." " "..

IMAM GAZALI
İ D. İ ÜNAL
İ İ İ İ İ ı ı ı 3
İ İ
' imam Gazali
. . . . . " . '"
IKI ·MADNUN
, \
, Çeviren : D. Sabit ÜNAL
izmir - 1988
iZMiR iLAHiYAT FAKÜLTESi ı ı ı Nu : 3
isteme Adresi :
Dokuz Eylül Üniversitesi
ilahiyat Fakültesi
Hatay - iZMiR
Tef. : 152932- 153382
ı Adedi
ı ı ı
5.000·
1. Baskr
ı ı Tarihi ve Yeri: ı 1988 Anadolu ı - İ İ
i ç i, N D E K i lER
TAKDiM ............................ : ......... V
ÇEviRENiN ÖNSÖZÜ ........................................ _. Vii
BÜYÜK MADNON
MUKADDiME 3
B' i R i N C i K i S i M
RUSOBiVYETi BilMEK·
A - ZAMAN
5
. B - iRTiKA'(Yücelme) TABiRi .................. ;..... 6
C - RIZIK MESELESi ................... '," ......... ...... 7
D ALLAH'IN VE PEYGAMBERiN RÜYADA
GÖRÜLMESi ........... ,I,.............................. 9
E -EHAD ve VAHiD (Tek ve Bir) ı ......... 18
F - ı ı ve SIFAT ÇOKLUGU ......... ...... ....... 20
G - TEKliF MESELESi ................................... 24
H - i MAN ESASLARI ................... 36
. i -:- ı ı ı Ş ı 38
J -,- «EVVEL-AHiR, ZAHiR-BATIN» TABiRLERi ....... 40
K .- MIZAN .................................................. 41
KiNCi ı ı
MELEKLERi BilMEK
A - MELEK, CiN VE Ş ı MAHiyETi......... 42
B - KAHAKTER, RUH VE MELEKLER ;............... . 44
üÇÜ N G-Ü K i S i M
. PEYGAMBERLER VE Mu'cizE
A - Mu'cizE ................ : ... : .... : ............... :........ 48
1 - Hissi Mu'cize ................................. 48
2 .- ı Mu'cize ............................ :..... 50
3 - Hayali. Mu'cize .............................. 50
B' - Ş .. ..................... ................... ....... 51
o Ö R O Ü N C Ü K i S i 'M
ÖLÜMDEN SONRAKi HAYAT
A - KABiR HAyATI ............................. , ............ 55
B - .... .......... .... ..................... 56
C - Ş .... , ... : ......................................... ;... 60
-O - MIZAN ..... ' ........................... :................ ·65
E - HESAB .................................................. 66
F - SIRAT ....... -......... ......... ................ ........... 67
G - CENNET HAYATI ............. :...................... 70
H KABiR ZiYARETi ..................................... 74
KÜÇÜK MADNON
ÖNSÖZ (Çev.) .......................... : .......... 83
GiR i Ş ...............................................•......... 85
1 - TESViYE' ............................................... 55
2 - NEFH ............. , ................... :.................. 87·
3 - Ruhun Nutfede ı ı ş ı ı Sebebi Nedir?! 87
4 - FEYZ Nedir? ......................................... 88
5 - Ruh Nedir, ı Nedir? Bu konularla ala-
ı ş verilen .......... 88.:108
3.K i TAP
GAzALi'N.iN RUH İ 111=135
T A ,K D i M
ı ı merhum D. Sabit ı Gaz al rden
'cüme ğ esederden «iicamü'I.Avam»I,1. ı KeUimi
ı ş ı ı ı 1987 ı ş
redild'i. Bu defa da, yine D. Sabit ı tercümeleri olan
, ve Gazall'ye nisbet edilen iki eseri, bir 'kitaphalinde ş
retmek nasib oldu. Gazal1'ye nisbet edilen,dedik. Çünkü,
her iki eserin de, ı aidiyetindEm ş edenler oL-
ş Bu ş ı bu eserlerdekifikirler ile, ı
konuda Gazall'nin ğ eserlerinde ileri ğ fikirler
ı ı ı ileri ş
cüme'nin 38, 39. ı yer ı ı He Gaz a i 1'-
nin ı ı ı ı pasajla; ara-
ı ı ı ı (Bk. s. ,66 vd.)
Bu konu i/e ilgili tatmin edici bir izah ı ı ise, Ş
settin Güna'tay ş (Bk. Ola, 363 vd.)
Durum ne olursa olsun, bu iki eserin Gaz a i I'ye ait
ı çok daha muhtemeldir. Bu' konunun ş ı ı
ve ı takib etmek isteyenlet, Maurice
Bauyges'nin, Essai de Chronologie des oeuvres de al-Ghazali
Beyruf 1959 ı ,eserinemüracaat etmelidir/er.
Elinizdeki bu, kitap, üç ı ı ı ş bir mec-
ı Birincisi Gaz a'l l'nin, ı ( )
diye bilinen (' .# 4 ı ı
risalesidir. ikincisi, yine '-G aza i I'ye ait
( ".-lAr 4 ı veya ı
(
u ..... 'dir. Bu risale,
:w ·)11 \I'.L......JI ı )
.. '3 ...r>" v Ş J ,
diye de ı
ı
Bun/ardan birincisi, ğ ı Türkçe-
mizde ilk defa ş ı ikincisj, Ahmed Hamdi
(Akseki) ı Ma h til, ı ı 5-8 ı
ı (1338) ı Ruh Hakkmdaki ı ş ı
ğ ı ı ş ğ ı yukari ı tercüme edilerek ş
ş Üçüncü ı ı ise, Ş ı 1339-1341
senelerinde istanbul 'da ı ( ş

J ....... Jj) «Felsefe-;
ı eserinin 357-381 ı ı yer alan ı
ı merhum mütercJm D. Sabit Ünal ı ş
ş ş
Tercümeler, merhum ı ı da ğ gibi, Ka-
hire 1309/1897 tarihli Meymene ı ı ı olan ı
ı ı ı ş ı
Biz yine, ı olarak, bu risalelerde de, ı
yeniden daktilö edilmesi, imla ve ifadelerin gözden geçiril-
mesi gibihususlar ı ş ı tercümeye pek müdahalede bu-
ı
Bu ı ile, risalelerin müe/lifine ve mütercimine
,rahmet diler, ş ı ı ı ğ ı ecri-
nin kat kat ı ı niyaz ederiz.
Doç. Dr. Avni ilHAN
izmir ilahiyat Fakültesi ı
Mütevelli Heyeti Üyesi
Ö1NSÖZ
Büyük Gaza/J'nin ş eserlerine, bunlardaki derili
ş ve yüksek hikmet/ere; Ulu ı ı kendisine
ş ş ğ üstün zeka ve kaabi/iyyetlere; ele ı ğ ı
önemli ı bir tertip ve nizam içinde ş ilim ve
tefekkür ı ş en ince ı eri-
ş ve ş ı kendine has 'rak!'k bir üslQp ve
belagatla ifade; en uygun misal'ler ile ı en ğ de-
lillerle beyan ı ı ilzam ve ikna ş hay-
ran ı bu büyük ı en büyük bir islam müte-
fekkiri ve ı ı ğ vicdanen tes/im ve
kendisine olan minnet ve ş hislerini rOhuna fatihalar
ı etmiyen ı ı idrak, iz'an ve ı
sahibi bir okurun ğ ı tasavvur edilemez.
islam aleminin veTürk milletinin kendisi ile ğ
ğ Büyük Gazall, bu ğ risalesinde, din ve ı ğ ı
ı en mühimleri ile, ı ve ş ı ı kal-
ı ğ ı ı derin ı üzerinde durmakta ve bu ince
meseleleri' ı ş bilgi ve ş ş
sahip ı ş ı ı alarak ı ğ kadar ı
ı ..
Bu küçük risalede, .büyük meseleler, ğ ve ge-
ş ğ Büyük Gazall'ninilim ş ı
dir.
Bu ı neler ğ risa!enin fihristine, bir göz
atmakla ş ı ı
Büyük Gazall'riin zaten veciz ve ince olan ifade ve be-
ı bu ince ı dahada ş bulunan tabir
ve tarifierini, ğ gibi ı tercüme etmekle maksa·
ı ş ı ı kolay ı ğ ı yerlerde ı
iama ı ı zarOri ş ve bunlar da parantez ( ) içi-
ne ı ı ş ı Buna' ğ yi"ne de ı kalan yerler' ve
noktalar ş
Büyük Gazali'nin hal" tercümesine ait, oldukça uzun ve
yeterU bilgi <dlcamü'I·'Avam'an ı ı ı
eserinin tercümesinin ş ı ş ğ için burada
bir ş ı ı ş ı .
Bu Risaleninsonunda bahsedilen ve daha derin mesa-
" ı içine alan ve ancakehil ı verilmesi gereken
«el .. Madnunbihi ala Ehlili» ı rrsalesinin de, ı ina- "
" yeti ile, ı ı bir tercümesi ı ı ı ş bulun-
ı
Allah'tan hepimize tevfik ve ihay"et; iki cihanda af ve
afiyet niyaz ederim.
D. Sabit ONAL
" (*) eli tercüme, izmir ilôhiyat Fakültesi ı ı ı ı 2. ı
. {
clarak ı Keldmi ı ş ı ı ile ı
1987'de ı ı ş ı
1. K ir A P
EI Ü y Ü i{ M A DN O N
( . . : ~ L u ~ J I yt..J:.:S- )
MUKADDiMf
Bizi kendisine hamdetrneyi gerektiren ş hidayet
ve ş devam etmiye muvaffak eden Allah'a hamdü se-
na; nesebi ı Peygamber'e ı en ş olan
Efendimiz Hazreti Muhammed'e ve onun ı ı ı
da ı selam olsun!
Het" ı ğ bilen bir ehll ı
Kim san 'at eserlerini ı ı ı hediye ederse,
o san'ata ı ı hürmetsizlik ş olur.
Bu risale ehlinden ş ı verilmiyecek olan ve ilgi
çekici meseleleri içinde ı nefis bir ı
ı bunu, ğ bilmiyen kimse/erden saklarsa,
ı ı ş olur.
Ben bu ilginç ı ş yolu ile aziz
ş Ahmed'e takdim ettim. Allah kendisini ı ı diyara
gönül ğ korusun ve ş ı hakikatlerinden
ı ı ı bilmiye ı ı ı ki ş ı ı ı tümu ile
bilmek ı ı Adem ğ soyu ı ş
O·: ({Yarabbi bana her ş ğ göster» ş
·3
Bu risale ı ı mesele üzerine tertip ş :
1 -Rubübiyyeti (ilahi terbiyeyi) bilmek,
2 -- Melekleri bilmek,
,,". ,'t
3 -- Mucizeterin ı ı anlamak,
4 -Ölüm ötesi halleri bilmek ve Dünyadan Ukbaya
göçrnek.
Allah bizleri ğ ve ı ğ ş muvaffak
ı ı Çünki O, hiç ş muvaffak ede!llerin v'e ı
ı ı en ı ı ı ı :En son ş ve ş ı
BiRiNCi ı ı
RUSOBiYYETi SiLMEK
A- ZA.MAN
Zaman mahdut olmaz ı ı zaman içindeza-
ı ı ı ı da muhaldir. Ş halde,
ı
(gün)
lügatte sonrada"" ş demektir.
" '"
ı günleri ise, Hak ı ( ı ı )
«Onlara Allah'm' ,günlerini ı (ibrahim 14/q] ğ ,
yerde, bunlar ı ı ı ı ı ettiklerinin
bir kaç yönden mertebeleridir. Bu mertebelerden .. birisi,
ı ı , :,.
( ı <$:1 ) ({Dört günde ı ı (Fussilet 41/10) ,
ı ı ki" ı bir günü ğ maddesi, bir ,günü
onun ş bir günü ı ı ve bir günü denüfusu
(meleklerDdir. ( <f .)·"11 ) . ı iki günde
ı (Fussilet 41 ı ı da (ayni halde) ş
ve ş Göklerin m,addesi ile ı ı ı ı
kümelerinin) maddesi bir ş Arzm maddesi ise
erkeklerle ş ı ş erkekli ş ..
Bu madde çok ı Çünkibu, seni ğ ı diye ı
gelen her ğ kabul eden istarik bir ı benz.er .
. 5
Mertebelerden biride yani, ı ı sa-
ı ı Madenler ı ı ı olanlar bitkiler,
hayvanlar ve ı
Mertebelerin bir ğ toprak, su, hava, ş (ha-
raret)tir.
Yüksek ı gök cisimleri ve dünya yüzünden
uzakta olan her ş lügat ı ile ı Çünki fügat-
ı ş ı ı ne var ise ş ı ı gök-
ten ş ğ ı yani ı ğ göklerin ı bulunan her
ş de, gezgin ı ı ı ğ göklere nisbetle ı
derler.
,
Kur'an'daki ( tP;))11 ı ) «Arzdan da ı
gibi (yed,i tane)>> ı ş ı ifade eder:
1 ,- ş küresi : (merkez)
2 - Hava küresi: (gaz ı
.3 - Su bulunan kuru çamur küresi : (kabuk)
4 Su küresi": (deniZ,ler)
5- ş ş arz: ı yüzü, kara/ar}
6 - ş ı küre: (bitkiler, ı hayvanlar)
7 - Yüksek ı
B 'iRTiKA (Yücelme) TABiRi
ı Kerim'in bir emri olan,( )
{{Sebeplerda irtikaa etsinler!» (Sad' 38/10) irtika' : adi ve
(1) Kur'an'da geçen yedi kat gök gibi yedi tabaka ı Gazô/i, ne gü-
zel tayin ş Bu ieolojik ş de uygundur. O'nun
devrinde, yani ı ı 850 sene' evvel ı ı böy-
le bir ş ve ı ş sahip olan Gazen ğ ş ı bir 'bilgin yok-
tur.Var ise, ı ı ve ı
6
ş ğ ı ı ş ve üstlin olana yükselmesi, ı
cüd'a, ı ğ ı kendi zat i iler1<aaim C?lan Hak ı ı
ya kadar yükselmeye devam etmesi demektir.
Nitekim Hak \Celle ve Ala ı
{( Muhakkak ki ı yük.
ş n 5011 ı ı (Neem 53/42) ş
Yine Hek Teala: ( ı ı ş k..JI '-?y\w )
«O ğ kitapla,r için,' defter, ğ ı dürer gibi dürece-
ğ aralarmdaki ı ı biribirlerine ş ı
ğ ı ı (el-Enbiya 21/.104) buyurdu.' ,
ı sürenin 30. ayetinde ise;
( Wl.l..1.:U0 L.!W-, ı ) «Gerçekten gökler ile yer ğ
rine ş idiler de biz ı ı ı ş Evvelki
durum, felek'ü -bürOeun muaddilü'n- nehara ı ı duru-
munu, yani retaktan, ş sonraki fetakta, ayrrtmada
ı ğ ğ zLlhura ş
c - RIZIK MESELESi
ı ı her ı takdir, tayin, tahsis ve tazmin
ş Bu mesele naklen gelen bilgilerden ğ ı
gilerdendir. Çünki Hak Teala ı ı ve ı ı ğ
(2) Bu ı ı ı ş sistemini ş eden gezegen-
lerle ı hep bir kütlede, yani ş ı anla-
ş ı ı Sonra ı ğ ş ı gibi ş ı ı ş
ğ ş ediliyor.
(3) ı yörüngesine meyilli ş GazaIT biliyordu.
'1
ni, isim ve ı ı ı ve ı da neleriiktiza ettikle-
,rini, ı ı ş
Buna: binaen de 0, her halde, ikinci planda, ikinci mak- .
. satla da olsa· bütün ı ı ş ve ı hep-
sini, isim ve ı ı ı taalluk ğ her ş ve her hali
ezeldenebede bütün ı ile ı ı ve ihata ş
hakkak ki bunlardan yani icfid ş olan ı her
birinin vücudu ğ hal üzerinedir. Çünki Hak Teala
ı ğ ı hepsini kendi ı ı ı eder. Nitekim, O'nun
kendi ı akl etmesinde bozulma ve ğ ş ı
. ı ğ ı gibi, kendi ı ı ğ ı ı ğ ya-
. ni mahiyetini ve. ı ı ğ ş hepsi böylece
ğ ş yani kendi zat ve ı ile ğ ş ge-
rek zat ve ı ve gerekse ı ı ı
ait ş ı ve ı zaman ve mekan ile bir yol
ğ ş ğ ı imkan ve ihtimal yoktur;
Üstelik, cümlesinin ı ğ ı vaciptit. Hayvan ş
ı ğ ı ve . ı ı baki ı ı edilenler-
dendir. ,Bunda. hiç bir ş yoktur. Hele insan nev'inin,
insan cinsinin ı ğ ı ve ı baki ı ı as-
la ş edilmemelidir. MalUmdur ki her hangi bir nevi,
ancak ş ı ı ı fertlerinin ı ile ve her ferdin .
kendigibi bir ferdi ğ ı imkan veren bir gayeye
ş ı ile baki ı ı ğ ı ı .bir müddet devam etti re-
bilir.
Evet her ş ı ,ancak bir müqdet ve zamana
ğ ı ı Bir ı ğ ı bu müddet 'Ve zaman içinde ka/abil-
mesi de ondaki hayatiyyetin ı iledir. ı ı
·da ı ile,·bes/enmekle ğ ı ı Hak Teala her ş
ı ğ ı ı ı kendi ı bilir ve ı bil-
ğ ş vücOdu da mutlaka var olur.
insan nev'inin ı ı fertlerinin ı . fertlerin'
8
ı ı da ı üremesine ğ ı ş ı Döllenmeleri,
her ferdin ı her ferdin bir müddet ı da ken-
disinde bulunan ı ı ı ğ ı ı ı ı ı
da ı besine ğ ı ı ı ı da ancak bitki ve hayvandah
'olur. Bunlar ise: ekmek, et, bitkilerin bir ı ı ı
ve ğ ı ı
ş bu sebep ve hikmet/edir ı ı Rauf ve ı o/an
ı takdiri ile ş ı her ferde ı ı ı
ı belirli miktarda tayin ve tahsis edilmesi gerek ..
ş
Bunun içindir ki Hak Tea/a;
UoJ 7 L-.JI YJ..,J . f-3jJ
( u>&ü
'.
ı ı ı ve size ş ı Evet' gö-
ğ ve yerin Rabbine' andolsun ki gerçekten O ı ı ş
ı gibi ğ ve gerçektir}) (ez-Zariy§t 51/22-23) buyur-
ş
**
*
il - ALLAH'IN· VE PEYGAMBER'iN
RÜyADA GÖRÜLMESi
ı ı ı bilmiyen kimse rü'ya ı ı ı ı
ı ı bilmez. ı (A.SJ ve sair Peygamberleri, öL-
ş kimseleri rüyadagörmenin ı ı bilmiyen kimse
de Allah ı rüyada görme'nin ı ı hilmez.
ı ı bir ş ı ı Rasu-
lünü gören her hangi birkimseyi hakikaten Peygamberin
ş ı ı ş olarak tasavvur eder. ı ki zih-
ninde vakiolan bir ı söz' ile hikaye ve ifade ederse,
zihinde çizileh her ş ı çizgi ve ,resmi de hayaL, ona ait
bir ş ve suret lle temsil eder. Zihin, ı söze, hayal
da ş
9
Rasül-i Ekrem1i ı hiç ı ş olan bir adam
onu ı görmek ile hakikaten onun ş ı ı ş
ğ bilmem ki ı tasavvur edebilir?
İ Ekrem'in ş ı Medine'deki ı ş
. tur. Bu kabir ı ı ş ı Mübarek vücudu, uyuyan birinin
ğ bir yere ı ı ı ş ı ğ onun ı
ğ Rasul-i Ekrem'in kendisi diye kabul edersek o
zaman O'nu bir gecede bin ı uyku halinde bin _yerde
ve bin türlü ş ve ı ğ ne inanmak la-
ı gelecektir.
Halbuki, bir ş ı birhal ve durumda iki yerde, uzun,
ı genç, kahil ve ihtiyar -olarak iki ş tasavvur edil-
mesi'nin mümkün ı ğ ı hususunda vehim de akla ı
eder.
Her kimin bilgisi, bu tasavvurun ğ kavramaz-
sa muhakkak o ı ı ı ğ ı yüzünden ı ve ma-
ı berisinde isim ve resim, ş ve suret ile kanaat et-
ş Ona itap etmek uygun ı ğ gibi hitap etmek,
bu meselenin ı üzerinde ş da ı
Olur da belki o, ğ onun yani ı ı
fü'nün misalidir diyecektir. Bu takdirde ona: onun ş ı ı
misali mi, yoksa ş ve süretten ı ı ş olan ruhunun
misali midir? denilecektir.
ğ o, ğ onun yani eti ve ğ vücOda
ğ ş ı ı misalidir derse, onun ş ı rOhunda ha-
ş ve ş ş ı ne hacet var ki?
.denilir.
Sonra, her kim ı Peygamber'in ölümünden
sonra onun ş ı ı ruhsuz olarak ş ise, sanki o Pey-
gamberi ş -ancak Peygamber'in (A.S.) hareket et-
tirmesi ile hareket eden bir cisim ş
10
Bu itibarla o adam ı olur da RasOI-i Ekrem'in ş
ı ı misalini görmekle Peygamber'in hakikaten ş ı ı gör-
ş olur!!
ğ ş ı ğ RasOI-i Ekrem'in pey-
gamberlik mahaHi olan mukaddes rOhunun misalidir. Onun
ğ o ş ve ı Peygamber'in ne ruhudur ne de
cevheri. Onun ş ı da ğ Ancak ve gerçekten onun
Peygamberlik misalidir.
ğ RasOI-j Ekrem efendimiz hazretlerinin :
ı ş '1 0 ı

i () J ... b ( ti') -' J...L9 \ .. J i ı

0'') )
{(Her kim beni rüyada görürse hakika'ten beni ş
çünki ş be.nim ş me giremez» sözünün ı ne·
dir? denilirse; cevap olarak ş deriz:bunun ı Pey-
gamber ğ ş ve ş ı ancak Hazreti Pey-
gamber ile kendisi ı ona ı bildiren ı ı bir·
misali ı
Nitekim Peygamberlik cevheri yani Rastill-; Ekrem'in ve·
ı sonra Peygamberlikten baki kalan mübarek rOhu"
renkten, ş ve suretten mürezzehtir. Fakat bu ümme-
te kendisini ı ı ş renkli bir suret alan ğ
bir misal ı ı ile oluyor.
Nübüvvet cevheri bunlardan münezzeh olunca Hak
ı ı da her türlü ş ve sOretlerden onun gibi
münezzeh olur. Fakat ı kula ı ı ı hiç bir ş
ve rengi ı hakjkj ve ı cemale misalolmaya
ı olan güzel sOretlerden ı veya ş türlü mah·
sus (hissolunan) bir misal ı ı ile olur.
ş bu ı ve kemaldeki misal Hak ı ı
ta ğ ve gerçek bir ı olur da uykudaki adam «Ben
rüyada ı ı gördüm» diyebilir. Onun böyle söy-
lemesinde: ı ı ı gördüm» demek ı yoktur.
11
Nitekim i' Rüyada Peygamberi gördüm» diyenin sozun-
de .de: ((Peygamber'in kendisini ve ruhunu yahut ı ş
ı ı gördüm» demenin ı yoktur. Ancak bu sözün ma-
ı onun ruhunun misafini ş ı
ğ Peygamber'in misli ı Fakat Allah ı
hiç bi.r suretle misli yoktU/o. Binaenaleyh; ı misa-
lini gördü» demek ı olur? denilirse, ş deriz: bu so-
ru, misil· ile misalin ı ı bilmemekten ileri ş
Evet, misal, misilden ibaret ğ ı bir ş ğ
bir ş bütün ı ı ş ı yani tam dengi, ş
ve ı ı ı demektir. Halbuki misalin, bütün ı ve hallerde
ş ğ ı yoktur. ş bir ş ı ş ğ ı yu-
ı ı hal ı ş ı ı ı benzeri de-
mektir, mesela: ı bir ı ı ki o ş ı ile ben-
ş ı misli yoktur fakat misali ı Bize göre,
ş akla misal ı Çünki ı tek hir hu-
susta münasebet ı O da ş his edilenler yani göz-
le görülebilecek, ş ş ı ş ı ğ ı 'ile hissolunur. ı
edilebilenler yani zihnin ğ ş de ı ile bili-
nir. Bir ş gösterilecek misal hususunda bu kadar bir mü-
nasebet yeterlidir. Sultan, rüyada ş ile temsil olunur.
Ay da veziri temsil eder. Halbuki sultan ne ş ne de
ş ı ı ğ ı manada ş vezirde ş aya benzemez-
ler. Bunlardaki benzerlik ancak manevi ve tek yöndeki bir
, münasebettir. ı herkesten üstün bir ı ve her
ş üzerinde bir hakim1yeti, umumi bir tesiri ı ş
ş de bu hususta sultana bir münasebat arzeder. Ay da
ş ı ı dünya'ya aksettirmekte ş i if:} . dünya
ı bir ı ı Vezir, de bunun gibi ı
ve hakimiyet eserini millete yaymakta bir ı ı
itibariyle mütenasiptirler. ş bu ı ğ ı ı münasebet-
lersebebi ile ş ı C;\Y da vezirin misali olurlar.
,Ama biribirlerinin misli ğ Hak ı
1'2
ı
, i . .. 1..-"· /' \ so" i i i II i ii )
ı c 6 ..J";"t ( Li-'.J J.J Ü.) -' .!...I,.,' '
.. '" ..--" / . . L ı ı
.J') y Lc..Jb (Zi:- j' <.?:\ C ı (- <: ı
.) ı 4.-:' '1.J 'j :G ;]5 j /5 ı
( . . . fP ( .J L rj ..,.L.J
({Allah göklerin ve yerin nururlur. Nurunun misali bir ş
(Iamba ğ ı abajlir) gibidir ki içinde büyük bir kandil (am-
pul) ı kandil, cam içindedir'. Cam da sanki bir inci ı
ı ... Mübarek bir ğ ş Bir zeytinden ki ne
ğ ne de ı ı ğ ı ş dokunmasa bile hemen zi-
ya veriverecektir. «Nur üstüne nur ..... :» (Nur 24/35) Ş
bu ayette zikredilen ş cam, ğ ve zeytin ğ ı ile
ı ı nurunun nerede ğ ı ş
melidir! '
Hak Sübbanehu ve Teala :
'( ' «Gökten bir su indirdi de vadiler kendi ı
ca seloldu. Ser de yüze ı ğ götürdü,)} (Ra'd 13/17)
buyurdu. Bunu da. Kur'an'a misalolarak zlkretti. Halbuki
. ı ezellbir ı ı Onun asla misli yoktur. Ö
ı da su ona misal ş edebiliyorf Neticede:
rüyalar ı ki Allah'm 'Rasulüne «süt veya ip 'görmek SU-
retiyie}) arz edildi de ı Peygamber ı neyi .tem-
, sil ğ vermek için: «Süt ı ip' ve Kur'an'-
chr.}) dedi.
: 'Kur'an'a misal ş edecek ş ı ı ı Ş
ş Süt ile islamiyet, ip ile Kur'an ı ne mü·
maselet yani benzerlik Bu olsa olsa, sütün ı
13
ı ı ı bes/iyen maddi bir besin; ı da iç ı ı ı ı ya-
ş manevi bir ı ı İ ise; ş için kendi-
s.ine ı ş ı bir alet, Kur'an da (ma/nevi ı ve fela-
. ketlerden)kurtulmakiçin ı ı tutulacak bir nimet ş
ş ı her biri misaldir, misil ğ Evet ha-
.kikaten ı da ı da misli yoktur.
Allah ı ise hiç bir misli yoktur. Ama, ona kendi
ı ı ı akla uygun münasebetler kurarak bir
çok misaller söylenmektedir.
Allah Teala ş ı ı ı ı ı biliyor.
ı kelam ediyor, kendi ı mahsus ı ı
ı biz ğ yolu tutmak isteyene bildirdik ve ı ı
ı hepsini ile temsil ettik. ğ insan kendini
bu ı ı ı ş ı Hak Teala ı mi·
sali ı ı
Allah Teala ı misal caizdir, fakat misil ı ı ı
Çünki misal, bir ş ı ı izah eden S9Z, mana veya
halden bir ş Misil ise: bir ş ğ ş ı
dan benzemesidir.
ğ ğ bu tahkik ve gerçekleme ı rü-
yada görülmesine izafe olunmaz, belki Peygamber'in rüya-: '
da ğ ifade edebilir. Çünki hakikaten rüyada
görülen onun ı kendisi, ğ misalidir. Rasul-i Ekrem'in:
« Beni rüyada gören hak.ikaten beni ş ı bir
nevi caiz görülmedir ki ı sanki o beni ş ve o
ş ğ misalden ş ğ de adeta benden ş ş
gibidemektir, denilirse; Cevap olarak ş deriz: «Ben
rüyamdaAllah ı gördüm» deyen kimsenin de demek
ğ budur, bundan ş ğ Ama bu sözü ile:
tC Ben Hak TeMa ı ı ı kendisini gördüm)} demek ister-
se ı asla ğ ğ Çünki Allah ı mukad-
14
des ı ı ı ğ ı bütün din bilginleri ve
islam ı ittifak ı ş
Halbuki ı ı ı ı ı ı ve Peygam-
ber'in kendisi ı ğ ı bir misali görmesi caizdir. Bu hal
rOyalarda görülüp durmakta iken ı inkar edilebilir?
'Gerçi o Peygamberi bizatihi ş ise de bir toplu-
, ğ rüyada Peygamberi ş ğ haberi kendisine
tevatür ş ı (rüyada görülen ve O'dur diye)
ı misal ğ da olabilir, ı ş da.
ğ ı ı ı Allah Teala Peygamber ile
onu rüyada görene ı ş ı ve bildirmek için
ı ı ı ı ı ş ı Evet, Allah ı
kudretinde, kulu ile onu ı ş ı olan bu ı ı
benzerini yaratmak ı Bu hal mevcut iken onu inkar
etmek ı mümkün olur?
ğ Peygamber'in rüyada görülmesi caizdir hükmü-
ne ı ı ğ ı burada kasdedilen caiz ş Peygamber hak-
ı mutlak mana_da ele ı ı ı Allah ı ise böy-
le mutlak olarak ele ı hususlardan yola ı caizdir
hükmü O'nun ı hüküm, ancC;lk izin verilen
ı denilirse; ı ı ş Hakikaten ı
ı rüyada görmenin ı ı yani her hangi bir misal ve
ş görülmesine izin ş Çünki -(salatü Selam ona
olsun) : AJlah'ln ı ı

( ().)y.a )
«Rabbimi en güzel surette gördüm» ş ş bu ı
Hak ı ı ş ve sOret'isbat etmek hu-
susunda ş olan haberlerde ileri sürülen delillerden bi-
risidir.
Yine ı Ekrem'in bir ı
( Jr. ;.)1 ı L-ci.J.;·) «Hak Teala Ademi kan-
15
di suretinde ı demesidir. Bu sözdeki sOI"et
mesi ile murad olunan, Hak Teala'ya mahsus olan ve bilin-
mesi asla mümkün ı ı ı mahiyet ve ı de-
ğ Çünki onun ı ı asla hiç bir ş yoktur. Bu sO-
. retten maksat ancak; bir misal ile tecel/iden ibarettir. Ni-
tekim ı (A.S.) de RasOI-i Ekrem'e vahyile ğ 'za-
man bazan Dihyetü'I-Kelbl suretinde bazan da ondan ı
ş ş Hatta RasOI-i Ekrem Cebrail'i def'a-
larca türlü ş gördü de kendi hakiki sOretinde ancak
bir iki kere gördü; Cebrail'in Dihyetü'I-Kelbi ş te-
ı etmesinin ı Cebrail'in ı kendisi Dihyetü'l-
Kelbi'nin ş döndü demek ğ Fakat bu suret ve
ş Peygambere, kendisine vahyo/lInan Cebraif (A.S.) ta-
ı ğ haber Veren bir misalolarak zahir ş
tur, demektir. Yani Cebrai! o ş zuhur etti, o ş bü-
'ründü demektir.
, ı ı ( ) «O ona (yani
Cebrail ı düzgün tam bir erkek, oiarak' te ..
messül ettL" (Meryem 19/17) ı da bunun gibidir. Bu
erkek ş görünme, melekte ı itibariyle ı ,bir
ğ ş ı bir istihale ı Cebraif (A.S.) her ne
kadar Peygamber'e. (A.s.), Dihyetü'l-Kelbi ş zahi'r
olsa da, kendi mahiyet ve ı ı demektir.
ş bunun gibi Hak Teala ı da her hangi bir'za-
ta mahsus olarak ne uykuda ve ne de ı durumunda,
ı ve ı ı her ş olursa olsun ı bir
ğ ş istihale olmaz. Belki her hangi bir ş sOret ve
seklinde zuhur ve tecelli olur. iste bu da; Hak ı rü-
, . . ,
türlü ş görebilmesinin mümkün ğ
ne, ş izin verilmesine, delalet eden ğ ha-
berlerden biridir.
Hakikaten ,bu meselenin enine, boyuna her türlü misal-
16
lerinde görülmesinin mümkün ve caiz ğ dair bizden
önceki ğ zatlardan, «(s.eleften» ve bu hususta ı ı
ş nakledilen haberler ı Ş bu hususta bir
, itlak ı varid olmasayd!, yine- biz Hak Teala hak-
ı ğ ve ı ı ile münasebetli olan her sözün ı
ı ş ı caiz olur.; rüyada ve misal aleminde gö-
rülen Allah'tan her hangi bir söz dinliyenin ş ğ ı
ı ı ğ ı ve ı bir sehiv ve-
ya hata ı ı ihtimal ğ takdirde onun müm-
kün ve caiz ı onu ne menetmek, ne de ona haram-
ı ı demek yoktur; der idik. ş bu söz dUlerde çok
ş ı ğ ı için ı ğ göre, ı görülmesinde ·ona
bir iyham ğ ve ı ı ş etmez. ğ gör-
ğ veya ş ğ ş hak, ğ ve gerçek ı ğ ı ı
tevehhüm eden bir ş ı farzedilirse, o sözü budurumda
ı etmek (genel ı almak) uygun olmaz. Ancak o
sözün ı o adama münasip ş tefsir olunur. Nite-
kim senin: «biz ı ı yahut· O'na ş ı ş ı
. ı demek ı ş ı ğ ve bu sözün ile de ona ka-
ş ı ğ caiz ve uygun butunur. Gerçekten;
tevhid ilmini ı ğ yollara, ı ı ş
bir ğ ı ı ve ı ı ait sözlerinde,
. ş ı ı ı ı bir çok fa-
sit ş ş .
. Fakat ı isim ve ı ı ile Kur'an'da ı ı ğ ı
ve RasOlü'nün ı ı ğ ı gibi bilen; ı tevhid ilmini ka-
ı ğ yolu bulan büyük ğ ı ı
ı ı ait ş sözlerin ve ı rüyada veya
misal aleminde görmenin hakiki, ı ı hiçbir fasit ha-
yafe yer vermeden ı veçhile ı Öyle sözlerin
ş ı ı ı ı ı ş ve tehli-
keli bir hayale ş içinidrak ve tehayyLiI seviyesi-
ne riayet edilir ..
17
Hülasa : ı zat ı ı ait ş ve rOhi
a/aka ve münasebetleri ,ifade edecek sözler her hangi bir iy- ,
hama, ğ ı ı ı ı ğ ı yerde ı
ı ı açmadan ve tefsirini yapmadan ı ı
ı ı caiz olur. '
Bilakis öyle bir sözde iyham bulununca yani ı ma-
ı ş ş olunca da bu manada ğ
ı ı gerekir. ğ bir ş ile bu izah: bir sözun;
ı ı ait ı ve bir mana sözü üzerinde ittifak edildik-
ten sonra' da ı gidilmesini reddeder.
Mesela : Allah ı ı ı rüyada veya misal'
aleminde görülmesi mümkündür. Görülen Hak ı za-
ı ğ onun mis'alidir.
Hak ı misalini ı veya bu misali
zat ve mahiyet ğ ş ğ zannedenin ı ı .
. Ancak biz Allah ı iyi bilmek, iyi ı ve ta-
ı için O'nun ı ve ı ı ı ş ı ı mi-
ı darbederiz. Ama O'nu misilden tam ş dengi ve ben-
zeri, olmaktan tenzih ederiz de misalden tenzih etmeyiz. Bi-
takis, ((En ulvi misalOna ı ı
*
**
E - EHAO ve V AHi D (Tek ve Bir) ı
ı süresindeki ı i,sim ve ı ı ı süre-
nin özetle tefsiri: (J...:>-I ı i .'J.::
c
y:) «De ki O Allah'
birdir» (ihlas112/ 1) Hak Tea/a ( J...:..-I.J .Jt )
ı bir ı (el-Bakara2/ 163) dedi v,e vahid i le ehacl
ı ı ı ı « insan bir ş ı ı bir ı ı ı denilir. Bun-
, dan maksat bir topluluktur. Bin, ı ı da bu itibarla birdir
18
denilir. ileehad ı fark ı ı ı ve duygu
yolu ile ş edilen vahid, yani bir denilen ş ne ise 0,
tek ı bir' ı olup kendisinde ı ı
. .
. ihtimali olmaz. Halbukiehad de tek ş ı bir ı
makla beraber her hangi bir ı ş ş bir-
ş ve kendi halinde ı ı ş
ı «vahid»: hariçte ğ ı misli, dengi, ş yok deN
mektir. {{ehad» ise: kendisinde terkibi ve ı ı
demektir.
( ı illi ı ı «samed»in ı ş
ı hiç bir ı ı ve herkesin kendisine ı
olan, tam, zengin demektir. ş bu samed ismi de ı
ı ı «ahad», mürekkep ve ı ı bir
zat, ğ ve hem de ı ve ı «vahidu
ı ğ misli ve ğ ı ı ğ ı ı ğ mül-
künde ğ ı ı her ş ı muhtaç ğ
sonsuz zengin yani «samed» ı da bilakis kendisi or-
ğ ı veya ı ğ yahut ğ olurdu.
Ş ı ı ş eden ı ı ş ı ı ı ı
kendisine muhtaç ğ «samed» ı Bilakis ı
ğ ı ve kemalinde, ı ı kendisini terkip eden parça-
ı bir tekine bile muhtaç olurdu. İ ş «samed»lik böylece
vahid.ve ğ delildir. ( ) ğ
ı ı da, kendinden kendisi gibi bir ş meydana gel-
ğ vücOdunun_ ı ğ ı ı ı ı tevalüd ve tenasül,
ğ ğ üreme ile cinsi ş ı insan vücOdu
gibi ı aksine ezelden ı daima vahid ve ehad 01-
ğ delildir. . ( . r1...9) ğ ı ı ise:.
vücudunun, -sonradan ve yoktan meyda,na gelen veöldük-
ten sonra da fani ı da yüksek' cennette veya kesil-
19
meyen, sönmeyen ı ı ş daima kalacak o/an -insan vü·
,cüduna ğ ı ı ( .)...;>i i .u )
(Onun bir dengi yoktur» ı da: ş ı yüce ve bütün nok-
san ı münezzeh olan bir zata has olan hakiki bir
vücuda de/ildir ki bu vücut, kendinden ş ı
fayda ğ halde kendinden ş ı bir ı ve
faide ğ ı ihtiyaç imkan ve ihtimal göstermez.
Özet olarak ( ...t..:>-i illI .JA J9) ı ı
mukaddes ve münezzeh olan ı ı ı (,.4..,cJI <LU ı )
na, de: hem nen ve izafete yani kendisinin ş ı ihtiyac!
ı her ı ğ ı kendisine muhtaç ğ ve hem de
ehadiyyete; ( ..u-:!, r1) ten ş ğ ı ı da isim ve ı ait
se/be yani ı ait ı ı kendisinde ğ ı de-
ı
Allah ı ı ı ı ı ı mahsus
olan ı ı ondan nefyetrhekten daha ı ve daha ı
yol yoktur.
*
**
F - TEVHio VE SlfAT ÇOKlUGU
ı kimseler ı ı isim ve ı ı ı
ğ onun zatr mukaddesinde de çok/uk, birden z,iyade .
olmak, tahayyül ş Gerçekten ı ı
«ne Onun kendisidir, ne ı ı yani .bir ş ı ı o
ş kendisi ama. ondan ş ı da ğ ı
saca: ı ı ne ı ve ne de ı ı diyerek ğ
ş
Bu ı yan'j ı ı ğ ile ı da çok ola-
ğ ı ı ı ı zattan' ı sanmak tevehhümünden
20
\.
ileri, ş Halbuki ı ile zatta ı ş ı
ş yoktur. Buna ı : ı ş bilen bir insanda
({ALLAH» ğ ı üzerinde meydana gelecek ş hak-
ı zihninde bir bilgi ı ş bu bilgi bir. ı ı Bu
ı ı yani Allah kelimesinin ğ ı üzerinde ğ ı ş
ı kemali de bilinenin, ş yani ğ ı üzerindeki
Allah ı ı ı ı ı bilgiye tabi ı ı Çünki bu
ı ş bilgi ı olunca ğ ı üzerinde, el hareket
etmeden, kalem ve mürekkep ı ı olmadan o ş
lah kelimesinin ı ş zihinde) zehir oluverir. Hayalonu
ş ı aksettirir.
ş bilinen bir ş kendisiyle ş etmesi (hayal
ı ı ı ş ı itibariyle bu ı ((ilim)) (bilgi) denilir. Bu
ı ı ifade eden sözlere de, ı delillik ş ı ba-
ı ı «kelam)) (söz) denilir. Çünki kelam: ı
delalet ğ kelimelerde'n, sözlerden ibarettir. '
Bilinen ş vücudu, bu ı tabi ı itibariyle
{{kudretntir. diye ı ı ı ş burada ı ola-
rak ilim, ı kudret ı bir ı ı yoktur.Çünki
bu İ haddi ı tek bir ı ı
'Halbuki bu 'üç itibar ilim, kelam, kudret tabirieri ı
gibi ı tane olamaz. Kim ki ş ş ı g'özlüdür; ş ş ı gözle ba-'
kar ve ş ş ı görünce de muhakkak o ı ,bjr ı
fat görür de «o, odur» der.
Fakat o, üç tabire iltifat ederse ı birer ı
rak ve ifade ettikleri hal ve mevkli dikkate ı «her '
ı ğ ı ı der. Kim de bu itibar/ar ile bera-
ber ı ı mutlak ğ itibar ederse o iki ğ göz
ile ı ş ve ı ı «ne o ve nede ı ı ğ
na II ifikat ş '
Allah ı ı ı ı her ne kadarbLl misal
ı ise de ğ bir yönden ona mübayindir. Bu hu-.
21
sustaki ı ı anlatmak güçtür, kolay ğ
Hak ı ı ı ı verilmesinin caiz olma-
ğ ı ı tevehhüm eden ı kimseleregelince: ı
bu tevehhümleri misal ile mislin. ı ı ve (bunla-
. ı ı ı ı edememelerinden, i/eri ş
Çünki. misa/e, ı ı ğ ı ı gibi mahsus (duy-
guya tesir eden) suretlerden, ş o misali izah ede-
cek bir sureti, akla uygun bir mana için almakta ve bu ma-'
kul ı istifade edecek (misalin ne ı ğ bilecek)
ı ı ş ı ş ı ihtiyaç görülür.
Hissedilene gelince: bu, mis§le muhtaç ğ Çün-
ki mahsus, ı ile oldugu gibi hayalde ş eder. Ha-
·kikaten ğ ı çakmak ş ı ı ve. bunlar ı ş
ı ğ ı ı gören bir adam bu ş için misale ihtiyaç duy-
maz. Fakathayalde ı ve hayalin de
ğ ı ı ğ ı ş gelince: bunlar hakikaten za-
ı ı ı ş ı ş için hayalin ı ı ih-
. tiyaç gösterir.
Hak Tea/a Hazretleri kendisi için :
( t.? ) {{Onun misli gibi bir ş yoktur.» ş
Ş 42/11) ğ ·veçhile Ona bir misi/, ş ve denk yok-
tur. Fakat Ona misal ı Nebiyyi Ekrem (A.S.) : «Allah
Tea/a Ademi kendi suretinde yarattL» demesi bu misale ş
rettir.
Hakikaten Teala ve Tekaddes Hazretleri bizatihi mev- .
.. cut, hay (diri), ı ş ı (gören), ı (bilen),
ı (gücü yeten) mütekellim (söyleyen) olunca, Onun su·
retinin bir misali olan insanda da bu ı kendisinde
bir örnek ı gerekir ki hakikaten insan da böyledir.
ı bu ı ı ı misali ı
22
Ş bu ı ı ş ı Allah ı
, bi lemezdL Bu sebepledir ki Rasul·i Mücteba Efendimiz Haz-
retleri :
( 4.J, <-.1 r J..A.1 ı «Her kim
kendisini bilirse Rabbini bilir» ş Çünki insana, ken-
disinde misalini ı ğ ı her ş tasdik veikrar etmesi
zor gelir. ı Hak Sübbanehu Peygamberlerden ı ı
(Salat ı onlara) : «Ey insan, kendini bil, ı bilir"
sin» diye ş Bunun iç'indir ki; ı jfmi, Allah
ı özel ve ı mahsus olan ı ı ı ı '
ı bundan, ı ı ş ve Icad ş olan ı
bu has ı ı ı ı ı imkan vere·
cek kendisinde bir misal (örnek) yoktur.
Bir ş bilindikten sonra ona bir isim verilebilir. O halA
de insan için bir ş ı ğ yol ve örnek ı

da o ş için hiç bir bilgi ve Onun kendi ı hiçbir isim
ve ş ı olamaz. Bu takdirde onu ı ı ve tani-
tabii ir?
ş bundan ı ı ancak Allah bilir. Yani özel
ve kendine has ı ı ı ve ı ı künhünü, tam, ma
Q
ı ı ı ve ı ı ancak kendisi bilir ..
Evet, insan; haydir (diridir), ı ('bilir), ı (gü-
cü yeter), semi'dir ş ı (görür), mütekeflimdir
(söyler). Allah da böyledir, deyenbir kimse, ı Allah'a
ş olmaz. Çünki benzetme: bir ş ğ ş
özel ı ı isbat eder. Hak ı ı
ı ı ı Onun özel ı ı ı ğ Bize bildirHen
ve misal/eri verilen isim ve" ı ı ı
Biradam: «siyah bir ı ı ı renktir, mevcut·
tur. Beyaz da böyle bir ı ı renktir ve mevcut-
tur» dese, ı beyaza ş olmaz.Çünki iki ş
renkte, ı ı olmakta ve ı ortak ı bun.-
23
lar ı ı bir ş olmaz. Zira bunlar ı saran
genel ı ı
ı ı hepsi genel ı ş Bu itibar-
la ı ş yoktur.
Bunun gibi siyah ile beyaz, renkte, araz ve vücutta
ş ı halde yek ğ tam misali olamaz.
Allah Teala ı misal vermek mümkün ve caizdir, fa-
kat misil ı muhaldir.
Gerçekten biz: {( Hak Teala kainatta müdebbirdir,muta-
ı ı deriz. Halbuki Allah alemin içinde ğ Bunun
ı evet ı ğ ı hareket eder, bunu hareket
ı ilmi ve iradesidir. Parmakta ise (bu hare-
keti ı bir ilim ve irade yoktur. ş bu sebeple
ve bu ı ı ki insana, kendine ı ı
ve içine ğ ş ı fail ve müdebbir olabile-
ğ ş anlatmak, kavratmak mümkün oluyor.
G - TEKLiF MESELESi
*
**
Allah ı ı ı ı gerekli ş teklif
'etmesi.; ı ş ı ı ı teklHe benzemez.
Çünki efendilerin köle ve ş ı ş ı ş
rin, emir've ı ı ı emir sahiplerinin, mut-
. laka maddi ve manevi, istifadeleri ı Emir ve ı ı
bu maksatla ş
H'albuki Hak ı ı ğ emir ve yasak-
.Iarda böyle bir ı yoktur ve o ş görülmesindaki
. faideler hiç kendisine ait ğ ı kuluna teklifi
. kulun faidesi içindir. Efendinin kuluna teklifi ise tam tersine
efendinin kendi i,stifadesi içindir. Kul, kendisinin muhtaç oL-
ı ğ ı ş ı ş ğ ı teklif etmez.
24
Fakat, Allah ı ı teklifi, doktorun, has-
ı ı ğ ı teklifleri gibidir. ı ı ı fai-
de hep hastaya aittir. Doktor da bu emir ve ı ı
onun ğ için ş
ı ş yükpelince doktorona ğ ş
içmesiniemreder. ş ş haplar Dok,\orun.
ı içilmesine hiç ı yoktur. ı onu içme-
si, doktora ne fayda verir ve ne de içmemesi bir zarar ge-
tirir. Fakat faide ve ı ikisi de hastaya aittir. Doktor,
ancak ona'faide ve ı ı anlatan bir ş yo-
lunu gösteren bir hidayetçidir. ğ hasta, doktorun bütün
tavsiyelerini tamamiyle tutarsa ı ğ ı ş bulur,
halas olur. Ş onlara uymaz ve yapmaz ise ı ğ ı de-
vam eder ve helak olur. ı ı veya ölmesi,
doktoruna göre ş Çünki onun ş ı ve ölmesine
kendisinin hiç b'ir ihtiyac! yoktur. Nitekim Hak Teala Haz-
retleri, ı ı ş ı ş veren sebepler yarat-
. ı ş ı Bu da: ı iyOikler yapmak ve nefsi, temizleyi-
ci mücahedeler ile heva ve heveslerinden menetmektir.'
Evet,' nefsi kötü huylardan kurtaran haller, var-
ı Onu ahirette tehlikelere 'atan fena huylar da ı
Nit:ekim, bedene, mizaca zarar veren hal ve hareket-
lerde bulunmak dünyada ı getirir. Tehlikelere gö-
türür. Kötü huylar ve ı yasak ğ ş yapmak
dünya ı zehirlenmeler gibi ahiret ı nis-
betle zehirleyicihal ve ı
Bedenin ğ ı ğ ı ı korumak için ı bir ı ilmi ta-
babet var ise ruhun ve nefsin saadetini ğ ı doktorilik
.da ı Bütün Peygamberler -hepsine salat ve selam oL-
sun-' bu konuda birer ruh doktorudurlar. ı salah yoluna
ş ederler, kalpleri temizlemek yolunu ğ
·25
Nitekim Hak, Teala Hazretleri :
i'
( ı if yL;": DJ 4+-$j 0..,4 CDI ı ), «Nefsini
temizleyip parlatan gerçekten ı erdi. Onu kirletip
,görnan de eH ş ı ş Ş 91/9-10) buyurdu.
Doktor ş ı yap dedi, ş ı da yapmaktan
tL ı bundan sonra ı ı ğ ı ya artar veya iyi-
ğ döner, diye ı ı ı sonra ı ğ ı ı deni-
/irse, akla ilk gelen ş ı doktorun emir ve yasak-
ı ı ı ğ ı ı ı ğ ı ş bulunca da : «doktorun ka-'
nununa riayet ğ perhizde kusur ğ Gerçek-
ten bazen öyle ı ı .ki doktorun dediklerini yap-
ı ğ ı halde ı ğ ı artmaz, ğ döner. Doktorun emir
ve tavsiyelerine riayet ğ halde ı ğ ı uzama-
ı her halde muhalefet ğ ı ğ Be/ki
o doktorun' ş ğ ğ ı tedbirlerinden ş bir
yolla, ğ ı yoluna ş ı ı
ş bunun gibi takva da, kalp ve ruh ı ı ı kalp-
lerden ı bir perhizve korunma çaresidir. Beden has-
ı ı dünya ı ı ğ gibi, kalp ve, ruh has-
ı ı da, ahiret ı ı elden ı ı '
Bir ş misal verelim: insanlara hükmeden ş
/ardan biri, meclisinde, huzurunda ve ı ı
ş bir yerdeki ı ı ı para ve binek gön-
dermek suretiyle ı bulunur. Bundan ı onun
kendine ı ı mertebesine erebilmesi ve bu sebeple
mes'ud olabilmesi için kendi ı huzuruna teveccüh
etmesini arzu ş ı ı Kendisi. mülk ve memle-
keti idare hususunda hiç de ona muhtaç ı ğ ı halde bu
ı ı ı ş ı Hem de onu bir ş ı ı da
ı ş Sultan ı kendisine göl!deril-
ş olan ş ı kadir ve ı farz edelim' ki adam-
ğ ı ğ vechile, takdir edemedi de ğ ı ı
26
ı ı yahut öldürdü: veya öldürttü. ğ da ş bu-
raya ı bitirdi. Harçliks!z, ı ı ı kul bu hare-
ketiyle hem sultana, hem de ğ ı kadar gelen nimete
nankörlük,kafirlik etti. ğ o ı binerek yoluna ı
ı ve ğ da onun yolunda ı ş ı
tana ı gösteren, nimetin kadir ve ı bilen, ş
reden bir kimse olurdu. Tabiidir ki bu hal ve hareketi ile
yani. ı binmesi ve ı ı ş ı ile, sul-
tana bir menfaat ğ ı ş ı Zaten sultan. onabun-
ı böyle ş ı menfaat ı ile de ş ğ ve
onun huzuruna girmek teklifinde de kendi ş ı ai.t bir
faide yoktu. O ancak bu ihsan ve iradesi ile o kulun saa-
detini, onun mes'ut ı ı arzu ş Ne zaman bir
kul, efendisine, onunarzu ve ğ uyar; onun kendi iyi-
ğ için ğ emirlere riayet ederse, hem o emre ve onu
verene ı ş hem de bu yüzden elde ğ iyilik
ve nimetin kadrini ş .yani' ş kullardan ş
tur. Ş emre muhalefet eder de ondan ğ nimet:-
leri elde edemez ise, onun bu muhalefeti, düpedüz ı
ı ı ı ve nankörlük olur.
Allah ı ı her yerde müs-·
ğ ı ı nisbetle, kafil'lerin küfürleri. veya, ı
gelmeleri ş Lakin O ı ı kafir ı ı ş gör-
mez. Çünki kafirlik ı ş ı islah etmez.
Mutlaka kötü insan yapar. Ş sevk eder. Nitekim
doktor dahi ı ı ölümünü arzu etmez de, onu bundan
kurtaracak ilaçlar verir; Sultan da böyle .. Hiç bir suretle
muhtaç ı ğ ı ş ı veya mülküne bir faide ğ
ı ı ı ğ ı bir kulunun, ı birinin, kendi ş
ı ı bir harekette ı emirlerine, fer-
ı riayet etmiyerek ş ı ı belalara ı zin-
danlara girmesinden, kendisinden ş ı
nun olmaz. Bilakis ı ı ğ ve ı için' ş
olan emir ve fermanlara, kanun ve nizamlara riayet ederek,
21
kendisine ı ş suretiyle _ saadetlni arzu eder. Hal-
. bukr sultan,' o kimsenin ne kendine ı ı ğ ı ve ne de
',kendinden uzak ı muhtaç ğ ş ı
teklifini de bunun gibi anlamak ğ olur. Evet, çünki taat.,
lar iyjfikler, ı ş ı ğ her ş ı
ve manevi ı birer deva' ve ı Ma'siyet-
ler, ı ı ğ ı ş de, beden ve ruh ğ ı .
ı ı hozan birer zehirdirier. Bu zehir kalplere tesir eder.
Bundan ancak selim kalp, günah kirinden ı ş bir ruh
ile Allah'a gelenler, Onun huzuruna ı kurtulur. Mu-
tedi/ bir mizaca sahip, ı ı salim olan-
ı ğ ı içinde ş sahip ı gibi.
Doktorun ı ({ ş sana faide ve zarar verecek
ş bildirdim. ğ beni ve tavsiyelerimi dinler isen
menfaati ş dinlemez de aksini yaparsan ğ
cak zarar da yine kendine aittir», demesinin gayet ğ
ve tabii ş gibi Hak Teala Hazretleri de ı
CL ı l.;", WLlj .. , . )
ı "v- ,y -,. .. --v-:'!' cr
ı kim ğ yolu ş hidayete ş ise onun
HUdesi kendine; kim de ı ı ş ğ .yoldan ı ı ş ise
onun da ı kendinedir.» (Yunus 10/108) ğ bir yerde
de :
«Kim bir iyilik yaparsa kendi ı kim de bir kötülük
ş ise o da kendi ı (el-Casiye 45/15) buyur-
ı da daha ğ ve tabiidir,
ğ ı ğ ı ı ve soyun devam ve ı ı için ku-
ş olan ı ı tabii . ı ğ
bir ş ı ve ğ ı ğ ceza ve'
ğ minnet, ve ğ ı ğ ı kötü akibete gelince: bu ona
Allah ı bir gazab ve intikam olarak verilen İ ceza
ğ Mesela: ı ı ile İ münasebeti ı bir
28
kimseye, ı ı azab etmesi, ğ emzir-
miyeni, ğ ölümü ile-. ı ı yiyipiçmeyi
ı ı ı ve ı ı ı ı kullan-
ı ı ı ğ ı ı ı ı İ ı ı ı ı gibi. ..
Allah ı ı ı ı ı ise: iyiam, incitmek ve
ı istemesinden ş ı Sebep ve neticeleri
malOm hayat ve, tabiat ı muhalefet etmenin ge-
ğ ı ı ı olan ve sebebi birden ı bi-
linmiyen ameilere İ ceza ve musibetlerdir. Hayat nizam-
ı muhalefet etmenin ı istisna ve gecikme yok-
tur. Bu cezalar hemen verilir ve sebepleri de bellidir. Se-
bep ve netice ı ğ ı ı Nitekim, sebepler ve bun-
ı eserleri yani sebepler ve netice/eri ş dünya ı
da biri birini çeker, olaylar ,meydana getirir. Bun/ar da; se-
bepleri' sebep ı Hak ı takdir ve tertibi iledir.
ı ı sebepler;e/emler, kederler ı eder. ı
. sebepler de; lezzetler, zevkler verir. Bu dünyadaki geçici
ve zevklerin İ ahirette ne' ı ı
. ancak Peygamberler bilir.
ı ma'siyetlerin, iyiliklerin, kötülüklerin öbür
ı elemlerine ve zevklerine nisbeti aynen b.unun gi-
bidir.
Ma'siyetlere neden ceza ş Kötülük' nede'n
elem verir? diye sormak: hayvan zehirden neden ölür? Ze-
hir neden ölüme sebep olur? ins'an be'den; ı zehirden
müteessir olacak halde ı ı ş ı Zehir bedene 'tesir
eder de beden niçin zehire müessir olmaz? diye bir ş
sormaya bEmzer.
Allah Teala Hazretleri ı ruhunu, niçin faziletler
saadet verecek; reziletler de onu a/çaltacak,
ş edecek kabiliyette ı ş ı demek de buna.
benzer.
Allah Tea/a ı ğ ı ı ı ı yedirip içirmeden,
doyurmaktan, beslemekten; ilaç ı der-
man vermekten; ı münasebette bulundurmadan da ço·,
cuk ı ve emzirmeksizin büyütmekten katiyen
,aciz ğ Fakat O, ı ı bütün ı aleminde
vuküa ğ ş için sebep ve ,neticeler tertip ey-
ş Her ı ı bir sebebe ğ ı ş ı ğ deyim-
le: her sebep bir neticeyi meydana getirir. Her ı ı
mutlaka bir sebebi ı Sebepler zincirinin her ı
kendinden ı bir sebep ve kendinden öncesine bir
neticedir. Her ı ı sebep ve netice olarak vücut bul-
ı ı ı ı ı sebeplere ğ ı
nice ı ve hikmetler ı ki, ı ı kendisi ve bir
ı ı da, ilirnde rasih olanlar bilir. Bunu bilmek ş ş ı
bir ş ğ ı ş ş ı olan, insana hayret veren
kainattaki ı ve hiç ı sabit ve ğ ş ka-
ı ki; ş bilgiler, fen, teknik, ,hayat, medeniyet,
hep bu illet ve malGI (sebep ve neticenin), ğ ifade ile:
ı ı ı durduran ı ı ğ ş ş ş tatbikidir.
ı yemin ederim ki, alemdeki bu hayrete ş
hikmet ve ı ı ı ı ve sebeplerini idrak edemiyel1/e-
rin mutlaka ı ı ve ı ğ görebilmekte, hak-
ka hidayetinde bir eksiklik ı Böyle ı yani
ı ı ı ve mükemmel bir plana ğ ı ı
pitki ve ,koyun, davar, keklik, tavuk gibi itidale en ı
olan ve ı itibariyle en latif ı ı ve ı
zayi olurdu.
Bir bitkinin, kemali, kendinden bir derece üstün olan
hayvana ı (besin) ı Evet bir hayvan bitkiden ay-
ı lan ş (bitkiye ı k veren, maddelerin kendi bede-
nine geçmesi ile) ı ı devamettiriyor. Bir ı hay-
van, bitkinin ı ı kendinde ı ş olmak itibariyle
adeta bitki oluyor. ı kemali de budur. ş bir
30
ı insana nisbeti de bunun gibidir. (insan da ha'yA
ı besinlerle ş ı da ADN cennetindeki
!ere nisbeti böyledir. Nitekim Hak Teala :
( y «Melekler
rm üzerine her ı girerler.» (er-Rad 13/24) ş
tur.
ı ı ı bir ı ı ı ı ı hayvana
besin ı gelince: ı ı ı ve ı hayvanlarda si,ya-
ı ve ı ı o kadar çOk faideler ı ki ı siyaset ı
ı ve doktorlar bi/ir. Bir misalle ı ı ı ı ve Ha-
ı olan ı ı bu külll ve ş ş ı bü-
tün ş ve ı hüküm sürmesine taaccüp eden
senin misali, adeta bir a'ma gibidir. Kör adam bir saraya
ş ı sa/onuna ş olan süs ş ı ı
ça ve cam ı ı ı ı mutfak ş ı sa-
narak, konak sahibine:
-:-- ı ı zorunuz mu var, niye bu ş ve ı
ı yerlerine ı ı Yahut: ı yersizve ı
sanarak),
- Niçin yol üstüne, ı ı ı ı ş
Onlar da cevap olarak:
- Yok ı ş ı her biri yerli yerinde bulun-
ı Bozukluk, onlarda ğ ı görecek gözün.
ı ileri geliyor, ş
Bir' de: ı bozan» ı sebe-
biyle) koku ı bir ş de, önüne, güzelkokulu ud
ğ ı çiçek' ı ı ve kokulu ı ı bunla-
nn burada yer kaplamaktan ş ne ı var da koyu-
yorsun! diye ı Ona cevap olarak mesela: ş ud ğ
ClrlJll odunlukdan ş de ı Çok güzel bir
ku yayar. Odalar, meclisler bunun ile ı Ş
31
senin bu kokuyu almana burnl/ndaki koku bozEli, ı ğ ı
yani' ş manidir, deni,Ür.
Burada baska bahisler ve sorular da ı Bunlardan
biri ş Hak Teala Hazretleri bir ş emret-
ğ halde ı ondan bahsetmeYi menediyor? Hal-
buki, ı ancak bir ş bahsetmekle ı olur, di-
,yenbulunur. Buna cevap ş
Bu yersiz bir hayret ş Çünki bir ş vukOu, ğ
lam ve ı bir ı yahut ı bir bilgiyi gerektirir.
Kesin inanç ise ı ve ı yolunda mücerret bir ı
ile bilinir meydana gelir.
Bilgi ve marifet de burhan ile, ı elde etmek de
o ş bahsetmek ile ı olur. Bu itibarla' ı topu
,birden, bahsetmekten ş Ancak, bahsin in-
celiklerine ve ı ı ı ermeyen acjz ve id-
raki, ı ş
Bunun misali ş Doktor hastaya bir ilaç içmesini
'emreder. Fakat bU ı ğ derman ı ı sebehini
ş ı ı Çünki ı idrak sev!yesionu
kavramaktan acizdir. ş ı onu yoracak, anlamaktan
aciz ı Bu yüzden de ı ğ ı artacak, netice iti-
bariyle ı ı ı
Gerçi pek nadir hastalar ı ı ı yoluna gir-
ş ı ı sebepleri ı bilgi ş
ı ş ı ve ş ı Hatta
lara kendi ı ğ ı için verilen ı halinden, müna-
sehatlerinden bahsedilmesi de menedilmez. Bilakis, onun
kuru ve ı ş bir ı ğ ı körükörüne bir taklidçi
ı ğ ı ş ı ı ise gereken izahat da verilir. Çünki,
zekaSi müsaittir. ı ğ ı sebebierini ı
ı ğ ı ı ve ona ı ı ğ bHince de ilaç
32
ş ı Önem verecek ve tavsiyeleri ı
'le y,erine getirmiye ı ş ı
Sayet durumu vetedavi yolunu anlamaz iseilaç ve tav-
ı riayet etmekten de yüz 'çevirecek olursa ona has-
ı ğ ı ı ilaç ve' tavsiyelerin ğ anlatmak ı ..
ı Bilgi ve idrak kabiliyeti yeterli olan da sorgu ve sualden,
düsünme ve ş ı menedilmemelidir. Ancak hasta-
lar' içinde böyleleri pek ı ı ı ve idrak ı
ı . ı ı '
ş ı ve ş mese/eler de sebep ve hikmetleri bil-
i
mek
ve onlardan bahsetmek de bu kabildendir.
İ ı ı kendilerine itaat ettirmesine ge-
lince'; mesela: tenezzüh yerlerine ı ve güzel ş
bakmak için gezen, yaya giden, ı ı ı ş ı bir kim-
seye: ı ş ı ı gözlerine hizmetçi ı
Or ve ı onun hizmetinde yoruyar. Halbuki ayak da
nun, gözleri gibi bir ı ı Buna ne oluyor da ı di-
ğ ı ı 'yoruyor, ğ hizmetçi ı
denilir. ş bu, ş ve sorular hep ş kadir-
leri ve mertebeleri bilmemektendir. Fakat ı ı olan ş ha-
ı ı iyi bilir: «Kamilolan daima ı olanla beslenir.
aksan, ı ve aciz, olan da ı ı için mu-
's'ahhar ı ı ı Onun faide ve ı tutulur.» Bu da
hikmetin ta kendisidir, 'zulüm ve ı ı yoktur.
Çünki zulüm: « ş ı ı mülkünde tasarruf etmektir.»'
Halbuki Hak Teala, kendi mülkü ı bir ş ı ı
küne tesadüf etmez ki onda tasarrufu zulüm olsun Bu ger-
ğ göre Allah'tan zulüm vaki ı tasavvui" olunamaz.
ğ kendi mülklinde ğ tasarruf etmek, iste-
ğ yapmak ı maliktir. Bu itibarla Onunbütün
ı ı zulüm ğ adalet ol ür. '
Yine ı ı olan bilir ki ifahi vahiy, gerçek ş ı hak
in, ı ı ğ ı hiç bir ş getirmez, ileri sürmez»
, 33
sozu' ile mümkün ğ ve niuhal olarak kabul ş
.' ğ bir ş meseJa: ı ı ı kendisi gibi bir
Allah ı ı yahut da biri birinin ı ı aksi olan iki
ş bir·yerde, bir noktada ş mümkün ı
ğ ı - ı burhan delalet ğ söylemek isterse; din
ve ş ı burlu' redde.tmez, kabul eder. ğ o: ı ala-
ğ ı ve 'akll burhan sözü ı ğ
bir ş künhü ve hakikati idrak ve ihata. olunmaz, demek,
. isterse, ş bu hüküm her yerde, bahusOs fjzik, kimya ve
tababet ilminde ğ ğ Mesela: ı ı ı demiri
kehrlineçekmesi ve hamile bir ı ı bir tür ı ı üze-
rinde yürümesiyl'e ğ ş gibi. Ve bundan
ş bir çok ş kendilerine mahsus hassalar,
likler ı
ş bunlar ı ı ğ ı ş ı bu hassa-
Ie.rdan her birinin ı ı üzerinde durmaz ve kendi ş ı
ı ı ı ı olamaz. Hem de. onun muhal oldu-
ğ hüküm vermekten geri dönmez. Halbuki: ı alma-
ı ğ ı her ş haddi ı muhal ğ Mesela; biz ş
ğ ı ı ve ş ı ı ı görmeseydik ve birisi de bize:
«BBn hakikaten bir odun ı ı odun ı sürttüm
de ikisi ı mercimek ğ ı ı ı bir ş
ı ı ı ı madde ş ş ve içinde bulun.an her ş
yedi, bitirdi. ı ı o' kadar çok ş ş
hiç birisi onun içine girmedi, ı ı cisminde ve hacminde
bir z'iyadelik ı Üstel ik o kendi kendini de yedi. Ne-
ticede ne ı ne de bu ş ve ş ı .. » diye çok
garip bir haber ş ı biz ona: «böyle ş
bunu ı ı kabuletmez.» der idik. Halbuki bu: ş ve onun
ı ı tasdik eder, göz ş ve ı ğ ı ı
rür, ş duyumuz bu olguyu ğ Fakat ı ı bundaki
ı n ı ı ı ı ı ı ı ve delilleri ile
ş Edemeyince de: «mümkün ğ ı
der. Halbuki muhal ğ Madde ve hadise ı
34
ş ş ı dini emir ve yasaklarda ı muhal oL-
ı iç yüzü I]akkiyie bilinmiyen bunun gibi acayip ş
leri ihtiva eder ki, ı onlar ı ı ı
Uzak ile muhal ı fark ı ı ı uzak olan ş
ş ş ş ş Muhaf ise; ı ta'savvur
edilemiyen ş

Gelelim Allah ı ( ';) )
«O Allah ı ğ ğ ı sorulmaz. Onlar ise
rumIudurlar.» (el-Enbiya 21/23) ı ı de : {{Varabbi
bu ı gününde beni niçin a'ma olarElk ş hal-
buld- ben dünyada götürdüm. (Taha 20/124-125) ayetine.
- Soru, bin sormak, bazan mutlak olur. Ve bunun-
'la Uzam ka·sdolunur. Mesela: filan filan ile munazara ı
ona _bir sual yöneltti, denir. Fakat bazan da sual mutlak olur
ve onunla bir haber ve' bir mesele sorulur. Talebenin hoca-
ı bir ş ı gibi, Hak Teala Hazretlerine ilzam için
asla soru edilmez, 'Ona ı ğ ı ğ ı so-
rulmaz, 'cümlesi ı Çünki ona ilzam ı
da ı «niçin, neden? denilemez. Fakat bir haber ve
bir mesele sormak ve anlamak istemek meselesi böyle de-
ğ ( i ı J..9" 2 ) «Yarabbi beni,
kör ş halbuki ben ,hakikaten görüyordum» ı
dan da maksat budur. Bu. sorulara cevap, bunlardaki ı
ı izah, husOsi.mda bu' kadar söylememiz kafidir. Biraz
, zeka ve dirayet ile taklid İ yükselip istidlale,
tahkik ve istidlal mertebesine, ş helak olanla-
ra ı ı Fayda vermiyen- kiyasetten (zekadan) Allah'a sl-
, ğ ı ı ı Çünki cehalet (bilmemek) ş halasa fayda-
SIZ ı daha ı ı Ş :
ı ı ı ı içinde,
Kamil olabileceklerin eksik ı gibisini görmedim.
35
li -..- IMAN ESASLARI
Kendini ve hadis ğ hadis ı da bir ı
dise ı ğ ı bifirsen, elbette ki sen-
de Allah 'a ı ı ı Akla çok ı
o/an ş bu iki bilgidir. Yani kendinin hadis (sonradan) 01-'
ğ hadisin de kendini ihdas ı ğ
ğ
ğ kendini ve hadis ğ ayni zamanda özünün
tablat maddelerinden meydana gelen bir bedenden ibaret
ı bir cevher, bir ruh ğ bilirsen; hasiyetinin
cevheri (özü) ı bilmektir ve hissedilmiyen, ş duyu
aleminden ı ı ı ş bedenin ı ı ı ı
rümesi de seni yok etmiyecektir; ş ı ı ş
ahiret gününü de burhan ile bilir, ahiretin ı ğ ı ğ
bir deHI ile ı edersin. -Çünki seniniçin ancak iki günün
ı ğ ı Birisi, ğ gündür. Sen
onda ş bulunuyorsun. ğ de ş bir gündür ki
sen onda bedeninden ı ı Senin ı ı ce-
set ile ı sen muhakkak ondan bir gün ölüm ile
ı ı O zaman da-senin 'için ğ bir gün ı ola-
ı
Sen ğ cesedin ruhtan ı ı ile mahsus ve mad-
ı olan ş ı ı ş ğ ı ı bilirsen, bir nimete ka-
ş ğ ı ı ki bu nimet; Allah ı bilmektir.
Bu öyle bir nimettir ki; ı ı ğ ve ı ı ğ
olan zevk ve ı son merhalesidir. Ş ı arzu-
lara meyletmek ı ğ ı ı ş isenmuhakkak bu
nimete ş ı Yahut da bir azaba ğ ki
buna sebep: Allah Teala'dan 'perdeli ı ş ı ğ ı ı
Azab da ı ı ı ı ı itibariyle ş ve ı
ı ı ı Nitekim Hak Teala Hazretleri:
( tr.:-iJ ) «Onlar ile istekleri ı
bir haii gerildL» (Sebe 34/35) ş
-
Mariferin, ı ı ı ve nimetlere ş ı
sebebi ı zikretmek, ş nimetlerini fikretmek ve
Allah'tan ş ı yüzçevirmektir. ı zikrinden ve
O'nu ı ı ı ğ olan da; ş
lere ikbal ve dünyaya meyildir. ğ ı böylece bilip
anlamakla beraber Allah ı nimet ve azab sebepfe-
rini has ı ş ğ ş ı ı
, bütün ı bildirmeye kadir ğ bilirsen, ğ ve
ğ ı nimet ve azab sebeplerini has ı (pey-
gamberleri) ı ı ile bütün ş ğ
da, kavrarsari; Peygamberlerini burhan i le ş ğ
delilini ş olursun ve onlara ı edersin.
. ğ Peygamberlere has olan bu ı ı ye ı
bilirsen ve ı ancak söz kisvesinde ğ ı ı ve ken-
dilerine' vahyedilen' kelime ve manalardan ibaret bulunaca-
ğ ı ı ; ı ya uykuda veya ı halinde ı ,
ı (ve gönüllerine) ı ı ğ ı ı anlar isen, ı
ra iman ş olursun.
_ Allah ı bütün ş ı ı ve ı ı ı ya-
ı ş ğ (yani ya bir sebep ı ı ile yap-
ı ğ ı ı ve yapmakta ğ veya hiç birsebep ve ı
ı ğ ı halde ğ ğ ı ğ ı ı ve
beplerin de ş ve türlü derecelerde ğ (ve bu
ı içinde Allah'a daha) ı ı ı da ı
ğ ve ı da melek ı verilen ı ola-
ğ ı ı anlar ve kabul edersin. Ama bu bilgi ve ı ş ı (me-
lekleri ve vazifelerini) ı burhanile elde etmek zordur.
ı sen bu hususta Peygamberlere, ve ı
ğ söylediklerine (hiç ı ı burhanile
bilip) ı sonra ı meleklere (ve ş dair) ,
ı ş ı haberlerde de ı ve ı ı ı ı ı
31
tasdik "etI ve bu ı ile yetin! Çünki bu ı 'da ı ı
derecelerindendir. "
( '.,.vI eJJI t;l'ft )
«icinizden iman edenleri ve kendUerine bHgi
Allahderecelere yükseltir,)} (Mücadele 58/11)
i - ı Ş
ğ her ş ğ ı esas itibariyle muhal ğ
dir. ğ her de ğ ı döllenmekle meydana ge-
ı

ı ğ ı ğ ş ı ı muhal ğ
Hak Teala ı ı : i - ı ı tr u W '11 bl )
«Hiç' ş ki insam bir nutfeden, biri biri ile ı ş ı er·,
kek suyUile ı ı 'rahimde ş bir, dam-
la slH:lan, ı ı 76/2) kelam", ile ancak, ı
insana alt döllenme, ğ biri birinden ğ ifade edil-
ş ( yl .. )':;;,j!t li...aL.;,.) ,«Sizi topraktan ı
(el-Hac 22/5) ı ile; ı ğ ş ş ş
" ş meydana ğ murad ş Akrepler bazan,
, tere otundan ve ğ özünden; ı ı ı
ı ğ ş ve kemikleri ı ı ı ş ğ ı sivrisinek
sirkeden;' kocakeler karnabahard,an; bokböcekleri ve tahta-
kur,usu koyun, keçi gübresinden meydana ğ gibi bazan
da: göknar tohumu ğ ğ ı "sürüyen ı
a'krep; ı ı çamu'rdan ve tezektenfare; daima
suda bulunan ı ş kökü çamurundan ş bilhassa ş
ve benzerleri ğ
Bunlar ve daha ş ı ı ı ı ya-
ı ı ı
Sonra bu ğ ürer, ğ ı biri birini ğ döl-
lenme suretiyle cinsler, neviler, türler, baki ı
38
Muaddil'ün-nehar dairesinin felekü'l-bürOca ı ş
de: süfll alemin harap ğ ı ve mevsimleri, ı
ı ı güzü, ı ş ı ğ ı dela/et eden ş
Bu sebe'ple de ı ve nesil, zürriyyet (yer yüzünde hayat)
ı Nitekim Hak Teala: ( 0
u
ı JS' )
({Dünya üzerinde 'bulunan her ş fanidir.» (er-Rahman 55/26)
dedi.
Allah Teala Hazretleri Adem'i topraktan ı
sonra Adem'den tevalüt ğ ı oldu.
Bunun naziri görulüp ı
Küçük, büyük sanatlar (el ve makine ş ilham yolu
i le ı i oluyor, sonra ğ iyor ve be'lIeniliyor: iStifadeli
hale geliyor. ş de kav ile ğ ı ı ş ı
dana gelir. Sonra bundan ş elde edilir. Bunlar Hep p.zjz,
ı olan Allah'm ı Öyle bir Allah ki: iki dairenin
ı ı ğ ı yerde ı ve. meyli artan burçlar ş
ı ı ı ş ı (Öyle 'bir rJizam 've ı plan-
ı ki Ailah) her ikisi (yani muaddili'n-nehar ile felekü'l-
, ı ı Adern ı ı topraktan ı Son-
ra ı ğ ve suyun sülalesinden Adem'in nesilni,
zürriyetini vücOde getirdi. Sonra onu tesviye etti. (Tam insan
ş koydu.) Kendi ruhundan da cesede ruh üfle,di.
Hilkatin ş ı ı ilk ı ı ş ğ ş ve ğ
. ş ğ ve döllenme sureti ile üremede, Sani'i Ha-
ı ğ kanun ve nizamlarda ve hrkmet ı
ş eden, ş duygu ile hissolunan alemdeki olgulara,
ğ ş ve ş dikkatle ı incelesin! Sonraki
ğ ş ve ikinci ş gelince: bu mesele de, ı
lümde ş
*
**
39
J ,-' «EVVEL-AHiR, ZAHiH-BA ı TABiRLERi
. , ,
ı ı ı ı hepsini Allah Teala, ilim
ve iradesi ile ı ve tertip ğ bir'plana göre sonra-
dan ve zaman zaman ı ı ı ş ı Evvellerin evveli
bizzat kendisidir. O'ndan evvel hiç bir ş yoktur. Bütün
ı ı ve imkan ı gelen ş hepsi O'n-
ı ve sonradan ı ş Sonra da: ı ı ş Ve
yaratmadaki tertip. ve ı en ı az ğ ş
reften az ş daha' ş ğ ı ğ iniyor, böylelikle
ı ı en ı maddede nihayet buluyor. '
Sonra yükselme yönünde Hak Teala en hakir, en
ğ ş ş sureti ile ı ğ ı
kar ve nihayet insanlarda nihayet bulur. insan da nefsi ,ter-
temizedip: ı Sf't.:;'" J P «Rabbma
··onu ş ğ ve ondan da ş ğ halcle-dön ey
ı nefs» ğ yere ı ı ı döner. (el-Fecr
89/28) Bunun içinde: ( .,r6lLJ;J i .J :Jj'Jil
«O' en evvel
9
O en sonclur, O zahirdir, O ı ş
ı 29/3).
Zahir ş her ı ğ ı bir ş ı her hadisi bir ihdas
eden,. her mümkünü eden ı ğ ı ı ı
ı ve köklerinde ı ı ı ı kabul ğ bir beda-
hettir. ı ş gelince: bunun ı ve ı ı o kadar
özeldir ki, bunu ondan ş ı bilmez. ğ vakit de çok
parlak zuhOrundan ı ı olur. Nitekim ş -bu mi-
salden sonderece uzakta ğ halde- zahirdi!", bahirdir.
ş ı son dereçe zahir ı ile de görmek has-
ı göz, ş ş ı ı ve ı ğ ş id-
rak etmez, görmez. Göz ş ı etraf ı hiçbir ş
görmez olur.
40
,K - MIZAN
Terazi, ölçü ş ı ne ğ onun ile bilinir. Bir inan-
ı ı ğ ı ve ğ de onunla ı Ölçü, ı
zamanda yer ile ğ ı ı ı Nitekim ş ayet-
lerdeki ı (ölçünün) ı budur:
ı yüceltti ve ölçüyü koydu. Ölç'üde, ı hak-
ı ı ı diye ... Teraziyi ğ tutun, bir tarafa
ğ ı {eksik tartm4YI.n!} Yeri insanlar için ı
ş ı hale ,koydu.» (er-Rahman
ş bu ölçü. (mizan), RubObiyetin, ı terbiye ve ye-
ş ı ı ı ki, bu ı ı ilirnde rasJh- olanlar-
dan ş ı bilmez. Allah Teala Hazretleri ise en ziyade (ve
tamamiyle) b,ilendir.
41 .
iKiNCi BÖlÜM
M ELE K lER i Bi L M E K
,A - MELEK, CiN VE _ ı MAHiYETi
Melekler, cin ve ş kendi ş ı 'du'ran bi-
rer cevherdirler ki ı birbirinden tamamiyle ı
ve tek ş ı ı bir ı ı ş ederler. Buna misal; kudret-
tir. Kudret, ilimden ayri, ilim de kudretin ı ı Her iki-
si ise renge muhiHiftir. Renk,' ilim, kudret (üçü de) ı ğ ı
kendinden ş ı muhtaçolan birer ı Melek, ş
tan ve cin de ş bunun gibi biri birine muhaliftirler. Bu-
nunla beraber her birisi kendi ş ı hariçte durabilenbi-
rer ı ı '
Gerçi cinile melek ı ı ihtilaf ı
ama bu ihtilaf, at ile insan gibi bir nevi (tür) ı ı ğ ı ı ı
, yoksa ı insan- ile kamil insangibi ı olan bir' ay-
ı ı ı ı bilinmez.
Melek ile, ı ı ı ve ı da böy-
ledir. Cinsleri, ı ihtilaf ve ı da araz-
ı ı ı ı ı ı ile ş ı ile
veli gibi. .. ı ı ı ı ı nevide ı ı
ğ bilgi de hiç ş ı ı ı
ş ı geçen bu cevherler (melek, cin ve ş in
hakiki mahiyeti, ruhani maddeleri bölün!l1ez. Yan'i Allah Te-
42
has olan ilmin mahalli birdir, ı Çünki bir
ilim ·(tek bilgi), ancak bir . yerde olur. insanin ı da
bUnun gibidir. Bir ş bilmek de bilmernek d.e biri birine
ı olan tek bir mahaldeçlir. ı mahaldeki bir ş hem
bilmek. hem de bilmernek bir ı ı ş eder. iki mahalde
olursa birf birine ı ğ
-/
Cevherlerin bölünmemesinegelince: bu, bir yer kap-
lar ı yoksa kaplamaz ı meselesidir ki, bölünrniyen en
ğ .(atarnu) bilnieye aittir. ğ bölünmiyen en küçük
ı bölünmesr ı olursa, ş bucevherler bölün-
mez ve bir yer kaplamaz. Ş bölünmiyen ı bö-
lünmesi muhal olmazsa bu cevherlerin de bir mekanda bu-
ı ,mümkün olur. '
Fizikçi}erden bir 'grup:« bölünmüyen ı (madde-
nin, atomun) ı ı ve bir yer ı müm-
kün olmaz, çünki İ ve bir yer ı ancak
Allah ı ı Ondan ı ı bölünür, ı ı parça·
lana parça/ana en son zerresinin hiç bir ı ğ ı kalmaz. Bu-
nu ondan, onu bundan ı nedin>, diyorlar.'
- Bu, henüz ı ı ı bir ş ı bu
husustaki burhan, bazan, onlardan (iki türlü cevherden) bö-
, lünme, yer tutma, mekan ve maddeye ait ş selbedi/se
dahionlar ·biri birine ı olurlar. Halbuki bu bir olumsuz-
luktur. hibar ise, hakikat/ara ı ve ı hakiki
ı ı ı ı selbedilen ş bir mad-
deye' (bir ölçüye) ı iki araz gibidir. ı ise: bir-
mahaide bulunaniki haldir. ı iki'h§/in bir
ı ve bir mahalde· ı ı ı bu iki halin biri biri" .,
ne benzemesini ifade etmez.
ş bunun gibi bir mahal ve mekana ı ı
mak da iki ş ı ğ ı ifade ı ı Bu cevherleri
ni meleklerin cevherlerini, her ne kadar, ı ve hisleri"
43
mizle temas edecek derecede ğ olmasa ş
. de etmek mümkün. Bu ş iki yöndedir:
1 -Temsilyönü' : Nitekim Hak Teala Hazretleri
( y'yu' ı ) «Melek (CebriHIJ ona (Mer-
yem'e) tam ş olarak temassi.il eUL» (Meryem 19/17)
ş Nitekim Efendimiz Hazretleri Cebraili Dihyet-ü'!
-Kelbl sDretinde görürdel.
2 - Gerçek yönü: ı hissedilecek
cede ğ ş latlf maddemsi bir) bede"ni ı ile-
dir. Nitekim bizim, hiss ı ğ ı halde bir ı ı ve
ı ı ı da hissolunan bir bednei ı ki "bu beden,. cÇln,-
ı ı tasarruf mahalli ve has olan alemidir. ş
rin ı ı da böyledir. ı da bizimki kadar ğ ol·
mamakla beraber az ı ve gözlerin ğ kadar
ı ş bedeni ı .
Tam latlf olan bir bedeni görebilmek; ancak onun üze-
rine Peygamberlik nürunun ı ile mümkündür. Nite-
kim bizim ş dünya alemi'mizin görülebilecek ı ı
ı etmek ş nut'unun ı ğ ı ı Cin
ve ş ı ı bedenleri ve görülrneleri) ı
da mesel e böyiedir.
B - KARAKTER, RUH VE MELEKLER
Bir ı ı ı ı ı ı ı tinetin, karakterin) ğ bir ml-.
zaca ı ş muhal ğ (mümkündür) dir.
ğ bir mlcaza ı olan bir ı ı nefsinin ı
ı ruhunun) o ı nefsine (özüne, rOhuna) nisbeti" de
bir ı ı yani hiç bir mizac ğ bir ı ı
ve ğ bir ı ı ruhunun, özünün ı ı olamaz. Ancak,
biri birine ı derece ve karakterde o/ur.
44
ı insan için ı bir ı ve onun da özel bir nefc
si olu'r ve sonra bu ı sahibi ölürse, ondan sonra ona
ı ğ bir ı hadis ve ı olur, Bu da devirlerde, '
dönme ve, dolanmalarda ve fele'kiyyete, semalardaki ı
lara, ait ş Bunun misali: Bir ı ı oL-
ş ve bir felek (sema), özel ,heyeti (durumu) üzerine te-
ş ş Sonra o ş ı ı ı
ı küreler, topu birden kendileri içinmümkün olan bir
avdet ve iade ile avdet ş ş Ş (bu ş
ve ş özel bir ş ı ı nisbetle olmazs'8,
o zaman ğ bir ı hadis olur' ki, bu hadis olan yeni
ı ğ bir nefse, cana, ı hak ı sahip olur
ki bu ı ı öteki nefse nisbetledir, ı ş ı ş olan nefsin
ı onun ğ göredir. Onefisde öteki ile nisbet
olunan ı gerekli olan münasebet ı
Bedenden ı ı ş olan bir nefis (can), bu ı
mamiyle ,tealluk etmez. Çünki bir bedende iki nefsin
ruf ,etmesi muhaldir. Evet bu nefis o ı o ı il.e
birlikte hadis olan nefsin tealluku ı ı tealluk eder
de, bu nefis çok hayra müsteii, ı yapma kabiliyeti faz-
,la olursa, ı artar ve ş ş is.e, ş ı artar.
Bu sebeple: {(,Her ı kendisine benziyen bil' cini
ı Ona ı eder, yahut bir ş ı Onu ı
ğ yOldan ı ı denilir. ğ bir zamanda, iki bedende
veya iki mekanda iki ı ı olur ve bu iki ı için
de iki nefis hadis olursa, bu nefisler ı ğ ş ş
olurlar. Bu takdirde o ı bedenlerde ş ğ ı ı biri
birine ş ğ gibi nefisler de öyle iki ş seviyede bu-
. tunur, ı gerekir.
Kimde" ı ş ruhlann 'kendi ruhuna münasebeti da-
ha' çok olursa, onda bu ş (ittisalat) türlü
lak ve huylar, kabiliyetter ı olur da, o kimse ahvali alemi
bilen ve gerecekte neler ğ ı haber veren bir arif,
45
bir kahin, yahut ı ı ahkam ı veya bun-
lardan ş ş saltip ı bir adam olur .
. Bazan ,da .vehim kuvveti, ı ı sonra ş ı
alem kendisi için, ona bir beden olur da onu yüksek aleme
geçirmez; ı Bu alemdeki cüz'! (küçük) sebep'leri
mütalea Buna ş olan bedenin nefsi de ı .bil-
mekten, öyle ş ı biraz ı
BiHnen 've ı ş ı da ı ki bunlar
çok kötüdür. ı bunlar maddelikten ı ı ş ı Çok kötü
olan ş ı Noksan tabakadan olan ı ı da cindk. Cin
için de, ş için de ı ı alakalar ı ki, bir
insan ona ı ı tutulur, ı ş ı ı Bir ı ı fiil-
ler ş de ı ki, tabii fiilleri ğ ı Maddeden kur-,
tu/mak, kuvvetin kemaline delildir. isterse bu kuvvet .. kö-
tülük kuvveti' olsun, isterse ı ve iyilik kuvveti.
ğ ı ı ve solumuzda oturan ı meleklere (ki-
ramen ı gelince:
Bunlarhakkinda pek çok ş ş Gerçek ş
dur: bu mesele bir ı ı Bunu ancak Allah ı gön-
ş olan Peygamberler -Onlara sel§molsun-,hir de gök
ı ı bilirler ki, bu meleklergök cisimlerinde tasarruf'
ve tedbirde ı Bu' gök cisimlerinin ı ı ı ise
ı Allah bilir. Buna göre söz konusu meleklerin ı ı
ı da ı Allah bilir. Nitekim ı .
, ( ı ı r-L"Y. l,..)...9) ı ı ı ı ı arD"
cak kendisi bilir}) (el.,.MOddessir 74/31) ş
ı ğ A.llah ı ı kabzetmesini em-
ğ melektir. Bu emir ve ı ş oldu-
ğ ı ı ı içine ı Bunun misali: Bir kandili
üflemek suretiyle söndürmektir. Üflemek iki ı Birin-
46
ci üfürmede ı ı ı Hak Teala ( u":>.J.J )
{(Ona ruhumuzdan ı 66/ 12) ı ı ş
İ üfürmede söndürür. Nitekim' Hak Teara (o zamanki)
( <J if;) .. .JI L1i,çW .Jy.all C!t).J .)
-, ) " ,
«'sura ş Göklerde kim varsa ve yerde kim varsa
ı ı ı ı ş 39/68) buyurdu. Yine ı
ayette (03 r w.
ı
i ,; ı «Sonra ona
,
bir daha üfürülünce bir de bakarsin ki onlar dirilip ş
lar, ne olacak deye ı ş ..
47
OÇÜNCÜ .KISIM
PEYGAMBERLER VE MU'clzE
Mu'cizE
ı ı tesbih etmesi, ı bir ı ı
yabani ı ş ı Yahudi ı ı ı zehirledi-
ğ kuzu ı ı sofra üzerinde, Peygamberin ve asha-
ı ğ zaman, dile gelip Peygambere: Ey AI-
ı ı «benden yeme! Ben zehirliyim» demesi ve da-
ha bunlara benzer mu'cizeler; ı ı ve hayali olmak
üzere üç türlüdür. ı ı ı ile ı ş
1 - .Hissi Mu'cjze : ş duyuya tesir edenler, görülen
ve ı ı ı olaylar ... Mesela, ı ı ş ı Hak·
ı ı ı onun ş ı ı ilim ve ha-
yat ı ı ı ş ı da onlarda
ı ı kudret ve ş ı ı Bunlar ı
ş ğ ı Hak Teala HÇlzretleri bazruç denilen bir
nevi tere otunda veya horas'an teresinde. hayat, kudret ve
zehir ı ve ondan da akrep meydana getirmiye muk-
tedirdir. Köknar tohumu ğ de bir ş akrep
yaratabilir. ı ğ ı etinden ı ı meniden. insan ve sair
ı da kendi maddelerinden vücude getirmektedir.
ı zamanda o Peygamberlere has olan o mukaddes ruhun
ı ı (aciz ı ı ile ı ş ı hayat, ve kudret
ı da kadirdir.
48
Derisini oynatan yllanlD maddesini ı ı ı
ğ gören ve hisseden, ğ taraftan da bir ı ı bir
ı dönmesine ş ş ı bir kimse, ı ı dön·
mesine ı teaccüp \ edebilir? Onu ı inkar edebilir?
Halbuki o kuru ğ ı evvelce ı bir bitki idi. Ken·
disinde hayat ı ı ise hiç bir zaman hayat sahibi de·
ğ ı ı ı kendinde hayat ı ğ
Onu meydana getiren hücredir. ı hücrenin ı ğ ı ı
maddelerin dibinden ve kökünden eklenmekle Hayvan
ve bitki ı cisimler de biribirlerine benzerler. Nite·
kim bu, insan ı caiz ğ gibi, ayni ı
ğ cisimlerde de caizdir. Üstelik insan vücudu, ı
ı rtidalde ı sebebiyle bu ş ğ gibi bu
i'tidal her ne kadar hararate ve rutubete ğ ı olsa da her
cisim bir ı kabule müstaittir. Her cismin ha-
,raret ve rutubeti kabul etmesi de ı ğ Peygam-
ber (A.S) ı ve hizmeti de bu ş mühletsiz, müd-
detsiz ve külfetsiz olarak bir anda oluvermesinemüessir
oiabilir.
Gerçi bu gib,i ı ı Hak, ilahi adet ve ı
ı belirli müddetleri içinde zaman zaman derece derece
vücude getirmekte ise de ı mu'cize yolu ile Peygam·
berlerinin elinde müddetsiz' meydana getirtmekle de Pey-·
gamberlerinin ş izhar ediyor.
Hariku/'ade (adet üstü) ş vukua gelmesi muhar
ğ Buna misal: ş ve ş (hararet)tir. ÇÜ,nki ı ı
cisimlerde vesairlerinde ş tesiri. ile husule gelen·
ş ancak belli ş ı bir zaman içinde ve tedr/ci bir sO-
, rette meydana gelir. Halbuki ş harareti ile ı
lar birden ı zamanda) olur. O halde Peygamberlerin mu-
ı ı her hangi bir yöndeki tesiri neden muhal olsun ki,
onun (iradesinin) sair ı iradesine nisbeti: ş
hararetinin ş hararetine nisbeti gibidir.
49
2 - Akl! Mu!cize :' Bu, Hak ı : '
( if 0
1
-' ) {{Hiç bir ş ı
ki Onu tesbih etmesin» (isra 17/44) ı ı
Bu da ı ı ş ne var ise, ı ve vücuduna ş
hadet eder., ı ı bir ı banisine ı bir kita-'
ı ı ş etmesi gibi. Böyle ş ğ ı
hal (hal dili) denilir.
, islam ı ı buna: {(medlulüne delaleteden ş ,
dir» derler. ı ğ ı da bu rütbeyi, böylesi bir rfa-
de ve sözü, bilmez ve onu ikrar etmez.
3 -Hayali Mu'cize : Lisani hal (hal dili) temsil sqreti
ile ı (hissedilen) bir ş Bu hal Peygamberle-
rin ve resullerin -hepsine salat'ü selam -olsun- ı ı
Nitekim hal dili uykuda, Peygamberlerden ş ı da
temessül ı de onlar ses ve söz ş Mesela: « insan
ı kendisine söz söyliyen deve görür. Yahut kendi-
ne hitap eden at görür veya ş bir kimse ona bir ş
verir veya elinden tutar, yahut kendinden bir ş ı ş ve
yok ş göt"i.ir. Yahut da ğ ı ı ı veya ş ol-
ş veya ı ğ ı ı ş ve daha bunun gibi uyuya-_
ı ı ğ (adet üstü) ş görür.»
ş ı ı ğ bu gibi ş Pey-
gamberler de ı hal/ari nde görürler ve onlarla uyani'k
hal/erinde ş O derece _ ki gerçekten o ı zat
bunun, kendinden hayali bir söz mü yoksa hariçten ı bir
ş ı ğ ı
ı ı olan da ı ı gördüklerinin bir rüya ol-
ğ ancak ı ile bilir, uyku ile ı ı ı ı
bu sebeple ı
Bir kimsenin ğ tam olursa, ğ bir deyimle ve-
layet-i tEhnmesi olanlar, veniik feyzinin ı ş ı ı ı ı olan-
ı o derece bo/verir ki; bu ı ş ı ğ ı alanlar, gö-
ğ görürler, ş ğ ş Hayali temsil, hayatin
ı cesetlenmesi bu mertebede olanlarda ş
dur. VeHlik mertehelerinin bu derecelerine, hepsine, topu-
na,inanmak gerekir.
B -. Ş EFA Ar
-Peygamberlerin .. hepsine salat'ü selam ols'un- ve Allah
ı ı (vemerin) ş etmelerine gelince:
Bilinmelidir ki ş ilahi huzurdan ı
herine ğ bir nurdan ibarettir. Bu nur, ayni zamanda,
Peygamberden, Peygamberlik cevheri ile münasebet kur-
ş ve münasebeti çok büyük bir sevgi ile; sünnet/eri ı ı
tutmak ve çok salavat getirmek ile ğ ş ı ı ş olanla-
ı cevherine ve ruhuna da, ı ı Bunun misali: ş
ı ş ı ğ ı gibidir suya ş muhakkak ı ı
ve bu da her yerde ğ ancak suya ı olan duvarda
ve ı da ı kanununa göre belirli bir yerinde
ı Hem de ı o belirli yere aksetmesi, ı ile
su ı ve durum itibariyle ı olan bir münasebete .
ğ ı ı Bu münasebet ise ı ğ mahallerinde mev-
cut ğ ı duvarda ı ğ ı omahal, öyle bir yer-
dir ki ı su ile sudaki ziya mahalli ı bir çizgi
çizilecek olursa bu çizgi 'ile o yer ı meydana gelen
ı suyun ı ş yüzü ile ş ı meydana gelen ı
ya denktir. Ondan ne dar, ne de ş ğ ş iki
ı da ı derecededir.(*)' Bunun ğ ı Söz
götürmez. istiyen tecrübe edebilir. Böyle biri birine ş iki
(*) Gazali geometriyi ve ğ ı ı ı biliyor. Kendisin-
den önce de bu ilimler islôm medreselerinde okutuluyordu. (Mu-
tercim).
51
ı ancak ı bu özel mahallinde olabilir. Suya ş
ş ı ı su duvarda ı ğ ı yer,
ancak ı bu biri birine ş iki ı ı ş edebi-
ğ özel yeridir. ş yer'inde ı ,imkan yoktur.
Duvardaki ı ı suya bakan bir ş
gökte ğ suyun içinde görür. Bu misal hakikaten çok par-
ı
ş ş iki ı temsil eden ş ı ş ı ı ı suya
ğ sudan da ı ile belirli bir mahalle ğ
gibi ı nuru da Peygambere ğ Ondan da kendisi
ile ı ve ı münasebet ş olanlara geçer. Ayni
zamanda da ilahi nura ş bir insan kendisinden Pey-
gamberini ve ondan da ı görür. Nitekim ı akset-
mesindeki duruma ait ı münasebetler, ı özellikleri,
ğ gibi ilahi ı da Peygamberden ı ı hu-
susundaki ı ve ı münasebetler de, manevi cevher-
lerde ruhani maddelerde bu özel mahallere ı olan gö-
nül/ere ihtiyaç gösterir.
Kimi,tevhid istila ederse, ı ğ alemler-
dekr tecellisi bütün, ı ğ ı ı kaplarsa, muhakkak ki ı ı
ı huzur ile münasebeti kuvvetlidir. ı ı olarak kal-
bine ı nur ğ Bunlar
Kim; de, sünnet içiyle" ı ş ı sarar ise; Peygamberin
bütün sünnetlerini ı can atar ve Peygambere tam
manasiyle uyar ve ona ı ı ı ı tam izin-
de ve yolundagidenleri, alimleri, kamil/eri) sever, ve fakat
'vahdaniyyeti 'müla'hazada ı ğ ve birlik tecel-
'"erini ş ve tefekkürde ğ ı rasih olmazsa yani
islam ve ı ı yüksek bir alim olmazsa, .onun
ilah, hu?ur ile münasebeti, ancak ı ile ğ ı ve o
ilahi 'nuru almakta ı 'muhtaç olur.
Nitekim ş ı ı dl/var, ş ı olan
suyun ı ı ihtiyaç gösterir. (Bu misale esas, olan
52
meselede duvar yerinde olan erenlerde gönül/erine ilahi
nurun ğ ı ve ı görebilmesi için Peygambere ve
ona candan ğ ğ ı
Dünya ş ı ı ve ş ı ı ı da
ş bunun gibi bir sultan-vezir misaline döndürülür kf, ve-
. zir, ı kalbinde husÜ'si bir yer ş ve ona ı ı
ğ ı son derecesine ş Sultana, bazan vezirin dostla-
ı ı ı gelir de sultan ı afveder. Bu.
sultan 'ile vezirin ı ı ş olan bir mü-
nasebetten ğ Fakat ı sultan ile münasebeti bu-
lunan vezire ğ ı ş onun ile münasebet ş olma-
ı ı ş bunlara gelen inayet, vezirin ı ı Hedir:
Onun, sultan ı ı mevkli sebebi iledir. Yoksa
kendilerinin sultan ı dereceleri ğ ğ
Aradan ı ı ı vezir ı ı ve
sultan ile münasebeti kesilse, ı ı inayetleri on-
lara ş ı onlara eskisi gibi iyilik ve
ı gelmez. Ayni zamanda onun yerine gelen yeni vezirin
ı da ğ ğ sultandan bir ihsan ve ğ ı
ş nail oJmazlar. Çünki sultan yeni vezirin ı ı tani-'
maz. ı vezir i/e hususiyet derece/erini Inevk,; ve de-
ğ bilmez. ı ancak vezirin ı ı ile bilir.
Vezirin kendilerine ğ ğ ve alaka ile ı af-
ı veya ı mazhar ı
ş vezirin, sultan ı ı ı ve kendi-
sinin onlara olan ğ izhar etmek hususunda sultana
ğ sözlere: 'mecaz yolu ile ş denir. Gerçek-
ten ş yani hakiki ş ı ise vezirin sözü ğ ancak
vezirin sultan ı mevki! ve ğ O söz ise an-
cak ı ı etmek içindir. Halbuki Allah Teala her-
hangi bir' kulunu ş ı ı tarif etmesine ve ı ı
asla muhtaç ğ Sultan da vezirine mensup bir ı
ve onun, veziri ı bu mevkli ve hususiyeti ş
53
ı vezirin sözüne. ihtiyaç ı Ş hususunda
bir· söz vakelamolmadan af ve ğ ı ş ı olurdu.
Allah Teala ise sultan gibi ğ vezirine yani Pey-
gamberine mensup ı ve Peygamberi ile münasebet
derecesini bilmektedir. Allah Teala Peygamberlere -hepsi-
ne salat selam olsun- ş edeceklerini ve nelet:'
. deyeceklerini ğ halde, ı huzurunda ş ı ...
na izin ş ı ı diyecekleri, yine kendi bildi-
ğ sözle.r yani ş ı ı ş sözleri olur-
du. Allah Teala Hazretleri ş ı ı ı bir misal ile
ı isterse, onu his ve hayille koyar.· Bu temsil
de ancak ş ile me'zun olan; ş ğ ifade eden
sözler/e olur. Buna da ı geçen temsilde ı mü·
nasebet yolu ile aksetmesimisali delillik eder. Hakikaten
Peygamber ı ı ş hak kazanmaktan
haberlerde bildirilen ş hepsi, RasQl-i Ek-
rem CA.S.) ile ilgili ş ğ ı ş ı Ona salavat getir-
mek, kabirini ziyaret etmek, ezana cevap vermek, ezan so-
nunda dua etmek ve saire, Peygambere olan sevgi, ı
ve ı ı ruhani münasebeti kuvvetlendiren se-
bepler ı ı
54
DÖRPÜNCÜ ı ı
ÖLÜMDEN SONRAKi HAYAT
A- KABiR HAYATI
Ruh, ı ı vehim kuvvetini kendisi ile
beraber ş ı ..
Nitekim bunu ı söyledik.
Ruh, bedeni vücuda getiren ı ş
le ı ı ı tek ş ı ı Hem de ölOmünde,
bedenden ve dünyadan ı ı ğ ı ı bilir ve kendisini ş
kabire ş bir insan olarak veolü sOretinde tevehhüm
edebilir. ı dünyada iken, bunu tevehhüm ve tehayyüf
ediyor; bedenini kabira ş olarak gözü önüne getiri-
yor. ğ ş ı ı haber ğ hissI. maddi ukObetler
yolu ile kendisinegelecek ı ı ı ,da hissediyorsa ölümü
,ile beraber ölüm ötesi,kendisine ı ş ı

zin ğ veçhil.e. tevehhüm etmek suretiyle, hissede-
ı ş bu Kabir ı ı
ğ ruh ı ise bu ı ı ve ı ı
ve ı olarak cennet/er, ı bahçeler, bostan/ar,
-vildanlar, ı hOri/er, ı bardaklar ve sair ı
metlerolarak tehayyül eder. ş bu da Kabir ı ı
Bunun içindir ki Peygamber (A.S.) Efendimiz Hazret-
leri: ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya ce-
hennem çukurlarmdan bir ş
ş ı ı kabir -kabrin ı orada ş
olan sevap ve azaba ait bu ş Kabir ı ve se·
ı da ı ğ ı ı haller ve hayallemelerdir.
ikinci ş ğ ş ve ş de ğ ana
rahminden ı ı ğ ı gibiruhun (ölümünden sonraki berzah ale-
mini.n tevehhüm ve tehayyül) ş ı ı ı
, ı ı ı ı Nitekim Hak Hazretlerinin :
• ();... J;j ..p ).
( ı r=ü j J b l1 I . ı L:, i i 0-* P
«Ya Muhammed! o münkire, onu o ş kemikleri ev ..
velce yapan diriltecektir. O'da her türlü ı ı ş ı ı
ile bmr de! O öyle bir ma'buddur ki, sizin menfaat ve
ı için ş ğ ş ı ş ı Siz de ş
ondan ı (Yasin 36/79-80) demesi ı bir
Iii ve bu ğ ş parlak bi'r ı
B- KI Y A M ET
'*
**
Hazreti Peygamber (A.S.) ( wt+.:9 wÜ ..1..M ı )
ölürse gerçekten onun ı ş ı
daki burada takip içindir. Yani ,ölünün ölümü ı
hemen ı kopar, demektir. Bunun misali : tam ölçüde
ı bir yerden yeterli miktarda bir ş ı elinin
kesilmesini hak etmesigibidir ki bu ceza ı ı ı fiilinden
geri ı ı derhal verilir.
Hak Teala Hazretleri:
ili J i i ı .91- ,J lilil ü "::J 1 cl r.''' , .l.L.J-:! rJ ı -' )
( ı ı ""1) ç,L .. ,
(,.I , •
,56
({Kim de tekrar ş için bir tarafa çeldlmek veya bir
ğ ş ı _oJmadan öyle bir günde onlara ard
ka çevirirse muhakkak Allah'm gazabma . ğ ı
(el-Enfal 8/16) ş
Büyük ı ise Allah ı tayin ş bir müd-
dettir. O ı gelince ı Onun vaktini O'ndan
ş kimse ı ı Ona ait bilgi Allah ı ı
Vakitler, zamanlar, her ne kadar onlarda benzerlik 01-
sa da, her birisi için bir ı özellikler ı
ki bunlar ı ş ı ı ait olur ve bunlara
ziraat; üreme ı ve bunlardan ş yerlerde iti-
bar edilir.
ı ı ise, bunlar (vakit ve zaman) ı
ş irca olunur. Çünki Hak Teala Hazr.etleri her
ş öyle bir vakit ve zaman tahsis eder ki, her ş irade
ve ş ile o vakitte ı eder. BUnunla beraqer vakit-
ler, hem kudrete ve hem de ı münezzeh, yüksek ve
ezell ı izafetle ş Biri birine uzak, ı
ı ikte, ı ı manalan olari sözlerindendir.
Felsefeciler de: «hadiselerin, ı ş ı ı
göklerin hareketidir. Hak/katen göklerin devirleri, ş
ri ve hareketleri muhteliftir. ı biri birine uymaz,
ı ı Her ş vücuda ş ı ı ı
ş mübayindir. Bu haL, Oklides hendesesinin
ı ile takarrur ş Çünki o ş vü-
cuda ş olan her ş ve her ş bir daha aslma
dönmez.» derl'er. Bu sözleri ile de; müneccimlerin (astro-
ı :' {(tecrübe, gözlemde, bir ğ ş
her biri için bir avdet ve ş ı ı ı iptal
ediyorlar. '
Bu itibarla da ğ ş mübayin olan bir devir
ve ş yenilenmesi ve bunun içinde de evvelce misli
5.7
hiç ş qir ı garip ı vücüde gel-
mesi caiz görülüyor ..
Suya bir ş atarsak suda bir daire ş meydana ge-
lir ki bu ı in ş suyun ğ ile mütenasip
olur, ğ ı da bu daire ğ ı Bu daire
tamam olmadan önce suya bir ş daha atarsak suyun, ikin-
ci ş sonraki hareketinin birinci ı olma-
ı ı Çünki su evvelkinde durgun idi. ikincide
ise hareketlidir. ı ı bir suya ı ş ı
meydana ğ daire durgun suya ı ş ı ş
ğ daireye uymaz. Sebepler ş olmakla beraber bi-
rinci ş ı eseri ikinci ile imtizaç ğ ı ş ı
ı olur.
Farzet ki ı suda meydana ş olan ş dur-
gun suda ki ş uygundur. Bu takdirde {(sabitlerin, evç-
lerin ve cevherlerin» (hal ve mahiyyetleri ğ ş mad-
del,erin, sebeplerin) birinci ş ğ hal gibisinde
durabilmeleri ı mümkün ı O halde devirlere;'
.. ş ait ezel1 takdirde vücud ve ibda ı ve mey-
dana ş ı belli bir yolun ı yol' ikti-
za eden bu devirlere muhalif bir devrin ı ğ ı ı
olmaz. .
Bu yenI yolun, naz/ri ş emsalsiz bir örnek ol-
ı da muhal ğ mümkündür. Hem de bu yolun hükmü-
nün baki ı ve eski. ş devir gibisine ı
ı ı olmaz. Netice itibari ile yeniden ve yoktan
meydana getirilen bu ibda'dan ı olan yeni yol, tL kendi
hallerinde tebeddül ets'e bile» kendi cinsinde daim ve müs-
ı .
ş büyük ı ı (belirli ı da: yüksek
. sebeplerin,bu garip ş hllsOfüdür. Bu da; bütün
ı içine alan külll bir sebep olur ve hükmü de ı
hepsi için geçerlidir. .
58
;'
Umumi ı de öyle bir vakte mahsus olur ki, onun
bilgisini yani vuküa ğ ı saati ş hiç bir kuv-
vet kapsayamaz. insan ı insan·ilmi kestiremez. Peygam-
berler dahi bunu bilemez. Çü.nki Peygamberlere ı
lecekleri, kabul edebilecekleri kadar ş ı ı ve ş
fo/unuyor. '.
ı bir gün ı ı muhal ğ ne
lam ilminden ve ne de felsefecilerden' bir bürhan gelmeyin-
ce ı vukOunu tasdik etmek icab eder.
Gerçekten,. ı ğ ı dair ı ı ı öyle
ı bürhan ş onu tevil etmiye ve ş bir ş
hamI etmiyeyol yoktur. ı ı ve· ı surette bildir-
ğ ş inanmak gerekir. mümkün olmaz'.
Nitekim bir 'devrin (dönme) ve ı ı ı kendi sebe-
bini ihdas eden bir ş dönmesini; benzeri ş
olan ş meydana getirmesi uygun görülü-
yor. Bunun gibi içinde ölü' cesetlerin ı ı ğ ı ğ ı
daki. gibi, bir bedende ğ ı ve ı bedenlerine
dönerek, ölüJerindirilip, ş ğ ı bir ı da ha-
dis' ı ı
ı ı hiç ş olan bir cahil, o mevsimde
bitkiler, ı çimen, sebzeler, meyvalar ı olur? Ş kuru-
. ş ş otlar, ı ş ğ ı ı ş ğ
lar bir daha ı eski halini ı ile ı ı da çiçek-
ı ı verir? Olmaz böyle ş diye
ı ş mevsiminde ş ve inkar eder. Bahar mevsimi ge-
lince de ı "gözleri ile görür. '
Halbuki bu dünyadaki ölürn-dirim gibi iki türlü ı
, hisleri.mizde ı mevsimlerin ı geçen ş
ı oldukça ı Fakat ı döllenme, sureti ile
dünyaya ğ ilk ğ ş ile ikinci ş ı ge-
59
ş ı daha çok ı O kadar ı bunlar biri bi-
rine ı
c- Ş
* *'::
ı bedenden ı ı sonra ı (ikin-
ci sOra ğ tekrar dönmesi muh§,! ğ
mümkündür. Buna taaccüp etmek uygun olmaz. ı teac-
cüp edilecek ş ruhun bedene ilk ı ı Bundaki
garabet; ruhun bir vakitte ş ğ ve ı ş ı ğ ı bedene clön-
mesinden daha ı ı ..
Ruhun bedendeki ı bir fiili tesir ve bir teshirdir.
Tekrar bedene dönmesinin ı ı ğ ı hiç bir ·bürhan
yoktur. Bu bedenin, ikinci defa ruhun tesir ve teshitini ka-
bul etmesine ğ ı ş da mümkü·ndür.
ı ı ı ı olanlar ı ı ı ı tedriç
suretiyle azar azar ğ bir duraktaki (ana rahmindeki)
nutfeden, sonra da kan ı ı ı ı ı ş ş ı
ı ş ş ı ı ı Böyle ı ı kabul ve
bu teaccübü defeden bir istidat da kabul olunmazdl.Ger-
çekten biz bunun tedriç ile mümkün ğ ı ı ki; bu
bir ğ ş ı döllenmedir.
ğ ğ gelince: bu tedriç ile olmuyor, Belki
bunun birden oluvermesi mümkündür.
Görmez misin ki; döllenme sOretiyle meydana gelen fa-
reler, tedriç ile, ş ş ile hani/le ı
sonra oluyor da. toprak ve tezekten ı ı ğ
defaten, birden bire oluyor. Çünkü: ş kadar azar
azar ş büyüyerek) ı ı tam fare ve ı ı da bil-
fare hacimine ı ş büyüklükte) hiç bir top-
rak ve tefek ı ş ı Yaz mevsiminde bir ı ı ı ufu-
netlerden ş ş ş ş ş ğ
60
·i
i
karasinekler de bunun gibi birden oluyor. (Bu safhada da)
hali ş mühlet vetedriç olmadan kar-asinek ş
veya ona bilkuvve ı ş türlü hal ve ş bir
ufunet ı ş ı
ikinci ş (ölümden sonra dirilmek) ı bulunan
parçalardan -her ne kadar ı ı ş ğ ı ı ş ve ş bo-
ş dahi olsa- yine bir ğ ş ı meydana ş
ı ı ı .
Evet Allah Teala Hazretleri ş 've suretler ş
den ı ile o ı maddelerine eski ş ve suret-
lerini geri verecek bu suretle o eski ve evvelki özel ı
ş ı ikinc( bir defa ı ı Hem de o ı
velce yani ilk defa ş ı ş ı hadis
olan ı ve ruhu, bu ikinci ı ş ı da ı ile ı ola-
cak, ı ilgi ve alaka ile beraher o' parçalara tes-
ı ve onlara tasarruf sebebiyle yine avdet edecektir. .
Bunun misali gemisiyle sefere ı bir kaptana ben-
zer. Gemisi. bir ı ı ı ş ı ş parçalar. da-
ğ ı ı ş kaptan da yüzmeksuretiyle bir adaya ı ı ş ı
ra ı ş ğ ı ı ı ile yerine ş
ve gemi evvelki haline ş ı ş ı ğ ı ş de-
hize ş kontrolü ı ı ş ve sefere ı
ş Kaptan da tekrar gemiye ş gemiyi ça-
ı ş ı ı ş ş ve onda ğ gibi tasarruf ş
ş bu misaldeki gemi: beden, kaptan da ruhtur. .
Bu dirilme ve ı ı ş ı ve ş mizaç
(tabiat, bünye) evvelkinden ş bir ruhu gerektirmez.
Çünki bir ı hudusu, ı ğ üzere, ona ait
olan ruhun hudOsunu (avdetini) gerektirir. Bir ı
yenin) eski haline dönmesine gelince: bunu ruhun, eski ha-
ş bir ş tahakkuk ettirmez.
ı . kendinde bulunan ı ı ı
geçen ı ı ı ı ı bedenlerini ş etmiye
61
ğ ı ı ı ise ı bir zan ve vahim-
dir. Bunlara asla itibar yôktur. ı ve ondaki dünyevi par- .
ı ı ihtiva ğ ı ı ile, kim muka-'
yese ş ve her ikisindeki atom ı ı ı ı kim
ı ş ı ı ı ı ı ı ve ölçülerini hangi mühendis
ı ı ş ı ı 'kitaplarda bu meseleye dair olan ihtilafa,
gelince: Tevratta, cen,net ehlinin, ı c.ennetinde(nimet-
ler yurdunda) on bin sene ı sonra melek olacak-
ı Cehennem ı ı da cehennemde bu kada .. ve daha
fazla ı ı sonunda ş ı
ı haberler ı incil'de ,de, ı melekler
halinde ş ı yemiyecekleri, içmiyecekleri; uyu-
ı ı döllenmiyecekleri ı ı ş ı
Kur:an'da ise, insanlar, Allah ı ı
ı ğ ı dünyada ı ş ğ ı
ı Nitekim Hak Teala Hazretleri :
s'
( Jjl f ı J3 ı ) ,
{(Bizi eski halimize kim iadeedecek? diyorlar. Onlara cevap
olarak. Sizi ilk defa ı ş olan. de!» ı 17/51) ern-.
rini ş ı ibrahim (A.S.) ı Allah Teala Hazret-
lerinden: i Y.J) «Rabbim
ı ğ bana göster!» (el-Bakara' 2/260)
, diye ı ve Üzeyir (A.S.) in kendindenhikaye edilir-
ı
( 4Jy illI ı ı «Allah Teala,
acaba bu beldeyi ölümünden, böyle harap ve içindekiler tü ..
rap oldukta'n, sonra ı diriltecek, ş haline ı
cek» demesi (el·Bakara 2/259) üzerine Hak ı onu
öldürmesi yüz sene 61ü ı ı sonra onu -diriltmesi"es-
ki haline getirmesi (el-Bakara 2/259); ı Kehf'in ma-
ğ yüzlerce ı ölü ı ile ilgili ayetler hepsözü
62
edilen ı ı ı Hak ı Kehf ,ile' ilgili
ş ı ı
ı ğ gibi, biribirlerine ı için böy-
lece de ı ı ı içlerinden biri :
- Ne, kadar ı burada? dedi. ı ı
- Bir gün veya günün bir ı ı ı ş
dediler. ğ de :
- Ne -kadar ı ğ ı ı ı Rabbimiz daha iyi bilir, dedi ..
ler ve devam ederek: ş siz birinizi ş ş
para ile ş ı ve' yiyeceklerin hangisi daha temiz
ise ondan bir ı ı getirsin size. ı ı davran-
ı ı ha kendini'hiç bir kimseye -hissettirmesin! Çünki
ellerine geçirirlerse sizi ş tutarak öldürürler. Yahut da
kendilerine, dinlerine, döndürürler. Bu takdirde de ı
tiyyen felö'h ı dediler. Bu süretle de kendileri-
ne vuküf peyda ettirdik ve böylelikle ı hallerine mut·
tali ı ı ki ı va'dininhak ve gerçek ğ ve
gerçekten de ı ğ ı ı ,onda hiç ş bulun-
ı ğ ı ı bilsinler.}) (el-Kehf 18/19-20) Bu ifadel/er hep ikinci
ş ğ ı ı birer delildir buna imkan et-
mek vacibtir. ' ' ,
Eski zamanda insanlar ı bu hususta ihtilaf var-
ı Peygamberler -hepsine salat' selam olsun- bu ,dirilmeyi,
ikinci ı ı ile, ı ile isbat ederler idi.
, 63
Birinci ı ı ş ı ş ı ı duyulan hayret ve ş ş ı
ma ikinci yani ş ş ı ı duyulandan daha büyük-
tür. ı ilk ğ ş ş ş ve adet haline
ş Bu sebepledir ki buna ş ş ve onu inkar et-
mek ciheti kuvvet ve ı ş
Ş biz bir ı ş dünyada ş ve ğ ş
nun, ı ğ birinden ş ş ı ı Bir
erl<ek bir ı ı üzerinde ı ğ ı hareketi gibi defalarca
kendini hareket ettirirse, ğ bedeninden köpük gibi·
ı ı ve koyuca bir ş ı Bu ş de ı ı organla-
ı birinde gizlenir. Bu haldebir müddet ı Nihayet
o köpük gibi ş kan ı ı olur. SQnra bu ı ı bir
et olur bu cisimde birhareket, canlanma ı olur. Sonra
o ğ ğ bir ş ı ı normal
iken- bütün aza ve İ ile tam bir insan yavrusu olarak
ı ve bu zoraki ı ı ş ile. ı ı öldürmez ve ğ ş
ı ona fevkalade ş vermez; Sonra gözlerini
·açar ve ı ı memesinde -evvelee ı ğ
biraz önce kendisi için en uygun bir besin olarak ı
ı ş olan} beyaz, ı ı bir içkiyi ğ ş ve böyle-
likle beslen,ir. Böylece o yavru zaman geçtikçe azar azar
büyüyerek vedillenerek kabiliyyetler ı sanattara sa-
hip olur. Hal ve hayat ş ş bilgiler elde eder.
ı ve ı meselelerden hükümler ı ı
ş bu insan yavrusunun vücudunu meydana getiren
ş ı bir nutfedir. Görünürde «meni» denilen bir su
ı ğ ı ı Bundan ı yavru ğ ı Ai-
ı ı ı hayvan ı ı en ı ı ı ı
ı bir zaman içinde ğ yapabilen, ı
saran bir cebbar; ı ezen bir kahkar, bir sultan olur.
Alemin ğ sahip olabilir ve onlarda tasarruf edebilir.
ş ı bir ı su içindeki milyonlarca
tohum ı ı bir tekinden vücuda gelen bir insa-
ô4
ı ı ı ş ve ş ş ş ve inanmamak: onun ikinci;
ğ ş ve ı bedenine ş ş ş ı ve inkar
etmekten çok daha fazf.a uygun ı ı ı
ve esas ş insanda, ğ ve sebebini ğ
her ş üzerinde bir teaccüp ve inkar ı olur. Teaccüp
ve ı ise böyle bir hal.ve heyettir ki, insanda, ev-
velce ğ bir ş ğ yahut sebebini ğ
bir ş -evvelce ş ş ğ halde- ş ğ anda
ı olur.
D- MizAN
*
**
ı bedene tealluku, ş hakikatlna, adeta bir
perde gibidir. Ölüm ile bu perde aç'll'acak, ruh serbest ka-
lacak, her ş tam ve hakikat, ile ğ görecektir.
Nitekim Hak Teala Hazretleri :
, -
(. ı Lki:. &.s ı
lerinden ı G.özün bu gün çok keskindir.» (Kaf
50/22) ş Bu ı ı insima ölümünden sonraki ha-
ı ğ haber ş Bu, kendisine
. lerinin tesiri, nelere sebep ğ ve neler vücuda ğ
ve kendisini Allah'a ş ı ve ş ı ş
rin ne.ler ğ ş ortaya ı ı Bunlar,
ı ı ve ğ ı Bu eserlerin ı ı
ı ı ı ı daha ş
Allah TealaHazretlerinin, ı amellerinin mikdarla-
ı ı bildirecek ·bir sebep ı ve bu sebeple amel-
lerinin ş ı ve ş ı ı ı
tesir derecelerini bir anda bildirmesine hiç bir' mani
olamaz. Bir ölçünü-n ı ı ı bir ş eksik ve ı
ı ·edilmesidir.
65
Bunun ş maddi alemde misali türlü türlüdür. Bunlar-
dan biri bilinen terazidir. ğ ı ı ı tartan kantar da böy-
ledil'. ğ hareketlerini, ı ı ı meykllerini, gece ve
gündüzün ı ı tayin eden ölçüler;' uzunluk, alan ve
hacim ölçüleri, kuvvet ölçüsü, hararet ve ı ölçüleri,
ı ı ve çizgilere ait cetvel, ı pergel, ı öl-
çüleri. iletki, yön tayin eden pusula, elektrik ve su saat-
lerD, seslerin hareketlerini tayin edenler notalar ve saire ...
Hakiki mizan (ölçü) : ğ Allah Teala onu ş için
temsil ederse, bunu ı geçen misalierden veya ş
ı ğ bir ş ile temsil eder. Bu itibarla bir
ı ı ve onun haddi, ı ı ı ı ı hepsinde
mevcuttur., Bu da eksik ve ı ğ ı bilinmesini ğ ı bir
ş ki bunun ş ş ı ı hayal için bir kudret
oIUl·. Allah Teala Hazretleri bir ş ı ı ı ı han-
gisini bunlardan biri ile takdir ğ en iyi bilir. Bun-
lann he'psini tasdik etmek gerektir.
E- HESAs
*
**
Hesap; bütün ı ve ı ı ı
toplamak ı ı ı ı ı derecelerini bir ölçüye
göre ğ Hiç bir insan yoktur ki onun faideli
ve ı Allah'a ş ı ı ı veya Ondan ş ı ı ı çe-
ş ı Bu amellerin fezlekesi, hesap neti-
cesi. ş bilinmez. Üstelik ı ş ı
ı birlik' desteleri bjfe ı gelmez. .
, .
ş bu darma ğ ı ı parçalar. amel'ler, ş bir yer-
de tutulur, ı ı ve ı ihtiva ğ _ortaya ğ
ı ı ve dereceler ı bu ş de bir' hesap olur. Ma-
dem ki hakikaten Allah ı bütün alemlerin türlü eser-
lerinin durum ve derecelerini bir anda ş ve izhar
mesi Onun kudreti dahilindedir. O ı hesap gören-
66
lerin en sür'atlisi ve en ı zamanda görenidir. Bu ş
Onun kudretinde ğ bellidir. Bu takdirde kati olarak·
O da ı en sür'atlisidir.
Müminlerin emiri Ali b. EbO Talibre (K.A.V.) : «Allah
Teala ı ı ı birbirine ı ş ı ve bir
" ı ş ı yapmadan ı görür?» diye soruldu. Hazreti Ali
(R.A-l : ı ı ı ı ı birlikte hiç bir ş
ş ı ve ı ı ı ğ gibi» dedi.
F- SIRAr
.*
**
ı ı ş ı Bunun ı
« İ ı gibi» denilmesi,. onun ı bir ı ı
ve ı ı 0, ı da incedir. Hatta ı ı ğ
ile ı ı ğ ı ı ı ğ ı ile ı ı ğ ı
bir müna!:lebet ve benzerlik de yoktur.
Nitekim gölge ile ş ı ı ı veya gölgeden
ı ı ı geometrikbir çizgi ı ı ı ğ
ile eni ı geometrik çizginin ğ ı bile
kat'iyyen münasebet yoktur. Çünki o, ğ yol misafine
göredir. ğ yol da biri birine ı huylar ve haller ara-
ı gerçek bir ortadan ibarettir. Bunun içindir ki Hak Teala
Hazretleri Fatiha süresinde: .k1.raJI L,:,J..,AI )
«Bizi ğ yola ilet!».diye ı dua ile orta ve ğ
yolu beyan ş Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.S.)·
ı da : Jt <$...v,;d ı «Ger ..
çekten sen de ğ iletirsin» ş Ş 26/52)
çfendirniz (S.A.S.) Hazretleri de : «Ben mekarim-i ahlaki ta-
mamlamak ı gönderildim» ş Hak Teala Hazret-
leri de O'nun ş ı ı ı ( .. .... J· )
\ .. .. ı .. ı ..
67.
I<ak ki sen çok yuksel< bir ahlak üzeresin,» (el-Kalem 68/4)
ş
Bu yüksek ı misali, ı ile cimrilik ara-
ı bir cömertlik, tehevvür de ı ı ş
imsak ile, israf ı bir iktisat yani tutumluluk: kibirlen-
me ile ı bir tevazu; ş ile gizlenme, ş
vet ve zevk, ile çekingenlik ı bir iffettir.
Her ahlak ve huyunmutlaka bir ş ı ı yönü, bir de sönük,
kusurlu ciheti ı ı ikisi de makbul ğ kö-
ş Orta derece ise ne ş ı ı ve ne de eksik ı
Her iki taraftan tamamiyle ı Bunun içindir ki Pey-
gamber CS.A.S.) ş 'en ı ı ı ı ı ş
Bu ortaya misal, ş ile gölgenin ı ı ı fa-
kat ne ş ve ne de gölgeden ı geometrik, çiz-
gidir. ğ ,bundaki hakikat ş ı ğ ı kemali me-
ı benzemektir. Melekler böyle biribirini ı haL,
ş ve ı aridirier. Halbuki ı bu ı
tamamiyle ı ı mümkün ğ
Allah Teala HazretIeri de ı ı benziyen. hal' ve
amellerle ı mükellef ı ı ş ı ki hakikatte bir ı ı ş
ve uzak ı ş ğ Bu da orta hal, orta derecedir. Çün- .
ki ı ı su, ne ğ ne de ı Od ğ ı ait bir parça
ne ı ne de siyah.
Cimrilik ve israf ı ı ı ı Tutumlu
cömert ise sanki cimri gibi ise de cimri ğ müsrif de
ğ
ı ı ı ı ğ yol) da iki taraf ı iki
yandan birine meyletmiyen gerçek bir ı Bu da ı
dan incedil". iki taraftan çok uzak kalmak istiyen or,tada
olur. ş ı ı ı ı ş bir demir halka içine bir ı ş
ğ farzedersek bu ı ı ı korkup
68
kaçar. !V1erkezi, ı ğ yerin tam ı ı
lur ve orada ölür. Çünki ı ı ı muhitten en uzak olan
bir orta ı Bu ı eni ve boyu yoktur,
, ş ı müstakim ğ yol) da jki taraf ı
eni ı ı Ş ı ı ı
ne de olsa bir eni ı Bu ı ı ki üzerinde durma·
ğ ş gücü yetmez. ş bundan ı biz çaresiz,
Cehennem ve Ona olan meyil ile ilgili misaller veriyoruz.
Nitekim Hak Teala Hazretleri :
(
i '" " ',- L" cl." , ı ,lS" lA"J 1-' )' i ,., 1-' )
,-' <5' U - il' 1 v ..
«Sizlerden tek ş bile yoktur ki oraya Cehennem'e ğ ..
masm! bu Rabb'mm, üzerine ı ğ ı kat'i bir hüküm ve neU-
cedir.» (Meryem 19/71) ş
."J.J. L....iJI ı U f 1 ı '" lk':; vJ.; )
( J-.+.Jl «Kadmlar arasmda her hususta' adalet 'ile
muamele etmiye ne kadar haris ı ve ş yine
,de muktedir ı ı (en-Nisa 4/129) diye ikaz ş ,
tir. Çünki buradaki' adalet ı iki ı ı ı Sev-
gide ,ik_isinden birine, ğ fazla, meyletmeyip orta
derecede ı Bu, imkan ı ı girer?
Herkim bu Alemd'e; Allah ı Peygamber sal-
lalahü aleyhi ve sellernden ,hikaye ederek :
( ş i 0
1
-') «Hakikaten ı ş
budur benim ğ yolum. Siz de buna uyun!»
6/53) emriyle ğ ğ yo" üzerinde ğ
se;ahiretin ı ı üzerinde de hiç ğ dÜpe düz bir
halde geçecektir, Çünki bu Alemde nefsini bir tarafa ğ
mekteh muhafaza ş ve bu ona tabii' bir vasf ş
tur, Zira adet; ş ı Bu da kesin bir gerçektir.
69
Nitekim buna dair bir ı ş Bir ı ş
uMUmin, Saratm ı ı ı gibi geçecektir.» diye
haber ş
*
**
G- CENNET HAYATI
Cennette olan yeme içme ve nikah gibi ı zevklerin
, ı ı tasdik etmek gerektir. Bunlar, ı da ğ
üzere ı hayali ve ı
ı olana gelince: Bu, ruhun' bedene geri gelmesin-
den ı Nitekim bunu ı ı Fakat ı
zevk ve ı söz ş ki, bunlar pek o
kadar ğ edilmiyen ş Süt, has atlar, üst, üste
ş muz ı ı dikensiz köknar gibi... ş bun-
lar: bir cemaate hitaben ş ş ki on-
lar, ı gözlerinde büyütürler ve onlara son derece
arzu ve ş duyarlar. Her ı ve iklimde ı kavmine
tahsisedilen birçok içilecek, giyilecek ş
. ı Cennette ise her kavmin arzu ğ her ş ı
Nitekim Hak Teala Hazretleri :
«Orada sizin için cammzm ğ ve sizin için orada dile-
ğ her ş ı .. » (el-Fussilet 41/31) ş Allah
Teala Hazretleri ahirette ş arzu, istek, zevk ve lez-
zati o kadar büyütecektir ki, bu zevk dünyada o derece bü-
yük ğ Allah ı ı (cemalin'e), bakmak gibi. .
. Çünki tam zevk ve lezzet ve onun ı ı arzu
Ve istek ahirettedir, dünyad'a ğ
Hayali olanlara gelince: Bunun da ı ve lezzeti
gizli ğ Görülmekte vehissedilip ı Uyku-
. da ğ gibi. Ne varki o rüya aleminin zevki ı ke
Q
.70
ğ ı ğ ı da gaip ğ ı için kü-
çümsenir. ğ ı ve,sürekli ı hissimi,dir, ha- "
ı midir bilinmezdL Çünki ı ş ve suret/erden
lezzet ı ı his ve hayalinde ı müddet;, yer-
ş derecesi ve kalma ı Yoksa onla·
ı ı ş ı ı ı ı ğ
Evet onlar, hariçte burunsa da onun hissinde bir ı
ba ı hiç bir zevk ve ı Ş hisfer
g
de ı yapmak suretiyle kalsa da ı ş ı yok ı
ı ğ ı ı ı ı lezzet yine devam ederdi.
Muhayyile kuvveti" için bu ı türlü türlü ş ve
süretler icadetmek kudreti ı Ne var ki onun ihtira
(icad) ğ ş ve suretler hayalidir. Duyu ı ı
ş ğ Görme kuvvetinde de bir ı ı
maz. Gözle de görülmez.
Busebepledir ki ı ı muhayyile, son derece güzel
bir suret Icad ve onun ı ve meydanda ğ
ğ vehm etse; ö güzel hayalden ı lezzet
ve zevk bu tevehhüm ile büyümez. Çünki o cemal, gözle
görülen bir 'güzellik qlmuyor. Nitekim uykuda görülen rüya-
daki güzellikler de böyledir. Ş ı ı muhayyilenin
ı ğ süretleri, kendi hayal kuvvetinde tasavvur etmi-
. ye kudreti ğ gibi, onu gör,me kuvvetinde de meydana
getirmiye muktedir ı muhakkak ki nuru artar Ve bü·
yürdü, hem de ı lezzet hariçte mevcut ı ı
inerdi, yerine geçerdi, hariçte var olandan ı lezzetin
ı ı olurdu. O halde bu manada, dünya veahiret fark
ı
Ancak, kal11il bir kudretin her hangi bir sureti görme
kudretinde tasavvur etmesi ve her ne arzu e'derse derhal
ı ı ğ ı ı ı bir müstesna hali
du, Hem de bu kamil kuvvetin arzu ve ş ı bir ş ta-
hayyül etmesi ve tahayyülü de onu. göstermemesi yani o
ş görme kuvvetindeki ı ı sebebiyle olurdu. Bu kuv-
vete sahip ı kalbine meyl ve arzu ğ her ne ş
gelir ise onu derhal icad eder yani onu görmesi hasebiyle
icad eder, hayalinde ı ı Peygamber (S.A.S.l Efen-
dimiz ş ı ile. bu ş ş «Cennette
öyle pazar ı ki, orada her ş ş ve suretler ı
ı Herkes ğ ş ı ve o sOrete girer. Bilinme-
lidir ki, bu pazar, ı bir lütuftan ibarettir. Kudret kayna-
ğ ı ı Suretler, ş ı yarar, Bu icad da arzu ve,
ğ ı zamanda o ş görme kuvvetine yapa-
ğ ı ı tesir derecesine ve ğ ı göre-
dir. Yoksa ı ı göre ğ Evet ı zevala
ı Bu zeval da İ olur. Nitekim bu dünya-
daki uykuda gorülen ş ı zail.olur. ı de-
ı arzu ve iradenin tesiri yoktur. Cennetteki ş ve.
suretler Icad eden kudret, uyku ı ş ı ş ı
ait kudretten daha ş ve daha mükemmeldir. Çünki duy-
gu ı ş ı mevcud olan iki. yerde bulunamaz. ğ o his
haricinden ı eden kudret, bir ı ile ş
onun ş ve mümaresesi de kendisinden perdeli
ve ı olarak ş ğ ı olur. Fakat bu beriki yani
cennetteki 'icad kudreti kendisinde hiç bir daralma ve ı ı ş
ma ve birengelolmadan ş de ş Mesela, bir
ş görmek isterse; ı ı bir yerde bulunan bir ş ı
bir anda kendisini görmelerini arzu etse ı hepsini'
ı muhtelif yerlerde onu gönüllerinde ı
ı ı gibi ı zamanda kendisini de ş ederler,
görürler.
Ama ı ş ı mevcut bir ş ş ı ı
olan gözler ve görmeler ancak mekandaolur. Ahiret ş
ş arzu ve isteklere pek ı tam ve en mü-
sait ş hamletmek daha ğ ve uygun otur ..
12
Üçüncü yöne gelince: bu, ı var ı Bu his-
, solunan ş ı lezzetlere misaldir, dersek ı lezzet-
ler ş duygu ile ı ş ğ diye bir itira'z ı
gelir.' Lakin akla ait lezzetler de ı olanlar gibi ş
dir. Bir çoktürlere ı ı ş ı Bu itibarla hislere ait
olanlar, ı lezzetlerede misalolabilirler .. Herbirisi ğ
rine ait lezzete mis·alolur. ı hususlarda tertiplen-
ş 'olan lezzetler, hislere ait noktalardaki misalierin rüt-
besine paralelolur. Çünki ı bir kimse ı
mesela: ş akar su, güzel yüz, biri birine uygunsüt.
bal ve ş ı ı cevahir, yakut ve incilerle süslen-
ş ğ ı ş ı ı ş saraylar; ceva-
hirlerla ş ı önünde hizmete amade ğ
lar görseydi, rüya yorumcusu bunu refah ve ı .
lar vebunu bir tek ş belki her birini..gözay-
ı ı ğ gönül ı ğ ı veren ş birine, mesela: b'a-
ı ı ı bilgi ı ve ı ş ı ı ı memle-
ket sevincine, ş faideli ğ ı ı ı ı 'da ş
ı ğ ı ı ı ise ı ı ğ
. ne ş ı Her ne kadar bu topluluk türlü isim ve'
safhalarda gör,ülen ş mutlak lezzet ve sevinç ismine
ş da, ı her biri haddi ı türlü merte-
. belerdedir. ş ı ı ı ma na ve ifade ettikleri zevk ve !ez-
zetleri ı ı ı Ve her birinin ğ ı vefarkI1
bir zevki ı
ı lezzetler de böyledir. Böyle ş ı ı uygundur.
Her ·ne kadar ı lezzetLer gözlerin ğ ı
ş ğ ve insan kalbine gelmiyen ş olsa da. bu
ı ı ı hepsi mümkündür. Hepsinin ı ı tek ş
için ş de caizdir. Her birinin kendi' ı
göre bir ı ı uygundur.
ı ı ı kendilerine ı ı ş olan, ş
ve suretler üstüne ş ve ı taklid ı ı ı ı ş
73
kimseye bu suretler ve ı temessül eder. Ama bu
ş ve suret; ı ve ı !ezzet/er a/emin'i küçümse-
yen arif/ere de, ı olan derecede sürur /at/-
fe/eri (sevinç ci/ve/eri) ve akll/ezzetler ş ı ı Bu
hal, ı ı ı bütün arzu ve istek/erine; ı
ve ş ş verir, kafi gelir. Çünki Cennetin had-
dinde, gayesinde yüksek arzu ve ş ş edilen her
ş ı Arzu ve istekler biri ı ı ğ ı tür/endi-
ğ ş ğ zaman ı ı da böyle ğ ş
ş ı ı ve mantJktan uzak ğ Lezzetler ve
kudretler ş ş ı kuvvet, kudretin hayret ve deh-
ş veren fiillerini. kavramaktan acizdir. Dünya ı ve
ı harika/ar meydana getiren kudretin mahiyetini
bi./e ş ı ile idrak ş Ahiret alemindeki
kudretin ne/er ğ ğ burada, orada dahi an-
ı elbet imkan yoktur. Fakat ı rahmet. kudretin
ı tezahürlerinin mahiyetini, peygamber/ik ı ile
bütün insan/am, ı her birinin idrak ve ı ş kabili-
yetierinin derecesine ihsan ş ı ı ı
ş tasdik etme/eri ve ı ş derecesinin son nokta-
ı ilerideki ı lütuf ve keremi. ile ı olunabile-
cek ş ikrar eyleme/eri ı ı ı ı ve idrak ı ı ı ı
ı ş ı olan bu ş ş ı ı ş ile idrak olunamaz .
. Onlar ancak her ş muktedir olan en büyük sultan ı '
da sadakat ı ğ ı idrak olu-
nLlr;
H- KABiR ,ZiyARETi
Peygamberlerin ve büyük ı salatü se-
ı ş kabirlerini ziyarete gelince :
Bundan maksat: ı ziyaret etmek, hacetlerin bitiril-
mesi, ı afvedilmesi hususunda peygamberlerin
ve ı ı imdat dnemektir. Bu imdad da se-
faattan 'ibarettir. Bu da iki yönden ı olur: bir taraftan
istimdat ı dilernek) ğ taraftan da ı Yani
birinin' istemesi; ötekinin de ş etmesidir. ş .
hedleri (türbeleri) ş bu iki rükünün de muaz-
zam tesiri ı istimdat ş istemek) ş gelince;
bu, hacet sahibinin himmetL ş ı istenen ı ve ziyaa
ret edilenin zikrini, ismini ı (ka/be) ı i/e-
dir. O derece ki himmetinin, ı ı ı ı hepsi ora-
da, gönülde bir noktada, ı ı ş o ı ı içine ı ı
ı ş olacak, onu bütün ı ğ ı ile anacak, kalbine ve rOhuna
ı ş bu hal, o ş ı ve ziyaret edilen ı
ı tenbih etmiye, ı sebeptir. Taki o temiz rüh·
bu sebeple kendisinden istenen ş ile ona imdat edebilsin.
Her kim bu dünyada himmetini, niyet ve ı ı
iradesini tam ı dünya yüzündeki bir insan üzerine
çevirir, yöneltir ise hiç ş o kendine ş
olan ş ş hisseder. Bunu ona haber verir. Her
kim de bu alemde hayatta olmazsa onu tenbi,h etmek
mak) daha ı Çünki ı ı ı ı
Çünki bu alemin hallerinin ı ş ı olan bir kimsenin o ale-
min hallerinden ı ı muttali ı ı görmesi,
bilgi edinmesi mümkündür. ı rüyada, ğ ı ğ ı
muttali olunabilir. Çünki uyku ölümün ş ve bir ı
ı ı ı halimizde ğ ı halleri, uyku
sebebi ile bilmeye kabiliyetli oluruz. ş bünun gibi ı
ölüm ile ş ve ahiret ı ş ı ş olan bir kimsenin
de bu dünyadaki hallere muttali ı daha uygun ve daha
rrlünasiptir. Ama bu alemin bütün halleri her vakitte onla-
ı bilgi ipliklerine ş ğ Nitekim ş zama-
ı halleri, ı uykumuzda yani rüyadaki bilgilerimizde
mevcut ğ Bilgi birlikleri için belirlilikler ve özellik-
ler ı
15
Bunlardah birisi: hacet sahibinin. himmeti, ı ı ki
bu himmet ve kasd, o ı sahibinin hacet sahibini
tamaniiyle SÇlrmasl, istila etmesidir. Nitekim. bir dirinin,
ı sOretini, ş ş etmek, onun ismini'
ğ ve kendisini ı ğ ğ gibi
bir ölüyü ı ı ı bedeninin perdesiolan türbesini ı
ş etmek de öylece tesir eder. Çünki. p' Ölünün eseri;
ı ı ğ ı Halbuki, onun türbesi; onun
ı .huzuru,· ı ı ı ve ı ğ ı ı ş etmek-O
teki eseri gibi ğ Onun bizzat meclisinde ve 'huzu-
runda bulunmak gibi ğ Her kim ölünün ş
ş kendisini ı ı ğ ı gibi onun ş
ı ı da onun ruhunda ı ğ
onun bu ı ı ı ş de (gözle görmekte)
zahir ve ş ı ı ı ı bir eser ı ki bu-
nun gibisi ı yoktur. Her kim ı bir ölüye ı ı
etmek isterse bu ı öyle ölçüsüz, ı ı oJmaz ve o
ı da ş ve ı kalmaz. Nitekim Peygamberimiz
(S.A.S')· : «Her kim benim üzerime bir salavat getirirse ben
ona .on ,defa salat ş ğ ı
de : «Müezzine kim cevap verirse onun tekbir ve ş
tekrar eder, namaz ve felaha da'vetine uygun ı
söylerse ş hak eder» dedi. Bir de.: ({Kabrimi ziyaret·
eden ş nailolur» buyurdu. ı ı olan
beden ile. ı ı da,' ş ı ı ı tam bir vesile-
dir. Kendindenbirparça olan ğ ile -isterse bu çocuk
kendisinden sonra ğ ş veya ı biri olsun-
onun vesilesi ile, ş yahut. türbesi.ne, kabrine,
mescidine, beldesin'e, ı ı ı ı ı ı ı
ğ ş ğ ı ş adetine, ı ve
ı ı olmak; ona aifve ona münasip olan bir ş
ile ş ı hepsi ve her biri; ona ş ı
ona ı ı ğ ı gerektiren ve ş ı erdiren bir ş
sebebidir. Çünki peygamberler ı dünya yurdun.da
·76
ı ile ahiret ı ı fark ı ğ ı gibi
bilgi yolunda da bir ı ı yoktur. ı
jle mematlan bilgi edinme ı ı farketmez., Çünki
dünyada bilgi aleti, ı ş ı ı ş duyu ı
ı ı Ukbada ise' ı ı ı ve önünde ı
ı bilmiye yarayan bir alettir. Ama bu; ya birmisal kis-
vesindedir veya ı hale gelmek yolu iledir.
ş ı ı ve ş ı ğ hanerine gelince:
Bunlar bozulmaz, hallerin'dendönm-ez. Bu bapta en bü-
yük esas: imdat edenin imd§t etmek yönündEm istenilen
ı ı ı vesile ve ş sahibinin bu medet ve
ş ı bilmese de imdat ve ihtimam etmesidir.
Çünki ı RasOlünün (S.A.S.) bir ı ı veyabazu-
bendi, yahut ı ı asi ve günahkar bir kimsenin kabri
üzerine konur ise o günahkar, hacet vakti, için ı ş
olan ğ yüksek, ş ş bereketiyle, azaptan
kurtulur.
Ş bunlar bir ı evinde, yahut bi,r beldede
ı bereketi ile o 'eve ve ev ı veya o bel-
deye ve saldnlerine bela ve ı dokunmaz. Ev sahibi
ve belde sakini bunu evinde veya beldesinde o mübarek ş
yin ğ bilmeseler de ... O ş tesiri olur.,Çünki
bu Peygamber (S.A.S.l in bir ı önem ş oldu-
ğ ş yani ı himmetinin eseridir. Bu da ukbada ona
mensup olanlara sarf ş Kötü ve kerih ş has-
, ı ı ukDbet ve ı Allah ı .
leklere ı ı ş havale ş Her melek de Pey-
gamberin (S.A.S.) ı ğ ş arzu ğ ş
kendinden ş onun buna himmeti sebebi ile hali haya- '
ı ğ gibi ı is'af etmiye, Peygamberin arzu-
sunu yerine getirmiye 'heveSli ve ı ı ı melek-
lerin, onun mukaddes ruhuna, ı sonra, ı olma-
ı ona ı ı ı ı ziyadedir.
Tl
Hikaye olundu ki: Hacer-i Esved'j ı söküp mem-
leketlerine götürmek ve bo suretle Me'kke'yi. kendilerine
çevirmek istiyen Karmatiler Mekke'yi ş ettikleri zaman:
ı Ebu Tahir bir ı omuzuna ı ı ğ ye-
rinden söktürmek için ı ı ı Kabe'nin ğ ş
. tirdL ğ çekmiye ş ı adamEbu Tahir'inüzerin-
de can. verdi ve ölü ı yere' ş
ğ bir hikaye de ş
ı ı ı bir cemaat ı ı (S.A.S.l ravza·
ı ı bir yeri ş ı ı Rasuiü-
nün vücudunu ı ı ı ı ı ş Bu ş gece ya-
ı ı olmus. Bu ı Medineliler havadan bir ses isitmis:
, , "
. «Ey müslümanlar ğ Peygamberinizi koruyunuz!
Peygamberinizi muhafaza ediniz! LL ş Bu sesi ş
herkes kandili, ı kandilleri, ı ş yak-
ı ş Ravza-i ı ı ı ı ı
çeviren duvardaki o ğ ş ve ı da ı
ı ı ı ı ölü ş
Naklolundu Nebiyy-i Ekrem ı aleyhi ve sel- .
lem) bir ı kabrine ş bir dal dikti ve: {{Bu dal ş
ı ğ ı müddetçe Allahü Teala kabir sahibinden' azab, kal-
ı ı dedi. Bu Peygamber (Sallallahü aleyhi ve selle-
min) iki elinin bereketlerindendir.
Her hangi bir sultana itaat eden ve ona ı bulu-
nan bir ş ı ı ı olan beldesine girse orada
o ı ok ı bir ok veya ona ait bir. yay veya
bir ı görünce muhakkak ki o ş o beldeye' ı
gösterir. Melekler qe -cümlesine selam olsun- Peygambere'
böylece tazim, yani peygambere aif, ı ğ yüksek
bir ş bir 'evde yahut bir beldede veya bir kabirde gör-
dülderindeonun sahibine ı gösterirler ve .o kabir sahi-
binin üzerinden ı hafifletirler. Bu sebepledir ki ölülerin
78
kabiderine Kur'an-i Kerim koymak ile ve kab/del'j ş ı
Kur'an okumak ile ve üzerine Kur'an ayetleri ı ğ ı ı
ölünün eline veya ğ koymaklaölü ı
ş bunlar, her ş leni ve ı ş ı akla uygun bir
prensibe göre tesviye etmek isteyen kimsenin hal've du-
rumuna uyabilen ş vesilelerdir.
Bundaki ı ve esas ş ı ı tasavvur edecek- -
leri ve edebilecekleri ş ilerisinde o kadar önemli
ş ı ki ı ı ve ş ı ş ı
ı Allah Tea/a Hazret/eri ve bir de Allah Teala
ile ı ı ı olan Peygamber/er -hepsine se-
lam- bil·irler.
ğ bütün ı bir araya gelseler: gebe ka-
ı ı ğ ı ı ğ ş ı ı
için ı ı ı münasebetleri üzerine ş iki ğ
veya ğ ı üzerine ı ı ş olan ve vefki müselles (üçlü
vefk) denilen dokuz haneli ve her hanesine birden dokuza
kadar rakam ı ı ş ve her yönde'ki ı tam 15 er o/an
. ve ı ı ı ı konulan bir ş ğ
layca ğ ı ı ğ ı tesirin ve ı münasebetlerindeki
- ı mahiyeti üzerinde ş bu ı bilemez-
ler.
o halde insan, ş ı emir/ere, yasak/ara; ha-
berlere, vaad ve tehdit/ere ait hakikatleri; ve ş ı için
ş ğ ş iç yüzünü ı ile bilmesini ı
arzu e"debi/ir? ı ı ı ı -Onun buac"aip hallere, ş
ve hassalara nüfuz edebilecek yetki ve tasarrufu ı ı
Ey ş Allah ş ı ş ı ı güzel ve temiz ı ı
ş senin için mümkün olan bilinmesine ş edilecekle-
rin ı ı ı fetanetimin ve ı ı ğ ı uyab-i-
leni, sana ifade ettim, ı
79
Sana ve seninle beraber olana' dinin ğ ı ğ ı bu
ş üzerinde ı ı ı etmenizi tavsiye, eder
ve ı üzerinde durulup ı Allah'a ı ğ ı ı ı -
ğ Allah Teala. Hazretleri muvaffak ı bundan'
sonra sana ğ bir «Maznun,·u ı (nefis ı de-
ğ meseleleri içine alan ve herkese verilmiyecek olan
bir ı daha hediye ğ ki onun ı «ehline bile Ve-
rilmiyen» meselelerdir ve bu defterdekinden daha derin ve
ilginçtir. Çünki bu risalede öyle meseleler ı ki ı
ancak o risalede ğ ı
Meydana ş olan bu risaleye, bu ı
gelince:
Hakikaten bütün gayreti m bundaki meselelel'in üzerine
oldu ki ı ı ı hiç birinde ı ı
({iHYA'Ul OLOM» bundan ı Çünki onda öyle tel·,
. vih'ler, ı ı ğ ş ş remizler ş var-
ı ki onlari ı ehli ve ı bilir.
ı ve hidayet eden ancak Allah ı ı O bize·
yeter. En son ş ve ş da ı
80
2. K j TAP
l<üÇÜK MADNON
( . i '. ! '- 'tl
.;.. Y i
ÖNSÖZ
ı hücceti ı ı ı ı ı ve büyük ı
ı olan Gazall (A/eyhi rahmetü'/-Bar'i) nin
nünü bihi Ala ı Ehlihi (ehlinden ş ı veriimiyen)
ı ile ı ğ ı ve ş Ahm'ed'e hediyye ğ
, nin sonunda «elaMadnünü bihi ala Ehmi (ehline bile veril- ,
mesinde ı ı ı ismi ile ğ bu küçük fakat
ğ büyük eseri, yine ı ı Meymene ı
1309-1897 senesinde ğ ı tercüme
ş İ çok önemli sorular ve büyük ı bun- '
lara ğ cevaplar yer ı ş ı '
Bu ı ki bu risale : «Gazi:lli'nin .Ahiret ı
na ı diye de ı ı ı ı ondokuzava-
ran ı ğ hemen hemen rO'h ve rOha ait bil:-
giler ş etmekte' ve Büyük ş ı derin
ı ş ı ile bu sorulara alimane, ehlinin ı ğ tarz-
da, cevaplar vermekte ve ı getirmektedir. ' '
Büyük Gazall kendi rOh ş ı ile eski telakkilerden
ve ı ğ tamamiyle uzak' ı ş rOhun
cismaniyeti ve' bedenle ş ı felsefi meslek-
lerden, 'islam mütefe'kkirleri ve ı ı ı ş bi-
raz tasavvuf İ ş ı ve ({Vahdet"i Vücudu mezhebine ta-
raftar ş
. Gazall ruhun ı yani ceninde ı zuhuru me-
selesinde' bugünkü ı ş uygun bir ı ş sahiptir.
Ona göre rOh', bedenden önce ,mevcut ğ Nutfe (men;)
83
ı döllükte ş haline geldikten sonra ceninin be·
çJenine girmez. Esasen mevcuttur. Ancak bunun
ı nutfenin tesviye ve tasfiye sOretiyle ğ ı isti'dat
ve kaabiliyet ı gelen ilahi 'feyz Hedir. Yine büyük mü·
tefekkire göre : ROh, cisim de araz da ğ ı bir
cevherdir. İ ve yönü yoktur. ı Bedenin ne için·
de, ne de ı ş ı ı Bedene ne ş ne de ondan ı
ı ı 'emir aleminden ğ rOh ı ş ı uygun-
dur. ı ı ş ı ve rOhun bedenden ı ı
sonraki hallerini ı ş ı türlü eserlerinde ı ı ş ı Eski
Daru'I-FünOn niüderrislerinden M. Ş (Günaltay),
v'aktiyle ı ş ve 1339·1341 senesinde istan-
bul'da' ı ı ş olan ı ı
Nazariyeleri ş ı ğ ı ile ele ı ğ ı 25 'sahifelik bir bahiste
ı ş ı ş biz bu ı Büyük ı rOh ı ş ı
\Le ruhan; ı ait ş inceliyen ve ı ı
elinizdeki (cel .. Madnünü's·· ğ ı sonuna ekledik. '
Gazali'nin kendi risalesindeki ibare ve tabirierinin
tel'cümesinde tam metne sadakat ş iyi an·
ş ı ı için gerekli bulunan ilavemiz ( ) içine ı ı ş
ı
Ş ı ibareleri, devrine göre tatl i ve
olgun bir belagat ve fetsahatta ise de, bugün için ğ ı ve
ğ ı ğ orta seviyede olanlann ı
için mana ve ı muhafaza etmek ş ş
ş ve ı ile ı ı ı ş olan sözler de tercüme
edilerek risalenin. sonuna ş ..
Okuyucula.nna ı ve ı ğ ve hepimize
ı ı ı ve rahmetini dilerim.
D. Sabit ÜNAL
84
ş
Ş ı ş imam, zahid, seyyid, ı hücceti, 'di·
nin ı ümmetin önderi, ı ve ı rehberi,
EbO Hamid Muhammed b. Muhammed b .. Muhammed el·
Gazal i 'ye (Allah ruhunu kutlu ve kabrini nOr/u ı ı Hak
ı J ı ü ) «Onu'
(Ademi) tesviye edince ,ona ruhumdan nefhettim.» (Sad 72)
ı ı ı soruldu: Tesviye nedir? Nefh nedir?
ROh nedir? denildi. Gazall ı ı ı ı bu
risaleyi ı {{Küçlik Madnfm» diye bilinen bu eser, onun
ı meselelerine ait ı ı ihtiva eder. Büyük iman
ve Hazretlerinin bu ı ı ş

ı :
*
**
1 - T E S V i YE: ı kabul eden bir mekanda ı
bir ş Bir ş üzerinde ı düzenleme ve bjr çok
ş yerli yerine ve en münasip ş ı Bu
da Adem aleyhisselam ı çamur ı ı
da meni ı ı ı ı tadiI edilr:nek ve an-
ı sureHyle ruhu kabul edecek bir hale. ı ı
Çünkü bu tesviye ş ş toprak gibi ı kuru ve ş ı
eser ı ve su gibi salt ş olan ş kabt.,tl ,etmi-
yen ş benzer. Evet, ş ancak ş ı ile kuruluk ka-
ı ş ı ş olanlara taal/uk eder. Amma her ı ş ı olan ş
taal/uk etmez. Mesela: Çamur, ı ş ı bir cisimdir. Ama
. bunda ş parlamaz.' içinde ş yanmaz. ş ı
ı ş ı ve onu ğ gibi ı için koyu çamurun
ı ş ı ı ğ ş Vf3 ı ı ş ı ı birine ı
85
dükten sonra nihayet ı ş birbitki, ololasl gere-
kir ki onda ş sebat ı ve üzerinde ı
ş çamur da böylelikle, Al,lah ı onda ard arda
ş ı ve ı ı ı ş ı sonra
bitki plur. İ onu yer, o d.a kan olur. Her kar-
ı kuvvet de i'tidale ı en ı olan ı sa-
, -' . .
ğ (sülalesini) çeker, süzer, ı ı O da nutfe (meni)
olur. Bunu da ı ı rahmi kabul eder. ı ı da menisi
bununla ş ı ş ı Bu durum da ondaki rtidaH ı ı
ı ı ğ Sonra rahim onu 'harareti ile ş Bu hal
de tenasü,bü ğ ı ı ş ş safhada, tam
ı nihayet bulur, ı gaye ve nis-
beti tam seviye'sini buiur. Ve nutfe adeta kandil fitilinin
ş kabul etmesi için ğ ı ğ zamandaki ı gibi,
etmiye've kendinde tutmaya istidat ve kabiliyet
ı ş böylece, istiva ve ı tamamlanan tesviye
ve ş olan nutfe, ı ş ğ istidat ve
kabiliyet ile kendisini idare ve kendisinde ı edecek
olan bIr ruhu hak ş olur. ş her ş hak ş ol·
ğ ı ı ve kabul ğ ve ş ı ğ dere-
cede kabiliyet ve istidat veren; ğ ğ ı ı
yan, engellemiyen son derece cömert olan Hak ı
lLitf-ü kereminden ,gelen ·bu ruh, o nutfeye feyz verecektir,
gittikçe büyüyecek, kemalini almakta devam edecek, ğ
cak, ş ı verecek" ı ş yapacak,
hakimiyet kuracak, harikalar yaratacak, nice demler süre-
cek, gamlar, elemler çekecek, ı hayat mücadelesini
belirli bir müddet içinde ı bitirecek ve bir ölum ile ru-
hu yine bu bedenden ı ı ı
ş tesviye budur. Bir meni ı ı ı olan nut·
fenin istiva ve i'tidal hali ve ı ı alabilmesi yolunda
ğ ş ı türlü durumlarda ı döndürü-
cü ve ı ş ibarettir. ı bir nutfeyi, teme-
86
linden i'tibaren türlü ı ve hal/erden geçirecek ruhu ka
w
bul edecek bir düzeye ve ortama getiren ş
*
**
2 - NE F H : ROhun nOrunu nutfenin fitilinde parlatan·
ş ibarettir.
Nefhin bir ş ve bir de sonucu ı Nefhin ş :
ı üfürenin içinden ı ı üfürOlenin içine ı
Bu ş ş kabuleden odunu ı ı kadardevam
cektir. ş buradaki nefh, ı sebebidir. Bu sebep
ı nefh ş Allah ı ÇünkiAI·
lah ı nefhi bizim gibi maddi ve fiili ı ğ ı
buna ş i i ğ gibi sebep de denemez. Ama
{( Müsebbip» sebep ı ı muhal ğ
Sebep bazan, mecaz, yolu ile, müsebbeb'in ondan ı
ğ ş kinaye olur. Her ne kadar kendisi için istial'e
olunan bir ş kendinden istiare edilen ş ş üzerine
olmasa da, sebep kendinden sebeplenerek ı olan ş "
ten kinaye olunur. Nitekim Hak ı {(Allah onlara ga-
zap etti, onlardan intikam ı ı böyledir. Buradaki
gazap; gazaba ş olan da bir ş hal ğ ş ki
onunla ı olur, eza ve elem duyar. Neticesi de gaza- '
ba ğ ı ı ve helak etmektir. ş bu ilahi kelam-
da netice olan gazap, yani· gazaba ğ ı akibeti gazap,
ile ve ı neticesi de ihtikam ile ifade ş
3 -'- Rflhun Nutfede ı ş ı Sebebi Nedir? Sorusu-
na Gazall cevap verir:
Bu bir ı ı Hem faUcle, hem de kabul eden mahal-
dedir.
Failin ı ı ilahi kerem ve ı ı ı ğ ı
cek bir ş üzerine akan bir ı ı ı ı Bu ı yani
B1
ilahi kerem icad ğ her ı üzerine ğ
den bol bol ·akar. Bu ı ilahi kererne kudret' deniiir.
Bunun misali : ş ı ı ı ı kabul
eden her ş ı perde ı ı ı ğ ı vakit 'alYma-
Si, ş ı ı ı ı kabul eden ş de renkli
ı ı içinde hava yoktur. Çünki hava' renk-
sizdir.
Kabul edenin ı ı gelince: Bu 'da istiva ve tesviye
ile ı olan itidaldir. Nitekim Hak Teala: «<Onu tesviye et-
tim» ş Bunun misali : Demir ı (demir ı
Çünki bir ayna, ş onun parlak yüzü demir ı ile
ı hiç bir ş ve suret kabul etmez. ş ı ı her-
hangi bir cisim konsa veya ayna her hangi bir ş muka-
bil tutulsa o ş aynada bir aksi ı Ş ayna
bir ş vesuretin ş ı ı konur ve bir taraftan da ı
aynaya cila vermiye devam ederse aynada ı ı
,oldukça, ı 'içinde de bir ş ve suret hadis, olur.
Çqnki bu ş ve suretin sahibi, olan ı tam
ş ı ı ı (Aynada ve surette istiva ı ş
ş bunun gibi nutfede d'e bir istiva ı olursa onda bir
ruh ı olur. Bu ruh, rQhu ı Ama bu ruhun
nutfede ı ı ile, onu yaratanda bir bozulma ve de-
ğ ş olmaz. ROh' ancak o anda hadi's olur. Daha önce ol-
maz. Çünki ı ı ı ile mahallin ğ ş
ş ş ı o ı ğ Nitekim cismin as-
ı ı hiçbir ğ ş ğ ğ aynaya aynen suret ola-
rqk ğ vehmedilir. Daha önce aynada ş
sOretin görüimeye mOsait ı ş ı ğ ay-
ı ı ı aksettirmeye ı hale ş
*
'**
4 - FE Y:Z 'nedir?
Buradaki feyzden, bir kaptan suyunele döküI,mesi gibi
bir ş ı olmaz. Çünki fayzin lügat ı
88,
'bir miktar suyun ğ kaptan ı ı ve ele
ş ı ib§rettir. Fakat ben bu feyz kelimesi ile sa-
na, ş ı ı bir duvara ş ı ğ ı ş
ı ı ı ı ş ı yine ya-
ı ş cisminden bir ı ş ı ı ı ı duvara ş
rak, onun üzerinde ı ğ ı Bu bir ha-
ı ğ ş ı ı itibariyle renkli du-
vardaki gib( kendi's'inden ı da olsa ona münasib olan
ı ş hudusuna sebeptir.
Gerçekten bu akis, ı ş bir ı ı ı in-
sandan ı ı ve aynaya gelip ı ı de-
ğ Ama bir insan suretinin mese,la ş ve sureti ak-
settirmesi kabil olan bir aynada o ı suretinin timsali
olan bir ş ı sebep ı ı ı Ayna
veya insanda ş ve ı yoktur. Arada sadece se-
bebiyet ı
ş Hahi kerem de, bunun gibi ı ğ ı kabul edebilecek
her mahiyette ı nOrunun hudusuna sebeptir 'ki buna
feyz denir. .
5 - Tesviye ile nefhi ı Ama ruh nedir? Rühun
ı nedir? Acaba bu, suyun kaba ş veya bir' ara-
ı cisimde ş gibi bedende' bir hal midir? Yoksa'
kendi ş ı durabilen bir cevher midir? Kendi kendine
'durabilen bir cevher ise, bir mekan tutar ı yoksa tutmaz'
ı ğ bir yer tutuyorsa, yeri neresidir; kalp midir, .
ğ ı ı yoksa ş 'bir yer midir? ğ bir yer
yorsa, bir yerde bulunmayan ş ı cevher olur? Soru-
ı ı imamGazali ş ı ı
Bunlar. ruhun ı ı mahiyetinden ı ;Ehli
ı ı ı ı hususunda, ı Rasulüne
-Allah Ona salatü selam etsina izin ş ğ sen
B9
bu ş ehlinden, bu ı ı bu ince ve derin mese/eyi kav-
ı kudret Vf) kabiliyette isen, dinle ve bilki: RUH:
suyun kaba ş gibi bedene giren bir cisim ğ Si-
yah bir cisme ı ve .alimdekiilim gibi kalbe ve-
ya ğ giren bir araz da ğ Bilakis rOh, bir cev-
ı ğ Çünki rOh kendisini ve kendisini yara-
ı bilir. MahlOkatl idrak eder. MahlOkat bir ı bilgiler- !
dir. Bilgilerin hepsi de ı Ş araz bir yere konul-
ş ve ilim de onun ile kaim ı bir ı ı ı yi-
ne bir araz ile Olurdu ki, bu ı kabul ğ ş mu-
haliftir. ı bir araz kendisinin kaim ğ ı ş ancak
teklik ifade eder. Araz bir yerde tek ş ı bulunur. ROh ise
biri birine ğ ı iki hüküm ifade eder. Çünki rOh yarata-
ı ı ı ı ğ ı vakit kendisini de ı ş bu özellikler ı
hun araz ı ğ ı delildir. ı araz olan. bu ı
tavsif olunmaz.
ROh cisim de ğ Çünki cisim bölünmeyi kabul
eder. ROh ise bölünmez. Ş ı ı ondan bir
ı bir ş bilmesi ile, ğ bir ı da, o ş
ı halde bilmemesi caiz olurdu. Bu takdirde ise ı
ı zamanda ve bir hal içinde bir ş hem bilmesi ve
hem de bi/memesi gerekirdi. Bu hal biribirine ı
ı Çünki zaman ve mekan ı ı Ancak bir gözün iki
ı yerindeki ı ve ı ı ğ Ama
ôir ş bir ş hem bilmesi hem de bilmemesi müte-
ı ı Bu iki ı ş ı muhal ğ mütnkündür.
İ ş bu, rOhun bir ğ delalet eder. ROh, ı sahip-
lerinin ı ile «cüz'U la yetecezz8» yani bölünemiyen bir
ş Çünkü parça demek rOha ı ğ ı
külle (bütüne), ğ izafettir. ROhta ise ne kül ı
ne de cüz, ne bütün ı ne de parça. Ancak bu parça sö-
zü ile, bir, ondan ı bir ı ı on adedinin ı
ı diyenin m.urat ğ ş kasdolunur. Çünkü sen hakika-
ten on ı ı ı meydana getiren ı göz önüne ı
90
san, bir ı ı bu demetten bir parça olur. Bunun gibi bl!-
ı ı yahut ı insan yapan ı hepsini
ı i'tibara ı ş o zaman, rOh da bu toplumdan
bir parça olur.
ı rOhLln bölünmez, parçalanmaz bir ş ğ
ı isen, o ya bir yerdedir veya onun ı ı yoktur. RO·
hun bir mekan, bir yer ş ı ı ı ı ı her' mü-
tehayyiz olan ş bir yer tutan) ş bölünebilir. ı
nemiyenbir ı bölünmesi ı ve ı delillerle ba-
ı ı Bu delillerden birini ı iki cevher ı
bir cevher farzedilse; iki taraftan her biri ortadakinin bir
ı ge/ir ki, ı ötekinin ş ı ğ ı ş ı ş ı ğ ı
bir yerdir. Aradaki cevhere temas ı birbirinden ş
ı Aradaki cevherin bir yüzü i/e ş ı ı gelen cevheri
bilmesi, fakat ı yüzünün ş ı ı ı öteki
cevheri bilmemesi, yani bir yüzün var ğ öteki yüzün
yok demesi tabii olur. iki taraftaki cevherler de böyledir.
Her biri bir ı ile ortadaki cevheri ikrar, öteki yüzü ile
de inkar Bu sOretle her cevher ı zamanda ve bir.
haliçinde, bir ş hem bilen hem de bilmiyen olur. ı
olmaz ki, ı en küçük zerrelerden meydana ge-
len sade bir düzlem farz olunsa, onun bizim ş ı ı ge-
len bir yüzü olur ve bu yüzü biz görürüz de öteki yüzünü
görmeyiz. ğ yDzLl ğ yüzden ş
görürüz. Çünkü bir ş bir ,zaman ve bir hal içinde hem
ş hem de ş olmaz.'
ş de herhangi bir ş iki yü?ünden birinin kar-
ş ı ı ş ı o yüz ı ı ğ yüz
ı ı
ı ı ı ğ ve ı ğ ı sabit
olunca ı onun bizatih/, kendi kendine kaim ğ ve
asla bir mekan'da yer ı ğ ı da sabit olur.
91
6 - Bu ı ı nedir? Bu cevherin ı ı ne-
. dir? Bedene tealluku ı ı ROh bedenin içinde midir,
. yoksa ı ş ı ı Bedene ş midir? Yahut ondan ay-
ı ı ı denildi. Bu sorulara cevap olarak da (Allah ondan
ı olsun) ş dedi: ROh, bedene ne dahildir, ne de ha-
. '. riçtir. O bedene ş de ğ ı da ğ
ı ş ı ile nitelenmeyi ğ ı haL,: cisim
olmak ve ş bir yer ı Halbuki ruhtan bu iki
hal ve nitelik ş Bu sebeple de bir arada bu-
ı aklen imkan ı iki ı hal ve nitelik-.
ten ı ı ş ı .
Nitekim cemad ı ne alimdir, ne cahildir. Çünkü
bilmeyi ve ı ğ ı Bir ş hayat
nefyedilince biribirine ı olan iki hal de yok olur.
*
**
7 -:- ROhbir (cihette) yönde midir? denildi. Cevabmda
ş dedi: ı ruh, mahallere girmek, cisimlerle ş
mek ve cihetlerle özellenmekten Çünkü bun-
ı hepsi cisimlerin ı ı ve ı ı ROhise ne
bir cisimdir, ne de cisimdeki ı Belki p bu arazlarda,n
mukaddestir.
8 - Resül aleyhisselam, bi.l ı ı ş etmekten ve Hak
Tealö'nm Senden rOhusaranlara: {{ROh, Rabbimin emrinde-
dir. De!» (el-isra 17/85) ı ile rOhun ı ı ı
lamaktan niçin men ş denildi. ı ş
dedi: ..
Çünkü ı ı ı Zira insanlar,-avam ve havas .
olarak iki ı ı ı ı ı fazla olan,
iste o, bunu kabul etmez. O ruhu Allah ı ı ı
da tasdik etmez de ı rOhunda ı tasdik eder? Bu
sebepJedir ki, ı ve Hanbellyye ruhun' ilahi ve in$
ı ş ş
92
ı ı ı çok olanlar, ı Hakk', cisim
ı ş ı Çunki onlar ı ancak ona ş ş deyeJ
ş olunan, yanigörülebilen cisim olarak kahullenebil-
ş
Her kim ı biraz ş ise ruhtan cisim-
ğ ş ve fakat cisimlik ı ı ş
Bu halde de ruha cihet isbat ş ait bir yön ş
ve onu o yöndeki' yerde ı ş ı
ş ile ı bu ı ruhu, cisim say-
maktan ş ve bir cihette ı bir ı bu-
ğ ı ı kabul ve isbat ş
\
9 -Onlar bu ğ niçin ı denildi. Cevap
verdi:
Çünkü onlar bu ı ı (cisimlikten,' mekandan ve ci-
, hetten münezzeh ı Allah Teala'dan ş ı için im-
ı ı Bunu, ı ı ı anlatsan seni kafir
sayarlar,(cSen :kendini Allah ı ı ı ı ile vasfedi-
yorsun ve gerçekten sen nefsin içinAllah'l,k iddia ediyor-
sun» derler.
*
**
, 10 - Ol1lal' bu ı hem Allah, hem ş ı için
mümkün ı ı niye muhal sayarlar denildi: Ş dedi:
Çünkü onlar, dediler ki; mekan sahibi olanlarda iki ş
yin bir ı ı ğ gibi iki ş
ı 'da ş muhaldir, yani iki i cismin bir
noktada ı ı mümkün ğ iki ş mekan-
danmünezzeh' ı saymak da ı ı ğ bir
deyimle; 'bir mekanda ancak bir ş ğ ı gibi mekand,a
ı da ancak bir ş ki o da ı Çünki ger-
çekten bir mekan,da iki ş ş ı ı ı
onlar bir mekanda ş ı biri birinden ı
93
ı Bunun gibi. mekanlan olmayan iki ş ı
ı bilmek ve birini ğ ı ne ile ı
olur idi.» derler. Bu hususta bir de: ı derecede olan
iki siyah bil' yerde ş Hatta iki ş ş (bile)
ı ı ı ı ş deye söylerler.,
11 - Bu çok büyük bir ş ı nedir?
denildi.' Ş dedi: ı : Gerçekten onlar, ş
(var olan ş biri birlerinden tefrik ve ı
sinin ancak mekan ile ı ğ ı ı hata ş
lerdir. ı bu temyiz ve ı üç ş ile olur:
1 - Mekan ile. ı yerde birer ,cisim gibi.
2 Zaman- ile. iki bir cevher üzerinde iki si-
, yah gibi.'
3 -, Had ve ı ile. Bir m,ahaldeki ş arazlar
gibi. mesela: bir' cisimde renk,lezzet, ğ ve ş ı
ı ... Gerçekten ı mahalli ve ı da bir-
dir, zaman da ı zaman içinde ve, bir yerde bulunmak-
ı .
. Fakat ı hepsi bir ş da (her biri ı
kendi ı ı ı ı ve ı ı biri birinden
ı ı Evet, rengin lezzetten ı ı ı iledir.
ilmi, kudretten ı da ı ğ üzere) ı iti-
bariyledir.
ş böyle bir mahalde ı ı ve ı ı biribil'in-
den ı arazlar tasavvur (ve kabul) edilirse, ı gay-
ı ı da ı ı za'tlan ile birbirine muhalif ş
tasavvur (ve kabul) edilmesi daha uygun olur.
*'
**
12 - Bu sizin ş ğ ş ı
ı ğ ş ı bm'ada ş bir delil ı ki Allah, ile ruhu
94
ı 'isteme ı ı daha zahirdir. O da ş Gf:W-
çekten bu ifadeniz yani ruha mekandan münezzeh addetme-
niz Allah Teala'nm en özel bir ı ruhta isbat etmek ve
bu suretle de ruhu Allah'a benzetmektir. ı
ş dedi:
Heyhaat! (ikisi ı ne kadar uzak) Çünki bizim: in·
san diridir, bilendir, gücü yetendir, ş görendir ve
söyliyendir; Allah Teala da böyledir, dememizde bir ş
ı Allah'a benzetme yoktur. ÇOnki bu sözlerdeki ı
özel ı ı bir zata ait en özelnitelik ğ Mekan-
dan ve yönden münezzeh olmak da bunun gibi, ı ı ğ ı
en özel ğ ğ Fakat ı en özel ğ an-
cak; onun kayyum ol"!1asr, yani O bizatih1 kendi kendine
kaimdir. Kendinden ı ı O'nun ı ile kaimdir. O bi-
zatihi ı O'nun ı ğ ı ş ı ile ğ O'ndan ı
. ne var ise, hepsi bizatih1 ğ O'nun ı ğ ı ile ı ğ
rusu, ş ı kendi ı mahsus ne ı ı ve ne
ı ı ı vücudu ı ğ ı ariyet (ödünç)
sureti ile ş ı yani ı ı vücudu
ı ğ ı ise ş ı ı ğ kendindendir. ş
hu hakikat yani kayyumluk ı Allah'a ı
*
** '
13 -Tesviyenin, nefhin ve ruhun ı ı anlattm da
ruhtaki nisbetin ı ı :söylemedin? Evet, ı Hak
kelammda ğ ş dedi ve onu ni-
çin kendine nisbet etti? ğ hakikaten ı ğ ı ken-
disi ile ğ için ise (bu hal ı ruhta ğ bü-
tün ş böyledir. '
*
**
14 - Bir de, ı Hak ı ı ğ nisbet etti ve, :
«ben ş ı adam ğ ı ı dedi: (Sad
38/71), «sonra, da insam ı tesviye ğ vakit ona
bir' ruh iiftedimu dedi. (Sad 38/72) ğ bu ru·
95
hun Allah fealirdan bir parça ı ve kahba (be-
dene) feyzetmesi, (girmesi) ş ise; ı ki bit
adam,. dilenciye bir ş verir d?: «Mahmdan ona ı ş
tim)} diyor ise, ş bu, Allah Teala'nm ı ı
Siz de gerçekten bunu iptal EFttiniz (Allah'm zatmm parça··
lanma fikrini çürüttijnüz)· ve ru'hun bedene ı ı
gelmesinin Allah'tan bir parça· ,olarak ı ı ı
ı ğ ı söylediniz. denildi.
Ş ı
Bu ifaza ve feyz ş ş sözü gibidir ki, ş
ş dile gelerek: «ben ı ı yer yüzüne Haza ettim -.
ı ş ı verdim).n deseydi, ğ olurdu. Dünyaya gelen bu
ı ş ı ğ ı ş nisbetinin ı da : ş ı ş ziya-
ı nisbetle, her ne kadar ı olsa da türlü· yönler-
den bir yön ile ş ı ı dernek olur.
ş bu ş ve ı ş ı ğ ı misali, bir ş ve müna-
sebettir. Bunun içindir ki; izafet kelimesi ile ifade edildi.
Bu ş asla ğ mahsGs ğ
*
**
15 ...:.- Hak Taala'nm «Ruh Rabbimin emrindendir, de!»
(isra. 17/84) ı ı nedir? Emir alemi nedir? Ya-
ı ş alemi nedir? .deni!di.
ı ş ı dedi:
Üzerinde ölçü, ı ı vaki olan ne var ise hepsi
cisimler alemidir,. Üzerindekiler de cisimlerin ı ı
Bunlara halk ı ş alemindendi!', denilir. Bu sözümüzde-
ki halk kelimesi burada, ı ı ı Icad ve ihdas '
ı ğ « Bir ş ı denir, yani onu ı
etti r ona. mikdar verdi r ğ ı demektir. Ş
96
Gerçekten sen ı ğ ı ş kesersin.
ı kavm ise ı da sonra kesm.ez.
Burada, yaratmak: takdir ı ı oranlamak, ta-
sarlamak demektir. ı ı da: gerçekten sen ş
oranlar, tasarlar, yani ölçer, biçer ve ona göre kesersin. Ba-
Zi esnaf ise oranlar, tasarlar ama -ona göre kesmez, ş ya-
ratmaz, demektir.
Kendine ait bir kemmiyet ve takdir (miktar, ı ğ ı .
ı ı hiç bir ölçüye gelmiyen, ş de emir ale-
mindendir. Onlara: «Rabbani emir, rabba ait ş denir. 'Bu
da, aZ önce ğ benzerliklere aittir.
Bu cinsten olan insan ve melek ı ı hepsine
evet, «bunlar emir alemindendir» denilir. Emir alemi de:
his, hayal, yön, mekan ve yer tutma ı ş ı olan ı
dan ibarettir. Bunlar herhangi bir ölçü ve takdire girmezler .
. Çünkü kemmiyyetleri ı yoktur. ı gelmezler,
beHrli bir hacimleri ve ğ ı ı ı da yoktur; yani madde
ğ
16 -Ruhun . ı ı ğ ı ı ı teveehhüm ediyor-
sun? Ş böyle ise o kadim (ezelidir) demek olur, denildi.
ı ş dedi:
Gerçekten bir böyle tevehhüm ş Halbu- .
ki bu cehalettir. ı biz, «ruh ı ğ sözünü
((ruh, ne bir ı ve ve ne de ı ölçü ile takdir edil-
mez» ı söylüyoruz. Çün·ki ruh, parçalara ı
maz, her hangi bir madde gibi ş yer tutmaz.
Biz gerçekten {{rüh bir ı ı deriz, ama bunu ka-
dim ğ hadistir ı
Ruhun ezell ı sonradan ş ı var-
ı fakat i.fadesi ı Çünki bu delilin mukaddimeleri·
uzundur. Lakin hak ve gerçek olan, insan ruhunun, mesela
suretin bir aynadazuhura gelmesi ı biryüzünün ı
97
ı ğ gibi nutfenin de annarak l'Ohu kabul
cek kabiliyete ğ andahadis ı ı Her ne, kadar
camda ı Önce ş ı ı ş ş ve sOreti
var ise de, sOretin camda zuhOru camm ı ı ayna o/-
ı iledir'.
Bu ı vücOda ş ş ş ve hükümler-
dendir: ı ğ rOh/ar bedenlerden 'evvel var idiy-
seler, bunlar da ya bir tanedir veya birden ı
ı bir tane ı da' ı ı birden fazla ol ı
da. Hatta bedenden önce her hangi bir yerde vücOdu da
yoktur.(*) Gerçekten rOhun bir' tane ı mümkün ğ
ÇÜl1ki her bedende rOh ı Bunlar her ı birbil"i-
nin ı ğ Mesela: Zeyd bir ş ı da Ami- onu
ı ğ onlardan yani Zeyd ve Amr gibi iki ş ı ı
rOhlardan ı cevher bir tane ı bu ı eden cev-
herde iki ı ş ş ş ı gerekir ve böyle bir ha-
lin kabulü de ı olurdu. Nitekim bu ı ı yani bir ş
yi bilen ve hem de bilmiyen iki' ruhun ı ğ ı tek ş ı
Zeyd'de ve bir ş ı dahi muhaldir. Akd cevherderi mura-
ı ı ruhtur.
ROhun birden fazla ı da muhaldir;
Çünki cisimler gibi miktara sahip olan, ölçüye ı
gelen. bir ş parça ı ve bölünmemesi mu-
ha/dir. ı cisim bölünebilir. Çünki bir miktara sahip-
ı belirli bir hacmi ve ğ bir yeri ı Hem de
, ı ı ı Ama kendine has hiç bir parça ve
" esasen bir ş ı ı hem bir miktara, ölçüye,'
ı bir ş ı bölünebilir!
(*) ı ruha, bedenden önce de bir mekan ve vücud ı ı '
Ancak onu; nutfede, nutfenin j'tidal ve ı ı hadis
olan gayri ı bir cevher ı (Mütercini)'
98
ROhun bedene teallukundan evvel birden fazla ğ
nu takdir etmiye gelince: btr da muhaldir. Çünki bu takdir"
de ruhlar ya biri birine yahut ğ muha-
ı ı ikisi de muhaldir. Birbirirte benzemesinin
ş '
ğ ı olan iki ş bir esasta bulunma-
ı ı ı ve tecrübede ı ş ı Bunun için-
dir ki; iki ı ı bir yerde ve iki cismin ı mahalde bu-
ı ı yoktur. Çünki ikilikbiribirine ı ı ı ica-
ı ı Halbuki ı ı yoktur. Yer birdir. iki' siya-
hiLL fki ı yerde ı ise cfHzdir. Çünki bu, ondan
mahalde ı ı Birinin yer ğ mahalle öteki tutun-'
ı ş ı
Bunun gibi ş _ iki zamanda bir yerde bulunma-
ı ı ı birisi, için olan nitelik ğ için yok-
tur. Bu nitelik' de o ş özel bir zamana ı ı
ı mutlaka, biri birinin ı ı misli olan en az
iki yoktur. ı biri birine izafetle m"isildirler. Zeyd ve Amr
sözümüz gibi. Bunlar ı ve cisimlikte misiidil'ler. Si-
; yah mürekkep ile kara karga da ı biribirinin misli-
dir/er. ı bu misiiliklerde' ı birini ğ
ş saymqk ı ı ÇHnki birbirinin ı olmak iki
tÜrlüdür. ::-
Birisi: nev',i ve mahiyet ı ğ ı iledir. Su ile ş
siyah ile ı ı ı biribirinin ı ı gibi.
, ğ de mahiyete girmeyenarazlar ile: ı su ile
, "I
ğ suyun bir birinden ı ı ğ ı gibi.
ş ı 'ise nev'j ve mahiyet i'tibariyle bir bi-
rindel1 ı olmalan ı Zira ş l'O'hlar «had» ve,
hakikatte "birliktirler. ROh bir nev'idir. (Bir ı ı
Arazlar itibariyle de ş ı ı ş ı mu-
haldir. Cünki bir tek. hakikat, cisimlere müteallik ve her
. . \
99
hangi bir nev'i i le cisimlere mensup olunca, ancak ı
ile ş ş ı Çünki bir cismin ı ihtilaf, birbi-
rine ı zaruridir. isterse bu ihtilaf mesela: ı ı
ta, gökten yere, ı yerden ğ kadar olsun. Ama
böyle ı ihtilaf mümkün ğ
ş bu, ı ermek istiyenin fazla bir bilgi ve
takdire sahip ı ihtiyaç ş Lakin bu ka-
ı da onu uyarabilir.
*
**
17 -:-' Rühlarm bedenlerden ı ı ve cisimler ile
ilgileri ı sonra halleri ı olur? ı ğ
Birbirinden ı ş ş ı denildi. Ş ı verdi:
Çünki ruhlar bu dünyada ve beden He birlikte iken me-
sela:' ifimden, cehilden, sürurdan, kederden, güzelveya çir-
kin huylardan ş nitelikler, ı ş ı ş ruh, o
kötü huy ve ı kendisinde bulunanlarla, ğ ruh-
larla ı ve ı olarak ı ş ı Bu huy ve nitelikle-
rin ı ğ ı ı ve ğ da bedendeki nden evvelkinin aksi-
ne' tamamiyle bilmektedir. Çünki ı bu ı ş
ı ş sebep de yoktur."-
*
**
18 --- Hazreti Peygamber aleyhis selam m : «Allah Teala
Ademi kendi süretinde ı .. » demesinin ı ı
diye soruldu. Ş ı verdi:
Suretkelimesi ş ı bir isimdir. Bazan ş
killerin tertibine, birbiri üzerine veya' yan yana ı
ve terkiplerin ı ş ı ı olunur ki hissolunan
. (görülen ve ş duyumuzla ş ı bir suret ş dir.
Mahsus yanimaddi ı bir tipine söylenir.
Evet ı da bir ı ı ve tenasübü, bir birine
ı ve münasebeti ı Buna da suret ı verilir. Me-
sela: Ş meselenin sureti ş böyledir, denilir. Bir, 01-
100
gunun sureti, probleminin sureti ve akli meselelerin sureti
de böyledir. ı geçen, bu suretteki tesviyeden
sat da ş bu 'manevi surettir. Bunun ile de ı
ı ş ğ benzerliklere ş Bu ş edi-
len suret de ı ı ı ı ve ş ait olur.
Evet, ruhunkendi ı ı ı da ş ı
kaim olmak ı Çünki ruh araz ğ cisim de
ğ ş bir yer tutan, ölçü ve ı gelen bir
cevher ı ğ ı gibi mekana ve cihete giren bir de de-
ğ Ne bedene, ne aleme ş ne de onlardan ı
dir: 'Bedene ve alemin içindeki cisimlerden birinin i9ine gi-
ren veya ı ı ş ı olan da ğ .
. ' ş ı bu ı ı hepsi de ı ı ı
ı ı ı Adem ve ğ olan insan, ş ı ı ğ ı
ruhun cisim ı ve cisimlere özgü hal ve ı ı
ı ı ı ı ğ ı ı suret i'tibariyle, Af-
ı bu ı ı ı s'uretine ğ ve bina-
ena/eyh suret ğ ı
Ruhun ı ı gelince :
Ş ki ruh, : diri, alim, kadir, di/iyen, ş gö-
ren, ş olarak ı ı Allah da böyledir.
ş gelince: insana ait olan bir ş ş ı i'ra-
dedir ki, bunun eseri evvela kalpte, zahir olur. Sonra hay-
ı rOh ı ı ile bir eser-ki bu kalp ş ğ (ha-
va gibi) latlf bir ı has,1 olarak ş ı ı
dan ğ (beyne) yükselir. Sonra oradan beynin ı ş si-
nirlerine, Sinirlerden, ş etlere ı ı ğ sirayet
eder. ş çekilir, gerilir. Bu sebeple de parmaklar ha-
reket eder. ı hareketi ile; mesela kalem, ı
ile de mürekkep hareket eder. Bundan da ğ ı veya her-
hangi bir yüzey üzerinde bir ı veya ş suret mey-
dana gelir ki, 'o ı hayal ı tas?vvur ğ
10-1
veçhile yazmak ğ ş Çünki' o bu ı ı sOre-
tini önce hayalinde ı bunu ikinci defa be-
yaz üzerinde meydana getirmek mümkün olmaz. Kim AI-
ı fiillerini, ı ve ı ı ı ettirmekle yer-
yüzünde nebatat ve ı ı ihdas ğ bu me-
leklerin ı hareket ettirilmesindeki taatleri ile ol-
ı dikkatle tetkik eders'e; ğ kendi alemi
olan bedenindeki tasarrufunun, ı ı Alemi Ekber'deki
tasarrufuna ğ ve onun misli ğ b!fir. Ve
onamesela kalbin tasarruf ve idare seklinin nisbeti, ı
, .,
(tasarruf ve idare ş ,nisbetine; ğ ı nisbeti Kül'-
sinin nisbetine uygundur. iç ve ı ş duygu ı Allah
Teala'ya tabiatiy!e itaat eden' ve muhalefet' edemiyen 'me_
lekler gibidir. Sinirler ve' organlar gökler gibidir. Parmak-
ı kudret, İ ı ı ş ve teshir ş ta-
biate benzer. Kalem, ğ ı ve mürekkep de toplanma, ter-
ı ve ı ve ı ı olan un-
surlara (element) benzerler. Tahayyül ı da «Ievh-i ma h-
fuz» gibidir.
Her kim bu muvazeneye ve benzerliklere ı ile mut-
taH olur, ı ı erdirir ise; islam Peygamberi (aJeyhisselam)
nin: Allah Teala, Ademi kendi suretinde ı demesin,in
ı ı bilir. AI/ah ı ş tertib'ini bilmek, bir
çok ilimieri ı ihtiyaç gösterir. Halbuki bizim
burada ı ı ı onlardan bir ı ı ş .
. :ti
**
18 Soruldu: ResUl ı ı «Her kim kendi-
ni bilirse muhakkak Rabbini bilir» sözünün ı nedir.?
ı ş oldu:
Çünki ş münasip misaller ile bilinir. Ş ı ge-
çen benzedikler ı insan' kendini bilmekten Rab- '
bi'ni bilmiye yükselemezdL Ve ğ Allah Teala Hazretleri
insanda cümle alemin ı ı ş ı hatta onu
102
büyük alemin küçük bir kopyesi ı ve onu sanki
kendi aleminde tasarruf eden bir Rab ı ı muhak-
kak' ki o alemi"tasarrufu, rubübiyeti", ı kudreti ve ğ
ilahi ı ı bilmezdL Binaenaleyh nefs; benzerlikleri ve
muvazeneleriyle nefsi ı yükselmenin
ğ ı ş Bu bilgiyi bundan önGeki mesele ile tamam-
lamak ve kemale' ş ı husüsunda, bu meselenin
iünden perdeyi ı ş ı
*
**
19 - Soru : Ruh, ğ beden ile beraber hadis, oluyor
ise, islam Peygamberi Aleyhis ı {{Allah ı be-
denlerden ı önce ı demesinin ve bir de: «Ben,
ı iitibariyle Peygamber'lerin birincis.i, gönderilme
ı da sözünün ve' ı da:
(<Adem, S,u ile ı arasmda iken ben Peygamber ,dim)}
kelammm ı n'edir? '
Ş dedi : Bu haberlerde rühun ı delil ola-,
cak bir ş yoktur. Fakat bu sözler (rühun) ı ı
hadis ğ ve sonradan ı ı ş ı ğ ı eder.
Gerçi zahiri ve ı ı da, rühun bedenden önce V81'-
ı ğ ı delalet ediyor ve z§hirdekilerin ş ı ama bun-
ı te'vili de mümkündür. ı burhan ise zahirile bir ta-
.rafa itilmez, üstelik, Allah, Teala ı ş ı zahiri
ı ğ gibi, naaslarfn te'vilini ı ta-
hir ı delile uyan manaya nakleder.
ı Kerini'in: «Allah Teala ı bedenlerden ön-o
ce ı demesine gelince: RasOI-i ş Efendiniiz,
«rOhlar» kelimesi ,ile belki, meleklerin ı bedenler,
sözü ile de Alemin ı ı (mesela) ş ı kürslYi,gök-
leri, ı ı ı ı ğ ı suyu ş Nitekim,
ı cesedi, hacim i'tibariyle ı hacmine ı
küçük, ı Gesedi' ise ş cisminden çok
küçüktür. Sonra ş hacmininkendi ı ve gü-
103
ş ı ı üzerindeki göklere nisbeti yoktur. Bun-
lar birine nisbetle . ölçül6miyecek derecede büyüktürler.
Sonra bütün bu gökleri Kürsi kaplar. Çünki Ayetü'I-Kürsi'de
ı ı ı veçhile) : ccOnunkürsisi, gökleri
ve yeri ,içine aLu.» Kürsi ise, ş nisbetle ı ş bu
alemlerin hepsini ş ve ı olsun tasavvur eder-o
sen: ı ı ı denecek ka-
küçülür de, cesetler kelimesinin mutlak olarak söylen-
inesinden ı ı ..
Bunun gibi iyice bil vehakikate er ki; insan ı da
meleklerin ı ı ı ı ı alemde-
ki ı ı ı izafeti gibi pek küçük ı
Ş sana ı bilgisi ş ı ş rUh-
ı meleklerin ı ı ı ı gibi, çok bü-
yük bir ş ı ı ş bir ş 'le, adeta kandil ı ş ı ğ ı gibi gö-
rürdün. O büyük ş meleklerin ı ı Meleklerin
ı için de tertip, düzen, rütbe ı Bunla-
ı her biri kendi rütbesinde tek ş ı bir ı ı Bir
mertebede iki melek ruhu bulunmaz.
ı ruhu bunun tersinedir. Bunlar nev'ide de ve
rütbede de ş suretiyle ğ ı ş ı Ama melek-
lerin her biri kendi ş ı bir nev'idir. Bir melek, o nevi-
lerin her biridir.
ı ı : ({Bizden hiç biri ki, onun için
belli bir makam rütbe ve mevki ı (Saffat 37/164) .
ve bir de : Ş evet biz, saflar ş ş
(Saffat 37/164) ı ile, Efendimizin : {(meleklerden rIJ-
ku halinde olanlarsecde etmezler, ayaktakiler de rukua va ... ·
mazlar» demesi buna ş
Hakikaten Qunlardan her biri için belirli bir makam var-
ı ı bu ı ı ı mutlak'
_. olarak geçen ruhlar ve cesetlerden ancak ve ı melek-
104
lerin ı ı ı ve tabiat alemindeki cesetleri (büyük var-
ı ı ı
ı ı ş ı : «Ben ı ş
Peygamberlerin evveli, göndel'ilme ı ı da ahiriyimu
sözüne gelince : Burada yaratma icad ğ takdir
ı ı ı RasOI-i 'Ekrem; annesi onu ğ
· madan önce ı ı ş bir ı ğ Ancakgayeler ve
kernalatlar tasavvur, takdir i'tibariyle öncedir, ama ı
ı ı ı ş en sondurlar.
ı «Evvelü'l-fikri ahiru'l-ameli,» «ilk ş
· son ı ı vecizesinin ı budur ve. ı ı da
ş Bir evi ı edecek olanmühendis" ilk olarak evin
ş kendi ı ı ı Bu ı onun takdi-
rinde tam bir bina ı olur. Son ğ ı da, zihninde
imal ğ o evin eserini (hariçte) vücOda getrrmektir. Bu '
eser, o ı ş evin meydana getirlimesidir. ş bu ev,
mühendiste takdir i'tibariyle evvelinde,· fakat vucOd i'tiba-
riyle de ı Çünki bu ev tamam olmadan evvel ker-,
piç kesmek, duvar örmek, gerekli malzemeyi ı .
ı ğ hep maksad ve gayenin, yani evin ikmaline vesi-
ledir. Bu. sebepledir -ki aletler, a'raçlar, ı ş
öne, ileriye ş
Bunu ı Ademe mensup ı (Hazreti Ade-
· mi ve zürriyyetini) yaratmaktan ı ilahi huzuraya:
ı ı saadetini idrak etmeleri ğ bilirsin. Bu da an·
cak: Peygamberlerin ı ı ile olur. O halde Peygam-
berlik bu maksatla vücOda ş ı olan da
ğ ve gayesidir. Peygamberler.in dün-
yaya gelmesi ve vazifesini bizzat ı yani ı
ş ve ı ı ş ı ı ı ve gerek-
lerini onlara' bildirmesidir. Bu da yani ğ tak-
ı ı alemine gelip ş ş ı ve vazife- .
105
sini ş ı ancak Allah ı sünneti ğ
ı ile (zaman zaman) ı Nitekim evin taniani-
, ı ı da ı Ile ş
ı ı ğ köku, temeli Adem aleyhisselam
ile ı ı ı geçtikçe Peygamberler geldI. Peygamber-
lik ı daima büyüdü, yüceldi, kemale yükseldi. Nihayet
Ht:lzreti Muhammed (A.S.) ile' son kemalini buldu. Maksud
C?lan da ğ ı kemale ermesidir, gayesidir, nihaye-
tidir. Bunun önceliklerini sermek, te'sviye ve ı etmek'
ise, bu gayeye yesi/edir. Bir ı tesis ve ı ı te-
mellerini tesviye ve ı Çünki bunlar, bina-
ı ş vesiledir. Bu, RasOI-i ş ı ı Efen-
dimfz hazretlerinin' Peygamberlerin ş
ı ı ı
Çünki kemale gele'n ziyadelik, tamam olan ,pir ş ya-
pilan ilave, ı hakikatta ı Tutma,' yakala'-
. ma uzvunun kamil ş elin ş ı ı ı Bu i'ti-
barla d'ört ı bir' el ı eksik ise, alt1 ı olan
da ı ı Çünki, ı ı parmak tam v'; kafi olana bir zi-
, yadellktir. ı hatta ı bir ı Gerçi ogö-
rünürde bir ziyade olsa da ı hir ı \ , ,
islam ı : ğ misali
mamurbir konak gibidir. ı onda bir ğ yeri eksikti. '
Bende o ğ yerindeyim.)} ı olan söz9 buna
ş
Onun Hatemu'n-Nebiyyin (peygamberlerin ı ı ı
Peygamberlik ı ı son ğ ı ğ bilmek zorun-
da ı ise, bunun aksi (peygamberlerden önce ğ
tasavvur edilemez. Çünki 'gaye,maksat ve kemalonunla son
mertebesine ş
Gaye ve maksat ise ı ı ı ı evveL, ı
aleminde ise ı
106
i
Efendimiz ı : «.Adem su ile ı ı
da ben idim-;;» demesine gelince: Bu da ev-
velki gibi ı ğ ı ı ş ş
Hakikaten 0, ı ı ı ı Adem ı ya-
ı ı ş ı tamam olmadan ı idi. Zira Hazret-i Adem'in
ı ı ancak onun zürriyetinden safi ı çekilip
ı ı için ş ı ş ı Bu ı ve ş de daima
; ve tedrici olarak ğ kemaline ş kadar devam
ş Bu dereceye gelince de' Muhammed'e ait bir kud-
ı Peygamberlik ruhunu kabul ş
Sen bu hakikati, ancak ı geçen) ev ı ı
misalolarak verilen iki' vücuddari ı ki, vücudun
birisi mühendisin zihninde ve ı ğ ı ı Adeta onu ha-
riçte ve gözü ile' görür gibi- sanki ona bakar zihninde
ı Zihni ı ı ı ğ ı sebebidir. Bunun da el·
bette hariçteki ı ı gerekir.
ş bir ş ı alem-ine İ onun, evvelEi
zihinde ı ı ğ ı ı '
, Yine böylebil ki, Allah Tea!a Hazretleri vücuda getir.e-
ğ her ş önce ı sonra da bu ı uygun olarak
icad eder. _ .
- Hiç ş ilahi ı Levh-i Mahfuz'a ı ı
mühendis de ı önce bir levhada veya ğ ı üzerinde
çizer. Bu suretle o, evin tam ş ı ş
biri olarak orada vücuda gelir. Bu da hakiki vücudun, hariç-
te meydana germesine sebep, oIUl·.'
Nitekim mühendisin ı çizilen ş kalem va-
ı ı ile ğ ve de bir bilgiye uymak üzereak-"
ı ğ ı ı bilgi, kalemin' ı ş yeri ğ gibi, ilahi ş
, rin takdir ş ş de evvela Levh-i Mahfuz'da böy-
lece çizilir. Ancak Levh-i Mahfuz da ilahi kalemden ı ş '
ı Kalem de ı ilme uygun olarak hareket eder.
107
Mahfuzise:'kendisine ş ş kabul f:}den
bir ı ibarettir. ÇQnki Kalemin haddi (tarifil ((bilgi-
lerin ş levhte ş <tLevh ise,» bu ş
ve suretler .ile ı ş ı .. » ı da 'kaleminde ğ
tan veya ı ş ı ş ğ Bilakis ı
(her hangi bir) cisimden ı ş ı Cisimlik, kale-
o min haddine vehakikatine girmez. Ş ki, bunlar ka-
leme ve Levha nisbetolunan ı ı ğ ı ı bir ruh-
tur (manevi ı ı Buna zaid olan ı ğ sureti
ş dir.
Allah ı Ka/emi'nin ve ı ı son i/ahi eline
ve ğ ı ı (birer ilahi ı ı da ı
Llzak olmaz. ı hepsi ı ı mahsOs ve A/-
ı ğ ı ı olacak (bizdeki/er gibi maddi ş o/ma-
ı cisimlik ı ı ı ş (ve ı bizce bi-
linmiyen) ş
Evet ı hepsi, ı ı ilim gibi ğ bildiren;
ı ı da Levh gibi ğ (bilgi alan) yüksek ruhani cev-
her/erdir. Çünki hakikaten Allah Teaiii «<O kalem ile ğ
(el-Alak 96/4) diye haber verdi.
Vücudun (var ı iki ş ı ise, muhak-
kak ki; ((.Ademden önce Nebi idi» sözünün ayni; hissi o/an
ikinci vücOd ğ takdiri olan ilk vücud ı ge/di-
ğ de ı ş ı ı
Bütün ş ile HAMD alem/erin rabbi o/an Allah'a
mahsustur.
Sa/atü selam da Rasü/lerin ulusu Hazret-i Muhammed'e
ve bütün aline, ı olsun!
(AMiN)
108
S.K iT A P
GAZALi'NiN
RUHNAZARiYESi
GAZAL1?NIN
RO H N AZA R i YESi
Dini nazariyelerini ş eserlerinde ı Gazii!i,
ı ı ş o'lmakla temayüz ş (cEI-Kindi» ile ş ı
yarak «ibn-j Sina)) ı ı sayesinde "kemal zir-
vesine ı felsefi cereyan, ı ı ve te-
İ darbeleri ile ı bir sOrette ı ı ş Mu'tezi-
le'ninçok rioktada eski felsefeye dayanan nazariyeleri ı
metlerini ş ı yerine ananevi, daha
tasavvufi İ nazariyeler kaim ş
Ehl-i sünnet ı ş bir tetebbO ı açan
bu yen'i tefekkür ı ı ı Gazali'dir.
EbO Hamid Gazali din ilminin ş ı ı ı ile pek
ziyade ğ ş ı ş ğ gibi,' i'tikad bilglierineait ı ş
lan ile de ı bir sOrette ş ş Bu sahadaki
· ı ş ı neticesinde ı nazariye,lerini, türlü ı
· ı çürük ğ fikirferini tahrip ettikten sonra,' Ehl-i
sünnet ı ı ı ş ı ş bu yolda bir çok eser-
ler ı ş ı ı en mühlmi «ihyaul'l Ulum» ı ş
hOr ı ı Fakat bu eser, nazariyattan ziyade ameliyyat
ve ibadetlere ş ğ tabirle, Gazall, ı
rOhtan ziyade kalbe hitap ş Busebepten Gazali'nin
ruh nazariyyesini ı ı istinaden tesbite ı ş
ğ ğ Çünkü bu konuya dair «ihyau'l Ulüm»da gö-
djlen sahifeler ve ı olmaktan ziyade ı
· amell ve tasavvufi bir İ nazara göre ı ı ş ı
Gazali'nin ı rOh nazaljiy'yesini ı belirtebilmek' için
1 1
ihya'ul-UlUm'dan ş ğ eserlerine ve ez cümle «Kita .. ·
bu't-Tesviyyeti Bihi 'Ala Gayri
Ehlihi», ğ «Kimya7YI Saadet}), «fü-'
sUlü Erbain»ve «Tehafütu'l-felasifen gibi ı esederi-
ne müracaat etmek gerekir.
Bu esederin incelenmesinden ş ı ğ ı üzere, Ga-
zall Psikoloji nazariyyesini tasavvuff bir ş tasvir et-
ş ğ nazariyyesinin ı ı ı ı ş
ı Bu vuzOhsuzluk bilhassa ı ,hudOs ve bedenlere.
ı ı eden ı daha ziyade göze çarpmak-
ı
Gazall, tasavvuf'ta ğ gibi i1ml,'r-rOh nazariyyesin,.
de de : \
ı JG:JI ı )
( Ji' . ı .Gr .. ..
«Ayetlerimizionlara nefislerinde ve ufuklarda, kendilerin-
de, iç alemlerinde ve gök ı ı ş alemlerinde gös-
ğ Taa ° derece ki onun hak ve gerçek ğ on- )
lara tamamiyle belli ,olsun ş ı ayetiyle;
«Kim nefsini (kendini,
beden ve rOh alemini) () ş ı ı
rubObiyyetini, ş ş ş ve idare et-
me sistemini) bilir» hadisinden mülhem ş psikolojiye
büyük ehemmiyet ş ve incelemelerini de bu ehem-
mlyyete mütenasip bir ş Bu sebepten-
dir ki Gazall, ı ı
\.
«Sen kendini küçük bir cisim, önemsiz bir ı ı
yorsun? Halbuki sende koskoca bir alem ş ş
Sen ı ş alemin, kainatm, minyatürüsün
n
beyitinde beyan
112
ğ ı küçük bir cisim ğ 'belki bir büyük var-
ı ı ş ı Bütün ı bu nokta-i nazardan yü-
ş
ı göre: insanda ı olarak bir rOh
ı Bunun ı ğ ı bedenden ğ beden
de de ı Halbuki ölüde 'rOh yoktur. Bir insan gözünü
ğ zaman bütun ı gözünden ı oIUl". Hatta
kendi bedenini bile göremez. Fakat o insan, bu ,esnada bile
(1) Gazôli, teliflerinde 'bazan nefsi ı ruh, kalp ve' ı ı sözleri-
ni müterôdif kelimeler gibi ı ş bazan da ı manô-
ı ı ı ı itiba ra alarak ı ş ı Onun
fikirlerini iyice ı için ihyöü'I-Ulum'un 3. cildinin
«Kitôbü ı Acöib'I-Kalp» ı bahsinde, bu sözler ı
farklara dôir ğ ı göz önünde tutmak gerekir. Bu ı
lamaya göre ı ı iki manôda ı ı ş ı Birinci mo-
nôya göre kalp bedendeki, özel ve belli organ demektir. İ
manôya göre ,de cisme ôit kalp ile tealluku olan bir Rabbôni ve
ruhôn, latlfe ş Gazeli, bu latifenin, insanda müd·
dk, Çilim, erif, muhôtap, muôtep, müseb ve metôlip olan ş yô-
ni ı ı hakikati ğ beyandan sonra, bunun cismeni kalp
ile olan ilgisini beyan ı ı ş ı ı ı
ı uP ı J;k
ı .' ı ı
ı
• JLü.Ji ı Af:>U
ı (mütefekkirlerin) ğ ruhun beden ile olan ı ı ı
keyfiyyelini idrak hususunda ş dediler : «Ruhun bedenle ı

ı ı cisimler'le ve ı ı mevsuflarla ı yahut
bir öleti ğ alet ile ı ı ı veya bir yere ş
nin . ş ğ yerle ı ı gibidir,» Kalp sözü ş ı
göre ı ı ğ ı
( ı 0
15
ı jJ dj.) 6L) Ş 'kalp,
ı ı ruh sahibi olan bir kimse için ğ ruha tesir eden ı ve '
ı ı ve ({ ( 'i y.".t:9 ) }) «Onla':
113
kendi ı ı ğ ı kftnidir. Demek ki ı ı ı ğ ı
'bedeni ile ğ Belki bedeninden ı bir ş Beden
denilen ş özel heykel, ruh, tecelli/erin tezahürüne mahsOs
bir ı ş bir ş ğ
Gazali, ı «beden» ve «ruh»tan mürekkep gösteren
bu ifadesi ile «rOhiyye
n
(sipirit!Jalisme) meslekini kabul et-
, ş Fakat, ileride ğ üzere, bilahare bedenin ı
metini hiçe indirmeksuretiyle ve az çok bir meyl ile,
meslekine ş ı ş ı ş
ı 'kalpleri, anlayabj·len ı ı \Le ı \lar ama onunla ş
nüp anlamazlar.» ayetleri ile
....:.;U....o ı '-? J ,.:.r-> 1)1 L;-:'l YJJ )
114
(ci.> i .J '1 i.J (; .J'J .. i
ğ kalbi, ruhu, ı ı ı ı ı
isminin ı ı ikisi ı ı 'Yani kudret
ve irade ı ı iki ı ı demektir.» hadisinde ve
{('Beni ancak Mü'-
min kUlUnlunkalbi, gönlü. içine ı hadisi ı kalp
sözl,erinin ikinci manada ğ ortaya ı
ROh sözü de bir kaç ı ı Burada kasdolunan yal-
ı iki ı ı Birinci ı göre ruh, ı cismani
kalbin (yani yürek) ş ğ olan bir latif cisim demektir. Bu 10-
tif cisim ı ı ı kan ı ı ı ile bedenin bütün ı ı
ı ı hayat ı ı ifôza etmekte, bol bol' ı
ı
ş duyu da bunun eserlerindendir. Bu anlamda olan ruhun
bedene hayat vermesi bir evin, ı ı ş ı ı kandilden
ş nura benzer. Fitilden ı ı olan hayat alevi ruh kandili-
nin, odalarda ş ı ı kandilin hareketi de ruhun içerde ce-
reyon ve hareketinin misalidir. Doktorlar" ruh sözünü mutlak ola-
rak söyledikleri zaman bunu kasdederler. Bu ı kalp hareke-
tinin ş ğ buharda.n i6ôrettir.
ikinci ı göre, rOl" insandaki bilici lame demektir.
lerinde ı ı tesadüf

( u WL ".I.J wl, .
« Nefse dön faziletlerini tamamla.
Sen nefs ile ı cisim ile ğ
beytinin, bu ı ş ı i1haml neticesi ı ı ı ğ ı ..
«Ruh, ı emrinde'ndir,
de!.» (isra 17/89) ôyetindeki ruh kelimesi bu ı
ı ş ı Bu anlamda ı rOh kelimesi, ikinci ı göre
ı ı kelimesi ile ı
«Nefis» kelimesinin de bir kaç ı ı : bunlardan,
konumuzIa ilgisi olan ikinci ı ı Bir ı gere, (nefis)
ile insandaki gazap ve ş kuvvetlerini toplayan bir anlam
ş ı ı Nefsin bu anlamda' ı ı tasavvuf ehli ara-
ı ı ı
Gerçekten tasavvufçular, nefis kelimesi ile, insanda fena
ı ı ı ı kasdederler. Sofilerin nefis mücôhedesi ile
ilgi,li tvasiyeleri bundan ileri gelmektedir.
«En büyük ş
ı kendi nefsindir» hadisinde de nefis bu manôda ş
tir. Nefsin ğ ı rOh ve kalp kelimeler'inin ikinci manô-
ı ı ı ı Yani :buna göre nefisle ı ı ve ı
olan' lame ş •
Gazôli, ı ı kelimesinin de ş ı ğ be-
yan ettikten sonra, ı ş sOretle ı ı «Bazan
ı kelimesi ile ş ı murad olunur. Bu takdirde
ı I», yeri kalp 01011 bir ı ı ibaret ş Ba-
zan da ı ile idrak mahalli kasdolunur.»
( JA:JI .JJI J.}i, )
ı Hk ı ğ ı ı ı ı ha
.disinde bu manô ş Çünkü ilim ı ilk yara-
ı ı mümkün ğ Binôenaleyh kendisinden önce veya
kendisi ile birlikte ğ yerin ı ı ş ı ı ı ı
115
snphesizdir. Gazali'ye göre; ({ruh» suyun ı hulOlü gibi
bedene ş bir cisim ğ ilmin alimde, ı ğ ı ka"
ra bir ş hulOlü gibi kalp veya ğ ş araz
da ğ Belki bir saf ı
ı ruhun cisim ı ğ ı ı beyanla ı top-
ğ ı ı ş ğ gibi araz ı ğ ı ı iddia et"
mekle de «Üstad EbO ı ve emsal i ı fikirlerinden
, ş ı ş ı ı bu ı ı isbat için diyorki: «Evve-
la, ruh araz ğ Çünki ruh, kendisini, halikm. ve ı ı
ş bilir. Bu ş bir ilimdil .. ilimler ise araz-
ı Bu takdirde, ruhun araz ğ iddia edilirse, arazm
arazia ı gibi ı ı ğ ı ;bir sonuç kabul ş
olur. Ruh cisim de ğ Çünki her cisim bölünebilir.
Halbuki ruh bölünemez. Ruhun ğ kabul edersek,
ı ı birinin bir bilmek ile ğ de aym ş
bilmemekle kaaim ı caiz olur. Bu takdirde insa-
mn ı zamanda ve bir halet içinde, bir ş hem bilmesi
hem de bilmemesi gerekir. Halbuki bir ı ı ş hem
bilmesi ve hem de bilmemesi ı ı Demek ki rüh
cisim de ğ O halde bölltnmeye kabiliyeti olmayan
bir cevher, ğ bir deyimle}) .: ( ':1 ":r:- )
ı
Gazall ruhun ı büyük önem ş
,o kadar ki; parçalanma ş ı bir cevher ol"
ğ iddia ğ rOhun, yer ğ da kabul et-
mem i r. (2)
(2) Gazôll, ruhun mücerret bir cevher ğ filozoflar ile fikir
ğ bulunmakla beraber ı
. W)/i ı ı ı )
U" ,
( ı ı U L:.-J J .;-A.r:-
«insan ruhunun kendi ş ı duran, ruhani bir cevher ı '
116
«UsUlü Erbain»de ı ğ üzere ruh bir yer tutma-
ı tabiidir ki, yer ve yön ile de. nitelenemez. Binaenaleyh
bedene girmesi veya bedene ş ı ş
O halde bedenden ı olmak ile de ı «Kitabu'l·
ğ ı bu . hususu belirtmek için diyor ki :
«Ruhun ciiz'ü Uiy.etecezzcl» yani parçalanmaz parça ğ
da ı ı sahipleri ittifak ş Ruha cüz demek de uy-
gun ğ Çünki; cüz külle (yani parça, bütüne) izafet
demektir. Halbuki burada küll yoktur. O halde cüzde ola-
maz. Fakat, ş cüz sözü ile; «bir ı ı on ı ı bir
cüz'dür» sözünden kasdolunan mana olunursa bu caizdir.
Çünki on ı ı ı on ı ı temin eden ı hep-
sinin ı bir ı ı da bir ı Bunun gibi; ğ
bütün ı veyahut ı insan ı ı temin eden
ş hepsi ı itibara ı ı ruh ı bütünü
içinde bir ı ruhun ı bir ş ğ
ş ı ı ğ ı takdirde, ruhun b.ir ı ı icabeder. Me-
ş ı ilmi burhan getirmekten ı ôciz ı ı ş
ı ğ ı ı uzun bir bahis ı ş ve ı bu husustaki de-
lillerini cürütmeye ı ş ı ş ı (Hocazade) Gazall'nin ğ ile
«Tehôfüt»teki ı ı ı ş süretle tevil etmekte-
elir :
ı J-"",,' ı ı (Jl y 6'>y-:V u-;,..;Jl
ı JI,jdJl i)l..,:l1 :-'..s,
ı 1.J+Jb') :ü y.a;WI ı U:::.J J y -' ı .. r
iS
".!...9 J.J yi; J ..) i
ı ı ı y" jC.:J:; j ı -' y.aiW i 0 i ';i
(. ı t -.r::J l-:, D ı .ri. tr JJid J II -' .
«Bu da yani ruhun mücerret ı islöm ı bir ş
ı ı ğ Üsteli'k 'imam Gazali, Ebu ı ğ ı ve ı
gibi islôm alimlerinden ı ı bu yola gittiler. Ş kadar
ki maksat ı ş kavimden ı ı
delaleti ile edindikleri bu bilgideki ı ve delillerinin
ı ı ğ ı ı beyan etmektir.»
117
ı ı da ı ı ş bir yer tutan ş
bölünür. ı ı kabul etmiyen bir ı bölün-
mesi ise, ı ve ı dellllerfe ı ı ı
ı ruhun bir müeerret eevher ve ı 01-.
ı bu kadar ı etmesi; ruhu bedene geçen ve ya-
ı bir eisim kabul eden ı ı ş çürüt-
rnek gayretinden ğ ş ğ ş Ebu Hamid
bir taraftan ı ı fikirlerinin iptaline ı ş ı be-
raber ğ taraftan da «Abdülmelik ibni Habib»in ı
da görülen aeaib fikirini ı ı ş ı za-
manda HululJyye Mezhebinin, ruhun bedene ş ğ
nu iddia edenlerin fikirlerini ş '
Gazal1'yi en çok ş ş olan mesele, ruhun be-
denle olan alaka ve bedene tealluku keyfiyeti ğ görü-
lüyor. Gazall Hululiye Mezhebinin ş ğ ş ko-
runmak için bu hususta görünürde ı hükümler bile vermek-
ten ş ı ğ ruhun be-
dene taallukuna ı ı ğ ı sahifede: «Ruh bedene dahil de··
ğ Çiinki ş ve ı keyfiyyetierirlin ğ ı
ı elsim ı ve yer ı ı Halbuki ruhta cisimlik
ve bir yer tutma yoktur. O halde ı ve ş gibi ı
iki ı He de ı ı ki ı ne alim
ve ne de cahiiclir. Çünki ilim ve ı bir ş
isnad edilmeleri için o ş diri ı gerekir. CemadaHa
ı ğ ı için bu iki ı hal· deanlarda yoktur. Rüh
bir mahalle girmekten cisimlere ş ve cihetler-
den münezzehtir. Çünkü bütün ı cisimlerin ı ı ve
ı Ruh ise, cisim ı ğ ı araz da ğ
Belki o bUtlin bu arazlardan
Gazali bir ğ ruhu, bütün teayyünlerden
ı ş Onu kesin olarak bedenden ı bir ı
ı ş ı .. Bu itibarla ı ({ROhiyye» (spiritualisme) mes-
ğ ş oluyor demektir.
118
ş ruh ileheden ı alaka ve te-
alluku nKimyö-i Saadet})inde bir temsil bir izaha ı ş ı ş
ğ görülüyor. Bu ı ruhu bir hükümdara, bedeni
de onun tasarruf ve idare ğ büyük bir ş benzet-
ş Bu temsiL, Gazal'i'yi «ROhiyye» ğ daha ziya-
de ş ı ı ş ı Hakikatta bu' temsile göre; ı
ı ı ruhtan ibarettir. Ruh bedenden müstakil bir ı ğ
sahiptir. Beden onun tasarrufuna mahsus bir ülkedir.' fka-
metine ı bir ev, tasavvufl deyimi ile geçici olarak ka-
ı ı ş ğ bir kafestir.(3)
Gazall'ye göre, ı bedene taalluku;' tebdir ve tasar-
ruf teallukundan ş ş ğ Ebu Hamid bu iti-
barla «ROhiyye» ğ ş ı ş olmakla ile-
ride ğ üzere; ı ifadeler.; de {(VücOdiyyeu mes-
ğ ı ğ ı ı ı vermektedir ..
(3) Gazöll ölümü ı ı ş ğ ı ş beyilleri ile
bu kanôatini daha ı bir ş tasvir ş
Gj-- J ı
Li illl-, ..:J I.)
(J15'
lli J. (JtS ı
L.G...J i ı
ş LU> w..r.k
l.:4,...o es)}"";"':} J!>
.. 'ç. "
p# ı .. :H
'-? Jy.all ur
ı ı
<) f.Y'" J...!i ..J':> ı
ı Li
«Beni (ölü) olarak görüp cidden üzülerek ve bana ölüm ı ede·
cek ş de ki: Beni siz ölünüz mü ı Anah'a
yemin ederim ki ben o ölü ğ Ben bir surda ş ve ı
içi'1de)yim. Ş bedenim, evim ve elbisem, idi. Ben bir defineyim;
örtün'l, yalandan ş topraktan bir ş Onda bana yor-
gunluk ve zahmet ı Ben bir inciyi m onu bir. ı ş
ı da ben mihnet ve ş ı ş ı Ş de o me-
ş ı ı Ben bir serçe ş bu beden de kafe-
sim'. Ş bu kafesten uçtum da bedenim rehin ı ı ı ğ ı
yere ğ dönecektir,)
119
. \
Bedende dahil hariç ı bedenle bi-
. ş ğ ve ı ğ ı ı bir ı velev ki; tasarruf
yolu ile olsun bedene tealluku ı tasavvur olunabilir?
ı bu teallukun tasavvurundaki güçlükleri bizzat ken-
disi de takdir ş ı ki, ruhun' cesede dönmesinden
bahsederken aynen, ı ı ı ş ı «ROhun beden·
siz ğ ı ş ğ ı ş bedene teal
a
luku keyfiyetidir. Çünki rüh, arazlarlin cevherlere ş ka-
, bilinden olarak bedene ş bir ş ğ Ruh, araz
, ğ belki kendi kendine kaaim bir cevherdir. Kendi za··
ı kendini yaratam ve yaratanmm ı ı bilir. Bu-
nunla beraber bu bilgide hasselerden (duyu organlarrundan)
hiç birine muhtaç ğ Çünki bu bilgilerin hiç birinde
mahsus (hissolunan) bi .. ş yoktur. insan, bedenle
ve ı ş ğ bir zamanda, nefsini hislerden, arz
ve semadan ve sair cisimlerden habersiz bulundurabilir.
fakat insan nefsi ğ anda da kendi ı ve ı
hadis ğ (sonradan ı ı ş ve bir ihdas edene
muhtaç ğ bilir. Halbuki, bu esnada hislerden hiç bir
ş ş dairesine ş bulunmaz. Demek ki böyle, bir
zamanda da kendi ı ı edebilmekte, ğ deyimle
kendini bilmektedir.»
Ebu Hamid, ş sözü ile ruhun, kati 'Surette bedenden
müstakjf ğ daha ı beraber taal-
luk meselesini yine esrarengiz bir ş ı ı ı ş
ı Hakikatte bütün taayyünlerden tecerrüt ş bir cev-
her ı ş bu soruya verilecek ı gÜçlü-
ğ ı ı ki; ı ruhu bir ı ş ve buna
( ..roj tr CJ,)! ı ). ({Ruh, Allah'm emrindedir de!»
17/85) ayeti ile ş
Gazali'nin bu hususta daha ileri ş ı ı
ı bir ş ileri ğ ş ı ı Çünki Gazall
120
bu ı ı ş ı ve ı ı ı ş caiz ı ğ ı
dan bahsederken ş yolda idare-i kelam etmektedir. «insan- '
_ ı bir ı ı bir ı ı ı ı ı avam-
ı galip olanlar hulOI, ittisaL, infisal ve cihetlerle ihtisas
Jyani girme; ş ı ve ş gibi taayyün-
lerden ı ı ş bir rOhu ı Çünki onlar, bu gibi
'taayyünlerden tecerrüdü ı ı ı ı bile ca-
iz görmiyebilir. Onun içindir ki «Kerramiyye» ile ({Hanbe ..
liyye>) bunu kabul ş ı ı daha ziyade
,galebe çalan/ar ise ı ı cisim ş
Çünki bu gürOh, cisim ı bir ı ğ ı ı ı ı ğ ı
ı ş ı
ı biraz yükselenler ise : «cismiyyeti nefyet-
ş fakat cisimlerin ı yönü (ciheti) nefyetme ..
ş ş ile Mu'tezile ı ş
bir cihette ı bir ı ğ ı ı kabul ve isbat
ş
Gazall, rOh ı ı ı ş caiz ı ı sebeplerini
de ş sOretle ı ı «Bu sarrm ş caiz ğ
Çünki avamhktan ı bu ı ı ı Hak-
tan ş ı hakkmda muhalgördüler. Bunu ı ı söy-
lüyecek olursun seni tekfir ederler ve derler ki : Sen Ce··
ı Hakka 'mahs'Us olan ı nefsini ı ı ı ve
bu suretle adeta Allahhk ı ediyorsun.»
Ş itiraf, ı sözlerinde ı ı ı
sebeplerini pek güzel izah etmektedir.
GerçiGazali, rOha bu ı ı verilmesini caiz gör-
müyenlerin delillerini çürütmeye ı ş ı ş ı Fakat rOhun
mahiyetini ı esrar perdesini yine ı cesaret
ş Gazall, bu ı ı hem Ce-
ı Hakka Ve hem de ş ı verilmesine muhalefet
etmelerinin ı ş diyor : ({Bunlara
göre iki ş bir' mekanda ş muhill ğ
121
bi, hiç bir mekanda suretiyle de ş mu-
hi:lldir. Evvela, bir mekanda ı muhaldir. Çünki
bu takdirde ğ ı mümkün olamaz.
Bu sebebiedir ki bir mekanda iki «karahk» ş
Yine bunun' içindir ki birbiri:riinmisli olan iki ş ğ
rinin ı ş ı ı ı denilir.n
Gazall, rOhun ı ı ı ı ş
istidlallerini m·etafizlki bir tarzda reddetmiye ı ş di·
yor ki': «Bu yolda jstidlalde bulunanlar, bir ş ı ı
ve iki ş biribirinden ı ı mekan ile
ı ğ ı ı zannetmekl,e hataya ş ş Halbuki
belirtilme ş üç ş ile ı olur.
1 - Mekan : iki mekanda iki cisim gibi.
2 - Zaman : bir cevherde iki ı zamanda iki ş
ı ğ ı vücOdu gibi.
3 - Had ve ı renk,lezzet, ğ ve ş ı
ş ı bir yerde ve bir cisimde ı gipi.
Çünki renk ve tat gibi arazlar için zaman ve mekan
birdir. Bunlar ancak hudud ve ı ı ile ı ş
ı
Buna binaen, rengin lezzetten. fark ve ı ı
,mekan ve zaman i'tibariyle ğ belki ı Hedir. BU:
nun gibi ilim de kudred ve iradeden ı ile ı ı belli
olur. Hepsi bir tek ş ğ ı ı biribirine
muhalif arazlar tasavvur ğ gibi ı ve ı ı
muhtelif olan ş ı mekana ihtiyaç görülmeden ş ı
meleri de kaabildir. Bunabinaen, hem ı Hakka ve
hem de ruha ı ı ı mümkün ve caizdir.»
GazaJi'yi bu kadar ş ş 'sebep, ı ı
hususundaki benzerlikten ruhun ı ı ı ı olma-
ı yolunda bir ihtimali ibtal etmek ı ş bir
ş ğ
122
. Gazali, demek istiyor4<i : bizim, ruhu ı say-
ı ı AI/ah'm ı ile ruhun birbirinden ı
ş ı ğ deyimle, birbir,lerinin ı bulun-
ı ı gelmez. Çünki ı olmak hususundaki
benzerlik birbirinden ı ı ğ Rengin
lezzetten ı mekan ve zaman ile ğ belki mahiyyet-
leri i'tibariyle ğ gibi, ı ı ile ruhun ı ı
ı itibariyledir. '
ı metafizik ve tasavvufun bu ince ve esrar dolu
bahsini daha ziyade ı ve ayniyyet olmak ihtima-
lini bertaraf etmek üzere diyor ki : {(insan diridir, alim ve
kadirdir. ş görür ve söyler> Cenab', Hak dal böyledir,
ğ zaman bu sözijmüzde ş yoktur. Çünki bun-
lar ı Allah'a mahsus ı degildir. Bunlar
bi mekan ve cihatten beri olmak da Allah'm en husfisi ı
ğ Hakkarnahsus olan ı kayyumiyyettir.
Yani Allah, zat. 'ile kaaimdar. Zatmdan ş ı kendisi ile
ğ bir deyim ile; Aflah'tan ş ı varhk
sebepleri' ı ı Hakise, ş ı ile ğ ı
jle mevcuttur. ş ı itibariyle yokluktan ibarettir.
Çünki ş ı ariyet yolu ile '<endilerinin ı
gelir. ı ise: Allah'a, mahsus, zatidir, ş ı ari-
yet ı ş ğ Bu hakikat, yani kayyumiyyet ancak
. Allah'a mahsustur.»
RO ha bedendenmüstakil bir ı vermek 'ile (cruhiyye))
ğ ş Gazall, ı ve yokluk meselesinde!<i
ş fikirleri ile de ({Vahdet-i 'vücfid») nazariyyesininen ince
ı temas ş Hakikatte ş ş
ya; Haktan ı ı takdirde yokluktan ibaret ı
yorlar. Çünki onlardaki ı ı ı Binaena-
leyh bu ı ş ı ı ı ı onlarda yokluktan
ş bir ş kalmaz.
Gazallnin ş ifadesi ile «Vahdet .. j VüniAd» taraftal'la
Q
123
ı ı ı ({Kainat Ş ı ilahtyyeden ibarettir.» ifadeleri ara-
ı ı ı pek ı ı Hakikatta,Gazall; ş biza-
tihi mevcüd ğ Onlardaki. vücOd ariyettir. Vücud, AI·
lah'a mahsustur. Ve ancak Allah'm vücudu zatidir»' diyor.
uVahdet·i Vücud» ı ise : ş ı ğ ı
Haktan .ibaret ğ iddia ediyorlar. Bunlara göre ı
katte var olan «Umman» yani «Allah'm Nuru»dur. ş
ı bu ı ({mevclerinden» ı ı ş
bir ş ğ Bu mevclerin ş ve ı itiba-
riyle bir nev'j teayyün ve temeyyüzleri, ğ bir deyimle
bir nev'i vücud ve ı ı var ise de, hakikat halde bun-
lar ı içinde gizli veummanm kendisidirler. Bu tarz
ı ş ile ı fikirleri ı ı ı pek ı
ı Hakikatta (cVahdet·i Vücud» ı ı en ş
simalanndan biri olan «Bedreddin Semavnevi>min ı
ile ş ş ı ı ğ ı veçhile bu meslek ı na-
zaran mutlak vücud ı ş ve taayyün itibariyle ni-
hayetsiz mertebelere maaliktir. Bu mertebeler, ruhlar ve
mücerretnefislerinden ibarettir. Cisimler ise mutlak var-
ı ğ ı mezahir ş ha/idir.Mutlak ı ruhlar, mü·
cerret ı ı ve nefisler gibi mertebeler .itibariyle cisim
aleminde zahirdir. Binaenaleyh mertebelerin ta'yini meza-
hirleri iledir. Mezahir ı bittabi mertebeler de ta-
ayyün edemez.
Bedreddin'in vatidattnda görülen :
Ü-...rUW,) J ı C.SJ->- i J r1L; <i' 4..,.k..t... )
( r..'.J,)":JJ r1
«Bütün mertebeler cisimler aleminde ı O kadar ki
(mutlak ı ğ ı ş ve taayyün) mertebesi ı ş olsa
mücerret olan ruhlar ve saireden bir ş ş
yok olur)) ibaresi bu nazariyyeyi beyan ğ gibi ı
mesleki ile «Vahdet .. j Vücud» ı ı meslekleri
ı ı ı ğ ı da göstermektedir.
124
Gaza/T, ifade/erinde bazan ({ Vahdet-i VücOd}) taraftar-
ı ı fikirlerinehatta bazan da «iftikariyyen mezhebi esas-
ı ş ı ş fakat rOhiyye, mezhebinden ve tamamiyle
ş ı ş olmamak için ı ı ş Bu sebepten-
dir ki; Gazall'nin bu konuya dair ş eserlerindeki mü-
ı ı ı tezat/ar göze ı Fakat
hakikat halde bu ı ,Gazali'nin nazariyyesini tesbit
ş ı ileri ş ğ Belki bu zahiri
ş bu eserlerinde hitap ğ ı
fikir seviye/erini nazar-i i'tibara ı ileri ş
Mese/a : halka hitap ğ ile ({Kimya-i Saa ..
det»te ruhun mahiyyetini ğ aramaktan ziyade kal-
bin ,terbiye ve tasfiyesini, göz önüne ı ş bütün mütalaa-
ı ı bu nokta-i nazardan' ş Halbuki «Tehafü-
tü'l .. ı ile ğ bilakis
fikir ı ve derin ş hitap ş rOhun ma-
ş husOsunda felsefi ve tasavvufl derin
mütalaalara ş ş ,
Gazali'nin rOhun hüdOsu ı ı ı ,. da .
tamamiyle tasavvufi bir kisveye ş ğ görülü-
yor. EbO Hamid'e göre : ({Ruh hadistir. Fakat bu sonradan
ş ruhun ı beden de bir tecellinin
feyazam ş ı ı demektir. Yani nutfede istiva ve ila- .
hi feyze kabiliyyet itidaii hasll olunca, onda ruhun nuru
ı ş ruhun hüdusu' demektir.»
( r..s>.J J ı ı J ,) ı )
•• . '.J •• ,-,","" «Onun ı ı
ğ ı da ona Ruhumdan üfledim.» Ayetini tefsir
ederken diyorki : «Tesviye, ruhu kabu.l eden mahalde bh-
feyzdir. Bu mahal, Adem ı ı ve
ı ı da ı ı ta'dif etmek ş «nutfedk.»
«Nefh ise : nutfenin fitilinde ruhunun ı ..
na sebep olan ş ibarettir.})
-
ı nOrunu nutfenin fitilinde ı ı ş
125
ya 'sebep olan ş : failde ve, kabul eden ı birer
ı ı Fail ı ı da ı cOddur. ilahi cud, vücudu kabule
ı olan ş için ı ğ ı ve ı ı
Bu ı kudret denilmektedir.
Gazall, tasavvufl bir kisveye ğ fikrini ı
liunak için bir de ş bir misal veriyor : «Arada hail 01"
mamak ş ı ı istihad ı ş olan her
ş ş nOrunun ı ş ı bunun bir misalidir. ş zi"
yasiyle her cismi ı ı ı ise, failin ı ı olan
ilahi cud da vücudu kabule istidad ı ş olan her ş
ı ı ı Kabul edenin ı ı gelince o da
.fdstiva» yani tesviye ile ı olan itidaldir. ı ı
ğ ı zaman, ş ı suretlerini kabul etmiyen bir cam, ı
ı ğ ı vakit ı bu kabqiyeti ı n'utfe de, tes"
viyeden sonra i'tidafini ı ı bu vücudu kabul etmek kud-
retini haiz ı ,
ı ş izah ı ile bir taraftan ruhun hudusunu,
,ve insandaki ğ göstermek ş ğ taraftan da "\
{(ilahi cüd, vücudu kabule mi'staiitolan ş için vücüd kay-
ğ ı bizatihi ı

yolundaki ı ı ile" «vahdet-j
vücud» nazariyyesine ş ı ş ı Gerçekten de ş ı
ı ş ı ı ğ ı göre Gazan'nin fikrince; istiva ve i'ti-
dalolan nutfe, A/lah'm feyzine bir ma'kes olabilmek kab i-
liyyetini almakla ve o zaman ı ğ ı olan ilahi
cud, ona ı ğ ı ı vermektedir. ğ bir deyil!1 ile:
nutfenin fitilinde rühun nOrunu ı ilahi cOd ile
nutfede ruhun nurunun ı ş ı ile mahallin
ı ı veya, bir suretin, ş ı ı ı ş yü"
zeyde ı ı gibidir. Bir tunç ı ı ş bir yü-
zey ğ veya bir bir cam' ı ı ı ğ ı
vakit, ı ş ı ı suretlerin ı ı kabiliyyet '
ı ı nutfede tasfiye ve tadil olunduktan, -yani' J
tesviye edildikten sonra ruhun ı kabiliyyet kazan-
ı
126
Ayna ş ı ı sOret,' aynadaki hayalin vücudunun
sebebi ş ı bir mahallin ı ı ı ı ı ş
ğ ı ğ gibi, ilahi cud .da ruhun ı ı sebep
ve ı ş ı ı ş ı ı ı
Gaza/i'nin bu nazariyyesine en ziyade renklibir cazi-
be veren ve onun «vahdet-i vücudu ı ş ı ş
ı ğ ı rOhun insan bedenine ı ş ı keyfiyye-
tidir. Gazall, feyz keyfiyyetini ı temsil/er ile izah
ederken, ı vahdet-i vücud ğ olan ğ
ş tasavvuf vadisine ş ş Gazal1'ye göre
ı ğ ı rOhun ı ş ı bir. kaptan elimize suyun
dökülmesi gibi ğ Çünki bir kaptan suyun ş ı
kaptan bir ı ı suyun ı elimize ı demek-
Ur. Halbuki, ı ğ ı kabul edecek kabifiyyeti ı ş olan
. bir ş ve ilahi cOdun vOcCrd feyzetmes'i ile, feyzverenin
ı ğ ı bir parça ı ı
Belki ruh ı ı «feyz»den; ş ı
ı duvara, bir cismin ş aynaya ş ğ gi-
bi; vücuda sebep olmak ş ı kasdedilmelidir. Bir .insan.
ayna ş ı ı ğ zaman sureti aynaya akseder.
Fakat suretin aynaya' ı ile, o ı ba-
ı ı ı ı ı koparak aynaya ş ğ hiç bir veçhile kas-
çedilemez. Belki aynada görülen ş hOdOsuna sebep o
sOret ğ ı ş ı ı Yani ayna ile suret ı
. ş ve ı ğ ancak mücerr,et bir sebeplilik var-
ı
ş bunun gibi ı cOd da, vücuda kabiliyyeti olan
ı mahiyyeti olan her mahiyyette vücud nurunun ğ ş
na sebeptir. Feyz -ile kasdolunan mana da budur.(4)
(4) Gazôli'nin bu ı ı ı itibara ı ı ı ı ı
ş ğ kasidenin beyitlerinde ş olan fikir ı
127
Gaza/i'ninrOhun hudusu meselesini tasavvufi bir Ş

kilde tasviI" etmesi. ruhu emir aleminden ı ş ı
çIan ş ş ş göre: emir alemi, his,
hayaL, cihet ve mekan tutmaktan hariç ı ibarettir.
Emir alemine ait ı kemmiyyet yoktur. Binaenaleyh
alem-i emirden olan bir ı ölçü ve takdire gelemez. ş
te Gazall, 'ruhun emir aleminden ğ ı ş bulundu-
ğ içindir ki. bir taraftan rOhu ı ı ğ ı halde, di-
ğ taraftan rOhun ı ı ş ğ iddia ,
Fakat ruhun ı ı ş ı ı ı demek de-
ğ belki : emir aleminden' ı itibariyle kemmiyyet ve
ölçü ile takdir ı demektir. ROhun ı ı ş ol-
ı ğ deyimle hadis ı demektir.
Gazall, bu ğ meseleyi, bir misal ile pek güzel
tasvir etmektedir. ({Bir suretin aynada görüntüsü ancak ay-
na ı ı sonra kabil olur. Gerçi ayna ı .
evvel de bu suret mevcOddur. Fakat onun aynada hOdOsu
ancak ı ı sonra ş Bunun gibi, nutfe de
istidat kabiliyyetini 'haiz olunca onda ş ı ruh hadis olmak-
ı ı ı ş ş ı
.li.....!;. I.1.5
J
ı ı ı J
LJ ... j..;, ..... j J
..rJ Ş ,yo- J.
0
15
c5vJ
J..:>IJ u..." u.....w':11 ...r'ALc.
:11 ı {$.J i
ı 1 ""':'>r.i' lb
l1.H J A;' 0 15' t.S0J J
«Bizden olan nefislerin, ı unsuru, esas. birdir. Cisim de
bayle hepsi bize ş ş Ben kendimi görmüyor, ancak
sizi kendim biliyorum. Ve sizin de ben ğ ı
Bana merhamet ediniz. Kendinize merhamet etmis olursunuz. Bi-
liniz ki siz ı bizim eserimizde siniz. Ne za-
man bir hayr ve iyiHk olursa bizim içindir. Ne zaman da bir ş
ve kötülük ;olursa (o da) bize aittir,»
128
ı insan fiilinin mebdelJ;:1Seri evvela ka/pte zuhOr ve
ı ruh(5) ı ı ile ğ ve sonra sinirler ı
He organlara intikal eden bir irade.dir. ğ deyim ile : ken-
di ş ı kaim bir tek cevher olan ruh, evvela kalbe ait
ruha yani ı nefse tealluk etmektedir.» Son ı
Avrupa ı ı pek çok ş eden ruhun bedene
taalluku meselesindeki ğ ı görülüyor ki; vaktiyle Ga-
za/l'nin de dikkat-i ı ı ş Emir Aleminden olan
ruhun, cismanllik alemine mensup bulunan taallukunu an-
ş ı bir ş izah için, ruhiyyet ile cismiyyet
ı olan bir ı ruhun ı ı ğ ı ı ş ş
Ruhun vahdet ve ğ ve ı bir tek elemandan
ibaret ğ iddia eden Gazall, ı cesetlerinden
ı ı ı sonraki ğ ve ğ ş esba-
ı ı ş suretle tasvir etmektedir. ({Cesetlerden ı ı
so.nra ı hali ı olacak, rühlar ne suretle ğ ş
ve ğ gösterirler? Yolunda bir soru sorulursa,
ben denilir ki, ruh bedene tealluk ettikten sonra ilim ve ce-
hil, safilik ve bulamkhk iyi huy' ve kötü huy gibi bir ı
ı ı ş ğ için, birbirlerinden farkh ve ğ
ı ş olarak ş sebebi ı ğ ı için cesetferden ev-
vel basit ve vahid olan ruhun, cesetfere taallukundan sonra
haline muhalif ı ş ı bunda,n ş
etmektedir .»
, Gazall, ş ifadesiyle, ruhun hudusundan ne kasdeyle-
ğ daha harjz bir ş ş Ebu Hamid'e göre;
,«ruh hadistir. Fakat bu hudus ruhun, nutfenin fitilinde yan-
. ı -demektir. Ruhlar ceset/ere taalluktan evvel çokluk ve
biribirine ı ı olmaktan ı Cesetlere taalluktan son-
(5) ı ı bütün hayvanlarda ğ gibi, insanda da bir ı
ruh ğ kabul ş Fakat, bu ı ruh, insana mah-
ı ı ğ ı gibi bölünmeyi de kabul eder, bölünebilir. insandaki
ş ve ı ş ı ş ve iç ı mebdel ve ı
ruhtur. .
129
ı ise bir ı ı ı ş ğ bedenden ay-
ı ı sonra bu ı ğ ı ve ı ş ı ş olarak
ı Fakat ı halde; b.u ğ ve ı ş iti-
bir ş gibidir.»
Gazaltnir biraz ı ve biribirine ı gibi görünen
ş fikir/erinin iyice ş ı için, ş ı ı ile
ş ı misalini ı gerekir. Bu misale
göre: ş ı her hangi bir ı mahalline çar-
parsa onu ı ş ı ı ğ ı ve o yere bir renk ı ğ ı gibi, rOh da
tesviye ş her hangi bir nutfenin fitiline taalluk edin-
ce, derhalonu ı ve ona göre zahiri bir hüviy-
,Yet ı Ziya, muhtelif cisimleri ı par-
ı ş ve ş ı ı ğ ı gibi, o cisimlere ı
ş de ı ğ ta'birle ı bir ı olan tek rOh,
türlü bedenleri ı ne ı ş ve ş
'ne de o ·bedenlere hOIOI ş olur. ş ı türlü
ı ı türlü tezahürler ğ gibi, bir
olan rOh da türlü bedenlerde türlü tecellilere mazhar 01-
.makta ve bu itibarla ğ ve ı ş ı Vü-
cOd ve mahiyyeti itibariyle ı ı ş olmayan rOh, beden-
Ierde zuhOr ve tecellisi itibariyle biribirinin ı ve ğ
ı ş zamanla ı ı vebuna binaen ı ı ş yani sonra-
dan ş Bedenlerden ı ı ş ı sonra ise ı
Gazall, tasavvufta ilk ş merhalesi ğ yok edil-
mesi ğ iddia etmekle ı ş kabul et-
ş Fakat bu ş rOha inhisar ş ğ
ı beden ancak bu ş tasarrufuna mahsOs
bir iklimden ş bir ş ğ Gerç.i Gazall ı
rOh ile bedene bir ı ş Fakat ı rOh.u id-
r§k ile alakadar etmemek suretiyle ı ı ı ş
. insan ş ke.ndi kendine kaim olan ı rOhtan iba-
ret ı ş ı
ı bedenlerden ı ı sonra ı ş
130
ı ş ve ş ı ş olarak bak, ı ı kabul eden Gaza/l
«ihyaü'I.UIOm»unun ı ı bahsinde :
ı <:.1.)1 0
1
0.9 c ı ü..,.Jl 0' )
« 4.1.. .. ...0. ( ı Liu>
«Ölümün ı sadece halin ğ ş Amma ruh,
bedenden ı ı sonra ya azaba ğ ı ş veya nimete
ş olarak baki ı yolunda bir ibare ile Berzah
alemini -kabul ş ğ ı ş ı
Gazall ikinci hayata ş hem cismani ve hem ru-
ı ğ kaildir. ş ı ş kabul
etmekle felsefecilerden ı ı ş ğ gibi ruhani ş
taraftar olmakla da ş ğ olan ilm-i
kelail1 alimlerine muhalefet ş ikinci ı ı ş tar-
ı ı ı ile de ı ı ve emsali uJema
ile vücüd ı ı ı ı ş ı FiI-
ı Gazall'ye göre ı ı ş için ne yok ş ş
lerin geri verilmesi ne de küçük büyük ı toplan-
ı nazariyel-erini isbata lüzum yoktur. EbO ı ruhun,.
(6) Berzah : lugatta iki ş ı gergi demektir. ı mana-
ı ise : mücerret manada alem i/e ı cisimler alemi ara-
ı ı ı ı ı ı ı ı za-
man, mekan ve hal ile ı ğ zikrettikten sonra
diyor I<i ı ı ölüm ı ı ş gününe kadar devam
eder. ı ise : ı ruhlar icin kabirden yüksek katlara, ş ı
ôlanlar icin. de alcak derecelere ı ı ı ise :_
ruhlardan ibarettir. Bedreddin Simavi'nin ı ş : «Be-
denden ı cevher, o surette yani cesette zahir olan mevcut-
tur. Bu cevher suretin ı ile fesada ğ Belki suret
ona göre tebeddül eder. Cevher bak/dir. Ve kendisine bir suret
ı ı ı Çünki suretsiz cevherin taayyünü olmaz» ifadesiyle ölü-
mün ı berzahta ruh icin ı ı eden, bedenden ş
bir beden tesviye ğ ı ı anlatmak ş «Fususu'I-Hi-
kem'de» ı ı ibni ı de bunu te'yid eden sözleri
ı Fakat Gazall'nin eserlerinde barzah halini bu ş an-
ı ğ ı ı ı ı oir ş görülmüyor.
. 131
bedene ş ı halk olunacak, her hangi bir
bedene taallukunu ı ş için yeterli görmektedir.
ı ı ş inkar
etmeleri sebeplerini ı ı rOhun bedenegeri
gelmesi husOsundaki ihtimalleri üçe hasrettiklerini bu sO-
retle beyan ediyor: ı bedenlere geri gelmesi üç
ihtimalden ı ş kalmaz. Ya ı ı ı sahip ğ
gibi ı ki : insan bedenden ibarettir. Hayat da bir araz
olup bedenle kaimdir. Kendi 'kendine kaim ve cisimde ted-
bil' ve tasarruf eden bir ı ı ğ ı ve vücOdu yoktur.
Ölümün ı ı kesilmesi demektir. ı kesil-
mesi ile hem hayat ve hem beden yok olur. ikinci ı
ı ise, ı ı yok olan o beden ve ı
iadesi demektir. Yahut denilir ki : Beden maddesi toprak
olarak ı ı ikinci hayat ise, bu maddenin toplanma-
ı ile adem ş terk/bi ve onda ı ı ı
demek olur. Yahut da denilir ki : Nefis ı ve ölümden
sonra ı ı Buna binaen ş ı ı
ı ile cemedilecek olan evvelki beden.e geri verilecek-
tir.
ğ ihtimalolarak da denilebilir ki : ((Nefis, evvelki
bedenin ı veya ş ş ş
.eden bir bedene red ve geri gelecektir. Bu nefis, evvelki
nefis ğ bu insan da evvelki ı Çünki in-
san madde. ile ğ nefis ile ı Buna binaen maddeye
itibar yoktur.);
-Gaza/J, ı ş ihtimalin üçünü de iptal için ile-
ri .gürdükleri delilleri zikir ettikten ve ı çürüttükten
sonra hükemaya hitabederek; kendisinin üçüncü ihtimale
taraftar ğ ş suretle ı :
({Son ı ı ihtiyar edenleri yani ne:fsin ölümden son-
ra baki ve kendi kendine kaaim bir cevher ı ı benim-
132
siyenleri niçin ı ı Bu ş muhalif ğ
dir. Belki:
y y
s. ı ı illI ı ...... c.? ':1
J
)
(
«Allah yolunda öldürülenleri ölü ı Belki .onlar
hayatta olup, Rablarmm yanmda ı ı ayetiyle
( t?.rJI ı .;+..b J.o1..t> ,.j CIJ.) i )
hadisi ve ı ı ve ı ı vemünker {(iyi
ş ı ş ı altmda ş bir ş ğ ı
ı ve nekir ı ğ ı ve ölümden sonra dirilip bir yerde
ğ ı ve beden ş ğ delalet etmekte-
dir(7) .
Cesetlerin ş ise, nefsin bir bedene red ve geri gel-
mesi ile mümkündür. O beden ister evvelki bedenin mad-
desinden olsun, isterse ş bir maddeden meydana gel-
sin. Hatta isterse yeniden icad olunan bir maddeden ş
kül ş bulunsun. Bunda bir mahzur yoktur. Çünki insan
bedeni ile ğ ancak nefsi ile ı Bedenin ı
küçüklükten itibaren zayiflama, ğ ve besin ğ ş
ğ ile ğ ş ğ ve ı ş ğ 'halde o insan yine
ı ı Yani nefis asla tebeddüle maruz klamamak-
ı ş ı bir takdirdir. Bu da nefsin her hangi bir be-
dene red ve geri gelmesi ile mümkündür. Çünki' beden nef-
(7) Gerek

ı ş ve gerek Hocazadenin «Tehôfi.ibünde
ı ı ğ ı gibi Meaad (öldQkten sonra ı bedenlerine geri
dönmesi) meselesindeki ş sözler ş ş ş üzerinde
dönmektedir:
1 - (Meaad) sadece cismanldir.
2 - (Meaad) sadece ı
3 - (Meaad) hem ı ı ve ı de ı
4 - (Meaad) ne ı nede ı ş yoktur.
5 Bu mesele ı hiç bir ş denilemez.
ı tasvirine göre, birinci fikir, nefsi ı ı (ruhu) nef:
sin ı a/emleri ve lezzetleri ile ş ve yücel-
mesi için ğ ı bir alenir. Bu alet ı ğ ı zaman,
nefs için bu ş ı ş ve ş pek güçtür. ş ı ev-
velkinin misli bir bedene geri 'gelmekle bu hayat ve yükse-
ş vukO bulabilir. Ş halde nefsin ı bedene reddi ve geri
gelmesi ile ş tahakkuk ş olur. Nefislerin namüte-
nahl ve maddelerin nihayetli ı dayanarak ş im-
ı ğ ı ı da ı ı ı Çünki bu
iddia alemin ı ve ı ı bir surette birbi-
rini takip 'etmesi nazariyyesine ı Halbuki ale-
min ı ı göre bedenden ı nefis-
,ler nihayet/idir. Ve mevcudmadde/erden fazla ğ Çok
ğ kabul edilse bile ı Hak yeniden madde yarat-
ı kaadirdir. Bunu inkar etmek ı varetme kudre-
tini inkar demektir. Halbuki alemin ı meselesinde
inkar nazariyyesi ibtal ş ş ı bu suretle vaki'
ğ ı tenasGh (ruhun zaman zaman arka arkaya ş
yeden ı ı ğ reyidir. ikincisi ı felsefeci-
lerin, üçüncüsü : Gazô/l, ı ı EbO Zeydi Debbus/ ve
emsôli büyükleri n fikirleri; dördüncüsü eski ı ı reyleri-
dir. ş gelince o da eski Yunan ı «Calinos»a
isnôdedilmektedir. Ş ı bu ş reylerden bahse-
dilirken ı ı ı ğ ı ı nefs-i ı ı
nefyeden J ğ ı ş «Böbü'l-Meftiihi ii
Mo'rifei'j Ahvôl'ir-Rüh» ı Ş ı meôd meselesi-
ni incelerken ı ı bu ibôresini ı ı
Ş Abdül Hedi'nin ı istinôden ı ço-
ğ ğ meôd, ı ı sözlerinden ı ne
ğ ı ı ifadesi, önemi hôizdir. Çünki ğ eserlerde'
ı ğ ş sözlerinin zôhirine ğ görü-
lüyor. Halbuki ruhsuz ğ takdirde, ı hiç bir ı
ı cesedin iôdesi ile meôaddan kasdolunan gôye temin edil-
ş ğ ı ı Ş halde denilebilir ki ı ı
cesetler iôde edildigi takdirde ı da iôdesi ı ve ı
ı binôen ş ı ı ı ı demekle ş
ı ı iôdesi sözünü ı söylemiye lü2:um ş
134
. bedenlere ve vücOdlara ı ı vermenizin de öne-
'111 i yoktur. Çünki isimlerde niza yoktur. Ş varit olan
pir ş isterse ismi tenasüh .olsun; ı gerek-
tir. Biz bu alemde tenasuhun ğ ı ı inkar ediyoruz. Yok-
sa ister tenasüh denilsin, ister ş bir ad verilsin diril-
meyi inkar etmiyoruz. (Tehafütten)
Ş tafsilat pek güzel gösteriyor ki, Gazall ı
«mead» kendi kendi ile kaim bir cevher o.lan ı ulu
orta evvelki bedenlerin misli birer bedene dönmeleri de-
ı Gazall; bu suretle ı ile Fahredd-i Razi ve
emsali zatlara yöneltilen itirazlardan kendisini ı
. ı ş ı Büyük Gazall, ı bedenden evvel her hangi
bir yerde vücudunu ve ı sonradan ve hariçten bede-
ne ğ kabul etmiyor. Ancak onun, kendisinde bulu-
nan bir kuvvet ve hassa ile itidale gelerek rOhu kabul ede-
çek kabiliyyet ve isti'dat kazanan nutfede ilahi cOdun fey-
ziyle hadis olan ı bir cevher ı ki, o zaman için
hiç bir ı ve ı tahlile imk§n olmadan, Büyük ı
ruhu bu kadar derin ve ı ş cidden ğ ve
ğ
Bu ş atom devrine ş olan ğ ı ı ı «meni»
ı içindeki milyonlarca ı huveyneden birinin ş
ı ı delip içine girmekle - Henüz mahiyyetl biIin-
miyen ilkah - ş hadisesinden sonra ı ş
,tesbite tam uygun ve onun ı fakat ğ bir ifadesi
ğ midir?
135
Dursun Sabit ÜNAL
1901 ı ı Akseki'nin Mahmutlu Kö-
yü'nde ğ ilk tahsilini memleketinde
ı İ Harbi'ne ş etti. Zafer-
den sonra Adana Muallim Mektebi'nden
mezun oldu ve ilk ğ kendi kö-
yünde ş ı Güzelsu'da, Aksu ğ
men Okulu'nda ğ ı
ş ğ olarak ğ tef-
ş etti. Antalya Maarif ğ
idari vazifelerde bulundu.
Binlerce vatan ı ı seneyi ş
hizmetinden sonra emekli oldu. 1984 de ve-
ı kadar ilimden, okumadan ve okut-
madan ilmi musahebelerden bir gün bile
geri ı ı ı Hicaz, Suriye, Kuveyt
ve Irak'ta, ş senelerde, toplam dört
seneye ı seyahat etti. \
Arapça ve dini ilimieri kendi kendine ğ
rendi. Ömrü boyunca okudu ve okuttu.
ı ı Ş
tercümesi, Diyanet İ ş ş ı ğ ı ı
ı ı ikinci defa ı ı İ ı
ı Ebu Yusuf'a ı Serden-
geçti ş ı ı 1962 de Ankara'-
da ı ı
Gazali' den ı ğ ı ğ tercümeleri de,
ş ı ı ı ı
Mevla rahmet eyleye .••

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful