“Aynı ırmağa girdiğimizde girmeyiz Biziz değiliz" diyen Ephesoslu büyük düşünür Herakleitos'tan günümüze kalmış bütün “Parçalar” Türkçe’de ilk kez manzum biçimleriyle yayımlanıyor. Herakleitos geleneği arkasında derin karşın, bir düşünce suya, olmamasına ateşe,

toprağa, güneşe ‘çıplak akıl'la bakarak evrenin temel yasalarını yüzlerce yıl önce çözmeye çalıştı. yöntemi Kimi Avrupalı filozofların düşünce olarak benimsedikleri ‘diyalektik’i

gözlem yoluyla keşfederek, her şeyin sürekli bir akış olduğunu sistemli bir biçimde açıkladı. Yaşadığı zaman Ephesoslu yöneticiler ve hemşerileriyle hiçbir zaman anlaşamayan bu seçkin zekâ dağlara çekilerek münzevi bir yaşam sürdü. Hegel, dolayısıyla Marks’ın düşüncesini etkileyen Herakleitos’un çağımız üzerindeki etkisini yadsımak mümkün değildir.

HERAKLEİTOS İ. Ö. 540-480 yılları arasında yaşamış olan Ephesoslu büyük düşünür Herakleitos için şunları yazıyor Diogenes Laertios: "Son derece mağrur, tepeden bakan biri olarak yetişmişti ... Çok bilmek öğretmez akıllı olmayı. Öğretse Hesiodos'la. Pythagoras’a öğretirdi, bir de Ksenofanes’le Hekaitos’a.” Sonunda bir insankaçkını olarak dünyadan elini ayağını çekti, dağlarda ot ve bitki yiyerek yaşadı. Ama bütün gövdesini ödem kaplayınca kente indi ve hekimlere, bir şaşırtmacayla, yağmurlu bir havayı kurağa çevirip çeviremeyeceklerini sordu. Hekimler bir şey anlamayınca, kendini bir gübreliğe gömdü. Gövdesindeki suyun gübrenin sıcaklığıyla buharlaşacağını umuyordu. Ama bu. bir sonuç vermedi ve altmış yaşında öldü.

İstanbul DİZİ TASARIMI H.348 97 63 Faks: (0216) 349 93 45 bordosıyah® hotmail. Hüseyin Arıkan DÜNYA KLASİKLERİ EDİTÖRÜ Veysel Atayman TÜRK KLASİKLERİ EDİTÖRÜ Kemal Bek BASKI VE CİLT Trend Yayın Basım Dağıtım Tel: (0212) 674 92 53 Faks: (0212) 674 92 63 ISBN 975-8688-49-9 Caferağa Mahallesi Mühürdar Caddesi No: 60/5 81300 Kadıköy/İstanbul Tel: (0216) 348 98 03 . com .HERAKLEİTOS Kırık Taşlar (Bütün Parçalar) © BORDO SİYAH KLASİK YAYINLAR Baskı. 2003.

HERAKLEİTOS KIRIK TAŞLAR TÜRKÇESİ: ALOVA BORDO .SİYAH FELSEFE .

Dostum Mehmet Aközer’e .

.

Ve kollarının arasında Kırık taşlar bulmak isterdim: Tanrının sözleri Kırık taşlar: Herakleitos'tan parçalar Odisseus Elitis .

Parçalar. “Mantık"ına . böyle bir çalışmaya olanak sağlamıştır. güneşe “çıplak akıl”la bakarak. Beni Parçalar’ı çevirmeye yönelten etken­ lerden ilki. çevrilirken izlenen ilke. Bu açıdan. şiir sanatının teknik olanaklarından ola­ bildiğince yararlanarak Herakleitos’un dü­ şüncesini en yalın. en çarpıcı biçimde Türk­ çe’ye aktarmaktı. gö­ rüşlerini peygamberce bir edayla söylemesi. Hegel. her şeyin sürekli bir akış halinde olduğunu sistemli bir biçimde açıklamasıdır. manzumteknikle söyleme denemesi diyebiliriz..BU KİTAP ÜZERİNE Bu kitap.- 9 . Türk­ çe'nin lakonik özelliğinin yanında. gözleme yoluyla keşfetmesi. evrensel yasaları çözmeye çalışması ve olağanüstü sezgisiyle çağının yüzyıllarca ötesine taşarak Avrupa’lı filozofların bir dü­ şünce yöntemi olarak benimsedikleri “diya­ lektik’i. bu büyük filozofun ateşe. toprağa. He­ rakleitos düşüncesini Türkçe’de. Parçalar’a. İyonya’lı Filozof Herakleitos’un büyük yapıtından günümüze kalabilmiş az sayıdaki Parçaların şiirleştirilmesi gibi bir amaç gütmüyor. Heraklei­ tos’un bilicilerin üslubundan esinlenerek. suya.. arkasında derin bir düşünce gele­ neği olmamasına karşın.

Bir başka etken. yaygın ününe ve etkisine kar­ şın. he­ le yöneticilerle hiç anlaşamadığını biliyoruz. “karanlık”. ama anlamak için “Delos’lu bir dalgıç gerek. bu büyük zekânın yal­ nızlığıdır. Sol-Hegelcilik'ten gelen. 20.Herakleitos’un bütün sözlerini aldığını yazar. Bunlar söylenti olmakla birlikte. Öte yandan. Ancak 18-19 yy. Herakleitos’un birkaç söz­ cükte indiği o büyük derinliğin Türkçe söyle­ yişe çok uygun düştüğünü fark etmemdir. “ağ­ layan” gibi sıfatlarla anıldı. yüzyılı büyük öl­ çüde etkileyen Marx yoluyla Herakleitos dü­ şüncesinin çağımızın üzerindeki etkisini yad­ sımak mümkün değildir. tam bir münzevi hayatı sürmüştür. Avrupa bulabildi. Herakleitos’un kimi Parça­ lar’ını okuyan Sokrates’in okudukları karşı­ sında hayranlık duyduğu. sonunda dağlara çekilmiş.” dediği yazılıdır. yüzyıllarca “muammacı". Aynı ırmağa girdiğimizde girmeyiz Biziz değiliz düşüncesinde gerçek yansımasını - 10- . Üçüncü etken. Herakleitos’un Ephesoslular’la. Parçalar de­ rinlemesine okunursa. bitkilerle beslenip. Herakleitos. Öyle ki. onun bu tür bir haya­ tı seçmiş olma olasılığı akla yatkın gelmekte­ dir.

Düşündükçe daha da derinleşen bu sözler. Kırık Taşlar daha çok. Alova. bir dil çalışması oldu benim için. sanırım. Bana Taşları kalsa. ateşi okuduğu gibi. pek az dilde altı sözcükle anlatılabilir. “çıplak bu kitaba yalnız Parçaları tıpkı koyar. başka tek sözcük yazmazdım. Herakleitos’un suyu. Okur bu akıl”la okusun diye. 2002 - 11- . Bu açıdan.

.

1. Her zaman var olsa da Logos insanlar kavrayamıyorlar onu duymadan önce de bir kez duyduktan sonra da Her şey bu Logos’a göre olup bitse de insanlar hiçbir şey yaşamamış gibiler Benim her şeyi doğasına göre ayırarak ve nasıl olduğunu göstererek açıkladığım sözler işlerde bile Ötekilerse bilmiyorlar yaptıklarını uyanıkken uykudayken yaptıklarını unuttukları gibi - 13 - .

Demek izlemeli ortak olanı Ortak olsa da Logos çoğunluk yaşar kendine özgü düşüncesi varmış gibi - 14- .2.

3. Beni değil Logos’u dinlemek bilgelik Uyuşmak her şeyin Bir olduğunda - 15- .

Bu dünya düzeni ki rastgele süprüntülerden bir yığın -16- .4.

5. Belirli bir düzen belli bir zaman var değişmesi için dünya düzeninin uyarak yazgılı-zorun’a. -17- .

6. Dama oynayan bir çocuktur zaman Krallık çocukta! -18- .

7.
Karşıtımız iyi bize

-19-

8.
Bilmezler ki Nasıl uyuşur karşıtlar Uyumu karşıt gerilimlerin Yay ile lir gibi

-20-

9.
Bütündür karşıtlar bütün değil Birbirlerini çekip iterek Uyumludur uyumsuz Bir her şeyden doğar Her şey Birden

-21-

Çırpıcı tarağında düz yol kırık yol bir aynı -22- .10.

11. Yukarı aşağı yol bir aynı -23- .

Çemberde baş son bir - 24- .12 .

13 . Deniz en arı en katışık su Balıklar içebilir iyi onlara İnsanlar içemez ölümcül - 25 - .

14. Aynı şey içimizde diriyle ölü uyanıkla uyur gençle yaşlı Biri olur öbürü öbürü biri - 26- .

Ölümlüler ölümsüz ölümsüzler ölümlü Biri öbürünün ölümünü yaşar yaşamını ölür - 27- .15 .

Soğuk ısınır sıcak soğur Islak kurur kuru ıslanır - 28- .16.

İyi kötü bir aynı Kesip biçen dağlayan acı veren hekimler bir de ücret isterler bunun için - 29- .17.

İyi değil insanın her istediğini elde etmesi Sayrılık sağlığı hoş kılan İyiliği kötülük Bolluğu açlık Dinlenmeyi yorgunluk - 30- .18.

Yay’ın ismi: yaşam İşi: ölüm (βıόs) : Yay (βíos) : Yaşam - 31- .19.

Savaştır her şeyin babası kralı Kimini tanrı kıldı kimini insan Kimini köle kimini özgür - 32- .20.

Bilin ki her şeyde ortak savaş Çekişmedir adalet Çekişerek var olup yok olur her şey - 33- .21.

Bütün bunlar olmasaydı kimse bilmeyecekti adalet sözünü - 34- .22.

Yasa: boyun eğmek Bir'in sözüne - 35- .23 .

24 . Gizli uyum güçlü açıktan - 36- .

Doğa gizlenmeyi sever - 37- .25 .

Beklenmeyi beklemezsen bulamazsın Öylesine bulunmaz - 38- .26.

27. Yeni yepyeni sular akar aynı ırmağa girenlerin üstünden (O ırmak ki) dağıtır toplar birikir akar yaklaşır uzaklaşır - 39- .

28 . Aynı ırmağa girdiğimizde girmeyiz Biziz değiliz - 40- .

İki kez giremezsin aynı ırmağa - 41- .29.

30. Her şey ateşle değişilir Ateş her şeyle Altın malla mal altınla nasıl değişilirse - 42- .

Ateş: gereksinim: doyum - 43- .31.

32. Ateş havanın ölümünü yaşar hava ateşin su toprağın toprak suyun - 44- .

33. Ateş gelecek Her şeyi yargılayıp ele geçirecek .

34 . Yıldırımdır her şeyi yöneten - 46- .

35. Bu dünya ki her şey için aynı Ne tanrı yapısı ne kul Hep var idi var var olacak: Bir ölümsüz ateş ki ölçüyle alevlenip ölçüyle sönen - 47- .

Söndürmeli ölçüsüzlüğü büyük yangınlardan çok - 48- .36.

37.
Ateş dönüşümleri: İlkin deniz Deniz ki yansı toprak yarısı ‘yakıcı’ Toprak ki dağılır deniz olur Ölçülür toprak olmadan önceki oranla

-

49-

38.
Büyük yıl: Kışı dev tufan yazı dünya yangını Bir, alevler kaplar dünyayı bir, sular basar 10.800 yıldır bu süre

-

50-

39.
Nasıl saklansın insan hiç batmayandan?

-

51-

Güneş söner yaşlanınca ama yeniden tutuşur - 52- .40.

41 . Güneş insan ayağı kadar - 53- .

42. Her şeyi doğuran mevsimleri değişimleri belirleyen güneş: Denetçisi bekçisi dönemlerin - 54- .

Ölçülerini aşamaz güneş Yoksa Erinyeler Dikenin yardımcıları bulup çıkarırlar onu - 55- .43.

Ayı: Doğu’yla Batının sınırı Karşısında Ayının parlak Zeus’un sınırı - 56- .44.

Güneş olmasaydı bir yıldız gecesi olurdu - 57- .45.

Güneş her gün yeni - 58- .46.

Öteki günler gibidir bir gün - 59- .47.

48. Bütün insanlara özgüdür kendini bilmek doğru düşünmek - 60- .

49.
En büyük üstünlük bilgeliktir doğru düşünmek Doğru eyleyip doğru söylemek doğasına göre kavrayıp her şeyi

-

61-

50.
Dinlediklerimden biri yok ki anlamış olsun: Bilgelik ayrı düşmektir her şeyden

-

62-

51 .
Bilgelik bir Bilmek her şeyin her şeyle yönetildiği düşünceyi

-

63-

. .52. (bilge kişi) tanınmaz inanca açlığından insanların - 64- ..

Aptal her sözde telaşlanır - 65- .53.

54. Bilgeliği seven çok şey bilmeli gerçekte - 66- .

55. Birdir bilge İstemez Zeus denmesini kendine İster - 67- .

Bilgelik insana değil Tanrı’ya özgü - 68- .56.

Düşünce herkeste ortak - 69- .57.

Ruhlar koklar Hades’te - 70 - .58.

59. Bir Logos var ruhta kendini çoğaltan - 71- .

Ruh ki bir soluk veriştir kavrayan Gövdeden ayrı sürekli akan - 72- .60.

Su olmak ruha ölüm Suya toprak Oysa topraktan gelir su Ruh sudan - 73- .61.

Orada burada yortarak bulamazsın ruhun sınırlarını Öylesine derinde - 74- .62.

Zevk verir ruhlara nemlenmek - 75 - .63.

Gösterir yolu tüyü bitmemiş çocuk sürçek sarhoşa bastığı yeri bilmeyen nemli ruhuyla - 76- .64.

65. Kuru ruh en bilge en iyi - 77- .

Savaşta ölen ruhlar çok daha temizdir salgında ölenlerden - 78 - .66.

Ağının ortasında oturan örümcek sineğin takıldığını görür görmez nasıl ona doğru koşarsa ipliğin kopmasından acı duyarcasına İnsan ruhu da gövdesinin bir yanı yaralanınca hızla gider oraya sımsıkı ölçüyle bağlandığı gövdenin yaralanmasına dayanamazcasına - 79- .67.

Çetindir yüreğin arzusuyla savaşmak İstediğini ruhun pahasına satın alır - 80- .68.

69. Uyanıkken gördüğümüz her şey: ölüm Uyurken gördüğümüz: uyku - 81- .

Uyuyanlar da çalışır dünya işinde - 82- .70.

71. İnsan bir ışık yakar kendine geceleyin gözünün feri gidince Yaşarken ölüye dokunur uykuda Uyanıkken uyuyana - 83- .

Uyanıkların bir tek ortak dünyası var Uyuduğunda herkes kendi dünyasına döner - 84- .72 .

.73 .. uyanırlar ve uyanık bekçileri olurlar dirilerle ölülerin - 85- . .

74 . Boşuna arıtıyorlar üstlerindeki kanı yıkanarak kanda Çamura batmışın yıkanması gibi çamurda Gören deli der böylesine Bir de yakarıyorlar şu yontulara konuşuyormuş gibi evlerle Bilmeden tanrı nedir kahraman nedir - 86- .

Dionisos için geçmeseydi bu alay söylenmeseydi ut yerleri için bu ilahiler yaptıkları utanç verici olurdu Uğruna çılgına döndükleri bağbozumu şenliklerinde Dionisos'la birdir oysa Hades - 87- .75 .

Gece gezginleri büyücüler Bakkhos rahipleri şarap-fıçısı rahibeleri gizli ayin tâcirleri - 88- .76.

kokusuz şeyler söylüyor kudurmuş ağzıyla Sibylla Bin yıl öteden geliyor Tanrı’nın konuştuğu sesi - 89- . süssüz.77. Sevinçsiz.

Kutsal değil insanlar arasında yapılan gizem törenleri - 90- .78 .

79. Bilicisi Delphoi’deki Tanrı ne söyler ne gizler meramını Gösterir - 91- .

Adam çocuktur Tanrının gözüne Çocuk nasılsa adamın - 92- .80.

81. Tanrılar insanlar baş üstünde tutarlar kılıçtan geçenleri - 93- .

Tanrı: gün gece savaş barış tokluk açlık Girer türlü biçime Nasıl anılırsa ateş tütsülük baharların kokusuyla - 94- .82.

83. Tanrıya her şey güzel iyi haklı İnsana kimi haklı kimi haksız - 95- .

Bilgelerin bilgesi maymundur Tanrı’nın yanında En güzel maymun nasıl çirkinse insanın - 96- .84.

Bundan böyle uymaz şairlerle meçhul öykücüleri konularda tanıklığa çağırmak Çoğu kez yaptığı gibi atalarımızın güvenilmez yetkilileri mahkemeye getirmek - 97- .85.

İnsanlar unutuyorlar yolun götürdüğü yeri Ve yabancılar en sürekli ilişkilerine Ve garip geliyor onlara her gün karşılaştıkları şeyler Eyleyip söylememeli uyuyanlar gibi - 98- .86.

Çocuk oyunudur insanların görüşleri - 99- .87.

88. Yakasına yapışacak adalet yalan düzenlerin yalancı tanıkların -ıoo- .

89. Dinlememeli Çocukların ana babayı dinlediği gibi -ıoı- .

Hangi düşünceleri hangi bilgelikleri? Peşine düşüp şairlerin çoğunluğu öğretmen belliyorlar bilmeden kötünün çok iyinin az olduğunu En iyisi her şeye yeğ tutuyor bir şeyi: ölümsüz ün ölümlüler arasında Çoğunluksa sürü gibi besleniyor tıka basa - 102- .90.

91 . Çoğunluk kavramaz karşılaştığı şeyleri Ne de anlar öğretildiği zaman Ama öyle görünür 103- .

Ne dinlemeyi bilirler ne konuşmayı - 104 - .92.

Aptallar sağır gibidir dinlerken Varlığıyla yokluğu bir dedikleri - 105- .93.

huzura kavuşmak ölümde) ve çocuklar bırakırlar arkalarında yazgılarıyla karşılaşacak - 106- .94. daha çok. Yaşamak isterler doğduklarında yazgılarıyla karşılaşmak (ya da.

95. En saygınlarının bilip savunduğu hayaller yalnızca - 107- .

Hep zengin kalasınız ey Ephesoslular belli olsun diye kötülüğünüz - 108- .96.

Ephesoslular iyi ederler kendilerini assalar bırakıp kenti yeniyetmelere o koskoca adamlar Attılar çünkü Hermodoros’u en iyi insanı aralarından dediler: en iyiyi istemiyoruz aramızda varsa böyle biri gitsin başka yere başkalarının yanına - 109- .97.

Akılla konuşanlar güvenmeli her şeyde ortak olana bir kent nasıl güvenirse yasalarına daha da büyük bir güvençle Tüm yasaları çünkü insanoğlunun beslenir bir tek tanrısal yasayla İstediğince güçlüdür çünkü o Her şeye yetip artar - 110- .98.

Gökbilimle uğraştı Thales -ill- .99.

100. Kimi günleri iyi kimi günleri kötü sayıyordu Hesiodos Bilmiyordu çünkü her gün bir aynı - 112- .

Mnesarkhos oğlu Pythagoras herkesten çok sorgulayıp durdu ve bu yazıları seçip ayırdı Ona göre kendi bilgeliği çok şey bilen bir muzırın sanatıydı - 113- .101.

Düzenbazların şahıydı Pythagoras - 114- .102.

Çok bilmek öğretmez akıllı olmayı Öğretse Hesiodos’la Pythagoras’a öğretirdi bir de Ksenophanes’le Hekaitos'a - 115- .103.

104. Çoğunun öğretmeni Hesiodos Her şeyi bildiğini sanır herkes Günü geceyi bilmeyen biri Oysa birdir ikisi - 116- .

105. Priene'de yaşadı Teutamas oğlu Bias O ki herkesten akıllıydı - 117- .

Bilgeler bilgesi Homeros gibi Yunanlılar arasında Yanıldı insanlar görünür nesneleri tanımada Yanıltmıştı çünkü onu bitlerini kıran çocuklar: Görüp tuttuğumuzu bırakırız göremeyip tutamadığımızı götürürüz derken - 118- .106.

insanlar arasında Uyum olmazdı müzikte yüksek ile alçak olmasa Canlılar olmazdı dişiyle erkek olmasa - 119- . Yanılıyordu Homeros derken: Şu çekişme ortadan kalksa tanrılar.107.

108. Yarışmalardan kırbaçlamalı çıkarıp Homeros’u Arkhilokhos’u da öyle - 120- .

109. Gökbilimciydi Homeros - 121- .

110 . Yeğdir bana görülen işitilen algılanan 122 - .

111 Gözler kulaklar kötü tanıktır insanlara Ruhları anlamasa dillerinden - 123- .

Gözler daha şaşmaz tanıklardır kulaklardan - 124 - .112 .

Her şey dumana dönüşseydi Burun delikleri ayırırdı onları - 125- .113.

114. Işık gibi yanıp söner insan geceleyin - 126- .

Bezginlik verir aynı efendilere çalışmak onlarca yönetilmek - 127- .115 .

Değişerek dinlenir - 128 - .116.

117 . Altın arayanlar çok kazıp az bulurlar - 129- .

Eşek samanı altına yeğler - 130- .118.

Mutlu olur yemek için acı burçak bulan öküzler - 131- .119 .

120. Domuz çamurla yıkanır kümes hayvanı toz toprakla - 132- .

.. haz duymak batakta - 133- .121. .

Her hayvan sopayla sürülür otlağa - 134- .122 .

123 . Köpekler tanımadıklarına havlarlar - 135 - .

Tezekten çok cesetlere yaraşır defedilmek - 136- .124 .

125 . Bir erkek otuzunda büyükbaba olabilir - 137 - .

En iyi bir on bin bana - 138- .126.

Kykeon bile ayrışır karıştırılmazsa - 139- .127.

En iyisi gizlemek deliliği Zordur ama gevşeyince kadehlerden sonra - 140 - .128.

129. Güvenilmezlik kaçar gözden - 141- .

Rastgele varsayma büyük şeyler üstüne - 142- .130.

Karakter insanın kaderidir - 143- .131 .

132. Kendimi aradım - 144- .

Öldüklerinde ne bekledikleri ne düşledikleri şeyler bekler insanları - 145 - .133.

.

sistematik bir biçimde açıklanır. Ortak bir plan ya da ölçüye uyan düzenin ana ilkesi şöyle açık­ lanabilir: Görünüşte çoğul ve tümüyle farklı olmalarına karşın. Herakleitos düşüncesinde dünya­ nın türlü halleri.HERAKLEİTOS’UN DÜŞÜNCESİ* Logos Herakleitos’a göre insanlar. bütün türlerde görülen doğal değişiklik­ ler düzenli ve dengelidir. şeylerin teme­ linde yatan tutarlılığı kavramaya çalışmalıdır. Herakleitos'a göre. bütün şeyler gerçekte tu­ tarlı bir bileşim içinde bir birlik sağlarlar ve insanlar bu birliğin bir parçasıdır. Bunu sağlayan. Bu tutarlılık her şeyde ortak olan düzenin formülü ya da öğesi niteliğindeki Logos'ta ifa­ desini bulur. Buna göre. “orantı” gibi temel kavramlarda yatar. temel bir buluşa yaslana­ rak. Logos’un teknik anlamları He­ rakleitos düşüncesinde “ölçü". İnsanların yaşamlarını yeterli bir biçimde gerçekleştire­ bilmeleri için bu ilkenin kavranması mantık­ sal açıdan zorunludur. şeylerin temel öğesiydi ve pek çok ba­ kımdan. Logos. temel kozmik öğe olan ateşle özdeş­ leşiyordu. Dış dünyadaki - 147 - . şey­ lerdeki ortak öğe olan ateştir.

Bu parlak ateş ışıldayan gökyüzünü dol­ . Ateş. Mile­ tos okulu anlamında kozmogoni Heraklei­ tos’ta yoktur. Ateş Dünya hiç sönmeyen bir ateştir. Çoğunluk olmadan Bir.değişiklikler kadar. öbür yandan yeniden tutuşan bir ateş olarak tanımlanabilir. Dünya aynı zamanda Bir ve Çoğunluk’tur. Bu koşullar her zaman vardı. Saf kozmik ateşe Herakleitos “aither” diyor­ du. denizi ve toprağı oluşturmak üzere sö­ ner. Çoğunluk’un "karşıt gerilimi”dir. Ateş. Bu ateşin bir bölümü her zaman. Thales ya da Anaksime­ nes’teki su ve hava gibi bir ilk madde değildir. Ateş maddenin arketipik formudur. Ruh ateşten yapılmıştır ve bir bölümü. öteki iki dünyevi küt­ leyi. deniz ve toprak arasındaki deği­ şimler birbirlerini sürekli olarak dengeler. Bir ve Çoğunluk Herakleitos'a göre. Saf ateşin (aither) yönetsel bir kapasitesi vardır. Bir'in bir­ liğini oluşturan. hem de eşzamanlıdır. Bir olmadan Çoğunluk olamaz. bir yandan ölçüleri sönerken. her zaman var olacaktır. ruhlarımızın aşırı nemlenmemesi ve kişisel aptallıklar yüzün­ den etkinliğini yitirmemesi için gereklidir. dünya düzeninin bir bölümü gibi. Şeylerin gerçek yapısını. bir başka deyişle Logos’u anlamak. sönüktür. insan davranışlarını da Logos yönetir. Bir’in Çoğunluk içinde farklılaşması ve Çoğukluk’un Bir ile bütünleşmesi hem sonsuz. Bir bü­ tün olarak dünya düzeni.

bunları Dünya düzeni (kozmos) genel olarak. Buradan yağmur oluşur.. her şeyin de her zaman ona nasıl geri döndüğünü kavrayabiliriz. ateşin ya da aither’in ruh olarak algılan­ mış olması. o kadar deniz toprağa dönüşür. olabilir. deniz toprağa dönüşür ve toprak başka zaman ve mekânlarda suya dö­ nüşür. Bu ateşi Herakleitos kozmolojik süreçlerin itici kaynağı olarak görüyordu. ateşin maddenin denetleyici gücü olarak seçilmesinde ve etkili olmuş oluşur. her birinin bütünlüğü ay­ nı kalır. Üç kütle arasındaki değişimler öylesi­ ne eşzamanlıdır ki. Deniz ile “ya­ kıcı” (ateş) arasındaki ilişki de böyledir. Anaks­ imenes’in düşünmüş olduğu gibi soluk değil de. Sürekli yanan bir ateş .. ruhların barındığı.duruyor ve dünyayı çepeçevre sarıyordu. Logos ya da orantı aynı kalır. tanrısal bir yer olarak bakılıyordu. toprak kütlelerinden denizden ateşin ya da aither’in parlak zarı kaplar. Akış-Irmak Dünyaya “hiç sönmeyen bir ateş” olarak bakarsak. her zaman şeylere nasıl dönüştü­ ğünü. Ait­ her’e. nesnelerin devinimine ve değişimine bakışımızda belirli bir yöntemi gerektirir. Buysa. Ne kadar toprak denize dönüşürse. bu kez söz konusu olan yine ölçü ve değişimin düzenidir. yağmur denizi besler ve denizden yükselen nemli buharla (çünkü ateş nemi ‘tü­ ketir’) yeniden dolar. Ksenophanes’in göster­ miş olduğu gibi. yaygın bir biçimde. Geniş ölçekli bir koz­ molojik değişim içinde.

Tüm gerçeklik hiç durmadan akan bir ırmak gidir. Herakleitos’un ırmağı her bir şeydeki değişimin mutlak sürekliliğini vurgular: Her şey ırmak gibi sürekli bir akış içindedir. görünür­ de devinimsiz bile olsa. Yukarı ve Aşağı Yol Parlak buhar güneşin çanağında tutuşup dışarı çıktıktan sonra karanlık “yakıcı” ola­ rak tekrar ortaya çıkar ve bir kez daha deni­ ze döner. değişim sürecindeki dengenin ve ölçünün korunmasına bağımlı nitelikteki bir tür birliği betimler. Bu­ nun anlamı. Görünen şeylerin özü sürek­ li bir değişim içindedir. Denizin toprak ol­ duğu oranda. Herakleitos. Ve deniz. toprak da suya dönüşür. akışın bir parçasından başka bir şey ol­ madığını söyler. Ona göre bu nesneyi oluştu­ ran madde. Denizin yağmur tarafından çoğaltılması - 150- .her zaman yakıt tüketir ve dumanını bırakır. herhangi bir nesne­ nin. Bir sonraki aşamada su sürekli olarak toprağa dönüşür. Her şey bir yakıt işlevi görerek ateşle birlikte yukarıya doğru tırmanır ve ateşi besledikten sonra aşağıya doğru iner. zamanın birbirini izleyen iki anında asla aynı değildir. denizin ya­ rısının “yakıcı” olduğu halde aşağı yola yö­ neldiği. yarısı ise “yakıcı”dır. Yarısı toprak. öbür yarısının ise henüz toprakken yukarı yola çıktığıdır. Hiçbir şey bir an bile durmaz. Herakleitos’ta ır­ mak imgesi. herhangi bir anda. toprak olmadan önceki oranla ölçü­ lür.

aynı zamanda evrenin “gizli uyum”unu sağ­ lar. özü sürekli olarak değiş­ mektedir.ölçüsünde su toprağa dönüşür. öbürü aşağı inmek­ tedir. ama öte yandan başka ölçüler yok olmaktadır. denizden çı­ kan parlak buharın güneşin çanağında tu­ tuşturulmasıyla “yukarı ve aşağı yol” çevrimi tamamlanmış olur. Prof. Ölçü Bütün bu sürekli akışa karşın. Sonuç olarak. Bu öl­ çüleri güneş asla aşamaz. bu uyumun öbür yüzüyse çekişmedir. her bir şeyin iki yarısı karşıt yönlere çekilmektedir. su. toprakher biri iki eşit bölümden yapılmıştır. Şeyleri bir arada tutan işte bu karşıt gerilimdir. buhar­ laşma yoluyla azaldığı ölçüde de toprak tara­ fından beslenir. “Hiç sönmeyen ateş’’in belirli ölçüleri her zaman tutuşmaktadır. Çekişme ve Uyum Maddenin üç halinden -ateş. Su. Bu “karşıt gerilim”. ateş. Her şey ateşle. ateş her şeyle değişilir. al­ dığı kadarını verir. lirin tatlı ezgileri varlığını aynı gerili­ . kirişi terk ederken eller karşıt yönlere ve yayın farklı bölümlerine doğru ge­ rilirler. Bunlar­ dan biri yukarı çıkarken. Demek ki. nasıl olu­ yor da şeyler görece durağan görünüyor? Bu soruya Herakleitos’un yanıtı şöyleydi: Her bir maddenin formu uzun bir dönem içinde aynı kalmasına karşın. Bu olguya bağlı olarak “ölçüler”e uyulmaktadır. Campbell şöyle bir benzetmeye başvu­ ruyor: “Ok. Bir başka deyişle.

Farklı çiftler. her şeyin babasıdır.” Öyleyse savaş insan topluluğunda olduğu ka­ dar. Homeros’un çekişmenin yok olma­ sıyla ilgili dileğiyse. güçlüdür Herakleitos’a göre: “Gizli açıktan” ya da “Doğa gizlenmeyi sever. so­ . Evren’in gizi bunun aynısıdır. Şeylerin birliği yüzeyin altında gizlidir. bütün olarak dünyanın işle­ yiş biçimine uygularsak karşımıza bağlantıla­ rı ilk bakışta görünmeyen farklı bileşenlerin bir toplamı çıkar. Her bir karşıt­ lık bir tek kesiksiz bütün oluşturur. aynı zamanda birbirleriyle bağlantı içindedir. Bu birlik kar­ şıtlar arasında dengeli tepkimeye uyum bağlıdır. 82. Herak­ leitos buna “Birlik” der. gerçekçe. Böy­ lece şeylerin bütünsel çoğulluğu. Karşıtların görünmeyen bağlantıları. Karşıtlar Her karşıt çift hem bir birlik hem de ço­ ğulluk oluşturur. her bir karşıt Tanrı ile açıklanabilir. dünyanın ortadan kalk­ ması için edilen bir duadır. Logos’tan başka bir şey değildir. çok daha görünür bağ­ lantı tiplerinden güçlüdür. saptanabilir bütünlük yaratır ki. bir tek tu­ tarlı. Parça'da olduğu gibi. Şeyleri karşıtlar haline dö­ nüştüren onların temel öğesi olan Logos’tur. Çeşitli bütünler birbirleriyle bağlantı içindedir. Tanrı kavramıysa.me borçludur. Dünya düzeninde­ ki bütünsel denge: bir yöndeki değişim. temelde. yeryüzünde de her şeyin kralı. Aynı Logos karşıtlar arasındaki değişimin dengeli ve orantısal olmasını sağlar.” Bu görüşleri.

Ne ki. parlak buha­ rı bir yakıt gibi tüketmeye yöneltir. İki yolun birleştiği üst dorukta bölünme­ nin ve göreliliğin bulunmadığı saf ateş yer alır.nunda bir başka yöndeki değişime yol açıyor­ sa. Yukarı yol. ateşle suyun “ölçüleri”nin salınımıydı ve biri olmadan öbü­ rü olmazdı. Herakleitos’ta mutlak Dünyanın işleyiş süreci bir daire değil. iyi ile kötünün bir olduğudur. Bunlar bir ve aynı şeyin iki ayrıl­ maz yarısıdır. Başka bir deyişle. Herakleitos günün gece. kendi birliği için­ de bile. Çekişme ya da savaş. iyinin kötü. ama Tanrı’ya her şe­ . bazı şeylerin kötü geldiğini. Gereksinim ise ateşi. dünyada değişimin baskın olduğunu göstermek için Heraklei­ tos’un kullandığı iğretilemelerdir. yani karşıtlar arasında sonu gelmeyen bir çekişme varsa mümkündür. değişerek “gizli dinlenmeye yönelten. gecenin gün ol­ duğunu söylemiyordu. Ateşin kendisi. “yuka­ rı ve aşağı yol’dur. Ateşi başka biçimlere sokan. Bir şey iyi olabildiğince kötü. hem açlık. kötü olabildiğince iyidir. hem doyum. bu sözle. hem savaş. aşağı yolsuz hiçbir şeydir. Bunlar aynı sürecin iki yüzüydü. sıcak da olmaya­ caktı. Eğer soğuk olmasaydı. kötünün iyi olduğunu kastetmez. bir Bununla görelilik birlikte. yoktur. hem barıştır. Herakleitos’un en ilginç sözlerinden bi­ ri de. Herakleitos insana bazı şeylerin iyi. karşıtların “do­ uyum”unda kendini gizleyen yum”dur.

örneğin aşırı içkili bir ruh kapasite olarak düşer. kuşkusuz. Etkin bir ruh kuru. Mutlak kav­ rayış ise ancak Tanrı tarafından başarılabilir. Ayrıca bu terimi bu bir­ liğin kendisine uygulayan Herakleitos “her şeyin gidişini yöneten düşünce”den söz eder. Herakleitos “bilge” ya da “bilge­ lik”ten iki anlamda söz eder. onun ölümüdür. ateşli bir ruhtur. “Her şeyden ay­ rı” olarak nitelediği bilgelik çoğunluğun birli­ ğinin algılanmasıdır. ruhun yapısı yalnız­ ca gövdenin değil. iki parçaya. bütünsel olarak dünyanın yapısıyla da bağlantı içindedir. Nemli. Ateş ve Logos bu tümüyle bilge şeyin değişik görün­ tüleridir. ‘Tanrı" ile burada. Ruh-ateş. “tek bilge" kastedilmektedir. Gerektiğinde ulaşan gövdenin bütün bö­ lümlerine ruhun ulaşılmaz sınırları vardır. Bir başka de­ yişle. şeylerdeki düzenin ortak öğesini ya da benzeşen yapısını kavramaktır. yani bilgeliktir. dünya düzeni­ nin işleyiş biçimini anlamaktır. ateş. Ruh ateşten oluşur. Herakleitos’un akılcı-fiz­ yolojik kuramına göre. İn­ sanlar da ateşe sahip olduğu ölçüde bilge olurlar. dünyaateşle bağlantılıdır.yin iyi geldiğini söyler. yukarı ve aşağı yola bölün­ meyen saf ateşin kendisi. Nemden gelir. çocuk­ sulaşır. Tanrı tümüyle bilge olan tek şeydir. Bu. Bilge Herakleitos'a göre bilgelik. tekrar ona döner: Nem tarafından tümüyle soğu­ rulması. Erdemli ruhlar gövdenin ölümüyle .

karşıt süreç eş za­ manlı ilerlerken. ruhları ateşle do­ lu ölmüşlerdir. nemli hastalıktan sahiplerinin bulunması­ ölenlerden temiz olabilir? Buna yanıt İkinci­ etkisiz olması. uyku. İnsan üç şeyden oluşur. Bu durum. Uyku-Uyanıklık İnsan ateşle suyun ölçülerinin belirli salı­ nımlarına bağımlıdır. yaşam ve ölüm başkalaşmalarını yara­ - 155 - . yarı-bilinçli yarı-uyur durumda dır. ateş. mikrokozmik ateş de tek başına bi­ linçtir. su. su ise toprağa. paylar" sonunda kozmik ateşle birleşmek üzere yaşarlar. İnsan Herakleitos dünyayı insanla açıklamaya çalışıyordu. İçimizdeki ateş sürekli olarak suya dönü­ şür. insanı dünyayla değil. Birbirle­ rini izleyen iki an içinde hem biziz. Nasıl mak­ rokozmik ateş bir tek bilgeyle özdeşleştirili­ yorsa. uya­ nıklık. savaşta öldürülenler ise. Ateş gövdeyi terk ettiğinde. İnsan dünyadaki her şey gibi sürekli bir akışın içindedir. değişmez kalıyor görünürüz. Ne ki. geriye ka­ lan toprak ve su değersizdir. tıpkı dünya ateşi gibi. İnsana hayat veren ateş “yukarı" ve “aşağı’ya bağımlıdır.. hem de­ ğiliz.” lerin “tezekten Savaşta ve daha ölenler. tersine.suya büyük dönüşmezler. toprak. çünkü ölümden sonra gövdelere edilmek. erdem­ li ve cesurca bir eylemde. “Büyük ölümlere düşer demekle çok nasıl Herakleitos yaraşır def ruhu kastetmektedir.

71. Yaşam-Ölüm Hiçbir ruhta ateş ve su uzun süre denge­ de kalamaz. özel bir aydınlanmadır. Ruhlar için ölümün su demek olduğunu biliyoruz. Heraklei­ tos uyuyanların dünya işinde çalıştıklarını söyler. Herakleitos’a göre gövdedeki nemli. pek çok yönden bir ölüyü andırır. Söz konusu ışık her şeyde ortak olan Logos'un gerçek aydınlatmasının yerine ge­ çen. Uyku­ dayken insan ölüyle “temas” halindedir. Biri öbürüne baskın çıkar. Ka­ dehlerden sonra gevşeyince deliliği gizlemek zordur. uyanık yaşamla ölüm arasında orta bir durumdur. O zaman gerçek ka­ ranlık aydınlanır gibi olur. uyku. Ama bu. Ayrıca. zevk ara­ yan ruhların başına gelen bir şeydir. bireysel. Çünkü zevk ruhun nemlenmesidir. ka­ ranlık soluk verişlerin sonucunda uyku orta­ ya çıkıyor ve ateş düşüyordu. Parça’da geceleyin yakılan ışık insanın düşte gördüğü şey olmalıdır. Uykudayken her şeyde ortak olan dünya ateşiyle bağlantı­ mızı yitiririz ve kendi dünyamıza çekiliriz. Bu yüzden “ölçüsüzlüğü söndürmek gerekir yangınlardan çok. Ateşle suyun düzenli bir dengede olduğu bir ruhta denge hali sabahleyin parlak solukla­ rın eşit ilerlemeleriyle yeniden kazanılır.” Çünkü “çetindir . tıpkı sarhoş olan adamın nereye gittiğini bilmemesi gibi. Her iki durum­ da da sonuç ölümdür. neredeyse sönmek üzeredir. Öyleyse.tır. ruh ateşi düşüktür.

yüreğin arzusuyla savaşmak. gerçek dinlenmeyse değişmedir." Tıpkı yaz ile kışın bir olması ve birinin öbürünü “karşıt gerilim” ile yeniden üretmesi gibi. Ama popüler dine karşı yürüttüğü po­ lemik onların mitolojik sonuçlarından çok. Ya­ şam ve ölüm. değersiz olmadı­ ğını söyler. istediğini ru­ hun pahasına satın alır. tanrısallık ülküsünü tü­ müyle yadsımaz ve gizem törenlerinin doğru dürüst kutlandıkları zaman. Bu tür törenlerin olumlu rolü ola­ bilir. ölümlerini yaşarlar. ama su topraktan gelir ve sudan bir kez daha ruh bu­ harlaşır. genç ve yaşlı birdir. Herakleitos. çünkü dolaylı olarak. insanların Logos’u kavramasını phanes’le sağlarlar. zaman zaman gerçeği gösterseler bile. Birbirle­ rinin yaşamlarını ölürler. Olympos dininin insanbiçimciliği ve putata­ parlığıyla alay ederken Ksenophanes'i izledi. yaşam ile ölüm birbirlerini üretirler. Bununla birlikte. Teloji Herakleitos'a göre geleneksel dinin uygu­ lamaları aptalca ve mantığa aykırıdır. Kseno­ olduğunu uyuşarak Tanrı’nın bir söyler. bir erkeğin büyükbaba olabileceği en kı­ sa süredir. Aşırı nem­ den ölen ruh toprağın dibine gider. Her şey gerçekte bir başka şeyin ölümüdür. Herakle­ itos yaşamın ve ölümün dengesini koruyan çevrimin süresini otuz yıl olarak tahmin eder. Bu. Herakleitos. Tanrılar ve insanlar birdir. Gerçek yorgunluk aynı durumun sürekliliği­ dir. .

"besleme” temel anlamda metaforiktir. Heraklei­ tos’un öğütsel özdeyişleri fiziksel kuramların­ daki temel ilkelerden dolayı derin bir anlam kazanır. Çünkü iyi yasalar. bir insanın tam anlamıyla etkin ve bilge olabileceğine olan inancı da bu­ nu doğrular. tıpkı Hera­ . Bu yasalar dünya düzeninin temel öğesi olan Logos ile bağdaşır. Homeros’ta sık rastlanan. Etik Herakleitos’un etik öğütleri daha çok öz­ deyiş biçimindedir ve genellikle çağdaşlarıyla benzerlikler taşır. insan yasalarıyla Logos arasın­ daki ilişki dolaylıdır ve bunun maddi bir ze­ mini yoktur. etik ile fiziğin ilk kez biçimsel olarak iç içe örülmüş olmasıdır. Herakleitos felsefesinin temel ahlakı. Daimon. Te­ oloji ve dinle ilgili birkaç Parça döneminin dinsel canlanmasına pek de sempatiyle bak­ madığını göstermektedir. tanrısal-ev­ rensel yasalar tarafından beslenir. Burada. He­ rakleitos’a göre insani yasalar. insanın kişisel yazgısı anlamına ge­ lir. burada. ölçülülük ise bireyin kapasitesinin doğru değerlendirilmesine bağlıdır.ayinlerini ve törenlerine karşıdır. in­ sanın yaptıklarından ötürü sorumlu tutula­ mayacağı görüşünün yadsınmasıdır. insanın bir ölçüde denetleyebil­ diği kendi karakteri tarafından belirlenir. Evlere ta­ pınmanın saçmalığı üzerine yorum yapar. Ayrıca şeylerin merkezi özünün an­ laşılması yoluyla. Ölçülülüğün önemini vur­ gular. “Karakter insanın kaderidir" sözü. Bu yazgı.

yine de . çaba olmadan. Kamuo­ yu bu bakımdan. “ortak”ın tam tersidir. Bu görüşün birinci koşulu. uyuyan insan­ lar gibi davranmak. En çok itirazda bulunduğu “çoğunluk’ün her biri kendi dünyasında ve kendile­ rine özgü bilgeliği varmış gibi yaşar. yani ruhlarımızın nem­ lenmesine izin vermek. ateşli ruhlara sahip bilge insanların yarattığı bir şeydir. Herakleitos’un vurguladığı gibi “sağduyü’dan çok farklı bir kavramdır.kleitos'un kendisi gibi. olmadan huzuru mutluluğu aramamalı. Bilge bir insan. He­ rakleitos’un etiği onun insanbilimsel ve koz­ molojik görüşlerinin bir sonucu olarak görül­ melidir. kar­ şılığı kötü olmadan iyiyi sağlamaya çalışma­ malıdır. yaşamayı hoşnutsuzluk beklememelidir. Ama "ortak". Kaldı ki Herakleitos “sağduyu"dan olabildiğince nefret etmişti. Kötüyü iyiyle birlikte tanı­ mak zorunda kalmaktan yakınmamalı. insanların dünyayla doğru ilişkisini anlayan. Herakleitos “ortak” olanı kentin ya­ salarıyla karşılaştırarak Stoacı dünya-devle­ tinin yolunu açar. Bu yasalar tanrısal yasa­ nın yetkin olmayan cisimlenişidir. Gerçekten “ortak” olan budur ve en büyük yanlışlık. kendimizi dünya ate­ şinden uzaklaştırmaktır. Herakleitos’un ahlaksal öğretisi kimi za­ man Etik’in sağduyu kavramının önceden se­ zinlenmesi olarak değerlendirilmiştir. şeyle­ re tutarlı bir biçimde. ruhların kuru tutularak ateş demek olan bilgelik için­ de kaynaşmasıdır. bütünsel olarak bak­ malıdır.

* Bu yazı. - 160- . surlar için olduğu kadar yasalar için de savaşmalıdır. S. John Burnett. çünkü bütün insani etkinliklerde bir görelilik Böyleyken. çünkü onda “ortak" olan cisimlen­ miştir. yasayı İnsan ortadan Tanrı'nın kaldırmamalıdır. yanında çocuktur. Raven okumalarının bir özetidir. en iyi bir on bindir.tanrısal vardır. E. G. Kirk-J. Ve kuru bir ruha sahip bir yurttaşı barındıran bu kentte.

HERAKLEİTOS’UN YAŞAMI

(İ. Ö. 540-480)
Yaşamını aristokrat Ephesos’ta geçirmesi, ve eski bir

aileden

gelmesi

kenttaşlarıyla

arasının iyi olmaması dışında Herakleitos’un yaşamına dair bilinenler tümüyle söylentiye dayanmaktadır. Şöyle yazıyor Diogenes Laer­ tios: “Ephesoslu, Bloson (ya da, kimilerine göre Herakon) oğlu Herakleitos. Bu adam 69’uncu Olimpiyat’ta kırk yaşındaydı. Son derece mağrur, tepeden bakan biri olarak ye­ tişmişti. ‘Çok bilmek öğretmez akıllı olmayı. Öğretse Hesiodos’la Pythagoras’a öğretirdi, bir de Ksenophanes’le Hekaitos’a’ dediği kita­ bından da anlaşılacağı gibi... Sonunda, bir insan kaçkını olarak dünyadan elini ayağını çekti, dağlarda ot ve bitki yiyerek yaşadı. Ama bütün gövdesini ödem kaplayınca kente indi ve hekimlere, bir şaşırtmacayla, yağmur­ lu bir havayı kurağa çevirip çeviremeyecekle­ rini sordu. Hekimler bir şey anlamayınca, kendini bir gübreliğe gömdü. Gövdesindeki suyun gübrenin sıcaklığıyla buharlaşacağını umuyordu. Ama bu, bir sonuç vermedi ve alt­ mış yaşında öldü.”
-

161-

Diogenes biyografik bir öykü diyebileceği­ miz yazısında, Herakleitos’un Ephesoslular için yasalar yapmaktansa Artemis tapınağın­ da çocuklarla oyun oynamayı yeğlediğini an­ latır. Herakleitos üzerine söylentilerin çoğu kendi sözleriyle açıklanabilir. Örneğin, aşırı insan kaçkınlığı onun insanların çoğunluğu­ nu eleştirmesiyle ( 9 1 , Parça); ölümcül ödem­ lerle kaplanması 61. Parça’yla; aynı biçimde, eleştirdiği hekimlerin onu kurtarmak için bir şey yapmamaları, kendisini gübreye gömme­ si 17. ve 124. Parça’larla ilinülendirilebilir. İ. Ö. 3. yüzyılda yaşamış olan Phliuslu Ti­ mon’un Herakleitos’a "muammacı" dediği bi­ linir. Herakleitos’un üslubuyla ilgili bu eleşti­ ri daha sonra Latince obscurus (karanlık) sı­ fatının yakıştırılmasıyla son biçimine ulaştı (Cicero). filozof"tu. Romalılar döneminde Herakleitos için yaygın betimlemelerden biri de “ağlayan

-

162 -

HERAKLEİTOS’UN KİTABI
Diogenes Laertios’a göre: “Onun olduğu söylenen kitabın adı 'Doğa Üzerine'dir. Üç bö­ lüme ayrılmıştır: Evren, Siyaset, Teoloji. Ki­ milerinin söylediğine göre kitabı Artemis tapı­ nağına adamış ve oraya koymuştur. Halk ta­ rafından kolayca küçümsenmemesi ve yalnız­ ca yüksek toplumsal konumda bulunanların anlaması için kitabı bilerek kapalı bir uslup­ la yazmıştır... Kitap o kadar büyük bir üne kavuşmuştur ki, Herakleitosçular denen til­ mizler türemiştir.” "Doğa Üzerine” başlığı Aristoteles ve peri­ patetik filozofların “doğal filozof’ olarak ad­ landırdıkları düşünürlerin yapıtlarına yakış­ tırılırdı. Bölüm başlıklarının özgün olmadığı ve Stoacı editörler tarafından düzenlendiği sanılmaktadır. Elimizdeki parçaların, bir ko­ nudan öbürüne atlayan bir kitabın parçala­ rından çok, sözel özdeyişler olduğu açıktır. Delphoi tanrısı ve Sibylla ile ilgili Parçalar, Herakleitos’un bilici üslubunu bilinçli olarak kullandığını göstermektedir. Buna neden ola­ rak, Herakleitos’un yaşadığı dönemdeki din­ sel canlanmadan dolayı bu üslubun gözde ol­ ması gösterilebilir.
-

163-

.

"Yakıcı" prestner sözcüğünün bire bir karşılığı. 105. “yakı­ cı” (yıldırım ya da yangın). Kykeon: Sıcak şarapta eritilen keçi peyniri. vecit halinde ke­ hanette bulunan efsanevi kadın. 77. Parça 1. "ateşli bir hortumun eşlik ettiği kasırga". sayfadaki dizeler Cevat Çapan ın Türkçeleştirdiği. Burnett 2. 22. Sibylla: Apollon'un efendisi olduğu. O Bias ki. Kirk-Raven. 4. . "Kü­ çük Yeşil Deniz" adlı şiirden alındı. "Dünya düzeni"ni kozmos karşılığında kullanıyo­ rum. Tanrı'nın gözünde. 127. 87. Bu tartışmalı sözcüğün karşılığı olarak Burnett. "yıldı­ rımlı fırtına” diyor. “Çoğu insan kötüdür. sıraya aldığı bu Parçaya ilişkin dipno­ tunda Logosu Herakleitos'un kendi söyleminden başka bir şey olarak görmüyor ve filozofu peygam­ berliğe daha yakın buluyor. “Bütün bunlar"dan büyük olasılıkla adaletsizlikler kastediliyor.NOTLAR 7.” demişti. J. Logos yerine. Söz (ya da Kelam) demeyi yeğliyor. 37. Charles Kahn ise.

.

John. E.KAYNAKÇA Burnett. Cambridge. 1892. Kirk-J. Kahn. 1892. Cambridge. S. Early Greek Philosophy. 1979. G. Charles H. The Art and Thought of Heraclitus. Raven. London. . The Presocratic Philosophers.

com/?cbb4rc9biriq4rb .Kırık Taşlar http://www.pdf ve epub olarak aşağıdaki linkten indirebilirsiniz: Herakleitos .mediafire.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful