1

K ALMAN ÇOBAN KÖPEĞ YAVRUSUNDA KONJEN TAL YALANCI F MOZ S ( PSEUDOPH MOS S ) Erol Güçlü GÜLANBER1 ÖZET : On günlük iki Alman Çoban köpeği yavrusunda görülen konjenital yalancı fimozis
( pseudophimosis ) olgusu 2 ayrı teknikle operatif olarak sağaltıldılar. Preoperatif dönemde önemli lokal ve genel bozukluklar saptanmadı. Kan serum üre ve kreatinin değerleri normal sınırlar içindeydi. Operasyon sonrası tam iyileşme şekillendi. Geç dönem kontrollerde idrar akışının normal olduğu, stenoz şekillenmediği ve penisin dışarı çıkmasında bir güçlük olmadığı ve erişkin hale geldiklerinde bu köpeklerin normal çiftleşebildikleri görüldü. Aynı anneden ikinci batında doğan yavrular içerisinden birinde de aynı patolojik duruma rastlanıldı. Anahtar kelimeler : Konjenital fimozis, yalancı fimozis, köpek.

CONGEN TAL PSEUDOPHIMOSIS IN TWO GERMAN SHEPHERD PUPPIES SUMMARY : Congenital pseudophimosis seen in two 10 day-old German Shepherd puppies were treated
operatively using 2 different techniques. No significant local or general disorders were found in the preoperative period. BUN ( Blood urea nitrogene ) and serum creatinine values were within normal limits. Complete recovery was obtained after surgery. Check-ups in the later period revealed that the passing of urine was normal, there was no stenosis and no difficulty in the penis coming out. In the later observations, it was seen that these dogs were able to mate normally. The same pathological condition was observed in one of the puppies of the next litter belonging to the same mother. Key words : Congenital phimosis, pseudophimosis, dog.

GRŞ
Preputium'un konjenital anomalileri çoğunlukla preputium ağzının ( ostium preputiale ) anomalileri şeklindedir. Bunlar arasında ostium preputiale'nin tamamen kapalı olması ya da şekillenmemesi ( konjenital agenesi ), çok dar ya da çok küçük olması ( stenoz ) köpeklerde bildirilmiştir ( 1,2,3,4,9 ). Ostium preputiale' nin dar veya kapalı olması durumu konjenital olabileceği gibi edinsel olarak da travma, striktür ve kronik yangıları nedeniyle de şekillenebilir. Sonuçta preputium'un geri çekilmesi güçleşir ve penisin dışarı çıkması olanaksız hale gelerek fimozis meydana gelir ( 2,3,4 ). Fimozis Gerçek Fimozis ve Yalancı Fimozis (Pseudophimosis) olarak da bölümlendirilir. Gerçek fimozis preputium ağzının dar veya küçük olmasıdır. Yalancı fimozis ise doğumdan sonra penis ile visceral
1

Dr.Vet.Med.; .Ü. Veteriner Fakültesi , Cerrahi Anabilim Dalı, 34851, Avcılar, stanbul.

2
yaprak ( membrana balanopreputialis ) arasındaki yapışıklığın çözülmemesi ( Fizyolojik Fimozis ) veya sonradan bazı nedenlerle penis ile viseral yaprak arasında yapışmalar oluşarak ostium preputiale'nin kapanmasıyla ortaya çıkan durumdur ( 8 ). Bu şekilde konjenital ya da sonradan oluşan nedenlerle ostium preputiale'nin dar veya kapalı olması, genel anlamda fimozis'e ve en başta penisin preputium'dan dışarı çıkamamasına, idrarın serbestçe akamayarak preputial boşlukta ( Cavum preputiale ) birikmesine, idrar kesesi, böbrek, penis ve preputium yangılarına ve erişkin köpekte de penisin dışarı çıkamaması nedeniyle hayvanın çiftleşememesine neden olur ( 2,3,4,7 ). Ostium preputiale'nin gerek konjenital, gerek sonradan oluşan nedenlerle daralma veya kapanma sonucu oluşan fimozis ve yalancı fimozis olguları, komplikasyonların şekillenmemesi ya da süratle ortadan kaldırılması için penisin serbestçe preputium'dan dışarı çıkmasına izin veren normal bir açıklığın sağlanması ile operatif olarak sağaltılmaktadır. Bu amaçla iki ayrı operasyon tekniği önerilmiştir. Her iki teknikte de sağlanan açıklığın, postoperatif dönemde sikatriks dokusuyla kapanmayacak şekilde oluşturulması gerektiği vurgulanmaktadır ( 2,4,5,6,7 ).

OLGULARIN TANIMI
Materyalimizi, Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı , Klinik Servisi'ne idrarını yapamama şikayeti ile getirilen 10 günlük iki erkek Alman Çoban Köpeği yavrusu oluşturdu ( Resim 1 ). Yapılan muayenede preputial boşlukta idrar birikimi nedeniyle preputium'un balon gibi şişkin olduğu, preputium ağzında çok küçük bir delik ve bu deliğin de mukozal bir perde ile kapalı olduğu görüldü ( Resim 2 ). Preputium içinde biriken idrar, preputium'un sıkılmasıyla bu mukozal perdeden çok az olarak sızmaktaydı. Bakıcıların yavrulara 10 günden beri bu yolla idrar yaptırdıkları öğrenildi. Ancak hayvanların genel durumlarında bozulma şekillenmemişti. Yapılan serum üre ve kreatinin düzeyleri normal sınırlar içinde olup, bu değerlerin sırasıyla 1. olguda 15 mg/dl ve 1.1 mg/dl; 2. olguda 22 mg/dl ve 1.2 mg/dl olduğu saptandı. lk uygulama olarak preputium içinde biriken idrarın dışarı alınması için mukozal perde bir stile yardımıyla delindi. Stilenin yanlarından az miktarda idrar dışarı sızmaya başladı. Stile dışarı çekilince sızıntının kesildiği görüldü. Ancak kalıcı bir çözüm için yani hem hayvanın idrarının preputium içinde birikmemesi ve hem de penisin rahatça çıkabilmesi için preputium ucunda anatomik ostium preputiale'ye benzer tam bir açıklık sağlanması düşünüldü. Bu amaçla bölgenin tıraş ve dezenfeksiyonu yapılarak olgular damar içi olarak uygulanan Dormicum ( midazolam ) ve Ketalar ( Ketamin Hidroklorür ) kombinasyonu ile genel anesteziye alındılar. Sırt üstü pozisyonda operasyon masasına yatırılarak tespit edilen köpeklerde 1 no'lu olguda preputium'un uç kısmına yaklaşık 0.5 cm. uzaklıkta dairesel bir ensizyon yapılarak preputial deri ve mukoza çıkartıldı. Ensizyon hattında deri ve mukoza 3/0 ipek iplikle dikilerek kapatıldı ( Şekil 1) ( Resim 3). kinci olguda ise aynı şekilde yapılan dairesel ensizyon ventralde V şeklindeki ensizyonla birleştirilerek deri ve mukoza çıkarıldı. Birinci olguda olduğu gibi ensizyon hattında deri ve mukoza 3/0 ipek iplikle dikilerek kapatıldı ( Şekil 2). Bu şekilde birincisinde dairesel , ikincisinde ise dairesel ve ventralde " V " şeklinde bir

3
açıklığı olan ostium preputiale şekillendirildi. Bu sırada bir idrar sondası aracılığıyla penil üretra'nın açık olduğu saptandı ve penisin oluşturulan açıklıktan rahatça çıkabildiği görüldü. Postoperatif dönemde 5 gün süre ile prokain penisilin kas içi olarak uygulanmıştır. Hayvanların idrarlarını rahat yapabildiği ve yara iyileşmesinde herhangi bir sorunun çıkmadığı gözlendi. Olguların uzak dönem kontrollerinde de preputium'un sikatrisiyel stenozu ya da enfeksiyonuna ilişkin herhangibir komplikasyon saptanmadı ve rahatlıkla çiftleşebildikleri görüldü. Diğer taraftan aynı anneden ikinci batında doğan yavruların bir tanesinde de aynı durumla karşılaşıldı.

TARTIŞMA VE SONUÇ
Köpeklerde konjenital ve edinsel değişik nedenlerle oluşabilen fimozis ve yalancı fimozis olguları başlangıçta belirlenerek sağaltımlarının lokal ve genel semptomlar şekillenmeden yapılması gereklidir. Aksi takdirde idrar, preputial boşlukta birikerek preputium ve penis gibi en yakın organlarda yangı meydana getirebildiği gibi, idrar kesesinde birikerek de, asendens nefritislere sebep olabilir. Aynı zamanda preputial boşluktan çevre deri altı bağ dokusuna sızarak lokal ve genel semptomların ortaya çıkmasına da neden olabilir ( 2,3,4,7 ). Biz olgularımızda böyle bir durum saptamadık. Bu durumu idrarın, çok küçük olarak şekillenen preputium ağzını kapatan membrandan sızmasına ve bakıcılarının da sık sık preputium'u sıkarak idrarı bu yolla boşaltmalarına bağlıyoruz. Ayrıca kan serumunda üre ve kreatinin değerlerinin normal oluşu da bunu açıklamaktadır. Sağaltımın operatif olduğu ancak teknik olarak preputial ağzın yeterince oluşturulması ve bu nedenle de deri ensizyonunun iyi ölçülendirilmesi ve ileri dönemlerde yeniden daralma şekillenmemesi gerektiği bildirilmektedir ( 2,4,5,6,7 ). Biz de uygulamış olduğumuz iki ayrı tekniğin geç dönem kontrollerinde sorun şekillenmediğini gördük. Almış olduğumuz bilgilere göre hayvanların çiftleşmede bir zorlukla karşılaşmadıklarını öğrendik. Ancak 2 no'lu olguda uygulanan ventralde " V " şeklinde ensizyonla tamamlanan dairesel ensizyon tekniğinin daha geniş bir açıklık sağlaması ve striktür oluşumunu engellemesi açısından tercih edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Konjenital yalancı fimozis olguları köpek yavrularında ender gözlenen anomalilerdendir. Olabilecek komplikasyonları gözönüne alarak yeni doğanların bu tip anomaliler yönünden de muayenesinin yapılması ve bunların yetiştiricilikte kullanılmaması önem taşır. Bu nedenle bir batında doğan iki yavru köpekte rastladığımız ve operatif sağaltımından olumlu sonuç aldığımız bu olguları meslek pratiğine aktarmayı amaçladık.

KAYNAKLAR
1. Anteplioğlu, H.; Samsar, E.; Akın, F. (1986) : Veteriner Özel Şirurji. 802. A.Ü. Veteriner Fakültesi Yayınları: 406. A.Ü. Basımevi. Ankara. 2. Archıbald, J.; Catcott, E.J.; Pennock, P.W.; Norris, A.M. (1984) : Canine and Feline Surgery. Vol.1, Abdomen. 356. Amer. Vet. Publıcatıons Inc. Calıfornıa. 3. Bojrab, M.J. (1981) : Pathophysiology in Small Animal Surgery. 906. Lea & Febiger. Phıladelphia. 4. Bojrab, M.J.; Bichard, S.J.; Tomlınson, J.L ( 1975 ) : Current Technıques in Small Animal Surgery. 950. Lea&Febiger. Phıladelphia. London.

4
5. Caywood, D.D.; Lipowitz, A.J. (1989) : Atlas of General Small Animal Surgery. 361. C.V. Mosby Company. S.T. Louis, Washıngton D.C., Toronto. 6. Gourley, I.M.; Gregory, C.R. (1992) : Atlas of Small Animal Surgery. 293. Gower Medical Publishing. NewYork. London. 7. Harvey, C.E.; Newton, C.D.; Schwartz, H. (1990) : Small Animal Surgery. 686. Lıppıncott Co. Phıladelphia. 8. Urman, H.,K. ( 1983 ) : Evcil Hayvanların Özel Patolojik Anatomisi. 518. A.Ü. Veteriner Fakültesi Yayınları : 391; Cilt : 1. A.Ü. Basımevi.Ankara. 9. Yücel, R. (1992) : Veteriner Özel Cerrahi. 382. Pethask Veteriner Hekimliği Yayınları. Gebze.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful