You are on page 1of 1

"neyin feryadi ile baslar mesnevi'sine mevlana, dogdugu topraklardan kopusunu, hayat dedigimiz

bize ayrilan zaman dilimindeki seyahatini, bir diyardan digerine, bir sevdadan baska sevdalara
gidisini anlatir ney'in.

en sade ve oz haliyle, insanin, hepimizin oykusudur ney'in hikayesi. her birimizin basli basina bir
dunya oldugunun; her bir gonlun acilar, sevdalar, umutlar, asklar, dert ve dermanlarla yogrulmus
seyahatinin ney'e yansiyan sedasidir.

dogdugumuz andan itibaren, cogu zaman taklit gorenekler, kuru inanclar, sevgisiz ideolojiler, bos
menfaatler yada kohne gelenekler tarafindan haciz edilmis hayatlarimizin ozunde, tek bir seyahatin
yolcusu olmak gibi kacinilmaz bir ortakligi paylasiriz tum insanlarla. basi ve sonu olan herseyin
bitmesinin, gecip gitmesinin kacinilmaz oldugu bir dunyada, nufus kagitlarimizdaki bilgilere ya da
cuzdanimizin kalinligina bakilmaksizin yeri, ismi ve zamani bilinmeyen bir istasyonda hayat
treninden indirelecegimiz gercekligi hic bir ayrim yapmaksizin hepmizin karsisina cikar.
kimimiz seyahatinin mektuplarini yazar, digeri nakseder, kimi seyahatlar ise sabirla baslayip sirla
muhurlenir, kelimelerin kifayetsiz, namelerin caresiz kaldigi seyahatler vardir. ney'inki boylesi bir
seyahattir, namesi herhangi bir seyahate degil "seyahat" 'in kendisine ait bir feryattir, hayatin
ozunun, henuz isimlerle, sifatlarla, mal-mulk-varlik-yokluk endisesi ile tozlanip kirlenmemis, yeni
dogmus bebegin heyecanla carpan yuregi gibi kayitsiz, hesapsiz carpisinin ifadesidir. belki de tum
seyahatler en basta sahip olup elimizden kus gibi ucan bu safligi, ictenligi bulmaya dair bir
arayistan ibarettir.

besyuz milyar yildan daha yasli bir dunyada, tarihi otuzbes bin yila ancak uzanan insanin, yetmis
yillik hayati yunus'un bir goz acip yummasindan dahi kisa bir surece tekabul eder. sadece
kendimizin sahip oldugu bu "seyahat an'ini" kosturmacalar, telaseler, endiseler, anlamsiz
mucadeleler icinde yitiririz cogu zaman. binalar, caddeler, betonlar arasinda para pul pesinde
acimasizca suruklenen maddi dunya ile, enerjisini tenbih ve tehditden alan, hukumlerini ve
menfaatlerini ates korkusu ile korukleyen "dinler ve ideolojilerin" arasindaki, gonlumuzdeki titrek
mumu sondurmeden yasama cabamizda, ask'dan baska hicbir soz soylemeyen mevlana'nin,
yunus'un yani gercek asik'larin sohbeti; comertligi ve berrakligi ile kimseyi ayirmadan, secmeden,
elemeden, herkesin uzerine aydinligini salan gunesin kara bulutlarin arasindan cikivermesi
kabilinden hayatimizi ask ve sevgiyle aydinlatir.

asik'larin dili birdir; ask dilini konusurlar, anlamak icin ne tercuman, ne sozluk gerekir, aska talip
olma istegi, talebin kabul edildiginin mesajidir. asik'in mekani gonul evidir; camiler, kiliseler,
tapinaklar, butun muhtesemlikleri ve susleri ile dunyanin tum dini mabedleri, ac kalmisa karsiliksiz
uzatilan ekmegi veren gonlun ferahligi ile tozdan yapilmis resimler gibi ucusur giderler. tozlarin,
masallarin, mitolojilerin alimli yollarindan ziyade, gonul evimizde bizi hasretle bekleyen sevgilimize
kavusma yolundaki seyahatimizin nameleridir buradaki sesler. samimi olmak disinda hicbir iddiasi
olmayan calismalardir. hasbel kader icerisinde begenilen bir sey bulunursa, bu suphesiz gonlunu,
sanatini, samimiyetini bu albume koyan cok degerli muzisyen dostlara, hatalar ve kusurlar ise
tamamen bana aittir. uflemeye calistigimiz neyden onbes yildir cikarttigimiz tum sesler, muzikler,
besteler, degerli hocamiz kutb-ul ney niyazi sayin'in tek bir rast notasindan daha acizdir, gucsuzdur.
tum bu soylediklerimizi, caresizligin ve sogugun bagrinda yalinayak sokak ortasinda elindeki tiner
sisesi ile uyuyakalan cocugun tek bir gulumsemesine hic dusunmeden degisiriz.

name'lerimin, seyahati sirasinda sayiklayan bir meczubun samimi icten, kusurlarla dolu sedalari
olarak, hicbir sekilde ciddiye alinmayarak dinlenmesi umudu ve duasi ile..."

mercan dede, montreal, ocak 2001.