You are on page 1of 5

Tarih: 15/01/2007

"TÜRKİYE BARIŞINI ARIYOR"KONFERANSI 30 MADDELİK SONUÇ


BİLDİRGESİ İLE SONA ERDİ:Türkiye bariş için birleşti.

BARIŞ İÇİN 30 ÖNERİ

iNAN GEDIK-ÖZLEM ZORCAN ANKARA

SİYASİ ÖNERİLER:

» Kürt sorunu "şiddet ve terörizm sorunu" olarak adlandırılmaktan


vazgeçilmelidir.

»Silahlı çatışmaların karşılıklı olarak acilen durdurulması, sivil çözümlerin


üretilebilmesi için zaman kazanılmasına ve zemin hazırlanmasına olanak
verecektir. Ateşkesin kalıcılaşması, şiddetsizlik ortamının sürekli hale
getirilmesi, barış çalışmalarının başarı kazanmasını mümkün kılacaktır.
Bizatihi bu kapsam da bir toplantının yapılması bile ateşkesin yaratığı
olumlu iklim sayesindedir.

» Barış dilde başlatılmalı; ötekileştirici, ya-bancılaştırıcı ve düşmanlaştırıcı


tüm söylemler terk edilmeli, siyasetin dili, şiddete yol açan ayrımcılıktan
ve milliyetçilikten arındırılmalıdır. Siyasette soy mensubiyetine dayandırılan
milliyetçi söylem ve özcü yaklaşımlar, karşıtını da doğurmakta, yurttaşlar
arasındaki güven ve birlik ortamının oluşmasına zarar vermektedir.

» Kürtlerin siyasal alanın aktif özneleri olabilmesinin önündeki tüm


engeller kaldırılmalıdır. Bunun için;

» Bugünkü yüksek seçim barajı, adil temsilin önünde bir engel olmaktan
çıkarılmalıdır.

» Siyasi partilerin faaliyetlerini kısıtlayıcı ve yasaklayıcı tüm yasal engeller


kaldırılmalı, demokrasinin ve siyasal alanın tesisinde bağımsız ve etkin bir
rol oynamalarının yolunu açacak yeni bir siyasi partiler yasası
çıkarılmalıdır.

» Yerinden yönetimin yolu açılmalı, böylelikle temsil ve kanlımın önündeki


engeller kaldırılmalıdır.

» Toplumun, tüm unsurlarıyla müzakerelere katılabileceği ve çeşitli çözüm


önerileri geliştirebileceği özgürlükçü ve barışçıl bir siyasal iklimin
oluşturulmasına çalışılmalıdır.

» Kürtlerin siyasal temsilcileri ve partileri, barışın tesisi sürecinde her


düzeyde meşru ve gerçek muhataplar olarak kabul görmelidir.
»Birlikte yaşama iradesinin bir ifadesi olarak; dışlayıcı tanımlardan
ayıklanmış bir

ortak siyasal kimliğin oluşmasını sağlayacak şekilde bütün yurttaşların


hukuksal eşitliğini ve özgürlüğünü güvence alüna alan ve onları eşit haklar
ve sorumluluklar ile donatan yeni bir anayasa hazırlanmalıdır.

» Barışın inşa edilmesinde, çatışmalarda evlatlarını kaybetmiş anaların


oluşturacakları ortak bir komisyon, barış çabalarımızı çok güçlendirecektir.

» Kadınların her düzeyde sivil, resmi ve siyasi kurum ve kurullarda yer


almalarının önündeki tüm yasal ve fiili engeller kaldırılmaya çalışılmalıdır.

» Toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katılımı sağlayacak, planlanmış


ve kamuoyu vicdanını rencide etmeyecek bir siyasi af veya demokratik
katılım programı yürürlüğe konmalıdır.

» Olağanüstü hal rejiminin tüm izleri silin-meli ve olağan şartların ve


hukukun geçerli olduğu bir yaşam biçimine geçilmelidir. Bunun için;

» Faili meçhul cinayetler aydınlatılmalı, suçlu resmi görevliler


korunmamalı, adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmalıdır.

» Koruculuk sistemi kaldırılmalı, korucular sosyal güvenceleri ile birlikte


başka istihdam alanlarına kaydırılmalıdır.

» Zorunlu göçün neden olduğu ekonomik, sosyal ve psikolojik tüm


yıkımların etkilerini giderecek önlem alınmalıdır.

» Bütün bölge acilen mayınlardan temizlenmelidir.

EKONOMİK ÖNERİLER

» Bölgedeki yoğun yoksulluğu ve bölgelera-rası dengesizliği giderici pozitif


ayrımcılığı esas alan kalkınma plan ve projeleri gerçekleştirilmelidir.

» Bölgenin kalkınmasında öncü rolü oynayacak Erzurum, Van, Diyarbakır,


Batman gibi iller bölgesel ekonomik, kültürel ve toplumsal cazibe
merkezleri haline getirilmelidir.

» Bölgenin doğal kaynaklarından ve enerji işletmelerinden (su, elektrik,


petrol vb.) sağlanan üretim değerlerinin bir bölümünü bölge kalkınması ve
yoksullukla mücadele amacıyla kullanılmak üzere tahsis edilmelidir.

» Sulanan tarım alanlarının daha verimli hale getirilmesi için gerekli


yatırımlar acilen yapılmalı, mayınların temizlenmesi ile kazanılacak
topraklar, organik tarıma açılmalıdır.
» Ülkede pamuk üretiminin yüzde 47'si bölgede gerçekleştirilmektedir. Bu
gerçek, bölgenin istihdam yaratacak biçimde bir tekstil sanayii merkezi
haline getirilebilmesi doğrultusunda değerlendirilmelidir.

» Bölgede 0-14 yaş arası çok büyük bir nüfus kesimi bulunmaktadır. Bu
genç nüfusun üretken bireyler olarak yetiştirilmesi, eğitilmeleri ve iş
imkanlarına kavuşmaları sosyal barış, adalet ve bölgenin refahı için
zorunludur.

SOSYAL VE KÜLTÜREL ÖNERİLER

» Ülkemizde farklı kültürlerin varlığı, tarihsel ve sosyolojik bir gerçek


olarak kabul edilmeli, inkarın ve yasakların yol açtığı kültür yıkımına son
verilmeli, kültürel alan, kimlik gettolaşmasına yol açan kültürel ırkçılığının
baskı ve saldırısından korunmalıdır.

» Kamusal alanda Kürtçenin serbestçe kullanılabilmesi için yasal ve hukuki


düzenlemeler yapılmalı, "çok dilli resmi hizmet ve siyasi faaliyet"
serbestliği sağlanmalıdır.

» Kürt dili ve edebiyatının araştırılması ve geliştirilmesi ve eğitimi


önündeki engeller kaldırılmalıdır.

» Eğitim ve yönetim pratiklerinde devletle toplum arasında olduğu kadar,


toplumun farklı kesimleri arasında gerilim yaratan etnik ve dinsel aidiyet
vurguları son bulmalıdır.

MEDYA VE TOPLUMSAL İLETİŞİM ALANINA YÖNELİK ÖNERİLER

» Medya, çatışmaları meşrulaştıran, ola-ğanlaştıran dili terk etmeli;


"ötekini anlamayı ve birlikteliği" vurgulayan bir dil kullanmalıdır. Esasen
barışın dilini, ahlakını ve değerlerini oluşturmada medya sorumluluk
üstlenmelidir.

» Sorunun tüm taraflarına ilişkin doğru, nesnel bilgi ve haber üretmek


medyanın ahlaki zorunluluğudur.

Konferansı Birgün'e değerlendirdiler

'BİZ BİZE MECBURUZ'

ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu

SORUNU geri kalmışlık sorunu olarak görenler, bu işin sorumlularıdır.


Özellikle kamu hizmetleri neoliberal politikalarla bölgede geri kalmıştır.
Sorunu, Kürtlerin kimlik kültür taleplerinin arkasında durarak, sosyal yönü
ihmal etmeden ve sol referansları unutmadan çözmek mümkün. Bir birey
olarak, yaşadığım ülkede şiddetin olmasını istemiyorum. Biz bize sosyolojik
ve duygusal açıdan mecburuz. Bu hukuk devam etmelidir. Bir demokrat
olarak, bu ülkedeki yurttaşların demokrasi, insan hakları ve özgürlükler
noktasında kabul edilecek taleplerinin arkasında durmak gerektiğini
düşünüyorum. Bir enternasyonalist olarak, Türkiye'nin dünyada iyi bir
örnek olabilmesi için, Kürt sorununun barışla çözülmesini istiyorum."

'KURUMSAL MUTABAKAT DA SAĞLANMALI'

Abdurrahman Kurt (AKP Diyarbakır İl Başkanı):BANA kalırsa bölge ve


Türkiye henüz barışını kaybetmedi. Bu toplantı da zaten bunun kanıtı. Beni
umutlandıran en büyük şey Kürt aydınlanyla Türk aydınlarının artık aynı
dili konuştuklarını görmek oldu. Yani Ankara'dan ve İstanbul'dan
katılanlarla Diyarbakır'dan katılanlar hemen hemen aynı şeyleri
söylüyorlar. Demokrasi ve insan haklan perpesktifinin insanları bir araya
getirmesi gerçekten sevindirici. Yine de bu toplantıdan acil sonuçlar
beklemiyorum fakat Türkiye'nin birliği içinde sorunun çözümü için büyük
bir aşama kaydedilmiştir.

'1000 YILLIK BİRLİKTELİĞİ BOZAMAYIZ'

Kutbettin Arzu (Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı): BÖLGEDE


yaşayan kişiler olarak sürekli dile getirdiğimiz sorun artık tüm Türkiye'nin
ve hatta dünyanın sorunu haline gelmiştir. Ortadoğunu'nun yeniden
şekillendiği bir ortamda bin yıllık beraberliğimizi bozamayız ve bunun için
hurdayız.

80 yıldır Kürt sorunu yok sayılarak ötelendi. Önce şiddet bitsin denildi,
önce bölgeler arası gelişmişlik farkı ortadan kalksın denilerek sorunun
çözümü sürekli olarak ötelendi. Artık bu sorun ötelenemez bir noktaya
gelmiştir ve bu toplantı da tam bu noktada toplanmıştır. Artık bundan
sonra irade gösterme aşamasına gelinmiştir.

KÜRTLER YENİDEN 'SOL/A DÖNDÜ'

Selçuk Kozağaçlı (ÇHD Genel Sekreteri-Ankara Barosu'na bağlı avukat):

TÜRKİYE barışını istiyor Konferansı daha önce yapılan benzeri


toplantılara göre çok daha başarılı. Bu konferans daha bitmeden bazı
şeyleri başardı. Bizim Kaybettiğimiz sadece barış değildi. Bir süredir Kürt
siyasal hareketi sol muhalefetten ayrı bir noktaya gelmişti ve açıkça
görünen Kürt hareketinin ABD'ye yakınlaşma tehlikesi vardı. Ancak bu
toplantıyla bu korkumuzun yersiz olduğunu gördük. Türkiyeli Kürtlerin,
Güney Kürtleri gibi ABD'ye yakınlaşmak gibi bir amaçlarının olmadığının
burada farkına vardık. Kürt siyasal hareketi bu konferansla yüzünü bir kez
daha sola, sol muhalefete dönmüştür.

'KÜRTLER EŞİT VATANDAŞ SAYILMALI'


Rojbin Tugan (Hakkari Barosu'na bağlı avukat):

TÜRKİYE, barışını Kürtlerin varlığını inkar ettiği anda kaybetti ve bu barış


ancak Kürtlerin eşit vatandaş olarak kabul edildiği ve bunun hayata
geçirildiği zaman sağlanabilecektir. Kendimi rahat, korkusuz ve kaygısız
ifade ettiğim, sokakta polis kimliğimi sorduğunda korkmadan gösterdiğim
bir ortamın olmasıyla barışın tesis edilebilir. Birbirimizden çok uzağız ve
aramızdaki mesafeleri ancak konuşarak aşabiliriz. Bu konferans da bunun
için önemli bir adım.

'ERKEK DİLİNİ TERKETMELIYIZ'

Sait Şanlı (Diyarbakır Kasaplar Odası Başkanı, Liceliler Yardımlaşma


Derneği Başkanı) BU ülke bizim ülkemiz. Biz sahip çıkmazsak kimse sahip
çıkmaz. Atalarımız bu ülkeyi beraber kurduk. Ancak daha sonrasında
barışın dilini konuşamadık. Birbirimizle hep sert olan erkek diliyle
konuştuk. Barışın dili dişidir ve artık dişi bir dil kullanmak zorundayız. Bu
toplantıda ülkenin aydınlarını ve bilim adamlarını bir arada görmekten
dolayı çok mutlu oldum. Çocuklarımızın kardeşçe yaşaması için bir adım
atıldı bu toplantıyla. Bunu ülkeyi yönetenler iyi değerlendirmeli. Herkes
artık kulaklarındaki pamukları çıkarmalı.