You are on page 1of 2

ORTAÖĞRETİM

KİMYA 12
1. BÖLÜM:
KİMYASAL BAĞLAR
REHBERİ
Yirmialtıncı Pencere (Haşiye)

Şu kâinatın mevcudatı yüzünde tazelenen ve gelip geçen cemaller ve hüsünler; bir Cemal-i
Sermedî cilvelerinin bir nevi gölgeleri olduğunu gösterir. Evet, ırmağın yüzündeki kabarcıkların
parlayıp gitmesinden sonra arkadan gelenlerin gidenler gibi parlamaları, daimî bir şemsin
şualarının âyineleri olduklarını gösterdikleri gibi; seyyal zaman ırmağında, seyyar mevcudatın
üstünde parlayan lemaat-ı cemaliye dahi, bir cemal-i sermedîye işaret ederler ve onun bir nevi
emareleridirler. Hem kâinat kalbindeki ciddî aşk, bir Maşuk-u Lâyezalî’yi gösterir. Evet, ağacın
mahiyetinde olmayan bir şey, esaslı bir surette meyvesinde bulunmadığı delaletiyle; şecere-i
kâinatın hassas meyvesi olan nev’-i insandaki ciddî aşk-ı lahutî gösterir ki; bütün kâinatta -fakat
başka şekillerde- hakikî aşk ve muhabbet bulunuyor. Öyle ise kalb-i kâinattaki şu hakikî
muhabbet ve aşk, bir Mahbub-u Ezelî’yi gösterir. Hem kâinatın sinesinde çok suretlerde tezahür
eden incizablar, cezbeler, cazibeler; ezelî bir hakikat-ı cazibedarın cezbiyle olduğunu hüşyar
kalblere gösterir. Hem mahlukatın en hassas ve nuranî taifesi olan ehl-i keşf ve velayetin
ittifakıyla, zevk ve şuhuda istinad ederek, bir Cemil-i Zülcelal’in cilvesine, tecellisine mazhar
olduklarını ve o Celil-i Zülcemal’in (kendini) tanıttırılmasına ve sevdirilmesine zevk ile muttali
olduklarını, müttefikan haber vermeleri, yine bir Zât-ı Vâcib-ül Vücud’un, bir Cemil-i Zülcelal’in
vücuduna ve insanlara kendini tanıttırmasına kat’iyyen şehadet eder. Hem kâinat yüzünde ve
mevcudat üstünde işleyen kalem-i tahsin ve tezyin; o kalem sahibi zâtın esmasının güzelliğini
vâzıhan gösteriyor.

İşte kâinat yüzündeki cemal ve kalbindeki aşk ve sinesindeki incizab ve gözlerindeki keşf ve
şuhud ve hey’atındaki hüsün ve tezyinat; pek latif, nurani bir pencere açar. Onun ile, bütün
esması cemile bir Cemil-i Zülcelal’i ve bir Mahbub-u Lâyezalî’yi ve bir Mabud-u Lemyezel’i,
hüşyar olan akıl ve kalblere gösterir. İşte ey maddiyat karanlığında, evham zulümatında, boğucu
şübehat içinde çırpınan gafil! Kendine gel. İnsaniyete lâyık bir surette yüksel. Şu dört delik ile
bak; cemal-i vahdeti gör, kemal-i imanı kazan, hakikî insan ol!..

(Haşiye): Şu pencere umumî değil. Ehl-i kalb ve ehl-i muhabbete hususiyeti var. ......

..... Hüsn-ü niyet öyle bir kimyadır ki, şişeleri


elmasa çevirir, toprağı altın yapar. ......