MOBSAD

MOBİLYA SANAYİ İŞADAMLARI DERNEĞİ

2008 YILI MOBİLYA SEKTÖR RAPORU

BARIŞ GÖRGÜÇ
GENEL SEKRETER

İSTANBUL Şubat 2009

İçindekiler 1. Giriş a. Bir mesleki Sivil Toplum Kuruluşu olarak MOBSAD – Mobilya Sanayi İşadamları Derneği 2. Sektörün Bugünü Analizi ve Değerlendirmeleri a. Sektörün Dünya’da ve Türkiye’deki durumu b. Yatırım Değerlendirmesi i. Mobilya Sanayinde Yapılan Yatırımlar ii. Mobilya Yan Sanayinde ve Aksesuar Alanında Yapılan Yatırımlar c. Mobilya Sektöründe Trendler ve Tüketici Alışkanlıklarında Değişim d. Uluslar arası Faktörler e. Ulusal ve Sektörel Faktörler f. İstihdam g. Sektör Temsilcilerinin Talepleri h. Mobilya Endüstrisinin Rekabet Gücünü Etkileyen Sorunlar ve Bunlara İlişkin Öneriler 3. Sonuç

2

1- Giriş Mobilya üretimi hala zanaatkâr ölçekte iş yapan firmaların egemenliğinde olan emek yoğun bir sektördür. Ancak makineleşmenin sektöre hızlı girişi ve özellikle panel mobilya tarzını tercih eden hızlı üretim yapan firmaların sektörde ağırlığının artması bu süreci tersine çevirme yolundadır. Mobilyanın ihracatında navlun giderleri başta olmak üzere pek çok sorun vardır. Zira havaleli tabir edilen hafif ancak yüksek hacimli koltuk, kanepe gibi ürünler yüzünden nakliye masrafları önemli oranda artmaktadır. Türkiye’de mobilya ihracatı birkaç temel şekilde yapılmaktadır. Bunlardan ilki modern pazarlama teknikleri ile ulaşılan yurtdışı müşteriye yüksek miktarlı satışları kapsar. Bir diğeri yurtdışında mağazalaşarak doğrudan o ülkenin son tüketicisine ulaşmak yoludur. Ayrıca inşaat projeleri ile birlikte ya da münferiden yürütülen dekorasyon faaliyetleri de önemli bir kalem oluşturur. Sonuncusu ise belirli bir sürekliliği ve temeli olmayan, müşteri firmayı tesadüfen bulduğunda ya da benzeri özel bir tanıtım pazarlama çalışması yapılmadan yapılan küçük çaplı ihracattır. a. Bir mesleki Sivil Toplum Kuruluşu olarak MOBSAD – Mobilya Sanayi İşadamları Derneği MOBSAD – Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği zanaatkâr ağılıklı, üst kalite, butikkupon üretim yapan tasarım odaklı çalışan KOBİ standartlarını haiz firmalardan oluşmaktadır. Üye firmaların haricinde bu şartları taşıyan özellikle de KOBİ olarak iş yapıp ayakta kalmaya çalışan binlerce firmayı temsil ettiğini düşününce MOBSAD zımni olarak toplam istihdam ve işletme sayısı bakımından çok önemli bir kısmını temsil etmektedir. Ancak bundan önemlisi bu üretken kitlenin hızlı üretim mobilya firmalarının büyüklüğüne asla ulaşamayacak olsalar bile sıkıntılarını dile getirip sorunlarına çözüm arayan ortak bir platform haline gelmesi MOBSAD’ı kayda değer bir mesleki STK olarak öne çıkarmaktadır. Türk mobilya sektörünün sorunlarının, mobilyacıların birlik ve beraberlik içinde hareket etmeleriyle çözüme kavuşacağı inancının neticesinde ortaya çıkmıştır. MOBSAD, sektörün sorunlarının çözümünde "ben de varım" diyen herkesi çatısı altında toplamayı hedeflemektedir. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD), sektörün sorunlarını yakından bilen ve bu sorunların çözümünü mobilyacıların birlik ve beraberliğinde arayan 18 mobilyacı tarafından Haziran 2006 tarihinde kurulan bir sivil toplum oluşumudur. MOBSAD, ülkemizin en önemli sektörü olma potansiyelini barındıran mobilya sektörünün gücünü ortaya çıkartmayı ve Türk mobilya sektörünün önünde bakir bir alan olarak duran dünya mobilya pazarının kapılarını sonuna kadar Türk mobilyacılarına açmayı hedeflemektedir. MOBSAD, bugüne kadar tekstil ve otomotiv gibi sektörlerin gerisinde kalan mobilya sektörünü, Türk ekonomisinin parlayan yıldızına dönüştürmek; küçük ve orta ölçekli işletmelerin bir araya getirerek ihracat, pazarlama, tasarım ve Ar-Ge çalışmaları konusunda önemli bir güç birliği oluşturmak ve Türk mobilya sektörünün artık uluslararası pazarlarda gerçek bir 'marka' haline getirmek için yola çıkmıştır. Bir mesleki STK’nın yaptığı genel faaliyetlerin dışında MOBSAD işe üyelerini yani kendiişlerinin patronlarını eğiterek başladı. Ticaret ve iş hukukundan, dış ticarete, markalaşmadan devlet desteklerine kadar pek çok konuda alanında uzman kuruluşların desteği ile gerçekleştirdiği MOBSAD AKADEMİ çalışmaları ile müthiş bir farkındalık yarattı. Bunun yanı sıra sosyal sorumluluğunun bilinci ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Merkezi ve İSMEK’le ortaklasa yürütülen özürlülere meslek edindirme kurslarımız üyelerimizin büyük desteğiyle yürütülüyor. Üyelerinin belirli ticari iş ve işlemlere daha kolay girişini sağlamaya gayret eden MOBSAD’ın üç yıldır olduğu gibi bu yılda IMOB 2009

3

İstanbul Mobilya Fuarı’nda 5 numaralı salonu üyelerine tahsis ederek nam-ı diğer “MOBSAD SALONU”nda tek bir kimlikle mücadele etmesi dikkate değerdir. Ayrıca İtalya ve Almanya başta olmak üzere mobilyaya yön veren ülke fuarlarını toplu katılım ve ziyaretlerle profesyonel gözlerle değerlendirme fırsatını üyelerine sunmaktadır. 2- Sektörün bugünü Analizi ve değerlendirmeleri a. Sektörün Dünya’da ve Türkiye’deki durumu Dünya’da mobilya sektörünün tümünü kapsayan net bir veri olmamakla birlikte alanında saygın bir kuruluş olan CSIL raporlarının dayandığı ve toplam nüfusu 4,8 milyar kişiye ulaşan 60 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin verilerini esas alarak bazı bilgiler verilip tahminler yapılabilir. Bahse konu raporlara göre bu gruptaki ülkelerin toplam üretim, istihdam, ihracat ve ithalat rakamları aşağıda görülebilir. İhracatta bir numarada sanıldığının aksine tasarım lideri İtalya’nın değil Çin’in 17 milyar doları aşarak ikinci İtalya’nın neredeyse yedi milyar dolar fazlası ile bulunması maliyet liderliğinin etkisi olsa gerektir. İthalatta ise ABD 25,5 milyarlık rakam ile ikinci Almanya’nın neredeyse üç misli bir rakamı ithal mobilyaya harcamaktadır. Burada dikkate değer husus ülkemizde sadece bu dört ana başlığı bir arada net olarak yanıtlayabilecek bir araştırmanın bile mevcut olmayışıdır. Dünyada 2007 sonu itibarı ile 306 milyar USD üretim ve 308 milyar USD tüketim olduğu, ihracatın yaklaşık 90 milyar USD ithalatın 93 milyar USD olarak hesaplandığı, kişi başına yıllık mobilya harcamasının gelişmiş ülkelerde 239 USD, gelişmekte olanlarda ise 65 USD ortalamalarında olduğu tespit edilirken Türkiye’deki durum son yıllardaki müthiş gelişme ile önemli oranda iyileşse bile hala pekte parlak değildir. Buna göre 7.5 milyar USD perakende ya da 5 milyar USD toptan fiyatlarla hesaplanan tüketim rakamının karşısına konabilen bir milyar doları güçlükle aşabilmiş ihracat rakamı hayal kırıcıdır. Hele bunu (rakamların tümünü yaklaşık kabul edip önemli yanılma payı olabileceğini peşinen kabul ederek)62.000 işyeri ve 260.000 istihdam ile başarıyorsak durum iyice vahim görünmektedir. Ancak işin diğer tarafı olan ithalat nispeten hoşnut olunabilecek bir perspektif sunmaktadır. Türkiye’nin dış ticaret açığı vermediği nadir sektörlerden biri olmaya devam eden mobilya sektörü yine de uyarı sinyali vermektedir. Zira 2002 yılında 177 milyon doları biraz geçen ithalat 2007 sonu itibarı ile 680 milyon doları aşarak neredeyse dört misli artış göstermiştir. Oysa aynı dönemde ihracat 430 milyonlardan 1 milyarın üzerine çıkarak ancak 2,5 misli artabilmiştir. Neyse ki 2008 yılında bu oran ihracat lehine değişmiştir. Buna göre ihracatımız 2008 yılında yaklaşık % 30 artışla 1.331.852.475.USD, ithalatımız ise yaklaşık % 8 artışla 738.126.257.-USD olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin mobilya ihracatında yıllardır istikrarla Almanya ilk sırayı almaktadır. Aynı istikrar takipçileri Irak ve Fransa açısından da geçerlidir. Bu üç ülkeye 2008 yılı ihracatımızın % 25’ten fazlasını gerçekleştirirken dört ve beşinci sıraları buralara hızla tırmanan İran ve Yunanistan aldı. Bu ülkelerin yanı sıra Hollanda, İngiltere, Romanya, Rusya ve Azerbaycan da önemli ihracat kapılarımız arasında yeralıyor. Genel olarak İtalyan tarzının etkisini hala hisseden ülkemiz mobilya üretimi ihracat açısından da İtalya’nın güçlü bir giriş yapmadığı çevremizdeki bölge ülkeleri ile Türk nüfusun yoğun yaşadığı Almanya’da önemli pazar bulmaktadır. Süreç başlangıçta daha çok küçük rakamlarla başlamışsa da özellikle hızlı üretim mobilya firmalarımızın dış pazara artan hızla

4

açılmasıyla önemli bir merhale kaydedilmiştir. Bu arada MOBSAD üyesi firmaların da arasında bulunduğu butik üretim yapan, tasarım yönü ağırlıklı olan firmalarda kadrolarına hiç olmadığı kadar mimar ve iç mimar katarak yurtdışında müteahhit hizmetleri desteğinde ya da münferit projeler yoluyla farklı bir açılım getirmişlerdir. Katma değeri oldukça yüksek olan bu tür proje çalışmaları çok önemli bir sorunumuza yani ülke imajına olumlu yönde büyük katkı sağlamıştır. Üretimimizin ve ihracatımızın Dünya’daki trendler ile değerlendirdiğimizde Türkiye’nin Çin tarzında maliyet lideri olmadan da farklı bir model ülke olabileceğini göstermektedir. Dünya ihracat payında henüz yaklaşık %1 pay ile ilk yirmi ülke arasına giremeyen Türkiye’nin 1-2 yıllık kısa vadede Tayland, Tayvan, Hollanda, Romanya, Slovenya hatta İngiltere ve Meksika’yı geçip ilk 16-20 ülke arasına girmesi hayal değildir. Sonraki beş yıllık periyodda ise İspanya, Belçika, Avusturya, İsveç, Endonezya ve Çek Cumhuriyeti’ni geçip ilk on arasında kendisine yer bulmasından öte Malezya, Vietnam, Danimarka, Fransa, ABD hatta Kanada’yı geride bırakıp ilk beşe 5 milyar dolarlık ihracat rakamı ile girebilir. Önünde ise sadece Çin, İtalya, Almanya ve belki Polonya’dan başka kimse olmayacaktır. 2003 – 2008 YILLARI ARASI MOBİLYA İHRACATI

İHRACAT DEĞERİ

ARTIŞ ORANI

2008 2007 2006 2005 2004 2003
35% 17% 12% 34%

30%

$1.331.852.475

$1.026.859.389 $764.715.274 $684.552.811 $587.049.252 $434.610.084

5

2006 -2008 YILLARI ARASI ÜLKELERE GÖRE MOBİLYA İHRACATI RAKAMLARI 2006 DOLAR DEĞERİ 764.715.274 105.741.353 58.410.277 47.550.197 42.469.846 38.571.026 33.210.607 32.654.262 25.421.861 25.396.008 23.974.580 2007 DOLAR DEĞERİ 1.026.859.389 134.072.415 67.945.301 65.014.257 60.651.986 54.938.813 51.589.965 45.171.551 42.396.282 31.080.290 29.035.788 2008 DOLAR DEĞERİ 1.331.852.475 155.275.613 104.253.139 74.119.799 73.193.730 61.045.760 58.794.603 58.358.948 56.453.405 48.744.128 47.387.354

ÜLKE ALMANYA IRAK FRANSA HOLLANDA YUNANİSTAN İNGİLTERE İRAN KUZEY KIBRIS ROMANYA RUSYA FED.

ARTIŞ ORANI 0,12 0,07 0,21 0,16 0,10 0,09 0,01 0,31 0,19 0,14

ÜLKE ALMANYA IRAK FRANSA İRAN YUNANİSTAN HOLLANDA İNGİLTERE ROMANYA RUSYA FED. AZERBAYCANNAHÇ.

ARTIŞ ORANI 0,34 0,27 0,16 0,37 0,86 0,42 0,21 0,38 0,67 0,30

ÜLKE ALMANYA IRAK FRANSA İRAN YUNANİSTAN İNGİLTERE HOLLANDA ROMANYA AZERBAYCANNAHÇ. RUSYA FEDERASYONU

ARTIŞ ORANI 0,30 0,16 0,53 0,14 0,21 0,11 0,30 0,13 0,33 0,68 0,52

2003 – 2008 MOBİLYA İTHALATI

2008
33%

8%

$738.126.257 $680.129.695
38%

2007 2006 2005 2004 2003
61% 30%

$511.785.121 $370.872.799 $285.348.682 $177.309.075

ARTIŞ ORANI İTHALAT DEĞERİ

7

2006 – 2008 ARASI ÜLKELERE GÖRE MOBİLYA İTHALATI RAKAMLARI 2006 DOLAR DEĞERİ 511.785.121 112.553.178 76.764.118 61.849.842 42.827.552 28.310.133 24.890.139 18.129.304 17.155.747 13.330.971 11.605.841 ARTIŞ ORANI 0,38 0,99 0,29 0,23 -0,14 0,80 0,50 0,15 0,14 0,05 0,29 2007 DOLAR DEĞERİ 680.129.695 173.664.903 98.939.234 95.647.156 47.778.227 36.066.618 25.215.754 23.312.480 18.803.684 18.702.173 15.756.271 0,61 ARTIŞ ORANI 0,33 0,54 0,29 0,55 0,12 0,27 0,39 0,36 2008 DOLAR DEĞERİ 738.126.257 212.442.977 104.823.548 104.258.230 46.835.619 40.932.890 24.904.598 21.313.156 19.121.243 18.477.218 16.794.825

ÜLKE ÇİN HALK CUM. İTALYA ALMANYA FRANSA POLONYA İNGİLTERE İSPANYA ENDONEZYA A.B.D. GÜNEY KORE

ÜLKE ÇİN HALK CUM. İTALYA ALMANYA FRANSA POLONYA İSPANYA ENDONEZYA İNGİLTERE GÜNEY KORE VİETNAM SOS.

ÜLKE ÇİN HALK CUM. ALMANY A İTALYA FRANSA POLONYA JAPONYA VİETNAM SOS. ENDONEZ YA İSPANYA ABD

8

b. Yatırım Değerlendirmesi 1. Mobilya Sanayinde Yapılan Yatırımlar Türkiye’de son yıllarda müthiş bir hızla, yüksek teknolojiye dayalı üretim teknikleri ile mobilya sanayine yatırımlar yapılmıştır. Bazı firmalarımız bu alandaki başarılarıyla Avrupa’lı meslektaşlarına bile parmak ısırtır hale gelmiştir. Gerek imalat için yapılan yatırımlar gerekse bu imalatı küresel pazarlara aktarmak için kullanılan ihracat çalışmaları ile dış pazarda etkinliği ve imajı gün geçtikçe olumluya dönen bir ülke imajı da oluşmaktadır. İç Pazar açısından meseleye bakınca önümüzde trendleri takip eden, müthiş dinamik ve genç bir nüfus yapısı ile karşılamamız mobilyanın da temel itici faktörlerinden birini gözler önüne sermiş olur. Burada artık şehirleşmesini belirli ölçülerde göçler sürse de tamamlamaya başlamış toplumun eski kalabalık aile yapısı ile tek bir evi paylaşmaktan uzaklaşıp çekirdek aileler halinde kendi evlerine sahip olmaları da kaydedilmelidir. Her ne kadar inşaat sektöründeki hızlı büyüme aynı oranda mobilyaya -özellikle uzun vadeli kredilerin tüketicilerin alım güçlerine uzun vadeli olarak ipotek koyması nedeniyleyansımamış olsa da süreç sonucu getirecektir. Türk mobilya sektörünün kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri için söylenecekler ise şu şekilde özetlenebilir. Öncelikle tüm firmalar kayıt içine çekilmelidir. Burada zorlayıcı tedbirlerin yanısıra teşvik edici ve firmaları kayıt dışılığa iten nedenlere yönelik önlemler şarttır. Bu sayede sektörün tam ve tutarlı bir envanteri çıkarılabilir. Sağlıklı verilerle desteklenen çalışmalarla ciddi bir master plan yapılırsa Türk mobilya sektörünün geleceği sağlıklı temellere oturtulur. Ardından tüm firmalar MOBSAD örneğinde olduğu gibi kendilerini temsil edecek, teknik sorunlarına uzman çözümler üretecek, devlet ve diğer kurumlarla ilişkilerini karşılıklı fayda temelinde yürütecek, kurumsal kültüre sahip mesleki sivil toplum örgütlerini kurar ya da üye olur. Kümelenme kültürünün ilk adımı olan bu başlangıcı özellikle ihracat için büyük imkanlar vaadeden sektörel dış ticaret şirketleri kurulması takip eder. Tabii bu arada her firma bireysel olarakta kurumsal yapısını geliştirir, dünyanın herhangi bir yerinde hiçbir sorun yaşamadan satacağı kalite, evsaf ve fiyatlarda ürünler ile piyasadaki yerini alır. İşte o zaman, bugün bölük pörçük yapısı ile potansiyelinin hayli gerisinde olan Türk mobilya sektörü kısa sürede trend belirleyen ülkelerden biri olur. Tabii burada tasarımın öneminin altını bir kez daha çizmek lazımdır. Artık Türk tüketicisi de tasarım ya da kalite olarak Avrupa’da bulduğu kalitede ürünleri tanır ve talep eder oldu. Yapılacak olan zor yolu seçmek ve Türk Mobilyası kimliğinin oluşması için elbirliği ile çalışmaktır. Mobilyada Dünya’yı peşinden sürükleyen İtalya’yı analiz ettiğimizde birkaç çarpıcı nokta dikkate değerdir. İlk olarak müthiş bir tarihi-kültürel altyapı (Eski Yunan, Eski Roma ve nihayet Rönesans) sayesinde ayakları yere basan ürünleri üreten ayakları yere basmayan tasarımcılar yetiştirirler. Bir diğer nokta da zanaatkâr tabir edilen mobilya üreticisi büyük saygı gördüğü gibi devletten ve sektörün içindeki büyük firmalardan da destek görür. Zira yaratıcı-üretici bu altyapıyı yabana atmayı akıllarından bile geçirmezler. Naçizane fikrimiz bir Türk Mobilyası kimliğinden bahsetmenin olmazsa olmaz koşulu küresel mobilya pazarını ve geldiği noktayı reddetmeden zengin Anadolu kültüründen hiç olmazsa ilk etapta motiflerinde yararlanmakla işe başlamaktır. Aksi takdirde herhangi bir ülkenin taklidini iyi üretmekle övünen ama aslının yanında esamisi okunmayacak bir sektörümüz olur. Zor olan yaratıcı çalışmaları ortaya koymak ve bunları desteklemektir. Kolay olanı, yani taklidi Çinliler müthiş bir hız ve ucuzlukla zaten üretiyor.

2. Mobilya Yan Sanayinde ve Aksesuar Alanında Yapılan Yatırımlar Mobilyanın imalat ve satışında belirleyici unsurların başında gelen hammadde tedariki, yan sanayi ürünlerinin tedarik zinciri içindeki yeri ile ürünlere uygun aksesuar temini önemli yer tutmaktadır. Her üç konuda da bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Öncelikle tavanda yapılacak federasyon, konfederasyon gibi örgütlenmelerle geniş anlamıyla mobilya sektörünün ihtiyaç ve sorunları ortaya konmalıdır. Bunun ardından ölçek ekonomisine uygun olarak başta toplu satın almalar ve kümelenmeler olmak üzere ortak menfaat alanları tespit edilmelidir. Bu sayede aynı alanda ihtiyaç dışı yatırımların önüne geçilirken, gerekli yatırımlara da öncelik verilmesi sağlanabilir. Hammadde alanında yurtdışına bağımlılığımız çok büyük değil. Yan sanayi ürünlerinde genelde ihtiyaçlara cevap verilebilirken, bazı alanlarda maalesef ülkemizde üretim ya çok geri, ya yetersiz ya da fiyat-maliyet dengesi açısından tercih edilir olmaktan uzak. Aksesuarda ise ithal ürünlerin bazı ürün gruplarında neredeyse vazgeçilmez görülmesi ülkemiz açısından düşündürücüdür. Bunda Çin gibi maliyet lideri ülkelerle fiyat rekabeti yapamama gibi nedenler olduğu gibi tasarım ve kalite konularında sahip oldukları imaj avantajı ile sektörün özellikle Avrupa kaynaklı ürünlere yönelmesinin de etkisi vardır. Dış ticaret açığı verdirmeyen nadir sektörlerden biri olan mobilyada tüm tarafların ülkemiz içindeki üretimi Dünya ile rekabet edebilir halde tutması elzemdir. Bunun için hammadde, yan sanayi ve aksesuarda yerli üretimin cazibesini korunması, artırılması için ithal rakipleri karşısında serbest pazar ekonomisi kurallarını gözeterek alınabilecek önlem, destek ve teşvikler biran önce hayata geçirilmelidir. c. Mobilya Sektöründe Trendler ve Tüketici Alışkanlıklarında Değişim Köklerinde göçebe bir toplumun izlerini taşıyan Osmanlı, İslam’ın da etkisiyle yere yakın oturmayı tercih etti. Sedir, minder ve tabureler ile bu oturma kültürüne uygun ürünler kullandı. Zamanla saray içerisindeki mekan bölümlemeleri ve hiyerarşinin etkisi farklı türde mobilyaların gündeme gelmesini sağladı. Klasizm ve neoklasizmin etkileri ile yere yakın oturma alışkanlığının barok ile birlikte 19.yüzyılda değişmesi önce sarayda görüldü. Masa, iskemle hatta yemek odası Dolmabahçe Sarayı’nda yerini aldıktan sonra Türkiye’de modern manada mobilya kültürü ile tanışmış oldu. Ancak bu ithal ürünleri bir kenara bırakırsak 20.yy. başına kadar Osmanlı’da hiç mobilya üretilmemiştir. Cumhuriyetle birlikte pekçok şey gibi mobilya kullanım alışkanlıkları ve türleri de zamanla Osmanlı’dan keskin biçimde ayrılmıştır. Son dönemdeki hızlı büyüme ise daha çok markalaşmış hızlı üretim mobilya firmalarının yeni bir mobilya kültürü ve tüketim alışkanlığı ortaya koymasıyla açıklanabilir. Artık evlerde yirmi, otuz hatta kırk yılda bir yenilenen yoğun el emeği ve yüksek kalite ağaçkumaş kullanılan mobilyaların rekabet şansının görece azalışına tanık olunan bir devre girilmiştir. Bu dönemde artık tüketici de kendisi ile birlikte yaşlanacak mobilya ile duygusal bir ilişkiye girmek yerine günün moda renk, desen ve tasarımlarının izlerini taşıyan pratik, kullanışlı, fonksiyonel ürünlere yönelmiştir. Ancak yeni dönem kendi kültürünü yaratırken geçmişe gönderme yapmadan da edemez. Bu yüzden ilk başta şaşırtıcı gelecek bir biçimde ortaya çıkan sonuç hızlı üretim mobilya firmalarının pazarda hâkimiyet kurması zanaatkâr kökenli mobilyacıları da yol ayrımına getirmiştir. Burada kendilerini bekleyen seçenekler çokta fazla değildir. Ya bir hızlı

10

üretim firmasına belirli ürünlerini fason olarak pazarlayarak diğer ürünlerine kaynak yaratarak firmasını yaşatacak, ya da bu firmalardan birinin bayiliğini alarak üretimden çekilecektir. Bir başka açıdan ise bu zanaatkâr ölçekte firmaların karşısına çıkan ikilem şu olacaktır: Sektörün genelinin kendisini kurtaramadığı kayıtdışılığa teslim olup “gözlerden uzakta” üretip satacak şartlar hızla ortadan kalkmaktayken ürünlerini birkaç gömlek yukarıya taşıyıp Dünya’nın her yerinde satılabilir kalite ve standartlarda piyasaya sürmek ise ciddi bir bilgi birikimi ve kurumsalaşmakta gerektirmektedir. Bu sürecin Türk mobilya pazarı ve tüketicisi için olumlu sonucu ister hızlı üretim mobilya firmalarından olsun ister MOBSAD’ın temsil ettiği zanaatkar kökenli butik-kupon tasarım ağırlıklı üretim yapan firmalardan olsun geniş bir fiyat ve seçenek yelpazesi ortaya çıkmıştır. Özellikle tasarıma verilen önemin her geçen gün belirginleşmesi sektörü ürün ve hizmet kalitesi ile küresel rekabete ayak uydurabilir noktaya taşımıştır. Bir milyar doları aşan ihracat rakamı Türk mobilya sektörünün gerçek potansiyelini yansıtmasa da son yıllardaki hızlı gelişme sevindiricidir. Özellikle IMOB 2007, 2008 ve 2009’a tek bir salonda topluca farklı bir ortak konseptle iştirak ederek Türkiye’de üretilen üst kalite mobilyayı yerli yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunan MOBSAD üyelerinin özellikle yabancı ziyaretçilerden edindikleri izlenimlere dayanarak paylaştığı ortak görüşü, üretim kalitesi olarak yakalamamız gereken bir ülke olmadığı ancak kurumsallaşma, tasarım, ar-ge ve küresel rekabet konusunda hala öğreneceğimiz çok şey olduğu yönündedir. d. Uluslar arası Faktörler ve AB süreci ABD kaynaklı küresel finansal kriz önümüzdeki dönemde ilk etapta ihracat olanaklarımıza sekte vuracaktır. Nitekim 2008 Ocak ayında 102 milyon doları aşan ihracatımız 2009 yılının aynı ayında 85 milyon dolara düşmüştür. Yani neredeyse % 20 gerileme görülmektedir. İthalatta ise kurların da etkisiyle düşüş daha büyük olmuş ve aynı dönemler için sırasıyla yaklaşık 40 ve 24 milyon USD olmuştur. Burada % 40’ı aşan bir gerileme görülmektedir. Dünya’nın bir ekonomik krizin etkisi altına girdiği bu dönemi iyi değerlendirmek ve krizi fırsata çevirebilmek gerekmektedir. Kısa vadede kurların artışının olumlu etkisini kullanmak orta vadede ise Hindistan gibi henüz derinlemesine nüfuz edilmemiş yüksek nüfuslu ve gelişmekte olan ülkelere yeni açılımlar yapmak gerekmektedir. Genel olarak ise küresel trendleri ve müşteri beklentilerini doğru analiz edip her şartta standardı olan ürünleri profesyonelleşmiş kadrolarla ihraç etmek gerekmektedir. Bunun da olmazsa olmazları yukarıda sayıldığı gibi tasarım, standardı olan üretim, markalaşma ve kurumsallaşma gibi temel konulardır. Öte yandan konuyu krizden ayırırsak AB süreci markalaşma, standartlar ve kalite, iş güvenliği, rekabet konularında önemli gelişmeler olmuştur. Artık bizim üretim ve satış şartlarımızı da biçimlendirmesine alıştığımız gümrük birliği kurallarının yanı sıra hızla olmazsa olmazları artan yukarıda bahsedilen hususlardaki gelişmeler sektörü bir kabuk değişimine zorlamaktadır. Artık daha güvenli, çevreye duyarlı-uyumlu, sağlıklı, işçi sağlığını bir numaraya oturtan, rekabeti bile eskisi gibi yapamayacağız bir döneme girdik. Müşteri beklentileri tümü ile pazarı şekillendiriyor. Markalaşma ve reklam çalışmalarındaki farklılaşma da ayrı bir zorlayıcı ve geliştirici süreci yansıtmaktadır. Belki bunlardan da önemlisi sınai ve fikri haklar kapsamına giren tasarım konusunun artık ne manaya geldiğinin idrak edilmesi olmuştur. Özet olarak “dans ettiğimiz zemin de, dansımız da değişti.”

11

e. Ulusal ve Sektörel Faktörler Sektör kısa ve orta vadede uluslar arası pazarlara açılımında önündeki çeşitli engelleri aşıp 5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşıp Dünya’da ilk beşin içinde yer almayı hedeflerken iç pazarda 10 milyar doları aşacak hacimle müşteri beklentilerine e uygun ürünü en doğru fiyat ve garanti koşullarında üretip pazarlamayı hedeflemektedir. Tasarım, marka-patent, zanaatkâr kökenli KOBİ tanımlı ölçekte iş yapan üreticilerin sektörden çekilmeye başlaması, finansman, pazarlama, vasıflı personel ve yönetici yetersizliği, kayıt dışılık, haksız rekabet, markalaşma, ölçek büyüklüğü, uluslar arası tanıtım, CRM sorunları, kurumsallaşan, hammadde fiyatları, Organize Sanayi Bölgesi arazileri gibi pek çok ciddi sorunu olan mobilya sektörünün tek elden denetlenip düzenlenecek geniş çaplı bir çalışma ile tam bir envanterinin çıkarılması sorunların çözümü yönünde ilk adım olacaktır. Elde edilecek veriler sayesinde hangi soruna öncelik tanınacağı belirlenebilecekken geleceğe yönelik tutarlı projeksiyonlarda yapılabilir. f. İstihdam :Mobilya Sektöründe Bölgeleri Göre Çalışan Sayısı Mobilya sektörü ortaya koyduğu 260.000 doğrudan istihdam ile ülkemizde ayrı bir yere sahiptir. Bu rakama yan sanayi rakamları hane halkları da eklenince doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık iki milyonluk bir kitleye iş ve aş olanağı yarattığı görülmektedir. Firma sayısı ve istihdam bakımından ilk beş sırayı İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kayseri almaktadır. ŞEHİR İstanbul Ankara Izmir Bursa Kayseri Diğer Toplam Perakende Satışı GENEL TOPLAM FİRMA SAYISI 6,458 5,361 2,379 2,130 740 12,278 29,346 32,382 61,728 ÇALIŞAN SAYISI 35633 30062 14142 16096 20280 42000 158213 100000 258213

12

g. Sektör Temsilcilerinin Talepleri
-

TOBB TÜRKİYE MOBİLYA ÜRÜNLERİ MECLİSİ

NO

SORUN

AÇIKLAMA Mobilya lüks ürün değil bir ihtiyaçtır. KDV oranı haksız rekabet ve vergi kaybına yol açmaktadır. Örneğin kumaş %8 KDV ile alınıyor, ürün satışı %18 KDV ile ile yapılıyor aradaki farktan hep alacaklı olunuyor.

ÇÖZÜM SatışKDV oranının, alış KDV oranına çekilmesi.

İLGİLİ KURUM Maliye Bakanlığı

1

KDV

2

İstihdam Yükü

SSK primlerinin yüksek olması İşsizlik sigortası ve kıdem tazminatının birleştirilmemesi Personel vergi yükleri isthdam olanaklarını azaltıp kayıtdışılığa yol açmaktadır.

İstihdam yükünün azaltılması.

Maliye Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı

3

Yetişmiş Eleman

Sanat okullarında okumanın desteklenerek eğitilmiş işgücünün artırılması.

Sanat okullarına destek verilmesi. Sanat okullarında okuyan öğrencilere destek verilmesi. Askerlikte kendilerine daha ayrıcalıklı imkan sağlanması ile sanat olullarının özendirilmesi.

Milli Eğitim Bak. Milli Güv. Bak.

Uluslararası rekabet için navlun desteği verilmesi. 4 İhracatta Navlun Sorunu

Firmalara navlun desteği verilmesi. Ulaştırma Bakanlığı Taşımacılığın ucuzlatılması için önlemler Maliye Bakanlığı alınması. Demiryolu taşımacılığının artırılması.

5

Arge Sorunu

Arge desteklerinin artırılıp yaygınlaştırılması.

Arge teşviklerinin tabana yayılması. Arge desteklerinin artırılması. Arge destek eğitimleri

Kosgeb, Tübitak vb.

İstişare ve Değerlendirme Toplantısı 27 Ağustos 2008 - Ankara

• • • • • •

Sektörün vergi yükü azaltılmalı. Öncelikle KDV ve istihdama yönelik yükler olmak kaydıyla. Finans sistemi, sektörü destekleyecek nitelikte kararlar almalı. Türkiye’nin yatırım fırsatları tüm dünyaya daha iyi anlatılmalı. Yurtdışı projelerinde çalışan firmalara destek verilmeli ve işçi sevkıyatlarındaki bürokrasi ve prim güçleri azaltılmalı, hatta bazı primlerini devlet karşılamalı. Bankalar, mobilya firmalarına vereceği kredilerde kolaylık sağlamalı ve mobilya alacak insanlara gerçekçi kredi oranları belirlemeli. Bürokratik kısıtlamalar minimuma indirmeli.

14

h. Mobilya Endüstrisinin Rekabet Gücünü Etkileyen Sorunlar ve Bunlara İlişkin Öneriler 1. Tasarım ve AR-GE Evrenselleşen dünya pazarında ülkelerin rekabet gücünde en etkili rol modern tasarıma verilen önemdir. Türkiye’de mobilya üretimi, ihracat rakamları bağlamında arzu edilen konumda değildir. Bunun başlıca nedenleri arasında modern tasarımlı kimlikli mobilyaların üretilmemesi gelmektedir. Tasarım, bireysel beklentilerden sosyal beklentilere, milli beklentilerden uluslararası beklentilere, pazarlamacılardan üreticilere ve daha önemlisi çevresel beklentilere kadar sayılabilecek alanlara cevap veren ve aynı zamanda sosyal, kültürel, siyasi etkinliği olan bir güçtür. Çünkü tasarım dünyayı hareket ettirme, yönetme güç ve yeteneğine sahiptir. Tasarımın, gelişmiş ülkelerdeki anlamlı önemine karşın, Türkiye’de imalat sanayiinde rol ve öneminin etkin olmadığı söylenebilir. Ancak 2000’li yıllardan itibaren sektöre aktif bir şekilde katılan büyük ölçekli firmaların tasarımı kullanmaları ve yönetmeleri markalaşmalarına yardımcı olmuştur. Türkiye’nin endüstriyel tasarıma önem vermesi ve ürünlerin hukuksal boyutta korunurluğuna yönelik önlemler alması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, Avrupa Birliği Konsey kararları doğrultusunda endüstriyel politika araçları ile aktif olarak Lizbon stratejisinin amaçları ve sürdürülebilir gelişme stratejisi uygulanmalıdır. Bunun yanı sıra zanaatkar düzeyinde özgün tasarımlar yapan firmaların bu sistemin temel beslenme kaynağı unutulmamalıdır. 2. Markalaşma Her ülke sahip olduğu markalar kadar güçlü ve her sektör tasarım yeteneği kadar rekabetçidir. Sektörün öne çıkan üreticilerinin marka olgusuna verdiği önemi ve yaptıkları yatırımı orta ve küçük ölçekli firmaların da yapmaları gerekmektedir. Türkiye mobilya sanayicilerinin temel misyonu, Türk mobilya marka ve ürünlerinin olgunlaşmasını sağlamak ve dünya standartlarına uygun, kaliteli ve özgün tasarımlı mobilyalar ile rekabetçi fiyatlara sahip olan Türk Mobilyası Kimliği ile marka oluşturmak olmalıdır. 2006 yılı ihracat rakamlarının artmasında, 20’ye yakın büyük ölçekli işletmede markalaşma etkili olmuştur. Marka oluşumu firmalar ve devlet tarafından teşvik edilmeli, markalaşma ödüllendirilmelidir. Ancak markalaşmanın firmaların ciro olarak büyümesi anlamına gelmediği ve KOBİ ölçeğinde pek çok firmanın Dünya markası kabul edildiği (bazı İtalyan firmaları gibi) gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Bu ölçekte firmaların da kendi mukayeseli üstünlüklerini kullanarak butik marka olma hedefi koymaları sağlanmalıdır. 3. Sermaye Yetersizliği Türkiye’de mobilya imalat sektörünün büyük bölümü KOBİ’lerden oluşmaktadır. Sektörün temel sorunu, sermaye yetersizliği ve kredi maliyetinin yüksekliğidir. İşletmeler para piyasalarından, özellikle ticari bankalardan uygun koşullarda kredi temininde zorlandıklarından, faaliyetlerini genellikle öz kaynaklarından finanse etmektedirler. Bunun bir sonucu olarak, sürekli işletme sermayesi sıkıntısı yaşanmaktadır. Türkiye’de KOBİ’lere kaynak sağlayan yeni finans kuruluşları ile kredi miktarlarının artırılması sektöre önemli katkılarda bulunabilir. Türkiye’de kamu kesimi genel dengesi içinde yer alan küçük ve orta ölçekli sanayi geliştirme ve destekleme fonu kaynakları artırılmalıdır.

4. Devlet İhaleleri Devlet ihaleleri KOBİ’lerin gelişmesinde önemli bir kaynak sağlayabilir. Ancak, bunların genelde büyük ihaleler olması küçük ve orta büyüklükteki sanayi işletmelerinin bu ihalelere girmesini zorlaştırmaktadır. Bu bakımdan büyük ihalelerin parçalanması ve KOBİ’lere pay aktarılması sektörün gelişmesine yardımcı olabilir. Buna ilaveten, KOBİ’lerin ortak alım ve satım şirketleri kurmaları, ortak hareket etmeleri ve güç birliği içine girmeleri özendirilebilir. 5 Uzman Çalıştırma Büyük oranda KOBİ’lerden oluşan Türkiye mobilya sektörü aile şirketi biçiminde çalışan ve aile üyelerince yönetilen bir yapıya sahiptir. İşletmelerde, profesyonel yönetici ve kalifiye iş gücü oranı düşüktür. İşletmelerin gerek muhasebe gerekse girdi, çıktı ve satış kayıtları sağlıklı tutulamadığından durum analizi ve stratejik planlama yapılamamaktadır. Bu bakımdan, işletme sahiplerine ve ortaklarına, yönetim, finans, pazarlama vb. konularda eğitim vermek amacıyla seminerler düzenlenebileceği gibi, tasarım, üretim, ve işletme konularında uzman kişiler çalıştırmaları önerilebilir. 5. Deneyim Eksikliği Türkiye’de mobilya endüstrisi büyük ölçüde iç pazara yönelik çalıştığından dış piyasalar hakkında yeterli deneyim ve bilgiye sahip değildir. Geleneksel işletme yöntemleriyle çalışan bu işletmeler uluslararası pazarlara açılmaktan ve rekabet etmekten kaygı duyduklarından gelişme gösterememektedirler. Bu nedenle, işletmelere dış pazarlara ait bilgilerin ulaştırılması, bu pazarların tanıtılması, uluslararası sergi ve fuarlara katılmalarının teşvik edilmesi gerekmektedir. 6. Fiziki Yetersizlik Şehir içlerinde düzensiz, dağınık ve uygun olmayan mekanlarda imalat yapan firmalar bu bakımdan sıkıntı içindedir. Uygun fiziki şartların sağlanması için planlı proje ve altyapısı tamamlanmış küçük sanayi siteleri (KSS) ve organize sanayi bölgeleri (OSB) oluşturulabilir. Bu gibi KSS ve OSB’lerin küçük ve orta büyüklükteki işletmelere fazla maddi yük getirmeksizin kiralanması veya satılması sorunun çözümünde katkı sağlayabilir. KSS ve OSB’lerin mevcut sorunlarının çözülmesi de göz ardı edilmemelidir. KSS ve OSB’lerin yaygınlaştırılmasının diğer bir faydası da mobilya üreticilerinin bir arada bulunmalarını sağlayarak; eğitim, know-how paylaşımı, kalite geliştirme vb. programlarından yararlanma imkanları vermesi ve uzmanlaşmaya yardımcı olmasıdır. 7. Kayıtdışılık 1980’lerden sonra Türkiye’deki ekonomik ve sosyal gelişmeler özellikle büyük metropollerde kaliteli, fonksiyonel, çağdaş konfor anlayışına uygun mobilya taleplerini artırmış ve sektöre ivme kazandırmıştır. Türkiye’de çoğu küçük atölyelerden oluşan 65 bin civarında mobilya imalat ve satış noktası olduğu kabul edilmekte, ancak kayıt dışılık nedeniyle sayı tam olarak bilinememektedir. Kayıt dışılık oranının % 50 – 60 kadar olabileceği tahmin edilmektedir. Bu nedenle, sektörde garanti belgesi, fatura v.b. denetimler yeterince yapılamamakta, kapasite kullanımı, ölçeksel imalat envanterleri çıkarılamamaktadır. Sektörde kayıt dışı ticareti önleyici tedbirler öncelikle alınmalı ve denetimler sıklaştırılmalıdır. Bunu yaparken sektörün imalatçı, tedarikçi, ve diğer hizmet sağlayıcılarında

16

dahil olduğu bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliliği vardır. Kayıt dışı ticaret, kurallara uygun çalışan firmaların gelişimini ve rekabeti olumsuz etkilemektedir. Bu yüzden sektörün bütün yan kolları ile sistemin içine entegre etmek için zorlayıcı önlemlerin yanı sıra teşvik edici çözümlerde üretilmelidir. 8. İhracatın Artırılması Türkiye’nin 2007 yıllı için önüne koyduğu 1 milyar dolarlık ihracat hedefi sektörün potansiyelinin çok altındandır. Ayrıca bu hedef rakam Dünya ticaretinde bizi ilk 20 ülke arasına bile sokmaya yetmemektedir. Bu oranın artırılması için gereken önlemler alınmalıdır. Bu bağlamda şirketlerin birincil sorunu dış pazarlara yabancılık, ikincisi ise finansal yetersizliktir. Bu maksatla, yurt dışı pazarlarda ajanslar kurulması, ihracata ilişkin teşvikler, üretim ve pazarlama aşamalarında, İGEME, Halk Bankası, Eximbank ve KOSGEB v.b. kurumlarca uluslararası pazarlarda karşılaşılan sorunların giderilmesi ve rekabet gücü kazanmalarına destek sağlanmalıdır. Eximbank kredilerinin uzun vadeliye dönüştürülmesi ürün dönüşüm sürecinde sektörün gelişimine katkı sağlayabilir. 9. Vergiler ve Teşvikler İhracatta sağlanan ancak bizim yeterli görmediğimiz başarılı sürecin gelişerek devam ettirilebilmesi bakımından, firmaların yatırım ve ihracat teşviklerinden daha çok ve yaygın olarak yararlanmaları için finans araçlarına ulaşımları kolaylaştırılarak üretim ve ihracat kapasiteleri artırılmalıdır. Bu bağlamda AB ile müzakere sürecinde artarak sürmesi beklenen KOBİ’lere dönük; işe başlangıç desteği, KOBİ teminat programı, çekirdek sermayesi programı, bölgesel kalkınma programları vb. ile yenilikçilik ve AR-GE’ye yönelik çalışmaların desteklendiği 7.Çerçeve Programı gibi teşviklerden yararlanmasını sağlayacak bilgilendirme programları, sektörel örgütler ve ilgili kamu kurumlarınca yaygınlaştırılmalıdır. Mobilya sektöründe uygulanan yüksek vergi oranlarının Avrupa ülkeleri seviyelerine getirilmesi dış pazarlarla rekabet için önem taşımaktadır. Böylece, vergi kaçırma ve kayıt dışı ticaret engelleneceğinden sektör analizlerinin sağlıklı bir şekilde yapılması mümkün olabilecektir. 10. SSK Primleri Türkiye’de SSK Primlerinin yüksek oluşu rekabeti olumsuz etkileyen diğer bir faktördür. Bu uygulama kayıtdışılığı artırmaktadır. Bu nedenle, SSK primleri uluslar arası uygulamalar ve ülke gerçekleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. 11. Uluslararası Finansman İmkanları Türkiye mobilya ihracatçılarının rekabet gücünü desteklemek için uluslararası finansman imkanlarından yararlandırılmaları gerekmektedir. Bu maksatla, Türk Eximbank’ın ülke bazında ve proje bazında kredi vermesi sağlanabilir. Eximbank’ın dış kaynaklı kredilerinde vadelerin uzun tutulması ve faiz oranlarının AB ülkeleri seviyelerine çekilmesi sektörün üretim-satış döngüsüne uyum sağlaması bakımından önem taşımaktadır. Dış ticaretin finansmanı için uluslararası Finans Kuruluşları, Kalkınma ve Yatırım Bankaları ile ortak çalışmalar yapılması önerilebilir.

17

12. Enerji Fiyatları Türkiye’de enerji fiyatları rakip ülkelere göre yüksektir. Üretimi ve ihracatı teşvik etmek bakımından enerji fiyatlarıyla ilgili düzenlemeler yapılması zorunlu görülmektedir. Mevcut şartlarda sektörün rekabet gücü kırılmakta, ucuz maliyetli ülkelere kaçışlar olmaktadır. 13. Pazarlama Mobilya üreticileri, pazarlama ve iletişim konusunda kendilerini yetersiz bulmaktadırlar. Sektörün ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşması nedeniyle mevcut imkanlarla yürütülmeye çalışılan pazarlama faaliyetleri dış piyasalarda yetersiz kalmaktadır. Bu durum üreticilerin rekabet şansını azaltmaktadır. Mobilya sektöründe pazarlama kanallarının uygun olmaması, talebe göre üründen öte ürüne göre tüketici aranması sorun teşkil etmektedir. Ürünün satılması, şirketlerin gelişimi, gücü ve rekabeti için daha önemlidir. Türkiye’de, modern pazarlama anlayışının bir göstergesi olan, pazarlama organizasyonu, tüketicinin korunması, pazarlama ahlakı, pazar bulmadan imalat, teknik koşulların saptanması v.b. konuları yeterli düzeyde gelişememiş ve yaygınlık kazanamamıştır. Bu maksatla eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının artırılmalısına dönük çalışmaların uzman kişilerle profesyonelce yapılmasının yararlı olacağı söylenebilir. 14. İletişim Bilgi çağında en önemli faktör bilgi ve iletişimdir. İnternet kullanımının tüm dünyada büyük bir hızla yaygınlaşması, son yıllarda elektronik ticaretin önem kazanmasına yol açmıştır. Özellikle, ticaret ve destek hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle yurtdışına açılma imkanları kısıtlı kalmaktadır. Bu bağlamda etkili bir iletişim ağı kurulması önem taşımaktadır. 15. Fason İmalat Türkiye mobilya endüstrisini fason üretici olarak kullanmak, AB ülkelerinin öncelikli hedefleri arasındadır. Kısa vadede, bu uygulama, gelişmiş ülke üretim metodları, tecrübeleri ve teknoloji transferi, dış pazarı tanıma, tecrübe kazanma, kaliteyi yükseltme bakımından yararlı olabilir. Ancak, sektörün asıl amacının, dünya mobilya pazarına kendi markalarıyla girmesi, kendi üretim stratejilerini oluşturması ve kendi ürünlerini pazarlaması olarak benimsenmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Türkiye ve AB arasındaki ilişkilerde Çin örneği model alınabilir. 16. Üretim Teknolojileri Türkiye mobilya sektörünün genelde küçük ölçekli firmalardan oluşması ve zanaat geleneğini devam ettirmesi fark yaratan bir üstünlük olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, zanaatkarların bilgi ve tecrübelerini gelecek kuşaklara aktarmaları sağlanmalıdır. Bununla birlikte, seri üretim/otomasyon teknolojilerine önem verilmeli, seri üretim yapan firmaların belli konularda uzmanlaşmaları sağlanmalı ve yeni üretim teknolojileri kullanmaları teşvik edilmelidir. Kalifiye iş gücü oluşumu bakımından meslek okullarına görev ve sorumluluklar verilebilir. Buna ilaveten, sanayi kuruluşları çağdaş konfor anlayışa uygun yeni ürün üretilmesi, standardın yükseltilmesi, maliyet düşürücü ve kalite yükseltici yeni tekniklerin uygulanması, yeni teknoloji geliştirilmesi veya yeni teknolojilerin ülke koşullarına uydurulması konularında AR-GE faaliyetlerine önem ve öncelik vermelidir.

18

17. Bürokrasi ve Mevzuat Avrupa Birliği uygulamaları dikkate alınarak bürokrasi ve mevzuat basitleştirilmeli, vergilendirme ve sosyal güvenlik mevzuatında iş kurma ve istihdam yaratmayı özendirici tedbirler alınmalıdır. İşletmelerin yurt dışı fuar ve sergilere katılımlarında bürokrasinin kolaylaştırılması sektörün, gelişimi, tanıtımı, iletişimi ve rekabeti bakımından önemli görülmektedir. 18. Uluslararası Standartlar ve Kalite Gelişmiş ülke pazarlarına açılımda, birinci koşul ürünlerin istenilen kalite ve standartlara uygunluğudur. Bunlara ilişkin belge ya da sertifikaların ihracatçı firmalarla edinimi artan dış ticaret rakamları ile aynı hızda yapılamamaktadır. Bunlara ilişkin eksikliklerin giderilmesi için ihracatçı firmaların İGEME, İhracatçı Birlikleri vb. kurumlar tarafından bilgilendirilmesi hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Bu kapsamda mobilya sektörü için kaliteyi artırmaya yönelik uluslararası standartlar incelenerek mevcut olanlar güncellenmelidir. Firmaların TSE belgesi almalarının teşvik edilmesi, uluslararası kalite belgeleri ile ilgili birimler kurulması, toplam kalite yönetimi konusunda seminerler verilmesi önerilebilir. Ancak TSE’nin mobilya kalite testlerinde yeterli donanım ve uzman kadroya sahip olmaması üreticiler için olumsuzluk yaratmaktadır. Bu kapsamda, mobilya kalite testlerinin standartlara uygun olarak yapılabileceği bir laboratuar kurulması veya mobilya eğitimi veren fakültelerdeki laboratuarlardan bu konuda faydalanılması önerilebilir. Mobilyalarda kalite güvence sistemleri ve insan sağlığı ile ilgili faktörler dikkate alınmak zorundadır. Bu maksatla çağdaş ülkelerde üretimde kullanılan malzemeler ile ilgili uluslararası standartlara uyum sağlanmalıdır. Günümüz global ticaret mekanizmasının önemli unsurları haline gelmiş olan ISO 9000 Kalite Yönetim Sistemleri, ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemleri, OHSAS 18000 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetimi Sistemi ile ilgili kurallara uyum sağlanmalıdır. 19. Müşteri Memnuniyeti Mobilya yaşam döngüsünde, mobilyayı kullanan iki kullanıcı vardır; bunlardan birincisi ihtiyacına cevap arayan “kimse”, ikincisi ise doğal kaynaklarından faydalanılan “Dünya”dır. Ürün yaşam döngüsü süreçlerinde her iki kullanıcıyı da memnun edecek özelliklerde mobilyaların üretilmesi önemli olmaktadır. Bu nedenle, ürün oluşumunun ilk süreçlerinden son kullanım alanlarına ve geri dönüşüm süreçlerine kadar etkili ürün oluşum sentez ve analizlerinin yapılması gerekmektedir. 20. Örgütlenme Mobilya sanayicileri derneği (MOSDER), Mobilya Sanayi İşadamları Derneği (MOBSAD), Mutfak Mobilya Üreticileri Derneği (MUDER) ve Ofis Mobilyacılar derneği (OMSİAD) gibi dernekler vardır. Bununla birlikte, varolan bölgesel/şehre özgü sektörel örgütlerin üzerinde yeni yapılanmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Sorunun çözümü için sanayi ve ticaret odalarının etkili olmaları bu bakımdan önemlidir. Bu kapsamda model olarak özel teşebbüs oluşumuna uygun örneklerin araştırılması önerilebilir. Bu bakımdan, İtalya, Almanya, ABD örnekleri model alınabilir. 21. Eğitim

19

Küreselleşmenin getirdiği liberalleşme eğilimlerinin hız kazanması, sermayenin serbest dolaşımındaki artış, ticaretin serbestleşmesi, ürün niteliklerinde uluslararası standart aranması sonucu üretim ve hizmet sektöründeki çeşitlenmeler, sanayinin ihtiyaç duyduğu kalifiye teknik insan gücü niteliğindeki gelişme ihtiyacını beraberinde getirmektedir. Avrupa Birliği Katılım bildirgesinde, Türkiye’nin mesleki ve teknik eğitim politikasının geliştirilmesi ve uygulamanın Avrupa Birliği kriterlerine uyumu konusu yer almaktadır. Türkiye mobilya sektöründe ağırlıklı olarak yer alan küçük ve orta ölçekli işletmelerin çoğunluğu teknolojik düzey ve kalifiye teknik eleman yetersizliği sorunu yaşamaktadırlar. Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi veren okullarda Teknoloji eğitiminin güncelleştirilerek kalitesinin artırılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bunlara ilaveten mobilya endüstrisinin yoğunlaştığı bölgelerde Modern Tasarım eğitimi veren okulların açılması sektörün gelişiminde hayati önem taşımaktadır. Sektörde üniversite – sanayi işbirliğini sağlayacak mekanizmaların oluşturulması, bu kapsamda yapılması önem taşıyan etkinliklerden biri olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, hizmet içi eğitim programları ile gelişen teknolojiyi takip etme konuları gündemde yer almalıdır. 22. Sektörel Dış Ticaret Şirketleri Mobilya sektöründe üretim yapan firmaların kuracakları sektörel dış ticaret şirketleri (SDTŞ) vasıtasıyla güç birliği yapmaları sağlanmalıdır. Aynı üretim dalında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihracat yapmaları kolaylaşır. Bu gibi organizasyonlarda, üretim dışında oluşturulacak satın alma, pazarlama, finansman gibi birimler kanalıyla KOBİ’lerin daha verimli ve rasyonel çalışma düzenine kavuşmaları beklenir. Dış ticarette örgütlü bir yaklaşımın ülke ekonomisine sağlayacağı yararlardan bazıları aşağıda ana başlıklarıyla verilmiştir: • • • • • • • • Döviz girişlerinin artması, Üretim, dağıtım ve pazarlama hünerlerinin geliştirilmesi, Ulusal ihracat hedeflerine ulaşmada katkı, Birlikte hareket ile ölçek ekonomisi avantajları, İşsizlik sorunu çözümüne katkı, Devlet - sanayi arasında etkili bir iletişimin sağlanması, Örnek bir organizasyon imajı yaratacak dinamizm, Rekabetçi stratejiler oluşturmaya zemin hazırlama,

SDTŞ'lerinin yeni katılan firmalara sağlayacağı yararlar başlıklar halinde aşağıda özetlenmiştir: • Yeni pazara girme ve yeni alıcıya ulaşma, • Pazarların çeşitlenmesi ve riskin azaltılması, • Büyük miktarda siparişlerin birlikte hareket ile kolaylıkla karşılanması, • Uzun dönemli yatırım ve üretim planlaması yapabilme, • Birim üretim, dağıtım giderlerinde azalma, • Pazarlık gücü elde edilerek daha karlı satış yapabilme, • İhracatta bilgi birikimi ve deneyim elde etme, • Döviz girdisi elde etme, • Endüstri alanında sesini duyurabilme, • İhracat giderlerinin paylaşımı nedeniyle daha az finans ile kaynak tahsisi.

20

23. Nakliye ve Ambalaj Satılan mobilyalar alıcıya sağlam ve eksiksiz olarak ulaştırılmalıdır. Demonte paket mobilya üreten firmalar haricindekiler (özellikle ihracat yapanlar) ürünlerinin farklı ölçülerde olması ve ihraç edilecek ürün adedinin az olması nedeniyle gerektiği gibi ambalajlama yapamamakta, ambalajları oluklu karton ve havalı naylon ile sınırlı kalmaktadır. Mobilyaların alıcıya sağlam ulaşması için kullanılan kolileme sistemi, koli adet/birim fiyat oranı göze alındığında, seri üretim yapan firmalar haricinde uygulanmamaktadır. Markalaşmanın gerektirdiği ürün paket tasarımı disiplininde ambalajlamanın yapılması sektörün rekabeti ve güvenilirliği için önem taşımaktadır. Kaba yük taşımaya alışmış nakliyatçılar, hazır mobilya gibi yükleri taşırken gerekli özeni göstermemekte, bazı firmalar ise mobilyayı alıcıya teslim etmeden önce aktarma yapmakta, özen gösterilmeden yapılan nakliye ve aktarma işleri mobilyalarda hasara sebep olmaktadır. Bu olumsuzluğu giderecek iyi organize edilmiş bir dağıtım sistemine ihtiyaç vardır. İhracat sırasında, gümrüklerde de sorunlar yaşanmakta, ambalajlar bozulmaktadır. Mobilya fiyatlarının doğal olarak farklılığı, gümrük çalışanlarında kararsızlığa neden olduğundan gümrükçüler ürünlerden ya birer adet numune alıkoymakta, ya da İhracatçı Birlikleri'nden ekspertiz istemektedir. Bu ise, ürünün alıcıya geç ulaşmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gümrüklerde görevli muayene memurlarını mobilya konusunda eğitmek ya da ihtisas gümrükleri oluşturmak yararlı olabilir. 3- Sonuç Aşağıda fırsatları, tehditleri, güçlü yönleri ve zayıf yönlerinin ortaya konduğu SWOT(GZFT) Analizinde de görüldüğü üzere mobilya sektörü ülkemiz için bir ayna vazifesi de görmektedir. Ancak bu aynanın yansıttığı görüntüyü iyi analiz etmek gerekmektedir. Kriz ortamında yerli üretimi teşvik edici önlemlerin tüketime yönlendirici tedbirlerle desteklenerek acilen yürürlüğe girmesi gerekmektedir. İlk etapta KDV indirimi ile başlaması öngörülen sürece hızla istihdam üzerindeki vergilerin azaltılması eklenmelidir. Hammadde ve enerji alanında sadece kriz dönemine has farklı önlemler alınmalıdır. Ayrıca KOSGEB ve İGEME desteklerinin daha hızlı ve geniş kapsamlı verilmesi bu alanlarda karşılaşılan bürokratik yavaşlığın bertaraf edilmesi gerekmedir. Firmalar ise kümelenme örneklerine yönelmeli, ölçek ekonomisine geçmeli, müşteri ilişkilerinde CRM metotlarından geniş ölçüde yararlanmalı, krizin geçici olduğu gerçeğinden hareketle kriz sonrası planlarını yapmalı, reklam, pazarlama ve tanıtım konularında hızla profesyonel kadroların desteğini almalıdır. Dünya’da orta vadede ilk beş ihracatçı ülke arasına girmek hedefini önümüze koyunca yapılacaklar şu şekilde özetlenebilir: Tasarıma gereken önemin verilmesi ve üretimin uluslar arası standartlarda yapılması, zanaatkâr kökenli mobilya üreticilerin sistem içinde korunarak bir Türk Mobilyası kimliği oluşturarak uluslar arası pazarlara açılmak, ülke imajını güçlendirmek, MOBSAD örneğinde olduğu gibi mesleki kümelenmelerin artırılıp desteklenmesi, firmaların ciddi bir dış ticaret eğitiminden geçirilmesi, ülke olarak belirli hedef pazarlar seçilmesi, devlet destek ve teşviklerinin tabana yayılarak daha kolay kullandırılması, bir mobilya ihracatçılar birliği kurulması, devlet ve mobilyacının maliyetlerin yönetilmesi konusunda ortak payda da buluşması, markalaşma ve yurtdışında mağazalaşmaya gidilmesi, kur politikasının gözden geçirilmesi, Mobilya OSB’leri kurulup amacına uygun destekler verilerek ekonomiye kazandırılması, Üç yıldır ısrarla destekleyip katıldığımız IMOB

21

Fuarı’nın uluslar arası rakipleri ile yarışacak güce erişmesi, doğru seçilmiş yurtdışı fuarlara katılım ve tabii internet başta olmak üzere reklam ve tanıtım mecralarının etkin şekilde kullanılması bunlardan ilk akla gelenlerdir. Tasarım, marka-patent, zanaatkâr kökenli KOBİ tanımlı ölçekte iş yapan üreticilerin sektörden çekilmeye başlaması, finansman, pazarlama, vasıflı personel ve yönetici yetersizliği, kayıt dışılık, haksız rekabet, markalaşma, ölçek büyüklüğü, uluslar arası tanıtım, CRM sorunları, kurumsallaşan, hammadde fiyatları, Organize Sanayi Bölgesi arazileri gibi pek çok ciddi sorunu olan mobilya sektörünün tek elden denetlenip düzenlenecek geniş çaplı bir çalışma ile tam bir envanterinin çıkarılması sorunların çözümü yönünde ilk adım olacaktır. Elde edilecek veriler sayesinde hangi soruna öncelik tanınacağı belirlenebilecekken geleceğe yönelik tutarlı projeksiyonlarla yapılabilir.

22