You are on page 1of 2

Yakacaksın sobayı, göreceksin pompayı"

Son zamanlarda ekrandan eksik olmayan Ankara türkücülerinde belaltı türkü


salgını başladı. Fidayda ritmindeki türküler kostak oynamaya elverse de içerik
olarak köylü pornolarını andırıyor: "Şu zamanın kızları... Bir sakıza öptürür"

Memlekette bir türkü patlaması var. Türkü barlar son 10 yılda pıtrak gibi çoğaldı. Televizyon ekranları
neredeyse tamamen türkücülerin boyunduruğu altında...
Barda, tavernada, düğünde, nişanda, mitingde, serviste, gazinoda, pavyonda her yerde türkü çalınıyor
artık...
Ve bir türküsever olarak ben bundan sadece memnun olmalıyım.
Neden olamıyorum peki?
Ankaralı Turgut'tan "Dazır Duzur"u dinledim de ondan...
Buyurun size de dinleteyim:
"Önce üflet sonra gümlet / hep yapıyor bunu millet / kurufasulye, nohut / fosur fosur soğut /
Dazırda dazır, dazır / duzurda duzur, duzur / bunun ilacı budur / isteyene dokundur /
Durmadan tekliyor usta / yokuşta çekmiyor usta / birazcık gaza yüklensem / eksozu patlıyor usta."
Aynı albümden "Sok Çıkar" adlı esere ne demeli:
"Sok sok çıkar, sok çıkar / elini cebine sok çıkar / dolarla yumoşla uğraşma / YTL'yi iteleyi sok çıkar /
hepsini birden sok çıkar."
Bu da Hasan Yılmaz'ın "Salla"albümünden "Oha Oldum" türküsü:
"Bir ev bir de araba / bunlar varsa merhaba / oldu gözlerim doldu / haydi yavrum davara /
Oha oldum kal geldi / gül beklerken dal geldi / ne çok sevmiştim seni / ayrılması zor geldi."

"Hepisi karı!"
Son zamanlarda bir "Ankaralı türkücüler" salgını başgösterdi. Kaçı gerçek Ankaralı bilmiyorum ama
görünen o ki bu unvanı seviyorlar.
Sanıyorum ilk örnek Ankaralı Turgut'tu. Onu parlak takım elbisesi ve yanında köçekleriyle ya bir türkü
şovunda ya bir kadın programında, kaytan bıyıkları altından gülümseyerek müstehcen türküler
söylerken görmüşsünüzdür.
Ankaralı olduğunu misket ritimli, manidar türkü sözlerinden anlarsınız:
"Ankara'nın Dikmen'i / bir daha gelirsem öp beni /
Bir de vardır Dikimevi, Dikimevine de gitmeli... /
Goçum yumul..."
Bu "yumul goçum" bir talimat gibi tekrarlanır çoğu türküde...
İşte bir başkası:
"Söz-müzik" yine "Ankaralı Turgut".
"Dübeş attım yek geldi / bugün kızlar tek geldi /
Bir gülüşe razıydım / beş milyonluk çek geldi /
Ekinleri ekeriz / güz gelince biçeriz
Bize Çubuklu derler / biz adamı öperiz. /
Alman kızlarının saçları sarı /
Hiç kızları yoktur gardaş hepisi karı /
Dam saçaktan / kız bacaktan belli olur koçum /
Yumul da belalım goç goç yürü..."

Köylü pornosu
Çoğu zaman elektronik saz-darbuka-tef eşliğinde gostak ritimle çalınan, Fidayda gibi Ankara havaları
üzerine yazılan, "köylü pornosu" tadında sözlerle televolelerle aşık atan bu format ilgi görünce listeye
yeni isimler eklendi:
Sincanlı Oğuz, Ankaralı Namık, Hasan Yılmaz vs...
Diyelim kapağında Seğmenleri görüp "Yeni kral" Ankaralı Namık'ın "Arabada beş, evde onbeş"
albümünü aldınız. Dinleyeceğiniz şu:
"Yakacaksın sobayı / ısıtacak odayı /
saat 5'e gelince de / göreceksin pompayı /
Arabada 5 evde 15 / hoşuma da giderse bedave... /
Oy kalçalar, oy kalçalar / domatestir salçalar /
Ayten kafayı çekince / herkesten iyi çalkalar /
Arabada 5 evde 15 / hoşuma da giderse / aha ya da beleş...
Tren gelir düddürür / düdüğünü öttürür /
şu zamanın kızları / bi sakıza öptürür /
kutusuylan alayım yavrum /
Arabada 5, evde 15 / hoşuma da giderse bendensin."

"Ver diyom, vermiyo!"


Sonra yarış başladı.
Artık sözlerde ne kadar cesur olunursa türkü o kadar popüler oluyordu:
"Ver diyom vermiyo / hüp düt dabi dabi / dazır duzur yapmazdın kaynana."
Bu tuttu mu?
Bir sonraki albümde şu geliyor:
"Çarşıdan aldım kilimi / tut kaynana dilini / çok canımı yakarsan / kırarım kambur yerini."
Seviye yarışından birkaç örnek daha verelim:
"Kız çabuk git kocaya / üfletirler hocaya bak benden söylemesi / tırmanırsın bacaya..."
Ya da "Yosma kız çifte göbekli / biri Bağ-Kur'dan biri Sigorta'dan..."

Mevzu Meclis'te
Albümler iyi de satmaya başlayınca, Ankaralı bir milletvekili olaya el koydu.
Ankaralılar Derneği'nde konuşan AKP'li Faruk Koca "pavyon kültürüyle türkü yakan türkücülerin
Ankara kültürünü yozlaştırdıklarını" söyledi ve Meclis'te kampanya açtı.
Koca, Ankara milletvekilleri ve Kültür Bakanlığı'yla görüşerek bu yozlaşmayı önlemeye çalışıyor.
Ancak televizyonda "Oha felan oldum yani" diye konuşulan dizilerin türkü aleminde "Oha oldum kal
geldi" diye cevap bulmasında şaşacak bir yan yok...
Siz orada "Kırcan mı belimi" diye şarkı sözü yazarsanız burada "Anam nerden bulacak / senin gibi
gelini" diye kafiye oturturlar.
Burada da geçerli olan bir ilke var:
Türküleri yasaklar öldüremedi; bunlar da öldüremez.
Ama bunları kısıtlamaya kalkmak, hepten cazibesini artırabilir.
Her konuda olduğu gibi, kalitesizlik karşısında yapılacak iyi şey, kaliteliyi desteklemek,
yüreklendirmektir.

Ankara bundan ibaret değil


Elbette ve neyse ki Ankara piyasası tamamen "belaltı türküleri"nin tahakkümünde değil.
Çok düzgün örnekler de var.
Kendi gözlemlerimden örnek vereyim.
Başkentin gözde eğlence merkezi Kızılay SSK'da geçtiğimiz aylarda Neşet Ertaş'ı ağırlayan Fikrim
Bar, geçen ay boyunca halk müziğinin yeni ustalarını çıkardı sahneye:
Cengiz Özkan, İsmail Hakkı Demircioğlu, Muammer Ketencoğlu, Okan Murat Öztürk, Nida Ateş, Metin
Kahraman pazar geceleri art arda türkü söylediler.
Gençler Ankara'nın en iyi türkü barlarından sayılan Fikrim'i tıklım tıklım doldurdu.
Yine Kızılay'ın gözde türkü evlerinden Mektup'ta Oğuz Boran, her gece müdavimlerini ağırlıyor.
Okuduğuna, söylediğine ruh katan müthiş bir yetenek Oğuz... Türkücüden çok bir derviş... İlk albümü
"Asi bir çocuk" onu iyi anlatıyor.
Az ötede Sakarya'daki Adres Bar'da Grup Çığ, bir başka türkü şölenidir. Grubun 12 yıllık solisti
Mustafa Özarslan da Çığ gibi, türküleri modern bir altyapıyla destekleyerek yeni kuşaklarla
buluşturuyor.
Onun da yeni albümü "Beyhude"nin de eli kulağında...
"Ankaralı türkücüler"in dile düşen şöhretini onlar düzeltiyor.

Türküde televole manzaraları

Evet, eski türkülerde de "Bir sevdiğim var 13-14 yaşında" diyen, "indim derelerine / bilmem nerelerine"
diye böbürlenen türküler vardı ama bu kadar tacizkar değildi. Yeni Ankaralılar, göz diktiklerinin yaşını
biraz büyütmüş görünüyorlar ama türküye yansıyan gözlemler, köyden gelip şehirde ya da pavyonda
gördüklerine hayretle bakakalmış birinin hissiyatını yansıtıyor.
Ankaralı Turgut'tan dinliyoruz:
"Kot pantolon dar sıkıyor / görenler ona bakıyor / Çok da güzel can yakıyor / armutlar ona bakıyor /
Sordum 21 yaşı / cımbızla almış kaşı / hele bir kalçası var / sanki değirmen taşı / gömlek giymiş teni
belli / tırnak oje göz sürmeli / nerelisin kız nereli / çabuk bulursun kerizi...
Göğsünü açar yarıya / saçını boyar sarıya / Sen nerden geldin buraya / bakın şunun havasına..."