KARL MARKS-FRİEDRİCH ENGELS

ALMAN İDEOLOJİSİ
[FEUERBACH]

ERİŞ YAYINLARI

KARL MARKS VE FRİEDRİCH ENGELS ALMAN İDEOLOJİSİ [FEUERBACH]

MATERYALİST VE İDEALİST ANLAYIŞLARINKARŞITLIĞI

Sol Yayınları. 2003. Seçme Yapıtlar. Birinci Cilt. Aralık 1976.kurtuluscephesi. erisyay@kurtuluscephesi.com http://www.org http://www.kurtuluscephesi.net . İkinci yayım: 2012.com http://www. Karl Marks ve Friedrich Engels.kurtuluscephesi. Eriş Yayınları tarafından düzenlenmiştir.Alman İdeolojisi.

Yeni Gereksinmelerin Üretimi. Materyalist Tarih Anlayışının Öncülleri] 19 [3. Toplumsal Varlık ve Toplumsal Bilinç] 26 [II] 26 [1. Materyalist Tarih Anlayışının Özü. Toplumsal Faaliyetin “Yabancılaşma”sı] 38 [5. Üretim ve Bireylerin İlişkileri. Devlet. Başlangıçtaki Tarihsel İlişkiler ya da Toplumsal Faaliyetin Esas Yönleri: Geçim Araçlarının Üretimi.İÇİNDEKİLER 7 Feuerbach Üzerine Tezler. Antik. Komünizmin Maddi Bir Önkoşulu Olarak Üretici Güçlerin Gelişmesi] . Feuerbach’ın Sezgisel ve Tutarsız Materyalizminin Eleştirisi] 30 [3. Toplumsal İletişim. İnsanların Gerçek Kurtuluşunun Koşulları] 27 [2. Bilinç] 35 [4. Feodal] 23 [4. Genel Olarak İdeoloji ve Özel Olarak Alman İdeolojisi 18 [2. Toplumsal İşbölümü ve Sonuçları: Özel Mülkiyet. İnsanların Üremesi (Aile). Karl Marks ALMAN İDEOLOJİSİ 11 12 BİRİNCİ KISIM FEUERBACH MATERYALİST VE İDEALİST ANLAYIŞLARIN KARŞITLIĞI 14 Önsöz 14 [I] 16 [1. İşbölümü ve Mülkiyet Biçimleri: Aşiretsel.

Büyük Sanayi] 67 [5. Feuerbach’ın İdealist Tarih Anlayışının Tamamlayıcı Eleştirisi] 50 [III] 50 [1. Büyük Sanayi ve Serbest Rekabet Koşullarında Üretici Güçlerle İlişki Tarzı Arasında Gittikçe Büyüyen Çelişki. Toplumsal Bilinç Biçimleri] 90 A çıklayıcı Notlar . Toplumsal Bir Devrimin Temeli Olarak Üretici Güçler İle Karşılıklı İlişki Tarzı Arasındaki Çelişki] 68 [6. Hegel’in Tarihte Tin’in Egemenliği Anlayışının Oluşumu] 54 [IV] 54 [1. Üretim Aletleri ve Mülkiyet Biçimleri] 55 [2. Kent İle Kırın Ayrılması. Tarihte Zorun (Fethin) Rolü] 80 [9. Bireyler ile O Bireylerin İçinde Bulundukları Varoluş Koşulları Arasındaki Çelişki. Burjuva Toplum Koşulları İçinde Bireylerin Aldatıcı Ortak Topluluğu ve Komünizmde Bireylerin Gerçek Birliği. Bireylerin Rekabeti ve Sınıfların Oluşması. Loncalar] 59 [3. Sanayi İle Ticaretin Ayrılması. Manüfaktür] 65 [4. Çeşitli Kentler Arasında İşbölümü. Üretici Güçlerin Gelişimi ve İlişki Tarzlarının Değişmesi] 78 [8. Genel Olarak İdealist Tarih Anlayışının ve Özel Olarak da Hegel Sonrası Alman Felsefesinin Tutarsızlığı] 48 [9. Bir Komünist Devrim Zorunluluğu] 43 [7. Maddi Emek İle Zihinsel Emek Arasında İşbölümü. Bireyler İle Geçim Koşulları Arasındaki Çelişkinin Gelişmesi. Tarihin Dünya Tarihine Dönüşmesi. Emek ve Sermaye Karşıtlığı] 82 [10. Üretici Güçler ile İlişki Tarzı Arasındaki Çelişki Olarak. Devletin ve Hukukun Mülkiyet İlişkileri] 87 [12. Materyalist Tarih Anlayışının Sonuçları: Tarihsel Sürecin Sürekliliği. Koşulu ve Sonuçları] 84 [11. En Karmaşık İşbölümü. Toplumun Yaşam Koşullarının Birleşmiş Bireylerin Gücüne Bağlı Kılınması] 75 [7. Materyalist Tarih Anlayışının Özeti] 45 [8.39 [6. İşbölümünün Genişlemesi. Özel Mülkiyetin Ortadan Kaldırılmasının Zorunluluğu. Egemen Sınıf ve Egemen Bilinç.

Böylece Hıristiyanlığın Özü’nde teorik tutumu. şeyin [Gegenstand]. düşünce nesnelerinden gerçekten farklı duyusal nesneler istiyor. yalnızca nesne [Objekt] ya da sezgi [Anschauung] olarak kavranmasıdır. Yahudice görünüm biçimi içersinde kavranıyor ve sabitleştiriliyor. Böylece “devrimci” faaliyetin. biricik gerçek insan tutumu olarak görüyor. ama insan faaliyetinin kendisini nesnel [gegenständliche] faaliyet olarak kavramıyor. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi  . öznel olarak değil. materyalizme karşıt bir biçimde. oysa pratik yalnızca iğrenç. idealizm tarafından geliştirilmiş oldu . “pratik-eleştirel” faaliyetin önemini anlamıyor. duyusal eylemi elbette bilmez. gerçekliğin.ama yalnızca soyut olarak. Feuerbach. Böylece etkin yön. pratiği olarak değil. çünkü idealizm. bu biçimdeki gerçek.KARL MARKS FEUERBACH ÜZERİNE TEZLER[1] I Feuerbach’ınki de dahil olmak üzere şimdiye kadar varolan tüm materyalizmin başlıca eksiği. duyusallığın duyusal insan faaliyeti.

yalnız devrimci pratik olarak kavranabilir ve ussal biçimde anlaşılabilir. Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma. ilkin. ancak bu layik temelin kendi kendisini bölmesi ve kendi kendisiyle çelişmesi ile açıklanabilir. dünyanın biri dinsel. Oysa bu layik temelin kendi kendisinden kopması ve kendisini bağımsız bir diyar olarak hayal alemine yerleştirmesi olgusu. yani düşüncesinin gerçekliğini ve gücünü. biri toplumdan üstün olan iki kısma ayırmak zorunda kalır. örneğin. tamamıyla skolastik bir sorundur. ardından da. Şu halde. ortamın insanlar tarafından değiştirildiğini ve eğiticinin kendisinin de eğitilmesi gerektiğini unutur. pratik bir sorundur.II Nesnel [gegenständliche] hakikatin insan düşüncesine atfedilip atfedilmeyeceği sorunu. biri yersel dünya olarak ikileşmesi olgusundan hareket ediyor. III Ortamın değiştirilmesine ve eğitime ilişkin materyalist öğreti. dinsel kendine-yabancılaşma olgusundan. (Örneğin Robert Owen’da. bir teori sorunu değil. dünyasal ailenin. IV Feuerbach. Yaptığı iş. dünyasal ailenin kendisi de teorik ve pratik olarak yok edilmelidir. dinsel dünyayı layik temeline oturtmaktan ibarettir. İnsan. Bu yüzden de. kendi çelişkisi içersinde anlaşılmalı ve.) Ortamın değiştirilmesi ile insan faaliyetinin ya da kendi kendini değiştirmenin çakışması. bu dünyaya aitliğini [Disseitigkeit] pratikte kanıtlamalıdır.  Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Dolayısıyla bu sorunun kendisi. hakikati. toplumu. kutsal ailenin gizemi olduğu bir kez keşfedildikten sonra. bu çelişkinin ortadan kaldırılmasıyla pratik içersinde devrimcileştirilmelidir.

ve tahlil ettiği soyut bireyin de gerçekte belirli bir toplum biçimine ait olduğunu görmüyor. ama duyusallığı pratik-duyusal faaliyet olarak kavramıyor. IX Sezgisel materyalizmin. Teoriyi gizemciliğe saptıran bütün gizemler. ussal çözümlerini insan pratiğinde ve bu pratiğin anlaşılmasında bulurlar. Gerçekliği içersinde. toplumsal ilişkilerin bütünüdür. Dolayısıyla insansal öz.V Soyut düşünme ile yetinemeyen Feuerbach. birçok bireyi salt doğal olarak birleştiren içsel. 2. bu. VIII Tüm toplumsal yaşam. özünde pratiktir. dinsel özü insansal öze indirgiyor. onda ancak bir “tür” olarak. “dinsel duygu”nun kendisinin bir toplumsal ürün olduğunu. VII Bunun sonucu olarak Feuerbach. VI Feuerbach. tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir. sezgiye başvuruyor. Bu gerçek özün eleştirisine girmeyen Feuerbach bunun sonucu olarak: 1. dilsiz bir genellik olarak anlaşılabilir. Ama insansal öz. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi  . yani duyusallığı pratik faaliyet olarak anlamayan materyalizmin ulaştığı en yüksek nokta tek tek bireylerin ve burjuva toplumun sezgisidir. Tarihsel süreçten uzaklaşmak ve dinsel duyguyu [Gemüt] kendi başına bir şey olarak saptamak ve soyut –yalıtılmış– bir insan bireyini varsaymak zorunda kalmıştır.

Özgün basımı Engels tarafından 1888’de. XI Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır. 1845 ilkyazında Marks tarafından yazılmıştır. yeni materyalizmin ise insan toplumu.X Eski materyalizmin bakış açısı burjuva toplumdur. kendi yazdığı Ludwig Feuerbach ve Klâsik Alman Felsefesinin Sonu’nun ayrı basımının Ek’inde yayınlanmıştır. 10 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . oysa sorun onu değiştirmektir. ya da toplumsallaşmış insanlıktır.

[Türkçe çevirisi. Kitap I’de yayınlanmıştır. İlk kez Rusça olarak. Sol Yayınları. Alman İdeolojisi [Feuerbach].ALMAN İDEOLOJİSİ [FEUERBACH] FEUEBACH. 1924’de Marx-Engels Arşivleri. Temmuz 1992] Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 11 . B. Marx-Engels. BAUER VE STIRNER’İN TEMSİL ETTİKLERİ MODERN ALMAN FELSEFESİNİN VE ÇEŞİTLİ PEYGAMBERLERİNİN ORTAYA KOYDUKLARI BİÇİMİYLE ALMAN SOSYALİZMİNİN ELEŞTİRİSİ MARKS-ENGELS  Kasım 1845 ile Ağustos 1846 arasında Brüksel’de Marks ve Engels tarafından yazılmıştır. Üçüncü Baskı. s: 27-111.

Kendi beyinlerinin ürünleri. bu yanılsamalara karşı eleştirici bir tutum almayı öğretelim onlara diyor. dogmalardan. Öyleyse onları. kendi yarattıkları şeyler önünde secdeye varmışlardır. Sahip oldukları ilişkileri. Biri. hayali yaratıklardan kurtaralım. normal insan hakkındaki vb. tasarımlarına uygun olarak düzenlemişlerdir. onları yaratan beynin üstüne çıkmıştır. boyunduruğu altında ezildikleri kuruntulardan. şimdiye kadar. insanlara bu yanılsamaları değiştirip. yerine insanın özüne uygun düşen düşünceler koymayı öğretelim diyor. ne oldukları ya da ne olmaları gerektiği hakkında her zaman yanlış fikirlere sahip olmuşlardır.ÖNSÖZ İNSANLAR. bunları kafalarından çıkarıp atmalarını öğretelim diyor ve – bugünkü gerçekliğin böyle çökeceğini iddia ediyorlar. bir başkası. fikirlerden. kendileri hakkında. Yaratıcılar. bir üçüncüsü ise. Fikirlerin egemenliğine karşı başkaldıralım. 12 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Tanrı hakkındaki.

Düşünce nesnelerinin kaydını tutmakla yetinmedi.. Bu eleştirmenler. Ona göre. Onlara göre. kendi sabit fikirlerinin ağırlığı altında ezildiğini düşündükleri insanlar alemini kurtarmak isteyiş tarzlarına göre birbirlerinden ayrılırlar. filozoflarca anlaşılabilir gizini meydana getirdiklerini düşünür. fikirler dünyasının bir ürünü olduğunu iddia ederler. olgucu (positif) idealizme son biçimini vermiştir. Ömrü boyunca. bütün istatistiklerin. nereli sabit fikir olarak gör- Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 13 .. ama felsefi kahramanların kendileri tarafından. Alman felsefe eleştirmenlerinin hepsi. maddi dünyanın.. yürekli adamın biri. düşlerle dolu uyuklamaya pek uygun düşen. sayısız ve boyuna yinelenen tanıtlarla zararlı sonuçlarını kendisine gösterdikleri bu yerçekimi yanılsamasına karşı savaştı durdu. Hegel.  [Elyazmasında çizili pasaj:] Alman idealizmini öteki ulusların ideolojilerinden ayıran hiçbir özgül fark yoktur. kavramların. belirli fikirlerin. Alman filozofları kendi düşsel aleminden kurtulmak için silkindikleri zaman. kamuoyunca korkuyla karışık bir saygı ile karşılanmakla kalmıyor. insanlar. canice sertlikteki bu fikirlerin dünya için devrimci bir tehlike taşıdığı inancı içinde. Bu kitabın birinci cildinin amacı. modern devrimci Alman filozofları tipinin aynısıydı.]. tasarımların. onların meleyişlerinin Alman burjuvalarının tasarımlarının felsefi bir dile yinelenmesinden başka bir şey olmadığını ve bu felsefi yorumcuların palavracılıklarının. gerçekliğin gölgesine karşı yürütülen bu felsefi savaşın maskaralığını ortaya çıkarmak ve onu bütün saygınlığından yoksun bırakmak amacındadır. fikirler dünyasına karşı çıkarlar. fikirlerin. Bu saf yürekli adam. ama artık değişecektir. ki bu felsefe. örneğin. Almanya’da. Hegel tüm maddi dünyayı bir fikirler dünyası haline ve tüm tarihi de bir fikirler tarihi haline getirmekle kalmamıştır. Öteki ulusların ideolojileri de dünyaya fikirlerin egemen olduklarını. gerçek fiz[iksel] dünya tasarımına [. ondan sonra artık her türlü boğulma tehlikesinden korunmuş olurlardı. büyük bir ciddiyetle sunuluyor. fikirlerin ve kavramların belirleyici ilkeler olduklarını. Alman ulusunun hoşlandığı. Bir zamanlar. şimdiye değin gerçek insanlara egemen olmuş ve onları belirlemiş olduklarını ve gerçek dünyanın. bu durum şimdiye kadar böyle olagelmiştir. Alman gerçekliğinin zavallı yoksulluğunu yansıtmaktan başka bir anlam taşımadığını göstermektir.Bu masum ve çocuksu düşler genç-hegelcilerin bugünkü felsefesinin çekirdeğini oluştururlar. salt yerçekimi fikrine saplandıkları için suda boğulduklarını sanıyordu. Bu cilt. insanların.. aynı zamanda yaratma fiilini betimlemeye çalıştı. kendilerini kurt sanan ve başkalarının da kurt sandıkları bu koyunların ne olduklarını ortaya koymak. bunun dinsel boşinanlara dayana bir düşünce olduğunu söyleyerek bu fikri kafalarından çıkarıp atsalardı.

. maddi dünyasını. ister kendi bireysel düşüncelerinin böyle bir sonucu elde etmeye yeterli olduğunu sansınlar. fikirler dünyasının [. belirleyen ve egemenliği altında tutan fikirler.] Kendi dünyaları haline gelmiş olan hegelci fikirler dünyasına olan inançlarını yitirmiş olan Alman filozofları. şimdiye kadar gerçek dünyayı yaratmış. bir protesto çeker ve mahvolurlar [. Gerçek dünyanın fikirsel (ideal) dünyanın ürünü olduğu inancı.. düşünceler. kaçınılmaz olarak. mevcut duruma son vereceği inancıdır.. Onlar. Strauss[3] ile başlayan hegelci sistemin ayrışma süreci. Almanya.BİRİNCİ KISIM MATERYALİST VE İDEALİST ANLAYIŞLARIN KARŞITLIĞI[2] FEUERBACH [I] [y. bu postulatı alarak [..] Hegel sisteminde. ister herkesin bilincini kendi düşüncelerine kazanmak istesinler. gerçek ilişkilerini meydana getiren. kendi eleştirel uslamlamalarının. yani Hegel’in yanılsaması’na göre. düklerine göre de birbirlerinden ayrılırlar. insanların gerçek yaşamını. fikirlerin.. daha önce eşi görülmemiş bir altüst oluşa sahne olmuş. tek ortak yanları. bu son yıllar içinde. ortak yanları bu fikirlerin egemenliğine inanmalarıdır. anlayışların egemenliğine karşı çıkıyorlar. onu belirlemiş ve ona egemen olmuş olan düşüncelerin. kavramlardır. 1] Alman ideologların söylediklerine göre. Onun asi öğretilileri..] 14 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . kendilerine göre.

namuslu Alman vatandaşının yüreğinde bile hoş bir ulusal duygu uyandıran bu felsefe şarlatanlığını doğru olarak de [Elyazmasında çizili pasaj:] Kutsal olmayan dış dünyanın. Ama. evlenmelerin ve cenaze törenlerinin o düzenleyicisi. çünkü. öne sürmek için duyulmamış bir çaba gösterdi. Son yaşam kıvılcımları da söner sönmez bu Caput Mortuum’un çeşitli bileşenleri ayrışarak yeni birleşimler meydana getirdiler ve yeni tözler oluşturdular. ilkeler ilkelerin yerini almış. -ç. sahte etiketlerle. O zamana kadar mutlak tinin sömürüsü ile yaşamış olan felsefe imalatçıları şimdi artık bu yeni birleşimlerin üzerine atıldılar. Fransız Devriminin çocuk oyuncağı gibi kaldığı devrim. Bu. Alman pazarı doyunca ve bütün çabalara karşın bu meta dünya pazarında alıcı bulamayınca. İlkten. Almanya’da.  Kimyasal kalıntı. Görülmemiş bir hızla. bu rekabet oldukça ciddi ve burjuvaca bir biçimde yapıldı. sıraları gelince kendileri de daha yürekli ve daha güçlü rakipler tarafından karanlıklar içine atılmak üzere kısa ömürlü kahramanlar ortaya çıkmış. ve üç yılda.“geçmişin güçleri”nin tümünün içine sürüklendikleri evrensel bir mayalanmayla sonuçlanmış. hatır senetleri kullanmasıyla ve her türlü somut temelden yoksun bir kredi sistemiyle iş çığrından çıkarıldı. Almanya’da kural olduğu üzere. aynı hızla yokolup gitmek üzere güçlü imparatorluklar kurulmuş. büyük kurtuluş savaşlarının kalıntısı olarak. o ki. şimdi bize sanki olağanüstü sonuçları ve kazanımları olan tarihsel bir altüst oluş gibi sunulan ve övülen kıyasıya bir savaşıma vardı. bundan hiç haberi olmamış. aslında. 1842’den 1845’e kadar. dünyayı sarsan bütün bu olay. başka yerde üç yüzyılda olduğundan daha çok yol katedilmiş.. sonunda. Daha sonra. yanında. hammaddenin katıştırılmasıyla. Ama bu iş rekabetsiz yürüyemezdi..  [Elyazmasında çizili pasaj:] Eleştirmen. elbette ki. kalitenin bozulmasıyla. düşünce kahramanları [sayfa 32] birbirlerini alaşağı etmişler. Diadokos’ların[4] savaşlarının bayağı şeyler olarak gözüktüğü dünya çapında bir savaşım olmuş. salt düşünce alanında olup bitmiş. Elbette ilginç bir olayla karşı karşıyayız: mutlak tinin ayrışması. ucuz ve taklit üretim yoluyla. ancak mutlak tinin çözülüp ayrışması süreci içinde cereyan etmiş. Ve herbiri kendine düşen payı. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 15 . Bu rekabet. Bütün bunlar. hayali satışlarla. doğal olarak. Bu evrensel keşmekeş içinde. eksik olamazdı.

dünyayı bütün kötülüklerden kurtarma iddiasıyla. onun hiç değilse belli bir ilerleme göstermiş tek filozof olmasından. şundan ibarettir: herbiri Hegel sisteminin bir yönünü çekip alır. Eğer biz bu düşüncelerimizi dosdoğru Feuerbach’a karşı yöneltiyorsak. Hakiki dinden ve gerçek deyi[Elyazmasında üzeri çizili pasaj:] (ve ulusal zihniyet) [Elyazmasında çizili pasaj:] İşte bu yüzden.   16 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . bu modern eleştirmenlerden bir tekinin bile. Hegel’e olan bağımlılıklarıdır. [sayfa 33] [1. belirli bir felsefi sistemin toprağından. Yalnızca yanıtlarında değil. bu kahramanların gerçek başarıları ile bu aynı başarıları konusundaki yanılsamaları arasında açıklı-güldürüsel karşıtlığa değgin somut bir fikir vermek için. Hegel sisteminden fışkırmıştır. bozulmamış hegelci kategorileri seçmekle işe başlandı. 2] En son çabalarında bile. Din.ğerlendirmek için. bütün bu genç-hegelci hareketin kısırlığına. felsefe alanını terketmedi. Birtek (Unique). Her ne kadar herbiri Hegel’i aştığına yemin ediyorsa da. Töz gibi. gibi daha dünyevi terimlerle bu kategorilere saygısızlık edildi.. hem sisteminin bütününe karşı. Onların Hegel’e ve birbirlerine karşı yürüttükleri polemik. İnsan (Homme) vb. Kendi genel felsefi öncüllerini incelemek şöyle dursun. kendi sorunlarında bile bir aldatmaca (mystification) vardı. bütün bu gürültü patırtıyı. ayrıca bu. saf. bu filozofları tiksindiren her şeyin en sonuncu nedeni olarak görülmüş. bu. tersine. Almanya’nın dışından bakan bir görüş açısından incelemek zorunludur. Alman eleştirisi. hep en büyük düşman. daha sonra. hegelci sistemin hiç değilse toplu bir eleştirisini yapmaya kalkışmamış olmasının nedeni.. tamamıyla sınırlı tekkeci zihniyetine ve özellikle.  [Elyazmasında çizili pasaj:] Dünyanın mutlak kurtarıcı olma. öyle ele alınmıştı. özbilinç gibi. hem de başkaları tarafından çekip alınmış yönlerine karşı çevirir. yazıları de bonne fois [iyi niyetle] incelenebilecek tek adam olmasındandır): bu düşünceler bu temsilcilerin hepsinde ortak olan ideolojik önvarsayımları aydınlatacaktır. ve onu. Alman eleştirisinin ele aldığı istisnasız bütün sorunlar. onu izleyecek olan bireysel eleştirileri anlamak için ve bu eleştirilere temel hazırlamak için zorunludur. bu hareketin çeşitli temsilcilerinin tek tek eleştirisinden önce birkaç genel noktaya işaretle düşüncelerimizi belirteceğiz (bu düşünceler bizim eleştirimizin görüş açısının ayırıcı özelliklerini belirtmeye yetecektir. Cins (Genre). GENEL OLARAK İDEOLOJİ VE ÖZEL OLARAK ALMAN İDEOLOJİSİ [y. Strauss’tan Stirner’e kadar bütün Alman felsefi eleştirisi dinsel anlayışların eleştirisiyle sınırlıdır.

Genç-hegelciler. düşünceleri. gerçekliğin farklı bir Max Stirner. bu. hukuki ve ahlaki bilinci dinsel ya da teolojik bir [sayfa 34] bilincin ve siyasal. ta ki saygıdeğer Aziz Max. Tek fark. insanların ilişkileri. gerçek zincirleri olarak gördüklerinden. bir taraf egemenliği bir gasp sayarak ona karşı mücadele ederken. Bilincin bu şekilde değiştirilmesini istemek. fikirleri. Kaydedilen ilerleme. anlayışları. Genç-hegelciler –tıpkı eski-hegelcilerin onları insan toplumunun gerçek bağları olarak görmeleri gibi–. Dinsel bilincin. dinsel anlayışın ne anlama geldiği ise. siyasal. Ve yavaş yavaş her egemen ilişkinin dinsel ilişki olduğu ortaya atıldı ve sonra. yapıp ettikleri. siyasal. yalnızca bilincin bu yanılsamalarına karşı savaşmak durumundadırlar. insanların önüne şu ahlaki postulatı koyarlar: kendi mevcut bilinçlerinin yerine. onu en bloc10 kutsallaştırıncaya ve böylece büsbütün ortadan kaldırılıncaya kadar. kısacası özerklik atfettikleri bilinç ürünlerini. ahlaki. artık yalnızca dogmalar ve dogmalara olan inançtı. -ç 11 [Elyazmasında çizili pasaj:] ve egemen bilinçte bir değişme onların ulaşmaya çalıştıkları hedeftir. zincirleri ve sınırlılıkları kendi bilinçlerinin ürünü olduğundan.11 Kafalarındaki kurguya göre. kavramların ve evrenselin egemenliğine inanmakta anlaşıyorlardı. ötekilerin onu meşru sayıp ululamalarındaydı. haline getirildi.miyle tanrıbilimden yola çıkılmıştır. her şeyin dinsel anlayış ya da tanrıbilimsel olduğunu söyleyerek her şeyi eleştirdiler. Genç ve eski-hegelciler. onu bir hegelci mantık kategorisine indirger indirgemez kavrıyorlardı. dinin. genç-hegelciler. yol alındıkça farklı biçimlerde belirlenmeye başlandı. mevcut dünyada. her şeyi. Hepten. hukuk dini. bir din haline. Eski-hegelciler. Dünya gittikçe daha büyük ölçüde kutsallaştırıldı. egemen oldukları öne sürülen metafizik. son tahlilde “insan”ın. -Ed. eleştirel ya da bencil insan bilincini edinmek ve böylelikle sahip oldukları sınırlılıklardan kurtulmak. aynı biçimde. Her yanda sorun. kendi kendileriyle tutarlı bir biçimde. devlet dini vb. hukuki ve ahlaki insanın. dinsel olduğunu açıklamaktan ibaret kaldı. ve başka alanlardaki anlayışları da dinsel ya da tanrıbilimsel anlayışlar alanına dahil etmekten. genç-hegelciler. besbelli ki. Dinin egemenliği veri alındı. hukuki.  10 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 17 . insanların.

gene tumturaklı laflardan başka bir şey koymadıklarını ve bu dünyanın yalnızca tumturaklı laflarına karşı savaşmakla. doğa tarihi ve insanlar tarihi diye ikiye ayırabiliriz. burada. Tarihi. bütün öteki iddiaları. Sözde “dünyayı altüst eden”[5] tumturaklı sözlerine karşın. dogmalar değillerdir. 4] ancak ampirik olarak oluşturulabilirler. insanları hay- 18 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Doğa tarihi. bu bireylerin eylemleri ve –hem hazır buldukları hem de kendi eylemleriyle yarattıkları– maddi yaşam koşullarıdır. bu bi12 [Elyazmasında çizili pasaj:] Biz. Bu felsefi eleştirinin tek sonucu. yalnızca “tumturaklı laflara” karşı savaştıklarını söyledikleri zaman. bu önemsiz aydınlatmalarla tarihsel öneme sahip keşiflerde bulunmuş olma iddialarının yeni biçimlerle süslenip püslenmesinden başka bir şey değildir. Ancak. insanlar tarihi ve doğanın tarihi karşılıklı olarak birbirlerini koşullandırırlar. hemen hemen her ideoloji ya bu tarihe değgin yanlış bir anlayışa indirgenir ya da bu anlayışı büsbütün bir yana bırakmak gibi bir tutuma varır. bu tumturaklı lafların karşısına.13 Şu halde saptanması gereken ilk olgu. ayrıntılı bir biçimde uğraşmamız gerekecek: gerçekte. 13 [Elyazmasında çizili pasaj:] Bu bireylerin ilk tarihsel eylemi. o da tarih bilimidir. Tüm insan tarihinin ilk öncülü.biçimde yorumlanmasına. keyfi temeller. en büyük tutuculardır. canlı insan bireylerinin varlığıdır. Bunlar gerçek bireylerdir. Onlar arasından en gençleri. 3]12 Bizim hareket noktamızı oluşturan öncüller. yalnız bir tek bilim tanıyoruz. Tarih iki yönden incelenebilir. MATERYALİST TARİH ANLAYIŞININ ÖNCÜLLERİ] [s. [s. yani onu farklı bir yorumlama yoluyla tanımaya varır. hıristiyanlık konusunda birtakım ve tümüyle tek yanlı din tarihine ilişkin aydınlatmalar olabildi. Bu öncüller. [sayfa 35] kendi faaliyetlerini nitelendirecek doğru ifadeyi bulmuş oldular. genç-hegelci ekolün ideologları. bu iki yön birbirinden ayrılmazlar. gerçekte varolan dünyaya karşı savaşmış olmadıklarını unutuyorlar. onlara ilişkin soyutlamaların ancak imgelemde yapılabileceği gerçek öncüllerdir. buna karşılık insanların tarihi ile. Bununla birlikte. İdeolojinin kendisi de zaten bu tarihin görünümlerinden biridir ancak. bizi ilgilendirmez. kendilerinin de. bunlar. demek ki. yani doğa bilimi ile belirtilen şey. [2. Bu filozoflardan hiçbiri. doğal olarak. Alman felsefesi ile Alman gerçeği arasındaki bağın. kendi eleştirileri ile kendi maddi ortamları arasındaki bağın ne olduğunu kendi kendine sormayı düşünmedi. insanlar varoldukça.

nasıl ürettikleriyle de örtüşür. ANTİK. bu doğal temellerden ve tarih boyunca insan eyleminin bu temellerde meydana getirdiği değişikliklerden hareket etmek zorundadır. Bu da. ne bizzat insanın fiziki yapısını. 3] Farklı ulusların birbirleriyle olan ilişkileri. doğaldır ki. dinle. kendi geçim araçlarını üretirken. ne ürettikleriyle olduğu kadar. Demek ki. belirli bir yaşam tarzını temsil eder. bireylerin ne oldukları. bu. İnsanlar. Şu halde. onların ne oldukları. kendi maddi yaşamlarını da üretirler. İnsanlar. onların ne olduklarını çok kesin olarak yansıtır. Bu üretim.reylerin fiziksel örgütlenişleri ve bu örgütlenmenin sonucu olarak ortaya çıkan. İnsanlar kendi geçim araçlarını üretmeye başlar başlamaz. hidrografik. İŞBÖLÜMÜ VE MÜLKİYET BİÇİMLERİ: AŞİRETSEL. üretimleriyle. ancak nüfusun çoğalmasıyla ortaya çıkar. Burada. jeolojik. o bireylerin kendi aralarındaki karşılıklı ilişkileri (Verkehr)[6] peşinen varsayar. özellikle ırksal farklılıklar değil. herşeyden. insanların düşünmeleri değildir. bu bireylerin belirli bir faaliyet tarzını. insanın günümüze kadar gösterdiği ya da göstermediği gelişmenin tümü de bu koşullara bağlıdır. basitçe bireylerin fizik varlıklarının yeniden üretimi olarak ele alınmamalıdır. kendilerini hayvanlardan ayırdetmeye başlıyorlar. onların kendi fiziksel örgütlenişlerinin sonucu olan bir ileri adımdır. [3. doğanın geri kalan bölümüyle [sayfa 36] olan ilişkilerdir. bilinçle. [s. klimatik ve öteki koşulları derinliğine inceleyemeyiz. orografik. ne de insanların tamamen hazır buldukları doğal koşulları. üretimlerinin maddi koşullarına bağlıdır.14 Her tarih yazımı. 5] Bu üretim tarzı. Bu üretim tarzı. ÜRETİM VE BİREYLERİN İLİŞKİLERİ. dolaylı olarak. Bireylerin yaşamlarını ortaya koyuş biçimi. 14 [Elyazmasında çizili pasaj:] İnsanın yalnızca ilk. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 19 . hayvanlardan. İnsanların kendi geçim araçlarını üretiş tarzları.önce doğada hazır buldukları ile yeniden üretmeleri gereken geçim araçlarının doğasına bağlıdır. kendiliğinden örgütlenişi. FEODAL] [y. bu ulusların vanlardan ayıran ilk eylem. kendi geçim araçlarını üretmeye başlamalarıdır. ya da herhangi bir başka şeyle ayırdedilebilir. onların yaşamlarını ortaya koyan belirli bir biçimi. Bu ilişkilerin biçimi de yine üretim tarafından belirlenir. daha çok.

zümreler ve sınıflar) belirlenir. bir halkın av ve balıkçılıkla. ailenin genişlemesiyle sınırlı kalır: ataerkil aşiretin reisleriyle. ve iç ilişkilerini [sayfa 37] ne oranda geliştirdiklerine bağlıdır. nüfusun ve gereksinmelerin artmasıyla ve dış ilişkilerin. Son durum. İşbölümünün gelişmesinin çeşitli aşamaları. en yüksek aşamada. büyük miktarda işlenmemiş toprağı öngerektirir. yalnız bir ulusun öteki uluslarla ilişkileri değil. savaşın genişlemesiyle olduğu kadar. ticari emeğin. her yeni üretici güç. ve bunun sonucu olarak. bir o kadar farklı mülkiyet biçimlerini temsil eder. aletleri ve ürünleri bakımından bireylerin kendi aralarındaki ilişkileri de belirler. işbölümünü. Daha önce elde edilmiş olan üretici güçlerin salt niceliksel bir artışı (örneğin yeni toprakların tarıma açılması) olmadığı sürece.herbirinin üretici güçleri. Aynı koşullar. en açık şekilde. sınai emekten ayrılmasına neden olur. sınai ve ticari emeğin çalıştırılma tarzıyla (ataerkillik. henüz pek az gelişmiştir. Bu ayrı ayrı grupların birbirleri karşısındaki durumları. bu nedenle. Bu aşamada. öte yandan. hayvan yetiştirmeyle ya da. daha gelişkin bir karşılıklı ilişki (Verkehr) durumunda. çalışmanın konusu. Daha da gelişmesi ise. Bir ulusun üretici güçlerinin ulaştıkları gelişme düzeyi. tarımla beslendiği. bu ulusun kendi iç yapısı da kendi üretiminin gelişim düzeyine. tarım emeğinden ayrılmasına. kölelik. Bu genel olarak kabul gören bir saptamadır. Bununla birlikte. işbölümünün her yeni aşaması. işbölümünün ulaştığı gelişme düzeyinden anlaşılır. trampanın genişlemesiyle [sayfa 38] de ancak yavaş yavaş gelişir. üretimin gelişmesinin ilk evresine tekabül eder. işbölümü.. kent ile kırın ayrılmasına ve çıkarlarının karşıtlığına yolaçar. bunların altında aşiret üyeleri ve ensonu köleler. bir başka deyişle. Aynı zamanda. ve iç ve dış ilişkilerine bağlıdır. Toplumsal yapı da. ve aile içinde varolan doğal işbölümünün daha da genişlemiş biçimden ibarettir. farklı ulusların birbirleriyle olan ilişkilerinde (Beziehung) de ortaya çıkar. Aile içindeki gizil kölelik. belirli işlerde birlikte çalışan bireyler arasında farklı altbölünmeler ortaya çıkar. Mülkiyetin ilk biçimi aşiret mülkiyetidir (Stammeigentum)[7] Bu mülkiyet biçimi. 20 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . bu farklı dallar içindeki işbölümü olgusuyla. tarımsal. ilkin sınai ve ticari emeğin bir yandan. işbölümünün daha da gelişmesine yol açar. Bir ulusun kendi içindeki işbölümü.

bizzat taşınmaz özel mülkiyetin geliştiği oranda dağılır. Komünal mülkiyet yanında taşınır ve daha sonra taşınmaz özel mülkiyet. ama daha geniş bir ölçüde karşılaşacağımız ilişkilerin: bir yandan. özellikle birçok aşiretin sözleşme yoluyla ya da fetih yoluyla bir tek kent halinde birleşmesinden ileri gelen ve köleliğin varlığını sürdürdüğü antik komünal mülkiyet ve devlet mülkiyetidir. küçük köylü pleblerin. bu mülkiyet biçimi üzerine kurulmuş olan bütün toplumsal yapı. İşbölümü şimdiden daha da gelişkin bir hale gelmiştir. ve daha sonraları kentlerin çıkarlarını temsil eden devletler ile köylerin çıkarlarını temsil eden devletler arasındaki ve kentlerin kendi içlerinde deniz ticareti ile sanayi arasındaki karşıtlığı daha o sıralarda görmeye başlarız. bu da zaten onları komünal mülkiyet biçimine bağlar. ilkönce küçük toprak sahipleri. (Licinius’un tarım yasasının[8] da kanıtladığı gibi) Roma’da çok erkenden başlayan. feodal gelişme. modern özel mülkiyette yeniden. Kent ile kır arasındaki karşıtlığı. Yurttaşlar. Yurttaşlar ile köleler arasındaki sınıf ilişkileri eksiksiz gelişmiştir. onunla birlikte halk iktidarı. daha o sıralar gelişir. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 21 . öte yandan. Roma fetihleriyle ve ilk defa bu fetihlerin neden olduğu yayılmayla hazırla15 [Elyazmasında çizili pasaj:] Roma pleblerinde. ilk kez. Üçüncü mülkiyet biçimi. köle sahibi yurttaşlar ile köylüler arasındaki ara durumundan ötürü gelişmeyen bir proletaryanın ilk öğeleri ile karşılaşıyoruz. bu bağlamda. sonra da. Çıkış noktalarındaki bu farklılığı belirleyen şey. köleler karşısında. ve içsavaşlarla birlikte ve özellikle İmparatorluk zamanında hızla gelişen özel mülkiyetin belirli ellerde toplanması. Bunun içindir ki. ama komünal mülkiyete bağımlı olağandışı bir biçim olarak. feodal ya da zümre mülkiyetidir.[9] Antikçağ nasıl. geniş bir alana yayılmış olan ve istilalar yüzünden pek artış gösteremeyen nüfusun [sayfa 39] azlığıydı. Aktif yurttaşları. bu komünal özel mülkiyettir. mülk sahibi yurttaşlarla köleler arasında ara konumu yüzünden bağımsız bir gelişme gösteremeyen bir proletarya haline dönüşmesi şeklindeki ilişkilerin ortaya çıktığı görülür. Yunan ve Roma’nın tersine. bu doğal ortaklık biçimini muhafaza etmek zorunda bırakan şey. ortaçağ da kırdan gelişti. demek ki. sahip oldukları çalışan köleler üzerindeki iktidarlarını ancak kolektif olarak yürütürler. tarımda. kentten ve kapladığı küçük toprak alanından geliştiyse.Mülkiyetin ikinci biçimi.15 Özel mülkiyetin gelişmesiyle birlikte.

demek ki. öte yandan da küçük bir sermaye yardımıyla kalfaların emeğini yöneten kişisel emeğe dayanıyordu. Gerileme halindeki Roma İmparatorluğu’nun son yüzyılları ve barbarların fetihleri. mülkiyet. kentlerle bir karşıtlık ortaya çıkar. hükmedilen üretici sınıfa karşı bir ortaklıktı. bu mülkiyet biçimi de yine bir ortaklığa dayanır. kentlerde de. ayrıca. feodal çağ boyunca. Kent-kır karşıtlığını her ülke yaşıyordu. Burada. kırsal ve kentsel nüfus azalmıştı. işbölümü pek az gelişmişti. kapalı çarşıları ortaklaşa yürütme gereksinimi. Aşiret mülkiyeti ve komün mülkiyeti gibi. bütün ülkenin feodal yapısı. doğrudan üreticiler sınıfını meydana getiren köleler değil. tek tek zanaatçılar tarafından azar azar biriktirilen küçük sermayeler ve durmadan artmakta olan nüfus içinde bunların sayılarının değişmezliği. 22 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi .nan çok daha geniş bir alan üzerinde başlıyor. Birleşmiş soyguncu soylulara karşı birlik zorunluluğu. ama. her bireyin kendi emeğine bağlı bulunuyordu. çünkü üretim koşulları değişikti. Cermenlerin askeri örgütlenişlerinin etkisi altında. loncaları doğurdu. Feodalizmin doruğunda bile. soyluları. Toprak mülkiyetinin bu feodal yapısına. feodal mülkiyeti geliştirdi. ortaklık biçimi ve doğrudan üreticilerle olan ilişkiler değişikti. serfleştirilmiş küçük köylüler vardır. bir yandan serflerin emeğinin boyunduruk altına sokulduğu toprak mülkiyetine. elzanaatlarının feodal örgütlenmesi tekabül ediyordu. lonca mülkiyeti. zümreleşme elbette çok belirgindi. köydekine benzer bir hiyerarşi doğuran kalfalık ve çıraklık ilişkilerini geliştirdi. Bu feodal yapı. sanayi. sanayicinin aynı zamanda tüccarlık da yaptığı bir sırada. gönenç içindeki kentlere yığınlar halinde kaçıp gelen serflerin yarattıkları artan rekabet. [y. soylular. serfler üzerinde egemen kılmıştı. bir yığın üretici gücü tahrip etti: tarım gerilemişti. tıpkı eski komünal mülkiyet gibi. antik sistemde olduğu gibi. Toprak mülkiyetinin hiyerarşik yapısı ve bu yapıya eşlik eden silahlı yükümlülükler. pazar yokluğundan dolayı gerilemişti. Başlıca mülkiyet. kentlerde. 4] esas olarak. Bu koşullar ve fetihin bu koşullarca belirlenen örgütleniş tarzı. Bu iki biçimin de yapısı sınırlı üretim koşullarıyla –ilkel ve küçük [sayfa 40] tarımla ve el emeğine dayalı sanayi ile– belirleniyordu. Feodalizmin eksiksiz gelişmesine koşut olarak. ama kırda prensler. şu farkla ki. ticaret uykudaydı ya da zor yoluyla kesintiye uğramıştı. bu ortaklığın karşısında artık.

ama yeni kentlerde. bu tasarımlar. gerek onların doğa ile olan ilişkileri hakkındaki. bu belirli toplumsal ve siyasal ilişkilerin içine girerler. önemli bir işbölümü olmadı. Toplumsal yapı ve devlet. özel bir tini varsaymakla mümkündür. TOPLUMSAL VARLIK VE TOPLUMSAL BİLİNÇ] [y. gerçek bireyler. ampirik gözlemin17 toplumsal ve siyasal yapı ile üretim arasındaki bağı.18 [Elyazmasında çizili pasaj:] belirli üretim ilişkileri içindeki [Elyazmasında çizili pasaj:] sadece gerçek verilerle yetinen [Elyazmasında çizili pasaj:] Bu bireylerin zihinlerindeki fikirler. verili temeller ve koşullar altında faaliyet gösteren bireylerdir. işbölümünü daha da güçleştirmişti. karşılıklı ilişkilerinin (Verkehr). yani etkide bulunan maddi üretim yapan. üretimlerinin. dolayısıyla belirli maddi ve kendi iradelerinden bağımsız sınırlılıklar. ampirik olarak ve herhangi bir kurgu (spéculation) ve aldatmaca olmaksızın ortaya koyması gerekir. başlarında bir monark (hükümdar) bulunmak üzere örgütlendiler. durmadan belirli bireylerin yaşam süreçlerinin sonucu olarak meydana gelmektedir. kalfa. Her ayrı durumda. çırak ve az sonra da gündelikçinin pleb biçimindeki ayrışması bir yana. ancak maddi olarak koşullandırılmış gerçek bireylerin tini dışında daha başka bir tini. eski kentlerde daha önce de vardı. bütün bu durumların hepsinde. Bu bakımdan. kentler için de bir gereksinmeydi. ama bu bireyler kendilerinin ya da başkalarının kafalarında canlandırdıkları bireyler değil. gerek kendi aralarındaki ilişkileri hakkındaki. toprak soyluları için olduğu kadar. her zanaat kolunun kendi içinde katiyen işbölümü yoktu ve birbirleri arasında ise pek azdı. MATERYALİST TARİH ANLAYIŞININ ÖZÜ. her yerde. gerçek eylemlerinin. gerekse kendi öz doğaları hakkındaki fikirlerdir. Şurası besbellidir ki. ister hayali– bilinçli ifadesidirler. yani soylular. Tarımda. Bunun tersi bir varsayımı ileri sürmek. siyasal ve toplumsal örgütlülüklerinin –ister gerçek. sözkonusu olgu şudur: belirli bir tarza göre üretici faaliyette bulunan16 belirli bireyler. Eğer bu bireylerin gerçek yaşam koşullarının bilinçli ifadesi hayal ürünü ise. [4. Büyükçe ülkelerin feodal krallıklar halinde birleşmeleri. 16 17 18 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 23 . köylülerin kendi el zanaatlarına ek olarak gelişen küçük parçalı işletmecilik. sanayide. ancak daha sonraları. eğer kendi kafalarında gerçeği başaşağı ediyorlarsa.din adamları ve köylüler biçimindeki ve kentlerde de usta. 5] Demek ki. kentlerin birbirleriyle ilişki kurmalarıyla gelişti. egemen sınıf. onların ilişkilerinin. Ticaret ile sanayiin ayrılması.

Başka deyişle. onların gerçek yaşam süreçleridir. kavradıklarından ve ne de anlatıldığı. yerden gökyüzüne çıkılır. insanların tarihsel yaşam süreçlerine aynı şeyin olmasından ileri gelmektedir. her şeyden önce doğrudan doğruya insanların maddi faaliyetine ve [sayfa 41] karşılıklı maddi ilişkilerine (Verkehr). imgelendiği ve kavrandığı biçimiyle insandan yola çıkılır. Bunbu olay da gene onların sınırlı faaliyet biçimlerinin ve bundan doğan sınırlı toplumsal ilişkilerinin bir sonucudur. İnsanlar ve sahip oldukları ilişkiler tüm ideolojilerinde sanki camera obscura’daymış [karanlık oda. Bilinç hiçbir zaman bilinçli varlıktan (das bewusste Sein) başka bir şey olamaz ve insanların varlığı. yasalarının. İnsanların anlayışları. insanların yaşam süreçlerinin zorunlu yüceltmeleridir. din. faal insanlardır. gerçek faal insanlardan yola çıkılır ve bu yaşam [sayfa 42] sürecinin ideolojik yansı ve yankılarının gelişmesi de. ahlakının.] gibi başaşağı çevrilmiş bir biçimde görülüyorsa.Fikirlerin. ağtabakası üzerinde ters durmalarının onların dolaysız fiziksel yaşam süreçlerinin yansıması olması gibi. insanların bu gerçek yaşam süreçlerinden hareketle ortaya konulabilir.19 ama bu insanlar. düşünüldüğü. Ve hatta insan beyninin olağanüstü hayalleri (Nebelbildungen) bile deneysel olarak saptanabilen ve maddi temellere dayanan. dilinde ifadesini bulan zihinsel üretim için de aynı şey geçerlidir. bu noktada onların maddi davranışlarının dolaysız ürünü olarak ortaya çıkar. burada. etten ve kemikten insanlara varmak için. ve ideolojinin tüm geri kalan kısmı ve bunlara tekabül eden bilinç biçimleri. nesnelerin gözün. vb. 19 [Elyazmasında çizili pasaj:] daha kesin söylemek gerekirse. karşılıklı zihinsel ilişkileri (geistige Verkehr). metafizik. artık o özerk görünümlerini yitirirler. sahip oldukları üretici güçlerin belirli düzeydeki gelişmişliğinin ve bu gelişkinlik düzeyine tekabül eden –ve alabilecekleri en geniş biçimlere varıncaya kadar– karşılıklı ilişkilerinin (Verkehr) koşullandırdığı gerçek. 24 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . -ç. üretenler insanların kendileridir. maddi yaşamlarının üretim tarzı ile. Bu bakımdan ahlak. metafiziğinin vb. Sahip oldukları anlayışları. ve bilincin üretimi. karşılıklı maddi ilişkileri ile ve toplumsal ve siyasal yapı içinde onun daha sonraki gelişmesi ile koşullandırılan insanlardır. dininin. ne insanların söylediklerinden. anlayışların. Gökten yeryüzüne inen Alman felsefesinin tam tersine. gerçek yaşamın diline bağlıdır. düşünceleri. Bir halkın siyasal dilinde. bu olgu da. fikirleri. imgelerinden.

kurguculuğun bittiği yerde pozitif bilim. Olsa olsa tarihsel malzemenin daha kolay sınıflandırılmasını. belirli koşullar altındaki gerçek. ancak bu materyal. sanki canlı bir bireymiş gibi bilinçten yola çıkılmaktadır. Bu faal yaşam süreci bir kez ortaya kondu mu. Bilinç konusundaki boş sözler biter. Onun yerini. öncüllerden yoksun değildir. Tersine. Bu öncüller insanlardır. pratik bağları araştırmaya. Bu soyutlamalar. felsefenin yaptığı gibi.20 Bu bakış tarzı. özerk felsefe varlık ortamını yitirir. tarih. gerçek yaşama tekabül eden ikinci durumda ise. ampirik olarak gözlemlenebilir gelişme süreci içindeki insanlardır. Bu tarz gerçek öncüllerden yola çıkar ve onları bir an için bile olsa terketmez. hem de düşüncelerinin ürünlerini değiştirirler. bilinci belirleyen yaşamdır.ların tarihi yoktur. kendilerine özgü olan bu gerçek ile birlikte hem düşüncelerini. maddi üretimlerini ve karşılıklı maddi ilişkilerini (Verkehr) geliştiren insanlar. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 25 . gerçek yaşayan bireyin kendisinden yola çıkılır ve bilince de o bireyin bilinci olarak bakılır. ister tamamlanmış bir çağ sözkonusu olsun. gerçek yaşamda. Birinci durumda. ya da idealistlerinki gibi hayali öznelerin hayali eylemi olmaktan çıkar. insanların pratik faaliyetinin. gelişmeleri yoktur. gösterdikleri pratik gelişme süreçlerinin ortaya konuluşu başlar. Demek ki. gerçek tarihten kopartılarak kendi başlarına ele alındıklarında hiçbir değer taşımazlar. Ama hiçbir biçimde.21 sınıflandırmaya ve onu gerçek bir biçimde ortaya koymaya konulduğu zaman başlar. ayrı ayrı [sayfa 43] tabakalarının sıralanışını göstermeye yarar. ister içinde bulunulan zaman olsun. tarihsel çağları güzelce düzenlemeyi sağlayabilecek bir reçete. olsa olsa insanların gösterdikleri tarihsel gelişmenin gözlemlenmesinden çıkartılabilecek en genel sonuçların bir sentezi alabilir. Yaşamı belirleyen bilinç değil. incelemeye. Gerçeğin kendisi ortaya konduğunda. ama herhangi bir düşlemsel yalıtılmışlık ve değişmezlik içindeki değil. Bu güçlüklerin aşılması burada ele almamıza olanak bulunmayan ve 20 [Elyazmasında ilk biçim:] pratik bir eylemleri olan bu bireylerin bilinci olarak dikkate alınır. tersine. 21 [Elyazmasında çizili pasaj:] bu ayrı ayrı tabakalaşmaların birbirleri arasında gerçek. onların yerini gerçek bilgi almalıdır. tersine. güçlük. bir şema veremezler. kendileri daha da soyut olan ampiristlerinki gibi bir cansız olgular derlemesi olmaktan.

[karşılıklı ilişkinin (Verkehr) durumu] tarafından gerçekleştirilir [. 27 Bu kısım elyazmasında harap olmuş. 26 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . okunması ve dolayısıyla anlaşılması güçtür. 22 Bu bölüm. 23 [Elyazmasında çizili pasaj:] [.24 buharlı makine ve mulejenny25 olmadan köleliğin. barınak ve giyecek tedarik edecek durumda olmadıkları sürece.. Jeolojik. burada. zihinsel değil. “Birey”e. -Ed. koşullar.]27 [2] sonra farklı gelişme aşamalarına göre. yeterli nicelik ve nitelikte yiyecek. şu saçmalıklara [meydan verirler28]: töz.. “insanları” hiçbir zaman kölesi olmadıkları bu sözlerin egemenliğinden kurtarmakla “insan”ın “kurtuluşu” yolunda tek bir adım bile atılmış olmayacağını. yani her insan varlığı. “Kurtuluş”. tica[retin. tarımı iyileştirmeksizin serfliğin kaldırılamayacağını. [II] [1.] [tarı]mın. Sanki “birey”. 28 Editions Sociales tarafından eklenmiştir. Biz. ve bu tarihsel koşullar. gerçekten “mutlak Tin içinde” eriyordu! 24 [Marx’ın kenar notu:] Felsefi kurtuluş ve gerçek kurtuluş. ideoloji karşısında kullandığımız bu soyutlamaların birkaçını alıp. derhal ve duraksamadan “mutlak Tin içinde” erime emrini vererek bu saçmalıkları anlatmaları üzerine hemen “özerk olmaktan çıkıyordu”. tanrıbilimi. –bu felsefe takıntılarına “bireyin özerksizliği” gereğince değil de toplumsal durumun zavallılığı yüzünden varan– kurgucu (spéculation) birkaç küçük-esnafın. Gereksinme ve emek... -ç. İnsan bedeni. 26 [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach. İdeoloji’nin daha önceki baskılarında yer almamaktadır. gerçek dünyanın dışında ve gerçek araçları kullanmadan gerçek bir kurtuluşu gerçekleştirmenin mümkün olmadığını. vb. -Ed. hidrografik. bilgiç filozoflarımıza anlatmak zahmetine26 girmeyeceğiz. Çok tahribe uğradığı için. -ç. onları kurtarmanın mümkün olmadığını. tarihsel bir iştir. [Kutsal A]ile’de. Birey. İNSANLARIN GERÇEK KURTULUŞUNUN KOŞULLARI]22 [1]23 Felsefeyi. İnsan. özne. mutlak tin üzerine birkaç yavan şey yazarak güya “bireylerin özerksizliğini” yaratmış oldukları fikri tekrar tekrar çürütülmüştü. daha genel olarak. [sayfa 44] içecek. Birtek. tözü ve bütün öteki boş şeyleri “özbilinç”e indirgemekle. bu aziz filozof ve tanrıbilimcilerin. 25 İlk otomatik iplik makinesi. onları tarihsel örneklerle açıklayacağız. sanayiin. insanlar.ancak gerçek yaşam sürecinin ve her çağın bireylerinin faaliyetlerinin incelenmesiyle anlaşılabilecek öncüllere bağlıdır.

]32 [8] gerçekte ve pratik materyalist için.. mevcut dünyayı köklü bir biçimde dönüştürmek (revolutionieren). numaralanan 3. yer edinir ve onlarla savaşmak gerekir. 5. F[euerbach]’ın Leibniz ve Bayle üzerine yazılarından. bizim azizimiz. 33 [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach. [Marx’ın kenar notu:] Dil. her şey ve herkes hakkında. bunlar. bize. “kendinden bilinç”in bütün bilgeliğini gözler önüne seriyordu. Zaten bu genel bir şeydir: bir süreden beri Feuerbach. 115 ve 116. onların “Töz” olduklarını söylemekle yetiniyor. [Elyazmasında ilk biçim:] bu. Aziz Bruno’nun hâlâ günahsız gebelik üzerine [kurgular kurmakla] uğraştığı bir çağda. yani Norddeutsche Blätter’de daha önce yayımlanmış olan bir makalenin yeniden gözden geçirilmiş ve düzeltilmiş bir şeklini sunuyor. [Marx’ın kenar notu:] Sözlerin Almanya için önemi. [Elyazmasında çizili pasaj:] Aziz Bruno.30 Ama bu yerel önemde bir savaştır.. Feuerbach’ da duyumsal (Sinnliche) dünya “kavramı”. varolan duruma pratik olarak saldırmak ve onu değiştirmektir. Hıristiyanlığın Özü’ne geçiyor (ve Feuerbach’ın Haltische Jahrbücher’de yayınlanan “olgucu” felsefeye karşı makalesini atlıyor). bunları gelişmeye elverişli tohumlardan başka bir şey olarak görmüyoruz. 6.) 32 Marx tarafından. bu idealize edilmiş etkisiz ıvır zıvırlar.öz-bilinç ve katıksız eleştiri. 34 [Elyazmasında ilk biçim:] teorik “anlayış”.31[sayfa 45] [2. Feuerbach. daha göze çarpıcı hale getirmek amacıyla. “Ludwig Feuerbach’ın bir karakteristiğini”.29 Ancak önemsiz bir tarihsel gelişmenin meydana geldiği Almanya gibi bir ülkede bu fikir gelişmeleri. yapraklar eksik. yani komünist için sorun. insan yığınlarına uygarlığın barbarlığa karşı mücadelesinden daha fazla yeni sonuçlar getirmeyen bir mücadeledir. Feuerbach’ın bu tözleştirmesi (transsubtantiation) sırasında. s. bunları da yeteri kadar geliştirildikleri zaman bir yana atarlar. ve bunların onun genel bakış tarzı üzerinde çok az etkisi vardır ve o nedenle biz. -Ed. ger[çeğin] dilidir. (Bkz: Alman İdeolojisi. “Töz”ün pozitif temsilcilerinin önünde. bir “Töz” şövalyesi olarak betimleniyor. tıpkı dinsel ve tanrıbilimsel saçmalıklar gibi. tam da. ve 7. bauerci “kendinden bilinç”i. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 27 . pek de “uygun bir yerde” yapılıyordu.33 Feuerbach’da kimi zaman bu cinsten görüşler bulunsa da.34 bir yandan bu dünyanın basit sezgisiyle 29 30 31 [Marx’ın kenar notu:] Boş sözler ve gerçek hareket. Paris 1968. Bu “dalgınlık”. FEUERBACH’IN SEZGİSEL VE TUTARSIZ MATERYALİZMİNİN ELEŞTİRİSİ] [. genel tarihsel önemi olmayan ama sadece yerel önemi olan bir mücadeledir. bir hamlede. burada. orada. Editions Sociales. 4. hiçbir zaman kopuk kopuk sanılardan öteye gitmezler. doğal olarak mevcut olmayan tarihsel gelişmelerin yerini alır. Feuerbach.

yalnızca birkaç yüzyıl önce ticaret yoluyla bizim enlemimize nakledilmiş ve [9] belirli bir toplumun. Herkes bilir ki. Birinci durumda. F[euerbach]’ın yanlışı. felsefi bir görüş tarzı arasında salınır. duyumsal dünyanın sezgisinde. ona filozofun “gözleri”yle.37 Kaldı ki. her biri kendinden önceki kuşağın omuzları üzerinde yükselen. hem de tarihsel anlamda ürünü olduğunu. her derin felsefi sorun. sanki insan her zaman bir tarihsel doğa ve bir doğa tarihi ile karşı karşıya değilmiş gibi–) konusundaki bu önemli sorun. şu 35 [Engels’in kenar notu:] N. son tahlilde. B. yalnızca “besbelli olanı” algılayan dünyevi bir görüş tarzı ile. “gerçek tarihsel insan” diyeceğine “İnsan” der. ikili bir görüş tarzına sığınmak zorunda kalır. çok basitçe ampirik bir olgu haline geliverir. şeyleri gerçekten oldukları gibi ve gerçekten cereyan ettikleri gibi gören bu anlayışta. sanayiin ve toplumun durumunun ürünü. gerçekte “Alman”dır. ve gereksinmelerdeki değişikliklere uygun olarak toplumsal düzenini değiştiren bir dizi kuşağın faaliyetinin sonucu olduğunu36 görmez. kiraz ağacı. onun sanayiini. Feuerbach. ve karşılıklı ilişkisini yetkinleştiren. besbelli olanı. yani filozof “gözlükleri”yle bakmadan ele alamayışıdır. biraz ilerde daha açık görüleceği gibi. duyumsal dünyayı. “İnsan” dediği. [sayfa 46] en basit “duyumlu kesinlik” nesnelerini bile ancak toplumsal gelişme. Bunları safdışı etmek için. 28 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . zorunlu olarak. kiraz ağacı Feuerbach için “duyumsal kesinlik” haline gelmiştir. kendisinin önceden varsaydığı duyumsal dünyanın bütün parçalarının. Örneğin “töz” ve “öz-bilinç” konusundaki bütün o “sınırsız yücelikteki yapıtlar”a[10] kaynaklık etmiş insan-doğa ilişkisi (hatta Bruno’nun sözünü ettiği (s. 110)[11] “doğa ile tarih arasındaki karşıtlıklar” –sanki bu ikisi birbirlerinden ayrı “şeyler”miş gibi. şeylerin “gerçek özü”nü algılayan daha yüksek. belirli bir çağdaki bu eylemi sayesindedir ki. özellikle insanın ve doğanın uyumunu bozan şeylere toslar. kendi bilinciyle ve kendi duygusuyla gelişen. hemen bütün meyve ağaçları gibi. 36 [Elyazmasında ilk biçim:] her tarihsel çağda bir dizi kuşağın eyleminin sonucu olduğunu 37 [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach. duyumsal görünümü duyumsal olguların daha derin araştırılmasıyla saptanan duyumsal gerçekliğe tabi kılması değil. sınai ve ticari ilişkiler (Verkehr) sayesinde edinmiştir.35 Çevresindeki duyumsal dünyanın nasıl sonsuzluktan bu yana hiç değişmeden kalan bir şey olmayıp.(Anschanung) öte yandan da basit algısıyla (Empfindung) sınırlı kalır.

dağıtımı. sanayide hep ve sanayiin gelişmişlik düzeyine bağlı olarak ve üretici güçlerini o düzeye tekabül eden bir temel üzerinde geliştirdikleri noktaya dek her çağda farklı biçimlerde varolageldiği anlaşıldığında. ancak otlaklar ve bataklıklar buluyor. Feuerbach.pek ünlü “insan-doğa birliği”nin. Augustus zamanında yalnızca Romalı kapitalistlerin bağ-bahçelerini ve villalarını bulacağı yerde. bu doğa. yaşamsal gereksinmelerin üretimi ve değişimi. bu kesinti bir yıl için bile olsa. kendiliğinden ortadan kalkar. generatio aequivoca39 yoluyla üremiş olan ilk insanlara uygulanamazlar. ama ticaret ve sanayi olmasaydı doğa biliminin hali nice olurdu? Hatta. yürütülüş tarzlarına göre kendileri de. Zaten insanların tarihinden önce gelen bu doğa. doğal alemde muazzam bir değişiklik bulmakla kalmayacak. hiç de Feuerbach’ın içinde yaşadığı doğa değildir. [sayfa 47] bu işi. hatta bizzat kendi varlığının kaybından da pek çabuk yakınacaktı. insan doğadan ayrı bir şey olarak kabul edildiği takdirde anlamı vardır. bu maddi şeylerin yaratılması. şundan da belli ki . ancak fizikçinin ve kimyacının görebileceği gizlere değiniyor. günümüzde olduğu biçimiyle bütün duyumsal dünyanın temelidir. Feuerbach’ın. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 29 . Sanayi ve ticaret. Kendiliğinden üreme. tıpkı insanların doğa ile “savaşı” gibi. eğer bunlar kesintiye uğratılsaydı. zamanımızda. örneğin Manchester’da yüzyıl önce yalnızca çıkrıkların ve dokuma tezgahlarının olduğu yerde fabrikalar ve makineler görüyor. bu “katıksız” doğa bilimine amacını gösteren ve ona materyalini sağlayan ticaret ve sanayi. Elbette. -ç. doğa bilimi anlayışından özellikle sözediyor. belki de yakın zamanda oluşmuş olan Avusturalya atollerinden başka hiçbir yerde mevcut değildir.38 Feuerbach. doğaldır ki. [10] “katıksız” materyalistlere göre. yalnızca. insanların maddi faaliyetleri değil midir? Ve insanların kesintisiz bu faaliyeti. Dolayısıyla Feuerbach için de mevcut değildir. bunlar tarafından belirlenirler – ve o nedenledir ki. değişik toplumsal sınıfların yapısını belirledikleri gibi. bir sözcükle bu üretim. dış doğanın önceliği bu yüzden geçerliğinden bir şey yitirmez ve bütün bunlar. insanın da bir “duyumsal nesne” olduğunu farketmek gibi 38 39 [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach. bütün insanlık aleminin kaybından olduğu kadar kendi seyretme yetisinin kaybından. ama bu ayrımın. ancak. İtiraf edelim ki. ve Roma köyünde. Feuerbach.

TOPLUMSAL İLETİŞİM. bitkinler. bireysel.40 Güncel yaşamın koşullarının eleştirisini yapmıyor. “insan” soyutlamasını aşamıyor ve bu insanı duyulara sahip “gerçek. Ve Aziz Bruno. yani “insan ile insan” arasında aşk ve dostluk dışında başka bir “insan ilişkisi” tanımıyor.41 Feuerbach materyalist olduğu zaman tarihten uzak duruyor. ve sözgelimi sağlıklı insanlar yerine bir açlar. [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach. Feuerbach’da tarih ve materyalizm birbirlerinden tamamen ayrı şeylerdir. bu yüzden de. gene de. BAŞLANGIÇTAKİ TARİHSEL İLİŞKİLER YA DA TOPLUMSAL FAALİYETİN ESAS YÖNLERİ: GEÇİM ARAÇLARININ ÜRETİMİ. etten kemikten insan”ın ötesine götüremiyor.büyük bir üstünlüğü vardır. onu meydana getiren bireylerin canlı duyumsal faaliyetinin toplamı olarak kavramaya erişemiyor. BİLİNÇ] [11] Her türlü öncülden yoksun Almanlar söz konusu olduğundan. [sayfa 48] idealizme düşüyor. komünist materyalistin sanayide olsun. 42 [Elyazmasında çizili pasaj:] Eğer. veremliler sürüsü görünce. ve tarihi hesaba kattığı zaman da materyalist olmaktan çıkıyor. gerçekten varolan. insanları verili toplumsal bağlamları içinde. dolayısıyla her türlü tarihin43 [Marx’ın kenar notu:] F[euerbach]. burada tarihi biraz daha yakından inceliyorsak. sıracalılar. duyumsal dünyayı. “yüksek sezgi”ye ve “türlerin” düşünsel “ödeşmesi”ne sığınmak zorunda kalıyor. yalnızca “duyumsal nesne” olarak ele alıyor olması bir yana. zaten bu da daha önce söylediklerimizden anlaşılmaktadır. Bu yüzden. bu Almanların “tarih” ve “tarihsel” sözlerini işittikleri zaman özellikle gerçeklikten başka akla gelebilecek her şeyi tasarlamak gibi bir alışkanlıkları olmasından ötürüdür. faaliyet halindeki insanlara da hiçbir zaman varamıyor. hem de koşulunu gördüğü yerde.42 [3. İNSANLARIN ÜREMESİ (AİLE). üstelik onu da idealize ediyor. mevcut yaşam koşulları içinde ele alamadığından ötürü. her türlü insan varlığının. “kutsal belagatta ustalaşmış bu vaiz” bu alışkanlığın parlak bir örneğini verir bize. toplumsal yapıda olsun köklü bir dönüşümünün hem zorunluluğunu. YENİ GEREKSİNMELERİN ÜRETİMİ. insanı “duyumsal faaliyet” olarak değil de. 43 [Marx’ın kenar notu:] Tarih 40 41 30 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . ama burada da yine teori alanında kalıp.

tarih konusundaki büyük bilgeliklerinin nemenem bir şey olduğu bu noktada hemen açığa çıkıverir. ve bu. giyinmek ve daha bazı başka şeyler gerekir. bu en düşük asgariye indirgendiği zaman bile. Ama yaşamak için her şeyden önce içmek. Demek ki. bu temel olguyu. bu sopayı üretme eylemini varsayar. ticaretin ve sanayiin tarihini ilkönce yazarak tarihe maddi bir temel kazandırmak için ilk denemelerde bulunmalarına engel olmadı. sağlama eylemi ve bu sağlama işinden kazanılmış olan alet. ne de siyasal ya da edebi saçmalıklara katkıda bulunamadıklarında. koşullar. Gereksinme. bugün de salt insanlar yaşamlarını sürdürebilsinler diye günbegün. bunu hiç bir zaman yapmadılar. ilk tarihsel eylem. bu “tarih-öncesi”ne özel bir gayretle sarılıyorlarsa da– bu “tarih-öncesi” saçmalığından tarihin kendisine nasıl geçildiğini 44 [Marx’ın kenar notu:] Hegel. yemek. özellikle siyasal ideoloji içinde hapsedilmiş kaldıkları ölçüde. barınmak. tarihi hiçbir zaman dünyevi bir temele oturtamadılar ve bu [sayfa 49] yüzden de hiçbir zaman bir tarihçileri olmadı. yeni gereksinmeler yaratır – ve bu yeni gereksinmelerin yaratılması ilk tarihsel eylemdir. yani insanların “tarihi yapabilmek”44 için yaşamlarını sürdürebilecek durumda olmaları gerektiği öncülünden işe başlamak zorundayız. maddi yaşamın kendisinin üretimidir. bütün önemi içinde. emek. Almanlar. bu “tarih-öncesi”nde binlerce hipotez yaratıp binlercesini de çürütebileceklerini düşündüklerinden. binlerce yıl önce olduğu gibi. Her ne kadar Fransızlar ve İngilizler bu olgunun tarih denilen şeyle bağlantısını. bütün tarihin temel bir koşuludur. saatbesaat yerine getirilmesi gereken tarihsel bir eylem. Demek ki.[13] Jeolojik. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 31 . ve bütün genişliği içinde gözlemlemek ve onun hakkını vermektir. bu gereksinmeleri karşılayacak araçların üretimi. Duyumsallık.ilk öncülünden. İnsan bedeni. Pozitif malzeme sıkıntısı içine düştüklerinde ve ne dinbilimsel. İkinci nokta [12] şudur ki. bütün tarih anlayışında. onların sivil toplumun (bürgerlichen Gesellschaft). aynı zamanda da. bir sopaya. Herkes bilir ki. Aziz Bruno’da[12] olduğu gibi. ancak en dar bir açıdan gördüyseler de. zaten –her ne kadar tarih konusundaki kurgularında bu tarih-öncesinin kendilerini “çıplak olgular”dan koruduğunu. hidrografik vb. ilk gereksinmenin kendisi bir kez sağlandığında. başta gelen şey. bu. bunun tarih değil de “tarih-öncesi” olduğunu iddia eden Almanların.

ve bu elbirliği tarzının kendisi bir “üretici güçtür”. ana babalarla çocuklar arasındaki ilişkidir. birçok bireyin. ne tarzda ve ne amaçla olduğu önemli olmayan elbirliği anlaşılır. bunu yapabilmek için Almanlarda eksik olan yalnızca onu kavrama yetisi ve materyal değil. zamanla. tarihin başından beri ve ilk insanlardan buyana birarada birlikte [sayfa 50] mevcut olmuş ve bugün de hâlâ tarih içinde kendini gösteren üç “uğrak” (“Moment”) olarak anlamak gerekir. hangi koşullarda. çünkü oralarda tarih artık durmuştur. kadınla erkek arasındaki. Üstelik. öte yandan da bir toplumsal ilişki olarak – şu anlamda toplumsal ki. bu aile konusunu. gereksinmelerin ve üretim tarzının koşullandırdığı ve bizzat insanlar kadar eski bir maddi bağlar sisteminin varlığı daha baştan bellidir 32 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Yaşamı üretmek. Demek ki. tarihsel gelişmenin içine daha baştan dahil olan bir üçüncü ilişki de şudur: her gün kendi yaşamlarını yenileyen insanlar. Ama gene aynı derecede açıktır ki. Almanya’da böyle bir tarih yazmak olanaklı değildir. başka insanlar yaratmaya. sanayi ve değişim (mübadele) tarihi ile kesintisiz bağlantısı içinde incelenmesi ve ele alınması gerekir. çünkü. bu ailedir. toplumsal faaliyetin bu üç yönünü üç farklı aşama olarak anlamamak. ya da Almanlar için daha açık bir dil kullanmak gerekirse. kendi kendilerini yeniden üretmeye koyulurlar. demek ki. bir yandan bir doğal ilişki olarak. artık bize çifte bir [13] ilişki olarak görünür. gene bundan çıkan sonuca göre: insanlarca ulaşılabilir üretici güçler toplamı toplumsal durumu belirler ve dolayısıyla “insanlık tarihinin”. zira Ren nehrinin öte yanında bu gibi şeyler yaşanamaz. Almanya’da yapılması adet olduğu üzere “aile kavramı”na göre değil de. bu. artan gereksinmeler yeni toplumsal ilişkiler doğurduğu ve nüfusun artması yeni gereksinmeler yarattığı zaman (Almanya’dan başka her yerde) ast bir ilişki haline gelir. döl vererek başkasının yaşamını üretmek. bu bakımdan. sürekli olarak bir elbirliği tarzına veya belirli bir toplumsal aşamaya bağlıdır.de açıklamıyorlar. işle kendi öz yaşamını olduğu kadar. bununla. aynı zamanda “duyumsal kesinlik”tir. yalnızca toplumsal faaliyetin üç farklı yönü olarak anlamak gerekir. Başlangıçta tek toplumsal ilişki olan bu aile. insanlar arasında. mevcut ampirik olaylara göre incelemeli ve geliştirmelidir. Bundan çıkan sonuca göre: bir üretim tarzı ya da belirli bir sanayi aşaması. Burada.

ya da doğaya karşı bu belirli davranış biçimini belirleyen toplum biçimidir ve vice versa. bir “tarih” sunar. sistemi ki. Ve ancak şimdi. Bu başlangıç. kısaca hiçbir ilişki bilmez. pratik. dört yönünü inceledikten sonradır ki. bilinç kadar eskidir. kısacası dil biçiminde gösteren bir maddeye “yakalanmış” olmaktan muzdariptir. EIbette ki. bilinç. bu daha baştan “katıksız” bilinç değildir.[ Ve bunun tersi. Dil. mutlak güçlü ve karşı çıkılamaz bir güç olarak dikilen. insanların karşısına önceleri baştan aşağı yabancı. tıpkı bilinç gibi dil de. çünkü doğa. – dil. “Tin”. bu doğa dinini.46 Bir ilişkinin mevcut olduğu yerde. öte yandan. ta başlangıçtaki tarihsel ilişkilerin dört uğrağını. o ilişki benim için de mevcuttur. ve o halde benim için de varolan [sayfa 51] ilk. ancak. çünkü insanlar yaşamlarını üretmek zorundadırlar ve bunu fiilen. herşeyden önce. belirli bir tarzda yapmak zorundadırlar: bu onların fiziksel örgütlenişleri ve aynı zamanda bilinçleri tarafından belirlenir. zorunluluğuyla ortaya çıkar. kendisi dışında yer alan öteki şeyler ve öteki kişiler ile olan sınırlı bağlantısının bilincidir. durmaksızın yeni biçimler alır ve insanları gitgide biraraya toplayan herhangi bir siyasal ya da dinsel saçmalık henüz mevcut olmadan da. ve kendi aralarındaki sınırlı davranışlarının da. bilinç. çevresindeki bireylerle ilişki kurmak zorunluluğunun bilinci. diğer insanlarla karşılıklı ilişki [Verkehr] kurma gereksinmesiyle. onların doğa ile olan sınırlı ilişkilerini belirlemesi biçiminde kendini gösterir. ve bilinçlenmekte olan bireyin. Bilinç. Hayvanın öteki hayvanlarla olan ilişkisi kendisi açısından bir ilişki değildir. aynı zamanda. daha baştan toplumsal bir üründür ve insanlar mevcut oldukları sürece böyle kalır. hayvan hiçbir şeyle “ilişki içinde değildir”. öteki insanlar için de varolan. toplum halinde yaşamakta olduğu bilincinin başlangıcıdır. o halde salt hayvansal bir doğa bilinci (doğa dini)47 –ve. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 33 . sesler. yalnızca en yakın duyumsal çevrenin bilincidir. demek ki. insanların kendisine karşı düpedüz hayvanca bir davranış içinde bulundukları ve insanları da hayvanları ürküttüğü kadar ürküten bir doğa bilincidir. öyle de olsa. daha baştan. 47 Hemen görülür ki. [14] burada kendisini titreşim halindeki hava tabakaları. insanın “bilinç”i de olduğunu görüyoruz. 45 [Marx’ın kenar notu:] İnsanların bir tarihi vardır.45 Ama.– öyle bir bağlar. insanın ve doğanın özdeşliği. insanların doğa karşısındaki sınırlı davranışlarının kendi aralarındaki sınırlı davranışlarını belirlemesi biçiminde. -ç. tarih tarafından henüz pek az değişikliğe uğratılmıştır. burada da. 46 [Elyazmasında çizili tümce:] Benim bilincim beni çevreleyen şey ile ilişkimdir. gerçek bilinçtir ve.] Her yerde olduğu gibi.

çelişkinin bu ulusal alanın içinde değil. Almanlar ve bu biçimi ile ideoloji. bu. bu tanrıbilim. zamandaştır. ya da kabilesel bilinç. bu ahlak vb. dünyadan kurtulma ve “salt” teorinin. bütün bu çürüme. birbirleriyle çelişkiye düşebilirler ve düşmek zorundadırlar. ve burada. basit bir sürü bilincidir. bize ancak şu sonucu verir: şu üç uğrak. bilincin tek başına ne yaptığı o kadar önemli değildir. bu durum. bu ulus için. zaten. bilinç. din adamları. 34 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Ama bu teori. ancak. yüzünden kendiliğinden ya da “doğal olarak” işbölümü haline gelir. oluşmasına geçme durumundadır. bile. [15] İlkel durumunda cinse ilişkin eylem içindeki işbölümünden başka bar şey olmayan işbölümü. savaşım.hayvansaldır. yani bir ulusun ulusal bilinci ile evrensel bilinci arasında50 (halen Almanya’da olduğu gibi) meydana gelmesinden olabilir. bu ulus kokuşmanın ta kendisi olduğu için böyle görünür.51 keyif çatma ile çalışma48 [Marx’ın elyazmasında çizili kenar notu:] İnsanlar. ancak ve o halde.48 İşbölümü. 51 [Elyazmasında çizili pasaj:] eylem ve düşünce. mevcut ilişkilerle çelişki haline girdiklerinde. üretici güç. koyundan. 49 [Marx’ın kenar notu:] İdeologların ilk biçimi. bu ulusal pislikle sınırlanmış görünür. üretkenliğin artmasıyla. bilinç. Bu sürücül. bu felsefe. ahlakın vb. bilinci. bu çelişki. toplumsal durum ve bilinç. gereksinmelerin çoğalmasıyla ve daha önceki iki unsurun temeli olan nüfusun çoğalmasıyla orantılı olarak gelişir ve yetkinleşir.49 Bu andan itibaren. çünkü işbölümü sayesinde. insan. belirli bir ulusal ilişkiler çemberinde. ancak [sayfa 52] maddi ve zihinsel bir işbölümü meydana geldiği andan itibaren gerçekten işbölümü halini alır. böylece gelişir ve ardından (örneğin bedensel güç gibi) doğal durumlar yüzünden. mevcut pratiğin bilincinden başka bir şey olduğunu. ama bu ulusal bilinç ile öteki ulusların pratiği arasında. felsefenin. [16] Üstelik. tanrıbilimin. gerçek bir şeyi temsil etmeksizin bir şeyi gerçek olarak temsil ettiğini gerçekten sanabilir. mevcut toplumsal ilişkilerin mevcut üretici güçlerle çelişki haline gelmiş olmasından ileri gelebilmektedir. 50 [Marx’ın kenar notu:] Din. ancak ulusal bilincin bağrında bir çelişki gibi açıkça kendini gösterdiğinden. yani düşüncesiz eylem ve eylemsiz düşünce. elbette ki. gerçek tarihsel gelişme çerçevesi içinde geliştirirler. faaliyet ile maddi faaliyetin. gereksinmeler. Bu andan itibaren. yalnızca bilincin içgüdünün yerini alması olgusuyla ya da içgüdüsünün bilinçli bir içgüdü olması olgusuyla ayırdedilir. raslantılar vb.

üretim ile tüketimin farklı farklı bireylerin payına düşme olasılığı. “ayaktakımı”. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 35 .52 [4. yalnız dinleri ve felsefeleri oluşturmaz. yalnızca salt teorik bir şey değildir. işin ve ürünlerinin üleştirilmesini. aslında nicelik bakımından olduğu kadar. özel çıkar ile kolektif çıkar arasındaki çelişkidir ki. devletleri de oluşturur. tohumu. yalnızca hayali olarak değil. işbölümü ve özel mülkiyet özdeş deyimlerdir – birincisinde faaliyete göre anlatılan şey. kadının ve çocukların erkeğin kölesi oldukları aile içinde bulunan mülkiyeti [17] içerir. “hayaletler”. başkasının işgücünden serbestçe yararlanma yetkisidir. ikincisinde bu faaliyetin ürününe göre dile getirilmektedir. bu mülkiyet. “kuşkular”[14] tekil bireyle sınırlı idealist. bu tanımlamaya göre mülkiyet. kaldı ki. TOPLUMSAL İŞBÖLÜMÜ VE SONUÇLARI: ÖZEL MÜLKİYET. tek bireyin ya da tek bir ailenin çıkarı ile aralarında birbirleriyle karşılıklı ilişki içinde bulunan bütün bireylerin kolektif çıkarı arasındaki çelişkiyi de içerir. işin aralarında bölüşüldüğü bireylerin karşılıklı bağımlılığı biçiminde gerçek olarak da mevcuttur.nın. yaşamın üretilme tarzının ve ona bağlı karşılıklı ilişki biçiminin (Verkehrsform) içinde hareket ettikleri çok ampirik kısıtlılıklar ve sınırlılıklar anlayışından [sayfa 53] başka bir şey değildir. kolektif çıkarı. bireyin ve topluluğun 52 [Elyazmasında çizili pasaj:] Mevcut ekonomik sınırların bu idealist ifadesi. hatta olgusu ortaya çıkar ve bunların birbirleriyle çelişkiye düşmemelerinin tek yolu. devlet sıfatıyla. TOPLUMSAL FAALİYETİN “YABANCILAŞMA”SI] Bütün bu çelişkileri içinde taşıyan ve kendisi de aile içindeki doğal işbölümünde ve toplumun ayrı ayrı ve birbirine karşıt ailelere ayrılışında yatan bu işbölümü. ilk biçimi. Aile içindeki. elbet henüz çok ilkel ve gizli olan kölelik ilk mülkiyettir ki. yani özgür olan ve mevcut üretim tarzı ile çelişik hale gelen bilinç. “genel çıkar” olarak. her şeyden önce. “en yüce varlık”. İşbölümü. İşte asıl bu çelişki. nitelik bakımından da eşit olmayan dağılımını içerir. anlayışlardır. bizzat işbölümünün kendisinin tekrar kaldırılmasıdır. Kaldı ki. bu kolektif çıkar. “kavram”. pratik bilinçte de mevcuttur. aynı zamanda. ayrıca modern iktisatçıların tanımlanmasına mükemmelen uymaktadır. ayrıca. DEVLET. Ayrıca besbelli ki. tinsel ifadeler. şu halde.

kan.[15] ve Kutsal Aile’de oldukça yol gösterildiyse de.53 [17] Ve ensonu. aristokrasi ve monarşi arasındaki savaşım. Bundan çıkan sonuç şudur: devlet içindeki bütün savaşımlar demokrasi. dil. işbölümünün bize derhal ilk örneğini sunduğu şey şudur: insanlar doğal toplum içinde bulundukları sürece. bu cinsten bütün gruplaşmalar [sayfa 54] içinde farklılaşan sınıf çıkarlarını. içlerinden birinin ötekiler üzerinde egemen olduğu sınıfların çıkarlarını. Bireyler yalnızca özel çıkarlarına baktıkları için –özel çıkarlar bireyler açısından. demokraside olduğu gibi. faaliyet gönüllü olarak değil de doğanın gereği olarak bölündüğü sürece. ya da bu bireyler. onlara “yabancı”[18] olan. Öte yandan kolektif ve kolektif sanılan çıkarlarla gerçekte durmadan çarpışan bu özel çıkarların partideki kavgası. daha ilerde geliştireceğimiz üzere. onlardan “bağımsız” olan ve kendisi de özelliği olan ve özel bir “genel” çıkar olan bir çıkar gibi görünmektedir. özel çıkar ile ortak çıkar arasında bölünme olduğu sürece. geniş bir ölçüde işbölümü bağları ve öteki çıkarlar gibi bağların somut temeli üzerinde. proletaryanın durumunda söz konusu olduğu gibi. aldatıcı “genel” çıkarın devlet biçimindeki pratik müdahalesini ve dizginlemesini zorunlu kılar. kolektif yaşamın yanılsatıcı biçimidir)– kolektif çıkar. şu halde. insanın bu kendi eylemi. kendi egemenliği bütün eski toplum biçiminin ve bizzat egemenliğin ortadan kalkması anlamına gelecek olsa bile. Alman kuramcıları bunu akıllarından bile geçirmemektedirler). kendi kolektif çıkarlarıyla örtüşmez (aslında kolektif. ve dahası. oy hakkı uğruna vb. ama aldatıcı bir ortaklaşma görünümü almaya götürür.gerçek çıkarlarından ayrılmış bağımsız bir biçim almaya ve aynı zamanda her zaman her aile ve kabile yığışımında mevcut olan. ve bu çıkarlar arasında. kendi çıkarını herkesin çıkarıymış gibi gösterebilmek için –ki ilk başta bunu yapmak zorundadır– siyasal iktidarı ele geçirmesi gerekir. -Ed. özellikle. demek ki. çeşitli sınıfların yürüttükleri gerçek savaşımların büründükleri aldatıcı biçimlerden başka bir şey değildir (her ne kadar bu konuda kendilerine Fransız-Alman Yıllıkları’nda. bu ikilik içinde hareket etmek zorundadırlar. insan için kendisine karşı duran ve kendisini kö53 Son iki paragraf kenara Engels tarafından eklenmiştir. sınıf çıkarlarını buluyoruz. savaşım. insan kendi işine hükmedeceğine. egemen olmak isteyen her sınıf. daha o zamandan işbölümü tarafından koşullandırılan. 36 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi .

benim için. insanlığın bu irade ve gidişini yöneten yabancı bir güç gibi görünür. canımın istediğince. tersine. balıkçıdır ya da çobandır ya da eleştirici eleştirmendir. şimdi insanlığın iradesinden ve gidişinden bağımsız. kesimin ilk iki paragrafını eklemiştir. aşamalarından geçen.55 Yoksa. gene nasıl oluyor da başka başka bireylerin ve başka başka ulusların ürünlerinin değişiminden baş54 [Elyazmasında çizili pasaj:] ve başlangıç insanların kendilerince kurulan bir kurum olan. toprak mülkiyeti ortaya çıkan koşullara göre. yarın başka bir işi yapmak. mülkiyetin. nasıl değişik biçimler alabilirdi? Diyelim ki. kendilerinin dışında yer alan. zamanımıza kadarki tarihsel gelişmenin bellibaşlı uğraklarından biridir. İngiltere’de ise bazılarının elinde toplanmış bulunmaktan parçalanmış duruma (gerçekte bugün olduğu gibi) geçebilirdi? Ya da. nereden geldiğini.[16] [sayfa 55] ve eğer geçim araçlarını yitirmek istemiyorsa bunu sürdürmek zorundadır – oysa herkesin bir başka işe meydan vermeyen bir faaliyet alanının içine hapsolmadığı. gönüllü değil. bu güç. öğleden sonra balık tutmak. herkesin hoşuna giden faaliyet dalında kendini geliştirebildiği komünist toplumda. yalnızca kendine ait belirli bir faaliyet alanı olur. [18] Toplumsal faaliyetin bu şekilde sabitleşmesi. o kişi avcıdır. balıkçı ya da eleştirici olmak durumunda kalmadan sabahleyin avlanmak. bu bireylere biraraya gelmiş kendi öz güçleri gibi görünmez. bu da. Gerçekten de. akşam hayvan yetiştiriciliği yapmak. nasıl Fransa’da parçalı durumdan bazılarının elinde toplanmaya. sözgelimi. bir dizi gelişim evrelerinden. bize hükmeden. çünkü bu elbirliğinin kendisi de. beklentilerimize karşı koyan. yemekten sonra eleştiri yapmak olanağını yaratır. bu bireylere.54 Toplumsal güç. nereye gittiğini bilmedikleri. bu paragraftan hemen sonra gelen 5. biçim denetimimizden kaçan. bu yüzden de artık hükmedemedikleri. -Ed. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 37 . doğaldır.leleştiren yabancı bir güç haline dönüşür. hiçbir zaman avcı. toplum genel üretimi düzenler. geri çıkmamacasına “öz-bilinç” ya da “Birtek”e dalıp gitmemiş herhangi bir kimse için somut olarak görülebilir özel bir gidiş veren mülkiyet içindeki 55 Bu pasajın kenarına Marx. kısa zamanda topluma başlangıçtaki kurucularının hiç de istemedikleri. iş paylaştırılmaya başlar başlamaz herkesin kendisine dayatılan onun dışına çıkamadığı. bir tarihi nasıl olabilirdi. yani işbölümünün koşullandırdığı çeşitli bireylerin elbirliğinden doğan on kat büyümüş üretici güç. kendi ürünümüzün. hesaplarımızı boşa çıkaran maddi bir güç halinde bu toplaşması. bugün bu işi.

Yabancılaşmanın “katlanılmaz” bir güç. öyle şeyler ki. yerel düzeyde değil de dünya çapında tarihsel olarak cereyan etmesini içeren gelişmesi) kesinlikle vazgeçilemez. imparatorluklar kurar. [5. arz ve talep ilişkileriyle bütün dünyaya hükmediyor –o ilişki ki. yani insanın ona karşı devrim yaptığı bir güç haline gelmesi için. her ikisi de üretici güçlerin büyük ölçüde artmasını. özel mülkiyetin. gerçekten mevcut olan bir zenginlik ve kültür dünyasıyla çelişkili hale getirmesi gereklidir. üretimi ve karşılıklı ilişki tarzlarını (gegenseitigem Verhaltens) yeniden kendi denetimleri altına alırlar. üretici güçlerin bu evrensel gelişmesi ile kurulabileceği için ve bir yandan bütün ülkelerde. yani üretici güçlerin gelişiminin yüksek bir evresini varsayarlar. kıtlık. aynı zaman içinde. halkları yok eder– oysa bu temelin. ensonu.ka bir anlamı olmayan ticaret. bu koşul olmadan. sonra bu ülkelerden herbirini öteki ülkelerdeki altüst oluşlara bağımlı kıldığı için ve ensonu ampirik olarak evrensel olan. bir İngiliz [sayfa 56] iktisatçısına göre yeryüzü üzerinde ilkçağdan kalma bir alınyazısı gibi asılı durur. Bu koşul gene aynı şekilde. Öte yandan üretici güçlerin bu gelişmesi (daha şimdiden insanların güncel ampirik yaşantısının. bu “yabancılaşma” doğaldır ki. değişimi. “mülkiyetten yoksun” yığın olayını doğurduğu için (evrensel rekabet). dünya çapında tarihsel insanları yerel bireylerin yerine koymuş olduğu için de sine qua non [olmazsa 38 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . insan cinsinin evrensel ilişkileri. önce yerine gelmesi gereken bir pratik koşuldur. çünkü. genel bir durum alır. üretimin komünistçe düzenlenmesiyle (yani insanın kendi ürününe karşı yabancı tutumunun ortadan kalkmasıyla) arz ve talep ilişkisinin gücü hiçe iner ve insanlar. ve aynı zamanda. [19] imparatorluklar yıkar. ve görülmez bir elle insanlar arasında mutluluğu ve mutsuzluğu dağıtır. KOMÜNİZMİN MADDİ BİR ÖNKOŞULU OLARAK ÜRETİCİ GÜÇLERİN GELİŞMESİ] [18] Filozofların anlayabilecekleri bir terim kullanmak gerekirse. ve gereksinmeyle birlikte zorunlu olan için savaşım yeniden başlar ve gene kaçınılmaz olarak aynı eski çirkefin içine düşülür. ancak iki pratik koşulla ortadan kaldırılabilir. halkları var eder. onun insanlığın büyük bir çoğunluğunu tamamen “mülkiyetten yoksun” hale.

gerçek sahnesidir ve bugüne kadarki tarih anlayışının. dünya çapında tarihsel olarak varolabilirse. Demek ki. bireylerin doğrudan dünya tarihine bağlı varlıkları. başka deyişle. ne yaratılması gereken bir durum. tümüyle mülkiyetsiz (bloßen) işçiler yığını –sermayeden ya da sınırlı bile olsa her çeşit tatmin olma durumundan uzak muazzam işgücü– dünya pazarını varsayar. ampirik olarak. şu halde. [19] İçinde bulunduğumuz aşamadan önceki bütün tarihsel aşamalarda mevcut üretici güçlerin koşullandırdığı ve buna karşılık kendisi de bu güçleri koşullandıran karşılıklı ilişki biçimi sivil toplumdur. bütün tarihin gerçek ocağı. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 39 . nasıl gerçek ilişkileri ihmal edip kendisini yalnızca [sayfa 58] gürültülü prens ve devlet öyküleriyle sınırlayan büyük 56 [Elyazmasında çizilmiş pasaj:] kendileri de maddi gerçeklikteki değişikliklere uygun olarak yargılanmalıdırlar. bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. bileşik ailedir. ve esas temeli daha kesin tanımlamaları yukarda verilmiş olan basit aile ve. [18] Bize göre komünizm. rekabetten doğan iş kaybı da dünya pazarını varsayarsa. bundan önce söylediklerimizden de anlaşıldığı gibi sivil toplumun öncülü. Bu koşul olmadığı takdirde: l° komünizm ancak yerel bir olgu olarak varolabilir. Biz. yerel batıl inançlardan doğan “koşullar” olarak kalırlar: ve 3° karşılıklı ilişki yaygınlaştıkça yerel komünizm ortadan kalkar. ancak egemen halkların “hep birden” ve eşzamanlı[17] hareketi olarak olanaklıdır. 57 [Elyazmasında çizilen pasaj:] demek ki. nasıl ki. bu işin geçici nitelikte olmayan kaybı. evrensel tarihin ampirik pratik bir varlığı olmasını varsayar. Bu hareketin koşulları. katlanılmaz olan güçler olarak gelişemezler. 2° karşılıklı ilişki güçleri (die Müchte des Verkehrs). -ç] [sayfa 57] bir pratik koşuldur. bu sivil toplum. nasıl ki proletaryanın işi olan komünizm de. klan da denilen. daha şimdiden de açıkça anlaşılıyor ki. ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. [19] Kaldı ki. Demek ki proletarya57 ancak dünya çapında tarihsel olarak mevcut olabilir. güvenli geçim kaynağı olarak kaybı. bu da üretici gücün evrensel gelişmesini ve buna bağlı olan dünya ilişkilerini (Weltverkehr) varsayar. evrensel.56 şu anda varolan öncüllerden doğarlar. [Komünizm. ancak. Bireylerin dünya çapında tarihsel varlığı. zorunlu.olmaz.

ve öte yandan. kurgu yoluyla öyle çarpıtılabilir ki.) haline gelir. oysa geçmiş tarihin. gelişmiş üretim tarzıyla. gittikçe dünya tarihi haline dönüşür. demek ki. bir yandan geleneksel faaliyeti tümüyle değişmiş olan koşullar içinde sürdürür. sermayeleri. içerlerinde kesinlikle bu gizemlerin arandıkları olayların sonucundan ve ürününden çıkarılmış ve soyutlamadan başka bir şey değildir. TARİHİN DÜNYA TARİHİNE DÖNÜŞMESİ. Birtek”. örneğin. dolayısıyla. daha önceki tarihin bir soyutlamasından. daha sonraki tarih daha önceki tarihin amacı haline getirilir. 58 59 40 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . [sayfa 59] Hindistan’daki. üretici güçleri kullanan farklı kuşakların ardarda gelişinden başka bir şey değildir. bu bakımdan. bu icat. sözgelimi. BİR KOMÜNİST DEVRİM ZORUNLULUĞU] [20] Tarih. “Amaç”. Fransız devriminin patlamasına yardım etme amacı atfedilir. tarih de. [6..59 Bu gelişmenin seyri içinde birbirleri üzerine etki yapan ayrı ayrı alanlar genişledikçe. MATERYALİST TARİH ANLAYIŞININ SONUÇLARI: TARİHSEL SÜRECİN SÜREKLİLİĞİ. herbiri kendinden önce gelen kuşaklar tarafından kendisine aktarılmış olan malzemeleri. daha önceki tarihin yakın tarih üzerinde meydana getirdiği aktif etkinin soyutlamasından başka bir şey değildir.bir saçmalık olduğu böylece görülüyor. Eleştiri.58 Devletin kökeni ve devletin sivil toplumla ilişkisi. Amerika’nın keşfine. [Marx’ın kenar notu:] Karşılıklı ilişki ve üretici güç. karşılıklı ilişkiyle ve bunların doğal sonucu olarak uluslar arasındaki işbölümüyle çeşitli ulusların başlangıçtaki kendi içlerine kapalılıkları yıkıldıkça. Buraya kadar esas olarak insan faaliyetinin yalnızca bir yönü üzerinde. her kuşak. bu. öyle ki. “Belirleme”. [Elyazmasında ilk biçimiyle:] daha sonraki tarihten çıkarılmış. İngiltere’de. “Fikir” gibi terimlerle belirtilmesi. tümüyle değişik bir faaliyetle eski koşulları değiştirir. doğanın insan tarafından biçimlendirilişi üzerinde durduk. ve Çin’deki binlerce emekçinin ekmeğini elinden alan ve bu imparatorlukların bütün yaşayış biçimini altüst eden bir makine icat edilirse. “Tohum”. dünya ölçüsünde tarihsel bir olgu olur. Aynı şekilde şeker ve kahve.. vb. insanın insan tarafından biçimlendirilişi. Öteki yön. böylece tarih kendine özgü amaçlar edinir ve “diğer kişiler gibi bir kişi” (yani “Öz-bilinç.

içmek.[19] vb. anlaşılıyor ki. tamamıyla aynı “eldeciler”dir. yüzyılda. onu yemek. giyinmek zorunda olduğuna göre kendi öz ürünü olan Birtek’i üretir. ve bu güçle özdeş olan özel mülkiyetin kaldırılmasıyla ortadan kalkacağı da aynı derecede ampirik olarak temellendirilmiştir. Birtek’teki alıntılar. İşte yalnız bu yolladır ki. vb. “öz-bilinç”in. diyelim. denen şeyin oynadığı pis bir oyun olarak kavradıkları baskının).61 Buraya kadar söylediklerimizden. tamamıyla maddi bir olgu.. daha sonra sözedeceğiz). Stirner’vari herhangi bir öğrenci ya da serbest kadın terzileri “ortaklığı”nda. Ama. bu ürünlerin bulunmayışı Almanların Napoléon’a karşı ayaklanmasına neden oldu [21] ve böylece 1813’ün şanlı kurtuluş savaşlarının somut temeli haline geldi. şöyle ki Napoléon’un Kıta Sistemi[18] sonucu. ampirik olarak kanıtlanabilir.19. onu içiyor. “dünya tarihinde” bireyler. eskiden efendimiz İsa’nın bedeninin ve kanının yenip içildiği gibi ve dünya tarihi de karşılığında günbegün onu üretir. gittikçe kocamanlaşan ve son kertede kendini dünya pazarı olarak açığa vuran bir gücün kölesi haline gelmeleri de tamamen ampirik bir olgudur. bireyin gerçek zihinsel zenginliğinin. bireylerin gittikçe kendilerine yabancı bir gücün. aynı şekilde Max’ın Hesse’ye ve daha başka uzak kişilere karşı polemiği. dünya tarihini sırtında taşıyarak dolaşıyor ve her gün onu yiyor. Bundan da. kendi çeşitli ulusal ve yöresel sınırlarından kurtulacak. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 41 . komünist devrimle (bundan. kendisi. Demek ki. bireyin gerçek ilişkilerinin zenginliğine bağlı [sayfa 60] olduğu açıktır. tarihin dünya tarihi haline dönüşmesi. içerek ve giyinerek tanıtını sağladığı bir olgudur. tinsel plan üzerinde de dünya tarihince nasıl üretildiğini ortaya koyar. tamamen.60 Günümüze kadarki tarihte tek tek bireylerin faaliyetlerinin dünya ölçüsünde bir faaliyet halinde genişlemesiyle. 61 [Marx’ın kenar notu:] Bilincin üretimi üzerine. şu sonuç çıkıyor. Çok yönlü bağım60 [Elyazmasında çizilmiş pasaj:] Aziz Max Stirner. dünya tininin ya da herhangi başka bir metafizik hayaletin basit ve soyut işi değil. tek tek her birey. sonuç olarak. ve (insanların yarattıkları) her alandaki bütün dünya üretiminden yararlanma yeteneği edinecek duruma gelecektir. o zaman her bireyin ayrı ayrı kurtuluşu da tam olarak tarihin tümüyle dünya tarihi haline dönüşmesi ölçüsünde gerçekleşecektir. dünya ölçüsündeki tarih bakımından önemlerini tanıtlamışlardır. onun. Alman teoricileri için o kadar gizemli olan bu gücün mevcut toplumsal durumun devrilmesiyle. bütün dünyanın üretimiyle (zihinsel üretimi de dahil olmak üzere) pratik ilişkiler içine girecek. (dünya tini. her bireyin yiyerek.

lılık, bireylerin dünya çapındaki tarihsel elbirliğinin bu ilk doğal biçimi [22] bu komünist devrimle, insanların birbirleri üzerindeki karşılıklı etkilerinden doğan şimdiye kadar insanlara sanki onlara tümüyle yabancı güçlermiş gibi kabul ettirilen ve hükmeden bu güçler üzerinde denetim ve bilinçli egemenlik haline dönüşecektir. Bu buluş tarzı da, yine, kurgul ve idealist bir tarzda, yani “Cinsin kendi kendine üremesi” (“özne olarak toplum”) gibi, hayali bir biçimde anlaşılabilir, ve böylelikle birbirleriyle ilişki halinde bulunan bireyler ardışıklığı, bu kendi kendini üretme mucizesini gerçekleştiren bir tek birey olarak anlaşılabilir. Burada görülüyor ki, bireyler, elbette ki maddeten ve manen, birbirlerini yaratırlar, ama ne Aziz Bruno’nunki gibi62 anlamsızlıkla, ne de “Birtek” anlamında, “yaratılmış” insan anlamında kendilerini yaratmazlar.63 Geliştirmiş bulunduğumuz tarih anlayışı, ensonu bize şu sonuçları da verir: 1. Üretici güçlerin gelişmesinde öyle bir aşama gelir ki, bu aşamada, mevcut ilişkiler çerçevesi içinde ancak zararlı olabilen, artık üretici güçler olmaktan çıkıp yıkıcı güçler haline gelen (makineler ve para) üretici güçler ve karşılıklı ilişki araçları doğar, ve bu, bir önceki olaya bağlı olarak, kazançlarından yararlanmaksızın toplumun bütün yükünü taşıyan, toplumdan dışlanmış [23], ve zorunlu olarak, bütün öteki sınıflara karşı en açık bir muhalefet durumunda bulunan bir sınıf doğar, bu sınıf, toplum üyelerinin [sayfa 61] çoğunluğunun meydana getirdikleri bir sınıftır, köklü bir devrim zorunluluğunun bilinci, komünist bir bilinç olan ve elbette ki, kendileri de bu sınıfın durumunu gösterdikleri zaman başka sınıflarda da oluşabilen bu bilinç, bu sınıfın içinden fışkırır. 2. Belirli üretici güçlerden bazı koşullar içinde yararlanılabilir ki, bu koşullar, toplumun belirli bir sınıfının egemenliğinin koşullandır;64 bu sınıfın, sahip olduğu şeyden ileri gelen toplumsal gücü, düzenli olarak her çağa özgü devlet tipinde ide62 [Elyazmasında çizilmiş pasaj:] bundan ötürü “kişilik (1) kavramı (2) genel olarak (3) kendi sınırlarını kendisinin çizmesini” (bunu mükemmel şekilde başarıyor) “ve bu koymuş olduğu sınırları (4) yeniden (5) ortadan kaldırmasını (6) içerir (7)” (kendi kendine değil, genel olarak da değil, nasıl ki kavram olarak da değilse) “ama onun evrensel (8) özü ile (9), bu özün, onun eyleminin iç (10) öz-farklılaşmasının (11) sonucundan başka bir şey olmadığına göre”, s. 87-88.[19]

[Marx’ın karaladığı not:] (Bay Bruno düzineyi tamamlayamıyor.) 63 Elyazmasında “ne de ’Birtek’ anlamında, ’yaratılmış’ insan” sözleri çizilmiş. 64 [Elyazmasında ilk biçim:] 2. üretici güçlerin gelişmesinin her evresinin toplumun belirli bir sınıfının egemenliğine temel hizmeti gördüğü

42

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

alist biçimde pratik ifadesini bulur; bunun içindir ki, her devrimci savaşım, o zamana kadar hükmetmiş olan sınıfa65 karşı yönelir. 3. Daha önceki bütün devrimlerde faaliyet tarzı değişmemiş kalıyordu ve yalnızca bu faaliyetin başka türlü bir dağılımı, işin başka kişiler arasında yeni bir bölüştürülmesi sözkonusuydu: komünist devrim, bunun tersine, daha önceki faaliyet tarzına karşı yönelmiştir, çalışmayı66 ortadan kaldırır ve bütün sınıfların egemenliğini sınıfların kendileriyle birlikte ortadan kaldırır, çünkü bu devrim, artık toplum içinde bir sınıf işlevi görmeyen, artık toplum içinde bir sınıf diye tanınmayan, ve daha şimdiden artık bugünkü toplum içindeki bütün sınıfların, bütün milliyetlerin, vb. yokoluşunun ifadesi olan bir sınıf tarafından gerçekleştirilir. 4. Yığın içinde bu komünist bilincin yaratılması için ve gene bu işin kendisinin de iyi bir sonuca götürülebilmesi için insanların yığınsal bir değişikliğe uğraması zorunlu olarak kendini ortaya koyar, böyle bir biçim değişikliği ise ancak pratikteki bir hareketle, bir devrimle yapılabilir; bu devrim, demek ki, yalnızca egemen sınıfı devirmenin tek yolu olduğu için zorunlu kılınmamıştır, ötekini deviren sınıfa, eski sistemin kendisine bulaştırdığı pislikleri süpürmek ve toplumu yeni temeller üzerine kurmaya elverişli bir hale gelmek olanağını ancak bir devrim vereceği için de zorunlu olmuştur.67 [sayfa 62]
65 [Marx’ın kenardaki gözlemi:] Öyle ki, bu insanların üretimin bugünkü durumunu olduğu gibi muhafaza etmekte çıkarları vardır. 66 [Elyazmasında çizilmiş pasaj:] faaliyetin (moder[n]) biçimi, ki bu biçim altında... onun egemenliği. 67 [Elyazmasında çizilmiş pasaj:] Epey bir zamandan beri, bütün komünistler, Fransa’da olduğu kadar İngiltere ve Almanya’da da bu devrimin zorunluluğu konusunda anlaşmış durumdadırlar; bununla birlikte Aziz Bruno istifini bozmadan kendi düşünü sürdürüyor ve “gerçek hümanizm” yani komünizm, (artık hiç yeri olmayan) “tinselciliğin yerine” konuyorsa, bu yalnızca, ona saygınlık kazandırmak içindir, diye düşünüyor. Demek hep düş görmekte devam ediyor, “elbet kurtuluş (halâs, ahret mutluluğu) gelecektir, elbet cennet yeryüzüne inecek ve elbet yeryüzü cennet olacaktır.” (Bizim tanrıbilimci bilginimiz cennetin yokluğuna da hiçbir zaman katlanamaz.) “O zaman gökyüzünün ahenkleri içinde sevinç ve yüce mutluluk bütün sonsuzluk boyu taşıp boşanacaktır.” (s. 140)[20] [Marx’ın kenar notu:] Kutsal Aile. Bizim aziz papamız, son yargı günü, bütün bunların gerçekleştiği o gün üzerine çöktüğü zaman büyük şaşkınlık duyacaktır – o gün ki, onun şafağı, alev alev yanan kentlerin göklerdeki yansısı ile ağaracaktır, ve o günde “semavi ahenklerin” ortasında Marseillaise’in ve Carmagnole’un, o durumda zorunlu, top gürültülerinin eşiğinde yükselen ezgileri aziz papamızın kulaklarında çınlayacaktır, bir yandan giyotin tempo tutacak, bir yandan da dinsiz “yığın” Ça ira, Ça ira[21] diye gürleyecek ve darağacını kullanarak “öz-bilinç”i ortadan kaldıracaktır.

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

43

[7. MATERYALİST TARİH ANLAYIŞININ ÖZETİ]

[24] Bu tarih anlayışı, demek ki, gerçek üretim sürecinin, yaşamın dolaysız maddi üretiminden başlayarak açıklanmasına ve bu üretim tarzına bağlı ve onun tarafından yaratılmış karşılıklı ilişki biçimlerinin, yani değişik aşamalarındaki sivil toplumun, bütün tarihin temeli olarak kavranmasına; ve onun Devlet halindeki eylemi içinde gösterilmesine, bütün değişik teorik ürünlerinin ve bilinç, din, felsefe, etik, vb., vb.68 biçimlerinin açıklanmasına ve bunların kökenlerinin ve gelişmelerinin bu temelde ele alınmasına dayanır; bu da, doğal olarak, işi bütünlüğü içinde göstermeye (ve değişik yönlerinin karşılıklı etkisini incelemeye) olanak verir.69 Bu tarih anlayışı, idealist tarih anlayışı gibi, her [sayfa 63] dönemde bir kategori aramak zorunluluğunda değildir, ama o, daima tarihin gerçek zeminine basar; pratiği fikirlere göre açıklamaz, fikirlerin oluşumunu maddi pratiğe göre açıklar; bu yüzden da, bütün bilinç biçimlerinin ve ürünlerinin zihinsel eleştirisi sayesinde, “özbilinç”e indirgemeyle, ya da “hortlaklar”, “hayaletler”, “cinler”[22] halinde başkalaşmayla çözümlenemeyecekleri, ama bu idealist saçmaları doğuran somut toplumsal ilişkilerin pratik olarak devrilmesiyle yok edilebilecekleri sonucuna varır. Tarihin, dinin, felsefenin ve bütün öteki teorilerin devindirici gücü, eleştiri değil, devrimdir. Bu tarih anlayışı, tarihin sonunun, “tinin tini” olarak “öz-bilinç”te erimek olmadığını, ama her evrede, maddi bir sonucun bulunduğunu gösterir: bir üretici güçler toplamı, tarihsel olarak yaratılmış ve her kuşağa kendinden önce gelen kuşak tarafından aktarılmış, bireylerin doğa ile ve kendi aralarındaki bir ilişki;
(Aziz Bruno’nun, bu “bütün sonsuzluk boyu sevinç ve yüce mutluluk”tan böyle örnek alınacak bir tablo çizmeye herhangi başka bir kimseden daha az hakkı vardır. “Foyerbahçı aşk dinini tutanlar”, “semavi ahenkler”den bambaşka bir şeyin sözkonusu olduğu bir devrimden sözederlerken bu “sevinç” ve “yüce mutluluk” hakkında özel bir tasarımları varmış gibi görünüyorlar.) Aziz Bruno’nun son yargı günü nasıl bir davranış içinde bulunacağını önsel olarak tasarlamak zevkinden yoksun bırakacağız kendimizi. Devrim halinde proleterlerin (öz-bilince karşı isyan eden) “töz” gibi, eleştiriyi devirmek isteyen “yığın” gibi, ya da tinin “gösteri”si, ama gene de bauerci 24 düşünceyi yönetmek için gerekli kararlılıktan yoksun gösterisi gibi anlaşılıp anlaşılmaması gerektiğini kestirip atmak aynı derecede güçtür. 68 [Elyazmasında ilk biçim:] sivil toplumu başka başka evrelerinde ve pratik-idealist yansısı içinde, yani devlet, aynı şekilde bütün çeşitli ürünler ve bilinç biçimleri, din, felsefe, ahlak, vb. içinde açıklamak. 69 [Marx’ın kenar notu:] Feuerbach.

44

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

Bu bakımdan. tarihten dışlanır. filozofların “töz” olarak ve “insanın özü” olarak tasarladıkları. mevcut her şeyin temelini devirmeye yetecek güçte olup olmayacağını belirleyen şey. komünizm tarihinin tanıtladığı gibi. ve eğer toptan bir altüst oluşun bu maddi öğeleri. Bu yüzden. oysa asıl tarihsel olan şey. bir yandan mevcut üretici güçler. ortam ve koşullar insanları yarattığı kadar. sermayeler. Yaşamın gerçek üretimi tarihin ta başlangıcında ortaya çıkar. Dolayısıyla. öte yandan da. Her bireyin ve her kuşağın mevcut veriler olarak buldukları bu üretici güçler. özgül bir nitelik veren bir üretici güçler. ya tarihin bu gerçek temelini bir yana bırakmış ya da onu tarihin akışıyla hiçbir bağı olmayan ikincil bir şey saymıştır. toplumsal karşılıklı ilişki biçimleri toplamı. bu yüzden.bir yandan yeni kuşak tarafından gerçekten değiştirilen. insanlar da [25] ortam ve koşulları yaratırlar. bu da. pratik gelişme açısından. ama. bu tekil koşulları yaratan o güne kadarki “yaşamın üretimi”nin kendisine. [sayfa 64] [8. çeşitli kuşakların hazır olarak buldukları yaşam koşullarıdır. her zaman. tarihte dönemsel olarak meydana gelen devrimci sarsıntının. olağan yaşamdan ayrıymış gibi. yalnızca o güne kadarki toplumun tekil koşullarına karşı değil. İnsanlarla doğa arasındaki ilişkiler. hiçbir önem taşımaz. kendi dışındaki bir ölçeğe göre yazılması gerekir. doğa ile tarih arasındaki karşıtlığı doğurur. bu “bütünselliğe” karşı başkaldıran devrimci bir yığın yoksa. “Öz-bilinç” ve “Birtek” diye onlara başkaldırdıkları halde insanların gelişimi üzerindeki sonucu ve etkisi bakımından gene de sarsılmayan gerçek bir temeldir. Yine. yeni kuşağa kendi yaşam koşullarını emreden ve ona belirli bir gelişme. GENEL OLARAK İDEALİST TARİH ANLAYIŞININ VE ÖZEL OLARAK DA HEGEL SONRASI ALMAN FELSEFESİNİN TUTARSIZLIĞI] Şimdiye kadar. bu tarih anlayışı. filozoflar. olağandışı ve yeryüzü-üstü bir şey gibi görünür. tarihin. her tarih anlayışı. bu altüst oluş Fikri’nin daha önce binlerce kez dile getirilmiş olması. sermayeler ve koşullar kitlesi. göklere çıkardıkları ya da savaştıkları şeyin somut temelidir: bu üretici güçler. tarihte yalnız prenslerin ve devletlerin yapıp ettiklerini dinsel ve her türden teorik savaşımları Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 45 . ve öte yandan da.

kastlar rejiminin [26] bu ilkel toplumsal biçimi doğuran güç olduğuna inanır. haydutlar ve hayaletler öyküsü gibi görünmesi çok daha mantıklı bir şeydir ve Aziz Stirner. tarihin bu alkışının. hâlâ gerçeğe en yakın olan siyasal yanılsama ile yetindikleri halde Almanlar. tarihçi.70 Bu anlayış. ve özellikle ele alınan her tarihsel çağ konusunda bu çağın yanılsamasını paylaşmak zorunda kalmıştır. yalnızca salt fikirler sözkonusudur. ancak “kutsal şeylere karşı saygısızlık eğilimi” sayesinde kurtulabilmektedir. bunları görmekten. dinsel insanın. bütün tarihin başlangıç noktası olan ilkel insan olduğunu varsayar ve kendi imgeleminde geçim araçlarının ve yaşamın kendisinin gerçek üretiminin yerine hayali şeylerin dinsel bir biçimde üretimini koyar. ve bundan ileri gelen kuruntular ve kuşkular. gerçekten dinsel bir anlayıştır. tıpkı örneğin yakın zamanlarda binlerce kez ele alınmış ve önemli bir sorun olan “Tanrılar ülkesinden insanlar ülkesine” gerçekten nasıl geçileceği sorunu gibi – sanki “Tanrılar ülkesi” insanların im70 [Marx’in kenar notu:] Nesnel denilen tarih yazımı tarihsel ilişkileri eylemden ayrı olarak kavramaktan ibaretti. öyleyse bu tarih. hatta siyasal çıkarlar da sözkonusu değildir. Aziz Bruno’ya. ve bu tarzda gerçek çıkarlar. keza onun dağılıp parçalanması. bu insanların pratiğine hükmeden ve onu belirleyen tek belirleyici ve etkin güç haline getirilir. basit [sayfa 65] “şövalyeler”. salt Almanlara ilişkin ulusal bir sorundur ve yalnız Almanya için yerel bir önemi vardır. Almanların bütün bu tarih yazma tarzının “en katıksız ifadesine” vardırılmış nihai ürünüdür. bir çağ. herhalde. “anlayışları”. Bütün bu tarih anlayışı. “din” ve “siyaset” o çağı hareket ettiren gerçek güdülerin aldıkları biçimlerden ibaret oldukları halde. eğer bu halkların devletlerinde ve dinlerinde bir kastlar rejimine neden oluyorsa.görebilmiştir. Örneğin. biri ötekini parçalayıp yutan ve sonunda “öz-bilinç”i içinde yok olup giden “düşünceler” dizisi gibi görünmekten geri kalamaz ve gerçek tarih diye bir şeyden hiç haberi olmayan Aziz Max Stirner’e. Sözkonusu insanların kendi pratiklerine ilişkin “sanılan”. işbölümünün kendi gösterdiği ilkel biçim. o çağı kaleme alan tarihçi bu sanıyı paylaşır. 46 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . “salt Tin” alanında hareket ederler ve dinsel yanılsamayı tarihin devindirici gücü yaparlar. hiç değilse. Hegelci tarih felsefesi. Fransızlar ve İngilizler. Hintlilerde ve Mısırlılarda. kendisini belirleyen şeyin salt “siyasal” ya da “dinsel” güdüler olduğunu sanıyor olsun. Gerici karakter.

özel bir anlamı olduğunu ileri sürmek sözkonusu oluyor. tersine. “İnsan” ve “Birtek”[26] üzerine karşılıklı tartışmalardan ibaret kalır. yalnızca bu teorik lafebeliğini mevcut gerçek ilişkilerle açıklamak olduğu halde. ondan öte bir şey değildir–. İnsan yığınlarında. gibi sapkınlıklarının tarihin değişik çağlarına hükmettiklerine dünyada eşi görülmemiş bir ciddiyetle inanırlar. incelemek du71 [Elyazmasında ilk biçim:] ve sanki bu teorik bulutlar oluşumunun meydana getirdiği garip olayı. yani Halle Yıllıkları’ nın ve Alman Yıllıkları’nın[25] tarihine geçmelerinde ve hegelci okulu genel bir boş tartışma haline getirmelerinde kendini gösterir. o halde. Teori. koşullar dolayısıyla çoktan yok olup gitmiştir. ve sanki bulutlar üzerinde bu teorik yapının acayipliğini açıklamak için düzenlenen bilimsel eğlence –çünkü bu.72 Leipzig kitap fuarından ve “Eleştiri”. sözgelimi 18. Bu sorunların ve çözümlerinin salt ulusal bir özellik taşıyor oluşları şu olguda da kendini gösterir: bu teoriciler. ancak çok yüksek düzeyde bilimsel bir oyalanma olabilirmiş gibi. yani bütün bu anlamsızlığın ortaya çıkartılması. [sayfa 66] bunlar da. büyük bir hızla bütün geçmişin üzerinden atıvermelerinde ve “Moğol uygarlığı”ndan[24] “içeriğiyle zengin” asıl tarihe. ayrıntılarına kadar açıklamak ve onu tanıtlamak. eleştirinin ve eleştirmenlerin yaptığını”[23] bile söyleyecek kadar ileri gider– ve bu ulusal özellik. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 47 .geleminden başka bir yerde varolmuş gibi. teorik çıkarsamalarla değil. yineleyelim ki. kısacası. 72 Dünya tiyatrosu -ç. yüzyılı. asıl önemli olan. yani proletaryada bu teorik anlayışlar mevcut değildir.71 Genellikle. Bu lafebeliğinin gerçek pratik çözümü insanların bilincindeki bu anlayışların çıkarılıp atılması. bütün gerçek olaylar unutulur ve Theatrum Mundi. –Aziz Bruno “tarihi. bunlar için bu anlayışların yok edilmelerine de gerek yoktur ve eğer bu yığının din gibi bazı teorik anlayışları olmuşsa. bu yapının gerçek yeryüzü ilişkilerinden nasıl doğduğunu göstermekten başka bir işe yarıyormuş gibi. gerçekten tarihsel konuları. ruhun “İnsanTanrı”. bu Almanlar için. “İnsan” vb. gerçek yeryüzü ilişkilerinden yola çıkarak. karşılaştıkları saçmalıkları [27] başka bir kaçık hevese çevirmek. ve sanki bu bilgin beyefendiler hiç farkında olmadıkları ve şimdi ona varmanın yolunu aradıkları bu “insanlar ülkesinde” yaşayıp durmuyorlarmış gibi. bu teoricilerin kendilerini kendi tarihsel yapılarını kurmaya verdiklerinde. Bütün öteki uluslar. ancak koşulların değişmesiyle gerçekleşecektir. boyuna.

1845. bu filozoflar. Ren şarkısını. insan“ın” bir yüklemine dönüştürmekle. bu amaca uygundur. belirli devrimci bir partinin üyelerini belirten komünist terimini basit bir kategoriye yeniden dönüştürebileceğini sanmakla kendisini aldatmaktadır. Demek ki. insanların karşılıklı ilişkileri konusundaki tüm çıkarsaması. sözkonusu dönemin eksikli bir ilk aşaması gibi. bu tarihi de. “sıradan insan (Gemeinmensch)” nitelemesine sığınarak kendisinin komünist olduğunu ilan etmekle[29] ve bu adı. ancak anlayışlar tarihini. o da temelini oluşturan olaylardan ve pratik gelişmelerden kopuk olarak verirler. yani 1840/44 Alman felsefi mücadelesi döneminin sınırlı habercisi gibi göstermek amacıyla verirler. gerçek tarihsel çağın. FEUERBACH’IN İDEALİST TARİH ANLAYIŞININ TAMAMLAYICI ELEŞTİRİSİ] Bu tartışmalardan da. Band 2). ve gerçek tarihsel olayları ve hatta siyasetin gerçekten tarihsel nitelikteki tarih içine sızmalarını anımsatmamak ve onun yerine ciddi bir çalışmaya değil de. ve üstelik. Almanya’da. onların amacı. tarihsel niteliği olmayan bir kişinin ve onun hayallerinin şanını daha büyük bir parıltıyla ışıldatmak için bir geçmiş zaman tarihi yazmaktır. Feuerbach (Wilgand’s Vietel-jahrsschrift. Bay Venedey. [9. pratikte. Kendilerini ulusal önyargıların üstünde sanan bu tumturaklı ve böbürlenme dolu düşünce bakkalları. tarihsel montajlara ve edebi dedikodulara dayanan –Aziz Bruno’nun şimdi artık unutulmuş olan 18. teorinin hegemonyasıyla Almanya’nın hegemonyasını ilan eden Aziz Bruno ve Aziz Max’ın yanında kozmopolit kalır. insanların birbirlerine gereksinmeleri olduğundan ve bunun her zaman 48 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . böylelikle bugünkü dünyada. Feuerbach’ın. görülüyor ki.[28] [sayfa 67] ulusal bir ilahi haline getirirler ve Fransız devletini yağma edecekleri yerde Fransız felsefesini yağma ederek ve Fransız kasabalarını cermenleştirecekleri yerde Fransız düşüncelerini cermenleştirerek Alsace-Lorraine’in fethini yaparlar. Öteki halkların eylemlerinin bütün tarihsel niteliğini reddederler. Yüzyıl Tarihi’nde[27] yaptığı gibi– bir öykü sunmak.rumunda kaldığında. küçük-burjuvaca Alman birliği düşünü kurup duran birahane gediklilerinden çok daha ulusaldırlar. Almanya ereğiyle [28] ve Almanya için yaşarlar.

kendilerini. sessizce katlanılması gereken kaçınılmaz bir şanssızlık olacaktır. Ama. -Ed. bu. Bunun içindir ki. açıkça. “tinin tini” olarak. yaşam tarzının ve eyleminin. bu gibi durumlarda. yukarda adı geçen pasaja göre. “varlık”larını. bunu.böyle olmuş olduğunu tanıtlamaktan ibaret kalmaktadır. Feuerbach’ın kesinlikle bu olgunun bilincini yaratmak için gösterdiği çabalarda. kendi bakımından. Ama. her yeni buluş. her istisna. “öz”leri ile uyumlu bir hale getirdiklerinde. bu mevcut düzeni devirmek olduğu halde. yaşam tarzı ve eylemi olduğu fikrini geliştirdiği pasajı anımsatalım. Gerçek komünist için önemli olan. daha şimdiden. İdeoloji’nin elyazmasının birkaç sayfasının bulunması ve 1962 yılında ilk kez yayınlanması ile kısmen doldurulmuştur. o. bir teorisyenin. Bununla birlikte. her seferinde. teorisyen ve filozof olmaktan vazgeçmeden yapabileceği kadar ileri gittiğini kabul ediyoruz. bizim Aziz Bruno ve Aziz Max’ımızın. bir anormallik olarak anlaşılır. sanayide her ilerleme. eğer “varlık”ları73 [29] özlerine birazcık olsun uymuyorsa. Burada. gerçek komünist yerine koymaları çok ilginçtir ve onlar. Bu boşluk. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 49 . değiştirilemeyecek bir raslantı olarak. Feuerbach. bambaşka görüşleri vardır ve. dış doğaya ve dahası insanların henüz efendisi olamadıkları doğaya sığınır. Öyleyse eğer milyonlarca proleter. bu alanın duvarlarından bir 73 İdeoloji’nin daha önceki baskılarında metin burada kesiliyor. kısmen komünizmle. bunu ayrıca pragmatik çıkarlar için yapıyor. Feuerbach’ın komünist anlayışını. pratikte. Zaten biz. milyonlarca proleterin ya da komünistin bu konuda. felsefi kategori olarak. hiç zaman yitirmeden. Feuerbach’ın mevcut gerçekliği kabul edişine ve aynı zamanda da bu gerçeklik konusunda hasımlarımızla paylaşmaya devam ettiği yanlış anlayışa örnek olarak. bir hayvan ya da insan bireyinin belirli varoluş koşullarının. Feuerbach’ın. dolayısıyla. kendileriyle aynı koşullara sahip bir hasım olarak savaşmak üzere yapıyorlar – ve Aziz. bunu tanıtlayacaklardır. o da öteki teorisyenler gibi. bir nesnenin ya da bir insanın varlığının aynı [sayfa 68] zamanda onun özü de olduğu fikrini. zamanı geldiğinde. bu olgunun bilincinin tanınmasını. Bruno. ancak. mevcut bir olgunun doğru bilincini ortaya çıkarmayı ister. hiç de kendi yaşam koşullarından memnun hissetmiyorsa. bir devrim yoluyla. onün “özü”nün kendini tatmin olunmuş hissettiği koşullar. hiçbir zaman insanlar dünyasından sözetmez. Philosophie der Zukunft’dan[30] şu pasajı.

kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. başka bir deyişle. aynı zamanda. bütün çağlarda. bu duruma düşenlerin “mutlak öz-bilinç”e kadar ilerlemek [sayfa 69] yerine “töz” çamuru içine saplanıp kalmaları ve bu ters koşulların onların kendi tinlerinin tini olduğunu kavrayamamaları olgusundan ileri geldiği biçimindeki iddiasından da farklı bir şey değildir. zihinsel üretimin araçlarını da emrinde bulundurur. toplumun egemen maddi gücü olan sınıf. artık balığın “öz”ü olmaktan çıkar ve artık balığa uygun düşmeyen bir varlık ortamı haline gelir. gittikçe kurumaktadır. Bütün bu cinsten çelişkilerin kaçınılmaz anormallikler olduğu konusundaki açıklama. fikirler biçiminde kavranan maddi. Bruno’nun. onun “varlığı”dır. bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki. Ama. 50 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . buharlı gemiler üzerinde dolaşmaya başlayınca. başka kanallara verilerek kurumasıyla balıklar varoluş koşullarından yoksun kalınca.parçayı daha düşürmektedir ve bu çeşitten önermeleri doğrulayan örneklerin yetiştiği toprak. aslında. bir nehrin suyudur. ya da nehir suyunun. Aziz Max Stirner’in. egemen maddi ilişkilerin fikirsel ifadesinden başka bir şey değildir. egemen ilişkilerdir. [III] [1. egemen düşünceler. ister kendi nefretlerini kendilerine saklasınlar. bu bahtsız durumun. bu çelişkinin kendi öz çelişkileri olduğu. kendi durumları olduğunu söyleyerek tatminsizlere verdiği teselliden farklı bir şey değildir. aynı zamanda egemen zihinsel güçtür. ister kendi yazgılarına karşı hayali bir şekilde isyan etsinler. bu “açıklama”. şu halde bir sınıfı egemen sınıf yapan ilişkilerin ifadesidirler. bu kötü durumun. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf. bu su. egemen düşüncelerdir. ister buna karşı çıksınlar. o nehir sanayiin emrine girince. Nehir balığının “özü”. Egemen düşünceler. başka bir deyişle. EGEMEN SINIF VE EGEMEN BİLİNÇ. HEGEL’İN TARİHTE TİN’İN EGEMENLİĞİ ANLAYIŞININ OLUŞUMU] [30] Egemen sınıfın düşünceleri. sudur – bu tek önermede duralım. boyalarla ve başka atıklarla kirlenince. Balığın “özü”.

bunların temelinde mevcut olan bireyler ve dünya koşulları bir yana bırakılarak. egemen sınıfın fikirlerinin. şu halde. iki taraf arasında belli bir karşıtlığa ve düşmanlığa da dönüşebilir.bu düşünceler. Şimdiye değin tarihin başlıca güçlerinden birisi olarak yukarıda [s. Örneğin kraliyetin. Belirli bir çağda devrimci fikirlerin varlığı. bu sınıf içersinden. bu öncüllerin neler oldukları konusunda gerekli şeyleri yukarıda söylemiştik. o halde onların düşünceleri. onun egemenliğinin fikirleridirler. elbette ki. Bu sınıf içindeki bu ayrılık. egemen [sayfa 70] sınıfta. Tarihin akışını ele alırken. fikir üreticileri olarak da egemendirler ve kendi çağlarının düşüncelerinin üretimi ve dağıtımını düzenlerler. bu durum kendiliğinden ortadan kalkar. bu bireyler. sınıfın düşünürleri olarak (sınıfın kendi hakkındaki yanılsamaların oluşumunu kendi başlıca geçim kaynakları haline getiren faal ve kuramsal ideologları olarak) ortaya çıkarlarken. şu ya da bu fikirlerin falan çağa egemen Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 51 . ne de üreticilerine aldırmaksızın. bu egemen sınıfın kendisinden ayrı olduklarını ve bu fikirlerin bağımsız bir varlığa sahip olduklarını varsayalım. diğerleri. düşünürler. Egemen sınıfı meydana getiren bireyler. bir kesim. gerçekte bu sınıfın faal üyeleri oldukları halde kendileri hakkında hayal ve düşünceler yaratmaya daha az zamanları olması nedeniyle. 15-18] görmüş olduğumuz işbölümü. bu bireyler sınıflarının bütün genişliğince egemendirler ve öteki şeyler bakımından olduğu kadar. bir bilince de sahiptirler ve sonuç olarak düşünürler. ([s. başka şeyler yanında. bu fikirlerin ne üretim koşullarına. aristokrasinin ve burjuvazinin iktidar için çekiştikleri ve dolayısıyla iktidarın paylaşılmış olduğu bir devirdeki bir ülkede. bir sınıf olarak egemen oldukça ve tarihsel çağı bütün genişliğince belirledikçe. Böylece. zihinsel ve fiziksel emeğin [31] bölünmesi olarak kendini gösterir. Diyelim ki. 22-23]). kuvvetlerin ayrımı öğretisinin artık “ebedi yasa” olduğu öne sürülen egemen öğreti olduğu görülür. ama sınıfın kendi varlığını tehdit eden pratik bir çatışma durumunda. çağlarının egemen düşünceleridir. bu düşünce ve yanılsamalara karşı tutumları daha pasif ve kabullenicidir. devrimci bir sınıfın varlığını öngörür. 1819. ve egemen düşüncelerin egemen sınıfın düşünceleri olmadıkları ve bu sınıfın gücünden ayrı bir güce sahip bulundukları yolundaki görüntü de uçup gider.

yani bu fikirlerin gittikçe evrensellik biçimine bürüneceği [sayfa 71] gerçeğine çarpacaktır. onun çıkan gerçekten de egemen olmayan bütün öteki sınıfların ortak çıkarlarına hâlâ sıkı sıkıya bağlıdır. kendileri egemenliğe ulaşamayan öteki sınıfların pek çok bireyi için de yararlıdır. 75 [Marx’ın kenar notu:] (Evrensellik şunlara tekabül eder: 1. yalnız bu ölçüde yararlıdır. çıkarların ortaklığı yanılsamasına.74 Bu. zorunlu olarak [32] egemen olan düşüncelerin gitgide daha soyut olacağı. çünkü başlangıçta. bu “egemen kavramlar” da o kadar genel ve genelleştirilmiş bir biçim alacaklardır. kendisini. zümreye karşı sınıfa. olan bu tarih anlayışı. Gerçekten. Bir sınıfa karşı çıkması yüzünden. O zaman sözgelimi. henüz özel bir sınıfın özel çıkarı olarak gelişmemiştir. kendi kavramlarının hüküm sürdüğünü tasarlar ve onları daha önceki çağların egemen fikirlerinden ancak kendi kavramlarını sonsuz gerçekler diye sunarak ayırdeder.. onun için olanaklıdır. kavramları egemendi. rekabete. denilebilecektir ki. aristokrasinin egemenliğini devirdiği zaman. ya da şeyleri fikir planında açıklamak istersek: bu sınıf. Bu egemen sınıf.) 52 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . eski koşulların baskısı altında bu çıkar. Fransız burjuvazisi. sırf bu yüzden devrimci sınıf. ama yalnız şu anlamda ki. kendi çıkarlarını ne kadar çok toplumun bütün üyelerinin çıkarları gibi göstermek zorunda olursa. hemen bütün toplumun temsilcisi olarak sunar. ve çünkü. yüzyıldan beri bütün tarihçilerde ortak. onur. kendi düşüncelerine evrensellik biçimi vermek ve onları. 3. birçok proletere de. kendisinden önce egemen olan sınıfın yerini alan her yeni sınıf. kendi egemenliğini daha önce egemen olan sınıftan ancak daha geniş bir temel 74 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] ortalama olarak. egemen sınıfın büyük çoğunluğuna. bağlılık vb. bütünüyle egemen sınıfın kendisinin inandığı şeydir.olduğu olgusuyla yetinilsin. ancak. bir sınıf olarak değil de. evrensel olarak geçerli düşünceler olarak göstermek zorundadır. eşitlik vb. proletaryadan daha yükseğe çıkma olanağını verdi. bu bireyleri egemen sınıfa çıkabilecek duruma getirdiği ölçüde. Özellikle. kendi çıkarını. namus. ideologların aldatmalarına ve işbölümüne. toplumun bütün üyelerinin ortak çıkan olarak göstermek zorundadır. bu sınıfın zaferi. 4. Her yeni sınıf. dünya çapında karşılıklı ilişkiye (Weltverkehr) vb. 18. tek egemen sınıfın karşısında toplumun tüm kitlesi olarak görünür. başlangıçta bu yanılsama [haklı]dır. bununla. egemen sınıfın kendi de. 5. kavramları egemendi ve burjuvazinin egemen olduğu zamanlar özgürlük. Bu yüzden. kendi amaçlarına ulaşmak için de olsa. demek ki. onların kendileri de burjuva oldular. 2. aristokrasinin egemen olduğu zamanlar. tek mantıklı.75 Bu.

Bundan sonra.üzerine oturtur. bu çeşitli fikirlerden “Fikir”i. gördüğümüz gibi. Genel olarak sınıf egemenliği. kısacası insandan türettirmek doğal bir şeydir. kendiliğinden son bulur. ve teorik planda da evrensel çıkar olarak göstermek artık zorunlu olmadığı anda. tasarımlanmış insandan. yani özel bir çıkarı genel bir çıkar olarak ya da “evrensel”i egemen olarak göstermek artık [sayfa 72] zorunlu olmadığı anda. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 53 . yani en üstün derecede vb. egemenliği yürüten bireylerden ve özellikle üretim tarzının belli bir evresinden ileri gelen ilişkilerden ayrıldılar mı. insan kavramından. Kurgul felsefenin yaptığı da budur. bütün insan ilişkilerini. 446). herkes için ortak bir çıkar olarak. teorisyenlere. insanın özünden. sonradan hem derinliğine ve hem keskinliğine büyümekten başka bir şey yapamaz. -ç. Hegel’in[31] zaten ifade etmiş olduğu bir sonuca– varmak üzere yeniden. tarihte Tinin egemen olduğunu (Stirner’e göre hiyerarşiye bakınız) ortaya koymaktan ibaret olan cambazlık şu aşağıdaki üç çabaya indirgenir: 76 [Elyazmasında ilk biçim:] özel bir çıkarı. ideologlara ve filozoflara dönülebilir. artık tarih içinde. Ve şimdi. fikri. bu kez.76 Egemen fikirler. gene. 77 İlm-i ilahi. Bundan çıkan sonuç şudur: Yeni yönetici sınıfa karşı yürütülmesi sözkonusu olan savaşın. onu tarihte egemen olan öğe olarak yalıtmak ve onun aracılığıyla bütün bu fikirleri ve kavramları tarih boyunca gelişen kavramın “kendi kendini belirlemesi” gibi kavramak çok kolay olur. toplumsal rejimin biçimi olmaktan çıktığı anda. Gerçekte. bir kere. filozoflar olarak her zaman tarihte egemen olmuş oldukları sonucuna –yani. Hegel’in kendisi de Tarih Felsefesi’nin sonunda. hep fikirlerin egemen olduğu sonucuna varılır. belirli bir sınıfın egemenliğinin yalnız ve yalnız bazı fikirlerin egemenliği olduğuna inanmaktan ibaret olan bütün yanılsama da. pratik planda. doğaldır ki. ve böyle olunca da. egemenliği ele geçirmiş olan daha önceki bütün sınıfların yapabildiklerinden daha kesin ve daha köklü bir biçimde eski toplumsal koşulları [33] yıkmak gibi bir amacı vardır. ama karşılığında bundan böyle egemen olan sınıfla egemen olmayan sınıflar arasındaki karşıtlık. sonunda filozofların. “yalnız Kavramın ilerleyişini incelediği”ni ve tarihte “gerçek Theodizee”yi77 ortaya koymuş olduğunu itiraf ediyor (s. “Kavramın” üreticilerine.

bizzat düşünce üreten ayrımlar haline gelirler. bu adamların dogmatik düşlerinden. 78 79 [Marx’ın kenar notu:] İnsan = “düşünen insan tini”. (Bu. “filozoflar”ı. bir kimsenin olduğunu iddia ettiği ile gerçekten olduğu arasında ayrım yapmasını çok iyi bilir.ve acayip fikirlerinden hareketle açıklanması gerekir. fikirleri “kavramın kendi kendini belirlemeleri” olarak kavramakla ulaşılır. bu ikinci işi olanaklı kılar. mesleklerinden ve işbölümünden hareket edilerek kolayca açıklanabilir. ve özellikle bunun nedeni. bir kişi –“öz-bilinç”– haline dönüştürülür. ondan tarihte “Kavram”ı temsil eden. an ve [sayfa 73] yalın düşünceler olarak anlaşıldıklarından. her çağ için o çağın kendisi hakkında söylediklerine ve beslediği kuruntulara hemen inanır. düşüncelerin kendi ampirik temelleriyle birbirlerine gerçekten bağlı bulunması olgusu. Almanya’da egemen olan bu tarih yöntemi. 2° Fikirlerin bu egemenliğine. bir düzen getirmek. -ç.[34] l° Fikirleri. ve buna. örneğin hukukçuların. politikacıların (ayrıca bunlar arasında bulunan iş başındaki devlet adamlarının) yanılsamalarıyla olan bağıntısından ve bir de. [35] Gündelik yaşamda. birbirini izleyen egemen fikirler arasına mistik bir bağ koymak gerekir. ideologları temsil eden bir kişiler dizisi yaratılır. bundan başka. bu düşünceler. yani kendileri de tarih yapımcıları olarak. 54 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . egemen olan insanlardan.) 3° Bu “kendini belirleyen kavram”ı. herhangi bir shopkeeper79. “gardiyanlar komitesi” olarak. Dükkancı. kendinden farklılaşmalar haline. bu yöntemin genel olarak ideologların yanılsamalarıyla. egemenler olarak. ama bizim tarihimiz henüz bu basit bilgiye ulaşamamıştır. “düşünürler”i. bu insanların kendilerinden ayırmak ve sonuç olarak tarihe egemen olanların fikirler ya da yanılsamalar olduğunu kabul etmek. o. Bizim tarihimiz. ya da büsbütün materyalist görünmek için. mistik görünümünden soymak için. ampirik nedenlerle maddi bireyler olarak ve bizzat bu insanların ampirik koşullar içinde. bu onların yaşam içindeki pratik konumlarından.78 Bir çırpıda tarihin bütün materyalist öğeleri çıkarılıp atıldı ve böylece artık kurgu alanında rahatça doludizgin at koşturulabilir.

dolaysız ve doğal bir egemenlik gibi görünür. üçüncü bir ötede. Birinci durumda insan için orta bir zeka yeterlidir. Birinci durum. doğal üretim aletleri ile uygarlığın yarattığı üretim aletleri arasındaki farklılık kendini gösterir. bu bireylerin birbirlerinden bağımsız olmalarını ve ancak değişimlerle birarada tutulmalarını önceden varsayar. ikinci durumda. bireylerin. ikinci durumda. bir çeşit ortaklığa dayanabilir. mülkiyet (toprak mülkiyeti) demek ki. Birinci durumda. Birinci noktadan oldukça gelişmiş bir işbölümü ile yaygın bir ticaret önkoşulu. ikinci durumda bu mülkiyet bir emek egemenliği. ikinci durumda. Engels’in kalemiyle n° 83 sayısı ve Marx’ın kalemiyle de 36. doğal üretim aleti konusunda bireyler doğaya bağımlıdırlar. olsun herhangi bir bağla birleşmiş olmalarını önceden varsayar. ister kabile ve hatta toprak vb. ikinci durumda. [sayfa 74] kendileri de üretim aletleri olarak belli üretim aletinin yanında bulunurlar. insanlar ile doğa arasında bir değişimdir. sermayenin egemenliği olarak görünür. vb. kişisel ilişkilere. birinin [insanların -ç. sanayi ancak işbölümün80 Bu bölümün. cisimleşmelidir. parada.. bulunmuştur. birikmiş emeğin. küçük imalatçılık (sanayi) vardır. İşlenmiş toprak (su. insanların kendi aralarında bir değişimdir. burada. -Ed. mülk sahibinin mülksüzler üzerindeki egemenliği. Birinci durumda. Birinci durumda değişim. İkinci durum ise. Birinci durumda. Birinci durumda bireyleri biraraya toplamak gerekir. ikinci durumda bedensel faaliyet ile zihinsel faaliyet arasındaki bölünme daha önceden pratik olarak gerçekleşmiş olmalıdır. O halde. bedensel faaliyet ile zihinsel faaliyet birbirlerinden henüz hiç ayrılmış değildir. bu egemenlik maddi bir biçim almış olmalı. esas olarak. ÜRETİM ALETLERİ VE MÜLKİYET BİÇİMLERİ] [40]80 . ötekinin [doğanın -ç.[IV] [1. değişim. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 55 . ikinci durumda emeğin bir ürününe bağımlıdırlar. egemen olan biçimiyle.) doğal üretim aleti olarak kabul edilebilir. bireyler. Birinci durumda.] ürününe karşı trampa edildiği bir değişimdir. ikinci noktadan ise yerel karakter sonucu çıkar.] emeğinin. ister aile. ama doğal üretim aleti kullanıma bağımlıdır ve bu yüzden de başka başka bireyler arasında işin bölüşümü yoktur. bu konuda.. 38 ve 39 numaraları taşıyan dört sayfası eksiktir. 37.

[2. belediye örgütünün. tek başına iradenin gerçekleştirmeye yetmeyeceği. gene en başta gelen şeydir. o ürünü yaratmak için daha önceden çok gelişmiş olması gereken bu [sayfa 75] büyük sanayiin ürünüdür. polisin. ve zamanımıza kadar bütün uygarlık tarihi boyunca sürüp gider. zaten besbelli bir şey olmuştu. özel mülkiyetin kaldırılması ancak büyük sanayi ile olanaklıdır. Bu karşıtlık. İstihraç sanayiinde. kent. Kent ile kır arasındaki karşıtlık ancak özel mülkiyet çerçevesi içinde mevcut olabilir. ayrı ayrı olmayı ve dağınıklığı ortaya koyar. gereksinmelerin bir merkezde toplanması olayıdır. Kent ile kır arasındaki karşıtlık. Burada da emek. bölgesellikten ulusa geçişle birlikte ortaya çıkar. yönetimin. oysa kır tam tersi bir olayı.de ve bu bölünme ile mevcuttur. MADDİ EMEK İLE ZİHİNSEL EMEK ARASINDA İŞBÖLÜMÜ. zorunluluğunu. bu koşulun kendisi de. ötekini bir kır hayvanı haline getirir ve her gün bu iki tarafın çıkarlarının karşıtlığını yeniden doğurur. barbarlıktan uygarlığa. ancak.) – Kentin varlığı. şimdiye kadar mülkiyet. zevklerin. Kent ile kır arasındaki bu karşıtlığın kaldırılması ortaklaşalığın ilk koşullarından [42] biridir ve herkesin ilk bakışta saptayabileceği gibi. bireyler üzerindeki güçtür ve bu güç mevcut olduğu sürece özel mülkiyet de var olacaktır. kısacası. KENT İLE KIRIN AYRILMASI. özel mülkiyet işe tamamen uygun düşmektedir. (Tahıl Yasalarına Karşı Birlik[32]. onun kendisine kabul ettirilen belirli bir eyleme karşı bağımlılığın en göze çarpan ifadesidir. büyük sanayide üretim aracı ile özel mülkiyet arasındaki çelişki. Bu bağımlılık. mevcut iş aletlerinin zorunlu sonucudur. üretim aletlerinin. burada ortaya çıkmıştır. İşte nüfusun ilk kez olarak iki büyük sınıf halinde bölünmesi. aşiret düzeninden devlete. sermayenin. birini bir kent hayvanı. bu nedenle de genel olarak siyasetin zorunluluğunu içerir. [41] Buraya kadar hep üretim aletlerinden hareket ettik ve bazı sanayi aşamaları için özel mülkiyet zorunluluğu. kent ile kırın ayrılmasıdır. Zaten. bireyin işbölümüne olan bağımlılığının. her ikisi de birbirinden sınırlı olmak üzere. nüfusun. bu durumda. doğrudan işbölümüne ve üretim araçlarına dayanan bölünme. küçük sanayide ve bütün tarımda. önceden 56 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . vergilerin vb. LONCALAR] En büyük maddi ve zihinsel işbölümü. O halde.

Kentlerde gündelik iş Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 57 . birlikte getirdiği ve hemen hemen yalnız en vazgeçilmez avadanlıklardan ibaret olan küçük sermayesi dışında. özgürlüğünü kazanmış serflerin yaşadıkları kentlerde. tek temeli emek ile değişim olan bir mülkiyetin başlangıcı olarak kavranabilir. belirli bir işin ortaklaşa mülkiyetinin meydana getirdiği bağ. çünkü onlar için şu iki şeyden biri kaçınılmazdı: ya onların yaptıkları iş bir loncanın yetki alanına giriyordu ve öğrenilmesi gerekiyordu.yerine gelmesi gereken maddi koşullar yığınına bağlıdır. Kırda senyörlerin işkencesine maruz bulunan bu serfler birer birer kente geliyorlardı ve. Serflerin toplu halde kentlere doğru göçü. gündelikçi bir işti bu. sermaye ile toprak mülkiyetinin ayrılması olarak.) Kent ile kırın ayrılması. kırın kente karşı sürekli savaşı ve bu yüzden kentlerde örgütlü bir askeri gücün gerekliliği. [sayfa 76] Ortaçağda. daha sonraki tarihsel gelişmelerin loncalar sistemine getirdiği sayısız değişiklikleri derinleştirecek değiliz. Durmadan kentlere akın eden kaçak serflerin rekabeti. bu ortaklığa karşı güçsüzdürler ve bunun içerisinde. örgütlü bir ortaklık buluyorlardı. o takdirde bu loncanın ustaları onları kendi kurallarına bağımlı kılıyorlar ve onları kendi çıkarlarına göre örgütlüyorlardı. her meslekten emekçilerin ayrı loncalar halinde birleşmelerinin nedeni oldular. bütün ortaçağ boyunca sürmüştür. bir meslek kolunun alanına girmiyordu. değişik meslekler arasındaki çıkar çatışması. bu durumda ise hiçbir zaman bir örgüt yaratmaya yaklaşmıyorlar ve örgütlenmemiş bir pleb olarak yaşıyorlardı. Burada. onların emeğine duyuları gereksinmenin ve kentteki örgütlü rakiplerinin çıkarının kendilerine tayin ettiği durumu kabul etmek zorundaydılar. kendi özel emeği idi. biricik mülkiyeti. güçlükle öğrenilen bir işin korunması zorunluluğu ve bütün ülkenin feodal düzeni. zanaatçıların aynı zamanda tacir de oldukları bir dönemde metalarının satışı için ortak binaların gerekli oluşu ve bu binaların kapılarının kalifiye olmayan kişilere kapalı tutulması. henüz yeni yeni biçimlenmekte olup. daha önceki tarih tarafından tam kurulmuş bir şekilde devralınmamış olan. orada. sermayenin toprak mülkiyetinden bağımsız varlığının ve gelişmesinin başlangıcı olarak. herbir kişinin. ya da onların işi çıraklığı gerektirmiyordu. (Şu koşulların daha fazla geliştirilmesi gerekir. Tek başlarına gelen bu emekçiler hiçbir zaman bir kuvvet meydana getirecek duruma ulaşamadılar.

sermaye. Kentlerde. bu ilişkiler. sermaye. mülkiyetin korunması gibi kaygıdan doğan ve tek tek üyelerinin üretim araçlarını [43] ve korunma yollarını geliştirmeye elverişli gerçek “birlik”ler[33] meydana getiriyorlardı. ama hepsinin kaderi. bu işten ayrılmaz bir sermaye idi. Bu kentler. ve değişimlerin henüz embriyon durumunda olması ve dolaşımın eksikliği nedeniyle. bir yandan. Kalfalar ve çıraklar her meslekte ustaların çıkarlarına en iyi hizmet edecek şekilde örgütlenmişlerdi. sahibinin belirli işine doğrudan bağlı. ayrı ayrı loncalar içersindeki küçük başkaldırmaların dışına çıkmıyorlardı. kalfalar çok bölünmüş durumdaydılar. zorunlu olarak. bir şeye ya da başka bir şeye yatırılmış olması pek önemli değildi. plebi yarattı. yalnızca kendilerinin de ustalığa geçmekte çıkarları olması yüzündendi. Modern sermayenin tersine. kalfalar. aynı ustanın yanında çalışan kalfalar arasında gerçek bir bağı temsil ettiğinden bunlar öteki ustaların yanında çalışan kalfalara karşı birleşiyorlardı ve bu. pleb tabakası. Ortaçağın büyük ayaklanmalarının hepsi kırdan başlamıştır. Bu kentlerin plebi.zorunluluğu. hiç değilse bütünüyle kent düzenine karşı ayaklanacak. bu sermaye. 58 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . yani bir 81 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] başka başka ustaların kalfaları aynı meslek kolu içinde birbirlerine karşı olduklarından.81 ustalarıyla kendileri arasındaki ataerkil ilişkiler. her zaman görülebildiği gibi. köylülerin dağınıklığı ve bunun sonucu olan kültürsüzlükleri yüzünden başarısızlık olmuştur. babadan oğula geçiyordu. konuttan. Onun için. pleb tabakasının güçsüzlüğü yüzünden tamamıyla etkisiz kalacak ayaklanmalar yapacak kadar ileri gittiği halde. ivedi bir gereksinmeden. bütün loncalar sisteminde. Bu ilişkilerin. savaş için donatılmış ve dört gözle kendilerini kollamakta olan bir güç karşısında örgütsüz bir halde bulunuyorlardı. gerçekleştirilmesi olanaksız bir servet olarak kalıyor. onları öteki kalfalardan ayırıyordu. para ile ölçülebilen bir sermaye değildi ve bu sermaye için. [sayfa 77] birbirlerine yabancı ve kente ayrı ayrı gelmiş olan bireylerden oluştuğu için. örgütlü. ustalara çifte bir güç veriyordu. bu sermaye. kalfaların mevcut loncalar sistemine bağlanmış olmaları. ve son olarak. pleb tabakasının her türlü iktidarlardan yoksun oluşunu açıklar. ve işte bu durum. kalfaların bütün yaşamları üzerinde doğrudan doğruya bir etkileri vardı. aletlerden ve soydan geçme doğal bir müşteriler topluluğundan ibaret olan aynı sermaye idi. öte yandan.

İŞBÖLÜMÜNÜN GENİŞLEMESİ. bütün bir çalışma seyrini tamamlamaya elverişli olmalıydı. değişimlerin sınırlı oluşu. tek tek işçiler arasında yerleşmiş değildi. Ve gene bunun içindir ki. çabucak. [44] çeşitli loncalar arasında [sayfa 78] henüz tamamen kendiliğinden bir tarzdaydı. Ticaretle uğraşan özel bir sınıfın oluşması. ayrılma. aynı zamanda. çeşitli kentler arasındaki ilişkilerin azlığı. kendi işine. [3. ticarete elverişli alanın gereksinmelerine. kendi avadanlıklarıyla yapılabilecek her şeyi yapabilecek durumda olmalıydı. bütün ortaçağ boyunca. silahlı kervanlar halinde yolculuk ediyorlardı). ÇEŞİTLİ KENTLER ARASINDA İŞBÖLÜMÜ. nüfusun seyrekliği ve gereksinmelerin sınırlılığı da. Bu ayrılma.mesleğe bağlı (ständisches. Bu yüzden gene ortaçağ zanaatçılarında. ayrı bir tacirler sınıfının oluşması oldu. üretim ile ticaret arasında karşılıklı bir canlılığın ortaya çıkmasına neden Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 59 . siyasal ilişkiler tarafından koşullandırılan kırlardaki genel güvenlik durumuna bağlıydı (bilindiği gibi. zümresel) sermayeydi. ticaretin tacirler sayesinde kentin yakın çevresi ötesine genişlemesi. ortaçağın her zanaatçısı kendini tamamıyla işine veriyordu. tacirler. işbölümünün daha ileri gitmesine elverişli bir durum yaratmıyorlardı ve bunun için ustalığa geçmek isteyen her kimse mesleğini tam anlamıyla bilmeliydi. Gene kentlerde. ama hiçbir biçimde. SANAYİ İLE TİCARETİN AYRILMASI. gelişme derecesi her durumda uygarlık düzeyiyle belirlenen gereksinmelere bağlıydı. bu ayrılma daha önceden eski kentlerde zaten (yahudiler ile başkaları arasında) gerçekleşmiş bir durumdaydı ve yeni oluşmuş kentlerde de kısa bir süre sonra kendini gösteriyordu. işbölümü. MANÜFAKTÜR] İşbölümünde bundan sonraki genişleme. üretim ile ticaret arasında ayrılma. Her emekçi. dar anlamda belli bir artistik düzeye kadar yükselebilen kendi özgül işinde ustalaşmaya bir ilgi görülür. loncaların kendi içlerinde. işine karşı ilgisiz modern emekçiden çok daha bağlıydı. komşu yöreleri aşan bir ticari ilişki olanağını veriyordu ve bu olanağın gerçekleşmesi ise mevcut ulaşım araçlarına. işiyle ilgisi bakımından duygusal bir kölelik ilişkisi içindeydi ve o.

dünya tarihi haline geldiği gün güven altına alınmış oldu. Kazanılmış üretici güçlerin sürekliliği. Manüfaktürlerin ilk açılıp gelişmesinin –İtalya’da ve daha sonra Flandre’da– tarihsel önkoşulu. gelişmiş üretici güçlerin tam bir yıkımdan ne kadar az korunabilmiş olduklarını bize gösterir. İskender’in bu ulusu ticaretten uzaklaştırması ve ülkelerini ellerinden alması yüzünden. çünkü Fenikelilerin buluşlarının büyük bir kısmı. Çeşitli kentler arasındaki işbölümünün ilk sonucu. loncalar sisteminden kurtulan üretim dallarında manüfaktürlerin doğuşu oldu. kentlerin herbiri ötekine ağır basan bir sanayi kolunu işletmeye başlıyor. bu ulusun gerilemesine neden olan da budur. hem de göreli olarak oldukça yaygın bir ticaretle birlikte de olsa. iç pazarla sınırlı kaldılar. ve hatta olağan savaşlar gibi salt raslantılar. her yerde ayrı ayrı. daha ilerdeki gelişmeler açısından bir kayıp olup olmayacakları. yeni baştan icat etmek gerekir. yöresellik. örneğin. nüfus [sayfa 80] yoğunlaşmasının –özellikle kırda– oldukça ileri gitmiş 82 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] kendi başlarına (tecrit) durumlarından çıkarak 83 [Elyazmasında ilk biçim:] bir üretici güçler ve kazanılmış icatlar kitlesinin uzun zaman olduğu gibi kalmasını sağlamaya yeterler. cam üzerine resim sanatı için de aynı şey söylenebilir. tümüyle karşılıklı ilişkilerin yaygınlığına bağlıdır. 84 [Marx’ın kenar notu:] ve ortaçağda renkli camlı pencere sanatı. özellikle icatların. Ortaçağdaki. her şeyi.oldu. Bir yerde kazanılmış üretici güçlerin. Yakın komşu yöreleri aşan ticari ilişkiler henüz mevcut olmadığı sürece aynı şeyi. Bu işaret edilen önkoşullarla birlikte manüfaktürlerin kurulup yerleşmesi için. başlangıçta. ve barbar halkların ani saldırıları. Fenikeliler84 örneği. İlkel sınırlılık. Öteki ülkelerde –örneğin İngiltere ve Fransa’da– manüfaktürler. 60 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . Tarihin başlarında. uzun bir süre ortadan kayboldu. temeli büyük sanayi olan bütün ulusların rekabet savaşımlarına sürüklendikleri ticaretin. bir kentten ötekine yeni [sayfa 79] avadanlıklar götürülüyor ve üretimle ticaret arasındaki bölünme. Böylece kentlerin82 birbirleri arasında ilişkiler kuruluyor. her gün yeniden ve ayrı ayrı her yerde bağımsız bir biçimde icat etmek gerekiyordu. yabancı uluslarla yapılan ticaret oldu. yavaş yavaş kaybolmaya başlıyor. üretici güçleri ve gereksinmeleri gelişmiş olan bir ülkeyi83 yeniden sıfırdan başlamak zorunda bırakmaya yeter. ancak. çabucak farklı kentler arasında [45] üretimin yeni bir bölünmesini yaratıyor.

kendisini daha önceki üretim biçiminden çekip koparan bir hız verdiler. Manüfaktür. İkinci ilerleme manüfaktürle kendini göstermiş oldu. hız kazanan ve en büyük gelişmeyi gösteren ilk iş oldu. Dokumacılık ilk manüfaktür işi oldu ve başlıca manüfaktür işi olmakta devam etti. dokumacılığa. kentlerde. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 61 . Bunun için dokumacılık. kısmen. çok geçmeden. kısmen de tacirlerin elinde birikmeye başlamış olan sermayenin yoğunlaşması da gereklidir. bu köyler ve kasabalar. manüfaktürün kendisi de bir aynı sermaye yığınını taşınır sermayeye çevirdi ve genel olarak taşınır sermaye toplamını aynı sermayeye oranla artırdı. tıpkı eskiden lonca kentlerinin. yavaş yavaş kentler haline geldiler ve hatta her ülkede çabucak o ülkenin en parlak kentleri oldular. köylüler için bir sığınak görevi [47] görmüş olması gibi. bundan doğan ve özellikle ticaretin gittikçe genişlemesiyle artan lüks gereksinmesi. kendilerini dışarıda [sayfa 81] bırakan ya da az para veren loncalara karşı bir sığınak haline geldi. bir makineyi öngören iş. Bir mesleğe bağlı aynı sermayeyi aşmak konusunda ilk ileri adım. Birçok durumda fazla bir beceri istemeyen ve kısa zamanda sayısız kollara bölünen dokumacılık.olması ve gene birkaç elde. nitelik bakımından olduğu kadar nicelik bakımından da. yönetim kurallarına karşın loncalarda. Sonradan da varlıklarını sürdüren ve bugün bile hâlâ mevcut bulunan. ticari ilişkilerin genişlemesi sayesinde. Loncadan kurtulmuş olan manüfaktürle birlikte mülkiyet ilişkileri de derhal değişikliğe uğradı. [46] En ilkel biçimde de olsa. bir çırpıda. hemen taşınır (menkul) bir sermaye edinen. O zamana kadar. Nüfus artışına bağlı olarak artan giysilik kumaş talebi. kırda köylülerin gerekli giysilerini sağlamak için kendi işleri yanında yaptıkları dokumacılık. yani o zamanın koşulları içinde sözkonusu olabildiği kadarıyla modern anlamda bir sermaye edinen tacirlerin otaya çıkışı ile kendini göstermiş oldu. bütün iç pazar ve çoğu kez de dış pazarlar için bez dokuyan yeni bir dokumacılar sınıfı doğdu. doğası gereği. köylerde ve lonca örgütlerinin bulunmadığı dağınık kasabalarda yapıldı. hızlanmış bir dolaşım sayesinde ilkel sermayenin birikmeye ve seferber edilmeye başlaması. kişisel gereksinmeleri için dokumacılık yapan köylülerin yanında. lonca zincirlerine boyun eğmiyordu. gelişmeye en elverişli iş olduğunu ortaya koydu. köylüler için.

bu serserilik. böyle birkaç dönem olmuştur. başka birçok kral gibi. ayrıca işçi ile işveren arasındaki ilişkilerde de bir değişikliğe neden oldu. savaşlar yoluyla. yüzyılın başında sürekli ve genel bir şekilde yerleşmiştir. 72. Bu serserilerin sayısı o kadar çoktu ki. serüvencilerin yurtdışı seferi. tamamen manüfaktür kenti olan az çok önemli kentlerde hemen hemen bütün ataerkil niteliklerini çabucak yitirdiler. ticaretin siyasal bir anlamı vardır artık. koruyucu gümrükler ve yasaklar yoluyla sürdürülen ticari bir savaşıma başladılar. ama burada bu nokta 62 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . bu ilişkiler kırlık yerlerde ve küçük kentlerde ataerkil niteliklerini koruyorlardı ama.000’ini astırdı ve onların işe koşulabilmesini başarmak için çok büyük bir yoksulluğun gelmesi gerekti ve gene de büyük güçlükler pahasına ve uzun bir direnmeden sonra başarıldı. Daha 13. başka başka uluslar. Manüfaktür. ticaretin genişlemesi olgusuyla olağanüstü bir ilerleme gösterdi. Zaten bu olaylardan anlaşılıyor ki. rekabet ilişkileri içine girdiler. Hindistan’dan getirilen yeni ürünler ve en başta da dolaşıma giren altın ve gümüş kitleleri.Aynı zamanda. Manüfaktür ve genellikle üretim hareketi. Loncalarda kalfalar ile ustalar arasındaki ataerkil ilişkiler sürmekteydi. Manüfaktürlerin hızla gelişmesi. İngiltere Kralı Henri VIII. yüzyılın sonu ile 16. doğrudan doğruya feodal düzenin çözülüp dağılmasına bağlıdır. gitgide bu aylakları yuttu. 15. feodalitenin silahlı maiyetinin yok oluşu ve kralların vasallarına karşı kullandıkları daha önce toplanmış bulunan ordulara yol verilmesi yüzünden ve gene tarımın iyileşmesi ve geniş tarım arazisinin otlak haline çevrilmesi nedeniyle meydana gelen bir serserilik dönemi. ve pazarların şimdi artık mümkün olan ve her geçen gün daha çok gerçekleşen dünya pazarı genişliği kazanması olayı. manüfaktürle birlikte. sömürgecilik. manüfaktürlerin başlangıcına damgasını vurmuştur. tarihsel gelişmede yeni bir evreye [48] neden oldu. Bundan böyle. birbirleriyle bağlantı kurduklarında aralarında yalnızca saldırgan olmayan alışverişler yaparlarken. özellikle İngiltere’de. manüfaktürde bu ilişkilerin yerini emekçiler ile kapitalist arasındaki para ilişkileri aldı. ama serserilik. Eskiden uluslar. Amerika’nın ve Doğu Hindistan deniz yolunun keşfi sonucu. toplumsal sınıfların karşılıklı [sayfa 82] durumlarını baştan aşağı değiştirdi ve feodal toprak mülkiyetine ve emekçilere sert bir darbe indirdi. ancak. yüzyılda.

sanayiin gittikçe [sayfa 83] gelişmesiyle. Başlangıçta. bu madenlerin ihracının yasaklanmasına neden oldu. 85 [Marx’ın kenar notu:] Küçük-burjuvazi . Ticaret ve manüfaktür büyük burjuvaziyi yarattı. ticaretin ve manüfaktürün genişlemesi. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 63 . loncalarda. Bu ilkel yasaklamalarda. feodal beylerin. elbette ki.üzerinde daha fazla duracak durumda değiliz. kendi topraklarından geçen tacirlere onları yağmadan koruma bedeli (fidyesi) olarak zorla kabul ettirdikleri haklar vardır.Orta sınıf . Ulusların kendi aralarındaki ticaret ilişkileri. taşınır sermayenin birikimini hızlandırdı. iki değişik yön kazandı. ulusların giriştikleri ticaret savaşımını besleyecek yeni kaynaklar sağladı ve bu yüzden bu savaşım hem genişledi. bu haklar. ve bu sanayi. Üretimlerini artırmak için hiçbir dürtüleri olmayan loncalarda. hem de genişledikçe daha büyük bir hırs kazandı. dolaşımdaki altın ve gümüş miktarının azlığı. burjuvazinin loncalar dışındaki gönenciyle ve paranın gittikçe artan önemiyle başka bir anlam kazandı. Bu önlemler. daha sonra kentler tarafından kabul ettirildiler ve modern devletlerin ortaya çıkışıyla da devlet hazinelerine para toplama hususunda en kolaylıkla başvurulabilen el altında hazır bir araç haline geldiler. çoğu kez dışardan getirilen bir sanayii zorunlu kıldı. şimdi başlıca hedefleri piyasaya yeni çıkarılan bu gümüş kitlelerini kapıp istif etmek olan burjuvalar tamamıyla tatmin olmuş durumdaydılar. altın ve gümüş ihracı yasağını yalnızca ulusal düşüncelerle sürdürdü. Yakın zamanda keşfedilen ülkelerin sömürgeleştirilmesi. ticaretin hızla ilerleyişi ve bu ilerlemenin sonuçlarıyla. Gümrük vergilerinin kökeninde. ve kentlerin artan nüfusuna uğraş bulmak zorunluluğu. aynı sermaye değişmez kaldığı ve hatta azaldığı halde. Parasız kalmanın kendisini günden güne daha güç durumda bıraktığı devlet. sözünü ettiğimiz dönemde.Büyük burjuvazi. dış rekabete karşı da uyum sağlayabilecek ayrıcalıklardan vazgeçemezdi. yalnız iç rekabete karşı değil. Amerikan altın ve gümüşünün Avrupa pazarlarında kendilerini göstermesiyle. manüfaktürle temas haline gelir gelmez son bulması bundandır. kentlerde artık eskisi gibi hüküm sürmeyen ama büyük tüccarların ve manüfaktürcülerin egemenliğine boyun eğmek zorunda bulunan küçük-burjuvazinin toplaştığı görüldü. yerel lonca ayrıcalığı bütün ulus ölçeğinde yaygınlaştı.85 Loncaların.

Manüfaktür. 64 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . yüzyılın sonuna kadar sürdü. Denizler üzerinde en güçlü olan ulus İngiltere. yüzyılın ortasında başladı ve hemen hemen 18. koruyucu vergilerle. Şimdiden. o ülkede üretilen hammaddenin ihracatı yasaklandı (İngiltere’de yün) ve ithal edilen maddenin ihracatı ya savsaklandı ya da engellendi (İngiltere’de pamuk). uzun süren kavgalar pahasına çeşitli uluslar. antlaşmalarla. gümrük yönetmeliğinde. açılmakta olan dünya pazarını paylaştılar. yasaklarla. manüfaktür ne kadar elverişsiz koşullarda olursa olsun. gene bu yüzden aynı derecede kolaylıkla da yıkılır. sömürgeler büyük tüketiciler haline gelmeye başladılar. Ticaret ve denizcilik. demek ki. Aynı ülkede üretilen hammaddenin işlenmesi kolaylaştırıldı (İngiltere’de yün ve keten. elbette ki. tamamıyla ticaretin genişliğine ya da 86 [Elyazmasında ilk biçim:] açılmakta olan dünya pazarı. öteki ülkelerde meydana gelen en küçük değişiklikle pazarını kaybedeceği ve mahvolacağı için himayeden katiyen vazgeçemezdi. [49] İkinci dönem. manüfaktür. herbiri onu kendi hesabına sömürmek için çekişen çeşitli uluslar tarafından ele geçirildi. büyük bir bireyler yığınının yaşayış koşullarına o kadar sıkı sıkıya bağlıdır ki. savaşlar (özellikle deniz savaşları) oldu. özellikle 18. sanayiin yolu üzerine düpedüz bir engel koyan bu vergiler yalnızca mali bir amaç taşıyorlardı. sömürge pazarında tekel imtiyazlarıyla ve dışarda da olabildiğince çok farklılaşan[35] gümrüklere sürekli olarak korunmuştu. Manüfaktür. ve en son aşamada rekabet savaşımını sürdürmeye hizmet eden ve bu savaşımın sonucunu belirleyen şey. ticaret ve manüfaktür planında üstünlüğü korudu.mevcut ayrıcalıklar hükümet için bir gelir kaynağı haline geldiler ve para karşılığında satıldılar. 17. Manüfaktür ihracata ulaştığı ölçüde. Fransa’da ipek).86 Bu dönem. hiçbir ülke serbest rekabeti getirerek kendi varlığını tehlikeye atmayı göze alamaz. bir tek ülke üzerinde merkezleşme. çünkü. ihracata konan vergiler ortaya çıktı. çeşitli ulusların rekabette bulunabilmeleri mümkün olduğu kadar önlendi. bir ülkeye kolaylıkla sokulursa. burada. manüfaktürde de nitelik ve nicelik bakımından en büyük [sayfa 84] genişlemeyi sağlıyordu. Öte yandan kırda uygulanış tarzıyla. ikincil bir rol oynayan manüfaktürden daha çabuk gelişmişlerdi. Deniz ticaretinde üstünlüğü elinde tutan ve sömürgeci güce sahip olan ulus. ulusal pazar üzerinde. Tarifelerle. denizcilik ve sömürge tekelleri ile ilgili yasalarla[34] başlar. yüzyılda.

18.. İşte onun 18. herkesten daha çok ısrar edenler tacirler ve özellikle de armatörler oldular. genellikle para sisteminin gelişmesinin doğuşudur. 89 “Bir süredir. bizzat üretimdeki beceriksizlik ve gelişiminin ilk evresini ancak aşabilmiş olan mali sistem. fonlar ve eshamlar üzerindeki spekülasyonların. uluslar arasında rekabetin kaldırılması. göreli bir uygarlık düzeyine ulaştılar ve büyük burjuvazinin kentleri haline geldiler. bankaların. daha çok küçük-burjuva zihniyeti varlığını sürdürdü..]87 ve tacirlerin nüfuzu bundandır. oysa sanayi kentlerinde. elbette ki. ticaret yüzyılı oldu.sınırlı oluşuna bağlıdır ve kendisi de ticaret üzerinde göreli olarak zayıf bir etki meydana getirir. Ticaret kentleri. hatırı sayılır derecede hızlanmış da olsa. dolaşımı pek çok engelliyorlardı. Bunlar. artık yalnızca ticaretten. 87 88 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 65 . yüzyılda ikinci derecede bir önem taşıması [. yüzyıl. cimri bir dükkancı zihniyeti oldu ki. ve ticaretin bütün sömürü tarzı. ama sonraki dönemin tacirlerine ve sanayicilerine oranlanınca da küçük-burjuva olarak kalırlar. doğrusunu [sayfa 85] söylemek gerekirse. insanlar. Bkz: Adam Smith. “Ticaret yüzyılın tutkusu oldu. hâlâ bu zihniyetten kurtulmuş değildi. de navigation et de marine. para ticaretinin. her şey üzerindeki borsa oyunlarının. [50] Devlet himayesi ve tekeller üzerinde. Dünya pazarının. ama onlar siyasal önemi olan her şeyde tacirlerin öne geçmesine rıza gösterdiler. manüfaktürcüler de. Sermaye de hâlâ taşımakta olduğu ayni niteliğini büyük ölçüde yitirdi. -Ed.” -Ed. Pinto bunu kesin olarak söylüyor: “Le commerce fait la marotte du siècle”88. bu himayeyi istediler ve elde ettiler de. denizcilikten ve gemicilikten sözediyorlar.” -Ed. büyük burjuva idiler.”89[37] Sermaye hareketi. manüfaktürcülere ve hele zanaatçılara oranla. Elyazmasında okunamaz hale gelmiş pasaj. Örneğin Aikin’e[36] bakınız. Bunun sonucu. ve: “depuis quelque temps il n’est plus question que de commerce. herbiri ayrı bir ulus tarafından sömürülen ayrı ayrı parçalara bölünmesi. devlet borçlarının. özellikle limanlar. bütün tacirler. gene hâlâ göreli bir yavaşlık göstermekten geri kalmıyordu.[38] Bu dönemin bir ayırdedici özelliği de. altın ve gümüş ihracatı yasağının kalkması. kağıt paraların.

ahlakı. her sermayeyi. yüzyılda herkesin en iyi tanıdığı bilimdi). Ülke içinde rekabet özgürlüğü. ulaşım araçlarını [sayfa 86] ve modern dünya pazarını kurdu. bütün bireyleri. ticaret özgürlüğü içersinde bir savunma silahıdır). İdeolojiyi. bunu elde etmek için bir devrim her yanda zorunlu oldu – 1640’ta ve 1688’de İngiltere’ de. vb. Bu himaye önlemlerine karşın. EN KARMAŞIK İŞBÖLÜMÜ. makineleşme ve en karmaşık işbölümünü– yaratarak. Evrensel rekabet yoluyla.[4.90 ticareti sanayiin egemenliği altına soktu. teorik mekaniğin yetkinleşmesi vb. mümkün olduğu kadar yoketti ve bunu başaramadığı zaman da onları apaçık yalanlar haline getirdi. (Newton tarafından tamamlanan mekanik. yeni gümrük önlemleri (çünkü eskileri büyük sanayie karşı hiç bir yardım sağlayacak nitelikte değillerdi) ile kendi manüfaktürlerini korumaya zorladı ve az sonra himayeci tarifelerle birlikte büyük sanayiye eşlik etmek zorunda kaldılar. zaten İngiltere ve Fransa’da 18. büyük sanayi. İngiltere’de daha önceden de vardı. himayeci gümrükler. 66 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . büyük sanayii –doğa güçlerinin sınai amaçlarla kullanılması. onda. BÜYÜK SANAYİ] Ticaretin ve manüfaktürün bir tek ülkede.. tarihsel rolünü korumak isteyen her ülkeyi. kısa zaman sonra. bu ulusun herbir bireyini bütün dünyaya bağımlı kıldığı ölçü90 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] ve hızlı dolaşım ve sermaye yoğunlaşmasını doğurdu. gibi bu yeni evrenin öteki koşulları. Üretici güçlerin sınırlarını aşan bu talep. ancak geçici bir önlem. sanayi sermayesi haline getirdi ve bununla da dolaşımı yarattı (para sisteminin yetkinleşmesi) ve sermayelerin hızla merkezileşmesine neden oldu. vb. 1789’da Fransa’da. ortaçağdan bu yana mülkiyetin üçüncü [51] dönemine yolaçan dürtücü güç oldu. kesintiye uğramadan gelişen biçimiyle bu ülke için yavaş yavaş göreli bir dünya pazarı yarattı ve bu nedenle. daha önceki üretici güçlerin artık karşılayamayacakları bir İngiliz manüfaktür ürünleri talebine yolaçtı. büyük sanayi. gereksinmelerinin karşılanması için. enerjilerini azami bir gerilim derecesinde tutmaya zorladı. rekabeti evrensel kıldı (büyük sanayi pratik ticaret özgürlüğünü temsil eder. (Bizzat ulusun kendi içerisindeki serbest rekabete gelince. yüzyılda. Her uygar ulusu ve.) Rekabet. 17. dini. İngiltere’de toplaşması durumu.

de ve çeşitli ulusların. onları para ilişkisi haline getirmek üzere bozup dağıtmayı başardı. sınıf hareketinin başında yer aldıklarına göre. [Onun gelişmesi92] öyle bir üretici güçler kitlesi yarattı ki. Kentin kır üzerindeki zaferini tamamladı. Elyazmasında okunmaz hale gelmiş pasaj. ve bütün yığını kendileriyle birlikte sürüklediklerine göre. eski dünyadan gerçekten kurtulmuş ve aynı zamanda ona karşı çıkan bir sınıf yarattı. ve büyük sanayi dışında kalan işçiler. ancak tek yanlı bir gelişme tanırlar. Büyük sanayi. Aynı biçimde. büyük sanayiin geliştiği ülkeler. Besbelli ki. Girdiği her yerde zanaatçılığı ve genellikle sanayiin daha önceki bütün evrelerini yıktı. [sayfa 87] yalnızca kapitalist olan ilişkileri değil. büyük sanayiin yarattığı proleterler. o zamana kadar doğal olan bağdaşmaz niteliğini yıktığı ölçüde dünya tarihini gerçekten yaratan odur. proletaryanın sınıf hareketini durdurmaz. sanayiden çok ya da az yoksun ülkeler üzerinde bu yoksun ülkelerin dünya ticareti yoluyla evrensel rekabet savaşımına sürüklenmesi 91 92 93 Elyazmasında okunmaz hale gelmiş pasaj. her yerde toplum sınıfları arasında aynı ilişkileri yarattı ve bu nedenle. [Elyazmasında karalanmış pasaj:] bütün ülkelerde ne Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 67 . Genel olarak. büyük sanayi. Doğal olarak oluşmuş kentlerin yerine. [52] Bu üretici güçler. iş içinde olabildiği ölçüde her doğal öğeyi yoketti ve bütün doğal olan ilişkileri. Ama bu durum. çoğunlukla yıkıcı güçler haline gelirler. loncalar nasıl manüfaktür için bir engel olduysa. Ve ensonu. bütün uluslarda çıkarları aynı olan bir sınıf. [Onun ilk koşulu91] otomatik sistemdir. başka başka ulusların özel niteliklerini yoketti.93 bir ülkenin her yerinde aynı yetkinlik düzeyine varmaz. küçük kır işletmesi nasıl gelişme yolundaki zanaatçılık için bir başka engel olduysa. büyük sanayi. özel mülkiyette. kendisi için ulusallığın çoktan yokolduğu bir sınıf. her ulusun burjuvazisi hâlâ özel ulusal çıkarlarını korumaktaysa da. -Ed. ve bunlardan pek çoğu özel mülkiyet rejiminde en ufak bir kullanma alanı bulamazlar. büyük sanayiin kendi işçilerinden daha da beter durumda olduklarına göre. işin kendisini de işçi için dayanılmaz hale getirdi. büyük sanayi. mantarlar gibi biten modern sanayi kentlerini yarattı. özel mülkiyet de bu üretici güçler için öyle bir köstek haline geldiler. -Ed. Ve genel bir tarzda. Doğa bilimini sermayeye bağımlı kıldı ve işbölümünün üzerinden onu doğal birşeymiş gibi gösteren son perdeyi de ortadan kaldırdı.

her keresinde zorunlu olarak bir devrim halinde patlak vermiştir. bir ülkede. tarihin bütün çatışmalarının kökeni üretici güçler ile karşılıklı ilişki tarzı [53] arasındaki çelişkidedir. [sayfa 88] * Demek ki. siyasal savaşım vb. bu ikincil biçimlerden biri. gereksinmelerin zorunlu kıldığı ölçüde. bilinç çelişkileri. bu o kadar kolay bir şeydir ki. bizim anlayışımıza göre. hatta sanayileri daha az gelişmiş ülkelerde bile böyle bir çelişkinin doğmasına yeter (örneğin. [5. bütün alanları kapsayan çatışmalar. aynı zamanda. * Bu çeşitli biçimler işin örgütlenmesi biçimlen oldukları kadar aynı zamanda mülkiyetin de biçimleridirler. bu çelişkinin. tarihte. soyutlanarak ötekilerden ayrılabilir ve bu devrimlerin temeli sayılabilir.ölçüsünde etki yaparlar. Sanayileri daha çok gelişmiş ülkelerle rekabet. çeşitli sınıfların çarpışmaları. gibi. çeşitli ikincil biçimler olarak. zamanımıza gelinceye kadar birçok kez. Ayrıca. devrimleri yapan bireyler. 68 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . gibi. İngiliz sanayii ile rekabetin ortaya çıkmaya zorladığı Almanya’daki gizil proletarya). kültür düzeylerine göre ve tarihsel gelişimin evresine göre kendi eylemleri hakkında kendileri de yanılsamalara kapılırlar. vb. TOPLUMSAL BİR DEVRİMİN TEMELİ OLARAK ÜRETİCİ GÜÇLER İLE KARŞILIKLI İLİŞKİ TARZI ARASINDAKİ ÇELİŞKİ] Daha önce gördüğümüz gibi. çatışmalara neden olması için o ülkede aşırı ölçüde artmış olması da zorunlu değildir. ideolojik savaşım. Sınırlı bir görüş açısından bakıldığında. ticaretin gelişmesinin neden olduğu rekabet. meydana gelmiş olan üretici güçler ile karşılıklı ilişki tarzı arasındaki bu çelişki. Her dönemde. temel durumu tehlikeye düşürmemekle birlikte. mevcut üretici güçlerin bir birliği meydana gelir.

kuşkusuz her ailenin kendi mağarası ya da kendi kulübesi vardır. bu bireyler birleşebilinceye kadar –eğer onların birliğinin salt yerel birlik olması istenmiyorsa– bu birliğin. aynı biçimde. hızlı ve ucuz iletişim olanaklarının yaratılmasını gerektirdiği bir yana bırakılırsa. Bununla birlikte. BURJUVA TOPLUM KOŞULLARI İÇİNDE BİREYLERİN ALDATICI ORTAK TOPLULUĞU VE KOMÜNİZMDE BİREYLERİN GERÇEK BİRLİĞİ. daha önceki bütün dönemlerde.* [6. her ne kadar bunları biraraya topluyorsa da. bu belirli tarihsel çağda mevcut olmamasını istemek ya da tek başlarına bireyler olarak üzerinde hiçbir denetime sahip bulunmadıkları koşulları bireylerin kendi kafalarından uydurduklarını [sayfa 89] iddia etmek olurdu. ilkönce büyük sanayi tarafından gerekli araçların. Bunun içindir ki. yani maddi koşulların bulunmayışı yüzünden özel mülkiyetin kaldırılmasına bağlı olan Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 69 . ortaklıkçı ev ekonomisi de o kadar olanaksızdır. BİREYLERİN REKABETİ VE SINIFLARIN OLUŞMASI. yani büyük sanayi kentlerinin. rekabetin. TOPLUMUN YAŞAM KOŞULLARININ BİRLEŞMİŞ BİREYLERİN GÜCÜNE BAĞLI KILINMASI] Rekabet. birbirinden yalıtılmış durumda bulunan ve her gün bu yalıtık durumunu yeniden yaratan koşullar içinde yaşayan bu bireylerin karşısındaki herhangi örgütlü bir gücü yenmek. yalnızca burjuvaları değil. Kentlerin inşa edilmesi büyük bir ilerleme olmuştur. hatta onlardan daha çok proleterleri de. zaten yalnızca şu nedenden. her ailenin özel bir çadırı olması göçebelerde de normal bir şeydir. Tarımcı halklarda toprağın ortak olarak işlenmesi ne kadar olanaksız ise. * Konut yapımı. daima uzun bir dönem geçer ve gene bunun içindir ki. ancak uzun savaşımlardan sonra olanaklı olabilir. Özel mülkiyetin bunu izleyen gelişmesi. Bunun tersini istemek. Vahşilerde. BİREYLER İLE GEÇİM KOŞULLARI ARASINDAKİ ÇELİŞKİNİN GELİŞMESİ. bu yalıtık ev ekonomisini daha da vazgeçilmez hale getirmekten başka bir şey yapmaz. bireyleri birbirinden ayırır.

95 Burjuva sınıfı çeşitli kentlerdeki birçok yerel burjuvazilerden başlayarak ancak çok yavaş bir biçimde meydana gelmiştir. * (Aziz Max’ta sık sık raslanan: “herkes devletin sayesinde ne ise odur” tümcesi aslında. aynı zamanda. kendi canlarını korumak için kırın soylularına karşı birleşmek zorundaydılar.yalıtık ekonominin kaldırılması işi de olanaksızdı. Mevcut ilişkilerle karşıtlık ve gene bu karşıtlığın koşullandırmakta olduğu iş tarzı. kent ile kır [arasındaki karşıtlığın] ortadan kaldırılmasıdır. ailenin ortadan kaldırılmasından ayrılamaz. bunları bütün burjuvalar için ortak ve tek başına her bireyden bağımsız olan yaşam koşulları haline getirdiler. [sayfa 90] ticaretin genişlemesi. makine kullanımının gelişmesi. ulaşım olanaklarının kurulması. burjuvalar sınıfının kendisini oluşturan bireylerden önce var olmuş olacağını önceden varsayar. yalıtık ekonominin yokedilmesi. bu da onların feodal beyler karşısındaki çıkarlarının özdeşliği ile açıklanıyordu. feodal birlikten kopup ayrıldıkları ölçüde bu koşulları yarattılar ve burjuvalar. doğal güçlerin ve başka sayısız üretici güçlerin kullanılmasının gelişmesi – sözgelimi su yolları. – Neyin mümkün olduğu da kent halinde kümelenmelerde ve belirli özel amaçlarla (hapishane. 94 95 70 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . yani başka bir deyişle basit. her kentin aynı engele karşı savaşarak aynı çıkarları başarıya ulaştırmış olan öteki kentleri tanımalarına neden oldu.)94 Ortaçağda. burjuvalar. bütün maddi temelinden yoksun olurdu. mevcut fe[Marx’ın kenar notu:] Filozoflarda sınıfın önceden-varlığı [Elyazmasında ilk biçim:] birçok kentin birliğine yolaçtı. bu tümce. ancak yalnızca teorik bir temele dayanırdı. 96 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] bir sınıfın ortak varlık koşulları haline gelen bu bireysel yaşam koşullarının birleşmesi. burjuva. ayrı ayrı her burjuvanın yaşam koşullarını değiştirdi. delice bir heves olurdu ve ancak bir keşişler ekonomisine varırdı. [54] gazla aydınlatma. her kentte.) genel binalar yapımıyla tanıtlanmıştır.. Ortaklıkçı bir ev ekonomisi kurulmasının önkoşulu. buharlı ısıtma vb. Kendiliğinden anlaşılıyor ki. Bu koşullar olmadan ortak ekonominin kendisi de yeni bir üretici güç meydana getirmezdi. burjuva cinsinin ancak bir nüshasıdır demeye gelir. kışla vb.96 Burjuvalar.

Aynı koşullar. sınıfın kendisi de. [Marx’ın kenar notu:] İlkönce doğrudan doğruya devlete ait işkollarını. mülk sahibi olmayan sınıfların çoğunluğunu ve o zamana kadar mülk sahibi olan sınıfların bir kısmını. kendine özgü koşulların gelişmesiyle birlikte. ancak özel mülkiyet ve bizzat çalışma ortadan kaldırıldığı takdirde ortadan kaldırılabilir. aynı zamanda. Çeşitli kentler arasındaki birleşmeyle bu ortak koşullar sınıf koşullarına dönüştü. burjuvaları yarattı. İnsanın gelişim evreleri olarak anlaşılabilir. Cinsin alt-bölünmeleri olarak. yeni bir sınıfa. 97 98 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 71 . gerçekten. kendi sınıflarına bağımlıdırlar. Burjuvazinin kendisi. Eğer. felsefi açıdan. genel ifadenin özel belirtileri olarak. -ç. felsefi açıdan. proletaryaya dönüştürür) daha önce mevcut olan mülk sahibi bütün sınıfları.99 tarihsel olarak birbiri ardından gelen toplum katlarının ve sınıfların ortak koşulları içinde ve bu olgunun bireylere dayatılan genel tasarımları içinde dikkate alınırsa.98 Tek tek bireyler. sonra da azçok ideolojik bütün işleri soğurur. bağımlılık haline geldiğini kerelerce belirtmiştik. O zaman. [sayfa 91] Bu görüngü. nasıl her çeşit tasarımlara vb. bu çeşitli katmanlar ve çeşitli sınıflar.odalite ile olan karşıtlıklarının belirlediği ölçüde de. kendisi de kendi içinde işbölümüne göre çeşitli kesimlere ayrılır ve (bu arada. tarihe büyük hakaretlerde bulunan hayali görüş. bireylerin gelişmesi. tek tek bireylerin işbölümüne bağımlılığı ile aynıdır ve bu görüngü. bu koşullar. 99 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] onların kısmen verilmiş kısmen de bu verilmiş koşulların gelişmesinin sonucu olan varlık koşulları içinde. bireylere karşı bağımsız hale gelir. yaşamdaki durumlarını ve bunun yanında kendi kişisel gelişimlerini. ancak yavaş yavaş gelişir. aynı çıkarlar da grosso modo97 her yerde aynı adetleri doğurmak zorundaydı. Bundan başka. bunun dışında rekabet içinde birbirlerine düşmandırlar. Kaba bir biçimde. bir yandan burjuvaziden önce var olan. aynı karşıtlık. mevcut bütün mülkiyetin ticaret ve sanayi sermayesine dönüşmesi ölçüsünde. tüm çizdiği yolu kendi sınıflarından alırlar. Bireylerin kendi sınıflarına karşı bu bağımlılığının. bağrında toplayacak duruma gelmeye başlar. ancak başka bir sınıfa karşı ortak bir savaşım [55] yürütmek zorunda oldukça bir sınıf meydana getirirler. Öyle ki bireyler kendi yaşam koşullarını önceden hazırlanmış olarak bulurlar. Cinsin ya da İnsanın bu bireyler içinde geliştikleri ya da bu bireylerin İnsanı geliştirmiş oldukları sanılabilir.

101 Ancak [başkaları ile] ortaklaşalık halindedir ki. tamamıyla hayali bir ortaklaşalığı değil. bu ortaklık sayesinde ve bu ortaklıkta kendi özgürlüklerini elde ederler. kendi koşulları ve kendi belli tarihsel ilişkileri çerçevesi içinde kendilerinden hareket etmişlerdir. geliriyle yaşayan [Engels’in kenar notu:] (Feuerb[ach]: Varlık ve Öz) [Elyazmasında karalanmış pasaj:] ve ortaklaşalığın içerdiği bireyin tam ve özgür gelişmesi olmadan olanaklı değildir. yani işbölümünün bu kaçınılmaz meyvesi ile. sözgelimi. egemen sınıf için. ama yalnızca bireyler bu nesnel güçleri yeniden egemenlikleri altına alırlarsa ve işbölümünü ortadan kaldırırlarsa o da ortadan kalkar. bireyler. (Bu sözlerden. bir başka sınıf karşısında bir sınıfın birliğini temsil etmesinden dolayı. her zaman kendi kendilerinden. Şimdiye kadar yaşanmış olan ortaklaşalıkların yerine geçenler içinde. ancak [sayfa 92] egemen sınıfın koşulları içinde gelişmiş olan bireyler için ve yalnızca bunların bu sınıfın bireyleri olmaları ölçüsünde vardı. devlette. ortaklaşalık (Gemeinschaft) olmadan mümkün değildir. elbette ki. ama yeni bir zinciri temsil etmiştir. kişisel özgürlük. bu engel. her bireyin. o bireylere karşı daima bağımsız bir varlık kazanmıştı ve aynı zamanda. ortaklıklarıyla birlikte. yalnız ortaklaşalık içinde olanaklıdır. her birey [56] kendi yetilerini her doğrultuda geliştirmek çarelerine sahip olur. aynı zaman içinde. Bireylerin daha önceleri meydana getirmiş oldukları görünüşteki ortaklaşalık. Gerçek ortaklaşalıkta. ancak.. özel bir sınıf çıkarını artık egemen sınıfa karşı üstün kabul ettirmek zorunda olmayan bir sınıf oluşmadıkça ortadan kaldırılamaz. ideologların anladıkları anlamda “saf ” bireyden değil.100 Bu. Bireyler. belirli sınıflara bu bağımlılığı. kişisel özgürlük. Ama tarihsel gelişmenin seyri sırasında ve kesin olarak toplumsal ilişkilerin kazandıkları bağımsızlık.Bireylerin. kişisel olduğu ölçüde yaşamı ile. herhangi bir işkoluna ve bu işkolunun içkin koşullarına bağımlı olduğu ölçüde yaşamı arasında bir fark olduğu ortaya çıkar. * Kişisel güçlerin (ilişkilerin) işbölümü yoluyla nesnel güçler haline dönüşmesi. 100 101 72 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . vb. tasarımların kafadan çıkarılıp atılmasıyla ortadan kaldırılamaz.

tek tek kendi başlarını kurtarıyorlardı. taşınır mülkiyet ve zanaat işi. raslansal birşey Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 73 . ve gene bu fark. örneğin. burjuvazinin egemenliği altında öncekinden daha özgürdürler. Kent yurttaşlarının zümresi. herhangi bir zincirden kurtulan her sınıfın yaptığı gibi hareket ediyorlardı ve. başka ilişkileri hesaba katılmazsa soylu olmayan biri daima soylu olmayan biri olarak kalır. Kuşkusuz. ayrı bireyler olarak. çünkü onların varlık koşulları. Öte yandan. proleterler için..) Zümre içinde (ve hatta aşirette de) bu olgu gizli kalır. ancak. onların kendilerine ancak iflas ettikleri zaman görünür. bu onun kişiliğinden ayrılmaz bir niteliktir. bireyler. loncalar. Zümre ile olan fark. feodal kurumlardan ayrılmadan önce de gizli bir şekilde var olan varlık koşulları. kendisi de burjuvazinin bir ürünü olan sınıfla ortaya çıkarlar. toprak sahibi soyluların karşısında ortaya çıktıkları zaman. daha önceki serflik durumlarını kendi kişilikleri için zorunlu olmayan bir şey sayıyorlardı: bunda. kaçak serfler. [57] O halde. denetleyemedikleri ve hiçbir toplumsal örgütlenmenin kendilerine denetleme olanağı vermediği. ve onunla birlikte modern toplumun varolan bütün koşulları. özellikle burjuvazi ile proletarya arasındaki [sayfa 93] karşıtlıkta kendini gösterir.bir kimsenin ya da bir kapitalistin kişiler olmadan çıktıkları anlamını çıkarmamalıdır. görünüşte. onlar için raslansaldır. sınıf olarak özgür olmuyorlar. daima bir soylu olarak kalır. gerçekte ise. birey için varlık koşullarının raslansallığı. zümrelere göre örgütlenme alanının dışına çıkmıyorlardı. kuşkusuz. kendi yaşam koşulları. çünkü nesnel bir güce daha fazla bağımlı durumdadırlar. ancak kendileri de yeni bir kast meydana getirdiler ve yeni durumlarında da daha önceki çalışma tarzlarını korudular ve bu çalışma tarzını. baştan aşağı belirli olan sınıf ilişkileriyle koşullandırılmıştır ve bu fark. ancak başka bir sınıfa karşı olmayla kendini gösterir. emek. bu varlık koşullarının raslansallığını raslansallık olarak yaratır ve geliştirir. ama onların kişilikleri. daha az özgürdürler. daha şimdiden onun ulaşmış olduğu gelişme noktasına artık uygun gelmeyen geçmişin bağlarından kurtararak geliştirdiler. o zaman da. Üstelik. Kişisel birey ile onun karşıtı olan bir sınıfın üyesi olarak birey arasındaki fark. vb. feodal toprak mülkiyetine karşı değerlendirilmiş ve başlangıçta kendisi de kendine özgü feodal bir biçim almış olan olumlu bir şey olarak göründüler. Yalnız rekabet ve bireylerin kendi aralarındaki savaşımdır ki. bir soylu.

hiyerarşiye göre. kaçak serfler yalnızca varolan kendi varlık koşullarını geliştirmek ve zafere ulaştırmak isterken ve bundan dolayı sonuçta yalnızca serbest çalışmaya ulaşırken. bir aynı ödemeye ve angaryalar ortalamasına indirgedi. bulunduğu yerde varlığını sürdürmek zorunluluğu. -ç. -Ed. serfe. * Zamanımıza kadarki bütün tarihsel gelişmeden çıkan şudur:104 bir sınıfın bireylerinin katıldıkları ve her zaman onların bir başkasına karşı ortak çıkarlarıyla koşullandırılmış bulunan kolektif ilişki102 [Elyazmasında ilk biçim:] hiçbir toplumsal organizasyonun da. bir mesleği olan köylüler.102 Her proleterin kişiliği ile çalışma [. yani çalışmayı. şimdiye kadar her toplumun koşulu olan varoluş koşullarını. kısa zamanda.] serfler arasında paylaştırılmasına neden olan büyük işletme olanaksızlığı. bir sıralanma sonucunu doğurdu. serflerin. – Unutmayalım ki. 104 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] her tarihsel çağda özgür olmuş bireyler daha önceden varolan ve kendilerine verilmiş varlık koşullarını geliştirmeye devam etmekten başka bir şey yapmadılar. taşınır servetleri biriktirme olanağını veriyordu. [58] N. serflerin feodal beylere karşı yükümlerini. 74 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . proleterler.. üzerinde hiçbir denetim sağlayamayacağı 103 Elyazmasında okunmaz hale gelmiş pasaj. O halde.B.haline gelir. bu. Bu bakımdan. yani devlet ile karşıtlık halinde bulunmaktadırlar.]103] arasındaki çelişki ve yaşam koşullarının baskısı –gençliğinden beri kurban edildiği ve kendi sınıfı içersinde başka bir sınıfa geçecek koşullara ulaşma şansı hiçbir zaman olmadığı için– belirgin hale gelir. Şurası hemen göze çarpar ki. proleterler eğer kendilerini birey olarak ortaya koyuyorlarsa. öyle ki. onun beyin mülkünden kaçışını kolaylaştırıyordu ve ona bir kentli yurttaş olarak kente gitmeyi başarma umudu veriyordu. ortadan kaldırmalıdırlar. bu. daha da ötesi. allotement’ların [parseller. şimdiye kadar süregelen kendi varoluş koşullarını. evlekler. kaçanlar daha şimdiden [sayfa 94] yarı-burjuva durumda idiler. taşınır servetleri elde etmekte en fazla şansı olanlardı.. ve kendi kişiliklerini gerçekleştirmeleri için bu devleti devirmeleri gerekir. serfler arasında da. toplum bireylerinin şimdiye kadar topluluğun tümünün ifadesi olarak seçmiş oldukları biçim ile doğrudan bir karşıtlık halinde.

daha önceki bütün üretim ve karşılıklı ilişkilerin temelini altüst etmesi bakımından. Bundan ötürü. yalnızca sıradan bireyler olarak. ayrılır. tersine bireylerin. oysa şimdiye kadar bu koşullar raslantıya bırakılmıştı ve bu koşullar kesin olarak bireylerin bireyler olarak ayrılmalarından dolayı ve işbölümünün içerdiği. bütün kendi varlık koşullarını ve toplumun bütün üyelerinin koşullarını [59] kendi denetimleri altına alan devrimci proleterlerin ortaklaşalığında bunun tersi meydana gelir: bireyler.ler. bireylerin bireyler olarak değil. bu durum Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 75 . içinde. bütün doğal öncülleri. bu bireyleri. ilk kez. ama bir sınıfın üyeleri olarak katıldıkları ilişkilerdir. bireyler karşısında özerk bir varlığa sahip olmuşlardı. belli koşullar içersinde raslansallıktan rahatça yararlanabilme hakkıdır. raslantısallıktan yararlandıkları koşullar temeli üzerinde kurulmuş zorunlu bir birlikti. her dönemin üretici güçlerinden ve karşılıklı ilişki tarzlarından başka bir şey değildir. Ve (kuşkusuz. bu ortaklaşalığa bireyler olarak katılırlar. bireylerin birliğinin şimdi artık gelişmiş oldukları varsayılan üretici güçler çerçevesi içinde işlemesi koşuluyla). demek ki. bu öncülleri doğal niteliklerinden soyup onları birleşmiş bireylerin gücüne bağımlı kılması bakımından. kendinden önce gelen bütün hareketlerden.) İşte şimdiye kadar kişisel özgürlük denilen şey. bizden önceki insanların yarattıkları öncüller olarak bilinçle ele alması bakımından. Toplum Sözleşmesi’nde[39] tanıtıldığı gibi) isteğe bağlı bir birlik değildi. Buna karşılık. * Komünizm. komünizmin örgütlenmesi. ekonomiktir. bu birliğin koşulları haline getirir. bireylerin özgürce gelişmesinin ve (birliğin) kendi denetimi altındaki hareketlerinin koşullarını koyan bu birleşmedir. bunlar. Komünizmin yarattığı mevcut durum. kendi sınıflarının varoluş koşulları içinde yaşadıkları ölçüde içinde toplayan bir ortaklaşalık oluşturur. bu birliğin koşullarının maddi üretimidir. ama bireylerin [sayfa 95] bireyler olarak ayrılmaları yüzünden onlara yabancı bir bağ haline gelen zorunlu birliğinden dolayı. doğaldır ki. kısaca. (Örneğin. – Bu varlık koşulları. Kuzey Amerika Devleti’nin kuruluşu ile Güney Amerika cumhuriyetlerini karşılaştırınız. Şimdiye kadar bilinen toplum içinde birleşme hiç de (örneğin bize. mevcut koşulları. esas olarak.

-ç. karşılıklı ilişki tarzı ile105 bireylerin eylemi ya da faaliyeti arasındaki bağdır. İnsana karşı. daha öncekine karşıt olarak. 76 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . [sayfa 96] [7. bütün öteki entelektüel. daha önce gelişmiş bulunan gereksinmelere bağlıdır ve bu gereksinmelerin üretiminin kendisi. pratikte. demek ki. kendilerinden önceki üretim ve karşılıklı ilişki tarafından yaratılan koşulları. Maddi yaşamın aldığı değişik biçimler her seferinde. tıpkı onların tatmini gibi. tarihsel bir olgudur. 18. (Stirner’in iflah olmaz temel savı. Komünistler. hiçbir zaman bir koyunda ya da bir köpekte bulamayacağımız tarihsel bir süreçtir. siyasal. doğal olarak. Bu ayrımın değişik çağlarda değişik bir anlamı vardır: örneğin. üretici güçlerin belirli bir gelişmesine uygun düşen bir karşılıklı ilişki tarzıdır. dinsel vb. aile de azçok öyle. ama her çağın kendi gelişinde hazır bulduğu çeşitli unsurlar arasında kendisinin yaptığı bir kavrama göre değil de. [Elyazmasında ilk biçim:] kendinden faaliyeti. Daha sonraki çağda.[40] adversus hominem107) her ne kadar koyunlar 105 106 107 [Elyazmasında karalanmış sözcük:] öz faaliyeti. Üretici güç ile karşılıklı ilişki tarzı arasındaki bağ. yaşamın maddi çatışmalarının baskısı altında yaptığı bir ayrımdır. (Bu faaliyetin106 temel biçimi. birey için zümre raslansaldır. BİREYLER İLE O BİREYLERİN İÇİNDE BULUNDUKLARI VAROLUŞ KOŞULLARI ARASINDAKİ ÇELİŞKİ. bireylerden bağımsız olarak mevcut olan her şeyi olanak-dışı kılan gerçek temelin ta kendisidir. her çağ için bizim bizzat yapacağımız bir ayrım değildir. ÜRETİCİ GÜÇLER İLE İLİŞKİ TARZI ARASINDAKİ ÇELİŞKİ OLARAK. yüzyılda. ama önceki kuşakların planının ya da bu kuşakların varoluş nedeninin kendilerine malzeme sağlamak olduğunu düşünmezler ve bu koşulların.bizzat bireylerin o güne kadarki karşılıklı ilişkilerinin ürününden başka bir şey olmadığından. biçimlerin bağlı oldukları maddi biçimdir. hem de bu daha öncekinden miras alınan unsurlar arasında raslantısal gibi görünen şey. bir kavram farkı değil. Bu. inorganik etkenler olarak ele alırlar. ÜRETİCİ GÜÇLERİN GELİŞİMİ VE İLİŞKİ TARZLARININ DEĞİŞMESİ] [60] Kişisel birey ile raslansal birey arasındaki fark. o koşulları yaratanların gözünde de inorganik olduklarına inanmazlar.

yalnız bu koşullar. üretici güçlerin zamandaş gelişmelerine uygun düştüğünden. Ve o zaman bu koşul raslansal bir engel gibi görünür ve o zaman. bu koşulların tarihi. [61] bunların sayıca sınırlanmalarına. bu koşullar onların bireyselliklerinin içinde ondan ayrılmaz olan koşullardır. [Marx’ın kenar notu:] bizzat değişim tarzının üretimi. bu öz faaliyet ile ortaya çıkarlar. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 77 . Her evrede. bireylerin. yani özgür olarak biraraya gelmiş bireyler tarafından kurulmuş genel bir plana bağımlı olmayan bu gelişme. kesinlikle bireylerin dışında değillerdir ve. İlkönce öz faaliyetin koşulları olarak. çeşitli yörelerden. içinde üretimde bulundukları belirli koşullar. -ç. şu [sayfa 97] halde bu koşullar. sınırlı karakteri ancak çelişkinin ortaya çıkmasıyla beliren ve bu bakımdan daha sonraki kuşak için de mevcut olan sınırlı varlıklarına tekabül eder. daha gelişmiş üretici güçlere ve bundan dolayı da bireylerin daha yetkinleşmiş faaliyet tarzlarına uygun düşen yeni bir biçimin. bu koşullar. Doğal olarak meydana gelen. bireyler hangi koşullar içinde birbirleriyle ilişkiye giriyorlarsa. çelişkinin müdahalesi olmadığı sürece.) Çelişki ortaya çıkmadıkça. bu çeşitli yörelerin herbiri başlangıçta ötekilerden bağımsız olarak gelişir ve ötekilerle ancak azar 108 109 110 Kendilerine karşı. hareket eder. -ç. bugünkü biçimleriyle.ve köpekler. Sırası gelince. ama malgré eux108 ürünleri iseler de. bu belirli olan ve belirli koşullar içinde mevcut bulunan bireylere. daha önceki çağa da atfedilir. daha sonra da öz faaliyetine engel olarak ortaya çıkan bu değişik koşullar. maddi yaşamlarını ve maddi yaşamlarından ileri gelen her şeyi meydana getirmek olanağını sağlarlar. bireylerin kendi kendilerini aktif olarak ifade etmelerini sağlayan koşullardır ve bunlar. uluslardan ve çeşitli işkollarından vb. bu tarzlar arasındaki bağ.109 Bunun sonucu olarak. gelişen ve her yeni kuşak tarafından benimsenen üretici güçlerin de tarihidir ve bu bakımdan da bizzat bireylerin kendi güçlerinin tarihidir. bir engel haline gelen daha önceki tarzın yerini almasından ve bu yeni tarzın da à son tour110 bir engel haline gelmesinden ve yerini başka bir tarza bırakmasından ibarettir. aynı zamanda. bütün tarihsel evrim içinde birbirleriyle bağlantılı bir karşılıklı ilişki tarzı dizisi oluştururlar ki. aşiretlerden. henüz. bir engel olduğu bilinci. tarihsel bir sürecin ürünleri. demek ki.

Ve gene bundan çıkan sonuca göre. Giderek. durum böyledir. bilincin neden bazan çağdaş ampirik ilişkilerden daha ilerilere gitmiş gibi göründüğünü. görünürdeki toplum ilişkilerinde geleneksel ve bireyler karşısında özerk bir hale gelmiş bulunan (devlet. yalnızca. daha önce yaşamış olan teorisyenlere bir otorite olarak dayanılabildiğini açıklar. Dolayısıyla bu ülkeler. tam olarak ve engelsiz kök salabilir. daha sonraki bir çıkara karşılık olan başka bir tarza çoktan yerini bırakmış bulunan daha önceki bir çıkar. aynı ulusun içerisinde bireylerin gelişmeleri tamamıyla birbirinden ayrıdır. Buna karşılık. ama yalnızca üstün gelen çıkara bağımlı olmuşlardır ve daha yüzyıllar boyunca onun yanında sürüklenip giderler. eski dünyanın en çok evrime uğramış bireyleriyle. tersine. bunlar basit birer askeri ya da ticari üs olmadıkları ölçüde. yüzyıllarda İzlanda. fethedilen ülkeye sürekli olarak bir kuvvet sağlayabilmesi için bile olsa. (Normanların fethinden sonra feodal örgütlenmenin en kusursuz şeklini tanımış olan İngiltere ve Napoli[41]. ancak çok yavaş ilerler. daha sonraki bir dönemin savaşımlarına. başka bir toprakta gelişmiş olan karşılıklı ilişki tarzı. Bu da. bu karşılıklı ilişki tarzı eski ülkelerde kendini kabul ettirmeden önce olabilir. öyle ki.azar bağlantı kurar. eski ülkesinde bu tarz. Bundan şu sonuç çıkar ki. hızlı olur. daha uzun bir zaman.) 78 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . ama burada fethedilen ülkede. Bu gibi ülkelerde. ve 12. yalnız bir devrim. niçin. Hatta bu. özel karşılıklı ilişki [sayfa 98] tarzı. başka başka evreler ve çıkarlar hiçbir zaman tamamıyla aşılmış değildir. aynı biçimde. gelişme. Kuzey Amerika gibi zaten gelişmiş bir tarihsel dönemle başlayan ülkelerde. Bütün sömürgelerde. terkettikleri ülkelerin gereksinmelerine uygun düşmeyen karşılıklı ilişki tarzları yüzünden göç eden ve buraya gelip yerleşen bireyler dışında önceden mevcut doğal koşullar yoktur. daha önceki çağların çıkarlarının ve yaşayış koşullarının henüz izlerini taşımaktaydı. Yunan kolonileri ve 11. Kartaca. bu gücü kırabilir. hukuk gibi) bir güce sahip olmakta devam eder. bunun örnekleridir. Fetih halinde de. olduğu gibi istila edilen ülkeye getirildiği zaman buna benzer bir durum meydana gelir. hatta onların servet koşulları hesaba katılmasa bile. ve bu yüzden de bu bireylere uygun düşen en gelişmiş karşılıklı ilişki tarzıyla işe başlarlar. daha genel bir senteze olanak veren tek tek hususlar [62] sözkonusu olduğunda. son tahlilde.

. tarihin itici gücü sayıldı. Roma. Bu koşullar yüzünden özgür halk hemen hemen tamamen kaybolmuştu. şimdiye değin. cinayet ve [sayfa 99] soygunculuk. zamanımızda da hâlâ geçerli olan ekonomik nedenler dışında. siyasal olaylar da sırasında bu bağları pekâlâ koparabiliyordu. Kölelik bütün üretimin temeli olarak kaldı. tersine (miras yoluyla.) [63] Fetihçi barbar halkta. TARİHTE ZORUN (FETHİN) ROLÜ] Fetih olgusu. bütün bu tarih anlayışıyla çelişir görünmektedir. bunun için de yalnızca en çarpıcı bir örneği. İtalya’da. bu barbarlar tarafından ele Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 79 . yağma edilen ya da haraç adı altında zorla alınan tahılların ithali ve bunun sonucu olarak da İtalyan buğdayı için tüketici bulunmayışı. kölelerin kendileri sürekli yokolmak tehlikesi ile karşı karşıyaydılar ve sürekli olarak yerlerine başkalarının konması gerekiyordu. yalnızca ele geçirmeler’in sözkonusu olduğu fikrinden daha yaygın bir şey yoktur. törelerin son derece bozulması ve evlenmelerin seyrekliği eski ailelerin gitgide sönmesine neden oluyordu) ve bu ailelerin servetleri birkaç kişinin eline geçiyordu (üstelik. Roma. satınalma ve borçlandırma yoluyla gerçekleşen) toprak mülkiyetinin toplaştığı görülmektedir.[8. savaşın kendisi. hiçbir zaman kent aşamasını aşmamıştı. bellibaşlı noktalarla yetinmek zorundayız. eski bir uygarlığın barbar bir halk tarafından yıkılması ve yeniden sıfırla başlayan yeni bir toplumsal yapının. otlaklar haline çevrilmişti. eski dünyanın feodaliteye geçişi bu ele geçirme ile açıklanıyor. savaş. zorunlu olarak. [Bizans] Doğu İmparatorluğu ve Türkler[42]. daha büyük bir şevkle başvurulan bir normal ilişki tarzıdır. bu halk için geleneksel ve ilkel üretim tarzından başka bir tarz mümkün olmadığı. (Roma ve Barbarlar. Ayrıca. Ama. elbette. yağma. Şimdiye kadar zorbalık. bu toprak mülkler. nüfusun çoğalması. Barbarlar Roma İmparatorluğunu ele geçiriyorlar. yeni üretim araçları gereksinmesine yol açtığı için. (çünkü. çalınan. bu toprakların otlak haline dönüşmesine neden oluyordu). Tarihte. onun yanısıra oluşması örneğini alıyoruz. Biz burada. taşra eyaletlerine hemen hemen yalnızca siyasal bağlarla bağlıydı ki. feodalite ve Galya. Özgür insanlarla köleler arasında yer alan plebyenler hiçbir zaman Lumpenproletarya’nın üstünde bir duruma erişemediler. vb. daha yukarıda da belirttiğimiz gibi.

[9. ordunun askeri örgütlenişinde kökeni vardır. oraya yerleşen fatihlerin benimsedikleri ortaklaşa biçimin. ele geçirilen nesne tarafından da koşullandırılır. topluluk biçimi. bir bankacının kağıttan ibaret olan servetine hiçbir zaman elkonulamaz. Modern bir sanayi ülkesinin bütün sanayi sermayesi için de durum aynıdır. bu örgütlenme fetihten sonra ele geçirilen ülkelerde bulunmuş olan üretici güçlerin etkisi altında gelişmiştir ve. EMEK VE SERMAYE KARŞITLIĞI] Büyük sanayide ve rekabette. ama fetihçiler yönünden. yalnızca biraraya toplanmalarına111 ve ortaklaşalığa (Gemeinwesen) dayanıp dayanmadığıdır. sınai üretici güçleri geliştirip geliştirmedikleri ya da ulusun [sayfa 100] üretici güçlerinin. ancak o zaman tam anlamıyla feodalite haline gelmiştir. ayrıca. 80 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . BÜYÜK SANAYİ VE SERBEST REKABET KOŞULLARINDA ÜRETİCİ GÜÇLERLE İLİŞKİ TARZI ARASINDA GİTTİKÇE BÜYÜYEN ÇELİŞKİ. fetih sırasında bile. ele geçirme. Almanya’dan hiç de hazır olarak getirilmemiştir. Büyük istilaları izleyen dönemlerde. bu fatihlerin orada buldukları üretici güçlerin gelişme evresine uygun düşmesi gereğini doğurmaktadır ve eğer bu hemen meydana gelen bir durum değilse.geçirilme işinde sözkonusu olan. Feodalite. bireylerin bütün varoluş 111 [sayfa [Elyazmasında karalanmış pasaj:] olabildiği kadarıyla elbirliği. ele geçirilen ülkenin üretim ve dolaşım koşullarına tabi olmadan. Alıcı. Çok erkenden [64] kendini gösteren bu üretim zorunluluğu. ve artık alacak bir şey olmadığı zaman elbette üretime koyulmak gerekir. modern halklarda olduğu gibi. Devam edecek. her yerde çabucak son bulur. Ele geçirme. her yerde önemli görüldüğüne inanılan olayın açıklaması buradadır: Gerçekten de uşak efendi idi ve fatihler. kültürünü ve törelerini çabucak kabul ettiler. Ve. üretici güçlerdeki değişikliklere uygun olarak değişikliğe uğramalıdır. sonu sonuna. Eski Roma’nın bilinçsiz anılarından doğma başka biçimleri kabul ettirmek için yapılan çabaların başarısızlığı (örneğin Charlemagne) feodal biçimin üretici güçler tarafından ne ölçüde koşullandırılmış olduğunu bize gösterir. toprakları ele geçirilen ulusun. ele geçirilen ülkenin dilini.

Özel mülkiyet. daha şimdiden iş koşullarının. Demek ki. Fransa’da. iş içerisinde. ancak. Kreten. ortaklaşa biçimini korumakla birlikte. işbölümü. ve başlangıçta. bu enerji daha önceden ırkların karışmasından doğmaktadır –dolayısıyla Almanların kretenizmi114–. emeğe karşıt olduğu ölçüde doğar. birey olarak. paranın kendi niteliğindedir. -ç. daha önceden evrime uğramış bir toprağa yabancı halklar gelip yerleşmişlerdir. [sayfa 102] Amerika’da ise yepyeni Bireyler birliği. yüzü ablak. Bu koşullar. -ç. 114 Kreten hastalığı. bireylerin. belirli koşullar içinde yaşayan bireylerin ilişkileri olması. boynu kısa ve kalın. Eğer bu koşullardan biri ortadan kalkarsa değişim kesintiye uğrar. aralarındaki ilişkiler değil. İngiltere’de. Cherbuliez. şimdi artık yalnızca iki koşula indirgeniyorlar: bir yanda birikmiş emek ya da özel mülkiyet. İşbölümü yetkinleştiği ölçüde [65] birikim artar ve bu parçalanma da daha belirli bir durum alır. duyguları sönük olan bir hasta tipidir. Ve hemen. olmaması da mümkün şeyler olmaktadır. Sermayeler birliği. daha önceki ilişkilerin.. ancak. bireyler için olması da. birikmiş sermayenin ayrı ayrı mülk sahipleri arasında parçalanmasını ve bunun sonucu olarak da sermaye ile emek arasında olduğu gibi bizzat mülkiyetin çeşitli biçimleri arasında da parçalanmayı içerir. belirlenmeleri ve sınırlanmaları en basit iki biçim içinde erimiştir: özel mülkiyet ve emek. 112 113 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 81 . İşin kendisi.koşulları. vb. Öte yandan bireylerin kendileri de tamamen işbölümüne bağımlıdırlar ve bu yüzden de birbirlerine karşı da tam bir bağımlılık içinde bulunurlar. vb. aletlerin ve malzemenin bölünümünü de içerir. ve bu bölünme ile birlikte. daha sonraki gelişmesinde özel mülkiyetin modern biçimine gittikçe yaklaşır. 101] * (Ayrı ayrı ulusların bireylerinin –Almanların ve Amerikalıların– kişisel enerjisi. başı kocaman. Modern iktisatçıların kendileri. öte yanda fiili emek. vücudu raşitizmalı. bu parçalanma koşulu varoldukça varlığını sürdürebilir. Paranın işe karışmasıyla ilişkinin her biçimi ve ilişkinin bizzat kendisi. ve birikim zorunluluğu ile gelişir. l’association des individus112 ile l’association des capitaux’yu113 karşı karşıya getiriyorlar. örneğin Sismondi. -ç.

Birincisi. Daha önceki dönemlerde öz faaliyet ile maddi yaşamın üretimi. (bu çalışma şimdi artık öz faaliyetin mümkün olan biricik biçimi. 82 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . bir çeşit nesnel bir biçime bürünmüş bulunan ve bizzat bireylerin kendileri için artık bireylerin güçleri olmaktan çıkmış. ilkel nüfus yerinden kıpırdamamıştır. burada. ama özellikle bu nedenle ve ancak bu duruma geldiklerinde birbirleriyle bireyler olarak ilişkiler kurma durumuna gelmiş bulunan bireylerin çoğunluğunun bu üretici güçlerin karşısına dikildiği görülür. sadece ayrı ayrı kişilere düşmekte ve maddi yaşamın üretiminin hâlâ bir öz faaliyeti olarak. ayrı bir dünya imiş gibi gözükmektedirler. bireylerden tamamen bağımsız ve kopuk. çünkü bireyler dağınık ve birbirleriyle çelişki halinde bireyler olarak bulunurken. maddi yaşam amaç gibi görünmekte ve maddi yaşamın üretimi. ki. yani çalışma da.bir toprağa yerleşmişlerdir. bugün öz faaliyet ile maddi yaşamın üretimi öylesine birbirinden ayrılmıştır ki.115 Demek ki.) * Demek ki. 115 [Engels’in kenar notu:] Sismondi. öte yandan onların üretici güçlerini oluşturan güçler. birey olarak bireylerin karşılıklı ilişkilerine böylesine kayıtsız bir biçime bürünmemişti. her türlü öz faaliyet görünümünü yitirmiştir ve onlara yaşamlarını ancak bu yaşamı kısaltarak [66] devam ettirme. üretici güçler. Onları hâlâ üretici güçlerle ve kendi varlıkları ile birleştiren biricik bağ olan çalışma. tersine özel mülkiyetin ve dolayısıyla yalnızca özel mülkiyete sahip bulundukları ölçüde bireylerin güçleri olan bir üretici güçler bütünü. çünkü bu ilişkiler henüz sınırlıydılar. ama gördüğümüz gibi olumsuz [sayfa 103] biçimi olduğuna göre) araç gibi görünmektedir. sürdürme olanağı tanımaktadır. bireylerin yanında. Almanya’ya gelince. üretici güçler. iki olgu belirir. Öte yandan da üretici güçlerden kopmuş ve bu yüzden de yaşantılarının gerçek içeriğinden yoksun kalan ve soyut bireyler haline gelmiş bulunan. bunun da nedeni vardır. bizzat bireylerin sınırlı niteliği yüzünden ayrılıyordu. Daha önceki hiçbir dönemde. ancak karşılıklı ilişkide ve bu bireylerin karşılıklı bağımlılığında gerçek güçler olabilmektedirler. bir yanda.

ayrıca. bizzat bireylerin yetenekler bütününün maledinilmesi demektir.[10. mevcut üretici güçlerin bütününü mülk edinmek zorunluluğundadırlar. ama onların kendileri. salt varlıklarını sürdürebilmek için de. ÖZEL MÜLKİYETİN ORTADAN KALDIRILMASININ ZORUNLULUĞU. Modern evrensel ilişkiler bireyler tarafından. bireylerin. Daha önceki bütün devrimci maledinmeler. Daha şimdiden. bir üretici güçler bütününün maledinilmesinden ve bunun içerdiği bir yetenek bütününün gelişmesinden oluşan ve artık herhangi bir sınırlılığı olmayan bir öz faaliyete ulaşabilecek durumdadırlar. Bu bakımdan da. işbölümüne ve kendi üretim aletlerine tabi kalıyorlardı. maledinen bireyler belirler. en başta mülk edinilen nesne –büyük bir bütünlük haline gelmiş olan ve ancak evrensel bir karşılıklı ilişkiler çerçevesinde varolan üretici güçler– belirler. bu sınırlı üretim aletini malediniyorlardı [67] ve böylece ancak yeni bir sınırlılık üretmiş oluyorlardı. bu maledinme gerçekleştirilirken almak zorunda kaldığı biçimle de belirlenir. sınırlıydılar. Kendi üretim aletleri kendi malları oluyordu. şimdiden. Ancak günümüzün her türlü öz faaliyetten dışlanmış proleterleridir ki. proleterlerin mülk edinmesinde ise. büyük bir bütünlük oluşturacak ölçüde gelişmiş bulunan ve evrensel karşılıklı ilişkilere bağlı olan üretici güçleri artık mülk edinemeyecekleri bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. bir üretim aletleri bütünlüğünün maledinilmesi. Maledinme. bundan başka.116 Bu maledinmeyi. Bu maledinmeyi. Bu maledinme 116 [Elyazmasında ilk biçim:] Bugün. Öz faaliyetleri. sınırlı bir üretim aletiyle ve sınırlı karşılıklı ilişkilerle sınırlandırılmış bulunan bireyler. bu açıdan bu maledinme zorunlu olarak üretici güçlere ve karşılıklı ilişkilere uygun düşen evrensel bir nitelik göstermek zorundadır. bizzat maddi üretim aletlerine uygun düşen bireysel yeteneklerinin gelişmesinden başka bir şey değildir. bireyler. Daha önceki bütün maledinmelerde bir sürü birey bir tek üretim aletine tabi kalıyordu. o nedenle de ancak bu [sayfa 104] bireylerin tümü tarafından kontrol altına alınabilirler. KOŞULU VE SONUÇLARI] Bugün öyle bir noktaya gelmiş bulunuyoruz ki. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 83 . Bu güçlerin mülk edinilmesi. her bireye bir sürü üretim aleti tabi kılınmakta ve onun mülkiyeti herkesin olmaktadır. yalnızca kendi öz faaliyetlerini değil.

devleti ve ulusu aşar. bireylerin maddi karşılıklı ilişkilerinin hepsini birden kucaklar. yüzyılda. proletaryanın karakteri gereği kendisi de ancak evrensel olabilecek bir birliktelik yoluyla. daha sonraki bilincin daha önceki bireylere yüklenmiş olması olgusundan ileri gelmektedir. [sayfa 105] Sivil toplum. mülkiyet ilişkileri. Bunun için. mevcut olan bireylerin yerine konmuş ve tarihin itici gücü olarak gösterilmiştir. bir aşamanın ticari ve sınai yaşamının tümünü birden kucaklar ve bu bakımdan da her ne kadar dışarda ulus-topluluğu olarak kendini olurlamak ve içerde devlet olarak örgütlenmek zorundaysa da. proletaryanın onu toplumdaki eski konumuna bağlayan ne varsa hepsinden kurtaracak bir devrim yoluyla gerçekleştirilebilir. esas olarak. bütün süreç “İnsan”ın kendine yabancılaşması süreci olarak anlaşılmıştır ve bu da. Artık işbölümüne bağımlı olmayan bireyleri [68] filozoflar. Çalışmanın öz faaliyet haline dönüşmesi. üretici güçlerin belirli bir gelişme aşaması içersinde. ilkçağ ve ortaçağ ortaklaşa117 [Marx’ın kenar notu:] Kendine yabancılaşma 84 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . ve nihayet.117 Bir çırpıda gerçek koşullardan soyutlanan bu altüst oluş sayesinde. Üretici güçlerin bütününün birleşmiş bireyler tarafından maledinilmesi ile. öte yandan ise.ancak. ve bir yandan bir önceki üretim tarzını. daha önceki dönemin sıradan bireyinin yerine konmuş olması. düşüncel olarak. ve geliştirmiş bulunduğumuz bütün bu süreci “İnsan”ın gelişimi olarak anlamışlardır. öz faaliyet bireylerin eksiksiz bireyler haline gelmelerine ve bütün doğal sınırlılıklardan kurtulmalarına tekabül eden maddi yaşamla örtüşür. Sivil toplum. her özel koşul. bilincin gelişme süreci haline getirmek mümkün oldu. eski sınırlı karşılıklı ilişkinin bireylerin bireyler olarak karşılıklı ilişkileri haline dönüşmesine tekabül eder. şimdi raslansal hale gelen şeyler bizzat bireylerin birbirlerinden ayrılması. özel mülkiyet ortadan kaldırılmış olur. tarihte. herbirinin özel kazancıdır. karşılıklı ilişkiyi ve toplumsal örgütlenmeyi devirerek. Sivil toplum terimi. daima raslansal olarak göründüğü halde. 18. tüm tarihi. “İnsan” adı altında tasarımlamışlar. Ancak bu aşamadadır ki. daha sonraki dönemin sıradan bireyinin. o kadar ki. geçmiş tarihin her evresinde “İnsan”. Daha önceleri. proletaryanın evrensel karakterini ve enerjisini geliştirerek –ki bu olmadan devrim gerçekleşemez–.

Tam anlamında özel mülkiyet. [sayfa 106] ve devletin varlığı. bütün ortaklaşa mülkiyet (Gemeinwesen) görünümlerinden sıyrılmış ve mülkiyetin gelişmesi üzerindeki devletin bütün etkisini dışlayan modern sermayeye kadar evrim gösterir. devlet. büyük sanayi ve evrensel rekabetin koşullandırdığı katıksız özel mülkiyeti temsil eden. Burjuvazi. taşınır lonca mülkiyeti. ortaklaşa mülkiyetten kurtulması sonucunda. yalnızca bu yüzden. borsada devlet tahvillerinin yükselip düşmesi oyunu ile özel mülk sahiplerinin. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 85 . ve devlet. yalnızca. bir sınıf olması bakımından. [11. İşte modern devlet. artık bir zümre değil. Eski soydan bir Romalı yurttaşın mülkiyeti. aşiret mülkiyeti. manüfaktür sermayesi gibi– başka başka evrelerden geçerek. -ç. devlet borçları sistemiyle bütün bütüne onların ellerine düşmüştür. Özel mülkiyetin.118 aşiret mülkiyeti devlet mülkiyeti olarak ve bu mülkiyette bireyin hakkı aşiret mülkiyeti tarzında biricik mülkiyet olan toprak mülkiyetiyle sınırlanmış olmakla birlikte. -ç. Romalılarda özellikle savaşla ve Cermenlerde özellikle hayvancılıkla [69] belirlenmiş olan aşiret mülkiyetidir. Birçok aşiretin aynı kentte birarada yaşadıkları antik halklarda. bu modern özel mülkiyete tekabül eder. demek ki.lığından kurtulur kurtulmaz ortaya çıktı. yöresel planda değil. DEVLETİN VE HUKUKUN MÜLKİYET İLİŞKİLERİ] Antikçağda ve ortaçağda mülkiyetin ilk biçimi. böyle olmakla birlikte. basit poscessio119 olarak görünür. üretimin ve karşılıklı ilişkinin doğrudan sonucu olan ve her zaman devletin ve ayrıca idealist üstyapının temelini oluşturan toplumsal örgütlenme de her zaman aynı adla belirtilmiştir. yani burjuvaların kendisine verdikleri ticaret kredisine bağlıdır. zilyedlik. sivil toplum olarak ancak burjuvazi ile gelişir. modern halklarda olduğu gibi Antiklerde de taşınır mülkiyetle başlar – (Kölelik ve komünallık) (dominium ex jure quiritum120). –feodal toprak mülkiyeti. Ortaçağdan çıkan halklarda. bütün ulusal planda örgütlenmek ve kendi ortak çıkarlarına evrensel bir biçim vermek zorundadır. sivil toplum yanında ve onun dışında 118 119 120 [Elyazmasında karalanmış pasaj:] (özellikle ve Isparta) Elde bulundurma. özel mülk sahipleri vergiler yoluyla yavaş yavaş modern devleti ele geçirmişlerdir. Sivil toplum.

86 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . devletin. hâlâ bir rol oynamakta bulundukları daha ileri bir evrime ulaşmış olan ülkelerde. Kuzey Amerika’dır. feodal ortaklaşa mülkiyeti dağılmaya götürdüğü bütün modern halklarda özel mülkiyetin ve özel hukukun [sayfa 107] doğuşu. sanayiin ve ticaretin gelişmesi neden olmuş değildir. ancak özel mülkiyet yüzünden mevcut olduğunu.121 Sanayi ve ticaretin. Ortaçağın. bu inanç. Romalılarda. 121 [Engels’in kenar notu:] (Tefecilik!) [Elyazmasında karalanmış pasaj:] ve bu evrime. Aynı biçimde hukuk da yasaya dayandırılmıştır. Şu halde.[43] aynı zamanda. sanayi ve ticaret. yalnızca zümrelerin gelişmelerinde henüz sınıf aşamasına tamamıyla varmamış oldukları ve safdışı edildikleri halde.özel bir varlık kazanmıştır. deniz hukukunu hazırlayıp işlemekte de ilk oldu. daha sonraki bir gelişmeye elverişli yeni bir evrenin başlangıcını işaret etmiştir. istisnasız hepsi. burjuvaların dışarda olduğu kadar içerde de mülkiyetlerini ve çıkarlarını karşılıklı olarak güvence altına almak üzere. devletin özerkliği mevcuttur. İlkönce İtalya’da. Bu. Bugün artık. o halde nüfusun hiçbir bölümünün ötekileri egemenliği altına alacak duruma ulaşamadığı ülkelerde. Modern devletin en eksiksiz örneği. devlet egemen bir sınıfın bireylerinin onun aracılığıyla kendi ortak çıkarlarını üstün kıldıkları bir biçim. geniş bir deniz ticaretine sahip olmuş olan ilk kenti Amalfi. devlet aracılığından geçer ve siyasal bir biçim alırlar. demek ki. katışık bir durumun mevcut olduğu ülkelerde. bunun sonucu olarak. çünkü onların bütün üretim tarzları aynı kalıyordu. zorunluluk yüzünden kendilerine seçtikleri örgütlenme biçiminden başka bir şey değildir. ama bu devlet. İngiliz. [70] Modern Fransız. içinde bir çağın bütün sivil toplumunun özetlendiği bir biçim olduğundan. somut temelinden kopmuştur. açıkça iddia etmeye vardırmışlardır işi ve o kadar ki. Amerikan yazarlarının. Doğal ortaklaşa mülkiyetin dağılıp çözülmesi. özgür iradeye dayandığı kuruntusu. ikisi aynı zamanda birarada gelişen özel hukuku da doğurur. özel mülkiyet gibi. özel mülkiyetin ve özel hukukun gelişmesinin hiçbir başka sınai ve ticari sonucu olmamıştı. sonra öteki ülkelerde. hatta daha iyisi. Bu yüzden. bütün kamusal kurumlar. artık kamunun bilincine işlemiştir. yasanın iradeye dayandığı. özellikle Almanya’daki durumdur.

124 Kötüye kullanma hakkı. çok belirli iktisadi sınırları vardır. Daha sonra. diyelim ki. nesnelerden serbestçe yararlanılmasına dayandığı kuruntusunu ifade eder. yeter miktarda sermayeye sahip Kullanma ve kötüye kullanma hakkı. hukuk [71] bütün ülkelerde –Fransa’da 16. özel mülkiyetin ortaklaşa mülkiyetten bütün bütüne bağımsız bir hale gelmesi gerçeğini. (Unutmayalım ki. bir toprağın rantı rekabet dolayısıyla kaldırılmış olsun. Onlar yalnız İnsan’ın kendi kendisine olan ilişkisini tanıyorlar ve bu yüzden de onlar için bütün gerçek ilişkiler. burjuvazi. feodal sınıfı devirmek için bir alet gibi kullandığı bu burjuvazi. -ç. filozofların fikir (idea)125 dedikleri şey haline) gelir. Jus utendi et abutendi’nin122 kendisi. -ç. Hukuku salt iradeye indirgeyen bu hukuksal yanılsama. 122 123 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 87 . Pratikte. çıkarlarını savunmayı üstlenecek kadar güçlendiği zaman. herhangi bir kimsenin [sayfa 108] bir şeyi gerçekten elinde bulundurmaksızın hukuken o şeyin sahiplik unvanına malik olması sonucuna varır. Kötüye kullanma. fikir haline geliyor.) Özel hukukta. özel hukuku gittikçe daha çok yetkinleştirmek üzere Roma hukukunun (özellikle taşınır mülkiyet konusundaki) ilkelerini almak zorunda kalındı. gerçek bir mülkiyet haline (bir ilişki haline. çünkü. kaçınılmaz olarak. yalnız ticarette ve hukuktan bağımsız olarak bir şey haline. yalnız kendi iradesi ile ilişkileri içinde ele alınan şey. bu arazinin sahibi. onun Jus utendi et abutendi’sini de muhafaza eder. Sözgelimi. prenslerin. öte yandan da özel mülkiyetin kendisinin yalnız özel iradeye. kısaca. eğer kendi mülkünü ve onunla birlikte Jus abutendi’sini124 başkalarının ellerine geçmiş görmek istemiyorsa. Yüzyılda– sözcüğün tam anlamında gelişmeye başladı ve İngiltere’den başka bütün ülkelerde bu gelişme Roma hukukunun temelleri üzerinde oldu. hiçbir şey değildir. abuti’nin123 özel mülk sahibi için. dinden daha fazla. pekâlâ hukuksal unvanını olduğu gibi.özel mülkiyete daha önemli bir gelişme sağlar sağlamaz. 125 [Marx’ın kenar notu:] Filozoflar için ilişki = fikir (ideà). İngiltere’de bile. Romalıların daha önce hazırlanmış olan özel hukuku yeniden ele alındı ve bir otorite katına yükseltildi. bir yandan. -ç. ama o şey. mülkiyet ilişkilerinin gelişmesi sonucunda. Ama onu hiçbir şey yapamaz. salt kendine özgü bir tarihi yoktur. mevcut olan mülkiyet ilişkileri genel bir iradenin sonucu gibi açıklanır. eğer toprağını muhafaza etmek için fazladan. hukukun da.

olamazsa, toprak sahibi olarak eline hiçbir şey geçmez. Hukukçuların bu aynı yanılsaması, hukukçular için olduğu gibi bütün hukuk kuralları sistemi için de, bireylerin, örneğin, sözleşme ile, kendi aralarında ilişkilere girişmelerinin salt bir olumsallık gibi görülmesini, ve bu çeşitten ilişkilerin, onların gözünde, isteğe göre,[72] girişile[bilir] ya da girişilmeye[bilir] ilişkiler olarak ve içeriği tamamıyla sözleşmeyi yapanların keyfi ve kişisel iradelerine dayanan ilişkiler olarak kabul edilmesini açıklar. Ne zaman sanayi ve ticaretin gelişmesi, örneğin sigorta şirketleri ve benzerleri gibi yeni biçimler yaratmışsa, hukuk, her seferinde, bu biçimleri, şaşmaz bir biçimde, mülkiyetin elde ediliş tarzları içinde birleştirmek zorunluluğunda olmuştur.
[12. TOPLUMSAL BİLİNÇ BİÇİMLERİ126]

İşbölümünün bilim üzerindeki etkisi. Baskının, devletteki, hukuktaki, ahlaktaki vb. rolü. Yasa[da], burjuvaların, sınıf olarak egemen oldukları için, kesin olarak bu nedenden, kendilerine genel bir ifade biçimi bulmaları gerekir. Doğa bilimi ve tarih. Siyasetin, hukukun, bilimin, vb., sanatın, dinin vb. tarihi yoktur.127 [sayfa 109]
*

İdeologlar neden her şeyi başaşağı koyarlar. Din adamları, hukukçular, siyasetçiler. Hukukçular, siyasetçiler (genellikle devlet adamları), ahlakçılar, din adamları. Bir sınıfın içerisinde bu ideolojik alt-bölünme hakkında: l° işbölümü sonucunda o işin (Geschäft) özerkliğe ulaşması; herkes kendi işine gerçek gözüyle bakar. Zanaatları ile gerçek arasındaki bağ konusunda, zorunlu olarak, zaten mesleğin kendi doğasının gerektirdiği kadar hayaller kurarlar. Hukukta, siyasette vb., bu
126

Ed.

Elyazmasının ilk iki sayfasında bulunan çok kısa notlar, burada toplandı. -

127 [Marx’ın kenar notu:] Antik devlette, feodalitede, mutlak hükümdarlıkta göründüğü biçimiyle “ortaklık”a, bu bağa özellikle dinsel tasarufflar tekabül eder.

88

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

ilişkiler – bilinçte kavranırlar; bu kişiler, bu kavramların üstüne çıkamadıklarından,128] bu ilişkiler konusunda sahip oldukları kavramlar, onların kafalarında sabit kavramlardır: sözgelimi yargıç, yasaları uygular, ve bunun için de mevzuatı gerçek etkin devindirici olarak kabul eder. Herkesin kendi metaına karşı saygısı; çünkü onların yaptıkları iş evrensel ile ilişki halindedir. Hukuk fikri. Devlet fikri. Olağan bilinçte şey, başaşağı edilmiş durumdadır. Din, herşeyden önce, aşkınlık bilincidir, gerçek yükümden do[ğan bir bilinç]tir.129] Bunu daha anlaşılır bir şekilde açıklamalı.
*

Hukuk, din vb. ile ilgili gelenek.
*

[73] Bireyler her zaman kendilerinden hareket etmişlerdir, her zaman kendilerinden hareket etmektedirler. Onların ilişkileri, onların gerçek yaşam süreçlerinin ilişkileridir. Onların ilişkilerinin kendilerine karşı bir özerkliğe ulaşması nereden geliyor? Onların kendi öz yaşamlarının güçlerinin, kendilerine karşı kadiri mutlak hale gelmeleri nedendir? Kısacası: derecesi üretici güçlerin herhangi bir andaki gelişmesine bağlı olan işbölümü. [sayfa 110]
*

Toprak mülkiyeti. Komünal mülkiyet. Feodal. Modern. Zümre mülkiyeti. Manüfaktür mülkiyeti. Sanayi sermayesi. [sayfa 111]

Kasım 1845 ile Ağustos 1846 arasında, Brüksel’de, Marx ve Engels tarafından yazılmıştır. İlk kez Rusça olarak, 1924’te, Marx-Engels Arşivleri, Kitap I’de yayınlanmıştır.
128 129

Elyazmasında okunmaz hale gelmiş pasaj. -Ed. Elyazmasında okunmaz hale gelmiş pasaj. -Ed.

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

89

Açıklayıcı Notlar

[1] “Feuerbach Üzerine Tezler”, Marx tarafından, kendisine ait tarihsel materyalizm teorisini, esas olarak tamamlamış ve materyalizmi insan toplumunu kapsayacak biçimde genişletmiş olduğu 1845 ilkyazında Brüksel’de yazılmıştır. Engels’e göre bu “yeni dünya anlayışının dahiyane tohumunun atılmış olduğu ilk belge” idi. (Bkz: K. Marx, F. Engels, Felsefe İncelemeleri, Sol Yayınlan, Ankara 1975, s. 9.) “Feuerbach Üzerine Tezler”inde, Marx, Feuerbach’ın ve ondan öncekilerin materyalizmlerinin temel kusurlarını –edilgin, sezgisel yaklaşımlarını ve insanın devrimci eyleminin, “pratik-eleştirel” eyleminin önemini anlayamamalarını– ortaya koymaktadır. Marx, dünyanın kavranmasında ve değiştirilmesinde devrimci pratiğin oynadığı belirleyici rolü vurguluyor. “Tezler”, Marx’ın 1844-47 tarihli ve “Feuerbach’a İlişkin” başlıklı “Notdefterleri”nde yer almaktadır. Engels “Tezler”i 1888’de yayınlarken, Marx’ın yayınlamayı düşünmediği bu belgeyi okur için daha anlaşılır hale getirmek üzere bazı değişiklikler yapmıştı. Bu metin, Engels’in baskıya hazırladığı metindir; şu farkla ki, 1888 baskısında bulunmayan italikler ve tırnaklar -Marks’ın el yazmasına dayanılarak- buraya konulmuştur. “Feuerbach Üzerine Tezler” başlığı Marksizm-Leninizrn Enstitüsü tarafından konulmuştur. [2] Alman İdeolojisi (Die deutsche Ideologie. Kritik der neuesten deutschen

90

Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi

müsvedde halindeki elyazmalarının üç kesiminden ve bu bölümün başlangıcının iki temiz kopyasından oluşmaktadır. Bd. 1845. bölüm dört kesime ayrılmıştır. Sellected Works. s. Bu savaşım sırasında (MÖ 4.35. 327’de yayınlanmış imzasız bir makaleden alınmıştır. [6] Alman İdeolojisi’nde “Verkehr” sözcüğü. Stirner’in incelendiği bölümden (Cilt 1. [y. Alman İdeolojisi [Feuerbach]. Marx and F. toplumsal. David Strauss’un. Elyazmalarının müsvedde halindeki üç kesiminin Marks tarafından numaranmış sayfaları ise yalnızca rakamla gösterilmiştir: [1]. L’idéologie allemande. Das Leben Jesu. 1-2. örneğin [y. bu sayfalar “s” harfiyle ve buna tekabül eden rakamla gösterilmiştir: [s. Bd. 2]. Moscow 1968 ve Dietz Verlag. “hakiki” sosyalizmin eleştirisi. Feuerbach. materyalist tarih anlayışını. şu farkla ki. Alman İdeolojisi’nin elyazmaları iki ciltten oluşmaktaydı: birincisi hegelsonrası felsefenin eleştirisi. Engels. IV. Birinci temiz kopyaya yazarlar sayfa numarası koymamışlardır. Üçüncü Bölüm) alınmış konu-dışı teorik yorumlardır. 2].Philosophie in ihren Reprasentanten Feuerbach. . Tübingen 1835-1836) değinilmektedir. İskender’in İmparatorluğunun oturmamış askeri ve idari birliği birkaç bağımsız devlete bölündü. İkinci Kesim. B. Max Stirner ve Ludwig Feuerbach bu derginin yazarları arasındaydılar. Üçüncü ve Dördüncü Kesim. [4] Diadokos’lar – Büyük İskenderin ölümünden sonra iktidar için birbirleriyle amansız bir savaşa tutuşan generalleri. köşeli parentez içinde sunulan başlıklar ve sayfa numaraları K. bu cilt için düzenlenmiştir. Wigand’s Vierteljahrsschrift – 1844-45’te Laipzig’de Otto Wigand tarafından yayınlanan genç-hegelcilerin felsefi dergisi. I. ve ikincisi. vb. bireylerin. Bruno Bauer. Buna göre.. bilimsel komünizm teorisinin felsefi temeli olarak ilk kez işlemişlerdir. c. köşeli parantez içinde verilmiştir. Bütün yapıtın en önemli bölümünü oluşturmasının ve kendi başına önemli oluşunun nedeni budur. tüm bölümün esas özünü vermektedir. Elyazmasının Birinci Bölümü. Esas ikinci temiz kopyanın yapraklarına Marks ve Engels tarafından verilmiş olan numaralar “y” harfiyle ve buna tekabül eden rakamla gösterilmiştir. Bauer und Stirner.32. – 32. birinci versiyonda olup da ikinci versiyona alınmamış kısımlar eklenmiştir. 1]. und des deutschen Sozialismus in seinen verschiedenen Propheten) 1845-46’da Brüksel’de Marks ve Engels tarafından birlikte yazılmıştır. yüzyılın sonundan 3. vb. vb. Birinci Cildin Birinci Bölümü Alman İdeolojisi’nin temel belirleyici içeriğini ortaya koymaktadır. Yayına hazırlanırken konmuş olan bütün başlıklar ve gerekli eklemeler ve elyazmalarının sayfa numararalı. Bu yapıtta Marks ve Engels. Editions Sociales. Birinci Bölümün Birinci Kesimi. dinin felsefi eleştirisine kapı açan ve hegelci okulun eski-hegelciler ve yeni-hegelciler olarak ikiye bölünmesinin başlangıcını oluşturan temel yapıtına (D. Berlin 1970 baskılarıyla karşılaştırılmış. [3] Burada. Première Partie. Wigand’s Vierteljahrsschrift. Strauss. 1]. temiz kopyanın ikinci versiyonudur. F. [2]. Moscow 1969’dan alınmış ve açıklayıcı notlar. . [5] Bu terim.. [s. grupların ve bir bütün olarak ülkelerin maddi ve manevi ilişkilerini de kapsayacak Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 91 . yüzyılın başına dek sürmüştür)..

Morgan’ın elde ettiği sonuçları Ailenin. Alman İdeolojisi’nde karşılaştığımız “Verkehrsforrn” (karşılıklı ilişki biçimi). ki bu kavram.38. daha sonra. “Prolog im Himmel”. Bkz: Lettres sur “Le Capital” ve Sur le “mode de production asiatique”. Bd. Marx ve Engels tarafından “üretim ilişkileri” kavramını ifade etmek için kullanılmışlardır. 1845. Die Philosophie der Geschichte. . s.56. ve hepsinden önemlisi. . .. . [12] Bruno Bauer. III. 130. bütün öteki ilişki biçimlerinin temeli olduğunu gösteriyorlar. Morgan’ın 1877’de yayınlanan ve ilkel toplumun incelenmesine ayrılmış yapıtı “gens” ve “klan” kavramlarını belirginleştirmiştir. Londra 1842”– yer alıyordu. onların kafasında o dönemde yeni yeni biçimlenmekteydi.39. hiçbir Roma yurttaşının devlet mülkü toprakların (ager publicas) 500 jugers (yaklaşık olarak 125 hektar)’dan fazlasını mülk edinmeye hakkı yoktu. Geographische Grundlage der Weltgeschichte. “Charakteristik Ludwig Feuerbachs”. Yalnızca (Şubat 1844’te) bir sayısı yayınlanmıştır. W. Editions Sociales. Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni (1884) adlı yapıtında kullanmıştır. . MÖ 367’den sonra plebyenlerin “toprak açlığı”.49dn. . bunun yalnız Batı Avrupa için geçerli olduğunu kaydederek ve bir Asya üretim tarzının varlığına işaret ederek. 1845. . s. “Verkehrsweise” (karşılıklı ilişki tarzı). Wigand’s Vierteljahrsschrift. H. 86-146. [7] Marx’ın bu satırları yazdığı dönemde (1840’larda) aşiret. .53. [8] Licinius (MÖ 350 sıraları): Sextius ile birlikte (MÖ 367’de) plebyenlerin yararına yasalar yayınlayan bir halk tribünü. biraz değişik bir biçimde sunacaklardır. Bd.37. Engels.biçimde çok geniş bir anlamda kullanılmaktadır. Faust. Marx ve Engels. [16] Bauer’in “eleştirici” bir felsefe okulunun savunucusu olmak istediği bilinir. Wigand’s Vierteljahrsschrift. Paris 1969. Einleitung. [11] Gœthe. . maddi ilişkinin. . III.47. mülkiyet yapılarının evriminin bu şemasını. – Bu metinler gereğince. Bu sayıda Karl Marx’ın iki makalesi –“Yahudi Sorunu Üzerine” ve “Hegelci Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Katkı.49. [13] G. bu tanımlamayı. [10] Bruno Bauer.55. klan kavramına şimdi olduğundan çok daha büyük bir önem yükleniyordu. F. Hegel.39. [15] Deutsch-Französische Jahrbücher – Karl Marx ve Arnold Ruge’un Paris’te çıkardıkları Almanca bir dergi. Thomas Carlyle. Bu fetihlerle ilhak edilen toprakların bir kesimini paylaştılar. Bu yapıtlar Marx ve Engels’in materyalizme ve komünizme nihai geçişlerini belgelemektedir. “Verkehrsverhältnisse” (karşılıklı ilişki koşulları) terimleri.47. [14] Genç-hegelcilerin ve özellikle Stirner’in kullandığı terimler. insanların üretim sürecinde birbirleriyle olan ilişkilerinin. Derginin yayınlanması esas olarak Marx ile bir burjuva radikali olan Ruge’un arasındaki görüş farklılıkları yüzünden kesilmiştir. L. askeri fetihler sayesinde kısmen giderildi. Giriş”– ve Friedrich Engels’in de gene iki makalesi –“Bir Ekonomi Politik Eleştirisi Denemesi” ve “İngiltere’nin Durumu ’Dün ve Bugün’. [17] Proleter devrimin bütün gelişmiş kapitalist ülkelerde aynı anda yapılabileceği ve dolayısıyla devrimin yalnızca tek bir ülkede zafere ulaşmasının 92 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . [9] Marx ve Engels. “Charakteristik Ludwig Feuerbachs”. 63dn.

“Komünizmin İlkeleri” adlı denemesinde bulur. 236-240. Der Einzige und sein Eigenthum. [28] Nicholas Becker’in milliyetçi şarkısı. ça ira – 18. Prusya’da yasaklanma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğundan.Marksizm. sosyalist devrim ilkin birkaç ülkede. ya da kıta ablukası – 1806’da Napoléon I tarafından ilan edilmişti ve Avrupa kıtasındaki ülkelerle Büyük Britanya arasında ticareti yasaklıyordu. Arnold Ruge ve Theodor Echtermeyer yönetiminde yayınlandı. ça ira. [27] Bruno Bauer. (Bkz: Lenin. Bu makale şu Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 93 . 61dn. derginin yayınlanmasını yasakladı ve yasak kararı Bundestag’ın kararı ile bütün Almanya için geçerli hale geldi. Dergi 1838’den 1841’e kadar kendine Hallische Jahrbücher für deutsche Wissenschaft und Kunst (“Alman Bilim ve Sanatı Üzerine Halle Yıllıkları”) adını verdi. [26] Sırasıyla Bauer.64. Emperyalizm çağında kapitalizmin eşit olmayan ekonomik ve siyasal gelişimi yasasını hareket noktası olarak alan Lenin. Charlottenburg 1843-1845. s. .67.olanaksızlığı vargısı –ki bu vargı nihai ifadesini Engels’in. yüzyıl sonu Fransız burjuva devirmi döneminin devrimci ezgileri. [23] Bu ifade Bruno Bauer’in “Charakteristik Ludwig Feuerbachs” adlı makalesinden alınmıştır. [19] Max Stirner. (bkz: Marx-Engels. Alman Ren. Les aristocrates à la lanterne!” . Sol Yayınları.65. Saxe’a göçtü ve 1841 Temmuzunda Deutsche Jahrbücher für Wissewchaft und Kunst (“Bilim ve Sanat Üzerine Alman Yıllıkları”) adını aldı.67. biri üniforma meraklısı Musset’nin. [21] Marseillaise. . Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri. . Sol Yayınları.Engels. . .63dn. 1845. II.60. Kultur und Aufklärung des achtzehnten Jahrhunderts. Buna göre. 193-205’te yayınlanmış olan Feuerbach’ın “Über das ’Wesen des Christenthums’ in Beziehung auf den ’Einzigen und sein Eigenthum’” adlı makalesine değiniliyor. . farklı bir vargıya ulaştı. 1-2. Napoléon’un Rusya’daki yenilgisinden sonra kaldırılmıştır. 1840’ta bestelendi.) . yeni tarihsel koşullarda. s. Bd.67. Leipzig 1845. Son ezginin nakaratı şöyleydi: “Ah! ça ira. ça ira. [24] Bu terim Max Stirner’in Der Einzige und sein Eigentum adlı yapıtından alınmıştır.67.68. Ankara 1991. . [20] B. . Carmagnole. hatta tek bir ülkede zafere ulaşacaktı ve devrimin bütün ülkelerde ya da ülkelerin çoğunda aynı anda zafere ulaşması olanaksızdı. 212-213. [18] Kıta Sistemi.58. [22] Bu terimler Max Stirner’in Der Einzige und sein Eigentum adlı yapıtında geçmektedir. . Ama 1843’te hükümet. s. Feuerbach. Marx.)– tekel-öncesi kapitalizm dönemi işin doğruydu. tekelci kapitalizm döneminde. Ankara 1990. dergi. o zaman iki ayrı tepkiye neden olmuştu. öteki de pasifist Lamartine’in tepkisine. Geschichte der Politik. Bauer’in “Charakteristik Ludwig Feuerbachs” adlı makalesinden. [29] Burada Wigand’s Vierteljahrsschrift. [25] Genç-hegelcilerin 1838’den 1843’e kadar gündelik yaprak halinde yayınlanan tek ve aynı dergilerinin kısaltılmış adı. Bd. Bu tez ilk kez Lenin’in “Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı Üzerine” adlı makalesinde ortaya konmuştur. Stirner’e anıştırmada bulunuluyor.60dn.

84. Alman İdeolojisi’nin Birinci Cildinin III. Osmanlılar tarafından 94 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi . III. özellikle Hollanda’ya karşı yöneltilmişlerdi. 234. Grundsätze der Philosophie der Zukunft. büyük toprakbeylerinin çıkarlarını korumak üzere konulmuştu. . [33] Verein (birlik). 73. Bölümüne dahil edilmişti ve Marx ve Engels’in anıştırma yaptıkları metnin hemen ardından geliyordu. London 1776. aslında III. . [38] A. Amsterdam 1762. sınırsız serbest ticaret istemini öne sürerek. [30] L. Doğu Roma İmparatorluğu 1453’de. İngiliz kıyıları boyunca kabotaj hakkı yalnız İngiliz gemilerinin tekelinde olacaktı. I.. Avrupa’dan. “Lettre sur la Jalousie du Commerce”den alıntı yapıyorlar. Pinto’nun Traité de la Circulation et du Circulation et du Crédit. [42] Doğu Roma İmparatorluğu – Köleci Roma İmparatorluğundan 395 yılında ayrılmış bir devlet. 1838’de Manchester’lı fabrika sahipleri Cobden ve Bright tarafından kurulmuştu. .96. 99. 1845. Rusya’dan ya da Türkiye’den ithal edilen metaların yalnız İngiliz ya da ihracatçı ülkelerin gemileriyle taşınması gereğini koşul olarak getiriyordu.69.68. . o toplumsal insan’dır. . Smith. Dışardan yapılan tahıl ithalini kısıtlamayı ya da yasaklamayı amaçlayan Tahıl Yasaları. [32] Tahıl Yasalarına Karşı Birlik – İngiliz sanayi burjuvazisinin örgütü. III. İngiliz denizciliğini kolaylaştırmak amacını güden bu yasalar. [37] Marx ve Engels burada.sözlerle son bulmaktadır: “.85. [40] Burada Max Stirner’in Wignad’s Vierteljahrsschrift. Hegel’in Die Philosophie der Geschichte adlı yapıtından alıntı yapıyorlardı.” . Du Contrat Social: ou principes du droit politique. Bd. farklı gümrük resimleri koyuyordu. London 1795.. Bölümüne anıştırma yapıyorlar. Max Stirner’e göre çıkarcıların oluşturdukları gönüllü bir birlikti. [34] 1651’de Cromwell tarafından çıkartılan ve daha sonra yenilenen yasalar. Bölümün Feuerbach üzerine olan bu kısmı.77.. işçi ücretlerini düşürmek ve toprak aristokrasisinin ekonomik ve siyasal gücünü zayıflatmak amacıyla Tahıl Yasalarının kaldırılmaları için savaştı. Feuerbach. şu ya da bu ülkeden gelmesine göre. bir metaya.84. . . komünisttir. . [41] Normanlar İngiltere’yi 1066’da. [36] J. Zurich und Wintherthur 1843. [35] Bu farklılaşan (diferansiyel) vergiler.86. Napoli’yi de 1130’da istila etmişlerdi.97. 187’de yayınlanmış “Rezensenten Stirnes” adlı makalesinde ifade edilen görüşlere değiniliyor. Aikin. (Amsterdam 1771. s. Bölümdeki sözü edilen pasajda Marx ve Engels. An Inquiry in to the Nature and Causes of the Wealth of Nations. merkezi Konstantinople (İstanbul) idi. A Description of the Country from Thirty to Forty Miles Round Manchester. burada. s. Bu savaşım sonucunda Tahıl Yasaları 1846’da kaldırıldı. s.76. Daha sonraları Bizans adını almıştır. [39] Jean Jacques Rousseau. [31] Marx ve Engels.85. Bu yasalar. 1793 ile 1854 arasında kaldırıldılar.Feuerbach İnsan’ın özünü yalnızca onun topluluğuna aktardığına göre. . 47. 283) adlı kitabında yayınlanmış. Birlik.

108. . 10. Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi 95 . Bu kentin deniz hukuku bütün İtalya tarafından benimsenmişti.istila edilinceye dek varolmuştur. .100. [43] Amalfi – Napoli’nin güneyinde kurulmuş bir İtalyan kenti. ve 11. yüzyıllarda parlak bir limandı.

96 Karl Marks-Friedrich Engels Alman İdeolojisi .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful