You are on page 1of 20

Gündem Dünya

YAYILMACI İSRAİL, UNUTTURULAN FİLİSTİN

Gündem Dünya YAYILMACI İSRAİL, UNUTTURULAN FİLİSTİN İmar Bakanı Uri Ariel, yaptığı açıklamada, Doğu Kudüs

İmar Bakanı Uri Ariel, yaptığı açıklamada, Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da 1200 yeni konut inşaatı için ihale açılacağını belirtti. Konutlardan 800'ünün Doğu Kudüs'te, 400'ünün de Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde inşa edileceği kaydedildi. Bakan Ariel, "Dünyada hiçbir devlet, nerede inşaat yapacağı, nerede yapamayacağı konu- sunda diğer ülkelerden talimat almaz" ifadesini kullanarak, ülke genelinde inşaat faaliyetlerinin devam edeceğini vurguladı.

Öte yandan İsrail 'de yayımlanan Maariv Gazetesi, üst düzey bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde "Washington'un, Filistinli tutukluların serbest bırakılması süreciyle paralel olarak İsrail'in yerleşim birimi inşaatına yeşil ışık yaktığını" ileri sürdü. İsrail ve Filistin tarafı, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin yürüttüğü mekik diplomasisinin ardından 3 yıl aradan sonra geçen temmuz ayında Washington'da barış görüşmelerine yeniden başlamıştı. İsrail hükümeti de barış görüşmeleri ön- cesinde, 1993'te imzalanan Oslo Anlaşması öncesinde tutuklanan 104 Filistinlinin kademeli olarak serbest bırakılacağını açıklamıştı. İsrail'in yeni yerleşim kararının, uzun bir kesintinin ardından yeniden başlayan barış görüşmelerini tehlikeye atabi- leceği belirtiliyor.

4 | fecir

Gündem Dünya

#DİRENMISIR 30 Haziran 2012’de cumhurbaşkanı seçilen Mursi bir yıl görevde kaldıktan sonra Mısır Silahlı
#DİRENMISIR
30 Haziran 2012’de cumhurbaşkanı seçilen Mursi bir yıl görevde kaldıktan sonra
Mısır Silahlı Kuvvetleri tarafından bir darbe neticesinde devrildi. Darbe sebebi ise
halkın yönetimi istememesi ve bunun için ayaklanmalar başlatmasıydı.

Darbeci Abdülfetteh el Sisi, hükümetle halkın uzlaşması için verdiği sürenin dolma- sı üzerine askeri darbeyi gerçekleştirdi. Yönetimi otoriterlik ile suçlayan birinin bu tür bir yöntem izlemesi de düşündürücüdür. Darbenin daha ilk günlerinde binlerce Müslüman, sokak ortasında kıyıma uğradı. Seçimlerin olmasıyla demokrasiye yak- laşan Mısır, kanlı bir Darbe ile birlikte artık tam bir demokrasi ülkesi haline geldi. Müslüman Kardeşler’in temsilcileriyle beraber birçok mensubu kukla darbeciler tarafından şehit edildi ve hapse atıldı. Ümmet Suriye’deki zulüm ile var olma sa- vaşı verirken Sisi de Esad’a özendi. Darbe gerçekleştikten sonra dikkati çeken bir başka olay ise AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’ın sık sık Mısır’a ziyaret gerçekleştirmesidir. Ashton’ın Mısır’a Müslüman Kardeşler ile ordu arasın- da arabuluculuk yapmak için gittiği söylendi. Bu Ağrı Dağı’na dağ değil ova demek kadar inanılası zor bir şeydir. Darbeci zihniyet son icraatıyla da asıl amacını kısmen ortaya koymuş oldu. Türkiye’den gönderilen çöp kamyonlarının üzerinde ki Türk bayraklarını kaldırarak yerine Kahire Valiliği’nin logosunu yapıştırmaya başladı. İşte darbecilerin bu son “hizmeti” darbenin asıl amacını ve asıl kimler tarafından plan- landığını ortaya koyuyor.

Darbe sadece Mısır halkı tarafından değil dünyanın dört bir tarafından protestolara maruz kaldı. Özellikle Türkiye’de Müslüman Kardeşlere ve Mursi’ye destek miting- leri ümmetin biraz da olsa uyanmaya başladığının birer göstergesidir.

Gündem Türkiye

Gündem Türkiye Ülkemizin geçmişindeki kara bir leke 28 Şubat… Malumdur ki 28 Şubat süreci sa -

Ülkemizin geçmişindeki kara bir leke 28 Şubat… Malumdur ki 28 Şubat süreci sa- dece belli bir camiaya değil tüm ülkeye vurulan bir darbedir. Ancak “muhafazakar” camia bu darbenin karanlık yüzü ile daha sık karşı karşıya kalmıştır. Bin yıl süreceği iddia edilen süreç şimdi faillerinin elleri kelepçeli bir şekilde yargılanmaktadır. Tür- kiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirak ile suçlanan 103 sanık hakkında dava açıldı. 36’sı tutuklu bu 103 sanık 2 Eylül 2013 tarihinde Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. 28 Şubat sürecinde Sincan’da tank yürüterek gövde gösterisi yapan, halkın ve mevcut hükümetin üze- rinde bir tahakküm yaratma çabası içine giren statüko zihniyeti şimdi “NEDEN?” sorusuna cevap vermeye çalışıyor. Ancak bizleri asıl üzen bu kişilerin Türkiye’nin önemli yönetim mevkilerinde görev almış kişiler oluşu. İşte dikkat çeken bazı sa- nıkların isimleri:

İsmail Hakkı Karadayı (dönemin Genel Kurmay Başkanı) Çevik Bir (emekli orgeneral) Çetin Doğan (emekli orgeneral) Erol Özkasnak (emekli orgenaral) Ahmet Çörekçi (eski kuvvet komutanı) Hikmet Köksal (eski kuvvet komutanı) Teoman Koman (eski kuvvet komutanı)-sağlık sebebiyle tahliye edildi. Fevzi Türkeri (eski kuvvet komutanı) Erdal Ceylanoğlu (eski kuvvet komutanı) İlhan Kılıç (eski MGK genel sekreteri) Engin Alan (emekli korgeneral) Kemal Gürüz (eski YÖK başkanı)

6 | fecir

Gündem Üniversite

“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM”

Gündem Üniversite “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM” Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Üniversitesi Öğrencileri bu

Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Üniversitesi Öğrencileri bu sene de geleneği boz- madı ve üniversiteyi yeni kazanan öğrencilere “OKULA KİTABINLA BAŞLA” sloganı ile Kur’an-ı Kerim hediye etti. Okulun çeşitli noktalarındaki stantlarda yaklaşık 1000 kişiye Kur’an-ı Kerim hediye eden Anadolu Gençlik Derneği mensupları, yorulmak bilmeden, öğrencilerle tek tek görüşerek ders kayıtlarında rehberlik etti. Ayrıca İs- tanbul Üniversitesi’nin tarihi kapısı önünde kurulan çadırda, gelen öğrencilere ve ailelerine ikramda bulunuldu.

Fecir ailesi olarak bizler de üniversiteyi yeni kazanan öğrenci kardeşlerimizi tebrik eder, okula Kitabıyla başlayan her kardeşimizin hayatlarının her alanında Kitabıyla yaşayabilmesini temenni ederiz.

Deneme

Eyüp Sami Yavaş

»

dergimfecir@gmail.com

“Boğaziçi Şıngır Mıngır”

Öncelikle ismini İstanbul’dan alan üni- versitemizi kazanan arkadaşlarımı teb- rik ediyorum. Dünyanın en güzel şeh- rindesiniz, bunun farkında olun! Evet; kalabalık, büyük ve pahalı bir şehir ama unutmamak gerekir ki bunların oluşmasının sebebi de çekici oluşudur. Şairlerin şiirine, gezginlerin hayranlığına, hazreti peygam- berin hadisine sebep olmuş, sevgilimiz

Hakkında kütüphaneler dolusu kitap yazıl- mış olan bu şehri anlatmak elbette imkânsız denecek kadar zordur. Kısaca önemini, gü- zelliğini hatırlatmak istedim. Öykü ustamız Mustafa Kutlu bir gün “Yıllardır İstanbul’u geziyorum ama yüzde onunu gezmemi- şimdir.” demişti. Belki on bile fazladır. Yan- lış anlaşılmasın hoca güzel gezmiştir. Yani İstanbul’u gezip bitirmek diye bir şey yok ama belli başlı yerlerini görmemek de ka- tiyen olmaz. Allah hesabını sorar bunun! İstanbul denildiğinde akla Boğaziçi gelir. İs- tanbul boğazdır, denizdir çünkü. O yüzden bir imkân bulup bir seyr-u sefaya çıkılmalı, İstanbul güzelce temaşa edilmeli. Her ne kadar şehir hatları kış tarifesine geçse de

(daha az sefer ve soğuk hava demektir bu) yine de havanın açık olduğu bir vakit bulu- nabilirse boğaz sefaları es geçilmemeli. Ör- neğin Eminönü’nden uzun bir boğaz turuna çıkıp baştan aşağı boğazı gezmek pek keyif- lidir. Gidiş dönüş 3 saati aşan bu gezi, Kara- deniz’e yaklaştıkça klasik İstanbul’un dışına çıkar. Beşiktaş, Kanlıca, Sarıyer, R. Kavağı’n- dan sonra nihayet A. Kavağı’na varırsınız. Bu güzergâhta göreceğiniz bol bol yeşillik, en- gin bir mavilik ve inci gibi yan yana dizilmiş yalılar olacaktır. Sakin balıkçı kasabasında dinlenip, Yoros kalesine çıkmayı unutma- yın. Eminönü’nden kalkıp İstinye’den dö- nen kısa boğaz turu da vardır. Bu tur daha kısa sürmekle birlikte ücreti daha uygundur. Haliç veya halk arasındaki tabirle çingene, dilenci vapuru da mutlaka denenmelidir. Üsküdar’dan yola çıkılıp Haliç’te zikzak- lar çizerek Eminönü, Kasımpaşa, Fener, Hasköy, Ayvansaray, Sütlüce, Eyüp istika- metinde yol almanın keyfi hiçbir şeyde bulunmaz. Balat’ta inip açık bulabildiğiniz kiliseleri, pek fazla kalmayan ecnebi nü- fusu ve o sanatsal, arasına iplerin gerildiği Balat evlerini görebilirsiniz. Ben sevmem

8 | fecir

»

Haliç’te her iskelede inilip gezinilebilinir ama Eyüp asıl limandır.

ama işkembesi de meşhurdur meraklısı- na. Haliç’te her iskelede inilip gezinilebili- nir ama Eyüp asıl limandır. Büyük sahabe Eyüp el Ensari’ye selam verilip, meydanı ve çarşıları gezilip teleferikle Pierre Loti’ye çıkılabilir. İstanbul’daki kritik seyir tepele- rinden birisidir. Yalnız pek kalabalık olur, o yüzden erken vakitte, hafta içi gelmekte fayda var. (Eyüp Sultan’da da sabah namazı Türkiye’de hiçbir camide olmadığı kadar ka- labalık olur. ,Bu atmosfer, o canlılık da ke- sinlikle yaşanmalı, havası tenefüs edilmeli)

Bir sabah güzel Üsküdar’dan güzel Çengel- köy’e geçilip boğaza karşı kahvaltı yaptık- tan sonra o şirin, ahşap iskeleden İstinye motoruna atlayabilirsiniz. Arnavutköy, Be- bek, Kandilli, A. Hisarı, Kanlıca, Emirgan ve İstinye rotasını çizer bu hat. İstinye’de inip çarşaf gibi serili koyda uyuklayan yat limanı- na fazla nazar etmemek iyi olur. Çelebi’nın halkından, fakirlerinden bahsettiği İstinye, eski İstinye değildir artık. Koydan sonra Emirgan çıkacak karşınıza, lale mevsimin- deyseniz muhteşem kareler yakalayabilirsi- niz, zira İstanbul laledir, lale de Emirgan’dır.

Son bir dermanla Aşiyan Mezarlığı, Rume- lihisarı da ziyaret edilip gücünüz tükenene kadar Beşiktaş’a doğru sahil boyu ilerleyin. Adalar vapuru, İstanbulluları hem çok yakın hem de çok uzak bir yere götürür. Şehrin kargaşasından uzakta, sakin yer- lerdir Adalar. Kabataş veya Kadıköy’den binilip sırayla Kınalı, Burgaz, Heybeli ve Büyükada’ya ulaşılır. En çok rağbet gören Büyükada’dır ama net bir “en güzel ada” yoktur. Herkesin kendince bir favorisi var.

Gelelim merkez vapurlarına. Kısa süre- li ve daha çok ulaşım için tercih edilir. Bir nevi gün içinde küçük mutluluklar sağlar İstanbulluya. Eminönü, Beşiktaş, Üsküdar, Kadıköy arası gezinir. Harem-Sirkeci feri- botu da farklı rotasından dolayı tavsiyedir. Yaz geceleri de mehtaplı geceler ge- zisi olur. Boğaza açılan ve içinde fa- sıl da barındıran, saat, imkân olarak müsait olanların kaçırmaması gerekir. Bu konuda kitaplar yazılmıştır, yazılacak- tır ama biz bir parça bal çalabildiysek ne mutlu. Zevk-i Selîm sahipleri için: Haluk DURSUN\İstanbul’da yaşama sanatı\Timaş

Deneme

Usame Ceran

»

dergimfecir@gmail.com

Karanlıktaki Gençlik

Maneviyattan arındırıl- mış bir topluluğa tüm gayri-meşru isteklerinizi uygulatabilirsiniz. Ma- neviyattır bizi insan ya- pan. Maalesef peygam- berinden, ashabından o derece kopmuş bir top- lumuz ki; secdede vefat ettiğini sanacak kadar çok duran peygamberin alnı secdeye değmeyen ümmeti haline geldik.

"Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir; Oluklar çift; birinden nur akar birinden kir"

Eskilerimizden hep duyarız 'şimdiki gençler' ile başlayan, memnuniyetsizliği ifade eden sözleri. Gençliğin şuan içinde bulunduğu hâl son derece vahimdir. İnsanlara faydalı olma- sı beklenirken kendine bile faydası olmayan hatta çevresine zararlı; zina, alkol, kumar, madde bağımlısı gibi türlü ahlâksızlıklar içinde boğulan bir gençlik

Sigara kullanma yaşının 8’e, alkol kullanma yaşının 11’e, uyuşturucu kullanma yaşının 12’ye düşmesinden bahsediliyor. Ülkemiz- de yılda toplam 1 milyar litre içki tüketildiği söyleniyor. Daha yazının başında içiniz ka- rardı değil mi? Amacım sizlerin de bir par- çası olan bu gençliğin ne denli yozlaştığını, giderek milli ve manevi değerlerinden uzak- laştırıldığını hatırlatmak. Özellikle üniversite gençliğinin bu dejenerasyonda payı büyük- tür. Hepimiz Allah’ın yeryüzündeki halîfele- riyiz. En kutlu nizam olan Allah’ın nizamını önce kendi hayatmıza tatbik edip sonra yeryüzünde hâkim kılmayı şiar edindiğimize göre, üniversitelerdeki manevi tahribattan da bizzat sorumluyuz.

10 | fecir

»

Maneviyatı olan bir insan hem dünyasından hem ahretinden memnun olur.

Hepimiz müslümanız elhamdülillah da müs- lümanca düşünme hepimize nasip olmuyor maalesef. Üzülerek söylüyorum ki genel eğilime göre madden avantajlı olan hayırlı olandan daha önemli bir tercih ölçütü hali- ne gelmiştir. Üniversiteye gitmeden üniver- site ortamının ne denli bozuk olduğu bilin- mez. Gidince görülür ki ailesi tarafından ilim öğrenmesi için gönderilen gençler zamanla- rını ve paralarını faydasız hatta zararlı yollar- da sarfetmektedirler. Bunları açacak olursak en başında insan fıtratında bulunan karşı cinse olan ilgi sonucu zinaya yaklaşmak, uzun vadede zinanın içine gömülmek vardır. Yusuf(a.s)’ın bile nefsiyle baş başa kalmak- tan Allah’a sığınması, bu konunun kişinin kendine güvenmesiyle bağdaştırılamayacak kadar ciddiyet arzettiğini gözler önüne ser- mektedir. İkinci bir husus kötülüklerin anası olan içkidir. Maalesef kızlı-erkekli nahoş or- tamların kaçınılmaz bir sonu da içki’dir. Hiç o ortamlarda bulunmayan kişilerin bile birden kendini bu günahların içinde buluvermesi mümkündür. Rabbim ayağımızı dini üzere sabit kılsın. Üçüncü önemli konu kumarın gençlik üzerindeki izdüşümü iddia’dır. Genç- lerimiz iddia bayilerinde zamanlarını ve pa- ralarını şeytanın hizmetine sunmaktadırlar. Futbolla hiç arası olmayan insanların bile şeytanın ağına düşünce yılların futbol bilgini kesildiğini görürüz. Tüm bu saydıklarımız ya- ratılış gayesini unutmanın, inandığımız gibi yaşamamanın sonuçlarıdır. Dördüncüsü ve

gibi yaşamamanın sonuçlarıdır. Dördüncüsü ve en tehlikelisi de uyuşturucu bağımlılığıdır.

en tehlikelisi de uyuşturucu bağımlılığıdır. Gencecik bedenlerin maddenin emri altına girmesi sonucu intihar vakalarını TV’lerden üzüntüyle takip etmekteyiz. 18’inde, haya- tının baharındaki biri neden intihar eder hiç düşündünüz mü? Hayatı manâdan arınmış maddenin egemenliği altına girmiş, yaşama gayesinden koparılmış bir kimse yaşamak için kendinde güç bulamadığı anda intihar etme potansiyeli barındırır. Bu yüzden de maneviyat çok önemlidir. Maneviyatı olan bir insan hem dünyasından hem ahretinden memnun olur. Dahası ve en önemlisi Allah da razı olur.

Aslında tüm bu ahlaki yozlaşmanın arka- sında gençliğin ifsadı yönünde var gücüyle çalışan kimselerin olduğunu görüyoruz.

»

Maneviyattan arındırılmış bir topluluğa tüm gayri-meşru isteklerinizi uygulatabilirsiniz.

Maneviyattan arındırılmış bir topluluğa tüm gayri-meşru isteklerinizi uygulatabilirsiniz. Maneviyattır bizi insan yapan. Maalesef peygamberinden, ashabından o derece kop- muş bir toplumuz ki; secdede vefat ettiğini sanacak kadar çok duran peygamberin alnı secdeye değmeyen ümmeti haline geldik. İnancımızdan ruh kökümüzden koparıldık.

Peki programlı bir şekilde yürütülen tüm bu ifsad çalışmaları ne uğruna yapılıyor dersi- niz. Çağdaşlaşma mı? Çağının ihtiyaçlarına yanıt veremeyen bir toplumdan bahsediyo- ruz. Her şeyiyle örnek aldığımız Batının(!) en büyük çaresizliğidir; alkolle, cinsellikle, uyuşturucuyla dondurulmuş, düşünme ye- tisini kaybetmiş beyinlerin çevresine verdi- ği büyük zararlar. Suç ve Ceza'dan bilmiyor muyuz geceleri Petersburg sokaklarının ne kadar tehlikeli olduğunu.

Tüm bu anlattığımız dejenerasyon herhangi bir ideolojiden bağımsız şeytanın hesabına çalışan kişilerce gerçekleştirilen tahribat- lardı. Perde arkasında bir de özgürlük gibi kutsal bir ifadeyi sosyalist ideolojiye kurban edip körpecik beyinlere ket vuranların var- lığını da bu ifsad çalışmalarının içine dahil edersek ne kadar çok çalışmamız gerektiğini idrak edebiliriz sanırım. Gün sessiz kalma günü değil gün avazın çıktığı kadar hakkı haykırmanın günü. Baktığımızda müslüman gençliğin en büyük sorununun sessiz kalmak

Perde arkasında bir de öz- gürlük gibi kutsal bir ifadeyi sosyalist ideolojiye kurban edip körpecik beyinlere ket vuranların varlığını da bu ifsad çalışmalarının içine dahil edersek ne kadar çok çalışmamız gerektiğini idrak edebiliriz sanırım. Gün sessiz kalma günü değil gün avazın çıktığı kadar hakkı haykırmanın günü.

olduğunu görüyoruz. Önce çevresindeki kardeşlerinin değerlerinden koparılmasına sessiz kalıyor sonra çevresinde bağlanabi- leceği kimseler kalmıyor daha sonra kendi aynı şekilde bu ifsad çarkının içine dahil oluyor en son değerlerinden koparılmanın da ötesinde değerlerine yapılan saldırıda herhangi bir reaksiyon gösteremiyor. Nefsi- nin emri altına bir defa girince son nefesine kadar nefis hırs, ihtiras, hased, şehvet gibi silahlarıyla insanın içinden çıkamayacağı bir bataklığa saplanmasına sebep oluyor.

Allah cümlemizi hakkı hak bilip inanan, ba- tılı batıl bilip batıldan men eden kullarından eylesin. Amin.

12 | fecir

“SİSAL BİTKİSİ”

İsmail Köroğlu

»

Sisal bitkisi Kuzey Amerika’nın dağlık bölgelerinde yetişen bir bitkidir. Sisal bitkisi içinden çıkan lif maddesi gemilerin halat yapımında kulla- nılan çok sağlam bir malzemeyi sağlar. Amerikalılar sürekli bu maddeyi ithal ederler. Bir gün içlerinden birisi: “Niye sürekli bu maddeyi ithal ediyoruz da kendimiz üretmiyoruz?” diye sorar. Ve bir heyet oluşturur- lar. Bu heyet dağlarda sisalin tohumunu bulmakla görevlidir. Giderler dağlardan tohumu bulurlar ve laboratuar ortamında Sisal’i çoğaltırlar. Arizona çölünde büyük seralar kurarlar. Ve Sisali ekerler. Sisal normalde elli santim boyunda bodur bir bitkidir ve Amerikalıların yetiştirdiği bit- kiler iki metreyi geçmiştir. Sevinirler daha çok malzeme elde edeceğiz diye. Fakat hasat mevsiminde sürprizle karşılaşırlar. İki metrelik kamış- tan hiç lif çıkmamıştır. Mühendisler düşünürler, inceleme yaparlar lakin sonuç elde edemezler. Sonunda bir heyet oluşturulmaya ve o dağlara göndermeye karar verirler. Heyet gider araştırmalara başlar. O bölgede yaşayan yerli halk heyeti dağda yaşayan yaşlı bir bilgeye yönlendirir.

Yaşlı bilgenin kulübesine varırlar ve sorarlar. -Biz birçok şey yaptık daha iyi ortamlar hazırladık neden böyle oldu. -Bilge siz ne yaptınız der. -Anlatırlar kullandıkları teknolojiyi, sulama sistemini, tohum ıslahını ve bununla hafif böbürlenirler.

Bilge mütevazı bir tebessümle onlara döner ve der ki:

- Siz yanlış yapmışsınız Sisali rahata ve tembelliğe alıştırmışsınız. Sisal bu dağlarda en sert fırtınalara yağmurlara karşı mücadele verir. Dışa- rıdan küçük görünür ama içinde metrelerce lif büyütür. Siz Sisali tem- belleştirip özünden uzaklaştırmışsınız, dışı büyümüş ama içi kurumuş.

İşte biz genç Müslümanlar olarak zorluklar karşısında, haksızlıklar kar- şısında vermiş olduğumuz ve yapacağımız mücadelelerde direnmemiz bizleri güçlü kılacaktır. Her durum karşısında Sisal örneğinde olduğu gibi zorluklar karşısında güçlü kalarak içimizdeki aşk her zaman canlı kalacaktır.

Deneme

Mehmet Yaroğlu

»

dergimfecir@gmail.com

Müslüman Genç ve Tarihi Sorumluluğu

İstanbul; Kimileri için; açlık, yoksulluk, sefa- let ve bitmeyen çile… Kimileri için; trafik, ses, gürültü ve taşraya olan hasret… Kimileri için; rant, faiz, zina ve bitmeyen dünya hırsı… Ve bizler; Anadolunun bağrından kopup gelen, saf ve tertemiz

Anadolu Gençliği…

A lemlerin rabbi olan Allah'a hamd, Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) salat,

O'nun ashabına, ehli beytine ve kıyamete kadar O’nun yolunu sürdürenlere se- lam olsun. Bizleri bütün mahlukat içer- isinde büyük bir kemal sahibi, kainatın en kıymetkar meyvesi, ve eşrefi mahlukat olan insan olarak yaratan, insanlar içerisinde de müminlerden eyleyen ve bütün insanlığa hidayet rehberi olarak gönderdiği kainatın efendisi Hz. Muhammed’e (sav) ümmet olma şerefini bizlere veren Rabbimize son- suz hamdu senalar ederiz.

Müslüman bir toplumda, Müslüman bir ailede ve asırlar boyunca İslam’ın sancaktarlığını yapan, dine hizmetkar olmayı en büyük şeref sayan, hakkın ve adaletin timsali olan bir milletin Anadolu adını verdiği topraklarda yetiştik. Her ne kadar bize verilen (Zorunlu) eğitimlerde, okutulan kitaplarda, dayatılan yönetme- liklerde laik, seküler, modern ve çağdaş bir Batılı olmamız öngörüldüyse de; bizler dai- ma gerici, isyancı, yobaz ve çağdışı olarak yaftalanan Anadolu olmak ve daima O’nun

14 | fecir

»

İslam sancağını bu topraklarda yeniden kaldıracağız inşallah.

gibi tertemiz, mert, namuslu, vicdanlı ve Müslüman olarak kalmayı istedik. İçimizde burukluk, gözümüzde yaş ve arkamızda bıraktıklarımızdaki hüzünle Anadolu’ya veda ettik. Anadolu’ya veda kolay değildi el- bet ancak kutlu fethin kutlu mimarı Sultan Fatih’in rüyalarını süsleyen Kostantiniye bi- zlerin de rüyalarını süslemişti.

İstanbul; Kimileri için; açlık, yoksulluk, se- falet ve bitmeyen çile… Kimileri için; trafik, ses, gürültü ve taşraya olan hasret… Kimileri için; rant, faiz, zina ve bitmeyen dünya hırsı… Ve bizler; Anadolunun bağrından kopup ge- len, saf ve tertemiz Anadolu Gençliği…

Bizim için İstanbul; hadisi şerifle fethi müjdelenmiş mübarek bir belde, üç kıtada hüküm sürmüş bir cihan devletinin karargahı, ilmin ve inkişafın merkezi ve ezan sesine hasret Ayasofya’nın mahzun bekleyişidir. Peygamber övgüsüne mazhar olmuş bir fethin mührü olan, Sultan Fatih’in vakfiyesi ve bizlere emaneti olan Ayaso- fya bizleri beklemektedir. Tıpkı Şam’ın, Bağdat’ın, Gazze’nin, Urumçi’nin, Kerkük’ün ve diğer bütün mazlum coğrafyaların bi- zleri beklediği gibi. Üzerimize farz olan bu kutsal vazifenin ve tarihi sorumluluğun şuurunda ve yeni bir dünyanın bizlerin çalışmalarıyla kurulacağının bilincinde olan Anadolu Gençliği olarak;Ebu Eyyup el En- sari Hazretleri doksan yaşında İstanbul’un

surlarına nasıl dayandıysa bizler de gök- teki yıldızlar olan sahabe efendilerimizi kendimize örnek ve rehber alarak onların manevi önderliğinde İstanbul’u yeniden kuşatacağız.

Sultan Fatih her türlü zorluk ve imkansızlıklara rağmen yirmi bir yaşında, gemileri karadan yürütmek suretiyle İstanbul’u nasıl fethettiyse; bizler de önümüzdeki engellere, yapılan baskılara ve yıldırmalara boyun eğmeden İstanbul’u ve gönülleri yeniden fethedeceğiz.

Prof. Necmettin Erbakan Hocamız kendi- sine atılan iftiralara, edilen hakaretlere ve yapılan türlü zulümlere aldırmadan; bit- meyen aşk, azim, heyecanıyla ve bütün gücüyle İslam’ın yeniden yeryüzünde hakim olması ve adil bir nizamın kurulması için son nefesine kadar nasıl mücahede etti- yse; bizler de Rabbimizin izni ve inayetiyle, Rasullah(sav) Efendimiz’in rehberliğinde, sahabe kiram efendilerimizin ve ehli sün- net büyüklerimizin yolunda ve Erbakan Hocamızın taşıdığı bu sancağın altında son nefesimize kadar mücahedimizi sürdürecek ve İslam sancağını bu topraklarda yeniden kaldıracağız inşallah.

Tasalanma yiğidim, zaman bizden yanadır, Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır, Dünya düşman olsa da İMAN bizden yanadır.

Deneme

Muhammed Acar

»

dergimfecir@gmail.com

Anlatmak Kolay Değil Yaşayınca Anlaşılır

Anlatmak Kolay Değil Yaşayınca Anlaşılır “Ne güzel insanlar vardı burada… Farklı

“Ne güzel insanlar vardı burada… Farklı coğrafyalardan, kültürlerden gelen… Sanki hepsi yollanmıştı benim etrafıma dostluk, kardeşlik etsinler diye.”

Üniversite hayatında sona yaklaşmakta- yız. Koca yıllar akıp gitti ve son sınıftayız. Unutamayacağım öyle güzel günlerim oldu ki üniversiteye dair, onlar hakkında bir kaç kelam etmemiz gerekti.

Benim üniversite hayatım, birçoğundan farklıydı. Mamaafih güzeldi de. Bu fark- lılık ve güzelliğin sebebi; Anadolu Genç- lik ile tanışmış olmamdır. Çok şükür ta- nışmışım ve bu güzelliği yaşamışım.

Neden Anadolu Gençlik sorusuna sayfa- lar dolusu yazıyla cevap vermek müm- kündür. Biz ise kısa bir yazı ile bunu anlatmak durumundayız. Bir üniversi- teli okula başlayınca hayatın içinde bir varlığı olduğunu hissetmiş ve bununla

beraber dünyanın nasıl döndüğünün farkına varmıştır. Birçok kavramın insan- lık için ne anlama geldiğini bu yıllarda öğrenmiş ve hayat içerisinde tatbik et- miştir. AGD ise bu zorlu kavrama, kav- ramsallaştırma sürecinde zihnime bir rehber oldu ve gönlümü rahatlattı. Her şeyden önce benim en temel sevgim; Allah(c.c.)’ın kelamını kendine rehber edinmiş bir yapıydı AGD. Bu bağlamda birçok çalışma yapıyor, örnek insan Hz. Muhammed (s.a.v. ) izinden gitmeye çalışıyordu. Bize, benliğimize ait vicdan, inanç, merhamet, kardeşlik gibi mele- keleri yerleştirmiş ve bizim insanlığa hizmet etmemizi sağlamıştır.

Adil bir dünyanın hayalini burada kur-

16 | fecir

»

Sosyal sorumluluk projeleriyle dünyaya değer katmak mı istiyorsun?

dum ben. Mendil satan küçük bir ço- cuğun gözündeki sancıyı ve arkasındaki sebepleri AGD’nin bana kazandırdığı bakış açısıyla öğrendim. Bu minval üze- re kitaplar okudum, sohbetler gerçek- leştirdim. Ve nihai olarak Rabbimin benden ne istediğini ve insanlığın böyle bir gençliği nasıl dört gözle beklediğini burada idrak ettim.

Ne güzel insanlar vardı burada… Farklı coğrafyalardan, kültürlerden gelen… Sanki hepsi seçilmiş ve yollanmıştı be- nim etrafıma, sırf bana dostluk, kar- deşlik etsinler diye. Kendi kardeşimden ayırt etmeyeceğim, abim deyince sanki babamız anamız bir diyeceğim insan- lardı onlar. Bir dava etrafında kenetlen- diğim, çalışma yaptığım kardeşlerimdi onlar.

Hal böyle olunca yaptığım çalışmaların hepsi ayrı birer mutluluk sebebi olu- yordu. İnsanlığa faydalı olduğumu his- sediyordum. Burası bir ocaktı, bizleri yetiştiren dünyayı, dinimizi, insanlığın sorunlarını bize gösteren bir ocak Şimdilerde bir cümleyi çok kurar oldum. “Omurgasız insanlardan nefret ediyo- rum.” İşte AGD, bize o omurgayı verdi.

Ne babayiğit adamlar gördüm burada, cebindeki harçlığıyla arkadaşının kira-

sını ödeyen, cenazesi olduğu halde ça- lışma aksamaz deyip çalışmayı yürüten insanlar. Geceleri ders çalışıp gündüzle- ri çalışmalarda koşturan… Başarılı, dik duruşlu ve imanlı ne kadar çok insan

gördüm. Elhamdülillah

binler değil onlarca kişi ama bu devirde böylesi onlar milyona değişilmez. Ana- dolu Gençliğin, iki sloganı vardır beni çok etkileyen. “ Sevgi ve kardeşliğin teminatı” ve “ Biz bir aileyiz”. Hakika- ten dolu dolu yaşadım bunları. Bir çok insan burada imkansızlıklar içinde çok değerli çalışmalar ortaya koyuyor, cihad ediyor Allah yolunda. Rabbim kabul bu- yursun. Temennim odur ki daha niceleri bu kutlu davada bu güzel yapının içinde bulunur. Biz üniversitenin sonuna geldik ve hala çalışmalar yapıyoruz çok şükür. Mezuniyetten sonra da inşallah bu ça- lışmalar nasip olur ömrümüzün sonuna kadar.

Çok dediysem

Hele Anadolu Gençliğe bir adım atın, göreceksiniz size koşan bir sürü saf, sa- mimi insanı, dava adamını. Rahmetli Erbakan hocamızın söylediği gibi ”Bir ülkenin asıl gücü, topu, tüfeği, tankı de- ğildir. İmanlı ve inançlı evlatlarıdır.” Bu gençliği Allah başımızdan eksik etmesin ve sayısını artırsın vesselam.

Selametle…

İnceleme

Mehmet Yaroğlu

»

dergimfecir@gmail.com

İnceleme Mehmet Yaroğlu » dergimfecir@gmail.com ren bir alim, şair ve mücahid Üstad Ali Ülvi Kurucu'nun örnek

ren bir alim, şair ve mücahid Üstad Ali Ülvi Kurucu'nun örnek hayatı ve eserle- ri

Üstad Ali Ülvi Kurucunun; Hasan el Ben- na, Emin el Hüseyni, İbrahim Efendi, Be- diüzzaman Said Nursi, Mehmed Zahid Kotku ve daha birçok değerli şahsiyetle olan ilişkileri ve yakın tarihimize ışık tu- tacak hatıraları

Üstad Ali Ulvi Kurucu / Hatıralar

İslam'ın ve Müslümanların hizmetkarı, Hilafet sancağının şerefli bekçisi, Hakkın ve adaletin timsali olan bir imparator- luğun; laik, demokratik bir ulus devlete dönüşünün elem verici öyküsü

Gönlünde taşıdığı imanla; Çanakkale'de Seyit Çavuş, Maraş'ta Sütçü İmam ve Erzurum'da Nene Hatun olup zındıkaya geçit vermeyen, edip ve alim bir mille- ti; devrimler, inkılaplar, ve dayatmalarla imansız, şuursuz ve cahil bırakılmak is- teyenlerin gafleti, dalaleti ve hıyaneti

İmanlı bir nesil yetiştirme derdinde olan dede Hacı Veyis Efendinin, ilim ve irfan aşığı amca Mustafa Efendinin ve evladı- nın ilim öğrenmesi için her türlü sıkın- tıya katlanan baba İbrahim Efendinin, baskıların ve İstiklal Mahkemelerinin gölgesindeki asil ve kutlu mücahedele- ri

Konya'da başladığı ilim yolculuğunu ha- fızlıkla taçlandıran, Ezher'de son şeyhu- lislam Mustafa Sabri Efendi ve Zahid-ül Kevserinin talebesi olan ve daha sonra da Medine'de hizmetlerini devam etti-

M. Ertuğrul Düzdağ tarafından üç cilt halinde yayına hazırlanan bu veciz eseri okumanızı tavsiye ediyor ve merhuma Allah'tan rahmet diliyorum. Rabbim biz- leri cennetinde buluştursun.

18 | fecir

»

Sizler için güzel bir liste hazırladık, umarız istifade edersiniz.

AKADEMİYLE YETİNMEYENLERE

Başlı başına bir üniversite olan İstanbul’dasınız ve güzel bir üniversitede bulunu- yorsunuz. Burada okumanın en güzel yanı hiçbir şehirde olmayan olanaklara sahip olmak ve kendini geliştirebilmektir. Elbette ilmin, öğrenmenin ve başarının sonu yok, bu da insanı artık üniversite ile yetinmemeye, farklı kaynaklardan beslenme yapmaya itecektir, itmelidir. Bu yüzden, elimizden geldiğince sizler için güzel bir liste hazırladık, umarız istifade edersiniz. Daha fazla bilgi için bizlerle de iletişime geçebilirsiniz.

Anadolu Gençlik Derneği: Fatih camisinin karşısında bulunan dernek ilim ve kül- tür çalışmaları ile genç kuşakların bireysel eğitimlerini gerçekleştirirken toplumsal yönüyle de ümmet şuurunu veriyor. Üniversiteli Müslüman gençlerin imanlarının muhafazasının pek zor olduğu bu dönemde dernek bir kalkan görevi görüyor. ag- distanbul.com – 212 534 88 00

İLEM: Üsküdar’da lisans ve yüksek lisans öğrencilerine hizmet veren bir kurum. Lisansta üç yıllık bir program ve yanı sıra alanında uzman hocaların seminerleri oluyor. Derneğin amacı çok yönlü, kaliteli akademisyen yetiştirmek. ilmietudler.org - 216 310 43 18

Türkiye Yazarlar Birliği: Sultanahmet tramvay durağının hemen arkasında o hen- gâmenin içinde çok kaliteli etkinliklere ve isimlere ev sahipliği yapan derneğin ka- tılımcıları çoğunlukla üniversiteli gençler. Başkanı Mahmut Bıyıklı ile muhabbet edilmeli ve çaycısı İsmet amcadan bir çay içilmeli. tybistanbul.com – 212 527 75 17

Bilim ve Sanat Vakfı: Vefa’da bulunan vakfın kademeli eğitiminin yanı sıra çok yönlü seminerleri de bulunmakta. Belirli dönemlerde ders seçimi yapılıp o şekilde derslere girilebiliyor. bisav.org.tr – 212 528 22 22

Siyasal Vakfı: Yaptığı konferans ve etkinliklerle siyasal fakültesi öğrencilerine farklı bir pencereden bakma olanağı sunan vakıf Vezneciler’de bulunmakta. Siyasalvakfi. org – 212 511 32 20

Türk Edebiyatı Vakfı: Ahmet Kabaklı’nın kurduğu vakıf çok uzun yıllardır aynı isim- de bir dergi çıkartıyor ve hali hazırda çarşamba ve cumartesi günleri ilmi sohbetler düzenliyor. turkedebiyati.com.tr – 212 526 16 15