler almak isterse satlr, nki velsinin izin verdii anlalr ocuk byle eyleri kendisi iin almaz. Belki birisinin mlkdr diye av eti yememek; belki besmelesiz kesilmi tir veya kitapsz kfir kesmitir diyerek kasaptan et almamak; belki sahibi lp vrisine gemitir diyerek ariyet ald evden kmak vesvesedir Bu pheleri gsterecek bir nian, bir almet olmadka, ehemmiyet vermemelidir. pheli eylerden kanmakta herkesin hli bir deildir Sradan insanlarla, yksek hasletli kimselerin kanaca pheli eyler ayn deildir Yksek hasletli kimseler iin pheli olan bir eyden, sradan bir kimse kanmaya kalkarsa, buna vesve se denir. Nitekim mam Gazl, hyu Ulmi'd-Din ve bunun hlsas olan Kimy-y Seadet kitaplarnda bir bahsi bu konuya tahsis etmitir Orada anlatlyor: Hazret-i mer derdi ki: "Bizler harama dmek korkusu ile, helllerin onda do kuzundan kanrdk". Bunun iindir ki, yz dirhem gm alaca olan bir kim se, doksandokuz dirhem alrd. Ar gelmek korkusundan, tamamn alamazd. [lk devir Hanef hukukularndan] Ali bin Ma'bed diyor ki, bir evde kirac idim. Bir gn, birisine mektup yazmtm. Mektubu duvann tozu ile kurutmak hatr ma geldi. Sonra dedim ki, bu duvar, benim malm deildir, kurutmam alym. Fa kat, yine dedim ki, bu kadarck eyin zarar olmaz. Duvardan toprak: alp mrek kebi kuruttum. O gece ryada, birisi dedi ki: "Duvar toprann zaran olmaz di yenler, yarn kyamet gnnde anlarlar". Bu derecede olanlar, en kk eyden saknrlar Belki, bu ey, byk eylere yol aar derler Yahud, hrette mtteklerin derecesinden aa dmemek iin saknrlar Bunun iindir ki, Hasen bin Ali, ocuk iken zekt malndan azna bir hurma koymutu. Hazret-i Peygam ber, "Pis pis, onu at!" buyurmutu. Halfe mer bin Abdilazz'in yanna ganmet eyasndan misk getirdiler Burnunu tkad. "Bunun fidesi kokusudur Bu ise.

mslmanlarn hakkdr" dedi. Byklerden biri, bir gece, bir hastann banda bekliyordu. Hasta lnce kandili sndrd. "Kandilin ya, imdi vrislerin hak k oldu" dedi. Halfe mer, ganmet malndan bir para miski evine brakmt. Birgn eve gelince, ailesinin ba rtsnden misk kokusu duydu ve sordu. "Mis ki yerine koyuyordum, eUm koktu. Elimi ba rtme srdm" deyince, Hazret-i mer ba rtsn alp iyice ykad, kokusu kalmaynca geri verdi. Bunun zara r yok idi. Fakat Hazret-i mer, det olmasn nlemek stedi, Haram korkusu ile helli terk ederek, mttekler sevabna kavumak istedi. Kfe ehrinin kylerini haydutlar basp, koyunlar karmlard. mam Eb Hanfe, bu alman koyunlar ehirde kesilip, halka satlabilir dncesi ile, o gnden beri, yedi sene, Kfe'de koyun eti alp yimedi. nki, br koyunun, en ok yedi yl yaayacan renmiti334.

Delillerin Emredicilii slm hukukunun yaplmasn emrettii veya yasaklad insan fiilleri ye di tanedir: Farz, vcib, snnet, mubah, mekruh, haram, mfsid. Bir baka tefri ke gre, kanun hkmler erevesinde insan fiilleri, 1.cras emredilen veya ya saklanan (farz, vcib, haram, mfsid), 2.Yaplmas tavsiye edilen veya edilme yen (snnet, mekruh), 3.Yaplmalar veya yaplmamalar tamamen serbest bra klan (mubah) friler olarak ayrlr. Bunlara klasik kaynaklarda ef'l-i mkellefin veya hkm de denilmektedir. Hepsine birden ahkm- er'iyye, yani er' h kmler ad verilmektedir. Hkm, mkelleflerin eitli fiillerine balanan huku k neticelerdir. Bir baka deyile hukuk karsnda ferdlerin davranlarna teret tp eden neticelere hkm denir. Hkm de teklifi veya vad! olarak ikiye ayr lr. Teklifi hkmlerde ferd iin bir muhayyerlik vardr. Yani hukuk, o ii yapp yapmamakta ferdi serbest brakmtr. Vad' hkmlerde byle deilir. Burada bir ey, bir baka ey iin sebep yaplmtr. Bunlar, bir hareketin shhati iin ara nan rkn, illet, sebep, art gibi hkmlerdir. slm hukukunda deliller, sbt ve delletinin kat' ve zann oluuna gre drde ayrlr: 1.Sbtu ve delleti kat' olanlar. Ak anlalan yetler ve tevatr le, yani her nesilde yalan zerinde birlemeleri mmkn olmayan bir topluluun sz birliiyle bildirdii, aka anlalan hadsler byledir. 2. Sbtu kat' olup, delleti zann olanlar. Aka anlalamayan yetler byledir. 3. Sbtu zann, delleti kat' olanlar. Bir sahbnin bildirdii ak hadsler byledir. 4. Sbtu da, delleti de zann olanlar. Bir sahbnin bildirdii ve ak olmayan hadsler byledir. Bunlardan birincisi farz ile haramlar; ikinci ve ncs vcib ile tahrimen mekruhu; drdncs ise snnet, mstehab ve tenzihi mekruhu bildirir33s.
334- Kimy-y Seadet, Trc: A. Faruk Meyan, st. 1411/1990,1/259. 335- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/66-67.

Nasslarda aka emredilen ilere farz denir Farzlarn yaplmas, amelin hukuken muteber olarak domas iin arttr Ak olmayp, zan ile anlalan emirlere vcib denir. Ftr sadakas vermek, kurban kesmek, vitr ve bayram na maz klmak, nezrini yerine getirmek, ana-babaya itaat, fakir akrabaya nafaka vermek, evlenirken mehr vermek, fsid akdi bozmak, mal olmayann borcunu tehir etmek, dvc istedii zaman hid olmak, (borcu olan iin) vasiyet yazmak vs. vcibdir. Vacibin terki, farzn terkinden farkl olarak, mutlaka o amelin fesa dm gerektirmez. Hazret-i Peygamber, farz ve vcibleri terk edeni grnce, terk etmesine mni' olurdu. Mstakil farz ve vcibler olduu gibi, her amelin de te kemml edebilmesi iin lzm gelen farz ve vcibleri bulunur Vcib, yalnzca Hanef mezhebinde vardr Hanef mezhebinde vcib olan bir ey, dier mezheb lerde ya farz veya snnettir Farz veya vcib olmayp Hazret -i Peygamber'in em rettii veya yapt ilere snnet denir Bunlardan devaml yaparak nadiren terketmi ve terkedenlere birey dememi ise snnet-i mekkede; arasra yaptkla rna snnet -i gaynmekkede; yaplmasn beendii ilere de mstehab veya mendub denir Farzlar yapmamak haram; vcibleri yapmamak ise tahrmen (ha rama yakn) mekruhtur Snnet-i mekkedeyi zrsz devaml terk etmek tenz hen (helle yakn) mekruhtur Snnet-i gayrmekkedeyi, mstehab, mendubu zrsz de olsa terk etmek mekruh deil ise de hUf- evldr Yani daha hayrl olann aksine davranmaktr Bu vasflandrma mam Eb Hanfe ve Eb Ysuf'a gredir mam Muhammed'e gre mekruh da haram ile ayn kategoridedir An cak delili kat' deil, zann olduu iin, buna haram denilmeyip mekruh denilmitir336.

slm hukukunda yaplmas yasak edilenler ise ya haram veya mekruh ya hud da mfsiddir Haram ya haram liaynihi, ya haram ligayrihidir. Birincisi, kendisi haram olup, her zaman bu hkmn korur Adam ldrmek, zin etmek gibi. kinci tr haram ise, kendisi haram olmad halde haram yoldan elde edil dii iin haram olan fiillerdir Bakasnn bahesine izinsiz girip kopard mey veyi yemek, bakasnn evinden ald mal kullanmak gibi. Mfsid, yaplan ii temelinden bozan fiillere denir Mesel kira akdinde semeni ve mddeti konu mamak akdi ifsad eder; yani kira akdinin mfsididir hidlerin dil olmamalar afi mezhebinde nikh ifsad eder, yani nikhn mfsididir. Bunlarn dnda ka lan btn ilere mubah denir; insan bu ileri yapp yapmamakta serbesttir^^'?. Bir ie, eitli hallere gre eitli hkmler terettp edebilir Mesel, ni kh snnettir Zin tehlikesi varsa vcib; eine iyi davranamama ihtimali varsa mekruh; nafakadan acizlik sz konusu ise haram olur Malnn te birinden ha336-bn bdn, Redd'l-Muhtr, 1/73-74.93; Byk Haydar Efendi, 426-427; Sadreddin, 88 vd; Mahmud Es'ad, Telhis, 442; Hallf, 293-300. 337- Byk Haydar Efendi, 427-428; Mahmud Es'ad, Telhis, 443; Hallf, 302.

yr yolunda vasiyette bulunmak snnet; denmemi borlarn yerine getirilmesi iin vasiyet etmek vcib; ihtiyac bulunmayan kimselere vasiyet etmek mubah; kt insanlara vasiyette bulunmak mekruh; dine ve hukuka aykr br maksadn tahakkuku iin vasiyette bulunmak haramdr. Meru yollardan para kazanmak mubah; rvet almak haramdr. htiya halinde dn almak mubah; muhta ola na dn vermek mendubdur. Borcunu demek farz olup, mal olduu halde borcunu dememek haramdr. Ancak deme zorluu eken borluya mhlet ve rip onu sktrmamak da vcibdir. Nitekim, bir yette "Borlu darda ise eli genileyinceye kadar beklemelidir" buyurulmaktadr (Bekara: 280). Klasik kaynaklarda "caizdir" eklindeki bir hkm, o ie hukuken ve dinen cevaz (izin) verildiini gsterir; ama her zaman o iin mubah olduunu gstermez. Hatta umumiyetle o iin mekruh olduuna dellet eder. "Bir beis yok tur" ve "bir mahzuru yoktur" gibi ifadelerden de o iin yaplmasnn yasak ol mad, ancak yaplmamasnn daha iyi olduu anlalr. Bir hukuk muamelenin shhat artlarna uymadan yaplmaya kalklma s durumunda da haram ilemek bahis konusu olur. Nitekim fsid ve btl akid yapmak hukuken muteber bir netice dourmad gibi; dinen de uygun deildir (haramdr). Gasbettii mal, sfatn deitirdikten sonra, mesel buday un ha line getirdikten sonra bakasna satsa bu sat sahihtir; ancak haramdn Yani gasbm haraml ortadan kalkmaz; gasbettii mal mlk olursa da eski sahibine taz min borcu devam eden Tazmin edince, kul hakk denmi olun dedikten son ra da ayrca tevbe etmesi gerekin Bylece Allah hakk da denmi; yani Allah katnda da beraat etmi olun Mekruh fiiller hukuken muteberdin Mesel, kitbiyye, yani Ehl-i kitab (Yahd ve Hristiyan) kadnla evlenmek dinen mekruh ise de, hukuken sahihtin Karde ocuklarnn birbirleriyle evlenmeleri de syledin Cuma gn hutbe ve namaz srasnda alveri yapmak mekruh olmakla beraber muteberdin Yani by le bir akid kerahetle de olsa sahihtin Bir kadn bid' olarak, yani kendisiyle m nasebette bulunduu bir temizlik devresi (tuhr) iinde boamak mekruh ise de sa hihtin Balad (hibe ettii) eyi (mevhbu) geri almak caiz ise de, mekruhtun te mctehid hukukulan ellerindeki delilleri deerlendirerek bir iin bu yedi snftan birine girdiini tesbit etmilerdin Bu sebeple bazsnn farz dedii ne dieri snnet diyebilecei gibi; bir baka delili esas alarak mekruh, hatta ha ram da diyebilin Delillerin bu ynden deerlendirilmesi, mctehidler arasndaki ihtilaflarn da esaslarndan birini oluturun Mesel, Kur'an- kermde "Talk esnsmda iki hid bulundurun" denilmektedir (Talk: 2). Ancak mctehidlerin hemen hepsi bunu nedbe yormular; yani iki hid bulundurmann farz deil de, mendub olduuna hkmetmilerdin Nitekim insanlardan her yaptklar hukuk akdin shhati iin iki hid istemek, onlar zora sokmak olun Bir yette, belirli

bir mddete kadar bor mnasebeti kurulduunda, bunun yazlmas emredilmektedir. Halbuki onu takip eden ibarede, eer alacakl borluya gveniyorsa borcu yazya geirmeden itimada dayal bir bor mnasebeti kurabilecei bildi rilmektedir (Bekara: 282). yleyse alveri srasnda bu akdi yazya geirmek farz deil; mendubdur. Klenin kendi hesabna alp kazanarak, bedelini efen disine demek suretiyle hrriyetini elde etmesine kitabet akdi denir. Kur'an- ke rmde dzenlenmektedir (Nur: 33). Bu yeti, klenin talebi hlinde efendinin ki tabet akdi yapmaya mecbur olduu eklinde tefsir eden sadece mam Ahmed bin Hanbel'dir Dier mctehidler bunu mendub olarak tefsir etmilerdir nki m likin, mlknde hi bir snrlamaya tbi olmakszn tasarruf edebilecei, slm hukukunda umum kaidedir Bunlar, insan fiillerine balanan uhrev netice ve hkmlerdir Bir de dn yev netice ve hkmler vardr nsanlarn hukuk deer tayan fiillerine bala nan dnyev hkmler drt grupta tedkik olunabilir: Shhat, in'ikad, nefaz ve l zum artlar. Shhat, bir hukuk tasarrufun hukuk hayatnda muteber neticeler dourabilmesi iin gereken btn artlar tamas demektir Asl da, sfat da hu kuka uygun byle bir tasarrufa sahih denir Shhatin zdd fesad veya butlandr Aslnn da, sfatnn da hukuka uygun olmad tasarruflar btldr Asl hukuka uygun olmakla beraber, sfat uygun olmayan tasarruflara fsid denin Szgelii mevcud olmayan bir maln satlmas btldn nki bir satm akdinde taraflar, mebi', semen ve irade beyannn bulunmas arttn Bunlardan bh-isi bulunmaz sa, akid btl olur te yandan mesel veresiye satta taksitlerin miktar veya deme tarihleri bildirilmezse akid fsid olun Byle bir akdi ikle edip, yani kar lkl olarak bozup, taksit miktarlann ve deme tarihlerini belirleyerek yeniden artlarna uygun bir ekilde kurmak gerekin Ancak btl akid, asl sahih hle gel mez. Mesel mevcud olmayan bir ey hibir surette satlamaz. Mesel bir kim se kardeinin ocuu ile evlense bu nikh btldr, asl sahih olmaz. Ancak ev lenmesi caiz olan birisiyle hidsiz evlense, bu nikh fsiddir Sonradan uslne uygun hle getirilmesi mmkndr Sahih olmayan akdin ya btl veya fsid ol mas hususu Haneflere gredir Dier mezhebde fesad ile butlan arasnda fark gzetilmemitir Akdin unsurlarnn hukukun arad artlar erevesinde hkm dourma sna in'ikad denin Bu da taraflardan birbirine uygun icap ve kabuln sdr olma sdr .Byle bir tasarrufa mn'akid denir Bunun iin de meclis birlii arttr cap bir mechste, kabul baka bir mecliste vki olsa; akid in'ikad etmez. Nefaz, tam ve sahih bir ekilde doan bir hukuk tasarrufun hemen netice dourabilmesidin Bu bakmdan bir hukuk tasarrrufta, taraflarn veya vellerin nzlannn alnmas gereken durumlarda, bu nznn alnm olmas nefaz art dr Alnmamas hlinde bu akid nafiz deildin Mevkufdur, yani askdadm M meyyiz kn hem lehine ve hem de aleyhine olarak yapt satm veya kira

akidleri; fuzulnin (vekletsiz i gren kimsenin) bakas nmna yapt akidler byledir. Bunlarda taraflarn veya vellerin rzlar alnnca, yani bunlar akde icazet verince, akid nafiz hale gelir. Bir de lzum artlar vardr. Sahih olarak domu her hukuk tasarruf, esa snda lzm, yani balaycdr. Ancak baz artlarn bulunmamas durumunda bu tasarruf feshedilebilir. Mesel, kefet, yani taraflarn denkliinin szkonusu bu lunmad nikh akdi gayrlzmdr. Balayc deildir, dnlebilir. Kzn velsi akdi feshettirebilir. Hibe, karz, ariyet, vasiyet de gayrlzm akidlerdir. Yani bu tasarrufta bulunan kimse, her zaman tasarrufundan dnebilir. Eer bir satm ak di bata bir arta, szgelii muhayyerlik artna balanm ise, bu takdirde taraf larn rcu' hakk olduundan, bu akid lzm deildirs^s.

Rkn ve art Bir iin varl kendisine bal olan ve onun yapsndan bir para olan un sura rkn denir. Akitlerde icap ve kabul rkndn Bir eyin varl kendi varl na bal olmakla beraber onun yapsndan bir para olmayan unsura art denir. Mesel recm cezas verebilmek iin zin suu sebeptir. Ayrca muhsan (hr, mslman ve bandan zifafla neticelenmi bir evlilik gemi) olmak arttr. Ay n ekilde ksas cezas verebilmek iin de adam ldrmek sebep; taammd (is teyerek ldrmek) arttr. Mirashn sebebi akrabalk ba olmakla beraber; din birlii de arttn hid, evlenme akdinin shhati iin art olduu gibi; iktisap tan itibaren bir yl gemesi zektla mkellef olmann artdm Hkmn sebebe balanmamas veya sebebin gereklememesi neticesini douran hle mni de nin Mesel, ktiI maktuln babas ise, bu, cezalandrmaya mni tekil eden Ka tilin murisini ldrmesi de mirasa mnidin Bir de ferdlerin aralarndaki hukuk muamelelerde kotuklar artlar var dn Bir hukuk tasarrufun varl, istikbalde bir hususun tahakkuk etmesi artna balanmsa ta'likt; kar tarafn bir davranta bulunmasna balanmsa takyi di arttan sz edilin Mesel, "eer senden alacam varsa ibra ettim" dese ve gerekte alaca varsa bu alacak ortadan kalkar. Buradaki ta'lik arttn Ta'lik art, ya mlayim dir (uygundur; akdin gereklerini teyid eder); ya gaynmlyimdin Bunlardan bi rincisi hukuken muteberdir, ikincisi deildin Veklet, vasiyet, havale, kefalet, ke faletten ibra, ticarete izn, sattan sonra uf'adan vazgeme, kaz (hkim ta'yini ve azli), emaret (vali tayini ve azli) gibi baz hukuk tasarruflar, mlayim olmak kaydyla, ta'lik arta elverilidin Mesel, "filan kimse bana da'v aarsa vekilimsin" dese ve kar taraf da kabul etse, veklet geerli; "rzgr eserse (veya f338- Byk Haydar Efendi, 422; Malmud Es'ad, Tellis, 440-441; Sava Paa, 11/233.

lan eve girersen) vekilimsin" dese veklet geersizdir Bey' (satm), icre (kira), isticar, iare (ariyet), hibe (balama), sadaka, akde icazet, hacr, sulh, ikrar, bor tan ibra, mzraa, mskat, vakf, tahkim, ikle (akdi karlkl rza ile bozma), vekilin azli, art ve ayb muhayyerlii ile mebii geri vermek hakknn iptali gibi baz tasarruflar ta'lk arta asl elverili deildir. Hukuk muameleyi zamana balamak hususunda da icre, icreyi fesh, mzraa, mskat, mdrebe, vek let, kefalet, vas ta'yini, vasiyet, sattan nce uf'adan vazgeme, kaz, emaret (emr ta'yini), vakf, ariyet, muhayyerlii iptal gibi muameleler gelecekteki bir zamana balanabilir. Mesel, "bu evi filan aydan itibaren u kadar paraya sana kiraladm" eklinde yaplan bir icre akdi sahihtir Bey', bey'e icazet, bey'i fesh, ksmet (mterek mal taksim), irket (ortaklk), hibe, maldan sulh, bortan ibra gibi hukuk muameleler asl zamana balanamaz. Mesel, "bu mal gelecek ayn banda u kadar paraya sana sattm" eklindeki bir akid sahih deildir. "Bu ii yapar isen bu mal sana sattm (veya aldm)" demek ve kar tara fn da kabul etmesi takyidi arttr Takyidi art da trldr; Caiz, mfsid ve lav. Caiz olan art mutlaka yerine getirilir Akdin gerektirdii bir eyi, yani art edilmese de yapmas lzm veya caiz veya det olan bir eyi art etmek sahihtir Maln sattan sonra mteriye it olmas veya semenin veresiye olmas yahud muhayyerlik ya da paket edilmesini istemek gibi. Lav olan art ile yaplan akid sahih ise de, artn yerine getirilmesi gerekmez. Bu da akdin gerektirmedii ve taraflara bir faydas olmayan arttr Mterinin mebii bakasna satmamas, ve ya satmas, ya da hibe etmesi, yahud baka ehirde satmas, hediye etmemesi, ayra salmamas, kesmemesi, binmemesi, yememesi gibi artlar lav ve akidler sahih olur Mfsid veya fsid art ise, akdin gerei olmayan ve taraflardan biri ne fayda salayan arttr nc bir ahsa fayda salayan artn da fsid oldu una dair hukuk grler vardr Fsid art geersiz olduu gibi, akdi de geer siz klar Kadnn kendisini nikh etmesi artyla, bir mal tekrar kendisine sat mas artyla, buday un yapmak artyla, satlan mal bir sre alcya teslim et meyip kullanmak artyla, satlan evde bir sre satcnn oturmas artyla, m terinin satcya bor veya hediye vermesi artyla yaplan satm veya kira akidleri, fsid art sebebiyle geersizdir, fsiddir cret karl kefil olmak da by ledir Bey', ksmet, icre, akde icazet, sulh, bortan ibra, mzraa, mskat, vakf ise mfsid arta balandnda fsid olur Buna karlk, veklet, karz, hibe, sa daka, rehin, vas ta'yini, ikle (karlkl rz ile akdi bozma) ve me'zunu hacr gibi hukuk tasarruflarda, art fsid olsa bile tasarruf shhatini srdrr Mesel, evini lnceye kadar iinde oturmak artyla satmak fsid olduu halde; bu art la hibe etmek sahihtir Akidden nce fsid art va'd edip, akid yaparken sylemezlerse akid sahih olur. Akidden sonra art koarlarsa mameyn'e gre yine byledir art konusunda Haneflerin akidlerde irade serbestisine verdikleri ehemmiyet sebebiyle ihtiyatl davranmalarna mukabil; bir ksm Mlik hukuk-

usu ve bilhassa Hanbeller bu hususta daha geni dnmekte, her eit art ge erli kabul etmektedirler.

Delillerden Hkm kartma Metodlan (stinbat) slm hukukunun kaynaklarm tefsir ederek bunlardan hkm karma yoluna istinbat denir. Daha nce de getii"zere, Kur'an- kerm yetlerinin ve hadslerin tefsirinde, yani fkh uslnde (slm hukuku metodolojisinde) yol vardr: Bunlardan birincisi Haneflerin usl olup, burada kll kidelerdeki te ferruat hkmlerinin esaslarna dayanmak, nce fer' hkmleri getirmek ve salam bir ekilde esaslarn koymak, sonra d ondan kaideler karmak sz ko nusudur. Debbs'nin Takvim'l-Edille, Pezdev'nin Usl ve Nesef'nin Menr adl kitaplan bu uslde yazlmtr. kinci usl, mtekellimlerin (kelm limleri nin) usl de denilen fi' hukukularnn yoludur Burada usl kaidelerini koymak ve onu, ona bal fer' meselelerle snrlamadan ortaya karmak; sonra da bu kaideleri fer' meselelere tatbik etmek vardr. mam fi''nin er-Risle, Gazl'nin el-Mustasf ve mid'nin el-hkm adndaki kitaplar buna misaldir. Bu ikisini te'lf eden usle de karma usl denir. Haneflerden Sadru'-eri'a'nn Tenkihy Molla Hsrev'in Mir'at'l-Usl, bn'l-Hmm'n et-Tahrir ve Hdi m'nin Menf'd-Dekik, f'lerden Sbk'nin Cem'u'l-Cevmi', Mlikler den tib'nin el-Muvfakat adh kitaplar bu uslde yazlmtr. Bu tasnif, usli fkh, yani slm hukukunun kaynaklarndan hkm karma ilmi bakmndan nemlidir339. Sadece kitap ve snnet deil; dier kaynaklarda da lisan unsuru n planda olduu iin istinbat nem tamaktadr. Nasslar ihtiva ettii hkmlere delletleri bakmndan ya kat', ya da zanndir. "Zevcelerinizin ocuklar yoksa terikelernin yars sizindir" mealinde ki yetin (Nisa: 12) delleti kat'dir. "Zin eden kadn ve erkekten her birine yz denek vurun!" mealindeki yet de (Nr: 2) byledir. Ama "Boanm ka dnlar kur' beklerler" mealindeki yetteki kur' kelimesi arapada farkl m nlara geldiinden; mesel hayzh olunan zamana da, temizlenilen zamana da, her ikisine de kur' denildiinden, bu yetin delleti zanndir. "Size l ve kan haram klnd" yeti de (Bekara: 228) byledir. Zira l ve kan sz umumdir; tahsis ihtimali vardr. Nitekim Hazret-i Peygamber'in hadsiyie balk ile ekirge ve dalak ile akcier hell klnarak yetin hkm tahsis edilmistir^''". Delillerde kullanlan lafzlar, konulduklar mn, bir baka deyile keli menin mnya delleti, tahsisi bakmndan hss, mm, mterek ve mevvel di ye ksmlara ayrln Zin edenlere yz denek vurulmasn emreden yetteki yz
339- Takprzde, 503 vd; Sava Paa, 1/115 vd. 340- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/74; Hallf, 212-213.

denek lafz hsdr. Baka mnya ekilmeksizin, olduu gibi alnr. Hss, ya mutlak veya mukayyeddir. Zevcelerin anneleriyle (kaynvalidelerle) evlenmeyi yasak eden yetteki zevceleriniz sz mutlaktr Zifafa girme kaydn tama maktadr (Nisa: 23). Dolaysyla bir kimsenin evlilii, lm veya talkla sona er dikten sonra, zifafa girmi olsun olmasn, bu zevcesinin annesiyle evlenmesi ebediyyen yasaktr Bu yetin devamndaki, kendileriyle zifafa girilen zevcele rin kzlaryla (vey kzlarla) evlenmeyi yasaklayan hkm ise mukayyeddir Bu rada evlenme yasa, zifafa girme artyla mukayyeddir, kaytlanmtr Bazen bir lafz bir yerde mutlak, dier bir yerde de mukayyed olarak geer Bu takdir de mutlak, mukayyede hamledilir Bir hads-i erfde, satlan gayrmenkulde komunun uf'a hakk bulunduu mudak olarak bildirilmektedir Bu hkm, bhbaka hads-i erfte, komuyla yollarnn bir olmas artyla mukayyed klnm tr. Bu takdirde Hanef mezhebi dndaki hukukular mutlak mukayyede ham lederek, sz konusu art gereince, ancak komu ile yollan bir ise uf'a hakk na sahip olunacan syler Hanef mezhebi ise mutlak mukayyede hamletme yi kabul etmedii iin, komuyla yollan bir olmasa da mutlak olarak uf'a hak kna sahip olunduunu kabul eder Zhar keffretinde bir kle (Mcdele: 3), haten adam ldrme keffretinde ise bir m'min kle (Nisa: 92) zdlanmas emredilmitir^**'. Haneflere gre mutlak mukayyede hamlolunmayaca iin, haten adam ldrmede m'min bir kle zdlamak gerekirken, zharda herhangi bir kle zatlanabilir3'^2 Hssn karlnda mm vardr Bu da konulduu mnnn belirli bir mikdaria snrl olmayan btn ferdleri iine ald lafzdr Erkek ve kadm hrszn ellerini kesin hkmnn konuluundaki mn hrszlktr ve bu fi ili ileyen herkese mildr. "Vrise vasiyet yoktur" hadsindeki vasiyet de mmdr Vrise yaplacak her tri vasiyet, bu yasan iine girer. Bir de mm tahsis vardr "Yamur suyuyla sulanan mahsulden onda bir, kova veya dolap larla sulanan mahsulden yirmide bir zekt gerekir" hadsiyle; "Be veskden az olan mahsulden zekt yoktur'' hadsi tearuz etmi; filer mm olan birinciyi hss olan ikinciyle tahsis etmi ve be veskden az mahsul iin zekt verilmeye ceini kabul etmilerdir. mam- A'zam Eb Hanfe ise mmm hss ile tahsisini kabul etmedii iin, iki hads arasnda tearuz bulunduuna hkmetmi; syleni tarihleri bilinmediine gre kuvvetli olan, yani mm brne tercih etmitir3'*3. Bir de bazen ayn lafz, birbirinden baka mnlara gelebilir Bu takdirde mterekcn sz edilb*. Haneflere gre bu mnlardan birinin kastedildii anla lmadka tevakkuf edilir, duraksanr, hkm verilmez. Kur' lafz hem det g341- Zhar, hanmnn bir uzvunu, nikhla almas haram olan bir kadna (annesine, kzma vs.) ben zetmek veya "Sen bana annem gibisin" diye yemin etmektin Bu takdirde koca eer keffret yapmazsa, evlilik bozulun 342- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/67-69; a'bn, 311-326. 343- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/71-74; a'bn, 345 vd.

rlen, hem de detten temizlenilen zaman, hem de her ikisi mnsma gelir. Yine mesel mevl kelimesi hem bir kimsenin zd ettii klelere, hem de zd eden efendiye, hem de kendisiyle muvlat (kardelik) akdi yaplm kimseye dellet eder. Bu sebeple her eit mevls da bulunan bir kimse, maln mevlsna vasi yet ederek vefat etse, vasiyet fsid olun Bir de mevvel vardn Burada da eitli mnlardan b:i bir zann delil ile veya re'y-i glib (kuvvetli gr) ile tercih edi lin Sz gelii, nikh lafz hem evlilik akdine ve hem de zifafa mildin kere boanan kadnn tekrar eski kocasyla evlenebilmesi iin bir bakasyla evlenip bu evliliin sona ermesi artn getiren yette (Bekara: 230) nikh lafznn zifaf m nsnda kullanld kabul edilmitin Burada lafz mevveidir, te'vil edilmitir^'^. Delillerin lafzlar, getirildikleri mnda ak ve gizi halde kullanlmalar bakmndan ilk grupta zahir, nass, mfesser, muhkem; ikinci grupta ise haf, m kil, mcmel, mtebih olarak ayrln Zahir, kendisinden ne kasdedildii dnlmeksizin anlalan lafzdn Mesel, "Allah riby yasak; alverii mubah kld" (Bekara: 275) yetindeki ibare byledin Nass ise, geliinden ak olarak anlalan eyle amel edilen; ancak gerekirse te'vil, tahsis ve neshe ihtimali olan lafza denin Nitekim yukardaki rnek te'vil, tahsis ve neshe aktn Bir de m fesser vardn Burada da te'vil ve tahsise kapal; yalnz neshe ak bir lafz sz konusudun Namuslu kadnlara zin isnadnda bulunanlarn, isbat edememesi du rumunda seksen denek ile cezalandrlacaklarn bildiren yetteki seksen denek lafz mfesserdin Muhkem ise neshe de ak deildin Hazret -i Peygamber'in hanmlaryla evlenilmesini yasaklayan yet (Ahzb: 53) hkm byledir^'^s. Haf, mns ak olduu halde, bir sebeple, syleyenin maksadna del leti kapal olan lafza denin Acaba Kur'an- kermde geen srik (hrsz) lafzna, yankesici ve kefen soyucusu da dhil midir? Haf bir lafz olan srik, maharetli bir hrszl ifade ettiine gre, -bir ksm hukukuya gre- yankesici buna d hil, ama kefen soyucu dhil deildin Mkilde, kasdedilen mnya ancak karne ve emarelerle ulalabilin Yukanda geen kur' sz byledin Mcmel ise hak knda syleyen tarafndan bir aklama gelmedike mns anlalamayan lafz dn Yukarda geen mevl sz gibi. Mtebih, mnsnn ne olduu asl bili nemeyecek olan lafzdn "Allahm eli onlarn zerindedir" yetindeki (Feth: 10) Allah'n eli ve "Allahn vechi bakdir" (Rahman: 27), "Nereye dnerseniz Allahn vechi oradadr" (Bekara: 115), "Onun vechinden baka herey yok olacaktr" (Kasas: 88) yetlerindeki i4///m vechi lafz gibi^''^,
344- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/74; a'ban, 360-363. 345- Bilmen, Hukuk- smiyye Kamusu, /75-77; a'ban, 369-376. 346- Bilmen, Hukuk- smiyye Kamusu, 1/77-80; a'ban, 382-391. Mlebih yet ve hadslere mn vermeye almadan olduu gib nanp gemek Ehl-i snnet iktizsyken; Ehl-i bid'at reddetmek iin mteahhrn ulems bunlarn hakik mnlarn te'vl yoluyla bildirmitir. Bu na dair, mam Gazl'nin lcm'1-Avm a n lmi'l-Keim (Kahire 1303) adnda gzel bir eseri vardr.

Ayrca deliUerdeki lafzlar, szn kullanlmas itibariyle, bir baka deyi le getirildikleri mnda veya bir mnasebetle baka bir mnda, ak veya kapa l bir halde kullanlmalar bakmndan da hakkat, mecaz, sarh, kinaye diye k smlara ayrlr Bir lafz konulduu mnda kullanlyorsa hakikattir. Mecaz ise konulduu mnnn dnda kullanlan lafzlardr Rakabe, boyun mnsna gel mekle beraber, nasslarda mecaz olarak kle mnsnda kullanlmtr ster hak kat olsun, ister mecaz olsun, oka kullanld iin, kasdedilen mn tamamiyle ortaya kan lafzlara sarh denir. Akidde "sattm" sz birinciye; "kye sor!" meaUndeki yet ibaresi (Ysuf: 82) ikinciye misaldir Bunlar sarihtir Kinaye ise, kasdedilen mn hemen akla gelmeyen lafzlardr Kocann, karsna "istediin yere git!" demesi kinayedir Bu sz, boama niyetiyle sylenmise, boanma gerekleir; deilse gereklemez^*'. Nihayet delillerin lafzlar hangi mnya dellet ettikleri ve ne maksadla sylenildiklerini iitenlerin anlamalar bakmndan da ibare, iaret, dellet, ta zammun, iltizm ve iktiz ksmlarna aynlr: barenin delletinde, lafzn domdan dellet ettii mn sz konusudur "Allahm verdii bu ganmet mallan, yurtlanndan ve mallarndan karlm olan, Allah'tan bir lutf ve rz dileyen, Allah'm dinine yardm eden fakir mu hacirlerindir" mealindeki yetin (Har: 8) ibaresinden, muhacirlerin ganmette haklar olduu anlalr "Zekt mslmanlann fakirlerine verilir" hadsinin ibaresinden, zektn sadece mslmanlann fakirlerine verilecei anla lr^'*^. aretin delletinde, lafzn, ibaresinden kan hkme deil, bu hkmden hareketle, dolayl olarak anlalan hkme dellet ettii kabul olunur. Bekara s resinin 275. yetinde, Allah'n bey'i (alverii) hell; faizi haram klmasnda, bey'in hell, faizin haram olmasna iaret ve "Ahveri de faiz gibidir" diyenle re cevap vardr. Bebein anne bedeninde tanmas ve stten ayrlmasnn otuz ay srd bildirilen yet (Ahkf: 15) ile, ocuun stten kesilmesinin iki yl s receinin bildirildii yetten (Lokman: 14) hamileliin asgari sresinin alt ay olduuna iaret vardr^''^. Nassn delletinde, szn maksad tek bana lafzdan anlalmaz. Hk mn konulu gayesine bakmak gerekir sr sresinin 23. yetiyle anne ve baba ya f bile denmemesi (usan gsterilmemesi) emredilmitir Buna, anne ve ba baya eziyet etmemek, dvmemek de girer Bir baka deyile f demek yasak landna gre, baka trl eziyet etmek haydi haydi yasaktr^so. (Dellet, yol gstermek demektir)
347348349350a'bn, 363-367. Mahmud Es'ad, Telhis, 260. Byk Haydar Efendi, 237; Mahmud Es'ad, Telhis, 260; a'bn, 395-398. Byk Haydar Efendi, 248-250; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/88; a'bn, 399401.

ktiznn delletinde ise, lafzn doru anlalmas iin ibarede y e r almam bir mnya dellet ettii kabul olunur. Nisa sresinin 23. yetindeki (melen), "Anaiarmz, baclarnz size haram klnd" sz, bunlarla evlenilmesinin ha ram klndn iktiz e d e r Mide sresinin 3. yetindeki (melen), "Size le, kan ve domuz eti haram klnd" sz, yenilmesi ve faydalanlmasn iktiz e d e r Ysuf suresinin 82. yetindeki "Kye sor!" mealindeki sz de, "ky hal kna sormay" iktiz e d e n Hazret-i Peygamber'in, "mmetimden yanlma, unutma ve korku kaldrlmtr" mealindeki hadsi^s, unutma ve yanlma gna h n n kaldrlmasn iktiz e d e n Hazret-i Peygamber'in "Benden sonra eshbmdan Eb Bekr ve mer'e uyunuz!" sz352 {\Q "Benden sonra Hlef-y ridnimin yoluna sarlnz!" sz353 bir araya getirilince bu ikisinin iktizsn dan Hazret-i Eb Bekr ve mer'in halfe olaca anlalmaktadr "Kleni u ka dar kurua benim namma zd e/'!"sz, "Kleni u kadar kurua hana sat, son ra zd edeyim" szn iktiz eder-'s^. (ktiz, gerekmek mnsma gelir) Nassn tazammununda, mesel "Bu mah kimseye vermem!" sznden Zeyd'e de vermem anlalr Yine bir kimse kefalet ve asaleten borlu olduu bir ahsdan kefalet olan deyninden ibra etmesini talep edip de o ahs cevabnda "Sende olan her hakkm ibra ettim!" d e s e , gerek kefalet olan borcundan ibra et tii ibare ve tazammun yoluyla, asl bortan ibra ettii i s e tazammun ve iaret yoluyla anlahr^^s. (Tazammun, zmnnda olmak, ihtiva etmek demektin) Nassn iltizmna gelince, mesel Bekara sresinin 233. yetinin ibaresin d e n evldn emziren annelerin nafakas mevldn leh (ocuun domasna ve sile olan kimse, yani baba) zerine olduu anlaln Mevldn l e h ( o n u n i i n dourulmu) tbirinin kullanlp da, valid (baba) tbirinin kullanlmam olmas, nikh altnda doan ocuun nesebinin kendisinden sbtunu (sabit olduunu) iltizm e d e r Yukarda geen ve ibaresiyle ganimetlerin muhacirlerin fakirlerinin hakk olduunu beyan e d e n yette, muhacirlerin fakirlikle vasflandrlmas, mu hacirlerin drlharbde (Mekke'de) terk ettikleri emlkin mlkiyetlerinden k t n iltizm e d e r Eer mlkiyetlerini kaybetmemi olsalard, muhacirlerin umu m olarak fakirlikle vasflandn mal ar muteber olmazd. (ltizam, lzm klmak, gerektirmek demektir) Bunlarn hepsini tek bir yet-i kerme zerinde tatbik etmek gerekirse: Kur'an- kermde, "Rabbin, yalnz kendisine ibdet etmenizi ve ana babaya iyilikte bulunmanz buyurmutun Eer ikisinden biri veya her ikisi, senin yannda iken ihtiyarlyacak olursa, onlara kar " f bile demeyesin. Onla351352353354355bn Mce: Talk 16. Cmi's-Sagr, 772 (Tirmiz ve bn Mce'den). Rmz, 157 (Trmz'den). Byk Haydar Efendi, 259 vd; Hallf, 334; a'bn, 402-406. Byk Haydar Efendi, 239.

n azarlamayasn. kisine de hep tatl sz syleyesin" yeti (sr: 23) vardr. Bu yetin ibaresinden anlalan, ana-babaya kar " f kelimesinin kullamlmayacadn Bu yetin iaret ettii bir ey vardr. O da, ana-babanm kalbini kra cak kelimeleri kullanmamaktr. Bu yetin dellet ettii mn, ana-babann kalbi ni kracak hi bir ey yaplmamasdr. Bu yetin tazammun ettii bir baka m n vardr: O da ana-babay dvmemek, ldrmemektir. Bu yetin iktizs ise ana-babaya iyilik etmektir. Bu yetin iltizm ettii ey ise, ana-babay gcendir menin felkete; onlann kalblerini almann ise saadete sebep olduudur. Haneflerin dndaki mezheblere gre, lafzn delleti iki trldr: Mantukun delleti, lafzn zikredilen bir mnya dellet etmesidir. Haneflerdeki ibare, iaret ve nassn delletini karlamaktadr. Mefhumun delleti ise lafzn, zikri gemeyen bir mnya dellet etmesidir. Bu da ikiye ayrlr: Mefhum- muvfaka, lafzn inceleme ve itihada gerek kalmakszn mnsnn anlalmas demek tir. Haneflerdeki nassn delletine karlktr. Mefhum- muhlefe ise, lafzn, hkmnde dikkate alnan eylerden birini tamad iin zikredilmeyen ey hak kmda geerli olmamas demektir^^e. Mefhum- muhalefet, ri'in kelmnda muteber deildir. Nitekim, "Al lah katnda aylarn says oniki olup, bunlardan drd haram aylardr. O aylar iinde (Allah'n koyduu yasa ineyerek) kendinize zulmetmeyin" (Tevbe: 36) mealindeki yetin mefhum- muhalifinden, zulmetmenin bu aylarda haram, dier aylarda ise hell olduu neticesi kar ki, bunun yanl olduu mey dandadr. "naallah (Allah dilerse) demedike hibir ey iin ^Bunu yarn yapacam* deme!" (Kehf: 23-24) mealindeki yette eer mefhum- muhalefe te itibar edilecek olursa, inaallah demeden 'Bunu bir ay sonra yapacam' de mesinin caiz olduu anlalr ki bunun da tutarszl aikrdr. "inizden, m'min hr kadnlarla evlenmeye gc yetmeyenler, criye alsn" (Nisa: 25) mealindeki yetin mefhum- muhalifinden de, evlenmeye gc yetenlerin, criye alamayaca anlalr. Halbuki byle deildin Bununla beraber, Haneflere gre, rf ve detlerde, insanlarn muamelele rinde, konumalarnda ve szlemelerinde, kitaplarn rivayetinde, fukahnm s tlahnda mefhum- muhlefe muteberdin Bundan dolay Sri tarafndan, "slih olanlar u nimete kavuacaklardr" diye buyurulsa, bundan fsk olanlarn o ni mete kavumayacaklar mns kmaz. Fsklarn o nimete kavuup kavuma yacaklar sylenilmemi olun Onlarn buna kavuup kavumayacaklar baka delillerden anlaln Ama insanlann rf ve detinden anlalacana gre, vakfe den; "vakfmn velayetini (mtevelliliini) ocuklarmdan hli ve tasarrufu en iyi olana art kldm" dese, mtevelliliin ocuklarndan hli ve tasarrufu en iyi olmayana verilmemesini art klm olun Bundan dolay vakflarda da mefhum356- a'ban, 406-412.

i muhalefet muteber olmu olur. filere gre, mefhum- muhalefet ri'in kelmnda da muteberdir. Mefhum- muhalefetin, mefhum- sfat, mefhum- art, mefhum- gaye, mef hum- aded, mefhum- lkab gibi eitli ksmlar vardr. Hepsi de vakflarda mu teberdir. Mesel; vakfeden; "Vakfmn gelirini erkek ocuklarma art kldm" dese, vakfn gelirinden kz ocuklarna bir ey verilmez. Buna gre vakfeden, vakfnn gelirini bir vasf ile muttasf olan kimselere art klm olursa, o vasf gelirden hisse almaya sebep olmu olur. Kendisinde o vasf bulunmayanlar ge lirden bir ey alamazlar. Mesel; bir vakfn geliri limlere veya fakirlere veya hastalara art klnm olsa, bu vasflan hiz olmayanlar, o gelirden hisse ala mazlar 357_ ^Sizlerden dil olan iki kiiyi hid gsterin" yet-i kermesinin mefhum- muhalefeti, dil olmayann hidliinin kabul edilmemesidir. Halbuki Hanef mezhebinde mefhum- muhlefe muteber deildir. Binenaleyh icabnda di! olmayann da hidlii muteber saylr. Nitekim yet-i kerme, "Size bir f sk haber getirirse aratrn" demekte; "fskn szn hemen reddedin" de memektedir. Kur'an- kermde, "Hrre hr, kleye kle, kadna kadn ksas edilir" mealindeki yet (Bekara 178) nazara alndnda, Haneflerde mefhum- muhalife itibar edilmedii iin, hr kle iin ksas edilebilir. fi'ler ise, yetin mefhum- muhalifinden, hr bir kimsenin, ancak hr bir kimse iin ksasn ca iz grrer358. Btn bunar slm hukukunun kaynaklarndan hkm karabilmek iin ok byk bir ilm mertebe ve husus kabiliyet gerektiini gstermektedir. te bu rtbe ve kabiliyet ictihad ve istinbat kabiliyeti olarak isimlendirilir.

ctihad ctihad, gc yettii kadar, zahmet ekerek, uraarak almak demektir, slm hukukunun asl kaynaklan olan yet ve hadslerden mnlar aka anla lmayanlar, aka bildirilenlere kyas ederek, yani benzeterek yeni hkmler karmak demektir. ctihad, dar ve geni mnda ictihad olmak zere iki ksma ayrlr: Dar mnda ictihad denildiinde, slm hukukunun delillerinden drdncs olan kyas anlalr. Bir hukuk mesele hakknda slm hukukunun asl kaynaklarn dan ilk n tekil eden Kur'an- kerm, snnet-i nebev ve icma'- mmette bir hkm bildirilmemi ise; bunu hkm bildirilmi bir baka meseleye benzeterek hkme varmak demektir. Nitekim "Mevrid-i nassda itihada mesa yokdur", ya ni nass bulunan yerde kyasa gidilemez (Mecelle m. 14). Kyasa dir geni bilgi
357- bn bidn, Redd'l-Mulitr. 111/429. 358- Elmald Hamdi Efendi, 1/495.

daha nce verilmiti. Geni mnda ictihad ise, bu ncekini de iine alr ve bir hukuk mesele hakknda slm hukukunun btn debilerini nazara alarak hkme varmak mnsna gelir. nki bir hukuk mesele hakknda, kitap veya snnette hkm bulunsa bile, bunu herkesin anlamas ve mahhas hdiseye tatbik etme si mmkn deildir Bunu ancak slm hukuku sahasnda yetimi ehil kimseler yapabilir359. ctihad yapabilmek iin baz kayt ve artlar vardr:36o 1. ncelikle delilleri anlayabilmek iin let bilgileri (ulm-i liye) de de nilen, sarf, nahv, bedi', itikak, itikak- kebr, meni, belagat, mecaz, lgat, metn-i lgat, mantk gibi ilimleri ok iyi bilmek gerekmektedir. Arab lgatinde ve bunun evd'm, sahihini, mervsini, mtevtirini, red yollarn, mevdu' lgatlar, fash ve red ve mezmm ekillerini bilmekte ve mfred, z, ndir, ms ta'mel, mhmel, mu'reb, ma'rife, itikak, hakkat, mecaz, mterek, zdd, mut lak, mukayyed, ibdl, kalb denilen lgat bilgilerinde std olmak lzmdr 2. kinci olarak ilm-i kitab- kraatta mtehasss olmaldr. Kur'an- kerm ezberinde bulunmaldr Her yetin eitU ynlerden mnlarn, yani mn-y murad, ir, zmn ve iltizmsini, yetlerin esbb- nzuln (yani yetlerin ne zaman ve ne sebeple indiini), kll veya cz' olduklarn, neshin bulunup bu lunmadn, mukayyed veya mutlak olduunu, bunun gibi dier tefsir kaideleri ni, kraat-i seb'a ve aereden, yani kraat eitlerinden nasl istihra edildiklerini (ikanldklarn), Hazret-i Peygamber ve selef-i slihnin tefsirlerini bilmelidir. 3. nc olarak hads ilminde mahir olmaldr Yzbinlerce hadsi ezbe re bilmek, esbb- vrd, yani bunlann ne zaman, ne iin, hangi hdise hakkn da sylendiini, mul derecesini, hadslerin birbirinden nce veya sonra oldu unu, cerh ve ta'dli, yani rivayet edenlerin hviyetlerini ve hl tercmelerini, yani ne ahlkta ve hangi ilm ehliyette olduklarm bilmek icab eder 4. Drdnc olarak icma' ile ilgili bilgileri bilmek lzmdr Nitekim sele fin ihtilaf ettii meseleler bilinirse, bir mesele hakknda seleften iki gr nak ledilmise, bunlara muhalif nc bir gr ileri srlmemi olur nki bu ic ma'ya aykrdr, caiz deildir 5. Mctehid olabilmek iin, her mes'elenin delilini bilmek; her delilin m nsm, murdn ve te'vlini tahkk etmek lzmdr
359- Ali Haydar Efendi, 1/66; Hayreddin Karaman: slam H u k u k u n d a ctihad, 3.b, Ank. 1985, 20-22. 360- bn Melek, 288-289; Molla Hsrev, 366; Byk Haydar Efendi, 550 vd; Mahmud Es'ad, Tel his, 503 vd; Sadreddin, 1M-I15; zmirli, 219 vd; Celaleddin es-Syl; Takriru'l-stinad, Trc: . zen, st. 1987, 178 vd; ah Veliyyullah: Ikd'l-Ceyyid, Kahire 1327, (el-nsf ile be raber) 30-31; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/242-243; Hallf, 397 vd; Ebu Zehra, Fk h Mezhepler Tarihi, 130 vd; Karaman, 175 vd.

6. ctihad ehUyeti iin gereken artlarn sonuncusu da, ilm-i turuk- istin bat ve vcuh-i tatbik beyn'el-muhtelifeyndir. Yani fkh ilminin usl kaidelerini bilmektir. Usl kitaplar, bu ilimlerde mahir olan, ayrca nasslarm rumuz ve ia retlerini, sr ve manev tefsirlerini anlayacak bir irfana, iman nuruna ve itminan dolu mnevver bir vicdana ve kalbe, te yandan kuvvetli bir hafzaya sahip bu lunan bir kimsenin ictihad yapabileceini bildirir. Byle evsaf hiz bulunan bir kimseye mctehid denir. Bunun slm hu kukunun kaynaklarndan anladklarna gre hareket etmesi ve hkm vermesi gerekin Bir hususta ictihad ettikten sonra, bir ihtiya olmadka baka mctehi din ayn husustaki hkmleriyle amel edemez; kendi itihadna uymas gerekin Nitekim "Bilmiyorsanz bilenlerden sorun!" emrinde taklid, o meselenin hk mn bilmeme durumu ile kaytlanmtn Ancak mctehid olmak bakadr; icti had etmek bakadn Bir mctehid hi ictihad etmeyebilin ctihad etmedii hu suslarda baka mctehidin itihadna uymasnda beis yoktun ctihadda bulun duktan sonra, ayn meselede bir bakasn taklid etmesi ancak bir zn bir ihti ya sebebiyle olabilin Nitekim mctehid slm hukukulanndan bu yolda hare ket edenler vardn ctihad bir zann- glibdir, yani ok zannetmekle olun Bir meselede icti had eden kimse yanlm olabilirimi, ^j^ji ye tecrbe ile bulunabilecek eylerde ic tihad szkonusu olmad iin, burada isabet ve hat ortadadm ctihad, hakknda ak nass bulunmayan hususlarda yapld iin, burada yanlmak ihtimali her za man vardn Ancak niyet hlis olduu iin, yani maksad hakkn ortaya karlma s olduu iin, aynca mctehid hakk bulmak iin gereken ahma ve gayreti gsterdii iin, vazifesini yapmasndan tr yanlsa da knanmaz, bilakis sevap kazann Hazrel-i Peygamber, bir hadsinde, "ctihad eden isabet ederse iki (ve ya on), hat ederse bir sevab ahr" ^62 buyurmutun Nitekim bir kimsenin koyu nu kaybolsa, arkadalar aramak iin drt bir yana dalsa bunlardan ancak bir ta nesi bu koyunu bulur, dierleri eli bo dnerlen Koyunu bulan, hem arad, hem de bulduu iin mkfata hak kazann Ancak bulamayanlar ayplanmak yle dursun, bilakis aradklar iin mkfata kavuurlar^". Ancak, ictihadda isabet yo lu ak olup da hat mctehidin ak kusurundan kaynaklanyorsa mctehidi bu itihadndan dolay tenkid etmek mmkndn Selef hukukularndan bazlar nn, birbirlerini bu bakmdan tenkid etmeleri, ite bu isabet yolunun ak olduu durumlarda yaplan hatlardan dolaydr^^^. te bu sebepledir ki mctehidlerin
361362363364bn'l-Hmm, 540-541; Nabls, Hlsat't-Tahkk. 14-15; Mahmud Es'ad, Te[his,506. Heysem, Mecma'z-Zevd, IV/807. Byk Haydar Efendi, 552-553; Mahmud Es'ad, Telhis,504-505. Mahmud Es'ad, Telhis, 504-505. Nitekim mam Eb Hanfe'nin, zamanmm Kfe kads olan bn Eb Leyl'nm kazf suuna dair bir hkmn tenkid ederek bir ka yerde hatya dld n bildirdii, bu sebeple kendisine halfe taraftndan bakdlk teklif edildiyse de, takvsnm okluu sebebiyle bunu kabulden kand mehurdur. bn bidn, Redd'l-Muhtr, 111/177.

birbirinden farkh ictihadlan ve mezhebler, insanlan ayn hedefe gtren farkl yollar olarak vasflandnlmlardr. mam a'rn, Tabern'nin rivayet ettii "eriat 360 yol zerine kurularak gelmitir" hadsini, farkh mezhebler olarak tefsir etmtir365. Bu yollardan birisi mutlaka dierlerinden ksa ve rahattr, ancak hepsi ayn hedefe ulatrmaktadr Yine ayn ekde mezhebler ayn mescidin drt yndeki kaps gibi kabul edilmektedir, nitekim hangi kapdan girilse mes cide girilmi oluyor mam Gazl'ye mal edilen mehur ryada da byledir^fis. Hazret-i Peygamber de vahiy ile bildirilmeyen konularda ictihadda bulun mu, devaml vahyin kontrolnde bulunduklar iin bunlarda yanlmak ihtimali de olmamtr Bu zamanda, hatta Hazret-i Peygamber'in huzurunda Esbabnn da ictihadda bulunduu vkidir^". Bir kimse, kendisinin mctehidlik derecesine ykseldiini nasl anlar? mam Syt'nin bildirdiine gre, bu i iin gereken let ilimlerini en salam ekilde elde ettiini bilir te yandan ok uzak da olsa delillerden gizli hkm leri karma (istinbat) melekesini kazandn hisseder^. ctihad derecesine ulat, yine tabiatiyle bu derecede bulunan hocas tarafndan icazet yoluyla te yid edilir. Nitekim bir hads-i erfde, "lim staddan duyarak renilir"^^^ de nilmektedir slm kltrnde, icazet silsilesi ok mhimdir. cazet silsilesi, Haz ret-i Peygamber'e kadar ulamayan bir kimsenin sz, lim bile olsa ilmen de er tamaz. Mctehid bu dereceye ulatn haber verebilecei gibi, vermeye bilir de. Bu takdirde ilim sahiplerinin, bu kimsenin sz ve yazlarndan bu dere ceye ulap ulamadn anlamas mmkndr te yandan, bir kimseye mutlak mctehid diyebilmek iin, bunun cemiyetin ounluu tarafndan kabul grm olmas gerekmektedir slm tarihi boyunca mctehid olarak tantlan veya ken disini byle bildiren nice ilim sahipleri vardr ki, belki gerekten yle olduklar halde, cemiyetin byk ounluu bunlan en azndan mutlak mctehid kabul et memi; taklide yanamamlardr bn Cerir Taber ve mam Syt gibi^.

365- a'rn: El-Uhd'l Kbr. Trc. S. Alpay, st. 1401/1981, 763. 366- mam Gazl (505/1111), rivayete gre beinci bir mezheb kurucusu olarak tannd br sra da, riiyasmda kendisini drt kaps ve kaplannn stnde drt penceresi bulunan bir mescid de ve Hazret-i Cebrail'in huzurunda grm. Hazret-i Cebrail bundan mescidin ahengini ve nizamn bozmadan beinci bir pencere ap aamayacan sormu. mam Gazl de buna muktedir olayacan syleyince Hazret-i Cebrail ona bu zamandan sonra beinci mezheb te ebbsnn de slmiyettek heng ve dzeni bozacan ihtar etmi. mam Gazl bu rya zerine teebbsnden vazgemi. (Bu rya Sadru'-eri'a diye tannan Abdullah bin Mes'ud el-Mahbb iin de anlatlmaktadr.) Sava Paa, i/111-112. 367- bn'l-Hmm, 525 vd; Byk Haydar Efendi, 293-294; Mahmud Es'ad, Telhis, 301-302; Ebu Zehra, Fkh Mezhepler Tarihi, i/8 vd; Karaman, 37 vd. 368- Syt, Takrir, 186-187. 369-Acin: Kef'l-Haf, Kahire Dr't-Tras, 1/249. 370- mam a'rn: el-Mzn'I-Kbr, Trc; A. R Meyan, st. 1980.1/72.

Bir limin mctehid olduu, cemiyet iinde ilmi ve takvsyla tanman bir cemaatin, kendisine fetva sormalanndan da anlalabilir. mam Gazl, mid, bn Hcib gibi uslcler, yaad cemiyet tarafndan tannmayan, bylece hli mehul olan kimselerin itihadyla hareket edilemeyeceini syler. irz de der ki: Bir limin, mctehid olduunu haber verdii kimseyi taklid etmek caizdir. nki diyanette bir kiinin haber vermesi hccettir. Ancak bu haber verenin de lim olmas arttr. nki avam, ilmi ve limin ictihad derecesinde olup olmad n takdir edemez. Bir ara mam Syt'nin mctehid olduu rivayeti yaylm t. Zamanndaki limler kendisine yazl bir ey sorarak, nceki limlerin buna iki eit cevap verdiklerini, itihadn en aa derecesinde bulunan kimsenin bunlardan kuvvetli olan seebileceini syleyerek kendisinden bir tercihte bu lunmasn istemilerdi. Syt ise, iinin okluunu ve bunu yapacak vaktinin ol madn syleyerek ictihad etmekten kanmtr^^'.

Mctehidlerin

Dereceleri

Mctehidlerin de dereceleri vardr. Osmanl eyhlislmlarndan bn Ke mal'in Vakfu'n-Niyyt kitabndaki tasnifi ok mehurdur. Sonra gelen hukuk ta rihileri hep bu sralamay esas almlardr. Buna gre: Birinci derecede mutlak mcfe/ud bulunur. fi'ler buna mstakil mctehid adn verirler. Bunlar slm hukukunun kaynaklanndan kendi anlay ve usullerine gre hkm karabilir ler. mam- A'zam Eb Hanfe, mam Mlik, mam fi' ve mam Ahmed gibi. kinci derecedekilere mezhebde mctehid denir. Bunlar da mutlak mcte hid derecesinde olmakla beraber, delillerden hkm karrken bir ncekilerin usl ve yollann kullandklar iin, ayrca hocalarna olan edeb ve hrmetlerin den dolay ayr bir mezheb kurmadklar iin bunlann mezhebine mensup kabul edilirler. Haneflerde mam Eb Ysuf, mam Zfer, mam Muhammed ve ben zerleri byledir. Mliklerde bn'-Ksm, bn Vehb, Eheb, Abdullah bin Abdlhakem, Esba, Ziyd, Esed bin Furat, bn Mcin; Hanbellerden Esrem, Meymn, Eb Bekr Halll gibi hukukular bu derecededir. nc derecedekilere meselede mctehid denir. Bunlar da mezheblerinin kurucular olan limlerin bildirmedii meseleler iin, bu mezhebin uslne gre hkm karabilir. Haneflerde Tahv, Hassf, Kerh, Hulvn, Serahs, Pezdev, Kdihan gibi hukukular bu derecededir. fi'ler, ikinci ve nc derece dekilere mntesib mctehid derler. Mzen, Kaff, Cveyn, Gazl, irz, Mervez ile, Dn Muhammedler denilen Muhammed bin Cerir, Muhammed bin Nasr, Muhammed bin Huzeyme ve Muhammed bin Mnzir byledin
371-eyh Dvud Badad: Eedd 'l -Cihd, Matbaat Nuhbeli'l-Ahbr i 305, 2 0 , 2 4 vd; a'rn, el-Mizan'l-Kbr, 1/72-73; Sava Paa, I/1I2-115.

Drdnc derecede eshb- tahric denilen hukukular bulunur Bunlar bir ncekilerin kard hkmlerin ksa ve kapal olanlarm aklarlar, Hanefler den Cesss ve Crcan gibi. fi' mezhebinde buna mctehid fl-mezheb denir sferyin, Mverd, Merverz, Ryn'byle kabul edilmektedir Beinci derecedeki hukukular es/i- tercih adn a h r Bunlar nceki dereceden nakledilen birka rivayetten birisini delillerin kuvvetine gre tercih ederler Haneflerde Kudr, Merginan byledir. fi'lere gre buna mctehid fi'l-fetv denir ve Nevev, Rfi', bn'r Rifa'a bu derecede kabul edilir Altnc derecede eshb- temyiz bulunur. Bunlar bir mesele hakknda ge len eitli haberleri kuvvetlerine gre sralayp yazar. Haneflerde Ebu'l-Berekt Nesef, Mavsl, Burhn'-eri'a, bn's-S'at bunlardandr Bu ve bundan sonraki dereceyi fi'ler mctehid kabul etmezler Haneflere gre ise, drdn c dereceden itibaren gelen hukukular mctehid saylmaz. Yedinci derece mukallid-i mahz olup, aslnda ictihad, tahric ve tercihe ehil kabul edilmemektedir Bunlar okuduklarn iyi anlamakta ve kitaplanna yazarak bakalanna nakledebilmektedirler Haneflerden Haskef, bn bidn bunlardandr372.

phesiz bu slm hukukularnn derecelendirilmesi bu kadar kesin hat larla yaplamaz. Bu genel bir deerlendirmedir. Nitekim mesel Tahv'nin ba zen mam Eb Ysuf ve Muhammed gibi mstakil ictihadda bulunduu vkidir. bn bidn de yapt tahkik ve tercihlerden anlaldna gre, aslnda ok da ha yukarlarda yer alabilecek hukukulardandr tihadn Tecezzii (Blnebilirlii) Meselesi

Hukukulann ounluuna gre ictihad tecezzi (blnme) kabul etmez. Yani yalnzca bir ka meselede ictihad ehliyetini hiz olup, dierlerinde olma mak mmkn deildir. nki byle bir kimsenin zannna gvenilemez. ctihad ehliyeti bir btndr Bu ehliyeti elde etmek iin ok yksek bir derecede olmak lzmdr Bu dereceye gelmemi bulunan bir kimsenin, zaten hi bir meselede sz hccet deildir Bu dereceye gelmi bir kimsenin de dier meselelerde deUllerden hkm kartamamas bahis konusu olamaz. Ancak bir ksm hukuku, ictihad ehliyetinin blnebileceini, mctehidin bir ksm meselede ictihadda bulunup, dier bir ksm meselede baka bir mctehidi takiid edebileceini sy lemilerdir Gazl, bn's-Sbk, bn Dakk'1-Iyd, Rf', bn'l-Hmm gibi hukukulann fikri budur^'^. Burada maksad muhtemelen, bir mctehidin birka
372- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/55; Sadreddin, 131 vd; Sava Paa, 11/29 vd; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/313-315; Ebu Zehra, Fkh Mezhepler Tarihi, 1/143 vd. 373- Molla Hsrev, 369-370; Byk Haydar Efendi, 557-558; zmirii, 234 vd; Bilmen, Hukuk-J slmiyye Kamusu, 1/244; Karaman, 181-182.

meselede ictihad edip, dier meselelerde edememesi deil, etmeye gerek grmemesidir. kisi farkldr. Bir mctehidin kendisine sorulan sorulardan bir ksmm bilip, dier bir ksmma bilmediini sylemesi itihadn blnmesi mnsma gelmez. Belki bu mesele hakknda elinde bir delil yoktur veya uramaya henz vakit bulamam tr. mam Mlik, byk bir mezheb kurucusu olduu halde, kendisine sorulan krk kadar meselenin otuzalt tanesini bilmedii gerekesiyle geri evimiitir. Abbas devrinin byk hukukusu ve kdiy'l-kudt mam Eb Ysuf, kendisi ne sorulan sorularn bir ksmna cevap verememi; bu sebeple "Nasl bilmezsin? Bir de hazineden maa alyorsun!" diyenlere, "Ben hazineden bildiklerim iin maa alyorum. Eer bilmediklerim iin de maa alsaydm dnya hazineleri yet mezdi" demitir. mam a'b, kendisine sorulan suallerden bazlarn bilemedii zaman kendisini ayplayaniara, "Melekler bile, Ya rabb! Senin bildirdiklerinden baka bizim ilmimiz olamaz (Bekara: 32), demekten hicab etmemilerdir. Ben niin utanaym? Bilmiyorum demek, ilmin yarsdr!" diye cevap vermitir^'''*. Daha nce de zikredildii zere, mam- A'zam Eb Hanfe, on kadar meselede tevakkuf etmi; yani hkm vermeyip skt etmitir^^s. Hazret-i Peygamber, "zeyr ve Zlkarneyn peygamber midir, bilmiyorum" buyurmutur. Kendisine "Meknlarn en faziletlisi hangisidir?" diye sorulduunda, "Bilmiyorum. Ceb rail aleyhisselma soraym" buyurmutur. Bunu Cebrail aleyhisselma sorduk larnda da, o da "Bilmiyorum. Rabbime soraym" deyip sorduunda "Meknlarm en hayrls mescidlerdir" cevabn almtr^^^.

ctihad Kaps Kapal mdr? Her bir asrda dnya yznde mctehid bulunup bulunamayaca (hulvv'1-asr ani'l-mctehid= asrn mctehidden hl olup olmayaca) mese lesi hukukular arasnda mzkere mevzuu olmutur. Hukukularn ounluu bunu mmkn grmektedir. Kaffl, Gazl, Rz, Rfi' bu fikirdedir. Bunlar Hazret-i Peygamber'in, "Allah ilmi insanlardan ekip almaz, bunu limleri al mak suretiyle yapar"^^^ hadsini delil alrlar. Hanbeller, ayrca Eb shak sferyin, f'lerden Zbeyd, bn Dakk'I-Iyd ve Syt gibi hukukular ise hi bir asrn mctehidden hl olmayaca kanaatindedir. Bunlar da "Her yz sene de bir mceddid zahir olur. Jmmetimin ilerini yeniler (Yani her yz senede bir, dini Hazret-i Peygamber ve eshb zamannda bulunmayp, sonradan or374- Molla Hsrev, 369; Byk Haydar Efendi, 558; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/245; Ebu Zehra, Fkh Mezhepler Tarihi, 1/158. 375- bn bidn, Redd'l-Muhtr, I I I / l l l . 376- bn bidn, Redd'l-Muhtr, III/112. 377- Buhr: lm 34, 'tisam 7; Mslim: lm 13; Tirmiz: lm 5.

taya kan bid'atlardan temizleyecek bir mceddid gnderilir)"^^^ hadsine da yanmaktadr. Hukukularm ekseriyetinin gr de bu merkezdedir^'s. Bu mnakaanm neticesinde, ictihad kapsnm kapanp kapanmad (insidd bbiT-ictihad) meselesi ortaya kmtm Bir ksm mellifler, hicr IV. (mild IX.) asrdan sonra ictihad kapsnn kapatldn; slm dnyasnda mctehid yetimeyerek eski ulemnn grlerine krkrne balanldm; fi kir hayatnn donuklatm; binnetice slm dnyasnn her bakmdan geriledi ini savunurlar. in esas udur ki, ictihad kaps kapatlm deildir. Kapatmaya da kim senin salhiyeti yoktur slm dini, fikh- hrriyetine ok ehemmiyet vermi; icti had ile ictihad nakzedilmeyecei dsturunu getirerek, ulem ve ilm grlerini himaye etmitir Klasik kaynaklarda, hicr drdnc asrdan sonra mutlak mn da mctehid yetimedii sylenir Ancak mutlak mctehid olmasa bile, muayyen bir mezheb iinde mctehid her zaman bulunabilir ve yeni hukuk meseleleri, nceki ictihadlann nda halleder Hakikaten slm hukukunun tedvin edilme ye baland hicr IV. asrdan itibaren, mutlak mctehidlik iddiasnda bulunan veya bylece umum kabul gren bir hukukuya rastlanamamaktadr. nki bu na gre artk Hazret-i Peygamber'in "En hayrl devir benim yaadm devir dir. Sonra beni grenlerin, sonra beni grenleri grenlerin ve sonra da onlan grenlerin devridir. Bundan sonra yalan ve fesad yaylr"^^^ szyle iaret edi len ve Selef-i slihn (Eshb ve Tbi'n) ve Halef-i sdkn (Tebe'-i Tbi'n ve Mctehid imamlar) denilen saadetli devirler sona ermitir. Nitekim Osmanh ule msndan, temyiz mahkemesi reisi ve Mecelle rihi Ali Haydar Efendi (1937), ictihad kapsnn seddedilmediini, bir mctehide lzm olan ilimleri ztnda cem' eden kimse asu-lardan beri zuhur etmedii cihetle zarreten insidd ettii ni, yani kendiliinden kapandn syler^s. slm hukukular, mutlak ictihad derecesine ykselmi olsalar bile, daha nceki mctehidlerin mezheblerine tbi' olmay tercih etmilerdir Muhtemelen, "sonradan ortaya ictihad ehliyetini tamayan kt niyetli kimseler kar da icti had ediyoruz diye insanlar aldatrlar!" endiesiyle byle davranmlardr^s. t e yandan IV. asrdan sonra ok yeni ve deiik problemler ortaya kmamtr Sosyal yap da fazla deikenlik gstermemitir Bu sebeple hukukular yeni ic378- Eb Dvud: Melhim 1. 379- bn'l-Hmm, 546-547; Syt, Takrir, 189-190; Nabls, Hlsa, 16 vd; zmirii, 236-237; Karaman, 183 vd. 380- Buhr: Fezi'l-Eshb I, ahdt 9, Rikak 7, Eymn 27; Mslim: Fedil's-Sahbe 212; Tirmiz: Fiten 45, ahdt 4; Eb Dvud: Snne 10; bn Mce: Ahkm 27; Nes: Eymn 29; Ahmed: 1/378. 381- Ali Haydar Efendi, IV/671. 382- Mahmud Es'ad, Tarih-i lm-i Hukuk, 233; zmirii, 276; Sava Paa, /110-115; Schaht. 70; a'bn, 442; Halil Cin/Ahmed Akgndz: Trk Hukuk Tarihi, 3.b, st. 1995,1/173.

tihadlarda bulunmak yerine, ilm mesailerini mevcud hukuk malzemeyi iyi sis temletirmeye ve bunlarm dayand usl kaidelerini ortaya koymaya hasretmi lerdi. Zaten nce gelen hukukular, dikkate deer bir emek sarfederek slm hu kukunun teekkln tamamlamlardpsa. slm hukukular, selefleri ve hoca lar olan hukukular Hazret-i Peygamber'e daha yakn erefli bir asra mensup saydklar iin, onlara hrmetlerinden dolay mtevzi davranmay tercih etmi lerdir. te bundan dolay, sonra gelen ve mezhebde mctehid olan slm hukuk ular, mstakil birer mezheb kurmak yerine, bir mezhebin usl kaidelerini be nimseyerek, o mezheb iinde ilm faaliyette bulunmay uygun grmlerdir. Mctehid olmayanlarn da hkmleri tedvin edilmi olarak kendi zamanlarna ulaan ve her yere yaylan drt mezhebden birine uymas, bunu taklid etmesi ge rektii; bunun dnda -mezheberi tedvin edilip bugne kadar intikal edemedii iin- Sahbe'ye bile uyulmasnn caiz olmad hususunda icma'ya varmlardr. stelik bu icma'y, ictihad tarafdar lml modemistlerin, modernizmin ncle rinden kabul ettikleri ah VeUyyuUah Dehlev (1176/1762) de bildirmektedir^^^*. yle anlalyor ki, bu icma'n delili sedd-i zeryi' prensibidir ki, ktlklere gi den yolun kapatlmas mnsna gelir. Drdnc asrdan sonra mctehid kalma dysa bu icma' nasl geerli olur? diye bir soru akla gelirse, denilebilir ki bu ic ma'ya varanlar, mezhebde mctehidlerdir. Bu devirden sonra mezhebde mcte hidin bulunmasna kimse itiraz etmemitir^s^. cma'n drt mezheb ile kaytlanmas da, ancak bu drdnn hkm ve bilgilerinin teferruatl ve yazl ekilde gnmze intikal etmi olmas sebebiy ledir. Bu drt mezhebin dnda da mezhebler, yani hukuk ekolleri vard. Bun lardan Sfyan es-Sevr, Sfyan bin Uyeyne, Evz, Leys bin Sa'd, Dvud ez-Zhir gibi byk hukukularn mezheberi vard. Ancak bunlardan bazlarnn ic tihadlar kitaplarda tedvin edilmedii iin sonraki asrlara ulamamtr. Bazla rnn ictihadlar tedvin edilmi olduu halde, beinci yzyldan itibaren balla r kalmam ve dolaysyla bu bilgiler gnmze shhatli biimde intikal edeme mitir. Sfyan es-Sevr gibi bazlarnn da zaten ballar fazla olmamtr. Es hb- kiramdan Hazret-i ie, bn Mes'ud ve bn mer ile, Tbi'nden Katde, Alkame, Sad bin Mseyyeb, Hasen el-Basr, mer bin Abdilaziz, brahim enNeha', At bin Eb Rebh, Mchid, bn Creyc, Tavus, a'b gibi hukukula rn hukuk grleri tedvin dahi edilmi olmadndan gnmze intikal edeme mitir. Bu hukukularn talebeleri ekseriyetle mutlak mctehid olduklar iin
383- M. kif Aydn: T r k H u k u k Tarihi, st. 1996, 58-59. 384- ah Velyyullah, kd'l Ceyyid, 37. Esasen ah Veliyyullah'n bu yaklam pek de yadrganamaz. Unk kendisi sR/nak geleneine mensup bir aileden gelmektedir. Sz konusu ic ma' Ysuf Nebhn de bildiriyor: HccetuUahi ale'l-lemn, U/775-776. 385- bn'l-Hmm, 552; ah Velyyullah, el-nsf, 22; Nabls, Hlsa, 2-8; bn bidn, Red d'l-Muhtr, 1/55.

kendi mezheblerini kurdular. Talebelerinin kalan ksm da dier drdnn tale besi gibi hocalarnn mezhebini ileri kuaklara aktarabilecek rol oynayamad1ar Bu sebeple sonraki yllarda bu drd dndaki mezheblerin hepsi unutuldu. Ancak bu hukukulardan tek tk hkmler baka kitaplarda nakledilmektedir Bunlarla tek bana amel etmek caiz grlmemise de, bir zaruret, bir maslahat olduunda bu grlerle fetva verilebilir386. Drdnc hicr asrdan sonra mutlak mctehid yetimediini syleyen hu kukulara gre, bu tarihten sonra zaten mutlak mctehide ihtiya da kalmam tr nki nce gelen hukukular, hukukunun esasm kurmular; kyamete kadar doacak meseleleri zmeye yarayacak uslleri koymular; eitli fetvalar ver milerdir Sonra gelen hukukular da yeni ortaya kan mahhas hdiselere bu hkmleri tatbik etmiler; muhtelif fetvalardan zamana, zemine ve msteftnin (fetva sorann) hline en uygun olan birisiyle meseleyi zmlerdir "mme timden hak zere, doru yolda olan limler, Kyamete kadar bulunacaktir!"^^^ hads-i erfi vardr Bu limler, hep mezhebde mctehidlerdir Dolaysyla kapa l olduu iddia edilen, yalnzca mutlak ictihad kapsdr

tihadn Yenilenmesi ve Bozulmas Bir mctehid bir meselede ictihadda bulunduktan sonra, ayn mesele ve ya benzer bir bakas tekrar nne gelse ve baka, hatta ncekine zt bir ictihad da bulunsa, her iki ictihad da muteberdir^ss. "ctihad ile ictihad naklolunmaz " (Mecelle: m. 16). Nitekim mam fi', Badad'dan Msr'a geldikten sonra, es ki ictihadlarnn oundan rcu' eylemi; eski ictihadlaryla fetva verilmesini men' etmitir. Nitekim bir mctehidin, rcu' ettii gryle amel etmek caiz de ildir Ancak fi' mezhebindeki hukukularndan bir ksmna gre, bunlarn hukuk deeri tamamen ortadan kalkm deildm Nitekim fi' mezhebinde onyedi (bir rivayette yirmiiki) kadar meselede bu grlerle amel edilmektedir An cak bir ksm hukukuya gre, her iki gr de esas ahnmak hususunda eittir Nitekim mam fi''nin Irak'ta kalan talebeleri bu grleri Msr'daki gr lerden haberdar olmayarak, kendilerinden sonra gelenlere intikal ettirmilerdir Ancak ok sonraki devirlerde gelenler iin, artk ikinci itihad almak birinciyi almaktan daha iyidir^^^. Uslne uygun bir itihad maslahat olmadka bir bakas da bozamaz.
386- eyh Sleyman bin Abdiilah el-Hlid el-Es'ird: HalI'I-Mkiit erhu Mesaili'I-Ma'fvt. Kaml 1368/1949, 9; Molla Red er-Rid el-Haleb; ed-Dreru'n-Nakiyye f Metbi'l-Fkhiyye, Haleb 1389, 3- 4, 8. 387- Buhr: 'tisam I I ; Mslm: mre 1523. 388- bn'l-Hmm, 542; Byk Haydar Efendi, 557; Mahmud Es'ad, Telhis, 506. 389- zmirli, 259-262.

Ancak ictihadda ak hat, yani kitap, snnet ve icma'ya ayknhk sz konusu ise, bu ictihad zaten hukuken muteber olmadndan, gerek o ictihadda bulunan, gerekse bakas tarafndan bozulup yeni bir ictihadda bulunulabilir Nitekim "Hats zahir olan zanna itibar yokdur" (Mecelle m. 72). te slm hukukun da mahkeme kararlarnn kontrol (istinaf, temyiz ve muhakemenin iadesi), bu esaslara gre cereyan eder Zamann deimesiyle rf ve detin deimesi gibi durumlarda, yeni ictihadlar yaplm veya mevcud ictihadlardan bu artlara en elverili olanlar tercih edilmitir

Mctehidlerin

htilaflannn

Sebepleri

Mctehidler inan meselelerinde deil, ancak fru' denilen fkh hkm lerinde ihtilaf etmilerdir Dolaysyla mctehidlerin ve bunlan takiid edenlerin inandklar esaslar birdir. nsanlar birbirinden farkl olduu gibi, zaman ve me kn farkllklar da farkl hkmlerin bulunmasn gerektirir Eer tek bir huku k hkm olsayd, insanlar iin ok zor olurdu. te bu husus slm hukukunun dinamizm, esneklik ve sosyal vasfnn ak bir delilidir Hazret-i Peygamber, "mmetimin (limlerinin hukuk hkmlerdeki) ayrl rahmettir"^'^^ buyur mutur Kur'an- kermde Hazret-i Dvud ile olu Sleyman arasnda geen bir hdise anlatlmaktadr (Enbiy: 78-79). Burada Hazret-i Sleyman, Hazret-i Da vud'un bakp hkmettii bir dvada farkl bir ictihadda bulunarak hkm ver mi; Hazret-i Dvud da bunu kabul etmiti. Bu yet de, hukukularn ihtilafnn rahmet olduunu gstermektedir^^. Her mctehid, elindeki delile gre ve sahip bulunduu usl kaidelerine gre hkm kartmakla, ictihad etmekle mkelleftir Mctehidler arasndaki ih tilaflarn sebepleri yle saylabilirmi: 1. slm hukukunun delillerinden bazlar ak ve kat' deildir Bir delil kimi mctehidlere gre te'viUi, mensuh veya husus olabilir 2. Delillerden bazlarm bir mctehid iittii halde, bir bakas iitmemi olabilin Bu sebepledir ki, mctehidler sonradan iittikleri bir delile gre ictihad larm deitirmilerdin Hatta o mctehidin talebeleri de, hocalarnn iitmedii ni bildikleri bir hads-i erfe kavutuklar zaman, o istikamette ictihad etmiler ve bu ictihadlar o mezhebin gr saylmtr 3. Bazen de delilleri doru olarak nakledilip nakledilmedii veya nakle denlerin gerekli ardar tayp tamad hususunda ihtilaf szkonusu olur Me390- Cmi's-Sagr, 11/288; Rmz, 11/450; Acin, Kef'l-Haf, 1/66. 391- Nitekim mam Kurtub, bu yet olmasayd hkimler helak olurdu demitir. Kurtub, X1-309. 392- ah Veliyyullah: el-nsf, Kahire 1327, 6-10; Ikd'l-Ceyyid, 34; Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/315-317; Ebu Zehra, Fkh Mezhepler Tarihi, 1/72-97.

sel, meclis muhayyerlii hususunda, bir mal satan ile alanm o sat meclisinde muhayyerlik hakkm hiz olup satm feshedebilmelerine dir hadsi Tbi'nin ileri gelenlerinden ve Fkah-y seh'a denilen Mednel yedi byk hukuku esas almad iin, mam~ A'zam Eb Hanfe ile mam Mlik de esas almam; ancak mam fi' farkl bilgi ve gre sahip bulunduu iin bununla amel etmitir. 4. Baz mctehidler mrsel hadsleri, yani Sahbnin isminin sylenmeyip Tbi'nden birinin doruca "Resulullah buyurdu ki." deyip rivayet ettii hads leri delil almamaktadr. fi'ler byledir. Hanefler ise byle hadsleri delil alr lar. 5. Baz mctehidler Eshb- kiramn grlerini tek bana esas alm; ba zlar ise ancak ittifak ettikleri hkmleri delil almtr. Mesel, Hanefler ise ba z artlarla Sahb grlerini esas alrken; fi'ler delil olarak kabul etmemek tedir. 6. Bir delil, mctehidlerin bri tarafndan vcbu; dier bir mctehid tara fndan ise nedbi gsterdii eklinde tefsir edilmitir. Mesel, klenin kendisi iin alp kazanarak efendisine belli bir mebla deyince hr olmasn salayan ki tabet akdine dir yet (Nur: 33) imam tarafndan mendub, yani tavsiye hkm edildii eklinde yorumlanm; ancak mam Ahmed bin Hanbel, klenin isteme si hlinde bunu efendiye vcib saymtr. 7. Mctehidler deliller arasnda tercih yapmlardr. Szgelii, mam Eb Hanfe, ahad haberi, yani her nesilde bir kiinin rivayet ettii hadsi, kyasa ter cih etmitin Halbuki mam Mlik, kyas ahad habere tercih eden Nitekim, mam Eb Hanfe bir ahad haberi esas alarak hibenin ancak kabz ile tamamlanacan ictihad etmi; mam Mlik ise hibeyi satma kyas ederek aksine ictihadda bu lunmutun 8. Bazen de hkmn illetinde ihtilaf szkonusu olmutun Szgelii, bir akidde faizin varlndan sz edebilmek iin Hanefler ile Hanbeller cins birliini ve kadri, yani hacim veya kilo ile llmeyi; Mlikler ve fi'ler ise buna ilveten altn veya gm, ya da gda maddesi olmay illet olarak almlar dn Mlikler, ilveten gda maddelerinin de ayrca iddiharn (bir sene saklana bilmesini) esas tutmutun 9. Kimi zaman da, ictihadda bulunulacak eyin mahiyeti hakknda ihtilaf vardn Mesel, akde bal olmayan menfaatin mal saylp saylmamas hususun da byle bir ihtilaf sz konusudun Haneflere gre mal saylmaz. Fsid muame le ile btl muamelenin ayn olup olmamas hususundaki ihtilaf da byledin Ha nefler dndaki hukukulara gre ikisi birdin 10. Delillerde yer alan kelimeler, bazen baka mnlara gelebilmektedin Mesel, iddetle ilgili yetteki kur' kelimesi, hem iki det arasndaki temizlik

(tuhr), hem iki temizHk arasmdaki zrl zaman (hayz), hem de her ikisi mn sma gelmektedir fi'ler birinci; Hanefler ikinci mny esas almlardr Na muslu kadnlara iftira atp bunu drt hidle isbatlayamayanlara verilecek ceza y, yani kazf suunu dzenleyen "Kazf suundan dolay cezalandrlanlarn hidliklerini ebediyyen kabul etmeyiniz. Onlar gnahkrdr. Ancak bun dan sonra tevbe edenler mstesnadr" mealindeki yetleri (Nr: 4-5) tefsir eden Hanefler, tevbe etmenin sadece gnahkrl kaldracan; istisnann bu na dnk olduunu syleyerek, kendisine kazf cezas uygulanm bir kimsenin hidiinin, tevbe etse bile ebediyyen kabul edilemeyecei grndedirler Di er mezheb hukukular ise, buradaki istisnay geni tefsir edip, tevbe eden kimsenin hidliini geerli grrler 11. Baz mctehidler delillerin gerek, bazlar ise mecaz mnlarn esas almlardr Mesel, Nisa sresinin "Kadnlara dokunduunuzda abdest aln" mealindeki 43. yetinde geen ve dokunma mnsna gelen lems kelimesini, fi'ler gerek mnsnda alrken; Hanefler mecaza yorumlayarak cins mnase bet olarak grmlerdir Mlikier ise "ehvetli bir dokunu" olarak anlamlardr 12. Baz deliller azimete, yani yapmas g, ama daha sevap olana; baz deliller ise ruhsata, yani yaplmas kolay, ama daha az sevap olana yorumlanm tr Bylece ou zaman delillerin aras bulunmu, (te'lf edilmi) ve bylece hepsiyle amel etmek imkn domu olur slm hukuku kaynaklarnda geen "caizdir" sz o ii yapmaya dinin ve hukukun izin verdii; ancak yapmamann daha iyi grld mnsna gelir. mam Eb Hanfe, Hazret-i Peygamber'in, "Kadl kabul eden baksz boazlanm demektir" ve "Kadlarn te ikisi atetedir" hadslerini esas alarak, hkimlii kabul etmemitir Ancak gzde tale beleri mam Eb Ysuf ile mam Muhammed, Hazret-i Peygamber'in, "Bir sa at adaletle hkmetmek, altm saat nafile ibdetten hayrldr" hads-i erifini gznne alarak bu vazifeyi kabul etmilerdir Demek ki hkimlii kabul etmek ruhsattr; etmemek azimettir Hukukta tenakuz ve tezad olmayaca tabidir Farkllk hukukularn yorumlarmdadr Osmanllar zamannda Msr'da yaam byk hukuku mam a'rn'nin el~Mizn'l-Kbr adl emsalsiz eserinde, bu hususta pek ok misal verilmektedir Mesel, Hazret-i Peygamber'den, "Nikh ancak vel yapar" ve "Dul olan kendisi iin velsinden daha hak sahibidir, bekr se izin istenir" ha dsleri gelmitir Birinci hadsi esas alan mezhebde velnin bulunmad nikh sahih olmaz. kinci hadsi esas alan Hanefler, hem dul kadn, hem de bakire ve blia kz iin nikhda velnin bulunmasn art komaz. Ancak ilk hadsteki ifa deyi nedbe yorarak, nikhta velnin bulunmasn mendub sayarlar, iyi grrler [nki nikhta velinin bulunmas gerektiine dair hadsi rivayet eden Hazret-i ie, velsiz bir nikha hid olmu ve itiraz etmemitir Eer nikhta velnin bu lunmas art olsayd, itiraz ederdi. Hem bu hads, kyasa da aykrdr] Hazret-i

Peygamber, ou zaman kendisine sual sorann vaziyetine gre cevap vermitir. Mesel, fakir bir kadna, lm koyununun derisini debbaayp kullanabilece ini sylemi; zengin kimselere ise len hayvanm derisini fakirlere vermelerini bildirmitin Bir sene, "Kimse bayramn nc gnnden sonra kurban etle rini evde tutmasn" buyurmu; ertesi sene, "Kurban etlerinden yiyiniz, yediriniz, eviniz iin azk edininiz. Geen sene halk geim sknts iindeydi. stedim ki, fakir halka yardm edesiniz" buyurmutun 13. Mezheb kurucusu durumundaki mctehidler, umumiyetle bir Sahb'nin veya Tbi''nin hukuk grlerine, mezhebine silsile olarak baldm Do laysyla bunlarn delilleri tefsirdeki ihtilaflar, sonrakilere de aksetmitin mam Mlik, Medne-i Mnevvere halknn ittifaklarm (amel-i ehl-i Medne) mstakil delil kabul etmektedin mam Eb Hanfe'nin yolu Abdullah bin Mes'ud'a; mam fi''nin yolu Abdullah ibn Abbas'a ulamaktadn Bunlar ise usl ve an lay bakmndan farkl hususiyetlere sahip sahblerdin 14. Hanef ve Hanbel gibi mezhebler istihsan delilini ok kullanm, ba zlan ise kullanmamlardn stihsana pek ok hkm balandndan ihtaf da fazla olmutun 15. Daha nce etraflca izah edildii zere, rf ve dete atfedilen kymet de ihtilaflarn kaynan tekil etmektedin Son devir sim hukukulanndan Suriyeli Ebu'l-Feth el-Beynn, mc tehid hukukularn ihtilaf sebeplerini yle sistematize etmektedir^W; 1. er' nassn sabit olup olmamasnda ihtilaf a. Mesturun haberinin hkmndeki ihtilaf. Mestur, hli bilinmeyen hads ve haber rvleri iin kullanln Mestur, ulemdan bazsna gre dil saylr, ba zsna gre fsk hkmndedin b. Mrsel hadsin hccet olup olamayaca konusundaki ihtilaf. mam Eb Hanfe'ye gre mrsel hadsler, yani ilk rvnin bildirilmedi hadsler hc cettin mam afi'ye gre deildin c. Rvnin rivayet ettii bir hadsi inkr etmesi hlinde, bu hadsle amel edilip edilemeyecei konusundaki ihtilaf bn Creyc, "Kadn, velsinin izni ol makszn nikhlanrsa, bu nikh btldr" hadsinin rvlerinden olan Zhr'ye, sonradan bu hadsi sorduunda, bilmedii cevabn almtn Bu sebeple mam Eb Hanfe ve Eb Ysuf, bu hads ile amel etmemi; dier mctehidler etmi lerdir. 2. er' nasslarm anlalmasmdaki ihtilaf a. Nassn kendisinden kaynaklanan ihtilaf. Bazen lafzlann farkh mnya
393- Beynn, 24-73.

gelmesi durumunda, ikaracak hkm de farkh olabilmektedir. Nitekim, kur' kelimesinin mns hakknda sahabeden, hayz, temizlik ve her ikisi olmak ze re mn nakledilmitir. mam Eb Hanfe hayz, afi de tuhr (temizlik) m ns vererek iddeti tesbit etmilerdir. b. Mctehidin kendisinden kaynaklanan ihtilaflar. nsanlarn anlay ve kavraylar farkldr "Beni Kurayza yurduna girmeden ikindi namazn kl mayn!" hadsindeki hitab, sahabeden bazs mutlak, bazs ise menzile abuk varmaktan kinaye grmtr. 3. Nasslarm arasn cem' ve birini dierine tercihteki ihtilaf Birbiriyle te aruz, yani atma hlinde gibi grnen iki nassn cem' ve te'lif, gerekirse de bi risinin tercihi gerekir. Bu da yaplamyorsa, tevakkuf edilir, yani hkm vermek ten kanlr. Baz mctehidlere gre, nce deliller arasnda tercih yaplr. Bu mmkn olmazsa neshe hkmedilir. Bu da mmkn olmazsa cem' ve te'lfe gi dilir; yani deliller biribiriyle uzlatrmaya ahlr. 4. Baz istinbat kaynaklanndaki ve usl kidelerindeki ihtilaflar. Nitekim Medne halknn ameli, mam Mlik bakmndan hccettir. stihsan, mam Eb Hanfe'nin usindendir. Hle-i er'iyye de Hanefi ve filer bakmndan delil dir; Mlik ve Hanbellere gre deildir. Eb Hanfe'ye gre mefhum- muhalif ile amel edilemez; afi'ye gre edilir. Yine Eb Hanfe'ye gre, mm (umum) bir nass ile hs (husus) bir nassn tearuzu hlinde, tarih bakmndan tercih yap lamazsa, mm, hs zerine hamledilmeyecei gibi; mutlak da mukayyed zerine hamledilmez; filere gre edilir. mam Eb Hanfe, rivayet ettii hadsin hil fna amelde bulunan rvnin szne deil, ameline bakarak hkm verirdi.

Mctehidin Sz Snnete Aykn Olabilir mi? Sonra gelen slam hukukular, mezheb imamlarnn bir szn hadse uymaz grdkleri zaman, bu itihada yanl veya mctehid o hadsi iitmemitir, demek yerine; belki bu hadsin mensuh olduunu veya te'villi olup mctehi din mns daha ak olan bir baka hadsi esas aldn anlamlardr. Her ne ka dar mam Eb Hanfe, "Sahih hadsi grdnz yerde benim szm braknz, nki benim mezhebim sahih hads mezhebidir" demi ise de; bu sz O'nun ta lebesi olan mctehidlere sylenmitir. Bunlar da o mevzuda sylenmi btn ha dslere ulam ve hepsini deerlendirerek icabnda hocalarndan farkl ictihadlarda bulunmular; sonra gelen tercih ehli mctehidler ise bunlar tesbit edip bildirmilerdir394.

394- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/48; Mahmud Es'ad, Telhis, 508. Nitekim mam Eb Ysuf, vakfn satna dair hads-i erfe rastlaynca, "Eer bu hads, hocamz Eb Hanfe'ye ulam olsayd, vakfn satna dar kavlinden rcu ederdi" demitir. Beynn, 28.

bn Teymiyye diyor ki: Bazen bir mctehidin itihadyla snnet zahiren birbirine zt gibi grnr. Bir mctehidin snnete aykr bir sz varsa bu birka mazerete dayal olabilir: l.Hazret-i Peygamber'in snneti o mctehide ulamamtr Kimi zaman da bu snneti sonradan unutmutur Nitekim Eshb- kiram zamannda bunun ok misali bulunmaktadr Mesel, Hazret-i Eb Bekr, nceleri bykanneniri miras olamayacana hkmederdi. nki bu hususta kendisine bir hads ula m deildi. Sonradan Mugre bin u'be, Muhammed bin Mesleme ve mran bin Husayn gibi ilimce kendisinden daha stn saylmayan Sahbler, bykannenin altda bir miras hissesine sahip olduuna dair hads nakletmiler; o da hkmn bu istikamette vermeye balamtr Hazret-i mer ve sonra Halfe Muaviye bin Eb Sfyan, el parmaklarnn tazminatnn faydalar nisbetinde deieceini icti had etmitir Bilahare Eb Ms el-E'ar ve bn Abbas'dan ahadet parma ile sere parmann diyetinin aym olduuna dair hadsi iitince buna gre hkmet meye balamlardr Hazret-i Ali de daha nce iitmedii bir hadse muttali olunca, rivayet edenlere yemin verdirir ve yeni itihadnda esas alrd. Snnetin mctehide ulamamas hli, mezheb imamlar iin de cridir. Vaka onlarn za mannda snnet bilgisi olduka yaylmt. mam Eb Hanfe, hem bizzat Sah be'den bazlarn grm; hem de Hazret-i Peygamber'in yaad yer olan Hi caz'a gelip uzun bir zaman kalmt. mam Mlik, zaten burada yaamaktayd. mam fi' de hem Irak, hem Hicaz, hem Yemen ve hem de Msr'da buluna rak burada yaayan snnet bilgisine muttali olabilmiti. Ksa bir zaman sonra snnet-i nebev, zaten kitaplara geirilmi; bu mezheb imamlarnn talebeleri bunlan da gz nnde tutarak, icabnda hocalarmnkine uymayan yeni ictihadlarda bulunmulard. 2.Mctehidin snnete aykr gibi grnen bir sz sylemesinde ikinci mazeret, bu snneti iitip, Hazret-i Peygamber'e ait olduuna inanmamasdn Bunun iin mctehidlerin kabul ettikleri ller vardr Bunlar gereklemedik e o sz snnet olarak delil almazlar. Szgelii snneti rivayet eden kimsenin hli, hafzas, hukuka vukufu, adaleti gibi sebepler, bu deerlendirmede mhim rol oynar. 3.Mctehidler, Hazret-i Peygamber'in bir sz ile, her zaman ayn mn nn kasdedildiine kanaat getirmez. Nitekim bazen snnette geen bir keUme farkh mnlara gelebildii gibi; dorudan zerinde allan meseleyle alkal da olmayabilir Ya da bu meseleye dair farkl mn tayan bir snnet daha vardr Mesel, mam- A'zam Eb Hanfe alc ve satcnn ayrlmadka muhayyer ol duklarna dair hadsdeki ayrlma sznden bedenen ayrlmay deil, szlerin ay rlmasn anlam ve gemide giden veya beraberce yolculuk yapan ya da bir hc rede bulunanlarn durumunu misal gstermitir Nitekim bunlarn belki aylarca bedenen ayrlmalar mmkn deildir Cana can, gze gz, die di ksas emre-

den yet-i kermenin (Mide 45) tefsiri zmnnda Hazret-i Peygamber, "Kfire ksas olarak mslman ldrlmez" buyurmu^^s; Hanefler buradaki kfirden kasdm harb kfir (ecnebi lke vatanda) olduunu syleyerek, mslman ile gayrimslim vatanda (zimm) arasnda ksas cereyan edeceine kil olmular dn Nitekim Hazret-i Peygamber'in bu yolda tatbikat da vardn 4. Kimi zaman da mctehid hukuku bu snnetin bir baka delille neshe dildiine inanr ve buna gre hkm verin 5. Bazen da mevcud bilgilerle mctehidlerin niin snnete muhalif icti hadda bulunduklar bilinemeyebilin nki ilmin elde edili yollar ok genitin Bu hukukularn dayandklar sebepleri bilmek mmkn olmayabilin Bu takdir de hemen o mctehidi snnete aykn davranmakla itham etmek abestin Bunun iin sonraki hukukular hocalarnn ictihadlarn snnete grnte aykr bulup sebebini de zemediklerinde, kendilerinin bilemedikleri b- sebebin varln dnp, hemen bu itihad reddetme yoluna gitmemilerdir396. Nitekim o mc tehid bir hads iitip, buna gre ictihad etmi; ancak bu hads sonraki nesillere intikal etmemi olabilin Bilhassa dman istillarnda slm dnyasndaki ilim merkezleri harab olmu; limler ldrlm; kitaplar yok edilmiri. Mctehidin mevcud snnet literatrne uymaz grnen itihad, belki o zaman kaybolan bir hads-i erfe istinad ediyor olabilir397. Son devir Osmanl hukukularnn ileri gelenlerinden Ahmed Cevdet Pa a diyor ki: Drt mezheb arasndaki ihtilaflar una benzer ki: Bir ehir halk, n lerine kan bir meselede kanunda zm bulamazlarsa, o ehrin ileri gelenleri toplanp, o ii kanunun uygun bir maddesine benzeterek yaparlan Bazen uyuamayp, bazlar, devletin maksad ta'mir-i bild ve terfih-i ibdr, yani beldele rin imar ve insanlarn rahatldr diye dnerek, kanunun herhangi bir madde sine benzeterek hallederlen Bunlar Hanef mezhebine benzer^^s. Bazlar da h kmet merkezinden gelen memurlarn hareketlerine bakarak, o ii bunlann ha reketlerine uydurun Devletin maksad byledir, derlen Bunlar da Mk mezhe395- Buhr: lm 39; Eb Dvud: Dyt 11; Tirmiz: Diyt 16; Nes: Kasme 9; bn Mce; Diyt 21; Drim Diyt 5; Ahmed bin Hanbel, 1/79. 396- bn Teymiyye: Ref'u'I-Melm, Trc. H. Karaman, st. 1971, 36 vd. 397- mam a'rn, hocalanndan eyhlislm Zekeryya el-Ensr'ye, baa sarlan sarm iki omuz arasmda braklacak ucunun, drt parmak uzunlukta olmasna snnette aret edilmiken; ta savvuf erbabnn bunu baa sarlan tlbendin en ucundan bir arn brakmas hakknda ne d ndn sormu; o da, "Onlar, Hazret-i Peygamber'den byle bir rivayet iitmi olmasa lard, byle yapmazlard. Bildiimize gre, Moollar Badad' alnca, akm stne getirmi; Badad'daki btn ktbhnelerin kitaplarn, mctehidlerin, muhaddislerin eserlerini Dicle nehrine atmlar; yle ki nehir bu kitaplarla dolmu, atlar dahi bu kitaplara basarak karya geebilmilerdir. te bu gn elimize gemeyen ve bilmediimiz nice hadsler yok olup git mitir" diye cevap vermitir. el-Uhd'l-KUbr, 416. 398- Haneflerin istihsana ok yer vermeleri im edilmektedir.

bine benzer399. Bazlar da kanunun ifadesine, yaznn gidiine bakarak o ii z me yolunu tutarlar. Bunlar da fi' mezhebine benzer"^. Nihayet bazlar da, kanunun baka maddelerini de toplayp, birbiriyle karlahrarak bu ii doru ya pabilmek yolunu ararlar Bunlar da Hanbel mezhebine benzer"^'. te ehrin ile ri gelenlerinden her biri, bir yol bulur ve bu yolun doru ve kanuna uygun oldu unu syler Kanunun istedii ise bunlardan biridir, dierleri ise yanltr Ancak kanundan ayrlmalar, kanuna ve devlete kar gelmeleri maksadyla deildir Hepsi kanuna uymak, devletin emrini yerine getirmek iin alt iin, kendi lerine birey sylenemez. Hatta bu yaptklar takdir edilir te drt mezheb ara sndaki ihtilaflar da byledir. Bir meselede bunlardan birinin hkm doru, dierlerininki ise yanltr. Ancak hepsinin niyeti doruyu bulmak olduu iin ma zurdur Hazret-i Peygamber'in bir hadsinde geen ^^mmetime, yanld, unuttuu ve zorland iin ceza yoktuf^'^^ sz bunu bildirmektedir'os. Hicr ikinci asrda Abbas halfesi Mensur, bn'l-Mukaff adnda ran asll saray nazrnn telkini zerine ve hukukta birlii temin maksadyla, mam Mlik'e, "Muvatta' adh kitabm Kabe 'ye asacam. T ki, herkes bunu rensin ve buna gre hareket etsin" dediinde; mam Mlik: "Byle yapma! nki Haz ret-i Peygamber'in Eshb', fru'a dair ilerde ihtilaf ettiler Memleketlere dal dlar Buralarda her biri hads rivayet ettiler Demek ki her memleketin halknda ayr bir ilim vardr Olur ki bunlar benim iitmediim bir delile gre ictihadda bulunurlar Mctehidlerin ihtilaf bu mmete rahmet oldu. Herkes doru buldu una uyar Hepsi de dorudur ve hepsi de hidyet zeredir" diy.erek engel olmu tur Daha sonra Halfe Harun er-Red'in de bu yndeki teklifine aym ekilde ce
vap vermitir*04.

Takiid ctihad derecesinde bulunmayan kimselerin, bu dereceye gelmi herhangi bir lime uymas, deUl sormakszn onu takHd etmesi tabidir Nitekim Sahabe ve Tabin, bir limden fetva istedikleri zaman delilini sormazlard. Amel husus larda, bir mctehidi takiid eden kimseye mukallid denir. Bylece kitap ve sn399- Miklerin Medine ameline tibar etmeleri m edilmektedir. 400- mam afi'nin lisana vukufu ve ictihadlarmda lgat hususiyetlerine ncelik vermesi im edilmektedir. 401- Ahmed bin Hanbel'in hadsleri kabul hususunda esnek davran ve Hanbellerin de kyasa gitmek yerine, ictihadlarmda bu farkl hadslerden istifade etmeleri im olunmaktadr. 402- bn Mce: Talk 16. 403- Ahmed Cevdet Paa: M a ' I m a t - Nfa, Dersedet 1279, 16-17. 404- bn bidn, 1/48; a'rn, Mizan, 1/77; ah Veliyyullah, el-nsf, 8; Sadreddin, 129; Schacht, 55-56; Subh Mahmasn: el-Evdau't-Teri'iyye, 2.b, Beyrut 1962, 144-146; Muhammed Hamidullah: " E b Hanfenin slm H u k u k u n u Tedvin in Tesis Ettii A k a d e m i " , slamn Hukuk lmine Yardmlar, Trc: K. Kuu, st. 1962, 123-124, Red er-Rid, 6-7.

nete uyulmu olun Taklid, bir eyi (klc, gerdanl, tasmay) boynuna asmak, kuanmak mnsna gelin Mctehid olmayan kimsenin yet ve hadslerden an ladna uymas caiz deildin mam Eb Ysuf mctehid olmayanlarn, hkm leri anlasalar bile, mesel neshi bilemeyecekleri iin hkm kartmalarnn ca iz olmadn sylerio5_ Mukallidler iin dehl ve l, kitap, snnet, icma' ve kyas deil; taklid ettii mctehidin szleridin Nitekim Kur'an- kerimde, "Bilmiyorsanz, bilen lerden sorun!" (Nahi: 43; Enbiy: 7); "Ey iman edenler! Allaha, Peygambe rine ve ul'l-emrinize itaat ediniz!" (Nisa: 58); "lerini Peygambere ve ul'I-emre gtrseler; onlardan istinbta kadir olanlar iin iyzn anlar" (Nisa: 82), "Allah'a kavumak iin vesile araynz!" (Mide: 38), "Kyamet gn herkesi dinde tbi' olduklar imamlaryla arrz" (sr: 71), "Allah onlara doru yolu gsterdi. Onlarn yoluna iktid et!" (En'am: 90), "te biz bu misalleri insanlara veriyoruz. Bunlar ancak limler anlar" (Ankebt: 43), "Her kabileden bir ksm m'minler, din bilgilerini renmek ve kabi leleri savatan dnd zaman onlar sakndrmak iin geride kalmaldr" (Tevbe: 122), "Allah kimseye takatinin zerinde yk yklemez" (Bekara: 286), mealindeki yet-i kermelerle; ayrca Hazret-i Peygamber'in, "nsanlann en hayrl ileri din kardeine ilim retmektir"^^, "nsanlann en faziletlisi kendisine muhta olununca fayda veren fkh limidir"^^^, "Din limlerine uyun! nki onlar dnyann klan ve hiretin kandilleridir"^^^, "lmi, eref sahiplerinden sorup reniniz! rendiklerinizi yaznz! nk onlar yalan sylemezler" "Allah'n kitab ve Resulnn snnetinde bulamadmz i leri, slihlerden sorun ve o ii slihler arasnda istiare mevzuu yapn!"'^^^; "lim hazineler eklindedir. Anahtarlar ise soru sormaktr'"^^^, "Bildiinizle amel edin. Bilmediinizi ehline brakn"'^^^ ve dier pek ok hads-i eriflerin, ictihad derecesinde bulunmayanlara, mctehidleri taklidi emrettii kabul olunmaktadn Hazret -i Peygamber'in, "Eshbm gkteki yldzlar gibidir, hangisine uyarsanz hidyete kavuursunuz"^^^; "Benden sonra snnetime ve Hulef-y Ridn'in snnetine uyun"^^^\ "Sivd- a'zama, yani en byk cemaate tbi
405- ah Velyyullah Dehlev, kd'l-Ceyyid, 4 4 , 4 9 . 406- Cmi's-Sar, 111/2789. 407- Ktb-i Sitte; 4106 (Rezn). 408- Cmi's-Sar, 1/94 (Deylem, bn Adiyy); 111/2751; RmOz, 1/222. 409- Cmi's-Sagr, 11/2355 (Deylem). 410- Gazl, hyu Ulmi'd-dn, 1/23. 411- Cmi's-Sar, 111/2759 (Eb Nuaym). 412- Rmz, 1/84 (bn Hibbn). 413- Rmz, 1/293,11/450 (Beyhek, Eb Nasr). 414-Tirmiz: lm 16; bn Mce: Mukaddime 6; Eb Dvud: Snne 5; Drim: Mukaddime 16; Ahmed; IV/I26, 127.

ounuz"^'^ mealindeki hadsleri ile Eb Sa'id el-Hudr'ye hitaben buyurduklar "nsanlar size tbi'dir. eitli yerlerden sana fkh bilgisi sormaya gelecekler. Size geldiklerinde, onlara hayrla, iyilikle vasiyet, nasihat edersiniz"^'^ sz mctehid olmayanlarn, mctehidleri takiid edeceine dellet eder. Son zamanlarda taklide kar karak, herkesin hukukun kaynaklarndan anladna tbi' olmas gerektiini syleyenler zuhur etmitir Bunlar umumiyet le, "Onlara (Allah'n indirdiine uyun!) denildii zaman, (Hayr, biz atala rmz zerinde bulduumuz eye uyarz) dediler. Ya atalar bir ey akl et memi (anlamam), hidyeti (doruyu) de bulamam idiyseler?" yetine (Bekara: 170) dayanrlar ve bir bakasn takiid etmeyi, bu yette geen "atala rn yolunda gitmeye" benzetirler Halbuki burada hitb, mrikleredir Nitekim "Ya atalar bir ey anlamam ve doruyu seememi idiyseler?" ibaresinden anlalyor ki, eer atalar akl ve hidyet yolunda olsalar, onlarn yolundan git meleri doru olur O halde akl ve hidyet yolunda olunca, atalar takiid etmenin caiz olaca anlalmaktadr Baz hukukular, bir mctehidi takiid etmek iin, onun bilgisine gvenip inanmak gerektiini; bir meselede bir mctehidi takiid ettikten sonra, ihtiya ol makszn baka meselede bir dierini takiid etmenin, ilk mctehide inanmamak, ona itimat etmemek olduunu ve bunun, birinci meseledeki taklidini geersiz h le dreceini sylemilerdir Nitekim usl kitaplarnda, mukallidin, "Benim mezhebim dorudur, yanl olmak ihtimali vardr, dier mezhebler yanltr, do ru olmak ihtimali vardr" veya daha uygunu "Btn mezhebler dorudur, benim mezhebim en dorudur" diye dnmesi gerektii ifade edilmitiH'"^. Mtezile'ye gre, btn mctehidler ictihadlarmda isabet etmi olduu iin; eitU meseleler de herhangi birini takiid etmekte beis yoktur Ehl-i snnete gre, mctehidlerden sadece biri isabet etmi; dierleri yanlmtr Ancak kimin isabet ettiini ancak Allah bilir. Dolaysyla mukallid, takiid ettii mctehidin isabet ettiine inanr sabet etmemise mukallide de, mctehide de bir mesuliyet yklenemez. Taklidin muteber olmas iin, mctehidlerden, mutlaka efdal, yani en s tn olann takiid etmek mecburiyeti yoktur nki Hazret-i Peygamber'in had sinde, "Eshbm gkteki yldzlar gibidir, hangisine uyarsanz hidyete kavuursunuz"^^^ buyurulmaktadr Eshb- kiramn stnlk dereceleri ise farkh farkhdr Hanef, Mlik, ekseri fi' ve Hanbellerin gr, efdal, yani daha stn bir mctehid varken, mefdln, yani stnl ikinci derecedeki bir mc tehidin takiid edilebilecei ynndedir mam Muhammed'e gre bir mctehid
415- Cmi's-Sagr, 1/1261 (bn Mce). 46-Tirmiz: lm 10, (3661). 417- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/34. Birincisine tahtie, ikincisine tasvib yolu denir. 418- Rmz, 1/293,11/450 (Beyhek, Eb Nasr).

bile, htiya hlinde, kendisinden daha stn grd bir baka mctehidi taklid edebilir"^. Kii, kendisine, yaad mekn ve zamamn artlarna en uygun olan bir mctehidin mezhebiyle hareket etse kfidir. Ancak mukallidin, fkhta en s tn olan kimseyi taklid etmesi gerektiini syleyenler de vardr. Bu iki gr, ki inin en stn bildii, bu konuda kendisine hsn zanda bulunduu kimseyi tak lid etmesi gerektii eklinde uzlatrlabilir. Nitekim tatbikatta da byle olmak tadr. Hi kimse daha stn bildii bir kimse varken, bundan daha az ilim sahi bi olduunu dnd bir kimseyi takUd etmek istemez. nki alaca fetva, onun hem hukuka uygun davranmasn salayacak; hem de kendisini gnahtan koruyacaktr. Nitekim er' hkmlerin hem dnyev, hem de uhrev yn var dr. Mkellefin, bylesine hassas bir mevzuda tedbirli davranarak, ancak itima da yn kimseleri taklid etmek isteyecei ikrdr^^o.

Tek Mezhebe

Bahhk

slm hukukunda prensip, mukallidin btn amel meselelerde tek bir mezhebe uymasnn gerekli olduudur. Bir kimse, her iinde muayyen bir mez hebin hkmlerini taklid edebilir. nki insan mr boyunca, ancak bir mezhe bin hkmlerini renebilir. Her iinde dier mezheblerin hkmlerini de bera berce gzetmek, elbette uygun ve ihtiyatl olur. Bir kimse, bir ihtiya, bir sknt sz konusu olmakszn, bir amelinde bir mezhebe gre hareket edip, baka bir iinde baka; dier bir iinde de baka mez hebe uysa; veya bir gn bir mezhebe, dier bir gn bir bakasna gre hareket et mi olsa, her bir i iin taklid edilen mezheblerin arad btn artlara uyulmusa; yani her ii btnyle bir mezhebe gre sahih ise, bu yapt hukukularn bir ksmna gre caizdir. Nitekim "Bilmiyorsanz, bilenlerden sorunuz!" yeti, belli bir mesele ile karlanca bunun nasl zlecei sorulur, bu i hakknda mctehidlerden birinin sz varsa o i bu sze gre yaplr, demektir. Hukuku larm dier bir ksm ise, ancak ihtiya hlinde baka mezhebin taklid edilebile ceini syler. Aksi takdirde her zaman taklid ettii mctehidin ictihadlarn hata l bulmu ve keyf olarak terketmi olur ki buna hakk ve salhiyeti yoktur. Bir mezhebi taklid ettikten sonra, bir baka mezhebi taklid edebilmek iin drt art vardr: 1. Kendi mezhebine gre balad ii, baka bir mezhebe uyarak tamam layamaz. Mesel, Hanef mezhebine uyarak, komusunun evini satan mteri den uf'a hakk ile satn alp, bu evde, fi' mezhebine gre i yapmak caiz ol419- Nitekim mam fi', Tbi'nden olan mam- A'zam Eb Hanfe'nin kabrini ziyaret ettiin de, sabah namazn klarken kunut okumay, bu zta hrmetinden terketmitir. 420- bn'l-Hmm, 551; bn Ferruh: el-KavI's-Sedd, Trc: H. Karaman, st. 1971. 94; ah Velyyullah, kd'l-Ceyyid, 50; Nabls. Hlsa. 9 vd; bn bidn, 1/34.

maz. 2. Takiid ettii mezhebin, o iin sahih olmas iin arad art ve mfsidlere riayet etmek gerekir. Aksi takdirde telfk olur. Telfk ise btldr. 3. Mezheblerin kolaylkiann toplamamaldr Bu ise dini hafife almak olacandan caiz deildir 4. Varlan netice kitap ve snnetin ak hkmne aykr olmamaldr. Me sel ikrah (tehdid) zerine zevcesini boayan kimse, ikrah ile talk kabul eden Hanef mezhebini takiid ederek zevcesinin kzkardei ile evlense, sonra da ikrah ile talk kabul etmeyen fi' mezhebini takiid ederek eski zevcesine rcu' et se, bu Kur'an- kermin iki kzkardele ayn zamanda nikhl olmay yasaklayan ak emrine aykr olacandan caiz deildir*2i. Bu artlar hakkyla herkes gzetemeyecei iin, slm hukukulan bir ih tiya veya zorluk olmadan, mukallidin baka bir mezhebi takiid etmesine izin vermemilerdir Nitekim mukallidin taklidi, mctehidin itihad gibidir Nasl ki mctehid bir ihtiya olmakszn bakasnn itihadna uyamazsa; mukallid de an cak bir mctehide uyabilir ve ihtiya olmakszn bir baka mezhebe geemez-^^. Nitekim Osmanl hukukularnn byklerinden Eb Sad Hdim, "Zaruret olan her ite baka mezhebi takiid caizdir Zaruret yoksa caiz deildir. nki ruhsat lar aramak lehvdir, oyundur" diyor*23. Drr'I-Muhtar'daki, "Zaruret zamannda, baka mezheb takiid edilir" ifadesini aklarken bn bidn diyor ki: "Burada, ikikaviden biri bildirilmitir kinci kavle gre, zaruret olsa da, olmasa da, hara (glk) olduu zaman, di er mezhebden biri takiid edilir Muhtar olan da budur Yaplmasnda glk olduu zaman, kendi mezhebi kolaylk gsteriyorsa veya yaplmasn afv edi yorsa, baka mezhebi takiid etmee lzum kalmaz" "^24. Bir kimsenin, bir ii, her hangi bir mezhebin o iin shhati iin arad tm
421- bn Hacer el-Mekk: el-Fetv'l-Hadsiyye, 3.b, Kahire 1390/1970, 113-114. Eb Sad elHdim: Berika-y Ahmediyye, st. 1325, 110-111; Abdlgani en-Nabls: el-Hadkat'nNediyye, Drlhilfe 1290,709; Muhammed Emin el-Erbil: Tenvir'I-Kulb f Muameleti AUmi'l-Guyb, Kahire 1377, 396-399. 422- Ali afak: "slm Hukukunda Kaynaklar-ctihad-Mctehid-Mezheb-Taklid ve Telfk Meseleleri zerine Bir Aratrma", Atatrk niversitesi slmi limler Fakltesi Dergisi, 3 (1-2), Ank. 1979,28. 423- Hdim, Berka, 182. 424- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/268. Hukukularm eitli szlerinden anlalan, bir kimsenin, kendisine emredilmeyen, zerine farz olmayan bir ii yapmas iin baka mezhebi takiid ede meyeceidir. Sz gelii yanlarnda mahremi olmayan Hanef kadnlar afi mezhebini takiid ederek hacca gidemez; nk bunlara hac farz olmamtr. Kur'an- kerm renen ve reten kadnlarn, hayz hlinde Mlik mezhebini takiid ederek, Kur'an- ezberden ve yznden oku malar ve hatta Kur'an- kerime dokunmalar ciz deildir; nki kendilerine farz deildir. Nitekim hukuk arelere (hile-i er'iyyeye) de ancak htiya halinde mracaat edilebilir.

192

slm Hulaiku - Umum Esaslar

artlara uyarak yaptktan sonra; benzer bir ii veya bir dierini baka bir mezhe be uyarak yapmasnn sahih olduunu bildiren hukukular, Hazret-i Peygam ber'in eshb zamannda, fetva soranlarn muayyen mctehidlere deil, her me selede rast geldikleri mctehide sorup bunlarn grleri ynnde hareket ettii vakasna dayanmaktadr. Eshb- kiramn ictihadlan, mezheberi tedvin edilmi, bir araya toplanp yazh hale getirilmi deildi. te yandan her zaman ayn sah bnin yannda bulunup, her eyi ona sorup, iittiklerini yapmak da pek az kimse ye nasb olmutur. Rast geldikleri sahbye sorup, renip, yapmak mecburiyeti vard. Dolaysyla hukukularn ekserisi, ihtiya ve zorluk olmadka baka bir mezhebi taklide izin vermemitir. Bunar dierlerinin dayand vakann doru; fakat bunun herkes iin deil; ictihad ve mezhebden anlamayan, kitap okuyup hu kuk hkmleri renmekten ciz avam iin sz konusu olduunu; nitekim ava mn muayyen mezhebi bulunmadn; bunlarm fetva sorduklar mftnin mezhe binde olduunu; bunlann Hanefyim, f'yim demesinin bir ey ifade etmedi ini bildirmektedir. Yeni mslman olan kimselerin de, ayn mezhebdeki hukuk ulardan delil aramakszn sorup rendikleriyle hareket edecei; ayn mezheb deki hukukular bulamazlarsa, her rastgeldikleri hukukudan soraca, sonra belli bir mezhebi renip bunu taklid etmeleri gerektii icma' ile bildirilmitir '25

Mezheb Taklidinin

ekli

Klasik metinlerden anlaldna gre, ihtiya halinde baka bir mezhebin taklidi iki ekilde oluyor: Birincisinde, yalnzca, taklid edilen mezhebin o i iin gzettii art ve mfsidlere uyulmaktadr Burada mukallid, kendi mezhebinden kmad iin, ayn zamanda kendi mezhebinin de btn ahkmna uymaktadr^26_ kincisinde ise taklid edilen mezhebin snnet, mstehab ve mekruh dahil btn ahkmna uyulmaktadr Bir baka deyile o i iin btnyle o mezhebe intikal edilmektedir. Birinci kavi shhatte olanlara; ikinci kavi de hasta ve zr l olanlara daha elverilidir. Bir mezhebi taklid ederken, ihtiya sebebiyle bir i iin baka mezhebi taklid etmek gerektiinde, bu mezhebi taklide niyet etmek gerekir. Niyet etmek de, o mezhebin hkmlerini bilmek ve tatbik etmek ile olur. Bir ii yaptktan sonra neticenin kendi mezhebine uymad, ancak drt mezhebden birine gre caiz olduu anlalrsa, amelden sonra da taklid mmkndr. Ancak bunu kas den, yani mezhebine uymadn bilerek deil; unutarak, yanlarak veya herhan gi bir zrle yapm olmas, baka mezheblerin kolaylklarn aratrarak yapm
425- Nabls, Hlsa, 5. 426- Nabls, Hlsa, 5; bn bidn, Redd'l-Muitr, 1/53; Es'ird, 6. bn bidn burada, "Kendi mezhebine muhalif olarak yaplan ile de, baka mezhebi taklid etmesi caizdir" diyor. Muhalif i demek, haram veya mekruh demektir. Bu da o mezhebin art ve mfsidlerin bildirir.

olmamas gerekir. Nitekim mam Eb Ysuf'a, Cum'a namazm kldktan son ra, gusl abdesti ald kuyuda fare ls grld sylendi. "Medine'deki kar delerimize (Mlik mezhebine) gre guslmz sahihtir. nki, hads-i erfte, kulleteyn (500 rtl=220 kg) oian suya necaset karnca, sfatndan biri dei medike necs olmaz buyuruldu" dedi

Mezheb Taklidine Misaller Hanef mezhebine gre velsiz olarak evlendii bir kadn talkla boadktan sonra, bu nikh zaten geersiz kabul eden fi ' mezhebini takliden tek rar ayn kadnla hlle yapmadan nikhlanmas muteberdir nki artk ilk mez hebin hkmlerinin eseri devam etmemektedir Bir erkein, zevcesi ile st kardei olduklar, fakat birinin veya her ikisi nin bir kere emmi olduu sonradan ortaya ksa; Hanef mezhebine gre nikh lar bozulaca iin, zorluktan kurtulmak sebebiyle fi' mezhebini takiid,eder1er nki bu mezhebde bir kere emmekle st kardelii- almaz. Doya doya be kere emmek gerekir Nikhlar fi ' mezhebinin arad artlara uygunsa, yeni den nikh yapmadan; deilse, bu mezhebe gre yeniden nikh yaparak evlilikle rini srdrrler fi' mezhebinde hidlerin dil olmas ve nikhta kzn velsi nin bulunmas, akdin nikh veya tezvic kehmeleri kullanlarak kylm olmas gerekir Fakir veya gib olup nafaka temin edemeyen kimseyi zevcesi mahkeme ye verip nikhn feshini Hanef hkimden isteyemez. nki bunlar Hanef mez hebinde nikhn feshini gerektirmez. Kadnn nafaka temini iin baka yollar te sis edilir Ancak bunda zorluk szkonusu olduunda, fi ' veya Mlik hkime bavurarak fesih karan karttrabilir afi mezhebinde kocann nafakadan ciz olmas ve Mlik mezhebinde de kocann gib olmas durumunda muayyen art larla nikh feshedilebilir fi' mezhebinde zektn, Kur'an- kermde geen sekiz snfn her birin den en az kiiye verilmesi arttr Ancak bunun tahakkuku olduka zordur Bu sebeple fi'ler zektlarn, zektn bu snflardan herhangi birine verilmesini yeterli gren Hanef mezhebine gre verebilirler bn bidn diyor ki: "mam- A'zam mezhebinde bir mesele hakknda ka vil bulunamazsa, Mlik'in mezhebine mracaat edilir nki onun mezhebi Ha nef mezhebine en yakn olandr Onun iin baz ulemmz, zaruret hlinde, mam Mlik'in baz kavillerine meyletmilerdir"'*^.
427- Nabls, Hadka, 709; bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/53. 428- bn bidn, Redd'l-Muhtr, 11/552. Mefkudun nikhnn feshine hkmedilmesi ve hayz uza yan kadnn iddetnin tesbiti, Hanef mezhebinde, Mlik kavline gre fetva verilen en me hur meselelerdir. 11/618.

Mezheb

Deitirme

Bir mezhebe gre amel ederken, sonradan baka bir mezhebe tmyle gemenin cevaz hususunda da hukukular arasnda ihtilaf vardr: ncelikle ifade etmek gerekir ki, mukallid, ya avamdr, ya limdir. Avam, mezhebden anlamayan, fkh kitaplarm okuyup bir mezhebin hkmlerini anla maktan ciz olan kimse demektir. Nitekim bn bidn'in nsznde deniyor ki: "Avamn mezhebi olmaz. Onun mezhebi, mftsinin (fetva sorduu kimsenin) mezhebidir. Mezheb takld etmek, mezhebin ne olduunu bilen, anlayan yahud bir mezhebin kitabn okuyup bu mezheb hukukularnn fetvalarn anlayan kimse iindir. Byle olmayan kimsenin, Hanef veya fi' olduunu sylemesi, bu mezhebde olduunu gstermez. Bundan anlalyor ki, avamn "mezheb de itirdim" demesi birey ifade etmez. Baka mezhebdeki mftye sorunca, mez hebi deimi olur. Mftnin mctehid olmas lzmdr. Mctehid olmyan lime nkil, yani haber iletici denir. Bunlar, mftlerin kavillerini naklettikleri iin me cazen mft denilmektedir. Mctehid olmyan mftler de mukalliddir"'^29_ Fkh bilgisinden mahrum bir avmm baka bir mezhebe geerek dnyalk elde etme si, mezheb deitirmede en hafif durumdur. nki onun intikali hakik bir inti kal deil, bir balangtr. Yani o bir mezhebe henz yeni gemektedir Mctehid olmamakla beraber, slm hukukunun debilerine vkf, ilim sa hibi bir kimsenin, lim olan mukallidin dnyalk iin (mesel, kendi mezhebinde evlenmesi hell olmayan bir kadnla evlenebilmek veya bireyi yiyebilmek iin) bir baka mezhebe gemesi caiz deildir Din bir sebepten dolay geiyorsa ca izdin Hatta delillerini kuvvetli bulduu iin geiyorsa belki vcibdin lim sahibi kimseler iin, hkmlerini daha iyi kavrad ve delillerini daha kuvvetli buldu u bir mezhebe gemek caizdin Nitekim Tahv, fi' olduu halde; hkmle rini daha iyi kavrayabildii Hanef mezhebine gemi, bu mezhebde nde gelen bir hukuku olmutu. Abdlaziz bin mran el-Huza', nceleri Mlik iken, Badad'a gelen mam fi''den istifade etmek zere bu mezhebe gemitin Halil bin shak, kd tayin edildii Kuzey Afrika halk bu mezhebden olduu ve onla ra hukuk hkmleri anlatabilmek maksadyla Hanef'den Mlik'ye gemi, bu mezhebin en muteber kitaplarndan biri olan Muhtasar' yazmt. Mehur lim ve mutasavvf eyh Abdlkadir el-Geyln, Hanbel mezhebinin unutulmaya yz tuttuunu grerek fi' mezhebinden Hanbel mezhebine intikal etmitin Muhammed bin Dihan en-Nahv ise, nceleri Hanbel iken, Badad'daki Nizmiyye medresesi nahiv krssne mderris, yani profesr tayin edilince fi' mezhebine gemiti. nki medresenin vakf artlanndan birisi mderrislerin fi' mezhebinden olmasyd. Ayn zamanda mehur bir lgat limi olan bn Pa ris el-Kazvin, fi' iken, beldesinde Mlik mezhebinde kimse bulunmamas
429- bn Abidn, Redd'l-Muhtr, 1/34-35.

sebebiyle bu mezhebe intikal etmitir. Osmanllarda Molla Grn, Bursa m derrisliine tyin edilince, padiahn ricas zerine halka daha faydal olmak iin fi' mezhebinden Hanef mezhebine gemiti. Bunun baka misalleri de var dr mam a'rn, ilim sahibi olmayan bir kimseye bulunduu yerde bavuraca kendi mezhebinden bir hukuku veya hukuk kitabmn bulunmamas, te yan dan ilim sahibi olanlara takiid ettii mezhebin hkmlerini kavramakta zorluk rz olmas gibi durumlar mezheb deitirmek iin geerli birer zr olarak bild i r m e k t e d i r 4 3 o . Ancak keyf olarak veya dnyalk kazanmak maksadyla mezhe bini deitiren kimsenin ta'zir olunaca, cezalandrlaca; nki bunun dini ha fife almak olduu kaynaklarda bildirilmektedir Baka bir mezhebe gemekte di n ve dnyev hi bir sebep yoksa, lim mukallid iin ciz deildir nki bir mezhebin fkhn belli bir zaman boyunca renmitir Yenisini renmeye bel ki mr yetmez. Byle bir intikal m iin caizdir nki mnin mezhebi, fetva sorduu limin mezhebidir

Telfik Daha nce mctehid olmayan bir kimsenin bir mctehidi takhd etmesi ge rektii bildirildi. Bir ihtiya ve zorluk, meakkat hsl olduunda bu zorluun bulunmad bir baka mezhebin hkmlerine uyulabilir. Ancak bunun iin o mezhebin o i iin arad btn art ve mfsidiere de riyet etmek gerekir Me sel nikh akdi bahis konusuysa, o mezhebin nikhn shhati iin arad btn artlara uymak lzmdn O mezhebde nikh ifsd eden hususlar da nazara al mak gerecektir Bu art ve mfsidleri gzetmeden ve zorluk olmad zaman bir baka mezhebin kolaylndan faydalanmak telfik olur Mezheblerin kolay taraf larn aratrarak toplamak suretiyle hareket etmeye telfik, byle yapana da mleffik denir*3J, Telfk lgat itibariyle, "iki ayr kuma bir araya getirerek dik mek" demektir Yaplan bir i, drt mezhebden birine gre geerli olursa telfikten sz edi lemez, ancak hibirine gre geerli deilse telfik sz konusudur Nitekim Hanefiyi takliden velsiz, Mlikyi takliden hidsiz nikahlanan kimsenin bu nikh hi bir mezhebde geerli deildir Telfikin muteber olmad hususunda icma' vardr: "Hkm-i mleffak btldr". Yani telfk ile verilmi hkm geersizdir Nitekim Hazret-i Peygamber bir hadsinde, "Mnafk, iki ko arasnda dolaan koyun gibidir. Bir ona gider, bir tekine gider"^^^ buyurmaktadr Zorluk ve ihtiya sebebiyle takiid edilen bir mezhebin, uyulmas gereken ardanndan birine uymakta bu sefer baka bir zorluk ortaya ktnda, burada
430- a'rn, el-Mizn'l-Kbr, 1/74-79. 431- Ahmed Senhur: Mezheblerin Hkmleri A r a s m d a Telfk, Trc: H. Karaman, st. 1971,201. 432- Ahmed bin Hanbel, VlI/55-56.

kendi mezhebinde veya nc bir mezhebde bir k yolu var ise, bu iin ya plmas caiz olur. Artk zarur telfik szkonusudun Ancak bunun kitap ve snne tin ak hkmne aykn olmamas gerekin Nitekim ikrahla hanmndan boanan kimsenin, Hanefi" mezhebine gre bu nikhn bozulduu gerekesiyle baldzyla evlenmesi, te yandan ikrahla nikhn bozulacan kabul etmeyen fi' mezhe bine gre de ilk hanmyla evliliini srdrmesi, kzkardelerin bir arada nikah altnda tutulmasna cevaz vermeyen yete (Nisa: 23) aka aykmlk tekil eden Bir mezhebe gre yaplan bir iin eserler; devam etmekteyken baka bir mezhebi taklid etmek de caiz deildin Mesel, Hanef mezhebine uyarak, kom usunun evini satlan mteriden uf'a hakk ile satn alp, bu evde fi' mez hebine gre i yapmak geerli deildin Bu evi satsa, bu arada bir bakas buna komuluk sebebiyle uf'a iddiasnda bulunsa bu defa fi' mezhebini taklid ederek teslimden kanamaz (fi' mezhebinde komuluk sebebiyle uf'a hak k domaz)'^33. Buna mukabil, Hanef mezhebine gre, arap yapana zm sat tktan sonra; bu zmlerin bedeli olan alacam Mlik mezhebine gre bakas na temlik etmek caizdin nki artk yapt iin eseri devam etmemektedin (Ha nef mezhebinde arap yapana zm satmak caiz ise de, Mlik mezhebinde by le bir sat sahih deildin te yandan alacan borludan bakasna temliki, Ha nef mezhebinde caiz deil ise de, Mlik mezhebinde caizdin) Hanef mezhebinin artlarna gre (szgelii velsiz) evlenip, sonradan Mlik veya fi' mezhebine gre gaiplik veya nafakaszhktan dolay akdi fesh kabil deildin Ancak bu mezhebden bir kd evlilii feshedebilin nki hkimin hkm, hilaf ortadan kaldrr'34_ Daha evvel icma' bahsinde de getii zere, bir mesele hakknda Seleften, yani Sahabe ve Tabinden iki gr nakledilmise; bunlara muhalif nc bir gr ileri srlemez. Bu, icma'ya aykrdr, caiz deildin Mesel, kardelerle beraber bulunan dedenin mirasl hususunda seleften iki gr nakledilmektedin Bunlardan birincisi terekenin tamamn almas, dieri ise kardelerle bera ber terekenin belli bir ksmna sahip olmas eklindedin Burada artk dedenin herhangi bir ekilde miras olaca hususunda icma' vardn Dedenin miras ol mayacana dir nc bir gr ileri srlemez. Kocas lm hmile kadnn bekleyecei iddet konusunda iki gr vardn Birincisi doum veya drt ay on gnlk srelerden uzun olann bekleyecei; ikincisi de doum yapana kadar bekleyeceidin Artk doumdan nce drt ay on gn beklemesi yeterlidin ek linde nc bir gr ileri srlemez. Seleften, nikhn hibir kusur sebebiyle feshini kabul etmeyen veya be kusurdan (czzam, baras, delilik, iktidarszlk, kadnda cins temasa engel herhangi bir hastalk) dolay nikh feshettirmeye im433- Nabls, Hlsa, 14-15; bn bidn, Redd'l-Muhtr, 1/53, 94-95. 434- Senhur, 219-220.

kn veren iki gr nakledilmitir Artk bu kusurlann bazlarnda feshe gidile bilir, bazlannda gidilemez eklinde nc bir gr ileri srlemez. Mezhebleri telfik yoluyla varlan netice de bundan farkl deildir. Nitekim mezheblerin hi birisinin cevaz vermedii bir hkm, mezheblerin o i iin arad artlan kantrarak elde etmek. Seleften nakledilen iki veya daha ok grn dnda ve bunlara muhalif bir baka gre gre elde edilen hkm ile aym mahiyettedir. Bu da hi bir mctehide gre ciz deildir*35. Telfke tarafdar olanlar, ayn mezheb iindeki mctehidlerin ictihadlarnn telfik edildiini delil olarak gstermektedir Halbuki telfik ancak baka mezheb ler arasmda sz konusu olur Aym mezheb iindeki mctehidlerin grlerini bir araya getirmek telfik olmaz. nsann kendisine birey vakfetmesi mam Eb Y suf'a gre geerlidir; mam Muhammed'e gre deildir Menkullerin vakf mam Muhammed'e gre sahih ise de; mam Eb Ysuf'a gre deildir. Dola ysyla kendisine menkul bir ey vakfetmenin ciz olduunun sylenmesi, telfk deildir. Para vakfnn ciz olacana dir hkm de mam Eb Ysuf ile Zfer'in grlerinin bir araya getirilmesinden domutur ve telfk deildir Vakf toprak, vakf kayym tarafndan gaben-i fahile satlrsa, Eb Ysuf'a gre gaben sebebiyle geersizdir. mam- A'zam Eb Hanfe ise, vakf grevlisinin ga ben-i fahile satn vekilin sat gibi deerlendirerek buna izin verir imdi Eb Ysuf'a gre vakfn istibdal yoluyla satlmasnn cevaz; mam- A'zam Eb Hanfe'ye gre ise vekilin gaben-i fahi ile sat yapabilmesi grleri birletiri lerek byle bir sata cevaz verilebilir nki bunlar ayn mezhebden olup, slm hukukunun delillerinden hkm kartma uslleri ayndr te yandan talebele ri, her sylediklerinin hocalanndan iittikleri bir rivayete dayandn bildirdik leri iin szleri neticede mam- A'zam Eb Hanfe'nn gr olmaktadr'^e.

Taraflar farkl mezhebdeki

iler

Bir meselenin birden ziyde taraf varsa, her bir tarafn mezhebi de farkl ise, her biri o i iin kendi mezhebinin arad esaslara uyacaktr. Mesel mez heb farkll evlilik engeli deildir Farkh mezhebde iki kiinin nikh akdinde, her bir taraf, nikhn kendi mezhebine uygun olmasna dikkat edecektir Bu mmkn olmazsa, bir mezheb takiid edilir Farkl mezhebden imama iktid hususunda farkl grler ileri srlm tr Birinci kavi: htilafl konularda ihtiyatl davranan imama uymak caizdir, yoksa ciz deildir Ulemnn ounluu bu kavi zerindedir kinci kavil: Ken di mezhebine gre namaz fsid eden bir davranta bulunduunu bilmedike, o
435- Molla Hsrev, 230-231; Nabls, Hlsa, 18; Senhur, 207 vd. 436- Nabls, Hlsa, 24; bn bidn, Redd'l-Muhtr, Iir/385.

198

slm Hulaiku - Umum Esaslar

imama uymak sahihtir; eer bilinirse caiz olmaz. nc kavil: Byle bir iktid caiz deildir. Drdnc kavil; Baka mezhepten olan ve bu mezhebe gre nama z sahih olan .herhangi bir imama uymak, artsz olarak her zaman caizdir. Bun lardan birincisi en ihtiyatl grtr. Nitekim am Emev camii, Diyarbekir Ulu camii gibi farkl mezheblerden cemaatleri olan byk camilerde, farkl mezheb lere ait mihrablar ve imamlar bulunmaktadr. Ancak zamann deimesi ve in sanlarn bozulmas sebebiyle, birinci kaville fetva vermek zorlam; ihtilafl ko nulara riayet eden ok azald veya hi kalmad ya da ou yerlerde hilaftan kurtulmak mmkn olmad iin, cemaatin terkedilmesine ve namazlarn ge ciktirilmesine sebep olmamak endiesiyle,.dieri kadar kuvvetli olmad halde, ikinci kaville fetva verilmeye balanmtr*^? "

Hkimin

mezhebi

Bir kimse, herhangi bir hukuk meselede, bu meselenin zmn bir hu kukuya sorabilir. Bu hukuku kendi .itihadna veya mezhebine gre o mesele nin zmn bildirir. Buna fetva denm O kimse, bu fetvaya veya dier bir hu kukudan ald baka bir fetvaya uymakta serbesttir. Ancak hukuk meseleler mahkemeye intikal ettiinde, taraflar^ hangi mezhebde olursa olsun, hkimin mezhebi nazar itibare alnr. Hkim (kd), nne gelen dvay kendi itihad na, kendi mezhebine gre zmekle mkelleftir. Bunun istisnas, taraf- sultan den muayyen bir mezhebin tatbikiyle emrolunmas durumudur. Bu takdirde ken di mezhebine aykr daolsa, o mezhebin hkm ile hkmetmek mecburiyetinde dir. Nitekim Mecelle-i Ahkm- Adliyye'nin esbb- mucibe lyihasnda (ns znde) getii zere, "Mesil-i mctehedn fihda (mctehidler arasnda ihtilaf l meselelerde) immM-mslimn hazretleri her hangi kaville amel olunmak zere emrederse mcebince amel olunmak vcibdir". Hkimin hkm, o mese lede hilaf ortadan kaldrr. Osmanl hkimiyetinden hemen evvel Msr'da drt mezhebden kd bulunurdu. Osmanllarda, Rumeli ve Anadolu mahkemelerinde yalnzca Hanef mezhebine gre hkm verilir; baka beldelerde dier mez hebden de nb (kd vekili) bulunurdu. Bu, ancak husus hukuk ihtilaflarnda bahis mevzuu olabilir. Ceza hkmler gibi amme dvalarnda, amme nizm ve hukuk birliini temin maksadyla, tek bir mezhebe, Hanef mezhebi ve kanunn melere gre hkm verilirdi. Kd, bir dvada bir mezhebe gre hkmettikten sonra; o hdiseyle irtibat l veya alkah baka bir dvada, baka mezhebden bir kd kendi mezhebine g437- bn bidn, Reddii'l-Muftr, 1/395; 469. Hindistan ulemsndan olup, 1163/1750 ylmda Medine-i Mnevvere'de vefat eden eyh Muhammed Hayt es-Snd'nin Gyet't-tahkik ve Neticet't-Tedkik kitabmm ilk fasl, namazda farkl mezhebdeki imama uymak hakkn dadr. 14I3/I992 tarihinde stanbul'da tab'edilmitir.

re hkmedebilir mi? Bu dva, ilk dvnm mcebi ise edebilir, muktezs ise ede mez. Muktez, bir eyin tabi neticesidir ster istemez tahakkuk eder Mceb ise bir eyin tabi gerei olmayp, tal derecedeki hususlardr Ayn bir karara ihtiya gsterir Bir satm akdinde maln satcnn mlkiyetinden kmas, mterinin mlkiyetine girmesi, teshm ve tesellmn iki taraf iin de gerekli oluu gibi ta bi neticeler, akdin muktezsdr Maln ayptan dolay iadesi, akarda (gayrmen kulde) uf'a hakk gibi hususlar ise mcebdir'^B. y misaller, meselenin aydn lanmasn temin edebilir: 1. fi' bir hkim, bir akarn satnn shhati ile hkmetse, bu dvann mcebi (tal neticesi), o akarda komunun uf'a hakknn bulunmamasdr n ki bu mezhebde komunun uf'a hakk yoktur Daha sonra komu, Hanef kad s nezdinde uf'a dvas asa; her ne kadar bu akar satnn shhatine hkmeden kd, komunun uf'a hakk olmadna kil fi' mezhebinden de olsa; Hane f kads satn sahih olup olmadna bakmaz; uf'amn geerli olduuna hk meder nki Hanefde komunun uf'a hakk vardr Birinci hkim hkmeder ken, komunun byle bir iddias mevcud deil idi. Dolaysyla ilk hkm, kom u hakknda uf'a hakk yoktur, hkmn ihtiva etmez''^^. Ama Hanef deil de, fi' kadsna gidilseydi, uf'a iddiasnn geersiz olduu istikametinde hkm verebilirdi. Bu artk ikinci bir dvadr 2. ki kii bir maln kendilerine ait olduu hususunda nizlasalar, fi' bir hkim tercih yaparak mah, elinde bulundurana hkmetse; bilahare nc bir ahs kp bu malda istihkak dvas asa, Hanef kads bu dvay dinler; ispat ederse mal ona hkmeder nki fi' kadsnn hkm, sonradan malda istih kak iddiasnda bulunana mil olmaz'"0_ 3. fi' bir hkim, uzun mddetli icre akdinin shhatiyle hkmetse; bu nun mcebi taraflardan birinin lmesiyle akdin sona ermemesidir nki fi' mezhebinde kira akdinin taraflarndan birinin lmesiyle akid devam eder Sonra bu taraflardan birisi .lse ve mesele Hanef hkimin nne gelse, hkim bu akdin infisah ettiine karar verebilir nki fi' kadsnn uzun mddetli icre akdi nin shhatine dair hkm, Hanef hkimi ilzam etmez. nki icrenin shhatine hkmedildii zaman lm meselesi szkonusu deildi. fi' kadsnn hkm, yalnzca akdin o sradaki shhatine inhisar eder crenin shhati ayr; lmle ic renin sona ermesi ayr birer meseledir^'. 4. Sefih bir insann hacri fi' kadsndan istense ve o da hacr karar ver se, bilahare bu kimse evlense ve bu durum Hanef kads nne gelse; kd evli438439440441bn bn bn bn bidn, bidn, bidn, bidn, Redd'l-Muhtr, IV/342-34. Redd'l-Muhtr, lV/342-343. Redd'l-Muhtr, lV/341. Redd'l-Muhtr, IV/342.

ligin shhati ile hkmeder. Halbuki fi'de mahcur evlenemez ve birinci dva nn mcebi, mahcur sefihin evlenememesidir. Ancak bu hkm Hanef kadsn ilzam etmez. nki hacr srasnda evlilik meselesi mevzubahis deil idi. Hacr baka, evlilik baka bir meseledir^^^, 5. Bir baba oluna bir ey hibe etse ve bu hibenin sahih olduuna dair fi' kads hkm verse; bilahare baba bu hibeden rcu' etse; mesele Hanef ka ds nne geldiinde bu rcu'un btl olduuna hkmeder. Halbuki fi'de r cu' sahihtir ve bu da ilk dvann mcebidir. Ama hibenin shhatine hkmedildii zaman rcu' szkonusu deil idi. kisi artk ayn meselelerdir^3_ 6.Bir baba, kk yata evlendirdii kznn kocasndan alaca mehr kar lnda hul'a (anlamal boanmaya) raz olsa, mam Mlik'e gre bu hul' sa hihtir. Mlik kads bu hul'un shhati ile hkmeder. Sonra baba, bu kk kz n yine kendisi gibi kk biriyle evlendirse; bunlar birbirlerini hi tanmadan byseler; sonra hidlerin fsk oluu sebebiyle akdin iptali iin fi' kadsna gidilse; kd da akdi iptal etse sahihtir. nki fi'de byle bir nikh akdi ge ersizdir. nceki hul'un sahih olmad ararlmaz''^.

Taklid ve telfik hususunda

netice:

1. slm hukukuna gre, mctehid olmayan her mslmanm, bir ibdet, bir i, bir amel yaparken, drt mezhebden birine uymas lzmdr. Hanef, Mli k, afi ve Hanbel mezheblerinin dndaki mctehidlerin mezheberi tasnif edmemi ve hkmleri gnmze kadar muntazaman intikal etmemitir. Bu nun iin ulem. Sahabeyi bile taklide cevaz vermemitir^^, 2. Her mslman, renmesi ve tatbiki kendisine kolay gelen, diledii bir mezhebe uyabilir. Bir iini bir-mezhebe, ihtiya olduunda baka iini baka bir mezhebe gre yapabilir. 3. Bir ii eitli mezheblere uyarak yapmaa gelince, o mezheblerden her birinde, bu iin shhati iin art olan eylerin hepsini yapmak iyidir. Bu i, her mezhebe gre sahih olur. Buna takva denir. Bir mezhebi takUd etmi, dier mez heberi de gzetmi olur. Bir mezhebi taklid etmek, bunun btn artlarn yeri ne getirmekle caiz olur. Bir ibdeti, bir ameli, uyduu mezheblerin hi birine g re sahh olmaz ise, buna telfik denir. Telfik caiz deildir. 4. Bir mslman, setii mezhebe her zaman bal kalmaa mecbur deil dir. Diledii zaman baka mezhebe naki edebilir. Buna artk telfik denilemez. Bir
442443444445bn bidn, Redd'l-Muhtr, IV/342. bn bidn, Redd'l-Muhtr, lV/342. bn bidn, Redd'l-Muhtr, IV/345. bn'l-Hmm, 552.

mezhebe tbi' olmak iin, bu mezhebin fkh bilgilerini iyi renmek lzmdr. Bunun iin, hep bir mezhebe bal kalmak kolay olur. Bir mezhebden ayrlp, baka mezhebe intikal etmek veya her hangi bir ite baka mezhebi takiid etmek gtr Baka mezheb, ancak ihtiya hlinde (hara ve meakkat bulununca) ve btn artlarna uyarak takUd edilebilir Baka mezhebin de fkh bilgilerini renmek g olduundan, avamn, yani fkh bilgisi olmayanlarn amellerini fesaddan korumak iin, ihtiya ve zorluk olmadka, baka mezhebi takiid etme lerine ulem izin vermemitir bn bidn ta'zr bahsinde bunu geni olarak an latmakta ve bir sebep olmakszn mezhebini deitirenin ta'zr edileceini sy lemektedir.

Fetva Fetva, stlahta slm hukukuna dair bir meselenin hkmn bildiren g r demektir Fetva, lgatte gen, kuvvetli mnsndaki/er kelimesinden gelir Bir hukuk suale verilen bir cevap ile bir mesele kuvvet bulmu olaca iin bu ismi almtr Fetva vermeye ehil olanlar, ancak mctehid mftlerdir Mctehid olmayan bir hukukunun verdii fetva nakilden, mensubu bulunduu mezhebin bu husustaki hkmn bildirmekten ibarettir Bir baka deyile mft, yani fetva veren, ancak mctehiddir Ancak sonraki devirler itibariyle, mukallid hukuku nun, bir mctehidin grn nakletmesine de mecazen fetva denilmitin bn Hacer, mctehid olayan mftnin bir staddan ders grmeden, fkh kitaplarn okuyarak, buna gre fetva vermesinin ciz olmadm sylyor Bir hadste "Si zin atee atitnaya en cr'etliniz, fetva vermeye en cr'etli olamnzdr"^^^ de nilmektedir te bunun iin, mftnin, o sualin cevabn bilse bile, alkal kitap lara bakmadan fetva vermesi uygun grlmemitir Hazrel -i Eb Bekr'e Abese sresinde geen ve kuru ot demek olan eb keHmesinin mns sorulmu; o da bu nu bildii halde hemen cevap vermekten kanm ve "Allah'n kitabyla ilgili bilmediim bir eyi sylersem, hangi gk beni glgelendirir ve hangi yer beni tar?" demitir^''. Yzbinlerce fkh meselesini halleden mam- A'zam Eb Ha nfe, on kadar meselede tevakkuf (skt) etmi; deliller ak olmad veya de liller arasnda tercih yapamad iin hkm vermemitir Fetva, iki ksmdan teekkl eden Bata zlmesi istenen hukuk mesele sual biiminde yer aln Altnda mftnin cevab, yani meselenin halli ok ksa olarak {evet veya hayr, olur veya olmaz eklinde) yer alr Cevabn yannda da cevabn hangi muteber kaynaktan ahnd ve sonra da mftnin imza ve mhr bulunur Fetvada mesele dima formle edilir Klie ifadeler ve isimler yer alr Stilize edilmi fetvada, meseleyle alkal gerek ahslarn yerine, erkekler iin
446- Drim: Mukaddime 60. 447- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/246.250.

Amr, Zeyd, Bekr, Bir; kadmiar iin de Hind, Zeyneb, Hadice gibi isimler kul lanlrd. Gayrimslimler iin, Nikola, Yani, Mihal, Marya, Matruka gibi isimler zikredilirdi'ws. slm hukukunda, her beldede insanlarn mracaat edip fetva sorabilecei bir mftnin bulunmas, mslmanlar zerine farz- kifyedir. Yani bir kii bu ii zerine alrsa, dier mslmanlar bu vecibeden kurtulur. Bu sebeple, slm am me hukuku, hkmdara her beldede byle bir mft (din ve hukuk maviri) bu lundurma vecibesini yklemitin Osmanllar zamannda da her kazada maan devletin verdii bir mft bulunur; kendisine mracaat edenlerin din ve hukuk suallerini cevaplandrrd. Taht, yani stanbul mftsinin mevkii ise husus idi. Buna eyhlislm (mftiyy'l-enm) denirdi. Padiah ve devlet ricali, kendi bu lunduklar beldenin mftsi olmak hasebiyle, icraatlerinin din ve hukuk hk mn, eyhlislma sorarak renirlerdi. eyhlislm, son zamanlarda btn il miye snfnn ba hline gelmitin eyhlislmlar, verdikleri fetvalar tasnif edip bir araya toplamlar ve neretmilerdin Bu fetva mecmualar, dier mft lerin ve kadlarn mracaat kayna hline gelmitin nki kadlarn verdikleri hkmler, eyhlislmlk nezdinde temyiz edilirdi. Bu bakmdan eyhlislmn fetva mecmualar, gnmzdeki Yargtay tevhid-i ictihad kararlarnn yerini tu tard.

Fetva Usl Fetva verecek olanlarn uymas gereken esaslar, slm hukukuna dir eser lerde resm'l-mftt adyla yer almtn Hanef mezhebinde mctehid bir mft, bir hukuk meselede, delillerin kuvvet derecesini anlamaya kadir ise, nce deli lini kuvvetli grd gr ile fetva verecektm Bunu anlayamamsa veya mc tehid deilse, mam- A'zam Eb Hanfe'nin szyle; burada bulunmazsa mam Eb Ysuf; sonra mam Muhammed bin Hasen e-eybn; sonra mam Zfer bin Huzeyl; sonra da mam Hasen bin Ziyad'n gryle fetva verin mam- A'zam Eb Hanfe ile mameyn'in, yani mam Eb Ysuf ile Muhammed'in g rleri kar karya geldiinde; zamana ve insanlann ihtiyalarna en uygun olan taraf seip fetva olarak bildirmekte muhayyerdin Ancak ibdetlerde, Haz ret-i Peygamber'e yaknl itibariyle, mam- A'zam Eb Hanfe'nin; muhake me hususunda, kadlk yapt iin, mam Eb Ysuf'un; mirastaki zevi'l-erhamla ilgili hkmlerde de mam Muhammed'in gr esas alnp, dierlerine tercih ediiebilin On yedi kadar meselede de mam Zfer'in grleriyle fetva verilmitm mam- A'zam Eb Hanfe ile mameyn'in grleri kar karya gel448- Etrafl bilgi iin bkz. Uriel Heyd: " O s m a n l ' d a Fetva Messesesinin Baz Tezahrleri", Trc. F. Gedikli, Hukuk Aratrmalar, Marmara niversitesi Hukuk Fakltesi, C. 9, S. i-3, 1995,287-317.

diinde, eer ihtilaf zamandan kaynaklanyorsa, mameyn daha sonra yaad iin, bunlarn ittifak ettikleri hkm esas ahnr. mam- A'zam Eb Hanfe'den birbirine uymayan birden ok gr varsa, deUli kuvvetli oian ahnr Ne mam1 A'zam Eb Hanfe'den, ne de talebelerinden bir gr varsa, sonra gelen me selede mctehidlerin grleriyle hareket edilirw^. Bir mesele hakknda nce gelen hukukular tarafndan zm bildirilmemise, sonrakilerin ittifak ettii; ittifak etmemilerse, derece derece ounluun ittifak ettii gr fetvaya esas ahnr Bunlann hi birinden bir gr nakledilmemise; mft ictihadda bulunarak bir fetva verir Mctehid olmayan, ancak terci he ehil mft ise kendinden nce gelen mctehidlerin delillerin kuvvetine gre se ip tercih etlikleri grlerle fetva verirler Kendi mezhebinde sahih bir nakil bu lamayan mftnin, baka mezheblerin kavilleriyle fetva vererek meseleyi zme si ciz ve lzmdr Nitekim, "Bilmiyorsanz, bilenlerden sorunuz!" yet-i ke rmesi, bunu emretmektedir Hanef mftnin, ncelikle Mlik kavillerine baka rak fetva vermesi uygundur nki Mlik mezhebi, Hanef mezhebine en yakn mezheb saylr mam Mlik de, mam Eb Hanfe'nn talebesi mesabesindedir Bir mesele hakknda mezheb ulemsndan birbirinden farkl grler nak ledilmise, sonraki limlerden tercihe ehil olanlar, rivayetin shhatine veya da yand delilin kuvvetine yahud da zamann ihtiyalarna gre birini tercih eder Mctehid bir mftnin fetva verdii gr, sonra gelen ve mctehid olmayanlar iin delildir te slm hukuku kitaplarnda geen "fetva byledir", "mftbih kavil budur", "rcih kavil budur", "sahihdir", "esahdr", "mutemed olan budur", "ezhardr", "ebehdir", "evcahdr" "muhtardr" szleri buna iaret eder te son ra gelen mftler ve herkes bunlara uymakla mkelleftir Ancak ihtiya ve zor luk olduunda, kendisiyle fetva verilmemi, tercih edilmemi zif grlerle de amel edilebilir. Mft gerekirse bunlarla da fetva verebilir Bununla beraber, al tnda "esah, evl, evfak" gibi szlerden birinin bulunduu hkm esas almakta mftnin muhayyer olduu, bunun muhalifi ile de amel edebilecei sylenmi tir Ancak "sahihdir, bununla amel olunmutur" gibi szlerde byle bir muhay yerlik yoktur "Fetva byledir" sz "sahih, esah, ebah" gibi szlerden; "esah" sz ise "sahih" sznden; "ahvat" sz ise "ihtiyat" sznden daha gldr Mft ehndeki muteber kitapta bir hkmn aknda "sahihdir", "fetva byledir", "Bununla amel olunmutur" szlerinden birini grnce, bununla fetva verecek tir Ancak "esahdr", "evfakdr", "ercahdr" gibi szlerden birini grrse bunun la fetva verebilecei gibi, bunun hilaf ile de fetva verebilir nki artk burada iki sahih gr sz konusudur Bir gr iin mesel Hidye'de "sahihdir", de nilip, bunun muhalifi bir gr iin de Kf'de ayn sz sylenmise mft mu hayyerdir. Deliline gre gl olan seip bununla fetva verir ki sahih gr

449- Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/247.

bildirmede, muteber kitaplarm metinleri erhlerinden; erhleri de fetva kitaplarmdan daha stndr. Bir i iin birbirine uymayan iki grten biri "esah", di eri ise "sahih" diyorsa, sahih olmada ittifak bulunduu iin bu gr almr. Ki taplarda geen "kyle", yani "denildi" sz, zayf grleri bildirmektedir. te yandan kaynaklarda "yap;namaldr" veya "yapmaldr" eklinde ibareler nedb, yani tavsiye bildirir.'Yaplmamas veya yaplmasnn daha iyi olduunu gsterir. Bir iin caiz olduu bildiriliyorsa, bu ii yapmann mahzuru olmad, ancak yapmamann evl olduu anlalr. "Mahzuru yoktur" veya "beis yoktur" szle ri de byledir. Yapmamann daha iyi olduu mnsna gelir. Bir mesele hakkn da kaynaklarda pepee gr bildiriliyorsa, birincisi veya sonuncusu tercih edilir; ortadakilere itibar olunmaz. Metin kitaplar ile fetva kitaplan arasnda bir grn shhati bakmndan ihtilaf sz konusu ise, metin kitaplan esas alnr. Mezhebde mctehid olmayan hukukular, artk mezheblerinde yazlm muteber eserlere gre fetva verirler. Hanef mezhebinin grleri mam Muham med tarafndan nakledilmitir. Bu bilgilerin asl olanlan Hakm e-ehd (334/946) adndaki Trkistanl hukukunun Kf kitabnda derii toplu ekilde yer alm; bunu da Karahanllann byk hukukusu Serahs (483/1090), Mebsut adyla otuz cild hlinde erhetmitir. Mtn- mu'tebere-i sitte (alt muteber me tin) denilen alt muteber kitap vardr ki, Hanef mezhebinde kanun mevkiinde dir. Bunlar Kudr'nin (428/1037) Muhtasar, Merinn'nin (593/1197) Hidye, Mavsl'nin (683/1284) el-htiyar, bn's-Sa'at'nin (694/1295) Mecma'u'lBahreyn, Nesef'nin (710/1310) Kenz'd-Dekik, Tc'-eri'a'nn (673/1274) Vikyet'r~Rivye adl kitaplandr. Bunlarn son drt tanesini mtn-t erbea (drt metin) adyla mstakil olarak esas alanlar da vardr. Bu kitaplardaki h kmlerin hepsini bir araya getiren Molla Hsrev'in (885/1480) Drer ve Haleb'nin (956/1594) Mtek adl kitaplan da ok muteber ve elverilidir. Bu ikisi srayla Osmanl Devleti'nde de hem medreselerde ders kitab, hem de mahkeme lerde mecbur mracaat kayna olarak kabul edilmitir. Son zamanlarda bn bidn (1252/1836) taraftndan yazlm olan Redd'l-Muhtar kitab Hanef mezhebinin en muteber kayna saylmaktadr. u da eklenmelidir ki, Nehr, Drr'l-Muhtar, Tenvir'l-Ebsar, Ebah ve'n-Nezi; Kuhistn'nin Nihye er hi Ayn ve Molla Miskin'in Kenz erhleri gibi kitaplar ok mucez, yani ok ksa olduu iin, mellifleri lim olduklan halde, bu kitaplarla fetva verilmesi uygun grlmemitir. Bu sebeple bunlarn erh ve haiyelerine bakmak gerekmektedir. Hanef mezhebi hem ok yaygn, hem de slm tarihi boyunca hemen her lkede resm mezheb olarak uygulanageldiinden, bu mezhebin fetva usulleri zerinde ayrntl olarak durulmutur. Maamafih dier mezheblerde de fetva usul bundan farkl deildir. Mlik mezhebinde mft, muteber kaynaklarda bildirilen grlerin rcih, yani tercih edilmi olanm aln Byle bilinen bir gr yoksa, son devrin

mehur Mlik hukukusu Uley'in (1299/1882) bildirdiine gre, hkm olarak en ar olan ile fetva verir. Bir dier gre gre en hafifini, bir dierine gre ise dilediini alr. Mlik mezhebinin eski ve asl kaynaklanndan Mdevvene'de geen mam Mlik'in grleri esastr Mdevvene'yi Tunuslu Mlik fakhi Sehnn (240/854) kaleme alm; mam Mlik'in en nde gelen talebelerinden ve bu mezhebin hkmlerini en iyi bilen Msu'l bn'l-Ksm'n (191/806) tasdik ve tashihine arzetmitir Hanef mezhebinde mam Muhammed ne ise, Mlik mezhebinde de bn'l-Ksm odur mam Mlik'den sonra bnT-Ksm'n yine Mdevvene'de geen grleri alnr Baka hukukularn Mdevvene'de geen grleri, bu kitabn muteberlii sebebiyle, bn'l-Ksm'n baka yerlerde zik redilen grlerinden nce gelir Mlik kitaplarnda geen "mezheb" sz. mam Mlik'in grlerini; "mehur" sz de bu grlerden itimada ayan ola nn bildirin Mlik mezhebinin tercih edilmi grlerini bildiren eyh Hal bin shak'n (767/1365) Muhtasar adl kitab ve bu kitabn erhleri ok muteberdin Artk Mdevvene'nin yerini alan bu eser, Franszca, ngilizce ve talyancaya da tercme edilmitir. fi' mezhebinde de durum hemen hemen ayndr Mft, mam fi''nin birbirinden farkl iki gr varsa, bunlardan tercih edilmi olan alr fi' mezhebinde birbirinden farkl pek ok gr bulunmaktadr. Bu da mezhebe hayatiyet kazandran mhim bir mildir Bu eitliliin sebebi, daha nce de ifa de edildii gibi, mam fi''nin Msu-'a geldikten sonra eski grlerinin ou nu deitirmi olmasdr Nitekim hukukularn bir ksmna gre, mctehidin bhmeselede birbirinden farkl iki grnn olmas, bunlardan birinin dierini de itirdii mnsna gelmez. Bu konuda hakl gerekelere dayanan iki gr var demektin Bununla beraber yirmiiki kadar meselede mam fi''nin eski mezhe bindeki grleriyle fetva verilmi; bunlann dnda hep sonraki grleri esas alnmtr mam fi''nin talebelerinden gelen grlerden nakil yapmak ge rektiinde, ncekilerin tercih ettiine itibar edilir Tercih szkonusu olmamsa, Bveyt (231/845), Rebi' el-Murad (270/883) ve Mzen'nin (264/877) hocala r mam fi''den naklettikleriyle fetva verir mam fi''nin grlerini riva yet edenlerin en salam olan Rebi' bu mezhebde, Haneflerin mam Muhammed'i ve Miklerin bn'l-Ksm' mevkiindedir mam Nevev (676/1277) ise, bu mezhebin tercih edilmi grlerini bildirmekte en nde gelen hukukudur Bunun Minhac isimli kitab ok mehurdur ve fi' mezhebinin temel eseri sa ylmaktadr Bunun pek ok erhlerinden bn Hacer-i Mekk'nin (974/1567) Tuh fet'l-Muhtac kitab, fi' fkhnn en kymetU ve fetva iin esas kayna kabul edilegelmitin fi' kitaplarnda geen "ezhar" ve "mehur" tbirleri, mam fi''nin iki veya daha fazla grnden kuvvetli olann ifade etmekte kullanlr "Sahih" sz, mam fi''nin talebelerinin iki veya daha ok grnden kuv vetli olanm; "esahh" ise birden ok sahih grn en kuvvetli olann bildirin

Sahih grn zdd "zaf'dir. "Mezheb budur" sz de tercih edilmi gr bildirir. "Nass" ise bir mesele hakknda mam fi''den gelen bir metne, bir bil giye dellet eder. Nassn hilfna fetva verilebilir. Hanbel mezhebindeki bir mft, nne gelen meselede, mam Ahmed bin Hanbel'in grlerinden tercih edilmi olanlaryla fetva verir. Byle bir tercih yoksa, grlerden sonraki tarihli, delili kuvvetli ve mam Ahmed'in uslne en yakn olanna gre fetva verilin Bu yaplamazsa, bir gre gre bunlardan dile diini seer, dier bir gre gre skt eden Hrak'nin (334/945) Muhtasar ad l eserine bn Kudme'nin (620/1223) yapt Mun isimli erh, bu mezhebin en kymetli kayna saylmaktadm

Fetva ve Kaz arasndaki

mnasebet

Fetvann yannda bir hukuk messese vardr ki buna kaz denin Kaz va zifesini yrten kimseye de kd denin Kaz, lgatte "bir ii yerine getirmek" demektin Kadnn de mft gibi mctehid olmas esas prensiptin Byle deilse, tbi' olduu mezhebe gre hkm verin Fetva ile kaz messeseleri her ne ka dar birbirlerine ok benzemekteyseler de, aralarnda mhim farklar vardr^^", 1. Fetva bir hukuk hkm ihbar, yani bildirmek olduu iin balayc de ildin Bunu kabul etmek insann din ynyle alkaldm Msteft, yani fetva so ran kimse bu fetvaya uymaya mecbur edilemez. Baka bir mftnin fetvasna uyabilin Veya hibir fetvaya uymayabilin Bu takdirde dinen gnahkrdr; ancak fetvaya uymaya icbar edilemez. Ancak kaz hkmlere uymak mecburdin Ak si takdirde icra mercileri tarafndan zorla infaz edilirlen 2. Fetva umumdir Ayn vaziyette bulunan herkes iin muteberdin Ancak kaz, ancak lehine ve aleyhine hkm verilen kimseler iin bir hkm ifade eden nki kaz hkme taraflarn ileri srd deliller ve taraflarn halleri esas tekil eden 3. Fetva, slm hukukunun btn sahalarn iin, dolaysyla ibdetlerde de sz konusudun Ancak ibdetlerde kazann rol dolayl ve snrldr 4. Fetva, bu ehliyeti hiz herkes, hatta kadnlar, kleler, ocuklar tarafn dan bile verilebilir Nitekim Hazret-i Peygamber'in hanmlarndan Hazret-i i e, zamannda fetva verenlerin banda gelmekteydi. Kk yata bir ocuktan hads rivayet edildii olmutur Sinn-i sima', yani iittiini rivayet edebilmek iin asgar ya betir Sahbe-i kiramdan Mahmud bin Rebi' be yandayken iittii bir hadsi rivayet etmi ve bu sz unutmayarak Sahblik erefine kavu450- Bilmen. Hul(.uk- slmiyye Kamusu, 1/253. Bu konuda bkz. zmirli smail Hakk: Kilabu'Ifta ve'i-Kad, Evkaf IVlatbaas, 1326/] 328.

abilmesi iin Hazret-i Peygamber tarafndan o mecliste bulunan bir kovadan yzne su serpildiini bildirmitir. mam fi''nin, on yandayken fetva ver dii bilinmektedir Bilhassa ilk devir hukukularnn byk ounluu, mesel Nfi', At, Tavus, Mekhl, Meymun bin Mihrn, Hasen Basr, bn rn, hep k le veya kle asll kimselerdi. Halbuki kazaya ehil kimse, hidlik yapmaya da ehil ve ancak hkmetin vazifelendirdii kimsedh-. hidlie elverili olmayan kadnlar, kleler, ocuklar kaz hkm veremez. Hkmete tyin edilmemi kimsenin hkm de nafiz olmaz. 5. Bir kimsede hem fetva, hem de kaz grevi birleebilir Nitekim Hle f-y ridn, Emev ve Abbas halfelerinden mctehid olan bazlar, ayrca Ab baslerde mam Eb Ysuf, Osmanllarda Hzr elebi, Molla Fenr hem fetva ve hem de kaz mevkiini ihraz etmilerdir. Baz hukukular, kazann uhrev me suliyetinden ekinerek, kadlk vazifesi kabul etmemilerdir. Hanef mezhebinin kurucusu mam- A'zam Eb Hanfe, ne kadar zorlandysa da kadlk, hatta kdiy'l-kudtlk yapmaya yanamamtr Osmanl eyhlislmlarndan Zenbilli Ali Ceml Efendi de, Yavuz Sultan Selim'in srarlarna ramen, eyhlislml n yannda kazaskerlik vazifesini, "Ben, azmdan (hkmettim) sz kmaya cana dir yemin ettim!" diyerek kabul etmemitir *5i.

Fetvann kanun hline

getirilmesi

Bazen mftnin verdii fetvalar, hkmdar tarafmdan kanun hline getiri lebilir Bu takdirde kaz mercilerinin de bu fetvaya uymalan mecbur olur M tevekkil Alellah (247/861), Abbas halfelerinden ilk defa afi olandr Onun za manndan itibaren, afi kavline uygun olarak, zevilerhm varken miras beytlmle dnerdi. Torunu halfe Mu'tezid (289/902), zevilerhm yalnz kaldnda, mirasa dhil olacana dair 283/896 ylnda bir emirname neredip bu tatbikat mer'iyetten kaldrmtr^52_ Horasan valisi Abdullah bin Tbir, 224/838 tarihli Fergana zelzelesinden sonra Ferganallarla Horasanllar arasndaki sulama me selelerini hukuk bir nizma sokmak maksadyla Horasan ve Irak fakhlerini top layarak Kitb'l-Kid adl kanunnme mecmuasn hazrlatmt. Seluklularda Sultan Melikah'm Mesil-i Meiikah adl kanunnamesi, Hanefi mezhebindeki .baz ihtilafl meseleler zerine verilmi fetvalarn kanun hline getirildii bir m e t i n d i r i s B . Osmanl Devlefi'nde, baz eyhlislm fetvalarnn, padiaha arzedilerek kanun hline getirildii olmutur eyhlislm Ebussuud Efendi'nin ha zrlayp Kanun Sultan Sleyman'n iradesi ile ilan ettii Ma'ruzat bunlardan en mehurudur.
4 5 1 - Bilmen, Hukuk- slmiyye Kamusu, 1/254. 452- Nianczde, 11/85. 453- Kprl, slm Hukuku, 306.

Fetva ve Icaz tefriki, slm hukukunun esas prensiplerindendir. Her bir hukuk hkmn bir din (diyanet), bir de kaz yn vardr. Mesel, bir kimse den alaca olduu halde bunu ispatlayamas durumunda kar taraf kazaen bor lu deilse de, diyneten borludur. Bir baka deyile uhrev mesuliyet devam eder. Zamanamnda da byledir. Yani muayyen mddetler getikten sonra mahkemeye arzolunan dvalar dinlenmez. Ancak bu, zamanam ile hak kaza nlaca mnsna da gelmez. Haten talk kazaen muteberdir; diyneten mute ber deildir. Yani i mahkemeye intikal etmise, mahkeme talka hkmeder. Me sele mtfye sorulmusa, mft haten talkn vki olmadna fetva verir. n ki mahkeme zahire gre hkmeder. Kiinin iinden ne geirdiini bilemez. Hukuk meselesi olanlar bir mftye mracaat ederek fetva sorarlar. Bu, gnmzdeki hukuk mavirlerinin istir beyanlarna benzer. Fetvann hk mne iki taraf da raz olurlarsa, mesele biter. Raz olmazlarsa, mahkemeye gi derler. Fetvmn, durumu lehine gsterdii taraf, bu fetvay mahkemeye ibraz edebilir. Kd da mftiye fetva sorabilir. Kd, bu fetvalar ile bal olmamakla beraber, temyiz mracaat sz konusu olduunda, st mahkeme (Osmanllarda Divan- Hmyun) kadya fetvay niin nazara almadn sorabilir.

KAYNAKLAR

Abdurrahman dil: Mahkeme-i Temyiz, Kostantiniyye 1312, Abdlkdir Sadreddin: ez-Zeri'a il lmi'-eri'a, stanbul 1 3 ! ! . el-Acln: Kef'l-Haf, Khre Dr't-Tras. Ahmed bin Hanbel: el-Miisned, Kahire 1313. Ahmed Cevdet Paa: Ma'lmat- Nfia, Dersedet 1279. Akgndz, Ahmet; "Karahanllarn Byk Hukukusu Eb Zeyd Debbs ve Mezhebleraras Mukayeseli Hukuka Te'sirleri", Seluk niversitesi Hukuk Fakltesi Dergisi, C: 2, Ocak-Haziran 1989, S; 2, s; 89-108. Akgndz, Ahmet: Eski Anayasa Hukukumuz ve slm Anayasas, stanbul 1989. Ali Haydar Efendi: Dreru'l-Hkkam erhu Mecelleti*)-Ahkm, stanbul 1330. Ali Nsif: et-Tc. el-mid: et-hkm fi Usli'l-Ahkm. Meseset'I-Haleb Kahire. Ansay, Sabri akir: Hukuk Tarihinde slm Hukuku, Ankara 1958. Arsal, Sadri Maksud; Umum Hukuk Tarihi, stanbul 1948. Atar, Fahreddin: slm Adliye Tekilat, Ankara 1991. Aydn, M . Akif: Trk Hukuk Tarihi, 2.b, stanbul 1996. el-Badd, eyh Dvud: Eedd'l-Cihd, Matbaat Nuhbeti 'l- Ahbr 1305. Baktr, Mustafa: *'slm Hukukunda Zaruret Hali", Ankara Aka Kitabevi, tsz. Berki, Ali Himmet: Hukuk Tarihinden slm Hukuku, Ankara 1955. Berki, Ali Himmet: slmda Kaza, Ankara 1962. el-Beynn, Ebu'l-Feth: Mezheb Meselesi ve Fkh htilaflar, Trc. Ebbekir Sifti, stanbul 1997. el-Beydv, Kd: Envru't-Tenzi, (eyhzde haiyesi ile beraber), stanbul 1306. cl-Beyhak: es-Snen'l-Kbr, Hayderbad 1352-1354. Bilmen, mer Nasuhi: Ashab - Kiram Hakknda Mslmanlarn Nezih tikadlar, stan bul 1963. Bilmen, mer Nasuhi: Byk Tefsir Tarihi, stanbul 1973. Bilmen, mer Nasuhi: Hukuk-u slmiyye ve Isttahat- Fkhiyye Kamusu, stanbul 1985. el-Buhr, Abdlaziz: Kef'i-Esrr al Usli m a m Pezdev, Khre 37. el-Buhr, smail: Sahh-i Buhr, stanbul 1315. Byk Haydar Efendi: UsI-i Fkh Dersleri, Haz: Hac dil, DruIhlfe 1326. Cemaleddin: Mukayese-i kavnn-i medeniyye. Mecelle-i Ahkm- Adliyye-Fransa Kanun- Medensi, ln-i Hukuk ve Mukayese-i Kavnn Mecmuas, Say: I, Cilt: I, Yl: 1325. sayfa; 22-32. el-Cesss, Eb Bekr: Ahkm'l-Kur'an, Drlmushaf Kahire. Cin, Halil/Akgndz, Ahmed: Trk Hukuk Tarih. 3.b, stanbul 1996. avuzzde Aziz: Drru's-Skk, stanbul 1288. ed-Drckutn: es-Snen, Kahire 1386/1966. ed-Drim: el-Cmi'u's-Sahh, Medne-i Mnevvere 1386. ed-Dervi Abdurrahman bin Abdiilah: e-er'iu'sSbka ve med hcciyyetih fi'-er'ii'I-slmiyye, Riyad 1410.

Downey, Fairfax: K a n u n i Sultan Sleyman, Trc: Enis Beh Koryrek, stanbul 1975. Eb Dvud: es-Snen, Kahire 1280. Eb Ubeyd: Kitab'l-Emval, Trc. Cemal Saylk, stanbul 198!. Eb Ysuf: K i t b ' l - H a r c , Trc. Mderriszde Ataullah Efendi, Ankara 1982. Eb Zehra: E b u Hanife, Trc: Osman Keskiolu, Konya 1981. Eb Zehra; slmda Fkh Mezhebler Tarihi, Trc: Abdlkadir ener. Ankara 1968. Eb Zehra: slmda tikad Mezhepler Tarihi, Trc. E. Ruhi Flal-0. Eskiciolu. stanbul 1970. Ekinci, Ekrem Bura: slm H u k u k u ve n c e k i eriatler, stanbul 2003. Ekinci, Ekrem Bura: slm H u k u k u n d a Deimenin Snn, stanbul 2005. Elmali Hamdi Efendi; H a k Dini K u r ' a n Dili, stanbul 1992. el-Erbil, Muhammed Emin: Tenvru'l-Kulb fi Muameleti Allmi'I-Guyb, Kahire 1377. Ergin, Osman Nuri: T r k i y e Maarif Tarih, stanbul 1977. el-Es'ird, eyh Sleyman bin Abdillah: Hall'l-Mkilt erhu Mesil'l-Ma'fvt, Ka ml 1368/1949. el-Gazt: hyu Ulmi'd-dn, Matbaat'1-lem 1317. el-Gazl: Kimy-y Seadet, Trc: A. Faruk Meyan, stanbul 1411/1990 el-Gaz!: el-Mustasf, Kahire 1356. Gmhnev, Ahmed Zyeddin: C m i ' u ' i - M t n fi Hakk Env'is-Sfti'l-ihiyye (Ehl-i Snnet ' t i k a d ) . T r c : A. Kabak-E Gnel, stanbul 1992. Gmhnev, Ahmed Ziyeddin: R m z ' l Ehdis, stanbul 1275. el-Hacev, Muhammed Hasen: el-Fikru's-Sm, Medne-i mnevvere 1396. Hac Zihni Efendi: Ni'met-i slm, Mnkeht ve Mfrekat, stanbul 1324. el-Haddd, Eb Bekr: Cevheret'n-Neyyire, stanbul 1316. e!-Hdim, Eb Sad: Berikat'l-Mahmdyye, stanbul 1325. el-Hdim, Eb Sad: Menf'd-Dekik fi erhi Mecm'l-Hakik, Dersedet 1308. el-Hallf, Abdlvehhab: slm H u k u k Felsefesi, Trc: Hseyin Atay, Ankara 1985. Hamdullah, Muhammed: " E b Hanfenin slm H u k u k u n u Tedvin in Tesis Ettii Aka demi", slamn Hukuk lmine Yardmlar, Trc: Kemal Kuu, stanbul 1962. Hamiduilah/Bousquet/Nallino: slm Fkh ve Roma H u k u k u , Trc: Kemal Kuu, stanbul 1964. Hamza Efendi: Bey ve ir Risalesi, stanbul 1306. Heyd, Uriel: " O s m a n l ' d a Fetva Messesesinin Baz Tezahrleri", Trc. F. Gedikli, Hukuk Aratrmalar, Marmara niversitesi Hukuk Fakltesi, C. 9 , S. 1-3, 1995, 287-317. el-Heysem, Hafz Nureddin: Mecma'z-Zevid, Beyrut 1967. bn Abidn: Ner'l Urf Bini ba'dil Ahkm ale'l Urf, Mecmu'at Resili bn bidn, Dr'l hyi Trsi'l Arab, 2. cz, s. 112-145. bn bidn: R e d d ' l - M u h t r , Matbaat Meymeniyye Kahire 1299; Dersedet 1307. bn Ferruh: el-Kavl's-Sedd, Trc: Hayreddin Karaman, stanbul 1971. bn Hacer el-Askaln: Fethu'l-Br, Beyrut 1402. bn Hacer el-Mekk: el-Fetv'l-Hadsiyye, 3.b, Kahire 1390/1970. bn Hacer el-Mekk: el-Hayrt'l Hlsn fi Menkbi'l m m i ' l A'zm Eb Hanfeti'n N u ' m n , Trc. Ahmed Karadut, Ankara 1978. bn Haldun: M u k a d d i m e , Trc: Zakir Kadiri Ugan, Ankara 1989. bn Kayym el-Cevziyye: ' l m ' l - M u v a k k i ' n , Kahire 1388/1978. bn Kudme: el-Muni, lem'l-Ktb Beyrut tsz. bn Mce: es-Snen, Kahire 1353. bn Melek: erhu M e n r i ' l - E n v r , stanbul 1965. bn Nceym: el-Ebah ve'n-Nezr, Kahire 1387/1968.

Kaynaklar

bn Teymiyye; R e f uI -Melm, Trc. Hayreddin Karaman, stanbul 1971 bn'l-Hmm: et-Tahrr fi Usli'l-Fkh, Kahire 1351. brahim Kfi Dnmez; "Amel-i fs, TDV slm Ansiklopedisi, ni/25-27. zmirli smail Hakk: lm-i Hilaf, stanbul 1330. zmirli smail Hakk: Kitabu'I-fta ve 'l-Kad, Evkaf Matbaas, 1326/1328. Kdzde Ahmed: Cevhere-i Behiyye-i Ahmediyye f erhi'I-Vasyyeti'l-Muhammediyye, stanbul 1232. Karal. Enver Ziya: "Glhane Hatt- Hmyununda Batnn Etkisi", Belleten, C; XXVIII, S: 112, Ekim 1964, s: 581-601. Karaman, Hayreddin: slm Hukukunda ctihad, Ankara 1985. Keskioglu, Osman: Fkh Tarihi ve slm H u k u k u , Ankara 1984. el-Kevser, Muhammed Zhid: Hanef Fkhnn Esaslar, Trc. Abdlkdir ener/Cemal So fuolu, Ankara 1991. Koyiit, Talt: Hads Tarihi, 2.b, Ankara 1988. Koyiit; Talt: Hads Usl, 3.b, Ankara 1987. Kprl, M. Fuad: "Fkh", slm ve Trk Hukuk Tarihi Aratrmalar, stanbul 1983. Kprl, M. Fuad: "slm H u k u k u " , slm Medeniyeti Tarihi, Ankara 1963. Kse, Saffet: slm Hukukunda Kanuna Kar Hle (Hle-i er'iyye), stanbul 1996. el-Kurtub, Ebu Abdullah: el -Cmi'u'I-Ahkmi'l -Kur'an, Kahire 1387/1967. el-Mahmasn, Subh: el-Evdau't-Teri'iyye, 2.b, Beyrut 1962. Mahmud Es'ad: Tarih-i lm-i Hukuk, stanbul 1331. Mahmud Es'ad: Telhis-i Usl-i Fkh, zmir 1313. Mahmud Es'ad: Usl-i Muhakeme-i Hukukiyye, stanbul 1306. Mlik bin Enes: el-Muvatta', Kahire 1951. Molla Hsrev; Mir'at- Usl erhu Mirkati'I-VsI, Dersedet 1321. Red er-Rid ei-Haleb: ed-Dreru 'n -Nakiyye f Metbi'l-Fkhiyye, Haleb 1389. Mslm: Sahh -i Mslim, stanbul 1333. en-Nablus, Abdlgan: el-Hadkat 'n -Nediyye, Drlhilfe 1290. en-Nablus, Abdlgan: Hlsa t 't-Tahkk, stanbul 1991. en-Nebhn, Ysuf: Hccetullahi ale 'l-lemn, stanbul 1414/1993 (ofset). en-Nes: es -Snen, Kahire 1383. Nianczde Muhammed: Mir't-i Kinat, stanbul 1987. Okandan, Recai Galib: Umum H u k u k Tarihi Dersleri, stanbul 1951. Osman Nuri: MecelIe-i Umr- Beediyye, stanbul 1337. mer Ferruh: slm Aile H u k u k u , Trc. Yusuf Ziya Kavak, stanbul 1969. er-Rif, Abdlhamid: el -Kad'l-dr, Dmak 1989. Sava Paa: slm H u k u k u Nazariyat Hakknda Bir Etd, Trc; Baha Arkan, Ankara 1955. Schacht, Joseph; An Introduction to Islamic Law, Oxford 1966. es-Senhur, Ahmed: Mezheblerin Hkmleri Arasmda Telfk, Trc: Hayreddin Karaman, Istanbul 1971. es-Serahs: Kitbu'l-Mebst, Kahire 1324. es-Serahs: Usl's-Serahs, Drlma'rife Beyrut. es-Serhend, Hce Muhammed Hasen Can Shib: Tark'n-Nect, stanbul 1992, (Haydarbd 1931 basksmdan ofset). es-Serhend, Hce Muhammed Hasen Can Shib: Usl'l -Erba, stanbul 1993, (ofset). Seyyid Bey: Usl -i Fkh Dersleri, Drlhilfe 1329.. Shahak, Israel: Yahudi Tarihi Yahudi Dini, Trc. Ahmet Emin Da, stanbul 2002. es-Sib, Mustafa: slm Hukukunda Snnet, Trc: Edip Gnen, stanbul 1981. es-Silhet, Muhammed Abdurrahman; Seyf'l-Ebrr, Trc. A. Faruk Meyan, stanbul 1978,

es-Sind, eyh Muhammed Hayt: Gyet't-tahkik ve Neticet't-Tedkik, stanbul 1413/ 1992. es-Syi, Celleddin: Cmi's -Sar, Beyrut 1410/1990. el-Syt, Celleddin: Takriru'I-stind, Trc: kr zen, stanbul 1987. a'ban, Zekyyddn: slm Hukuk lminin Esaslar, Trc: . Kfi Dnmez, Ankara 1996. e-a'rn: el-Mzn'I-Kbr, Trc: A. Faruk Meyan, stanbul 1980. e-a'rn: el-Uhd'l Kbr, Trc. Selaheddin Alpay, stanbul 1401/1981. afak, Ali: "slm Hukukunda Kaynaklar-ctihad-Mctehid-Mezheb-Taklid ve TelHk Meseleleri zerine Bir Aratrma", Atatrk niversitesi slmi limler Fakltesi Dergisi, 3 (12), Ank. 1979. ah Velyyullah Dehlev: el-nsf fi Beyni Sebebi'l-htilf, Kahire 1327. ah VeliyyuUah Dehlev; Ikdu'l-Ceyyid, Kahire 1327. ah Velyyullah Dehlev: zlet'l-Haf, Pakistan 1382/1962. ah Velyyullah: kd'l-Ceyyid, Kahire 1327. e-ttb: el-Muvfakat. Trc: Mehmet Erdoan, stanbul 1990. e-evkn: rd'l-fuhl il Tahkki'l-Hakk mn lmi'I -Usl, Drlmarife Beyrut. eyh Nizm ve Hey'et: Fetv-y Hindiyye, Bulak 1310. e-irz: el-Lem' fi Usl'l-Fkh, Matbaat Muhammed Ali Sabih Khire. et-Tahtv, Ahmed: Drr '1 -Muhtr Haiyesi, (Terceme-i Tahtv adyla trc. Seyyid Abdl hamd Ayntab), Kostantiniyye 1286. et-Tahtv: Haiye ale'I-Merk'l-felh erhu Nri'I-zh, stanbul 1327. Takprzde Ahmed: Mevdut'I-UIm, Dersedet 1313. et-Tirmiz: es-Snen, Bulak 1292. Topuolu, Hamide: Kanuna Kar Hile, zmit 1950. Tu, Salih: slm lkelerinde Anayasa Hareketleri, stanbul 1969. Tumagil, A. Reid: slmiyet ve Milletler Hukuku, stanbul 1993. Udeh, Abdlkadir: slm Ceza Hukuku ve Beeri Hukuk, Trc. A. Nuri, stanbul 1976. Yakub bin Seyyid Ali: Mefth'l-Cinn erhu ir'oti'l-slm. stanbul 1288. Yldrm, Suat: Mevcut Kaynaklara Gre Hristiyanlk, Ankara 1988. Yldrm, Suat: Peygamberimizin Kur'am Tefsiri, stanbul 1983. ez-Zeydan, Abdlkerim: slm Hukukuna Giri, Trc: Ali afak, stanbul 1985. ez-Zeyla': Nasb'r-Rye, Khire 1357/1938. Zeynddn ez-Zebd/Ahmed Naim/Kmil Miras: Sahh -i Buhr Muhtasar Tecrd-i Sarih Tercemesi ve erhi. ez-Zuhayl, Vehbe: slm Fkh Ansiklopedisi, stanbul 1994. ez-Zuhayl, Vehbe: Usl Fkhi'l-slm, Dmek 1989.

INDEKS

A Abd bin Z e m ' a 30 Abdullah bin mer 84, 106 Abdullah bn-i Abbas 64, 84, 90, 106 Abdlmeik 69-71 ahad hads 89 akl bilgiler 13-4 akl ilimler 13-14 amel bi'-ibheyn 154 amel-i fs 114, 143 amel i c m a ' 9 7 , 113 amel r f i 11-112. 114 mm 111, 15, 155,164-165,184 arza 68 B butlan 161

Enes bin Mlik 84, 106, 108, 147 eshb- tahric 175 eshb- temyiz 175 eshb- tercih 175

farz 14, 3D, 35, 39, 7 3 , 75. 82, 139. 15860, 202 fsid rf 111 fen limleri 13-14 fesad 19, 161,177 fetret 35

H
Haccac bin Ysuf 71 hciyyat 118,121 hads mam 86, 89 hds-i kuds 83 hafz 86, 89 haf 109, 166 hakkat 77-78,167, 171 Hlid bin Velid 68 haram liaynihi 159 haram ligayrhi 159 hasis-i neb 91 hasen hads 87 hss 164-165 Hazrel-i Adem 26 Hazret-i ie 79. 84-85. 106. 178, 182, 206 Hazret-i Ali 2 2 , 7 1 , 77, 80-81. 9 0 , 9 4 . 97, 105 Hazret-i Eb Bekr 55, 64, 68, 70. 89. 9899, 105, 108, 151, 168, 174, 185. 201 Hazret-i Ftma 76 Hazret-i Hafsa 68-69 Hazret-i Hasen 27. 80 Hazret-i Hseyn 80 Hazret-i Osman 22, 68-70, 105

Cbir bin Abdullah 84-85 cami 3 1 . 86 cedel 21-22 Code Civile 59-60 D drlislm 34-35 dellet 72. 7 7 , 1 5 8 , 164,167 diyneten 29-30, 208 dnyev meyyide 29 E Eb Hreyre 84-85, 106 Eb Sa'id el-Hudr 189 Ebu'd-Derd 74, 106 Ebu'l-Esved ed-Del 71 Ebbekir Rtib Efendi 45 edeb ilimler 13-14 ef'l-i mkellefin 30,158 ehl-i bid'at 84 ehl-i Snnet 26-27, 3 1 , 35, 7 1 , 80. 84

Hazret-i mer 58. 64, 68-70, 74, 85, 89, 98, 101-105, U I , 116, 118, 157-158, 168, 185 Henry VII 59 hikmet 14, 83, 102 hilaf 2 1 , 9 7 hilfiyyat21 hukukulibad 17 hukukullah 17, 155 husus rf 112, 115 Huzeyfe 68-69, 106, 151 hccet'l-slm 86 hsn 27-28

L lafz rf 111 lzum 161-162 M maktu' hads 90 mecaz 78, 167, 171 Medne veskas 85 mefhum- muhlefe 169-170, 184 mefhum- muvfaka 169 mekruh 30, 125, 158 mendub 75-76, 160-161,181-182 merfu' hads 90 meselede mctehid 174, 203 mehur hads 89 mevsul hads 90 mevzu 88 mezhebde mctehid 114, 143, 174, 178179, 204 mu'cem 86, muamelt 17 Muaviye (Halfe) 81 muhkem 7 1 , 154, 166 mukallid- mahz 175 muksirn 84 mushaf 68-69,71 mutlak mctehid 173-174, 177-179 mubah 2 0 , 3 0 , 39, 136, 158, 160 Mchid77, 178 mcmel 9 1 , 166 mctehid f'I-fetv 175 mctehid fl-mezheb 175 mevvel 164, 166 mfesser 154, 166 mfsid 158-159, 163 mfter hads 88 mnkeht 17 mntesib mctehid 74 mrsel hads 90, 181, 183 msned 86, 90 msned-i muttasl 90 msned-i mnkat' 90 mstakil mctehid 174 mstehab 30, 39, 158-159, 192 mkil 78, 92, 166 mterek 78, 108, 149, 163-165, 171

i
ibdt 17 ibare 154 bn Mes'ud 178 iktiz 72, 77, 167-168 iltizm 72, 167-169 imam nikh 32 in'ikad 161 ncil 44-46, 136, 139 ran Hukuku 47 sriliyyat 80, 140 istidlal (tmdengelim) 2 1 , 65, 138, 142 istikra (tmevarm) 65 iaret 77, 107, 154, 167 K kanonik hukuk 11, 32, 45 Kanun Sultan Sleyman 59, 207 kri' 68, 86 karne-i ktia 147-148 kat' icma' 97 Katde77, 178 kavid-i klliye 18, 41 kavl icma' 97 kazaen 29-30, 208 kraat-i aere 70, 171 kraat-i seb'a 70, 171 kraat-i zze 70 kyas- cel 109 kyas- haf 109 kinaye 77-78, 167, 184 kubh 27-28 ktb-i sitte 86

Umum Esaslar

mtebih 7 1 , i 66 mtevtir hads 89, 99 N nakl ilimler 13, 26 Napol6on 59, 60 nass 12, 25, 27, 72, 102-103, 109-115, 119-120, ! 2 8 , 154, 166, 172, 184 nefaz I 6 l

tahsiniyyat 18. 121 Talha 68, 105 Talmud 44, 54 tazammun 18, 72. 167-169 tecrb ilimler 13-14. 26 telfik 191, 195-197,200 tevahhi 149 tevatr 6 7 , 6 9 . 84. 89, 99, 158 Tevrat 3 3 . 4 4 , 4 6 , 1 3 6 , 138-141 U uhrev meyyide 29 ukbt 17 ul'l-emr 39-40, 64, 76, 82. 188 umum rf 112 Urve bin Zbeyr 7 9 Utbe bin Eb Vakks 3 0 beyy bin Kb 68-70. 105 V-Y vcib 30, 39, 158, 160 Yemme 68, 151

mer bin Abdlaziz 85 rf hukuk 29, 55-56. 59

R
Roma Hukuku 5 0 ruhban smf 32

S-
sahih hads 87, 184 sahih rf 50, 111 Salim 68, 151 sarh 167 sarih icma' 97 Secvend 71 shhat 87, 160 skuti icma' 97 snnet-i gayrimekkede 159 snnet-i hda 91 snnet-i mekkede 159 snnet-i zevid 91 hik'l-cebel 35 z hads 88 eyh'l-hdis 86 urt 22

zahir 176, 180 zif hads 88 zann icma' 97 zarriyyat 118-119 Zeyd bin Sbt 67-70, 85,106 Zhr 85, 183