1 Eylül

MUKABELE Kur’an-› Kerim Ramazan ay›nda inmeye bafllam›flt›r. Peygamber Efendimiz, her y›l Ramazan ay›nda, o zamana kadar inen sûre ve ayetlerin s›ras›n› gözden geçiriyordu. Bu uygulamay›, Peygamberimiz ve Cebrail (a.s.), Kur’an’› karfl›l›kl› birbirlerine okumak suretiyle yapt›klar› için buna “Kur’an’›n arz›” ve “mukabele” denmifltir. ‹flte dinimizdeki mukabele gelene¤inin temeli budur. Ramazan ay›nda her gün belli saatlerde evlerde, mescitlerde toplanan insanlar, iyi bilen bir kiflinin sesli olarak okudu¤u Kur’an ayetlerini, ellerindeki kitaplardan, cüzlerden takip ederek birlikte hatme-

derler. Kur’an okumay› bilmeyenler ise dinleyerek, hatim sevab›na ortak olurlar. Ramazan ay›n›n ayn› zamanda “Kur’an ay›” olmas› sebebiyle Kur’an okumay› bilmeyen Müslümanlar›n da, ö¤renmeye bafllamas› gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) flöyle buyuruyor: “Kim Ramazan ay›n›n faziletine inanarak ve karfl›l›¤›n› Allah’tan bekleyerek Ramazan’› ibadetle ihya ederse geçmifl günahlar› ba¤›fllan›r.” (Buhari, “‹man”, 37) Biz bugün bu mukabele gelene¤ini devam ettirmek suretiyle Peygamberimizin bir sünnetini ihya etmifl oluyoruz ve böylece Rabbimiz’in sevgisine nail olmay› umuyoruz.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

2 Eylül

HAZRET‹ AYfiE Müminlerin annesi Hz. Ayfle, Hz. Ebûbekir’in k›z›d›r. Küçük yafllarda Müslüman olarak ‹slâm’›n güzelli¤iyle büyüyen Hz. Ayfle’yle Peygamberimiz (s.a.s.) aras›nda derin bir sevgi ve sayg› ba¤› vard›. Haf›zas› kuvvetliydi. Efendimizin okuma yazma bilen üç han›m›ndan biriydi. Çok ak›ll›, zeki, âlime, edibe ve salihayd›. F›k›h, t›p ve fliire vak›f olan Hz. Ayfle’nin rivayet etti¤i hadisler 2000’nin üzerindedir. Müslümanlar ilmî meselelerde eksik kald›klar› noktalar› ondan ö¤renirlerdi.

‹badet hayat›da fevkalâde üstündü. Bütün y›l fas›lalarla oruç tutar, hemen her gece namaza kalkar, Peygamberimiz (s.a.s.)’le teheccüd k›lard›. Biricik Peygamberimiz vefat ederken mübarek bafllar› onun kuca¤›ndayd›. Odas› Ravza-i Mutahhara olmufltur. Hayat›n› bütünüyle ‹slâm’a adad›. Ö¤renci yetifltirdi. F›khi meselelerde fetvalar verdi. Evi âdeta bir okuldu. ‹lim deryas›nda birçok sahabenin üstündeydi. Say›s›z ö¤renciyle birlikte, öksüz ve yetimleri al›p beslemifl, e¤itmifl, onlarla ilmini paylaflm›flt›r.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

3 Eylül

MAHYACILIK Ramazan aylar›nda camilerin minareleri aras›na ip gerilerek as›lan ›fl›kl› yaz› fleritlerine mahya,bu iflle meflgul olan sanatç›ya da mahyac› denir. Mahyac›l›k, Türklere özgü bir sanatt›r. Yüzy›llar boyu gittikleri her yerde ölümsüz eserler b›rakan atalar›m›z mahya sanat›n›n da bütün inceliklerini kullanarak bu alanda da özgün çal›flmalara imza atm›fllar ve bu sanat›n önderi olmufllard›r. Usta ç›rak iliflkisi içinde yetiflen mahyac›lar bugün de halen gökyüzüne ›fl›k saçmaya, semay› ayd›nlatmaya devam etmektedirler. As›rlar›n bilgi ve kültür birikimini usta elleriyle ka¤›tlara, iplere, lambalara

yazmaktad›r mahyac›lar. Kandil gecelerinde ve özellikle de Ramazan ay›nda camilerin ›fl›kl› gerdanl›klar›d›r mahyalar. Üzerinde türlü türlü mesajlar›n yer ald›¤› gözlere ve gönüllere hitap eden adeta birer iletiflim arac›d›r mahyalar. Kimi zaman “‹çki Kötülüklerin Anas›d›r” diyerek içkiden sak›n›lmas›; kimi zaman da “Oruç Tut S›hhat Bul” diyerek orucun faydas› vurgulan›r mahyalarda. Ramazan›n manevî atmosferine gökyüzünü rengarenk boyayarak katk› sa¤lar mahyalar. Mahya sanat›n›n teknolojiye yenik düflen meslekler kervan›na kat›lmamas› ve daha uzun y›llar yaflamas› dile¤iyle…

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

4 Eylül

KOMfiULUK Ailemizden sonra en yak›n sosyal çevremizi komflular›m›z meydana getirir. Komfluluk toplumsal yaflam›n vazgeçilmez bir unsurudur. ‹yi günde kötü günde, sevincimizi ve ac›m›z› ilk paylaflt›¤›m›z kimselerdir komflular›m›z. ‹htiyaç halinde ilk olarak onlar›n kap›lar›n› çalar, sabahlar› aile fertleri d›fl›nda ilk karfl›lafl›p onlarla merhabalafl›r›z. Bu nedenle komflular›m›zla iyi iliflkiler içinde olmal›, onlara yard›m› esirgememeliyiz. Kur’an-› Kerim’de bu hususta flöyle buyurulmaktad›r: “Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir fleyi ortak koflmay›n. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yak›n komflu-

ya, uzak komfluya, yan›n›zdaki arkadafla, yolcuya, elinizin alt›ndakilere iyilik edin. fiüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”(Nisâ, 4/36) Komflular›m›zla iyi iliflkiler kurmal›, rahats›zl›k verici davran›fllardan kaç›nmal›, onlar›n hak ve hukuklar›na riayet etmeliyiz. Bu konuda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in yaflam›n› örnek almal›, onun uygulamalar›n› kendimize düstur edinmeliyiz. Çünkü O, komfluluk iliflkilerine büyük önem vermifltir. Bir hadiste flöyle buyuruluyor: “Allah’a ve ahiret gününe inanan komflular›na eziyet etmesin” (Buharî, “Edeb”, 21)

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

5 Eylül

(Bir Hadis, Bir Yorum) ORUÇ “Kim, faziletine inanarak ve karfl›l›¤›n› Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmifl günahlar› ba¤›fllan›r” (Buharî, “Savm”, 6). Amel ve ibadetlerin, Allah kat›nda makbul olabilmesi, bunlar›n inanç ve ihlâsla yap›lm›fl olmas›na ba¤l›d›r. ‹hlâs ve samimiyetten uzak olarak, gösterifl, korku ve itibar gibi birtak›m geçici gerekçelerle yap›lan ibadet ve güzel amellerle Allah’›n r›zas› kazan›lamayaca¤› gibi sevap da elde edilemez. Peygamber Efen-

dimiz (s.a.s), bu önemli noktaya dikkat çekerek, Ramazan orucunu, onun farziyyetine, faziletine, faydas›na yürekten inanarak ve karfl›l›¤›n› sadece Allah'tan bekleyerek tam bir ihlâsla tutan kimselerin, geçmifl günahlar›ndan ar›nd›r›lacaklar›n› müjdelemektedir. Hadiste zikredilen flartlara uyarak bafllad›¤› Ramazan orucuna, hastal›k, vb. meflrû bir sebeple devam edemeyenler de, bafllang›çtaki niyet ve davran›fllar› sebebiyle bu müjdeli hükme dahildirler.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

6 Eylül

HANIMLARIN EFEND‹S‹ HZ.FATIMA Hz.Fât›ma validemiz, Hz.Muhammed (s.a.s.)’in Hz. Hatice’den olan en küçük k›z›d›r. Hz.Fât›ma, Peygamberimizin terbiyesiyle yetiflmifl, her yönüyle kendine babas›n› örnek alm›flt›r. Onu görenler sadece fizikî görünüflü ile Hz.Peygamber (s.a.s.)’e benzetmemifl, hayâ, cömertlik, merhamet, konuflma, yürüme tarz› ile de benzetmifllerdir. ‹ffet ve hayâ timsali oluflundan dolay› “Betül”; ibadete düflkünlü¤ü neticesi ilâhî nurun yüze aksediflinden “Zehra”; vakar ve a¤›rbafll›l›¤›yla han›mlar›n efendisi anlam›nda “Seyyidetü’n–Nisa”; ahlâkî tav›rlar›ndan Resûlullah (s.a.s.)’› hat›rlatt›¤›ndan dolay›, babas›n›n k›z› anlam›na gelen “Bint-i Ebîha”; üstün bir zekâya ve kavray›fl gücüne sahip oldu¤undan dolay› “Ze-

kiye”; kimseyi incitmemeye gösterdi¤i özenden ve elinden geldi¤ince insanlar› hoflnut etmeye çal›flt›¤›ndan dolay› “Marziyye” denmifltir. Hz.Fât›ma ile evlenmek isteyenler çoktu. Hz.Ali de Hz.Fât›ma’y› istemeyi düflünmekte; fakat bunu, bir türlü açamamaktayd›. Nihayet sahabenin teflvikiyle durumu Resûlullah’a arz etti. Resûlullah, bu iste¤i uygun bulup Hz.Fât›ma’ya konuyu açt›. Hz.Fât›ma, utanc›ndan hiçbir söz söylemedi. Hz.Fât›ma’n›n sükût etmesini ikrar sayan Resûl-ü Ekrem, k›z›n› Hz. Ali ile evlendirdi. Hz.Ali ile Hz.Fât›ma’n›n Hasan, Hüseyin, Muhsin, Ümmü Gülsüm ve Zeynep ad›nda befl çocu¤u oldu. Hz.Fât›ma, Hz.Peygamber’in irtihalinden 6 ay sonra, Hicrî 11 (M.632de ahirete göç etmifltir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

7 Eylül

KUR’AN’I ANLAMAK Kur’an’› anlayabilmek için elimizde bulunan en önemli malzeme ve kaynak, bizzat Kur’an’›n kendisidir. Kur’an’› anlamak maksad›yla metninden veya mealinden okumaya niyetlenen kimse, her fleyden önce karfl›s›ndaki eserin Allah kelam› oldu¤unu bilmelidir. Nitekim Allah Teâlâ: “Onlar Kur’an’› düflünmüyorlar m›? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var!” (Muhammed, 47/24) buyurmaktad›r. Kur’an okumakla Allah ile iletiflime geçen insan, bunu gönül dünyas›na da aktarmaya çal›flmal›d›r. Nitekim Peygamber Efendi-

miz (s.a.s.), Kur’an’› okurken duygulan›p onunla karfl›l›kl› canl› iletiflime geçerdi. Rahmet ayeti okudu¤unda durur, Allah’tan rahmet dilerdi; azap içeren bir ayet okudu¤unda ise yüce Allah’a kendisini o azaptan korumas› yönünde dua ederdi. Kur’an’› anlamak maksad›yla metninden veya mealinden okuyan kifli, anlamakta zorland›¤› yerleri iflaretleyip, okumay› bitirdikten sonra o yerlere yeniden dönebilir, varsa benzer baflka ayetlere de baflvurabilir. Çünkü Kur’an’›n anlafl›lmas›nda en önemli kaynak, yine Kur’an’›n kendisidir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

8 Eylül

TEVBE Tevbe, ifllenmifl bir günahtan dolay› piflman olmak ve bir daha ifllemeyece¤ine dair Allah’a söz vermektir. ‹nsano¤lu bilerek veya bilmeyerek günah iflleyebilir. Bu nedenle tevbe, ifllenen günahtan kurtulmak için, Cenab-› Hakk’›n kullar›na verdi¤i en büyük f›rsat kap›s›d›r. Nitekim Kur’an-› Kerim de; “Allah kat›nda (makbul) tevbe, ancak bilmeyerek günah iflleyip sonra çok geçmeden tevbe edenlerin tevbesidir. ‹flte Allah, bunlar›n tevbelerini kabul buyurur. Allah, hakk›yla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisâ, 4/17); “Ey iman edenler! Bir daha (günaha) dönmeyecek tevbe ile tevbe ediniz” (Tahrîm, 66/8) buyurulmufltur. Bu f›rsat› kullar›na veren Allah Teâlâ sonsuz

rahmet ve ma¤firetine s›¤›n›lmas›n› istemifl, ifllenen günahtan dolay› da hemen tevbe edilmesinin gerekli oldu¤unu belirtmifltir. Konu ile ilgili Peygamberimiz (s.a.s)’de, “Ademo¤lunun hepsi günah ifller. Günah iflleyenlerin en hay›rl›s› ise tevbe edenlerdir”. (‹bn Mâce, “Zühd”, 30) buyurarak insan›n hatas›z olamayaca¤›n› ve yapt›¤› günahtan dolay› hemen tevbe etmesini istemifltir. Bu nedenle, tevbenin en güzeli; iflledi¤i günah› terk etmek, yapt›¤›na piflman olmak ve bir daha günah ifllemeyece¤ine içten karar vermektir. Allah Teâlâ hepimizi tevbesi kabul edilen ve günahlar› ba¤›fllanan kullar›ndan eylesin. (Amin)

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

9 Eylül

‹T‹KAF ‹badete niyet ederek bir mescidde veya mescid hükmündeki mekanda inzivaya çekilmeye “itikaf” denir. ‹tikafta yeme, içme gibi do¤al baz› ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› d›fl›nda dünya ile meflgul olunmaz. Daha çok ibadet, tefekkür, ve Allah’› zikir ile vakit geçirilir. Mescid içinde giderilmesi mümkün olmayan zaruri ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› için d›flar› ç›k›labilir. Bu tür hallerin d›fl›nda mescid ya da mescid hükmündeki mekandan d›flar› ç›k›lmamas› gerekir. ‹tikaf, Allah’a yak›nlaflmak için bir vesiledir. ‹tikaf müddetince dünya nimetlerinden uzaklaflan

insan, dünya ve ahiretin anlam›, varl›¤›n hikmeti, hayat›n istikameti hakk›nda düflünme f›rsat› yakalam›fl olur. ‹tikaf, bir çeflit derin tefekkür, huflu ve zikr ile Allah’a yaklaflmak için yap›lan ibadettir. Peygamber Efendimiz, Medine’ye hicret ettikten sonra, her y›l Ramazan ay›n›n son on gününü itikafa girerek geçirmifltir (Buharî, “‹tikaf”, 3). Peygamberimizin bu uygulamas›, Müslümanlar aras›nda da yayg›nl›k kazanm›flt›r. Kadir gecesinin, Ramazan›n son on günü içinde bulunmas› ihtimali dolay›s›yla, bu günlerde itikafa girmek, Kadir gecesinin ihyas› için de bir imkân sunar.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

10 Eylül

ZEKATI ANLAMAK Zekat›n kelime anlam› artma, ço¤alma, ar›tma ve berekettir. Zekat, belirli yerlere sarf edilmek üzere dince zengin say›lan kiflilerin mallar›ndan belli bir pay›n al›nmas›d›r. Kur’ân-› Kerim’de zekat kelimesi genellikle namazla birlikte zikredilmifltir. Bundan anlafl›ld›¤›na göre ‹slâm’›n ilk dönemlerinden itibaren Müslümanlar zekat fikrine al›flt›r›lm›fl, daha sonra da zengin olanlar›n bu imkân›n› belli oranlarda fakirlerin ve toplumun ihtiyac› için harcamas› gerekti¤i, bunun namaz ibadeti kadar önemli bir husus oldu¤u vurgulanm›flt›r. Kur’an zekat vermeyi mü’minle-

rin, muhsinlerin, iyi ve muttaki kullar›n vas›flar›ndan saym›flt›r. Cenab-› Allah; “…kurtulufla erecek mü’minlerin bir özelli¤inin de zekatlar›n› vermeleri veya zekat verebilmek için çal›fl›p zengin olmalar› oldu¤unu haber vermektedir.” (Mü’minûn, 23/1-4) Yine bir hadisle de her insan›n zekat vermesi bir ödev olarak telakki edilmifl ve bu u¤urda çal›flmas› teflvik edilmifltir. (Buharî, “Zekat”, 30) Zekat ibadeti zenginle fakir aras›ndaki sevgi ve sayg›n›n geliflmesine, kardeflli¤in pekiflmesine ve toplumun huzur ve saadetine büyük bir vesiledir. Zenginin mal›n›n art›fl›n› da sa¤lar.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

11 Eylül

(Bir Ayet, Bir Yorum) ‹LAH‹ ‹MT‹HAN “Andolsun ki sizi biraz korku ve açl›kla; bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele” (Bakara, 2/155). Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ederek müflriklerin sald›r›lar›ndan k›smen kurtulmufllard›. Hicretin ilk y›llar›nda halâ korkular› vard›. Medine’de putperestlerin tehdidi alt›ndayd›lar. Mallar›n› Mekke’de b›rakt›klar›ndan, k›sa zaman sonra bafllayan savafllarda maddî s›k›nt› çekmeye bafllam›fllard›. Savafllarda can ve mal kayb›na u¤ruyorlard›. Medinelilerden yard›m almalar›na ra¤men Peygamber ailesi de dahil olmak üzere günler-

ce kar›nlar›n› doyuram›yorlard›. Ayette özellikle Medine döneminin ilk y›llar›nda bu s›k›nt›lara iflaret edilmektedir. Allah’›n insanlar› bu tür s›k›nt›larla imtihan etmesi her zaman mümkün oldu¤undan, ayetin anlam› geneldir. Allah Müslümanlar› o zaman denemifltir, istedi¤i zaman da deneyebilir. Allah’a dayan›p s›k›nt›lar› alt›nda ezilmeyenler hem dinî hem de dünyevî bak›mdan hep kazanm›fllard›r. Bu Allah’›n bir kanunudur. Onun için ayetin sonunda “Sabredenleri müjdele” buyrularak yeniden sabra vurgu yap›lm›flt›r. Bir sonraki ayette bu sabr›n imanla ve teslimiyetle bütünleflmifl bir sab›r oldu¤u özellikle belirtilmifltir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

12 Eylül

SADAKA-‹ CAR‹YE Sadaka-i cariye; Yüce Allah›n r›zas›n› kazanmak amac›yla karfl›l›ks›z olarak fakir ve muhtaçlara yard›m etmek için, bir mal› toplumun yarar›na b›rakmakt›r. Buna göre kiflinin insanlar için olsun hayvanlar için olsun, do¤a ve sosyal çevre için yapt›¤› her yat›r›m sadaka-i cariyedir. Kifli öldükten sonra da ona kesintisiz bir flekilde sevap kazand›rmaya devam eder. Bir hadisi flerifte: “Ademo¤lu öldü¤ü zaman amel defteri kapan›r, üç kimse bundan müstesnad›r kesintisiz sadaka (sadaka-i cariye) meydana getirenler, topluma yararl› bir ilim (talebe/eser) b›rakanlar ve kendisine ha-

y›r dua eden hay›rl› çocuk yetifltirenler.” (Müslim, “Vasiye” 14; Tirmizî, “Ahkâm”, 36.) Hadiste geçen sadaka-i cariye : yol, köprü, çeflme, mescid, yoksullar için aflevi, hastane ve okul gibi hay›r yerlerini kapsam›na al›r. Kur’an-› Kerim’de; “Sevdi¤iniz fleylerden Allah için harcamad›kça hayra eriflemezsiniz…” (Âl-i ‹mrân, 3/92) tavsiyesi yap›lmaktad›r. Yüce Mevlâm›z; “Sürekli kalan ifller rabbinin kat›nda hem mükâfat bak›m›ndan daha hay›rl› hem de akibetçe daha iyidir.” (Meryem, 19/76) buyurarak kullar›n› hayra teflvik etmektedir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

13 Eylül

(Bir Hadis, Bir Yorum) ‹NFAK Ebû Hureyre (r.a.) Peygamberimiz (s.a.s.)’in flöyle dedi¤ini rivayet etmifltir; “Allah (c.c.); ey ademo¤lu infak et (ver) ki ben de sana infak edeyim (vereyim).” (Buharî, “Nafakat, 1”; “Tevhîd”, 35) Dinimizde, imkân› olanlar muhtaç durumda olanlara yard›m etmeye teflvik edilmifllerdir. Her kifli imkân› ölçüsünde ihtiyaçl› kimselere yard›m etmelidir. ‹nsan, mal›ndan bir fley verince do¤al olarak onun eksilece¤ini düflünür. Bu endifle ile ya vermez veya az verme taraftar› olur. Hadisi flerifte Peygamberimiz (s.a.s.), insanlara

o kadar güvenilir bir teminat vermifltir ki bundan daha iyi güvence olamaz. Çünkü mal›, imkân› insana bahfleden Allah, infak edene kendisinin verece¤ini belirterek mal›n vermekle eksilmeyece¤i teminat›n› vermektedir. Allah’›n verdi¤ini onun murad› do¤rultusunda vermek inanc›n gere¤i oldu¤u gibi, insan› cemiyet içerisinde sayg›n bir mevkiye yükseltir, sevilmesini sa¤lar. ‹nsanlar›n sevgisini kazanmak insan› mutlu eder. Toplumda sosyal bar›fl olur. Muhtaçlar›n, imkân› olanlar›n mal›na kötü gözle bakmas›n› engeller. ‹nsanlar aras›nda yard›mlaflma ve karfl›l›kl› sevgi ve güven oluflur.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

14 Eylül

ÇOCUKLARA KARfiI fiEFKATL‹ VE MERHAMETL‹ OLMAK ‹slâm dini büyüklere sayg› göstermenin yan›nda, küçüklere karfl› da sevgi ve merhametli olmay› istemektedir. Peygamber Efendimiz torunlar› Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i öper, okflar, severdi. Peygamberimiz: “Küçüklerimize sevgi göstermeyen, büyüklerimize de sayg› göstermeyen bizden de¤ildir” (Tirmizî, “Birr”, 15, IV, 321) “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” (Buharî, “Edeb”, 18, VII, 75) buyuyarak çocuklar› sevmenin ve onlara sevgiyi aç›kça göstermenin gerekti¤ini belirtmifltir. O, karfl›laflt›¤› her çocu¤a selam verir, onlar›n hâl ve ha-

t›rlar›n› sorar; hatta bazen onlar›n oyunlar›na ifltirak ederdi. Bir defas›nda yar›fl yapan çocuklar› gördü¤ünde onlar›n neflesine kat›lmak için onlarla birlikte koflmufltu. Küçüklere yafl ve cinsiyetine bakmadan merhamet ve sevgi göstermek, onlar›n büyüklerden en önemli beklentilerindendir. Çocuklara do¤ruyu ve yanl›fl›; korku, yalan ve bask›yla de¤il, kavrayabilecekleri metotlarla ö¤retmeliyiz. Onlara örnek olabilmek için; anne-babalar olarak birbirimizle ve di¤er insanlarla olan münasebetlerimizde nezaketi, merhameti, do¤rulu¤u esas almal›, sevgi ve hoflgörülü olmal›y›z.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

15 Eylül

KAD‹R GECES‹ Rahmet ve ma¤firet mevsimi Ramazan ay›n›n sonuna yaklafl›rken, bin aydan daha hay›rl› oldu¤u bildirilen Kadir Gecesine ulaflman›n sevinç ve mutlulu¤unu yaflamaktay›z. Kadir Gecesi, Yüce Kitab›m›z Kur’an’›n indirilmeye baflland›¤›, Sema kap›lar›n›n aç›larak esenlik ve güvenli¤in her tarafa yay›ld›¤›, dua ve tövbelerin kabul edildi¤i kutlu bir gecedir. Peygamber Efendimiz “faziletine inanarak ve sevab›n› da yaln›z Allah’tan umarak Kadir gecesini güzel amellerle geçirenlerin geçmifl günahlar›n›n ba¤›fllanaca¤›” müjdesini vermekte ve bu gecede “Allah’›m sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle” diyerek dua etme-

mizi tavsiye etmektedir. ‹nan›yoruz ki, unutarak ve bilmeyerek iflledi¤imiz günahlardan gerçekten piflman olur ve onlara bir daha dönmemeye karar verirsek, kendimizle hesaplafl›p kulluk ve sorumluluk bilincimizi yenileyebilirsek Yüce Rabbimiz bizleri affedecektir. Öyleyse, bu mübarek gecenin rahmet ikliminde, Yüce Allah’tan bizleri samimiyetten ve istikametten ay›rmamas›n›, do¤ruyu bulduktan sonra kalplerimizi e¤riltmemesini ve bizleri affetmesini dileyelim. Bu duygu ve düflüncelerle Kadir Gecenizi tebrik eder, bu müstesna gecede yapaca¤›m›z dua ve yakar›fllar›n bütün insanl›¤a sevgi, bar›fl ve huzur getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

16 Eylül

(Bir Ayet, Bir Yorum) HAK VE BATIL “De ki: Rabbim, beni tam bir do¤rulukla girdir ve tam bir do¤rulukla ç›kar. Bana kat›ndan destekleyici bir delil ver. De ki: Hak geldi ve bat›l yok oldu. Bat›l yok oland›r” (‹srâ, 17/80-81) Hak ile bat›l birbirinin z›tt›d›r. Birinci ayette Hz. Peygamber’den do¤ru olmak için dua etmesinin istenmesi, hakk›n do¤rulukla ba¤lant›l› oldu¤unu gösterir. Buradan hareketle do¤ru olan hak üzeredir, yalan ve yanl›flta olan ise bat›l üzeredir denilebilir. Nitekim dine girmek tasdîk etmek yani

do¤rulamakla mümkündür. Allah’›n gönderdi¤ini ve Hz. Peygamber’in getirdi¤ini do¤rulayan kifli, do¤rulu¤u yani hakk› seçmifl ve bat›l› terk etmifltir. Ayr›ca ayette do¤rulu¤un da bir delile dayanmas› gere¤ine iflaret edilir. “Ben yapt›m, oldu” ve “Ben söyledim, do¤rudur” denilemez. Günlük söz ve davran›fllar›m›zdaki do¤ruluk da bu kapsama girer. Çünkü yalan ve yanl›fl insan› ç›kmaza sokar. Yalanc›n›n mumu yats›ya kadar yanar atasözü de bunu dile getirir. Bunun anlam› do¤ruluk kal›c›, yalan yok olup gidicidir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

17 Eylül

(Bir Hadis, Bir Yorum) DÜfiKÜNLERE YARDIM “Müslüman Müslüman'›n kardeflidir. O'na zulmetmez onu yaln›z b›rakmaz, bir kimse Müslüman kardeflinin ihtiyac›n› karfl›larsa, Allah da ona yard›m eder. Bir kimse bir Müslüman'›n s›k›nt›s›n› giderirse, Allah da k›yamet günü onun s›k›nt›lar›ndan birini giderir...” (Buharî, “Mezalim”, 3). ‹çinde yaflad›¤›m›z toplum bir bütündür. T›pk› bir bina gibi. Binan›n her bir yap› tafl› sa¤lam olmal› ki bina da sa¤lam olsun. Toplumun da her ferdi mutlu

olmal› ki toplum huzur ve bar›fl içerisinde olsun. Hayatta herkes düflkünlükle karfl› karfl›ya kalabilir. Örne¤in baz› insanlar engelli, yetim, kimsesiz, yafll›, iflsiz, hasta, borçlu vb. durumda olabilir. Zor durumda olan bu insanlar› ayr›m yapmadan feraha kavuflturman›n yollar›n› aramak o toplumda yaflayan herkesin görevidir. Bu itibarla düflkünlere yard›mda bireysel çabalar›n yan›s›ra konuyla ilgili çeflitli kurum ve kurulufllara da büyük görev ve sorumluluklar düflmektedir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

18 Eylül

RAMAZAN BAYRAMI AREFES‹ Sevinç ve coflku günleri olan bayramlar, milletçe bütünleflmenin arac› olarak görülmektedir. Yemeiçme, ziyaretleflme ve karfl›l›kl› hediyeleflmelerle bayramlar, özellikle akrabalar ve komflular aras›ndaki k›rg›nl›klar›n giderilerek, kaynaflmay› ve yak›nlaflmay› yenilemektedir. Arefe gününde, Ramazan boyunca tutulan oruç, Müslüman›, nefis muhasebesine sevk etmifl, kalpleri ar›nd›rm›fl, affetme ve ba¤›fllama erdeminin öne ç›kmas›na yard›mc› olmufltur. ‹flte arefe günü, nefisleri tezkiye eden oruçla kulluk bilincinin zirveye ulaflt›¤›, kin, nefret ve intikam duygular›n›n iyice törpülendi¤i özel bir zamand›r. Bu ne-

denle Hz. Peygamber (s.a.s.): “Dualar›n en faziletlisi, arefe gününde yap›lan duad›r. Kim arefe gününde oruç tutarsa, pefl pefle iki y›ll›k günah› ba¤›fllan›r.” müjdesinde bulunmaktad›r. Bayram› karfl›laman›n coflkusuyla, onbir ay›n sultan› Ramazan› u¤urlaman›n buruk üzüntüsü aras›nda, özellikle hastalar› ziyaret ve onlara dua edilmelidir. Ölmüfllerin kabirlerini ziyaret, yoksul ve ma¤dur insanlara yard›m eli uzatmak, onlar› da bayrama haz›rlamak anlam›na gelmektedir. Arefe gününde, henüz vermediysek, üzerimize vacip olan f›t›r sadakas›n› mutlaka vermeliyiz. Küçük de olsa, hediyelerle çocuklar›m›z› ve büyüklerimizi sevindirerek bayram coflkusuna haz›rlamal›y›z.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

19 Eylül

fiEVVAL H‹LÂL‹ 18 Eylül Cuma günü Greenwich saatiyle 18:44'de ‹ÇT‹MÂ, 19 Eylül Cumartesi günü 06:30’da RU’YET olacak ve hilâl ilk defa Yeni Zelanda’n›n do¤usundan itibaren görülmeye bafllayacakt›r. ‹ÇT‹MA ile RU'YET farkl› günlere denk geldi¤i zaman baz› ‹slâm ülkeleri içtima’›, Türkiye gibi di¤er ‹slâm ülkeleri ise Ru’yet’i temel almaktad›rlar. Çünkü Peygamberimiz Hadis-i fierifinde Hilâlin görülmesi esas›ndan bahsetmifltir. ‹çtima günü olan 18 Eylülde ay güneflten Ankara’da 29 dk önce Mekke’de ise 24 dk önce batmakta ve günefl batt›¤› anda ay An-

kara’da 5°23’, Mekke’de ise 5°13’ ufkun alt›nda bulunmaktad›r. Hilâlin hiçbir flekilde görülmesi mümkün de¤ildir. Ru’yet günü olan 19 Eylülde ay Ankara’da güneflle ayn› anda Mekke’de ise güneflten 16’ sonra batt›¤›, günefl batt›¤› anda ay Ankara’da 23’, Mekke’de ise 3°01’ ufkun üstünde bulundu¤u halde günefl ›fl›nlar›n›n kuvvetinden dolay› hilâl görülememektedir. Fakat ayn› gün hilâl ilk defa Yeni Zelanda’n›n do¤usundan itibaren görülmeye bafllayacakt›r. 20 Eylül 2009 Pazar günü Ramazan Bayram›n›n birinci günü olacakt›r.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

20 Eylül

RAMAZAN BAYRAMI Oruçla, teravih namaz›yla, okunan mukabeleleriyle bir Ramazan Ay›n› geride b›rakt›k. Bu kutlu ayda nefis muhasebesi yaparak dindarl›¤›m›z› yeniledik, muhtaç olan insanlara elimizi, sofram›z› ve gönlümüzü açarak ‹slâm ve insan kardeflli¤ini tatt›k. ‹çimizdeki ibadet aflk›, insan sevgisi, fakire ve yard›ma muhtaç olana el uzatma iste¤i her zamankinden daha coflkulu flekilde davran›fllar›m›za yans›d›. fiimdi de ayn› his ve heyecanla Ramazan Bayram›n› idrak etmenin mutlulu¤unu yafl›yoruz. Ramazan Bayram›, milletçe birlik ve kardefllik içinde bayram›n coflkusunu yaflamak, sevinci ve kederi paylaflmak demektir. Öyleyse bu bayramda büyüklerimizi, annemizi, babam›z›, yak›nlar›m›z›, komflular›m›z ve

dostlar›m›z› ziyaret edelim. Bencilli¤i, kin ve nefreti içimizden söküp atal›m, darg›nl›klara son verelim. Ramazan ay› boyunca kazand›¤›m›z güzel al›flkanl›klar› sürdürme, vazgeçti¤imiz kötü huy ve davran›fllara bir daha asla dönmeme karar›m›z› yineleyelim. Sadece yak›nlar›m›z›, dost ve arkadafllar›m›z› de¤il, çocuk yuvalar›nda bayram sevinci yaflamay› bekleyen yavrular›m›z›, huzur evlerinde evlatlar›n›n yolunu gözleyen yafll›lar›m›z›, türlü dert ve hastal›klarla mücadele eden kardefllerimizi de ziyaret ederek bayram›n sevinç ve mutlulu¤unu onlara da tafl›yal›m. Bu duygular içinde hepinizin Ramazan Bayram›n› kutlar, Bayram›n tüm insanl›¤a huzur ve mutluluk getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederiz.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

21 Eylül

SEH‹V SECDES‹ Secde, Allah’›n emirlerine boyun e¤mek, Allah’a kulluk etmek maksad›yla ayaklar, dizler ve ellerle beraber aln›n yere konmas› anlam›na gelmektedir. Sehiv ise yan›lma, gaflet demektir. Sehiv secdesi de namazda dalg›nl›k, unutma veya yan›lma gibi durumlardan dolay›, namaz›n sonunda yap›lan secdeye denir. Namaz k›larken bir farz›n unutularak geciktirilmesi, vacibin unutularak terk edilmesi veya geciktirilmesi halinde, hatan›n telafisi için sehiv secdesi yap›lmas› gerekir. Bu konuda Hz. Peygamber bir hadisi fleriflerinde flöyle buyurmaktad›r. “Biriniz namaz›nda flüpheye düflerse, do¤rusunu araflt›rs›n ve namaz›n› kanaatine göre tamamlas›n. Sonra selam versin ve se-

hiv secdesi yaps›n.” (Buharî, “Salat”, 31) Namaz esnas›nda sehiv secdesi gerektiren bir hata yap›l›rsa, namaz›n son oturuflunda ‘Ettahiyyatü’ duas› okunduktan sonra sa¤ tarafa selam verilir ve iki defa secde yap›l›r. Daha sonra ‘Ettahiyyatü, Allahummesalli, Barik ve Rabbena dualar› okunduktan sonra selam verilir. Hz. Peygamber, çeflitli nedenlerle insanlar›n namazlar›nda yan›lmalar› durumunda, namaz k›lan kiflinin “Allah’›n huzurunda sayg›s›zl›k ettim, hata iflledim” diyerek kendini suçlamas›n›n, umutsuzlu¤a kap›lmas›n›n önüne geçerek onu rahatlatmak, her yan›lmada namaz› yeniden k›lmamak maksad›yla sehiv secdesi yap›lmas›n› öngörmüfltür.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

22 Eylül

AKRABA Z‹YARET‹ Dinimizde akrabal›k ba¤lar›na büyük önem verilmektedir. Akrabal›k iliflkilerini sürdürmek farz, bu iliflkileri koparmak ise haramd›r. Akrabalar›n› ziyaret eden, onlara maddî manevî yard›mda bulunan, onlarla iliflkilerini kesmeyen kifliler sevap kazan›rken, aksi flekilde davranan kifliler ise günah kazanm›fl olurlar. Sevgili Peygamberimiz; “Bir kimse r›zk›n›n bol olmas›n› ve ecelinin gecikmesini isterse, akrabas›n› görüp gözetsin.” (Buharî, “Edeb”, 12; Müslim, “Birr”, 20, 21) buyurarak, akrabalar› ile iliflkilerini kesmeyen kiflilerin r›zk›n›n artaca¤›n› ve ömrünün uzayaca¤›n› müjdelemifltir. Yüce Allah akraba-

lar›yla iliflkilerini sürdüren kiflilerle kendisinin de iliflkiyi sürdürece¤ini, akrabal›k ba¤lar›n› koparan kimseyle ise ba¤›n› koparaca¤›n› bildirmifltir. (Buharî, “Edeb”, 13) Sevgili Peygamberimiz akrabalar›m›z bizi ziyaret etmeseler bile, biz onlar› ziyaret etmeye devam ederek ba¤lar›m›z› koparmazsak, Yüce Allah’›n yard›m›n›n daima bizimle olaca¤›n› bize bildirmifltir. (Müslim, “Birr”, 6) Ne olursa olsun akrabalar›m›zla ba¤lar›m›z› koparmamal›, sevinçli ve ac›l› günlerinde daima onlar›n yan›nda olmal›y›z. Onlar› kötülemekten, onlara zarar vermekten kaç›nmal› ve onlarla asla darg›n durmamal›y›z.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

23 Eylül

RAMAZAN’DA KAZANDIKLARIMIZI KORUYALIM Kur’an ve rahmet ay› olan Ramazan-› flerifi oruçlar›m›z› tutarak, namazlar›m›z› k›larak, yoksullara yard›m ederek geçirmeye gayret ettik. Kur’an-› Kerim okuduk ve dinledik. Allah’a karfl› kulluk görevlerimizi yerine getirmenin sevinciyle ailece, milletçe ve bütün ‹slâm âlemi olarak Bayram›m›z› idrak edip sevindik, neflelendik. Ramazan ay›nda kazand›¤›m›z güzel hasletlerin ve yapt›¤›m›z ibadetlerin, Ramazandan sonra da devam ettirilmesi gerekir. ‹badette esas olan devaml›l›kt›r. Nitekim Peygamberimiz: “Allah’›n en çok sevdi¤i ibadet, az da olsa devaml› olan›d›r.”(Buharî, “‹man”, 32) buyurmufltur.

Rahmet ay›nda sabr›, paylaflmay› ve baflkalar›n› düflünmeyi ö¤rendik. Kimsesizlere flefkat ve merhametle yaklaflmaya, muhtaçlara yard›mc› olmaya çal›flt›k. Camilerimizde cemaatle namazlar› eda etme al›flkanl›¤› kazand›k. Kullu¤umuz ve sorumluluklar›m›z ölünceye kadar devam ediyor. Onun için Cenab-› Allah’›n, “Sana ölüm gelinceye kadar Rabb’ine ibabet et” (Hicr, 15/99) emrine uygun olarak, ibadetlerimizi ve vazifelerimizi ömrümüzün sonuna kadar yerine getirmenin gayreti içerisinde olmal›y›z. Unutmayal›m ki Ramazanda yapt›¤›m›z ibadetleri devam ettirmemiz, onlar›n makbul oldu¤unun da bir göstergesi olacakt›r.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

24 Eylül

(Bir Ayet, Bir Yorum) GIYBET “Ey iman edenler(…) baz›n›z baz›n›z›n arkas›ndan çekifltirmesin, g›ybet etmesin; sizden biriniz, ölmüfl kardeflinin etini yemeyi sever mi? ‹flte bundan i¤rendiniz. O halde Allah'tan korkun (...)” (Hucurât, 49/12) Rabbimiz bu ayette, müminin g›ybetinin edilmesini, onun ölüsünün yenmesine benzetmektedir. Kur'an-› Kerim'in bu tür benzetmelerinde gizli nükteler vard›r. Ölü, nas›l kendisini savunamazsa, g›ybet edilen kimse de kendisinden bahsedildi¤i s›rada orada haz›r bulunamad›¤› için kendi sa-

vunmas›n› yapamaz ve ma¤dur durumda kal›r. Ayr›ca ölü kiflinin eti kesildi¤inde ondan bir parçan›n önüne geçilemez flekilde eksilmesi gibi g›ybet edilen kiflinin kaybolan haysiyetinin yerine gelmesi, neredeyse imkâns›zd›r. Yine bir ölünün eti kesilip organlar› ortaya döküldü¤ünde kötü kokusunun etraf› sar›fl› gibi g›ybet vesilesiyle de düflmanl›k ve fitne, insanlar aras›nda yay›l›r ve toplumda huzur kalmaz. Lefl etinin insanlar› hastaland›rmas› gibi g›ybet de insan›n ruhunda ve dolay›s›yla toplumda zamanla yayg›nlaflan manevi hastal›klar meydana getirir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

25 Eylül

‹HT‹KÂR VE KARABORSACILIK ETMEK ‹nsan›n, yaflamas› ve hayat›n› devam ettirebilmesi için temel ihtiyaçlar›n› karfl›lamas›, çal›flmas› ve kazanç sa¤lamas› gerekir. Kur'an-› Kerim'de: “Allah, al›flverifli helâl, riba’y› haram k›ld›.” (Bakara, 2/275) buyrularak ticaretin, al›flveriflin meflrû bir kazanç yolu oldu¤u ifade edilmektedir. Kazanc›n helâl olabilmesi için de, haram yollardan kazan›lmamas› lâz›md›r. Ticarette haram olan haks›z kazanç yollar›ndan biri de ‹htikâr ve Karaborsac›l›kt›r. Biriktirmek, hapsetmek, bir fleyi fiyat› yükselsin, pahalans›n diye bekletmek ve tedâvülden al›koymak, karaborsac›l›k yapmakt›r. ‹htikâr veya karaborsac›l›k; halk›n ih-

tiyaç duydu¤u mallar› toplay›p k›tlaflt›rmak, piyasa fiyat›n› yükseltmek amac›yla saklamak demektir. Haks›z yoldan kazanç sa¤lamakla ilgili Kur'an-› Kerim'de “…Art›k ölçüyü ve tart›y› tam yap›n. ‹nsanlar›n mallar›n› eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin.” (A’râf, 7/85) “Aran›zda birbirinizin mallar›n› haks›z yere yemeyin…” (Bakara, 2/188) buyrulmaktad›r. Rasûlullah Efendimiz (s.a.s.)’de: “Kim karaborsac›l›k yaparsa, o, âsîdir, günahkârd›r.” (Müslim, “Müsakât”, 26) sözüyle bu yola baflvuranlar› uyarmaktad›r. Ancak; k›tl›k zamanlar› d›fl›nda, piyasada darl›k yaratmadan, fiyat yükseltme düflüncesi olmaks›z›n mal depolamada bir beis yoktur.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

26 Eylül

ÇOCUKLARIMIZA D‹L fiUURU KAZANDIRMAK Dil, insanlar aras›nda iletiflimi sa¤layan, kendine göre kurallar› olan do¤al bir araç, seslerden örülmüfl bir sistemdir. Bir milletin varl›¤›n› devam ettirebilmesi, kendi diline sahip ç›kmas›yla mümkündür. Çünkü dil, milli birlik ve beraberli¤i sa¤layan en önemli unsurdur. Türkçemiz, dünyan›n en güzel, en zengin ve en büyük dillerindendir. As›rlarca üç k›tada konuflulmufl ve yaz›l›p okunmufltur. Ahenkli, ifade kabiliyeti çok yüksek bir dildir. Böylesine güzel bir dile sahip oldu¤umuz için millet-

çe iftihar etmeliyiz. Ancak ülkemizde özellikle son y›llarda Türkçe kelime yerine yabanc› kelime kullanmak, sanki bir ayr›cal›k gibi görülmeye bafllam›flt›r. Bu, büyük bir tehlikedir. Bu sebeple nesillerimizi güzel Türkçemizi sevme ve ona sayg› duyma; dilimizin kadir ve k›ymetini bilme bilinciyle yetifltirmeliyiz. Türkçemizi kulaktan dolma ve çevremizden duydu¤umuz flekliyle kullanma al›flkanl›¤›n› b›rakarak; onun bütün yap›s›n› ve kurallar›n› do¤ru bir flekilde ö¤renmeli ve ö¤retmeliyiz. Dilimize sahip ç›kmak, onu en do¤ru ve en etkili bir flekilde kullanmakt›r.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

27 Eylül

fiÜPHEL‹ fiEYLERDEN KAÇINMAK ‹slâm dini, baz› fleyleri ve davran›fllar› yasaklam›fl, baz›lar›n› ise serbest b›rakm›flt›r. Allah’›n aç›kça yasaklad›¤› fleylere “haram”, yasaklamay›p serbest b›rakt›¤› fleylere de “helâl” denilmektedir. Örne¤in, zina etmek haram; evlenip yuva kurmak helâldir. Dinimiz, haramdan uzak durmay› ve afl›r›l›¤a kaçmamay› emretmifltir. Nitekim Kur’an-› Kerîm’de: “Size r›z›k olarak verdi¤imiz fleylerin temiz ve helâl olanlar›ndan yiyin. Bu konuda afl›r› da gitmeyin, yoksa üzerinize gazab›m iner. Gazab›m da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmufl demek-

tir.” buyurulmaktad›r. (Tâ-hâ, 20/81) Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de (s.a.s.) flüpheli fleylerden uzak durmay›, haram k›l›nan iflleri yapmamay› fert ve toplumun huzuru için gerekli görmüfltür. Bu hususta Efendimiz flöyle buyuruyor: “Helâl bellidir, haram bellidir. Bu ikisinin aras›nda bir çok kiflinin bilmedi¤i flüpheli fleyler vard›r. Kifli bunlardan sak›n›rsa dinini, onur ve haysiyetini korumufl olur…” (Buharî, “‹man”, 39.) Bizler de müminler olarak helâl haram duyarl›l›¤›na sahip olmal›, Peygamber Efendimizi kendimize örnek almal›y›z.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

28 Eylül

HAKLININ YANINDA YER ALMAK Aile ve toplum içinde yaflayan insanlar›n, birbirlerinin haklar›na sayg› göstererek, bar›fl içerisinde yaflamalar› insan olman›n bir gere¤idir. “(Ey Muhammed!) Biz sana kitab› (Kur’an’›) hak olarak indirdik ki, insanlar aras›nda Allah’›n sana ö¤rettikleri ile hüküm veresin, sak›n hainlerin savunucusu olma.” (Nisâ, 4/105) ayet-i kerimesi, bu konuda bize evrensel bir prensibi hat›rlatmakta, hain ve haks›zlar›n yan›nda yer almay›p, daima hakk›n ve hakl›n›n yan›nda yer almam›z› ö¤ütlemektedir. Mahzumî kabilesinden bir kad›n

h›rs›zl›k etmiflti. Mekke’nin ileri gelenleri yüksek bir aileye mensup olan bu kad›n›n ceza görmemesini istemifller, Peygamberimizin çok sevdi¤i Usame’yi ona flefaatçi olmak üzere göndermifllerdi. Peygamberimiz Usame’yi dinledikten sonra: “Sizden öncekiler bu gibi tarafgirlikleri sebebiyle helak olmufltu. Onlar, fakirler üzerinde en a¤›r cezalar› uygularlar, zengin ve itibarl› olanlara ise ceza vermezlerdi.” (Buhari, “Hudût”, 11) buyurarak toplumda huzur ve adaletin tesis edilmesi için kurallara uyulmas›n›n zorunlulu¤una ve kanunlar›n uygulanmas›nda ayr›m yap›lmamas›n›n gereklili¤ine vurgu yaparak hakk›n ve hakl›n›n yan›nda olunmas›n› istemifltir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

29 Eylül

KUR’AN-I KER‹M’‹N YAZILIfiI Kur’an-› Kerim, 23 sene zarf›nda peyderpey indirilerek tamamlanm›fl bir kitapt›r. Hz. Peygamber, peygamberli¤inin bafllang›c›ndan vefat edinceye kadarki süreçte okuma yazma bilen bir çok sahabeyi Kur’an’›n yaz›m›yla görevlendirerek, ayetleri muhafaza alt›na alm›flt›r. Bu ayetler ayn› zamanda, pek çok kifli taraf›ndan da ezberlenmifltir. ‹lk dönemlerde okuma yazma bilenlerin azl›¤› sebebiyle yazma ifli az say›daki kifliyle sa¤lanm›flt›r. Mekke döneminin sonlar›na do¤ru ve özellikle Medine döneminde hem okuma yazma bilenlerin say›s›nda, hem de yaz› malze-

mesinde art›fl olmufltur. Hz. Peygambere vahiy katipli¤i yapm›fl olan sahabilerin say›s›n›n k›rk civar›nda oldu¤u ifade edilir. Bunlar aras›nda; Abdullah b. Sa’d, Übey b. Kab, Zeyd b. Sabit, Hz. Ali ve Hz. Osman önde gelen vahiy katipleridir. Kur’an ayetleri, vahiy katipleri taraf›ndan o günkü mevcut yaz› malzemelerine geçirilmifltir. Bunlar aras›nda; hurma dallar›, çömlek parçalar›, parflömen, ince beyaz tafllar, deve ve koyunlar›n kürek ve kaburga kemikleri veya ifllenmifl deri parçalar›, tahta levhalar, bilinen en yayg›n malzemelerdir.

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

30 Eylül

(Bir Hadis, Bir Yorum) T‹CARET AHLÂKI “Dürüst ve kendisine güvenilen tüccar, peygamberler, s›dd›klar ve flehitlerle beraberdir” (Tirmizî, “Büyû”, 4). Hadiste, dürüst ve güvenilir tüccar›n ahirette peygamberler, s›dd›klar ve flehitlerle beraber olaca¤› ifade edilmektedir. Buna göre Müslüman bir tüccarda bulunmas› gereken niteliklerden baz›lar› flunlard›r: 1- Yalan beyanda bulunmamal›, gerekli olmad›kça yemin etmemelidir. Peygamberimiz mal›n› yalan yeminle satan kimselere k›yamet gününde Allah’›n rahmet nazar›yla bakmayaca¤›n› bildirir. (Tirmizî, “Al›flverifl”, 5). 2- Mal›n›n kusurunu gizlememeli, fiyatland›rma yaparken kusurlar›

dikkate almal›d›r. Peygamberimiz “Sat›c› ile müflteri dürüst olup sat›flla ilgili hususlar› aç›klarsa al›fl-veriflleri mübarek k›l›n›r. Mal›n kusurunu gizlerse, al›fl-veriflin bereketi kald›r›l›r” (Tirmizî, “Büyû”, 6) buyurmufltur. 3- Hile yapmamal›, tartarken eksik tartmamal›d›r. Nitekim ayette “Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmay›n. Âhiretteki mizan›n›z› ziyana düflürmeyin” (Rahmân, 55/9) buyrulmaktad›r. 4-Satarken ve al›rken müsamahal› olmal›d›r. Peygamberimiz, “Allah, satarken, sat›n al›rken, borcunu öderken ve hakk› hak sahiplerine teslim ederken müsamahal› olan› sever” (Buharî, “Büyû” 16) buyurmufltur. Allah, cümlemizi helâlinden kazanan ve harcayan kullar›ndan eylesin!

Cem Veb Ofset Tel: (0.312) 385 37 27

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful