You are on page 1of 4

03/02/2007

İnfazda perde aralanıyor


HrantDink cinayetinde ortaya çıkan bilgi ve belgeler, suikast planının Trabzon ve İstanbul'u
içine alan oldukça profesyonel bir örgüt tarafından işlendiğini kanısının daha da
güçlendirdi.

Cinayetin hemen ardından Birgün'un gündeme getirdiği sorular ve dikkat çektiği


ipuçlarının işaret ettiği ilişki zinciri netleşmeye başlarken, Yasin Hayal ve muhbir olduğu
öne sürülen Erhan Tuncel'in ardındaki halkanın da açığa çıkarılması bekleniyor.

Hrant Dink'in öldürülmesinin hemen ardından, yani henüz cansız bedeni kaldırımda
yatarken olay yerine gelen basın mensuplarına konuşan tanıklar, Ogün Samast dışında iki
kişiyi daha tanımlamış ve farklı yönlere kaçtıklarını söylemişlerdi. Birgün gazetesi ise Ogün
samast'm görüntülerinin yayınlanmasından önce basına dağıtılan ilk görüntülerdeki kişinin
Samast olmadığını belirtmiş ve 2.kişinin kim olduğunu sormuştu.

Nitekim tanık gazeteci televizyonlara "tombul yanaklı, esmer, daha iri yarı, sert ifadeli"
birini tarif ederek, Samast'la birlikte 3 kişinin olduğunu söylüyordu. Ama polis ifadesine
başvurmuyor, günler sonra kendisi giderek ifade veriyor ve Yasin Hayal'in olay yerinde
olduğu ortaya çıkıyordu.

Bir kadın da görmüştü

Tiyatrocu Orhan Alkaya da olaydan sonra çevredeki esnaftan olayı gören bir kadın
olduğunu öğrendiğini ve savcılıktan bir ekibin kadının ifadesini aldığını aktarıyordu:

"Ben de yanındaydım. Katil kadını eliyle ittikten sonra önündeki Dink'i vurmuş. Kadın bunu
'Beni itti. Önümdeki beyin ensesine... tak tak tak' diye anlattı. Bir kişinin beyaz bereli
genci kovaladığını anlattı. Sonradan bu kişinin sivil polis olabileceği söylendi. Ya bu kişi
sivil polisti ya da olayda ikinci biri vardı. Kadının anlatımına göre, beyaz berelinin üzerinde
bir de beyaz atkı vardı ve cinayetten sonra atkıyı attı. Polisler atkıyı ararken ben de
vardım. Çöplere bakmadılar."

TANIK HAYALİ TANIMLAMIŞTI


Bazı görgü tanıkları ise saldırganın Dink'e arkadan yaklaşarak kafasına ateş ettiğini
söyledi. Bir markette temizlik görevlisi olarak çalışan ve adının E. olduğu belirtilen bir
kadın saldırgana "Yapma" diye bağırdığını, bir görgü tanığı da saldırganın "Vurdum
Ermeni'yi" diye bağırdığını söyledi. Mal getiren konfeksiyoncu C. Y., "Saldırgan benim
üzerinde bulunduğum Şafak Sokak'tan kaçtı. 200 metre koşup tabancayı beline koydu.
Başındaki beyaz renk yün bereyi çıkardı. Bu sokaktan sol tarafta kalan ve Rumeli
Caddesi'ne çıkan Süleyman Nazif Sokak'a saptı. Saldırganın favorileri uzun ve ince
kesimdi" demiş, bir başka görgü tanığı ise saldırganın tabancayı sol eliyle tuttuğunu
belirterek kot montun altındaki kazağın kırmızı ağırlıklı desenli karışık renkli olduğunu
söylemişti. Aynı örgütlenmenin, Rahip Santoro cinayetini de gerçekleştirdiği ve bir
çocuğun üstüne yıkarak asıl örgütlenmeyi gizlediği belirtiliyor. Bir emniyet yetkilisinden
aldığımız bilgilere göre, Rahip Andrea Santoro cinayetinin faili de Yasin Hayal. İfadelerinde
bir rahibi döverek komaya soktuğunu ancak hakkında hiçbir işlem yapılmadığını belirten
Yasin Hayal'in sözünü ettiği rahibin de Santoro olduğu ileri sürülürken, bütün bu bilgiler
aslında Trabzon'da yeterli soruşturmanın yapılmadığını ya da yapılmak istenmediğini de
sergiliyor.

Rahip Santoro'nun öldürülmesinden sonra, basına ulaşan ordukça önemli bilgilere rağmen,
soruşturma Oğuzhan Akdil ile sınırlı kalmış, annesi ise ısrarla oğlunun gözlerinin bozuk
olduğunu o mesafeden ateş edip vurmasının mümkün olmadığını ve silah kullanmayı
bilmediğini söylemiş ancak sonra sessizliğe gömülmüştü.

Santoro cinayetine geniş yer veren İtalyan basını oldukça ilginç noktalara yer vererek,
Samsun'da bıçaklanan Fransız Rahip Pierre Brunissen'in görgü tanığı ile Oğuzhan Ak-dil'li
gördüğünü söyleyen Santoro cinayetinin görgü tanığının aynı kişi olmasına dikkat
çekmişti. İskenderun ve Adana'daki kiliseleri gezen Gülhan Kılıç'ın son 3 yılda Gürcistan ve
İran'a gittiğini belirten La Repubblica gazetesi, Don Andrea'ya ait bir kağıttan Gülhan
Kılıç'ın cinayetten 3 gün önce, Oğuzhan Akdü'in babasının işyerini ziyaret ettiğinin ortaya
çıktığını belirtti. Gazete ayrıca, Rahip Santoro cinayeti sırasında olay yerinde bulunan
Loreda-na Palmieri'nin de "yan bir kapıdan ateş eden kolu gördüğü ve bunun kesinlikle bir
gencin değil, bir adamın kolu olduğunu" söylediğini hatırlatmıştı.

Trabzon'da aydınlara büyük ilgi


GENÇAĞA KARAFAZLI TRABZON
Trabzonlu siyasetçi, şair, yazar ve akademisyen ağırlıklı bir grup tarafından "Trabzon'a
sahip çıkıyoruz" konulu toplantı önceki gün Trabzon Devlet Tiyatrosu'nda yapıldı. Salonda
yer olmaması nedeniyle çok sayıda kişi içeriye alınmadı.

Toplantının canlı yayınlanması nedeniyle bazı vatandaşlar "Bizi dünyaya yanlış


tanıtıyorsunuz, hepimizi suçlu ilan ediyorsunuz" diyerek tepki gösterdi.

Toplantıyı, Trabzon İnsan Hakları Derneği Şube Başkanı Gültekin Yücesan "Kör olasın
demiyorum kör olma da gör beni" dizeleriyle açtı. Trabzon Baro Başkanı Veysel Malkoç da,
"Bu toplantıyı birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu kardeşçe bir arada yaşadığımızı
göstermek amacıyla gerçekleştirdik" dedi.

Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canali-oğlu da, "İnsanlar sevinç ve tasada bir araya gelir.
Trabzon da çok güzel olaylar da oluyor. Burada yaşamaktan mutluyum. Bazen istenmeyen
olaylar yaşanıyor, ancak bunları kente maletmek doğru değil. Olayları sadece ekonomik
nedenlere bağlamak doğru olmaz. Çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Bugünden sonra da
beraberce yaşayacağız" dedi.

Yazar Nihat Genç ise konuşmasında 301. maddenin kalkmasına karşı olduğunu ifade etti.
Genc'in konuşması salondan onay görmedi. Yazar Sunay Akın ise konuşmasında Bir
toplumu değerli kılan iki kanadı vardır. Birisi bilim, diğeri ise sanattır. Bilim ve sanat
kanatlarını kullanan toplumlar uçar ve özgür olurlar, kullanamayanlar uçamazlar; Tavuk
olurlar" dedi.

Büyük bir hoşgörü içerisinde başlayan toplantı şair Yaşar Miraç'ın konuşması sonrası
salonda havayı bir anda gerdi.

»TETİĞİ YASİN HAYAL ÇEKTİ'


DİNK suikastında tetikçi olarak gösterilen Ogün Samast'ı cinayete azmettirdiği açıklanan
Yasin Hayal'in asıl tetikçi olduğunu iddia eden kadın tanık, Emniyet'e giderek, 9 saat
kamera görüntülerini izledi ve gerçek tetikçiyi belirledi. Adı saklı tutulan tanığın iddiasına
ve kamera kayıtlarına göre suikast şöyle gelişti: Görüntülere göre 14.57'de Dink,
bankadan çıkıp Halaskargazi Caddesi'nde yürümeye başladı. Suikasttan saniyeler önce
Dink'in yanına orta yaşlı, esmer bir kişi geldi. İkili bir konuşma yaptı. Yola devam eden
Dink'e bu kez sağdan yine esmer, kısa saçlı ikinci bir kişi yaklaştı. Bu kişiyle sohbet eden
Dink'in karşısına daha sonradan tetikçi olduğu iddiasıyla tutuklanan Samast çıktı ve
tabancasını çekti. Dink, eli silahlı kişiye bakarken bu kez arkadan çizgili kazaklı, siyah
montlu ve açık renk pantolonlu bir kişi yaklaştı. 1,5 metre mesafeden 3 el ateş etti. Dink,
kanlar içerisinde yere düşerken Samast, arkadan gelen saldırganın yanına gitti. İkili
burada konuştu ve Samast, tabancayı beline takıp koşmaya başladı. Yasin Hayal olduğu
ileri sürülen kişi ise Şafak Sokak'ın girişinde bir başkasıyla buluşup koşarak aynı sokakta
bulunan inşaata girdi. Görgü tanığı, tetiği çekenin, adını sonradan öğrendiği Yasin Hayal
olduğunu ileri sürdü. Kadın, Akbank'a ait ATM kamerasındaki görüntülerde bulunan kişinin,
Yasin Hayal olduğunu iddia etti. Cinayetten birkaç dakika önce Agos gazetesinin
köşesindeki ağacın yanındaki, Hayal olduğu ileri sürülen ikinci kişi sürekli telefonla
konuşurken görüntüden çıkıyor. Saniyeler sonra geri geri gelirken kameralara takılıyor.
Şişli'ye doğru döndüğünde Dink'in bankaya doğru yürüdüğü görülüyor. Dink bankaya
girdiğinde ikinci kişi, cinayet noktasına doğru yol alıyor. Bu sırada zanlı yine görüntüden
çıkıyor. Bankadan çıkan Dink vurulduğu noktadan 3 metre önce kameralara son kez
takılıyor. Ancak görüntülerde cinayet anı bulunmuyor.

Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin tutuklanan Yasin Hayal'in babası Bahattin
Hayal, oğlunun olay sırasında, katil zanlısı Ogün Samast ile bulunduğu iddialarının doğru
olmadığını söyledi. Bahattin Hayal, Dink'in öldürüldüğü gün yemek yemek için eve
geldiğini, bu sırada televizyonların İstanbul'da gazeteci vurulduğuna ilişkin haberler
vermeye başladığını anlattı. Bahattin Hayal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Televizyonlar 'gazeteci vuruldu' diye flaş haber verdikten 1 saat kadar sonra Yasin eve
geldi. Haberleri bir süre izledik. İki Yasin varsa biri iddia edildiği gibi İstanbul'da olabilir.
Ama oğlum yanımdaydı. Bu gülünç bir iddia."

Bahattin Hayal, cinayette Yasin Hayal'in de olay yerinde bulunduğunu gösteren güvenlik
kamerası görüntüleri olduğuna yönelik söylemlere de "Görüntü varsa yayınlasınlar.
Kesinlikle Yasin yanımdaydı" dedi.

BAŞSAVCIDAN YALANLAMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, Ogün Samast'm 18 yaşından
küçüklerin barındırıldığı H Tipi cezaevinin tecrit hücresine konulduğunu, bu hücrenin iki
kişilik olduğunu belirterek "Haberlerde yer aldığı gibi kesinlikle bu hücrenin boyatılması,
halılar serilmesi, televizyon konulması gibi uygulamalar söz konusu değildir. Yemek
getirilmesi de mümkün değildir. İddialar, gerçek dışıdır. Bırakınız ipek çarşaf serilmesini, bu
tür tutukluların intihar eğilimi suretiyle yatağına çarşaf bile serdirilmemiştir. Koğuşa
televizyon konulması imkanı olmadığı gibi, orada televizyonun takılacağı priz yoktur. Aynı
şekilde, gardiyanların, jandarmaların alkışladığına dair iddia da tamamen asılsız ve
yersizdir." Bu tür suçların failleri olarak cezaevlerine gelenlere veya herhangi diğer kişilere
cezaevinde özel işlem yapılmasının söz konusu olamayacağını dile getiren Engin, şunları
söyledi: "İntihara tevessül edebilir, diğer tutukluların saldırısına maruz kalabilir diye
nakledilinceye kadar tek başına tutulmuştur. Fiziki olarak iddialardaki şekilde işlem
yapılmasına imkan yoktur."

'Soruşturmanın seyri değişti'


Hrant Dink'in auukatı Erdal Doğan, "Şu arıda soruşturma kaygılarımızı giderecek boyutta
ilerlemeye başladı. İlk baştaki gibi gitmediğini söyleyebilirim. Belki ilerde daha çok şey
söyleyebilirim" dedi.

» Yüzlerce mail yoluyla tehdit ediliyordu. Bu tehditlerden en çok kaygı duyduğu tek ismin
Veli Küçük olduğunu söylüyordu. Bunun ötesinde 'ölüm' olgusu 2-3 yıl içerisinde
'geliyorum' diyordu. Bu konuda devlet önlem almadığı gibi, duruşmaların o şekilde
yürütülmesini, daha doğrusu linç kampanyası ve tehdit şeklinde yürütülmesini de
engellemeliydi. Bir yargı, bir hukuk orada yürümedi. Bir hukuk cinayeti işlendi. Özellikle
Yargıtay Ceza genel Kurulu'na kadar çıkan bir hukuk cinayeti işlendi. Ondan sonra
bedenen cinayet işlendi zaten. Cinayet 'Ben geliyorum' diyordu.

» Bu genç 'Ben katilim' diye gelip teslim de olabilirdi. Ama bu katilin yakalanmasının
olayın arkasındaki organizasyonu çözmeyeceğini söylüyordum. Bu şahıs 32 saatte
yakalandı. Yakalanması da zaten vahimlikler ve suç işlenen bir süreç içerisinde yakalandı.
Nedir onlar; Jandarmada'ki, Emniyet Müdürlüğü'ndeki fotoğraflarda kahramanlık
gösterilen anlar, bunların hepsi olayı vahimleştirdi. Son çıkan tanıklarla endişelerimiz
vardı, bu endişelerimiz doğrulandı. Olay yerinde 3-4 kişinin mevcut olduğunu
düşünmekteydik.

» Şu aşamada taraf olduğum için açıklama yapamıyorum ama olayın, görgü tanıklarının
ifadelerinde ve kayıtlarda böyle olmadığı ortada. Yakın zamanda resmi netlik kazanacak.
Herhalde savcı incelemeleri yapacak. Ama olayın ilk kurgulandığı gibi tek kişi üzerinden
yürümediğini açık söyleyebilirim.

» Soruşturma yeni başlamış sayılır.

» Kamera görüntülerini hepsi izlendi belki ama ısrarımızın etkisi olabilir. Bu konuda
açıklama yapamıyorum. Belki ilerideki zamanlarda daha açık konuşabilirim. Soruşturma
kaygı duyduğumuz bir şekilde ilerlediği noktada açıklıkla kamuoyuna konuşurum. Ama şu
anda soruşturma kaygılarımızı giderecek boyutta ilerlemeye başladı. İlk baştaki gibi
gitmediğini söyleyebilirim.

» Bu işte Ogün Samast'm tek başına olmadığı konusunda şüphe yok.

» Çıkan gazete haberlerindeki iddiaların ciddi şekilde değerlendirilmesini biz de savcılıktan


talep ediyoruz.

» Şu da önemli bizim için; çıkabilecek faillerin yakalanması ve soruşturmanın


derinleştirilmesi bizim için çok önemli. Savcılığın da polisin de bu işin üzerine eğilmesi
açısından belki faillerin yakalanması ve ifade alınması konusunda bir süre daha gizli
yürütülmesi o açıdan önem arz ediyor.

» Biz yine müşteki ve ilerideki müdahil tarafı olarak bütün tutanaklara şu anda sahip
değiliz. Soruşturmanın tamamına hakim olduğumuzu söyleyemeyiz. Ama sizin anlattığınız
gibi olayın Tek merkez, Ogün samast, üzerinden yürütülmesi tabi ki bizi de baştan beri
rahatsız etti. Ogün Samas'ın ilişkilerinin ayrıştırılması konusunda İstanbul ayağında somut
bir şeyler çıkmamış olması, Trabzon'daki bir mahalle delikanlısının bir refleksi olarak böyle
bir eylemi yapmış olması ve milliyetçi bir refleks olarak gösterilmesi baştan beri bizi aileyi
hep rahatsız etti. Eğer soruşturma yine bu yönde ilerlerse bu rahatsızlığımızı basın yoluyla
sizinle paylaşırız.

»Tanıkların gördüğü her şeyi resmi olarak ifade tutanaklarına geçirttik. Bütün her şey
resmi yapıldı. Bundan emin olabilirsiniz.

» Emniyet'e soruşturma boyunca 3-4 kez gittik ve uzun süre orada kaldık. Aile de
yanımdaydı ama onlara girmek istemiyorum.

» Şu anda soruşturmanın gizliliği ihlal edilerek basına sızmış olan bilgiler, ciddi iddialardır
bular ve bu kaygıları biz de paylaşıyoruz. Bunların konunun yakın takipçisi olduğumuzu
bilin.