You are on page 1of 2

20/01/2007

İşte cinayete giden süreç


Hrant Dink'i hedef haline getiren süreç, bütün kamuoyunun önünde gerçekleşti.
Yönetmeni bilinmese de aktörleri, figüranları ve enstrümanları hep sahnedeydi. 301.
madde, 'Türklüğe hakaret' davalarıyla ülkenin önemli yazar ve düşün adamları mahkeme
koridorlarına dolduruldu. Irkçılarda bunu fırsat bilip kamuoyu önünde aydınlara yönelik
linç kampanyaları örgütlediler

İlk kez Yazar Orhan Pamuk'un "30 bin Kürdü ve bir milyon Ermeni'yi öldürdük. Türkiye'de
kimse bunu dile getirmeye cesaret edemiyor. Ben ediyorum" sözleri nedeniyle hakkında
suç duyurusunda bulunarak gündeme gelen avukat Kemal Kerinçsiz ve ekibinin, sonraki
günlerde de hedefleri arasına, Hrant Dink, Elif Şafak gibi yazarlar yerleşti. "Türklüğü
aşağılamak" iddiasıyla 301.maddeden yargılananların davalarına tam kadro katılarak olay
çıkaran ve özellikle Hrant Dink'e saldıranlar arasında başı çeken Kerinçsiz, aynı cephede
yer aldığı Türk Solu dergisi ile yaptığı röportajda, derginin "hukuk mücadelesi" olarak
tanımladığı tavrını şöyle gerekçelendiriyordu:

"Misal olarak verirsek Lagendjik'in şikayeti, Orhan Pamuk'un Ordu'ya hakaretleri, Hrant
Dink'in Türklüğe hakaretleri ve buna benzer birçok davayı, belki de yirminin üzerinde
davayı takip etmek durumuyla karşı karşıya-yız. Maalesef eğer görevliler ortaya çıkmazsa,
eğer Türkiye Cumhuriye-ti'ni korumakla, kollamakla görevli olan Cumhuriyet savcıları
kendilerini bu hadiseyle görevli addedip bu soruşturmaları yapmazlarsa, elbette bu
vatanın ekmeğini yiyen hukukçular çıkacaktır." Kerinçsiz, aynı röportajda 301. madde için
ise, "kaldırmaya güçleri yetmez" diyordu.

Kendisini yargıç, savcı ve hatta infaz memuru gibi gören Kerinçsiz'in duruşmalarda
çıkardığı olaylar, yargıya o denli yansımıştı ki Agos gazetesinden Hrant Dink, Aydın Engin,
Arat Dink ve Serkis Seropyan'ın "yargıyı etkilemek" iddiasıyla yargılandığı duruşmadaki
saldırılar üzerine avukatlar Ergin Cinmen ve Fethiye Çetin, "Müdahale ve saldırıyla adil
yargı etkilendi; savunma hakkı engellendi. Baro ve yargının harekete geçmesi gerek"
diyerek Baro'yu göreve çağırıyordu.

Duruşma öncesinde Hukukçular Birliği'ne bağlı avukatlar sanık avukatlarına saldırıyor,


çıkan arbedede Sanık avukatlarından Deniz Ceylan'ın yüzüne yumruk atıldığı için gözlüğü
kırılıyordu.

Bütün bu saldırıları sağ basın ise, çarpıtarak veriyor, örneğin Yeni Çağ gazetesi duruşmalar
sırasında çıkan olaylardan birini, Avukat Kemal Kerinçsiz'e saldırı yapıldığı ve tekme
darbesiyle ayağından yaralandığı iddiasıyla veriyordu. Aynı günlerde Ülkü Ocakları Genel
Merkezi'nin sitesinde Yıldıray Çiçek imzalı yazıda Hrant dink açıkça tehdit ediliyor ve aynen
şu ifadeler kullanılıyordu: "Zaten bu ülkede hala durduğun hata, sen ve senin gibi Türk
düşmanlığı peşinde olanlar biran önce bavulunu toplayıp, bu ülkeyi terk etse, ülke böylece
sinsi ve tehlikeli kamburlardan kurtulacak... Size son uyarıda bulunuyoruz. Yeter artık,
yeter...

Türk milleti 'yeter artık' dediğinde neler olur, akıl hocalarına sor da anlatsın..."

Kerinçsiz'in adının anıldığı bir başka yer ise, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın
(TESEV), "Zorunlu Göç" raporu açıklamak için yaptığı basın toplantısı oluyordu.
İstanbul'da açıklanmak istenen rapor, Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz ve
yandaşlarının saldırıları nedeniyle Ankara'ya alınıyordu. TESEV toplantı öncesi, Kerinçsiz ile
yandaşları Muammer Kocadağlı, Ramazan Bakkal, Ayşe Ay, Zeynep Gurk, Ramazan
Kırkık'ın isimlerini polise vererek, bu kişilerin otele alınmamasını istiyordu. Kemal
Kerinçsiz'in son gündeme gelişi ise, Ümit Özdağ ile gizli bir yemekte biraraya geldiği
iddiası oldu. Kendi aralarında görüş ayrılığına düşen ülkücüler, "MHP'nin içinden bir başkan
adayı çıktı ortaya; Ümit Özdağ... Bu arkadaşımız bizden habersiz Ümit Özdağ'ın yemeğine
gitmiş" diyerek Ke-rinçsiz'e tepki gösteriyordu.