You are on page 1of 64

DiNLER VE MiTOLOJi

tnsan, din duygusu talyan bir yaratlktlr. tlerlemeye ve akla duyulan guven, en azmdan hristiyan Batt'da, XVIII. yuzylldan balayarak dici inan<;lann zaYlflamasma yol a<;mlgibi gorundu. Ama <;agdadonemde, dini bir butun olarak benimseyen ve uygulamak isteyen aklrnlann canlanmasl, din olgusunun ve insarun kutsal bir aIernle iliki kurma, hem <;ektigiaCllann hem de olumun anlam kazandlgl bir obur dunyaya inanma ihtiyacmm devam ettigini a<;lk<;:a ortaya koydu. Din ihtiyacl medeniyetlere, Ulkelere ve <;:aglara bagh olarak <;okfarkh bi<;irnlereburundu. Memo Larousse bu b61umde, tarihin balanglcmda ortaya <;lkanbuyuk mitolojilerden, din olgusunun en guncel gorunurnlerine kadar, dinin <;eitlibi<;imlerini okurlann gozleri onune seriyor.

ESKi MISIR KAYNAKLAR, TANRILAR 290 DiN ADAMLARI VE TORENlERi 292 MEZOPOTAMYA KAYNAKLAR, TANRILAR, DiN ADAMLARI VE TORENlERi

HRisTilANLIK iSA'NIN HAYATI, MESAJ, HAVARilER 3/1 METiNlER 3 1 2 iLKCEMAATlERVEYAYllMA 313 KAToLiK KilisESi KiLisENIN ANA IlKElERI, KiLisENIN YAPISI, DUNYADA HRiSTiYANUK 3/4 YEDi KUTSAMA 3/5 PAPAUKTA HAlEFiYET, PAPANIN OTORiTESi VE YETKilERi, YiRMINCi YUZYll PAPAlARl 316 DOGU VE ORTODOKS KiLiSELERi TARiHi VERilER, OGRETI VE RUHANiliK, ROMA'YLA BiRlESEN KiLisElER 3/7 ORTODOKS KiLiSElERi, ORTODOKS AYINlERi 3/8 REFORM KiLiSELERi TARiHi SEBEPlER, lUTHER, CAlViN 319 MElEKlER VE KOTU CiNlER OBUR DUNYANIN CoGRAFYASI, TAPINMA, AYIN VE KUTSAMALAR 320 DIN ADAMLARI VE ORGUTlER, FRANSA'DA PROTESTANUK, AVRUPA PROTESTANlIGI, c;AGDAS PROTESTANUK 321 ANGliKAN KilisESi VE MEZHEBi PROTESTAN KillsE VE TARiKATLARI 322 iSLAM . AN,", ilKElER, . ISlAMDAN ONCE ARABISTAN, PEYGAMBERiN HAYATI 323 KUR'AN 325 SUNNET, UMMETi MUHAMMED 326 OGRETi 327 iSlAMlN BES SARTI 328 CAMi 329 DORT HALiFE (HUlEFA-1 RASIDiNI. SUNNiLiK VE SITliK 331

293

MEZHEPLER VE TARiKATLAR SUNNi iTiKADi MEZHEPlER SUNNi FIKIH MEZHEPlERi 333 SIT iTiKADi MEZHEPlER, SITFIKIH MEZHEPlERi TASAWUFVETARiKATLAR 335 BASLICA TARiKATLAR 336 ISlAM iNANCI VE DUNY A 337 AFRiKA DiNLERi GElENEKSEl DiNlER, PEYGAMBERLiK OZENTilERi 338 KARMA DiN: GABON'DA BuiTi FANG, iSlAM, HRiSTiYANlIK, VODU DiNi, LATiN AMERIKA KARMA DiNlERi 339 UZAK DOGU DiNlERi GUNUMUZDE UZAK DoGu DiNlERi, VEDA WEBiYATI, VEDA TANRILARI 340 VEDA iNANeLARI VE AYiNlERi, BRAHMANA VE UPANisAD, CA YNACILIGINKURUCUSU MAHAViRA, CAYNACllIK, iDEAL VE OGRETi ~41 HiNDUCUlUK KAYNAKLAR, TANRILAR, OGRETi 342 YOGA, TANTRACILIK 343 AYiNlER VE TAPINMA YERlERi, HiNDU HiNDisTAN 344

334

ESKiYUNAN KAYNAKLAR, DOlUP TASAN PANTEON, KAHRAMANLAR, TANRILARIN HiKAYESi 294 RUHUN OlUMDEN SONRAKi YOlCUlUGU, YUNAN DiNDARUGI, BAYRAMLAR 296 ESKi iRAN MEZDEKll~ ~~~~~ST<;:UlUK, MiTHRA DiNi VE MANi DiNi 297

ESKi ROMA KAYNAKLAR, OZElliKlER VE EVRiM, AilEDE VE TOPlUMDA TAPINMA 298 PANTEON 299 iMPARATORUN TANRILASMASI, RAHiplER, BAYRAMLAR VE DiNi OYUNLAR 300 GERMENLER, KElnER VE GAlYAULAR KA YNAKLAR, iRLANDA KElTlERi, GERMEN MiTOlOJiSi, GAlYA KElTlERi 30/ KOlOMB ONCESi DiNlER KAYNAKLAR, PANTEON 302 TAPINMA, EVREN BiLiMI, TOP OYUNU VE DIN 303 MUSEVlliK ilK TEKTANRICI DIN, iBRANi KUTSAl KiTABININ OlUSUMU 304 METiNlER 305 EDENE KADAR YAHUDilERiN TARIHi, TALMUD, KABALA 306 iKiNC! TAPlNAKTAN SONRA KUDUS, TARiKATLAR 307 ORTA c;AG YAHUDi DUSUNCESi, MESIHel HARE KETlER 308 HASiDiLlK, eAGDAS MUSEViLiK, .. BAYRAMLA~ 309 . DUNYADA YAHUDI CEMAATlERI, GUNUMUZDE YAHUDiliK 3 /0

BUDACILIK KAYNAKLAR, BUDDHA, ue BUYUK BUDACILIK 345 MUDRA" TAPINMA VE BAYRAMLAR 3412 BUDACILIGIN YAYllMASI, TIBET BUDACIlIGI, GUNUMUZDE BUDACILIK 347 ~iN'DE DiNLER AilE DiNI VE IMPARATOR DINi, SiMGElER VE EVREN BILIMi 348 TAOCUlUK: KAYNAKLAR, LAOZi, TAOCUlUK;. EVgiM YE..OGR.ETi, KONFUcYUS KONFUcYUSCUlUK, eIN'DE BUDACIlIK, BUGUNKU eiN'DE DINlER 350 JAPONYA'DA DiNLER SiNTO, JAPaN BUDACILIGI 351 SON GEli$MElER eESiTLI DiNlERiN SAYISAl BUYUKlUKlERi, ONEMLi ie GELiSMElER 352

GCX:

349

Ve bak,n,z
Taoculuk, KanfiieyU5I'uluk yd. i~in Eser/er ve iQheser/er bolumunde
toon ve.toplnok tosvirleri ic;inoynl

sf. 830 ye deyaml ;

bolumde

sf. 673 ve devoml.

ESKi MISIR
ski MlSlrhlann dini inane; ve yaaYllan konusundaki bilgilerimiz uzun siire, eski e;ag ve ozellikle yunan gezginlerinin verdikleri bilgilerle smlrh kalmltl. Herodotos (MO V. yy) Tari" adh kitabmm bir boliimiinii, gezip gormii oldugu MlsJr'a aYlrmlt1. En dindar insanlar " dedigi MlsJrhlann akmhk uyandmcl din! toren ve kurallan biiyiik din arutlan ve baZl garip tapmma bie;imleri (mesela kutsal hayvanlara tapmma) konusunda ilk bilgileri 0 .verdi. Napolyon'un MJ.slr seferinden (1798-1801) sonraki iki yiiz yllhk siire ie;inde, bu konudaki bilgi birikimi zenginleti. T apmak ve mezarlar ortaya e;lkanld!. T utankamon'un mezan 1922'de bulundu. Bu mezar, daha once soyguncular tarafmdan talan edilmemi oldugu ie;in, bilim ae;lsmdan son derece onemliydi. Boylece, ~inlerce metin ve heykel bulundu. Teb (Thebai) arutlan ortaya C;lkanhp restore ediJdi. Biiyiik Karnak ve Luksor tapll1aklanyla Yeni Imparatorluk donemi (MO XVI.-X!. yy) firavun ve devlet adamlanrun mezarlan da bu onemli arutlar arasmda yer alJr. Eski MJ.slr'dan giiniimiize kalan metinlerde, obiir diinyaya ilikin inanc;lann ozel bir yeri ve onemi vardJr: Eski lmparatorluk kral piramitlerinin yer altl odalanrun duvarlanna ilenmi olan Piramit Metinleri, Orta Imparatorluk ta sandukalanrun cidarlanna yazllml veya ilenmi olan La"it Metinleri ve papiriis iizerine yazlhp Yeni lmparatorluk'tan .balayarak mumyalarla birlikte gomiilen OlUler Kitaplart bunun ornekleridir. IV. Ameflofis veya tektanncrngm ba~anSlzhgl. Uc; binYll boyunca, tannlar diinyaSlru yeniden diizenlemek isteyen rahipler, tek tann inanclru hakim kilmaYI baaramamllardl. MO 1372-1354 yl1lan arasmda hiikiim siiren IV. Amenofis bunu baanr gibi oldu. IV. Amenofis (Akhenaton), Teb'in tannSI Amon-Ra'ya ve onun rahiplerinin iktidarma karl e;lkarak, giine kursu bic;iminde sunulan tek tann Aton'a taplnmaYI kabul ettirmek istedi. Oteki tanrl1ar da inkar edilmedi i bu tek tanrlrun farkll goriiniileri olarak benimsendi. Bu reform, din sapkiru" Amenofis'ten sonra varhglru siirdiiremedi. <;:iinkii, tapmaklardaki kalabahk din adamIan tarafmdan tutu Ian ve savunulan c;oktannClhk en giiC;liidindi ve ozellikle, halkm dindarhgl, tann bilimcilerin kih kirk yaran diiiincelerine karl C;lkiyordu. SJradan insanlar dua ederken yiizIerini gene, eskiden beri bildikleri tannlara ve yiizlerce dogaiistii koruyucu giice doniiyorlardl. Ne var ki, gerek halk dinini giidenler, gerek din bilginleri, Osiris'le ei Isis'i ululaml ve saygl gostermilerdi : bunlar insanlara teselli veren, ebedi hayat vaat eden tannsal varllklardl i onlara taplnma, bu diinyada zenginlige, obiir diinyada mutluluga erimenin yoluydu. Biiyii agxr baslyor. Eski <;:ag'm sonlannda MJ.slrhlar gene tannlanna taplmyorlardl; ama aruk ateli bir iman soz konusu degildi. Inananlar kiitlesi Osiris ve lsis'e yonelmekte, kutsal hayvanlar" da tannsal varhgl aramakta, putlardan ve mezarhklardan (yenilenmenin simgesi olan kutsal bocek gibi) medet ummakta, dert ve meselelerine c;oziim ararken gene biiyiiye bavurmaktaydl.

A -

Osiris.

tapmagl Abydos1dadlr. Ama, 61mli~ ve dirilmi~ olan bu tannEn onemli ya


MlSlf

butDn MISlf krah alan

taplrur. Osiris'i

kardqi

Seth kIskano;hk

yuzunden oldurmii~, ceseclini de pan;alara aytrmu~tl. M.!Slf inanc;lanna gore klZ karde~i ve e~i olan Isis bu par<;alan toplayarak ilk mumyaYl yapml~ ve Osiris/in dirilmesini saglaml~tl. Daha

soma,

altiler dUnyasma

goc;en ve 0 alemin hakimi alan Osiris'in intikamlnI aglu Horus aId!. Osiris, resimlerde beyaz elbiselidir i ba~mda, Yukan MIslr tael vardu; elinde, hiikumdarhk alametleri olarak asa ve kam~l rutaL (feb yakJltIlt-

daki Soylular Vadisi'llde Selll/teem'ill mezarlllda buIWlf!:11 bir fresk!ell aymll1, MOXlll.yy.)

lSlrhlar, biitiin Eski <;:ag halklan gibi, birc;ok tannya birden inaruyorlardl : e;oktannClydl1ar. Panteonlan, saYllamayac<Oikkadar e;ok tannyla dolup talyordu. MO Ill. binyl1dan once MlSlr'da kirk kiiC;iikkralhk ve bunlann da C;qitli tannlan yard!. MlSlr tek bir yonetime kavutugunda bu tannlann tiimii benimsendi. Ne var ki, hangi site siyasal bakimdan yeni yapi ie;inde aglrhk kazandlysa, 0 sitenin tannlanrun iistiinliik kazandlgl bir astllk-iistliik malamasl da dogdu. Eski lmparatorluk doneminde, Memfis'e yakin Heliopolis'in biiyiik tanrlSl, giine tannSl Ra (ya cia Re) iistiinliik kazandl. Daha so~ hakim duruma gec;en T eb'li hanedanlar, Hava ve Riizgar tannSl Amon'u, batann yaptllar. Ama, Amon-Re adlandlrmasmdan da anlal1dlgl gibi, onu Ra ile birletirdiler ve bu karma tannyl, bir hanedan tanrlSl, (firavunlann tanrlSl) olarak benimsediler. Oteki tannlar, bu biiyiik tannmn altmda yer aldl ve aralannda aile baglan kuruldu. Ama bu akrabahklan belirten mitler, kentlere ve tapmaklara gore degiiklik gosteriyordu. T annlar, tutkulan ve seriivenleriyle, insanlara benzetilmiti. Ne var ki, insan yiizlii bu tanrllann hayvan bedeniyle tasarlandlgl da oluyordu. <;:ocuk-tanrl Horus, ahintannydl veya ahin bah bir erkekti i Amon'sa, koC; bah olabiliyordu i tannc;a Hathor bir inek bal talyordu veya bir inek eklinde diiiiniiliiyordu. Daha sonra bu simgeler, kutsal" hayvanlara taplnmaya yol ac;acaktlr. <;:iinkii MlSlrhlar, bu hayvanlarda, tannlann cisimletigine inaruyorlardl (bk. sf. 291).

B-Horus.
aydmhk gakyuziine hukmeden ~ahin ba~ll rann, Horus'un adlanndan veya slfatlanndan birini ta~lyan firavunlann koruyucusudur. En buyuk taplnagl Edfu'dadlr. Horus, babasl Osiris/in 6IUmi..inden soma dogar ve annesi Isis tarafmdan Delta y6resindeki batakhklarda gizlice biiyUttililr. Er* genlik ~agma gelince babasmm tahtmt Seth/den geri ahr. lnsan bedenli ve ~ahin ba~hdlr ve iki taCt vardlr. Kanatb bir Gi.ine~ ~eklinde de eanlandmhr.

c-Amon. MO XVI. yiizYllda Teb


prensleri gu~lenince buyuk anem kazanan T eb'li hava ve bereket tannsl. Daha soma Gune~ tannSInl da 6zumleyerek Amon-Ra admi altr. 'lmparatorlugun ko* ruyucusudur. Amon taptnagl Karnak, diinyarun en buyuk tapmagldu. Insan yGzlii, ya da ko~ ba~* It olarak canlandmhr. T e* pesinde iki uzun ku~ tiiyii ..vardu. (Gralli! Iteykel,

Ba~langl(;ra,

AID XIV. yy Louvre miize*


si.)

(feb yakl11/11da, Krtlllar Vadisi'llde Horemlzeb'ill mezarmdaki bir freskten aym"" MO XIV. yy.)

I"

DiNLER VE MirOLOJi

AAnubis.
Mezarhklarda dolaan ~a kaldlT ve bu slfada, olUler dunyasmm efendisidir.

B Hathor. Ozellikle, A,k ve Ne,e


tanw;aSI olarak ~ Bir inek bedenine [anIrur. biiriin-

CMaat.
Ra'nm klZI clan bu kG. C;iik tanru;arun bamda bir devekuu tiiyii buluOzellikle Fayum ve Kom Ombo'da taplJan timsah tann. Evrenin efendilerind en biridir; hem top-

E-Sekhmet.
Asian tannt;a. Kimi za man Ra'nm kanst olarak Memfis tannsl. Rahiple rine gore dunyarun yaraUCISI olan tamI Ptah zanaat erbabmm da piridir. Ya~h bir adam olarak ve mumyaya benzer bir kl yafetle canlandmhr; cisimle~mi~ :}ekli Apis bo"g.aslcltr.

MumyacJlann piri oIdugundan 6lGnun ruhunu


Osiris'in nr. divaruna
0

mG, olan bu gen, kadm, mGzigi ,ok sevdigi i,in


ucla benzeyen bir c;algtyla birlikte tasvir edilir. Yukan Mtslr'daki Den derah, en buyuk Hathor tapmagldlf.

<;tka-

nur. Hem Dogru'yu hem de evrensel Uyum'u temsil eder. Tanm;a Maat butiin tannlann cia yer ailr. yarun

kabul edilmi,tir. ~iddet gerektiginde (Ra'ya ba,kaldlranJan blduriir) ve salgm hastahklarda giiciinu gbsterir. Saygl gosterilip yatl~tlflhnea, mucizeli ilat;lanm sunar; rahi pIeri hekimlerdir.

rakta hem de ,uda bulunur. Ra ve Horus'la bir tutulur ve MIslr'a hayat verdigine inaruhr.

G Thot.

H - Geb, Nut

ve ~u.
Ogullan ~u havadlr, onlann ayn duran viicudan arasmda doJa~lr. Nut, her gece Gune~'i yutar ve her sabah yeniden dogmaslru saglar. Firavun inciri Nueun kucsal agacldlr.

1-

tsis.

J-Hnum.
Insanlan yogurup bit;imlendiren c;:omlekt;i ve kot; ba~h tann. MtSlr'm her yamnda ve 6zellikle Elephantine'de kutsaruyordu. NiI'in kaynaklanrun koruyucusudur.

K - Khepri. Bocek tann. Ona benzer saY1SIZ nazarhk bulunmu~tur. Gokyiizune yiikselen Ra'nm simgesidir; Ra'nm Giine~'i itip yiikseltmesiyle, kutsal bocegin gubre topaglm itip gottirmesi arasmda bir benzerlik yok mudur?

tbis bah tann. Ay tannsIdlf. Thot yazlCllann ve buyuculerin piri oldugu


gibi yazlyl ve takvimi

Tann Geb (Vcr) ve tann-

,a Nut (Gok), ilk tannlardandlr. Geb Sirt ustu yatml~tlr. Nut, onun uzerinde, ancak ayaklanyla ve parmaklanrun ucuyla

Osiris'in e~i ve Horus'un anasl. lsis'e tapmma, MIslr'm btesine, Roma'nm

hakim

oldugu

yorelere

icat etmitir. Tannlann bir rur bakatibiclir. Ra'run kalbi (=nkri)


ve Memfis Ptah'm dili dir. tannSI

Yer'e

degecek

,ekilde

bukU1mi.i~

durumdadlr.

kadar yaytlml~tlr. Isis, yardlma ko~an ve yararh buyiiler yapan bir tannc;adlr. Bu tanm;amn en unlLi tapmagl, Philai adasmda bulunmaktadtr.

HAYVANLAR I

-Seth. ve Emma tannsl.

N-Bes. Sakalh, sarkik dilli, cana yakm ve gulunt; bir euee olarak canlandmhr. Buyiileri bozan ve kotti gtit;leri onleyen bir etkisi olduguna inamltr.

LRa. Gune~ tannsl. Heliopolis'in tanrlSlydl. Diinyayl, tannlan ve insanlan 0 yaratrnl~tlr. MISlf FiravunJa-

~iddet

Kulplu ha, hayatm sim


gesidir. Giine~ tannSI Ra, giindiizleri gokyiiziinii bir kaYlk1a dola~tr ve geceIeri yer altl derinJiklerinde yolcuJuk eder.

TaZl ba,l1 ve ,ok ofkelidir. Yeni lmparacorluk donemi sava~C;I firavunlannca kutsandlysa ve 0 devircle t;ok itibar goren bir tann oJduysa da, sonralan klskanl;hk yiizunden MlSlr kralt olan karde~i Osirisi oldurdiigu i~in bir tLir kotLilLik tanrl51

n, Ra'nm ogullandlr. ~ahin ba~h bir insan ~eklin de canJandmhr. Ba~mm uzerinde Giine~ kursu yer abr. Elinde Ilelteh (klr-

tl,

(Tell1peret ste"~ agaf iistiiue yapi/lm? resimdell aynl1kID VII. yy? Paris,

Hayvanlara tapmma, eski yunanll ve ramah gezginleri ~a~kma ~evirmi~ti. Bu tapmma ger~ekten de, Eski C;:agMlslfl'nm son donemIerinde buyuk onem kazand!. Ba~langl~ta, her yorenin, orada oturanlan koruyan bir tanrlSl, bir totemi yard!. Bu sebepledir ki insansalla~tlfllml~ tannIar hayvan gorunumunden slynlamadllar. Daha sonraki donemde, tapmakIann yakmmda hayvanlar yeti~tirildi ve bunlara taplIdl: Thot tapmaklan civanndaki ibisler ve ~ebekIer, Denderah'taki Hathor tapmagl civanndaki inekler gibi ... Delta yoresinde Bubastis'de tann~a Bastet, kedi-tann~ayd!. Bir ramah, birka~ kedi oldurdugu i~in burada lin~ ediImi~ti. Kutsal hayvanlar arasmda en unlusu, Ptah'm cisimIe~mi~i ve uIu ruh u olan boga Apis'tir. Kutsal hayvanlar, oIdukleri zaman mumyalarurd!. Memfis'teki Serapiofl, Apis bogalanrun gomiildugu buyuk bir yer aItl mezarhgldlr.

ba,) ve al/kii (kulplu ha,)


tutar. lki de asasl vardlr.

LOl/vre miizesi.)

olarak kabul edildi.

ESKi MISIR
DiN ADAMLARI VE TORENLERI
ski MJmhlar tannlarm, her tapmagm en kutsal yerinde bulunan ve bir gun hayata yeniden donduklerinde bedenleri olsun diye yapllml~ heykellerin i~inde bulunduklanna inarurlardl. Bu yuzden, tlpb bir firavun gibi, tannrun da rahipler tarafmdan uyandmldlglru, ylkandlglru, guzel kokular surundugunu, giyindigini ve yemek yedigini du~unurlerdi. lIahiler ve gunluk kokulanndan ho~nut olan tann, gunde u, ogun yemek yerdi. Kutsal gUnierde, kaYlglna binmi~ olarak tapmaktan ~lkanhr ve halk onu gormek i~in ge,tigi yerlere u~u~urdu. Diger gunlerde ancak rahipler tapmaga girebilirlerdi. Rahipler, mane vi yol gostericiler olmaktan ,ok, tapmagm memur ve yoneticileriydiler. SIb temizlik kurallan uygular, gunde altl kez ylkarur, yun giyer, tamamen tJra~h olurlardl. Tapmagm i, bolUmune ancak, en ya~Wan ve en bilgilileri girebilirdi. Rahiplerin her biri, meselii kutsal muzikte, dua okumada, adaklan sunmada uzmandl. T apmaklann ,evresinde rahip yeti~tiren ve " hayat evi denen okullar vardl. Rahiplik meslegine girebilmek i~in uzun bir ,Irakhk donemi ge,irmek gerekirdi. Rahipler, tapmak e~yaslru ve tannlara adanml~ mal varhglru yonetirlerdi. Karnak'da Amm'a aynlml~ arazi, 200000 hektar geni~lig.ndeydi ve uzerinde 80 000 ki~i ,ah~lrc- !\mon buyuk rahipleri gu,lu ve nufuzlu kJ~ljerdi. IV. Amenofis bu yuzden onlarm gucunu kJrmak istemi~ti (bk. sf. 291).

Kamak'daki Honsu tapmagunn maketi. Bu rapmak, Yeni Impara.i,in yapllmljtlr. Bu batorluk d6neminin (MO klmdan, sirf cenaze tore15801085) ripik iizellikni ve ayinJerine iizgu ta
A -

lerini ta~lr. Amon'un aglu Honsu'ya taplrunak

pmaklardan

ayndlf.

Naos. Giri~ kaplsIn.dan en uzak ve lo~ b61iimdiir. T ann

heykeli

buradadlr.

Du KaYlk 5alonu.
Buradan soma gen;ek an-

varlara yazllar ve resimler i~lenmi~tir. T apmagl i~a ettiren veya denatan

krallar buraya adlanm yazdmrlar. Nitekim bu tapmakta III. Ramses'den (MO 11981166) Ill. Prolemaio,'a (MO 246-221)
kadar (Ptolemaios, ravun adlanru zalar vardlr. yunan ya-

lamda rapmak bajlar. lki uea aC;llan bu uzun belumde, tann heykehnin
dl~an ~lkan.lmak i~in yerle~tirildigi kaylk bulunur. ~evresinde kutsal klyafet ve toren e~yasl' run korundugu yer ve mahzen gibi b6liimler vardlr.

Sutunlu

salon.

Pilon.

T avao, ytiksek stitunlarla


desreklidir i sadece hi~uk pencerelerle aydmlarur. Avludan daha kutsal saYlhr ve ancak se<;kin dindarlann girmesine izin verilir.

Avlu.
Revakla lfevrilmi~ olan avlu, pHonun arkasmda bulunur ve herkese at;lk
tlr.

'a,Jih bir hukumdardl) fiiljecen

Tapmaga pilondan giriHr. Pilon, egik duvarlt iki kulenin arasmda yer alan buyuk ve amtsal bir kapldlf. Kulelere bagh direklerin iizerinde sancaklar bulunurclu.

sargllarla sanhr, soma tabuta yerle~tirilip mezara konurdu. Mastabalar ve piramitler. Mumyalanml~ cesedi korumak i,in zenginler, kendilerine mastaba yaptmrlardl (resim C). Mezann i~ine (1) girilemez, olu kendisini ziyarete gelenlerin dualanm ve armaganlanm yukandaki bir taplnma odasmda (2) kabul ederdi. Eski lmparatorluk doneminde firavunlar, pimmit dedigimiz muazzam arutkabirler yaptmrlardl. Bunlann en unlii ornegi u~ Gize piramididir (resim D). Cesedin bulundugu mezar odaslna (1), uzun bir dehlizden (2) girilebilir, bunun giri~i de duvar orulerek kapatlhrdl (3). Hukumdarlara taplnma ayinleri, me-

zardan, yani piramitten ayn tapmaklarda surdurulurdu. Ruhun yargtlanmaSl. Mumyalamadan soma olu, O1umden soma dirilenlerin ilki olan oluler dunyaslrun hukumdan tann Osiris'le ozde~le~ir. Ancak yalmz dogru insanlar ebedi hayata hak kazamr. Olunun, yuregi tartddlgl, yani mizana vuruldugunda iyi sol1u~ alabilmesi i,in, mumyarun yaruna Oliiler Kitabl konur ve lahdin uzerine yazllar kazlmr. Boylece oluye okuyacagl dualar ogretilir. Yuregin tartllmasl, Thot ve Anubis'in denetiminde yaplhr (resim B). Mizan dengede kahr ve yurek gereken aglrllgl gosterirse olu, ebedi hayata hak kazarur.

B . Ruhlann tarblmasl veya psikhostasia. Bir ruh taroldlgmda adaletin simgesi saydan deveku~u cuyunden de ham gelmeli; yok,a ebedi mutlulugu hak eclemez. (Ar/D VIl.~VI. JlY. Td,aolwl!Jouy fekmecesil1ill raJwlSl iizerine yap"n,,~ resimden tlVn1tll, Pan's, Lotlvrd

son e\lre : firovunun odoSI

(1)

MEZARLA iLGiLi iNAN<:LARI


Obur dunyada, ruh (ka) ile bedenin birligi devam ederse, ye ni bir hayat dogabilir. MIslrlilar, bu inan,la mumyalama teknigini geli~tirdiler. Uzmanlar tarafmdan deri ve kemik haline getirilen ceset natron banyosunda kurutulur, mrll slvllara bastinlml~ ~erit

C - Mastaba : tapmma odasmm (2) giri~iyle nn giri~i aynhr. Tapmma odasmm yamnda

meza

olunun

heykelinin bulundugu serdab yer all[.

U - Keops piramidi : kesit, firavunun hucresine gidecek ziyaret~i1eri saptlrmak i<;in ba~vurulan onlemler hakkmda fikir vermektedir.

MEZOPOTAMYA
iimer sitelerinin, Babil ve Asur kralhklannm kuruldugu Eski Mezopotamya hakkmda, yiizyll1ar boyu ancak Kitabl Mukaddes'den aktanlan bazl olgulardan ve imgelerden ba~ka bir~ey bilinmezdi : Babil kulesi, Babil kenti, Babil'in kutsal fahi~eleri gibi ... Eski MlSlr'm kqfinden yanm yiizytl kadar santa, 1850-1860'dan itibaren Mezopotamya'nm diizerui ke~if ,ah~malan ba~ladl. Tapmma e~yasl, heykel1er, oyma ve kabartrna siislemeler bulundu. ArkeologJar, arutlan ortaya "karma ve yeniden in~a konusunda gii,liik ,ektiler; ,iinkii arutlann tugla duvarlan ufalarup gitrni~ti. (ivi yazlsl ,oziildiikten santa bir Ylgm belgeyle kar~lla~lldl. Din, biiyii, hukuk, yoneticilik alanmda elde edilen metiruer yarunda, Yarad"l~ oykiisii ve G"gaI111~ destaru gibi metiruer de ortaya 'lktl. Otuz kuk ytl ge,tikten santa, bu alanda ,ah~an bilgiruer, bir,ok biiyiik medeniyetin soz konusu oldugunu gordiiler; deneyim ve ,ah~malanru gittik,e geli~tirerek sonunda buruan birbirinden aYlracak bilgi diizeyine ula~ttlar: Siimerleri bu yorede sami kokerui kavimler izlemi~ti ; sami kokerui kavimlerinse, eski Dogu diruerinin olu~umunda ,ok onemli etkileri vardl ; nitekim Kitabl Mukaddes'te de bu etkilerin derin izleri a'lktu. Ba~hca tannlar. 0, tann ozellikle onemlidir. Gok tannSI Anu (en biiyiik tapmagl Uruk'tadlr) ; kader ve gii, tannSl Enlil ; sular tannSI Ea (ke,i govdeli, bahk kuyruklu bir yaratlk bi,iminde gosterilir). Buruara katllan, ikinci derecede onemli tannlar da vard! : Ylldmmda tecel1i eden Adad hem Flrtlna tannslydl, hem de Tufan'dan sorumluyduo Giine~tann ~ama~, her sabah testeresiyIe kendine yol a,arak topragm i,inden ,'kardl. I~lk tannsl, hem de Adalet tamlSlydl. ytlan ba~h bir ejderha bi,iminde goriinen Marduk, Babil'in tannslydl. Babil krah Hammurabi Mezop()tamya'YI hiikmii altma aldlktan soma (MO XVIII. yy) Marduk, onemli bir tann oldu; imparatorluk Ylkildlktan soma da etkisini siirdiirdii ve yava~ yava~ geni~ bir din adamlan kitlesi edinerek, panteonun ba~ ko~esine kuruldu : Asurlular Marduk'un yerine kendi milli tannlan Asur'u ge,irmek i,in bo~una ugra~ttlar ama sonu, alamadtlar. . Mezopotamya'da tannlar kadar tann,alann saYlsl da ,oktu. A~k ve Dogurganhk, ayru zamanda Sava~ tann,asl t~tar buruann en iistiiniidiir. Giine~'in kom~usu Veniis gezegemnde goriiniir; yarunda YlrtlCl bir hayvan bulunan kanath bir tann<;aQlr ; ,ogu zaman ,lplak olarak caruandrnhr; elinde silahlar veya daha ,ok ba~aklar ve su dolu kaplar ta~lr. Tannlann insana benzer yiizleri ve ihtiraslan vardlr : kendi aralannda ,eki~ir, yalan soyler, hatta dovii~iirler. Buna ragmen Mezopotamyahlar onlan oliimsiiz, ulu ve her ~eye kadir sayarlar. Onlann oniinde ins an ftrtmada egilen bir kaml~ tlr. Oruara gorkemli tapmaklar, zengin adaklar sunmak insaruann borcudur. Tannsal Ofkenin d!~a vuran i~aretleri alan sava~, a,hk, hastahk gibi cezalara kar~l insanm elinden, boyun egmekten fazlasl gelmez; biitiin bu cezaJar, bilerek ya da bilmeden yapllan kotii bir hareketin sonucudur. Pi~manhk ve tovbe duaIan ilk defa Mezopotamya'da ortaya ,lkml~tlr. OIiilerin korkun~ kaderi. Oliiler i,in, Mezopotamya'da bir Osiris iilkesi yoktur. Cehennemde korkun, Nergal hiikiim siirer; oliilerin, toz ve ,amurla beslenen ruhlan orada, ebedi bir kararulkta ya~ar. Olen arkada~l Enkidu'yu unutamayan Uruk krait GIIgaml~'In destanmdaki tema, Oliimsiizliik araYI~ldlr ve Gilgaml~'a bu oliimsiizliik hi, bir zaman verilmez. Her insan kaderine boyun egmeli, tannlan ofkelendirmeden sadece uzun bir omiir dilemelidir.

D[N ADAMLARI VE TORENLERi


ezopotamya'da da Eski MISlr'da 01dugu gibi tapmaklar saylCa ,ok, boyut olarak da biiyiiktiir. En arka bolmedeki tann heykeline, giiruiik yiyecekler, kokular, dualar, ilahiler sunulur. Rahipler, iyi egitim gormii~, ozellikle yazl yazmayl bilen uzmaruardlr : hepsi yazlCldlr. Bu uzmaruar arasmda iki grup dikkati ,eker. Cinciler ozellikle hastanm bedenine girmi~ olan cirueri kovmaga yarayan sozleri bileruer: buruann en iyileri giderek hekim olurdu. lkinci grup tannsal i~aretleri yorumlaYlp insaruara bildiren kahiruerdi. Buruar, kurban kesilen hayvanlann bagIrSaklanna, goksel olaylara ve ozellikle Ylldlzlann konumuna bakarak kehanette bulunurlardl. Eski (ag'm sonunda Mezopotamya bbylece astrolojiyi (YlldlZ falClhgl) yarattl; Kaldeli ve biiyiicii kelimeleri, uzun siire e~anlamlt olarak kullamldl.

ezopotamya tannlan saytlacak olsa 3 000 ila 4 000 gibi ba~ dondiiriicii say tiara vanhr. Mlsu'da oldugu gibi burada da her kentin kendi tannlan vardl ; ama Mezopotamya'da siyasi birlik saglandlgmda, bazl biiyiik tannlar ortaya ,1kacaktlL

B - AsIan yavrusunu kucagmda tutan

~~gaml~~_~ Horsabad'da
Sargon'un

. (lrak) II.
bu-

saraymda

lunan kabartma, MO VIII. yy (I.om'rc lIIi;::.e5i, Panj.)

C Tapman

adam

heykeli.
r~lar sGrekli ibadet edemeyecekleri i,in, tapmaga onJann yerini tutan heykeUer konurdu. BurGn taplOaklarda, bunlardan ytizlercesi bulun mu~tur. (AI(ldfll1 j'olltlll1I111~ VI.:' ,e,i5:dcril/e {(/~((/II l'akll/(/ l'tlJJtfllll? ItcVJ:dcik i t(/lm Abu tqV1l1tl,{f,lIIdt1// t1/WIJ1/illr; .110 III. bil/I"I, Bagd(/(, ImL- lIIii::e:;i.)

A -

Dr ziggurah'nm dltan goriiniiu.


deki tabamrun her kenan da 91 midi. Guniimuze kalan dort zigguratm en eskisi, resimde g6riilen Ur ziggu.~at1dlr. Bunun ii<; Yer ile gok arasmda bir merdiven. Bu yapmm kademeli bicrimi zigguratln yeryuzuyle g6kyuziinun birle~mesini simgeler. KitaT annsal diigiin yeri. Zigguratm son katmda rapmak hucresi bulunur. Tann, ba~ rahibeyle evleniini kutlamak iizere Yllda en az bir kez bura~ yd iner.

Herodotos, Babil'deki Marduk rapmagma dayah olarak yapllml~ tugladan devasa bir kuleyi anlatlL Kule 7 kathydl, tepesine

kadar yuksekligi 91 mol dugu glbi, kare bi<;imin-

kat!, MO 2100'e dogru in~a edilmi~ti.

bl Mukaddes'teki

Babil

Kulesi efsanesi bu simgenin bir yanklsldlr.

D;NLER VE M;rOLOJ;

ESKi YUNAN
ill oldiiren, bilmeyerek anas1yla evlenen ve bu curumlerini hayatlilln sonunu kor olarak gee;irmekle odeyen Thebai krah Oidipus. unanistan'da oldugu gibi Yunanltlann yerlemi oldugu biitiin Dogu Akdeniz'de de e;ok say,da tapmak harabesi, heykel bulunmutur. Eski Yunan dinini ae;lklayan kuramsal bir eser yoksa da, edebiyat eserlerinde tannlardan ve din! torenlerden soz eden bolumler vard1r. En onemliIeri, Homeros'un 1fyada ve Odysseia destanlanyla (MO VIII. yy), ayru yiizytlda yaz1lm1 olan Hesiodos'un I~!er ve Gun!er ve Theogonia (" T annlann Doguu,,) adh iirleridir. Bu pare;alann incelenmesi Eski Yunan dininin karmalkhg1 hakkmda fikir verir; bu din, Ege bolgesinde ve ozellikle Girit adasmda taptlan bire;ok tanny, kapsar; bunlar arasmda en onemlisi bir ana tanne;adu. AS1I yunan tannlan, isa'dan iki bin y11 once Grekler, yani Akhahlar ve Dorlar tarafmdan, Kuzey'den getirilmiti: bu tannlann bamda, llkh Gokyiiziiniin tamlSl vard1 ve bu tann, klasik panteonda, tannlann bal Zeus'a doniiecekti. Daha soma yiizy1llar boyunca bu tann ve tanne;alar Dogu'dan gelen tann ve tanne;alarla kant1 ve onlann tannsal ozellikleri daha onceki tannlara da verildi : mesela Afrodit, ozelliklerinin e;ogunu itar veya Astarte adh Dogu tanne;alanndan alm1t1r; Hera'da da Akhaltlann bir eski tanne;asmm ozellikleriyle Giritlilerin ana tanne;as1yla Kiie;iik Asya kavimlerinin ana tannc;as1run izleri goriiliir. Herakles ve on iki i~i. Ama biitiin bu kahramanlann en biiyiigii ve en iinliisu Zeus'le oliimlii bir kadlrun oglu oIim Herakles'tir. Zeus'un ei tanne;a Hera'run kini ve kiskane;hg1 yiizunden on iki ii tamamlamaSl, on iki smavdan gee;mesi gerekir : Nemea bolgesini kas1p kavuran aslam bogmak; ierne batakhgmda yaayan e;ok bah y1laru, ejderhaYI oldurmek; Erymanthos dagmda yaayan canavar domuzu canll yakalamak ; Keryneia dagmdaki dev ciisseli dii geyigi yaralamak; Stymphalos golii kiYlSlnda dolaan ugursuz kulan oldiirmek; kral Augias'm ahldanndaki giibreleri boaltmak; Girit'teki korkune; bogaY1 yakalamak; Trakya hukiimdan Diomedes'in et yiyen kisraklanru kae;lrmak ; Amazonlar kralie;esi Hippolyte'nin kemerini ele gec;irmek ; e;ahnml slglrlanru bulup Geryon'a geri getirmek; Cehennemi bekleyen iie; bah kopek Kerberos'a boyun egdirmek; Hesperis'lerin bahc;esindeki altm elmalan toplamak. Bu ileri baaran ve diinyaYI haydutlardan ve canavarlardan temizleyen Herakles, oliimsiizliige kavuur ve tannlar katma yiikselir. unanltlar da diinyamn oluumunu, evrenin yaradtl1lyla tannlann ortaya e;lkilru birbirine kant1ran ae;lklamalarla izaha e;aht1lar. Balang1c;ta Kaos (karmaa) vardl. Belirli bir anda, ilk tanne;a olan Yer (Gaia) belirdi ve Gok'iin (Uranos) dogumuna yol ae;tl. Yer ile Gok'iin birlemesinden ilk tannsal kuak olan Devler ve Titanlar dogdu. Devlerden biri olan Kronos, babasl Uranos'u had1m ederek iktidan ele gee;irdi. Ogullanndan biri kendisine ayru eyi yapar korkusuyla da, karlSl Rhea'run dogurdugu e;ocuklann hepsini yedi. Sonunda Rhea, yemesi ie;in c;ocuk bezlerine sanh bir ta vererek kocasml aldattl ve son c;ocugu Zeus'u kurtarmaY1 baardl. Girit adasmda buyuyen Zeus, evrene hukmeden aktls1z devlerin hakimiyetine son verdi. Kronos'u devirdi. Bundan soma insana benzer tannlann devri baladl. Bu tannlar Yunanistan'm kuzeyinde Olympos dagmda oturuyorlardl. Yenik devler gene bakald1rdl. Olympos'a hiicum ettiler, ama c;ogu Zeus'un Ylldmmlanyla parc;aland1 veya Olympos tannlannm yuvarlad1klan kayalann altmda ezildi.

DOLUP TA$AN PANTEON


iger eski halk topluluklan gibi Yunanhlar da bire;ok Tann'ya taparlardl, yani e;oktannClydllar. Gene onlar gibi tannlanna, insan goriinii ve ihtiraslan yak1tmrlardl. Ama bu giie;lu ve olumsiiz tannlara yunanhlar, ezici bir iistiinluk tarumazlar. Onlan yakm bir gee;mite, insanlann giinliik hayatma kanm1 olarak tasarlarlar. T annlarla insanlann birlemesinden kahramanlar dogar : mesela Herakles'in babasI Zeus, anaS1 giizel Alkmene'dir; Akhilleus'un babasl kral Peleus, anaS1 tannc;a Thetis'dir. Yunanlilar, bu kalabahk tannlar panteonuna bir e;eki diizen verdiler, tannlan slrufIandud1lar, insanlarla ilikilerini belirlediler. Biitiin bunlan, oykiiler ve mitlerle yapttlar. Eski yunan mitolojisi boylece meydana geldi. Bu mitoloji, iie; bin Ylldan beri ressamlan, heykelt1ralan, airleri etkiledi. Zeus'un saYls1z tanne;a ve kadlnla yaad1g1 ak serii.venleri, Theseus'un Minotauros'u yenmesi, Herakles'in baanlan.. gibi, saylSlz ornek gosterilebilir.

AA&odit. A,k ve Dogurganhk tanru;asl. Klbns'tan Sicilya'ya kadar her yerde tapmaklan vardl. Daha sonraki donemlerde, r;lp~

lak veya yan <;lplak tasvir edi1mi~tir. Giivercin"

yamndan aynlmaz, nedimeleri kharitesler'dir.

D - Zeus.

Zeus,

(" l,lk

sa,an .).

em insan, hem tann soyundan gelen " yan tannlar" eski yunan mitolojisinin biiyiik kahramanland1r. Ue; kahraman ozellikle iinludiir : Girit'te Knossos labirentinde dolaan boga bah canavar Minotauros'u yenen Atinah Theseus; altm postu ele gec;irmek ic;in Argonautlar seferini diizenleyen Thessalia prensi iason; babas1-

c - Demeter.
Tanm tanw;asldlL
B-

Tan
Kore'nin

Hera.
klzkardei kavga ve eden

fit

6gretmitir.

I~lkh G6kyuzunun tannsldlr. Yl1dmm ve kartal onun simgeleridir. T annlann ve insanlann babaSl" ve bin;ok kahra manm da babaSI olan Zeus'a, Yunanhlar, hemen her yerde taplyorlardl. Klzkardei Hera'yla evliydi, ama diger tanru;a lar ve 6lUmlu kadmlarla da saY1S1Z ak seruveni ya~ardl. Hukumdarlann, ve halk topluluklanrun koruyucusu ve yeminlerin guvencesiydi. Yalmzca Meire (ahnyazlSl, kader) onun sonsuz gucunu engelleyebilirdi. (Histiaia'da bu/unafl Zeus
l)

(yahut Persephone) anave anahgm koruyucusu olarak biitlin yunanhlar ca saYlltrdl. Tavuskuu onunla kutsallaffiltlr. sldlr. Dionysos ve Kore'yle birlikte kutsand18:I Eleusis'te, inananlara

Zeus'un

ei.

<:::apkm kocaslyla

durmadan

bfkeli bir kadm. Evlilik

blUmsiizliik bagl,lar.

heykelinden ayrtntl. Atinalt Ka/al1lis'in eseri sam/an bu bro"z heykel, MG 460'a dogru yapdml?tlf. Mi/ti l1liize,Atilla.)

Ama tannlann hepsi Olympos'ta ya~amlyordu, oysa bazllan bliylik tannlardl : mesela Deniz tannsl Poseidon, Yeraltl ve Cehennem tannSl Hades gibi. Bir~ok tann veya tann~a da sonradan gelip Olympos'a ylikselebilmi~ yabancl go~menJerdi : Aphrodite, yunanJl oldugu kadar da doguludur: sava~ tannsl Ares, T rakya kokenJidir ; $arap ve Sarho~luk tannSl Dionysos da trakyali ve hatta doguludur. Eski YunanJllar, ilk zamanJardan beri, insanJann bi~are yaratlklar olarak var olageldiklerini dli~linlirler. Titan'm oglu Prometheus, tannlardan a~lrdlgl ate~in Slrnill glinlin birinde insanJara verir ; bundan insanlann yararlanacagl teknikler dogar. InsjlnJan gli~lendirdigi i~in Prometheus'a ofkelenen Zeus, onu Kafkas daglanna zincirler. Orada bir ka,rtal, Prometheus'un tlikendik~e yeniden olu~an karacigerini gagalar ve yer. Zeus, insanJar dlinyasma ~ok glizel, ama ~ok da garip bir kadlill, Pandora'Yl gonderir ; kadin, i~inde hastaliklann ve kottilliklerin bulundugu kutuyu a~ar ; bunJar kutudan ~lklP yaYllinca insanJann tanrllarla ba~ edebilmeleri umudu sona erer. $liphesiz Babil'den alinml~ bir ba~ka efsaneye gore Zeus, bir ~ift dl~mda, ins an soyunun T ufan'la yok 01maSlill ister. Boylece, birtakun bunalimlardan ve felaketlerden sonra Zeus'un mutlak glicli yerylizline hiikim olur.

B-Hermes.
Zeus ve Letdnun kJZl Apollon1un ikiz kardei. Vah~i ya~am tann<;aSI eze1i avel ve aym zamanda namusun ve dol bereketinin koruyucusudur.
I

Zeus'un oglu. Di.iunce ve beceri konusunda insanlann yardlmma koar. Tacirlerio, sarraflarm, gezginlerin, hatta hlrslzlann koruyucusudur. T annlann habercisidir i

ba~lOdabir seyahat ba.h81, elinde haberci asasl ta~lr ve topuklan kanathdu.

Zeus'un ktZI. Zeus'un kafasmdan tepeden tlrnaga silahh olarak <;Iktl. Bu sava~ tann<;asl Parthenos (<< bakire .) adma laytk kapah giysilidir ve

ba~lOda hep bir migfer ta~u, aym zamanda esnafm ve zanaatcllann koruyucusudur. Bayku~ ve zeytin Athena'mn kutsal simgeleridir.

VIII. yy'da yazllml~ olan llyada ve Odysseia destanJan, 4 veya 5 ylizylldan beri derlenip i~lenmi~ ~iirlerden olu~ur. Konusu Troya sava~ldlr. Yani, Agamemnon kumandasmdaki YunanJIlann T roya'ya kar~1 giri~tigi sefer. Troya'da kral Priamos, yigit ogiu Hektor'un koruyuculugunda hliklim slirmektedir. Agamemnon'un karde~i Menelas'm kansl glizel Helena'Yl Priamos'un oteki oglu Paris ka~lrml~tlr. Sava~m amaCl bu ka~lrma olaYlilln intikamlill almaktlr. llyada bu sava~1 anJatlr. Bir ollim kalim mlicadelesinde yan-tann Akhilleus, Paris'in karde~i Hektor'u oldlirlir ve Troya'run ylkiml ba~lar. Bu sava~ta,

Mo

Poseidon.

Zeus'un karde~i. Deniz ve Su tanrlSldlr ve Amphitrite'le evlidir. Futma ve depremlerin dogmasl onun elindedir ve bunla-

n ii, di~li z!pktruyla gerD - Hephaistos. Zeus/un


ffiefU

E-Apollon.
Hera/run Artemis'in ikiz karde~i. GLine~le bzde~le~tirilir.

<;ekle~tirir. Denizlerin bu efendisinin kutsaI hayvanlan yunus ve attu.

ve anu

oglu. Zeus, ofkeYeryuzune

lenerek
ffilt1C.

nrlattlg. i,in top,,1 kal

iLYADA VE ODYSSEiA
tanrllardan Hera ve Athena YunanJIlann, Afrodit ve Ares Troyahlann taranru tutar. <;:atl~marun dl~mda kaIan Zeus ise zaferi Akhilleus'un kazanmasma engel olamaz. Troya'run Ylkilmasmdan soma, sag kalan YunanJllar donli~ yolunu tutar. Ithaka krali Odysseus'un donli~ ,yolculugu on yll slirecektir. Odysseia'run konusu bu donli~tlir. Sonunda Odysseus, sadlk e~i Penelope'ye ve oglu T elemakhos'a kavu~ur'; Penelope bu slire boyunca, hi~ bitmeyen bir eli~i yapmak bahanesiyle taliplerini geri ~evirmi~tir. Apollon'un ofkesini ve Poseidon'un intikanuru lizerine ~eken Odysseus, bu ylizden uzun bir yolculuk yapml~ ve smavlardan ge~mi~tir. Zeus, cesaretini ve becerikliligini begendigi Odysseus'u Athena'run korumasIna kar~1 ~lkmaz.

Ate Tannsldlf j Etna'run altmda demirden silah ve eya yapar. Afrodit'in kOCaSldlr.

Lakabl parlak anlamtna Phoebus'tur. Uyum ve Muzik tannsldlr. Musalar'm, yani ilham perilerinin yoneticisidir. TIp tannsl da olan ApoUon, daha soma AskIepios'un da babasl olacaktlr.

G - Djonysos. Zeus'un ogIu, bereket ve tanm taorIsl i ozellikle

iiziim ve ~arap (bagclhk)


tannSt olarak da kabul

edilir.

Bakkhalat,

Sileana sar-

noslar ve Satyroslar e~lik eder ; insanlara

ho.luk ve kendinden ge,me yoluyla muduluk


verir.

I-Hades.
H

-Ares.

Zeus ve Hera'Oln bir diger ogIu. IIDeh~ee' ve Korku " nun e~lik ettigi bu aC1maSlZ ve migferli sava~ tanns1, Afrodit'in sevgilisi olmak i<;in ~iddeti ve kan dokmeyi bir yana buakml~tlr.

Zeus'un bir ba~ka karde~i.Yer altmcla hLiki.im sLirer. Yer altl zenginli~lerinin de tanrlsldlr. Oteki ad! Pluton (PllJtos) zenginlik anlamma gelir. Demeter'den ka<;lrdlgI per_ sephon~.'nin (Kore) kocasldlr. Oluler ulkesinde anun hGkmi.i ge<;er.

295

I rg]tjLER VE MirOLOJi

ESKi YUNAN
RUHUN OLUMDEN SONRAKi YOLCULUGU
unanhlar'm bbur dunya hakkmdaki d uuncio:leri YUzYlllar boyunca ge1iir. MO Y.-IV. yuzYlllarda, yani klasik dbnemde Yunanhlar u duunceyi benimsediler: blenin ruhu, Hades'le Persephone'nin hukmu altmdaki buyuk ulkeye, yani Cehennem'e gider. Bunun i~in beden yanml ve ruhun serbest kalmasl saglanmltlr. Ruh, Hermes'in bnculugunde, korkun~ kbpek Kerberos'un (bk. sf. 294) bekledigi Cehennem'in eigini aar; Styks lrmagmm kara sulanndan Kharon onu kaylglyla bte yana ge<;irir: blunun agzma konmu olan bir madeni parayla ruh ge<;i ucretini bder. Olu cehennemde Minos, Rhadamanthys ve Aiakos tarafmdan yargl1amr. Yargllamamn sonucuna gbre, ya Tartaros'a (gayya kuyusu) atlhr ve orada korkun~ aCllar ~eker ya da ebedi hayat surecegi Cennet bah<;eIerine (Elysion) ahmr. Cennet havasl, ~i<;ekleri, aga~lar, v.s. ile olaganustudur. unanhlar gundelik hayatlannda ikinci derecede daha bir~ok tannya ve tannsal varhklara inamr ve taparlardl: nymphe'ler, (su perileri), ~aYH ve orman tanrllan, nereid'ler (deniz tannlan) ... Yunanhlar bu tannlardan bol has at ve karIIallacak biitun kbtiiluklere karl him aye dilerlerdi. Ama her yerde tapI1an ba tanrl Zeus'tu. BaZI yerlerde Apollon, Athena ve Hera daha buyuk ve bnemli tann ve tann<;alardl. YunanlI1ar bu tannlan zevk dukunu ve kavgact buyuk efendiler saymaktan vazge<;tiler. Iyiligin ve Adalet'in guvencesi haline gelen tannlar, kbtuleri cezalandmr, iyileri bdullendirir oldu. Ama felaketi ve bliimu hi~bir ey hakll kI1maz. Bu yuzden teselli edici, bliimsuzluk vaad eden tannlar gittik~e daha ~ok saygmhk kazandl. Demeter'le birleen Dionysos bu tannlardan biridir : onlann Atina'ya yak.m Eleusis'deki tapmaklannda yapllan tbrenlere katlIan kii blumden kurtulabilirdi. Bir yl1an tarafmdan blduriilen Eurydike'nin teselli edilemez ei, efsanevi rnuzisyen Orpheus da bir baka umut kaynagldlr : kanslm geri getirmek uzere Cehenneme iner, ama dbnup bakmasl yasaklandlgl halde dbnup baktlgl i~in onu ebediyen kaybeder. Ama aCl ~eken bir kahraman, bir an i~in blumu yenmi bir insan brnegi olarak bliimsuzliik umudu yaratH. unanlllar i<;in tannlar her zaman, her yerde mevcuttur. Aile ocagmdaki ate koruyucu bir periye ailenin reisi her gun ufak tefek bir eyler sunar. Bir perinin banndlgl pmar, bir yol kavagmda buyuk bir ta, Hermes'in bir ugrak niaru halk.m gunluk yaamda saygl gbsterip dua ettigi yerlerdir. Her sitenin kurucu ve koruyucu tannlan i~in tapmaklar (Athena i~in Atina'da, Hera i~in Argos'ta), buyuk tannlar ve kahramanlar i~in tapmaklar vardlr. Tann tapmakta, heykel halinde ikamet eder ; dl~arda ybneticiler ve slradan yurttalar da tatan sunaklar uzerine bir eyler blrakmaktadHlar. Her yll, buyuk bayramlar butun yurtdalan bir araya getirir: Atina'da, Athena erefine Panathanaia gunleri kutlarur. 0 gun butun yurtdaIan Akropolis'e dogru, Parthenon tap magma gbturen tbren alaYlyla bayram doruguna ulalr. Butun Yunanhlann bir araya gelmesini saglayan toplantl yerleri de vardl : bu tapmaklara " Panhellenia tapmaklan denirdi. Olympia'da, MO 776 ylhndan beri, Zeus erefine, butun sitelerden yurtdalann katlldlgl spar yanmalan yaplhrdl (Olimpiyat oyunlan). Delphoi'de ApolIon kahinine darulhrdl: T ann Apollon, Pythia denen bir rahibenin agzmdan konuurdu. Yine dbrt YIIda bir, biitun Yunanhlar spor yanmalan ve muzik blenleriyle Apollon erefine bir araya gelirlerdi.

B . Atina

akropolisi.
rip edildi. Yunanltlar daha soma ilk akropolisin mermerlerini kullanarak Atina sitesinin kurucusu Athena'ya adarum~ bu tapmaklar toplulugunu yapnlar. Burada yer alan binalar Yunanistan'm en

Akropolis, yuksek site. demektir. Bin;ok sitede oldugu gibi Atina'da da bir istila ve ku~atma tehlikesine kaql

kayahk bir tepe, halktn


slgmacagl bir mevki mustahkem haline getiril-

milti. 11kakropolis, Per.sler tarafmdan milattan once 480 yillannda tahA -

guzel

yapilandtr.

Eski

Parthenon'un

Yunan ve Roma donernIerinde, 800 yll boyunca, binalar ve armaganlar bu kayahkta biraraya geldi,

i~ goriiniimii.
Tapmaga bir sundurmadan (prolltlos) girilir (resimde sol tarafta). Kapilann arkasmda (ITaOS) adl verilen asil tapmak yer ahr. Burada, MO V. yuz-

giderek ,ogaldl.

Yllda heykelttra. Pheidialan ve fi1di~inden yapttg. Arhena heykeli yiikselir. Daha arkada,
as/m tanru;arun hazinesinin

Erekhtheion'dan Parthenon'a.

bulundugu dort sutunlu salon vardlr. Tapmagm adl bu . Bakireler. (Yunanca parthellos) dan gelir. salonun-

Bir rapmaklar topiulugu


alan Erekhtheion, Parthe-

bulundugu sa.~uzey kenanndadtr. MO 406 yth oncehanhgm sine kadar onanldl. Kii-

non'un

,uk

bir

avluda

Athe-

na'mn kutsal zeytin agacl yukseldi. Van insan yan ejder alan ve tanoIar gibi taplnllan ilk Atina krah

Kekrops'la

oglu Erekh-

theus'un mezarlan buradadlr. Bir tapmak b6lmesinde Athena'run en eski tahta heykeli yer ahrdl ve Panathenaia giinlerinde

bu heykele gorkemli bir elbise giydirilirdi. Erekhtheion'la bugGnku Parthenon arasmda MG VI. yuzyuda Athena i,in yapliml~ bir ilk tapmak vard!. Bu tapmagl Persler ylkmca, Parthenon in~a

giri~. Athena Nike.


Akropolis'e Akropolis'e bandan, Kutsal Yol izlenerek vanhr. Dindarlar ve ziyaret,iler, Zafer'Ie (yun. Nike) OZde~letirilen Athena ad,na yapllan bu ku,uk taptnaktanAkrop~lis'e ge.;erler. Burasl MO V. yy'da, Artemis adma yapllml~ eski bir tapmagm temeli iizerinde in~a edildi.

Sahanltk. Eski <;:ag'da, bugun bulunan binalarm arasmda

bir,ok ba.ka yapmtn yarn slra sunak ve heykel yer ahyordu. Bu alanda bir.;ok tann ve kahramanm tapmagl yard!. Octada Athena Promakhos'un (<< sava~ta en on-

Propylaion.

edildi (MO 447-432) ve


Athena'run yeni liyle hazineleri heykeburaya

kondu.

de giden ,) 9 metre yuksekligindeki bronz heykeli bulunuyordu.

Akropol~~'in amtsal giri.idir. MO 437-435 y.lIan arasmda yapI1ml~tIr. Su tiinlu giri~in altmdan ge,i1dikten soma be. kapl,

sahanhga a';l11r.Kuzeyinde ve giineyinde iki biti~ik yapl yer ahr. Kuzeyde yer alan binada bir resim koleksiyonu vardtr.

I D;NLER
!

~--~-~~-_._-----------------------------------------------------VE M;rOLOJ;

E5KliRAN

1================:1
I

I I

KAYNAKLAR
ski Iran, MO 2000 Yilianna dogru Turkistan'dan gelen ath arilerin istilaslyla tarih sahnesine <;lktl. Bu donem, MS 642 Yllmda musluman Araplann Iran'l fethetmelerine kadar surdu. Boylece, eski Iran dini, 2500 yl!hk sure i<;inde, <;ok geni~ bir alanda ve ba~kil medeniyetlerle, mesela Babl! medeniyetiyle ili~ki halinde geli~ti. Bu konuda ba~hca kaynaglmlz MO VI. yuzyl!dan ba~layarak toplarum~ bir dinsel metinler derlemesi olan Avesta'dlr. Avesta, MO 2000 Ylhndan ba~layarak Kuzey Hindistan' a yerle~mi~ olan ba~ka arilerin meydana getirdikleri bir diger kutsal metinler derlemesi olan Rigveda'ya yakmdlf. Iran'm tannlan, ozellikle Mithra ve dinsel inall1lan yunan-rama iileminde yaylldl, orada benimsenerek degi~ikliklere ugradl. Bu ge<; donem hakkmda bildiklerimiz, iran dininin ilk yuzYilian bakimmdan aldatlcl olabilir.

MiTHRA DiNi VE MANi DiNi


erdiit ogretisi, yukanda belirtildigi gibi, biitiiniiyle etkili olmadl ve Iran diinyasmda Mithra en yiice tann olarak benimsendi. Ahura Mazda'mn I~lk tannhgl ve adaleti de ona yiiklendi. Mithra inam~l, bu topraklan istila eden Roma ordusuna ve oruann vasltas1Yla da Akdeniz yoresine yaylldl. Ardmdan, Irarullann ba~tan beri benimsedigi iyi ile kotiiniin sava~lm ilke olarak alan Mani'nin dini (MS III. yy) bu yorelerde yayl!dl. MS 275'e dogru, bu ikinci dinin kurucusu Mani idam edildi. Hiikiimdarlan zerdii~t<;ii olan Sasani hanedam zamamnda da bu "din sapbrulgl" bir<;ok kimse tarafmdan benimsendi. Evrende ve insandaki sonu gelmez Iyi-Kotii sava~l, inanaruan, ten zevklerinden kurtaran bir <;ilecilige yoneltiyordu. Bunu ger<;eklqtiremeyeruer klyamete kadar <;qitli bedenlere girip <;lkmak zorundaydllar: 15 yuzYllhk biiyiik bir karga~adan soma, iyi nihayet Kotii'den aynlacaktl.

.zerdii~t'iin ki~iligi, XIX. yiizyll Almanyasl'nda da etkili oldu. Filozof Friedrich Nietzsche (1844-1900) felseH bir duzyazl ~iir olan en biiyiik eseri Boyle Buyurdu Zerdii?t'ii 1883 ve 1885 Yillan arasmda yazdi ve dunyanm pek <;ok diline de <;evrilen bu eserinde insanustii kavramlm geli~tirdi. Richard Strauss da (1864-1949) besteledigi bir senfonik ~iirde (1896'dan soma) Nitezsche'nin aym eserinden yola <;lktl. (Nietzsche, kimin yaptrgl bilinllleyen bir XIX. yy gravljrii, Bibliotheque national).

MEZDEKILiK VE ZERDUSTC;ULUK
utun Hint-Avrupahlar (Adler veya Aryalar) gibi, lranhlar da bir Gok ve I~lk tanrlSl olan evrenin yaratlClsl, " bilgetann " Ahura Mazda'ya (Hurmuz) taparlardl. Yazata'lar, Ahura Mazda'nm buyrugundadlr ve Mithra'da simgelenen doga gu<;leridir; Mithra <;:oban-tann ve Yagmur tannSIdlf; Pmarlar tann<;aSI " Klzoglankiz " Anahita, kendi kendini doller. Sarho~ edici bir SIVlmn <;lkanldlgl bitkinin tanrlSl Haoma'yla birlikte bu l~lkh panteon tamamlarum~ olur. Bu dunyamn kar~lsmda karanhklar ulkesi yer ahr; Angra Mainyu (daha sonra Ehrimen) bu dunyamn efendisidir ve Iyilik gu<;lerine kar~l surekli mucadele eder. Tannlann <;oguna kurbaruar sunulur. Dindarlar haoma i<;erek vecde kapillflar. Ilgm efendisi Ahura Mazda onuruna, kulelerde atqler yabhr. Kotulukle savaml~ ath kahramanlann hikiiyeleri aruatlhr. Tannlan gazaba getirecek kirletmelerden sakimhr: topragl kirletmemek i<;in oluler gomulmez, Ahura Mazda'ya saygldan yakilmaz da. Cesetler, kuleler uzerinde, Ylrtlcl ku~lara blfakihr. Zerdii~t. Isa'dan once VI. yuzyl!da Zerdut (Zarathustra) adh bir reformcu belirdi. Belh (Baktriana) yoresinde, bugunku Afganistan'm batlSlnda dogan bu reformcu, Ahura Mazda'mn tek tann oldugunu soyledi. Zerdu~t'e gore, Yazata (doga gu<;leri) bu tek tannmn gorunumleridir. Ahura Mazda bir Iyilik ve bir Kotuluk melegi yarattl. Ins an, Iyi ile Kotu arasmda se<;imini yapmahdlr. Tann'ya ger<;ek kulluk, gonlu saf kilmak, ate~i dua yamnda bir simge olarak sunmak, haoma bitkisinden elde edilen i<;kinin verdigi sarho~lugu bir vecd araCI olarak kuIlanmaktan ka<;mmak ve karul kurban iiyiruerinden vaz ge<;mek demektir. Bu yeni ogretiye inanaruara, Ahura Mazda, ebedi mutlulugu verecektir. Zerdu~t ogretisinde, Hristiyarulk ve MuslUmarulkta o1dugu gibi, Klyamet ve Hesap Cunu inam~l yer ahyordu. Ondan sonraki yuzydlarda, irarul!ar Zerdu~t ogretisine kismen uydular. <;:oktanrlClhk, kurbaruar, buyuculiik halk arasmda ya~adl. Biiyiiciiliige inancl dayanan miineccimlerin onciiliik ettigi tarikatlar aglr bastl.

I
B

B- iran'da, Yezd'de, Sessizlik Kulesi. Cesetlerin, YlrtlCl ku~lann pan;alamasma buakl1dlgl kulelerden birisi. Eski ~agm Iranltlan da, bugLinku gebrJer ve parsiler gibi blLilerini gommezlerdi. Cesetler, "sessizlik kuleleri"nin ustunu orten parmakhklara yatlnhrdl. Ylrt1Clku~lann par<;aladlgl cesetlerden arta kalanlar kulelerin i<;ine du~erdi.

GEBRLER VE PARSiLER
Eski Zerdii~t dini, yeni adlar altmda giiniimlizde de ya~lyor. Iran'da 25 000 kadar gebr, diruerinin geregine uyuyor, ama ulusal toplulugun dl~mda sefil bir hayat suriiyorlar. Buruarla aym dinden olan ve IX. yy'da islamhgl benimseyerek once Fars ve Horasan'a go<;en bir ki$lm zerdii~ti (mecusi) oradan Hindistan'a ge<;ti ; XVI. yy'da da Bombay yoresine gidip yerle~ti. Buruara orada parsi adl verildi. Bombay'da sayl!an 100 000' e varan Parsiler, Iran'daki dindalannm tersine, zengin tac!rlerden ve zanaat<;l!ardan blu~uyor. MO VII. yy'da iran'l terk etmi~ go<;menlerin bu toruruan, din reformculanmn etkisinde, zerdii~t<;ii kurallara titizlikle uyuyorlar. Ate~e taplyor, annmak i<;in deniz kiydannda Ylkamyor ve oliilerini " sessizlik kulesi "ne blrakiyorlar.

c -Iran'da Zerdii~t ayini yapan bir gebr. Ate~e tapmma Zerdi.i~t<;uli.ikten kaynaklanan dinlerde buyuk onem ta~lr. Burada, ate~i soluguyla kirletmemek i<;in, yuzunU bezle ortmU bir gebr gori.iluyor.
J

[lclNLER VE MirOLOJi

ESKi ROMA
nlann isteklerinin yl1dmm dumesi, ucube hayvanlar dogmasl gibi olagandll olay ve mucizelerle a~lklandlgma veya bu isteklerin kulann u~uundan anlam ~lkarma gibi baZl olgu ve olaylan yorumlayarak anlallabilecegine inamhrdl. Roma'da her aile, her giin, kendilerini korumakta olan ~ok saYlda tannsal varhgl kutsar, devlet de roma toplumuna bereket ve zafer saglayan tannlar onuruna buyuk dim torenler duzenlerdi. Etkilere apk hir din. Once ltalikler, soma Etruskler dinsel gelenekleriyle balangl~taki roma toplulugunu etkilediler. Etruskler, Roma'da ilk tapmaklan yaptllar ve 1000 yl1dan fazla surecek bir mimari modeli belirlemi~ oldular. Ayinleri ve bayramlan kesin bir takvime bagladl1ar; ozel bir rahipler toplulugu kurdular. Hint-avrupa kokenli bir kavim olan ltalikler, numina denen tannlar kalabahgma da hukmeden, u~lu bir tann topluluguna inanHlardl: lupiter veya Jupiter (rahip tann), Mars (sava~~l tann) ve Ouirinus (insanlann beslenmesini saglayan faaJiyetlerin efendisi). Etruskler bunlann yerine bir ba~ka u~lUyu koydular: Jupiter, Junon, Minerva; bunlar;- Capitolium'daki buyuk tapmi\kta yer alan tannlardl. MO Vl.-Y. yuzyl1lardan balayarak roma dini, gittik~e yabanCl tannlara ve yabancl ayin usullerine' a~llmaga ba~ladl. Capitolium'daki u~luye, Cuney Italya'daki yunan kolonilerinden gelen bazl tannlar ve bunlara ilikin inan~ ve torenler; Saturnus ve Neptunus gibi, insan yuzlU bazl gu~lu italik tannlar da eklendi. Bunahm zamanlannda oldugu uzere kehanet kitaplanna da ba~vuruluyordu. Herakles ve Artemis, Herkul ve Diana adlanyla benimsendi. Bir salgm SHasmda Veba ve lyile~me tar:msl sayl1an ApolIon da kadroya ahndl (MO V. yy). Soma Slra Dionysos'a geldi ... Daha once Roma'da ekilci ve hukuka benzer bir din hakimdi. Bu alanda da, ahveri alamndaki ilke yururlukteydi : do ut des! (<< Vermen i~in veriyorum ,,). Ciderek daha i~e donuk, ferdin ihtiya~lanna daha ~ok ceyap veren bir dine ge~ildi. C;:ok ge~meden ufukta Dogu tannlan belirdi. Ama bu degi~imin hemen ardmdan da, Roma yonetimi bu yabanCl ve yeni torenlerin gizliliginden ku~kulanmaga ba~ladl : yen! inan~lann ardmda komplolann, curumlerin, ahlak bozukluklanmn gizlendigi duunuldu. MO 186 Ylhnda, Dionysos'a tapanlann yiizlercesi tutuklandl ve idam edildi : Bacchanallia skandah ".

ski Roma dini hakkmda, arkeolojik kahntllardan, dikilita~ ve sunaklardaki pek ~ok yazlttan ba~ka zengin metin kaynaklanna da s~hibiz : buyuk klasik yazarlar, Roma'mn kurulu~una veya roma tannlanna ili~kin mitleri anlattlklan gibi, diger ayin usullerini ve tapmma bi~imlerini de anlatml~ ve dinde yuzYlllar boyunca ortaya ~lkan degi~iklikleri belirtmi~lerdir. Nitekim, Cicero u~ ciltlik De Natura DearUin (Tannlann Dogasl Ustune) adh kitablm MO 45'te yazm.l~ ; Titus-Livius Rama Tarihi adh eserini MO 27 Yllmdan ba~layarak kaleme alml~ ; Fasti'nin yazan Ovidius MS 3-8 yl1lannda bir ~iir yazml~ ve bu ~iirinde yl1m her gununu ele alarak dinsel bayramlann bir takvimini ~lkarmltH.

6ZELLiKLER VE EVRiM
omah son derece dindar bir insandl ve ~ok saYlda tannnm varhgma inamrdl. Bu karakterler roma dininin kaynaklanndan ileri gelir. Romahlar'm atalan olan ve MO 1000 y111annda gelip Orta ltalya'ya yerlqen ltalikler, her nesnede, her eylemde, tannsal bir behrti gorurlerdi : akan suda, aglayan bebekte, kaplYl dondurup a~an mentqede, her eyde ... Romall1ar bu smlrSIZ guce numen derler ve ozunde bu gucun belirdigi nesneyi de, kutsal "dan ~ok bir tur tabu" anlammda sacer diye adlandmrlardl. Onemli olan bu iyiliksever veya korkun~ numen1e banlk yaamaktl. Numen, binlerce tek tek tannda (numen'in ~ogulu numina) bireyselleiyordu: Romahlann daha soma pax deorum" (<< tannlann ban~l" veya tannlarla ban~ ,,) dedikleri ~ey buduro Romahlar, tannlann insanlan harekette serbest blraknklan gunleri (Yllda 235 gun) fasti diye adlandmrlardl. Bir de 109 gun tutan nefasti gunler vardl ; bunlar tannlara, buyuk ve genel din] torenlere aynlmltl. Tan-

Her roma evinde, evi ve aile topraklanm koruyan


gi.i<;Jerin resim veya hey-

olarak gortintUlenir. Bir ellerinde bir kap, oteki

ellerindeyse bir seper ve


ya kupa bulunur. C;:ogu zaman aile reisinin genius'u da bir Yllan g6runumunde onlarm yanmda yer ahr. (Vetti ailesflTin

kellerinin bulundugu bir rnihrap yard!. Bu Ocak tannlanru~ yiyecek it;ecegi koruyan oteki gut;lerle kan~t1rmamak gerekir. Ocak tannlan (lar), klsa
tOnik giymi, delikanhlar

evilTdeki lIIillrap, Pompei).

AiLEDE VE TOPLUMDA TAPINMA


lk tapmllan tannlar, aileyi koruyan tannlardl, rahip de ailenin babaslyd!. Buyuk aijeler, kuruculan olan atalanm kutsarlard!. Gens Julia (Sezar'm ailesi) kuruluunu, Aineias'm babasl Ascanius'la Veniis'iin akma dayandmyordu. Siirekli yakIlan ate, sade bir anlaYlla ailenin devamhlIk simgesi saYlhrd!. Ocaga gunluk adak ve sungular konurdu. Bunlar, besin maddeleri, meyve, atqe serpilen birka~ damla ~arap ve zeytinyagl gibi eylerdi. Ocagm yamndaki bir dolapta ocak tannlanl1ln resimleri veya heykelcikleri, onun yamnda aile reisinin tamlsal yamm temsil eden genius'un goriintusii yer ahrdl. Oliilerin ruhlanm yatltumak i~in de ayinler yapI11rdl. OlUler sukunet i~indeyse hayat ya~anabilir olurdu. RomalIlann obiir diinya konusunda aynntlh bir dii~iincesi yoktu. Biitun dinsel torenler ruhlan yatltHmaga ve kendi alemlerine gondermege yonelik olduguna gore, oliilerin ruhlan ya~amaga devam ediyor inanCl yaygm demekti. Ruhlara - atalara- bir ~eyler sunmak giinluk hayat i~in yeterliydi. Ama korkun~ ve en kinci ruhlar, ancak uzun Lemuria (hayalet) ayinleriyle yatl~tU1labilirdi. Bir somaki yll i~in, genellikle ruhlardan ve ozellikle kotii ~artlarda iilmii kimselerin ruhlanndan 9, 11, 13 mayls geceleri yapllan bu ayinlerle korunulurdu. Hareketler ve sozler konusunda biiyuk titizlik gosterilirdi. Dual1ln ve sungunun etkili olabilmesi i~in, kusursuz olmasl gerekliydi. Toplu taplnmalar, tapmaklardan ~ok a~lk havada, ta mihraplar iizerinde ger~eklqtirilirdi : bunlarda da aym titizlik aramrdl. SHadan vatanda veya yuksek giirevli 01sun, bir romah bir ~ey sunmak istediginde, soylediklerini titizlikle yerine getirecegi bir rahiple birlikte olurdu.

ROMUL~S VE REMUS
Efsaneye gore, Roma'nm kuruluu ~oyle olmu~tur : T roya sava~l kahramam Aeneas soyundan gelen Alba krah Numitor, kardei Amulius tarafmdan tahtmdan indirilir. KlZl Rhea Silva, Ate~ tann~asl Vesta'mn hizmetine girmi~ ve onun gibi bekaret andl i~mitir. Ne var ki, tann Mars klzla birle~mi ve bu ilikiden Romulus ve Remus adh ikizler dogmutur. Amulius, ~ocuklardan kurtulmak i~in, ikisini bir sepete koyar ve Tiber Hmagma atar. Sepet Hmak klYlsma suruklenir ve bir mucize

olur, dii bir kurt ~ocuklan emzirir. Faustulus adh ~oban onlan ahr ve kansl Acca Larentia'ya baktmp buyutur (kansmm lakabl Lupa, yani di~i kurt "tur). lkizler, 18 ya~ma gelince kim olduklanm ogrenirler. Amulius'u oldiiriip dedeleri Numitor'u Alba tahtma ~lkanrlar; soma dolalp duran ~obanlan ve ~ift~ileri toplaYlp Palatium tepesinde bir kent kurarlar. Kimin ktal olacagml anlamak i~inse goge dam~lrlar : Remus 6 akbaba goriir, ama tannlar Romulus'a 12 akbaba gonderir. Demek ki Romulus ktal olacak ve kenti, Roma ad 1m ta~lyacaktlr. Ama Remus, Romulus'un ~izdigi Roma slmrlanm meydan okurcasma, bir sl~raYl~ta amca, Romulus onu oldurur. Roma'mn balanglcl gurultu patInl i~inde ge~er: ilk Roma ahalisi, Sabinlerin kadlnlanl1l ka~mrlar. Romulus olUnce, tann Mars tarafmdan goge yiiceltilir ve o zamandan beri Ouirinus adl alnnda kutsal say111r. (Capitplium Kurdu'nun ba~l, etriisk sanatl, MO V. yy'a dogru, Roma, Muhaflzlar SaraYl miizesi).

C -Junon. Oncelikle Hera'yla oz-

annlann, akrabahklar, evlilikler ve zinalarla peki~mi~ bir topluluk halinde ya~amalan, Romahlann anlaYI~ma aykmdu. Etrusk ve Eski Yunan din uygulamalanru ozurnleyene kadar J:\0mahlar, somut bir gorunumleri olmayan, ancak i~levIerini belirten birer ad ta~lyan /lwlli/la'ya (doga gi.i~leri) taparlardl. Nitekim, Satumus, Ekin tannsl; Faunus Ev Hayvanlan tannsl; Fauna, <;:i~ekler tann~asl; Liber, Bag tannsl ; Pomona, Meyveler tann~aSl; Vesta, Aile Ocagl tann~asl; Vulcanus, Ate~ tannsl; daha sonta iki yuzle temsil edilen janus, Kapl tannslydl" Ama, Capitolium'un eski u~Iusunun yerini ~ok ge~meden yeni u~ tann aldl : jupiter, junon, Minerva.

dele~tirilen bir ToprakAna tannt;asldlr. Jupiter'in e~i olarak hiiktimranllgl onunla payla~lr;

Junon Regina (. krali~e.J


olarak amhr. Her kadm bu tannt;aYI koruyucusu sayar ulular.
l

D Minerva. Teknik ve dU1Uncefaaliyetleri tannt;aSL Once bir Etriisk tanru;aslyla, sonra yunan tannt;aSI Athena1yla ozde~ saYlldl. Roma'ya Etriisklerin capitolium ti<;Iiistiniin bir iiyesi olarak geldi ; Sava~ ve Tip tann<;asl olarak

da bilinir.

ROMA VE YUNAN TANRILARI

A .

Capitolium

Jupiteri.
vu

Suovetaurilia.
SU5

Evrerun efendisi, nan'm Zeus1u gihi, Gok tanns!. lradesini

Latince

(domuz),

ovis

l~~kh

Yll-

(koyun), taurus (boga) ke limelerinden yapilml~ bir


isimdir. Bu hayvanlann iiC;ii de suovetaurilia ad! verilen dini torenlerde kurban edilirdi. Kucban t6reninin ba~hca amaci armmaYI saglamaktl i kurban sahipleriyle Rurbanlar, anndmlacak nesnenin t;evresinde tit; kez d6nerlerdi. (Domitius

dmmla
onun mus

aC;lklar.

Kartal,

habercisidir. Opti(Boll uk tannsl) ve

lV!aximus (ulular ulusu) 51fatlandu. Devleti kocur, ordulan zafere ula~tlnr, geri c;ekilmekten ahkor. Roma OYll1dart adt verilen buyuk eglenceler anun
onuruna duzenlenir. Gupiter Statoc, roma devri Izeykelt~ Roma, Varikafl

miizesi.)

AJwlobnrbus sUl1agmda tal tan alfak kabanma, roma Smtatl, 1\110 II. yy, Paris, Louvre miizesi.)

unan panteonuyIa rama panteonu birbirine kan~lyor gibi gori.inur. Aradaki farkm ancak, tannlann yunanca veya latince adlannda oldugu soylenebilirse de, bu tannlar arasmda buldugumuzu sandlglmlz ozde~Iikler ve benzerliklere kesin gozuyle bakamaYIZ. Nitekim Yunan'dan ahnml~ Apollon, uzun sure Gune~ degil Tip tantlSI olarak benimsendi. Yunanh Ares'le ozde~Ie~en Mars, sava~C;l bir tann olarak tarunmasma yol a~an kokenlerinden tamamen kurtulamadi. Ostelik Romahlar yuzyillar boyunca Mars'a, Tanm tannsl olarak da tapttlar. Bacchus, ramah bir tann degildi. Bu tannrun adl, Dionysos bayramlan Sltasmdaki haykin~lardan birinin latinceIe~tirilmesinden meydana gelmi~ti. Bu arada Dionysos, eski bir italik tantl olan Liber'i kovup uzakla~t1rml~tl ; yani bir kayna~ma hi~ bir ~ekilde soz konusu degildi. Romahlann butunuyle Yunanlllardan aldlklan tek ~ey, eski /lumina insan ~eklinde temsile ba~landlgmda, tannlann bi~imleridir.

Roma tannIannm yunanh kar~illklan. Apollon/Apollon Phoebus, Tip tantlSI, Gune~ tantlSI, Sanat tantlSI ; BacchuslDionysos, $arap ve Co~ku
tann51;

Ceres/Demeter,
51 ;

Toprak ve Talul tann-

Diana/Artemis, Tanm tann~asl, Av tann~asl ; Junon/Hera, kadmm ve anahgm koruyucusu; Jupiter/Zeus, l~lkh Gok tannsl, Evrenin efendisi; Juventus/Hebe, Gen~lik tann~asl ; Mars/Ares, Sava~ tannsl, ba~Iangl~ta Tanm tannslydl; MercuriuslHermes, Ticaret ve Belagat tannsl; Minerva/Athena: Zeka tann~asl; Neptunus/Poseidon : Deniz tantlSI ; Venus/Afrodit, A~k ve Guzellik tann~aSl'

V~sta/Hestia

: Aile Ocagl tann~asl.

ESKi ROMA
IMPARATORUN TANRILA$MASI
ezar, oliimiinden az soma (MO 44) divus (" tannsal ,,) ilan edildi ve tannlar katma yiikseldigi duyuruldu (apotheosis [tannla~tIrmal bu demektir). Onun evlathgl Octavius MO 27'de Augustus olunca, halk demekleri, Augustus'un genius'u (ki~iliginde varsaYllan tann) i<;in bir tapmma diizenlediler ; ona adanml~ sunaklar <;ogalmaga ba~ladl. Dogu eyaletlerinde, Roma inancma bir deAugustus inancmm eklendigi goriildii (MO 29). Bir nesil ge<;meden, ona . adanan tapmaklar biitiin eyaletlere yaylldl. Augustus'u "Yurdun babasl" ilan eden ve onun genius'u ~erefine oyunlar ve iilenler diizenleyen Roma senatosunun, yaltaklanmak i<;in boyle davrandlgl dii~iiniilebilir. Nitekim Flaviuslann <;agda~lan olan Martialis ve Statius'un Domitianus doneminde imparatoru en bayagl ~ekilde pohpohlamalanrun sebebiyse apa<;lk budur. Ama, heykeller ve yazltlarla biitiin imparatorluga yaYllml~ olan bu inan<; ve tapmmarun, halk tarafmdan co~kuyla kar~llandlgl da bir ger<;ektir. Imparatof artlk, u<;suz bucakslz iilkesine ban~ ve refah saglayan genius'uyla olaganiistii bir varhktlt ve oliimiinden soma tannlar arasma kan~acagma da inarulmaktadlt. Ayru zamanda siyasal a<;ldan hiikiimdara baghhgl da dile getiren bu samimi dindarhk, iki yiizyil boyunca a~mhga ka<;madan siiriip gitti. MS 100 Yllmda Traianus, Gen<; Plinus'un ovgii soylevlerinde (Panegyricus Trajano diews, Traianos'a ovgii) kendisinden, Jupiterin yardlmclsl ve korudugu tannsal varhk olarak soz etmesine kar~l <;lkmaz. MS III. yy'da, ba~ta Aurelianus olmak iizere imparatorlar kendilerinin ya~ayan tannlar oldugundan soz ederler. Ya da imparatorluk gorevini tannsalla~tmrlar. Hristiyanlann yaptlgl gibi, imparatorun, ki~iliginin ve gorevinin tannsal oldugunu kabul etmemek, en aglt ~ekilde cezalandmlmaYI gerektiren bir su<; i~lemek anlamma gelecektir. kent ate~inin siirekli yanmaslru saghyordu : bu rahibeler, 10 ya~lllda egitilmeye ba~larur ve bakire kalmaga zorlarurdl ; yoksa. diri diri topraga gomiiliirlerdi. Tannlann isteklerini anlamak i<;in augur1ara veya kurban edilen hayvanlann baglrsaklanna bakarak faJ a<;an aruspicis1ere ba~ vurulurdu. Bunahrnlara ve diiiinii~ degi~ikliklerine ragmen bu rahipler, 10 yiizyl1 boyunca gorevlerine deyam ettiler. <;:iinkii devlet ve toplum ancak, titizlikle uygulanan diru torenler sayesinde ayakta kalabilirdi.

e ;;JJ

iitiin eski dinlerde oldugu gibi, tomah rahipler de pax deorum'u siirdiirmeyi saglayan ayinleri ve dualan bilmek zorunda olan meslekten ki~ilerdi. <;:ok eski bir ge<;mi~e dayanan rahip topluluklan uzmanla~malanru saghyordu. En onde gelenler pontifex1erdi (Roma'run ilk zamanlanyla Imparatorluk donemi arasmda saYllan 5'ten 16'ya yiikselmi~ti): bunlar arasmda biiyiik pOl1tifex Roma dininin ba~lydl. 15 {lamen, biiyiik tannlann rahipleriydiler. 12 sa/iens, Mars inancmm uzmanlanydllar. 20 fetialis, diplomatik ili~kileri diizenler ve sava~ ilaru torenlerini gefl;ekle~tirirlerdi. Daha soma saydan on be (quil1decemvirs) ,olan on uzman (decemvirs), bunahm donemlerinde yorumladlklan fal kitaplanm korumakla gorevliydiler. 12 Iupercus rahibi, kenti kurtlara kar~l koruyorlardl ve yaptlklan ayinler kadmlan dogurgan kihyordu. 12 arva/is, Ceres' e adanan <;ok eski bir taplnmarun uygulaYlCllanydllar. 7 vesta rahibesi, Forum'daki
A.Augur.
Roma'da yuksek riitbli g6revlilerin yarunda, 6nemli kararJ

BAYRAMLAR VE DiNIOYUNLAR
umhuriyet doneminde, resmi takvimde 45 biiyiik bayram giinii kaYlthydl ve bunlara tapmaklann ve semtlerin bayramlan da eklenirdi. Bayramlar kmal ve siyasal ya~ama gore mevsimlere dagltl1ml~tl. ~ubat aymdaki Iuperws bayraml, kentin temizlenmesini ve dogurganllk gii<;lerinin peki~mesini saghyordu. Arahk aymdaki Saturn us, ~enlikleri denen ve biiyiik bir kamavalla kutlanan bu giinq bayrammda efendiler, bir giin'i<;in kolelerinin buyruguna girerlerdi; bayram gelecek ekinlerin boy atl~llli miijdeliyordu. Takvimde, oyunlar i<;in60 giin aynlml~tl. Imparatorluk doneminde, imparatorlann dogum giinlerinin ve zaferlerinin de kurlanmaslyla, bu saYI Yllda 175'e <;lktle!)Bunlara, biiyiik ailelerin kente armagan olarak diizenledigi oyunlar da eklendi. Etriisk Tarquinius tarafmdan icat edilen Iudi Romalli Jupiter ~erefine eyliil aymda diizenlenen bir bayramdl. Ekim aymda kutlanan Iudi Augusta/es, ya~ayan imparatora taplnmayla tann olan Augustus'a taplnma inan<;lanru birle~tiriyordu. Oyunlar, renkli ve <;ekici, ama diru'ydi; halk, bunlara co~kuyla katlhrdl ; piyesler oynarur, ko~ular, giire~ miisabakalan, hayvan ve gladyator dogii~leri yaplhrdl; ama en ilgi <;ekeni, Circus Maximus'taki (<< Biiyiik Sirb,) araba yan~lan olurdu.

lann

verilmesin

den once, "e~ref saat"j belirleyen veya ku~lann w;u-

~undan anlam ~lkararak tannlann isteklerini yorumla yan rahiplere bu ad veriUe Ba~langu;ta saYllan 9 iken sonradan 15 olan bu rahipler, ellerinde i:lti_ tuus ad! verilen egri bie asa ta~1flardl. Resim, kutll

\ 1 \ ,

sat tavuklann yem yeme sinden de sonw;lar ~Ika


nldlgml simgeliyor.

DOGU KOKENLi DiNLER


Eski Roma'da, satlcllar, koleler, askerler gibi halktan insanlar, yabancilarla ili~kiler sonucunda Dogu kokenli dinleri de benimsemekte, ama kamu diizenine aykm sonu<;lar dogmadJk<;a, devlet bu duruma goz yummaktaydl. Resml dinlerle tatmin olamayan ve ki~isel 50runlanna <;oziim, sorulanna cevap arayanlar bu gibi Dogu dinlerine baglaruyorlardl. Suriye'den Baal inanCi Roma iilkesine ula~tI. Baal, Jupiter'e benzetiliyor, onunla ozde~le~iyordu. Kapadokya yoresinden daha MO 204'te Roma'ya gelen biiyiik taml<;a Kybele ile arkada~l Attis'e tapmma da, bu Dogu dinleri arasmdaydl; bu inaru~a baglananlann vecde ge1mekle 50nu<;lanan dinsel danslan kalabahklann ho~una gidiyordu. Imparator Caligula ve Domitianus, Mlslr'dan gelen Isis inanclru ozel olarak desteklemi~lerdi ; bu din, diinyadan el etek <;ekerek yaama kar~lhgmda yeniden dirilme umudu veriyordu. Dogu

dinleri arasmda en ragbette olaruysa Mithra inanClydl ; bu iran tannsl, uzun bir gizli egitimden soma, bogazlanml~ bogarun karum getirenleri saflanna kabul ediyordu. Mithra, diinyaYI kurtarmaga ve yargl1amaga gelecek tamlydl; ii<;yiizyl1 boyunca ozellikle erkekler, ba~kentte (ve Ostia'da) ve slimian koruyan lejyonlann bulundugu limes'teki askerler ona inandllar.

B . Mithra'ya

tapmma.
arasma sokacaktlr. YGzYlilar boyunca Mithra, insam kurtulu~a ula~t1racak, gunaha batml~ olaru bagl~latacak tann alma Dzelligini daha da pekilltirdi. Binlerce killi bu dini co~kuyla benimsedi. rUt-

Bu ibadet, kubbesi YlldlZh g6ge benzeyen, yer altmdaki mitJrraell11t denen 6zel bir yerde ger<;ekle~tirilirqi. Dip taraftal bir sunagm Gstunde bogaYI kurban eden tannmn tasviri bulunurdu i bogarun yaratlCI karu, vaftiz edileni inananlar

pia Trailla kololtisi/1de/1getelt hir mermer Itey/tel.e,rubu, MS J1Ill. yy Deva


miizesi, Romallya.)

GERMENLER,
I I
iI'

KELTLER VE GALYALILAR
ruyucusudur : haslmlanm kocaman <;ekiciyIe ezer. Soy tan taml Loki, cin fikirli ve kurnazdn, ama Odin'e yararh olabilir; ne var ki, kotiilUk etmekten de geri kalmaz. Nitekim, Odin'in oglu Baldra kotiiliik etmitir. Vanes'ler dii ve erkek olabilen varhklardn. Ases'in kmadlgl gibi yakln akraba arasmda cinsel ilikiye girebilir ve baka uygunsuz hareketlerde bulunabilirler: nitekim Njord, kizkardqi Herta'yla iliki kurmutur; Frevr'in, kizkardei Freyja'yla ilikisi vardn. Odin'in ei Frigg veya Frija da Vanes'lerdendir. Evlenme ve Dogurma taml<;asldn, Baldr'm da anasldlr. Baldr, Bitkilerin ve Aydlnllgm tannsldlr. Loki, Frija'mn biiyiilerine ragmen Baldrl oldiirmii ve biitun canll varhklann goz yalanna ve iiziintiisiine ragmen onu, oliiler iilkesine hapsetmitir. Tannlar gii<;liidiir, ama kader onlann iistiindedir. Yunan-Roma diinyasmm, insan kaderini elinde tutan ii<; Parca'sl gibi, Germenler'de de ii<;Nom vardn. Kader, diinyamn bir sonu olmaslm ka<;milmaz kilar. Sonunda, Ases Devler'le savaacak (Ragnarok), atq evreni saracak ve yok edecektir. Annml yeni bir diinya dogacak ve yeni insanllga, oliiler iilkesinden donen Baldr hiikmedecektir. Kahramanlar. Germen mitolojisinde, bu biiyiik tannlann tutkulu diinyasma kanml <;ok saYlda kahraman vardlr. Siegfried bu kahramanlardan biridir : Nibelulrgen'in, "Sisli diinyalarm", yani yeraltl diinyaslmn oglu kral Nibelung'un uyruklan ciicelere adanml destamn ba kahramaru odur. Siegfried, kral Schilbung'u, yani Nibelung'u oldiiriir, ciice Alberich'i yener ve ciicelerin sa hip 01dugu paha bi<;ilmez hazineleri ele ge<;irir. Soma tek bama, bakire sava<;l -valkiirBrunhilde'ye yaklamaYl baanr: ama karanllk entrikalardan ofkelenen Brunhilde, hain Hagen'e Siegfried'i oldiirtiir. Bunun iizerine, Siegfried'in askerlerinin aldlgl Nibelungen adl, onlan yenen Burgundlara ge<;er. Orta <;:ag'daki kahramanllk iirlerinde bu adla amlanlar bu sonunculardn.

sa'dan bir yuzYII once sine kadar Akdeniz yoresi dlmdaki Avrupa'run hiikim toplulugu Keltlerdi; Karpatlar'dan Irlanda'ya, Ren'den Cebelitank'a kadar yaYIImllardl; soma gerilemeye baladllar. Romahlar, kelt kralhklanru ve sitelerini (Galya, Britanya, ispanya) fethetmege koyuldular. Bu sefer, uzun sure Baltlk kiYllannda yerlqmi olan Germenler, Tuna'ya ve Ren'e kadar kita Avrupa'smm efendisi oldular. Keltler de Germenler de yazl bilmiyorlardl ; din! arutlanndan baka iz blrakmadllar. Yunan ve Roma kaynaklanndan bilgi edinebiliyoruz : bu kaynaklann en unluleri Sezar'm Galya Sava?r adh kitablyla, Tacitus'un Germania'sldn (MS 98). Bilgi kaynaklanmlZln bir bolumu de, <;ok saYlda yaZlt ve yontudur. Bir de, somaki donemlerde yazlya ge<;irilmi kelt ve germen gelenekleri hakkmda bilgiler var. Bunlar, bir bOlumu X. ve XII. yuzYlllarda yazlya ge<;irilmi olan irlanda ve galya metinleridir. Bu Slralarda, kelt haikl en az be yuzyddan beri ve bazl yorelerde on yuzyll oncesinden hristiyanlaml bulunuyordu. Kaynaklann bir diger bolumiiyse, aym donemde yazlya ge<;irilmi olan norve, ve izlanda metinleridir: Edda adl verilen din! manzumelerle saga adl verilen kahramanllk destanlan. Bu kaynaklar, MS 1000 Ylllanna kadar Hristiyan!JgI henuz ben.imsememi olan germen kavimlerine aittir.

MO V. yy'da yerlemi olan MS 400'den soma hristiyan 01. mu, ama altl yiizyll boyunca efsanelerini ve din! geleneklerini korumulardl. Onlannki de galya tannlanydl, ama adlan degiikti. Tannlann krah Lug, onlarda Dagda adlru talyordu. Galyahlann JupiterTaranis'inin karlhgl olan Dagda, iyilik ve bereket, aym zamanda demir topuzlu bir sava tannsldlr. Dagda'nm kiZI Brigitte (<< parlayan ), Minerva-Epona'run karlhgldlr, vb. Devrelere gore gruplandmlml olan metinler, kelt diinyaslrun temel efsanelerini tarutlr: bunlann en onernlisi, bir <;eit Aiskhylos olan Cilchirlain'in hayatl ve seruvenleridir ; ileride kral Arthur roman dizilerinin benimseyecegi ovalye tarikatlan temaSl, hayal edilen ve uzun ve yorucu deniz yolculuklan sonunda ulallan sihirli ada hikayeleri bunlar arasmdadn.

I keltler

I rlanda'ya

..

alya'mn luzla romahlatmlmasma ragmen Galyahlar, Kelt diinyaslmn en iyi bilinen temsilcileridir. Galyaillar, dort be yiizyll boyunca tannlanna, <;ogunlukla yunan-roma diinyasmdan almml yiizler ve davramlar yakitlrdllar ; ama ara Slra, medeniyetlerinin derinlerinden gelen bir adm, ya da bir ozelligin su yiiziine <;lkmasma da engel olmadllar. Nitekim Jupiter, Ylldmm tannSI ve aym zamanda rahiptann olan ve figiiriiyle tamnan Taranis'ten bakasl degildir ; ya da bamda geyik boynuzu taldlgmda giine tann Cemlmnos'tur. Minerva, hem suvari, hem de bilge tann<;a Epona'dn. Sava tannSI Ogmios'da veya once kabile tamlSl, soma Galyahlann ulusal tannSl olan Teutates'te Mars'm ozellikleri se<;ilir. Sezar, Lug1a ozdeletirdigi Mercurius'u hepsinden yukan koyar ; <;agda bilginlerse onda gene ya Teutates'i, ya da oduncu Esus'u gormek egilimindedir. Aslmda biz burada, tlpki romahlaml Galyahlar gibi, uzlamazl uzlatlrmaga <;a!IIYoruz: Romahlannki gibi <;ok iyi bilinen, kesin <;izgilerle birbirinden aynlml bir panteonu, Keltlerin degiken hatta k'1lrmakanlk tannsal dunyaslyla uzlatlrmak istiyoruz. Keltler, kutsal ile kutsal-olmayan arasmda surekli bir bag bulundugunu, durumdan bir baka duruma ge<;ebilen ruhlann, canldar arasmda yeniden dogmak i<;in oliiler diinyasmdan ka<;tlglmn diiiincesiyle yaarlardl. Galyahlar, istiladan <;ok soma da, i<;lerinde sungu kahntllan bulunan <;ember veya kare bi<;iminde geleneksel tapmaklar yaptllar. Bunlar, Romahlar taklit edilerek yapllan resm! yapllardan <;ok farkh olan fana'lardl (<;ogulu fanum). Ama Galyahlar yunan ve roma aleminde aklnllk uyandnan din adamlanru, yani druid1eri yaatamadllar. Bu din adarnIanmn Kelt kiiltiiriinu surdiirduklerini goren Romahlar, bir<;ok konuda hogorulii olduklan halde, druid'lerin gorev yapmasml ve bilgi aktarmaslru yasakladllar. Druidler, <;eitli gruplara aynhyordu: aSll rahipler, mitoslan ve edebiyat geleneklerini aktaran ozanlarla, biiyiiciiliik yapan ve hastahklan iyi eden kahinler. Beyazlar giyinen druidler, fana'da veya herhangi bir kutsal yerde (bir doruk, bir aga<;, ya da bir kaynak) din! torenler yaparlardl. Diger halklannkine benzer bitki ve hayvanlar sungu olarak verilirdi. Kimi zaman Galyahlara atfedilen insan kurbanlanmn saylslysa, Akdeniz diinyasmda oldugundan ne fazla, ne de eksikti.

B -

Bir kelt tannsi.


Euffigneix'de

Fransa'da

(Haute-Marne)

bulun-

NiBELUNGEN

GERMEN MiTOLOJiSi
ermenlerin din! mitlerini ve oykulerini de daha somalan yazlya ge<;irilen metinler.den ogreniyoruz. Germen tannlan, karlt ozellikleriyle, iki boliikte toplarur: Ases, sava<;l ve buyurucu ; Vanes, bereket ve iiriin tamllan. Ba tann Odin veya Wotan'dn. Olmii sava<;llann, kahramanlann ruhlan, Walhalla'da (Val-Hall), Odin'in <;evresinde toplarur (bir tur ehitler cenneti) ; Odin, ayru zamanda airane COkunun, cinsel etkinlik ve giiciin de tamlSldn. Thor veya Donar (<< yddmm ), Devlerin yol a<;abilecegi kargaaya kar1 evrenin ko-

YOZOGO

Besteci Richard Wagner'in <;ok sayldaki eserleri arasmda Nibelungen Yilzilgil ozel bir yere sahiptir. Bu eser, temalan germen mitolojisinden almml dart operadan oluur : Ren A/tim, Die Walkilre, Siegfried ve Tmtrrlarrn $afagr. Metni 1852'de tamarnlanan eserin, ytllar suren besteleme <;ahmalanndan soma ilk temsili, 1876'da gen;ekletirildi. (Wagner, Guiseppe Tivo/i'nin vapttgl portre, 1833, Rossini akademisr; Bologna.)

mu~ alan bu grapi ta~ heykel, belki de bir tann tasviridir. Ama adlnl bi!miyoruz. Yaban domuzu figuru, akla bir vah~i doga tannSlnl getiriyor. T annnm sol yanlOdaki kocaman goz, belki de, olacaklan onceden bilme konusundaki olaganustti gucunu simgelemektedir. (Amiquitis l1alionates

de

Sail1t-Germail1e-Laye

miizesi, Paris).

KOLOMB ONeEli
aZlsl olmayan butun kulturlerde kaynaklar sorunu gu~luk ~Ikanr. Bazl yazdi belgeler vardlr: ~izgi yazl (piktogram) ve hiyeroglif kan~lml yazmalar; kltarun fethinden klsa bir sure sonra latin harfleriyle, ama yerli dilinde yazdml~ metinler (Mayalar i~in PollOI Vuh veya Chilam Salam). Ama ashnda ispanyolca kaynaklara ba~vurmak gerekir; bUniann en onemlisi; fransisken rahibi Bernardino de Sahagun'un (1500-1590) His/aria General de las Casas de la Nueva Espana'sldlr (<< Yeni Ispanya'da Olup Bitenlerin Gene! Tarihi ). Bir de, aSll arkeolojik belge!er var: saYlsal i~aretli dikilita~lar, kazlma al~ak kabartmalar, heykeller ve ~e~itli amtlann konumu.

DiNLER
sahip ~lkar: klasik miras (Quetzalcoatl), Tolteklerin mirasl (Tezcatlipoca) ve ilk Azteklerin mirasl (Huitzilopochtli). Aztekler, ornek olarak benirnsedikleri ve saygl duyduklan T olteklerden geldigine inandlklan i~in, yere! diru inan~lara ho~goriiyle bakml~lardlr. Ba~hca tannlan, kimi zaman ikici bir goriinum kazanan dinsel bir sistem i~inde bir araya getirmek gayretinde olduklan da unutulmamahdlr. Bu tannlar ~unlardlr : lkiligin tannSl ve en yuce tann Ometeotl (diger tannlar ondan ~lkml~tH ve onun tasviri yapllamaz); Questzalcoalt (bk. resim), Tezcatlipoca (bk. resim) ; Sava~ tanrlSl; gune~ tann ve ilk Azteklerin tannsl Huitzilopochtli; Yagmur ve Gokgurultusu tannSI ve bitkilerin ba~ tannSl Tlaloc; mlSlr tann~asl Chicornecoatl; bahar bitkileri tannSl Xipe Totec ; ana tann~a Tonantzin. inka tannlan. Inkalar, tam bir devlet dini geli~tirdiler. Fetihlerinden, ba~kentte alt dereceden tannlar olarak tapllan putlar getirdiIer. Ama bu geli~mi~ teokratik sistemin i~inde, halk dini ve baZl etnik gruplann dinleri varhglnl surdurmege devam etti. Ba~hca tannlar ~unlardH : inka imparator ailesinin atasl ve uzun sure ba~ tann olan, gune~ tann lnti ; en yuce Varhk olan ve Pachacutec'ten ba~layarak panteonun ba~mda bulunan Viracocha : bu tann, imparatorlugun butunle~mesini sagladl, ama Slradan insanlann eri~emeyecegi kadar uzak ve yuce bir tannydl.

Maya tannlan. Mayalar'm ~e~itlilik gosteren zengin bir panteonlan yard!. Bu panteon, toplumdaki kademe!e~meleri yansltIrdl ; ikici dunya goru~lerini dile getirirdi. Zira Mayalar tannlan, ozellikle iyilik veya kotuliik tannlan olarak ele ahyorlardl. Ba~hca tannlar ~unlardlr : tannlann babaSI, tek tann" Hunabku; gokyuzunun efendisi, rahiplerin ba~ tannSl ve maya medeniyetinin ger~ek kurucusu Itzamna ; onun e~i, ana tann~a Ixchel ; halkm en fazla benirnsedigi yagmur tannSl Chac-Mool ; mlSlr tanrlSl Yumkaax ; olum tannSI Ah Puch. Aztek panteonu. Bu panteon hayli ayn~lk yapldadlr, zira Aztekler ~u u~ mirasa bird en
A -

Tezcatlipoca_

" TUten ayna " diye am Ian bu tann, gecenin, ge ce gogtintin, yeraltl giine ~inin, kt~m, sogugun ve oliimun tanrlsldlr. Ayru zamanda sava~ tanrlSJdlr, kartallar ve jaguarlar. askeri tarikatlanna bagh gene;: sava~e;:ilan ko rur. (fiirkuaz ve IJayvall
IC

kabuklany/a bezeumi~ ba? figiirii, azrek sauat" Lond


ra, Britislt Aluslllm.)

B- Quetzalcoatl.
Telekli Yllan diye antIan bu tann, l~lgtn ve gundiiz gune~inin tann sldu. Aym zamanda Tolteklerin rahip kral tannSI olarak kabul edilir. Atalar arasmda yer alan bir rahip ve medeniyet geti ren kahraman olarak da kutsarur. Rahiplerin efendisidir. (Bazalt y,kpare ta~ kopya, aztek saIC

Itatt, Jl1.ex;co, AI/trop%ji


lIliiusi.)

EI

Mayalar.

Maya medeniyeti iki bu* yuk d6neme aynlarak incelenir : Eski lmJMralorluk veya klasik dbnem (III. X. yy), ve Yeni Impafaror{uk veya ge, klasik dbnem (X.-XV.yy). Klasik
donemde maya kGlturu doruguna ula~tl; Tikal, Copan, Palengue, Uaxactun gibl buyuk kiiltur ve medeniyet merkezleri kuruldu. Bu merkezlerde tanm tannlanna ve rahiplecin fikir ve kiiltiir ihti yac;lanna cevap veren bir~ok ba~ka tannlara tapl-

c::::J
Adian,

Aztekler ..
kuzeybatl Meksi-

ka'daki yuksek piatolarda bulunan efsanevi yurtlan Aztlan'dan gelir. Ba~langll;ta avcl-gol;ebe

olan

Aztekler,

XIII.

ruldl.

Mayalara

bzgu

. yazl .. ve takvim bu do nemde i~te bu merkezlerde yaratlldl. Bu mayala-

yy'da, yerle~ik l;iftl;ilerin ya~amakta oldugu Mexico vadisine gelip yerle~ti ler. Orada bir yandan Teotihuacan'm geli~mi~ tanm kiiltiiriinii, ate yandan T olteklerin sava~\l ve kanh geleneklerini devraldilar. Sava~C;1 bir medeniyet meydana getirdiler. 1325'te (veya

1345) kurulan Tenochtitlan'l (bugunkG Mexico) ba~kent edindiler. Buradan ba~layarak l;evredeki butGn topluluklan hakimiyetleri altma aldllar, soma, Meksika'nm biitiin kuzeyini ele gec;irdiler. Hiikiimdar II. Mactezuma doneminde

nn gosterdikleri esretik
incelik oolara
a

ve bilimsel deha Yeni Diinya1run


51fatmJ

Yunanhlan:lt

ka

ikinci rnaya kulturiine zernin hazHlayan ve Azteklerin haberciieri olan T oltekler, kanll ve sava~~l Kolomb oncesi dinlerin (yalmzca Inkalar soz konusu oldugunda farklldlr) kaynaglrll olu~turdular. Efsaneye dayah Quetzalcoatl tarihini yaratarak, kutsal kralhga me~ruiyet kazandlrdllar, insan kurban edilrnesini adet haline getirdiler, bir altIn ~ag ozlerni ve bir kurtancI beklentisi yarattllar. Efsaneye gore, Quetzalcoatl yaratlCI tanndlr. Bir gun, mucizevl bir ~ekilde, onun insan goriinumundeki kar~lhgl olan T opiltzin Quetzalcoatl dogmu~tur. Tollan'da (Tula) once!eri, bir tur cennet hayatI, bereket, iyilik ve guzellikler varken, Quetzalcoatl'm du~mam T ezcatlipoca gelerek, Quetzalcoatl'l ulkesinden kovdu ve insan kurban edilmesi torenini ge~erli klld1. ToHan, kotu duruma du~mu~tu ve sava~ ka~mlirnazdl. Ama Quetzalcoatl, kralhglill yeniden kurmak i~in geri donecegine soz vermi~ti. Bu efsane yuzunden, yerli halktan pek ~ogu, ispanyol istilaCllan kurtanCl sanarak aldandtlar.

zandlracaktL Bu klasik maya medeniyeti, X.

yy'da, belki de Toltek sa va~<;ilannm darbeleri al


tmda ylklhp gitti. Ondan soma, Yeni tmparatorluk doneminde, kentlerde (Chichen ttza, Mayapan, Uxmal) dini yapilardan <;ok din dl~l yapilar kuruldu; koyli.ilerin ve rahip lerin sa kin, ban~l;l tann lannm yerini bu yeni me deniyet dbneminin sava~ tannlan aId!.

(15021520), Aztek iilkesi, en geni~ slmrlanna

ula.tl. Ancak 1519 ydm


da tspanyol Cortes, Meksika'nm fethine giri~ti. T enochtitlan'm Cortes tarafmdan ele ge<;irilmesi ve Ylkllmasly[a

lnka adt, once bu kablle adtydt; daha sonra kabilenin se~kin ve yonetici smlfmm adt oldu ; en 50nunda da bnderin, yani hukiimdann ozel unvam

tidann kaynagl, 1200 ydlannda, ilk inka olan Manco Capac' In Giine~ tannYI du~lemesine da-

Ba~kenti

Cuzco'ydu (""gobek"). Geni~lemeye paralel olarak giil;lu bir

merkezile~me gere;:ekle~ti: devlet dini, tanm alanlannm daglt1ml, karma~lk yonetim sistemi.

yarumaktadlr. Inka Imparatadugu, 1438-1532 YIIlannda en geni~ slmrlan-

olarak kullamld1. Inka, gune~ tannrun ogludur.


Inka imparatorlugu, te okratik bir monar~i gbruniimiindedir. Bu dint ik

(1521) Aztek imparatar lugu son buldu.

na ula.t1. QuilO'dan (Ekvadar) Valparaiso'ya (Si Ii) kadat yaydd1. Bugunku Peru'dan daha geni~ti.

Demek ki, 1532'de Pizarro'nun saldmlanyla YlklIan bu dUzen, ger<;ek bir devleti temsil ediyordu.

EER

VE MirOLOJi

olomb oncesi Amerika'da dinler, mitJer ve tanqlar da toplumlar, kabile1er ve diller kadar c;ok ve C;qitliydi. Bu toplumlar da, butun ilkel ve eski toplumlarda oldugu gibi torenler ve ayinler c;ok onemli yer tuttugu ic;in, kalabahk ve uzmanlaml bir din adamlan slrun olurdu. T oplumun ust katlanndan sec;ilerek alman c;ocuklar, ozel okullar olan calmecac1arda rahip olarak yetitirilirdi. Okulda c;ilecilik, dim ilahiler, yazl ve astroloji ogretilirdi. Okullar, din merkezlerinin ic;inde ve tapmaklann hemen yanmdaydl. En saygm rahipler, astronomi, yazl, tiP ve kehanete ilikin bilgileri edinen ve bunlan zenginletirenlerdi. Demek ki din adamlan, din hayatmm duzenleyicileri olmaktan once, kulturun korunmaslmn guvenceleriydi. Yalruzca kurban torenlerini yoneten rahipler otekiler kadar onemsenmezdi. Ama yll boyunca, mevsim donumlerinde tanmla, kurbanlarla (burilar insan da: olabilirdi) ilintili birc;ok bayram 01dugundan bu torerileri yonetecek rahiplere de buyuk ihtiyac; vardl. Bunurila birlikte, baZl taplnmalar, din adamlanrun yetkisinin dlmdaydl; Inka imparatorlugundaki huacas (<< guc;ler ) ayini, yani C;ogurilukla bir buyuk dikili tala veya ta ylglruyla simge1enen kutsal yerlere ya da nesnelere taplnma, bunun bir ornegidir.

A - Bir tapmak, T enochtitlan.

Kolomb 6ncesi dunyaslnm buyuk bir kenti ve tapuuna merkezi alan T enochtitlan (bugunku Mexico), ~a~maz bie plana gore yapl1ml~tl. Ta pmmaya aynlml~ binalar (piramit tapmaklar, dini top oyunu sahasl), Aztek kentlerinin tiimunde bulunan bir modele gore, birbirlerini dik a~lyla kesen sokaklar boyunca yerletirilmitir.

Biiyiik piramit BUyuk piramidin en us runde, Yddmm ve YagmUf tannSl Tlaloc'un ve Azteklerin kabile tannSI HUitzilopochtli'nin 5Unaklan yer ahyordu. Yo~ lun bte yanmda, tam kar~ ~lda degirmi ay piramidi bulunuyordu.

Piramidin tepesi, kurban torenlerinin yeri. Kurbanlar tannlara, pirani sona erince, cHenier pimidin tepesinde sunulur~ ramidin dibine atlhr/ kadu. Dev merdivenler ve labahgm orada cesetleri tarac;alar, t6rene gorkem~ parc;afaYlp yemege kalk~ li bir hava kazandmrdl : tlgl da olurdu. kurbanlan getiren veya onlara e~lik edenler, tepeye do~ru adlffi ad 1m ilerlerlercfi. Kurban t6re~

gu'dur; kara Tezeatlipoea, Kuzey, yani kt ve olumdur; beyaz Ouetzalcoatl, Batt, yalthk ve dogum ulkesidir; mavi Huitzilopoehtli, Guney'i simgeler. Bu dart kuvvet arasmda. balanglc;ta var olan denge, Ouetzalcoatl ile T ezeatlipoca arasmdaki uzun suren c;ekime1er ve mueadele yuzunden bozulmutur. Boyleee, dunyanm zaman ic;indeki degimesi balaml ve insanoglu, insan kurban ederek, Gune'in her gun yeniden dogup batmasml guvenee altma almak zorunda kalmltlr.

iNSAN KURBAN

ETME
insan kurban etme, Aztek medeniyetinin bahea ozelligidir. Aztekler, zalim olduklan ic;in degil, evrenin ylprandlglru duundukleri ic;in bu toreni yaplyorlardl. Orilara gore, zaman giderek ufalanmakta ve enerji durmadan kaybolmaktadlr (entropi). Gunein dogudan belirmesi ve Yeryuzunde hayatln deyam etmesi iC;in,bu hareketin kurban . edileeek insarilarla beslenmesi gerekir. T annlara ve ozellikle Gunee, durmadan insan kurban edilmesinin bahea sebebi budur. Aztekler, kurban edileeek insan saglamak ve bu amac;Ja sava tutsagl almak ic;in slk slk c;ic;eksaval " duzenlerlerdi. Yani kurban ediJeeek insan ele gec;irmek ic;in zorlama savaa bavururlardl. Nispi ban donemlerinde bile karde ve baglmslz prenslikler bu amac;la birbirleriyle savalrlardl. Atete yakarak, okla veya boyun vurarak oldurmenin yaru Slra, eanhyken kurbanm kalbini C;lkarmak da uyguladlklan yontemler arasmdaydl. Kalp burada, evren enerjisini simgeliyordu.

olomb oneesi medeniyetler arasmda, en aynntth evren arilaYllru kozmoloji- ortaya koyan Azteklerinkidir. Buna gore, dunyarun yuzu evrenin ortasmda suyla c;evrili, enine ve boyuna boIUmlere aynlml bir tepsi bic;imindedir. Aztekler, ust dunya ic;in boylamasma on uC;, alt dunya ic;in de on bir dilim oldugunu duunurlerdi. C;:ember bic;iminde kademeli piramitlere benzeyen bu iki dunyarun birinin ueu aagl, oburunun ueu yukan dogru 01mak uzere tabarilan birbirine bitiiktir. Bu bitime yuzeyi dunyarun yuzeyini oluturur. Alt dunyarun en aagldaki dilimi mietlatl'du, yani oluler ulkesi. Azteklere gore dunya, yatay olarak dart bolUmden oluur. Bolumlerin her biri, ilk tannrun ogullanndan biri saYlhr ve belli bir renkte oldugu duunulUr. KJrmlzl Tezeatlipoea, bereket ve hayat ulkesi olan Do-

aya medeniyetinde oldugu gibi, T1acluli denen top oyunu, Azteklerde de onemli bir dim torendir. Bu dim toren hem Dunya'run algllarulyla, hem kurbarilarla ilikilidir. Nitekim oyun alam, dart bolume aynlmltlf ve dolaYlslYla, dunyarun tasanmlru simgeler. Oyun yolIan da, Gune'in, Dunya'ya can vermek ic;in doguda yeniden dogmadan once, yer altmda gec;mesi gereken dar gec;idi temsil eder. iki taklmm oyuneulanrun karllamastysa, gun ile geee arasmdaki evrensel c;atlmarun simgesidir. Oyunun sonueu, ister kazansmlar ister kaybetsiriler, oyuneulann tannlara kurban edilmesiyle baglamr. Bu baklmdan top oyunu kurban toreni oneesi bir aama saYllabilir.

B -

Tann Tezcatlipoca

ve oyuncular. Gece eannsmm yakmm~ da, hac; bic;imindeki oyun alarunm c;evresinde oyuncular ve duvarlara asllml~ ortasl delik teker~ ler yer alir ; bunlar bir (e~ ~it.ni~angah 6devi gori.ir~

c _tnsamn

kurban

edilmesi.

------t_
~ur (Codex Maghabechl'dell blr reSII1I, Floral/sa, Mtlii btaphk)

du. (Codex hi'dell resilll, Milli kitaphk.j

MagliabecFlorallsa,

Kanlar lc;mdeb yurek kurbanm gogsunden <;:l~

karken blf yddlza donu-

----

303

MUSEViLiK
ilK TEKTANRICI DIN
usevilik, tek tannrun varhgml ileri suren ilk dindir (tektannClhk). Tarih baklmmdan da, Ibrahim' den kaynaklanan ue; dinin ilkidir (otekiler Hristiyanhk ve Muslumanhk). Dar anlamda Musevilik, Ilk Tapmagm tahrip edilmesinden ve Yahudilerin Babil'e suriilmesinden (MO 587) soma yahudi dininin aldlgl bie;imdir. Daha oncesi ie;in Israil dini deyimini kullanmak yerinde olur. Museviligin geli~imi. Iki binyl1 boyunca tarihteki biricik ve ilk tektannCl din olan Musevilik, Eski C;:ag'da dunya tarihinin en onemli kav~aklanndan birinde geliti; bu kav~ak, hem zengin, hem de e;eitli kulturlerin (mezopotamya, sami ve mlSlr kulturleri) kar~llatlgl Akdeniz Yakm-Dogusu'ydu. "Ibrahimogullan, Ishak, soma Yakub un yerle~tigi (MO XII. yy) Filistin'in "vaat edilmi topraglndan, yani Kenan diyanndan yola e;lkan, dinine bagh yahudi halkl, milli tarihi boyunca ba~ma gelen felaketler sonucunda dunyanm dort bucagma daglld!. Ikinci (ve son) Tapmagll1 MS 70'te tahrip edilmesi, yahudi halkl ie;in 20 yuzyll suren buyuk Diaspora'Yl (bk. sf. 308) ba~latt!. 1917'de soz verilen milli Yahudi yurdu , 1948'de Israil devleti olarak gere;eklqti. Anayasasmda ue; bakanm din adamlanndan olacagl ongorulmesine ragmen laik olan bu devlete, yahudiler dunyamn her ko~esinden akm akm gelmege ba~ladllar ; ama Diaspora gene de ortadan kalkmad!. Din ve millet. Musevilik, dini bir tarife Slgdmlamayan karmalk bir gere;ekliktir. Sina dagmda Tannyla yapllan anla~ma uyannca Ibraniler see;ilmi halktu (Ibraniler etimoloji baklmmdan, nehrin oteki yakasmdan gelenler , anlammdadlr ve burada soz konusu olan Ordun nehridir); yani Tann, bir Mesih gonderdikten soma bu halkl oteki uluslara h.ikim kllacaktlr. Demek ki Musevilik, belli bir etnik gruba dayanan bir dindir ve burada milletle din kavramlan ustuste binmi~ durumdadlr. Israil'in kurallanm bozmadan ve titizlikle korumak, musevi halkl ie;in varhgml surdurme ~artldlr. Museviligin, iki temel ilkede ozetlenen ogretisinin yahnllgl da buradan gelir: Tannnm birligi ve Israil' in see;ilmi~ligi. Dualarda en e;ok deger verilen de budur: Dinle Israil : TannmlZ Rab, bir olan Rab'dlf (Tesniye, VI, 4). Tek tannya inanCl, O'nun vahiy slrasmda buyurdugu davram~lan yerine getirerek, O'na her an hizmet etmekle somutla~ml~ olur.

-I
I

iBRANI KUTSAl KiTABININ OlU$UMU


erim olarak Eski Ahit sozu hristiyan kokenlidir. Sinagogda ayin masmda okunan kitaplara bu adl veren Pavlus'tur. Hahamlar, sadece yaZllar dan veya kitaplar dan soz ederler. Hristiyanlann dilindeki Bible kelimesiyse yunanca ta Biblia'dan (<< kitaplar ) gelir ve sonunda Kutsal Kitap anlamlm kazanmltlf. Ibrani kutsal kitablrun 24 kitabl (Eski C;:ag'da tomar halindeydi) ue; bolume aynhr ve buna modern Ibranicede Ta Na Kha de-

T ann tarafmdan gonderildigine inanllan ve MS I. yuzyl1da kesinlqtirilen kitaplanrun resmi listesidir. Hahamlar (bk. sf. 306) bu tespiti yaparken, yalmzca ibranice ve aramca kitaplan goz onune alml~lardl, yunanca kitaplan veya pare;alan dlmda blfakml~lardl; oysa Diaspora ie;in MO III. yuzYllda yapl1ml~ yunanca bir tercume de vardl ve buna, 72 bilge tarafmdan gere;eklqtirildigi ie;in Yetmi~/er Kitabt deniyordu. Aynca sesli harfleri olmayan bir me tin de hazlrlanmltl ; daha soma noktalama iaretleri ve yanll okumalan onlemek ie;in sesli harfler eklendi. Yakmda yapl1an lenguistik ve filoloji incelemeleri, e;eitli zamanlarda ve ortamlarda farkh metinlerin kabule ahnIIll oldugunu ortaya e;lkard!. Torah ie;in, MO IX. yuzYlldan N. yuzYlla kadar uzanan bir sureye yaYllml olan bu ayn kale me almalar kitap metnindeki ayru kokten gelme e;ift kelimelerin ve e;ift anlamlann varhgml klsmen ae;lklar.

Torah (<< Yasa " veya Be kitap ). Bu kitaplarda tannsal vahiy yer alu. Adlan, metnin ilk sozcuklerinden ahnmltlr: T ekvin (Be re~it, Balangle;ta ), C;:lkl,Levililer, Sayllar ve Tesniye. Neviim (<< Peygamberler ) tarihe ili~kin kitaplan veya daha onceki peygamberlerin kitaplanm bir araya getirir: Ye~u, H.ikimler, Samuel (I ve II), Krallar (I ve II) ; ue; buyuk peygamber: Iaya, Yeremya ve Ezehyel; nihayet " Oniki peygamber (veya kue;uk peygamberler). Ketuvim (<< Yazl1ar veya Kutsal Yazllar ) ~u kitaplan ie;erir : iirler ve ozdeyiler (Mezmurlar, Eyup, Meseller, Neidelerin Neidesi, Vaiz); tarihi kitaplar (Tarihler, Ezra-Nehemya) ve diger kitaplar : Rut, Mersiyeler, Ester ve Danyal. Bu ue; bolUm, Israil kutsal kitabmm

bedevi e;oban, 1946 Yllmda Olu Deniz'e ae;l1an bir magarada ilk yedi metni buldugu zaman, yuzy111mlzm en onemli arkeoloji.k bulgulanndan birini gere;ekletirdiginin hie; de farkmda degildi. Daha somalan Kumran'magaralarmda yapllan sistemli kazl1ar, bu yorede yerlemi Essenler toplulugunun

.. Bir

I OlU
I

DENiz/D~1

El YAZMALAR~_.=J

(bk. sf. 307) kitaphgml ortaya e;lkard!. C;:ogu paromen uzerine yazllml~ bu metinler, manastu duzeninde ya~ayan bu toplulugun hayat tarzml ve kazl kalemiyle i~lenmi yan kitablmSl edebiyat urunleriyle (lbrani Kutsal Kitabma ahnmaml kitaplar) ortaya e;lkan din anlaYllru ogrenmemize yarad!. Aynca bu kitaphk sayesinde, bid dl~mda, Eski Ahit'in butUn kitaplanndan e;eitli pare;alar elde edildi. Bunlar, Kutsal Kitablh bilinen en eski el yazmalandu.

Bu resim, sanlarla

Yahve'nin

in*

simgelenmi~tir.

(Nice,

yaptrgl birinci anla~maYl temsil ediyor : anla~ma, gokku~aglyla

j\1.arc-Clragall Message Biblique l1liizeSI~ FrclIlsa.)

I DiNlER

VE MirOlOJi

-----------

!
I

!---------------! METINLER
I
1

tbrahim'le ahit ... "Abram doksan dokuz yama geldiginde, Yahve ona goriindii ve oyle dedi: "Ben Giie;lii Allahlm, benim oniimde yiirii ve kusursuz 01. Ve ahdimi seninle benim aramda edecegim ve seni e;ok fazla e;ogaltacaglm." Abram yiiziistii yere diitii ve Allah ona oyle dedi: "Benim, ite ahdim seninledir : bire;ok milletin babasl olacaksm. Ve adm Abram e;agmlmayacak, fakat adm Ibrahim olacak; e;iinkii seni bire;ok milletin babasl yaptlm. Seni e;ok verimli kJ1acaglm, seni milletler yapacaglm ve senden kralhklar e;1karacaglm. Ve sana ve send en soma ziirriyetine Allah olmak ie;in, seninle ve senden soma ziirriyetinle benim aramda ahdimi, nesiller boyunca ebedi ahit olarak sabit kllacaglm. Ve senin gurbet diyanru, Kenan diyanru, sana ve send en soma ziirriyetine ebedl miilk olarak verecegim ve sizin Allaruruz OlaC:l.glm." ...ve siinnet. "Ve Allah Ibrahim'e dedi: "Ve sen ise, sen ve senden soma ziirriyetin, nesillerce, ahdimi tutacakslruz. Sizinle ve senden soma ziirriyetinle benim aramda tutacagmlz ahdim udur: araruzda her erkek siinnet olunacaktlr. Ue; derisinden siinnet olunacakslruz ve bu, seninle benim aramdaki ahdin alameti olacaktn. Sekiz giinliik olduklannda, biitiin erkekleriniz, nesilden nesle siinnet olacaktlr. .. Ahdim, ebedl bir ahit olarak etinizde olacaktlr. Ve ue; derisinden siinnet olunmaml sunnetsiz erkek varsa, 0 can, kendi kavminden kesilecektir; 0 benim ahdimi bozmutur." (Tekvin, XVII, 1-14.) Allahm dagmda Adm A~anmasl: Yanan e;ah. Allahm adl olml Yahve, var olmak, (iilinil! sessiz harfli ~ekli alai! YHWH ile belinilir. Museviler sayglda kusur endi~esiyle bu kelimeyi soylemez ve onun yerine Adonai'yi (Rab) kullatIlriar. "Ve Yahve'nin melegi, bir e;ah ortasmda ate alevi eklinde ona (Musa'ya) goriindii ve 0 baktl : ve ite e;ah ateIe yaruyor ve tiikenmiyordu ... Allah ona e;ahrun ortasmdan seslendi: "Musa, Musa!" Ve 0 : "-ite ben", dedi. "...Ben, babarun Allahl, Ibrahim'in Allahl, Ishak'm Allahl, Yakub'un AllahlYlm." Musa, Allaha bakanm korkusuyla yiizunii orttU.

Bir boru sesi duyuldu ve gittike;e artt1.... Ve Allah unlan soyledi: "Seni MlSlr diyanndan, esirlik evinden e;1karan tannn Yahve benim. Karmda baka ilahlann olmayacak. Kendin ie;in oyma put, yukarda goklerde olarun, yahut aaglda yerde c1arun, yahut yerin altlnda sularda olarun suretini yapmayacaksm; onlara egilmeyeceksin ve onlara ibadet etmeyeceksin, e;iinkii ben, senin AIlahm Yahve, benden nefret edenler-

ve yargllar bunlardn; ta ki, hayattrun bii:u~nl gunlerinde sen ve oglun ve oglunun oglu, sanabuyurdugum bu yasalara ve buyruklara uyarak Allahm Yahve'den korkasm ve omrun uzun olsun. Ve ey Israil, dinleyeceksin ve yapmaga dikkat edeceksin; ta ki sana iyilik olsun ve atalanrun Allahl Yahve'nin vaat ettigi gibi, sut ve bal akan diyarda ziyadesiyle e;ogalaslruz! ...ve aktarmak. Dinle, ey lsrail: Allahlruz olan Yahve bir olan Yahve'dir. Ve Allahm Yahve'yi biitiin yiireginle ve biitiin carunla ve butiin kuvvetinle seveceksin. Ve bugun sana buyurmakta oldugum bu sozler, senin yiireginde olacakttr ve onlan ogullanrun zihnine iyice koyacaksm ve evinde oturdugun ve yolda yiiriidugun ve yattlgm ve kalkttgm zaman bunlar hakkmda konuacaksm. (Tesniye, VI. 1-7.) Allawn see;tigi halk. .. Allarun Yahve, mulk olarak almak ie;in gitmekte oldugun diyara seni ulatlrdlgmda, bire;ok millet oniinde diz e;okecek... <;:iinku sen, Allahm Yahve ie;in kutsal bir kavimsin; Allahm Yahve, yeryiiziinde olan biitiin kavimlerden kendine, has kavim olarak seni se'iti. Yahve'nin sizi sevmesi ve sizi see;mesi, butiin kavimlerden daha e;ok' oldugunuz ie;in degildi; e;iinkii butiin kavimlerden az idiniz; fakat Yahve sizi sevdigi ve atalanruza ettigi andl tutmak ie;in Yahve sizi kudretIi elle e;lkardl ve kolelik evinden, MISlr krah Firavunun elinden sizi kurtard!. Ve bil Ki, Allarun Yahve, gere;ek Allahdlr; kendisini sevenler ve buyruklanru tutanlar ie;in bin nesle kadar ahdi ve inayeti koruyan ve kendisinden nefret edenleri yok etmek ie;in yiizlerine kar1 odeyen sadlk Allahdlr. " ...ve tannsal kutsama. " Ve vaki olacak ki, bu yargl1an dinlediginiz ve onlan tuttugunuz ve onlan yaptlglruz ie;in Allahm Yahve, atalanna andettigi ahdi ve inayeti senin ie;in koruyacak, ve seni sevecek ve seni kutsanml kllacak ve seni e;ogaltacak, ve sana vermek iizere atalanna andettigi diyarda senin bedeninin verimini ve topraglrun verimini, bugdaYlru ve yeni arab,ru ve zeytinyaglru, slgnlanrun yavrulanru ve siiriinun yavrulanru kutsanrru ktlacak. Butiin kavimlerden ziyade kutsanrru olacaks1illz; erkek olsun kadm olsun sizin araruzda ve hayvanlanruz arasmda ktsn olmayacak. Ve Yahve her hastahgl kaldlracak, ve MIslr'm bildigi kotii illetlerden hie; birini senin iizerine koymayacak, fakat onlan biitiin send en nefret edenlerin iizerine koyacak. " (Tesniye, VII, 1-15.) Musevi'nin dinsel inane; a~amasl . " Babam, goe;ebe bir Arami idi ve sayICa az olarak MIslr'a inip orada misafir oldu, ve orada biiyiik, kuvvetli ve saylca e;ok bir millet oldu. Ve MlSlrhlar bize kotii davrandllar ve bizi ale;alttp iizerimize agn hizmet yiiklediler ve atalanmlzm tannsl Yahve'ye feryat ettik ve Yahve sesirnizi iitti ve diikunliigumuzu ve zahmetimizi ve slktntlmlZI gordii ve Yahve, kuvvetli elle ve uzanml kolla ve biiyiik dehetle ve alametlerle ve harikalarla bizi MIStr'dan e;lkardl ve bizi bu yere getirdi \(e bu diyan, siit ve bal akan diyan bize verdi. Ve imdi ey Yahve, senin bana verdigin topragm uriiniinun turfandaslru, ite getirdim. " Ve sen onu tannn Yahve'nin onune koyacaksm ve tannn Yahve'nin oniinde secde kllacaksm" (Tesniye, XXVI. 5-10.)

IALT1 GUN <;:AlIS, I YEDiNCi GUN DiNLENECEKSiN I


den, babalarm gunahlru e;ocuklar uzerinde, ue;uncu nesil uzerinde ve dordiincii nesil iizerinde arayan ve seven ve buyruklanml tutanlann binlercesine inayet eden, ktskane; bir Allahlm. Allarun Yahve'nin ismini bo yere agzma almayacaksm, e;unkii Yahve, kendi ismini bo yere agza alaru sue;suz tutmayacaktn. Sebt giiniinii kutsamak ie;in onu hatlnnda tut. Altl gun ileyeceksin ve biitiin iini yapacaksm, fakat yedinci giin Allahm Yahve ie;in Sebttir, sen ve oglun ve klzm, kolen ve cariyen ve hayvanlann ve kapllarmda olan garibin, hie;liir i yapmayacakslruz; e;iinkii Yahve gokleri, yeri ve denizi ve onlarda olan biitiin eyleri altt giinde yarattt ve yedinci giinde istirahet etti, bunun ie;in Yahve, Sebt gununu kutsanml ktldl ve onu kutsad!. .. Babana ve anana hiirmet et, ta ki, Allallin Yahve'nin sana vermekte oldugu toprakta omriin uzun olsun. Katletmeyeceksin. Zina etmeyeceksin." (<;:Ikl, XX, 1-14:)

Ve Yahve oyle dedi: "Gere;ekten MIsn'da olan kavmimin slkmtlslru gordum ... Ve imdi, ite, IsraiI ogullanrun feryadl bana eriti ve hem de M..tsnhlann onlara ettikleri cefayl gordiim. Ve imdi gel, ve benim kavmimi, Israil ogullanru, MIslr'dan e;1karmak ie;in seni Firavuna gondereyim." "Ben, ben olarum." Ve ekledi: "Israil ogullanna oyle diyeceksin: Beni size, benim gonderdi". Allah Musa'ya unlan da soyledi : ,"Israil ogullanna oyle diyeceksin : atalanruzm Allahl, Ibrahim'in Allahl, ishak'm Allahl, Yakub'un Allahl, Yahve beni size gonderdi. Ebediyen ismim budur ve devirden devire arulmam budur." (<;:Ikl, 1II,1-15.) Buyruklan korumak ve uygulamak ... "Ve miilk olarak almak ie;in gee;eceginiz diyarda yapmak iizere Allahmlz Yahve'nin size ogretmeyi buyurdugu buyruklar, yasalar

A- Yasanm. verilmesi.
I\I\.usa, Sina dagmda her yarn ate~le .;evrili olarak Vasa Levhalan'ru ahyor. Soma Harun'a ve halka yonelerek Yahve'nin Torah'lD.l onlara aktanyor. (II Regellsburg;, Toralt'mdall hi, sayfa, 1300'e dogru, Kudiis, lsrailmiizesi.)

MUSEViLiK
GO~ EDENE KADAR YAHUDiLERiN TARIHi
usevi takvimi MS 1991 ytlmda, dunyanm yaradll1~mdan bu yana 5751 yll ge,tigini gastermektedir. Ama ger,ekte, ba~ka edebi kaynaklarla ve arkeoloji bulgulanyla dogrulanan Eski Ahit bilgileri, III. binytldan bu yana saglam bir kronolojinin kurulmaslIu saglaml~tlr.
Ibrahim' in atalan Mezapatamya'da gOl'ebedirler - 1850'ye dagru : Ibrahim Kenan diyonna vam - 1700'e dagru - 1350 : Atalar MlsIr'da - 1300 : Yahudiler M,slr'do ongoryaya ko~ulur - 1230: Muso Sino doglndo Yoso'y' (Torah) olir - 1220 ilo 1200 : Ye~u Filistin'i fetheder - 1200~e dogru : kly,doki Filisti'lerie sovo~ - 1040ilo 1030: Samuel - 1030 ilo - 1010: Saul - 1010 ilo - 970: Dovud; Kudusun fethi 1- 1000) - 970'e dogru Ma- 931 : Suleyman ; Kudus'le ilk laplnagln yapdmasl. - 931 : Dinde aynlik ve iki kralligln kurulmasl - 880'e dagru : Samiriye'nin kurulmasl - 721 : Samiriye'nin allnmaSi ve Israil kralllglnin sonu
- 874
j/o -

853: ilyas ve

YahveciJerin

fepkisi

-740:

i~ayo

- 716 - 687: Ezehyas 622 : din reformu


- 630: Tseronya - 627: Yeremyo

- 587 : laplnagln
i~yo : isroif
fer-effisi

ylkdmaSi ve 8abil surgunu yeniden yapllmaSi -,398: Ezro'nln yohudi dinini yenilemesi, leokrotik Yohudo devletinin yeniden kurulmoSi
On
iki peygomber Bobil yohudiferinin

- 333 ilo - 287 : Buyuk iskender ve Diodokhas - 2B7 ilo - 197 logos honedonl donemi - 197 ilo - 142 : Selefkiler donemi - 168 : Antiakhos Epiphones'in loplnogl kirletmesi - 167 : Mokabiler'in oyoklonmaSi BoglmSiz Yohuda kralligl
Filistin'de yogun helenle~tirme ~~q~utl~~~~~o;~n9infe~mesi Yetmi~ler Kitob,
Mokobiler'in KitopJofl

- 63 : Pompeius'un Kudus'u fethi - 37 ila +4 : Buyuk Herodes'in soltonah ' 6 : Yohudo'nln Romo eyoleti olmoSi 66 : ilk yohudi oyoklonmaSi 70 : Kudus'un du~mesi ve ikinei laplnagln ylkdmoSi Ikinci Diosporo 132 ila 135: 8arKohbo
ayaklonmoslnln

- 538:

Keyhusrev'in laplnagln
izin vermesi

yopilmaslna

bo~onSlzllgl (Kudus'un yerle bir edilmesi)


Klyomet ve yon kilobe

- 537 ila - 515 : ikinei laplnagln

zenginle~mesi

edebiyo',

apmagm 70 ytlmda ylkJlmasl ve Bar Kokhba'run milll birligi kurmak i,in . 132-135'te ba~lattlgl son ayaklanmarun ba~arlSlzhga ugramasl, Yahudiligi azveri ve milliyet temellerinden yoksun blraktl : bundan bayle, Israil'in ayakta kalabilmesi i,in Yahudilerin Torah'a dart elle sanlmalan gerekiyordu. T orah'm sazlU olarak agretilmesi, Yasa'run her yeni duruma ,ok iyi bir ~ekilde uygulanmaslru mumkiin klhyor, ama ayru zamanda, yanh~ yorumlara ve sapmalara da yol a,abiliyordu. Bu sebeple, sazlu gelenegi va kit ge,irmeden yazlli hale getirmek gerekti. Daha 70 Ylhnda, Yuhanna ben Zakkai, Yabne'de din bilginlerinden olu~an, ba~hahamm (Nass,J. yanetiminde bir meclis (Sanhedrin) kurdu. U, yuzyll boyunca (II-V. yy) haham ku~aklan, hep birlikte, sazlU Torah'l yazlya ge,irdiler ve baylece Talmud'u (<< agretim ,,) meydana getirdiler. Mi~na ve Gemara. Talmud'un iki yazlhml vardn. Birincisi Filistin akademilerindeki (azellikle, Kayseriye, Taberiye ve Sepphoris akademileri) tart\~malara dayarularak yaztlml~tlr; ikincisiyse, Babil'de kurulmu~ akademilerdeki ,al1~malann iiruniidur. T almud, farkll danemlerde yazllml~ iki derlemenin toplamldn. Miina (<< ezberlemek ten) Ibranice 63 kitap,lgl i,erir ve en unlu din bilginleri olan Tannaim (<< agretmenler ,,) tarafmdan sazlii Yasa'run yazlya ge,irilmesiyle meydana getirilmi~tir. Bu bilginler dizisi, haham Akiba'dan (a. MS 135), kitabm yazlhmuu tamamlayan haham Yu-

da Ha Nassi'ye (137-227) kadar uzarur. Bu kitaplar ,ok anemli olduklan i,in, daha sonra bunlara ili~kin yorumlamalar da yapmak gerekti. Bu yorumu yapan hahamlaraysa Amoraim (<< yorumcular ) adl verildi. Bunlann Arami dilinde ortaya koydugu kitap Gemara'dlf ve en geli~mi~ metni, Babil Talmud'undadlr.

Habit Talmud'undaJ:! ~r s~
Bu Talmud, Daniel Bomberg tarahndan 15201523 tarihleri arasmda

kdara da 6mek oldu: 1. A1i~lIai 2. Gemara i 3. Ra ~i/nin ek yorumlamalan

Venedik'te baslldl. Talmud metinlerinin ve a<;lmlamalanrun bu sayfa duzcni, ileride ba~ka bas-

(bk. sf. 308); 4. Torunlanrun ve ogrencilerinin yorumlamalanndan olu-

~an Tossa(ol.

u kelime, etimoloji bakJmmdan gelenek" anlamma gelir ve Kutsal Kitap'tan ve MS ilk yiizYlllann kJyamet edebiyatmdan kaynaklamr. Ba~langl,ta, ancak azel egitimden ge,mi~ az saYlda' kimsenin bildigi kapah bir agreti olan kabala, XlII.-XIV. yuzYlllardan ba~layarak avrupa yahudiliginde yaygm bir akJm haline geldi. Kabala gizemciliginin iki temel yaru vardlf. Ilki, manevi dunyayla iizerinde ya~adlglmlz diinya arasmdaki bagmtllan inceleyen bir felsefedir. Uygulamadaysa kabalarun amaCl, manevi enerjinin maddi dunyada etkili olmaslru saglayacak yollann belirlenmesidir. Bunda ideal, katLiliikle kirlenmi~ olan dunyarun yeni bir uyuma kavu~turulmasldlr; katiiliigiin yenilgiye ugratllmaSI,. Allahm kurtancl hakimiyetini ba~latacaktJr. Baylece kabalacl, tannsal yaratl~m tamamlanmasma yardlm eden kimse 01maktadlr. Haham Akiba'ya (MS 50-135) atfedilen ve gizemci (mistik) eserlerin en eskisi olan Serer Yetsira (Yaradlh~ Kitabl) Allahm evreni yaratma yollanru (ibrani alfabesinin 22 harfi ve 10 sefira yaratma giziyle 32 yol) anlatlr. Moise de Leon'un Zohar'lyla (Carkem Kitabl, 1300'e dogru yazllml~tlr) kabala, doruk noktasma ula~lr. Kabalacllann kutsal kitabl saYllan bu eser, Kutsal Kitap'm ilk be~ kitablrun a,lmlamasldlf ve ,aglrun buyuk dii~unsel sorunlanna cevap getirmege ,ah~lr. Zohar,XVl. yiizyllda Filistin Safed okulundan yeti~en en biiyuk kabalaCllar i,in de temel eser olmu~tur.

iKiNCi TAPINAKTAN SONRA KUDUS


imparatoru Keyhiisrev, Yahudilerin Filistin'e donmesine ve taplllaglll yeniden yapllmasllla izin verdikten sonra Kudiis, yahudilerin dinsel merkezi haline geldi. YabanCl iilkelerdeki yahudiler de Kudiis'ii merkez kabul ediyor ve bu tapmaga sungularla, her yJ.! bir vergi de veriyorlardl. Hasmonlar hanedarurun milli bir monari kurmasllla yol a~an Makabiler ayaklanmasllldan soma, Kutsal Kent ayru zamanda bir siyasl merkez oldu. Bazl biiyiik rahiplik garevlerini de ellerinde bulunduran hasmon krallan, MO 63'te Pompeius'un lejyonlan ,

ran

karlsmda yenilgiye ugradllar. Romahlann i~ savalanndan yararlanan Heredes, son defa milli baglmslzhgl gen;ekletirdi. Yunan zevkini yansltmasma ragmen, taplllagm siislemeleri, Heredes'in bu ~abalanrun bir simgesi gibidir. Ne var ki, II. yiizYlldan balayarak Essenliler, Yahudiye ~aliine yerletiler ve kendilerini israil'in son temsi1cileri sayarak tapmagm rahiplerini riivet almakla ve dinsizlikle su~ladllar.

yorumlayan bilginler, hahamlar'dl. Sinagoglarda sazlii olarak a~lkladlklan Torah agretileriyle; Filistin yahudi halktrun gaziinde biiyiik saygmhk kazanmllardl. Kat! anlaYllanna ragmen, yeniliklere a~lkttlar. lkinci taplllagm yI!<l1masllldan soma ferisl musevlligi reSrnl musevllik haline geldi.

lavius Josepheus'un (MS 1. yiizytlda yaaml yahudi yazar ve general) soziinii ettigi dart tarikat ten biri olan sadukiler, Taplllaktaki kurban tarenlerini yaneten zengin aristokrat rahipler slrunru oluturuyorlardl. T utucu bir anlaYl benimsemi olan sadukller, siyasette Roma'Yl destekliyor ve dim konularda, Yasa'nm lafZllla bagh kalarak teolojik diiiincedeki gelimeleri (yeniden dirilme, melekler bilgisi) reddediyorlardl. Buna karlhk, Makabiler ayaklanmaslrun temelini oluturan hasidim anlaYllrun miras~llan olan {erisiler, incillerde de sazii edilen (bk. sf. 308) ve dinsel metinleri bilen ve

C- Agtama Du~an'nda Yahudiler.


1967'de, Altl Gun saval'ndan yararlanan lsrail devleti, Kudus'un <;logu boliimunu i~gal etti. Bundan sonra Yahudiler, Tapmagm batt duvanna ula~ma olana~l buldular. Kuc;uk bir yahudi toplu lugu, milli bidigin kurulmasml isteyerek, bu diJvann kaltnttlan onuncle 70 yIltndan bu yana aglt kutsal yeri haline gelmi~ oldu. Yahudiler, yeniden ele ge<;irilmi~ bu kutsal yerin Tannsma ukranlanru sunmak i<;in akm akm geldiler. Bugiin de pek c;ok erkek ve saytlan giderek artan karlm, ellerinrle bie iaret ve ahnlannda bir ~eritle I. (T esniye, VI. 3.) Allahm sozlerini ic;eren muskalar

A,B-YahudIIere

aynlnu hir yer.


ire bi,-imindeki hir merdivenin yukansmda yer alan Nikanor karlsmdan (6) gec;er ve lsrai avlusu na vandar i bu avlu da, sungulann, sunagm ve

ASII anlamlyla . T aplnak:lt ikinci bolumde (5) ba:;;lar ve buradan ileriye ancak museviler gec;ebilir j yasagl dinlememerun cezaSl blumdiir. Do-

guya bakan Guzel Kapl,


A

Azizler Azizi'ne (7) giri,


bolUmiiniin bulundugu rahipler avlusunun yarunda yer allr.

kadmlann daha ilerisine ge<;emeyecekleri avluya aC;lhr.Erkekler, yanm da-

yakarlar.

Ibrarneede

(Tefillin) taklp

burada

. duvar:lt anlamma gelen Kotef, boylece biitiin dunya Yahudilerinin en

dua ederler ve yazllt cli leklerini ta~lann kovuklanna buakular.

/
Bir diizHikte
yiikselen tapmak. Herodes'in susletip geni~lettigi T apmak, i.i~ yarn Bulunan kalmtl1ar.

Azizler Azizi.
Kurban sunaguun otesine ancak, taplruna arac;lanyla datu masalann arasmclan gec;tikten sonra, rahiplerin en yiiksek kademesinde bulunan ve dolaYlslyla milli onder

olan biiyiik rahip ge,ebilirdi. YIlda bir giin, yarn Biiyiik Bagl,laruna gunii 1967'den sonra sistemli
bir bi<;imde ylirtitiilen kazllar ve dikkatli ara$ekhifla'mn (tannsal varyii-

cierin

vadilerle

ljevrili
tistiinde-

hk) bulundugu
:It

bu yere

Moria tepesinin

ki duzlukte "ukselir. Kuzeyban ko,esindeki dordtincli kenannda RomahIar bir kale yapml,Iardl.
Ad! Antonia olan bu ka lede, Yahudiye'nin rama

ormalar bizans ve islam yaptlanrun (VII-XIII. yy) yarn Slra, Eski <:;ag'a ait olaganustti kahntllann
ortaya C;lkanlmaslru cia

girer ve Allahl yiiz ze goriirdu.

eyaleti haline getirilmesinden soma, buyuk rahibin dinsel toren elbiseleri korunuyordu. L yiizyllm

sagladl'
duvanrun

Tapmagm ban
uzantlsl

ArdlIk bolmeler Tapmak, gittik,e kii,iilen ardl~lk bolmeler halindedir. Dl~ duvar yunan tarzmda cllann bir revakttr ya-

ki kapllardlr ve buradaki
<;ok buyuk merdiven (3a), Heeodes'in yaptudl-

Kurbanyeri. Kurhan toreni, Azizi mahallinin

Azizler onunde

yaplltr. Kurbanlann yaktlmasl ic;in ic;inde surek Ii odun ate~i ve annmak ic;in su bulundurulan bu buyuk sunaga her giin ve o'zellikle bayram gunlerinde kurbanlar getirilir ve bunlar, Harun'un to
J

milliyet,i yahudileri i,in bu asked gliC;, Yahve'ye yoneltilmi, siirekli bir meydan okumaydl.

(. Aglama Duvan.) [1], i<; alana giden merdivenler ve giri, rampalan (2). ~imdi bilim adamlan ilk
Taptnagm kahntilanru

(3), i,eriye dogru, yabangirebilecegi;

gl buyuk revaga a'lhr. Dl~ revaklar, insanlann giinliik ihtiya,lanna eeyap verie: tacirlerin malIanru sergilemesine, <;1glrtkanlann ve meczup[arm bannmasma yarar.

banetlar (putperestler) avlusuna (4) a,lhr. Bu duvardaki kapIlann en faz-

ronIan olan rahipler tarafmdan kesilip yaklhrdl. Bu yuce gorev omara verilmiti. Levi'nin torunlanolan Levililer ise, c;algl c;ahp ilahiler soyleyerek, ancak daha az onemli alan torenleri yonetirler-

ara~tmyodar.

Ia kullarulanlan guneyde-

di.

307

MUSEVTLiK
ORT A

C;AG. ..
I

YAHUDI DU$UNCES!
ahudilerin 135 yilinda darmadagm 01maSl, Filistin'de sozlu gelenegi yaZlya ge~irmek i~in ~ahan (gelecekteki Kudas Talmudu) birka~ merkezin varhgull surdurebilmesine ragmen, Yahudiligin manevi dunyasull doguya, yani Babil'e kaydu-

bah Musa bin Meymun (Ibni Meymun) [XII. yy] ger~ekletirdi. Yolunu $awnl1~/arm Ktlavuzu (1195'e dogru) adh eserinde, bir bilgi kurarnt ortaya koydu ve Allahm olumsuz nitelikleri konusunda a~lklamalar yaptl. XN. yuzyllda Levi bin Gerson tarafmdan iddetle eletiri1mesine ragmen, Meymun'un on li~ iman maddesi dualarda ve toreruerde yer aid!.

d!.
Babil cemaati. Babil Talmud'u gibi buyiik bir eseri ortaya koymu olan eski ve zengin topluluklar, VII. yuzYlldan balayarak Islam fetihierinden yararlandllar. Halifelerce ulkeler uzerinde kurulan siyasi birlik, BabiI'deki iki buyuk akademinin (Sura ve Pumbedita) bamda bulunaruann (gaonim) mane vi ve dim otoritelerini Islam imparatorlugunda yaayan butun Yahudilere yaymasHll saglad!. Bu din adamIanrun ortaya koydugu kurallar (~eelot veya te~uvot), kimi zaman ~ok uzaklarda bulunan. yahudilerin, Talmud'da ele ahnmaml soruruara bir cevap bulmalanna yanyordu. Aynca bu kurallar, dim toren duzenini de belirledi; ve VIII.-X. yuzyillarda, din bilgirueri Kutsal Kitabm metnine kesin eklini kazandlrdllar. Islam imparatorlugunun par~alanmasl, Babil'deki yahudi merkezinin de yozIamasma yol a~tI. Emeviler doneminde tspanya. Emevilerin Ispanya'da yarattlgl parlak medeniyet, Ispanya yahudiliginin buyuk baanlar elde etmesini saglad!. Bu donem, yahudi din duuncesinin aItm ~agldlr. Yahudiler, arap ~evirmenIer araclhglyla, eski yunan felsefesini tamdllar. Se~kin yahudi ilahiyat~llan, dinIe felsefeyi, akilla vahyi uzlatlrmaga ~ahtIlar. Orta <;:agyahudi felsefesinin babasl Saadia Gaon'dur (Emunot ve Deot, lnan~lar ve Fikirler Kitabt). Salomon bin Gabirol (1020'e dogu.-1058'e dogru), Mekor Hayim (Ya~am KaynaiJt) adh kitabl, Latinceye ~evrilip hristiyan ilahiyat~llanm etkiledigi i~in, yahudi alemi dlmda da un kazandl; XIII. yuzylldan sonra da Kabala duuncesine damgaslm vurdu. Ama aristoteles~i yunan felsefesiyle Musevilik arasmdaki en ustun sentezi, Kurtu-

Halaka ntn gelitirilmesi. Bu felsefi dlilinceler ve aynca Mesih~i egilimIer (bk. aaglda), hahamlann, Halaka (<< yuriime tarZl anIamma gelir) lizerinde titizIikle durmalan sayesinde dim inan~ i~in bir tehIike oluturmadl; Halaka, Museviligi dogru bi~imde uygulamamn yollanm a~lkhyor ve Talmud'a dayamyordu. Halaka'run hi~ degil' se sozIu olarak saptanmasma, Babil slirglinlinden donli ile ikinci tapmagm Ylkilil arasmda ge~en ylizyillar i~inden baland!. Bu eser, Troyes'daki Talmud okulunun Ye~iva veya Akaderni- kurucusu Rabbi Rai (1040-1105) tarafmdan tamamIand!. Boylece bir~ok yasa derlemesi ortaya ~lktl ve XVI. ylizyllda haham Joseph Caro, Sulhan Aruk'u yaylmlayarak Halaka'ya son bi~irnini verdi. Ancak daha sonraki yillarda Rabbi Rai'nin ogrencileri yahudiler i~in ~ok onemli olan bu eseri daha da gelitirmeyi baardllar. .
I

recek olim Kurtanclmn (Mesih) gelmesinin iaretleri olarak dlilinlilmesine amamak gerekir. lkinci Tapmak doneminin sonu, bu ~eit mesih~i hareketlerin gli~ kazandlg1 donemdir. Tapmagm 70'de tahrip edilmesi, artlk kurtulu glinlinlin geldigi dulincesine yol a~mltI. Nitekim, ~aglmn en bliylik din bilgini ve ciddiyetinden liphe edilemeyecek olan Rabbi Akiba, Ylldlzm Oglu Bar Kokhba'mn, gonderilen Mesih oldugunu ileri slirmekten ka~lnmamltlr. Kokhba, ayaklanmaslmn baanslzhga ugramasilli hayanyla oder. XVII. ylizytlda Izmir'de bir baka tlir Mesih olan Sabatay Sevi (1626-1675) ortaya ~lkar (1665) ve MesihIigi Gaza'h rabbi Nathan tarafmdan kabul edilir. Sabatay Sevi daha sonra Islam dinini kabul eder ve Mehmet Aziz Efendi adHll ahr. Ancak mesihlik eylemini buakmaymca Amavutluk'ta 01glin'e surglin edilir. Tlirkiye'de ona Mia inandlklan ileri sliriilen bir cemaatin yaadlgl iddia edilir ve onun yolunu benimseyenlere donmeler (avdetiler) adl verilir. XVIII. yuzyllda, Alman devletlerinde de buna benzer bir hareket ger~eklemi ve Jacob Frank (1726-1791), Mesih oldugunu ilan etrnitir. Ona inananIar daha sonra Musevilikten aynlarak Katolikligi benimsediler.

f.
I

I
DiASPORA ~

MESIHC;i HAREKETLER
llahm, Yahudileri se~ip benimsemekI' ten amaClmn Israil'in zaferi oldugu ve bunun da Yahve'nin bir el~isi (Mesih) tarafmdan ger~ekletirilecegi inanci , goz online ahrunca, mesih~i dlilincenin Museviligin ozlinde bulundugu kolayca anlalhr. Bu dlilinceye gore, Mesih'in gelmesinden once ~ok Slkmtlh ve aClh glinIer ge~irilecek ve sonunda bir sava~l olan Mesih, 'I Allahm dlizenini kurmak i~in bu doneme son verecektir. Bu a~ldan baklhnca, yahudi halklmn tarihindeki dramatik olaylarm, mlijde dolu glinIer ve her eyi sona erdi-

II
I

A .

Biiyiik Bajlt,lanma.

XX. yy'tn bamda landra'cia hie sinagog. Aglama GunG birazdan sana ere cek. Toren salonunda (kadmlar 'l!Illkonda oturmaktadtr), .apkah veya takkeli erkekler omuzlannda <;izgili .allan (relet), Torah/m i<;inde bulundugu dolaba, yani doguya yonelmi~ler.Son okumaclan once, tomarlar susHi kIhflanrun ic;inde elden ele gezdirilecek.

Bu Yunanca kelime, yahudi halklmn yurdundan go~ edip di:irt bir yana dagllmasHll belirtir. MO 587'de, Birinci Tapmagl ylkan Nabukodonosor, kth~ arnklanm BabiI'e gotlirdli ve bunIan kendine kole yaptl. Keyhlisrev donerninde, yahudilerin hepsi lilkelerine geri donmedikr. Aynca, helenistik donemde, isteyerek go~ eden yahudiler, ozeIlikle Akdeniz'in dogu kesimlerine yaylldllar. Iskenderiyeli Phi~ lon, Kudlis'lin, MlSlr'a, Fenike'ye ve Suriye'ye bir~ok insan gonderdigini ve Flrat'm otesine ge~enIerin de bulundugunu yazar. 132 Ylhndaki ayaklanmarun baanslzhga ugramaSI, Bliylik Diaspora'ya yol a~tI ve bu dagllma Israil devletinin kuruldugu 1948'e kadar slirdli. Eski 12 kabileye bolunmlilliglin otesinde, her biri kendine ozgli cemaatler halinde yaadllar, yaadlklan bolgenin hakim klilturiinden etkilense de, gelenekle~ rini ve dillerini gelitirerek korudular. Doguda ve Akdeniz ~evresinde yaayan sefaradlar, latin lilkelerinde veya islam alerniyle kaynarnt olarak ladino dilini ve ~eitIi museviarap dillerini konuuyorlardt. Orta Avrupa'da ve ~evresindeyse, a~kenaziler hem halk, hem de kliltlir dili olan zengin Yidi dilini gelitirdiler. Bu diI, Avrupa slmrlanm aacak kadar canIlllk gosterdi (New York'ta Yidi dilinde gazeteler yaylmlanmaktadlr) ve Nobel edebiyat odlilunli kazanan Isaac B. Singer gibi bir yazarla, bir edebiyat dili oldugunu da gosterdi .. Ispanya'dan kovulan (1492) Yahudilerin ~ogunIugu OsmanIl lilkesine sagmdllar; Istanbul, Selanik, Izrnir ve Edime'de bliyuk yahudi cemaatleri olutu.

-----------------------------------------------.-----

DINLER VE MirOLOJ;

A .

Onemli bir toren : bar-mitsva. anlaml budur). Baylece Yasa'y' bildigini ve yedi ya~mdan ben 68rendigi Talmud Torah'l okuyabildigini karutlar.
mitsva'run

asidlik; mesih,i hareketlerin yararugl hayal kmkhgma kar~l, Orta Avrupa'da XVIII. yy'da dogan mistik bir anlaYItlr (hasid, aziz anlamma gelir). Bu akimm kurucusu Israel Ba'al ~em Tov (1700'e dogru -1760), sade bir insandl; ana inanan bir toplulukla Ukrayna'ya yerIe~ti. Davrarulanyla yeni bir dindarhk ogretisi yaYlyordu. Her ne kadar kutsal metinleri okumak ve dua Allaha hizmet etmenin ilk yoluysa da, inananlann Allaha kavu~masl ve Onun birliginde butunle~mesi ancak hitlahavut1a, yani sevin" coku ve vecde varan raks ve muzikle ger,ekle~ebilirdi. Tannsalhkla boyle sine yakinllk kuran kimse bir bilgedir (tzaddik), Allaha yakla~mak i,in onun yarunda ya~amak gerekirdi. Hasidlikte, Torah azizin kiiliginde somutlatlgl i,in, bilge ogretinin yerini ahr. Hahamm degeri, bilgisinden degil, gunluk yaammdan gelir. Meseritz'deki Maggid'e ondan Torah .ogrenmek i,in gitmedim, ayakkablslrun bagClklanru nasll bagladlglru gormek i,in gittim. Hasidligin Rusya, Polonya, ve Litvanya'da hlzla baan kazanmasmda, bazl se,kin bilgeleriIi kiiligi buyuk rol oynadl : Meseritz'li Dov Baer, Berdi,ev'li Levi Isaac, Bratslava'h Nahman ve Vitebsk'li Mendel (ogretiyi Filistin'de a yaydl), bunun omekleridir. Dov Baer, hasidlerin bilgelerinde efaat yetkisi oldugunu one surerek ogretiye onemli bir oge ekledi ve okumu~hahamlar arasmdan bir,ok onemli kiiyi hasidlige kazandud!. Hasidlik bir sure, kutsal metinlerin lafzma bagh kalan geleneksel musevilikIe ,atl~tl. Ama metne onem verdigi gibi cokuyu da onemseyen Hasidlik bugun, en katl Museviligin temsilcisi durumundadlr.

On i.i~i.incu ya~mm ilk haftasmda geno; yahudi Ijocugu, yeti~kin1erin di ni topluluguna girdigini simgeleyen bar-mifsva torenine katlhr ve
II

iyi ey-

lemin oglu T ann soziiniin


okunmasi.

aluc (barTomarlann ortaya C;:lkanlmasl. Torenin yaplldlgl tarih ten sonraki cumartesi giinu, arnk dini baklmdan

Gem; ~ocugun tizerinde


de, haham ve sinagog i1ahicisinde (hazall) oldugu gibi 6zel bir giysi (telet) ve ba~Inda bir takke (kipa) vard,T. <;:ocukyedi kellu ~amdamn (menorah) simgesel l~lgmda, T ann sozunu yuksek sesle ve

yeti.kin

oldugu

kabul

edilen gent; yahudi, T 0rah dolahlmn 6nundeki

rahleye O;lkmaayncahglm elde eder. Kutsal yerinden C;lkanlan tomarlar

hi<; bir yanl,. yapmadan


okur. T ann s6zunun ge-

rektigi gibi relaffuz edil


mesi zorunludur. Bu torenden soma da, bir dinsel t6renin ge<;erligi i<;in gerekli olan on ki~ilik hir ":,usc:vi grubuna (millyalt) gmnt~ olur.

(Se(er Torah), taren geregi e1den e1e dola,tmhr. Sorna, i~lemeli ortUlerinden O;lkanhp rahleye konur. Senunda, Vasa her ora-

y,l okundugu io;inTorah,


nerede kahnmlsa dan aC;:Jhr.

(:AGDA$ MUSEVILIK
vrupa yahudiliginin tarihi bakimmdan, XN. ve XV. yuzyillar, buyuk onem ta~lr. XIII. yuzYllda Fransa ve soma Ingiltere yahudileri kovmaga baladllar. 1492'de Ispanya'dan kovulmalanysa, XX. yy'a varmadan dunyarun dort bir yaruna dagllmalanrun balanglCl oldu. Daha soma Yahudiligin iki onemli merkezi olu~tu. Osmanll yonetimindeki Filistin'de, Celile'deki Safed'de kabaiacilar ve hahamlar bir araya geldi. XVI. ve XVII. yy'da Orta Avrupa'da, Polonya'daki Talmud okullannda (Ye~ivot) Museviligin din kurallan titizlikle ele ahnd!. Yahudilerin, Kazaklar ve ukraynah koylUier taranndan 1648'de kiYlma ugratllmasma kadar, yonetim ozerkligine sahip ve refah i,indeki yahudi cemaatleri, Torah inceleme ve ogretimini derinle~tirmekle ugra~tllar. Once Venedik'te (Yahudilerin mahallesine orada ghetto deniyordu ; daha soma bu terim yayglnla~tl) ve ardmdan Avrupa'run dort bucagmda, resmi makamlann zoruyla veya kendi kimliklerini korumak kayglSlyla, yahudiler cemaatlerine (kehilla) kapandllar ve dinlerinin buyruklanru yerine getirmekten otesiyle ilgilenmez oldular. Ama XVIII. yuzyilm ikinci yansmdan soma Batl Avrupa'YI altust eden du~unce akimlan (ozellikle Aydmlanma felsefesi), Yahudilerin kar~lsma hem ozgurle~me sorununu, hem de kimliklerini kaybederek ,evreleri i,inde erime tehlikesini ,Ikard!.

neminin somasma ili~kindir : Purim bayraml, Yahudilerin krali,e Ester , sayesinde mucizevi bir bi,imde klylmdan kurtuluunun kutlanmasldu. Festival tarzm~abat, yaradlhln yedinci gunune dayanan I da, kutlanan bir bayramdlr. Arahk ayuun balanglcmda, her akam bir bayram. Kutsal Kitap oyle der : Allah, yemum yakllarak, Ilklar bayraml (Hanuka) dinci gunu kutsadl, ,unku yaradill~ iini kutlarur. Bu haftarun onemli bir din! anlaml ger,ekletirdikten soma, a gun dinlenmeye vardu; Yuda Makabi'nin Tapmagl temizle,ekildi." (Tesniye, II, 3). Bu yuzden ~ayi~i aruhr (bk. sf. 306). bat'ta, el i,iligi, fikir i,iligi olsun her rur .Buna kar~lhk, Ti~a be Av (Av aylrun 9'u), ,ah~ma yasaklanmltlr. Bu bayram, Museiki Tapmagm Ylkih~lrun hatlrlandlgl bir yas vileri sinagogda bir araya getiren torenlerle gunudur. veya evlerde ekmekle ~arabm kutsandlgl dualarla kutlarur. Yeni Yd, sonbaharda, Allahla ba~ ba~a kahnacak yeni bir donemin ba~lamaslru simDin! torenler'in konusu, Israilogullanrun geler. Yllm ilk gununden (Ro~ A~ana) somavaat edilmi~ topraklara donmesinden onceki on gunluk nefis muhasebesinin sebebi ki olaylann hatulanmasldu. <;:ok eskilere gibudur; surenin sonu, Musevileiin en buyuk den bu torenler, ,ok eski ,aglann ilke! duzeni uyannca mevsimlere (ilkbahar, sonbahar) dim gunu, yani Buyuk Bagllama gunudur baghdlr. (Yom Kipur). Bireyler ve cemaat, oru" dua ve gunah ikran yoluyla nefislerini temizler Baharda kutlanan Pesah bayraml (paskalya) Israilogullarmm Sina ,olune go,unu ha- . ler. ~ofar (din! toren ,alglsl) ,almdlgmda, tlrlatlr. Bu go,un aruSlna, bir hafta boyunca I zaman yenilenmi~ ve tertemizdir.
!

usevi dininin bayramlan, yil boyunca devam eden u, grup i,inde toplanabilir. Sadece ~abat (Cumartesi), zamaru belirli bir bayramdlr; digerleri takvime gore degi~ir. Musevi bayramlanrun hepsi, yaradill~ duzenine uygun olarak gunein batl~lyla balar ve sana erer.

aglzlanna mayalanml~ yiyecek koymazlar. Yedi hafta (50 gun), daha soma Haftalar bayrarru ($avuot) urun almmasml ve Sina dagmda Yasa'run Allah taranndan indirilmesini kutlar. Sonbahardaysa Hasat (<;:ardak) Bayraml (Sukot) kutlarur (bk. alttaki fotograf).

, U~ bayram, Yahudilerin Babil esareti do-

B - Sukot, Hasat (<;:ardak) hayramt. Bu bayram, sonbahann geli~ini dolaYlslyla hasa-

dl kuclar. Bir hafta boyunca, meyve tiriinleri kutsamr ve MJSlf <;olline

kaO;lldlgl zaman o;ardaklar altmda geo;itilen kIrk


yIl aruhr. Resimde, Pantault-Combault atosun-

da (Fransa) 1954 yI1mda


bu bayraml kutlayan genc;ler goruliiyor.

1o.

"""'

309J

MUSEVTLiK
DUNYADA YAHUDi I CEMAATLERi
unumuz dunyasmda yahudi cemaatlerinin bulundugu yerler, Avrupa'run XX. yuzyl1 tarihine SlkJ SlkJya baghdlr. Yahudi halkJrun nufusu, Ikinci Dunya saval slrasmda nazi soykJnml sonucunda u~te bire kadar azaldl (~eitli toplama kamplannda 6 milyon avrupa yahudisi 01du). Ote yandan, totaliter rejimlerin yahudi dumanhgl, Yahudilerin dunya uzerindeki dag111mlru etkiledi. Israil dlmda 13 milyon kadar olduklan tahmin edilen Yahudilerin en onemli topluluklan Avrupa'da (SSCB dahill ve Amerika'da yaamaktadlr.

balayarak, yahudi dumanhglyla karl karlya kalan SSCB ve Almanya'daki yahudi eemaatleri marksist olsun olmasm, sosyalist akJmlara alabildigine a~l1mllardl. Sosyalist Yahudi hareketi Bund'da iki egilim ba gosterdi. Bunlardan biri yahudilerin toplumsal devrime katllmalanru ongoren entemasyonalei egilim, digeriyse Theodore Hertzl'in onderliginde, daglruk kabileleri bir araya getiren sosyalist bir milli yahudi devletinin kurulmaslru ama~layan hareket. Birinei Dunya sava1 sIrasmda ortaya atllan Balfour Bildirisi, XIX. yuzYII sonundan beri Avrupa'dan ka~an Yahudilerin art arda go~lerle (aliyot) gelip slgmdlklan Filistin'de milli bir yurt kurulmasml ilke olarak one suruyordu. Nazi soykJnmlrun ardmdan 1948'de Israil devletinin kurulmasl, Yahudilige, 2000 yll soma milli bir boyut kazandlrdl. Giiniimiizde egilimler ve gerilim1er. Israil devleti, dunyadaki Yahudilerin ancak dortte bir kadanru banndlrmaktadIr. Bu gen~ devletin ugramak zorunda oldugu sorunlar (akenazilerle sefaradlar arasmdaki toplumsal etnik karlthk, dl ve i~ gu~lukler) otesinde, israil Yahudiligi de, darmadagm olmu israil kabilelerinin yaadlgl gerilirnlerden kurtulmu degil. Bu yuzden hahamhk kurumu (Kudus HahambalhiP-, en yuksek musevi kurumudur), yakJn zamanda, u~ sorunu ~ozumlemege ~ahtl.

" Reformcu sinagoglar 10 destekledigi liberal egilim, Museviligin varhglru surdurmesi i~in dunyaya a~llmak gerektigini savundu. Dini kurallann ve yukumluluklerin yumuatIlmasl ve dunyaya uyarlanma, bu anlaYIm sonucudur. Buna karlhk, katilimClhgl reddeden, Israil'de, ABD'de, ve Fransa'da etkili olan ortodoks egilim (en militan kesimi Lubavi,1erdir), dim kural ve yukumluliiklerin sert bir bi~imde uygulanmaslru istedi ve Israil'de ~eitli gosteriler duzenletti. Musevi veya yahudi kimdir? Israil devleti kuruldugu ve "geri donme yasasl yururluk kazandlgl i~in (yasa bakalan yarunda Falaalara da uygulandl) bu soruya eevap vermek ve bir tarumlama yapmak gerekti. Reformcu egilirnler, somadan musevi dinini benimseyenler ve farkh dinlerden kimselerle evliliklerden dogan ~ocuklar konusunda dim kurallann yumu~at1lmaslru isterken, muhafazakarlar buna kar1 ~lkarak lrkm safhglru korumak i~in kurallara SlkJ SlkJya bagh kalmak istedikleri ve bu arada ABD'de, ozellikle gen~ler arasmda yahudilik iddiasl pek ragbette oldugu i~in, Musevinin tarumlanmasl buyuk onem kazandl.

..

..

.,

GUNUMUZDE YAHUDiLlK
I

Yeni veriler. Bugun Yahudilik kiiltur ve tarih a~lsmdan iki ol~ekte ele ahnmahdlr. XIX. yy'm akJ1cI ve pozitivist devrimi, Museviligi de derinden etkiledi. Almanya'da, Au(klarung (Aydmlanma felsefesi) akJml i~inde yer alan Moses Mendelssohn, Jerusalem oder iiber die religiose Macht und Judentum (Kudus veya Dini Iktidar ve Yahudilik) adh eserinde, Musevlligin, OZU aklila kavranabilen bir vahyedilmi yasa " oldugunu ileri surdu. Dine ilikin bu bilimsel gorU, Kutsal Kitaba ve almanea a~lmlamalara dayamyordu; geleneksel yahudi goruleriyle ~atlan Maskilim akJml buradan dogdu. Daha sonra, bu iki akJm birbiriyle ~atltl. T arihi 01~ek a~lsmdansa, ge~en yuzYllm sonundan

Musevilikte kadmIar. Her iki egilimde de kadlnlar, haklanrun tarunmasllli istiyorlar. Muhafazakar kadlnlar, geleneksel anne rolunun onemi uzerinde duruyor, egitime ve ibadete de onem veriyor ve vaftiz toreni Musevi aynmcthgt nu? Musevilikte, us- ! olan bar-mitsva'YI, giderek daha ~ok uygutun bir dim otorite bulunmadlgl ve her ulluyorlardl. Reformcu kadlnlar i~inse, son kedeki hahambalhk, bama buyruk oldugu zamanlardaki onemli yenilik, Torah onunde i~in ~eitli dim egilimler kolayca ortaya ~lkerkekle eit oiduklarlllin kabul edilmesini istl. Batl Diasporasmm yerel topluluklarla butemeleriydi. Sinagoglarda erkeklerle yan yatiinlemesi ve i~inde yaadlklan ~evrede erina torenlere katllma hakkI istiyorlar. yerek Irksal ozelliklerini kaybetme tehlike1985'te, ABD'de ilk kadm haham gore v basiyle karllamasl, Yahudilerin, dim kurallama geldi. Yeni yahudiler a~lsmdan bu, din ra SlkJ slkJya baglanmasl sorununu gundetorelerinde bir devrimi ger~ekletirmek demekti. me getirdi.
--"--

I.
israil % 83 % O,l'den oz %0,1 0,5 %0,5.] % 11,5 % 1,5 2,5 ISVE<;: 16000 iNGiLTERE

-~._------~, I

650 000 FAS 30 000


VENEZUELA

FR:~~:OO~~~NYA ~"_ -:;t~


"n

n
-!!

1~ 11 O~O

B Sovyetler Birligi.
':.

r
Amerika Birleik DevletIeri. En ,ok saYlda ve yUksek oranda yahudi Amerika Birle~ik Devletleri'nde ya~ar (lsrail'deki niifusun iki kat!) i New York, Tel AvivJden de once gelen, diinyamn en buyiik musevi kenticlir. \=ogunlugu a~kenazi olan bu eski cemaat, ~e~itti &,oller 50nunda olu~tu (Orta ve Dogu Avrupa'dan, Kuzey Afrika'dan ve hatta lsrail'den gelenler). Bu cemaat, ABD ile Israil arasmdaki ili~kilerde betideyici rol oynar. Arjantin. Guney Amerika'run yeni iilkesi Arjantin, bu yiiZYl 1m ba~mdan beri kotii durumdaki yahudilerin 'Llgmdlgl bir yer oldu.

KOlOMBiY; -:::. ~

Q1IlAN., / TU US \ '.". \'HI' DI ISRAIJ,- . ~. a 3 ~50000 )' ';>

q:tBRE_ZiLYA $iLi 30 000 ,119000


URUGUAY

{, iYOPYA

ARJANTIN 500 000

~ONEY """" AFRiKA 125 000

Bu iilkenin yahudileri son Yillarda uluslararasl duzeyde, on plandaydllar. Ruslann oteden beri yahudi dO,mam oldugu nu unutmayan, sovyet yonetiminin de ate oIdugunu bilen bu cemaatten c;ok saYlda insan, Israil'e gitti, ama gitmelerine izin verilmeyen on binlercesi de (reftizllik) Rusya'da ve Giircistan'da kaldl. SSCB ile !srail arasmdaki ilikilerde, bu durum etkili olmaktadlr. Gorbalov'un liberalle~me hareketi bu yonde iyile~tirici etkiler yaratacak gibidir. Asya ve Okyanusya.

Ban Avrupa. Kuzey Afrika' da &anslz somiirgeciliginin sona ermesinden sonraki gOller yiizunden Afrika'da yahudi nUfusu ,ok azaldl. Fas'ta yerlemi olan yahudiler (//lelia") lsrail'e go<; ettiler ve bu Ulkede ancak 30 000 yahudi kaldl. 1984'te Israil yonetimi tarafmdan ge[(jekle~tirilen ilginc; (e Musa }) operasyonu sonunda, Etyopya'daki zenci Muse viler Israil'e getirildiler. A&ika kltasmda kalan musevilerin hemen tiimUnU olu,turan (125 000 ki,i) CUney Afrika musevi cemaati, Israil'in bu iilkeyle sUtdUrdUgU ili,kileri onemli olc;iide etkilemektedir. Avrupa kltasmm baosmda 1,5 milyondan fazla yahudi ya~ar, bu insanlann iilte ikisi de Fransa'yla Ingiltere'de oturur. Bu cemaatler, levreyle iyice kayna~ml, canh, ekonomide onemH yeri olan topluluklardlr. A,lk veya gizli yahudi dU,manllgml dikkatle takip ederler i Ingiltere'de yaayan Museviler dim bakJrndan daha liberal, Fransa'dakilerse daha muhafazak,3.rdlr. Akena zi asl1h olan franslz mu sevi toplulugu, 19561962 Yillannda Kuzey Afrika Sefaradlanrun gelmesiyle saytca biiyiik 61 ~iid~ artrm~ ve yeni kan kazanml~tlr.

Hindistan'm dogu kesimlerinde musevi oldugunu yakm zamanda iferi siiren unutulmu bir ((kabile l}dende anlaillacagt gibi, Giineydogu Asya'da museviler eski toplumsal yap"an i,inde ya~amaktadlrlar. Avusturalya'daki musevilerse, yakm zamanlarda Avrupa'dan gelmi~lerdir.
1

310

r DiNLER VE MirOLOJi

HRISTIYANLIK
endisine inananlarca Mesih saYllan lsa peygamber, Herodes'in saltanatlrun sonlannda veya en ge<; MS 6-7 ytllannda Filistin'de yapllan nufus saYlml Slrasmda dunyaya gelir. "Karanllkta kalml~ ilk otuz yllhk hayatmdan soma Vaftizci Yahya tarafmdan Urdun lrmagmda vaftiz edilir ve dogdugu yer olan Celile'de (Galile) inanclru yaymaga ba~lar. Masallar ve mesellerle susledigi vaazlanrun yaru Slra, tedavi mucizeleri gosterir ve ilk yanda~lanru fakir yahudiler arasmda bulur. Yeni bir duzenin (0 tarihte kimsenin hayal edemiyecegi) kurulacaglru mujdeler ; yoksullar bu duzen ger<;ekleince kendi durumlannm hemen degi~ecegine inamrlar. Kendisinin de inkiir etmedigi Mesihhk slfatl halk, arasmda nufuzunun artmasma sebep olur. Onceleri aqk havada, soma Kudus tapmagmda verdigi vaazlar, Ferisileri (bk. sf, 307) ktzdmr; <;unku vaazlanyla ruhban slruftrun halk arasmdaki otoritesini baltaladlglru, geleneklere aykm davrandlgml du~unurler. lsa'run tannsal dunyaslyla Roma du~maru mill! hareketi birbirine kan~tlran Sadukilerse, lsa'ya inanan ve pe~inden giden halkm Romahlann kurdugu ban~l (Pax Romana) Ylkacagl du~uncesiyle ona du~man kesiiirler (bk. sf, 307), lsa'run gorkemli bir ~ekilde Kudus' e girip tapmaktaki tacirleri kovalamasl, ortadan kaldmlmasl karanru peki~tirir : havarilerinden Yahuda'mn ihanetine ugrayan lsa, on iki havarisiyle birlikte yedigi ve ekmekle ~arap ayinini ba~lattlgl "son ak~am yemegi nin ardmdan, per~embe gunu tutuklamr. Romah vali Pontius Pilatus'un kararlanru zorlamak ve ~iddetlendirmek amaclyla, yahudi makamlan, din devrimcisi lsa'mn yargtlanmaslm bir siyasi kl~ktrtlclrun yargtlamasma donu~tururler. E'esah bayramlmn arife gunu (cuma), lsa, <;armlha gerilerek olduri.ilur. Ama i~ burada bitmez, olUmunden elli gun soma, on iki havari, ~avuot bayrammda lsa'mn dirildigini ve onlara slk slk gorundugunu her yerde yuksek sesle tekrar ederler. Ve Yahudileri, Mesih olarak onu tammaya ve vaat ettigi " HaYlrh Habere (Mujde) inanmaga davet ederler. Hristiyanllk 0 gunden ba~layarak gun l~lgma <;lkacaktu,
lsa'rnn ya~adlg. donemde Sur '" Filistin ,if

etrus'un ~avuot bayramlmn ak~ammda, verdigi vaazda bile Hristiyanllk dininin bir<;ok ozelligini a<;lk<;agormek mumkundur. isa, Mesih'tir. Petrus, lncil'le birlikte der ki, lsa Mesih'tir : oldukten soma ger<;ekten dirilmi~tir ve zamanlann sonunda insanlan yargllamak uzere gene donecektir. Bu geri donu~ beklenirken inananlan Kilisede toplamak i<;in, ilerideki cennet ya~ammm bir rehinesi olarak Ruhulkudus'u gondermi~tir. Allah'm insanlara bu bildirisi "HaYlrh Haber (Mujde) dir, Yunanca kerigme'dir ( " duyuru ). Selamete eri~tirecek ahlak. Petrus, selamete ermek i<;in insanlann neler yapmasl gerektigini de ogutler. Zira ilahi a<;lklamadan bir yasa, butun hristiyanlann uymasl gereken, butun milletlere ogretilmesi gereken yeni bir dinin kurallan dogmu~tur. Bu ogreti "Hayuh Haber den aYlrt edilemez ; zira insanllgl affettirmek amaClyla lsa'mn kendisini feda etmesinin gerektirdigi birtaktm odevler vardlr : insan iman edecek ve "birbirinizi sevin diye ifade ettigi emri yerine getirecektir. lsa'mn yasasl yalruz insan toplumunun uymasl gereken bir kurallar ylgml degildir; insanla Allah arasmda yeni ili~kileri de gerekli ktlar : kul Kurtanclsma yonelecek, yaptlklanm yargllamak uzere onun geri gelmesini bekleyecektir. Allah sevgisi. Demek ki hristiyan ya~amlrun temeli Allah lsa'ya inan<;tlr. Allah'la insan arasmda yeni ili~kiler kuran bu inan<;, aym inanCl payla~an insanlar arasmda da yeni birtaktm ili~kilerin bulunmaslm gerektirir. Bu inancm temeli Allah a~ktdlr. Ahlaki ve sosyal her ti.irlu ya~amm ti.ikenmez kaynagl bu sevgidir ; Allah da bu a~kla insaru ve dunyaYl sevmi~tir. Bundan dolaYldu ki, lsa'mn kendisine inananlara blraktigl mesaj kardqlik sevgisidir: Kilise, Hristiyanllgm ilk gununden beri Allah sevgisiyle insan sevgisinin birbirinden aynlamayacagml ve imamn sevgisiz ger<;eklqemeyecegini ogretir.

HA~'~iR~~~," '''P~ "Y",d~ 1


demektir, Yunanca kar~lhgl "a~~s>: tol ise apostelein, "gondermek fiilinden gelir. Sinoptik lncillerdeki metinlere gore, lsa "kendisiyle birlikte olmak ve HaYlrh Haber'i halklara duyurmak uzere uzaklara gitmek i<;in 12 ki~i se<;ti. SimunPetrus, kardqi Andreas, Zebedi'nin ogullan Yakup ve Yuhanna, Filipus, Bartolomeus, Matta, Tomas, Alfeus'un oglu Yakup, Taddeus, Gayyur Simun ve Yahuda lskariotes; isa'ya ihanet eden Yahuda iskariotes'tir. Bu 12 saylSl, 12 israel kabilesini hatlrlatlr. Eserine slktca ortak ettigi havarileri isa, gorevli olarak once Celile'ye (Markos, VI, 6-13), dirildikten soma da butun dunyaya gonderir (Matta, XXVII!, 18-20). Havariler <;qitli sosyal ortamlara mensuptur: T aberiye golU bahk<;llan, vergi tahsildan, milliyet<;i militan. Bunlar, ~avuot bayrammda, Kudus'te hacda bulunan <;ok saYlda Yahudiye, isa'mn ilahi niteligini bildiren, insanlan kurtarmak i<;in olup dirildigini soyleyen On ikiler'dir. ilk hristiyan cemaatinin <;ekirdegini onlar olu~turdular ve- once filistin sinagoglannda, soma da Dogu iileminin buyuk kentlerinde, lncil'in ogretisini yaydllar. Ara sua onlar da Isa'runkilere benzer mucizeler gosterdiler. Bu gruba daha ilerde Hristiyanhgl kabul etmesinden soma ~am yolunda gordugu ruyada, yeni dini putperestler arasmda yayma gorevini dogrudan dogruya Isa'dan alan Paulus da kan~u (Korintoslulara Birinci Mektup IX, 1 ve Galatyahlara Mektup I, 11-16).

.ff

Korme/ dogl

Kefor "ohum i;5 . t6geriye . CElIlE go/v Nos,,~""Tooor dogl

it~

b J

iSA PEYGAMBER
isa'mn ki~iligi hakkmda yahudi yazar Flavius Josephus'la latin tarih<;ileri Tacitus ve Suetoius'un deginmelerinden ve eyalet valisi Plinus'un imparator T rajanus'a gonderdigi ve "yanda~lan ona_ Tann gibi taplyorlar diye yazdlgl rapordan bilgi edinebiliyoruz. T emel edebi kaynak, yazllmasl 50. Yllda ba~laYlp 1. yuzYll sonunda biten Yeni Ahit'tir. Butun bu yazllar, havarilerin mektuplan, lnciller, lsa'nm tarih degeri ta~lyan biyografisini vermez. Bunlar Hristiyanllgl a<;lklayan, Kurtancl ve Mesih lsa'ya inanmak gerektigini one suren teolojik metinlerdir. Bu sebeple tariM ger<;ekle iman ger<;egini birbirine kan~tlrmamakgerekir.

isa'mn yanda~lan onu Mesih diye bilirler. Mesih adl Yahve taraftndan se<;ildikten soma kutsal yagla ogulrnu~ is rail ve Yahuda krallanna verilen addu. Yahudiler esarete du~tukten soma "omek kral diye andlklan Davud'un soyundan gelecek ve hurriyetlerini geri verecek bir KurtanClmn beklentisi i<;indeydiler. Roma hakimiyeti doneminde mesihr;ilik inancma siyasi bir ideoloji de eklendi; oysa "benim kralllglm bu dunyada degildir diyen isa bu siyasal sorumlulugu hep reddetmi~tir.

DEKtPOliS SAMiRiYEI, S~miriye

r
'PERAiA

B - Yesse agaCl.

'h E no)
Emmaus ~

Kudus:.
Beytuilohm
YAHUDiYE

Betpan(iO

6UJDE1/Z

l~a'mn soyagaclIll gosteren ikonografik resim. Resimde Matta'cia da kaydedilen (I, 15-16) I,aya'nm kehaneti (XI, lID) belirtilmi,tir. Buna gore Yesse1nin torunu Davud'un soyundan bir Kral-Mesih gelecektir. (Saillt-Alldri-au-Bois maflasttrlna air Kutsal Kitap millyatiirii. XII. YY, Boulogne-sur-NIer belediye kiitiiphanesi Frallsa.)

I L DINLER VE MlrOLOJI

HRisTivANLIK
~ETiNLER
* sa'run I
isa'nm mucizeleri. lsa lneillerde hi~bir zaman olaganustu kudrete sahip mueizeler yaratan bir ins an, bir ufurLik~u olarak gosterilmemi~tir. Suphesiz, ger~ekle~en ~ifalar, dogal sure~lerde bir hlzlanma veya tersine donu~ gorunumundedir. Ama lsa, ununu kendisini ~evreleyen insanlann bekledigi olaganustu olaylara dayandumaYI asIa du~unmemi~, mueizeden once imaru, soma da sukGnu istemi~tir. Mesela, iki korun ~ifa bulmasmda: Ve lsa oradan ge~erken iki kor : "Ey Davud oglu, bize merhamet eyle !" diye ~aglrarak onun ardmdan gittiler. Ve eve vannea korler yaruna geldiler ; lsa onlara dedi: "bunu yapmaga kudretim olduguna inaruyor musunuz?" Korler kendisine, "Evet ya Rab", dediler. 0 zaman lsa : "Size imaruruza gore olsun" diyerek gozlerine dokundu. Onlann gozleri a~lldl. Ve lsa : "Sakirun kimse bunu bilmesin." diye onlara slki tenbih etti. Onlar ise ~lktllar ve butun memlekete bunu yaydJ1ar. (Matta, IX. 27-31.) Allah, demek ki lsa araelliglyla insana beden saghglru iade etmekte, kotuluk gerilemektedir. Baba'run gueu Oglun i~tirak ettigi mueizelerle karutlanmaktadu. Orada bulunan kalabahk i~in mueizeler, lsa'run kiiligi konusunda birer soru iaretiydi. Aeaba, "Ger~ek aCllanmlzl 0 taldl, ve elemlerimizi o yuklendi." (LIII, 4) diyen laya'run kehanetini ger~ekletirmi~ olmuyor muydu? Ineil yazan Yuhanna'ya gore ger~ekletirilen ifalar, ~ogalt1lan besinler, mueize denileeek bir taklm olgular, Allahm, lsa'da varoluunun alametleridir. Beden veya ruh hastahkIan olan erkek veya kadlnlara kar1 eylemleri de, AlIahm kullanna bahettigi iyiligin gostergesinden baka bir ey degildir. Isa, hasta olup da yardlma muhta~ olan ve AlIahm rahim olduguna iman " edip bunu gosterenlere dogru yonelmektedir. Nitekim, oglu umutsuz bir hastahga tutulmu bir baba ona dedi ki : "Eger bir ey yapabilirsen, bize ael, ve yardlm et." lsa ona dedi ki : "Eger yapabilirsem? lman edene her ey mumkundur." <;:oeugun babasl hemen bagmp dedi: "lman ederim! Ama iman noksarum i~in de bana yardlm eyle." (Markos, IX, 22-24). lsa'run iyiletirdiklerinde uyandlrdlgl derin itimat burada ~ok belirgindir. isa'mn azabl ve oliimii. lki gun soma F~ slh ve Hamursuz bayraml olaeakb; bakahinler ve yazleJ1ar hileyle onu nasil tutup 01dureeeklerini aratmyorlardl. .. On Ikiler'den biri olan Yahuda Iskariotes, Isa'YI ele vermek i~in onlann yaruna gitti. Onlar da bunu iittikleri zaman sevindiler ve kendisine para vermeyi vaat ettiler.. Isa'YI bakahine goturduler. Bakahin kendisini sorguya ~ekti : "Mubarekin Oglu Mesih sen misin?" Isa da dedi: "Benim, ve Insanoglunun Kudretin sagmda oturdugunu, ve gogun bulutlanyla geldigini goreeeksiniz." Bakahin esvaplru Ylrtlp dedi: "Siz kufurLi iittiniz; size nasll gorunur?" Olumu hak etti diye hepsi hukmettiler... Sabahleyin, Isa'YI bagladJ1ar ve onu Pilatus'a goturup verdiler. Pilatus da ona sordu : "Sen Yahudilerin Krah mlSln?" o da eevap verip ona dedi: "Soyledigin gibidir" Ba~kahinler onu ~ok ~eylerle itham ettiler. Pilatus yine ondan sorup dedi: "Sen hi~ eevap vermiyor musun? Bak ne kadar eylerle seni itham ediyorlar." Fakat lsa artlk hi~ eevap vermedi.. Pilatus haw memnun etmek istediginden lsa'YI dovdurdukten soma ~armlha gerilsin diye verdi. Askerler onu saraym avlusuna goturduler, erguvaill giydirdiler, bir diken ta~ orLip bama koydular; onu selamlamaga baladllar. Selam ey Yahudilerin Krah! Bir kamlla bama vurdular, uzerine tukurduler, ve diz ~okup ona seede kildllar. Onunla alay ettikten sonra ~armlha gerilmek uzere Goigota denilen yere getirdiler. Ona l11urle kanlk arap verdiler: fakat almadl. U~uneu saatti onu ~armlha gerdiler. Biri sagmda, biri solunda, iki haydudu onunla beraber ~armlha gerdiler... Dokuzuneu saatte Isa yuksek sesle bagudl : "Eloi, loi, lama sabaktani?" ki tercume edildiginde Allahlm, Allahlm beni ni~in terk ettin? " demektir. Orada duranlardan bazllan bunu iitinee : "lte lIya'YI ~agmyor" dediler. Biri koup bir si~ngeri sirkeyle doldurdu ve bir kamla takJp i~irdi, ve dedi: "Blrakin gorelim, lIya onu indirmege gelir mi?" lsa yuksek ses ~Ikanp ruhunu teslim etti. Ve tapmagm perdesi yukandan aaglya kadar ikiye aynldl. Isa'run karlsmda duran yuzba1 onun ruhunu boyle teslim ettigini gordugu zaman : "Ger~ekten, bu adam Allahm Oglu idi" dedi" (Markos, XIV-XV).
I

I
I

ya~aml Matta, Markos, Luka ve Yuhanna taranndan kaleme ahnml~ dart lneil'de anlatllml~tlr. Bunlardan ilk I u~u aralanndaki benzerlikten oturu kiliseee sinoptik (Yunanea toptan gorLinu~ ,,) saylhr. Bu arada Kilise yonetiminee tarunmayan, apokrif (gen;ekliligi su goturur, inarulmaSI gu~) lneiller denen, lsa'run hayatl konusunda butun hristiyanlann dini duygulanna yonelik hikayeler anlatan ve ~oeuklugu hakkmda bilgiler veren Yakubun lnei!'i gibi metinler de vardu.

'

isa'nm dogumu. Ve vaki oldu ki, 0 gUnlerde butun dunyarun tahriri yapllsm diye imparator Augustus tarafmdan buyrultu ~Iktl. Kirinius Suriye valisi bulundugu zamanda yapJ1an ilk tahrir bu idi. Herkes yazJ1mak i~in kendi ~ehrine gitti. Yusuf da Davud evinden ve onuri soyundan bulundugu i~in, Galile'deki (Celile) Nama ~ehrinden, Yahudiye'de Davud'un ~ehri olan Bey tullahim, ni~anhsl Meryem'le beraber, orada yazllmak uzere ~Iktl ; Meryem de gebe idi. Ve vaki oldu ki, orada bulunurlarken dogurmaSl gunleri geldi. IIk oglunu dogurdu ; kundaga sardl, ve onu bir yemlige yatudl, ~unku handa onlara yer yoktu. Ayru eivarda ~obanlar vardl ; geeeleyin kJrda kalarak surulerini nobetle bekliyorlardl. Rabbin bir melegi onlann yarunda durdu, ve Rabbin izzeti onlann ~evresini aydlnlattl; ~ok korktular. Melek de onlara dedi: "Korkmaym, ~unku i~te ben size butun kavme olaeak buyuk sevinci mujdeliyorum. <;:unku bugun Davud'un ~ehrinde size KurtanCl dogdu. 0 da Rab Mesih'dir." Ve birdenbire melekle beraber gok ordusundan bir eumhur AlIaha hamdederek dediler: "En yueelerde AlIaha izzet, ve yeryuzunde razl oldugu adamlara selamet." Ve vaki oldu ki, melekler ~obanlann yarundan goklere ~ekildikleri zaman onlar birbirlerine dediler : "Haydi Bey tullahime kadar gidelim ve Rabbin bize bildirdigi vaki bu ~eyi gorelim". Ve segirterek geldiler, Meryemi, Yusufu ve yemlikte yatan ~oeugu buldular. "

'

, .

i
I

A isa'mn

dogumu

ve

~oban1ara verilen miijde.


lsaJrun dogumunu edinen resimlerde ya bir magarada bir kuHibenin <;:er. Kilise konu olay, ya cia

~-----------'I

-=--~
i

HRisTiv ANLIK

,~ ~

VE MucizE

-----,

burada oldugu gibi 'ahta


i<;:inde getarafmdan

apok saylian tncilde bulunan ama Luka InciHncle bulunmayan anlatlma uygun olarak Isa ,ocugun yaruba~mda duran 6kiiz ve ejek ilg; ,ekicidir (Padova'dakl~ Scroyegni kilise+ si"de Giolto'nult freskl~
1303-'/304.)

'-

Mucize kavraml ne felseR, ne de billmsel bir kavramdlr. Dinsel antropoloji alaruna giren bir kavramdu. Bir~ok insan topluIuklannda mueize, doga yasalanrun ihlali " degil, insarun ya~adlgl dunyada gaze gorunmeyen ustun ve ilam gu~lerin birer goruntusu sayllmltlr. Olaylan ahllmlm mantlk dogrultusunda algllanabilen olgulann dlma ta~lyan harikalar ve mueizeler AlIahm varhgrmn karutlan olarak kabul edilmitir. Mueizelere Eski Ahit'te nadiren rastlandlgl halde, Yeni Ahit'te Allahm Oglunun ger~ekletirdigi ffiucizelerin hikaye ediliine slk slk rastlanmaktadu. Hristiyanllk ta ermilerin arasma katllma, aZlZ olarak tarunma sUre<;lerinde mueizeler buyuk rol oynar.

! I'

I
I

: I .~_"i

~----_.

- .....

-.----;---

D'NLER VE M,rOLOJ'

lsa'mn dirilmesi. "Sebt gunu ge~ince Mecdelli Meryem Yakubun anasl Meryem, ve Salome gelip ona surmek i~in baharlar satm aldllar. Ve haftarun ilk gununde sabah ~ok erken, gune~ dogdugu vakit, kabre geldiler. Aralannda diyorlardl: "Kabrin kaplsmdan ta1 bize kim yuvarlayacak?" Ve gozlerini kaldmnca ta1 yuvarlanml~ gorduler, ~unku pek buyuktu. Kabre girerek sag tarafta beyaz kaftan giymi bir genci oturuyor gorduler, ve ~ok ~atllar. 0 da onlara dedi : U$a~maym, siz ~armlha gerilmi Naslrah Isa'YI anyorsunuz; 0 kiyam etmitir; burada degildir; ite onu koyd uklan yer! Fakat gidin, onun akirtlerine ve Petrus'a deyin : 0 sizden once Galile'ye gidiyor ; size dedigi gibi kendisini orada goreceksiniz." . Kadlnlar da ~lkip kabirden ka~tllar; kimseye bir ~ey soylemediler, ~unku korkuyorlardL Haftarun ilk gununde sabah erken Isa kiyam ettigi zaman, once kendisinden yedi cin ~lkardlgl Mecdelli Meryem'e gorundu. 0 da gitti ve lsa'yla beraber bulunmu olanlara haber v~rdi; onlar yas tutmakta ve aglamakta idiler. lsa'run diri olup kendisine gorundugunu iittikleri zaman inanmadllar. Bu eylerden soma onlardan ikisine yuruyerek kira giderlerken, ba~ka surette gorundu. Soma sofrada otururlarken On Birler'e gorundu ve imanslzhklanndan ve yurek katillklanndan oturu onlan aYlpladl ; ~unku onu klyam etmi~ gorenlere inanmadllar." (Markos, XVI, 1-14).
<;:anruha gerilme.
taSl g6mliludur. <;armlh taki Isa'run bayu ve tablooun merkezinde bulunmasl, anun insanlann dlinyasma ait oldugunu, melekler tarafmdan tac;-

ILK CEMAATLER VE YAYILMA


%

ZULOMLERVE DiN KURBANIARI


Hristiyanllam ugradlgl ilk zulumler Jlogrom 'benzeri eylemlerdir: lnsanllgm yuz karaSI diye nitelenen hristiyanlara kar1 duyulan kinin ifadesidir. Roma de vleti yalruz duzeni korumak i~in mudahale eder. T raianus'un bir fermamyla II. yy'da her ey degiir : Imparatorlugu koruyan tannlan tammamak ve imparatoru tann kabul etmemek i~lenebilecek en buyuk su~tur (bk. sf. 300). En geni~ ~aph zulumler Marcus Aurelius doneminde 177'de, Decius zamamnda 250'de, Diocletianus zamarunda 303 ve 811' de yapllanlardlr. Bu sonuncu hareketin baanslzhgl 313'de Milano'da Constantinus tarafmdan hogorU fermammn yaYlnlanmasma sebep olur. Hristiyanlar bu din kurbanlanna martir , derler. Bu sozcuk yunanca martus, marturus tan gelir ve " taruk" demektil'. Martir, caruru vererek, Allaha olan baghhgllll ve sevgisini ispatlayan kiidir. Onun kaderi de, ikence gordukten soma ~armlha gerilerek oldurulen lsa'run kaderinin qidir. Mattirin yaayan bir azizlik simgesi ve sonsuz hayat umuduna en kestirme yoldan giden bir kul saYllmaslru anlamak pek de gu~ degildir.

Ha~m dihine c;6melmi~ olan Mecdelli Meryem glizel kokularla ovdugu


Isa'run ayaklanru 6pmektedic. Solda, Bakire Mer yem, havari Yuhanna/run

ve Zebede'nin ogullan run anasmm destegiyle ayakta durmaktadlr. SagIda, romah askerler , Isa'run elbisesini payla~l
yorlar. Hac;m altmda, ilk insan alan Adem'in kafa

lar ve kupalarla kar~i1anmas., ~imdiden gokyiizline ,'ktlgml simgeler. (Padova, Scrovegni kilisesindeki, Giallo (,eski, 13031304)

lk hristiyan cemaatleri, Luka'nm Resullerin lleri " kitabmda tarumladlgl Kudus modeline uygun olarak gelimitir. Bunlar ortakllgma varacak kadar ileri bir kardelik duygusu ve kendine ozgu ibadet ve dua yontemleri olan, dim cemaat ornekleridir. Klsa bir zaman i~inde, bu cemaatler Kilise'ye donuur, "Son Yemegi hatlrlamak i~in, ekmegi bolume ayinini benimser, lsa'run havarilerinin ogretilerine sadlk kaJarak, ayru ustadm ogrencileri arasmda kallCl, derin ve ahenkli bir birlik kurmaga c;ah~lrlar. Havarilerden hareketle, AIlahla turn hristiyanlar ve hristiyan alemi arasmda ilikiyi surdurecek bir ruhban slrufl zamanla geliecektir. Bir piskoposlar meclisi Hristiyanllk ogretisini yaymak ve korumakla gorevlendirilir. Aralanndan biri lsa'run karuru ve etini paylama ayinini yonetir, bapiskopos olur (episkopos). Din! ayinleri yonetmek ve kutsal metinleri okumakla gorevli papazlar, ayru zamanda hristiyan cemaatinin ortak mallanru idare etmekle, sosyal sorunlanru ~ozurnlemekle.le gorevlidirler. Birinci yuzYlhn sonundan balayarak iyice yerleen bu duzen, her kiliseyi, Isa'Yl temsil eden piskoposun etrafmda toplayacak ve giderek kaliCl bir muessese niteligi kazanan kilise hristiyan birliginin gozle gorulen merkezi olacaktlr. I. yy'm sonunda, Hristiyanllgm ilk devri kapanml, Isa'YI taruml olan havariler kuagl ortadan kalkmltl. Ama, Kudus, Filistin Kayseriyesi, Antakya, Efes, Philippoi, Atina, Korinthos, lskenderiye gibi dogu kentleri ~oktan havarilerin etkisi alMa girmi durumdaydL Boylece onemli yahudi topluluklanrun yaadlgl kiYI kentlerinde ve limanlarda hristiyan cemaatlan olutu. Batlda, 0 tarihte yalruz Roma'da bir toplulugun varhgl soz konusu olabilir. Bu ilk hristiyanlar til

caret erbabl yahudiIer, halk tabakasmdan hamallar ve kolelerdir. Z~ngin kentlerde, hristiyan propagandasl zenginler arasmda da tutunur: mesela Kudus'te, ruhban Slrufmdan bazl kimseler, Neron zamarunda (54-68) Roma'da yuksek aristokrasi i~inde sempatizanlar yeni dine yonelir. Buna karlhk, klfSal kesimde halk daha yuzlerce yl1 hristiyanllg1 benimsemeyecek ve kendi ~ok eski animist dinini surdurecektir. Bu arada lsa'mn ogretileri bir araya toplanarak dart incil bi~iminde ya:Cl/a ge~irildi. Boylece yeni dinin doguunun daha ilk aamasmda ruham yetki, inan~ ilkeleri ve kutsal metinler bakimmdan temiz, tam baglaYICIolmasa da tarumlaYICI, yani Hristiyarillgm temellerini ve lsa'run ogretisini tarutlCl yazlh bir ~er~eve olu~tu.

FiLiooUE
TARTISMASI
Latince ve oguldan demek olan FiIioque keliriiesi Credo'ya (amenti.i) XI. yy'da Kilise tarafmdan eklenmi~tir: Babadan ohna Ruhulkudus'e inaruyorum". Bu eklenti Dogu ve Batl kiliselerinin birbirinden aynhnasma sebep 01mutur (bk. sf. 317). Dogu kiliseleri o gune kadar kullandlklan metne sadlk kahnaYI tercih etmilerdir : Babadan ve Oguldan ohna Ruhulkudus'e inaruyorum.

DI"!f!R VE MirOLOJi

KATOLiK KiLisESi
KiLiSENiN ANA iLKELERi
sa tarafmdan kurulan kilise, Allamn goklerde ve yerlerdeki hakirniyetini tarumaga davet edilen miirninler topluluguduro Vatikan II. konsilinin son zamanlarda verdigi tarum oyledir : Kilise Y eni Ahit'teki Allamn milletidir (Lumen Gentium, 9). Hristiyanhk amentiisii (Credo), kiliseyi bir iman konusu olarak belirtir: birdir, kutSaIdlr, katoliktir ve apostoliktir. Birdir, ~iinkii kilise, kurucusunun kesin iradesiyle (<< bir olsunlar) yaar. Tek bir Allah ve Baba, tek bir vaftiz, tek bir iman, tek bir Allaha inanslnlar demitir. Bu birlik, lsa tarafmdan miiminlerin siirn ~obaru ola-. rak atanml havari Petrus'un halefi alan Roma piskoposunun etrafmda toplanmalanyla belli olur. Kutsaldtr, ~iinkii kilisenin biitiin iiyeleri, kendilerini kurtaran Allahm kutsalllgiru yaamaya ~agnhdlr. Kilisenin yaptudlgl dim eylernler bu kutsallamarun birer aracldlr. Katoliktir, ~iinkii kilise bir goniil birligidir (katholikos, yunanca evrensel demektir). Kiiltiirleri ne olursa olsun tiim insanlara kurtulu miijdesini verir, Allalun goklerde ve yeryiiziindeki varhglru, hakimiyetini teblig eder. Apostoliktir, zira ogrettigi ve yaydlgl tiim biIgiler kurtuIuun miijdesini, bu bilgileri dogrudan dogruya lsa'dan edinmi alan havarilerden almltu. Bu miijdenin devamlru havarilerin halefleri saglamltlr. Kutsal metinler onlann eseridir. Havari halefligi bu bakimdan hem ogretinin balangl~taki ashna uygunlugunun hem de yere1 kiliselerin bamdaki piskoposlann otoritesinin merulugunun temelidir. Orta <;:agda saruldlgl gibi her piskopos bir havarinin haIefi degiIdir.

atolik kilisesinin bal papadlr. Papanm bu baklmdan bir~ok slfatl vardn ve bu slfatlar Vatikan'm resmi kilavuzu Annuario Pontificio'da oyle slralamr : Roma piskoposu, lsa Mesih'in vekili (Vicarius), havarilerin balrun (Aziz Petrus) halefi, Bat! kilisesi'nin en yiiksek piskoposu (pintefex), Batl patrigi, Italya'run en yetkili piskoposu (primatus), Roma bolgesi bapiskoposu ve metropoliti, Vatikan devletinin hiikiimdan. Katolik ogretisine gore, kilisenin en yiiksek ogretmeni saYllan papa, belirli koullarda iman ve ahlak konulannda dile getirdigi ogretilerde hi~ bir zaman yarulmaz. Papamn kilisenin biitiin iiyeleri iizerinde, kesin yargl yetkisi vardlr. Papa kilise hiyerarisinde en yiiksek makamdn, baglmslz Vatikan devletinin de baldu. Papay' Kardinailer meclisi se~er. Merkezi yonetim. Kilisenin biitiin ileri, Roma'da, paparun sorumlulugu alt!nda, bir hiikl1met, mahkeme1er ve kamu gorevlileri tarafllldan yiiriitiiliir. Papalik makamma bagh ~eitli dairelere belirli konularda uzmanlaml heyetler, ~ogunlukla kardinaller tarafllldan yonetilir ; aynca aylikll laik memur ve uzmanlardan da faydalamhr. Memurlann iten ~Ikanlmalan eskiden imkanslzd" bugiin biitiin gorevler papa run oliimiiyle sana ermektedir ; 75 ya ise ~ahma Slrun kabul edilmitir. Papahk makamma bagh daireler son defa, VI. Paulus'un 15 agustos 1967 tarihli btlyrultusuyla yeniden diizenlenmitir (bk. sf. 315'teki ema). BoIgeseI orgiitler. Papadan soma gelen ilk makam ve unvan kardinalliktir. Kardinaller'in bir paparun yonetimi siiresince Roma'daki toplant!lanna konsistuar adl verilir. Kardinalleri dogrudan dogruya papa se~er. SaYllan 120'yi, se~ilebilme ~agl 80 yal amaz. XVI. yy'dan beri ilk kez italyan olmadlgl halde se~ilen II. Johannes Paulus, papahglrun ilk on senesinde (1978-1988) 85 kardinal ataml~ ve 0 zamana kadar geleneksel olarak ~ogunlugu italyan alan avrupah kardinaller aleyhine dengeyi degitirmi~tir. Piskoposlan da papa tayin eder ; ancak bolgesel bir durum sebebiyle temsil konusunda bir sorun ~lkt!glllda, atama hakkt bir hiikl1mete veya yerel kilise adamllla devredilebilir. Piskopos dim bir bolgenin bamda bulunur. Otoritesini daha biiyiik bir bolgenin balllda bulunan bapiskopostan ahr.

A, B

Killsede ayin (eski ve yem tutum). A~aglda, reform ertesi: sunak diimdiiz bir masa; ramp yiiziinii cemaate dorunii~, ardmda ~agda~ bir C:=anmhta Isall heykeli. Yardlmcilan yarunda ve ayakta.
II

Yukanda, 1957 oncesi: ramp sntuu cemaate donmii~, aralannda bir mesafe; kutsarnm~ ek mek havacla i ardmda, ama bir basamak a~aglda korodan i~ c;ocuk. .

Bir kurum. Katolik kilisesi imanda birlikten ibaret degildir. Derece maSI alan, ritleri ve torenleri insaru Allahm inayetine ulatuan bir kurulu i~inde, miiminleri kardqlik baglanyla birletiren ozel bir kurum olarak tarihi varhgml 2000 Ylldan beri siirdiirmektedir. Bundan, kilise hukuku denen bir dim hukuk ortaya ~lkar. Uzun tarihi bir geliim ge~iren Katoliklik, T eblig kaynagl olarak sadece kitaplan almayan, Gelenegi ve otoriteyi taruyan, iman a~lsmdan papanm ve piskoposlann ogretisine iiyelerin gosterdigi sadakat ve itaatla da belirlenen bir kurumdur. Roma katolik kilisesinin ana ilkelerinden biri de Meryem Anayla azizlere edilen dualardn.

DUNYADA HRiSTiYANLIK
Diinyada hristiyanlann saYlsl bugiin 1,5 milyara ulamlt!r: bunlann % 59'u katolik, % 29'u protestan ve % 11'i ortodokstur.

Kuzey Amerika. Toplam nufus i~inde hristiyanlar ~ogunluktadlT: % 36 protestan, % 33 katolik olmak iizere % 87. Latin Amerika. -------Halkm bliylik ~ogunlugu katoliktir. Haiti veya Dominik Cumhuriyeti gibi bazi bolgelerde karma inan~h uygulamalar
6nemli yeT tutar. Hristiyanhk QzellikJe or-

rada, Giiney Afrika'da ve batt klyliannda, bir de, Sahra'nm giineyinde g6


riilur.

Kuzn

Avustralya ve Yeni Zelanda. Hristiyanlar biiyuk ~o gunluktadH (slraslyla %


84 ve % 91).
@

l, AMERiKA( :"4; ~ ';R


0 \

Asgr ad!
Madeira ad.G G Kanarya adl "by e.il BurunG adala"

ASYA
Maka~ Hongkong , FiLipiNLER

Societe

ado Ion

oSey~eller

iNDeN~ZY~"

~Gkatolik Avrupa. Kuzeyde Protestanhk, latin iilkelerinde ve lrlanda'da Kat~liklik hakirn dir. Doguya dogru Ortodoksluk ballar.

o Pitcairn

Do proteston
Do artadaks GUNEY AFRiKA

fe

Mauritius

La Reunion

kulak, burun delikleri, aglz, el ve ayaklan kutsal yagla ovulur. 1973'ten beri oliim ha.linde olmayan hastalara da uygulanabilmektedir. Kutsama nedir ? Katolik kilisesi kutsamayl ~oyle tarumlar: dogaiistii sevgiye yol a.;an kutsal hareketler ve dini torenier. Her kutsama kendine ozgii bir sevgi yaratlr. Katolik kilisesi yedi kutsama kabul eder: vaftiz, tespit, ~arapli ekmek, giinah ';Ikarma, hastalann kutsanmasl (veya son dual, rahipligin kutsanmasl, evliligin kutsanmasl. Katolikligin benimsedigi bu kutsamalar ilk kez tannbilimci Pierre Lombard tarafmdan XII. yiizyilda, kitaplanrun dordiinciisiinde (Ozdeyi~/er Kitabt) sayilrru~tlr. Resmen tarumlanmalanysa 1208 tarihinde papa III. Innocentius'un ve 1274 Ylhnda bizans imparatoru Mikhail Palailogos'un a';lklamalannda yer alml~tlr. Vaftiz. <;:ocugun hristiyan topluluguna alinma torenidir. Isa'run kurumla~tlrdlgl bu toren, ilk giinahm izierini silerek, dine gireni Allahm inayetine ula~tlnr. Ya ana babasl tarafmdan hristiyan inancma uyacagl sozii verilen .;ocuklan iizerinde, ya da din ogretimi gormii~, kotiiliiklerden slynhp ger.;ek bir hristiyan gibi ya~ayacagma soz veren ergin bir insan iizerinde icra edilir. Genellikle bir rahip tarafmdan ger.;ekle~tirilen toren, .;aresiz kalmdlgmda, acil durumlarda veya oliim arunda, vaftiz edilmi~ bir laik tarafmdan da icra edilebilir. Tespit. Vaftizin toreninin tamarnIaYlClsIdlr. AmacI, vaftiz edileni kavu~tugu yeni imarunda desteklemektir. Piskopos veya temsilcisince ger.;ekle~tirilen torende, vaftiz olarun alru kutsal yagla ovulur, Kutsal Ruhun ve onun verdigi yedi yetenegin iizerinde oldugunu simgelemek iizere eller alna d~gdirilir. Rahiplik kutsamasl. Rahiplik gorevlerini yerine getirme yetkisini saglar. Piskopos.;a yerine getirilen T ann .;agnsl uyannca rahip adaylan, papaz ~Irakllgl ve diyakozluk gibi kii~iiklii biiyiiklii birtakun gorevler iistlenirler. 1972 Yllmda yapilan degi~iklikten beri ~eytan kovalaylcl, kapici gibi gorevler kaldlnlml~tlr.

Evliligin kutsanmasl. Bir aile kurma karan veren kadinia erkek arasmdaki kopmayacak ili~kiyi, Isa'yla kiliseyi birbirine baglayan duyguyla bir tutar. Demek ki, katolik kilisesi bo~anmaYl kabul etmez. Bununia beraber Roma'daki rota mahkemesinde a';llacak bir davayla, bazl ~artlar altlnda evIiligin ge.;er-siz oldugu karan ahnabilir. EvIiligin kutsanmasl bir rahibin yonetmedigi tek torendir. KutsamaYI ger~ekle~tirenier e~lerdir. Rahip sadece tarukllk etmekle yetinir, oniann kar~Ihkll nzalanru aldlktan soma birlikteliklerini kutsar.

HRisriv ANLIKT A
GUNAH

<;:1 KARMA
Katolik hristiyaniar bagl~lanma amaciyla giinahlanru gizli olarak papaza itiraf ederler. VIII. yy'dan beri gizli yapilan bu itiraf N. Laterano konsili (1215) karan ile Katolik kilisesine bagli 'herkes i~in mecburl blindl: Sir saklama .;agma gelmi~ kadm veya erkek iman sahibi her insan, taruk bulunmayan bir yerde Yllda en az bir kere kendi rahibine giinah ';Ikarsm ve verilecek cezaYl giiciine gore yerine getirmege ~ah~sm. Rahibinin kabul ettigi, bu i~i engelleyen me~ru bir mazeret dl~mda, hi.; degilse Paskalya'da Kudas kutsamaslru yerine getirsin. Biitiin bunian uygulamazsa, ya~am boyu kiliseye girmesi yasaklansm ve oliimiinde hristiyan kabrine gomiilmesin. Bu hiikiim kiliselerde alenen ve slk slk okunsun, ta ki mazeret olarak hi.; kimse cehaletini one siiremesin. GiinahIanru yabanci bir rahibe ';Ikarmak durumunda kalan, bunun i~in once kendi rahibinden izin alsm. Aksi halde oteki rahibin ne affetme, ne de hiikme varma yetkisi olur. I>

I ~arapla

ekmek

payla~dmasl (kudas).

Katolikligin kabul ettigi yedi kutsamarun I i.;inde en onemlisidir. fsa'run oliim giiniinonceki gece miiritleriyle birlikte yed,igi I den Son Yemebte onerdigi kutsamadlr. Ozverinin (kurban olma) gostergesi olan ekI mek ve ~arabl ancak bir rahip kutsalla~tlraI

B Papa. ~a.pkasl
1I1Il) (Illllril)

ve boyun gorlilen

bagil yun atklslyla (,Jt1l1ibir torrnde

II. Johannes Paulus (Karol Wojryla) [d. 1920J. 1978'de papa se,ildi.

bilir. Trento konsilinde tarumlanan ogretiye gore, ekmekle ~arap 0 zaman hakikaten ve maddeten Isa'run bedeni ve karu, ruhu ve tannhgl vas&ru alirl>. Papa X. Pius 1910 tarihinde, din egitimi gormii~, sorurnluluk . ta~lyacak kadar olgun gen.; .;ocuklarda da kudas ayininin ger.;ekle~mesine izin vermi~tir. Giinah ~rrna. Bu da Isa tara&ndan bildirilmi~tir. Eskiden toplu halde, biitiin hristiyan cemaatl oniinde yapllan bu toren, zaman i.;inde kulaktan kulaga gizli yapllan bir itirafa donii~mii~tiir. Allahm af& katolik rahibin agzmdan ';Ikar. Allalu giicendirdigini samimiyetle itiraf eden, giinahIanru a~lk.;a aniatan ve pi~manhglIU belirten, bundan boyle hristiyan gibi ya~amak istedigini soyleyen kimsenin giinahIanru rahip Allah adlna afeder. Hastalann kutsanmaSI. Bir zamaniar sadece olmek iizere olaniara uygulanan (son dua, son kutsama adl bundandu) bu torende, .;ektigi bedeni acilar kar~lSlnda hastaYI gii~lendirmek amaClyla dualar okunur, goz,
A -

BA$BAKANUK
ana organ:

bOjbakan tarefmdan yonelilir

c=J
c::J

Hristiyanlann ; hristiyan olmayanlarln inanmayanlann

birligi i<;in laikler i<;in; Adalel ve Barl~ komisyonu. Apastalik cezoevi ; apostolik imza. Piskoposlor i<;in; ruhban s,",f, i<;in ; din adamlarl ve laik ensliluler i<;in ; kalolik egilimi ; iman ogretisi ; Dogu kiliseleri ; dinselloren disiplini ; dinsellapmma ; milletlerin hristiyanlajtlrllmaSi ; azizlerin ijleri. Kan<;darya ; maliye bakanllgl , em10kdairesi , aposlolik oda ; sorey mudurlugu ,
istatistik doiresi.

c=J
c::J

PapaW<

makann. reforma kadar surekli geli~mi~tir.


deki son

Bir

imparatorluk saraYl dilzeninde, N. yy'dan iti baren kurulmuj, 1967'

c=J

KAToLiK KiLisESi
I PAPALI.KTA
$

I HALEFIYET
bir sure yerlqen Petrus'tan bu yana, 1978'de se<;ilen II. Johannes Paulus'a kadar papahk tahtma 262 papa oturdu. Bunlara, Kilisenin tarumadlgl, amijJapa diye arulan ve usulune uygun se<;ilmeyenleri de ekJemek gerekir. Bu sonuncular ozellikle Buyuk Aynhk devrinde gelen papalardlr. Batl Kilisesi birliginin bozuldugu 1378-1417 tarihleri arasmda Roma'da yerle~mi~ papaJar (VI. Urbanus, IX. Bonifatius, VII. Innocenti us ve XII. Gregorius), kar~IJannda rakip olarak Fransa'da Avignon'la (VII. Clemens ve XIII. Benedietus) Italya'.da Piza'ya 01. Alexander ve XXIII. Johannes) yerlqen papalan bulduJar. 1409'Ja 1415 YIJIan arasmda Avrupil'da, aym anda, me~ru olduklanru iddia eden u<; ayn papa yard!. Bu <;okpapah rekabet, Hristiyanllgl kmp ge<;iren kara vebadan soma, ikinci bir Ylkim olarak kabul edilmi~tir. Konstans'da toplanan konsil (1414-1418) Kilisedeki bu bolunmeye son vermi~tir.

f!1 sa'nm vekili olan ve Antakya'da i! kaldlktan soma Roma'ya gelip

18 temmuz 1870'de Pastor aeternus bildirisinde belirttigi gibi, Kilisenin birligini koruyabilmesi i<;in papa, " Kiliserun bamda bulunma hakklru, lsa'run bizzat yetkili kildlgl Petrus'tan alml~tlr ,,_VI. Paulus zamanmdan beri pap alar, 120 piskopostan oJu~an Kardinailer Meclisi tarafmdan, u<;te ikiden bir fazla oyla se<;ilir. Se<;ilir se<;ilmez, evrensel Roma katolik kilisesi uzerindeki hakimiyetini ustlenir. Yonetimi, her piskoposunki gibi, ii<;yetki ve gorevi kapsar : hristiyan toplumunu kutsamak, hristiyan. ogretisini yaymak, kiliseyi yonetmek. Ustiin durumu, piskoposlar topluluguna sayglda kusur etmeksizin, din! kurumlann tamammm denetiminde ve canlandmlmasmda ona slrurslz bir iktidar saglar. Ogretim yetkisi. Paparun ogretim yetkisi, 1870'de Vatikan l'de de tammlandlg1 gibi, papamn yamlmazhgl dogmasma dayarur. Ex cathedra konu~tugu zaman,. yani Genelge yoluyJa uzaktan veya yakindan vahiyle ilgili bir ogretiyi tarumJarken, Kutsal Ruhun kendisine sagladlgl destek sayesinde elinde buJundurdugu yarulmazhga mtlru dayar. Boyle durumlarda aldlgl kararlar kesindir, degi~tirilmez. Gene de, bu tiir bir i~leme nadiren rastlamr; XII. Pius 1950' de Bakire Meryem'in Uruc'u dogmaslru ilan etmek i<;in, butun piskoposlann fikrini almaYl ihmal etmemi~ti. Ogretim genellikle biitiin piskoposluklara veya btitun hristiyanllk alemine ya da ozel kiliselere gonderilen papa mektupJanyJa ger<;ekle~tirilir. Guncel onemIi konulara deginen bu mektuplar, metnin Iatince ilk iki sozciigii ile adlandmhr. Yiinetim yetkisi. Kiliseyi yonetme yetkisi, ku~kusuz iistiin bir otoritenin hakkidlr; ama bu, paparun piskoposlann yerine hareket etmesi demek degildir. Piskoposlar, bir devletin valileri gibi, yerel kiliselerin balOa yollanml~ gorevliler degiJdirler. Roma piskoposunun iistunliigii, onu rehber olarak tamyan tiim kiliselerin birligini, piskoposlar topluluguyla surekli i~birligi halinde saglamaslru da gerektirir. Bu hukGmet etme gorevinde, bir klsml Roma'da ikamet eden kardinallerin olu~turdugu KardinalJer Meclisi papaya yardlmcl olur. Roma'daki kardinallerin bir bolumu, ozel din yayma kurumIan olan tarikatlan yonetirler. Papa kiJiselere ve devletlere temsilciler gonderir. Ozel ve belirli bir konuyu goru~mek iizere olaganiistii delegeler de yolJayabilir: Fransa'da kilise ile devletin aynlmaslru, laikJik ilkesinin benimsenmesini kinamak (1906), fa~izme (1931), nasyonal sosyalizme (1937) veya komunizme (1963) kar~l tavnru a<;lklamak, dogum kontrolu ve gebeligin onlenmesi konulannda kilisenin gorii~unu beJirtmek gibi.

rumlar ve demokratik rejimlerin talepleri hususunda da, maSI geJdik<;e Kilisenin gorii~unu ve tutumunu belirtmekten geri durmadllar. <;:agda~ diinyarun duygulanna ceyap vererek havariJerin ogiitledigi insarun butiinliigiinu koruma gorevlerini yerine getirirken, hristiyan olsun olmasm diinya kamuoyunun ilgisini ~ekmeyi ve daima gundemde kalmaYI da ba~ardlJar. XIII. Leo (1878-1903) katolik franslz1ardan cumhuriyeti desteklemelerini istedi. X. Pius (1903-1914) dinde <;agda~hga ve laiklik anlaYl~ma kar~l <;lktl. XV. Benedictus (1914-1922), Dogu kiliseleriyle ili~kileri geli~tirdi. XI. Pius (1922-1939), dikta rejimlerine ~iddetle kar~l durdu (XII. Pius, XXIII. Johannes ve VI. Paulus i<;ina~agldaki resim altl yazllanna baktruz)_ I. Johannes Paulus, 1958 yI1lOda papahk makammda, 0 da agu hastayken 33 gun kaJabildi. II. Johannes Paulus (1978' de se<;ilen bugunku papa) ise, slk seyahat eden, <;agnmz insamyla ve sorunlanyla yakmdan ilgilenen, ger~ek anlamda <;agda~bir din! lider olarak ilgi <;ekti.

A -

XII. Pius.
[1876Vati-

t\

(Eugenio Pacelli) 1958]. A1manya'da

V. Martinus (1417-1431). IV. Eugenius (1431-1447). V. Nicolaus (1447 -1455). 1lI. Calixtus (1455-1458). II. Pius (1458-1464). II. Paulus (1464-1471). N. Sixtus (1471-1484).

VlII.lnnocentius
(1484-1492). VI. Alexander (1492-1503). Ill. Pius (1503). II. Julius (1503-1513). X. Leo (1513-1521).

VI. Haclrianus
(1522-1523). VII. Clemens (1523-1534). Ill. Paulus (1534-1549). Ill. Julius (1550-1555). II.Marcelius (1555). IV. Paulus (1555-1559). IV. Pius (1559-1565). V. Pius (1566-1572).

VII. Alexander (1655-1667). lX. Clemens (1667-1669). X. Clemens (1670-1676). XI. Innocencius (1676-1689). VIII. Alexander (1689-1691). XII. Innocenti us (1691-1700). XI. Clemens (1700-1721). XIII. Innocentius (1721-1724). XIII. Benedictus (1724-1730). XII. Clemens (1730-1740). XIV. Benedictus (1740-1758). XIII. Clemens (1758-1769).

kan temsi1cisi, Xl. Pius'un ba~bakaru, 1929'da


kardinal oldu, 1939'da

papa se~ildi. Ogreti ve


disiplin aC;lsmdan kilise run geleneksel tutumuna sad.k kaldl. 1950'de As-

somption (Bakire Meryem'in Uruc'u) dogmas!ru belirleyip ilan etti. Sava~ sirasmcla bin;ok muI-

teciyi Vatikan'da sakla dlgl halde, nazilerin vah~etine kar~l ,(sessiz kah~1c;okele~tirildi.

B - XXIII.

Johannes_ RonBulga-

XN. Clemens
(1769-1774). VI. Pius (1775-1799). VII. Pius (1800-1823). XII. Leo (1823-1829). VIII. Pius (1829-1830). XVI. Gregoriu5 (1831-1846). IX. Pius (1846-1878). XIII. Leo (1878-1903). X. Pius (1903-1914). XV. Benedictus (1914-1922) XI. Pius (1922-1939). XII. Pius (1939-1958). XXIII. Johannes (1958-1963). VI. Paulus (1963- I 978). I. Johannes Paulus (1978). II. Johannes Paulus (1978'de se,ildi).

(Angelo Giuseppe calli) [1881-1963].

ristan ve Ti.i:rkiye'den soma Paris'te Vatikan temsilcisi, Venedik kardinali Raffia

(1953)

oldu,

1958

XIII. Gregorius
(1572-1585). V. Sixtus (1585-1590). VII. Urbanus (1590). XIV. Gregorius (1590-1591). IX. lnnocentius (1591). VIII. Clemens (1592-1605). Xl. Leo (1605). V. Paulus (160,';-1621). XV. Gregorius (1621-1623). VIII. Urbanus (1623-1644). X. Innocentius (1644-1655).

ekiminde

papa
l)

sec;i1di.
kiIisesini

guncelle~tiren

papa

sayddl. 1962'de Vatikan II. konsilini topladl, 5os-

yal konulu ve ban~ ic;erikIi <;ok onemli iki ge


nelge yaYlmladl.

YiRMINCI YUZYIL PAPALARI


osyal kokenleri, yeti~meleri ve kilisedeki eski gorevleri baktmlOdan oldugu gibi, ki~ilikleri bakimmdan da <;ok farkll olmalanna ragmen, XIX. yy'm sonlanndan gunumiize kadar Kilisenin bama ge<;enlerin tutumlannda pek <;ok ortak nokta vardlr. Sekiz paparun her biri, liberal kapitalizmin ve ardlOdan marksizmleninizmin yol a<;tlgl sosyal ve ekonomik sorunlar konusunda oldugu kadar, totaliter rejimlerin dogu~uyla ortaya <;lkan siyasi du-

PAPANIN OTORiTESi VE YETKiLERi


etrus'un halefi saYllan papa, 'hukuken, Roma piskoposu ve Roma katolik kiJisesinin yeryuzundeki fanl reisidir. Petrus nasll havarilerin ilki idiyse, papa da piskoposlar meclisinin ba~ldlr ve onunla SIki i~birligi halindedir. Vatikan I. Konsilinin

(Giovanni Battista Montini) [1897-1978J, XII. Pi-

us/un ba~bakan yardlmC1S1, Milano ba~piskopo


su (1954), kardinal (1958) oldu, 1963'te papa se,ildi. XXIII. Johan-

lerini daha da ilerletti, Vatikan yonetimini yeniden diizenledi, bir<;oksinod topladl. Kiliselerin

I L

nes/in uzla~macl giri~im-

yakmla~masl i<;in <;aba harcadl. 1976/dan soma muhafazakar <;evrelerin husumetine hedef oldu.

316

DOGU VI ORTODOKS KiLisELERi


I TARiHI VERILER
ogu kiliseleri, Roma kilisesinin ve latin dilinin etkisi dlmda, Dogu Roma imparatorlugu i~inde gelimi kiliselerdir. Bu kiliseler V. yy'da bolunmege balad!. Nesturl kiIisesi 431'de (Efes konsiIi) otekilerden aynIdl; onu 451'de, isa'nm tek kiiliginde iki doga oldugunu one suren Khalkedon konsili bildirisini kabul etmeyenler izledi. Bu yuzden, bu kiIiseIere monofizit kiliseler adl verilir. 0 tarihIerde Dogu ve Batl kiliselerini birbirinden aynan og'I retisel herhangi bir fark yoktu. Latin kiIisesinin Credo duasma kendi bama {ilioql/e (ve oguldan) kavramlru (bk. s. 313) eklemesi, Dogu ile Batmm kopuuna sebep oldu (1054). 0 zamandan beri, {ilioql/e ogretisini I reddeden ve Khalkedon konsiline sadlk kaIan ortodoks kiIiseleri, Bizans'la ozdeleen ayn bir dunya oluturdular. Bu bolunme, ha~h seferleri slrasmda latin kilisesinin yerletirdigi paralel ve rakip hiyerari yuzunden busbuttin arttl. Bu arada Roma kiIisesiI nin obur kiIiseIere a~lhna giriimleri, Dogu hristiyanllglru bir kere daha boldu. Floransa konsilinde (1439-1442) bazl Dogu kiIiseleri, kendi oz kurum ve torenlerini korumak art1yla Roma kilisesiyle birletiler: bunlara Birleik Kiliseler (veya ortodoks terimiyle Uniat) denir. 451'de, Isa'run hem tann, hem . insan olarak tarumlanmasiru kabul etmeyen monofizit kiliselerle, ortodoks kiliseIeri bir I kudas bidigi i~inde degildi. Ama gunumuzde surduriilen diyalog, ~eitli kiliseIerin goruleri arasmda derin bir inan~ bidigi ve ozdelik bulundugunu gostermektedir. lahiyat tarihleri,.Dogu kiIiselerinin, fazIaea net olarak belirlenmi ogreti formullerine karl her zaman diren~ gosterdigini yazar. Bolunmeye sebep olan Ruhulkudus ayini tartlmasl, {ilioql/e kavgasl ; daha yakm zamanlarda, IX. Pius'un 1854'te ilan ettigi Meryem'in Bakire Hamileligi dogmaSlrun reddi; Bakire Theotokos, yani Allahm anaSI bakire kavraml Dogu kokenli o!dugu halde, 1950'deki Assomption (Bakire Meryem'in Urue'u) dogmasmm keza reddedihnesi, aneak bu karl durula a~lklanabilir. Dogma, ya~anmt~ bir deney. Bu kiIiselerde ogreti ve ruhameiIik kavramlan, kiIiseIerin ileri surdugu dogmarun ve tlhstiyanllk gizIerinin kiisel bir hayat teerubesiyle yaanml ohnasl artma baglarur. SeIamete erimede deneyseI bir ger~ek~ilikten soz edilebiIir. Mesela, Allahm kiisel niteIigini ve mutlak dlsalhglru -akmhk- beIirten teme! TesIis dogmasl (inanel), Tann konusunda bir ilahiyat bilgisi birikimi oImakIa kalmaz, ayru zamanda herkesin ulaabileeegi bir deneyin sonueu~ur. Dogma, selamete erimek i~in inarulmasl gereken bir dl etken degil, dim kurallara uygun yaayan her mumine saglanan bir degiebilme olanagldlr. Dini toren ve ayinlerin onemi. Hristiyan inanema gore, lsa'run sagladlgl kurtulua sadeee kilise i~inde ve sadeee kilise araClhglyla uIallabiIir. Her kiiyi kapsamma alan hristiyan yaammm kutsaIhk anlaYI1 bundan gelir; bu anlaYIta dini toren ve ayin buyuk rol oynar. VI. ve IX. yy'lar arasmda oluan bu ayinler, ~eitlilikten bir omeklige dogru geliti. Bazl ayin usulleri yava yava ortadan kalktl ve patrikhanenin bulundugu kentin ayin usulu yayglrilat1. Boyleee bizans ayin usulu asya ve pontus ayinlerinin yerini ahrken, suriye (Antakya, Kudus) ve kIpti (tskenderiye) ayin usulleri turn dogu ve mlSlr ayinlerinin yerini aid!. ~arklIann ve torenlerin eklenmesiyle ve metinlerin ~iir haIinde ifadesiyle daha da beIirginlqen bu ayinler, OrtodoksIuk'ta din adarnlanyla halk arasmdaki bidigi simgeler. Bu toreyi, gagun yeryuzunde teeellisi olarak herkes kendi bunyesinde yaar. <;:ogu zaman halkIn kendi diIiyle iera edildigi i~in daha etkiIi olan ayiriler, ikonalara gasterilen sayglyla bidikte, hristiyanllk ruhunu korumu, tarih boyunea ugradlkIan ~qitli zulme karl bir slgmak roW oynamltIr. Ozgiin kilise kavramt. Ortodokslugun temel farkIanndan biri de, kilise kavraml, kiliseye bakI a~lsldIr : surekli ve yaruhnaz bir al~utu ve monolitik bir yaplsl olmadlgmdan, Ortodoksluk, birligi ve kiIisenin evrenselligini, teminatl ve tek al~utu Kutsal Ruh olan inan~ o(takhgmda yaar. Bu dogruluk ruhu, sevgi baglyla birle~mi turn muminIerin i~indedir ve hristiyan cemaatlerinin bal olan piskoposlar gibi, agretiyi nefsinde toplaml din adamlanrun agzmda dile gelir. Demek ki her mumin, Allahm ona malum bldlgl dogruyu kabul edip etmemekte hurdur ve Kilisesine karl gosterdigi istemli ve akllh itaatten ve din kardelerine olan sevgiden, dogrudan dogruya kendisi sorurnludur.

"

II I

Dogu ve Ortodoks kiliselerinde manastldar, her zaman, ruham hayatm dorugunu oIuturmutur. Rum kilise babalanna gore kei, Ineilin emirlerini harfiyen yerine getiren bir hristiyandlr. Dogu hristiyan dunyasmda keiler toplu halde yaarlar ve aziz Basileios'un koydugu kurallan uygularlar. Bununla birIikte, yalruz bama (munzevi) yaamaYI surdurenlere gunumuzde bile rastlanmaktadn. Dunyadan uzak,

ISSIZbir yerde yalruz bama yaamarun (hesykhia), ~ile ~ekmek i~in, yani dua etmek ve Allaha yakmlamak i~in gerekli i~ huzura kavuma bakunmdan daha eIveriIi oldugu karusl yaygmdn. lnzivadaki bu i~e kapanma, gelenegin lsa duaSI diye adlandlrdlgl surekli dua etme yontemini de gelitireeekti. Aynaroz dagmda ilk defa ortaya ~lkan bu yontem, zaman ge~tik~e butun Dogu din ortamlna yayild!. KeiIik, tannlamarun gizeminden amek ahnarak yapllan bu surekli duayla, lsa peygamberin nasll daima hatlrda tutulaeaglrun ogrenildigi okuldur, denir.

ROMA'YLA KiLiSELER

BiRLE$EN

Aynaroz dag..
Dag Dogu

Kutsal

ke~i~lerinden kalan tUrn mirasl topladl. Halen 20 manastlrclan oluan bir konfederasyondur. netim olarak YOYuna-

nistan'a, dini aC;ldan


Istanbul (Fener) Rum patrigine . baghdlr.

Aynaroz dagt dua ve


Allaha yakla~ma fik

rinin en buyiik mer kezi oidu i ne var kif


hatall bir dG~Gnceyle erdem saYllan bu zi-

hinsel ve kiiltiirel inzivarun, insaru zaman dlma iten etkileri giderek anla~t1dl.

u katolik kiliselerinin 1986'da yaklalk 14 milyon uyesi yard!. Dogu ve Batl kiliseleri arasmdaki iIikilerde oynadlklan rol buyuktur. Katolik olmayan Dogu kiIiseIeri, Roma'yla birleen kiliseleri, Paparun otoritesini gu~lendirmek ve eskI geleneklere bagh kiIiseleri latinletirmek amael guden ara~lar gibi garmulerdir. Gunumuzde, Dogu ve Batl kiIiseIeri, kiIisenin evrenselligi ve hurriyet sorunlanrun milliyet~iIik karlsmdaki durumunu, rekabet havasmdan ~Ikararak bir diyalog haline getirmege ~ahmaktadlr. Maruni kilisesi (geIenekseI merkezi Lubnan'dlr). 600000'i batlda olmak uzere 1 670 000 uyesi vardlr (1986). Adlru N. yy'da monofizizme karl yurutulen savam bahea odagl olan, Suriye'deki St. Maron manastlnndan ahr. Kuruluu XVIII. yy'dadlr. Yanetimi Antakya marum bapiskoposunun eIindedir. Laik olan rahiplerinin bir~ogu evlidir. Ayin diIi Suryarlieeyse de, Arap~a da kullarulmaga ba~lanmltlr. Maruni kiIisesi bizans ayin usullerini red konusunda kararh tutum gostermi, daha Ha~h Seferleri daneminde Roma'ya bagl~nmltIr. Malabar Suryani kilisesi (Guney Hindistan). 1986'da 3875000 uyesi yard!. Roma'yla birlemesi XVIII. yy'da PortekizIilerin araeIllglyla ger~eklemitir. Ukrayna kiIisesi. 1943'te Rus kilisesine zorunlu iltihakIndan anee 4 340 000 uyesi vard!. 1986'da 550 OOO'iABD ve Kanada'da 01mak uzere BatIda 1 milyon kadar mumini yard!.

DOGU VE ORTODOKS KiLisELERi


Moskova patrikhanesi (kurulu 1589). Bizans kilisesinin devaml olacagml savunan ve ii~iincii Roma olma niyeti besleyen Rus kilisesinin 1917'den once 100 milyondan fazla iiyesi yard!. Bu tarihte balayan komiinist yonetimin baskllanna ragmen bugiin bile 50 rnilyona yakm bir cemaati vardu. Biikre patrikhanesi (T ransilvanya ve Romanya ozerk kiliselerinin birle~mesiyle 1925'te kuruldu). 14 milyon iiyesi yard!. Komiinist hiikGmet~e yaklndan izlenen bu kilise, Kiiltiir bakanllglrun kontrolu alandayd!. Yunanistan ozerk kilisesi. Bamda 1833'den beri Atina bapiskoposu bulunur. Her zaman devlete bagh kalmltlr. Bugiin 7,5 milyon kadar iiyesi vardu. Bulgaristan ozerk kilisesi (1945'te kuruldu). Devletten 1947'de aynldl, 1953'te pat- riklige doniitiiriildii, halen 6 milyon iiyesi vardlr. Slrbistan azerk kilisesi (kurulu 1879). Karadag, Bosna, Karlof~a ortodoks kiliselerini bir araya getirerek 1920'de Pec (Yugoslavya) patrikhanesini oluturdu. Giircistan kilisesi 01. yy'da kuruldu). Rus kilisesinden 1918'de aynld!. Bamdaki katolikos Tiflis'te oturur. 2,5 milyon iiyesi vardlr. K1bns kilisesi (kurulu 431). Bamdaki bapiskopos ~ogu zaman sivil vali, hatta (Makarios zamarunda) cumhurbakaru bile 01mutur. Yaklalk 450 000 iiyesi vardlr. Sina dagl kilisesi. St. Catherine manasan keileri tarafmdan se~ilmi bir bapiskoposun yonettigi en kii~iik ortodoks kilisesidir. (VI. yy'da Kudiis patrigi tarafmdan kurulmu ve kutsallatmlmlar). Yiiz kadar iiyesi vardlr. ABD'ye go~enler orada 3 milyondan fazla bir ortodoks aZlnllgl oluturdular. Bu saYlya Kanada ve Giiney Amerika'daki olduk~a kalabahk gruplan da eklemek gerekir. Bunlar ya Fener patrikhanesine bagh bir bapiskoposun veya 1970'de Moskova patrikhanesinden aynlan ve Kuzey Amerika bapiskoposu tarafmdan yonetilen bir ozerk ortodoks kilisesinin iiyesidir. Bunlar dlmda, Finlandiya (70 000), Girit, Japonya (36 000), <;:in(20 000), Kore (Kuzey Amerika bapiskoposluguna bagh) ve Iskenderiye patrigine bagh Uganda, Kenya, Zaire ve Gana kiliselerini de saymak gerekir. rtodoks kiliselerinin ~ogunda bizans ayin usulii uygularur. En eski kiliseler Bizans YunancaSl veya Slavonca denen ayin dilini, digerleriyse bulunduklan iilkelerin dilini kullarurlar. Kiliselerde heykel yasaktlr, fakat ikonalara -Allah, Bakire Meryem ve Azizlerin kutsal resirnleri- yer verilir ve aynca bunlara biiyiik bir kutsal deger de atfedilir. Ayinlerde ~algl ~almak yasakm, ama ilahiler biiyiik bir rol oynar. Ortodoks ayinleri daima ilahiler eliginde icra edilir. Ayinin temel ogesi ya aziz Khrysostomos'a veya aziz Basileios'a atfedilen bir torenle yerine getirilen Kudas (ekmekle arabm paylallmasl) ayinidir. Her iki toren yonteminde ekmek araba batmhr. Ortodoks Kilisesi de, Katoliklik gibi 7 kutsamaYl kabul eder. Yeni dogmu ~ocuklar vaftiz edilince hemen ardmdan "tespit" toreni yaplhr. Din adamhgl evlenmi olanlara da tevcih edilebilir, ama kqilerde bekarhk arttH. VI. yy'dan beri pisko"oslar bunlann arasmdan se~ilir.

rtodoks bidiginin dort eski patrikligi vardlr; bunlar vaktiyle Roma patrikligiyle bidikte beti, aynca ozerk kiliseler de vardl ; bu ozerk kiliseler balanndaki metropolit1eri, yani patrikle piskopos arasmda bir yer igal eden bapiskoposlan kendileri se~erler. Dart eski patriklik. Fener Rum Ortodoks patrikhanesi (merkezi : Istanbul). Yaklalk 2 milyon iiyesi vardlr (Tiirkiye, Yunan adalan, Kuzey Yunanistan, Baa Avrupa'ya ve Amerika'ya go~ edenlerin kiliseleri ve Aynaroz daM. BaZl ozerk kiliseler de, Fener patrikhanesini manevi otorite olarak tarur. 1987'de Tiirkiye'de Fener Rum Ortodoks patrikhanesine bagh 4 metropolitlik (Kadlkoy, Adalar, T erkos", Bozcaada ve Gok~eada), 61 rum ordotoks kilisesi, 11 rum manastm faaliyette bulunuyordu ve patrikhaneye bagh 30 00 kiilik bir ortodoks cemaatl yard!. Antakya patrikhanesi (I. yy). Suriye ve ~iibnan'da yaklalk 450000 iiye. Iskenderiye patrikhanesi (I. yy). K1ptiler bundan aynlmlar. MlSlr, Sudan, Etyopya ve diger Afrika iilkelerinde 100 000 kadar iiye. Kudiis patrikhanesi. Kutsal alanlann korunmaSlru iistlenen en eski patrikhanedir. Filistin'de 50 OOO'den az iiyesi vardu. Diger ortodoks kiliseleri. Bu dort patrikhane dlmda yaklalk 15 ozerk bapiskoposluga bagh 100 milyondan fazla ortodoks vardlr; ~ogunlugu Dogu ve Orta Avrupa'da yaar.

C. Moskova kilisesinde bir evlenme toreni. Ortodoks camiasmda ev lenme gosteri~li torenler Ie icra edilir. \=ok eski den kalma bir adete gore elere tac;:giydirilir. Ba lanna rahip tarafmdan yerle~tirilen bu taC;:1 bede ni zevke karl kazandlk Ian zaferin ve cennette oman bekleyen odtili.in simgesidir.

KHALKEDON KONSiLi] ONCESi KiLisELER


Katolik kilisesinden, Roma'ya bagh Birleik kiliselerden ve Ortodoks kiliselerinden farkll olan Khalkedon konsili oncesi kiliselerin, bugiin 25 milyona yakln iiyesi vardlr. Bu kiliseler (bk. a~agldaki listel iman bildirisini Khalkedon konsiIi oncesi bir yontemle a~lklarlar (bk .. sf. 317). Dogu Siiryani veya Nesturi kilisesi. 0 Ermeni kilisesi. 0 Baa Siiryani veya Yakubi kilisesi (rahip Yakup Baradai tarafmd?n 578 yilma dogru kuruldu). 0 Hint Siiryani ortodoks kilisesi. 0 K1pti veya M,slr kilisesi. oVI. yy'dan kalma Etyopya (Habe) kilisesi.

Melkit piskoposu.

B. Ortodoks rahibi. Bulgaristan'daki Rila ma nastmrun rahiplerinden biri, iistunde siyah cLippe, ba,mda siyah takkesi ve elinde tespihiyle.

Piskopos, ortodoks kiliseIerinde mihrabl mabetten ayuan, usrii ikonalarla kaph ikonostazlll orta kaPiS! oniinde, yu:zii kiliseyi dolduran cemaate dontik olarak durmaktadlr. Melkit kilisesinin, yansl Kuzey Amerika'da 01mak i.,izere978 000 uyesi vardu.

REFORM KILISELERI
I TARiHI SEBEPLER
eformun sebepleri ~ok ve karmalknr. Katolik kilisesi i~indeki suiistimaller gibi sebepler yeterli degildir. Kuku! suz piskoposlar IUksU severlerdi, papazlann odaliklan da yard!. Ama bunlar yeni degildi ve kilisede daha once de reform giriirnleri olmutu. Onemli alan, Protestanligm bu eletiri evresini aarak, a gUnUn dim ihtiya~lanna ceyap vermi olmasldlr. Evrensel kilise anlaYIma bagh din adamlan, bireyciligin ve laik zihniyetin yayglnlalp ilerledigini goz onUne aIdlIar ; Ockham'h William, Wycliffe ve Jan Hus'un ardmdan giderek, mUmin i~in tek otoritenin kilise degil lncil oldugunu ve herkesin Kutsal Kitabl kendi dilinde okuma hakki bulundugunu savundular. Bu unlu soIa scriptura (<< Sadece Yazl1ar,,) savlru matbaanm icadl ve hUmanistlerce kutsal metinler Uzerinde yapllan incelemeler baglammda goz onUne almak gerekir. Protestanllk sonu'nda ozellikle, iman ve gUnahlardan aklanma konusu Uzerinde durduo Her an olUm kayglsl duyulan bir dUnyada, Papahk bir gUnah bagl senedi " uygulamasl balatmln. GUnah ileyen kii, bir iyilik yaptlgl ve giderek dUpedUz bir miktar para verdigi takdirde, cezaSI erteleniyordu. Mainz bapiskoposu kendi se~im masraflanru karl1amak Uzere, 1515'te, bir dominiken papazlrun gUnah bagl " vaaZl vermesi iznini papadan kopardlgl zamand,r ki, rezalet ayyuka ~lkn. Selamet ve necatlru sann alma" run gittik~e zorlangrm goren mUmin, inan~ annmasmda, slkinnlanna bir ~are degilse de bir a~lklama bulduguna inand!.

rotestan terirni tesadUfen ortaya ~Ikml bir terimdir. Speyer'de (1529) toplanan ikinci diette delegeler, reforma zarar verecek alan kararlan protesto ettiler. SaylCa aZlnllkta kalan bu protestants" lar, (protesto edenler) aforozla tehdit edildiler. Bu adlandlrma dini degil, daha ~ok siyasi kokenli de olsa, gene de Roma katolik kilisesinin bazl kurum ve geleneklerine ve yozlamaya kar1 bir protestonun ifadesidir. Protestanllk " teriminin belirmesiyIe, Reform bir hareket olmaktan ~lkip kurumlamltlr denilebilir. Hareketin tarihi a gUnden beri Reforma

'II

L-

PROTESTAN Mi, REFORMCU MU __ ~ ?

donUler "le doludur. Protestan " terirni her ne kadar Roma'ya duyuIan tepkinin bir ifadesiyse de, Incil'deki mesajm kaynagma donUU belirten ve daha az polemik kokan, ve hem de kesinlikle bolUnmeyi ongormeyen evanjelik (franslzca evangelique,,) terimini ona tercih edenler de vardH, (Almanya'da Evangeliclze Kirclze, Evangelisch Kilisesi gibi). Nihayet Reformcu" kelimesi bir dUzelme, degime, yenileme isteginin ifadesidir ; bolUnme fikrini pek i~ermedigi i~in Ihmhlarca tercih edilmektedir.

artin Luther, Eisenleben'de 1483'te dogdu. Ogrenimini Eisenbach'ta Magdeburg katedrali okulunda, daha soma Erfurt Universitesinde sUrdUrdU; 1505'te felsefede yUksek lisans ogretimini tamamlad!. Hukuk ogrenimini dUUndUgU suada derin bir bunahma girdi ve kurtuldugu takdirde papaz olmaya yemin etti. Aziz Augustinus Keiler.itarikanna girdikten soma 1507'de papaz oldu. 1510 sonuyla 1511 balan arasmda Roma'da gorevliydi, soma Wittenberg' e gonderildi, orada 1512'de ilahiyat doktoru oldu. Romahlara Mektup "u yorumlarken (1515-1516) imanla annma kavramHu kefederek bunu daha soma protestanllgm temeli yapn. GUnah bagl senedi"nin yaranru reddetti, ve 31 ekim 1517'de Wittenberg atosu kilisesinin kaplsma astlgl 95 Tez adh bildiriyi kaleme aid!. Yazdl1<1anru geri almasl teklifini reddetti. Leipzig tartlmasl slrasmda Johann Eck'in karlsma ~Ikanlmca (1519), takindlgl tavlr sonucu, evrensel din adamhgl tezini ortaya attnak zorunda kald!. Papahk 1520'de; Exsurge Domine adh bir mektupla Luther'in ~ogu tezini mahkum ettikten soma, savlanru geri almadlgl takdirde aforoz edilecegini bildirdi. Gen~ imparator V. Karl'm (Sarlken) 1521'de topladlgl diet Luther'i mahkum etti (Worms fermam). Luther bu gerilim ve tehdit doneminde en onemli eserlerini kaleme aId I : An den christlichen Adel Deutscher Nation (Alman Milleti'nin Hristiyan Soylulanna C;:agn); Buchlein von der babylonisclzen Ge(angenschaft der Kirche (Kilisenin Babil Esareti) ; Von der Freieheit eines Christenmensclzen (Hristiyarun OzgUrlUgUOstUne). Wartburg atosunda mUnzevi bir yaam sUrdUgU suada Rahiplik Yeminleri EI Kitab/'ru yazml, Kitabl Mukaddesi almancaya ~evirmege (1521) balamlnr. Mart 1522'de Wittenberg'e donUUnde, fikirlerinin ruzla yaYlldlgrm gordU. Kendisinden de ileri giden bazl mUritleri KoylU savalru balannca (balannda Thomas MUntzer vardl) Barr~a C;:agrr'YI yazarak saval mahkum etti (1525). Ayru yll eski bir rahibe olan Katharina van Bora'yla evlendi ve ondan be ~ocugu oldu. Erasmusa karl De Servo Arbitrio (Kole Irade UstUne) adh eseri kaleme aId!. Luther kendi kilisesinin kuruluu balaymca Buyuk ve Ku,uk Din Kitab/'m yazdi; ama Augsburg inanc/'ru yazmak, bir i~ anlamazhk havasl i~indeki Melanchton'a dUtU (1530). Bir su~luluk duygusu altmda kalan, hem Orta C;:ag'm, hem Yeni C;:ag'm adaml olan, dUrUstlUk tutkunu Luther, 1546' da Eisleben'de oldU. (Yukarrda, Ya~1t Cranach tara(mdan yaptlm/~ Luther ponresi. Uf(izi muzesi, Floransa).

ean Calvin 1509'da Noyon'da (Frans a) dogdu. Paris'te Montaigu kolejinde skolastik bir egitim gordU. Jean Calvin 1528'de Paris'ten aynldl, Orleans'a gitti ve ilahiyatl bHakip hukuk ogrenimine balad!. Ogrenimine once Bourges'da, soma gene Paris'te devam etti; Latincesini gelitirdi, tarunml luterci Wolmar'dan Yunanca, Vatable'den lbramce ogrendi. lIk eser olarak 1532'de, Seneca'run [)e Clementia adh kitabl UstUne bir a<;1klama yaYlmlad!. Katolik bir hUmanist olmasl beklenirken, 1532'nin sonlanna dogru kendini protestan olarak taruttnaga balad!. Kuzeni Olivetan'm Kutsal Kitabl'ru Franslzcaya ~evirmeye ~ahtl, Nicolas Cop'un 1533'te yapacagl reform konumaslrun kaleme almmasma yardlm etti; Amboise'da daglttIgl ileri derecede Katoliklik aleyhtan bildiriler- . den soma (1534) Paris'ten ka~mak zorunda kaldl, Fransa'dan da aynld!. Basel'e gidince, 1559'a kadar zaman zaman zenginletirecegi institution de la religion clzritienne (Hristiyan Dininin Kuruluu) adh eserinin ilk baskislru 1536'da yaYlmladl; Ferrara'da, Renee de France'm saraymda bir sUre kaldlktan sonra, Cenevre'ye ge~erek, orada reformu saglamlatlrmak i~in Farel'in yaptlgl ~ahmalara yardlmC! oldu. Atqli bir vaiz ve hukuk~u olarak, ~ok baglaYlCl diye nitelendirilen Yerei Kilise Yonetimi Uzerine Makaleler ve bir Confession de (oi (lnanca) yaYlmlaymca, 1538'de Cenevre'yi terk ettnek zorunda kaldl; Basel' e yerleti. Basel' e yerleir yerlemez Bucer tarafmdan Strasbourg'a davet edildi ve ileride kurulacak protestan topluluklanna ornek olacak ilk toplulugu kurdu. YUksek Okulda dersler verdi, saYIslz mektuplar yazdi, Sadolet'ye mektup, Kutsal Yemege ili~kin kii,uk ders kitab/ adh eserlerini yaYlmladl; ldelette de Bure ile evlendi. 1541'de yeniden Cenevre'ye davet edildikten soma, Ordonnances icclisiatiques'i (Kilise Buyruklan) biraz gU~IUkle de olsa, kabul ettirdi ; bu tUzUk, iki yUzyl1 boyunca Cenevre'nin adalet ve ahlak yasasl olacaktlr. SaYIsiz vaaz vermesine, bir din dersi kitabl yazrnasma, Cenevre'yi bir Universite merkezi haline getirmek amaclyla Protestan Akademisini yeniden dUzenlemesine ragmen Calvin, siyaset ve din alanlanndaki karltlanyla (Castellion, Boisec, T rolliet ve ozellikle 1553'te yakilarak idarn edilecek alan ve kendisini hristiyan ogretisini soysuzlatlrmakla su~layan Michel Servet'yle) durmadan rnUcadele ettnek zorunda kald!. Ondan somadlr ki, 1564'te olUmUne kadar, reformu benimsemi kilisenin bamda daha sakin bir hayat sUrdU. (Ressam/ bilinmeyen Calvin portresi, Boymans- Van Beuningen muzesi, Rotterdam).

DiNLER VE MiroLoJi ~------------------------------------------------------~--~---;

REFORM KiLisELERi
su,lar. Adl, insanm dii~maru, gozden dii~-

MELEKLER VE KOTU ciNLER


Melekler. Once Musevlligin, soma Hristiyanhgm etkisi altmda kalan Batlda, islam aleminde de oldugu gibi, dogaiistii yaratlklar olarak meleklere olan inan~ yaygmdlr. Melekler Allahm emirlerini iletmek, iradesini gen;ekle~tirmek, siirekli yaratma i~inde yardlmcl olmak iizere, insandan once yaratllml~ ilahi varhklardu ; her zaman hazlr ve nazlr bulunduklan diinyada, diizenin korunmaSlill saglarlar ; gokte ~ok saYlda bulunur, Allahm maiyetini olu~turur ve siirekli olarak ibadet ederler. Melekler, mertebe Slraslyla dokuz slrufa aynhrlar: serafim, ke. rubi, huzur, ar~, ceberut, melekut, kudret, fazilet melekleri, biiyiik melekler ve digerleri. Melekler, insanlann iyilik ve kotiiliiklerinin muhasebesini tutarlar. Kutsal Kitabm baZl metinlerine dayanarak, her bir insarun dogru yolda ilerlemesini saglayacak ozel bir melegin bulundugu inanCl geli~mi~tir. Bu melek koruyucu melek tir ve oldiikten soma insarun ruhunu cennete gotiirecektir ; insan vicdarunm dim bir goriintiisiidiir. Biiyiik melekler Allah'a en yakm olan meleklerdir ve saYllan dorttiir : Cebrail (vahiy veya haber melegi), Mikail (askerleri koruyan melek), Azrail (oliim melegi) ve Israfil (ba~ melek). Kotii cinIer. Dii~iince ve denetim dl~l duygusal etkiler yaratan kotU gii~lerin ve ruhlarm varoldugu inanCl, ~eytan kavramlrun kaynaglru olu~turmu~tur. Eski <::ag'da Dogu'da, mesela Israil' de geli~mi~ olan ~eytan (lblis) kavraml, kotii cinleri insanlar i,in ba~lanna gelen kotiiliik ve felaketlerin sebebi, ayru zamanda kotii ahlakm yaratlC1Sl sayar. Kotii cinlerin ilk ki~ilendirilmesine, helak edici, Oldiiriicii ve cinlerin en kotiisii olan krskan~hk cini olarak Asmode kisvesi altmda T obiya'run kitabmda rastlarur. ~eytan figiirii Eyub'un kitabmda ortaya ~1kar: Allahm rakibidir ve Yahve kar~lsmda insaru

mii~, ayartlcl bir melegin adldlr. Isa'run me-

selleri onu, Allahm saltanatma kar~l olan bir saltanatm hakimi durumuna sokar; kotii cinler onun kullandlr. Cinler kotiileri ve dinsizleri arkalanndan siiriikler. Bunlar asi, yerlerini kaybetmi~ meleklerdir, ama gene de saf ruhlardlr. ~eytan ve kotii cinler insaru kandlrmak i~in bazen goriiniir hale gelir. ~eytarun en biiyiik Qzelligi, gen, ve giizel kadmlar, hayvanlar, devler, ucubeler haline donii~ebilmesidir. Kotu cinler insarun i,inde onu giinaha sokmak i~in ya~amakla kalmaz, kimi zaman bedenine de hiikmederek, histerik ~lrplnmalara ve ba~ka ruh hastahklanna da sebep olur.

zabmm gunahkarlan attlgl, umutsuzlugun hakim oldugu karanllklar hapishanesidir. Hristiyanllkta sadece giinahkarlar sonsuza kadar Cehennem'de kahrlar. Cehennem adl, Kudus'iin giineyinde, Kenanlliann tannlan Molok'a kurban ettikleri ,ocuklan attlklan ve ,oplerin yakIldlgl siirekli ate~ Ta{din bulundugu vadinin adldn. En somut ger~ek, en buyuk lstlrabm Allahm iyiliklerinden yoksun olmak, Ona tapamamak, sahici nuru gorememek ger~egidir. Cehennemin ate~i, ihtiraslann, kinin, klskan~hgm ate~idir. Fenahklan ,e~itli yonleriyle gormek ve mutlulugu kaybettigini duymak da en biiyiik aCldlr.

!
I

I
II

Araf. Hristiyan inancmda araf, oliimden soma !sa'run kurtardlgl giinahkar ruhlann, ilahi mutluluga eri~meden once ge~irmeleri gereken deneydir, bir tur cezadu diye tai rumlanabilir. Obiir dunyadaki bu anndmcl .! ceza run tamamlanmasl dii~iincesi Kuzeybatl Avrupada VIII. yy'dan ba~layarak geli~mi~tir. Araf, sag tarafmda alevlerin ~lktlgl, solunda kar ve dolunun yagdlgl bir vadidir. Cennet. Cennet bah~e anlamma gelen bir Buraya atllan ruhlar ~iddetli riizgarlann etkikelimedir. Yahve'nin doguda geli~tirdigi ve siyle saga sola savrulur. Bu tarumlama XII. i~ine ilk insaru yerle~tirdigi bah~e (Tekvin, yy'da biraz daha belirginle~meye ba~lar: II, 8) bu kavramm bir iiriiniidiir rye Yahve araf cennetle cehennemden farkll bir yerAllah doguya dogru Aden'de bir bah,e dikdir: ruhlann burada ge~irdikleri her gun YlIti; ve yaptlgl adaml oraya koydu). Kutsal larca surer, i~ledikleri gunahlardan pi~manKitabm oykulerinden biri bu bah~eyi bir dahk duyarlar ve Allahl gorme mutluluguna gm uzerinde gosterir ve adil insanlann ya~aula~maYI beklerler. Dante'nin llahi Kamedyacagl bir "hayat bah~esi olarak tarumlar. ya'smda araf cehennemin tersi, yedi katll, Bah~enin ortasmda bilgi agacl dikilidir: Alruhlann kendilerini teselli eden, kanatlan lah bu agaCl yeni Kudiiste Son Yargl gununmutluluk renkleriyle boyanml~ meleklerin de yeniden dikecek ve oraSl ilk bah~enin huzurunda, giinahlanrun kefaretini odedikbenzeri haline geldigi zaman biitiin namusleri ge,ici bir cezalandlrma ve gerekli bir lu ve adil insanlar burada sonsuza kadar yaanndlrma yeri olarak anlatllml~tlr. ~ayacaktlr.

OBQR DUNYANIN COGRAFYASI

Cehennem. Yahudi-hristiyan gelenekleri, cehennemin goriinum ve tarumlamalanru verir. Eyub'un kitabmda cehennem gOige ve karanllklar diinyasl, ve karma~a ulkesidir. Israil peygam berleri bu goriintuyii daha da aglrla~tlrarak ona i~inde her ~eyi yiyip bitiren bir ate~in yandlgl doymak bilmez bir kuyu (~eal) eklerler. Cehennem, Allalun ga-

TAPINMA, AYiN VE KUTSAMALAR


abul ettigi u~ buyiik ilkesi (yalruz Allah, yalruz kitap, yalruz ~ukiir) goz oniine ahrursa, taplnmarun, protestan inancmda, Katoliklik ogretisinde oldugu kadar onemli bir yer tutmadlgl gorulmektedir. Miiminlerin evrensel kutsal gorevleri 01dug una gore, protestanlar selamete ermek i~in Katolikligin aksine bir rahibin araclhk etmesi gerektigine inanmazlar. Lutercilerle reformcular, sadece [sa'run bizzat bildirdigi iki kutsamaya inarurlar : vaftiz ve Son Yemek. Luterciler kutsamalarla vaazlan e~ degerde kabul ettikleri halde, reformcular vaazlara daha fazla onem verme egiliminde goriinurler. Lutercilerle reformcular, katoliklerin Son Yemek kutsamasmdaki madde ustiinliigii ogretisini red konusunda ayru fikirdeyselerde, gene de anlaYl~lannda bazl farklar vardu. Luterciler madde birligini (Son Yemekte ekmek ve ~arapta Isa'run kan ve bedeninin bir arada bulunmasl) savunurlarken, Kalvenciler elemanlarda bir degi~im olmadlgl, Kutsal Ruh araClhglyla Isa'run hakikaten var oldugu iddiasmdadlrlar. Protestanlar iki kutsamarun yaru ba~mda baZl ayinleri kabul ederler ; tespit, evlilik ve cenaze. Protestanlar, taplnmarun basitligi ve sadeligi iizerinde lsrarla dururlar: protestan papazmm giyimindeki basitlik, tapmaklann sadeligi (sanat bir yukseli~ araCl degildir), ilahilerin anhgl gibi.

A-Cennet.

B -

Cehennem.

Bir melek ve bir sec;ilmiten olu~an halka. Arka planda semavl KudOs/tin
kaptlanndan altm ahyor. renkli

Angelico'nun bu tablosundan buyuk bir mutluluk ve huzur &~klrmaktadtr. .

Orta <;ag ressamlannm cehennemi, lanete ugraml~lann yandlgl/ bzel bir saplkhgm cezaSlnI Cj-e-

gu bit ate, Ylg,rud,r. (Fra


Alfgelico IlCennee,
'1432-

I,mlann
bahc;esi

yaydd,g,
yer

Aden
Fra

kenlerin r;tplak vucutlanmn yrlanlarla sanh oldu-

arasmda yaptlml~ Yargt'dall ayrl11t1,Sail Marco I1Ijjzesl~ Floraflsa.)


Son

1435

l5iN ..ADA.MlAR' VE ORGUTLER


Katolik kilisesinde papaz belirli kurallara gore bu goreve atarur, evlenmez ve gorevine uygun bir luyafet giyer. Reform, yeni bir papaz tipi yaratmltlr: pastor (franslzca pasteur, ingilizce pastor) (protestan papazl]. Pastor sadece ie yarar bir gorevlidir, kilise i~in mutlaka gerekli bir unsur degildir, muminler arasilldan se~ilir. Bundan baka rahiplik yemini etse bile, bu yemin ona ozel bir hak, bir gu~ saglamaz. Laikler de vaaz edebilirler, kutsama torenlerini yonetebilirler. Pastor, ozellikle gordugu egitime dayanarak mumini egitmek ve aydlnlatmakla gorevlidir. Kadlnlar da pastor olabilir; pastorlerin evlenmesine engel de yoktur. Pastorler arasilldaki hiyerari sadece idari bir duzenlemedir, hukuken tum pastorler eittir. Luterci ve reformcu kiliselerin ~ekirdegini, bir pastorun bakanhgilldaki yerel topluluklar oluturur. T oplulugu pastor ve laiklerden (din adaml olmayan) oluan bir kurul yonetir. Maddi manevi her turlu faaliyeti bu kurul yurutur. Yerel yonetim gruplan bir araya gelir ve bucak kurulunun yonettigi bir ~eit federasyon meydana getirir. Federasyonlar bolgeler halinde toplarur ve pastor saYlSI kadar laikten oluan sinod1arca yonetilir. Yllda bir kez toplanan milli sinod i~in bolgelerden delegcier gonderilir. Milli sinod her kilisenin verdigi kararlann tartlildlgl yerdir. Bir~ok ulkede, luterci ve reformcu, yani kalvenci kiliseler baka protestan kiliseleriyle birlikte toplarur.

AVRUPA PROTESTANLIGI
rotestanllk, milli alumlann ve Roma'dan kopma egilimlerinin yogun oldugu ulkelerde buyuk ilgi gordu. Bundan baka 1555'te imzalanan Augsburg ban andlamaslllda, Kutsal Roma Germen Imparatorlugunca kabul edilen wjus regio, ejus religio (<< prensin dini bolgenin dinidir ,,) ilkesiyle, protestanhglll yayglnlamasl ~ok hlZli geliti. XVI. yy'rn ortaslllda, hukumdarlanmn dinini benimseme ilkesine uyan uyruklar sayesinde Avrupa'run buyuk bir bolumu Protestanllgl kabul etmi durumdaydl. Gunumuzde 50 milyona yaklllluterci ve 14 milyona yaklll da reformcu oldugu bilinmektedir.

reI gelimeye elik eden dim bir davraru gi~ bi gorunmektedir. Sosyal Hristiyanllk ise halkl hristiyanlatuma eylemiyle tannsal duunceyi birlikte yurutmege ~ahlr. Liberalizmin getirdigi iyimserli in yerini buyuk bir karamsarhk almltlr. fsvi~reli ilahiyat~l Karl Barth'm (1886-1968) a~lkladlgl i1ahiyat ! budur : kelam ilahiyatl ve Allahm ozgeligi; yani Allah'tan ancak diyalektik olarak bah- I sedilebilir, uzerinde hi~ bir etkide bulunula- ' maz. Bu gorunumun uzerinde lsrarla durmak, dinin sosyal bakimdan zaylfladlgl bir toplumla karl karlya kahndlgl anlamma gelmektedir.

I HRiSTiYAN

BiRLi@

C;AGDA$ PROTESTANLIK
rotestanllk XVIII. yy'm sonunda balayarak butun'dunyaya yaYlldl. Ozellikle ABD'nin dunya- sahnesine ~lkmaslyla, protestan kiliseleriyle misyonerlik orgutleri ~eitlenip ~ogaldl. Protestanllgm ongordugu bireycilikle bagdamayan bu misyonerlik ~alimalan, hristiyanlann birligini saglama d uuncesiyle ilintilidir. <;:agda Protestanllgl ilgilendiren sorun, dunyada gittik~e artan bolgeleme egilimleri karlsmda Hristiyanllglll ge~erliligi ve dinIe kultur arasilldaki iliki sorunudur. Kutsal Kitablll yorumlanmasl alarunda kutsal metinlerin ge~erliligi, tarihsel eletiri suzgecinden ge~irilerek ispatlanmaya ~alilhr. I~e donuk bir dindarlik ve ahlakll bir hristiyan yaamlyla belirgin liberal bir ilahiyat, kultu-

FRANSA'DA PROTESTANLIK
ransa krallanrun, i~ ve dl siyaset geregi guttukleri Protestanllk aleyhtan siyaset, protestanlara yurttalik hakki tamyan Ho?goru Fermalll'yia 1787'de sona erdi. 1802 tarihli Dini Orgutler Yasasl'yla da luterci ve reformcu kiliseler yasal bir yonetime kavutu ve bunlann milli din meclisleri kurmalanna izin verildi. Kilise ve devlet aynligilldan soma (1905), resmi makarnlar karlsillda ~eitli protestan kiliselerini temsil etmek uzere Fransa Protestan Feder"syonu Kuruldu. 1906' da kuruIan bu federasyon ll kiliseleri kapsar: 1938'den beri protest~r.,ve ozgur kiliseleri bunyesinde toplayan Eglise reformee de France (Fransa Reforn'~cu Kilisesi) ; luterci ve uzlamacl Eglise de ia Confession d'Augsbourg d'Alsace-Lorraine (A,lsace-Lorraine Aug,sbourg Inancasl Kilisesi); kalvenci Eglise reformee d'Alsace-Lorraine. (Alsace Lorraine Reformcu Kilisesi) ; Eglise evangelique luthirienne de France (Fransa Luterci Protestan Kilisesi) JParis ve Montbeliard] ; guneyde bulunao Eglises evangeliques refomtees indipendallles (J?aglmslz Reformcu Protestan Kiliseleri); Eglises evangeliques baptist~s de Frallce (Fransa Baptist Protestan Kiliseleri) ; dinsel yenilik guden Missioll populaire eyangilique (Protestan Halk Misyonu) ve Eglise apostolique (Havarici Kilise). 24 uyeli devamli bir Konsey, bu kiliselerin birligini saglamaga ~alilr. Strasbourg, Paris, M0IJ-tpellier ve Aix-en-Provence'deki ilahiyat faIl.ultelerinde pastorler yetitirilir.

Hristiyan birligi hareketi ge~en yuzyllin ortalannaa Protestanllk i~inde gelimege baladl. Hareket once, aralarrnda en unlusu Alliance evallgelique ulliverselle (Evrensel Hristiyanllk Ittifaki) olan uluslar ve mezheplerarasl kururnlann ortaya ~lkmaslyla kendini belli etti. Uk buyuk lldlm 1910'da Edinburgh'da toplanan dunya misyonlan konferanslyla atlldL Konferans iki buyuk harekete onculuk etti : Faith alld Order (Iman ve Duzen), ve Life and Work (Hayat ve Eylem). Bu i.ki hareket Conseil oewmel1ique des Eglises'in (Kiliseler Birleme Konseyi) ~ekirdegini oluturdu. Konsey ilk defa 1948'de, yalruz protestan kilise1erinin kanlmaslyla toplandl. Soma ortodoks kiliseleri de Konseye uye 01.dular, Katolik Kilisesiyse 1968'den beri resmi bir gozlemci heyet gondermektedir.

A . Reform hareketiyle dogan killseler.

Iskandinavya.

Lutercilik XVI. yy'da gircli. Protestanlar buyiik <;ogunluktadlr.


Britanya adalan. Anglikan kilisesinin, 27,5

rnilyonu lngiltere'de 01mak uzere 62 milyon uyesi vard". lsko<;ya'da kalvenci bir protestarulk
alan presbiteryenHk basar. Fransa've Hollanda. agu

Hollanda'da buyuk <;0gunlugu kalvenci olan


protestanlar nufusun 30'unu, Fransa'da 2'den aZlnl olu~turur. % %

isvir;re. Reform once Zwingler'in, soma Bullinger'in etkisiyle yayglOla~tl. Protestanlar, bugun top lam niifusun hemen hemen % 45'ini olu~turur.

Almanya.
Almanya'da niifusun yanya yakInI luterciQir; birle~meden once oran AFC'de % 43, ADC'de % 56'ydl.

toplom niifuso gore

dinden olonlonn oranl

% 50'den tozlo

o%

30 ilo 45 orOSi

0 0

% 15 ilo 25 OrOSi

0% l'den

% 1 ilo 10

orOSi

az torihi merkezler

rr----------------------------------------[lDiNLER VE MirOLOJi .__ ~

REFORM KiLisELERi
I . I ANGLIKAN KIUSESi VE MEZHEBi
nglikan kilisesi Ingiltere'de kuruldu; kral VII. Henry, sevgilisi Anne Boleyn ile evlenebilmek i~in kansl Catherine of Aragon'dan bo~anmak isteyip de papa VII. Clemens buna kar~l ~lkmca kralla paparun araSI a~l1dl ; kral VIILHenry'yi Kilisenin ba~l olarak ilan eden Ustunliik Yasasl'run yaymlanmaslyla Anglikan kilisesi 1534'de dogdu ve Roma katolik kilisesinden ayrl1dl. Bu yasa bir ol~ude milliyet~i c!uygulan ve reform isteklerini tatmin ediyordu. Anglikan kilisesinin ozel bir ogretisi yoktur: a~lklanan iman, kilise babalanrun ve 1054'te Dogu'yla Batl aynlmadan once toplanan konsillerin ongordugu imandlf. Anglikan kilisesinin temel ozelligi, Katoliklikle, Reform hareketinden dogan kiliseler arasmda aldlgl yerdir. The Book of Common Prayer (Genel Dua Kitabl) katolik kiliselerindekine be~er dirU ayinler i~erir; 1563'te yayunlanan Otuz Dokuz Madde (1571'de yenilenmi~tir) ve 1888 tarihli Lamberth Dortgeni (Canterbury ba~piskoposunun Londra'daki saraymlIl admdan) Kitaplarm imarun temeli oldugu ve sadece iki kutsama (vaftiz ve kudas) bulundugu uzerinde Israrla durur. Bununla beraber, ba~1 Ingiltere krah olan Anglikan kilisesinde (piskoposlan ba~bakarun onerisiyle kral tayin eder) iki ayn egilim vardlf : din adamlanrun rolunu kabul ederek kendini katolik kilisesinin ayinlerine ve kutsamalanna yakm sayan High Church (Yukan Kilise), ve lutercilerle kalvencilerin etkisi altmda kalan, ki~isel ve i~e donuk bir dinin varhglru kabul eden Low Church (A~agl Kilise). Anglikan kilisesi, Canterbury ba~piskoposunun manevi otoritesini taruyan kiliseler toplulugudur. 27,5 milyonu Ingiltere'de olmak uzere 62 milyondan fazla uyesi vardlr. Geri kalaru lrIanda, Isko~a, ABD (6,5 milyondan fazla), Avustralya (4,5), Kanada (2,5) vb. piskoposluk kiliselerince temsil edilir. Anglikan piskoposlan, 1867'den beri, on senede bir Lamberth konferansl'nda bir araya gelirler, delegeleriyse iki Yllda bir Anglikan Dant?ma Konseyi halinde toplarurlar. Bazl ko~ullarda sinodlann aldlgl kararlar Ingiltere parlamentosunun onayma baghdlr. rulu bulunur. Mormonlann ~ok karma~lk bir metafizik ogretileri vardlr. C;:ok saYJda tapmak in~a eder ve merkezleri Salt Lake Ciry'den butun dunyaya yaYllma ~abalanru surdururler. Bugun saYllan a~agl yukan 6 milyon dolaymdadlf. Selamet Ordusu. Kokeni, Ingiliz William Mennocular. Yerel kiliselerin ozerkligini ve Booth'un (1829-1912) 1865'te kurdugu mishukumranhglru savunan kiliseler arasmda yondur. Selamet Ordusu'nun i~ yaplsl, daha mennocu cemaatlar en eskileridir. Zurich'te pratik olur du~uncesiyle askeri bir yapldlr. 1525'de ortaya ~Ikan bu aklm, Menno SiHristiyarillgl kabul ettirmege ~ah~lr ve sosmons'un (1496-1561) oncUlugunde en ~ok yal hizmetler gorlir. Selametordusunun Hollanda'da geli~ti. Ban~ yanllsl, Dagdaki imaru Kutsal Kitaba ve Isa'ya baghhkb.r. Vaaz m ogretisine uygun ya~amak isteyen Ba~kaslru kendi gibi sevmeyi, Incil'in ongormennocular, vaftizi ergin ~agma geldikten soma yaparlar ve kendilerini anabaptistler dugu gibi bir hayat surmeyi, ban~ ve ne~e mesajlru yaymaYI ilke edinmi~tir. 86 uIkesoyundan gelme sayarlar. 350 OOO'iABD'de de, 25 OOO'i" subay olmak uzere 3 milyon olmak uzere yakla~lk 700 000 uyeleri vardlr. kadar uyesi vardlr. Hristiyanhk Bilimi kilisesi. Hristiyanllktaki Baptistler (vaftizciler). 11k baptist kilisesi kaYlp ~ifa ogesi ill yeniden bulmak ama1611'de Londra'da Thomas Helwys Clyla 1879'da amerikah kadm Mary Baker (1550'ye dogru-1616'ya dogru) tarafmdan Eddy (1821-1910) tarafmdan kuruldu. Hekuruldu. Baptistler, Kutsal Kitabl kesin otoridefi aslmda tedaviden otedir. Kotuluk te kabul ederler. Kurulduklan andan beri Allah tarafmdan yaratllmadlgma gore, duyherkes i~in din ozgurlUgu ve kiliseyle devletin ayn olmasl gerektigini savunurlar. gusal bir ger~eklik olamaz diyerek insarun ahlaki, akll ve bederu ahengini yeni ba~tan A~lklaYlCl bir kilise anlaYI~ma, yani mukurmaYl ama~lar. Ne din adamlan orgutu, minin Isa'ya olan baghhglru a~lklane kutsamalan vardlf. Merkezi Boston'dur ma smdan soma vaftiz edilmesi gerektigine inarurlar. Baptistler bugun Dunya Baptistler ve uye saylSl 350 000' dir. Yehova ~ahitleri. Adventistlerin par~alanBirligi uyesidirler. Sayilan 26 milyonu , masmdan dogan bu hareket, 1875'e dogru ABD'de olmak uzere 31 milyona yakmdlr. amerikah Charles Russell'm (1852-1916) Metodistler. Metodist kiliseleri, XVIII. ~evresinde olu~tu. Yehova ~ahitleri, teslis, yy'da Ingiltere'yi canlandlran revival ruhun olmezligi, cehennem inan~lan gibi (canlandlrma) hareketi sonucunda dogdu. daha bir~ok hristiyan toren ve bayramlanru John Wesley (1703-1791) tarafmdan 1740'ta reddederler. Isa'run, saltanab.ru tam olarak kurulan bu kiliseler, ozellikle kutsama gerekuracagl ve samimi ~ahitlerin bu yeni kurugi uzerinde durur. C;:ocuklann vaftizi genellikle bir takdim den ibaret kahr, muminIan dunyada ya~ayacaklan zaman uzak deler erginlik ~agma geldikten soma vaftiz gildir. Tam teokratik bir orgut olan Yehova ~ahitleri'nin saylSl, 200' den fazla ulkede 2,8 edilirler. Mezhep a~lsmdan baptistlere ~ok milyon dola:ymdadlf. Olkelerin ~ogu, Bab. yakln olan metodistlerin saYlsl 14 milyonu ulkeleridir. Uyelerin % 25'i ABD'li amerikaABD'de olmak uzere, yakla~lk 45 milyondur. Wardlr. Yehova ~ahitleri 1950' den soma Quaker'ler (<< Dindar Dostlar Demegi ). InTurkiye'de de goruldu. Yasaklamak i~in a~lIan davala, beraatla sonu~landl ve bu inan~ san veya kutsal kitap otoritesine degil, insaayn bir din saylldl. ~u anda bin kadar uyesi run i~indeki nura dayah bir Hristiyanllgl vavardlf. , az eden George Fox'un (1624-1691) onderligiyle, 1647'de Ingiltere'de ortaya ~lkan Quaker hareketi, ozellikle ABD' de geli~ti. I1ke olarak, ne kesin bir iman a~lklama bi~imi, ne bir pastor sistemi, ne de yaplla~ml~ bir taplnma yontemi vardlf. Bugun sayl1an 200000 kadar olan quaker'lerin diger ozellikleri ban~~l olmalan ve sosyal i~lere onem vermeleridir. Adventistler. Amerikah William Miller'in (1782-1849) Isa'run 1844'te geri donecegini ' bildiren vaaZl uzerine dogmu~ bir kilisedir. Isa'YI geri getirmedeki ba~anslzhgma ragmen Adventist kilisesi, mesih~iligi i~leyerek gene de yanda~ toplamaga devam etti. Dinlenme gunu olarak Allahin kutsadlgl cumartesi gunune (~abat) gosterdikleri baghhk sebebiyle 1860'da Yedinci Gun Adventisti adl benimsendi. Adventistler Kutsal Kitabm bir esin kaynagl ve otorite olduguna inarurlar, Kutsal Kitabm kehanetlerine buyuk onem verirler ve vaftizi erginlik ~agmda ger~ekle~tirirler. C;:oguu~uncu dunya Ulkelerinde ya~ayan yakla~lk 5 milyon adventist vardlr. Mormonlar. Mormon adh bir peygamA .lIeti~im ara~lanyla vaaz. ber in yazdlgl ve i~inde Amerika'run Kutsal Kitap tarihini anlatb.gl bir kitabl araYlp .Fundamentalist SOZ Kitlelere ~i~ g6riinmeyi ctigu . protestan kiliselebilen bu yeni vaiz tipi, bulsun diye, gen~ amerikah Joseph Smith'e rine bagh olan anlatrutannsalhgl bir c;eit dog(1805-1844) inen bir vahiyle (1827) dogmu~ na gelir. Bu kiliseler yenirudan ve duygulu bir gibir kilisedir. Mormonlann kutsal kitaplan lik Rkrine karl olduklan riimle dinleyiciye iletIncil ve Mormon Kitabl'dlr (1830). Isa zamahalde, fundamentalist mek amacmda oldugu papaz Jimmy Swaggart, i~in i~iger~ek televizyon rundaki kiliseyi yeniden kurmak isteyen incilin mesajml kiitlelere ~ovlan diizenlemeye kaMormon kilisesi, Isa'dan aldlgl vahiyleri ula~t1rmak ic;:in biitiin Hedar vardmnakta ve dinleteblig etmekle gorevli bir peygamber tarati~im ara,lanru kullanyicileri cezbe haline getifmdan yonetilir. Etrafmda bir havariler kumakta tereddtit etmiyor. rebilmektedir.

I PROTESTAN KiUSE VE TARiKA TLARI

HRisriy ANLIKT A

MEZHEP NEOiR ?
Hristiyanllkta mezhep, hakim kiliseden aynlmaya yol a~an bir anla~mazhktan dogar. Kendi kaynaklar sistemini geli~tirmekte serbest hale gelen mezhep yeni manevi ihtiya9ara cevap vermekte mevcut kiliseye gore ~ok daha ~abuk davranabilir. Toplumdaki degi~iklikleri bu ~ekilde dikkate alma yetisi ve gucu genellikle mevcut kiliseler uzerinde degi~iklik yarab.CI ve ~ok olumlu bir etki gosterir. Buna kar~l1lk, dunyaya bakl~lanru belirlemekte mezheplerin sahip olduklan tam ozgurluk, tannsalligl ister istemez yalruz kendi mensuplanrun ~lkan a~lsmdan ele almaga yoneltir.

It

It

ISLAM
1II

slam, tektanrlcl ve evrensel bir dindir. Vahye dayanan kutsal kitabl Kur'an-, Kerim'dir. Kur'an-l Kerim, Muhammed peygambere vahyedilmitir. Islam inancma gore son peygamber olan Hz. Muhammed, milattan sonra VI. yy'm ikinci ve VII. yy'm ilk yansmda yaamlor (570-632). Dinin adl olan Islam, sozhik anlaml olarak bir yandan ban ve esenlik (selam, selamet), bir yandan da Tann'ya guven ve kendini Tann'ya teslim etmeyi ifade eder (teslimiyet). Kur'an-l Kerim'e gore Islam, Tann l<:.aond<mgelen ger~ek dinin gene! adldn ve Adem'den Hatem'e (son peygamber) kadar butun ger~ek Tann el~ileri, ayru dinin sozculeridir. Buna gore eski peygamberlerin hepsi, ozellikle, kendilerine kitap vahyedilmi olan Musa ve Isa peygamberler de -son peygamberin de atasl saYllan- Ibrahim peygamber ~izgisindedir. Nitekim Hristiyanl,k bolumunde degindigimiz Vatikan II. Konsilinde de Musa, [sa ve Muhammed dinleri Ibrahimi dinler " kapsaml ve ~er~evesinde e!e almmlor..

B .

Siileymaniye camiinde bayram namaZl. ibadet edilen bie toplant! ve bulu~ma yen olmasldtr. Bu ibadetin cia ya~arur. ihti~aml

Cuma ve bayram na mazlannm camide topluca ktlmmasl zorunludur.

iSlAMDAN ONCE ARABiSTAN


slam'dan once Arabistan'da kan bagma dayanan bir kabile duzeni yard!. Kabile reisi olan kii, bakanllgl veraset yoluyla e!de etmezdi ; bu gorevi yerine getirecek ve ~evrede kabilesine itibar kazandnacak niteliklere sahip olan kii kabile reisi olabilirdi. Kabile i~inde eitlik ilkesi ve dayaruma oneITiliydi. Yazw olmayan torelere uyulurduo Ozellikle go~ebe ~ol araplan arasmda, kabile i~inde eitlik ve dayaruma, kabileler arasmdaysa, uzlama olmadlk~a, dumanllk ve sava var demekti. Bu dumanllk ve savalardan da kan davalan dogard!. Kent hayatma ge~en Mekke yorelerindeki yerleik toplumlardaysa kabilelerde de

Muslumanhkta camilerin belirgin Qzelligi, Allaha

astl bayram namazlann-

f . 'L,
SURIYE .~am Kudus Tayma Hayber
""f

.,Musul
IRAK

--------'
Rey

1"
""f

.~siphan

::5; .

'0

<9

Basra

"

Bed,,*,. Medine
d24 Cidde
Mekke

~*Uhud625
(Yesrib)

U'

Tail

bazl karltllklar balamlOr. Genel olarak, haram aylar " adl verilen aylarda, sava toreye uygun sayllmaz. Mekke kentindeki Kabe, Ibrahim peygamber tarafmdan kurul mu bir tapmak olarak butun arap yanmadasl halkmdan saygl gormektedir. Roma ve Yunan toplumlannda da benzerine rastlanan bir geliimle ve ozellikle Mezopotamya dinlerinin etkisiyle, Araplar bir~ok puta taparlard!. Rivayete gore Kabe'de irili-ufakh 360 kadar put yard!. Bunlann u~ buyugu olan Lat, Menat ve Uzza'run adl Kur'an'da da ge~er [LIlI, 19-20].) Boylece, Ibrahim Peygamberin tapmagl, Roma ve Yunanistan'daki gibi bir panteon " halini almltlr. C;:oktanncl Araplar, putlann, Tann katmda kendilerine efaat edecegine, kendilerine' gunluk hayatta yardlmcl olabilecegine, onIan koruyacagma inarurlard!. Mekke'deki panteon, panaYlr ve hac torenleri dolaylSlYla ziyaret edilirdi. Mekke'deki Kurey boyuna da bu baklmdan onemli gorevler duerdi. Panayu ve olen dolaYlSlyla duzenlenen iir yanmalan, leh~e ve ivelerin uze rinde bir ortak yazl dili dogmasma yol a~t!. Arap yanmadasmda, kuzeydeki Babil (Mezopotamya) bolgesinin eski din kalmolanndan etkilenmeyen ve Ibrahim gelenegine sadlk kalan hanifler yard!. Hallif dini, daha sonra Islam" adl verilen tek dinin, insarun dogasmda var oldugu kabul edilen tek tann inanclrun genel adldlr. Hallif" ve muslim" birlikte arullr (Kur'an-l Kerim, IlI,30).

geldigi aktanhr. Bu olay, ~ogunlukla kabul edildigi uzere, 570 yllinda ger~eklemitir. Peygamber 12 rebiyulevve!de dogduguna gore, bu tarih 4 mayls 570'tir. Peygamber, Mekke'deki gu~lu Kurey kabilesinin reisi Abdulmuttalib'in torunudur. Kurey kabilesi i~inde bu soy, Kusay'a, ondan sonra Haim'e dayarur. Emeviler, AbdimenaPdan sonra bu soydan aynhrlar ve Haim'in degil Umeyye'nin soyundan gelirler. Peygamberin babasl Abdullah, Peygamber dogmadan once, annesi Amine'yse oglu alo yamdayken olurler. Peygamber, baba tarafmdan dedesi Abdulmuttalib'in koruma ve gozetimi alonda buyur. Abdulmuttalib de haniflerdendir. Abdulmuttalib de peygamber henuz gen~ken olunce, oglu Ebu Talib Kurey reisi olur vemail durumu pek e1verili qlmadlgl halde Peygamberi himayesine almakta tereddut etmez. Peygamberin gen~ligi hakkmda daha ~ok rivayete dayanan bilgiler vardu. Gen~liginde ticaret i~in amcaslyla Suriye'ye ve Yemen'e gitti. Buttin Kureyliler gibi 0 da ticarete ilgi duI

A .

Peygamber zamanmda Arap yanmadasl.


ke bolgesinde, bir ticari kav~ak noktasldlI. Buras! Uzak Dogu'yla Akdeniz havzasl arasmda ve Do

PEYGAMBERiN HAYATI
z. Muhammed'in dogum tarihi hakkmda ~eitli gori.iler vardlr. Peygamber'in &1y111"nda dogdugu, bu yl1m adlrun da Kabe'yi Ylkmak i~in gelen hristiyan Guney (Habeistan) ordusunun bamdaki Yemen valisi Ebrehe'nin bindigi filden
(Hz. Muhammed'in en ki.i<;i.ik klZI Fauma ve ciamadl Ali'yle birlikte na maz kllarken canlandlran bu minyatiir, lstan-

Bozktr ve c;ollerle (gliney ve bYl bblgeleri haric;) kapli olan Arabistan'da halk, vahalardaki ktiC;i.ik

topluluklar dl~mda, g6~ebe a~iret hayatl ya~ar. 15lamm be~igi olan Hicaz,

gu A.&ika'yla Iran arasm


da kervan ve deniz yollan i<;-in c;ok eskiden beri bir kesi~me yeri olagel-

bul'da Topkapi SaraYI miizesincleki bie siyer-i nebi'den ahnml~ttr.)

Ktzlldeniz'e Cidde limaruyla baglanabilen Mek

miltir ..

iSLAM
yuyordu. Ticarete olan ilgisi Hatice ile taru~masma vesile oldu ve onun sermayesi ile ticarete ba~lad!. Suriye'ye yapngl ilk seferde <;ok kazan<; elde etti. Durustlugu ve guvenilirligiyIe Hatice uzerinde <;ok iyi bir izIenim blfaktl ve yirmi be~ ya~lanndayken, kendisinden biraz ya~h olan bu harumla evlendi (595). Peygamber'in erkek <;ocuklan ku<;uk ya~ta olduler. En ku<;uk ve en <;ok sevdigi kJzl Fanma, Peygamberin amcasl Ebu T alib'in oglu Ali'yle evlendi (624) ve onJann soyundan gelenJer lslam'm ilerideki tarihinde onemli rol oynadllar. Tann ~gnsl ve Mekke yillan. Hz. Muhammed peygamber olmadan once, du~unmek ve dua etmek uz~re toplumdan uzakla~arak Mekke'nin yakla~lk 6 km kuzeyinde bulunan Hira dagmdaki bir magaraya <;ekilmege ve ramazan aYlru orada ge<;irmege ba~lad!. Bu magaraya ka<; yll gidip geldigi bilinmiyor. 610 yll.mda, 41 ya~mdayken, buyuk bir olaslhkla ramazan aymm 26'Slru 27'sine baglayan gece (Kadir gecesi) vahiy melegi Cebrail araclhglyla ilk vahiyi aId!. Durumu kansl Hatice'ye a<;n. Hatice onu kendi akrabalanndan tarunml~ hallif Varaka lbni Nevfel'e goturdu. Varaka Hz. Muhammed'e Musa ve lsa peygamberler tarafmdan gelecegi bildirilmi~ olan son peygamber 01dugunu soyledi. Hz. Muhammed islam'a <;agnYI once yakmlanna yaptl : Hatice, amcasl Ebu Talib'in oglu Ali, sonradan azat ettigi gen<; kolesi Zeyd bin Harise ve ilk e~i Hatice'nin olumunden sonra evlenecegi Ay~e'nin babasl, Mekke'nin zengin tuccarlanndan Ebubekir. Hz. Muhammed'in halki musluman- 01maya <;agnsl ozellikle ellerindeki gu<;leri ve ayncahklan yitirmekten korkan zengin mekkelileri tedirgin etti. Kabe'den putlann kaldmlmasmm ticareti engelliyecegi kayglSl 'buyuk tepki yaratn. Muslumanlann bir kisml yapilan eziyete dayanamayarak ve Hz. Muhammed'den izin alarak Habe~istan'a (Eryopya) go<; ettiler (615). Bu arada Orner ile Osman'm musluman olmalan muslumanJann moralini yukseltti. Amcasl Ebu Lehep'ten ba~ka akrabalanrun da Peygambere yardlm etmesi ve Mekke ileri gelenJerinden bazl1annm musluman olmalan, mu~rikleri daha da kJzdlrd!. Buna ragmen Hz. Muhammed on yll boyunca du~uncelerini Mekke'de Yllmadan yaymaga <;ah~n. Hatta <;ah~malanru Mekke dl~ma da yaymaga yoneldi. Hac ve panaYlr mevsiminde Yesrip'ten (sonra adl Medine oIdu) Mekke'ye gelenJerle goru~tu ; ve kendi cemaatini orada kurabilecegini anlad!. Hz. Muhammed Medine'ye gitmeden once Mira, olaYI meydana geldi. Kur'an'da ve hadislerde verilen bilgilere gore, Hz. Muhammed Allahm bir mucizesi olarak Mekke'den Kudus'e goturuldu, oradan da goklere yukseltildi. Hz. Muhammed goklerde peygamberlerle goru~ti.i, Cennet ve Cehennemi gordu, ayru gece geri dondu (Kur'an, XVII, 1 ve LlH, 1-18). Mira<; slrasmda be~ vakit namazla birlikte ~eriatta yer alan <;e~itli konular hakkinda bir<;ok ayet ve Bakara suresinin son ayetleri indio parti Medine'ye go<;mege ba~ladllar. Medine'nin _Mekke'yle Suriye arasmda, ticaret yolu ustunde bulunmasl ve burada muslumanlann gittik<;e <;ogalmasl mekkelilerin i~ine gelmedi, bu yuzden muslumanJan engellemeye <;ah~tllar. Sonunda Hz. Muhammed de Ebubekir'le birlikte Mekke'den aynld!. OnJan yakalamak i<;in arkalanna du~en mekkeliler bunu ba~aramadllar. Hz. Muhammed'in Medine'ye gidi~ine hicret (go<;) denildi. Islam takvimine ba~langl<; sayilan hicretin kesin tarihi belli degildir, ama ger<;ege en yakin sayilaru 16 temmuz 622'dir. Bu tarih Halife Omer zamarunda takvim ba~langlCl kabul edilmi~tir. Medine halkJ, din ugruna Mekke'den go<;up gelenJerle (muhacirin) bunJara yardimci olduklanndan ensar adl verilen yerli araplardan (Evs ve Hazrec kabileleri) ve yahudilerden alu~uyordu. Hz. Muhammed bunJar arasmda birlik saglamak i<;in go<;menJerle ensan karde~ ilan etti, ensann onlara yardim etmesini saglad!. Yahudileri, hristiyanIan ve mu~rikleri de i<;ine alan Medine kent
A

musluma'n aldu (630). Hz. Muhammed eski du~manJanna iyi davrandl, Kabe'deki butun putlar yak edildi. Bundan sanraki yll i<;inde Kur'all vahyi tamamland!. 632 Ylhnda, olumundenbirka<; ay once Hz. Muhammed yaklnlanyla birlikte son hac ziyaretini yaptl, Arafat'ta veda hutbesini akudu. Bu hac ile (veda hacCi) eski geleneklere yeni bir anlam kazandlrdl ve Mekke'nin Islam dininin merkezi oldugunu belirlemi~ aldu. Oldugu zaman (13 rebiyulevvel 10, yani 8 haziran 632) ardmda, ~eriat gibi bir anayasa ve Islamm <;evresinde bir araya gelmi~ bir Arabistan blrakn, ama kendisine varis tayin etmedi. Peygamber Hz. Muhammed zamaru, yuzYlllardan beri Islamm ornek devri alarak anillr.
A -

Kur' an sayfalan. sureden iki sayfa.

XIX.

karelere siyah
yazllml~tlf. XIV. yy?,

yazlyla

Sure adl, altm yaldlzh zemin uzerine beyaz kufi yazlyla; metne gelineel dama tertibi dizilmi~

(Tiirkiye, Paris, Bibliotlleque l1atiol1ale, Fransa.)

II
I I I

Hicret'ten nhlete. Hz. Muhammed bir hac mevsiminde YesribWerle gori.i~tu. Mekke'nin 435 km kuzeyindeki bu kentten gelenlerden once altl sonra on iki ki~i musluman oldu. Ertesi yll yetmi~ medineli daha musluman oldu ve Hz. Muhammed gelip Medine'ye yerle~irse onu koruyacaklanna SOaZnJVaerradi,er. Bu anJa~ma ogrenilince muslubaskJ arttl ve musli.imanlar parti Lm

devletini kurdu. Butun kesimlerin hak ve yukumluluklerini saptayan bir <;e~itanayasa hazlrlad!. Muharrem aylrun 10. gunu aru<; ve ban~ gunu ve Kudus kJble kabul edildi. Cuma namazlrun bundan boyle toplu alarak kihnmasl emredildi. Hz. Muhammed Museviligi ve Hristiyanhgl din alarak tarumakla birlikte, onJan gene de Islam dinine davet etti. Hicretin ikinci yilmda Kudus yerine Mekke kJble aldu, MuslumanJar hac farizaslru yerine getiremediklerinden a<;lkta kurban kesildi. Ertesi yll Ramazan aYI aru<; aYI kabul edildi ve Hac farz kihnd!. Hz. Muhammed'in butun amaCl Ibrahim peygamberin saf dinini diriltmek, Mekke'deki kutsal Kabe'yi putlardan temizlemekti. Ama Mekke'yi ele ge<;irrnek kalay degildi. Mekkelilerle giri~ilen Bedir, Uhut ve Hendek sava~lanndan ve Yahudilere kar~1 giri~ilen Hayber sava~mdan sanra musIumanJar daha da kuvvetlendiler. Kar~1 <;lkan ve Mekkelilerle i~birligi yapan yahudiler ve arap kabileleri cezalandmldl; malIan ellerinden ahndl, tutsaklann <;ogu olduruldu, musluman alanlar bagl~land!. Ilk Mekke ziyareti mekkelilerce onJendi, ama ertesi yll ziyaret yapllabilmesi i<;in anla~ma yapildl (Hudeybiye antla~masl). Mekke ziyareti 629'da ger<;ekle~ti. Ertes.i yll Hz. Muhammed muhacir, ensar ve bedevllerden olu~an bir arduyla Mekke'ye yurudu, kente sava~SIZ girildi, butun Mekke

DiNT BiLiMLER (ULOM-UD-DiNI

Kur'an tamamlandlktan soma <;evresinde bazl bilgi ve teknik konulan olu~tu. Kur' an-I Kerim'in, dogru okunmaSI bilgisine ktraat, anlam <;Ikarrna ve anJamlru a<;lklama <;ah~malanna tefsir denir. Daha sonra hadisler arasmda dogru ve yanll~l belirleyebilecek ol<;utleri saptamak i<;in hadis bilirnleri dogdu. lslamm ikinci yuzyl1mda, ehl-i kitabm skolastik felsefe ve ilahiyat ornegine gore kelam ilmi meydana geldi. Kelam " log~ un kar~lhgldlr ve dinl inan<;lar alarunda tartJ.~ma ve inan<;lann dogrulugunu ispat etme teknigini (diyalektik, cedel) ogretir. Sezgi, irfan ve tasavvuf yoluyla, gonul yoluyla Tanrl'ya erilebilecegini ileri surenJer kelam gibi bilimleri kuru ve yaramz bulurlar. Bunlarla kelamcilar arasmda Ban felsefesinde, skolastik felsefeyle varolu~<;u felsefe arasmdaki fark gibi bir fark vardlf.

324

III

slam, musevi tebliginin ilk eklinde oldugu gibi, temel ve kapsaYlCl degerlere dayanan tam bir dunya goruudur. Isa Peygamber de temel degerler a~lsmdan tam bir dunya goruu teblig etmi, ne var ki, sadeee tebligle yetindiginden ve Roma yonetimine karl siyasi " bir devrim hareketine girimediginden, kendisinden soma gelien Hristiyanhk devletten ayn bir manevi kiiligin dogumuna yol a~mltlr. Islam'daysa, Kur'an-r Kerfm, pozitif hukuk alarunda uyulmasl gereken ust ve temel (anayasal) ilkeleri i~ermektedil. T emel kaynak Kur'an'dlr. Bu temel ilkelerin aynntJlarda nasll uygulanaeaglru gostermek ve ikinei dereeede duzenlemeyi yapmak yetkisiyse Peygamber'dedir. Boyleee ikinei kaynak Peygamberin soz, tutum ve davrarulan demek olan siinl/et'dir. Kur'an adl, ilk vahyedilen ayetteki lkra" (oku!) emrinin kaynagl olan kara'a" . fiilinden gelil. Yalruzea okumak " degil, Turk halk dilinde de okumak fiilinin bir zamanlar benzer anlamda kullaruldlgl gibi, davet etmek, ~aglrmak, teblig etmek " anlamlanru da i~erir ; u halde, Allah'm tebligi" anlamml talmaktadu. 610 Yillannda balayan Kur'an vahyi, 632 Ylhnda tamamlandl. Peygamber doneminden itibaren, Kur'an metniyle kanu endiesiyle, hadislerin (peygamber sozleri) yazllmaSI ho gorulmedi, ama Kur' an ayetleri yazdmldl. Peygamber'in vefatmdan soma, halife Ebubekir'in talimatlyla bir heyet toplanarak bu yazdmlan ayetlerin ve ayetlerden oluan surelerin dizilmesine tek bir bi~im verildi, u~uncu halife Osman zamarunda da yazill birligi saglandl. Bugun islam aleminde, mezhep farkhhklanna ragmen, Kur'an metni uzerinde oybirligi vardll. Kur'an-l Kerim'in yaplsl. Kur'an-r Kerim'de 114 sure ve 6226 ayet vardlr. Sure saYIsmda anlamazhk yoktur. Aneak, bazl eumleler birletirilerek veya aynlarak sayllabildiginden, Kur'an metninde eksiklik veya fazlahk a~lsmdan bir goru aynhgl bulunmadlgl halde, ayet saylSl bakimmdan verilen rakamlar, 6 666'ya kadar ~Ikmaktadu. (Ibrani kultur ~evresinden Araplara da ge~en gelenege gore, her harfin bir de rakam degeri vardlr ve Allah admm arap alfabesiyIe yazillmda ~Ikan rakam degeri 66 olmaktadlr. 6666 gibi rakamlarda lsrar edilmesinin sebebi budur. Nitekim Kur'an-r Kerfm surelerinin saYIslrun 114 ve bu rakamm 19'un 6 kau olmasl dolaYlslyla da Kur'an-r Kerfm'in 19 rakamma dayandlglru ileri surenler de olmutur.) Kur'an-r Kerfm duzenlenirken, ayetlerin ini suasma degil, surelerin uzunluguna ve kisahgma onem verildigi gorulur. ilk sure, Fatiha suresidir. Bundan soma en uzun sure olan Bakara suresi gelir. Mekke'de, Hieret'den onee tamaml inen sureler genellikle daha kisa oldugu i~in, bu Slralamarun sonlannda yer ahr. Kur'an-r Kerfm'de eksiklik veya fazlahk bakimmdan mezhepler arasmda bir anlamazhk olmadlgl halde, sure duzenlemesinin veya bir-ilo ayetin yer aldlgl surenin yahut SlraSllun farkh olmasl gerektigi konusunda bazl anlamazhklara rastlanabilir. Buna ragmen, bugun islam aleminde tek Kur'an-r Kerhn metni butun mezhepleree kabul gormektedir. Kur'an-r Kerim'i ayetlerin ini suasma go-

re duzenlemeye kalklan bir iki munferit teebbus vardll. Kur'an-r Kerfm'in bir ingilizee ~evirisi bu iddiadadu. $ii mezhebi de ayru Kur'an-r Kerfm metnini kabul edel. Hatta bu mezhep i~inde eldeki Klir'an-r Kerfm metninin duzenlenme ve slralanmasmm Ali Ibni Ebutalib tarafmdan yaplldlglru ileri surenler de vardlr. Bir gorue gore de Ali'nin duzenledigi Kur'an-r Kerfm, eksiklik veya fazlahk olmakslZln eldeki metin olmakla birlikte, bir iki aye tin Slralamasmda fark vardl ve bu mushafm kenannda bazl tefsirler yer almaktaydl. Bu metin resmen kabul edilmedigi i~in, Mehdi " tarafmdan ortaya ~lkanlmak uzere, imamet emaneti " olarak muhafaza edildi ve Ehl-i Beyt imamlan arasmda devredildi. Bahailik, islam eriatinin butunuyle ge~ersiz oldugunu, yeni bir kutsal kitap geldigini iddia ettigi i~in, Islam dini dlmda yeni bir din sayilmaktadlr. Buna karlhk Ahmedilik veya Kaadiyanilik; Mirza Gulam Ahmed'i nebi olarak kabul etse bile, eriat kitabl olarak Kur'an-r Kerfm'i kabul ettigi i~in, ayn bir din degil, baul bir mezhep kabul edilmektedil. Son Yillarda ABD'de mlslrh Read Halife ; 9. surenin (Jevbe) son iki ayetinin Kur'an-r Kerfm'de bulunmaYlp somadan eklendigini -gene 19 rakaml esasma dayanan bazl kabul edilemez gerek~elerle- ileri surmuse de, bu gibi goruler inanarilar arasmda genel kabul gormemitir. Butun muslumanlar arasmda agu basan goru, Kur'an metninin sadeee kapsam bakimmdan degil, ayet ve sure sualamasl bakimmdan da genel bir kabule dayandlgldu. Nitekim yeryuzunde tek bir Kur'an metni oluu da bu genel kabulun gostergesidil. Kur'an, butunuyle ele ahndlgmda, mantlki tutarhligl ve ~elikisizligi ortaya ~lkan bir kitaptu. Bir genel ilke, istisnalanyla birlikte ayru sure i~inde yer almayabilir. Aneak, ayru konuya ilikin butun ayetler bir arada goz onune alirursa, manuki butunluk ve tutarhhk ortaya ~lkar. T emel ve mutlak ilkeleri belirten ayetler muhkem ayerler'dir. Miite?abih ayetler'se, temel ilkeleri belirten ve dolaYlSlyla daha kolay anlallan muhkem ayetleri kayltlayan, istisnalanru gosteren ve bir de simgeli ifade kullamldlgl i~in anlaml apa~lk olmayan, yarill bir lafzi yoruma gidilmemesi i~in de muhkem ayetlerin 1lgmda yorumlanmasl gereken ayetlerdir. Kur'an'da nasih" ve mensuh" bulunup bulunmadlgl, bir aye tin hukmunun daha sonra mensuh olup olmadlgl da bazl tereddutlere konu olmutur. Aslinda Kur'an-r Kerfm'de nesh (bir aye tin hukmunun kaldmlarak yerine onun hukmuyle tamamen ~elien ikinei bir ayet getirilmi olmasl olgusu) yoktur. Sadeee, bir muhkem ayetin hukmunun, daha soma muteabih bir ayetle ozel uygulama artlanmn belirlenmesi olgusuna rastlanabilir. Daha once vahyedilen bir ayetin yanll " oldugu gerek~esiyle somadan duzeltilmesi olgusuna hi~ rastlanmaz. Tevbe suresinden (IX) baka burun diger sureler besmele'yle balar. Besmele, bismillahirrahmanirrarum " tarzmda ifade edilen bir forrnuldur (esirgeyen, yargllayan Allah adlyla). Muslumanlar, her hayuli ie besmeleyle balarlar. Kur'an-l Kerim'in kapsarrn. Kur'an-r Kerfm, yukanda belirtildigi gibi, tek ger~ek dinin genel adl olarak kabul edilen Islam'm inan~ ilkelerini ve temel degerlerini kapsayan bir kitapur. Nasll Kur'an-r Kerfm i~inde ~eliki olmasma manuken imkan yoksa, Klir'an vahyiyle onceki peygamberlerin tebligi arasmda da ~eliki olmasma imkan yoktul. Kur'an-r Kerfm'e gore butun ger~ek pey-

A .

Ezan okuyan muezzin.


l

Ezan muezzin denen din g6revlisi tarafmdan minarenin ~erefesinde dort


I

y6ne ayn ayn seslenerek, muminleri namaza

c;aglrma demektir; Medine doneminde, bizzat Peygamber tarahndan ihdas edilmi~tir. ($am'da Omeyye camii.)

RahmaI} ve Rahim Allah Adlyla : Hamd, Alemlerin Rabbi AI/aha', Rahman ve Rahim'e Din Giinii'niin Malikinel Ancak sana ibadet ederiz Ancak senden yardrm dileriz Bizi Dogru Yol'a ilerl Ni'metine erdirdiklerinin yoluna! Ofkene IIgrayanlarrnkine ve sapmr?larmkine degil! Hz. Muhammed bir hadisinde Fatiha'YI okumayarun namazl 01maz" del. Bu sebeple Islarniyet'in temel inan~ ve ilkelerinin bir ozeti olan bu sureyi, namazlann her rekaunda okumak vacip saYllir. Aynea Fatiha suresi dua niteligindeki surelerin de en ozlusudur; bireysel veya toplu burun dualann sonunda okunmasl devam edegelen bir Islam gelenegidir.

TEVHiDVEYA iHLAS SURESi


Rahman ve Rahim AI/ah adryla : Diyesin ki: 0 bir alan AI/ah't,,! AI/ah yiicedir Dogmadr dogurmadr Ona kimse denk olmadd " T evhid veya Ihlas suresinin meali budur. Muslumanlar bu sureyi dualarda ve namazda okumaYI severler, ~unku Islanun ozunu veren bir suredir. Sureye [hlas admm verilmesi, islam imarurun ozu olan tevhid inanelrun ozeti niteligini talmasmdan, muslumarun i~ten ve ozlu (halis) inanelru dile getirrnesindendil.

DiNLER VE MirOLOJ;

iSLAM
-~---~-

gamberler ayru inanel ve ayru temel deger~leri teblig ederler. Kendilerine daha once ki: tap verilenlerin inan~lanyla Kur'an vahyine iman edenlerin inan~lan arasmdaki gorunurdeki ~elikiler, insanlann yanh yorumlara ve vahye aykm geleneklere ustunluk tarumalanndan ve daha oneeki kitaplann boi zulmasmdan dogmutur. Kur'an vahyi son peygamber tarafmdan teblig edildigine gore, artlk Kur'an-I Kerim'in dokunulmazhk kazanmasmda zorunluk yard!. Bundan sonra, tekrar bir peygamber gelmeyeeeginden, I Kur'an metnine insanlarm dokunamayaeagl ' ve metnin Tann himayesinde oldugu teblig edilmitir. T evrat ve Ineillerin metinlerine baiGldlgmda, bu metinlerin Tann dilinden degil, hadisler veya kudsi hadisler gibi, bir baka kii tarafmdan veya peygamberin beyarurun bir beyan aktanelsl tarafmdan nakledildigi gorulur. Kur'an-I Kerim'deyse, hi~ bir yerde bir baka kiinin beyaru araya kanmaz. Insanlann ge~miteki I konumalanru ve olaylan aktaran da bizzat A ~ Kur'an okuyan bir Tanndlr~ mumin. Kur' an-! Kerim, inan~ esaslan yarunda, ah- , Musliimanltkta ibadet ni lak ve hukuK duzeninin dayandlgl ilahi yetiyle ve Allah\n ho~sevgi ve adalet gibi temel deger ilkele~ nutlugunu kazanmak rini, yaradlh alemine temel olan genel biamaClyla Kur an okumak, hele anu batan salim kanunlanru, toplurnlann gelimesi ve na kadar tecvit ve tHavet bozulup dagJ.1malannda gozlemlenen temel kurallanna uygun okuya kanunlan gosterir. T oplumbilim kanunlan rak hatmetrnek (hatirn belirtilirken, Hz. Muhammed'den oneeki indirmek) buyuk sevap saYllu. peygamberlerin tebliglerinden ve toplumlanrun onlan karllaYl bi~imlerinden ornek verilir. Bu arada, vahyi alan peygambere ve i~inde ~ok tart.Imalr veya uydurma olanlar on ikidir hadisi dolaYlSlyla, ~ii Imamiye onun araelhgl ile insanllga, ibadet ve ahlak da vardlr. Hadis bilginleri ~eitli iGstaslara mezhebinde, Hulefa-i raidin teriminin kurallan konusunda, dogabilimleri alarunda ba~vurarak uydurma (<< mevzu ) hadisleri kapsamma on iki ehl-i beyt imamlrun gird igozlem yapmalan konusunda, toplumbilim gi kabul edilir ve ehl-i beyt imamlanmn sahih hadislerden aYlklamaya ~ahmlkanunlan alarunda tarihten ibret almalan ve lardlr. Sunni hadis bilginleri bu konuda Peysozleri de geni anlamda sunnet (hadis) bu kanunlann dogrulugunu anlayarak kabul kapsamma girer. Sunni mezheplerdeyse, gamber'in ~agdal ve onunla gorumu olan etmeleri konusunda, normatif temel hukuk musliimanlann tumunu ashab (sahabe) olailkeleri konusunda ogut ve talimatlar da ve- . Hulefa-i raidin'den amaem ilk dort halife rilir. rak niteleyip tumunu adil sayarlar. Boyoldugu kabul edilmesil1e ragmen, bu dort Ieee, ashab'dan birinden, guvenilir bir rivahalifenin (Ebubekir, Orner, Osman, Ali) Kur'an-I Kerim, arap~a Hade baiGmmdan sozleri sunnet kapsamma alrnmaz. Nazari yet zinciriyle aktanlan hadis, "uydurma da, vahyin tebligi slrasmda bir nev'i saYllamaz. ~ii hadis bilginleriyse ashaba de~larak boyle olsa bile, ozellikle ikinei halife mueize etkisi yapml, daha soma da gil eltl-i beyt imamlart'na ulaan bir rivayete Omer'in bazl soz ve davrarulan sunni Arap~'run gelimesinde, yeni terimler bubirinei dereeede onem verirler. Sunniler, mezheplerde kaynak olarak kabul edillunmasmda, ~eitli leh~eler arasmda ortak yaZl diline ulallmasmda etkili olmutur. rni ve bunu hakll gostermek i~iIl de Peygamber'le goruen ilk nesle (sahab), on" benden soma peygamber gelseydi Omer I larla goruen nesle (tabi'in) ve tibi'in'le goolurdu gibi uydurma hadisler ortaya atllruen u~uneu nesle (tebe-i tabi'in) onem vemltlr. Sonu~ olarak, sunnet, butun islam rirlerken, iilere gore, Peygamber'e zaman a~lSlndafl yakJnllgm birinei dereeede onemi mezheplerinde kaynak kabul edilmekteyse yoktur. Onemli olan manevi yaiGnllk ve sede, metin olarak butun muslUmanlann uzerinde anlatIgl tek bir hadis kulliyatI zilmi~ olmaktlr. Bu sebeple, Ebu Talib oglu yoktur. Bir hadis derlemesi i~inde yer alan Ali'den, On lkinci Imam Hasanoglu Muukanda belirtildigi gibi sunnet, Isbutun hadisler de aym dereeede hammed'in gaybet ine (gozlerden gizlenlam'da ikinei kaynaktlr. Sunnet, " guvenilir degildir. Sunni mezheplerde, mesine) kadar olan u~ yuzyJihk sure i~inde Tann i~in kullaruldlgmda, Tann'run bata Buhan ve Muslim kulliyatl olmak gelip ge~en FatIma ve Ali soyundan -Ali'nin yaradlh ve toplumbilim alarunda koydugu uzere, Peygamber'den sonraki u~uneu aSlrkendisiyle birlikte- On lki imamdan gelen degimez yasa anlammdadlr. Kur'an-! da belirli bir kapsama ulaml hadis gelene- ,rivayetler, sunnileree sahab'dan saYllan Kerim'de de bu anlamda kullarulmaktadlr. kimselere ulaan rivayetlerden daha ustun gini derleyen ve eletirerek aYlklayan altI (XVII, 79; XXIll, 62; XXV, 42; XL VIlI, 23). olarak ka bul edilir. hadis kitabl, sahih kabul edilir (s!hah-! Bir de " oneekilerin davrarulan , sitte): Buhari (810-870), Muslim (817-875), gelenekleen davraru anlamma kullaruEbll Davud (8177-888), Et-Tirmizi (859-932), hr. (VIlI, 39; Xv, 13; XVIII, 53; XXxv, En Nesai (01. 915), fbni Mace (825-887). Isla, 41). Bunun karltI, birdenbire ortaya ~lkan, mm ikinei yuzyilmda Maliki mezhebi imaahllml olmayan, "yeni tureme davraru ml Imam Malik'in derledigi El-Muvatta da, I ve tutumdur (bid'a, bid'at)~ Islam ogretisinde Maliki mezhebi dlmda dahi kabul goren sunnet terimi tek bama kullaruldlgmda, bir derlemedir. Yine sunni mezheplerinden Peygamber'in soz, davraru ve tutumlan anI larruna gelir. Hanbeli mezhebinin imaml Ahmet Ibn ~"" on peygamber bir kavme degil, butun i;ljJ insanllga gonderilen peygal1lberdir. Hanbel'in Miisned adh hadis derlemesi kaI Sunnet u~e. aynhr: kavli sun net, hadis Islaml kabul edenlere, Ummet-i bul goren ve deger verilen bir derlemedir. , (peygamber sozleri) demektir; fiili siiltnet, Muhammed denir. Bu ummet eitlik~i bir ~ii Imamiye mezhebindeyse dort hadis der, Peygamber'in davrarulandlr; bir de Peytoplumdur. Bu ummet i~inde, imtiyazlr ruhlemesi ozellikle onem talr. Bunlar, onuneu gamber'in susma, bir tepki gostermeme, yuzYllda Kuleyni tarafmdan derlenen fl- , ban slrufl yoktur. Devlet reisi de eitler bir eylem yapmama gibi tutumlanndan arasmda birinci (primus inter pares) saYllKa(i, Ibn Babuye (Babeveyh, Saduk) [920bir anlam ~lkanldlgl olur ki, buna da takriri , mak gerekir. Bu ummet bir eriata baghdu. sunnet denir. 991] tarafmdan toplanan Men la yahzurllhulKur' an-! Kerim anlammda ~eriat , devlet (akih, T usi'nin (01. 1067) derledigi Tehzib ve Sunni denen mezheplerde de dogruluyonetiminin uymasl ve baglmh olmasl gereIstibsar'dlr. gu kabul edilen bir hadis, HUlef,a,' -i raidiken ust ve temel ilkelerdir (anayasal ilkeler). Hadis kulliyatl, Kur'an-! Kerim metni gibi nimin sunneti, benim sunnetim gibidir Daha soma ast kurallar da gelitirilmi ve fttart.ImaSIZ ve mevsuk degildir. Hadisler mealindedir. Hulefa-i raidinimin saYlsl

UMMET-i MUHAMMED

---------_._-~

kzh adl verilip hukuk kurallanru da i<;eren uygulama kurallan duzeni kurulmu~tur. Flklh kapsamma " ibadat hukumleri de girer. Fd<lun, hukuku ilgilendiren bolumleri miinakehat (evlenme ve evlilik hukuku), neseb ve nafakat (aile hukukunun bir diger bolUmu), irs ve feraiz ve vesaya (miras hukuku), muamelat (bor<;lar ve e~ya hukuku), ukubat (ceza hukuku) gibi bOlumlerdir. Flklhda, benzetme (kzyas) gibi metodoloji bolum~erini kapsayan alana da usul-iil-{tkh denir. Ummetin bir konuda oybirligi (icma), fJ.kh alarunda " delil sayllir. Ne var ki, ger<;ek icma'm saglanabilmesi zordur. $i1 goru~, eW-i beyt imamlanrun katl!m<J.dlgl bir gorti~u icma olarak kabul etmez. Ozellikle sunni <;evrelerde " ummetim hata uzerinde icma etmez hadisi ileri surtilur. Ommet kelimesinin arap<;a " ana anlarrunda alan iimm'den kaynaklandlgl kabul edilmektedir. Bu husus yeteri kadar ara~tmlmaml~t1r. Ibrani dilinde de bu kelime vardH, ama elif'le degil aym'la yazllmaktadH. Ibranicede daha sonralan, inan<; toplulugu yerine " kan bagl esaSI ge<;ince ummeti kar~dayan terim yerine kavm'i kar~dayan terim kullanllir olmu~tur. J<:.ur'an-lKenm'de Peygamber i,in "Nebiyyi Umrrli denmesi de "okuyup yazma bilmeyen Peygamber anlammda degil, belirli bir kavme gonderilmeyip butun insanllga gonderilmi~ Peygamber anlammdadlr.

yoklugun yan yana iki e~deger ilke olmaslna da imkan yoktur; bu da mantlkslzdH. $u halde, yaraddldan sonra da mutlak varhk sadece Allah'dlr. Diger varhklar " mahluk tur (yaratilml~tH) ve mutlak degil, sadece " mumkun varhklar dH. Allah zaman ve mekan kategorileriyle kaYltil olmadlgl i,indir ki, Allahl gormeye imkan yoktur. Ancak, " muebbihe (Allahl yaratdml~lara, insana benzetme) goru~une egilim duyanlar, "Tann'run elL.., Ar~'a dayanmasl. .. gibi ifadeleri akla uygun bir yorumla a<;lklayacaklan yerde, lafza (soyleme) uygun yorumlan tercih ederler. Bir de sunni mezheplerinde Allahm mumiruere rtiyada ve oteki dunyada gorunecegine ilikin bir inanca rastlarur. Mutezile ve ia bunu kabul etmez. AI/ahm slfatlan konusunda da mutezile ve ia'yla sunni mezhepler arasmda fark gorulebilir. Mutezile ve ~iada, daha onceki kavimlerin, tek tannrun <;e~itli slfatlanna ayn ve baglmslz varhk taruma egilimlerinin 50nu<;ta <;oktanrlClhga yol a<;tlgl du~unulerek, slfatlann zat'dan ayn olmadlgrm ve zat nasJ.!slrurlanamazsa slfatlann da slrurlanamayacagl ileri surtilur. Allahm slfatlanna tekabul eden "guzel adlan vardlr. Bu adlarla zikr'edilir. Allah adlru i<;ten saygl ile anmak da (zikr) bir ibadettir.

lek veya meleklerden de ustun bir Allah gorevlisidir. lblis, melekken Allah'a isyan etmi~ bir varhk degildir; cin cinsindendir. Melek, nur'dan, Iblis ve cinler ate'ten, insan toprak'tan yaratl!mI~t1r. Butun bunlar, insan zihnine melek, cin ve insan dogasl arasmdaki farkllhgl kavratabilmek i,in belirtilmi temel ger<;eklerdir. Iblis, dualist dinlerde oldugu gibi bir nev'i " $er TannSl degil, insanlar gibi se<;im ozg~rlUgu alan cinlerden biridir ve Allah'm, " Adem'e secde et emrine kar~l gelmitir (Kur'an-I Kerfm, XXXVIII, 77) ; Ktyamet gunune kadar insanlan ayartma giriimleri surecektir. Iblis'in insaruar ve ciruer uzerinde ger<;ek bir zorlama (cebr) gucu yoktur; sadece oruan kotuye _<;agmr ve " erri hayr gibi gosterir. Iblis, Adem'e seede etmeyi reddeden ciruerin eski ba~karurun adldlr. Tann yaklrulgmdan kovulduktan sonra, eiruer ve insaruardan Iblis'e uyanlar, " ein eytaruan ve " ins ~eytaruan diye adlandmlabilir. Nasll " ilah kelimesinin <;ogulu varsa ,,eytan kelimesi de <;ogulla~tlnlabilir. $eytan kelimesi, Iblis yerine de kullarulabilir. Buna karllik Iblis ozel addlr. Adem'i ve Hawa'Yl kandmp Allah'a ita atslzhga yonelterek, Cennet'ten kovulmalanna sebep alan da Iblis'tir.

Kalubela ahdi. Hadiste belirtilen amentu


Melekler. Melekler, insan ve cin gibi se<;me ozgurlUgu ve sorumlulugu alan varhklar degildir; sadece Allahm emirlerini yerine getirir. Meleklerin ciereceleri vardlr. Ruhulkudus, Cebrail olarak kabul edilir. Kadr suresinde, Kadir gecesinde Ruh'un ve meleklerin indikleri soylenir. Buradaki Ruh'dan ama<;, bir rivayete gore, Melekler'in en buyugu alan Cebrail'dir (Ruhulkudus). Bir diger rivayete gore, Ruh, meleklerden ayn ve daha yuee bir varhktlr. Insaruann ve earulla, nn ayn ayn ruh'lan soz konusu degildir. CarJ.1tlan harekete ge<;iren gu<; merkezi alan Ruh, tektir. Bu Ruhun, caruJ.!an catllihk ozelligine kavuturan ve ayn ki~ilik sahibi bir gu<;, bir Allah mahl6ku, Allah gorevlisi oldugu soylenebilir. lster RuhUlkudus alan Cebrail'le ayru, ister ondan ayn olsun, Hristiyarulkta oldugu gibi Tann'run u<;uncu boyutu degil, sadece ve sadece en buyuk memaddeleri arasmda yer almamakla birlikte kalubela ahdi (misak), islam, iman ve salamet aruaYl~lrun teJ!lel ogelerinden biridir. Buna gore, Allah, Adem'in soyundan geleeeklerin ruhlanru yarattlgl, onlan zamana ve mekana yerle~tirdigi vakit"" Ben sizin Rabbiniz degil miyim? diye sordu. Oruar da" Elbette, sen bizim Rabbimizsin dediler (Kur'an-I Kerfm, VII, 172-174). Bu kalubela ahdine gore, zaman i<;inde ortaya <;lkan ve farkll sarulan inan<;lar, ayru imarun yeni tezahurlerinden ba~ka bir ey degildir ve Allahm birligine iman da ilk kabulun bir tekrandH. Adem'in iledigi gunah misakln ebedl izini silemez ; Adem ve onun soyundan gelenler i<;in bir su<;luluk ve eeza yaratlr ki, a da birbirine duman olmak ve yer yuzunde, olumle sana erecek ge<;iei bir sure konaklamaktlr (Kur'an, II, 34-36). Kur'an'a gore bu
i

I I

inancmm temel ilkeleri amentii'de ozetlenmi~tir : amentii billa hi ve melaiketihi ve kiitiibihi ve resulihi vel yevmil ahiri ve bil kaderi hayrihi ve ?errihi minel/ahi teala ... " Iman ettim Allaha, meleklerine, kitaplanna, peygamberlerine, ahret gunune ve kadere, ki hayn ve ~erri yUce Allahtandlr... A~aglda aynntlli olarak ele ahnacak alan bu altl ilkeye imanm ?anlan denir. Bu ilkeler islamm ?anlan denilen ve ibadetin esaslanru belirleyen diger be~ ~artla tamamlarur : kelime-i ?ahadet, namaz, oruf, zekat, hac. Islam ogretisinin temeli alan bu ilkeler bi1tun muslUmanlar i<;in ortaktlr. $illikte bunlara birtaklm ekler yapllml~tH, ama bunlar Islamm temel inan<;lanru bozmaz.

slam

Allah, tek tann. Allah, tek tannrun ozel adldH. "La ilahe illallah ibaresinden de anla~dacagl gibi ilah, ger<;ek veya batJ.! 01sun, tanrl olarak tapdan her ger<;ek veya hayali varhga denebilir, Tann'run kar~lligldlr. Allah, zaman ve mekan kategorilerine Slgmaz. Zihinde somut bir Allah tasawuru dogarsa, bu tasavvur, zihnin bir urunudur, Allah degildir. Ondan ba~ka her ~ey yaratllml oldugundan, Allah'a benzer hi, bir ey yoktur (Leyse kemislihl $ey'un). Allah zihne de~il, bir kudsl hadis geregince "mumin kufun gonlune slgar (Kudsf hadis, anlaml Tann'dan olup lafzl -Kur'an vahyinden farkh olarak- Peygamber'e ait sozdur). Allah vacib-Ul-vucuddur, mutlak ve zorunlu varhktlr; ezell ve ebedldir. Allah mutlak ve zorunlu varhk oldugllndan, yokluk bir ilke degildir. Dualizm (ikicilik) mantlkSlzdlr. Yaradlhdan once Allahdan baka hi,bir varhk yoktu, mutlak varhk vardl. $u halde "ilk sebeb i aramada zincirleme sorulan "AllaJu kim yarattl? sorusuna kadar vardmnak, sa<;ma ve mantlkSlzdlr. Bir hadisde, bu akll yurtitmenin batll ve eytani oldugu belirtilir. Yokluk asJ.!ilke olsaydl, yokluktan mutlak varhgm dogmasma imkan yoktu. 51rurslz ve mutlak varhkla SJrurslz ve mutlak

Kur/an'm yanll~slzyazllmaSt, harekelerin harfle-

maSI ve yukanda bi bir


(I

g6rii-

talmaSl

hat iistatlan

ic;:in

(Topkapt

Sarayl

Miizesi,

len Kur'an'da oldugu ginesih giizelligi

rin tam hizalanna kon-

~ok 6nemli bie iistlinli.ik olarak kabul edilirdi.

XVII. yy. eI yazmalan koleksiyonu, Istanbul.)

iSLAM

izini silemez ; Adem ve onun soyundan gelenler i~in bir su~luluk ve eeza yaranr ki, 0 da birbirine du~man olmak ve yer yuzunde, olumle sona ereeek ge~ici bir sure konaklamaktlr (Kur'an, II, 34-36). Kur'atl'a gore bu durum ne kurtulmaYl, ne de kurtanelYl gerektirir. Kur'an-l Kerim'in ogretisi, Allahm yarauelhgma ve yarattlklanna hayran olmayl, onlardan ol~u ve sayglyla zevk almaYl ogutler; gelip ge~en zaman ebediyetin iki temel aru arasma slkl~ml~ur : bir yanda misak, ote yanda son yargtlama (ktyamet gunu) bulunur. Kitaplar ve Tann e1~ileri. Kur'an'a gore, Peygamber tebligi kendisine eri~meyen hi~ bir topluluk sorumlu tutulmaml~ ve her topluluga kendi dilinee peygamber gonderilmi~tir. ButUn ger~ek peygamberler ayru dinin tebligeisidirler. "Resullerden hi~ biri kendi tebligi a~lsmdan digerlerine kar~lt sayllamaz ". Peygamberlerin he psi "nebi" dir, Allah'dan vahiy ahrlar. Aneak, bazl nebi'ler ayru zamanda resul'dur ; insanllga ilam te~ligi iletir ve ortlan ~eriata davet ederler: Oneeki peygamberin teblig ettigi kitap tahrif edilmi~se, yeni bir kitapla, bu tahrifler ve sapmalar duzeltilir. Kur'an kendinden oneeki Tevrat, Zebur ve incil'in Allahdan gelen metinlerini dogrulaml, aneak bu metinlerin tahrif edilmi~ kislmlanna kar~l ~lkml~ur. Kur'an-I Ker/m'den soma ba~ka bir kitap gelmeyeeektir. Vahiy tamamlanrru~ur (Maide, \1,3) KJ.yamet giinii. Aremleri yaratan Allah onlann kaderini de belirler. Bu nedenle Allah Fatiha suresinde "Hukum gununun hakimi " olarak belirtilmi~tir. Kur'an bir~ok yerinde zamanlann sona ereeegi kozmik olguIan dile getirir : " gokler Ylkthp ~oktugu zaman" (Kur'an, XXI, 104) melekler hesaplann gorulmesi i~in herkesi meydanda toplanmaya ~aglraeaklardlr. 0 zaman her insan ve her toplum muhakeme edileeektir.

A -

Kabe'yi tavaf eden hacLlar.


dogru yiiriiniir. T avaf
J

iSLAMIN BE$ $ARTI


aha once de belirttigimiz gibi, islam cemaatinin ve her bir muminin Allahm birligine tarukhgl ve Allaha karl gorev ve yukumlulukleri bq temel ilkede ozetlenmi~tir ; " erkan " veya " direkler " de denen bu be~ ~art ~unlardlr : 1 islama iman (~ahadet) ; 2 nall1az (salat) ; 3 zekat ; 4 oru( (savm) ; 5 hac. ~ahadet. " E~hedii en la ilahe iI/aI/air ve e~lredii enne Mulraml1leden resulul/alr" (talllklik ederim ki Allah'dan ba~ka tann yoktur ; tarukllk ederim ki Muhammed Allahm el~isidir). Bu eumlelere ~alradeteyn veya kelil1le-i ~alradet denir. "La ilahe illallah; Muhammeden resulullah" bi~iminde kisalulml~ olarak da soylenir. " La ilahe illallah " ibaresine de kelime-i tevhid denir. ~ahadet getiren kimse, zahir'de musliiman muamelesi gorur; aneak, Allah kaunda miil1lin sayllmasl i~in, sadeee dille ikrar yetmez, ayru zamanda gonulle de inanmak, tasdik etmek gerekir. Mumil,l kelime-i ~ahadet getirmekle Kalubela'da Adem ve onun soyundan geleeek ruhlar tarafmdan benimsenmi~ olan tek tannYl taruma ahdini (Kur'an, VII, 172) tekrarlaml~ olur. Her ~oeuk islam alarak dagar, erginlik yama vannea (mumeyyiz olunea) imaruru a~lk~a dile getirmesi gerekir. Musliiman kii omur boyu bu tarukllgl tekrarlayaeaktlr. Kelime-i ~ahadet gunde be defa ezanlarda dile geldigi gibi, olii mezara konurken de kelime-i ~ehadet getirilir. Namaz. Namaz fars~adan ge~mi~ bir kelimedir. Arap~asl "salat "tlr. islarrun ikinei ~artl olarak gunde be~ vakit klhrur: sabah, ogle, ikindi, ak~am, yatsl. ~il mezhebinde, ogleyle ikindi ak~amla yatslrun hemen art arda kihnmasma eevaz vardlr : 0 zaman u~

T avaf suasmda yiiriiyii~e Hacerii'IEsved'in bulun

dugu kOleden ballarur ve Kabe sol yana almarak saga, kapt ybniine

Kabe <;evresinde yedi defa dolalliarak tamamla rur. Bunun d6rdii farz,
(h;G vaciptir.

AI/ahii ekber (4 kere) ; e~hedii en la ilahe il/al/ah (2 kere) ; e~hedii enne Muhall1l11eden resulul/ah (2 kere) hayye ales salah (2 kere) ; hayye aiel felah (2 kere) ; al/ahiiekber (2 kere) ; Iii ilahe illallah (1 kere). [Yalruz sabah ezarunda hayye aiel felah'tan soma 2 kere es selaTii hayren minen neVIl1, (namaz uykudan haYJrhdlr) sozleri soylenir.] "Tann uludur; bilirim bildiririm T anrldan baka yoktur tapaeak; Tannrun el~isidir Muhammed; haydin namaza, haydin felaha ; T ann uludur ; T anndan ba~ka yoktur tapacak ".

vakit kthnml gibi olur. Namaz kilmak i~in abdestli olmak gerekir. Abdest el, aglz, burun, yuz, kol, ayak Ylkama ve ba~a, ens eye lslak el gezdirme, kulagl temizleme bi~iminde yapllan bir annmadlr. Aynea, belirli olaylar sonueunda, sadeee bu temizlik yetmez, bedeni batan aaglya Ylkamak gerekir (gusul, boy abdesti). Namazm ikier se.edeyle birbirinden aynlan bolumlerine rekiit denir. Sabah 2, ogle 4, ikindi 4, ak~am 3, yats14 olmak uzere toplam 17 rekat farzdlr. Bu saYlda mezhepler arasmda ihtilaf yaktur. Bir de aynea farz olmamakla, din! yukumlu!uk dogurmamakla birlikte, Peygamberin ogutledigi ve klldlgl sunnet namazlar vardlr ki, ~il ve sunlli mezhepleri arasmda bu namazlann rekat saYlsl bakimmdan

.L

328

D;NLER VE M;TOLOJ;

farkh goriilere yer verilir. Gunhik namazlar dlmda bayram namazlan, cuma namaZl, cenaze namaZl (diger namazlardan farkh, bir tur duadan ibarettir), ayet namaZl (korku veren tabiat olaylanndan soma klhrur) saYllabilir. Namazlarm rekat saYllan ve aynntllanru Hz. Muhammed belirlemitir (sunnet).

Oro\;. Bu kelime fars~a rGze " kelimesinden degiiklige ugrayarak Turk~eye ge~mitir. Ay esasma dayanan dinl (kameri) takvimin dokuzuncu aYl alan Ramazall boyunca oru~ tutulur. Sabahtan akama, yani gunein dogmasmdan onceki agarmadan, gunein batllIla kadar alan sure de yemekten i~mekten ve cinsi munasebetten ka~lruhr. Farz alan oru~ budur. $ii mezhebinde de bu baktmdan bir gorii aynhgl yoktur. Esasen bu husus Kur'an'da, Bakara suresinde belirtiImitir. Ancak bazl alevi topluluklannda, Ramazan orucu yerine Muharrem aymda 12 gun orucu- tutma adetine rastlanmaktadlr. Ramazandan soma 3 gun suren oru~ a~ma (fitr) bayraml gelir (Ramazan bayramt veya turk !:lalk dilinde ~eker bayranll). Bayram gunleri gibi oru~ tutmarun haram oldugu gunler dlmda, dileyen oru~ tutabilir veya Ramazanda mazereti dolaYlslyla tutamadlgl gunlerin kaza'slIlJ tutar. Hastahk, yolculuk gibi bir mazeretle oru~ tutamayan, mazereti ge~ici degilse, tutamadlgl her gun i~in bir yoksul doyunnahdlr. Ge~iciyse, mazeret ortadan kalktlktan soma tekrar oru~ tutmahdu. Mazereti oImakslzm oru~ tutmayansa, tutmadlgl gunu kaza etme yukumunden baka, ya 60 gun oru~ tutmah, ya da 60 yoksulun birer gunluk nafakasml karllamahdlr. Zekat. Zekatm iki anlaml vardu : servetlerin vergi yoluyla gunahlardan annmaSl ve muminlerin sosyal dayarumasl. Maldan, servetten odenecek vergi belli biT orana goredir ve Medine'de Hz. Muhammed tarafmdan belirlenmitir: zekat Allahtan bir farz olarak yoksullara, dukunlere, bunu toplayan memurlara, kalpleri musliimanllga lsmdmlacak olanlara verilir ; kolelerin, bor~lulann, Allah yolunda olanlann ve yolda kalanlann ugrunda sarf edilir (Kur'an, IX, 60). Kur'an aynca muhta~ olanlara, hangi dinden olurlarsa olsunlar, sadaka verilmesini de tavsiye etmektedir. Zekat oraru 1/40'tlr (% 2,5).

Hac. Hac yolculugu, islam dim takviminin on ikinci aYl alan Zilhicce aylrun onuncu gununden (Kurban bayraml) once Mekke'de olmak, Tann onunde insan olarak muslumanlar arasmda tam eitligi simgeleyen bir giysiye, yani ihram denen dikisiz ortuye burunerek, belirli merasimi yerine getinnek eklinde yaplhr. Hacca gidecek kiinin musliiman, ergin, ozgur, yeterli vakte ve kendisi hac'dayken ailesinin ihtiya~lanru karllayacak varhga sahip olmasl gerekir. Bunlar haccm farz oImasl i~in genel koullardlr. Aynca bed en saghgl, yol guvenligi, hapislik veya devlet yasagl gibi engeller bulunmamasl, yuri.iyerek en az 18 saatlik bir uzakhktan (Mekke ile Arafat arasmdaki uzakhk) hacca giden kadlrun yarunda kocaslrun veya nikah dumeyen bir yaklrurun (mahrem) bulunmasl, hacca gidecek kadm kocasmdan boanml veya kocasl oImuse, iddet miiddetinin (bekleme suresi) bitmi olmasl da gerekir. Hac i~in belirlenmi ozel yerler ziyaret edilmelidir. Bu art, Arafat'ta bir sure dunnak (vakfe) ve Beytullah'l (Kabe) tavaf etmekle yerine getirilir. Arafat'taki vakfe, ozel vaktinde (vakt-i mahsus) yapllmahdu. Bu vakit, arife gunu ogleden soma (zeval vakti) balar ve Kurban bayrammm birinci giinu fecrin (sabah aydlnllgl) doguuyla son bulur. Bundan soma Kabe'yi tavaf vakti gelir. Bonlar bayramm ilk u~ gunu i~inde yaptlamamlsa uygun alan baka bir zamanda da yapllabilir. Haccm farzlar dlmda vacipleri ve pek ~ok sunneti vardlr. Bahca vacipler, ihrama rnikad yerinden balamak, ihram i~in konan kurallara ve yasaklara uymak, Arafat'ta arife gunu gun ortasmdan gune batlncaya kadar durmak, Kurban bayraml'run ilk gunu afak sokmeden once Muzdelife denilen yerde bir siire kalmak, dart devresi (avt) farz alan ziyaret tavanru, bayramm ilk u~ gunu i~inde yedi devir yapmak, tavaf Slrasmda abdestli ve mahrem yerleri kapah 01mak, tavafa Hacerii'l-Esved'den balamak, Kabe'yi sola ahp yuruyerek donmek, her tavaftan soma iki rekat namaz klImak, Kabe yakJ.nlarmdaki Safa ve Merve tepeleri araslIlda, Safa'dan balayarak dart kere gitmek, ii~ kere gelmek (sa'y), Mina'da eytan talamak diye slralanabilir. Bunlann dlmda, hac sevabtru arttlrmaga yarayan ~ok saYlda (kurban kesmek gibi) sunnet de vardlr. Hac mevsimi dlmda yapI1an Kabe ziyaretlerine umre denir.

uslumanllkta cuma ve bayram namazlan camilerde, topluca kIllIlJr. Diger namazlar, uygun her hangi bir yerde, toplu veya tek olarak klhnabilir. Islam da cami Allah'a ibadet edilen ozel mekandlr: Kukusuz mescitler Allah i~in kurulur i oyleyse Allah'la birlikte baka birine kulluk etmeyiniz" (Kur'an, LXXII, 18). Allahm mescitlerini ancak Allah' a ve ahret gunune inananlar, namazlanru kllanlar, zekatlru verenler ve Allah'tan gaynsmdan korkmayanlar yaparlar" (Kur'an, IX, 18). Miislumanhkta caminin beytullah (Allah'ill evil saylImasl, bu mekana karl sayglh oImaYI gerektirir i cami adabl" bu gerekten dogan kurallardlr : camilere guzel ve

iSLAMDA RAMAZANVE KURBAN BAYRAMI


iSlarniyette, biri Ramazanda otuz gun oru~. tuttuktan soma, evvalin birinci gunu balayan Ramazan (~eker) bayramt, oteki zilhiccenin onuncu gunu balayan Kurban bayramt oImak uzere iki bayram vardu. Ramazan bayrarru 3 gun, kurban bayraml 4 gundur. IIkine ntlr bayraml" veya kii~uk bayram" ikincisine buyuk bayram" da denir. Hz. Muhammed, Medine'ye go~ ettiginde (622), medinelilerin yI11I1 iki gununu bayram olarak kutladlklanru gordu ve muslumanlara, Allah size onlann (puta tapanlann) iki bayramma karlhk onlardan daha hayuh iki bayram verdi" diyerek, bu iki bayramm Ramazan ve Kurban bayrarnlan oldugunu ilan etti. Ramazan bayrammda nnr sadakasl (fitre) vennek, kurban bayrammda kurban kesmek ve her iki bayramda da cemaat halinde bayram namazl klImak gereklidir.

Namaz, Islamm be artlndan biridir. Namaz kJ.Imak akJ.lh alan ve bulug ~agma giren her musluman (erkek ve kadlIl) i~in gereklidir. Namazlar farz, vacip ve nafile olmak iizere u~e aynhr. Farz namazlan, be vakit namaz, cuma ve cenaze namazldlr. Vacip namazlar, vitir, bayram namazlandu. Nafile namazlar, be vakit namazm sunnetleri, teravih namaZl ve sevap kazanmak niyetiyle klhnan namazlardlr. Islama gore farz Allamn yaplImaslru emrettigi eylernlerdir. Namaz kllarken on iki am yerine getinnek farzdu. Bunlann yedisi namazm dlmda, bei namazm i~indedir. DItakilere ~artlar i~tekilere riikiinler denir. Namazm artlan 1- Hadesten taharet, yani abdestli 01mak; 2- Necasetten taharet, yani temiz 01maki

NAMAZIN $ARTLARI VE RUKUNLERi


3- Setri avret, yani avretyerin.i ortrnek (erkekte gobekten diz altma kadar, kadillda yuz ve elden baka her yer avrettir) ; 4- Ktbleye yoneImek i . 5- Namazl vaktinde kllmak i 6- Namaza dururken niyet etmek i 7- Namaza dururken Allahiiekber" demek. Namazm riikiinleri 1- Ktyam, namaza balarken ve namaz kJ.larken ayakta durmak. (Ayakta duramayan oturarak, oturamayan yatarak kllar.) 2- Ktraat, Kur'an'dan ayetler okumak. 3- Riikii, klraatten soma elleri dize koyup egiImek. (RukGda en az u~ kere subhane rabbiyelazim " denir.)

4- Secde, rukGdan soma yere kapanmak. (Arka arkaya iki kere eller, ahn ve burun yere degdirilir ve bu strada u~ kere subhane rabbiyelala, denir.) 5- Kadei ahire (son oturu) : son rekatta ettehiyatu " okuyacak kadar oturmak. Namazda bir klyam, bir rukG ve iki secdeden oluan bolUme rekiit denir. Be vakit namaz 40 rekattlr. Bunun 17 rekatl farz, 3 rekatl vacip, 20 rekatl sunnettir. 1- Sabah namazl. 4 rekat; once 2 rekat sunnet, soma 2 rekat farz klhrur. 2- Ogle namazl. 10 rekat i once 4 rekat ilk sunnet soma 4 rekat farz, soma 2 rekat son sunnet kllirur. 3- !kindi namaZl. 8 rekat i once 4 rekat siinnet, soma 4 rekat farz klhrur. 4- Akam namazl. 5 rekat ; once 3 rekat farz, soma 2 rekat sunnet klhrur. 5- Yatsl namaZi. 13 rekat i once 4 rekat ilk sunnet, soma 4 rekat farz, soma 2 rekat son sunnet, soma 3 rekat vitir namaZl kIllrur.

-----~

iSLAM
Nas suresi Kul e-uzii bi-Rabbin-nas. Melikin nas. llahin nas. Min ~erril vesvasil hannas. Ellezi yiives visii fiy sudurin nas. Minel-cinneti Yen nas. (Kur'an, CXIV.) De ki : insanlann Rabbine, insanlarm Malikine, insanlarm Ilahma slglI1lnm. Insanlann gogiislerine vesvese veren 0 insan ve cin ~eytanlarlI1ln ~errinden. " Allahlm Hz. Ibrahime ve aline bereket verdigin gibi Hz. Muhammed'e ve Hz. Muhammed aline de bereket ver. ~iiphesiz sen ogiilmii~siin yiicesin. Kunut Dualan Allahiimme inna nes'teiniike ve nes'tagfiruke ve nes'tehdike ve nii'miniibike ve netiibii ileyke ve netevekkelii aleyke veniis'ni aleykel-hayra kiillehii ne~'kiiruke ve la nekriifuke ve nah'leii ve net'rukii men yefeiiriik. Allahiimme iyyake, nabiidii ve leke niisalli ve nes'eiidii ve ileyke nes'a ve nah'fidii nar'eu rahmeteke ve nah';a azabeke inne azabeke bil'kiiffari miil'hlk. Allalum, biz senden yardlm dileriz, magfiret dileriz, hidayet dileriz. Sana inarunz, sana tevbe ederiz, sana dayarur, her hayn senden bilir, seni ogeriz. Sana iikreder, kiifretmeyiz. Sana isyan edeni terk ederiz. Allahlm, ancak sana ibadet ederiz, sana namaz kJIar, secde ederiz. Sana koanz. Rahmetini umar, azabmdan korkanz. Muhakkak azabm kafirlere ulaacaktlr. Rabbena Atina Rabbena atina fiddiinya. haseneten ve filahireti haseneten ve kma azaben nar. Rabbenagfir Ii ve livalideyye ve li'l-mu'minine yevme yekumu'l-hisab. "Rabbimiz, bize diinyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver, bizi cehennem azabmdan koru. Rabbimiz beni, anaml, babaml ve mii'minleri hesap giiniinde baglla. Ayetel kiirsi AlIahu la ilahe ilia hiivel hayyiil kayyum, la te'huziihu sinetiin vela nevm, lehu ma fissemavati ve ma fil ard. Men zellezi vesfeu indehu ilia bi iznih, ya'iemii ma beyne eydihim vema halfehiim, vela yiihitune bi ~ey'in min ilmihi ilia bima ;ae vasia kiirsiyyiihiissemavall vel ard. Vela yeudiihu hlfzuhiima ve hiivel aliyyiil aziym. (Kur'an, II, 255.) Allah ki O'ndan baka ilah yoktur. Diri ve her ~eyi yonetendir. O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutmaz. Goktekilerin ve yerdekilerin hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda kim efaat edebilir? Onlann onlerinde ve arkalannda olaru bilir, onlar O'nun ilrninden ancak O'nun diledigi kadar bir ey kavrayabilirler. O'nun tahtl gokleri ve yeri kaplamlur. Gokleri ve yeri korumak O'nu yorrnaz. 0, yiice ve biiyiiktiir.

Fit suresi Elem tera keyfe feale Rabbiike bi-ashabilfiyl. Elem yec'al kaydehiim fiy tadliyl. Ve ersele aleyhim tayran ebabiyl. Termiyhim bihicaratin min sieciyt. Feee-alehiimke'asfin me'kut. (Kur'an, CV.) Gorrnedin mi Rabbin, fil sahiplerine ne yaptl? Onlann diizenlerini bo~a ~lkarmadl rru? Onlann iizerlerine sert ta~lar atan Ebabil ku~lanru gonderdi. Onlan yenilmi~ ekin gibi yaptl.

NAMAZDA OKUNAN BAli SURELER VE BAli DUALAR

Kurey~suresi
Li-ilafi kurey~in ilafihim rihlete~-~itai vassayf Fel'yabiidu Rabbe hazel-Beyt. Elleziy et'amehiim min cuin ve amenehiim min havf (Kur'an, CV!.) Kurey~in yaz ve kJ~ yolculuklanna ah~masl ve yolculuklarda anla~masl saglanrru~tlr. byleyse' onlan a~ken doyuran ve korkudan giivene kavu~turan ~u Ev'in Rabbma kulluk etsinler. Kevser suresi lnna atayna kel-kevser. Fe-salli Ii Rabbike venhar. lnne ~anieke hiivel-ebter. (Kur'an, CVIlL) Biz sana keyser verdik. 0 halde Rabbin i~in namaz kJl ve kurban kes. Dogrusu, nesli kesik olan, sana dil uzatandlr. Leheb veya Tebbet suresi Tebbet yeda Ebileheb'in ve tebbe. Ma agna anhii maliihii ve ma keseb. Seyasla naran zatelehebin. Vemraetiihii hammaletel-hatab. Fiy ciydiha habliin bin mesed. (Kur'an, CX!.) Ebu Leheb'in iki eli kurusun, kurudu da. Ona ne mah, ne de kazanCl fayda vermedi. Alevli bir ate~e yaslanacak. KanSI da odun hamah olarak 0 ate~e girecektir. Boynunda biikiilmii~ bir ip oldugu halde. Felak suresi Kul e-uzii bi-Rabbil-felak. Min ~erri ma halak. Ve min ~erri gasikm iza ve kab. Ve min ~errinneffasati fil-ukad. Ve min ~errihasidin iza hased. (Kur'an, CXII!.) De ki : Rabb= yarattlklanrun ~errinden, bastlrdlgl zaman karanlIgm ~errinden, diigiirnlere iifleyen biiyiiciilerin ~errinden, hased ettigi zaman haset~inin ~errinden sabahm rabbma slgmmm.

Siibhaneke Siibhanekel-Iahiimme vebi-hamdike vetebarekesmiike vetala eeddiike vela ilahe gayruk. Allalum, seni tesbih ve sana hamd ederim. Senin ismin miibarek, azamet ve ~arun yiicedir. Senden baka ilah yoktur.

Ettehiyyatii Ettehiyyatii-Lillahi ve-ssalevatii vettayyibatii esselamii aleyke eyyiihen nebiyyii ve rahmetiillahi ve berakatiih, esselamii aleyna ve ala ibadillahissalihin. E~hedii en la ilahe illallah. Ve qhedii enne Muhammeden abdiihii ve Rasuliih. " Biitiin dil ile bedenle ve mal ile yaplIan ibadetler Allah'a mahsustur. Ey ~aru yiice Peygamber, Allah'm rahmeti ve hareketi senin iizerine olsun. Selam bizlere ve Allahm iyi kullanna olsun. Ben ehadet ederim ki A1lah'dan ba~ka ilah yoktur. Yine ~ehadet ederim ki Muhammed Allahm kulu ve ResGliidiir. Allahiimme Salli ve Barik AlIahiimme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammedin kema salleyte ala lbrahime ve ala al-i lbrahime inneke Hamidiin Mecid. . Allahiimme barik ala Muhammedin ve ala al-i Muhammedin kema barekte ala lbrahime ve ala al-i lbrahime inneke Hamidun Mecid. " Allalum Hz. Ibrahime ve aline Rahmet ettigin gibi Hz. Muhammed'e ve Hz. Muhammed alinede Rahmet et. ~iiphesiz sen ogiilmii~siin.

temiz e1biselerle gidilir, abdestsiz girilmez, girince Salat-l mescit denen iki rekat saygl namaZI kJhrur, gereksiz sozler sarf edilmez, al~ak sesle konu~ulur, derli toplu oturulur, caminin temizligine, sogan-sarmlsak gibi kotii kokan yiyeceklerle cemaatl rahatSIZ etmemege itina gosterilir, belli bir diizende ve ba~kalanna da yer kalacak bi~imde oturulur, oturanlann omuzlanndan atlayarak ileri saflara ge~mege ~ah~llmaz, dilencilik, ah~veri~ gibi davraru~lardan ka~millr, vb ... Ba~langl~ta secde edilen, topluca namaz kJhnan yer anlammda mescidiil cami denilen ibadet mekarurun adl giderek kJsaca cami olmu~tur. Tiirk~ede, mahalle aralannda ~a edilrni~ kii~iik ibadet mahallerine mescit, digerlerine eami, kentlerin biiyiik ve onemli ibadet yerlerine ulu eami ve sultanlarca yaptmlml~ olanlara selatin eamileri denir.

Minare.

Mtiezzinin namaza c;aglrmak ic;in ezan okudu-

gu yuksek kule; genelfikle ta~tan ve camiye bitilik yaplhr.

Avlu. Abdest almak i<;in<;elme veya musluklannda bulundugu genil bit avluclan gec;ilerek camiye rilir. gi

Namaz loIma mahalli tc;inde cuma namazmda vaaz vermek iljin hir minber bulunur. Kabe
yonlinli gostennek ic;in de duvarda imama aynIan oyuk bir mahal vardlr, buna miltrap denir.

A -

Siileymaniye camii.

lstanbul'daki selatin camilerin en onemlisidir i Mimar .Sinan'm buyuk eseri alan caminin ana mekaru dort bin metrekareden fazladlr ve 26,5 m <;apmda, 53 m yiiksekliginde muhte.em bir kubbeyle taclandmlrm.tlr.

DORT HALIFE (HULEFA-I RA$iDIN)


icretten sornaki ilk yi.izyll Islamm altm ~agl saYlhr ; bunun ilk yansmda Peygamber'den soma gelen ve' dogru yolu bulanlar" (ra~idin) olarak nitelenen diirt halife zamarunda Islam ~ok luzh yaYlld!. Ama bu ilk zamanlarda bile i~ rekabet ve mi.icadeleler giiri.ildi.i, Hz, Muhammed iili.imi.inden soma yerine kimin ge~ecegini belirtmedi. Peygamber iili.ince, ta batan beri ona arkada ve yardlmcl olan sevgiIi ei Aye'nin babasl Ebubekir, Medine ileri gelenlerinin ~ogunlugunca halife se~ildi. Herkes Ebubekir'e biat etti. Peygamberin damadl Ali, halifelik konusunda kendisine darutlmadlgmdan Ebubekir'e gi.icendi ve ancak birka<; ay soma ona herkesin huzurunda biat etti. .. Ebubekir'in vasiyeti, kendisinden soma Omer'in halife olmaslyd!. Bu vasiyete uyuldu ve Ebubekir'in iili.imi.inden soma Omer'e biat edildi. Omer, kendisinden sonra gelecek halifenin belirlenmesi iini bir kurula .verdi. I~inde Ali'nin de bulundugu kurul, Omer'den soma Osman'm halifeligini kabul etti. Osman 656'da, bir Ali taraftannca iildi.iri.ildi.i. Oy birligiyle olmamakla birlikte Ali halife se~ildi. Ali'nin halifeligine Peygamber'in ei Aye ve Osman'm yegeni Sam valisi Muaviye muhalefet ettiler Ali'yle Muaviye'nin askerleri Slffin'de karllaolar. Ali'nin ordusu tam galip gelmek i.izereyken Muaviye mi.itareke ve tahkim (hakernlik) talep etti. Hakem, Muaviye'ye hak verdi ve onu halife ilan erti. Ali'nin bu anlamaYl kabul etmesini i~lerine sindiremeyen taraftarlan ondan aynldtlar : bunlara Hariciler denildi. Ali'ye sadlk kalanlara da $ii adl verildi. Ali 661'de bir harid tarafmdan Kufe'de iildi.iri.ildi.i. Bi.iyi.ik oglu Hasan 669'da il cemaatinin bamda kaldl, ondan soma Hi.iseyin baa ge~ti. Hi.iseyin, Muaviye'ye ve soma onun yerine ge~en oglu Yezid'e biat etmeyi kabul etmediginden, 680 Yllmda, Kerbela'da yandalanyla birlikte topluca iildi.iri.ildi.i.

Ayrtllk devam etti ve halifelik konusunda (iIler imam" terirnini tercih ederler) farkh giiri.iler ortaya <;lko. Siiler imam se~iminin kullann degil AlIahm ii olduguna inandllar; bugi.in Imamlye kolu Oran'da iktidara el koymu durumdadlr) eriatta hi~ bir degiikligi kabul etmez ve bunu temin i~in imamm mevcudiyetini savunurken, Ismailiye , kolu halifeligi ancak AlIalun se<;ecegi kullarm i.istlenebileceginde lsrar etmektedir; Siller, ge~mie doni.ik olarak Ebubekir, Omer ve Osman'm halifeligini bugiin de tarumaz, imamhgm yalruz Ali'ye ve onun soyundan gelenlere ait olduguna inarurlar.

SUNNTLIK VE $iTLIK
iinnIlik ve Siilik, Islamm iki biiyiik koludur. Bu farkllhk temelde dinin biitiinliigi.ini.i bozmaz; her iki kolun iiyeleri de temel ilkelerde ayru inanCl talrlar : Allah birdir ve Hz. Muhammed AlIalun el~isidir (resul). Siinnilik ve siinnI mezhepler. Kelam ve akaid kitaplannda siinnI inan~ sahiplerinden ~ogu zaman Ehl-i si.innet ve'lcemaat" diye soz edilir. SiinnIligin esaSl Kur'an ve siinnet (Hz. Muhammed'in siiz, davraru, uygulama ve onaylan) hiikiimIerini, yoruma kalktnadan, degitirmeden oldugu gibi benimsemektir. Bu sebeple siinnIlik, dini dogmalann (Kur' an ve siinnet) felsefi diiiincelerle saptmlmaslru veya ikinci kaynak durumuna diii.iri.ilmesini kabul etmez. Allah'm varhgl ve nitelikleri, evrenin yaradlhl ve sonu, insarun iinii ve sonu (mebde ve mead) gibi metafizik konularda felsefi kuramlar yerine, Kur'an ve siinnette verilen bilgilere oldugu gibi bagh kahr. ~iinnilikte, halife Ali'yle birlikte Ebubekir, Omer, Osman gibi iinde gelen ve Hz. Muhammed'in kendilerinden ovgiiyle siiz ettigi sahabenin eletirilmesi veya hakaretle aru1masl da onaylanmaz. Siinnilik, hilafet konusundaki anlamazhk ve ~aomalan din! olmaktan ~ok siyasl nitelikle giiri.ir ve bu olaylann ge~mite kalmasl, kan davasma doni.itiiri.ilmemesi gerektigine inarur. Islam diinyasmda ilk siinnIler selefiye adlyla aruld!. Soma Haridlik, SiIlik, MuteziIe gibi ehl-i siinnet dll akrmlarla ilml ve fikrI tartlmalar sonunda SiinnIligin iki ana kolu olan E~arlye (kurucusu imam Ebulhasan el-E'arI [873-936]) ve Matiiridiye (kurucusu Ebu Mansur el-Mati.iridl [?-944]) ortaya <;lko. Biitiin islam diiiince tarihinde SiinnIlik denildiginde bu iki mezhep akla gelir. SiinnIligin ilk ve en onemli kaynaklanndan olan, imam Ebul Hasan el-E'arl'nin Makalat eI-lslamiyin adh eserinde bu mezhep inanclrun bahca ilkeleri otuz iki maddede iizetlenir. Siinnlligin, dinin uygulama alanlanyla (ibadet ve hukuk) ilgili goriileri

mezhebinde dinin ikincil artlan arasmda saYllan cihad, miisliiman olmayanla~la yaptlan kutsal sava " diye anlallmaktadlr. Oysa cihad, temei ilahl degerler olan ilam sevgi ve adaletin, gerek insarun kendi nefsinde, gerek ~evresinde ve biitiin yeryiizi.inde ger~eklemesi i~in yapilan her ti.irlii ugra, her tiirlii ~aba demektir. Adaletin yeryiizi.ine yayilmasl, insanhgm zuliim ve basktdan kurtarilmasl i~in yapilacak cihad, ancak adil bir imarrun emriyle olur. Bi.iyi.ik cihad (cihad-t ekber), P~ygamber'in belirttigi gibi, insarun kendi nefsine ilam degerleri benimsetebilmesi, ilam sevgiyi giinli.ine hakim ktlabilmesidir. Yeryiiziine adaleti yaymak i~in yaptlacak cihadaysa, gene Peygamber'in ifadesine uyarak kii~iik cihad (cihad-t asgar), denir. Medine'deki on yllhk islam devleti diineminden soma, islam hukuk devleti ilkelerinden gitgide saptlarak saltanat sistemi benimsendikten soma, cihad adl alonda Batl diinyasmdan farkslz olarak, siimiiri.i ve yagma savalan yapllabilmitir.

'iI

iSLAM
Hanefilik, $afiilik, Malikilik, Hanbelilik'ten oluan dort mezhep tarafmdan ortaya konulmutur. ~iilik ve ~ii mezhepler. Balangl~ta ii denince, Ali'nin ve eW-i beyt imamlanrun yandalan anlalhyordu. Bunlan diger miisliimanlardan aylran, Ebubekir'in ve haleflerinin halifeligine karl ~lkarak, Ali'nin ve onun haleflerinin imamhgma iistiinliik tarumalanydl. VIII. yiizYllm balarmda, beinci eW-i beyt imaml Muhammed el-Baku'm ayaklanmayl reddetrnesi ve kardei Zeyd'in ayaklarup ehit olmasl sonucunda, iiler i~inde Zeydiler grubu aynldl ve bunlar giderek hkIh baklmmdan siinnilere en yakm ii mezhebini meydana getirdi. Bu mezhep, Ali'nin ve Ali soyunun hilafete en laYlk kiiler oldugunu kabul etrnekle birlikte, halkm biatl saglarursa haliEenin meru olacaglru ve biat yoluyla tayin edilmemi gaslplara karl klyam edilmesi gerektigini ileri siiriiyordu. Zeydi ve On Iki Imam (Isnaaeriye) ii mezhepleri birbirinden aynldlktan soma, bir aymm da.imam Sadlk'm (altmcl ii imaml) veEatmdan (765) soma, Ismailifer1e On Iki ImamCllar arasmda dogdu. Imam Sadlk'm oglu yedinci imam Musa Kazlm'm imametini reddedenler, onun kardei olan ve babasl sagken veEat eden Ismail'in soyuna bagh kaldilar. Balangl~ta siinni ve zeydi ii mezheplerinden inan~ yoniinden aynlmayan bu mezhepden, eski din kahntllanrun gii~lii oldugu Suriye ve Dogu iilke!erinde, batmi mezhepler dogmutur. Giiniimiizde Zeydilik ozellikle Yemen' de, Imamiye (On lki Imam) mezhebi Iran ve lrak'ta, aZlnllk olarak diger islam iilkelerinde, Ismaili mezhebi Hindistan ve Suriye'de yaamaktadlr. Mezhepler tarihi kaynaklannda $iiligin ortak teme! gOrUleri oyle Slfalarur: 1 Aft; Hz. Muhammed'den soma insanlann en erdemlisi ve en iistiiniidiir; 2 imamet (haliEelik), ~oziimii halka blrakIlabilecek kamu ilerinden degildir, namaz, oru~, zekat gibi dini bir konudur; bu sebeple Hz. Muhammed, kendisinden soma gelecek imaml, adlru ve nite!iklerini a~lklayarak belirlemitir. Onun belirttigi bu kii Ali, ondan soma da onun ogullan ve torunlandu; 3 nas (dogma) ile belirlenip se~ilen bu imamlar, kii~iik ve biiyiik biitiin giinaWardan korunmutur ; 4 bata ilk ii~ haliEe olmak iizere, Ali ve onun soyundan gelenler dlmda haliEelik makamma ge~mi olanlann hepsi zuliim ve hakslzhk yapml kiilerdir. Onlardan ve onlann haliEeligini taruyanlardan ilgiyi kesmek gerekir; 5 iiligin en onemli kesimini oluturan Imamiye ve Zeydiye kollanna gore, biiyiik giinah ileyen kii tovbe etmeden oliirse sonsuza kadar cehennemde kalacaktlr. $iilik bahca hkIh konulannda hanefilik ve aEiilik gibi diiiiniir. Ancak iiler, bu siinni mezheplerden Earkh olarak, ge~ici ve siireli evlilik sozlemesi demek olan Miita nikahl ru ge~erli sayar, ezan metnine baZl sozler ekler, ~lplak ayak iizerine meshetmeyi, oziirsiiz olarak ogleyle ikindi ve akamla yatsl namazlanru birlqtirip ii~ vakitte kIlmaYI caiz goriirler ; miras uygulamalanyla ilgili baZI konularda da siinnilerden aynhrlar.

A - Kadiri tekkesinde zikir.ayini.

T ekkeler cumhuriyet doneminde kapatlhncaya

kadar (1925) Tiirkiye'de olduk,a yaygmdl. 1882'de yaptlan bir saylma gore yalruz lstanbul'da 260 tekke vardl (nak,i 51, kadiri 40, halveti 32, siinbtili 21, sadi

15, abani 14, b.edevi 8,


cerraru 7, halidi 3, mevlevi S, giil~eni,bayrami, sinani ve uaki 4'er, ha-

lidi 3, ,azeli 2, vb.)

HARicTLiK
Bugiin sayilan pek az olan hariciler, Islam tarihinde onemli bir adlm veya aama saythr ; ~iinkii Islamda boliinmenin balanglCldlr. Onlara gore halifelik se~imlik bir makamdlr, soydan ge~e olamaz ve haliEenin belirlenmesinde hi~ bir koken dikkate almamaz. En laYlk olan kim ise 0 haliEe se~ilir ve aym ekilde bir kusur iledigi zaman gorevinden uzaklatmhr. Bu bakImdan hariciler Islarmn piiritenleri, kat! ilkecileridir, onlara gore agu giinah ileyen bir miisliiman donmedir, miirtettir, ~iinkii ameller de imanahadet kapsamma girer. Haricilere karl miicadele, halife Ali zamamnda baladl; Emeviler ve Abbasiler zamarunda da devam etti. Bugiin hariciler Kuzey Afrika'da, Tunus, Libya ve Cezayir'de yaarlar.

B Hurufilere ozgU simgesel bir minyatiir. Insan yuziinde bazl harf lerin a~lkc;a goriildugiinii one siiren hurufiler, agzl

aym harfine, burnu lam harfine, c;eneyi ye harfine


benzeterek insan ytiztinde AI; admm okundugunu iddia ederler. Resimde aymlannm her birinde Ali'nin bal bulunan bakI~lmlt iki Ali yazlSl goruluyor.

C - Muharrem aymda dOvUnen iiler (Taltrall, Ira,,).


Muharrem aYI ~iller ic;in buyuk 6nem ta~Ir. ~iiler imam Huseyin'in 10 muharremde Kerbela'da ehit edilmesi nedeniyle yas tutarlar j 10 muharremde g6giislerini yumruklaYlp doviiniirler j daha a~lfl gidenler soyunup kendilerini zincirle, kam-

,lyla doverler (Iran, Pakistan).

MEZHEPLER VI TARiKATLAR
SUNNT iTiKADT

MEZHEPLER
E~'ariye veya E~'arilik. Ebu'I-Hasan Ali bin Ismail el-E~'ari (873-936) tarafmdan sistemle~tirilen itikadi mezhep. Siinniler arasmda yaygm ii~ itikadi mezhepten biridir (digerleri Matiiridiye ve Selefiye) E~'ariye, Muteziliye ve Selefiye gibi, iki kar~lt mezhep arasmda yer ahr. E~'ariyeyi obiir itikadi mezheplerden aylran, nas ve akllla ilgili gorii~leridir. E~'arihkte, Selefiyenin tersine, naslann dogrulugunu kamtlamakta aklldan yararlamlabilir. Ama, Muteziliyede oldugu gibi, akll mutlak bir Ol~iit kabul edilmez. <;:iinkii, akla mutlak bir deger vermek, iman ve naslann yerine akh koymak demektir. EI-E~'ari, Selefiyeyle Muteziliye arasmda tartl~maya yol a~an tiim konularda orta yolu tutmu~tur. Mesela, Muteziliye Kur'all'm yaratllml~ (mahlfIk), Selefiyeyse yaratllmaml~ oldugunu savunur; el-E~'ari'ye gore iki iddia da yanll~tlr. 0, selefilerin, Kur'all'm lafZlyla yazl ve i~aretlerini birbirinden aYlrmadlk1anru, oysa Allah'm slfatlanndan alan soziin yaratllmadlglru, buna kar~lhk yazl ve i~aretlerin yaratlldlg1ru one siirmii~tiir. E~'ariye, Allah'm slfatlan konusundaki gorii~iiyle de Muteziliye ve Selefiye arasmda yer ahr: Muteziliye, Allah'm zatmdan ba~ka bir ger~eklik olarak slfat kabul etmez ve Allah'm siibuti slfatlanru (hayat, ililll, selll (i~itme], basar [gorme], irade, kudret, kelalll ve tekvill [yaratma]) bile reddeder. Selefiyeyse, naslann zahiri (dl~) anlamlanna a~m baghhk yiiziinden, Allah'l insana benzetme' tehlikesine dii~er. EI-E~'ari'ye gore, Allah, Kur'an'da sozii ge~en tiim slfatlan ta~u. Bu slfatlar ger~ektir, ama zattan ayn olduklan halde, zatln dl~mda bir ger~eklikleri ve varhklan da yoktur. Insarun ozgiirliigii ve yaplp ettiklerinden sorurnlulugu konusunda da, el-E'ari, kendinden onceki tartlmaYI sana erdirmek istemitir. Muteziliye, insarun ozgiir iradesiyIe iyi veya kotiiyii se~ebilecegini savunurken, cebrller, insarun ozgiir oldugunu kabul etmeyerek her eyi kadere baglarlar. E'ariyedeyse, ciiz'i irade (tikel irade) sahibi insan ozgiirdiir, diledigini yapabilir. Bu yiizden de eylemlerinden sorumludur. Ama eylemini yaratan, insarun kendisi degil, hil/i irade (tiimel irade) sahibi Allah'tlr. Malikller tamamen, afiller biiyiik ~ogunlukla e'aridir. Hanefiler ve hanbeliler arasmda da bu itikadi mezhebe bagh olanlar vardlr. Matiiridiye veya Matiiridilik. Imam Matiiridi (852-944) tarafmdan kurulan siinni itikadi mezhep. Dinin dogru anla~I!abilmesi i~in, Ebu Hanife gibi, Kur'all ve siinnetin yaru Slra, akll da gerekli goren Matiiridi, selefiler, muteziller ve E'ariler arasmdaki bazl karlt goriiIeri uzla~tumaga ~ahmltlr. Matiiridiye, peygamber gonderilmemi olsaydl bile, insarun akll yoluyla dogru yolu bulacaglru ve iyiyi kotiiden aYlrt edebilecegini kabul etmesiyle E'ariyeden aynlml~tlr. Imam E'ari'ye gor~, amel (insarun eylemleri), imall'm bir ciiz'iidiir. Allah'm yasakladlklanru yapanlann veya buyurduklanru yapmayanlarm imam eksilir. Matiiridiyedeyse, iman, kalple tasdik "ten ibaret goriilmii, ameli iyi olmayanlar da miimin sayI!mltlr. Imam Matiiridi, insarun eylemlerinde Qzgiir oldugunu kabul ederek de E'ariyeden aynlmltlr. Ona gore, insan ira-

desi gene de slmrhdu. <;:iinkii eylemi yaratan Allah'nr; insan, eylemi ancak kazanu (kesb eder). Ama, E'ariyede kesb de Allah tarafmdan yaratI!mltu. Imam E'ari biiyiik giinah ileyenlerin cehennemde sonsuza kadar kahp kalmayacaglmn AlIah'a bagh oldugunu belirtir. Matiiridiyedeyse, biiyiik giinah i~lese bile, insan mumin olmaktan ~lkmaz, dolaYlSlyla da eehennemde sonsuza kadar kalmaz. Matiiridiye, ozellikle hanefiler arasmda yaygmdlr. Turkiye, Balkanlar, Orta Asya, <;:in, Hindistan, Pakistan ve Eritre'de, ~ogunlugun itikadi mezhebi, Matiiridiyedir. Selefiye veya Selefilik. Sahabe (sahabller), tabiill ve tebe-i tabiill denilen ve birbirini izleyen ii~ ku~agm (selef) dinI konulardaki tuturn ve anlaYl~lru benimseme. Selefilik, genellikle ~u yedi kavramla dile getirilir: 1 Takdis. Allah'l mahluklann niteliklerin' den tenzih etme. 2 Tasdik. Allah'm isim ve slfatlanyla ilgili Kur'all'da ve hadislerde ge~en biitiin kelimeleri kabul etme ve bu kelimelerin Allah'm yiieeligine uygun anlamlar i~erdigine inanma. 3 Aezi itiraf Kur'all ve hadislerdeki ~ok anlamh sozlerin anl!,~llamayaeagml kabul etme. 4 Siikilt. <;:ok anlamh sozleri anlayamayanlann, hi~bir ~ey sormamasl. 5 hllsak. <;:ok anlamh sozleri, yorumlamaktan ka~mrna. 6 Kef( <;:ok anlamh sozlerin anlamlru dii~iinmekten ka~lnma. r Teslim. <;:ok anlamh sozlerin anlamlru, Peygamber ve sahabllerin bildigini kabul etme. Sonradan ortaya ~lkan her ~eyi reddeden selefiIer, &klh konuIannda da, inan~ konularmda da akla yer vermezler ve kelamla ugra~anlan, kiifurle (dinden9kma) su~layarak reddederler. Selefiye, tarih~iler tarafmdan ii~ doneme aynhr. Birinei donemde selefiler, ~e~itli kelam okullanrun gorii~lerini, hi~ tartl~maga girmeden reddettiler. Ibn T eymiye (12631328) ve ogrencisi Ibn Kayyim (0. 1350) tarafmdan ba~latI!an ikinci donemde seJefiler, oneekilerin top tan reddettikleri konulan ele alarak derinlemesine ineelediler. Cemaleddin AfganI (1838-1897) ve Muhammed Abduh (1849-1905) gibi bilginlerin oneiiliik ettigi yeni selefiler, Batl'da geli~en pozitif bilimlere ve teknige buyuk onem vermekle birlikte, Kur'all ve sunnete donmek gerektigini soyleyerek selefiligin ilk donemiyle birle~tiler.

beden sonraki ku~ak) sozleridir. Tabiin arasmda gorii birliginin bulunmadlgl durumlarda, Ahmed Ibn Hanbel, biitiin goru~leri aktarml~tlr. Dort siinni mezhebin, zaman baklmmdan en sonuneusu oldugundan, Hanbeliye ~ok yaygln1a~mamltlr. XIV. yy'a kadar Irak ve Suriye'de taraftar bulan bu mezhep, XVIII. yy'da Ibn Teymiye'nin etkisiyle Orta Arabistan'da yaylldl, XX. yy'da Suudi Arabistan'm resmi mezhebi 01du. Hanefiye veya Hanefi1ik_ Ebu Hanife enNuman bin Sabit (699-767) tara&ndan kuruIan flklh mezhebi; akla ve i~tihada onem vermesiyle obur siinni mezheplerden aynhr. Hanefilikte, hiikiirnlerin yedi temel kaynagl vardlr : Kur'an, siinnet, sahabenin sozIeri ve fiilleri, byas (bir hukuki sorunla ilgili, Kur'an veya siinnette bulunan a~lk hiikiimden, benzeri bir sorun i~in yararlanma), istihsall (goriiniirdeki nedenlere degil, gizli, yani asI! nedenlere bakllarak yapI!an k..tyas), iema (din bilginlerinin, belli bir konuda vardlklan ortak gorii) ve or( (genel kabul goren iyi gelenek ve toreler). Ebu Hanife, tek kiinin aktardlgl sahih olmayan hadislere dayanarak hiikiim vermekten ka~lnmlnr. Sahabenin soz ve fiilleriniyse, aneak siinnete dayandlgl ol~iide kaynak sayml; sahabenin kiisel ietiFiadlanru temel almamltlr. Hanefiyede, klyas yoluyla vanlan bir hiikiim, lias (Kur'an veya hadislerde, apa~lk dile getirilmi kesin hiikiim) veya orfle ~eli~irse, istihsan yoluyla hiikmu degi~tirmek ge.rekir. Ebu Hanife, saghgmda gorii~ ve fetvalanru kitaplatlrmadlgl i~in, ogreneilerinden Ebu Yusuf ve Imam Muhammed (~eybanI), hanefi hukukunu sistemletirmi~lerdir. Ama Ebu Yusuf ve Imam Muhammed, zaman zaman Ebu Hanife'ninkilerden farkll gorii~ler belirtmilerdir. Gorii~ aynhgl bulunan konularda, Ebu Hanife ve Ebu Yusuf'un goriileri birletirilerek reyii'~-~eyheyn (iki eyhin goru~ii) adl verilen hiikiimler ~lkanlml~tlr. Ebu Yusuf ve Imam Muhammed'in goriileri birle~tiginde ise, reyii's-sahibeyn (iki sahib in gorii~ii) adl verilen hiikiirnler ortaya ~lkml~tlr. En yaygm mezhep Hanefiliktir. Bunun ba~hea sebebi, Abbasi imparatorlugunun resmi mezhebi olmasldlr. Osmanll imparatorlugunda da reSml mezhep alan Hanefiye, ~ok degiik yorelerde ortaya ~lkan sorunlara ~oziim bulmak zorunda kaldlgmdan, uygulanabilirligi artml~tlr. Giiniimiizde Hanefilik, Tiirkiye dl~mda, Irak, Hindistan, Pakistan ve Orta Asya'da yaygmdu. Ma1ikiye veya Ma1iki1ik. Malik bin Enes (711-795) tarafmdan kurulan &klh mezhebi. Malik bin Enes, sahabe fetvalanm ve ya~ayan me dine geleneklerini de katarak siinnet kavramlru geni~letmitir. Aynea, hadislerin sahihligi konusunda daha esnek bir tutum benimsemi~tir : yalan iizerinde birle~meleri imkanslz saYllabileeek kadar ~ok ki~inin aktardlgl (miitevatir) ve her ku~aktan en az ii~ ki~inin sahip ~lktlgl (me~hur) hadisler, hiikiimler i~in saglam bir temeldir. T ek ki~inin aktardlgl hadislerse, bir nasla desteklenmedik~e kaynak degeri ta~lmaz. Medine gelenekleri, klyas ve kamu yaran (maslahar), bu tiir hadislere tereih edilir. Malik bin Enes'e gore, medine gelenekleri gibi, sahabe fetvaIan da, siinnete dayarur. Malikilik'te, mesalih-i miirsele (kesin bir hiikiim bulunmayan konularda, toplumun ve ki~inin yaranru gozetme) ve sedd-i zerayi (kotiiluge giden yol'lan kapama) gibi dayanaklar da vardlr. Malikiyede, gozetileeek yararlar, ~eriata aykm

..

SUNNI FIKIH

MEZHEPLERi
Hanbeliye veya Hanbelilik. Ahmed Ibn Hanbel (780-855) tara&ndan kurulan flklh mezhebi. Aylrt ediei ozelligi, akll ba~vurulaeak en son Ol~iit kabul etmesidir. Hanbeliyenin temelini, Kur'all hiikiimleri ve siinnet olu~turur. Sahih (peygamber tara&ndan soylendigi kesin alan) hadislerin yaru Slra, sahih olmayan hadisler de, kesin birer dayanaknr. Kur'an ve siinnette ~oziimii bulunamayan sorunl<lr i~in sahabenin (peygamber'in sohbetini dinleyen miisliimanlar) sozleri esas ahnml~tlr. Bunlar da yetersiz kaldlgmda bavurulan ol~iit, tabiin'in (saha-

--------------------------l

MEZHEPLER VE TARiKATLAR
I

!miirsele, olmam~k ~art1yla, istihsan byastan onernlidir.

ve mesalih-i

Oneeleri, Hieaz, Irak, Suriye, Afrika ve Endiilus'te yayl1arak ~ogunJugun mezhebi durumuna gelen Malikilik, zamanJa oteki I mezheplerin yayllmasl kar~lsmda geriledi ; i bug un, Libya, T unus, Cezayir, Fas ve Sudan'da ~ogunJuk Malikidir. ~a6iye veya ~a6.ilik. Enes bin Malik'in ogreneisi imam $afii (767-820) tarafmdan kurulan &klh mezhebi. 810-814 arasmda Bagdat'ta, 815-820 arasmda da MISlr'da &klh dersleri veren imam $afii, Bagdat'ta yazdlgl kitaplardaki bazl gorii~ ve fetvalanru, Mlslr'da kalem.e aldlgl kitaplarda degi~tirmi~tir. Ama Bagdat'taki ogreneileri, bundan haberdar olmadlklanndan, Imamm eski goru~lerini yaymay, surdurmu~lerdir. $afiilikte, bazl konularda iki goru~ veya fetvarun bulunmasl bu yuzdendir. Imam $afii, yalruzea mevzu (uydurma 01dugu kesinlemi~) hadisleri kaynak saymaz. Ona gore, tek ki~inin aktardlgl (ahad) hadisler bile kaynak degeri ta~lr. Ebu Hanife'nin, kaynaklanndan olap. istihsan, genel ge~er ilkelerden safmaya ve geli~iguzel kararlar vermeye yo a~abileeegi gerek~esiyle imam $afii tarafmdan reddedilmi~tir. Ayru ~ekilde, Malikllik'te bir kaynak olan mesalih-i mursele de hukme temel aimmaml~tu. Ama sahabenin soz ve fiilleri kaynak kabul edilmi~tir. $afillere, ba~ta Mlsu olmak uzere, Suriye, Irak, Iran, Hindistan, Turkistan, Filipinler, Seylan, Indonezya ve Turkiye'de ya~amaktadlrlar.

'$IT FIKIH ~~
Caferiye veya Caferilik. bk. lMAM!YE. Galiye veya Gali1ik. Ali'ye a~U1baglIhklan yuzunden ii sarulmalanna ragmen, inan~ ilkeleri baklmmdan sunni mezheplerle de, en onemli ~ii mezhep olan imamilikle de ilgisi olmayan ~e~itli inan~lann ortak ad!. $u inan~lann biri veya birka~l bir arada bulunabilir ve Galiye diye adlandmhr : - tannla~tlrma: ~ogu kez Ali'yi tann gibi gorme ~eklinde ortaya ~lkml~tlr. Bunu, oteki imamlann ve onderlerin taI1!llIgma inanma noktasma varduanJar da olmutur. AIlah'm once Peygamber ve Ali'yi yaratlp, evrenin yaratllmaslru onJara bltaktlgl yolundaki inan~lar da bu kapsama ahnabilir, Seb'aiye, Ali-ilahiye, Hattabiye, Beyaniye, Mukannaiye ve Durzilik gibi 20 dolaymda akrmda bu yakla~lm goruliir. - peygamberligin kesintisizligi: peygamberlik kurumunun surekliligi ve Ali'nin ve onun soyundan gelen imamlann da birer peygamber oldugu inane!. Gurabiye, Mugiriye, Keysaniye ve Karmatiyede bu inan~ vardlr. - oliimiin zahiriligiJ Ali, On lki imam ve bazl onderlerin ger~ekte olmedikleri, goge ~ekildikleri ve gunun birinde yeryuzune donecekleri inane!. Sebaiye, Rezzamiye ve Hattabiyede bu inan~ vardu. - tenasiih (ruhun bed end en bedene ge~mesi): ruhun bir bed end en ~lkarak ba~ka bir bedene girmesini klyamet olarak niteleyen inan~. Dolayh olarak obur dunyarun varhglru inkar eden bu inanca gore, cennet veya cehennem, ruhun i~inde bulundugu iyi veya kotu bedendir. Mansuriye, Mameriye, Beyaniye, Hattabiye ve Ravendiyede bu inan~ vardlt. - ibahe (tum yasaklann ve yukumluliiklerin yok sayl1masl) : d;nin getirdigi yasaklan tarumama, dince haram kabul edilen ~eyleri mubah sayma, namaz, oru~, zekat, hac gibi yukumlulukleri gereksiz bulma. Mameriye, Cenahiye, Mansuriye ve batmi diger bir~ok akrmda bu inanea rastlarur. tmamiye veya tmamilik veya Caferiye. Peygamber'den sonra imamet'in (ummetin siyasi-i~timai ve mane vi bakanJlgl), Peygamber'in vasiyeti uyannea, Ebubekir'e degil Ali'ye verilmesi gerektigine; Ali'den sonra bu goreve slrayla kimin geleeegini bildiren hadisler bulunduguna inanan ~ii mezhep. Imamiler, hem Sahih-i Muslim 'de, hem de Sahih-i Buharl'de yer alan bir hadisteki Hepsi Kurey'ten olan on iki halife ibaresinin, Ali'nin soyundan gelen on iki imaml anJattlgma inarurlar. OnJara, gore, Ali'den once halife olan Ebubekir, Ome~.ve Osman'm imamhgl battldlr. OnJar sadeee birer siyasi-i~timai ba~kandl, imam degildi. Daha sonraki emevi, abbasi ve osmanJl haliEeleri de batlldlr. Imamiyeye gore, Peygamber'den sonraki ger~ek imamlar ~unJardlr: Ali, Hasan, Huseyin, Zeynelabidin, Muhammed Bahr, Cafer-i Sadlk, Musa KaZlm, Ali RIza, Muhammed Taki, Ali Naki, Hasan Askeri, Muhammed Mehdi. On ikiqci ve son imam, hadislerde adl ge~en Mehdi'dir ve olmemi~, goklerde gizlenmi~tir; byamet yakla~mca ortaya ~lkarak yeryuzunde adaleti hakim blaeaktlr. Bir sure, el~iler araelhglyla yeryuzune buyruklar gondermitir. Bugun de yaamaktadlt, ama buyruk gondermemekte, buyruklan, zamarun en buyuk &klh bilginJeri araelhglyla insanJara ula~maktadlr. En ulu imami muW-

A .

El Ezher <ami; (Kallire). medreselerinde islam di.iny~smm her yarunclan gelen ogrencilere yuksek din egitimi verir.

lslam dunyasmm bugune kadar gelen en 6nemli egitim kurumudur i X. yy'dan ben camiye bagh

$IT iTIKADT MEZHEPLER


Mutezile veya MutezeIlik. VIII.-X.yy'lar arasmda Basra ve Bagdat'ta geli~en itikadi mezhep. Islam du~uneesinin ilk ablel okulu olan Mutezile, sunniligin dl~mda tutulmakla birlikte, sunni kelam (inan~ ilkelerini akllla a~lklamaYI, temellendirmeyi ve savunmayl ama~ edinen bilim) okullanrun dogmaslna yol a~ml~tlr. Hasan-l Basri'nin ogreneisi VasIl bin Ad (699-748), Mutezilenin ilk bilgini saYlhr. Amr bin Ubeyd (0. 761) de bu mezhebin kuruculannciandlr. Bu mezhepte, ba~hea ilkeler, us/H-i hamse denilen be~ ba~hk altmda a~lklarur : 1 Tevhid (Allah'm birligi) : Allah'm slfatlanru, onun zatmdan ayn ve ezeli saymak, bir baklma Allah'tan ba~ka ger~ekler oldugunu kabul eunektir. Bu, ~irk (Allah'tan ba~ka tann olduguna inanma) ile anJamda~tlr. Muttzileye gore, Allah bilir, gorur, i~itir ama bilme (ilim), gorme (basar) ve i~iune (sem) gibi baglmslz ezeli slfatlar yoktur. Sunni kelamellarsa, Allah'm slfatlanru inkar eden Mutezilenin O'nu niteliksiz ve eylemsiz bir varhk saydlglru savunurlar. 2 Adalet: Mutezileye gore, insan iyi i~ler gibi korii ileri de, kendi ozgur iradesiyle se~erek yapar; bu yuzden de yaptlklanndan sorumludur. T ersi olsaydl, yani insan, kaderi geregi kotu i~ler yaptlgl i~in eezalandml'saydl, Allah adaletsiz davranml olurdu. Oysa Allah, adildir. / 3 Muka(at ve ceza : Allah, adil oldugu .i~in, iyilik yapanJan eennette odullendireeek, kotiiluk yapanJan da cehennemde eezalandlracaktlr. 4 Menzile beyn eI-menzileteyn (orta yer): Mutezillere gore, inkar (Allah'm varhgma inanmama)ve ~irk dlmdaki buyuk gunah-

B Mescid-i ~ah (Is/alum, XVI!. yUzyIlda lsfa han'da ~ah Abbas zama runda yapllan caminin C;i

irllll).

nileI ve kalana mermerle susHi kubbesi, tac;kaplSl ve c;ifte minaresi.

Ian i~leyenJer ne mumin, ne de kafirdir, bunJann ortasmda bir yerdedir; tovbe etmeden oliirlerse, sonsuza kadar cehennemde kalacaklardu. Sunnilere goreyse, inan~ ilkelerini i~tenlikle kabul edenJer, buyuk gunahlar i~lese de, Allah tara&ndan bagllanabilir. Y Emr bi'l-maruf, nehy ani'l-munker (iyiligi buyurma, kotiilugu yasaklama): her mumin, gucu yettigince, kotuliik yapllmaslru engellemege ~ahmah, iyilik yaptlrmaga ugramahdlr. Mutezilenin bu ilkesi, uygulamada a~lnhklara zuliimlere yol a~tl. Mutezile, obur dunyada Allah'm gorulemeyeeegini ve iyiyle kotunun ablla bulunabileeegini savundugu i~in de Sunnilikten aynhr. Mutezile, abbasi halifesi Memun doneminde (813-833) resml ogreti durumuna geldi. Kelam alarundaki hakimiyetini yakla~lk iki yuzytl surdurdukten sonra, imam E'ari'nin bu goruu terk eunesi uzerine zaylfladl ve gittik~e gu~lerien sunni kelam okullan kar~lsmda onemini yitirdi.

334

hid1er (eriat ve ibadetle ilgili bir sorunun ~ozumu i~in, guvenilir kaynaklardan yararlanarak hukum [iftihat) ~Ikaran nkth bilgini), Mehdi'nin naipleridir. Imamiyeye gore, Peygamber bata olmak uzere, On lki imamdan her biri, Allah taranndan gunah ilemekten korunmutur. Dolaylslyla imamlardan, eriata aykm soz veya davraru ~lkmaz ; onlann sozleri de eriat sayilir. Imamlardaki bu yarulmazlik, Peygamber'in All'ye, onun da kendinden somakilere gizli bilgiler vermesindendir (ilm-i ledun). $illigin en yaygm mezhebi olan Imamiye, bin;ok kola aynlmlt:lr. Zeynelabidin'den itibaren, hemen her imamm oliimunden soma yerine kimin imam olacagl konusunda ~Ikan gorii aynhklan, yeni imam! kollann dogmasma yol a~mltlr. Gorii aynligl, ozellikle yedinci imamla balamltl. Imamiyede iman, ibadet ve nkhm dort ana kaynagl Kur'an, sunnet, icma ve akll'dlt. Kur'an ve sunnetin kaynak ahnmasl baktmmdan sunnilikle imamllik birbirinden aynlmaz. Arna sunniler, sahabenin aktardlgl hadisleri sahih sayarken, imamiler yalruzca imamlann aktardlgl hadisleri kabul ederler. Sunniler, sunni bilginlerin icmasma, imamilerse, imami bilginlerin icmasma itibar ederleI. Hakktnda bir nas bulunmayan ve icmayla ~ozurnlenemeyen konularda, sunniler ktyas yolunu, imamllerse akll se~erler. Flkthta, Imamiyeyle sunni mezhepler arasmda ~ok onemli farklar yoktur. Sunnilikte, ancak bazl artlar alt:lnda ogle ve ikindi, akam ve yaw namazlan birletirilirken, bu namazlar, Imamiyede istendiginde bir arada ktlmabilir. Imamller kelime-i ?ahadet'e (<< ehedu enla ilahe illallah ve ehedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu), ~hedu enne Aliyyen veliyullah (veya emiril'l-muminin) ibaresini de eklerler. Sunniler, Kur'an'da aruIan (Nisa suresi, 24) ge~ici nikahm, Peygamber taranndan somadan yasaklandlglru kabul ederler; imamllerse, boyle bir yasaklama olmadlgl goriiundedirler.

Zeydllikte, nkhm ana kaynaklan Kur'an ve sunnettir. Ehl-i beyt'in (peygamber'in ev halkt) aktardlgl hadislere oncelik tarurur, ama obur hadislere de baVurulur. All'nin bazl sozleri de kaynak degerindedir. Zeydiler, icma, klyas, istihsan ve mesalih-i mursele yollanru da kaynak sayarlar. Turn bunhula ~ozum saglanamazsa akla tiibi olunur. Oteki mezheplerin hukumleri de birer i~tihat saYllir. Zeydiye, Zeyd bin Ali'nin oglu Yahya'run olumunden soma bahcalan Carudiye, Siileymamye ve Butriye olmak uzere ~eitli kollara aynldl. Abbasi iktidan zaylflaymca Zeydiler Taberistan'da ve Yemen' de bagHnslz devletler kurdular. Taberistan zeydlleri 917'ye, Yemen zeydileriyse 1962 yuma kadar kadar siyasi iktidarlanru surdurduler.

TASAWUF VE TAR iKAT LAR


iinin, Allah'l dolayslz olarak bilmesini saglayan inan~ ve yaama bi~imi olarak tasavvuf, peygamber'den yaklalk iki yuzyll soma kurumlat:l. Tasavvuf teriminin turetildigi sufi kelimesinin kokeni tart:lmahdlr. Bunu yunanca sophia (hikmet) kelimesiyle, munzevi dervilerin giydigi suf (yun) elbiseyle veya Medine'deki Mescid-i Nebevl'ye bitiik bir hucre olan Suffa'yla ilikili gorenler vardlr. Son iddiarun sahiplerine gore, Suffa'da barman ve zamanlanru ibadetle ge~iren yoksul muhacirlerin yaama tarzl, tasavvuf ehline omek olmutur. Genellikle, tasavvufun u~ tarim geliim donerni oldugu kabul edilir: oluum, sistemleme ve orgutlenme donemleri. Olu?um doneminde tasavvuf, maddi degerlere Slrt ~evirip tam anlamlyla Peygamber'in yo-' lundan gitme ~abaslydl. Emevi hukumdarlar zamarunda, yoneticilerin kendilerini dunyevi zevklere kapt:lrmalanna tepki olarak zahidler (dunyadan el etek ~ekerek kendini ibadete veren kiiler), inzivaya ~ekile-

Keysaniye veya Keysanilik. All'nin oglu


Muhammed bin el-Hanefiye'yi (0. 700) imam sayan ve All soyundan gelenlerin haklanru savunan akim. Bu aktrrun, All'nin azat ettigi bir kole veya kim oldugu tam olarak bilinmeyen Keysan taranndan balat:lldlgl iddia edilir. Bazllan da, ilk onderin Muhtar bin Ebi Ubeyd es-Sakafi olduguna inarur. Muhtar es-Sakafi, Muhammed bin el-' Hanefiye'nin imam ve kendisinin de onun halifesi oldugu inanclru yaymaya ~alitl. Keysamler, emevi iktidanrun sonuna kadar Ali ve soyunun haklanru savundular. Abbasi doneminde Keysamye, imamhgm Ebu Haim'den, Muhammed bin All bin Abdullah bin Abbas'a ge~tigini savundu'Ve Abba.sllerle uyutu. Vahye muhatap oldugunu iddia eden Muhtar es-Sakafi, kehanetleri ~Ikmaymca kendisini, Allah'm fikir degitirdigini soyleyerek savunurdu.

rek bireysel bir din! hayata yoneldiler. Zamanla, bu yaama tarzl, tevekkul, sabtr, ha?yetullah (Allah korkusu), a?k-t iliihi, vera (gunah korkusu) ve huzun (ge~miteki hatah davrarulardan dolaYI uzulme) gibi kavramlarda ifadesini buldu. Bu donemi, Veysel Karam (0. 657), Hasan-I Basri (0. 728), Cafer Sadlk (0. 766), Ibrahim Edhem (0.778), Davud Tai (0. 781), $aklk Bellii (0. 780), Abdullah bin Mubarek (0. 797), kadm mutasavvuf Rabia-i Adeviye (0. 801) ve Fudayl bin Iyaz (0. 802) temsil ederler. IX. yy'da sistemle?me donemine giren tasavvuf, iki ayn yonde geliti. Ilkinde eriata uygunluk gozetilmeden birtaktm ilkeler, kurallar, yontemler belirlendi ve eski yunan, yahudi, hristiyan, hint ve eski iran duuncelerinden ogeler i~eren ~eitli kuramlar gelitirildi. Tasavvufu, Allah'a dogru maneVi bir yolculuk olarak niteleyen bu tutum, tasavvuf yolundaki belli bah menzilleri (makam) ve hal1eri belirledi. Sonunda, fena (insam niteliklerin ilam niteliklere donumesi) kuraffil ortaya ~Ikt:l. Bu tutumdakiler, veWerin olaganusrii gu~leri oldugunu, evrenin ileyiini bir veWer toplulugunun yonettigini, Allah'm butun nitelikleriyle velilerde tecelli ettigini savunuyorlardl. Bu tasavvuf anlaYll, din bilginlerinin sert tepkisiyle karI!at:l; bir~ok temsilcisi, kufurle su~lanarak hapsedildi, olduruldu veya suriildu (Hallac-I Mansur), ama gelimesi gene de onlenemedi; tasavvuf, Muhiddin Arabi'nin vahdet-i vucud (varhgm birligi) ogretisine ?ayali ,bir felsefe sistemi haline geldi. Bayezid-i Bistami, Hallac-l Mansur, $ehabeddin Suhreverdi, Hakim Tirmizi, Ferideddin-i Attar, Mevlana Celaleddin Rumi, Molla Cami, $ebusteri gibi mutasavvlflar, bu tutumu temsil ederler. lkinci tutum, birincinin nerdeyse tamamen reddettigi aktl ve duunceye ol).em verdi, ama tasavvufi ilke ve kurallarda eriata uygunluk aradl. Arabi'nin vahdet-i vucud ogretisine karl, vahdet-i ?uhud (gorulenlerin veya muahede edilenlerin birligi) ogretisi gelitirildi. Bu tutumu da, Cuneyd-i Bagdadi, Kueyri, Gazali ve Serhendi gibi buyuk mutasavvlflar temsil ettiler. T asavvufun u~uncu donerni (orgutlenme) XII. yy'm ortalarmda baladl. Bazl etkili

Zeydiye veya Zeydilik. Zeyd bin Ali Zeynelabidin (699-739) taranndan kurulan mezhep. Flkth bakimmdan Hanefilige, kelam anlaYIl bakimmdan Mutezileye ve Imamiyeye yaktn oldugundan, imami illikle, sunmlik arasmda yer ahr. Zeydllere gore; Peygamber'den soma All'nin imam olmasl gerekirdi, ama Ebubekir'in halifeligi de merudur. Buyiik bir gunah ileyen kii ne mumin, ne de kafirdir (Mutezile goru'u),ilma cehennemde sonsuza degin kalmaz. <;:unku sonsuz ceza, yalruzca kafirler i~indir.

A -

Mevlevi ayininde serna eden derviler (semazen). mutrip tarafmdan icra edilen ve <;e~it1iyerlerine ala nagmelel (Ielennum) serpitirilmi~ clan bir mtizik c;ahrur. Ismail Dede Efendi'nin felahfeza ve Huseyin Fahrettin Dede'nin acema~iran ayin-

Mevlevilikte serna, tarikatm iki ana ogesinclen bilidil (ikinci oge de muziktir). Serna sIrasmda

leri rnevlevl serna ayinlerinin aynlrnaz pan;:alan olrnu~ gibidir ..

,-D_'_N_L_ER_V:_E_M~;_TO_L_O_tJ_;

MEZHEPLER VE TARiKATLAR
tasavvlflar, tasavvufi yontem ve uygulamayl kendi anlaYl~lanna gore yorumladllar ve ~ogu kez kendi adlanru ta~lyan tarikatlar kurdular. Tasavvufun geIi~im sureeindeki ikinei donemde ortaya ~lkan kar~lt iki tutum, daha soma orgutlenen tarikatlann ~ogunda i~ i~e ge~mi~tir. Arap~ada yollar" anlamma gelen tarikat terimi, IX. ve X. yy'larda, mutasavvlflardan her birinin yolunu beIirtmek i~in kullaruhrken, XII. yy'dan soma, ~eyhlerin, ~evrelerinde toplanan muritleri i~in beIirledigi ibadet ve hayat kurallanru anlaur oldu. $eyh, bir tarikatm merkezl ki~isidir ve tarikatm kurueusu (pir) degilse, onun veya ondan somakilerin halifesidir. Her ~eyh, Peygamber'e kadar uzanan zineirin (silsile) bir halkasldlr. Bir tarikatm silsilesi, ya Ebubekir'le, ya da Ali'yle Peygamber'e baglarur. Peygamberle bagl Ebubekir'in olu~turdugu tarikatlar bekri, Ali'nin olu~turdugu tarikatlar alevi diye nitelenmi~tir. Peygamber Ebubekir'e, Hieret slrasmda saklandildan magarada gizli zikri ogretmi~tir. Hz. Muhammed'in Ali'ye ogrettigi zikir turu ise a~lk zikirdir. Bu yuzden bekrl tarikatlarda gizli, alevl tarikatlarda da a~lk zikir benimsenmi~tir. Bir tarikatln mensuplan, genellikle ~eyhin de biti~iginde oturdugu tekke, dergah, zaviye veya hankah denilen ozel bir binada toplarur. Tarikaun merkez tekkesi, plrin kendisinin veya kabrinin bulundugu tekkedir. Bir tarikata girmek isteyeri, ~eyh tarafmdan, biat veya inabe denilen ozel bir torenle kabul edilir ve murit olur. Slra, 0 tarikaun gelenek ve yontemlerine gore egitilmeyegelir. da ogretilerinden, eski yunan, rama ve turk dinlerinden bazl unsurlann, hatta hitit, lydia ve frigya inan~lanndan kalmtllann da eklendigi ~ok renkIi bir mozaik haIini aid!. Bekta~ller bu arada, Ahmed Yesevl, Bayezid-i Bistaml, Muhiddin Arabi gibi buyuk mutasavvlflann bazl goru~lerini de, kendi du~uneeleri i~inde erittiler. Bekta~IIige sonradan giren ba~hea inan~ ve adetler, erbet yerine arab i~ilmesi, evlenmeme (l1Iucerred kalma), eriatm haram saydlgl bir~ok eyi mubah sayma (ibahe), hurufiIik (had ve rakamlann birtakim ger~eklerin simgesi oldugu inanC! ; [bekta~ller, Ali kelimesini oluturan ayn, lam ve ye harflerinin insaru simgeledigine inarurlar]) ve u,leme'dir (Allah, Hz. Muhammed, Ali). Bektallerin ayin-i cem dedikjeri unlu i~kiIi torenleri, genellikle ki geeel'eri, tekkenin, l1Ievdan denilen bolmesinde veya buyuk evlerde yapillr. $eyhin (baba) veya vekilinin yonettigi ayin Slrasmda, once dem (i~ki) i~iIir, soma zakirler (zikirciler), ~e~itli ~algilann eliginde nefes denilen ilahller ve mersiyeler okur. Ayin-i eemde kurban kesmek ve helva piirmek de arttlr. Anadolu'nun mogol istilasma ugradlgl, merkezl siyasl otoritenin zaylfladlgl bir ortamda, Ahilerle dayaruma i~inde geIimege balayan BektaIIik, balangl~ta bir tarikat yaplsma sahip degildi: Osmanll devletinin kurulmaslyla orgutlenmege ba~lad!. 11k osmanh hukumdarlanndan destek goren Bekta~llik, tam olarak aydmlatllamaml~ bir sure~ sonunda yeni~erilerle butunle~ti ve Yeni~eri Oeagl HaC! Bekta~ Oeagl" diye aruhr oldu. I. Murad'dan soma Osmanll devleti sunnl ~izgiye iyiee oturunea, Bektallik de devlet destegini, buyuk ol~ude yitirdi ; ama yeni~eriler arasmda ~ok yaygm 01dugundari, Anadolu'da oldugu kadar Rumeli'de de etkisi surdu. 1826'da II. Mahmud, Yeni~eri Oeaglru lagvetti ve bekta~lligi yasaklad!. Binleree yeni~eri ve bekta~lnin 01duruldugu bu donemde, pek ~ok bekta~l Nak~ibendl tarikatine girerek gizlendi. Abdulmeeid doneminde yeniden bekta~i tekkeleri kurulmaga ba~lad!. Kendisi de bektal olan Abdulaziz doneminde gu~lenen Bekta~llik, II. Abdulhamid zamarunda eski gueune kavu~tu. Cumhuriyet doneminde, 1925'te butun tekke ve zaviyeler kapauhnea Bekta~llik de, ba~ka tarikatlar gibi resmen son buldu. Ama Bekta~llik gunumuz Turkiye'sinde, Alevllikle kan~ml~ olarak varhglru surduren bir inan~tlr. Halvetilik veya Halvetiye. Kurucusu, Omer Halveti (0. 1397). Temelini gizli zikir ve riyazetin olu~turdugu bu tarikata gore insan, tum ge~iei isteklerine SIrt ~evirmeIi ve Allah' a yonelmelidir. Murit, kalbin Allah dl~mdaki her ~eyden (masiva) temizlenmesiyle ba~layan ve her ~eyde Allah'l gorme noktasmda son bulan yolculugunda, yedi a~amadan ge~er : 1 nefs-i emmare (kotu ~eyler isteyen, hayvanSl nefis) ; 2 nefs-i levval1le (kendini kmayan nefis) ; 3 nefs-i mulhime (kendisine iyi ve kotu, dogru ve yanll~ ilham edilen nefis) ; 4 'Iefs-i mutmainne (tatmin olmu~, ilahi teeellilere mazhar olmu~ nefis) ; 5 nefs-i raziye (kendi iradesini terk eden ve kendisini ilahi iradeye blrakan, ana nza gosteren nefis) ; 6 nefs-i marzive (Allah'm kendisinden raZl [ho~nut] oldugu nefis) ; r lIefs-i kamile (olgunla~ml~, yetkin nefis). Halvetilik, silsilesi Ali'ye ~lkan ta.rikatlardandlr. Osmanlilar doneminde Anadolu ve Rumeli'de olduk~a yaygm olan Halvetiligin kirk dolaymda kolu yard!. Bunlann en onemIileri Ru~eniIik, Gul~enllik, Murda~lIik, Sunbulilik, $abanilik, $emsiIik, AhmediIik, CemallIik, Bah~ilik ve U~~akiliktir. Kadirilik veya Kadiriye. Kurueusu, Abduikadir Geylani (1077/78-1166). Silsilesi Ali'ye ~lkan tarikatlardan olan Kadirllikte de, a~lk zikir benimsenmi~tir. Zikir daha ~ok toplu halde yaplhr : muritler, ~eyhin ~evresinde halka olu~turur ve ellerini birbirlerinin omuzlanna koyarlar. GenellikIe hu " diyerek zikreden kadirller, zikir Slrasmda gozlerini kapayarak ba~lanru iki yana sallarlar. Bu hareket, kelime-i tevhidi simgeler. Kadirller, aynea, biri sabah namazmdan soma, oburli gunun herhangi bir zamarunda olmak uzere iki kez dua ederler. Kadirilikte, zikir ilerleyip de dervi~ler cezbe (ilahi eazibeye kapllan dervi~in a~lrI bir eo~kuyla kendinden ge~mesi) haIine girinee, vueutlanrun herhangi bir yerine i saplama, klzgm nnna dalma, atei ellerine alma gibi marifetler ortaya ~Ikar. Bu tur hareketierden burhan gosterme " diye soz edilir. Fas'tan lndonezya'ya uzanan ~ok geni~ bir cografyada olduk~a yaygm alan Kadirlligin, bata E~refilik ve Rumllik olmak uzere, Esedllik, Ekberilik, Hilalllik gibi bir~ok kolu vardlf. Mevlevilik veya Mevleviye, Meviana Celaleddin Ruml'nin du~uneeleri uzerine, oglu Veled C;:elebi tarafmdan kurulan tarikat. Mevlevllik balangl~ta Konya ve dolayiannda, daha soma Istanbul'da ve tum Anadolu'da yaYllml~ur. Halvetllikte oldugu gibi Mevlevllikte de, file (haivet) ~ok onemIidir. T arikata giren dervi~, toplam suresi 1001 gun olan ~ileye ba~lar. Bunun kisa suresini kapah bir huerede tek ba~ma ge~irir. Daha soma, tekkede ~eitli hizmetleri yerine getirir. $eyh, isterse ~ile suresini kisaltabilir. MevlevlIige 6zgu ayin, sema adml ta~lr. Mevlevi dergahlrun semahane denilen ozel salonunda yapilan sema ayinine, mutrib deniien muzik~ilerle (neyzenler, kudumzenler, halilezen ve ayinhanlar) sel1lazelller (tennure denilen ozel giysiler i~inde donen dervi~ler) katlhr. Ozellikle aydlnlar ve devlet adamlan (bunlara III. SeIim, II. Mahmud, Abdulmeeid de dahildi) arasmda yayilan Mevlevlligin merkez tekkesi Konya'daydl. Bu dergahm ~eyhi, her zaman, Mevlana'run soyundan biri (felebi) olmu~tur. Mevlevl dergahlan, XVIII. yy'dan itibaren, yalruz tasavvuf ve muzik i~in degil, edebiyat ve obur sanatlar i~in de bir akademi niteIigi ta~lml~ur.. Mevlevller arasmdan, ba~ta Itri, III. SeIim, Ismail Dede Efendi ve Zekai Dede olmak uzere, buyuk besteeiler ve $eyh GaIib gibi buyuk ~airler ~lkml~tlr. MevleviIik de, oteki tarikatlar gibi, 1925'te, tekke ve zaviyeierin kapatlimaslyla birlikte resmen sona erdi. Ama Konya'da, ozel bir izinle olu~turulmu~ bir topluluk, her yll arahk aymda turistler i~in sema ayini yapmaktadlf. Nak~ibendilik veya Nak~ibendiye veya Nak~ilik. Kurueusu, Muhammed Baha.eddin Nak~ibend (1318-1389). Diger bir~ok tarikatm aksine, Nak~ibendilikte tarikat silsilesi, Ali'ye degil, Ebubekir'e ~Ikar. Bu yuzden Nak~ibendllikte, $illigin etkisi yoktur. $eriata alrI bagh olan Nakibendllikte, Allah'a yakinla~marun ba~hea yolu, farz ibadetlerin dlmda yapllan nafile ibadetler-' dir. Bunlann en onemIisi zikir'dir (Allah'l anma). Zikrin ne zaman, ne kadar yapllaea-

BASLICA TARiKATLAR
Bekta~ilik. HaC! Bekta~ Veli'nin du~unee ve goru~lerini temel alan Bahm Sultan (0. 1516) tarafmdan kurulmu~tur. T arikatm temeIini, dort kapl inanel olu~turur. Bunlar, ~eriat, tarikat, hakikat ve marifet kapllandlr. $eriat kaplsl, Peygamber'in ve ehl-i bey tin yolundan gitmektir. Tarikat kaplSl, bir ~eyhe baglanmakur; bu kapldan girenlerin elinden, beIinden ve dilinden kotUluk ~lkmamahdlr. Hakikat kaplSlnda, 01gunla~ma yolunda ilerleyen bekta~l, evrenin slrlanru ogrenir, mutlak guzelIigi gorur, AIlah'l tarur. Bekta~l, bu kapldan ge~inee, kendini a~arak butun insanlan sever. Marifet kaplSlndan ge~en dervi~, alem-i ill1l'e girer. Burada u~ a~ama vardlr: ayne'l-yakin (gorerek bilme),. ill1le'l-yakin (akil yoluyla bilme), hakke'l-yakin (Allah'ta yok olma). Bu a~amalar gorme, bilme ve olma kelimeleriyle de dile getirilmi~tir. Sonuneu a~amada dervi~, nefsini tamamen anndlfarak Allah' a ula~lr. Bekta~llikte, dort kapi inanema bagh dort inan~ daha vardlr: ibadet (Allah'm birIigini i~tenliklekabul etme), niyaz (namazm yerini alan yalvarma), adak (dergaha verilen para, -koyun gibi atmaganlar), vuslat (mutlak guzellik olan Allah'a ula~ma). Bekta~lligin onemli kavramlanndan ikisi de tevella ve teberra'dlf. Tevel/a, Peygamber soyunu sevmeyi; teberra'ysa, ba~ta Muaviye'nin oglu Yezid olmak uzere, ehl-i beyt du~manlanna du~man olmaYl ifade eder. Bekta~i inanC!, tarikat zamanla Anadolu'da yaYlldlk~a ~il inanema, tran'dan veya tran uzerinden gelen Mani, Mazdek ve Bu-

,.
gllli, miirid'in (tarikata giren ve eyhe bagIanan) durumuna gore murit veya eyh belirler. Zikir, bireysel oldugu gibi toplu da olabilir. Bireysel zikir, AlIah'm adlanndan, eyhin anerdigi birini hafi olarak (kalpten) veya a<;lk<;a(dil ve dudaklarla) anmaga dayarur. MUrit, zikir Slrasmda AlIah'tan baka hi<;bir ey duunmemelidir. T oplu zikir, halm-i hacegim diye adlandmlmltlr. Hatm-i hac egan, nakibendi dergahlannda her gun, ikindi namazmdan soma yapilir. Her gun yapilamazsa, haftada en az iki gun yapllmalidlr. Nakibendiligin en aylrt edici azelligi, rab,la'dlr. Bu yantemde murit, kendini almu, kefenlenmi ve gamulmu varsayar ve zihninde canlandlrdlgl muridinin iki kal arasma bakarak ruhaniyetinden feyz almaga <;alilr.Feyz ahnarak yaayan bir murit olabilecegi gibi, almu bir tarikat buyugu de olabilir. Muridin, azel adlar talyan <;eitli basamaklardan ge<;erek yukselmesinde ve Allah'a ulamasmda rablta, zikirden daha etkilidir. Muhammed Bahaeddin Nakibend'in halifelerinden Alaeddin Attar, Zahid Bedahi ve Muhammed Parsa tarafmdan yayilan Nakibendilik, imam Rabbani zamarunda Hindistan'm en yaygm tarikatl oldu. Fatih Sultan Mehmed daneminde Istanbul'da da yaYllmaga balayan tarikat, azellikle XIX. yy'da Anadolu'da <;ok itibar gardu. Gunumuzde, Turkiye'de en etkili tarikat Nakibendiliktir. tir. Zikir slrasmda derviler ayakta durur ve zikri yaneten eyhin (veya vekilinin) <;evresinde halkalarur ve danerler (devranj. Tarikat, e-$azeli'nin halifesi mlSlrh mutasavvlf Ebu'l Abbas el-Mursi ve onun halifesi Ataullah el Iskenderi (ii. 1309) tarafmrabistan'da dogan Islamiyet, evrensel dan yayildL $eyh Zerruk da (0. 1493), tasavbir din olarak Afrika'ya ve Dogu'ya vufi eserleriyle, $azeli tarikatlrun yaYlhma dogru yaylldl ve gunumuzde yeryubuyuk katklda bulundu. Bata MlSlr olmak zu boyutlanna ulatL Bununla birlikte XIX. uzere, butioin Kuzey Afrika ulkelerinde en yy'dan beri cografi daglhmmda anemli bir yaygm tarikat olan $azelilik, bu ulkelerin degiiklik de olmadl: muslumanlann bubagunslzlik hareketlerinde <;ok anernli rol yuk <;ogunlugu Kuzey Afrika'da, Magnp'ta oynadL Sultan II. Abdulharnid bu tarikata ve Afrika'run geri kalan kismmda (bu kislmgirdikten soma azelilik Istanbul'da da yada Hristiyanllk aleyhine gittik<;e yayglnlaYllmaya baladl ve <;ok ge<;meden u<; azeli maktadlr); Yakm ve Orta Dogu'da (bu baltekkesi kuruldu. Camiii'l-usul adh eserin yagede buyuk <;ogunluk muslumandlr); Aszan Ahmed Ziyaeddin Hendi'nin etkisiyle, ya'da ve azellikle Guneydogu Asya'da (InAnadolu'nun <;eitli kentlerinde de azeli donezya) yaamaktadu. tekkeleri aC;llmltlr. XX. yy'm ilk yansmda butun dunyaYI saTarikat, zamanla yaklalk yirmi kola aydevnIdL Bunlardan Cevherilik, Arusilik, Feyzilik, I ran tanntarumaz marksist-materyalist rimci aklmlar nedeniyle Islam inanClrun yaKaslmilik, Salimilik, Ha~imilik, Muhammedilik, Yllmasmda (Afrika dlmda) bir duraklama, Vefailik, Medenilik, ldrisilik, Afifilik, Kavukcilik, Azmilik ve Hamidilik, gunumuzde de ya- ' hatta laiklik lehine yer yer gerileme garUlamaktadlr. duyse de, son zamanlarda tersine bir gelime ottaya <;lktl. Iran, Banglade ve Pakistan'da oldugu gibi, bazl devletler resmen eYesevilik veya Yeseviye. Kurucusu, turriat duzenini benimsediler, hatta bu duzeni kistanll mutasavvlf ve air Ahmed Yesevi yayma <;abasma girienler bile oldu (Iran Is(0. 1166). lam Cumhuriyeti gibi). $eriata slkica bagh bir tarikat olan YeseviYeryuzundeki- musluman saYlslru kesin ligin temelini riyazet ve zikir oluturur. Riya()larak belirlemek <;eitli sebeplerle zprdur: zet, muridin az yemek, az uyumak, az koU<;uncu Dunya ulkelerinden bir<;ogundaki numak ve bedeni isteklerine karlhk versaylm zorluklan ; muslumanlann <;ogunlukmemek gibi yollarla, nefsine hukmetme, ta olmadlgl ulkelerde bunlann saylSlru az onu anndlrma ve terbiye etme <;abasldu. gasterme egilirni veya siyasi iktidann din Yesevi zikri a<;lk (cehrij zikirdir. Zikir Slrasmbelirlemeye yasaklar koymu olmasl (meseda, muridin bogazmdan, bl<;kidan <;lkanlara la dune kadar sovyet muslumanlanyla c;in benzer sesler gelir. Bu yuzden bu tur zikir, muslumanlan olan Hui'lerin durumu), son zikr-i erre veya zikr-; min~ari (bl<;ki zikri) diye olarak da islam toplumlanndaki hJZ11nufus adlandmlmltlr. Yesevilerin bir baka anemartlL Istatistik rakamlan arasmdaki farklar Ii uygulamasl da halvet'tir. Halvet, muridin olduk<;a buyGktur. 1986'da butun dunyadabir odada tek bama kalarak AlIah'l duunki muslumanlann saYlsl 860 milyon ila 1 mesi ve zikretmesidir. milyar 102 milyon arasmda tahmin edilYesevilikte, namaZI toplu halde kilmak, mekteydi ve Birlemi Milletler'e gore Islatan zamaru uyaruk olmak, her zaman abmm (1983) yeryuzundeki daglhml aagldaki destli bulunmak, her an Allah'm huzurunda haritada garGldugu gibiydi. 2000'li Yillarda olundugu bilincini korumak, her an ve her Islarrun Dunya'da mumin saYlsl en c;ok din yerde i<;inden AlIah'l zikretmek, din ve taolacagl imdiden bellidir. savvuf buyuklerine uymak da anernlidir.

ISlAM iNANel VE DUNYA

RUailik veya Rufailik, kurucusu Ahmed Rifai (1118-1182). Tasavvufu, bid'at ve hurafeden uzak bir din, riyadan anruru ibadet, Allah'tan baka eylere baglanmayan kalp, kendini bayagl zevklere kaptlrmayan bir nefs olarak tarumlayan Ahmed Rifai'ye gore i<;ten olmak, ve: rilmeyeni istememek, verileni reddetmemek, mal biriktirmemek ve bakalanrun aYlplanru garmemek gerekir. Alevi tarikatlardan olan nfailikte a<;lk zikir benimsenmitir. Genellikle eyh veya vekilinin yanetiminde toplu halde yapllan zikir suasmda Kur'an'dan ayetler, dualar ve ilahiler okunur. Zikre, <;eitli <;algllar elik edebilir. Rifai derviinin olgunlamasl i<;in halvet ve riyazet de gereklidir. Halvet iki turludur. Her Yll muharrem aylrun ilk yedi gununde girilen ve halvel-i muhaTTemiye denilen halvet, Slradan muritler i<;inayn, halifeler (eyhin yerini alabilecek yetenekli mUritler) i<;in ayndu. Halife olacak murit, halvel-i lezhib'e (altlnlama halveti) girer. Halvetilikte garGlen vucuda i batlrma, ate' yutma, atee girme, bl<;ak veya killcm keskin agzma basma gibi havarfk (olaganusttilukler), Rifailikte de vardlr. En yaygm tarikatlardan olan Rifailik, Turkler arasmda, futuvvet kurumundan ve Bektailikten etkilenerek aslmdan uzaklarrutlr. ~azelilik veya ~azeliye, kurucusu, tunuslu mutasavvlf Ebu'l-Hasan Takiyuddin Ali bin Abdullah e-$azeli (1196-1258). Ger<;ekte, e-$azeli'nin muritleri tarafmdan, onun garGleri uzerine temellendirilen 1m tarikat, MU51r'da ortaya <;lkmltlr. $azelilikte, abur bir<;ok tarikatta oldugu gibi, katl kural ve tarenler yoktur. Bu yuzden, <;ok uzun bir danem boyunca, tekke veya zaviye gibi iizel mekanlara da ihtiya<; duyulmarrutlr. Bu tarikata mensup dervilerin tek mukellefiyeti, toplu halde zikir yapmak ve hizb (din ve tasavvuf buyuklerinden nakledilen dualar) okumaktlr. Alevi tarikatlardan olan azelilikte de, a<;lk zikir benimsenmi-

I "

I
I

Afrika'run ka1am.
206 milyon (bir<;ok tari kat mensubu).

toplom nufuso gore muslUmon sayiS'

0%2i1a5 Avrupa. 12 milyon stinni (maliki) ve digerleri. Kuzey Afrika. <;:ogu maliki mezhebinden 95 milyon stinni. Yakm ve Orta Dog... 147 milyon. ~iilik XVI. yyJdan beri lran'm resmi dinidir; Bahreyn, Irak (% 51) ve Vmman'da <;0gunlukt<l; Ltibnan, Kuveyt ve Yemen'de de onemli orandadu. Afganistan. 16 milyon, stinni (hanefi) ve lii(ismaili'). Asya-Okyanusya. 648 milyon, <;ogunlukla stinni (haneH). 0%30ila50 0%50ila80

10%5ila30

0%
~

80'den fazl

liilik

I DiNLER

VE MiTOLOJi

AFRiKA DiNLERi
GELENEKSEL O[NLER
ahra'run guneyinde kalan Afrika, din.. ler a~lsmdan ~e~itlilik gosterir ve burada inan~lar, medeniyetlere gore degi~ir (bk. harita). Ama du~unce ve inan~ sistemini topraga baghhk belirledigi i~in, genel olarak geleneksel afrika dinlerinden soz edilebilir. Ana ilkeler olara!< hayat ve olUm. Afrika'da din, hayatlll surekliligine ve yenilenmesine yoneliktir. T opIum, atalardan, ya~ayanlardan ve dogacak ~ocuklardan olu~an bir surekliliktir. Bitkilerin, dogada ~uriiyen humusun ustunde mevsimden mevsime yeniden ortaya ~lkmasl gibi, nesiller de, devri bir hareket i~inde art arda gelir. Bu sebeple buyuk taplllmalarda, blum ve yeni ya~am bir arada ele ahnml~tlr. Evrenin ba~langlCl hakkmdaki efsaneler, evrenin dogu~unun bir dum oldugunu, ve onun kaybolu~unun, Tann'run " kairn nda hayata bir geri donu~ olarak ger~ekle~ecegini ileri surer. Gizli gii~ler, animizm. Afrikahlar, sarularun aksine, bir~ok tannya inanmazlar. Bantular'da tek tannrun adl Zambe'dir ve ilk yasaglll ~ignenmesi yuzunden yaradlh~lll ba~!anglCllldan beri insanlardan uzakta kalml~tJr. 11k yaratlklann i~ledigi bu su~, insanoglunu gu~ duruma sokmu~tur. Insan, dogarun efendisi degildir; sularda, toprakta, ormanlarda ve kayalarda ... bulunan gozle gbrulrnez varhklara ho~ gbrunmek zorundadlr. Hayatta kalabilrnek i~in, gizli varhklarla ve onlara katllan blUlerle ya~aml payla~mak zorundadJr. Insan onlara doyum sagladlgl bl~ude ya~ama ara~lanna kavu~ur. Bu bir ah~veri~, bir pazarhk gibidir : yani ancak verilenin kar~lhglllda bir ~eyler elde edilebilir ; verilenlerin ho~a gidip gitmeyecegi de asIa bilinemez. Doga ogelerinin ama~lan ve gu~leri oldugu ve insarun da bunlara baglmh bulundugu inancma animizm (canhClhk) denir. Feli~ (portekizcede, tllslm, muska, anlamllla gelir), dogarun her yarunda bulunan ruhlann maddi tasvirlerine verilen addJr. Biiyiiciiliigiin onemi. Afrika'da din, din adarnlan tarafllldan ybnetilmez : herkes istedigi gibi bir sungu ya da kurban verebilir. Ama kiihinlik yapan ve ~e~itli ruhlar i~in tbrenler duzenleyen bazl uzmanlar vardJr. Bunlar topluma kabul edilrne tbrenlerini ybnetirler, hastalan iyile~tirirler ve hem yagmurdan hem de uriin bollugundan sorurnludurlar. Gizli gu~ler, bazl insanlara ayru anda iki yerde gbriinmek, sosyal gu~lere ka~1 durmak gibi ustiinlukler saglar. Nitekim kiihinler yeteneklerinden, ellerine daha fazla gu~ ve zenginlik ge~irmek i~in de yararlarurlar. BiiyiiciilUge inanma, Afrika'da ~ok onemli bir yer tutar. Bundan otiirii, kbtu!ukler (hastahk, gen~ ya~ta blum, ktSllhk, kazalar, kbtu uriin, vb.) " gecenin efendileri denilen bu kiihinlerin etkisiyle a~lklarur ; " masumlar onlara kar~l savunmaSlZdlr. Diinyanm diizeni. Bbylece Afrikahlar, dunyarun bir duzeni oldugu du~uncesini benimsemi~lerdir. lnsanm, bu duzen i~inde bir yeri vardlr. Buyucunun yaptlgl gibi gucunu kbtiiye kullarup kendini buyuk gbrerek bu duzenin dl~ma ~Ikmaga ~ah~mak yanll~tlr. Din tbrenleri duzensizligi bnler ve atalara saygl gbstermek olumlu sonu~lar verir. Kurtulu~, hayata kar~lt olan butlin gu~lerle mucadeleye girerek elde edilebilir. DolaYlSlyla, bolluk ve verim saglayanlan ~a~Jrmak, evrensel duzene kar~l i~lenmi~ kabahatleri belirlemek, insanm varhgmda bulunan ve onu atalanndan ayJran yabanCl ogeleri kovmak gereklidir.

PEYGAMBERLiK OZENT!LER[
frika'da XIX. yuzYlhn sonundan bu yana, hristiyanla~ml~ bblgelerde genellikle kilise halinde brgutlenmi~ yeni din hareketleri ortaya ~Iktl. Bu hareket, Hristiyanllk kulturiiyle yeti~mi~ olan, ama Beyazlann dunyasl run hiikimiyetine kar~l bir kurtulu~ mesajl getiren ve halka ~irin gbriinmeyi bilen erkek ve kadm misyonerlerin ~ah~malan sonucuydu. Bu peygamberler in ortaya ~lkt~l, geleneksel dine oranla bir devrim saYllabilir. Bbylece Beyazlann tannsma gbre etkisiz olan feti~ler ve buy(i bir yana blrakIldl. Aynca, Zencilerin, Beyazlann yardlml olrnadan Kutsal Kitab'm ve Tann sozunun anlamlru kavrayabilecekleri du~uncesi de ileri suruldugu i~in, hristiyan rnisyonerlerin durumunda da kbklu bir degi~iklik ortaya ~lktl. Bu peygamberce mesajda, binyJ! soma kurtulu~un ger~ekle~ecegi du~uncesi, yani binyl!cJhk inanCl da yer ahyordu. Kimi zaman bu peygamberler, ki~ilikleri dolaYlslyla beyaz Mesih'in, yani lsa'run yerini de ahyor ve Zencilerin kurtancisl olarak gbrunuyorlardl. FranSlzca konu~ulan ulkelerde en me~hur peygamberlik ozentileri, William Wade Harris (1929'da bldu tarafmdan 1910'a dogru Fildi~i KiYlsl'nda kurulmu~ olan Harris'~ilik, ve Simon Kimbangu (1889-1951) tarafmdan 1930'lu Yillarda Zaire'de ortaya atllan Kimbangu' culuk hareketleridir. Harris~iligin yuz binlerce, Kimbanguculugun da milyonlarca inanaru vardll.
C

A- Dogonlann danS1. Yaradili~l simgeleyen bu


dansta, maskelerin iize-

rindeki motif, dtinyarun ekseni olan insaru, ellerini gage ve ayaklanru yere uzatlf durumcla can lanclmr.

c - Pende'lerde
topluma kabul dansl. Burada, erkek l;ocuklann yeti~kinlige gec;i~torenini yoneten buyiicu goriiluyor. Yuzunde yuvarlak bir maske ve bacaklann da brrne liflerden yaptlml~ SIb bir pantolon var.
B -

Kara Afrika'da dinler.

Afrika/cia ~e~itli clinIer bulunulunu, cografyayla da a'lkJayabiliriz. <;:unku fizik engeller (Sahra ,oIu veya tropikal ormanlar) vardl! ve toplumsal ortamlar cia birbirindeh farklJdlf (avellar, ~ifttyiler ve bahktytlar, farkh tannlara taparlar).

SiERRA LEONE ----J" LiBERYA-:J FiLDi$i KIYISI GAT~O

Islamiyet. l<JJzeyden gelen bu din, ozellikJe Akdeniz klylS' boyunca ve dogu klY1la nnda geli~ti. (50z konusu Kara Afrika'dlr). Animizm. Gerilemesine ragmen bu din, hemen her yerde bbIUk per<;uk de olsa varhglru hala surdurmeye de yam ediyor.

Hristiyanhk. BENiN Bu din Afrika'da batl kl- EKVATOR y'lanndan i<; kesimlere GINESI I GOLA dogru yaytldl. Guney AfGABON AMBi KOMORLAR rika, <;ogunlukJa hristi. I yandlr (ytizde 40'1 proNAMiBYA (lI At V testan). Bunun nedeni, ~arSVA MA~AGASKAR buraya yuzyillar boyun. J ca Avrupa'dan <;ok say'. SVAZiLAND da go<;menin ge1mil 01.. <l-masldlr. Etyopya'daysa, GUNEY LESOTHO eskiden ber! geniI bir AUSJKA kipti toplulugu vardlr 0 1000 km (nufusun yuzde 57'si).
j

Ie

I D;NLER VE M;rOLOJ;

KARMA DiN GABON'DA BulTI FANG


anglar, Gabon'un kuzeyinde ve batlsmda, Gine'de ve Kamerun'da ya~ayan bantu kokenli bir halktu. Ayru bolgelerde kokeni Fanglardan ba~ka olan kabililer de ya~ar ve bunIann he psi Fanglarla ortak bir kulture baghdu. Bieri denilen bir atalar dinine taplrurlar. Fanglar, 1920'li yillarda Libreville ve Port-Gentil'de, ulkenin orta kesimlerinden gelen ve kendi dinIeri buiti'yi yaymaga ~ah~an emek~ilerle kar~lla~tllar. Bir ol~ude hristiyanIa~ml~ olan Fanglar, boyleee bieri, buiti ve Kutsal Kitap'a dayanan karma bir din edindiler. Hem geleneksel hem de modem olan bu karma dine buiti fang adl verildi. Bu dini benimsemek isteyenIer, sarho~luk veren bir koku (eboga) ~ignemek zorundadlrlar. Bu deneyim, atalanyla kar~i1a~malanru ve Nzambia-Pongo'nun (!sa) evini bulmalanru saglar. Boyleee, olumlerini oneeden gorurler ve uzerlerindeki butun bUyUeuluk izlerini silerler. Dogumu, olumu ve obur dunyadaki hayatl simgeleyen dim toren u~ gun surer ve ~ok karma~lktlr. TapInagm giri~indeki enIemesine delinmi~ direk, dogum deligini " simgeler. Inanan ki~i, annesinin karruna dogru yukselirken, bir yandan da i~inden ~lktlgl ve yeniden donecegi Tannrun Karruna girer. Kaduilar da, erkekler gibi bu torene katlhrlar. Cinsellige ili~kin simgeler, bu torende onemli bir yer tutar. Diger yeni dim hareketler gibi, buiti fang da Batl dunyaslrun kutsalligl bozucu egilimlerine ka~l ~lkar ve buyueuluk gueunun ortadan kaldlrl1masma yonelir.

rek yava~ .yava~ ger~ekle~ti. Yayilma slrun fizik ve kulturel engellerdi: a~i1masl gu~ olan ekvator ve tropik ormanIanyla, animist inan~lanna iyiee bagh ve soy sop uzerine temellenmi~ bir toplumsal sistem. Zenei Mus!UmanIIgI, murabtt denilen manevi bir kJlavuzun yonetimindeki topluluklar halinde orgutlendi. Mumin saYlsl 100 milyon ki~iyi, yani butun dunyadaki MuslumanIann onda birini bulur (bk. harita, sf. 338). Islamiyet, zenei kulturleriyle kolayea uzla~maktadlr. Bunun sebepleri, aile yaplslru degi~iklige ugratmamasl (geni~ akrabahk ve ~okkanhhk), to plum a kabul edihne torenIerini yoneten din ululanrunkine benzer bir rol oynayan murabltlar tarafmdan yaYIImaSl (Kur'an'm okunmasmdan ~ok vaazlar etkilidir) ve bir inan~ oldugu kadar bir medeniyeti ve bir geli~me sureeini de birlikte getirmesidir.

Son Vatikan konsili, yerel kiliselerin baglmslzhgma katkida bulundu. Katolik kilisesi, ozgun kultur sistemlerini dikkate alan bir afrika ilahiyatl ve ayin duzeni geIi~tirmektedir. Afrika HristiyanIIgI, tamamen ayn ve kendine ozgu bir kiliseye sahip olaeagl inanema yoneltiliyor.

Kara Afrika'ya giri~i, ortaya ~lkJ~mdan (VII. yy) hayli somadu. Daha ilk yuzyilmda Ortadogu'ya ve Kuzey ~frika'ya yayilan lslamiyet, aneak XII. yy'da, Kuzey Afrikah tacirler ~o!U ge~tikleri zaman Kara Afrika'ya girmeye ba~ladl. Ilk zenci muslumanIar, halkli;lnna bu dini benimseten eski Sudan ve <;:ad imparatorluk veya kralliklanrun (Kanem kralhgl) ~efleriydi. Afrika'run aydlnIan kraliyet saraylannda, kuzeyden ve dogudan gelmi~ musluman du~unurlerden feyz aldllar. Islamiyetin yayilmasl, yedi sekiz yuzYII sure-

slamiyetin

tyopya'run 20 milyon ortodoks hristiyaru bir yana buakihrsa, misyonerlerin ~abalanyla hristiyanIa~tmhnl~ zenei nufusu, Afrika nufusunun. u~te birine yakJndlr ; birka~ milyonu protestan, geri kalaru katoliktir. Misyonerler, bir~ok 'ulkede yuz Ylldan beri faaldirler. Bu konuda ilk ili~kilerin XV. yy'da Angola'da ve XVII. yy'da Kongo kralllgmda kuruldugundan soz edilir; ama bu hristiyanIa~t1rma ~ah~maslrun ardl gelmedi. Liberya, Sierra Leone ve Nijerya gibi bazl ulkeler, kolelikten kurtulan amerikah zeneiler tarafmdan hristiyanIa~tlnIdI. Avrupah rnisyoner demekleri, misyonerligin aglr toplanru, XIX. yy sonIannda, asayi~ saglandlktan " soma Afrika'ya gonderdiler. Misyonerlerin taktigi, a~tlklan okullarda ~oeuklan egitmekti. Boyleee, ~oktannelhk yava~ yava~ ortadan kalkaeak ve onunIa birlikte vah~ilik" de silinip gideeekti. Misyonerler, hristiyanligl yerle~tirirken, bir yandan da medeniyeti yayml~ olaeaklardl.

enin Halk Cumhuriyeti'nde (eski Dahomey), Afrikahlar bugun bile vodull denilen ruhlara taplrurlar. Amerika'ya yerle~en Zenei kOleler, Hristiyanligl benimsedikten soma da, bir ~I~ude geleneksel dinlerine bagh kaldllar. Ozellikle Karayiblerde, Haiti'de, vodunlara taplnma inanel, haiti vodusu adl altmda varhgml surdurdu. Bu din, kolelik zamarundan beri, Beyazlann hakimiyetine kar~l bir direnei temsil etmektedir. Vodu, Hristiyanlikla yanyana ya~ayan bir halk dinidir. Ger~ek afrika dinlerinde oldugu gibi, bu dinde de tek Taml (<< Buyuk Efendi,,) ~ok uzaklardadlr. Hungan denen din adamlanrun yonettigi din torenlerinde kahinlik ve sungu onemli yer tutar. Her vodu mumini, loa denen bir ruhun himayesi altlndadlr. Loalann her birinin ayn adl ve ki~iIigi vardu. Loarun en ~arplel yaru, kendisiyle birle~ip butunle~en muridi sahiplenmesidir. Bu ruha kaplhp kendinden ge~mek onemlidir ve bu deneyim, inananIann toplulukla butunIe~melerini ve i~ rahathgl duymalanru saglar. Katolik azizlerin kimi zaman bu ruhlarla benze~tirihnesine ve toren tarihierinin hristiyan dim bayramlanna rastlatlhnl~ olmaslna ragmen, ~ogunIugu vaftiz edihni~ de olsa voducular, kreol dilinde ger~ekletirilen bu taplnmalar sayesinde, boyun egmez kimliklerini ozgun simgelerde ifade ve muhafaza etmeyi surduruyorlar.

Giiniimiizde afrika hristiyanh(;1. HristiyanIlk Afrika'ya ilk girdigi yerler dolaYlslyla aneak Orta ve Guney Afrika'da yayilma olanagl bulabildi. Afrikahlar bu yeni inanel, kabilelere gore degi~en bir luzla benimsediler. Bazl bolgeler hemen hemen tumuyle vaftiz edildi. Donu~um koktendi : ~oke~lilik ve her turlu puta tapma " terk ediIiyordu. lkinci Dunya sava~mdan soma, hristiyan misyonerler somurgeeilikle i~birligi ettikleri ileri surulerek ele~tirildiler. Bu arada, baglmslzllk~l kiliseler kuruldu (bk. sf. 338).

LATIN AMERIKA KARMA DiNLERi


aiti'deki vodueular gibi, Latin Amerika'daki, ozellikle Brezilya' daki eski koleler de, afrikah atalanrun dinini unutmadllar. Boyleee, HristiyanIIgm ve bir ol~ude de kizllderili dinIerinin etkisiyle, ~e~itli tapmma geleneklerinin kayna~tlgl karma bir din olu~tu. Bu geli~mede hristiyan azizleriyle zenci tamilanrun arasmdaki baZl benzerlikler ozellikle rol oynadl.

A -

Bir vodu sahnesi.

Kandomble, makumba. En onemli din,


Bahia eyaletinden ~evreye yaYlhnl~ olan kalldomble inanCldlr. Bu dinde, Nijerya'daki halklardan Yorubalarm tannlan olan ori~a1ar ulularur. Orialar katolik azizlerine benzetilmi~tir ; ama torenIer (kehanet, topluma kabul edilme, sungular, kendinden ge~me, ~arkilar ve danslar) afrika geleneklerine uygun olarak uygularur. Ozellikle kentlerde yaygm olan makumba ve onun bir ~e~idi olan umbanda da bu inan~lar arasmda yer ahr. Bu dinIer, kotu ko~ullarda ya~ayan gruplara toplumsal bir rahatlama saghyor gibi gorunuyor. Brezilya'da, afrika din ve inan~Ian polis tarafmdan yasaklandlgmda akJl hastahklan artml ve hekimlerin onayak 01maslyla kandomble'ye tekrar izin verihni~tir.

Dinse! ~izimler ve iistune alkol serpilerek mUffi-

larla aydmlatdan yiyecek


sungulan, loa1an (ruh-

Iar) ortaya ,'kmaga ve etkilerini g6stermege davet amaCl glider.

UZAK DOGU DINLERI


.. .. ..

.
i~erir. Rahipler ~evresinin dlmda yazllml olan bu kitap, her torende okunacak dualan da kapsar, tapmma yontem ve torenlerinin aynntilanru verir. Atharvaveda, yukandaki u~ derlemeye daha soma eklenmitir. Yaklalk 6 000 kitalik 731 ilahiden oluur. Soyut duunceye ve buyulere ili~kin bilgileri kapsar; evreni kuran ogeler arasmdaki gizli ilikileri a~lklar. Bunlar, Rigveda'da oldugu gibi ilahiler eklinde okunur. .

GUNUMUZDE UZAK DOGU DiNLERi


zak Dogu'da, XX. yuzyllda din alamnda gori.ilmedik kan~lkhklar ortaya ~lktl. Dilli inan~lar ve toreler, hi~ bir zaman kurtulu~ sava~lan, milliyet~ilik ve marksizmin ya)l1lmasl zamamnda oldugu kadar kokten degi~iklige ugramadl. Bununla birlikte komunist rejirnlerin (<;:in, Kore, Vietnam vb.) baskllanna ragmen, buyuk dini topluluklar var1Jklanru surdurdu. Bu topluluklann zaten yok olma surecinde oldugu yerlerde, resmi tanntarumazlik, onlann ~oku~unu hizlandudl, ama diger yerlerde bu topluluklan ortadan kal-

dlrmayl baaramadl. Hinduculuk, BudaCilik, Musluman1Jk ve Hristiyanllk, bugun de canWIglru koruyan dinlerdir. Bunun birsebebi de, halk ruhunda dilli duygularla milli kimligin birbirine kan~masldlr; dilli duygulara karl ~lkma, ortak bilincin ve atasal torelerin teWikeye girmesi gibi algllanmaktadu; Tibet'te oldugu gibi. Ama en sert marks<;l rejirnlerin bile bu konudaki tutumunda bir bularukllk olagelmitir: 1949' dan soma <;:in hukumeti, din konusunda farkll tutumlar benimsedi. Daha garibi, Kuzey Kore'deki durumdur: komunist yonetici Kim 11Song'un kutsallatlnlmaslyla ad eta yeni bir dinin dogdugu gori.ilmekte kimilsongculuk " inancmdan soz edilmektedir. Kutsalligm geri donuu ", ozellikle siyasetIe din duygulanrun birbirine kantlgl ortamlarda, degiik gelimelere yol a~maktadu.

(I

VEDA.ONCESi DINLER

I
XVIII. yy ile VIII. yy arasmda dart kitap1Jk Veda1arda (sanskrit~e bilgi,,) toplanan buyuk bir din edebiyatl olutu. Bu kitaplar, en eski ~agJann buyuk kahinleri olan ri~i.1ere tannlar tarafmdan a~lklanan ebedi dogrulan dije getiriyordu. Sanskrit~e olarak, iirsel bir dille ve olaganusti.i karmalk simgelerle yaZllnu olan bu kitaplar insanlara, tannsalliga, evrenin yaradillma, gori.inmeyen gu~lerle iletiim kurmak i~in gerekli dinsel torenlere ilikin bilgiler veriyordu. .. Rigveda (<< lIahiler Vedasl "), MO 1500 YIIlannda yaZlldl ve daha somaki dilli hint edebiyatlrun temelini oluturdu. Dualan, kahramanllk arkilanru ve mitleri kapsayan 1028 ilahiyi i<;eren bu kitapta 10 000' den fazla mlsra yer a1Jr. ~iirler, tannlara (Varuna, Mitra, lndra) ve tapmmalara (Agni, yani ate; Soma, yani olumsuzluk i~kisi) adanmltlr. Samaveda (<< Ezgiler Vedasl "), ezgileri ve ilahik,ri kapsar. Rahiplerin kullanacagl ve hem ezgiyi, hem ritmi belirten iaretler bu kitapta yer alir. Bu teknik eser, kutsal sozlerin nasll okunacagl hint geleneginde buyuk onemi olan muzik hakkinda bilgiler verir. Yacurveda (<< Formuller Vedasl "), daha soma yazllml~tJr ve buyi.ilere ilikin bilgiler
Asya, dim kal"l,tWdar Iatas,.
A Geleneksel clinler yanmda ls1amiyetin yeri, onemi ve inananlan giderek artIY0r.

Hint dinlerinin Tarihoncesi hakkmda pek az ~ey biliniyor. Ama gene de u~ buyuk akim aylrt edilebilir. Kuzeyde, Sibirya'daki ~amanllgm etkisiyle, doga gu~lerini temsil eden simgelere inan~ (anirnizm) ve tamllarla insanlar arasmda iliki kuran ve hasta1Jklan iyiletiren bir kiiye (~aman) guven dogdu. Hint-Ganj ovasmda, site-devletle rin (Harappa, Mohenco-Daro) yarattlgl kirsal bir medeniyet MO 30001500 yillan arasmda geliti. Yapllan kazilar, bu site-devletler zamarunda yapllnu~ olup daha soma su baskinlanyla veya hint-avrupa kokenli kavimlerin istilalanyla harap olan ve Babil'dekilere benzeyen tapmaklann varliglm ortaya ~lkardl. Guney Hindistan'daysa, yerli kabileler buyuk ana tann~aya taplyor ve erkeklik orgam simgelerini yi.iceltiyordu. Butun bu geleneklerin daha soma, ~iva tapmmaslru etkiledigi soylenebilir.

yi veya kotu yaradl1Jta bir<;ok ku~uk tann, doga gu~lerini veya yaam ilevlerini simgeler. Bunlann iistiinde, ii<; alanda ayn ayn hiikiim siiren birka~ buyiik tann vardu: din, biiyu ve adalet Vauna ve Mitra'run elindedir; krallik, medeniyetin korunmasl ve sava, lndra'run var1Jgmda ifadesini bulur; topragm, sanatlann ve tekniklerin zenginligi de taml<;a Aditi'yle Asvin ikizlerinin alarudlr. Panteonun boyle ii~e aynlmasl, kast sisterniyle uyum halindedir. Bunlann yam sua ayinlerde ba vuruIan baka tannlar da vardu: Agni, kurban ate~i, yahut Soma, ayinlerde sarho~luk veren ve goniil goziiyle gorme hali yaratan tannsal i<;ki. Ama bu <;eitliligin ardmda, son derece derin bir manevi alan sakhdu : Veda'iardan esinlenen airler, obiir diinyamn esranru yoklamaga, dogarun ve insarun kokenini doga simgelerinde aramaya koyulurlar. Boylece, Veda'run bu ~ok kalaba1Jk panteonunun ardmda, her eyin kaynagl olan ve her ~eyin ona dondiigii ilk ve mutlak varligm aranmasI soz konusu olur. Tannlar arasmda, tek olan Tann, Sungu sunarak tapmdlglrruz, Bu T ann hangisidir ? (Rigveda, 10, 121, dize 31-32.) Bu. tek tannrun ne oldugu, Rigveda'da bir soru olarak ortaya atllml ve daha soma bu var1Jga bilmece ve ifreli formiil anlamma gelen brahman adl verilmitir. Brahman ilahi ", dua ve kutsal bilgi anlamma da gelir. Daha soma, bireyin kurtuluunu ger<;ekletirmek i~in birlemeyi ozledigi akin varlik da, ayru sozciikle ifade edilmitir.

HiNT-AVRUPALIIAU
II. binyl1Jn balannda, Orta Asya'dan gelen halklar Kuzey Hindistan'da, tran'da ve daha soma go~tiikleri biiti.in Avrupa'da aym dilli yaplrun benimsenmesini sagladllar : semavi ve sava~l tannlar, ~ok zengin bir destan gelenegi, kastlara boliinmii toplum yaplSl, gorkernli dini torenler. Hindistan'da Arya (Arner) diye adlandmlan bu halklar, Ganj vadisine yerle~tiler ve soma Dekkan' a yayildilar. lIerde Tantracl1Jkta ortaya ~lkacak olan, tanmsal ve kadlnsal eski hint dinlerinin yerine kendilerininkini koydular. Rahiplerin (brahmanlar) metafizigiyIe kutsal kra1Jn giicii arasmdaki ittifak, VedaCl1Jgm ve daha soma Brahmancillgm zaferini sagladl.

...~
~<j 0

Mo

'l.'?'

Amritsor

Iv,

('"P..q

Be'nares HiNDiSTAN

e*

TIBET Lhos~~
-..c

c;:

geleneksel alonlar :

BHUTAN ~ ASSAM : lliRMA~YAII

o
=::::J
LAOS

Budaclilk BudaClilgln kaynagl Hinduculuk MuslUmonlik Sihler Hristiyanlik


Karma <;in dinleri

BANGLADE$

:J

o
/

TAYI:AI'>ID KAMPUC;:YA MALElYA Singopur N D

o o

III
N E Bali Z Y A

Im
~

(KonfU,yus,ulUk, Taoculuk, Budacllik) 'o~o dinleri ,;.~" Samonllk


ve canllcdlk. Sintodinl

L:J

VEDA iNAN(IARI VE AYiNLERi


eda inanCHll benimseyen kii, dunyarun duzenine buyuk saygl duyar: tannlann guvenee altlna aldlgl ve surdurdugu bu duzen (rita), evrenin ogeleri arasmdaki bagmtllara, toplumun kademeli yaplsma ve " bu dunya " ile " obur dunya " arasmdaki ilikilere dayarur. Dogarun ve yaamm balanglCl uzerinde duunme ve sorular sorma, bin;ok yaradw efsanesinin ortaya ~lkmasma yol a~mltlr. Bunlann ~ogunda tannlann, en bataki bir ilk varhgl par~aladlklanndan ve bu varhgm ~eitli organlanndan evrenin bolUrnlerinin dogdugundan soz edilir. Bu par~alamaYI simgeleyen ayinlerde, veda inanCl en iyi bi~imde dile gelir. Ayinler, duzeni tehlikelerden korur. Veda, "bilgi" demektir. Hem hinduculugun dort kitablru (samhita), hem brahman edebiyatlrun tumunu ifade eder. Ama bu bilgi oneelikle ayin metinleri ve duzeniyle ilgili bir bilgidir, bir ahlak yontemi degil. Bundan oturu Veda'da, iyilikle kotiilUkten ~ok, dogruluk veya egrilik, temizlik veya pislik onem kazanmaktadu. Veda'da sungu ve kurbanlar buyuk ~eitlilik gosterir. Bu ayinlerde kral kutsarur ve ad klanlarm gucu pekitirilir (tahta ~Ikarma, at kurban etme). Bazl ayinler, belli anlan belirginletirir (afak ve gurup, aym evreleri, Ihm noktasl ve gundonumu). Gunluk hayat bu kutsal hava i~inde ge~er: atei hi~ sondurulmeyecek bir oeak karlsmda her gun taplnma demek olan agnihotra'dan baka, yaamm butun evreleri ayn " kutsalhk " talr. Ucu atalara varan kiisel ve ailev! ayinler de, topluluk ayinleri gibi, madd! zenginlik ve manev! ustunluk elde edilmesini, omrun UZatllmaslru ve belki de tannlarla birlikte olumsuzluge kavuulmaslru saglar.

ilkesidir. Qz kiiliklerinde bulunan benligin (atman), bir " brahman kivllelml ", yani butiinun, aklnllgm bir par~aSl oldugunu kefettiler. Upanisad1ann, i~selleme deneyiyle benlik ve genel varhk arasmda ozdelik saglanacagull ileri suren gizemci ogretisi, boyIeee ortaya ~Iktl.

CAYNACILIGIN KURUCUSU MAHAVIRA


aynaClhgm kurueusu M.ahavira, Hindistan'da Patna'da MO 540'a dogru dunyaya geldi (CaynaCilar, bu tarihi 600 olarak gosterirler). Hukumdar oglu alan Mahavira, ~ocuklugunda Vardhamana adUll almltl. Evlenip, ~oluk ~oeuk sahibi old uktan soma, otuz yama dogru hukumdarhgl ve ailesini buaktl ve bir bilgeler toplulugu i~inde on iki yI! gezgin bir inziva hayatl surdu. Bu topluluk, Mahavira'dan onceki son Tinhankara (" lrmak ge~idini aan" veya kurtanCl) alan bilge Parva'run kurallanru izliyordu. Mahavira tutkulanndan kurtulunea tannsalllkla aydullandl ve omrunu.n geri kalan kismlru vaaz vererek ge~irdi. Ogretisini, slki kurallara bagh bir keiler tarikatl kurarak Bengal bolgesinde yaydl. Rivayete gore, 527'ye dogru oldu. Mahavira adl "buyuk galip" anlamma gelir ; bu unvan ana, BrahmanClhgm kurallanndan blkml alan Ksatriya aristokratlannca verilmitir; onlann manev! ozlemini dile getirir. Mahavira'run zaferi, isteklerini veya ahlaki eksikliklerini aml ve boyleee, yeniden baka bir varhk olarak dunyaya gelme zorunlugundan (samskara) kurtulmu olmasmdadu. Mahavira'ya Tirthankara (<< ge~it ,,) unvaru da verilmitir ; sebebi, kurtancllik ilevi talffiaSI ve kendisini donuume ugratmak ve daha yuksek bir bilin~ duzeyine ulamak isteyenler i~in omek olmasldu. Mahavira, caynaCilara gore, dinin zaylfladlgl donernlerde yenileyici bir mesaj vermek i~in ortaya ~Ikan 23 kurtancldan soma gelen kurtaneldlr. Mahavira bilgeliginin temeli, ruh dinginligi, butun duygulardan slynlma, bedene ve ruha tam anlamlyla hiikim alma ve mutlak varhk i~inde kiiligi yava yava eritip silme olarak ozetlenebilir.
A

... c

ahavira'run idealine ulamak son dereee gu~tur. Cayna kurallan denen ogretisi, Miladrn ilk yuzyillannda yazllml metinlerde a~lklanmltlf. Bu ogretide, keilere aynlml sert kurallann yaru S1fa, kei olmayanlann izleyeeegi daha yumuak kurallar da belirtilmitir. SaYlIan pek ~ok alan sair metinlerde, Mahavira'ya ilikin oykuler ve hem ahlak hem felsefe konulanru ileyen yazllar yer ahr. Caynaclhk balangl~ta kurulu bir din 01maktan ~ok, kiisel bir gelime yoluydu: yaranel bir tann yoktu, teme1de birbiriyle ozde ve ezelden beri mevcut bir evren ve ruhlar vardl ve bunlar yalruz karman1anyla farklllamln. Daha soma dua ve ayin duzenleri geliti, ziyaret yerleri olacak taplnaklar yaplldl. Bu ogreti veya " u~ elmas yolu" u~ ilkeye dayarur: dogru inan~ ", dogru bilgi " ve dogru davraru ". Caynael olmak isteyen kii sin uygulamalardan (oru~, nefsini oldurmek, tovbe) ge~mek zorundadlr. Aynea iddete ba vuimamak (ahimsa), Vedaclhgm kanll sungu ve kurbanlanndan ka~mmak, asia et yememek, bir sinek bile olsa hi~ bir eanllYI oldurmemek de uyacagl ilkeler arasmdadlr. Bu sert kurallar gunluk yaaml karmalk hale getirmektedir. Caynaelhk, efkat ve sevgiden ~ok, dunyadan el etek ~ekmeye ve temizlige onem veren toplum dl1 bir dindir. CaynaeIlar, ahlak ve kultur baklmmdan ustun ve kisltll topluluklar halinde ya~arlar. Gandhi, iddete bavurmama hareketini ortaya atarken CaynaeIllktan esinlenmitir.

BRAHMANA VE UPAN!SAD
ungu ve kurbanlann buyuk onem talmas 1 ve hayatm her safhasmda yer alan saylSlz ayin, Veda dininin kahplamasma yol a~n. Insanlarla tannlar arasmda vazge~ilmez araCilar alan brahmanlar, Brahmana denen aynnniaria dolu koskoea kitaplara bakmadan gorevlerini yerine getiremez oldular. Bunun uzerine, brahman kastlrun dlmdaki ku~uk gruplar, ogretilerini, Upanisad denilen yeni metinlerde dile getirdiler. MO VII. yy'la miladm balanglCl arasmda yazlIan bu yeni kitaplar VedaClhgm yenilenmesini sagladl. . Upanisad bilgeleri, ayinlere ustunluk tarumaktan vazge~erek, ahlaki iyilemeye ve metafizik bilgiye onem verdiler. Sungu ve kurbanlar yerine gonUiden, yani nefesten, yurekten, duuneeden armagan verilmesini onerdiler. <;:oktannclhk ve mitoloji onlar i~in sadece, mutluluga ulanraeak yollardl ; Soma'run verdigi sarholuk, kendinden ge~menin kabaea taklidiydi. Manev! ustunlukler edinilmesinden ve gunahlann giderilmesind en ~ok, karman yasasl11m onerni uzerinde durdular. Karman, her yaratlgm imdiki durumunun, daha onceki var olulanyla ve yaptlgl iyi ya da ..!<otuilerie belirlenmesi

S
.

Agni.

Agni ate~ _, tannlarla insanIar arasmclaki en buytik aracldlf: sungu ve kurbanlann madde

yaruru yak ederek ve


w;ucu bir
QZ

haline

gel-

melerini sa~layarak, miiminlerin dualanm gbk yuzune gotiiriir. Buyiik B- Kast1ar. Veda'dan kaynaklanan topIum, tit; kasta aynl* ffiltJr (kast, Portekizcede kanmaml. anla mma gelir): T anndan esinlenen ve ayinleri yoT arih boyunca, bu toplumsal yapl karmalkla* tl ; baZl alt kastlar olutu

topluluk ayinlerinde kutsanan ve en yiice rahip olan Agni, ayru zamanda, dini baglarm siirekliligini simgeleyen aile ocagmm hit; sondiiriilmeyen ate~idir ve boylece giinluk hayatta da var-

ve bunlar Zerd(j~t,(j1Uk veya Hristiyanhk gibi yabanel dinleri benimsedi

hgl daima hissedilie. Agni/nin kamusal ve " ozel ikili niteligi bun clan Heri gelir. (At iizerinde Agni, agar i,i a{rak kaCIl

neten

eahipler

(brah-

bartma, Hindistan, XVII. yy Guimet m{jzes,~Paris.)

mau); krallann ve prens lerin yer aldlgl, ama kendilerinden 6nceki Brahmanclhgl altiist edecek Mahavira ve Buddha gibi bilgeleri de kapsayan sa val1llar (ksatriya); bere-

lee. Toplumsal kademele~me, karma~lk bie yasaklar agmm dogmaslna da yol a<;tl. Kast sistemi egitirni ve toplumsal korunmaYl saglamaslna

kerli topragl i~leyen koyliiler ve geleneksel teknikleri gelitiren zanatkarlar (vai,ya).

~:~~~a;~
ve dokunulmazlar)

Yukaeda, aym hazlChgmda blC brahman goeuluyor

341

HiNDUCULUK
induculuk denilen ey, tam anlamlyla batlh bir kavramdlf. Aslmda hindu ilahiyatmda yer alan ve safu halk dindarhgmdan metafizik sayutlamaya, aydm muhafazakarhgmdan ibadet taklnllglna, militan yabazhgmdan evrenselci hagoriiye kadar varan birbirinden ~ak farkh ifadeleri kantlrmamak gerekir. Devamh gelime halindeki butun bu aluumlann gene de, tartlmaslz kabul edilen artak bir kaynagl vardlf: kutsal metinler. Budaci harekete tepki alarak Hindistan'da Veda ve Upanisad metinlerindeki ilk tannsal esine bir donu hareketi baladl ve V. ila X. yy arasmda, Ariler oncesi donemin geleneklerinden de yararlanan (TantraClhk gibi) buyuk sentezler artaya kandu. Ayru zamanda, aydlnlar ve filazaflar, varolur;u felsefeler gelitirdiler. Bunlann en tarunmllan unlardlr : VIII. yuzyl1da ~ankara'run artaya attlgl gizemci bir idealizm alan Vedama; tannlann yaratlCI Kelam'l uzerinde titizlikle duran Mimamsa; beden ve ruhun disiplin alana ahnmaslna yonelen, gunluk uygulamalara dayanan ve ustadan ~omeze intikal eden bir gelenegi temsil eden Yoga. Halk dinine gelince, Purana destarunda ve diger iki buyuk destan alan kuzey yorelerinde derlenmi iVlahabharata ve Seylan'dan gelen Ramayana'da toplanml alan saYIS1Zefsaneyle beslendi. Din! aile torenlerini (Grihya-sutra), toplum ve aile ilikilerine ozgu hukuk kurallanru (Dharma-sutra) aynntllanyla a~lklayan baka kitaplar da vardlr. ski veda tannlanmterk eden Hinduculuk, tannsalhgm U~uz Bi~im (Trimurti) oldugunu ileri suren buyuk bir din! sentez ortaya koydu; buna gore Brahma yaradlhl, Vinu korunmayl, ~iva donuumu ve ylklml simgeler. Vinu, ezeli evrenin yasasl dharma'run temelidir. Iyilik yapmaslru seven ve olumlUlere efkatle davranan bir tamldlf; i~ten bir sevgiyle ulularur ve muminleri de sevgi (ak) duygusuna (bhakti) buyuk onem verirler. Duzensizlik yeryuzunu tehdit ettiginde Vinu, ete kemige buriinerek yeryuzune iner. Boylece, yuzYlllar boyunca Vinu yeryuzunde on kere gorunmutur. Bunlann en unlusu Rama ve Krina'dlf. Ramayana destammn kahramaru Rama, eytan Ravana'yla savaan iyiligin ve inancm temsilcisidir. Ama Hintlilerin alaganustuluge dukunlukleri, ozellikle Krina'da ifadesini bulur. Bu ~.

t::

kahraman, bi.iyi.ik destan ~evrimi Mahabharata'mn en gi.izel metni Bhagavad-Gita'da sava~1 Arcuna'ya bilgeligi ogre ten tamlsal arabaCldu; Insanlann "Yuce Efendi ye duyduklan hayranhgl, ululanml bed en! hazlarda simgeleyen BhagavataPurana'daysa, ~oban klzlan batan ~Ikaran delimen delikanltdlr. Vinu idealinin dile getirdigi yurek temizligi ve sevgi, herkesin ger~ekletirebilecegi bir ahlakl ama~lar. Ama ayru zamanda, bi.iyi.ik gizemcilerin artaya r;lkmaslru da saglamltlr : XI. yy'da Ramanuca veya XVI. yy'da Caitanya gibi. ~iva, Hinduculugun bir baka bayutunu dile getirir. Vah! bir tamldlr ve hem aklnhgm, hem kutsal dehetin simgesidir. Yaklp Ylkmaslmn amaci doni.ii.imler saglamaktlr. Bundan oti.iru gizemcilerin ve yogaCilann omek aldlklan bir tamldlr. Yaamm bi.iti.in gur;lerini ve ozellikle cinsel gi.ici.ihakimiyeti altma aldlgl ir;in, bi.iti.in kuvvet onun elindedir. Bundan oturi.i ~iva, dii yaru alan $atki'yle tam bir birlik i~inde tasvir edilir. ~iva ayinlerinin hepsinde, r;ilecilikle erotizm arasmdaki bu gerilim dile gelir. Manevi zenginligin kaynagl alan bu gerilim, ozellikle ~akti'nin korkunr; bi~imi olan Kara Kali'ye dukunli.ik gibi din! uygulamalara yal a~mltlr. ~ivaClhgm temsilcileri, aykmhklarla dolu bu tannrun bi.iyukli.iguyle kabahgl arasmda kaldlklanndan daima metafizik bir u~urumun kenannda saYlhrlar.

induculugun evren anlaYII, r;evrimsellik ilkesini benimseyen bir ogretiye dayamr. Buna gore dunya, tarihinin " ~aglar la simgelenen surekli bazulmaSl sonucu kendi Ylklmma dogru ilerlemektedir. DolaYlslyla tannsal esin, "karanhk ~ag m ir;inde bulunan ve zamamn ezici

. Vi~nu. Brahma'nm Bilgi ve BiHm tannSI ohnasma kar-

,lhk, ~iva, a,kln deneylerin taonSl, Vi~nu'ysa dindarhgm ve dinsel ya*amm tannsldlr. Her *eye

can veren ve her. *eyin


koruyucusu olan bu tann, Evrenin ilk maddesi sayilan yilanm lizerinde oturmu~ veya uzarunt~ olarak canlandmllr. Bu durumda ana, Vi~nu Narayana (I' sulann ustunde dinlenen") denir. (Gupta

doltemi nf(ak kabartmasl, VI. - VIII. )'Y Deogarh rap'nag', MadMa Prad".J

c- ~iva. ~iva Nataraca


A- Brahma. Brahma, brahman'm tan (<< Dans Krall II) biitun Hindis* tan'da iTok iyi bilinen bir tanndu. Varhklann, iTe* Dort ba~l ve dart kolu olan Brahma'run elinde C;ogunlukla Veda vardl!. Bu cia, ravarhktlr. hipleri, kastml yani brahmanlar korudugunu belirtir. Veda ve Brahman mitlerinde bu tann Alun d6li.ite (lzirallyagarblza), yani yaratlcl tann olarak Brahma'run ilk belirtileri alan Zaman ve Mekaru doguran evrensel di~iye benzetilir. (KoI, Ker uslu* sizlik
ml~

iizerinde kazarulzaferi (eytan ayak~ larmm altmdadu), ruhun kendinden ge~mesini ve

,itli

bedenlerde

orraya

nsal ki~ile~mesidir. Brahman cia, hi'1 bie nitelikle klsltlanmaml~ olan ve kimsenin kavrayamayacagl sonsuz ve mutlak

btlllda klzmer yapmll Izeykef X. yy Guimet lIIiizesi Paris,)

iT1kmasi anlanuna gelen samsara'YI simgeleyen alev <;emberinde, Si* va'run dansl, evrensel za* marun evrelerini, bilgi-

bundan duydugu co,kuiu ne~eyidue getirir. (<;ola lzalledam dOl1emillde yapIfm/? bro/lzdall Izeykel, Xl.-XII. yuzyd, Madras miizesi.)

yiikiinii duyan bugiinkii insanhgm ~ok uzagmda ve ilk ba~langl~ta yer ahr. Ama diinyarun sonunu, sonsuz siire~ uyannca, yeni bir evrenin dogumu takip eder. Karman kuramma bagh olan samskara kavraml (<< siirekli akr "), bireysel varhgm daha once ba~ka bedenlere biiriinmii oldugunu, daha soma da biiriinecegini ve bunun sonsuza dek siirecegini belirtir. Her insan ve hayvan, bir bedenden otekine ge~en (ruh go~ii) ve ezelden beri var olan ruhsal bir OZ talr. Karman olumsuz oldugu zaman bu OZ

aglrlalr, olumlu oldugunda hafifler ve dolaylslyla bedenden kolayca aynlabilir. Bu yiizden aSll sorun alman'm yani bedende hapsolmu Benligin nasll sahverilebilecegini bilmektir. Bunun i~in ~eitli kurtulma yollan onerilmitir: ~ogunlukla ba vurulan ayinlere kaulma ve iyi i!er yapma yolu, karma-marga; duygulanru boaltmaya ve tannsalhkla i~ten iliki kurma ihtiyacma dayanan sofluk yolu bhakli-marga; bir de en zor yol, cnana-marga: bunda, bireysel benlikle evrensel mutlak varhk arasmda tam bir ozdelik saglayacak bilgiye ula~mak soz konusuduL Hindular, i~tenlikle ve ciddiyetle dine baglanmarun, kiiyi samskara'dan kurtaracagma inandlklan i~in, metafizik kotiimserlige kapilinamllardlr. Aynca Hinduculuk bir yaam evreleri kurami geli~tirmitir; buna gore hayatm biitiin evreleri, selamete ula~mak i~in her birine ozgiil bir ilev tamnarak dinselletirilir : dinseI hayata balama donemi, aile ve meslek hayatl donemi, Mutlak varhga serbest~e kavumak i~in her tiirlii diinya mahndan tamamen vaz ge~me donemi.

oga kelimesi, iki temel anlam talyan sanskrit~e yuc boyunduruk vurmak" kokiinden gelir, iki anlaml vardlr: i~teki enerjiyi zaptetmek i~in i~e komak; ayru ritmi vermek iizere iki hayyam bir araya getirmek. Bu ~ifte simge, bir birle~tirme disiplini alan yogaYl, tam anlamlyla belirtir. Nitekim yogada da onemli

olan, hayatm siiriip gitmesini saglayan karltllklann birlqtirilmesi ve hakimiyet aluna ahnmasldlr. Bunlar ruh ve beden, erkek ve di~i, dagllma ve toplanma, gerilim ve geveme gibi karltllklardlr. Yoga yapmayan kimse, ikiliklerini, bunlardan elde edebilecegi giicii ve bunlara hiikmetmeyi bilemedigi i~in, karltllklann etkisinden kurtulamayarak dengesiz bir varhk olarak kalacaktlr. Mohenco-Daro'da yapllan kazllarda, yoga yapan bir taml heykeli bulundugu dogruysa, yoga Hindistan kadar eskidiL Upanisad'da da yoga uygulamalanrun, Benlik ile Mutlak arasmda ozdelemeyi saglayacak etkili bir yol oldugundan soz edilir. Veda diiiincesini yenileyen ~ileciler ve bilgeler de, Yoga'Yl, bir din olmasa da yararh bir uygulama olarak gormii~lerdir. Hinduculugun hlzla geli~tigi donemlerde, diger rahatlama ve kurtulu yollan yarunda yoga'run da 0Ilemli bir yeri oldu_ Patancali, Yoga-sulra (MO II. yy) adh eserinde, yogaCl olmak isteyenlerin once bir ustadan (guru) ders almasl gerektigini vurgular ve ne gibi hareketlerin gerekli oldugunu belirtir ; bunlar yoga durulan, nefes almarun belli bir ritimle ger~ekletirilmesi ve ozgiirliige kavuan bilincin, Mutlakta buluup biiyiik bir co~ku duymaslru saglayan iistiin ruhsal durumlara ulauracak alan dikkat, diiiinceyi yogunlatlrma ve 'i~e kapanma teknikleridiL Patancali'nin bu yoga modeli diger hinduculuk okullan tarafmdan da benimsenmi, hatta Baghavata okulu onu taplnma diizeyinde bir sevgi uygulamasl durumuna getirmitir.

A-

Gane~a.

Ganapati (,( Kategorilerin Hendi si ) edebiyatm ve okullano tannsldIr.l\lfahabltarara'YI gonderen de odur: Sen Gane~a, yazdm bu eseri ., Gane~a 'bilgi tannSl oIdugu iryin her ~eye kanlf ve bundan otiirii de her iin balnda ana ba vurulur. Burada, Ra

Gane~a veya

casthan'da XVIII. yuzYllcia gen;ekletirilmi olan bu Bhagavata-Purana el yazmasmm bamda cia, Ganea'nm bu ozelligi belirtilmektedir. Ganea'run bie bir;imi olan Fil, evreni simgeler. (Paris, BibHolheque lIationale.)

B - Kri~na_

KriDa buracia, gtizel r;oban klZ Radha'YI batan <;lkaran delikanh olarak
canlandmlmlttr. Krina'yla Radha'run 'aklan halkm c;ok sevdigi bir masal konusudur. Bura-

daki XVIII. yy minyaturunde (Ki,hangar okulu, Racasthau, iizel kofleksiyOIl), bu mitin doga1cl 6zelligi belirgin bir bic;imde canlandmlml~t1r.
Nitekim, dart ayakh hayvanlar ve maymunlar da ilahi miizikle biiyi.ilenmi~ gibidir.

int ilahiyatmdaki sonuncu inan~ olan T antraClhk, evrensel donemlerin en kotiisiir,de, yani kali yuga'da dogmu alan insana kurtulu vaat eder. Bu dinde ve.da oncesi ogelerin ortaya ~lkugl goriiliir. Ozellikle merhametli ama ayru zamanda dehet verici ana tann~a bunun bir omegidir ; bu tann~a, TantraClhgm bazl ~lglrla nnda, ~iva'mn ei $akli'yle ozdelqtirilir. Tibet'te amanllgm etkisi altmda kalan, Kemir'de metafizik ozellikler edinen ve annan, Giiney Hindistan'da sofuluga konu olan T antraClhk, kapah ~evrelerde ogretildigi ve uygulandlgl i~in kavranmasl gii~ bir dindir. En parlak donemi X-XVIII. yiizyillar arasmdadlr. Sanskrit~ede kumataki ilmik", soma ayin ogretisi " anlamma gelen Tan/ra, bu dinin kutsal metinleridir. Bu metinlerde, diiiinceye ve ~ilecilige dayanan bir sag yol "la cinsel simgeciligin aglr bastlgl bir sol yol " a~lklanmltl[. Tantraclhk, her ger,ekligi, birbirine kavuan ve birbiriyle ah verii olan bir enerjiler toplarru olarak goriiL Uyandlrma, bedensel duru~, goz oniinde canlandlrma, ses titreimleri yaratma, torensel cinsel birle~me tekniklerinin amaCl, bilin~altl gii~leri, gelime saglayan gii~lere ve hatta kehanetlere doniitiirmektir. Doniitiirmenin simyasl diyebilecegimiz bu uygulamalar, TantraClhgl benimsemek isteyen kiiyi tehlikelerle yiiz yiize blrakrr: boyle oldugu i~in de, bu ,ahmalann bir usta (guru) gozetiminde yapl1masl gerekir. Ahlaka aykm degil ahlak dll saYllan ve karga~ahk yaratlcl yanlan saruldlgmdan az olan TantraClhk, kural dl~l ve dogrudan yaanan delleyimlere ba~vurarak mutlakla iliki kurrnaya yonelir ve bu yiizden herkese a~lk din kurumlannda uygulanamaz.

I D;NLER VE M;rOLOJ;

HiNDUCULUK
AYINLER VE TAPINMA YERLERI
indu tapmaklan i~in, tannlann gelebilecegi, su kaynaklanna yakm, uygun, giizel ve ugurlu (subha) yerler se~ilir. Tapmaklar tannlarla ileti~irn kurmayl saglayan yerlerdir, arna tapmaklarda ayinlere katllmak zorunlu degildir. Aile reisinin ger~ekle~tirdigi ozel ayin daha onernlidir. Hinduculuk giinliik hayata dirli anlam kazandmr: dolaYlslyla yataktan kalkmak, yatmak, Ylkanmak, yemek yernek bir tiir ayin gibidir. Gebe kalma, dog urn, ad konmasl, ergenlik ~agmda topluma kabul edilme, evlenme, oliim, ate~te yakllma ve atalann arulmasl gibi olaylann hepsi dirli bir nitelik ta~lr. Her hindu evinde, yabanCllara yasaklanml~ bir mihrap vardlr. Rahiplerin (brahman) koylii ailelere a~lkladlklan ~ok eski kitaplar (Grihya-sutra [ ev kitaplan "J) bu ~ok karma~lk kurallan belirtir. Tapmaklard,!ysa gorkemli bir hava eser. Biitiin gece dua edilir, Ylkarullr, sebzeler sunulur (giiniimiizde, az da olsa et sunuldugu da goriilmektedir) ; erimi~ tereyagl da (Ghrita veya ghi) sungular arasmdadlr. Aynca, her zaman kalabaltk olarak gelen haCllar agularur. ca giiciinii yitirdi ve Hindistan'la Pakistan'm aynlmasmdan soma bir aZlnllk dini durumunagirdi. Ashnda, hinduculuk kar~I!a~tlgl zorluklan tamamen a~ml~ degildir. Nitekim bugiin ii~ onemli ~atl~ma bu zorluklan gozler oniine sermektedir. Giineyde, Sri Lanka'yla olan ili~kilerde, azmllk olan hindu Tamiller, ~ogunluktaki Theravada budaCllanna kar~l ayaklandlklan ve Hindistan'm kendilerine yardlm etmesini istedikleri i~in sorunlar dogmaktadlr. Kuzeyde, Amritsar'daki. Altm Tapmak'a saldmlmasl ve 1984'te Indira Gandhi'nin oldiiriilmesi, Sihlerle siirekli ~atl~malara yol a~maktadlr. ate yandan genel olarak, Hindularla Miisliimanlar arasmdaki ili~kiler gerginligini korumakta, cinayetler zoraki go~ler unutulmamaktadlr. Bugiin Hinduculugun felsefe okullan canhhglru var giiciiyle siirdiirmekte ve ~agda~ diinyaya ustaca ayak uydurmaktadlr.

nayasasmda laiklik maddesi bulunan bugiinkii Hindistan devleti, niifusunun ~ogunluguyla hindudur. Ulkede ya~ayan insanlann a~agl yukan yiizde 80\ Hinduculugu olu~turan ~e~itli ~lglrlardan birini benimsemi~tir. Hinduculuk, tarihi boyunca onu tahtmdan indirmelerine ramak kalan Budaclhk ve soma Miisliimanllk gibi dinler kar~lsmda direnmeyi ba~arrru~tlr. BudaC111k ba~langl~ta, Hint yanmadasmda dogdu, daha soma tiim Asya'ya yaYlldl ama, dogdugu iilkede geli~emedi. XI!. yy'da ba~layan islam etkisiyse Hint-Tiirk imparatorlugu doneminde (XVI-XVII!. yy) doruguna ula~tlysa da, ingiliz hakimiyeti ba~laymB. Hindu tapmag..
Hindu tapmagl, evrenin ve insanm benzeridir :boliimlerinin her biri bu iki ger~egin bir par.-;aSlill simgeler. Bhubanesvar'daki Brahme~vara ta-

pmagmm (VI!I. ve XI. yy


arasmda yapllan taptnak~ goz-

Iann tipik omegi) bu kesitinde aym ozellik lemleniyor.

Mihrap

veya Siitunlu salon veya mandapa. Revaklar (ardhamanda~ pa) ve bunlan .-;evre1eyen boliimleriyle birlikte, ilk omegi tannlar tarafmdan kurban edilen Pracapati olan insanm bedenindeki organlan simgeler.

garbhagriha.
Dollit evi veya dogum evi ), diye adlandmhr. T aplfunarun gizli merkezi alan bu yapi, diinyarun ekseni olan kutsal dagl ve zekarun yeri olan ba~l simgeler. Buraya ancak tannrun hizmetkarlan girebilir.

Hisarlar. Evreni .-;evreleyip slmrla~ yan daglan simge1er . Hisarlar lizerindeki kapt ~ larsa dort ana yone a<;lhr.

Linga (veya Iingam). ~lkml~ durumdacltr.


Bu iki nesnenin biitunu, kutsaruru~ bir erotizmden

l~aret anlammdaki bu kelime, tann $iva'run en belirgin simgesi alan nes-

neyi dile getirir. Hinclular, Iingaya buyuk bir co~kuyla tapmlrlar. Dikey durumdaki bir erkeklik orgaru olan Iinga, <;0gunlukla, kadmhk orgaru yoni'yi simge~eyen yuvarlak bir tablarun i<jinden

c;ok, gerc;egin enerji oldugu ve ic;inde kar~lthk talldlgl ilkesine dayanan bir gbri.i~i.i dile getirir. (Katmandu yakmlndaki
Pasupatinat bir yOfli-fi,zga.) tapmagmda

Silt, <jomez. demektir. Gen;ekten de Sihler, Guru Nanak'm ve onun dokuz halefinin ~omezleri~ dir. Guru Nanak, !469'da Lahor yaklI1lI1da, hindu VilnucuIuguyia MuslUmanhk arasmdaki yakm~ la~marun yeni bir dini ortam yaratngl bir <;evrede

kezleri, Amritsar'daki AItm Tapmak'nr. Sava~<;I, ama <;ok dindar bir top~

luluk olan Sihler, Pencap'm Hindistan ve Pa-

kistan arasmda paylalllmaslyia ikiye bolUnduIer. Bugunku ~atl~malar,


siyast sorunlarm oldugu kadar, Sihlerin dini kimliklerinin tarunrnamasma kar~Igiri~tikleri protestoIann da sonucudur.

dogdu. Nanak ve halefleri, tek T annya inanrnayl savundular. Sihler, dini

OPIUlUklanru XVII. yuz YIIda yazilm1l olan Adi Gramh veya Gramh Sahib'e (Kutsal Kitap) day.narak kurdular. Dint mer~

( Gelelzekse! giirii'lumiiyle -han~er~ sakal ve UZUIl sa~Ian saklayan riirball~b;r silt erkegi. Arkada, AI"n Tapt
lIak.)

344

BUDACILIK
yru donemde geli~en CaynaClhk gibi, BudaClhk da, Veda'Yl ve Upallisad'r kutsal kitap olarak tarumaz. BudaClhkta, hi~ degilse ba~langl~ta, tannlar da, vahye dayah metinler de soz konusu degildir. Bu dinin temeti, uyanml~ (aydlnlanml~) bir bireyin, tarihi bilgilere dayanan deneyimidir. Bu birey, her insanm ilk ornegidir. C;:iinkii her insan bir " uyanml~ " insan haline gelebilir. Kaynaklann ~ok basit oldugu, Benares vaazmdaki u sozlerden de anla~llmaktadlr: "Ben Azizirn, Kusursuzum, Yiice Buddha'Ylm. Ey ke~i~ler, kulaklanruzl a~m, yol bulunmu~tur. Beni dinleyin ". Gelenek, Buddha'run biiyiik vaazlanru tespit etmi~tir : Ate~ vaaZl, ailesinde verdigi vaaz, oliimiinden onceki son ogiitleri. BudaClhk kast aynmlanru, ayncahklan Kabul etmez ; anlaYl~, olu~un zincirlerini kirma istegine onem verir. Buddha'run MO 480'e dogru olumunden hemen soma bir din meclisi toplandl ve taruklar bildiklerini a~lkladilar. Bir yll soma da ilkeleri ve kurallan belirlemek i~in Vai~ali'de ikinci bir meclis toplandl. MO 250'ye dogru, kral A~oka, Budaclhgl kabul etti ; Pataliputra'da u~uncu meclisi topladl ve topllantlda ~Igltlara bolunme olgusu goru~uldu. Kaynaklar daha karmalk hale gelmi~ti, ama gene de ortak yonler ~oktu : metafizige veya ayinlere ili~kin sorunlar kar~lsmda ya~anml~ bilgeligin aglr basmasl ; , "Buddha'run daha onceki hayatlan " temaSl ~evresinde ~ok zengin bir halk mitolojisinin geli~mesi gibi ... sinden dogdu. Dogar dogmaz, dunyanm her yonune dogru yedi adlm atabildi, bu davraru~ onun evrensel gorevinin i~aretiydi. Mutlu bir hayat sursun diye babasl onu gorkemli bir saraya yerle~tirdi ve evlendirdi. Ama Gautama u~ kere, yakindaki Kapilavastu kentine ka~tl ve u~ kere ~u simgesel ki~ilerle kar~lla~tl : aClrun ne oldugunu ogrenmesini saglayan bir ihtiyarla bir ceset, ve bir de diinyadan uzak durmarun ne oldugunu kavramaslm saglayan bir dilenci ke~i~. o zaman her eyi blraktl ; Brahmanlann ve daha soma yogaCllann yarunda ve en sonunda kendi kendine bilgeligi aramaya koyuldu; Guney Bihar'da, Bodh-Gaya'da altl yll yalmz ba~ma kaldl. Ama sonunda bu yolun onu aradlgma ula~tlramlyacaglm anladl. Yolda~lanndan aynhp tek ba~ma kalinca, altmda yedi hafta kimildamadan durdugu bir incir agaClrun dibinde aydlnlandl. Bu sure i~inde daha onceki var olu~lanru bir bir gordii, ~eytan Mara tarafmdan ba~tan ~lkanlmaga ~ali~lldl ve evrensel aClrun ne oldugunu kavradl. Kendine gelince ilk vaazlru verdi: Benares vaazl. Soma butun kuzeydogu Hindistan'l dola~tl, aCl ve aCldan kurtulma konusundaki " dort dogru "yu a~lkladl ve "orta yol" bilgeligini savundu. Seksen ya~mda, var olu~unu sona erdiren l11ahaparinirvana'ya (" .buyuk vecd,,) ula~tl. Arkasmda, mesajlru ~a~llacak bir hlzla yayacak inanml ve zeki muritler bltaktl. tannsal diinyaya ili~kin fikirlere kayltslz kalima, dingin ve dunyadan kopuk bilge idealine en bagh ~lglrdlr. Mahayana Budactlrgr veya "Buyuk Ta~lt", Theravada ilkelerini Kabul ederse de, Ostad'm en ayncahkll ~omezlerinden, tannsal gizleri goz onune alan ve sonunda gizemci co~kuya ula~an bir ogreti edinmi~ 01dugunu da ileri surer. Bu ~Igmn ideali, aCI ~eken insanllga yardlm etmek i~in duydugu ~efkat yiizunden Kendi kurtuluunu geciktiren Bodhisattva'dlr, yani azizdir. Bu ~lglrm temel ilkeleri, MS 120'de, Kqmir'de Kundalavana'da, hint-iskit krali Kani~ka'mn ba~kanllk ettigi din meclisinde belirlendi. Buyuk Ta~lt daha soma Tibet~e ve C;:inceye ~evrildi ve her tarafta ~ailacak bir hIZla yaylldl. Esnekligi nedeniyle bu ~lglr, her tiir dinle uzla~abiliyordu. Boylece Buddha, tannlar arasmdan bir tann durumuna geliyor ve onun cennetine, onun "Saf Ulke sine gitme umudu besleniyordu. Demek ki Mahayana, Buddha du~uncesinin ilk ve katl~lkSlZ ilkelerine tam anlamlyla sadlk kalmlyorduo Nitekim bu ~Igmn bilginleri, "C;:ifte dogru " kuramlru ortaya attllar. Buna gore, bir yanda bu fani d unyadaki simgelerin ve dinlerin ve sevginin yolu vardlt ve bu yol da insaru Kurtulu'a goturebilir; ote yandaysa salt bjJgi edinmenin gu<; yolu vardlt ; bu yolda, tannlar ve Bodhisattvalar, ancak Nirvana'nm pe~eleridir. . Vacravana Budacrlrgr veya " Elmas Ta~lt" halk Hinduculuguyla $ivaCl TantraClhgm kanmasl sonucu daha ge~ (VII.-VIII.yy) ortaya ~Iktl. Tibet, bu ~lgmn merkezidir.

..

.,

..

Uc; BUYUK BUDACILIK


heravada BudaClligl veya "Eskilerin BudaClligl ", ilkelerini Pataliputra meclisinde, soma MO I. Yiizyilda Seylan'da tespit etti. Tripi/aka (" U~lii Sepet,,) adlyla tamnan bir metinler derlemesi ortaya kondu. Bu budacllik, V. yuzyila Kadar Hindistan'da yaYlldl ; bugun ozellikle Sri Lanka (eski Seylan), Birmanya, Tayland ve Kambo~ya'da canhliglru korumaktadlt. Smltli ba~ansl ve aristokrat ahlaki yiizunden hakSlZ olarak ~ogunlukla Itinayana (" Kii~uk TaIt ,,) diye adlandmlan bu ~lglt, Buddha'nm

uddha (" lJyanrru~" diye adlandmlan ki~i), MO 560'a dogru kuzeydogu Hindistan'da, Nepal slrurma yakin bir yerde, bir hukumdar ailesinin ~ocugu olarak dunyaya geldi ve Siddhartha Gautama adlru aldl. Efsaneye gore, annesi prenses Maya'yla bir beyaz Win mucizevi birle~me-

I=~Buddha'run ogretisi, insamn aCl ~ekmesi ger~egine dayamr. Ama burada bir kotumserlik soz konusu degildir ve bilgeligin dogru yolu izlenirse, kurtulu~ mumkundiir. Buddha, bir hekim gibi once te~his koyar, sebepleri gozler onune serer ve ne yapllmasl gerektigini belirtir. Birinci dogru. "Her ~ey aCldlr: dogum aCldlr, ya~hhk aCldlt; olum aCldu. Sevilmeyenle birlqmek de, sevilenden ayn dumek de, istenen ~eyi elde edememel<. de aCldlr." Buddha, ya~amda tat ve mutluluk oldugunu inkar etmez, ama bu tatlann ge~ici olu~unun, aClYl i~inde ta~ldlklanru gosterdigini soyler. tkinci dogru. " Evrensel aClmn kokeninde susuzluk vardlt. " : tat ve zevk alma susuzlugu, yoneldigi nesneleri kaybedince aCI dogurur ;ya~amlIU siirdiirme susuzlugu veya korunma i~gudusu
==,:,:<~

olUmle kar~l kar~lya gelir ; olum susuzluglf' veya umutsuzluk. O~uncii dogru. " Acmm ortadan kaldmlmaslm saglayan dingin ve ozgiir bir yol " vardlt. Buddha ya~amlyla, isteklerden kurtulu~a ula~tlran bu yolun sonuna vanlabilecegini gostermi~tir. Dordiincii dogru. Kurtulu~, amaCl insan davraru~lanru duzene sokmak, bir konu uzerinde yogunla~ma, dingin ve degi~mez bir ruh haline sahip olma yeteneklerini ve sag duyusunu geli~tirmek olan sekiz "erdem"i ger~ekle~tirmege baglidlr. Ihmhliga ve diirustluge yonelik bu sekiz buyruk, "orta yol "dur. Ne mistisizm (gizemcilik), ne olaganiistii dinsel uygulamalar: "tyi Yasa adlyla bilinen bilgece bir ya~am kurali ; boylelikle, gittik~e geli~en bir bilgelik ve ahlaki bir donii~iim, <;e~itli bedenlere girme bagmdan kurtulmaYl saglar.

A -

Mara'om

saldlnsl.

Buddha, BodhGaya'da ki incir agacmm altmda derin du~lincelere dahp,


acmm ve oliimiln evren

sel sebeplerini ogrendigi strada, Oltim'un (ve dolaylsJyla samsara'run) efendisi olan ~eytan Mara, anu ba~tan ~lkarmak istedi; ve ruhun mutluluk1an da dahil olmak uzere butun mutluluklan verebilecek i.i~ gilzel klZlIII Buddha lya gbnderdi. Soma, aCI<jekeninsanhgl

bir yana blrakarak kendini mirvana'yla (bk. lugat>;e, sf. 346) butunle.meye blrakmaSInI bnerdi. Ama Buddha, hem arzuIan, hem bencilligi yendi. Yukanda', Amaravati okulunun bu guzel al<jak kabartmaslOda (ll.yy mermer, Pads, Cuimer miize51), vecde dalml alan bil-

ge, yalruzca ayaklanrun izleriyle belirtilmektedir : simge a~klIlltgmsirfin! koruyor.


1

BUDACILIK

udralar butun Uzak Dogu dinlerinde rastlanan ve her biri belli bir duyguyu dile getirerek, bir tannrun veya manev! efendinin varhglru belirten simgesel hareketlerdir. Mudralar ~ogunlukla Vinu'ya, bir kismlysa $iva'ya ozgudur; bazllan, ozellikle Buddha heykellerinde gorulenler ~ok kullamhr; kimi de ana tann~a $aktilere ozgudur. Bu mudralar ellerin ve parmaklann (kimi zaman butun bedenin) belli bir konumda tutulmaslyla, tamlrun veya azizin " ince bedeni ndeki enerjinin yogunlatmlmaslru, yonlendirilmesini veya yaylrnlanmaslru saglar. Belli bir mudrayla belli bir manev! durumun (dinginlik, ak, dahp gitme) ortaya ~lkmasl saglarur. YogaCllar mudraYl slk slk kullarur ; ama bu hareketler, dua ve mantra1arla (bk. Lugat~e) birlikte, halk taplnmalannda da yer al.tr.

o
B -

Ancali-mudra.

c - Varada-mudra. Bu hareketle tann, bir iyilik yapar j inanarun dilegini yerine getirir, bagl~laYIClhgllli esirgememi~ olur. Varada-mudra, abhayamudra'run ta mamlaylClsl olan bir harekettir.

D - Abhaya-mudra.
Koruma ve yat1~tlrma

E- Dhyana~mudra.
Derin dii~iince durumun-

ve sevgi belirten bir harekettir. lki elin


Saygl ayalanrun tam olarak

hareketidir ve <;ogunlukla tann Vilnu'yla ililkilidir. T annrun, inananlara iyilik etme yoluyla verdi-

birle*tirilmesiyle,

sagla

solun birle~tiginiJ yarn her tur ikiligin ortadan

da Slk kullarulan bu hareket, i~selle~me ic;in ideal ko~ullar yaratlC. Ellerin birleltirilinesiyle dll etkilerden slynlma ve el aya-

gi

dingin

bilgeligi

ve

kalkmll aldugunu belirtmeyi amac;lar.

geniil rahathgl

ru tern-

lannm

yuksek

bilince

sil eder.

a(jllmasl soz konudur.

TAPINMA VE BAYRAMLAR
ayllmasl sltaslllda karllatlgl ~eitli yerel geleneklerle butunletigi i~in, BudaClhglll bayrarnlanru genel ~izgiIerle a~lklamak olanakslzdu. Bu bayramlar Tibet'te $amanllglll rengine burunmu, Japonya'da imparatorluk veya into torenlerinden bir~ok age ahnmltu. Ama ger~ek budaCilann tap=a anlaYll, bazl belirgin temellere dayarur. Buna gore taplnma, Buddha'run yaamllldaki olaylann arumsanmasldlt; inanan kiinin ornek alacagl Uyanml varhglll kutsanmasldu; annma veya bazl nitelikler edinme aracldlr. Hinduculugun aksine, BudaClhk, yaamlll oli.imden gayn onemli anlanru kutsamaz; bu dinde sungu veya kurban yoktur. nn Zeit okullanrun adl haline gelmitir. Maitreya: Buddha $akyamuni'ni tarafllldan, imdiki dunyarun gelecekteki Buddha'sl, uyanml varhgl olarak belirlendigi soylenen yuce varl.tk. Orta Asya'da ulularur ve oli.ilerin ruhlanru Ilga goti.irdugune ve Yasa'run koruyucusu old uguna inarultr. Mancuri: Sozun ve $arkimn efendisidir. NepaI'da ulularur. <;:in'deki, Man~ulann adl ondan 'l.hnmltu_ Mantra : bilin~li bir ruhsal boluk durumu yaratmak i~in tekrarlanan kutsal formul. Veda tannsal sozunden kaynaklarur ve butun budacl ulkelerin dillerinde bir ruhsal uygulama halindedir. Nirvana: " Solugun sana ermesi " anlamllla gelir ve arzulardan ve her turlu baglardan kurtulmu bilin~ durumunu belirtir. Herhangi bir kuralla elde edilemeyen, sadece hazularulan ve beklenen bir durumdur. Ne boluktur, ne de doluluk; samsara'dan, yani yeniden dogular zincirinden ~lkip kurtulmak anlamllldaki bu durumu anlatmaga kelimeler yetmez.

Arnitabha : " Sonsuz llk . Bu Buddha, kendisine taplllarak biriktirdikleri meziyetler sayesinde ozgurlemi ruhlann banndlgl saf Dunya'run efendisidir. Arnitabha'ya tap=a, <;:in'de Omitua fa, Japonya'da Amida adl altlllda gelierek ~ok yaylldl. Avalokitevara: Badhisattva1ann en yaygll1l ve evrensel merhametin simgesidir. <;:in'de, Guanyin, yani "Dunya aglzlarll1l anlayan bir tann~a oldu (bk. sf. 350). Tibet'te Chenrezi'dir (<< Buyuk Merhametli ,,). Bodhisattva: " Uyarua adanml varhk (yaratlk) " anlamllla gelir. Bu, bir~ok ya- amda buyuk bilgelige ulaml, Uyaru Fikri "ni edinmi, ama aCl ~eken insanhga duydugu merhamet yuzunden kendi kurtuluunu ertelerni bir bireydir. Dhyana : derin duunceye dalma durumu. Degiiklige ugrayan dhayana kelimesi <;:inlilerin Chan (~an) ve Japonla-

H A

Stupa. ballangl<;ra, yaplli-

Budaci

ayin.

Stupa'iar 347). Keliller, ayinleri derin bir ruh yagunluguna eri~mi~ olarak gerc;ekletiririer. Kutsama tekniklerinde sesin c;ok 6nemli bir yeri vardlr: gong sesleri veya mantra

Vacrayana

Budaal1g"nda

Buddha'run ve yanda~la nrun kutsal e~yaslIU sak

ayinler c;ok renkli, ~ok garkemli ve karma~lk simgelerle doludur. Bu ayinleri gen;ekle~tireDler, insanla tannsalltk arasmda araclhk etmek iizere

lamak

amaclyla

gerekli bilgileri elde etmi~ ke~i~lerdir. Burada, Ladakh'ta Spituk manas tmndaki (veya gom-

larkJlan gibi. Halk yuksek diizeydeki ayinlere katllamaz; bunlar, baZl simgeler kullarularak tanmann ofkeli veya sakin bic;imleriyle g6riinmesini

yordu, taren ve tapmma salonlan olmayan dolu yapllardl. Bu tapmaklara daha sonra biiyi.ik ievaklar ve ~ember bi~iminde parmakhklar Have edildi. Baylece inananlar, yapl run ~evresinde danerek taplIlIl1a (pradakiina) ala-

pa'smdaki) Dge-Iungspalamalan (. San T akkeIiler .) gorulUyar (bk. sf.

saglayan ayinlerdir.

nagllll elde etlnil oldular. Tiber'te bu yapllara fotten ad. verilir. (Kat111a11duyakwlllda, Bodhnath srupasl.)

'-.-D_iN_L_ER_v:_E_M_i_TO_L_O_'.I_i

BUDACILIGIN YAYILMASI
udaClhgm gelimesi hayli degiik bir olgudur. MS V. yuzyda kadar Hindistan'm her yerinde bu dimn etkisi eski BrahmaClhgl bastudl: krallar bu dim bemmsediler ve arkalanndan halklanru da suruklediler. Soma Hintliler, Hinduculuga donuecek yeni bir sentezle, ilk diruerine donduler. XII. yy'dan soma Budaclhk ku~uk bir aZlrulgm dini oldu. Buna karlhk rahipler, lyi Yasayl, yam BudaClhgl Hindistan dlmda .adacak bir hlZ ve sureklilikle yaydllar : MO II. yy'dan itibaren Seylan'l merkez edinen Budaclhk, butun guneydogu Asya'da (Birmanya, Laos, Tayland ve Kambowa) vaaz kursulerimn hiikimiydi. Buyuk Talt kuzeyde Tibet'e girdi ve orada LamaClhgl dogurdu: I. yy'dan itibaren <;:in'e girdi; VI. yy'dan itibaren ta uzaklardaki Japonya'ya yerleti. XX. yuzYllda Batl'da bile baZl yandalar buldu.

W bcam-gampo ulkeye BudaClhgl yaydl ve Tibet'le Hindistan arasmda, ozellikle VIII. yuzYllda Vacrayana (" Elmas Talt ) [bk. sf. 345J ustatlanndan Padma Sambhava'run gelmesiyle buyuk bir dini ah veri ilikisi kuruldu. ilk kei tarikatl olan KlrmlZl Takkeliler, XI. yuzYllda iki buyuk ustat (Marpa ve Milerepa) tarafmdan kuruldu ve kisa surede sihirli ayirueriyle tamndl. Daha soma XlV. yuzYllda Tsong-kha-pa, San Takkeliler tarikatim kurdu. Boylece gen;ek tibet teokrasisi fikri bakimdan buyuk bir gelime gerc;eklqtirdi. Rahipler (lamalar) Tibet'i, sanskritc;e aSlllan kaybolmu metirueri koruyan ve biruerce manastu kuran bir " T annlar ulkesi haline getirdiler. Aynca tek ilkeden, yam Adibuddha'dan yola C;lkan bir Buddha hiyerarisi belirlediler. Bu rahiplerin, bilincin c;eitli durumlan, hayal gucu ve ruya, derin duunce aamalan konusundaki aC;lklamalan olaganustudur. T antra ayin duzemni (bk. sf. 343) buyuk olc;ude benimsemilerdir ve

Tibet dim, yani Bon, aman dim ozelI Ilkligi talyordu. VII. yuzyllda, kral Stong-

Yoga'mn bazl tekniklerinden, mandala gibi renkli gorsel. ogelerden, gonglardan veya zillerden ve mantralann surekli tekrarlanmasmdan yararlarurlar. . OgretiYi, dort buyuk' manastlr C;lgm (Nyingma-pa; Kagyur-pa; Sakya-pa; Dgelugs-pa) temsil eder. Bilgisiz ve dinine c;ok dukun olan halk, c;ocuklanm bu manastlrlara seve seve okumaya gonderir : c;in igali doneminden once, her dort tibetliden biri rahipti.

..

..

..

GUNUMUZDE BUDACILIK
indistan'dan tam amen silinmi olan budaClhk, bugun yemden yaYllmaktadlr (nufusun binde 6'Sl, yam 4 milyon hintli) Buddha'run humanizmine en sadlk C;lglrolan Theravada BudaClhgl (bk. sf. 345). Seylan'da geliti ve tum guneydogu Asya'ya yaylldl. Bu halklar, tann tarumaz bir rejimin baskismda degillerse, diruerim uygulamaktan geri kalmlyorlar. Bu" Cuney Okulu na karlhk Buyuk TaIt, yam mahayana, "Kuzey Okulu dur. Kuzey Hindistan'l ve Tibet'i aan bu C;lglr, C;:in'e, Kore'ye ve Japonya'ya yayddl ve tann bilimsel esnekligi sebebiyle her yere uyarlanabildi. Ne var ki, daha komumst devriminden once C;:in'de gucunu kaybetmi olan bu C;lglr, Japonya'da modern hayatm kurucu ogelerinden biri haline geldi. Vacrayana BudaClhglrun "Elmas Talt" ulkesi olan Tibet'in dunyayla ilikisi kesildi, C;:in basklSl altmda y()k olma tehlikesiyle karl karlya kaldl. Ulkemn bal DalayLama 1959' dan beri surgunde yaamaktadlr. BudaClhk, gelecek ydlarda onemli bir mesaj verecek gibi gorunuyor. lki kaynak, bugun de yayllmasml saghyor: surgun tibetliler ve japon zerueri. BudaCllann ruh c;ozumlemeleriyle psikanaliz arasmda benzerlikler vardlr; madde konusundaki a<;lklamalan da bazl nukleer fizik varsaYlmlanyla benzerlik gosterir. Ostelik tannSlZ bir " din" olan BudaClhk, birc;ok c;agda insarun manevl ihtiyac;lanna da cevap vermektedir.

A- Mandala.
Bir merkez diizenlenmi <;evresinde simgesel bir goriiniir hale ge1mesidir.

C Lhassa'daki Potala. (Burada, Hinduculugun tannlanndan, a~km de neylerin tannSl ~iva'run (bk. sf. 342) e,i ~akti'nin Tibeeteki ~eytan1bi<;imi
olan tanw;a Vacravarahi gori.iluyor.) [Guimet miizesi, Paris.]

goruntti
hem

olan

mandala,
simgesi,

l~inde her ~ey uretildigi, bGtun ihtiyat;lar kar~I1anabildi,gi ic;in kapah bir
dGnya gibi yaamml kendi kendine surduren biiyuk bir manastlf olan Potala/run bugunku binasl, be~inci Dalay Lama tara-

fmdan, kendisinin

ve ha-

leflerinin oturmasl ic;in XVII. yuzyllda yaptmldl.


Ayru zamanda tapmak, kale ve saray alan bu yapmm bir b6W:mu aC;lktlr ve ~imdi muze olarak

bir evren

hem insan ruhunun bir


tasviri, hem de derin dii~i.incenin kutbu olan ve merkezde yer alan tannrun mucizeli bir bi<;imde

kullamlmaktadlr.

B Dansp. Tannlan ve eytanlan,

kendinden ge,ene kadar


taklit etmege dayanan kutsal danslar, tibet ayinlerinde onem!i yer tutar. DansC;llar, genellikle hareketlerin simgesel anlamlanru bilen lamalardu. Burada, Ladakh'daki Hemis manastmnda kut-

lanan bir bayram

SlraSIn-

cia kullarulan lie; kutsal qya g6riilUyor: tannya benzemeyi saglayan san maske i sag elde ylldmmelmas (dorce) i sol elde zil (trllpu).

Bugune kadar on dort Dalay Lama birbirim izledi. Daha dogrusu, Avalokitqvara'run Tibet'teki karlhgl Chemezi, yani tek bir ilke, on dort insanda ete kemige burundu. Bir Dalay Lama olunce, onun yemden bederuetigi olaganustu bir c;ocuk ararur ve ona lamalann butun bildikleri ogretilir. XVII. yuzyllda, C;:igatse'de, Dalay Lama'lara karlt olan Panc;an Lama'lar ortaya c;lktl. Kargaa donemlerinde iktidann bu ikilqmesi, Tibet'in dumaruanmn iine yarayabiliyordu. Durum, bugun de oyledir. Nitekim Panc;an Lama, kendi nzaslyla C;:iruilerin rehinesi oldu. On dorduncu Dalay Lama Tenzin-Cyatso, 1950'de C;:in'in Tibet'i igal etmesi uzerine kac;tlgl Hindistan'm kuzeyinde Dharmsala'da surgun olarak Tibet'in mapevi dunyaSlnl kurtarmaga c;ahmaktadlr.

~iN'DE DiNLER
AILE DiNI VE IMPARATOR DINi
sevgisi, <::inlilerde biitiin manevi ya~amm, her tiir toplumsal orgiitlenmenin ve ahlaki ve siyasi diizenin temelidir. Tiim insan ili~kileri, babayla ogul arasmda kurulan sevgi ve saygl bagma , onlann kar~lhkh yiikiimliiliiklerine ve halefselef ili~kilerine gore bi~imlenir. Bu iilkede ya~hlarm genc;ler iizerinde otorite kurmasl degil, birc;ok ilkeye dayanan dim bir anlaYI~ soz konusudur. "Daha once gelen ", onun "ardmdan gelen "den daha degerlidir ve tannsalhga daha yakmdlr. Bu yiizden, en eski c;aglann ve eski hanedanlann, giiniimiizde de biiyiik ve yaratlcl etkileri devam etmektedir. Aynca ogul babasml, atalann temsilcisi olarak goriir ve oldiigiinde ona, aile mihrabmda kutsal bir yer aymr. Boylece ogulun, giinliik ya~amdaki ciddi, a~m derecede sayglh ve alc;ak goniillii davraru~l, ashnda din aC;lsmdan bir tiir olgunla~ma ve dim ~ef niteligini kazanma siirecidir. lekesiz bir birey olmak, soylu davranmak ve tapmma kurallanru ogrenmek, bu gorevi yiiklenecek ve oliilerle ya~ayanlar arasmda araCl olacak ki~i ic;in gereklidir. Bir ko~eye c;ekilmek, oruc; tutmak, susmak gibi smamalann e~lik ettigi ve sonunda ogulun, babaslrun Oliimiine tamamen sahip ~Iktlglru gosteren yas torenlerinin biiyiik onemi buradan ileri gelmektedir. Boyun egen, kapah ya~ayan, hukuki, hatta manevi ozerkligi olmayan kadm, bu durumuna ragmen, anahk kutbunu, yani topragl, tabiatl temsil ettigi ic;in c;ok giiC;lii bir i~leve sahiptir. <::inliler, bu anahk ilkesine yin derler ve onsuz, hi~ bir yaratl~m veya donii~iimiin gerc;ekle~emeyecegini dii~iiniirler. Hiikiimdar, kendisine baghhk ve saygl gostermek zorunda olan biitiin uyruklanrun babasldlr. Tianzi, yani Gogiin Oglu olmasl, onun evrene ili~kin c;ok onemli bir boyutu bulundugunu gosterir. <::in hiikiimdan " Giine~, Ay ve Ylldlzlann diizenini belirledigi " iC;inHuangdi adlyla aruhr. Han siilalesinin en biiyiik hiikiimdan olan Wudi (Vudi), MO 113'te C;iftyonlii bir taplnma ba~lattl: guC;lii Yer'e ve ulu Gok'e armaganlar sunma. <::inlilere ozgii bir anlaYI~a gore, imparatorun iilkeyi, bizim bildigimiz anlamda yonetmesi gerekli degildir. <::iinkii imparatorun dim yiiceligi, en iyi ve en nitelikli gorevlileri kendine c;eker ; insanlann ba~mdan gec;enleri ve hatta mevsimlerin akJ~lru olumlu yone donduriir.<::in dii~iincesinde kralhk idealiyle insan ya~amlrun gerc;ek ozu olan "hareket etmeme" ilkesini (wu-wei) gerc;ekle~tirmi~ olan c;ileci aziz imgesi bir biitun haline gelmi~tir.

SiMGELER VE EVREN BiLiMi


ski <::in dininde bildigimiz anlamda tannlar yoktu. Ama <::inliler, riizgarlarda, lrmaklarda ve daglarda goriinmez giic;ler bulunduguna inaruyorlardl. Insanla diinya arasmda simgesel bir benzerlik goruyorlardl: biri olmadan oteki var olamazdl ve evrenin ba~langlCl toplumun ba~langlClndan once degildi. Efsanevi hukiimdarlar, Zamaru ve Mekaru slrurlayarak gerc;ekligi yaratular. Gerc;eklik, bir kademele~meler toplamldu (mevsimler, yonler, renkler, vb.). Bundan oriiru evren de, her bireyde ve her toplulukta goriilen ve kutsal olan bir kar~l1Jkll ili~kiler agldlr. Han siilalesi doneminde yazllml~ en eski felsefe kitaplanndan biri olan Shujing'de, dl~ diinyayla (makrokozmos) bu diinya ic;indeki insan (mikrokozmos) aras!ndaki bu benzerlik aC;lklanml~tlr. Buna gore, 4 mevsim, 360 gun, 5 age ve c;e~itli hizgarlara kar~lhk, insan bedeninde 4 organ, 360 eklem, 5 iC; organ ve viicuttaki enerjileri yonlendiren soluklar vardlr. Bu simgesel sis.t:emler sonralan c;ok daha karma~lk hale geldi ; tutkulann ve duygulann incelenmesine, hastahklann kaynagml ve bunlann c;arelerini aC;lklamaya yoneldi; vucuttaki hayati giiC; c;izgileri." bilgisine dayanan akupunktur gibi bilirnlerin dogmasma yol aC;tl; kehanete, astrolojiye ve simyaya kaynakllk etti. Tabiatla insan, bedenle ruhsal yapl arasmdaki bu kusursuz yakJnllk, gerc;eklqme yolu ", yani Tao'dur. Tao insarun tutum ve davraru~lannda uymasl ve izlemesi gerekli ahlaki yoldur. Eski c;aglarda hiikumdarlar, taonun guvencesi, araClSl ve gerc;ekle~tiricisi gorevini ustienmi~lerdi. Ba~ka insanlann da Taoculuga girmege ozenmelerini ister ve beklerlerdi.

E .... ... vlat

11%

E
..

B -

Atalara tapmma.
dan da titizlikle korunan bir sarayda, boyle bir ta pmak vardu. TapuunaJ her biri olii nlin adlnl ta~lyan ve olliyu temsil eden tabletler araciltglyla gen;ekle~tiri-

Cin'de her aile evinde,


atalara taplnma i<;in bie yer aymr. Yoksullar bu-

nun i<;in kiic;i.ik bie mihrap, zenginler gen;ek bir tapmak yaparlar. Shan

dang'daki Qufu'da, XVI.


yuzyilda yaptlml~ olan, KonfUc;ylis'lin soyun

lir. Yal1gh",g (yangjeng)


yani "Ruhlann besinin denen temel ayin suaSln-

dan gelenlerin ikametgahi diye komlinist adlandmlan ve rejim tarafm-

da bu tableiler ulularnr.

A .

Sava~J1ann heykelleri. ran (MO Ill. yuzy'hn sa


nu) Quin Shi Huang-

Kilden yapllmlj bu hey keUer Xian (~ian) yak!runda bulundu. Saytlanrun ~oklugu ve yuzlerin-

deki ifadenin ger,ege yakmhgl, heykeUeri bulan arkeologlan ~a~kma l;evirmiti. Eski soylentilere gore, heykellerin i~inde bulundugu odalar, c;in'i ilk defa birlige kavujtu-

di'nin (c;in ~i Huangdi) mezandlL Heykelleri yapilip gomulmemij alsay dl, bu sava~<;tlarJ hiikiimdano

D . Lakapala_ C Pekin'deki Gok tapmagt.


deki bu yaplJ e~ merkezli li<; tarac;a halinde yiikselir ve u<; daml vardlr. <;ember, gokyuzunun simgesidirJ 3 saylSlysa, gaglin, insarun ve yerin 1mparatorluk saraylnln dl~ duvarlannm yaklrun da, 1420'de yapLlml~ alan bu tapmakJ Yer tapmmasma aynlml~ olan T anm tapmagmm kar~l Lokapala, dort ana yonun cinidir. C;ok eski inanc;lardan kaynaklarur ve evrenin buyiik onem ta~ldlgl bir medemyette, i.ilkenin birlik ve blitun bir tipi olan bu cin, ya

iyilik yapan, ya dehjet


sac;an bir gtiC;olarak can landmhr (deh~et sac;an dn omegini, Kore'deki Song Gwang tapmagm daki bir duvar resminde

abur

diinyaya

yol-

culugunda kendisine re~ fakat etmek uzere onun yanma diri did gorntileceklerdi (ve bk. sf. 674).

ltgldtr. c;ember bi,imin-

birligini belirtir.

lUgtine bek,ilik Ejik bek,ilerinin

eder. dinsel

gortiyoruz).

TAOCULUK: KAYNAKLAR
,..... aoculugun kurucusu hakkmda pek az . ey biliniyor. Ama onun goriilerinin, ~in diiiincesinin eski ilkelerine dayandlgmdan iiphe edilmemektedir. Zaten Taoculugun babalan da ~ogu zaman kendilerini, ~inli hiikiimdar Huangdi'nin bagh oldugu simyaci tarikatlann miras~lSI olarak kabul ederlerdi. Bu dinin temel kavraml tao'dur ve baZl filozoflarda bir tannsal kiilige biiriinmii 01sa da, aslmda, yol ", yolu izlemek ", iletiim kurmak " ve nihayet yolu, ogretiyi soylemek ve ogretmek " anlamma gelir. Balangl~ta tao, Gok ile Yer arasmda iliki kurmaYI saglayan dini uygulamalann tiimiinii belirtiyordu ve bu ii yapmak da insana ve ozellikle imparatora diiiiyordu. T ao kendisini, zaman zaman, yang ve yin'in oluturdugu iki kutup arasmda gidip gelerek gosteriyordu. Yallg (bir dagm giiney aklaru) Giinei, kuru slCagl, canll giicii, erkekligi, aydlnllgl simgeler ; yill'se (nernli aklan, kuz) Ay'm, nernli sogugun, hareketsizligin, diiligin, karanllgm simgesidir. Bu iki tip ger~ekliklerin her biri, degiik oranlarda bir araya gelerek evreni meydana getirir. Bir mevsim, bir yemek, bir duygu, daha fazla yin veya yang olabilir. Her eyin evrirni ve ge~iciligi, yin ve yang'm art arda geliiyle a~lklanabilir. <;:iinkii bunlardan biri doruk noktasma ulamca, otekinin azalmasl ve eksilmesi sona erer. Bu dogalcl modelin ~in medeniyeti kadar eski oldugu soylenebilir. Ayru model, <;:in'de ~ok yaygm ve gii~lii olan bir sezgiyi de ortaya koyar. Buna gore, insanoglu, Evrensel Diizene ve Yiice Iyiye katilu ve ona boyun eger.

TAOCULUK: EVRIM VE OGRETi


aha soma bir~ok onemli diiiiniir ve air, Laozi'nin yolundan gitti. Bunlar arasmda Zhuangzi (<;:uangzi), Ta()culuga felsefi boyutunu kazandudl. MO IV. yiizyilda yaayan Zhuangzi, bir daga ~ekilerek derin diiiincelere dalml ve daha somaki kitaplannda filozof bir air olarak dehaslru ortaya koymutur. En onemli kitabl da kendi adml talr: Zhuallgzi. Oliirken, Gok ve Yer, benim tabutumdur; Giiney ve Ay, oliilerin lambalan gibi benim i~in yamyor, YlldlZlar incilerim ve klymetli talanmdlr ve biitiin yaradlh bir cenaze aiaYI gibi ardlmdan geliyor " diyerek, diinyaya onem vermedigini ve ekilde kalan din torenlerini de istemedigini belirtmitir. Taoculugun ana ilkesi, yiice ve anlatllmaz evrensel diizen olan T ao'yla slrf bireyselligi ve etkinlikleri yiiziinden ondan ayn diimii olan insanoglunun biitiinlemesidir. Bu kaynaga donii, dinginliktir ve yazglrun ger~eklemesidir ", der Laozi. Tao'yla birleme bir ~eit kendini kaybetmedir. IV. yiizYllda yazllml Liezi'de de oyle denir: Bir kuru yaprak veya saman gibi, riizgarm peinde doguya ve batlya gidiyordum ve ger~ekten bilmiyordum, riizgar ml beni gotiiriiyor, yoksa ben mi riizgan ". Tao'ya nasil ulamah, nasll vecde ermeIi? Her eyden once kiisel tutum ve eylemleri bir yana buakmakla, kendini on plana ~Ikarmamakla ve taonun belirtileri karlsmda nefsini silmekle (wuwei) ulalhr. Taoculugun bu tutkulardan slynlma ve dinginlik durumu, Konfu~yiis'iin toplumsal etkililigine karlttlr. Demek ki T aoculukta ideal bilge, pratik etkinlikleriyle degil, aydlnlanml ve uyanml bir kimse olarak elde ettigi gii~le (de [to)) belirginleen ve olaylann gidiini etkileyen bir kimsedir; bu durumda, ruhla beden kaynalr, tao'yla birleme saglamr ve oliimsiizliige ulalhr. Yoga'da oldugu gibi Taoculukta da, nefesini tutma, beden gii~lerinin yogunlatmlmasl, vb. gibi teknikler uygulamr. Taoculuk tipik ~in diiiincesine, simyaclhga dayah olarak geliir ; daha sonralan, Han'lar doneminde, biiyii ve oliimsiizliik saglayan ila~lara dayanan bir halk dini haline gelecektir.

Konfu~iis, MO 551'de, bugiinkii Shandong'da, Lu kralhgmda dogdu. 0 hint bilgeleri gibi, bir tannmn tene biiriiniip cisirnlemi goriintiisii degildir, ama ge.ne de gorkernli Shang siilalesinden (MO XVIII.-X. yy) geldigine inamhyordu. Konfu~iis iyi bir ogrenim gordii ve eski metinleri, toreleri ve ayinleri inceledi ; soy gelenegine ve ~agma uyarak, siyasete yoneldi. Paraslz pulsuz evlendi ve Lu hiikiimdanmn yamnda kahyahk gorevinde bulundu. Aynca bilgelik ogiitleri veriyordu; ne var ki, hiir diiiinceli oluu, ~evresi tarafmdan sevilmesini ve onemli gorevlere getirilmesini engelledi. Diiiincelerinin uygulanamadlglm goriince, yonetim gorevinden ~ekildi. 530'da, kiiltiirlii aile ~ocuklanna kamu yaammda dogru davranma kurallanm ogretmek i~in kii~iik bir akademi kurdu. Konfii~yiis, daha soma, diiiincelerini tastamam uygulayacak bir hiikiimdar bulmak amaClYla ~eitli kii~iik devletler arasmda dolalp durdu. Laozi'yle bu slrada ml karllatl? Anlatllan oykii dogruya benzemektedir ve ondan soma Konfu~yiis'iin iinii halk arasmda luzla yayilmltu. MO 501'de, Lu hiikiimdan, Konfii~yiis'ii ~aglrdl ve ona Zhondu valiligi, soma da adalet bakanllgl gorevini verdi. Konfu~yiis burada, eski tOlelerden esinlenen reformlanm titiz bir diiriistliik ve sofu bir ahlak~lhk gozeterek dikkatle uyguladl. Iktidarin el degitirmesi ve zorbalann baa ge~mesi yiiziinden yeniden baka yerlere go~ etmek zorunda kaldl; Wei'lerin, Chen'lerin ve Cai'lerin saraylarmda ders vermege devam etti. Konfu~yiis, omriiniin son yillanm ge~irmek ve ~in bilgeliginin hemen hemen biitiin konu ve kavramlanm kapsayan eserlerini de~leyip toparlamak ve tamamlamak i~in MO 483 tarihinde Lu'ya dondii. Boylece , U Be~ K/asik ortaya ~Ikacaktl : Shuiillg, Belgeler Kitabl " ; Yijillg, Degiimler Kitabl "; Lijillg Ayinler Kitabl"; Chullqiu, lIkbahar ve Sonbahar YIlllklan ,,; Shijillg, ~iirler Kitabl ".

aozi'nin ger~ek bir kiilik oldugunu soylemek gii~tiir. Nitekim onun ozge~miini yazan (MO II. yy) Sima Oian, dart yiiZyl1 once yaaml bir kiiden soz eder ve kendisinin de bazl tereddiitleri 01dugunu soylemekten ka~lnmaz. Ama uzmanlar, anlatilanlann bir~ogunun dogru 01dugunu kabul eder ve bu adamakilll yerlemi gelenege saygl gosterirler. Laozi'nin admda bile bir kelime oyunu var gibidir: sanki bilgelikte manevi bir gen~lik varmlcasma hem yah iistat" hem yah ~ocuk" anlamma gelir. Laozi'nin, Hunan'da (Giiney <;:in), 604'te dogdugu soylenir. Yoksul oldugu halde ailesi ona, imparatorluk kitaphgmda memuriyet bulmas111l saglayacak bir egitim verdirdi. Ogluysa, Zhou'lar (Cou'lar) doneminde yiiksek gorevlere geldi. Laozi'nin bir ruh ve diiiince bunahmmdan soma, memuriyetini ve ailesini blraklp bit kenara ~ekiIdigi biliniyor. 517'de oldiigii saruhyor. Sima Oian, Laozi, gizli. yaayan soylu bir insandl" der. Onun bu ifadesi Laozi denilen bilge kiinin, yiice bir edilginlik i~ine ~ekiIdigini belirtir. Bununla birlikte Laozi'nin taocu felsefeyi ogretmek i~in dersler verdigi ve Daodejillg (Tao-to Killg) Tao'nun ve To'niin Kitabl" Varhgm ve Var Oluun Kitabl " veya Mutlagm ve Beliriin Kitabl" adh eseri yaz.dlgl soylenir. Ne var ki, bu kitap ancak, MO V. yiizyilla II. yiizyll arasmda yazllml olabilir.

KONFUC:=YUS
onggzi veya Kongfuzi ( Ustat Kong "), Batl'da, XVII. yy'dan soma cizvit rnisyonerleri tarafmdan kefedilerek latinceletirilmi adlyla, yani Kon fu~iis " olarak tarundl. Onun hayat hikayesi Laozi'ninkinden daha iyi biliniyor. Sima Oian, Shiji ($ici) [Tarihse/ AIII/ar) adh kitabmda, onun yaamlm biitiin ayrmtilanyla anlatlr. Ama, Konfu~yiis'iin ikinci nesil ~omezlerinin derledigi LUIlYu (se~me yazilar veya konumalar) bir baka onemli kaynaktlr.
A. Konfii-ryiis
ve

~omezleri. kademelejmi~ diizen


~avraml dile getiriliyor. Ustat, kendisine saygl duyan c;6mezlerinin

KonfU<;yi.is<;iiliik <;:in dI~mda, 6zellikle Japanya'da, Vietnam/cia ve Kore/de yaYlldl. Burada g6-

rulen ve XN. yuzyllda Kare/de y.~pllml~ alan resimde,


1<

olu~turdugu piramidal yapuun adak noktasmda


yer ahyor.

Ustat Kong

fl-

gliruyle

bagmtlh

olarak

<:iN'DE DiNLER
..
..

....

KONFUC;YUSC;ULUK
onfii<;yiis ve onun yenileyici, diriltici tutkusu olmasaydl, belki de <;indininin ve hiimanizminin biiyiik bir kismlru bilmeyecektik. Biitiin bir ulus kendi koklerini ve kimligini onun Bq Klasik1erinde bulmaktadlr. 1912'ye kadar, devlet ilerinde gorev alacaklarm Konfu<;yiis klasiklerinden smava <;ekilmesi de bunu a<;lk<;a gostermektedir. Konfuwiis'iin bizzat verdigi derslerden <;omezlerinin derleyip aktardlklan bu ogreti, okumulann geleneksel bilgi dagarclglYdl. Nitekim Lunyu'da (<< Kanu~l1lalar) U temel ozdeyiler yer alu : Ben, yenilik yapmlyorum, sadece aktanyorum " (VII, 1) ; Hiikiimdar, hiikiimdar gibi; kul, kul gibi; baba, baba gibi; ogul, ogul gibi davranmalidu" (XII, 11). Zhanyang'daysa (<< Degimez Ortam ,,) birbirine aykm tutkulan arasmda denge saglaml olan ve hem her durumla hem de dogal diizenle uyumlu olarak davramnasHu bilen bilgenin portresi <;izilir. Biiyiik Ineeleme "deyse (Daxue), insan ileriyle ilgilenen iistadm toplumsal ve siyasal ortamdaki etkisi anlatllir. Bu me tinlere, Batlda Mencius diye tarunan Mengzi'nin (MO 372'ye dogru-289) eserlerini de eklemek gerekir. Mengzi, Konfu<;yiis ogretisini liberal ve iyimser dogrultuda sistemli olarak a<;lklamltlr. Ona gore ins an, dogutan iyidir, diizene yatkm bir varliktu, ahlaki bir ~uygu tau. Buna karllik, Xunzi (~iinzi) [MO 300'e dogru -235'e dogru], ayru temellere dayanarak, dogal egilimleri boyunduruk altma alan ototiter ve aristokrat bir rejimin savunuculugunu yapmltu. Yiizyillar

boyunea, birbirine karlt ogretiler hep Konfiiwiis'e dayandlklanru ileri siirerek kendilerini hakll <;lkarmaga <;alitllar. Taoeuluktan ve Budaelliktan gelen birtakim saptlrmalar ve etkilere ragmen, Konfu<;yiis<;iiliigiin bazl ana ilkeleri vardlr. Konfii<;yiis<;iiliik, maddeci bir felsefedir ve dolaYIslyla tanntammazdlr; ruhun oliimsiizliigiinii kabul etmez. Evrenin diizenine boyun egmek, babaerkil ve klanCl ahlak, amliklardan ka<;an llimli davraru da bu ilkeler arasmdadu. Okumular slrunrun soylu varligl ", bu ilkelerin uygulanmasma baglidlr.

C;iN'DE BUDACILIK
an siilalesinden imparator Mingdi, 61 Yllinda, gordiigii bir riiyarun etkisinde kalarak ad am gonderdi, ve Hindistan'da, budacl keilerin ve metinlerin aranmaslru istedi. II. yiizYlldan itibaren Buddha Amitabha'run (<;inee Ol1litua fa; bk. lugat<;e, sf. 346) SafUlke Okulu veya Al1lidactllk denen taplnma <;lgm gelimege baladl. Bu din, iyiligini bagl,layarak insanoglunun dileklerine cevap veren kiisel bir tannrun ululandlgl bir duygu ve goniil diniydi. 520'ye dogru budaCl biiyiik kei Bodhidharma, Derin Du~unl1le Okulu'yla (Chan) birlikte Henan'da Luoyang manastmru kurdu. Bu din, annmaya ve i<;sel <;abaya dayaruyor ve derin diiiinme haliyle, ruhun, tannsalllgm kavranmaz bolugunda yaamasml, kendinden ge<;mesini sagliyordu. En u<; noktaya ulaan rahipler sofuluk gosterilerini

hor gorurlerdi. <;:ok ge<;meden bu inan<;la Taoculuk arasmda bir yakinlama ger<;ekleti. Uyanmllik hali, tao bilincine varmakla ve wuwei'de yaam hali de hareket etmemekle "Ie ozdeleti. Budacllik, Tanglar doneminde <;:in'de doruk noktasma ulatl ve bir<;ok rahip kervanlarla, Hindistan'a hacea gitti, Maitreya'ya taplliyor ve Avalokitevara da tann<;a Guanyin'le (bk. sf. 346) ozdqlqtiriliyordu. Aynca Taoculukta ve Konfii<;yiis<;uliikte eksik olan bir yarun ger<;eklemesine; yani tannsalla yakin ve avutucu bir iletiim kurulmasma da olanak taruyordu. Songlar ve ozellikle Mogollar doneminde, KonfiiWiis<;iilerin karl durmasma ragmen Budaclligm baansl devam etti. Ama XVII. yy'dan balayarak <;inBudaclligl gerilemege ve canliligiru kaybetmege baladl.

BUGUNKU DiNLER

C;IN'DE

BATI DUNY ASI ASYA'YI DiNLiYOR


Pythagoras, Biiyiik Iskender veya Apostata Julianus'tan bu yana, Batl ile Asya arasmda saruldlgmdan daha <;okve yakm felsefi ilikiler 01mu ve ticaret yollan, ipek, baharat ve madenler kadar dinleri ve idealleri de bir kitadan ,digerine talmltlr. Ama bugiin durum bambakadlr. Bir yandan, teknolojik gelimenin u<;noktasma ulaml Amerikalilar ve. Avrupalilar, biiyiik bir manevl ve kiiltiirel boluga diimii olduklanru fark ediyor; ote yandan, Dogu'nun biiyiik iilkelerinde olup bitenler, Batl'ya dogru bir diiiinee go<;ii"niin ger<;eklemesine yol a<;tyor. Nitekim Hindistan, din! miraslrun ne kadar gii<;lii oldugunu somiirge olmaktan kurtulunea anladl. Japonya, tiearet alarundaki baanlanrun yaru Slra, eylemle manevl diinyaYI uzlatlran Zen BudaClligrm diinyarun dort bucagma yaymakla meguL <;:in igali yiiziinden par<;alanml olan Tibet'ten, bir<;ok rahip Avrupa'ya gidip topluluklar kurarak, ev sahiplerine bilgeliklerini sunuyorlar. Ama biitiin bunlar, 1965-1970 Yillannda hippilerin mutluluk araYIlanrun baanslzliga ugramasl gibi hayal kmkliklanna yol a<;maktan da geri kalmlyor. Aynea, dogu dinleri etkisinde kurulmu bazl tarikatlerde faeialann ortaya <;lkmaSI tehlikesi de var : Guyana ormanla-

nna slgmarak hep birlikte intihar eden Jim jones'un Halk T apmagl hareketine bagli kiilerin feci sonu gibi ... Bununla birlikte, genel bilan<;onun olumlu oldugu soylenebilir: bedenle ruhsal yaamm birbirine yaklamasl ve boylece goniil rahatligma ve zengin bir i<;sel yaama ulama; kutsalligm yeniden degerlendirilmesi ve bilimlerle felsefeler arasmda verimli ilikiler kurulmaSI, bu iki diinyarun karllamaslrun sagladlgl olumlu sonu<;lardu.

A. Budizme giri~ ayini.


Kalu Rimpoe (Rimpoe, Bliyiik Lama), siyasi se beplerle siirgline gitmek zorunda kalan ve Dalay Lama'yla yakm ilikiler ic;inde olan tibetli bilgin-

lerden biridir. Kalu Rimpoe


Saone-et-Loire ilindeki Kagyu

anda, Fransa'da

Ling manastmnm

cia manevi licleridir,

anntarumaz Marksizm-Leninizmin yerlemf;.Sinden once, <;:in'de dinlerin durumu hayli garipti. Bu konuyu ineelemek i<;inonce Han <;inlilerini diger kavimlerden aylrt etmek gerekir. Bu kavimler, imparatorlann otoritesi altlnda bile kendi dinlerini (Tibet'te Lamacllik, Mogollarda ~amanllk, Uygurlarda Musliimanllk) korumulardl. Hanlarsa, XIX, yiizyllm sonunda birbiriyle kaynaan ii<;biiyiik dinden (Konfii<;yiis<;iiliik, Taoculuk, BudaCllik) birini benimsemilerdi. Tapmaklarda, Buddha, Konfii<;yus ve Laozi yan yana ulularuyordu. Din duygusu zaYlflaYlp yaliuzca aile gorevlerini onemseyen bir ideoloji benimseninee ve bunun yaru sua eski biiyii yontemlerine ba vurma yaygmlamca, Buddha, Konfu<;yiis ve Laozi arasmda farklar da siJikleti. Bu sebeple, 1949'da kurulan yeni rejimin, resmi bir tanntarumazlik kurma konusunda gii<;liikle karllamaylma amamak gerekir. Direnenler ve baskiya ugrayanlar, sadece tam inan<;li kiiJerdi. Bunlar arasmda, taocu ve budaCl rahipleri, tibetlileri,kiisel inan<;lanyla yabancl dinlere baglanml kiileri (mesela hristiyanlan) saymak gerekir. Mao Zedong (Mao <;:etung) oyle yazlyordu : Konfiiwus'ten, daha sekiz yamdayken nefret etmege baladlm ". Ne var ki, slrufslz bir toplumun goziinde tutucu bir idealizmi temsiJ eden Konfu<;yiis<;iiliik, balangl<;ta tamamen reddediJdigi halde, zamanla saygmlik kazanmaga baladl. Ger<;ekten de, <;inli ruhuna, hi<;bir ogreti Konfii<;yiis<;iiliikten daha uygun degildi. Ail eye ve topluluga iJikin erdemler, saglam ve llimli bir ahlak, ogretinin maddeci bir felsefeye dayanmasl ve f10laYlslyla tanntarumaz oluu yoneticilerin de istedigi eylerdi. Bu diiiinceyledir ki, devlet tapmaklannda ayinler yapllmasma ve Konfii<;yiis<;iiayinle-' rin (evlenme, gomiilme, yeni yI! veya oliiler bayraml) ger<;ekletirilmesine izin verildi. Dinlere karl a<;I!an iddetli sava, Kiiltiir Devrimi (1966-1976) suasmda doruk noktasma ulatl. Ama sorunlar biitiin ciddiyetini korumaktadu : <;iinku <;:inlilerin yiizde otuzu, yani 300 rnilyon kii herhangi bir dine baghdlr. Bu insanlar, inan<;lanrun gerektirdigi bi<;imde taplnma konusunda U ya da bu ol<;iide baski altmdadlrlar. Bunun birlikte batlli komiinist iilkelerde yayglnlaan din ozgiirliigii havasl doguya da uzanacak gibi goriinmektedir.

T
..

[PWUR VE MirOLOJi
JAPONYA'DA
SiNTO
aponya VI. yuzYlla kadar kapalt bir dunyaydl ve bu ulkenin yaygm dini, ilke! ayin duzenlerine dayanan panteist bir animizm anlaYllydl. Budaclltk yaytlmaga baladlgmda, eski ~into inan~lanna, butsudo'dan (<< Buddha'run yolu ) aylrt etmek i~in, tannlann yolu anlamma ge!en kami no mi~i dendi. Ama ger~ekte, bu iki din, daha somalan birbirini etkiledi. ~into mitolojisini, VIII. yuzyll metinleri olan Kociki'den (<< Eski Olaylar Derlemesi ) ve Nihongi'den (Nihon oki) [Japonya Kronigi ] ogreniyoruz. Daha soma, X. yuzYllda Engi~iki'de (<< Engi Donemi Kurallan ), dualar, torenler ve buyuk bayramlar tespit edildi. Bu metinlerde, tann kelimesiyle ~evirilmesi pek yerinde olmayan kami sozu ge~er. Ger~ekligi donuume ugratabilen her gu~, kamidir. Buyuk tannlar (Gunqin ve canll Dunyanm tann~asl Amaterasu, Okyanus'un, abp ve duzensizligin tannSl Susanoo), kahramanlar, bilgeler, hayvanlar (halk arasmda yaygm bir verimlilik tapmmaslruh simgesi olan tilki Inani) ve tabiatm teme! gu~leri birer kamidir. ~into balangl~ta, bir ahlak anlaYll i~ermiyordu, sadece kirlenme den korunma duygusuna onem veriyordu. Bu din, Budaclltgm etkisinde 01gunluga ulatl. ~into'nun agultk merkezi, tapmagl Honu adasmda Ise'de bulunan buyuk tann~a Amaterasu'nun soyundan ge!en imparatorun tannsalllgldu. VII. yy' da ~into'nun BudaClhktan derinlemesine etkilenmi ryobu-~into ~lgtr1 ortaya ~lktt. XVII. yy'dan soma, Vagaku-a okulunun ve ustat Motoori Norinaga'run (17301801) etkisiyle ~into yeniden dogmu oldu ; ve 1808'de son ~ogun iktidardan dutukten soma, gen~ imparator Mutsuhito tarafmdan devlet dini olarak onaylandl. XX. yy'da sava~l kamikaze!er, hatta 1946'dan soma Japon halk! bu dinden esinlendi.

DiNLER
JAPON
BUDACILIGI
ahayanacl rahipler 520' de Kore'den Japonya'ya ge~tiler. Koyu milliyet~iligiyle unlu ulkede bu yabancl dinin, ilk inan~lann yerini almasl u~ donemde ger~eklqti. Bu evre!erin her biri etkili bir dimerkezin ~evresinde toplanan buyuk tarikattn doguuyla be!irgindir. Birinci donem, Nara (710-794) tarikatlan evresidir ve bu tarikatlar bugun hemen hemen ortadan kalkmltlr. Ne varki, tann~a Amaterasu'yu Buddha Vairokana yaparak ve sava tannSl Haiman'l bir Boddhisattva haline getirerek, Budaclhgm ~into'yla kaynamaslru saglamltu. Kyoto'da bulunan Heian tarikatlan (7941192), (Kyoto'nun eski adl Heian-kyo'dur) gizlilikleriyle dikkati ~eker; yaygm ve tek bir tannsal ilkeye inarurlar ve ~ogunlukla buyuye onem veren tantracl ozellikler talrlar. Bunlar, varhklanru hala surduren Tendai ve ~ingon tarikatlandlr. Kargaa i<;inde ge~en Kamakura doneminde (1192-1603) din, metafizik a~ldan ~ok pratik a~ldan onem kazandl. Boylece kurtulua goturen buyuk ~lglrlar ortaya ~lktl. Eisai (1141-1215) tarafmdan budacl ~in derin duunce okulu <;:an'a dayarularak kurulan, ve ~oyo Daii tarafmdan XIII. yuzYllda yaygutlatmlan Zen, Mutlak'a ulamaYl saglayan aydlnlanmaYl (satori) aratlrmaga yone!di. Bu a~lmlamarun bede!i olan stoaclltk, ihtiraslara karl erkek~e savama, eylemde gucune hukmetme demektir. Bu yol, se~kinlerin ve samuraylann ye>ludur. Buna karlhk Amidactllk (bk. sf. 350) inayete ve kendini Merhametli Tann'run, yani Buddha Amitabha'run takdirine blrakmaga onem verir. Amidaclhkta, 1175'te Honen ~onin tarafmdan kurulan Saf DIke Okulunu (codo~u) ve 1250'ye dogru bir reformla ortaya konan codo-~in~l./yu birbirinden ayut etmek gerekir. Bu tarikatlar, halkm beklentilerine cevap verdikleri i~in ~ok yaYllmllardu. 1868'den 1889'a kadar Budaclhk, imparator Mutsuhito'nun hlmma ugradl. Soma into'nun ilahiyat ve ahlak ogretilerinin noksanllgl karlsmda, inan~ ozgurlugu yeniden saglandl, ve BudaClhgm allasl uyum saglama yetenegi, gunumuz Japonya'smda da kendini gostermege devam etti.

Kiipoten. Buylik Buddha'iann ve evren gi.i~lerini. temsil


B - Tannlj-a eden japan tamllanrun

yarunda daha az onemli de elsa, bu tanrIl;a, ilk ornegi alan hint tann<;:asl Maha~ri gibi, giizelligi ve

uyumu dUe getirir. (Nara d6neminin buyuk taptnaklanndan biri alan Yaku~i-Wden, almml~ VIII. yuzyl1 resmi. ParisI DZe/

koleksiyon.)

ZEN, YEN'iN HizMETiNDE


bir felsefe olmaktan ~ok, gunu gunune butunuyle yaanacak bir hayat tecrubesidir. Zen'in ustatlan, bizim duunce dedigimiz eyin, ~ogunlukla bir duuncel~r dizisi oldugunu ve derin duuncenin ~ok ge~meden hayattn sorumluluklanndan ka~lp kurtulrna olanagl yarattlglru ileri surduler. Zihin hayattm, ~ozulmesi olanakslz paradokslar (koan) sayesinde hakimiyet altma almaYl ogrettiler ve bu paradokslann, ruhu birdenbire saydam hale getiren bir aydlnlanmayla ~ozulebilecegini savundular. Oturmu durumda ve hareketsiz kalrnaYl da (zazen) ihmal etmeyen bilge!er, Slra ilerine gelince, buyuk bir etkililikle harekete ge~meyi de bilirler ; ~unku edinmi olduklan se~ici dikkat yetenegini ilerine uygulayacaklardu. Zen yolu tutularak resim yapllabilecegi gibi ~ift~ilik de yapllabilir, hatta i adaml olarak kii verimliligini ve zekaslru arttrabilir. Burada, mane VI ve din! bir anlaYlm, paradoksal bir bi~imde, maddeciligin ve uluslararaSl rekabetin gelimesine katlldlglru goruyoruz. Nitekim amerikan giriimcileri bunu anlayarak, yanlannda ~ahanlann zen'i benimsemeleri i~in ~altmalar yapmllardlL.

Zen,

A .

~into bayramJ
t6renleri

erkan

dansl. sar). Matsuri, yani bay-

~into

bireysel

veya kamusal olsun hayatl kutlar (BudaClhktaysa 6li.im ve yas aglr ba-

fam, hem kami1erin, yani blu atalann, hem de toplulugun ya~ayan iiye-

lerinin kat1l1mlru saglavan ve hem ya~ama sevincini, hem evrenin birIigini dile getiren kutsal

bir eglencedir. (Burada, Kasunga tapmagmda yapllan bir ~into festivali goruliiyor.)

SON GELi'ME ER i C;:ESITLI DINLERIN


SAYISAL BUYUKLUKLER!
iifusun ve toplumlann son zamanlarda ugradlgl biiyiik degi~iklikler, dinlerin saYIsal biiyiikliikleri iizerinde de etkili oldu. - Hristiyanlara oranla, miisliimanlann ~ok daha tuzla ~ogalmasl, yakm zamanda, bugiinkii dengenin bozulmasma yol a~aeak; XXI. yiizYllm ba~mda, miisliimanlann saylSl, hristiyanlardan ~ok olaeaktlr. - lIkel" denilen kiiltiirlerin ugradlklan donii~iimler (ozellikle Afrika'da), biiyiik tektannel dinler (lslamhk) veya yeni karma dinler (bk. sf. 339) lehine, geleneksel dinlerin gerilemesine yol a~t!. - Marks<;1 rejimlerin hkim oldugu iilkelerde bo~ inan<;lar"a kar~1 miieadele edildi : Sovyetler Birligi'nde ve <:;:in'de,Ylllardlr yiiriitiilen din kar~ltl propaganda, Ortodokslugun, Konfu<;yiis~iiliigiin, Taoeulugun ve BudaClhgm gerilem,esine, bilinemezeilerin (agnostikler) ve tanntarumazlann orarurun artmasma yo! a<;n. - Batl'da, resmi din! olmayan laik devletlerin ~ogalmasl da bilinemezeiligin ve tanntarumazClhgm gii~lenmesine sebep oldu. ABD, Fransa ve Kanada (bunlar geleneksel olarak hristiyan iilkelerdir) bu durumun ornekleridir. - Bu iki gidi~in tersine, Orta Dogu'da (Iran, Pakistan) ve arap iilkelerinde goriilen islamel geli~me dindarlann saYIsmda eskisine gore bir artl~ saglad!.
. Isa, miladi larih ba~langtctndan -4 ytlonce 33'le , Luther, 1483-1586 Calvin, 1509-1564 VIII. Henry'nin AnglikanClilgl 1534 ---. HRisTiYANUK
fl3I'

~ Y~Ni KARMA DINLER

1986'd~ I inananlann saYlsl 108milyon

~\:
\1

--,-I
I
I

Ir--~--L:
J
, Muhammed 571
r

-------;v

PROTESTANLAR,

450milYOn' ; 890milyon 171milyonI 18milyonl

"

1 __ UKLER

J
Ii

ORTODOKSLAR

YAHUDiUK Ibrahim MO XIX. YY

Dogu kilisesinin ay"lmasl 1054 ' _.------

MUSWMANUK Mahavira

840milyon
16 ""Iyo"

SIH-LER-'
I ~'

MiO.VI. YY_---_-Nanak Ve.da kulsal kitaplart MO 1800'den sonra [ VEDAd~u~K==~H~iN~DUCULUK

Dev. 1_469-~.~~

CAY_~AC_IL_IK_._ .

~--

0
llUDACIUK

'j

Buddha, 560'a dogru - 480

. ---KONFU~U~m:UK~--- I
~~ TAOCUWK _

151milyon

Konfu~yus, fAG ~1 'e dog-'-"-.-_ 479 [ Laozi, MO VI -V yy. C$iNTO

i
I

-11
....J

20milyon,

I PARSis' 0,12milyonI

-Vi

161milyonl.

A Diinyadaki biiyiik din1er.

ONEMLi iC::: GELi$MELER


a~ka donii~iimler de, dinleri i<;ten i<;e etkiledi : Hristiyan geleneginin Avrupa'da ve ABD'de zaylflamasl, din alarunda bir bo~luk dogurdu. Bu yiizden yeni dinler ve ozellikle ogretilerini ozel olarak veya kamusal diizeyde yayan ve Dogu felsefesinden esinlenen tarikatlar etkili olmaga ba~lad!. Din! uyaru~ arzusu, ayru dinin, ayru inanem i<;inde de farkh tutumlar benimsenmesine yo! a<;t!. Katolikligin gerilemesi, uyarlanma gereksinimini ortaya ~Ikardl ve Vatikan bu konuda bazl onlernler aldl (Vatikan II. konsili veya II. Johannes Paulus tarafmdan ileti~im ara~lanrun kullarulmasl). Ayru geriIerne, bir i<;ekapanma hareketi de dogurdu. Ayru gerileme, yeni bir toplumsal-dinsel iigreti ortaya atarken, marks<;tlann ileri siirdiigii tezlerin goz iiniine ahnmasl zorunlugunu dogurdu (Latin Amerika'da, Karaiplerde ve Filipinler'de iizgiirle~me tannbilirni ,,). Veya Polonya'da oldugu gibi, marks<;1 rejime kar~1 milli nitelik ta~lyan bir direncin ortaya <;Ikmasma sebep oldu. Katolikligin, i<;ine kapanma veya liberal bir yol benimseme arasmda kesin karar verememesinin yaru Slra, son Ylllarda, iiteki biiyiik tektannel dinlerde de tedirginlikler ya~and!. 1978-1979' da Iran'da islam devrimi, biitiin miisliiman diinyasma, biitiineii bir model iinerdi. Bu dine diinii~", Israil'deki bazl musevllerin de iizerinde durdugu bir sorundur. Biiyle dii~iinenler, Kutsal Yaztlar'a dayahbir siyaset giidiilmesini ve teokratik bir devlet kurulmaslru istiyorlar.

lnt~n~afiottal Bulletin of M,sslouary Researchfe goreJ 1986'da, biitiin diinya goz oniine ahndlg:mda, tannnm varhgl iizerinde

hi~ bir fikri olmayan bilinemezciIerin saYlsl 825 milyon, buna kar~i1lk tannrun varhgma inanmayan tanntarumazlann

saYISl ise 214 milyondu. Gene ayru kaynaga gore, 2000 Yilt i,in yaptlan tahminler, medeniyet ta-

diinyada ya~ayan miisliimanlann saylSlrun bu Yillarda hristiyanlann sa-

rihde ilk defa olarak,

~~~ecfi~~ecegini goster-

,-------------

KATOliK BOTONCOlOK
Biitiin iiteki dinlerde o!dugu gibi Katoliklikte de, <;agda~ diinyaya uyarlanmayla, dini oldugu gibi koruma ve siirdiirme egilimleri <;at1~n.Bu iki egilimin (aynen devam ve degi~iklik) temsilcileri arasmdaki kavga, Vatikan II. konsilinin (1962-1965) kararlan ve bunlann sonu<;Ian iizerinde yogunla~n. Bu kararlar, herhangi bir akmu mahkGm etmeksizin, iizellikle din iizgiirliigii ve hristiyan olmayanlarla ili~kiler iizerinde duruyardu. T utueu ve 'gelenek<;i katolik din adarnlan ise kilisenin bu tutumuna kar~1 <;Iktyorlard!. Halk bu tartl~manm aneak yiizeysel ve giiriiniir yanlan iizerinde durdu (ayinlerin, latinee veya milll dillerle yaptlmasl tartl~malan gibi). Gelenek<;ilerin ba~mda bulunan 83 ya~md~ki kard~al Marcel Lefebvre, IsvI<;re deki Econe dill okuluna diirt piskopos atayarak yenilqme "ye kar~1 sava~lru siirdiirdii. Ama, <;ok ge<;meden diger diirt piskoposla (bir ingiliz, bir isvi<;reli, bir ispanyol ve

iRAN'DA iSlAM CUMHURiYETi

.1~~~:;;;:~~~~~._~

~rr

&~,~) bW~" ,foro, ,dildi.

iran'da Islam Cumhuriyeti ", mart 1979'da, ayetullah Humeyni'nin Fransa'da siirgiinden diinmesinden bir ay soma ilan edildi. Bu olay, biitiin diinyada derin yanktlar uyandlrd!. Ban, Islam dininin, 0 giine kadar tarumadlgl ve kolay kolay artlayamlyaeagl korkutuCU bir yaruyla kar~1 kar~lya kald!. Ote yandan, miisliiman Iemi de par<;alanml~ oluyordu. Iran devriminin, iiteki iilkelere de sl<;ramasl alaslhgl biiyiik korku doguruyordu. Iran'daki yeni rejim, din! a<;ldan me~ru tek hiikGmet bi<;irni oldugunu ileri siirerek, Irak'la sava~m kutsal bir sava~, yani bir eiliad aldugunu savunarak ve Ban'ya kar~l dikkati <;eken dii~manllk giisterileri yaparak, bu korkuyu peki~tirdi. Ama Iran'daki devrim, ba~ka yerlerde ayru tiirden bir devrimin ger<;ekle~mesine yol a<;mad!. Fakat ~eytan ayetleri " adh kitap yiiziinden, bu kitabm yazanna kar~1 ~i1lerin taktndlgl kan tavlr Banhlan ve laikleri gene de iirkiitmektedir.

::